SEREBRAL PALSĠLĠ HASTALARDA EPĠLEPSĠ BERABERLĠĞĠNĠ VE EPĠLEPSĠ PROGNOZUNU ETKĠLEYEN FAKTÖRLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SEREBRAL PALSĠLĠ HASTALARDA EPĠLEPSĠ BERABERLĠĞĠNĠ VE EPĠLEPSĠ PROGNOZUNU ETKĠLEYEN FAKTÖRLER"

Transkript

1 T.C. ÇUKUROVA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABĠLĠM DALI SEREBRAL PALSĠLĠ HASTALARDA EPĠLEPSĠ BERABERLĠĞĠNĠ VE EPĠLEPSĠ PROGNOZUNU ETKĠLEYEN FAKTÖRLER Dr. Gülen GÜL MERT UZMANLIK TEZĠ TEZ DANIġMANI Prof. Dr. ġakir ALTUNBAġAK ADANA

2 TEġEKKÜR Pediatri uzmanlık eğitimim boyunca verdikleri emek ve destekleri için tüm hocalarıma özellikle bu tezi hazırlamamda çok büyük emeği, katkısı ve desteği olan tez hocam sayın Prof. Dr. Şakir ALTUNBAŞAK a sabrından ve özverisinden dolayı teşekkür ederim. Tezime olan katkılarından dolayı sayın Doç. Dr. Özlem HERGÜNER e, Uzm. Dr. Faruk İNCECİK e, istatistiksel değerlendirmeleri yapan Arş. Gör. İlker ÜNAL a, psikometrik değerlendirmeleri yapan psikolog Nurcihan KİRİŞ e, teknik yardımlarından dolayı kardeşim A. Emre GÜL e, yoğun bakım sekreterimiz Belma ACIMIŞ a sonsuz teşekkür... Özellikle her türlü zorluğu beraber göğüslediğim aileme, değerli eşim Dr. M. Kurthan MERT e ve varlığıyla bana güç veren oğluma teşekkür ederim. I

3 İÇİNDEKİLER Sayfa No: TEŞEKKÜR... I TABLO LİSTESİ... IV ŞEKİL LİSTESİ... V ÖZET ve ANAHTAR KELİMELER... VI ABSTRACT and KEY WORDS... VII KISALTMALAR LİSTESİ... VIII 1. GİRİŞ GENEL BİLGİLER Serebral Palsi Tanım Epidemiyoloji Etyoloji Prenatal Risk Faktörler Perinatal Risk Faktörler Perinatal Asfiksi Neonatal Strok Travma İntrakraniyal Hemoraji Prematüriteye Bağlı Beyin Hasarı Nörogelişimsel Anomaliler Çoğul Doğumlar Postnatal Risk Faktörler Serebral Palsinin Klinik Sınıflandırması Serebral Palsinin Klinik Özellikleri Spastik Tip Serebral Palsi Spastik Hemiparetik Spastik Kuadriparetik Spastik Diparetik Diskinetik (Ekstrapiramidal) Serebral Palsi Koreoatetoik SP Distonik Serebral Palsi Ataksik/Atonik Serebral Palsi Mikst Tip Serebral Palsi Serebral Palsi İle Birlikte Bulunan Diğer Bozukluklar Serebral Palside Tanı ve Değerlendirme Görüntüleme Serebral Palside Ayrıcı Tanı Serebral Palside Tedavi Fizyoterapi Spastisite Tedavisi Ağızdan İlaç Tedavisi Botulinum Toksini Selektif Dorsal Rizotomi Ortopedik Yaklaşım Tıbbi Tedavi II

4 Serebral Palside Prognoz Epilepsi Epileptik Nöbetlerin Sınıflandırılması Jeneralize Nöbetler Absans Nöbetler Miyoklonik Nöbetler Jeneralize Tonik- Klonik Nöbetler (JTKN) Jeneralize Tonik Nöbetler Jeneralize Klonik Nöbetler Atonik Nöbetler Parsiyel Nöbetler Basit Parsiyel Nöbetler Kompleks Parsiyel Nöbetler Tedavi Antiepileptik İlaç Tedavisi: Epilepside Prognoz GEREÇ VE YÖNTEMLER İstatistiksel Analiz BULGULAR TARTIŞMA SONUÇLAR ve ÖNERİLER KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ EKLER III

5 TABLO LĠSTESĠ Tablo No: Sayfa No: Tablo 1. Serebral Palsi Risk Faktörleri... 3 Tablo 2. Serebral Palsinin Sınıflaması... 7 Tablo 3. Serebral Palsi Tipleri Ġle Ġlgili Tanımlamalar... 7 Tablo 4. Gross Motor Fonksiyondaki Kısıtlamanın Derecesine Göre Yapılan Sınıflama... 8 Tablo 5. Serebral Palside Laboratuvar Ġnceleme Tablo 6. Serebral Palsi ile KarıĢan Bozukluklar Tablo 7. Epileptik Nöbetlerin Klasifikasyonu (ILAE 1981) Tablo 8. Epilepsi ve Epilepsi Sendromların Sınıflaması Tablo 9. Ġncelenen Parametrelerin Gruplara Göre Dağılımı Tablo 10. Grup-I ve Grup-II deki Olguların Etyolojiye Göre Dağılımı Tablo 11. Grup-I ve Grup-II deki Olguların SP Tipine Göre Dağılımı Tablo 12. Grup-I ve Grup-II Olgularının ZB Skorlamasına Göre Dağılımı Tablo 13. Grup-I ve Grup-II Olgularının Palisano Skorlamasına Göre Dağılımı Tablo 14. Ġncelenen Parametrelerin Grup-I ve Grup-II Hastalarındaki Dağılımının Toplu Olarak Görünümü Tablo 15. Ġyi ve Kötü Prognozlu Hastaların Nöbet Kontrolü Ġçin Geçen Süreye Göre Dağılımı Tablo 16. Ġncelenen Parametrelerin Prognoza Göre Dağılımı Tablo 17. Prognoza Göre Olguların Etyolojik Dağılımı Tablo 18. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların SP Tipine Göre Dağılımı Tablo 19. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların ZB Skorlamasına Göre Dağılımı Tablo 20. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Palisano Skorlamasına Göre Dağılımı Tablo 21. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Nöbet Tipine Göre Dağılımı Tablo 22. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların MRG Bulgusuna Göre Dağılımı Tablo 23. Ġyi ve Kötü Prognozlu Hastaların EEG de Epileptik Aktivite Varlığına Göre Dağılımı Tablo 24. Ġyi ve Kötü Prognozlu Hastaların Monoterapi-Politerapi Tedavi Alımına Göre Dağılımı Tablo 25. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Ortalama Nöbet BaĢlama YaĢları Tablo 26. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Nöbet BaĢlama YaĢına Göre Dağılımı Tablo 27. Hastaların Ġyi-Kötü Prognostik Özelliklerinin Ġstatiksel Değerleri Tablo 28. Epilepsi Prognozunu Etkileyen Bağımsız DeğiĢkenler ve Etkileme Oranları IV

6 ġekġl LĠSTESĠ ġekil No: Sayfa No: ġekil 1. Grup I ve II deki cinsiyet dağılımı ġekil 2. YD dönemde nöbet varlığına göre hastaların gruplar arası karģılaģtırılması ġekil 3. Ailede epilepsi öyküsü varlığına göre hastaların gruplar arası karģılaģtırılması ġekil 4. Grup-I ve Grup-II olgularının ZB skorlamasına göre dağılımı ġekil 5. Ġyi ve kötü prognozlu hastaların nöbet kontrolü için geçen süreye göre dağılımının Ģematik görünümü ġekil 6. Ġyi ve kötü prognozlu hastaların yenidoğan nöbet varlığına göre dağılımı ġekil 7. Ġnteriktal EEG de epileptik aktivite olan ve olmayan hastaların dağılımı ġekil 8. Ġyi ve kötü prognozlu hastaların monoterapi-politerapi tedavi alımına göre dağılımının Ģematik görünümü V

7 ÖZET Serebral Palsili Hastalarda Epilepsi Beraberliğini ve Epilepsi Prognozunu Etkileyen Faktörler Amaç: Bu çalışma, serebral palsili hastalarda epilepsi beraberliğini ve epilepsi prognozunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla Kasım Ekim 2009 tarihleri arasında yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 42 serebral palsi (19 kız, 23 erkek), 56 serebral palsi+ epilepsi (23 kız, 33 erkek) tanısı alan 2 grup hasta alındı. Grup I olgularının yaş ortalaması 7,7±3,3 (minimum 3, maksimum 15), Grup II olgularının ise 8,9±3,7 (minimum 3, maksimum 16) idi. Grup II olgularından bir veya daha fazla antiepileptik ilaç ile bir yıl ve daha uzun süre nöbet kontrolü olanlar iyi prognozlu, nöbet kontrolü olmayanlar ise kötü prognozlu olarak değerlendirildi. Bulgular: Grup II olgularında yenidoğan nöbeti varlığı, ailede epilepsi öyküsü varlığı ve ortaağır mental retarde olma olasılığı anlamlı olarak daha yüksek oranda bulundu (p<0,05). Grup I ve Grup II olguları arasında cinsiyet, prematür doğum veya düşük doğum ağırlığı öyküsünün varlığı, anne-baba akrabalığı, etyolojik nedenler, serebral palsi tipi, Palisano skoru, manyetik rezonans görüntüleme bulgusu açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Grup II olgularının nöbet başlama yaşı 5 ay ile 13,5 yıl arasında (ortalama: 3,4±3,6 yıl) bulundu. Tek değişkenli analizde, yenidoğan dönemde nöbet varlığı, elektroensefalografide epileptik aktivite varlığı ve politerapi almanın epilepsi prognozunu anlamlı derecede olumsuz etkilediği bulundu (p<0,05). Ayrıca nöbet kontrolünün sağlanması için geçen süre uzadıkça nöbet prognozunun kötü olma olasılığının anlamlı derecede arttığı (p<0,05), prematür doğum öyküsü, düşük doğum ağırlığı, etyoloji, serebral palsi tipi, zeka bölümü skoru, Palisano skoru, manyetik rezonans görüntüleme bulgusu, nöbet tipi, cinsiyet ve anne-baba akrabalığının epilepsi prognozu üzerinde anlamlı etkisinin olmadığı saptandı (p>0,05). Lojistik regresyon analizi sonucunda ise yenidoğan nöbet öyküsünün varlığı ve interiktal elektroensefalografide epileptik aktivite olması bağımsız prognostik faktör olarak bulundu. Ayrıca yine lojistik regresyon analizinde, tedavi sırasında hasta yaşı büyüdükçe nöbetlerin kontrole girmesinin daha zorlaştığı saptandı (p<0,05). Sonuç: Serebral palsili hastalarda yenidoğan nöbeti, ailede epilepsi öyküsü olması ve mental retardasyon varlığının epilepsi gelişimi için önemli risk faktörü olduğunu; serebral palsili epileptik hastalarda yenidoğan nöbet öyküsü varlığının, epileptik interiktal elektroensefalografi bulgusunun, hastanın politerapi almasının ve nöbetin kontrole girmesi için geçen sürenin daha uzun olmasının nöbet prognozunu olumsuz yönde etkileyen bağımsız değişkenler olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Epilepsi, prognoz, serebral palsi. VI

8 ABSTRACT Factors Affecting Epilepsy Formation and Epilepsy Prognosis in Cerebral Palsy Aim: This study was conducted between November 2006 and October 2009 to determine the factors predicting the presence and prognosis of epilepsy in cerebral palsy patients. Material and Method: We enrolled 42 cerebral palsy patients (19 female, 23 male ) in the first group and 56 cerebral palsy patients with epilepsy (23 female, 33 male) in the second group. The mean age of the first group was 7.7±3.3 (minimum 3, maximum 15), and 8.9±3.7 (minimum 3, maximum 16) for the second group. The subjects in the second group were considered to have good prognosis if they were free of seizures for the last year otherwise they were considered to have poor prognosis. Results: In the second group, neonatal epilepsy, family history of epilepsy and moderate to severe mental retardation was significantly higher than the first group (p<0.05). Gender, prematurity, low birth weight, parental consanguinity, etiologic factors, type of cerebral palsy, Palisano scoring, magnetic resonance imaging findings were similiar between the two groups (p>0.05). The onset of seizures was found between 5 months and 13.5 years in the second group (average 3.4±3.6 years). In univariate analysis, neonatal seizure, epileptic activity in electroencephalography, polytherapy was found to be predictors of poor prognosis. Additionally, need for long term medication to control seizures affects prognosis badly. Prematurity, low birth weight, type of cerebral palsy, intelligence quotient, Palisano scoring, magnetic resonance imaging findings, type of seizure, gender and parental consanguinity were not related with prognosis. In logistic regression analysis, neonatal seizure and interictal epileptic activity in electroencephalography were found to be independent predictors of worse outcome. In addition logistic regression analysis revealed that the increasing age decreases the success of epilepsy treatment. In conclusion: Neonatal seizure, family history of epilepsy and mental retardation was found to be important and independent predictors of epilepsy formation in cerebral palsy. Neonatal seizure, interictal epileptic electroensefalogram, polytheraphy and long time to control seizures were independent predictors of poor prognosis for cerebral palsy patients with epilepsy. Key Words: Cerebral palsy, epilepsy, prognosis. VII

9 KISALTMALAR LĠSTESĠ AEĠ : Antiepileptik ilaç AGA : Gestasyon yaşına göre normal doğum ağırlıklı BBT : Bilgisayarlı beyin tomografisi BPN : Basit parsiyel nöbet DTR : Derin tendon refleksi EEG : Elektroensefalografi EMG : Elektromiyografi GA : Güven aralığı GABA : Gama amino butirik asid HĠE : Hipoksik iskemik ensefalopati KPN : Kompleks parsiyel nöbet LGA : Gestasyon yaşına göre büyük ağırlıklı MR : Mental retarde MRG : Manyetik rezonans görüntüleme SGA : Gestasyon yaşına göre düşük ağırlıklı SJN : Sekonder jeneralize nöbet SP : Serebral palsi SSS : Santral sinir sistemi TORCH : Toksoplazma, rubella, sitomegalovirus, herpes simpleks USG : Ultrasonografi YD : Yenidoğan ZB : Zeka bölümü VIII

10 1. GĠRĠġ Serebral palsi (SP) ilk defa 1840 yılında William Little tarafından tanımlanmıştır. Serebral palsi, bir hastalık değil, ilerleyici olmayan, motor işlev kaybı gösteren, farklı etyoloji ve nörolojik bulguları içine alan tanımlayıcı bir terimdir. Prematürlerde ve düşük doğum ağırlığı olanlarda sıklığı artmaktadır. 1 Genellikle motor bozukluk ön planda olmakla birlikte serebral fonksiyon bozukluğunu gösteren diğer semptomlar da görülebilir. Mental retardasyon, epilepsi, oral-motor yetmezlik, görme bozuklukları, işitme azlığı, ortopedik bozukluklar, dil-konuşma bozuklukları, davranış bozuklukları, kronik akciğer sorunları ve uyku problemleri eşlik edebilir. 2 Serebral palsili hastalarda epilepsi sıklığı % 15-% 90 arasında değişmektedir. 3 Son on yılda serebral palsili hastalarda epilepsi gelişme riskini arttıran faktörleri araştıran birçok çalışma bildirilmiştir. 4-9 Bu çalışmalarda bildirilen epilepsi sıklığı, epilepsi gelişimini etkileyen risk faktörlerinin bazıları benzerlik göstermekle beraber, çalışılan popülasyonun büyüklüğü, özellikler, çalışmanın prospektif mi, retrospektif mi olduğu gibi faktörlere bağlı olarak çalışmalar arasında değişkenlik göstermektedir Ayrıca SP li hastalarda epilepsi pronozunu etkileyen faktörleri bildiren çalışma sayısı oldukça kısıtlıdır. 3,6 Bu nedenlerle biz de SP li hastalarımızda epilepsi gelişimini ve epilepsi prognozunu etkileyen faktörleri araştırmak amacı ile bu çalışmayı planladık. 1

11 2. GENEL BĠLGĠLER 2.1. Serebral Palsi Tanım Serebral palsi (SP), ilerleyici olmayan motor işlev kaybı gösteren, farklı etyoloji ve nörolojik bozuklukları içine alan tanımlayıcı bir terimdir. 11,12 Bethesda da 2004 yılında yapılan uluslararası SP Tanım ve Sınıflama Çalıştayı nda en son önerilen sınıflama şu şekildedir: 13 Serebral palsi, gelişmekte olan beyinde doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası zedelenme sonucu gelişen ilerleyici olmayan, ancak yaşla birlikte değişebilen, hareketi kısıtlayan kalıcı motor işlev kaybı, postür ve hareket bozukluğudur Epidemiyoloji Serebral palsi gelişmiş ülkelerde erken okul çağındaki çocuklarda 1000 canlı doğumda 1,2 2,5 sıklığında, Türkiye de ise 2 16 yaş çocuklarındaki SP sıklığını 1000 canlı doğumda 4,4 olarak bildirilmiştir. 14 Serebral palsi insidansını etkileyen bir diğer etmen de tanının konulduğu yaştır. Çocuklarda beyindeki lezyonla motor kaybı arasındaki ilişki yaşla orantılı olarak değişebilir. Hareket ve tonus anormallikleri düzelebilir, aynı kalabilir ya da belirginleşebilir. Bu nedenle SP tanısı iki yaşından önce konmamalıdır. Ellenberg ve Nelson un yaptığı araştırmaya göre yenidoğan dönemindeki riskli bebeklerin bir yaşta SP gelişme sıklığı 5,2/1000 iken, yedi yaşına kadar izlendiklerinde daha önce SP için tipik kabul edilen motor kayıpların fonksiyonel olarak düzeldiği ve bu çocukların ancak yarısında SP tanısının doğrulandığı saptanmıştır. 15 Son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde SP görülme sıklığında artış bildirilmektedir. Bu artış, medikal bakım ve teknolojik gelişmeler sonucu immatür ve prematür infantların yaşama şanslarının artmış olması nedeniyle başlıca spastik ve ataksik diparetikk vakalarda gözlenmiştir. Kernikterus insidansının azalmasıyla birlikte koreoatetoik SP oranı da azalmıştır. 16 2

12 Etyoloji Serebral palsiye yol açan beyin hasarı, prenatal, perinatal ve postnatal dönemde gelişebilir. Hastaların yaklaşık % inde prenatal etkenler sorumludur (Tablo 1). 16 Tablo 1. Serebral Palsi Risk Faktörleri 16 Prenatal risk faktörleri Maternal korioamnionit İntrauterin gelişme geriliği Toksik etkilenme TORCH (toksoplazma, rubella, sitomegalovirus, herpes simpleks) enfeksiyonları Perinatal beyin zedelenmesi Hipoksik iskemik ensefalopati (% 6 28) Neonatal strok (arteriyel, sinovenöz) Travmatik beyin zedelenmesi İntrakraniyal kanama Prematürite ile ilgili beyin zedelenmesi İntraventriküler kanama Periventriküler lökomalazi NörogeliĢimsel anormallik Santral sinir sistemi malformasyonları Genetik anormallik Metabolik anormallik Postnatal beyin zedelenmesi Santral sinir sistemi enfeksiyonları Bilirubin ensefalopatisi Prenatal Risk Faktörler Epidemiyolojik çalışmalar maternal intrapartum ateş, klinik ve histolojik olarak tanımlanmış koryoamnionitin SP için risk oluşturduğunu gösterir. Ancak amniyonit olanların % 80 inde SP tablosunun ortaya çıkmaması, diğer etmenlerin de rolünü düşündürmektedir. Korioamnionitte olduğu gibi annenin kendisindeki enfeksiyonda da, plasentadan geçen sitokinler ve diğer inflamatuvar moleküllerin fetus beyninde hasara ve/veya kanamaya yol açabildiği bildirilmektedir İntrauterin alkol etkisi, benzil alkol, prezervatif gibi birçok toksinin SP ye neden olduğu bildirilmiştir. İntrauterin enfeksiyonlar (örnek: toksoplazma, rubella, sitomegalovirus, herpes simpleks) da fetus beyninde önemli hasarlar oluşturarak SP ye yol açabilirler. Bunların dışında intrauterin dönemde fetusun maruz kaldığı kronik hipoksi, travma, X ışını, toksik etkiler (ilaç, çevresel toksinler, doğuştan metabolizma 3

13 bozukluklarında ortaya çıkabilecek toksik metabolitler), genetik bozuklukların olumsuz etkileri de önemli prenatal SP nedenleri arasında sayılabilir Perinatal Risk Faktörler Perinatal Asfiksi Perinatal asfiksi SP vakalarının sadece küçük bir bölümünde gerçek sebeptir, ancak orantısız bir sıklıkla suçlanmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar SP li çocukların % 6-% 28 inde perinatal asfiksi olduğunu gösterir. Neonatal ensefalopati sonucu ortaya çıkan bir klinik sendromu tanımlamak için kullanılır ve genellikle perinatal asfiksi olarak isimlendirilir. Neonatal ensefalopati kliniği, ilk 48 saatte düşük apgar skoru, solunumun başlamaması veya idame ettirilememesi, bilincin deprese olması, tonus anormalliği (genellikle flask), gelişimsel reflekslerin depresyonu ve nöbetler şeklindedir. Bu klinik sendromun temelinde muhtelif prenatal ve intrapartum risk faktörleri bulunabilir ve genellikle perinatal dönemde meydana gelen akut beyin zedelenmesiyle birliktelik gösterir. 5. dakikada apgar skorunun 5 veya daha düşük olması, hayatın ilk gününde nörolojik anormallikler ve nöbetlerin devam etmesi SP gelişimi açısından güçlü haber verici bulgulardır Neonatal Strok Perinatal arteriyel iskemik infarkt genellikle neonatal strok olarak isimlendirilir. Buna doğumdan önceki yedinci günden ve doğumdan sonraki 28 gün sonuna kadar olan sürede meydana gelen arteriyel iskemik stroklar dahil edilir. Term infantlardaki hemiparetik SP lerin yarısından çoğundan perinatal arteriyel iskemik infarkta bağlı neonatal strok sorumlu olabilir. Arteriyel iskemik infarkt olan yenidoğanlarda neonatal dönemde nöbet gibi nörolojik semptomlar olabilir veya birkaç ay klinik olarak asemptomatik kalabilir. Neonatal sinüs ven trombozu gibi diğer serebrovasküler olaylar da SP ye neden olabilir. Neonatal sinüs ven trombozunun temelinde ise sistemik hastalıklar, polisistemi, koagülopatiler, ekstrakorporeal membran oksijen (ECMO) tedavisi gibi faktörler bulunabilir. Periventriküler venöz infarkt, intraparankimal kanama, doğum travması da SP ye neden olabilir. 16 4

14 Travma Doğum travmasına bağlı serebral hasar, beyin dokusunun direk olarak zedelenmesi ve/veya kanamaya bağlı olarak gelişir. Doğum travmasına neden olabilecek risk faktörleri arasında baş-pelvis uygunsuzluğu, prezentasyon anormallikleri (örnek: makat gelişi), vakum ve forseps kullanımı sayılabilir. Doğumlarda forseps, vakum kullanınımı gibi girişimlere başvurulması azaldıkça travmatik beyin zedelenmeleri azalmıştır. Bu girişimlere fetusun normal baş gelişi ile gelmediği, anne yaşının yüksek olmasına bağlı olabilecek uzamış doğum veya bunun aksine hızlı doğum eylemlerinde daha sık başvurulduğu düşünülebilir. Doğum travmasına bağlı SP % oranında bildirilmektedir Ġntrakraniyal Hemoraji İntrakraniyal hemoraji özellikle prematür bebeklerde hipoksi-iskemi ile bağlantılı olabileceği gibi, doğum travması veya koagulasyon bozukluğundan da kaynaklanabilir Prematüriteye Bağlı Beyin Hasarı Çok düşük doğum ağırlıklı infantların hayatta kalanlarının % 5-% 15 inde SP gelişir. Prematür infantları ağırlıklı olarak etkileyen ve SP ye neden olan faktörler ciddi intraventriküler kanama ve periventriküler hemorajik infarktlardır. İntraventriküler kanama ve beyaz cevher nekrozu doğum öncesi veya doğum sonrasında olabilir. Prematür infantlarda kistik periventriküler lökomalazinin olması SP için güçlü risk faktördür. Klinik olarak prematürlerde daha çok spastik diparetik SP ortaya çıkar. Çok düşük ağırlıklı SP li infantlarda hipoksi-iskemi nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Serebral kan akımı otoregülasyonundaki immatürite ve postnatal risk faktörleri olarak akciğer hasarı, hipotansiyon gibi nedenler önemli katkıda bulunan risk faktörleri olabilir. Bronkopulmoner displazisi olan infantlarda motor bozukluk riski daha yüksek olarak bulunmuştur. Prematür infantlarda beyaz cevher hasarına inflamasyon da katkıda bulunur. 16 5

15 NörogeliĢimsel Anomaliler Termde doğan bebeklerde SP sıklıkla prenatal kaynaklıdır 21. Konjenital anomalilerin SP li çocuklarda normallere göre daha fazla olması bunu desteklemektedir. 22,23 Serebral palsili hastaların % 9-14 ünde beyin malformasyonları vardır. Bizzat malformasyonlara bağlı statik motor disfonksiyon oluşabileceği gibi, malformasyonlu pek çok fetus makad prezentasyonu ile doğar, bu da SP için dolayılı bir risk faktörüdür. Serebral palsili term bebeklerde kortikal displazi/polimikrogri, şizensefali, pakigri/lizensefali; preterm infantlarda da kompleks beyin malformasyonları yaygın görülür. Genetik ve metabolik hastalıklar spesifik beyin malformasyonlarına zemin hazırlayarak SP ye neden olurlar. Zellweger s sendromunda polimikrogri ve diğer kortikal malformasyonlar; Miller Dieker sendromunda lizensefali görülür. Progresif veya atipik özellik gösteren SP li hastalar metabolik ve genetik bozukluk yönünden araştırılmalıdır. 16 Bazı anomaliler (şizensefali gibi) genetik ve mendelyan kalıtım paterni gösterirler. 24,25 Bazı kromozomal anomalileri bazı serebral malfarmosyonlarla birliktelik gösterebilir (trizomi 13, 18 ve holoprozensefali gibi). Benzer şekilde bazı nörokutanöz sendromlar da beyin malfarmosyonlarıyla birliktelik gösterir (hemimegelaensefali ve hipomelonosis ito veya lineer sebase nevus sendromları gibi) Çoğul Doğumlar Çoğul gebelikler SP'nin önemli risk etmenlerinden birisidir. İkiz doğumlar sıklıkla düşük doğum ağırlığı ve prematür doğumla birlikte seyreder. İkizlerde, özellikle monozigotik ikizlerde, konjenital malformasyon insidansı yüksektir. Bu malformasyonlar (anensefali, hidranensefali, holoprosensefali, periventriküler lökomalazi, renal kortikal defektler, at nalı böbrek, intestinal atrezi, terminal ekstremite defektleri, aplasia kutis) anostomoz gibi vasküler problemlere bağlıdır. İkizlerden biri intrauterin dönemde eks olursa diğerinde multikistik ensefalomalazi oluşur. Yine ikiz transfüzyon sendromunda optik sinir hipoplazisi ve ensefalopati tanımlanmıştır. 16 6

16 Postnatal Risk Faktörler Serebral palsi neonatal dönemdeki bir beyin hasarı sonucunda gelişebilir. Bu hasarın etyolojik temelinde çok sayıda faktör bulunabilir. Bunlar arasında SSS enfeksiyonları (menenjit, ensefalit), travmalar, bilirubin toksisitesi (kernikterus), hipoglisemi, hipoksi-iskemi, kanama, hiperpireksi, önemli derecedeki asit-baz ve elektrolit denge bozuklukları, solunum ve dolaşım yetersizlikleri bulunur. Kernikterusta indirek bilirubin mitokondriyal hasar yapar, nöron ve astrositler için toksiktir. Hiperbilirubinemi, bazal ganglionlar, serebellar ve beyin sapındaki işitme çekirdeklerinin bilirubin toksisitesine maruz kalması koreoatetoz, distoni, tremor, spastisite ve rijidite ile seyreden diskinetik SP ye yol açar. Sensoriyonöral işitme kaybı yaygındır. Ek olarak mental retardasyon, mikrosefali olabilir Serebral Palsinin Klinik Sınıflandırması Serebral palside sınıflama nöropatolojik, etyolojik, klinik ve fonksiyonel kısıtlamanın şiddetine göre yapılabilmektedir. En sık kullanılan sınıflama motor bozukluğun vücuttaki dağılımı ya da bulgusuna göre yapılan sınıflamadır (Tablo2). 2 Serebral palsi tipleri ile ilgili tanımlamalar Tablo 3 te gösterilmiştir. Motor fonksiyon kaybının şiddetine göre yapılan sınıflama Palisano ve ark. tarafından düzenlenmiştir (Tablo 4). 27 Tablo 2. Serebral Palsinin Sınıflaması 2 1. Spastik Tip (% 75): Kuadriparetik, Hemiparetik, Diparetik, Monoparetik, Triparetik 2. Diskinetik Tip (% 10 15): Atetozis, Korea, Distoni. 3. Ataksik/Atonik Tip (nadir) 4. Mikst Tip (% 10 15) Tablo 3. Serebral Palsi Tipleri Ġle Ġlgili Tanımlamalar 2 Kuadriparetik: Dört ekstremitenin tutulması, parezi üstte daha belirgindir. Hemiparetik: Aynı taraf üst ve alt ekstremitede parezi varlığı Monoparetik: Tek ekstremitenin tutulması Tripleji: Üç ekstremitenin tutulması Korea: Ekstremitelerin proksimalinde irregüler yüksek amplitüdlü, sıçrayıcı istem dışı hareketler Atetoz: Ekstremitelerin distalinde düşük amplütüdlü kıvrımsal istem dışı hareketler Distoni: Ekstremitelerin yüksek amplütüdlü, kıvrımsal dönüşüm yapan, yavaş istem dışı hareketlerdir. Genellikle omuz ve kalça adele gruplarını tutar. 7

17 Tablo 4. Gross Motor Fonksiyondaki Kısıtlamanın Derecesine Göre Yapılan Sınıflama 27 Seviye 1: Kısıtlama olmaksızın yürür; daha gelişmiş motor becerilerde kısıtlılık vardır Seviye 2: Yardımcı cihaz olmaksızın yürür; dışarıda ve toplum içinde yürürken kısıtlılık vardır. Seviye 3: Yardımcı hareket cihazları ile yürür; dışarıda ve toplum içinde yürürken kısıtlılık vardır. Seviye 4: Kendi başına yürürken kısıtlılık (desteksiz yürüyemez) vardır. Dışarıda ya kucakta taşınırlar, ya da motorlu, tekerlekli sandalye ile hareketleri sağlanır. Seviye 5: Yardımcı aletler, cihazlar kullanılsa bile kendi kendine hareketleri ileri derecede kısıtlıdır Serebral Palsinin Klinik Özellikleri Spastik Tip Serebral Palsi Serebral palsinin en sık rastlanan klinik formudur. Kas tonusu ve derin tendon reflekslerinde (DTR) artma, klonus, artmış germe refleksleri ve pozitif babinski refleksi ile karakterizedir. Primitif refleksler sona ermesi gereken zamanda sona ermez ve devam eder. Ekstremiteleri fleksiyonda tutma eğilimi vardır. Eklem kontraktürleri ve dislokasyonlar gelişebilir. Yüzeyel reflekslerin azalması, ince ve istemli hareketlerin ayırımında ve kontrolünde güçlük, artmış kas tonusunun maskelediği kas güçsüzlüğü mevcuttur. 2, Spastik Hemiparetik Genellikle kol bacaktan daha fazla etkilenir. Spastik hemiparetik SP nin % ı konjenitaldir; doğum öncesi, doğum sonrası vasküler inflamasyon ve travma sonucu nedenlere bağlıdır. Hemiparetik 3 5 aydan önce fark edilmez. Bir yaştan önce erken el tercihi olması ve yakalama refleksinin tek taraflı devam etmesi kuşkulandırabilir. Başlangıçta ilk bulgu tutulan ekstremitede hipotoni olabilir. Çocuklarda hemiparetik postür yaklaşık iki yaşında yerleşir (el, dirsek ve dizde fleksiyon, ayakta ekin pozisyonu). 2,28 Yürümeye başlandığında tutulan tarafta parmak ucuna basarak ve oraklayarak yürürler. Piramidal tutuluşa bağlı olarak hemiparetik tarafta tonus, DTR artmıştır, babinski ve klonus (+) olabilir. Oturma gecikmez, yürüme gecikir. Elde objeleri kavramada ve ince motor becerilerde güçlük vardır. Hastaların 2/3 ünde sol hemisfer etkilenmiştir ve perinatal strok solda daha sık görülür. Fasiyal tutulum nadirdir. 2,16 İnfantil hemiparetik hastaların % 28 inde mental retardasyon vardır. Mental retardasyon epilepsi ile ilişkilidir. Spastik hemiparetik hastaların 1/3 ünde nöbet 8

18 görülür. En sık görülen patoloji orta serebral arter tıkanıklığına bağlı infarkttır. Miadında doğan SP lilerin % 44 ünde, prematürlerin % 9 unda görülür. Miadında doğan bebeklerde konjenital hemiparetik SP nin en sık nedenleri doğum öncesi dönemdeki arteriyal iskemik lezyonlar, annedeki hemodinamik bozukluklar, plasenta embolileri, fetal dolaşım anormallikleri ve ikizden ikize transfüzyon; postnatal infantil hemiparetik SP nin ise doğum sonrası vasküler inflamasyon, perinatal asfiksi, kanama, polisitemi, dehidratasyon, trombofilik koagülopatidir. Prematürlerde neden çoğu kez asimetrik PVL dir Spastik Kuadriparetik Spastik SP nin en ağır tipidir. Genellikle düşük doğum ağırlıklı term infantlarda serebral disgenezi veya infeksiyon gibi prenatal nedenlerle birlikte görülür. 29,30 Ağır olgularda ileri yaşlarda spastisiteye bağlı eklem kontraktürleri gelişebilir. Ekstremitelerde vazomotor değişiklikler görülür. Erken süt çocukluğu döneminde opustotonik postur ve ilkel reflekslerin kaybolmadığı gözlenir. Bebeğin kafasını hareket ettirdiğinde deserebre rijiditeye benzer postur (kafayı geri atma, kol ve bacakların ekstansiyona geçmesi ) oluşur. Eller yumruk şeklindedir. Ağır spastik SP de istemli hareket ya da bir uyaranla moro refleksine benzer ani istemsiz jeneralize ya da fokal kas kontraksiyonları görülebilir ve çoğu kez konvülsiyonla karıştırılabilir. 2 Hastaların % 50 sinde jeneralize nöbet görülür. 16 Vizüel ve vizyomotor bozukluklar daha sıktır. Mikrosefali, konuşma bozukluğu ve strabismus görülür. Kortikobulbar yolların tutulması ile (psödobulbar palsi) yutma ve konuşma güçlüğü, orafaringeal kaslardaki yetersizlik nedeniyle beslenme güçlüğü, aspirasyon pnömonisi ve malnutrisyon sıktır. Aşırı spastisite nedeniyle kalça çıkığı ve asetabuler patoloji gelişebilir Spastik Diparetik Alt ekstremitelerde üstten daha fazla spastisite ve motor kayıp görülür. En sık preterm bebeklerde görülür. Ayaklarda ekinavarus pozisyonu vardır. Hastalarda tipik diparetik yürüyüş biçimi gelişir (kalçada, dizde yarı fleksiyon ve addüksiyon, ayak bileğinde ekinovarus pozisyonu). Alt ekstremitelerde vazomotor bozukluklar görülebilir. Hafif olgular sadece parmak ucunda yürür. 2,16 Süt çocukluğu döneminde 9

19 koltuk altlarından tutup kaldırıldıklarında bacaklarda çaprazlama olması spastik diparetik SP için tipiktir. Erken süt çocukluğu döneminde ilk bulgu hipotoni olabilir ve ilk yılda spastisite yavaş gelişebilir. Bacaklardaki ekstansiyon nedeniyle ara bezi değiştirmede güçlük, anormal emekleme (göbeğine dayanıp kolları öne çekerek ya da tavşan gibi zıplayarak) görülebilir. Spastik diparetik hastaların % 45 inde strabismus ve görme azlığı, % 25 inde konvülsiyon görülür, mental retardasyon nadirdir. 2 Spastik diparetik hastaların beyin MRG sinde sıklıkla periventriküler lökomalazi ve değişik derecelerde ventriküler dilatasyon görülür Diskinetik (Ekstrapiramidal) Serebral Palsi Ekstrapiramidal SP anormal kas tonusu, otomatik hareketlerin koordinasyonunda, istemli hareketlerin organizasyonunda ve postural kontrolde bozuklukla karakterizedir. Ekstrapiramidal tipte çocuk yenidoğan döneminde hipotoniktir. Hareket bozukluğu 1 3 yaş arasında ortaya çıkar. Ciddi etkilenmiş çocuklarda hipotoni daha uzun sürer. Üst ekstremite tutulumu daha fazladır. Stres ve amaca yönelik hareket yapmaya çalışıldığında anormal hareket şekilleri (atetozis, korea, ballismus, distoni) artış gösterir, yorgunluk ve diğer faktörlere bağlı olarak günün her saatinde durum farklı olabilir. 16,31 Uyurken kas tonusu normal olup, istemsiz hareketler yoktur. Derin tendon refleksleri normal veya hafif artmıştır. Asimetrik tonik boyun refleksi kaybolmaz. Genel görünüşleri, harekete teşebbüs ettiklerinde anormal adele kasılmaları, yüz buruşturma hareketleri karakteristiktir. Konuşma; yüz, larinks ve farinks kaslarının tutulmasından dolayı bozulmuştur. Konuşma başladıktan sonra değişik hızlarda patlar tarzda kelimeler söyleyerek devam eder. 2, Koreoatetoik SP Atetoz ve koreiform hareketlerin kombinasyonudur. Asfiktik ve bilirubin ensefalopati öyküsü olanlarda görülür. Koreoatetoik istemsiz hareketler ve yüz kaslarındaki koordinasyon bozukluğu nedeniyle anormal mimikler gözlenir. Dudaklar, dil, damak ve solunum kaslarındaki inkoordinasyon nedeniyle dil ve konuşma becerilerinde gerilik, oromotor becerilerin bozukluğu nedeniyle salya akması ve yutma 10

20 güçlüğü görülür. Atetoik hareketler bir yaştan sonra objeye uzandığında parmakların istemsiz açılması şeklinde görülür. Konuşma becerilerinde gerilik saptanır. Lisan becerilerindeki gecikme ve kaba motor gerilik nedeniyle yeterli iletişim kurulamaz. Etyolojide hiperbilirubinemi olduğunda çocukların % 50 sinde sinirsel tip işitme kaybı saptanabilir. % ında konvülsiyon, 1/3 ünde strabismus saptanır Distonik Serebral Palsi Daha nadir, ancak daha ağır bulgu verir. Kas tonusu artmıştır. İstemli hareketle artan yavaş torsiyonel (gövdenin bükülmesi gibi) kasılmalar ve anormal duruş gözlenir. İstemsiz hareketler daha çok gövde kasları ve ekstemitelerin proksimalinde etkilidir. Boyunda ve kafada yavaş ve kalıcı distonik duruş görülebilir. 2,16 Distonik SP sıklıkla perinatal akfiksisi olan düşük doğum ağırlıklı bebeklerde de görülür. Bu hastalarda korteks ve bazal ganglionlar birlikte tutulur. Beynin patoloik incelenmesinde kaudat nükleusta kistik değişiklikler, putamende kanama görülebilir. Venöz konjesyon ve obstrüksiyon, status marmoratus (mermer görünüm) görünüme yol açar. Koreoatetozlu çocuklarda kortikospinal yollara ait bulgular belirgindir. Mikroskobik incelemede kortekste yamalı nekroz ve venöz kojesyon ventrikül dilatasyonu ve beyaz cevher kaybı görülür. 2, Ataksik/Atonik Serebral Palsi Çok nadirdir. Ataksik SP, motor gerilikle birlikte serebellar bulgular olduğunda düşünülmelidir. Özellikle yürürken belirginleşen koordinasyon bozukluğu vardır. Erken aylarda hipotoni görülebilir. Çocuk oturtulmaya çalışıldığında gövde ataksisi ve kas inkoordinasyonu görülür. Motor gerilik bir yaşa kadar belirgin olmayabilir. 2 3 yaştan sonra tonus düzelir, ancak ataksi belirginleşir. Nörolojik muayenede nistagmus, dismetri, hipotoni ve geniş tabanlı yürüme ve romberg bulgusu saptanır. İnce motor becerilerde gerilik vardır. Yürüme 3-4 yaşa kadar gecikebilir. 2 Ataksik SP deki patoloji çok iyi anlaşılamamıştır. Etyoloji heterojendir. Birçok vakada erken prenatal nedenlere bağlıdır. Bazı vakalar genetik nedenlidir. Serebellar hipoplazi, granül hücre defekti ve Joubert sendromu gibi otozomal resesif durumlar gözlenmiştir. 32,33 Otozomal dominant form progresif olmayan ataksi olarak tarif 11

21 edilmiştir. Serebellumun konjenital hipoplazisi ve saf ataksi nadir gözlenir. 28,34 Doğum öncesi nedenler (gelişimsel serebellar bozukluklar) rol oynayabilir. Çocukluk çağında ataksi ile birlikte giden diğer bozukluklardan ayırtedilmesi gerekir, MRG çoğu kez normal bulunur. 2 Atonik SP nin patofizyolojisi bilinmemektedir. Hipotoni ve alt ekstremitelerde güçsüzlük vardır. Çoğu kez hipotoniden sonra diskinetik SP gelişebilir. Birçok hastada serebral disgenezi, mikrosefali ve derin mental retardasyon vardır. Gelişim ileri derecede geridir, etkilenmiş çocuklar ayakta duramaz veya oturamazlar. 2, Mikst Tip Serebral Palsi Spastik ve koreoateoik, bazen de ataksik SP bulgarının bir arada olduğu tiptir. Spastik kuadriparetik SP de sıklıkla değişik derecelerde koreoatetoik bulgular olabilir. Daha nadir ise koreoatetoik tipte spastik özellikler bulunabilir. 2, Serebral Palsi Ġle Birlikte Bulunan Diğer Bozukluklar Serebral palside temel bozukluk motor gerilik olmasına karşın beyindeki zedelenme sadece motor alanla sınırlı olmaz. Hareket sistemi dışında sinir sistemi ile ilgili diğer bozukluklar da görülebilir. Bunlar arasında epilepsi (1/3 1/2 sinde), mental retardasyon (% 65 inde), oral-motor yetersizlik, malnütrisyon, vizüel ve vizyomotor bozukluklar (% 50 80), işitme azlığı, kronik akciğer sorunları, dil ve konuşma bozuklukları, davranış bozuklukları, uyku bozuklukları, ortopedik bozukluklar ve üriner sistem sorunları sayılabilir. Bu bozuklukların saptanıp tedavi edilmesi SP li çocukların gelişimini de olumlu etkiler. 35,36 Nöbet başlama yaşı genelde ilk iki yıldır. En sık görülen nöbet tipi sekonder jeneralize olan parsiyel nöbetlerdir. Nöbetli SP tiplerinde nöbetsizlere göre mental retardasyon daha sık gözlenir Serebral Palside Tanı ve Değerlendirme Serebral palsi, bir klinik sendromdur. Tanıda motor disfonksiyonu ve buna bağlı olarak postür bozukluğunun bulunması esastır. Buna ilaveten motor gelişim basamaklarında gecikme, primitif reflekslerin sona ermesi gereken zamanda sona ermemesi, paraşüt refleksi gibi koruyucu reflekslerin ortaya çıkmasında gecikme ve 12

22 bazı hastalarda patolojik refleks mevcudiyeti ile tanı konur. Lezyon statiktir, ancak fonksiyon kaybı zaman içinde azalabilir veya artabilir. Yine SP denebilmesi için lezyonun SSS nin gelişim döneminde meydana gelmesi gerekir. 2,16 Doğumda klinik bulgular yoktur, spastik tipte 3-4. aylarda, ekstrapiramidal tipte ise 6 18 aylar arasında ortaya çıkar. 2 Ġlk 6 ayda SP için erken belirtiler Ģunlardır. 2,38 Tiz sesle ağlama, letarji, emme, yutma güçlükleri Dil ile gıdaları dışarı itme Gülmenin gecikmesi Spontan motor aktivite anomalileri Anormal tonus ve duruş İlkel reflekslerin kaybolmaması Gelişim basamaklarına geç ulaşma Altı aylıktan sonra ise motor geriliğin saptanması ve uyarıcı diğer bulgular Ģunlar olmalıdır. 2,38 Gelişim basamaklarına ulaşmada gecikme İlkel reflekslerin kaybolmaması El tercihinin olması Anormal hareket paterni Gövde ataksisi olması Parmak ucuna basma W pozisyonunda oturma İstemsiz hareketler Spastisite, DTR artması, patolojik refleksler Serebral palsi tanısı klinik değerlendirme ile konulur Serebral palsi tanısında özgün bir laboratuvar tetkiki yoktur. Tetkikler etyoloji ve prognozu belirleme, tedaviye katkı sağlama ve ayırıcı tanıda yardımcı olabilir. 2,39,40 (Tablo 5 ) 13

23 Tablo 5. Serebral Palside Laboratuvar Ġnceleme 2 1.Rutin Önerilenler - Kan-idrar aminoasitleri - Transfontanel ultrasonografi - MRG - İşitme testi - Görme muayenesi - Yutmanın değerlendirilmesi - Dil-konuşma değerlendirilmesi 2. Bulguya Göre Önerilenler - EEG - Metabolik/Genetik çalışma - Koagülasyon testleri - Nöropsikolojik testler - EMG, kas enzimleri, TORCH, Tiroid fonksiyon testleri Görüntüleme Serebral palside beyin MRG si ile % 89 patoloji gösterebildiği için SP kuşkusu olan her çocukta, eğer yenidoğan döneminde USG ya da MRG yapılmamışsa, MRG yapılmalıdır. 41,42 Risk etmenleri olan ya da nörolojik bulgu saptanan yenidoğanlarda ya da prematürelerde ilk haftalarda uygulama kolaylığı olduğu için fontanelden USG yapılabilir. MRG prematürelerde % 99, miadındaki bebeklerde % 92 anormal bulunur Serebral palsi tiplerindeki değişik etyolojiye göre MRG bulguları farklılık gösterir. 2 Ayrıca herhangi bir tip SP de SSS ye ait malformasyonları MRG de (kortikal displazi, polimikrogiri, korpus kallosum agenesisi, araknoid kist, serebellar hipoplazi, hidrosefali) görüntülemek mümkündür Serebral Palside Ayrıcı Tanı Serebral palside hafif motor disfonksiyonlarda yaş ilerledikçe motor disfonksiyon düzelebilir, ya da motor fonksiyon ileri derecede olup çocuğun hareketini kısıtlıyorsa ve yeterli fizik tedavi uygulanmazsa bulgular belirginleşerek postur ve hareket bozukluğu, ikincil kontraktürler, kalça çıkığı, kifoskolyoz gelişebilir. Bu nedenle beynin erken gelişme döneminde SP ye benzeyen nörodejeneratif ya da metabolik hastalıklardan ayırt edilmesi önem arzeder. Ayrıcı tanıda SP ile karışan bozukluklar Tablo 6 da gösterilmiştir. 2 14

24 Tablo 6. Serebral Palsi ile KarıĢan Bozukluklar 2 Yavaş ilerleyen nörodejeneratif hastalıklar Ataksi ile giden herediter hastalıklar (Örnek: Ataksi Telanjiektazi, Freidreich Ataksisi, vs.) Nöromüsküler hastalıklar Spinal kord lezyonları ve konjenital malformasyonları Genetik bozukluklar (Örnek: Herediter spastik paraparetik) SSS malformasyonları Brakiyal pleksus zedelenmesi, periferik sinir hastalıkları Serebral Palside Tedavi Serebral palsinin kesin tedavisi yoktur. Tedavinin amacı motor işlevi arttırmak ve gelişebilecek ikincil kusurları önlemektir. Tedavide günlük etkinliklerin yapılabilmesi için kasların güçlendirilmesi, istemli hareketin kontrolü, vücut dengesinin sağlanması, spastisitenin azaltılması, istemsiz hareketlerin baskılanması ile en üst motor kapasiteye ulaşılması ve yaşam kalitesinin bozan ek sorunların giderilmesi amaçlanır. 44 Motor gerilikle birlikte mental retardasyon, epilepsi, görme-işitme sorunları, konuşma, beslenme güçlüğü gibi bozukluklar da bulunabileceği için tedavi programı her hastanın gereksinimine göre düzenlenmelidir ve bunun için ailenin de içinde olacağı ekip çalışmasının önemi büyüktür. 2 Bu ekipte çocuk nörolojisi uzmanı, çocuk hastalıkları uzmanı, fizyoterapist, konuşma terapisti, odyoloji uzmanı, özel eğitim uzmanı, psikolog, ortopedist ve diyetisyen bulunmalıdır. 2 Kas tonusu erken aylarda değişebileceği için serebral palside tedavi programı yaşa göre düzenlenmelidir. Serebral palside de yaşa göre tedavi programı aşağıdaki gibidir: 2,45 Ġlk 3 yaģta: Erken uyarılma prgramı, fizyoterapi, ortez, anormal refleks ve duruşun düzeltilmesi, nöromotor gelişimin attırılması 3 5 yaģta: Kontraktürleri azaltmak için kas germe ve eklem sınırını arttıran hareketler, ortez-protez, ilaç tedavisi 5 10 yaģ: Fizyoterapi/ortopedik cerrahi Ergenlerde: Fizyoterapi, özbakım becerileri, sekonder ağrının giderilmesi, psikoterapi 15

25 Fizyoterapi Fizyoterapinin amacı varolan nöromotor kapasitenin en üst düzeye çıkarılması, kontraktürlerin önlenmesi ve günlük yaşamda bağımsızlığın sağlanmasıdır. Çocuğun yaşına göre yeteneklerini fark etmesi, çevreyi tanıması, özbakım becerilerinin kazandırılması sağlanır. 2, Spastisite Tedavisi Spastisite tedavisinin amacı motor işlevi en üst düzeye çıkarmak, kontraktür ve ağrı gibi ikincil sorunları azaltmaktır. Spastisitenin negatif (güçsüzlük ve beceri kaybı) ve pozitif (kas tonusunun artması, hiperrefleksi ve fleksorspazm) belirtileri vardır. 2 Spastisite tedavisinin zamanlanması çok önemlidir. Çocuğun yaşı, eşlik eden diğer bozukluklar dikkate alınmalıdır. Yorgunluk, kaygı, hormonal değişikler, uykusuzluk, hareketsizlik, idrar yolu enfeksiyonu, üst solunum yolu enfeksiyonu, spontan kırıklar spastisiteyi arttıran etmenlerdir. Spastisite 6 yaşna kadar fizyoterapi uygulamaları, ortez-protez, ağızdan alınan ilaçlar ve kas içine botulinum toksini verilerek azaltılabilir. Yürümenin olgunlaşması ile 6 yaştan sonra ortopedik yaklaşımlar uygulanır. 2, Ağızdan Ġlaç Tedavisi Spastisiteyi azaltmada yardımcı olmasına karşın kas güçsüzlüğü ve inkoordinasyonda az etkilidir. Spastisite tedavisinde kullanılan ilaçlar: Benzodiazepinler: Santral etkili kas gevşeticidir. Pre ve postsinaptik GABA-A benzodiazepin reseptörlerine bağlanarak GABA nın postsinaptik etkisini arttırır. Spinal kord ve supraspinal düzeyde de etkilidir. Spastisiteyi ve kuadriparetik SP de görülen istemsiz kas spazmlarını önlemede yararlıdır. Yan etkileri uykuya eğilim, salya akması, konstipasyon, kilo artışıdır. 2,46 Baklofen: GABA-B reseptör antagonistidir. Beyin sapı ve spinal kord arka boynuzunda etkilidir. Distonik hastalarda daha yararlıdır. Kaslarda gevşeme ve sedasyona neden olur. Yan etkileri, uykuya meyil, ortostatik hipotansiyon, baş dönmesi, ataksi, halsizlik ve ani kesildiğinde epileptik nöbetlerdir. 2,46 16

26 Ġntratekal Baklofen, fizyoterapi ve ağızdan ilaç tedavisinin yetersiz olduğu, yaygın spastisite nedeniyle dik duramayan, yürüme güçlüğü çeken hastalarda uygulanan yöntemdir. İntratekal bağlantısı olan bir infüzyon pompası deri altına yerleştirilerek belirli aralıklarla baklofenin spinal subaraknoid aralığa salınması sağlanır. Baklofen doza bağımlı olarak spastisiteyi azaltır. Oral baklofene göre sedasyon, halsizlik, baş dönmesi daha azdır. Kateterin katlanması, yerinden çıkması, enfeksiyon gibi komplikasyonlar görülebilir. Maliyeti yüksek olduğu için uygun hastalar seçilmelidir. 2,47 Dantrolen Sodyum: Doğrudan kas üstüne etkilidir. İskelet kasında kalsiyumun sarkoplazmik retikuluma girmesini önleyerek antispastik etki yapar, ayrıca halsizlik uyku, iştahsızlık, ishal, kusma gibi yan etkileri vardır Botulinum Toksini Botulinum toksini kas-sinir kavşağından asetilkolin salınımı baskılayarak kas sinir iletimini bozar. Kaslarda paralizi yaparak spastisite ve distoniyi azaltır. Botulinum toksini enjeksiyonlarının yararları; ağrılı kas spazmlarının azaltma, düzgün yürümeyi sağlamak, fizyoterapinin uygulanmasını kolaylaştırmak, cerrahiyi geciktirmek, cerrahinin yararlı olup olmayacağını önceden belirlemek, alçılama ve atel değişimini azaltmak şeklinde özetlenebilir. Botulinum toksininin hangi hastalara uygulanacağını belirlemek, yan etkilerin değerlendirmek için ekip çalışması yapılmalı ve endikasyon uzmanların ortak kararına göre konmalıdır. Deformite olasılığı olan az sayıdaki kas guruplarına (fokal spastisite) uygulandığında daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Spastisite sadece alt ya da üst ekstremitede ya da tek ekstremitede olduğunda (örneğin hemiparetik, spastik diparetik gibi) yararlanma olasılığı daha yüksektir. Botulinum toksinin kas kitlesi içine kolayca enjekte edilebilir. Dozu çocuğun yaşı, kas hacmi ve spastisite derecesine göre 4-10 Ü/kg a kadar arttırılabilir. Yan etkileri azdır. Nadiren kas güçsüzlüğü, kramplar, ağrı, koordinasyon bozukluğu yapabilir. Botulinum toksini spastisiteyi geçici olarak azaltır. Bu nedenle 3 6 ay ara ile doz tekrarlanmaktadır. Bir aydan kısa sürede tekrarlanırsa antikor oluşabilir. 2,49 17

27 Selektif Dorsal Rizotomi Spastisitede kalıcı düzelme sağlar. Lumbal 2 ile sakral 2 arasındaki sinir kökleri EMG ile uyarılarak kas grupları saptandıktan sonra sinirlerin çoğunluğu kesilir. Böylece uyarının kaslara gitmesi önlenerek spastisite azaltılır. Bu tedavi alt ekstremitede spastisitesi olan, diğer yöntemlerden yarar görmeyen ve yürüyebilen, spastik diparetik olan 4 8 yaştaki çocuklarda uygulanmaktadır Ortopedik YaklaĢım Yoğun fizyoterapi uygulanmasına karşın spastik SP li çocukların yarısında ortopedik cerrahi girişim gerekebilir. Özellikle yürüyemeyen kuadriparetik SP li çocuklarda spastisiteye ikincil kalça çıkığı, eklem kontraktürleri, skolyoz, kifoz gelişebilmektedir. Tendon, kas, kemik ve yumuşak dokuda gelişebilecek bozukluklar için SP de 2 tip cerrahi operasyon uygulanır: a) Kas-tendon uzatma ya da serbestleştirme, tenotomi vb gibi b) Kemik ve yumuşak dokuya uygulanan cerrahi girişimler (büyük çocuklarda deformitelerin tedavisi için) Cerrahiden sonra da yoğun fizyoterapi programına devam edilmelidir. Çocuklarda yürüme 6 yaşa kadar olgunlaştığı için 6 yaş altında cerrahiden kaçınılmalıdır. Ancak kalça çıkığı vb. gibi bazı komplikasyonlar geliştiğinde 6 yaşa kadar beklenmemelidir. 2, Tıbbi Tedavi Epilepsi olanlarda antikonvülzif ilaç tedavisi verilir, mental retardasyonu varsa zeka düzeyine uygun özel eğitim olanaklarından yararlanması sağlanır. Görme, işitme ile ilgili sorunlara yönelik tedavi uygulanır. Artikülasyon bozukluğu için konuşma terapisi uygulanır. 2 Serebral palside malnütrisyon çok önemli bir sorundur. En önemli nedeni yetersiz gıda alımıdır. Diyet uzmanları ile birlikte beslenme düzenlenir, yutma güçlüğü nedeniyle katı gıdaları alamayan çocuklara besinler uygun kıvamda verilmelidir. Gastroözefageal reflüsü varsa uygun pozisyonda beslenmeli, motilite düzenleyiciler verilmelidir. Bu yöntemlerden yararlanmayan çocuklarda nazogastrik uygulama ve ağır 18

28 hastalarda gastrostomi yapılabilir. Salya akması varsa antikolinerjikler, örneğin skopolamin 5 mg/gün verilebilir. Serebral palsili çocukların diğer engellilerde olduğu gibi ev ve çevre koşullarının düzenlenmesi için önlemler alınması gerekmektedir Serebral Palside Prognoz Serebral palsinin prognozu SP tipine, şiddetine eşlik eden mental retardasyon, epilepsi, malnütrisyon gibi bozukluklara ve rehabilitasyon olanaklarından yararlanma durumuna göre değişebilir. Hastaların çoğu erişkin yaşa kadar yaşayabilir. İngiltere de SP li çocukların yirmi yıllık yaşam süresi % olarak tespit edilmiştir. 51 Dirençli epilepsi gelişmesi prognozu olumsuz etkileyebilir. Bu çocuklardaki yürüme olasılığı motor işlev kaybının derecesi, SP tipi ve gelişim basamaklarına ulaşma yaşına göre önceden tahmin edilebilir. Ne kadar fazla ekstremite etkilenirse prognoz o kadar kötüdür. Örneğin kuadriparetik ve diskinetik SP de prognoz hemiparetik ve diparetik SP ye göre daha kötüdür. Yürüme için en iyi belirleyiciler 2 yaşa kadar desteksiz oturma ve ilkel reflekslerin 18 aya kadar kaybolmasıdır. Genel olarak 9 aya kadar boyun kontrolünü kazanan, 24 aya kadar desteksiz oturabilen, 30 aya kadar emekleyebilen çocukların yürümesi beklenir. Buna karşın 20 aya kadar boyun kontrolü olmayan ve 4 yaşına kadar desteksiz oturamayanların yürüme olasılığı çok düşüktür. Spastik diparetiklerin % 50 si 3 yaşa kadar yürüyebilir, ancak yürüyüş anormal olup yardım gerekebilir. Spastik kuadriparetiklerin % 25 i bağımlıdır, % 35 i 3 yaşta yardımla yürüyebilir. Mental retardasyon eşlik ediyorsa yaşam süresi kısalabilir. Spastik hemiparetik SP de başka sorun yoksa 2 yaşta yürüyebilir. Diskinetik SP de atetoza spastisite eşlik etmiyorsa ve 2 yaşta desteksiz oturabiliyorsa yürüme gerçekleşebilir. Buna karşın asimetrik tonik boyun refleksi ya da moro refleksi kaybolmayan, paraşüt refleksi gelişmeyen çocuklar yürümeyi öğrenemezler. 2, Epilepsi Tanım: Değişik nedenlerle beyinde nöronal hücrelerin anormal elektriksel boşalımı ile ortaya çıkan epizodik serebral disfonksiyondur. Epileptik atak bir hastalık 19

29 olmayıp, farklı etkenlere bağlı bir semptomdur. Klinik ve elektriksel bulgular olayın başladığı ve yayıldığı lokalizasyona göre ayrıcalık gösterir. Nöbet sırasında görülebilen bilinç kaybı, anormal duyusal veya motor aktivite (tonik veya klonik kasılma), vejetatif ve entellektüel fonksiyon bozukluğu, tekrarlayıcı nitelikte (paroksismal) ise epilepsi terimi kullanılır. 53 Konvülsiyonlar, sürekli (tonik) ya da kesintili (klonik) istemsiz kas kontraksiyonları ile giden ataklardır. Spesifik bir mekanizmayı belirtmez. Her konvülsiyon epilepsi olmadığı gibi, epileptik atakların bir kısmı da konvülsiyon ile seyretmeyebilir. İnsan beyni bazı presipitan faktörlerle nöbet oluşturabilir. Özellikle çocuklarda SSS dışındaki bazı metabolik değişiklikler epileptik nöbeti uyarabilir. Epilepsi ise, çocuklarda iki veya daha fazla provoke edilmemiş nöbet geçirdikten sonra veya tek provoke olmayan nöbet geçirmesine rağmen tekrarlama riski yüksek ise tanımlanabilir. Provoke edilmemiş teriminden eş zamanlı hastalık, ateş, akut metabolik bozukluk (hipoglisemi, hipokalsemi gibi) veya akut beyin hasarlanmasının olmaması ima edilir Epileptik Nöbetlerin Sınıflandırılması Epileptik nöbetlerin ilk sınıflandırması Uluslararası Epilepsiyle Savaşım Birliği (ILAE) tarafından 1969 yılında kabul edilmiştir. Bu ilk sınıflandırma, 1981 yılında yeniden düzenlenmiş olup, bazı anlaşmazlıklar olmakla birlikte, günümüzde halen kullanılmaktadır (Tablo 7). Bu sınıflandırmada bir öncekinden farklı olarak sadece klinik nöbet tipi, iktal ve interiktal EEG bulguları kriter olarak alınmıştır. Parsiyel nöbetlerin basit ve kompleks olarak ayrımı, bilinç bozulması esasına dayandırılmıştır

30 Tablo 7. Epileptik Nöbetlerin Klasifikasyonu (ILAE 1981) 54 1-Parsiyel (Fokal, lokal) Nöbetler A. Basit parsiyel nöbetler (BPN) 1. Motor semptomlu a. Fokal motor b. Jacksonian c. Versif d. Postural e. Fonotuvar 2. Somotosensoryel veya Özel Duysal Semptomlu a. Somatosensoryel b. Vizüel c. Odituvar d. Olfaktör e. Gustatör f. Vertijinöz 3. Otonomik Semptomlu 4. Psişik Semptomlu a. Disfazik b. Dismnezi c. Kognitif d. Affektif e. İllüzyonlar f. Yapısal halüsinasyonlar B. Kompleks parsiyel nöbetler (KPN) 1. BPN Ardından bilinç kaybı a. BPN bulguları şeklinde başlayan b. Otomatizma olmayan 2. Başlangıçta bilinç kaybı a. Sadece bilinç kaybı olan b. Otomatizmalarla giden C. Parsiyel Nöbet Sekonder Jeneralize Nöbet (SJN) 1. BPN şeklinde başlayıp sekonder jeneralize olan 2. KPN şeklinde başlayıp sekonder jeneralize (SJ) olan 3. BPN KPN SJN 2. Jeneralize Nöbetler A. Absans Nöbetleri 1. Tipik Absans A. Sadece bilinç kaybı B. Hafif klonik komponentli C. Atonik komponentli D. Tonik komponentli E. Otomatizmalı F. Otonomik komponentli 2. Atipik Absans A. Miyoklonik Nöbetler B. Klonik Nöbetler C. Tonik Nöbetler D. Tonik-klonik Nöbetler E. Atonik Nöbetler 3. Sınıflandırılamayan Grup 21

31 2.4. Jeneralize Nöbetler Absans Nöbetler Eskiden petit mal olarak isimlendirilen absans nöbetlerinin ayırt edici özellikleri ani bilinç kaybı ile kendini göstermesi, süregelen aktivitenin kesintiye uğraması, boş bir bakış ve olasılıkla gözlerin yukarıya doğru kısa deviyasyonudur. Hasta konuşuyorsa konuşma yavaşlar veya kesintiye uğrar, yürüyorsa donup kalır, yemek yiyorsa lokma ağzında kalır. Hastalık 2 13 yaşları arasında ortaya çıkar, 6 7 yaşlarında pik yapar. Tipik absans nadiren 2 yaşından önce ve 10 yaşından sonra başlar. Otozomal geçiş gösterdiği ve poligenik faktörlerin etkili olduğu düşünülen bu nöbet türünün çok tipik bir EEG paterni vardır; 3 cyc/sn diken-yavaş dalga kompleks deşarjları bilateral senkron ve jeneralize olarak ortaya çıkar. Bu bulgu en iyi hiperventilasyon sırasında gözlenir. Tüm nöbet tiplerinin %10 undan azdır Tipik nöbetler de basit ve kompleks olarak iki gruba ayrılmıştır. Tipik basit absans; postüral tonusta değişiklik olmadan bilinç bozulmasıyla seyreder. Bu sırada hasta karşısındaki bir noktaya dalgın dalgın bakar, göz kapaklarında flutter tarzında hareketler ve ağız çevresinde hafif çekilmeler görülür. Bu hareketler 5 20 saniye, nadiren 30 saniye kadar sürebilir. Aynı gün içinde 50 ile 100 arasında absans nöbeti görülebilir. Nöbetlerin sonunda hasta aniden normale döner ve hiçbir şey olmamış gibi nöbet başlamadan önce yaptığı işe bıraktığı yerden devam eder. Postiktal konfüzyon ve halsizlik görülmez. Çocuk nöbet geçirdiğini farketmez. Çocuklar nörolojik ve mental yönden normaldir. Kompleks absans basit olanından daha sık görülür. Atipik absans nöbetler hem klinik, hem de EEG bulgusu olarak tipik absanstan farklıdır. Tonus değişiklikleri daha belirgindir. Başlangıç ve bitiş ani değildir. Elektroensefalografide 3 Hz lik deşarjlar yerine 2 2,5 Hz lik deşarjlar ortaya çıkar. Simetri düzgün olarak görülmez, hızlı aktivite ve düzensiz diken ve yavaş dalga kompleksleri veya diğer paroksistik değişiklikler görülebilir. Bazı vakalarda mental retardasyon (MR) ve tedaviye direnç vardır

32 Miyoklonik Nöbetler Miyoklonus, kısa süreli sıçrama tarzında ani, istemsiz kas kontraksiyonlarıdır. EEG de epileptik aktivite eşlik ediyorsa epileptiktir. Miyoklonik nöbet olarak isimlendirilir. Miyoklonik nöbet, vücudun bir veya her iki tarafındaki kol ve bacakta 1 3 sn süreli jerkler şeklinde hareketlerdir. Elektroensefalografide senkronize diken, çoklu diken deşarjlarla karakterizedir. Selim gidişli, herediter olabileceği gibi progresif nörolojik bir sendromun komponenti şeklinde veya ensefalopatik bozukluklar veya fokal beyin lezyonları zemininde de gelişebilir. 60, Jeneralize Tonik- Klonik Nöbetler (JTKN) Tonik ve klonik olmak üzere iki evresi vardır. Bilinç kapanması genelde tamdır. Bilinç kaybı fleksör ve ekstansör kasların kasılmasından oluşan tonik faz ile eş zamanlı başlar. Tonik fazda genelde sırt, boyun ve ekstremitelerde zorlu bir ekstansiyon mevcuttur. Hasta yere düşerken bazen kendini yaralar. Gözler açıktır, göğüs kaslarının kasılmasına bağlı bir çığlık duyulur. Hasta dilini ısırabilir, idrar ve gaita inkontinansı olabilir. Tonik faz tipik olarak saniye sürer. Klonik faz hızlı bir tremor ile başlar. Ekstremite ve gövdede yaygın jerkler görülür. Jerkler giderek azalır. Klonik faz tipik olarak saniye sürer. 62 Jeneralize tonik klonik nöbetlerde interiktal EEG normal olabilir veya değişik sıklıkta bilateral epileptiform deşarjlar görülebilir. İktal EEG de nöbet başlangıcında tonik fazla korelasyon gösteren bilateral senkron jeneralize diken börstleri görülür. Tonik fazın sonuna doğru diken dalga sıklığı giderek azalır ve yerini klonik faza eşlik eden bilateral senkron ve jeneralize yavaş dalga aktivitesine bırakır. Bu deşarjlar bitip klinik olarak nöbet sona erdiğinde EEG de de jeneralize voltaj supresyonu görülür Jeneralize Tonik Nöbetler Sadece tonik komponentin hakim olduğu nöbetlere denir. Genellikle 60 saniyeden kısa süreli nöbetlerdir. Ani ekstansör kas tonusu artışı ile karakterizedir. Genellikle boyun kaslarının kasılması ile başlar. Baş dik ve sabit bir pozisyon alır, gözler açılır, çene kilitlenir. Yüzün rengi solgunlaşır, ardından kızarır ve morarır. Bunu solunum ve abdominal kasların kasılması takip eder ki, bu da yüksek sesli bir çığlık ve 23

33 kısa süreli apneye neden olur. Postiktal bilinç kapanması, konfüzyon, yorgunluk ve baş ağrısı sık görülür. Tonik nöbetler tipik olarak uyku ile aktive olur. Uykunun non-rem fazında sıktırlar. 58, Jeneralize Klonik Nöbetler Jeneralize nöbet yalnızca klonik komponent şeklinde görülebilir ve jeneralize klonik nöbetler olarak adlandırılır. Tüm kas gruplarında görülebilirse de en fazla ekstremite, boyun ve yüz kaslarında görülürler. Genellikle asimetrik ve irregülerdir. Postiktal faz genellikle kısadır. Bazı jeneralize konvülzif nöbetler klonik faz ile başlar ve tonik faza geçer, böylece klonik-tonik-klonik nöbetler oluşur. 63, Atonik Nöbetler Kas tonusunda ani bir azalma, başın düşmesine, çenenin gevşemesine, bir ekstremitenin sarkmasına yol açabilir veya tüm kas tonusu etkilenerek ani yere düşmeye neden olabilir. Bu ataklar çok kısa süreli ise düşme atakları olarak isimlendirilir. Ciddi travma ile sonuçlanabilir. Tonik nöbetlerin aksine bu hastalar öne doğru düşerler. Bilinç kaybı çok kısa sürer. Genellikle statik veya progresif bir ensefalopati zemininde ortaya çıkar. 55,56, Parsiyel Nöbetler Basit parsiyel nöbetler ile kompleks parsiyel nöbetler arasındaki temel fark, bilincin açık olması veya bozulmasıdır. 57,65 Basit veya kompleks parsiyel nöbetlerin kaynaklandığı anatomik bölgeye göre (temporal, frontal, parietal ve oksipital lob) klinik belirtileri ve elektroensefalik bulguları değişkenlik gösterir Basit Parsiyel Nöbetler Basit parsiyel nöbetlerde görülen motor belirtiler klonik veya tonik olabilir, vücudun herhangi bir bölümünü tutabilir. Klonik motor nöbetler, motor homongulustaki vücut parçasının hacmi ile direkt ilişkili spesifik vücut bölgesini etkiler. Fokal klonik nöbetlerin çoğu yüz ve eli tutar. 24

34 Tonik motor nöbetler klonik olanlara göre daha az anatomik korelasyon gösterir. Bunlar genellikle gözler, baş ve bütün vücudun bir tarafa yavaş dönmesini içeren versif hareketlerdir. Ekstremitelerde asimetrik, distonik postür olabilir. Suplementer motor nöbetlerin klasik görünüşü bir kolda fleksiyon ile başın dönmesi ve diğer kolun ekstansiyonudur. Bunlar genellikle konuşmada duraklama veya ses çıkartma, bacak postürü ile birliktedir. Basit parsiyel nöbetlerde duyu semptomları negatif veya pozitif olabilir ve genellikle primer duyu korteksi civarındaki epileptik bir lezyonun varlığını gösterir. Pozitif vizüel semptomlar beyaz ve renkli parlak noktalar veya ışık çakmaları şeklindedir. Küçük skotomlar, görme alanı defektleri veya körlük şeklinde negatif vizüel semptomlar da olabilir. İşitsel semptomlar, sıklıkla lateral temporal lobtaki lezyonlarla birlikte olur. Tıslama, çınlama, vızıldama, seslerde artma, azalma şeklindeki pozitif semptomlar, nadir olarak da sağırlık şeklindeki negatif semptomlar görülebilir. Olfaktor semptomlar, anterior mezial temporal ve orbital frontal yapılardaki lezyonlarda görülür. İktal koku alma duyusu (parosmi) uygunsuz kokular şeklindedir. Anosmi nadiren görülür ve genellikle fark edilmez. Vertiginöz semptomlar, lateral temporal ve parietal lobların epileptojenik lezyonlarından oluşur. Hastalar hafif bir baş dönmesinden şikayet ederler. Otonomik semptomlar, temporal ve frontal lobların limbik yapılarının epileptiform deşarjları ile birliktedir. İktal otonomik semptomların en yaygın olanları abdominal huzursuzluk, bulantı, sıklıkla boğaza doğru yükselen huzursuzluk hissi (epigastrik yükselme), mide ağrısı, guruldama, geğirme, gaz çıkarma, kusma gibi gastrointestinal semptomlardır. Dismnezik semptomlar hafızadaki tecrübelerin unutulması, bilinenlerin tanınamaması (deja vu) veya yabancılaşması (jamais vu), geçmişteki bir olayı hatırlama, zorlu düşünme, geçmişteki epizodların hızla yeniden hatırlanması şeklinde olabilir. Kognitif semptomlar zaman duyusunda bozulma, rüya aleminde olma, depersonalizasyon, hoşnutsuzluk, değersizlik hissi, şiddetli bir depresyon şeklinde olabilir. 25

35 En yaygın iktal affektif semptom korkudur, sıklıkla uygun otonomik değişikliklerle birliktedir. Öfke, depresyon, ani gülme ve şaşkınlık şeklinde görülebilir. 66, Kompleks Parsiyel Nöbetler Şuur bozulması ile birlikte olan bütün parsiyel nöbetler kompleks parsiyel nöbet olarak adlandırılır. Bütün nöbet tiplerinin çocuk yaş grubunda % ı, yetişkinlerde % 55 ten fazlası kompleks parsiyel nöbetlerden oluşur. Tipik KPN lerin çoğunun kaynağı bir mezial temporal lobdaki epileptojenik odaktır. Bununla beraber bu tür nöbetler frontal lobun limbik kısmından, lateral temporal ve ekstratemporal non-limbik bölgelerden kaynaklanıp temporal limbik yapılara yayılma ile de ortaya çıkabilir. 67,68 Kompleks parsiyel nöbetler izole olarak gelişebileceği gibi çoğunlukla basit parsiyel nöbetlerden sonra gelişir. Kompleks parsiyel nöbetlerin klinik özelliklerini temel alarak, iki farklı tipten bahsedilmektedir. Tip I nöbetler en yaygın olanıdır. Sıklıkla bir duraklama reaksiyonu ve/veya hareketsiz donuk bakış ile başlar. Bunu, stereotipik otomatizmler (özellikle oroalimenter) takip eder. Bu peryot sırasında şuur büyük oranda bozulur. Tip II nöbetlerde ise duraklama reaksiyonu ve stereotip otomatizma görülmez, nöbet yarı amaçlı motor aktivite ile başlar. 67,68 Auralar, temporal lob kaynaklı KPN lerin % ında bildirilmiştir. Genelde epigastrik yükselme hissi şeklindedir ve temporobazal limbik yapıların tutulduğunu gösterir. Otomatizmalar, şuur bozulduğu anda ortaya çıkan, amaca yönelik olmayan istem dışı, otomatik motor hareketleri içerir. Spontan veya reaktif formda olabilen otomatizmler, iktal veya postiktal dönemde görülebilir. Otomatizmalar, stereotipi göstermeye meyillidir ve hastanın nöbetlerinin değişmez bir parçasını oluşturur. Spontan otomatizmlerin en yaygın örneği oroalimenter otomatizmlerdir (dudak emme, çiğneme, yutkunma gibi hareketler). Elbisenin toplanması, giyinme, soyunma veya objelerin yeniden düzenlenmesi şeklinde gestural, aniden ayağa kalkarak yürüme veya koşma şeklinde ambulatuvar, sürekli bazı kelime veya cümlelerin tekrarlanması şeklinde verbal, pelvik sıkıştırma ve masturbasyon şeklinde seksüel otomatizmler de görülebilir. Seksüel otomatizmlerin frontal lobla ilişkili olduğuna dair deliller vardır

36 Epilepsiler ve Epileptik Sendromların sınıflandırması 1989 da Uluslararası Epilepsi İle Savaş Ligi (ILAE) 54 tarafından yapılmıştır ve halen bu sınıflama kullanılmaktadır (Tablo 8). Tablo 8. Epilepsi ve Epilepsi Sendromların Sınıflaması 54 I) Lokalizasyon ile iliģkili (fokal, lokal, parsiyel) epilepsiler ve epileptik sendromlar A) Ġdiopatik (yaģa bağlı baģlangıçlı) 1. Sentrotemporal dikenli benign çocukluk çağı epilepsisi 2. Primer okuma epilepsisi B) Semptomatik 1. Çocukluk çağının kronik ilerleyici devamlı parsiyel epilepsisi (Kojewnikow sendromu) 2. Özel uyarılma yoluyla ortaya çıkan nöbetlerle karakterize sendromlar 3. Temporal lob epilepsileri 4. Frontal lob epilepsileri 5. Pariyetal lob epilepsileri 6. Oksipital lob epilepsileri C) Kriptojenik II) Jeneralize Epilepsiler ve Sendromları A) Ġdiyopatik (yaģa bağlı baģlangıçlı) 1. Benign neonatal ailesel konvülsiyonlar 2. Süt çocukluğunun benign miyoklonik epilepsisi 3. Çocukluk çağı absans epilepsisi (Piknolepsi) 4. Juvenil absans epilepsi 5. Juvenil miyoklonik epilepsi (İmpulsif petit mal) 6. Uyanma sırasında grand mal nöbetlerle karakterize epilepsi 7. Diğer jeneralize epilepsiler (yukarda tanımlanmamış) 8. Özel aktivasyon modelleri ile uyarılan nöbetlerle giden epilepsiler B) Kriptojenik veya semptomatik 1. West sendromu (infantil spazmlı) 2. Lennox-Gastaut sendromu 3. Miyoklonik astatik nöbetli epilepsi 4. Miyoklonik absanslı epilepsi C) Semptomatik 1.Nonspesifik etyoloji 2. Erken miyoklonik ensefalopati 3. EEG de baskılanma-boşalım (suppression-burst) ile giden erken infantil ensefalopati 4. Yukarda tanımlanmayan diğer semptomatik jeneralize epilepsiler 5. Özel Sendromlar (nöbetlerin hastayı getiren veya en belirgin bulgu olduğu hastalıkları içerir) III) Fokal mi jeneralize mi olduğu tam belirlenemeyen epilepsiler ve epileptik sendromlar A) Hem jeneralize hem fokal nöbetlerle olanlar 1. Neonatal nöbetler 2. Süt çocukluğunun ciddi miyoklonik epilepsisi 3. Yavaş uykuda devamlı diken-dalga aktivitesi ile olan epilepsi 4. Edinilmiş epileptik afazi (Landau-Kleffner Sendromu) 5. Yukarda tanımlanmayan, diğer belirsiz epilepsiler 6. Kesin jeneralize veya fokal özellikleri olmayanlar IV) Özel Sendromlar: Duruma bağlı nöbetler 1. Febril konvülsiyonlar 2. İzole nöbetler veya izole status epileptikus 3. Sadece akut metabolik veya toksik bir olay varlığında olan nöbetler 27

37 Serebral palsili hastalarda semptomatik gruba ve semptomatik-kriptojenik gruba ait nöbetler ortaya çıkar Tedavi Epilepsi tedavisinin amacı hastanın nöbetlerini kontrol altına almak, tıbbi ve psikososyal komplikasyonlardan uzak kaliteli bir yaşam sürdürmesini sağlamaktır. Tedavinin esasını antiepileptik ilaç tedavisi oluşturmaktadır. AEİ tedavisine dirençli olgularda ketojenik diyet, epilepsi cerrahisi ve vagus sinir uyarımı yöntemleri diğer tedavi seçenekleridir. 69, Antiepileptik Ġlaç Tedavisi: Genel olarak en az iki veya daha fazla nöbetten sonra AEİ tedavisi başlanır 71. Sadece tekrar riski yüksek olan hastalara ilk nöbetten sonra tedavi önerilir. Bu grupta önceden beyin hasarı ya da nörolojik bozukluğu (SP, mental gerilik...vs.) bulunanlar, ilerleyici nörolojik hastalığı olanlar ve EEG de belirgin patoloji saptanan olgular yer almaktadır. Antiepileptik ilaç seçimi, başta epileptik sendromun tipi, sınıflanamaz ise nöbetin tipi, ilacın etki ve yan etki profili, başka hastalık varlığı, başka ilaç kullanımı, hastanın yaşı, sosyo-ekonomik durum, hekimin ilaç deneyimi dikkate alınarak yapılmalıdır Epilepside Prognoz Çocuklarda epilepsi prognozu birçok faktöre bağlıdır. Bunlar arasında nöbet tipi, epileptik sendrom, hastanın yaşı, nöbet başlangıç yaşı, hastanın nörolojik durumu ve mental durumu, etyoloji, nöbet sıklığı, status epileptikus varlığı gibi birçok faktör sayılabilir. Epileptik sendromun semptomatik mi, idyopatik mi olduğu prognoz açısından önem arzeder. 72 SP li hastalardaki epilepsi prognozunda ise tüm hastalar semptomatik olduğu için belirleyici faktörler genel epilepsi popülasyonundaki hastalardan farklılık gösterebilir. 28

38 3. GEREÇ VE YÖNTEMLER Kasım Ekim 2009 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Nöroloji Polikliniği nde düzenli takibe gelen, serebral palsi ve serebral palsi+epilepsi tanılı hastalar bu çalışma kapsamına alındı. Serebral palsi tanısı, gelişmekte olan beyinde ilerleyici olmayan, statik, bir lezyonun neden olduğu motor disfonksiyon tanımı kriterine göre konuldu. 12 Serebral palsili hastalarda epileptik nöbetler genellikle ilk iki yaşta çıktığı için 8 ve epilepsi prognozunu belirleyebilmek amacı ile çalışmaya 3 yaş ve üzeri SP hastaları ile SP li epileptik hastalar alındı. Nörometabolik veya nörodejeneratif kökenli progresif ensefalopatiler, motor disfonksiyonu olmayanlar, serebral zedelenmeye 3 yaşından sonra maruz kalanlar çalışma kapsamından çıkarıldı. Hastalar iki gruba ayrıldı. Grup-I: 42 SP li hasta, Grup-II: 56 (SP+epilepsili) hasta. Her iki gruptaki hastaların yaş ve cins dağılımı: Grup I deki 42 olgunun 19 u (% 45,2) kız ve 23 ü (% 54,8) erkekti, yaşları 3 yıl ile 15 yıl arasında değişmekteydi (ortalama 7,7±3,3 yıl ). Grup II deki 56 olgunun 23 ü (% 41,1) kız ve 33 ü (% 58,9) erkekti, yaşları 3 yıl ile 16 yıl arasında değişmekteydi (ortalama 8,9±3,7 yıl). Grup I ve Grup II olgularının yaş ortalamaları arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05) (ġekil 1). ġekil 1. Grup I ve II deki cinsiyet dağılımı 29

39 Serbral palsi+epilepsili 56 olgudan bir veya daha fazla antiepileptik ilaç ile bir yıl ve daha uzun süre nöbet kontrolü olanlar iyi prognozlu, nöbet kontrolü olmayanlar ise kötü prognozlu olarak değerlendirildi. Her iki grubun demografik bilgileri, doğum ağırlığı, gestasyonel yaşı, yenidoğan dönemi nöbet öyküsü, anne-baba akrabalığı, ailede epilepsi öyküsü ailelerden ayrıntılı anamnez alınarak kaydedildi. Serebral palsi etyolojisi, serebral palsi tipi, motor-mental gerilik şiddeti belirlendi. Ayrıca serebral palsi+epilepsi grubunun nöbet tipi, nöbet başlama yaşı, kullanılan antiepileptik ilaçların adı, kullanım süresi ve dozu, interiktal EEG bulguları, nöbet kontrolü için geçen zaman ve nöbet kontrol süreleri kaydedildi. Nöbet tipi Uluslararası Epilepsi ile Savaş Derneği nin (ILAE) sınıflandırmasına göre belirlendi. 54 Prematürite 37. Gebelik haftasını tamamlamadan önce doğan bebekler olarak kabul edildi. 73 Çok düşük doğum ağırlığı, 1500 gram altında doğan bebekler olarak tanımlandı. 74 Tüm hastalara ayrıntılı sistemik ve nörolojik muayene, toplam zeka bölümü incelemesi (Standford-Binet Zeka Ölçeği veya Bayley Zihinsel, Motor ve Sosyal Ölçekler ile) ve SP etyolojisine yönelik laboratuvar tetkikleri (serebral bilgisayarlı tomografi veya MRG, TORCH enfeksiyonlarına ait seroloji gibi) yapıldı. Özellikle anne-baba akrabalığı olan hastalara kanda ve idrarda aminoasit kromatografisi, idrarda metabolik tarama, kanda laktik asit, kanda pürivik asit, Tandem Mass Spektrometre ile metabolik tarama, idrar organik asit tarama tetkikleri yapıldı. Serebral palsili hastalara ait nörolojik disfonksiyonun şiddetini belirlemek amcıyla Palisano Skorlaması kullanıldı 27. Tüm bilgiler yapılandırılmış hasta kayıt föyleri kullanılarak kayıt altına alındı. Hastanemiz Çocuk Nöroloji Polikliniği nde daha önce düzenli takibe gelen ve çalışmaya alınma kriterlerine uyan hastaların takibi normal tedavi seyri içerisinde en az üç yıla kadar uzatıldı. Hastayı çalışmaya almadan önce her aileden aydınlatılmış onam formu alındı. Grup II deki tüm hastalara interiktal EEG kaydı yapıldı. Kayıtlar için 10 kanallı EEG cihazı (Nihon-Kohden) kullanıldı ve yüzeyel elektrodlar uluslararası sistemine göre takıldı. Küçük çocuklara spontan veya sedasyonla sağlanan uykuda, diğerlerine uyanıkken çekim yapıldı. Bipolar ve referans montajlar kullanıldı. Kayıtlar, zemin aktivitesi ve patolojik aktiviteler açısından incelendi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı nda tıpta uzmanlık tez çalışması olarak yürüttüğümüz Serebral Palsili Hastalarda Epilepsi Beraberliğini ve Epilepsi 30

40 Prognozunu Etkileyen Faktörler başlıklı proje, araştırma etiği yönünden değerlendirildi; uygunluğuna etik kurulun tarihli birinci toplantısında, katılan üyelerin oybirliğiyle karar verildi Ġstatistiksel Analiz Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 17.0 paket programı kullanıldı. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sürekli ölçümlerse ortalama ve standart sapma (gerekli yerlerde ortanca ve minimum - maksimum) olarak özetlendi. Kategorik ölçümlerin karşılaştırılmasında Ki Kare test istatistiği kullanıldı. Gruplar arasında sürekli ölçümlerin karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t testi istatistiği kullanıldı. Univariate analizlerde önemli bulunan veya p değeri 0.1 in altında olan değişkenler kullanılarak prognozu etkileyen faktörleri belirlemek için multivariate yöntem olan lojistik regresyon analizi yapıldı. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alındı. 31

41 4. BULGULAR Prematür doğum öyküsü, düşük doğum ağırlığı, anne-baba akrabalığı ve cinsiyet parametrelerine ait yüzdeler yönünden gruplar arası farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p>0,05), yenidoğan dönemde nöbet varlığı ve ailede epilepsi öyküsü parametrelerine ait yüzdeler yönünden gruplar arası farkın ise anlamlı olduğu (p<0,05) saptandı. Yenidoğan döneminde nöbet öyküsü olanlarda epilepsi gelişme riskinin 8 kat daha fazla olduğu, (% 95 G.A.: 1,726-37,090), ailede epilepsi öyküsü olanlarda olmayanlara göre epilepsi gelişme riskinin 5,5 kat daha fazla olduğu bulundu (% 95 G.A.: 1,176 26,498) (Tablo-9) (ġekil 2, 3). Tablo 9. Ġncelenen Parametrelerin Gruplara Göre Dağılımı Özellik Grup I Grup II Sayı Yüzde Sayı Yüzde P Yenidoğan nöbet varlığı 2 4, ,6 0,003 Anne-baba akrabalığı 19 45, ,4 0,144 Prematür doğum öyküsü 14 33, ,6 0,662 Erkek cinsiyet 23 54, ,9 0,686 Ailede epilepsi öyküsü varlığı 2 4, ,2 0,021 Düşük doğum ağırlığı(<1500gr) 9 21,4 8 14,3 0,423 ġekil 2. YD dönemde nöbet varlığına göre hastaların gruplar arası karģılaģtırılması 32

42 ġekil 3. Ailede epilepsi öyküsü varlığına göre hastaların gruplar arası karģılaģtırılması Her iki gruptaki hastaların SP etyolojisi araştırıldı. HİE nin, Grup-I de % 45,1, Grup-II de % 46,4 ile en sık rastlanan neden, prematüritenin ise % 23,8 ve % 16,1 ile ikinci sıklıkta olduğu görüldü (Tablo 10). Tablo 10. Grup-I ve Grup-II deki Olguların Etyolojiye Göre Dağılımı. Etyoloji Grup I Grup II Sayı Yüzde Sayı Yüzde HİE 19 45, ,4 Prematürite 10 23,8 9 16,1 Kernikterus 6 14,3 1 1,8 SSS enfeksiyonu 1 2,4 4 7,1 İntrakraniyal kanama 2 4,8 7 12,5 SSS malformasyonu 1 2,4 4 7,1 Strok 2 4,8 3 5,4 Doğum travması 1 2,4 2 3,6 Çalışmaya alınan tüm serebral palsili olguların klinik sınıflamaya göre sınıflaması yapıldı. 41 i (% 41,8) spastik hemiparetik SP, 34 ü (% 34,6) spastik kuadriparetik SP, 21 i (% 21,5) spastik diparetik SP, 2 si (% 2,1) ekstrapiramidal SP idi. Her iki grup SP klinik tipi açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05) (Tablo 11). 33

43 Tablo 11. Grup-I ve Grup-II deki Olguların SP Tipine Göre Dağılımı. SP Tipi Grup I Grup II P Sayı Yüzde Sayı Yüzde Spastik Kuadriparetik 12 28, ,3 Spastik Hemiparetik 17 40, ,9 0,234 Spastik Diparetik 11 26, ,8 Ekstrapiramidal 2 4,7 0 0 Tüm hastalara zeka testi uygulandı. Sonuçlara göre hastalar her iki grupta normal, hafif MR, orta MR ve ağır MR olarak sınıflandırıldı. Hastalarda mental retardasyon varlığı ve derecesi açısından gruplar arası fark anlamlı bulundu (P<0,05). Grup II olgularının Grup I olgularına göre orta veya ağır mental retarde olma riski 4,020 kat (% 95 GA: 1,711 9,443) daha fazla bulundu (Tablo 12) (ġekil 4). Tablo 12. Grup-I ve Grup-II Olgularının ZB Skorlamasına Göre Dağılımı. ZB Grup I Grup II % 95 Güven Aralığı P Risk Ölçütü Skorlaması Sayı Yüzde Sayı Yüzde Alt Sınır Üst sınır Normal 12 28,6 7 12,5 Hafif MR 13 31,0 8 14,3 4,020 1,711 9,443 Orta MR 4 9, ,0 0,011 Ağır MR 13 31, ,2 ġekil 4. Grup-I ve Grup-II olgularının ZB skorlamasına göre dağılımı. 34

44 Tüm hastalar nörolojik disfonksiyonun şiddetine göre Palisano skorlaması kullanılarak seviye-l, seviye 2, seviye 3, seviye 4, seviye 5 olarak sınıflandırıldı. Grup I olgularının 13 ü (% 31) seviye 1 iken, Grup II olgularının 17 si (% 30,4) seviye 5 idi, her iki grup Palisano skorlamasına göre karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05) (Tablo 13). Tablo 13. Grup-I ve Grup-II Olgularının Palisano Skorlamasına Göre Dağılımı. Palisano Grup I Grup II P Skorlaması Sayı Yüzde Sayı Yüzde Seviye ,2 Seviye , ,0 Seviye ,3 5 8,9 0,760 Seviye 4 4 9,5 7 12,5 Seviye , ,4 SP li hastalarda epilepsi gelişimini etkilemesi muhtemel parametrelere ait tüm bulgular Tablo-14 te topluca görülmektedir. Tablo 14. Ġncelenen Parametrelerin Grup-I ve Grup-II Hastalarındaki Dağılımının Toplu Olarak Görünümü. Özellikler Grup I Grup II Sayı Yüzde Sayı Yüzde P Cinsiyet Erkek 23 54, ,9 Kız 19 45, ,1 0,686 Anne-baba akrabalığı Var 19 45, ,4 Yok 23 54, ,6 0,144 Doğum Ağırlığı <1500gr 9 21,4 8 14,3 >1500gr 33 78, ,7 0,423 Yenidoğan nöbeti Var 2 4, ,6 Yok 40 95, ,4 0,003 Ailede epilepsi öyküsü Var 2 4, ,2 Yok 40 95, ,6 0,021 Gestasyonel yaş >37GH 14 33, ,6 <37 GH 28 66, ,4 0,662 HİE 19 45, ,4 Prematürite 10 23,8 9 16,1 Etyoloji Kernikterus 6 14,3 1 1,8 SSS enfeksiyonu 1 2,4 4 7,1 İntrakraniyal kanama 2 4,8 7 12,5 0,199 SSS malformasyonu 1 2,4 4 7,1 Stroke 2 4,8 3 5,4 Travma 1 2,4 2 3,6 35

45 Tablo 14 ün devamı SP Tipi Spastik Kuadriparetik 12 28, ,3 Spastik Hemiparetik 17 40, ,9 Spastik Diparetik 11 26, ,8 Ekstrapiramidal SP 2 4,7 0 0 ZB Skorlaması Normal 12 28,6 7 12,5 Hafif MR 13 31,0 8 14,3 Orta MR 4 9, ,0 Ağır MR 13 31, ,2 Palisano Skorlaması Seviye ,2 Seviye , ,0 Seviye ,3 5 8,9 Seviye 4 4 9,5 7 12,5 Seviye , ,4 MRG Bulgusu Var 35 83, ,3 Yok 7 16,7 6 10,7 0,234 0,011 0,760 0,549 Serebral palsili ve epilepsi gelişen hastalarda epilepsi prognozunu belirlemek amacıyla sadece Grup-II olguları, metodda tanımladığımız iyi ve kötü prognoz kriterine göre iki alt gruba ayrıldı; epilepsi prognozu iyi olan 29 olgudan 10 unun (% 34,5) nöbet kontrolünün hemen sağlandığı, 19 unun (% 65,5) nöbetinin 12 ay içinde kontrol altına alındığı, bu iyi prognozlu grupta nöbet kontrolü sağlanamayan hastanın olmadığı, kötü prognozlu 27 olgudan 22 sinin (% 81,5) nöbetinin 12 aydan sonra kontrol altına alındığı, 5 hastanın (% 18,5) nöbetinin takip süresi sonunda halen kontrol altında olmadığı saptandı (Tablo 15) (ġekil 5). Tablo 15. Ġyi ve Kötü Prognozlu Hastaların Nöbet Kontrolü Ġçin Geçen Süreye Göre Dağılımı. Nöbet kontrolü için İyi prognoz Kötü prognoz geçen süre Sayı Yüzde Sayı Yüzde P Hemen 10 34, ay içinde 5 17, ay içinde 14 48, , aydan sonra ,5 Nöbet kontrolü yok ,5 36

46 ġekil 5. Ġyi ve kötü prognozlu hastaların nöbet kontrolü için geçen süreye göre dağılımının Ģematik görünümü Prematür doğum öyküsü, düşük doğum ağırlığı, gestasyon yaşı, etyoloji, SP tipi, ZB skoru, Palisano skoru, MRG bulgusu, nöbet tipi, ailede epilepsi öyküsü varlığı, cins ve anne-baba akrabalığının epilepsi prognozu üzerinde anlamlı etkisinin olmadığı (p>0,05) (Tablo 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22); yenidoğan dönemde nöbet varlığı,, EEG de epileptik aktivite varlığı, politerapi alma ve nöbet kontrolü için geçen sürenin bir yıldan uzun olmasının epilepsi prognozunu olumsuz yönde etkilediği saptandı (p<0,05). Yenidoğan döneminde nöbet gözlenen hastalarda gözlenmeyenlere göre kötü prognozlu olma riskinin 3,30 kat (% 95 GA: 0,963 11,312), EEG si epileptik olanların kötü prognozlu olma olasılığının 7,46 kat (% 95 GA:1,834 30,398) ve politerapi alan hastaların monoterapi alanlara göre kötü prognozlu olma olasılığının ise 3,8 kat daha fazla olduğu bulundu (% 95 GA:1,247 11,692) (Tablo 16, 23, 24, 27) (ġekil 6, 7, 8). 37

47 Tablo 16. Ġncelenen Parametrelerin Prognoza Göre Dağılımı. Özellik İyi prognoz Kötü prognoz Sayı Yüzde Sayı Yüzde P Yenidoğan nöbet varlığı 5 17, ,7 0,052 Anne-baba akrabalığı 7 24, ,0 0,386 Prematür doğum öyküsü 9 31,0 7 25,9 0,771 Erkek cinsiyet 18 62, ,6 0,786 Ailede epilepsi öyküsü varlığı 5 17,9 8 28,6 0,528 Düşük doğum ağırlığı (<1500gr) 3 10,3 5 18,5 0,462 ġekil 6. Ġyi ve kötü prognozlu hastaların yenidoğan nöbet varlığına göre dağılımı. Tablo 17. Prognoza Göre Olguların Etyolojik Dağılımı. Etyoloji İyi prognoz Kötü prognoz Sayı Yüzde Sayı Yüzde HİE 11 37, ,6 Prematürite 5 17,4 4 14,8 Kernikterus 1 3,4 0 0 SSS enfeksiyonu 2 6,9 2 7,4 İntrakraniyal kanama 6 20,7 1 3,7 SSS malformasyonu 2 6,9 2 7,4 Stroke 1 3,4 2 7,4 Doğum travması 1 3,4 1 3,7 38

48 Tablo 18. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların SP Tipine Göre Dağılımı. İyi prognozlu Kötü prognozlu P SP Tipi Sayı Yüzde Sayı Yüzde Spastik Kuadriparetik 11 37, ,8 0,220 Spastik Hemiparetik 15 51,8 9 33,3 Spastik Diparetik 3 10,3 7 25,9 Tablo 19. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların ZB Skorlamasına Göre Dağılımı. ZB Skorlaması İyi prognoz Kötü prognoz P Sayı Yüzde Sayı Yüzde Normal 6 20,7 1 3,7 Hafif MR 4 13,8 4 14,8 0,196 Orta MR 5 17,2 9 33,3 Ağır MR 14 48, ,2 Tablo 20. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Palisano Skorlamasına Göre Dağılımı. Palisano İyi prognoz Kötü prognoz P Skorlaması Sayı Yüzde Sayı Yüzde Seviye ,7 7 26,0 Seviye ,6 6 22,2 Seviye ,3 2 7,4 0,952 Seviye ,8 3 11,1 Seviye ,6 9 33,3 Tablo 21. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Nöbet Tipine Göre Dağılımı. Serebral Palsi + Epilepsi (grup II) Nöbet Tipi İyi Prognoz Kötü Prognoz Sayı Yüzde Sayı Yüzde Jeneralize tonik-klonik nöbet 16 55,3 9 33,3 Basit parsiyel nöbet ,8 Kompleks parsiyel nöbet 11 37, ,4 Myoklonik nöbet 1 3,4 2 7,5 Atonik nöbet 1 3,4 0 0 Tablo 22. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların MRG Bulgusuna Göre Dağılımı. MRG bulgusu İyi Prognoz Kötü Prognoz Sayı Yüzde Sayı Yüzde Normal 4 13,8 2 7,4 Anormal 25 86, ,6 P 0,671 39

49 Tablo 23. Ġyi ve Kötü Prognozlu Hastaların EEG de Epileptik Aktivite Varlığına Göre Dağılımı. % 95 Güven İyi Prognoz Kötü Prognoz P Risk Aralığı İnteriktal EEG bulgusu Ölçütü Alt Sayı Yüzde Sayı Yüzde Üst sınır sınır 0,003 Normal 14 48,3 3 11,1 7,46 1,834 30,398 Epileptik 15 51, ,9 ġekil 7. Ġnteriktal EEG de epileptik aktivite olan ve olmayan hastaların dağılımı. Tablo 24. Ġyi ve Kötü Prognozlu Hastaların Monoterapi-Politerapi Tedavi Alımına Göre Dağılımı. % 95Güven İyi Prognoz Kötü Prognoz Antiepileptik Risk Aralığı P ilaç kullanımı Ölçütü Alt Üst Sayı Yüzde Sayı Yüzde Sınır Sınır Monoterapi 21 72, ,7 3,818 1,247 11,692 0,030 Politerapi 8 27, ,3 40

50 ġekil 8. Ġyi ve kötü prognozlu hastaların monoterapi-politerapi tedavi alımına göre dağılımının Ģematik görünümü. Grup II deki 56 olgunun nöbet başlama yaşı 5 ay ile 13,5 yıl arasında değişmekteydi. Ortalama nöbet başlama yaşı 3,4±3,6 yıl olarak bulundu. Bu gruptaki hastalar bir yaş altı ve bir yaş üstü olmak üzere iki gruba ayrıldı. Bu iki grup yüzdeleri arasında prognoz yönünden anlamlı fark bulunmadı (P>0.05) (Tablo 25). Ayrıca iyi ve kötü prognozlu hasta grupları arasında nöbet başlama yaşı ortalamaları yönünden de anlamlı fark saptanmadı (P>0.05) (Tablo 26). Tablo 25. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Ortalama Nöbet BaĢlama YaĢları. Prognoz Ortalama Nöbet Başlama Yaşı Standart Deviasyon İyi prognozlu 4,05 3,82 Kötü prognozlu 2,74 3,33 P 0,111 Tablo 26. Ġyi ve Kötü Prognozlu Olguların Nöbet BaĢlama YaĢına Göre Dağılımı. Nöbet başlama yaşı İyi prognoz Kötü prognoz P Sayı Yüzde Sayı Yüzde 1 yaş ve altı 10 34, ,9 0,280 1 yaş üzeri 19 65, ,1 41

T.C. DÜ Tıp Fakültesi / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi

T.C. DÜ Tıp Fakültesi / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi T.C. DÜ Tıp Fakültesi / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Ad-Soyad: Doğum Yeri/Tarihi: Adres: Telefon: Şikayet: Tanı: Başvuru Tarihi: Öykü:. Özgeçmiş: Prenatal: istekli gebelik:

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener Motor Nöron ve Kas Hastalıkları Uzm Dr Pınar Gelener Genel Bilgiler Vücudun herhangi bir bölümünde kas kuvveti azalması: parezi Tam kaybı (felç) : paralizi / pleji Vücudun yarısını tutarsa (kol+bacak)

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan

Detaylı

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM Prof. Dr. Hayri Ermiş İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hast. Ve Doğum A.B.D. Perinatoloji B.D. Gebeliğin kriz sıklığına etkisi? Gebelerin 1/3 ünde kriz

Detaylı

4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER

4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER 4 Boyutlu ultrasonla normal ve riskli gebeliklerdeki fetal davranışın belirlenmesi DOÇ.DR. ALİN BAŞGÜL YİĞİTER NORMAL GEBELİKTE FETAL DAVRANIŞ Fetusun gözlenebilen aksiyonu veya dış uyarana verdiği reaksiyondur.

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati : Terminoloji Tip A Akut karaciğer yetmezliği ile birlikte Tip B Porto-sistemik Bypass ile birlikte (intrensek hepatosellüler yetmezlik

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Serebral beyinle ilgilidir Palsi fiziksel karışıklıkla ilgilidir (örnek kas kontrolü eksikliği)

Serebral beyinle ilgilidir Palsi fiziksel karışıklıkla ilgilidir (örnek kas kontrolü eksikliği) Hazırlayan: Dr. Mehmet Ata Öztürk Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mehmet.ozturk@marmara.edu.tr Tanım Yaygınlık & Oranlar Sebepler Risk Faktörleri Teşhis Tipler Nörolojik sınıflandırma

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YÜKSEK LİSANS PROGRAMI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI NA GİRİŞ KOŞULLARI : Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokullarının veya Yüksekokul ve Fakültelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Detaylı

KONVÜLSİYON (NÖBET) GEÇİREN ÇOCUK. Dr.Ayşe SERDAROĞLU Gazi ÜTF Çocuk Nöroloji

KONVÜLSİYON (NÖBET) GEÇİREN ÇOCUK. Dr.Ayşe SERDAROĞLU Gazi ÜTF Çocuk Nöroloji KONVÜLSİYON (NÖBET) GEÇİREN ÇOCUK Dr.Ayşe SERDAROĞLU Gazi ÜTF Çocuk Nöroloji Nöbet? Bilinç bozukluğu ve Motor fenomenler içeren olay. Nöbet... Van Gogh Epileptik nöbet neden olur? İnhibisyon Eksitasyon

Detaylı

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Latince gerilme anlamına gelir. İstemli kasların tonik spazmıyla karakterize akut bir toksemidir. Etken: Clostridium tetani

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU KLK-HAB-BES İlk yayın Tarihi : 15 Mart 2006 Revizyon No : 04 Revizyon Tarihi : 03 Ağustos 2012 İçindekiler A) Malnütrisyon

Detaylı

Nöromusküler hastalıklar. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Nöromusküler hastalıklar. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Nöromusküler hastalıklar Prof. Dr. Önder Aydıngöz Nöromusküler hastalıklar Kaslarda veya bunları inerve eden sinirlerdeki bozukluklara bağlı çıkan hastalıklardır. İki gruba ayrılır: Myopatik Nöropatik

Detaylı

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD HEMORAJİK İNME Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD İntraserebral kanamalar inmelerin %10-15 ini oluşturmaktadır. İntraparenkimal, subaraknoid, subdural ve

Detaylı

ENGELLİ ÇOCUKLARIN İZLEMİ

ENGELLİ ÇOCUKLARIN İZLEMİ ENGELLİ ÇOCUKLARIN İZLEMİ İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Prof. Dr. Serpil Uğur Baysal Prof. Dr. E. Gülbin Gökçay Öğrenme Hedefleri Toplumda engelli çocuğun izlem ve genel bakım ilkelerini

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.

Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara

Detaylı

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER (FN)- TANIM FEBRİL NÖBET (FN): 6 ay- 5 yaş arası çocuklarda, santral sinir sistemi enfeksiyonu veya başka bir etken bulunmaması koşuluyla ateşle birlikte

Detaylı

Konjenital hipotiroidi. Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi

Konjenital hipotiroidi. Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Konjenital hipotiroidi Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Erken tanı neden önemli? Tedaviden Önce Sonra Erken tanı neden önemli? Tiroid hormonu ile muamele

Detaylı

YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI

YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI Doç. Dr. Nurullah OKUMUŞ Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağ. Ve Hast. Eğitim Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği ANKARA HASTANEMİZDE EVDE SAĞLIK HİZMETİ Hastanemizde,

Detaylı

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD.

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD. Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD. SSS Enfeksiyonları Amaç; SSS enfeksiyonları; Klinik tabloyu tanımak Yaşamı tehdit

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

SEREBRAL PALSĠLĠ OLGULARIMIZIN DEMOGRAFĠK, ETYOLOJĠK VE KLĠNĠK ÖZELLĠKLERĠ

SEREBRAL PALSĠLĠ OLGULARIMIZIN DEMOGRAFĠK, ETYOLOJĠK VE KLĠNĠK ÖZELLĠKLERĠ T.C. TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABĠLĠM DALI Tez Yöneticisi Prof. Dr. Serap T. KARASALĠHOĞLU SEREBRAL PALSĠLĠ OLGULARIMIZIN DEMOGRAFĠK, ETYOLOJĠK VE KLĠNĠK ÖZELLĠKLERĠ

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Çocuklarda işitme kaybı-azlığı ve nörolojik hastalıklar. Prof. Dr. Yüksel Yılmaz Marmara Üniv. Tıp Fak. Çocuk Nörolojisi BD.

Çocuklarda işitme kaybı-azlığı ve nörolojik hastalıklar. Prof. Dr. Yüksel Yılmaz Marmara Üniv. Tıp Fak. Çocuk Nörolojisi BD. Çocuklarda işitme kaybı-azlığı ve nörolojik hastalıklar Prof. Dr. Yüksel Yılmaz Marmara Üniv. Tıp Fak. Çocuk Nörolojisi BD. Çocuklarda işitme kaybı sıklığı ve nörolojik hastalıklarla ilişkisi Çocuklarda

Detaylı

KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D.

KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D. KEMOTERAPİNİN SİNİR SİSTEMİ VE PSİKOLOJİK GEÇ YAN ETKİLERİ DR. FİLİZ ÇAY ŞENLER A.Ü.T.F. TIBBİ ONKOLOJİ B.D. PLAN Kemoterapiye bağlı geç gelişen ya da kronik nöropsikiyatrik toksisiteleri tanımlamak Ayırıcı

Detaylı

KETOJENİK DİYET OLGU SUNUMU. Yrd.Doç.Dr. Birsen DEMİREL British University of Nicosia Beslenme ve Diyetetik Bölümü

KETOJENİK DİYET OLGU SUNUMU. Yrd.Doç.Dr. Birsen DEMİREL British University of Nicosia Beslenme ve Diyetetik Bölümü KETOJENİK DİYET OLGU SUNUMU Yrd.Doç.Dr. Birsen DEMİREL British University of Nicosia Beslenme ve Diyetetik Bölümü 4 yaş 10 ay erkek hasta ŞİKAYETİ: Sık nöbet geçirme Gelişme geriliği Yüzde kayma Hikayesi

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

GLASKOW KOMA SKALASI HAZIRLAYAN: NURTEN ŞİŞMAN

GLASKOW KOMA SKALASI HAZIRLAYAN: NURTEN ŞİŞMAN GLASKOW KOMA SKALASI HAZIRLAYAN: NURTEN ŞİŞMAN TANIM Glaskow koma skalası genel olarak kişinin nörolojik değerlendirmesini yapmak için geliştirilmiş bir kriterdir. Hastanın şuur seviyesinin derecesi belirlenir

Detaylı

TARIMDA ÇALIŞANLAR AÇISINDAN TERATOJENLER

TARIMDA ÇALIŞANLAR AÇISINDAN TERATOJENLER TARIMDA ÇALIŞANLAR AÇISINDAN TERATOJENLER Vaka Ayşe Hanım 39 yaşında, evli ve 2 çocuk annesi, adetleri normal ve 34 günde 1 adet görüyor. Son adet tarihinden 2 hafta sırtındaki sivilceler için komşusunun

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli

PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR. Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR Dr. İhsan Alur Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi AD, Denizli PERİFERİK ARTER HASTALARINA YAKLAŞIM NASIL OLMALIDIR? A) ANAMNEZ (ÖYKÜ,

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 İmmün sistemin gelişimini, fonksiyonlarını veya her ikisini de etkileyen 130 farklı bozukluğu tanımlamaktadır. o Notarangelo L et al, J Allergy Clin Immunol 2010 Primer immün yetmezlik sıklığı o Genel

Detaylı

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Ass. Dr. Toygun Tok İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU ICSD-2 (International Classification of Sleep Disorders-version 2) 2005 Huzursuz bacaklar sendromu Uykuda periyodik hareket bozukluğu Uykuyla

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Enjeksiyona Bağlı Siyatik Sinir Hasarında Mentamove Uygulaması Sonuçları. Olgu Sunumu Op. Dr. Mustafa AKGÜN Nöroşirürji Uzmanı ve Mentamove Eğitmeni

Enjeksiyona Bağlı Siyatik Sinir Hasarında Mentamove Uygulaması Sonuçları. Olgu Sunumu Op. Dr. Mustafa AKGÜN Nöroşirürji Uzmanı ve Mentamove Eğitmeni Enjeksiyona Bağlı Siyatik Sinir Hasarında Mentamove Uygulaması Sonuçları Olgu Sunumu Op. Dr. Mustafa AKGÜN Nöroşirürji Uzmanı ve Mentamove Eğitmeni 44 yaş Erkek (İşçi) Şikayeti: Sağ Bacağında Şiddetli

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Prof. Dr. Lemi İbrahimoğlu İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Perinatoloji Bilim Dalı Gestasyonel Diyabetes

Detaylı

Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar

Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Acil Tıp Anabilim Dalı Olgu 1 25 yaşında inşaat işçisi Yüksekten düşme E2M3V2

Detaylı

Arş. Gör. Zeynep Kırıkkaleli

Arş. Gör. Zeynep Kırıkkaleli Arş. Gör. Zeynep Kırıkkaleli 2500 gr dan daha düşük ağırlıkta doğan bebeklerdir. Bebeğin düşük doğum ağırlıklı olmasının iki nedeni vardır. 1. intrauterin gelişme geriliği 2. prematürite Prematür bebek;

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI

SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI SÜT ÇOCUKLARINDA UZUN SÜRELİ PERİTON DİYALİZİNİN SONUÇLARI Gülseren PEHLİVAN, Nur CANPOLAT, Şennur ERKUT, Ayşe KESER, Salim ÇALIŞKAN, Lale SEVER İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK Gebelik ve Enfeksiyonlar Prof.Dr. Levent GÖRENEK Olgulara Yaklaşım 2 1. TORCH grubu enfeksiyon etkenleri nelerdir? Toxoplasmosis Other (Sifiliz, Varicella zoster ) Rubella Cytomegalovirus Herpes simplex

Detaylı

Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi 11-14 Ekim 2012 İstanbul

Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi 11-14 Ekim 2012 İstanbul Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi 11-14 Ekim 2012 İstanbul Tiroid Hastalıkları Gebelerin %2-3 ünde tiroid disfonksiyonu var Gebelik tiroid fonksiyonlarını

Detaylı

Mental Retardasyona Bağlı Konuşma Bozuklukları

Mental Retardasyona Bağlı Konuşma Bozuklukları Mental Retardasyona Bağlı Konuşma Bozuklukları ZEKA Zihnin birçok yeteneğinin (algılama, bellek, düşünme ve öğrenme gibi) uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler birleşimidir. ZEKA GERİLİĞİ

Detaylı

Diastomatomiyeli Ameliyatı Sonrası Mentamove İle Tedavi

Diastomatomiyeli Ameliyatı Sonrası Mentamove İle Tedavi Diastomatomiyeli Ameliyatı Sonrası Mentamove İle Tedavi Dr. Mustafa Akgün, Dr. Zehra Akgün, Dr. Christoph Garner Mentamove Eğitim Merkezi Bursa Turkiye Keyword: mentamove, diastomatomiyeli, postoperative

Detaylı

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir.

Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir. TİROİD HORMON SENTEZİ Dishormonogenezis Hasta ötroid? Şiddetli açlıkta, kronik hastalıkta, akut hastalıkta, cerrahi esnasında ve sonrasında T4--- T3 azalır Propiltiourasil, kortikosteroid, amiodaron propnalol

Detaylı

Riskli Bebeklerde Prognozu Etkileyen Faktörler ve Etik Konular

Riskli Bebeklerde Prognozu Etkileyen Faktörler ve Etik Konular MÜSBED 2014;4(Suppl. 2):S55-S59 Davetli Konuşmacı Yazıları / Invited Lectures Riskli Bebeklerde Prognozu Etkileyen Faktörler ve Etik Konular Prof. Dr. Yüksel Yılmaz Emekli Öğretim Üyesi, Marmara Üniversitesi

Detaylı

PRENATAL TARAMA TESTLERİ. Dr.Murat Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu

PRENATAL TARAMA TESTLERİ. Dr.Murat Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu PRENATAL TARAMA TESTLERİ Dr.Murat Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu Riskler Down sendromu 1/800 Spina bifida 1/1800 Anensefali 1/1800 Trizomi 18 1/3800 Omfalosel 1/6000 Gastroşizis 1/10000 Türkiye de her

Detaylı

BİRLEŞİK PRENATAL TARAMA TESTLERİ. Dr. Alev Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu

BİRLEŞİK PRENATAL TARAMA TESTLERİ. Dr. Alev Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu BİRLEŞİK PRENATAL TARAMA TESTLERİ Dr. Alev Öktem Düzen Laboratuvarlar Grubu Prenatal tarama testleri kavramları Tarama testi: Normal vakalarda anormal sonuçlar, hasta vakalarda normal sonuçlar elde edilebilir.

Detaylı

Nöro-gelişimsel Riskli Bebeğin Tanı ve Takibi. Doç.Dr. Gülşen KÖSE SB Şişli Etfal Araştırma ve Eğitim Hastanesi

Nöro-gelişimsel Riskli Bebeğin Tanı ve Takibi. Doç.Dr. Gülşen KÖSE SB Şişli Etfal Araştırma ve Eğitim Hastanesi Nöro-gelişimsel Riskli Bebeğin Tanı ve Takibi Doç.Dr. Gülşen KÖSE SB Şişli Etfal Araştırma ve Eğitim Hastanesi Sunum planı Olgu sunumu Nörogelişimsel riskli bebek tanımı ve nedenleri Tanı metodları Tedavi

Detaylı

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Bir vertebra cisminin alttaki üzerinde öne doğru yer değiştirmesidir. Spondilolizis Pars interartikülaristeki lizise verilen isimdir. Spondilolistezis

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ SERVİKAL MYELOPATİLİ HASTALARIN YAKINMALARI Servikal kanal darlığı, genellikle

Detaylı

Spinal Kord Yaralanmaları ve Ağrı. Dr. Ayşegül Ketenci İstanbul Tıp Fak. FTR AD

Spinal Kord Yaralanmaları ve Ağrı. Dr. Ayşegül Ketenci İstanbul Tıp Fak. FTR AD Spinal Kord Yaralanmaları ve Ağrı Dr. Ayşegül Ketenci İstanbul Tıp Fak. FTR AD SKY- Sıklık 1 275 000 Kişi 259 000 Kişi Ağrı % 48-94 Yaşamı sınırlayan şiddetli ağrı % 11-34 Yaşam kalitesini en fazla düşüren

Detaylı

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2011 2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 4. SINIF DERS PROGRAMI

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2011 2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 4. SINIF DERS PROGRAMI ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2011 2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 4. SINIF DERS PROGRAMI TARİHLER 05/09/2011 24/10/2011 01/11/2011 14/11/2011 02/01/2012 09/01/2012 16/01/2012 30/01/2012 19/03/2012

Detaylı

Prof. Dr. Demir Budak. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten

Prof. Dr. Demir Budak. Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten Prof. Dr. Demir Budak Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 3 TIP 331-SİNİR SİSTEMİ VE LOKOMOTOR SİSTEM Başlama Tarihi: 30.11.15 Bitiş Tarihi:

Detaylı

NÖROLOJİK BELİRTİ ve BULGULAR Y Ü Z Ü N C Ü Y I L Ü N İ V E R S İ T E S İ N Ö R O L O J İ A B D

NÖROLOJİK BELİRTİ ve BULGULAR Y Ü Z Ü N C Ü Y I L Ü N İ V E R S İ T E S İ N Ö R O L O J İ A B D NÖROLOJİK BELİRTİ ve BULGULAR Y R D. D O Ç. D R. A Y S E L M İ L A N L I O Ğ L U Y Ü Z Ü N C Ü Y I L Ü N İ V E R S İ T E S İ N Ö R O L O J İ A B D Mental durum bozuklukları Konfüzyon Dikkat, bellek, çevresel

Detaylı

Total Kalça Protezi. Prof. Dr. Önder Yazıcıoğlu İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı

Total Kalça Protezi. Prof. Dr. Önder Yazıcıoğlu İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Total Kalça Protezi Prof. Dr. Önder Yazıcıoğlu İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Koksartroz Primer Önceden geçirildiği bilinen bir hastalık yok Genelde yaşlanmaya bağlı Eklemde

Detaylı

Ses Kısıklığı Nedenleri:

Ses Kısıklığı Nedenleri: Sesin oluşumunda temel olarak üç sistem rol oynamaktadır. Bu sistemlerden birincisi jeneratör sistemdir. Jeneratör sistem basınçlı hava çıkışını sağlayan akciğerler tarafından oluşturulur. İkincisi vibratuar

Detaylı

KOMPARTMAN SENDROMU. Patofizyoloji. KS Nedenleri. Ödem

KOMPARTMAN SENDROMU. Patofizyoloji. KS Nedenleri. Ödem KOMPARTMAN SENDROMU 10.08.2010 Dr.Günay YILDIZ Kompartman Sendromu (KS),damar ve sinir içeren kapalı boşluklarda doku basıncının, perfüzyonu engelleyecek kadar artması sonucu ortaya çıkan hipoksiyle birlikte

Detaylı

Hipokalsemi. Prof.Dr.Enver ŞİMŞEK Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı

Hipokalsemi. Prof.Dr.Enver ŞİMŞEK Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı Hipokalsemi Prof.Dr.Enver ŞİMŞEK Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı Kalsiyum 03.01.2014 57.Milli Pediatri Kongresi 2 Kalsiyum Fetal dönem Çocukluk çağı Erişkin

Detaylı

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Gebede HSV İnfeksiyonu Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Olgu 14 günlük, erkek bebek Şikayeti: Sol kol ve bacakta kasılma, emmeme Hikaye:

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OMURİLİK YARALANMALARI HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OMURİLİK YARALANMALARI HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OMURİLİK YARALANMALARI HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ Omurilik yaralanmaları, omurganın içinde bulunan sinir dokusunun, travma ya da

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Tarih:../ /.. Adı Soyadı: KİMLİK BİLGİLERİ Doktorun Adı, Soyadı: Hasta ID No: Doğum Tarihi (gün/ay/yıl):.../.../... Yaşı:. Anne Adı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Baba Adı: Sosyal Güvence: GSS Ücretli Özel Sağlık

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

Konjenital hipotiroidi. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi

Konjenital hipotiroidi. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Konjenital hipotiroidi İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Erken tanı neden önemli? Tedaviden Önce Sonra Erken tanı neden önemli? Tiroid hormonu ile muamele edilen ve edilmeyen

Detaylı

30.12.2014. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar. Yenidoğanın Beslenmesi

30.12.2014. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar. Yenidoğanın Beslenmesi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) 1.) 2.)Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar 3.) 4.) Slayt No: 24 4 Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar Doğum Sonu Dönemde

Detaylı

Yaşlanma ile birlikte deri ve saçlarda görülen değişiklikler gibi vücut duruşunda ve yürüyüşünde de değişiklikler meydana

Yaşlanma ile birlikte deri ve saçlarda görülen değişiklikler gibi vücut duruşunda ve yürüyüşünde de değişiklikler meydana Yazar Ad 111 Prof. Dr. Selçuk BÖLÜKBAŞI Yaşlanma ile birlikte deri ve saçlarda görülen değişiklikler gibi vücut duruşunda ve yürüyüşünde de değişiklikler meydana gelir. Kas-iskelet sistemi vücudun destek

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2

Detaylı

TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI

TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI TEŞHİSTEN TEDAVİYE > ALT EKSTREMİTE ATARDAMARI HASTALIĞI Genç Kardiyologlar Grup Sorumlusu - Prof.Dr.Oktay Ergene Bilimsel İçeriğin Değerlendirilmesi, Son Düzenleme - Prof.Dr. Mahmut Şahin Düzenleme, Gözden

Detaylı

YENĠDOĞAN DÖNEMĠNDE ANNELERĠN SIK SORDUĞU SORULAR. Başkent Üniversitesi Adana Seyhan Hastanesi Yenidoğan Bilim Dalı Dr.

YENĠDOĞAN DÖNEMĠNDE ANNELERĠN SIK SORDUĞU SORULAR. Başkent Üniversitesi Adana Seyhan Hastanesi Yenidoğan Bilim Dalı Dr. YENĠDOĞAN DÖNEMĠNDE ANNELERĠN SIK SORDUĞU SORULAR Başkent Üniversitesi Adana Seyhan Hastanesi Yenidoğan Bilim Dalı Dr. Hande Gülcan Bebeğimi ne sıklıkta emzireyim? Bebeği doğar doğmaz ilk saatte emzirmeye

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

ENGELLI ATAMASI EKPSS SONUÇLARI 03072014H29

ENGELLI ATAMASI EKPSS SONUÇLARI 03072014H29 Portal Adres ENGELLI ATAMASI EKPSS SONUÇLARI 03072014H29 : www.haberahval.com İçeriği : Gündem Tarih : 05.08.2014 : http://www.haberahval.com/engelli-atamasi-suba-03082014.html 1/9 ENGELLI ATAMASI EKPSS

Detaylı

Zeynep Eras, Özlem Konukseven, Fuat Emre Canpolat, Çiğdem Topçu, Evrim Durgut Şakrucu, Uğur Dilmen

Zeynep Eras, Özlem Konukseven, Fuat Emre Canpolat, Çiğdem Topçu, Evrim Durgut Şakrucu, Uğur Dilmen Zeynep Eras, Özlem Konukseven, Fuat Emre Canpolat, Çiğdem Topçu, Evrim Durgut Şakrucu, Uğur Dilmen ZTB Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gelişimsel Pediatri Ünitesi GİRİŞ ÇDDA / preterm doğum

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı