OCAK Bayram Dü ünceleri Yanık Gıdaları Yemeyelim Astronomide Bir Öncü: El Battânî Zor Bir Kelime Kolay Bir Gün Âhireti Hatırlatan Dostlarım

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "OCAK 2007. Bayram Dü ünceleri Yanık Gıdaları Yemeyelim Astronomide Bir Öncü: El Battânî Zor Bir Kelime Kolay Bir Gün Âhireti Hatırlatan Dostlarım"

Transkript

1 OCAK 2007 YIL 28 SAYI 336 ISSN eytanlara ahap, bize ı ıklar ya ıyor, Karanlık ruhlarda müthi heyecan ve telâ ; I ıklar her yörede karanlı ı bo uyor, Artık sönüyor ilhad mumları yava yava. Bayram Dü ünceleri Yanık Gıdaları Yemeyelim Astronomide Bir Öncü: El Battânî Zor Bir Kelime Kolay Bir Gün Âhireti Hatırlatan Dostlarım

2 Kurban Bayramı, Hz. brahim ve smail den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, bir fedakârlık, bir hasbîlik ve bir teslimiyet sembolü olagelmi tir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların sava a gidi i gibi gürül gürül tekbirlerle gelir ve bir velvele olur, her yanda yankılanır. Onda hem bir mûsıkî ve iir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilân sesleri iç içedir. Kurban Bayramı nda evler, sokaklar, mâbedler, da lar, ta lar tekbirlerle lerzeye gelir inler. Minarelerden yükselen temcidler en bayıltıcı na melerle dalga dalga tâ evlerimizin içine kadar gelip yayılırken, köy-kent, ehir-kasaba, ova-oba koyun-kuzu meleyi leriyle sarsılır. O kutlu zaman diliminde hemen herkes, her ey ve her yer âdeta dile gelir ve konu ur. Arafat bir mah er gibi kaynar ve köpürür, bir hesap meydanı gibi endi e ve ümit soluklar.. Müzdelife, Mina, yoldakilerin telâ ve tedarikiyle u uldar.. Kâbe, sinesi hasretle yanan gufrana susamı ların nabzı gibi atar.. ve bütün bu sesler, soluklar, Hak kar ısında divan durmu inleyen en mükerrem kulların çı lıkları gibi gider verâların kapılarına dayanır. Sanki ebediyet gamzeden bu seslerle, hislerimizin sınırsızlı ını, hülyalarımızın sonsuzlu unu edâ ediyormu uz gibi, duygularımızın bütün hazineleri açılır.. ve bütün mahrem hislerimiz ba ı kopmu tesbih taneleri gibi dört bir yana saçılır. Her yanda köpürüp köpürüp Hak katına yükselen bu sihirli sesleri duyup ve gönüllerimizde Cennetler gibi esen evk u tarâbı ya adıkça, a ktan, evkten ve bayramın büyüsünden süzülmü diriltici bir iksiri içiyor gibi oluruz

3 mana mazhariyetin, Hakk a kullu un, kullukta uurun gönüllerimizi yükseltmi bulundu u zirvelerden, yürüdü ümüz yolu seyreder, kader kitabımızı okur, te kitap bu! der ve talihimize tebessümler ya dırırız. Bu mazhariyet ve mevhibelerin tadı, lezzeti ruhlarımızı o kadar yumu- akça sarar ki, gözlerimiz ükranla açılır-kapanır, duygularımız baharlar gibi ye erir.. derken ruhlarımıza gelip vâsıl olan ilham ve ruhlarımızdan ötelere yükselen inayet kanatlı dualar, münacatlar, sızlanı lar, âdeta tabiatlarımızı a an semavî bir mânâ, bir hâl ve bir tesire ula ır. Öyle ki, her yeni saat, her yeni dakika, her yeni i, her yeni imkân daha derince ya anmaya, daha uurluca de erlendirilmeye lâyık birer kıymet alır; alır da, ruhanî zevklerle co mu vicdanlar Lütfunu artır Allahım! der, daha da mest olmak isterler. Bayram günleri, dinin ve me ru âdetlerin ferah-fezâ ikliminde ibadetlerle hazza ve ruhanî hazlarla ibadet ne vesine büründükçe, yepyeni bir varlı a erdi imizi, ebedîle ti imizi, sinelerimizin kevn ü mekânlar kadar geni ledi ini ve uurlarımızın ilâhî vâridâtla aydınlandı ını daha açık-seçik duyar.. ve maddiyatımızın bütün bütün çözüldü ünü, tamamen mânevîle ti imizi sanırız.. sanırız da, hep imanın gönüllerimize saldı ı ezelî vaadlere do ru akarız. Bayram günlerinde ya adı ımız dolu dolu duygularla çok defa kendimizi havada uçuyor veya ne eli, âhenkli ve pürüzsüz bir yolla ruh iklimine do ru kayıyor gibi hissederiz. Bazen gökyüzünde hiç kanat çırpmadan sa a-sola süzülen ku lar gibi, bazen a açların ba larında ince ince salınan dallar gibi, bazen de rüzgârların dokunmasıyla yatıp kalkan, yatıp kalktıkça da çevreye kokular salan çiçekler gibi incelir, zarifle ir ve iirle iriz. Bazen bütün bütün rikkate gömülür ve duydu umuz her tekbir, her tehlil, her uhrevî ses ve sözle kendimizi öyle bir a lamaya salarız ki, tepeden tırna a sırılsıklam oluruz. Bazen pürne e kesilir ve kendimizi havaî fi eklere binmi ı ık ı ık gökyüzünde dola ıyor sanırız.. bazen de sihirli bir seccade üzerinde yıldızlar arası seyahat ediyor gibi oluruz. Bazen koyun-kuzu meleyi- iyle rikkate gelir, duygulanır ve bir kısım tuhaf hislerin tesiriyle içten içe mumlar gibi eririz.. bazen de bunları o kadar tabiî, yerli yerinde ve ba döndürücü bir âhenk içinde görürüz ki, Böylesinden daha mükemmeli olamaz. der, kaderin sırlı nakı ları kar ısında büyüleniriz. Bazen minarelerden yükselen temcidler, ezanlar, camilerden ta ıp dört bir yanda yankılanan tekbirler, Kur ân lar ve bunların vicdanlarda meydana getirdi i aks-i sadâlar öyle iirle ir, öyle insanların içine akar ve onları büyüler ki; zannediyorum gönül dünyamızda hiçbir zevk ne bu derinli e ula abilir ne de bu müessiriyete. Hele bu ses ve bu sözlere bir fon müzi i gibi seher yeli de karı ıp esince, heyecanlarımız tarif edilmez bir noktaya yükselir, hislerimiz de bir tufan hâlini alır. Hususiyle hac esnasında hemen her yerin umumî lisanı ve umumî ivesi olan tekbir ler ve telbiye lerle en gizli dü üncelerimizi, en muhterem kanaatlerimizi en yüksek bir âvâz ile ilân ederek ve en mahrem hislerimizi en yakıcı na melerle dile getirerek âdeta bir mah er provası yaparız. Bu çok mûnis ve o kadar da ürperten tablolar kar ısında, bu alabildi ine derin ve o kadar da fıtrî sözlerle hep ayrı ayrı yerlerde dola ır, ayrı ayrı vazifeler yaparız ama, her zaman arkamız Cehennemlere dönük, gözlerimiz Cennetlerin tüllenen afaklarıyla mest, kalblerimiz de ilâhî rıdvan avında olarak... te bu duygularla bütün bütün hudutlarımızı a arak, bitevî hodgâmlıklarımızdan sıyrılarak, tahtlarımızı kalb ve ruh ufkuna kurar; dünyaya bakan yönleriyle beden ve cismaniyetin küllerini sa a-sola savurur ve vicdanın bir kö esinde muhafaza etti imiz, Cennet ten getirilmi kıvılcımları bir kere daha tutu turur.. ve o alev, o hararet, oı ık altında bu yeni varlı ımızı yürekten selâmlar, bahtımıza tebessümler ya dırırız. Ba yazımız, dergimizin Mayıs 1992 (160.) sayısından alınmı tır

4 Onlar gece-gündüz hep bir sır pe indedirler.. sırlarını payla ma, onların en büyük emelidir. Gönüllerinde duyduklarıyla, gönüllerde heyecan uyarmaya çalı ırlar.. â ina sinelere duygudan-dü ünceden, sesten-sözden matbaa mürekkebi görmemi güftesiz besteler sunarlar. Dr. Hamza Aydın * Güne enerjisinin sebepler plânında kayna ı nedir? * Güne merkezindeki dönme ve salınım hareketlerine yüklenen vazifeler nelerdir? * Gezegenlerin Güne in etrafında tutulmasında, hangi sebepler perde vazifesi görür? * Güne de kendisine tayin edilmi bir yere do ru akıp gider. (Yasin, 36-38) âyetini anlamada yeni tespitler... * Gezegenlerin iklimlerinde de i ikliklere sebep olan Güne rüzgârları ve Güne in merkezindeki hâdiselerle ba lantılı ses dalgaları, Güne hakkında neler söylüyor? Dünya dan bakıldı ında parlayan bir topu andıran Güne in çapı, km dir. Güne hakkında bildiklerimizin ço u, etrafa yaydı ıı ı ın analizine dayanmaktadır. Yakla ık 5-6 milyar ya ında (orta ya lı) olan Güne in büyük kısmını hidrojen (% 72), helyum (% 26); geri kalan kısmını (toplam % 2) oksijen, karbon, azot, alüminyum, sodyum, potasyum, bakır ve demir te kil eder. Güne te bulunan elementler yerkürede de mevcuttur. Güne ; iç kısım, dı tabaka ve Güne atmosferi olmak üzere üç bölümde incelenir. Güne in dı tabakası, atmosferimizle yeryüzü arasındaki sınıra benzer; iç kısmı, dı tabakasına nazaran daha yo undur. Güne in dı kısmını gözlemek mümkün iken, iç tabakalarını gözlemlemek imkânsızdır. Bu sebeple Güne in iç yapısı hakkındaki bilgiler, dı ında cereyan eden hâdiseler hakkında toplanan verilerin yorumuna dayalıdır. Güne in iç kısmı; merkezî bölge, ı ınım bölgesi ve konveksiyon (ku ak) bölgesi olmak üzere üç alt bölüme ayrılır. Güne in maddesi, ne sıvı, ne katı, ne de gazdır; maddenin dördüncü hâli olarak kabul edilen plâzmadır. A ırı sıcaklık sebebiyle çekirde in etrafındaki elektronların kopup gitmesi hâli olarak tarif edilen plâzma durumunda bulunan elementler, yüklü partiküller (elektron ve proton) hâlinde oldu undan, manyetik ve elektrikî alanlarla reaksiyona girmeye e ilimli yaratılmı tır. Plâzma formundaki iyonize gaz, Güne in manyetik alanını kendine do ru çeker ve onu büküp kıvırarak gerilimini artırır ve onda manyetik alan çizgileri olu turur. Manyetik alanın güçlü oldu u bazı bölgelerde ilme e benzeyen manyetik alanlar, ba ımsız ekilde koparak Güne atmosferine da ılır. Kâinattaki toplam maddenin % 99 dan fazlası plâzma hâlinde bulunur. Güne in çevresine da ıttı ı enerji, çok de

5 Âdeta yüksek sıcaklıktaki fırınlara benzeyen Güne in merkezinde, maddenin saf enerji hâli bulunur veya buraya giren maddeler enerjiye dönü türülür. Merkezdeki yüksek sıcaklık altında gerçekle en nükleer (çekirdek) reaksiyonlarla hidrojenler birle tirilerek, helyum elementi yaratılır. rinlerinden (en merkezdeki iç bölgeden) gelir. Âdeta yüksek sıcaklıktaki fırınlara benzeyen Güne in merkezinde, maddenin saf enerji hâli bulunur veya buraya giren maddeler enerjiye dönü türülür. Merkezdeki yüksek sıcaklık altında gerçekle en nükleer (çekirdek) reaksiyonlarla hidrojenler birle tirilerek, helyum elementi yaratılır. Nükleer füzyon isimli bu sentez reaksiyonu sırasında muazzam miktarda enerji açı a çıkarılır. Güne in enerji salan dı yüzeyinin toplam kapasitesi 3.86x1026 watt civarındadır. Bu enerjinin ancak metrekare ba ına 1368 watt lık kısmı yerkürenin yörüngesine ula ır. Bu enerji bizim Güne e baktı ımızda gördü ümüz ı ıktır. Güne in en iç kısmı, Dünya daki sudan 160 misli daha yo undur. ç kısmın sıcaklı ı ise 15 milyon santigrat derecedir. Güne bu yo unluk ve sıcaklı a sahip olarak yaratılmasaydı, sebepler plânında bu muazzam enerjinin üretildi i bir fabrika olamazdı. Güne in en iç kısmında ürettirilen enerji, bir üstteki ı ınım bölgesine sevk edilir. Bu bölgenin böyle isimlendirilmesinin sebebi, enerjinin burada ı ınımla ta ınmasıdır. Güne in merkezinde üretilen enerji, yukarı do ru hareket ederken geçti i bölgedeki malzemeyi de ısıtır ve dı yüzeye yakınla tıkça ısı ve enerjide azalmalar olur. Meselâ ı ınım bölgesinin bitimine gelinceye kadar, 1-2 milyon derece ısı kaybı olur. I ınım bölgesinin bitti i noktada, maddenin yo unlu u da yerküredeki suyun yo unlu una e itlenir. Enerji, Güne in iç kısmında ı ınımla, dı kısmında ise konveksiyonla (ısı akımlarıyla) ta ınır. Güne i sıcak ve parlak tutan enerji kayna ı, en iç kısmında yer alan fırınlardır. Merkezdeki ısıtıcıdan uzakla tıkça ısı azalır. Tuhaf olan durum, fotosferden (ı ınım bölgesi) koronaya (en dı taki taç kısmı) do ru gidilirken, Güne atmosferindeki sıcaklı ın dü mesi gerekirken, artmasıdır. Sıcaklık koronanın iç kısımlarında Güne in merkezi kısmındaki sıcaklık de erlerine yakla ır ve sonra koronanın dı kısmında tekrar azalmaya ba lar. Güne in merkezinden dı yüzeye do ru devam eden so uma, bu bölgede kesilerek tekrar dereceden 1-5 milyon dereceye yükselmektedir. Bilim adamları korona tabakasının bu kadar a ırı seviyede ısıtılmasında rol alan hâdiselerin ne oldu unu henüz anlamı de iller. Bilinen ey, Güne in dı tabakasının çok fırtınalı oldu udur Tencerede kaynayan suyun davranı ıyla Güne in dı yüzeyindekiler birbirine benzerdir. Güne in bu tabakasına konveksiyon bölgesi denir. Koronadaki manyetik alan, konveksiyon bölgesine tutunmu tur. Konveksiyon bölgesindeki gaz basıncı, manyetik alan basıncına nazaran daha fazladır. Bundan dolayı, manyetik alan, gazın türbülans hareketleriyle içeri do ru çekilir ve bükülür. Bu hareketler, koronaya do ru manyetik alan çizgilerinin büyümesinde vazifelidir. Koronada ise manyetik alan basıncı, gaz basıncından daha fazladır. Manyetik alana ta ınan fazla enerji muhtemelen koronadaki plâzmaya transfer edilir. Hidromanyetik dalgalar hâlindeki enerji, koronada sıkı tırılarak ısıya dönü türülebilir. Ancak manyetik alandaki enerjinin koronada ısıya nasıl dönü türüldü ü tam olarak bilinmiyor. u anda enerjinin koronaya transferi ve depolanmasının mekanizmalarının anla ılması en sıcak ara tırma konularındandır. Güne in iç kısmının son tabakası olan konveksiyon bölgesinde, madde ısındı ından geni lemeye ve yüzeye do ru yükselmeye ba lar. Dı tabakaya do ru çıktıkça so- ur, daha yo un hâle gelir, sonra plâzma hâlindeki madde, tekrar geriye döner; yükselme ve batma eklindeki bu çevrim hareketi konveksiyon olarak adlandırılır. Bu hareket, enerjinin konveksiyon bölgesinin tabanından tavanına do ru ta ınmasına vesile olur. Tavana yakla an madde burada nispeten so uyup yo unla ırken, enerjisini de çevresine da ıtır. Konveksiyon bölgesinde, plâzma formunda bulunan maddenin çıkma ve inme hareketi, tencerede fokur fokur kaynayan suyun hareketine çok benzeyen bir devr-i 5 577

6 Astronomlar, Güne ten çıkan X ı ınlarını kaydederken, doktorlar da hastalarının a rılarının iddetlendi i saat ve günleri kaydetmi lerdir. Güne patlamalarının yo unlu u ile migrenli ki ilerin a rılarının ço alması arasında güçlü münasebetler bulunmu tur. Ancak bu münasebet istatistikî olarak mânâlı olsa bile, bunun biyolojik açıdan bir de er ifade edip etmedi inin anla ılması için, daha fazla ve kontrollü çalı maların yapılması gerekir. dâim hareketidir. Bu hareketler Güne in dı kısmında güçlü manyetik sahaların te ekkülüne sebep olur. Koronadaki a ırı sıcak gaz, Güne ten giderek uzakla- ır. Bu sıcak gaz kitlesi gezegenlere do ru yelken açtı ında ise bu sıcak gaz kitlesi, Güne rüzgârı adını alır. Güne rüzgârları, gezegenlerin iklimlerinde de i iklikler için vazifelendirilmi memurlar gibi çalı tırılır. Güne atmosferindeki bu aktiviteler, kar ve ya mur ta ıyan atmosferik hava akımlarına sebep olur. Güne in dı kısmında güçlü manyetik alanlar nispeten az iken, Güne atmosferinde güçlü manyetik alanlar çok fazladır. Güne in manyetik alanıyla, gezegenler arası manyetik alan ekillendirilir. Taç kısmından saniyede km hızla fı kırtılarak uzakla tırılan maddelerle 10 milyar ton plâzma da ta ınır. Saniyede 100 ila km hızla yol aldıklarından, bunların yeryüzüne ula ması birkaç gün sürebilir. Güne patlamaları, ı ık hızında hareket etti- inden 8 dakikada yerküreye ula ır. E er koronal madde fı kırmaları Dünya atmosferine ula ırlarsa, jeomanyetik fırtınaların meydana gelmesini tetikleyebilir. Auralar (kutup bölgelerinde çok açık görülen ı ımalar) koronal madde fı - kırmalarıyla ba lantılı atmosferik hâdiselerdir. Büyük ölçekli jeomanyetik fırtınalar, elektrik kesintilerine ve haberle me uydularında zararlara yol açabilir. Astronomlar, Güne ten çıkan X ı ınımlarını kaydederken, doktorlar da hastalarının a rılarının iddetlendi i saat ve günleri kaydetmi lerdir. Güne patlamalarının yo unlu- u ile migrenli ki ilerin a rılarının ço alması arasında güçlü münasebetler bulunmu tur. Ancak bu münasebet istatistikî olarak mânâlı olsa bile, bunun biyolojik açıdan bir de er ifade edip etmedi inin anla ılması için, daha fazla ve kontrollü çalı maların yapılması gerekir. Güne in atmosferinde manyetik enerjinin depolanması ve âni patlamaya benzer ekilde fı kırması, Güne parlamalarına yol açar. Güne in atmosferindeki manyetik enerji, âniden serbest bırakılırsa, Güne parlamaları olu- ur. Patlama esnasında bütün elektromanyetik spektrumu kapsayan radyasyon ne redilir. Bir patlama anında serbest bırakılan enerji miktarı, yakla ık aynı anda patlatılan 100 megaton hidrojen bombasına e ittir. Tek bir hidrojen bombasının bile yeryüzünü kasıp kavuraca ını dü ündü ümüzde, Güne i en uygun mesafeye yerle tirerek bizleri hem yanmaktan, hem de donmaktan koruyan Kudreti Sonsuz a ne kadar ükretsek azdır. Büyük parlamalar, saniyede erg enerji açı a çıkarır. Bu enerji miktarı tek bir volkanik patlamadan açı a çıkan enerjiden 10 milyon defa daha fazladır. Güne te manyetik alanın üretildi i sistem, yerküredeki bazı de i ikliklerin de sebebi olabilmektedir. Meselâ yılları arasında Güne aktiviteleri azaldı ında veya durdu unda yeryüzünde dü ük sıcaklıklar (küçük buz ça ı) kaydedilmi tir. Bir teoriye göre buz ça ında da Güne aktiviteleri devam etmi tir. Dolayısıyla yeryüzündeki iklimlerin ayarlanmasında Güne in faaliyetleri Emr-i lâhî ile vazife görür. Kuzey Kutbu nun üzerinde 10 km yukarıda (Troposfer/Stratosfer sınırında) yapılan ölçümlerle tespit edilen sıcaklık farklılıklarının, 11 yıllık Güne lekesi patlamalarının devr-i dâimiyle alâkalı oldu u tespit edilmi tir. Kutup bölgesinin üstünde stratosfer sıcaklı ı, Ekvator un üzerinde stratosferik rüzgârların esmesine ba lı olarak Güne aktif oldu u zaman nispeten daha az so uk olur. Ancak burada rol verilen fizikî mekanizmalar henüz aydınlatılamamı tır. Gezegenler Güne e nasıl ba lıdırlar? Bu mevzuda iki hipotez vardır: Bunlardan biri, gezegenlerin Güne etrafında belli yörüngelerde dolanmalarını, çekim tesirinden ziyade ortak kütle etrafında harekete dayalı açıklarken; di eri de Güne in iç kısmında devr-i dâimler eklinde yaratılan manyetik alan kuvvetlerinin, gezegenler arası çekim kuvvetinin te ekkülünde önemli oldu unu söyler. Hipotezler arasındaki fark, sebepler açısından yörüngelerin yapısından kaynaklanmaktadır. Dâirevî yörüngeler çekim kuvvetiyle olu turulurken, elipsoid yörüngeler ortak 578 6

7 kütle hareketi olunca ortaya çıkarılmaktadır. Dolayısıyla gezegenlerin Güne in etrafında tutulabilmesinde, hem ortak kütle hareketine, hem de Güne in iç kısmındaki salınımı andıran madde devr-i dâimlerine ve üretilen manyetik alanlara rol verilmesi daha mâkûl bir açıklamadır. Kur ân-ı Kerîm de Güne ve gökyüzü hakkında ufuk açıcı ve tefekküre sevkedici çok sayıda âyet vardır. Bunlardan biri; Güne de kendisine tayin edilmi bir yere do ru akıp gider. âyetidir (Yasin, 36-38). Bediüzzaman (ra), bu âyetten her insan tabakasının farklı eyler anlayabilece ine i aret ederek, âirâne bir fikir ve kalb sahibi olan ki iye, yukarıdaki âyetin öyle bir mânâyı hatırlataca ını belirtir: Güne nûranî bir a açtır. Gezegenler onun hareket eden meyveleridir. A açların hilâfına olarak Güne silkinir, tâ o meyveler dü mesin. E er silkinmezse dü üp da ılacaklar. Bediüzzaman (ra) bir ba ka yerde de öyle der: Evet Güne bir meyvedâr a açtır; silkinir tâ dü mesin seyyar olan yemi leri. E er sükûtuyla sükûnet eylese, cezbe kaçar. A lar, fezâda muntazam meczupları. Bediüzzaman ın (ra) Güne in merkezinde cereyan eden hâdiseleri, Kur ân dan aldı ı feyizle bu ekilde bir benzetmeyle anlatması ve bunun yukarıdaki ilmî açıklamalarla da do rulanması, Kur ân-ı Kerîm in mu cizevî oldu una ba ka bir delildir. Güne yakla ık her 27 günde bir kendi ekseni etrafındaki dönmesini tamamlar. Güne lekelerinin aktif bölgeleri, Güne in Dünya ya bakan yönünde oldu u zaman gözlenebilir. Güne in hareketi ilginç bir yörünge olu turmaktadır. Güne in dı kısmı, katı bir yapı olmadı ı hâlde (gaz ve plâzma hâlinde) dı tabakası farklı enlemlerde farklı dönme hızlarına sahiptir. Meselâ, Ekvator a yakın bölgelerde daha hızlı dönerken, kutuplarda daha yava dönmektedir. Son yıllarda bilim adamları Güne ten gelen sinyalleri almada akustik detektörleri kullanmaya ba ladılar. Güne in merkezinden gelen gürültünün sürekli izlendi i akustik dedektörler, bu gürültünün Güne yüzeyinde yol açtı ı inme ve çıkma eklindeki dalga hareketlerinin anla ılmasında kullanılmaktadır. Bilim adamları i e içindeki suda ve ya, sirke gibi tabakalanma olu turan maddeleri ihtiva eden ortamlarda ses dalgalarının nasıl davrandı ını anlamaya çalı makta ve Güne teki hâdiselerle benzerlikler kurarak Güne in iç kısmının yapısını de ifre etmeye çalı maktadırlar. Güne in merkezindeki hâdiselerle ba lantılı ses dalgaları, yayın ileri-geri gitmesi gibi titre ir. Ve hususî akustik dedektörlerle yapılan bu ölçümler, Güne in iç kısmındaki devr-i dâimleri yansıtır. Güne in iç kısımlarından gelen ses, yukarı do ru hareket ederken, manyetik dalgalara dönü türülmektedir. Manyetik dalgalar, önce yukarı (Güne atmosferine do ru) sonra da a a ı do ru (Güne in en iç kısmına) bir salınım eklinde sürekli hareket etmektedir. Havuzdaki suyun dalga titre imleri yapmasına veya yay gibi salınıp büzülmeye benzer ekilde, Güne in içinde ve merkezinde olan hareketler ritmik motifler sergiler. Güne in en iç merkezinden gelen çok küçük frekanstaki ses dalgalarını ölçen Steven Tomczyk (1994) Güne in en iç kısmının Dünya nın dönme hareketine benzer ekilde döndü ünü buldu. Açarsak, Güne in dı kısmındaki hareketin aksine, iç kısmındaki dönmenin, enleme ve derinli e ba lı olmaksızın gerçekle tirildi ini ve titre im yaptı ını buldu. Bediüzzaman (ra) Kur ân-ı Kerîm de Güne le ilgili âyetteki limüstekar kelimesinin mânâsını açıklarken bu dönme hareketine öyle atıfta bulunur: Sâni-i Hakîm i lerine, görünen sebepleri perde etti inden çekim kanunu nâmında bir lâhî kanunla sapan ta ları gibi, gezegenleri Güne le ba lamı ve o çekimle, muhtelif fakat muntazam hareketle, o gezegenleri hikmet dairesinde döndürüyor. Ve o çekimi do urmak için Güne in kendi merkezinde hareketini, buna zâhirî bir sebep etmi. Yani limüstekar kelimesinin mânâsı, kendi hareketi içinde, manzumesinin (bütün bir Güne sistemi) istikrarı ve nizamı için hareket ediyor. Çünkü hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet cazibeyi (çekimi) zâhiren tevlid eder (do urur) gibi bir lâhî adet ve Rabbanî bir kanundur. (25. Söz) Güne in sürekli belli aralıklarla çalan bir zile benzetilebilece ini ifade eden bazı astronomlar, Güne in iç ve dı kısmında meydana gelen devr-i dâimlerin, buradaki manyetik alanların, çekim kuvvetinin ve Güne in ortak kütle merkezinin te ekkülünde rol oynadı ını belirtmektedirler. Bütün bu faktörlerin biribirleriyle münasebetleri neticesinde, gezegenlerin Güne etrafında dönerek (sebepler açısından saçılıp savrulmadan) tutulabilmesinin nasıl oldu unu açıklamak mümkün hâle gelmektedir. Her sabah ufkumuzda do masını bekledi imiz bu devasa yıldızın varolu u ve bunun kontrollü bir ekilde devam edi i biz ne kadar ülfetten dolayı dikkat etmesek de üzerinde derin derin dü ünmemizi gerektirecek ölçüde ciddi bir hakikattir. Güne bizim için bu kadar hayatî iken, onun üzerinde en küçük bir tasarrufumuzun bile olmayı ı, bu ate topunun ne büyük bir iradenin emrinde insana hizmet ettirildi ini açıkça Kaynaklar Nursi S, (1996), Kaynaklı ndeksli Lûgatlı Risale-i Nur Külliyatı, 25. Söz, Nesil Basım-Yayın, stanbul, Sh: Ayvaz M, (1983), Güne : Bitmeyen Bir Enerji Kayna ı, Sızıntı Dergisi, C: 5, S: 57, Sh: Çelik T, (1986), Güne in Son Sırları, Sızıntı Dergisi, C: 8, S: 85, Sh:

8 Mustafa Ferit Geli inizi fark etti im ilk gün sizinle tanı- acaktım. Fakat hayatın debdebeli akı ında bu mümkün olmadı. Aynaya her baktı ımda sizinle kar ıla ıyordum... Fakat ciddi ve vakur tavırlarınız beni biraz ürkütmü tü. Benim dünyayı idrakim çok farklıydı. Ben gençlik hevesatının tesiriyle bu âlemde ebedî kalacakmı gibi hayaller kuruyor ve tûl-i emel pe- inde ko uyordum. Siz her hâlinizle bu dünyanın fânîli inden, insanın bu dünyadaki ömrünün bir seyyahın a aç gölgesinde belli bir süre dinlenmesinden ibaret oldu undan ve bu dünyadaki bütün i lerimizin öbür âlemdeki ebedî hayatı kazanmaya yönelik olması gerekti inden bahsediyordunuz. Bu ifadeler nefsime çok a ır gelmekte ve size kulak verdikçe e lenceli hayatımın tadı kaçmaktaydı. Sizinle ne zaman kar ıla sam, hep aceleci tavırlar sergiler, sizden yüz çevirir ve bir türlü konu ma cesareti bulamazdım. Çünkü hakikatle yüz yüze gelmekten korkardım. Bugün sizinle uzun uzun konu mak istiyorum. Geçenlerde ba- ıma gelen hiç beklemedi im bir hâdise beni konu maya mecbur etti. Artık hayallerle ya amak yerine hakikatleri kabullenmek zamanıydı. Ama bu kolay olmadı. Çünkü ya lanmak bir hakikatti ve siz bunu anlatıyordunuz; ama bu bana a ır geliyordu. Fakat zamanla çevremdekilerin davranı larının de i mesi ve beni dünyanın câzibedâr güzelliklerine davetlerin azalması, ömür sermayemin azaldı ını gösteriyordu. Her zamanki gibi belediye otobüsüne binmi tim. Orta kapının hemen yanında ayakta duruyordum. Yakınımdaki koltukta oturan on üç-on dört ya larındaki temiz yüzlü bir talebenin Amca, buyurun! demesiyle kendime geldim ve arkama baktım. Ayakta duran birkaç ki i vardı ve onlar da arka taraftaydılar. Talebeyle göz göze geldik. Ayaktaydı ve oturmam için eliyle bana i aret ediyordu. Te ekkür ederek onu tekrar koltu una oturttum. Fakat onun bu davranı ı beni derin bir dü ünceye sevk etti. Ak ama kadar Ne zaman amca oldum ki? Zaman gerçekten çok mu çabuk geçiyor da ben fark etmiyorum. gibi pek çok fikir zihnimi alt üst etti. En sonunda, Bir çocu un sözüne bu kadar kafa yorarsam vay hâlime! deyip mevzuu kapattım. Aynı günün ak amı yıllardır müdavimi oldu um berbere gittim. Eski mü teri oldu um için birbirimize ismen hitap ediyorduk. Saçlarıma birkaç makas attıktan sonra, Epeydir söylemedim; ama a artmı sın saçları! deyince yüzümde memnuniyetsiz bir ifade belirdi. in do rusu; bu, nefsime a ır geldi. Gözünün ucuyla yüzümün aynadaki aksini gören berber, bu sözden ho lanmadı ımı hissetti inden olacak ki, tıra bitene kadar gönlümü almak için epeyce dil döktü

9 O ak am eve dönünce foto raf albümüne ba tan sona kadar birkaç defa baktım. Albümde bir ya ındaki siyah-beyaz foto rafımdan geçen yıl gitti imiz gezi foto raflarına kadar yüzlerce ben ile kar ıla tım. Kırk yıllık ömrümden çe itli manzaralar ve beni bile a ırtan de i iklikler, silkelenip kendime gelmem için yüzüme indirilmi birer tokat gibi geldi. Artık hayallerle ya amak yerine, hakikatleri kabullenmek zamanıydı. Ama bu kolay olmadı. Çünkü ya lanmak bir hakikatti ve siz bunu anlatıyordunuz; ama bu bana a ır geliyordu. Fakat zamanla çevremdekilerin davranı larının de i mesi ve beni dünyanın câzibedâr güzelliklerine davetlerin azalması, ömür sermayemin azaldı ını gösteriyordu. Sizleri her görü ümde Hz. Ömer in (ra) kendisine ölümü hatırlatması için para kar ılı ında tuttu u adam aklıma geliyor. Adaletiyle temayüz etmi Halife Hz. Ömer, bir gün aynanın kar ısına geçip de ak saçlarını görünce, Artık sana gerek kalmadı. diyerek tuttu u adamı göndermi. Sizi zamanla sevdim. Artık, her gün bana anlattı ınız hakikatlere uygun davranmaya çalı ıyorum. Hayatın fânîli ini, bu dünyada hiçbir eye mâlik olmadı ımı imdi daha iyi anlıyorum. Bana ölümü hatırlatan vesilelerden biri olarak sizleri yaratan Rabb ime ükrediyorum. Ho geldiniz. Safalar getirdiniz. Her gün sizinle hasbihal etmek isterim kıymetli dostlarım: Sizler benim ak saçlarım, âhireti hatırlatan arkada larım Ba ımın üstünde yeriniz 9 581

10 Dr. Ömer Said Gönüllü Sevgililer Günü (SG), di erleri gibi artık bu zamanın bir realitesi. Fakat ön plâna çıkarılan yanı yeni bir tahassüs ve dü ünce uyandırmıyor. Gün ü geldi- inde ortada sadece kalıpla mı söz ve davranı lar dola maya ba lıyor. Pazarın konusu olan hemen her mal ve hizmet, bu gün ler bahane edilerek bir daha satı a sunuluyor. Reklâm ve pazarlama kurtları gün e mahsus bir ambalajla bunlara farklı bir cazibe kazandırıyor ve insanların sadece hislerini uyarmaya bilhassa dikkat ediyor. Çünkü potansiyel mü teriler bir muhakeme yapacak olurlarsa, asla rasyonel olmayan bir alı veri e davet edilmekte olduklarını farkedebilirler. Buna meydan vermemek için, bunun zâten tabiatında böyle oldu u uuraltına çok ince tekniklerle i leniyor; çünkü sevgi zâten rasyonel de ildir ki! (ve bu, di er günler için de aynen geçerli.) Bu satı ları arttırma oyununda, medyanın, en ba ta da televizyonun teshir gücü en önemli silâh olarak kullanılıyor. 1 Reklâmlar ideoloji, din, cinsiyet, meslek ve ya grubu ayırdetmeden hemen her yere nüfuz edebiliyor. 2 nsanlara bilinen ritüelleri yapmaları tavsiye ediliyor; bir ürün alıp hediye etmenin bu günlerin olmazsa olmazı oldu u i leniyor. Böylece, pazarı gürültüye bo an i portacılardan bir farkı kalmıyor televizyon kanallarının (istisnalar bir yana). Aslında, piyasanın serbestli ini de a an ve insanların benimsedi i mefhumlar ı rahatlıkla kirleten sınır tanımaz bir gayr-ı ahlâkîlikle -sevgi, anne, baba, Hz. sa (as), Ramazan gibi de erler sanki çok dert ediliyormu gibi- yapılıyor bütün bunlar. Yazılan ve konu ulanlar, konunun üzerinde dü ünme arzusu uyarmayacak ölçüde basit ve derinliksiz kalıyor. Neticede satı lar artıyor ve reyting u runa medyatize edilen de erler do ru anla ılma ansını kaybediyor. Bu bildik aldatmaya açık olan kitleler de her defasında oyuna geliyor. Ve bu bahsin kapa ı bir sene sonrasına kadar kapatılıyor. Çünkü halkı havaya sokan cazgırlar rol yapmak isteseler de buna vakit yok; sırada ba ka gün ler var. nsanlararası münasebetler ve toplum huzuru açısından bu günler in hiç mi faydalı bir yanı yok, olmuyor mudur veya olamaz mı? eklinde bir soru sorulabilir. Oluyordur hiç üphesiz, fakat ne ölçüde? nsanların bu günler etrafında sözü sıkça edilen kavram ve de erlere kar ı daha bir hassas ve saygılı oldu una dâir hissedilir bir de i iklik görülmüyor. Toplumda kar ıla ılan menfi hâdise ve örneklerde kaydade er bir azalma bildirilmiyor. Moral bozmak ve ümitsizli e yolaçmak do ru de il, fakat u rahatlıkla söylenebilir: kronik hâle gelmi, hattâ yer yer kangrenle mi, nihâî tahlilde ancak tek tek fertlerin ciddi bir muhasebe yapması ve kendisine çeki düzen vermesiyle yava yava ortadan kalkabilecek meselelerin böyle günler le çözümünü beklemek gerçekçi gözükmüyor. n-

11 sanları vicdanlarıyla yüzle tirmek, onlara hayatlarında bir ruh inkılâbı yapma ihtiyacı hissettirecek ekilde hakikatleri güzelce ortaya koymak ve bu cehdi sürekli kılmak kolay de il. Kaldı ki, önce buna niyetlenmek, kendi durumundan rahatsızlık duymak gerekiyor. Televizyon reklâmları ve piyasa sloganları ise ayrı bir dünyaya ait. Bugün kar ımızdaki tablo, bu günler in, sadece paraya tahvil için kullanıldı- ını gösteriyor. 3 Bugün kaç medya kurulu u, SG yi sı de erlendirme alı kanlı ından kurtarabiliyor kendini?!. Kaçı, Anneler Günü nde anne hakikatinin hakkıyla hissedilmesini sa layacak niyet, derinlik ve birikime sahip?!... Mefhumların ve hayatın daraltılması Artık isim açısından yapılabilecek bir ey yok; SG nin ismi de i tirilemez; Sevgi Günü veya Sevenler Günü gibi yeni bir gün de ihdas edilemez. 4 Fakat bu gün ün anneler günü veya di erleri gibi bir vesile olma yanı var. Önemli olan husus, bunun kalıcı neticeler verecek ekilde nasıl de erlendirilece i. Her eyden önce Sevgililer Günü ifadesi, dayandı ı -iddia edilen- sevgi kavramını daraltıyor. Belki de bu gün ün çı ırtkanlı ını yapanlar sevgiden de il de, sadece sevgililerden sözediyorlar, sevgi diye bir dertleri yok. Sevgi, sesi daha az çıkanların endi esi belki de. Burada yi de, sevgisiz sevgili olur mu? diye dü ünülebilir. Bu, sevgiliden ne anla ıldı ına, daha do rusu kendilerini sevgili kabul edenlerin sevgiden ne anladıklarına ba lı. Kelimeler orta yerde mebzul miktarda telâffuz ediliyor; fakat kar ılıkları yok. Sıhhatli bir sevginin pek olmadı ı, kalmadı ı bir dünyada kendilerine sevgili denilen, piyasa ekonomisinin sevgili olarak tarif etti i, fakat aslında içinde pek de saygı barındırmayan bir sevgi nin hoyrat ta ıyıcıları dola ıyor. Kimler sevgililer sınıfına dâhildir; sevgili olmak ne demektir? Sevgili hangi sevgi nin emanetçisidir, mesulüdür ve muhatabıdır? Bütün sevgililer, airin Ey Sevgili, en Sevgili! hitabıyla hasretini dile getirdi i müteal ve saf sevgilerin muhatabı olabilir mi? Sevgili sıfatı hangi vasıfları gerektirmektedir? 5 Kelimenin bu toplumda yerle mi bir mânâsı ve bilinen tedaileri var, bu inkâr edilemez. Her ne kadar genç ve orta ya lı evliler, hattâ evliliklerinin kırkıncı, ellinci yılını idrak edenler bu günü kutlamaya davet ediliyor olsalar da, esas hitap edilen kesimin ni- anlılar, genç evliler ve bilhassa kız-erkek arkada lı ı yapanlar oldu u biliniyor. Bu ekilde, bir gün kutlanmı olmuyor sadece; yirminci yüzyılda Batı dan toplumumuza giren flörte de sevgililer gününde me ruiyet kazandırılmı oluyor. Flört anlayı ı evlenme gibi bir niyeti olmayan, olmayacak kadar ya ı küçük olan gençler, hattâ çocuklar arasında sinsi ve açık ekilde te vik ediliyor, gerekli gösteriliyor. Böyle uursuz, hedefsiz ve çarpık bir arkada lı ın ileri safhalarında, yüz-göz olma, hicab duygusunun tamamen ortadan kalkması ve fıtratın araya koymu oldu u sınırların çi nenmesiyle kar ılıklı saygı da bitiyor. Bir sonraki arayı ise geçmi tecrübeye dayandı ı için, hisleri sakatlanmı olanlar ve yine evlilik gâyesi gütmeyenler saygı ve nezaketi gerekli görmüyor; sadece nefsanî bir fâsit daire içinde dönüp duruyor. Dolayısıyla SG böyle bir gençlik ( Gençli inizi böyle geçirin! ) propagandası için de kullanılmı oluyor. E er bir ahlâk terbiyesi esas alınmazsa, ki inin kendisini, insanları ve kar ı cinsi hayatında nereye koyaca ı sorusu evde, okulda ve yakın çevrede do ru cevabını bulmaz, hakiki insan olma yolu gösterilmezse, medyanın ve soka ın insafına terkedilen genç insanlar hislerinin ön plânda oldu u hayatlarının bu devresinde tabii ki bir oraya bir buraya savrulurlar. Halbuki bu, insanın hem fıtratına, hem de yaratılı gâyesine aykırı bir durum! Kar ı cinsten genç insanlarda birbirleri hakkında belli bir duygu ve dü ünce geli ir. Bu tabiî ve fıtrîdir. Fakat içtimaî hayatta aradaki sınırlar nasıl belirlenmelidir ki, bu hem onların, hem de bütün toplumun huzurunu bozmasın; insanlar dünyada ve âhirette pi man ve peri an olmasınlar? te bu noktada, inanç hassasiyetiyle ya ayanlar ortaya güzel bir ahlâk koymak, evde, okulda, i yerinde temsil ettikleri vakarla topluma örnek olmak durumundadırlar. Burada en önemli nokta, insanın bebeklikten itibaren hayatına

12 yava yava giren terbiye ve sevgi daireleri içinde nasıl beslenece i, bilhassa ileri gençlik devresinde bu sürecin nasıl götürülece iyle ilgilidir. Hiçbir sevgimiz hayatımızda tek ba ına yer tutmaz, aynı anda farklı sevgilerle ya arız. Fakat ki inin önce en yakın çevresi (anne-babası), sonra kendisi, daha sonra da toplum hakkında bir uur geli tirmesinde, bunlara belli bir mânâ vermesinde ve sevgi ba ları kurmasında esas belirleyici olan unsur yine anne-babadır. Ve burada asıl önemli husus sevgiden ziyade terbiyedir. Çünkü sevgi fıtrîdir. Anne-babanın çocu u kendilerinden bilhassa nefret ettirmek için çaba göstermesi gibi istisnaî durumlar dı ında, verdikleri terbiye açıkça fıtrata aykırı olmadıkça çocuklar anne-babayı sever. Fakat bu yeterli de ildir; terbiye için ebeveynin uur, inanç, irade ve gayret göstermesi gerekir. reca dengesini gözetmeye çalı ması, onun kendisiyle barı ık oldu unu ve aslında bütün bir varlık âlemine kar ı pozitif duygular besledi ini gösterir. Yoksa bu, ne insanın kendisini çok önemsedi i, ne de be endi i mânâsına gelir. Allah nefsimi bana be endirmemi diyen, Bütün dünya biraraya gelse beni iyi oldu uma inandıramaz sözüyle ders veren Bediüzzaman (ra), bütün dünyaya kar ı ne derin bir efkat besliyor! Hz. Peygamber in (sas) Kendiniz için istedi inizi mümin karde iniz için istemedikçe tam iman etmi olmazsınız. sözüne hayatıyla tercüman oluyor. Nefsini çok iyi tanıyor, ve hem nefs-i mutmainne hakikatini (ve di erlerini) hayatıyla gösteriyor, hem de kar ıla tı ı her bir insanın dünya ve âhiret saadeti için dertleniyor; bunlara kadın, erkek, çocuk, genç, ya lı, zengin, fakir, sarho, katil, zâni, hemen her tip insan dâhil. Rabbi kar ısındaki marifet ve muhabbeti ve nefsine kar ı kesin tavır Aslında insan kendini farketmeden, ben lik hissini duymadan önce anne-babasını farkeder. Onların varlıklarıyla sevgileri aynı anda hissedilir. Bunu karde, akraba, yakın çevre ve ö retmenin sevgisi takip eder. 6 nsan bunların herbirinden kendine mahsus mânâsı olan farklı bir sevgi hisseder ve bu onun ruhunda bir yere kar ılık gelir. Bir insan çocukluktan itibaren ne kadar çok çe itli sevgilerle (meselâ bir dede ve nine sevgisi) kar ıla ırsa, ruhen, kalben doyar; bunlardan bazılarının eksikli i ise, ruh dünyasında eksik bir eylerin kalmasına sebep olur. nsanın kendisine en yakın daire olan kendisi yle ilgili neler hissetti i de çok önemlidir. Bu, dı dünya ile kar ılıklı etkile en insan benli inin inanç, terbiye ve ahlâk açısından bulundu u yeri bizzat kendisinin nasıl gördü ü mânâsına gelir. Bir insanın dünya hayatına dâima ümitle bakabilmesi, âhireti için ise havf ve alı ından dolayı o kendi dı ındaki bütün daireleri, kâinat çapına kadar muhabbetle kucaklıyor. Söz de il his Her ey mefhumlarla ba lıyor. Müsbet yakla ımlar da, menfî artlandırmalar da mefhumları temsil eden kelimeler üzerinden yapılıyor. O hâlde mefhumların hayatımızda kar ılık geldi i durumlar do ru tarif edilmeli. Biz sevgi yi dü ünmeli, dü ündürtmeliyiz. Aslında, kelime ve kavram olarak sevgi, üzerinde konu mayı da pek gerektirmiyor. Hayatın içinde varlı ı veya yoklu u hissedilen ve üzerinde dü ünülen bir hakikat o. Do rusu, sevgi kelimesi bu kadar sık dillendiriliyor olmasına ra men, onun hakikatine ve samimi tezahürlerine bugün neden daha fazla ihtiyaç duyuldu u konu ulmalı. Belki bu kendimizle yüzle memize de vesile olur.

13 Bir insana birine kar ı duydu u sevginin sebebi soruldu unda, bunun matematikî bir cevabı yoktur. Çünkü sevgi, sebep olarak gösterilen durumların toplamını a ar. Ki inin sevdi i insanda gördü ü ho una gitmeyen ufak-tefek durumlar bile sevgisine mâni olmaz. Bunlara zamanla alı ır, görmezden gelir, iradî olarak onu oldu u gibi kabul eder; çünkü sevgi hepsini tolere eder. te sevgi buna denir zâten. Buradan da anlarız ki, sevgi hesap-kitap i i de ildir, bunlar i in içine girdi inde saffetini yitirir, daha do rusu sevgi olmaktan çıkar. Bunun böyle oldu unu anne-babamızdan duydu umuz ve onlara kar ı hissetti imiz kar ılıksız sevgilerden de anlarız. Çünkü bunlar fıtrî sevgilerdir. Anne-babanın evlâtlarına kar ı sevgisi, bebeklikten ileri ya lara kadar tezahür ve ifade ekli itibariyle farklılıklar geçirse de, herzaman efkattir. 7 Bazen hayatımızda sevgiyle öyle güçlü ba lar kurulur ki, ihyamıza vesile olur. Kendimizi kimsesiz, sevgisiz ve ümitsiz hissetti imiz bir anda, tek bir insanın bizi anlaması, veya eski bir dostun unutmaması, zamanını ve hayatını içtenlikle bize ayırması bizi tekrar hayata ba lamaya yetebilir. Anar istlerin, teröristlerin belki de büyük kısmı anne-babasından, çevresinden veya ö retmeninden sevgi görmemi çocuklardır. Sevginin girmedi i bir kalbde dı dünyaya kar ı ister istemez so ukluk -hatta nefret- uyanmaya ba lar; çünkü kalb de bo luk kaldırmaz. Fakat insanı, Yaratıcı nın bir sanatı ve ebediyet yolcusu olarak gören anlayı bir teröriste bile, onun insan oldu unu unutmadan yakla abilir, ve vicdanının sesini -e er ölmediyse- ona duyurabilir. Bazen hayatımızda sevgiyle öyle güçlü ba lar kurulur ki, ihyamıza vesile olur. Kendimizi kimsesiz, sevgisiz ve ümitsiz hissetti imiz bir anda, tek bir insanın bizi anlaması, veya eski bir dostun unutmaması, zamanını ve hayatını içtenlikle bize ayırması bizi tekrar hayata ba lamaya yetebilir. Onun bu beklentisiz cehdi, sevgiyi de a an bir eydir belki de. Onun sıcaklı ı ve aydınlı ında bütün insanlar gözümüze dost gözükebilir. Tek bir sevdi imiz insanın bulundu u büyük bir ehir bu yüzden gözümüze, kendimizi yalnız hissetti imiz, yabancı ve kasvetli bir yer gibi gözükmez. Her eye ra men -daha do rusu bir ilâhî inayet ile- evlenip çocuk sahibi olan, üzerine aldı ı yeni mesuliyetlerin farkına varan ve kendine yeni bir dünya kuran -iradesini yeniden in a yönünde kullanangeçmi in âdi bir sâbıkalısı bile çevresine farklı bir nazarla bakmaya ba lar. Artık dı arıda kar ıla tı ı bütün çocuklarda kendi çocu unu görür, onlara efkatle bakar; bütün insanları dünya-âhiret karde i bilir, kötü nazarla bakmaz. Hattâ eski hayatındaki gibi ya amaya devam eden tanıdıklarını da kurtarmaya çalı ır. Dünyasına giren e ine ve çocu una kar ı hissetti i -daha yeni tanı tı ı- bu yeni sevgilerle bir insan böylece yeniden do mu gibi olur. Bir de Allah a kar ı saygıyla dolu bir muhabbet ve bir âhiret hassasiyeti duymaya ba larsa, yepyeni bir insan olur. Varlı ı sevgi mayasıyla yaratmı olan Allah ölüden diriyi böyle çıkarır. Sevginin ilelmerkez gücü, kendisine niyetlenenlere hemen cevap verir. Tıpkı kâinatın sevgi esasına bina edilmesi gibi, küçük bir kâinat olan insan için de mânevî hayatının merkezi kalbidir. Nasıl ki biyolojik kalb bedenimizdeki di er bütün organların (ve dolayısıyla bedenin) hayatiyetinin devamlılı ı için en önemli ve tek merkezdir. O çalı mazsa hiçbir organa, ama en önemlisi beyne oksijen gitmez; beyin ölür, ruhun bedenle teması kesilir. Belli bir süre sonra -ama geç- çalı tırılsa da, i i ten geçmi tir; insan artık bir bitki hayatı ya amaya ba lar. Mânevî kalbimiz de öyledir. O öldü ünde akıl da müsbet bir i e yaramaz, dil de; insan hakiki mânâda hissedemez, dü ünemez, anlayamaz, konu- amaz. Ve mânevî kalbin yeniden atmaya ba laması da di eri kadar zordur. Bunda da acele edilmelidir. Her gecikme, bütün lâtifelerle hayata dönü ü zorla tırır. Bir de Peygamberlerin (as) ve adım adım onların izinde ya ayan büyüklerin duydu u sevgi vardır. lâhî bir mevhîbe olarak onlar, bizim anlamakta, hissetmekte zorlanaca ımız bir kalb vüs atine ve derinli ine sahiptirler. Onlar iradelerinin hakkını vererek dâima kulluk ve ihsan heyecanıyla ya adıklarından, sevgileri ve efkatleri de her dem taze ve canlıdır. Bütün varlık âlemine kar ı pek çok mânâ tabakası olan bir alâka ve sevgi duyarlar, Yaratıcı da onları bütün varlık âlemine sevdirir. Tanımadan -gerçekten- sevemez insan. Fakat, tanımadı ı insanları yine de akılla sevmeyi deneyebilir. Bu, kendini onların yerine koyarak, onların da tıpkı kendisi gibi -zaaf ve beklentileriyle- birer insan

14 oldu unu, hakikatle tanı tırılmaya hakları oldu unu ve bunun için dünyaya geldiklerini dü ünerek olur. Bu ekilde duyulacak bir sevgi, insanlık sevgisinin bir yansımasıdır, ve bu sonuncusu istemeden ve gayret göstermeden do maz. stemek ve gayret göstermek ise, insanlı ı bir yere ba lamakla (yaradılanı Yaradan dan ötürü sevmekle) olur. Bir de, ilk tanı mada bize antipatik gelen, mizacımızın uyu madı ı birini -önce sadece insan oldu u için, zamanla buna ilâveten iyi hallerini de görerek- sevmeye çalı mak, insanın kendini a ması demektir. te bu sevgi çok de erlidir. Gayret ve irade ile, yani zor elde edildi i için de elden zor çıkar. Evet, tanımadı ımız insanlar hakkında da hayırhah olmak, dü ünme yoluyla duygu ve heyecanımızı dizginlemek, bunların akıl ve iradenin önüne geçmesine izin vermemek mümkündür. nsanları tanıdıktan sonra do an sevgiyi sıhhatli bir ekilde sürdürmek de akıl ve iradeyle olur. te Peygamberlerin (as) ba ını çekti i sonsuzluk kervanı bütün insanlı a bu ula ılmaz sevgi himmetleriyle ve efkatleriyle hitap ederler. Çünkü onlar insanlı ın âhireti için sürekli endi eyle ürperirler Âhiret inancının besledi i hakiki sevgi ve efkat O hâlde, bütün sevgilerimiz Yaradan hesabına ise ve bu yüzden âhirete de bakıyorsa, esas muhtevasını, sıhhatini ve derinli ini buluyor. Allah ve âhiret için sevenlerin kalbine verilen ve dünyevî meselelerin sarsamadı ı derin huzur ve itminan da di erlerinden farklı oluyor. Bir annenin evlâdına kar ı duydu u sevgi ile iki hakiki dostun birbirlerine duydukları sevgi arasında fark vardır üphesiz. Birincisi daha ziyade efkattir. Evlâdı aç kalmasın, ü ümesin, dünyada bir zarar görmesin ve âhireti kurtulsun diye annenin gösterdi i heyecan efkatinden kaynaklanır. efkat sevgiötesi, sevgiden daha a kın bir duygu. Çünkü beklentisiz bir sevgi bu ve bilhassa annelere verilen ilâhî bir hediye. Fakat yeri geldi inde, dost ve karde lerin sevgisi de yeni bir mânâ kazanıp derinle ebilir ve bir efkate dönü ebilir. Peki hepsi bu kadar mı? Sadece dünya de il, âhiret için duyulan efkat daha a kın de il mi?!. Hz. Yakub un (as) evlâd(lar)ına sevgisi saf bir efkat, fakat her eyden önce âhiret için. Allah ve âhiret inancına ba lanmamı, sadece dünyaya bakan, bu yüzden de ço u gelip-geçici olan sevgiler de yalan; bunların belki çok azı içten ve samimi, fakat esas kayna ına ba lanmadı ı için de aslında mecazî. u hâlde, Allah a ve âhirete ba lı bir sevgi hayatın merkezine konumlanıyor ve bütün mânevî de erler onunla do up hayat buluyor, maddî kıymetler E er bir ahlâk terbiyesi esas alınmazsa, ki inin kendisini, insanları ve kar ı cinsi hayatında nereye koyaca ı sorusu evde, okulda ve yakın çevrede do ru cevabını bulmaz, hakiki insan olma yolu gösterilmezse, medyanın ve soka ın insafına terkedilen genç insanlar hislerinin ön plânda oldu u hayatlarının bu devresinde tabii ki bir oraya bir buraya savrulurlar. Halbuki bu, insanın hem fıtratına hem de yaratılı gâyesine aykırı bir durum! de onunla do ru yerine oturuyor. Hakiki saygının, vefanın, di ergâmlı ın, fedakârlı ın, ho görmenin, affetmenin, setretmenin mayasında böyle bir sevgi var. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi nin ifade buyurdu u, Sevgiyi sevip, dü manlı a dü man olmak, inançla co an bir kalbin en mümeyyiz vasfıdır. sözü buna da i aret ediyor olsa gerek. Çünkü bundan, inananlar, yani kendileriyle yüzle me cesareti gösterenler, hakikat pe inde ko anlar, kalbi herkesi içine alacak geni likte olanlar, -bir de inanma potansiyeli ve niyetiyle ya ayanlar- korkmazlar.

15 Bugün iradî sevgilerin pe inde de iliz. Çünkü kolaycılı a alı tırılan bizlere bu zor geliyor. Fakat insanı insan yapan bu. Bugün kendimizi daha ziyade akıl-irade gerektirmeyen duygu yönlendirmelerine bırakma pe indeyiz. Bu yüzden, sevginin kelime olarak telâffuzu da insanlarda pek bir heyecan uyandırmıyor. Belki de önce bir Dü ünme Günü ilân edilmeli. Hayatın en erken döneminde tanı tı ımız ilk duygu olan sevginin ba ıbo kalmaması için de, hayatımıza inançla birlikte giren bütün hakikatlerin kıymetini idrak etmek için de önce dü ünme cehdi gerekiyor. Hz. Peygamber in (sas) ölçüsü Aslında sevgi hakikatinin, hissedilmek ve ö renilmek için, kendisini temsil edecek bir kelimeye ihtiyacı yok. Sevgi ö retilmez, ö renilir; konu ulmaz, hissedilir. Anne-babamızdan, karde lerimizden veya di er insanlardan sevgi görürken, bu kelimeyi acaba kaç defa i ittik? Sevginin telâffuzu onun yerine geçiyor mu? Buna gerek var mı? Onu her durumda kalbimiz ve vicdanımız yoklamıyor mu, test etmiyor mu, saflı ını ölçmüyor mu? Bazen çocuklar açlı ını hissettiklerinde veya araya giren karde kıskançlı ı sebebiyle, fakat her zaman safiyâne bir ekilde, sevilip sevilmediklerini test ederler. Bunu yeti kinlerin yaptı ı da olur. Fakat sevginin lâfı de il, mesuliyetle ta ınıp ta- ınmadı ı önemlidir. te bu konudaki ölçüyü Hz. Peygamber (sas) veriyor. Her sözü, her fiili mahz-ı hikmet olan Hz. Peygamber (sas), Bunu arkada ına açıkça söyle! diyor. nsanlık tarihinde bir benzeri bilinmeyen bu tavsiyede, aradaki sevgi ba ının perçinlenmesine te vik de var, bunu açıkça söyleyebilecek kalb gücüne ve samimiyete davet de var, bunu koruma mükellefiyetini üstlenmek gerekti ine i aret de var; bu kelimenin, ancak hakikaten duyuluyorsa ve do ru ise söylenebilece ine îmâ da var. Demek ki bu derinlikteki bir sevgi açıkça ifade edilmeli. Demek ki, sevgi gerçekse, söylenmeyi, ilân edilmeyi hakeden bir zenginli idir insanın, hayatın ve kâinatın. Ve bu zor kelimeyi kullanırken sevgimizden o kadar emin olmalıyız ki, söyledi imiz insan kar ısında altına girdi imiz bu a ır yükü ta ıyabilelim. Muhterem Hocamızın gıybet konusunda verdi i misâldeki gibi, bu bir ahit sanki bizi ba layan ve daha sonra bozulmaması gereken. Di er yandan, Söylemeye cesaretimiz yoksa, demek ki bu tam bir sevgi de ildir. diye de dü ünebiliriz. Söylemek zor; çünkü, söylemek için o ufka ula mak zor; bir kere pürüzsüz ekilde söyledikten sonra sürekli hakkını vermek zor. nsanlık ailesine tam bir aile sevgisi ö reten Hz. Peygamber in (sas) ne derin bir sevgi, efkat ve samimiyet ufkunda ya adı ını, O nun peygamberli inin de bir mu cizesi olarak gösteriyor bu sözü. Ve merhum Cemil Meriç in vefat anına yakın diline pelesenk etti i, La ilâhe illallah, Muhammed sevgilim cümlesi, içinde geçen sevgili kelimesinin kendisine en çok yakı an insanla beraber zikredildi i nâdiren kar ıla tı ımız güzel ifadelerden biri de il Dipnotlar 1. Bugün medya ekonomik ve siyasî güç sava ının en önemli enstrümanı durumunda. 2. Çünkü reklâmlar, müzik ve sloganların e lik etti i hareketli görüntü eklinde kurgulandı ında daha fazla dikkat çekiyor. Bugün televizyon reklâmlarının birço u senaryo ve kurgusu hızlı seyreden çok kısa metrajlı filmler eklinde hazırlanıyor; insanları güldürme, duygulandırma hattâ neredeyse a latmaya kadar netice alabiliyor. Banka, me rubat veya otomobil reklâmlarıyla bile göz ya artacak kadar duygular istismar edilebiliyor; ve bunlar, irketlerin insanı nasıl gördü ünü ortaya koyuyor. 3. Hakkındaki rivayetlerin hemen hepsi uydurulmu hikâye havasında olan Saint Valentin, bekâr askerlere evlenme yasa ının getirildi i Roma mparatorlu u döneminde orduda gizlice çöpçatanlık yapan ve bunu hayatıyla ödeyen birisi. SG onun hatırasına icad edilmi. Dünden bugüne Batı, tıpkı Noel Baba efsanesinde oldu u gibi kendine gaflet oyuncakları bulmakta güçlük çekmiyor. 4. Bu günleri kim kararla tırır, kim koyar, kimlerin istemesi böyle bir günün kabulü ve dünya kamuoyu tarafından benimsenmesi için yeterlidir, kimlerin istemesi bir mânâ ifade etmez; burada ölçü nedir?, bunlar da ayrı bir konu. 5. A k bir hakikat. nsan hayatında yeri, mahiyeti ve derinli i ayrı bir bahis. Gayr-i irâdî do an a k ve a k dı ındaki mecazi sevgiler dü ünce ile sıhhat bulur. uurlu hâle gelir. A kın do ru mecrası u olsa gerek: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, a klarını, evklerini mübadele etsinler ve lezâizde birbirine ortak; gam ve kederli eylerde de yekdi erine muavin ve yardımcı olsunlar. A kın, hakikatine en yakı an tarifini buldu u bu ifade Bediüzzaman a (ra) aittir. 6. Bazen, ilk defa kar ıla tı ımız bir ki iden bile çok derin bir insan sevgisine i aret eden samimi alâka ve yardım da görebiliriz. 7. Anne-babanın ya ı ilerledi inde gelen torunlar ise, ilk defa hissedilecek farklı bir sevgi dünyasının kapılarını açar; onlar artık dede ve ninedir ve hayata bir kez daha ve daha farklı bir efkatle ba lanırlar. Torunlar da onlardan anne-babanınkinden farklı, fakat yerini hemen hiçbir eyin dolduramayaca ı bir sevgi görürler. Bu, ailenin, dolayısıyla toplumun huzuru için de çok önemli bir unsurdur. Bu yüzden, dedelerden ninelerden görece imiz, görerek anlayaca ımız çok hakikat var. Karde ler arasında ise, bilhassa küçükler açısından, kıymeti genellikle biraz geç ve zor anla ılan bir sevgi ba ı olu ur

16 lâhî adalet her zaman vardı, imdi de var; ama o, adaletten pay alma liyakatine göre lütfedilir.. bir vakt-i merhûna ba lı tecelli eder.. zulmün gayretullaha dokunmasıyla harekete geçer. Prof. Dr. Arif Sarsılmaz Çe itli sentetik malzemelerin, kanser ba ta olmak üzere birçok hastalı a davetiye çıkardı ını yapılan ara tırmalarla ö reniyoruz. Yiyeceklerimizi pi irme esnasında dikkat etmedi imiz bir husus, bugün ciddi bir tehlike olarak kar ımızda duruyor. Gıdaları yüksek ate te, yanacak derecede pi irmek bakın ne gibi tehlikelere yol açıyor! Bazıları ekme- in kızarmı (yarı yanık) veya yanmı kısımlarını sever, bazıları da ızgara veya mangalda pi mi etin lezzetine bayılır. Benzer ekilde bazı ekerli gıdalar da yüksek sıcaklıklarda karamelizasyon denen birtakım de- i iklikler geçirerek daha lezzetli hâle gelebilir. Halbuki geçmi ten günümüze intikal etmi bir anlayı olarak, yanık yemek mahzurlu görülür. Hattâ yanık gıdaların yenmesinin er an da mahzurlu oldu una dâir bilgiler insanların zihinlerinde yer etmi tir. Ancak meselenin dinî yönünü ara tırırken, Bütün gayr-ı me rû lezzetlerin sonunda, kar ımıza dünyamızı veya âhiretimizi yahut her ikisini birden berbat edecek faturalar çıkar. Aynı kategoride olmasa bile, me ru lezzetlerde ifrat edildi inde bunun da bir faturası vardır ve fıtrata müdahalenin dünyevî cezaları olarak bunlar bazı hastalıklar eklinde kar ımıza çıkar. Me rû bile olsa, bütün lezzetleri sonuna kadar ya amanın bedenimizdeki tahribatı, her geçen gün yeni ara tırmalarla ortaya konuyor. fikirlerine ba vurdu umuz birçok ki i, bunun bir âyete veya hadîs-i erîfe dayanması gerekti i hususunda bazı bilgilere sahip oldu- unu söylemesine ra men, mü ahhas bir kayna a ula- amadık. Bununla beraber mam Malik in yanık yiyeceklerin yenmesinin mahzurlu oldu una dâir bir rivayetine rastladık. Meselenin dinî yönünün ne derece sıhhatli kaynaklara dayanıp dayanmadı ı hususunu mahfuz bırakarak, meselenin tıbbî açıdan ne gibi mahzurları bulundu una kısaca göz atalım. Son 20 sene içinde gıdaların pi mesi esnasında meydana gelen de i iklikler üzerine çe itli ara tır

17 malar yapılmı ; karbon, hidrojen, oksijen ve azottan yapılmı organik gıdalar olarak bilinen protein, ya ve karbonhidratların ısındıkça ne gibi maddelere dönü tü ü hususunda birçok makale yayımlanmı tır. Bugün geldi imiz noktada yanık gıdaların kanser meydana getirme potansiyeline sahip (karsinojen) çe itli maddeler ihtiva edebildi i anla ılmı tır. Yanık yiyecekler sebebiyle kanser geli me riski, yenilen yiyece in miktarına ve karsinojen maddelerin yanık gıdada hangi nispette bulundu- una ba lıdır. Ara tırmalara göre, gıdanın muamele edildi i sıcaklık ve muamele süresiyle yiyecekteki karsinojen madde arasında paralellik vardır. Zaten ara tırmacılar, yanmı ya ların karsinojen oldu u hakkında fikir birli i içindedir. Sigara içenlerde dumanın geçti i yollar olması sebebiyle gırtlak ve akci er kanseri fazla görünürken, yanık gıdaların yol açtı ı kanserler ise daha çok sindirim organlarında görülür. Zîrâ sindirim organları gıdalardaki karsinojen maddeyle daha fazla temas etmektedir. Yanık gıda tüketimi a ız, bo az, mide, ince ba ırsak ve hususiyle kalın ba ırsak kanseri riskini yükseltmektedir. Yanık yiyeceklerde bulunan karsinojen madde gruplarından biri polisiklik aromatik hidrokarbonlardır. Yiyece in yanmasıyla ortaya çıkan dumanda Döner veya mangalda pi mi etleri büyük ço unlu- umuz severiz. Ancak mangal ate ine dü en ya ların yanmasıyla meydana gelen karsinojenler dumanla birlikte tekrar ete yapı ır, bu da insan sa lı ı için risk demektir. Dönerin ya ları a a ıya aktı ından, ate e dü üp yanmaz ve bu açıdan mangaldaki gibi büyük bir risk yoktur, denebilir. Fakat döner ustalarının çok dikkat etmeleri ve etin pi me derecesini iyi ayarlamaları gerekir. âyet döner fazla ısıya mârûz kalır ve yanma derecesine gelirse, aynı risk onda da ortaya çıkar. polisiklik aromatik hidrokarbonlar bulunabilir. Yiyece i muhafaza etmek veya gıdaya lezzet katmak için bu duman kullanılırsa, polisiklik aromatik hidrokarbonların bir kısmı yiyece e geçebilir. Et, ızgarada yandı ında polisiklik aromatik hidrokarbonlar meydana gelebilir. Yiyecekteki ya ın uzakla tırılması ve etin yakılmamasıyla polisiklik aromatik hidrokarbonların te ekkülü en aza indirilebilir. Odun ate i dumanında tütsülenmi balık yiyen Japonlardaki mide kanseri nispeti, bu alı kanlı a sahip olmayan insanlara göre çok daha yüksektir. Yanık yiyeceklerden kaynaklanan kuvvetli karsinojenlerden bir grup da heterosiklik amindir. Günlük alınan heterosiklik amin miktarı bir mikrogramdan az olabilece i gibi, 50 mikrogramın üzerinde de olabilir. 1 Heterosiklik aminlerden biri olan ve yanık yiyeceklerde meydana gelen 3-amino-1,4-dimetil-5Hprido[4,3-b]indol (Trp- P-1) in muafiyet sistemini baskılayıcı tesirinin oldu u gösterilmi tir. 2 Vücudumuzun hastalıklardan korunmasında en mühim vesilelerden biri olan immün sistem hücrelerinin faaliyetleri normal durumlarda geli ebilecek kanserli hücreleri öldürür. Fakat immün sistem baskılandı ında çe itli faktörlerle ortaya çıkan kanserli hücreler, rahat dola maya ve ço- alarak tümör te kil etmeye ba lar. Muafiyet

18 sraf etmemekte bile ifrat etmemeliyiz. Ekmek Rabb imizin bize sundu u bir nimet olarak azîz tutulur ve onun kırıntısının bile zâyî olmamasına dikkat edilir. Fakat israf etmeyelim diye, yanmı bir ekme i yiyemeyiz; çünkü bu takdirde daha de erli olan vücudumuzu israf etmi olabiliriz. Her eye ölçü koyan dinimizi iyi anlayıp ya ayabilsek, farkında olmadan yaptı ımız birçok hatadan korunabilir, böylece hem sıhhatimizi, hem de âhiretimizi tehlikeye atmamı oluruz. sisteminin zayıflaması veya baskı altına alınmasında heterosiklik aminler dı ında, a ırı üzüntü, yeis, stres gibi faktörlerin de rolü oldu u dü ünülmektedir. Yanık gıdalarda ortaya çıkan bir di- er heterosiklik amin olan 2-amino-1-metil-6- fenilimidazo [4,5-b]piridinin (PhIP) farelerde meme, kalın ba ırsak ve prostat kanserlerine yol açtı ı bulunmu tur. 3 PhIP nin meme kanserine yol açtı ı, insanlarda yapılan epidemiyolojik çalı malarda da ortaya konulmu tur. 4 Yüksek ısılarda pi irilen yemeklerin a ır gen hasarlarına sebep oldu u bilinmektedir. Çok pi mi hamburger yiyen kadınlar, yemeyenlere göre % 50 daha fazla gö üs kanseri riskiyle kar ı kar ıyadır. Ara tırmacı Zeng ve arkada ları 1998 deki ki inin katıldı ı kontrollü çalı malarında, devamlı çok pi mi hamburger, tütsülenmi et ve biftek tüketen kadınlarda gö üs kanseri riskinin 4,62 kat daha fazla arttı ını buldular. Yüksek sıcaklıklarda pi irilen gıdalarda ortaya çıkan heterosiklik aminlerin genlerde mutasyona sebep oldu u da gösterilmi tir. 5 Heterosiklik aminlerin; prostat, gö üs, kalınba ırsak, yemekborusu, akci er, karaci er kanseriyle sıkı bir münasebeti oldu u anla ılmaktadır. Pi mi olarak satılan tütsülenmi alabalıkların üzerinde bile potansiyel dozda, genlerde mutasyona sebep olan heterocyclic aminlerin bulundu u tespit edilmi tir. 6 Yanık gıdalarda meydana gelen karsinojen maddelerin tesiri çe itli faktörlere ba lıdır. Gıdalarda ve atmosferde bulunan çe itli kimyevî maddelerin heterosiklik aminlere mâruziyeti, heterosiklik aminlerin metabolizmasına ve bu maddelere verilen hücre ço alması cevabına tesir ederek kanser riskinin artmasına veya azalmasına sebep olabilir. Bazı kanser türlerinden koruyucu tesire sebep oldu u ileri sürülen çe itli bitkilerin tesir mekanizmaları üzerinde duranlar, brokoli ve bazı bitki çaylarının heterosiklik aminlerin metabolizmasındaki tesirlerini ara tırmı lardır. 7 Bu hususta di er bir zanlı(!) madde de akrilamiddir. Akrilamid, ısıyla muamele edilmeyen veya ha lanmı gıdalarda bulunmaz. Sadece kızartılmı, ızgara yapılmı, fırında pi irilmi gıdalarda meydana gelen bu kimyevî madde, en çok, ya da fazla kızartılmı patateslerde bulunmu tur. 8 Ayrıca, gıdaların yapısında bulunan bazı eker ve proteinlerin yüksek sıcaklıklardaki reaksiyonlar neticesinde akrilamid meydana getirebildi i ispatlanmı tır. Lâboratuvar deneyleri gıdanın yapısında bulunan bazı ya ların da akrilamid meydana geli inde tesirli olabilece ini göstermi tir. Bununla beraber, akrilamidin gıdalarda nasıl meydana geldi i henüz tam ola

19 rak belirlenemedi inden buna engel olacak usûlleri de belirlemek u safhada mümkün de ildir. imdiye kadar tamamlanan çalı malar, akrilamidin sebep olabilece i kanser tehlikesinin göz ardı edilemeyece ini, ancak gıdalarda hangi seviyelerde olu tu u ve hangi miktarının kanser riskini ne kadar artırdı ı eklinde kesin rakamlar vermenin erken oldu unu ortaya koymaktadır. 9 Bununla birlikte uzmanlar; yanmı, do rudan mangal ate inde pi irilmi gıdalardan sakınarak, yemekleri güveç eklindeki kaplarda kendi suyuyla, kısık ate te pi irmenin en iyi usûl oldu u hususunda birle mektedir. Bazı insanlar israf olur diye yiyeceklerin yanmı kısımlarını atmamaktadır. Bazıları da bir ey olmaz dü üncesiyle gıdaların yanmı veya a ırı kızarmı kısımlarını yemektedir. Mangalda kebap yapmaktan vazgeçmeseniz bile, etin ya ının kömüre damlayıp, yanmamasına dikkat etmeniz gerekir; çünkü bazı kimyacılar bu durumda benzopyrene, dimethylbenzanthracene, dibenzopyrene, TRP-P2, 2-aminoanthracene, 2-nitrofluorene, 1-nitropyrene, 1-methyl-6-phenylimidazo [4,5-pyridine] (PHIP), ve 2-amino-3-methylimidazo [4,5-f] quinoline gibi 40 farklı karsinojen maddenin meydana geldi ini ve bunların dumanla birlikte ete yapı tı ında tehlikeli olabilece ini belirtmektedir. Ayrıca etin üzerine yapı ıp yanan ya lar da, benzer ekilde kansere sebep olur. Görüldü ü gibi lezzete fazla dü künlü ün bir faturası var. Alıp yiyemeyenlerin i tahını tahrik etme ve fakirleri imrendirmenin vebali yanında, ızgara etin güzel kokusu, aslında kanser yapıcı maddelerle doludur. Bu yüzden ızgarayı, etleri yanlardan ve üstten ısıtacak (döner gibi) veya ate le do rudan teması olmayacak ekilde alüminyum folyolara sararak, ya sız tavada ve orta sıcaklıkta yapmak gerekir. Hayatımızı tanzimde dâima orta yolda ya amamızı tavsiye eden dinimizin emir Bugün geldi imiz noktada yanık gıdaların kanser meydana getirme potansiyeline sahip (karsinojen) çe itli maddeler ihtiva edebildi i anla ılmı tır. Yanık yiyecekler sebebiyle kanser geli me riski, yenilen yiyece in miktarına ve karsinojen maddelerin yanık gıdada hangi nispette bulundu una ba lıdır. Ara tırmalara göre, gıdanın muamele edildi i sıcaklık ve muamele süresiyle, yiyecekteki karsinojen madde arasında paralellik vardır. ve yasaklarındaki hikmeti zaman geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Etler ba ta olmak üzere bazı sebzeleri ne çi olarak yemenin, ne de çok yüksek ate te pi- irmenin sa lıklı olmadı ı görülmektedir. Gıdaların pi irilmesiyle onlara bula ması muhtemel parazit, bakteri ve mantarlar öldürülmekte ve bazı gıdalarda bulunan tabiî zehirlerin yapısı da bozularak bu zehirler zararsız hâle getirilmektedir. Ancak gıdaları a ırı pi irme, vücudumuz için gerekli vitaminleri tesirsiz hâle getirirken, kararacak derecede ate te tutma da yukarıda saydı ımız karsinojenlerin meydana gelmesine yol açmaktadır. Kaynaklar 1- Knize MG, Dolbeare FA, Cunningham PL, Felton JS. (1995): Mutagenic activity and heterocyclic amine content of the human diet. Princess Takamatsu Symp 1995;23: Yun CH, Chung DK, Yoon K, Han SH. (2006): Involvement of reactive oxygen species in the immunosuppressive effect of 3-amino-1,4-dimethyl-5H-pyrido[4,3-b]indole (Trp-P-1), a foodborn carcinogenic heterocyclic amine. Toxicol Lett 2006;164: Epub 2006 Jan Felton JS, Knize MG, Bennett LM, Malfatti MA, Colvin ME, Kulp KS. (2004): Impact of environmental exposures on the mutagenicity/carcinogenicity of heterocyclic amines. Toxicology 2004;198: Felton JS, Knize MG, Salmon CP, Malfatti MA, Kulp KS.(2002): Human exposure to heterocyclic amine food mutagens/ carcinogens: Relevance to breast cancer. Environ Mol Mutagen 2002;39: Zheng W, Gustafson DR, Sinha R, et al.(1998): Well-done meat intake and the risk of breast cancer. J Natl. Cancer Inst Nov 18; 90(22): Madrigal-Bujaidar et al (1997): Inhibitory effect of chlorophyllin on the frequency of sister chromatid exchanges produced by benzo(a- )pyrene in vivo. Mutation Res, Jan 15, 1997, 388(1): Felton JS, Knize MG, Bennett LM, Malfatti MA, Colvin ME, Kulp KS.(2004): Impact of environmental exposures on the mutagenicity/carcinogenicity of heterocyclic amines. Toxicology 2004;198:135-45]. 8- Ahn JS, Castle L, Clarke DB, Lloyd AS, Philo MR, Speck DR.(2002): Verification of the findings of acrylamide in heated foods. Food Addit Contam 2002;19:

20 Yusuf Karaosmano lu El-Battânî, Harran ın 1 Battân kasabasında do du ( ). Asıl adı Muhammet bin Cabir bin Sinan er-rakki el-harranî dir. Ebu Abdullah künyesi ve Battânî ismiyle me hur olmu tur. Dünyanın gelmi geçmi en me hur 20 astronomundan biri kabul edilir. Battânî, ilimdeki gâyesini u esas üzerine bina eder: nsan, Allah ın (cc) varlı ını, birli ini, kudretini ve eserlerinin mükemmelli ini ba ta astronomi olmak üzere, ilimler sayesinde ö renebilir. Meselâ u görünen yıldızlar, üstünde ya adı ımız bu dünya ve dünyanın hareketleri Allah ın (cc) varlık ve birli inin açık bir delilidir. Güne sistemini tespiti Battânî nin çalı malarının tamamı astronomiyle ilgilidir. Battânî bugünkü Halep in 160 km do usunda Fırat nehri kıyısındaki Rakka ehrinde bir rasathane (gözlem evi) yapmı ; Güne ve Ay ın görünür çaplarında yıl boyunca meydana gelen de i iklikleri ölçmede, önceki ilim adamlarının yaptı ı çalı malara katkılarda bulunmu ; Güne, Ay ve gezegenlerin hareketlerini, yörüngelerini daha do ru bir ekilde belirlemeye çalı mı tır. Güne in Dünya dan en M. Charles, Battânî den söz ederken, onun sinüs ve kosinüs tabirlerini ilk kullanan ki i oldu unu, bunları güne saati hesaplamasında geli tirdi ini, ona uzayan gölge adını verdi ini, buna da modern geometride tanjant dendi ini belirtmi tir. uzak bulundu u noktadaki hareketini ke fetmi, Dünya nınkine göre Güne in yörünge e imini ve Dünya nın dönü eksenindeki de i me de erlerini bulmu tur. Kendisinden be asır sonra gelen Kopernik in ı olarak buldu u Dünya nın ekliptik e imini o, 23 olarak hesaplamı, bugün bilinen açı de erini yakla ık yarım dakikalık bir farkla bulmayı ba armı tır. kotanjant kosinüs sinus tanjant Güne ve Ay tutulmaları Battânî, kendi geli tirdi- i güne saati zâtü l-halak, 2 duvara tespit edilmi büyük kadran 3 ve daha sonraları triguetum (zâtü - ubeteyn) adı verilecek âlet ile, Rakka da, bazı fezâ hâdiselerinin yanı sıra, Güne ve Ay tutulmalarını rasat etmi ve elde etti i bilgilerle Ay ve gezegen hareketleri hakkındaki bilgileri düzeltmi, yeni Ay ın görülme artlarını tayine yarayan bir usûl geli tirmi tir. Yaptı ı gözlemlerle tam 489 yıldızı sınıflamayı ba armı tır. Battânî, yaptı ı bu son derece hassas rasatlar neticesi güne yılını (tropik seneyi) ilk defa 365 gün 5 saat 46 dakika 32 saniye olarak gerçek de ere çok yakın hesaplamı tır. Ça ımızdaki 59220

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Bize En Yakın Yıldız. Defne Üçer 30 Nisan 2011

Bize En Yakın Yıldız. Defne Üçer 30 Nisan 2011 Bize En Yakın Yıldız GÜNEŞ Defne Üçer 30 Nisan 2011 Sayılar sayılar Güneş Kütlesi = 300.000 Dünya Kütlesi Güneş çapı = 110 Dünya çapı Güneş yoğunluğu = Dünya yoğunluğu/4 Güneş Uzaklık= 1 Astronomik Birim

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Sevgili dostum, Can dostum,

Sevgili dostum, Can dostum, Sevgili dostum, Her insanı hayatta tek ve yegâne yapan bir öz benliği, insanın kendine has bir kişiliği vardır. Buna edebiyatımızda, günlük yaşantımızda ve dini inançlarımızda çeşitli adlar vermişlerdir.

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

İşletme Gelişimi Atölye Soruları

İşletme Gelişimi Atölye Soruları İşletme Gelişimi Atölye Soruları Şemsettin Akçay Satış Pazarlama ve İnovasyon Mühendisi İşletmenizi Başarıya Götüren 50 Soru! Bir gün küçük kızımız Lara (o zaman 3.5 yaşındaydı): Baba deniz gölgesi nedir,

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Görevlerimizi Bilmek ile ilgili sohbet ediyorum. Görevlerimizi yerine getirme konulu sohbet ediyorum.

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok

EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok EK: Mucize Avcısı nı yayına hazırlarken, çok uzun yıllar önce yazdığım bir yazıyı hatırladım. Onaltı yaşında, lisede iken yazdığım bir yazıyı. Cesaret edip, bir gazetenin araştırma merkezine göndermiştim.

Detaylı

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI HAZIRLAYANLAR 4C SINIFINDAN YAĞMUR ÇEVİK KAAN FANUSÇU ÖZGÜR ARDA ÖNDER BEGÜM ÖNSAL EREN ERTAŞ AYŞENAZ İPEK PROJE DANIŞMANI ASLI ÇAKIR 2009 Ç NDEK LER 1. Giri...

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir?

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir? Televizyon kültürü hayatımıza girdi gireli, toplumuzun genetik kodlarında ciddi hasarlar meydana geldi. Bugün, televizyon, değerlerimize ait hiçbir şey bırakmamacasına büyük bir yıkım gerçekleştiriyor.

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı Yazari: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Tercüme eden: Nurcan Duran Uyarlayan: Lyn Doerksen Türkçe Hanna, Elkana adındaki iyi bir

Detaylı

ATOM BİLGİSİ I ÖRNEK 1

ATOM BİLGİSİ I  ÖRNEK 1 ATOM BİLGİSİ I Elementlerin özelliklerini ta ıyan en küçük yapıta ı atomdur. Son çözümlemede, bütün maddelerin atomlar toplulu u oldu unu söyleyebiliriz. Elementler, aynı tür atomlardan, bile ik ve karı

Detaylı

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com KUTUP IŞINIMI AURORA www.astrofotograf.com Kutup ışıkları, ya da aurora, genellikle kutup bölgelerinde görülen bir gece ışımasıdır. Aurora, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU ANKARA MAMAK MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Ankara, 2014 Hazırlayan: Mustafa KATLANÇ 2 1.2. BİT İN SOSYAL ve KÜLTÜREL KATKILARI Mehmet Çekiç Ortaokulu Sayfa 1 / 10 Mustafa

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN zmir,2009 1 TE EKKÜR Bu projede eme i geçen danı man ö retmenim Ay egül Gürkan a, sunum hazırlamamda

Detaylı

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL!

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! 2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! http://www.kosulsuz-sevgi.com/guncel-mesajlar/2010-guclu-bir-yeni-yil/ Patricia Diane Cota-Robles 1 Ocak 2010 Yeni Bin Yılın ilk on yılını tamamladığımıza inanmak zor. Zamanın

Detaylı

Andropozun temel nedeni testosteron hormonunun azalmasıdır.

Andropozun temel nedeni testosteron hormonunun azalmasıdır. Andropozun temel nedeni testosteron hormonunun azalmasıdır. Testosteron noksanlığının erkekleri en çok ilgilendiren yanı, libido ve potens azalmasıdır. Cinsel arzunun azalması, orgazm hissinin zayıflaması,

Detaylı

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK

İKLİM ELEMANLARI SICAKLIK İKLİM ELEMANLARI Bir yerin iklimini oluşturan sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağış gibi olayların tümüne iklim elemanları denir. Bu elemanların yeryüzüne dağılışını etkileyen enlem, yer şekilleri, yükselti,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ 6. SINIF DENEME SINAVI / 1. SAYI ÇÖZÜMLER TÜRKÇE TESTÝ 1. 1., 3. ve 4. cümlelerde piþmek sözcüðü duyu organlarýmýzdan biriyle algýlanabilmektedir. Ancak 2. cümlede geçen bir iþte

Detaylı

Kurbanlar & Failler. Kurban-Fail Bölünmesinin Psikodinamiği. Istanbul, 6 Nisan 2013. www.franz-ruppert.de. 02.04.2013 (c) Prof. Dr.

Kurbanlar & Failler. Kurban-Fail Bölünmesinin Psikodinamiği. Istanbul, 6 Nisan 2013. www.franz-ruppert.de. 02.04.2013 (c) Prof. Dr. Kurbanlar & Failler Kurban-Fail Bölünmesinin Psikodinamiği Istanbul, 6 Nisan 2013 www.franz-ruppert.de 02.04.2013 (c) Prof. Dr. Franz Ruppert 1 Kurbanlar ve Failler Tanımlar Hayatta Kalma Stratejileri

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 21.si.

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 21.si. Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Kral Davut (Bölüm 2) Yazari: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Tercüme eden: Nurcan Duran Uyarlayan: Ruth Klassen Türkçe 60. Hikayenin 21.si www.m1914.org Bible for Children,

Detaylı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Antalya Toros Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) tarafından düzenlenen 22. Kızlarsivrisi Yaz Dağcılık Şenliği ne katılmak

Detaylı

HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER

HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER İnsana eliyle kazandığından başkası yoktur. Simyacılık gafil işidir HAYALİ, EFSANEVÎ VARLIKLAR VE İLİMLER BU BÖLÜMDE: Kim vardı diyâr-ı kîmyâya (Ayrıca bakınız: Gaflet içinde yaşamak) Allah bes, baki

Detaylı

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken

Detaylı

PROJE TEKLİF FORMU. Haydi birlikte harika bir iş çıkartalım.

PROJE TEKLİF FORMU. Haydi birlikte harika bir iş çıkartalım. Projeniz için atezer i seçtiğiniz için teşekkür ederiz. Lütfen bu formun içerisinde projenizle ilgili olan kısımları doldurun, bu projenizi daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. İyi sonuçlar elde etmek

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız

TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız 1 2 TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız Tunç Tort a ve kütüphane sorumlusu Tansu Hanım

Detaylı

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ HÜKMÜ ŞARTI ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Detaylı

ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ. Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır?

ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ. Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır? ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır? Sorumluluk kişinin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve davranışlarının

Detaylı

Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi

Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Hadi Yektaş Zirve Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Programı Güz 2012 1 / 93 Hadi Yektaş Tüketici Davranışları Teorisi İçerik 1 2 Kayıtsızlık Eğrisi Analizi Tüketici

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ahlâkî. Gelişmenin Temel Taşları

0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ahlâkî. Gelişmenin Temel Taşları 0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ahlâkî Gelişmenin Temel Taşları Dr. Hasan AYDINLI Güzel ahlâklı çocuklar yetiştirmek, her anne-babanın arzusudur. İnsanın aile ve toplum içindeki saygınlığını belirleyen en önemli

Detaylı

Fizik ve Ölçme. Fizik deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanır

Fizik ve Ölçme. Fizik deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanır Fizik ve Ölçme Fizik deneysel gözlemler ve nicel ölçümlere dayanır Fizik kanunları temel büyüklükler(nicelikler) cinsinden ifade edilir. Mekanikte üç temel büyüklük vardır; bunlar uzunluk(l), zaman(t)

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar 1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.

Detaylı

Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009

Ya! Satarım Bal Satarım Satı Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba Danımanı Aralık 2009 U N I C O N D A N I! M A N L I K G R U B U Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009 www.satisoyunu.com Muallim Naci Cd. No. 53/2 Ortaköy

Detaylı

NİYAZİ FIRAT ERES

NİYAZİ FIRAT ERES Bir tebessüm, birçok şey anlatır. İçinde yüklü olan anlam ve hisler karşı tarafa doğru akar. Yüzümüzdeki gülümseme, içimizi dışa yansıtan bir ayna gibi görev yapar. İletişim ve ilişkilerimizde de büyük

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları 1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları Sol üstte yüzey seftleştirme işlemi uygulanmış bir çelik

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

METEOROLOJİ. III. Hafta: Sıcaklık

METEOROLOJİ. III. Hafta: Sıcaklık METEOROLOJİ III Hafta: Sıcaklık SICAKLIK Doğada 2 tip denge var 1 Enerji ve sıcaklık dengesi (Gelen enerji = Giden enerji) 2 Su dengesi (Hidrolojik döngü) Cisimlerin molekülleri titreşir, ancak 273 o C

Detaylı

Gerçek şudur ki bu konu doğru dürüst anlaşılmamıştır; hakkında hiç derin derin düşünülmemiştir. Ali-İmran suresinde Allah (c.c.) şöyle buyurur; [3]

Gerçek şudur ki bu konu doğru dürüst anlaşılmamıştır; hakkında hiç derin derin düşünülmemiştir. Ali-İmran suresinde Allah (c.c.) şöyle buyurur; [3] Şimdi de hızlıca Müteşabihat hakkında bir iki şey söylemek istiyorum. Deniliyor ki Kur ân da hem Muhkemat hem Müteşabihatlar vardır. Bu durumda Kur ân a nasıl güvenebiliriz? Gerçek şudur ki bu konu doğru

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

NSÂNIN DÖNÜ ÜMÜ Ya amın Bütünlü ü

NSÂNIN DÖNÜ ÜMÜ Ya amın Bütünlü ü NSÂNIN DÖNÜ ÜMÜ Ya amın Bütünlü ü NSÂNIN DÖNÜ ÜMÜ Ya amın Bütünlü ü J. Krishnamurti Çeviren: Sayat Arslanlıo lu AYNA YAYINEV 2009 AYNA YAYINEV : 36 Felsefe Dizisi: 22 Sertifika Numarası: 14748 ISBN 978

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Gizlemek. أ Helak etmek, yok etmek أ. Affetmek. Açıklamak. ا ر اد Sahip olmak, malik olmak. Đstemek,irade etmek. Seçme Metnler 25

Gizlemek. أ Helak etmek, yok etmek أ. Affetmek. Açıklamak. ا ر اد Sahip olmak, malik olmak. Đstemek,irade etmek. Seçme Metnler 25 136. Ey iman edenler, Allah'a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, uzak bir sapıklıkla

Detaylı

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI Halil YAVUZ Emekli müftü ÖNSÖZ Hamd, şânı yüce olan Allah(c.c) a, salât-ü selâm O nun kulu ve Rasûlü Muhammed

Detaylı

AİLELERİN YAŞADIKLARININ BETİMLENMESİ

AİLELERİN YAŞADIKLARININ BETİMLENMESİ 134 AİLELERİN YAŞADIKLARININ BETİMLENMESİ ÇİZELGE 122 Ailelerin Çocuğunuzda Bazı Sorunlar Olduğunu Nasıl Anladınız? a) Yürümede gecikme olduğunda 8 16 b) Görme bozukluğu fark edildiğinde 1 2 c) Hastanede

Detaylı

Betül Erdoğan.

Betül Erdoğan. Betül Erdoğan www.gencgelisim.com Anne babaların en çok istedikleri, çocuklarını mutlu ve başarılı bireyler olarak yetiştirmektir. Bu hedef noktasında sosyal faaliyetler, kurslar, kitaplar gibi birtakım

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Nazlı Yürekler için!lk Adımım

Nazlı Yürekler için!lk Adımım Bu akşam Boğaziçi Üniversitesinden ilk projesine katılan Merve yazmış, Nazlı Yüreklere İlk Adim... Gönüllüler nasıl anlatılır... Gönüllülerin çocuklara sevgisi... Ve onların çocuklara ulaşma gayretleri...

Detaylı

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi NOSACQ-50- Turkish skandinav mesleki güvenlik ortam anketi Bu anketin amac bu i yerindeki güvenlikle ilgili görü lerinizi almakt r. Cevaplar n z bilgisayara i lenecek ve güvenilir biçimde tutulacakt r.

Detaylı

SES DALGALARı Dalgalar genel olarak, mekanik ve elektromanyetik dalgalar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Elektromanyetik dalgalar, yayılmak için bi

SES DALGALARı Dalgalar genel olarak, mekanik ve elektromanyetik dalgalar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Elektromanyetik dalgalar, yayılmak için bi SES FĠZĠĞĠ SES DALGALARı Dalgalar genel olarak, mekanik ve elektromanyetik dalgalar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Elektromanyetik dalgalar, yayılmak için bir ortama ihtiyaç duymazlar ve boşlukta da

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

25/12/2014 Bilgilendirme: Nur 24/35 Allah, semaların/boyutların ve arzın nuru/ışığı/enerjisidir. Onun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandile benzemesidir. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça,

Detaylı

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Kültürümüzden Dua Örnekleri Güzel İş ve Davranış: Salih Amel İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Kültürümüzde birçok dua örneği

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

METEOROLOJİ. IV. HAFTA: Hava basıncı

METEOROLOJİ. IV. HAFTA: Hava basıncı METEOROLOJİ IV. HAFTA: Hava basıncı HAVA BASINCI Tüm cisimlerin olduğu gibi havanın da bir ağırlığı vardır. Bunu ilk ortaya atan Aristo, deneyleriyle ilk ispatlayan Galileo olmuştur. Havanın sahip olduğu

Detaylı

Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız.

Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız. Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız. 3.2 KİMYASAL BAĞLAR Çevrenizdeki maddeleri inceleyiniz. Bu maddelerin neden bu kadar çeşitli olduğunu düşündünüz mü? Eğer bu çeşitlilik

Detaylı

Puslu Manzaralar. Yazar Volkan DURMAZ Cuma, 16 Ağustos 2013 09:35 - Son Güncelleme Cuma, 16 Ağustos 2013 09:44 1 / 9

Puslu Manzaralar. Yazar Volkan DURMAZ Cuma, 16 Ağustos 2013 09:35 - Son Güncelleme Cuma, 16 Ağustos 2013 09:44 1 / 9 1 / 9 2 / 9 "Ağır ağır hiçliğe giden bir salyangozum." Yazar: Volkan Durmaz Yunan Yönetmen Theo Angelopoulos un 1988 yapımı filmi Landscape in the Mist-Puslu Manzaralar [1], belirsizlik içerisinde beliren

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR UMUDUMUZ PİYANGO - 2010 (31.10.2010) Üç günlük hayallere üç yılda 18 milyar lira harcadık

TOPLUMSAL RAPORLAR UMUDUMUZ PİYANGO - 2010 (31.10.2010) Üç günlük hayallere üç yılda 18 milyar lira harcadık TOPLUMSAL RAPORLAR 14 UMUDUMUZ PİYANGO - 2010 (31.10.2010) Üç günlük hayallere üç yılda 18 milyar lira harcadık Yılbaşında Milli Piyango nun büyük ikramiyesi 35 milyon TL olarak açıklanıp heyecan yaratırken,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan önce çok sayıda bilgi, beceri ve tutum kazandığı, hayata hazırlandığı kritik bir dönemdir. Bu yıllarda kazanılan bilgi, beceri ve tutumlar

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir; Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla 3 Bu güvenli belde şahittir; 1 4 1 İNCİR AĞACI ve zeytin (diyarı) şahittir! 4 Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış, 2 İncir ile Hz Nuh un tufan bölgesi olan

Detaylı

ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU

ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU 16 Mart 2010, Ankara Cemile KINACI * Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Ça da Türk Lehçeleri ve Edebiyatlar Bölümü ile TÜRKSOY'un i birli

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MAK - 402 MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ LABORATUVARI DENEY 4

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MAK - 402 MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ LABORATUVARI DENEY 4 BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MAK - 0 MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ LABORATUVARI DENEY İÇİNDE SABİT SICAKLIKTA SİLİNDİRİK ISITICI BULUNAN DİKDÖRTGEN PRİZMATİK SAC KUTU YÜZEYLERİNDEN ZORLANMIŞ TAŞINIM

Detaylı

ANAOKULU VELĠ DEĞERLENDĠRME ANKETĠ VELĠ ADI: ÇOCUĞUNUZUN ADI: ÖĞRETMENĠNĠZĠN ADI: MAĠL ADRESĠNĠZ? TARĠH: OKULUN FĠZĠKSEL OLARAK DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

ANAOKULU VELĠ DEĞERLENDĠRME ANKETĠ VELĠ ADI: ÇOCUĞUNUZUN ADI: ÖĞRETMENĠNĠZĠN ADI: MAĠL ADRESĠNĠZ? TARĠH: OKULUN FĠZĠKSEL OLARAK DEĞERLENDĠRĠLMESĠ ANAOKULU VELĠ DEĞERLENDĠRME ANKETĠ VELĠ ADI: ÇOCUĞUNUZUN ADI: ÖĞRETMENĠNĠZĠN ADI: MAĠL ADRESĠNĠZ? TARĠH: OKULUN FĠZĠKSEL OLARAK DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Oyuncaklar Yeterlimi? Kısmen ( ) Kitaplar Yeterlimi? Kısmen

Detaylı

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL Ey İnsanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbınıza karşı sorumluluğunuzun

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ ( FEN ve TEKNOLOJİ FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ ve MATEMATİK ) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYLARI YİBO 5 ( Çalıştay 2011 ) TÜSSİDE / GEBZE 30 Ocak 06 Şubat 2011 GRUP BEN

Detaylı

Bölüm 7. Mavi Bilye: YER

Bölüm 7. Mavi Bilye: YER Bölüm 7 Mavi Bilye: YER Japon uzay ajansının (JAXA) AY yörüngesinde bulunan aracı KAGUYA dan Yer in doğuşu ilk defa yüksek çözünürlüklü olarak görüntülendi. 14 Kasım 2007 Yeryüzü: Okyanus tabanındaki büyük

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz.

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Filistin ile yatıp, Gazze ile kalkıyoruz. - Günlük siyaset acının üstünü nasıl örter? - Gazze yi ve Filistin i içselleştirmek yerine farz olarak görenlerin destansı trajik hali - BM Genel Sekreteri, AKP Kadın Kolları ve Hrant Dink Ortak paydası

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı