HEDEF TÜRKİYE.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HEDEF TÜRKİYE. http://www.ozetkitap.com"

Transkript

1 HEDEF TÜRKİYE 1

2 Profesör Dr. Oktay Sinanoğlu Sayõn Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu; dünyanõn en genç yaşta profesör olmuş kişisi ve Nobel adayõ yõlõnda Ankara da TED in Yenişehir Lisesini birincilikle bitirdi. TED tarafõndan Amerika ya burslu Kimya Mühendisliği için gönderildi yõlõnda Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley de Kimya Mühendisliğini birincilikle bitirdi de Amerika Birleşik Devletlerinde MIT den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu. Alfred Sloan ödülünü aldõ da Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley de; Kuramsal Kimya Doktorasõnõ yaptõ, doktorasõnõ yaparken iki ödül kazandõ yõllarõnda Amerika Birleşik Devletleri Atom Enerjisi Merkezinde araştõrmalar yaptõ de hem Harvard, hem de Yale de kendisinin yeni Nicem ( Kuvantum ) Kimyasõ ve fiziği üzerine teorileri hakkõnda üst düzey derslerde yeni buluşlarõnõ anlattõ yõlõnda Batõnõn 300 yõlda en geç profesörü oldu. Türkiye de de kuramsal kimya bölümünü kurdu. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde eğitimin Türkçe olmasõ için uğraş verdi. Ama tabii olmadõ de Moleküler Biyoloji konusunda ikinci kürsüsüne Yale Üniversitesinde atandõ de Almanya nõn en yüksek Aleksander von Humboldt Bilim Ödülünü ilk kazanan kişi oldu de Japonya nõn Uluslararasõ Seçkin Bilimci Ödülünü kazandõ; yine 1975 yõlõnda özel kanunla Oktay Sinanoğlu na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanõ verildi da Japonya ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmõştõr. Amerika Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir den günümüze dek ilk TÜBİTAK Bilim Ödülünü, ilk Sedat Simavi ödülünü, 1992 de Bilgi Çağõ, 1995 de İLESAM Üstün Hizmet Ödülünü, ayrõca Yõlõn Fikir Adamõ, Yõlõn Bilim Adamõ ödüllerini aldõ. Yõldõz Teknik, Yesevi Kazakistan ve benzeri birçok kuruluşta profesör, mütevelli heyet üyesi, Atatürk Kültür Kurumu asli üyesidir. 250 kadar uluslararasõ bilimsel yayõnõ, bilim kuramlarõ, çeşitli dillere çevrilmiş kitaplarõ vardõr. Türkiye de de Türkçe pek çok yayõn yapmõştõr. Değişik ülkelerde iki kez Nobel e aday gösterilmiştir. 2

3 HEDEF TÜRKİYE HEDEF KOYMAK Bilişim teknolojisinde kaydedilen olağanüstü gelişmeye yol açan ilk Kennedy oldu. J.F. Kennedy. O zaman diyeceksiniz; Kennedy 1963 de vuruldu, bunlarõn çõkmasõ ise 1980 den sonra. Kennedy nin ne dahli var bunda? Kennedy milletine hedef gösterdi; dedi ki: 10 yõl içinde aya gideceğiz. O zamanlar herkes, Olur mu? dediyse de, Kennedy bu hedefi gösterdi. Kaynak sağlandõ; büyük çapta ve birçok sanayi, birçok üniversite, bir çok araştõrõcõ, herkes, hedef için gerekli olan bir sürü bilim ve teknolojileri geliştirmek üzere çalõşmaya başladõ. Şimdi, füzeleri göndermek için biliyorsunuz bir güdüm sistemi lazõm ve bunu da yönetecek bilgisayarlar lazõm. Şu iki oda dolusu bilgisayarõ füzeye koyarsak yerinden kõmõldayamaz, onun için küçük olmasõ gerekiyordu. O sõralarda zaten geçirgeç yani transistor icat edilmişti; onu da kullanarak çok küçük, ama güçlü bilgisayarlar yapõldõ, bu uzay meselesi için ve bu gelişme sõrasõnda bir sürü yan sanayii doğdu, bir sürü yan gelişme oldu. Ay la hiç alakasõ olmadõğõ halde. Çok büyük iş. Olur mu? Aya gitmek de öyle oldu; adam 10 sene dedi, 7 sene de bitti. Birey ve Toplum İçin Hedefin Önemi Bir Musevi atasözü diyor ki: Ülküler bir yõldõza benzer, belki o yõldõzõ tutamazsõn ama oraya doğru yürürsün Bir topluluğa topyekün gidecekleri bir hedef gösterildiği zaman ve buna inandõklarõ zaman o insan topluluğu, toplumlar, olağanüstü işler beceriyorlar. Bizim tarihimiz de bunlarla doludur. Oralara doğru herkes yürürse, o millet çok büyük işler başarõyor. Ama böyle insanlarõn kendileri dõşõnda bir ülküleri ve topyekün inandõklarõ ve oraya doğru gitmek istedikleri bir hedefleri olmadõğõ zaman aynõ insan topluluğu, tek tek her ferdi sadece kendi çõkarõ peşinde koşan, darmadağõn, birbiriyle uğraşan, üniversitesiyse üniversitesinde sadece birbirine fesatlõk, dedikodu, fitnecilik yapan, başka hiçbir şeye merakõ olmayan, insan kalabalõğõndan ibaret bir hale geliyor. Bunun böyle olacağõ adeta bir tabiat kanunu. İnsanõ şöyle tanõmlayabilir miyiz acaba? İnsan kendisinin dõşõnda hedefleri olan yaratõktõr. Bu tanõma göre sade kendi kişisel çõkarlarõnõ düşünen, o çõkarlar peşinde koşmaktan başka gayesi olmayan zavallõya insan diyemeyiz. Zavallõ diyorum, çünkü böyle bir kişi gerçek mutluluğu tadamamõştõr; tadamaz da. İnsanõn hedefleri kendisinin dõşõnda ve üstünde, toplumuna, milletine, insanlõğa yapabilecekleriyle ilgili olmalõ. Her Ülkenin Milli Hedefleri Var Dünyada her aklõ başõnda ülkenin araştõrmada da, bilim teknikte de, sanayide de, dõş siyasette, hepsinin uzun vadeli hedefleri vardõr kesinkes ve uzun süre bunlar gider. 3

4 En Zor Şey Ne İstediğini Bilmektir Bence Türkiye nin birinci sorunu, ne para şişmesi (enflasyon), ne Avrupa Birliği ne bizi almamalarõ, ne o parti, ne bu fõrka. Birinci sorun hedefimizi şaşõrmõş olmamõz. Milletçe sormamõz lazõm: Atatürk ten beri bu milletin hiçbir hedefi, gayesi var mõ? Ne olmalõ? Yoktur. Birileri dayatõyor, illa küçük Amerika olacağõ derlerdi, sonra illa Avrupalõ olacağõz. Nedeni yok, başka bir şey yok; onun için de millet gittikçe dağõlõyor, birbiriyle uğraşõyor. O zaman dõşarõdan oyunlar çok kolaylaşõyor; sağ, sol, başörtüsü, õvõr zõvõr falan bütün bunlarõ çõkarõp milleti meşgul etmek, futbol maçõ, seçim maçõ, onu seçtik, bunu seçtik, o geldi, bu gitti. Bunlar kolay olur; çünkü milli hedef yok. İnsanlarõ birleştiren bir şey yok, Atatürk ten beri yok. Kendi İtibarõ Olana Başkasõ da İtibar Eder Şimdi genel siyaset belli olunca, o genel siyaset içinde ayrõntõlõ hedeflerimiz de belli olur: Nasõl bir sanayimiz olmalõ? Tarõm/hayvancõlõk siyasetimiz, bilim/teknik araştõrma siyasetimiz, eğitim, kültür siyasetimiz, hepsi hepsi. Küçük düşünmeyelim: Çağdaş dünyayõ yakalayacağõz; Batõlõnõn bu günkü düzeyine yirmi yõl sonra erişeceğiz değil Atatürk ne demiş? Batõyõ geçeceğiz demiş. Domates Tohumu Moleküler biyolojinin kurulmasõ ve o dalda belli başlõ ülkelerden olmamõz gerektiğini 35 senedir söylüyoruz. 35 yõldõr Türkiye de diyoruz. Bak bu saha daha yeni çõktõ, hõzla gelişiyor, yakõnda başõmõza bir sürü bela çõkacak. Çõkmadõ mõ? Beş TIR mal gönderiyorsun, bir kutu domates tohumu alõyorsun, ertesi sene bir daha domates çõkmõyor, haydi 3-5 TIR mal daha gönderip bir daha al. Tohum aldõğõmõz ülke ise tohumlarõ genetik yapõsõna taktõğõ maddeyi çõkararak üretken hale getiriyor. Size göndereceği zaman tekrar o maddeyi takõyor. Basit bir şey bu moleküler biyolojide. Sadece domateste değil, kavunda, karpuzda da bu böyle. O teknoloji az sermaye isteyen ama kafa yoğun bir iştir, bilgi isteyen bir şeydir. Bunda dünyanõn başta gelen ülkelerinden olmalõyõz. Neyle? Hedefli, ciddi, milli ruhta ama evrensel eğitimle, araştõrmayla, sahici ve onurlu bilimcilerle. Burnumuzun dibindeki ufacõk devletler oluyor da, biz mi olamayacağõz. Niçin? Birkaç Hedef Seçeceğiz Bizim geleneksel hayvancõlõğõmõz vardõ Asya dan başlayarak. Hayvancõlõkta, tarõmda dünyanõn gene önde gelen ülkelerinden olmalõyõz. Bu devirde neyle olacak? Moleküler biyoloji ile. Konu komşuyu, II. Dünya Harbi nde Avrupa yõ, etle, buğdayla, sebze meyveyle biz besliyorduk. Şimdi et, sebze meyve ithal eder olduk. Kuzuyu biz yiyorduk, sonra onu gezgine (turiste) yedirdik. İki büyük yeni teknoloji var: Biri moleküler biyoloji, bio-teknoloji, diğeri bilgisayarelektronik-iletişim teknolojisi. Bu dallarda ulusal hedeflerimiz olmalõ, yüklenmeliyiz. Savunmamõz da bunlara bağlõ. Yeni savaşlar bilgisayarla oluyor. Üstelik, uzaktan kumandayla uçaklarõn, taşõtlarõn çiplerini etkilemek mümkün; bir ülkenin elektrik üretme merkezlerini, iletişim ağlarõnõ felce uğratmak kabil. 4

5 Hedefler seçeceğiz, o hedeflerde dünyanõn önde gelen ülkelerinden olacağõz. Siz bizden makine alõn, kumaş dokuyun (başka işlere bulaşmayõn) ile bir ülke olur mu? Ne olacağõ belliydi: Üç ülke beyanat veriyor halkõna; Türkiye ye gitmeyin orasõ tehlikelidir diyor. Ertesi gün turizm şak diye kesiliyor, bir günde bitti. Ben senden kumaş almayacağõm diyor. Ertesi gün o da bitti. Şimdi sen istikbalini nasõl böyle bir şeye dayayabilirsin, istediği anda senden almaz, daha ucuzunu 50 tane ülkeden alõr. Böyle devlet siyaseti mi olur? Dünyada nerelerde ne eksiklikler var, ne boşluklar var; bakõp ona göre ihracat üretimi planlamalõyõz. Polonyalõlar böyle düşünmüşler, ona göre tercihlerini yapmõşlar ve oralarda son sürat gidiyorlar çok daha fakir başladõklarõ halde. Her ülke böyle. Şimdi bu 40 senede gördük ki Türkiye de sahiden araştõrma yapõlmasõ, yani milletin ortaya konmuş ana hedefleri doğrultusunda yaratõcõ işler yaparak, birşeyler üretmek Türkiye de adeta yasaktõr. Mesela TÜBİTAK õn kurulmasõnõ 1962 de önerdiğimiz zaman yönetmeliğine Birinci vazifesi Türkiye nin bilimsel, teknik araştõrma hedeflerinin amaçlarõnõ tayin etmektir diye yazdõk. Hemen ABD nin Ford Vakfõ Başkanõ, -CIA nin bir uzantõsõdõr herhalde- müdahale etti ve Hedef olmaz, herkes bildiğini okur dedi. Halbuki onlarõ her yeri hedeftir. TÜBİTAK yasasõndan, bu hedef maddesini çõkarttõrdõ, bizi de aforoz ettirdi. Ondan sonra bir sürü para harcandõ, ortada fol yok, yumurta yok. EĞİTİM ve TÜRK DİLİ Şimdi eğitimden Türkiye de herkes şikayetçidir, velisi de öğrencisi de, üniversitelisi de. Eğitimden şikayetçi olmayan kimse yoktur. Bizim zamanõmõzda (1953 e dek) ortaöğretim harikaydõ. Nerden biliyorum? O eğitimle gidip Amerika nõn en iyi üniversitesinde ve Ankara da tüm dersleri Türkçe olarak okuduktan sonra gider gitmez üç sene atladõm, imtihanlarõ veririm; ben biliyorum bu konularõ dedim. Bizim sõnõftan yarõsõ yapabilirdi aynõ şeyi; şimdi kimse yapamaz İngilizce eğitim gördüğü için. Anlamaz ki! Ezberliyor gidiyor. Türkiye nin eğitim siyaseti, ilkokulundan, üniversitenin yüksek kõsmõna kadar aynõ basit, temel ilkedir: Herkes 250 kelime Tarzan İngilizcesi öğrensin, başka hiçbir şey öğrenmesin. İngiliz Milliyetçiliği ve Yabancõ Dille Eğitim Tarihte ve şimdi de Türk ün en büyük düşmanõ, İngiliz senin İngilizce öğrenip de adam olmanõ ister mi? 1953 de Ankara da tek bir Türk okuluna çengel atmakla başladõlar, sonra çayõr yangõnõ gibi yaydõlar. Millet sonunda yuttu. Eğitimi Türkçe dilli yapalõm desen veliler sokağa dökülür, İngilizce isterük diye. 5

6 Avrupa diretmiş, çok dilli, çok dinli, çok kültürlü ülke olun diye. Yani bölünün. Türkiye nin bütünlüğü bölünmezliği tehlikede. Bunlar topla, tüfekle savunulacak şeyler değil. Türkçe gitti mi Türkiye bölünür. Milliyetçilik belli bir zümrenin, belli bir fõrkanõn vasfõ olamaz. Diline, tarihine, kültürüne, haysiyetine, şerefine düşkün her Türk, Türk milliyetçisidir. Hazõrlõk Sõnõfõ ya da Kendi Yurdunda Yabancõ Olmak Hazõrlõk sõnõfõ diye bir olay dünyada yok biliyor musunuz? Bunu benden başka söyleyen, yazan da nedense olmuyor. Dünyada hazõrlõk sõnõf diye bir olay yok, hazõrlõk sõnõfõ kim için var biliyor musunuz? Mesela bir yabancõ öğrenci ahmak bir ülkeden geliyordur, yabancõ ülkede o öğrenci için hazõrlõk sõnõfõ vardõr. Şimdi Türkiye de nerdeyse her düzeyde, her okulda hazõrlõk sõnõfõ var. Dünya garabeti bir durum. Ama bundan ne sonuç çõkar biliyor musunuz? Demek ki Türk öğrenci kendi yurdunca yabancõ öğrenci durumuna düşürülmüştür. Herkesin Sahip Çõkmasõ Lazõm Türkçe öyle bir dildir ki.. Yüzbinlerce kelime var Türkçe de, dünyanõn en büyük dili ve en üretken dili ve bilimin her dalõna yetecek, bütün terimleri türetme kabiliyeti olan başlõca dil, matematik gibi dil. Türkçe konuşurken yarõ İngilizce laflar sokuşturmak marifet değil, kimliksizlik, haysiyetsizlik alametidir. Türkçe ye kakõşlanan her İngilizce bozuntusu sözcük, benim böğrüme batõrõlmõş bir dikendir. Her türlü Türkçe söz ise (eskisi, yenisi) ağzõnda bir bal damlasõdõr. Bunu böyle bilelim. Yalnõz İngilizce Bilmekle Adam mõ Olunur? Oralardan hep bir yabancõ hava esiyor: İngilizce bilmeyen adam değildir diye. Halk ne yapsõn? Kendisinin de adam olduğunu göstermek için asõyor dükkanõna bir İngilizce bozuntusu isim. İtibarõm artar zannediyor. Ama artõk öğrenmelidir ki: Yalnõz İngilizce bilmekle öğünmek, diline Anglomanlõca özenti laflar sokuşturmak, işyerine İngilizce ad takmak ve de bütün bunlara temelden yol açan yabancõ dille eğitime rağbet etmek, onu desteklemek haysiyetini kaybetmişliğin, sömürge kafalõ olmuşluğun baş göstergeleridir. Biliyorsunuz Türkiye de Bakanlar Kurulu sõk sõk değiştiği için, yeni bakanlarõn resimleri çõkardõ 20 sene evvel Milliyet Gazetesinde; Türkiye ye geldiğimizde bakardõk resimlere. Vesikalõklarõn altõnda yazardõ: Evlidir, iki çocuk babasõdõr, İngilizce bilir diye. Biz de diyoruz ki, Allah Allah! Başka ne bilir acaba? Mühendislik bilir mi? İktisat bilir? Devlet idaresi bilir mi? Hukuk bilir mi? Bunlardan bahis yok. Demek ki İngilizce bilmek Bakan olmak için baş marifet sayõlõyor! (New York un Harlem mahallesinde bir sürü gariban zenci var, onlar da İngilizce biliyor) Bir adam İngilizce biliyor diye methedilir mi? Biliyorsa bilsin bana ne? Meraklõysa bilsin; bilmesin demiyoruz. İşine yarõyorsa kolayca öğrenirsin gerektiği kadar. Ama bana önce, senin bilimden, matematikten, bilgisayardan haberin var mõ? Türk tarihini ne kadar biliyorsun? Türk dilini iyi kullanõyor musun? onlardan haber ver. 6

7 Adam Türk üniversitesine öğretim üyesi olacak, İngilizce den imtihana giriyor. Bakalõm bir Türkçe den imtihan et, aday Türkçe biliyor mu? Sözüm ona Türk üniversitesi olan yerde Türkçe bilmeyen hocanõn işi ne? İngiltere Dil Ticaretiyle Geçiniyor Bundan 5-6 sene önce Lordlar Kamarasõ üyesi bir İngiliz dedi ki Bizim en büyük kazancõmõz, İngilizce den dedi. İngiltere bugün, başka devletlerden İngilizce öğrenmek için gelen öğrencilere açtõğõ kurslardan ve İngilizce öğrenmeyi sağlayan şeylerden geçimini sağlõyor. İngilizce Öğrenmenin Yolu Kişinin mesleğine göre değişen, ona göre gereken bir yabancõ dili, o mesleğe yetecek tarzda öğrenmesi çok faydalõdõr. Peki, böyle bir yabancõ dili öğrenmenin en kestirme, en iktisadi, en doğru yolu nedir? Kendi aklõnõn kendisi sahibi olan, yani Uganda, Filipinler gibi sömürgeleşmemiş tüm dünya ülkelerinde yabancõ diller gece veya yaz kurslarõnda, görsel-işitsel dil laboratuarlarõnda, okullarda ayrõ yabancõ dil derslerinde öğretil ve gayet iyi sonuç alõnõr. Avrupa sõ olsun, Asya sõ, Güney Amerika sõ olsun, yabancõlarõn oyunlarõna gelmemiş hiçbir ülkede yabancõ dil öğretiyoruz diye ülkenin dilini kaldõrõp atõp da okullarda çeşitli dersleri yabancõ bir dilde yapmak şeklinde bir yabancõ dil öğretme yöntemi yoktur. Her yerde bu yabancõ dil eğitimi yerine yabancõ dille eğitim bir ülkeye, bir ulusa yapõlabilecek en büyük hainlik, en büyük alçaklõk ve bir insanlõk suçu olan kültürel soykõrõm sayõlõr. Dolayõsõyla her bağõmsõz, her şerefli ülkede yabancõ dille eğitim o ülkenin anayasasõna ayrõdõr, bu konuda hiçbir taviz verilmez. Türkçe Giderse Türkiye Gider! Nerde görülmüş ki, bir milletin insanlarõ 100 yõl önce, hatta 50 yõl önce yazõlan dilini anlamasõn? Nerde görülmüş ki, insanlarõn kullandõklarõ kelimelerin (sözcük de desen olur. O da Türkçe) cinsine göre siyasi tavõrlarõ, bağlantõlarõ, hatta dine karşõ tutumlarõ belirlensin? Olamaz! Böyle garabetlere Türkiye den başka bir yerde rastlamak mümkün değil. Türkçe nin başõna gelenler, hõzla gelmekte, getirilmekte olanlar, aynõ zamanda Türk milletine neler yapõlmõş olduğunun, Türkiye nin başõna da neler gelebileceğinin birer açõk seçik göstergesi. Bizim tarihimiz 10 bin yõllõktõr. İsteyen dõşarõda gelsin, kendisine ispat edeyim. Hatta yeni buluşlar bunu inanõlmaz eskilere, 80 bine kadar götürmektedir. İnanõlmaz bir şey.. Tarihin en eski milletiyiz ve dilimiz tarihin en geniş ve en eski dilidir. Bunlarõ Atatürk, zamanõnda, Türkçe nin ne kadar yaygõn olduğunu, tarihteki kavimlerin 7

8 birçoklarõnõn dillerinin Türkçe olduğunu, bazen ispatlayacak şekilde bazen de belki sezgiyle söylüyordu. Dünyada gelmiş geçmiş en büyük medeniyeti kuran kimlerdir, biliyor musunuz? Şu an Çin sõnõrõnda, fiziken de katliamdan, soykõrõmdan geçirilmekte olan Uygur Türkleridir. Uygur Türkleri, binlerce yõl evvel, o zamanõn çok yüksek teknolojisini, o zamanõn bugünler için de hayret verici derecede tarõm teknolojisini, sulama tesislerini, edebiyatõ, felsefeyi ve bilimleri icat etmişlerdir. Bu gelişme zamanla ondan sonraki Türk Devletlerine geçmiş, ondan sonra İslamiyet in kabulü ile bu medeniyet, bu Asya Medeniyeti, bu derin ve köklü medeniyet, İslam Dünyasõna getirilmiştir. Eğitimin gayesi, insanõ kendisi ve toplumu, halkõ, milleti için değer yaratacak düzeye getirmektir. Fakat eğitimin bir ikinci gayesi daha vardõr. Onu pek söyleyen yok. (Birincisini de pek yok ama dahi neyse; ikincisini söyleyen hiç yok) Eğitimin ikinci gayesi ise, bir milletin geçmişiyle geleceği arasõnda köprü kurmaktõr. Yoksa geçmişine bir makas atõp ondan sonra toplumun köksüz, darmadağõn bir kuru kalabalõğa dönüşmesini sağlamak değildir. Adam Türkiye de, Türk şirketi, eleman arõyor. İngilizce ilan vermeye başladõlar, 70 lerde. Milletimiz Ha, İngilizce öğrenmezsem iş bulamam, dosdoğru iş yapamam havasõna kasten sokuldu. Roma İmparatorluğunun İngiltere de, İngilizlerin sömürgelerde yaptõğõndan sonra, Fransõzlar aynõsõnõ Cezayir ve Tunus ta yaptõ. Bugün Tunus ta Arapça kalmamõş. Dedesini İngiliz Holiganõ Zannedenler İşte Batõlõ için, İngiliz için güzel teknik! Bir ülkenin dilini, eğitimini yabancõ dille eğitime dönüştürürsen, bir nesil sonra iş bitiyor. Sadece Tarzan İngilizcesi bilmekle adam olunmaz, ancak bir Anglo-Sakson sömürgesinde sömürgecinin hizmetkarõ olunur. Osmanlõca sözünü geçen asõr İngilizler icat etti. Her dilde devletin idare dili, hukuk dili, ayrõca tõp dili, bilim dili ile halkõn köydeki, kentteki gündelik dili arasõnda büyük mesafe vardõr. Bu eğitimle kapatõlmaz mõ? Ey Türkçesevenler (yani vatanseverler, Türk kimliğini sevenler)! Şu ilkelerde kesinkes birleşmeliyiz.! Birinci İlke: Osmanlõca, öz Türkçe diye bir ayrõm kabul edilemez,. İkisi de Türkçe dir. Türkçe nin her lehçesine, her düzeydekine, eskisine, yenisine sõkõ sarõlalõm.! İkinci İlke: Tasfiyeciliğe Hayõr, zenginleştirmeye Evet. 8

9 ! Üçüncü İlke: Her yeni kavrama, her bilim/teknik dalõna Türkçe terimler, Türkçe nin matematik gibi keskin ve kudretli olan kurallarõna göre türetilecek, türetilmiş olanlar kullanõlacaktõr. (Bu, aynõ zamanda Atatürk Milliyetçiliğinin de temel ilkesidir.) Türk vatanseverleri/yurtseverleri, Türk ve Atatürk milliyetçileri/ ulusçularõ: Türkçe ye sahip çõkmak, Türkiye ye Türk Kimliğine, Kültürüne, Türklüğe sahip çõkmak demektir. Birbirimize düşmekten vazgeçeceğiz ve birilerinin İngiliz atõyla Üsküdar a geçmesine izin vermeyeceğiz lerde Amerika da bir çok Türk dernekleri kuruldu. Bu derneklerin birinci amacõ bence, oradaki Türklerin, oraya uyum sağlamakla birlikte, Türk kültürünü, Türk dilini unutmamalarõ, çocuklarõna da öğretmeleridir. Gaye budur ve öyle olmasõ gerekir. Sonradan, derneklerle temasõm kalmadõ, çünkü vaktimin çoğunu Türkiye de geçiriyordum. Birkaç sene evvel bir de baktõm ki, eskiden Türkçe olan dernek bültenleri baştan aşağõ İngilizce olmuş. Baktõk, o manada Türkler arasõnda toplantõ oluyor ama konuşmalar, tartõşmalar İngilizce. Arkadaş, sizin işler Türkçe olurdu? Ne oldu şimdi? Ne dese beğenirsiniz? Bakõn buna dikkat ediniz: Bize Washington daki Türkiye Büyükelçisinden yazõ geldi. Bundan böyle yazõşmalarõnõzõ, toplantõlarõnõ, konuşmalarõnõzõ İngilizce yapõn diye. Anlaşõlan, sistemli bir şekilde, birileri yalnõz içeride değil, dõşarõda da Türkçe yi bitirmeye çalõşõyorlar. Türkler bir uyansa Avrupa nõn işi bitti, Avrupa bizden yardõm dilenecek. Aman ne olur sizin birliğinize, gümrük birliğinize girelim diye gelip kapõmõza yalvaracaklar. Onun için adamlarõn niyeti Türk lafõnõ tarihten silmek. Silmek için yapacağõn iş bellidir: Eğitim dilini İngilizce yaparsõn, bir iki nesil sonra Türkçe biter. Türkçe bitince Türk lafõ biter. Ne Türk kimliği kalõr, ne kültürü, ne tarih bilinci, ne kendi ülkülerin. Gayet basit. Tarihte misali çok. Irkçõlõk bir safsatadõr. Biz Türk milleti dediğimiz zaman biyolojik değil, kültürel genler den bahsediyoruz. Atatürk yalnõzca Ne Mutlu Türküm Diyene dememiş, sözün baş tarafõnõ kesmişler. Aslõnda: Türk demek Türkçe demektir, ne mutlu Türküm diyene demiş. Bu ülkenin bütünlüğü için, ortak gayelere yürümemiz için bir resmi dili vardõr. Türkiye mizde de bu, Elhamdülillah, Türkçe dir. Türkçe deyince ayrõm yapmamalõyõz. Osmanlõca sõ da, öz Türkçe si de hepsi Türkçe dir. Parlamenter lafõna gelince. Bu feci bir vaziyet. Eskiden bunlara mebus denirdi. Sonra milletvekili oldular. Şimdi son zamanlarda, üç-beş yõldõr bir de bakõyorsunuz televizyona çõkõp biz parlamenterler, parlamento laflarõyla kendilerine sözde Avrupalõ süsü veriyorlar. Şimdi biz diyoruz ki, bu kelimelerin Latince, İtalyanca kökeni boş laf üreten manasõna gelir. Parlamento da, boş laf üretilen yer manasõna gelir. Kendilerine bu kelimeleri uygun görüp Avrupalõ havalarõna girenleri uyarõyorum: 9

10 Bu millet boş laf üretenleri değil, vekillerini bekliyor. Protokol kelimesini de böyle özentiyle kullanõyorlar. Bunun karşõlõğõ teşrifat tõr. Osmanlõ divanõnõ çağrõştõrõyor ve ne kadar zengin kelime. Ayrõca bu Ambulanslar õn önünde eskiden Cankurtaran yazardõ. Son yõllarda birden bire büyük bir özentiyle Ambulans yazõlmaya başlandõ. Ondan sonra da Ambulance yazmaya başladõlar. Yahu ne oluyor? Bunlar da nereden çõktõ? Bizdeki cankurtaran õn manasõ açõk. En az 10 bin sene dünyanõn birçok yerinde yurt tutmuş olan Türkler õrk olarak çoğu kez birbirine benzemez. Ancak bir takõm kültür unsurlarõ devam etmiştir. Ben buna kültür genleri ismini taktõm. Bunlarõ yok edersen o milletin adõnõ tarihten siliyorsun. Adamlarõn derdi buralarda Türk-Müslüman lafzõ bõrakmamak. Türk eğitim sistemi bir anlaşmayla teslim edilmiş. İsmet Paşa Amerikalõlarla anlaşma yapmõş. Demişler ki: Milli Eğitim Bakanlõğõnda 8 kişilik bir kurul olacak. Dördü Türk, dördü de Amerikalõ. Ama dört Amerikalõdan biri Amerikan elçisi ve onun oyu iki sayõlõyor den beri onlarõn marifetleriyle Türk Eğitim sistemi dünyanõn en rezil eğitim sistemine dönüştürüldü. Diğer bir ifadeyle eğitimsizleştirme sistemi geldi. Ayrõca turizm yani gezim ayağõna Türk yer isimlerimizi yabancõ dile çevirip sonunda vatan topraklarõnõ yabancõlara peşkeş çeken kafa oluşturuldu. Amerika sadece iki şey üretir: Biri silah ve bunu satacak yerler icat eder, her tarafta bir takõm ufak harpler, iç harpler çõkarõr. Fransa, İngiltere, Rusya da bunu yapõyor. En çok Amerika yapõyor. ABD nin ürettiği ikinci şey film. Bunun içine televizyon dizisi, pop müziği, sinema da dahil. Aslõnda bu film öbüründen daha güçlü bir silahtõr. Çünkü milletin beynini ve gönlünü mahveder. Bunlarõ üretir, başka bir şey üretmez. YÖK Kuruldu, Bilim Bitti döneminde Türkiye de en önemli iki şey olmuştur; Birincisi Türkiye de yerli sanayi kurma şak diye kesilmiştir. Bununla bağlantõlõ aynõ sõra ikinci bir olay var: YÖK kurdurulmuştur. YÖK ün kurdurulmasõnõn sonucu nedir? Üniversitelerde araştõrma adeta yasak edilmiştir. Yasak demeye gerek yok, fiilen nerdeyse yasak hale getirilmiştir. Araştõrma yapamazsõn, yaparsan da bir sürü dert alõrsõn. Fizik, kimya gibi konularda bile sahici araştõrma yapanõn başõ derde girer. Gõcõk bir konu olmasõ gerekmiyor. Araştõrma yapmak yerine 40 saat ders verip para alacaksõn. Dünyada böyle bir şey olmaz. Böylelikle üniversiteler bitirilmiştir. Üniversitelerde bugün bilim de yoktur, eğitim de yoktur. Peki niye Üniversiteler bitirilmiştir? Biz hatõrlõyoruz: 70 lerin sonlarõna kadar millet iki kelime ile ( faşist, komünist ) birbirine düşürülüyordu, bombalar patlõyordu. Bu anarşi olaylarõna rağmen üniversitelerde araştõrma, bilim, teknik havasõ başlamõştõ. Sanayiler yerli imkanlarla kurulmaya çalõşõlõrken örneğin bir plastik fabrikasõ kurulacağõ zaman üniversiteden konuyla ilgili kişilere araştõrmalarõnõ yaptõrõyordu. Bir taraftan sanayi durduruldu. Yerine gezim (turizm) yerleştirildi. Gana ya İngilizler aynõ modeli sokmuşlar. Canõm sizin yapmanõza gerek yok. Biz size satarõz. Siz turizmle geçinin demişler. Türkiye de sanayinin durdurulmasõ, aynõ zamanda üniversitelerin araştõrma bilim, teknik- bitirilmesi suretiyle sanayi kuracak, teknoloji geliştirecek insan gücünün 10

11 engellenmesi muz iktisadiyatõ na dönüşümü hazõrladõ. Üzülerek söylüyorum, Türkiye de bugün artõk meslek sahalarõ kalmamõştõr. Mühendisler, elektrik, makine hele de temel bilimlerde öğrenim görenler meslekleriyle hiç alakalõ olmayan işlerle uğraşmak zorunda kalõyorlar. Avrupa dan makine alacağõz. Kumaş dokuyacağõz; Avrupa dan makine alacağõz. Şimdiye kadar dokuma tezgahlarõ için verilmiş olan döviz dõşarõya satõlan tüm dokuma ürünlerinden alõnan dövizden daha fazla imiş! Nitekim dokuma ürünlerini de, Çin, Pakistan dan daha ucuza alõrõz. Dediler. Dokuma ürünlerini de almadõlar ya da kota koydular. Gezimi de 2 günde 2 kelime ile durdurdular. Üniversiteler Eğitim, Araştõrma ve Bilgi Üretme İşlevleri ve Ülke İktisadõ ile Etkileşimleri Üniversitelerin (yani Türkçe siyle evrenkent lerin) içiçe, birbirinden ayrõlmaz iki görevi vardõr; ya da böyle olmasõ gerekir: 1. Eğitim/Öğretim 2. Araştõrma Öğretim üyesi bu ikisinde de faal değilse bilgisi kalõplaşõr, yaratõcõlõğõ körlenir, bilim heyecanõ azalõr, yeni yetişenlere de bu heyecanõ sirayet ettiremez olur. Ayrõca, en iyi öğrenme bir işi yaparak öğrenmektir. Kişi kendi çabalasõn, sorgulamayla uğraşsõn ki konu beynine malolsun, bu yoğrulmadan yeni fikirler, yaratõmlar çõksõn. Dolayõsõyla, doktora seviyesine önemli bir yer düşüyor. Doktorada araştõrõcõlõk ruhu gelişir, öğrenci sorgulayõp çözümler ürettikçe özgüvenini arttõrõr veya kazanõr. Artõk karşõlaştõğõ her meselede çareyi ondan bundan (mesela yabancõ uzmandan, devlete geldiği zaman IMF den) beklemez olur. Doktora eğitiminin ülke iktisadõna da büyük katkõlarõ vardõr. Evrenkentlerde yapõlan araştõrma/geliştirmeler, doktora öğrencileri olmadan fazla ilerlemezdi. Burayõ dikkatle biraz açalõm: a) Evrenkentteki araştõrma faaliyetlerinin gerçek katkõsõ ne zaman, ne kadar, nasõl var veya olabilir? b) Doktora eğitiminin katkõsõ varsa, örneğin Türkiye deki şu an mevcut doktoralõ kişi sayõsõ ile iktisadi gelişme arasõnda nicel bir bağõntõ bulabilir miyiz? a) Bir çok ülkenin bir dõş siyaseti, iktisadi siyaseti, bunlara bağlõ olarak da bilim/teknik araştõrma/geliştirme siyasetleri var. Japonya, A.B.D. gibi ülkeler 5-10 yõllõk hedef-tasarõlar seçerler, oraya doğru yoğun bir gidiş olur. Bazõ ülkelerin iktisadi yenilenme, yeni sanayi ve iş sahalarõnõn açõlmasõ işte böyle araştõrmalardan doğuyor. Devletin desteklediği ve eşgüdümünü sağladõğõ bu araştõrmalarõn çoğu çeşitli evrenkentlerde yürütülüyor. Hedeflerini saptamamõş ülkelerde ise, dağõnõk, amaçsõz, dostlar alõşverişte görsün kabilinden, doktora alõnsõn, doçent olunsun diye araştõrma etkinlikleri görülebilir. Devlet, yayõn yapmak için yayõnõ, atõflar dizininde ( citation index) yayõn saymak için araştõrmayõ destekler. Sonuçta ne ciddi bir iktisadi katkõ, ne önemli bir sanayi hamlesi, ne uluslararasõ pazarlarda bazõ açõk veya eksikler bulup 11

12 oralarõ tutma gibi gelişmeler, ne savunmada bağõmsõzlaşma gerçekleşir. Böyle amaçsõz, hedefsiz, içinden dağõtõlmõş ülkeler olsa olsa başkalarõnõn iştahõnõ kabartan pazar-ülkeler olurlar. Sonunda, milli olmasõ gereken (her ülkede böyle) eğitimlerini bile istismarcõ yabancõ ülkelere teslim eder, geleceklerini tehlikeye sokarlar. Ayrõca, evrenkentlerin her dalda (toplumsal bilimler dahil) sanayi ile, özel ve kamu kuruluşlarõ ile, savunmayla etkileşim içinde olmalarõ gerekir. Örneğin A.B.D. de, tarih, siyasal, kültürel budunbilim ( antropoloji ) gibi dallarda bile, evrenkentlerde devlet destekli araştõrmalar yaptõrõlmakta, bazõ ülkelerin nasõl denet altõnda tutacaklarõ, nasõl bölünmeler yaratõlacağõ, hedef, kimlik saptõrmalarõ yapõlacağõ, her an nasõl iç ve dõş dengelerin bozdurulabileceği, yeni (Orta Asya daki gibi) ülkelerin nasõl nüfuz altõna alõnõp yeni pazarlarõn açõlacağõ hesaplanmaktadõr. Destabilization terimi Amerika da halk diline kadar inmiş, bu istikrarsõz tutma, istikrar bozma yöntemleri, tahmini pek de zor olmayan matematiksel bir bilim haline getirilmiştir. Şunu da ilave etmeli ki, sömürgeleşmiş veya resmen olmasa da sömürgeden daha acõklõ duruma getirilmiş ülkelerde, ulusal hedefler, bağõmsõz gelişmeler oluşmasõn diye sürekli tedbirler alõnõp yetenekli, onurlu, ülke çõkarlarõna bağlõ kişiler devamlõ olarak altta veya kenarda bõrakõlõr; kişiliksiz, onursuz, şahsi çõkar düşkünü, yeteneksiz, yaratõlõcõlõktan yoksun, kolayca kullanõlabilir kişiler kilit noktalara getirilirler. Türkiye de sanayi-evrenkent işbirliği konusunda bazõ önemli adõmlar atõlmõş, mesela KOSGEB ler kurulmuştur. Bunlarõn iktisadi katkõlarõnõn olacağõndan kuşku yok. b) Yukarõda bahsedilen türde bütün araştõrmalarda doktora öğrencilerinin rolü büyük. Şimdi gelelim ülkedeki doktoralõ sayõsõna. Tanzimat tan beri zaman zaman Batõya binlerce öğrenci göndermekten medet umuldu. Sonuç meydanda. Dõşarõda öğrenci okutulduğu söyleniyordu. En son bir yerde okudum, 200 bin olmuş. Bir öğrencinin masrafõnõ yõllõk 30 bin dolar olarak kabul edersek, bu senede 6 milyar dolar demektir. Beş yõlda 30 milyar dolar. Bu meblağõ, Türkiye deki bütün evrenkentlerin toplam bütçesiyle karşõlaştõrmanõzõ isteyeceğim. Eğer bu 6 milyar dolarõ bu iş için harcõyorsa bir ülke çok büyük gayelerin olmasõ lazõm. Bu öğrencilerle şu sanayii kuracağõz, şu teknolojiyi geliştireceğiz diyen yok tabii. Bu insanlarõmõz Türkiye ye dönseler bile imkan yok. Oralarda kalmayõ tercih ediyorlar. Beyin göçü ortaya çõkõyor. Bu öğrenciler sayesinde o sõralarda mali sõkõntõ için olan o ülkelerin evrenkentleri ihya oldular; araştõrmalarõ için önemli genç bilimadamõ ihtiyaçlarõ da bu suretle temin edilmiş oldu. Beyin göçünün nedeni: 1980 den sonra yani YÖK ün kurdurulmasõnõn ardõndan Türkiye de bilim ve araştõrmanõn bitmesidir. Bilim adamõ araştõrma yapmak için uğraşacakken, ders başõna para alarak 40 saat ders veriyor haftada. 12

13 Dünyanõn hiçbir ülkesinde böyle bir şey yoktur. Ne zaman ki bir ülke perişan hale düşer, o zaman o ülkenin vatandaşlarõnõ görmeye başlarsõnõz Amerika da. Türkiye bu açõdan rekor kõrõyor Amerika da. Zaten eğer bir milletin sayõsõ bir çevrede artmaya başlarsa, aşağõ görürler.türkiye den yüzlerce öğrenci varsa, mesela Almanya dan birkaç tane vardõr, yoktur. O da özel bir alanda öğrenim görmek için gelmişlerdir. İşin garibi, Amerika da fen/teknik konularõnda doktora öğrencileri evrenkentlere para vermezler; bilakis öğrenciye mali destek sağlanõr. Çünkü yapõlan araştõrmanõn iktisadi ve yan faydalarõ ülkeye kalmaktadõr. Bu destek, kendini ispatlayan yabancõ öğrencilere de verilir. Ama Türkiye illa da o ülkelere her öğrenci için para vermekte adeta õsrar etmiş, araştõrma yardõmcõlõğõ bulan gençlerimize maaş, burs kabul etmemelerini emretmiştir! Peki, ülkemizin yaptõğõ bu büyük fedakarlõklarõn Türkiye ye faydasõ? Biliyorsunuz, evrenkentlerimizde en ufak bir alet almak için üç kuruş bulmak bile hayli maharet isteyen bir iştir. Dõşa giden bu büyük paralarõn onda biri yurtta araştõrma, yerli Türkçe bilimsel yayõnlarõn teşviki vb. için ayrõlsa kuşkusuz bir gelişme olacak, iktisadi katkõlar da artacaktõr. Ama bunun için Türkiye nin hedeflerinin tespiti de şarttõr. Yurttaki doktoralõ sayõsõ ile iktisadi, bilimsel, hatta kültürel gelişme arasõnda en az doğru orantõlõ, nerde kaldõ ki daha yüksek üslü bir matematik bağõntõ bulunabileceği beklenemez. Nedenleri: 1) hedefsiz (hedef, bilim ekolleri yaratõp dünyada söz sahibi olmak da olabilirdi) dağõnõk araştõrma etkinlikleri; 2) dõş doktoralarõn tesadüfen seçilen veya dõşarõda verilen konularda, başkalarõnõn çarklarõna, dişlilerine yağ olacak nitelikte yapõlmasõ; çoğu kez çarkõn kendisinin bile fark edilmemesi. Sonuç olarak Türkiye nin içinde ve dünyadaki hedeflerini kõsa, orta ve uzun vadeli olarak seçmesi; bu seçimde Türkiye nin, dõş odaklarla bağlantõlõ olarak şerrine değil de, hayrõna kafa yoracak, çalõşacak onurlu, yetenekli, kendini yurduna adamõş kimselerin görev almasõ gerekmektedir. Bu hedefler doğrultusu başta olmak üzere evrenkentlerimizde gerçek yaratõcõlõğa yol açacak araştõrma ortamlarõnõn, kütüphanelerin, Türk Dünyasõ için Türkçe yayõnlarõn, ayrõca dõş dünya ile iletişim ve bilgi alõşverişini arttõracak dõş yayõnlarõn (yayõn için yayõn olmamasõ koşuluyla) geliştirilmesine ağõrlõk verilmelidir. ŞEHİRLER İNSAN İÇİN Mİ, ARABA İÇİN Mİ? Şimdi demiryolu deyince raylõ ne varsa hepsini kasdeceğiz; tramvay, yer altõ, şehirlerarasõ katarlar vb. Hele geriye dönüp bir bakalõm. Son iki büyük, Sultan Abdülhamit Han da, Atatürk de demiryollarõna çok önem verdiler. Birincisinde İstanbul un iki yakasõ da tramvay ağlarõyla örüldü. Belki de dünyanõn ilk yeraltõsõ, Karaköy tüneli yapõldõ. II. Cihan Harbinde savaş araçlarõ üreten A.B.D. dev oto sanayii, özellikle GM ( General Motors ) şirketi, 1947 den sonra fabrikalarõ atõl kalmasõn diye araba işini yaymaya, halkta bir araba tutkusu yaratmaya karar verdiler. O zamana kadar 13

14 A.B.D. nin her tarafõ tramvay (kendi tabirleriyle trolley ) ağlarõyla örülüydü. O kadar ki, taa Pasifik Ummanõ kõyõsõ Kaliforniya dan doğuda Atlas Ummanõ na kadar tramvay değiştire değiştire gidilebilirmiş. GM şirketi ufak tramvay şirketlerini birer birer satõn alõp sonra da iflas ettirmiş, tramvay raylarõnõ söktürmüş. Çocukluğumda İstanbul un da her iki yakasõ tramvay ağlarõ ile örülüydü. Bağdat Caddesi nin kenarõndan Bostancõ ya dek tereyağõ gibi kayõp giderdin. Ne seyrüsefere mani olur, ne bir şey. Şimdi aynõ caddede lüküs arabasõnõn içinde dur kalk, dur kalk sinir buhranlarõ geçireni bir yandan, yağmurda çamurda otobüs dumanlarõndan boğulan, perişan bekleşenlere bir yandan insanõn acõmasõ geliyor. İşte hesap sormaya sormaya bu hallere gelindi. Şimdi İstanbul da arabasõ olan perişan, olmayan perişan. Amerika bile sonunda toplu taşõmacõlõğa, demiryollarõna pay ayõrmaya bugünlerde mecbur kalmaktadõr. New York dahil bütün şehirlerinde araba keşmekeşini önleyici yönetim tedbirleri zaten çoktandõr vardõ. Bizde ise İstanbul, Ankara gibi şehirler bile böyle herhangi bir tedbire rastlanmõyor. Bir an evvel bazõ tedbirler alõnmazsa şehirlerimiz toptan kilitlenecek, insanlar çõktõ (egzoz) gazlarõndan topyekün zehirlenecekler. Zaten şimdiden işe 1-2 saatte ancak gidiliyor. Sadece bunun verdiği iktisadi zararõn haddi hesabõ yok. İktisatçõlarõmõz niye bu zararõn mali boyutunu oturup hesaplamõyorlar? Mühendisler niye karayolunun bir kilometresi maliyetine 5 km demiryolu yapõlacağõ gibi hesaplarõ yapõp halkõn gözünün önüne sermiyorlar? Niye tercihli otobüs yolundan bir hafif tramvay hattõ geçirilmiyor? Niye araba otobüs kõsõtlanõp böyle tramvaylar yapõlacağõna çok daha fazla maliyeti olan yer altõ ( metro ) düzeni için yõllarca uğraşõlõyor? İstanbul da sahiller doldurulup geniş otoyollarõ yapõlõrken niye az yer kaplayan raylar da konulmuyor? Yakõt artõşlarõ azalmasõn, araba ithaline dokunulmasõn, ahali araba alõşkanlõğõndan sapmasõn diye mi? Unutmayalõm ki, neftyağõ üretimi neredeyse olmayan bir ülkenin insanlarõnõ oyuncak sevdasõ gibi arabalarla meşgul eder, kaynaklarõnõn önemli bir kõsmõnõ dõşa yakõt ve araba parçalarõ için aktarõrsanõz, o ülkenin ileriye dönük, onu önemli bir dünya devleti yapacak temel yatõrõmlarõ yapmasõnõ da engellemiş olursunuz. İşte öyle bir ülke sonunda bütçesinin yüzde kõrkõnõ (sonra daha da fazlasõnõ) dõş borç faizlerine öder, varõnõ yoğunu, fabrikalarõnõ, santrallerini, limanlarõnõ ve hatta vatan toprağõnõ yabancõlara satar, gençlerinin eğitimini bile İngiliz gibi insanlõktan uzak, hunhar milletlere havale eder, sonra da tarihten silinip gider. ULUSLARARASI İLİŞKİLER Yõllardõr Avrupa sõ, Amerika sõ bastõrõyor: Kõbrõs Sorunu diyor; Ege Sorunu diyor; (sözde) Kürt Sorunu diyor. Bizde de birileri yõllardõr, gelenin gidenin önünde ezilip büzülüyor; Afedersiniz efendim, Özür dileriz efendim, Ödevimizi yaparõz efendim diyorlar. Otuz küsur yõldõr bendeniz ise, naçizane diyorum ki: Bu tavrõ takõndõğõnõz takdirde, ne kadar haklõ olsanõz, davayõ baştan kaybedersiniz. Takõnõlacak tavõr başkadõr: 14

15 Türkiye nin Kõbrõs Sorunu yoktur. Türkiye nin Yunanistan la babamõn memleketi Batõ Trakya Sorunu vardõr. TV den yeni öğrendik: Batõ Trakya nõn (Batõ Paşaeli nin) kuzey Türk köyleri meğer 67 yõldõr birer tehcir kampõ, birer hapishane imiş. İçerdekiler köy dõşõna ancak özel tezkereyle çõkabiliyor, kimse bu tel örgüyle çevrili köylere giremiyormuş. Türkiye nin Ege Sorunu yoktur; Yunanistan õn Lozan a rağmen adalarõ askeri üs haline getirme sorunu vardõr. Türkiye nin Kürt Sorunu yoktur. Türkiye nin Kerkük Türkmenleri Sorunu vardõr. Avrupa ya gelince: Türkiye ye insan haklarõ dersi vereceğine, Avrupa önce Bosna da, Cezayir de, Kosova da yaptõrdõğõ katliamlarõn hesabõnõ vermelidir. Batõ ülkeleri, sözde Ermeni Soykõrõmõ nõ değil, Ermenilerin Azerbaycan/Karabağ da daha yeni yaptõklarõ gerçek soykõrõmõ gündeme getirmelidirler. Türkiye nin Savunmasõ Dolayõsõyla birinci ilkemiz: Dünyanõn neresinde olursa olsun, oralõ Türk, buralõ Türk, nerede bir Türk ün kõlõna dokunulursa bütün Türkler, bütün milletleriyle ve devletleriyle hemen seslerini duyurmalõ, bütün uluslararasõ ortamlarda protestolar, bir sürü basõn-yayõn faaliyeti. Türkiye nin savunmasõ burada başlar: Balkanlarda binlerce Türk ü kessinler, Irak õn kuzeyinde Türkmenlerin başlarõnõ daha yeni hapse atsõnlar. Olur mu böyle şey? Nerede Türk varsa onun hakkõnõ hepimiz savunacağõz. Uluslararasõ ortamlara gideceğiz, davalar açacağõz, protesto edeceğiz, nota vereceğiz, ses çõkartacağõz. Bir kere bu var; bunlar o kadar zor işler değil. Sadece çõkõp söyleyeceksin, bu kadar basit. Bütün mesele; şahsiyete, haysiyete ve aşağõlõk duygusu yerine kendine güvenmeye dayanõr. Psikolojik bir şey, gayet de basit. Türkiye ve Türk Dünyasõ Üzerindeki İçten, Dõştan Tezgahlar Batõ deyince, Rusya sõndan bütün Avrupa sõ, bütün Amerika sõna kadar bizzat yaşayarak şunu gördüm ki: en üst seviyesinden sokaktaki garibanõna kadar hepsinin kafasõnda tek bir şey vardõr: Endülüs ü sildik, burasõ hala duruyor. Bu acõklõ duruma bizi kültür mühendisleri getirdi, bilhassa Amerika nõn, İngiltere nin kültür mühendisleri yaptõlar bu işi. Zaten bir ülke, bir millet içinden dağõtõlõrsa, topa, tüfeğe ihtiyacõ kalmaz artõk. Evet top, tüfek, lazerli silahlar, füzeler vb. vb de olmalõ. 15

16 Atatürk Ruhu Yerine Sahte Sağ / Sahte Sol 1960 lara kadar Atatürk ruhu hakimdi: Herkes Türk tü, herkes Atatürk milliyetçisi idi. Sonra hava değişti. Kimi zannetti ki milliyetsizlik fikri Rusya dan geldi. Hayõr efendim sahtelerin ikisi de Amerika dan geldi. Önce, lerde Amerika nõn yarattõğõ sahte sağ ve sahte solla bölündük ve milli değerlerden uzaklaştõrõldõk larda filmi, (kaseti, sahneyi; ne derseniz deyin) değiştirdiler; komünist, faşist laflarõ kalktõ, bir çok ortaoyuncusunun da hakiki rengi ortaya çõktõ. Bazõ safiyan diyor ki: Efendim, bu adam vaktiyle komünist hücreler kurmuş, ordudan atõlmõş, şimdi Amerikancõ kapitalist oldu. Be kardeşim, o zaman da Amerika ya hizmet ediyordu, şimdi de. Farkõ: Eskiden komünist rolü yap denmişti, şimdi de yeni dünya düzenci kapitalist. Adam aynõ adam, değişmedi; rol değişti. Bu durumlara iyi dikkat etmeliyiz. Bunlar hep kültür mühendisliği teknikleri. Aslõnda Batõ birçok ince taktikleri de Selçuk ve Osmanlõ Türkleri nden öğrendi. Biliyorsunuz Makyavelli kitabõnõn dipnotunda der ki: Bu numaralarõ Osmanlõlarõn Bizans Tekfurlarõ arasõnda düzenledikleri dolaplardan öğrendim (Meğer aslõnda Nizamülmülk ün kitabõnõ da okumuşmuş) Asyalõ mõ, Avrupalõ mõ, Avrasyalõ mõ Olmak? Aslõnda biz hem Asyalõyõz, hem Avrupalõ, hem de Orda Doğulu. Bundan büyük nimet mi olur? Hangi millete nasip olmuş? Avrasya nõn, hatta şimdi Amerika kõtalarõ dahil kaç kõtanõn en eski milletiyim; 10 bin sene ve daha öncesi; dili matematik gibi dil, (yeni giren İngilizce bozuntularõ hariç), kültürü büyük, tarihi büyük. Kaç imparatorluk kurduk. Onlar sadece öyle kõlõç kuvvetiyle olmadõ; üstün kültürümüzle oldu, bilim ve tekniğimizle oldu, idari nizamõmõzla, üstün maneviyatõmõzla oldu. Şimdi Türkiye öyle bir durumda ki, bir yanda bütün İslam dünyasõ var, bir yanda Türk dünyasõ, ta Japonya ya kadar. Türk Dünyasõ ndakilerin içinde komünizme rağmen Türk Müslüman şuuruna sahip olanlarõ hayli fazladõr. Öbür yandan biz Avrupa ile de haşõr neşir olabiliyoruz. Dünyaya bak: hem Asya, hem Ortadoğu, hem Avrupa. Hepsinde cirit atabilen böyle başka bir millet yok. Yani Allah bize öyle nimetler vermiş ki, biraz aklõmõzõ kaşõmõza alõp toparlanabilirsek dünyanõn en büyük birkaç devletinden biri oluruz. Pek yakõn tarihe dek öyleydik; gene oluruz. Avrupa ya Çok Şey Öğrettik Açõn bakõn: Orta Çağ sonunda bu Avrupa ya, bu kara cahil, yobaz, temizlikten haberleri olmayan, vebadan kõrõlan perişan Avrupa ya bilimleri öğreten Türklerdir. Matematiğin birçok dalõnõ icat eden Türk matematikçileridir. Batõya cebiri de, kimyayõ da, gökbilimi de, ruhbilimi de biz öğrettik. Kendimizi, tarihimizden, atalarõmõzdan aldõğõmõz manevi güçle, ileriye bakarak toparladõğõmõz zaman Batõya, dünyaya, gene çok şey öğretiriz. 16

17 Bir taraftan Avrasya Türk dünyasõ ile ilişkilerimiz olacak, bir taraftan Avrupa ile, Uzak Doğu ile, hatta Güney Amerika ve Afrika ile ticaretimiz. Ayrõca İslam ülkelerinin sömürgelikten kurtulmasõ için gene biz ağabeylik yapacağõz; başkasõ yapamaz bunu. Şimdi Batõ bunlardan çok korkuyor. Batõ gizli gücümüzü biliyor da, biz bilmiyoruz. Batõlõ, Türklerin kendilerine güvendikleri zaman pek çok işi başardõklarõnõ görüyor. İçerden engellemelere rağmen halk, bu millet, bir sürü iş becerdi. Hatta başka ülkelere işçi olarak gitti, işveren oldu. Onun için bu içerdeki ve dõşarõdaki düşmanlar son derece endişe ediyorlar. Dolayõsõyla bu düşmanlar, adõm adõm, bilhassa son 50 yõldõr hõzlanarak, bu işi kökünden nasõl hallederiz? ile uğraşmõşlardõr. Yõllarca haçlõ seferleri yaptõlar, bir türlü beceremediler bu işi; sonunda dediler ki: Biz bu işi içinden halledeceğiz. Bunlarõ içinden bozarsak, Türklük ve Müslümanlõk şuuru bõrakmazsak ve nihayet birbirine düşürürsek, kim olduğunu, feleğini şaşõrmõş hale getirirsek, dinini, tarih şuurunu yok edersek, o zaman bu işi biz rahatça hallederiz. Bu plan yürümektedir Türkiye de. Fakat Türkiye de ben vaktiyle şuna dikkat ederdim: hani tahsil veya iktisadi olarak sözüm ona alt tabakaya doğru indikçe, yani gariban halka, köylüye falan indiğin zaman onlarda daha bir derinlik görürdüm. Yani o insanlarda daha derin bir kültür vardõ. Çünkü biz Asyalõyõz. Ve bizim binlerce senelik bir kültürümüz var. Bu kültür hala bozulmamõş halkta yaşõyor. Gerçi bu güzel tabakayõ da bugünlerde bozuyorlar ki, en büyük tehlike de buradadõr. Üst tabaka zaten çoklukla bozulmuştur. Amerika da, Avrupa da Türkiye dekinin tam tersi bir durum gördüm: Oralarda üst tabaka bilgilidir, çalõşkandõr, yapõcõdõr. Ama aşağõya indikçe indikçe ahali barbarlaşõr, yabanileşir. Neden? Çünkü Batõnõn kültürü birkaç yüz seneliktir. İşte bunlar, barbar kavimlerin elektronik cihazlarõ yapmayõ öğrenmiş onu da devşirdikleri insanlar sayesinde yapmõş- insanlardõr. İşte Batõ bizden aldõklarõ ilimleri bize karşõ güç oluşturmak için kullanõp güçlendikçe bizi ortadan kaldõrmanõn yollarõnõ aramaya başlamõştõr. Bu işe özellikle 1700 başlarõnda soyunmuşlar. Fiziki olarak Türklerle başa çõkmamõz mümkün değil demişler. Onun için biz olsa olsa bunlarõ içinden yõkabiliriz demişler. Araştõrmõşlar, bakmõşlar ki Türk ün kuvveti tasavvuftan, gelenek ve göreneklerinden, insanlõk anlayõşõ gibi hasletlerden geliyor. Dolayõsõyla biz bunlarõ içinden bozarsak bu işi ancak öyle hallederiz. Ne kadar sürer demiş İngiliz. Biz, belki torunumuz da sonucu göremeyecek, ama biz ondan sonra için çalõşõyoruz demiş. İngiliz bu planla Hicaz da Vahabilik gibi sahte bir mezhep kurdu. Şimdiki Suud krallarõ da bunlarõn torunlarõdõrlar. Vahabiler ilk iş olarak Hicaz da bulunan bin Türkü kestiler. (İngiliz Hindistan da da sahte Ahmedi mezhebini kurdu) de İngilizler dünyanõn küreselleştiğine dair bir edebiyatla ve Osmanlõ İmparatorluğu içerisindeki bazõ idarecileri satõn alarak Gümrük Birliği anlaşmasõ imzalattõlar. İngiliz mallarõ Türkiye ye doldu. O zamanlar Ankara nõn nüfusu 90 bin civarõndaymõş, büyük bir el dokuma sanayii varmõş ki, dünyaca meşhur kumaşlar üretilirmiş. Bu anlaşmadan yõl sonra Ankara nõn nüfusu 30 bine düşmüş. Dokuma sanayiimiz ölmüş. Ardõndan Tanzimat Fermanõ ile köşe başlarõndaki bazõ 17

18 adamlarõn da gayretleriyle çözülme başladõ. Fransa ya rasgele, amaçsõz öğrenci gönderilip sahte sömürge aydõnlarõ yetiştirildi. Çare, elbette her yapõlan alçaklõğa son dakikada yarõm ağõz tepki göstermek kõnamak değildir. Gülerler adama. Yõllardõr, daha kimse bize sataşmadan, bizim kendi davalarõmõzõ dünya kamuoyunda sürekli gündeme getirmemiz, Türkiye de Ermenilerin yaptõğõ sayõsõz hunharlõklar, katliamlar için yapanlarõn cezalandõrõlmasõnõ (ki çoğu hayatta, başka ülkelerde idiler), soyundan sopundan tazminat alõnmasõnõ istememiz gerekirdi. Daha yakõn yõllarda Fransa da, çeşitli ülkelerde elçilerimizi öldürenleri barõndõran, üstelik de utanmadan iki de bir bize insan haklarõ dersi vermeye kalkõşan bu uygarlõk, insanlõk fukarasõ Batõ ülkelerine yõllardõr niye dayatmadõk? Fransa ya Ne Yapmalõyõz? 19. yüzyõlõn sonuna doğru Paris budalasõ bazõ Osmanlõ monşer leri aralarõnda Fransõzca konuşur olmuşlardõ. Etki alanõnõ Anglosakson a kaptõrmasõna rağmen, Fransõz õn en büyük başarõsõ duruyor. Osmanlõ Devletinin idarecileri arasõna sokulan 5. kol gizli cemiyet sayesinde, mektep-i sultani yani Galatasaray eğitimini Türkçe yerine Fransõzca yaptõ ve yapõyor. Fransõzlarõn, Türkiye de hala etkili olmak için son ümitleri bu okul ve birkaç, rahibeli, misyoner okulu. Bunlarõ kapattõğõn, hiç olmazsa eğitim dillerini Türkçe, öğretmenlerini de tümüyle Türk yaptõğõn an, Fransõz canhõraş bir feryat atacak, acõlar içinde inleyecektir. İşte Ermeni kõşkõrtõcõsõ, katliamcõ, kültür, dil ve din emperyalisti Fransõz a yapõlacak şey budur. Bak o zaman nasõl pişman olacaklar. Fransõz õn, Türk yumuşak topuğuna dokunduğun anda, Türkiye deki Fransõzca ile eğitimli okul mezunlarõnõn bir kõsmõ diyecekler ki, Fransõz a karşõ duygusal davranõp da, kendimizi bilim den mahrum etmeyelim. Lafa bak, dersleri Türkçe yerine Fransõzca yapmakla bilim mi oluyormuş? O misyoner okullarõndan kaç tane gerçek bilim adamõ çõkmõş acaba? Var mõ öyle bir şey? Hangi Avrupa Birliği? İngiltere, kuzeyde dağlõ İskoçlarõn sõnõrõ Hadrian duvarõna kadar Roma İmparatorluğunda kalõp dilinin %60 õ latinleşti (tabii şimdiki örn. tõp dili %99 tam Latince). Kelt kavimleri tarih boyunca birlik olup bir tek devlet oluşturamadõlar. Günümüzün Avrupa haritasõ, hala iki bin yõl önceki Kelt kavimlerinin haritasõ gibi. Kelt lerin hemen hepsi Roma İmparatorluğu nca fethedildiler. Ancak, Avrupa da o zaman da, şimdi de önemli, ayrõ bir durum daha var: Cermen kavimleri. Batõ Roma yõkõldõktan sonra Cermen göçleri (Franklar, Engel ve Saksonlar, Lombardlar vb) latinleşmiş ülkeleri değiştiremedi. Göçlerle gelen Ural-Altay/Türk kavimleri ise dillerini unutup eridiler. Cermen kavimleri (bugün Almanya, Avusturya ve İsviçre nin bir Alman lehçesi konuşan kuzey kõsmõ) ile latinleşmiş Keltler arasõndaki mücadele günümüze dek 18

19 sürmüştür. Bazõ Batõlõ tarihçilere göre Avrupa daki birçok savaş, I. ve II. Cihan Harpleri dahil, bu eski Alman-Latin/Kelt ayrõlõk-gayrõlõğõnõn birer devamõdõr. Sözde Avrupa Birliği içinde de günümüzde kökleri işte böyle derin bir Alman-Fransõz ve Alman-İngiliz ayrõlõğõnõ görmekteyiz. Avrupa Birliği nin önemli dili Almanca mõ olacak, Fransõzca mõ yoksa İngilizce mi? Bunun sessiz savaşõmõ sürüyor daki Norman istilasõndan beri süregelen Fransõz-İngiliz en hafif tabiriyle rekabet i de cabasõ. Avrupa Birliği nin bir de Hõristiyan Kulübü olduğundan söz ediliyor. Hayret, hangi Hõristiyan Kulübü? Bu toplulukta Katolik i, Ortodoks u, çeşit çeşit Protestan õ var. Bunlar o derece birbirlerine düşmandõr ki, tarih boyu zaman zaman birbirlerine karşõ Müslüman Türk le bile anlaşmayõ yeğlemişlerdir. Yakõn tarihte Sultan Abdülhamid Han bu ayrõlõklarõ çok iyi kullandõ. Hala süren şu Katolik İrlanda ile Protestan İngiltere arasõndaki kavgaya da bir bakõn. Daha önce Katolik İspanya ile İngiliz İmparatorluğu arasõ savaşlar. Norveç ve İsviçre halk oylamalarõna binaen AB ye girmedi. İngiliz halkõ bile AB de ulusal egemenliklerinden vazgeçmek istemiyor. Fransa da da aynõ şekilde kuvvetli sesler yükseliyor. AB fikrinin arkasõnda yatan ülkülem ( ideoloji ) ile hiç de yeni olmayan, kökleri 1700 lere giden Yeni Dünya Düzeni arasõnda bağõntõ var. Fransa nõn önemli bazõ siyaset adamlarõ son aylarda bu Yeni Dünya Düzeni oyununa karşõ çõktõlar. Ama Türkiye de de olduğu gibi üstlerde birileri Yeni Dünya Düzeni ve onun kuyruğu AB ye uluslarõnõ, adeta emr-i vakilerle sürükleme peşinde. Bu üstlerdekilerin kime, niye ve nasõl hizmet ettikleri elbet bir gün belli olacak. İşte Türk Dünyasõ Böyle Oluşur? Türk Dünyasõ nõn yeniden oluşmasõ için bütün Türk Cumhuriyetlerinde ortak Türk dili ve ortak yazõ bir an önce gelişmeli, ortak Türkçe yayõnlar Türk Dünyasõ nõn her köşesinde okunmalõ, bu ülkelerin Türkçe TV leri herkesçe seyredilmeli, her dalda yapõlacak ortak kurultaylarda, bilimsel toplantõlarda konuşmalar Türkçe olmalõdõr. Bu hedeflere ulaşmak o kadar zor mu? Hayõr, yeter ki gönüllerde istek olsun. Burada bir gazete, kitap çõktõğõ zaman bütün Türk Dünyasõ nda okunabildiğini düşünün; bu eserlerin 250 milyon insana gittiğini düşünün. Osmanlõ daki gibi büyük bir millet olmaya sadece bu yeter. Lehçe farklõlõklarõna rağmen her Türk hepsini anlar, anlamalõdõr. Ben suni yakõştõrmalar olan öz Türkçe, Osmanlõca diye bir ayrõm, bir bölücülük kabul etmiyorum; ikisi de Türkçe dir ve o zaman Türkçe dünyanõn en zengin dili olur. Ama Frenkçe, İngilişça bozuntusu Anglomanlõca laflar asla Türkçe olamaz. Ambulans gibi, aktivite gibi, parlamenter gibi her özentifikasyon kelime gönlü Türk olanõn böğrüne bir diken gibi batar. Böyle sözcükleri kullanan ayõplanmalõ ama aşağõlõk duygusundan kurtulmasõ için kendisine yardõmcõ olunmalõ. İçten, Dõştan Saldõrõlar Karşõsõnda Türkiye Amerika, Avrupa, Çin, Rusya gibi kuvvetler arasõnda Türkiye nin bağõmsõz bir denge siyaseti gütmesi gerekir. Her ülke ile ilişkilerimizin olmasõ, bunlarõn arasõndaki dengeden faydalanmamõz gerek. En son Sultan Abdülhamit Han, sonra da Atatürk 19

20 Denge Siyaseti yaparak Türkiye nin çõkarlarõnõ korumuşlardõr. Denge siyaseti olmadan, bir tek kuvvetin her dediğini yapmakla ülkedeki işler işte bu hale geliyor. Biz siyasetten bahsetmiyoruz. Siyasi şeyler gelir geçer, bunlar önemli değildir. Uzun vadede kültür genlerini binlerce yõl yaşatan kültür meseleleridir. Dildir, edebiyattõr, tarihtir, bilimdir. Sovyetler dağõldõğõndan beri Türk kurultaylarõ yapõlõyor. Kurultayda bazõlarõ Rusça konuşurmuş, diğerleri İngilizce konuşurmuş. Böyle Türk kurultayõ mõ olur? İnsanlarõmõzõn bağõmsõzlõk ruhuna sahip olmasõ lazõm; özgüvenlerinin gelişmesi lazõm. Deniyor ki Dünyada bağõmsõzlõğõn önemi geçmiş. Öyle bir şey yok. Her ülke kendi bağõmsõzlõğõna, kültürüne daha fazla sahip çõkõyor. Çünkü eğer her ülke kendi değerlerine sahip çõkarsa, ancak eşitler arasõnda bir kardeşlik ve küreselleşme olur. Aksi takdirde biri birinin kölesi olur. HIRİSTIYAN MÜSLÜMAN İLİŞKİLERİ III. Dünya Savaşõ çõkar mõ? Nasõl çõkar, onun üstüne tahmini birşeyler diyebilirim. İnşallah çõkmaz. Tabii daha önemlisi İslam ülkelerine karşõ bir Hõristiyan Cihadõ açõlmõştõr. Yani, Haçlõ Seferi. Bush Haçlõ Seferi desin-demesin, olaya baktõğõn zaman bütün İslam ülkelerine karşõ bir haçlõ seferi görülüyor. Peki 11 Eylül de mi başladõ? Hayõr. Bin yõldõr böyledir. Ama bu son Haçlõ Seferi yeni başlamadõ. 100 senedir devam eden bir Haçlõ Seferidir. Bu olaylar son noktayõ koymadõr. İslam ülkeleri zaten perişandõr. Herbiri bir sömürge durumundadõr. Hepsinin başõnda dõşardan ayarlõ krallar vardõr. Sahte neft yağõ (petrol) bunalõmõ olduğu zaman Amerika da ahali diyordu ki, sokakta benzin kuyruğunda: Bu petrol niye Araplarõn oluyormuş? Gidelim oralarõ fethedelim. Nitekim 20 sene sonra bir Körfez savaşõ icat edip zaten denetimlerinde olan petrol bölgesine iyice yerleştiler. Şimdi Körfez savaşõnõn asõl sonucu nedir? Dikkat edin. Yan ürün gibi görünen şey asõl sonuçtur. O nedir peki? Amerika Suudi Arabistan õ ve Kuveyt i fiilen işgal etti. Bir sürü askeri üssü, yüz binlerce askeri var çölün ortasõnda. Araplarõn da haberi yok. Amerika hem petrol bölgesine yerleşti hem de Suudi Arabistan ve Kuveyt in hazinesini soydu. Ben sizi korudum bahanesiyle. Kral aileleri ağlaşõyor. Üstelik borçlandõlar. Hem işgal edildiler, hem hazineleri soyuldu. Afganistan daki savaşõn da sonucu Amerika nõn bu sefer de Orta Asya, Kafkasya neft yağõ, doğal gaz ve maden kaynaklarõna ve o bölgeye yerleşmesi olacaktõr. En başta da bu bölgelerin kapõsõ durumundaki ülkeler olan Türkiye, Pakistan, Afganistan var. Bizim aslõnda çok dikkatli olmamõz lazõm. Kabak bizim başõmõza patlayacak. Avrupa da Müslüman düşmanlõğõ tarihten beri çoktur. Ama Amerika da Müslüman nedir, Türkiye nerdedir, bunlardan ahalinin pek haberi olmaz. Amerika nõn ahalisi cahil bõrakõldõğõ için. Dolayõsõyla da fazla düşmanlõklarõ da yoktu. Yeni kavram-formül ile birlikte Müslüman dünyasõ düşman ilan edildi. Amerika böyle karar verdiği zaman basõn-yayõna da 1-2 kitap yazdõrõrlar. Huntington gibi adamlara. Sonra bunlarõn çõğõrtkanlõğõnõ yaparlar. Birkaç gün içinde aniden bir hava oluşuverir. Yani birileri düşman olarak gösterilir. Her zaman yapmõşlardõr. Dolayõsõyla bu olaylar, bir başlangõç 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Türkiye deki Yabanc lar için Gazeteler

Türkiye deki Yabanc lar için Gazeteler Yusuf Kanl Kuşkusuz 45 yõllõk tarihiyle ülkemizin günlük ilk İngilizce gazetesi olmasõ nedeniyle genel yayõn yönetmenliğini yapmakta olduğum Turkish Daily News gazetesi hem diğer yabancõ dilde yayõn yapan,

Detaylı

İYELİK TAMLAMASINDA ÇOKLUK ÜÇÜNCÜ KİŞİ SORUNU

İYELİK TAMLAMASINDA ÇOKLUK ÜÇÜNCÜ KİŞİ SORUNU İYELİK TAMLAMASINDA ÇOKLUK ÜÇÜNCÜ KİŞİ SORUNU Doç. Dr. Mustafa S. KAÇALİN Kõrgõzistan Türkiye Manas Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü İlgi tamlamasõ, iyelik tamlamasõ, ad tamlamasõ gibi

Detaylı

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Kurumsal Yatõrõmcõ Yöneticileri Derneği K u r u l u ş u : 1 9 9 9 www.kyd.org.tr info@kyd.org.tr KYD Aylõk Bülten Ağustos 2003 -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Yönetim Kurulu Başkanõ Tuncay Özilhan'õn Türkiye SİAD Platformu Kayseri Başkanlar Kurulu konuşmasõ

Yönetim Kurulu Başkanõ Tuncay Özilhan'õn Türkiye SİAD Platformu Kayseri Başkanlar Kurulu konuşmasõ TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanõ Tuncay Özilhan'õn Türkiye SİAD Platformu Kayseri Başkanlar Kurulu konuşmasõ 14 HAZİRAN 2001 KAYSERİ Sayõn Vali, Kayseri ilimizin değerli

Detaylı

Almanya - Türkiye: Az nl klar ve Ço unluklar

Almanya - Türkiye: Az nl klar ve Ço unluklar Almanya - Türkiye: Az nl klar ve Ço unluklar Baha Güngör Türkiye Denek Taşõ ve Avrupa İçin Bir Şans Almanya da Almanlarla geçirdiğim 45 yõldan sonra, insanlarõ kendi ulusal, kültürel ve dini kökenlerinden

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN YÜKSEK İSTİŞARE KONSEYİ KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN YÜKSEK İSTİŞARE KONSEYİ KONUŞMASI TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN YÜKSEK İSTİŞARE KONSEYİ KONUŞMASI 12 Aralõk 2003 Ankara Sayõn Başkan, saygõdeğer konuklar, değerli üyeler, değerli

Detaylı

Daha yeşil bir gelecek için suyun

Daha yeşil bir gelecek için suyun Daha yeşil bir gelecek için suyun dönüşümü Yağmur sularõ, sel sularõ, arõndõrõlmõş sularõn tamamõ, istenildiği şekilde arõtõldõğõ durumda, sulama, meracõlõk, sebze ve meyvecilik, endüstriyel üretim alanõ

Detaylı

THE EUROPEAN ENVIRONMENT AGENCY BAŞVURU FORMU

THE EUROPEAN ENVIRONMENT AGENCY BAŞVURU FORMU THE EUROPEAN ENVIRONMENT AGENCY BAŞVURU FORMU (Bütün sorularõn yanõtlanmasõ gerekmektedir. Gerektiği taktirde lütfen "hayõr" yanõtõnõ kullanõn. Kutularõ boş bõrakmayõn veya tire işareti koymayõn. SİYAH

Detaylı

1. Aşağõdaki üç temel unsur, demokrasi için vazgeçilmez unsurlardõr: - Siyasal katõlõm (Vatandaşlarõn yönetime katõlõmõ, serbest seçimler, partiler)

1. Aşağõdaki üç temel unsur, demokrasi için vazgeçilmez unsurlardõr: - Siyasal katõlõm (Vatandaşlarõn yönetime katõlõmõ, serbest seçimler, partiler) Walter Bajohr 1. Aşağõdaki üç temel unsur, demokrasi için vazgeçilmez unsurlardõr: - Düşünce özgürlüğü, basõn-yayõn özgürlüğü - Hukuk devleti (İnsan haklarõ, bağõmsõz yargõ) - Siyasal katõlõm (Vatandaşlarõn

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN 34. GENEL KURUL AÇILIŞ KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN 34. GENEL KURUL AÇILIŞ KONUŞMASI TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN 34. GENEL KURUL AÇILIŞ KONUŞMASI 22 Ocak 2004 SABANCI CENTER Sayõn Başkan, değerli üyeler, değerli basõn mensuplarõ

Detaylı

BENİM HAKLARIM ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME. MADDE 1. Ben çocuğum Onsekiz yaşõna kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim.

BENİM HAKLARIM ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME. MADDE 1. Ben çocuğum Onsekiz yaşõna kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim. BENİM HAKLARIM ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME MADDE 1. Ben çocuğum Onsekiz yaşõna kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim. MADDE 2. Bu haklar, bütün çocuklar içindir; beyaz çocuk, kara çocuk,

Detaylı

E-Business ve B2B nin A B C si

E-Business ve B2B nin A B C si E-Business ve B2B nin A B C si Hazõrlayan : Cengiz Pak diyalog Bilgisayar Üretim Sistemleri Yazõlõm ve Danõşmanlõk Ltd. Şti Büyükdere Caddesi No : 48 / 4 Mecidiyeköy İstanbul URL : www.diyalog.com Öneri

Detaylı

Teminatlandõrma ve Kar/Zarar Hesaplama

Teminatlandõrma ve Kar/Zarar Hesaplama Giriş Borsada kullanõlan elektronik alõm satõm sisteminde (VOBİS) tüm emirler hesap bazõnda girilmekte, dolayõsõyla işlemler hesap bazõnda gerçekleşmektedir. Buna paralel olarak teminatlandõrma da hesap

Detaylı

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013 ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013 TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece İstanbul 1 İÇİNDEKİLER SAYFA 1. ARAŞTIRMA KONUSU 3 1.1. FUAR KÜNYESİ 3 1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI 3 1.3. ARAŞTIRMANIN

Detaylı

Türkiye ve Avrupa AB Üyelik Görüflmeleri Bafllang c ndan Sonra ve Yeni Alman Hükümeti ile

Türkiye ve Avrupa AB Üyelik Görüflmeleri Bafllang c ndan Sonra ve Yeni Alman Hükümeti ile Türkiye ve Avrupa AB Üyelik Görüflmeleri Bafllang c ndan Sonra ve Yeni Alman Hükümeti ile Dr. Cengiz Aktar Almanya ve Avrupa Birliği Üyeliğimiz Son Alman seçimlerinde Hõristiyan Demokratlarõn galip geleceği

Detaylı

2014 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU

2014 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU 2014 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 AĞUSTOS

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafõndan 10 Aralõk 1948 günü kabul ve ilan edilen İnsan Haklarõ Evrensel Bildirgesi'nin tam metni. Bu tarihi kararõn ardõndan Genel Kurul tüm üye ülkeleri Bildirge metnini,

Detaylı

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI AÇIKLAMALAR Haftalık ders çizelgeleri, 2014 2015 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının 9-10. sınıflarından başlamak üzere kademeli olarak uygulanacaktır. Haftalık ders çizelgelerinde ortak

Detaylı

POMPALARDA ENERJİ TASARRUFU

POMPALARDA ENERJİ TASARRUFU POMPALARDA ENERJİ TASARRUFU Serkan ÖĞÜT Alarko-Carrier San. ve Tic. A.Ş. KISA ÖZET Enerji tasarrufunun temelde üç önemli faydasõ bulunmaktadõr.en kõsa vadede şahõs veya firmalar için görünen faydasõ maliyetlerin

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ÇOCUK HAKLARININ KULLANILMASINA İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ

ÇOCUK HAKLARININ KULLANILMASINA İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ 375 Çocuk Haklarõnõn Kullanõlmasõna İlişkin Avrupa Sözleşmesi ÇOCUK HAKLARININ KULLANILMASINA İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ Sözleşme 25 Ocak 1996 tarihinde Strasbourg da imzalanmõş ve 21. maddeye uygun olarak

Detaylı

TÜSİAD, ABD ye 5 günlük kapsamlõ bir gezi düzenliyor

TÜSİAD, ABD ye 5 günlük kapsamlõ bir gezi düzenliyor 23 Mayõs 2003 TS/BAS/03-47 TÜSİAD, ABD ye 5 günlük kapsamlõ bir gezi düzenliyor Türk Sanayicileri ve İşadamlarõ Derneği (TÜSİAD), ABD yönetiminin, finans çevrelerinin ve medyasõnõn önde gelen isimleriyle

Detaylı

YELKEN YARIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç,Kapsam,Dayanak ve Tanõmlar

YELKEN YARIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç,Kapsam,Dayanak ve Tanõmlar YELKEN YARIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç,Kapsam,Dayanak ve Tanõmlar Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacõ,uluslararasõ Yelken Federasyonu Yelken Yarõş Kurallarõ uyarõnca yurt içinde düzenlenecek yelken

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

KAPİTALİZMİN GELECEĞİ: YARININ DÜNYANISI NASIL ŞEKİLLENDİRİYOR?

KAPİTALİZMİN GELECEĞİ: YARININ DÜNYANISI NASIL ŞEKİLLENDİRİYOR? KAPİTALİZMİN GELECEĞİ: BUGÜNÜN EKONOMİK GÜÇLERİ YARININ DÜNYANISI NASIL ŞEKİLLENDİRİYOR? Bizler, sudan çõkarõlmõş ve tekrar girmek için oraya buraya çõrpõnan büyük bir balõk gibiyiz. Bu durumdayken balõk

Detaylı

yaşlõlara olanaklar sunan, destekleyici ortamlarõn sağlanmasõ konusunda bilgiler veren yayõndõr.

yaşlõlara olanaklar sunan, destekleyici ortamlarõn sağlanmasõ konusunda bilgiler veren yayõndõr. EKİM 2007 İÇİNDEKİLER! Bilgi Merkezimize Gelen Yeni Yayõnlar 1! Yeni Çõkan İTO Yayõnlarõ Özet Bilgileri 2! Bilgi Kaynaklarõnõn Tanõtõmõ 3! Veri Tabanlarõ 4! Süreli Yayõnlar 5! Seçilmiş Makaleler 6! Seçilmiş

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN TÜSİAD BERLİN BÜROSU AÇILIŞ TÖRENİ KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN TÜSİAD BERLİN BÜROSU AÇILIŞ TÖRENİ KONUŞMASI TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN TÜSİAD BERLİN BÜROSU AÇILIŞ TÖRENİ KONUŞMASI 2 EYLÜL 2003 BERLİN Sayõn Başbakanõm, Sayõn Bakanlar, Milletvekilleri,

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Yunus ve

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Yunus ve Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Yunus ve Büyük Balõk Yazarõ: Edward Hughes Resimleyen: Jonathan Hay Uyarlayan: Mary-Anne S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org BFC PO Box

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Oğlunuz veya kõzõnõz bu sõnõftaki öğretimin bir parçasõ olarak, İngilizce öğrenmek için bir

Oğlunuz veya kõzõnõz bu sõnõftaki öğretimin bir parçasõ olarak, İngilizce öğrenmek için bir Welcome Letter [Turkish] öğretmenliğindeki sõnõfõna [ögretmenin adi] [ELD sinifi seviyesi veya türü] Hoş Geldiniz Bu mektubun amacõ oğlunuza veya kõzõnõza sõnõfõmõza hoş geldin demektir. Çocuğunuzun ve

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ İSTANBUL TİCARET ODASI AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ FRANSA ÜLKE RAPORU Şubat 2009 Hazırlayan: Özlem Kılıç 1 I. GENEL BİLGİLER Resmi Adı Yönetim Şekli Coğrafi Konumu : Fransa Cumhuriyeti

Detaylı

Türkiye nin Yak n Do u D fl ve Güvenlik Politikas

Türkiye nin Yak n Do u D fl ve Güvenlik Politikas Türkiye nin Yak n Do u D fl ve Güvenlik Politikas Dr. Thomas Gutschker Çõkmazda - Orta Doğu daki Türk Dõş Politikasõ ve Güvenlik Politikasõ Bu konuya olan ilgi, Türkiye nin AB üyeliği hakkõndaki tartõşmayla

Detaylı

ÇİN, AVRUPA VE RUSYA İLE YAŞAMAK

ÇİN, AVRUPA VE RUSYA İLE YAŞAMAK JEOSTRATEJİK ÜÇLÜ ÇİN, AVRUPA VE RUSYA İLE YAŞAMAK Amerikan Dõşişlerinin Merkezi Arenasõ olarak Avrupa politikalarõnõn yerini Avrasya politikalarõ aldõ. Avrupa daki savaşlar Amerika yõ tehdit eder hale

Detaylı

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? YABANCI DİL ULUSLAR ARASI HAREKETLİLİKTE OLMAZSA OLMAZ MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR? DOÇ.DR.DİLEK KARAASLAN Süleyman Demirel Üniversitesi it i Erasmus Kurum Koordinatörü 05 Kasım

Detaylı

I. BÖLÜM I. DİL. xiii

I. BÖLÜM I. DİL. xiii I. BÖLÜM I. DİL DİL NEDİR?... 1 İNSAN HAYATINDA DİLİN ÖNEMİ... 3 ÇOCUĞUN İNSAN OLMA SÜRECİNDE DİLİN ÖNEMİ... 5 ANA DİLİNİN ÖNEMİ... 6 DİL VE DÜŞÜNCE... 7 DİL, SEMBOL VE İŞARET İLİŞKİSİ... 12 DİL, KÜLTÜREL

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

İSTANBUL TİCARET ODASI NA KAYITLI FİRMA KURULUŞLARINDA YABANCI ORTAK ve SERMAYE DURUMU 2007 OCAK - HAZİRAN

İSTANBUL TİCARET ODASI NA KAYITLI FİRMA KURULUŞLARINDA YABANCI ORTAK ve SERMAYE DURUMU 2007 OCAK - HAZİRAN İSTANBUL TİCARET ODASI NA KAYITLI FİRMA KURULUŞLARINDA YABANCI ve SERMAYE DURUMU 2007 OCAK - HAZİRAN Yabancõ sermaye yatõrõmlarõ için Hazine Müsteşarlõğõ ndan ön izin alma mecburiyetinin 2003 Haziran ayõnda

Detaylı

ANADOLU DA TÜRK YAZI DİLİNİN GELİŞİMİ

ANADOLU DA TÜRK YAZI DİLİNİN GELİŞİMİ ANADOLU DA TÜRK YAZI DİLİNİN GELİŞİMİ Prof. Dr. Leylâ KARAHAN Kõrgõzistan-Türkiye Manas Üniversitesi Öğretim Üyesi 13. yüzyõl, siyasî tarihimiz için olduğu kadar dil tarihimiz için de son derece önemli

Detaylı

Almanya daki Türk Medyas

Almanya daki Türk Medyas Recai Aksu Milliyet Gazetesi Örneğinde Almanya'daki Türk Medyas Değerli Misafirler, Değerli Meslektaşlarõm, Sehr geehrte Gäste, sehr geehrte Kollegen und Kolleginnen, Türk işçilerinin Almanya ya gelmeye

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Güncelleme Tarihi : 05.06. 2007 Ülke No: 800 Ş.O. / 64

Güncelleme Tarihi : 05.06. 2007 Ülke No: 800 Ş.O. / 64 İSTANBUL TİCARET ODASI EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ AVUSTRALYA ÜLKE RAPORU Güncelleme Tarihi : 05.06. 2007 Ülke No: 800 Ş.O. / 64 I. GENEL BİLGİLER Resmi Adõ : Avustralya Topluluğu Yönetim Şekli

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

ALAN YATIRIM. Migros 1Ç 2006 Sonuçları. 18 Temmuz 2006. Cirodaki Yüksek Artõş Karlõlõğõ Olumlu Etkiliyor

ALAN YATIRIM. Migros 1Ç 2006 Sonuçları. 18 Temmuz 2006. Cirodaki Yüksek Artõş Karlõlõğõ Olumlu Etkiliyor ALAN YATIRIM 18 Temmuz 2006 Migros 1Ç 2006 Sonuçları AL Cirodaki Yüksek Artõş Karlõlõğõ Olumlu Etkiliyor Migros un 1Ç 2006 net satõşlarõ 719 milyon US$ olarak gerçekleşmiş ve şirketin cirosu geçen senenin

Detaylı

2015 MART DIŞ TİCARET RAPORU

2015 MART DIŞ TİCARET RAPORU 2015 MART DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 MART / TÜRKİYE

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odalan Birliği Küreselleşmenin sermaye elektronik mal hizmetler. Şubat 1999 - Ankara

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odalan Birliği Küreselleşmenin sermaye elektronik mal hizmetler. Şubat 1999 - Ankara TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odalan Birliği Küreselleşmenin sermaye elektronik mal hizmetler dolaşõmlarõ Şubat 1999 - Ankara Önsöz 1998 yõlõnõn başõndan buyana belirli aralõklarla küreselleşmenin mevcut

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

2015 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU

2015 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU 2015 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 HAZİRAN

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

2012/4 SAYILI DÖVİZ KAZANDIRICI HİZMET TİCARETİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ

2012/4 SAYILI DÖVİZ KAZANDIRICI HİZMET TİCARETİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ 2012/4 SAYILI DÖVİZ KAZANDIRICI HİZMET TİCARETİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ SUNUM PLANI Hizmet Sektörünün Desteklenmesi Vizyonu Dünya da ve Türkiye de Sağlık Turizmi Film, Bilişim ve Eğitim Sektörlerine

Detaylı

Elektronik Ticaret Bülteni Eylül 2007. Haberler. e-devlet sõralamasõnda Türkiye 9. sõraya yükseldi

Elektronik Ticaret Bülteni Eylül 2007. Haberler. e-devlet sõralamasõnda Türkiye 9. sõraya yükseldi Haberler e-devlet sõralamasõnda Türkiye 9. sõraya yükseldi Brown Üniversitesi tarafõndan gerçekleştirilen ve 198 ülkedeki kamu sitelerinin değerlendirildiği araştõrma raporuna göre Türkiye, bu yõl 27.

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Yakõşõklõ Akõlsõz Kral Yazarõ: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org BFC PO

Detaylı

KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI

KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI KPSS-2007/4 TERCİH KILAVUZU T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Ankara KPSS-2007/4 TERCİH KILAVUZU T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI 1. GENEL BİLGİLER, TEMEL İLKE

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN BAĞIMSIZ DÜZENLEYİCİ KURUMLAR VE TÜRKİYE UYGULAMASI TOPLANTISI KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN BAĞIMSIZ DÜZENLEYİCİ KURUMLAR VE TÜRKİYE UYGULAMASI TOPLANTISI KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN BAĞIMSIZ DÜZENLEYİCİ KURUMLAR VE TÜRKİYE UYGULAMASI TOPLANTISI KONUŞMASI 26 Mart CEYLAN OTEL Sayõn konuklar, değerli basõn mensuplarõ İkinci Dünya Savaşõ

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

T.M.M.O.B. Türk Mühendis ve Mimar Odalarõ Birliği DEMOKRASİ KRİZİ Öneriler ve Olanaklar 17 Aralõk 1997 1998-ANKARA

T.M.M.O.B. Türk Mühendis ve Mimar Odalarõ Birliği DEMOKRASİ KRİZİ Öneriler ve Olanaklar 17 Aralõk 1997 1998-ANKARA İÇİNDEKİLER T.M.M.O.B. Türk Mühendis ve Mimar Odalarõ Birliği DEMOKRASİ KRİZİ Öneriler ve Olanaklar 17 Aralõk 1997 1998-ANKARA BİRİNCİ OTURUM Açõş Konuşmasõ: Yavuz ÖNEN Hüsamettin CİNDORUK / 2 Prof.Dr.

Detaylı

sahiptir. 450 kişilik oturma kapasitesi bulunan kütüphanede, 15 adet Internet bağlantõ noktasõ

sahiptir. 450 kişilik oturma kapasitesi bulunan kütüphanede, 15 adet Internet bağlantõ noktasõ GENEL BİLGİ Ege Üniversitesi Tõp Fakültesi Tõp Kütüphanesi 1956 yõlõnda hizmet vermeye başlamõştõr. Kütüphane yaklaşõk 2000 m² kullanõm alanõna sahiptir. 450 kişilik oturma kapasitesi bulunan kütüphanede,

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER SABANCI NIN ADANA SİAD KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER SABANCI NIN ADANA SİAD KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER SABANCI NIN ADANA SİAD KONUŞMASI 06 Eylül 2004 Adana Adana ilinin değerli yöneticileri, sevgili Adanalõ dostlar, sayõn basõn mensuplarõ Aile köklerimizin bulunduğu kentte,

Detaylı

Girdilerin en efektif şekilde kullanõlmasõ ve süreçlerin performansõnõn yükseltgenmesi,

Girdilerin en efektif şekilde kullanõlmasõ ve süreçlerin performansõnõn yükseltgenmesi, GENEL TANIM Hepimizin bildiği üzere Endüstri Mühendisliği, insan, makine, malzeme ve benzeri elemanlardan oluşan üretim ve hizmet sektöründeki bu bütünleşik sistemlerin incelenmesi, planlamasõ, örgütlenmesi,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

2014 YLSY Ek Yerleştirme Tercih Tablosu Lisansüstü Öğrenim Grubu Kodu

2014 YLSY Ek Yerleştirme Tercih Tablosu Lisansüstü Öğrenim Grubu Kodu 1 Lisansüstü Öğrenim Grubu Kodu 101 Lisansüstü Öğrenim Grupları ACİL YARDIM VE AFET YÖNETİMİ Kurum Kodu Adına Öğrenim Görülecek Kurumlar 107310101 Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Yurt Dışında Öğrenim Görülecek

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Almanya daki Türkler Entegrasyon veya Gettolaflma

Almanya daki Türkler Entegrasyon veya Gettolaflma Almanya daki Türkler Entegrasyon veya Gettolaflma Prof. Dr. Faruk fien Giriş Türkiye nüfusunun yaklaşõk % 8 nin ülke dõşõnda yaşadõğõ tüm dünyadaki Türklerin en kalabalõk grubu Federal Almanya da yaşamaktadõr.

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ

EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ İSTANBUL TİCARET ODASI EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ IRAK ÜLKE RAPORU Güncelleme Tarihi: 09 Temmuz 2007 Ülke No: 612- Ş.O. / 76 I- GENEL BİLGİLER Resmi Adõ : Irak Cumhuriyeti Coğrafi Konumu :

Detaylı

Bildirge metninin geniş çapta dağõtõmõnõn arzu edilir olduğunu düşünerek,

Bildirge metninin geniş çapta dağõtõmõnõn arzu edilir olduğunu düşünerek, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞMASI DOĞRULTUSUNDA DEVLETLER ARASINDA DOSTÇA İLİŞKİLER VE İŞBIRLİĞİNE İLİŞKİN ULUSLARARASI HUKUK İLKELERİ KONUSUNDAKİ BİLDİRGE VE EKİ Genel Kurul, Devletler arasõnda dostça ilişkiler

Detaylı

Hazine Müsteşarlõğõndan:

Hazine Müsteşarlõğõndan: Hazine Müsteşarlõğõndan: Emeklilik Şirketlerindeki Birikimli Hayat Sigortalarõndan Bireysel Emeklilik Sistemine Aktarõmlara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2004/2) Amaç ve Kapsam Madde 1 Bu Tebliğin amacõ, 7.4.2001

Detaylı

2. Yõllõk üyelik tutarõ, faturalandõrma tarihinden sonra en geç 14 gün içinde TL olarak İnterBarter a ödenmelidir.

2. Yõllõk üyelik tutarõ, faturalandõrma tarihinden sonra en geç 14 gün içinde TL olarak İnterBarter a ödenmelidir. İnterBarter Anonim Şirketi üyelik koşullarõ 010102-5 1. İnterBarter üyeliği şahsa özel bir karakter taşõr ve herkese açõktõr, hem şirketler, hem de şahõslar üye olabilirler. İnterBarter bir üyelik başvurusunu

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER SABANCI NIN AVRUPA BİRLİĞİ KONFERANSI KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER SABANCI NIN AVRUPA BİRLİĞİ KONFERANSI KONUŞMASI TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER SABANCI NIN CUMHURİYET İLKELERİ IŞIĞINDA AVRUPA BİRLİĞİ KONFERANSI KONUŞMASI 27 Ekim 2004 Galatasaray Üniversitesi Değerli konuklar,

Detaylı

EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ

EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ İSTANBUL TİCARET ODASI EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR ŞUBESİ JAMAİKA ÜLKE RAPORU Güncelleme Tarihi: 20.03.2007 Ülke No: 464 Ş.O. - 41 I- GENEL BİLGİLER Resmi Adõ : Jamaika Yönetim Şekli : Parlamenter

Detaylı

ERMENİLER İN TÜRKLER E YAPTIKLARI MEZÂLİM VE SOYKIRIMIN ARŞİV BELGELERİ. İsmet Binark

ERMENİLER İN TÜRKLER E YAPTIKLARI MEZÂLİM VE SOYKIRIMIN ARŞİV BELGELERİ. İsmet Binark ERMENİLER İN TÜRKLER E YAPTIKLARI MEZÂLİM VE SOYKIRIMIN ARŞİV BELGELERİ 257 İsmet Binark Kütüphaneci - Arşivist. Millî Kütüphane de Başuzmanlõk yaptõ. Başbakanlõk Cumhuriyet Arşivi nin kurulmasõna öncülük

Detaylı

EKONOMÝDE GELÝÞMELER

EKONOMÝDE GELÝÞMELER 03 Þubat 2011 Perþembe Kemal AKAR Ýl Baþkan Yard. Ekonomi Ýþleri EKONOMÝDE GELÝÞMELER Kiþi Baþýna Milli Gelir 10 Bin Dolarý Aþtý Teþkilatýmýzýn Deðerli Mensuplarý, Kýymetli Yol Arkadaþlarým, Ak Parti bayraðýnýn

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

YÖNETİCİ ÖZETİ. http://www.ozetkitap.com 2

YÖNETİCİ ÖZETİ. http://www.ozetkitap.com 2 ERMENİSTAN YÖNETİCİ ÖZETİ Ermeniler Selçuklu (10-12. yy) ve daha sonra Osmanlõ İmparatorluğu (13-20. yy) dönemlerinde Türk hakimiyetinde en yüksek yaşam standartlarõna sahip olarak yaşõyorlardõ. Hatta

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 2 7 Ekim 2012

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 2 7 Ekim 2012 ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 2 7 Ekim 2012 TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece İstanbul İÇİNDEKİLER SAYFA 1. ARAŞTIRMANIN KONUSU 3 1.1.ARAŞTIRMANIN AMACI 3 1.2.ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ VE ÖRNEK

Detaylı

İklim koşullarõnda tuhaf şeyler olmakta.

İklim koşullarõnda tuhaf şeyler olmakta. İklim koşullarõnda tuhaf şeyler olmakta. Sera etkisine ilişkin 10 soru 10 yanõt. Bildhuset / Jan Hهkan Dahlstr m Dünyanõn iklimi değişiyor. Birleşmiş Milletler Hükümetlerarasõ İklim Değişikliği Paneli

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İÇİNDEKİLER (*) 1- Özel Sektörün Yurtdışından Sağladığı Uzun Vadeli Kredi Borcu (2002-2015 Eylül)

İÇİNDEKİLER (*) 1- Özel Sektörün Yurtdışından Sağladığı Uzun Vadeli Kredi Borcu (2002-2015 Eylül) İÇİNDEKİLER (*) 1- Özel Sektörün Yurtdışından Sağladığı Uzun Vadeli Kredi Borcu (2002-2015 Eylül) 2- Özel Sektörün Yurtdışından Sağladığı Uzun Vadeli Kredi Borcunun Borçluya Göre Alacaklı Dağılımı (2002-2015

Detaylı

Plast Eurasia İstanbul 2015 Fuar Sonuç Raporu

Plast Eurasia İstanbul 2015 Fuar Sonuç Raporu Plast Eurasia İstanbul 2015 Fuar Sonuç Raporu 2 BAŞARI GÜVEN TECRÜBE BİLGİ TEKNOLOJİ Plast Eurasia İstanbul Avrasya Plastik Sektörünün Buluşma Noktası T 10 Salon 98.000 m2 S Avrasya nın En Büyüğü SAYISAL

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

2012/4 SAYILI DÖVİZ KAZANDIRICI HİZMET TİCARETİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (SAĞLIK TURİZMİ SEKTÖRÜ)

2012/4 SAYILI DÖVİZ KAZANDIRICI HİZMET TİCARETİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (SAĞLIK TURİZMİ SEKTÖRÜ) 2012/4 SAYILI DÖVİZ KAZANDIRICI HİZMET TİCARETİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA TEBLİĞ (SAĞLIK TURİZMİ SEKTÖRÜ) DÜNYADA HİZMET TİCARETİ SAĞLIK TURİZMİ Dünya ticaret hacmi yaklaşık 100 milyar ABD Doları Her yıl

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN TÜRKİYE SİAD PLATFORMU 7. SİAD ZİRVESİ AÇILIŞ KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN TÜRKİYE SİAD PLATFORMU 7. SİAD ZİRVESİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI TUNCAY ÖZİLHAN IN TÜRKİYE SİAD PLATFORMU 7. SİAD ZİRVESİ AÇILIŞ KONUŞMASI 19 Aralõk 2003 İzmir Sayõn Bakan, sayõn milletvekilleri,

Detaylı

T.M.M.O.B Türk Mühendis ve Mimar Odalarõ Birliği. GLOBALLEŞME "Teşekkür Ederim istemem" Dr. Ergin YILDIZOĞLU Mayõs 1995, ANKARA

T.M.M.O.B Türk Mühendis ve Mimar Odalarõ Birliği. GLOBALLEŞME Teşekkür Ederim istemem Dr. Ergin YILDIZOĞLU Mayõs 1995, ANKARA T.M.M.O.B Türk Mühendis ve Mimar Odalarõ Birliği SÖYLEŞİ GLOBALLEŞME "Teşekkür Ederim istemem" Dr. Ergin YILDIZOĞLU Mayõs 1995, ANKARA SUNUŞ Globalleşme ve yeni dünya düzeni, son yõllarõn belki de en sõk

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com Özel okul anlayışı, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de farklı uygulamalar olmakla birlikte vardır ve yaygınlık

Detaylı

KENTSEL ULAŞIM SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA (BALIKESİR ÖRNEĞİ)

KENTSEL ULAŞIM SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA (BALIKESİR ÖRNEĞİ) KENTSEL ULAŞIM SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA (BALIKESİR ÖRNEĞİ) Turgut ÖZDEMİR 1, Ayşe TURABİ 2, Füsun ÜÇER 3, Ayhan ARIK 4 SUMMARY The present transportation infrastructures couldn t enough

Detaylı

GÜRCİSTANDA NEDEN OKUMALISINIZ?

GÜRCİSTANDA NEDEN OKUMALISINIZ? GÜRCİSTANDA NEDEN OKUMALISINIZ? 78 bin kilometrelik yüz ölçümüne sahip Gürcistan, bir Güney Kafkasya ülkesi. Güney batısında Türkiye ile sınır komşusu olan Gürcistan, okuma yazma oranının yüksek olması

Detaylı

MÜCEVHER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ MAL GRUBU ÜLKE RAPORU (TÜRKİYE GENELİ) - (KÜMÜLATİF)

MÜCEVHER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ MAL GRUBU ÜLKE RAPORU (TÜRKİYE GENELİ) - (KÜMÜLATİF) ALTINDAN MAMUL MÜCEVHERCİ VE KUYUMCU EŞYASI 1 BİRLEŞİK ARAP EMİRLİ 269.665.223,68 305.580.419,69 13,32 ALTINDAN MAMUL MÜCEVHERCİ VE KUYUMCU EŞYASI 2 IRAK 155.240.675,64 92.044.938,69-40,71 ALTINDAN MAMUL

Detaylı

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ!

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! 2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün bugün itibariyle dünyanın birçok yerinde kültür merkezleri bulunuyor. Afganistan - Kabil Almanya

Detaylı

Beyin Gücünden Beyin Göçüne...

Beyin Gücünden Beyin Göçüne... On5yirmi5.com Beyin Gücünden Beyin Göçüne... Beyin göçü, yıllardır pek çok ülkenin kan kaybı... Peki gençler neden ülkelerini tekederler? Hangi sebepler ülkelerin beyin gücünü kaybetmesine sebep olur?

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Nuh ve

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Nuh ve Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Nuh ve Büyük Tufan Yazarõ: E. Duncan Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

HSBC. HSBC Yatõrõm Menkul Değerler A.Ş. Bu rapor HSBC Yatõrõm Menkul Değerler A.Ş nin Bireysel Müşterileri için hazõrlanmõştõr.

HSBC. HSBC Yatõrõm Menkul Değerler A.Ş. Bu rapor HSBC Yatõrõm Menkul Değerler A.Ş nin Bireysel Müşterileri için hazõrlanmõştõr. 13 Temmuz 2005 Bu rapor HSBC Yatõrõm Menkul Değerler A.Ş nin Bireysel Müşterileri için hazõrlanmõştõr. 01 Günlük Bülten 13 Temmuz 2005! Hükümet ten sosyal güvenlik yasasõ ile ilgili çelişkili açõklamalar

Detaylı

Kõrgõzistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türk Cumhuriyetleri hakkõnda genel bilgiler veren yayõndõr.

Kõrgõzistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türk Cumhuriyetleri hakkõnda genel bilgiler veren yayõndõr. HAZİRAN 2007 İÇİNDEKİLER! Bilgi Merkezimize Gelen Yeni Yayõnlar 1! Yeni Çõkan İTO Yayõnlarõ Özet Bilgileri 2! Bilgi Kaynaklarõnõn Tanõtõmõ 3! Bilgi Merkezi nden Önemli Hizmetler 4! Veri Tabanlarõ 5! Süreli

Detaylı

Pandora Vakfı VÜCUDUNUZU DİNLEDİĞİNİZ. oluyor mu? Stichting Pandora, 2003 1/5

Pandora Vakfı VÜCUDUNUZU DİNLEDİĞİNİZ. oluyor mu? Stichting Pandora, 2003 1/5 Stichting Pandora, 2003 1/5 VÜCUDUNUZU DİNLEDİĞİNİZ oluyor mu? Luistert u nog weleens naar u zelf? Over wat (niet) te doen bij psychische klachten. Pandora Vakfı Stichting Pandora, 2003 2/5 Vücudunuzu

Detaylı