3 Adana Eczacı Odası Bülteni

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "3 Adana Eczacı Odası Bülteni"

Transkript

1 öyle bir ağlasam, öyle bir ağlasam ki çocuklar size hiç gözyaşı kalmasa. öyle bir aç kalsam, öyle bir aç kalsam ki çocuklar size hiç açlık kalmasa. öyle bir ölsem öyle bir ölsem ki çocuklar size hiç ölüm kalmasa Eylül 2015

2

3 Anton Çehov bir öyküsünde der ki; Kimse huzurlu değil, çünkü içinde bulundukları gemi fırtınaya tutulmuş ve yalpalıyor. Ülkemiz ve dünyada umutsuzluğun verdiği bulantıyı hissettiren günler yaşıyoruz. İnsanlık yüzyılardır acılarla biriktirdiği sayısız duyguyu, düşünceyi, edebiyatı, sevgiyi, sanatı, estetiği, dostluğu, barışı sanki bir iki gecede unutmuş gibi. Bu kadar hızla ne ara kirlendik, hoşgörüsüz, kaba, sevgisiz, katı olduk? Yoksa bu çürüme yavaştı da bizler gündelik oyalanmalar yüzünden mi fark edemedik? Bunun getirdiği savaş ve korku ortamının 1 Eylül Barış Günü ne yüklediği burukluğun gölgesinde yine barışı yazıyoruz. Adana Eczacı Odası Yayın Komisyonu 3

4 Eylül Mesleğimize Sahip Çıkalım 07 Nükleer Enerji 15 Barış İçin Son Çıkış 17 Çağın Hastalığı Hangisi? 24 Sevmek İnanmaktır 26 Barışa Kaçışın Karşılığı Var Mı? 33 Hepimizin Mesleği 35 Şimdi Reklamlar 37 Endorfin 40 Eczanede Hareket 43 Şampuanlar 46 Şiir Sayfası 49 Faaliyetlerimiz 60 Basında Adana Eczacı Odası Adana Eczacı Odası Yayın Organı SAHİBİ Ecz. Ersun ÖZKAN TEB 4. Bölge Adana Eczacı Odası Başkanı YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ecz. Ö. Mürsel YALBUZDAĞ Adana Eczacı Odası Genel Sekreteri YAYIN KURULU ÜYELERİ Ecz. Zühal Seher CENGİZ Ecz. Kezban TANGERLİ ATICI Ecz. Betül TAŞTEPE Ecz. Buğra ÜSGÜLOĞLU Ecz. Esra HAKÖVER Ecz. Fatma Feyza ÇETİN Ecz. Gürkan KÖSE Ecz. Hayriye GÜLTEKİN KARABULUT Ecz. Hikmet GÜNEŞ Ecz. İbrahim ŞUMNU Ecz. Mehmet Serkan KILIÇ Ecz. Nihal ŞEN Ecz. Özlem DÜNDAR Ecz. Sevilay ÇAKMAK Ecz. Zeynep BİÇER YÖNETİM YERİ ve YAZIŞMA ADRESİ Reşatbey Mah. Adalet Caddesi No : 24 Seyhan / ADANA Tel : Faks : web : e-posta : e-posta : GRAFİK TASARIM Artı Tanıtım Ltd. Şti. / Adana Tel & Fax : e-posta : BASIM YERİ Ulusoy Matbaa / Adana Tel :

5 Ecz. Ersun ÖZKAN TEB 4. Bölge Adana Eczacı Odası Başkanı Değerli Meslektaşlarım, Her gün biraz daha Ortadoğu bataklığına çekilmeye çalışıldığımızı konuşurken bu gün maalesef iç savaşın eşiğine getirilen bir ülke olduk. Tahammülsüzlüğün ve hoşgörüsüzlüğün egemen olduğu bir ortamda siyasi inatlaşmalar ve yanlış tercihler sonucu içeride ve dışarda adı konmamış bir savaş yaşanıyor. Her gün gelen yeni şehit haberleri ile kutuplaşmaların nefrete dönüştüğü, toplumsal gerginliğin sürekli tırmandığı günleri yaşıyoruz. 7 Haziran Genel Seçimleri öncesi konuştuğumuz demokrasi, insan hakları, hukuk, laiklik, yolsuzluk söylemleri yerini iç savaş söylemlerine bıraktı. Siyasi inatlaşmaları uğruna halka ağır bedeller ödeterek gencecik insanların kanını akıtanların er ya da geç bunun bedelini ödeyeceklerini bilmeleri gerekiyor. 5 Maalesef 2002 yılında başlayan ve süslü söylemlerle sunulan politikalar geldiğimiz noktada yıkımla sonuçlanmış, kamu vicdanında ciddi hasarlar oluşturmuştur. Umut ediyor ve diliyorum ki, 1 Kasım tarihinde yapılacak olan erken seçim daha fazla geç kalmadan bu yıkım sürecinin sonu ve yeni bir başlangıç olarak belki yıllarca sürmesi gerekecek bir onarım döneminin başlangıcı olur. Böylesi yoğun ve ağır bir gündemin gölgesinde 2015 Seçimli Olağan Genel Kurulumuzu mesleki geleceğimiz açısından karamsar ve bir o kadar umutsuz bir tabloda gerçekleştireceğiz. Çünkü 2002 yılından günümüze eczanelerimizin yaşadığı

6 ekonomik çıkmazların aşılamadığı, binlerce eczacının yoksulluk ve hatta açlık sınırında mücadele verdiğini ve her gün daralan eczane ekonomileri ile eczacının elinden alınarak birilerinin cebine aktarılan eczane cirolarıyla eczacılık hizmeti verilemeyeceği ve buna ilave olarak Sağlık Bakanlığı verileri ile 2023 yılında yaklaşık 9000 işsiz eczacı ile yeni ve daha büyük problemler bizleri beklerken, yönetim anlayışlarımızla bir şeylerin değişmesi artık zorunluluk halini almıştır. Bu anlamda Eylül 2015 tarihinde yapacağımız Seçimli Olağan Genel Kurulumuz da Adana Eczacı Odası yönetim kadroları belirlenirken nasıl bir TEB sorusuna da yanıt bulunacak olması gerekçesiyle tüm eczacı kamuoyu tarafından sonucu merakla beklenen bir genel kurul olacaktır. Bizler Adana Eczacı Odası yöneticileri olarak 4 yıllık görev süremiz boyunca var olan TEB yönetim anlayışına destek vererek bir şeylerin değişerek düzelmesi için emek harcadık ve sabırla bekledik. Fakat geldiğimiz noktada tüm eczacılar olarak önce birlik ve beraberliğimizi kaybettik. Ardından yaşanan ekonomik kayıplarla birlikte mücadele gücümüzü sonrasında örgütlerimize ve örgütlülüğümüze olan inancımızı yitirdik. Şimdi sıra geleceğe dair umutlarımızın kaybolmasına geldi. İşte bu nedenlerle bizler taşıdığımız sorumluluk gereği zor gibi görünen aslında çok basit bir karar verdik. Ya duygularımızla davranarak ilaç ve eczacılık alanında yaşanan çöküşü seyretmeye devam edecektik. Ya da doğrularımızla hareket ederek olanlara seyirci kalmayacaktık. Bizler ikinci yolu seçerek kral çıplak demeyi mesleğimize ve dolayısıyla geleceğimize sahip çıkma yolunu seçtik. Biliyoruz ki tıpkı 2011 yılında söylediğimiz gibi yine artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve TEB yönetim anlayışı değişerek yeniden şekillenecek. Çünkü Adana Eczacı Odası tarafından seslendirilen bu değişim isteği birçok eczacı odasında ve TEB yönetim kadrolarında karşılığını bularak amacına ulaşmıştır. Bu anlamda Eylül tarihlerinde gerçekleştireceğimiz Seçimli Olağan Genel Kurul sonucu Adana Eczacı Odası nın önümüzdeki dönemde yaşanacak değişim ile birlikte yeni oluşacak yapılanmanın neresinde olacağının belirlenmesi adına anlam ifade etmektedir. Değerli Meslektaşlarım, Bizler 2011 yılında sizlerin onayı ve yol arkadaşlığı ile bu yola çıktık. Bu yolda inançlarımız ve mesleki sorumluluğumuz doğrultusunda doğru olarak bildiklerimizi söylemekten ve bunları hayata geçirmekten çekinmedik. Bu gün yine inandığımız doğrularımızla sizlerin karşısına çıkarak geçmiş 2 yılın değerlendirmesi ile birlikte nasıl bir Eczacılık ve Türk Eczacıları Birliği sorusunun yanıtını sizlerin vermesini istiyoruz. İlaca, Eczacılığa ve Eczacılara sahip çıkan; geçmişte ve bugün yöneticilik yapan tüm meslektaşlarıma, mesleğine sahip çıkan tüm eczacılarımıza, bizlerden desteğini esirgemeyerek çıktığımız bu yolda cesur ve kararlı bir duruş sergileyen yol arkadaşlarıma şükran ve minnet duygularımla teşekkür ediyor, barışın ve demokrasinin hakim olduğu, insan hayatının hakkettiği değere kavuştuğu yarınlarda sağlık emekçileri olarak hakettiğimiz günleri yaşamak dileğiyle... 6

7 Nükleer Enerji Ecz. Buğra ÜSGÜLOĞLU 7

8 Füzyon (çekirdek birleşmesi), doğada yıldızların enerji kaynağı olarak görülür, iki küçük atomun daha ağır bir atom çekirdeği meydana getirecek şekilde birleşerek enerji açığa çıkartmasıyla oluşur. Füzyon enerjisini kullanabilmek adına çalışmalar devam etse de bizim için şimdilik önemli olan nükleer reaktörlerin kullandıkları fisyon reaksiyonudur. Fisyon reaksiyonu kısaca ağır atom çekirdeklerinin nötron yakalayarak parçalanmasıdır. Örneğin bir nükleer santralde uranyumun fisil (fisyona girebilen) izotopu olan U-235 nötron bombardımanına tutulunca ağır atom çekirdeği daha hafif iki çekirdeğe bölünür, ortalama 2.5 nötron ve enerji açığa çıkar. Açığa çıkan nötronlar da diğer uranyum çekirdekleriyle fisyon oluşturarak zincirleme bir reaksiyon başlatabilirler. Kontrollü enerji elde edilmesi için 2.5 nötronun 1 tanesinin yavaşlatılması gerekir. Bu sağlanamazsa zincirleme reaksiyon kesilir, 1 den fazlası yavaşlatıldığında ise zincirleme reaksiyon kontrolden çıkarak reaktör çekirdeğinin erimesine yol açar. Nötronları yavaşlatmak amacıyla nükleer 8 reaktörlerde grafit, su veya ağır su kullanılır. Tek bir uranyum atomunun fisyonundan 200 MeV (milyon elektron volt) enerji elde edilir. Bir kömür atomundan ise yaklaşık 4 ev enerji elde edilir, verimlilik farkı çok büyüktür. Doğada bulunan uranyum genellikle U-238 şeklindedir, fisil U-235 izotopu doğadaki uranyumun yalnızca %0.711 kadarını teşkil eder. Çoğu nükleer santral U-235 kullandığı için öncelikle %3-5 oranında zenginleştirilir. Nükleer reaktörler nükleer yakıtın bulunduğu ve kontrollü bir şekilde nükleer zincirleme reaksiyonun sürdürüldüğü aygıtlardır. Tercih edilen yakıt genellikle U-235 tir. Silindirik yakıt çubukları halinde bulunan U-235 in fisyonu sonucu oluşan ısı soğutucu olarak görev yapan sıvıya iletilir. Soğutucu sıvı ısıyı ayrı bir su bölmesine taşır. Buradaki su yüksek basınçlı buhara dönüşerek türbini döndürür ve mekanik enerji elde edilmiş olur. Bu mekanik enerjiyle jeneratörden elektrik üretimi gerçekleşir.

9 Nükleer Kazalar Dünyada nükleer kaza ve olayların derecelendirilmesi için 1990 yılından beri Uluslararası Radyolojik Olay Ölçeği (INES) kullanılmaktadır. 7 seviyeden oluşan ölçekte ilk 3 seviye olay, 4. seviyeden itibaren ise kaza olarak nitelendirilmektedir. Bu ölçeğe göre şu ana kadar Çernobil ve Fukuşima da olmak üzere 2 tane 7. seviye kaza (Planlı ve uzun süreli karşı önlemlerin uygulanmasını gerektiren, sağlık ve çevre üzerinde yaygın etkileri olan büyük miktarda radyoaktif madde salımıyla sonuçlanmış kazalar) gerçekleşmiştir. Çernobil Faciası, 26 Nisan 1986 tarihinde reaktör aniden çalışmayı durdurursa türbinin acil soğutma sistemine ne kadar süreyle güç sağlayabileceği test edilirken gerçekleşen bir hatalar dizisi sonucunda gerçekleşti. Sonuç korkunçtu. Hiroşima ve Nagazaki ye atılan atom bombalarının yaydığı radyasyonun 200 katı havaya, suya ve toprağa karışmıştı. 8 gün yarılanma ömrü olan iyot-131 ve 30 yıla kadar yarılanma ömrü olan sezyum-137 halkın maruz kaldığı radyasyon dozunun çoğundan sorumluydu. İlk günkü radyasyon dozu (20000 milisievert- msv) 6 sı kazaya müdahale eden itfaiyeciler olmak üzere 28 ölüme yol açtı. Beyaz Rusya, Rusya ve Ukrayna da kontamine olan bölgelerde yaklaşık 5.5 milyon kişi yaşıyordu. Bu bölgelerdeki insanların karşılaştıkları kanser vakalarının ne kadarının Çernobil faciasıyla doğrudan ilişkili olduğu konusunda oldukça çelişkili sayılardan bahsediliyor. Dünya Sağlık Örgütü uzun vadede toplam ölü sayısının 4000 civarına ulaşmasını beklerken Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC - The International Agency for Research on Cancer) 2065 yılına geldiğimizde Çernobil e bağlı tiroid kanseri ve farklı kanser vakalarının görüleceğini, bunların inin ölümle sonuçlanacağını tahmin etmektedir. UCS (Union Of 9

10 Concerned Scientists) örgütü yaklaşık ölüm gerçekleşeceğini iddia ederken Dünya Sağlık Örgütü nü eleştiren bir Greenpeace raporunda kayıp sayısının i bulabileceği belirtiliyordu. Çeşitli araştırmalarda bu kadar büyük farkların oluşması hem kullanılan yöntemlerin ve verinin yetersizliğini hem de siyasal yönelimlerin etkisini gösteriyor. Hesaplanamayacak dolaylı etkileri eklediğimizde ise durumun korkunçluğu artıyor; travma sonrası stres bozukluğunun yol açtığı sosyal sorunlar, %20-30 oranında artmış bebek ölüm oranı, sakat doğum korkusuyla zorlanmış düşükler, alkolizm ve madde bağımlılığında artış, genetik bozukluklar, organ deformiteleri, tiroid kanserine yakalanmış sayısız çocuk ve travmaya uğramış nesiller ödenen bedeli gerçekleşen ölüm sayısının çok daha üzerine çıkartıyor. INES ölçeğine göre 7. seviye sayılan ikinci kaza Fukuşima Nükleer Santrali kazasıydı yılında Japonya nın Tohuku bölgesinde gerçekleşen 9.0 şiddetindeki depremin tetiklediği tsunami 10 metrelik koruma duvarını aşarak soğutma sisteminin pompasını besleyen güç birimlerinin ve yedek 10 güç birimlerinin bozulmasına yol açtı. Yakıt çubuklarının soğutulması için helikopterlerle ve karadan pompalarla reaktöre su doldurulması işe yaramadı ve santralin 6 reaktöründen 3 ünde çekirdek erimesi gerçekleşti. Bölgede yaşayan insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kısa dönemli radyasyon maruziyetinden hayatını kaybeden olmadı. Uzun vadeli sonuçların ne olacağını bilmek için henüz erken olsa da özellikle çocuklarda tiroid kanseri, lösemi, meme kanseri ve diğer kanser vakalarında artış olacağına kesin gözüyle bakılmakta. Nükleer Atık Sorunu Nükleer enerjinin risklerinden bahsederken akla ilk gelen çekirdek erimesi olsa da nükleer atık sorunu her gün büyüyen ve çözüm bekleyen ciddi bir tehdittir. Nükleer yakıt reaktörde kullanıldıktan sonra elde kalan materyal nükleer atıktır. Uranyum nötron bombardımanına tutulduğunda her zaman fisyon reaksiyonuna girmez, bazen nötronu absorbe ederek U-239 gibi daha ağır bir izotopa dönüşür. Bundan sonra daha ağır izotop da nötron absorbe ederek daha da ağır başka izotoplara dönüşebilir. Nükleer atığın kompozisyonu kullanılan yakıta, reaktörün ne kadar süredir çalıştığına ve nükleer atığın ne kadar süredir beklediğine göre değişmekle birlikte en çok kaygı yaratan bileşenler neptünyum, amerikyum, küryum gibi minör aktinidlerdir. Bunlar yarılanma ömrü çok uzun, yıldan daha uzun olabilen elementlerdir.

11 Bu süre günlük hayatta kullanmadığımız bir ölçekte olduğu için kavramak güç olabilir. Tüm yazılı tarihimizin 5000 yıl, tarımın icadının yıl kadar önce olduğunu düşünerek bu sürenin gözümüzde canlanmasını kolaylaştırabiliriz. Şu anda dünya genelinde depolanmış ton kullanılmış yakıt bulunmakta. Bu atıkların çoğunluğu, bir kısmı on yıllardır olmak üzere, reaktörlerin yanında kurulmuş depolama havuzlarında saklanmakta. Buna her yıl 7000 ton kullanılmış yakıt daha eklenmekte yılında, radyoaktif atıkları uygun koşullarda saklamak yerine Somali açıklarına dökmenin bazı şirketler tarafından kullanılagelen bir çözüm olarak görüldüğü ortaya çıkmıştı. UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) sözcüsüne göre bir tsunami sonucu bu atıkların sahile vurmasıyla balıkçılıkla uğraşan köylüler sağlıklarını ve başlıca geçim ve besin kaynakları olan balıkları kaybediyorlardı ama bu durum Somali de hükümet olmamasından faydalanan şirketler açısından maliyet yaratmayan bir tatsızlık olarak görülmüş olmalı... Daha mantıklı fakat pek de nihai olmayan çözüm önerilerinin arasında en çok öne çıkan yöntem derin jeolojik depolamadır. Derin jeolojik depolama kısaca atıkların birkaç yüz metre derinlikte uygun depolama alanlarında toksisitelerini kaybedene veya bunları yeniden işleyecek etkili bir yöntem bulunana kadar saklanma yöntemidir. Derin jeolojik depolamanın başlıca ögeleri nükleer atık, atığı saracak koruyucu, konteynerin etrafındaki diğer bariyerler, konteynere ev sahipliği yapacak tüneller ve bölgeyi oluşturan jeolojik yapının kendisidir. ABD nin Nevada eyaletinin sınırları içinde yer alan Yucca Dağı nda dizayn edilen depolama alanı karşılaştığı ciddi muhalefet nedeniyle faaliyete geçirilemedi. New Mexico eyaletindeki Waste Isolation Pilot Plant (WIPP) ise 2014 yılında yaşanan radyoaktif sızıntı nedeniyle devre dışı bırakıldı. İsveç, Kanada, Fransa, İsviçre ve İngiltere nin derin jeolojik depolama alanları oluşturmak 11

12 için çalışmaları olsa da henüz tamamlanmış bir proje bulunmamakta. Şimdilik nükleer atık sorununu çözebilmiş hiçbir ülke yok. Dünyada Durum Şu anda dünyada 30 ülkede, üretimde olan nükleer reaktör sayısı 391 dir. Bu sayı, 438 le zirvenin görüldüğü 2002 yılına oranla oldukça düşmüş durumda. Toplam kurulu kapasite 20 yıl öncesiyle kıyaslanabilecek bir seviye olan 337 GW, bu da 2010 daki 368 GW değerinde yaşanan düşüşü ortaya koyuyor. Dünyanın güç üretiminde nükleer enerjinin payı 1996 daki tarihi zirvesi olan %17.6 dan sabit hızla %10.8 e düşerek son 3 yıldır bu oranda stabil kalmış gözüküyor. Nükleer enerji üretiminde görülen bu düşüşün altında yatan başlıca nedenler Fukushima sonrası güvenliği arttırma çabalarının 12 yarattığı maliyet artışı ile doğalgaz ve yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüştür. Avrupa Birliği nin Fukushima sonrası Avrupa daki nükleer santrallerin güvenliğini gözden geçirmek üzere yürüttüğü stres testi tedirgin edici bir durumu işaret ediyordu; nükleer reaktörlerin neredeyse tamamında güvenlik iyileştirmeleri gerekiyordu. Rapora göre güvenlik açısından en kötü durumdaki ülke Fransa ydı. Raporda özellikle dizel jeneratörler ve kontrol odalarıyla ilgili alınması beklenen önlemler sıralanmıştı. Bu önlemlerin maliyetinin 2025 yılına gelmeden harcanacak 55 milyar Euro olduğu hesaplansa da bu bedelin oldukça iyimser olduğu tartışılmaktadır. Toplamda 14 ülkede, 24 tanesi Çin de olan 62 nükleer reaktör yapım aşamasında olsa da bunların 47 tanesi durdurulmuş veya ertelenmiş durumda yılından beri başlanan her 8 reaktör proje-

13 sinden 1 i, toplam 92 proje, bir kısmı inşaatın son aşamasında veya tamamen bitmiş olsa bile çeşitli sebeplerle üretime geçmeden terkedildi. Fukushima sonrası artan maliyetler ve hızla gelişen yenilenebilir enerji seçeneklerinin bu inşaatlar üzerindeki etkisini ilerleyen yıllarda görebileceğiz. Terkedilmiş reaktör projelerinin yarattığı mali kayıp hakkında ise detaylı bir çalışma bulunmamakta. Nükleer Enerji Zorunluluk Mu? Nükleer enerjiyi savunan belki en önemli argüman karbon salınımı yapmaması, fosil yakıtlardan temiz olmasıdır. Küresel ısınmanın geldiği noktanın, dünyanın insan türü için yaşanabilir halde kalması açısından fosil yakıtlardan kurtulmamızı zorunluluk haline getirdiği konusunda fikir birliği olduğuna göre geleceğin anaakım enerjisinin hangisi olacağına karbon salınımına yol açmayan enerji türleri arasında karar vermemiz gerekecektir. Ülkelerin bu konuda farklı bakış açıları ve yatırımları olsa da genel gidişatı öngörmek için yenilenebilir enerji cephesinde gerçekleşen bazı gelişmeleri örneklendirebiliriz. Almanya nın yenilenebilir enerji yatırımları karşılığını vermeye başlamış gözüküyor. 25 Temmuz 2015 tarihinde Almanya günlük enerji ihtiyacının %78 ini rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak kendi rekorunu geliştirmiş oldu. Almanya bu başarısının önemli bölümünü güneş enerjisine borçlu. 9 Haziran 2014 günü Almanya nın günlük enerji ihtiyacının %50 sini güneş enerjisinden elde ettiği bildirilmişti. Bu başarı geniş ölçekli güneş tarlalarından ziyade vatandaşların çatılarına güneş enerjisi panelleri kurmalarının teşvik edilmesiyle elde edilmişti. 13

14 Başta fotovoltaik güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerji üretim maliyetlerinde yaşanan düşüşler gittikçe daha fazla sayıda yatırımcının dikkatini çekmekte Mart ında ABD de Austin Energy şirketi, Recurrent Energy şirketinden 5 cent/ kwh bedeliyle güneş enerjisiyle üretilmiş elektrik alımı anlaşması yaptı. Bu o zamana kadar görülmüş en düşük bedeldi. Fakat anlaşmanın imzalanmasının üzerinden 1 yıl bile geçmeden şirkete bu bedelin %20 altında fotovoltaik güç önerilecekti. ABD dışında da benzer fiyat düşüşleri gözleniyor. Ocak 2015 te Birleşik Arap Emirlikleri nde yapılması planlanan bir güneş enerjisi santrali için kazanan teklif 5.84 cent/kwh bedelindeydi. Bu bedel son 5 yılda güneş enerjisi bedelindeki %75 lik düşüşü gösteriyordu. Ülkelerin koşulları farklı olsa da fikir vermesi açısından 2011 yılında TETAŞ ın (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahüt A.Ş.) enerji alım ortalama fiyatının 8.35cent/kWh olduğunu ve Akkuyu Nükleer Santrali için Rus şirketiyle yapılan anlaşmaya göre üretilen enerjinin %50 sini 15 yıl boyunca 12.35cent/kWh bedeliyle alacağını ekleyelim. Nükleer enerji elde etmek kaza riski düşük, bu risk gerçekleşmediği sürece temiz, ancak risk gerçeğe dönüştüğü zaman korkunç yıkım oluşturan bir yöntem. Doygunluğa ulaşmış bir teknoloji olarak yakın zamanda büyük ilerlemeler vadetmiyor, Fukushima nın ardından uzun bir süre ucuzlaması da beklenmiyor. Bir süre daha enerji üretiminde önemli yere sahip olacak olsa da yerini yenilenebilir enerji kaynaklarına bırakması kaçınılmaz gözüküyor. UBS nin (Union Des Banques Suisse) Haziran 2015 te yayınladığı raporda şu ifadeler yer alıyor: İnanıyoruz ki güneş enerjisi nihayetinde kömür ve nükleerin yerini alacak ve elektrik üretmek ve dağıtmak için varsayılan teknoloji haline gelecek. 14 Tartışma konusu sadece bunun ne zaman gerçekleşeceği, son yıllarda yaşanan gelişmeler bu konuda iyimser olmayı kolaylaştırıyor. Güvenlik kültürü gelişmiş, sorumluların hesap verebildiği birçok ülkede nükleer enerji hakkında sert tartışmalar devam ederken, Soma ve Ermenek faciaları henüz hafızalarımızda tazeyken, nükleer atıkların deniz ve boğazlar yoluyla Rusya ya geçirileceği söylenirken ve daha güvenli alternatifler üst üste verimlilik rekorları kırarken, Almanya nın bizden daha düşük ısınım şiddeti ve 2/3 ümüz kadar güneşlenme süresiyle elde ettiği başarı ortadayken, belki de tekrar düşünmek için geç değildir. Kaynakça Cardis, E., Krewski, D., Boniol, M., Drozdovitch, V., Darby, S. C., Gilbert, E. S., Akiba, S., Benichou, J., Ferlay, J., Gandini, S., Hill, C., Howe, G., Kesminiene, A., Moser, M., Sanchez, M., Storm, H., Voisin, L. and Boyle, P. (2006), Estimates of the cancer burden in Europe from radioactive fallout from the Chernobyl accident. Int. J. Cancer, 119: doi: /ijc The Chernobyl Catastrophe. Consequences on Human Health Greenpeace Civilian nuclear incidents: An overview of historical, medical, and scientific aspects Rojavin Yuri, Seamon Mark J, Tripathi Ravi S, Papadimos Thomas J, Galwankar Sagar, Kman Nicholas, Cipolla James, Grossman Michael D, Marchigiani Raffaele, Stawicki Stanislaw P.A Year : 2011 Volume: 4 Issue Number: 2 Page:

15 barıș için son çıkıș Ecz. İbrahim ŞUMNU Doğduklarında bütün insanlar son derece masumdurlar. En temiz duyguları barındırırlar içlerinde. Ancak yaşadıkça hızla kirlenirler, o güzel duyguların yanında masumiyete yakışmayan ve başka canlılara zarar verecek kavramlar da dolaşmaya başlar beyin kıvrımlarında. İnsanlara göre kendi dışında kalan tüm canlılar aslında vahşidirler. Ancak vahşi olarak suçladığımız o dünyanın sakinleri yemek ve korunma gibi doğal dürtülerin dışında asla başka bir canlıya zarar vermezken, uygar dünyanın en mükemmel canlısı olan insanoğlu beslenme ve korunma güdülerinin dışında da başka bir canlıya zarar vermekten ya da onu öldürmekten müthiş bir haz alır. Hatta mevcut durum ile de yetinmeyip daha çok acı verecek, daha çok kişi öldürecek aletler ve yöntemler üzerine kafa yorar, daha güzel bir dünya için kullanılması gereken mali kaynakların azımsanmayacak bir bölümünü buna ayırırlar. Afrika da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğun tepesinde bekleyen leş kargası ile sanal düşmanlar yaratarak insanları birbirine kırdıran ve bu yöntemle aslında beslenme ve barınma için kullanılması gereken paraları cebine indiren adam arasında hiçbir fark yoktur. 15

16 Savaşı o kadar içselleştirmişiz ki; tüm canlıları potansiyel düşman olarak kabul ederiz, savaş ismini gururla taşırız, ulusal bayramlarda ne gereği varsa tören alanından geçen ölüm makinelerini göğsümüz kabararak izleriz, ya ölesiye ya da öldüresiye severek sevgiye bile çeşni olarak ölümü katarız. İçlerindeki sevgiyle elele olan bir çift gördüğümüzde mahallenin namusu damarımız kabarır da kadını döven bir erkek gördüğümüzde mahallenin barışını sorgulamak aklımıza bile gelmez. Hatta edebiyat gibi baştan sona güzelliklerin, sevginin, hoşgörünün hakim olması gereken alanda bile yer yer ölüm, silah ve savaş imgeleri hakimiyet kurmuş, camiler süngüye kubbeler miğfere dönüşmüştür. İnsanların öldürme eyleminde duydukları hazzı paraya dönüştüren silah tüccarları da savaşların bitmemesi ve yeni savaşların başlaması için hiç bir çabadan kaçınmamışlardır. O nedenle silaha harcanan para 2005 yılında 1 trilyon 118 milyar iken 2008 yılında bu para 1 trilyon 460 milyara ulaşmıştır. Bu rakamın 607 milyar doları ABD ye aittir. Diğer taraftan ise 2025 yılında dünya nüfusunun 11 milyarı geçeceği düşünüldüğünde bu rakam dünya nimetlerini hiç kimse ile paylaşmak istemeyen elit insanları korkutmaktadır. Çünkü bu tip insanlar için paylaşıma dahil olan her insan gereksiz bir canlıdır. Bir rivayete göre son 300 yıl içinde 26 gün, başka bir rivayete göre ise son 6000 yıl içinde sadece 236 gün savaş olmamış. Görülüyor ki öldürmeye karşı bu dayanılmaz istek vahşet kavramı ile dahi açıklanamayacak boyutlarda, insanlar dayanılmaz haz duydukları bu eylemi icra etmek için sayısız bahane de yaratmışlar. İlk çağlarda mülkiyet kavramının varolması ile başlayan sahip olma isteğinin neden olduğu katliamlar zaman içinde yerini inanç çatışmalarına daha sonra ise hedef daha da büyütülerek paraya sahip olma boyutuna ulaşmıştır. Nispeten küçük ölçekli toprak kazanımı amaçlı yapılan katliamlara seyirci kalınırken başka bir ülkeye barış ve demokrasi gibi süslü kavramlarla savaş ilan etmek tüm dünyanın ikiyüzlülüğünü ortaya koymaktadır. Ortadoğuya demokrasi getirme aldatmacası ile arap baharı adı altında başlatılan katliamlar artık bu coğrafyadaki tüm ülkeleri tehdit eder duruma gelmiştir. Altında sonsuz zenginlik anlamına gelen petrol olmasa kimsenin dönüp yüzüne bakmayacağı bu ülkelerde hakimiyeti ele geçirebilmek ve Ortadoğu nun petrolünü belli ülkelerin denetiminde Akdeniz e akıtabilmek için milyonlarca kişi katledilmiş, şehirler harebeye dönüştürülmüştür. Bu arada biz de ülke olarak üzerimize düşeni yaptık, bazen demokrasi (!) havarisi askerlerin sağsalim ülkelerine dönmeleri için dua ettik, bazen ise Ortadoğu petrollerini ele geçirmeye çalışan insanların Ortadoğu da daha rahat katliamlar yapması için olanaklar sunduk. Ünlü medyumun kehanetlerinde der ki; dünyayı tutuşturacak ateş Ortadoğu da başlayacaktır. Ve bizler de hep birlikte bu medyumu mahçup etmemek için elimizden gelen gayreti esirgemiyoruz. Artık topyekün savaşa sürüklendiğimiz bugünlerde, yapılması gereken tek şey savaş çığırkanlığı yapanları izole etmek, etkisizleştirmek ve barış için yananlarla biraraya gelmenin zeminini oluşturmak. Çünkü barış için haykırmamak savaş çığırtkanlığı yapmaktır. 16

17 Ecz. Fatma Feyza ÇETİN Çağın Hastalığı Hangisi; D Vitamini Eksikliği Mi? Sistemin Kazanma Hırsı Mı? 17

18 D vitaminin vücut için gerekliliği ne kadar tartışılmazsa da, eksikliğinin son yıllarda neredeyse her hastalığın nedeni olarak gösterilmesi de o derece tartışılmalı Vücut için gerekli vitaminler vücutta üretilemediği için dışarıdan sağlanır (kalın bağırsakta sentezlenen K ya da B vitamini örneği gibi bazı vitaminler hariç). Besinler içerisinde karışımlar halinde bulunan vitaminler sağlıklı bir günlük besleme programı ile yeterli miktarda alınabilir. Fakat bazı hallerde vitamin gereksimi artmaktadır. Eksiklikleri ile oluşan hastalıkların tedavisinde ameliyat sonrasında, gebelik, emzirme, menopoz dönemlerinde, diyetlerde ya da sporcu beslenmelerinde, bazı organ hasarlarında, beslenme bozukluklarında, travmalarda vs. dışarıdan besin destek ürünleri ile vitaminler kullanılmaktadır. Fakat besin destekleyicileri olarak hazırlanmış olan formları doğal yollardan alınmaları kadar yarar sağlayamazlar. D Vitamini ölçümleri kimlere yapılmalı? Doğal olarak D vitamini eksikliği kuşkusu duyulan durumlarda yapılması gerekli ve yeterlidir. Örneğin : Gelişme eksikliği, kemik hastalıkları, D vitamini eksikliği konusunda riskli durumlar (yaşlılık, hamilelik ve emzirme, obezite, koyu cilt rengi, beslenme eksiklikleri, bazı ilaçların uzun süre kullanımı gibi...) Kaldı ki kanda D vitamini düzeyinin kişinin D vitamini gereksinimini belirlemede gerçekçi bir veri olduğu da tartışmalıdır. Asıl ölçülmesi gerekenin serbest D vitamini düzeyi olması gerektiği benimsenmektedir. Ve bu iki farklı ölçüm arasında da doğrudan bir ilişki yoktur. Yani kan D vitamini düşük olması mutlaka serbest D vitamini düzeyininin de düşeceği anlamına gelmemektedir. (5) Yine de son yıllarda D vitamini eksikliği neredeyse tüm hastalıkların nedeni gibi görülmekte. Bir 18 sağlık sorunu için başvuran hastalara bir ön gereklilik gibi hemen D vitamini kan düzeyleri analizleri yapılmakta ve nedense de hep eksik çıkmakta. Güneyde yaşayanlarda güneşli iklimde de olsalar D vitamini eksik çünkü süt ve süt ürünleri beslenme listelerinde yeterince bulunmuyor deniliyor, kuzey ülkelerinde süt ve ürünlerinden zengin bir beslenme var ama bu kez de güneş ışınlarının yeterli olmayışı nedeniyle D vitamini takviyesi öneriliyor. Kısacası D vitamini eksikliği tanısını yemekten kurtuluş yok gibi... Zaten öncesinde magazin dergilerinde sayfa sayfa D vitamini eksikliği hakkında yazılar kaynakları araştırılmadan yayınlanıyor, anlı şanlı tv kişilikleri- ki sağlıkçı olup olmamaları pek de önemli değil popüler olmaları yeterli - bu eksikliklerin nedenleri ve sonuçları hakkında halkı panik haline getirecek kadar bilinçlendirmiş (!) oluyor. Yayın izleme ve meslek

19 içi eğitim eksikliğinden muzdarip sağlık mensubları ise aynı yolla ya da ilaç firmalarının bilgilendirmesi (!) ile çarka dahil oluveriyor. Vitamin eksikliği hastalıklara neden olur elbette. Ama öncelikli kural vitamin ya da destek ürünleri olarak alınacaklarsa gerekli ve yeterli doz alınmaları olmalıdır. Ne yazık ki tıp dünyası bunda da kazan, kazan, kazan tuzağına düştüğünden ipin ucu bir hayli kaçmış durumda ve besin destek ürünleri kullanımı neredeyse çılgınlık halini almakta... Dünyada büyük pazar haline gelmiş olan D vitamini ve kalsiyum destek ürünlerinin yıllık satışı 2013 te 6 milyar dolara ulaşmakta. Amerika daki D vitamini satışları 2012 de 748 milyon dolara ulaşırken, Avustralya da 2001 yılında 800 bin dolardan 2010 da 71 milyon doların üzerine çıkmış durumda... (2) D vitamini kullanımı, dozu, oral yada enjektabl olarak alınımı, yokluğunda ya da fazla alımında olabilecekler konuları ise tıp dünyasında hala farklı açıklamalarla gündeme gelmekte... Eksikliğinde kanser oluşabileceği konusunda araştırmalar yanında fazlalığında kanser oluşabileceği ile ilgili araştırmaların da var olması gibi... Dr Barbara Berkeley bu konuda çarpıcı bir kuşkusundan da söz etmekte ve D vitamini eksikliğinin kanser ve kalp hastalığı arasındaki ilişkinin D vitamini eksikliğinin bu hastalıklarla yol açtığı gibi kesin bir sonuç yerine, bu eksikliğin bu hastalıklar sürecinde oluşan yan etkiler anlamına da gelebileceğini söylemekte... D Vitamini Hakkında Hem vitamin hem de hormon olan D vitamini Provitamin olarak alınıp cilt tarafından sentezlenmekte. Besinlerle alınan 7-dehidrokolesterol, cilt hücrelerinde güneşin (UVB) yardımıyla ön inaktif D vitaminine, karaciğerde yarı aktif D3 vitaminine dönüşüyor. Oradan böbreğe giderek aktif D vitamini yani kalsitriole dönüşüyor ve yağ hücrelerinde depolanıyor. Vücudun gereksinim duyduğu miktar ise karaciğer ve böbrekler yardımı ile kana veriliyor. Karaciğerdeki oranı ise, bir insanın 3-4 ay dışarıdan almasa da D vitamini gereksinimini karşılayacak miktarda. Kısacası vücutta kullanılmak üzere sürekli D vitamini bulunmakta ve gerektiğinde kullanıma geçmektedir. (5) D VİTAMİNİ KAYNAKLARI En önemli kaynak güneştir. Ayrıca karaciğer, balık, yumurta, tereyağı, peynir ve mantarda bulunur. Güneş ışınlarını, haftada iki kez,15-20 dakika kısa süreli, koruyucu sürmeden, öğle saatlerinde olmak üzere, sadece el yüz ve sırttan alınması yeterli olmakta. Uzun süre güneşte bronzlaşma halinde (esmer tenlilerde olduğu gibi ) melanin pigmentlerinin artması ile D vitamini dönüşümünün azalacağı belirtilmekte. Günlük D vitamini dozu : 1 mikrogram=1 ünite Prematüre : 800 ünite Bebeklerde : 400 ünite Yetişkinlerde : 1000 ünite 19

20 Önemli besin kaynakları süt ve süt ürünleri peynir, tereyağı vs. Ama bunda da yararlı olması için market sütleri yerine gerçekten doğal beslenen ineklerden alınan (ve kesinlikle kutu sütü olmayan) sütlerin tercih edilmesi gerekiyor. EKSİKLİĞİ Ana görevi kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin kemik dokusu tarafından emilimini düzenlemektir. Çocuğun yaşamının ilk yılında alması gereken, büyüme ve gelişim için gerekli en önemli vitaminlerden biridir. Eksikliğinde çocuklarda kemik gelişmesi problemleri, raşitizm yetişkinlerde ise osteomalazi, kemik ağrıları gelişebilir. İdrarla fosfor-kalsiyum atılımını azaltır, kan kalsiyum oranı düştüğünde parathormon ile birlikte kemikten kana kalsiyum geçişini artırmaktadır; (öyle ki dışardan alınan fosfor ve kalsiyum D vitamini eksikliğinde yararlı olmamakta), ayrıca bağışıklık sistemi fonksiyonlarında da rol oynadığı düşünülmekte, yorgunluk, halsizlik ve ayrıca depresyona neden olabileceği düşünülmektedir. Elbette bütün bu etkiler bu hastalıkların tek nedeni D vitamini eksikliğidir biçiminde bir çıkarımı gerektirmemekte ve bir çok başka etkenin bu hastalıklara neden olabileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir... FAZLALIĞI Öncelikle kabul edilen ciddi oranda eksikliklerinde çeşitli hastalıklar olacağı ama fazlasının da yarar sağlamayacağıdır... Fazla alımı halınde iştahsızlık, idrar artışı, bulantı, kusma, ishal ve kabızlık, kireçlenmeler, damar sertliği, kan kalsiyum oranı artması(10.5 mg/dl), daha ileri düzeyde ise böbrek yetmezliği görülebilir... Yağda depolanır, yarılanma ömrü 1 ay kadardır. Toksisite görülme olasılığı enderdir. Ancak böbrek ve karaciğer depoları azalmış ve her gün kalsiyum alan hastaya her ay ünite D3 ampul verilmesi halinde 3-4 ay sonra toksisite görülebilir. Öte yandan böbrek, karaciger, kemik iliği rahatsızlıkları olanlar yüksek doz D vitamini ve kalsiyum almamalıdır. Genel cerrahi uzmanı Dr. Semih Aydıntuğ Birçok insan 2 ayda bir, 1 ampul Devit 3 içtiğinde yeterli D vit düzeyini korur. Bu dozda alınan D vitaminine Kalsiyum eklenmesi (Özellikle Menopoz çağındaki kadınlarda) mahsurlu değildir. Daha önce söylediğim gibi ezbere D vitamini almak yerine D vit düzeyini kanda ölçmek gerekir. Verilen bilgiler erişkinler için geçerlidir diyor ve ekliyor. Kan değerleri;15 ng/ ml altındaki değerler çok şiddetli D vitamini eksikliği olarak kabul edilir. 80 ng/ml üzerine çıktığı zaman ilaç olarak Ek alımı bir süre durdurulmalıdır. Ancak benim tespitlerimde fazla ek D vitamini alan hastalarımda bazen 125 ng/ ml gibi değerler ölçtüğüm oluyor. Herhangi bir hastalık tablosu gelişmiyor. Ancak bunu önlemek için ek D vitamini (Devit 3 ampülun kırılarak içilmesi veya intramuskuler yoldan vücuda iğneyle zerk edilmesi) Türkiye de Temmuz ve Ağustos aylarında uygulanmamalıdır. Tabii bazen özel gereksinmeler olabiliyor. Bunu anlamak için kanda D vit düzeyi ölçülmelidir. Ölçüm için tercih ettiğimiz yöntem pahalı olmakla beraber yüksek performanslı likid kromotografi yöntemidir (HPLC). Ek D vit alanlar yılda veya en geç 2 yılda 1 kanda D vitamini düzeylerini ölçtürmelidirler. (1) 20

21 İNTOKSİKASYON D vitaminin aşırı ya da uzun süre alınması ile intoksikasyon yani D vitamini zehirlenmesi çok sık görülmese de akıldan çıkarılmaması gerekli bir durumdur yılında Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzman doktorları Salih Uytun, Ufuk Ertural, Veysel Nijat Baş, Yasemin Altuner Torun un yaptıkları araştırma çarpıcıdır. Araştırmada gelişme geriliği nedeniyle kendileri başvuran 14 yaşında bir genç kızın aile hekimi tarafından D vitamini düzeyine bakılmadan bir yıl boyunca yedi gün ara ile devit-3 (1 ml- 1 ampul= IU parenteral d-3 vitamini)kullandığı ve toplam dozun IU olduğu belirlenmiştir. Literatüre bakıldığında genelde çocukluk çağında D vitaminine bağlı zehirlenmeler daha küçük yaşlarda ve akut zehirlenme bulguları ile başvurmakta iken buradaki olgu daha ileri yaştadır ve kronik zehirlenme bulguları vardır. Çok yüksek dozda D vitaminini almış olmasına rağmen kalsiüri ve nefrolitiazis dışında bulguya rastlanmaması, intoksikasyonun gerek 21 uzun bir süreçte bu dozu almış olmasına gerekse de D vitamini duyarlılığının daha düşük olmasına bağlı geliştiğini düşündürmektedir IU üzerindeki D vitamininin aralıklı olsa da tekrarlanması sonucu klinik bulgular ortaya çıkabilirken, D vitaminine duyarlı kişilerde ise daha düşük dozlarda bile vitamin D intoksikasyon bulguları ortaya çıkabilir. Araştırmalarda IU D vitamini kullanımı ile dahi intoksikasyon geliştiği belirtilmiştir. Dışarıdan verilen D vitamini bağırsaktan Ca emilimini ve kemiklerden Ca rezorbsiyonunu artırarak hiperkalsemi meydana getirir. D vitamini hipervitaminozunda gastrointestinal, bilateral nefrokalsinozis bulgular; iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık, karın ağrısı, pankreatit, kardiyak bulgular; hipertansiyon, QT intervalinde kısalma, aritmi, santral sinir sistemi bulguları; letarji, hipotoni, konfüzyon, depresyon, psikoz, halüsinasyon ve koma görülebilir. (3)

22 D vitamini alımı ile kemik kırılmaları gerçekten azalmakta mı? Yeni Zelanda dan (Univercity of Aukland ) iki endokrinoloji uzmanı olan Andrew Grey and Mark Bolland ın yaptığı araştırma sonuçları oldukça ilgi çekici. Osteoporoz da kemik kırıklarının azaltılması amaçlanarak kullanılan bu destek ürünleri ile ilgili bir çalışma yapan bu araştırmacılar calcium ya da D vitamini birlikte ya da yalnız kullanıldığı çalışmaları inceledi yılına dek yapılan 14 geniş çaplı araştırmadan 9 unda bu çalışmaların yararsız olduğu, 2 sinde kırık riskinin artmış olduğu ve sadece 3 tanesinde azalma bulunduğu saptandı. Ama bu bulguların gerçekliğine karşın ilaç endüstrisi ve akademik çevreler arasındaki karmaşık etkileşim ağı nedeniyle, bu konudaki yönlendirmeler kalsiyum ve D vitamini desteklerinin alınması şeklinde tavsiye edilmeye devam edilmesi yönünde olmakta (4) D vitamini ile ilgili doğru sanılan yanlışları bu konuda çalışmaları bilinen Dr. Şükrü Hatun açıklıyor : * Bebeklerin fazladan D vitamini verilmesi ile dişleri daha çabuk çıkmaz, erken yürümez. * Yalnızca D vitamini düzeyi düşük/eksik (20 ng/ml altında) diye yüksek doz D vitamini vermeye/almaya, yani gelişigüzel D vitamini ampulü içmeye de gerek yoktur. * Bacak eğriliği olan çocuklara yeterli inceleme yapılmadan yüksek doz D vitamini verilmesi yanlıştır. D vitamini eksikliğine bağlı raşitizm bacak eğriliğinin bir nedenidir ama tek nedeni değildir. * Bacak eğriliği olan çocuklarda ailesel/fizyolojik bacak eğriliği, genetik kemik hastalıkları gibi nedenler de söz konusu olabilir. Gelişigüzel yüksek doz D vitamini verilmemeli, bu vakaların mutlaka bir çocuk endokrin uzmanınca muayenesi sağlanmalıdır. * Ülkemizde bazı hekimler ilk aylarda çocukların bıngıldakları nın küçük olduğunu söyleyerek D vitaminini kesmektedir. Bu da yanlış bir uygulamadır. D vitamini eksikliğinde bıngıldak geç kapanır ama D vitamininin normal hatta yüksek dozlarının bıngıldağın küçük olmasına veya erken kapanmasına hiç bir etkisi yoktur.(5) KUŞKULARIMIZ VAR Neden birdenbire bu eksiklik bu kadar fazla sayıda insanda görülmeye başlandı? Reçete edilmeden önce ve kullanım süresince HAS- TALARIN serum D vitamini ve kalsiyum düzeyleri kontrol edilmekte midir? (Öte yandan sadece kandaki düzeylerine bakılması ve serbest D vitamini düzeyleri bakılmaması da gereksiz yere tüketimi artıran bir başka unsurdur.) Bu düzeydeki standartlar ve ölçüm gerekçeleri neye göre kabul edilmektedir? 22 Ve hangi iklim koşullarında, hangi bölgede yaşarsa yaşasın aynı değerler uygulanması gerçekçi midir...? D vitamini kullanımının neredeyse ilaç bile sayılmayarak gelişigüzel kullanımı ve reçete edilmesindeki artışın yapabileceği toksik etkiler takip edilmekte midir? SONUÇ Sadece D vitamini değil, tüm vitamin-mineral desteklerinin gerekliliği konusunda kafalar epeyce karışık durumda.. Oysa yanıt gayet basit aslında bu ürünler eksik olanı yerine koyma amacı ile kullanılmalı. Bu durumda asıl soru eksiklikten ne anlıyoruz? olmalı. Gerçekten gerek duyulması durumlarında- ki hasta-

23 Hem beslenme kaynakları hem de iklim koşulları ile değerli topraklarda yaşıyor insanımız. Fark edilmesi gereken şey yeterli vitamin- mineral alamama değil ALMAMA durumuna gelmemiz belki de. Sorgulamayan, reklamlarla bilgilenen ve TV ile eğitilen insanımızın; geleneksel beslenme ve insana yakışır yaşam biçimi yerine kapitalist sistemin (adları değişik de olsa kâr ya da kazanca dayalı tüm yönetme biçimlerinden söz ediyoruz) dayattığı, popülaritenin benimsettiğini yaşamanın sonucunu tartışmaktadır şimdilerde. lık hali ya da ciddi yetersizlik durumlarıdır bunlar-bu ürünlerin kullanılmasına kimsenin itirazı olamaz. Bir bitkiden vitamin ya da mineralin doğal yolla alınması ile, aynı vitaminin ilaç olarak alınması arasında fark olacağı da unutulmamalıdır. Bitki, meyve ya da sebzeler birçok karışımın bir arada olduğu bir içeriğe sahiptir. İçerdikleri bileşenlerin birbirleriyle etkileşimleri ile yaptıkları etki değişmektedir ki bu konuda yeterli bilgiye de sahip değiliz. Ama aynı bitkiden herhangi bir maddeyi ayrıştırdığınızda ve tek başına yada birkaç ürün karışımı olarak kullandığınızda aynı etkiyi göstermesi (yararlı ya da zararlı olma )bu nedenle beklenemez, hatta yapacağı zararlı etkiler de öngörülemez. Alınan besin destek ürünlerinin farklı etkiler yaratacağı konusu bu kadar belirsizken deneysel çalışmalarda işine geldiğini yayınlama konusunda sicili pek de parlak olmayan uluslararası ilaç ve tıp çevrelerinde benimsenen bu değerlere hangi kanıtlarla ulaşılmaktadır? Olanlar tıp dünyasının hasta odaklı tedavi biçimini benimsemesi gerekirken tam aksi yönde gelişme göstermekte oluşudur... Ama yanlış yerlere bakarak yapmakta bunu. Başka türlüsünün mümkün olabileceği gerçeğini tamamen silmiş olarak hem de... Doğruluğu araştırılmadan hızla yutulan ve itiraz etmeden değişen yeni beslenme alışkanlıkları ile sağlığı için gerekli her şeyi bile bile eksiltip, sonra da olmazsa olmaz deyip bu ürünleri sistemin istediği yollarla kullanarak yerine koymaya çalışmakta... Böyle bakıldığında komik ama gerçekten trajik sonuçları olabilecek bir durum söz konusu olan... Vücudumuza giren her şey bizim bir parçamız haline gelebilir. Evinize girecek kişiyi bilmeden,tanımadan nasıl izin vermiyorsanız vücudunuza girecek olanı da tanımalısınız ve izni siz vermelisiniz bilinçle... KAYNAKLAR journal-says-role-of-vitamin-d-calcium-in-curing-osteoporo sis-a-fallacy/ Tahud adolesan-bir-olguda-yuksek-doz-d-vitami ni-asemptomatik-intoksikasyon-olgu.pdf da-asiri-artis-ne-kadar-ihtiyac-ne-kadar-saglik-modasi,

24 Dünyayı düşünce ve hayal gücü yönetir. Einstein inanmaktır 24

25 Son zamanlarda mesleğimizin güncel konusu protokol. Herkesin üzerinde birkaç cümle olsun söz söylediği, sonucun merakla beklendiği protokol. Şurası eksik olmuşlarıyla, çok beğenilmişliğiyle, şu da şöyle olsa daha iyi olurdu denilmişliğiyle protokol... Hepimizi ilgilendiren protokol herkesce farklı yorumlanıp, farklı tepkilerle karşılandı. Kimimiz çok ütopik buldu protokolü, kimimiz beklentilerin üstünde, altında bir çalışma olarak değerlendirdi. Eksikleriyle fazlalıklarıyla protokol maddelerini tartışmak bir kenara dursun; benim için protokolün en büyük eksiği; İNANÇ oldu. Farklı farklı yapılan yorumlar pek çok kişiyi düşüncede karşı karşıya getirse de; protokol hiçbirimizi yarınların bugünden ve de dünden iyi olacağına inandıramaması ile çoğunluk düşüncede birlik oluşturdu. Üzerinde onca zaman çalışılan projenin vermesi gereken mesajın umut olması gerekirken; Kabullenilmiş Son: Eczacılık! olması düşündürücü ve de üzücü doğrusu. İnancımızı nerede, ne zaman kaybettik diye düşünmekte geç kalmış olabilir miyiz? Kabullenilmiş sona; bu mesleği icra eden, tüm sıkıntılarını yaşayan bizlerin, bu sıkıntılara en derinden inanmamamız götürmüş olabilir mi? Acaba sorunlarımızın sorun olduğuna düşünce olarak, inanç olarak eksikliğimiz mi vardı ki bu proje mutlu yarın inancı oluşturmadı? Benden öte bizi düşünmemiz gerekirken, tam metin öneriyi hayata geçirme düşüncesi dururken, okyanusun varlığını bilip bir damla su alabilirsek susuzluğumuzu gideririz düşüncesi mi inançları kırdı? İleriyi görüp zirveye ulaşmalıyızın yerine küçük adım atsak edindiğimiz mesafe bize yeter dediğimiz için mi inancımız bir yerlerde kayboldu? Görünen engellere gücümüzün yetmediğini düşünüp, o engeli geçmek yerine, o yoldan geri dönmeyi ya da bulunduğumuz yerde kalmayı kabul edip; amaların ardına sığındığımız için mi inancımız yok oldu? Çözüm önerilerimize kendimiz dahi inanmıyorken başkalarını inandırmak ne derece mümkündür, mümkün müdür? Belki de en büyük hatayı ikilemlerle yaptık. Sevmek inanmaktır, mesleğimizi sevdiğimizi söylerken yarınının olmadığını ifade ederken mi yok ettik inançları fark etmeden? İhtimaller uzar ve gider Parçadan geçip bütüne baktığımızda hepimizde varolan düşünce aslı ve istek; meslek üyeleri olarak, mesleğimizi icra eden kişiler olarak, mesleğin tüm sıkıntılarını tüm gerçekliğiyle yaşayan kişiler olarak; öncelikle bu sorunları bizden birilerinin kabul etmesi, bu sorunların çözülmesi, umutlu yarın inancı ile biz olarak, bir olarak, Eczacı olarak yol katetmektir. Pek çoğumuzda hissedilen, bu süreçte verilen mesajın; eczacılığın kabullenilen bir son olmasıdır. Bir proje çözüm yolunda her ne kadar kabul edilebilecek en donanımlı, en akılcı yol dahi olsa inancı eksikse en zayıf projedir. Sorunlar bizim cesaretimizi ortaya koyar. Bunca çözüm bekleyen sorunumuz varken belki de ihtiyacımız olan tek şey inancımızı harekete geçirecek küçük bir umut ışığıdır. Belki de mesleğimizin bulunduğu bu süreci en iyi Bill Marriott özetlemiştir. Eğer heyecan üretemezseniz pek fazla şey üretemezsiniz... Umutla kalmanız dileğiyle; Ecz. Sevilay ÇAKMAK 25

26 Barışa Kaçışın Suriyeli Değil, Adana daki Suriyeli Sığınmacıların Durumu Adnan GÜMÜŞ, Prof. Dr. Sosyolog ; M. Sezai DURGUN, Emekli Öğr. Gör., Sosyolog 26

27 Şiddetin Karşıtı Barış Barış günümüz dilinde insanlar, sosyal gruplar veya devletler arasında var olan mevcut çatışmaların hukuk temelinde saptanan normlar çerçevesinde zora şiddete başvurmadan çözümlenmesi gerektiği anlamında kullanılmaktadır. Kavram, halklar ve devletlerarasındaki ilişkiyi, şiddet ve savaş yolu ile birbirine kabul ettirilmesi dışındaki, pratikte öncelikle şiddet karşısındaki anlamları ifade etmektedir. Sözcüğü biraz daha açarsak; birinci derecede anlamamız gereken şiddetin, zorun ve savaşın yokluğu anlamına gelmesi durumudur. Bu anlamda barış, ulus devletlerin, dinlerin, halk içerisindeki grupların içerisinde yaşayan bireylerin ve bunun yanı sıra da özellikle Birleşmiş Milletler in de temel gerekçesi ve hedefidir. Böyle bir barış ortamının tesis edilebilmesi için belli başlı yolları kısaca şöyle tanımlayabiliriz. dan kaçınmak, potansiyel karşıt tarafların rızasıyla mümkün olabilir. ların uygulanmasıyla veya savaşı men etmesiyle tesis edilebilir. 27 Bu tanımlamaların ışığında etrafımıza baktığımızda barışın mı yoksa savaşın mı var olduğunu öyle derin bilimsel kuramlara bakmadan da rahatlıkla bir fikir edinmemiz mümkün. Böyle bir sorunun varlığını TMMOB un da görüp Adana Kent Sorunları Sempozyumunun ana konularından biri haline taşıması, görünürlüğü açıkça ortaya koymaktadır. Gelenler barışı aramaktalar. Gelenlerin barışı bulup bulmadıklarını aşağıda vereceğimiz araştırma sonuçlarından okuyucuların kendileri rahatça göreceklerdir. Artık Suriyeli Değil, Adana daki Suriyeli Sığınmacılar Bu araştırma, 453 sığınmacının, eşiyle çoluk çocuğuyla birlikte, 3 binleri bulan Suriyeli sığınmacının, hatta artık Suriyeli den öte Adanalı sığınmacı diyebileceğimiz sığınmacıların durumunu ortaya koymak için hazırlanmıştır. Bilgiler, Türkçe-Arapça hazırlanmış görüşme formları yoluyla 2015 Ocak ayında toplanmış olup TMMOB Adana Kent Sorunları 3 Sempozyumu için hazırlanmıştır ve ilk sonuçları Mayıs ayında sempozyumda sunulmuştur.

28 Biz araştırmamızı Adana için yapmıştık ancak Türkiye nin dört bir tarafına yayılan bu insanların durumunun buradan pek de farklı olmadığını, hatta pek çoğunun durumumun Adana dan da (barınma, geçinme, iletişim açısından) daha kötü olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Adana daki veya Adanalı Suriyeli Sığınmacılar Kim? Adana daki Suriyeli sığınmacıların Çatışmalar başladığında, Türkçe bilenler veya az da olsa anlayanlar görece daha erken gelmiştir de gelenlerin %30 u önceden Türkçe bilirken 2014 te bu oran %15 e düşmektedir. Bu oranlar yaklaşık değerlerle eşleri için de geçerlidir. Yetişkin nüfus arasında sadece istihdam düzeyleri değil kadın erkek istihdam oranları da Türkiye ile benzerlik göstermektedir. Evli çiftler arasında eşlerden erkek olanların %83,7 si, eşlerden kadın olanların %27 si geçmişte Suriye de bir işte veya tarlada çalışmış bulunmaktadır. Kimse Keyfinden Gelmiyor ; Şiddetten, Ölümden, Yıkımdan Kaçıyorlar. Türkiye ye gelenler hiç şüphesiz barıştan kaçarak gelmediler, aksine barış aramaktadırlar. Örneğin gelenlerin %80 e yakını bir mülk eve sahip olup %30 u evlerinin yıkıldığını, %26 sı da artık oraya giremediklerini ifade etmektedir. Mülk evi olanların kendi arasında alındığında bu oran üçte ikiyi geçmektedir. Adana daki sığınmacılar arasında evli (yetişkin) erkeklerin eğitimli bulunmaktadır. Adana daki sığınmacılar arasında evli (yetişkin) kadınların ise eğitimli bulunmaktadır. 28 Çatışmalardan doğrudan etkilenme durumu da çok yüksektir. Sığınmacıların Türkiye ye gelmeye karar vermiş veya gelmek zorunda kalmış bulunuyor. bozulduğu veya burada daha iyi sosyoekonomik olanaklar bulmak için geliyor.

29 Savaştan doğrudan etkilenme düzeyinin %70 leri bulması çatışmaların ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir ki geriye kalanlar da dolaylı etkilerine maruz kalmış bulunmaktadır. Çatışmalardan etkilenme şekli olarak hususlar ifade edilmektedir. Üçte İkisi Sıkıntılı Bir Yolculuk Yapmış Türkiye ye geliş ve geçişler de öyle kolay olmamıştır. Görece kolay sayılabilecek uçak, vapur, özel araçla gelenlerin toplamı %31 düzeyindedir. Kamyonlar, traktörler, toplu araçlar kullanılmış, %35 i ise tüm yolu veya bir kısmını yaya gelmiştir. Sınırlarda, geçiş esnasında daha pek çok güçlük yaşanmış, yaşanmaktadır. Geçişte yaşananlar arasında hâkim olduğu yerlerden geçmek zorunda kalınması, fiziki güçlükler, uzun beklemeler, hastalanmaları, 29

ÖĞRENCİNİN; ADI:HÜSEYİN TALHA SOYADI:ÖNÜMLÜ SINIFI:9/B NUMARASI:191 DERS:FİZİK KONU:NÜKLEER ENERJİ ÖĞRETMEN:FAHRETTİN KALE

ÖĞRENCİNİN; ADI:HÜSEYİN TALHA SOYADI:ÖNÜMLÜ SINIFI:9/B NUMARASI:191 DERS:FİZİK KONU:NÜKLEER ENERJİ ÖĞRETMEN:FAHRETTİN KALE ÖĞRENCİNİN; ADI:HÜSEYİN TALHA SOYADI:ÖNÜMLÜ SINIFI:9/B NUMARASI:191 DERS:FİZİK KONU:NÜKLEER ENERJİ ÖĞRETMEN:FAHRETTİN KALE İÇİNDEKİLER NÜKLEER ENERJİ NEDİR? NÜKLEER ENERJİ ÜRETİMİ NASIL YAPILIR? DÜNYADA

Detaylı

İÇİNDEKİLER ANA BÖLÜM I: RADYASYON, RADYOAKTİVİTE,VÜCUDA ETKİLER VE RİSK KAVRAMI...1. Bölüm 1: Radyasyonla İlgili Kısa Açıklamalar...

İÇİNDEKİLER ANA BÖLÜM I: RADYASYON, RADYOAKTİVİTE,VÜCUDA ETKİLER VE RİSK KAVRAMI...1. Bölüm 1: Radyasyonla İlgili Kısa Açıklamalar... İÇİNDEKİLER ANA BÖLÜM I: RADYASYON, RADYOAKTİVİTE,VÜCUDA ETKİLER VE RİSK KAVRAMI...1 Bölüm 1: Radyasyonla İlgili Kısa Açıklamalar...3 Bölüm 2: İyonlaştırıcı Radyasyonlar Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor?...7

Detaylı

Fukuşima da Neler Oldu

Fukuşima da Neler Oldu Fukuşima da Neler Oldu 1. Ulusal Radyasyondan Korunma Kongresi Ankara Doç. Dr. Şule Ergün Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü 19 Kasım 2015 Sunum Özeti Fukushima Daiichi Santrali

Detaylı

Nükleer Reaktörler. Özgür AYTAN

Nükleer Reaktörler. Özgür AYTAN Nükleer Reaktörler Özgür AYTAN Bu sunuda anlatılacak olanlar Fisyon Nedir? Nükleer Reaktörler Çalışma Prensipleri Dünyadaki Durum Neden Nükleer Reaktör? Dünyadaki Enerji Kaynakları Dünyadaki Enerji Projeksiyonu

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI

ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE Türkiye önümüzdeki yıllarda artan oranda enerji ihtiyacı daha da hissedecektir. Çünkü,ekonomik kriz dönemleri

Detaylı

MULTİVİTAMİN PREPARATI KULLANIMINA İKİNCİL GELİŞEN D VİTAMİNİ İNTOKSİKASYONU: 3 OLGU SUNUMU

MULTİVİTAMİN PREPARATI KULLANIMINA İKİNCİL GELİŞEN D VİTAMİNİ İNTOKSİKASYONU: 3 OLGU SUNUMU MULTİVİTAMİN PREPARATI KULLANIMINA İKİNCİL GELİŞEN D VİTAMİNİ İNTOKSİKASYONU: 3 OLGU SUNUMU Ahmet Anık, Gönül Çatlı, Ayhan Abacı, Ceyhun Dizdarer, Ece Böber 1 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

KULLANMA TALİMATI DEVİT-3

KULLANMA TALİMATI DEVİT-3 KULLANMA TALİMATI DEVİT-3 IM/oral ampul Ağızdan alınır. Etkin madde: Her 1 ml lik ampulde: 7.5 mg (300.000 IU) D 3 vitamini içerir Yardımcı maddeler: Bütilhidroksitoluen, ayçiçek yağı Bu ilacı kullanmaya

Detaylı

Yakın n Gelecekte Enerji

Yakın n Gelecekte Enerji Yakın n Gelecekte Enerji Doç.Dr.Mustafa TIRIS Enerji Enstitüsü Müdürü Akademik Forum 15 Ocak 2005 Kalyon Otel, İstanbul 1 Doç.Dr.Mustafa TIRIS 1965 Yılı nda İzmir de doğdu. 1987 Yılı nda İTÜ den Petrol

Detaylı

Güneşten Elektrik Üretme Zamanı! Etik Olarak Doğru, Finansal Olarak Akılcı, Çocuklarımızın Geleceği için Kritik Bu Yatırımı Yapmalıyız!

Güneşten Elektrik Üretme Zamanı! Etik Olarak Doğru, Finansal Olarak Akılcı, Çocuklarımızın Geleceği için Kritik Bu Yatırımı Yapmalıyız! Güneşten Elektrik Üretme Zamanı! Etik Olarak Doğru, Finansal Olarak Akılcı, Çocuklarımızın Geleceği için Kritik Bu Yatırımı Yapmalıyız! Ocak 2014 te Durum: Son dönemde PV panel fiyatlarında büyük düşüş:

Detaylı

CEP TELEFONUNUN ZARARLARI VE ALINABİLECEK TEDBİRLER

CEP TELEFONUNUN ZARARLARI VE ALINABİLECEK TEDBİRLER CEP TELEFONUNUN ZARARLARI VE ALINABİLECEK TEDBİRLER Nobel ödül sahibi Onkolog Devra Davis: Cep telefonunun zararları konusunda Küresel bir alarm durumu ilan edilmeli. Bir bilim adamı olarak, 6 yıl öncesine

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

Fukushima Nükleer Santral Kazası ve

Fukushima Nükleer Santral Kazası ve Nükleer i Nükleer Kazası ve Prof. Dr. Cemal Niyazi Sökmen Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Hacettepe Üniversitesi 9 Mart 2013 Özet Nükleer i 1 Nükleer i 2 3 4 5 Sahadaki Reaktörler Nükleer i No Tip Koruma

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul Sera gazları ve kaynakları Kyoto Protokolü tarafından belirtilen 6 sera gazı: Karbon dioksit (CO

Detaylı

Ülkemizde Elektrik Enerjisi:

Ülkemizde Elektrik Enerjisi: Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Bilim Kolu Eğitim Seminerleri Dizisi 6 Mart 8 Mayıs 22 Destekleyen Kuruluşlar: Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI ENERJİ Artan nüfus ile birlikte insanların rahat ve konforlu şartlarda yaşama arzuları enerji talebini sürekli olarak artırmaktadır. Artan enerji talebini, rezervleri sınırlı

Detaylı

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi İbrahim M. Yağlı* Enerji üretiminde Rüzgar Enerjisinin Üstünlükleri Rüzgar enerjisinin, diğer enerji üretim alanlarına göre, önemli üstünlükleri bulunmaktadır:

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

BMİDÇS -COP16 SONRASI DEĞERLENDİRMELER

BMİDÇS -COP16 SONRASI DEĞERLENDİRMELER BMİDÇS -COP16 SONRASI DEĞERLENDİRMELER AYŞE YASEMİN ÖRÜCÜ ODTÜ Mezunları Derneği Ankara, 2011 Tespitler Kopenhag-Cancun: İD BM kapsamında çözülebilecek bir konu mu? Kopenhag maliyeti: 1 trilyon $;belirsizlik

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 09 Nisan 2014 Çarşamba Dünyada Enerji Görünümü Dünyada, artan gelir ve nüfus artışına paralel olarak birincil enerji talebindeki yükseliş hız kazanmaktadır. Nüfus artışının özellikle OECD Dışı ülkelerden

Detaylı

Gebelikte Beslenme Vitaminler

Gebelikte Beslenme Vitaminler Gebelik döneminizde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde

Detaylı

11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI

11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI 11-16 ŞUBAT DEMİR CEVHERİ PİYASA FİYATLARI MADEN DERECE MENŞEİ CFR(USD/MT) DEMİR %65 TÜRKİYE 152-154 DEMİR %60/59 TÜRKİYE 131-133 DEMİR %55/54 TÜRKİYE 112-114 11-16 ŞUBAT CEVHERİ PİYASA FİYATLARI MADEN

Detaylı

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS RÜZGAR ENERJĐSĐ Erdinç TEZCAN FNSS Günümüzün ve geleceğimizin ekmek kadar su kadar önemli bir gereği; enerji. Son yıllarda artan dünya nüfusu, modern hayatın getirdiği yenilikler, teknolojinin gelişimi

Detaylı

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME Beslenme Yetersizliğine Bağlı Sorunlar 1 PROTEİN ENERJİ YETERSİZLİĞİ Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER

HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER A)HİDROJEN PEROKSİT Hidrojen peroksit; ısı, kontaminasyon ve sürtünme ile yanıcı özellik gösteren, renksiz ve hafif keskin kokuya sahip olan bir kimyasaldır ve

Detaylı

Enerjinin varlığını cisimler üzerine olan etkileri ile algılayabiliriz. Isınan suyun sıcaklığının artması, Gerilen bir yayın şekil değiştirmesi gibi,

Enerjinin varlığını cisimler üzerine olan etkileri ile algılayabiliriz. Isınan suyun sıcaklığının artması, Gerilen bir yayın şekil değiştirmesi gibi, ENERJİ SANTRALLERİ Enerji Enerji soyut bir kavramdır. Doğrudan ölçülemeyen bir değer olup fiziksel bir sistemin durumunu değiştirmek için yapılması gereken iş yoluyla bulunabilir. Enerjinin varlığını cisimler

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

NÜKLEER TEHLİKE HAZIRLAYAN :ABDULKADİR PAZAR MURAT AYDIN 2010-2011

NÜKLEER TEHLİKE HAZIRLAYAN :ABDULKADİR PAZAR MURAT AYDIN 2010-2011 NÜKLEER TEHLİKE HAZIRLAYAN :ABDULKADİR PAZAR MURAT AYDIN 2010-2011 "Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar. 'Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PROGRAMI TÜRKİYE DE ÇEVRE SORUNLARI DOÇ. DR. SEVİM BUDAK Nükleer Enerji ve Nükleer Kirlilik Nükleer Enerji nedir? İlk Bomba Denemeleri

Detaylı

İZMİR KEMALPAŞA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GÜNEŞ SANTRALİ UYGULAMASI

İZMİR KEMALPAŞA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GÜNEŞ SANTRALİ UYGULAMASI İZMİR KEMALPAŞA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GÜNEŞ SANTRALİ UYGULAMASI Mustafa Orçun ÖZTÜRK mustafaozturk@kosbi.org.tr ÖZET Günümüzde fosil yakıtlarının sonunun gelecek olması maliyetlerinin fazla olması ve

Detaylı

BOJ TOPLANTI TUTANAKLARI ÖNCESİ

BOJ TOPLANTI TUTANAKLARI ÖNCESİ BOJ TOPLANTI TUTANAKLARI ÖNCESİ Japonya Merkez Bankası (BOJ) bu hafta 30 Nisan Çarşamba günü gerçekleştireceği Para Politikası toplantısında ekonomideki son görünümü ortaya koyacaktır. Japonya nın genel

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Mucize Cerrah Mehmet Mutaf Bodrum Acıbadem'de

Mucize Cerrah Mehmet Mutaf Bodrum Acıbadem'de Mucize Cerrah Mehmet Mutaf Bodrum Acıbadem'de Dünyanın en başarılı estetik operasyonlarını gerçekleştiren ve kendi geliştirdiği yöntemlerle, mucizevi ameliyatlara imza atan Prof. Dr. Mehmet Mutaf, Bodrum

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. SOSYAL FOBİ Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun

Detaylı

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Dünya Enerji Görünümü 2012 Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Genel Durum Küresel enerji sisteminin temelleri değişiyor Bazı ülkelerde petrol ve doğalgaz üretimi

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE DALGA ENERJİSİ. O.Okan YEŞİLYURT Gökhan IŞIK

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE DALGA ENERJİSİ. O.Okan YEŞİLYURT Gökhan IŞIK YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE DALGA ENERJİSİ O.Okan YEŞİLYURT Gökhan IŞIK NEDİR BU ENERJİ? İş Yapabilme Yeteneğidir. Canlı Tüm Organizmalar Enerjiye İhtiyaç Duyar. İnsanlık Enerjiye Bağımlıdır. Yaşam

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü. Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ

T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü. Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ AKıLCı İLAÇ KULLANıMı TANıMı İLK DEFA 1985 YıLıNDA DÜNYA SAĞLıK ÖRGÜTÜ TARAFıNDAN YAPıLMıŞTıR. KİŞİLERİN KLİNİK

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü

Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü www.sde.org.tr ANALİZ 2014/2 2013 YILI ALTIN ANALİZİ Dr. M. Levent YILMAZ Ekonomistlerin çoğu zaman yanıldığı ve nedenini tahmin etmekte zorlandığı bir

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi EKİM YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların maliyeti artıyor Pahalı teknolojiler ve ilaçlar piyasaya sürülüyor Nüfusun sağlık hizmetinde

Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların maliyeti artıyor Pahalı teknolojiler ve ilaçlar piyasaya sürülüyor Nüfusun sağlık hizmetinde UZM. ECZ. HARUN KIZILAY GENEL SEKRETER TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ 3. Uluslararası İlaç Kullanımını Geliştirme Konferansı,i 14-18 18 Kasım 2011, Antalya Nüfus artıyor Nüfus yaşlanıyor Kronik hastalıkların

Detaylı

Raşitizm D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur? Anne Sütünde Yeterince D Vitamini Var mıdır?

Raşitizm D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur? Anne Sütünde Yeterince D Vitamini Var mıdır? Raşitizm, kemiklerde kalsiyum depolanmasının yetersiz olmasına bağlı olarak ortaya çıkan şekil bozukluklarına verilen genel addır. Nedenleri çeşitlidir. Her yaşta görülebilir. En sık olarak görülen, dolayısıyla

Detaylı

KOLOREKTAL KANSERE DUR DEMENİN 12 YOLU

KOLOREKTAL KANSERE DUR DEMENİN 12 YOLU KOLOREKTAL KANSERE DUR DEMENİN 12 YOLU Kolorektal kanseri engellemek için benimseyeceğiniz yaşam biçimi kalbinize yardım etmek için benimsemeniz gereken yaşam biçimiyle birebir örtüşüyor. Yani bir yandan

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

Terör Olayları ve Enerji Zinciri : İstatistiksel bir İnceleme

Terör Olayları ve Enerji Zinciri : İstatistiksel bir İnceleme Terör Olayları ve Enerji Zinciri : İstatistiksel bir İnceleme Giriş Dünyadaki terör olaylarının ne kadarının enerji kaynaklarına yönelik olduğu veya bu olayların temelinde kaynak kontrol etme kaygılarının

Detaylı

Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Pestisit Uygulama Davranışları ve Sağlık Etkilerine İlişkin Bilgi Durumu

Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Pestisit Uygulama Davranışları ve Sağlık Etkilerine İlişkin Bilgi Durumu Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Pestisit Uygulama Davranışları ve Sağlık Etkilerine İlişkin Bilgi Durumu Z. Ş İ M Ş E K, C. D E M İ R, Z. KEKLİK, B. K A R A, M. A K B A B A Toplumların üretim biçimi, erken

Detaylı

Ekonomik Olarak Güçlü! Bir Çarpan Olarak Vazgeçilmez! Türkiye'nin Başarı Hikayesi!

Ekonomik Olarak Güçlü! Bir Çarpan Olarak Vazgeçilmez! Türkiye'nin Başarı Hikayesi! Ekonomik Olarak Güçlü! Bir Çarpan Olarak Vazgeçilmez! Türkiye'nin Başarı Hikayesi! Mustafa Erkan Ekim 2013 Mustafa Erkan Almanya-Aşağı Saksonya Eyalet Milletvekili Ofis-Adres Schloßstraße 3 31535 Neustadt

Detaylı

Kepçe kulak ameliyatında yapılan temelde kulak şeklini değiştirmek. Bu yukarıda saydığım iki sorun için ayrı ayrı müdahaleler yapılıyor.

Kepçe kulak ameliyatında yapılan temelde kulak şeklini değiştirmek. Bu yukarıda saydığım iki sorun için ayrı ayrı müdahaleler yapılıyor. Kepçe kulak genellikle olması gerekenden daha büyük kulak olarak algılanır. Hâlbuki çok doğru değil. Kepçe kulakları olan bir insan ile normal kulakları olan bir insanın aslında kulak büyüklüğü olarak

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE MESLEK HASTALIKLARI

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE MESLEK HASTALIKLARI 1 DÜNYADA VE TÜRKİYEDE MESLEK HASTALIKLARI Meslek hastalıkları, işyeri ortamında bulunan faktörlerin etkisi ile meydana gelen hastalıkların ortak adıdır. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ DERİ VE DERİ MAMULLERİ SEKTÖRÜ 2014 NİSAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Mayııs 2014 2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Detaylı

OSTEOPOROZ Düşük Kemik Yoğunluğu (Kemik Erimesi)

OSTEOPOROZ Düşük Kemik Yoğunluğu (Kemik Erimesi) TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OSTEOPOROZ Düşük Kemik Yoğunluğu (Kemik Erimesi) HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ OSTEOPOROZ NEDİR? Bu hastalık, kemik miktarında-yoğunluğunda

Detaylı

KULLANIM KILAVUZUNDA BULUNACAK BİLGİLER

KULLANIM KILAVUZUNDA BULUNACAK BİLGİLER İsim: Centrum Silver Birim formülü Bir film tablet içeriği : % ÖGD** Vitaminler Lutein 1000 mcg * A Vitamini 800 mcg 100 (% 50 Beta Karoten) B1 Vitamini 1.65 mg 150 B2 Vitamini 2.1 mg 150 Niasinamid 24

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

Osteoporozdan korunmak için Sağlık için Sağlıklı süt için! Programı Tanıtımı ve İl Düzeyinde Yürütülmesi

Osteoporozdan korunmak için Sağlık için Sağlıklı süt için! Programı Tanıtımı ve İl Düzeyinde Yürütülmesi Osteoporozdan korunmak için Sağlık için Sağlıklı süt için! Programı Tanıtımı ve İl Düzeyinde Yürütülmesi Nazime Yüksekkaya Ziraat Yüksek Mühendisi (Süt Teknolojisi Bölümü) Tespitler Süt ve süt ürünlerinin

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Dünya Enerji Genel Görünümü Genel Görünüm Dünya Birincil Enerji Tüketimi 2013-2035 2013 2035F Doğalgaz %24 Nükleer %4 %7 Hidro %2 Yenilenebilir Petrol %33 Kömür

Detaylı

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Kapsam Ayak izi kavramı Türkiye de su yönetimi Sanal su Su ayak izi ve turizm Karbon ayak

Detaylı

Romatizma ve Tedavisi Hakkında Yanlışlar ve Doğrular

Romatizma ve Tedavisi Hakkında Yanlışlar ve Doğrular Romatizma ve Tedavisi Hakkında Yanlışlar ve Doğrular BR.HLİ.067 Romatizma hastalıkları toplumda oldukça sık görülen hastalıklardır. Bunların sıklıkla günlük yaşamı etkilemesi, kişinin yaşam kalitesini

Detaylı