Sunu. Bilincinizle, evren arasındaki dinamik ilişkiyi keşfetme yolculuğuna hazır mısınız?.. Ahmed Bâki

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sunu. Bilincinizle, evren arasındaki dinamik ilişkiyi keşfetme yolculuğuna hazır mısınız?.. Ahmed Bâki"

Transkript

1 Sunu Dikkat: Bu e-kitabı görüntü ayarınızı %100 e ayarlayarak okumanız tavsiye edilir. Hologram tekniğinin izahı, "evren" ismiyle tanımlamaya çalıştığımız sınırsız ve sonsuz tek varlık, yani "BÜTÜN e" ait tüm bilginin hologramik bir biçimde her zerrede mevcut olduğunu anlamamızı kolaylaştırmıştır. Buna göre, evrenin holografik yapısında, bizim gözlemlediğimiz evrenimizde, olmuş veya olacak diye bildiğimiz her olay, her oluşum, zaten bilgi olarak yüklüdür... Ahmed Bâki Bilincinizle, evren arasındaki dinamik ilişkiyi keşfetme yolculuğuna hazır mısınız?..

2 2 HOLOGRAFİK BAKIŞ Ahmed Bâki tarafından derlenerek size e-kitap olarak sunulmuştur. Kaynak: Basım: Ağustos 2006 Zamansız-Sonsuz Boyutun kapısını açmak için.. Kozmik Bilinç için.. Olanların ÖTESİNE gitmek için.. Olanların ardındaki ŞİFRELERİ çözmek için.. Yayın Listemiz >>> Sayfa 85

3 - yorumsuz bildiri - İnsanlığa gerçekleri anlattığına inandığımız düşünürlerin, yazarların, aydınlanmışların ilimsel üretimlerini sizlerle paylaşmaktan başka bir arzumuz yoktur. Biz bir başka insanı değişim-dönüşüme uğratamayız. Bizim yapabileceğimiz tek şey; değişim-dönüşümün meydana gelebileceği, hoşgörü ve sevginin girebileceği bir alan, bir boşluk yaratmaktır. Dileğimiz size yararlı olabilmek... Evreni (algılayamadıklarımız dahil) yöneten ve farklı adlarla işaret edilen Yüce Gücün, bu arzumuzu yerine getirmemiz için, önümüzü açık etmesini diliyoruz; Eğer bu duanın gerçekleşmesi, bizler ve tüm yaşam adına en iyisi olacaksa... 3

4 4 HOLOGRAFİK BAKIŞ Ahmed Bâki Sayfa 5 - GİRİŞ 8 - HOLOGRAFİK EVREN VE ZAMAN 11 - EVRENSEL BÜTÜNLÜK VE BİZ 16 - EVREN VE KOZMİK ZAMAN (Evrendeki Yerimiz - I) 20 - İNSAN VE KOZMİK BİLİNÇ (Evrendeki Yerimiz - II) 24 - MODERN FİZİK VE TASAVVUFUN BULUŞMASI 31 - KUANTUM FİZİĞİNE GÖRE "BU DÜNYA BİR HAYAL" Sayfa 38 - HOLOGRAMDA SEYAHAT 42 - ASTROLOJİ: Yeni Millennium un Popüler Bilimi 52 - CHIRON UN GETİRDİĞİ YENİLİKLER 60 - UZAYLILARIN İÇYÜZÜ 78 - EK: Dünyanın Kaderini Kayıp Gezegen Şiron Mu Belirliyor? 85 - Yayın Listemiz

5 Giriş HOLOGRAFİK BAKIŞ 5 Evren ve insan ın anlaşılmasında, görünen veya varsayılandan çok daha farklı bir gerçeklik olgusunun farkına varılmış olması, bilimsel gelişmelere tarihinin en muhteşem ufkunu açmıştır. Henüz geniş kitleler tarafından bilinmese dahi, bilimin çağımızda ortaya koyduğu bu yeni model, düşünen insanı yepyeni anlayışların eşiğine getirmiştir ve insanlık boyutunda önemli gelişmelere öncülük edecektir. Modern bilimin bulguları, şimdiye kadar bakışını genelde birbirinden ayrı ve bağımsız varlıklar kabulüne göre geliştirmiş olan insan bilincini, artık bu alışkanlığını terkederek birlik ve bütünlük anlayışına doğru bir sıçrama yapmaya yöneltmektedir. Bu gelişmelerin en heyecan verici yanı ise, özellikle Fizik, Nörofizyoloji, Genetik gibi evreni ve insanı inceleyen bilim dallarının açtığı yeni ufuklarda Tasavvuf öze erenlerinin izlerinin farkedilmeye başlanmasıdır... Klasik Fizikte uzun yıllar maddenin yapı taşının atomlar olduğu öğretilegelmişken, bugün artık Modern Bilim de, tıpkı yüzyıllardır Tasavvuf un vurguladığı şekilde açıklamaktadır ki, maddenin esas yapı taşı bilinçtir. Atomaltı düzeydeki titreşim ve zerreciklerden itibaren herşeyi meydana getiren, evrensel bilinçtir ve bilinci işin içine katmadan evrenden bahsedemeyiz. Dolayısıyla, insan ve evren aynı bütünün tezahürleridir ve özde birdir. Bu temel gerçeklik yanısıra, gördüğümüz tüm bu varlığın holografik düzenlenmiş bir yapı olduğuna ve insan beyninin holografik esaslara göre çalıştığına dair bulgular, birçok

6 bilinmezin açıklamasının kolay hale gelmesini sağlamıştır. Bu sayede, geçmişte mecazlar ve benzetmelerle farkettirilmeye çalışılan sırlar, hakikatler yansıra Allah ın tekliği, kadere iman, ölümötesi yaşam gibi dinin temel gerçeklerinin açıklanması ve çeşitli bağlantıların kurulması da kolaylaşmıştır. 6 Holografik olarak düzenlenmiş bir evreni, holografik esaslara uygun şekilde çalışan beyinlerimizle algıladığımıza göre, o halde, doğru değerlendirmelere ulaşabilmek için yapmamız gereken şeyin de, yaşama bakışımızı, yani düşünce ve değerlendirme sistemimizi de bu holografik esasa uygun şekilde yeniden yapılandırmamız olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Holografik bakışa erişebilmek, Rasûlullah aleyhisselâm tarafından bize bildirilmiş olan, başta ALLAH a ve KADER e olmak üzere iman edilmesi gereken konuların hikmetine erebilme yolunda önemli bir anahtardır. Bununla birlikte, ALLAH a ve KADER e imanlı bakış ile yaşamı değerlendirebilmek, insanı, holistik bakış yoluyla evrenin gerçeğini anlamaya erdiren en büyük hazinedir. Aslında biraz derin düşünürsek, Allah ın her an her yerde mevcudiyetini, kudreti ve ilmiyle herşeyi kapsadığını, her birimin sadece O nun takdirini yaşamakta olduğunu, hiçbir yerde O nun dilediğinden başka birşeyin yerine gelmediğini, her işte bir hayır olduğunu ve bunlar gibi olguları kabul ederken, hep otomatikman holografik gerçekliği müşahedeye yönelmekte olduğumuzu; öte yandan, holografik bütünlüğün sonuçlarını kavradıkça da, Din de önerilen sevgi, paylaşma, dostluk, cömertlik, şükür, hizmet, huzur ve barış gibi birlik bütünlüğe yönelten erdemlerin anlam ve değerini kavrama imkânına ulaşmakta olduğumuzu görebiliriz.

7 Evrenin holografik esasa göre varolduğu gerçeği, aynı zamanda, evrende çeşitli isimlerle işaret edilen tüm kuvvelerin insanın varlığında boyutlar olarak yeraldığı şeklindeki Tasavvuf öğretisinin farklı bir şekilde dile gelişidir. 7 Görüldüğü üzere, modern bilimin bu alanlardaki tespitlerini iyi değerlendirebilirsek, geçmişte benzetme ve mecazlar yoluyla açıklanmaya çalışılmış olan gerçekleri çok farklı yönleriyle anlayabilmemiz ve kavramamız mümkün olacaktır. Bu kitabımız, çoğunluğu 1990 lı yıllarda birkaç dergide yayınlanan ve tüm eserlerimizi dünyanın her yerinden okuyucularımızla karşılıksız paylaştığımız Tasavvuf & Bilim başlıklı web sitemizde (www.ahmedbaki.com) yer alan, yukarıdaki açıklamalara temel teşkil eden düşüncelerimizi kaleme aldığımız yazılardan oluşmaktadır. Bu yazılarda, Tasavvuf öze erenlerinin Hazreti Rasûlullah aleyhisselâmın öğretisi ışığında yüzyıllardır açıklamakta olduğu, evrenin ve içindeki herşeyin Allah ilminden, yani evrensel şuurdan meydana gelmiş olduğunu ve bu şuurun, varlığın özünde, her zerrede mevcut olduğunu, çağdaş bilimlerin ortaya koyduğu tespitler beraberinde farklı bir gözle değerlendirme imkânı bulacaksınız. Kendimizde de mevcut olan bu evrensel şuur boyutunun ve onun özelliklerinin ne kadar bilincindeyiz? Takibeden sayfalarda bu sorunun cevabını hep birlikte arayalım!..

8 HOLOGRAFİK EVREN VE ZAMAN 8 Zaman, asla bizlerin düşündüğü gibi birşey değildir. Çünkü bizim "zaman ımız", bizlerin, yani insanın algılama kapasitesinden doğan bir şekilde anlaşılmaktadır. Zaman, insanın, evreni algıladığı beş duyusunun eseri olan bir biçimde zihinlerimizde şekillenir. Grerçekte ise, sınırı, sonu olmayan "evrensel tek bir an" mevcuttur ve bu "tek an", değerlendiricinin algılama kapasitesinden doğan bir biçimde "zaman" şeklinde algılanır.

9 Hologram tekniğinin izahı, "evren" ismiyle tanımlamaya çalıştığımız sınırsız ve sonsuz tek varlık, yani "BÜTÜN e" ait tüm bilginin hologramik bir biçimde her zerrede mevcut olduğunu anlamamızı kolaylaştırmıştır. Buna göre, evrenin holografik yapısında, bizim gözlemlediğimiz evrenimizde, olmuş veya olacak diye bildiğimiz her olay, her oluşum, bilgi olarak yüklüdür. Ve yine, evren içi olan her bir varlık, bu "holografik düzenlenmiş bilgi yi " kendi algılama kapasitesi ölçüsünde değerlendirir. Çünkü "evrensel tümel bilgi nin" bir sınırı ve dolayısıyla bir merkezi olmaması dolayısıyla, algılamanın oluştuğu, ortaya çıktığı her noktada, algılayıcıya "bütüne ait tüm bilgi" açıktır. Ancak, algılayıcı, kendi algılama kapasitesince bu bilgiyi değerlendirebilir. Yani, algılanan bilgi, tamamen algılayıcının algılama kapasitesinin bir eseridir. Zaten, algılayıcının kendisi de oradaki bilginin özden açığa çıkışından başka birşey değildir. 9 "Evrensel tek an da" evrene ait tüm oluşumların bilgi olarak mevcut olmasından dolayı, o boyutta herşey olmuş-bitmiş hükmündedir. Yani, evrenimizde ortaya çıkacak herşey " evrensel tek an ın" kapsamında olup, bitmiştir. Ancak, sınırlı algılama kapasitesine sahip birimler, "bütüne ait bu tüm bilgi nin" ancak kendi kapasiteleri elverdiği ölçüsünü değerlendirebilirler. O halde bizler, hologramik düzenlenmiş evrenin sadece içinde bulunduğumuz kesitine (boyutuna) ait bir bilgiyi algılamaktayız ki bu da içinde bulunduğumuz "bizim evrenimiz dir". Algılamakta olduğumuz tüm bu bilgi, -sınırsız bir yapıdan alınan kesitsel veriler-, yani "bizim evrenimiz", kendi kapasitemizden doğan bir biçimde duyularımız önüne serilmektedir. Böylece de holografik evreni kapsayan "tek kozmik an ı", kendi kapasitemizden doğan bir biçimde, yıllarla, aylarla, günlerle vs. ifade edilen bir biçimde şekillendirmekteyiz. Eğer holografik evreni bir başka kesitinden algılıyor olursak (farklı bir kapasiteyle), "şu anda içinde bulunduğumuz zaman" o boyuta göre belki birkaç saniyelik bir değer ifade edecektir. Çünkü, "bizim zamanımız", holografik evrenin sadece belirli bir kesitidir ki bu kesit belki de "kozmik tek an a" nisbetle

10 okyanusta bir damla bile değildir. Öyleyse, "kozmik tek an ı" ne şekillendiriyor isek, o boyuta ve algılama kapasitesine göre bir " zaman değerlendirişi" içinde oluruz. Başka bir haldeki "zaman" algılayışımız, şimdikiyle hiç mi hiç bağdaşmayacaktır... Nitekim, "bizim evrenimizin başlangıcı" diye kabul edilen big-bang anından şimdiye dek geçen zamanı kapsayan "kozmik yıl a" nisbetle bir insan ömrü 10 saliselik bir anlam ifade etmektedir. Eğer bilinç boyutunda, bizde bir üst boyuta sıçrama gerçekleşirse, yani o boyutun bilgileriyle rezonansa girebilirsek veya bir diğer ifadeyle o boyutun bilgileri bizde açığa çıkarsa, içinde bulunduğumuz "kendi evrenimiz boyutu", bir rüya misali değere sahip olacaktır. Acı, tatlı günlerle, yıllarla geçen bir ömrün tamamı sanki uykuda yaşanmış bir rüya gibi hatırlanacaktır... O halde, bizlerin olageldiğini gözlemlediği herşey, sınırsız evrenin holografik yapısında mevcut bilginin kesitsel örnekleridir. Ve bizler, "tümel bilgi nin" bizde açığa çıkan boyutunu "yaşadığımız zaman" olarak kabul ediyor, buna göre de geriye kalanını değerlendiriyoruz. "Kozmik tek an a" göre ise HERŞEY, KENDİNDE, hologramik düzenlenmiş BİLGİ den ibarettir, yani tüm zamanlar yaşanmıştır. Çünkü herşey, O nun bilgisinde mevcuttur. Bizler dahi, O nun bilgisinden oluşmuş, yeralan birimsel görüntülerden başka birşey değiliz!.. Fakat, aynı zamanda sahip olduğumuz bilinç yönüyle "tümel bilgi" sınırsız bir biçimde bize açıktır. Bilinç boyutunda bizde oluşacak derinliğine bir sıçrama ile, öz varlığımız, "evrensel Öz de" mevcut tümel bilgiye vakıf olabilir. Yani, "BÜTÜN", kendi bilgisini bizde seyretmekte olur ki bu, şu anda da böyledir ve gerçek budur! Çünkü, o boyutta "tek bir an" ve "tek bir varlık" sözkonusudur. Holografik evren ise, tüm bunları kendi bilincinde oluşturan "Bilgi Sahibi nin", diğer bir yönüyle "Sınırsız An ın" sahip 10

11 olduğu ve kendinde ortaya çıkan özelliklerinin görünür olmasından başka birşey değildir Acaba, mistiklerin "bütün alemlerin aslı hayaldir, çünkü herşey ALLAH ın ilminde olmuş-bitmiştir" şeklindeki ifadeleriyle kasdettikleri Bilgi nin "hologramik düzenlenmiş evrenleri", yani "varlığın gerçeği ve özü" müdür!.. Ve acaba,"tayyi mekan" ve "tayyi zaman" olayları, bu "hologramik bilgi nin" değişik boyutlarına bilinç sıçramalarıyla gerçekleştirilen mekan ve zaman seyahatleri midir?.. Eğer insanlık, "Evrensel Bilinci" tanımak suretiyle günü geldiğinde kendindeki "öz değerlere" erişebilirse, belki de bu "holografik bilgi evreni nde" değişik zaman ve mekan boyutlarına bilinç sıçramalarıyla seyahatler gerçekleştirebilecek güce erişecektir!.. Bütün bu anlatılanlar gibi, her sorunun cevabı da gerçekte evrensel hologramik bilgide mevcuttur; ancak, gerçeği, tabii ki bize "ZAMAN" GÖSTERECEKTİR... EVRENSEL BÜTÜNLÜK VE BİZ Evren ve onun yaşamı, asla bizlerin varsaydığı gibi bir oluşum değildir. Çünkü bizim gözlemlediğimiz "evrenimiz", sadece insanın algılama araçlarının duyarlı olduğu sınırlar içerisinde kalan küçük bir kesitdir. Aslı itibariyle ise, başlangıcı ve sonu olmayan, görünen ve görünmeyen diye ayrılmamış, her yönüyle sınırsız "bir bütünlük" sözkonusudur. Gözümüzle tesbit ettiğimiz sayısız nesnelerden oluşmuş dünya ise, bu temel bütünlüğün, algılama araçlarımız olan beş duyumuza karşılık gelen kesitsel bir görüntüsüdür.

12 Duyu araçlarımızın duyarlılık sınırlarından dolayı, yaşamımızı, evrenin özünde işleyen bu bütünsel sisteme göre değil, genelde gözümüzün verilerine göre sürdürürüz. Ve biz bu yaşam sistemini olduğu gibi değil, şartlandığımız ve olmasına alıştığımız bir şekilde değerlendiririz. Eriştiğimiz yaşam standartlarına rağmen, insanlığın hala kavga, kin ve nefret gibi ilkellik ve cehaletin eseri olan davranışlardan ve bunların karşılığı olan "mutsuzluktan" kurtulamamış olmasının nedenlerinden en önemlisi, evrenin aslını, kendini ve sahip olduğu orijinal özelliklerini yeterince tanıyamamış ve benimseyememiş olmasıdır. Oysa, sonuna yaklaştığımız bu yüzyılda, özellikle de 70 li yıllardan sonra, evrenin ve insanın gerçeğinin anlaşılması konularında öylesine şaşırtıcı bilimsel bulgular keşfedildi ki, bunların yaşama geçirilmesi için, kendimize ve dünyaya bakışımızda tümel bir düşünsel reformu benimsememizin gerekliliği ortaya çıktı. Herşeyden öte, bu sonuçlar, çağdaş ve düşünen insanın, artık dış dünya yerine, yaşamını tamamen kendi düşünsel dünyasına dönerek değerlendirmesi gerektiğini ortaya çıkardı... İk bakışta göründüğü gibi bu sonuç, dış dünyanın ihmal edilmesi anlamına gelmiyor. Tam aksine, dış dünyayla aramızda var kabul ettiğimiz ayrılığın, dahası sen ve ben, o ve biz ayrımının ortadan kaldırılması, iç ve dışın bütünlüğünün kavranılmasının gerekliliği anlamına geliyor. Quantum fiziğinin son bulgularına göre, evreni, şu anki alışageldiğimiz bakış açımıza göre değerlendirişimiz tamamen bir yanılgıdan ibaret. Yaşamı onun özünde işleyen sistemden habersizce değerlendiriyoruz. Çünkü, evreni yalnızca birbirinden ayrı "parçaların" oluşturduğu bir yapı şeklinde gözlemliyoruz ve herşey hakkında bu gözlemimize göre 12

13 yargıya varıyoruz. Aslında düşüncemizin bu görüşümüzle bloke olması, yaşamın gerçek yüzünü farkedemeyişimiz anlamına gelmektedir. Orijinal evren, gözümüzün yanıldığı gibi birbirinden ayrı parçalardan oluşmuş bir kütle değildir. Eğer evreni quantum düzeyinde gözlemleyebilecek aracımız olsa veya onu atomaltı düzey özellikleriyle idrak edebilsek, canlı ve cansız ayrımının olmadığı boşluksuz ve sınırsız bir yaşam okyanusuyla karşılaşırız. Bu yaşam bir bütündür ve her şeyi kapsar. Bizim duyularımızla algıladığımız veya algılayamadığımız herşey, bu "Sınırsız Bütün den" meydana gelmiştir. Evrensel Bütünü, ayrı ayrı parçalara bölmek ve bu parçalara "BÜTÜN den" ayrıymış gibi isimler takmak, tamamiyle görme araçlarımızın algı kapasitesinden doğmaktadır. Bu nesneler dünyası, gözlemcinin, yani bizlerin algı biçiminin bir ürünüdür ve GÖRESEL dir. Çünkü, algı araclarımızın kapasitesi değiştikçe, algıladığımız nesnelerin biçimleri ve özellikleri de değişmektedir. Oysa, quantum düzeyinden bakıldığında evrende hiçbir şey asla bir diğer şeyden ayrı veya kopuk değildir. Quantum düzeyinde evrendeki herşey bir kumaşın dokuları gibi birbiriyle ilintilidir. Biraz daha ileri gidersek: Görünürdeki ayrılıklara rağmen, varolan herşey, bir başka şeyin uzantısı, hatta aynısıdır. Dolayısıyla ister görünen ayrılıklar olsun, ister görünmeyen bütünlük olsun, gerçekte evrende TÜMEL TEK ten başka hiçbirşey yoktur. O TÜMEL TEK, asla parçalara ayrılmamıştır ve de parçalardan meydana gelmemiş bir BÜTÜNdür. Kısacası, evrende birbirinden bağımsız iki ayrı şey yoktur, sadece orijin TEK vardır. Sen ve ben, veya siz ve biz ayrımı, quantum düzeyinde geçerliliğini yitirmektedir. Bu evren, sadece onu oluşturan TEK in yaşamının eseridir. 13

14 Bunu şöyle bir örnekle algılamaya çalışabiliriz: Elinizdeki bu sayfaya bakın! Sonra elinize, sonra oturduğunuz koltuğa ve bulunduğunuz mekanın duvarına! Aslı itibariyle, her bir şeye verilmiş ben, sen, bu, şu, o gibi ayrı ayrı isimleri ortadan kaldırdığınızda, geriye tek bir şey kalır. Dikkat edin! "Herbiri aynı şeyden meydana gelmiştir," değil; tümümüz aynı şeyiz. Tek birşey. İsimlendirme dışında, aslen bölünmemiş ve parçalara ayrılmamış. Parçalardan meydana gelmemiş. Öylesine sınırsız bir bütün ki, sizinle ben aynı olduğumuz gibi, uçsuz bucaksız gökyüzünde gece göz kırpan yıldızlar dahi aynı... Ne var ki, insanoğlu günümüz biliminin vardığı bu gerçeği farketmekten ve yaşamaktan hala çok uzak! Parçalardan oluşmamış bir BÜTÜN ün, parçaları(!) gibi görünen nesneler ise gerçekte sadece ve sadece gözlemciye GÖRE öyledir. Ve yine her nesnede gözlenen özellik, BÜTÜN e ait özelliklerin gözlenmesinden başka birşey değildir. Nesneler arasındaki farklılıklar ise, bu özelliklerin farklı bileşimler şeklinde gözlenmesi demektir. Yani, evrende ayrı ayrı parçaların gözlenmesi ve yine her birimin kendine has özelliklerinin olması da anlamsız değildir. Ancak bütün bunlar bir algıdan, tabir yerindeyse gözlemci bilincin varsayımından ibarettir ve gözleyene, yani size GÖRE dir. O halde, her an farkında olmamız gereken bir gerçek var ki, o da, var kabul ettiğimiz herşeyin sadece bizim algılama şeklimizden doğan "göresel şeyler" olduğu ve herşeyin aslının Tek e dayandığı. Aslında, insanlığın yaşadığı problemlerin altında da bu gerçeğin farkında olamayışımız yatar. Yaşanan her mutsuzluğun altında, evrenin temelindeki bütünlüğü, nesneler ile 14

15 olaylar arasındaki dinamik bağlantıyı olduğu gibi göremeyişimiz, bilemeyişimiz ve kabul edemeyişimiz yatar. Böyle olunca, karşılaştığımız olayları, bizimle bütün olan tümel sistemin orijinal işleyişine değil, kafamızda yarattığımız göresel sebeplere bağlarız. Bilim dünyası için de, kendi yaşamımız için de, toplumsal yaşam için de bu böyledir. Örneğin, vücudumuzun bir organında bir rahatsızlık teşhis ettiğimizde, onun vücudumuzun bütününe ait bir sorun olduğunun farkında değilizdir. Dünyanın bir kısmına müdahale ettiğimizde, aslında tümüne ettiğimiz müdahalenin farkında değilizdir... Dünyanın bir yerindeki zulme sessiz kalarak, diğer bölgelerdeki barışı koruyabileceğimizi ve tüm insanlığın zarar görmeyeceğini sanırız. Bunlardan daha önemlisi, karşımızdakine yaptığımızı, aslında tümden dolayı kendimize yaptığımızın bilincinde değiliz... Oysa, evren ve onun yaşamı boşluksuz bir bütün olduğu için, yapılan hiçbir fiilin neticesi kaybolmaz ve sistemde mutlaka yerini bulur ve ortaya çıkar. Yaptığınız her şeyle, elde edeceğiniz karşılığı oluşturursunuz. Değerli fizikçi David Joseph Bohm un dediği gibi, dünyayı ayrı ayrı parçalar şeklinde kabul ederek verdiğimiz uğraşlar sadece işe yaramaz sonuçlar vermekle kalmıyor, aynı zamanda kendi neslimizi imha etmemize de sebep oluyor. Zaten her sorun ve her mutsuzluk, sen ve ben kavgasından, biz ve o ayrımından kaynaklanmıyor mu?.. Öyle ise, gerçekçi olmak istiyorsak ve bilimin, insanlığın mutluluğuna katkıda bulunmasını amaçlıyorsak, bu bulgular ışığında kendi düşünce sistemimize dönmeliyiz. Herşeyden önce, evreni ve kendimizi algılayış biçimimizdeki yanılgıdan kurtulmalıyız. Dünyayı ayrı, ayrı parçalardan ibaret olarak kabul edip te bu yanılgı üzerine fikirler üretmek yerine, bütünlüğü ve birliği idrak etmeye gayret edip, bunu görmemize engel olan önyargı ve şartlanmalarımızı ortadan kaldırmalıyız. Bunun için önce TEK i anlamak ve TEK in yaşam 15

16 sistemini öğrenmek zorundayız. Ancak böylece, beynimizi, duyularımızın veri kapasitesiyle bloke etmekten kurtarıp, daha üst düzeyde değerlendirebilme imkanına ulaşabileceğiz. Sonuçta bu, dünyayı bireysel değer yargılarımız yerine, evrensel sistemin gerçeğine göre değerlendirebilmemizi kolaylaştıracaktır. TEK i bilemediğimiz sürece, yanılgıdan kurtulamayız ve bunu başaramadığımız sürece de, tarih tekerrürden ibaret olmaya devam edecektir... Aslında insanlığın ulaşması gereken bu erdem, tarih boyunca değişik tarzlarda, zamanın şartlarına göre açıklanmaya çalışılmıştır. Çağdaş bilimsel bulgularla, dinsel öğretilerin ve mistiklerin mesajlarının benzer içeriklerinin ve paralelliklerinin keşfedilmesi bunu doğrulamaktadır. Bunun farkedilmiş olmasından dolayıdır ki, bilimin gözünde dini ve mistik öğretiler artık yeni bir anlam kazanmıştır. Bakın, Bugün Fizikçi Bohm un, atomaltı dünyayı inceleyerek ulaştığı sonucu ve ifade ettiği gerçeği, büyük mutasavvıf Yunus Emre miz şu dörtlüğüyle nasıl vurguluyor: "Sen sana ne sanırsan, Ayrıya da onu san, Dört kitabın manası Budur, eğer var ise..." EVREN VE KOZMİK ZAMAN (Evrendeki Yerimiz - I) Bir gece başınızı kaldırıp ta hiç gökyüzüne baktınız mı? Uçsuz bucaksız karanlıkta kıpırdayan milyonlarca yıldızı ve onlarla aramızdaki mesafeleri düşünmeye çalıştığınızda, ne kadar büyük bir ıssızlıkta yapayalnız olduğumuz hissi mutlaka içinizi kaplamıştır... 16

17 Üzerinde yaşadığımız şu koca gezegen Dünyanın büyüklüğünü bir hayal etmeye çalışın! Sonra da, Dünyadan 1 milyon 303 bin kez daha büyük, uydusu üzerinde yaşadığımız yıldızımız Güneşi: Hani şu başımızın üzerinde bir ateş topu gibi parlayan yıldızı! Bu büyüklüğü hissetmeye kimsenin hayal gücü yetmeyecektir. Onun için de Güneşi buradan seyrettiğimiz büyüklüğünde düşlemeye devam etmeyi seçeriz... Acaba, üzerinde yaşayan biz sakinlerinin gözünde bu kadar heybetli olan şu gezegenin ve çevresinde dönüp durduğu Güneşin, Evrende yeri ne? Hemen şunu söyleyeyim: Evreni bir yana bırakın, içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin bir başka köşesinden bakıldığında, ne bizler, ne dünyamız, ne de Güneş ismi anılır bir şey bile değil!.. İnsanın dünyadan gözlemleyebildiği, yani bizlerin gökyüzünde görebildiğimiz yıldızların sayısı yaklaşık 80 bin civarında hesabedilmiş! İçinde yeraldığımız Samanyolu Galaksisinde bulunan yıldızların sayısı ise, son bilimsel bulgulara göre yaklaşık 400 milyar civarında milyar, insanın algısı için sadece bir rakam olmaktan ibaret; çünkü hiç bir idrak, bunun ne anlama geldiğini kapsayabilecek güçte değildir... Ve bu 400 milyar akıl almaz büyüklükteki yıldızların arasında, yüzlerle, binlerle ışık yılı olarak ölçülen mesafeler var... Güneşten dünyaya ışık 8 dakikada ulaşıyor. Galaksi içerisindeki Güneşlerin birbiri arasındaki uzaklığı katetmesi ise yüzlerce, hatta binlerce yılı alıyor. Peki bu Galaksi içerisinde Güneş sistemimiz ne kadar bir yer tutuyor dersiniz? Kozmolog Profesor Carl Sagan ın ifadesine göre, bulunduğunuz mekanda, havada uçuşan bir toz tanesi kadar birşey!... Bu toz tanesi içinde, gezegenler, bunlardan birisi Dünya ve onun üzerinde yaşayan bizler!... 17

18 İş bu kadarla bitmiyor: Dahası var! Bu bahsettiğimiz büyüklük sadece Samanyoluna ait; ve bu Galaksi ise, Evrende mevcut, milyonlarca galaksi içerisinde belki varlığı bile farkedilmeyen yalnızca bir gökada! Biz şimdilik bu kadarını bir yana bırakalım, yine dönelim Galaksimiz Samanyoluna! Bizim Güneşimiz ve onunla birlikte çevresinde yeralan komşu yıldızlar, yapılan hesaplamalara göre bu galaksi merkezinin etrafında, varolduklarından beri ancak 8 tur tamamlayabilmişler. Güneşin bu merkez çevresindeki bir kez dönüşünü, onun bir yılı olarak kabul edersek, bu takvime göre Güneş henüz 8. yaşını doldurmak üzeredir... Her birimsel yapının kendi algılama kapasitesine göre bir zamanı ve ona karşılık gelen bir takvimi hesap edilir. Dünya üzerinde yaşayan insanların bir günü veya bir yılı ile, Jüpiter üzerinde varsayacağımız bir birimin günü veya yılı birbirinden tamamen farklıdır. Dünya takviminde bir insan yıl ömür geçirdiğinde, Jüpiter takvimine göre ancak 5 yıl gibi bir yaşam sürmüş olur. Çünkü Jüpiter, Güneş çavresinde bir turunu dünya yılında tamamlar... Tüm bu değişen ölçümlerin yansıra, kozmolojide kabul edilen bir KOZMİK TAKVİM sözkonusudur. Bu Kozmik Takvime göre, Evrenin varolduğu kabul edilen Big-Bang anından yaşadığımız şu ana kadar geçen 15 milyar dünya yılı, bir "Kozmik Yıl" demektir. Dolayısıyla, biz bu "Kozmik Yılın, Aralık ayının son gününün son saatlerini" yaşamaktayız. Yani eğer dünyayı değerlendiren değil de, Evreni gözlemleyebilen bir algıyla bakabiliyor olsak, Evrenin varoluşundan şu ana kadar geçen, seyrine daldığımız 15 milyar yıllık süre, bize "bir kozmik yıl" ifade edecektir... 18

19 Peki bu "kozmik yıl" içerisinde, "güneş," "dünya" ve "insan" ne zamandan beri var?.. Hepsi de pek yaşlı sayılmaz. Güneşin "kozmik takvime" göre yaşı, henüz 4 ay kadar. Yani "kozmik yılın" Eylül ayının başlarında varolmuş. İnsan ise Aralık ayının son gününün son üç saatinde: Çünkü insanın Dünya üzerinde varolmasından buyana geçtiği kabul edilen 5 milyon yıllık süre, "kozmik takvime" göre 3 saat kadar birşey... Ya yaşadığımız şu günler, bir insan ömrü, "kozmik takvimde" ne ifade ediyor dersiniz?.. Nerdeyse bir hiç! Bir nefes verişinizde "Hu" deyişinizin alacağı süreden fazla bir şey değil!.. Belki 10 veya 15 salise! Kozmik takvimde 1 saniye ifade edebilmesi için ise dünyada asırlar geçmesi gerekiyor. Evet, işte dünyadaki tüm yaşamınız, evrensel zaman birimi kabul edilen, kozmik yıla göre, bir nefeste "Hu" deyişiniz kadar bir süre! Bu süre içerisinde doğumunuz, çocukluk, gençlik yıllarınız, acı, tatlı günleriniz, eşiniz, dostunuz, sevgileriniz, nefretleriniz, sağlık, hastalık zamanlarınız, dünyadaki tüm anılarınız, varınız, yoğunuz herşeyiniz ve nihayet dünyayı terkedişiniz, hepsi oldu ve bitti!... Hepsini bir "Hu!" da yaşadınız ve tamamladınız... Belki inanılır gibi değil ancak, bir insanın dünya yaşamının "evrensel gerçekler" karşısında gerçek yeri işte bu!.. Tamamen şartlanmalarımız ve bireysel dürtülerimiz yüzünden körü körüne sarıldığımız, uğrunda canlara kıyılan, günümüzde olduğu gibi kan ve gözyaşının durmak bilmediği dünya ve onun "geçici değerleri" evrende en fazla bu kadar bir yer ve zaman tutuyor? Belki bu bilimsel bulgular ışığında düşünmeye hiç vakit ayırmadık!.. Ne var ki yine de, henüz "alışkanlıklar ve toplumsal şartlanmalardan" çıkamamış, "dünyasal değerlerin" bile boyutlarını kavrayamaz bireylerken, dilimizden düşürmeyiz "EVRENSEL" kelimesini... Oysa, nerede, bilimsel gerçekçi düşüncenin "evrensel değerleri", 19

20 nerede sadece adına "evrensel" denen geçici dünyasal değerler!.. Ne güzel söylemiş büyüklerimiz, "En büyük erdem haddini bilmektir," diye! Tıpkı bilimsel düşüncenin işaret ettiği gibi! Eğer bu noktayı idrak ile yaşamayı başarabilirsek, o zaman "yaşam" bize yeni ufuklar açacaktır: Ve o zaman sormaya başlayacağız: Peki, tüm bu gerçekleri kavrayabilen "insanın," gerçek yaşamı ve gerçek değerleri bu kadarla mı kalıyor?.. Elbette tüm bunları kavrayıp, yaşayabilen bilinç, bu kadarla kayıtlı kalamaz... Öyleyse, elimizden geliyorsa, evrende bilinç olarak yerimizi anlamaya çalışalım... İNSAN VE KOZMİK BİLİNÇ (Evrendeki Yerimiz - II) İnsanın evrendeki yeri ve varlığının anlamı ne? Fiziksel bedenimiz itibariyle değerlendirdiğimizde, evrendeki sayısız galaksi içerisinde yeralan, bir galaksi içerisindeki, milyarlarca yıldızdan sadece biri olan Güneşin çevresinde dönüp duran gezegenlerden, biri üzerinde yaşayan canlı varlık; insan. Aslında çok uzaklara gitmeye gerek yok! Evren, galaksiler veya yıldızların büyüklüğü bir yana, yalnızca gezegenimiz dünya üzerinde bir insanın yerine bakınca, bir bedendeki bir hücre gibi bile değil, belki bir atom nisbetinde! Varın, öyleyse, güneşin yanında bir insanın yerini siz düşünün, sonra da düşünebiliyorsanız, Samanyolu galaksisinin yanındaki yerini... Bir insanın dünya üzerindeki yaşam süresini ele alınca ise, evrenin yaşam süresi içerisinde, bir saniye kadar dahi bir değer tutmuyor. Tüm bu verileri bir önceki yazımızda 20

21 genişçe incelemiştik... Ve şunu sormuştuk: İnsanın varoluşunun gerçek manası nedir?.. 21 Fiziksel bedeni itibariyle, daha güneş sistemi içerisinde bir "hiç" olan insan, biliyoruz ki, öylesine özelliklere sahip ki, kendisinde öylesine bir BİLİNÇ, bir irade gücü, bir algı mevcut ki; bu onu, fizik bedenin ötesinde, yaşadığı çevreyi, dünyayı, hatta diğer gezegenleri, diğer güneş sistemlerini, kavrayabilecek düzeye ulaştırıyor. Bu kavrayış, yani bilinç, insanın fizik bedeninin sınırlarıyla kayıtlı olmayıp, beden boyutunun çok ötelerine, galaksilere, evrene ulaşabiliyor... Buradan ortaya çıkan gerçek şu ki, insan diye isimlendirdiğimiz varlık, sadece fizik bedenle kayıtlı, fizik bedenden ibaret bir varlık değil! O halde, gelin, bu kez de, insanın bilinç yönüyle yerini ve varlığının anlamını farketmeye çalışalım ve bu yöndeki bilimsel verilere bir göz atalım... Bilinci itibariyle insanın, Evrendeki yeri ne? İnsan bilinciyle, evreni meydana getiren bilincin bağlantı noktası var mı, varsa ne şekilde? Fizik bedenin yer ve zaman olarak evrende bir sınırı düşünülebilir. Oysa, bilinç için ne mekansal, ne de zamansal bir sınır tanıyamıyoruz. Yani, bilinç, fizik evrenle kayıtlı bir yapı değil! Bu demek ki, bilince göre evren, yani bilincin kendi evreni, gözün evreniyle, gözle algıladığımız maddelerden oluşmuş yapıyla sınırlı değil. O halde önce, evrenin gerçek yapısı hakkında düşünmemiz gerekiyor. Nedir, evren, gerçekte? Hemen hatırlayalım. Aslında bizim, evren diye isimlendirdiğimiz nesnelerden ibaret olan şu içinde olduğumuz yapı, sadece 5 duyumuzun duyarlılık kapasitesine göre algılayabildiğimiz bir kesittir. Tüm bu nesneler ve tüm bu dünyamız, duyularımızın sınırları içerisinde kalan kesitsel yapıdır. Duyularımızın duyarlılık sınırları dışında kalan yapıdan ise habersiziz. Örneğin gözün algılayabildiği, gözün duyarlılık sınırları içerisinde kalan

22 dalgaboyları, gerçekte varolan sayısız dalgaboyları içerisinde çok çok küçük bir kesittir. Öyle ki, gözün tesbit edebildiği ve şu anda görmekte olduğumuz nesneler, aslında, evrende varolan sayısız dalgaboyları, sayısız imajlar içerisinde, çölde bir kum tanesi misali kadardır. (Gözümüz, şu anki yerine ultraviyole ışınlarını algılayabilen bir duyarlılık kapasitesine sahip olsaydı, dünyayı resimdeki görüntüsüyle algılıyor olacaktık.) Oysa, 5 duyu verilerinden yola çıkmak suretiyle, bilimsel veriler ışığında evrenin gerçek yapısını düşüncemizle keşfetmeye başladığımızda, görüyoruz ki evren, gerçekte içinde boşluğu olmayan tümel bir enerji kütlesi. Orijinal yapıda öylesine bir bütünsellik var ki, gözünüze göre, sizinle, şu anda elinizdeki bu sayfalar (veya ekran) arasında bir boşluk var gibi görünse de, gerçekte böyle bir boşluk yok! Çünkü bu sayfalar da, ekran da, sizin bedeniniz de, aradaki hava da, sırf atomlardan oluşmaktadır ve atomsal düzeyde birbirleri arasında bir sınır, bir ayrılık yoktur... Eğer daha da ileri giderek evrenin atomaltı yapısını düşünmeye çalışırsak, karşılaşacağımız sonuç, bölünüp, parçalanması sözkonusu olmayan, salt bir enerji kütlesi olacaktır... Beş duyu evrenimizde algıladığımız kesitsel imajlardan yola çıkarak gördük ki, evrenin orijinal yapısı bütünsel bir enerji kütlesidir. O halde düşünelim: Varolan herşey, bu evrensel enerjiden oluştuğuna göre, içinde yaşadığımız kesitte de gözlenen düzen, bu evrensel enerji boyutunda yürürlükte olan bir düzendir. Yani, bu evrensel enerji de, aynı zamanda, varolan düzeni yürüten evrensel bilinç orjinlidir... Evrenimizde varolan herşey, her an, her zerresinde Evrensel Bilincin hükümlerinin yürürlükte olduğu, enerjiden oluşmuştur... 22

23 İnsan bilincine gelince... Evren tümel bir enerji yapı olduğuna göre ve evrende hükmü yürümekte olan Tek bir bilinç varolduğuna göre, hiçbir insanın, hatta hiçbir nesnenin orijinal bilinci, bu evrensel bilinçten ayrı değildir. Dolayısıyla insandaki bilinç, orjini itibariyle Evrensel Bilinçle aynı özden meydana gelmiştir ve dahi O dur. Kendini tanımak gayesiyle varolmuş insana açılan ufuk burasıdır: Bilincini madde evrenin bağımlılıklarından soyut bir şekilde tanıyabilmek ve böylece kendini, zaman ve mekanla kayıtlı olmayan evrensel bilinç boyutunun değerleriyle bilmek. Çünkü, evreni meydana getiren O na giden yegane yol, insanın kendi özünden geçmektedir... Demek ki insan, evrendeki sayısız yıldızlardan biri çevresinde dönen bir kütlenin üzerinde yaşayan, bedenden ibaret madde yapılı bir varlık değil; gerçekte, Evreni meydana getiren BİLİNÇ ve GÜÇ ün varlığıyla oluşmuş, tüm evrensel sırları kendinde bulabilecek kapasitede varolmuş bir bilinç yapıdır. Evren, bir galaksi veya bir insan bilinci aynı orjinlidir. Madde boyutundaki yaşamın terkedilmesiyle, kaçınılmaz bir biçimde insan, kendisini bu orijinal bilinç boyutunun değerleriyle bulacaktır. Ancak bu boyutu ne şekilde değerlendirebileceği, dünya yaşamındayken kendini tanıyabilmesi ve hazırlayabilmesi ölçüsünde olabilecektir. Bilinç, eğer kendi evreninin değerlerini ortaya koyabilirse, sınırsızlıkta her an yeni bir özelliğini gözlemleyerek kendi sonsuzluğunu yaşayabilecektir. İnsan için en büyük felaket ise, beş duyu verileriyle bloke olmuş bir bilinçle, kendisini aynada gördüğü bir bedenden ibaret sanarak dünya yaşamının sona ermesidir... 23

24 Sonsuzluğu yaşamak üzere varken, toplumsal şartlanmalar ve bedensel bağımlılıklardan kurtulamamış bir bilinçle, yaşamın sonluluğa mahkum olması ne acıdır. Eğer ifade etmek istediğimiz değer, zaman ve mekana bağlı olarak değişim göstermiyorsa, onun EVRENSEL oluşundan sözedebiliriz. Aksi halde, şartlanma ve bağımlılıklar blokajından kurtulamamış, bilinç boyutunun sınırsız değerleriyle yaşamaktan uzak bir haldeyken, bireysel, geçici dünya değerleri için "sonsuz," veya "evrensel" gibi tanımlamaları kullanmakla, sadece kuru bir lakırdı etmiş oluruz... MODERN FİZİK VE TASAVVUFUN BULUŞMASI Tasavvuf eserlerine göz atmış olanlarımız bilirler: Değişik alemlerden, farklı evrenlerden ve o boyutların farklı fizik yasalarından sözedilir. Bunlar, çoğu zaman bizim alıştığımız ve şartlandığımız fiziksel yasalardan çok, çok farklıdır. Onun için de kimimiz bunları sadece inanç meselesi kabul etmiş, kimimiz ise bu açıklamaların sırlarını araştırıp, onları keşfetmeye çalışmıştır. Günümüzde ise, artık konu bir inanç sorunu olmanın ötesinde, açıklanabilir bir bilimsel gerçekliğe dönüşmüştür. Önce, yaklaşık 7 yüzyıl önce yazılmış, El-İbriz isimli eserden buraya örnek olarak aldığım, şu paragrafı okuyalım: Bir gün henüz fetih yapılmadan önce bir yere uğradım. Yolumun üzerinde ancak gemiyle geçilebilecek ölçüde bir deniz beliriverdi. İyice baktım ona. Yeryüzündeki denizlerden biri idi. Zatımda bu denizin üzerinde yürüme azmi (şüphesiz dileği) ve cezmi (kesin kararlılığı) doğdu, boğulmayacağım hakkında içimde kesin bir bilgi meydana geldi. Bir şey dokunamayacağını da 24

25 aynı kesinlik içinde düşündüm. Derken ayağımı bu kesin bilgi havası içinde suyun üzerine koydum. Batmadım. Azmim ve cezmim arttı. Yürümeye devam ettim, neticede öbür sahile ulaştım... Başka bir defa ise yine o denize uğradım, ama bendeki eski azim ve cezim yoktu. Yürümekte şüphe ettim. Bir ara denemek için ayağımı bastım, derhal suyun dibine indi, hemen çekip çıkardım. Anladım ki bu durumda suyun üzerinde yaya yürümem mümkün değildir. Yani buna güç getiremeyeceğim... " Asırlar önce yazılmış bir Tasavvuf eserinde yeralan bu satırlara yakın geçmişe kadar bir anlam vermek çok zordu. Onun için de kolayca gözardı edilebilirdi. Oysa şimdi Quantum Fiziğinin bulguları ışığında artık bunların ne masal, ne de bilim-kurgu hikayeler olmadığı anlaşılıyor!.. Sonuna yaklaştığımız bu yüzyılın başında Einstein in açıkladığı izafiyet kuramı ile "madde" hakkındaki klasik görüş tamamen alt üst olmuş ve 70 lerden sonra iyice yaygınlaşan Quantum Kuramıyla da "maddenin varlığının kabulü" bilim dünyasında geçerliliğini tamamen yitirmiştir. Maddenin varlığının, ancak onu algılayan gözlemci için geçerli bir varsayımdan ibaret olduğu kanıtlanmıştır. Sufilerin ifade ettiklerine göre, evrenin gerçek yüzü, gözün şartlandığı gibi, maddelerden oluşmuş, cansız bir dünya değildir. Gerçekte evren, herşeyin canlı olduğu bilinçli bir yapıdır. Ve Evrenin gerçek yüzünün tecrübe edilişi, insanın algı biçimini alt üst eden, muazzam, ani bir yaşayıştır. Yer ve gök algısı başka bir hale dönüşmekte, eşya hakkındaki tüm değerler geçerliliğini yitirmekte ve keskinleşen bir görüşle, tümel bir can ve bilincin, her an, her yerde kendini ifade edişine şahit olunmaktadır... 25

26 Yüzyıllar boyunca, klasik fizikte, madde, onu meydana getiren yapı taşlarının bileşimi olarak kabul edilmiştir. Yani, daha küçük parçacıkların biraraya gelerek, gördüğümüz, dokunduğumuz nesneleri meydana getirdiği varsayılmıştır lü yılların ilk çeyreğinde, Einstein tarafından, gördüğümüz nesnelerin, onları meydana getiren enerjinin birer yoğunlaşması olduğunun açıklanması yerleşik klasik varsayımı ilk kez yerinden sarstı. Çünkü, gördüğümüz nesnelerin, gerçekte "maddi kütleler" olarak var olmadığı anlaşılmaya başlanmıştı. İzafiyet kuramı, kütlelerin daha küçük kütlelerden meydana gelmediğini, sadece enerjinin bir beliriş biçimi olduğunu ortaya koyuyordu. Bu durumda, Einstein, bir nesnenin kütlesinin belirli bir enerjiye eşdeğer olması sonucunu ortaya çıkarmıştı. Bunu, E=mxc 2 ile formüle etti. Bir kütlenin belirli bir enerjiye eşdeğer olması, o kütlenin, zannedildiği gibi durağan bir nesne olmadığı gerçeğinin de ıspatıydı. O halde aslında maddeler değil, onları meydana getiren evrensel bir enerjinin varlığı sözkonusuydu. Enerji kütlesinin madde diye gözlenmesi, sadece bizim algı biçimimizin bir ürünüydü... Şimdi sıra, maddeyi meydana çıkaran bu enerji yapının incelenmesine ve onun aslının açıklığa kavuşturulmasına gelmişti. Evrende gözlemlediğimiz ve madde adını verdiğimiz nesneleri, atomaltı düzeyde inceleyen fizikçiler, içinde bulunduğumuz şu evrene atomaltı düzeyden bakıldığında, herşeyin karşılıklı bir ilişkiler dokusu olarak gözlendiğini ortaya çıkardı. Hatta, o boyutta gözlenen evren, içinde boşluğun olmadığı, her noktasının birbiriyle ilintili olduğu, sınırsız ve bütünsel tek bir enerji yapı olarak gözlenmektedir. Bu tek ve homojen bütünsel yapı, parçalardan meydana gelmiş değildir. Bizim şu anda gördüğümüz nesnelerin veya boşluk diye algıladığımız alanların, atomaltı düzeyde birbirinden hiçbir farklılığı yoktur. Aralarında 26

27 onları ayıran, farklı kılan bir sınır sözkonusu değildir. Artık o düzeyde ayrı ayrı birimsel yapıların, parçaların varlığı tükendiğinden, ayrı ayrı parçalara bölünemeyen, parçalardan meydana gelmemiş, Tümel ve sınırsız bir BÜTÜNLÜĞÜN sözsahibi olduğu kanıtlanmıştır. Klasik inanışta "madde" diye isimlendirilen "yapılar", Quantum Fiziğinde, atomaltı boyutlarına inildiğinde, tamamen karmaşık bir ilişkiler dokusuna dönüşmektedir. Gözlediğimiz Evrendeki hiçbir nesnenin, atomaltı boyutta kesin bir şekli yoktur. Hiçbir şey o boyutta belirli bir sınır ve kesinlik kazanmış değildir, ancak herşey olabilir görünmektedir. Yani, madde diye kabul ettiğimiz "ayrı ayrı şeylerin" atomaltı düzeyde ne ismi, ne de bir işareti henüz hiç yoktur. Oysa bu gerçeğin gözlemlendiği evren, işte şu anda içinde bulunduğumuz evrenin ta kendisidir. Burada insan bedeniyle, bir duvar veya bir su birikimi arsında bir sınır, bir ayrılık gözlense bile, atomaltı düzeyde böyle bir ayrım kaybolmaktadır. Bu tesbitlerden sonra, fizikçileri düşündüren yeni bir soru ortaya çıkıyordu. O halde, nasıl oluyor da insan, gerçekte sınırsız bir BÜTÜN olan TEK i, ayrı, ayrı parçalar şeklinde gözlemliyor? Evet, nasıl oluyor da TEK i, çokluk görüntüsünde yaşıyoruz?.. İşte bu sorunun cevabını QUANTUM TEORİSİ açıklığa kavuşturdu... Quantum fiziği, yüzyıllardır devam edegelen inanışa göre, maddeyi oluşturduğu kabul edilen parçacıkların, "temel yapı taşları" olmadıklarını, hatta bu parçacıkların "temel" olma özelliğine dahi sahip olmadıklarını tesbit etti... Nasıl mı?.. Şöyle ki: Atom fiziğinde, maddenin derinliğine inildiğinde gözlemlenen nihai parçacık dünyası, daha alt, daha mikro düzeyde başka parçacıklara ayrıştırılamaz duruma 27

28 gelmiştir. İş tamamen insan düşüncesine kalmıştır. Bahsedilen atomaltı öğeler çoğu zaman soyut varlıklar gibidirler, hatta birçoğunun kütlesi yoktur; nesnel değil, tamamen kuramsal ve düşünsel varlıklardır... Çünkü, atomaltı düzeyde herşey homojen tek bir BÜTÜN olarak var olduğundan dolayı, sözü edilen parçacıkların, BÜTÜN den ayrı olarak, kendi başlarına hiç bir anlamı yoktur. Bunun sebebi, o düzeyde parçacık diye birşeyin gözlemlenmemesidir. Hiç bir anlama sahip olmadıklarından, aslında o haldeyken, "parçacık" olarak henüz bir varlıkları da yoktur! Bu düzeyde herşey, sadece "olasılık dalgalarından" ibaret gibi görünür... Peki, çokluk görüntüsü ve parçacıklar ne zaman var olmaktadır?.. İşte işin, üzerinde durulması gereken en ilgi çekici yanı burasıdır... Bu parçacıklar, ancak gözlemci tarafından, ölçümler arasındaki ilişkinin bir sonucu olarak KAVRANINCA bir ÖZELLİK kazanmaktadırlar. Ne zaman ki yapılan gözlemler arasında bir karşılaştırma sözkonusu olur, o zaman her bir özellik belirmeye başlar. Her özellik, gözlemcinin kavramasıyla bir anlam kazanmakta ve buradan sonra da o özelliğin atfedildiği parçacığın varlığından söz edilmektedir... Dolayısıyla, nesnelerin, gözlemcinin düşünceleriyle, gözlenen yapı arasındaki karşılıklı ilişkinin bir ürünü olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda ortaya çıkan bir gerçek şudur: Gözlemcinin kendisi de bu gözlem zincirinin bir ögesidir ve ondan ayrı değildir. Eğer gözlemcinin KAVRAYIŞI olmasa, gözlenen yapının bir ANLAMI olamayacak ve parçacığın varlığından da söz edilemeyecektir. Her bir nesnenin yapısı ve özellikleri, gözlemcinin kavrayış biçiminin ürünüdür. İşte 2000 li yılların eşiğinde, Atom fiziğinin ortaya çıkardığı net gerçek şudur: İşin içine 28

29 insanı koymadan bu evrenden bahsetmemiz asla mümkün değildir. Fizik evren, ancak insanın kavrayışıyla birlikte var kabul edilmektedir. Her bir nesnenin var olması, bir özellik ve anlam taşıması, bilinç tarafından KAVRANMASINA bağlıdır. Gözlenen bu evren ve onun fiziksel yasaları, bilincin kavramasıyla anlam kazanmakta ve böylece de "var" kabul edilmektedir. Açıkçası, herşeyi ve kendinizi ne olarak kavrıyorsanız, şu anda öylesiniz. Ve bu da tamamen size göre öyle! Evrenin meydana gelişinde, "temel yapı taşlarının" varlığı söz konusu olmadığı için, içinde yaşadığımız evren, nesneler ve fiziksel yasalar, tamamen gözlemi yapan bilince GÖRE dir. Herşey tamamen düşünsel bir kavrayıştan ibarettir. "Maddenin" varlığını belirleyen esas faktör, gözlemcinin algı kapasitesi ve kavrayış biçimidir. Başka bir ifadeyle, bulguların ne şekilde olacağı, yani nesnelerin varlığı ve onların özelikleri, olayın dışında olmayan, onunla birlikte olan, insanın kavrayış biçiminin ürünüdür. Gözlemci NASIL kavrarsa ve ne anlam verirse, evren, onun yasaları, nesneler ve özellikleri ÖYLE görünmektedir. Bu bulgular ışığında düşündüğümüzde, şu an içinde bulunduğumuz fiziksel yasaların, bilincimizin kavrayış biçiminin KARŞILIĞI olduğu anlaşılmaktadır. Yani, içinde bulunduğumuz ortam ve onun yasaları, aslında bilincimizde ortaya çıkan anlamların bir sonucudur... Fizik nesnelerin özelliklerini ve evrensel yasaları tayin eden bir BİLİNÇ ile bakmakta, Onun ile görmekte, Onun ile dokunmakta, kısacası Onun ile varolmaktayız. Gözlemci ve algı araçları neyi tesbit edebilecek düzeydeyse, sonuç olarak o tecrübe edilmektedir. Evrende gördüğümüz tüm bu fiziksel nesnelerin meydana çıkışında, bizim düşünsel tesbitlerimiz, yani bilincin varsayımı sözsahibidir. Biz NASIL bakarsak, evren bize ÖYLE görünür ve şu anda öyle görünmektedir. Tasavvufi ifadesiyle, biz ne isek, dünyamız da 29

30 ona göre olmaktadır. Ve içinde bulunduğumuz bu evreni, bu fiziksel nesneleri, tamamen bizim algılama ve kavrayış biçimimizden dolayı bu şekilde gözlemlemekteyiz. O halde, bunları kavrayan bilincin VARSAYIMI değiştikçe, yani evrenin atomaltı boyutlarına inildikçe, veya üstmadde boyutlarına çıkıldıkça, maddenin kabulünden doğan fiziksel yasalar geçerliliğini yitirecektir ve yitirmektedir. Fiziksel yasalarla kayıtlanmamış bir "varsayım duvarın" veya "düşünsel duvarın" içinden geçilebilecek, "düşünsel suyun" üzerinde yürünebilecektir. Ancak tabi bunları başaranın, kendi özbilinci yanında, maddeden ibaret bireysel varlığının da bir varsayımdan fazla birşey ifade etmemesi halinde... Atomaltı boyutta sınırılı yapısı olmayan bir duvarın ötesine düşünsel bir bedenin geçememesi, tamamen bilincin bir varsayımı ve insanın öyle şartlanmasıdir. Fizik dünyaya ait şartlanmalar kayboldukça, bilincin evrensel değerleri ortaya çıkacak; şüphesiz bir dilek ve kesin kararlılık, kendiliğinden ortamını bulacak ve her dilenen gerçekleşecektir... Evet... Artık bilimin ışığında inkar edilecek hiçbir yanı kalmamıştır ki, Sufilerin eserlerinde rastladığımız, "şöyle bir aleme ve zamana gittim, şöyle şöyle işlerle karşılaştım", gibi, önceleri kabul etmekte güçlük çekilen ifadeleri, kendimizde mevcut Evrensel Bilincin ve gizli kalmış güçlerin müjdeleridir... 30

31 31 KUANTUM FİZİĞİNE GÖRE "BU DÜNYA BİR HAYAL" Beş duyumuz sınırlarında algıladığımız dünya, elle tutulur, gözle görülür katı bir madde kütlesi!.. Ancak acaba, beş duyu sınırlarının dışında, başka duyularla bakabilseydik nasıl bir dünyada yaşıyor olacaktık? Gözlemleyen bilincimiz aynı kaldığında, tam şu anda bulunduğumuz yerden, algıladığımız dünya ne tür bir ortam olacaktı ve o dünyada --eğer hala varsa--, bizim kendi yerimiz ne olacaktı? Belki bambaşka kavramlarla dolu şimdikine hiç benzemeyen bir boyutta olacaktık, diyenleriniz olabilir. Şu anda ve burada... Peki, tüm bu kesitsel görüntülerin ötesinde dünyanın aslı ve gerçeği ne?

32 Aslında, eskilerin, yalan mı, gerçek mi, yoksa rüya mı olduğunu bir türlü çözemediği garip bir dünyada yaşıyoruz. O kadar garip ki, kiminin umursamaya değmez sayıp adeta sefasını sürdüğü ile, kimine adeta meydan okuyan; kiminin de onunla mücadele ettiği, adeta boğuştuğu, hep aynı dünya. Oysa, bilimin ve bilimsel düşünen insanın gözünde herşey artık çok farklı!.. Bir yanda bizim gibi toplumlar ve aydınları, sadece geçmişle meşgul olup, sorunlar bulup, onları bugün tartışmakla, sözümona, çağdaşlaşma yolunda adım attıklarıyla avunadursunlar; geçmiş yerine geleceğin inşası görevini üstlenmiş, evrensel insanın gerisinde kalmamaya çalışan bilim çevreleri, yepyeni dev bulguların heyecanıyla kabına sığmaz hale gelmiştir. Siz istediğiniz kadar algıladığınız bu yaşamla, dünyayla mücadelenize devam edin, düşünen insan, kendi varoluş gayesini, yaşamın ve evrenin gerçeğini nerdeyse çözmüş olmanın verdiği rahatlıkla, adeta sizin ve dünyanın halini başka bir boyuttan gizli bir tebessümle seyre dalmış durumda. Bu ifadenin üzerinde duralım lütfen: Hala beş duyusuyla algıladığı dünyayla mücadele eden, veya bu algıladığı yaşamın NE olduğunu, ASLINI araştıran, gören ve ona göre seyre dalan günümüzün farklı insanı. Medya aracılığıyla haberdar edildiğimiz dünyada olup-bitenler bir yana, birazcık okuyan ve araştıran kimsenin gözünden kaçmayan güncel bir konu var: Birçok bilim dalı, özellikle Astrofizik, Kuantum Fiziği, Gen Mühendisliği gibi popüler bilim dalları, geldiği noktada artık, insanın içinde olduğu evrensel sistemi, insan düşüncesinin Yaratıcı Düşünce ile olan bağlantısını ve dahi Tanrı diye bilinen kavramın ne olduğunu çözmekle meşgul. Piyasada hiçbir yeni fizik veya genetik kitabı yoktur ki Tanrının ve insanın bilincinden bahsediyor olmasın, hatta tamamen konusu bunlar olmasın. Astrofizikçi Stephen Hawking in dediği gibi, insanlık kendi gerçeğini açıklayan Tek Tümel Kuramı buluncaya 32

33 kadar bilimin içine girdiği bu hızlı arayışının sonu gelmeyecek A.B.D. nde görüştüğüm gen mühendisinden işittiğim ve beni en çok şaşırtan bir ifade şu oldu: Artık bulgularımız sürekli olarak, beklentilerimiz doğrultusunda gerçekleşmekte! Dahası, diiyordu, şaşırtıcı olan o ki, gen mühendisliğinde öyle bir yerdeyiz ki, şimdi bulgularımızı, beklentilerimiz belirliyor! Sayısız diyebileceğimiz ihtimaller içeren bir sarmalda, hangi muhtemel genetik dizilimin etken olmasından şüpheleniyorsak, karşımıza mutlaka o dizilim çıkıveriyor. Bilincimiz neyi keşfetmek üzere bizi harekete geçiriyorsa, sonunda o şeyi keşfediyoruz. Bu ifadelerin anlamı şuydu: Düşüncemiz, bulgularımızı belirleyici olduğundan; sorumuz, bilginin yarısı anlamına geliyor. Buradan şu sonuca varıyordu: Bu demek ki, deney, deneyin sonucu ve bilincimiz aslında aynı bütünün birbiriyle ilintili elemanları gibi, birbirinden ayrı değiller ve moleküler düzeyde dahi bu çözülmemiş bağlantının eserleri gözlemlenebilmektedir. Gen mühendisliği konu olurken, biz henüz tüp bebekleri hatırlıyoruz. Klonning gibi değişik tarihlerde aynı bebeğin kopyelerini dünyaya getirme çalışmalarını bilenler ise biraz daha ilgili olanlarımız. Oysa, gen mühendisliği araştırmalarını yakından takip edenler, yukardaki düşüncelerle ve hatta dünyanın bir organizma olduğu, dahası her organizmanın kendinde gizli programını ortaya koyduğu, suç diye birşeyin omadığı, gibi düşüncelerle bambaşka gerçeklerle içiçe gelmiş durumdalar... Paralel şekilde, Atom Fiziğinde de, gözlemci, deneyin bir parçası kabul edilir. Durum daha da açıktır. Atom fiziği alanında, dünyada gözlediğimiz birimsel yapıların, kendi başlarına, yani Evrensel Bütünden ayrı olarak hiçbir anlama sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır. Kuantum fiziği, içinde yaşadığımız dünyayı, gözümüzün yanıldığı gibi, birbirinden kopuk, ayrı ayrı bireysel elemanlara ayıramayacağımızı göstermiştir.

34 Fiziksel olarak madde diye gördüğümüz nesnelerin derinliklerine inildikçe, karşımıza çıkan, dünyadaki bütün nesneler arasında varolan karşılıklı bir ilişkiler dokusudur. Yani evrenin esasında her zerresi birbiriyle ilintilidir, hiçbir şey, hiçbir zaman tümden bağımsız hareket edemez. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken en önemli nokta şudur: Tesbit edilen bu ilişkilerin en önemli elemanı, gözlemcinin kendisidir. Çünkü gözlemcinin kendisi de olayın bir parçasıdır ve bu Evrensel Bütünden ayrı, ya da bağımsız değildir. Ben ve evren ayrımı, hatta madde ve mana ayrımı atom altı düzeye inildiğinde, kaybolmaktadır, geçersiz kalmaktadır... Atom fiziği, işin içine insan bilincini katmadan evren hakkında konuşamayacağımızı, açık ve net bir biçimde ortaya koymuştur. Çünkü tüm evren, her zerresine kadar aynı bütünlüğün ve tekliğin ifadeleridir. Biz ise bu bütünlüğü algılayamadığımızdan, gözümüzün daracık kapasitesi dolayısıyla madde, ve maddelerinin hepsini birden de evren diye kabul ediyoruz. Oysa, gözün yanılsadığı gibi insanın dışında, sayısız parçaların birleşmesinden oluşan bir evren olmayıp; sadece sonsuz ve tek bir Bütün vardır. Yani, Modern fizik, evrensel düzeni, birbirine bağlı olan, ayrı ayrı parçalara bölünemeyen, parçalara ayrılması sözkonusu olmayan bir bütünlük olarak görmektedir. Ayrıca bu bütünlük ile onu gözlemleyen ve araştıran bilinç arasında da bir birliktelik vardır, ayrılık yoktur. İşte bu anlayış çerçevesinde, zaman ve uzayın kafamızdaki klasik anlamları geçerliliğini yitirmiştir. Doğru zannettiğimiz, Evrenin birbirinden bağımsız nesnelerden oluştuğu görüşü ve klasik sebep-sonuç ilişkisi gibi kavramlar geçerliliklerini tamamen yitirmişlerdir. Artık evren, fiziksel ve düşünsel ilşkilerin birbirini karşılıklı olarak etkilediği büyük bir sistem ağı olarak algılanmaya başlanmıştır ve bu ilişkiler, yalnızca, tek Bütünle olan bağlantı aracılığı ile açıklanmaya çalışılmaktadır. 34

35 Fizikçiler, doğal fenomenler olarak kabul ettiğimiz bütün algıların, aslında insan düşüncesinin ürünleri olduklarını ortaya çıkarmışlardır. Bu ürünler de gerçekliğin kendisinden çok, gerçekliğin kavranılmasına yarayan kesitsel imajlar anlamına gelmektedir. Buna göre yaşadığımız, istisnasız tüm olaylar ve oluşumlar, evrendeki herşey, kesinlikle birbirleriyle ilintilidirler. Ve yaşamın gerçeğini anlayabilmek için de önce Tümü anlamamız gerekmektedir. Zira, gerçekte varolan ve yaşayan O Tektir. Bu bulgular sonucunda, Yeni Fizik, insanın bilincinin dışında, evrenin ötesinde, mekansal veya boyutsal bir tanrı fikrini reddetmektedir. Tanrı ismiyle farkettirilmek istenen, insanların kafasındaki imaj değil, esasında, sadece ve sadece kendisi varolan, insan bilncini de kapsayan, insan bilincinin birliktelik arzettiği sınırsız Tek tir. Dinsel ve Mistik kaynaklarda bildirilen Onun Tek oluşu, kendisinin sınırsızlığı ve yalnızlığı dolayısıyladır. Çünkü varolan Bütün, parçalara ayrılamayan sınırsızdır ve kendi dışında başka hiçbir şey olmayan Tektir... Tüm bu bilimsel veriler ışığında, evrenin ve insanın klasik algılanış biçimi bir reforma hazırlanmaktadır. Bu, belki çok yakında kendimizi içerisinde bulacağımız düşünsel bir reform olacaktır. Bu gördüğümüz madde ve ayrı ayrı nesneler, esasında pratik açıdan yarar sağlayan birer var kabul edişten ibarettir. Kuantum kuramı gözünde, serbest ve ayrı fiziksel varlıklar kavramı, yalnızca bir idealleştirmeden, yani düşünsel olarak var kabul etmekten başka birşey değildir. Bu demektir ki fiziksel olarak var kabul ettiğimiz herşey, esasında düşünsel olarak var kabul edişimizden ibarettir. Gözümüz dolayısıyla yanılsadığımız maddi, nesnel bir dünyada değil, gerçekte düşünsel bir evrende yaşıyoruz. Bu düşünsel evren kendi sistemine göre, kendi yaşamını kesintisiz olarak sürmektedir. 35

36 Ancak bizler, kendimizi bu öz düşünsel değerlerle tanıyamamaktan ötürü, orijinal sistemi ve kendimizdeki evrensel düşünceyi sürekli olarak algılayamamaktayız. Bu da beynimizin nesnelerden oluşan görüntüsel dünyayla bloke olmasına sebep olmaktadır. Bunun sonucunda, aslında bir anlamda hayal olan, eskilerin ifadesiyle yalan bir dünyada, kendimizi şartladığımız, bağladığımız bireysel isteklerimize göre yaşıyor, onlar gerçekleşince mutlu, gerçekleşmeyeince üzüntülü oluyoruz... Oysa, insanın bilinciyle birliktelik arzeden Evrensel Bütün kesintisiz bir şekilde kendi özelliklerini, kendinde yaşamaktadır. Tamamen bizim şartlanma ve beklentilerimizden bağımsız biçimde. Ve eğer biz, algı kapasitemizi bilgimizle ve beyin geliştirme teknikleri ile genişletebilirsek ve dünyaya, şartlandığımız nesneler birikimi olarak değil, gerçek düşünsel değerleriyle bakabilirsek, o zaman gerçeği görme imkanına erişebileceğiz. Bu da kendimizdeki evrensel bilinç boyutunun değerleriyle göresel olmayan bir yaşamı getirecektir. Acaba Hawking in aradığı, anlaşılması gereken Birleşik Kuram, bu Tek ve Tekin gözüyle bakış mıydı? Buna evet! demek olası. Varlığın gerçeğini kavramanın yegane yolu, bedenden ibaret bir birim olduğumuz inancıyla bakışı terk edip, özümüz ve bilincimizin aslı olan Tek in gözüyle bakma erdemine ulaşabilmektir. Bunun tek yolu da önce Tek i ve Onun düzenini bilebilmektir. Doğayı ve olayları alıştığımız klasik biçimde değerlendirişimiz, tamamen bir yanılgıdır. Bunun için, çevremizde ve doğada olup-bitene, dünyaya, şartlanılmış klasik gözle, madde yapılı bir birey olduğumuz zannıyla bakmak yerine, her şeyin yerli yerince olduğu ve görenle görülenin ayrılığı olmadığı tek bir bilinçle bakabilmek gerekir. Bunu da ancak kendi düşüncemizde yaşamamız gereken bir reformla gerçekleştirebiliriz. O an, dünyamız, bir başka dünyaya dönecektir ki asl olan orijinal yapı da odur... 36

37 Evet, uzağında kaldığımız son bilimsel bulgular ve çağdaş düşünce bunları söylüyor. Aslında mistik düşünce de yüzyıllardır aynı gerçekleri vurguluyor. Dememiş mi bir Hacı Bayram Veli: Bayram ÖZÜ bildi / Bileni O nda buldu / Bulan O Kendi oldu / Sen seni bil, sen seni!.. Bizim aydınımız, kitaplığını dolduran Mezhebler ve Sorunları, Başkan Nereye Koşuyor, Nasıl Giyinmeliyim, Bastırılmış Kadınımız, Ekonomik Darboğazımız gibi eleştiri ve tarih kitaplarıyla övünedursun, nesnel sorunlarından biraz olsun düşüncesini soyutlayabilmiş toplulukların kitapçılarında, Evrenin Gerçeği, Tanrının Aklından Geçenler, İnsan Beyninin Bilinmeyen Güçleri, Evrensel Sırlar, Atom Fiziği ve Tanrı, Holografik Evren gibi kitaplar satışta ilk sıraları almakta. Düşünen insan bu bulgular ışığında herşeyden önce kendini anlamaya çalışmakla ve geleceğini şimdiden kavrayabilmekle meşgul. Siz isterseniz, bu kadar ekonomik, siyasi sorunumuz varken bunları çözmeyi bir yana bırakıp ta atom fiziğinin bulgularına göre yaşamaya çalışmakla mı ömrümüzü geçirelim, bu sıkıntılar nasıl çözülecek? diye karşı çıkın. Size sadece, "Haklısın dostum, senin varoluş gayen de bu olmalı," diyor ve ekliyor, "Ancak unutma, bütün bunlarla uğraştığını söylerken beyin kapasitenin sadece maximum %7 si gibi bir kısmını kullanıyorsun. Dahasını, dünyanın aslını kavramak için, biraz da geriye kalanını kullanmaya çalışsan! Kendini sadece fizik dünyayla kayıtlamayı biraz aşsan! Unutma, herşeye rağmen, senin kendin kadar kıymetli bir hazinen yoktur ve kendinden başkası için de var değilsin..." Ve hatta bizim Türkmenoğlu Yunusumuzun bir dörtlüğüyle bulunduğu boyuttan gülümsemesine devam ediyor:: Mal sahibi, mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan, mülkte yalan / Var, biraz da sen oyalan... 37

38 HOLOGRAMDA SEYAHAT 38 Çağdaş bilimsel keşiflerle, mistik Sufi öğretilerinin en önemli ortak uyarısı şudur: İnsan, özüne dönerek, kendini, öz bilincinin değerleriyle tanıyamadığı sürece, evrendeki yegâne sermayesi olan "dünya yaşamını", fizik dünyanın şartlarına bağımlı olarak yanılgılar içerisinde tüketir gider... İnsanlığın büyük bir çoğunluğu, dünyayı ve yaşamı sadece beş duyuyla algılayabildiğimizden ibaret zannedip, sadece burası için herşeyi elde etmekle meşgulgen, bakın bilim dünyasında neler oluyor ve bunlar Tasavvuf eserlerinde nasıl karşılık buluyorlar: "Ölünce Yaşam" isimli eserinde ünlü bilimci Kenneth Ring, Ph.D. şunları yazıyor: "Eğer bilinciniz, fiziksel bedeninizin sınırlarına bağımlılıktan kurtulabilirse, holografik dünyaya girip, o boyutu tecrübe edebilirsiniz. Bedeninize ve bedensel algılama araçlarına bağımlı kaldığınız sürece, holografik alem ve boyut gerçeği sizin için sadece entellektüel bir konu gibi kalır. Oysa, eğer bedeninizden ayrılabilirseniz, o boyutu direkt tecrübe edebilirsiniz. Bu tecrübeden dolayıdır ki, mistikler, gördükleri şeyler hakkında bu kadar kesin ve inandırıcı konuşmaktadırlar. Ama orayı tecrübe edemeyenler ne şüphelerini üzerlerinden atabiliyorlar, ne de, yaşamı anlayışlarında bir değişime ihtiyaç hissediyorlar." Evrenin, esasta dev bir hologram olduğu gerçeğinden hareketle, zaman ve mekanın duyularımıza izafeten belirdiğini biliyoruz. Yani fizik dünyanın nasıl göründüğü ve bu dünyada geçen zamanın hangi biriminde olduğunuz, fiziksel duyularınızın algılamasının bir

39 ürünü Mekânın varlığından şüphe etmeyecek derecede ona öylesine bağımlı halde düşünür olmuş ve şartlanmışız ki, mekanın olmadığı bir boyutun ve alemin nasıl birşey olduğunu hayal bile edemiyoruz. Oysa, bilinç olarak, mekana bağlı olmadığımız gibi, zamana bağlı olmadığımızı da kanıtlayan veriler var: Bunun en güçlü göstergesi, OBE (Out of Body Experience) denen, bireysel bilincin fizik bedenden ayrılıp farklı alanlara seyahat ettiğinin gözlendiği "beden dışı yaşam tecrübeleridir." Dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde insan bilincinin beden dışına çıkabildiği çeşitli şekillerde sürekli anlatılmıştır. Jack London dan, Goethe ye kadar birçok tanınmış kişi dahi kendi başlarından geçen OBE lerinden eserlerinde bahsetmişlerdir. Eğer küçük bir araştırma yaparsanız, Amerikan yerlilerinden, Mısırlılara, Yunanlara, Hindulara, Müslümanlara kadar her topluluk tarafından da bu gerçeğin bilinmiş olduğunu kolayca keşfedersiniz... Batılı olmayan 44 ülkede bu konuda yapılan bir araştırma sonucu, 41 ülke insanının, beden dışı yaşam tecrübelerine normal olarak inandığını ortaya çıkarmıştır. Yine dünyanın 488 topluluğu arasında 437 sinin beden dışı tecrübelere dayalı benzer gelenekleri, anma törenleri ve kutlamaları olduğu ortaya çıkmıştır... Değişik üniversitelerde, öğrenciler üzerinde sayısız anketler yapılmış ve örneğin Sauthompton Universitesinde ankete katılan 115 öğrenciden 19 unun; Avustralya New England Üniversitesinde 177 öğrenciden 36 sının başından beden dışı yaşam tecrübesi geçtiği belirlenmiştir. Yapılan anket sonuçlarının ortalaması alındığında, kabaca, bu yazıyı okuyan her beş kişiden birinin er veya geç, birgün bir yerde, yaşarken fizik beden dışına

40 çıkma tecrübesi yaşamış olduğu veya bunu yaşayacağı ortaya çıkıyor. Bu oran 10 kişide 1 bile olsa, aslında sanıldığından çok yaygın bir gerçekle iç içe olduğumuz anlaşılıyor... Tipik bir OBE, herhangi bir anda kendiliğinden yaşanabileceği gibi, sıkça, "yakaza" denen, uyku ve uyanıklık arası, uykuya geçme sırasında veya uyurken, zikir yapma sırasında, hastalık ve anastezi sıralarında, ayrıca şiddetli bir travma veya kaza geçirildiğinde görülüyor. Kaza geçiren bazı kimselerin, koma halinde olmalarına rağmen, sonradan olup-biteni anlatmalarının sebebi bu tecrübedir. NDE (Near Death Experience) olarak bilinen ve özellikle şiddetli kaza veya krizler esnasında ve sonrasında başından geçen bu tür "ölümötesi yaşam tecrübesini" anlatan kişilerin yayınlanmış yüzlerce kitabı şu anda piyasada mevcuttur. Bunların bir kısmı Türkeçeye de çevrilmiştir. Yüksek ruh gücüne sahip tasavvuf ehli zevat, beden dışı yaşam boyutuna geçişlerini, iradi olarak kontrol altına alabilirler. Bu tür tecrübelerde, kişi eskisinden daha güçlü bir "farkında oluş" haliyle, kendisinin aniden bedenden ayrı bir yerde olduğunu görür. Kapalı bir yerdeyse, genellikle tavana yakın bir konumda, aşağıdaki bedenini seyretmeye başlar. Uçuyor veya havada yüzer bir haldedir. Çoğunlukla ilk anda bir ferahlık ve gevşeme hissi hakimdir. Bundan sonrasında kişiden kişiye değişen çok farklı şeyler olabilir. Burada tecrübe biçimlerinde kişinin kendine bakışı, yetişme şekli, bilgi birikimi ve kendi gerçeğini tanıma düzeyi önem taşır. Zamansız ve mekansız bir şekilde, bilinç, holografik özellikler taşıyan bir bedenle, istenen yerde anında kendini bulabilir. Tıpkı GHOST (Hayalet) ve benzeri bir çok filmde seyrettiğimiz gibi mekan kayıtlarından bağımsız hale gelir, fiziksel duvarlardan veya kapılardan geçebilir. Zamanın fiziksel boyutuna tabi olmadığı için, düşünsel olan bir algıya geçer; isteği oluştuğu anda, kendini, düşündüğü yerde ve halde bulur. Bilinç kendini fizik bedenin kayıtlılıklarından bağımsız bir halde, beynin ürünü olan çok ince titreşimlerle yapılanmış hologramik bir bedenle bulur. 40

41 OBE tecrübelerinden elde edilen verilere göre, fizik bedenle yaşamın son bulmasıyla birlikte girilen boyut, şu an bilim dünyasının meşgul olduğu hologram tekniğiyle tesbit edilen özelliklerin yaşandığı boyuttur. Yani, evrenin holgramik boyutu. Ancak bu boyut, kendi yapısına uygun hologramik bir bedenle tecrübe edilebilmektedir. İşte OBE veya NDE denen ölüm ötesi tecrübeleri yaşayan kişiler, Din de "ruh" ismiyle tanımlanan, bugünün lisanıyla "ışınsal hologramik beden" diyebileceğimiz bir bedenle bu evrensel hologramda seyahat etmektedirler. Bugün onlarca dile çevrilerek okunan, Muhyiddin Ibn Arabi, İbrahim Hakkı Erzurumî, Mevlâna Celaleddin, Abdulkadir Geylani gibi birçok Tasavvuf ehlinin eserlerinde bahsettikleri "göğe yükselme, başka bir alemi ziyaret etme" veya "tayyi mekan, tayyi zaman" gibi dünyanın zaman ve mekan kayıtlılıklarına bağımlı olmayan seyahat tecrübeleri, bugünün bilimsel verileri ışığında baktığımızda, "evrenin holografik boyutunda" yaşanan bilinç tecrübeleri ve bilinç seyahatleridir. Ölüm ötesinde yaşamın devam edebileceğine ihtimal vermeyen birçok kişi, başından geçen bu tür beklenmedik bir tecrübe sonrasında, ölüm diye bir sonun sadece fizik beden için geçerli olduğunu farketmiş ve çok farklı bir yaşam tarzı sürmeye geçmişlerdir. "Mavi Tüy" ve "Martı" gibi tanınmış eserlerin yazarı "Richard Bach" ve benzer eserler veren birçok kişinin, Tasavvuf ehlinin yaşama bakışındaki farklılık, başlarından geçen bu tecrübelerinden kaynaklanmıştır. Bu şekilde tecrübelere dayalı olarak yazılmış yüzlerce kaynak kitap bulmak mümkündür... Ve dünyanın neresinde olursanız olun, hangi zamanda yaşıyor olursanız olun, her insan için kaçınılmaz olan bir gerçek çıkıyor ortaya: Ölümün tecrübe edilmesiyle birlikte "holografik evren" boyutunda, "hologramik bir bedenle," düşünsel bir yaşamın başlangıcı... Bununla beraber; kendisini bekleyen bu sonsuz geleceğe ilgisiz, araştırmayan, fizik dünyayla kayıtlanmaktan kurtulamamış insanların çoğunluğu... 41

42 ASTROLOJİ: Yeni Millennium un Popüler Bilimi 42 İnsan düşüncesinin eseri olan her bilginin değeri olduğunu kabul ederek, inkarı bir yana bırakıp, bu günün bilimsel verileriyle bize ulaşan bilgilerin esrarını çözme yürekliliğini göstrebildiğimizde, sayısız bulgular ve değerlere erişebilmekteyiz. Binlerce yıl öncesinden beri mistik düşünürlerin ve bilginlerin eserlerinde değindiği, günümüzün ise özellikle gelişmiş ülkelerinde popüler hale gelen, onlarca üniversitede öğrenimi yapılan konusu BURÇLAR İLMİ veya güncel ismiyle ASTROLOJİ neyi anlatmaktadır? Birçok devlet başkanından, borsa tüccarına kadar, tanışan hemen herkesin, itibar etmekten kaçınamadığı, hatta bazı ülkelerde aylık raporlar halinde yayınlanmaya başlayan bu isabetli verilerin temelindeki bilimsel gerçekler neler olabilir?.. İnsanların bütün davranışlarını düzenleyen beyin yapıları ile, gezegen konumlarının nasıl bir bağlantısı olabilir?.. Bu kısa yazımızda astrolojinin sırlarına değinmeye çalışacağız. Bu konuyla ilgili olarak hem Evrensel Bilinci tanımak suretiyle madde ötesi sırlara eren mistik düşüncenin

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

Eski çağlara dönüp baktığımızda geçmişteki gç ş insan topluluklarının yazılı, yazısız kültür miraslarında Güneş ve Ay tutulmalarının nedeni hep doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan tasvirlerde

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

FİZİK. Mekanik 12.11.2013 İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir?

FİZİK. Mekanik 12.11.2013 İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir? İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ 22.10.2013 MEKANİK ANABİLİM DALI Dr. Dilek OKUYUCU Mekanik Nedir? Mekanik: Kuvvetlerin etkisi altında cisimlerin davranışını inceleyen bilim dalıdır. FİZİK Mekanik

Detaylı

Yaşamımızdaki Referans,

Yaşamımızdaki Referans, istiklâl Aylık siyaset, ekonomi, toplum dergisi Mayıs 2011, Sayı: 20 www.istiklaldergisi.com Yaşamımızdaki Referans, SIFIR NOKTASI İstiklal Dergisi ne ücretisiz abone olun, her sayı e-posta adresinize

Detaylı

YILDIZLARIN HAREKETLERİ

YILDIZLARIN HAREKETLERİ Öz Hareket Gezegenlerden ayırdetmek için sabit olarak isimlendirdiğimiz yıldızlar da gerçekte hareketlidirler. Bu, çeşitli yollarla anlaşılır. Bir yıldızın ve sı iki veya üç farklı tarihte çok dikkatle

Detaylı

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ II. DÖNEM GEZEGENİMİZ DÜNYA ÜNİTESİ SORU CEVAP ÇALIŞMASI 1. Dünya mızın şekli neye benzer? Dünyamızın şekli küreye benzer. 2. Dünya mızın şekli ile ilgili örnekler veriniz.

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ. Büyük k Boyutlar

ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ. Büyük k Boyutlar ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ Büyük k Boyutlar Büyük k Sayılar Büyük Boyutlar Büyük Sayılar Hepimiz astronomik miktar cümlesini eminim bir yerlerden duymuşuzdur. Örneğin Microsoft un sahibi Bill Gates,

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ. Evrende Neler Var?

ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ. Evrende Neler Var? ANKARA ÜNİVERSİTESİ RASATHANESİ Evrende Neler Var? Astronomi: Evrende Neler Var? İnsan Evren in Merkezinde Değildir. Astrofizik: Yıldızlar Nasıl Işıyor? Doğa Yasaları Her Yerde Aynıdır. Gözümüzün derinlik

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU İletişim Nedir? Değişen İletişim Kavramı Yalnızlaşma ve Yabancılaşma Yüzeysel Etkileşim İlgi Eksik Etkileşim Otomatik Etkileşim İletişim Herşeydir! Değişen

Detaylı

Zamanın ve Mekanın OL-MA-dığı Boyutun, Altın Bilgi Çağına Hoş Geldiniz...

Zamanın ve Mekanın OL-MA-dığı Boyutun, Altın Bilgi Çağına Hoş Geldiniz... Bu kitapla, sadece bir düşünce ötemizdeki üst boyutun bilgi sınırı geçildi, görünen dünyanın düşünsel kilidi açıldı ve beklenen geçiş başladı! Zamanın ve Mekanın OL-MA-dığı Boyutun, Altın Bilgi Çağına

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

2011$ Çocuklu'Yaşam'Merkezi'' İlkiz&Özcan&Sönmez&

2011$ Çocuklu'Yaşam'Merkezi'' İlkiz&Özcan&Sönmez& Çocuklu'Yaşam'Merkezi'' İlkiz&Özcan&Sönmez& 2011$ Sahip&olduğunuz&ebeveynlik&değerlerinize&uygun,&size&özgü& koçluk& alın,& hayalini& kurduğunuz& mutlu& aile& hayatının& tadına&çıkarın&&& $ ÇOCUKLU$YAŞAM$MERKEZİ$

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Zafer zafer benimdir diyebilenin, Başarı başaracağım diye başlayanın ve başarılı oldum diyebilenindir. Mustafa Kemal Atatürk. www.yaseminsungur.

Zafer zafer benimdir diyebilenin, Başarı başaracağım diye başlayanın ve başarılı oldum diyebilenindir. Mustafa Kemal Atatürk. www.yaseminsungur. Zafer zafer benimdir diyebilenin, Başarı başaracağım diye başlayanın ve başarılı oldum diyebilenindir. Mustafa Kemal Atatürk Gelecek ve İnsan Esnek Olmak ve Uyum Sağlamak Sosyal, Ruhsal, Bilişsel, Ekolojik,

Detaylı

Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır.

Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır. İİş Hayattıında İİlliişkii ve İİlliişkii Yönettiimiiniin Arrttan Önemii ZZeyynnep TTuur ra vve Mehhmet t SSoyyer r Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır.

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İLKOKULU 3. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PLANI

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İLKOKULU 3. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PLANI ARALIK KASIM EKİM BEŞ DUYUMUZ KUVVET VE HAREKET MADDEYİ TANIYALIM 1.1.1 Duyu organlarını tanır. 1.1.2. Duyu organlarının temel görevlerini açıklar. 1.1.3. Duyu organlarının sağlığını korumak için yapılması

Detaylı

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER Sınava sayılı günlerin kaldığı bu süreçte öğrencilerimizde ve velilerimizde kaygıyla heyecanın iç içe olduğunu biliyoruz.bu nedenle TEOG öncesinde

Detaylı

KAİNATTA DÜZENDEN DÜZENE

KAİNATTA DÜZENDEN DÜZENE KAİNATTA DÜZENDEN DÜZENE Çin de bir kelebek kanat çırparsa Teksas ta kasırga olabilir. Meşhur olan bu ifadeyi kaos kuramcıları ifade etmektedir. Bu söz ile, bir kelebeğin kanat hareketinin yüzlerce kilometre

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

fizik güncesi Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ MICHIO KAKU Sayı: 6 / 08.04.2015 Hazırlayan Nisa Nur Gökbulak

fizik güncesi Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ MICHIO KAKU Sayı: 6 / 08.04.2015 Hazırlayan Nisa Nur Gökbulak fizik güncesi MARMARİS KAMPÜSÜ Haftalık E-bülten Sayı: 6 / 08.04.2015 Hazırlayan Nisa Nur Gökbulak Kim bilir? Belki de önümüzdeki otuz yılda üniversite sınavlarını da beynimize veri yükleyerek kazanabiliriz.

Detaylı

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

GPS Nedir? Nasıl Çalışır?

GPS Nedir? Nasıl Çalışır? GPS Nedir? Nasıl Çalışır? Atalarımız kaybolmamak için çok ekstrem ölçümler kullanmak zorunda kalmışlardır. Anıtlar dikerek yerler işaretlenmiş, zahmetli haritalar çizilmiş ve gökyüzündeki yıldızların yerlerine

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir?

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? BU KİTABI OKUYUN VE İLİŞKİLERİNİZDE GÜÇLÜ, BAŞARILI VE SEVGİ DOLU OLUN İşte size NLP Lideri Mustafa KILINÇ tan sayfalarını peşpeşe çevireceğiniz bir kitap daha. İster

Detaylı

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yabancı dil öğreniminde kelime ve anlamını ezberleme oldukça önemli bir yere sahiptir. En sık kelime ezberleme yöntemi ise tekrardır. Yani sık sık kelimenin ve anlamının tekrar edilmesidir. Bu kelimelerin

Detaylı

Karanlık Madde Karanlık Enerji. Sabancı Üniversitesi

Karanlık Madde Karanlık Enerji. Sabancı Üniversitesi Görünmeyeni Anlamak II Karanlık Madde Karanlık Enerji Emrah Kalemci Sabancı Üniversitesi Karanlık madde nedir? Işıma yapmayan, an elektromanyetik etik dalgalarla (tüm frekanslarda) etkileşime girmeyen,

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER SAYI:3 1. SINIF III. PYP SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BÜLTENİ ANA FİKİR: Oyunlar duygu ve düşüncelerimizi keşfetme ve ifade etme yollarımızdan biridir. 1. Oyun çeşitleri 2. Oynarken hisset"klerimiz ve öğrendiklerimiz

Detaylı

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE:

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE: SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ YÖNERGE:Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse, cevap kağıdındaki doğru anlamına gelen ( D ) harfinin üstüne X işareti, her zaman veya genellikle geçerli

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Astronominin İlkleri. En eski bir bilim dalı olan astronomi; ilk medeniyetlerle doğmuştur.

Astronominin İlkleri. En eski bir bilim dalı olan astronomi; ilk medeniyetlerle doğmuştur. NEDEN ASTRONOMİ Astronomi bir bilimdir; Gök bilimi. Bazı tanımlarına bakılacak olursa; Astronominin İlkleri En eski bir bilim dalı olan astronomi; ilk medeniyetlerle doğmuştur. İlk medeniyetlerde günümüzdeki

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28

Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Beş önemli kritik nokta 1. Bir kez, hedef çizim NUMARASINI yazdığınızda, hemen ardından, AŞAMA 1 deki, sağ üst köşedeki

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Minti Monti. Uzayı Keşfetmek İster misin? Uzayı Nasıl Keşfettik? Haydi Uzay Aracı Tasarla Evrenin En Sıradışı Gökcismi: KARADELİK Ay'a Yolculuk

Minti Monti. Uzayı Keşfetmek İster misin? Uzayı Nasıl Keşfettik? Haydi Uzay Aracı Tasarla Evrenin En Sıradışı Gökcismi: KARADELİK Ay'a Yolculuk Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Yaz 2012 Sayı:6 ISSN: 2146-281X Uzayı Keşfetmek İster misin? Uzayı Nasıl Keşfettik? Haydi Uzay Aracı Tasarla Evrenin En Sıradışı Gökcismi: KARADELİK

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com

KUTUP IŞINIMI AURORA. www.astrofotograf.com KUTUP IŞINIMI AURORA www.astrofotograf.com Kutup ışıkları, ya da aurora, genellikle kutup bölgelerinde görülen bir gece ışımasıdır. Aurora, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen

Detaylı

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi K Güzel atlar ülkesi APADOKYA Aslına bakarsanız anlatacağım hikayenin neresinden başlamalıyım inanın bilemiyorum. İçinde tarih olan, mitolojik çağların mistik kokularını çağrıştıran ilginç ve bir o kadar

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER SAYI: 1 ANASINIFI I. PYP SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA: Kim Olduğumuz SÜRE: 22.09.2014-31.10.2014 ANA FİKİR: Fiziksel özelliklerimi ve ilgi alanlarımı bilmek kendimi tanımamı sağlar.

Detaylı

Hazırlayan: Bilgehan TURHAN Bilgisayar Y. Mühendisi

Hazırlayan: Bilgehan TURHAN Bilgisayar Y. Mühendisi Hazırlayan: Bilgehan TURHAN Bilgisayar Y. Mühendisi turhan@infosoft.com.tr Yönetici Özeti 30.Mart Yerel Seçimlerine ait YSK' dan alınan tutanakların oldukça önemli bölümünde mühür olmaması başlı başına

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme

Detaylı

6. Sınıf Fen ve Teknoloji

6. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Maddeyi Oluşturan Tanecikler Maddeler katı, sıvı ya da gaz hâlinde bulunmalarına göre farklı sıkışma ve genleşme özelliği gösterir. Katı iyodu alkolün içerisine atarsak ne olur? Maddelerin sıkışma

Detaylı

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35) Psikolojiye Giriş Web adresi Bu Senin Beynin! Ders 2 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Diğer şeyler Bağlantıya geçme Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Nasıl iyi yapılır Kitap inceleme (%20) Deneye

Detaylı

Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection. Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com

Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection. Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com 0x01 Giriş Bu yazı blind sql injection saldırılarında tek bir karakter için minimum istek ile doğru sonuca varabilmek

Detaylı

Varsayımlar ve Tanımlar Tekil Yükleri Aktaran Kablolar Örnekler Yayılı Yük Aktaran Kablolar. 7.3 Yatayda Yayılı Yük Aktaran Kablolar

Varsayımlar ve Tanımlar Tekil Yükleri Aktaran Kablolar Örnekler Yayılı Yük Aktaran Kablolar. 7.3 Yatayda Yayılı Yük Aktaran Kablolar 7.1 7.2 Varsayımlar ve Tanımlar Tekil Yükleri Aktaran Kablolar Örnekler Yayılı Yük Aktaran Kablolar 7.3 Yatayda Yayılı Yük Aktaran Kablolar 7.4 Örnekler Kendi Ağırlığını Taşıyan Kablolar (Zincir Eğrisi)

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA Algı Bireylerin çevrelerini anlamlandırabilmek adına duyumsal izlenimlerini düzenleme ve yorumlama sürecine verilen isimdir. davranışlarımız algıladığımız dünyaya göre

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

Kadri Yakut 08.03.2012

Kadri Yakut 08.03.2012 Kadri Yakut 08.03.2012 TEŞEKKÜR Lisans Kara Delikler Eser İş (2009-2010) Büyük Kütleli Kara Delikler Birses Debir (2010-2011) Astrofiziksel Kara Deliklerin Kütlelerinin Belirlenmesi Orhan Erece (2010-2011)

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu Konunun uzmanları, beden dilinin iletişimdeki rolünün, birçok zaman konuşmanın içeriğinin bile önüne geçtiğini iddia ediyorlar. Bir şeyi nasıl söylediğimizin, ne söylediğimizden daha önemli olabildiği

Detaylı

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın?

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Çözüm Analizi Araştırma Hakkında 2 Kadın ve Erkeğin Eşit Olduğu Bir Toplum Dünyada ve ülkemizde hemen hemen tüm kurumsal

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 1 / 7

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 1 / 7 YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 1 / 7 Biliyorsunuz, 19 Haziran da yeni teşvik sistemine ilişkin gerekli yasal prosedürler tamamlandı ve konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı -2012 yılının başından itibaren geçerli

Detaylı

Fotovoltaik Teknoloji

Fotovoltaik Teknoloji Fotovoltaik Teknoloji Bölüm 3: Güneş Enerjisi Güneşin Yapısı Güneş Işınımı Güneş Spektrumu Toplam Güneş Işınımı Güneş Işınımının Ölçülmesi Dr. Osman Turan Makine ve İmalat Mühendisliği Bilecik Şeyh Edebali

Detaylı

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Nihan Demirkasımoğlu

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Nihan Demirkasımoğlu TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Nihan Demirkasımoğlu 1 İçerik Sistem Kuramları Eğitime Sistem Yaklaşımı Eğitim sisteminin Alt Sistemleri Bu konu, Başaran ve Çınkır ın (2012) Türk Eğitim Sistemi ve

Detaylı

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı. Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Konuklar, İstanbul, 14 Temmuz 2008 Öncelikle Real Hipermarketleri Türkiye Genel Müdürü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk basın toplantımıza katılımınız için çok teşekkür

Detaylı

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya farketmeden hazırlık yaparlar.

Detaylı

Bize Bursa ya ve Türkiye ye yaptığı katkılar dolayısıyla; Teşekkürler GÖKÇELİK

Bize Bursa ya ve Türkiye ye yaptığı katkılar dolayısıyla; Teşekkürler GÖKÇELİK Muhasebe ve Vergi Bölümü öğretim elemanları Öğr.Gör.Tezcan AYDIN, Öğr.Gör.Ercan BAYCAN VE Öğr.Gör.N.Şebnem ÖZCAN ın gözetim ve katılımıyla Muhasebe ve Vergi Uygulamaları programı 2. Sınıf öğrencilerinin

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Basit Kılavuzu Eliberato bir Kitap Yayıncılık www.eliberato.com. Eylül 2010 50'den fazla dile çevrildi

Basit Kılavuzu Eliberato bir Kitap Yayıncılık www.eliberato.com. Eylül 2010 50'den fazla dile çevrildi Basit Kılavuzu Eliberato bir Kitap Yayıncılık www.eliberato.com Eylül 2010 50'den fazla dile çevrildi Içindekiler 1. Ne Eliberato olduğunu 2. Will Eliberato benim kitap yayınlayabilir miyim? 3. Ne malzeme

Detaylı

İşyeri ortamlarında, çalışanların sağlığını. ve güvenliğini korumak amacıyla yapılan bilimsel çalışmaların tümü diye tanımlanabilir.

İşyeri ortamlarında, çalışanların sağlığını. ve güvenliğini korumak amacıyla yapılan bilimsel çalışmaların tümü diye tanımlanabilir. İş Sağlığı ve Güvenliği İşyeri ortamlarında, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak amacıyla yapılan bilimsel çalışmaların tümü diye tanımlanabilir. Çalışanların sağlığı ve güvenliğin bozulması

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Algı ÇalıĢma Yaprağı: 6

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Algı ÇalıĢma Yaprağı: 6 ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Algı ÇalıĢma Yaprağı: 6 Adı Soyadı : No: Sınıf: 10/ ALGI Duyumlanan uyarıcıların anlamlandırılması, bütünlüklü kavranmasıdır.

Detaylı

250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN DEĞİŞKEN BAZINDA İNCELENMESİ

250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN DEĞİŞKEN BAZINDA İNCELENMESİ 250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN DEĞİŞKEN BAZINDA İNCELENMESİ Prof. DR. Necmi GÜRSAKAL I. GİRİŞ Çalışmamızın ilk bölümünde 2002 yılına ilişkin 250 büyük firma verilerini değişken bazında inceleyerek bazı yorumlar

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi ÖFKE KONTROLÜ Aşağıdaki kendini değerlendirme soruları bilimsel bir araç olarak tasarlanmış değildir. Amaç; çeşitli durumlardaki davranışlarınıza

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık?

Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Neden Sosyal Medyanın Geleceği Reklam Değil, Yayıncılık? Bu pazarlamacılar, sosyal medya 'uzmanları' ve PR uzmanlarının her gün konuştuğu konu; Sosyal medyanın geleceği nasıl gözüküyor? 1. Geleneksel medya,

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler

GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler B i y o 1 0 3. 0 1 G e n. B i y o. L a b. ( Z o o l o j i ) 1 GENEL BİYOLOJİ LABORATUVARI (Zooloji) 1. Laboratuvar: Hayvan Sistematiği, Simetriler, Vücut Yönleri, Kesitler Sistematik ve taksonomi nedir?...

Detaylı

İngilizce nasıl öğrenilir?

İngilizce nasıl öğrenilir? 1/5 İngilizce nasıl öğrenilir? İlk önce Yabancı dil nasıl öğrenilmez? sorusu ile başlayalım mı? Gramer çalışarak yabancı dil öğrenilemez. Neden mi? Şu cümleye bir bakın: Sorular çalıştıklarınızdan mı çıktı?

Detaylı

Bilgisayarın Yararları ve Zararları

Bilgisayarın Yararları ve Zararları BİLGİSAYAR NEDİR? Bilgisayarın Yararları ve Zararları ŞEYDA BETÜL KÖSE UFUK TAŞDURMAZLI 1 www.bilgisayarnedir.net 2 Bilgisayarın Yararları ve Zararları Bilgisayarın Yararları ve Zararları Nelerdir? 2006

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

7 den 77 ye 7TEPE PRP

7 den 77 ye 7TEPE PRP 7 den 77 ye 7TEPE PRP Prof. Dr. Ayseli Usluata Mehmet Akif Kaya Mert Sabancı Atilla Aydemir Berk Sarıca Tuğçe Orhun Seda Bayram Ege Güneş Özge Balkaya Müge İlhan Özge Aras Amy Negri Tuna Karaman Derya

Detaylı

Güneş Sistemi nin doğum öncesi resmi

Güneş Sistemi nin doğum öncesi resmi Yüzüğünüz süpernova patlamasının, akıllı telefonunuz beyaz cüce nin tanığı Güneş Sistemi nin doğum öncesi resmi Tabii o zaman bizler olmadığımızdan fotoğrafı kendimiz çekemeyeceğimize göre o resim yukarıdaki

Detaylı

A B = A. = P q c A( X(t))

A B = A. = P q c A( X(t)) Ders 19 Metindeki ilgili bölümler 2.6 Elektromanyetik bir alanda yüklü parçacık Şimdi, kuantum mekaniğinin son derece önemli başka bir örneğine geçiyoruz. Verilen bir elektromanyetik alanda hareket eden

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

Adımlar: A Windows to the Universe Citizen Science Event. windows2universe.org/starcount. 29 Ekim 12 Kasım, 2010

Adımlar: A Windows to the Universe Citizen Science Event. windows2universe.org/starcount. 29 Ekim 12 Kasım, 2010 Adımlar: Nelere ihtiyacım var? Kurşun veya tükenmez kalem Kırmızı-ışık veya gece görüşü olan el feneri GPS ünitesi, İnternet erişimi ya da bölgeyi tarif eden harita Rapor formu ile birlikte çıktısı alınmış

Detaylı

Yetersiz Şifre Politikasının Sonuçları

Yetersiz Şifre Politikasının Sonuçları Yetersiz Şifre Politikasının Sonuçları Bünyamin Demir, Aralık 2009, WGT E-Dergi 3. Sayı Yazıya başlamadan önce değerli okura amacımı -iyi anlatmak- maksadıyla şu notları düşmek istiyorum; Aşağıda göreceğiniz

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Etkinlikleriniz hakkında bilgiyi etkinlik@tad.org.tr adresine gönderirseniz websitemizdeki etkinlik takviminde duyurulacaktır.

Etkinlikleriniz hakkında bilgiyi etkinlik@tad.org.tr adresine gönderirseniz websitemizdeki etkinlik takviminde duyurulacaktır. Etkinlikleriniz hakkında bilgiyi etkinlik@tad.org.tr adresine gönderirseniz websitemizdeki etkinlik takviminde duyurulacaktır. Arsenik seven bakteri ve yaşama bakışımız Defne Üçer Şaylan Sabancı Üniversitesi

Detaylı