MART slam ın Engin Ufku

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MART 2010. slam ın Engin Ufku"

Transkript

1 MART 2010 YIL 32 SAYI 374 ISSN slam ın Engin Ufku Uyu turucu Tehdidi Çanakkale den Kahramanlık Portreleri Derideki Savunma Hattı Mu cizevî Mekanizma: DNA Tamiri Hayatlarını cismâniyetin dar mahbesinde ya ayanlar, dünyâdan kâm alıp, dünyâ ni metlerinden tam istifâde ettikleri gençlik dönemlerinde bir kısım geçici zevkler duyup tatsalar bile, hemen her zaman hicrânlı ve içiçe burkuntularla kıvrım kıvrımdırlar.

2 Islâm, ilâhî ve nebevî derinlikleri itibarıyla insan, kâinat ve ötelere, ötelerin de ötesine ait her eyi bütün teferruatıyla birden nazara alır ve onlara öyle bakar: O, insanı, hayvanî-cismanî yanları, aklî-ruhî-kalbî derinlikleri, iradî-zihnî-zevkî-hissî enginlikleri, dünyevî-uhrevî ihtiyaç ve beklentileriyle de- erlendirir; kâinatı, görünen-görünmeyen bütün yanları, ruhanî-cismanî umum sâkinleri, tabiat ve mâverâ-i tabiata bakan buudları ve fizikî-metafizikî de i ik derinlikleriyle nazara verir; ötelerin bu dünya ile olan münasebetlerini, bu dünyanın hususiyetlerini, öbür âlemin fevkalâdeliklerini, buradaki iman, aksiyon, i ve aktivitelerin inki af ederek ve de i ip ba kala arak bin dünya zevkini içinde barındıran bir zevk ve dâru z-zevk e dönü ece ini ifadelendirir ve her eyin bir makro plâna ve bir muhit kadere göre cereyan etti ini gösterir. slâm ın ortaya koydu u bu plânda, en küçük bir zerre ve zerre altından atom ve partikül de diyebilirsiniz iç içe en büyük sistemlere ve onların da ötesine kadar görünen-görünmeyen, bilinen-bilinmeyen, sezilen-sezilmeyen her ey fevkalâde bir birlik, bir tesanüd ve bir tenasüp içinde cereyan eder ve gider Yüce Yaratıcı ya dayanır. Yine bu plânda, dünya ve ukbâ her zaman iç içedir ve bütün varlık birbirinin mütemmimi gibi bir mahiyet arz etmektedir. Öyle ki, farklı çizgilerde de olsa, insanlar meleklerle aynı eyleri payla ır ve dünyevîli in sıkletiyle uhrevîli in hiffetini aynı ekilde duyarlar MART 2010

3 Bu itibarla da bir mü min, arzî oldu u aynı anda semavî, cismaniyeti içinde de ruhanîdir.. ve seviye farklılı ı mahfuz, böyle bir mülâhaza hemen herkes için söz konusudur. Bazı kimseler slâm ın ruhundan istifade eder ve her zaman çok iyi beslenirler; beslenir ve meleklerle atba- ı hâle gelirler. Bazıları kusur, irtibatlarındaki gev ekli e ba lı bu seviyeyi tam tutturamaz, taklide dü er ve diyaneti ba kalarının gölgesinde takip ederler. Bazıları da bütün bütün cismaniyetlerinin altında kalarak onun kalbe ve ruha vaad ettiklerini hiçbir zaman tam duyamazlar; duyamazlar ama, azıcık irtibatları varsa bunlar dahi vicdanî ihsaslarıyla net olmasa da çevrelerinden pek çok ey duyar ve pek ciddî i aretler alabilirler; alabilir ve rubûbiyetin o sırlı tasarruflarındaki nice esrarı sezerek kendilerini öyle-böyle de olsa bir kısım ubûdiyet mülâhazaları içinde bulurlar. slâm, Cenâb-ı Hakk ın rabbu l-âlemîn olması hakikati üzerinde ısrarla durur, O nun ulûhiyetini nazara verir ve sürekli bizleri O na kullu a ça ırır. Bu ilâhî sistemde, Kur ân beyanı ve Sünnet lisanıyla o kadar çok ulûhiyet ve rubûbiyet hakikatlerine ve bunlara ba lı olarak ubûdiyet gerçe ine vurguda bulunulur ki, insan onun atmosferinde her zaman, kâinatın o enginlerden engin programı yanında gayet açık ve net olarak kendi hareket plânını da görebilir. Bu Kur ânî sistem ve nebevî temsilde her ey o kadar yerli yerinde ve birbirini gerektirme (telâzum) çerçevesinde ele alınmı tır ki, kâinat ve ona ait hususiyetler, tekvînî emirler ve bunların yorumlarındaki isabet, insano lunun varlık içindeki yeri, konumu, namzet bulundu u âlem ve donanımı icabı bekledi i nimetler ya da maruz kalaca ı nikmetler fevkalâde bir tenasüp içindedirler ve her ey insana, denge, muvazene ve ahenk adına Bundan daha mükemmeli olamaz! dedirtecek mahiyettedir. Bu tenasüp ve ahengin, bu nizam ve intizamın hepsini olmasa da bir kısmını ilim ve aklın hikmet-i vücuduna ba layıp bazı müstesna kabiliyetlerin nazarî plânda olsun, ke if ve tesis edebileceklerini bir anlık kabul etsek de, hiç kimsenin bütünün parçalarıyla olan münasebetini, parçacıkların birbiriyle uyumunu dü ünüp tesbit etmesi, tesbit edip her eyi yerli yerine yerle tirmesi asla mümkün de ildir; mümkün de ildir, zira bu sistemin arka plânında bir sonsuz ilmin, bir kâhir kudretin ve bir muhît iradenin mevcudiyeti söz konusudur. Bu evsâfı hâiz olmayan birinin, hatta binlerin, de il sistemin bütününü, bir parçasını dahi plânlayıp vaz etmeleri imkân haricidir. Aslında, o sonsuz ilim ve kudreti, o muhît irade ve me îeti kabul etmeyenler de tekvînî emirlerdeki ahenk ve nizam kar ısında büyülenmekte ve a kınlık ya amaktadırlar ama, i in arka plânına bakacaklarına, ya varlık ve e yâyı hâ â tanrıla tırarak ulûhiyet ar ına oturtmaktadırlar ya da daire-i rubûbiyete ait faaliyet ve esrarı, harika birer kuvvet menbaı gördükleri akl-ı küllî, ruh-u küllî... gibi mahiyeti meçhul bir kısım mevhum varlıklara ba lamaktadırlar. Bu konuda da dengeyi korumak ve her eyi mahiyet-i nefsü l-emriye sine göre de erlendirmek ancak o ilâhî sistemle gerçekle tirilebilmi ve ortaya konmu tur. Bu sistem, kendine has o sa lam kaynakları sayesinde hiçbir hakikati incitmeden, hiçbir eyi mahiyet-i nefsü lemriye sine aykırı göstermeden her nesneyi öylesine mükemmel tarif eder ve yorumlar ki, vicdan kendi kendine Bütün tekvînî emirler kimin tezgahından çıkmı ve insano lu hangi hikmet elinin eseri ise, bu sistem de ancak onun eseri olabilir! diye mırıldanır. slâm ın, insan, kâinat ve e yâya baktı ı ufuktan bakamayan sınırlı ve önyargılı dü ünceler, sadece maddî dünyayı kabul eden dar idrakler hiçbir zaman mülkü melekût içinde, maddeyi mânâ derinli iyle, varlık ve hâdiseleri de arka plânlarıyla göremediklerinden mülâhaza ve mütalâalarında, bu mülâhaza ve mütalâalara dayanarak ortaya koydukları nazariyelerinde ve bu nazariyelerinin ürünleri sayılan de i ik sistemlerinde asla aklî, mantıkî, ruhî ve kalbî bo luklardan kurtulamazlar; kurtulamaz ve sürekli bo luklarını hissedememe bo lu una takılıverirler. Allah ın ilim, irade ve kelâm gibi sıfât-ı sübhâniyesinin âzam derecedeki tecellisine da- MART

4 yanan slâm sistemini sınırlı insan dü üncesinin ve mahdut insan idrakinin belirleyip ortaya koyması mümkün de ildir. lâhî ilmin kendine has ihatasıyla, rabbânî beyanın etemmiyet içinde tecellisiyle ve Hak iradesinin rıza ufkunu i aretleyen esprisiyle mü minlere arma an edilmi böyle bir vaz -ı ilâhî nin de il aynını, benzerini bile göstermek imkân haricidir.. ve böyle bir hâdise insan ilim, irade, kudret ve dehasını a ar. Aslında, öyle böyle kendi maksadını ifade etme gücüne sahip olan hemen herkes az bir dikkatle, gökler ötesinden gelen, gelip her eyi ku atan ve insan hayatının gerçek renk, desen ve ivesi sayılan bu vaz -ı ilâhînin benzeri olamayaca ını rahatlıkla anlar ama gel gör ki çokları bu açık hakikati bir türlü görmek istememektedirler. te dünden bugüne o en muhte em dima lar.. i te onların ileri sürdükleri iddialı eserler.. ve i te yeti tirdikleri nesiller!.. Acaba onca gayrete ra men, milyonlarca evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrabîne me cerelik yapmı böyle ku atıcı bir sistem ortaya koyabilmi ler midir.? Hayır, aslâ ve kat â.! De il böyle bir sistem, onun bazı bölümleri ölçüsünde yarım-yamalak bir ey yaptıkları dahi söylenemez. slâm nizamı, insanın var edilmesinden, içinde bulundu u kâinatla münasebetine; dünyevî huzur ve güveninden, bütün emellerinin tahakkuk edece i ebedî bir âlem vaadine; ruh-beden dengesinden, bunların gidip dayandı ı gayenin net olarak ifade edilmesine; herkesin maddîmânevî ihtiyaçlarının kar ılanmasından, verilen eyler ilerideki lütufların referansı mevsimi gelince bütün arzularının gerçekle tirilmesine kadar hemen her hususla alâkalı mutlaka bazı eyler söyler ve onun cevap bekleyen hiçbir iste ini cevapsız bırakmaz. Her eyden evvel bu nizam sa lam bir inanç sistemine dayanmaktadır. Hiçbir yanı itibarıyla itiraza mahal olmayan bu ilâhî nizam, bir taraftan ruhundan fı kırıp çıkan din ve diyanet derinli i, di er taraftan da tekvînî emirlerin do ru mütalâası ve mütalâa edilen hususların ça ın ilim ve mârifet ufku açısından yorumlanmasıyla sürekli kendini yeniler, özle alâkalı temel atkılarını sımsıkı korumanın yanında içtihad ve istinbata açık alanlarda da zamanın tefsirlerini nazar-ı itibara alır; insan, kâinat ve ötelerle alâkalı konularda mütemâdiyen dü ünce a ları olu turur ve her zaman müntesiplerinin kalb ve gönüllerini de i ik vâridâtla besler; besler ve bir gözü dünyada bir gözü ukbâda insanın derinliklerine bazı eyler fısıldar. Evet, slâm insana öyle bir bakı zaviyesi kazandırır ki, ba kalarının sabah-ak am didik didik ettikleri e yâ ve hâdiselerin öz ve mânâsıyla alâkalı hiçbir ey anlamamalarına mukabil o bu konuda kâmuslar dolusu bilgilere ula ır.. canlı-cansız her nesnenin Yüce Yaratıcı ya imâ ve i arette bulundu unu görür gibi olur.. seviyesine göre ihsan vâridâtıyla kendinden geçer.. ve her gününü âdeta farklı bir Cennet koridorunda geçirir. slâm ın ne retti i ziya ve nur sayesinde insano lu kendini do ru okuyabilmi ; ilâhî bir sanat eseri oldu unu anlamı ; kâinatta var olan her eyin icmâlen kendisinde de mündemiç bulundu unu mü âhede etmi ve çoklarının gözünden kaçan nice engin derinliklere muttali olmu tur. Evet, hemen her mü min onun atmosferinde e yâ ve hâdiselere farklı bakar, farklı de erlendirir ve farklı sonuçlara ula ır; varlı ı, varlık içindeki konumunu, bu konuma göre sorumluluklarını, mebdeini-meâdını ve davranı larına göre âkıbetini daha bir net görür; mülâhazalarına ba lı yer yer ükranla gürler, zaman zaman muhabbetle co ar, ama mutlaka gider mehâfet ve mehâbete kilitlenir ve saygı soluklamaya durur. Ba tan buraya kadar anlatmaya çalı tı ımız hususların hepsi Kur ân ve Sünnet le müeyyettir ama, her konuyla alâkalı âyet ve hadislerin böyle dar bir makale çerçevesinde ifade edilemeyece i de açıktır. Bu itibarla da imdilik i in o yanını uzmanlarına havale ederek konuyu noktalamak istiyorum. * Bu yazı Ya mur dergisinin Ocak- ubat-mart 2006 tarihli 30. sayısından alınmı tır MART 2010

5 limleri fi leyip kitaplara i lemek, mevcut eylerin bir kere daha anlatılması bakımından yararlı ise de, ilham ve istinbat ruhunu felç etmesi itibarıyla bin zararı oldu u söylenebilir... Prof. Dr. Ömer AR FA AO LU A merikalı bilim adamları yaptıkları bir deneyde, bir köyde ya ayan insanları iki gruba ayırıp birinci gruptakilere bir ay boyunca yıkanmayı yasaklar, di er gruba da her gün banyo yapmayı art ko ar. Bilim adamları, ay sonunda grupların derilerini inceledi inde, mikrop yo unlu- unun her iki grupta da a a ı yukarı aynı oldu unu görür. Buradan unu anlıyoruz ki, suyla temizlenmenin farklı yönlerden mutlaka faydaları olmakla birlikte, derinin mikroplardan tamamen temizlenmesi için yeterli de ildir. Cerrahî kliniklerinde ameliyata girecek hekim kadrosu, hususi lâvabolarda antiseptik sabunlarla ellerini uzun süre yıkar. Hattâ sözkonusu doktorlar, tırnak araları ve deri kıvrımlarındaki mikropları da hesaba katarak ellerini ve tırnaklarını sert fırçalarla mekanik olarak da temizler. Eller dirseklere kadar sabunlanır ve durulanır. Yıkama esnasında elleri dirseklerden yukarı olacak ekilde tutmak gerekir. Böylece, yerçekiminin tesiriyle sabunlu sular ellerden dirseklere do ru akar. Acaba elleri tam steril hâle getirmenin imkânı var mıdır? Ameliyata eldivensiz girilmeyece ine göre, bu kadar hassas temizli e lüzum var mıdır? Bugün biliniyor ki, elleri tam mânâsıyla steril (mikropsuz) hâle getirmek mümkün de ildir. Cerrahî âletler fırında sterilize edilmektedir. Fakat ellerimizi fırına sokamayız. Ameliyat esnasında eldiven yırtıldı ında, eller tam temiz olmazsa hasta enfeksiyon kapabilir. Ameliyata giren cerrahların el temizli ine bu kadar dikkat etmesinin sebebi, elin deri kıvrımlarında milyonlarca bakteri ve mantarın ya amasıdır. nsan vücudunda ya ayan bakteri sayısı vücuttaki normal hücre sayısından kat kat fazladır. Ayrıca bu bakterilerin toplam a ırlı ının 3 6 kilo arasında oldu u tahmin edilmektedir. Aslında derinin normal sakinleri olan mikroorganizmaların (flora bakterileri) insana birçok faydası vardır. Bunlar öncelikle, deriye temas eden zararlı ve hastalık yapıcı mikroorganizmaları tesirsiz hâle getirmekle vazifelendirilmi tir. Ancak derideki bu faydalı bakteriler, deri altı dokulara ve oradan da kana geçerse hastalı a sebep olur. Bu ekilde, kana geçip de hastalık yapmayan mikroorganizma yoktur. Aynı eyi ba ırsaklarımız için de söyleyebiliriz. Eri kin bir insanın ba ırsaklarında yakla ık 1 kilogram çok faydalı bakteri ya ar MART

6 Derinin normal sakinleri olan mikroorganizmaların (flora bakterileri) insana birçok faydası vardır. Bunlar öncelikle, deriye temas eden zararlı ve hastalık yapıcı mikroorganizmaları tesirsiz hâle getirmekle vazifelendirilmiştir. (meselâ ba ırsakta B ve K vitamini sentezlenmesinde vazife görenler). Ancak bu bakteriler, besinlerle kana geçerse, hastalı a yol açabilir. Derimiz ve iç deri olarak da ifade edebilece imiz a ız, yutak, solunum yolu, yemek borusu, mide ve ba ırsakların iç çeperini kaplayan ince zar tabaka (mukoza) da hastalık yapıcı mikroorganizmalara (mikrop) kar ı çok önemli bir kalkan olarak görev yapmaktadır. Bu açıdan dü ündü ümüzde insan kan ve dokularına mikrop giremez. Ancak deride veya mukozalarda kanayan yara veya çatlak varsa oralardan kana mikrop geçebilir. Meselâ hekimlik ve hem irelikte i ne yapmak çok önemlidir. nenin uç kısmı ele veya yabancı bir cisme temas ederse, i ne damardan yapılıyorsa kana mikrop bula masına, kabadan yapılıyorsa da apseye sebep olabilir. Ayrıca di çekimi kana mikrop bula ması açısından büyük riskler ta ır. Her hastaya ayrı steril di âletinin kullanılması gerekir. Bu açıdan, berberin kullandı ı jilet bile önemlidir. Deri ve mukozalarda ya ayan, normal artlarda insanı rahatsız etmeyen hattâ çe itli faydaları olan çok sayıdaki mikrobun küçük bir çizilmede doku aralarına ve kana geçip hastalı a sebebiyet vermesi konunun hassasiyetini göstermektedir. Kanın böbreklerde süzülmesiyle meydana gelen Makrofaj hücresi Doku makrofaj sistemi, mikropların vücuda muhtemel giriş yerlerine (deri ve mukozalara) yerleştirilmiş makrofaj denen mikrop yutucu ve öldürücü hücrelerden müteşekkil bir ordudur. Düşmana ilk saldıran hücreler olan makrofajlar, bu giriş yerlerinde aralıksız nöbet tutar. idrar sıvısı mikrop ihtiva etmez. Ancak, idrar yolunun dı a açılan ucu temiz olmadı ından, mesaneden dı arı atılırken deri bölgesiyle az bir teması bile idrara mikrop bula ması için yeterlidir. Mesaneden bir boru (sonda) ile alınan idrar mikropsuzdur. Ancak, idrarda mikrop dı ı atık maddeler de oldu undan, idrarın temiz oldu unu söylemek zordur. Peygamber Efendimiz in (sallallahü aleyhi ve sellem): Sabah kalkınca ellerinizi yıkayınız; çünkü ellerinizin nerede geceledi ini bilmezsiniz. Hadîsi sa lık açısından son derecede önemlidir. Di er yandan, derinin farklı bölgelerinde ya ayan mikrop çe itleri de farklıdır. Meselâ, koltuk altı derisindeki mikropla, kulak arkasındaki mikrop çe idi aynı de ildir. Bir bölgenin mikropları el parmaklarıyla ba ka bir deri bölgesine bula tırılabilir. Bir deri bölgesinin faydalı florası ba ka bir bölgede zararlı hattâ hastalık yapıcı (patojen) olabilir. Hadîs-i erîfteki tavsiye göz ardı edilerek, uykudan kalkınca eller yıkanmadan gözler ovu turulursa veya kulak-burun karı tırılırsa, ba ka bölgenin faydalı florası, ait olmadı ı bir yere ta ınmı ve hastalıklara kapı açılmı olur. Peki, deride ya ayan milyarlarca mikrop bir çizik veya kesikten içeri sızarsa neler olur? Deriden geçebilen mikroplar kana ve dokulara o kadar kolay ula amaz. Onları engelleyen birçok görevli vardır; bunlara savunma hatları denmektedir. Savunma Hatları 1. Hat (Doku makrofaj sistemi): Bu sistem, mikropların vücuda muhtemel giri yerlerine (deri ve mukozalara) yerle tirilmi makrofaj denen mikrop yutucu ve öldürücü hücrelerden müte ekkil bir ordudur. Dü mana ilk saldıran hücreler olan makrofajlar, bu giri yerlerinde aralıksız nöbet tutar. Ba ırsaklarda bulunan mikroplar, besinlerin emilmesi esnasında buradaki çatlaklardan kana geçebilir. Besinleri ta ıyan kan, vena porta denen damar ile karaci ere u rar. Karaci erde kan ilk olarak Kupfer hücresi denen makrofajlara temas eder. Bunlar kan MART 2010

7 daki mikropları süzgeçten geçirerek yutar ve parçalar. Makrofajlar mikroplarla beslenen hücrelerdir. Bu yüzden bunlara çöpçü hücreler de denir. Aynı ekilde, nefes yoluyla akci- erlere alınan mikroplar da akci er kesecikleri alveollerde onları bekleyen makrofajlar tarafından yutulur. Deri ve mukozalardaki çatlaklardan geçebilen mikroplar, hücrelerin arasında bulunan doku sıvısına geçer. Doku sıvısı, beyaz kan damarları da denen ve içinde beyaz bir sıvı ta ıyan lenf damarları tarafından bir vakum sistemiyle çekilerek alınır. Mikroplar doku aralıklarından lenf damarlarına ve dü- ümlerine getirilir. Lenf dü ümlerinde mikropları bekleyen makrofajlar vardır. Mikrobik ate li bir hastalıkta çene altı, koltuk altı lenf dü ümleri ve bir lenf dü ümü olan bademcikler i- er. Kasık lenf dü ümleri de, bacak derisinden ve idrar yollarından vücuda girmesi muhtemel bakterileri kar ılar. Bu lenf dü ümleri mikropları yakalayan makrofajlar ihtiva eder. Ayrıca beyinde de mikropları temizleyen özel savunma hücreleri (mikroglia hücreleri) vardır. Bunların dı ında dalakta, kemik ili inde, ba ırsak duvarlarında mikropları bekleyen makrofajlar bulunur. Bir makrofaj yakla ık 100 bakteriyi yedikten sonra ölür. 2. Hat (Nötrofiller): Savunmanın ikinci hattında daha çevik askerler Monositlerin sava ma kabiliyetleri olmadı ından, önce bu kabiliyet ve teçhizatı kazanmaları gerekir. Önce boyutları yakla ık 10 kat büyütülür. çlerinde mikropları öldürecek enzim sistemleri geli tirilir. Artık bu yeni hücreye makrofaj adı verilir. olan nötrofiller vardır. Birinci hattaki makrofajlar bir yandan sava ırken, bir yandan da bazı habercileri kemik ili ine gönderir. Kemik ili i vücudun saldırıya u radı ı bilgisini alır almaz, depo etti i çok sayıda nötrofil hücresini kana salar. Bu sırada kan tahlili yapıldı ında akyuvar sayısının arttı ı tespit edilir. Bu, vücutta sava ın yo un olarak devam etti i bilgisini verir. Nötrofiller sava ın en yo un oldu u bölgeye önce kan sonra da kemotaksi (bakterinin salgıladı ı kimyevî toksin tarafından çekilme) yoluyla göç eder. Burada her bir nötrofil ortalama 25 bakteri öldürdükten sonra kendisi de ölür. 3. Hat (Monositler): Monositler normalde kanda dola an sava ma kabiliyeti olmayan akyuvarlardır. Ancak, bir saldırı oldu unda kandan, sava ın yo un devam etti i doku bölgesine geçerler. Sava ma kabiliyetleri olmadı ından, önce bu kabiliyet ve teçhizatı kazanmaları gerekir. Önce boyutları yakla ık 10 kat büyütülür. çlerinde mikropları öldürecek enzim sistemleri geli tirilir. Artık bu yeni hücreye makrofaj adı verilir. Savunmanın 1. hattındaki makrofajlar gibi, çok sayıda mikrobu yutma ve parçalama kabiliyetiyle teçhiz edildikten sonra sava a sokulurlar. 4. Hat (Kemik ili inin yeni akyuvarları): Sava hâlâ devam ediyorsa, kemik ili i hızla çalı tırılır, yeni nötrofil ve monosit üretilip kana verilir. Bunlar da kan yoluyla sava bölgesine gönderilerek dokuya geçer. Burada kemotaksiyle bakterilere yakla ır ve mücadeleye giri ir. Bu savunma hatlarına ilâveten makrofajlar, T ve B lenfositlerden olu an ba ı ıklık sistemini haberdar eder. Bu sistem, üretilen aktif lenfositler ve antikorlar yoluyla da vücudu savunur. Otizm ve mikroplar Derimizde faydalı ve dost olarak ya- ayan mikroplardan bazılarının son zamanlarda yeni bir faydası ke fedildi. Bilim adamları otizm denen çocukluk hastalı ının a ırı temiz aile çocuklarında görüldü ünü, mikroplarla iç içe ya ayan, temizli e dikkat etmeyen ailelerin çocuklarında ise rastlanmadı ını buldular. Otizmli çocuklar konu abilmelerine ve zeki olmalarına ra men, anne-babalarıyla, hattâ hiç kimseyle ileti im kurmamakta, konu mamakta, hattâ göz göze bile gelmemektedirler. Sebebi tam olarak izah edilemeyen bu durum, aileleri çok üzmektedir. Buna kar ılık, çocukların mikroplarla temas etmesinin, savunma sistemlerinin daha iyi geli mesine yardımcı oldu u bilinmektedir. Belki de savunma sistemlerindeki bu geli me ve olgunla ma onların etraflarıyla temas ve ileti im kurması için gerekli beyin mekanizmalarının da harekete geçmesine vesile olmaktadır. MART

8 Ahmet I IK Ekonomik insan modeli, parmak izleri bile birbirinden farklı olarak yaratılmış insanların ruh dünyalarının ne kadar farklı olabileceği ve aynı durumla karşılaşan her bir insanın farklı bir bakış açısıyla farklı kararlar verebileceği gerçeğini göz ardı etmektedir. E konomi bilimi; insanların sınırlı kaynakları kullanarak üretim yapma ve üretileni bölü me usullerini ve bu faaliyetlerden do- an münasebetlerin bütününü inceler. Harcama, tasarruf, yatırım gibi ekonomik konularda insanın kararlarını alırken nasıl davrandı ının tespit edilmesi, kararlarına sebep olan faktörlerin ve davranı biçimlerinin belirlenmesi, onun ekonomiyle olan münasebetini modellemede son derece önemlidir. Ekonominin üretim, tüketim, beklentiler, arz, talep gibi kavramları bu noktadan insanla çok yakından ba lantılıdır. Çok boyutlu bir varlık olmasının yanısıra, ekonomik bir boyutu da oldu undan insan, ekonomik bir varlık olarak da târif edilmi tir. Günümüzde a ırı derecede önem kazanan ekonomi ve onu inceleyen iktisat bilimi materyalizmin tesiriyle, Homo sapiens economicus isimli insan alt türünü modellemi ve ekonomik insanı, ekonomi biliminin temel ara tırma konusu yapmı tır. nsan etrafında ekillendirilen bu ekonomik temelli insan modelleri kullanılarak piyasa çe itleri, ki i ve firma davranı ları gibi konularda teoriler üretilmektedir. ktisatçıların insan davranı larını çe itli modeller üzerinden analiz etmesine ra men, birçok sosyal bilimci insan davranı larının modellenemeyecek kadar kompleks, bazı durumlarda mantık dı ı ve çeli kili, her zaman mükemmel olmayan, tahmin edilemez bir mahiyet arz etti i konusunda hemfikirdir MART 2010

9 Bundan dolayı insanın sadece bir boyutunu öne çıkaran ekonomik insan modeli, birçok filozof, sosyal bilimci, bilhassa psikolog ve iktisatçı tarafından tenkit edilmi tir. Ekonomik insan, ne kadar insan? Ekonomik insan modeline (Homo sapiens economicus) dayanan iktisat teorilerinde, insan davranı ları temel gerçek kabul edilir ve insanların kararlarını her zaman kendi çıkarlarını gözeterek aldıkları varsayılır. Ekonomik insan modelinde insanın sürekli bir kazanma ve her türlü iyili i önce kendisi için isteme meyli vardır. nsanın dünyada her zaman mutlu bir hayat sürmek isteyece i bir realite ve insanî arzu oldu undan, ekonomik insanın mutlulu u, maddî mânâdaki zenginlik seviyesiyle ve yaptı ı tüketimle tarif edilmi tir. Materyalist dü ünceye dayalı yukarıdaki ekonomik insan modeli, insanı fizikî yapısı ile de erlendirir ve ona üretti i/ tüketti i kadar de er atfeder. Ekonomik insan modelindeki kazançlar; borç vermenin kar ılı ı faiz, çalı manın kar ılı ı ücret, malların kira kar ılı ı rant, yapılan yatırımlardan kâr beklentisi gibi hep maddî hedeflidir. Bundan dolayı ekonomik insan modelinde insan her zaman mutlulu unu artırmak için maddî kazanç pe inde ko an bir varlık olarak algılanır. Karz-ı hasen, sadaka veya borcu affetme gibi maddî kazanç dı ındaki mutluluk, huzur ve itminan sebebi ahlakî davranı lar ekonomik insan modelinde kendine yer bulamaz. Ancak, ekonomik insan modelinin ön kabulleri son yıllarda birçok tenkide mârûz kalmı tır. 1. Gerçekçilik: Hâdiselerin sebep-netice münasebeti içinde do ru algılanması, do ru kararlar alınarak uygulanması ve yorumlanması mânâsına gelir. nsan bu hedefleri ba aracak özelliklere sahip potansiyelde yaratılmı olmasına ra men, karar verme mekanizmasındaki çe itli faktörlerden dolayı bazen yanlı kararlar da almakta veya aldı ı kararları uygulayacak iradeyi sergileyememektedir. Birçok psikolojik ara tırma hislerin, karar alma-uygulama sürecinde oldukça tesirli ve hattâ bazen tek ba ına belirleyici olabilece ini göstermektedir. Verilen kararların birçok durumda duygulara göre ekillendirildi i ve akılcı olmadı ı bir gerçektir. Hattâ insanlar bazen hiç de akılcı olmayan ve kendileri için zararlı olan davranı larda da bulunur. Bir alkoli in davranı ı buna misâl verilebilir. Herkes alkol veya sigaranın neticede er-geç sa lı ına olumsuz tesir edece ini bilir. Hattâ orta ya lara gelindi inde insan vücudunun birçok organının sigara ve alkol yüzünden zarar gördü ü her yerde anlatılır. Bu durum hastanelerin duvarlarında dramatik bir ekilde resmedilir; fakat ço u insan bunları dikkate almaz. Alkol yüzünden birçok insan en sevdi i ki ileri, çocuklarını, ailesini, maddî-mânevî varlı ını kaybetmesine ra men ondan kurtulamaz. Çünkü bu insanlar, artık alkole ba ımlı hâle geldi inden kararlarını akıllarıyla, mantıklı ekilde verememektedir. Alkolik bir ki i gerçekçilikten uzaktır. Bu tür insanlar, o ânki durumlarını yansıtan sevimsiz dünyalarını gizlemek için kendilerine alternatif bir dünya kurarak, orada ya amayı tercih eder. Ekonomik insan modelinin bu çeli kili yapısına kar ılık, fıtrata hitap eden ve hayatla çok derin bir uyum gösteren Kur ân-ı Kerîm den kaynaklanan kesin bir hükümle alkol kullanmak haram kılınmı ve insana hem bu dünyada hem de öbür tarafta mutlulu un yolu gösterilmi tir. 2. Çıkarcılık: Ekonomik insanın tabiatında her zaman sadece kendi maddî kazancı, iyili i ve refahı için çalı ma insiyakı (güdüsü) vardır. Ayrıca tek gâyesi sahip oldu u maddî varlıkları artırıp zenginle tirmek olan ekonomik insan, sadece servet biriktiren bir varlık olarak görülür. Mânevî de erlerden uzak kalmı, yaratılı gâyesinin ebedî saadeti kazanmak oldu unu unutmu, tek gâyesi maddî kazanç elde etmek olan birçok insan bulunsa da yaratılı olarak insanın böyle bir yapıda olmadı ı ilmî bir hakikattir. nsanlar ekonomik faaliyetlerle hayatlarını kazanmanın yanı sıra, ba kalarına yardım etme, gönüllü i ler yapma, maddî-mânevî hayır-hasenat yapma ve hattâ gerekti inde inandı ı de erler için canını feda etme gibi fiillerde bulunurlar. E er öyle olmasaydı, çevremizde sıkça âhit oldu umuz, gönüllü olarak hiç tanımadı ı muhtaçlara maddî-mânevî yardımda bulunan insanlara ve bu gâye için organizasyonlar kurup mesai yapan hattâ bu u urda bütün ömrünü adayan kahramanlara rastlayamazdık. Anne-babalık vazifesi bu hususa ba ka bir MART

10 misâldir. Do um öncesinde, sırasında ve sonrasında çocu unu yeti tirirken kar ıla aca ı güçlükler gözönüne alındı ında, menfaatini öne çıkaran ekonomik insan modeline göre bir annenin çocuk sahibi olmayı istememesi gerekirdi. Hâlbuki durum hiç de öyle de ildir. nsanlar Allah ın (celle celâlühü) içlerine yerle tirdi i efkat duygusu sayesinde hâdisenin zorluklarını kolayca a abilmektedir. Bir insanın ülkesini korumak için ihtiyaç duyuldu unda sava ta gönüllü olarak ölümü göze alması da çıkarcılıkla açıklanamaz. Bunun yanında, Rabb imizin Rahîm isminin bir tecellisi olarak, anne-babalara çocukları için seve seve canlarını dahi feda edebilecekleri bir sevgi ve merhamet hissi verilmi tir. Allah ın (celle celâlühü) insanın benli ine dercetti i bu ve benzeri duygular, onun sırf kendini dü ünmedi ini, yüce gâyeler u runda maddî-mânevî her eyini feda edebilece ini göstermektedir. 3. Tam bilgi sahibi olma: Bilgi ça ı teknolojileriyle birçok yenili in aya ımıza getirildi i günümüzde, her ilim dalında büyük bir bilgi birikiminin olu ması uzmanlık alanlarını iyice özelle tirmi tir. Meselâ, sene önce sadece çocuk doktoru varken, bu saha günümüzde çocuk psikolojisi, çocuk kardiyolojisi vb. alt dallara ayrılmı ve dolayısıyla doktorların uzmanlık alanları daralmı tır. limdeki bu dallanma hayatın her alanında geçerlidir. Bu durum, insanın ekonomik bir hâdise kar ısında karar verme noktasında yorumlaması gereken bilgi yı ını açısından da aynıdır. Piyasa artlarını, bir piyasada o ânda malın fiyatı olu urken gerçekle en safhaları ve arz ve talep dolayısıyla da ürünün fiyatına tesir eden faktörlerin tamamını aynı ânda bilmek bugünkü artlarda imkânsız gibidir. nsanların her zaman do ru kararlar veremeyece- i, hattâ bazen kendi hayatlarını da tehlikeye atacak kararlara imza attı ı bir gerçektir. nsanın her zaman kendi çıkarlarını yüzde yüz koruyacak ekilde davrandı ı iddiası da ilmî veriler ı ı ında do rulanabilir de ildir. Özellikle ça ımızda ileti imin, bilgiye ula ma yollarının ve bilgi yükünün artmı olması neticesi ortaya çıkan bran la ma dikkate alındı ında, bu modelin ortaya attı ı piyasalar ve hâdiseler hakkında her zaman tam bilgi sahibi insan tiplemesi de pratikte pek mümkün görünmemektedir. Ekonomik insan modeli üzerine yapılan deneyler nsanı maddeci bir zihniyetle de erlendirip analizler yapan bilim adamları, onu dar kalıplarda sınıflandırmaya kalkmı tır. Bazı ekonomistler hâlâ insanın her zaman sadece kendi maddî kazançları için i ler yapaca ı varsayımını kabul etmektedir. Ancak bu anlayı, Dr. Kahneman ın, insanın sezgileri ve karar alma süreçleri üzerine yaptı ı çalı malarla do rulu- unu yitirmi tir. Bu çalı malar sadece psikoloji için de il, ekonomi ve finans bilimleri için de önemli bir kilometre ta ı özelli i ta ımaktadır ve günümüzde finansla alâkalı davranı lar (behavioral finance) olarak adlandırılan yeni bir çalı ma sahasının da ortaya çıkmasına sebep olmu tur. Aslen psikoloji profesörü olan Kahneman tarafından 1979 yılında Econometrica adlı dergide yayımlanan çalı ma, ba ta birçok yazardan tenkit almasına ra men, zamanla büyük kabul görmü ve hattâ yazara Nobel Ekonomi Mükâfatı nı kazandırmı tır. Nobel Mükâfatı verilmesinin sebebi, yazarın psikoloji bilimindeki insanın hüküm verme ve belirsizlik altında karar verme metotlarıyla ilgili kavramı ve anlayı ları ekonomi bilimine kazandırması olarak belirtilmi tir. Dr. Kahneman, ekonomi ilminin kurucusu sayılan Adam Smith in ortaya attı ı ve günümüzde de üniversitelerde ekonomi ile ilgili ders kitaplarında yer alan insan modelindeki eksiklikleri görmü ve bu konuda bazı deneyler yaparak bu modelin yanlı lı ını ortaya koymu tur. ktisat biliminin ileri sürdü ü insan modeline kar ı insanın metafizik boyutunun oldu u ve ekonomik mânâda gerçekçi olmayan davranı lar sergileyebilece i son zamanlarda ekonomi bilimi literatüründe yerini almaya ba lamı tır. nsanın ekonomik karar verme sürecindeki rasyonelli i, çıkarcılı ı ve tam bilgi sahipli i ile ilgili de i ik deneyler yapılmı tır yılında Elizabeth Hoffman ve Matthew Spitzer adlı iki ara tırmacı 14 doların iki ki i arasında payla tırılma tarzları üzerine bir deney yapmı tır. Deneydeki kaideye göre iki ki i parayı aralarında istedikleri gibi payla abilecektir. Fakat aralarında anla ma sa lanamazsa, birinci ki i 12 dolar alırken, ikinci ki i hiç para alamayacaktır. Teorik olarak ikinci oyuncu 1 dolara razı olmak zorundadır ve bu durumda birinci oyuncu 13 dolar alacaktır. Bu onlar için en mantıklı pazarlıktır; çünkü ikinci oyuncu 1 dolardan fazla almak isterse birinci ki i bu duruma razı olmadı ı takdirde bir anla mazlık olaca ından birinci oyuncu 12 dolar alacak, ikinci oyuncu ise hiç para alamayacaktır. Birinci ki i her ne olursa olsun 12 dolar alaca ından, 1 doları riske atarak kolayca anla mazlık yolunu seçebilecektir. Bu yüzden varsa MART 2010

11 yıma göre birinci oyuncu 13 dolar hâricinde hiçbir neticeyi kabullenmemelidir. Fakat bunun aksine, belli bir gruptan iki ki i seçilerek yapılan deneyler neticesinde, ki ilerin parayı yarı yarıya bölü meye daha e ilimli oldukları görülmü tür. nsanlar genelde maksimum kazançtan ziyade âdil bir payla ım ve kolay çözümlerden yana karar vermi lerdir. Sokakta bir cüzdan bulundu unda bunu beklentisiz olarak sahibine ula tırmak istemek gibi her gün kar ıla tı ımız hâdiseler, menfaatine dü kün çıkarcı ekonomik insan modelinin gerçeklerden uzaklı ını göstermektedir. Böyle bir davranı, ki ilerin ekonomik motivasyonlardan daha çok ahlâkî, sosyal, insanî (moral) vb. de erlerin sevkiyle hareket ettiklerini göstermektedir. Meselâ, haksız kazançlardan dolayı âhirette suale çekilece ine iman eden bir insanın yolda buldu u cüzdandaki tek kuru a bile dokunmasını, hesap gününe inancı kolayca önleyecektir. Ayrıca bu cüzdana ilgisiz kalmayıp onu sahibine ula tırarak Hak katında bir iyilik yapmayı isteyecektir. Yapılan ilmî deneylere ve her gün ya anılan hâdiselere bakıldı ında, insanın aldı ı bütün kararların ekonomi biliminin ileri sürdü ü gibi menfaat odaklı ve ki inin çıkarlarını öne almada kusursuz ve mükemmel olmadı ı ortadadır. Ekonomik insan modeli, parmak izleri bile birbirinden farklı olarak yaratılmı insanların ruh dünyalarının ne kadar farklı olabilece i ve aynı durumla kar ıla an her bir insanın farklı bir bakı açısıyla farklı kararlar verebilece i gerçe ini göz ardı etmektedir. nsanın gerçek zenginli i nsanın zenginli i sadece sahip oldu u maddî varlıklarla mı ölçülür? Mutlulu unu sadece maddî zenginlikte araması ve zengin olma iste ini tatmine kilitlenmesi insana neler kaybettirir? slâmiyet e göre insan sadece ekonomik bir varlık olmadı ından, onun gerçek zenginli i sürekli maddî kazanç pe inde ko up servetini katlaması eklinde tarif edilmemi tir. slâmiyet te hakiki zenginlik, ahlâk, gönül, karakter ve insanî de erler alanında aranmı ve bah edilen nimetlerin asıl sahibine ükür ile birlikte iktisat ve kanaat öne çıkarılmı tır. slâmiyet te kazanan ki inin malının zekâtını vermesi, israftan uzak durması, ükretmesi, bereket ve sa lık sebebi olan iktisat ve kanaati kendine rehber edinmesi her zaman takdir edilmi tir. Çünkü insan iktisat ve kanaat etmedikçe, ne kadar mala sahip olursa olsun hiçbir zaman gerçek mânâda zengin olamayacak, Ekonomik insan modelindeki kazançlar; borç vermenin karşılığı faiz, çalışmanın karşılığı ücret, malların kira karşılığı rant, yapılan yatırımlardan kâr beklentisi gibi hep maddî hedeflidir. Bundan dolayı ekonomik insan modelinde insan her zaman mutluluğunu artırmak için maddî kazanç peşinde koşan bir varlık olarak algılanır. hırs ve hevesinin kölesi olmaya ve bir dilenci durumuna dü meye hazır hâle gelecektir. sraftan do an a ırı kazanma hırsı, insanda ayrıca kanaatsizlik duygusunu uyardı ından zararlara sebep olur. Kanaatsizlik ise çalı ma evkini kırar, ükür yerine ikâyete sebep olur ve insanı me ru, helâl az malın de il, külfetsiz ve zahmetsiz gayrime ru malın pe ine dü ürür. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): ktisat eden mai etçe aile belâsını (zahmet ve me akkatini) çekmez. Ve Harcamada tasarruf yapma geçimin yarısıdır. buyurmaktadır. ktisat yapılmadı ı zaman bazen nasıl zor durumlara dü ülebilece ine ahit olmu uzdur. Hakiki rızk dedi imiz hayatın devam ettirilebilmesi için gerekli ihtiyaçlar, sebeplere riayet edildi i sürece, Yüce Yaratıcı nın taahhüdü altında- MART

12 dır. Mecazî rızk ise zarurî olmayan ihtiyaçların hayatın seyri içinde zaruriymi gibi algılanmaya ba lanması ve terk edilememesi sebebiyle ortaya çıkar. Bunu kar ılamaya çalı mak ise, ço unlukla insanın maddiyatın kölesi olmasına ve mânevî de erlerden uzakla masına yol açabilir. Yüce Yaratıcı, Kur ân da: Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zâriyât, 56) buyurarak, insan olarak yaratılı ın, hilâfete mazhariyetin, farklı donanımın en önemli gayesini vurgulamaktadır. Böyle bir hatırlatma, hem nimetlere kar ı bir umumî sorumluluk ve te ekkür ça rısı hem de hilâfet vazifesinin yörüngesini nazara verme adına önemli bir tembihtir. Hâl böyle iken, insanı bu lâhî tembihe kulak tıkayıp sadece kendi çıkarları pe inde ko an bir varlık olarak görmek, ne kadar do rudur? Mükemmel insan olma yolunun, ba kasının nefsini kendi nefsine tercih etmekten geçti i dü- ünülürse, ekonomik insan modelinin küçük bir azınlı a zenginlik, büyük ço unlu a ise fakirlik getirdi i de söylenebilir. Sen, Yüce Yaratıcı nın bütün kâinatlara e i-menendi bulunmayan bir arma anısın; mesajın ve ö retilerin de O nun emanetidir. Bunu böyle bilenler Sen'i her zaman canlarından aziz saydı ve ömür boyu Sana kar ı hep medyuniyet solukladılar; solukladı ve vefalarının kar ılı ını da kat kat buldular. Netice Hangi bilim dalı olursa olsun, insanın metafizik boyutunu dikkate almadan yapılacak de erlendirmeler eksik kalacaktır. nsanı dünyada belli bir süre ya adıktan sonra yok olup gidecek, tek gayesi maddî refah içinde ya amak olan bir varlık olarak görmek, ona yapılacak en büyük haksızlıktır. Kaynaklar - D. Kahneman, Autobiography, kahneman-autobio.html, Sızıntı, Kasım 1984, Cilt 6, Sayı 70 - Lemalar, Saidi Nursi, 19. Lema, ktisat Risalesi MART 2010

13 imdi mûcit-kâ if yeti miyor. Taklitçi adamlar yeti iyor. Kısmen her eyi de i tirecek, isyancı ruha ihtiyaç var. Her ey de i ecek. Kitap-mektep-kapı-sıra.. hepsi.. ve tenkit ile i e ba lama esastır. Hasan ALTINBA AK Eğer DNA daki hasar tamir edilemeyecek kadar ağır ve büyük ise, hasarlı DNA nın bulunduğu hücreler apoptosis (hücre ölümü) diye adlandırılan bir süreçle ortadan kaldırılır veya bu hücrelerde mutasyon oluşur. Teknolojik âletler ve makinelerle dolu bir dünyada ya ıyoruz. En iyi markalardan alsak bile bir gün geliyor arabamız, bilgisayarımız ve televizyonumuz bozuluyor. Onları ya yenisiyle de i tirmek mecburiyetinde kalıyor veya tamiri mümkünse tamirciye götürüyoruz. Hiç eskimeyen ve yüz yıl hiç bozulmadan çalı an bir televizyon yapmak imdilik bir hayal! Ama insano lunun vücudunda Rabb imizin izniyle kendisini tamir edebilecek potansiyelle donatılmı mu cizevî bir sistem var: DNA tamir sistemi. Yaratılan her ey eskimeye ve yıpranmaya mahkûmdur. Cansız e ya gibi canlı varlıklar da zamanın acımasız çarkları arasından geçerken yıpranmaya ve bazı kusurlar göstermeye ba lıyor. Bir mânâda ihtiyarlık vücudumuzu MART

14 te kil eden organ ve dokuların yıpranması ve arızalar göstermeye ba laması olarak da tarif edilebilir. Aslında biz daha do arken ya lanmaya ba lıyoruz. Ancak doku ve organlarımızın arızalar çıkararak fıtrî bir ya lanma sürecine girmesi çok yava ilerlemektedir. Hücrelerimizin beyni ve biyolojik süreçlerin ifrelendi i esas merkez durumundaki DNA molekülünde zaman zaman çe itli faktörlere ba lı olarak kopmalar ve eksilmeler meydana gelebilir. Böylece ortaya çıkan kusurlu bilgilere göre üretilen eksik ve yanlı proteinler, zamanla vücudun umumî metabolizma âhenginde aksamalara sebep olmaya ba lar. Fakat kaderin ve imtihan sırrının gere i, bu arızaların hepsi zararlı ve ölümle neticelenecek bir de i ikli e sebep olmaz. Bir kısım arızalar çok mükemmel bir tamir mekanizması ile vücut için zararlı bir seviyeye gelmeden düzeltilir. Zaten bu mu cizevî tamir mekanizması DNA programına konulmasaydı, canlı türlerinin bütünlüklerini korumaları mümkün olamayacak ve ba ta kanser olmak üzere her türlü hastalık çok yaygın bir ekilde canlıları tehdit edecekti. Bu tamir mekanizmasında, DNA nın orijinal -yani bozulmamı - bilgi kodları ablon alınıp üretilen proteinler, gerekti inde DNA nın tamiri için kullanılabilir. DNA tamiri ni açıklamadan önce, DNA hasarının ne oldu una ve bu hasarın Hücre Metabolizması ekil 1: DNA da de i ikli e yol açan farklı sebepler ve vücudun hasara verdi i cevaplar Hücre Döngüsündeki Kontrol noktası Aktivasyonu Ültraviyole ı ınlara maruz kalma DNA Yazılım Programı Aktivasyonu yonla tırıcı radyasyon DNA Hasarı nasıl olu tu una bir göz atalım: DNA (deoksiribo nükleik asidi) canlıları olu turan dört ana makromolekülden (di erleri karbonhidratlar, ya lar ve proteinler) biridir. Nükleotid adı verilen dört farklı temel molekülden yapılmı olan DNA, nükleotidlerin dizilimine ba lı olarak protein üretiminde kullanılır. Zamanı gelince, üretilen bu proteinler kendilerine verilen vazife gere i hücredeki metabolik reaksiyonlarda rol oynar. Genetik bilgi do ru bir ekilde kopyalanır ve nesilden nesile geçer. Böylelikle genetik bilgiyle ebeveynin karakteristik özellikleri devam ettirilir ve yavrunun hayatiyeti için gerekli bilgi temin edilir. Cinsiyetimiz, ahsiyetimizin önemli bir kısmı ve fizikî özelliklerimiz (göz rengi, saç rengi vb.) vücudumuzda tesis edilmi olan biyolojik nizamın bir parçası olan DNA da kaydedilmi kodlarla belirlenmi tir. Ya lanma bile zahirî sebep olarak kromozomlar hâlinde sarılıp paketlenmi DNA nın zamanla kısalması neticesinde meydana gelir. DNA, birbirine zıt, iki sarmaldan (zincir) olu an sa lam bir moleküldür. Her bir sarmal boyunca eker ve fosfatı birlikte tutan kovalent ba lar vardır ve DNA nın kar ılıklı iki sarmalı birbirine hidrojen ba ları ile ba lıdır. Bu ba lar yeterince kuvvetli midir? Hiç kırılmazlar mı? Gerekti i gibi çalı abilmek için DNA hiç mi bakıma ihtiyaç duymaz? Bu dünyadaki her ey gibi, DNA da bazı fevkalade artlarda kırılabilir Kimyevî reaksiyonlara maruz kalma DNA tamiri - Direk tamir - Ana kesim tamiri - Nükleotid kesim tamiri - Yanlı e leme tamiri - Çift zincir kırılması tamiri - Homolog rekombinasyon Kopyalama hataları Apoptosis (Hücre ölümü) ( ekil 1). DNA nın yapısında hasara sebep olabilen fizikî ve kimyevî faktörlere mutagen denir. Mutagenler hem iç (normal metabolizma sırasında olu an yan ürünler, serbest kökler vb. gibi) hem de dı (ultraviyole ı ınları, bazı zehirli kimyevî gıda maddeleri vb. gibi) kaynaklı olabilir. Ayrıca DNA hücre bölünmesi sırasında MART 2010

15 Direk Tamir Ana Kesim Tamiri Nükleotid Kesim Tamiri Yanlı E leme Tamiri Yeniden Birle me Tamiri Tanımlama DNA yapısını bozmadan sadece kimyevî olarak geri çevirerek hasarın tamiri Oksidasyon, alkilasyon, hidroliz ve deaminasyonun yol açtı ı hasarın (tek nükleotit) tamiri. Tek zincir kırıklarını ihtiva eder. Hasarların (2 ile 30 arası sayıda nükleotidlerde olu- an) tamiri. Bu proses tek zincir kırıklarının yanında Timin çiftleri gibi DNA da yapı de i ikli ine yol açacak hasarları da tamir eder. DNA yazılımı sırasındaki genleri de onarır. Watson-Crick kuralına göre A-T ile C- G ile birle ir. Bu mekanizma DNA nın kopyalanması ve birle mesi sırasında meydana gelen hataları düzeltir. Homolog olmayan uçların ve homologların birle mesi ile çift zincir kırıklarının tamiri. Ba lı Hastalıklar? Kanser(?), Sinirlerin zarar görmesi neticesi olu an hastalıklar(?) Xeroderma pigmentosum(xp hastalı ı), Cockayne sendromu), Trichothiodystrophy Irsî Kolon Kanseri Tablo 1: DNA tamir sistemi tanımları ve gerekli tamir yoklu unda olu an hastalıklar Burkitt lenfoma, kronik miyeloid lösemi, B-cell lösemi, Fanconi anemi, Nijmegen breakage sendromu, Irsî gö üs kanseri kendisini sentezlerken de zarar görebilir. Kader açısından hikmetli programlar gere i enzim sentezlerinde hatalar veya nükleotidlerin normalde olması gereken yerin dı ındaki bir yere eklenmesi görülebilir. lmî çalı malara göre, çevre faktörleri veya hücre içerisindeki normal metabolizma sırasında olu an DNA hasarı, bir günde bir hücrede den a kadar olan miktarlarda görülebilir. Bu, insan genindeki 6 milyar bazın (3 milyar baz çifti) sadece % ini olu tururken, önemli genlerdeki (meselâ tümör bastırıcı geni) tamir edilmemi hasarlar, hücrenin faaliyetlerini yerine getirmesine engel olur ve kanser riskini önemli ölçüde artırır. DNA ya zarar verebilecek çok sayıda iç ve dı faktör olmasına ra men, aslında bu arızalar çok az ortaya çıkar, büyük bir kısmı da bu süreci tamamen geriye çevirecek DNA tamir mekanizması ile zararsız hâle getirilir. DNA da hasar olu uruz olu maz, sensor (alıcı) proteinler tarafından akıllı bir beyin varmı gibi (!) idrak edilir. Bu sensor proteinler herhangi bir çıkıntı veya kırık var mı diye DNA yı sürekli tarar. Hasar tespit edilir edilmez, bu proteinler arızalı bölgeyi etiketler ve DNA tamiri ba latılır. Hasara kar- ı ikinci bir tedbir ise, DNA hasar kontrol noktası denen bir mekanizma vasıtasıyla sa lanır ( ekil 1). Bu mekanizma aktive edildikten sonra hücre bölünmesi ertelenir veya DNA ya zarar verebilecek çok sayıda iç ve dış faktör olmasına rağmen, aslında bu arızalar çok az ortaya çıkar, büyük bir kısmı da bu süreci tamamen geriye çevirecek DNA tamir mekanizması ile zararsız hâle getirilir. de i ikli in yeni hücreye geçmesini engellemek maksadıyla durdurulur. Hasar, DNA zincirlerinin bazen sadece birinde, bazen de ikisinde birden olu abilir. Hasarın nerede ve nasıl ortaya çıktı ına ba lı olarak, farklı türdeki DNA hasarlarına kar ı farklı DNA tamir sistemleri vardır. ekil 2 de orijinal, sa lam DNA ile hasarlı DNA arasındaki farkı görebiliriz. Ayrıca farklı kusurların tamirinden mesul DNA tamir sistemleri de yine ekil 2 de gösterilmi tir. Bugüne kadar, DNA da olu an hasarları tamir eden yakla ık 150 kadar gen ortaya çıkarılmı tır. Bu sayı, toplam gen sayımızın (~30.000: Gen Haritası Projesi Konsorsiyumu nun tahminine göre) çok küçük bir kısmını te kil eder. Buna ba lı olarak, son yıllardaki çalı malar hususi bir DNA tamir tipi için önemli olan genlerin, aslında farklı tamir sistemleri için de gerekli oldu unu göstermeye ba lamı tır. DNA nın kar ıla tı ı çok sayıdaki zorluklara kar ılık bu kadar az sayıda gen ile DNA tamiri görevinin mükemmel bir ekilde yürütülmesi sistemin mu cizevîli ini göstermektedir. ekil 3 te özel bir tamir mekanizması olan Nükleotid Kesim Tamiri görülmektedir. eklin yukarı kısmında ültraviyole ı ınları DNA da hasar meydana getirmekte, daha sonra DNA tamiri ba latılmakta ve hasar belirlenmektedir. Tamirden mesul (farklı renklerde dairelerle gösterilen) protein- MART

16 5 I 3 I OR J NAL DNA A T C G T A C G G C A T A T C G G C G C T A G C T A C G A T G C A T C G T A C G A T C G C G G C G C 5 I A G C G T A MO C G G C A T A T C G G C G C O H O T A - G C T A OX C G A T G U A T C T A C G A T C O - C G G C G C 3 I HASARLI DNA ekil 2: DNA hasarı ve tamiri. Vücudumuzda farklı DNA hasarları farklı DNA tamir sistemleri ile düzeltilir. ler, DNA yı, orijinal ekline dönü türmek için birbiri ardınca muntazam bir ekilde harekete geçirilmektedir. E er DNA daki hasar tamir edilemeyecek kadar a ır ve büyük ise, hasarlı DNA nın bulundu u hücreler apoptosis (hücre ölümü) diye adlandırılan bir süreçle ortadan kaldırılır veya bu hücrelerde mutasyon olu ur. Mutasyon, DNA da meydana gelen kalıcı de i im demektir. nsanların ço u mutasyonları zararlı zannetseler de, mutasyonlar bazen zararsız da olabilir ve hattâ DNA da meydana geldikleri yere göre faydalı bile olabilirler. Ancak bu durum canlıya yeni ve faydalı bir anatomik yapı, organ veya fizyolojik bir mekanizma eklemek demek de ildir. Evrimcilerin ısrarla üzerinde titredikleri mutasyonla maalesef hiçbir yeni ve daha üstün bir organ canlıya eklenmez. Buradaki faydalı mutasyondan kastımız, canlının immün sistemindeki hücrelerin virüs, bakteri veya di er zararlı tesirlere kar ı uygun antikorlar üreterek mücadele gücünü artırmasıdır. Bu mutasyonlar da tesadüfî ve geli igüzel olmayıp, O O TAM R S STEM Yanlı e le me tamiri Direkt geri dönü üm Nükleotid kesim tamiri Yeniden birle me tamiri Ana kesim tamiri yine potansiyel olarak DNA nın yaratılı ında i lenmi bilgilerdir. Ölüme ve hastalıklara perde olması için bazı mutasyonlar menfi artlarda birçok genetik hastalı ın yanında kansere de sebep olabilir (Tablo 1). Bu tablo da tamir sistemlerinin zayıflı ından kaynaklanan birçok farklı hastalı ı görebiliriz. Ancak yukarıda da zikredildi i gibi tamir sistemlerinin (bize göre) yetersiz veya zayıflı ına Yaratıcı nın (hâ â!) yetersizli i ve eksikli i olarak bakılmamalı, ecele ve imtihanlara vesile olması açısından bakılmalıdır. DNA hasar nispeti hücrenin tamir kapasitesini a arsa, hasarların birikimi hücrede fonksiyon bozukluklarına yol açar ve erken ya lılı a bile sebep olabilir. Biyolojik olarak, ya lanma hücre bölünmesinin durması neticesinde olu an ve geri dönü ü olmayan bir durumdur; DNA uçlarının (telomer) kısalmasına kar ı aslında korucuyu bir tedbirdir. Hücredeki ya lanma, hücrenin fizikî varlı ının organizma için gerekli oldu u durumlarda apoptosis e fonksiyonel bir alternatif olarak hizmet görür. Böylelikle ya lanma bir yerde, hasarlı DNA ya sahip hücreyi yanlı bölünmeden koruyan son karakol mekanizması olarak hizmet eder. Di er bir taraftan DNA tamir mekanizmasının çok iyi çalı tı ı canlılar da mevcuttur. Bunlardan biri olan, Deinococcus radioduran lar ara tırmacılar için cazibe unsuru olagelmi bugüne kadar bilinen radyasyona en dayanıklı mikroorganizmalardır. Bu mikroorganizmalar, geli mi DNA tamiri sayesinde radyoaktiviteye kar ı ola- anüstü bir dayanıklılık gösterir. DNA da çe itli faktörlere ba lı olarak hasarlar ve kusurlar ortaya çıkmasaydı veya hiçbir tamir mekanizması olmasaydı ne olurdu? Her iki durum da imtihan sırrına ve ekosistemdeki dengeye aykırı olurdu. DNA hep düzgün çalı tırılsa ve hasar meydana gelmese, sebepler plânında ya lılık ve ölüm olmazdı. Yeryüzünde kaos ve kirlilik olu ur, ekosistem ölümsüz canlıları beslemeye yetmezdi. Aksine tamir mekanizması olmasaydı bu durumda da hastalıklar, anomaliler ve ölümler çok çok fazla olur, insanlar huzur bulamazdı. Hâlihazırda ya adı ımız durumda ise gençlikya lılık, sa lık-hastalık, iyile me ve ölme gibi durumlar insanları ükre ve tefekküre sevk edecek, korku-ümit arası dua etmemize vesile olacak MART 2010

17 UV hasarı XPC HR23B RNA polimeraz II CSA CSB XPE XPC HR23B Zarar görmemi DNA CSA CSB RNA polimeraz II Global gen tamiri DNA yazılımı tamiri Tamir sentezi ve DNA sarmalının ba lanması RNA polimeraz II RPA XPD TFIIH XPB TFB5 XPA CSA CSB XPF ERCC1 XPA RPA XPC HR23B TFIIH XPG RPA XPC HR23B XPA TFIIH XPD XPB TFB5 XPD XPB TFB5 XPG XPF ERCC1 XPA RPA XPC TFIIH HR23B XPG XPF ERCC1 XPD XPB TFB5 ekil 3: UV ı ınlarına maruz kalan DNA da, DNA tamiri proteinlerinin olu an hasarı koordineli ekilde tamir etmesi. ekildedir. Tabii ki DNA kendi kendini tamir etmesini nasıl ö renmi tir? gibi bir soruyu, kudreti ve ilmi sonsuz Rabb imize dayandırmadan, evrimle izah etmek asla mümkün de ildir. Kaynaklar: - DNA tamir çizgi filmi: - Lodish H, Berk A., Matsudaira P, Kaiser CA, Krieger M, Scott MP, Zipursky SL, Darnell J. (2004). Molecular Biology of the Cell, p WH Freeman: New York, NY. 5th ed. - Bir insanın gen haritası. The International Human Genome Mapping Consortium. Nature 409, (15 February 2001) - press/2005/050609_2/index.html. - Wood RD, Mitchell M, Lindahl T. Human DNA repair genes, Mutat Res Sep 4;577(1-2): Tom Strachan, Andrew Read Human Molecular Genetics. John Wiley & Sons Inc ekil 1: - ekil 2: (Modified). - ekil 3:https://eapbiofield.wikispaces.com/16+shep?f= print. MART

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 mekan İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 40 41 Kasımpaşa Deniz Hastanesi YÜK. MİMAR BEYZA ŞENER mekan 42 43 BİNALAR DA İNSANLAR GİBİ DOĞAR BÜYÜR ÖMRÜNÜ TAMAMLAYINCA DA ÖLÜR VE YERİNİ YENİLERİ ALIR. Bu ya am bazen

Detaylı

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM

1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1. ÜNİTE : HÜCRE BÖLÜNMESİ VE KALITIM 1 DNA (Deosiribo Nükleik Asit) Kalıtım maddesi hücre çekirdeğinde bulunur. Kalıtım maddesi iğ ipliği (Yumak) şeklinde bir görünümdedir. İğ ipliğindeki kalıtım maddesi

Detaylı

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

OTİZM NEDİR? becerilerinin oluşmasını etkileyen gelişim bozukluğudur.

OTİZM NEDİR? becerilerinin oluşmasını etkileyen gelişim bozukluğudur. OTİZM NEDİR? Otizm, sosyal ve iletişim Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen gelişim bozukluğudur. GÖRÜLME SIKLIĞI Son verilere göre 110 çocuktan birini etkilediği kabul edilmektedir

Detaylı

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir?

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir? Televizyon kültürü hayatımıza girdi gireli, toplumuzun genetik kodlarında ciddi hasarlar meydana geldi. Bugün, televizyon, değerlerimize ait hiçbir şey bırakmamacasına büyük bir yıkım gerçekleştiriyor.

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

4- Solunum Sisteminin Çalışması : Solunum sistemi soluk (nefes) alıp verme olayları sayesinde çalışır.

4- Solunum Sisteminin Çalışması : Solunum sistemi soluk (nefes) alıp verme olayları sayesinde çalışır. SOLUNUM SİSTEMİ Canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. İhtiyaç duyulan bu enerji besinlerden karşılanır. Hücre içerisinde besinlerden enerjinin üretilebilmesi için,

Detaylı

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi?

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi? Organ Doku Birimi ve Bağış Organ Bağışı Başka Hayatlara Can Katmaktır Organ bağışı nedir? Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi özgür iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 151 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda iletişimin en önemli araçlarından biri olan ses, kişinin duygusal yapısını yansıtan bir olaydır. Yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma konuşma

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her

D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her VİTAMİN BİYOKİMYASI D VİTAMİNİ BU BÖLÜMDE ANLATILACAK KONULAR: Tarihsel Bakış D vitamininin kimyasal ve biyolojik fonksiyonları Besin kaynakları Hazırlayan: V. Murat BOSTANCI Toksisite 1 2 TARİHSEL BAKI

Detaylı

DNA NEDİR? NASIL KEŞFEDİLDİ

DNA NEDİR? NASIL KEŞFEDİLDİ DNA NEDİR? NASIL KEŞFEDİLDİ DNA, Deoksiribonükleik asit in kısaltılmış halidir. DNA, canlılardaki biyolojik işlemlerin şifresini taşıyan genleri oluşturur. DNA Nedir? Vücudumuzdaki her hücrede, 23 çift

Detaylı

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder?

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? Sağlık Dairesi Bilgilendiriyor. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? ÿ Demans nasıl tedavi edilebilir? ÿ Ne gibi önlem

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL!

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! 2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! http://www.kosulsuz-sevgi.com/guncel-mesajlar/2010-guclu-bir-yeni-yil/ Patricia Diane Cota-Robles 1 Ocak 2010 Yeni Bin Yılın ilk on yılını tamamladığımıza inanmak zor. Zamanın

Detaylı

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN ÖZEL EGE L SES BAZI ISKARTA BALIKLARIN (Isparoz, Hani) ETLER NDEN ALTERNAT F GÜBRE YAPIMI VE UYGULANAB L RL HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN

Detaylı

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNĐTE 1 : VÜCUDUMUZDA SĐSTEMLER (MEB)

ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNĐTE 1 : VÜCUDUMUZDA SĐSTEMLER (MEB) ÖĞRENME ALANI : CANLILAR VE HAYAT ÜNĐTE 1 : VÜCUDUMUZDA SĐSTEMLER (MEB) B- BOŞALTIM SĐSTEMĐ (6 SAAT) BOŞALTIM SĐSTEMĐMĐZ VÜCUDUMUZDAN ATIKLARI UZAKLAŞTIRIR 1- Boşaltım Sistemi 2- Boşaltım Sistemi Organları

Detaylı

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça fazla bulunur. Sadece iskelet kasları toplam a ırlı ın

Detaylı

Türkiye de Dış Ticaret ve Dış Ticaret Finansmanı: İhracattaki Düşüşte Finansman Sıkıntısı Ne Kadar Etkili?

Türkiye de Dış Ticaret ve Dış Ticaret Finansmanı: İhracattaki Düşüşte Finansman Sıkıntısı Ne Kadar Etkili? Türkiye de Dış Ticaret ve Dış Ticaret Finansmanı: İhracattaki Düşüşte Finansman Sıkıntısı Ne Kadar Etkili? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Hasan Çağlayan Dündar Araştırmacı Ayşegül Dinççağ Araştırmacı

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ HÜKMÜ ŞARTI ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Detaylı

Yenilenmiş ve geliştirilmiş anti-aging favori serisi CHRONOLONG.

Yenilenmiş ve geliştirilmiş anti-aging favori serisi CHRONOLONG. КРАСОТА HER YAŞTA В GÜZELLİK! ЛЮБОМ ВОЗРАСТЕ! ПРЕДСТАВЛЯЕМ ВАМ ОБНОВЛЕННУЮ И УСОВЕРШЕНСТВОВАННУЮ СЕРИЮ ЛЮБИМЫХ АНТИВОЗРАСТНЫХ СРЕДСТВ CHRONOLONG Yenilenmiş ve geliştirilmiş anti-aging favori serisi CHRONOLONG.

Detaylı

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN zmir,2009 1 TE EKKÜR Bu projede eme i geçen danı man ö retmenim Ay egül Gürkan a, sunum hazırlamamda

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - ilgug75@hotmail.com Baskı Yeri:

Detaylı

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ MAYIS, 2016 MESLEK SEÇİMİ VE KARİYER PLANLAMADA VELİNİN ROLÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE İÇİNDEKİLER: Meslek Seçiminin Önemi Meslek Nedir? Kariyer Meslek Seçiminde Dikkat Edilecekler

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

VÜCUT BAKIMI VE TEMĠZLĠĞĠ

VÜCUT BAKIMI VE TEMĠZLĠĞĠ VÜCUT BAKIMI VE TEMĠZLĠĞĠ Sağlıklı bir yaşam için vücudun deri, saç, el ayak, ağız ve diş gibi kısımlarının bakımı ve temizliğine önem verilmesi gerekir. Derinin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi ve vücuda

Detaylı

Sınırlı Dikkat ile Rekabet Modelleri. Uzay Çetin, Haluk Bingöl. 4 Şubat 2015

Sınırlı Dikkat ile Rekabet Modelleri. Uzay Çetin, Haluk Bingöl. 4 Şubat 2015 Sınırlı Dikkat ile Rekabet Modelleri 1 / 18 Sınırlı Dikkat ile Rekabet Modelleri Uzay Çetin, Haluk Bingöl Işık Üniversitesi - Boğaziçi Üniversitesi 4 Şubat 2015 Sınırlı Dikkat ile Rekabet Modelleri 2 /

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Yapay Bağışık Sistemler ve Klonal Seçim. Bmü-579 Meta Sezgisel Yöntemler Yrd. Doç. Dr. İlhan AYDIN

Yapay Bağışık Sistemler ve Klonal Seçim. Bmü-579 Meta Sezgisel Yöntemler Yrd. Doç. Dr. İlhan AYDIN Yapay Bağışık Sistemler ve Klonal Seçim Bmü-579 Meta Sezgisel Yöntemler Yrd. Doç. Dr. İlhan AYDIN Bağışık Sistemler Bağışıklık sistemi insan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

İstanbul Beyin Merkezleri

İstanbul Beyin Merkezleri İstanbul Beyin Merkezleri BEYİN CHECK-UP I NEDİR? NASIL YAPILIR? NE ZAMAN YAPTIRILSIN? Beyin Check-up incelemeleri nelerdir? *Beynin fiziki yapısı (=morfolojik) MRI ve CT scan ile, *Kimyası PET scan ve

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

FEN ve TEKNOLOJİ / GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ. GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ

FEN ve TEKNOLOJİ / GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ. GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ 1 Genetik mühendisliği canlıların kalıtsal özelliklerinin değiştirilerek onlara yeni işlevler kazandırılmasına yönelik araştırmalar yapan bilim dalıdır. Genetik mühendisleri

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

GÜNLÜK HĠJYEN ALIġKANLIKLARI

GÜNLÜK HĠJYEN ALIġKANLIKLARI GÜNLÜK HĠJYEN ALIġKANLIKLARI HĠJYEN NEDĠR? Bir sağlık bilimi olup,temel ilgi alanı sağlığın korunması ve sürdürülmesidi r. KĠġĠSEL HĠJYEN Kişilerin kendi sağlığını korudukları ve devam ettirdikleri öz

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ. Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır?

ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ. Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır? ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır? Sorumluluk kişinin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve davranışlarının

Detaylı

Birinci Bölüm : İşletme faaliyetlerinin muhtelif safhmları 1

Birinci Bölüm : İşletme faaliyetlerinin muhtelif safhmları 1 İ Ç İ N D E K İ L E R Sakile Birinci Bölüm : İşletme faaliyetlerinin muhtelif safhmları 1 A UMUMÎ MÜLÂHAZALAR 1 B - İŞLETME FAALİYETLERİNDE TEDARİK SAFHASI 2 I Uumumî mülâhazalar 2 II Tedarik faaliyetlerinin

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSU ENERJİ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ

ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSU ENERJİ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSU ENERJİ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ 1.TOPLULUĞUN ADI Topluluğun adı ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Enerji Topluluğu dur 2.TOPLULUĞUN AMACI Enerji Topluluğu; mevcut bilinen enerji kaynaklarının

Detaylı

HASTA VE ÇALIŞAN GÜVENLĐĞĐ RĐSK DEĞERLENDĐRME PROSEDÜRÜ

HASTA VE ÇALIŞAN GÜVENLĐĞĐ RĐSK DEĞERLENDĐRME PROSEDÜRÜ Sayfa No: / 5. AMAÇ: Bu Prosedürün amacı Sakarya Yenikent Devlet Hastanesinde yapılan faaliyetlerde "Hasta ve Çalışan Güvenliği" açısından oluşabilecek tehlikeleri tanımlayarak, bu tanımlamalar neticesinde

Detaylı

İEİS Tüzük Değişikliği Önerisi

İEİS Tüzük Değişikliği Önerisi İEİS Tüzük Değişikliği Önerisi Mevcut Öneri Gerekçe Sendikanın Adı Merkezi ve Adresi Sendikanın Adı Merkezi ve Adresi Sendikanın kullanılmayan uzun adının, Tüzük Madde 1 Sendikanın adı: İlaç ve Kimya,

Detaylı

Psikolojiye Giriş. Gözden geçirme oturumları. Evrim ve Akılcılık Ders 10. Pazartesi, 26/02, 16.00-18.00 Salı, 27/02, 18.00-20.00

Psikolojiye Giriş. Gözden geçirme oturumları. Evrim ve Akılcılık Ders 10. Pazartesi, 26/02, 16.00-18.00 Salı, 27/02, 18.00-20.00 Gelecek Çarşamba Yapılacak Sınav (olası dağılım) Psikolojiye Giriş Evrim ve Akılcılık Ders 10 Giriş: 4 Beyin: 9 Freud: 9 Skinner: 9 Bilişsel Gelişim: 9 Dil: 9 Algı/Dikkat: 9 Bellek: 9 Aşk: 7 Evrim: 4 Akılcılık:

Detaylı

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.

Detaylı

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken

Detaylı

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015 Medya İslam ı ile karşı karşıyayız Batıda tırmanışa geçen İslamofobinin temelinde yatan ana unsurun medya olduğu düşünülüyor. Çünkü medyada yansıtılan İslam ve Müslüman imajı buna zemin hazırlıyor. Sosyal

Detaylı

Âyette: İnsanın ancak çalışması vardır. [1]mûcibince;insanın önemi,ürettiği çalışması ile orantılıdır.

Âyette: İnsanın ancak çalışması vardır. [1]mûcibince;insanın önemi,ürettiği çalışması ile orantılıdır. ÇALIŞMA VE FAİZ Âyette: İnsanın ancak çalışması vardır. [1]mûcibince;insanın önemi,ürettiği çalışması ile orantılıdır. Toplumun varlığı ve varlığının devamı üreticiliğindedir..devamlı tüketen toplum,bu

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Bölüm 11. Yönetim Stratejilerinin Uygulanmasında Kullanılan Teknikler İŞLETME BİRLEŞMELERİ. (Mergers)

Bölüm 11. Yönetim Stratejilerinin Uygulanmasında Kullanılan Teknikler İŞLETME BİRLEŞMELERİ. (Mergers) Bölüm 11 Yönetim Stratejilerinin Uygulanmasında Kullanılan Teknikler İŞLETME BİRLEŞMELERİ (Mergers) İki veya daha fazla sayıda bağımsız işletmenin, eski kimlik ve tüzel kişiliklerini sona erdirerek, sahip

Detaylı

Ödem, hiperemi, konjesyon. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Ödem, hiperemi, konjesyon. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Ödem, hiperemi, konjesyon Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 1 Hemodinamik bozukluklar Ödem Hiperemi / konjesyon Kanama (hemoraji) Trombüs / emboli İnfarktüs Şok 2 Hemodinamik bozukluklar Ödem 3 Ödem Tanım: İnterstisyel

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız.

Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız. Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız. 3.2 KİMYASAL BAĞLAR Çevrenizdeki maddeleri inceleyiniz. Bu maddelerin neden bu kadar çeşitli olduğunu düşündünüz mü? Eğer bu çeşitlilik

Detaylı

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 09:26

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 09:26 Ümmü Kühhâ radıyallahu anhâ hakkında ferâiz âyetleri nâzil olan bir hanım sahâbî... Cahiliye devrinin kötü âdetlerinden birinin ortadan kalkmasını sebeb olan bir bahtiyar... Mirastan, hanım ve kızlara

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

DÖNEM 1- A, 3. DERS KURULU (2015-2016)

DÖNEM 1- A, 3. DERS KURULU (2015-2016) DÖNEM 1- A, 3. DERS KURULU (2015-2016) DERS SAATİ DERS ADI DERS KONUSU DERSİ VEREN ÖĞRETİM ÜYESİ 4. DK 1. Hafta 07 Aralık Pazartesi Mikrobiyoloji Mikrobiyolojinin tarihçesi ve mikroorganizmalara genel

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA Dersin Amacı Bu dersin amacı, öğrencilerin; Öğretmenlik mesleği ile tanışmalarını, Öğretmenliğin özellikleri

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 30 Temmuz 2012 ĐÇĐNDEKĐLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

RİBOZOM YAPI, FONKSİYON BİYOSENTEZİ

RİBOZOM YAPI, FONKSİYON BİYOSENTEZİ RİBOZOM YAPI, FONKSİYON VE BİYOSENTEZİ Ribozom Palade adlı araştırıcı tarafından elektron mikroskop ile tanımlanmıştır. Viruslar hariç tüm canlılarda bulunan bir membranla çevrili olmayan organellerdir.

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM

TEKNOLOJİ VE TASARIM TEKNOLOJİ VE TASARIM YAPIM KUŞAĞI SINIFLAR ODAK NOKTALARI 7. SINIF Üretiyoruz 8. SINIF Üretelim Tanıtalım Öğrencinin: Adı Soyadı: Aslı KARTAL Sınıf, No: 7/C, 2729 Yahya KARAKURT Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı