Kamu Emekçileri Bülteni

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kamu Emekçileri Bülteni"

Transkript

1 KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER, YA HİÇBİRİMİZ! Kamu Emekçileri Bülteni İki aylık bülten * Sayı 52 * Eylül -Ekim 2015 İHANET VE SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI Hükümetle Memur-Sen arasında önümüzdeki iki yılı kapsayacak olan satış sözleşmesi imzalandı. Sözleşmede zam oranları, % 6+5 ve % 3+4 şeklinde belirlenirken, öğretmenler için tutulan nöbetin ücretlendirilmesi, sağlık çalışanları için döner sermaye tavan oranlarının yükseltilmesi ve hafta sonu yapılan sınav görevlendirmelerinde alınan ücretlerin arttırılması gibi maddeler yer aldı. 4-C çalışanlarının kadroya alınması hasıraltı edilirken, bu kesimin ücretine 150 TL ek ödeme yapılması kararlaştırıldı. Sözleşmede, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması gündeme dahi alınmadı. Ayrıca sözleşmede, enflasyon farkının yüksek çıkması halinde yansıtılacağı gibi muğlak bir ifade de yer aldı. Okullar açılırken 2 Sınıf mücadelesinde yeni bir adım, güçlü bir soluk Savaşlar ve üç farklı eylül! 5 Sahte barış, kirli savaş 12 Bir ölür, bin diriliriz! 7 Yeni bir mücadele yılı bizi bekliyor 11 İhanet ve satış sözleşmesi imzalandı 8

2 2 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ OKULLAR AÇILIRKEN: KAOS, KADROLAŞMA, ÖZELLEŞTİRME, GÜVENCESİZLEŞTİRME Bugün eğitim çok yönlü kaotik bir görünüm sergilemektedir. Bu kaotik görünümün arkasında ise, eğitimin piyasalaştırılması ve güvencesizleştirme politikaları devreye sokulmaktadır. Toplumun tamamını ilgilendiren ve dolayısıyla devasa bir pazar hacmine sahip olan eğitimin özelleştirilmesi ve alabildiğine sermayenin karlı yatırım alanlarına dönüştürülmesi, sermaye partilerinin tamamının hemfikir olduğu temel bir politikadır. Kaos bilinçli yaratılmaktadır ve toz duman içinde hedef politikalar, adım adım hayata geçirilmektedir. Ekonomik ve özlük haklarda büyük kayıplar: Memur-Sen in imzaladığı ihanet sözleşmesinin üzerinden iki yıl geçti. Bu sözleşmede kamu emekçileri ilk defa enflasyon farkı almamış, ücretlere yapılan 123 TL lik zam ise kısa bir sürede tuzla buz olmuştu. Kamu emekçilerinin özlük haklarıyla ilgili hiçbir sorunun görüşülmediği sözleşmede, özlük haklar bakımından da büyük kayıplar yaşanmıştı. Bu sene önümüzdeki iki yılı kapsamak üzere hükümetin ilk önerisinin % 4+4 ve % 3+4 olduğu ve bu önerinin üzerinde yapılan küçük küçük artışlarla mücadeleci-kahraman Memur-Sen imajının yaratıldığı yeni bir sözleşme yürürlüğe konmuştur. Bu sözleşme, ne geçmiş yıllardaki ne de önümüzdeki iki yıllık süreçteki ekonomik kayıpları giderebilecek durumdadır. Yapılan zamlar, sefalet koşullarının katmerleneceği bir duruma işaret etmektedir. Ekonomik kayıpların büyüklüğünün yanında özlük hakların gittikçe tırpanlanması yer almaktadır. Kadrolaşma hemen hemen tamam: Hükümet eğitimde büyük ölçüde kadrolaşmayı sağlamıştır. Milli Eğitim Temel Kanunu yla kendisine yasal kılıf hazırlayan hükümet, milli eğitimde tepeden tırnağa kadrolaşmaya gitmiştir. Hükümet, Milli Eğitim müdürlüklerinde kadrolaşmayı sağladıktan sonra silsile halinde okul müdür ve müdür yardımcılıklarında büyük kıyımı gerçekleştirmiştir. Binlerce okul müdürünün (Eğitim Bir-Sen li olmayan) görevine son verildikten sonra, yeni seçilen yandaş müdürlerin yandaş müdür yardımcılarını, yasalara dayanarak(!), seçmesi ve bu tercihlerin yine zaten kadrolaşmış olan milli eğitim müdürlüklerince onaylanmasıyla kadrolaşma büyük ölçüde tamamlanmıştır. Milli eğitimin yönetim organlarında (okul ve yurt müdürlükleri, milli eğitim müdürlükleri vb.) kadrolaşmayı tamamlayan hükümet, şimdi de öğretmenler arasında yaygın bir kadrolaşmaya gitmenin hesabını yapmaktadır. Milli Eğitim Temel Kanunu nda yer alan stajyer öğretmenlere stajyerliğin kaldırılması için mülakat yapılması ve iki yıl stajyerliği kalkmayan öğretmenin görevine son verilmesi kararı, öğretmen kadrolaşmasının yasal kılıfını oluşturmaktadır. Hükümet, bu sene bu kararı uygulayamadı, fakat ilk fırsatta hükümetin bu yasaya dayanarak öğretmenler arasında büyük bir kadrolaşmaya gideceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Özel okullara teşvik, devlet okullarında para toplama: Anayasada temel eğitimin parasız ve zorunlu olduğuna yönelik yer alan açık ibareye rağmen bugün para toplanmayan devlet okulu bulunmamaktadır. Bu okullarda toplanan ve miktarı gittikçe artan paralar, gelinen yerde ücretleri gittikçe eriyen emekçi aileleri için çok büyük bir yük haline gelmiş bulunmaktadır. Milli Eğitim, kendisine ayrılan bütçeyi çeşitli teşvikler adı altında özel okul baronlarına peşkeş çekerken, devlet okullarını ödeneksiz bırakarak bu durumun oluşmasına yol açmıştır. Özel okullara kesenin ağzını sonuna kadar açan (özel kreşlere teşvikler, özel okullara öğrenci başı TL teşvik, vergi indirimleri, arsa tahsisi vb.) milli eğitim, milyonlarca yoksul aile çocuğunun eğitim gördüğü devlet okullarını tamamen ihmal etmiştir. Kaynaksız kalan devlet okulları, her türlü ilkesizliğe ve tavize açık bir şekilde kaynak arayışına girişmektedir. Özel okulların hacmini dopingleme yoluyla büyütmeye çalışan hükümet, devlet okullarını itibarsızlaştırmayı da ihmal etmemektedir. Bu durumun eğitimde özelleştirme amacıyla gerçekleştirilen bilinçli bir tercih olduğunu söylemeye bile gere yok. Dershanelerin özel okullara dönüşmesi: Dershanelerin kapatılmasında hükümet gerekçe olarak, paralelle mücadeleyi öne sürmektedir. Fakat gerçekte dershanelerin kapatılması, özelleştirme politikalarının

3 3 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ ve eğitimde özel sektörü büyütmek çabalarının doğrudan bir sonucudur. Bir kere dershaneler, sınavlara (KPSS, LYS, YGS, TEOG vb.) hazırlık amacıyla ortaya çıkmışlardı. Sonuçta bu kurumların görevi, devlet okullarında okuyan öğrencilerin bir takım akademik eksikliklerini gidererek sınavlara hazırlamaktan ibaretti. Dolayısıyla bu kurumların varlığı, devletin eğitim gibi bir yükten kurtularak bu hizmeti, piyasaya teslim etme ve böylece özel sektör için karlı bir alan haline gitmeye yönelik politikalarıyla tam olarak örtüşmüyordu. Bu nedenle kamu okullarının eksikliklerini gideren, sınav rekabetiyle beslenen dershaneler yerine bu okulların tam olarak yerini alan Temel Lise benzeri okullar devletin eğitim hizmetinden kurtulmasında çok daha kestirme bir yoldu. Bu yasayla binlerce dershanenin özel okula dönüşmesi sağlanmış ve böylece özel okulların sayılarında belirgin bir artış yaşanmıştır. Temel Liseler, özel ilkokullar, kreşler: Devletin eğitimde özelleştirme politikaları, yaygın bir şekilde meyvesini vermeye başlamıştır. Bu sene başta İstanbul olmak üzere tüm yurtta temel liselerin reklamları bilboardları süslemektedir. Devletin burada tekrarlamaya gerek olmayan bin bir türlü teşvikiyle palazlanan özel okul sektörü, beraberinde yoğun bir rekabeti de getirmiştir. Kapitalizmde mutlak bir eğilimi ifade eden tekelleşme yasası daha şimdiden bu sektörde kendisini göstermeye başlamış, bazı eğitim firmaları(!) yaptığı büyük yatırımlarla ön plana çıkmıştır. Temel liselerle atılım yapan özel okul girişimcilerinin(!) hızla ilkokul ve kreşlere de el attığı görülmektedir. Burada da devletin bonkörce teşvikleri yine alabildiğine devam etmektedir. Eğitimde hızlanan emek yoğunlaşması: Performansa dayalı değerlendirme ve ücretlendirme: Milli eğitimde, uzun süredir internet üzerinden, öğrenci ve velilerin okul yönetimi ve öğretmenleri; öğretmenlerin birbirlerini ve okul yönetimlerini; okul yönetimlerinin öğretmenleri değerlendirdiği anketler yapılmaktaydı. Bu anketlerle ısınma evresini geçiren milli eğitim, ilk fırsatta performans kriterlerine dayalı bir ücretlendirmeye geçmeyi planlamaktadır. Hükümet, performansa dayalı değerlendirme ve ücretlendirmeyle, bir taşla iki-üç kuş vurmayı hedeflemektedir. Bir kere yandaş sendika üyelerinin, tıpkı müdürlük sınavlarında olduğu gibi bu performans değerlendirmelerinde de çok daha başarılı olacağından (!) hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Dolaysıyla yandaş sendikaya üye olmak yüksek performans sağlamak için önemli bir unsur haline gelecektir. Performansa dayalı değerlendirme ve ücretlendirmeyle, kamu emekçileri arasında zaten zayıflamış olan dayanışma tamamen ortadan kalkacak ve oluşacak yoğun rekabet ortamında kamu emekçileri, istenilen koşullarda, daha kolay denetlenip yönetilebilecektir. Rekabet koşulları, rekabette geri kalmak istemeyen emekçilerin meslek saygınlığını da hiçe sayarak kölece çalışma koşularına boyun eğmesini beraberinde getirecektir. Eğitim emekçilerinin iş yoğunluğu her geçen gün artarken, çalışma saatleri de telafi, takviye, kurs, seminer, etkinlik vb. adlar altında alabildiğine uzayacaktır. Özelleştirme-Güvencesizleştirme: Güvencesizleştirme, özelleştirmenin kaçınılmaz bir sonucudur. Özelleşen hizmet, doğrudan doğruya bir kar-zarar ve maliyet konusu haline gelmekte ve bir sermaye girdisine dönüşen emekçi, en ucuza mal edilmesi gereken bir unsura dönüşmektedir. Devlet, özelleşen hizmetlerin karlılığının yükselmesi amacıyla, bu hizmet sektörlerinde çalışan emekçilerin haklarını alabildiğine tırpanlayarak sermayeye en kullanışlı haliyle sunmak istemektedir. Özelleştirme kıskacındaki eğitimde de emekçiler böylesi bir politikanın girdabı içine sokulmuş bulunmaktadır. Özelleştirmenin bir boyutunu özel eğitim kurumlarına yapılan teşvikler oluştururken diğer boyutunu güvencesizleştirme oluşturmaktadır.

4 4 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ Atanamayan öğretmenlerin, ücretli ve güvencesiz çalışan eğitim emekçilerinin durumunda değişen bir şey yok: Devlet, eğitim fakültelerinde yetişen yüzbinlerce eğitim emekçisini özel okulların vicdanına terk etmiştir. Hiçbir güvencesi olmayan bu emekçiler, haftada 60 saate yakın çalıştırılmaktadır. Eğitimde yedek iş gücünü oluşturan yüzbinlerce atanamayan öğretmen, çalışan bu kesimin ücret ve hakları üzerinde doğrudan bir basınç oluşturmaktadır. Dolaysıyla eğitim emekçisinin çalışanı da çalışmayanı da ölüsü de dirisi de para etmektedir. Hükümetle işbirlikçi Memur-Sen arasında yürütülen görüşmelerde atanamayan öğretmenlerin durumu görüşme konusu dahi yapılmazken; sayıları yüz bine yaklaşan sözleşmeli ve güvencesiz çalışanların durumu hasıraltı edilmiştir. Her seçimde popülist bir vaat olarak gündeme gelen, atanamayan öğretmenlerin atamasının yapılması ve güvencesizlerin kadroya alınması vaadi, seçimden sonra en çabuk unutulan vaat olmuştur. Sınavlarda yaygınlaşan rezalet ve bir kadrolaşma yöntemi olarak mülakat: Gerek ÖSYM ve gerekse milli eğitim tarafından yapılan sınavlar, gittikçe birer skandala dönüşmektedir. Geçen sene yaşanan TEOG rezaletinden sonra bu sene KPSS sınavında 12 sorunun yanlış çıkması, gittikçe büyüyen bu rezaleti açıkça ortaya koymaktadır. Sorun bununla da sınırlı değildir, cinsiyetçi vurgular içeren, toplumdaki farklı inançlara karşı geliştirilmiş ön yargıları kaşıyan ve inanç ayrımcılığını ifade eden soru tipleri de her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Hemen her sınavda, sınav sorularının cevaplarının yüzlerce hatta binlerce kişinin eline geçiyor olması da cabası. Bu durum, şüphesiz tesadüf değildir. Sınavlarda yaratılan şüphe ve belirsizlik, hükümetin kadrolaşma ihtiyacına dönük oluşturduğu bilinçli bir durumdur. AKP hükümeti, gittikçe yaygınlaştırdığı mülakat uygulamaları karşısında sınavları anlamsızlaştırmaya ve dolaysıyla gereksizleştirmeye çalışmaktadır. Sınavlarda gerçekleşen bu türden hatalar(!) ; bunun sonucunda oluşturulan İtibarsızlık ve kaos, hükümete kadrolaşma için gerekli olan sisli havayı yaratmaktadır. Eğitimde dincileşme: Bir yandan çok sayıda imam hatip okulları açan hükümet, diğer yandan normal okulları imam hatip okullarına çevirerek bu okulların sayısını alabildiğine arttırmıştır. Okullarının birden bire imam hatibe dönüştüğünü gören velilerin tepkisi ise, ya görmezden gelinmiş ya da inancımızı öğreniyoruz demagojisi eşliğinde ve polis marifetiyle bastırılmıştır. Bu uygulamayla hükümet, aynı zamanda başta Aleviler olmak üzere, toplumdaki farklı inanç kesimlerini hiçe saymıştır. Buradaki asıl kurnazlık ise imam hatip okullarını bitiren kişilerin diyanete atandıktan sonra buradan diğer kuramlara geçiş yapması ve bu geçişlerle sürekli boşalan yerlere diyanetin sürekli yeni kadrolar almasıdır. Böylece hükümet imam hatipleri kadrolaşmanın bir ayağı olarak kullanmaktadır. Sonuç: Okullar açılırken, eğitim emekçileri ve eğitim hizmetinden yararlanan kesimler, özelleştirme, piyasalaştırma ve güvencesizleştirme politikalarının çok yönlü sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Bu politikalar, toplumun büyük bir kısmını etkilemektedir. Bu aynı zamanda eğitimin, toplumda artık en uç noktalara varmış olan sınıfsal farklılaşmaya uygun hale getirilmesi anlamına da gelmektedir. Bunun toplumdaki somut karşılığı, paran kadar eğitimken; eğitim emekçilerindeki karşılığı ise her türlü güvenceden yoksun kölece çalışma ve yaşam koşullarıdır. Bu duruma son verilmesi ise tıpkı diğer toplumsal sorunların çözümü gibi emekçilerin birleşik eylemli müdahalesinden geçmektedir. Sosyalist Kamu Emekçileri

5 5 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ SAVAŞLAR VE ÜÇ FARKLI EYLÜL...! EKİM UMUTCAN Yazı başlığının ilk elden çağrıştırdıkları ve düşündürdükleri dile getirilmek istenirse neler söylenebilir? Bu soru bağlamında yazı başlığının ilk bölümü için verilebilecek ilk yanıt; insanlar, bugüne kadar türlü türlü savaşlar içinde yer almış ve bu savaşların doğurduğu olumlu ya da olumsuz sonuçlardan paylarına düşeni yaşamış ve yaşamaya da devam etmektedirler. Sözgelimi dünya çapındaki emperyalist savaşlar, bölgesel savaşlar, dinsel savaşlar, etnik temelli savaşlar ya da ulusal kurtuluş savaşları ve sosyalist kurtuluş temelli iç savaşlar v.b gibi. Yazımızın başlığının ikinci kısmı ÜÇ FARKLI EYLÜL yani ÜÇ FARKLI BARIŞ kavramının çağrıştırdıkları ve düşündürdüklerini ise tarihsel bir bilgi niteliğinde dile getirmek mümkündür. Dünya Barış Günü (İngilizce: International Day of Peace, Fransızca: Journée internationale de la paix) - 21 Eylül tarihinde kutlanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981 deki 57. birleşiminde, Genel Kurul un açılış günü olan her Eylül ün üçüncü Salı gününü nü Uluslararası Barış Günü ilan etmiştir. Yıllar sonra Genel Kurul un 7 Eylül 2001 tarih ve A/ RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül ü Barış Günü olarak kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler, Barış Günü nde, dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenmeyi amaçlıyor. Her 21 Eylülde, Birleşmiş Milletler Merkezi ndeki Barış Çanı çalınıyor. Savaşlardaki insani kıyımın anısına Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretilmiştir. Çanın üzerine, Çok Yaşa Mutlak Barış yazısı kazınmıştır. (Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi) Bu, kapitalist batı dünyasının Eylülü ya da barış günüdür. Kapitalist dünya için barış, iki savaş arasında bir mola ya da soluklanma anlamına geldiği için, kapitalist dünya; bugüne kadar yaptıklarıyla barış çanının üzerine kazıdığı Çok Yaşa Mutlak Barış hedefine ulaşamamıştır. Görünen o ki, bundan sonra yapacaklarıyla da söz konusu hedefe ulaşamayacaklardır. Bir diğeri, Eskiden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler barış içinde bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak amacıyla Hitler faşizminin 1939 yılında Polonya yı işgal ederek ikinci dünya savaşını başlattığı tarih olan 1 Eylül ü Dünya Barış Günü olarak ilan etmiştir. SSCB nin ve Varşova Paktı nın dağılmasından sonra hiçbir ülke 1 Eylül ü Dünya Barış Günü olarak kutlamamıştır. (Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi) Bu da o dönemki sosyalist dünyanın Eylülü ya da barış günüdür. Görünen o ki, sosyalist dünyanın o tarihsel konjonktürde ve o tarihsel koşullarda yaptıkları da hedefin kalıcı hale getirilmesinde yeterli olamamıştır. Üçüncü Eylül ya da barış günü ise Sovyet döneminden miras alınarak, dünya emekçilerinin ve yoksul halklarının reformizmin etkisinde kutlaya geldikleri 1 Eylül Dünya Barış Günü dür. Türkiye de de dünya barış günü 1 Eylülde kutlanıyor. Çünkü Türkiye emekçi sınıflarının ve yoksul halklarının da barış diye bir sorunu var. Peki, Türkiye halkları, yaklaşmakta olan 1 Eylül Dünya Barış Gününü nasıl bir atmosferde kutlayacak? Dahası bu tarihsel koşullarda Türkiye emekçi sınıfları ve halkları barış sorununa nasıl yaklaşmalıdır? Daha da önemlisi, Türkiye de gerçek, kalıcı ve onurlu bir barışın gerçekleşme koşulları nelerdir? Meramımızı daha açık-seçik ve daha somut bir şekilde dile getirebilmek için son bir soru: Mevcut koşullarda Türkiye düzleminde Türk ve Kürt emekçi sınıflarının, kirli savaş konusunda uzmanlaşmış ve bu kirli savaşı geleneği haline getirmiş Homo Erectus Cumhuriyeti ( Kaynak: Markopaşa, facebook. M. Üstün) ya da Homo Erectus Diktatörlüğü yle barışmaları mümkün müdür? Bu sorduğumuz son soruyu, ilk bakışta okuyuculara çelişkiliymiş gibi gelebilecek; Bu Homo Erectus Diktatörlüğü yle barışmak hem mümkündür hem mümkün değildir şeklinde yanıt verilebilir. Evet mümkündür, eğer bir toplumun ya da o toplumu oluşturan katmanların toplumsal belleği zayıfsa diğer bir ifadeyle söz konusu toplum unutkan, uyuyan bir toplumsa ve böyle bir toplumda görevi uyuyanları uyandırmak, toplumsal belleği canlı tutmak olan öncü, ilerici ve devrimci güçler henüz örgütlü müdahale etme ve yönlendirme olanakları bakımından bir yeterliliğe sahip değillerse barışmak (!?) mümkündür. Doğaldır ki bu durumda barış, barış süreci ya da çözüm süreci, Homo Erectus Diktatörlüğü nün yürüttüğü kirli savaşı perdeleyen argümanlardan öte bir anlam taşımaz.

6 6 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ Yok eğer o toplumun emekçi sınıfları ile yoksul halkları tarihsel bir bilince sahipse ve toplumsal belleği güçlüyse, sözgelimi Kemalist Hükümetin daha cumhuriyetin hemen başında bu topraklarda işgale karşı verilen mücadeleye destek olmak için gelen Mustafa Suphi yle birlikte 15 komünisti Karadeniz de katlettiğini ve Mustafa Suphi nin aynı zamanda yoldaşı, eşi olan kadını genelevlere sattığını unutmamışsa Devletin Ermeni halkına soykırım uyguladığını; Dersim i yaktığını ve Munzur un derelerinden günlerce kan aktığını unutmamışsa; 6-7 Eylül de zulüm estirdiğini, Sabahattin Ali nin katlini ve kanlı infazların Vedat Demircioğlu cinayetiyle hız kazandığını unutmamışsa; 16 Mart ta Bahçelievler de, devrimcilerin ve aydınların öldürüldüğü kanlı pusularda, sokak infazlarında katilin robot resminin T.C olduğunu hafızasına kazımışsa; Deniz i, Yusuf u ve Hüseyin i astığını, Sinanları, Ulaşları, Kızıldere de Mahirleri katlettiğini, İbrahim i işkencehanelerde parça parça ettiğini unutmamışsa; Maraş ta, Çorum da, Sivas ta ve 77 1 Mayısında, grev çadırlarına saldırılarda aynı karanlık odaklar olduğunu belleğine yerleştirmişse 12 Eylül ile birlikte artık her günü kanlı bir bayram yerine çevirenleri, Netekim, asmayıp da besleyecek miyiz? diyenleri; idam sehpalarında yargılı, sokaklarda yargısız infazlarla, kaçırıp kaybettikleriyle ve düzenlerini kanla besleyenleri unutmamışsa; bu homo erectus sermaye devletinin Sivas ta yaktığını, Gazi de taradığını, Ulucanlarda, 19 Aralıklarda, Reyhanlı da, Soma da, Suruç ta, Haziran Direnişi nde ve daha birçok katliamda kanlı imzasının olduğunu unutmamışsa Vaktiyle Kürt ulusunu kurucu ulussunuz diye kandırdıktan sonra Kürtleri önce Kürdistan mebusu olarak parlamentoya davet edenlerin sonrasında hani eşit koşullarda yaşayacaktık diyen Kürt halkının isyanlarını kanla bastıranları unutmamışsa; İstiklal mahkemelerinde binlerce kürdün asıldığını unutmamışsa; Kürt kimliğini, kültürünü yasaklayanları ve Tek vatan, tek bayrak, tek dil, tek mezhep tekerlemesi ile dahiyane buluşlar a(!?) imza atanları unutmadığı sürece; Kürtlerin evrimine yönelik faşist ve şövenist kafaların uydurduğu Dağ Türkü, kart-kurt safsatalarını kanıtlama cehaleti gösterenleri unutmamışsa İmha ve inkârdan sözde çözüm sürecinde bile vazgeçmeyenleri; adları eşkıyaya, kaçakçıya çıkan bir halka yaşam şansı tanımayanları, Kürt kadınlarına tecavüz edenleri unutmamışsa; Kestikleri gerilla başlarıyla poz vererek IŞİD canilerine ilham kaynağı olanları unutmamışsa; kulak koleksiyonu yapanları, Kürt halkına insan dışkısı yedirenleri, infaz başına para alanları ve çocukları, köylüleri öldürüp PKK nin üstüne atanları unutmamışsa; uyuşturucuyu bu ülkeye panzerlerle sokanları, para için her şeyi yapanları unutmamışsa Lice de defalarca katliam yapanları, Zilan da, Güçlükonak ta, Dersim de, Newrozlar da adı yasaklanan coğrafyayı kana bulayanları unutmamışsa; on binlerce Kürdü öldürdükten sonra asit kuyularına, garnizon bahçelerine gömenleri ve her yeri kayıplar mezarlığı yapanları unutmadığınız sürece; Kürt çocuklarını öldürmede İsrail ile yarışanları, 12 yaşındaki Uğur u 13 kurşunla, babası ile birlikte öldürenleri, gerçekten yavru bir ceylan olan Ceylan Önkol un bedenini bombalarla paramparça edenleri ve bedeninin her bir parçasını annesinin eteğine toplatanları unutmamışsanız, unutamamışsanız Yüzlerce askerin, polisin, gardiyanın ve devlet görevlisinin tecavüzle yargılanmasına rağmen bir tekine bile ceza vermeyenleri unutmamışsa; Pozantı da çocuklara akla gelmeyecek işkenceler, tecavüzler yapanları ve sadece bunu haber yapan gazetecileri hapse atanları unutmamışsa Ve ez cümle, bugüne kadar alçakça bir kirli savaş yürüterek bütün bu insanlık suçlarını işleyen Homo Erectus Diktatörlüğü ile yani sermaye devletiyle barışmak mümkün değildir. Aslolan ve yapılması gereken konusunda Lenin i dinlemenin tam zamanı: Sosyalistler, ikiyüzlü laf cambazlarının, demokratik bir barış olasılığı üzerine söz ve vaatlerle halkı aldatmalarına fırsat vermemeli, her ülkede o ülke hükümetine karşı devrimci bir savaşımlar dizisi verilmedikçe, demokratik barışa uzaktan-yakından benzer bir sonuca varma olasılığı bulunmadığını yığınlara anlatmalıdırlar. Sosyalistler, burjuva siyaset adamlarının, ulusların özgürlüğü üzerine söylevler vererek insanları aldatmalarına fırsat vermemeli, ezen ulusların halk yığınlarına, öteki ulusların ezilmesine yardım ettikleri ve o ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını, yani ayrılma özgürlüğünü tanıyıp yüce tutmadıkları sürece, kendilerinin özgürlüğe kavuşmayı beklememeleri gerektiğini anlatmalıdırlar. Barış sorunuyla ulusal sorunda, emperyalist siyasetten farklı olarak, bütün ülkelerde güdülecek sosyalist siyaset budur. Bu tutumun, birçok durumda, devlete ihaneti cezalandıran yasalarla uyuşmaz olduğu, onlara karşı düştüğü doğrudur, ama ezen ulusların hemen hemen tüm sosyalistlerinin utanmazca ihanet ettikleri Basel kararıyla da uyuşmaz olduğu, ona karşı düştüğü de doğrudur. Seçim, sosyalizmle, Joffre nin ve Hindenburg un yaptığı yasalara boyun eğme arasındadır; devrimci savaşımla emperyalizme kölelik arasındadır. Orta yol yoktur. Proletaryaya en büyük zararı, orta yol siyasetinin ikiyüzlü (ya da duygusuz) mimarları veriyor. (Kaynak: Kızıl Bayrak, Haftalık Sosyalist Siyasal Gazete. Sayı: 2015/31)

7 Her gün beş kadının katledildiği bir ülkede yaşamak, hele de bir kadın olarak yaşamak çok zor. Kadınlar, sokak ortasında öldürülüyor. Hem de devletten koruma talep ettiği halde. Kadınları korumakla görevli olan kolluk güçleri, bizzat kendisi teslim ediyor cellatlarının eline. Bazen de yeri geliyor kendisi tecavüz ediyor ve katlediyor kadınları. Devletin kolluk güçleri böyle iken hukuk sisteminin de bunlardan geri kalır bir yanı yok. İyi halden, kravat takmasına kadar her ince detay dikkatlice incelenip katiller aklanıyor ya da az bir ceza ile paçayı kurtarıyor. BİR ÖLÜR, BİN DİRİLİRİZ! TEMMUZ - AĞUSTOS Düşmanından intikam almanın araçlarından biridir feodal toplumlarda kadın bedeni. Modernleştiklerini söyleyen, ileri demokrasiden dem vuran bir ülkede hala kadın bedenin bir intikam aracı olması egemen güçlerin mayasının aynı olduğunu göstermektedir aslında. Sıkışan egemen güçler, ister feodal toplumda ister modern kapitalist toplumda olsun en rezil ayak oyunlarına ve katliamlara başvurmaktadırlar. Eğer bir de bu kadınlar mücadelenin ön saflarında ise her türlü kirli yol meşru görülmektedir. Türkiye deki egemen güçler daha kurulma dönemlerinde bu kirliliğe bulaşmışlardır. Mustafa Suphileri bin bir türlü ayak oyunuyla Karadeniz in azgın sularında boğdurtan eller, onun karısı ve yoldaşı Maria ya hayatı boyunca işkence etmişlerdir. Suphi ve yoldaşlarının ölümünden birinci derecede sorumlu olan adam tarafından, günlerce tecavüze uğramış başkalarına hediye edilmiş ve bir eğlence sırasında katledilmiştir. Maria nın yaşadıklarını düşünmek bile tüyler ürpertici Dersim de kız çocuklarının ana-babalarını, kardeşlerini gözlerinin önünde katleden devlet, bu kızları, kendi cellatlarına evlatlık olarak vermiş, kız çocukları üzerinden bir halk asimile edilmeye çalışılmıştır. Dersimin kayıp kızlarının öyküsü, devlet eliyle yapılan en büyük işkencelerden biridir. Diyarbakır zindanlarında hem de devlet eliyle Sakine CANSIZ şahsında, tüm Kürt kadınlarına işkence edilmiş, iradeleri teslim alınmaya çalışılmıştır. Nice yiğit kadın işkencelerden geçirilmiş, tecavüze uğramış, tecavüz sonucu düşmanın çocuğunu doğurmak zorunda kalmıştır. Yıllar önce Bosna da bir Sırplı tarafından tecavüze uğrayan ve bunun sonucunda çocuk doğuran bir kadının hayatını anlatan Sen Doğmadan Önce adlı bir film izlemiştim. Bu filmde yaşananlar, savaş yıllarında gerçekleşmiş bir olaydan esinlenilmişti. Savaşta bunların yaşanması bile bizi insanlığımızdan utandırırken ülkemizde yaşananlar, savaş günlerini aratmayacak cinsten. Kevser Eltürk (Evin Wan)yaşamını davasına adamış bir kadın savaşçı. Kürt halkının öncü-savaşçı kadınlarından biri. Kürt halkına karşı girişilen kirli savaşta yaşamını çatışarak yitirdi. Ancak düşman öldürmekle yetinmedi. Ölü bedeni üzerinden intikam almaya da kalktı. Belki de insanlığın en ilkel ahlak anlayışından bile geri olan bir anlayışla. İnsan insanlığından utanıyor, utanmalı da zaten. İnsanlıktan nasiplenmemiş bu anlayış, Kevser in ölü bedeninin fotoğraflarını sosyal medyada yayınlayarak faşist devletin çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi. Bununla da kalmadı, Muş Valiliği, olayın kendisini soruşturmak yerine bu resmi çeken ve yayınlayanlar hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Yani sermaye devletinin bürokratı, durumun kendisinden değil de duyurulmasından rahatsız oldu. Her istediğinizi yapın ancak halk görmesin dercesine Aradan bir kaç gün geçtikten sonra erkek gerilla bedenlerine, işkence edilmiş ve Türk askerleri kanlı çizmeleriyle ölü bedenlerin üzerinde poz veriyordu. Ortadoğu yu kana bulayan IŞİD barbarlarının derslerini kimden aldığı belli. Kürt halkı bu zulmü, cumhuriyet tarihi boyunca yaşadı. Ancak her defasında kendini tekrar tekrar yarattı. Nice Kevserler, Zilanlar, Beritanlar, Arinler bu uğurda ölümsüzleşti. Bu devletin mayasında katliam vardır. Bu devlet, kendinden olmayan herkese düşmandır. Ermeni ye Kürde, Süryani ye, Alevi ye, kadına, erkeğe en çok da muhalife düşmandır. Tüm varlığını onları susturmaya, pasifize etmeye, yok etmeye adamış bir devlettir. Her türlü ahlak ilkesinden yoksun kendi halkına savaş açmış bir devlet. Bu savaş ki, o var olduğu sürece de devam edecektir. Son süreçte devletin katliamcı yüzünün tekrar ortaya çıkmasıyla 90 lara mı dönüyoruz sorusu çokça sorulur oldu. Sermaye devletinin işleyişini bilenler bilir, sermaye, işine geldiğinde 90 lara da geri döner, kendi koyduğu yasaları da çiğner. İnsani değerlerin yerine, daha çok kar elde etme arzusu üzerine kurulu bir düzende ve bunun için insanın insanı sömürdüğü bir devlette insan olarak yaşamak mümkün değildir. İnsanlık, ya bu pisliğin içinde insanlığını yitirecek ya da bu kirli güçleri ortadan kaldırmak için savaşarak insanlığa ulaşacaktır. Bir yol ayrımına vardık çoktan. Ya yapılanlara sessiz kalıp utanç içinde yaşayacağız ya da kendimizi ve tüm insanlığı bu utançtan kurtaracak mücadeleyi seçeceğiz. İnsanlaşmak için mücadeleye! Bir Eğitim Emekçisi

8 8 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ İHANET VE SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI Hükümetle Memur-Sen arasında önümüzdeki iki yılı kapsayacak olan satış sözleşmesi imzalandı. Sözleşmede zam oranları, % 6+5 ve % 3+4 şeklinde belirlenirken, öğretmenler için tutulan nöbetin ücretlendirilmesi, sağlık çalışanları için döner sermaye tavan oranlarının yükseltilmesi ve hafta sonu yapılan sınav görevlendirmelerinde alınan ücretlerin arttırılması gibi maddeler yer aldı. 4-C çalışanlarının kadroya alınması hasıraltı edilirken, bu kesime 150 TL ek ödeme yapılması kararlaştırıldı. Sözleşmede, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması gündeme dahi alınmadı. Daha ilk oturumdan itibaren toplu sözleşme görüşmeleri ücret maddesine sıkıştırılırken, hükümet adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başkanlığındaki Kamu İşveren Heyeti tarafından üç oturum boyunca ücret önerisi getirilmedi. Hükümet zam teklifini ancak 14 Ağustos ta gerçekleştirilen dördüncü oturumda açıkladı. Bu oturumda hükümetin, %4+4 ve %3+3 zam önerisiyle gelmesi üzerine, Memur Sen temsilcileri Çelik in konuşmasının ardından ayağa kalkarak, işveren heyetinin teklifini yeniden gözden geçirmesi temennisiyle diğer konfederasyonlara konuşma hakkı verilmeden Cumanın feyzi ve bereketini almak -yani Cuma namazına katılma- bahanesiyle toplantıdan ayrılmak istediklerini dile getirdiler. Bunun üzerine Bakan Çelik toplantıyı bitirmek istediklerini belirterek KESK ve Kamu Sen temsilcilerini dinlemeden toplantıdan Memur Sen heyetiyle birlikte ayrıldı. Memur Sen, Cuma namazı bahanesiyle toplantıdan ayrılmasını teklifin kabul edilemez olması karşısında alınan tutum ve masayı terk etme olarak yutturmaya kalkmış, üstelik diğer iki konfederasyonu masada kalmakla suçlamış ve böylece pişkinlikte ne kadar ileri gidebileceğini ortaya koymuştur. Çalışma bakanını, fıtratları gereği, el pençe divan karşılayan Memur Sen temsilcilerinin böyle bir tutum sergilemesi, elbette danışıklı dövüşün ve önceden hazırlanan senaryonun bir parçasıydı. Memur Sen, yapmacıklığı, bayağılığı ve samimiyetsizliği ayan beyan ortada olan bu tutumu ile milyonlarca kamu emekçisinin zekâsını hiçe saymıştır. Hükümetin 17 Ağustos ta gerçekleştirilen beşinci oturumda 2016 yılı için yüzde 5+4 ve 2017 yılı için yüzde 3+3 öneri getirmesi üzerine, kasanın açıldığını(!) ve dolaysıyla da masanın açıldığını öne süren mücadeleci konfederasyon(!) Memur Sen yetkilileri, müzakerelere devam edileceğini belirtmiştir. Hükümetin önceki önerisine göre ilk 6 ay için yalnızca yüzde 1 lik bir artış sağlayan bu yeni teklife Memur Sen in alelacele böyle bir açıklamayla sahip çıkması, bu konfederasyonun fıtratında var olan işbirlikçiliği ortaya koymaktadır. Son görüşmede, zam oranlarını % 6+5 ve % 3+4 şeklinde öneren hükümet, sanki ortada bir pazarlık varmış ve bu pazarlığın sonucunda ve direngen(!) Memur-Sen in bastırmasıyla oranlar artıyormuş gibi bir izlenim yaratmaya çalıştı.

9 9 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ İşbirlikçi yandaş Memur-Sen, bu toplu sözleşme görüşmelerinde en ucuzundan bir ortaoyunu sergilemiştir. Bu ucuzluk, AKP nin en üst kadrolarından tabana doğru bir salgın gibi yayılmış olan ve taşıyıcısı yandaş medya olan bir politikaya dayanmaktadır. Her türden manipülasyon ve yalanla kitlelerin gözünü boyamak, bu politikaların esasını oluşturmaktadır. Memur-Sen in sitesinde yer alan Memur-Sen bastırdı, teklif yenilendi başlığıyla yayınlanan haber bizlere, Sabah, Akşam, Yeni Akit vb. yandaş gazetelerin yayınladığı (Kabataş yalanı vb.) binlerce manipülatif haberi çağrıştırmaktadır. Yine Memur-Sen genel başkanının, toplu sözleşme görüşmeleri sırasında KESK yürütme kurulu üyesi Gülistan Atasoy a kalkıp yer veren Lami Özgen e Sizin niyetiniz gerçekten kadınların haklarını savunmak olsaydı, devlet eliyle kadına uygulanan baskılara karşı çıkardınız. şeklinde çıkışması, bu konfederasyonun, manipülasyonda, yalanda ve arsızlıkta ne kadar ileri gidebileceğini göstermektedir. Şüphesiz Memur-Sen, gelecek tepkilere karşı, mücadele ettik, kabul etmedik, direndik vb. cevaplar üretmek için, toplu sözleşme süreci boyunca bu tutumunu sürdürmüştür. Görüşmeler boyunca bir yanına işbirlikçi Memur-Sen i alan hükümet diğer yanına da yeni Takrir-i Sükûn yasalarını almıştı. TİS günü toplanmaya başladığımız AŞTİ de, daha arabalardan iner inmez başlayan polis müdahalesi, Çalışma Bakanlığı nın önüne kadar sürdü. Hükümet, çıkardığı baskı yasalarını devreye sokarak, görüşmeleri kamu emekçilerinden arındırmayı ve böylece de kölelik koşullarını rahatça kabul ettirmeyi amaçlamıştır. Toplu sözleşme görüşmelerinde ilgi tümüyle zam oranlarında yoğunlaştı. Medya bu ilginin dağılmaması için özel bir çaba gösterdi. Bununla birlikte iki yıllık enflasyon farkları, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, eşit ücret vb. diğer ekonomik talepler hasıraltı edildi. Kamu emekçilerinin geçmişe dönük ciddi kayıplarının yanısıra, kadrolaşma, müdürlerin sürgün edilmesi, rotasyon, stajyer öğretmenlere mülakat yapılması, sözleşmeli personelin kadroya alınması, mobbing vb. özlük haklarıyla ilgili sorun ve taleplerinin hiçbiri gündeme getirilmedi. Hükümet ve yandaş Memur-Sen, emekçilerin ilgisinin zam oranları üzerinde yoğunlaşmasını sağlayarak ekonomik ve özlük haklarla ilgili diğer kayıpları gözden kaçırmaya çalışmıştır. İlginin zam oranları üzerinde yoğunlaşması bu alanda bir mücadele verildiği anlamına gelmez. Hükümetle Memur-Sen, ya bir ortaoyunu eşliğinde sefalet zamları üzerinde anlaşacaklardı ya da bu oyunu biraz daha gerçekçi göstermek için Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvuracaklardı. Sonuçta ilki gerçekleşti. İşbirlikçi Memur-Sen in bu kadar rahat davranmasında, KESK in sürece yeterli ve doğru müdahalede bulunamaması önemli bir etkendir. Burada görüşmelerin tatil döneminde gerçekleştirilmesi tamamen tali bir durumdur ve görüşmelerdeki zayıflığı açıklamamaktadır. Her şeyden önce KESK, kamu emekçilerinin, ekonomik kayıplarının yanısıra, özelleştirme, kadrolaşma, güvencesizleştirme, esnek çalışma uygulamaları ve performansa dayalı ücretlendirme gibi uygulamalarla kıskaca alındığı, tüm haklarını kaybetmekle karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşen toplu sözleşme görüşmelerinin önemi noktasında bir netliğe sahip değildir. Bir kere görüşmeler öncesi -ki bu iki yıllık bir süreçtir-, hiçbir çalışma yürütülmemiş; kamu emekçileri kayıpları noktasında yeterince bilgilendirilmemiş; Memur-Sen in ihanet sözleşmesinin etkili bir teşhiri yapılmamıştır. Toplu sözleşme görüşmelerini programsız, günü birlik ve rastlantısal politikalarla karşılayan KESK, mevcut zayıflığı bir takım çıkışlarla absorbe etmeye çalışmıştır. Toplu sözleşme görüşmelerinin yapılacağı gün Ankara da oldukça zayıf bir katılımla gerçekleştirilen yürüyüş ve Lami Özgen in toplu görüşmelerin yapıldığı toplantı salonunda yaptığı bir takım çıkışlar bu çabayı ortaya koymaktadır. Her geçen gün tabandan biraz daha uzaklaşan ve günübirlik politikalarla hareket eden, işin özü, gelişmelerin arkasından kontrolsüzce sürüklenen KESK, tabandan koptuğu oranda politik-öncü kadroların yorgun ve zorlama eylem ve çıkışlarıyla baş başa kalmaktadır. Lami Özgen Çalışma Bakanlığı nın önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, metal işçilerini örnek göstermiş, mevcut hükümetin geçici olması nedeniyle bu söz-

10 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ 10 leşmenin imzalanamayacağını belirtmiş ve görüşmelerin ertelenmesini talep etmiştir. Burada örnek gösterilen metal işçileri her türden bürokratik aygıtı saf dışı bırakarak fiili bir durum yaratmış ve grev yasağı karşısında boyun eğen sendika bürokrasisine nasıl mücadele verileceği noktasında iyi bir ders vermiştir. Metal eylemleri, gücünü kitleselliğinden ve yarattığı fiili-meşru durumdan almaktadır ve her şeyden öte doğrudan taban iradesine dayanmaktadır. Metal işçisine yön veren irade ise sınıf politikalarını esas almaktadır. KESK ise uzun süre önce, fiili meşru mücadele çizgisini ve taban iradesini terk etmiştir. Lami Özgen in üzerinde durduğu, hükümetin geçici olmasının fazlaca bir önemi yoktur, sonuçta dönüp dolaşıp şu soruya gelinir: Sen bu sürece ne kadar hazırlandın? Eğer siz bir program dâhilinde taban dinamizmini harekete geçirmek üzere uzun soluklu ve sistemli bir çalışma yürütmemişseniz hükümet ister geçici olsun isterse de kalıcı, hiçbir kazanım elde edemezsiniz. Toplu sözleşme görüşmelerinin sendika bürokratlarıyla hükümet arasında gerçekleşen bir pazarlığa indirgenmesi ve emekçilerin görüşmeler boyunca, bu yetkili kişilerin arasında süren pazarlıkları edilgen bir şekilde izlemeye koyulmaları, sendikalara yerleşen bürokratik anlayışın doğrudan bir sonucudur. KESK e hâkim anlayışlar, tüm uyarılara ve tepkilere rağmen, bürokratik anlayışın tabanda ve sendika organlarında kurumsallaşıp yaygınlaşmasını engellemek için hiçbir şey yapmamışlar, tam tersine, bürokratik anlayışı ve yarattığı sonuçları kullanarak sendika yönetim organlarını ele geçirmenin yoluna bakmışlardır. Pragmatik ve kısa vadeli çıkarlara dayanan bu politikalar, bir yandan bu bürokratik anlayışın konfederasyon bünyesinde ve emekçilerin bilincine yerleşmesine neden olurken, diğer yandan bu bürokratik anlayışı yerleştirdiği oranda gerisin geri dönüp sendikanın mücadele olanaklarını zayıflatmıştır. Lami Özgen in görüşmeler sırasında diğer konfederasyonları ortak eyleme çağırması da bu bürokratik anlayışı açığa vurmaktadır. Sonuçta Lami Özgen, iş yeri iş yeri, bölge bölge, komiteler, meclisler ve birimler halinde örgütlenilmesinin, tüm olanakların seferber edilmesinin ve KESK in bütün kamu emekçilerini kucaklayacak ve tabanın iradesini esas alacak şekilde harekete geçmesinin çağrısını da yapabilirdi. Şüphesiz bu tercih, tıpkı on yıllardır yapılagelen tercihler gibi bir tesadüften ya da hatadan kaynaklı değil bir politik-ideolojik zemin ve tutumdan kaynaklanmaktadır. Bugün hükümetle Memur-Sen arasında oynanan ortaoyununa karşı etkili bir müdahalede bulunulamamasının gerisinde bu bürokratik anlayışın yarattığı tahribatın önemli bir etkisi bulunmaktadır. Gelinen yerde kamu emekçileri, çok yönlü saldırı politikalarıyla karşı karşıyadır. Şovenist Kamu-Sen bir tarafa bırakılacak olursa KESK, mevcut saldırı politikalarına cevap üretmekten ve toplu sözleşme ortaoyununu etkili bir şekilde teşhir etmekten son derece uzaktır. Saldırılar yoğunlaşırken sendikal mücadele zayıflamakta ve örgütsüzlük teslimiyeti ve çaresizliği beraberinde getirmektedir. Mevcut sendikal anlayış, kamu emekçilerini birer seyirci pozisyonuna düşürmüş ve dolayısıyla da mücadeleden koparmıştır. Kamu emekçileri, bu güvensizlik içinde kendini bireysel olarak koruma yoluna başvurmuş ve yandaş konfederasyonun sendikalarına sığınarak bu sendikaların üye sayılarının şişmesine neden olmuştur. Bununla birlikte güvencesizlik, özelleştirme, kadrolaşma ve ekonomik kayıplar, alabildiğine artmış ve tabanda büyük hoşnutsuzların birikmesine neden olmuştur. Çözüm, bir kez daha bürokratik sendikal çizgiyi aşan; taban örgütlenmelerini ve iradesini esas alan; tıpkı metal işçilerinin yaptığı gibi fiili-meşru mücadele çizgisinde hareket eden; komiteler, meclisler ve iş yeri organları biçiminde örgütlenen ve buradan alınan kararlara dayanan bir mücadele anlayışının hayat bulmasında yatmaktadır. Zaten süreç, böylesi bir anlayışın zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Gelinen yerde, bu anlayışı temel alan ve kamu hareketine öncülük edecek olan böylesi bir iradenin açığa çıkıp çıkmayacağı en esaslı sorun olarak karşımızda durmaktadır. Sosyalist Kamu Emekçileri

11 TEMMUZ - AĞUSTOS 2015 YENİ BİR MÜCADELE YILI BİZİ BEKLİYOR! 11 Emekçi Kadın Komisyonları olarak Temmuz ve 1-2 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz kamp önümüze koyduğu görevlerle sona erdi. Dört gün süren kampta; kadın sorunun tarihsel kökenleri ve ideolojik mücadele, kadın işçi ve emekçilerin örgütlenmesi, Bolşevikler ve İlerici Kadınlar Derneği ışığında tarihsel deneyimler, kadın işçi ve emekçilerin örgütlenmesinde güncel sorunlar ve görevlerimiz başlıkları tartışıldı. Bu tartışmaların dışında eğitim, basın-yayın ve ajitasyon-propaganda atölyeleri kuruldu. Tartışmalarda Emekçi Kadın Komisyonlarının kadın sorununa bakıştaki ideolojik üstünlüğü vurgusu yapılırken; bu ideolojinin içselleştirilmesi, tüm bileşenlere nüfuz etmesi, çalışma alanlarımızda bu ideolojinin taşıyıcısı olan kadroların, bu ideolojiyle donanmasının önemi belirtildi. İşçi kadınlara ulaşmanın yol- yöntem ve araçları, tarihsel deneyimler ışığında tekrardan arandı. Kitle eylemlerinde reflekslerimiz tartışılırken bu eylemlere öncülük etmenin önemi bir kez daha vurgulandı. Bu alanda mücadele yürüten siyasal öznelerin taleplerinin işçi-emekçi kadını kucaklamadığını, işçi-emekçi kadınların orta sınıf taleplerle kendilerine gelen bu siyasetlerle yol yürümediğini, sınıfın bir parçası olarak gördüğümüz işçi-emekçi kadınların ancak ve ancak bizim ideolojimiz ve bizim çalışmalarımızla mücadeleye katılacağını bu bilinçle hareket edilmesi gerektiğinin altı çizildi. Sınıfın bir parçası olan kadınların; kadın olmaktan kaynaklı yaşadığı özgül sorunları sınıfsal sorunlarıyla birlikte ele alan, birini diğerinin alternatifi olarak görmeden ve küçümsemeden ele alan bir pratiği hayata geçirmeliyiz vurgusu yapıldı. İşçi-emekçi kadın çalışmamızın sorunlarının sınıf çalışmamızın sorunlarından bağımsız olmadığı, sınıf çalışmasında alacağımız mesafenin işçi-emekçi kadın çalışmamızı büyüteceğini aynı şekilde işçi-emekçi kadın çalışmasında alacağımız mesafenin sınıf çalışmamızı büyüteceği vurgusu yapıldı. Kampta öne çıkan diğer vurgular ise kısaca şöyle: Kadın sorununun özünde bir işçi-emekçi kadının sorunu olduğunu döne döne vurgulamak, bundan kaynaklı işçi-emekçi kadınlara ulaşmak ve onları kadının çifte ezilmişliğinin sorumlusu olan kapitalizme karşı devrim mücadelesinde taraflaştırmak en temel görevimizdir. Kadın çalışmamız, sınıf çalışmamızın bir parçasıdır. Kadının kurtuluşu mücadelesi işçi sınıfının kurtuluşu mücadelesinden ayrı ele alınamaz. İşçi sınıfının parçası olan işçi kadının, üretim alanında tuttuğu yer itibariyle kapitalizmin mezar kazıcılarıdır aynı zamanda. İşçi kadınlara öncelikle üretim alanlarında yani fabrikalarda ulaşmalı, kendi kaderlerini ellerine almada Emekçi Kadın Komisyonları olarak öncülük etmeliyiz. Her çalışma alanının bir kadın boyutu olmalı, her çalışma alanı işçi-emekçi kadınların özgül sorunlarını da ele alan alt çalışma birimleri oluşturmalı, bunu yapamıyorsa bu alanda yetkinleşmiş ajitatörler yetiştirmelidir. Üstünlüklerimizin farkına varıp onlarla bütünleşmeli, eksikliklerimize çubuk bükerek üstüne gitmeliyiz. EKK çalışmalarının bölge değerlendirmelerinin yanı sıra kamu emekçileri cephesinden de değerlendirmesi yapılarak belli kararlar alındı. Tüm Türkiye de esen reformist tasfiyeci rüzgâr, işçi-emekçi kadınları ve özelinde en çok da kamu emekçisi kadınları etkilemektedir. Bunun en temel nedeni, kamu emekçilerinin örgütlü olduğu ilerici sendikalara hâkim reformist anlayışların kadın sorununa bakışlarının ideolojik yansıması olan feminizmi kendilerine bayrak yapmasıdır. İşçi-emekçi kadınların öfkesini düzene değil kendi sınıfdaşları erkeklere yöneltmesi feminizmin bilinçli bir çabasıdır. Ancak örgütlü-örgütsüz kamu emekçisi kadınların büyük bir çoğunluğu sendikalarda egemen olan bu reformist-feminist anlayış ve pratikten rahatsızdır. Sorun, bu rahatsızlığı dile getirebilecekleri mekanizmalardan yoksun olmaları bununla birlikte ve daha da önemlisi bu rahatsızlığı, örgütlü bir güce dönüştürecek öncünün şimdilik onlarla buluşamamasıdır. 7 Haziran seçimleriyle birlikte devrim sözcüğünü bile ağzına almayan, ondan bilinçli bir şekilde uzak duran reformist anlayışlar, işçi kadın ve erkeklerin kurtuluşunun parlamenter zeminde olacağının yanılsamasını kitlelere mal etmeye çalışmaktalar. Bu çabalarında şimdilik bir başarı da elde etmişlerdir. Bulunduğumuz tüm alanlarda; kamu emekçilerinin işçi sınıfının bir parçası olduğu, kamu emekçisi kadınların sorunlarının işçi kadının sorunlarından toplamda sınıfın sorunlarından bağımsız olmadığı ideolojik bakışıyla hareket edilecektir. Bununla birlikte çözümün de kadın- erkek birlikte verilecek sınıf mücadelesiyle mümkün olacağı perspektifiyle hareket edilecektir. Buna uygun mekanizmalar yaratılarak kamu emekçilerinin, hem sendikalarımıza egemen olan reformist- feminist anlayışlardan hesap sorması, onu aşması ve düzene karşı taraflaşmasını sağlayacak pratik bir hat örülecektir. En temel görevimiz; hem işçi-emekçi kadınlar içinde hem kamu emekçileri içinde hem de sınıf içinde odak yaratmak ve işçi-emekçileri devrim mücadelesine seferber etmektir. Yapılan eğitim seminerlerinin yanı sıra herkes kendi istediği ve eksiklik duyduğu atölye çalışmasına katıldı. Atölye çalışmaları çok verimli geçti. Atölye çalışmalarının sonunda sunumlar yapıldı. İşçi emekçi kadınlarla bağ kuran kadroların eğitimi kararlaştırıldı. İşçi-emekçi kadınlara seslenmede sanatın önemli bir araç olduğu, sinema ve edebiyattan daha fazla yararlanılması gerektiği vurgulanırken film ve kitap listeleri oluşturuldu. Basın-yayında işçi-emekçi kadınları daha fazla işlememiz, bu alanda yayınlarımızı beslememiz kararlaştırıldı. Dört gün boyunca birlikte üretmenin, paylaşmanın eğlenmenin hazzını yaşamak, kolektif yaşamın kurulacağına olan inancımızı perçinlemiştir. Bir Eğitim Emekçisi

12 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ 12 Sahte barış, kirli savaş! Daha 7 Haziran seçimleri öncesinde yaşanan gelişmeler, seçim sonrasında Türkiye yi kaotik bir siyasal atmosferin beklediğini gösteriyordu. Seçimler öncesinde Dolmabahçe Mutabakatı olarak ifade edilen 10 maddelik mutabakatın hükümet ve HDP yetkililerince kamuoyuna açıklanması, çözüm süreci olarak kodlanan oyalama sürecinin yeni bir evreye girdiğinin işareti sayılıyordu. Dahası öyle bir hava estirilmişti ki, Türkiye demokratikleştirilecek, PKK ise silah bırakacaktı! Fakat daha mutabakatın mürekkebi kurumadan Erdoğan ın mutabakat ifadesini asla kabul etmiyorum, benimle mutabakata varmadan hareket ettiler çıkışı geldi. Sonradan mutabakat! sürecinin her aşamasından haberdar olduğu ortaya çıksa da, Erdoğan ın bu çıkışı seçim sürecine dönük hesapların ürünü olmuştu. Önceleri açılım, sonra ise çözüm süreci olarak nitelenen oyalama manevralarının AKP ye ve sermaye düzenine hizmet ettiği dönemlerde çözümde ısrar görüntüsü çizenler, dış ve iç politikadaki dengelerin değişmesi ile sahte çözüm masasını devirdiler. Öyle ki, düne kadar Kürt sorununu çözmekten dem vuranlar, Erdoğan ın Ukrayna yolunda söylediklerinin ardından Kürt sorunu yoktur çizgisine çekildiler. HDP nin daha Ocak ayında parti olarak seçime gireceğini açıklaması ve başkanlık sistemi karşısında aldığı tutum, AKP şefini fazlasıyla rahatsız etmişti. Dış politikada yaşanan çöküşe, içeride, çöküş sinyalleri eşlik ediyor, düzende oluşan çatlaklar polis devleti uygulamaları ile kapatılmaya çalışılıyordu. Uzunca bir süre çözüm aldatmacası ile Kürt halkının barış özlemini sömürmeyi ve kendi iktidarını sağlamlaştırmanın aracı olarak kullanmayı başaran AKP ve sermaye iktidarı, Haziran Direnişi ile ciddi bir toplumsal tepki ile karşılaşmıştı. Haziran günlerinde iktidarını bir kez daha çözüm aldatmacası ile elde tutmayı başardı. Öcalan ın AKP iktidarını tamamen bize borçlu sözleri bu gerçeğin daha açık bir biçimde dile getirilmesinden başka bir şey değildi. Haziran direnişinin ardından AKP-Cemaat koalisyonu çatırdadı ve tüm pislikler ortalığa saçıldı Aralık rüşvet operasyonları, ayakkabı kutularında saklanan kirli paraların açığa çıkması, kaset yarışları ile AKP önemli bir yıpranma yaşarken, tam da çözüm aldatmacasını sürdürebilmesi sayesinde paralel yapı olarak kodladığı Cemaat e karşı savaşımı kazasız belasız atlatmayı başarabildi. Ne var ki AKP, çözüm aldatmacasından olabildiğince yararlanırken, Suriye de yaşanan gelişmeler AKP nin bölgesel politikalarına darbe üstüne darbe vuruyordu. Suriye deki kanlı savaşın başladığı dönemde emperyalizmin maşalığını büyük bir şevkle üstlenen AKP iktidarı, bölgesel aktör hayalleri ile IŞİD gericiliğini desteklemek yolunu seçmişti. IŞİD in denetimden çıkması ve Suriye Kürtlerinin IŞİD karşısında gösterdiği destansı direnişle ABD emperyalizmi yönelim değiştirirken, AKP iktidarı ise IŞİD e verdiği desteği sürdürmeye devam etti. Bu desteğin en açık göstergesi, IŞİD in saldırılarını Kobanê ye çevirmesi ile neredeyse sevinç naraları atan AKP iktidarının şefi Erdoğan ın Kobanê düştü düşecek açıklamasıydı. MİT tırları, ağır silahların taşınmasına ilişkin görüntüler vb. ise bu siyasal desteğin fiili kanıtları olmaktan öte bir anlam taşımıyor ve buz dağının yalnızca görünen yüzünü oluşturuyor. Yüzü aşkın Türkmen köyünün IŞİD canileri tarafından ele geçirilmesinde dahi sesinin çıkmaması, Konsolosluk çalışanlarının rehin alınması karşısında mütevaziliğini koruması, Türkiye nin IŞİD ile olan ilişkileri konusunda başkaca bir kanıta da yer bırakmıyor. Kürtlerin, Suriye ye karşı başlatılan kirli savaş ve IŞİD saldırıları karşısında elde ettikleri bölgesel kazanımlarını sindiremeyen AKP iktidarı, içeride çözüm aldatmacasını sürdürürken, dışarıda ise Kobanê nin düşmesini bekliyordu. Fakat işler umduğu gibi gitmedi. Kobanê de IŞİD çetesine karşı gösterilen destansı direniş ve Kürt kentlerinde isyan dalgasına dönüşen 6-8 Ekim Kobanê ile dayanışma eylemleri ile AKP iktidarı Haziran Direnişi nin ardından bir büyük şamar daha yiyordu. Yine de AKP iktidarı, tüm bu kritik evrelerde çözüm aldatmacasına sarılarak iktidarını sürdürmeyi başardı.

13 KAMU EMEKÇİLERİ BÜLTENİ 13 Ne var ki AKP Haziran Direnişi nin ardından önlenemez biçimde zirveden düşmeye başlamıştı. HDP nin seçimlere parti olarak girmesi ile tek başına iktidar olmasının tehlikeye girdiğini gören AKP, sahte çözüm masasını devirdi ve provokasyonlar devreye sokuldu. HDP bürolarına yapılan saldırılar ile başlayan saldırganlık, Diyarbakır mitinginde patlatılan bombalarla seçim öncesinin doruğuna ulaştı. Savaş ve saldırganlıkla iktidarını koruma hesabı 7 Haziran seçimleri sonucunda tek başına iktidar olamayan AKP, çözümü, savaşı ve şovenizmi körüklemekte buldu. Görünürde IŞİD tarafından yapıldığı söylenen ve onlarca gencin ölümüne yol açan Suruç katliamının hemen ardından, Kürt hareketine, ilerici ve sol güçlere karşı kirli savaş başlatıldı. IŞİD çetesinin yaptığı katliamı bir taraftan kınar gibi görünüp öbür taraftan bu katliamın Kürt hareketine ve ilerici kesimlere dönük başlatılan linç kampanyasının bahanesine dönüştürülmesi, Suruç katliamının perde arkasına ışık tutmaktadır. Daha dün bizzat Kürtlerin üzerine salarak IŞİD den yararlananlar, bugün ise IŞİD tarafından yapılan katliamdan saldırganlıklarının bahanesi olarak yararlanma yolunu tuttular. Dengeleri değiştirip değiştirmeyeceği bilinmez ama bu saldırganlığın tek başına AKP nin iktidar hırsı ile açıklanamayacağı açık. Her ne kadar AKP nin iktidar hırsının belirgin bir yeri olsa da, devletin tüm aygıtlarının ve sermayenin koro halinde terör bahanesine sarılması, sermaye düzeninin Kürt sorununun şiddete dayalı çözümünden başka bir çözüm yolu bilmediğini gösteriyor. Kandil e dönük bombardımanını yargısız infazlara, sivil yerleşim alanlarının bombalanmasına kadar götüren sermaye iktidarı, yer yer Rojava sınırından Rojavalı sivillere de kurşun yağdırıyor. AKP, savaş tamtamları içerisinde erken seçim hazırlıkları yaparken, her gün ölüm haberleri geliyor. Sivil vatandaş, asker ve gerilla ölümleri ile ülkenin her köşesinde ailelerin feryadı yükseliyor. AKP, Kürt ve Türk işçi - emekçi gençlerinin cesetlerine basa basa iktidar olmanın hesabını güdüyor. Sermaye düzenine karşı savaşmadan barış olmaz Yaşananlar bir yandan kapitalist düzende parlamenter sistemin sınırlarını ve gerçek yüzünü ortaya sererken, öte yandan da sermaye düzeni var oldukça savaşların ve etnik boğazlaşmaların önüne geçilemeyeceğini gösteriyor. Sermaye düzeni ve AKP, yükselttikleri saldırganlıkla Türk ve Kürt halklarının kardeşlik duygularına darbe vuruyor. Milliyetçiliğin körüklenmesi ile AKP, akan kanı oy pusulalarına yansıtmanın ve tek başına iktidar olmanın hesabını güdüyor. Türk, Kürt ve tüm milliyetlerden işçi ve emekçilerin, sermaye düzeninin kirli savaşından hiçbir çıkarı yoktur. Gerçek ve kalıcı bir barışın sağlanmasının, Kürt halkının meşru direnişini işçi ve emekçilerin sermaye düzenine karşı mücadelesiyle birleştirmekten, kapitalist sömürü düzenine son vermekten başka bir yolu yoktur. Sermaye düzeninden barış istemek ve onunla barış masasına oturmak, iki savaş arasında geçici bir mola vermekten başka bir anlam taşımayacaktır. Yaşananlar bir kez daha bu gerçeği ortaya koymaktadır. Kürt sorununun kalıcı çözümünün, sömürünün, işsizliğin ve açlığın ortadan kaldırılmasının yolu kapitalist sömürü düzenine karşı sınıf savaşını yükseltmekten geçmektedir. Sosyalist Kamu Emekçileri SARAYLARA SAVAŞ, KULÜBELERE BARIŞ...

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı

istekli olanlara öncelik verilerek okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı NÖBET YÖNERGESİ İÇİN TALEPLERİMİZ Belleticiler, okulda görevli öğretmenlerden, yeterli sayıda öğretmen olmaması halinde aynı yerleşim yerindeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenler arasından istekli

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI Stratejik İletişim Planlaması -1 İletişim temelinde, plan ve strateji vardır. Strateji bilgi üretimine dayanır. Strateji, içinde bulunduğumuz noktadan

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

Soykırım Anma Etkinliği 26-28 Ocak 2015 - Krakow-Auschwitz

Soykırım Anma Etkinliği 26-28 Ocak 2015 - Krakow-Auschwitz Soykırım Anma Etkinliği 26-28 Ocak 2015 - Krakow-Auschwitz KTOEÖS olarak Eğitim Enternasyonali'nin Polonya nın Krakow şehrine 26-29 Ocak 2015 tarihlerinde düzenlediği "70. Yılında Soykırımı Anma Etkinlikleri

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği YÖNERGESİ

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği YÖNERGESİ AKADEMİ BİRLİĞİ YÖNERGESİ Birinci Bölüm Genel Hükümler Amaç Madde 1 tarafından yürürlüğe konan bu yönergenin amacı, Akademi Birliği nin amacını, görev, yetki ve çalışma alanlarını düzenlemektir. Tanımlar

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

YÖNETMELİK. İzmir Üniversitesinden: İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. İzmir Üniversitesinden: İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 8 Ağustos 2011 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28019 İzmir Üniversitesinden: YÖNETMELİK İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar Tarihte, Günümüzde ve ERÝÞ YAYINLARI Bu broþüre yer alan yazýlardan "Tarihte ve Günümüzde Emekçi " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan 1997 tarihli 36. Sayýsýnda; " " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları

Bu çalışmada Devrimci İşçi Sendikaları TEZ ÖZETLERİ HAZIRLAYANLAR: ASLI KAYHAN MERVE MENEKŞE ÖZER TÜRKİYE'DE SENDİKA SİYASET İLİŞKİSİ: DİSK ÖRNEĞİ (1967-1975) YAZAR: SÜREYYA ALGÜL DANIŞMAN: Prof. Dr. DENİZ VARDAR Marmara Üniversitesi Sosyal

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ

TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER A.6.2 BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ 2 BASIN YAYIN KOMİSYONLARI YÖNETMELİĞİ Madde 1. Amaç: Bu yönetmelik, Birleşik Metal İşçileri Sendikası nın merkez ve şubelerinde faaliyet

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ

ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ ANKARA NIN OYLARI SEÇİM GÜNLÜĞÜ Ortak Nokta Derneği ile Ankara Kent Forumu Derneğinin önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının desteği ve gönüllülerin katılımıyla bağımsız bir platform olan Ankara nın

Detaylı

M.E.B. Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmenlik-2

M.E.B. Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmenlik-2 Zorunlu yer değiştirme suretiyle atamalar MADDE 22 (1) Bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde eğitim kurumu müdürlerinden bulundukları eğitim kurumunda beş yıllık çalışma süresini tamamlayanların görev yerleri,

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02.

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02. MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler İçindekiler Birinci Bölüm - Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Amaç ve kapsam Madde 2 Dayanak Madde 3 Tanımlar İkinci Bölüm - Konseyin Kuruluş Amacı, Oluşumu ve

Detaylı

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 12. HAFTA PFS105 Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE ORTA ÖĞRETİMDE YENİLİK VE GELİŞMELER...

Detaylı

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir]

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Danimarka Halk Okulları İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Folkeskole Danimarka daki devlete bağlı olan ilköğretim ve ortaokul sistemidir. Bir yıl hazırlık sınıfı ile

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir.

MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir. Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir. (2) Aynı eğitim kurumunda yer değiştirme

Detaylı

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği. www.irisakademi.com

Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği. www.irisakademi.com Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği www.irisakademi.com Resmi Gazete Tarihi:05.02.2013 Resmi Gazete Sayısı:28550 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

5 Mart 2011 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle yapılan mitinge katılım sağlandı.

5 Mart 2011 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle yapılan mitinge katılım sağlandı. 13.10. Kadın Komisyonu TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kadın Komisyonu, meslek alanımızdaki kadınların mesleki, sosyal, kültürel, ekonomik dayanışmasını sağlayacak yönde çalışmalar yapmak

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç İŞÇİ ÜCRETLERİNDEN CEZA OLARAK KESİLEN PARALARI KULLANMAYA YETKİLİ KURULUN TEŞEKKÜLÜ VE CALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (05.03.2004 tarihli ve 25393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.) BİRİNCİ

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ Genel Konferansın 20. Oturumunda benimsenmiştir. (*) Giriş Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu nun amacının UNESCO Kuruluş Sözleşmesi tarafından belirlendiği

Detaylı

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Uluslararası Konferans Sivil Toplum-Kamu Sektörü İşbirliği 25-26 Nisan 2013, İstanbul 2 nci Genel Oturum

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ Hazırlayanlar: Habib Hürmüzlü, ORSAM Danışmanı / Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı - Haziran 2012- Sayı: 14 4 Haziran 2012: Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu,

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

BEYOĞLU ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ STRATEJİK PLANI 2012 YILI EYLEM PLANI

BEYOĞLU ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ STRATEJİK PLANI 2012 YILI EYLEM PLANI HEDEFLER 1 Tüm sınıflarda mesleki formasyon kazandırmak. 1. Kur'an-ı Kerimi tecvid kurallarına uygun bir şekilde yüzüne okuyabilmek, İmam- Hatip'lik yapacak düzeyde ayet ve sureleri ezberlemek. 2. Kur'an-ı

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ TEMMUZ 2014 T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014-2015 Eğitim - Öğretim Yılı Örgün ve Yaygın

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı