Türkiye için Doğrudan Yabancı Yatırım Stratejisi ne Doğru

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Türkiye için Doğrudan Yabancı Yatırım Stratejisi ne Doğru"

Transkript

1 Türkiye için Doğrudan Yabancı Yatırım Stratejisi ne Doğru Kamil Yılmaz Koç Üniversitesi Ocak 2007 Özet Türkiye nin bugüne kadar yeterince yararlanamadığı doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), Türk ekonomisinin küresel düzeyde rekabet edebilen bir ekonomiye dönüşümü için kilit öneme sahiptir. DYY yi ciddi boyutta artırmadan, Türkiye nin AB ile arasındaki gelir farkını kapatması mümkün gözükmemektedir sonrası dönemde yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çabalara rağmen, Türkiye nin özellikle yeni üretim kapasitesi yaratmaya dönük DYY için bir cazibe merkezi haline geldiğini söylemek zordur. Bu çalışmada, Türkiye nin DYY den en üst düzeyde yararlanabilmesi için önerilen DYY stratejisinin beş temel unsuru bulunmaktadır: Kısa-vadeli makroekonomik öncelikler için çekilecek DYY nin türü çok önemli değildir; ancak, orta ve uzun vadede DYY stratejisinin hedefi teknoloji-yoğun yeni yatırımlar çekmek olmalıdır. Kısa vadede birleşme ve satın almaların ağırlıkta olduğu DYY, cari açığın finansmanında önemli bir rol oynarken, orta ve uzun vadede teknoloji-yoğun yeni yatırımlardan oluşan DYY, bir yandan ihracatın daha hızlı artmasını sağlayıp bir yandan da cari açığın kapatılmasına katkıda bulunacaktır. DYY stratejisini geliştirmek ve uygulamak için, doğrudan Başbakanlığın himayesinde, kamu-özel sektör işbirliğiyle, yarı-özerk statüde bir yatırım promosyon ajansı kurulmalıdır. Yatırım ortamının uluslararası düzeye çıkarılması için, hukukun üstünlüğü ilkesi eksiksiz uygulanmalı; etkin yönetişim ve rekabet ortamı için kurumsal kapasite yaratılmalı ve daha da geliştirilmelidir. DYY stratejisinin önemli bir boyutu da vergi reformudur. Bugüne kadar, acil gelir ihtiyacı ya da siyasi dürtülerle değiştirilen vergi oranlarıyla belirlenen vergi sistemi, ekonomik rasyonel çerçevesinde gözden geçirilmeli ve vergi sisteminin, yatırımların önündeki engellerden biri olması son bulmalıdır. Stratejik hedefle uyumlu olarak, öncelikli sektörler belirlenmeli ve bu sektörlerde yatırım çekmek için gerekli olan altyapı ve üretim faktörleri arzı geliştirmeli, kurumsal çerçevedeki eksiklikler bir an önce giderilmelidir. Seçilen sektörlere ayrıcalıklı parasal teşvikler verilmemeli; ancak yatırımın büyüklüğü ve yaratılan istihdama göre vergi indirimleri sağlanmalıdır. DYY nin sektörel düzeyde göstereceği farklılıklar bütün boyutlarıyla çalışılmalı, sektörlerin özel durumları belirlenmelidir. Bu çalışmada, teknolojik ve diğer dışsal etkileri nedeniyle, elektronik ve bilişim sektörlerinin DYY stratejisinde öncelikli sektörler olarak belirlenmesi gerektiği; son yıllardaki yoğun yatırım ve üretim faaliyetleriyle otomotiv sektörünün de orta vadede DYY çekme potansiyeli en yüksek sektör olarak dikkatleri çektiği vurgulanmaktadır.

2 Teşekkür Bu raporun hazırlanma sürecine görüşleri ve yorumlarıyla katkıda bulunan YASED Başkanı Şaban Erdikler, YASED Genel Sekreteri Mustafa Alper, YASED Kurumsal İlişkiler Koordinatörü Tuba Sözeri, TÜSİAD Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ümit İzmen, OSD Genel sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer, ve kendileriyle yaptığım görüşmelerde değerli bilgi ve görüşlerini benimle paylaşan YASED üyelerine teşekkürü bir borç bilirim. Verileri toplamakta, kaynaklara ulaşmakta ve raporun çeşitli bölümlerinin edit edilmesinde yardımcı olan araştırma asistanlarım Nihan Akyelken ve Aslı Şenkal e ayrıca teşekkür ederim. i

3 Yönetici Özeti Türkiye nin bugüne kadar yeterince yararlanamadığı doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), Türk ekonomisinin küresel düzeyde rekabet edebilen bir ekonomiye dönüşümü için kilit öneme sahiptir. DYY yi ciddi boyutta artırmadan, Türkiye nin yakın bir gelecekte üye olmayı hedeflediği AB ile arasındaki gelir farkını kapatması mümkün gözükmemektedir. Ancak, 2001 sonrası dönemde yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çabalara rağmen, Türkiye nin özellikle yeni üretim kapasitesi yaratmaya dönük DYY için bir cazibe merkezi haline geldiğini söylemek zordur. Bu çalışmanın amacı, Türkiye nin kalkınma sürecinde DYY nin önemini vurgulamak ve bu sürece daha fazla katkıda bulunacak şekilde DYY çekmek için gerekli stratejiyi veriye dayalı ekonomik analiz çerçevesinde geliştirmektir. Çalışmada, bir yandan Türkiye nin, DYY çekim merkezi olması için yerine getirmesi gereken kurumsal reformlar ve politika değişiklikleri incelenirken; diğer yandan da belli başlı sektörlerde rakip ülkelerle karşılaştırmalı analizler yapılacak, eldeki verilerin izin verdiği ölçüde sektörlerin DYY çekme potansiyeli değerlendirilecektir. Raporda öncelikle, DYY nin özellikleri dünya genelinde incelenmekte, ardından da Türkiye deki DYY süreci, bu alanda rakip olarak görülen ülkelerle karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelenmektedir. Bu tür yatırımların ülke ekonomisine katkıları, kavramsal boyutta, Türkiye imalat sanayi özelinde ve geleceğe yönelik olmak üzere üç bölüm halinde incelendikten sonra, raporun amacını oluşturan DYY Stratejisi nin beş temel unsuru önerilmekte ve ayrıntılarıyla incelenmektedir. Şirketlerin dışa açıklık oranı verimlilikleriyle doğrudan ilintilidir. Verimlilikleri düşük olan şirketler sadece iç piyasada faaliyet gösterirken, verimliliği belirli bir eşik değerin üzerinde olan şirketler uluslararası piyasalara girişin maliyetlerini karşılayabildikleri için ihracat yapmaktadırlar. Bir başka ülkede yatırım yapmanın maliyetini ise verimlilikleri en üst düzeyde olan şirketler karşılayabilmekte, böylece uluslararası doğrudan yatırımları sadece onlar yapabilmektedirler. Doğrudan yabancı yatırım çekmek için, ülkeler arası ciddi anlamda bir rekabet söz konusudur. Ülkelerin üretim ve taşımacılık maliyetleri, rekabet sıralamasında kullanılan en önemli göstergedir. Günümüzde, dünya çapındaki yabancı yatırımın büyük bir kısmı, çokuluslu şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu çokuluslu şirketlerin büyük çoğunluğu sanayileşmiş ülke şirketleridir. Çokuluslu şirketler aracılığıyla sanayileşmiş ülkelerden çıkan sermaye, sanayileşmekte olan ülkelerden çok diğer sanayileşmiş ülkelere gitmektedir. Çokuluslu şirketler, sanayileşmiş ülkelerin dış ticaretinde önemli bir rol oynamaktadırlar. Örneğin, ABD dış ticaretinin %90 ı ABD li çokuluslu şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. ABD li çokuluslu şirketlerin kendi içlerinde gerçekleştirdikleri (firma-içi) alım-satım, ABD dış ticaretinin %50 sine karşılık gelmektedir. Sanayileşmiş ülkeler arasında gerçekleştirilen DYY akımının önemli bir kısmı, birleşme ve satın almalardan (B&SA) oluşmaktadır. Son 15 yıllık dönemde gelişmekte olan ekonomilerde gerçekleşen krizler sonrasında piyasa değerleri düşen şirketler, yabancı yatırımcılara oldukça cazip gelmiş; bu yolla birçok şirket yabancılar tarafından satın alınmıştır. Bu açıdan, Türkiye için durum farklı olmuştur. Ülke ekonomisiyle ilgili kaygılar yüzünden, 2001 krizi sonrasındaki üç yıllık zaman diliminde, Türk şirketlerine olan ilgi oldukça düşük kalmıştır. Ancak, istikrarın ve ekonomik büyümenin kesintisiz olarak sürdürülmesinin yanı sıra, AB nin Türkiye yle üyelik müzakerelerini başlatma kararı almış olması, 2005 yılında Türk şirketlerine ve özellikle de finans sektörüne olan ilginin ciddi bir şekilde artmasına yola açmıştır e kadar, DYY girişinin GSYİH ye oranı yüzde 1 in altında gerçekleşen Türkiye de, özelleştirmelerin de etkisiyle 2005 yılında DYY girişi 9.7 milyar dolar ile tarihi bir rekor kırarken, 2006 için DYY girişi beklentileri de her geçen gün yükselmektedir. Son yıllardaki bu atılıma rağmen, son 15 yıllık dönemde, Türkiye nin yabancı yatırım çekmedeki başarısızlığı, özellikle Doğu Avrupa da bu alanda karşısına çıkan en önemli üç rakibi ile (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya) karşılaştırıldığında daha da bariz şekilde gözlemlenmektedir. Bu dört ülkedeki DYY girişi ülke ekonomisinin büyüklüğüyle karşılaştırıldığında, Türkiye nin, diğer üç ülkeyi çok geriden takip ettiği görülmektedir. Her ne kadar Hazine Müsteşarlığı verileri, 2003 ve 2005 yılları arasında yabancı şirket sayısında hızlı bir artış olduğunu gösterse de, bu yatırımların çoğu ii

4 küçük çaplı yatırımlardır. Dolayısıyla, bu yatırımların ülkenin üretim kapasitesi üzerindeki etkisi çok kısıtlı kalmaktadır. Dünya Yatırım Raporu na göre, dünya çapında ciddi boyutta üretim kapasitesi ve istihdam yaratan DYY yatırım projelerinin sadece %1 i Türkiye ye gelmektedir ve 2006 da çekilen DYY miktarı önemli bir başarı olarak görülmekteyse de, bu gerçekleşmeleri Türkiye nin uluslararası yatırımcılar açısından bir cazibe merkezi haline geldiği şeklinde yorumlamak yanlıştır. DYY girişindeki bu artış, doğrudan özelleştirme ve B&SA ile bağlantılıdır. IMD Dünya Rekabet Gücü sıralamalarına göre, diğer rakiplerini çok gerilerden izleyen Türkiye de 2003 sonrası hareketlenme gözlemlenmiş olsa da, bu gelişme ağırlıklı olarak kriz sonrası devreye giren makroekonomik politikalar ve kamu maliyesi reformlarıyla ilintilidir. Makroekonomik reformlar orta ve uzun vadede DYY çekmek için gerekli koşullar olsa da, yeterli koşul değildir. Türkiye nin bugüne kadar DYY çekmek konusunda rakip ülkelerden geriye düşmesine yol açan faktörleri daha çok kurumsal ve mikroekonomik düzeyde aramak gerekmektedir. Bu faktörler arasında emek ve enerji gibi üretim maliyetinde büyük etkisi olan girdiler üzerindeki yüksek vergiler, vasıflı işgücü eksikliği, eğitim sisteminin uluslararası alanda rekabet edecek şirketlerin aradığı vasıflara sahip eleman yetiştirmeye yönelik olmaması, Ar-Ge yatırımları ve teknoloji geliştirme altyapısının yetersizliğini sayabiliriz. Yeni iş fırsatları yaratmak ve ileri teknolojiye dayalı sermaye stokunu artırmanın yanı sıra, DYY nin ekonomik büyümeye katkıları da önemlidir. DYY, teknoloji ve teknik bilgi gerektirdiğinden, ekonomi üzerindeki etkisi hem dolaylı hem de doğrudan olmak üzere iki boyutludur. Mülkiyet kontrolü de içerdiğinden; Ar-Ge faaliyetleri, beşeri kaynakların zenginleşmesi, artan teknoloji transferi ve verimlilik yollarıyla büyümeyi etkileyebilir. Yapılan bilimsel çalışmaların birçoğunda, DYY artışı ve ekonomik büyüme arasında pozitif ilişki bulunmaktadır. Ancak, bu ilişki her zaman gözlemlenmeyebilir; zira her DYY projesinde doğrudan teknoloji transferi gerçekleşmeyebilir. Eğer, yapılan yatırım sadece iç pazara yönelikse ve pazar zaten çeşitli yaptırımlarla korunmakta olan bir pazar ise, teknoloji transferi gerçekleşmeyebilir. Yabancılar geri kalmış ve rekabetin yoğun olmadığı bir pazarda eski teknolojiyi kullanmayı tercih edecekler, bu yüzden de teknoloji transferi gerçekleşmeyecektir. Doğrudan teknoloji transferinin yanı sıra, çokuluslu şirketlerin yatırımlarının diğer şirketlerin verimliliği üzerindeki olumlu etkileriyle de ülke kalkınmasına katkıda bulunması mümkündür. Dağılımına bakıldığında, Türkiye deki doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının en çok hizmet sektöründe yoğunlaştığı görülmektedir. Raporda kullanılan TÜİK verileri incelendiğinde, yabancı sermayeli ve yerli imalat şirketleri arasındaki önemli farklar gözle görülür şekildedir. Yabancı sermayeli şirketler, yerli şirketlerin ortalama 5-6 katı kadar fazla üretim yapmaktadır. Bu uçurum, emek verimliliği ve TFV oranlarında da gözlemlenebilmektedir. Şu ana kadar olan gelişmeler baz alınarak elde edilen tahminlere göre, Türkiye nin, 2014 yılına kadar çekmiş olacağı yatırımlarla birlikte toplam DYY stoku, GSYİH nin %17,6 sına ulaşacaktır. Ancak, 2014 yılında ulaşılması beklenen bu oran, üç rakibin şu anda ulaşmış oldukları DYY/GSYİH oranının da gerisinde olacaktır ve 2010 arasını kapsayan TÜSİAD öngörü çalışmasına göre, DYY/GSYİH oranının % 2.5 olması, toplam faktör verimliliğinin %2.7 artması ve istihdamın yıllık %1.9 artması durumunda, yıllık GSYİH büyüme hızının %7 ye ulaşması olasıdır. Raporun ilk bölümlerinde dünya çapında DYY nin özellikleri, sonrasında Türkiye için DYY nin önemi ve Türkiye nin DYY performansı potansiyel rakipleriyle karşılaştırılmalı bir yaklaşımla incelendikten sonra, ikinci bölüm ağırlıklı olarak önümüzdeki dönemde DYY nin Türkiye ekonomisine katkısını daha da artırmayı hedefleyen DYY stratejisinin geliştirilmesine ayrılmıştır. DYY stratejisinin beş temel unsuru ayrıntılarıyla ele alınmıştır. DYY stratejisinin temel ilkelerinin başında, orta ve uzun vadede teknoloji-yoğun sermaye yatırımları çekilmesi gerektiği gelmektedir. Kısa vadede ağırlıklı olarak B&SA türünden gerçekleşen yabancı sermaye yatırımlarının orta ve uzun vadede aynı hızda gerçeklenmesi beklenemez. Yeni yatırımlardan çok birleşme ve satın almalardan oluşacak doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının orta ve uzun vadede Türkiye nin kalkınmasına katkısı çok kısıtlı kalacaktır. Yabancı sermayenin, teknoloji, yönetim birikimi, uluslararası pazarlama, uluslararası yatırım ve mali deneyim transferi sağlayan özelliği bakımından, teknoloji-yoğun alanlara yönelik DYY çekebilmek, bu strateji kapsamında iii

5 önemli yer tutar. Bunun için ise, AR-GE yatırımlarının artırılması büyük önem taşır. Ancak, tüm bunlar, çalışan nüfusun bilgi ve beceri düzeyini yükseltmek için gerekli olan eğitim reformlarıyla desteklenmelidir. Orta ve uzun vadede teknoloji-yoğun yatırımlar çekmek gerekliliğinin yanı sıra, öteden beri Türkiye de DYY çekmek açısından eksikliği ciddi anlamda hissedilen bir yatırım promosyon ajansının gerekliliği de inkar edilemez. DYY stratejisi dahilinde, Başbakanlığın himayesinde, özel sektörün de katılımıyla yarı-özerk yatırım promosyon ajansının kurulması, daha fazla DYY çekme çabalarının konsolide edilmesi açısından önemli bir adımdır. Ülkenin imajını geliştirmek, yatırım sürecini kolaylaştırıcı hizmetler sunmak, yatırım projeleri ve politikaları geliştirmek ve kamuoyunda ilgili politikaları savunmak gibi fonksiyonları yerine getiren bir yatırım promosyon ajansına ayrılan bütçenin, DYY girişi üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Bir an önce etkin bir şekilde faaliyete geçebilmesi için de, yatırım promosyon ajansının 2006 yılında kurulması ve önemli personel atamalarının tamamlanmış olması gerekmektedir. Söz konusu yarı-özerk yatırım promosyon ajansı kurulamazsa, Özelleştirme İdaresi nin benzer bir yapıya dönüştürülmesi de bir alternatif olarak ele alınmalıdır. Strateji çalışmasının başından itibaren vurgulanan ve jenerik adıyla yatırım promosyon ajansı olarak anılan kurumsal yapılaşma yolunda Haziran da önemli bir adım atılmıştır. 21 Haziran 2006 da TBMM den geçen 5523 sayılı yasayla Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı kurulmuştur. Ancak, Ajans ın faaliyete geçmesi için gerekli olan yönetmelikler Ekim 2006 sonu itibarıyla hazırlanmamıştır. Ajans ın faaliyete geçmesi ancak 2007 yılı içinde gerçekleşebilecektir. Yabancı yatırımcılar, bir ülkede yatırım yaparken, getirilerinin yanı sıra o ülkedeki yatırımlarda karşılaşacakları riski oranını da göz önünde bulundururlar. Dolayısıyla, o ülkedeki ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, mülkiyet haklarının korunması ve yabancı yatırıma karşı engellerin bulunmaması çok önem taşımaktadır. Bu bağlamda, 2003 te yürürlüğe giren Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası ve Türk Ticaret Yasası nda yapılan değişiklikler, Türkiye de yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik önemli adımlardır. AB ne uyum çalışmalarıyla birlikte, bu alanda önemli ilerlemeler sağlanmaktaysa da, Türkiye de hukukun üstünlüğü bakımından, hala çözülmemiş sorunlar vardır. Hukuk sisteminin ağır iş yükü, hakim ve savcı düzeyinde personel sayısının yetersizliği ve düşük bilgi teknolojileri kullanımı düzeyi hukuk sisteminin yavaş çalışmasına neden olmaktadır. Yavaş çalışan bir hukuk sistemi, yasalarla korunan hakların uygulamada korunamamasına yol açabilmektedir. Öte yandan, günümüzde, görev ve yetkileri tam olarak belirlenmiş düzenleyici kurumlar, etkin yönetişim ve rekabet ortamı yaratılmasında kilit öneme sahiptir. Yine bu bağlamda, Rekabet Kurumu ile sektörel düzenleyici kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması gerekmektedir. Stratejinin ikinci saç ayağı ise, kapsamlı vergi reformunun hayata geçirilmesidir. Hali hazırdaki vergi sistemi, bütün sektörler için ciddi bir soruna dönüşmüştür; özellikle artan maliyetler nedeniyle sanayinin uluslararası rekabet gücünü azaltmakta ve bu nedenle uzun dönemli büyüme hızını olumsuz etkilemektedir. 14 Haziran 2006 da TBMM de kabul edilen yasayla, kurumlar vergisi oranının %30 dan %20 ye düşürülmüş olması bu yönde atılmış önemli bir adımdır. Ancak hali hazırdaki vergi sisteminin yaratmış olduğu ek maliyetleri ortadan kaldırmamaktadır. İstihdamın ve asgari ücretin yanı sıra, petrol ürünleri, doğal gaz, elektrik ve telekomünikasyon hizmetleri gibi önemli ara girdiler üzerindeki vergilerin düşürülmesi de, vergi reformu çerçevesinde ele alınması gereken konulardır. Özelleştirme gelirlerinin yüksek olması beklenen dönemi, vergi reformu için önemli bir fırsat penceresi olarak değerlendirilmelidir. Kapsamlı bir vergi reformunun yürürlüğe girmesiyle eş anlı olarak, büyük çaplı üretim ve istihdam artışı sağlayacak yeni yatırımlarının ülkeye çekilebilmesi için uygulanması gereken doğrudan yatırım teşvikleri de çalışmanın bu bölümünde rakip ülkelerden örneklerle incelenmektedir. DYY stratejisinin önemli bir diğer boyutu da, uzun-vadede stratejik hedef olarak belirlenen teknoloji-yoğun yatırımların Türkiye ye çekilmesiyle uyumlu olabilecek sektör ve alanların belirlenmesidir. Yabancı sermaye çekmeye yönelik hazırlanacak bir strateji çalışması çerçevesinde sektör seçimi, bu sektörler için kilit öneme sahip üretim faktörleri ve altyapı ihtiyaçlarının belirlenmesi ve devletin yatırım politikalarını bu ihtiyaçların bir an önce karşılanması için yönlendirmesini gerekli iv

6 kılmaktadır. Dünya çapında baktığımızda, gerekli altyapı, yeterli ve donanımlı üretim faktörlerinin varlığı, rekabetçi piyasa koşulları ve fırsat eşitliği gibi şartlar oluşmadan verilecek teşviklerle gelen yabancı yatırım miktarı çok azdır. Strateji çalışmasının sektörel boyutunun bir özelliği de, uluslararası doğrudan yatırım kararlarının doğası gereği sektörler arasında önemli farklılıklar gösterebileceğidir. Bu çerçevede, bugüne kadar en çok DYY çeken sektörlerden olan otomotiv sanayinin yanı sıra, diğer sektörlerle olan ileri ve geri bağlantıları ve yarattıkları dışsallık nedeniyle bilişim ve elektronik sanayi, Türkiye nin yabancı sermaye deneyimi ve geçmişi en uzun olan sektörlerden birisi olan ilaç sanayi detaylı bir şekilde incelenmektedir. Teknolojik ve diğer dışsal etkileri nedeniyle, elektronik ve bilişim sektörlerinin DYY stratejisinde öncelikli sektör olarak belirlenmesi gerektiği; son yıllardaki yoğun yatırım ve üretim faaliyetleriyle otomotiv sektörünün de orta vadede DYY çekme potansiyeli en yüksek sektör olarak dikkatleri çektiği vurgulanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde, bu sektörlerdeki DYY fırsatlarının değerlendirilmesi için ne gibi önlemler alınmalı sorusuna yanıt aranmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmada DYY, hem küresel hem de Türkiye açısından ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir. Türkiye nin DYY çekme performansı, bu alanda Türkiye nin rakibi olarak ön plana çıkan ülkelerle karşılaştırmalı bir analiz çerçevesinde ele alınmaktadır. Buradan çıkan sonuçlar çerçevesinde gelecek 10 yıllık dönemde Türkiye nin daha hızlı kalkınmasına katkı yapacak DYY yi çekmek için uygulanması gerekli olan stratejinin temel unsurları belirlenmektedir. Türkiye için, kısa vadede B&SA şeklinde gerçekleşen yabancı yatırımlardan ziyade, orta ve uzun vadede teknolojiyoğun sektörlere yapılan yabancı yatırımların önemi büyüktür. Yarı-özerk bir yatırım promosyon ajansının kurulması ve faaliyete geçmesi geciktirilmemelidir. Hukukun üstünlüğünün tartışmaya fırsat vermeyecek şekilde sağlanması ve vergi reformlarının hiç zaman kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekmektedir. Sektörel faklılıklar göz önünde bulundurularak yakalanan farklı bakış açıları, sektörel düzeyde stratejiler geliştirilmesine katkıda bulunacaktır. v

7 İÇİNDEKİLER I. Giriş... 1 II. Dünya Çapında Doğrudan Yabancı Yatırımların Bazı Özellikleri... 3 III. Türkiye deki DYY ye Karşılaştırmalı bir Bakış... 8 IV. Doğrudan Yabancı Yatırımların Ülke Ekonomisine Etkisi A. Kavramsal Boyut B. Türkiye İmalat Sanayi nde Doğrudan Yabancı Yatırımlar C Döneminde DYY nin Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri V. DYY Stratejisi nin Temel İlkeleri A.Orta ve uzun vadede hedef, teknoloji-yoğun yabancı sermaye yatırımları çekmektir B. DYY stratejisini geliştirmek ve uygulamak için, doğrudan Başbakanlığın himayesinde, özel sektörün de katılımıyla yarı-özerk yatırım promosyon ajansı kurulmalıdır C. Temel Hedeflere Ulaşmak için Uygulanması Gereken DYY Stratejisi Hukukun Üstünlüğü ve Etkin Yönetişim Kapsamlı Vergi Reformu DYY Stratejisinde Sektörel Farklılıklar VI. Sektörel Düzeyde DYY Fırsatları A. Otomotiv Sanayi B. Elektronik Sanayi C. Bilişim Sektörü D. İlaç Sanayi VII. Sonuç vi

8 ŞEKİLLER Şekil 1. Küresel Düzeyde Çekilen DYY Toplamının Dünya GSYİH sine oranı (%) 4 Şekil 2. Küresel DYY ve Dünya GSYİH Büyüme oranı (%) 4 Şekil 3. Küresel Düzeyde DYY Toplamının Ülke Gruplarına Dağılımı ( ) 6 Şekil 4. Doğu-Asya da Sınır-ötesi Birleşme ve Satın Almalar ( ) 8 Şekil 5. DYY/Gayri-safi Sabit Sermaye Yatırımları Oranı ( ) 9 Şekil 6. Doğrudan Yabancı Sermaye Stoku /GSYİH Oranı ( ) 9 Şekil 7. Yeni Kurulan Yabancı Sermayeli Şirket Sayısı 11 Şekil 8. DYY Çekmek için Uygulanan Politika Önlemleri 13 Şekil 9. İmalat Sanayiinde Ortalama Emek Maliyeti (TL ve $) 14 Şekil 10. BRIC lerde ve Türkiye de DYY/GSYİH Oranı (%) 22 Şekil 11. Toplam Üretim ve İç Pazara Satış 40 Şekil 12. Dünya Otomotiv Sektöründe Üretim 41 Şekil 13. Otomotiv Sektörü İstihdam Durumu 42 Şekil 14. Otomotiv Ana Sanayi Yatırımları (milyon ABD Doları) 44 Şekil 15. Türkiye İlaç Pazarı 54 TABLOLAR Tablo 1. Toplam Yeni Yabancı Yatırım Projesi Sayısı Tablo 2. Sermaye Büyüklüğü Açısından Yeni Kurulan Yabancı Sermayeli Şirket Sayısı Tablo 3. Türkiye nin Rekabet Gücünü Olumsuz Etkileyen Altyapı Bağlantılı Faktörler Tablo 4. A.T. Kearney ve UNCTAD ın DYY alanında Ülke Sıralamaları Tablo 5. Doğrudan Yabancı Yatırımların Sektörel (Gayrimenkul dışı) Dağılımı Tablo 6. Türk İmalat Sanayi İşyeri Bazında Tanımlayıcı Veriler ( ) Tablo 7. Kişi başına düşen GSYİH nin AB-15 Ortalamasına Oranı Tablo 8. Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Gayri-safi Sabit Sermaye Yatırımları Tablo 9. İşgücünün Eğitim Düzeyi Tablo 10. Avrupa da ve Türkiye de En Yüksek Kurumlar Vergisi Oranı Tablo 11. Aylık Net Asgari Ücret Tablo 12. Aylık Net Asgari Ücret ve İşverene Maliyeti (1000 YTL) Tablo 13: Başlıca Girdi Maliyetleri Tablo 14. İspanya Otomotiv Sektörü Tablo 15. Avrupa Otomotiv Fabrikalarında Verimlilik (çalışan başına üretilen araç) Tablo 16. Orta ve Doğu Avrupa Yeni Otomotiv Yatırımları Tablo 17. Elektronik Sektöründe İstihdam Tablo 18. Elektronik Sektöründe Üretim, İhracat, Yurtiçi Tüketim ve İthalat Tablo 19. TV ihracatı ve Resim Tüpü ithalatı (milyar dolar) vii

9 I. Giriş Bu çalışmanın amacı, Türkiye nin kalkınma sürecinde DYY nin önemini vurgulamak ve bu sürece daha fazla katkıda bulunacak şekilde DYY çekmek için gerekli stratejiyi veriye dayalı ekonomik analiz çerçevesinde geliştirmektir. Çalışmada, bir yandan Türkiye nin, DYY çekim merkezi olması için yerine getirmesi gereken kurumsal reformlar ve politika değişiklikleri incelenirken; diğer yandan da belli başlı sektörlerde rakip ülkelerle karşılaştırmalı analizler yapılacak, eldeki verilerin imkan verdiği ölçüde sektörlerin DYY çekme potansiyeli değerlendirilecektir. Küreselleşen dünya ekonomisinde uluslararası ticaret ve DYY, en hızlı büyüyen ekonomik faaliyetler olarak göze çarpmaktadır yılında dünya çapında mal ihracatı 9.1 trilyon dolar, ticari hizmet ihracatı da 1.5 trilyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Dünya çapında 1990 da 1.77 trilyon dolar olan doğrudan yabancı sermaye stokları, 2004 sonunda 8.9 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu gelişmelere paralel olarak, çokuluslu şirketlerin dünya çapında sahip oldukları şirketler vasıtasıyla yaptıkları satışlar, 1990 sonrasındaki dönemde ihracatlarından çok daha hızlı büyümüştür. Hizmet sektöründe DYY, tarihte görülmemiş bir hızla artmış; 1990 da sadece 950 milyar dolar olan hizmet sektöründeki yabancı sermaye stoku, 2002 sonunda 4 trilyon dolara ulaşmıştır. Dünya ekonomisinde çokuluslu şirketlerin ve DYY nin öneminin giderek arttığı bir dönemde, Türkiye, yabancı sermaye çekmek konusunda başarılı olamamıştır. Türkiye ye giren DYY ortalaması, döneminde yıllık 1 milyar doları aşmamaktadır. Türkiye nin yabancı sermaye çekmekteki başarısızlığının temelinde, 1980 li yılların ikinci yarısında başlayan ve 2001 krizine kadar giderek artan siyasi ve ekonomik belirsizlik yatmaktadır. Özellikle, 1987 den 2002 ye kadar geçen 15 yılı, Türkiye açısından kayıp bir dönem olarak görmek doğru olacaktır. Bu dönemde, yabancı şirketlerin Türkiye de daha büyük miktarlarda yatırım yapması bir yana, bazı şirketler Türkiye deki fabrikalarını kapatmayı tercih etmişlerdir. Bu yıllarda ekonomisi siyasetin girdabına girmiş olan Türkiye, sadece yüksek enflasyon ve düşük büyüme hızlarıyla yaşamak zorunda bırakılmamış; aynı zamanda tarihinin en büyük ekonomik krizlerini de görmüş ve toplumsal refah sürekli azalmıştır. Oysa bu kayıp 15 yıllık dönem boyunca Türkiye, alt-orta gelir düzeyinde, emek-yoğun sektörlere odaklanmış gelişmekte olan bir ekonomiden, üst gelir grubundaki bir ekonomiye dönüşümünü sağlayacak atılımı yapabilirdi. Yürürlüğe konacak yapısal reform ve dönüşüm projeleriyle vergi sistemi, yatırım ve üretimi teşvik edici bir yapıya kavuşturulabilir; kamunun öncülüğünde yerli ve yabancı yatırımcıların teknoloji-yoğun sektör ve alanlara ve Ar-Ge ye yatırım yapmaları teşvik edilebilir; on yıllık bir döneme yayılan kapsamlı bir eğitim reformuyla birlikte artırılacak özel ve kamu yatırımlarıyla eğitimde ciddi atılımlar yapılabilir ve böylece eğitilmiş ve vasıflı işgücü arzını artırmak mümkün olabilirdi. Dönüşüm atılımının 1990 larda başlamasıyla, ülke ekonomisinde ağırlığın tarım, tekstil-konfeksiyon ve 2000 li yıllarda rekabet gücü sürekli eriyen diğer emek-yoğun sektörlerden, teknoloji-yoğun ve yüksek katma-değer yaratan sanayi ve hizmet sektörlerine doğru olan kayması içinde bulunduğumuz dönemde gerçekleşmiş olacaktı lı yıllarda Türkiye gibi alt-orta gelir grubundaki ülkeler için, Çin ve Hindistan rekabeti daha bir tehdit unsuruna dönüşmemiş olduğundan, uzun vadeli sürdürülebilir büyüme patikasını hedefleyen yapısal dönüşümü gerçekleştirmenin toplumsal maliyeti de daha az olacaktı. Ancak, bu dönüşüm gerçekleştirilemedi. Türkiye ekonomisi, sorumsuz siyasetçilerin güdümündeki ekonomi politikalarının yol açtığı 2001 krizinin ardından, katlanan kamu ve dış borç yüküyle karşı karşıya kaldı. Uçurumun kenarındaki ülkede, siyasetçiler IMF nin önerdiği politikaları sorgusuz sualsiz benimsediler; kamu maliyesini düzeltmek için ciddi istikrar tedbirlerini uygulamayı kabul ettiler. Kriz sonrasında uygulanan makroekonomik politikalar etkisini gösterdi; kamu maliyesi alanında özenle uygulanan kemer sıkma politikaları ve bağımsız, etkin para politikasıyla enflasyon ve reel faizler düşerken, ekonomi istikrarlı bir büyüme trendine girdi. Makroekonomik politikaların başarıyla uygulanmasının ardından, AB Konseyi nin 2004 yılı sonunda Türkiye yle üyelik müzakerelerini başlatma kararı alması Türkiye ye olan yatırımcı ilgisini bir yıl içinde ciddi boyutta artırdı. Özelleştirmelerin de etkisiyle, 2005 yılında Türkiye ye giren DYY miktarı 9.7 milyar dolara, GSYİH nin %2.8 ine ulaştı. UNCTAD verilerine göre, 2005 yılında çekmiş olduğu 9.7 milyar dolar 1

10 DYY yle Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında Çin, Meksika, Brezilya, Rusya, Bermuda, Birleşik Arap Emirlikleri, Cayman Adaları ve Kolombiya dan sonra en çok DYY çeken dokuzuncu ülke olmuştur. Şu ana kadar makro politikalarda ciddi bir sapma gerçekleşmediği için, yabancı yatırımcının Türkiye ye olan ilgisi 2006 yılında artarak devam etmektedir yılında olduğu gibi, bu ilginin ağırlıklı olarak B&SA şeklinde DYY girişine dönüşmesi beklenmektedir. Özellikle finans sektörüne ve özelleştirilecek kamu iktisadi teşekküllerine olan yabancı yatırımcı ilgisinin sonucu olarak, DYY girişinin 2006 yılında 20 milyar dolara yakın gerçekleşmesi beklenmektedir. Son yayınlanan verilere göre, Ocak-Kasım döneminde toplam DYY girişi 18.1 milyar dolara ulaşmıştır yılında tamamlanamayan satın almalar ve özelleştirmelerin sarkmasıyla, DYY girişinin 2007 yılında da 15 milyar dolar sınırını aşması olası gözükmektedir. Yukarıda da saptadığımız gibi Türkiye, 1990 lı yıllarda uluslararası düzeyde hızla artan DYY den yararlanamamıştır den bu yana gerçekleştirilen makroekonomik reformlar ve yatırım ortamını iyileştirme çabaları, Türkiye ye yabancı sermaye girişinin önündeki önemli engellerin kalkmasını sağlamış olsa da, 2005 öncesi DYY de ülke ekonomisine katkı yapacak boyutta bir artışa yol açmamıştır. AB ile üyelik müzakerelerine başlanmış olması yabancı sermaye için, Türkiye nin cazibesini artırabilir; ancak tek başına Türkiye yi hali hazırda AB üyesi olan ya da kendisinden daha kısa bir süre içinde AB üyesi olması beklenen rakiplerinden daha cazip hale getirmek için yeterli değildir. Her ne kadar, şimdilik ağırlıklı olarak satın almalardan ibaretse de, toplam yabancı sermaye girişindeki sıçrama, uluslararası yatırımcıların dikkatlerini Türkiye nin üzerine çekmekte ve dolayısıyla yeni yatırımlarda orta ve uzun vadede kalıcı bir sıçrama gerçekleştirmek için önemli bir fırsat penceresi yaratmaktadır. Bu fırsat penceresinden, Türkiye ekonomisinin potansiyel büyüme hızını daha da artırmak, sürdürülebilir bir büyüme patikasını yakalamak için yararlanmak mümkündür; ancak bunun için belirli bir strateji çerçevesinde hareket etmek, ülkeyi çokuluslu şirketler için yatırım merkezi haline getirmeyi, ülkenin daha hızlı kalkınması yolunda atılmış ve atılacak adımlarla birlikte düşünmek gerekmektedir. DYY stratejisinin zaman boyutunun baştan belirlenmesi gerekmektedir. Çalışmada, DYY stratejisinin kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri belirlenecek ve bu hedeflere ulaşmak için uygulanması gereken politikalar ve yapısal reformlar enine boyuna tartışılacaktır. Çalışma boyunca, dönemi kısa vade, dönemi orta-vade, dönemi de uzun vade olarak ele alınmaktadır. Tabii ki, daha uzun vadeli stratejiler üzerinde çalışmak da anlamlı olabilir; ancak, daha uzun vadeye gidildikçe artan belirsizlik, çalışmayı bu yönde geliştirmeyi anlamlı kılmamaktadır. Kısa vadede DYY nin ağırlıklı olarak birleşme ve satın almalar şeklinde gerçekleşeceği açıktır. Orta vadede, ekonomik ve politik istikrarın sağlanmış olması, yatırım ortamını iyileştirme yolunda atılan adımlar ve devam eden AB üyelik görüşmelerinin etkisiyle, özellikle iç pazara yönelik altyapı ve hizmet sektörü yatırımlarına yabancı ilgisinin artması beklenmektedir. Bu çalışmada, DYY stratejisinin temel hedefi, ülkenin kalkınmasına en büyük katkıyı yapma potansiyeline sahip DYY çekmek olarak belirlenmektedir. Bu tanımla uyumlu olarak, orta ve uzun vadede Türkiye nin hedefi, yeşilalan yatırımları olarak da adlandırılan, doğrudan ve dolaylı olarak yeni üretim ve istihdam olanakları yaratan DYY çekmektir. Türkiye nin makroekonomik reformlardan sonra, mikro ve kurumsal alanda da reformları başarıyla uygulayacağı varsayımı altında, ve dönemlerinde DYY girişinin GSYİH ye oranının sırasıyla %3 ve %2.8 e ulaşacağı öngörülmektedir. Bu düzeyde bir yabancı sermaye girişinin, büyüme hızına yaklaşık bir puanlık katkıda bulunacağı hesaplanmaktadır; ki bu azımsanmayacak bir katkıdır. Bu çalışmanın temel yaklaşımı gereği, DYY stratejisini uygulamakla yükümlü olacak yatırım promosyon ajansının (YPA) kurulması, stratejinin olmazsa olmaz koşullarından birisi olarak görülmektedir. Geçmişle net bir kopuşu ifade edecek şekilde, siyasi iradenin tam desteğini almış, özel-kamu ortaklığı üzerine kurulu, tamamen profesyonel kadrolardan oluşan bir yatırım promosyon 2

11 ajansının bir an önce kurulması ve etkin bir şekilde faaliyete geçmesi önerilmektedir. YPA konusu enine boyuna incelenmekte ve alternatif öneriler geliştirilmektedir. Kurumsal düzeyde gerçekleştirilecek bu önemli atılımın yanı sıra, DYY stratejisinin hayata geçirilmesi aşamasında üç konu ön plana çıkmaktadır. Bunların ilki, yatırım ortamının uluslararası düzeye çıkarılması için hukukun üstünlüğü ilkesinin eksiksiz olarak hayata geçirilmesi ve bütün devlet kademelerinde etkin yönetişimin sağlanması gelmektedir. Hukukun üstünlüğünden, yasaların uygulanmasının ötesinde, yerli-yabancı, küçük-büyük, hiçbir fark gözetilmeksizin bütün piyasa oyuncularına fırsat eşitliğinin ( level playing field ) sağlanması anlaşılmalıdır. Etkin ve hızlı çalışan bir yargı sistemi olmadan, hukukun üstünlüğünün gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Öte yandan,, yatırım ortamının geliştirilmesi için kilit öneme sahip bağımsız düzenleyici kurumların ve özellikle de Rekabet Kurumu nun, görevlerini daha etkin bir şekilde yerine getirebilmeleri için kurumsal ve yasal çerçevede gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Stratejinin ikinci saç ayağı ise, kapsamlı vergi reformunun hayata geçirilmesidir. Hali hazırdaki vergi sistemi, bütün sektörler için ciddi bir soruna dönüşmüş ve özellikle artan maliyetler nedeniyle sanayinin uluslararası rekabet gücünü de azaltmak yoluyla uzun dönemli büyüme hızını düşürmektedir. Kapsamlı bir vergi reformunun yürürlüğe girmesiyle eş anlı olarak, büyük çaplı üretim ve istihdam artışı sağlayacak yeni yatırımlarının ülkeye çekilebilmesi için uygulanması gereken doğrudan yatırım teşvikleri de çalışmanın bu bölümünde rakip ülkelerden örneklerle incelenmektedir. DYY stratejisinde çok önem verdiğimiz üçüncü konu, uzun-vadede stratejik hedef olarak belirlenen teknoloji-yoğun yatırımların Türkiye ye çekilmesiyle uyumlu olabilecek sektör ve alanların belirlenmesidir. Türkiye de ne zaman sanayi politikasından bahsedilse, ne zaman ihracat stratejisi konuşulsa, mutlaka bazı sektörlerin sihirli bir el tarafından seçilip desteklenmesi akla gelmektedir. Yabancı sermaye çekmeye yönelik hazırlanacak bir strateji çalışmasında da benzer tehlikeler mevcuttur. Ancak bu çalışmada sektör seçimi, sadece bu sektörlere gelecek yatırımları teşvik etmek anlamına gelmemektedir. Sektör seçimi, bu sektörler için kilit öneme sahip üretim faktörleri ve altyapı ihtiyaçlarının belirlenmesi ve devletin yatırım politikalarını bu ihtiyaçların bir an önce karşılanması için yönlendirmesini gerekli kılar. Dünya çapında baktığımızda, gerekli altyapı, yeterli ve donanımlı üretim faktörlerinin varlığı, rekabetçi piyasa koşulları ve fırsat eşitliği gibi şartlar oluşmadan verilecek teşviklerle gelen yabancı yatırım miktarı çok azdır. Strateji çalışmasının sektörel boyutunun bir özelliği de, uluslararası doğrudan yatırım kararlarının doğası gereği sektörler arasında önemli farklılıklar gösterebileceği göz önünde bulundurulmasıdır. Bu çerçevede, bugüne kadar en çok DYY çeken sektörlerden olan otomotiv sanayinin yanı sıra, diğer sektörlerle olan ileri ve geri bağlantıları ve yarattıkları dışsallık nedeniyle bilişim ve elektronik sanayi, yabancı sermaye deneyimi ve geçmişi en uzun olan sektörlerden birisi olan ilaç sanayi detaylı bir şekilde incelenmektedir. Çalışmanın son bölümünde, bu sektörlerdeki DYY fırsatlarının değerlendirilmesi için ne gibi önlemler alınmalı sorusuna yanıt aranmaktadır. II. Dünya Çapında Doğrudan Yabancı Yatırımların Bazı Özellikleri Küresel düzeyde DYY akımı dünya GSYİH sinden daha hızlı artmaktadır den 1990 a kadar dünya GSYİH nin %0.5 inden %1 ine yükselen küresel DYY akımı, 1990 dan 2000 e kadar çok daha hızlı artmış ve dünya GSYİH nin %4.5 ine ulaşmıştır (Şekil 1) lı yıllarda birçok ülkede kısıtlamaların kaldırılmasıyla birlikte mali ve doğrudan sermaye hareketleri hızlı bir ivme kazandı sonrası dönemde yükselen piyasalar olarak adlandırılan ve orta gelir grubunda yer alan gelişmekte olan ülkeler, borsada, bono piyasalarında ve doğrudan yatırıma sundukları yüksek getiri potansiyeliyle büyük çaplı sermaye girişi yaşadılar.1990 lı yılların sonuna doğru yaşanan ekonomik krizlere karşın DYY/GSYİH oranı 2000 e kadar artmaya devam etti. Ancak, özellikle döneminde ABD de yaşanan daralmayla birlikte dünya ekonomisinin büyüme hızı da yavaşladı. Küresel DYY/GSYİH oranı, üç yıl içinde %4.5 dan %1.5 a kadar düştükten sonra 2004 ve 2005 yıllarında tekrar yükselişe geçti. 3

12 Şekil 1. Küresel Düzeyde Çekilen DYY Toplamının Dünya GSYİH sine oranı (%) Kaynak: Dünya Kalkınma Göstergeleri Şekil 1 de görülen DYY nin dünya GSYİH sine oranının bir yıldan diğerine büyük değişiklikler ve oynaklıklar göstermemesi aslında bu iki serinin birlikte hareket ettiği anlamına gelmektedir. Bu amaçla, bu iki serinin büyüme hızlarını Şekil 2 de birlikte inceliyoruz. Şekil 2 de görülebileceği gibi küresel düzeyde DYY büyüme hızı, toplam gelir büyüme hızı ile birlikte hareket etmektedir. Diğer bir deyişle, dünya ekonomisinin hızlı büyüdüğü dönemlerde uluslararası doğrudan yatırımların artış hızında da önemli bir artış olmaktadır. Şekil 1 de gözlemlediğimiz DYY/GSYİH oranının artığı 1990 lı yıllarda, DYY ve dünya GSYİH hızlarının hareketlerinin de daha fazla birlikte hareket ettiklerini gözlemlemekteyiz. Şekil 2. Küresel DYY ve Dünya GSYİH Büyüme oranı (%) 7 6 GSYİH DYY Kaynak: Dünya Kalkınma Göstergeleri Daha detaylı incelendiği zaman dünya nın toplam GSYİH si ile küresel DYY akımının artış hızları arasındaki istatistiksel ilişkinin bir yıl gecikmeli olduğu ortaya çıkmaktadır (Bakınız: UNCTAD 2005, s. 13 Şekil 1.5) de %2.5 büyüyen dünya ekonomisi, 2002 de %3, 2003 te %4 ve 2004 te %5 4

13 büyüme hızını yakalamıştır. Bu eğilimin bir yansıması olarak, DYY akımları 2004 te %27 artışla 711 milyar dolara, 2005 te de %29 artışla 916 milyar dolara ulaşmıştır. Şekil 2 den çıkaracağımız diğer bir sonuç da, küresel DYY akımının küresel gelirden çok daha oynak olduğudur. Dünya geliri büyüme hızı %0 ile % 6.5 arasında dalgalanırken, DYY büyüme hızı %-50 ile %50 arasında dalgalanmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur. Ulusal harcama kalemlerinden birisi olan yatırımların ulusal gelire göre çok daha oynak olduğu bilinen bir olgudur. Sınır ötesi yatırımların en az ulusal yatırımlar kadar ve hatta daha fazla oynak olması da beklenen bir sonuçtur. Uluslararası ekonomi yazınında, kavramsal düzlemde şirketlerin uluslararasılaşması, doğrudan şirketlerin verimliliğiyle bağlantılı bir karar olarak ele alınmaktadır. İhracat pazarlarına girmek ve başka ülkelerde yatırım yapmakla bağlantılı olarak şirketlerin sabit maliyetlerle karşı karşıya kaldığı göz önünde bulundurulursa, şirketlerin uluslararasılaşmasını onların verimliliklerine bağlamak oldukça gerçekçidir. Şirketleri verimliliklerine göre en düşükten en yükseğe doğru sıraladığımız zaman, onları üç gruba ayıran iki verimlilik eşiğinden söz edebiliriz. Birinci eşik değerin üzerinde verimliliğe sahip şirketler sadece ihracata yönelirken, verimliliği ikinci eşik değeri de aşan şirketler, ihracatın yanı sıra uluslararası yatırımlara girişmektedirler. Verimliliği birinci eşik değerin altında kalan firmalar ise sadece ülke içinde satışlarına devam etmekte, düşük verimlilikleri ihracat ve uluslararası yatırım faaliyetlerine girişmelerine izin vermemektedir. Uluslararası piyasalara açılacak kadar yüksek verimliliğe sahip bir şirketin, ihracat ya da DYY den hangisine daha çok ağırlık vereceğini belirlemekte, bu şirketin ülkesindeki üretim maliyetleri ve ihracatta karşılaştığı taşımacılık maliyetleri önemli rol oynamaktadır. Taşıma maliyetlerinin düşük olması durumunda, verimliliği yüksek olan firmanın ihracat pazarlarındaki rakiplerine göre önemli bir rekabet kaybı olmayacaktır. Ancak, taşımacılık maliyetlerinin yüksek olması durumunda, şirket büyük iç pazara sahip ya da büyük pazar potansiyeli olan bölgelere yakın ülkelerde üretim tesisi kurmayı tercih edecektir. Böylece, o ülke ve çevresindeki pazarlardaki rakipleriyle rekabet edebilmesi mümkün olacaktır. Bu tür doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına yatay sermaye yatırımları denmektedir. Dünya çapında gerçekleştirilen DYY nin önemli bir bölümünü yatay yatırımlar oluşturmaktadır (Markusen, 2002, s. 6). Korumacı dış ticaret politikalarının uygulandığı, dolayısıyla iç piyasanın dış rekabete karşı korunduğu ülkelerde, çokuluslu şirketler yatay DYY yapmayı tercih ederler. Son 40 yılın verileri bu ilişkinin dünya çapında gözlendiğini göstermektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bir şirketin DYY yapma kararının önemli belirleyicilerinden birisi de, kendi ülkesindeki üretim maliyetleridir. Üretim maliyetlerinin yüksek olduğu ülkelerin şirketleri, üretimin göreceli emek-yoğun aşamalarını emek maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere kaydırabilirler ve orada daha düşük maliyete ürettikleri ürünleri bu ülkelerden ithal ederler. Taşımacılık maliyetlerinin de ihracat/ithalatı engelleyici düzeyde olmaması durumunda, bu tür dikey yatırımlarla şirketler, uluslararası rekabet güçlerini daha da artırmaktadır. Korumacılığın düşük olduğu, daha fazla uluslararası rekabete açık ekonomilerin, dikey yatırımları çekmekte daha başarılı olmaları beklenir. Ancak bu gelişmelere rağmen, pazar büyüklüğüne bağlı olarak yatay yatırımlar hala dikey yatırımlardan daha yüksek olabilir. Ülkeler arasında DYY çekmek için ciddi bir rekabet mevcuttur. Yatay yatırımlarla bağlantılı olarak, bir ülkenin dünya çapındaki DYY akımından aldığı pay ne kadar yüksekse, o coğrafyadaki diğer ülkelerin alacakları pay o kadar düşük olacaktır. Ancak öte yandan, dikey yatırımlarda tersi bir durum söz konusudur. Bir ülkenin daha fazla dikey yatırım çekmesi, üretim ağında gidilen işbölümünün bir parçası ve üretim dışsallıklarının bir sonucu olarak, komşularının da daha fazla dikey yatırım çekmesi anlamına gelebilir (Blonigen, 2005). Bugün, dünya çapında gerçekleştirilen DYY nin önemli bir kısmı, çokuluslu şirketler vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Çokuluslu şirketler, yüksek üretim verimliliğiyle yurt dışına açıldıktan sonra dünya çapında birçok ülkede üretim ve pazarlama faaliyetlerine girişmektedirler. Çokuluslu şirketler tarafından gerçekleştirilen yatırımların, doğrudan ilintili üretim, istihdam ve ihracat rakamlarının ötesinde; teknoloji, yönetim birikimi, uluslararası pazarlama, uluslararası yatırım ve mali deneyimlerinin transferi açısından da çok etkin bir araç olduğu bu alanda yapılan çalışmaların ortak bulgusudur. 5

14 Uluslararası ticaret yazınında baskın olan teorik yaklaşıma göre, uluslararası yatırımların yönünü ülkelerin göreceli faktör arzları belirlemektedir. Bu yaklaşıma göre, uluslararası yatırımların sermaye zengini sanayileşmiş ülkelerden sermaye fakiri gelişmekte olan ülkelere doğru akması gerekmektedir. Bu teorik yaklaşım istatistiki veriler tarafından da doğrulanmaktadır. Sanayileşmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki DYY akışı tek yönlü olarak gerçekleşmektedir. Ancak, Şekil 3 te de görüldüğü gibi, 1990 sonrası dönemde küresel DYY akışının hızla artmasının asıl kaynağı sanayileşmiş ülkeler arasında gerçekleşen doğrudan yatırımlardır. Sanayileşmiş ülkelerden kaynaklanan DYY hızla artarken sanayileşmiş ülkelerin çektiği DYY de hızla artmaktadır sonrası küresel DYY akışında gerçekleşen yavaşlama da ağırlıklı olarak sanayileşmiş ülkeler arasında gerçekleşen DYY akışındaki yavaşlamadan dolayıdır. Sanayileşmiş ülkeler arasında gerçekleşen ve sanayileşmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında gerçekleşenden çok daha fazla olan DYY akışını, faktör arzı farklılıklarıyla açıklamak mümkün değildir (Şekil 3). Şekil 3. Küresel Düzeyde DYY Toplamının Ülke Gruplarına Dağılımı ( ) 1.6 Çeken Ülke 1.4 Kaynak Ülke trilyo n A B D d o ları Dünya toplamı Gelişmekte olan ülkeler Dünya toplamı Gelişmekte olan Ülkeler Kaynak: UNCTAD Ancak, gelişmekte olan ülkelerin ve geçiş dönemi ülkelerinin de uluslararası yatırım piyasasından her gecen yıl daha fazla pay kaptığı da Şekil 3 te gözlenmektedir. Bu ülkeler 1992 de sadece 50 milyar dolarlık DYY çekerken, bu miktar 2001 de 260 milyar dolara ulaşmış, kısa bir sürelik düşüşten sonra 2005 yılında rekor kırmış ve 360 milyar dolara ulaşmıştır. Gelişmekte olan ülkeler arasında DYY çekmek konusunda Çin yıllardır birinci konumdadır yılında bu ülkelere gelen DYY nin beşte biri Çin e gitmektedir. Çin in toplam içindeki payı zaman içinde artış göstermişse de son yıllarda %20 civarında sabitlendiği gözlenmektedir. Bu bilgiyi de gözönünde bulundurarak, gelişmekte olan ve geçiş ülkelerinin zaman içinde uluslararası yatırımlardan daha fazla pay aldıklarını sonucunu pekiştirebiliriz. Yabancı sermaye yatırımlarında çok önemli rol oynayan çokuluslu şirketlerin neredeyse tamamı sanayileşmiş ülke şirketleridir. Çokuluslu şirketler, sanayileşmiş ülkelerin dış ticaretinde önemli bir rol oynamaktadırlar. Bernard, Jensen ve Schott (2005) un bulgularına göre, ABD dış ticaretinin %90 ı ABD li çokuluslu şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. ABD li çokuluslu şirketlerin kendi içlerinde gerçekleştirdikleri (firma-içi) alım-satım, ülkenin toplam dış ticaretinin %50 sine karşılık gelmektedir. Sanayileşmiş ülkeler arasında gerçekleştirilen DYY akımının önemli bir kısmı B&SA dan oluşmaktadır. Geriye kalan kısmı ise, hem yatay hem de dikey biçim alabilen yeni yatırımlardır. 6

15 Çokuluslu şirketler vasıtasıyla sanayileşmiş ülkelerden çıkan sermaye, gelişmekte olan ülkelerden çok diğer sanayileşmiş ülkelere gitmektedir. Çokuluslu şirketler, özellikle Ar-Ge yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ve dolayısıyla Ar-Ge harcamalarının toplam satışlarına oranı yüksek olduğu, toplam işgücünün önemli bir kısmını teknik ve profesyonel personelin oluşturduğu, ürün çeşitliliği ve reklam harcamaları yüksek olup, sürekli yeni ve teknolojik olarak ileri ürünler geliştiren şirketler olarak diğer şirketlerden farklılaşırlar. Bu özellikleriyle, çokuluslu şirketlerin elle tutulamaz varlıklarının değerinin (piyasa değerinden fabrika, bina, makine ve teçhizat gibi elle tutulabilir varlıkların değerinin çıkarılmasıyla elde edilen değer) toplam piyasa değerine oranı oldukça yüksektir. Bu oranın yüksek olduğu sektörlerde çokuluslu şirketlerin baskın olması beklenir. Ürün çeşitliliği yüksek olan ve dolayısıyla kapsam ekonomisine sahip olan çokuluslu şirketlerin fabrika-bazlı ölçek ekonomilerine sahip olmak zorunda olduğu iddia edilemez. Uluslararası yatırımlar yüksek maliyetli olduğundan, çokuluslu şirket statüsüne geçebilmek, belirli bir boyutun üzerinde büyüklüğe erişmeyi gerekli kılmaktadır. Ampirik çalışmalar, döviz kurlarının DYY akımları üzerinde çok zayıf bir etkisi olduğunu göstermiştir (Blonigen 2005). Bir ülkenin ulusal parasının değer kaybetmesi, o ülkedeki şirketlerin diğer paralar cinsinden değerinin düşmesi anlamına geleceği için, bu ülkeye DYY girişinin artması beklenir. Ancak, kurdaki düşüşün ardından bir düzeltme gelmemesi durumunda, yabancı şirketler o ülkede elde edecekleri karları kendi ülkelerine transfer etmek istedikleri zaman, karlarının diğer paralar cinsinden düşük kaldığını göreceklerdir. Bu yüzden, döviz kurlarındaki düşüş, bir yandan DYY girişini özendirmekteyse de diğer yandan da DYY girişine caydırıcı etki yapmaktadır. Birbirine ters yönde hareket eden bu iki etki sonucunda, döviz kurunun DYY akımı üzerinde güçlü bir etkisi olmamaktadır. Yukarıda özetlediğimiz çalışmalar, ağırlıklı olarak gelişmiş ülkeleri kapsadığından, bu bulguların bütün ülkelere genellenmesi doğru olmayabilir. Yükselen ekonomilerde, son 15 yılda görülen ekonomik krizlerin ardından, hem krizin etkisi hem de döviz kurundaki artışla, piyasa değeri çok düşen yerel şirketleri satın alma amaçlı yabancı sermaye girişi görülmüştür. Paul Krugman tarafından yangından mal kaçırırcasına yabancı satın almalar (fire-sale FDI) olarak adlandırılan bu sermaye girişleriyle gelişmekte olan ekonomilerde birçok şirketin yabancı sermayenin kontrolüne geçtiği iddia edilmektedir. Doğu Asya krizi sonrasında bu tür satın almalar gerçekleştirilmiştir Doğu Asya krizi öncesi ve sonrasında Endonezya, G. Kore, Malezya ve Tayland da birleşme ve satın almalara yönelik yabancı yatırımcı ilgisini gösteren veriler Şekil 4 te sunulmaktadır ve 1997 yılları arasında 1 milyar doların altında ya da civarında gerçekleşen yabancı yatırımcıların B&SA işlemleri krizden sonra ciddi boyutta artış göstermiştir. Krizden en olumsuz etkilenen ve ciddi boyutta sistemik sorunlar yaşayan Endonezya, ve uluslararası yatırımcıları caydırıcı önlemler alan Malezya da bile kriz sonrasında uluslararası yatırımcılar tarafından gerçekleştirilen satın almalar 2 milyar dolara yaklaşmıştı Doğu Asya krizinin başladığı ve krizden en büyük darbeyi alan ülke olan Tayland da döneminde uluslararası yatırımcıların gerçekleştirdiği BSA lar 6 milyar dolara ulaşmıştır. Yabancı satın almalarında en büyük artış ise teknoloji geliştirmede dünya liderleri arasında kabul edilen ve yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 8 i bulan Kore de gözlenmiştir. Krizin hemen sonrasındaki yıl Kore deki yabancı satın almalar 9 milyar doların üzerine yükselmiş, ve daha sonraki yıllarda daha da artmıştır. 7

16 Şekil 4. Doğu-Asya da Sınır-ötesi Birleşme ve Satın Almalar ( ) Endonezya G. Kore Malezya Tayland Kaynak: Mody ve Negichi (2001) Türkiye için durum çok farklıdır krizi sonrası, uluslararası gelişmelerin de etkisiyle Türkiye ekonomisinin daha da kötüye gideceği, yeni bir Arjantin olacağı düşünülüyordu. Bu yüzden, arasında Türk şirketlerine olan ilgi çok düşük düzeyde kaldı. Kriz sonrası, Türkiye ekonomisindeki belirsizliklerin bir süre daha devam etmesi sonucunda, Türk şirketlerinin çok düşük fiyatlardan yabancı yatırımcıların eline geçmesi gerçekleşmemiş oldu döneminde satın almalar çok düşük düzeyde gerçekleşirken, ekonomide büyümenin devam etmesi ve AB Konseyi nin Aralık 2004 te aldığı Türkiye yle müzakereleri başlatma kararı sonrasında, 2005 yılı içinde Türk şirketlerine ve özellikle de finans sektörüne olan ilgide ciddi bir patlama gerçekleşti. III. Türkiye deki DYY ye Karşılaştırmalı bir Bakış Türkiye ye gelen DYY nin toplam gayri-safi sabit sermaye yatırımlarına (GSSSY) oranı yıllar boyunca %2 civarında seyretmiştir. 3. mobil telefon lisansının yabancı ortaklı bir şirket tarafından alınması sonucunda bu oran, 2001 yılında %11 düzeyine bir sıçrama yaptıktan sonra tekrar düşük seviyelere geri dönmüştür. Ancak, kısmen 2001 yılından bu yana yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik çabalara, kısmen de Türkiye nin AB üyeliği konusunda beklentilerin güçlenmesine bağlı olarak yabancıların Türkiye de yaptığı gayrimenkul alımlarına istinaden, DYY girişleri 2002 sonrasında yükselme eğilimi göstermektedir. Bu eğilimle uyumlu olarak, 2005 yılında DYY girişleri önemli oranda artmış ve 9.7 milyar dolara ulaşmış; DYY girişinin toplam GSSSY ye oranı da %12 ye yükselmiştir. Son 15 yıllık dönemde Türkiye nin yabancı sermaye çekmek konusundaki başarısızlığı, son yıllarda gözlemlediğimiz artış eğilimi tarafından gizlenemeyecek kadar açıktır. Bu başarısızlık, Türkiye ye DYY girişinin, özellikle bu alanda rakipler olarak adlandırabileceğimiz, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya ile karşılaştırıldığında daha da netleşmektedir. Sosyalist ekonomik düzenden, serbest piyasa ekonomisine geçtikleri 1990 ların başından itibaren, bu ülkeler büyük çaplı DYY çekmekte bir sorun yaşamamışlardır. Geçiş dönemini hızlı bir şekilde tamamlayan Macaristan da 1995 ve 1999 arasında ortalama DYY-GSSSY oranı %38 olarak gerçekleşmiştir; ancak Macaristan bölge ülkeleri arasında, DYY çekmekteki öncülüğünü zaman içinde Çek Cumhuriyeti ne kaptırmıştır döneminde yıllık ortalama 3.1 milyar dolarlık yabancı sermaye çeken Çek Cumhuriyeti, DYY girişini arasında 5.1 milyar dolara çıkarmıştır (Bakınız Tablo 8). Her üç ülkede de DYY- 8

17 GSSSY oranı 2003 te %10 a kadar düşmüş olsa da, 2004 te tekrar toparlanma sürecine girdiği gözlenmektedir (Şekil 5). Şekil 5. DYY/Gayri-safi Sabit Sermaye Yatırımları Oranı ( ) (%) Türkiye Çek Cumh. Macaristan Polonya Kaynak: UNCTAD Her üç ülkede de, 1990 lı yılların başından bu yana DYY çekmek açısından gösterilen başarılar sonucunda doğrudan yabancı sermaye stoku sürekli artmış, 2004 te Macaristan da GSYİH nin %60 ına, Çek Cumhuriyeti nde %53 üne ve Polonya da da %26 sına ulaşmıştır. Türkiye ye gelen doğrudan yabancı sermaye stokunun GSYİH ye oranı ise zaman içinde %10 civarında sabitlenmiştir (Şekil 6). Şekil 5 ve Şekil 6 deki verilere bakarak, yıllarca DYY/GSSSY oranı %20 nin üzerinde gerçekleşen ve DYY stokları/gsyih oranı Türkiye nin katı arasında olan bu ülkelerin, artık DYY çekmek konusunda bir doyum noktasına ulaştıklarını söylemek mümkündür. Yıllık DYY girişinin GSYİH ye oranına baktığımız zaman bu oranın, Türkiye de 2001 yılı hariç her zaman %1 in altında kaldığını görürüz arasında DYY/GSYİH oranı Türkiye de %0.90 iken, Çek Cumhuriyeti nde %6.5, Macaristan da %8.2 ve Polonya da %3.8 olarak gerçekleşmiştir. Şekil 6. Doğrudan Yabancı Sermaye Stoku /GSYİH Oranı ( ) (%) Türkiye Çek Cumh. Macaristan Polonya Kaynak: UNCTAD 9

18 Türkiye nin toplam DYY girişi konusunda üç önemli rakip ülkenin gerisinde kalması, bir ölçüde bu ülkelerin 1990 larda gerçekleştirmiş olduğu özelleştirmelerin bir sonucu olarak görülebilir. Bu saptama, geçiş dönemi ülkeleri olarak Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya nın bir çok devlet şirketini özelleştirdikleri 1990 lı yıllar için geçerli olabilir; ancak 2000 sonrası dönem için geçerli değildir. Bu ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye yeni yatırımları çekmek konusunda da başarılı değildir döneminde, Türkiye de yıllık ortalama 60 civarında yeni yatırım projesi gerçekleştirilmiş iken, bu sayı kendisinden hem coğrafi alan, hem nüfus hem de GSYİH olarak küçük olan diğer üç ülkedeki sayıların yarısından da azdır. Bulgaristan ve Romanya daki yeni yatırım projelerinin sayısı Türkiye deki sayının çok üzerindedir (Tablo 1). UNCTAD tarafından her yıl yayınlanan Dünya Yatırım Raporu na göre, 2004 yılında dünya çapındaki DYY nin çekici gücü, yeni yatırımlardaki artış olmuştur yılında dünya çapında gerçekleştirilen, belirli bir büyüklüğün üzerindeki 9800 civarındaki yeni yatırım projesinin 5800 ü gelişmekte olan ve geçiş dönemi ülkelerinde gerçekleştirilmiştir. Bu yatırım projelerinin önemli bir kısmı, Tablo 1 deki Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra Çin (1529), Hindistan (685), Rusya (377), Brezilya (258), Singapur (173), Birleşik Arap Emirlikleri (156), Meksika (154), Malezya (125), Hong Kong (122) Tayland (121) ve Kore (100) gibi ülkelerde toplanmıştır. Ekonomik reformları hayata geçirmeye başlamasına karşın, Türkiye yeni yatırımları çekmek konusunda 2004 ve 2005 yıllarında da başarılı olamamıştır. Tablo 1. Toplam Yeni Yabancı Yatırım Projesi Sayısı Türkiye Çek Cumhuriyeti Macaristan Polonya Bulgaristan Romanya Kaynak: UNCTAD Hazine Müsteşarlığı nca toplanan, yeni kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı verileri, ilk bakışta yukarıda ortaya çıkan tabloyu desteklememektedir. Türkiye de, 1999 a kadar kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı 4192, yıllarında da 500 ün altında iken, arasında kurulanların sayısı hızla artmış ve 2005 te 2825 e ulaşmıştır (Şekil 7). Kurulan şirket sayısı verileri o kadar olumlu bir tablo çizmektedir ki; bu veriler, çeşitli düzeyde siyasetçi ve bürokrat tarafından Türkiye ye olan yabancı ilgisinin son yıllarda ne kadar çok arttığını göstermek için kullanılmaktadır. Ancak, doğru olan yaklaşım, ülkeye giren toplam yabancı yatırımlar konusunda daha doğru bilgi sahibi olabilmek için, kurulan şirket sayısı verilerini bu şirketlerin ortalama sermaye büyüklüğünü gösteren verilerle birlikte kullanmaktır. 10

19 Şekil 7. Yeni Kurulan Yabancı Sermayeli Şirket Sayısı 4,500 4,000 3,500 3,000 2,500 2,000 1,500 1, * 2005* 2006*_Ağus Kaynak: Hazine Müsteşarlığı (*: geçici veriler) 2003 ve 2004 yıllarında gözlediğimiz şirket sayısındaki artış, değer olarak toplam yabancı sermaye girişine yansımamıştır. Tablo 2 deki verilere göre, kurulan şirketlerin %95 inden fazlasının, 500 bin doların altında sermaye büyüklüğüne sahip oldukları; dolayısıyla küçük işletmeler oldukları ortaya çıkmaktadır. Sermayesi 500 bin doları aşan yeni kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı, 2004 yılında 100 iken, 2005 yılında 122 ye yükselmiştir nın ilk 8 ayında bu sayı 111 e ulaşmıştır yılında ve 2006 nın ilk sekiz aylık döneminde, 500 bin doların üzerinde sermaye büyüklüğü olan yeni kurulan yabancı sermayeli imalat sanayi şirket sayısı ise sadece 29 dur. Şirket büyüklüklerine ait bu veriler, yukarıda sunduğumuz ve Türkiye ye 2004 yılında sadece 64 adet yeni yabancı yatırım projesi geldiğini gösteren UNCTAD verileriyle de örtüşmektedir. Yine yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu veriler sadece bir yıl içinde kurulan şirket sayılarıyla ilgili verilerin ne kadar da yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Tablo 2. Sermaye Büyüklüğü Açısından Yeni Kurulan Yabancı Sermayeli Şirket Sayısı <$50 $ $ > $500 Toplam , , , , * 1, ,209 İmalat Sanayi * (*) Ocak-Ağustos Kaynak: Hazine Müsteşarlığı 2001 ekonomik krizi sonrasında uygulanan ekonomi politikaları sayesinde yüksek büyüme hızlarına erişmiş olmasına ve yabancı sermayeyi çekmek için gerçekleştirilen reformlara rağmen, yabancı sermayenin Türkiye yi tercih etmemesinin ardında yatan nedenleri iyi anlamak gerekmektedir. Bunlar arasında, uzun yıllar boyunca yatırım ortamının uygun olmaması, üretim maliyetlerin yüksek olması, eğitilmiş işgücü arzının kısıtlı olması, altyapı ve teknoloji yetersizliği gibi birçok neden sayılabilir. IMD Dünya rekabet gücü sıralamasında, Türkiye nin sırasında 2001 den bu yana önemli bir değişiklik olmadığı görülmektedir de 48. sırada iken, 2003 de 56. sıraya kadar düşmüş olan 11

20 Türkiye, 2005 te tekrar 48. sıraya yükselmişse de 2006 da 51. sıraya gerilemiştir. Türkiye nin 2003 sonrasında hızla basamakları tırmanması sevindiricidir; ancak 2006 sıralamasına göre Türkiye yabancı sermaye çekmek konusunda, rekabet içinde olduğu ülkelerin birçoğunun gerisindedir: Çek Cumhuriyeti 31, Macaristan 41, İspanya 36, Slovak Cumhuriyeti 39, Portekiz 43, Yunanistan 42, Romanya 57 ve Polonya 58. sıradadır. Türkiye nin dünya rekabet gücü sıralamasında yükselmesinin asıl nedeni, 2001 sonrasında devreye giren makroekonomik politikalar ve kamu maliyesi reformlarının taviz verilmeden uygulanmış olmasıdır. Bu sayede, kamu borcunun GSYİH ye oranı ve enflasyon oranı hızla düşmüş ve yüksek büyüme hızları yakalanmıştır; ancak Türkiye nin rekabet gücünün 2001 le karşılaştırıldığı zaman olduğu yerde saymasının arkasında yatan temel faktörler geçmişten çok büyük farklılıklar arz etmemektedir (Tablo 3). Altyapı bağlantılı faktörlerde kendimizi rakip olarak gördüğümüz Polonya ve özellikle Macaristan ve Çek Cumhuriyeti yle karşılaştırdığımızda, Türkiye de eğitim, dolayısıyla beşeri sermaye altyapısının zayıflığını, teknoloji ve internet altyapısına yapılan yatırımların yetersizliğini ve günümüzün rekabet ortamında bu kadar önemli rol oynayan Ar-Ge yatırımlarının düşüklüğünü açıkça görmekteyiz. Bu üç ülkeyle ve özellikle de Çek Cumhuriyeti ve Macaristan la olan farkların çok büyük olması eğitim, teknoloji ve Ar-Ge yatırımları konusunda çok geride kalmakta olduğumuzu ve bir an önce bu alanlara yönelik ciddi boyutlarda yatırımlar yapmamız gerektiğini göstermektedir. Tablo 3. Türkiye nin Rekabet Gücünü Olumsuz Etkileyen Altyapı Bağlantılı Faktörler Türkiye Polonya Çek Cumh. Macaristan Yüksek-teknoloji ihracatının payı (%) 2,06 3,07 13,23 25,63 Okuma-yazma bilmeyenlerin oranı (%, 15+ yaş) 13, İlköğretimde öğrenci-öğretmen oranı 27,5 12,5 18,9 10,8 Telekomünikasyon yatırımları (GSYİH payı) 0,10 0,16 1,66 0,59 Internet kullanıcı sayısı (1000 kişi arasında) 105,5 270,3 344,7 293,6 Sanayide elektrik maliyeti ($/kwh) 0,10 0,060 0,066 0,078 Beşeri gelişim endeksi 0,75 0,85 0,87 0,85 Kişi başına düşen bilgisayar sayısı Doğum anında beklenen yaşam uzunluğu Ar-Ge yatırımları (Kişi başına ABD doları) 17,6 29,1 112,4 77,4 Kaynak: IMD Dünya Rekabet Gücü Raporu, da Türkiye ye gelen DYY nin artması önemli bir başarı olarak alkışlanacaktır. Ancak ağırlıklı olarak özelleştirme ve B&SA ile bağlantılı olan bu sermaye girişi, Türkiye nin yabancı sermaye için bir çekim merkezi olduğu anlamına gelmez. DYY deki bu artışın kalıcı olması, yatırımları yönlendiren uluslararası şirketlerin Türkiye yi nasıl gördüklerine doğrudan bağlıdır. Bu açıdan bakılması gereken uluslararası bazı sıralamalar vardır. Bunlardan birisi, A.T. Kearney nin hazırladığı DYY güven endeksidir. Diğeri de, UNCTAD tarafından uluslararası yatırım uzmanları ve uluslararası yatırımları yönlendiren şirketlerin yöneticilerine uygulanan anketlerin sonucunda ortaya çıkan sıralamadır (Tablo 4). A.T. Kearney ve UNCTAD tarafından yayınlanan endekslerde, 2004 yılı performansıyla Türkiye, DYY için bir cazibe merkezi olarak görülmemektedir. Ancak, Türkiye A.T. Kearney nin 2005 sıralamasında 16 basamak birden yükselmiş ve 13 sırada yer almıştır. Bu endeksler, uluslararası yatırımlarda kilit rol oynayan kişilerin öznel değerlendirmelerine dayandığı için, her zaman doğru sıralamayı yansıttığını söylemek zordur. Örneğin, Ukrayna DYY çekmek konusunda çok başarılı bir ülke olmasa da, UNCTAD ın uzmanlar sıralamasında ilk 10 a girebilmiştir. Endekslerin yetersizliklerine rağmen, Türkiye gibi orta büyüklükteki bir ülkenin bu endekslerde boy göstermeden DYY için cazibe merkezi haline geleceğini iddia etmek mümkün değildir. Her ne kadar, Türkiye A.T. Kearney endeksinde bir sıçrama yapmışsa da, bu gelişmenin diğer endekslerin 12

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006 UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006 ULUSLARARASI YATIRIMCILAR DERNEĞİ 16.10.200.2006 İSTANBUL DÜNYADA DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR (milyar $) 1600 1400 1396 1200 1092 1000 800 693 826 716 710 916 600 400 331

Detaylı

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU Güldem Berkman YASED Fikri Ve Sınai Mülkiyet Hakları Çalışma Grubu Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi YATIRIMLARIN

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi

Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi Basın Bülteni 26 Haziran 2013 YASED, UNCTAD 2013 Dünya Yatırım Raporu nu açıkladı Türkiye, 2012 yılında dünyada uluslararası doğrudan yatırım liginde iki basamak yükseldi 2012 yılında dünyada yüzde 18

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi EKİM YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

Lojistik. Lojistik Sektörü

Lojistik. Lojistik Sektörü Lojistik Sektörü Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 014 1 Ulaştırma ve depolama faaliyetlerinin entegre lojistik hizmeti olarak organize edilmesi ihtiyacı, imalat sanayi

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

II. Ulusal Ekonomik Görünüm 2

II. Ulusal Ekonomik Görünüm 2 II. Ulusal Ekonomik Görünüm 2 3 yılının ikinci çeyreğinde iktisadi faaliyet yılın ilk çeyreğine kıyasla daha olumlu bir görünüm sergilemiştir. İç tüketimdeki canlanma ve altın ticaretindeki baz etkisi

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır

Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır Ankara 26 Haziran 212 28, kişi başı gelirin ABD ye oranı (doğal log) Türkiye nin esas

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU Strateji Geliştirme Başkanlığı Ekonomik ve Sektörel Analiz Dairesi HAFTALIK EKONOMİ RAPORU TÜRKİYE EKONOMİSİ IMKB 100 Endeksi haftanın ilk yüzde 0,4 oranında değer kazandı. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 Endeksi,

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies (guldem.okem@ceps.eu) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği

Detaylı

DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm

DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm 17 Kasım 2014 DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi bu hafta da deflasyon, işsizlik ve en önemlisi bilanço genişleme kararları hakkında

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM Prof. Dr. Yusuf ALPER 1. GENEL OLARAK İSTİHDAM Ekonomik faaliyetin toplumsal açıdan en önemli ve anlamlı sonuçlarından birini, yarattığı istihdam kapasitesi oluşturur.

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies(CEPS) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği ne Üyelik

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ a. Sektörün Dünya Ekonomisi ve AB Ülkelerindeki Durumu Dünya mobilya üretimi 2010 yılında yaklaşık 376 milyar dolar olurken, 200 milyar dolar olan bölümü üretim

Detaylı

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015

CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 CEZAYİR ÜLKE RAPORU 11.11.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Cezayir e ihracat yapan 234 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR DEĞERLENDİRME RAPORU

ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR DEĞERLENDİRME RAPORU ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLAR DEĞERLENDİRME RAPORU Ağustos 2010 TÜRKİYE YE ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIM GİRİŞLERİ 2010 YILI İLK YARISINDA 3,2 MİLYAR DOLAR OLDU 2010 yılının ilk yarısında, Türkiye ye

Detaylı

Türkiye nin dış ticaret ve yatırım bağlantıları: Güçlü yönler

Türkiye nin dış ticaret ve yatırım bağlantıları: Güçlü yönler tepav türkiye ekonomi politikaları araştırma vakfı Türkiye nin dış ticaret ve yatırım bağlantıları: Güçlü yönler Prof. Dr. Serdar TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 i Bu sayıda; Haziran İşgücü ve İstihdam gelişmeleri; Ocak-Ağustos Bütçe verileri değerlendirilmiştir. i 1 Gerçek işsizlikte ciddi artış

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

7. Orta Vadeli Öngörüler

7. Orta Vadeli Öngörüler 7. Orta Vadeli Öngörüler Bu bölümde tahminlere temel oluşturan varsayımlar özetlenmekte, bu çerçevede üretilen orta vadeli enflasyon ve çıktı açığı tahminleri ile para politikası görünümü önümüzdeki üç

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ Genellikle profesyoneller tarafından oluşturulan Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı sistemi genç, dinamik, hızlı büyüme ve yüksek karlılık potansiyeli olan

Detaylı

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU Berlin Ekonomi Müşavirliği Temmuz 2011 1 İÇİNDEKİLER Yönetici Özeti...3 1. Almanya dan Türkiye ye Doğrudan Yatırım Hareketleri...4 2. Türkiye den

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından 1 16-30 Eylül 2011 Sayı: 21 MÜSİAD Araştırmalar ve Yayın Komisyonu GÜNCEL EKO-YORUM: TÜRKİYE NİN KREDİ NOTU NİHAYET ARTIRILDI Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından kredi notu, 20 Eylül de S&P

Detaylı

ÇİN ÜLKE RAPORU 15.12.2014

ÇİN ÜLKE RAPORU 15.12.2014 ÇİN ÜLKE RAPORU 15.12.2014 ÇİN ÜLKE RAPORU 17.12.2014 YÖNETİCİ ÖZETİ BTSO Dış Ticaret Müdürlüğü nün kayıtlarına göre, Bursa dan Çin e ihracat yapan 86 firma bulunmaktadır. 31.12.2013 tarihi itibariyle

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 17 Mart 2015 SUNUM İÇERİĞİ 1. TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YURTİÇİNDEN VE YURTDIŞINDAN GENEL GÖRÜNÜMÜ 2. ÜYE MEMNUNİYETİ VE LİDERLİK

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI OCAK 15 Güncel Ekonomik Veriler Büyüme Oranı(Yıllık) 4,00% Cari Açık/GSYİH 6,61% İşsizlik oranı(yıllık) 10,10% Enflasyon(TÜFE/Yıllık) 8,17% GSMH(milyar USD) 819,9 Kişi Başı Milli Gelir (USD) 10.800 Güncel

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri ÜLKE Dünya Seramik Kaplama Malzemeleri Üretiminde İlk 1 Ülke 29 21 211 212 212 Dünya /212 Üretiminden Aldığı Pay Değişim (%) (%) 1 ÇİN

Detaylı

İDARE MERKEZİ ANKARA, 28 Ocak 2014

İDARE MERKEZİ ANKARA, 28 Ocak 2014 İDARE MERKEZİ ANKARA, 28 Ocak 2014 Cevaplarda şu işaretlerin tekrarını dileriz: B.02.2.TCM.0.00.00.00- Sayın Ali BABACAN BAŞBAKAN YARDIMCISI ANKARA Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Merkez Bankası) Kanunu

Detaylı

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015 HÜKÜMETİN YAPISI VE BAKANLIKLAR EKONOMİ YÖNETİMİ; REFORMLAR İLE HIZLI EKONOMİK

Detaylı

1. BİLİŞİM. 1.1. Dünya da Bilişim Altyapısı

1. BİLİŞİM. 1.1. Dünya da Bilişim Altyapısı 1. BİLİŞİM 1. Bilişim teknolojilerinin ülke kalkınmasında hızlandırıcı rolünden daha çok yararlanılması, bilgiye dayalı ekonomiye dönüşümler rekabet gücünün kazanılması, eğitim yoluyla insan gücü yaratılması

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

Bakanlar Medya A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporuna İlişkin 2. Değerlendirme Raporu

Bakanlar Medya A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporuna İlişkin 2. Değerlendirme Raporu Bakanlar Medya A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporuna İlişkin 2. Değerlendirme Raporu Neta Yatırım Menkul Değerler A.Ş. 28.04.2014 1. Değerlendirme Raporu nun Amacı Sermaye Piyasası Kurulu nun ( SPK ) 22.06.2013

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi Başta MERCOSUR Bloğunda yer alan ülkeler olmak üzere, Latin da 1990 lı yılların sonunda ve 2000 li yılların başında oldukça ağır bir şekilde hissedilen ekonomik

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİ. FED in faiz artırımı sürecine yönelik zamanlamayı fiyatlandırmakla güçlük çeken küresel piyasalar,

DÜNYA EKONOMİSİ. FED in faiz artırımı sürecine yönelik zamanlamayı fiyatlandırmakla güçlük çeken küresel piyasalar, AĞUSTOS 2015 DÜNYA EKONOMİSİ 2015 yılının Ağustos ayında; küresel ekonomiye olan güvensizlik ortamının sürdüğü ve buna bağlı olarak riskten kaçınma eğiliminin artış gösterdiği görülmektedir. 2008 krizi

Detaylı

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Uluslararası Finans ve Ekonomi Forumu VİYANA, 9 KASIM 2000 Euro ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere, bu

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanlığı Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Mali Konular Genel Müdürlüğü nün AB ye üye ülkeler ile aday ve potansiyel aday ülkelerdeki makroekonomik

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Doğrudan yabancı Sermaye Yatırımları

Dünyada ve Türkiye de Doğrudan yabancı Sermaye Yatırımları Dünyada ve Türkiye de Doğrudan yabancı Sermaye Yatırımları Uluslararası sermaye hareketleri temel olarak kalkınma amaçlı, hibe ve kredi şeklindeki resmi sermaye hareketleri ile özel sermaye hareketlerinden

Detaylı

K R Ü E R SEL L K R K İ R Z SON O R N A R S A I TÜR Ü K R İ K YE E KO K N O O N M O İSİND N E D İKT K İSAT A P OL O İTİKA K L A AR A I

K R Ü E R SEL L K R K İ R Z SON O R N A R S A I TÜR Ü K R İ K YE E KO K N O O N M O İSİND N E D İKT K İSAT A P OL O İTİKA K L A AR A I KÜRESEL KRİZ SONRASI TÜRKİYE EKONOMİSİNDE İKTİSAT POLİTİKALARI Prof. Dr. Adem ahin TOBB-ETÜ Öğretim Üyesi 14 Mayıs 2010, İSTANBUL KRİZLER 2008 2001 İç Kaynaklı Finansal Derinliği Olan Olumlu Makro Ekonomik

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI

MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI KKTC DEVLET PLANLAMA ÖRGÜTÜ MAKROEKONOMİK TAHMİN ÇALIŞMA SONUÇLARI 25.0 150 22.5 135 20.0 120 17.5 105 15.0 90 12.5 75 10.0 60 7.5 45 5.0 30 2.5 15 0.0 0 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7 9 11 1 3 5 7

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1 SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv Otomotiv İç Satışlarda Hızlı Artış Temmuz Ayında Devam Ediyor. Beyaz Eşya Beyaz Eşya İç Satışlarda Artış Temmuz Ayında Hızlandı. İnşaat Reel Konut Fiyat Endeksinde

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

SANAYİDE GELİŞMELER VE İSTİHDAM EĞİLİMLERİ. Esra DOĞAN, Misafir Araştırmacı. Damla OR, Yardımcı Araştırmacı. Yönetici Özeti

SANAYİDE GELİŞMELER VE İSTİHDAM EĞİLİMLERİ. Esra DOĞAN, Misafir Araştırmacı. Damla OR, Yardımcı Araştırmacı. Yönetici Özeti 15 Nisan 2014 SANAYİDE GELİŞMELER VE İSTİHDAM EĞİLİMLERİ Esra DOĞAN, Misafir Araştırmacı Damla OR, Yardımcı Araştırmacı Yönetici Özeti Ocak dönemine işsizlik ve tarım dışı işsizlik oranlarında; bir önceki

Detaylı

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM Invest in DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM Türkiye de Doğrudan Yabancı Yatırımın Gelişimi Makroekonomik anlamda küresel ekonomiye uyumu sağlayan yapısal reformlar, bir yandan Türkiye yi doğrudan yabancı yatırım

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Rusya Federasyonu na ihracat yapan 623 firma

Detaylı

DEVLET BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN YAPISAL REFORMALARIN MAKROEKONOMİK ETKİLERİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI (26 EKİM 2007 ANKARA)

DEVLET BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN YAPISAL REFORMALARIN MAKROEKONOMİK ETKİLERİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI (26 EKİM 2007 ANKARA) DEVLET BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN YAPISAL REFORMALARIN MAKROEKONOMİK ETKİLERİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI (26 EKİM 2007 ANKARA) Değerli Katılımcılar, Değerli Konuklar, Türkiye, yapısal reformlar ile

Detaylı

ULUSOY UN SANAYİ VE TİCARET A.Ş. DEĞERLENDİRME RAPORU-2 ŞEKER YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. 29 EYLÜL 2015

ULUSOY UN SANAYİ VE TİCARET A.Ş. DEĞERLENDİRME RAPORU-2 ŞEKER YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. 29 EYLÜL 2015 ULUSOY UN SANAYİ VE TİCARET A.Ş. DEĞERLENDİRME RAPORU-2 ŞEKER YATIRIM MENKUL DEĞERLER A.Ş. 29 EYLÜL 2015 1 Değerlendirme Raporunun Amacı Bu rapor Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayınlanan 22.06.2013

Detaylı

kanı CEO, Borusan Holding

kanı CEO, Borusan Holding TÜRKİYE SANAYİSİNE NE SEKTÖREL BAKIŞ Agah Uğur TÜSİAD, Sanayi Çalışma Grubu Başkan kanı CEO, Borusan Holding 27 Mayıs s 2008 AMAÇ NEDİR? Büyümenin motoru: Rekabet gücü yüksek Katma değer içeriği yüksek

Detaylı

Ekonomik Ticari Gelişmeler

Ekonomik Ticari Gelişmeler Ekonomik Ticari Gelişmeler 3 Mayıs 2011 1 / 24 İçindekiler Giriş Sektör Haberleri Ülkelere Göre Çıkış Sayıları Haftalık Makroekonomik Gelişmeler 2 / 24 Yükselen Değerler Mart ayında İmalat Sanayi Genelinde

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

Ekonomik Gelişmeler Erdem Başçı Başkan 11 Mart 2015 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Ankara

Ekonomik Gelişmeler Erdem Başçı Başkan 11 Mart 2015 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Ankara Ekonomik Gelişmeler Erdem Başçı Başkan 11 Mart 215 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Ankara Sunum Planı 1) Kur Gelişmeleri 2) Dış Ticaret Gelişmeleri 3) Enflasyon ve Faiz 4) Yatırımın Belirleyicileri

Detaylı

EKONOMİK GÖRÜNÜM Bursa Ticaret ve Sanayi Odası

EKONOMİK GÖRÜNÜM Bursa Ticaret ve Sanayi Odası EKONOMİK GÖRÜNÜM Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Erdem Başçı Başkan 6 Ocak 212 Bursa Sunum Planı I. Küresel Gelişmeler II. Para Politikası III. Türkiye Ekonomisinde Son Gelişmeler 2 Sunum Planı I. Küresel

Detaylı

Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 2014

Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 2014 Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar dincelg@tskb.com.tr Kasım 2014 Sektöre Bakış Tekstil ve hazır giyim sektörleri, GSYH içinde sırasıyla %4 ve %3 paya sahiptir. Her iki sektör

Detaylı

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu (14 Aralık 2007, İstanbul) Nevzat Öztangut Başkan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Değerli konuklar, Aracı Kuruluşlar

Detaylı

MACARİSTAN ÜLKE RAPORU 31.03.2016

MACARİSTAN ÜLKE RAPORU 31.03.2016 MACARİSTAN ÜLKE RAPORU 31.03.2016 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Macaristan a ihracat yapan 246 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- EYLÜL 2015 (SAYI: 79) GENEL DEĞERLENDİRME Siyasetteki ve Ekonomideki Belirsizliklere Rağmen, Büyüme Oranı Beklentilerin Üzerinde. Ancak Kur Etkisiyle Üçüncü Çeyrekte Büyüme

Detaylı