$imdi yeni baştan başlamahy11; ad1m

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "$imdi yeni baştan başlamahy11; ad1m"

Transkript

1

2 $imdi yeni baştan başlamahy11; ad1m ad1111 kendi bedenlerimiz d1ş1nda hi bir kalkana s1ğ1nmadan. Keşfetmek, yaratmak ve hayal etmek gerekiyor. Bugün düş kurmak, kendi uyan1ş1n1 görmek her zamankinden daha fazla gerekli. Eduardo Galeano

3 şııtaı ' b. li Iki d b.. yı ı yorsunuz. r ay a ır gee il <en d ergı. Sahibi ve Yazı Işleri Müdürü: Malum, Şizofrengi Yayıncılık adına Ayşegül Akyapraklı Hanımefendi. Yayın Kurulu: Bütün sıralama biçimlerini kullandıgımızdan isimlerine sütunlarımızda yer veremiyoruz. ôzür dileriz. Fakat, Basım Kurulu: Yılmaz Bey (Usta. 50 yaşlarında. Içinde sıkıntılı öyküler taşıyor.) Metin Bey (Kalfa. 40 yaşlarında, esmer, sessiz bıyıklı. Onun da yazılmamış öyküleri var.) Oguz Bey (Çırak. 14 yaşında. lleride çok öyküleri olacak.) Basım Yerinde: Yalçın Ofset. Cagaloglu. Montajda: Balamir Abi. Dizgide: Hilal Hanun. Tasarımda: Gr af Yayıncılık Limited ve Unlimited Dostluk Şirketi Telefonda: Kutuda: P.K. 187 Bakırköy-Istanbul (Yazışma Adre i) Adreste: Namık Kemal Caddesi Manastırlı Rıfat Sokak 717 Aks ray-lstanbul

4 Değinmeler Rekla,m: Dergi sınırlarından içeri alınmıyor. Bu nedenle reklam koşulsuz bir dergi, Şizofrengi Abonelik: Şu ölümlü dünyada bugün var, yarın yokuz. Bu nedenle aboneli i de olmayacak. Yani abone koşullarından da yoksunuz. Dağıtun: Dergi, İstanbul'da Pandora, Mefisto, Yeni İskele, Mektup, Nezih, Sosyal Yayınları; Ankara'da Dost, lletişim; İzmir'de lleri, Yeni Konak; Çanakkkale'de Orka; Bursa'da Ezgi; Eskişehir'de Kibele; Kırklareli'de Do uş; Kıbrıs'ta Işık kitabevlerinde bulunabiliyor. Ayrıca Aydın'da Hasan Demir, Antalya'da Nazan Özdemir'den temin e{lilebiliyor. Telif: İsteyen yazarlarımıza. Dergi olarak, mandalina olarak (ya da karpuz, mevsimine göre), ya da maddi karşılık olarak verilebiliyor. Tiraj: I. sayının ilk baskısı iki yüz adetti. Şimdi elinizde tuttuğunuz (belki de masadadır, bilmiyoruz) 8. sayı ise iki bin adet basıldı. Bu durumda ne yapılması gerekir? Mal beyam: Fatih: Altı pantolon, bir ceket (defolu), biri yazlık biri kışlık iki ayakkabı (bir tane daha alacak), bir 36 ekran renkli ve kapalı Televizyon, bir müzik seti, biraz cd, biraz kül, biraz duman, bir buzdolabı (lambası patlak), bir elektrik süpürgesi (bozuk), biraz da kitap. Ha, bir de akreb-i rabvan kol saaati. Kültegin: Bir 76 model ren o, 113 metrekare üç oda bir salon beton, birbuçuk kilogramlık karıncadan bozma bir köpek, bir evcil virüslü bilgisayar, bir gözlük, bir çene beni, milliyetten ansiklopedi, 400 binlik yeşil pantalon (diğerleri ucuz), ehedi günlük mesai, bir de uykusu var. Yağmur: 10 tane pantolon (brüt ve kot), bir kedinin yarısı (diğer yarısı Durul'un), bir miktar kitap, bir miktar cd (malvarlığının en kabarık kısmı), bir emekli elektrik süpürgesi (tamircide), bir video (hırsızda), bir koltuk takımı (hediye), kırk yıllık buzdolabı (dolap olarak kullanılıyor). Takdirname : Ercan Kesal ve Mehmet Şenol Teşekkiı,r (tonla): Peykan Gençoğlu, Bülent Pişmişoğlu, Mustafa Şafak, Hasan Bölme. Elif Berk, Defne Tamar, Hasan Demir, Minesweeper, Nazan Özdemir, Durul Taylan, CemKaptanoğlu, Mustafa Ziyalan, Uğur V ardan, Bay Carax, Bay Balık, Emrah Erim, Mehmet Yağlı. çıııa«3

5 .. ;:..._._ 0 (.. ıf;_&';. ol.; :,ı :'...\.1., 'Oor.'\: ''ı"'tir. ":. -.,..;.,.o, : f:,:-1; f'-. 1 ç i.; d e k i '1 e.,_.: :. e.. :ı '. '"':..., sayfalar arasında Alfa. Beta ve Omega, delilik üzerine ileri geri konuştular sayfalarda Erdoğan, "sinenıadaki duygu" meselesine dokundu: "Onca şeyi son bir ili i şeyi söyleyebilm,ek için yazıyorum,. Ilepsi bu." 36. sayfada Kültegin'i "küçük beyaz çentikli hap"ıyla bulabilirsiniz : "A1lla.ta.bilecek miyi.rn acaba?" sayfalar arası Şüphe Hermeneutics'i sürüyor. Talip, Azerbaycan'da anıa çevirisi burada sayfalarda, Boğaziçi'nde Psikoloji e itinıi üzerine gözlemler var. ah 31 n y ı. : Şu anda bu.yazı)'' ya.zarkenkı. lussedışle 'irni. hatt.rla.rnam. ve dile getirm.em çok zor. U zerinden çoh:.za.ma.n geçti.. Şf.rndi ise garip bir buru.l, luk hissediyorum... Uzgünü.m..." _ sayfalard, paniğe k, pılnıayı becernıek ve Yılnıaz üner var: Nereden ueldi a.khm.a. bunları. yazrna}f? Size h:olay7z.k ol.su.n d ye biri kendi dogrula.rınuı açma.z o A alflanna. soh:arsa sizi, on.a. iyi euin mi? d rsiniz?" 27. sayfada Fatih "başka nasıl" ile: "Murathan Mu.ngan'111, Yaz Geçer'i:nin etkisi altınd ayı, m,. O nun lçl tı ya..ztyoru.rn, ama.. ll sayfalarda, Mustafa Ziyalan'ın New York'tan yolladığı "ınutlular neden delidir"jn çevirisi ile Tin\uçin :"Bu derginin ilk s yı ıru gördüğümile ya:ruı kurulu.1ula. yer alrnayı. çolt: istem.iştirn, onun i.çi.n çevirdim." ayfalarda AFP. "İhsan'ın sekjz evresi"ni, Erikson'un insanın sekiz evresine.. ct " gon erıyor ın b 1 " : _ a: fl rnz, 1 rn.ıyorum sayfalarda, Mehnıet gazeteciliğin neden "büyük" bir iş oldu una hayretle baktı. "Onları gören var mı? 37. sayfada, Yurdaer " ne zaman çocuktun" diye soruyor: "Sesi.min çıkmadı a.nlaı da içimdeki sayısız ve sahipsiz pe 'ftkları işitmek ve h:o11uşurken on[arı yıtumek, bulamarna.k ve taıııyarnamanuı sıkıntısı üe yall zıyorum sayfada Yagn1ur ve "sanatsal olmaya... ll ça lı şan sınema " : "K ızg1nım... oy I e sayfalarda gerçek bir öykü, E.A.'dan 5. sayfada, S.T.'nin. İşte bakın yanda. (Bilindigi gibi, dergide yer alan rumuzlu yazılar, bir dönem psikiyatri kurumlarında tedavi amacıyla bulunmuş insanlara ve onların yakınlarına aittir.) 4l.sayfada M.L.Ö. ve "kısmen salık raporunı". 48. sayfada "karanlık gece ler" ve T.D. 33. sayfa posta kutusundan çıktı. B.U., "n'olur yayınlayın" dedi, yayınladık. (Rumuz da posta kutusundan çıktı) sayfalar arası "Orhan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" ile Adnan, 26. sayfada "2 nolu bildirge" ile Serdar yine aramızda.,..-, ,. -...:....,.::--,! :..J: ı.,,..., ,... '\.....,,... ' ". :. "":... : :::...,.... :, : \;- ı;.., """ 4- o, i; rn. ı._,... z... d...,e...,](j.. -ii ıı e-.. -:rr.-...;._... < ":--.;....4 "'"',i :-..:J: ;..;... _. :-- :.1",;,ı.;,._ ;,:'......;;:::::.-:-:-- - '* =-....:.A.; Çt,.; '... < -..

6 İdil B iret İle Bilel\ Güreşi S.T. Çok iyi anla.:lımki her insanda kuvvetli ve zayıf yönler var İdil Biretle benim bir piyano yarışmasına girmem koınik olur aynı şekilde ll>rahim Tatlıses'in de benimle beste yarışmasına girmesi onun için komik olur. Bundan sonra boş laf yok herşey açık seçik kelime kelime net anlaşılır bir biçimde söylenrneli. Ben zayıf yönleri çok fazla olan in anlardan değilim, evet mutlaka kusurların ar an- ven deınektir. Kuvvetli ve zayıf yönlere geri dönelim. ldil Biret'i bilek güreşinde yenerirn o zaman ortada bir anlaşmazlık olduğunda mesela Biret hir piyano satın almak için bir mağazaya giriyor ve o sırada hen o mağazacia satıcıyla kalan son piyano için pazarlık diyorum hinlen arkanıdan devasa bir akor yankılanıyor dönünce ldi] B iret' i görüyorum almak i tecliğim piyanoyu o çalıyor.. konu._: Biret'e şöyle (liyorum beniml e evlen ve bu piyano hiziın olsun Tabiki kadın gülüyor. Nikah ahiclim eniştem oluyor ayrıca beni ldil Biret'teı ı boşaya h il m esi için tutacağım avukatı da o buluyor, ldil Biret'ten ho anı orum ve piyano hana ka1ıvor. Bütün bunlar LS ene " içinde olup bitiyor. Fakat yin de İdil ll iret 'i evi 'Orunı ve i t diği zaman hiz. gelip bu pi cak mükemm el yanlarımda var. turuyor :;.rini bit ircliktt:.n on yanoyu çalabilınesinı:.. izin veri İn. an önce kendisinden P.min olmalıdır, karşı cinsle iliı;kilcrde de hu değişm 'Z, karşı cin!sle su: muş ol an hi7. ikimiul,n satıcıya dönüyor ve bunu kaça v " rin in d iy r. Ben adama hakı- yorum. 1 yıl sonra da doğum gününde piyanoyu ona hediye eflivonıın ve istedinı zaman bu daha çok birlik te olmak daha orum a ma adam İdil Birefle pıyaııo u ona gidip çalabili o- çok (bu konuda) kendine gü- ilgilenm "yı:, de anı diyor. İd1l nı m.

7 SANATSAL OLMAYA ÇALIŞAN SiNEMA YAGMUR TAYLAN lcat edildiği günden bu yana sinemanın "sanatsal'' yönü ile "eğlendirici" işlevi karşı karşıya gelmiş, bu konuda sonsuz tartışmalar y pılmış. Katıksız entellektüeller tarafından hep hira kuşkuyla hakılsa da, sine- ma tarı ' lı ı ' " sanatsa l" yanını unutulmaz kılmış, diğerlerini bir kalemde silip atmış. Bir kısını film semiotikçilerinin söylediklerine aldınş etmeden, günüınüz nıedyasında sinemanın kabaca iki doğrultuda yol aldığını söylemek istiyorum:"eğlendirici" ve "Sanatsal" sinema. Ancak ülkemiz ortamında ampirik gözlemlerle saptaclığım bir ara kategori ele var:"sanatsal olmaya çalışan sinema" Bir sinema seyircisi olarak oldum olası 'sanat al olnıaya çalışan fılnı'lerin,hiçbir sanatsal kaygı sezilnıeden yapılmış 'eğ- lendirici' filmlerden ruhumu neden daha fazla rahatsız ettiklerini merak edip dururum. Ül kemizde yapılmış birçok filmi dolaysız olarak hu kategoriye sokacak kadar kolaycı değilim. Ö ncelikle "Sanatsal olma- ya çalışan sinemacı" nın bir parça yetenekli olduğuna inandığımı belirtmeliyim. Yetenekten burada duygulardan yola çıkarak intellekt'e ulaşan ve yaşantıları kavramsallaştırahilen uzun ve yorucu bir süreci anlıyorum. Bu bir parça yetenek büyük bir oranda sezgisel- c ı. ır. "Ak ı l" d an ço k "d uygu nun hizmetindedir. Yorumu dışlar. Bedendeki yol alışı "d üşünce akış hızı" na kıyaslandığında oldukça yavaştır.elektriksel değil kimyasaldır... Buradan şöyle bir iddiada bulunmak istiyorum: ll "Sanatsal olmaya çalışan sinema" yapmak için bir parça yetenek zorunluluktur. Çünkü bu filmlerde sanatsal bir kaygıya bulaşık ince bir sezgisel-güdüsel yan sezilir. Bu filmleri yapanların iyi filmler izledikleri ve izlerken zaman zaman gözlerinin dolduğu kesindir. Seyircinin de hu filmler dolayımıyla aldığı anlık "giriş" ler zaman zaman tüylerini diken diken edebilir. Bu, oldukça bölük pörçük, yama ı: nisali akışı bozan, irrite edici bir sezgi-sezgiler topla ıdır. Bu filmlerde eksik olan "Akıl" dır. ( Burada 'intellect'in karşılığı olarak kullanılıyor. Anlarncı akıl da denebilir.)... Seyirci beyaz perde.ra da salıne karşısında o tıırduğunu wıutmazsa., yabıı.z nıakyyajlı oyuncuları ve yönetmenin ta-

8 sarladıklarını düşünürse, doğallıkla ne ağiayabilir ne de gerçek yaşantıların diğer duygularını tadabilir. Ama öte yandan, beyaz perdeyi ya da sahneyi gerçeklikten ayırt etmeyen ve imgelemin yarattığıyla karşı karşıya bulunduğunu gözyaşı dökerek unutan seyirci de özgül estetiksel duyguların ta.dına varanıayacaktır.sanat ikili bir yaşantı tarzın gerektirir. Imgelemin yarattığıyla karşı karşıya bulunulduğunu lıem unutmak hem de bunun bilincinde olmak. ( 1)... Sinema, yapısı gereği izleyicide ikili bir yaşantı tarzı gerektiriyor. 11İyi11 filmin seyirci üzerinde yarattığı etki de bu ikili rol oynuyor. Aynen yaşamdaki gibi: Duygu ve düşünce... Normal olarak, duygu ve diişiince, olıışıunıızwı fiziksel ve intellektüel safhaları, kendimize( algılama) ve ötekilere (iletişim) aynı şeyi "söyler". Biri, diğerini kuvvetlendirir ve muteber kılar, algılarınıız ve ku.rdıığıanuz iletişimlerle birleşik ve muğlak olnuıyan bir bütün luıline geliriz. Diişii.nce ve duygu bir ve sadece bir noktada buluşan iki çizginin uyıunwıda birlikte çalışır(2). İyi bir sanat yapıtı ruhlarımızın hu ikili yapısına birden ve aynı anda tekabül eden sinyalleri yukarıda tanımlandığı gibi, bir ve sadece hir noktada yoljayan-yollamayı başarabilen yapıttır. Büyük yapıtlar, 11İntell e kt" ve "d uygu nun eşsız uyu- ll mundan doğarlar... "Sanatsal olmaya çalışan sinemacı"nın bir özelliği, çevresindeki nesnelerle olan ilişkisizliğidir. Nesnelerle "kendi"liği arasındaki dertleri tanımlayamaz, ortaya anlatacak bir şey çıkaramaz. Kendini hapsettiği belirsizliği aynen perdeye yansıtır. O, anlatamaz. Nesnelere kamera arkasından bakabilir ama nesnelerle kamera arasında duygusal-intellektüel bir ilişki yapıland ramaz... Kendini çok ham biçimde bize sunduğundandır ki, birkaç sahnede duyarlığı duvarı aşar, bize ulaşır. Her ne kadar Bunuel "her filmde en az bir güzel sahne bulunur" demişse de, onun filminde bunlar 'hir'den çok.. tur... "Sanatsal olmaya çalışan sinemacı"ların yaratıcı ve sıkıntıları üzerine düşünen ve bu temaları bol bol kullanan filmler yapmaları rastlantı değildir. Bu hir anlamda yaratıcının hissettiklerini kavramsaliaştırma ve dile dökme becerisinin yetersizliğini haykırması olarak yorumlanahilir. Yönetmen kahramanını doğururken, kendindeki bu sıkışmayı kabaca aniatmayı dener.. Köken olarak önceliği duygularm alması kaçınılmazdır. Bu filogenetik ve ontogenetik açıdan böyledir. "B ilişsel şe ma "laı ı ll rın, "d uygusa yaşantı ar uzerıne şekillendiğini kabul edersek "sanatsal olmaya çalışan sinemacı"nın durumunu daha kolay anlayabiliriz. Onun yapıtı bu ikisi ara.. ındaki kopukluktan, hoşluktan ve harmoni eksikliğinden doğar. Ruhunıuzda yarattığı gerilim hundandır. Duygusal ala;nda ne kadar derinleşirse, film yapması o oranda zorlaşır.:. Bunun tersi <le geçerlidir. Duygulanım alanındaki yaşantılar ne kadar bölünmüş, parçalanmış olsalar da karşısına düştükleri bir bilişsel (anlatımsal) saha olmalıdır (O da bölünmüş olabilir). Yönetmen, duygusal yaşantıianna karşılık düşen anlatımlar arasından herhangi hirini seçmekte özgürdür. Binlerce virtüel durumdan hangisinin aktüelleşteceği önceden bilinemez. Yaratıcının bunu nasıl yaptığı sanatın sırrıclır. "Sanatsal olmaya çalışan sinemacı"nın filmincle bir karşılıksızlık ilişkisi hüküm sürer.. Bu film lerde kadının neden ağladığını bir türlü kestiremiyor olmamızın nedeni budur. "Sanatsal olrnaya çalışan sine- ll " k d ı rı macı -ızgın ır ama ( unya ya değil. NOTLAR: 1- Yuriy M. Lotman.Sinema Estetiginin Soru!ll:ırı.de Yayınevi,çev:Oğuz Öziigiil,l988 2-Luc Cicımpi.Tiıe Psyche and s. hizop hrenia,harvarcl University Press,Translated by Deborah Luca.s Sdmeider, 1988 çııı:ıaı 7

9 Mutlular Neden Delidir? Richard P. Beutall M utluluk, belki de (normalde) tedavi için bir neden oluşturmadığından p ikopatologların çok az i]uisine mazhar olmuş bir fenomendir. Bu nedenle, mutluluk konusundaki araştırmalaı olduk... a ınırlı kalnıış ve bu fenomen hakkındaki iddialar kontrollü olmayan klinik gözlemlere dayandırılmıştır. Bununla heraber ben burada, eldeki verilere gö re mutluluğun psikiyatrik bir bozukluk olarak ınıflandırılmasında haklılık gördüğüm için, tanı el kitaplarının gelecekteki gözden geçirilmiş haskılarına girecek şekilde tartışmasını yapacağım (Bu önerimin yerleşik J ilgiye ter olduğunun, psikoloji ve p ikiyatri camialarıncil reddedileceğinin ele farkındayım). Mutluluğun tam tanımını yapmak belki vakit iz biı gayret ola aktır. Bununla birlikte re mi tanı ölçütlerinin üzerinde anlaşmamış olnalarına karşın, biz mutluhığun olumlu duygu rlurum özellikleriyle karakterize olduğunu, hafif mutluluk viyeleı i hariç bazan yükselme veya neşe olarak tanımlanahileceğini bazan da durumundan memnun olma hali olarak adlandırılabileceğini söyleyebiliriz. Mutluluğun davr nışa ilişkin öğeleri daha az tanımlannıış olmasına karşın "gülüm, m " gibi bazı yüz ifadeleri d kayd dilmiştir. Daha da ilginci, hu ifad l rin kı o kültürel özelliği bunların biyolojik kökenli olduğunu düşündürmektedir. Romanlar v oyunlarda ra.:tlan n türde kontrollü olmayan gözleml r, mutlu insanların gam:sız, impulsif, ve davranışlarının kestirilemez nitelikte olduğunu düşündürnıekt dir. Kişilerarası yaratıcı ili. ki frekan ında yükseklik ve daha az mutlu olarak tanımlanan cliğeı in anlara kar ı yakınlık göst rmek gibi belirli tip toplumsal davranı'3ların da mutluluğa e lik ettiği hilclirilmi.->tir. Bu n gözlem, zayıflatıcı özelliğine karşın (aşağıda tarif dileceği Yi) i) n1utlujuğun kalıcılığını açıklamakta yardım ı lur: mutlu in: anlar hu lurumlanyla m u uz arkada ve alu. balarını etki! m isteği g" :sterir- 1 r. MutluluıTun iyi t m Ilen lirilmiş fizy lojik h lirleyiij ri olmadığından ha tanın k ndi (luruınunu özne] larak ta nımlam a 1 i _imin in mutluluğun "n iyi ) lirlei i i olmaya d" am l.c.eıti lt.. rülm kt diṙ. G r l ten rl l'o' 1 1 göre ğ ı' in llnlar mutluyum diyor1arsa. onlar ımıtlıdurlar 11 u hağlamtln, mntluhığun kurallarının tanıml anma.. ı (Yi ki ' tri.. tl ri n d.pr ' n gibi 8 ş;zoımtt

10 diğer birçok rahatsızlığı tanımlamalarına benzemektedir. Mutluluğun epidemiyolojisi hemen hiç araştırılmamıştır. Mutluluk görece nadir bir fenomen olduğu için, gerçek görülme sıklığı, herhangi bir araştırmanın mutluluk ölçütlerine dayanmaktadır. Nitekim, Warr ve Payne, bir İngiliz örneklem grubunun Ofo 25'i nin"dün qlanlardan çok memnun olduklarını" söylerken, Andrews ve Withey daha büyük bir Amerikan örneklem grubunda, denekierin sadece Ofo 5,5 'i uğunun dokuz puanlı yaşam-doyum ölçeğinde endilerini en üst düzeyde değerlendirdiklerini buldular. llginç olan bu belirsizliğe karşın mutluluğun sosyal sınıflar arasında eşit olmayan dağılımına ilişkin verilerin olmasıdır; yüksek sosyo-ekonomik seviyedeki bireyler genellikle olumlu duygularını bildirmişlerdir ki, bu da bu gruptakilerin mutluluk için daha çok çevresel risk faktörlerine maruz kaldıklarını düşündürmektedir. Mutluluğun genetik çalışmaları ihmal edilmiş bir ara.ştırma alanıdır, fakat nörofizyolojik ipuçları mutlulukta, belirli beyin merkezleri ve biyokimyasal sistemlerin tutulduğunu göstermektedir. Nitekim, arnfetamin ve alkol gibi merkezi sinir sistemini etkileyen ilaç uygulamalarına henzer şekilde, hayvanlarda çeşitli beyin bölgelerinin uyarılması mutluluğun duygulanım ve davranışla ilgili kısımlarını etkilemektedir. Bir grup felsefeci psikiyatrik bozukluklar ve psikiyatrik olarak dikkate değmeyecek davranış tiplerini ayırmanın en iyi yolunun davranışın akılcı olup olmamasına karar vermekle mümkün olduğunu söylemişlerdir. Radden ve Edwards irrasyonelliğin bilişsel eksiklikle:. riı:ı ve çarpıtmaların incelenmesi yoluyla gösterilebileceğini bildirmişlerdir. Mutlu insanların bu anlamda irrasyonel olduklarına dair mükemmel bir deneysel ipucu mevcuttur. Mutlu insanların sıkıntılı ya da depresif olanlara kıyasla uzak belleklerindeki olumsuz olayları hatırlamakta zorlandıkları gösterilmiştir. Ayrıca mutlu insanların muhakemeleri, sosyal ve fiziksel çevrelerini gerçekçi biçimde algılamalarına engel olacak biçimde bozulmaktadır. Mutlu insanların çevrelerindeki olayları kontrol etmekte ileri gittikleri, (sıklıkla, tümüyle rastgele olan olayları kendi istemlerinin parçasıymış gibi algılama noktasına varduacak derecede) kendi kazançlarıyla ilgili gerçekçi olmayan değerlendirmeler yaptıkları, başkalarının onların gerçekçi olmayan düşüncelerini paylaştıklarına inandıkları ve kendilerini başkalarıyla kıyaslarken genel bir adaletsizlik gösterdikleri konusunda tutarlı ipuçları vardır. Bu eğilimlerin d presif insan- - larda görülmemesi, birçok psikiyatrik araştırmacının dikkatini (depressive realism) depressif gerçekçilik olarak bilinen tabloya çekmekle birlikte çok daha dikkat çekici ve şüphesiz mutlu insanların psikiyatrik bozuklukları olduğunun bariz kanıtı olan şey, mutlu insanların düşselliğidir. Burada, mutluluğun bir psikiyatrik bozukluk için bütün makul ölçütieri karşıladığını ileri sürdüm. Mutluluk, istatistiksel olarak anormaldir, ve ayrı semptom kümelerinden oluşur. Fakat en azından bunun merkezi sinir sisteminin anormal işlevini yansıttığına dair bazı ipuçları ile buna eşlik eden çeşitli bilişsel anomaliler özellikle gerçek dünya ile bağlantı kurma eksikliği de mevcuttur. Bu tezin kabulü, bizi mutluluğun, gelecekte akıl hastalıklan sınıflandırmasına muhtemelen bir duygulanım bozukluğu türü olarak dahil edileceğine dair aşikar bir sonuca Ulaştırmaktadır.Yani mutluluk,. Amerikan Psikiyatristler Birliği'nin sııiıflandırması olan DSM'de l. eksene yerleştirilecektir. "Mutluluk" teriminin daha resmi bir betimleme olan "Major Affektif Bozukluk, Şirin Tip" şeklinde değiştirilmesini, bilimsel açıklık kaygısı ve olası tanı karma-şalarını azaltabilme umuduyla naçizane bir öneri olarak sunuyorum. Journal of Medical Ethics, ]une 1992 Çeviren : Timuçin Oral

11 l... dwrı..dt.-uıia ıltna, ouı.oeki,.vuelitia ac.eh. hu&' aerok.aaıııoleri..,e kttfw1trlijor, rljijia aok:tath kudioi a...u N.diJOnua, hi,_n,pk bir i er onuu i iadma o"d' bitffj1.onllıjor o.onıou ltat -..rd alar, o.onf',.nıt...,..., ol ıa yar-mu, mtftovi iklim. o noku chi!orıı birunı.r alıronı. Muıeı. 1Jtv61tilerio llpi brtrhrôf11i ia. Bw,,,_1,..ıoıuıopNrn, * kiktali, kıueb.ıı küurd... belli birrererbitlli nortıcl - ---,.-.., i\ w.. N.. nınror.so o ModeratopNmt it tl"ttj".. wenı 'lun b yıoytı:ı ıtld. '"'"no bd ar k.ndi ıı... tı.ı. Jci.titi,..d du N mda... id tçmaılann, nuıııd.tki 1 U.l&f' totht huıi ri'ou m MMe ka,.ı.ıc,etiyor,,.ı- o ftob.td. lcoadini a..ı hia.t.diyorfttı, hijoo,.rtik.bir Vitkilorortuu i indmin birrıf Nlu ar.: rı i urıl.r,o,.nyt 'f"oılvtna\folman.n.,.nıu-ııaıtrw'ii iklicla. Oaobtd bit bttralıramn. Mue.Ja tr.ıı...,.ilet\ti,ilibnrluömeıi Bu ıopııro dop tophadtıııı, ı.ı.,. loi)k.ı li, kuab.tlı kukirdec beuıi ı.;,...ı,.... o ıudc"' toplwau...,uj'i IL\odtn topluaua lıllıi.ajı.juttlıt lt d'inmuad...,.ıu. ı... av aolcjdlr U adi w.ıı..ı. lt M d N d.....ça U.n...ı.k.i Jik.aıeifia e un ha ap,.. rekıiuıt.,! - t! ı tl d r. vo, hiyıe,.j"fik bir ilifkileror\e ı i iam.ae ortd u bi:jej.orvl\t}'o'r o'onnn.., wrditi.ahr. o MN7" yu t "l"emif <ılıaeaıa 7'rttl'i' aıın...i ikli.. O aokt.de... lıir kuara!jromıa. N' O".ola,,." ı. l!l kib"li.lc u" lı kvkürdc!q bdi Ilir,.,.,.ıı.ıitQ.,. ored1 n ıaodft'a lophı ait iıir.aon.-on h7or. Su o od nt t.op)cı aiı. NJV aodor. topluı:.u tı.4ilit'-.p"danuk dvn evod ""' J'O'fua IKI, lı::.. i ı 1 '" ı i 1. " ıa..mki Jiilc.r.J.lfia au i:: huıi rew.ı.n.,. bl'füı:k r1-ifor, rwi a aob da kucfiai ırıual h -.ı ;,orlu. hiy.nqik btr aifkiler ort ı iı$iad iıa.,..,... biqısy.10nl\i}'ot o UNftU a,..,. del bty.na T, o ""7' pu '""'Hf olmi Q Vl " '"'""' Mtııım ı. aoblıd... bir brer al.jo"'u M--.1 cn aen... Unıltr ira.p.. &. toplt ılotv. tophuu ı..ı... kiktıal ku.wı kiltürdea lıdi birjen c itô... onılt... mmonıı,.,.. lt w. N.,NlV.JOr. San 0 Mo4C1110pJ.tuıu e it.,n,.., MMOf'l\ toplaı \UI bilciayle,..ntü.ru.k d'inmud 1nı.11:. J'Oit. bı. n a bcl.r lcudi.. lllalı lcitieciod ıiurvwıde..-nia a.wna. Mod.tk_j J'aklo}i,pn acı. b. haasiıartlui.mtt.ia. kttf'l.k ıei}'ot, rwiıia ulr\.de Iceadi ai ııuıl tw.m iyor n. hire.nt'fik bir ili.ptilor 01\t,.l isind,..ı. n birf'iy nı luyor o»niuu:ı nn ord i hij)itıcı&ahr, 040N,.., ,...,.,.. olmuın yarut.ı m arı. "' iklim. o '- d... r kanır ti1j9rrh. w...ı.,,...,_;.,ı. ilcili bredar öm.in. B't,.,ı... do tt topwmu, Ulam kökuli, k... belı kültürdu b.ui birytre S"lmrıpln,.o,..ıh an Modem tophıns itlııir.-nunllıijot. S. o 11odem copluıu situnji;i IDod.-. toplumua lıijcy:iyle J'IDillnuk d. ı NMUcb IIUIUI yoku au u k ıhr Uadi U.... lı k'tii:cind durıuıııd. r tıin sıuwna, caae&loki JV litia aul:ıa h a:ıiı kli.o ele:mebrfdıksc:sjor,,elıi Uıı ocıktad keeıli i ow:l N..ı..odi,..u, hiro,..rtik ltir i&fkiw ol\uu "s'ndlll'ia onııd. n biıpy IONNJorı>.o Mı na u...ır,i nlar, o..,,.,. J-AU orormif olma.-ı o ytrat rıe.n i ldu.. o ob.dt... bir karer.. ıı,orwı.. N...» tre"#ntikrla i IPi brtd.arlr a.ı;n. Bu tophıa:ı dot u ı.op1ucav, ltl hl köunji, ıe.. h.ıı kil)cürdu boli "'r''" aolaıi.fli '".,.., u.m... ıoplnı tit lıir.on.orvn.ror. s-o"'"'"' tap!vmt e.it.tonjv - donı,.,. lum\ln!jilcil:ij le J ı:ıı tı.rı.. k dunımı.ıncb NLIWI,..r... btrıtııu QO bd ar kocıdi kt.uh ll kipl iad du N md a on in a-tııl na, ı:uıhki JV itia '"b. ha np gafüpmolıerid ktrflhk. rlijor.rmiıin aokuıb Undini.. ı himedi)ıomıta, hirortt'fik bir iliflcimr OrtiMI tçi d in ottd u btrf'j onılıııjor onaua... wniıi ht)"cuh o.onj'i,...,...,.,.\ı olmtıduı,..,..,,.,._ "' ilclila. O.. kuda4c hir lttnr.ı.,.,.. M afta,,...;,d ijıili bttr rir.et'- Bıı toplum d tofl- u, ı..ı.,. ltık ll kuab&h kg kurden belli bit J'O"" rl rtifaiıı 't"$ O.iltit Jjf t aıocfe.td lopl:uu it bit aon1.aonj'41j'ot'. $ea aodera to la it HniJU odon top)ııftt'll,.. padaa.ak d-.nı.vad...,.u. bu'l U l:.du k di hulml lıipli,;ad dwn ÔI--ia s c.j.na, aıo,a!ek_j,.. eul. h.. g Ctrek.licm.. leriao Ut.W ı-to r, ı6miıia ao.. d k diai atad hi.a.tdij,..," ru,..,.ilc. bir ii.p:itt otuidi isiama ort da biıf'jionı.llijot o.-on.ıua u,."''i M,...-alar. o aorvye.yaaı&. "r'cntif; ou.aataı 7""-' o"' iklim. O aoktm,.. W u,.., W,cır-Aıa. N...t. cra Yettilıuk er öratgi t. Bu (Oplu dotııı topu lı:iku1i, k.utbtlıı kült.ürdeı:ı belli lıir,..rep,mif-i.,... tt ıla -...a rnodenı top1waıı ait W.oN.orııluJtr. S.. o od m t,:u a it.a.tnju od.,. toplumu ijciaji 7' dtatk. d ı N ııırıd ıaa you. lııu aııı b o: b ı. kiıili&la d cnrv d o aia Ẉ&» M, ae.:slclci J'lr..ee!ifio u.ba hecci gerek.ıia U.ıiu k"tt1ıık aeı;,.or*cell:g;ia aohade ır... a.;... ıl h iyolfta, hif'i'n'fik hir i!itu ort ıaı içiock.ma ot ıda.-..,.,..onl-.tror. ıonıau """'Ci h.jr cf;aler, n e ltyoau.n..lt,,...,..ı ıtıtı.np5 k,..r»rir.ttia & copb dap-.p!unau, t.l ı a kbk-.ll u..ı.tt kiltit'imd Wi tıirro"jtl lfıı:iayoondıauoe m.denıı 'Oplıuat f. birc.orv,:onn fot.set d lt' r. 1,.M d iyo k 1.. tı ott,.... r!rı Lda.m kök -.. b oa y. ı. n kertırlet 4 undt tı"'d JOicM lnınu ao bdu bftdi kuibe.lı kif\jijiııd dtı Ntu:le oioftin açwı.denn, mocci Jtibolit{a uaba hu&irrejı:.itırııoloriao kar,ıtltrjiyor,,ddjp Dokıaclalt dini auılhi.r ' ı. auauu wrd.il;i ht)"h n lar, o rutt J nıt.. nnıitolnıula rere ı.ı man.. i iklim. O aokudt an b;, k.rtıt l rıva. N...ı.,,..,...it.rle i1pli ö.. fia. Bu toplum dof'l topl&urıu, m o fluıe ait hir orv. rvlııjor.su o modem ıop!uın it.onju top1umı.ııı lıi ylo f'dtluukdı.ırumundt m'-"1 rou. b.lau bdtr k.. di U..btlı k\fil iad dunnııılı aıcnie s-- mul.na,.n eki Ji D ltaı\ıl huj:i rrek.aultılwiııo brt Lk:scıl.iJor, rjd 111khd1 kudiai nlrıftl hiuodiyor-.vrı, hijıtrtrfi\ W ili,kikr ti\imılçiadolia oi"'c!1 ),lrf'jmtüijor O 60NOUII IUit wrd i h_,.ualk. O.torı.r- JU" 'ftlndif; oı..1n1n 7'f'lttiC' M-.Rivi ik.hm. O u1:t.ada.cua bir k&nrahyor.na. N... ı. trtyo&ijorl ijcili brtrlarömtfia. Bu toplu ın dot"' toplvau, Ial m kikoıüi. U...he.lı kiltürdaa belli bir7ore rln\itı-ia o onıdt 11 Dodtım toplum ait bir.-on.ı.eonılujor. Sao o ıaod m toplu an eitaonj"' ıaodtm toj*ı lft\llt \ıi'c.. lrl )".Jıdtıfll k dıını ndt lfiuiiiii JOk.. llunu ı:ıalud.r Jt.ndi ka.... lj kl, a_if:-incl dutunıd i" m... &.na. a..ı.ki yqu.lifiı:ıloo N, \.aıt l'touiaro eriao kel'f'lıkcalir o r, stldtp. aobtd1 koadi.i fttıııl hi..adiyomııı, hi)"rttfilt Lıir ili,ka.r OrttMl içiad ia o... d. 12 lıirf'y anl'ty<ır o nıav.a.-aa.. n!lti n.,tc.ı.r, o uv,..,..,.,..,.., ol u f't'ttl"ı MUt'f'i iklim. O aokl de. bir k rer &l?'oıwd. N...ı.,,..,.,.;ode iwai brtrltr inıtıfid4 Bu ıoplıu d "pn w, Ll kokenli. U.. bela h kin... Doli W,.,. ı l if-i-.. ond Hem,.,..... it Ilir MN... ıv.,.r. s- o...,. t plııt it ONJV.c.. top! n... pa,...ı. tt anım Adl MUUI rok.lt'uu.. bderk..di ktulttlı ki.ti!iji ıl d w N ada...;. to*..la.na...ıolü plr..tıo\i.tia llc.t.. N.._;,.,.. ı:m.r Jwi brtıjık. ıe'ror.,.u ao lısada lc.. di i a...ı hi.uıodi,.rl\lt, b.1.,.ttik hi.r ai.tkacır ort içiıtdwia ontle J»r,.7.. rıdıılror o """"' " wrdiji hor uoı.r, MNJ ytatıl...,_it lnıınld pnttıtı "' iltli. O aoktadt._ biır k11 r aj.ıromıa. lıleal trt,ı., ilsili ka"rl r finı n.b11 toplum d'i" toflllmu, Ulullı k?kuli, ku.ıb..ja kiihgrd.a Wli hir,.ro cel ııitfta... on d. ıı modoro. "P"' it Ilir MN.eorvhı,..r. s.. odom topıuru it orv.ru ıaocfcq topbaıavn t!ijcuijlop rduıek dun!ducidl muaa,.w l:ıu DU no kıdır k adi lc... Nlı: l-.itllieirıd d:.t ı nıdı.. aio.-nlano. 111Nl«i yu.-.ti{in NiNı h.. ıi rreautaaelıeıiao karphlca,ı;,or. a aobad. kudiııi au ıl hi.cdijoıwa. hiy nr,ik bw i!itkilerol\ au içiada.ıid ot ıd a lıil'flljiorıal.ıpro.,-,naı.ta wrd:iti her_. c-alllar, o 40111ft Jlftlll-..,.'t'olmtaıa 7'"'"'" mnl..,; iklim. O aoktacl Ma l:ıir k rar alııroan. Nw:ılt trav-eı.likrlıe IJ.ıi.li kettr'.trör.eıid. & toplu d-ta topl'iimu, Lda.ıa kikcl babalı ki)ıl;,.dıı,a beli..,.,,..,..,,hııi,a'a.,. ond.a.._.. aod..,. -.,plv e.ilımuon.o,..je, r. Sen o ınodera t plutta.onju modom toplı.ımı.ıa lıijcy:iyle,-nnltm k durumuada m llıllllıl fto bd u kendi U..btlı kifili,;fld dunıınd. aıetıicı -sr ll nn, me.deki JUbola,ia tc-tb h.,.,i rroluia"'ekrin k.trf!iılc.,.üyor,,old:lj;ia ftokt..te kolidini au1l ht.r aıodiyo,lf4ik J,Lf ilifkil.rol'( au i,, ia tr. d. n hirf'yaıonl"yoro.ona nun u w M)ıouaYır, o.onı;rt JtDıt wraif o l ınuıa JS"ctıtı rntoni iklim. O aokucm lea bir kertr LJora\ID. Me elt trnutikrl. ı; ktttrltt Cir.ejirı. Bu top m dotu toplutd". b ı..ı... ı.;; a-,...,. m, plll. a f..,ı.....rt...,... pı loôfti.iylty>uı.... kd.....ı...,..... lıodu kudi ı..aı..ı. kôtôlifiw d... 1 m.dtna, ı l:i t- ri.,j.- t tfilcıılr aroruı:rııi d..icıonde ubirt-j'.onlıııroro nı ' uvudcihcır-"'"hr,o onj'ij'att...,.\fol iı.,.bia el.;ae ka.r.pl k y so s;ol :.1 d i "iı tw '<lt - ı ı r ı v..njoro ruuauc a 'I'OnEf h.,.ooanl r,o n p )"'nt omitolm aa uıı,.. rttupaıuo"fiilclitd.ot oı. d nhir k ṛ re Lyor.- ı.ırı.n.,.latn eıtierlt tlsiji kanr 1'1 u ı,. IOf u, 1 J ı lı,, odort topltıtr.. tic!muon.ı onıluy o r. So. o a o chıratoplu it NJI.I oo.nı topluji'in bap..&ijl. r-ıılllta k dıınuauda M..aa JOk.tıt hııalt a. kr d'«i gete eri " a ı r, ao.. ıa, hi. - ı.,ı ortdıa41u hirf$j raluroroi0neıva etdi«ihct labr,o.orv7 7u -.emit "l.ta.. ıı:ır nn"ımn ikli.ono1cuda.etahirbnr lıror.h ll. Me.le t ilt.tlo ilsii ı:... r:hr,,. g. Bu tophl" t op.\ımu. ı.ı.,. kıknli, lt.. ı. ı. Kk rdrea btl5.,.,,... cc:lmipie "ort dt aa.m.,. \O ph ait bir.lo RI..,.ı...,.,. s.....,. top ak HNJU...,. ıop}ıun hjıiatl ruıtlamtk dıınmuıia l'l'lıw.ll )"'kıt h11n1ı1 U bd tti ger.k.lirıınol.ıin lctrfllık oj r, celd!cin rıolı:ude koeıcfiai n.. tl N.a.ed r.r..ıllı1 tw,.ratfk 1»\r i5.t w OrtllBt j jade.iııa on d aat birfcf AOntluJOr O.Mf'\UHID... 'fltnji heyetaalar, O.ONJl 'tennit o)ııaaaı yanttjtl rtiuo"' iklim. 0 IIIOl:tt dt.eb bir brar.tıyor.nn, Meı.,le. ttneı tilı tk i.iji k t9rlar orae n. Bu coplvm d \1 cophıırıu,lala.ıa kök l bmnlitük rdu MlJi bit f'!lf'll sıılmi.fıin 'te ortıdt n fftodva copl"m aiıt. "'ir rıa «>Nluror- S. o,.oc.,.,_ toplum ait ""tut" ıııo<ien cop!uft'l\111 hijci..ijm y r Alfa: Ya konu iyi konu da hana şey geliyor yani kişilikler üzerine yani böyle önemli konularda bu psikiyatr olabilir psikolog olabilir, karar alma merciieri olarak Beta: Yani sorun ne? Alfa: Sorun şu. Bu kadar, yani hu kadar eğitim süreci içinde insanların yetilerinin, becerilerinin önemsenmediği bir yerde, bir :sü e sonra herkes belli birtakım noktalara ulaşıyor, o noktalar la da sistem o kişilerden belli birtakım kararlar almalarını istiyor me ela psikiyatrlar psikologlar için bu işte adam akıllı mıdır deli midir, iki sene sonra ne yapar, şunu yapar mı, bunu yapar mı, neye gücü yeter neye yetmez. Omega: Hatta bu yayın müstehcen mi değilmi, ki bu Türkiye de yeni yeni oluyor, yurtdışında filan her konu hakkında fikir istiyorlar psikiyatrdan SEli lleredeli BiLECEK SiN. SEli BU ÜLKEDE YAPILAN BiR AL lşmaya DAYANMlYORSUN Ki Alfa: Diyelim hatıda bu isteniyor tamam Fakat batıda bunun daha objektif birtakım temelleri olabilir. Çünkü adamlar çalışma yapıyor, araştırıyorlar. Yanlış da olsa araştırma yapıyorlar. Fakat Türkiye de araştırma da yok biz lllırada psikiyatrlar olarak o objektif kimliğimizi nereden kuşanıyoruz. Beta: Yani hen asker olmak isterken psikiyatr olduysam gibi Alfa: Hayır, yani sadece o mesleğe ulaşmak için gerekli aşamaları geçiyor ve psikiyatr oluyorsun ve sana diyorlar ki şu adam önümüzdeki 2 sene içinde şöyle yapar mı böyle yapar mı. Senden karar bekliyorlar. Sen nereden bileceksin. Sen bu ülkede yapılan bir çalışmaya dayanmıyorsun ki. Sen hatıdaki bilgilerden.

12 Omega: Yani şöyle birşey Alta : Yani bu nokta çok yumuşak bir nokta o bilgilere inanmak zorundasın. Fakat bu ilgiler ne kadar gerçek olabilir. Işin içine kişiliğin giriyor. Omega: Sen nesnellik adına yapıyorsun. O nesnel bilgileri edindiğin dönem öncesindeki bilgilerini, varlığını yok sayıp hatta o dönem süresince de bütün diğer yaşantılarını yok sayıp sadece o bilgiler doğrultusunda bir karar veriyorsun yapar yapamaz, gider gidemez, ölür ölmez, kapatılmalı dışarı salınmalı gibi herhalde şey diyorum burada kendi kişiliğinin olaya bakışındaki etkisi mi, Alta : Tabi yani bu ülkede çok daha fazladır. Çünkü bu ülkede senin dayandığın nesnel bir bilgi de yok. Zaten elindekilerin hepsini ithal etmişsin. Bu durumda senin açm azların, mesleki yükselişin acaba hangi gereksinmelerine karşılık geliyor, geldiğin noktada kendini nasıl hissediyorsun, hiyerarşik bir ilişkiler orta mı içindesin orada sana birşey soruluyor o sorunun sana verdiği heyecanlar, o soruya yanıt vermiş olmanın yarattığı manevi iklim. O noktada sen bir karar alıyorsun. Mesela travestilerle ilgili kararlar örneğin. Bu toplum doğu toplumu, İslam kökenli, kasabalı kültürden belli bir yere gelmişsin ve orada sana modern topluma ait bir soru soruluyor. Sen o modern topluma ait soruyu modern toplumun bilgisiyle yanıtlamak durumunda mısın yoksa bunu ne kadar kendi kasabalı kişiliğinden ayırd ederek yapacaksın. Orada IAIIA MU1LULUGUII RESMilli ÇiZEiiLiRSill, SÜLEYMAN. HA HA. işte her şey birbirine karışıyor. O noktada soruyu kimin sorduğu belli olmuyor. Psikiyatrın kendi kişilik sorunu haline geliyor. Omega: Fakat mesela psikiyatri de durum ç.ok daha özel. Bir adamın kanser olup olmadığının yanıtı çok daha nesnel. Bir film çektiriyorsun, tümörü görüyorsun. Direkt algıyla ilgili bir şey. Tümörü görüyorsun. Burada kitle var. Var mı? Var. Herkes görüyor. Tamam gerçek o halde. Alta : Bir taraftan bir iğne--sokarsan öteki t raftan çıkmaz yani, takılır. Omega: Evet. Bir sürü deneyle doğrulayabilirsin. V eya işte ne bileyim lökositler çıkmış mı, sen de say n mı? Ben de saydım. Çkmış. Ha tamani o\. zaman. Nesnel şeyler var. Ama psikiyatride yok, al işte bu örnekte olduğu gibi. Bu, kadın olsun mu, olmasın mı? Ne bileyim ya. Kadın olmak istiyor işte ya. Bunun etyolojisini biliyor muyum.? Bilmiyorum. Bir kişi kalkıp ta bunu!-1 nedeni şudur şudur diyebiliyor mu? Yok. Alta: Ama geleceğini belirleme hakkına sahipsin. Omega: Hakkına sahipsin. Yaa kadın olmak istiyor. Kimi hipotalamustan bilmem ne çıkıyor ondan. Kimi yok işte ödipal dönem öncesi bilmem ne orunları. -Kognitifçiler harnhaşka birşey diyor. Herkes birşey diyor. Hepsi doğru, hepsi yanlış. Ne kadar şey ya. Akıl al-

13 maz derecede bir havadalık Beta: Kapatalım mı? böyle gördüm mü kardeşim.. Bu adam beş sene sonra da Tek kriterimiz ne alfa, bu noktada. Bu adam kadın olunca bundan sonraki hayatta mutlu mu olacak mutsuz mu olacak. Alfa: Kendi hayatına yarın ne Omega: Tamam. Ha. Bir de o kadar çok bilgimiz var ki hepsi birbirinden bağımsız. Bir kitabı açıyorsun. Bağımlı kişilik. İşte bu adam şöyle olur, mutlaka böyledir. Omega: Psikiyatrın amacı kişisel bazda sadece insana yardım etmek midir o noktadan olacağını bilmediğin bir nok böyle olur. sonra mı herşey ters tarafa dö tada, bir insanın gelecekteki Kendi başına karar veremez. nüyor anlamıyorum. hayatına ait Ha demek ki ilerde de, ilerdeki üstelik de dışarıdan aldığın bilgilerle yola çıkmak. kararlarında da şöyle birşey yapar. Yani kehanet gibi birşey bu ya. Ulan bu adamın hiç mi Alta: İşler bence şe -y de karışıyor psikiyatri sağlık bilimleri içinde geçiyor. Sağlık bilimleri Omega: B ana mutluluğun neyle uğraşır insanı iyileştir resmini çizebilirsin. Süleyman Hah ha. Alfa: Aldığın kararı rasyonelleştirme gereksinmesi duyuyorsun. Bir karar alıyorsun çok ınuğlak çok havada. Nasıl rasyonelleştireceksin. Bilim ne diyor. Bilim adam saymış. 60 kişi böyle yapıyor, 70 kişi böyle. Nerede saymış. Senden binlerce kilometre ötede saymış. Omega: Bir de bir çeşit kader gibi ya. Diyorsun ki bir insan şöyle kişilik özelliklerine sahip o halde şu işi yapamaz. TELEIOII ÇALDI Bil DAiiKA KA PA TALIM Ml? TAMAM. HA. iradesi yok. Bu herif hayatı boyunca bir gü n çıkıp da ulan hastirin siz öyle diyorsunuz ben böyle diyorum hiç mi diyemeyecek. Alta: Burada varolmaya ait hiçbir ipucu yok. mekle sağlığına döndürmekle. Sonuçta psikiyatri bu alan içinde olduğu sürece iyileştirme, sağlığına kavuşturma işlevi var. Dolayısıyla başvuran herkes hasta. kategorisi içinde değerlendiriliyor. Yani başvuru nedeni neyse onun ortadan kaldırılması. Beta: Birşey diyeceğim. Bu bizim için geçerli. Aynı şeyi başvuran da talep edebilir. Örnek veriyorum. Bu girişi de onun için yaptım zaten. Omega: Hah ha. Alfa: Telefon çaldı. Omega: Bir dakika. Omega: Hiçbirşey yok,evet Alfa: Determinist sonuna ka- dar. Yani ben bunu burada Beta: Üniversiteye hazırlanan bir çocuk var, depressif yakınmaları vardı. Düzeldi. Fakat çocuk daha sık gelmeye başla- 12 GiZf=REMA

14 dı. En son gelişinde berbat olduğunu söyledi. "Ne oldu?" Bu hafta hiç çalışmadım. Çalışmak istemedi canım. Ne yaptın? "Maç yaptım, gezdim tozdum, iyiydim ama eve gelince ders çalışmak istemedim, çok kötüydüm, çok sıkıntılıydım11 Bu sıkıntıyı tedavi etmeıni istiyor. Çalışamıyor olmasından sıkıntılı. Yani bunu bir rahatsızlık olarak nitelendiriyor. Sıkıntı duyduğu şey, ders çalışmaktan duyduğu sıkıntı. Halbuki dışardayken iyi hissediyor. Omega: Sonuçta şunu diyorsun. Sen salt adam senden bir yardım istedi diye psikiyatrın işi burada mı başlıyor. Ben sana geliyorum diyorum ki - ya ben bilmem ne yaparken sıkılıyorum. İ stemiyorum sıkılmak Ulan ben de onu yaparken sıkılıyorum. Çünkü sıkıcı bir iş. Beta: Bu da tersi işin. Alfa : Bu işte bizim tam nıanivelalık işlevimiz bu. Absürcliteı'lin içine rahat yerleşemeyen insanları ite kaka oraya sokmak. Bir adamın sana gelipte ya ben son günlerde ders çalışarnıyorum ve çok sıkıntılıyım, sınıfta da kalacağım herhalde, bu gidişle herşey mahvolacak. Aile şikayetçi, çocuk şikayetçi. Kimden yardım iste!l ecek bir tıp dalı olarak İş psikiyatriye düşer. Alfa: Can sıkıcı şeyleri yeterince yapamadığı için ıkıntıda yanı ABSÜRDiTENiN içine RA HAT YERLEŞIMEYE N insanlari ite KAKA ORA YA Beta: Tabi tabi SOKMAK Omega: İ ğrenç şeyleri yani Beta: Çocuk burada isteyerek geliyor, tedavi talep ediyor. Omega: Bi dakika. Çocuk ni- ye ders çalışmaktan vazgeçemi- yor? runda? Maddi geleceğini belirleyecek Omega: Annesinin babasının isteğini yerine getirecek. Alfa : Yeni sınavlara girebilmek için sınavı kazanmak zorunda. Omega: Varolabilmek için ya Alfa : Yani adam diyor ki çok güzel derin nefesler alıyorum, sevgilirole gezi y orum, parkiara balıçelere gidiyorum ama çatlıyorum. Eve gidip ders çalışın am lazım,bir türlü yapamıyorum. Çok sıkılıyorum. Ne yapmam lazım. Sen de haklısın valla diyorsun. Çekilir çile değil diyorsun. Omega: Halı ha Beta: Halı ha Omega: Yani çok komik ya. Beta: Kognitif yaklaşıp prohlemi çözüyorsun. Basamaklan dırıyorsun, problemi çözmesini sağlıyorsun. Omega: Evet, solanak Çünkü gerçekten bir sıkıntıdır ya. Beta: Sınavı kazanmak zorun- Alfa: Böylece problemi çözülda. Niye sınavı kazanmak zo- düğünele egosintonik sıkıntılı

15 hir adam oluyor. eleşim çalışmalısın dersen gayet Omega: Hah ha. Egosintonik sıkıntı. Beta: Kesinlikle. Ama ohsesyonda. Neyse o ayrı bir konu. Ne diyeceğimi de unutturdun uz. güzel sistemin kurduğu zincir içinde yürümesini sağlayan bir ara mekanizma olmanı sağlıyor, öbür türlü yani saçmalama kardeşim dersen gayet filozofik bir duruşun var senin yani bu noktada sağlık ilişkisi değil ki bu ya, hiçbir durumda sağlıkla ilişkisi yok bunun. Sıkıntı var. Omega: lkinize de baktım. Sana yardım talebiyle gelen bir insana yardım etme isteği var, bu aslında tıpla ilgili birşey. Bu adam uyum için yardım istiyor ben uyamıyorum, benim uymama yardımcı ol, bu pislik beni rahatsız ediyor ama ben bu pisliğe uymak zorundayım diyor. Alfa: Bütün işimiz sonuçta Sıkıntıyı yaratan mekanizma, egodistonik sıkıntıları egosinto-.:to sıkıntının mekanizması fizyolo- Alta: Pislik olduğunu biliyo- - nik hale getirmek. Şimdi bu jik olduğu için ancak bu nokta- rum ama uymak istiyorum. ilişki niye burada kuruluyor. Bu sorunun sonılına yeri psikiyatri. Sistem oturmuş ve belli bir tür insanın yükselmesine izin veriyor ve bu süreç içinde daha _çocukluğundan itibaren insanı belirliyor. Sınıflandırmış, sıralandırmış, güzel güzel hizaya sokuyor, karne verdiriyor, üniforma giyeliriyor bilmerrı ne. Bu noktada çocuk bir yandan varoluş bunalımı yaşıyor çok doğal olarak hu dünyadaki yalnızlığı iç.inde ve seçim noktasına geliyor, tıkanıyor. Bu noktada bütün bir hayatı ile ilgili şeyleri sorgulayacak olan sen varsın, sen de sonuçta aynı :;ualardan gelmiş geçmiş ve ma sanı n öteki tarafında otur- foucault 3 4 YIL Bil LiKTE YAŞA YlP YAZMlŞ. EVET, AMA foucault'yu OKUYAII LAI da bir ilişki kurulabilir. Omega: Şöyle bir ilişkisi var bu işin. Bir taı-afta radikal şeyler psikiyatriyi yok sayan medikal akımlar, bir tarafta da hepimizin zaman zaman hissettiği bazılarımızın belki biraz daha fazla hissettiği meslek aşkıyla Omega: Uymak zorundayım. Alfa: Uydur beni. Omega: Evet. Niyet meselesi. Bu du.r_!lma yaklaşırken niyetin ne. Yoksa sadece bilgi doğrultusunda mı yaklaşıyorsun. Yoksa ikisinin karışımı mı. Yani alfanın kişilikle ilişkilendirdiği şey biraz niyetle ilgili. Senin bir insana yardım etmeye niyetin var mı veya bu iyi niyetle başlarsa hep öyle mi gidecek, başlangıçta iyi niyetle başlayıp duvara çarptığımız çok oluyor. Sonuçta çok iyi niyetli çahalar, duvara çarpıp baskı aygıtı haline dönüşebiliyor, tepemizde. muş bir kişi sin. Hepsi o yani. Alfa: Bana bakma Bu da mı acaba böyle hir ' sonın. Şinıdi enin ona geleceğe doğn.ı yol göstermen. Eğer sen kar- B.eta: Bana qa baktı. İyi niyetli de ols n başlan gıçta bütün iyi niyetinle insana 14 $.izf1q

16 yaklaşsan sonunda geleceğin yer herkesin yaptığı klasik psikiyatriye mi geliniyor. Ben onu çok yaşıyorum açıkçası. Niyetle kısmet meselesi yani. Beta: Halı ha Alfa: Bir de felek var, bunlar a ilişkili. Ya abi bu iş çok karmakarışık bir iş gerçekten. Oturuyorsun bir yere, birisi kapıyı açıp giriyor. Ve sana ne anlatacağını bilmiyorsun. Ne anlatusa ona teslimsin ve sana yüklediği misyona hak, senin kendine yüklecliğinden fersah fersah ötede olabilir. Önce o ilişkiyi kuracaksın hem o ilişkiden uzak olacaksın, hem o ilişkinin içinde olacaksın. Hem de o ilişkiyi kurarken bir bilgiye sığınacaksın. Amerikalı ahilerine. Onlann ne söylediği belli zaten. Tanımlayıcı bir anlayış. Ben görürüro kardeşim. Problemi nedir söyler problemi çözerim. 8 basamak. Haftada bir gün. Seansı şu kadar. İşte o Omega: Moda Alfa: Sen istediğin kadar beyni görüntüle ahicim, istersen bütün beyni bilgisayar ekranında izle. İstersen kafanı sok, içine bak. Alfa: Hikaye, kendi kafanı so kup baktıkç.a hiçbirşey göremezsin, görınel istediğin orada yoktur. Omega: Araştırm adık yer bıkadar. Bunu geçtiğinde. Böyle var. Psikiyatr olmasa bile hocaya, üfürükçüye gidiyorlar. Yıl anlamak demektir diyor. lamak insan ruhunu tamamen dız fallarına baktırıyorlar. Bir şekilde kendileri dışında bir Alfa: Bu da mümkün değil zaten. Bu positivistler ömür geçi çözüm arama çabası hep var ya ama ya acaip bir cehalet var. riyorlar, hoşça vakit geçiriyorlar. Bunlar tam cemaat. Sonuç Hem medyada hem antipsikiyatri meraklılarında. Hayatlarında bir tane deliyle iki saat nin geliyor. Yirmi yıl konuşup ta bir fikir dönüyor. İşte seroto yan yana oturamayacak, oturmamış adamlar deliliğin felseyor, biz burada arkalarından duruyorlar. Onlar orada yapıfesini yapıyorlar bangır bangır. konuşuyoruz. Yaptığımız hep dedikodu. KARPUZ YiYEN ŞiZOI RENLERLE YEMEYENLER ARASINDAKi DÜŞÜNCE BOZUKLUKLARI ARAŞTIRMASI Omega: Foucault 3-4 yıl birlikte yaşayıp yazmış. AU a: Evet. Ama Fouca ult'yu okuyanlar. Omega: Evet. O herif'in ko- rakmadılar abi. bir toplumda yaşıyorsun. Ken- nuşm aya hakkı var. Şizofrenidinin ne olduğunu bilmiyor- nin ne olduğunu kim bilebilir Alfa: Karpuz yiyen izofrenlerle sun. Bir yanda kendini ana aç- abi bir kitapta okudum herif yemeyenler arasındaki düşünce mış bir insan var. Ama şu bir girişi yazmış. Benim Inırada bozuklukları araştırması gerçek in. anların bir şekilde yapmaya çalışt.ığı m mütevaıi ya nl ı m talep ettiği insanlar hep bir çaba, çünkü şizofreniyi an- Omega : Vardır valla. GiZORO&C 15

17 Boğaziçi Üniversitesinde Psikoloji Eğitimi Üzerine ya da lt is allright ma; I am only bleeding Alain Touraine, 1969 yılında üniversitelerin büyük bir çelişkiyi içlerinde bulunduran kurumlar olmalarından sözü açtı. "Şu andaki kaçınılmaz soru, üniversitelerin bütünleşmenin m'i (Integration), yoksa yüzleşmenin mi (Confrontation) mekanları olduğudur." (Alain Touraine, The Post-Inclustrıal Society, 1969). Üniversiteler, içinele bulundukları toplumu, onun adına üretilen bilgiyi, bilginin üretiliş biçimini, bilginin kullanış biçimini (neyin adına, hangi anıaçlar doğrultusunda) sorgulayacak kurumlar olmakla, kendileri için belirlenmiş sınırların dışına taşmayan, toplum a bağlan çok zayıf, bilginin kullanış hiçimine ilgisiz kurumlar olmanın arasında bir seç.iın yapmak zorundadır. Sene 1969 yer Fransadır. Sene Yer Boğaziçi Üniversitesi Türkiye! Bütünleşmenin ya da yüzl şmenin çelişkisi hiçbir şekilde yaşanmıyor. Üniversite toplum ilişkisi, bilgi sorun alı, bilginin kültürel ilişkisi üretilen bilginin varolan kültürde anlamlandırılması, bilginin hangi amaçlar doğrul- tusunda kullanıldığı, bilgiyi üretenlerin bilginin kullanılmasında söz sahibi olmayı seçıneleri veya redcletmeleri, bütün bunların hiçbirinin sözü dahi edilmiyor. Ben, Boğaziçi Üniversitesinde dört sene boyunca Psikoloji eğitimi gördüm. Ortaya attığım kavramlardan bazılarını, bölümümde gözlemlediğim somut olaylar aracılığıyla tartışacağım! Ililgi Sorunsalı: Üniversitenin varlığının temel sorunsalı hilginin ne olduğudur. Bilgiyi nasıl tanımlarız, bilgiye nasıl ulaşırız, elde ettiğimiz şeyin bilgi olduğuna hangi kriterler aracılığıyla karar veririz. Psikoloji böhimünde gördüğüm en temel eksikliklerelen biri bilgi kavramının sorgulanmamasıydı. İnsanların sadece "Felsefeye Giriş" der si alarak, bilgi kuramı, Psikoloji ve bilim arasındaki ilişki, sosyal ve doğa bilimleri arasındaki ilişki, bilimsel Psikoloji eğitiminin temel amacı, insanların bilgi üretimi üzerine -ki burada konumuz insan- düşünmesini sağlamak için kuvvetli bir zemin oluşturmaktır. Yoksa amaç hangi Amerikalının, nerede, ne zaman hangi ampirik araştırınayı yaptığı ve ne sonuçlara vardığını öğretmek değildir. F elsefik köklerinden koparılmış ve özellikle sosyoloji ve antropoloji ile ilişkilendirilemeyen bir psikoloji, tam bir epistemolojik faciadır. Ben, bazı Psikoloji dördüncü sınıf öğrencilerinin epistomoloji kelimesini dahi duymadıkları bir dönemin psikoloji mezunuyum. Pişinanım! Bilginin var olan kültürde, dünyada anlamlandırılması: Bilgi üreterrlerin içinde bulundukları kültürü ve dünyayı değiştirmeleri, ona yol göstermeleri, ona karşı gelmeleri, itiraz etmeleri, ona taraftar ya da muhalif olmaları, onunla uyum içinde veya uyumsuzluk içinde olmaları, ürettiklerinin kullanımı konusunda meraklı, talepkar, itirazcı ya da takdir edici olmaları; yani içinde bulundukları ekonomik, sosyal, kültürel, politik yapıyla etkileşim içinde olmaları gerekir. Bilgiyi üreten olmak, benim gözümle, büyük bir sorumluluğu da beraberinde etirir. Yoksa üniver- 1 6 ŞiZSFJQ&\

18 ite ınırları içinde varolmak, ltayıtsız olma ayrıcalığını sağlamaz bireylere. Özellikle psikoloji gibi bir "bilim" akademinin duvaı:ları ad asma saklanmak yerine, kendi kültürel, so yal, ekonomik, politik, gerçeğiyle yüzleşen, rahatsızlık duyan, uyum uz bir bilim olmalıdır. Bilginin kültür le ilişkisi: Bu gözlemlediğim kadarıyla iki yönlü bir konu. Birincisi, üretilen bilgi nin üretildiği dönem ve yer ile ili lcisi; ikincisi bu üretilmiş bilginin tüketildiği dönem ve yer ile ilişkisi (Bakınız, Epi temolojik Şizofreni, Daryush Shayegan, Yaralı Bilinç, 1989) yılında Boğaziçi Kütüphanesinden aldığım, Jung'la yapılmış röportajlarda leri me bir kitabı okuyordum. Kitabın temel amacı, artık Amerika'da, lisans öğrencilerinden çok yüksek bir oranının, psikolojinin temel taşlarını oluşturan insanların özgün metin! rini okumamış olmasına bir tepkiyi ifade etmekti. Psil oloji bölümündeki en temel yanlışlardan biri - b nim gözümle - özgün metinlerden uzak durulması ve her konuda North ya da South 'bilmemne' üniversitesi profe örü 'bilmemne'nitı karikatürize edilmiş, özet, her türlü derinlikten uzak metinl riyle (te t-book'larla) yeti nilmesiydi! Dondurulmuş yiyecek kadar hazır, orılar kadar lezz tsiz bu metinler bende yaratıcılığı ya da merakı değil, dağlara kaçma, kurtulma hissini çağrıştırıyordu (Bakınız Oğuz Atay, Tutunamayanlar). Bu metinler -yine benim gözümle - hem sözünü etmeye çalıştıkları, semalaştı rdıkları, derinsizleştirdikleri, karikatürize ettikleri "master"lara, hem de meraklı, uyumsuz, yaratıcı herhangi bir fikire, tavra susamış insanlara - bize demeye dilim varmıyor - haksızlıktı. Böylesine kendi özüne - kendi kültürel bağlamında bile - yabancılaştırılmış bu metinler bizim kültürel bağlamımızda bize ne ifade ediyordu! (Israrla bakınız Kültürel ve Epistemolojik Şizofreni, Daryush Shayegan, Yaralı Bilinç). Kimsenin kafası iu kaldırıp sorduğu oldu mu acaba, merak ettiği? Sınavlar için' ezberlemenin, bu şizofrenik ortamda alınan yüksek notların önemli bir gösterge olduğuna inanmanın dışında. Bu şizofreninin sorumlusu hepimiziz! Sormadığı mız, göz yumduğumuz, itiraz etmediğimiz, rahatsızlık duymadığımız, merak etmediğimiz, silkinecek kadar güç bulamadığımız, yeteri nce kendimize güvenmediğimiz, konform ettiğimiz için! Sanırım çoğumuz şimdi "müşteri" temsilcisi, "halkla" ilişkiler "uzmanı", "reklamcı " olma yolundayız! Ama unutmayın dostlar; " A salesman is an it that stinks" (1) but "any day now any day now I s hall be r e I e a e d " (2) MAHAN DOGRUSÖZ (1). e.e. cummings'in "A salesrnan is an ıt" iirinden. (2). Bob Oylan'ın "I shall be released" {1967) şarkısından.

19 Orhan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler 11G e r e k, ş u b u r u k g e r e k 1 1 Adnan Özdemir Biraz önce Kara Kitap'ı bitirdim. Geceyarısından sonra bir buçuk. Biraz önce Kara Kitap beni bitirdi de diyebilirdim. Radyoda Gece ve Müzik programının bitiş müziği duyulurken hoş bir raslantıyla Galip son cümlesine son noktayı koydu. Hiç bir yaşantıyla değişmeyeceğim uykulanından çaldım, rüyalarımı eksik gördüm. Kitap mı, müzik mi, rüzgardan camın çarpması mı bilemiyeceğim, halkona çıkmak istedim. İlk adımı atarsınız ve ötesi hep gelir. Odissey'in ki de böyle mi başlamıştı şu an hatırlaınıyor m am a bu güvenli kutularımızin dışarıya açılan tek taban- Biraz önce Koro Kitap' 1 bitirdim. Geceyonsmdon sonra bir buçuk. Biraz önce Koro Kitap beni bitirdi de diyebilirdim. Rodyodo Gece ve Müzik progrom1mn bitiş müziği duyulurken hoş bir roslonflylo Galip son cümlesine son noktoy1 koydu. ları, balkonlar insanı ayartıyor. Dizierinize kadar gelen, kucağınıza bir deniz gibi sokulan geceyi ve kenti görünce ister istemez büyük maceralar hep böyle mi başlarlar acaba diyorsunuz. Dışarı çıkıp o kitaptaki esrarın izlerini görmeye çalışmayı, başaramasam bile, eğer herkesin 5;öylediğinin aksine bir parça temiz hava kalmışsa o,nu da ben içime, çekip, pisliğiıni ka- ' lan bu son oksijenle gökyüzüne salıverdikten sonra üstüroüze erilen bu kara örtünün son d liğinin, son pürüzünün kapanmasıyla, sonsuza kadar huzur içinde, hep beraber tüke-

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Üç Şiir. Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı

Üç Şiir. Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı Üç Şiir Yaşamaya Dair, Ceviz Ağacı, Masalların Masalı N â z ı m H i k m e t (Se la nik, 14 Ocak 1902 Mos ko va, 3 Ha zi ran 1963) Bah ri ye M e kt eb i n i b it i rd i (1919 ), H am id iy e K r uvaz ör

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

EğiHm Hedefleri nereden geliyor?

EğiHm Hedefleri nereden geliyor? Önümüzdeki Nisan ayında sını0aki herkes okuma yazmayı öğrenmiş olacak 3 haneli sayılarla çarpma işlemi yapabilecek 3 haneli sayılarla bölme işlemi yapabilecek A4 kağıdın fotokopisini çekebilecek Evin anahtarıyla

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

OKUL ÖNCESİ YAYINLARI

OKUL ÖNCESİ YAYINLARI KARACA Eğitim Yayınları Tic. ve San. Ltd. Ş OKUL ÖNCESİ YAYINLARI TL Etkinlik Kitabım 1-10 (10 etkinlik kitabı) 57,50 Adet Tutar Portakal Çiçeği Eğlenceli Matematik (48 Ay ve Üstü) 13,50 Portakal Çiçeği

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül 2009 12:41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül 2009 13:10

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül 2009 12:41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül 2009 13:10 Bir Gencin Eroin Kullandığı Nasıl Anlaşılır? Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri nde Şef Yardımcısı Doç. Dr. Özkan Pektaş a bu soruyu sorduğumda söze şöyle başladı: Daha kırık kırık, çatallı,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu?

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? l Çünkü Morpa Kampüs te Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları için özel bölüm var. Bu bölümde okul öncesi eğitimi almış

Detaylı

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID 1953 te Almanya da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ KAVRAMLAR Birey: Toplumun bir parçası olan ve kendine özgü

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

SİNEMA YÖNETMENİ TANIM

SİNEMA YÖNETMENİ TANIM TANIM Sinema için oyunlaştırılmış öykü ve romanların (senaryoların) oyuncular tarafından canlandırılması ve oyunun filme alınmasını sağlayan kişidir. A- GÖREVLER - Yazılı metni (senaryoyu) görsel olarak

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD AÇIKLAMA 2009-2012 Araştırmacı: - Konuşmacı: Lundbeck İlaçları AŞ (2009, 2010) Danışman: - Olgu 1 - Bize ayrımcılık yapılıyor

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

FONKSİYONLAR FONKSİYONLAR... 179 198. Sayfa No. y=f(x) Fonksiyonlar Konu Özeti... 179. Konu Testleri (1 8)... 182. Yazılıya Hazırlık Soruları...

FONKSİYONLAR FONKSİYONLAR... 179 198. Sayfa No. y=f(x) Fonksiyonlar Konu Özeti... 179. Konu Testleri (1 8)... 182. Yazılıya Hazırlık Soruları... ÜNİTE Safa No............................................................ 79 98 Fonksionlar Konu Özeti...................................................... 79 Konu Testleri ( 8)...........................................................

Detaylı

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi Öğrencinin Adı Soyadı: Grubu: Öğretmeni: Özel Amerikan Robert Lisesi 2009-2010 Eğitim Yılı Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi 1. Okul Müdürü EVET HAYIR BİLMİYORUM Okul müdürü, bir üniversitenin

Detaylı

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I

KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I Üniversite Hazırlık / YGS Kolay Temel Matematik 0 KE00-SS.08YT05 DOĞAL SAYILAR ve TAM SAYILAR I. 8 ( 3 + ) A) 7 B) 8 C) 9 D) 0 E) 6. 3! 3 ( 3 3)": ( 3) A) B) 0 C) D) E) 3. 7 3. + 5 A) 6 B) 7 C) 8 D) 0

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

TELEVİZYON REKLAM FİLMİ YAPIMI. Kavramlar, Uygulamalar, Sorunlar ve Telif Hakları

TELEVİZYON REKLAM FİLMİ YAPIMI. Kavramlar, Uygulamalar, Sorunlar ve Telif Hakları TELEVİZYON REKLAM FİLMİ YAPIMI Kavramlar, Uygulamalar, Sorunlar ve Telif Hakları Nesrin Tan AKBULUT Elif Eda Balkaş ERDOĞAN 1 Yayın No : 1840 İletişim Dizisi : 39 1. Bası - Ekim 2007 - İSTANBUL ISBN 978-975

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Sistem-atik Membran Kapak Sipariş Takip ve Üretim Takip Sistemi;

Sistem-atik Membran Kapak Sipariş Takip ve Üretim Takip Sistemi; S i s t e m - a t i k M e m b r a n K a p a k S i p a r i T a k i p v e Ü r e t i m T a k i p S i s t e m i ; T ü r k i y e l d e b i r i l k o l a r a k, t a m a m e n m e m b r a n k a p a k ü r e t

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir. Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar ( mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün

Detaylı

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler Oyun gemisi Eğitim Dizisi Her cilt 24 cm x 30 cm - 110 gr. 1. hamur Bu eğitim dizisinde okul öncesi dönem çocuklarının hem bilişsel gelişimlerini, hem de sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen zengin

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

MATEMATİK DERSİ GENEL DEĞERLENDİRME

MATEMATİK DERSİ GENEL DEĞERLENDİRME MATEMATİK DERSİ GENEL DEĞERLENDİRME Adı Soyadı :.. 1. Aşağıdaki sayıları sembol kullanarak küçükten büyüğe sıralayınız. 456, 56, 71,877,950,95,2,857 7) 75 misket beş kardeş arasında paylaştırılıyor. Küçük

Detaylı

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Kış 2014 Sayı:12 ISSN: 2146-281X Kızak Keyfi Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Detaylı

2012-2013 EĞİTİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ

2012-2013 EĞİTİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ 2012-2013 EĞİTİM DÖNEMİ ÇİÇEK GRUBU HAZİRAN AYI BÜLTENİ AYI BÜLTENİ Hazırlayan: İnci Değer YAZ MEVSİMİ BABALAR GÜNÜ DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ TATİL Yaz mevsiminde havada meydana gelen değişiklikler neler? Yaz mevsiminde

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

İnönü Üniversitesi Kütüphanesi Müzik Veritabanları

İnönü Üniversitesi Kütüphanesi Müzik Veritabanları İnönü Üniversitesi Kütüphanesi Müzik Veritabanları Prof. Server Acim (Besteci ve Devlet Konservatuvarı Müdürü) 18 Nisan 2013 - Perşembe - 12.15 İnönü Üniversitesi GSTF ve Devlet Konservatuvarı Konser Salonu

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 Yard. Doç. Dr. İsmail SEKİ ÇANAKKALE 2013 1 Çalışma yazarın Bilgi Yönetişimi Bağlamında Üniversitelerin Ekonomideki Rolü

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Ek 3. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU

Ek 3. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI MAYIS AYI KAZANIM GÖSTERGELERİ Okul Adı : SELAHATTİN MÜZEYYEN KAÇAKER ANAOKULU Tarih : MAYIS AYI Yaş Grubu (Ay) : 36-66 AY Öğretmen Adı : AYLAR MAYIS

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI ZEKA SORULARI 1) İçi su dolu üç bardağı yanyana diziyorsunuz, aynı hizaya içleri boş üç bardak koyuyorsunuz, yani bardakların sırası şöyle oluyor: Dolu, dolu, dolu, boş, boş, boş. Yalnız bir bardağı yerinden

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları AKILLI VE ÇEVRECİ BİNA ÇÖZÜMLERİ HABERORTAK.com Mayıs 2015 Sayı: 02 Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları Mimar Serter Karataban Danışman Cemil Yaman DANIŞMANDAN l CEMİL YAMAN 6 Biz Danışmanlar, Yatırımcıyı

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

eyzaj müteahhitliği, peyzaj ve süs bitkileri üretimi ve pazarlama sektörünün piyasaya uygun bir değişim

eyzaj müteahhitliği, peyzaj ve süs bitkileri üretimi ve pazarlama sektörünün piyasaya uygun bir değişim eyzaj müteahhitliği, peyzaj ve süs bitkileri üretimi ve pazarlama sektörünün piyasaya uygun bir değişim yaşayacağını söylemek bugün itibariyle bir öngörü bile sayılmaz. Genelolarak ekonominin yaşayacağı

Detaylı

Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44

Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44 CAN KANTAR / SEKTÖRÜN İÇİNDEN Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44 Her sene benzer yazılar yazıyorum. Amacım gençlerin sigortacılığa olan ilgisini artırmak. Sigortacılık

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı