(TDV Kadın Kollan Konferans ve Panelleri: )

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "(TDV Kadın Kollan Konferans ve Panelleri: 1996-97)"

Transkript

1 TÜRKIYE DIYANET VAKFI YAYlNLARI /287 (TDV Kadın Kollan Konferans ve Panelleri: ) I ANKARA 1998

2 Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY MEHMET AKİF* Ayşe SUCU (TDV Kadın Kolları Başkanı) -Sayın misafirlerimiz, Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları tarafından tertiplenen Mehmet Akif Ersoy isimli konferansa hoşgeldiniz diyorum. Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay, 1937'de Ermenek'de doğdu yılında Ankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesini bitirdi. On yıl kadar, orta dereceli okullarda öğretmenlik yaptı yılmda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Irak'a tetkikler yapmak üzere gönderildi yılındaankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesine Felsefe Tarihi asistanı oldu. "Aristo Metafiziği ile Gazali Metafiziğinin Karşılaştırılması" isimli doktora tezi ile felsefe doktoru oldu. 1987'de Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesine Felsefe Tarihi profesörü oldu. Halen aynı fakültede çalışmaktadır. Başlıca yayınlanmış eserleri: Türkiye'de Ruhcu ve Maddeci Görüşün Mücadelesi Felsefe Doktrinler Sözlüğü Aristo Metafiziği ile Gazali Metafiziğinin Karşılaştırılması Emile Boutroux'da Zorunsuzluk Doktrini Ferit Kam Bilimin Değeri Meselesi Sayın Hocam Süleyman Hayri Bolay Bey'i kürsüye davet ediyorum. Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY- Muhterem hanımefendiler ve beyefendiler; hepinizi saygıyla selamlıyoruro ve hoşgeldiniz diyorum. Mehmet Akif hakkında konuşmayı niçin tercih ettiğimi önce kısaca açıklamakta fayda görüyorum. MehmetAkif, Yahya Kemal, Namık Kemal veya ona benzer diğer edebi şahsiyetler, yeni nesillere okullarda kısmen tanıtıhyor; ama, bu tamtma okul programları çerçevesinde oluyor ve çoğu zaman da, o programa sadık kahnsa bile yetersiz oluyor. Bazı öğretmenler, ideolojik davrandıkları için, beğenmedikleri şairleri hiç tanıtmıyorlar; bunlar, programda yokmuş gibi davranıyorlar. Gerçi Mehmet Akif, eski ve yeni nesiller tarafından en çok tanınan bir şairdir, İstiklal Marşımızın şairi alınası dolayısıyla, onu, ismen küçük büyük herkes (*) 10 Mayıs 1997 tarihinde Kocatepe Cami Konferans Salonu'nda verilen konferans

3 bilir. Fakat, mazide kalmış, bundan 60 sene evvel ölmüş, fikirleri orada kalmış, bugüne hiç hitap etmeyen, bugünün nesilleriyle ilgisi olmayan bir insan gibi mütalaa ediliyor veya öyle anlaşılıyor. İşte, bu anlamanın yanlış olduğunu ortaya koymak maksadıyla, Mehmet Akif hakkında -bu sene 60 ıncı yıldönümüdür- konuşmayı tercih ettik; bu bir. Bir de, konuşmanın konusu olarak "Günümüzün Sosyal Problemleri Karşısında Mehmet Akif' gibi bir başlık seçmek suretiyle, günümüzün problemleriyle Mehmet Akifin, bundan 80 sene evvel, 90 sene evvel ele aldığı meseleler le, bugünkü meselelerin, problemierin nasıl intibak halinde olduğunu, birbiriyle çok farklı olmadığını ve o gün problemlere çözüm olarak ileri sürülmüş bir fikrin, bugünkü problemlere ne derece uyduğunu, mümkün mertebe, şu kısa zaman içerisinde anlatmaya çalışacağım. Hiçbir şair ve fikir adamı aynı durumda değildir; yani, bunların da günümüze ve bizden sonraki nesillere ulaşabilecek fikirleri vardır; ama, bunların içerisinde fikirleri itibariyle hayatiyetini, canlılığını daima koruyabilen, belki en iyi koruyan Mehmet Akiftir. Çünkü, Mehmet Akif, bir defa, II. Meşrutiyet'ten sonraki fikir hayatının içerisinde, diğer şairlere ve ediplere nazaran, en canlı bir şekilde yer almış bir kimsedir. Doğrudan doğruya, Sırat-ı Müstakim Dergisini çıkarmış, sonra o Sebillürreşat adım almış ve İstiklal Harbi esnasında, bu Sırat-ı Müstakim veya Sebilürreşat Dergisini gittiği her yerde Anadolu'ya götürmüş; Kastamonu'ya gitmiş orada çıkarmış, Balıkesir'e gitmiş orada çıkarmış, Diyarbakır'a gitmiş orada çıkarmış; yani, oralarda, 1stıklal Harbine katılmaları, destek vermeleri hususunda, o günkü Mustafa Kemal Hükümetini desteklemeleri hususunda ikna için dolaşıyor, varını yoğunu gece gündüz demeden harcıyor, camilerde vaaz veriyor, meydanlarda konuşuyor, kendi konuşmalarının metinlerini o gazetelerde yayıulamak suretiyle, Türkiye'nin her tarafına, hem kendi imkanlarıyla, hem de o zamanki devletin imkanlarıyla yayma fırsatı buluyor veya temin ediliyor bu fırsat. Dolayısıyla, fiilen karış karış Anadolu'yu dolaşmış. Zaten, daha önceki baytarlık dönemlerinde, yani Osmanlı döneminde vete,riner hekimlik yaptığı için, Hicaz'dan, Mısır'dan, Irak'tan, Suriye'den Balkanlara kadar adeta karış karış dolaşmış Osmanlı ülkesini, onların çeşitli yaşayış tarzlarım, farklılıklarını, inanışlarını vesaireyi tetkik etmiş olduğu için, onlar hakkında da oldukça sağlam bilgilere de sahip. Bir de, garbı iyi biliyor, bilim bakımından biliyor; çünkü, müspet ilim okumuş. Baytar mektebinde veya veteriner fakültesinde fizyoloji okumuş, anatomi okumuş, hayvan vücudunun yapısını görmüş, müspet ilim esaslarına göre bir şey nasıl tetkik edilir onu görmüş, tecrübenin ehemmiyetini orada idrak etmiş; dolayısıyla, onun, sonraki şiirlerine aksi var, yansıması var. Fevkalade gerçekçi bir anlayışla bütün meseleleri ele almış. Diyor ki mesela: -206-

4 "Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim, İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim. Şudur benim hayatta en beğendiğinı meslek: Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek." Bu fikir, tabii, onun almış olduğu müspet ilim ve tecrübe zihniyetinin bir mahsulüdür. Dolayısıyla, Anadolu'yu karış karış dolaşan bir insan veya Osmanlı ülkesini karış karış dolaşan bir insan, artık İstanbul'u karış karış dolaşıyor, meyhaneye gidiyor, kahvehaneye gidiyor, hastaneye gidiyor, okula gidiyor, nerede bir sefalet yuvası, nerede bir haksızlık, nerede bir adaletsizlik, nerede bir çocukların ezilmişliği, nerede bir fakirin, yoksulun ezilmişliği, nerede bir karısını döven insan vesaire varsa, bunları bir fotoğraf sadakatıyla, bir film sadakatıyla şiire döküyor, daha doğrusu edebiyatımıza, fikir dünyamıza, ta ileriki nesillere de aktaracak şekilde canlı tablolar armağan ediyor. Bu işte, o realist anlayışının mahsulüdür. Hatta, bunda Emil Zola'nm filan da tesiri var, onun romanlarını çok okumuş; ama, Emil Zola gibi ahlaka mugayir şeyler yazmıyor, ona benzer diğer kimseler gibi, sosyalist realizmde olduğu gibi, realizmi ahlakı yıkmak için kullanmıyor. Aksine, ahlakı kuvvetlendirrnek için yazıyor. Dirvas diye bir şiiri var. Dirvas, Emevi Halifesi Hişam zamanında, uzun süre, üç - dört sene hiç yağmur yağmaması dolayısıyla ekin tarlalarmın, mahsulün kuruması, çöl haline gelmesi ve köylülerin açlıktan ölme noktasına gelmesi üzerine Hişam'a gidip dertlerini anlatmak için kurulan heyetin başında geçen ll yaşında bir çocuktur ve orada, Hişam'a, çok güzel hitaplarda bulunmuştur. Bir çocuk nasıl bunları söyler. Vaktim olsa okurdum da, vaktim olmadığı için sadece zikrediyorum. "Sen çocuksun sus" falan gibi bir şeyler söylemek ister Hişam, bu da "akıl yaşta mıdır, başta mıdır" diye Hişam'a hitapta bulunur. Sonra, kendi kabilelerinin açlık durumlarını uzun uzun tasvir ettikten sonra "bu saray senin mi, seninse sana fazla; Hak'tan mı geldi, Hak'tan geldiyse de sana fazla; halkınsa da yine fazla; onun için bize bölüştürmen lazım" diye hitapta bulunuyor. Yani, bizim bugünkü sosyalistlerimizin söylemekte güçlük çektiği sosyalizan fikirleri bile, ama sosyalizm propagandasına kaçmadan, gayet realist bir şekilde, hem de bir çocuğun ağzından söyletiyor. Çocuğun ağzından söyletmesindeki maksat da, bizim çocuk terbiyesindeki davranışlarımızın yanlışlığını göstermektedir. Hiç birimiz, bugün bile, o kadar okumuş, yazmış ileri gelmiş adamların arasmda ll yaşında bir çocuğun başkan seçilip gitmesini belki hazmedemeyiz, saygısızlık deriz, her halükarda karşı çıkarız. "Fatih Kürsüsünde" adlı eserinde, Fatih Camii'ni anlatırken, babasının kendisini ve kızkardeşini -ki kızkardeşi kendisinden küçük. Kendisinin 8 yaşlarında filan olduğunu söylüyor- camiye götürüyormuş, Yatsı narnazına götürüyormuş Fatih Camii'ne ve orada, biz namaza duracağız, sessizce oturun diye tembih ediyormuş. Yani, 8 yaşında bir çocuğa namaz kıldırmıyor bir defa. Hal

5 buki, hadisişerife göre, 7 yaşında çocuklara namaz hatırlatılmalı, sık sık hatırlatılmalı. Yani, zorlama yokmuş, onu demek istiyorum. Tanıdığım bazı aydınlar var; 10 yaşında, 12 yaşında, dedesi, babası zorla camiye götürdüğü için, bugün dinden tamamen uzaklaşmış, o zamandan beri nefret duymuş. Akif, demek ki, bunu biliyor. Ama, babamgil namaza durduğu zaman, biz, kızkardeşimle altını üstüne getiriyorduk caminin diyor. Ben görüyorum, 3 yaşında çocuğu camiye getiriyorlar, orada oturuyor çocuk. Ondan sonra çıkarken diyor ki babası, "günah oğlum, sen niye namaz kılmadın?" 3 yaşındaki çocuk günahı ne bilir!.. Yani, Akifbunları, eğitim sistemimizdeki yanlışları, vesaireyi görüp, o zaman bizi uyaran bir insan. Dolayısıyla, o zamanki Türk cemiyeti, onun, adeta bir laboratuvarı. Demin de ifadeye çalıştığım gibi, mesela "Küfe" adlı şiirde, babasının harnal olarak bıraktığı küfeyi sırtında taşımak zorunda kalan bir çocuğun içler acısı durumunu anlatır; onun psikolojik hallerini, küfeyi tekmeleyişini uzun uzun anlatır. "Hasta" şiirinde, okulda bakımsızlıktan, ilgisizlikten dolayı veremden ölmüş bir çocuğun halini ve cenazesinin kaldırılmasındaki güçlüğü vesaireyi anlatır. Mesela, "Meyhane"de gelip gidip gece gündüz içen, ondan sonra karısını döven, çoluğuna, çocuğuna bakmayan, onların nzkını orada harcayan bir erkeğin durumunu anlatır. Karısı gelir, yakasına yapışır, herkesin içinde "bizim hakkımızı korumuyorsun, bizi rezil ediyorsun" vesaire dediği zaman, şeriat bana emretti, seni boşarım, şöyle yaparım filan diye adamın hitabına karşılık, adama, orada, şeri- 11 -ıı-.re:rdi:ri~ Se:rsem imkihı vermemiştir, çocuğuna bile bakınama hakkı vermiştir kadına, çamaşırını bile yıkamama hakkı vermiştir" vesaire gibi şeylerle, onları uyarmaya çalışır. Tabii, her sanatkarın, her fikir adamının, her ilim adamının, her filozofun, hatta her siyasinin yetiştiği bir ortam vardır. Evvelemirde, kendi yaşadıkları dönemin problemleriyle haşır neşir olurlar; yani, fılozoflara baktığımız zaman, Aristo'sundan, Eflatun'undan bilmem kimine varıncaya kadar, dolaylı veya dolaysız olarak kendi dönemlerindeki problemlere çözüm getirmeye çalışmışlardır. Mehmet Akif de, bir Osmanlı kültürü içinde dünyaya gelmiş, Osmanlı İmparatorluğunun devamı için dua edilerek yetişmiş, o idealle yetişmiş, Osmanlı Devletinin yaşaması için kafa yormuş. Zaten, Meşrutiyet Dönemi aydınlarına bakarsanız, en menfi insanı bile, hepsi Osmanlı'yı kurtarma çareleriyle uğraşmıştır. Getirdikleri reçeteler doğru veya yanlış; ama, hepsinin ittifak ettiği nokta, Tanzimat'tan bu tarafa, Osmanlı Devletini kurtarmak, kuvvetlendirmek, eski şaşaasına, kudretine ulaştırmaktır. Akif'te de, bu anlayışla, bir mazi hayranlığı var, tarih hayranlığı var. Mesela, o zamanki nesillerin tarihe, ecdada biganeliğine karşı zaman zaman isyan duygularının yükseldiğini de görüyoruz: "Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur, Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur." veya, -208-

6 "Gül devrini görseydim bülbül onun olurdum, Ya Rab, beni 500 sene evvel getireydin ne olurdu." diye, Fatih devrini, Kanuni devrini gül devri olarak görüyor. Yahut o devri, "Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri, Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri." gibi ifadelerle yüceltiyor. Mehmet Akif'in "İnsan" diye bir şiiri var, insana bakış açısı çok önemli; adeta yeni bir insan tipini meydana getirmeye çalışıyor. Gerçi bu Namık Kemal'de de var. Devamlı didişen, çalışan, mücadele eden, güçlüklerden yılmayan, tüm güçlükleri yenıneye çalışan bir insan tipi, o "insan" adlı uzun şiirinde diyor ki: "Esirindir tabiat, dest-i teskirindedir eşya," Senin ahkamının mahkumudur bütün dünya." Yani, esirindir tabiat, tabiat senin kulun kölen olmuştur, sen ona hakim olmuşsundur. Desti tesbirindedir eşya yani, senin büyüleyici ellerindedir eşya, varlıklar. Senin alıkarnının mahkumudur bütün dünya, senin koyduğun kanunlarm mahkum udur, onları yürütmek zorundadır. Bu, görüş Batı'da, Kant'tan beri gelişen bir anlayışın eseridir. Çünkü, Kant diyor ki: "Ben, Kopernikvari bir inkılap yaptım, Kopernik gibi bir inkılap yaptım." Çünkü, Kopernik'e gelinceye kadar, dünya merkezli bir alem anlayışı vardı, Kopernik, güneş merkezli bir alem anlayışı getirdi; bütün dünya görüşünü, vesaireyi değiştirmiş oldu tabii. Kant da diyor ki "bana gelinceye kadar hep tabiat merkezdi, insan onun etrafında dönüyordu. Ben, insanı merkez yaptım, insan aklını merkeze aldım, insan zihnini merkeze aldım, insanın koyduğu esaslar tabiata kabul ettirilen kanunlar dır." Akif Kant'ı okudu mu, okumadı mı bilmiyoruz; ama, Akif'te böyle bir anlayışın eserini görüyoruz. Dolayısıyla, çok canlı, dinamik bir Allah anlayışı var. Tabii İslam'dan geliyor bu. Mesela, "Masiua bir şey midir, hiç durmuyor Halık bile! Bak tecelli eyliyor, bin şe'n-i günagun ile." Yani, masiva, bu alemdeki varlıklar, bir şey midir, onlar zaten çalışıyorlar. Hiç ihtiyacı olmadığı halde, yaratıcı bile hiç durmuyor, gece gündüz çalışıyor. Her an yeni bir şey yaratıyor. O öyle yarattığı halde, artık bizim herhangi birşeyi bırakmamız veya ihmal etmemiz, çalışmamamız balıis konusu olmamalıdır. Dolayısıyla Mehmet Akif, gücünü Kur'an'dan alan, esasını Kur'an'dan alan bir anlayışla, Allah'ın çalışmasını örnek göstererek, Allah'ın yaratıcılığını örnek göstererek, Allah'ın yaratmış olduğu insanın da aynı şekilde, gece gündüz demeden çalışması gerektiğini esas alan bir anlayış getiriyor. Bundan dolayı da, "Küfe"de bir ihtiyarın durumunu anlatıyor: "Kuzum ayıp mı çalışmak, günah mı yük taşımak, Ayıp dilencilik, işlerken, yürürken ayak. " -209-

7 "Seyfi Baba" da, "Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası." Sonra, diyor ki "bekayı hak tanıyan, Sa'yi bir vazife bilir." Ebedi olmayı bir ideal olarak, vazife olarak almış olan kimse, çalışmayı vazife bilir. "Çalış, çalış ki, beka, sa'y olursa hak edilir." Ancak çalıştığın takdirde bunu hak edebilirsin. Tabii, Mehmet Akif'in çalışma üzerinde bence, geniş bir araştırmaya da muhtaç çalışma felsefesi açısından. Mesela, o, bütün atomların çalışmayla meydana geldiğini, çalışarak, hareket ederek enerjinin maddeye dönüştüğünü, maddenin enerjiden o hale dönüştüğünü; zamanın mekanın ancak çalışmanın mahsulü olduğunu; ayın, kamerin, yıldızların, gökyüzü varlıklannın hepsinin gece gündüz çalıştıklarmı, hem de bir aile intizamı içerisinde, birbiriyle asla kavga yapmadan, birbiriyle anlaşmazlığa düşmeden, birbiriyle düzensizliğe çalıştıklarını söylüyor. Mesela, "Kamer çalışnıadadır, gökle yer çalışnıadadır, Güneş çalışmada, seyyareler çalışnıadadır, Didinmeden geri durmaz nücflm-ı güsidar, Bütün alın teridir durnıayıp yağan envar." Görülüyor kı lvi. Akıf müslüman ıdare ve enerjısını harekete geçirmek ve onu bir hamlesine yöneltebilmek için enerjinin, dinarnizmin ve çalışmanın ilahi kaynağına yöneliyor ve onu böylece motive etmeye çalışıyor. Mehmet Akif'in bulunduğu zaman, modernizmin hakim olmaya çalıştığı bir zaman, Lale Devrinde başlayıp Tanzimat'ta hız alan Batılılaşmanın kuvvet kazandığı bir dönem. Dolayısıyla, batılılaşabilecek miyiz, batılılaşamayacak mıyız, ne ile batıhlaşacağız, dini bırakarak mı batılılaşacağız, onların gelenek ve göreneklerini alacak mıyız, almayacak mıyız, kültürlerine ne gözle bakacağız, ilmine tekniğine ne gözle bakacağız vesaire gibi konular, o zamanın gündeminde olan, gündeminden düşmeyen konulardı tabiri caizse. Bugün de aynı problemler vardır, maalesef bu problemler çözülmemiş tir. O zaman, Osmanlı Devletinin, İsla.m dünyasının geri kalmasının ve sömürge devletleri haline gelmesinin sebebi de hep İslam'a yüklenirdi. Ziya Paşa, 1880'lerde veya 70'lerde biliyorsunuz şikayet ediyordu; "İslam imiş alemde pabend-i terakki, Evvel yok idi işbu rivayet, yeni çıktı." Tabii, Batı'dan İslam aleyhine, sizi islam geri bıraktırdı, İslam'ı bırakırsanız ancak ilerleyebilirsiniz, Hıristiyan dünyası ancak Hıristiyanlıkla medeniyet kurdu, ilerledi, dünyaya hakim oldu gibi propagandalar, yapıldığı için, o zama

8 nın münevverleri, inanan münevverleri, milletin devletin selametine, dinin gücüne inanan münevverleri, evvela, İslam'ı müdafaa etmek ihtiyacını duydular ve dolayısıyla İslam'a yapılan hücumları da -İslam ilme karşıdır, İslam maarife karşıdır, İslam ilerlemeye karşıdır gibi Fransız Filozofu Ernest Rönan ve benzerleri tarafından ileri sürülen fikirleri- cevaplandırmak ihtiyacını duydular. Mesela Namık Kemal, ta 1884'te, "Rönan Müdafaanamesi" diye, Ernest Rönan'a bir cevap yazmıştır. Türk dünyasmda da bu gibi cevaplar yazılmıştır Rönan'm bu iddialarına karşı. 1883'te, Sorbon'da verdiği bir konferansta -ki, Türkçeye çevrildi o konferans- İslam'ın maarif düşmanı olduğunu, ilerleme düşmanı olduğunu, ilim düşmanı olduğunu ilan ediyordu. Akif veya ona benzer kimseler de, evvela onların yersiz, manasız olduğunu ortaya koymak ihtiyacım duydular, devamlı surette bunlarla uğraşmak ihtiyacım duydular. Tabii, bunun için, İslam'ın büyüklüğünü, İslam'ın getirdiği gücü de ortaya koymak ihtiyacını duyuyorlardı. Mesela, Hazret-i Ömer'e bakıyorsunuz, Hazret-i Ömer kimdir; Müslüman olmadan önce, güçlü, kuvvetli, istediğini asıp kesen, döven, korkutan, titreten bir adam. Bastığı yeri çökerten bir adam. Bu adam, Hazret-i Peygamber'i öldürmek kararına uygun olarak ona doğru gidiyor, kızkardeşine yolu düşüyor, önce oraya uğruyor; fakat, kızkardeşinin, eniştesinin Müslüman olduğunu anlayınca, onları incitiyor, tokatlıyor. Fakat, Taha Süresinin iki ayeti karşısında o katı kalp eriyor, yeni bir insan meydana geliyor ve o insan gidiyor, Hazret-i Peygamber'in huzurunda el pençe divan durup teslimiyet bayrağını çekiyor. Onun için, İslam'ın bu yüksek gücünü, insanileştirici gücünü, medenileştirici gücünü ve onun bu yii.ksek ruhunu anlatıyor, anlatmak ihtiyacım duyuyor, hem de çok veciz bir şekilde. "Önce dehşetli zıpırken, nasıl olmuş da Ömer, Öyle bir adle sarılmış ki, değil kar-ı beşer. "Yani, Hazret-i Ömer, ortalığı yakıp yıkan bir zıpırken, birdenbire dünyanın en büyük adalet timsali haline geliyor; ki, bu insanın işi değil. İnsanoğlunun öyle kolay kolay onu tahakkuk ettirebilmesine adeta imkan yoktur. "Nereden geln,ıiş o Haydar'daki irfam amik." diyor. "Hazret-i Ali, ilmin kapısıdır" diyor Peygamber Efendimiz (A.S.V.) Bu ilim nereden gelmiş Hazret-i Ali'ye, işte onu soruyor. O derin ilim, nereden gelmiş. Hatta, kuru ilim demezsek, irfanı biraz kültürle filan da karıştırırsak, o manayı da verirsek, bu derin anlayış nereden geliyor; İslam'dan geliyor. Elbette, bu İslam'ı iyi bilmek ve iyi anlamak lazım. Çünkü, o İslam dünyayı medenileştirmiştir, dünyaya fikir saçmıştır, ilim saçmıştır, nur saçmıştır ve bugün Müslümanlar ondan uzaktırlar; o günkü İslam'ı anlamaktan ve yaşamaktan uzaktırlar. Bunun ıstırabım yaşıyor Mehmet Akif ve kendi emelinin, esas İslam'ı uyandırmak olduğunu, gayet açık bir şekilde, muhtelif yerlerde, defalarca söylüyor

9 Mesela, "Müslümanlık nerede, bizden geçmiş insanlık bile, Alem aldatmaksa maksat, aldanan yok nafile. Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir, Müslümanlık, bilmem ama, galiba göklerdedir." Yani, bugünkü Müslümanların durumu da cehalettir, bu cehaletten doğan bir durumdur, onun telafi edilmesi lazımdır. Demek ki, Meşrutiyet döneminde veya Tanzimat dönemindeki Müslümanların durumu da ekseriyetle böyleydi. Çünkü, ben dedemden böyle gördüm, ben babamdan böyle gördüm sözüyle İslamiyeti en iyi bildiğini veya yaşadığım zannediyorlardı. "Dedemizden böyle gördük sözü, gayet merdüt" diyor Mehmet Akif, onlara karşı çıkıyor, kaynaklara inilmesini istiyor. Tabii, İslam'ın Osmanlı'ya getirdiği haşmetin de hayranı. Demin biraz bahsetim; ama, işte o Kosova'ları, Yıldırım Bayezit'leri, I. Murat'ları, Fatih'leri, Yavuz'ları, Kanuni'leri böyle gözünün önünde geçit gibi tayftan geçiriyar ve onların yaptığı işlerin büyüklüğünü anlatarak, demin söylediğim gibi, ecdada benzemek lazım geldiğini ifade ediyor. Hatta, ecdada karşı gelenlere de birtakım değişik ifadeleri var biliyorsunuz, "Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım, Boğamazsın ki, hiç olmazsa yanınıdan kovarını." gibi, ecdada hürmet edilmesini istiyor. "İstenıem o payansız nıefahir dursun bir yana, Gösterin ecdada benzer bir kan baba" gibi bir ifade var. Mehmet Akif, problemleri ortaya koyarken, insanın bilgi sahibi olmasını istiyor, bilim sahibi olmasını istiyor, ahlaklı olmasım istiyor, ailenin bozulmamasım istiyor. Bugün, aynı problemler vardır. Mesela "her şeyi yıktık, yıkmadık sadece bir şey bıraktık, aile" diyor. Hatta, gayet ağır söylüyor, "Aile bir inkılap olsun diyen nıeyus olur, Başka hiçbir şey kazanmaz, sade birdeyus olur." Bu aile hayatında aşırı değişiklik istemenin nerelere kadar götüreceğini ifade babında böyle diyor. Tabii, ahlak meselesinde de bildiğiniz gibi çok değişik ifadeleri var. Mesela, "Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır, Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır." Bu Allah korkusunu kaldırdı~ımızı düşünürsek, insanlar, behimiyete, hayvaniyete düşer diyor. Allah'a saygı ve O'nun rahmetinden mahrum olmak korkusu olmasa, bilginin, bilimin, vicdanın insan davranışlarında hiç bir tesiri kalmaz. Çünkü vicdan, nasıl eğitilirse, öyle karar verir: -212-

10 "Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havfi Yezdanın Ne irfanın kalır tesiri katiyyen ne vicdanın!" Bir de o zamanın fitne fesat insanları var. Bunlar, ortalığı devamlı surette karıştırmaktalar. İttihat Terakki'nin iktidara gelişiyle, biliyorsunuz İttihat Terakki'nin fikrine zıt olan kimselerin ortadan kaldırılması hareketi başladı. Yakup Cemil gibi fedaileri filan vasıtasıyla, Mahmut Şevket Paşa başta olmak üzere, sokak ortalarında, birtakım ileri gelen adamları, Harbiye N azırını bile öldürdüler adamlar. İşte onlar için diyor ki, "Sanıyorlar ki, adam öldürmekle, kafa kesmekle Fikr-i hürriyet ölür, hey gidi şaşkın hazele!" Sanki, Susurluk hadisesi için söylenmiş veya bugünkü hadiselerle ilgili olarak söylenmiş bir beyit gibi geliyor. Mesela gazetelerin durumu... Bugün de birçok kimse şikayet ediyor basın yayından, televizyon kanallarından vesaireden. Diyebiliriz ki şu beyit günümüz basını ve medyası için söylenmiş gibidir. "Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete, Ayrılık tohumunu bol bol saçıyor memlekete." Bugünkünden farklı değil. Demek ki, o zaman, 1908'de hürriyet ilan edilince, herkes hürriyeti kötüye kullanmaya başlamış. Bugün, bu hürriyeti kötüye kullanmaktan dolayı birtakım etnik ayrılıklar çıkıyor ıneınlekette, memleket birliğinin bozulması ınanasma. O zaman da vardı bunlar. Bu gibi ayrılıkcı, bölücü hareketlere şiddetle karşı. Diyor ki, "Bunu benden işitin, ben ki evet Arnavut'um, Başka bir şey diye me m, işte perişan yurdum." Yani, o zamanki perişan yurdu, bugünküarnavutluk da, eskisinden farklı değil. Niye?.. İçinizdeArnavut kökenli insanlar olabilir, onların ineinmesini de istemem; ama, Osmanlı Devletinde sadrazam veya vezir mevkiinde, yüksek kademelerde en çok hizmet görenlerden, Osmanlı Devletinin nimetlerinden en çok istifade edenlerden Boşnaklar ve Arnavutlar başta gelir, Balkan kavimlerinden bunlar başta gelir. Ama, Abdülhamit'in halli için tebliğe gidenlerin başında, Esat Toptani Paşa vardı ve Arnavut isyanını başlatan adamlardandır. Arnavutlar da, Osmanlı Devletine karşı çıkan Arnavut milliyetçilerine karşı çıkınıştır senelerce. Arnavut milliyetçileri halktan destek istedikleri zaman, karşı çıkmışlardır. "Ne yapacaksınız, niçin isyan ediyorsunuz İstanbul'a" denildiği zaman, "biz devlet kuracağız" demişlerdir. Onlar da demiştir ki "Devlet İstanbul'dadır, siz öyle bir devleti kuramazsınız, oturun oturduğunuz yerde." Ama, sene sonra halkı ikna etmişlerdir. Fakat, hep birlikte, Osmanlı Devletini yıktıktan sonra da, hepsinin hali bugün de öyle

11 dir, Ortadoğu'nun hali de öyledir. Hatta, bazı yazariara göre de, Osmanlı Devletinin laneti dalaşmaktadır bugün Ortadoğu'da, Balkanlar'da ve hatta Avrupa'da. "Onunla uğraşan hiçbir devlet onmadı, Ruslar, İngilizler, vesaire falan da dahil olmak üzere, hiçbirisi onmadı" deniliyor. Bu doğru tabii. İşte böyle bir bölünmeye karşı, devamlı isyan halinde. M. Akif Bey. Mesela, "Sen ben desin efriid, aradan vahdeti kaldır, Milletler için yıkılmak, işte o zamandır. 11 diyor. Yahut, 11 Vatanın takati yoktur yeniden ihmiile, Doludizgin gidiyor baksana izmihliile. Ey cemaat uyanın, elverir artık uyku, Yok mu sizlerde vatan namına bir duygu?" diyor. Peki, vatan giderse ne olacak. Şimdi devleti diyorlar birtakım gençleri, bir devlet kuralım, şöyle yapalım veya bu Türk Devleti gitsin de, nasıl bir devlet gelirse gelsin gibi... o günden bugüne cevap vermiştir adeta,,;hem vatan gitti mi, size yoktur bir başlw vatan, Çünkü mirasyedi sail lwvulur her kapıdan. " Mirasyedi dilenci, babasının malını mülkünü har vurup harman savuran kimse, her kapıdan aç kaldığı zaman kovulduğu gibi, siz de, bu memleketten değil, gittiğiniz her yerden kovulursunuz, kimse de sizi kabul etmez diyor; ki, Sadece vatanın elden bunu yapıyorsunuz, ama, dım de muhafaza edemezsiniz. bir millet bir vatan anlayışı, yanlış bir din anlayışı, yanlış bir bilim anlayışı, yanlış bir Batı anlayışı bizi bu hale getirmiştir. Bir de, tabii, dini iyi için, tarihi bilmediğimiz için, Mehmet Akife göre, yeis içine düştük, ümitsizlik içerisine düştük. Onun en çok üzerinde konu insanları çalıştığı, cehalet ve yeistir; yani, ümitsizliği ortadan kaldırmak. Tabii, bir de tevekkülün yanlış anlaşılması. Bunlar hallolduğu zaman, birçok problemler hallolacaktır. Ama, Batı'nın tekniğini ve ilmini de almadan bir yere gitrnek mümkün değildir. Dolayısıyla modernleşrnek zaruretini kabul ediyor. "Alınız ilmini garbın, alınız sanatını, Veriniz hem de mesainize son süratini. Çünkü mümkün değil artık yaşamak bunlarsız. 11 Sadece bu da değil. Mehmet Akifin ufku çok geniştir. Birçoğunuz bilirsiniz, mesela... Safahat'ın 6. Kitabının sonunda, Asım'ı Avrupa'ya tahsile gönderir. Daha doğrusu, önceden Asım ve arkadaşlarını Berlin' e tahsile gönderir. Fakat, Birinci Dünya Harbi çıktığı için onlar dönerler, gelirler, tahsillerini yanda bırakırlar vatanın rnüdafaası için. Sonra da, harp kazanılınca, onları tekrar gönderir "bir gün evvel gidiniz, bir saat evvel dönünüz", "giden 300 senelik ilmi sık el

12 den edinin" diye. Yani, bu ilimler bizde vardı zaten; ama, onlar yeni metodlarla geliştirdiler; siz, sadece, o metodları alıp geleceksirriz manasında. "Fen diyarında sızan namütenahi pınarı, Hem için, hem getirin yurda o nafi suları." Yani, bu fen ilim diyarından sızan sonsuz pınarm sularını için ve getirin o faydalı suları, aynı membaları ihya için oğlum burada. Mehmet Akif'te ihya meselesi çok önemlidir. Yani, o kaynakları burada canlandırmak için... İnşa demiyor bakınız. Çünkü, bu kaynaklar bizde vardı zaten, kaynaklar kurumamıştır daha, adeta küllenmiştir; onu deşeleyip, oradan, onun ışığından, onun ateşinden faydalanacağız. Onun için yeni metodlar lazımdır bize, onu getirin diyor. Yükselmek, modernleşmek, kendi kaynaklanınıza dönerek, kendi ruhumuzdan güç alarak olmalıdır. Kendimize gelmemiz ancak böyle olacaktır. ''Aynı membaları ihya için oğlum burada, Kafanız işlesin artık, kanal olsun arada." Hatta, bir tabiri var Batılılar için, diyor ki, "Bakın mücahit olan garba şimdi bir kere, Havaya hükmediyor, kani olmuyor da yere." Yani, Batılılar için mücahit tabirini kullanıyor. Burada, biz, mücahidi, din sahasında mücadele eden kimse olarak biliyoruz. Ama ilim sahasında çalışmak, diğer sahalarda çalışmak yine İslam'a göre bir ibadet değil midir? Tabiat sahasında araştırma yapmak, yeni keşifler yapmak, insanlığa faydalı şeyler getirmek, Allah'ın varlığının yeni delillerini bulmak vesaire, bütün bunlar ibadettir. İşte, o adamlar bunu yapıyorsen de oradan bunu alıp, onun üzerine bir şeyler ilave edeceksin. Onun için, yere kani olmadığı için, yer ile yetinmediği için, havaya da hükmediyor diyor. Bugün artık havaya da değil, uzaya hükmediyor veya hükmetıneye çalışıyor. Dolayısıyla Akif'in ileri görüşlülüğü, o zaman iyi anlaşılahiimiş değildi. Hatta, yine orada, Safahat'ın sonunda, 1919'da atom bombasından bahsediyor. Mesela diyor ki, "Maddenin kudreti zeriyesi uğraştığı iş.'m~ddenin kudreti zeriyesi demek, o zaman Batı'nın uğraştığı atom gücü, atom enerjisi. Onu elde ettiği zaman da, "değişir ruyi zemin" diyor. O atom enerjisine ulaşıldığı zaman yeryüzü değişecektir. "Yarının ilmi nedir; halbuki gayet müthiş, Maddenin kudreti zeriyesi uğraştığı iş." Nükleer enerji dediğimiz, bugün santrallarını yapmak için uğraştığımız ve Batılıların bize bir türlü müsaade vermediği enerji

13 "O yaman kudrete hakim olabilsem diyerek, Sarf edip durmada birçok kafa, binlerce emek. Ona yükseldi mi artık, değişir ruyi zemin." Yeryüzünün çehresi değişecektir diyor. Bugün değişmiştir; trasatlantikleri de yürütüyorlar, uçak gemilerini de onunla yürütüyorlar, kıtalararası füzeleri de onunla atıyorlar vesaire. Sadece orada değil, tıpta, ziraatta, vesairede istifade ediyorlar. "Çünkü bir damla kömürden edecekler temin, Öyle milyonla değil, namütenahi kudret." Bir damla kömürden, sonsuz kudret elde edecekler diyor. İşte, MehmetAkif'in oradaki gelişmeleri zamanmda nasıl takip ettiğini de gösteriyor bu. Başta dedim ki Mehmet Akif, veteriner olduğu için müspet ilimiere aşina idi; ama, Fransızcası çok iyi idi. Meclisin kapısında, ayakta, en ağır makaleleri bile hemen tercüme edebilecek kadar vakıf buna. Takip de ediyor gelişmeleri, çeşitli sahalardaki gelişmeleri. 1919'da, Türkiye'de atom bombası araştırmalan ile ilgilenen bir başka edebiyatçı, bir şair, hatta bir ilim adamı var mıydı bilmiyorum. Ben tahmin etmiyorum. O zaman fizikçi Salih Murat Özdilek vardı, uğraşsa uğraşsa o uğraşıyormuştur. Metinlerinde var ını onu da bilemiyorum. Diğerlerinden farklı tarafi ve özelliği de, buradadır Mehmet Akif'in. Biz, bugünkü ilmin bile biganesiyiz diyor; ki, doğrudur. Mehmet Akif'i, bugünün sosyal problemlerine o zamandan ışık tu tabilen bir kimse olarak görmek herhalde yanlıs bir şey değildir. Bu kısa süre içerisinde, ana çizgilerle bazı güncel sosyal konulara temas etmeye çalıştık. Mehmet Akif, gecesini gündüzünekatıp çalışan ve kendisini milletin ve İslam dünyasının dertleriyle dertli gören bir insandır. Hatta, biliyorsunuz, 1925'te, İstanbul Eminönü'ndeki Halkevinde bir toplantı yapılıyor Çanakkale Şehitleri münasebetiyle, orada, birisi çıkıyor "Çanakkale şehitleri için en iyi şiiri, maalesef bizden olmayan birisi yazmıştır" diyor. Mehmet Akif'in Çanakkale şiiri okuyor. Oradan da, öğretiimiş bazı gençler, Akif aleyhine bağmyorlar "kör, beyinsiz, sağır" diye. Bunu Mehmet Akif duyuyor, üzülüyor, sonra onlara bir cevap veriyor. Bu cevap Safahat'ta yoktur, ölüm yıldönümü ınünasebetiyle yayınlanan kitaplara konuldu. Orada, kendisinin, yatmış inleyen halkı ayakta tutmak, kaldırmak, uyandırmak için gece gündüz nasıl çalıştığını söylüyor ve ''Ne yapsam neyle kurtarsanı şu yatmış inleyen halkı Deyip, ezberde olsun gezdiğin vaki midir Şarkı, Benim beyninı sağır, yahut gözüm körnıüş, peki lakin Senin görgün yolundaymış da, keskinmiş de idrakin Ne gördün söyle evladını, ne duydun lütfen izah et. Hayır hacet de yok izaha, pek nıeydanda nıahiyetin. O nıahiyet fakat iğrenç, o mahiyet fakat çirkin, -216-

14 Niçin dersen, sıkılmak hiss-i insanisi yok ilkin. Evet beynim sağırdır; çünkü kainatım hep feryat, Gözüm görmez evet, zira mukitim hep karanlıktır. İşitmem başka bir ses, milletim eylerhen istimdat, Fakat sinemde imanım, müebbed fecri sadıktır." Yani, yalancı şafak değil, devamlı sürecek olan bir şafaktır diyor. "Kör olmaz ağlayan gözler, sağırlaşmaz tutuşmuş beynin, Yaşarmaz gözle, yanmaz beyni kilkat addeder bir şeyn (boş şey), Geçilmez kahkahandan her tarafyangın içindeyken, Yanan bir sineden lakin, ne istersin, nedir öfken?" diye devam ediyor. Yani, Akif, ömrünü bu millete adamış bir insandır. Onu, o büyüklüğü içerisinde, fıkirleriyle, tefekkürüyle, şairliğiyle, bütünüyle görüp yeni nesillere tanıtmak ve onun çözümlerinden bugünün ve yarının insaniarına yeni çözümler getirebilmek lazımdır. O yönüyle de, Akif daima yenidir. Ben, şahsen, ortaokul sıralarından beri Akifi o kurum. Her okuyuşumda da yeni manalar kazamyorum, yeni şeyler görüyorum. O da, Akifin herhalde samimiyetinden ve derinliğinden, şarkı ve garbı kucaklayabilmesindendir. Ben, bütün bu duygularla, beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederek, hepinizi saygıyla selamlıyorum ve huzurunuzdan ayrılıyorum. Teşekkür ederim

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları AKILLI VE ÇEVRECİ BİNA ÇÖZÜMLERİ HABERORTAK.com Mayıs 2015 Sayı: 02 Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları Mimar Serter Karataban Danışman Cemil Yaman DANIŞMANDAN l CEMİL YAMAN 6 Biz Danışmanlar, Yatırımcıyı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Bu sektörün içerisinde, en karanlıkta kalan -belki pek çok meslektaşımın

Bu sektörün içerisinde, en karanlıkta kalan -belki pek çok meslektaşımın NEREYE GİDİYORUZ? BÖLÜM 3 1993 yılında Diş Teknisyeni olan büyük dayımın yanında çalışmaya başladım Kısa sürede laboratuar temizliğinden, çıraklığa terfi ettim Protez tamiri gibi işleri yapmayı öğrenerek,

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER - Allah'a İman ( 22 Öğeler ) - Allah'a Verilen Dilekçe ( 1 Makale ) - Oruç ve Ramazan ( 7 Öğeler ) - Sorular ve Cevaplar ( 1 Makale ) - Hz.Muhammed ( 13 Öğeler

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu Program AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu TEBLİĞLER 15-17 EKİM 2014 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konferans Salonları KAPANIŞ OTURUMU 17 Ekim

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK İN ANAYASA DİLİ SEMPOZYUMU KONUŞMA METNİ

TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK İN ANAYASA DİLİ SEMPOZYUMU KONUŞMA METNİ TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK İN ANAYASA DİLİ SEMPOZYUMU KONUŞMA METNİ Değerli misafirler, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Evvela bu toplantıyı tertip edenlere hassaten teşekkür ediyorum. 19 Ekim den bugüne

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

The European Social Survey

The European Social Survey ESS document date: 12/07/04 The European Social Survey SUPPLEMENTARY QUESTIONNAIRE F-2-F B (Round 2 2004) DENEK NO: VERSİYON NO: F-2-F B 1 ANKETÖRE: HERKESE SORUNUZ! HF1/HF2 KART A Bu bölümde kısaca bazı

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 2015-2016 8. Sınıf TEOG Tutarlılık T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorularımızın TEOG sorularıyla benzeşmesi, bizler için olduḡu kadar, bu kaynaklardan beslenen yüz binlerce öḡrenci ve yüzlerce kurum

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT June21,2011 ADEEPAPPROACH TOTURKISH SUGGESTIONCARDFORSELF DIRECTEDLEARNING CARDNUMBER:7 THEME:DİNVEFELSEFE RELIGIONANDPHILOSOPHY (Sufilik,İslâmiyeteGiriş,FârâbiveÇokkültürlülük) (Sufism,IntroductiontoIslam,Farabiand

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

Hilmi Hoca mızın Ardından

Hilmi Hoca mızın Ardından Sayfa 1 / 5 Hilmi Hoca mızın Ardından Türkiye İş Sağlığı ve Güvenliğinin duayen ismi,hepimizin Hocası Prof.Dr.H.Hilmi Sabuncu 5 Kasım 2013 sabah 02:00 gibi bir kalp krizi sonrası aniden aramızdan ayrıldı.

Detaylı

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir.

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. SİYASET HEYECANI Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. Yapılan araştırmalar,medya ve reklam kurumlarının bu konuda sıkıntıları görülmektedir.

Detaylı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir kasabada, bir meyve ağacı varmış. Bu ağaç çok lezzetli meyveler verirmiş. Meyveler o

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² )

CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² ) CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² ) İHH Projeler Birimi PROJENİN KONUSU Bu proje, Çad ın başkenti N'Djamena'daki Diguel semtinde 200 m² büyüklüğünde bir cami ve imam evi inşa edilmesini kapsamaktadır. ÇAD

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki

22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki 22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki 57. Alay " Dedeciğim Ben Geldim" Milli Bilinç Kampına katılıyoruz. Kampa sadece erkek izci ve liderlerimiz (Tam Üniformalı)

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı