AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı ve Devam Eden Kısıtlamalar *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı ve Devam Eden Kısıtlamalar *"

Transkript

1 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı ve Devam Eden Kısıtlamalar * Zerrin Savaşan Özet: AB de sığınma hakkı ve bu hakka getirilen sınırlamalar esas alınarak, ortak bir sığınma sistemi oluşturmaya çalışan AB nin içinde bulunduğu çelişkili durumu incelenmek amacıyla, ilk olarak, sığınma hakkının temel bir insan hakkı mı yoksa devletlerin egemenlik hakkından kaynaklanan bir hak mı olduğu tartışması, teorik çerçeve ve uluslararası belgeler dikkate alınarak yapılacaktır. Sonra, AB de ortak bir sığınma sistemi oluşturulması için yapılan çalışmalar, özellikle Maastricht ve Amsterdam Antlaşmaları ile getirilen yenilikler üzerinde durularak incelenecektir. Sığınma hakkına uygulanan 3. güvenli ülke, geçici koruma, sınır güvenlik önlemleri ve kontrol sistemleri gibi kısıtlamalar ayrıntılı olarak ele alınacak ve bu kısıtlamaların sığınmacıların haklarını etkin olarak kullanmalarına engel olduğu vurgulanacaktır. Sonuçta bir değerlendirmenin ardından, üye devletlerin kendi egemenlik alanları, güvenlikleri ve vatandaşlarının refah ve haklarına daha fazla önem verme eğilimleri ve sığınma hakkının üye devletlerin tasarrufunda olmaya devam etmesi gibi nedenlerle, AB de etkili bir ortak sığınma sistemi kurmanın mümkün olamadığı belirtilecektir. Anahtar Sözcükler: AB, sığınma hakkı, AB ortak sığınma politikası, sığınma hakkına uygulanan kısıtlamalar. The Right to Seek Asylum in the European Union: The Purpose of Establishing a Common Asylum System and the Ongoing Restrictions Abstract: This article aims to investigate the contradictory situation of the EU, which attempts to establish a common asylum system on the basis of the right to seek asylum in the EU, and restrictions brought to this right. For this purpose, firstly, the status of the right of asylum will be focused on and then the issue of whether this right is a fundamental human right or a right stemming from the States sovereignty will be discussed in view of the theoretical framework and international documents. After clarifying the status of the right to seek asylum, workings aiming to establish a common asylum policy will be scrutinized, particularly focusing on the innovations created by the Maastricht and Amsterdam Treaties. After this examination, the restrictions imposed on the right to seek asylum such as safe third country rule, temporary protection, border security measures and control systems will be assessed in details and it will be emphasized that these restrictions prevent the refugees to use their rights effectively. In the * Bu makale, TODAĐE Đnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi'nin Aralık 2006 tarihleri arasında düzenlediği "Đnsan Hakları ve Yurttaşlık" konulu konferansta sunulan bildiriler arasından seçilip, hakemler tarafından incelendikten sonra yayınlanmıştır. Araş. Gör., (CES/ODTÜ&Selçuk Üniversitesi), Doktora Öğrencisi (Uluslararası Đlişkiler Bölümü/ODTÜ). Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27, 2009, s

2 14 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 conclusion part of the study, after making an evaluation of all issues examined in the article, it will be stated that it can not be possible to establish an effective common asylum policy in the EU due to the reasons such as the member states tendency to grant more importance to their own fields of sovereignty, security and also their own citizens welfare and rights and the continuation of the right of asylum to be in the possession of the member states. Key Words: EU, the right to seek asylum, the EU common asylum policy, restrictions on to the right to seek asylum. SIĞI MA HAKKI I ĐTELĐĞĐ Teorik Çerçevede Sığınma Hakkı Sığınma hakkı, insan hakları-egemenlik ve karşılıklı bağımlılık tartışmalarının ortasında yer almaktadır (Lavenex, 2001: 8). Devletlerin sığınma politikalarını belirleyen ve aynı zamanda çıkmaza sokan da, egemenlik ve insan hakları normları arasındaki gerilimdir. Bu gerilimin sığınma hakkına etkisi, uluslararası ilişkiler disiplinin iki karşıt yaklaşımı olan liberalizm ve realizm ışığında incelenebilir. Realizmde, esas olan ulusal çıkarlar, güç, ulus devlet ve güvenliktir. Bu nedenle de, insan hakları devletle vatandaşları arasında uygulanan normlardır. Bu normların ise evrensel nitelikleri yoktur. Devlet kendi içişlerini uygularken vatandaşlarının haklarını ve güvenliğini sağlamakla yükümlü iken, uluslararası alanda sadece kendi güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Dolayısıyla da iç işlerini uygularken vatandaşları dışında, uluslararası ilişkilerinde ise kendi güvenliği dışında herhangi bir değer- norm-hak gözetmek durumunda değildir. Bu nedenlerle de, realist teoriye göre, sığınma hakkı diğer haklar gibi devlet egemenliği kavramına bağımlıdır. Herhangi bir şekilde sığınmacıların zarar görmesi insan haklarının ihlal edilmesi, realistler için bir öneme haiz değildir. Çünkü sahip olunan haklar evrensel değerler olarak görülmemektedir. Ayrıca, sığınmacılar gönüllü göçmenlerden farklı bir statüde ele alınmadığı gibi, hem sığınmacılar hem de göçmenler barışa tehdit bir unsur olarak görülmektedir (Lavenex, 2001: 13). Bunun nedeni, realizmde, kontrolsüz göçün devletin egemenliğine zarar verebileceği, devletlerarası çatışmalara ve hatta savaşlara yol açabileceği düşüncesinin hakim olmasıdır. Uluslararası insan hakları hukukunun temelinde yatan liberal düşünceye göre ise, insan hakları tüm insanlar için (sınıfına, milliyetine, etnik kimliğine, ırkına bakmaksızın) eşit ve ortak evrensel değerlerin kabulü olarak anlaşılmalıdır. 1 Đn- 1 Burada, Kant ın evrensel barışı gerçekleştirmekle ilgili görüşlerine başvurulabilir. Yurdusev (1996: 53), Benhabib (2006: 36) ve Lavenex (2001: 15) Kant ın Ebedi Barış adlı eserinden alıntı yaparak konuyu açıklamışlardır. Buna göre, Kant ın evrensel barışı gerçekleştirmek için önerisi, evrensel bir birlik oluşturmaktır. Bunun için de, bazı ön koşullar ve nihai koşullar belirlemiştir. Bunlardan özellikle kozmopolitan ya da dünya hukukunun sınırlarının evrensel misafirlik ilkeleri ile çizilmesi gerektiğini belirten nihai koşul sığınma hakkı bakımından önem arz etmektedir. Bu koşula göre, yabancılar bir başka ülkede misafirlik ilkeleri çerçevesinde muamele görmelidirler, bu kişilerin yaşamlarının tehdit edildiği yere geri gönderilmemeleri

3 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 15 san haklarının korunması da uluslararası topluluğun ortak yararı ve ortak sorumluluğu olarak görülmelidir (Lavenex, 2001: 15). Bu düşüncede, bizatihi hakların sahibi ve taşıyıcısı olan devlet değil, bireydir. Bu nedenlerle de, sığınmacılar devletin egemenliğinin bir ürünü olarak görülmemektedirler. Realizmden farklı olarak, sığınmacılar gönüllü göçmenlerle bir de tutulmazlar (Lavenex, 2001: 15). Sığınmacılar göçmenlerden farklıdır, çünkü onlar kendi vatandaşı oldukları devlette mevcut olan bir tehlikeden, zulme uğrayacakları korkusundan başka bir ülkeye gitmektedirler. Bu gidiş, kaçış, bir ihtiyaçtan, korunmaya muhtaç olma durumundan kaynaklanmaktadır. Bu iki karşıt yaklaşımın incelenmesinden sonra, bu yaklaşımlardan hangisinin AB sığınma politikasında daha hakim bir anlayış olarak benimsendiği söylenebilir? Bu soruya verilecek olan cevap, AB nin ve üye ülkelerin sığınma hakkına bakışını ve AB nin içinde bulunduğu çelişkili durumu ortaya koyacaktır. Đşte, bu sorunun cevabının bulunması için, uluslararası belgelerde sığınma hakkının ele alınışının, AB sığınma politikasının gelişiminin ve sığınma hakkına getirilen kısıtlamaların incelenmesi gerekmektedir. O halde, bu makalede uluslararası belgelerde sığınma hakkının incelenmesi ile başlanıp, daha sonra AB sığınma politikasının gelişiminin ve sığınma hakkına getirilen kısıtlamaların incelenmesinde yarar olacaktır. Uluslararası Belgelerde Sığınma Hakkı 2 Teorik çerçevede, özünde realist ve liberal kuramların çatışmasını barındıran insan hakları ile devletin egemenlik hakları ve bu haklardan kaynaklanan vatandaşlık hakları arasındaki gerilimi açıklama sorunu, sığınma hakkının niteliğinin (bir insan hakkı mı yoksa devletin egemenliğinden kaynaklanan bir hak mı olduğu) belirlenmesinde esas teşkil etmektedir. Ancak, bu konuda diğer önemli bir alan, uluslararası belgelerde sığınma hakkına verilen anlamın araştırılmasıdır. Sığınmacılarla ilgili en önemli uluslararası belge, kuşkusuz 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşmedir (Cenevre Sözleşmesi). Bu sözleşmede hiçbir şekilde sığınma hakkından söz edilmediği gibi, coğrafi ve tarihi açıdan da sınırlamalara yer verilmiştir. 3 Ancak, sözleşmenin en önemli özelliği gerekir. Burada altı çizilmesi gereken nokta, misafirperverliğin erdemlilik- yakınlık- iyilikseverlik olarak değil, bizatihi tüm insanlara ait bir hak olarak olarak belirtildiğidir (Benhabib, 2006:37). 2 Sığınma konusunda yapılan uluslararası belgeler burada sayılanlarla sınırlı değildir. Burada çalışmanın kapsamına uygun olarak bazı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu alandaki tüm düzenlemelere, BMMYK tarafından hazırlanan Sığınma ve Mülteci Konularındaki Uluslararası Belgeler ve Hukuki Metinler adlı eserden ulaşılabilir. 3 Sözleşmeye göre, 1 Ocak 1951 tarihinden önceki (II Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında oluşan) nüfus hareketlerine yönelik bir mülteci koruması kurulmaya çalışılmaktadır(tarihi sınırlama). Sözleşmenin sadece Avrupa da mülteci durumunda bulunanlara mı yönelik olacağı, yoksa tüm dünyadaki mültecilerimi kapsayacağı sorunu, imzacı ülkelerin takdirine bırakılmıştır(coğrafi sınırlama). Bu nedenle, Sözleşmenin 1. maddenin B. 1. fıkrasında, taraf devletlerin Sözleşmeye imza, tasdik veya katılma sırasında taahhüt ettiği yü-

4 16 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 bu sözleşme ile mülteci uluslararası hukuk bakımından bağlayıcı bir tanıma sahip olmaktadır (1. maddesi a fıkrası 2.bendi). 4 Spesifik olarak mültecilerle ilgili Cenevre Sözleşmesi nde sığınma hakkından bahsedilmezken, 1948 yılında ilan edilen Đnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (ĐHEB) bireylerin sığınma talep etme ve sığınmadan yararlanma hakkından bahsetmektedir. ĐHEB, 14. maddede şu ifadeye yer verilmektedir: Herkes zulüm karşısında başka ülkelerde sığınma talebinde bulunma ve sığınma olanağından yararlanma hakkına sahiptir. Ancak burada bahsedilen, bildirgenin ilk halinde yer alan talep etme ve bahşedilme hakkı (to seek and to be granted) değil, talep etme ve yararlanma hakkıdır (to seek and to enjoy) (Lavenex, 1999: 11; Onions, 2006). Başka bir deyişle, sığınma talebinde bulunan kişi, hukuki olarak herhangi bir korumaya sahip değildir. Hukuki güvence altına alınması, başvurduğu devletin tasarrufuna bağlıdır. Devlet kendi iç hukukunu ve uluslararası hukuk çerçevesinde yaptığı anlaşmaları göz önüne alarak, bu hakkı tanıma ya da tanımama yetki ve hakkına sahiptir. Sığınmaya ilişkin uygulamalarda devletlere tavsiye niteliğinde bir takım ilkeleri belirleyen 1967 tarihli BM Ülkesel Sığınma Bildirisinin 1/3 maddesine göre de, tanımaya ilişkin koşulların tüm değerlendirmesi sığınma hakkını tanıyan devlete ait olacağı belirtilmiş ve bildirinin pek çok kısmında devletlerin takdir hakkına göndermeler yapılmıştır. Böylece, BM Ülkesel Sığınma Bildirisi sığınma hakkı verme yetkisinin devletlerin egemenlik hakkı ile doğrudan ilgili olduğunu bir kez daha göstermiş ve içerdiği hükümlerle bu anlayışı onaylamıştır (Lavenex, 1999: 11). Sonuç olarak ise, BM bünyesinde sığınma hakkının bireysel bir hak olarak kabul edilip yasalaştırılmasına ilişkin çabalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Avrupa Konseyi çerçevesinde de konu ile ilgili bir takım çalışmalar yapılmıştır. Ancak, Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi nde (AĐHS) sığınma hakkından bahsedilmediği gibi, sığınma konusunda da doğrudan bir hüküm bulunmamaktadır. Konu ile ilgili gelişmeyi sağlayan, Konsey tarafından alınan karar ve kümlülükler bakımından bu ifadenin kapsamını belirten bir beyanda bulunmaları gerektiği ifade edilmiştir. B. 2 ye göre de, sözleşmeyi dar (sadece Avrupa da meydana gelen olaylar nedeniyle) olarak kabul edenlerin yükümlülüklerini sonradan genişletebilecekleri belirtilmiştir Sözleşmesi ne Ek Mültecilerin Hukuki Statüsüne Đlişkin Protokolü (1967 Protokolü ya da New York Protokolü) 1/2 maddesi ile tanımdaki tarih sınırlaması ortadan kaldırılmış ve bu hükme 1967 Protokolü madde 1/son gereği çekince koyma yasağı getirilmiştir. Ancak, 1951 Sözleşmesi ni coğrafi sınırlama ile kabul eden ülkelere, madde 1/3 gereği bu sınırlamayı devam ettirebilme imkanı tanınmıştır. 4 Sığınmacı, mülteci statüsü almaya yönelik başvurusu henüz karara bağlanmamış kişiler için kullanılan bir terimdir. Aynı zamanda henüz başvuru yapmamış veya başvurusu hakkında cevap bekleyen kişiler de sığınmacı olarak tanımlanmaktadırlar. Sığınmacı, iltica prosedürü hakkında cevap bekleyen kişidir ve prosedür sonucunda ilgili kişinin mülteci kriterlerine uygun olduğuna karar verilirse, bu kişi en başından itibaren mülteci olarak kabul edilir. Yani, mülteci statüsünün tanınması bildirim niteliğindedir. Bu nedenle de, bu makale içinde mülteci-iltica kavramları yerine sığınmacı-sığınma kavramlarının kullanılması tercih edilmiştir.

5 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 17 tavsiyelerle 5 Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesinin (AĐHM) kararları olmuştur. 6 Alınan karar ve tavsiyelerden ikisinde, 1961 tarihli Sığınma Hakkına Đlişkin Tavsiye Kararı nda ve 1977 tarihli Ülkesel Sığınma Sözleşmesi nde, sığınma hakkının bireysel bir hak olarak kabul edilmesi yönünde adımlar atılmasını sağlamıştır (Lavenex, 1999: 11-12, Sancar - Peker: 15). Fakat bu gelişmeler, sığınma hakkının bireysel bir insan hakkı olarak tanımlanabilmesini sağlamamışlar, aksine devletin bu konudaki hakkını onaylamışlardır. Tüm bu düzenlemelerde, sığınma hakkının bireysel bir insan hakkı olarak tanımlanmadığı, devletin egemenliğine bağlı bir hak olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Ancak, burada AB Temel Haklar Şartı ndan bahsetmekte yarar vardır, çünkü AB Temel Haklar Şartı, sığınma hakkını tek başına bağımsız bir hak olarak düzenlemek anlamında ilk uluslararası belge niteliğini taşımaktadır. Şart, sığınma hakkını talep etme ve yararlanma hakkı olarak değil de (ĐHEB, md.14), tek başına bağımsız bir hak olarak düzenlemiştir (md.18). Şart a göre, Sığınma hakkı, 28 Temmuz 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve sığınmacıların statüsüne ilişkin 31 Ocak 1967 tarihli Protokol kuralları dikkate alınarak ve Avrupa Topluluğu nu kuran Antlaşma ya uygun olarak teminat altına alınmalıdır. 7 Bu konuda vurgulanması gereken diğer önemli konu ise, devletin sığınmacıların kendi topraklarına girişini kabulü ve onlara sığınmacı statüsünü vermesi ile ilgili egemenlik hakkını sınırlayan, bu arada sığınmacıların uluslararası alanda korunma alanını genişleten bir ilkenin de mevcut olduğudur. Bu ilke, 1951 Sözleşmesi nin 33. maddesinde yer alan, zulüm riski olan yere geri göndermeme, (non refoulement) ilkesidir. Buna göre: Hiç bir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade (refouler) etmeyecektir tarihli Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve 1984 tarihli Đşkenceye ve Diğer Zalimane, Đnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmede geri gönderme yasağı mevcuttur. Avrupa Konseyi bünyesinde ise, yasağın kabulü özellikle AĐHS nin işkence yasağı ile ilgili 3. maddesinin yorumu ile kabul görmüş bulunmaktadır (Lavenex, 1999: 13, 25) tarihli Mültecilere Uygulanan Vizelerin Kaldırılmasına Đlişkin Avrupa Anlaşması, 1961 tarihli Sığınma Hakkına Đlişkin 263 sayılı Tavsiye Kararı, Baskı ve Zulüm Tehlikesi Altında Bulunan Kişiler ile Đlgili Sığınma Hakkında 14 sayılı Karar gibi. 6 AĐHM, 7 Temmuz 1989 tarihli Soering/Birleşik Krallık, 20 Mart 1991 tarihli Cruz Varas/Đsveç, 30 Ekim 1991 tarihli Vilvarajah/ Birleşik Krallık, Conka/Belçika gibi kararlarında özellikle geri-göndermeme ilkesinin nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiğine ilişkin önemli açıklamalar yapmıştır. 7 Daha önce AB Anayasal Antlaşması içinde II. Bölümde yer alan AB Temel Haklar Şartı, Haziran 2007 tarihli Brüksel Zirvesinde, Anayasal Antlaşma fikrinden vazgeçilip, Reform (ya da Lizbon) Antlaşması fikri üzerinde anlaşılmasıyla, metin içerisinden çıkarılmıştır. Şartın yasal bağlayıcılığa sahip olması Reform Antlaşmanın 6.maddesinde Şarta referans verilerek sağlanmıştır. Đngiltere, talebi üzerine Şartın iç hukukuna uygulanmasından muaf tutulmuştur. 8 Sığınmacı, mülteci statüsü almaya yönelik başvurusu henüz karara bağlanmamış kişiler için kullanılan bir terimdir. Aynı zamanda henüz başvuru yapmamış veya başvurusu hakkında cevap bekleyen kişiler de sığın-

6 18 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 Gigauri (2006) geri göndermeme ilkesinin uygulanıyor olmasını dolaylı bir giriş hakkı olarak görmektedir. Ona göre, geri göndermeme ilkesi devletin mutlak bir kabul etmeme yetkisi olmadığını göstermektedir. Bu durumda, devlet egemenliği ile insan haklarının korunması arasında var olan ve liberal demokrasilerde paradoks haline gelen bir çatışmanın varlığından söz edilmemesi gerekir (en azından Đngiltere de). Gigauri ye göre, demokrasi (politik egemenlik) vatandaş haklarını ön plana almaktadır, çünkü gücünü onlardan almaktadır. Đnsan hakları kuramı ise, gücünü hukuktan almaktadır. Ancak, bu hakların uygulanması devletin egemenliğine ve kurumlarına bağlıdır. Demokrasi ise, insan haklarını korumak zorundadır. Aksi halde, yasallığını yitirecektir. Bu nedenle de, devletlerin sığınma politikalarının sınırlama politikaları olarak değil, nitelikli kabul politikaları olarak adlandırılmaları gerekmektedir. Gerçekten de, geri göndermeme ilkesinin yer aldığı 33. maddede çekince koyma yetkisi taraf devletlere tanınmamıştır. Aynı zamanda, ilke uluslararası geleneksel/teamül hukukunun temel bir kuralı haline gelmiş olduğu için, sığınılan ülke Cenevre Sözleşmesinin tarafı olmasa dahi bu ilkeye uygun hareket etme mecburiyeti vardır (Polat - Dağı, 2004: 173, Lavenex, 1999: 11). Bu nedenle de, sözkonusu ilke devletin egemenliğini sınırlayıcı-mültecilerin geri gönderilme riskini önleyici ya da azaltıcı bir faktör olarak kabul edilebilir. Ancak, bu haliyle ilke, sığınmacılara bir hak tesis etmemekte sadece devletlere bir yükümlülük yüklemektedir (Lavenex, 1999: 13). Üstelik bu temel kuralın istisnası, maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiş ve 32. maddenin 1.fıkrasında da taraf devletlerin, ülkelerinde yasal olarak bulunan bir mülteciyi, ulusal güvenlik ve kamu düzeni ile ilgili sebeplerle sınır dışı edebilecekleri belirtilmiştir. Ayrıca, BM Ülkesel Sığınma Bildirisinin 3. maddesinin 2. paragrafında olağanüstü nedenler olan ulusal güvenlik ya da kitlesel nüfus akışı durumunda olduğu gibi nüfusun korumasını sağlama amacı geri göndermeme ilkesine istisna olarak belirlenmiştir. Belirtilen istisnalarda kullanılan muğlak ifadeler -kamu düzeni, ulusal güvenlik gibi-, keyfi yorum ve uygulamalara neden olabileceği açıktır (Sancar - Peker: 30). Bu yorum ve uygulama farklılıkları ise, geri göndermeme ilkesinin etkinliğini azaltmakta ve belirsizlikleri arttırmaktadır (O nions, 2006). Bu tür durumlarda, uluslararası hukuka göre 9 devletlerden beklenen haklar lehine yorum yapmalarıdır (Sancar - Peker: 31). Başka bir ifade ile sözleşmenin amacının insani olduğu unutulmadan, haklar lehine, haklar mümkün olduğunca geniş yorumlanarak uygulama yapılmalıdır. macı olarak tanımlanmaktadırlar. Sığınmacı, iltica prosedürü hakkında cevap bekleyen kişidir ve prosedür sonucunda ilgili kişinin mülteci kriterlerine uygun olduğuna karar verilirse, bu kişi en başından itibaren mülteci olarak kabul edilir. Yani, mülteci statüsünün tanınması bildirim niteliğindedir. Bu nedenle de, bu makale içinde mülteci-iltica kavramları yerine sığınmacı-sığınma kavramlarının kullanılması tercih edilmiştir. 9 Bkz.: Viyana Anlaşmalar Sözleşmesi 26.madde ve Cenevre Sözleşmesi 32. madde, 2. fıkra.

7 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 19 AB DE ORTAK BĐR SIĞI MA SĐSTEMĐ OLUŞTURMAK ĐÇĐ YAPILA ÇALIŞMALAR Maastricht Antlaşması Öncesi Dönemde Sığınma Avrupa ülkeleri, yılları arasında II. Dünya Savaşı nın ardından hızlı bir ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi için göçmen işgücüne ihtiyaç duymuşlardır. Açık kapı politikası olarak adlandırılan bu dönemden sonra, pek çok göçmen işçi bu ülkelere çalışmak üzere gitmiştir (Zapata, 2002: 511) yılında dünyada baş gösteren petrol krizi nedeniyle, açık kapı politikası yerini kapalı kapı politikasına bırakmış (Zapata, 2002: 511), Avrupa kapılarını göçmenlere kapatmıştır. Bu durum, menşe ülkelerinde gördükleri zulüm nedeniyle sığınma talebinde bulunanların da önünde bir engel haline gelmiştir li yıllarda ise Avrupa Topluluğu (AT), temelinde Topluluğun Tek Avrupa Pazarı nın tamamlanmasına dönük engellerin giderilmesi düşüncesi olan Avrupa Tek Senedi (ATS) üzerinde çalışmalar yapmaktadır tarihinde imzalanıp, 1987 de yürürlüğe giren ATS pek çok Avrupa Topluluğu Antlaşması (ATA) antlaşma maddesinde değişiklik sağlamıştır. Bunlardan, ATA 7a maddesi, özellikle sığınma konusunda özel bir öneme sahiptir. Bu maddenin 2.fıkrasında, iç pazar, içinde kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlandığı, iç sınırlarda arındırılmış bir alan olarak tanımlanmaktadır (Zapata, 2002: 514). Đlk fıkrada da, 31 Aralık 1992 tarihine kadar iç pazarın tamamlanacağı belirtilmektedir. Ancak, ATS ile kişilerin serbest dolaşımına ilişkin düzenlemelerde ortak bir tavır-yorum bulmanın zorluğu, engellerin ortadan kaldırılamaması, sınır kontrollerinin devam ettirilmesi ve bu kontrollerin kaldırılmasının güvenlik zafiyeti ortaya çıkaracağı yönündeki tartışmalar, topluluk üyelerinin yeni arayışlar içine girmelerine neden olmuştur. Bu arayışlar sonucunda, 1985 yılında yapılan Schengen Anlaşması ile AT üyesi devletlerarasındaki ortak sınırlardaki kontrollerin aşamalı olarak kaldırılmasına karar verilmiştir. 10 Schengen Anlaşması nın Uygulanmasına Đlişkin Schengen Sözleşmesi ise, 19 Haziran 1990 yılında imzalanmış ve ancak 5 yıl sonra, 1995 yılında yürürlüğe girebilmiştir. 11 Böylece, ATS ile değişen ATA 7a maddesi ile birlikte Schengen Sözleşmesi (SS) kişilerin serbest dolaşımının sağlanmasında önemli adımlar atılmasını sağlamıştır. Fakat, serbest dolaşımın AT üyesi ülkelerde yasal olarak bulunan üçüncü ülke vatandaşlarını da kapsaması, özellikle Đngiltere, Danimarka ve Đrlanda nın itirazlarına neden olmuştur. Bu yüzden de, 10 Schengen den önce, 1970 lerde, sınır kontrolleri ile ilgili işbirliği için, uluslararası şiddet, terörizm ve radikalleşme eğilimleri, yasadışı göç ve sığınma ile ilgili sorunlarla mücadele amaçlı kurulmuş olan TREVI grubu da, konu ile ilgili çalışmalar yapmıştır (Guild, 1999: 317, Levy, 1999: 23). 11 Đngiltere ve Đrlanda hariç diğer AB üyesi ülkeler ve AB üyesi olmayan Norveç ve Đzlanda Schengen Sözleşmesine taraf durumdadırlar. Avrupa Birliği'ne üye Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovenya, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti, 21 Aralık 2008 de Schengen Anlaşması'na katıldılar. Bu dokuz ülkenin katılımıyla Schengen serbest dolaşım alanının kapsamı, 15 ülkeden 24 ülkeye çıktı.

8 20 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 diğer serbest dolaşımlar -hizmet-mal-sermaye- gerçekleşirken, kişilerin serbest dolaşımı gerçekleştirilememiştir. 15 Haziran 1990 da imzalanan, 1997 yılında yürürlüğe giren Dublin Sözleşmesi nin (DS) amacı ise, sığınma başvurularının belirlenmesinden ziyade sorumlu devletin belirlenmesine yönelik kriterlerin açıklanmasıdır. DS ile sığınmacıların aynı zamanda birkaç taraf devlette sığınma başvurusunda bulunmasının önüne geçilmek istenmektedir (Guild, 1999: 18). 12 SS ve DS ile sığınmacıların AT ülkelerine girişi konusunda önemli aşamalar kaydedilmiştir. Ancak, hem düzenlemelerin kendi içlerinde mevcut sınırlamalar (Londra Kararları da dahil olmak üzere) 13 hem de üye ülkelerin uygulamalarından kaynaklanan sınırlamalar nedeniyle, 90 lı yıllar Avrupa nın sığınmacılara ve göçmenlere karşı duvarlarını örmeye devam ettiği yıllar olmuştur (Zapata, 2002: 512). Bu durum sonucunda, Avrupa da sığınma için yapılan başvuruların ve kabullerin sayılarında önemli bir azalma meydana gelmiştir (Whittaker, 2006: 42-44, Joly, 1999: 349, 371). Maastricht Antlaşması ile Yapılan Düzenlemeler Maastricht Antlaşması ile içişleri ve adalet alanlarının bir çatı altında toplanmış olması işbirliğinin sağlanması yolunda önemli bir adımdır (3. sütun, ABA, VI. Başlık). Ancak sığınma konusunda, antlaşma öncesi dönem ile antlaşma sonrası dönem karşılaştırıldığında önemli bir fark olmadığı görülmektedir. Hükümetlerarası yöntemde ısrar edilmesi (Whittaker, 2006: 49), Komisyon ve Parlamento nun bu alandaki yetkilerinin sınırlı kalması, Topluluk yasal araçlarının kullanılmaması ve Adalet Divanı tarafından yargısal kontrolün olmaması, sorunların devamına neden olmuştur. Bir takım çalışmalarla ilerleme kaydedilmiş, ama bu ortak bir sığınma sisteminin gerçekleştirilmesini sağlayacak düzeyde bir ilerleme olamamıştır. Bu çalışmalardan Sığınma Prosedürleri için Asgari Teminatlar Hakkında Konsey Kararında, 14 üye ülkeler 1 Ocak 1996 tarihine kadar ulusal mevzuatlarını karardaki ilkelerle uyumlaştırmayı kabul etmişlerdir. Fakat sığınma prosedürleri konusundaki ulusal düzenlemelerin tüm boyutları ile uyumlaştırılması gerekirken, sadece asgari standartlar üzerinde bir anlaşma sağlayabilmişlerdir. AB Bakanlar Konseyi tarafından 4 Mart 1996 tarihinde kabul edilen Mülteci Tanımının Uyumlaştırılmış Bir Şekilde Uygulanması Hakkında Ortak Tu- 12 Aynı zamanda birkaç taraf devlette sığınma başvurusunda bulunmanın önüne geçme amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Aralık 2000 tarihinde Avrupa Otomatik Parmak Đzi Tanımlama Sisteminin Kurulmasına Đlişkin Konsey Tüzüğü (EURODAC) kabul edilerek, sığınmacılarla ilgili ortak bir bilgi sistemi kurulmuştur. 13 Sınırlamaların açıklanacağı üçüncü bölümde Londra Kararları ile ilgili detaylı bilgi verilecektir. 14 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (1995), Sığınma Prosedürleri için Asgari Teminatlar Hakkında Konsey Kararı, Resmi Gazete (OJ) C 274, , s

9 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 21 tum 15 ile de mülteci statüsünün belirlenmesine yönelik kriterlerin AB üye ülkelerinin sığınma prosedürlerinde uyumlu bir şekilde uygulanmasını sağlamak amaçlanmıştır. 16 Cenevre Sözleşmesinde mülteci kavramı tanımlanırken, tanımın unsurları olan ırk, din, tabiiyet gibi nedenlerle haklı zulüm korkusu açıklanmamıştır. Bu nedenle de iç hukuk sistemleri tarafından kavramın içi doldurulmuştur. Ortak tutumda zulüm kavramı ve gerekçeleri (ırk, din, tabiiyet) ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Ancak, bu çalışma üye ülkelerin uygulamalarına ciddi bir etki yapamamış, bu yüzden de üye ülkeler arasında bir uyum sağlanamamıştır. Yoğun sığınmacı akımına maruz kalan üye ülkeler, bu yükün diğer ülkeler ile paylaşılması gerektiği üzerinde durunca, 1994 yılında Almanya nın dönem başkanlığı sırasında bu konu ile ilgili bir taslak hazırlanmıştır. Ancak, mülteci akınlarına maruz kalmayan ülkelerin itirazları nedeniyle, ancak 25 Eylül 1995 te Yerinden Edilmiş Kişilerin Geçici Olarak Kabul Edilmeleri ve Đkametgahları Hakkında Yük Paylaşımı ile Đlgili Konsey Kararı, 17 bir süre sonra da bu karar ile ilgili bir Yük Paylaşımı için Uyarı ve Acil Durum Prosedürüne Dair Konsey Kararı 18 kabul edilmiştir. Ancak, bu düzenlemeler acil durumlar ve yoğun mülteci akınları olması halleri ile sınırlı bir alanda uygulanırlar, başka bir deyişle normal hallerde uygulanmazlar (Jong, 1999: 369). Sığınmaya ilişkin diğer konularda olduğu gibi, bu çalışmada AB de sığınma konusunda hükümetlerarası özellikten kopulamadığını göstermektedir. Alınan kararlar yasal nitelikte bağlayıcılıkları olmadıkları için üye ülkeler tarafından uygulanmamış, iç hukuka ve uygulamalarına da yansımamıştır. 19 Genel olarak bakıldığında, bu dönemde yapılan çalışmaların AB ülkelerinin sığınma ve göç politikalarını daha sıkı bir hale getirdikleri, AB ülkelerine girişi engelleme amaçlı olarak ortaya çıktıkları gözlemlenmektedir. O halde, Avrupa da sığınma için öngörülen yeni rejimde temel esas olarak alınan 20 ve yapılan çalışmalarla hedeflenen uyumlaştırma prensibinin bu dönemde yapılan çalışmalarda devletlere doğrudan yansımadığı açıktır. 21, 22 Ayrıca, sığınma hakkına 15 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (1996), Mülteci Tanımının Uyumlaştırılmış Bir Şekilde Uygulanması Hakkında Konsey Ortak Tutumu, Resmi Gazete (OJ) L 63, , s Ayrıntılı bilgi için bkz. (Guild, 1999: ). 17 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (1995), Yerinden Edilmiş Kişilerin Geçici Olarak Kabul Edilmeleri ve Đkametgahları Hakkında Yük Paylaşımı ile Đlgili Konsey Kararı, ( ). 18 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (1996), Yük Paylaşımı için Uyarı ve Acil Durum Prosedürüne Dair Konsey Kararı, Resmi Gazete (OJ) L 63, , s Yasal bağlayıcı olan düzenlemelere ihtiyaç olduğu düşüncesi ile ilgili bkz. (Jong, 1999: ). 20 Avrupa da sığınma için öngörülen yeni rejime uyumlaştırma nın esas alınmasını, Joly (1999:355), AB ye üye devletlerin egemenliğin ulusal sınırlarda ya da en azından AB sınırlarında paylaşılan egemenlik olarak yeniden tesis edilmesinin ve sınır kontrollerinin daha sıkı hale getirilmesinin ancak uyumlaştırma ile mümkün olabileceğini düşünmelerine bağlamaktadır. 21 Yugoslavya örneği için bkz. (Levy, 1999: 29).

10 22 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 uygulanan sınırlamaların ulusal düzeyde duruma ve ihtiyaca göre ayarlanabilir bir hal alması, AB üyesi ülkeler arasında önemli uygulama farklılıklarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Levy e göre (1999: 21) bu durum, 1980 ve 1990 lı yıllardaki uyumu sağlama amaçlı çalışmaların sadece bir hedef olarak var olmasından, gerçekte ise devletler tarafından benimsenmemesinden kaynaklanmıştır. Amsterdam Antlaşması ile Yapılan Düzenlemeler Ekim 1997 de imzalanan, Mayıs 1999 da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması ile ATA ya vize, sığınma göç ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin diğer ilgili politikalar başlığı altında yeni bir bölüm eklenmiştir (IV.Başlık). Böylece, ilk kez bu alanlar ortak çıkar alanları olarak değil de, özgürlük ve güvenliği tesis edecek Topluluk politika alanları olarak kabul edilmiş, sadece polis ve cezai alanda işbirliği çalışmaları, cezai alanlarda polis ve yargısal işbirliğine ilişkin hükümler başlığı altında üçüncü sütunda kalmaya devam etmiştir (Levy, 1999: 37). 23 ATA nın 63. maddesinde (eski 73k) Topluluğun sığınma ile ilgili hususlarda hangi alanlarda yetkili olacağı açıklanmış ve 5 yıllık bir geçiş süreci öngörülmüştür. 24 Külfet paylaşımı, uzun süreli oturum ve vize verilmesine ilişkin hükümler ile bir üye ülkede ikamet eden üçüncü ülke vatandaşlarının hangi şartlarda diğer üye ülkelerde ikamet edebileceğini düzenleyen hükümler ise, 5 yıllık geçiş sürecine tabi tutulmamıştır. 67.maddesinde (eski 73o), 5 yıllık geçiş sürecinde Komisyon un yasa teklif etme yetkisini üye ülkelerle paylaşacağı, bu süre sonunda ise, üye ülkelerden gelecek teklifleri dikkate almak durumunda olacağı belirtilmiştir. Böylece, sığınma ile ilgili konularının hükümetlerarası niteliği belli sınırlamalarla da olsa devam edecektir. Ancak bu alanlarla ilgili olarak Đngiltere, Đrlanda ve Danimarka ya ilişkin antlaşmaya bazı protokoller eklenmiştir. Fakat Đngiltere, Đrlanda ve Danimarka ya verilen ayrıcalıklar hem idari hem de yasal karmaşalara neden olmuştur (Levy, 1999: 43). Amsterdam Antlaşmasının 67/1. maddesinde ise, Konseyin Topluluk sütununa aktarılan konularla ilgili kararlarını Avrupa Parlamentosu na danıştıktan sonra oybirliği ile alacağı, 67/1.maddenin 2.bendinin 2. paragrafında ise, 5 yıllık geçiş süreci sonunda tüm 22 Sığınma politikaları ve uygulamalarının uyumlaştırılması için, CIREA (Sığınma hakkında Bilgilendirme, araştırma ve Değişim Merkezi), CIREFI (Göç ve Sınır Geçişleri Üzerine Bilgi, tartışma ve Değişim Merkezi) gibi merkezlerde kurulmuştur (Levy, 1999: 26). 23 Hükümetlerarası bir usulle başlatılan Schengen Sözleşmesi de, 1 Mayıs 1999 da onaylanarak yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması na ekli bir protokolle (Schengen Müktesebatını AB Çerçevesiyle Bütünleştiren Protokol) Topluluk sütununa (1. sütun) aktarılarak, Topluluk hukukunun bir parçası haline gelmiştir. Böylece, Schengen müktesebatı Topluluğun ikincil hukuk kuralları haline gelmiştir. 24 Amsterdam Antlaşması nda belirlenen 5 yıllık süreye paralel olarak, 5 yıllık süre için (1 Ocak Aralık 2004) geçerli olacak Avrupa Mülteci Fonu da, ortak bir sığınma sisteminin oluşturulmasında önemli bir gelişmedir. Bu fonu kuran 2000/ 596/AT sayılı Karar, 2 Aralık 2004 tarihinde gözden geçirilmiş ve dönemini kapsayan yeni bir karar kabul edilmiştir (2004/904/AT).

11 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 23 konularda ya da bir bölümünde ortak karar prosedürü (ATA 251.maddede düzenlenen) uygulanacağına ve Adalet Divanı nın yetkilerinin ne olacağına ilişkin bir karar alınacağı düzenlenmiştir. Ortak karar prosedürünün uygulanmasına dair karar, Konsey tarafından 22 Aralık 2004 tarihinde alınmıştır. Ancak Divan la ilgili bir karar alınmamıştır. 25 ATA nın 61. maddesinde (eski 73i) ise, aşamalı olarak bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı (Avrupa Kutsal Üçlemesi) kurmak için alınması gereken önlemler belirtilmiş (Zapata, 2002), ilk kez üçüncü ülke vatandaşlarının haklarının korunmasından bahsedilmiştir (md. 61/b). Bundan önce, Tampere Zirvesi (15-16 Ekim, 1999) Sonuç Bildirisi nde de, Birlik içinde yaşayan herkesin özgürlük, güvenlik ve adalet koşulları içinde yaşaması gerektiği belirtilmektedir. Bu zirvede alınan kararlar, ortak bir sığınma sistemi oluşturma hedefi yanında, özellikle sığınmacıların haklarının ve geri göndermeme yasağının gerekliliğini teyit etmesi nedeniyle, Avrupa Sığınma Sisteminin gelişiminde önemli bir yere sahiptirler. 26, 27 Bu düzenlemelere ek olarak, ATA 68. maddede, ATA nın yeni IV. Başlığının yorumlanması veya bu başlığa dayanılarak Topluluk kurumları tarafından çıkarılan tasarrufların geçerliliği ve yorumlanmasına ilişkin bir konunun iç hukuka göre kararlarına karşı kanun yolu kapalı olan bir üye ülke mahkemesinde ileri sürülmesi halinde 28 mahkeme kararını vermek için önkarara ihtiyaç duyarsa, Adalet Divanı ndan konu ile ilgili karar talebinde bulunabileceği belirtilmiştir (ATA, 68. madde/1. bend, eski 73p). Ayrıca ATAD, 5 yıllık geçiş sürecinde yapılacak düzenlemelerin Cenevre Sözleşmesi, New York Protokolü 29 ve diğer ilgili antlaşmalara uygunluğunu denetleme imkanına sahiptir (md. 63/1. bend). Ancak, Adalet Divanı, hukukun ve düzenin korunmasına ve iç güvenliğin sağlanmasına yönelik olarak, 62 (1) uyarınca alınan önlemler hakkında karar vermeye yetkili değildir (2. bend). 25 Nice Antlaşması ile ise, 67. maddeye ortak-karar prosedürünün hangi hallerde uygulanacağını gösteren bir paragraf eklenmiş ve 66. maddede belirtilen önlemlerin uygulanmasına Komisyon teklifi üzerine Avrupa Parlamentosu na danıştıktan sonra, Konsey tarafından oy çokluğu ile karar verileceği hükme bağlanmıştır. 26 Avrupa Konseyi (1999), Tampere Zirvesi Sonuç Bildirgesi, /conclusions/index_en.htm ( ). 27 Bu Zirvede belirlenen kararların uygulanmasının hızlandırılmasının gerekliliğine vurgu yapması bakımından Sevilla Zirvesi (20-21 Haziran 2002) kararları da sığınma bakımından önemlidir. Bu zirvede ayrıca sığınmacıların korunması ile yasadışı göçle mücadele arasında bir denge kurulmasının önemine dikkat çekilmiştir. Bkz. Avrupa Konseyi (2002), Sevilla Zirvesi Sonuç Bildirgesi, ( ). 28 Bu sınırlamayı dengelemek için, 68.maddenin 3.bendinde Konsey, Komisyon ve üye ülkelere, ATA nın IV. Başlığı veya bu başlığa dayalı çıkarılmış tasarruflara ilişkin sorunlarda, Adalet Divanından karar vermesini isteme hakkı verilmiştir. Ancak, yine de, bu hükmün AĐHS 13. madde karşısında hukuken geçerliliği tartışılabilir Sözleşmesi ne Ek Mültecilerin Hukuki Statüsüne Đlişkin Protokolü (1967 Protokolü ya da New York Protokolü).

12 24 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 Sonuç olarak, Amsterdam Antlaşması ile iç pazarın ve kişilerin serbest dolaşımının sağlanması amaçlarından bağımsız olarak, üye ülkelerin sığınma politikalarının ve uygulamalarının uyumlu hale getirilmesi amaçlanmış, ülkeler arasında başvuru prosedürlerinde başvuruların değerlendirilmesinde, sığınmanın tanınmasında varolan uygulama farklılıkları çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır (Guild, 1999: 321). Ancak, öngörülen 5 yıllık geçiş sürecinde 30 Adalet Divanı ve Parlamento nun yetkilerinin kısıtlı olmaya devam etmesi, Komisyon un yasa teklif etme yetkisini üye ülkelerle paylaşıyor olması ve Konsey de oybirliği kuralının pek çok alanda sürmesi bu amacın gerçekleşmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca antlaşamaya ekli protokollerle üye ülkelere (Đngiltere, Đrlanda ve Danimarka nın özel durumu) belli konularda imtiyazlar tanınabilmesi ortak bir sığınma sistemi oluşturma yolundaki çabaların zarar görmesine neden olmuştur. SIĞI MA HAKKI A GETĐRĐLE KISITLAMALAR 31 Amsterdam Antlaşması nın 5 yıllık geçiş sürecinde yapılan düzenlemelerde bile, sığınmacılarla ilgili kısıtlayıcı hükümler ve bazı ülkelere tanınan imtiyazlar mevcuttur. AB ülkeleri bir taraftan bazı hallerde sığınmacıları kabul yükümlülüğü altına girerek egemenliklerinin kısıtlanmasını kabul ederken, diğer taraftan kabul ettikleri bazı mekanizmalarla (3. güvenli ülke, geçici koruma, sınır güvenlik önlemleri ve kontrol sistemleri gibi) sığınmacıların haklarını kısıtlamaktadırlar. Bunun çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Bunlar, güvenlikle ilgili sebepler olabileceği gibi politik, sosyal ve ekonomik sebepler de olabilmektedir. Öncelikle, AB vatandaşları iç ve dış tehditlere karşılık güvenlik ihtiyacındadırlar. Sığınma da AB nin güvenliğine bir tehdit olarak algılanmaktadır (Harvey, 2000: 387). AB de devletlerin bu anlayışla uyguladıkları alıkoyma politikaları ve bu kişilerin sadece belli barınaklarda kalmalarına izin verilmesi toplumdan soyutlamalarına neden olmaktadır (Bloch - Schuster, 2002: 408). Uygulanan dışlayıcı politikalar, vatandaş haklarını genişletirken, ötekilerin haklarını azaltma eğilimindeki uygulamalar artış göstermektedir. Ayrıca bu tür uygulamalara gerekçe olarak sığınmacıların toplumun refah düzeyine bir katkıları olmamaları sebep olarak gösterilmekte ve normal karşılanmaktadır. Tüm bunlar birleştiğinde ise toplumda marjinalleşmelere neden olmaktadır (Bloch - Schuster, 2002: 399, 404). 32 Bu nedenle de aslında bu tür uygulamalar bu kişilerin gü- 30 Amsterdam Antlaşması ndaki 5 yıllık geçiş sürecinin 1 Mayıs 2004 tarihinde sona ermesi sonucunda, ortak sığınma sisteminin oluşturulması yönünde çalışmalara devam etmek için 4-5 Kasım 2004 tarihinde Hague Programı kabul edilmiştir. Bknz. Avrupa Komisyonu (2005), Hague Programı, ( ). 31 Bu kısımda, yapılan düzenlemelerin ayrıntılarına değinilmeyecek, sadece getirdikleri kısıtlamaların üzerinde durulacaktır. Bahsedilen sınırlamaların AB ülkelerinde nasıl uygulandıklarına ilişkin örnekler için bknz. (Joly, Nettleton and Poulton, 1992). 32 Özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri son 10 yılda verilen haklarda önemli bir kısıtlamaya gitmişlerdir. Buna rağmen bu ülkelere başvurular devam etmiştir. Bloch ve Schuster a göre, bu durum yapılan yardım düzeyi,

13 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 25 venlik tehdidi oluşturmasını adeta körüklemektedir. Ancak devletler bu uygulamalardan vazgeçmemektedirler. Çünkü politik anlamda sığınmacılar ve göçmenler oy malzemesi olarak kullanılabilmektedirler (Bloch - Schuster, 2002: 405). 33 Ülke vatandaşları, sığınmacılar ve göçmenlere pek hoş bakmadıkları için ve politikacıların da vatandaşlarına seçmen olmaları sebebiyle hesap verme yükümlülükleri oldukları için sığınmacılara uygulanan kısıtlamalar arttırılabilmektedir. Hatta bu durum medyada sığınmacı ve göçmenlere olan olumsuz bakış açıları ile birleşip ırkçılığın ve düşmanlığın körüklenmesine neden olabilmektedir (Bloch - Schuster, 2002: 406). Sosyal anlamda ise, bu kişiler sığınmacı olarak geldikleri toplumla uyum sorunu yaşamaktadırlar ve entegre olmakta zorlanmaktadırlar (Joly, 1999: ). Diğer taraftan bu sorunu aşmanın ülkelerin bu kişilere sağladıkları olanaklarda iyileştirme yapma zorunluluğu doğurması (barınak, sağlık, eğitim, sosyal yardım gibi konularda) ve bunun ülkelere ek mali yük olarak geri dönmesi ülkelerin kısıtlamalara gitmesinin ekonomik sebebini oluşturmaktadır. Sığınma hakkına getirilen kısıtlamaların sebeplerine kısaca değindikten sonra, bu bölümde bu kısıtlamaları ayrıntılı olarak incelemekte fayda olacaktır. Schengen Sözleşmesi ile Getirilen Kısıtlamalar Schengen Sözleşmesi nde iç sınırların ortadan kaldırılması ile ortaya çıkacak sorunların engellenmesi için bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin tümü sığınma ile ilgili olmasalar da, özellikle vize (md.5), üçüncü ülkelere gönderilen görevliler (liaison officers) (md.47), taşıyıcıların sorumluluğu (md.26) ile ilgili hükümler sığınmacıların haklarını kısıtlamaları bakımından önemli hükümlerdir. 34 Öncelikle, Schengen Sözleşmesi ile sözleşmeye taraf ülkelerin politikalarının uyumlaştırılması için bu ülkelerde kullanılabilen bir vize geliştirilmiştir. Buna göre, bu bölgede seyahat edecek yabancılar, üçüncü ülke vatandaşları tek bir vize ile seyahat edebileceklerdir. Ancak, bu uygulama giriş vizesine tabi olan yabancılarla - tabi olmayan yabancılar diye bir ayrımın yapılmasına neden olmuştur. Ayrıca, ülkesinde baskı ve zulüm altında olan kişinin vize alabilmesinin pek kolay olmayacağı da unutulmamalıdır. Dış sınır kontrolleri ise, uygulamada dış sınırların ötesinde bir takım sınırlamaların yapılmasını sağlamıştır. Bu da sığınmacının menşe ülkesinden ayrılmasından Schengen vizesi kullanılabilen ülkelere ulaşmasına kadar kontrol altında olmasına neden olmuştur. verilen haklarla yapılan başvuruların yoğunluğu arasında doğrudan bir ilgi olmadığını göstermektedir (Bloch - Schuster, 2002: ). 33 Đngiltere, Almanya, Yunanistan ve Đspanya daki örnekleri için bkz. (Bloch - Schuster, 2002: 405). 34 Vedsted - Hansen, bu tür düzenlemeleri kabul etmeme politikaları (non-admission veya non-arrival) olarak adlandırmaktadır (Vedsted - Hansen, 1999: ). Ayrıca, bu mekanizmaların üçüncü güvenli ülke ve ilk başvurulan ülkenin başvurudan sorumlu olması kuralları ile birlikte mültecilerin sığınacakları ülke konusundaki seçme haklarını kısıtladıklarını vurgulamaktadır.

14 26 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 Üçüncü ülkelere gönderilen görevlilerde (liaison officers) ise amaç, vize verilmesinden itibaren ülkeye giriş yapanların kontrolünün sağlanması ve sahte belgelerle Schengen vizesinin geçerli olduğu ülkelere girmek isteyenlerin tespitinin menşe ülkede yapılmasının sağlanmasıdır. Sözleşmenin 96. maddesinde ülkelerin kamu düzeni ve ulusal güvenlikleri açısından tehlike oluşturan kişilerin Schengen ülkelerine girişinin yasaklanabileceği düzenlenmiştir. Bu kişilerin tespitinde takdir, ülkelere aittir ve bu kişiler Schengen Bilgi Sistemine (SIS) kaydedilir. Ancak bu halde de, bazı ülkelerin suç işlememiş oldukları halde yasadışı sığınmacıları da bu sisteme girmeleri, bu kişilerin Schengen e taraf hiçbir ülkeye girememelerine neden olmaktadır. Sözleşmedeki sığınma hakkını zedeleyen diğer bir hüküm ise, taşıyıcıların sorumluluğu ile ilgili olan hükümlerdir. Buna göre, kara, hava ya da deniz taşıyıcıları, taraf devletlerden birisine girmesine izin verilmeyen yabancıyı, girişine izin veren üçüncü ülkelere ya da getirdiği ülkeye götürmekle yükümlüdür. Bahsedilen yabancının sığınmacı olup olmaması bir önem taşımamaktadır. Gerekli seyahat belgesine sahip olmayan yabancıyı getiren taşıyıcıya para cezası uygulandığından, taşıyıcılar geçerli belgesi olmadan gelen yabancıları tespit ettiklerinde para cezası ödememek için onları sığınma bürolarına teslim etmek yerine geri götürmeyi tercih etmektedirler. Londra Kararları 35 Maastricht Antlaşması imzalanıp, yürürlüğe girmeden önce, AT üye ülkelerinin göçten sorumlu bakanları Đngiltere nin dönem başkanlığı sırasında Londra Kararları olarak bilinen belgeyi kabul etmişlerdir. 36 Sözü edilen belge, üç ayrı belgeden oluşmaktadır. Bunlar: Açıkça Temelden Yoksun Đltica Başvuruları Hakkında Karar: Buna göre, kendi ülkesinde zulüm korkusu duyması için başvuru sahibinin açık bir dayanağı olmaması ve talebin sığınma prosedürlerinde kasıtlı bir hile ya da kötüye kullanmaya dayanması durumunda söz konusu başvuru açıkça temelden yoksun (manifselty unfounded application) kabul edilir. Böylece bazı sığınmacıların talepleri incelenmeden geri gönderilebilme tehlikesi ile karşı kaşıya kalır. Ciddi Zulüm Riski Olmayan Ülkeler Hakkında Sonuç Kararı: Bu kararda, bir ülkenin güvenli menşe ülke kavramına girip girmediği konusunda bir takım kriterler belirlenmektedir. Ancak, kararla, bu kriterlerin varlığı durumunda dahi, bir kişinin menşe ülkesinde haklı nedene dayanan bir zulüm korkusu içinde olabileceği göz ardı edilmektedir. Üstelik eğer bir ülkenin bu kriterleri taşıdığı tespit edilirse, bu ülkeden gelen sığınmacılar artık 1. ilke kararı Açıkça 35 Ayrıntılı bilgi için bkz. Guild (1999: ). 36 Bu belgenin yasal olarak bir bağlayıcılığı yoktur, ancak iç hukuklara kazandırılırsa bir anlam ifade edebilir (Guild, 1999: 323).

15 AB de Sığınma Hakkı: Ortak Sığınma Sistemi Oluşturma Amacı 27 Temelden Yoksun Đltica Başvuruları Hakkında Karar doğrultusunda değerlendirmeye tabi tutulabileceklerdir. Evsahibi Üçüncü Ülkelerle Đlgili Meselelerde Uyumlaştırmayı Amaçlayan Karar: Bu karar, ev sahibi üçüncü ülke (ya da güvenli üçüncü ülke) kavramının farklı uygulamalarından kaynaklanan sorunları ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle de kararda, güvenli üçüncü ülkenin belirlenmesine yönelik bir takım temel ilkelerden bahsedilmektedir. Kendi vatandaşlarına ve üçüncü ülke vatandaşlarına baskı ve zulüm uygulamayan ülkeler, güvenli üçüncü ülke olarak kabul edilmektedir (Vedsted - Hansen, 1999: 283). 37 AB ülkeleri özellikle Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri ile geriye kabul antlaşmaları yaparak, üzerlerindeki yükü hafifletme yoluna gitmektedirler. 38 Böylece, bu ülkelerden geçerek AB ye gelen sığınmacılar bu ülkelere geri gönderilmişlerdir. AB, sığınmacı ve göçmenlerin bu ülkeler üzerindeki yükünü azaltmak için bu ülkelere mali destek sağlamıştır (Levy, 2002:17). Ancak, diğer kararlarda olduğu gibi bu kararın da uygulanmasında ülkeler arasında ciddi farklılıkların ve tutarsızlıkların olduğu görülmektedir (Guild, 1999: 324). Geçici Koruma Vermek için Asgari Standartlar Belirleyen Yönerge 39 Konsey tarafından 20 Temmuz 2001 tarihinde kabul edilen Yönergenin amacı, kitlesel sığınma durumlarında, üye ülkeler arasında yükün dengeli bir şekilde dağılımını sağlamak ve yurdundan ayrılmaya zorlanmış ve ülkelerine geri dönemeyen kişilere geçici koruma sağlamak için asgari standartlar oluşturmaktır (md.1). Yönergenin 4.maddesinde bu kişilere sağlanacak olan geçici koruma süresi ile ilgili hükümler, 6.maddesinde ise, hangi durumlarda bu korumanın sona ereceğine ilişkin hükümler mevcuttur. Buna göre, süre bitiminde verilen teminatlar ortadan kalkacak, mülteci statüsüne başvurulmuş olması önem taşımayacaktır. Ayrıca, yönerge ile üye ülkeler sığınma arayan kişi statüsü ile geçici korumadan aynı anda yararlanmalarına izin vermeme yetkisine (md.19/1) ve sığınma başvurusunda bulunup alamamış kişilerin geri kalan koruma sürelerinde geçici korumadan yararlanıp yararlanamayacaklarına karar verme yetkisine sahip kılınmışlardır. Geri kabul yükümlülüğü ikili antlaşmalarla ortadan kaldırılabilecektir (md.11). Sağlık yardımları ancak acil durumlarda ve ciddi bir hastalığın var olması halinde alınabilecektir (md.13). 18 yaşından küçük çocuklara tanınan eğitim imkanı devlet eğitimi ile sınırlanabilir (md.14). Serbest dolaşımla ile ilgili ise, yönergede hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Ama en önemlisi geçici koruma statüsü verilmesi ülkelerin farklı yorumları sonucu 37 Avrupa ülkelerinin Anayasa Mahkemelerinin üçüncü güvenli ülke kavramının yasallığını sorguladıkları karar örnekleri için bkz. Levy (2002:32). 38 Đngiltere güvenli ülke olarak kabul edilebilecek ülkelerle ilgili bir liste (Beyaz Liste) hazırlamıştır (Whittaker, 2006: 48). 39 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (2001), Geçici Koruma Vermek için Asgari Standartlar Belirleyen Yönerge, ( ).

16 28 Đnsan Hakları Yıllığı, Cilt 27 farklı uygulamaları ve sığınmacıların haklarını azaltan durumları ortaya çıkarabilir. 40 Sığınmacıların Kabulü için Asgari Standartlar Belirleyen Yönerge Ocak 2003 tarihinde kabul edilen bu Yönergede, sığınma başvurularının kabulüne ilişkin asgari standartların belirlenmesi söz konusudur. 42 Geçici koruma kapsamında olanların aksine, sığınmacılara belli kısıtlamalarla da olsa (belli bir yerde ikamet zorunluluğu gibi) dolaşım özgürlüğü tanınmıştır (md.7). Sığınmacıların bulundukları ülkede çalışabilmeleri ile ilgili ise, devletlere geniş bir takdir hakkı verilmiştir. Zira başvurudan itibaren ne kadar süre sonra çalışabileceği ile ilgili kararı devlet verecektir (md.11). Sağlık yardımları konusunda da devletler, bu yardımların yeterli kaynağa sahip olmama durumunda verilmesine karar verebilirler ya da yeterli kaynağa sahip olanların bu ihtiyaçlarını kendilerinin karşılamalarına karar verebilir. Ancak, bu halde bu kişilerin yeterli kaynağa sahip olduklarına, başka bir deyişle maddi durumlarının yeterliliğine karar verilmesi, yanlış ve adaletsiz durumlara neden olabilir. Eğitim hizmetinden yararlanmaları ile ilgili olarak getirilen sığınmacıların yaşadıkları konaklama merkezlerinde verilebileceği hükmü de kısıtlayıcı bir hükümdür. Dublin II Tüzüğü 43 DS nin Amsterdam Antlaşması nın yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıl içinde ATA nın 63 (1) maddesi gereğince, Topluluk sütununa aktarılması kararlaştırılmıştır. AB, 5 yıllık süre dolmadan 18 Şubat 2003 tarihinde bir Konsey Tüzüğü kabul ederek, sığınma başvurularına ilişkin genel ilkelerin belirlenmesi ve başvurulardan sorumlu üye ülkeyi belirleme konularını tamamen Topluluk sütununa dahil etmiştir. Amaç, DS nin eksikliklerini gidererek, sığınma başvurularının ülkeler arasında dengeli dağılımının sağlanmasıdır. Buna göre, genel kural ilk giriş yapılan ülkenin sorumlu ülke olmasıdır. Ancak, bu kural başvuru yapan kişinin aile fertlerinden birinin sığınmacı olması ve bir başka ülkenin bu kişiye ikamet izni, vize, seyahat belgesi vermesi durumunda değişir (Guild, 1999: 319). Burada dikkat edilmesi gereken, bu ülkenin Cenevre Sözleşmesi nin 33. maddesinde yer alan geri göndermeme ilkesine saygılı, sığınmacıları sözleşmeye uygun olarak kalite ve düzeyde koruyabilecek bir ülke olması gerektiğidir (Vedsted - Hansen, 1999: 279). 40 Bu konuda örnekler için bkz. Levy (2002:33). 41 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (2003), Sığınmacıların Kabulü için Asgari Standartlar Belirleyen Yönerge, Resmi Gazete (OJ) L 31, , s Asgari standartların belirlenmesi yöntemi, Schengen ve Dublin Sözleşmelerinde de Maastricht Antlaşmasında da esas alınmış bir yöntemdir. Bu yöntemde amaç, sığınmacıların kontrolünün uyumlaştırılmasıdır (Levy, 2002: 17). Ancak, bu yöntemde asgari standartlar belirlemekle yetinmek olumsuz sonuçlara da sebep olabilir (Guild, 1999:335). 43 Bkz.: Avrupa Birliği Konseyi (2003), Dublin II Tüzüğü, Resmi Gazete (OJ) L 50, , s

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR

FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR AB Göç politikalarında uyum ve koordinasyon için: Amsterdam Anlaşması 2.10.1997 Tampere Zirvesi 15-16.10.1999 GÖÇ VEGÖÇMEN POLİTİKALARININ

Detaylı

Uluslararası Mülteci Hukuku Kapsamında Uluslararası Koruma. BMMYK Kasim 2014

Uluslararası Mülteci Hukuku Kapsamında Uluslararası Koruma. BMMYK Kasim 2014 Uluslararası Mülteci Hukuku Kapsamında Uluslararası Koruma BMMYK Kasim 2014 Amaç 1951 Cenevre Sözleşmesi odaklı olarak Uluslararası Mülteci Hukuku temel ilkelerini anlamak. Kitlesel akın durumları için

Detaylı

EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER

EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler AB Hukuku ve Tercüman ve Çevirmenler için Metotlar

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Detaylı

Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri:

Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri: Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri: Yasal Statünün Belirlenmesine İlişkin Sorunlar Prof. Dr. Bülent ÇİÇEKLİ HSYK Sunum Planı 1) Terminoloji 2) Disiplin Olarak 3) Göç ve İltica Hukukunun Kaynakları

Detaylı

YABANCILAR ve ULUSLARARASI KORUMA KANUNU. Yayım tarihi: 11 Nisan 2013 Yürürlük tarihi: 11 Nisan 2014

YABANCILAR ve ULUSLARARASI KORUMA KANUNU. Yayım tarihi: 11 Nisan 2013 Yürürlük tarihi: 11 Nisan 2014 YABANCILAR ve ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Yayım tarihi: 11 Nisan 2013 Yürürlük tarihi: 11 Nisan 2014 Diğer Mevzuat - Değiştirilen Hükümler 1950 tarihli 5682 sayılı Pasaport Kanun 2/7/1964 tarihli 492 sayılı

Detaylı

Ekonomik ve Sosyal Komite - Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü AB Politikaları AB Konseyi AB Bakanlar Kurulu Schengen Alanı

Ekonomik ve Sosyal Komite - Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü AB Politikaları AB Konseyi AB Bakanlar Kurulu Schengen Alanı Avrupa Komisyonu SCHUMANN Roma Antlaşması Brüksel Almanya - Avrupa Parlamentosu Đktisadi Kalkınma Vakfı Adalet ve Özgürlükler AB - AVRO Politikaları AB Konseyi Bakanlar Kurulu Schengen Alanı Üye Devlet

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket

Detaylı

İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ ULUSLARARASI KORUMA ÇALIŞMA GRUP BAŞKANLIĞI

İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ ULUSLARARASI KORUMA ÇALIŞMA GRUP BAŞKANLIĞI İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ ULUSLARARASI KORUMA ÇALIŞMA GRUP BAŞKANLIĞI 1 GİRİŞ TÜRKİYE DE ULUSLARARASI KORUMA MEVZUATI GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GENEL İLKELER-TANIMLAR Göç İdaresi Genel Müdürlüğü,

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 113 Şubat 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜM AB VATANDAŞLARI İÇİN VİZESİZ TÜRKİYE Deniz SERVANTIE İKV Uzman Yardımcısı Deniz SERVANTIE 27 Ekim 2014 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr TÜM AB VATANDAŞLARI

Detaylı

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ 1. AVRUPA TOPLULUKLARI 1.1. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu nun kurulması yönündeki ilk girişim, 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Avrupa Birliği Uzmanlığı Tezi

T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Avrupa Birliği Uzmanlığı Tezi T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Avrupa Birliği Uzmanlığı Tezi AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATINDA VE ULUSLARARASI HUKUKÎ METİNLERDE MÜLTECİLERİN ÇALIŞMA

Detaylı

AB ve sosyal politika: giri. Oturum 1: Roma dan Lizbon a

AB ve sosyal politika: giri. Oturum 1: Roma dan Lizbon a AB ve sosyal politika: giri Oturum 1: Roma dan Lizbon a AB entegrasyonu Gönüllü süreç Ba ms z Devletler ortak politikalar tasarlamak ve uygulamak amac yla uluslarüstü yap lara Uluslararas Antla malar yoluyla

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

içindekiler KISALTMALAR... XV GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm GENEL OLARAK YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

içindekiler KISALTMALAR... XV GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm GENEL OLARAK YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU ÖNSÖZ içindekiler KISALTMALAR... XV GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm GENEL OLARAK YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU III I. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu nun Hazırlık Süreci... 5 A. Göç ve İltica

Detaylı

Geçici Koruma Uluslararası Standartlar. BMMYK Kasım 2014

Geçici Koruma Uluslararası Standartlar. BMMYK Kasım 2014 Geçici Koruma Uluslararası Standartlar BMMYK Kasım 2014 Amaç ve Kapsam Amaç: Geçici koruma ve kitlesel akın kavramları ile geçici koruma ile ilgili uluslararası standartları anlamak Sunumda yer verilecek

Detaylı

24- ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLĐK

24- ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLĐK ÇIKARILMASINDA YARAR GÖRÜLEN YASAL DÜZENLEMELER (KANUN) I. 2007-2008 YASAMA DÖNEMĐNDE (01/10/2007-30/09/2008) ÇIKARILMASINDA YARAR GÖRÜLEN YASAL DÜZENLEMELER Çıkarılacak Yasal Adı 24.0007.1.01 Tanık Koruma

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi çalışanlarının yaptığı

Detaylı

İTİRAZ USULLERİ. BMMYK Kasım 2014

İTİRAZ USULLERİ. BMMYK Kasım 2014 İTİRAZ USULLERİ BMMYK Kasım 2014 İtiraz Usülleri Etkili çare Son karara kadar ülkede kalma hakkı Sınırdışı edilmeme İdari ve yargısal itiraz hakkı İdari süreçler: İlk aşamada dosyayı inceleyen kişiden

Detaylı

Konu: 2003 tarihli Katılım Antlaşması nın 10. no lu Protokolü nün 2. maddesinin öngördüğü usule dair Konsey Tüzüğü

Konu: 2003 tarihli Katılım Antlaşması nın 10. no lu Protokolü nün 2. maddesinin öngördüğü usule dair Konsey Tüzüğü AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ Brüksel, 29 Nisan 2004 8208/04 YASAL MEVZUAT VE DİĞER BELGELER Konu: 2003 tarihli Katılım Antlaşması nın 10. no lu Protokolü nün 2. maddesinin öngördüğü usule dair Konsey Tüzüğü

Detaylı

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Prof. Dr. NURAY EKŞİ İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Başkanı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Kanunlar İhtilâfı Ülkelerarası Evlat Edinme

Detaylı

TURKEY-AB ORTAKLIK HUKUNUN SOSYAL BOYUTU ve ATAD KARARLARI (ANKARA ANLAŞMASI) Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010, Ankara

TURKEY-AB ORTAKLIK HUKUNUN SOSYAL BOYUTU ve ATAD KARARLARI (ANKARA ANLAŞMASI) Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010, Ankara TURKEY-AB ORTAKLIK HUKUNUN SOSYAL BOYUTU ve ATAD KARARLARI (ANKARA ANLAŞMASI) Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010, Ankara HUKUKİ KAYNAKLAR ANKARA ANLAŞMASI (12 Eylül 1963) : PRENSİPLER KATMA PROTOKOL (23 Kasım

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

İKİLİ SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMELERİ: TÜRKİYE HOLLANDA SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ ÖRNEĞİNDE BİR DEĞERLENDİRME. Yrd. Doç. Dr. S.

İKİLİ SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMELERİ: TÜRKİYE HOLLANDA SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ ÖRNEĞİNDE BİR DEĞERLENDİRME. Yrd. Doç. Dr. S. İKİLİ SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMELERİ: TÜRKİYE HOLLANDA SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ ÖRNEĞİNDE BİR DEĞERLENDİRME Yrd. Doç. Dr. S. Alp LİMONCUOĞLU İzmir, Mayıs - 2015 İKİLİ SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMELERİ: TÜRKİYE

Detaylı

İÇİNDEKİLER. İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ...v. ÖNSÖZ...vi. Birinci Bölüm MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN

İÇİNDEKİLER. İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ...v. ÖNSÖZ...vi. Birinci Bölüm MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASIYA ÖNSÖZ...v ÖNSÖZ...vi Birinci Bölüm MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun... 3 İkinci Bölüm VASİYETNAMENİN

Detaylı

TÜRKİYE AB GERİ KABUL ANLAŞMASI AHMET ÇELİK

TÜRKİYE AB GERİ KABUL ANLAŞMASI AHMET ÇELİK 1. GİRİŞ Geri kabul anlaşmaları, genel olarak, bir ülkede veya sınırları belirlenmiş bir grup ülkede yasadışı olarak bulunan kişilerin anlaşma yapılmış kaynak ülkeye veya en son transit geçiş yaptıkları

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM AVRUPA KÖMÜR VE ÇELİK TOPLULUĞU, AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU VE AVRUPA ATOM ENERJİSİ TOPLULUĞU

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM AVRUPA KÖMÜR VE ÇELİK TOPLULUĞU, AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU VE AVRUPA ATOM ENERJİSİ TOPLULUĞU İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM AVRUPA KÖMÜR VE ÇELİK TOPLULUĞU, AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU VE AVRUPA ATOM ENERJİSİ TOPLULUĞU I. AVRUPA DA BİR B İR LİK YARATILMASI FİK R İN İN DOĞUŞU... 1 II. 9 MAYIS 1950 BİLDİRİSİ

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ROMANYA ARASINDA HUKUKÎ KONULARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ROMANYA ARASINDA HUKUKÎ KONULARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ROMANYA ARASINDA HUKUKÎ KONULARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya (bundan böyle "Akit Taraflar" olarak anılacaklardır), Ulusal egemenlik, haklarda eşitlik

Detaylı

ELEKTRONİK İMZA KANUNU

ELEKTRONİK İMZA KANUNU makaleler ÖZTÜRK / ERGÜN ELEKTRONİK İMZA KANUNU Av. Mehtap Yıldırım ÖZTÜRK * Av. Çağdaş Evrim ERGÜN ** I. GİRİŞ Son yıllarda elektronik ticarette (e-ticaret) ve elektronik iletişimde (e-iletişim) güvenlik

Detaylı

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey Türkiye den AB ne Göç 1961 den itibaren göçün değişen doğası 60 lar : Batı Avrupa da niteliksiz işgücü ihtiyacı

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

İçindekiler. xiü Kısaltmalar xvü Üçüncü Basıya Önsöz xix İkinci Basıya Önsöz xxi Önsöz. 3 BİRİNCİ KESİM Giriş 5 I. Genel Bilgiler

İçindekiler. xiü Kısaltmalar xvü Üçüncü Basıya Önsöz xix İkinci Basıya Önsöz xxi Önsöz. 3 BİRİNCİ KESİM Giriş 5 I. Genel Bilgiler İçindekiler xiü Kısaltmalar xvü Üçüncü Basıya Önsöz xix İkinci Basıya Önsöz xxi Önsöz ı BİRİNCİ BÖLÜM GENEL BİLGİLER 3 BİRİNCİ KESİM Giriş 5 I. Genel Bilgiler 5 1. Yabancılar Hukukunun Varlık Nedeni 8

Detaylı

TÜRKİYE DEKİ FİNANSAL KURULUŞLAR İÇİN FATCA

TÜRKİYE DEKİ FİNANSAL KURULUŞLAR İÇİN FATCA TÜRKİYE DEKİ FİNANSAL KURULUŞLAR İÇİN FATCA Amerika Birleşik Devletleri (ABD), kendi yasalarına göre vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışı banka hesapları üzerinden vergilendirmeden

Detaylı

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Prof. Dr. NURAY EKŞİ Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Başkanı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Kanunlar İhtilâfı Ülkelerarası Evlat Edinme Uluslararası

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ 1.Giriş Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı Kamu idarelerinin mali yönetimini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 10.12.2003

Detaylı

ürünümü tüm dünyada koruyabilir miyim?

ürünümü tüm dünyada koruyabilir miyim? Hayır. Türkiye de patent başvurusu yapmakla ürünümü tüm dünyada koruyabilir miyim? Sadece, 1 Kasım 2000 tarihinden itibaren Türkiye nin de dahil olduğu 38 Avrupa ülkesi tarafından kabul edilen ve ayrıca

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 ILO Kabul Tarihi: 15 Haziran 2006 Yürürlüğe Giriş Tarihi: 20 Şubat 2009 Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, Uluslararası

Detaylı

TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU DIŞINDAKİ KURULUŞLARIN ELEKTRİK ÜRETİMİ, İLETİMİ, DAĞITIMI VE TİCARETİ İLE GÖREVLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU DIŞINDAKİ KURULUŞLARIN ELEKTRİK ÜRETİMİ, İLETİMİ, DAĞITIMI VE TİCARETİ İLE GÖREVLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN 6545 TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU DIŞINDAKİ KURULUŞLARIN ELEKTRİK ÜRETİMİ, İLETİMİ, DAĞITIMI VE TİCARETİ İLE GÖREVLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 3096 Kabul Tarihi : 4/12/1984 Yayımlandığı R. Gazete

Detaylı

İNSAN HAKLARINI VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİ KORUMA SÖZLEŞMESİ NE EK ÖLÜM CEZASININ HER KOŞULDA KALDIRILMASINA DAİR 13 NO.LU PROTOKOL

İNSAN HAKLARINI VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİ KORUMA SÖZLEŞMESİ NE EK ÖLÜM CEZASININ HER KOŞULDA KALDIRILMASINA DAİR 13 NO.LU PROTOKOL Avrupa Sözleşmeleri Külliyatı - No. 187 İNSAN HAKLARINI VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİ KORUMA SÖZLEŞMESİ NE EK ÖLÜM CEZASININ HER KOŞULDA KALDIRILMASINA DAİR 13 NO.LU PROTOKOL Vilnius, 3.V.2002 2 ETS 187 Ölüm Cezasının

Detaylı

AVRUPA KOMİSYONU NUN TÜRKİYE İLE VİZE SERBESTLİĞİNE İLİŞKİN YOL HARİTASI

AVRUPA KOMİSYONU NUN TÜRKİYE İLE VİZE SERBESTLİĞİNE İLİŞKİN YOL HARİTASI AVRUPA KOMİSYONU NUN TÜRKİYE İLE VİZE SERBESTLİĞİNE İLİŞKİN YOL HARİTASI Avrupa Komisyonu, Türkiye ile vize serbestliğine ilişkin Yol Haritası nın Birinci Değerlenme Raporu nu 20 Ekim 2014 tarihinde kamuoyuna

Detaylı

YABANCI UYRUKLU İŞÇİLERİN ÇALIŞMA İZİNLERİ VE SOSYAL GÜVENLİK İŞLEMLERİ

YABANCI UYRUKLU İŞÇİLERİN ÇALIŞMA İZİNLERİ VE SOSYAL GÜVENLİK İŞLEMLERİ YABANCI UYRUKLU İŞÇİLERİN ÇALIŞMA İZİNLERİ VE SOSYAL GÜVENLİK İŞLEMLERİ Emin ATAŞ 65 * 1.GİRİŞ Ülkemizde uyruğuna bakılmaksızın herkes çalışma hakkına sahiptir. Anılan hak Anayasamızın 48 nci ve 49 uncu

Detaylı

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası Büyümenin ve istihdamın artırılması için 2005 yılında kabul edilen Yenilenmiş Lizbon Stratejisi kapsamında, Avrupa Sosyal modelini yeniden şekillendiren Sosyal Gündem

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

A. Giriş. B. Olumlu Unsurlar

A. Giriş. B. Olumlu Unsurlar ÇOCUK HAKLARI KOMİTESİNİN TÜRKİYE NİN BM ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNE EK ÇOCUK SATIŞI, ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ EK PROTOKOLÜNE İLİŞKİN İLK DÖNEMSEL RAPORUNA YÖNELİK NİHAİ GÖZLEMLERİ 1. Komite,

Detaylı

YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN

YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN 864 YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN Not: Bu Kanun, Cumhurbaşkanlığının 7.6.2007 tarihli 437 sayılı tezkeresi ile Anayasanın 89 uncu

Detaylı

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR AVRUPA BİRLİĞİ AVRUPA BİRLİĞİNİN KURULUŞ NEDENLERİ Tarihin en kanlı iki dünya savaşını yaşamış Avrupa Kıtasında sürdürülebilir bir barışın tesisi, Daha yüksek yaşam standartları ve tam istihdamın sağlanmasını

Detaylı

YILDIRIM v. TÜRKĐYE KARARIN KISA ÖZETĐ

YILDIRIM v. TÜRKĐYE KARARIN KISA ÖZETĐ YILDIRIM v. TÜRKĐYE KARARIN KISA ÖZETĐ Đnternete erişime ilişkin yasaklamalara sınırlama getiren ve muhtemel bir kötüye kullanma durumuna karşı hukuki kontrol güvencesi sunan katı bir yasal çerçevede alınmayan

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkındaki kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur. Gereğini

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

ELEKTRONİK İMZALARA İLİŞKİN UNCITRAL MODEL KANUN TASARISI

ELEKTRONİK İMZALARA İLİŞKİN UNCITRAL MODEL KANUN TASARISI ELEKTRONİK İMZALARA İLİŞKİN UNCITRAL MODEL KANUN TASARISI (2001) (UNCITRAL Elektronik Ticaret Çalışma Grubunun 18 19 Eylül 2000 tarihinde Viyana da yapılan 37. toplantısında onaylanan şekliyle) Uygulama

Detaylı

ÖZGEÇMĐŞ. 1. Adı Soyadı: Işıl Özkan. 2. Doğum Tarihi: 23.04.1949. 3. Ünvanı: Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu:

ÖZGEÇMĐŞ. 1. Adı Soyadı: Işıl Özkan. 2. Doğum Tarihi: 23.04.1949. 3. Ünvanı: Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMĐŞ 1. Adı Soyadı: Işıl Özkan 2. Doğum Tarihi: 2.04.1949. Ünvanı: Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Hukuk Ankara Üniversitesi 1971 Doktora Özel Hukuk Ankara Üniversitesi

Detaylı

FASIL 24 ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK

FASIL 24 ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK FASIL 24 ADALET, ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK Öncelik 24.1 Tüm kolluk kuvvetleri birimlerinin adli ve idari kapasitelerinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi ile bunların statü ve işleyişlerinin, kurumlar arası

Detaylı

Madde 2 Serbest dolaşım özgürlüğü

Madde 2 Serbest dolaşım özgürlüğü İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME İLE BU SÖZLEŞME'YE EK BİRİNCİ PROTOKOL'DA TANINMIŞ BULUNAN HAKLARDAN VE ÖZGÜRLÜKLERDEN BAŞKA HAK VE ÖZGÜRLÜKLER TANIYAN Protokol No:

Detaylı

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT

MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Derleyen Prof. Dr. NURAY EKŞİ Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Başkanı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Kanunlar İhtilâfı Uluslararası Çocuk Kaçırma

Detaylı

-Türkiye ve Avrupa Sosyal Şartı-

-Türkiye ve Avrupa Sosyal Şartı- -Türkiye ve Avrupa Sosyal Şartı- Onaylama Türkiye, Yenilenmiş Avrupa Sosyal Şartını 27/06/2007 tarihinde onaylamış ve yenilenmiş Şart ta yer alan 98 paragraftan 91 ini kabul etmiştir (Türkiye daha önce

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

İltica Kararına İtiraz Usulleri

İltica Kararına İtiraz Usulleri ULUSAL EYLEM PLANININ UYGULAMASINDAN SORUMLU BAKANLIK, KURUM VE KURULUŞLAR ULUSAL EYLEM PLANI FAALİYET VE TAVSİYELERİ Kapasitenin arttırılması maksadıyla, göç ile iltica alanında bir ıhtisas biriminin

Detaylı

Temsilcisi: Dr. Kemal Tahir SU Turan Güneş Bulvarı 100/20 Yıldız Ankara D. İLGİLİ TARAF: Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık

Temsilcisi: Dr. Kemal Tahir SU Turan Güneş Bulvarı 100/20 Yıldız Ankara D. İLGİLİ TARAF: Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2014-2-9 (Menfi Tespit/Muafiyet) Karar Sayısı : 14-29/612-265 Karar Tarihi : 20.08.2014 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Prof. Dr.

Detaylı

Uluslararası Sponsorluk Politikası. 1 Nisan 2015 Amway

Uluslararası Sponsorluk Politikası. 1 Nisan 2015 Amway Uluslararası Sponsorluk Politikası 1 Nisan 2015 Amway Uluslararası Sponsorluk Politikası Bu Politika, 1 Nisan 2015 itibariyle, Amway bağlı kuruluşlarının Amway Satış ve Pazarlama Planı'nı uyguladıkları

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Dr. Ahmet M. GÜNEŞ İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE HUKUKU

Dr. Ahmet M. GÜNEŞ İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE HUKUKU Dr. Ahmet M. GÜNEŞ İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi AVRUPA BİRLİĞİ ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...ix KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1 Birinci Bölüm AVRUPA BİRLİĞİ

Detaylı

ĐKV DEĞERLENDĐRME NOTU

ĐKV DEĞERLENDĐRME NOTU 3 Aralık 2009 ĐKV DEĞERLENDĐRME NOTU 2006/123/AT 1 sayılı Hizmetler Direktifi ne Đlişkin Đktisadi Kalkınma Vakfı (ĐKV) Görüşü Damla Cihangir ĐKTĐSADĐ KALKINMA VAKFI [Metni yazın] www.ikv.org.tr 2006/123/AT

Detaylı

AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ. Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ

AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ. Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ 1 AB ÜYELİK (KOPENHAG) KRİTERLERİ Siyasi Kriterler demokrasiyi, hukukun

Detaylı

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

G20 BİLGİLENDİRME NOTU G20 BİLGİLENDİRME NOTU A. Finans Hattı Gündemi a. Büyüme Çerçevesi Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için küresel politikalarda işbirliğinin sağlamlaştırılması Etkili bir hesap verebilirlik mekanizması

Detaylı

Karar Verme Süreçlerinde Kamu Katılımına İlişkin AB Direktifinin sunduğu Fırsatlar. Kaidi Tingas Katılımuzmanı İstanbul, Aralık 2009

Karar Verme Süreçlerinde Kamu Katılımına İlişkin AB Direktifinin sunduğu Fırsatlar. Kaidi Tingas Katılımuzmanı İstanbul, Aralık 2009 Karar Verme Süreçlerinde Kamu Katılımına İlişkin AB Direktifinin sunduğu Fırsatlar Kaidi Tingas Katılımuzmanı İstanbul, Aralık 2009 Giriş (1) Çevre haklarının hukuk sistemine dahil edilmesi konusunun çerçevesi

Detaylı

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ Amaç Madde 1- Bu yönetmeliğin amacı İtfaiyecilik mesleğinin kamuoyuna tanıtılması ve benimsetilmesi, yangın ve

Detaylı

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu İş Sağlığı ve ne İlişkin İşveren Görüşleri 24. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASI Konya, 4 Mayıs 2010 Müşavir Avukat Z. Ulaş YILDIZ Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu İÇERİK I. Bölüm: Uluslararası

Detaylı

tepav Nisan2016 N201611 Vizesiz Seyahat İçin Gerekenler ve Türkiye nin Durumu DEĞERLENDİRME NOTU

tepav Nisan2016 N201611 Vizesiz Seyahat İçin Gerekenler ve Türkiye nin Durumu DEĞERLENDİRME NOTU Nisan2016 N201611 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRME NOTU Vizesiz Seyahat İçin Gerekenler ve Türkiye nin Durumu (Metnin orijinali European Stability Initiative tarafından

Detaylı

YAP-İŞLET MODELİ İLE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİM TESİSLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN

YAP-İŞLET MODELİ İLE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİM TESİSLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN 7557 YAP-İŞLET MODELİ İLE ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİM TESİSLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞININ DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 4283 Kabul Tarihi : 16/7/1997 Yayımlandığı R.Gazete

Detaylı

ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI

ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI 1. Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (1969) Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (The Vienna Convention on the Law of Treaties, 1969 (VCLT)), uluslararası hukuk araçlarının

Detaylı

Onlar da Bizden Değil

Onlar da Bizden Değil Onlar da Bizden Değil Göç ekonomik, doğal afetler, iklim değişikliği, savaşlar gibi nedenlerle her zaman insanlık tarihinin ortak bir olgusu olmuştur. Günümüzde de göç küresel bir olgu olmakla beraber,

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

ALMANYA DA 2010 KASIM AYI İTİBARİYLE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ GELİŞMELER. 1. İstihdam Piyasası

ALMANYA DA 2010 KASIM AYI İTİBARİYLE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ GELİŞMELER. 1. İstihdam Piyasası ALMANYA DA 2010 KASIM AYI İTİBARİYLE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ GELİŞMELER 1. İstihdam Piyasası İş piyasasındaki olumlu gelişme 2010 Ekim ayında da devam etmiştir. Çalışanların

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Gökçe TOPALOĞLU AVRUPA BİRLİĞİ NİN AVRUPA İNSAN HAKLARI KONVANSİYONU NA KATILIMI

Gökçe TOPALOĞLU AVRUPA BİRLİĞİ NİN AVRUPA İNSAN HAKLARI KONVANSİYONU NA KATILIMI Gökçe TOPALOĞLU AVRUPA BİRLİĞİ NİN AVRUPA İNSAN HAKLARI KONVANSİYONU NA KATILIMI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII KISALTMALAR LİSTESİ... XIII GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM KATILIM ÖNCESİ SÜREÇ ve KATILIM

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

1. AB Hukuku nun asli kaynakları denince hangi kaynakları anlarız? Bunları belirtiniz ve kısaca açıklayınız.

1. AB Hukuku nun asli kaynakları denince hangi kaynakları anlarız? Bunları belirtiniz ve kısaca açıklayınız. 1. AB Hukuku nun asli kaynakları denince hangi kaynakları anlarız? Bunları belirtiniz ve kısaca açıklayınız. Birincil Mevzuat Toplulukları Kuran Antlaşmalar (AB nin anayasaları) Hukukun Genel İlkeleri

Detaylı

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. 688 Sıra Sayılı Kanun uyarınca, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların

Detaylı

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan iç savaşlar, coğrafi olumsuzluklar dolayısıyla insanlar,

Detaylı

Uluslararası Anlaşmalar İhtisas Komitesi

Uluslararası Anlaşmalar İhtisas Komitesi Uluslararası Anlaşmalar İhtisas Komitesi Sina Baydur UTMK Başkan Vekili Uluslararası Anlaşmalar İhtisas Komitesi Başkanı Komite Başkanı: Sina BAYDUR UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi,

Detaylı

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği taslağı tarafımızca incelenmiş olup, aşağıda taslağın hukuka aykırı ve eksik olduğunu düşündüğümüz yönlerine

Detaylı

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun No: 4620 Kabul Tarihi : 31/1/2001

Detaylı

15. TÜRKİYE TEKSTİL İSİMLERİ VE ETİKETLEMEYE İLİŞKİN AB MEVZUATINA NE KADAR UYUMLU?

15. TÜRKİYE TEKSTİL İSİMLERİ VE ETİKETLEMEYE İLİŞKİN AB MEVZUATINA NE KADAR UYUMLU? TEKSTİL VE HAZIR GİYİM SANAYİİ 15. TÜRKİYE TEKSTİL İSİMLERİ VE ETİKETLEMEYE İLİŞKİN AB MEVZUATINA NE KADAR UYUMLU? Tekstil İsimlerine ilişkin AB Direktifi nin Türk mevzuatındaki karşılığı olan Tekstil

Detaylı

- Genel Gerekçe - Bu önerilerin amacı Kıbrıs ın kuzeyinde yerel mevzuatın parçası olan. Fasıl 105 Değişiklik Yasa Tasarısı Önerisi Gerekçeleri

- Genel Gerekçe - Bu önerilerin amacı Kıbrıs ın kuzeyinde yerel mevzuatın parçası olan. Fasıl 105 Değişiklik Yasa Tasarısı Önerisi Gerekçeleri - Genel Gerekçe - Bu önerilerin amacı Kıbrıs ın kuzeyinde yerel mevzuatın parçası olan Anayasa nın geçici 4. maddesi tahtında yürürlükte olan 1951 Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme nin 1., 31., 32.,

Detaylı

Fikri mülkiyet, ulusal bir düzeyde değil, aslında evrensel bir düzeyde kullanılır.

Fikri mülkiyet, ulusal bir düzeyde değil, aslında evrensel bir düzeyde kullanılır. Fikri mülkiyet, ulusal bir düzeyde değil, aslında evrensel bir düzeyde kullanılır. Telif hakları ile korunan malzemeleri içeren video kasetleri ve CD ler artan sayıdaki ülkede pazarlanmakta; Coca- Cola

Detaylı

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları veya dünyada bilinen diğer adıyla

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG 13 Nisan 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

İNSAN HAKLARI ve BU HAKLARIN KULLANIMI (1) Doç.Dr.Şeref ÜNAL Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı

İNSAN HAKLARI ve BU HAKLARIN KULLANIMI (1) Doç.Dr.Şeref ÜNAL Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İNSAN HAKLARI ve BU HAKLARIN KULLANIMI (1) Doç.Dr.Şeref ÜNAL Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı 1- İnsan hakları kavramı neyi ifade etmektedir? İnsan haklarından yararlanmak için vatandaş olmak şartmıdır?

Detaylı

DÜZENLENMEMİŞ ALANDA KARŞILIKLI TANIMA YÖNETMELİĞİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

DÜZENLENMEMİŞ ALANDA KARŞILIKLI TANIMA YÖNETMELİĞİ HAKKINDA BİLGİ NOTU DÜZENLENMEMİŞ ALANDA KARŞILIKLI TANIMA YÖNETMELİĞİ HAKKINDA BİLGİ NOTU Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği 2/5/2012 tarihli ve 2012/3169 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilerek

Detaylı