İNFERTİLİTE NEDENİYLE OPERASYONA ALINAN HASTALARDA CHLAMYDİA TRACHOMATİS ANTİKOR TİTRELERİ İLE TUBO-PERİTONEAL PATOLOJİLER ARASINDAKİ İLİŞKİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İNFERTİLİTE NEDENİYLE OPERASYONA ALINAN HASTALARDA CHLAMYDİA TRACHOMATİS ANTİKOR TİTRELERİ İLE TUBO-PERİTONEAL PATOLOJİLER ARASINDAKİ İLİŞKİ"

Transkript

1 1 T.C SAĞLIK BAKANLIĞI SÜLEYMANİYE DOĞUM VE KADIN HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ İNFERTİLİTE NEDENİYLE OPERASYONA ALINAN HASTALARDA CHLAMYDİA TRACHOMATİS ANTİKOR TİTRELERİ İLE TUBO-PERİTONEAL PATOLOJİLER ARASINDAKİ İLİŞKİ (UZMANLIK TEZİ) DR.FERDAĞ AYDIN TEZ DANIŞMANI KLİNİK ŞEFİ - BAŞHEKİM DOÇ.DR.SÜHA SÖNMEZ İSTANBUL

2 2 İÇİNDEKİLER I Sayfa No ŞEKİLLER III TABLOLAR..IV TEŞEKKÜR..V GİRİŞ VE AMAÇ...1 GENEL BİLGİLER.2 1. İNFERTİLİTE 2 2. TUBA-PERİTONEAL İNFERTİLİTE Tuba Uterina Tuba Uterina Anatomisi Tuba Uterina Histolojik Yapısı Tuba Uterina nın Özelliği Tubanın Fonksiyonları Tuba Uterina Tetkikleri Tuba-Peritoneal İnfertilite Nedenleri Pelvik İnflamatuvar Hastalık Pelvik Operasyonlar Ekstragenital Orjinli Enfeksiyonlar Genital Tüberküloz Endometriozis Peritoneal Endometriozis Ovarian Endometriozis Tubal Polipler TUBAL LEZYONLARIN YERLEŞİMİ Proksimal Tuba Lezyonları Distal Tuba Lezyonları TUBAL İNFERTİLİTEDE TEDAVİ Proksimal Tuba Tedavisi Distal Tuba Tedavisi İnfertiliteye Neden Olan Distal Tuba Lezyonları Peritubal Ovarian Adezyonlar Stenoz Fimozis Aglutinasyon....16

3 3 5. CHLAMYDİA LAPAROSKOPİ Laparoskopi Endikasyonları Laparoskopi Kontrendikasyonları Mutlak Kontrendikasyonları Rölatif Kontrendikasyonları Tanısal Laparoskopi Zamanı MATERYAL METOD...25 BULGULAR...27 TARTIŞMA 35 SONUÇ...39 ÖZET..40 KAYNAKLAR...43

4 4 ŞEKİLLER Şekil 1: Tubanın anatomik parçaları 3 Şekil 2: Utero-tubal bölge (Wilhelemsson). 6 Şekil 3: Tuba infundibulumunun çeşitli görüntüleri. 15 Şekil 4: İnterfimbrial bridler.16 Şekil 5: Aglütinasyon durumunda tuba ağzının yeniden oluşturulması 17

5 5 TABLOLAR Tablo:1 Çalışma Grubu Özet Bilgileri Tablo:2 Kontrol Grubu Özet Bilgileri Tablo:3 İnfertil Hastalarda Yaş Ortalamaları.. 28 Tablo:4 Çalışma Grubu ve Kontrol Grubunda CT Dağılımı.. 29 Tablo:5 Çıkarılan Vakalardan Sonra Geriye Kalan İnfertil Grubu ve Kontrol Grubunda CT Dağılımı...30 Tablo:6 Tubal Patolojisi Olan İnfertil Grubu ve Kontrol Grubunda CT Dağılımı Tablo:7 Adezyon Evresi ile CT Etkeni Arasındaki Kıyaslama Tablo:8 Adezyon ile CT Etkeni Arasındaki Kıyaslama Tablo:9 Yaş Grupları ile CT Etkeni Arasındaki Kıyaslama Tablo:10 İnfertillerde CT Antikoru Pozitiflik Oranlarını Gösteren Literatür Bilgileri Tablo:11 Gebelerde CT Antikoru Pozitiflik Oranlarını Gösteren Literatür Bilgileri..37

6 6 TEŞEKKÜR Süleymaniye Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesindeki asistanlık eğitimim sırasında, derin bilgi birikimi ve tecrübesi ile çalışmamın her safhasında bana yol gösteren ve çalışmalarımız için gerekli tüm donanımı sağlayabilmek için sonsuz emek veren, koşullar ne olursa olsun en mükemmeli için çalışan ve bizleri de öyle yetiştiren kıymetli hocam sayın Doç.Dr. Süha Sönmez e sonsuz teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Hastanemizin Klinik Şeflerinden Op.Dr.Fehmi Yazıcı ya, Şef muavini Op.Dr.Levent Yaşar a eski başhekimimiz Doç.Dr.Kadir Savan a, tez uzmanım Op.Dr. Latif Küpelioğlu na, uzman, asistan, hemşire ve tüm hastane personeline teşekkürlerimi sunarım. İleriye doğru attığım her adımda ve yapmayı başarabildiğim her işin arkasında sonsuz sevgi ve desteği olan sevgili aileme teşekkürlerimi sunarım. Dr.Ferdağ AYDIN

7 7 GİRİŞ ve AMAÇ Chlamydia en sık rastlanan, seksüel yolla bulaşan hastalıkların başında gelir. Enfeksiyon asemptomatik geçer ve PID, infertilite, ektopik gebelik risklerini artırarak kalıcı sekeller bırakır. Alt genital bölgede oluşan Chlamydia enfeksiyonu assendan enfeksiyon için risk oluşturur. Alt genital sistemde oluşan Chlamydia enfeksiyonu asemptomatik seyrettiğinden en iyi ortaya çıkarma yolu tarama yapmaktır. Böylece chlamydia enfeksiyon tedavisi yapılarak PID, ektopik gebelik, infertilite riski azaltılabilir. Özellikle risk altındaki gruplarda eradikasyon bu anlamda çok önemlidir (1,2). Birçok infertil kadında geçirilmiş enfeksiyona ait serolojik bulgu vardır. Bu serolojik bulguların tubal ve adneksiyal hasarı önceden belirlemede faydalı olabileceği öne sürülmektedir (1-5). Bizim bu çalışmadaki amacımız Chlamydia Trachomatis antikor titreleri ile infertilite nedeniyle opere olan hastaların operasyon sırasındaki tubal ve adneksiyal patolojileri

8 8 arasındaki ilişkiyi belirlemek ve fertilitesi kanıtlanmış ve yeni doğum yapmış hastalardaki Chlamydia oranlarıyla karşılaştırılmasını yapmaktır. GENEL BİLGİLER 1. İNFERTİLİTE Etkili bir kontrasepsiyon uygulanmamasına ve düzenli bir cinsel ilişki varlığına karşın bir yıl içerisinde gebelik elde edilememesine infertilite denir (6). İnfertilitenin başlıca nedenleri; 1- Semen anomalileri (erkek faktörü) 2- Ovülasyon bozuklukları (ovulatör faktörü) 3- Tubal zedelenme, blokaj, paratubal adezyonlar, endometriozis, infeksiyonlar, geçirilmiş pelvik cerrahi (tubaperitoneal faktör) 4- Servikal mukus-sperm ilişkisinde bozukluk (servikal faktör) 5- Açıklanamayan infertilite

9 9 6- Uterin anomaliler, immünolojik bozukluklar (7). 2. TUBO-PERİTONEAL İNFERTİLİTE 2.1 TUBA UTERİNA Anatomi Tubalar, uterusun kornusunda çıkarak sağa ve sola devam eden,12-15 cm uzunluğunda bir çift organdır. Dış çapı proksimalde 4-5mm, distalde mmdir. Anatomik olarak uterus adelesi içinde sabit ve batında serbest olmak üzere iki kısımdan oluşur. Uterus adelesi içindeki sabit kısmına interstisyel veya intramural kısım denir. Batın içinde kalan serbest kısım ise,uterustan itibaren istmus, ampulla ve infindibulum olmak üzere üç parçaya ayrılır. İnfindibulumda, fimbria denilen saçaklar mevcuttur. Şekil 1: Tubanın anatomik parçaları: a) İnterstisyel, b) İstmik, c) İstmo-ampuller birleşme, d) Ampulla, e) İnfindibulum, f) Fimbrialar İnterstisyel parça Tubanın uterus adelesi içinde seyreden parçasıdır. Oldukça düz bir hat şeklinde seyreden bu parçanın uzunluğu 0,5-1 cm ve iç çapı ise, 0,2-0,5 mm kadardır. Tubanın en dar yeri burasıdır. Yapılan çalışmalara göre burada herhangi bir sifinkter tespit edilmemiştir. İstmik Parça

10 10 Uterus ile tubanın ampuler parçası arasında kalan tuba kısmına verilen isimdir. Dış çapı 5-8 mm, iç çapı ise 0,5-1 mm olan bu parçanın uzunluğu 4-6 cm civarındadır. Burada çok fazla adrenerjik reseptör bulunduğundan, bu kısım bir sifinkter özelliğine sahiptir. İstmo-ampuler parça. Burada yapısal olarak belirgin bir değişim vardır. Tuba lümeni genişler, hem mukozada hem de adale yasında önemli değişmeler ve farklılaşmalar olur. Burası damardan ve sinirden en zengin yerdir. Tuba yapısının önemli derecede değiştiği gerçek bir damar ve sinir yapısıdır. Aslında istmo-ampuller kısım bir parça değil, iki farklı parçayı birleştiren bir geçiş yeridir. Ampulla Tubanın istmik parçasından itibaren infindibulum bölgesine kadar devam eden en uzun ve en geniş parçasıdır. Uzunluğu 5-8 cm olan bu parçanın iç çapı 0,5-2 cm arasında değişmektedir. Tubanın esas parçasıdır ve fekondasyon burada olmaktadır. İnfindibulum Tubanın infindibulum denilen son parçası 1-2 cm uzunluğundadır. Üzerinde adet fimbria vardır. Bu fimbrialardan biri diğerlerine göre daha uzundur ve overin üst kutbunda sonlanır. Bu fimbriaya, Richard fimbriası denir. Bu fimbrialar kendi aralarında tekrar daha küçük fimbriatuslara ayrılmaktadır Tubanın Histolojik Yapısı Tuba, içten dışa doğru mukoza, adele ve seroza olmak üzere histolojik olarak 3 tabakadan oluşmaktadır. Mukoza Tabakası Tuba lümeni intramural parçadan fimbriyalara kadar baştan sona mukoza ile kaplıdır. Mukoza altında endometriumda olduğu gibi lamina propria vardır. Lamina propria lümene doğru çıkıntılar yapmaktadır. Lamina propria üzerindeki mukoza da bu çıkıntılara uyum sağlayarak, lümen içinde mukoza pilileri meydana getirmektedir. Bu şekilde meydana gelen mukoza pilileri infindibilumdan başlayarak uterusa doğru uzanır. Boyları 1-14 mm arasında değişen başlıca 3-4 pili vardır. Bu pililer kendi aralarında tekrar küçük pililer oluşturmaktadır. Böylece tuba lümeninde mukoza yüzeyi artırılmıştır. Ampulladan uterusa doğru seyir gösteren bu pililerin yapısı istmo-ampuller bölgede değişir. İstmik bölgede pilinin kalınlığı azalır, daha ince yassı bir durum alır. Bu incelme ve yassılaşma tedrici olarak intramural parçanın baş tarafına kadar devam eder.

11 11 Tuba mukozası ve lamina propriası, endometriumda olduğu gibi ovaryal hormonlara karşı duyarlıdır. Mukozanın şekli ve yapısı ovumun yakalanması, ovum ve zigotun nakli için her segmentin fizyolojik fonksiyonu ile yakından ilgilidir. Pililer ve mukozanın yapısında meydana gelen bir değişiklik ovumun yakalanması ve nakil görevini ortadan kaldırır. Kronik salpinjitte olduğu gibi, mukozanın bazı enfeksiyonlarında pililer katlanarak yalancı gland halini alır. Böyle bir durumda direnaj da olmayacağından hidrosalpinjitis meydana gelir, bu da mukozanın tamamen harabiyetine neden olur. Son senelerde yapılan çalışmalar göstermiştir ki, tuba ligasyonundan sonra, proksimal parçanın ucunda dilatasyon meydana gelmektedir. Mukoza şekil ve yapısını korusa bile, pililer birbirinden uzaklaştığından, tuba fonksiyonunda azalma meydana gelecektir. Ayrıca bu bölgede tubal poliplerin meydana geldiği gösterilmiştir (8). Tuba mukozasında silial, salgı ve interkaler hücreler vardır. Bu üç çeşit hücreden oluşan tuba epiteli menstruel siklusta, gebelikte, doğumda ve ekzojen hormonların etkisi altında histolojik ve morfolojik değişikliğe uğramaktadır. Silial Hücreler Bu hücreler mukoza pililerinin apikal kısımlarında çokça bulunur. Sayıları infindibulumda artar, intramural kısıma gittikçe azalır. Gebeliğin ikinci yarısında, termde ve loğusalığın başlangıcında, ampulla ve fimbrialarda sayıları artar fakat istmusta azalır. Emzirme döneminde sayıları azalır ve boyları kısalır. Günde 5 mg, olmak üzere 5-9 gün süreyle östrojen verildiğinde bu hücrelerin sayıları artmakta ve siliaları uzamaktadır. Bu siliaların hareket ritmi ovaryal hormonlar ile yakından ilişkilidir. Ovulasyon sırasında veya ovulasyondan hemen sonra silial hareket maksimal seviyededir. Ayrıca fimbrialardaki silial hareket anlamlı şekilde senkronizedir ve tuba ağzına doğru yönelmiştir. Bu hareketlerin amacı kumulus ooforis içindeki ovumu, atılırken veya douglastan almaktır. Salgı Hücreleri Bu hücrelerin siliaları yoktur, sadece salgı yaparlar. Salgı aktivitesi, menstruel siklusun durumuna göre değişiklik göstermekte ve ovulasyona yakın, maksimum seviyeye çıkmaktadır. Salgı granülleri folliküler fazda hücre içinde dolmakta ve ovulasyondan sonra tuba lümenine boşalmaktadır. Salgı meydana geldikten sonra hücre boyutunda bir azalma olmaktadır. Meydana gelen bu değişiklik, infindibulumdan istmusa doğru belirgin şekilde azalmaktadır. Gebeliğin sonunda bu hücreler salgı yapmaz, istirahat halindedir. İnterkaler (Ara) Hücreler

12 12 İnce uzun küçük çubuk gibi hücrelerdir. Tuba lümenine yakın alanlarda bulunurlar. Herhangi bir fonksiyonu olmayan bu hücrelerin, silial hücrelerin kalıntısı olduğu sanılmaktadır. Bir başka deyişle, yaşlı silial hücrelerdir. Adale Tabakası Tubanın irterstisyel kısmı ile batın içindeki serbest kısım arasında adale yapısı bakımından farklılık vardır. İnterstisyel parçasında içte ve dışta longitudinal ortada ise sirküler olmak üzere üç adele tabakası vardır. Dıştaki longitudinal lifler uterus adale lifleri ile temas halindedir. Bu nedenle uterus kasılmalarında, intramural kısım da bu kasılmalara iştirak etmektedir Şekil 2: Utero-tubal bölge (Wilhelemsson). Batın içindeki serbest kısmında ise içte sirküler, dışta longitidunal olmak üzere sadece iki tabaka vardır. İçteki sirküler tabaka istmusta yoğun, ampullada ise daha gevşek bir yapıya sahiptir. Bu nedenle tubanın istmus parçası parmaklar arasına alındığında ip gibi sert olarak hissedilir (9). Tubanın Serozası Tubanın üzerini kaplayan periton tabakasıdır. Peritonun visseral yaprağından ibarettir (10). Tuba adelesiyle serozası arasında damar ve sinirlerin geçtiği gevşek bir bağ dokusu bulunur Tubanın Özellikleri Tuba kontraksiyonları, silial aktivite ve tuba içindeki sıvı tubanın özelliğini oluşturur.

13 13 Tuba Kasılmaları Çeşitli deneyler ile tuba adelesinin kontraksiyon yapabilme özelliği gösterilmiştir. Spontan musküler aktivite ve önemli kontraksiyonlar menstruel siklusta artmaktadır. Ovulasyon esnasında da bu kasılmalara sıkça rastlanılır. Fakat ovulasyondan sonra kasılmalar azalır. Östrojen tuba kasılmalarını arttırır. Progesteron ise kontraksiyonların hem sayısını azaltır hem de şiddetini hafifletir. Ayrıca oksitosin, norepinefrin, ergo preparatları ve prostaglandin F2 tuba kontraksiyonlarını arttırmaktadır. Buna karşılık PGE2, özellikle lüteal fazda kontraksiyonları azaltmakta ve hatta tam bir inhibitör etki göstermektedir (11). Silial Aktivite Yapılan çalışmalar tuba epitelinde ampulladan uterusa doğru gittikçe azalan silialı hücrelerin varlığını göstermiştir. Bu hücrelerin siliaları tam bir denge içinde hareket etmektedir. Bu hareketin yönü infindibulumdan uterusa doğrudur. Progesteron ile silial hareket artmaktadır. Buna ilave olarak kalsiyum iyonlarının silial hareketlerin başlamasında önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. Tuba Sıvısı Tuba lümeninde transüdasyon, mukozadan aktif sekresyon ve periton sıvısı karışımından meydana gelen bir sıvı vardır. Bu tuba sıvısının içinde glukoz, iyonlar, glikojen, enzimler ve amino asitler bulunmaktadır. Bu maddelerin bazıları serumdaki değerlerle aynı düzeyde olduğu halde, bazılarının ki ise serumdaki değerlerden farklıdır. Bu sıvı ovum ve zigotun beslenmesini sağladığı gibi, zigotun uterusa naklinde önemli bir rol oynadığı ileri sürülmüşse de bu konu hala tam olarak aydınlatılmamıştır. Tuba sıvısı östrojenlerin etkisiyle artmakta, progesteron etkisiyle azalmaktadır. De Brux ve Hafez (12) in yaptığı çalışmalar göstermiştir ki, tuba sıvısı, istmik bölgede uterustan ampullaya doğru, ampullada ise iki taraflı hareket etmektedir. Ampullada tam bir gel-git hareketi vardır. Ovumun döllenmesi ve zigotta segmentasyonun başlaması için bu dalgalanma gerekli olabilir Tubanın Fonksiyonları. Tuba spermatozoidlerin nakli için bir pasaj oluşturmaktadır. Buna ilave olarak ovumun yakalanması tuba içine alınması, fekondasyon için bir ortam oluşturması ve zigotun uterusa taşınması gibi birbirini takip eden bir seri olaylar ilginç bir ahenk içinde tuba tarafından yapılmaktadır. Tubanın görevini yapabilmesi için her segmentinin ve her tabakasının sağlam ve sağlıklı olması gerekmektedir. Spermatozoidlerin Taşınması.

14 14 Yapılan çalışmalar koitustan 5 dakika sonra ampullada spermatozoidlerin varlığını göstermiştir. Tuba içindeki silial hareket uterusa doğru olduğu halde, spermatozoidler ters yönde hareket etmektedir. Spermatozoidler ampullada saat kadar dölleme özelliklerini korumaktadır. Ovum Üzerine Etkisi. Spermatozoidler gibi aktif hareketi olmayan ovumun yakalanması tuba tarafından yapılmaktadır. Ayrıca zigotun beslenmesi ve uterusa nakli de yine tuba tarafından gerçekleştirilir. Ovumun tuba tarafından yakalanması üç ayrı mekanizma ile olmaktadır. 1-Tuba Kontraksiyonları. Ovulasyon öncesi ve ovulasyon gününde artan östrojenlerin etkisiyle tubada antiperistaltik hareketler artar. Bu hareketler fimbrialarda çok daha fazladır. Fimbrialar over üzerinde silme, süpürme ve fırçalama hareketi yapmaktadır. Böylece tuba sıvısında bulunan proteinolitik enzimler over yüzeyiyle temas haline gelir ve over yüzeyinde Graff follikülünün olduğu alan aşınır. 2-Tuba İçinde Negatif Basınç. Tubanın sirküler ve longitudinal adaleleri birlikte kasıldığında ostium abdominalede negatif bir basınç oluşur. Bu negatif basınç Douglasa düşen ovumun tuba içine alınmasında önemli rol oynamaktadır. 3-Silial Aktivite. Silial aktivitenin ovumun yakalanmasında önemli bir rol oynadığı sanılmaktadır. Ovumu çevreleyen granüloza hücrelerinin yapışkan ve vizköz özelliği vardır. Bilindiği gibi silial aktivitenin yönü uterusa doğrudur. Ovumu Douglas boşluğuna düşmeden veya düştükten sonra, bu silialar granüloza hücreleriyle temasa geçince, ovumun yönü tuba lümenine doğru olur. Buna negatif basınç ta eklenince ovumun lümene girmesi kolayca sağlanmaktadır Tubanın Tetkikleri Tuba tetkikinde amaç sadece tuba lumeninin açık olup olmadığının tespiti olmamalıdır. Amaç; tubanın fonksiyonunu yapıp yapmayacağının araştırılması olmalıdır. Başka bir ifade ile tubanın tüm tabakaları ve segmentleri ile birlikte normal ve sağlıklı olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu nedenle tubanın araştırılması histerosalpingografi, histerosalpingosonografi, salpingoskopi, laparoskopi ve Chlamydia testi yapılarak olur (13). Tubanın araştırılmasında HSG ve Laparoskopi olmak üzere gold standart iki tanı metodu vardır. Bu metodlar birbirinin alternatifi değil, tam tersine birbirini tamamlayan iki ayrı metoddur. HSG ile tubanın lumeni, laparoskopi ile de tuba adelesi, serozası, fimbrialar ve tuba over ilişkisi araştırılır (14).

15 TUBO-PERİTONEAL İNFERTİLİTE NEDENLERİ Tuba ve peritoneal faktörler kadın infertilesinin % dan sorumludur (7). Tubo-Peritoneal infertiliteye sebep olabilecek patolojileri şu şekilde sıralayabiliriz. a) Pelvik İnflamatuvar Hastalık b) Pelvik Operasyonlar c) Ekstragenital Orjinli Enfeksiyonlar d) Genital Tüberküloz e) Endometriozis f) Tubal Polipler (sadece tubal infertiliteye neden olur) Pelvik İnflamatuvar Hastalık Vajen mukozası, vajen ph sı ve de biyolojik yapısı ile içindeki bakterisid ve bakteriostatik enzimler nedeniyle servikal mukus, yukarı genital organları bakterilere karşı korumaktadır. Bu sistem bozulmadığı sürece iç genital organlarda enfeksiyon meydana gelmesi pek mümkün değildir. Kadında bu koruyucu sistem, östrojenlerin en az olduğu ve buna bağlı olarakta servikal mukusun hemen hemen hiç olmadığı menstruasyon esnasında son derece zayıftır. Bu dönemde olabilecek bir koitus durumunda, partnerdeki olası genital hastalık, kolaylıkla kadına geçecek ve tubalarda infertiliteye neden olabilecektir. Buna ilave olarak, doğum, düşük, kürtaj gibi obstetrik girişimler veya premenstrüel probe küretaj, histerosalpingografi ve intrauterin uygulamalar esnasında, steril çalışılmadığında iç genital organların ve dolayısıyla tubaların enfekte olması her zaman mümkündür. Obstetrik olaylar veya intrauterin girişimler sonucu meydana gelen tubal hasarlar tubanın lümeninde meydana gelebileceği gibi, daha çok tubanın çevresini ilgilendirmekte ve peritubaovaryal adezyonlara da neden olmaktadır (14). Bir PID atağı sonrası bile infertilite riski oldukça yüksektir. Bir çalışmada bir PID atağı sonrası tubal infertilite insidansı % 12, iki atak sonrası % 23 ve üç atak sonraso % 54 olarak bulunmuştur (15). Tubal harabiyet saptanan hastaların % 50 sinde herhangi bir risk faktörüne rastlanmamıştır (16). Bu hastaların büyük bir bölümünde subklinik bir chlamydial enfeksiyon olduğu düşünülmektedir (7). Subklinik enfeksiyonlar ile fertilite arasındaki ilişki üzerinyde ençok durulan konulardan birisidir. Bu konuda özellikle Chlamydia Trachomatis üzerinde durulmuştur. Chlamydialarla

16 16 PID ilişkisi iyi bilinmektedir. A.B.D.de akut salpenjit olgularının % 20 sinde esas patojen chlamydialar dır. Chlamydialar kadınlarda aseptomatik bir enfeksiyona neden olabilir ve bunun tüplerde sessiz bir enfeksiyona yol açarak tubal harabiyete neden olduğu düşünülmektedir. Bazı çalışmalarda chlamydia yönünden serolojik olarak pozitif olan hastalarda asemptomatik tubal hastalık riskinin yüksek olduğu gösterilmiştir (17, 18). Ayrıca infertil hastalarda chlamydia kültürlerinin pozitif olma prevalansının kontrollere göre daha yüksek olduğu gösterilmiştir (19). Asemptomatik chlamydia enfeksiyonlarının tedavisinin fekunditeyi artırıp artırmadığı bilinmemektedir (7) Pelvik Operasyonlar Pelvik cerrahi girişiminde, mikrocerrahi kurallarına uyulmadığı takdirde, tubal infertiliteye neden olunur. Miyomektomi, kistektomi, wedge rezeksiyon, metroplasti, dış gebelik operasyonu ve son seneler de sıkça uygulanan cerrahi laparoskopik girişimlerden sonra, tubaları etkileyen perituba-ovaryal yapışıklıklar ve tubal infertilite olabilir. İnfertilite cerrahisinde dikkat edilecek noktalar: Girişimlerde tubal infertiliteye neden olmamak için dikkatli olunmalı ve atravmatik çalışılmalıdır. Fiziksel travmadan kaçınmak için gereksiz girişimlerden sakınılmalıdır. Gerek eller, gerek aletler kullanılırken luzumsuz hareketler yapılmamalıdır. Tuba serozası kolay reaksiyon veren ve bu nedenle postoperatif yapışıklıkların kolayca gelişebildiği bir dokudur. Tuba mukozası ise fazla damarlı ve frajildir. Yırtılma ve kanaması çok kolay olmaktadır. Kimyasal travma özellikle eldiven üzerindeki pudralardan olmaktadır. Bu pudralar genital organlar üzerine bulaşırsa, postoperatif olarak ciddi yapışıklıklar meydana gelir. Bu nedenle operasyon başlamadan önce tüm ekibin ve özellikle operatörün eldiven üzerindeki pudraları temizlemesi gerekir. Bakteriyel travmanın iki kaynağı olabilir. Ya sterilizasyon iyi yapılmamıştır ya da pelviste latent bir enfeksiyon odağından kaynaklanmaktadır. Bakteriyel travma nereden olursa olsun önlem alınmadığında post operatif yapışıklıklara neden olacaktır. Tubal cerrahi iki etapta yapılır. Birinci etap preparasyondur. Uterus, tuba, overler çevre ve birbirleriyle olan yapışıklıklardan temizlenmelidir. Bu organlar arasındaki adezyonlar açılırken atravmatik davranılmalı, kanamaya ve deperitonizasyona imkan verilmemelidir. Ayrıca adezyonların bir ucu kesilip bırakılmamalı, tamamı çıkarılmalıdır. Sadeca adezyonların temizlenmesi ile %50 gebelik elde edilir (20). İkinci etap ise tuba üzerine yapılan mikro cerrahi girişimdir. Burada nazik ve atravmatik çalışılmalıdır. Tuba üzerinde yapılacak kesme işlemi damarsız sahalarda yapılmalıdır. Kanayan küçük damarların hemostazı bipolar elektrokoter kullanılarak sağlanır. Kullanılan sütür materyali reaksiyon vermeyen tipte olmalıdır. Müdehale sırasında dokular serum fizyolojik ile yıkanarak hava ile temastan dokunun kuruması önlenmelidir.

17 17 Operasyondan sonra pelvis iyice yıkanıp kan ve fibrinden temizlenmeli, kanama olup olmadığı araştırılmalıdır. Terleme tarzında, kendiliğinden durabilecek kanamalar postoperatif adezyonlar için iyi bir nedendir. Bu bakımdan kesinlikle kanama odağı bırakılmamalıdır. Tubal cerrahiler menstruel siklusun ilk döneminde yapıldığında östrojenlerin mitoz etkisi ile yara yüzeyleri daha çabuk iyileşir. Ancak progesteronun da immun supresyon etkisi olduğu unutulmamalıdır. O zaman neostomilerde sekretuar dönem, anastomozlarda ise folliküler dönem tercih edilmelidir Ekstragenital Orjinli Enfeksiyonlar Burada apandisit perforasyonu akla gelmelidir. Buna ilave olarak divertikülit veya başta mesane infeksiyonu olmak üzere üriner sistem infeksiyonlarının iç genital organlara geçmesi sonucu peritubal- ovarian yapışıklıklar ve tubal infertilite olabilir Genital Tüberküloz Tüberküloz az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere özgü bir hastalıktır. Bu nedenle bu ülkelerde daha sık görülmektedir. Genital tüberküloz sekonder organ infeksiyonudur. Primer odak akciğerlerde, barsaklarda veya başka bir organda olabilir. Tüberküloz medikal ve cerrahi olmak üzere iki şekilde tedavi edilebilir. Aktif Tüberkülozda medikal tedavi yapılmalıdır. Cerrahi tedavi daha çok ağrılara ve infertiliteye yönelik durumlarda ve latent dönemde yapılır. Tuba peritonu altında yağ dejenerasyonu tüberküloz için hemen hemen tipiktir (21) Endometriozis Endometrial dokunun, gland ve stroma olarak, uterus kavitesinin dışında yerleşmesine endometriozis denir. Endometriozis tubada ya tuba lümenini tam olarak tıkayarak, ya da tuba mukozasında tahribat, adelede fibröz doku artması nedeniyle tuba lümenini daraltarak tubal infertiliteye neden olabilir. Tuba üzerinde endometriozis odağı nedeniyle tubanın komplet olarak tıkanmasının tespiti laparoskopik olarak yapılabilir. Fakat tuba lümeninde endometriozise bağlı mukozal tahribat ve adele içinde fibröz doku artmasına bağlı tuba lümeninde meydana gelen darlığın tespiti dikkatli bir Histerosalpingografi (HSG) incelemesi sonucu yapılabilir. Bu patolojinin kesin tespiti ise, çıkartılan tuba parçasının histopatolojik olarak incelenmesi sonucu olabilir.

18 18 Endometriozis ve subfertilite arası ilişki genelde kabul edilir. Fakat bu bağlantıyı ifade eden çoğu çalışmalar retrospektif veya kesitsel analize dayanır. Endometriozis orta derecede veya şiddetli ise ve oluşan adezyonlar tubo-ovarian motiliteyi ve ovum tutulumunu bloke ediyorsa subfertilite ile bağlantılıdır (22). Endometriozis lokalizasyonu peritoneal endometriozis, ovarian endometriozis, rektovajinal septumda derin endometriozis, üreteral endometriozis ve barsak endometriozisi olmak üzere değişik şekillerde olabilir Peritoneal Endometriozis Peritoneal yerleşim en çok ligamentum sakrouterinalar üzerinde olmaktadır. Daha sonra overlerin yerleştiği fossa ovarikalara ve douglas boşluğuna olmaktadır. Endometriozis dinamik bir hastalık olduğundan peritondaki endometriozis odakları beyazdan siyaha kadar değişen renklerde tespit edilebilir. Tipik görünüm barut yanığı renginde yıldızvari, buruşuk görünümdedir. Bu durum evresini tamamlamış, endometriozis odağının skatrize bağ dokusu halini alması sonucu oluşmaktadır. Bundan bir önceki görünüm kırmızı renkte papül görünümünde ve dışardan peritona implante olmuş bir halde görünür. Bu durum aktif endometriozisin iyi bir delilidir. Bundan daha önceki şekli ise beyaz renkte papüller veya veziküller halinde periton üstünde bulunan görünümlerdir. Bu görünümler endometriozisin başlangıç şekli olabilir. Ancak bu görünümün histolojik olarak tespiti gereklidir. Bu görünümler dışında peritoneal endometrioziste vaskülarizasyon ve adezyonların tespiti de mümkündür. Bu durumu overlerin fossa ovarikaya veya uterus duvarına adezyonu şeklinde görebiliriz. Yada pelvik organların tümü konglemarat bir kitle halinde birbirleri ile yapışmış olarak tespit edilebilir Ovarian Endometriozis Aslında over yüzeyindeki bu endometrial lezyonlar belkide peritoneal lezyonların over üzerinde olan şekillerinden başka bir şey değildir. Endometrioma, over yüzeyine yerleşen endometrial dokunun korteks içine invazyonu ile oluşmaktadır (23). Büyük endometriomaların duvarı ince bir endometrial doku ile kaplıdır. Brosens e göre endometrioma içindeki çikolata rengindeki mayi, konjeste kan damarlarında fokal olarak kanamalardan kaynaklanmaktadır (24). Donnez e göre ise bu mayi kist duvarının eksüdasyonu veya intrakistik endometrial odakların inflamasyonundan kaynaklanmaktadır (25).

19 19 Bir hastada ovaryan endometriozis varsa periton, barsak, rektovajinal septa gibi alanlarda da mutlaka endometriozis olacağı gösterilmiştir. Hatta aynı kaynak ovarian endometriozisin pelvis ve barsak endometriozisi için iyi bir prediktör olacağını öne sürmektedir (26) Tubal Polipler Laparoskopik olarak kornuların şişkin olması ve yuvarlak bir görüntü vermesi polipin lehinedir. Tuba Poliplerinin genellikle endometriozis, uterus hipoplazisi ve disovulasyon ile birlikte olabileceği ifade edilmektedir. 3. TUBAL LEZYONLARIN YERLEŞİMİ Tubal patolojiler proksimal ve distal lezyonlar olmak üzere iki kısımdan incelenebilir. 3.1 Proksimal Tuba Lezyonları - Obliteratif fibrozis - Kronik tubal inflamasyon - Salpinjitis İstmika Nodosa (SİN) - Endometriozis - Tubal polipler Bunlardan tuba polipleri mikrocerrahi sırasında makroskopik olarak görülebilir. Tubal polipler dışındakiler tamamı histopatolojik tanım ve bulgulardır. Özellikle obliteratif fibrozis, kronik tubal inflamasyon ve salpinjitis istmika nodoza bir başka patolojinin sonucu ve sekelleri olarak ortaya çıkmaktadır. Asıl sebep infeksiyon veya endometriozis olabilir. Bu patolojilerde tubada tamamen kapanma olmasa bile tuba lumeninde infertiliteye neden olabilecek darlıklar meydana gelebilmektedir. Tubanın proksimal kısmındaki patoloji natürü ancak bu kısmın çıkartılıp histopatolojik tetkiki yapılarak ortaya konulabilir. Aslında hepsinde de tedavi tek ve mikro cerrahidir. 3.2 Distal Tuba Lezyonları - Pelvik infeksiyonlar - Pelvik operasyonlar Tubanın distal lezyonları ise stenoz, fimozis, aglütinasyon ve tuba fimbrialarını fonksiyon dışı bırakan peritubal-ovarian yapışıklıklar olarak sayılabilir. Bu kavramlar klinik görüntü ve formasyonu ifade etmektedir. Bunlar hastalık değil bir başka patolojik durumun sonucu veya sekeli olarak meydana gelmektedir.

20 20 4. TUBAL İNFERTİLİTEDE TEDAVİ 4.1 Proksimal Tuba Tedavisi Proksimal lezyonların tedavisinde gold standart tedavi mikrocerrahidir. 4.2 Distal Tuba Tedavisi Distal lezyonların tedavisinde mikrocerrahi, laparoskopik cerrahi ve YÜT(yardımcı üreme teknikleri) uygulanabilir. Sonuçları istatistiksel olarak farklı değildir. Fakat YÜT ten önce laparoskopik olarak neostomilerin yapılmasının pek çok faydaları vardır. Distal tubal hastalığın cerrahi tedavisi fimbrioplasti veya neosalpingostomidir. Fimbrioplasti, fimbrial adezyonların açılması veya fimotik fimbriaların dilatasyonu olarak, neosalpingostomi ise tıkanık olan tüpte yeni bir tubal uç açılması olarak tanımlanmaktadır (27). Hangi yöntemle yapılırsa yapılsın, fimbrioplasti veya neosalpingostominin etkinliği histerosalpingografi ve laparoskopide saptanan tubal ve peritubal hastalığın şiddetine bağlıdır. Neosalpingostomide gebelik oranlarını etkileyen kötü prognostik faktörler; 30 mm çapından daha büyük çapta hidrosalpinks olması, fimbriaların görülememesi, dens pelvik ve adneksiel adezyonların olmasıdır (28). Ayrıca laparoskopik tuboplastide tubal mukozanın görünümü fertilite prognozu için önemlidir (29). Bir çalışmada 44 hastaya distal tubal hastalık için laparoskopik tuboplasti uygulaması sonrasında % 27 oranında gebelik elde edilmiş ve ektopik gebelik oranı % 4.5 olarak bildirilmiştir (30). Fimbrioplastinin başarısı neosalpingostomiden daha yüksek görünmekle birlikte; tedavi seçeneği hastalığın şiddetine bağlıdır. Proksimal ve distal hastalığın birlikte olduğu hastalar cerrahi tedavi açısından en kötü grubu oluştururlar. Bu gruptaki hastalarda İVF uygulamasının daha uygun olduğu düşünülmektedir (7) İnfertiliteye Neden Olan Distal Tuba Lezyonları - Peritubal- ovarian adezyonlar

21 21 - Stenoz - Fimozis - Aglutinasyon Şekil 3: Tuba infundubulumunun çeşitli görüntüleri (31) a) Normal, b) Stenoz, c) Fimozis, d) Aglütinasyon, e) Büyük hidrosalpinks

22 22 Şekil 4: İnterfimbrial bridler (31) Peritubal Ovarian Adezyonlar Tubaların sağlam olduğu fimbriaların bozulmadığı durumlarda pelvik adezyonların açılması halinde % 50 oranında gebelik meydana gelmektedir. Ancak Tüberküloz gibi tubayı da tahrib eden infeksiyon varlığında böyle olumlu bir netice beklenemez. Pelvik adezyonların tedavisi laparoskopik cerrahi uygulanması ile yapılabilir Stenoz Tubanın son kısmında infindibulumdan hemen önce zaman zaman daralma ve boğulmalar olabilir. Bu patolojik duruma stenoz denir Fimozis Tuba ostiumunun iyice daralarak küçük bir delik haline gelmesi halinde tespit edilen patolojiye verilen isimdir. Dış kısımdan açıldığında tuba içinde bir püskül yumağı halinde olan fimbrialar dışarıya evisere olur ve normal anotomik şeklini alır Aglutinasyon Bu kavram tuba ostiumunun tamamen kapanmasıdır. Dışarıdan bakıldığında elmanın alt kısmı görünümündedir. Bir bakıma hidrosalpinks olmuş tubanın terminal görüntüsüdür. Aglutinasyon bulunduğu zaman laparoskopik girişimle neostomi yapılabilir.

23 23 Distal patolojilerde cerrahi tedavi birinci seçenek olarak düşünülmelidir. Cerrahi girişimin YÜT (yardımcı üreme teknikleri) tedavilerine önceliği vardır. YÜT te tedavi şansını ortadan kaldırmadığı gibi artırmaktadır. Şekil 5: Aglütinasyon durumunda tuba ağzının yeniden oluşturulması (31): a) Fimbrial aglütinasyon, b) İnsizyon yapılacak çöküntü, c) Yapılan insizyon, d) Kısmen açılmış tuba ağzı, e) Fimbriaların yeniden ortaya çıkması, f) Operasyonun son şekli. Cerrahi tedavinin avantajları: 1- Hidrosalpinks olanlarda, YÜT leri ile elde edilen gebelik oranları düşüktür. Salpenjiektomi veya neostomi yapılanlarda ise gebelik oranları daha yüksek elde edilmektedir (32). 2- Pelvik adezyonlar açıldığında hastada menstrüasyon ve koitus esnasında olabilecek ağrılar ortadan kalkacaktır. 3- YÜT te elde edilen gebelik şansı sadece bir siklüs için geçerlidir. Oysa cerrahi girişimlerden sonra tahmin edilen gebelik oranı her siklüs için her ay ve her sene için geçerlidir. Bu yüzden bu oran YÜT te verilen orana göre daha yüksektir.

24 24 4- Pelvik adezyonlar ortadan kaldırıldığı için YÜT uygulamalarında overlere yetişmek daha kolay ve komplikasyonsuz olacaktır. 5. CHLAMYDİA Küçük, zorunlu hücre içi bakterilerdir. Virüslerden ayrılmasını sağlayan bir takım özellikleri vardır. Virüslerin aksine; 1- Hem DNA hem de RNA yı bir arada içerirler, 2- Bakterilere benzer hücre duvarı vardır. Muramik asit içeren çeperleri bulunur, 3- Bölünerek çoğalırlar. 4- Ribozomları vardır ve bazı molekülleri sentezleyebilirler. Sınırlı da olsa enzimatik etkinlik gösterirler. 5- Antibiyotiklere duyarlıdırlar. Chlamydiaların hücre duvarı yapısı gram(-) bakterilerinkine benzer. Ancak peptidoglikan tabaka yoktur. Yerine tetrapeptid zincirleri bulunur. Bu nedenle penisilinlere duyarlıdır. Fakat sağaltımda tetrasiklin, eritromisin ve kloramfenikol gibi antibiyotikler kullanılır. Yüksek oranda fosfolipit içerdiğinden etere karşıda duyarlıdır. Isıya dayanıksızdırlar. 10 o C de 10 dakikada inaktive olurlar. Ancak ultraviyole, kuruluk ve liyofilizasyona ise dirençlidirler. Sentetik besiyerlerinde üremezler. En iyi embriyonlu yumurta yolksac ında ürerler. Daha sonra izolasyon için Mac.Coy ve HeLa hücre kültürleri kullanılır. ATP sentezleme yetenekleri olmadığı için, gerekli enerji kaynağını konak hücrelerinden sağlarlar. Bu nedenle enerji parazitleri olarakta adlandırılırlar. Hücre duvarında gruba özgü lipopolisakkarit yapısında antijenleri vardır. Bunlar serolojik olarak kompleman birleşmesi yöntemiyle saptanabilirler. Tipe özgü membran proteini kaynaklı antijenleri ile Chlamydia Trachomatis 15 alt sınıfa ayrılır. Bu antijenler mikroimmunoflorasan yöntemlerle saptanabilir ve A, B, Ba, C, D, K, L alt tiplerine ayrılabilir. ELİSA tekniği ile de elementer cisim saptanabilir. Chlamydialar konakçı hücrenin yüzeyindeki reseptörlere tutunarak fagasitozla içeri alınırlar. İçeri alınan bu infektif cisimciğe elementer cisim adı verilir. Fagozom denen vakuol içinde bu elementer cisim büyüyerek inisiyal cisim haline gelir. Daha sonra vakuol içerisinde bölünerek birçok partikül oluşturur ve hücreyi eriterek diğer hücreleri de enfekte eder. Bu işlem yaklaşık 48 saatte tamamlanır. Chlamydialar hücre içinde inklüzyon cisimcikleri oluştururlar. Oluşan inklüzyon cisimcikleri stoplazmada kompakt bir yapı olarak yer alır. Chlamydia Trachomatis glikojen içerikli inklüzyonlar yapar, sülfonamidlere duyarlıdır. Giemsa, Makrovalla, Castenada gibi boyalarla enfekte hücreler boyandığında inklüzyon cisimcikleri hücre çekirdeğine yakın olarak görülürler.

25 25 Chlamydia Trachomatis, A) Göz infeksiyonları a) Trahom ( alt sınıf A, B, Ba, C) b) İnklüzyon Konjuktiviti ( D den K ya kadar olan alt tipler) B) Ürogenital Sistem İnfeksiyonları a) Erkeklerde nongonokokal üretrit b) Kadınlarda üretrit, servisit, salpinjit c) LGV (alt sınıf L 1, L 2, L 3 ) Ürogenital sistem infeksiyonları D-K altsınıfları tarafından oluşturulur. Erkekte: Nongonokokal ve postgonokokal üretritlerin % 50 sinden sorumludur. Klinik olarak dizüri ve az miktarda akıntı ile kendini gösterir. Kadında: Hiç bulgu vermeksizin kadınların % 20 nde genital sistemlerde bulunabilirler. Üretrit, salpinjit, servisit şeklinde enfeksiyonlar yapar. Kadınlarda steriliteye neden olabilen PID ın % 30 da etkendir (33). Chlamydial konjuktivitten alınan materyalin gram boyasıyla incelenmesiyle tanı konuluyorsa da hücre kültürü metodları ürogenital sendromlarda şarttır. Mikroimmunoflorasans antikor titresi de kullanılabilir. Chlamydia Trochomatis şu sayılan sendromlara neden olur: a) Nongonokokal üretrit b) Postgonokokal üretrit c) Akut üretral sendrom d) Akut salpinjit e) Postabortal pelvik enfeksiyon f) Postsezeryan enfeksiyonu g) Endemik Trahom h) Neonatal konjuktivit i) Neonatal pnömoni j) Abortus

26 26 k) Ölü doğum l) Prematürite m) Geç postpartum endometrit n) LGV o) Perihepatit Başlangıçta yenidoğanlarda trahomdaki inklüzyonlara benzeyen akut mukopürülan konjuktivit sellüler sekresyonlarda gösterilmiştir. İlginçtir ki bu bebeklerin ebeveynlerinden alınan örneklerde bazı inklüzyonlar görülmüştür. Neonatal inokülasyon için yetişkinlerin genital bölgelerinin rezervuar işlevi gördükleri saptanmıştır. Chlamydia Trachomatis en sık izole edilen seksüel geçişli patojendir. Bugün kadınlarda female urethral syndrome (steril pyüria ve disüri) nın major etkeninin Chlamydia Trachomatis olduğu tespit edilmiştir. Gonoreli hastaların % 50 sinde Chlamydia Trachomatis ve Neisseria Gonorrhoeae birlikte bulunmaktadır. Sonuçta Chlamydia Trachomatis tedavisi için uygun olmayan tedavilerin Gonokok tedavisinde kullanılması postgonokokal üretrit meydana getirebildiği görülmüştür. Chlamydia Trachomatis özellikle Avrupa da en sık akut salpinjit yapan nedendir. Chlamydial salpinjitte hastalığın seyrinin hızlı olması ve internal genital organlarda ciddi inflamatuar değişiklikler olsa da semptomların daha belirsiz olması nedeniyle farklıdır. Chlamydial salpinjit vakalarında perihepatitin eşlik etmesiyle Frtz-Hugh-Curtis Sendromu rapor edilmiştir. Gebe kadınlarda taşıyıcılık oranı % 2-23 tür. Abortus, ölü doğum, prematürite gibi kötü gebelik sonuçlarının Chlamydial infeksiyonlarda 10 kat fazla görüldüğü bidirilmiştir. Elektif abortus sonrası Chlamydia Trachomatis kolonizasyonuyla beraber pelvik infeksiyonlar görülebilir. Sezeryan sonrası kolonize olursa ciddi pelvik infeksiyonlar görülebileceği saptanmıştır. Vaginal doğum yapan kadınlarda 6 hafta kadar sonra Chlamydia Trachomatis e bağlı postpartum endometrit gelişebilir. İnklüzyon konjuktiviti doğumdan 1-2 hafta sonra solunum yollarına geçerek neonatal pnömoniye neden olabilir. Chlamydial enfeksiyonlarda tanı hücre kültürü ile konmaktadır. Enfekte bölgeler bu organizmanın üreyebileceği yerlerdir. Chlamydia Trachomatis hücreye bağımlı bir organizma olduğundan sıvı kültürler (kuldosentez sıvısı) daha az güvenilirdir. Salpinjit gibi hastalıklarda penisilin tedavisinden yarar görülmeyen durumlarda etkenin Chlamydia olabileceği akla gelmelidir. Üretrit gibi durumlarda negatif bakteri kültürleri Chlamydiadan şüphelenilmesine neden olmalıdır. Chlamydial servisit farklı görünüm ile çıkmaktadır. Folliküler, ekzofitik mukopürülan endoservikal akıntı ile beraber servisit klasik görünümdür. Kolposkopik görünümde ve Parpanicolaou smearde enflamatuar atipi veya displastik değişiklikler görülmesi Chlamydial enfeksiyonları düşündürmelidir. Chlamydial enfeksiyonlarda serolojik tanı immünofloresan tekniklerle mümkündür. Bu teknik ile serotipler ayırt edilebilir.

27 27 Chlamydia Trachomatis tetrasiklin, eritromisin, sulfonamid ve rifampisine duyarlıdır. Tetrasiklin 500 mg peroral günde dört kez en az 7 gün verilmelidir. Alternatif olarak Doksisiklin 100 mg günde iki kez kullanılabilir. Tetrasiklinin kontrendike olduğu durumlarda (örneğin gebelerde) Eritromisin 500 mg günde dört kez oldukça etkilidir. İstenmeyen gastrointestinal yan etkiler görülünce eritromisinin dozu 250 mgr a indirilmeli, tedavi 14 güne çıkarılmalıdır. Üretritte alternatif tedavi seçeneği olarak 10 günlük sulfonamidler ya da trimethoprim-sulfametoxazole tedavisi etkilidir. Yenidoğanın Chlamydial konjuktivitine karşı profilakside eritromisin içeren göz damlaları % 1 lik gümüş nitrattan daha etkilidir. Topikal tedavi nasofarengeal enfeksiyonlarda ve pnömonide etkili değildir. Chlamydial yenidoğan konjuktivitinde ve infant pnömonisinde eritromisin içeren süspansiyonlar, 50 mg / Kg / gün dörde bölünmüş dozlar halinde en az 3 hafta verilmelidir.

28 28 6. LAPAROSKOPİ İnfertilitenin babası olarak kabul edilen Fransız Palmer 1940 yılında laparoskopiyi uygulama alanına sokmuştur. Laparoskopi, yaklaşık yirmi senedir infertilitede araştırma ve tedavinin düzenlenmesinde son derece önemli bir rol oynamıştır. Kadın infertilitesinin araştırma ve tedavi planlamasında vaz geçilmez bir rolü vardır. Bir infertil kadında tanı laparoskopisi yapılmamışsa, araştırma tam yapılmış sayılmamaktadır (34). Laparoskopik girişim bir invaziv yöntemdir. O nedenle gerçek endikasyon olduğunda yapılmalıdır. İnfertilite tetkiklerinde kaçınılmaz bir teşhis metodu olarak kabul edilip, hemen yapılmamalıdır. Tüm tetkikler tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Hatta önceden tespit edilen patolojiler de düşünülerek, gerekirse teşhis amacıyla yapılan laparoskopi, tedavi amacıyla da uygulanmalıdır. HSG de bir patoloji tespit edildiğinde, açıklanamayan infertilite durumlarında, genital organlar üzerinde miyomektomi, metroplasti, kistektomi, dış gebelik operasyonu gibi bir cerrahi girişimden sonra, indüksiyona cevap vermeyen overlerin tetkikinde, endometriozis şüphesinde ve geçirilmiş adneksial enfeksiyonlardan sonra tetkik ve teşhis amacıyla laparoskopi uygulanmalıdır. Teşhis laparoskopisinde amaç; tubanın adele, infindibulum ve fimbrialarını incelemek, tuba over ilişkisini araştırmak, overin genel durumu ve fonksiyonu hakkında bilgi sahibi olmak, pelvis peritonu hakkında bilgi edinmek, endometriozis varsa derecesini belirlemek ve bu bilgiler ışığı altında, tedavinin düzenlenmesinde yol gösterici olmaktır (14). Laparoskopik girişim teşhis amacıyla da olsa masum bir müdahale değildir. Bazen ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir. Damar, barsak, mesane, üreter yaralanmaları gibi istenmeyen komlikasyonlar meydana gelebilir. Tubal ve peritonyal hastalıkların tanısında altın standart laparoskopidir. Laparoskopi sırasında bütün pelvik organlar, subseröz ve intramural miyomlar, peritubal ve periovarian adezyonlar ve endometriozis olup olmadığı görülebilir. HSG deki anormal bulguların doğruluğunun saptanması için laparoskopi uygulanmalıdır. Laparoskopi sırasında metilen mavisi veya indigo karmen gibi bir boya maddesi serviksten verilip, fimbrial geçişine bakılarak tubal açıklık değerlendirilir. Bu sırada tüpler ve fimbrial yapılar daha iyi olarak değerlendirilir. Ayrıca gelişmiş optik ve büyütme sistemi ile operatif cihazlar yardımıyla tubal obstrüksiyon, pelvik adezyon ve endometriozis tanısı konulup, aynı anda tedavi edilebilir. YÜT de başarı oranları yükseldikçe, tubal infertilite için cerrahi endikasyonlarda gittikçe azalmaktadır. Buna karşın tubal infertilitede bazı yaklaşımlar hala önemini korumaktadır. Tubal faktör infertilitesinin tedavisi tamamen cerrahi olup, kullanılan cerrahi yöntemler periadneksial hastalıkların düzeltilmesinde önem arzetmektedir. Periadneksial hastalıklar gerek laparotomi (35), gerekse laparoskopi (36) ile başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Ayrıca bu hastalarda adezyon oluşumunun engellenmesi tedavinin önemli parçasıdır. Laparotomi, Laparoskopiye göre relatif olarak daha iyi görünmekle birlikte, postoperatif adezyon oluşumu konusuna dikkat çekilmektedir. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, ektopik gebelik tedavisinde dikkatli bir cerrahi yapılmasına karşın laparotominin

29 29 laparoskopiye göre daha fazla adezyon oluşumuna yol açtığı gösterilmiştir (37). Postoperatif adezyon oluşumunu önlemek için anti-enflamatuvar ajanlar, bariyer yöntemler, fibrinolitik ajanlar ve antikoagulanlar gibi adjuvan tadavi yöntemleri kullanılmış ise de, tam etkinlikleri gösterilememiştir. Bu nedenle tubal infertilite tadavisinde dikkatli bir cerrahi teknik, iyi bir hemostaz ve laparoskopik yaklaşım önerilmektedir (7). Peritoneal faktör infertilitesi genellikle tubal faktör infertilitesi ile birliktedir ve tedavi yöntemleri aynıdır. Tubal adezyonlarda olduğu gibi, peritoneal adezyonlarda pelvik enflamatuar hastalık, abdominal veya pelvik cerrahi sonrası gelişebilir. Peritoneal adezyonların tubal hareketi kısıtladığı veya ovumun fimbriaya ulaşmasını engellediği düşünülüyorsa, tedavi seçeneği mikrocerrahi yöntemlerle adezyolizis yapılmasıdır. Peritoneal faktörün tubal faktörde üzerinde durulmayan diğer önemli bir nedeni endometriozistir. Endometriozis ile infertilite ilişkisinin araştırıldığı çalışmalarda minimal ve hafif düzeydeki endometriozisin infertiliteye neden olduğuna dair kesin bulgulara rastlanmamıştır (38). Şiddetli endometrioziste ise infertilite daha çok gelişen adezyonlara bağlıdır. 6.1 Laparoskopi Endikasyonları Teşhis amacıyla uygulanan laparoskopinin endikasyonlarını şu şekilde sıralayabiliriz. 1.HSG de tesbit edilen patolojiler 2.Endometriozis şüphesi 3.Genital organlar üzerinde yapılan operasyonlar (miyomektomi, over kisti, dış gebelik v.s.) 4.Gastrointestinal sistem üzerinde yapılmış operasyonlar (App. İleus, v.s.) 5.Açıklanmayan infertilite 6.Yardımcı üreme tetkiklerin uygulanması düşünülen vakalar. 6.2 Laparoskopi Kontrendikasyonları Teşhis amacıyla uygulanan laparoskopinin kontrendikasyonlarını iki ana başlıkta toplayabiliriz..2.1 Mutlak Kontrendikasyonları Ağır kardiovasküler hastalık Geniş abdominal ve diafragmatik herni Ağır ileus Tecrübesiz operatör Rölatif Kontrendikasyonları

30 30 Geçirilmiş batın cerrahisi Aşırı şişmanlık Büyük abdominal kitle Mega ve ektopik organlar 6.3 Tanısal Laparoskopi Zamanı. Tanı amacına yönelik laparoskopi menstruasyonun olmadığı herhangi bir zamanda yapılabilir. Tanı amacıyla yapılan laparoskopide, gerektiğinde cerrahi de uygulanacaksa veya daha başlangıçta böyle bir düşünce varsa, siklusun ilk yarısı tercih edilmelidir. Ovulasyondan sonra korpus luteum meydana geleceğinden, korpus luteumun olduğu over üzerinde istenmeyen kanamalar meydana gelebilir. Çünkü korpus luteum frajildir ve hafif manevralar ile kanayabilir. Cerrahi girişimler düşünüldüğünde siklusun ilk yarısı, ovulatuar araştırmaların yapılması durumunda siklusun ikinci yarısı tercih edilmelidir. MATERYAL METOD

31 31 Bu çalışma Eylül 2003 ile Ekim 2004 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi nde infertilite polikliniğine başvurup operasyon kararı alınan 152 infertil hasta üzerinde yapılmıştır. Doğumhanesinde doğum yapan 80 fertil hasta kontrol grubunu oluşturmuştur. Tüm hastaların serum örneklerinden Chlamydia Trachomatis antikoru bakıldı. İnfertilite polikliniğimize başvuran hastalar HSG, USG, Hormon profili ve spermiogramla değerlendirildikten sonra, HSG ve USG nde patoloji saptanan infertillerde patolojiyi gidermek üzere operasyon kararı alındı. Sebebi açıklanamayan infertilitesi olanlarda yada tetkikleri normal olduğu için medikal tedaviye alınan ancak medikal tedaviden fayda göremeyen hastalarda ise diagnostik amaçlı operasyon planlandı. Diğer bir deyişle hastalarımızın infertilite tanısı olmaları yanında beraberinde infertilite nedeniyle operasyon geçirmeleri hasta grubumuzu oluşturdu. Operasyon olarak laparatomi, laparoskopi, histeroskopi yapıldı Hastaların adet bitiminden itibaren maksimum onikinci güne kadar olan süre operasyon zamanı olarak seçildi. Laparatomi, laparoskopi ve histeroskopi sırasında subseröz, submüköz ve intramural miyomlar, peritubal, paraovaryan adezyonlar, endometriozis, PCO, over kistleri, ascherman, septum uteri olup olmadığına bakıldı. Patolojik kitleler değerlendirildi. Operasyon sırasında metilen mavisi serviksten verilip fimbrial geçişine bakılarak tubal açıklık değerlendirildi. Kontrol grubunu hastanemizin doğumhanesinde yeni doğum yapmış lohusalardan oluşturduk. Doğumdan hemen sonra kan alınarak Chlamydia Trachomatis Antikor Titrelerine bakıldı. Chlamydia Trachomatis infeksiyonlarında tanı hücre kültürü ile konulmaktadır. Ancak hastanemiz bünyesinde Chlamydia Trachomatis üretmek ekonomik ve teknik şartlar nedeniyle mümkün olamadı. Chlamydia Trachomatis Antikor titrelerini ölçmek için tek bir labaratuvar seçildi. Tüm sonuçlar bu labaratuvarda değerlendirildi. Chlamydia antikorlarını ölçmek için yöntem olarak İFA ( İndirekt fluorescence Assay for Chlamydia trachomatis IgG Antibodies) kullanıldı.çalışma kiti olarak PANDİO İnc MD USA kullanıldı. Test pozitifliği için > 1 / 10 eşik değeri kullanıldı. Hastalardan bakılan antikor titreleri için 1 ay öncesine kadar antibiyotik kullanmamaları ön koşulu arandı. İnfertil hastalarda Chlamydia antikor testleri sonuçları ile operasyon sırasındaki tubal, adneksiyal, endometrial patolojiler ve bu patolojilerin ağırlığı karşılaştırıldı. Lezyon Klasifikasyonu Gomel tarafından 1983 yılında yapılmış sınıflamadır(39). Evre 0:Ekstra genital organlarda adezyon Evre 1:İntra findibuler adezyonların eşlik ettiği ya da etmediği peri fimbrial adezyonlar

32 32 Evre 2:Fimbriada parsiyel yada komplet aglütinasyon (fimozis) Evre 3:Fimbriaların serozayı içerecek şekilde çok az tubal açıklığın kaldığı ve nadir örneklerinde totali kapsayarak komplet oklüzyona yol açan adezyonlar (gerçek hidrosalpenksten ayırt etmek zordur.) Evre 4:Prefimbrial fimozis. İstatistik hesaplamalar için Windows altında SPSS-11 programı kullanıldı. Parametrik veriler student t test, nonparametrik veriler ki-kare testi ve korelasyon testi ile değerlendirildi. P< 0.05 anlamlı olarak kabul edildi. BULGULAR

33 33 Tablo:1 Çalışma Grubu Özet Bilgileri Çalışma Grubu CAT (+) Hasta Sayısı CAT (-) Hasta Sayısı Toplam Hasta Sayısı CAT (+) Oranı % 47 (%30.9) 105 (%69.1) 152 (%100) Çalışma Grubundan Çıkarılan Hasta Sayısı 3 Yalnızca H/S 8 (Eski operasyon Endometriozis Tüberküloz) 4 Yalnızca H/S 33( Eski operasyon Endometriozis Tüberküloz) 48 Geriye Kalan Hasta Sayısı 36 (%34.6) 68 (%65.4) 104 (%100) Geriye Kalan Hastalardaki Tubal Patoloji Sayısı 18 (%40) 27 (%60) 45 (%100) 40 Geriye Kalan Hastalardaki Tubal Patoloji % Oranı Çalışma grubu HSG ya da USG de patoloji saptanan 152 infertil hastadan oluşturuldu. Bunların 47 sinde Chlamydia Trachomatis antikoru pozitif, 105 inde ise negatifti. Chlamydia Trachomatis pozitiflik oranı %30.92 bulundu. Tablo 4 de gösterildiği gibi infertil grupta adezyon yapan nedenler (geçirilmiş pelvik operasyon,endometriozis ve tüberküloz) ve tubo-peritoneal değerlendirmeyi engelleyecek vakalar (sadece Histeroskopi) çalışma grubundan çıkarıldı. Böylece infertil gurupta (47-11) = 36 Chlamydia Trachomatis antikoru pozitif olan hasta ve (105-37) = 68 Chlamydia Trachomatis antikoru negatif hasta olmak üzere geriye toplam 104 hasta kaldı. Burada Chlamydia Trachomatis pozitiflik oranı ise % 34,61 olarak bulundu. İnfertil çalışma grubu içinde Chlamydia Trachomatis antikoru pozitif olan hastaların 21 i primer infertil iken, 15 i sekonder infertildi. Toplam 36 hastadan 18 inde adezyon mevcuttu. Adezyon oranı % 50 bulundu. Chlamydia Trachomatis antikoru negatif olan hastaların 50 si primer infertil iken, 18 i sekonder infertildi. Toplam 68 hastanın 27 sinde adezyon mevcuttu. Adezyon oranı % 39,70 bulundu.

Gebelik nasıl oluşur?

Gebelik nasıl oluşur? Normal doğurgan çiftlerde, normal sıklıkta cinsel ilişki durumunda aylık gebe kalma oranı % 25 dir. Bu oran 1 yıl sonunda % 85, 2 yıl sonunda ise % 90 civarındadır. Gebelik nasıl oluşur? Gebeliğin oluşması

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Derin İnfiltratif Endometriozis Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endometriozis Peritoneal Ovarian Derin infiltratif Anterior Mesane Posterior P1-Uterosakral ligament P2-Vajinal

Detaylı

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM 1. GÜN 08.15-09.00 Pratik Ders Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinin Tanıtılması 09.15-10.00 Teorik Ders Jinekolojik Anamnez M. ÇOLAKOĞLU 10.15-11.00 Teorik Ders Jinekolojik

Detaylı

Olgu EKTOPİK GEBELİK. Soru 1. Tanım. Soru 3. Soru 2. 23 yaşında bayan hasta pelvik ağrı yakınmasıyla geliyor. 5 gündür ağrısı var, SAT 1,5 ay önce

Olgu EKTOPİK GEBELİK. Soru 1. Tanım. Soru 3. Soru 2. 23 yaşında bayan hasta pelvik ağrı yakınmasıyla geliyor. 5 gündür ağrısı var, SAT 1,5 ay önce Olgu EKTOPİK GEBELİK Dr. Mutlu Kartal AÜTF Acil Tıp AD Nisan 2010 23 yaşında bayan hasta pelvik ağrı yakınmasıyla geliyor. 5 gündür ağrısı var, SAT 1,5 ay önce Gebelik olabilir, vajinal spotting kanama

Detaylı

Op.Dr. Meryem Hocaoğlu Prof. Dr. Atıl Yüksel Prof. Dr. Cem Batukan 10/11/2013

Op.Dr. Meryem Hocaoğlu Prof. Dr. Atıl Yüksel Prof. Dr. Cem Batukan 10/11/2013 Op.Dr. Meryem Hocaoğlu Prof. Dr. Atıl Yüksel Prof. Dr. Cem Batukan 10/11/2013 İntrauterin adezyonlar (IUA), ilk olarak 1894 de Fritsch tarafından tarif edilmiştir. 1946 da Joseph G. Asherman, yayınladığı

Detaylı

Prof. Dr. M. Sait Yücebilgin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD

Prof. Dr. M. Sait Yücebilgin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD Prof. Dr. M. Sait Yücebilgin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD Semen analizi Ovülasyon değerlendirilmesi HSG vardır. Endike ise; Over rezervi tayini Laparoskopi söz konusudur.

Detaylı

30.12.2014. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri

30.12.2014. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Özel Muayene ve Tanı Yöntemleri 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 16.Hafta ( 29.12-02.01 / 01 / 2015 ) ÖZEL MUAYENE VE TANI YÖNTEMLERİ Slayt No: 26 4 4.)) ÖZEL MUAYENE VE TANI YÖNTEMLERİ 1.) Smear alma 2.) Vajinal kültür

Detaylı

Laparoskopi Nasıl Yapılır?

Laparoskopi Nasıl Yapılır? Dünyaya baktığımızda son 20 yılda cerrahi anlayışında köklü değişiklikler görmekteyiz. Vücut boşluklarını açmadan içeride olup bitenleri anlayabilme fikri tıbbın başlangıcından beri cerrahları heyecanlandıran

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir?

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir? 109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir? A) Subserozal B) Pedinküle subserozal C) İntramural D) Servikal E) Tip 0 submukozal Soru kalitesiz

Detaylı

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ KLİNİK Bağışıklık sistemi sağlam kişilerde akut infeksiyon Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde akut infeksiyon veya

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

Ergen Hastada Endometriozis Yönetimi

Ergen Hastada Endometriozis Yönetimi Ergen Hastada Endometriozis Yönetimi Dr.Süleyman Engin Akhan İ.Ü.İstanbul Tıp Fak. Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Kadın Hayatının Evreleri 1. Yenidoğan Dönemi: postpartum ilk 28 gün 2. Çocukluk

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD 10.05.2010 1 Amaç : Tıp Fakültesi Dönem III öğrencileri, aşırı doğurganlık,

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar genç erişkin (seksüel aktif) çiftlerin hastalığıdır. Tedavi sırasında, çiftlerin hastalığı olduğu hatırlanmalı ve tüm

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

Jinekolojide teşhis ve muayene yöntemleri Esra Gür. Öğle tatili. Gebelikte sık karşılaşılan problemler Serkan Güçlü

Jinekolojide teşhis ve muayene yöntemleri Esra Gür. Öğle tatili. Gebelikte sık karşılaşılan problemler Serkan Güçlü 1. Hafta 09:00-10:00 10:00-11:00 11:00-12:00 12:00-13:30 13:30-14:30 14:30-15:30 15:30-16:30 17.11.2014 Staj Tanıtımı Prof Dr Serkan Güçlü Servis doğumhane tanıtımı Genital sistemin embriyoloji ve anatomisi

Detaylı

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ Kadın ve erkek üreme sistemi dölün üretilmesi amacı ile özelleşmiş özel organlardan oluşmaktadır. Bazı üreme organları cinsiyet hücrelerini üretir, diğerleri

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem IV Kadın Hastalıkları ve Doğum Stajı Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Fatih Köksal BİNNETOĞLU Yrd. Doç.

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

3 EYLÜL 2014 ÇARŞAMBA

3 EYLÜL 2014 ÇARŞAMBA İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJI D GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (01.09.2014 10.10.2014) 1 EYLÜL 2014 PAZARTESİ 09.30-10.20

Detaylı

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK Gebelik ve Enfeksiyonlar Prof.Dr. Levent GÖRENEK Olgulara Yaklaşım 2 1. TORCH grubu enfeksiyon etkenleri nelerdir? Toxoplasmosis Other (Sifiliz, Varicella zoster ) Rubella Cytomegalovirus Herpes simplex

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

Normal Mikrop Florası. Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu

Normal Mikrop Florası. Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu Normal Mikrop Florası Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu Vücudun Normal Florası İnsan vücudunun çeşitli bölgelerinde bulunan, insana zarar vermeksizin hatta bazı yararlar sağlayan mikroorganizma topluluklarına vücudun

Detaylı

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat Yeni Yüzyıl Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ Prof. Dr. Demir Budak Dekan Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 215 216 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 6 TIP TIP 332- ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI

Detaylı

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Koray Ergünay MD PhD Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Viroloji Ünitesi Viral Enfeksiyonlar... Klinik

Detaylı

TANIM. Pelvik inflamatuar hastalık (PID), kadın üst genital sisteminin inflamatuar ve enfektif hastalıklarını içeren geniş kapsamlı bir terimdir.

TANIM. Pelvik inflamatuar hastalık (PID), kadın üst genital sisteminin inflamatuar ve enfektif hastalıklarını içeren geniş kapsamlı bir terimdir. 1 TANIM Pelvik inflamatuar hastalık (PID), kadın üst genital sisteminin inflamatuar ve enfektif hastalıklarını içeren geniş kapsamlı bir terimdir. PID; endometrit, salpenjit, tuboovaryan apse (TOA) ve

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

AKUT PELVİK AĞRI. Prof. Dr. Deniz Akata H.Ü.T.F RADYOLOJİ ABD

AKUT PELVİK AĞRI. Prof. Dr. Deniz Akata H.Ü.T.F RADYOLOJİ ABD AKUT PELVİK AĞRI Prof. Dr. Deniz Akata H.Ü.T.F RADYOLOJİ ABD Akut Pelvik Ağrı da Değerlendirilme Klinik bilgi ve fizik muayene Ağrının yeri Ateş TA Tetkik sırasında anamnez: Yaş, risk faktörler, menapozal

Detaylı

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ Genital Organlar Dış Genital Organlar İç Genital Organlar Kemik Kısımları (Pelvis ) Siklus Oluşumu ve Hormonlar Oval ve Menstrual Siklus Halkası

Detaylı

Tekrarlayan Gebelik Kayıpları

Tekrarlayan Gebelik Kayıpları Tekrarlayan Gebelik Kayıpları Tekrarlayan gebelik kaybı, üç ve daha fazla gebeliğin 20. gebelik haftasından önce düşükle sonlanması olarak tanımlanır. Kadınların %10-20'sinde 1 kez düşük görülebilir. Yani

Detaylı

GELİŞİMİN 1. VE 2. HAFTASI

GELİŞİMİN 1. VE 2. HAFTASI GELİŞİMİN 1. VE 2. HAFTASI (Fertilizasyon, Segmentasyon, İmplantasyon ve Bilaminar disk) PROF. DR. İSMAİL SEÇKİN FERTİLİZASYON A ) Germ hücrelerinin fertilizasyon bölgesine taşınması Oositin ampullaya

Detaylı

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki

Detaylı

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu Tanım Purbertiye ulaşan bir dişide hormonların kontrolü (hipotalamus, hipofiz ve ovaryum dan salınan) altında ovaryum ve uterusta meydana gelen değişiklikler Genital siklus

Detaylı

2 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA

2 EYLÜL 2015 ÇARŞAMBA İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJI D GRUBU TEORİK VE PRATİK DERS PROGRAMI (31.08.2015 16.10.2015) 31 AĞUSTOS 2015 PAZARTESİ

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

OPU Komplikasyonlarına Yaklaşım. Doç. Dr. Gamze Sinem Çağlar Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast. ve Doğum AD.

OPU Komplikasyonlarına Yaklaşım. Doç. Dr. Gamze Sinem Çağlar Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast. ve Doğum AD. OPU Komplikasyonlarına Yaklaşım Doç. Dr. Gamze Sinem Çağlar Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast. ve Doğum AD. IVF e bağlı mortalite 100,000 canlı doğumda 6 OPU IVF ilk 10 yılında Laparoskopi ile

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi

Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Ergin AYAŞLIOĞLU Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Maternal

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Gebelerde Toxoplasma gondii Seropozitifliğinin Değerlendirilmesinde İstenen Testlerin Önerilen Tanı Algoritmasına Uygunluğunun Değerlendirilmesi

Gebelerde Toxoplasma gondii Seropozitifliğinin Değerlendirilmesinde İstenen Testlerin Önerilen Tanı Algoritmasına Uygunluğunun Değerlendirilmesi Gebelerde Toxoplasma gondii Seropozitifliğinin Değerlendirilmesinde İstenen Testlerin Önerilen Tanı Algoritmasına Uygunluğunun Değerlendirilmesi Dr.Hilal GÜREL Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Detaylı

İNFERTİLİTE ARAŞTIRMALARINDA CHLAMYDIA TRACHOMATİS ANTİJENİNİN KLİNİK ÖNEMİ

İNFERTİLİTE ARAŞTIRMALARINDA CHLAMYDIA TRACHOMATİS ANTİJENİNİN KLİNİK ÖNEMİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MECMUASI Cilt 52, Sayı 4, 1999 227-229 İNFERTİLİTE ARAŞTIRMALARINDA CHLAMYDIA TRACHOMATİS ANTİJENİNİN KLİNİK ÖNEMİ Fatma SIRMATEL* Ender TELLİ** Samet BAYRAK*** Öcal SIRMATEL****

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Tarihçe Mikrobiyolojik özellikler Epidemiyoloji Patogenez Klinik şekiller Tanı Tedavi 2 Bilinen

Detaylı

EKTOPİK GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ

EKTOPİK GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ EKTOPİK GEBELİKTE RİSK FAKTÖRLERİ Dr. Müfit Cemal YENEN (*), Dr. Murat DEDE (*), Dr. Ümit GÖKTOLGA (*), Dr. Tansu KÜÇÜK (*), Dr. İbrahim ALANBAY (*), Dr. Recai PABUÇCU (*) Gülhane Tıp Dergisi 45 (3) :

Detaylı

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJ PROGRAMI.

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJ PROGRAMI. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI IV. SINIF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJ PROGRAMI Grup C (8 Hafta) (02/09/2013-25/10/2013) Dekan Dekan Yardımcıları Eğitim Baş Koordinatörü

Detaylı

Servikal Erozyon Bulgusu Olan Kadınlarda HPV nin Araştırılması ve Genotiplerinin Belirlenmesi

Servikal Erozyon Bulgusu Olan Kadınlarda HPV nin Araştırılması ve Genotiplerinin Belirlenmesi Servikal Erozyon Bulgusu Olan Kadınlarda HPV nin Araştırılması ve Genotiplerinin Belirlenmesi Doç Dr Ayşen BAYRAM Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D. GİRİŞ İnsan Papilloma Virus

Detaylı

İnsizyonel Ektopik Gebeliğin Doğru Yönetimi Nasıl Olmalıdır?

İnsizyonel Ektopik Gebeliğin Doğru Yönetimi Nasıl Olmalıdır? İnsizyonel Ektopik Gebeliğin Doğru Yönetimi Nasıl Olmalıdır? Doç. Dr. Bülent Yılmaz İzmir Katip Çelebi Üni. Tıp Fak. Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Tepecik Eğitim Araş. Hast. Tüp Bebek Ünitesi 12. Zekai

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM Prof. Dr. Hayri Ermiş İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hast. Ve Doğum A.B.D. Perinatoloji B.D. Gebeliğin kriz sıklığına etkisi? Gebelerin 1/3 ünde kriz

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Kolon tümörlü olguların %40-50 sinde karaciğer metastazı gelişir ; % 15-25 senkron (primer tm ile /

Detaylı

Progesteronun Preterm Doğumları ve Düşüğü Önlemede Yeri Var mıdır? Prof. Dr. Feride Söylemez A.Ü.T.F Kadın Hastalıkları ve Doğum AD

Progesteronun Preterm Doğumları ve Düşüğü Önlemede Yeri Var mıdır? Prof. Dr. Feride Söylemez A.Ü.T.F Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Progesteronun Preterm Doğumları ve Düşüğü Önlemede Yeri Var mıdır? Prof. Dr. Feride Söylemez A.Ü.T.F Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Erken doğum: İlk bir yılda görülen infant ölümlerinin %35 inin nedeni

Detaylı

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN 2005 DEN 2030 A DÜNYADA KANSER 7 milyon ölüm 17 milyon 11 milyon yeni vaka 27 milyon 25 milyon kanserli kişi

Detaylı

Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip. Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD

Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip. Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Servikal Preinvazif Lezyonlarda Tedavi Sonrası Takip Dr. Murat DEDE GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Servikal Sitolojik Terminoloji Neden Takip Edelim? Hastalığın invazif serviks kanserine ilerleme

Detaylı

Halis Akalın, Nesrin Kebabcı, Bekir Çelebi, Selçuk Kılıç, Mustafa Vural, Ülkü Tırpan, Sibel Yorulmaz Göktaş, Melda Sınırtaş, Güher Göral

Halis Akalın, Nesrin Kebabcı, Bekir Çelebi, Selçuk Kılıç, Mustafa Vural, Ülkü Tırpan, Sibel Yorulmaz Göktaş, Melda Sınırtaş, Güher Göral Halis Akalın, Nesrin Kebabcı, Bekir Çelebi, Selçuk Kılıç, Mustafa Vural, Ülkü Tırpan, Sibel Yorulmaz Göktaş, Melda Sınırtaş, Güher Göral Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik

Detaylı

ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN

ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN ADOLESAN Çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci DSÖ 10-19 yaş arasını kapsar Menarş sonrası ilk 2 yıl anovulatuar siklustan

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı

Adneksiyel Kitlelerde Maligniteyi Predikte Eden Faktörler

Adneksiyel Kitlelerde Maligniteyi Predikte Eden Faktörler Adneksiyel Kitlelerde Maligniteyi Predikte Eden Faktörler Dr. M. Murat Naki Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi BD Epidemiyoloji ABD de 300

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

GEBELİK VE MEME KANSERİ

GEBELİK VE MEME KANSERİ GEBELİK VE MEME KANSERİ Doç. Dr. Ramazan YILDIZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, 27 Kasım 2014, Ankara Gebelikte Kanser Gebelikte kanser insidansı % 0.07-0.1 arasında Gebelik

Detaylı

Endometriozis, Fertilite ve Gebelik

Endometriozis, Fertilite ve Gebelik Endometriozis, Fertilite ve Gebelik Endometriozis ve fertilite Endometriozis yaygın görülen bir jinekolojik problemdir. Her zaman kısırlığa ya da ağrıya sebep olmayabilir. Hafif şiddette endometriozis

Detaylı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Testler farklı amaçlarla uygulanabilir: - Tanı, tarama, doğrulama,

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ Ruksan ELAL 1, Arsenal SEZGİN ALİKANOĞLU 2, Dinç SÜREN 2, Mustafa YILDIRIM 3, Nurullah BÜLBÜLLER 4, Cem SEZER 2

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi Dr. Öztuğ Adsan Radikal Sistektomi Radikal sistektomi pelvik lenfadenektomi ile birlikte kasa invaze ve

Detaylı

DÖNEM VI GRUP F DERS PROGRAMI

DÖNEM VI GRUP F DERS PROGRAMI T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI BAŞKANLIĞI SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM 2013 2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Başlık: Endometriozis tedavisi için laparoskopik cerrahi sonrası ağrı ve ovaryen endometrioma nüksü: uzun dönem prospektif bir çalışma

Başlık: Endometriozis tedavisi için laparoskopik cerrahi sonrası ağrı ve ovaryen endometrioma nüksü: uzun dönem prospektif bir çalışma Başlık: Endometriozis tedavisi için laparoskopik cerrahi sonrası ağrı ve ovaryen endometrioma nüksü: uzun dönem prospektif bir çalışma Orijinal Başlık: Pain and ovarian endometrioma recurrence after laparoscopic

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

GEBE OLMAYAN KADINLARDA VAJİNAL KANAMA. Dr.Müjdat ŞİMŞEK

GEBE OLMAYAN KADINLARDA VAJİNAL KANAMA. Dr.Müjdat ŞİMŞEK GEBE OLMAYAN KADINLARDA VAJİNAL KANAMA Dr.Müjdat ŞİMŞEK EPİDEMİYOLOİ Üreme çağındaki kadınların vajinal kanama nedeniyle acil servise başvurmaları sıktır. Menoraji sağlıklı kadında %9 14 oranında görülür.

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI

SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI Harika Alpay, Nurdan Yıldız, Neslihan Çiçek Deniz, İbrahim Gökce Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenim hedefleri Mezenterik vasküler olay şüphesi ile gelen hastayı değerlendirmede kullanılan

Detaylı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİ MEME VE AKCİĞER KANSERİNDEN

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME Adolesans ; çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir * Fiziksel Büyüme * Cinsel Gelişme * Psikososyal Gelişme Büyüme ve gelişme, adolesansta belirgin bir

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? 86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir? A) Angajman B) Pelvik girimden geçiş C) Orta pelvise giriş D) Pelvik çıkım düzlemine giriş E) Omuz

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı Deniz Gökengin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar Gonore Klamidyal

Detaylı

EMBRİYOLOJİ VE GENETİK DERSİNE GİRİŞ ARŞ. GÖR. KEVSER İLÇİOĞLU

EMBRİYOLOJİ VE GENETİK DERSİNE GİRİŞ ARŞ. GÖR. KEVSER İLÇİOĞLU EMBRİYOLOJİ VE GENETİK 1 DERSİNE GİRİŞ ARŞ. GÖR. KEVSER İLÇİOĞLU 2/16 EMBRİYOLOJİ NEDİR? Embriyoloji; zigottan, hücreler, dokular, organlar ile tüm vücudun oluşmasına kadar geçen ve doğuma kadar devam

Detaylı

Brusellozda laboratuvar tanı yöntemleri 14.02.2006 1

Brusellozda laboratuvar tanı yöntemleri 14.02.2006 1 Brusellozda laboratuvar tanı yöntemleri 14.02.2006 1 Spesifik tanı yöntemleri: 1. Direk (kült ltür r ve bakterinin gösterilmesi) g 2. Antikorların n gösterilmesig 1.Standart tüp aglütinasyonu 2.Rose Bengal

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı