BİR İLÇENİN SOSYOKÜLTÜREL TARİHİ: İNCESU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BİR İLÇENİN SOSYOKÜLTÜREL TARİHİ: İNCESU"

Transkript

1

2 BİR İLÇENİN SOSYOKÜLTÜREL TARİHİ: İNCESU Turan YALÇIN ÖZET Bu çalışmada Kayseri iline bağlı İncesu ilçesi tanıtılmaktadır. Bir araştırma ve inceleme çalışması olan bu yazıda İncesu ile ilgili tarihi bilgilerin ardından burada yaşayan insanların kimler olduğu ve nereden geldikleri bilgisine yer verilmiştir. İncesu ya bağlı köyler ve mahalleler ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır. Bunun yanı sıra İncesu nun coğrafî yapısı( akarsular, dağlar vb.) buradaki geçim kaynakları(tarım, dokuma vb.) hakkında da bilgi aktarılmıştır. Alan incelemelerinin en önemli unsurlarından olan dil ve folklor(yemek, âdetler, inanışlar, giyim-kuşam, atasözleri vb.) incelemelerinde de derinlemesine bir araştırma yapılmış ve örnekleriyle aktarılmıştır. ABSTRACT In this study; İncesu is defined which is a town of Kayseri. In this writing which is a study and research, it is given not only the historical information about the history of İncesu, but also about the people who live here and where they come from. The towns and the districts of the same towns are defined here in a detailed way. In addition to this, the geographical side and means of livelihood such as agriculture or weaving are taken into consideration in this article. Also, here the important elements of a research such as folklore and language (meals, customs, beliefs, clothing, and idioms) are deeply searched and submitted with their examples here. Anahtar Kelimeler: İncesu, Tarih, Folklor, Dil. Key Words: İncesu, History, Folklore, Language İçindekiler: Ön Söz 1. Giriş 2. İncesu da İskân 2.1. Karakoyunlular 2.2. Bulgurculular 2.3. Karahacılı, Aydınlı ve Orçan Aşireti 2.4. Oytan Aşireti 2.5. Etyemezler

3 2.6. Kırımlı 2.7. Rumlar 3. İdari Taksimatta Değişiklik 3.1. Karamustafa Paşa Mahallesi 3.2. Yeni Cami Mahallesi 3.3. Bulgurcu Mahallesi 3.4. Yarım Mahalle 3.5. Karakoyunlu Mahallesi 4. İncesu da Dil 5. İncesu nun Köyleri 5.1. Kızılviran Köyü 5.2. Sürtme Köyü 5.3. Şeyh Şaban Köyü 5.4. Sarı Kürklü Köyü 5.5. Viranşehir Köyü 5.6. Saraycık Köyü 5.7. Süksün Köyü 5.8. Garipçe Köyü 5.9. Hamurcu Köyü Üçkuyu Köyü Karahöyük Köyü Tahirini Köyü Küllü Köyü Bozca Köyü

4 5.15. Başköy 6. İncesu da Akarsular 7. İncesu da İçme Suları 8. İncesu da Dağlar 9. İncesu da Çiftçilik 10. İncesu da Bağcılık 11. İncesu da Kilimcilik ve Dokuma 12. İncesu da Halıcılık 13. İncesu da Davarcılık 14. İncesu da Örf ve Âdetler 14.1 Nişan Merasimi Cumalik Merasimi Unağzı Merasimi Güvey Tıraşı Merasimi Güvey Başı Merasimi Altın Çağırma Merasimi 15. İncesu da Folklor 16. İncesu da Giyim Kuşam 17. İncesu da Harabeler 18. İncesu da Belediye Başkanları 19. İncesu da Kaymakamlar 20. İncesu da Kadınlar 21. İncesu da Erkekler 22. İncesu da Madenler

5 23. İncesu da Mağaralar 24. İncesu da Teaddüdü Zevcat 25. İncesu da Yemekler Bulgur Kaynatma Erişte Kesimi, Makarna Bulgur Çorbası Tarhana Çorbası 25.5 Un Çorbası Topak Aşı (Şaştım Aşı) Bulgur Pilavı Gendime Pilavı Mantılar Yaprak Sarması ve Yaprak Cacığı Makarnalar Yahniler Tatlılar(Paluza) Öküz Helvası (Kuru Helva) Dolaz 26. İncesu da Mahrukat 27. İncesu da Aydınlatma 28. İncesu da İnanışlar ve Hurafeler Diş Mıhlaması Kurt Ağzı Bağlatma Gece Tırnak Kesmek

6 28.4. Gece Aynaya Bakmak Ceviz Ağacı Altında Uyumak Ciltteki Yaraların Tedavisi Şirinlik Nushası Göz Ağrısı İlacı 29. İncesu da Aile Reisi 30. İncesu da Bazı Atasözleri 31. İncesu da Adli Vakalar 32. Hülasa 33. Hasretim (Şiir) 34. Kaynaklar ÖN SÖZ Sevgili Okuyucularım, Bugün öyle insanlar tanıyorum ki beldeler kurmuş, vatanı bir baştan bir başa imar etmiş, milletine hayat bahşetmiş oldukları halde bir köşeye atılmış ve unutulmaya terk olunmuşlardır. Birçok şehrimiz de aynen böyledir. Bir şehre varırsınız, şehrin insanları ve manzarası hoşunuza gider, merak edersiniz. Acaba bu şehir ne zaman kurulmuştur? Kim kurmuştur? Kimler bu şehre hizmet etmiştir de bu güzellik temin olunmuştur? Kütüphanelere koşarsınız bir emare temin etmek mümkün değil, ortalara düşersiniz. Bir bilgi alabilir miyim ümidi ile her ağızdan bir ses işitirsiniz, her duyduğunuz birbirini nakzeder. Hangisinin doğru olduğuna kanaat getiremezsiniz. Neden bu şirin beldenin bir tarihi yazılmamış diye kendi kendinize üzülürsünüz. Siz ve sizin gibiler üzüntüsüyle baş başa kalmakta devam eder de durur. Gene bu yerin bir tarihini yazmak kimsenin hatırına dahi gelmez. Bu eserle, bu boşluğu kısmen olsun kapatmaya çalışacağız. Hemen ilave edelim ki bu eserde; kaydedilen bilgilere, rivayetlere fakat rivayetlerin en doğru olanına, tarihe en yakın bulunanına ve inandıklarımıza yer vermeye çalışacağız. Noksanlarımızı, hatalarımızı ve yanlışlarımızı hüsn-i niyetinizin perdeleyeceğine inanmakta ve zeki hemşerilerimizin müsamahasına güvenmekteyiz. Dileriz ki bu eserin neşrinden sonra ilmî tartışmalar başlasın ve tarihe tam uygun bir eser vücut bulsun. 1. Giriş

7 İncesu, tarihi binlerce yıl eskiye giden bir yerleşim yeridir. Anadolu daki bir çok geçiş yolundan biri olarak İç Anadolu yu Güney Anadolu ya bağlayan bir yolun Kayseri den sonraki ilk menzili ve konaklama yeri olduğu gibi yine Güneybatıdan gelen ve Bağdat a kadar giden tarihi tuz yolunun geçişindeki önemli buluşma noktasını oluşturur. Böylece Nevşehir den Ürgüp üzerinden Bağdat a giden yolların, bir taraftan da Konya dan gelerek Kayseri Malatya üzerinden geçen yolların kesişme noktasındadır. Bu yollar kısa olmakla birlikte sarp kayalıklar arasından geçen bir vadi üzerinde bulunduğu için güvenli değildir. Özellikle Anadolu da merkezî otoritenin zayıfladığı dönemlerde soygun ve yol kesme olayları için uygun bir ortam oluşturmaktadır. İncesu bu yüzden zaman zaman çok parlak dönemler yaşadığı gibi zaman zaman da tamamen bir köye dönüşmüştür. İncesu ile ilgili olarak bilinen en eski belgelerden biri 1654 yılına aittir. İncesu, bu tarihlerde sosyal ve ekonomik bakımdan birçok Anadolu köyü gibi sıkıntılı bir dönem geçirmektedir. Osmanlı devleti terk edilen yerleri canlandırmak için yeni bir çözüm yolu geliştirir. Bu da terk edilen köyleri şahıslara devretmektir. Buna göre köyü alan kişi Osmanlı hazinesine her yıl belirli bir miktar harç ödemektedir. İncesu için de Derviş Şeyhi Kasım Dede Osmanlı Hazinesine akçe ödeyerek İncesu nun yeniden canlandırılması ve düzenlenmesi işini üzerine almıştır. Yine bu belgelerden anlaşıldığına göre 1590 yılında ortaya çıkan Celali İsyanları sırasında bu belde, halk tarafından terk edilmiştir. Bu konuda Osmanlı Kadı Sicilleri üzerinde araştırmaları bulunan Süreyya Faruki aşağıdaki bilgiyi vermektedir: Bu yeni iskân politikasının ne ölçüde başarılı olduğunu elimizde bulunan çok sınırlı sayıdaki belgelerden anlamak olanaksız. Ancak Kasım Dede nin İncesu projesinin gelişmesi, aşılması gereken bazı güçlükleri göstermektedir. Kasım Dede terkedilmiş köye bir kısım köylüyü yerleştirmeyi başardığında Kara Said adında birinin müdahalesiyle karşılaştığını ileri sürüyor. Bu kişinin görevi hakkında bir şey belirtilmemekle birlikte güçlü birisi olduğu anlaşılıyor. Kara Said en azından geçici bir süre için İncesu yu Kayserili Derviş Şeyhi nin elinden alabilmiş ve durumunu sağlamlaştırmak için hazineye ödenen parayı akçeden akçeye çıkarmıştır (Faruki, 1993, 350). Yukarıdaki bilgiden de anlaşılacağı üzere İncesu, gelir kaynakları bakımından da çok önemli bir yerleşim yeridir. İncesu nun gelişmesi için asıl önemli yatırımı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa nın yaptığını görüyoruz. Bu konuda Dr. Rıza Nur, Türk Tarihi nde şu bilgiyi vermektedir: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa nın, Kayseri-Sivas yolu üzerinde yaptırdığı bir kervansaray vardır ki ziyaret ettiğim zaman kendimi Kahire civarındaki meşhur ehramın içinde geziyorum zannettim. Tabi onun gibi dar değil fakat bana aynı azameti duyurmuştur. Öyle bir ahırı var ki belki bir süvari alayını atı ve askeri ile içine alır. Öyle kemerler ve direkleri var ki hayret ve vecd içinde temaşa olunur (Nur: Cilt 12, S/ ). Merzifonlu Kara Mustafa Paşa nın İncesu yu köklü bir yerleşim yeri haline getirmesi çalışmaları Diyarbakır Valiliği yıllarına dayanmaktadır. Girişte belirttiğimiz gibi Güneydoğu Anadolu yu İç Anadolu ya bağlayan en kısa yol üzerindeki ilk durak noktası olması bakımından önemi sebebiyle İncesu, yolcuların ve askerlerin rahatlıkla konaklayacakları bir yer olarak planlanmıştır. Bu konuda Ahmet Cevdet Paşa da ünlü tarihinde açıklamalarda bulunmaktadır (Tarihi Cevdet: C. 1, S/80). Yılmaz Öztuna da Merzifonlu Kara Mustafa Paşa yı anlatırken şu bilgiyi verir: Diyarbakır Sancak Beyliği zamanında İncesu nun inşasına ve ihyasına başlamış ve Kaptan-ı Deryalığından sonra ikmal ettiği tarihen sabittir (Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi Cilt-5 Bölüm 10

8 S/432). Aynı bilgilere Meydan Larousse un Merzifonlu Kara Mustafa Paşa maddesinde de rastlıyoruz (Meydan Larousse: Cilt-9, S/96). Kaynaklardan ve İncesu nun yaşlılarından dinlediğim bilgileri yazılı ve sözlü tarih unsurları olarak aşağıya alıyorum: Rumî 1067, miladî 1661 yılında Anadolu daki Abaza Hasan Paşa isyanı ile Celalilerden kalma isyanları bastırmak üzere Rikab-ı Hümayun Kaymakamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki ordu, bugünkü İncesu nun bulunduğu yerde konakladı. Asker çadır kurmakla meşgul iken Paşa Emiri, kır atına binip mahmuz vurarak konak mahallini teftişe çıktı. Burası on kilometre kadar uzun etrafı sarp kayalıklarla çevrili orta yerinden incecik bir su akan yemyeşil, şipşirin bir dere, giriş yeri kapatıldığı zaman tam müstahkem bir kale cephede açık bir görünüş olduğu için buradan, birkaç nöbetçi ile de yanlardan tecavüz imkanı olmayan bir kale. Önünden geçen Bağdat şosesi, Adana ve Erzurum a kadar uzanan Sevkulceyş yol üzerinde tam bir şehir kuruluş yeri. Ortalık karardıktan sonra karargâhına döndü. Yatsı namazını kıldıktan sonra yatağına girdi. Yalnız kalmak istiyordu. Düşünüyor, düşünüyordu. Gözlerine uyku girmeden sabahı etti. Alessabah kimseyi rahatsız etmek istemiyordu ama daha fazla beklemeye de tahammülü yoktu. Emir eri ile emir subayını çağırttı. Kararını anlattı. Bir yandan planlar hazırlanırken bir taraftan da malzemeler temin ediliyordu. İhrazat devresi çok uzun sürdü. Paşa üzülüyordu. Peş peşe emirler yağdırıyor, malzeme ve usta tedarikinin bir an evvel teminini istiyordu. Plân hazırlanmış, temeller kazılmıştı. 15 Mayıs 1077 (1671) tarihine rastlayan Cuma günü bütün kıt alarda sevinç dalgaları köpürüyor, bir yandan hazırlanan kurbanlar boyalanırken bir yandan da mehteran takımı kıvrak yiğitlemeleri ile her tarafı çın çın çınlatıyorlardı. Kuşluk vakti olmuş, ılık ilkbahar güneşi her tarafa dağılmış, derenin yeşil çalılıkları arasında açan çiçekler burcu burcu kokuyordu. İlk önce kervansarayın temeli başında toplanıldı. Tabur imamlarının yaptığı dualardan sonra Paşa Bismillah çekip ilk harcı temele attı. Siyah irice bir şişenin içine bir altın lira, üzeri ayet ve tarih yazılı geyik derisi parçası yerleştirildi. Balmumu ile doldurulup o da harcın içine karıştırıldı. Tekbir sesleri arasında yedi kınalı koç kurban edildi, kanları tamamen akıtıldı. Erkan doğruca cami inşaatı temeli başına hareket etti, yedi kurban da bu temele verildi. Bir yandan han, bir yandan cami ve bir yandan da sanat külliyesi olan dükkânların inşaatı olanca hızı ile devam ediyordu. Bir gün cami inşaatının başında sanki amele çavuşu gibi emir yağdırırken, bir yandan da amele ve ustalara gayret veriyor, ha babalarım, ha yiğitlerim diye gür gür gürlüyordu. Olmayacak şey, bir amele sırtladığı koca bir taşı inşaat yerine götürüyor, fakat bırakmadan gerisin geri götürüyordu. Anlaşılan boş durmak istemiyor fakat iş de görmüyordu. Bu hal, Paşanın dikkatini çekti ve Mehmet, buraya gel diye onu yanına çağırdı. Oğlum sen o taşı niçin sırtından bırakmıyorsun da hep boşu boşuna taşıyorsun diye sordu. Mehmet sustu, konuşmuyordu. Utandığı belliydi, ama mutlaka bir sebebi olmalıydı.paşa: Mehmet, utanma oğlum haydi söyle bakayım derdin nedir, ben sizlerin babanızım, insan babasına derdini söylemez mi diye ısrar edince Mehmet kıpkırmızı olmuştu. Dizleri titriyordu, sanki çenesi birbirine kitlenmiş gibi ağzı açılmıyordu, sesi çıkmıyordu. Birden kendini topladı, başı öne eğik şöyle dedi:

9 Ney Mehmet, ney oğlum? Şey efendim, ben ihtilam oldum da gusül edemedim, diyebildi. Pekiyi Mehmedim. Sen git istirahat et ve guslünü yap, diyip ustabaşına döndü ve Usta, şimdilik cami inşaatı dursun, hamam inşaatına hız verin. Bu kışa kadar hamam mutlaka ikmal edilmeli dedikten sonra tekrar han inşaatının başına döndü. İşler yolunda gidiyor ve binlerce amele birden han, hamam, suyolları ve sanat külliyesi inşaatı hızla ilerliyordu. Temeller bitmiş, inşaat topraktan bir metre yükseğe kalkmıştı. Camız kağnılarına yüklenen o koca taşlar konacağı yere kadar kağnı ile taşınıyor, inşaat yükseldikçe de içi toprakla doldurulup berkitiliyor, kağnıların yanaşması için yol haline getiriliyordu. İsyan bir türlü bastırılamamıştı. Asiler Anadolu da bir beylik kurmak için çalışıyorlardı. İsyanı bastırmak işten değildi, lakin Kara Mustafa Paşa kan dökülmesini istemiyordu. O, düşmanlarına karşı çok mağrurdu. Lakin âsileri bir türlü düşmanla bir tutamıyor, onlara küskün kardeş muamelesi yapıyordu. Ama onlar Paşa nın bu merhamet ve yakınlık duygularını galiba aczine veriyorlardı ki başkaldırmalar patlak veriyordu. Kat i netice almak zamanı gelmişti. Kardeşlikten anlamayana kardeş muamelesi yapmak hamakat olurdu. Kumandanlarını topladı, bu yıl isyan sona erecek emrini verdi tarihinde isyanın elebaşları yok edilmiş, geri kalan kısmı ise cüzi bir gündelikle inşaatta bir müddet için çalıştırılmış ve her vilayete üçer beşer kişilik kafileler halinde dağıtılmıştır. Han, hamam, cami, su kanalları ile kardeş kavgası askeri yorgun düşürmüştü. Külliye de tamam oldu. 15 Mayıs 1077 (1671) tarihinde atılan temel tam 4 yıl 5 gün sonra ikmal edilmiş, koca koca abideler vücut bulmuştu. 20 Mayıs 1081 (1675) tarihi bir cumaya tesadüf ediyordu. Açılış merasimi camide yapıldı. Cuma namazında hatip Kara Mustafa Paşa ateşli bir hutbe okudu, minberden indi, imamet makamına geçip Cuma namazını kıldırdı. Cemaat hep bir ağızdan Osmanlı devletinin muzafferiyeti ve payidar olması için dua etti. Ertesi günü ordu İstanbul a hareket etti. Zira Paşa Yugoslavya daki isyanların tedibine memur edilmişti. Aradan 18 yıl geçmişti ki o elim bozgun 1099 tarihinde vukua gelmiş ve takdir yerini bulmuş oluyordu. Yukarıda anlattıklarımızın bir kısmı hâlen İncesu da yaşlılar arasında bilinen ve ağızdan ağza söylenilen bilgilerdir. Anadolu da ortaya çıkan Celali ayaklanmaları ve zaman zaman ortaya çıkan isyanlarla örtüşmektedir. Öyle anlaşılıyor ki bu isyanların önlenebilmesi için bir geçit yerinin kapısı görevi yapan İncesu nun yerleşik köklü bir ilçe haline getirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. 2. İncesu da İskân Ordu İstanbul a ayrıldıktan sonra Camii, hamamı, çeşmesi ve akarsuyu, dükkânları, hanı, medresesi, fırını hazırlanmış, evvela inşaatta çalışan işçi ve ustalar, sonra da civardan gelen aileler, akın etmiş Türkmenler, Karakoyunlu aşiretinden bir kol, Aydınlı aşireti, Karahacılı aşireti, Orçan aşireti, Hayta aşireti ile Bulgurlu dan Etyemez den gelen aileler, Bozkoyunlu ve Kırım dan gelen bir aile ile Ocaklı dan aileler İncesu ya yerleşmişlerdi. Tuz köyünden gelme bir aile de bunlar arasındadır Karakoyunlular Hala yurdumuzun bazı bölgelerinde göçebe hayatı sürdüren Karakoyunlular, aslen Van ve havalisinde iken 1071 (1665) tarihinden sonra oraları terk ederek Anadolu ya yerleşmişler. Bir

10 kısmı ise göçebeliğe devam etmektedir. Davarcılık ve sığırcılık yapmaktadırlar. Güreşe meraklı, kabadayı ruhlu ve misafirperver kimselerdir. 5-8 çadırdan oluşan bir oba addedilir. Her oba bir oba beyine bağlıdır, obası hakkında konuşma ve karar verme hakkı oba beyine aittir. Misafir, oba beyinin çadırına kabul olunur. Yazın yaylalara kışın ise Çukurova ya taşınırlar. Onlar bu hayatlarını hala devam ettirirken 300 yıl önce bir kolları İncesu ya yerleşmiş, 600 hanelik koca Karakoyunlu mahallesini meydana getirmişlerdir. Yakın zamanlara kadar yayla geleneğini sürdürmüşlerdir. Yaylaları Tekke Dağı ndadır. Çok çalışkan olmalarından minnetsiz bir yaşayışları vardır. Davarcı ve çiftçilerdir Bulgurculular Bu mahalle de İncesu nun Karakoyunlu Mahallesi kadar büyük bir mahallesi olup Bulgurcu dan gelmiş ve İncesu ya iskân etmişlerdir. Bulgurcu mahallesi halkı, ekseriyetle çiftçi olup kısmen davarcılık kısmen de küçük esnaf olarak geçimlerini temin eder. Bulgurcu Kayseri ye bağlı bir köydür ve genellikle buğday yetiştirirler. Un, bulgur ve benzeri gıda maddeleri üretmeleri sebebiyle kendilerine Bulgurcu denilmektedir. Mahalleye bulgurcu adı verilmesinin sebebi de kendilerinin Bulgurcu Türkmenleri olmalarından kaynaklanmaktadır Karahacılı, Aydınlı ve Orçan Aşireti İncesu da bu aşiretten olduğu sanılan bir iki aile bulunmaktadır. Biz bu izlenimi, bu ailelerin lâkap ve bugünkü soyadlarından istidlal etmekteyiz. Mesela Orçan oğlu Mustafa Efendi, İncesu Belediye Reisliği yapmış, babası Orçan oğlu keza belediye reisliği yapmıştır. Orçan soyadı veya eski deyişle lâkabı herhalde boşa verilmemiş olması gerekir. Keza Haytalar da aynı lâkapla anılırlar. Hayta nın Ömer Efendi, Hayta nın Hilmi Efendi ki sayılı birer ailedirler. Aydınlı Demirli İbrahim Usta ve kardeşi Durmuş Çavuş da Aydınlı lakabını taşırlar. Karahacı nın Mehmet Ağa da İncesu nun sayılı ailelerindendir. Belki ilk gelişte bu kadar olup bugüne kadar ailelerini devam ettirmişlerdir. Belki de ilk yerleşmede çok oldukları halde bir kısmı tutunamayıp eski geldikleri yere gitmişlerdir. Burası meçhulümüzdür. Bildiğimiz, hâlen İncesu daki mevcutlarıdır Hayta Yaptığımız incelemede bu oymaktan da büyük obaların mevcut olduğu ortaya çıkmıştır. Davarcı ve sığırcıdırlar.yazları Toros dağlarına, yaylaya, kışları Çukurova ya göç ederler. Nakil vasıtaları develerdir. 5-6 çadırlık obalar halinde otururlar. Diğerleri gibi her kabilenin bir beyi vardır. Kararı bey verir. Diğerleri ona itaat ederler. Yiğit ruhlu, mert yaradılışlı ve dövüşçüdürler. Bilhassa kadınlarındaki cesaret takdire değer. Hayta aşiretinde erkekler çadırlarda oturur, kirmen eğirir, çorap örer, kilim dokur. Kadınlar ise dış işleri görürler. Obalarında misafir olduğunuzda sizi görmeye gelen her erkeği ya bir kirmenle ip eğirir veya çorap örerken görürsünüz. Çobanlar kadınlardır. Akşama kadar çobanlık yaparlar, akşam gelirken o günkü odunu da toplayıp gelirler. Nisan ayında başlayan yayla yolculuğu Ekim ayında geri dönmekle biter. Yani 6 ay yaylada, 2 ay yollarda, 4 ay da Çukurova da kalırlar. Zengindirler ve haklarına razı kimselerdir. Gerek Adana da gerekse yaylada etraflarına zarar vermedikleri için şikâyetçileri olmaz, en büyük ihtilafları aralarında kız alıp vermede zuhur eder. Onu da kendi kabile reisleri yatıştırır. Bu sebepten hükümetle hiçbir ilişkileri olmaz. Ne şikâyet eder ne de şikâyet edilirler Etyemezler

11 Etyemez den gelenler (İstanbul Etyemez) asli memleketleri adına izafetle bir mahalle teşkil etmişlerdir. Hâlen İstanbul etyemezinden mevcut bir aile yoktur. Boğazlıyan kazasına bağlı Etyemez köyünden gelen bir aile olan Fırıncı Hacı Musa nın ailesi, oğlu fırıncı İbrahim Usta, ikinci oğlu Fırıncı Derviş Usta ile iki kız kardeşi ile onların çocukları Etyemez den gelmedirler. Etyemezler çok eski dönemlerden beri bilinen bir Türkmen koludur. Orta Asya da bu özellikleri ile dikkat çekmişlerdir. Bu yüzden Anadolu nun bir çok yöresinde hâlen bu adla yaşayan topluluklar yanında bu adı taşıyan yer adları da bulunmaktadır Kırımlı Kırımlı bir ailenin İncesu ya yerleşmesiyle bu ailenin bulunduğu semte Kırımlı adı verilmiştir. İncesu yun kurulduğu günde geldiği katiyen rivayet olunan bu ailenin reisinin, külliyenin inşaatında çalışan bir Kırım muhaciri olduğu sanılmaktadır. Bu ailenin nesli kalmamıştır. Kırımlı Çıkmazı denilen çıkmaza girince elli metre sağ kolun üstünde pencereleri oyma taşla yapılmış bir ev vardır. Bu ev Su İçmez Efendi ye aittir. Su İçmez Efendi, Kırımlı ailenin neslindendir. Su İçmez Efendi yaya olarak hacca gitmiştir. Yolda çok susamış ve bayılacak hale gelmiştir. Tam bu sırada bir kişi imdadına yetişmiş ve kendine bir bardak su vermiştir. O günden sonra Su İçmez Efendi hiç su içmemiş ve adı da Su İçmez Efendi kalmıştır. Merhum Tahtasakal hoca bir vaazında bu hikâyeyi anlatmış ve Su İçmez Efendi ye ikram edilen suyun Kevser suyu olduğunu, ikram edenin de Hızır Aleyhisselam olduğunu; Kevser suyu içenin su içmediğini, içmeyeceğini, iddiasına da Su İçmez Efendi yi delil göstermiştir. İncesu da Kırımlı mahallesi yanında bir de İncesu nun bağlarının bulunduğu bir bölgeye Bahçesaray adı verilmiş olması da dikkat çekicidir. Bu da ilçeye yerleşen Kırımlıların sayısının da fazla olması ihtimalini artırmaktadır Rumlar İncesu ya muhtelif memleketlerden gelerek yerleşmişler ve ilçenin yarı nüfusunu teşkil etmişlerdir haneyi aşkın Rum, senelerce İncesu da kalmış, ilçenin iki yamacına yerleşmişlerdir. Heybeliada ve Büyükada yı nazara alınız. Salanda ve Karakoyunlu mahallesini Büyükada ya, Kuyubaşı ve Yiğittepesi ni de Heybeliada ya dere içini ise iki ada arasında kalan denize kıyas ediniz. Kesme taşlarla yapılmış çok geniş merdivenli yollarla yokuşlardan evlere yaya çıkmak kolaylığı sağlanmış, aralardan ise hayvanların gelip gidebilmeleri için dikine ve uzununa yollar yapılmıştır. Yarım Mahalle deki kilisenin arkasında ve önündeki sülüklü çeşmesinden Salanda ya çıkan yol gibi muntazam yollar yapılmıştır. İçme suları dere içinde olduğu için Rum evlerine su, merkeplerle taşınırdı. Lozan Anlaşması çerçevesinde 1925 yılında Yunanistan la mübadeleye tâbi tutulmuşlardır. Yerlerine Yunanistan muhacirleri iskân edilmiştir. Gerek Rumlarla Türkler, gerekse mübadil muhacirlerle yerliler birbirleriyle kardeşçe yaşamışlar en ufak bir ihtilafa açık kapı bırakmamışlardır. Rum erkeklerinin İstanbul da ticaretlerde bulunmaları, kadınlarının da evlerinde gayet nefis boğma rakı ve şarap imal ettikleri, imalatının bir kısmını İncesu da sarf edip, bir kısmını İstanbul a sevk edip orada sattıkları ve hatta İstanbul da İncesu rakısı ve şarabının aranır içkiler arasında bulunduğu bilinmektedir. Evlerinde hâlen şarap mahzenleri ve bağlarında ise rakı çekilen imbiklerin mevcut olduğu bilinir. Rumlar gerek imal ettikleri içkilerden gerek kocalarının İstanbul da kazandıkları paralardan iyi bir geçim sağlamakta ve işlerini de para mukabili yerlilere gördürmektelerdi. Bu sebepten Rumlarla yerliler haşır neşir olmuşlar, her türlü hürmette kusur etmemişlerdir. Hatta yakışıklı Türk gençleri ile gözlerinin kestiği yakın arkadaşlık kurmaktan geri kalmamışlar. Türkler de Rumlara karşı bilhassa Rum kadınlarına karşı dost olmaktan kaçınmamışlardır. Onlara azami yakınlığı göstermişlerdir.

12 Rumlardan il genel meclisi azası, mahkeme azası intihap olunmuştur. İncesu da iki Rum kilisesi vardır. Birisi Kuyubaşı nda diğeri ise Yarım Mahalle de Pakla Bayırın ortasındadır. Rumlar, Kuyubaşı Kilisesi ni yaptırmaya teşebbüs ettiklerinde Türklerle ihtilafa düşmüşlerdir, Türkler kiliseyi yaptırmak istememektedir. Bu ihtilafa rağmen kilisenin temeli toprak seviyesine kadar çıkarılmış, fakat toprak seviyesinden bir arşın yükseltmek mümkün olmamıştır. Bu konuda ilçede sözlü bir gelenek olarak şu hikaye anlatılır: Rumlar tarafından sabahtan akşama kadar yapılan inşaat gece yerle bir edilir. İki sene sarf edilen gayret, hiçbir semere vermez. İş, hükümete düşer. O zaman nahiye olan İncesu nun nahiye müdürü meseleyi halledemez, Kayseri sancağına intikal eder. Fakat inşaatın devamı temin edilemez. Bir Rum heyeti, İrade-î Seniye istihsali için İstanbul a yollanır. arzuhal yazdırmak için Bekri Mustafa tavsiye olunur. Bekri nin yazacağı bir dilekçe ile İrade-i Şahane nin temin edileceği söylenir ve Bekri yi bulurlar. Dilekçe yazılır. Rumlar: - Borcumuz nedir? Diye sorduklarında: - Beş kırmızı lira, der. Rumlar: - İki buçuk lira yeter, deyince Bekri: - On lira vermeniz gerekir, der. Rumlar: - Bizi zora koşma iki buçuk lira yeter, deyince Bekri kızar: - 20 lira vereceksiniz, der. Rumlar 5 liraya razı olduklarında Bekri 25 liraya çıkar, çaresiz 25 lira verilip arzuhali alırlar. Padişaha takdim olunur. Meğer Bekri arzuhale Kilise Mülise, ne olur yapılırsa, yapılmazsa darılır Hazret-i İsa diye yazmış ve hatmi arzu eylemiş, hakikaten padişah, hoşuna giden bu istida üzerine İrade ettim yazısını verir. Alınan İrade-i Şahane üzerine kilise 1868 tarihinde yapılır, duvarlar ve direklerde harç yerine kurşun kullanılmıştır. Elli yedi senelik bir ibadet hizmeti gördükten sonra kilise, 1925 tarihinde Rumların gitmesiyle boş kalmıştır. Bir müddet tiyatro ve müsamere salonu olarak kullanılmıştır. O zaman yeni yetişen Sivas Muallim Mektebi nin ve Zincidere İmam Hatip okulunun gençleri yaz tatillerinde faideli müsamereler ve konferansları bu salonda verilirdi. Spor hareketleri de bu tarihte başladı. Doğu Spor Kulübü kuruldu. O tarihte İncesu hükümet tabibi olan Doktor Mehmet Kamil Bey, bütün bu faaliyetlere öncülük ediyordu. Doktorun büyük bir eczanesi Ulu Caminin dış kapısının batısında idi. Hamamın kuzey batısında bulunan Bilal in Yüksek Kahvesi Doğu Spor Kulübü merkezi idi. İşte o tarihte doktorun aldığı radyo ilk defa buraya kuruldu. Anteni de kayalığın üzerindeki bağa çekildi. Gramofon İncesu da bir evde vardı. Sarmaşık çiçeği gibi borulu bir alet Kara İmam ın Hacı Ali Efendi nin penceresi önüne konur, türkü söylettirirdi. Dışarıdaki dinleyiciler arasında münakaşa başlar: Alet türkü söyler mi hiç? Ev sahibinin oğlu Mahir aletin içine girmiş o çağırıyor. Hayır. Evet diye devam ederdi. Rumlar zamanında baştan başa bir mâmure olan İncesu, mübadeleden sonra gelen muhacirlerin İzmir e, Bursa ya, Manisa ya, Balıkesir e taşınmaları yüzünden bir harabeye çevrilmiş, binlerce Rum evi köşkler, konaklar hiç yok yere yıkılmış, yıktırılmıştır. Bağlar harap edilmiştir. Evlerin muhafazası için tutulan bekçiler bir kısım batakçılarla anlaşmış, dört buçuk kuruş olan bir paket

13 tütüne koca bir mâmure iki yıl içinde viraneye çevrilmiştir. Hatta o tarihte Sülüklü Çeşme nin üzerinde bulunan bir evde oturan ve adı Tevfik Bey olan bir mal memurunun evine doldurttuğu enkazlardan tanesi 39 kuruşa satılan bir şişe rakıya doğrama kapı ve ağaç sattığı herkes tarafından bilinir. İşte aziz okuyucularım bu suretle bir cennet bağı kadar müzeyyen bağlar ve cennet köşkü gibi evlere mamur olan İncesu, baykuş tüneği haline gelmiştir. Bütün ilçe ileri gelenleri bu yağmaya seyirci kalmış, hiç biri de çıkıp Allah tan korkun! Bu memleket bizim. Gâvur malları da bize kaldı. Yıkmayın, harap etmeyin bu memleketi. dememiştir. Kimse bir evin korumasından mesul olamamış, bu yağmaya seyirci kalmış, yahut iştirakçi olmuşlardır. Yukarıda Kuyubaşı Rum Kilisesi nin inşaatında harç yerine kurşun kullanıldığını beyan etmiştik. Bir zaman geldi sanki İncesu da taş yokmuş gibi bir muazzam sanat eserinin ihata duvarı sökülüp kaldırım taşı olarak kullanıldı. İki kapısını birden açık bıraktıkları için avcılığa yeni başlayanlar bir kalem bir çekiç alarak kurşun söküp ev saçması olarak kullandılar. O kadar ileri gidildi ki o kucak almaz taş direkler bir makaraya çevrildi. Bir zaman geldi, o eski kilise sonraları tiyatro ve müsamere salonu, ofis ambarı yapıldı. Eğer bugüne kadar Rumlar tarafından terk edildiği gibi muhafaza edilseydi, İncesu ya turist celbi için fevkalade bir kaynak olurdu. Yarım Mahalle deki Rum Kilisesi, lojmanı ile birlikte iki yüz seksen liraya satıldı. Güney tarafında kayalıklar üzerinde bulunan koskoca Rum Yüksek Okulu yıktırılıp sanki İncesu da taş kıtlığı varmış gibi taşlarından bu günkü askerlik şubesi binası yaptırıldı. Şubenin üzerindeki kiremitler ile cephesinde bulunan oymalı ağaç direkler bu okula ait enkazlardır. Aslında bu binanın enkazları böyle beş askerlik şubesi ederdi de artardı bile. Yukarıdan beri sayılan eserlerin faillerinin bir kısmı ölmüştür, bir kısmı ise hâlen hayattadır. Ölenlere Tanrı rahmet eylesin. Kalanlara da uzun ömürler. Eserlerine baksınlar, baksınlar da övünsünler. Rum bağları da aynı azizliğe uğramıştır. Birçok kişi senelerce odun parası vermemiş, meyve ağaçlarını, çubuk kütüklerini kesip getirip odun olarak pekmez ocaklarında, tandırda ve sobalarda yakmışlardır. Yakmak ve yıkmak ne kadar kolay. Ya yapmak bu kadar kolay mıdır? Elbette burada herkesi suçlu buluyor değiliz. Ama ya sen bu mahallenin muhtarısın diye mahalle teslim edilenlere; ya sen; bu beldenin reisisin diye iş başına getirilenlere; ya siz, bu beldenin azalarısınız diye belediye azası seçilenlere; ya siz, bu memleketin İl Genel Meclisi azalarısınız diye intihap edilip de vilayete yollananlara ne demeli, ya bu yıkım ve kapış kapıştan onlar da mı suçsuz? Her ne hal ise bundan öte söylenecekler kalsın bakalım. Kalem daha fazla yazmayacağım diye ısrar ediyor. İncesu eskiden beri bir ilim ve irfan merkezidir. Bunlardan bazıları; mahalle mektepleri, Rüştiye, Medreselerdir. Rum ilk ve orta dereceli okulları faaliyette bulunduğu için maarif oldukça kuvvetli ve halk ilim öğrenmeye yatkındır. Mahalle mektepleri, mahalle camileri veya hocaların kendi evlerinde ya da büyük sofası olan bir mahallelinin evinde okutulurdu. Rüştiye, idadi daha sonra da medrese tahsil edilirdi. Rüştiye Cami Kebir in batısında mülkiyeti Abdülmuttalıp Dener e ait binada, idadi ise Yeni Cami Mahallesi ndeki, şimdiki ilkokul olan binada, Medrese ise gene Cami Kebir in batısında ve Rüştiye nin doğusunda bulunan erkek ve kadın hapishanesinde ve cami kapısının batısında sıralanan ve kadın hapishanesinin devamı olup sonradan yıktırılan beş odada tedrisata devam ederdi. Dört yerde Rum okulu vardı. Bunlardan birisi Kuyubaşı ndaki kilisenin batı tarafındaki yıkılan binada, birisi Yarım Mahalle deki kilisenin avlusundaki

14 binada, bir diğeri şimdi Mehmet Taş ın oturduğu evin doğusunda, bir diğeri ise Salanda Mahallesinde idi. Yüksek okul ise Yarım Mahalle deki kilisenin güneyinde kilisenin güneyinde kayalıklar üzerinde idi. Tabi bunların hepsi yıkıldı, yıktırıldı. Türk çocukları ile Rum çocuklarının oyun yerleri ayrı olmadığı için birlikte oynarlar, bu yakınlık neticesi de Rum çocuklar ne biliyorsa Türk çocukları da aynı şeyleri bilir, Türk çocukları neler biliyor ve öğreniyorsa Rum çocukları da aynı bilgiyi bilirlerdi. Gerek büyük olan Rumlar gerekse çocukları gayet iyi Türkçe konuşurlar, bilmeyenler Rum mudur, Türk müdür fark edemezlerdi. Atatürk ün en büyük inkılâplarından birisi de elbette mübadele anlaşması olmuştur. Memleket arındırılmıştır de Rumlar büyük taşkınlık yapmışlardır. Ellerinde Yunan bayrakları ile yürüyüş yapmışlar: Artık biz de hürriyetten nasip alacağız, biz de hürüz, yaşasın hürriyet, adalet, müsavat avazeleri ile İncesu yu çın çın çınlatmışlardır. Sanki hürriyet ilan edilmeden evvel hür değillermiş gibi. Mübadele olmasa her zaman fırsat kollayacaklar ve ellerinden gelen Türk düşmanlığını yapacaklardı. Rumlara ait bahiste mübadelenin yersiz olduğu zehabına kimse kapılmamalıdır. Mübadele, yerinde bir karardır ve faydalıdır. Bizi üzen ve sitem etmeye sevk eden, onlardan kalanları muhafaza edemeyip hemen birkaç sene içinde bu millet hazinesinin talan edilmesi ve ettirilmesidir. Aslında bunlar havadan gelmemiştir. Oradan gelen Türklerin de aynı değerde malları onlara kalmıştır. 3. İdari Taksimatta Değişiklik İncesu hâlen 5 mahalle ve 14 köyden ibaret bir kazadır. Takriben 7500 kişi merkez kazada, kişi ise köylerde yaşamaktadır. İncesu, 1880 tarihine kadar kaza iken kazalık elinden alınmış, nahiye yapılmıştır. Nahiye müdürü, Kasım Ağa adında bir zat olup iki sene nahiyeyi idare etmiştir. Nahiyelik iki sene devam etmiş, büyük gayretler neticesi ile yeniden kazalık iktisap edilmiştir. Zaten o tarihte Kayseri de vilayet değil, mutasarrıf idaresinde bir sancak idi. Bu yeni idari taksimatta Yeşilhisar, Develi den alınıp İncesu ya bağlanmıştır. Yeşilhisar, 1948 tarihine kadar geçen 66 sene İncesu kazasına bağlı nahiye olarak kalmıştır seçimlerinde nahiye müdürü Şevki nin hükümetten aldığı emri iyi tatbik etmesi, halka yaptığı baskı ve yeni kurulan DP nahiye başkanı Yusuf İğneci ile idare heyeti azalarının evlerini kazmacılarla yıktırmaya başlaması üzerine teşkilatın kapatılmış olması ve aza kayıt defterinin nahiye müdürü tarafından Nazım Günesen e teslim edilmesi neticesi nahiye halkının bizzarur hükümete rey verdiği içindir ki Yeşilhisar kazalık ile taltif edilmiş ve Yeşilhisar a kazalık verilmesi ile de İncesu küçülmüş, DP ye rey verdiği için tecziye olunmuştur. Ama bu ayırış Yeşilhisar halkını memnun etmemiş, senelerce kazaları olan İncesu dan gördükleri yakın alakanın hasretini çekmişlerdir, belki de hala çekmektedirler Kara Mustafa Paşa Mahallesi Kazanın doğu kısmını teşkil eder. Takriben 200 evli bir mahalledir. Evler çayın ilk geçesinde (yakasında) olup Kara Mustafa Paşa külliyesi bu mahallede olduğu için, Merhum İncesu kurucusu Kara Mustafa Paşa nın ruhunu taziz için Cami Kebir mahallesi ismi kaldırılıp Kara Mustafa Paşa Mahallesi ismi konulmuştur. Türkmenler bu mahallededir. Deve ile taşımacılık yaparlar. İncesu, Ürgüp, Yeşilhisar ve Kayseri de sarf olunan tuzu Tuz köyünden satın alıp buralara taşırlar, geçimlerini bu tuz

15 satışından temin ederlerdi. Nakil vasıtalarının çoğalması ile deve taşımacılığı da sükût etti. Deve nesli de bu sebepten azaldı, başka memleketlerde yapılan deve güreşi burada yapılmaz, develer ancak taşımacılıkta kullanılırdı. Pazaryeri ve çarşı da bu mahallededir. Han ve hamam bu mahallede olup 1927 yılına kadar Kayseri nin ve Sivas ın ve hatta bütün doğu illerinin ticaret yolu İncesu dan geçerdi. İstanbul ve İzmir ile Mersin limanından çıkan yükler trenle Ulukışla ya kadar taşınır, oradan da at arabaları ile deve ve katırlar sırtında menzillerine nakledilirdi. İncesu bir uğrak ve konak yeri idi. Gelen misafirlerin istirahati Kervansaray, Maarif Hanı, Kavuğun Hanı, Davut un Bekir Ağa nın hanı, Süleyman ın hanı, Recep in hanı. Yüksek kahvenin altındaki han da temin olunurdu. Maarif hanı şimdiki belediye binasının olduğu yerde idi. Maarif hanının kuzeyi ile kayalık arasında kocaman bir kapı vardı. Bu kapıya saray kapısı denirdi. Akşamları kapatılır, sabahları açılırdı. Kapanınca içeri kimse giremezdi. Maarif hanının güneyinde eski hapishane binası vardı. Bu hizada han duvarının kuzeyinde Jandarma Karakolu vardı. Han ile güneydeki kayalık arasını ise üç göz köprü kapatırdı. İki kayalığın arası 10 metre yükseklikte bir sur ile kapalıydı. Her akşam binlerce at arabası ile develer ve eşekli katırlı kervanlar buralara konaklar, sabah yollarına devam ederlerdi. Kavuğun hanı, Ak çeşmenin güneyinden geçen Bulgurcu Mahallesi yolunun bitişiğinde, Davut un ve Bekir in hanı Et Yemez sokağının güney başında olup Maarifin hanı, Kavuğun hanı, Davut un ve Bekir in hanı arabalara ait idi. Süleyman ın hanı, Recep in hanı, Yüksek kahvenin altındaki han ve Cami Kebir in büyük çıkış kapısının 5 metre ilerisindeki han, Eşekçi hanı idi. Kervansaray, araba ve mekkarilerle (katır kervanları) dolardı. Şimdiki Süleyman ın kahvesinin bulunduğu yer menzil idi. O zaman postalar at arabası ile taşınırdı. Burada postanın yedek atlarına bakılır ve beslenirdi. Kayseri den çıkan posta dörtnala Boğazköprü ye kadar gelir, at değiştirip gene dörtnala İncesu ya gider. Buradan da at değiştirip yoluna devam ederdi. Posta sürücüsüne Tatar denir, arabası koşarken kendisi de diiii, diiiii diye nara atardı. Bu ses bir nevi korna vazifesi yapardı. Posta tatarlığı çok eski dönemlerden beri Türklerde bir haberleşme kurumu olarak varlığını gösterir ve kendine özgü bir örgütlenme biçimi bulunmaktadır. Bu kurumun sağlıklı işlediği dönemlerde Anadolu yüksek bir kalkınma dönemleri yaşamıştır. Bu bakımdan geleneksel posta teşkilatının sağlıklı işlemesi ile kalkınma arasında bir bağ olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Her bölgede bir posta tatarı bulunduğu gibi bu posta tatarlarının bağlı bulunduğu Tatar Ağalıkları bulunuyordu. Genellikle bu ağalık sistemi belirli bir aileye veya oymağa verilen görev olarak devam ederdi. Postacılık sırasında vuku bulan bir olay, anlatılmadan geçilemez: Yıl 1924, posta tatarı Kayserili Patat Mehmet (hâlen sağdır, Kayseri de payton araba ile yolcu taşır, olayı birkaç kere kendi ağzından dinlemişimdir), hem anlatır hem ağlar. Kayseri postanesinden postayı almış, Boğazköprü de at değiştirmiş, Saraycık köyünün altına gelince içinde lira bulunan hurç (kayış heybe) arabadan düşmüş, zavallı Mehmet farkına varamamış, İncesu postanesine yaptığı teslim sırasında hurç bulunamamış, Ürgüp ün Karakaya köyünden bir kişi Kayseri den ayva satmış köyüne giderken yolda hurcu bulmuş, hemen küfeye indirmiş ve yol değiştirmiş. Hamurcu köyü üzerinden köyüne düşmüş. Patat Mehmet telaşla Kayseri ye kadar gelmiş, yolda hurca tesadüf edememiş, postaneden teslim aldığı, arabaya konduğu tespit edilmiş ve Patat gözaltına alınmış. Çaldığı zannı doğmuş ve sorguya geçilmiş, sorgudan netice alınamayınca işkenceye başlanmış, tırnakları sökülmüş, işkenceden yılmış olan Patat, yeter söyleyeyim ben çaldım demiş. Sorguyu yürütenler pekiyi nereye koydun deyince başlamış tanıdıklarının ismini vermeye, hemen o muhayyel suçluya müracaat edilmiş, ona da

16 gerekli işkence, o da bir başka tanıdığını ele veriyor böylece aslı esası olmayan suçlular türlü işkencelere tabi tutuluyorlar. Bir netice çıkmayınca gene Patat Mehmet e müracaat ediliyor, gene işkence, bu sefer başka biri çıkmış ortaya derken yüzlerce kişi işkenceye tabi tutulmuş ve bu haber Kayseri nin her tarafına sıçramış. Patat ı tanıyanlar da bir korku bir tedirginlik başlamış ve bana ne zaman sıçrayacak diye sıra beklemeye başlamışlar. Rahmetli pederim Alemdar Yalçın ın bana anlattığına göre: Sabahleyin erkenden kalktım. Dükkânın önüne geldim. Bismillah dedim, anahtarı kapıya soktum. Bir de ne göreyim, iki jandarma başımda, seni postaneden istiyorlar demezler mi? Önlerine düştüm, postanenin kapısından girdiğimde Patat Mehmet i elleri duvara bağlanmış olarak gördüm. Patat bana hitaben; Alemdar (bayrak) Efendi, bu parayı bize yedirmeyecekler, parayı getir demez mi? Alt dudağım ortalık yerinden yarılmış, kan akarmış. Müfettişlere döndüm, iki müfettiş ayakta gezinmekte ve ellerindeki kırbacı çizmelerine vurdukça şakır şakır şaklatmaktalar. Ben böyle adamlar gibisini hiç görmedim. Benim gibi dört büyüklükte ve bıyıklarından adam asılır. Bana yüksek sesle: Baba bu adam sana bir hurç bıraktı mı? diye sormaları üzerine ben Patat Mehmet e Ulan Allah tan kork ne parası verdin bana, benim de mi evimi yıkacaksın? dedikten sonra, müfettişlere hayır efendim, bu adam benim dükkânımdan ancak yiyecek katık alır, başka bir alakamız yok, bana para filan vermedi diyebildim. Müfettiş baba, dudağın kanıyor, sil dedi. Patat a yaklaştı, elindeki kırbaç ile zavallının bir sağ yüzüne şaklattı bir ucu sol yanağına yapıştı. Bir sol yüzüne şaklattı o da sağ yüzüne yapıştı. Ulan gene mi yalan söyledin, daha ne zamana kadar söyleyeceksin dedi. Ellerini duvardan söküp kapıda hazır bekleyen arabanın arkasına bağladılar. Kendileri arabada, Patat yaya olarak dörtnalla İncesu yu terk ettiler. Ben de böylece bu felaketten kurtuldum. Patat Mehmet e yapılan işkence daha ne kadar devam etti, veya Patat daha benim gibi kimlerin yüreğini hoplattı ve korkusundan kimlerin dudağı yarıldı bilinmez. Ama aradan iki yıl geçti, Karakayalı köylü hurcu satmaya kıyamamış, ayağına postal yaptırmak için bir gözünü kesip Ürgüp te kunduracıya götürmüş, Ürgüp posta müdürü ayakkabısını tamir ettirmek için kunduracının yanına vardığında hurcu görmüş, sormuş, bu kimindir diye. Kunduracı postal yapacağını ve sahibini söylemiş. Müdür, işi savcılığa bildirip köylüyü yakalatmış, yapılan arama sonunda lira meydana çıkmış. 100 lirasına ise bir inek, bir eşek bir de bağ aldığını, üst tarafını da harcadığını ifade etmiş köylü, sonra da hapsedilmiş. Patat Mehmet in serbest bırakılmış olduğunu öğrendim ve Patat a sordum: Ya sonra ne oldu? Ne olacak be kardeşim bak tırnaklarımın söküldüğü ve çektiklerim yanıma kar kaldı Yeni Cami Mahallesi Bu mahalle 200 evden ibaret olup zaptiye nazırı Hamdi Bey in yaptırdığı Yeni Cami ye izafeten bu ad verilmiştir. Eski adı Cami Cedit tir. En eski ilk mektep bu mahallededir. Kazanın merkezini teşkil etmektedir. Kazanın ana yolu ise bu mahallenin ortasından geçer. Halk çiftçi ve bağcıdır. Davar bu mahallede hiç yok denecek kadar azdır. Üçkuyu köyünün ahalisi bu mahalleden gitmedir. Çalbalma obasının ahalisi dahi bu mahallelidir. Aslında çok büyük olan mahalle, bu iki obaya taşındığı için bu kadar kalmıştır. Senelerden beri belediye reisleri bu mahalleden çıkmış, bazı senelerde ise diğer mahallelere dağılmıştır. Bütün mahalle halkı bu mahalleyi çok tutar ve severler. İttifakla reislerini bu mahalleden seçmeyi uygun

17 bulurlar. Rumlardan bir kız bu mahallede evlenmiş ve Müslüman olmuş, Türk tabiiyetini de kabul etmiştir. Adını Fahriye olarak değiştirmiş, çocukları olmuş, İncesu halkı tarafından sevilen bir ev hanımı sıfatını kazanmıştır. Evleri hemen Kuyubaşı kilisesinin doğusundadır. Bir Rum kadını da yine Mazhar Bey in hacı denilen arabacısı ile evlenerek İncesu da kalmış ve şarap imal ederek kocasına yardımcı olmuştur. Bu suretle evi ve bağı kendisine terk edilmiştir. Yersmani adındaki bu kadın, sonradan Besime adını almıştır. Kocası iki evli olduğu için daha çok Kayseri de kalır, bazı zamanlarda ise Besime nin yanına gelirdi. Besime den çocuğu olmadığı için Besime ölünce bütün malları Kayseri deki karısından olan çocuklarına intikal etmiştir. İncesu nun en derin kuyusu, Besime nin evinin önündeki kuyudur. Bu kuyudan dolayı semte Kuyubaşı denilmişti. Yeni Cami ve ilkokul, karşı karşıyadır. Caminin yanı başında Yeni cami Çeşmesi vardır. Kervansarayın ortasında bulunan havuza akan çeşmenin suyundan bir kol bu çeşmeye alınmıştır. Bütün mahalle halkı suyunu bu çeşmeden temin eder. Bu çeşmeye 200 metre batıda Hasanoğlu çeşmesi tek kurna ile akar, buranın suyu dahi kervansarayın içindeki çeşmenin suyundan alınan bir koldur Bulgurcu Mahallesi Bu mahalle dahi 200 ü mütecaviz evli büyükçe bir mahalle olup kazanın kuzey cihetini teşkil eder. Bağcılık, çiftçilik ve davarcılık yaparak maişetlerini temin ederler. Kalaycılar ve demirciler bu mahallede olup hasır ve havsala denilen berdiden örülen büyük erzak selesi de bu mahallede örülür. Kara saz 1952 yılında kurutulunca bu hasır ve sele işi yapılamaz olmuştur. Hasır ve selenin berdisi kara sazdan temin edilirdi. Kara saz çevresine bazı iş imkânı temin etmekte ise de zararı haddinden fazla idi. Büyük bir bataklık olan bu yer muhitine sıtma denilen hastalığı dağıtıyordu. Çevresinde bulunan yüz binlerce kişi sıtmadan başkaldıramıyor, yaz günleri herkesin başı gölgede, gövdesi güneşte yatar nöbet geçinceye kadar titreyerek yarı baygın bir halde kalır, ondan sonra şiddetli ter her tarafını kaplardı. Üşüme ve terlemeden sonra aklını başına alabilen güç bela işine giderdi. İlaç olarak kullanılanlar arasında idrar başta gelirdi. Akşamdan çıkarılan idrar, sabaha kadar bekletilir, soğutulur ve aç karnına içilirdi. Gülmeyiniz, başımdan geçtiği için gayet iyi bilmekteyim. Söğüdün ince dalları iyice kaynatılır, soğutulur, suyu içilirdi. Cevizin meyvesi daha nohut kadar iken toplanır, aç karnına her sabah 5 tane içilirdi. Söğüdün ince dalları kesilip sirke ile ıslatıldıktan sonra çırçıplak içine girilir, titreme geçinceye kadar içinde yatılırdı. Daha da birçok keskin ve müessir ilaçlar tavsiye edilirdi. Denize düşen yılana sarılır derler, zavallı hastalar bu ilaçları tek tek dener, fakat hiç birinden derman veya şifa bulmak mümkün olmazdı. Saydığım bu keskin ilaçların hiçbirisi beni kurtarmadı. Herhalde benimki zehirli bir sıtma imiş. Sazın kurutulması için mecburi çalışma çıktı. Herkes beş gün sazda çalışır gelirdi. Bentler açılır, kulaklar bağlanır suyun etrafına dağılıp çamur yapmaması için uğraşılırdı, ama sıtma bir türlü önlenemezdi yılında sazın kurutulması bir müteahhide ihale edildi. Açılış merasimine katıldık, epeyce bir kalabalık vardı. O güne kadar hiç görmediğimiz koca bir makine çamurun içine oturmuştu. Ön tarafında 8 metre kadar merdivene benzeyen bir kolu havaya doğru burnunu uzatmış heybetle duruyordu. Vali Kazım Arat konuşmaya başlamadan, Molu köyünden bir heyet valiye yaklaştı. Vali bey Allah rızası için bu sazı kurutmaktan vazgeçin, bu saz bizim ekmek kapımız, eğer burayı kurutursanız çocuklarımız aç ölecek, biz buradan ot çıkarır sele sepet örer satarız, evimizi geçindiririz

18 siz bizim ekmeğimizle oynuyorsunuz diye ağlamaya başladılar. Vali dinledi, dinledi, cevap bile vermeden kısa bir konuşma yaptı ve makine çalıştı. Süksün köyünün alt tarafından Arif Molu nun elmalığına alından ilk çamur kepçe ile alındı. Eski çayın çamuru alınıyor, kenarlara atılıyordu. Haber aldık ki her seferinde bir ton çamuru kenara atıyormuş, bizler hayretler içinde ağzımız açık seyrediyorduk. Bir dakikaya kalmıyor bir kepçe çamuru alıp dışarı boşaltıyordu. Saz kurutuldu. O ağlayan köylülere 25 er dekar tarla dağıtıldı ve pancar ekimine başlandı. Çok şükür ağlayanlar zengin oldu, sıtmanın da kökü kesildi Yarım Mahalle Bu mahalle, doğudan Kara Mustafa Paşa, kuzeyden Yeni Cami mahallesi, batıdan Karakoyunlu mahalleleri ile çevrili 100 kadar evli bir mahalledir. Gelen büyük seller en çok bu mahalleyi müteessir eder. Zira evlerinin bir kısmı çay kenarındadır. Çeşme olmadığı için kuyulardan su içilir. Son zamanda tesisat kurulmuş, bu mahalle de çeşme suyuna kavuşmuştur. Harap bir camisi varken bazı hayırseverlerin önderliği ve mahallenin yardımı ile 1952 yılında harap caminin yerine minareli bir cami bina ettirilmiştir. Rumlar zamanında Dükkânönü denilen bir çarşısı, bu çarşının bir fırını ile suyu, sülüklü çeşmeden künklerle gelen bir çeşmesi varken şimdi hem çarşı hem de fırın harap edilmiş olup çeşme ise kör kalmıştır. Bir ara kilisenin ev kısmı ilkokul olarak kullanılmış, sonradan satılmıştır. Çay üzerinde iki köprü vardır, Yeni Cami Mahallesinden Yarım Mahalleye ve Karakoyunlu Mahallesine bu köprüden geçilerek gidilir. Her yağmur yağdığında dere kıyısındaki evlerde bir telaş, bir hazırlık başlar, belki sel gelir, zararına uğramayalım diye hazırlık yaparlar. Bu mahalle halkı da ekseriyetle çiftçi ve davarcıdır. Herkes bir veya birkaç bağa sahiptir. Diğer mahallelerin halkları gibi iaşesini bir yıllık temin ederler. Bir kere her ev 20 şinik (yaklaşık dört kilo) bulgur kaynatır. 5 şinik tarhana pişirir ve kurutur. 6 ay yetecek kadar un öğütür. İki aylık yufka yaparlar, her evin bir veya iki ineği vardır, süte yoğurda para vermezler. Tavuk besledikleri için yumurtaları da bulunur. Gaza ve tuza para lazım olur, onu da sattıkları yoğurt ve yumurtanın parası ile temin ederler. Bir evde bulgur, tarhana, un, ekmek, yağ, pekmez, üzüm oldu mu geri tarafının çaresi bulunur. Mesele bu ana gıda maddelerini temin etmekte. İşte İncesu da bütün gayretler bunlar üzerine teksif edilir Karakoyunlu Mahallesi 600 haneli mütecaviz bir mahalledir. Minaresiz bir camisi varken sonradan minare yaptırılmıştır. İncesu nun en saf suyu bu mahallenin çeşmesinden akar. Menbaı, kızıl bayırın üst kısmında olup taş oluklarla çeşmeye gelir. Bütün kaza halkı bu çeşmenin suyundan içmek istediği halde birçokları uzak oldukları için içemezler. Çalışkan halkı vardır. Çiftçilik ve davarcılık, meşgaleleri arasındadır. Mübadelede iskân edilen muhacirlerden yalnız Arnavutlar kalmış, diğerleri göç etmişlerdir. Sonradan Salanda adı ile bir mahalle daha doğmuş, Karakoyunlu mahallesi bölünmüştür. Salanda Arnavutluk ta Adriyatik e bakan bir sahil kentinin adıdır. Salanda mahallesi de minareli iyi bir camiye sahip olmuştur. Arnavutlar bu mahallededir. Yerli halkla Türkçe, kendi evlerinde ise daha kolay geldiği için Arnavutça konuşurlar. Yerlilerden kız almış ve yerlilere kız vermişlerdir. Vefalı ve yiğit kişilerdir. Koyu Müslümanlardır. Vatan denince gözleri yaşaracak kadar vatanperver, milletine sahip ve sadık vatanına bağlı kişilerdir. Kimsenin malında, canında ve ırzında gözleri yoktur. Bu sebepten bütün yerliler tarafından sevilirler ve sayılırlar. Eskiden suyu Sülüklü Çeşmesinden alırlardı. Sonradan ta evlerinin içlerine kadar su gelmiş, su taşımaktan kurtulmuşlardır. Salanda mahallesi çok köklü kayalıklar üzerinde kurulmuş olduğu için yaz kış çamur nedir bilmezler. Evlerin temeli sağlam olduğu için zelzeleden müteessir olmaları

19 düşünülemez. Ev yapmak yarı yarıya ucuza mâl olur. Zira bu mahallede yapılacak eve temel kazma ve temel doldurma külfeti ve masrafı olmaz. Eskiden en mâmur mahalle burası iken harap olmuş, daha yeni yeni imarına başlanmıştır. Bu mahalle, İncesu nun en yüksek yerindedir. Buradan bütün İncesu ya kuşbakışı bakılır, havadardır. Bir koca sürü sığır (inek dana) bu mahalleden tekke dağına yaylıma gider. Tabii öküzlerin çalışmadıkları zaman çobanları ayrı tutulur. Onlar da yukarı sazda öküzleri otlatırlar. 4. İncesu da Dil İncesu da Arnavutların Arnavutça konuştuklarını yazmıştık, yerli halk ise hiç katkısız ve İstanbul lisanına yakın bir Türkçe kullanır. Bazen harfler farklı telaffuz edilir; (e) yerine (i), (k) harfi yerine de (g) harfi kullanırlar. Mesela peşin kelimesini pişin, sel kelimesini sil, veresiye kelimesini viresi şeklinde telâffuz ederler. Diğer tüm terimler özbeöz Türkçedir. Köylerde de aynı şekilde konuşulur. Kadınlar arasındaki temaslarda ise birbirlerine karşı yahu veya kardeşim yerine kele diye hitap ederler. Eşleri için ise kocam veya kocanız yerine kişim veya kişiniz tabirini kullanırlar. En büyük bedduaları ilahi kişin ölsün veya yere bat diyerek tezyifte bulunurlar. 5. İncesu nun Köyleri Kazaya bağlı 14 köy vardır. 14 köyde ise nüfus barınır. Kızılviran, Sürtme, Şeyşaban ve Sarıkürklü köyleri İncesu nun güney ve güneybatısı ile güney doğusundadır. Viranşehir, Saraycık ve İncesu nun doğusunda Kayseri yolunun üzerindedir. Garipçe ve Hamurcu ise İncesu nun kuzey doğusuna düşer. Bozca, Karahüyük, Küllü ve Üçkuyu köyleri kazanın kuzeyinde olup Tahirini ile Süksün köyleri de kazanın kuzeydoğusuna isabet ederler Kızılviran Köyü Kaza merkezine 15 km uzakta olup nüfuslu çok büyük bir köydür. Akarsuyu ve içme suyu yoktur yılında Erciyes ten bu köye içme suyu getirilmiş ve kesilen 80 kurban ve yapılan büyük şenlikle köye mâl edilmiştir. Daha sonra Çardaklı obasına muhtariyet verilmiş, köy olmuştur. Kızılviran da da Belediye teşkilatı kurularak kasaba yapılmıştır yılında salma sureti ile okul yapımına teşebbüs edilmiş ve halkın yorganı satılmak suretiyle para temin edilmiş, okul tamamlattırılmıştır yılından sonra minaresi olan bir cami yapılmıştır. Ekime elverişli arazi yok gibidir. Bağ yetiştirilmemiştir. Köy tamamen kıraçtır. Her evin bir sarnıcı vardır. Kar yağınca ahali hemen kar toplayıp sarnıcı doldurur. Bazı sarnıçlar ise yol kenarında olup yağan yağmur suları ve eriyen karların suyu ile dolar. Daha yaz mevsiminin ortasında su kokar ve içi kırmızı kırmızı böceklerle dolar. Bu sular ya süzülerek içilir veya eşeklerle teneke teneke kazadan su taşınır. Bu köyde gelin olacak kızın cihazı (çeyizi) bir büyük kazan ve leğen idi. Kışın kar yağınca gelin bir tahta kürek, bir urgan alarak köyün dışına çıkar, kürüdüğü karı topak yapıp kardan adam gibi urganla sarıp omzunda eve getirerek kazanda eritip kaplara doldurarak kullanırdı. Bunu yapmak için cihazı olan kazan ve leğene muhtaçtı. İşte yapılan okul için satılmadık kazan ve leğen bırakılmamıştır (babam bakkal olduğu için Kızılviranlı bizden alışveriş yapar, bu sebepten bu halleri iyi bilirim). Köylü inim inim inletilmiştir. Bu iniltileri de dinlemişimdir. Yukarıda köyde arazi olmadığını, olanın da gayet küçük parçalar, bir dönüm gibi parçalar olduğunu yazmıştık. İşte bu sebepten halk geçimini sağlamaktan aciz olduğu için hemen bütün köy erkekleri Adana ve Mersin e çalışmaya gider. Yılda 11 ay buralarda, bir ay evlerinde kalırlardı. Daha

20 çok iskelelerde ve fabrikalarda hamallık ederler, en ağır 9 çemberli 250 kilo ağırlığında balyalar bunların omuzlarından geçerdi. En çok 20 koyunu olan bununla evinin sütünü, yoğurdunu, peynirini ve yağını temin eder. Evine 20 şinik bulgur, 5 şinik tarhana ile 100 şinik çavdar veya buğday temin eden köyün zengini sayılırdı. Bulgurumu yaptım, unumu öğüttüm, bey gibi rahatım der, öğünürdü. Vergi tahsildarı para toplamak için Adana ya kadar gider, tahsilâtını orada yapar, mükellefler ise tahsildarın her türlü masrafını temin eder. Ayrıca verdikleri hediyelerle dünyalığını sağlarlardı. Tek evleri haczedilmesin de, dosta düşmana evi haczedilmiş dedirtilmesin de ne olursa olsun diye düşünürlerdi. Köyde un değirmeni yoktu. Bütün köy halkı yıllık ununu İncesu da öğütür ve haftalarca değirmende nöbet beklerdi. Değirmen bekçisinin nazı hiç çekilmezdi. Evvela değirmen bekçisine okkalı bir paket tütün alınacak, nöbet gelince de bekçinin yiyeceği türlü yemekler temin edilecekti. Hele bazı bekçiler oldukça tiryaki idi. Kahve gitmezse, şeker olmazsa kolay kolay nöbet alınamazdı. Sonradan köye kurulan motorlu un değirmeni köylüyü bu eziyetten kurtardı. Nöbet tutarsa da hiç değil evinde ve köyünde tutuyordu. Ne büyük bir nimet değil mi? Adana ya çalışmaya gidemeyenler çok fakirdi. Bir kısmı keven getirir, İncesu da satar, bir kısmı odun satar, bir kilosu 30 kuruş olan don yağından yedi buçuk kuruş verip 50 gram alır, bununla kendini aldatır. Bağ bozumu zamanı İncesu da bağdan üzüm taşırlar, bir yük üzüm temin eden köyüne güle oynaya gider, onu şıra (şire) tarhanası yaptırır, çocuklarının eline verirdi. Dul ve kimsesiz kadınlar ise üzüm ezer, pekmez kaynatır, iş bitince bir testi (8 kilo) pekmez ücreti alır, güle güle gözü eriğe dönerdi. Anlatılanlar bir mübalağa veya bir katma ya da uydurmadan ibaret değildir. O günkü yaşantının kısaltılmış bir kopyası ve hikâyesidir. Allah o günleri bir daha göstermesin. Halkı oldukça güçlü kuvvetli, boylu poslu, çalışkan kişilerdir. Katı margarin yağını ilk olarak keşfeden, Adana da yapan ve satan bu köyün Adana ya çalışmaya gidenleridir lerde belki de daha evvellerden çiğit yağı ile don yağının birlikte kaynatılması ve içine de bir miktar acımış sade yağın karıştırılması sonucu 18 kiloluk gaz tenekelerine doldurulur ve satılırdı. Ama o zaman bu iş gizli idi. Şimdi devlet işi oldu. Sıhhi bir şekilde kontrollü imal edilmeye başlandı. O tarihlerde nüfusun %99 unun kullandığı yağ, don yağı idi. Ucuz olduğu için herkes onu kullanırdı. Kilosu 30 kuruşa satılırdı. Kuyruk yağı 35 kuruş olduğu için, hele sade yağ 40 kuruş olduğundan daha pahalı idi (Yukarıdaki fiyatlar yanlış yazılmadığı gibi siz de yanlış okumuyorsunuz). Bir kilo et 12,5 kuruş ama bir kasap ancak bir koyun keser iki gün başını bekler onu satar, bir davar daha keserdi. Bir kilo yağ almak, bir kilo et almak kimin haddine? En çok yağ alan yarım kilo alabilirdi, bir amelenin 25 kuruş günlüğe çalıştığını hesap edin. Fiyatlar hakkında bir bilgi edinmiş olursunuz. Amele senede ancak üç ay iş bulurdu. Yılda elli lira kazanan zengin sayılırdı. Bir paket tütün 4,5 kuruşa satılır, ancak üç kişi bir araya gelip 60 ar para katarak bir paket tütün alınır, taksim edilirdi. Bu parayı bulamayan bazı sigara tiryakilerinin izmaritleri topladığı da olurdu Sürtme Köyü Erciyes dağının kuzey yamacında 300 kadar nüfuslu bir köy olup kazaya 15 km. uzaklıktadır. Bütün şartları Kızılviran köyünün aynısı gibi olmasına rağmen halkı Çukurova ayaklı değildir. Kimse köyünden ayrılmaz. Çiftçilik yapar, odun getirip yükünü 15 kuruşa satıp bununla tuz, gaz alırlar. Halkın yaktığı idare çırasıdır, zenginler ise lamba yakarlar (bütün kaza ve köylerde). Bu köyde bir mağaradan çok ince bir su çıkar, bu suyu içerler. Köy kıraçtır, bağ bahçe yoktur. Üzüm ve pekmezi kazadan temin

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

No İlçesi Eserin adı Adresi Pafta Ada Parsel 1 Merkez Nevşehir Kalesi 27 300 1 2 Merkez Damat İbrahimpaşa Külliyesi 252 1-16 3 Merkez Tahtalı Cami 28

No İlçesi Eserin adı Adresi Pafta Ada Parsel 1 Merkez Nevşehir Kalesi 27 300 1 2 Merkez Damat İbrahimpaşa Külliyesi 252 1-16 3 Merkez Tahtalı Cami 28 No İlçesi Eserin adı Adresi Pafta Ada Parsel 1 Merkez Nevşehir Kalesi 27 300 1 2 Merkez Damat İbrahimpaşa Külliyesi 252 1-16 3 Merkez Tahtalı Cami 28 209 11 4 Merkez Hacı Şeyh Cami 5 Merkez Kaya Cami 27

Detaylı

Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor?

Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor? ADIYAMAN Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor? Rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi,

Detaylı

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER» Genel Bilgi» Ulu Camii» Gülabibey Camii» Sulu Camii» Haliliye Camii» Eski Hükümet Konağı ve Gazipaşa İlkokulu» Yeraltı Hamamı» Abdalağa Hamamı» Hanlar» Serap Çeşmesi...»

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

- 61 - Muhteşem Pullu

- 61 - Muhteşem Pullu Asaf Bey Çıkmazı Kabaltısı Sancak Mahallesindedir. Örtüsü sivri tonozludur. Sivri kemerle güneye ve ahşap-beton sundurmalı sivri kemerle kuzeye açılır. Üzerinde kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir ev

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Yazar Administrator Perşembe, 26 Nisan 2012 17:25 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Mayıs 2012 14:22

Yazar Administrator Perşembe, 26 Nisan 2012 17:25 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Mayıs 2012 14:22 Batman'ın tarihi hakkında en eski bilgiler halk hikayeleri, mitler ve Heredot tarihinde verilmektedir. Ortak verilere göre MED kralı Abtyagestin'in torunu Kyros karsıtı Erpagazso M.Ö. 550 yilinda yenilince

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir. Atatürk Müzesi Müze binası, eski Adana nın merkezi olan tarihi Tepebağ da, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, cumbalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI Türkiye İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre, ülkemizde yaklaşık 8,4 milyon

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Günümüzde de fiyat rekoru kıran beyaz peynir 1930 lu yıllarda 47.5 kuruş, kaşar peyniri 91 kuruş, tereyağı 116 kuruş ve kahve 90 kuruştu...

Günümüzde de fiyat rekoru kıran beyaz peynir 1930 lu yıllarda 47.5 kuruş, kaşar peyniri 91 kuruş, tereyağı 116 kuruş ve kahve 90 kuruştu... Türkiye nin bilinen ilk fiyat listesi 1930 lu yıllara kadar iniyor.. buna göre, 1930 yılında 1 kilo koyun eti 50 kuruş, 1 kilo dana eti ise 32 kuruşa satılıyordu... Günümüzde de fiyat rekoru kıran beyaz

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

KAPADOKYA. Melih ÖZTEKİN. Eralp ÖZYAĞCI. Mert ÇİL. Başak DEMİRBAŞ

KAPADOKYA. Melih ÖZTEKİN. Eralp ÖZYAĞCI. Mert ÇİL. Başak DEMİRBAŞ KAPADOKYA Hazırlayanlar; Öğretmen;B. Perihan SALMAN Orçun Can CEVİZ ÖZEL EGE LİSESİ Melih ÖZTEKİN Eralp ÖZYAĞCI Mert ÇİL Başak DEMİRBAŞ 1 ÖNSÖZ Kapadokya yöresindeki eski çağlardan kalma bazı medeniyetler

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar.

ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar. ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar. ( 1102 1409 ) Diyarbakır, Harput, Mardin Diyarbakır Artuklu Sarayı İlk Artuklu Medresesi İlgazi tarafundan Halep te yaptırıldı. Silvan (Meyyafarkin)

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Köprüleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Köprüleri......................... 4 0.1.1 Gazimihal Köprüsü.................... 4 0.1.2 Beyazid Köprüsü.....................

Detaylı

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin elindeki Posta Gazetesi ne takıldı gözüm.görevli hanımın gözü

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

İstanbul un 100 Hamamı

İstanbul un 100 Hamamı Osmanlı nın Berrak Bakiyeleri İstanbul un 100 Hamamı Yayında! Osmanlı da Kuşluk Hamamı neye denirdi? Dinlere göre hamam farkı var mıydı? Erkekler kahvehaneye, kadınlar hamama mı giderdi? Hamamlarda sosyal

Detaylı

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ 1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ BAKİ SARISAKAL 1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ BİNALAR VE ARAZİ LİSTESİ Manastır Vilayetinde Nüfus Cemaati İslam Ulah ve Rum Ermeni Bulgar Yahudi

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Çarşıları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Çarşıları ve İş Merkezleri................ 4 0.1.1 Alipaşa Çarşısı(Kapalı Çarşı).............. 4 0.1.2

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması Surre-i Hümâyun Altınoluk Surre Alayının Güzergâhları Surre Alayının Güvenliği Surre Alayının Yola Çıkması Surrenin Vapur ve Trenle Yollanması Surre Alayının Dönüşü Kaynakça Surre Alayı Surre-i Hümâyun

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Dörtkonak Köyü-Çamlıdere (08 Mart 2009)

Dörtkonak Köyü-Çamlıdere (08 Mart 2009) Dörtkonak Köyü-Çamlıdere (08 Mart 2009) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 08 Mart 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Çamlıdere

Detaylı

Samaruksayı Seyir olarak bilinen köyün eski adı, Cumhuriyetin ilk yıllarında,

Samaruksayı Seyir olarak bilinen köyün eski adı, Cumhuriyetin ilk yıllarında, İKİSU KÖYÜ YERİ VE NÜFUSU İkisu Köyü, bağlı olduğu Yomra İlçesi nin güneybatısında yer alır. Yomra İlçesi ne 4 km., Trabzon İli ne 16 km. uzaklıktadır. Bu uzaklıklar köyün giriş uzaklığıdır. Köyün girişindeki

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi?

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? sorusunu sorarak gitmiştim halbuki. Fırat Fotoğrafçılar buluşması

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

KAYACIK KÖYÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER. Kayacık Köyü nün isminin kaynağı hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlar şöyle açıklanabilir.

KAYACIK KÖYÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER. Kayacık Köyü nün isminin kaynağı hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlar şöyle açıklanabilir. Araştırmanın Yapıldığı Kayacık Köyü Hakkında Genel Bilgiler KAYACIK KÖYÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER KAYACIK İSMİNİN KAYNAĞI Kayacık Köyü nün isminin kaynağı hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlar şöyle

Detaylı

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis

Detaylı

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1

ÇOK AMAÇLI SALONUMUZA KAVUŞTUK OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ. Hazırlayan: MÜCAHİT KARAKUŞ Sayfa: 1 Y A K A M O Z G A Z E T E S İ HAZİRAN 2013 EĞERCİ İLKOKULU / ORTAOKULU YIL: 2 SAYI: 4 OKUL MÜDÜRÜMÜZ TURGAY YOLCU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ Saygıdeğer öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

İdari Durum. İklim ve Bitki Örtüsü. Ulaşım

İdari Durum. İklim ve Bitki Örtüsü. Ulaşım . İdari Durum İlçemizde belediye teşkilatı 1884 yılında kurulmuştur. İlçeye bağlı 16 mahalle muhtarlığı bulunmaktadır. Mezra ve oba mevcut değildir. İklim ve Bitki Örtüsü İnönü Marmara, Ege ve İç Anadolu

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Ölülerinizi onların iyilikleri ile yâd edin (anın). Onların kötülüklerini anlatmayın. Hadis-i şerif.

Ölülerinizi onların iyilikleri ile yâd edin (anın). Onların kötülüklerini anlatmayın. Hadis-i şerif. AHMETLER KÖYÜ SOY AĞACI Hazırlayan: Ali Varol GİRİŞ Ölülerinizi onların iyilikleri ile yâd edin (anın). Onların kötülüklerini anlatmayın. Hadis-i şerif. Peygamberimizin bu sözünü düşününce ne gelir aklımıza?

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti?

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Denize girmediği gibi, denizden çıkanı da mutfağına sokmamıştı

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 1.5 EKONOMİK DURUM 1.5. Ekonomik Durum Arabistan ın ekonomik hayatı tabiat şartlarına, kabilelerin yaşayış tarzlarına bağlı olarak genellikle;

Detaylı

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ Maltepe Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı olarak 01 Kasım 2013 Cuma günü Koruma Kuramı ve Geleneksel Yapı Bilgisi I dersleri kapsamında

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler. İstanbul Boğazı İstanbul Boğazı Karadeniz ve Marmara Denizi ni birbirine bağlar. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayırır. İstanbul u da ikiye böler. Uzunluğu 31 kilometredir. Genişliği ise 700 metre

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR?

KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? KİMLER KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? Müslüman olmak. Akıllı olmak. Ergenlik çağına gelmiş olmak. Hür olmak. Nisap miktarı mal yada paraya sahip olmak. Yolcu olmamak. DEVE En az 5 yaşını doldurmuş olmalı.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA

Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA Ankara da SELÇUKLU MİRASI Arslanhane Camii (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA Çizim: Yük. Mim. Mehmet Emin Yılmaz 11. yüzyıldan başlayarak Anadolu ya yerleşmeye başlayan Türkler, doğuda Ermeni ve Gürcü yapıları,

Detaylı

Osmanlı nın ilk hastanesi:

Osmanlı nın ilk hastanesi: mekan Osmanlı nın ilk hastanesi: Yıldırım Darüşşifası YAPIMI 1394 TE TAMAMLANAN VE OSMANLI DEVLETİ NİN İLK HASTANESİ OLARAK KABUL EDİLEN BURSA DAKİ YILDIRIM DARÜŞŞİFASI, OSMANLI NIN YAPI ALANINDA DEVLET

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n

İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n A Ç I L I Ş L A R A Ç I L I Ş L A R A PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun en güzel örneklerinden birini oluşturan Pertevniyal Valide

Detaylı

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845)

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) C. Yunus Özkurt Osmanlı döneminde ilk genel nüfus sayımı, II. Mahmud döneminde 1831 (Hicri: 1246) yılında alınan bir karar ile uygulanmaya başlamıştır (bundan

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Kelaynakların Hazin Öyküsü

Kelaynakların Hazin Öyküsü Kelaynakların Hazin Öyküsü Hazin bir öykü anlatacağım bu kez sizlere... Bir varmış bir yokmuş... Uçsuz bucaksız bir ova varmış. Fırat ın sularıyla bereket bulmaya çalışan bu topraklar, fakir köylünün tek

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı