Işıl Zeybek. LÜKS ve MARKALAMA

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Işıl Zeybek. LÜKS ve MARKALAMA"

Transkript

1 I Işıl Zeybek LÜKS ve MARKALAMA

2 Yayın No : 2898 İletişim Dizisi : Baskı Nisan 2013 İSTANBUL ISBN Cop yright Bu ki ta bın bu ba sı sı nın Tür ki ye de ki ya yın hak la rı BE TA Ba sım Ya yım Da ğı tım A.ş. ye ait tir. Her hak kı sak lı dır. Hiç bir bö lü mü ve pa rag ra fı k s men ve ya ta ma men ya da özet ha lin de, fo to ko pi, fak si mi le ve ya başka her han gi bir şe kil de ço ğal tı la maz, da ğı tı la maz. Normal öl çü yü aşan ik ti bas lar ya pı la maz. Nor mal ve ka nu nî ik ti bas lar da kay nak gös te ril me si zo run lu dur. Dizgi Baskı -Cilt : Beta Basım A.Ş. Kapak Tasarım : Dide AKDAĞ : Net Kırtasiye Tan. ve Matbaa San. Tic. Ltd. Şti. Taksim Cad. Yoğurtçu Faik Sok. No: 3 Taksim Beyoğlu/İSTANBUL (Sertifika No: 13723) Tel: ( ) Beta BASIM YAYIM DAĞITIM A.Ş. Narlıbahçe Sokak Damga Binası No: 11 Cağaloğlu - İSTANBUL Tel: (0-212) Fax: (0-212)

3 İÇİNDEKİLER Öndeyiş: Oktay Verel...V Öndeyiş: Rengin Küçükerdoğan... XXIII Lüks ve Markalama; Tüketici Davranışlarında Lüks İmgesi... 1 Lüks Algısı Üzerine Lüksü Tanımlamanın Ötesinde Lüks Ürünler ve Tüketici Davranışları Lüks ve Hedonizm Marka Değeri ve Lüks Marka Olma Ölçütleri Lüks ve Pazarlama Dünyanın En Değerli 10 Lüks Markası Lüks ve İnternet Lüksün Renkleri Sonuç Kaynakça

4 IV

5 V SÖYLEŞİ TADINDA BİR ÖNDEYİŞ Gözler altında torba, dikken sarkık Ve kışlara saklanan meyvalarda Hiç yazlardaki tad olur mu? Göçtü en güzel yerler, çentik diş Kim gizleyebildi losyonlar, pudra, foya. Uçtu kuşlar, düştü yaprak, soldu pembe ela. Behçet Necatigil Çıldırdık! Çıldırıyoruz! Çıldırtıyorlar! Çıldırtacaklar! Benliğinizle, kişiliğinizle, yaşam biçiminizle oynuyorlar Gazeteler, televizyonlar, radyolar, internet, bilboardlar Rüyalarımızı, hayallerimizi çalıyorlar, yönlendiriyorlar. Bizi biz olmaktan, bir başkası olmaya zorluyorlar. Dur! Dur dur! Hayır, onu alma, bunu al Yok yok o değil, bu Bu çok daha güzel, sana bu yakışır Sakın haaa! Marka olmayan beş para etmez Hayatım sen, işporta tüketici misin; yoksa kapına kadar gelip taksitli satış yapanın müşterisi mi? Aaaa! Olmaz hayatım, BMW dururken Opel e binmek neyine; söyle kocana bana BMW yakışır de; o canım poponu modası geçmiş markalarla yıpratma! Nursenciğim bak 15 yıldır evlisin, kocan sana bir Mercedes bile almadı; böyle evlilik olmaz olsun. Boşa adamı, git varlıklı birine, bin Mercedes e... Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, kuşandığımız, evimiz, barkımız hep lükse, hep modaya indeksleniyor. Moda dediğimizde yılda en az iki kez tebdili kıyafet karşımıza dikiliyor. Vahşi kapitalizm, insafsız sermaye bütün iletişim kanallarıyla saldırıya geçerek beynimizi tutsak ediyor. Marka, lüks ve moda, tutkularımızı ateşliyor.

6 VI Dünyanın dört bir tarafında fakir zengin demeden yeniye-markaya koşuyoruz. Genç, yaşlı, çocuk diyor muyuz bu koşuşan çılgın kalabalık için? Yooo! Vitrinler ışıl ışıl Reklam sloganları iç gıcıklıyor Giysiler, takılar, saatler, oyuncaklar Cumba cumbaya evler mazide kaldı. Gecekondular da unutuluyor neredeyse bu kentlerde. İstanbul da Anadolu yaşanıyor. Kültür desen, türkçe desen, adresini bilen yok. Köyden indim şehre şaşırdım birden bire Yıkılan gecekondu ağaları şimdi adına rezidans mı deniyor ne deniyorsa, oralarda yaşıyorlar. Değişiyor diyorlar ya, işte böyle değişiyor Yersen! Gel de şimdi Nazım Hikmet i anımsama bakalım Dönemin unutulmaz operetinin bestesini hazırlayan Rey kardeşler, bir türlü söz uyduramıyorlar. İşi Nazım Hikmet e havale ediyorlar. Nazım, Şişli mişli derken- o zaman lüks ve marka meraklılarının yaşadıkları yerler güfteyi patlatıyor: Şişli de bir apartıman yoksa eğer halin yaman! Ooo, operetin adı da yaşama geçiyor: Lüküs Hayat Ben bildim bileli oynanır ve ilgiyle izlenir. Dünya değişiyor, insanlar değişiyor, milletler tarihten siliniyor, tarihe yeni milletler çıkıyor. Ama lüks ve marka hastalığı kişinin yakasını da, cebini de bırakmıyor. Eşine -bana doğru dürüst bir otomobil bile alamadın diyen kadınlarımızın yanısıra, -Ayyy sen hala Omega saat mi kullanıyorsun baba? diyen çocuklar; -Dior artık demode, sen bir Paris e yollan da yeni markaları gör hele! diyenler aldı başını gidiyor. Tabii bütün marka ve moda çılgınlığı arasında, insan olmanın en önemli özelliğini yitiriyoruz. Bize markayı sunan, modayı uygulamamızı sağlayan, cebi dolgun, eli açık yakınlarımıza aşkla, şevkle! bağlanırken; bunları temin edemeyenlere buruk yaklaşıyoruz. Yani efendim, insanlığımızı, karşılıksız sevgimizi yitiriyoruz. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz. Ama o istisnalar giderek o kadar azalıyor ki Tek taşlı bir yüzük, sevginin alamet-i farikası olabiliyor Neden? Eeeee Öyle buyurmuş sermaye piyasası. O tek taşı gölgede bırakacak kadar ince işlenmiş, bir kuyumcu ustasının elinden çıkmış, maddi değeri düşük yüzüğü, hayran olduğunuz bayana götürün bakalım yüzü ne hal alacak! Uzattım bu girişi. Gözlemlerimden oluşan duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Aslında bu sermaye tuzağı nın insanı nasıl esir ettiğini, bu tuzakta hangi marka-

7 VII ların moda haline gelip bizleri avucunun içine aldığını yazmayı tasarlamıştım. Ama, bana kaynak olacak böyle derli toplu bir yapıtın dilimizde olmadığını gördüm. Demek insanlar, giyinip kuşandıklarının, alıp sattıklarının, yiyip içtiklerinin nasıl moda olduğunu hiç merak etmiyorlar. Ne versen eyvallah diyerek kabulleniyorlar. Böyle bir kitap olsaydı eğer Şimdi beni asıl ilgilendiren bölümüne geliyorum söyleşinin * Hani yukarıda, kaybettiğimiz insanlıktan, insanın duygu ve yaklaşımlarından dem vurarak yakınmış, istisnaların olduğundan söz etmiştim. İşte o bölüme İki oda düşününüz Yanyana, aynı koridor üzerinde Bir büyük, görkemli üniversite binası Hocalar, öğrenciler vızır vızır Bir dersten çıkıp bir derse girenler Hocaların kapılarını aşındıranlar Yani, muhteşem bir kültür öğrenim merkezi. Saygınlığını kanıtlamış bir üniversite, İstanbul Kültür Üniversitesi Her bilim dalında uzman yetiştirmeyi kendisi için bir insanlık, vatan borcu bilen üniversite Yanyana iki oda dedim Bu odanın biri, ama hacet kapısı da diyebilirsiniz; ağlama duvarı da Öğretim üyeleri dahil, giren çıkan öğrencinin hesabını Einstein bile yapamaz. Varın siz hesaplayın gayrı Peki nedir bu odanın sırrı? Orada, markalı moda ürünler mi satılıyor? Orada, bulunmaz hint kumaşı mı bulunuyor? Oradan, herkes derde deva mumları mı alıyor; yoksa ab-ı hayat dedikleri hayat suyu nun kaynağı mı orası? Bence, hayat suyu bilimdir. Kültürdür. Aydınlanmadır. İnsana, kamil insan niteliği kazandırandır. Giren çıkanlar öyle zannediyorum ki, bu kaynaktan yararlanmak için eşiği aşındırıyorlar. Elbette, kaynak tektir ama, bu kaynağı besleyen, destekleyen, birçok kültür şifası sunan başka kaynaklar da vardır. Odanın şu andaki sahibi, profesörlüğe gün sayan sevgili Doç.Dr. Işıl Zeybek Şimdi geldik mi Zeybek kim portresine? Onu anlatmaya, kelimelerle, cümlelerle, benzetmelerle portresini çizmeye Herşey iyi iyi de, Onu, Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcısı ve İletişim Sanatları Bölüm Başkanı sevgili Prof.Dr. Rengin Küçükerdoğan dan nasıl ayıracaksınız? İki işkolik Nereden bulmuşlarsa birbirlerini, 24 saat birlikte İnsan birisini anlatayım derken yanlışlıkla diğerini anlatabilir.

8 VIII Hele durun Şeytanın gör dediği günün birinde, Allah izin verirse Işıl Hoca yı çılgın kalabalıktan çekip dertleşeceğim. Tam 10 yıldır birlikte çalışıyoruz Işıl Hoca yla. Ona, granit görünümlü pamuk mu, yoksa pamuk görünümlü granit mi demek daha doğru diye hep sorarım kendime... Ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın Işıl Hoca, artık kolay kolay izlerine rastlayamadığımız duygu dolu insanlarımızdan biri. Bu zengin güzelliği ve derinliği izlemek içinse çok gayret sarfetmeniz gerekir. Çünkü O, tam tersi bir görünüm verme oyununa geçer; İç dünyasını gizlemeye çalışır. O, yakın bir meslektaşının sonsuz yalnızlığı nı dinlerken; O, kış günü metrobüs durağında, çıplak ayaklı, yırtık mintanlı terketilmiş bir kız çocuğunu gördüğünde, O, terörün insanlık dışı gelişmelerinde yaşamını yitiren, şehit düşen vatan evlatlarının evlerinden yükselen feryatları duyduğunda; O, semt pazarlarında, esnaf malını mülkünü topladığı saatlerde, kimliğini belli etmemeye çalışan bir yaşlı kadının yerlere atılan sebze ve çürük meyveleri toplayıp, gecekonduda hasta yatan torununa götüreceğini söylediğinde, bütün bir Türkiye nin dramını yaşayan yağmur gibi göz yaşı döken bir bilim insanıdır. Elbette, okumuş, belli düzeye gelmiş, ulusu ve ülkesi için genç kuşaklara yaşamını adamış, gerçek bir bilim işçisi, aydın bir bilim insanı kuşkusuz böylesi ve dramatik kilometre taşlarında durur, düşünür ve ağlar. Siz ağlamaz mısınız? Işıl Hoca belli etmez, etmez ama, o bir sevgi yönetimi ustasıdır. Yunus gibi İlk tanıdığı kişi ve öğrencilere gelin, tanış olalım! diye kalbini, kafasını, bilgi dağarcığını açar. Ama hele bir durun Hoca nın gelin, tanış olalım! sözü ve eğilimi, kişiliğinde yer alana kadar yıllar geçmiştir. Yani demek istediğim, o, bu olgunluk noktasına gelene değin ızdıraplı, yorucu, umutsuzluklarla örülü yıllarla boğuşmuştur. Anlat o yılları Hocam! dediğinizde, yüzünüze gülerek bakar ve geçer. Ama siz, bu bilge sessizliğin arkasındaki o aydınlık noktayı hissedersiniz. Kuyumcu çırağı sabrı ile çalışmıştır yıllarca. Hani değerli taşlarla, altınla, gümüşle uğraşa uğraşa belli ustalığa kavuşan çıraklar gibi Uygarlığın, insanlığın ortak malı olduğunu bilir ve uygarlığa açılan kapının da eğitim ve öğrenimle mümkün olacağı inancını taşır. Der ki: Cehaletin olduğu yerde özgürlük; özgürlüğün olmadığı yerde de insanlıktan, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, ulusal egemenlik ve bağımsızlık-

9 IX tan bahsedilemez! der. O nedenle de ben, görevimi yerine getirirken, gençlere hep bu düşünce ışığı altında yaklaşarak ders anlatmayı yeğliyorum. Yarınlara, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi görünümü sergilemelerini engellemeye çalışıyorum. Çabam, toplumda yenilgiye uğramadan yaşam sürdürmeleri Sait Faik ustanın bir insanı sevmekle başlar herşey! sözünü benimser; benimsediği için de insanları sevmek ve onları tanımanın yolları için çaba sarfeder. Sevgi dağarcığı geniş midir bilemem; ama sevmek ve yardımcı olmak için gayret içinde olduğunu bilirim. Sevgi eylemindeki ışığı söndürmemek yolundaki gayreti belki de ona güç veriyor. Bunları konuşuyor mu? Hayır.. Ben diye söze başlıyor mu? Hayır Ancak onu, iyi gözlemler, onunla kısa-uzun birlikte olursanız, pamukla granit arasındaki o ince, nazik çizgiyi yakalayabilirsiniz. * Ne zaman nerede okuduğumu anımsamadığım bir olayın sergilenişi aklıma geliyor hep Öğrenciler, kızlı-erkekli ilk sınıftan son sınıfa kadar bir sürü öğrenci ders yılı başından itibaren Doç.Dr. Işıl Zeybek in kapısını ağlama duvarı na çevirirler. Giderler, gelirler Girerler, çıkarlar; hiçbiri de geri çevrilmez. Girerken endişeli yüzleri, çıkarken güleç ve mutludur. Gün boyu, günler boyu, yıllar boyu, bu hep böyle oldu 10 yıl Geri çevrilmeyen öğrencilerin sorunları çözülürken, tam bir işkolik hoca olan Zeybek, bir dersten bir derse koşuşturur durur. Bu yetmezmiş gibi Bölüm Başkan Yardımcılığını yaptığı İletişim Sanatları Bölümünün de idari işlerini sırtlar. Nerede, ne zaman okuduğumu hatırlayamadığım olayı anlatayım size: Uzakdoğu da Bir budist tapınağı Tapınağa kimler gelir? Tabii bilgeliğin sırlarını aramak isteyenler, bilgeliğe ulaşmak isteyenler ve yaşamı öğrenmek isteyenler Tapınak böylelerini kabul ediyordu Ancak burada geçerli olan bir incelik vardı. Bu incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan, ses etmeden açıklayabilmekti Günün birinde tapınağın kapısına bir yabancı gelir; kapıda durur ve bekler. Burada sezgisel buluşmaya inanıldığı için; kapıda zil, çan ve tokmak türü ses getiren bir gereç de yoktu. Uzunca bir süre sonra kapı açıldı.

10 X İçerdeki bilgelik arayıcısı kapıda duran yabancıya tepeden tırnağa süzerek baktı. Selamlaşmadan sonra sözsüz-sessiz konuşmalar başladı. Yabancı tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. İçerideki bilgelik arayıcısı bir süre ortadan kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir çanakla döndü ve tepe tepe dolu kabı yabancıya uzattı. Bunun anlamı; Yeni bir arayıcıyı, yeni öğrenme isteğindeki kişiyi kabul edemeyeceğimiz kadar doluyuz demekti. Yabancı bir süre durduktan sonra tapınağın bahçesine dönerek, aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Su taşmadı. Gül yaprağı suyun üzerinde yüzüyordu. İçerideki Budist saygıyla eğilerek, kapıyı açıp yabancıyı tapınağa aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına tapınakta her zaman yer vardı. Bu sevgiydi ve sevgiye her zaman yer bulunurdu. İşte, sevgili Doç.Dr. Işıl Zeybek, bu tapınağın kuralları gibi hareket ediyor, her öğrenciyi suyu taşırmayacak gül yaprakları olarak benimseyip bağrına basıyor. Onun insancıl tavrı ve nezaketi, kendi bilge tapınağını ardına kadar gençlere açmasını buyuruyor. Hele biz biraz soluklanalım sizinle Işıl Hoca bilgisini paylaşa dursun tapınağına gelen gençlerle * Kışın ortasında baharı yaşıyoruz. Ben kafamı dinlemek için dışarıya uzanacağım. Birlikte gider miyiz Üsküdar a? Üsküdar ın içine değil, sahile Denizi ve kız kulesini gören bir yere. Oradaki kır kahvelerinden birine gider, oturur lafa başlarken sözüne ettiğimiz marka-moda hastalığı üzerine düşünürüz. Bir minübüs 15 dakikalık yolculuk Havada bahar kokusu var, yaz ortasında baharı yaşıyoruz. Şöyle demli bir tavşan kanı çaya ne dersiniz? İyi iyi de, benim gençliğimde çayın kendine özgü bir kokusu vardı Demlenirken evin içini, ya da bulunduğunuz mekanı bu koku sarardı Oktay Akbal ın savaş yıllarını anlatırken yazdığı öykünün başlığı Önce Ekmekler Bozuldu idi. Sonra bozulmayan ne kaldı? Say say bitmez. İşte çayımız da geldi

11 XI Ne rengi tavşan kanı, ne de kokusu çay kokusu! Erguvan renkli bir akşam iniyor sahile Karşı sahilde olsak Yahya Kemal i anımsarız; Üsküdar ın fakir saltanatını anlatırken Güneş ışığı alan evlerde camların tutuştuğunu ne güzel söyler. Fakir Üsküdar mı? Fakir, namuslu, örf ve adetine saygılı fakir Üsküdarı mı? Cumba cumbaya evler mi dediniz? Geçiniz Orası da, oranın insanları da hem sınıf değiştirmiş hem de modanın peşinde marka avına çıkmışlar. Vitrinler hep marka sunuyor caddelerde. Şu kır kahvesinde oturanlara baktığınızda marka üzerine söyleşiler kulağınıza çarpıyor. Dedim ya, insanoğlunun zaafını iyi biliyor kapitalist dünya. Markalar, lüksler, her kültüre mensup insanın önlenemez zaafı Kadın olsun erkek olsun, 21.yüzyılın bu hastalığına tutulmadan yaşayamıyor! İnanın, demin söylediğim sözün arkasındayım. Şu küçücük sahil kahvesinde, kahve yudumluyanların hepsinde bir marka giyim, bir takı, bir saat var. Kimse de para yok, pul yok Evde tencere kaynamıyor; ama marka- moda dendimi akan sular duruyor. Kapitalizmin uluslararası bulaşıcı hastalığından kuşkusuz Türkiye de, Türk insanı da nasibini alıyor. İmtiyazsız-sınıfsız hastalığa bulaşıyoruz Moda, sanat, mimari Nereye bakarsanız bakınız lükse yöneliniyor. Belki Adem babayla Havva anamız bile, en makbul yerlerini örtmek için yaşadıkları yerlerde çeşitli yaprakları seçiyorlardı! Günümüzde nerede lüks ve marka aranmıyor ki! Şu İstanbul u İstanbul olmaktan çıkaran, sipsivri Manhattan görünümü sergileyen, mimari estetikten yoksun binalara bakın Satış ilanları ne diyor: Lüks konutlar! Hayyy lüksünüze! Lüks dendimi akan sular duruyor. Kültür düzeyi ne olursa olsun, burada bir gerçeği de vurgulamakta yarar var: İnsan daima daha iyiyi, daha güzeli ister. Bunlara sahip olmayı düşler. Adı ister lüks olsun, ister moda; ama yeter ki marka olsun! Aklımdan reklamlar geçiyor. Rolex, Hermès, Dior, Gucci, Prada, Burberry, Ralp Lauren, Chanel, Sony, Swatch, Mercedes, Audi, BMW daha binlercesi İnanın ben bunlardan hiçbirine sahip değilim; Olması için de çaba göstermedim. Bu konuda kökü mazide kalmış biriyim. Bana, Tahtakale den ya da işportadan bir şeyler alıp, işte bu en meşhur markadır! derseniz yutarım.

12 XII Ama markadan anlayıp da, aldananların az olmadığına da inanırım. Ne diyor Tevfik Fikret: İnan Haluk, ezeli bir şifadır aldanmak! Martılar ah ederek kanat çırpıyor. Denizin rengi değişmeye başladı. Minareye çıkmadan mikrafonla hoparlörden yükselen müezzinin madeni ezan sesi, bana çocukluğumda minareye çıkarak insan sesi ile okuyan müezzini çağrıştırdı. Ben ikincisinde kaldım.insan sesinde Gidelim mi? Karşıya geçelim Bir de modanın, yeniliklerin, değişimlerin, marka tutkunlarının yaşam merkezine Şişli, Nişantaşı ve civarına Küçük bir vapur yolculuğu Üsküdar-Beşiktaş arası işleyen vapurlarla karşıya geçmeyi pek severim... Kısadır ama, çevreyi iyi gözlemlemenizi, düşünmenizi, belki de dünün güzellikleri ile bugünün çirkinliklerini mukayese etmeye vesile olur Hele hele akıl almaz derecede çirkin bir İstanbul sergileyen o cam kuleler, boğazı, kentin o kendine özgü yeşilliklerini yok eden, muhteşem koruluklarının arasından çıkan binalar Türk mimarisi bu mu? Özellikle Cumhuriyete damgasını vurmayı düşlediğimiz, taaa Selçuklulardan kopup gelen mimari rüzgarımız, Osmanlı da şekillendikten sonra böyle mi olacaktı? Ben inanıyor ve biliyorum ki, Türk mimarları arasında, Dünya çapında değer gösteren yüzlerce ustamız vardır. Geçtiğimiz yıllarda ödül alanları bir anımsanıza! Kent dönüşümü diyorlar Dünya kenti diyorlar Makyaj üzerine makyaj tazeliyorlar Milyarları harcıyorlar Niçin? İstanbul u İstanbul olmaktan çıkarmak için Hiçbir ulus düşünemem ki, kendi tarihi kentini özlüğünden koparıp bir ABD kentine, ya da herhangi bir avrupa kentine dönüştürsün! Önce buna halk isyan eder. Bilinçli insanlar harekete geçer ve böyle bir cinayeti önler. Makyaj dedim. Onarma Düzeltme Göze hoş görünme

13 XIII Kişilikli bir İstanbul u, Dünya tarihini değiştirmiş bir İstanbul un, kişiliksiz, sözde modern görünümlü ama estetikten yoksun bir İstanbul a dönüştürmeye hakkınız var mı? Yok!!! Yok ama yapıyorsunuz. Hadi, buyrun binelim şu küçük vapura.geçelim Beşiktaş a, oradan da tekrar iyice parlayan, paparazzi gazetecilerinin ekmek kapısı, sosyete!!!nin ve modanın merkezlerinden biri olan Şişli-Osmanbey-Nişantaşı na Özellikle Nişantaşı na Dediğim gibi, gençliğimden beri böyle yerlere şu anda bindiğim vapurla gitmeyi yeğlemişimdir. Siz bilmezsiniz, yandan çarklı buharlı vapurlar vardır. Çarkları, denizle sevişe sevişe yol alırlar; bu sevişmenin yorgunluğun da offf poffflu sesler çıkartarak üzerlerinden atmaya çalışırlardı. Buhar kokusunun da ayrı bir lezzeti vardı. Şu iki gencin arkasındaki sıraya otursam mı? Hem oradan iki sahili rahatça görmek mümkün Zaten yolculuk kaç dakika ki Şair Arif Damar diyor ki: Bir şair kendinden başka nereye gidebilir ki!! Ne de güzel söylüyor Bu sadece şairler için değil, tüm insanlar için geçerli. İnsanlar kendilerinden gayrı hiçbir yere gidemezler. Ne giyim, ne kuşam, ne takı, ne makyaj, ne koku; Onları kendilerinden başka biri yapamaz. Kuşkusuz her insanın bir dünyası vardır Kapanıp kendi özbenliği ile, kişiliği ile başbaşa kalacağı, makyajsız, maskesiz bir dünyası. İşte o, ta kendisidir. Yalanlardan, riyalardan, sahteliklerden uzak bir dünya. Bu gerçek dünya, yaşam boyu sürer gider. Yani neresinden bakarsanız bakın insanoğlu kendinden başka bir yere gidemez. Kendine ulaşmak, kendine varmak bir hünerdir, gayret ister. Düşün ırmağının çileli hüneri sonrası kişi, kendine varır; Kendini bilir, kendini bulur. Kentler de öyledir gibime geliyor. Hele hele, tarihi ve çeşitli uygarlıkları sırtlarında taşıyan görkemli kentler Onlar da tıpkı insanlar gibi şairin dediği gibi, kendilerinden başka bir yere gidemezler. Örneğin İstanbul İstanbu bir başka yere gidebilir mi? Yaksanız da, yağmalasanız da, çirkinleştirseniz de; hatta temelden yok etmek, yıkmak için üzerine atom bombası atsanız, İstanbul yine İstanbuldur ve İstanbul olarak kalır. Ama siz, İstanbul u katledenler, kim olursanız olun, göçer gidersiniz; adınızı bile hatırlayan olmaz.

14 XIV Üsküdar dan Beşiktaş a giderken bunları düşünüyorum sessizce Gerçek doğası, hatta insan yapısı ve karakteri değiştirilen İstanbul u İniyorum vapurdan. Duygu ve düşüncelerimi serin bir rüzgar karşılıyor. Bir otobüs mü beni Nişantaş ına daha kolay götürür, yoksa minibüs mü bilmiyorum. Tercihim, otobüs oluyor. Merhaba cıvıl cıvıl, insan dolu caddeler Renkarenk vitrinler Giyimli, kuşamlı her yaştan insanlar Kafeler Kafeler ve her kafenin yakınında elinde kamerası ya da fotoğraf makinası ile magazin dünyasının çalışanları, paparazziler Ünlülerle içli dışlı hepsi Kolkola, yanak yanağa Biri olmadan diğeri, diğeri olmadan öteki yaşamını sürdüremez O sosyetenin kuralı bu. Kullandır kendini; şöhreti yakala Değeri var mı böyle bir şöhretin Onu siz düşünün Paparazzileri hoş tut, gönlünü yap Televizyonlarda görün, gazetelerde fotoğrafların çıksın Boy boy, poz poz fotoğraflar Hele bir öpüşün dudak dudağa ya da otomobilin içinde söz de görüntülemenizi önlemek için yüzünüze birşeyler örtün Mutlaka kamuoyuna sunulursunuz Sakın unutmayın hanımlar, yanınızdaki erkeğin, milyarder ve de ünlü üstelik sosyetenin en yakışıklı erkeği olduğunu paparazziye söylemeyi Giyim kuşamınızın markasını, takılarınızın menşeini, ayakkabılarınızın İtalya dan, kokunuzun Paris den geldiğini Buralardaki barları, gece kulüplerini bilmiyorum. Böyle yerlerin hep cahili olmuşumdur. Taksim de, Şişli nin belli yerlerinde belki Maçka yörelerinde böylesi uğrak yerler vardır. Ama ben bilmiyorum. Nişantaşı nın alışveriş merkezleri ile kafelerin içiçe bulunduğu buralarda, iğne atsanız yere düşmez. Öyle bir kalabalık, elinde iki üç paketi olmayan insana rastlayamazsınız. Kimileri de evindeki çalışanlara yüklemişler paketlerini. Önden giderek, vitrinlere daha alacak şey kaldı mı? diye bakıyor. Bir yer bulsam da, etrafa şöyle bir göz atsam Kahkahaların, alışverişlerin, gece yaşamlarının, yeni birlikteliklerin, eş değiştirmelerin piyasaya yeni gelenlerin yaşamları üzerine kültür sahibi olsam Giyimle, kuşamla, takılarla, saatlerle, makyajlarla, kokularla, saçlarda renklendirilmiş şekillerle sektörler tarafından güzelleştirilmiş! kadınlar her tarafta... Kirpikler takma, gözlerde renkli lensler, kaşlar yeniden inşa edilmiş, dudaklarda detoks, göğüslerde silikon Bacaklar iyi bir elden geçmiş Yüzün her metrekaresinde bir estetik cerrahın bisturi dolaşmış Saçlar hepten boya sanayine teslim

15 XV Eeeeee? Nerede benim çağlar boyu yürek yakan kadınlarım? Başkası değil, kendisi olan kadınlarım? Gerçek, doğal güzellikleri ile ün salan kadınlarımız Güzelleştirme sektörüne kendilerini kurban etmeyen kadınlarım! Hani Şair Nedim in bu şehr üzre vakfettiği dilber Kadınları süzüyorum. Kulağım da onlarda Gazeteci merakım.böyle hararetli hararetli ne konuşuyorlar ki! Ekmek zammını mı, doğalgaz zammını mı, yeni vergileri mi, asgari ücreti mi, kiraların alıp başını gittiğini mi, millevekillerinin aldıkları yüksek maaşı mı, emeklilere verilen sadaka zammını mı? Yoksa Suriye meselesinin ne olacağını, belki de Türkiye yi Atatürk Cumhuriyeti nden kurtarmak isteyen yerli ve yabancı güçleri mi? Saysan sayfalar tutar Öyle ya canım böyle hararetli hararetli ne koşulabilir ki başka! Renkler Kokular Moda Sektör Reklamlar Gençler Yaşlılar; Kadınlar, Erkekler... Burada sadece Avrupa dan, giyimden, kuşamdan, modadan, güzelleşmekten, sosyeteden, kimin kiminle olduğundan, dinlence yerlerinden, çoğunluğu Bodrum dan bahsediyor. Ayrı bir dünyanın insanları bunlar. Semt pazarlarının izini bilmeyenler Manavdan sebzesini, kasaptan eti yardımcıları tarafından aldıkları için fiyatlarını bilmeyenler Tahtakale ne tarafa düşer, Mercan yokuşunda ne satılır haberleri olmayanlar Sıkıldım Sıkıldım, kendimi de kınadım! Onların konuşmalarında geçen moda isimleri, marka olmuş firmaları bilemediğim için, bu sektörlerin cahili olduğum için; Bodrum a, taaa Cevat Şakir Kabaağaçlı zamanında, yani Halikarnas Balıkçısı nın Bodrum u meşhur ettiği yıllarda, bir kez röportaj için gidip iki gün kalıp geri dönmüştüm. Bildiğim şey de denizi, güneşi, balığı idi Henüz doğru dürüst yerleşimi de yoktu. Vayy sosyetenin göz bebeği Bodrum dan nasibini almamış vay cahil

16 XVI Doğru, sosyetik yerlerden nasibimi almadım, ama Ahmet Necdet Sezer in Ne çok enkaz şiirini ezbere bilirim. Buyrun Bodrum a: -Sizi bir yerden tanır gibiyim Galiba Bodrumdaydı geçen yaz T-shirtleriniz vardı turkuaz Pabuçlar all-star american Ne tutucuydunuz ne bağnaz Sabah kahvaltısınıda Beethoveen Chopin Akşamları Hacı Arif Bey ince saz Ne çok enkaz Sizi bir yerden tanır gibiyim Sanırım Bodrumdaydı geçen yaz Gün görmüş saçlarınız vardı beyaz Bakışlarınız alaycı ve delişmen Mavi yolculuklarda yıldız-poyraz Balık yemekten çok sevişekten Guta yakalanmıştınız biraz Ne çok enkaz Sizi bir yerden tanır gibiyim Herhalde Bodrumdaydınız geçen yaz Daracık sokaklarınız vardı çıkmaz Viskiyi çok sever az içerdiniz Gün boyu meyhane, kafe, bar, caz Yine de en büyük rakı derdiniz İki cami arasında beynamaz Ne çok enkaz Sizi bir yerden tanır gibiyim Elbette Bodrumdaydınız geçen yaz Sözcükleriniz vardı ince mecaz Aşklarınızı şiirle yıkardınız Bir yığın kadın, huysuz, utanmaz Herbiriyle ayrı yatardınız Bin türlü işve ve naz Ne çok enkaz

17 XVII Sizi bir yerlerden tanır gibiyim Mutlaka Bodrumdaydı geçen yaz Dostlarınız vardı köylü ve kurnaz Bireysel konularda acımasız Ülke sorunlarında vurdum duymaz Batılı düşünür doğulu yaşardınız Azıcık hicazkar her dem şehnaz Ne çok enkaz Gerçekci düşündüğünüzde mesele, bundan ibarettir; yaşam bir enkaz yığınıdır. Dostluklar, ihanetler, fakirlikler, zenginlikler, kentler, köyler, didişmeler, çekişmeler, aşklar nefretler, iktidarlar muhalefetler; özetle herşey bir enkaz yığınıdır Size, bize düşen böylesi kokuşmuş bir Dünya da, o enkaz yığınında yaşayabilmek başarısını gösterebilmektir!. Buradan süratle uzaklaşmalıyım. Bunaldım. Bu zenginlik ve sonradan elde edilmeye çalışılan yapay güzelliklerin sergilenmesinden şaşırtıcı, sıkıcı-bunaltıcı ama belki de baş döndürücü kokulardan sıkıldım. Allah Allah Nefret etmiyorum ama sıkılıyorum, kıskanmıyorum ama toplumun çok büyük bir kesiminin yaşamlarını bunlarla karşılaştırmaktan kendimi alamıyorum. Kafamı toplayıp içimdeki şeytanla mücadele etmeliyim. Hem insanlar istedikleri gibi yaşamalı diyor ve buna iman ediyorum, hem de şeytana uyup bu ne enkaz diyorum. Yine aynı yoldan dönmek en iyisi Şurdan Beşiktaş a, oradan atla bir vapur a, ver elini Üsküdar. Sonra minibüsle Kozyatağı. Hele bir evine git Soyun dökün Ilık bir banyo veya bir duş... Sonra şeytanınla çatışmaya gir! Neden bir garip oldu yüzünüz, neden çatıldı kaşlarınız? Neden yüzüme bu adama ne oldu? der gibi bakıyorsunuz Hiç yadırgamayın Bütün insanların içinde onları kışkırtan, onları yanlışlara sürükleyen bir şeytan vardır. Ve doğrusu şeytan da, cin de bizim içimizdedir. Karakterimizi oluştururlar. Tıpkı iyilik melekleri gibi bizimle uğraşırlar. Cennet cehennem de yine yüreğimizde, kafamızda, eylemlerimizdedir. Aslında her insan bir Dünya dır Koskoca bir acun Öte yandan Dünya nın kazık atma ve kazık yeme sanatının sergilendiği bir arenadan da ibaret olduğunu unutmayalım. Kazık yiyoruz! Aldatıyor veya aldanıyoruz, bundan da karşılıklı zevk alıyoruz! Yiyip içitiklerimizde, alıp sattıklarımızda, giyip kuşandıklarımızda, aşklarımızda sevdalarımızda, komşularımızda, akrabanın akrabaya ettiklerinde kazıklanıyoruz.

18 XVIII Aklımı kurcalayan bir rakam var iki saattir Yılda 2.2 milyar dolar ve bu dolarlarla yaşam sürdüren bir sektörü düşünüyorum. Bu sektörün açıklamasına göre ürettikleri malı dakikada almak için satış yerlerine dakika da 34 kişi girip çıkıyormuş. Tabii anladınız Devleşen ve her yıl biraz daha büyüyen kozmetik sektöründen bahsediyorum. Türkiye kozmetik sektörünün resmi açıklaması bu. Avrupayla kıyaslandığında rakam küçük gözükebilir. Ama dar gelirlisi çok olan bir ülke için kararı siz verin Bir değerlendirmeye daha gideyim diyorum. Dünya çapında modanın, her alanda lüksün sembollerinden biri olan Armani nin sahibi olan Giorgio Armani bakın ne diyor: - Lüks kelimesinin geçtiği yerde karakter ve kalite devreye girer. Lüks parçalar, değerli olan parçalardır. Çünkü gerçek bir tutkuyla yaratılmışlardır. Beceri ve deneyim ile tasarlanmışlardır. Ve tabii ki yüksek kalitede yapılmışlardır. Lüks bir yapım biçimidir. Duyguları ve hisleri kapsayan bütüncül bir deneyim. Sembolleri ile bazı çok söylenen sembollerle fazla ilgili değilidir Dolayısıyla, benim için bu sadece kaliteli zamanla ilgili bir şeydir. Armani ile ilgili kısa bir not ekleyeyim. Bu firmanın, dünya liderleri arasında çok önemli bir yeri var den fazla çalışanı ve 12 ünite tesisi mevcut itibari ile gelirleri 11 milyar 804 milyon avro Aksesuardan kozmetiğe, ev eşyalarından moda ve yaşam tarzı ürünlere kadar pekçok alanda tasarım ve üretim yapıyor. Bu iki bilgiyi vermekteki amacım, yer yer ters düştüğümü fark ettiğim büyük firmaların, yaratıcı ve üretici firmaların toplum üzerindeki etkilerinden doğan güçlerini didiklemek. Armani doğal olarak yaptığı işi övecek Gelin görün ki onun şu sözleri insanı çok başka türde düşüncelere çekiyor: -Lüks kelimesinin geçtiği yerde karakter ve kalite devreye giriyor. Peki lüks olmayan yerde? Ona göre, üretim için söylemiş olsa da bu sözün dışında kalanlarda ne karakter var ne de kalite.öyle mi? Bilemiyorum. Bu mantık kendisi açısından doğru olabilir; Onun yaşam tarzı ve üretimi için doğru olabilir Siz katılır mısınız? İzin verirseniz ben katılmıyorum. Lüks kelimesinin geçtiği yerde öyle fakir fukaralar vardır ki hayran kalırsınız karakterlerine Ama diyorum ya belki de üretim yaptığı güzel şeyler için söylemiştir bu sözleri Geçelim mi? Siz dilerseniz konuyu bilenlere, yorumları doğru yapacak kişilere danışın. Beni azad edin lütfen; yoluma devam edeyim. Mahşeri trafik cehenneminden salimen çıkabilirsem, Beşiktaş vapur iskelesine ulaşabileceğim.

19 XIX En iyisi yol boyu bu çileyi kafamda fazla büyütmeden etrafta edilen küfürleri duymadan kendi iç dünyamdaki anılar denizine gideyim. Gideyim de şu moda, lüks, sektör, marka konuları üzerinde beynimi harakete geçireyim. İnsanların vazgeçemedikleri tutkularından Güzelleşme, şıklık, ayrıcalık sergileme tutkularından Belki de üstünlük taslama tutkusu Oysa Jean Cocteau moda konusunda değişik düşünüyor: -Doğar doğmaz ölüme mahkum olan moda Pek genç, çok çabuk ölür diyor ve devam ediyor: -Hatta bazen yaşamadan ölür. Bütün etkisini bir defa yapar, tekrarına olanak yoktur. Küstah aynı zamanda etkilidir. Moda nın süslü arabaları, kendi köşesinde tasasızca, kıvılcım saçan atlarına, parlak camlarına çamur sıçratır durur. Moda, sonu ölüm olan eksprese yolculuk ettiğini unutmak için, insanın icat ettiği merdivenin basamaklarında yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya iner, çıkar. Modayı şöyle tarif edebiliriz: Sayesinde ayrı fikirde çeşitli insanın, nereden geldiği bilinmeyen gizemli bir emre itaat ettikleri ve oyunları değiştiren yeni bir emre kadar sürdürdükleri alışkanlıkların sürüp gittiği şiddetli bir salgın Matmazel Chanel terzilik sonradan çirkin olacak güzel şeyler yaratır, halbuki sanat tam aksine güzel olan çirkin şeyler yaratır diyor. Kısa saç kestirmenin yalnız erkeklere has olmadığını ve mücevherin yünlü kumaşları da süsleyecebileceğini kadınlara ispat ettikten sonra ona modadaki hakim yerini terketmeyi öğütleyen, belki de bu derin sözlerdir: Moda emirlerle doludur. Çağımızın güzelliği de bu emirlere, insiaki isyanında itaat kayıtsız şartsız kabul, elbise, giyim, kuşam modasının esasıdır. Jean Cocteau bahsettiğim moda ile ilgili düşüncelerini aslında genel moda rüzgarlarını çok güzel ifade ediyor gibime geldi. İşin içine sanat sözcüğü de girince; belki de tiyatro dahil edebiyat, resim, müzik birlikte ifade edilir. Ben sadece konumuzla ilgili bölümlerden seçki yaptım. Modaya salgın demesine de şapka çıkartırım. Aman aman vapuru kaçırmayayım Modanın ahlakına dalıp giderken aç bi ilaç sokaklarda pinekleyeceğim. Bu saatten sonra vapur hareketleri de Oooooh! Rahatladım. Çılgın kalabalıktan uzaklaştım. Şeytan, kafamın içini rahat bırakmıyor ki! Toplumların tutkularını, insanların özellikle modaya, markaya, sosyetik yaşama bu denli bağlı olduklarını, itiraf etmeliyim ki, bu kadar yakından tanık olmamıştım. O zaman bu sektörlerin felsefelerini, yaşama geçtiklerinde nasıl geliştiklerini, neler ürettiklerini, hangi gruplara hitap ettiklerini bilmek gerekiyor. Karşı çıkmak değil aslında benim durmadan söylediklerim Bir toplumsal ve de-

20 XX neysel tutkunun salgına dönüşmesini sağlayan, büyük rakamlarla ifade edilen böylesi bir sektörü tanımak gerekir Üretimini, istihdamını, toplumlara ne verip ne aldıklarını İşte o zaman böyle bir konu üzerine düşünceleri ayakları yere basarak tartışmak daha mantıklı olur. Sahi, bu konulardan çıkış noktası için, yerli-yabancı bütün kaynakları bizim sevgili hocamız bilebilir Işıl Hoca dan söz ediyorum elbette Onun ağlama duvarına yarından itibaren ben de başvuracağım Aydınlatsın beni Dönüş yolu Uzun bir yol Otobüs, vapur, minibüs ve bir iki kilometre yaya gidiş O halde düşünmek ve durum yargısı yapmak için epey zamanım var Değişiyoruz Baş döndürücü bir hızla değişiyoruz Değişen Dünya ya, değişen toplumlara, çılgın teknolojiye ayak uydurabilmek için kimliğimizi, kişiliğimizi, yaşam biçimimizi terk ediyor, yeni bir insan oluyoruz. Acaba insan mı oluyoruz, yoksa o kendimize has bildiğimiz insanlığımızı kaybediyor muyuz? Yani iyi yolda değil de, kötü yolda mı değişiyoruz? Dünya daki devinim korkunç! Günümüzdeki bu devinimle, gelişmeler Dünya nın her tarafına hızla yerleşiyor. Ne olduğumuzu, nereye gittiğimizi anlamaya vakit kalmıyor. Nerelerdeyse sevdiklerimiz, hangi ülkeden sesleniyorlarsa sanki yanıbaşımızdalarmış gibi söyleşiyoruz. Nerede savaş, deprem, cinayet, ihtilal benzeri ne varsa canlı tv yayınlarında olayları anında yaşıyoruz. Her konuda onlarca-yüzlerce film odalarımızda Aradığımız bilgiler, o vazgeçemediğimiz bilgisayarlarda. Dahası, istediğimiz kişilerle, taa ABD de kısadan söyleyeyim kıtalararası bir yerlerde de olsalar birbirimizi görerek sohbet ediyor, konuşabiliyoruz. Nereden istersek kitap, elbise, koku, takı, gazete, dergi aklınıza gelen herşeyi ısmarlayıp alabiliyoruz. Paris e, Milano ya, New York a, Viyana falan gitmeye gerek yok Otomobiller, fotoğraf makinaları, kameralar, televizyonlar, çamaşır makinaları her yıl yeni modellerle yaşamımızı, yaşam kalitesini arttırarak değiştiriyor. Veeee Reklamlar bilinçaltına saldırıyor! Sundukları, yeni yenilerle, bizi birbirimizi kıskanmaya teşvik ediyorlar. İnsanız, kıskanırız onda var, biz de niye yok! deriz. Medya bu hasetliği habire körükler. Birbirimize öykünürüz. Bu öykünme ters yönde kendisini gösterir; Dostlarda olan biz de yoksa evlerde kızılca kıyamet kopar. İlle de yeni, ille de kalite, ille de moda.bunlardan kurtulmanın yolu yok. Tutsağız Biliniz ki, çağı ellerinde tutan, ileri teknolojinin -her konuda, her alanda, hatta siyasette bile- esirleriyiz. Onlar ne derse Dünya da o oluyor. Cep telefonundan, televizyondan, internetten, uçaklardan, gezilerden, modern

21 XXI yaşamdan, sağlıklı yaşamaktan yani kısaca konfor bahşeden, yaşamı renklendiren şeylerden vazgeçebilir misiniz? Hayır, değil mi? Bütün bunları gözönünde tuttuğunuzda modadan, markadan, lüksten vazgeçmek, Dünya ya ters düşmek gibi oluyor. Tadını aldığımız şeyleri terk edemiyoruz. * Evdeyim Düşüncelerle dolu gecenin koynunda Sessizlik içinde yaşamın rüzgarlarını beynimde estirip duruyorum. Acılar ortasında bir adam Nelerle uğraşıyor diye düşünüyorum. Kadınlarımız Kadınlar Ve onların belki de en doğal hakları, merakları üzerine kafa yormaya çalışıyorum. Onlar ki anamdır, onlar ki kardeşimdir, onlar ki eşim, aşkım vazgeçemediğimdir Yaşadığım, hayatı paylaştıklarımdır. Nasıl düşünmem! Bilirim İnce ve naziktirler Solarlar en güzel çiçekler gibi birden Dokunmak, şöylece bir okşamak, bir ses tonuyla kucaklamak varken, kıracak şeyler söylemek doğru mu? Yaşam onlarla anlamlı, onlarla güzel Ama toplumda bir şeylere tanık olursanız, bu şeylerde bir adaletsizlik görür, bir çarpıklık hissederseniz yine onlar için yazmak istemez misiniz? Şiirler onlar için Romanlar onlar için Öyküler onlar için, tiyatrolar onlar için, besteler onlar için. Kimse inkar etmesin, Dünya nın miğferi kadınlar Kutsal belleğimiz kadınlar O halde, bu tespiti yaparken onlarla bütünleşmek, konuyu onlarla paylaşmak en doğrusu Moda, takı, gezi, lüks bütün bunlar kadınlara bir mutluluk vermek, mutlu anlar yaşatmak içinse neden ters düşmek? Hayır, hayır Hiçbir şeye düşman değilim. Ne lükse, ne modaya, ne takıya ne de giyim kuşama Ben bütün bunların sadece belli bir zümreye has olduklarından, yani olabilecek paraya sahip olanlarından doğan ayrıcalıklara ağıt yakıyorum. Bölüşülmeyen, bölüşülemeyecek olan farklılıklara ters düşüyorum. Bazen Karl Marx ı düşünüyorum. Bazen hiçbir isteğine sahip olamayan genç bir kızı, genç bir kadını Onlara kaderin bu Beş parmağın beşi de bir değil ki Bulduğuna şükret diyerek onları nasıl uyuttuğumuzu düşünüyorum. Bir lokma, bir hırka felsefesi ile sessizliğe-itaate mahkum ettiğimizi düşünüyorum. Gece ilerliyor. Sessizlik. Yalnızlık Bugün günlerden pazartesi. * Üniversite ye gittiğimde ilk işim, Doç.Dr. Işıl Zeybek i odasında ziyaret etmek oldu. Günlerdir kafamı kurcalayan şeyi, şu yazıya döktüğüm şeyleri ona

22 XXII anlattım. Değişen İstanbul u, İstanbul un değişen insan manzaralarını, teknolojiyi, modayı, kaliteyi, lüks yaşam merakını, makyajı, takıları, kokuları Güldü o herzaman ki biraz alaycı, muzip tavrı ile... -Peki hocam dedi, benden ne istiyorsunuz? Veee her zaman olduğu gibi kahvemi ısmarladı. Ona, cahili olduğum bu konularda beni aydınlatmasını istedim. Yüzüme dikkatle baktı, odaya girip çıkanın hesabı yoktu Ama bütün bu hengame arasında Işıl Hoca, önüme bilgisayar çıkışlı kocaman bir kitap uzatıyor: -İşte, sorduğunuz soruların yanıtını bulabileceğiniz kitap bu!, Konusu, sizin kafanızı kurcalayan herşey Siz de kalsın Basıldığında imzalar veririm. Bugün tarih ne, günlerden ne, farkında değilim. O kitap, şu anda elinizde Bir bilim insanının, bir bilim işçisinin böyle bir yapıta imza atması, bu konuya ayrı bir değer kazandırıyor olmalı Tam odadan çıkacaktım ki, Işıl Hoca o gene tatlı tebessümü ile seslendi: -Hocam Kravatınız Pierre Cardin! - Neeee Yoksa ben de marka düşkünlerinden biri miyim?...!!!! Aydınlık Okumalar.. Oktay VEREL

23 ÖNDEYİŞ LÜKSE ÖVGÜ... Bu yazıda amacım asla, Thierry Paquot un Lükse Övgü kitabında yazdıkları gibi lükse övgüler yazıp onu yüceltmek değil... Amacım, lüksü onun gibi sorgulayan, kuramsal anlamda lüks pazarlamayı yoğun ve kapsamlı biçimde irdeleyen bir kitabı hatta bu alanda kaynak kitap olacak bir kitaba bir kaç söz yazmak... Ancak lüks kavramı ile ilgili düşünmeye başladığımda, ardı ardına gelen sözcükler ve çağrışımlarla irkildim. Sonra bu kez de okuduğum yazılar zihnime oyunlar oynamaya başladı. Nedir lüks? Nasıl tanımlamalıyız? Belli bir tanımı var mı? Günümüzde pazarlama iletişimi sürecinde lüks pazarlamanın özellikleri ve işlevi nedir? Lüks olan şeyler gereksinimimiz olmayan şeyler midir? Lüks dediğinizde aklımıza Chanel parfümler, Hermès çantalar, Ferrari arabalar, L.Vuitton valizler mi geliyor yoksa Miami de bir deniz kenarı villa, New York da bir penthouse ve/ya da bir dünya yolculuğu mu? Lüks de, görüldüğü gibi, derece derece, çeşit çeşit... Yoksa lüks, gerçekte, kişinin kendini toplumda tanımlayıp konumlandırabilmesi için gerekli bir şey midir? gibi aklımı kurcalayan soruların yanıtlarını ben vermeyeceğim. Çünkü elinizdeki kitapta tüm bu soruların yanıtlarına ayrıntılı biçimde yer verilmiştir. Markalandırılmış, markalarla zenginleştirilmiş ve markalarla donanmış bir dünyada lüks kavramını ele almak ve lüks tüketimi ile tüketicinin davranışlarını arasındaki ilişkiyi çözümlemek zor bir etkinlik hiç kuşkusuz. Ancak gerçek olan lüksün, tüketicinin zihninde dilsel ve görsel göstergeler aracılığıyla bir tür çağrışımlar dizini yarattığı ve sıradan olmayan, statü göstergesi, şıklık, seçkinlik, prestijli olma, nadirlik gibi değerlere gönderme yaptığı açıktır. Öyleyse, lüks pazarlama bir değer pazarlaması mıdır? Yanıt sanırım, lüks pazarlamanın hem ekonomik hem psikolojik hem de göstergesel bir değer, bir zihinsel süreç olduğudur. Tüketim kavramına baktığımızda, Baudrillard şöyle bir tanım veriyor: Tüketim sistemli, insanların hem nesnelerle hem de kendi aralarında kurdukları ilişkilerin ötesine geçebilen tarih, iletişim ve kültürün tüm alanlarını kapsayan total bir zihinsel uygulama süreci dir. İşte tam da bu tanım, lüks pazarlama için yaptığımız tanımla ve hatta bu doğrultuda, lüks tüketim tanımı ile de ör-

24 XXIV tüşmektedir. Çünkü her nesne ister lüks olsun ister değil, öncelikle zihinsel düzeyde tüketilmektedir. Örneğin, yazı yazarken bir Mont Blanc kalem kullandığınızda yazınız daha güzel ya da daha anlamlı mı oluyor? Hayır, yalnızca o lüks kalemi kullanmak size haz veriyor Bir tüketim nesnesi olan kalem, marka ile dönüşüme uğrayarak lüks tüketim nesnesi oluyor. Bu durumda söz konusu markanın kişilik özellikleri ve değer göstergeleri ile kalem işlevsel değerlerini kaybederek bir arzu nesnesi, bir itibar nesnesi özelliklerine bürünmektedir. Metaforlar aracılığıyla yaratılan sihirli dünyada tüketici markalarla iletişim kurar ve onları göstergelere göre sınıflandırır. İşte markaların istediği de tam budur. Tüketicilerin onları sınıflandırmaları onları zihinlerindeki konumlandırmalarıdır. Örneğin konumlandırma sürecinde, tüketici için Rolex saatin belli çağrışımları oluşmuştur; o lüks bir saattir; o ambalajıyla, fiyatıyla, mağazalarıyla, kalitesiyle lüks tür. Peki bu ürünü ya da herhangi lüks bir ürünü kullanmak için tüketici ne yapar? İşlevsellik özelliğini göz ardı ederek simgesel / sembolik tüketim mantığı çerçevesinde o ürünü kullanmak ister; onu satın alır. Nedir tüketicinin zihnindeki? Pazarlama sosyoloğu olan Pierre Martineau, tüketicinin ürün ya da markanın imajı ile kendi kişiliğini, benliğini özdeşleştirdiğini söylemektedir. Söz konusu sembolik tüketimin ise nedenleri basittir: -Statü ve sosyal sınıfa ait olma isteği, kendini tanımlama arzusu, toplum içinde varlığına kanıtlama, kendini kabul ettirebilme, bir kimlik aktarımı vb. Ancak tüketiciyi sembolik tüketime iten kodlar nelerdir? Hangi göstergelerle lüks ürünlerin tüketilmesi sağlanmaktadır? Yanıt yine basit: Tüketici lüks ürünleri arzuluyor, almak, tüketmek istiyor ve bu ürünleri denediğinde ya da bir topluluğa lüks olarak nitelenen ürün ya da nesne ile, marka ile girdiğinde duygusal bir tatmin, bir özgüven hissediyor. Peki onları karar verme sürecinde duygularına yenik düşüren, tüket, tükettikçe varsın, ne tüketiyorsan O sun, ne olduğun değil, nasıl göründüğün önemlidir düşüncelerini benimsettiren nedir? Nasıl bir ikna süreci ve ne gibi göstergeler lüks pazarlamada kullanılmaktadır ben anlatmayacağım. Bu soruların yanıtlarını değerli ve sevgili dostum, meslektaşım Doç. Dr. Işıl Zeybek in bu kitabında bulacaksınız. Işıl Zeybek, ikna ve iletişim konularındaki derin bilgisi ile, ince ince ve tüm ayrıntısıyla lüks kavramı, lüks tüketim, tüketici ve haz duygusu, lüks pazarlama konularına ışık tutuyor. Lüks algısının, lüks değer aktarımının hangi dilsel ve göstergelerle gerçekleştirildiği ise yine titizlikle, örneklerden yola çıkarılarak verilmiş kitapta. Işıl Zeybek i alanla ilgili olanlara kaynak olacak, lüks üzerine düşünenlere yeni bir bakış açısı kazandıracak bu kitabı yazması, bu değerli çalışmayı

25 XXV bizlerle paylaşması nedeniyle kutlamak gerekmektedir. Sanırım, akıcı bir dille yazılan ve değişik kaynaklarla, örneklerle bezenen bu kitabı okuduktan sonra, lüksün ne olduğunu, tüketicinin nasıl lüks markalara yönlendirildiğini, lüks markaların tüketici zihninde nasıl lüks algısı kazandıklarını daha iyi kavrayacak ve belki de, lüksü yeniden keşfedeceğiz. Çünkü Işıl Zeybek bu kitapta lüksü yeniden tanımlamakta, lüks pazarlamanın ve lüks marka olmanın ipuçlarını vermektedir. Emeğine ve bilgine sağlık Dostum. Prof. Dr. Gül Rengin KÜÇÜKERDOĞAN

26

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TÜRK EDEBİYATINDA 26 DURAK 254 ŞAİR VE YAZAR

TÜRK EDEBİYATINDA 26 DURAK 254 ŞAİR VE YAZAR LYS YE HAZIRLIK TÜRK EDEBİYATINDA 26 DURAK 254 ŞAİR VE YAZAR Ş. İBRAHİM YILDIRIM Beta Yayın No : 3350 2. Baskı Ocak 2016 - İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-508 - 5 Cop yright Bu ki ta bın bu ba sı sı nın Tür

Detaylı

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 Yard. Doç. Dr. İsmail SEKİ ÇANAKKALE 2013 1 Çalışma yazarın Bilgi Yönetişimi Bağlamında Üniversitelerin Ekonomideki Rolü

Detaylı

STRATEJİK MARKA YÖNETİMİ

STRATEJİK MARKA YÖNETİMİ Prof. Dr. A. Hamdi İslamoğlu İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Duygu Fırat Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi STRATEJİK MARKA YÖNETİMİ Bu çalışma Allah-u Ekber dağlarında, Çanakkale

Detaylı

Serpil Ünal. Yeni Ekonomide Müşteri İlişkileri. Bilgi Teknolojileri

Serpil Ünal. Yeni Ekonomide Müşteri İlişkileri. Bilgi Teknolojileri Serpil Ünal Yeni Ekonomide Müşteri İlişkileri ve Bilgi Teknolojileri -II- Yay n No : 2416 flletme-ekonomi : 467 1. Bask - Nisan 2011 - STANBUL ISBN 978-605 - 377-439 - 6 Cop yright Bu ki ta b n bu ba s

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ Türk pop ve rock müziğinin sevilen ismi Aydilge,mini konseri ve imza günü etkinliği ile Kahramanmaraş Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi nde hayranlarıyla buluştu.

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden Kavrama 1 ECE KAVRAMA 21102516 TURK 101 Ali TURAN GÖRGÜ SEVGİNİN GÜCÜ 1918 yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden biridir. Şiirlerinde genellikle değişim içinde

Detaylı

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Siyasal Partilerin Bakışı. Son 10 Yılda Ne Değişti

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Siyasal Partilerin Bakışı. Son 10 Yılda Ne Değişti Esra ÇAYHAN Ebru OĞURLU Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Siyasal Partilerin Bakışı Son 10 Yılda Ne Değişti İstanbul - 2014 Yayın No : 3110 İşletme-Ekonomi : 666 1. Baskı Haziran 2014 İSTANBUL ISBN 978-605

Detaylı

Sevgili dostum, Can dostum,

Sevgili dostum, Can dostum, Sevgili dostum, Her insanı hayatta tek ve yegâne yapan bir öz benliği, insanın kendine has bir kişiliği vardır. Buna edebiyatımızda, günlük yaşantımızda ve dini inançlarımızda çeşitli adlar vermişlerdir.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

İnsan Kaynakları Muhasebesi. Doç. Dr. Uğur Kaya

İnsan Kaynakları Muhasebesi. Doç. Dr. Uğur Kaya İnsan Kaynakları Muhasebesi Doç. Dr. Uğur Kaya İstanbul - 2013 Yayın No : 3016 İşletme-Ekonomi Dizisi : 633 1. Baskı Aralık 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-043 - 1 Copyright Bu kitabın bu basısının Türkiye

Detaylı

Sevda Üzerine Mektup

Sevda Üzerine Mektup 1 Ferda Çetin 21401765 Sevda Üzerine Mektup Sevgilim, Sana mektup yazmamı istiyorsun. Yazayım, tamam, ama hayal kırıklığına uğramazsın umarım. Ben senin gibi değilim. Şiirler yazamam, süslü sözler bilmem.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO:

A2 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: PASAPORT NO: A2 DÜZEYİ ADI SOYADI: PASAPORT NO: NOT OKUMA 1 KARADENİZ TURU Metin Bey: Merhaba! Görevli: Merhaba efendim, buyurun! Nasıl yardımcı.(1)? Metin Bey: Ben bu yaz ailem ile bir tura çıkmak istiyorum. Bana

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1. A. Şehirde yaşıyanlar bazı kurallara uymak zorunda. 2. B. Suriye, Türkiye nin güney komşusudur. 3. C. Kırlarda benbeyaz papatyalar vardı.

Detaylı

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI Prof. Dr. A. Can TUNCAY Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI İstanbul 2013 Yay n No : 2902 Hukuk Dizisi : 1427 1. Baskı - Nisan 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 -

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır Berk Yaman Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR Evveel zaman içinde yaşayan iki âşık varmış. Kara sevdaları

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

SEVGİ. Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak

SEVGİ. Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak Pekşen 1 Hakan Pekşen TURK101-Sec.43 21101395 Vedat Yazıcı 21.12.2014 SEVGİ Doğduğumuz gün içgüdüsel olarak annemize babamıza sarılır onların yanında olmak isteriz. Bu eylem sevginin en saf, en doğal ve

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

AR-GE TEŞVİKLERİ Vergi Kanunları ve TMS-38 Açısından Değerlendirilmesi Muhasebeleştirilmesi Denetim Süreci

AR-GE TEŞVİKLERİ Vergi Kanunları ve TMS-38 Açısından Değerlendirilmesi Muhasebeleştirilmesi Denetim Süreci I Yrd. Doç. Dr. Muhammet BEZİRCİ AR-GE TEŞVİKLERİ Vergi Kanunları ve TMS-38 Açısından Değerlendirilmesi Muhasebeleştirilmesi Denetim Süreci II Yayın No : 2577 İşletme-Ekonomi : 530 1. Baskı Ekim 2011 İSTANBUL

Detaylı

GİZLİ KAMERA. (Uygulamalar-Sorunlar-Yasal Yaklaşımlar) DOÇ. DR. NESRİN TAN AKBULUT

GİZLİ KAMERA. (Uygulamalar-Sorunlar-Yasal Yaklaşımlar) DOÇ. DR. NESRİN TAN AKBULUT GİZLİ KAMERA (Uygulamalar-Sorunlar-Yasal Yaklaşımlar) DOÇ. DR. NESRİN TAN AKBULUT Yayın No : 3417 İletişim Dizisi : 125 1. Baskı Nisan 2016 - İstanbul ISBN 978-605 - 333-604 - 4 Cop yright Bu ki ta bın

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE MÜTEAHHİDİN TEMERRÜDÜ VE SONUÇLARI. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Deniz Yener

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE MÜTEAHHİDİN TEMERRÜDÜ VE SONUÇLARI. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Deniz Yener I ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE MÜTEAHHİDİN TEMERRÜDÜ VE SONUÇLARI Yrd. Doç. Dr. Mehmet Deniz Yener II Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi - 2009/2 Yay n No : 2564 Hukuk Dizisi

Detaylı

Ebru Beyza Bayarçelik. Entelektüel Sermayenin Girişimsel Oryantasyona Etkisi ve Firma Performansı ile İlişkisi

Ebru Beyza Bayarçelik. Entelektüel Sermayenin Girişimsel Oryantasyona Etkisi ve Firma Performansı ile İlişkisi Ebru Beyza Bayarçelik Entelektüel Sermayenin Girişimsel Oryantasyona Etkisi ve Firma Performansı ile İlişkisi Yay n No : 2744 İşletme-Ekonomi : 580 1. Baskı Eylül 2012 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-767 -

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

SEN SURAT OKUMAYI BİLİR MİSİN?

SEN SURAT OKUMAYI BİLİR MİSİN? SEN SURAT OKUMAYI BİLİR MİSİN? Ya pı Kre di Ya yın la rı - 4878 Sa nat - 235 Sen Surat Okumayı Bilir misin? / Selçuk Demirel Editör: İshak Reyna Kitap tasarımı: Selçuk Demirel Grafik uygulama: Süreyya

Detaylı

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU 6 6 HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU Kavramlar Tebligat Kanunu Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ:

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: 1. Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? (Hangi saatlerde) 2. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? 3. Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Ali Tezel üstat Sosyal Güvenlik konusunda yapılan seminerlerde sunuma başlamadan önce katılımcılara şunu söyler;

Ali Tezel üstat Sosyal Güvenlik konusunda yapılan seminerlerde sunuma başlamadan önce katılımcılara şunu söyler; Ali Tezel üstat Sosyal Güvenlik konusunda yapılan seminerlerde sunuma başlamadan önce katılımcılara şunu söyler; Bizlere Sosyal Güvenlik Haklarımız Öğretilmez Okul yıllarımızda,çalışma hayatımızda kısaca

Detaylı

Yaşama Hakkı Nerede?

Yaşama Hakkı Nerede? Sayı:3 Ocak 2009 Yaşama Hakkı Nerede? T K TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ TIP ÖĞRENCİLERİ KOLU FAKÜLTE DOKU muza Sahip Çıkalım Erdem Erkoyun Akdeniz TÖK görevlendirildiği; hiçbir tanımı olmayan konumu

Detaylı

Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı

Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı Yenilenen Geçici Hayvan Bakım Merkezi açıldı Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, bakım ve rehabilitasyon çalışmaları tamamlanarak dünya standartlarında bir tesis haline getirilen Bodrum Belediyesi

Detaylı

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre

Yazar : Didem Rumeysa Sezginer Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Yunus Emre Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir.

Detaylı

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

Göl, gökyüzü ve deniz... Eşsiz bir huzur içindesiniz...

Göl, gökyüzü ve deniz... Eşsiz bir huzur içindesiniz... www.oncuteras.com Göl, gökyüzü ve deniz... Eşsiz bir huzur içindesiniz... İstanbul un güzellikleri sarmış dört bir yanınızı Bir yanınızda sakinliğiyle içinize huzur veren Küçük Çekmece Gölü, diğer yanınızda

Detaylı

Şehir hayatının kalabalık, gürültü ve stresinden kaçış... Hepimizin kendi iç huzurunu bulacağı dünyalara ihtiyacı var.

Şehir hayatının kalabalık, gürültü ve stresinden kaçış... Hepimizin kendi iç huzurunu bulacağı dünyalara ihtiyacı var. Bugün son günün olsa... Nasıl yaşardın Sadece 24 saat nefesin kalsa? Hiç yalansız, Tamamen riyasız, Ne yapardın?.. Daha mı çok tebessüm eder? Uyumaz yıldızlara mı bakardın? Demek çekinmeden sevgini söyler,

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir Resimleyen: Burcu Yılmaz 2. basım Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI Resimleyen: Burcu Yılmaz Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş

Detaylı

İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU

İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU 6 17 İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU Kavramlar Danıştay Kanunu Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu Yüksek Askeri Şüranın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri, Vergi

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. Dilek Sağlık Özçam OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE SATIŞ SÜRECİ VE YÖNETİMİ

Yrd.Doç.Dr. Dilek Sağlık Özçam OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE SATIŞ SÜRECİ VE YÖNETİMİ Yrd.Doç.Dr. Dilek Sağlık Özçam OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE SATIŞ SÜRECİ VE YÖNETİMİ Yay n No : 2548 İşletme - Ekonomi : 520 1. Baskı Eylül 2011 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-570 - 6 Copyright Bu kitab n bu bas s

Detaylı

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL Ey İnsanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbınıza karşı sorumluluğunuzun

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

Jamie Foxx J

Jamie Foxx J Jamie Foxx J - - - - - - - - - - - - - 62 Corinne Foxx 63 Biz müzik ve sinemayı bir araya getiren bir aileyiz. Babam hem eğitimli bir müzisyen hem de bir oyuncu. Gerçekten çok şanslıyım! Corinne Foxx Jamie

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Bilgi Belge Merkezlerinde Yönetim ve Organizasyon

Bilgi Belge Merkezlerinde Yönetim ve Organizasyon EDİTÖR Dr. Asiye KAKIRMAN YILDIZ Bilgi Belge Merkezlerinde Yönetim ve Organizasyon Management and Organısatıon ın Informatıon - Records Centers İstanbul - 2012 Yay n No : 2665 İşletme-Ekonomi Dizisi :

Detaylı

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın Irmak Tank Tank 1 Vedat Yazıcı TURK 101-40 21302283 AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA Yalnız, huzurlu bir akşamda; şiire susadığınızda huzurunuzu zorlayacak bir derleme Üstü Kalsın. Mutsuz etmeye

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

ÖZEL EFDAL GÖZTEPE ANAOKULU DENİZYILDIZI GRUBU MAYIS AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL GÖZTEPE ANAOKULU DENİZYILDIZI GRUBU MAYIS AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL GÖZTEPE ANAOKULU DENİZYILDIZI GRUBU MAYIS AYI BÜLTENİ 2015 MAYIS AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Taşıtlar konusunda neler bildiğimizi akıl haritasında resimledik. Trafik kurallarını ve işaretlerini öğrendik.

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Aşağıdaki 5 cümlenin hepsine evet demiyorsanız, bu pdf dosyasını incelemek için gereken 3 dakikayı ayırmasanız da olur

Aşağıdaki 5 cümlenin hepsine evet demiyorsanız, bu pdf dosyasını incelemek için gereken 3 dakikayı ayırmasanız da olur Bizden söylemesi Aşağıdaki 5 cümlenin hepsine evet demiyorsanız, bu pdf dosyasını incelemek için gereken 3 dakikayı ayırmasanız da olur. 8-18 yaşları arasında bir çocuğum var.. Bu yaz en az 2 hafta İzmir,

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

Minti Monti. Tilki Tilki Baksana. Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri TİLKİ OKULU

Minti Monti. Tilki Tilki Baksana. Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri TİLKİ OKULU Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Sonbahar 2012 Sayı:7 ISNN: 2146-281X Tilki Tilki Baksana Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri

Detaylı