Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dergisi İnönü Üniversitesi Adına Sahibi: Owner on behalf of İnönü University: Rektör Prof.Dr.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dergisi İnönü Üniversitesi Adına Sahibi: Owner on behalf of İnönü University: Rektör Prof.Dr."

Transkript

1 Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dergisi İnönü Üniversitesi Adına Sahibi: Owner on behalf of İnönü University: Rektör Prof.Dr.Cemil ÇELĠK Editör/Editor: Doç.Dr.Aysun BAY KARABULUT Editör Yardımcıları/Assoc. Editors: Yrd. Doç. Dr. Bilge ZABCI EKĠNCĠ Yrd. Doç. Dr. Z. Deniz YAKINCI Akademik Danışma Kurulu/Academic Advisory Board: Prof. Dr. Sevcan AKESĠ Prof. Dr. Davut ALPTEKĠN Prof. Dr. Ramazan KAYAPINAR Prof. Dr. Mustafa YILDIZ Prof. Dr. Hakkı Engin AKSULU Prof. Dr. Ġrfan DEĞĠRMENCĠ Prof. Dr. Fatma UYANIK Doç. Dr. Aysun BAY KARABULUT Doç. Dr.Mevlüt TÜRE Doç. Dr. Gülden SINMAZIġIK Yrd. Doç. Dr. Bilge ZABCI EKĠNCĠ Yrd. Doç. Dr. Z. Deniz YAKINCI Yrd. Doç. Dr. Ayhan ÖZġAHĠN Yrd. Doç. Dr. Yasemin KAVLAK Yrd. Doç. Dr. Meral YÜKSEL Öğr.Gör.Dr.Nuran AKYURT Yayın Sekreteri/Publication Secratary: Ġlker ĠSPĠR Yazışma Adresi/Correspondence Addres: İnönü Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Merkez Kampüsü/44280 MALATYA E-posta: Tel/Faks:

2 Değerli Okurlar; Ülkemizde ve dünyada sağlık hizmetlerinin önemi gün geçtikçe artmıģ olup, özellikle de temel eleman yetiģtiren meslek yüksekokullarının da çok önemli bir yeri olduğunu görmekteyiz. Bilimsel araģtırmalarda ilerlemenin ancak bilim adamına ve onun ürününe güvenle sağlanabileceği, bu nedenle bilim insanının bu güveni sağlayacak nitelik ve nicelikte araģtırma ile yükümlü olduğunu bilmekteyiz. Yine bilimsel bilginin yayınlanması, bilginin yaygınlaģması, okunması, değerlendirilmesi ve tartıģılması olanağını oluģturmakta, yeni bilimsel ürünlerin geliģmesine olanak sağlamaktadır. Son yıllarda akademik kriterlerin gereği olarak yurt içi yayınlara olan ilginin azalması nedeniyle, yurt içi yayınları da motive etmek amacıyla, yüksekokulumuz bünyesinde dergimizin ikinci sayısını çıkarmıģ bulunmaktayız. Biz bu dergimizde ve daha sonraki sayılarımızda bunu daha ileriye götürmeyi hedeflemekteyiz. Bu dergininin hazırlanması ve basımında emeği geçen yüksekokulumuzun akademik ve idari personeline teģekkür ediyoruz. Bu tür bilimsel çalıģmalarımızın ancak ekip çalıģmalarımızla mümkün olabileceğini bir kez daha anlamıģ olduk. Bundan sonraki sayılarımızda yayın desteğinizi bekliyor ve akademik danıģma kurulumuza da yayınlarımızla ilgili değerlendirme desteklerinden dolayı teģekkürlerimizi sunuyoruz. Doç. Dr. Aysun BAY KARABULUT Editör

3 İÇİNDEKİLER 1. Gıdalardan Gelen Sağlık: Flavonoidler Doç. Dr. Aysun BAY KARABULUT 1 2. Süperiletkenlik Ve Uygulama Alanları Yrd. Doç. Dr. Z. Deniz YAKINCI.7 3. Deney Hayvanlarında Uygulamalı Çalışmalar Doç. Dr. Birsen KAPLAN Yaşlanma Ve Oksidatif Stres Yrd. Doç. Dr. Bilge ZABCI EKĠNCĠ Adölesan Dönemi Kadın Üreme Sağlığı Sorunları Öğr.Grv.YeĢim AKSOY DERYA Evde Hasta Bakım Hizmetlerinde Eğitimin Önemi Öğr. Grv. Bennur KOCA Sağlık Teknikeri Eğitimi Doç. Dr. Birsen KAPLAN Konuşma Bozuklukları Öğr. Grv. Vuslat OĞUZ Yazım Kuralları..59

4 GIDALARDAN GELEN SAĞLIK: FLAVONOĠDLER Doç. Dr. Aysun BAY KARABULUT Ġnönü Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Malatya E- posta: Özet Hastalıkların tedavisinde sadece ilaçlar kullanılmayıp alternatif olarak bazı yiyecekler ve yiyecek kaynaklı fitokimyasallar kullanılmaktadır. Besinsel genetik; (nutrigenetics, nutrigenomics) besinlerin genom ve proteinlerle nasıl ilişkisi olduğunu anlatan bilim dalıdır. Geleneksel olarak besinsel genetik, tek bir gendeki değişiklikleri gösterir. Gıdalardaki vitamin olmayan, yararlı kimyasallara Nutrasötikler denir. Bitkisel kaynaklı olanlar gıdaların bileşiminde 900 den fazladır. Gıdalardan kaynaklanan antioksidanların kullanıldığı bir çok çalışma yapılmıştır. Meyve, sebze, meyve suları ve tahıllar antioksidan fitokimyasallardan polifenol ailesinden zengindir. Flavonoidler fenolik fitokimyasallardan tek ve en çok yaygın olanıdır. Son çalışmalar, flavonoidlerin potansiyel sağlığa faydalarına odaklanmıştır. Diyetlerin polifenolik içerikleri güçlü hidrojen verici antioksidanlar ve in vitro reaktif oksijen ve nitrojen türlerinin toplayıcısıdır. Sürekli gelişmekte olan teknoloji, oluşan çevre kirliliği, sigara, UV ve pek çok diğer etken sürekli olarak çeşitli toksik maddelerle karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır. Bu etkiler kendini serbest radikal oluşumuyla gösterir. GiriĢ Fonksiyonel besinlerden biri olan "flavonoidler" antioksidan özellikleri olan yani vücuda zarar veren öğeleri etkisiz hale getiren bitkisel maddelerdir(feredioon ve Janitha 1992). ÇeĢitli flavonoid türleri bulunmaktadır. Kimyasal yapı ve Ģekillerinden kaynaklanan farklılıklar nedeniyle bu değiģik türlerin vücuttaki etkileri de farklıdır. En aktif antioksidanlar fenolik ve polifenolik bileģiklerdir (Feredioon ve ark. 1992; Rice-Evans ve ark. 1996). Gıdalarda bulunan fenolik bileģikler fenilpropanoid sınıfı bileģiklerine aittir ve sinnamik asitten türer. Bu bileģikler fenilalanin ve daha az oranda (bazı bitkilerde) tirosinden fenilalanin liyaz ve tirosin liyazın etkisiyle oluģur (Chen, Zheng, Jia ve Ju 1990). C 6 -C 3 bileģiklerinin malonil koenzim A ile etkileģmesi kalkonların oluģmasına neden olur ki bu da asidik ortamda halka meydana gelmesi ile flavonoidler ve isoflavonoidler meydana gelir. 1

5 sebze Flavonoidler ve Fenolik Asitler: Barbunya Kuru Fasulye Pancar Bakla Brokoli Brüksel Lahanası Lahana Havuç Karnabahar Kereviz Kerefizin yeģili Salatalık Kara Lahana Soğan sarı veya beyaz Soğan kırmızı Maydonoz Turp Taze bezelye Acı biber Tatlı biber Patates ġalgam Ispanak Domates ġalgam yaprağı Su teresi 1. Flavanol 2. Flavanone 3. Flavonol 4. Flavone 5. Ġzoflavonlar 6. Anthocyanidinler Ģeklinde gruplara ayrılırlar. Flavanol Kuersetin Kampferol Mirisetin Isoramnetin Flavon Apigenin Luteolin Flavon-3 ol KateĢin EpikateĢin Flavonoidlerin Genel Özellikleri Flavonoidler aynı zamanda meyve ve çiçeklere renklerini veren, çevresel stres faktörlerine karģı bitkilerde koruma sağlayan maddelerdir. Ġnsanlarda ise flavonoidler; antioksidan aktiviteleri ile "serbest radikal" olarak adlandırılan ve hücrelere zarar veren maddeleri yakalayarak zararsız hale getirirler (Tsujimoto, Hashizume ve Yamazaki 1993). Bazı durumlarda antibiyotik gibi zararlı mikroorganizmanın fonksiyonunu baskılarlar, böylece virüslere ve bakterilere karģı koruma sağlarlar BağıĢıklık sisteminin dayanıklılığını artırırlar. Damarları korurlar. C vitamininin gücünü artırırlar. 2

6 Vücutta ülser ve ishal gibi hastalıklarda ve romatizmal durumlarda ilaç gibi hareket ederler. Vücutta "histamin" adı verilen ve alerjik reaksiyonlara neden olan maddenin neden olduğu alerjik reaksiyonların önlenmesini sağlarlar. Vücut için önemli olan enzimlerin aktivitelerini düzenlerler. Kanserli hücrelerin çoğalmasını engellerler (Burak ve Çimen 1999). Yapılan çalıģmalarda flavonoidlerin akciğer kanseri oranını %50 azalttıkları, tümör hücrelerinin çoğalmasını engelledikleri gösterilmiģtir. Soğan, elma, yabanmersini, kayısı, armut, çilek, ahududu, pırasa, domates, lahana, brokoli, ıspanak, maydanoz, böğürtlen, viģne, kiraz, erik, siyah üzüm, kırmızı Ģarap, turunçgiller, yeģil çay flavonoidlerin en yaygın besinsel kaynaklarıdır. Flavonoidler ve diğer bitki fenoliklerinin süperoksit, alkoksil, peroksil ve nitrik oksit gibi radikalleri temizleme, demir ve bakır Ģelasyonu, µ-tokoferol rejenerasyonu foksiyonlarına ek olarak; vazodilatatör, immünstimülan, antiallerjik, östrojenik, antiviral etkileri de söz konusudur. Fosfolipaz-A2, siklooksijenaz, lipooksijenaz enzimlerinin inhibisyonu ile antiinflamatuar özellik gösterirler. Flavonoidler ve diğer bitki fenoliklerinin süperoksit (O ), lipid alkoksil (RO ) ve peroksil (ROO ), nitrik oksit (NO) radikal temizleme, demir ve bakır Ģelasyonu, µ-tokoferol rejenerasyonu fonksiyonlarına ek olarak; vazodilatatör, immünstimülan, antiallerjik, östrojenik, antiviral etkileri de söz konusudur (Burak ve Çimen 1999). Fosfolipaz-A2, siklooksijenaz, lipooksijenaz enzimlerinin inhibisyonu ile antiinflamatuar özellik gösterirler. Kuersetin ve rutin gibi major flavonoidlerin, serum trigliserit seviyesini ve platelet agregasyonunu azaltarak antitrombolitik etki göstermeleri yanında kuersetin, p53 tümör supressör geninde downregülasyon yapar. Kuersetinin ovarian karsinoma hücrelerinde transforming growth faktör-b1 üretiminin düzenlenmesi ile olabilen inhibitör aktivitesi gösterilmiģtir. Süperoksit anyonunun (O 2) nötrofil ürünlerini tetiklemesini azaltması, nötrofil miyeloperoksidaz ve elastaz salınımını inhibe etmesi, monositlerden TNF-α ve IL-8 salınımını azaltması yoluyla antibakteriyel özellik gösterebileceği rapor edilmiģtir. Ayrıca, ksantin oksidaz, glutatyon redüktaz, NADH-oksidaz, protein kinaz gibi bazı enzimleri inhibe etmektedir (Burak ve ark. 1999; Van Acker ve ark. 1995). Flavonoidler, glikozidler gibi canlı hücrelerde ortaya çıkarlar, sıcak asit ve enzimlerle sırasıyla glikon ve Ģekere parça- 3

7 lanabilirler. Fenolik antioksidanlar çok iyi H+ ve e-donörleridir. Tüm flavonoidler, 3'- 4'dihidroksi konfigürasyonu ile AOA'ye sahiptir. Ġnsanlarda flavonoidlerin absorbsiyon ve metabolizması ile ilgili farklı farmakokinetik özelliklerin varlığı düģünülmektedir. KateĢinler, oral alımı takiben bağırsaklardan absorbe edilir. Ġnsanlarda önemli miktarlarda kuersetinin absorbe edildiği ve absorbsiyonun glukoz konjugasyonu ile arttığı bildirilmektedir (Formica, Regelson 1995). Ratlardaki diyet çalıģmaları flavonoidlerin sadece %20'sinin gastrointestinal sistemden absorbe edildiğini göstermiģtir. Naringin ve hesperidinin glikozid halinde veya glikozid bağlarının kırılarak aglikon halde absorbe edildiklerine dair bulgular mevcuttur (Lindahl, Tagesson 1993). Flavonoidler çeģitli hidroksiaromatik asitlere dönüģtürülerek üriner sistemden elimine edilir. KateĢinlerin major üriner metabolitleri dimetilkateģin glukuronidleri veya bir glukuronid ve bir sulfametil kateģindir Naringin ve glukuronidlerinin idrarla ekskresyonu benzerdir. Kuersetinin üriner atılımı alınan miktar ve süre ile ile artıģ göstermektedir ve atılan fraksiyon % olarak bildirilmektedir (Yen ve ark. 1997; Cao ve ark. 1997). Flavonoidlerin bakır iyonlarıyla kompleks oluģturma kabiliyeti gösterilmiģtir. Bu kompleks oluģumu, antioksidan etkilerine bağlanabilir. Metal iyon Ģelasyonu katalitik olarak inaktivasyon sağlar (Middleton ve Kandaswami 1992). Antioksidan aktivite değerlendirilmesinde değiģik yayınlarda farklı metodlara rastlanmaktadır. Trolox Ekivalen Antioksidan Aktivite (TEAC) olarak adlandırılan çalıģmalar, trolox konsantrasyonunu incelenen bileģiğin standart konsantrasyonuna denk düģen antioksidan potansiyel ile ölçer. Faydalı etkilerine zıt olarak flavonoidlerin mutajenik oldukları hakkında da in-vitro veriler bulunmaktadır (Ferrandiz ve ark. 1991; Avila ve ark. 1994). Flavonoidlerin biyolojik ve farmakolojik etkileri AO ve prooksidan davranıģlarına bağlıdır. ORAC (Oksijen Radikal Absorbans Kapasitesi) Testi kullanılarak, bazı flavonoidlerin konsantrasyon ve serbest radikal kaynağına bağlı olarak hem AO hem de prooksidan davranabileceği gösterilmiģtir (Scambia et al 1994). Flavonoidler serbest radikallere karģı AO olarak davranırlar, ama bir geçiģ metali varlığında prooksidan aktivite gösterirler. Bu flavonoidlerin AOA'si ve bakırın indüklediği prooksidan aktiviteleri kendi yapılarına bağlıdır. Yapılan bir çalıģmada kuersetin ve kateģinlerin LDL partiküllerine eter bağıyla bağlanarak oksidasyon ve agregasyona duyarlılığını azalttığını bildirmiģlerdir. Birçok ülkede doymuģ yağların aģırı alımı KAH'ya bağlı yüksek mortalite ile güçlü olarak iliģkilidir. ÇeĢitli meyve sularının 4

8 antioksidan aktiviteyi artırdığı ve bazı ilaç uygulamalarında biyoyararlanımı değiģtirebildiklerine dair bulgular mevcuttur (Meloni ve ark. 1995; Elliot ve ark. 1992). Son yıllarda osteoperoz tedavisinde flavonoidlerin olumlu etkisi gösterilmiģtir. düģünülebilir. Gelecekte değiģik gıdalarda flavonoidlerin biyokimyasal ve farmakolojik özelliklerinin daha ileri düzeyde araģtırılması ile bunların kullanım alanlarının geniģletilmesi sağlanabilir. Flavonoid Tesbitinde Kullanılan Metodlar: Molibden indirgenmesi Ferric-tripyridyltriazine Fe3+-TPTZ) Serbest radikal toplayıcı 2,2-diphenyl- 1-picrylhydrazyl (DPPH) 2,2 azino-bis-(3-ethylbenzothiazoline- 6-sulfonic acid (ABTS) ile HPLC-DPPH ile Evaporative Light Scattering Detector (ELSD) Resveratrolun Trans ve cis isomerleri are (UV) 308 and 288 nm (HPLC) Nuclear magnetic resonance (NMR) spectrum da Trans resveratrol değiģik sürelerde UV ıģığa bırakıldığında, (5dk-90 dk ya kadar ) cis formuna dönüģtürülerek değiģik yöresel içeceklerde düzeyleri araģtırıldı. (Hodncick ve ark 1987; Cushman ve ark. 1991; Tüzün 1996) Sonuç Flavonoidlerin antioksidan rol oynadığını araģtırmalar göstermiģtir. Böylece serbest radikal aracılı pek çok hastalıktan korunmada etkin rol oynayabilecekleri Kaynaklar: Feredioon S, Janitha PK, Wanasundara PD. Phenolic Antioxidants. Critical Reviews in Food Science and Nutrition 1992; 32(1): Rice-Evans CA, Miller NJ, Paganga G. Structure-Antioxidant Activity Relationships of Flavonoids and Phenolic Acids Free Radic Biol Med 1996; 20(7): Chen YT, Zheng RL, Jia ZJ, Ju Y. Flavonoids as superoxide scavengers and antioxidants. Free Radic Biol Med 1990; 9(1): Tsujimoto Y, Hashizume H, Yamazaki M. Superoxide radical scavenging activity of phenolic compounds. Int J Biochem 1993; 25(4): Burak M., ÇĠMEN Y., Flavonoidler ve Antioksidan Özellikleri, Turkiye Klinikleri J Med Sci 1999, 19: Van Acker SA, Tromp MN, Haenen GR, van der Vijgh WJ. Flavonoids as scavenger of nitric oxide radical. Biochem. Biophys Res Commun. 1995; 214(3): Formica JV, Regelson W. Review of the biology of quercetin and related bioflavonoids. Food Chem Toxicol 1995; 33(12):

9 Lindahl M, Tagesson C. Selective inhibition of group II Phospholipase A2 by quercetin. Inflammation 1993; 17(5): Yen GC, Chen HY, Peng H.H. Antioxidant and pro-oxidant effects of various tea extracts. J Agric.Food Chem 1997; 45:30-4. Cao G, Sofic E, Prior RL. Antioxidant and Prooxidant Behavior of Flavonoids: Structure- Activity Relationships. Free Radical Biology and Medicine 1997; 22(5): Middleton E, Kandaswami C. Effects of flavonoids on immune and inflammatory cell function. Biochem Pharmachol 1992; 43 (6): Ferrandiz ML, Alcazar MJ. Antiinflammatory activity and inhibition of arachidonic acid metabolism by flavonoids. Agents Actions 1991; 32(3-4): Avila MA, Velasco JA, Cansado J, Notario V. Quercetin mediates the down-regulation of mutant p53 in the human breast-cancer cell line MDA-MB468. Cancer Research 1994; 54: Scambia G, Panici PB, Ranelletti FO, et al. Quercetin enhances transforming growth factor beta 1 secretion by human ovarian cancer. Int J Cancer 1994; 57(2): Meloni F, Ballabio P, Gorroni M, De Amici M, Marena C, Malandrino S. Effects of 3'-hydroxyfarrerol(IdB 1031), a novel flavonoid agent, on phagocyte products. Inflammation 1995; 19(6): Elliot AJ, Scheiber SA, Thomas C, Pardini RS. Inhibition of glutathione reductase by flavonoids. A structure activity study. Biochem. Pharmachol. 1992; 443 (8): Hodncick WF, Bohmont CW, Capps C, Pardini RS. Inhibition of the mitochondrial NADH-oxidase (NADH-coenzyme Q oxidoreductase) enzyme system by flavonoids: a structure-activity study. Biochem Pharmachol 1987; 36(17): Cushman M, Nagarathnam D, Burg DL, Geahlen RL. Synthesis and proteintyrosine kinase inhibitory activities of flavonoid analogues. J Med Chem 1991; 34(2): Tüzün C. Organik Kimya. Ankara: Palme Yayıncılık. 1996:

10 SÜPERĠLETKENLĠK VE UYGULAMA ALANLARI Yrd. Doç. Dr. Z. Deniz YAKINCI Ġnönü Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Malatya Özellikle 1850 yılından sonra tüm dünya baz alındığında günümüz teknolojilerine ıģık tutan çok büyük ve önemli buluģların yapıldığı görülmektedir. Bunlar arasında, elektriğin bulunması, motorların keģfi ve elementlerin bulunması gerçekte günümüz teknolojilerinin temelini oluģturmuģtur. Öyle ki, sadece elektrik göz önüne alındığında belki de insanlık tarihinin en önemli buluģu olduğu çok açık bir Ģekilde ortaya çıkmaktadır. Günümüzde artık hemen her Ģey için elektrik enerjisinden faydalanılmakta, bir çok konuda olağan üstü kolaylık ve zaman tasarrufu sağlamaktadır. Ancak, gerek taģınması ve gerekse kullanımı sırasında ortaya çıkan kayıp ise gerçekten yüksek bir rakam (%40 civarında) olmaktadır. Bu durumun 19. y.y. ba- Ģından itibaren araģtırmacıları bu yönde buluģlara zorladığı ve halen bu konuda yoğun çalıģmaların yapıldığı da bir gerçektir. Bu kaybın önlenmesi için çeģitli alternatifler denenmiģ ve bulunmuģtur. Örneğin, özellikle yüksek gerilim hatlarında değiģik metal alaģımlar kullanılmıģ, trafolarda farklı yapısal değiģiklikler yapılmıģ, uygulama noktalarında bir takım standartlar belirlenerek teknolojik düzenlemelere gidilmiģtir. Buna rağmen kayıp ancak % 30 seviyelerine kadar çekilebilmiģtir. Bu konuda bir diğer alternatif ise süperiletken malzemelerdir. Ancak, günümüzde kısıtlı kullanım alanı bulunan süperiletken elemanların gelecekte daha fazla kullanım alanına sahip olacağı kesindir. Süperiletkenlik aslında 1911 den beri bilinmektedir. Ancak ilk temel 1908 de Kamerling Onnes in helyumu sıvılaģtırması ile atılmıģ, ardından yine Onnes in 1911 de civanın elektriksel direncinin mutlak sıfırda kaybolması ile ilgi çekici hale gelmiģtir(onnes H.K., 1911). Civanın özdirencinin 4.2 K de sıfıra düģmesi ile baģlayan deneyler, 1914 de kurģunun 7.2K de, niobiumun 9.2 K de süperiletken hale geçmesi ile devam etmiģtir. Meissner ve Ochsenfeld 1933 yılında süperiletkenliğin manyetik özelliklerini incelemiģlerdir. Süperiletkenlik fiziğinde dönüm noktası sayılan ve Meissner Etkisi olarak adlandırılan bu olay, manyetik alan içerisine konulan süperiletken malzemenin manyetik alanı dıģladığını ve ideal bir diamagnet olarak davrandığını açıklamaktadır (Meissner, W.,Franz, H., 1930) de Heinz ve Fritz London dıģarıdan uygulanan manyetik akının, bir süperiletkene sızabileceğini açıklamalarıyla sızma derinliği ni ortaya çıkarmıģlardır (Meissner, W.and Ochsenfeld, R. 1933) de Ginzburg ve Landau bir düzen parametresi yardımıyla 7

11 süperiletkenlerin elektrodinamik denklemlerini bağdaģtırmıģlardır (London, F. and London, H. 1935). Bundan sonra da süperiletkenlerin I. ve II. tip olarak elektriksel ve manyetik özellikleri bakımından 2 ye ayrılabileceği ortaya konmuģtur. Ama asıl önemli olan 1957 de Bardeen, Cooper, Schreffer tarafından sadece saf metal ve metal alaģımlar için günümüzde de geçerli olan BCS teorisini ortaya koymaları olmuģtur (Tinkham, M. 1982). Bu teoride, Cooper çiftleri olarak adlandırılan elektron çiftlerinin süperiletkenliği sağladığı belirtilmektedir den 1986 yılına kadar yüzlerce metal, alaģım ve oksitli bileģiklerin süperiletkenliği test edilmiģ ve 500 den fazla değiģik özellikte ve sınıfta süperiletkenler bulunmuģtur. Ancak 1986 da Bednorz ve Müller La-Ba-Cu-O sisteminin 35 K de süperiletkenliğini keģfetmeleriyle yüksek sıcaklık süperiletkenlik devri baģlamıģ oldu (Bardeen, J., Cooper, L.N and Schrieffer, J. R. 1957). Bu süperiletkenler genel olarak CuO tabakalarından oluģan oksit bazlı süperiletkenler olarak tanımlanmaktadır de Bi-Sr-Cu-O sisteminin süperiletkenliği 20 K de Mitchell ile ortaya çıkmıģtır (Bedborz,J.G. and Müller.,K.A. 1986). LaBaCuO sisteminde La nın Yitrium ile değiģtirilmesi sonucu Y-Ba- Cu-O sistemi 92 K de süperiletken olarak bulunmuģtur (Mitchel,C.W., Herview,M., Borel,M.M. Grandin A., Deslads F., Provost J. and Raveow, B. 1987) de Maeda, Ca u Bi-Sr-Cu-O sistemine ekleyerek K de kritik geçiģ sıcaklığı olan Bi-Sr-Ca-Cu-O sisteminini elde etmiģtir (Maeda, H.,.Tanaka,Y., Fukutumi,M.,and Asono, J., 1998). Oksitli bileģiklerde çalıģmalar Hazen ve arkadaģlarının 1989 da Tl-Ba-Ca-Cu-O sisteminin 120 K de süperiletkenlik gösterdiğini bulmaları ile devam etmiģtir (Hazen, M.R., Finger, L.W., Angel, R.J., Prewith., T.C., Ross,R.L. and Hermann., A.M. 1998) Hg-Ba-Ca-Cu-O sisteminin keģfedildiği yıldır (Putilin,S N., Antipov,E.V., Chmaissen, O. ve M.Marezio 1993). 5 farklı fazdan oluģan HgBaCaCuO sisteminin Hg-1223 fazının halen normal basınç altında en yüksek Tc değerine sahip, Tc= 134,5 K, süperiletken sistem olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte yüksek basınç altında yapılan ölçümlerde yine bu malzemenin 164 K civarında süperiletken davranıģ gösterdiği de bulunmuģtur (Chu, C. W., Gao, L., Chen, F., Huang, Z. J., Meng,R. L. and Xue, Y.Y., 1993). Ancak, bilim adamlarının bu sıcaklığı daha yukarı çekeceği beklenirken 2001 yılının Ocak ayında belki de hiç gündemde olmayan metal alaģım ve 1950 li yıllardan beri aslında var olan MgB 2 saf alaģımının 39.7 K de süperiletkenlik gösterdiği bulunmuģtur (Ashcroft,N. W. and Mermin, N.D. 1976). Bu durum süperiletkenlik üze- 8

12 rinde yapılmakta olan ve artık azalmaya baģlayan deneysel çalıģmaların tekrar ivmelenmesini sağlamıģtır. Bu malzeme hem BCS teorisine uyum gösterir, hem de diğer materyallere göre daha saf olması birçok fiziksel parametrenin teorik hesaplamalarına olanak sağladığından dolayı sadece deneysel çalıģanlar değil aynı zamanda bu konunun teorisyenleri tarafından ciddi Ģekilde ele alınmaya baģlanmıģtır. Günümüz de bu konuda çalıģmalar, tüm dünya üzerinde stratejik bir konu olarak kabul edilmekte ve çok yönlü olarak devam etmektedir. Süperiletkenlik Nedir? Süperiletkenlik, bazı malzemelerin hiç bir direnç göstermeksizin elektrik akımını iletmesine verilen addır (http://www.xbilim.com/index.php/2009/1 0/super-iletken-nedir-nasil-olusturulur). Süperiletkene verilen akim, hiç bir dirençle karģılaģmayacağı için herhangi bir döngü içerisinde sonsuza kadar dolaģabilir, yeter ki sıcaklık kritik sıcaklığın altında olsun ve akım belirli bir kritik değeri geçmesin. Süperiletkenlerin Ģu anda birçok kullanım alanı vardır, örnek olarak, NMR Spektroskopisi ve Japonya'da kullanılan hızlı trenler verilebilir. Süper iletkenleri tanımlarken yalnızca sıfır elektriksel dirence sahip olduklarını söylemek yetmez. Süperiletkenler aynı zamanda mükemmel diamanyetik özellikler gösteren maddelerdir. Yani bu süper iletken maddelerin manyetik alanı tamamen itecekleri anlamına gelir. 9

13 Süperiletken ÇeĢitleri Süper iletkenler 2 grupta kategorize edilebilirler:1. tip süper iletkenler metal ve metaloitlerden oluģur. Oda sıcaklığında da bir miktar iletkenlik gösteren bu maddeler kritik sıcaklıklarının altına soğutulduğunda süper iletken olurlar. Süper iletkenliğe keskin bir geçiģ gösterdikleri gibi, mükemmel derecede de diamanyetik özellikleri vardır. ĠĢin ilginç tarafı, oda sıcaklığında mükemmel iletkenliğe sahip olan bakır, gümüģ ve altın süper iletken özellik göstermezler (http://www.fizikgosterideneylericom/meis sener.html). 2. tip süper iletkenlerse metalik bileģiklerle, metal karıģımlarından oluģur (vanadyum, teknetyum ve niobium hariç). Bu maddelerin kritik sıcaklıgı 1. tip süperiletkenlerle karģılaģtırıldığında bir hayli yüksektir. Bu maddelerin 1. tipin aksine süperiletkenliğe keskin bir geçiģi yoktur - belirli bir 'mix state' (ara durum, veya karıģık durum ) den sonra süperiletken olurlar. Burada da ilginç bir nokta vardır: Normalde yalıtkan olarak kullanılan birçok seramik Ģu anda yüksek sıcaklık süperiletkeni olarak kullanılmaktadır. Jet Hızında Trenler Süperiletken maddelerde görülen manyetik itme kuvveti (Meissner etkisi),batı ülkelerinde halk arasında uçan trenler diye adlandırılan, manyetik yastık üzerinde kayan MAGLEV trenlerinin yapılması fikrini doğurmuģtur. BaĢta Japonya ve Almanya olmak üzere MAGLEV trenleri üzerinde yapılan araģtırmalarda bugüne kadar 500 km/h hıza ulaģılmıģ bulunulmaktadır. Bu, neredeyse ortalama bir jet uçağının optimum uçuģ hızına yakındır. Japonya da geliģtirilen, süperiletken MAGLEV trenleri, özel bir ray üzerinde, aracın her iki ucunda bulunan süper soğutmalı, süperiletken mıknatıslar vasıtası ile yükseltiliyor. Tren hareket ettiğinde raydaki iletkenlere verilen elektrik akımı bir itme gücü oluģturuyor. Tren 100km/h hızı aģtığı anda, tekerlekleri içe katlanıyor ve hat üzerinde havalanmaya baģlıyor. Yani tren, sürtünmesiz bir ortamda hattın üzerinde adeta uçmaya baģlıyor. Enerji tasarrufu içinde ısınan mıknatıslar bir soğutma sistemi ile soğutuluyor. MAGLEV trenini istendiğinde durdurmak için ise, akım yönü tersine çevriliyor. Ġleriye doğru hızla akan aracın kütlesi, bu sefer zıt yönde bir itme gücü ile durduruluyor. Bu, tıpkı uçaklarda piste iniģten (Eğitim Bilim dergisi) sonra kullanılan motor freni gibidir. 10

14 Süperiletken maddenin en önemli özelliklerinde biri mükemmel diyamanyetik olmalarıdır yılında, Messner ve Ochsenfeld, bir metalin süperiletken olduktan sonra, içinden manyetik akım geçiģine izin vermediğini gösterdiler. ġöyle ki, kritik sıcaklığın altında soğutulmuģ bir süperiletken, üstten hafif fakat güçlü bir mıknatısa yaklaģtırıldığında, süperiletken parça havada kalacaktır. Yüksek Enerji Fiziği Süperiletkenler sayesinde yüksek manyetik akım yoğunluğu elde edilebildiğinden, halk arasında emar olarak bilinen magnetik rezonans(mr) görüntüleme cihazları geliģtirilmiģ ve tıbbi teģhis alanında önemli bir mesafe kat edilmiģtir. Süperiletken Kablolar 1000 KW ve 10 GVA gibi, bugüne kadar hayali bile mümkün olmayacak derecede yüksek kapasitede enerji iletim kablolarının üretimi gerçekleģtirilmiģtir. Bu kabloların henüz çok kırılgan olmaları nedeniyle, bilimsel araģtırmalar devam etmektedir. Parçacık ÇarpıĢtırıcıları Parçacık fiziği deneylerinde kullanılan parçacık çarpıģtırıcılarında ıģık hızına yakın hızlarda hareket eden atom altı parçacıklarının merkeze bağlı tutulabilmesi için gerekli olan güçlü mıknatıslar, ancak süperiletkenlerle yapılabilmektedir. Bu mıknatıslar gereken enerjinin büyüklüğü, çoğu zaman istenilen enerji düzeyinde deneylerin yapılmasını mümkün kılmamaktadır. Ancak, mıknatısların süperiletkenlerden yapılması ile ileri düzeyde deneyler yapılabilmektedir. Elektronik Devreler Hemen tüm elektronik devrelerde ve özellikle de entegre devrelerde ara bağ- 11

15 lantılarda kullanılan iletkenlerin dirençlerinden kaynaklanan sorunlar, önemli bir maliyet unsuru olmaktadır. Bu sorunların, süperiletkenlerin kullanılması ile giderilebileceği düģünülmektedir. Kaynaklar Onnes H.K., (1911).Sur les resistances electriques communications from the physical Laboratory of the University of Leiden,supplement, 291 Meissner, W.,Franz, H., (1930). Supraleithfahigkeit von niobium, Physikalisch-technishe Reichsanstalt, Mitteilung, Meissner, W.and Ochsenfeld, R., (1933).Naturwissenscraften London, F. and London, H Prog. Roy. Soc. (London) A Tinkham, M. (1982). Indroduction to Superconductivity, Pergoman Press, Oxford, New York Bardeen, J.,Cooper, L.N and Schrieffer, J. R. (1957). Microscopic theory of superconductivity Phys. Rev Bedborz,J.G. and Müller.,K.A. (1986). Possible high-tc superconductivity in the Ba-La-Cu-O system, Z. Phys. B Mitchel,C.W., Herview,M., Borel,M.M. Grandin A., Deslads F., Provost J. and Raveow, B. (1987). Z. Phys. B. 68,421 Maeda, H.,.Tanaka,Y., Fukutumi,M.,and Asono, J., 1998.Jpn. J.Appl.Phys.27, L2 Hazen, M.R., Finger, L.W., Angel, R.J.,Prewith., T.C., Ross,R.L. and Hermann., A.M., (1998). A New high-tc oxide superconductor without a rare-earth element, Phys.Rev.Lett. 60, 657 Putilin,S N., Antipov,E.V., Chmaissen, O. ve M.Marezio, (1993). Superconductivity at 94 K in HgBa 2 CuO 4+δ Nature 362,226 Chu, C. W., Gao, L., Chen, F., Huang, Z. J., Meng,R. L. and Xue, Y.Y., (1993. Superconductivity Above 150 K in HgBa 2 Ca 2 Cu 3 O 8+ at High Pressures. Nature 365, 323 Ashcroft,N. W. and Mermin,N.D., Solid State Physics, Holt, Rinehart and Winston USA /super-iletken-nedir-nasil-olusturulur/ hp?topic= sener.html Eğitim Bilim dergisi ġubat ( 2004) ( 65. sayısı.) 12

16 SAĞLIK TEKNĠKERLERĠ ĠÇĠN DENEY HAYVANLARINDA UYGULAMALI ÇALIġMALARIN ÖNEMĠ Doç. Dr. Birsen KAPLAN Gazi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Tıbbi Laboratuvar Teknikleri Programı GölbaĢı/Ankara, Tel: (312) Faks:(312) Kısa başlık: Deney hayvanlarında uygulamalı çalışmalar Özet Sağlık hizmetleri meslek yüksekokulundan mezun olan sağlık teknikerleri çeşitli tetkiklerin yapıldığı pek çok laboratuvarda görevlendirilmektedir. Bizim bu çalışma ile amacımız araştırma merkezleri ve deney hayvanı üretim merkezlerinde de görev alabilecek sağlık teknikeri mezunlarının bu laboratuvarlar hakkında ön bilgi edinebilmelerini sağlamaktır. Bu laboratuvarlar hakkında bilgilendirme çalışmaları birebir uygulamalı çalışmalar şeklinde deney hayvanlarında gerçekleştirilmektedir. Bu şekildeki uygulamalı çalışmalar sonucunda sağlık teknikerleri gerek bilimsel araştırmaların yapıldığı araştırma merkezleri gerekse deney hayvanlarının bakımı, üretimi hakkında bilgi sahibi olunması gereken deney hayvanı üretim merkezleri hakkında genel olarak bilgilendirilmektedirler. Anahtar kelimeler: deney hayvanı, sağlık teknikeri GiriĢ Yüksekokulumuz tıbbi hizmetler ve teknikler bölümü tıbbi laboratuvar teknikleri, tıbbi görüntüleme teknikleri, çevre sağlığı ve tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik programlarını içermektedir. HemĢirelik ve bakım hizmetleri bölümü ise yaģlı bakım programını içermektedir. Her bir bölümde yer alan programlardan, görev alanı sağlık sektörü olan, sağlık teknikeri ara eleman mezunları verilmektedir. Tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik programı mezunları mezun olduktan sonra tıbbi sekreter unvanını da taģıyabilmektedirler. Her bir programa ait sağlık teknikeri eğitimi, çalıģma hayatında baģarıyı sağlayacak mesleki beceri ve tutum geliģtirilmek üzere planlanmıģtır. Okulumuzun tıbbi laboratuvar teknikleri programı mezunları, tıbbi laboratuvar teknikleri programı sağlık teknikerleridir. Öğrenci merkezli aktif katılım çalıģmaları ile öğrencilerin 13

17 görev yapabilecekleri iģ sahalarına uygun ön bilgiyi kazanmalarını sağlamak üzere teorik bilgiler verilir. Derslerde verilen bilgilerin içeriği, öğrencilerin meslek hayatına geçiģlerindeki ilk basamağı oluģturur. Derslere ait formal eğitimde, öğrencinin pasif alıcı yerine aktif katılımcı olmasını sağlayacak, uygulamalı çalıģmalar esas alınmaktadır (Serter 2007). Bilindiği üzere sağlık teknikeri unvanı ile mezun olan öğrencilerin iģ alanları rutin tetkiklerin yapıldığı yani uygulamalı çalıģmaların söz konusu olduğu pek çok laboratuvar çalıģması olmakla birlikte üniversite araģtırma merkezleri ve üniversite deney hayvanı üretim merkezleri de olabilmektedir. Üniversitede ön-lisans eğitimi almıģ olan sağlık teknikeri unvanlı mezunların, üniversite araģtırma merkezleri ve üniversite deney hayvanı üretim merkezlerinde görev alabilecekleri ve bu alanlardaki görevlerinin içeriğinin ne olduğunu anlamalarını sağlayabilmek amacımızdır. Bu amaç ile okulumuz öğrenci laboratuvarında araģtırma merkezine ve hayvan üretim merkezlerine ait uygulama çalıģmaları gerçekleģtirilmektedir. Uygulamalı ÇalıĢma Ortamı Uygulamalı çalıģmalar ile öğrencilerimizin deney hayvanlarına yapılabilecek uygulamalar öncesinde laboratuvar ortamının hazırlanması, düzenlenmesi, ve deney hayvanının çalıģmaya alınıncaya kadar geçen sürede bakımı hakkında bilgilenmeleri uygulamalı olarak sağlanmaktadır. Ayrıca bir deney hayvanında bilimsel bir araģtırmanın planlanması ve uygulamalı çalıģmaya baģlanma Ģekli hakkında bilgiler de verilmektedir. Sağlık teknikeri adaylarının çalıģma sırasında oluģan tıbbi atıklara yapılacak uygulamalar konusunun önemine de dikkatleri çekilmektedir (Demirgören (çev ed.) 2008 ). Deney Hayvanlarında Uygulamalı ÇalıĢmalar Öğrencilerde gerek araģtırma merkezleri ve gerekse deney hayvanı üretim merkezleri hakkında ön bilginin oluģturulabilmesini sağlamak amacı ile laboratuvar ortamında öğrenciye gösterip yaptırma eğitim metodu, rol model, hayvan modeli gibi metodlar kullanılarak deney hayvanları hakkında bilgiler verilmektedir (Maier 2008; Gözil (baģ ed.) 2008).Bu metodlar ile hem birebir uygulama hem de gösterme ve görüntüleme temeline dayalı olan yani demonstratif (ing. demonstrative) Ģekilde pratik gösterimler yapılmaktadır. Bu uygulamalı çalıģmalarda yer alacak olan öğrenciler, sınıftaki toplam öğrenci sayısına bağlı olarak sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki büyük gruba ayrılmaktadır. Bu iki büyük grubun her biri ise en fazla beģ öğrenciden oluģan dörder küçük gruptan oluģturulmaktadır. Uygulamalı çalıģmaların öncesinde öğrencilere, laboratuvar ortamında kurbağa, kobay, fare gibi deney 14

18 hayvanları ile yapacakları çalıģmalar hakkında bilgi veren laboratuvar föyleri dağıtılmaktadır. Böylece öğrencilerin uygulamalı çalıģmaların öncesinde bilgilenmeleri sağlanmaktadır. Öğrenciler, bu derse giriģte ve bu dersten çıkıģta sınava alınmaktadırlar. Derse giriģte yapılan giriģ sınavının amacı, öğrencilerin laboratuvara giriģlerinde laboratuvarda yapılacak olan çalıģma hakkında bilgilenmiģ olup olmadıklarını öğrenmektir. Laboratuvar çalıģması bittikten sonra laboratuvardan çıkıģlarında yapılan çıkıģ sınavının amacı ise, çalıģma sırasındaki dikkatlerini, çalıģmaya katılımlarını ve çalıģmalarının sonuçlarını ölçerek değerlendirmektir. Resim 1. Deney hayvanına (kobay) intraperitoneal Resim 2. Deney hayvanının (kobay) uygulamalı anestezi uygulaması çalıģmaya hazırlanması 15

19 Bu Ģekilde laboratuvar ortamındaki çalıģmaların önemine öğrencilerin dikkatleri çekilmektedir. Bu yöntem ile laboratuvar çalıģmalarında etkili ve kalıcı eğitim verebilmek hedeflenmektedir. Laboratuvarda öğrencilerin birebir aktif olarak kurbağada deserebrasyon, dekapitasyon, ve gaskel deneyleri gibi deneyleri, genel olarak kurbağa anatomisini, kobayda genel olarak kobay anatomisini, bazı anestezi Ģekillerini, kobayda metabolizma ile ilgili deneyleri (Kaplan 2002) farede genel olarak fare anatomisini (Carola, Harley, ve Noback 1990), bazı anestezi Ģekillerini, farede bağırsak hareketlerini, kan numunesi alma metodlarını, tam kan, tam kandan serum ayırma yöntemi hakkında bilgi ve uygulama çalıģmalarını, tam kandan plazma ayırma yöntemi hakkında bilgi ve uygulama çalıģmalarını gibi çeģitli uygulamalı çalıģmalar yapılmaktadır (ġekil 1, ġekil 2). Deney hayvanları hakkında genel bilgi verilmesi, çeģitli uygulamaların yaptırılabilmesi ve ayrıca hayvan üretim merkezlerinin gezdirilmesi ile öğrencilerinsağlık teknikeri adaylarının iģ sahaları olan araģtırma merkezleri ve laboratuvar hayvanları üretim merkezleri hakkında genel bir ön bilgiye sahip olabilmeleri sağlanmaktadır. Sonuç ve Öneriler Eğitim protokolünde temel, öğrencinin merkez alındığı uygulamalı çalıģma düģüncesi üzerine kurulmuģtur. Öğrencinin yeterlik kazanması hedeftir. Bu uygulamaların etkili olmasında ve öğrencilerin eğitimleri sonunda davranıģ değiģikliği oluģturacak beceri ve tutumları kazanabilmesinde uygulamalı çalıģmalar çok önemlidir. Laboratuvar ortamında gerçekleģtirilen uygulamalı çalıģmalara ait eğitim tekniğinde slayt, video, rol model, hayvan modeli gibi etkili pratik gösterimler kullanılarak öğrenme kolaylaģtırılmakta ve bilginin kalıcılığı sağlanabilmektedir (Barutçugil 2002; Maier 2008). Bu sebep ile laboratuvar ortamında deney hayvanlarında uygulamalı çalıģmalar ile öğrencilerin araģtırma merkezleri ve deney hayvanı üretim merkezleri hakkında bilgilenmelerinin sağlanması hedeflenmektedir. Ayrıca bu merkezlerin iģ alanları içinde olduğunu öğrenmelerini sağlamaktır. Laboratuvar ortamında deney hayvanlarındaki uygulamalı çalıģmalar ile sağlık teknikeri adayı öğrencilerinin, araģtırma merkezlerinde ve hayvan üretim merkezlerinde karģılaģabilecekleri deney hayvanlarını ve yapılabilecek çeģitli çalıģmalar hakkında karģılarına çıkabilecek ihtimallerin bazılarını görmeleri sağlanmaktadır. Sonuç olarak, mesleğini tanıyan, mesleğine sahip çıkan, mesleğindeki fırsat- 16

20 ları bilen tıbbi laboratuvar teknikleri programı mezunu-sağlık teknikerlerinin, meslek beceri ve tutumunda baģarıyı ve mutluluğu yakalayabilecekleri umut edilmektedir. Kaynaklar Barutçugil,Ġ. (2002). Eğiticinin Eğitimi, Kariyer Yayıncılık, Ġstanbul Carola, R., Harley,JP, Noback CR (1990) Human Anatomy and Physiology (Int Ed.) Mc Graw Hill., NewYork Maier,P.Developing Oral Presentation Skills. ( ) Kaplan,B (2002) Deneysel Fizyoloji, Haberal Eğitim Vakfı, Ankara Serter, N (2007) 21. Yüzyıla Doğru Ġnsan Merkezli Eğitim (1. Baskı) Nesnel Yayınevi, Ġstanbul ( ) Laboratuvar Hayvanları Bakım ve Kullanım Kılavuzu (2008). Çeviri. Serdar Demirgören (ed.).rasih Yılmaz, Serdar Demirgören, K Lokman Öztürk, Sibel Göksel, Meral Bakla, Eser Sözmen Yıldırım, Lütfiye Kanıt, Mehtap Çınar, Birsen Kaplan, ġevin Güney, Özbir Tunçoku, Senem Haznedaroğlu (çevirmenler)., ISBN , National Academy Press, 1996, Washington, DC, AAALAC Int., Türkçe çeviri 2008 GeçmiĢten Geleceğe Sağlık Teknikerliği (2008), Rabet Gözil (baģ ed.), Kaplan B., Gazi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Teknikerlerinin Fizyoloji Eğitiminde Yeterliliğe Dayalı Eğitim Tekniği, Birinci Baskı, Onur matbaacılık Ltd ġti, ISBN: , Ankara, s

21 YAġLANMA VE OKSĠDATĠF STRES Yrd. Doç. Dr. Bilge ZABCI EKĠNCĠ Ġnönü Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Malatya E- posta: Özet Bir bireyin doğduğu anda beklenen ortalama yaşam süreci fonksiyonel, yani sağlıklı ve üretken olarak yürütülebilen süreçtir. Fonksiyonel yaşam sürecini uzatma gayretleri, belli hastalıkların önlenmesi ve tedavisine yöneliktir. Bu gayretler hücre içindeki yaşlanma prosesleri nedeniyle çoğu zaman tam bir sonuca ulaşamamaktadır. Yaşlanma; önlenemeyen, kronolojik, biyolojik, sosyal ve psikolojik boyutları olan bir süreçtir ve ölüm riskini artıran değişikliklerin birikimi olarak tanımlanabilir. Yaşlanmaya neden olan etkenlerin en önemlilerinden biri, reaktif oksijen bileşiklerinin oluşması ve birikmesi sonucu ortaya çıkan oksidatif strestir. Oksidatif stresin kronikleşmesi sonucunda hücrelerde oksidatif hasar başlar ve bu, birçok patolojik durumun gelişmesine neden olur. Oksidatif stresin azaltılmasına yönelik çalışmalar, yaşlanmanın yavaşlatılmasında büyük önem taşımaktadır. GiriĢ YaĢlılık hayatın bir devresi olup, durdurulamayan biyolojik bir olaydır (Suksasyan 1993). YaĢlanma olayı, yaģamın postreprodüktif dönemi için Ģöyle özetlenebilir: YaĢlanma bozucu, kötüleģtirici bir süreçtir; yaģama gücünün azalması ve zedelenebilirliğin artması ile seyreder ve kronolojik yaģın ilerlemesi ile ölme olasılığının artıģı olarak ortaya çıkar (Schofield and Davies 1978; Comfort 1964). Gerçek biyolojik yaģlanma, değiģik bireylerde farklı hızlarda olmaktadır. Çünkü, genetik özellikler, yaģam tarzı, hastalıklar ve kiģilerin fizyolojik baģa çıkma yolları değiģiklikler göstermektedir (Gökçe Kutsal). Normal yaģlanma sürecinde zamana bağlı olarak ortaya çıkan değiģiklikler normal koģullar altında fonksiyon kaybına neden olmazlar, ancak organ sistemlerinin rezervlerinde ve homeostatik kontrolde bir azalma söz konusudur. Bu nedenle, vücudun strese ve değiģen koģullara adaptasyonu azalır. YaĢlanmayla birlikte kronik hastalıklar artar (Gökçe Kutsal). YaĢam süresinin uzaması ile bazı hastalıklar (kronik pulmoner hastalıklar, Alzheimer, Parkinson, duyu ve görme bozuklukları) daha sık görülürler ve bireyin yetisinde belirgin azalmalara neden olurlar. YaĢlanmaya özgü değiģikliklerle ilgili, moleküler düzeyden organ sistemlerinin fonksiyonlarına kadar birçok teori üretilmiģtir: 18

22 1. Somatik Mutasyon Teorisi: Somatik hücrelerde yaģam boyu biriken mutasyonlar birçok hastalığa neden olur. Örneğin, onkojenik mutasyonların somatik hücrelerde birikmesi, kanser görülmesini yaģ ilerledikçe artırır. Somatik mutasyon teorisi mitokondriyal DNA mutasyonlarını da kapsayacak Ģekilde geniģletilmiģtir. 2. Serbest Radikal Teorisi: Bu teoriye göre, endojen olarak üretilen yüksek reaktivitedeki serbest radikaller, somatik mutasyonlara ve protein hasarına yol açar. Serbest radikallerde olan oksidatif değiģiklikler yaģlılığın dejeneratif hastalıklarında artan bir öneme sahiptir. YaĢla birlikte vücuttaki oksidanlar ve antioksidanlar arasındaki denge, hasar yapıcı oksidanların lehine değiģmekte ve vücut sistemi hasara uğramaktadır. Hücre hasarının sonucu olarak hücrelerin büyüme, geliģme ve farklılaģma fonksiyonlarında bozulma, kanser, ateroskleroz gibi hastalıklar veya ölüm meydana gelmektedir. Tüm bu sonuçlar, vücudun antioksidan sisteminin çok önemli olduğunu ve yeterli düzeyde tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır (Devlin 1986). 3. Hücre YaĢlanması Teorisi: Hücre yaģlanması kromozomun telomer bölgesindeki DNA kayıpları ve apoptozis ile bağlantılıdır. Ayrıca iskemi ve toksinler de hücre ölümüne neden olabilir. Hücre yaģlanması ile ilgili ileri sürülen olgularda yaģamın normal seyrinde hücre kaybı vardır. Bu kayıp aktif olarak oluģan hücre bölünmesiyle dengelenir. 4. BağıĢıklık Teorisi: YaĢlılarda görülen primer immün yanıt zayıflaması, onları enfeksiyonlara duyarlı kılar. Ayrıca yaģlanmayla birlikte otoimmün ve inflamatuar süreçlerin artması söz konusudur. 5. Endokrin Teorisi: YaĢlanma prosesi kan basıncının düzenlenmesi, strese karģı direnç ve üre oluģumunu da kapsayan endokrin sisteminin birçok fonksiyonel aktivitesini etkiler. YaĢa bağlı olarak gerçekleģen menopoz olayı, over foliküllerinin ve yumurta hücrelerinin bitmesi ile meydana gelen geniģ kapsamlı fizyolojik değiģiklikleri içerir. 6. Nöroendokrin Teorisi: Hipofiz bezdeki değiģikliklerin yaģlanmadaki rolünü irdeleyen bir teoridir. Ayrıca otonomik sinir sisteminde ve metabolizmadaki birçok değiģiklikler beyin merkezlerindeki yavaģlama ile açıklanmaktadır. Beyindeki nöronların sayısı genellikle yaģla azalır. Sinir hücrelerinin yenilenme- 19

23 mesi, kan dolaģımındaki azalma ve metabolik değiģiklikler nedeniyle sinirsel uyarılma ve reflekslere cevap verme azalır. 7. Kullanmaya Bağlı Yıpranma (Eskime) Teorisi: Bu teori yaģlanmanın mekanik ve biyokimyasal özelliklerini kapsar. Örneğin, eklem ve diģler yaģlanmayla birlikte erozyona uğrar, serbest radikaller bazı yerine konamaz moleküllerde hasar oluģturur. Oksidatif Stresin YaĢlanmaya Etkisi Ġnsan oksijenli solunum yapan bir canlıdır. Besinleri, enerji elde etmek için her hücresinde oksijen ile yakar. Ġnsan dokularının bazılarında oksijene gerek duyulmadan da enerji elde edilebilir. Oksijenli solunumda amaç, fazla enerji elde etmek ve bunun için de glukozu yakıt maddesi olarak hücreye alabilmektir. Glukoz molekülü hücrelerimize alındıktan sonra oksijenli solunum yoluyla su ve CO 2 'ye kadar parçalanır. Hidrojen atomları elektronlarla birlikte moleküler oksijen dediğimiz O 2 molekülüne taģınır ve O 2 molekülü bu sayede indirgenerek su molekülleri oluģur (Harman 1998). Her hücremizde bu iģlev süregendir. Ancak, bazen moleküler oksijen eksik olarak indirgenebilmektedir. Moleküler oksijenin eksik indirgenmesi hücrede oksijen türevlerinin oluģmasına neden olmaktadır. Süperoksit anyonu, tekil oksijen, hidroksi radikali gibi adlar alan çeģitli oksijen türevleri hücre için tehlikeli moleküllerdir. Hücrenin yapısal ve iģlevsel birçok molekülünü yıkmakta, hücrenin hem erken yaģlanmasına, hem de ölümüne neden olmaktadırlar. Vücudumuzu oluģturan her hücrede, adı geçen radikallere karģı bazı mekanizmalar geliģmiģtir. Fakat yaģlılık döneminde hasar olasılığı nedeniyle, radikal süpürücü enzim sistemi dediğimiz bu mekanizma ve yardımcı savunma mekanizmaları olarak bilinen antioksidatif vitaminler (A,E,C) söz konusu hasara yeterince engel olamamaktadırlar. Antioksidan vitaminlerin etkilerini engelleyici sigara ve kirli hava gibi faktörler ile diğer zararlı iç ve dıģ etkenleri de göz önünde bulundurduğumuzda hücre, doku ve sonuç olarak birey yaģlanması kaçınılmazdır. Reaktif oksijen bileģiklerinin herhangi bir nedenle aģırı oluģumu veya antioksidan savunma sistemi ve onarım sistemlerindeki yetersizlikler sonucu oksidatif stres geliģir (Dizdar 1993). Oksidatif stresin kronikleģmesi hücrelerde prooksidanantioksidan arasındaki dengenin bozulmasına ve oksidatif hasarın baģlamasına neden olur. Oksidatif etki genelde proteinlerin modifikasyonu, mitokondriyal fonksiyon bozukluğu, lipit peroksidasyonu ve DNA üzerine olmaktadır. Sonuçta hücrenin kendi kendini dengeli ve düzenli bir Ģekilde devam ettirmesi zorlaģmakta ve yaģla ilgili olduğu bilinen aterosklerozis, kanser, 20

24 katarakt, immün sistemde zayıflama, yara iyileģmesinde yavaģlama, Alzheimer gibi patolojik durumların geliģmesine neden olmaktadır. Oksidatif stres ile yaģlanma arasındaki hipotezi doğrulayan nedenler aģağıdaki gibi sıralanabilir (Zabcı Ekinci 2004): - YaĢlanma sürecinde moleküler oksidatif hasarın artmıģ olması, - Oksidatif stres duyarlılığının yaģam süreci ile ilgili olması, -YaĢlanma ile antioksidan savunma sistemlerinde değiģikliklerin geliģmesi. Bu durumda, yaģlanmayı yavaģlatmak için oksidatif stresi azaltmak gerektiği bir gerçektir. Son yıllarda yaģlanma bilimcileri tarafından kabul edilen bir görüģ, diyet kısıtlaması ile mitokondriyal radikal olu- Ģumunu azaltmak ve lipit peroksidasyonunu yavaģlatmak Ģeklindedir. Ayrıca diyete antioksidanların eklenmesi oksidatif stresi ve neden olduğu yaģlanmayı hızlandırıcı etkileri azaltacağından, ortalama yaģam sürecini uzatabileceği kabul edilmektedir (Dizdar 1993). Sonuç Oksidatif stres sonucu organizmada düzeyleri artan serbest oksijen radikalleri ile mücadele son derece önemlidir (Zabcı Ekinci 2004). Endojen olarak meydana gelen serbest radikal hasarının azaltılması ile ömrün uzatılabileceği konusunda yapılan çalıģmalar, serbest radikal reaksiyonlarının baģlama hızlarının azaltılması ve serbest radikal reaksiyonlarının inhibisyonlarının artırılması yönündedir. Oksidatif hasarın önlenmesi ve serbest oksijen radikallerinin zararlı etkilerine kar- Ģı alınabilecek önlemler; -Toksik oksidanları oluģum aģamasında durdurmak, -Oksidanları oluģtuktan sonra yok etmek, -Sekonder oksidanların oluģumuna yol açan zincir tepkimelerini durdurmak, -Hücrelerin antioksidan kapasitesini artırmak, -Sekonder olarak oluģan toksik metabolitlerin ve aracıları yok etmek olarak sıralanabilir. Kaynaklar Comfort, A. (1964). The Biology of Senescence.Aging. London. Devlin, T.M. (1986). Textbook of Biochemistry. Hahnemann University. New York. Dizdar, Y. (1993). Stres, Santral Sinir Sistemi ve Ġmmün Sistem. Sendrom, Düzen Laboratuvarlar Grubu ( Eğitim, AraĢtırma). Gökçe Kutsal, Y. Hacettepe Üniversitesi, Geriatrik Bilimler AraĢtırma ve Uygulama Merkezi (GEBAM). Harman, D. (1998). Aging and Oxidative Stres. JIFCC., 10 (1): Schofield, JD., Davies, I. (1978). Theories of Aging. Textbook of Geriatric Medicine and Gerontology

25 Suksasyan, A. (1993). YaĢlanma olayı. Klinik GeliĢim, 6: Zabcı Ekinci, B. (2004). YaĢlanma ve strese Bağlı Olarak Bazı Sıçan Dokularında Süperoksit Dismutaz,(SOD), Nitrik Oksit Sentaz (NOS) ve Tirozin Hidroksilaz (TH) Enzim Aktivitelerinin AraĢtırılması. Doktora Tezi, Ġnönü Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü. 22

26 ADÖLESAN DÖNEMĠ KADIN ÜREME SAĞLIĞI SORUNLARI Öğr. Grv. YeĢim AKSOY DERYA Ġnönü Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü, Malatya GiriĢ Dünya Sağlık Örgütü tarafından yaģ grubu Adölesan yaģ grubu olarak, yaģ grubu ise Genç grubu olarak tanımlanmaktadır. Adölesan ve gençlik dönemlerine ait yaģların kesiģmesi nedeniyle de yaģ grubu Genç Ġnsanlar olarak değerlendirilmektedir. GeçmiĢte puberte ve adölesan eģ anlamlı olarak düģünülürdü. Oysa bu iki kavramın kendine özgü ayrılıkları vardır. Puberte kiģinin cinsel olgunluk ve üreme yeteneğine eriģtiği fiziksel değiģimlere odaklanır. Adölesan ise kiģinin eriģkin sorumluluklarını üstlenebilmesi ve psikolojik olgunluğa ulaģmasına dayandırılmıģ daha geniģ bir kavramdır (ġirin 2008; T.C Sağlık Bakanlığı 2007). Dünya nüfusu altı milyarın üzerindedir ve dünya nüfusunun beģte birini yaģ grubu oluģturmaktadır yaģ grubunun nüfusu yaklaģık 1.2 milyar olup, bu yaģ grubunun nüfusu giderek artmaktadır. Gençlerin beģte dördü geliģmekte olan ülkelerde yaģamaktadır. Ülkemizde yapılan adrese dayalı nüfus kayıt sistemi 2005 yılı nüfus sayımı sonuçlarında yaģ grubunda yaklaģık 13 milyon adölesan nüfus, yaģ grubunda 6.5 milyon genç nüfus saptanmıģ olup, bu rakam tüm nüfusun yaklaģık %26 sını oluģturmaktadır. Yani ülkemizde her dört kiģiden biri gençtir (ġirin 2008). Adölesanların üreme sağlığı sorunlarına ilk kez 1994 yılında Kahirede yapılan Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansında dikkat çekilmiģtir. Konferansta, üreme sağlığı kapsamında adölesan cinselliği, istenmeyen gebelikler, sağlıksız koģullarda yapılan düģükler, cinsel yolla bulaģan enfeksiyonlar (CYBE), HIV/AIDS gibi konulara yer verilmiģtir. Dünyada genç nüfusun hızlı artmasıyla birlikte, bu grubun sağlık gereksinimleri de artmaktadır. Adölesan dönemde genç, büyüme ve geliģme sürecine uyum sağlamanın yanında, bu döneme iliģkin farklı sağlık sorunlarıyla da karģılaģmaktadır. Adölesan dönemde fiziksel-cinsel büyüme ve geliģme ile psikososyal geliģme sırasında ortaya çıkan bazı davranıģların adölesan sağlığını ve daha sonraki yaģamını etkilediği bilinmektedir. Adölesan üreme sağlığı sorunları özellikle geliģmekte olan ülkelerde olmak üzere tüm ülkelerde oldukça yaygın sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Bu dönemde kız adölesanlar için daha fazla risk söz konusudur. 23

27 Adölesan Dönemi Kadın Üreme Sağlığı Sorunları 1.MenarĢ 2.Toplumsal baskı 3.Cinsel taciz/istismar/ģiddet/paralı seks 4.CYBE/ Ġstenmeyen gebelikler/ Ġsteyerek düģükler 5.Anemi/ malnütrisyon/ obezite 6.Madde bağımlılığı (alkol, sigara, uyuģturucu) (T.C. Sağlık Bakanlığı 2007; ġirin 2008; Erci 2009; Ünalı 2009). 1-MenarĢ Periyodik vajinal kanamanın baģlaması (menarģ), normal pubertal geliģimin ilerlediğini gösteren en önemli bulgudur. MenarĢın baģlama yaģı birçok faktöre bağlı olarak değiģiklik göstermekle birlikte ortalama yaģ olarak kabul edilmiģtir. MenarĢın, beslenme ve genel sağlık durumu ile ilgili olarak geliģmiģ ülkelerde, geliģmekte olan ülkelere göre daha erken yaģta baģladığı belirtilmektedir. Bunun dıģında, iklim, kalıtım ve psikolojik durum gibi değiģik faktörlerin de menarģ yaģını etkilediği, sıcak iklimde yaģayan kadınlarda menarģın daha erken yaģta baģladığı ve manapozun daha ileri yaģlara kaydığı belirtilmektedir. MenarĢı izleyen yıllarda dismonore ve menstural düzensizlikler, hipotalamus-hipofiz-over ekseninde dengenin yeterli kurulamaması sonucu ortaya çıkar. Sikluslar genellikle anovalatuvardır. Bu düzensizliklerin ilk 1-2 yıl içinde geçmesi beklenir. Genç kızın seksüel yönden tam olgunluğa ulaģması, menarģtan sonra birkaç yılın geçmesi ile mümkündür (TaĢkın 2005). Normal puberte çağından önce (7.5 yaģından önce) genital organlarda seksüel karekterlerde erken bir geliģme olursa erken puberteden bahsedilir (pubertas praecox veya hypergenitalismus juvenilis) ve bir hastalık olarak kabul edilir. Burada genital organlar artmıģ bir fonksiyon durumu içindedir. Endokrin sistem hastalıkları ve bazı over tümörlerinin estrojen salgılaması sonucu olabildiği gibi nadiren herhangi bir patoloji olmadan da görülebilir. Genç bir kızda 18 yaģına geldiği halde sekonder cinsiyet karekterlerinde hala olgunluk meydana gelmemiģse puberta tarda dan (geç puberte) söz edilir. Nedeni genellikle üreme organlarındaki bir hipoplazidir. Yetersiz beslenme, aģırı stres, ağır iģte çalıģmada puberteyi geciktiren faktörler olarak düģünülmektedir (ġirin 2008). 2-Toplumsal Baskı Cinsel yaģamın baģlaması ile birlikte ortaya çıkan adölesan gebelikler, güvenli olmayan gebelik sonlandırmaları ve cinsel yolla bulaģan hastalıklar sağlık problemi olmalarının yanında sosyal açıdan da önemli sorunlardır. Cinsel yönden aktif bir çok genç kültürel ve sosyoekonomik nedenlerden dolayı kamu sektörü üreme sağ- 24

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar 5.111 Ders Özeti #12 Bugün için okuma: Bölüm 2.9 (3. Baskıda 2.10), Bölüm 2.10 (3. Baskıda 2.11), Bölüm 2.11 (3. Baskıda 2.12), Bölüm 2.3 (3. Baskıda 2.1), Bölüm 2.12 (3. Baskıda 2.13). Ders #13 için okuma:

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

ALKALİ BESLENME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

ALKALİ BESLENME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER ALKALİ BESLENME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER VE ALKALİ GIDA LİSTESİ ph değerinin sağlığımız için önemi nedir? Asidik bir vücut hastalıkları kendine çeken güçlü bir mıknatıstır. Bu nedenle de vücudun ph

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

SĠYAH VE YEġĠL ÇAYLARDAN HAZIRLANAN JELLERĠN ANTĠOKSĠDAN KAPASĠTELERĠNĠN BELĠRLENMESĠ

SĠYAH VE YEġĠL ÇAYLARDAN HAZIRLANAN JELLERĠN ANTĠOKSĠDAN KAPASĠTELERĠNĠN BELĠRLENMESĠ SĠYAH VE YEġĠL ÇAYLARDAN HAZIRLANAN JELLERĠN ANTĠOKSĠDAN KAPASĠTELERĠNĠN BELĠRLENMESĠ GülĢah Gedik A. M. Yılmaz, G. Biçim, A. S. Yalçın Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji A.D.

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

PSİKOLOJİ DE. Besinsel. Destekleyiciler

PSİKOLOJİ DE. Besinsel. Destekleyiciler PSİKOLOJİ DE Besinsel Destekleyiciler 3 Hastalığın En Güzel İlacı, Hastalığın En Güzel İlacı, Hastalıktan Korunmanın Çarelerini Öğrenmektir. Çarelerini Öğrenmektir. Hipokrat Hipokrat 4 Bugünün bilgilerine

Detaylı

FENOLİK MADDELER (Resveratrol)

FENOLİK MADDELER (Resveratrol) FENOLİK MADDELER (Resveratrol) Fenolik madde nedir? Fenolik bileşikler ve daha yaygın olarak kullanılan ismi ile polifenoller benzen halkası içeren maddelerdir. Fenollerin en basit bileşikleri bir adet

Detaylı

Lourdes. Serbest Radikallerle Savaşan SAĞLIK ve GENÇLİK DOLU SU

Lourdes. Serbest Radikallerle Savaşan SAĞLIK ve GENÇLİK DOLU SU Lourdes Serbest Radikallerle Savaşan SAĞLIK ve GENÇLİK DOLU SU Serbest Radikaller Yaşlanma sürecinin en önemli unsurlarından biri serbest radikallerin hücrelerimiz ve DNA mıza verdiği zararlardır. Serbest

Detaylı

YENĠ NESĠL ORTAM ve YÜZEY DEZENFEKSĠYONU (akacid plus )

YENĠ NESĠL ORTAM ve YÜZEY DEZENFEKSĠYONU (akacid plus ) YENĠ NESĠL ORTAM ve YÜZEY DEZENFEKSĠYONU (akacid plus ) MANTAR, VĠRÜS, KÜF VE BAKTERĠLERĠ YOK EDER, SAĞLIKLI YAġAM ALANLARI OLUġTURUR. % 100 EKOLOJĠK DEZENFEKSĠYONU SAĞLIYOR ve KÖTÜ KOKUKULARA SON VERĠYORUZ

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler BESİNLER Yaşam için gerekli besin öğelerini sağlayan bitkisel ve hayvansal gıdalar BESİN olarak tanımlanır. Besinler, elde edildikleri kaynaklara göre iki gruba ayrılır: Süt, yumurta, peynir, et, tavuk,

Detaylı

Serbest radikal. yörüngelerinde) eşleşmemiş tek. gösteren, nötr ya da iyonize tüm atom veya moleküllere denir.

Serbest radikal. yörüngelerinde) eşleşmemiş tek. gösteren, nötr ya da iyonize tüm atom veya moleküllere denir. Superoxide Dismutase Hazırlayanlar: Funda İLHAN (050559017) Ebru KORKMAZ (050559021) Mehtap BİRKAN (050559008) Nihan BAŞARAN (050559007) Prof. Dr. Figen ERKOÇ Gazi Eğitim Fakültesi GAZİ İ ÜNİVERSİTESİİ

Detaylı

Beslenme Dersi sunusu

Beslenme Dersi sunusu Beslenme Dersi sunusu Beslenme ile ilgili kavramlar Besin (lat.aliment): Yenebilen bitki ve hayvan dokularıdır. Su, organik ve inorganik ögelerden oluşur. Hayvansal ve bitkisel olarak iki kaynaktan elde

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Van Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014-2015 Bütünleme Sınav Tarihleri ANESTEZİ

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Van Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014-2015 Bütünleme Sınav Tarihleri ANESTEZİ ANESTEZİ Yabancı Sistem Hastalıkları Klinik Anestezi-II Reanimasyon-II Meslek Etiği Biyoteknoloji Girişimcilik II Anestezi Cihaz ve Ekipmanları Anestezi Uygulama-II Enfeksiyonların Önlenmesinde Prensipler

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Van Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014-2015 Final Sınav Tarihleri ANESTEZİ

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Van Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014-2015 Final Sınav Tarihleri ANESTEZİ ANESTEZİ Yabancı Sistem Hastalıkları Klinik Anestezi-II Reanimasyon-II Meslek Etiği Biyoteknoloji Girişimcilik II Anestezi Cihaz ve Ekipmanları Anestezi Uygulama-II Enfeksiyonların Önlenmesinde Prensipler

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Van Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014-2015 Bütünleme Sınav Tarihleri ANESTEZİ

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Van Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2014-2015 Bütünleme Sınav Tarihleri ANESTEZİ YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ ANESTEZİ 08.00-08.50 Sistem Hastalıkları MYHST 120 Klinik Anestezi-II Anestezi Cihaz ve Ekipmanları Sınıfların Reanimasyon-II Biyoteknoloji Anestezi Uygulama-II Girişimcilik II

Detaylı

Aylara Göre Meyve, Sebze ve Balık Tüketimi

Aylara Göre Meyve, Sebze ve Balık Tüketimi Aylara Göre Meyve, Sebze ve Balık Tüketimi OCAK Balık: Kefal, tekir,kırlangıç, istrongilos, levrek, Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanası, brokoli, havuç, pırasa, ıspanak, pazı, kara turp, kırmızı turp

Detaylı

Arı sütünün besinsel içeriği aşağıdaki tabloda yer almaktadır

Arı sütünün besinsel içeriği aşağıdaki tabloda yer almaktadır Arı Sütü Arı sütü koyu kıvamda jelatinöz vasıfta olup beyaz-sarı renktedir. Arı sütü için uluslararası üretim standartları bulunmayıp Brezilya, Bulgaristan, Japonya ve İsviçre de uygulanan ulusal standartlar

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları Süreyya ÖZCAN Besin Öğeleri Canlının yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan kimyasal element veya bileşiklerdir. Hücrelerin

Detaylı

Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları. Süreyya ÖZCAN

Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları. Süreyya ÖZCAN Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları Süreyya ÖZCAN Besin Öğeleri Canlının yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan kimyasal element veya bileşiklerdir. Hücrelerin

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

Amino Asit Metabolizması Bozuklukları. Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya ABD

Amino Asit Metabolizması Bozuklukları. Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya ABD Amino Asit Metabolizması Bozuklukları Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya ABD Amino Asit Metabolizması Bozuklukları Genelde hepsi kalıtsal ve otozomal resesifir

Detaylı

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi

Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi Yeni Tanı Hipertansiyon Hastalarında Tiyol Disülfid Dengesi İhsan Ateş 1, Nihal Özkayar 2,Bayram İnan 1, F. Meriç Yılmaz 3, Canan Topçuoğlu 3, Özcan Erel 4, Fatih Dede 2, Nisbet Yılmaz 1 1 Ankara Numune

Detaylı

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) BES338 6. Bahar 2 0 0 4

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) BES338 6. Bahar 2 0 0 4 Dersin Adı Kodu Yarıyıl BESĠN-BESĠN ÖĞESĠ ĠLE ĠLAÇ ETKĠLEġĠMĠ ÖnkoĢullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Teori Laboratuar BES338 6. Bahar

Detaylı

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME Doğumdan itibaren büyüme ve gelişme, sağlıklı ve uzun bir yaşam için vücudumuza gerekli olan bütün maddeleri besinlerle alırız. Besin; yenilebilen ve yenildiğinde

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum...

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Ha4ada 2-3 defa kabızlığım oluyor... Kabız olduğumda fissür/hemoroid şikayetlerim

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

ECZACILIK FAKÜLTESİ BİYOKİMYA

ECZACILIK FAKÜLTESİ BİYOKİMYA PROGRAM KOORDİNATÖRÜ Prof. Dr. Güldal MEHMETÇİK, gmehmetcik@neu.edu.tr YÜKSEK LİSANS DERSLERİ EBM 600 Uzmanlık Alanı Dersi Z 4 0 4 EBM 601 Biyokimya I S 3 0 3 EBM 602 Biyokimya I Laboratuvar S 0 3 1 EBM

Detaylı

HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromotografisi)

HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromotografisi) HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromotografisi) HPLC yöntemi bir sıvıda çözünmüş bileşenlerin, bir kolon içerisinde bulunan genellikle katı bir destek üzerindeki sabit faz ile değişik etkileşimlere girmesi,

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 102: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ 05-06 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 0: HÜCRE VE DOKU SİSTEMLERİ Ders Kurulu Başkanı: / Başkan Yardımcıları: / Histoloji Embriyoloji Yrd. Doç. Dr. Bahadır Murat Demirel / Üyeler: / Tıbbi / Dersin AKTS

Detaylı

BAZI MEYVE VE SEBZELERDE C VİTAMİNİ TAYİNİ

BAZI MEYVE VE SEBZELERDE C VİTAMİNİ TAYİNİ Tübitak Eğitimde Bilim Danışmanlığı Projesi Kayseri deki Fen ve Teknoloji Öğretmenleri Bilim Danışmanlığı ve Eğitimi Yönünden Destekleme Çalıştayı 14-20 Haziran 2008 BAZI MEYVE VE SEBZELERDE C VİTAMİNİ

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

Yeni Nesil Optik ve Elektronik Malzemeler: Tasarım Sentez ve Uygulamalar

Yeni Nesil Optik ve Elektronik Malzemeler: Tasarım Sentez ve Uygulamalar Yeni esil Optik ve Elektronik Malzemeler: Tasarım Sentez ve Uygulamalar Dr FATİH ALGI falgi@comu.edu.tr Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Organik Malzeme Laboratuvarı (LOM) 25.01-02.02.2014 1 Sensör

Detaylı

EVİCAP 100 mg/2 ml I.M Enjektabl Solüsyon içeren Ampul

EVİCAP 100 mg/2 ml I.M Enjektabl Solüsyon içeren Ampul EVİCAP 100 mg/2 ml I.M Enjektabl Solüsyon içeren Ampul FORMÜLÜ Beher ampulde steril ve apirojen olarak; dl-alfa Tokoferil asetat (100 I.U) 100.0 mg Soya yağı k.m. 2.0 ml bulunur. FARMAKOLOJĠK ÖZELLĠKLERĠ

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ KOAH VE EGZERSİZ KOAH kalıcı nefes darlığı ile kendini gösteren, geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sigara ve cevre kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle hasta sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

Üç farklı malzeme türünden imal edilen ve günlük haya6a sıkça karşılaş9ğımız ürünlerden biri, gazlı içecek kaplarıdır. Gazlı içecekler alüminyum

Üç farklı malzeme türünden imal edilen ve günlük haya6a sıkça karşılaş9ğımız ürünlerden biri, gazlı içecek kaplarıdır. Gazlı içecekler alüminyum Üç farklı malzeme türünden imal edilen ve günlük haya6a sıkça karşılaş9ğımız ürünlerden biri, gazlı içecek kaplarıdır. Gazlı içecekler alüminyum (metal) kutularda (üs6e), cam (seramik)(ortada) ve plasek

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ)

I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3 KREDİ) T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL TEMEL BİYOKİMYA I (B 601 TEORİK 3, 3

Detaylı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma Gıdalar ve Güzellik Besinlerin dengeli bir şekilde tüketilmesi cildin sağlıklı bir görünüme sahip olmasını sağlar. Aşağıda cilt sağlığına katkıları olan besinler ve içerdikleri vitaminler ile mineraller

Detaylı

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) BES114 2. BAHAR 3 0 0 2

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) BES114 2. BAHAR 3 0 0 2 TIBBİ BİYOLOJİ VE GENETİK Dersin Adı Kodu Yarıyıl TIBBİ BİYOLOJİ VE GENETİK Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme çıktıları

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta verimi Kabuk kalitesi Civciv kalitesi Döllülük Çıkım oranı Karaciğer sağlığı Bağırsak sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA

Detaylı

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ Prof. Dr. Nilgün KARAAĞAOĞLU Doç. Dr. Gülhan EROĞLU SAMUR 2. Baskı Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu Doç. Dr. Gülhan Eroğlu Samur ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ISBN 978-605-364-200-8 Kitapta

Detaylı

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I 2015-2016 MOLEKÜLDEN HÜCREYE DERS KURULU- I. (12 Ekim - 20 Kasım 2015) ZORUNLU DERSLER

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I 2015-2016 MOLEKÜLDEN HÜCREYE DERS KURULU- I. (12 Ekim - 20 Kasım 2015) ZORUNLU DERSLER YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM I 2015-2016 MOLEKÜLDEN HÜCREYE DERS KURULU- I (12 Ekim - 20 Kasım 2015) DERSLER TEORİK PRATİK TOPLAM Tıbbi Biyoloji ve Genetik 30 4X2 34 Tıbbi Biyokimya

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

Hd 50. Hidrojen Molekülleri. Hidrojen bakımından zengin alkali su. Gerekli mineral takviyeleri. Üstün antioksidan etkisi

Hd 50. Hidrojen Molekülleri. Hidrojen bakımından zengin alkali su. Gerekli mineral takviyeleri. Üstün antioksidan etkisi Hd 50 Hidrojen Molekülleri Hidrojen bakımından zengin alkali su Üstün antioksidan etkisi Gerekli mineral takviyeleri Dayanıklı ve mükemmel performans Hidrojen molekülleri doğal ortamda bulunur, basit yapıdadır

Detaylı

TEMEL ECZACILIK BİLİMLERİ ANABİLİM DALI Temel Eczacılık Bilimleri Programı

TEMEL ECZACILIK BİLİMLERİ ANABİLİM DALI Temel Eczacılık Bilimleri Programı Programa Kabul Koşulları: TEMEL ECZACILIK BİLİMLERİ ANABİLİM DALI Temel Eczacılık Bilimleri Programı Yüksek Lisans: Eczacılık Fakültesi, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Kimya Bölümü, Mühendislik Fakültesi

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI YETERLİ VE DENGELİ BESLENME Beslenme; insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin vücuda alınıp kullanılabilmesidir.

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. V. Ders Kurulu TIP 105 1 121 + 73 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam.

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. V. Ders Kurulu TIP 105 1 121 + 73 9 10. Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam. DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS V. Ders Kurulu TIP 105 1 121 + 73 9 10 Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam Anatomi 25 29 54 Tıbbi Biyokimya 31 2 33 Tıbbi Biyoloji 13-13 Histoloji- Embriyoloji

Detaylı

I. DÖNEM - 2. DERS KURULU ( )

I. DÖNEM - 2. DERS KURULU ( ) Açıklamalar: I. DÖNEM - 2. DERS KURULU (2014-2015) Kısaltmalar: DK: Ders kurulu, IHU: İyi hekimlik uygulamaları, Mİng: Akademik/Medikal İngilizce, TDE: Türk Dili ve Edebiyatı, Bilgisayar Okur yazarlığı:

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

YaĢlanma ve egzersiz. Doç. Dr. Mitat KOZ

YaĢlanma ve egzersiz. Doç. Dr. Mitat KOZ YaĢlanma ve egzersiz Doç. Dr. Mitat KOZ Ġnsan organizmasının doğumla baģlayıp ölümle son bulması doğanın evrensel bir sürecidir. YaĢlanma her canlıda görülen, kaçınılmaz ve geri dönülmez bir olaydır.

Detaylı

Optimal Beslenmede Meyve Suyu Tüketiminin Yeri ve Önemi: Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Görüşler

Optimal Beslenmede Meyve Suyu Tüketiminin Yeri ve Önemi: Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Görüşler Optimal Beslenmede Meyve Suyu Tüketiminin Yeri ve Önemi: Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Görüşler Prof. Dr. Sevinç Yücecan Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Diyete

Detaylı

BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR

BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR BEDEN EĞĠTĠMĠ VE SPOR YÜKSEK OKULU Müdür: Doç. Dr. ġahin Ahmedov - sahmedov@neu.edu.tr Yüksek Lisans Programları Program Yürütücüsü Telefon e-mail Beden Eğitimi ve Spor Anabilim D. Doç. Dr. Cevdet Tınazcı

Detaylı

SU HALDEN HALE GĠRER

SU HALDEN HALE GĠRER SU HALDEN HALE GĠRER SU DÖNGÜSÜ Yeryüzündeki suyun buharlaģıp havaya karıģması, bulutları oluģturması ve yağıģ olarak yeryüzüne dönmesi sürecinde izlediği yola su döngüsü denir. Su buharı soğuduğunda ise

Detaylı

Yarıyılı. Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2

Yarıyılı. Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2 Dersin Adı Kodu Yarıyılı Ders (Saat/Hafta) (Saat/Hafta) AKTS Tasarımda İnsan Faktörü SEC154 2 2 0 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Türkçe Dersin Türü Seçmeli Dersin Seviyesi Lisans Dersin Koordinatörü

Detaylı

Beslenme ve Diyetetik Alanında Bilginin Güvenirliği 14 Kasım 2014 İstanbul

Beslenme ve Diyetetik Alanında Bilginin Güvenirliği 14 Kasım 2014 İstanbul Beslenme ve Diyetetik Alanında Bilginin Güvenirliği 14 Kasım 2014 İstanbul Prof.Dr. MUHİTTİN TAYFUR Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Beslenme ve Sağlık Bilgisinin

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü Dönem II Koordinatörü Koordinatör Yardımcısı : Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN : Doç.

Detaylı

Bioredworm- S(Solid)-Katı ve Bioredworm-L(Liquid)-Sıvı Uygulama tablosu Bitki Türü Gübre Türü Uygulama dönemi Dozlar / saf gübre olarak /

Bioredworm- S(Solid)-Katı ve Bioredworm-L(Liquid)-Sıvı Uygulama tablosu Bitki Türü Gübre Türü Uygulama dönemi Dozlar / saf gübre olarak / Kök gelişimini ciddi oranda desteklediği için, özellikle dikim esnasında granül gübrenin kullanılması tavsiye edilir. Üreticilerin, topraktaki besin ihtiyacını tespit edebilmeleri için toprak analizi yaptırmaları

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER,

BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER, BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER, mikrobiyal formülasyondan ve bitki menşeli doğal ürünlerden oluşur. Bu grupta yer alan gübreler organik tarım modelinde gübre girdisi olarak kullanılırlar. Bitkilerin ihtiyaç

Detaylı

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Doç. Dr. Turgut GÜLMEZ CALILIK (hayat) NEDİR? FİZYOLOJİ Yaşamın başlangıcı- gelişimi ve ilerlemesini

Detaylı

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ Protein Değerlendirilmesi Enerji Kullanımı Süt Kalitesi Karaciğer Fonksiyonları Döl Verimi Karlılık BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI

Detaylı

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup normal yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. VİTAMİNLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ=)

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI. Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU

ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI. Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU Arı Zehiri - Tanım Arı zehiri, bal arıları tarafından öncelikle memelilere ve diğer iri omurgalılara karşı

Detaylı

Erkek infertilitesinde tedavi prensipleri. Doç.Dr.Cem ÇELİK Bahçeci Sağlık Grubu

Erkek infertilitesinde tedavi prensipleri. Doç.Dr.Cem ÇELİK Bahçeci Sağlık Grubu Erkek infertilitesinde tedavi prensipleri Doç.Dr.Cem ÇELİK Bahçeci Sağlık Grubu ÜCD Ege Şubesi - Ege Üroloji Derneği 20.02.2014 3 % 30-40 Anamnez N Fizik muayene N Endokrin testler N SEMEN ANALİZİ SAYI

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010 IV. Kurul Gastrointestinal Sistem ve Metabolizma IV. Kurul Süresi: 5 hafta IV. Kurul Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2010 IV. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 22 23 Mart 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU

MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK ÖZKAN ŞAHİN U.Ü.KARACABEY MYO GIDA TEKNOLOJİSİ PROGRAMI/SÜT OPSİYONU MEMEDEN BARDAĞA AKAN DOĞALLIK Dünya nüfusundaki hızlı artış ile teknolojik gelişmeler insanları tarımsal

Detaylı

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ Prof. Dr. Nilgün KARAAĞAOĞLU Doç. Dr. Gülhan EROĞLU SAMUR 4. Baskı Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu Doç. Dr. Gülhan Eroğlu Samur ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ISBN 978-605-364-200-8 Kitapta

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) BES 201 3.GÜZ 2 2 3 5

Teori (saat/hafta) Laboratuar (saat/hafta) BES 201 3.GÜZ 2 2 3 5 BESLENME İLKELERİ I Dersin Adı Kodu Yarıyıl BESLENME İLKELERİ I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme çıktıları Dersin

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı