HARP TARİHİ GEZİLERİ - II (ÇANAKKALE - GELİBOLU)

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HARP TARİHİ GEZİLERİ - II (ÇANAKKALE - GELİBOLU)"

Transkript

1 T.C. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ANKARA HARP TARİHİ GEZİLERİ - II (ÇANAKKALE - GELİBOLU) Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları ANKARA GENELKURMAY BASIMEVİ 2010

2 ISBN: NSN: YAYIMA HAZIRLAYAN Kur.Alb.İskender ÖZBAY Dr.Öğ.Alb.Zekeriya TÜRKMEN Hv.Öğ.Yb.F. Rezzan ÜNALP Tar.Uzm.Ahmet ÇALIŞKAN DÜZELTİ/SAYFA DÜZENİ Red.Uzm.Melek ALKA KAPAK TASARIMI Ceyhan KURHAN GENELKURMAY BASIMEVİ YAYIN NUMARASI: 2010/

3 SUNUŞ Bu kitap, Çanakkale-Gelibolu bölgelerine yapılacak harp tarihi gezilerinde, Çanakkale Deniz Savaşı (18 Mart Deniz Zaferi) ve Kara Muharebeleri ni ayrıntılı bir şekilde anlayıp kavramak, etüt etmek ve yorumlayabilmek için katılımcılara aydınlatıcı bir rehber olması maksadıyla ATASE Askerî Tarih Etüt Merkezi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır. Benzer çalışma Polatlı-Afyon bölgelerinde cereyan eden Sakarya, Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebeleri için de yapılarak okuyucu hizmetine sunulmuştur. Birinci Dünya Savaşı nın önemli cephelerinden biri de Türk ordusunun kahramanlaştığı Çanakkale Cephesi dir. Çanakkale Muharebeleri, Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir dahiyi Türk milletine armağan etmiştir. Çanakkale Muharebeleri sadece Türkleri değil burada savaşan diğer milletleri (Alman, İngiliz, Fransız, Yeni Zelandalı, Avustralyalı, Hint ve diğerleri) de önemli derecede etkilemiş, askerî, siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan derin izler bırakmıştır. Kitapta, 18 Mart Deniz Zaferi, Çanakkale Muharebeleri, bu muharebelerde şehit düşen Türk askeri adına yapılan anıt ve şehitliklere ait bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca muharebeler sırasında ölen İtilaf devletleri askerleri anısına yapılan mezar ve anıtlarla gerek Gelibolu Yarımadası gerekse Çanakkale bölgesinde yer alan tarihî kültürel varlıklara ilişkin bilgilere de yer verilmiştir. Bu kitapta yer alan muharebelere ilişkin bilgiler kronolojik olarak değil gezi günü ve güzergâhına göre anlatılmıştır. İlk gün Gelibolu Yarımadası güney bölgesi, ikinci gün kuzey bölgesi, üçüncü gün Çanakkale bölgesi (Anadolu Yakası) harp tarihi yönüyle etüt edilmiştir. Bu gezi süresince incelenen harp alanları, görülen anıt ve şehitliklere ilişkin bilgilere kitapta yer verilmiştir. Vatan uğruna canlarını feda eden kahraman Türk evlatlarına olan saygımızın, vefa ve minnet duygumuzun bir nişanesi olarak ATASE Askerî Tarih Etüt Merkezi (ATEM) Başkanlığınca hazırlanan bu kitabın, Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale bölgesinde gerçekleştirilecek harp tarihi gezilerinde aydınlatıcı bir rehber olacağına inanıyoruz. Abdullah ATAY Korgeneral ATASE ve Dent. Başkanı

4 SUNUŞ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... Çanakkale, Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası nın Tarihî Önemi... 1 Tarihin Yeniden Yazıldığı Yer: Gelibolu... 5 Saros Körfezi Çanakkale Muharebeleri Öncesi Genel Durum Mart Deniz Zaferi Kilye Koyu ve Ana Tanıtım Merkezi Eceabat (Maydos) İlçesi Hakkında Kısa Bilgi Çamburnu Şehitler Anıtı Dur Yolcu Yazısı Kilitbahir Kalesi ve Bu Kale nin Tarihteki Önemi Namazgâh Tabyası-Rumeli Hamidiye Tabyası-Yıldız Tabya Rumeli Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı Soğanlıdere Şehitliği Şahindere Şehitliği Kirte Muharebeleri Kerevizdere Muharebeleri Kerevizdere (Havuzlar) Şehitliği Gelibolu Yarımadası Güney Bölgesindeki Yabancı Anıt ve Mezarlıklar Çanakkale Şehitler Abidesi ve Müzesi Eski Hisarlık (Morto Koyu) ve Bu Bölgenin Muharebelerdeki Önemi Seddülbahir Savunması (25-26 Nisan 1915) Binbaşı Mahmut Sabri Bey Seddülbahir Kalesi İlk Şehitler Anıtı (Seddülbahir Cephane Şehitliği) Yahya Çavuş un Ertuğrul Koyu Savunması Yahya Çavuş Anıtı Teke Koyu Ertuğrul Tabyası Zığındere Muharebeleri (28 Haziran-5 Temmuz 1915) Zığındere Sargı Yeri Anıtı ve Şehitliği III III

5 Nuri Yamut Şehitlik Anıtı Son Ok Anıtı Çanakkale Muharebeleri nde Akbaş, Kurtuluş Savaşı nda Akbaş Baskını Olayı ve Akbaş Şehitliği Maltepe ve Kocadere (Kurucadere) Bölgesinin Muharebelerdeki Yeri ve Önemi Kocadere Hastane Şehitliği (Sargıyeri Şehitliği) uncu Tümen ve Yarbay Mustafa Kemal in Conkbayırı na Çıkarken Takip Ettiği Yol (Mustafa Kemal Yolu) Bigalı Köyü ATATÜRK Evi Müzesi Arıburnu Bölgesi ve Arıburnu Muharebeleri (25 Nisan-20 Aralık 1915) Anzak (Australian and New Zealand Army Corps; ANZAC) Koyu, Bölgedeki Anıt, Kitabe ve Mezarlıklar Kabatepe Ana Tanıtım Merkezi Mehmetçiğe Saygı Anıtı Kanlısırt Bölgesi ve Yapılan Muharebeler Yarbay Mustafa Kemal in Anlatımıyla Bomba Sırtı Olayı Çanakkale Muharebeleri nde 57 nci Alay nci Alay Şehitliği ve Anıtı Şehit Yarbay Hüseyin Avni Bey Mehmet Çavuş Anıtı Mesudiye Topu Düztepe Siperleri Conkbayırı Muharebeleri (6-10 Ağustos 1915) Conkbayırı nda Türklere Ait Anıt ve Şehitlikler Conkbayırı nda Yabancı Mezarlık ve Anıtlar Kemalyeri ve Kemalyeri Kitabesi Anafartalar Muharebeleri Ruşen Eşref (Ünaydın) in Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat Adlı Eserine Dair Büyük Kemikli ve Kireçtepe Bölgesindeki Muharebeler Kireçtepe Şehitliği Nara Kalesi Barbaros Şehitliği Anadolu Mecidiye Tabyası IV

6 Nusret Mayın Gemisi Çimenlik Kalesi (Kale-i Sultaniye) Aynalı Çarşı Hasan-Mevsuf (Dardanos) Tabyası ve Hasan-Mevsuf Şehitliği Kumkale Muharebeleri (25-27 Nisan 1915) Çanakkale Muharebeleri nde Türk Hava Harekâtı (Mart 1915-Ocak 1916) İntepe Hava Şehitliği Çanakkale Muharebeleri nde Anadolu Yakası Tabyaları (Erenköy, İntepe ve Orhaniye Tabyaları) Lapseki Çardak Şehitliği Biga Namazgâh Şehitliği Çanakkale Muharebeleri ne Ait İlginç Olay ve Anekdotlar Rakoczi Müzesi Namık Kemal Evi Müzesi Vatan Şairi Namık Kemal ve Namık Kemal Türbesi Türklerin Rumeli ye Geçişi Rumeli Fatihi Süleyman Paşa ve Türbesi Truva/Troya (Troia) Antik Kenti V

7 ÇANAKKALE, ÇANAKKALE BOĞAZI VE GELİBOLU YARIMADASI NIN TARİHÎ ÖNEMİ Çanakkale, Çanakkale Boğazı ve Gelibolu nun bulunduğu yer insanoğlunun kurmuş olduğu ilk medeniyetlerden itibaren merkezî bir özellik taşıyan Avrasya da medeniyetleri birbirine taşıyan bir geçiş yeri, bir köprü, dolayısıyla tabii olarak her köprü için söylenebilecek olan stratejik bir değerdir. Coğrafi olarak ortaya koyduğumuz bu değer, bölgenin insanlık hafızasında medeniyet, ticaret, kültürel etkileşim ve savaşlar açısından çok önemli bir yer tutmasına neden olmuştur. Tarihi MÖ III. binyıla uzanan Çanakkale birçok uygarlığa beşiklik etmiştir. Buraya yerleşmek için gelenler olduğu gibi istila amacıyla gelenler de olmuştur. XIX. yüzyılda yapılan arkeolojik kazılar sonucu Kumtepe mevkisinde bulunan eserler Taş Çağından Tunç Çağına geçiş devresine aittir. Yine bu kazılar sonucu III. binyılda şehir olma özelliğini gösteren ve tahkimli şatoların bulunduğu Truva da antik çağların izlerini taşıyan üst üste inşa edilmiş dokuz ayrı döneme ait şehir devletleri tespit edilmiştir. Kazılarda ortaya çıkan seramik vazolar Çanakkale nin tarih sahnesinde yer alışından beri çanak-çömlekçiliğin medeniyet hayatındaki varlığını ispat eder. Bu durum Çanakkale adının ne kadar isabetli olduğunu da gösterir. 1

8 Homeros a mal edilen İlyada adlı büyük destanın ana konusunu teşkil eden Truva Savaşı, Akhalardan olan Mykenai Kralı Agamemnon un Truva Prensi Paris tarafından kaçırılan Helena yı kurtarmak için yapılmıştır. Ancak tarihçiler bu savaşın, zamanın ticari gücü olan Akhaların Boğazlar ın kontrolünü tamamen ele geçirme isteğinden olabileceğine de işaret etmişlerdir. Akha, Dor, Trak, Aiol, Frig, Yunan ve Lidya egemenliklerinden sonra Çanakkale MÖ VI. yüzyılda Perslerin eline geçmiştir. Daha sonra bir süre Spartalılar, Atinalılar ve Persler arasında el değiştirdikten sonra MÖ IV. yüzyılda Büyük İskender in egemenliğine girmiştir. Büyük İskender Pers ordularını bu topraklar üzerinde eski adı Granikos olan Kocabaş (Biga) Çayı kıyısında yapılan bir savaşta yenilgiye uğratmıştır. Yöre Serevkos, Pontos ve Roma egemenliklerinden sonra özellikle İstanbul un kurulmasından sonra önemini artırmış, Bizans yönetimi döneminde İstanbul un emniyeti için Çanakkale Boğazı nın iki yakası surlarla çevrilmiştir. Bizans ın aldığı bu önlemlere karşın VII. yüzyılda İslam donanması Boğaz ı iki defa geçmeyi başarmış ve İstanbul u kuşatmıştır. Haçlı seferleri sırasında Çanakkale; Venedik, Ceneviz ve Pisa devletlerinin çekişme alanı olmuş, İstanbul un Latinler tarafından işgaliyle Çanakkale Boğazı nın iki yakasına Latin devletleri kurulmuştur. XIV. yüzyıl başlarında burada Katalan Devleti kurulduysa da çok geçmeden Çanakkale toprakları Karesioğullarının, aynı yüzyılın ikinci yarısında da Osmanlıların eline geçmiştir. 2

9 Çanakkale Boğazı nın sık sık batıdan gelen yabancı donanmalar tarafından tehdit edildiğini gören Osmanlılar, Boğaz ın her iki yakasında kaleler yaptırmışlardır. İlk defa Türk kuvvetleri 1354 te Süleyman Paşa nın Çimpe Kalesi ni fethinden sonra Türkler tarafından Çardak Kalesi inşa edilmiştir. Yıldırım Bayezid Bizans surlarını yıktırıp iç kaleyi düzelttirmiştir. Kilidülbahir ve Kale-i Sultaniye Fatih Sultan Mehmet, İstanbul u aldıktan sonra denetimi sağlamak amacı ile Çanakkale Boğazı kıyılarındaki kalelere önem vermiş ve Boğaz ın en dar yerinde Rumeli yakasında Sestos denilen yere Kilidülbahir, Anadolu yakasında Abydos denilen yere Sultaniye (Kale-i Sultaniye) ya da Çanak Kalesi adı ile anılan kaleler yaptırmıştır. 3

10 Ünlü Osmanlı Amirali Barbaros Hayrettin Paşa 1533 te İstanbul a gelmiş, Padişah Kanuni Sultan Süleyman tarafından kendisine beylerbeyi unvanı verilmiş ve Gelibolu merkez olmak üzere Kaptanpaşa eyaletinin başına atanmıştır Girit Seferi sırasında Çanakkale Boğazı nı abluka altına alan Venedikliler Türk donanmasının Girit e yardım götürmesini engellemişlerdir te Rus donanması Boğaz ı zorladıysa da başarılı olamamıştır. Bu tarihten sonra da Çanakkale Boğazı önemini korumuş, zaman zaman devletler arasında önemli bir sorun olmuş, birçok savaş ve çatışmalara neden olmuştur. Savaşlardan sonra yapılan barış antlaşmalarında mutlaka Boğazlar ile ilgili maddeler yer almıştır. Çanakkale, tarihinin en önemli olaylarını Birinci Dünya Savaşı nda yaşamıştır. Türk ve dünya tarihinde Çanakkale Muharebeleri olarak geçen bu olay, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf devletleri (İngiltere ve Fransa) arasında, Çanakkale Boğazı ve dolaylarında yapılan kara ve deniz savaşlarını kapsar. İngiltere ve Fransa nın bu cepheyi açmalarının amacı, Boğazlar ı ve İstanbul şehrini ele geçirerek Osmanlı Devleti nin açtığı diğer cepheleri de tasfiye etmek ve Rusya ile ilişki kurarak araç gereç yardımı yapabilmektir. Ancak burada dünya askerlik tarihinin en büyük kahramanlığı Türkler tarafından sergilenmiş Çanakkale nin geçilmez olduğu tarihe silinmeyecek şekilde yazılmıştır. Çanakkale Boğazı nı elinde tutan bir devlete karşı girişilecek savaş için öncelikle burasının ele geçirilmesi gerekmektedir. Fakat Boğaz ın ortalama 85 kilometrelik dar bir uzunluğa sahip olması, çevresinin dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplı olması, suyun dipten Marmara ya doğru, üstten Adalar (Ege) Denizi ne doğru ters bir akıntı ile akıyor olması savunulmasını kolaylaştırmış ve geçilmesini zorlaştırmıştır. 4

11 Dur yolcu! TARİHİN YENİDEN YAZILDIĞI YER: GELİBOLU Bilmeden gelip bastığın bu toprak, Bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir! Şairin o ölümsüz dizelerinde de belirttiği gibi, Gelibolu Yarımadası bir ulusun varlık yokluk mücadelesine tanık olmuş dar ve uzun bir toprak parçasıdır. Bu toprakların sesine kulak verdiğinizde vatanını korumak uğruna kenetlenmiş yüz binlerce onurlu kalbin atışını duyabilirsiniz. Türk ün belki de en büyük mücadelesine tanık olan Gelibolu Yarımadası nda yer alan Gelibolu şehri, antik çağdan beri Avrupa ile Asya arasında bir geçiş noktası olması sebebiyle önemini korumuştur. Gelibolu Yarımadası: Yarımada, Trakya nın güneybatısındadır. Uzunluğu kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda yaklaşık 90 km dir. Genişliği ise 8-18 km arasında değişir. Batıda Ege Denizi, kuzey ve kuzeybatıda Saros Körfezi, doğu ve güneyde de Çanakkale Boğazı ile sınırlıdır. Kuzeydoğuda 5,5 km genişliğindeki Bolayır kıstağı ile Trakya nın ana kütlesine bağlanır. Gelibolu Yarımadası nın kuzeybatı kıyıları bir fayla sınırlanmış yüksek ve dik kıyı görünümündedir. Bu kesimde kıta sahanlığı çok dar ve Saros Körfezi nin derin alanları kıyıya çok yakındır. Yarımadanın dik ve düz olan kıyısı Suvla Koyu nun iki tarafındaki Büyük Kemikli ve Küçük Kemikli Burunları ile sona erer. Bundan sonra doğrultu değiştiren batı kıyısı, önce güneydoğuya sonra da güneye yönelerek Seddülbahir in batısındaki Teke İlyas Burunları na kadar uzanır. Yarımadanın doğusunda Çanakkale Boğazı kıyılarında ise Nara Burnu nun karşısında yer alan Eceabat ın kuzeyindeki girinti dışında önemli girinti ve çıkıntı yoktur. Gelibolu Yarımadası nın güney kesiminde çıkarmaya elverişli birçok plaj vardır. Alçıtepe ve Kilitbahir Platosu na doğru arazi yükselmektedir. Donanma harekâtı üç yönden destekleme imkânına sahiptir. Muharebeye katılacak kuvvetlerin iki kanadı denize dayalı olup harekâta katılacak kuvvetlerin miktarı da sınırlı olacaktır. Kilitbahir Platosu nun ele geçirilmesi sayesinde Birleşik Filonun Çanakkale Boğazı ndan geçirilmesi mümkün olacağından İngilizler de asıl kuvvetleriyle Gelibolu Yarımadası nın güney kesimine çıkarma yapmayı uygun görmüşlerdir. Gelibolu Yarımadası nın Kabatepe bölgesinde de çıkarmaya elverişli yerler vardır. Gelibolu nun Tarihçesi Gelibolu adı, iyi, güzel, şirin kent anlamındaki Kallipolis sözcüğünden gelmektedir. 5

12 Gelibolu, çok eski çağlardan beri değişik uluslara mekân olmuş, Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir geçit noktası olduğu için de pek çok kavim ve devlet ona sahip olmak için kıyasıya mücadele etmiştir. Kent, antik dönemlerde Khernessos olarak adlandırılan Yarımada daki tüm olayların odak noktası olmuştur. Kent, tarihî adı Hellespont olan Çanakkale Boğazı ndaki ve yine antik adı Khernessos olan Yarımada daki ilk yerleşime değin uzanır. Traklar ve Yunan koloni hareketi sırasında Eski Yunanlılar tarafından ele geçirilen kentin adının bu koloniler tarafından Kallipolis olarak değiştirildiği varsayılmaktadır. Kent daha sonraları Miletos, Foça ve Midilli den gelen halk tarafından iskân edilmiştir. Büyük İskender, MÖ 336 yılında kral olduktan sonra, Anadolu ya geçmek için MÖ 334 yılında Gelibolu güzergâhını kullanmıştır. Sırasıyla Eski Yunan, Pers, Makedonya, Bergama, ve Romalıların istilasına uğrayan kent, Romalılar ve Bizans döneminde çok önem kazanmış, önemli bir liman ve geçit konumuna gelmiştir. Kent, Bizans döneminde, İmparator Justinianus zamanında bakımdan geçirilerek çevresindeki surlar onarılmış, kente erzak depoları yapılmıştır. Bu da kentin bölgede önemli bir merkez olması sonucunu getirmiştir yılında, Gazi Süleyman Paşa, Gelibolu yu fethetmiştir. Avrupa kıtasındaki ilk Osmanlı şehri olan Gelibolu, İstanbul dan tam 99 yıl önce Türk egemenliğine geçmiştir. Gazi Süleyman Paşa nın 1354 yılında, Rumeli ye ilk ayak bastığında Allah a şükran namazını kıldığı Namaztepe, Türk milletinin Avrupa daki ilk ayak izidir da yeniden Bizans ın eline geçen Gelibolu, Osmanlı Padişahı I. Murat tarafından 1367 de ikinci kez Osmanlı topraklarına katılmış ve giderek artan bir önem kazanarak Türklerin Avrupa ile ilişkilerinde bir merkez olarak kullanılmıştır. Türklerin Balkanlar da ve Avrupa içlerindeki genişlemesinin destek noktası olan Gelibolu, aynı zamanda Trakya ve Balkanlar a yönelik fetih siyasetinde önemli bir merkez olmuştur. Yıldırım Bayezid, 1391 yılında ilk tersaneyi Gelibolu da kurdurarak Saruca Paşa yı Boğaz muhafızlığına atamıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde genişleyerek tam bir vilayet merkezi konumuna gelen Gelibolu, I. Abdülhamit döneminde Boğaz Muhafızlığının Çanakkale ye alınmasıyla nispeten önemini yitirmiştir. Birinci Dünya Savaşı nın en büyük ve önemli cephelerinden biri olan Çanakkale Cephesi nin kilit noktalarından biri olan Gelibolu, 25 Nisan 1915 tarihinde, İtilaf devletlerinin İstanbul a ulaşmak amacıyla gerçekleştirdikleri saldırılara karşı verilen savunma savaşının zaferle sonuçlanmasıyla Gallipoli 1915 adıyla dünya tarihine geçmiştir. Tüm dünya, Türk ün çetin mukavemet gücünü ve bu topraklarda, Çanakkale nin geçilmez olduğu gerçeğini anlamıştır. 6

13 Günümüzde Gelibolu Gelibolu ilçesi, Çanakkale iline bağlıdır. İlçeye bağlı üç bucak (Bolayır, Evreşe, Kavak) ve 28 köy bulunmaktadır. Geçim kaynakları; tarım, balıkçılık ve besin sanayisidir. En büyük tarımsal üretim tahıl, zeytin ve ayçiçeğidir. İlçe merkezinde bir liman bulunmakta bu liman, Gelibolu-Lapseki feribot geçişini de sağlamaktadır. Gelibolu nun Tarihî ve Kültürel Zenginlikleri Antik çağlardan beri pek çok millete ev sahipliği yapmış, 1354 yılından itibaren de Türk milletine vatan olmuş bu güzel kent, doğal olarak çok zengin bir tarihî ve kültürel mirasa sahiptir. Günümüze Bizanslılardan ve Osmanlılardan eserlerin kaldığı Gelibolu, pek çok ilki bünyesinde barındırması bakımından Türk milleti için büyük önem taşır. İlk donanma üssü, ilk savaş gemilerinin yapıldığı tersaneler, Türklerin Avrupa kıtasındaki ilk camisi (1356 da yapılan Gazi Süleyman Paşa Camisi) bu topraklarda kurulmuştur. İstanbul u denizden Saruca Paşa ve Gelibolulu Kasım Paşa kuşatmıştır. Dünyaca ünlü ilk iki dünya haritası, Gelibolulu bir denizci olan Piri Reis tarafından yine bu topraklarda çizilmiştir. Osmanlı döneminde, Trakya ve Balkanlar ın manevi fetih merkezi konumunda olan Gelibolu, barındırdığı çok sayıda türbeden dolayı türbeler şehri olarak da bilinmektedir. Yine kentte yer alan çok sayıda cami, kale ve tarihî hamam, bu toprakların tarihî zenginliğine kaynak oluşturmaktadır. Gelibolu Kalesi, Namık Kemal in mezarı, Süleyman Paşa Türbesi, Ulu Cami, Azepler Namazgâhı, Çimpe Kalesi, Bayraklı Baba Türbesi, bölgenin önemli tarihî mekânları arasındadır. Dünyada ilk darphanenin kurulduğu yer Gelibolu ilçesi sınırları içerisindedir. Yine üzerinde insan resmi bulunan ilk para Gelibolu da basılmıştır. Gelibolu, barındırdığı pek çok tarihî varlıkla görülmeye değer güzide bir ilçemizdir. Tarihî varlıkların başlıcaları şunlardır: Namazgâh, Bayraklı Baba Türbesi, Saruca Paşa Türbesi, Mevlevîhane, Hallacı Mansur Türbesi, 7

14 Yazıcızade Türbesi, Büyük Cami, Piri Reis Anıtı, Gazi Süleyman Paşa Türbesi, Namık Kemal in Mezarı, Temsili Çimpe Kalesi. Bu listeye daha pek çok cami, türbe ve anıt eklenebilir. Bu eserler arasında en dikkat çekici olan yer Çimpe Kalesi ve Bayraklı Baba Türbesi dir. Çimpe (Çimpi) Kalesi Temsilî Çimpe Kalesi, Gelibolu nun km dışında, Bolayır ın güneyinde Kara Yokuş mevkisinde, yüksekçe bir tepenin üzerinde bulunmaktadır. Kalenin 4 km ilerisinde, Marmara Denizi yönünde Namaztepe bulunmaktadır. Burası, 1354 yılında Gazi Süleyman Paşa nın Rumeli ye ilk ayak bastığında Allah a şükran namazını kıldığı tepedir. Buranın adı bundan dolayı Namaztepe olmuştur. Çimpe Kalesi, Türklerin Rumeli de ilk aldıkları kalenin adıdır. Eski kaynaklarda, kalenin adı değişik şekillerde yazılmıştır. Bizanslı Tarihçi Ionnes Kanta Kuzenos, İstanbul tarihine ait Rumca eserinde bu adı Tzympe şeklinde kaydeder. Yine Bizans kaynaklarına dayanarak yazan Von Hammer, N. Jorga gibi tarihçiler de bu adı kullanmışlardır. Türk kaynaklarında ise Aşık Paşazade tarihinin Ali Bey baskısında kalenin adı Çint Hisarı, Tarihçi Frieditch Giese ise Çimbi diye bahsetmektedir. 8

15 Osmanlı dönemine ait rivayetlere bakıldığında Gazi Süleyman Paşa, 1354 yılında, Anadolu yakasındaki çardaktan 2 sala bindirdiği 80 savaşçı ile bugün Namaztepe olarak bilinen Rumeli kıyısına gelerek Bizanslıların elinde bulunan bu Hisar ı gizlice fethetmiştir. Gazi Süleyman Paşa, bu kalede üslenip buradan Bolayır ve Gelibolu yu fethederek Rumeli fethine başlamıştır. Kalenin onarılmayı bekleyen kalıntıları şu an kendi kaderine terk edilmiştir. Avrupa da tuğladan inşa edilmiş klasik Orta Çağ istihkâmlarını andıran bir görünümdedir. Bayraklı Baba Türbesi Bayraklı Baba Türbesi, kentin Fener Meydanı ndaki girişinde, Hamzakoy a bakan tepenin eteğinde merdivenle inilen bir bölgededir. Mezarın üzeri ve çevresi irili ufaklı binlerce bayrakla donatılmıştır. Gelibolu nun en popüler mekânlarından biridir. Halkın sıkça ziyaret ettiği yerler arasındadır. Halk arasında asıl adı Karaca Bey olan Bayraklı Baba, Osmanlı ordusunda bayraktarlık yapmış ve bu uğurda şehit olmuş, yiğit bir kişidir. Bayraklı Baba olarak anılmasına neden olan öykü şöyledir: Karaca Bey, arkadaşlarıyla düşman tarafından sarılır, kimi şehit kimi tutsak olur. Karaca Bey, elinde bayrağı ile düşmana direnir, şehit ve tutsak olması durumunda bayrak düşmanın eline geçeceğinden bayrağı düşmana teslim etmek istememektedir. O anda, aklına bir fikir gelir. Bayrağı küçük parçalara böler ve yutar, sonra da düşmana saldırır, yaralanır ve yere düşer, yaralı olarak arkadaşları tarafından kendisine bayrağın nerede olduğu 9

16 sorulur. Düşmana teslim etmemek için yuttuğunu söyler, komutanı bu sözlere inanmaz. Dürüst ve yiğit biri olan Karaca Bey, bunu ispat etmek için keskin palasıyla karnını yarar ve yuttuğu bayrak parçaları karnından dışarıya kanlarla beraber çıkar. Gerçeği ispatlamanın mutluluğu içinde yere yığılır. Son sözü şu olur: Benim mezarımdan hiçbir zaman bayrak eksik etmeyin. der. İşte o gün bu gündür türbesinden bayrak eksik olmaz. Gerçekte ise Karaca Bey donanmada bayraktarlık yapan yiğit bir denizcidir. Marmara Yassıada açıklarında, Bizans donanmasıyla yapılan savaşta, elinde sancağı ile beraber şehit düşmüştür. Donanmanın merkezi olan Gelibolu da sahile yakın bir yere gömülmüş ve vasiyeti üzerine mezarı, bayraklarla donatılmıştır. Ölümü, H M 1410 dur. Gelibolu nun Folklorik Yapısı Evreşe yolları dar, Bana bakma benim yarim var... Evreşe dir köyümüz, Zemzem akar suyumuz, Sevip sevip ayrılmak, Yoktur böyle huyumuz. Evreşe yolları dar, Bana bakma benim yarim var... Bu güzel Anadolu ezgisi, üzerinde yaşanılan toprakların mahsulüdür. Tarihin getirdiği kültürel zenginlik ve miras, bugün Gelibolu nun folklorik yapısını oluşturmaktadır. Gelibolu halkı, yerli ve göçmen halktan oluşmuştur. Yerli halk yöreye, Türklerin Rumeli ye geçişlerinden sonra Anadolu nun Karesi Beyliği nden getirilerek yerleştirilmiştir. Göçmen halk ise Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya dan gerek 1923 yılındaki değişimle gerekse çeşitli zamanlarda göçmen olarak gelen Türklerden oluşmuştur. Yörenin geleneksel giysisi bindallıdır. Gelibolu sekmesi, Gelibolu karşılaması ve Lenka yöresel oyunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sardalya kebabı, peynir helvası, Gelibolu lokumu, simit lokumu, tarak pilavı, yöresel mutfağın başlıca lezzetleridir. Gelibolu da Turizm Marmara ve Çanakkale nin yerleşim yerlerinden birisi olan Gelibolu, turizm yönünden bölgenin geleceği en parlak ilçelerindendir. Kentte turizme etkili olan değerler Osmanlı ve Bizans kalıntılarıdır. İlçe yerli turistlerin ilgisini daha çok çekmekte, yabancı turistler daha çok savaş alanlarıyla ilgilenmektedir. İlçedeki turizmi etkileyen en önemli etkenlerden 10

17 birisi de canlı akvaryum olarak nitelendirilen Saros Körfezi dir. Körfezde denizaltı turizmi günden güne gelişmektedir. Yöre turizmine önemli bir etken de kendi adını verdiği yarımada üzerinde, 1915 yılında, yurdumuza yapılan haksız bir saldırının karşısında devleşen ve destanlaşan bir savunmanın yarattığı tarihin geride bıraktığı savaş alanları her yıl binlerce turistin akınına uğramaktadır. Gelibolu da her yıl Gazi Süleyman Paşa nın Rumeliye Geçişi ve Gelibolu nun Fethi Törenleri, Sardalya Festivali ve 26 Kasım Gelibolu nun Kurtuluşu törenleri düzenlenmektedir. SAROS KÖRFEZİ Saros Körfezi: Ege Denizi nin kuzeydoğusunda yer alan Saros Körfezi ni güney ve doğusundan Çanakkale ilinin Gelibolu ve Eceabat ilçeleri, kuzeyini ise Edirne ilinin Keşan ve Enez ilçeleri çevreler. Körfez in Gelibolu Yarımadası tarafında olan güney bölgeleri yerleşime olanak vermez. Çoğunlukla yerleşim doğu ve kuzey bölgelerinde yer almaktadır. Körfez in güney kıyıları Bolayır dan başlayıp Alçıtepe ve Kabatepe ile devam edip Seddülbahir de son bulur. Gnkur. ATASE ATEM Başkanlığı Heyeti (16 Haziran 2009) Saros Körfezi nde Gelibolu Yarımadası daracıktır. Burası çabuk düşürülebilir ve Gelibolu daki tüm savunma kuvvetlerinin gerisi kesilebilirdi. Anadolu kıyısı Gelibolu Yarımadası gibi dar değildi. Buraya çıkacak düşman rahatlıkla hareket olanağı bulur ve Çanakkale doğrultusunda hızla ilerleyebilirdi. Çanakkale Muharebeleri nde Liman von Sanders özellikle Saros Körfezi ne çok büyük önem vermiş ve tüm tedbirlerini buraya yoğunlaştırmıştır. Ancak çıkarmanın yapıldığı ilk günde durumu tam kavrayamamış Saros Körfezi ndeki hareketliliğin bir şaşırtmaca asıl 11

18 çıkarmanın Seddülbahir ve Arıburnu nda olduğunu anlayamamış 48 saatlik kritik dönemi kararsızlık içerisinde geçirmiştir. ÇANAKKALE MUHAREBELERİ ÖNCESİ GENEL DURUM 1. Harekât Öncesi Siyasi ve Askerî Durum a. Birinci Dünya Savaşı nın Başlaması XX. yüzyıl başlarında Avrupa, sömürgecilik hareketleri, Almanya- Fransa ve Rusya-Avusturya çekişmeleri, silahlanma yarışı, milliyetçilik gibi nedenlerle; Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve İtalya dan oluşan Üçlü İttifak devletleri ile İngiltere, Fransa ve Rusya dan oluşan Üçlü İtilaf devletleri olarak iki bloka ayrılmıştır. Bu iki blok arasındaki çekişmeler, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand ın Saray- Bosna da bir Sırp milliyetçisi tarafından 28 Haziran 1914 te öldürülmesiyle savaşa dönüşmüştür. Avusturya nın 28 Temmuz 1914 te Sırbistan a savaş ilanını, Rusya nın seferberlik ilanı, Almanya nın Rusya ya, İngiltere ve Fransa nın Almanya ya savaş ilanları izlemiştir. İtalya önce tarafsızlığını ilan etmiş, bir yıl bekledikten sonra da taraf değiştirip, İtilaf devletleri yanında savaşa katılmıştır. b. Osmanlı Devleti nin Savaşa Girmesi Osmanlı Devleti, İtilaf devletlerinin kendisine karşı izlediği politikalar, son savaşlarda kaybedilen toprakların geri alınması, Almanya nın savaştan galip çıkacağı düşüncesi gibi nedenlerle Almanya ile yakınlaşmaya başlamıştır. 2 Ağustos 1914 te imzalanan gizli bir anlaşma (Türk-Alman ittifakı) ile İttifak devletleri safına katılan Osmanlı Devleti, güvenliği açısından seferberliğini ve silahlı tarafsızlığını aynı tarihte ilan etmiştir. 10 Ağustos 1914 te Akdeniz deki İtilaf devletleri filosunun takibinden kaçan Goeben ve Breslau adlı iki Alman gemisi Çanakkale Boğazı na sığınınca, Osmanlı Devleti silahlı tarafsız durumu nedeniyle gemileri satın alarak adlarını Yavuz ve Midilli olarak değiştirdiğini ilan etmiştir. Boğazların yabancı gemilere kapatılmasının ardından (27 Eylül 1914), Amiral Souchon komutasındaki Türk donanmasının Karadeniz deki Rus limanlarını bombardıman etmesi üzerine (29 Ekim 1914), bu olayı savaş nedeni sayan Ruslar 1 Kasım 1914 te Kafkasya da Türk sınırını geçerek savaşı fiilen başlatmışlardır. Osmanlı Devleti de 11 Kasım 1914 te Rusya ve İngiltere ye resmen savaş ilan etmiştir. 2. Çanakkale Cephesi nin Açılışı İngiltere savaş kabinesi, Boğazlar çevresi ve İstanbul üzerine girişilecek bir harekât ile Osmanlı Devleti ni en kısa yoldan savaş dışı bırakmak ve böylece Süveyş Kanalı ile Hindistan yolu üzerindeki Türk baskısını kaldırmak; Rusya ile doğrudan temas kurarak yapılacak yardımlarla onun savaş gücünü beslemek ve tarafsız Balkan ülkelerinin ve İtalya nın tereddütlerini gidererek onları İtilaf devletleri tarafına çekmek 12

19 amacıyla, Çanakkale Boğazı na saldırı kararı almıştır. Bu karara Fransa da katılmıştır (28 Ocak 1915). 3. Tarafların Harekât Planları a. Türk Harekât Planları (1) Çanakkale Boğazı na Denizden Yöneltilebilecek Taarruzlara Karşı Harekât Planı Başkomutanlıkça 22 Ekim 1914 te Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına gönderilen bir direktifte, Boğaz ın savunması konusunda bir plan yapılması istenmiş ve oluşturulacak bir komisyonca da savunmanın nasıl yapılacağını içeren bir yönergenin hazırlanması emredilmişti. Bu emir ve direktif doğrultusunda, 8 Kasım 1914 te hazırlanarak Başkomutanlığa sunulan plana göre, Boğaz, denizden yapılacak taarruzlara karşı başlıca dört savunma bölgesine ayrılmıştır: Birinci Bölge (Giriş Bölgesi)nin Görevi: Düşman donanmasının Çanakkale Boğazı nın girişinden geçmesine engel olmaktır. Bu görev 5 inci Ağır Topçu Alayına verilmiştir. İkinci Bölge (Obüs Bölgesi)nin Görevi: Giriş bölgesinden geçen düşman donanmasının, merkez tabyalarının büyük toplarının ateşlerinden etkilenmeden Erenköy Koyu nda demirlemesini veya burayı üs gibi kullanarak taarruz girişimlerinde bulunmasını önlemektir. Bu görev takviye edilmiş, 8 inci Ağır Obüs Alayına verilmişti. Üçüncü Bölge (Kepez-Havuzlar ve Soğanlı Bölgesi)nin Görevi: Set bataryalarıyla korunan mayın hatlarından oluşan bu bölgede set bataryalarının görevi düşmanın geçit açmak maksadıyla Boğaz a döşenen mayınları temizlemesine ve imhasına engel olmaktır. Bu görev, takviye edilmiş 3 üncü ve 4 üncü Ağır Topçu Alaylarına verilmiştir. Dördüncü Bölge (Çanakkale-Kilitbahir Bölgesi)nin Görevi: Düşmanın Marmara Denizi ne girmesine engel olmakla görevli en büyük savaş gücü olan Anadolu Hamidiye Tabyası ile Kilitbahir Tabyalar Grubundan oluşmaktadır. b. Çanakkale Boğazı na Karadan ve Denizden Yöneltilebilecek Taarruzlara Karşı Harekât Planı Boğaz ın karadan yöneltilebilecek taarruzlara karşı savunulması görevi, 26 Mart 1915 te Liman von Sanders in komutasında oluşturulan 5 inci Orduya verilmiştir. 3 üncü ve 15 inci Kolordulardan oluşan ordunun savunma birlikleri; altı piyade tümeni (3 üncü, 5 inci, 7 inci, 9 uncu, 11 inci ve 19 uncu Tümenler), 1 inci Süvari Tugayı, 64 üncü Piyade Alayı ve dört Seyyar Jandarma Taburu (Gelibolu, Bursa, Çanakkale, Balıkesir)ydu. 3 üncü Kolorduya Tümg. Esat (Korg. Bülkat), 15 inci Kolorduya ise Alman Generali Weber Paşa komuta etmekteydi. 13

20 1 inci Bağımsız Süvari Tugayı, Saros Körfezi nin kuzeyinde, Enez kasabasına kadar uzanan kıyı hattında, seyyar jandarma taburları aralık saha ile güney kanattaki Bababurnu dolayları, Edremit Körfezi kesiminde gözetleme ve güvenlik görevine sürülmüşlerdi. 5 inci ve 7 nci Tümenler Gelibolu, Bolayır, Kavak kesiminde, 9 uncu Tümen; Ağıldere den itibaren Gelibolu Yarımadası nın kıyılarını koruma görevi, 19 uncu Tümen; genel ihtiyat olarak Bigalı köyü bölgesinde, 3 üncü ve 11 inci Tümenler Boğaz ın dışındaki Anadolu yakası kıyılarında (Kumkale-Ezine) gruplandırılmışlardı. 5 inci ve 19 uncu Tümenler, doğrudan ordu komutanlığına bağlıydı. 7 nci ve 9 uncu Tümenler 3 üncü Kolordu emrinde bırakılmış, Anadolu yakasında, 3 üncü ve 11 inci Tümenlerden oluşan 15 inci Kolordu kurulmuştu. 5 inci Ordu komutanının ana fikri, kıyı hattı yeterli ölçüde gözetlenip güvenlik karakollarıyla örtülecek, piyade tümenlerinin büyük kısımları, donanma topçusunun etkin menzili dışında toplu hâlde bulundurulacaktı. Bu savunma sisteminin esası, çok üstün olan donanma ateşinden korunmak, geniş cephenin her yerine yetişmeyen kuvvetleri serbest manevra olanakları içerisinde kullanabilmek, savunmaya oynak ve esnek bir nitelik vererek etkinlik kazandırmaktı. 2. İngiliz Harekât Planları a. Çanakkale Boğazı na Taarruz İçin Amiral Carden in Hazırlattığı Harekât Planı Amiral Carden in Çanakkale Boğazı na taarruz için hazırlattığı 11 Ocak 1915 tarihli planın ana hatları şöyleydi: - Çanakkale Boğazı giriş tabyalarının düşürülmesi, - Kepez e kadar olan bölgedeki iç savunma düzeninin tahrip edilmesi, - Boğaz ın en dar yerindeki tabyaların tahribi, - Mayın tarlalarının temizlenmesi, Boğaz ın en dar kesimine egemen istihkâmların ele geçirilmesi ve Marmara Denizi ne girilmesi. b. Birleşik Kara ve Deniz Kuvvetlerinin 25 Nisan 1915 Çıkarma Planı 25 Nisan 1915 çıkarma harekâtına 5 piyade tümeni, 1 piyade tugayı ile zayiatı yeni gemilerle ikmal edilmiş olan Birleşik Filo katıldı. İki tümenli Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu [Anzak (Australian and New Zealand Army Corps; ANZAC)], Kabatepe dolaylarından ilk hedef olarak Conkbayırı-Kocaçimen tepe hattını ele geçirecek, buradan Maltepe üzerinden ilerleyerek Gelibolu Yarımadası nı kuzeye karşı tıkayacak ve Kilitbahir Platosu na taarruz için hazırlanacaktı. 14

21 Seddülbahir bölgesine çıkarılacak asıl kuvvetlerin birinci kademesini pekiştirilmiş 29 uncu İngiliz Piyade Tümeni oluşturacaktı. Tümenin ilk hedefi, çıkarma günü akşamına kadar elde edilmek üzere Alçıtepe ydi. 29 uncu Tümeni 1 inci Fransız ve 1 inci İngiliz Kraliyet Deniz Tümenleri takip edecek, harekât Alçıtepe den sonra kuzeydeki Anzak Kolordusuyla birlikte Kilitbahir Platosu na yöneltilecek ve müstahkem mevki savunması düşürülecekti. Ayrıca 1 inci Fransız Tümeninden bir tugay muharebe grubu da Kumkale ye çıkarılacaktı. 18 MART DENİZ ZAFERİ Müttefiklerin Hazırlıkları ve Taarruz Planı İngiliz Bahriye Nazırı Churchill in planları sonucu, 28 Ocak 1915 te Savaş Komitesi Çanakkale Boğazı nın yalnızca donanmayla geçilmesine karar vermiştir. Amiral Carden komutasında 14 İngiliz ve 4 Fransız savaş gemisinden oluşturulan Birleşik Filo, iki İngiliz ve bir Fransız komutanın emrine verilmiştir. Bu amaçla Carden in istediği gemiler Limni Adası nda toplanmaya başlamıştır. Müttefik donanmanın Amirali Carden bir ayda Marmara Denizi ne çıkabilecek dört devrelik planını 11 Ocakta Bahriye Nezaretine bildirmiştir. Bu plana göre, önce Çanakkale Boğazı na girişi önleyecek olan Türk batarya ve mevzileri tahrip edilecek; ikinci olarak Kilitbahir-Çanakkale arasındaki torpillerin taranacak ve merkez bataryaları tahrip edilecek, daha sonra Kepez bölgesindeki diğer torpil tarlası taranacak, son olarak da en dar yerdeki (Kilitbahir-Çanakkale) kara tahkimatı tahrip edilecekti. 15

22 Amiral Carden bu safhalar başarıyla sürdürüldükten sonra donanmanın Marmara ya girebileceğini ön görüyordu. Bundan sonra ikinci büyük harekât başlayacaktı. Türk ordusunun Boğaz da yeterli savunma gücü bulunmuyordu. Almanlar Boğaz ın zorlanacağını düşünmediklerinden, burada bulunan otuz iki bataryayı yirmi ikiye indirmişlerdir. Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Kurmay Başkanı ise Yb. Selahaddin Bey dir. Genel seferberliğin ilanı üzerine Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa tüm bataryaları yerlerinde bırakarak eğitim ve gözetleme hizmetine büyük önem verdirmiştir. Ayrıca çakılı bataryaların susması üzerine, farklı bölgelerden ve mevzilerden ateş edilmesi suretiyle düşmanın yanıltılması gerekiyordu. Bu maksatla Erenköy ve İntepe arasında obüs bataryaları yerleştirilmiştir. 16

23 Boğaz ın Tahkimatı ve Savunması Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa (Orgeneral Çobanlı) Boğazın savunması, üç bölüm hâlinde şu şekilde düzenlenmişti: a) Dış Savunma Bölgesi: Boğaz ın Ege tarafındaki giriş yerinde bulunan dört tabyadan oluşmaktaydı. Bunlar, Orhaniye-Kumkale- 17

24 Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları idi. Buradaki topların sadece dört adedi büyük gemilere ateş edecek çap ve menzile sahip olup seri ateşli idiler. Bu tabyaların görevi düşman donanmasını Boğaz a girmeden önce, zayiata uğratmak ve derinlikteki tabyaları korumaktır. b) Orta Savunma Bölgesi: Boğaz ın içinde Karanlık Liman dan Kepez e kadar olan kısımda, daha önce Kepez ve Dardanos tan başka tabya yok iken daha sonra yedi tabya ile takviye edildi. 18

25 19

26 Bunlar, Anadolu Kıyısı nda: Kepez, Dardanos, Mesudiye ve Cevatpaşa Tabyaları, Rumeli Kıyısı nda: Tanger, Baykuş, Kumburnu Tabyaları idi. Her iki kıyı tabyalarında ağır toplar mevzilendirilmiştir. c) İç Savunma Bölgesi: Bu bölgede dokuz tabya vardı. Anadolu Kıyısı nda: Nara, Mecidiye, Çimenlik, Anadolu Hamidiyesi tabyalarıdır. Rumeli Kıyısı nda ise: Yıldız, Değirmendere, Namazgâh, Rumeli Hamidiyesi ve Mecidiye tabyaları yer almaktadır. Bu tabyalarda toplam elli dokuz ağır top vardı. Bunlardan ancak sekizi büyük çapta ve seri ateşliydi. Boğaz ın en çok tahkim edilen ve mayınlarla pekiştirilen bölgesi burasıdır. Boğaz daki topların mevcudu yüz yetmiş adedi buluyordu. Almanya ya sipariş edilen ağır toplar ve diğer malzeme gelmemişti. Avusturya ve Almanya ile savaş hâlinde olan Sırplar nedeniyle Avrupa demir yolu kullanılmıyordu. Bulgaristan ve Romanya tarafsızdı ve savaş malzemesinin topraklarından geçmesine izin vermiyorlardı. 20

27 18 Mart 1915 Deniz Zaferi 18 Mart Deniz Savaşı nın planlayıcısı Amiral Carden, sağlık yönünden çok yıpranmıştı ve hastaydı. 10 Ağustos 1914 ten itibaren yedi aydır üstlendiği görevini Amiral de Robeck e devrederek 16 Martta Londra ya hareket etti. 18 Martta, Amiral Carden in planı Amiral de Robeck tarafından uygulanmaya başlandı. Bu plan başarıyla uygulanırsa Boğaz daki mayınlar temizlenecek, en dar yerdeki (Kilitbahir-Çanakkale) kara tahkimatı tahrip edilecek ve Marmara ya çıkılacaktı. Müttefik Ordusu Yüksek Komuta Subayları (soldan sağa) Albay Roger J. B. Keyes, Amiral J. M. De Robeck, Başkomutan Ian S. M. Hamilton, General W. Braithwaite 26 Şubat-17 Mart arasındaki günleri İtilaf devletleri donanması mayın arama tarama faaliyetleriyle geçirmiştir. Bu arada bazı bölgelere tahrip müfrezeleri çıkarılarak, susturulmuş topların tahribine çalışıldığı gibi merkezde bulunan bazı bataryalar da bombardıman edilmiştir Mart gecesi üç muhriple yedi mayın arama tarama gemisi saat den ye kadar süren son aramalarını yaparak, Kepez Burnu na kadar olan bölgenin temiz olduğunu rapor etmişlerdir. 21

28 Hâlbuki 8 Mart 1915 günü Nusret mayın gemisi Erenköy Koyu na 26 mayın dökmüştü. Bu mayınları düşmanın fark edememiş olduğu 18 Mart günü cereyan edecek muharebede anlaşılacak ve düşmanın keşfedemediği, temizleyemediği bu mayınlar harekâtın seyrini değiştirecektir. Türk tarafında ise tabyalar olası bir saldırı için hazırlıklarını tamamlamışlardır. 18 Mart 1915 Perşembe günü erken saatte Alman Pilot Yüzbaşı Serno ve gözetleme subayı Yüzbaşı Schneider keşif için uçakla Çanakkale den havalanmışlar ve Bozcaada önlerinde hareketlenmekte olduğunu bildirmişlerdir. Daha sonra Cemal Bey de Ertuğrul adlı uçağı ile Çanakkale den havalanarak aynı bilgileri doğrulamıştır. Bu haberle birlikte Çanakkale Cephesi hareketlenmiştir. Her tarafa alarm verilmiş, dürbünler Boğaz açıklarına, deniz ufkuna çevrilmiştir. Amiral de Robeck, bir gün önceki komutanı Amiral Carden in planını aynen uyguluyordu. 22

29 Buna göre donanma savaşa birbiri ardına üç grup hâlinde girecekti. Birinci Grup: Bizzat Amiral de Robeck komutasında, Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, Inflexible adlı dört güçlü İngiliz zırhlısından oluşuyordu. Bu grubun görevi, en önde Boğaz a girerek uzak mesafede, 13 kilometreden merkez tahkimatını ateş altına almak ve arkadan gelip ileriye geçecek diğer gruplara destek sağlamaktı. İkinci Grup: Fransız Amiral Quepratte komutasında, Gaulois, Charlemagne, Bouvet, Suffren adlı dört Fransız zırhlısından oluşuyordu. Bu grup, ikinci sırada bulunacak, 1,5-2 saat sonra emirle birinci grubun önüne geçecek ve 5-6 kilometreye kadar sokularak merkez tahkimatının imha işine katılacaktı. Üçüncü Grup: On eski İngiliz zırhlısından kuruluydu. Prince George, Majestic, Vengeance, Irresistible, Albion, Ocean, Triumph, Swiftsure, Corn Wallis, Canapos. Bunlardan başka her grubun yanında mayın koruması için mayın tarama gemileri, orta bölgedeki küçük Türk topçusunu sindirecek kruvazörler, muhripler bulunuyordu. Böylece o tarihte Amiral de Robeck emrinde 12 si İngiliz, 4 ü Fransız olmak üzere 16 zırhlı, 4 Kruvazör, 14 muhrip, 6 uçak, 1 uçak gemisi, 5 i İngiliz, 2 si Fransız 7 denizaltı, 21 mayın tarama gemisi, 30 dan fazla bot, 1 muhrip ana gemisi, 1 gambot ve çeşitli yardımcı gemilerden oluşan büyük bir donanma vardı. Plana göre kalan mayınların temizlenmesine bombardımanın ikinci saatinde mayın tarama gemileriyle başlanacak ve Çanakkale ye kadar 800 metre genişlikte bir koridor açılacaktı. Aynı saatlerde bazı gemiler Boğaz ın dışında, Gelibolu Yarımadası nın batısında çıkarma yapılıyormuşçasına gösteride bulunacak, bir kruvazör bu sahilde aşırma ateşleriyle merkez tahkimatını ateş altına alacak, diğer bir ağır kruvazör güneyde Kumkale açıklarında Anadolu yakasındaki hedefleri bombardıman edecekti. Limni, Gökçeada ve Bozcaada dan hareket eden gemilerin, Boğaz ağzında üç grup hâlinde savaş düzenini almaları bir saatten fazla sürmüş, saat te mayın tarama gemilerini koruyan iki kruvazör eşliğinde donanma öncüleri Boğaz dan içeriye girmeye başlamışlardır. Saat te düşmanın ilk atışı ile savaş başlamıştır. Düşmana karşılık Mesudiye ve Dardanos tabyalarından verilmiştir. Türk savunma planına göre gemiler topçuların menziline girinceye kadar pusuda beklenecek ve menzil içine girer girmez baskın tarzında ateş açılacaktı. Birinci grubun dört büyük zırhlısı saat da ateşe başlamıştır. 23

30 Bunlar merkez tahkimatını hedef seçmişlerdir. Queen Elizabeth, Anadolu Hamidiyesi, Agamemnon Rumeli Mecidiyesi, Lord Nelson Namazgâh, Inflexible da Rumeli Hamidiyesi tabyalarını hedef almışlardır. Bu sırada düşmana ateş eden sadece ortadaki küçük topçulardır. Bunlar yer değiştirerek görevlerini yerine getiriyorlardı. Amiral de Robeck, geride bekleyen ikinci grubun ileriye geçmesini müteakip merkez tahkimatındaki ağır Türk topçularının etkili menziline girmiştir. O ana kadar suskun olan Türk ağır topçuları birden ateşe başlamışlardır. İlerleyen dakikalarda hem birinci gruptaki Fransız hem de ikinci gruptaki İngiliz zırhlıları ölümcül yaralar almıştır. Saat e doğru Türk ağır topçusunun ateşlerinde yavaşlama başlamıştır. Türk topçusundaki bu azalma Amiral de Robeck i ümitlendirmiş ve mayın tarama gemilerine muhriplerin kontrolünde ve korumasında ileri çıkmaları için emir vermiştir. Düşman mayın tarama gemileri o güne kadar ancak en öndeki iki sıra mayını temizleyebilmişlerdi. Nusret in mayından temizlenmiş alana yeni mayın döktüğünden haberi yoktu. 18 Mart Deniz Savaşı nın kaderini saptayacak olan da bu mayınlardı. Üçüncü gruptaki İngiliz gemilerinin ikinci grup Fransız gemilerinin yerini almak üzere ileri yanaşmaları Boğaz ın en geniş yeri olan Karanlık Liman önlerinde planları karıştırmıştır. Nusret in mayınları da bu sırada ortaya çıkmış ve Fransızların Bouvet zırhlısı saat te Nusret in döşediği mayınlara çarpmış, bordosunda görülen yoğun bir dumandan sonra üç dakika içinde batmıştır. Bu sırada saat ya doğru birinci gruptan olan ve sabahtan beri Türk topçusu ile çarpışırken bir hayli yara alan İngiliz Inflexible zırhlısı bir mayına çarpmıştır. Aradan on dakika geçmeden aynı felaket İngiliz Irresistible zırhlısının başına da gelmiştir. O da sıralarında yine Nusret in mayınlarından birine çarpmıştır. Bu koşullarda harekâta devam etmek donanmanın mahvına sebep olabilirdi. Amiral de Robeck geri çekilme emrini vermiştir. Bu sırada saatler yi gösteriyordu ve savaş başlayalı 6,5 saat olmuştu. Çekilme emrinden 15 dakika sonra İngiliz Ocean zırhlısı, Nusret in bir başka mayınına çarpmıştır yılı Mart ayının perşembe günü akşam karanlığı basarken yenilmez kabul edilen muhteşem donanma hırpalanmış, yaralanmış, üç büyük zırhlısını geride bırakmıştır. Donanmanın kaybı savaş gücünün üçte 24

31 biri gibi önemli bir orandı. Ayrıca 2 muhrip ve 7 mayın tarama gemisi de batmıştır. Donanmanın asker kaybı da 900 kişiyi bulmaktadır. Türk tarafının kaybı ise 58 şehit ve 74 yaralıdır. 9 top elden çıkmış tabyaların tahkimatında ağır hasarlar meydana gelmiştir. Çanakkale şehri ve karşısındaki Kilitbahir Köyü nün bir bölümü yanmış ve yıkılmıştır. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı nda 18 Martta uğradıkları ağır yenilgi neticesi sadece deniz saldırılarıyla İstanbul a ulaşmalarının mümkün olmayacağını anlamışlardır. Bundan sora Boğaz bir daha denizden zorlanmamıştır. KİLYE KOYU VE ANA TANITIM MERKEZİ Kilye Koyu, Akbaş Limanı gibi küçük çaplı faaliyetler için kullanılmıştır. Buraya yanaşabilen küçük teknelerle iaşe ve ikmal malzemeleri cepheye gönderilmek üzere, Kilye ye getirilmiş ve buradan cepheye sevk edilmiştir. Kilye nin bulunduğu yerin önemli bir kavşak noktası olması nedeniyle, burada savaş sırasında kurulan nokta karakolu, firar girişiminde bulunan askerlerin tutuklanarak cepheye geri gönderilmesi gibi bir görev de üstlenmiştir yılında yapımına başlanan ve 18 Mart 2005 te hizmete açılan Ana Tanıtım Merkezi, Çanakkale Muharebeleri ile ilgili bilgi merkezi olarak tasarlanmış ve hizmete açılmıştır. Bölgeye gelen ziyaretçilerin, öncelikle bu merkeze uğradıktan sonra, gerekli bilgilerle donanmış olarak muharebe 25

32 alanlarını ziyaret etmesi beklenmektedir. Bir kompleks olarak inşa edilen yapının içinde, danışma büroları, kapalı ve açık sergi salonları, gösteri salonu, toplantı salonu, kütüphane ve kafeterya gibi bölümler bulunmaktadır. Ana Tanıtım Merkezi tarihî bir kalenin üzerine inşa edilmiştir. ECEABAT (MAYDOS) İLÇESİ HAKKINDA KISA BİLGİ Eceabat, Gelibolu Yarımadası nda 490 km² yüz ölçümü ve 12 köyü olan Çanakkale iline bağlı bir ilçedir. Topraklarını kuzeyde Gelibolu ilçesi, doğuda Çanakkale Boğazı, güney ve batıda da Ege Denizi çevirir. Eceabat ın eski adı Maydos olup, İÖ 2000 yıllarında Fenikeliler zamanında kurulmuştur. Eceabat a ismini veren Ece Bey (Yakup Ece), Orhan Gazi nin oğlu Gazi Süleyman Paşa ile birlikte Rumeli ye geçen 26

33 Osmanlı komutanlarındandır. Ece Bey in ismine kuran, imar eden anlamında Abat eklenerek Eceabat ismi olmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde özel önem verilmeye başlanan ilçede yıllarında Kilitbahir Kalesi inşa ettirilir. Bazı eserlerde Bigalı Kalesi nin de bu dönemde yapıldığı yazılıysa da bu yanlıştır. Bigalı Kalesi III. Selim zamanında (1807) yapılmaya başlanmış, II. Mahmut döneminde bitirilmiştir. Eceabat ın tam ortasındaki küçük bir tepeye yerli halk eskiden Palyo Kastro yani Eski Hisar demiştir. Bugün bu tepeye Kilise Tepesi denilmektedir. Bu tepenin etrafında gerçekten çepeçevre hisar bulunmaktadır. Bugün sadece tepenin denize bakan tarafında 100 metrelik bir bölümü harap da olsa ayaktadır. Bu taşları söken halk ev yapmıştır. Evlerin duvarlarında bu taşlar rahatlıkla görülebilir. Bu bakir tepenin altında bir tarih hazinesi olduğuna inanılır. Eceabatlı yaşlılar bu tepede, tepenin deniz tarafında ve tepenin doğu tarafında kiliseler olduğunu söylemektedir. Zaten harabe olan bu kiliselerin, Çanakkale Muharebeleri sırasında Saros tan atılan aşırtma top atışlarıyla ve Eceabat ın havadan bombalanmasıyla tamamen yanıp yıkılan Eceabat la birlikte yok olduklarını söylerler. Tepenin altından bugün dahi su sızmaktadır. Bu tepenin altında su sarnıçları ya da kuyuları olduğunu Eceabatlılar belirtmektedir. Bu tepeden bazı kalıntılar çıkmasına rağmen, gömülü olan uygarlık gün ışığına, eleman ve maddi yetersizliklerden dolayı çıkarılacağı günü beklemektedir. Ekonomik ve Sosyal Durum Eceabat, şehitliklere konumu nedeniyle, yaz kış yerli ve yabancı turistlerin uğrak merkezidir. İlçe ekonomisinde tarım, hayvancılık ve balıkçılık önemli bir yer işgal eder. İlçe nüfusunun % 30 u geçimini tarımdan sağlamaktadır. İlçenin başlıca tarım ürünleri domates, susam, pamuk, buğday, üzüm, zeytin ve zeytin yağıdır. Kıyı balıkçılığı yaygındır. Çok gelişmiş bir sanayisi yoktur. Seramik atölyeleri, zeytinyağı fabrikası, balıkçılık ve tekstil ile ilgili tesisler mevcuttur. 27

34 Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında geçiş tipi iklim özelliğine sahiptir. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 14,9 derecedir. Sıcaklığın 30 derece üzerinde olduğu gün sayısı 115 tir. Havadaki nem oranı ise oldukça yüksektir. Etkin rüzgarlar Lodos ve Poyraz dır. Coğrafya Coğrafi yapısı engebeli arazi silsileleriyle az yüksek ve ovalık bölge karakteri taşımaktadır. Kıyı yükseklikleri 300 metreye yaklaşan tepeler önünden, az kıvrımlı olarak uzanır. Çamlıdere ağzındaki ovada kesilerek Akbaş Limanı na gelir. Akbaş tan sonra dik kıyı, Nara Burnu karşısındaki Bigalı Çayı ağzında son bulur. Bigalı ve Kilye Koyu arasına, dik yarlarla denize inen Kilye Tepesi girer. Kilye Koyu kara içine sokulur. Burası Gelibolu Yarımadası nın Ege Denizi ve Boğaz arasındaki en dar yeridir. Kıyı Kakmadağ dan sonra Eceabat Koyu na, daha sonra güneydoğuya uzanarak Çamburnu na ve Çanakkale nin karşısındaki Kilitbahir Köyü ne ulaşır. Kıyı buradan bir dirsekle güneybatıya yönelir. Bu bölümde genellikle yüksek yarların düz çizgisi kıyıyı belirler. Burada, Yarımada nın iç kesimlerinden gelen dar vadilerin ağzında küçük koylar oluşmuştur. İlk koy Havuzlar Koyu dur. Bundan sonra Soğanlıdere ağzı ve güneyindeki Karanfil Burnu gelir. Yarımada nın güneyine doğru Kerevizdere ağzı, onun aşağısında da Hisarlık yer alır. Hisarlık Burnu ve Seddülbahir arasında, alçak yarların kuşattığı hilal biçiminde Morto Koyu vardır. Seddülbahir den sonra kıyı önce batıya dönerek Helles Burnu na, sonra kuzeybatıya dönerek Teke Burnu na ulaşır. Buradan döndükten sonra dünyanın en güzel kumu ve plajları olan Kabatepe sahiline varılır. Daha sonra Anzak Koyu, Arıburnu, Küçük Kemikli, Suvla Koyu, Tuz Gölü ve Büyük Kemikli Burnu na ulaşılır. Yalova Ovası: Kumköy yakınında geniş bir ova olarak başlayan Ova, Çanakkale Boğazı na dik olarak uzanır. Çok verimlidir. Kilye ve Pirsen Ovaları: Birbiri ile bağlantılı olan bu iki küçük ovanın genişliği 4-5 km, uzunlukları ise 7-8 km dir. 28

35 ÇAMBURNU ŞEHİTLER ANITI Çamburnu Şehitler Anıtı, Kilitbahir-Eceabat yolu kenarında Çamburnu mevkisindedir. Burası Millî Park Merkezi nin 200 metre güneyinde, Kilitbahir in 2,5 km kuzeyinde kalır. Yoldan 4 metre yukarıda olan anıta merdivenlerle ulaşılmaktadır yılında Çanakkale Muharebeleri ve Balkan Savaşı nda şehit olan askerlerin anısını yaşatmak için yapılmıştır. Yerel taşlar kullanılarak yapılan 2,5 metrelik anıtın kaidesi üzerinde mermer plakalar bulunmaktadır. Bu plakalardan birinde Balkan ve Çanakkale Harpleri nde Yaralanarak Şehit Düşen Binlerce Kahraman Yatar ibaresi, diğerinde Şair Necmettin Halil Onan ın Dur Yolcu şiirinden alınmış mısralar bulunmaktadır. 29

36 DUR YOLCU YAZISI Dur Yolcu Yazısı, Değirmen Burnu Tabyasının hemen arkasında yer alan tepenin güneydoğu yamacındadır. Denizden ve Boğaz ın Anadolu yakasından belirgin bir şekilde görülebilen anıt, Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından yasak askerî alan içine, 1960 yılında bu bölgede vatani görevini yapan Seyran Çebi nin tasarısından esinlenerek yapılmıştır. Anıt, Şair Necmettin Halil Onan ın Çanakkale Muharebeleri nde şehit düşen Mehmetçiklerin kanıyla sulanan vatan topraklarının kutsallığını anlattığı meşhur şiirindeki Dur Yolcu ibaresinin elinde silah tutan bir asker resmi ile oluşturulmuş 55 metrelik kompozisyonudur. Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, Bir devrin battığı yerdir KİLİTBAHİR KALESİ VE BU KALE NİN TARİHTEKİ ÖNEMİ 30

37 Kilitbahir Kalesi nin yapımı; Fatih Sultan Mehmet in İstanbul u muhasara altına almaya devam ettiği sıralarda bir Ceneviz filosunun Çanakkale Boğazı nı geçerek İstanbul a gelmesi üzerine, kuşatma esnasında olması muhtemel yardımları kesmek, İstanbul un ele geçirilmesinden sonra şehri ilerden korumak düşüncesi ile gündeme gelmiştir. Bu düşünceden hareketle Fatih Sultan Mehmet, şehri ilerden korumak, düzensiz ve sorumsuz geçişleri kontrol etmek ve Boğaz kontrolünü elde bulundurmak maksadıyla, Rumeli yakasında Sestos ta Kilitbahir, Anadolu yakasında Abydos ta Sultaniye (Çimenlik) adlı kaleleri yaptırmıştır. Fatih Sultan Mehmet in Çanakkale Boğazı na yaptırdığı bu iki kalenin inşa tarihi bazı kaynaklarda , bazı kaynaklarda da olarak geçmektedir. Kilitbahir denizin kilidi anlamına gelmektedir. Kale, boğazın en dar yerine inşa edilmiştir. Karşısında Çimenlik Kalesi bulunmaktadır. Kale önünde akıntı fazla olduğundan gemilerin yavaş geçmesini zorunlu kılar. 31

38 Kilitbahir Kalesi ve Çimenlik Kalesi aynı anda yapılmış olup birlikte anlam kazanmaktadırlar. Her iki kale de Boğaz ın en dar yerinde yapılmış olmaları nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir. Kale 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman, daha sonra da Sultan Abdülaziz tarafından restore ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmet in kaleye koyduğu dolma topları daha sonra 40,6 cm lik Alman topları ile takviye edilmiştir. Kilitbahir Kalesi, iç ve dış sur duvarlarından ve avlu içinde 7 katlı üçgen bir kuleden oluşmaktadır. Dış kale duvar yüksekliği 4 metre, iç kale duvar yüksekliği 18 metre olan Kilitbahir Kalesi nin iç kule yüksekliği 30 metredir. Kilitbahir üç yapraklı bir yoncaya benzeyen mimarisiyle alışılmış Osmanlı kalelerinden çok farklıdır. İlk yapıldığında bile kuvvetli bir savunma sistemine sahip olmasına rağmen Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kilitbahir e ikinci bir avlu ile kule (Sarı Kule) yapılarak kale güçlendirilmiştir. Çanakkale il merkezinin tam karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi Çanakkale ye 1250 metre, Eceabat a 5 kilometre uzaklıktadır. Kilitbahir Kalesi nin 1915 e kadar muharebelere sahne olduğu kaydına rastlanmamış olup, bu konuda hiçbir bilgi mevcut değildir. Kale 1915 te Boğaz ı korumuş ve görevini yapmıştır. 32

39 18 Mart 1915 Deniz Savaşı nda Kilitbahir ve çevresindeki kale, tabya ve sahil bataryaları etkin bir rol oynamıştır. Namazgâh, Mecidiye ve Yıldız tabyaları toplarıyla bilfiil savaşa iştirak etmiş, Müttefik donanmasına büyük zayiat verdirmişlerdir. Boğaz daki mayın hatlarını korumak amacıyla sahile ışıldaklar yerleştirilmiş, sahil bataryaları ve seyyar toplar tesis edilmiştir. Baykuş bataryası da bunlardan biridir. Çanakkale Deniz Savaşı nda Kilitbahir yerleşim yeri de Müttefik donanmasının hedefinde olmuştur. Kalenin güney tarafı büyük bir mermiyle yıkılmış, köy içerisindeki birçok ev, cami ve askerî binalar hasar görmüştür. Kilitbahir ve çevresi Çanakkale Muharebeleri süresince lojistik hizmetler için kullanılmıştır. Ağa Deresi, Kilitbahir, Havuzlar ve Soğanlıdere de seyyar hastaneler kurulmuştur. Ağa Deresi nde 9 uncu Tümen Seyyar Hastanesi, 3 üncü Kolordunun 1 inci Seyyar Hastanesi ve Güney Grubu Sevk Hastanesi kurulmuştur. 25 Nisan-30 Ağustos 1915 tarihleri arasında Ağa Deresi ve Akbaş Sevkıyat hastanelerinden geriye; Menzil ve Vatan hastanelerine yaralı ve civarında hasta sevk edilmiştir. Temmuz 1915 sonrası Ağa Deresi ndeki dört seyyar hastane birleştirilerek ağır yaralılar için büyük bir hastane kurulmuştur. (Güney Grubu Ağır Yaralı Hastanesi) Kilitbahir köyü içerisinde 25 Nisan öncesi 19 uncu Tümen Seyyar Hastanesi, 25 Nisan sonrası da sadece salgın hastalıklara bakan bir hastane kurulmuştur. Köy içerisindeki mevcut hamamlar savaş boyunca askerlere hizmet vermiştir. Havuzlar da 6 ncı ve 10 uncu Tümenlerin seyyar hastaneleri, 3 üncü Kolordunun 5 inci Seyyar Hastanesi, 2 nci Kolordunun 3 üncü Seyyar Hastanesi kurulmuştur. Yine Havuzlar da Nekahathane (Dinlenme yeri) hizmet vermiştir. Kovalık ta ekmek fırınları kurulmuş, askere ekmekler burada pişirilmiştir. Bu bölge sulak olduğu için vadi içinde çadır hamamları kurulmuştur. Soğanlıdere de 2 nci, 7 nci ve 12 nci Tümenlerin Sıhhiye Bölükleri ve 15 inci Tümen seyyar hastaneleri kurulmuştur. Melek Hanım Çiftliği ndeki bina da revire dönüştürülmüştür. Yine bu vadide seyyar mutfaklar kurulmuş, Güney Cephesi ndeki askerlere giden yemekler burada pişirilmiştir. Bu vadiye de çadır hamamlar kurulmuştur. Kilitbahir Kalesi ne ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Kale çevresindeki konutların ulaşım yolu vasıtasıyla Kale nin önüne kadar gitmek mümkündür. 5 kilometre ilerde Eceabat ile asfalt yol bağlantısı vardır. Aynı zamanda 33

40 deniz yolu ile Çanakkale il merkezinden motorlarla kaleye ulaşım sağlanmaktadır. Kale hâlen sağlam olup, halka açık müze olarak kullanılmaktadır. NAMAZGÂH TABYASI-RUMELİ HAMİDİYE TABYASI-YILDIZ TABYA Tabya genellikle içinde muhtelif sayıda yarım veya bir takım kuvvetindeki birliği barındıran bonetleri, bu bonetlerin aralarındaki açık top mevzileri ile avcı siperlerinin etrafını çepeçevre çeviren bir mani hendeğini ve içinde ayrıca mahfuz mahalleri, cephanelikleri, toplanma ve eğitim yerlerini, depolarını, nizamiye ve hazır kıta mahallerini, muhtelif komutanlık binalarını, subay yatma yerlerini ihtiva eden tesise verilen isimdir. Ayrıca tabya, kendi kendine yeterlilik sağlayan ve kuşatılması durumu dahil uzun müddet düşman karşısında direnebilen hâkim noktalara yapılmış gözetleme imkânları bol ve her tarafa karşı savunulabilen tahkim edilmiş mevzileri ihtiva eder. Ülkenin savunma stratejisine göre tabyaların inşa edileceği hatlar daha derinliklerde de seçilebilirler. Tabyalar bir devletin düşman saldırılarına karşı ülkesini arazide savunma için düzenlenmiş ve silahlarla güçlendirilmiş mevkilerdir. Bazı hâllerde de bir hat üzerinde veya bu hattın ilerisinde ve gerisinde de veya bir daire şekli üzerinde inşa edilirler. Tabyaların yaklaşma istikametlerini kapayan görüş ve atış imkânları geniş hâkim tepeler üzerine inşası ve birliklerin birbirlerini silahla destekleyebilecekleri şekilde olmaları dikkatte tutulur. Kaleleri ilerden koruyan tabyalar bir düz veya eğri hat üzerinde bulundurulurlar ve bunların gerisinde savunma hatları hâlinde tertiplenerek savunmaya derinlik kazandırırlar. Tabyalar mütecavizin saldırısı hâlinde, o ülkenin silahlı kuvvetlerinin savunma hazırlıklarını tamamlayabilmesi için yeterli zamanı kazandırır. Tabyalar sınırlara yakın noktalar seçilerek inşa edilmişlerse, derinlikteki birlikler için örtme vazifesi görürler. Tabyalar isimlerini üzerlerinde bulundukları tepe veya civarlarındaki yerleşim yerlerinden almışlardır. Tabyalar teknolojinin gelişmesi ve silahların (bilhassa top, füze ve uçaklar) etkilerinin çoğalması üzerine fonksiyonlarını kaybetmişler ve tarihî bir kalıntı hâline gelmişlerdir. Çanakkale Deniz Muharebeleri nde çok önemli rol oynayan Çanakkale Boğazı ndaki tabyalar merkez, orta ve giriş olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Çanakkale şehri ve çevresine, Boğaz ın dar yerine kümelenmiş bu ağır ve sayıca kalabalık topçu kitlesinin görevi, düşman donanmasının Boğaz ı geçmesini önlemekti. Orta ve giriş tahkimatındaki bu 34

41 ağır topçuların görevi ise merkez tabyasındaki bu ağır topçunun görevini kolaylaştırmaktı. Namazgâh Tabyası Namazgâh Tabyası, Kilitbahir Kalesi nin hemen güneyinde Boğaz ın kenarında Eceabat a 5 km mesafededir. Rakımı 10 m dir. Bu tabyanın yapımına 1860 lı yıllarda Sultan Abdülaziz Han döneminde başlanmıştır ve tabya 1892 yılında tamamlanmıştır. Boğaz ın en büyük tabyasıdır. Çanakkale Muharebeleri nde tabyada 2 adet ağır 11 puss luk (28 cm çapında), 11 adet ağır 9,4 puss luk (24 cm çapında), 3 adet ağır 8,2 puss luk (21 cm çapında) toplam 16 adet top yerleştirilmiştir. Tabyada 17 adet cephanelik boneti bulunmaktadır. Diğer tabyalarda olduğu gibi buradaki bonetlerin de üst kısımları toprakla örtülmüştür. Mekânların iç tarafları kesme taşlarla inşa edilmiştir. Bonetlerin orta kısmında bulunan geniş alanda, o dönemde, askerler toplu hâlde namaz kıldıkları için Namazgâh olarak isim verilmiştir. Tabyanın topları 1950 li yıllarda sökülmüştür. Bu tabya, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından Korunması Gereken Kültürel 35

42 Varlık olarak tescil edilmiştir yılında restore edilmiş, Deniz Savaşları Müzesi olarak düzenlenmiştir. Rumeli Hamidiye Tabyası Rumeli Hamidiye Tabyası, Kilitbahir Köyü nün güneyinde, Namazgâh ile Mecidiye tabyalarının arasındadır. Eceabat a 5 km mesafededir. Rakımı 10 m dir. Bu tabya, 1896 yılında Sultan II. Abdülhamit Han döneminde Asaf Paşa nın gayretleriyle yaptırılmıştır. Tam karşısında Anadolu Hamidiye Tabyası bulunmaktadır. Yapılış amacı merkez savunmasını güçlendirmektir. 3 adet boneti bulunan tabyada Çanakkale Muharebeleri nde 2 adet 14 puss luk (35 cm çapında) Alman Krupp marka top yerleştirilmiştir. (Bu topların m menzili vardır. Fakat müttefik donanması içerisindeki Queen Elizabeth zırhlısının 38,1 lik mermisinin menzili m mermi ağırlığı ise 870 kg dır.) Bonetler cephanelik olarak kullanılmış, üzerleri toprakla kaplıdır. Bu odaların havalandırmaları giriş kapısından olmaktadır. 18 Mart 1915 Deniz Savaşı nda uzun namlulu toplarından dolayı Müttefik donanmasının ilk hedefi olmuştur. Bir tek mermi atamadan savaş dışı kalmıştır. Rumeli Hamidiye Tabyası, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından Korunması Gereken Kültürel Varlık olarak tescil edilmiştir. Yıldız Tabyası Yıldız Tabyası, Kilitbahir köyüne yaklaşık 5, Eceabat a 10 km mesafededir. Rakımı 225 m dir. Yıldız Tabya Tepesi nde yer almaktadır. Bu tabya, 1892 yılında Sultan II. Abdülhamit Han döneminde Asaf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapılış amacı merkez savunmasını güçlendirmektir. Çanakkale Muharebeleri nde bu tabyada 6 adet 6 puss luk (15,5 cm çapında) top kullanılmıştır. Bonetler, kesme taşlarla inşa edilmiş, üzerleri toprakla örtülmüştür. Bonetlerin iç kısımlarına birkaç basamaklı merdivenle 36

43 inilmektedir. Yıldız Tabyası, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından Korunması Gereken Kültürel Varlık olarak tescil edilmiştir. Mustafa Kemal ATATÜRK Çanakkale deki Türk bataryalarıyla ilgili olarak, O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve komutanlar cidden takdir edilecek bir fedakârlıkla, yani cesaretin sabrın sonuna kadar toplarını kullanmışlar, vazifelerini ifa etmişlerdir. Düşünün ki birçok çökmeler, infilaklar, yangınlar, zayiat arasında, daimî ateş karşısında, tahrip edici ateşler altında bunlar hiç titremeden vazifelerini yapmışlardır. demiştir. RUMELİ MECİDİYE TABYASI VE SEYİT ONBAŞI Tarihe tanıklık etmiş ve nice kahramanlıklara sahne olmuş olan Rumeli Mecidiye Tabyası, Kilitbahir köyünün 300 metre güneyinde, Kilitbahir- Behramlı yolunda bulunmaktadır. Tabya, II. Abdülhamit döneminde Asaf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tabyada 8 adet cephanelik, 7 top yeri bulunmaktadır. Cephanelikler kesme taşlarla yapılmış ve üzerleri toprakla örtülmüştür. Seyit Onbaşı nın da görev yaptığı tabya, 14 Kasım 1980 de Kültür Bakanlığı tarafından Korunması Gereken Kültürel Varlık olarak tescil edilmiştir. Tabyanın hemen kuzeyinde Mecidiye Şehitliği ve anıtı, doğusunda, yolun kenarında da Seyit Onbaşı nın heykeli bulunmaktadır. 18 Mart 1918 tarihine kadar geçen dönemde Boğaz ın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmiş, Boğaz a giriş kapıları aralanmıştır. 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu Boğaz da belirmiştir. Yapılan plana göre; Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründen oluşan 1 inci Tümen, saat da Boğaz dan içeri girmiştir. Planlanan noktaya ulaşıldığında Queen Elizabeth in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, Lord Nelson un hedefi Namazgâh Tabyası, Inflexible ın hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi. A Savaş Hattı olarak adlandırılan bu plan saat da uygulanmaya başlanmış ve merkez tabyalarına ateş başlamıştır. Bu arada düşman gemileri Kumkale den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdir. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştır. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3 üncü Tümen, Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle, Triumph ve Prince George adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre 3 üncü Tümen 1 inci Tümenin arkasından harekete geçmiş ve B hattı önündeki yerini almıştır. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına varmışlardır. Yapılan karşılıklı ve şiddetli çatışmalarda aradaki 37

44 bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam etmişlerdir. Gemiler 900 yarda kadar içeri sokulduklarında şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağmıştır. 3 üncü Tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mecidiye ve Yıldız tabyalarını hedeflemişlerdir. Düşman donanması tabyaları ateşe tutarken, Rumeli Mecidiye Tabyası da diğer tabyalarda olduğu gibi cansiperane bir savunma gerçekleştirmiştir. Rumeli Mecidiye Tabyasının komutanı, Yüzbaşı Mehmet Hilmi Bey dir. Balkan Savaşı ndan tecrübeli olan Yüzbaşı Mehmet Hilmi Bey, iyi bir komutan olup askerlere nasıl davranacağını iyi bilmekteydi. Yüzbaşı, savaş öncesi, bir yandan tabyayı savaşa hazırlarken bir yandan da askerin talim ve terbiyesi ile meşgul olmuştur. Hilmi Bey in idaresindeki askerler her daim savaşa hazırlıklıydılar. Onlar elbiseleri ve kamuflajları ile yatıyorlardı ve bir düdükle herkes görev yerine geçiyordu. Gemilerin menzile girmesi ile tabyalar bombalardan nasibini almaya başlamıştır. Bunun üzerine Rumeli Mecidiye Tabyası da karşı ateşe başlamış ve bütün ateşi üstüne çekmiştir. Durum öyle bir hâl almıştır ki top çavuşları hedefi değil denizi bile görememektedir. Bu sırada Rumeli Hamidiye Tabyasından Bektaş adında top çavuşu, Yüzbaşı Mehmet Hilmi nin yanına gelerek düşmana hiç ateş edemediğini bir kez olsun ateş etmek istediğini söyler. Bir top çavuşunun yanına geçen Bektaş iki mermi atar; ancak bir top mermisinin kendisine isabet etmesi ile ağır yaralanarak geri alınır. Bu sırada Fransız Bouvet zırhlısı Rumeli Mecidiyesinin atışlarına hedef olur ve kısa bir sürede mürettebatı ile suyun dibini boylar. 18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Seyit Onbaşı nın da bulunduğu Mecidiye Tabyasına bir top mermisi isabet eder ve tabyada bulunanların çoğu Seyit Onbaşı ve birkaç arkadaşı hariç şehit olur. Arkadaşlarının şehit olduğunu gören Koca Seyit yılmaz ve savaşmaya devam eder. Tabyada sağlam kalan ancak, vinci bozuk olan topa kendi taşıdığı 215 okkalık (yaklaşık 275 kilo 630 gram) top mermisini yerleştirir ve düşman gemileri üzerine ateşe başlar. Üçüncü atışında Ocean gemisine isabet ettirir ve geminin batmasına vesile olur. Koca Seyit, ertesi gün fotoğrafını çekmek için gelen Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) heyetinin karşısında aynı başarıyı sergileyemez. Bu da Türk askerinin inandığı durumlarda neler yapabileceğinin en basit şekilde göstergesidir. Bu başarısından ötürü Cevat Paşa tarafından Koca Seyid e onbaşı rütbesi verilir. Maket bir top verilerek fotoğraf çekilip Harp Mecmuası nda yayımlanmıştır. 38

45 Seyit Onbaşı 1889 yılının Eylül ayında Balıkesir in Havran ilçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya gelmiştir yılının Nisan ayında askere alınmış ve Balkan Savaşı na katılmıştır. Savaş bittikten sonra terhis edilmemiş ve 1914 yılında bu defa topçu eri olarak Çanakkale Cephesi nde görev yapmıştır. Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne dönmüş, ormancılık ve kömürcülük yaparak hayatını devam ettirmiştir yılında yürürlüğe giren Soyadı Yasasıyla Çabuk soyadını almıştır yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etmiştir. SOĞANLIDERE ŞEHİTLİĞİ Soğanlıdere bölgesi 10 Ocak 1915 tarihinden sonraki günlerde donanma gemilerinden sökülen küçük çaplı toplardan oluşturulan set bataryalarının bir kısmının mevzilendirildikleri bölgelerden biri olmuş, kara muharebelerinin başlamasından sonra da lojistik destek ana üslerinden biri hâline gelmiştir. Güney Grubu (Seddülbahir Cephesi) Komutanlığının erzak ambarları ve dağıtım merkezleri bu bölgede yer almıştır. Bu ambar ve depolarda, devamlı olarak iki aylık stok seviyeleri muhafaza edilmeye çalışılmıştır. Seddülbahir Cephesi nde çarpışan birliklerimiz, seyyar mutfakları açık olan muharebe alanı gerisinde duman nedeniyle, düşman topçu ateşini 39

46 üzerine çektiğinden, bu cephenin seyyar mutfakları Soğanlıdere bölgesinde faaliyet göstermişlerdir. Cephe gerisinde ilk açılan kıta sargı yerlerinden sonra tümen sıhhiye bölüklerince açılan büyük sargı yerlerinden bir kısmı da bu bölgede yer almıştır. Bu bölgedeki tümen sıhhiye bölüklerimiz 2 nci, 7 nci ve 12 nci Tümenlere aittir. Ayrıca Soğanlıdere Aramaz mevkisinde 15 inci Tümen Seyyar Hastanesi de kurulmuştur. Soğanlıdere ye girişte yolun sağ tarafında rastladığımız harabe binaların olduğu yerde ise Melek Hanım Çiftliği Reviri açılmıştır. Adı geçen bu sağlık kuruluşlarında, cephe kıta sargı yerlerinden sevk edilen ağır yaralı, yaralı ve hastaların bir kısmının ameliyatları, tedavileri yapılmakta, diğer bir kısmı da daha geride bulunan merkez, menzil ve diğer harp hastanelerine sevk edilmekteydiler. Bu bölgede yukarıda adı geçen sağlık ünitelerinde tedavi görürken hayatını kaybedenler, ağırlıklı olarak Melek Hanım Çiftliği civarı olmak üzere hazırlanan Şüheda Kabristanlarına gömülmüşlerdir. Şu anki mevcut Soğanlıdere Şehitliği o günlerden kalmış birkaç mezar baş taşlarının bulunabildiği esas büyük şehitliğin ufak bir kısmını kapsamaktadır. Burada 600 şehidimiz bulunmaktadır. 40

47 ŞAHİNDERE ŞEHİTLİĞİ Şahindere, Alçıtepe nin kuzeydoğu eteklerinden başlayan, Soğanlıdere nin doğuş bölgesindeki kısma denmektedir. Şahindere de bulunan Şüheda Kabristanı, Seddülbahir Cephesi nin (Güney Cephesi) merkez kesiminin arkasında yer almaktadır. Suyun ve gölge veren ağaçların bulunması, sakin ve korunaklı bir alan oluşturması nedeniyle cephe gerisindeki büyük sargı yerlerinden birisi de bu mevkide oluşturulmuştur. Derenin Boğaz a karşı diğer kolu olan Kiremitdere ve Şahindere arasında 4 üncü, 6 ncı ve 11 inci Tümenlerin Sıhhiye Bölükleri konuşlanmıştır. Bu bölgede, genellikle Zığındere Muharebeleri ne kadar geçen süre içerisinde cephe sağ kanadında şehit olanların mezarları bulunmaktadır. 5 Temmuz 1915 tarihinden sonraki muharebelerde, sol kanat birliklerinden yararlanarak şehit düşenlerin bir kısmı da Şahindere Şehitliğine gömülmüşlerdir. 41

48 Şehitlikte etrafı demir parmaklıkla çevrili bir de mezar bulunmaktadır. Bu mezar, 10 uncu Tümen 30 uncu Piyade Alayından Teğmen Mustafa ya aittir. Teğmen Mustafa nın Alçıtepe Cephesi nde şehit olduğu bilinmektedir. KİRTE MUHAREBELERİ Muharebe Öncesi Genel Durum Boğaz da konuşlanmış bulunan Türk topçularını arkadan vurma düşüncesiyle, taktik açıdan bir kilit nokta olan Alçıtepe nin ele geçirilmesini amaçlayan ve beş ayrı noktadan gerçekleştirilen Seddülbahir çıkarması ile Müttefik kuvvetleri Kirte doğrultusunda birleşerek hedeflerine ulaşmayı planlamışlardır. Bu çıkarma hareketlerinin başarısı için Müttefik donanması kıyıdan Seddülbahir-Kirte eksenini sürekli döverek Türk savunmasını hareketsiz bırakacaktı. 42

49 Müttefik kuvvetleri hedefleri olan Alçıtepe yi çıkarmanın ilk günü olan 25 Nisanda ele geçirebileceklerini düşünüyorlardı; ancak sert bir Türk direnişiyle karşılaşmışlar ve hedeflerine yaklaşamadan durmak zorunda kalmışlardır. Muharebelerin İcra Edildiği Coğrafi Arazi Denize bir ok ucu gibi uzanan çıkarma bölgesi, savunmada kalan tarafı aşırı derecede zorlayacak bir durumdadır. Savunma mevzilerini sürekli 43

50 topa tutacak donanma için tertip almaya çok uygundur. Kıyıdan gerilere doğru düz bir eğimle yükseliyor olması çıkarma harekâtını kolaylaştırmıştır. Bölgedeki Zığındere, Kirte Deresi, Kanlıdere ve Kerevizdere gibi doğal yarıklar taarruz eden kuvvetler için ilerleme istikametini belirlemiş bu durum savunma birliklerinin işini kolaylaştırmıştır. Gözcübabatepe, Karacaoğlantepe, Aytepe, Harapkaletepe, Karaağaçtepe, Yalçıtepe, Taşlıtepe, Sarıtepe, Üçtepeler, Ocaktaşıtepe, Alçıtepe ve Yassıtepe gibi tepeler tabii mevzi özelliği arz ettiğinden birliklerin tutunma noktaları olmuştur. Harekât Planları ve Muharebe İçin Tertiplenme Seddülbahir çıkarmasının bir parçası olan Kirte Muharebeleri nde de Müttefiklerin ana harekât planı taarruz eden birliklerin Kirte yolunda birleşmeleri sağlanacak, sola ileri kademeli taarruz ile Yassıtepe ele geçirilecek ve böylece Alçıtepe doğrultusunda kuşatıcı bir duruma geçilecektir. Türk tarafının savunma planı ise üç gündür devam eden Seddülbahir çıkarması sırasında Eski Hisarlık-Zığındere çizgisini tutan Müttefikler yerlerinden sökülüp atılamamasından dolayı, Harapkilise-Domuzdere çizgisinin tutulmasıydı ve bunun için de savunma yapan birliklerin yerine taze birliklerin kaydırılması sağlanacaktı. 44

51 Müttefiklerin tertiplenmesi 29 uncu İngiliz Piyade Tümeni ile 1 inci İngiliz Deniz Piyade Tümeni Kirte Yolu ortada olmak üzere sol kanadı oluşturacak, Fransız Tugayı ise harekâtın sağ kanadını oluşturacaktır. Savunma yapacak Türk birliği 9 uncu Tümendi. Cephenin sağ kanadını İngilizlere karşı emrinde 15 inci Alayın 2 nci Taburu olmak üzere 20 nci Alay savunacaktı. Fransızlara karşı sol kanadı ise, 27 Nisan gece muharebesinde çok yıpranan 25 nci ve 26 ncı Alaylar yerine kaydırılacak olan 19 uncu Alay savunacaktı; ancak kaydırma işlemi zamanında yerine getirilemediğinden burayı 26 ncı Alay tutmak zorunda kalmıştır. Harekâtın Safhaları Birinci Kirte Muharebesi İngiliz ve Fransız birliklerince 28 Nisan sabahı savaş gemilerinin öldürücü yan ateşleri desteğinde taarruz başlatılmıştır. Bu taaruzda iki deniz piyade taburuyla takviyeli 87 nci İngiliz Piyade Tugayı Yassıtepe doğrultusunda 20 inci Türk Alayına yüklenmiş; ancak başarılı olamamış ve taarruz bu bölgede durdurulmuştur. 88 inci İngiliz Piyade Tugayının merkezden Kirte Deresi nde ilerleyişi de önlenmiş, Kirte yolu kontrol altına alınmıştır. Doğu kanattan ilerleyen Fransız birlikleri karşısında 25 Nisandan beri savaşmakta olan 26 ncı Alayın mevzileri ciddi oranda sarsılmıştır. 9 uncu Türk Tümeni komutanına göre 26 ncı Alayın tuttuğu doğu kanat çökmüş vakit geçirilmeden geri çekilip Yassıtepe-Alçıtepe çizgisine 45

52 yerleşilmeliydi. Ancak 26 ncı Alay 3 üncü Tabur Komutanı Binbaşı Sabri ihtiyat birliği ile ileri atılmış ve geri çekilen birliklerin de onunla hareket etmesi sonucu taaruzu püskürtmüşlerdir. O kadar ki Fransız birliklerinde vahşice boğuşmalarıyla ün kazanmış Senegalli askerler bile paniğe uğramışlardır. Doğu kanattaki bu iyileşme sonucunda 9 uncu Tümenin geri çekilme emri kaldırılmış Tümen cephesi eski savunma düzenini elde etmiştir. İkinci Kirte Muharebesi İngiltere Savaş Bakanı Lord Kitchner ın Daha fazla beklemek çok tehlikeli olur. direktifiyle Müttefik Kuvvetler Komutanı General Hamilton 6 Mayıs sabahı başlayacak yeni bir taarruz kararı almıştır. Türklerin 28 Nisandan sonra inisiyatifi ele geçirerek sürdürdüğü hücumlar ile Müttefik hatlarında sarsılma, moral bozukluğu oluşmuş, gecelerden fazlasıyla korkar hâle gelinmiş ve sürekli bir kuşkuya düşülmüştür. Bu yıpranmış kuvvetlerle yapılacak bir taarruzun başarılı olamayacağını düşünen Hamilton un istediği takviye kuvvetler yola çıkarılmıştır. Mısır dan 125 inci İngiliz Tugayı Seddülbahir kıyılarına ulaşmış, bir Fransız tümeni de yola çıkarılmış ve Arıburnu nda bulunan Anzak Kolordusundan iki tugay da buraya kaydırılmıştır. Alınan takviyelerle Müttefiklerin kuvvetleri 28 Nisan gününe göre iki katına çıkmıştır. Esas hedef Alçıtepe ydi ve ilk etapta Kirte güneyindeki Türk mevzileri ele geçirilecekti. 46

53 Türk tarafı ise 7 nci ve 9 uncu Tümenlerle 5 Mayısta savunma düzenlerini yenilemişler kuvvetli taburlarını ileri hatlara zayıf taburları ise geri hatlara alarak ihtiyatta tutmuşlardır. 15 inci Tümen de ihtiyat görevini almıştır. 6 Mayıs sabahı 17 taburluk Fransız kuvveti sol kanatta yer alan 7 nci Tümenin durumunu zorluyordu. Ancak büyük bir direnişle karşılaşan Fransızlar yavaş yavaş gevşeyerek etkisiz kalmışlardır. Gerçekte Fransızlar Cezayir askerlerinden oluşan Zühaf Taburlarıyla yabancı lejyonların erkenden tükenmelerine kurban gitmiş; bunlar Türk süngüsünün karşısında çözülmüşlerdir. 9 uncu Türk Tümeni cephesinde İngiliz birlikleri yavaş ve ürkek hareket etmişler, Kirte-Alçıtepe istikametinde ilerleyecek olan asıl taarruz kanadı Türk ileri karakolları karşısında bile ilerleyememiştir. 7 Mayıs günü de Müttefiklerin hedefi ve planında bir değişiklik olmamıştır. Alçıtepe nin ele geçirilmesi için tek çare daha fazla birlikle takviye edilerek taarruza devam etmek olmuştur. Bu defa İngiliz birlikleri 9 uncu Tümen ileri karakollarını geçebilmeyi başarmış; ancak aldıkları şiddetli ateşler ile ilerleyememişlerdir. Türk topçusunun etkin desteği altında sürdürülen süngü hücumlarıyla İngilizler durdurulmuştur. 7 nci Tümen cephesinde bir Fransız tümeni ve tugayı ile bir İngiliz deniz piyade tugayı ile yapılan taarruz Boğaz a giren savaş gemilerinin 7 nci Tümenin gerisine sokularak yaptığı bombardımanla desteklenmiştir. İki ateş arasında kalan Türk kuvvetlerinin tek çaresi vardı; o da karşı taarruzdu. Tümen komutanı ihtiyatlarını da öne sürmüş ve hücuma kalkılmıştır. Böylece Fransızlar parçalanmış ve Türk mevzilerinden atılmışlardır. 8 Mayısta İngiliz ve Fransız birliklerinin başarısız taarruz girişimleri ile geçecek ve üç gün süren İkinci Kirte Muharebeleri de Müttefikler için sonuçsuz bir çaba olacaktır. Üçüncü Kirte Muharebesi Gerek Arıburnu nda Türklerin 19 Mayısta gerçekleştirdikleri taarruz sonucu uğradıkları ağır zayiat gerekse generallerinin baskısı sonucu Hamilton, 4 Hazirandan itibaren taarruza geçme kararı almıştır. İki tümenden oluşan Fransız kolordusu ile deniz piyade tümeni, 42 nci Tümen ve 29 uncu Tümenden oluşan 8 inci İngiliz Kolordusu karşısında, ikişer taburlu iki gruptan oluşan 9 uncu Türk Tümeni batıda, biri ihtiyatta üçer taburlu iki gruptan oluşan 12 nci Tümen doğuda mevzilenmiştir. 19 uncu ve 20 nci Alaydan oluşan 7 nci Tümen ise Güney Grubu Kuvvetleri ihtiyatı görevini üstlenmiştir. Bunlardan başka daha önceki muharebelerde ağır kayıplar veren 15 inci Tümen, 11 inci Tümen ve 3 üncü Tümenden olan birlikler yeniden düzenlenmiştir. 47

54 4 Haziranda Anzak Kolordusu Arıburnu nda gösteriş taarruzu yaparak oradaki Türk kuvvetlerini hareketsiz bırakacak, Fransız ve İngiliz Kolordularıyla taarruz edilirken 3 tugay ihtiyatta kalacak, taarruz şiddetli topçu ateşiyle Türk mevzileri kullanılamaz duruma getirildikten sonra başlayacaktı. Sabahtan öğleye kadar süren karadan ve denizden ağır topçu atışlarıyla dövülen Türk mevzilerine yapılan taarruz karşı hücumlarla Türkler tarafından durdurulmuş, İngiliz ve Fransızlarda taarruz gücü bırakılmamıştır. Müttefikler ancak yaklaşık 300 metrelik bir ilerlemeye karşılık nerdeyse birliklerinin yarısını kaybetmiştir. 5 Haziran günü karşılıklı etkisiz hücumlarla geçtikten sonra 6 Haziran gecesi 9 uncu Türk Tümeni süngü hücumuyla sessizce daha önce İngilizlerin eline geçen mevzilerini geri alacak, 10 adet makineli tüfek de ele geçirilecekti. Bu hücuma paralel olarak Kirte yolunun doğusunda taarruz edecek 12 nci Türk Tümeni başarı elde edememiş, bu cephede bir değişiklik olmamıştır. Üçüncü Kirte Muharebesi de Müttefik kuvvetlerin hedeflerine ulaşamamaları ile sonuçlanmıştır. Bu muharebe ağır kayıplar pahasına da olsa Türklerin başarısı, İngiliz ve Fransız birliklerinin yenilgisiyle sona ermiştir. 48

55 KEREVİZDERE MUHAREBELERİ Birinci Kerevizdere Muharebesi (83 Rakımlı Tepe Muharebesi Haziran 1915) Muharebe Alanının Alçıtepe den Görünüşü Kerevizdere, Seddülbahir de Türk cephesinin solunda, Çanakkale Boğazı na akan küçük bir deredir yılı Haziran ayı ortalarından itibaren Fransızlar, Kerevizdere de bulunan 2 nci Tümen cephesini obüs toplarıyla ateş altına alarak, tahribe başlamışlardır. 19 Haziran 1915 ten itibaren bu ateş şiddetlenmiştir. Ateş en fazla Tümenin merkezine yöneltilmiş olduğundan, buradaki siperler tahrip edilmiştir. Fransızlar 21 Haziran saat da, hücuma başlamış ve 83 Rakımlı Tepe ile bunun etrafındaki siperleri ele geçirmişlerdir. Türk karşı taarruzları sonucunda Fransızlar bu siperleri terk etmişlerdir. Bunun üzerine İtilaf birlikleri, tekrar şiddetli bombardımana başlamışlar öğleye kadar dört kez daha taarruz ederek siperleri tekrar ele geçirmişlerdir. Fakat Türkler tarafından karşı bir taarruz yapılarak, siperlerine geri atılmışlar ve sadece 83 Rakımlı Tepe İtilaf birlikleri elinde kalmıştır. 83 Rakımlı Tepe nin sağ ve solunda bulunan siperler tamamıyla tahrip edildiğinden, bu siperlerde sağlam kalan Türk askerleri, öğleden sonra istinat ve irtibat hendeklerine çekilmişlerdir. İtilaf birlikleri bunun üzerine yıkılmış ve ceset dolmuş hendekleri tekrar işgal etmişlerdir. Gece, bir alayla yapılan karşı taarruzda 1 inci Alayın sağ taraf siperleri Türkler tarafından ele geçirildiyse de İtilaf birliklerinin karşı taarruzu üzerine tekrar boşaltılmak zorunda kalınmıştır. 49

56 İtilaf birlikleri, 22 Haziran sabahı 6 ncı Alay cephesine şiddetli bir taarruz daha yapmışsa da bu taarruz da geri atılmıştır. 22/23 Haziran gecesinde çok fazla kayba uğrayan 2 nci Tümen birlikleri değiştirilmiştir. 83 Rakımlı Tepe Muharebesi, Taarruzlar ve Karşı Taarruzlar (21-22 Haziran 1915) İkinci Kerevizdere Muharebesi (12-13 Temmuz 1915) İtilaf birlikleri, Zığındere deki son taarruzu ile sol tarafını ilerletmeyi başardıysa da merkez ve sağ tarafı geride kalmıştır. Bunları ilerletmek için 12 Temmuzda taarruza karar verilmiştir. Bu taarruz, Kerevizdere den Kirte şosesine kadar olan cepheye yöneltilecek ve bu hareket, iki Fransız tümeniyle 52 nci İngiliz Tümeni tarafından yapılacak, daha soldaki İngiliz birlikleri ile de gösteri hareketi yapılacaktır. Bu cephede, gün batımından itibaren 1 inci, 11 inci, 7 nci ve daha solda 4 üncü Türk Tümenleri vardır. 50

57 İngiliz ve Fransız Taarruzu (12 Temmuz 1915) 12 Temmuz sabahı, İtilaf birlikleri önce 11 inci Tümen cephesine bir gösteri hareketi yapmıştır. Saat dan itibaren, 4 üncü Tümen cephesiyle, 7 nci Tümen sol tarafı kara ve deniz toplarıyla bombardımana tutulmuş ve ateş saat a kadar devam etmiştir. Yapılan bombardıman sonucunda, birinci hat siperleri ile istinat ve irtibat hendekleri ve telefon hatlarının hemen hemen tamamı tahrip edilmiştir. İtilaf piyadesi, bombardımanın ardından 4 üncü Tümen cephesiyle, 7 nci Tümenin sol tarafına taarruza başmıştır. 7 nci Tümenin sol tarafındaki taarruz geri atıldıysa da 4 üncü Tümenin cephesi nerdeyse tamamen susmuştur. İtilaf birlikleri iki tümen arasında, tümenlerin irtibatını keserek ilerlemeye devam etmişlerse de geriden gelen birliklerin karşı taarruzu ile 51

58 durdurulmuştur. 7 nci Tümenin sol tarafına yöneltilen taarruzlarını birkaç defa daha tekrar eden İtilaf birlikleri, öğleden sonra buradaki siperleri de ele geçirmişlerdir. Akşama doğru Fransızlar, 4 üncü Tümen cephesine genel bir taarruz daha yaparak, birinci ve ikinci hat siperlerinin Türklerin elinde kalan bazı kısımlarını da ele geçirirmişlerdir. Türk askerleri ise birkaç yüz metre gerideki istinat siperlerine çekilerek direnişe devam etmişlerdir. 7 nci Tümen, gece sol taraf siperlerine taarruz ederek siperleri geri almıştır. 4 üncü Tümen cephesi de 6 ncı Tümen ile takviye edilerek, 13 Temmuz sabahı İtilaf birliklerine karşı bir taarruz yapılmış; fakat bu taarruz da sonuçsuz kalmıştır. 2 nci Bölgenin 13 Temmuz 1915 Saat Durumu 13 Temmuz sabahı saat da İtilaf birlikleri, 7 nci Tümenin sol tarafındaki ikinci hat siperlerine taarruz etmişlerdir. Fakat şiddetli ateşle karşılanarak, geri çekilmeye mecbur edilmiştir. Böylece İtilaf birlikleri önceden ele geçirdiği siperleri tahliye etmiştir. 4 üncü ve 6 ncı Tümenler öğleye kadar, karşı taarruza devam etmişlerse de başarılı olamamışlardır. İtilaf birlikleri şiddetli bir bombardımanın ardından öğleden sonra saat da, 4 üncü Tümen cephesiyle 7 nci Tümenin sol tarafına son bir hücum yapmışlar; fakat bir sonuç elde edememişlerdir. 52

59 KEREVİZDERE (HAVUZLAR) ŞEHİTLİĞİ Kilitbahir köyünün güneydoğusunda ve köye 3 km mesafededir. Havuzlar mevkisinde olduğundan bu adı almıştır. Burası aynı zamanda bir mesire yeridir. Şehitlik 175 m²lik bir alan içinde ve 6 m yüksekliğindedir. Şehitlik sütun ve kaidesinin dört bir tarafında birer kitabe bulunmaktadır. Kerevizdere Muharebeleri nde şehit düşen iki subay ile sekiz erbaş ve er adına yaptırılmıştır. Kerevizdere de yapılan savaşlarda şehit düşen Türk askerlerinin anısını yaşatmak için oluşturulan sembolik bir şehitliktir. Şehitliğin içindeki anıt da yine Kerevizdere de şehit olan askerler için dikilmiştir. Kitabelerde şunlar yazılıdır: Batı yüzünde: Çanakkale Şehitleri Abidesi Yardım Derneği tarafından inşa edilmiştir. ( ) Kuzey yüzünde: 1915 Kerevizdere Şehitleri: 1. 2 nci Fırka Erkânıharp Yüzbaşı Kemal, ncı Alay Yaveri Selanikli Mülazım İsmail, 3. Kırşehirli İbrahim oğlu Hüseyin Çavuş, 53

60 4. Nasuh Onbaşı, 5. Kalecikli İbrahim oğlu Hüseyin, 6. Eskişehirli Mehmet oğlu Abdurrahman, 7. İnegöllü Mehmet oğlu Mustafa, 8. Ankaralı Kadir oğlu Sadık, 9. Konyalı Mikail oğlu S. Ali, 10. Çankırılı Elvan oğlu İbrahim. Doğu yüzünde: 2 nci Fırka Komutanlığı 20 Haziran 1915 tarihli müdafaa emrinden: Cennet, ilahi dini, millet ve vatan uğrunda feda-yı can ederek rütbe-i şahadeti ihraz edenlerindir. O makam-ı muallaya ulaşanlar kollarını açmış bizleri bekliyor. Koşunuz oraya, hep beraber koşalım ki vatan kurtulsun. 2 nci Fırka Komutan Yardımcısı Erkânıharp Yüzbaşı Kemal. Güney yüzünde: Azmeyleyerek millet için canı fedaya Koşmuşlar o günlerde büyük görevi edaya Tazimleri takdime yetersiz kalır insan Bir Fatiha bin minneti söyler şühedaya. Anıtın kaidesinde isimleri yer alan askerlerin kahramanlıkları Genelkurmay ATASE Arşivindeki belgelere de geçmiştir. Askerler, cepheye giderken Havuzlar bölgesinden geçtiklerinde, buradaki çeşmeden su içip, çeşmenin önündeki havuzun kenar taşlarına künyelerini yazmışlardır. Şehitliğin kaidesinde adları geçen, 55 inci Alay 5 inci Bölükten Eskişehir in Ilıca köyünden Ömer oğlu Nasuh, 5 inci Bölükten İnegöl kasabasının Mitral köyünden Resuloğullarından Mehmet Emin oğlu Mustafa, 5 inci Bölükten Kalecik ilçesinin Dalbasan köyünden İbrahim oğlu Hüseyin, 2 nci Bölükten Eskişehir in Ilıca ilçesinden Muhammed oğlu Abdurrahman ın neden olduğu olay belgelerde 1 şu şekilde yer almıştır: Kerevizdere de taburun önünde düşmanın ilerleyerek yapmış olduğu büyük bir ileri siper, bütün taburun sinirlerini bozuyordu. Bu siperi yıkmak, dağıtmak lazımdı. Fakat bu büyük fedakârlık gerektiriyordu. Yüzbaşı, durumdan rahatsızdı. Tabur komutanı ile sohbet ederken, Biz bu siperi yıkarız; ama askerlerimizden birkaçını feda etmek lazımdır. diyordu. Yüzbaşının bu sözlerini dinleyen, Ömer oğlu Nasuh adındaki bir asker, 1 Gnkur. ATASE Arşivi; Kls. 80, Dos. 407, Fih

61 ilerleyerek Ben bu siperi yıkarım, siz bana istediğim arkadaşlarımı verin yüzbaşım. dedi. Tabur komutanı izin verdi ve yüzbaşı da talimat verdi. Gece çok karanlıktı. Nöbetçilerimiz ve düşman tarafından atılan silahların kesik sesleri, sanki siperleri saran zifiri karanlığı yırtmak için haykırıyordu. Nasuh Onbaşı, Mehmet oğlu Mustafa, İbrahim oğlu Hüseyin, Mehmet oğlu Abdurrahman dan oluşan müfrezenin başında düşman siperlerine doğru karanlıklar içinde süzülüp gitti. 15 dakika sonra düşman siperlerinden dört beş el bombasının sesinin geldiği duyuldu ve sonra boğuşma başladı. Düşman etrafa kurşunlar torpiller fırlatıyordu. Torpillerin açtığı çukurlardan keskin, bayıltıcı ölü kokuları geliyordu. Herkes onbaşı ile arkadaşlarını bekliyordu. Nihayet, 7 nci Bölük mıntıkasından haber geldi. Nasuh Onbaşı görevini yerine getirerek sipere dönmüştü. Fakat yalnızdı. Mustafa, Hüseyin ve Abdurrahman yoktu. Bunlar da görevlerini ifa etmişler; lakin bu uğurda kurban olmuşlardı. Yüzbaşı, Arkadaşlar bu hepimiz için bir şereftir. diyordu. Düşman siperinin dağıtılmış olduğunu sabahleyin fark edilmesi ile birlikte Tümen Komutanı, Nasuh Onbaşı yı tebrik ederek göğsüne madalya taktı. Nasuh Onbaşı bu olaydan dört gün sonra şehit oldu. 29 Ağustos 1915 te Kerevizdere Kurt Kuyuları bölgesinde ilginç bir olay daha yaşanmıştır. Kahramanının Ankara nın Koçhisar ilçesi Kaman köyü nüfusuna kayıtlı, 28 yaşındaki Oruçoğullarından Kadir oğlu Sadık ın olduğu olay, bir subayın kaleminden arşiv belgelerine 2 şu şekilde yansımıştır:... Savaşın en müthiş ve en ateşli bir gününü yaşıyorduk. Düşman piyade ateşi, bombaları, alışkanlığın verdiği rahatlıkla artık bize sıradan geliyordu. Hatta bir eğlence teşkil ediyordu. Üzerimizden geçen kurşunları hemen el ile tutacak gibiydik. Fakat bu nasıl düşman? Ölüm fırtınaları kopararak o kadar çok mermi ve torpil atmıştı ki nasıl olup da siperlerimizin alt üst olmadığına, onlardan daha çok biz hayret ediyorduk. Düşmanın bu faaliyetleri ile bir şey ortaya çıktı. Biraz sonra bölüğün 1 inci Tabur çavuşu bana yaklaşarak, -Efendim, bizim takımdan Kadir oğlu Sadık şimdi siperden fırladı, düşmanın gündüz attığı torpillerin patlamayanlarını kucaklayıp düşman siperlerinin önüne götürüp bırakıyor. Kendini uyarmamamıza rağmen bu işe devam ediyor. dedi. Gerçekten de Sadık karanlıktan yararlanarak torpilleri ta düşman siperlerinin önüne taşıyor ve yerleştiriyordu. Sadık ı çağırdım. Sadık ne yaptın? Yarın yine bize ateş etsinler diye mi düşman torpillerini taşıyorsun? diye sordum. -Hayır. Onları kendi kazdıkları kuyuya düşüreceğim dedi. Nasıl? Onlara cephane, mermi taşıyarak mı dedim? -Kusura bakma beyefendi. Bana yarın sabaha kadar müsaade et. O zaman düşman 2 Gnkur. ATASE Arşivi, Kls: 80, Dos:407, Fih:

62 siperlerinde ateş kuyuları görürüz diye cevap verdi. Amacını anlamıştım. Bu yiğidi takdir ederek, Peki Sadık, göreyim seni. dedim Ağustos 1915 te Sadık ın o geceki faaliyetleri askerler tarafından izlenmeye başlanmıştı. Olayın devamını yine aynı subay şöyle anlatmıştı:... Bombalar ateşlenir ateşlenmez düşman karşısındaki iki siperin müthiş infilaklarla altüst olduğu görülüyordu. Sadık, gece yerleştirdiği torpilleri tam isabetle ateşleyerek infilak ettirmeyi başarmıştı. Hemen yanına gittim. Ben ona, Aferin Sadık diye takdirlerimi beyan etmek isterken o, -Beyefendi bak, akşam dediğim kuyuları görüyor musun? diyordu. Akşama kadar yapılan hücumlarda Sadık ın hep düşmana bir aslan gibi saldırdığını gördüm. Ne çare ki akşamüzeri hain kurşun onu, yeni bir kahramanlığı sırasında toprağa serdi. Yine kendi kurşunuyla yaralanan bir düşman askerini ölümden kurtararak siperlerimize getirmek üzere iken yan taraftan gelen bir kurşun, Sadık ı şehit etti. Ne kadar acıdır ki ölüm onu, hayatındakilere yeni kahramanlıklar eklemekten alıkoydu... 56

63 GELİBOLU YARIMADASI GÜNEY BÖLGESİNDEKİ YABANCI ANIT VE MEZARLIKLAR Yabancılar tarafından yapılan mezarlık ve anıtlar genellikle 1914 ile 1919 yılları arasında tamamlanmıştır. Bu anıtların genel özelliklerine baktığımızda, öncelikle birçok mezarlık çıkarma sonrası hayatını kaybeden 57

64 Yeni Zelandalı, Avustralyalı ve İngiliz askerleri anısına dikilmiştir. Bunların yoğunlukta olduğu bölgeler Arıburnu, Conkbayırı ve Suvla çevresidir. Mezarlık ve anıtlar savaş esnasında dikildiği için birçok bölgede yer almaktaydı. Bu başlı başına bir sorun hâline gelmiş ve Lozan Barış Konferansı nda tartışılmıştır. Yabancı devletler kendilerine ait mezarlıkların topraklarının denetiminin kendilerine verilmesi, hatta bayraklarını dalgalandırma talebinde bulunmuşlardır. Bu duruma Türk tarafı karşı çıkmıştır. Mezarlıkların bulunduğu topraklar yabancılara tahsis edilmiştir (Lozan Anlaşması 125. ile 136. maddeler arası). Denetimi ve korumacılığı Türklere ait olduğu belirtilmiş, bununla birlikte mezarlıkların serbestçe gezilebilmesi imkânı verilmiştir. Gelibolu Yarımadası nda 35 ve Çanakkale merkezde bir adet olmak üzere toplam 36 yabancı anıt ve mezarlık bulunmaktadır. Gelibolu Yarımadası nın güney bölgesindeki yabancı anıt ve mezarlıklar; Cape Helles Anıtı, Twelve Tree Copse Mezarlık ve Anıtı, V Beach Mezarlığı, Skew Bridge Mezarlığı, Redoubt Mezarlığı, Pink Farm Mezarlığı, Lancashire Landing Mezarlığı dır. Cape Helles Anıtı Gelibolu Yarımadası nın uç noktasında bulunan Helles Anıtı, İlyas Baba Feneri nin birkaç yüz metre kuzeydoğusunda denizden 46 m yükseklikteki Gözcü Baba Tepesi nde yer almaktadır. Avrupalılar Gelibolu 58

65 Yarımadası nın uç kısmını yani Seddülbahir Bölgesi ni Hellespoint olarak adlandırmaktadırlar. Efsaneye göre Kral Athamas ın kızı Helle Kafkasya ya gitmek için altın postlu koç sırtında Boğaz ı geçerken denize düşüp boğulur ve buraya Hellespoint adı verilir. Bundan dolayı Cape Helles adı verilen anıt, 1924 yılında kaba taştan inşa edilmiştir. Gözcü Baba Tepesi nin üstünde 4 m yükseltilmiş bir platformda yer alan anıt 0,2 hektar alanı kaplamaktadır ve 4,8 m yüksekliğinde, beyaz taş kaplı bir duvar ile çevrilidir. Platformun merkezinde yer alan 32,9 m boyundaki anıta, kenarlarında 1 m lik korkuluklu bir duvar olan taş basamaklarla çıkılmaktadır. Girişin yanındaki metal plaka üzerindeki yazıtın bir kısmı şöyledir: Helles Anıtı, hem Gelibolu Savaşları için hem de bu savaşlarda ölen ve mezarları bilinmeyen veya kaybolan ya da Gelibolu sularına gömülen kişinin anısına dikilmiştir. Anıtın dört bir yanındaki büyük mermer plakalarda, Çanakkale Muharebeleri nde görev alan askerî birliklerin isimleri yazmaktadır. Girişe dönük olan anıtın tabanında şu ibare yer almaktadır: Gelibolu da ya da Boğaz da savaşan birim ve gemilerin bu civarda ölen ve mezarları bilinmeyen İngiliz denizci ve askerlerinin, Avustralyalı askerlerin şerefli anısına, On İki Çam Mezarlığı ve Anıtı (Twelve Tree Copse) 59

66 İngiliz 86 ncı ve 87 nci Tugay askerleri tarafından 28 Nisan 1915 te Twelve Tree Copse (On İki Ağaç Koruluğu) olarak isimlendirilen yer, bugünkü mezarlığın güneyindeki çamlık bir alandır. Ağaçlar muharebeler sırasındaki bombardımanlarda tahrip olmuş ve siper yapımında kullanılmıştır. Ancak askerler mezarlığı ilk verildiği isimle anmaya devam etmişlerdir. Güneydoğu ya dönük, 82 m x 107 m boyutlarındaki dikdörtgen mezarlık, yaklaşık 8500 m² alana sahiptir. 11 adet toplu mezar parseli vardır. Çimenle kaplı alanın sınırını biberiye, petunya, şebboy ve iris çiçekleri oluşturmaktadır. Eğimli arazi üzerinde, istinat duvarındaki basamaklarla ulaşılan üç ayrı platform bulunmaktadır. Her platformda birer tane olmak üzere özel anıt taşlarından 657 kişinin isimleri geçmektedir. Çevre duvarının üç tarafına mezarlığa ismini veren orijinal ağaç topluluğunu çağrıştıran, 12 çam ağacı dikilmiştir. Ekim 1918 de, Silahendaz Yamacı ve Kirte Deresi arasındaki Twelve Tree Copse alanında, ön cephe hattının gerisinden alınan tek mezarlar, Zığındere nin 600 m kuzeybatısında Geoghegan s Bluff Mezarlığı (925 mezar), 300 m güneyinde Fir Tree Wood Mezarlığı, 550 m doğugüneydoğuda Clunnes Vennel Mezarlığı (522 mezar) Twelve Tree Copse Mezarlığı na nakledilmiştir. Mezarlıkta 1323 İngiliz, 70 Yeni Zelandalı, 11 Avusturyalı, 2 Hintli ve 1953 isimsiz asker bulunmaktadır. Mezarlıkta beyaz haç şeklinde bir de anıt yer almaktadır. Anıtta 179 ismin yazılı olduğu taş kitabe bulunmaktadır ve üzerinde Burada, Mayıs 1915 te, İkinci Kirte Muharebesi nde ölen ve mezarları sadece Tanrı tarafından bilinen, Yeni Zelanda subay ve erlerinin isimleri yazılıdır. ifadesi yer almaktadır. Ertuğrul Koyu Mezarlığı (V Beach) 60

67 V Beach Mezarlığı, Ertuğrul Koyu ndaki yamacın önünde, güneybatıya yönelik olarak yer alır. Mezarlık, yabancı kuvvetlerin ilk çıkarma gününden itibaren kullanılmaya başlanmış ve mezarların hepsi sonraki birkaç gün içerisinde yapılmıştır. 18,2 m eninde, sahil tarafındaki duvardan kuzey duvarına 36,5 m uzunluğundaki mezarlık 2045 m²lik bir alanı kaplamaktadır. Ortada, uzun beyaz taş üzerinde kabartma bir haç, onun önünde de Hatıra Taşı (Stone of Remembrance) yer alır. Mezarlık, İngiliz 500 denizci ve askerin mezarını içermektedir. İsimsiz mezarların sayısı 480 dir. Mezarlıkta 25 Nisanda çıkarma yapan birliklerde yer alan ve burada yattıkları bilinen veya tahmin edilen 196 subay için özel anıtlar dikilmiştir. Albay Doughty-Wylie de bu mezarlığın hemen yakınında bulunan tek mezarda yatmaktadır. Skew Bridge Mezarlığı Skew Bridge yani Eğri Köprü Mezarlığı, Seddülbahir-Alçıtepe yolunun 50 m doğusunda, ağaç topluluğunun içinde yer almaktadır. Mezarlık, adını, savaş sırasında 500 m kuzeydoğuda Kanlı Dere nin üzerinde bulunan eğik tahta köprüden almıştır. Köprüden bugüne hiçbir iz kalmamıştır. Mezarlık 30 m uzunluğunda basit kare bir plana sahiptir. Anıt Haç, ahşap giriş kapısına dönük, kesme taştan duvar üzerinde kabartma olarak yapılmıştır. Verimli toprağa sahip mezarlığın duvarla çevrili alanı içinde, erguvan ve zakkum ağaçlarıyla birlikte çiçekli çalılar mezarlığı gölgelemekte ve renk katmaktadır. Gül, biberiye, iris, karanfil, petunya ve menekşeler mezar taşlarını çevirmektedir. Mezarlık 124 Britanya, 5 Avustralya, 2 Yeni Zelanda, 1 Hindistan askerinin ve birliği bilinmeyen 345 askerin mezarını içermektedir. Bu 61

68 mezarların çoğunun Britanya denizcilerine ait olduğu tahmin edilmektedir. Mezarlıkta yer alan özel anıtlar, burada olduğu bilinen ya da tahmin edilen 126 Britanyalı ve 4 Avustralyalı askerin kaydını tutmaktadır. Redoubt Mezarlığı Alçıtepe-Seddülbahir yolunun 1200 m batısında yer alan Redoubt Mezarlığı doğu duvarı boyunca bir hat oluşturan koyu çam ağaçları ile göze çarpar. Mezarlık, adını İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin, Mayıs 1915 te Kirte Muharebeleri nde Ege Denizi ve Çanakkale Boğazı arasında düzgün aralıklarla kurdukları cephe hattından almaktadır. Güneybatıya dönük, 107 m x 55 m boyutlarındaki dikdörtgen mezarlıkta, eğimli gri taşların arasında süpürge otları, iris, lavanta ve güller bulunmaktadır. Merkezdeki çimli yaya yolunu uzun servilerin yanı sıra çilekler çevreler. Diğer yandan, anıt haç ve hatıra taşı, mezarlığın kuzeydoğu kısmında yer almaktadır. Mezarlık Boğaz ın güney girişine bakmaktadır. Boğaz dan geçen gemilerce kolayca görülebilmektedir da, altı küçük mezarlıktan (1 ve 2 Numaralı Krithia Nullah, West Krithia Nullah, Brown House, White House ve Clapham Junction) derlenen cenazeler burada toplanmıştır. Britanya dan 375 denizci, gemici ve askerin; Avustralya dan 16, Yeni Zelanda dan 4, Hindistan dan 1 ve birlikleri belirlenemeyen 1282 askerin mezarları bulunmaktadır. Mezarlıkta 1393 tane isimsiz mezar bulunmaktadır ve bunların arasında olduğu bilinen veya tahmin edilen Kraliyet Donanma Tümeninden 341, Avustralya dan 4 ve Yeni Zelanda dan da 4 asker için özel yazıtlar yapılmıştır. 62

69 Pembe Çiftlik Mezarlığı (Pink Farm) 28 Nisan 1915 te İngiliz birlikleri, buradaki binalardan çok, sahip olduğu kırmızı topraktan ötürü alana bu adı vermişlerdir. Zığındere bölgesinde yer alan dikdörtgen şeklindeki mezarlık, 61 m eninde ve girişten beyaz anıt haça kadar 46 m boyundadır. Hatıra Taşı (Stone of Remembrance) güneybatı duvarı üzerinde yer almaktadır. İki düzlemde tasarlanmış olan mezarlıkta, kimliği belirlenmiş mezarların çoğunluğu aşağı bölümde, kimliği belirlenemeyenler yukarı kısımda bulunmaktadır. Güneybatı duvarının arkasındaki çam ağaçları koyu bir fon oluştururken, ılgın ağaçları, istinat duvarının gerisinde toprağı tutmaktadır. Mezarlıkta 602 mezar vardır. Bilinen mezarlardan 421 i İngiliz asker ve denizcilere, 9 u Hintli, 5 i Yeni Zelandalı, 3 ü Avustralyalı askerlere aittir; 164 mezar sahibinin ise birlikleri belirsizdir. Bu mezarların 250 si isimsizdir. Bunların arasında olduğu düşünülen 212 İngiliz, 4 Hintli, 2 Yeni Zelandalı asker anısına özel anıtlar dikilmiştir. 63

70 Lancashire Landing Mezarlığı Birinci Lancashire Fusilier askerleri için yapılan bu mezarlık, Karacaoğlan Tepe nin doğu yamacında yer almaktadır. Mezarlık, güneybatıda yer alan Teke Koyu ndan dere boyunca 500 m içeridedir. 75 m eninde ve güneybatı duvarından merkezi taşa kadar 50 m boyunda olan mezarlık, 1392 m² defin alanına sahiptir. Taş duvarlar, kabaca beşgen olan mezarlık alanını çevrelemektedir. Bu alanın üst duvarında hafifçe bükülmüş merkezi anıt taş yer almaktadır. Bir kuşak çam ağacı mezarlığı yukarı taraftaki toprak yoldan perdelerken, ılgın otları ve meşe ağaçları diğer üç tarafı çevrelemektedir. Doğu duvarındaki kapının sağında kabartma hâlinde şu ibare yer almaktadır: 29 uncu Tümen 25 Nisan 1915 sabahında sahile çıkarma yapmıştır. Mezarlıkta 1170 İngiliz asker, denizci, deniz piyadesi, havacı ve tüccar denizci, 2 Kanada, 27 Avustralya, 15 Yeni Zelanda, 2 Hintli, 17 Yunan işçinin mezarı bulunmaktadır. Kimliği belirlenemeyen 135 mezardan 116 sı Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiliz askeri birimlerine aittir. 19 mezarın sahibi ise tespit edilememiştir. Genel olarak bakıldığında; Gelibolu Yarımadası üzerinde bulunan yabancı mezarlıklar standart bir plana göre yapılmıştır. Sadece büyüklükleri ve içindeki mezar miktarı farklılık göstermektedir. Mezarlık içinde yer alan mezar taşları o bölgede harekâta katılan ve hayatını kaybeden askerleri sembolik olarak göstermek için yapılmıştır. Üzerinde ölenin ismi, birliği, memleketi, yaşı, ölüm tarihi ve bazılarında birer satırlık övgü dolu sözler bulunmaktadır. Ayrıca her mezarlığın orta kısmında kimliği belirlenemeyenler için bir Weadstone ortak baş taşı konmuş ve üzerine o bölgede hayatını kaybedenlerin toplam miktarı yazılmıştır. Anıt-mezarlıklardaki (Twelve Tree Copse gibi) çevre duvarlarının üzerine, muharebelere katılan askerlerin isimleri yazılmıştır. Giriş kapılarında mezarların adları İngilizce olarak 64

71 yazılmıştır ve çoğu adını bulunduğu yöreden almıştır. Bazı büyük mezarlıkların kapılarında (Twelve Tree Copse gibi) Gelibolu Harekâtı nın İngilizce ve Türkçesi, mezarların üzerinde gösterildiği harita ve mezarlıktaki mezar miktarının belirtildiği alüminyum veya pirinç levha bulunmaktadır. İngiliz mezarlıklarının tümünde, üzerinde büyük kabartma haç olan büyük bir mezar taşı vardır ve bu taşta Name Liveth Evermore. (Onların Adı Sonsuza Dek Yaşayacaktır.) cümlesi yazılıdır. ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ VE MÜZESİ Çanakkale Şehitler Abidesi, Birinci Dünya Savaşı nda Çanakkale Boğazı nı geçmek isteyen İtilaf devletleri ordularıyla, Türk ordusu arasında bu bölgede 25 Nisan 1915 ten 9 Ocak 1916 ya kadar devam eden Çanakkale Muharebeleri nde şehit olan 589 subay, erbaş ve er olmak üzere toplam şehidimizin aziz hatıralarını yâd etmek amacıyla inşa edilmiştir. Anıt, mevki itibarı ile Eceabat ilçesi, Seddülbahir koyu bölgesinde, Morto Limanı na (İngilizler tarafından ikmal üssü olarak kullanılmıştır) hâkim, Eski Hisarlık Sırtı, Ömer Kaptan Tepesi üzerinde bulunmaktadır. Anıtın inşasına, 1945 yılında karar verilmiştir yılında Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak ın direktifleriyle, Millî Savunma Bakanlığınca bir yarışma açılmıştır. Yarışma neticesinde Mimar Prof. Dr. Doğan Erginbaş ile Mimar Doç.Dr. İsmail Utkan ın projeleri birinci olmuştur. 65

72 Projenin gerçekleştirilmesi için Çanakkale Şehitleri Abidesi Yaptırma Derneği kurulmuş, adı geçen Derneğin gayretleri, Milliyet gazetesinin yurt çapında açtığı yardım kampanyası ve Türk milletinin katkıları ile 19 Nisan 1954 tarihinde anıtın temeli atılmıştır. İnşaat eksik kalmasına rağmen, 21 Ağustos 1960 tarihinde açılışı yapılan anıtın altında Savaş Eserleri Müzesi, yanında Mehmetçik Anıtı ve Türk Şehitliği bulunmaktadır. 625 m²lik alanı kapsayan anıtın yüksekliği 41,70 m tabanı 25x25 m boyutlarındadır. Dört ayak üzerine oturtulan anıt milletimizin sağlam temellere dayandığını ve yıkılmaz olduğu anlamını taşımaktadır. Ayaklarda sekiz rölyef bulunmaktadır. Denize bakan dört tanesi deniz savaşlarını, karaya bakan dört tanesi de kara savaşlarını anlatmaktadır. Her bir ayağın kalınlığı 7,5 m ayaklar arasındaki mesafe 10 m dir. Ayaklar üstte 5 m lik beton tavan ile tutturulmuştur. Ana gövde, 30x30 m boyutlarında bir onur holüne sahiptir ve 45x45 m lik bir plato ile çevrilidir. 21 Ağustos 1971 tarihinde İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından açılmış olan müzede, Çanakkale Muharebeleri sırasında çevrede kalan silah ve malzemeler, haritalar, krokiler ve fotoğraflar sergilenmektedir. Gnkur. ATASE ATEM Başkanlığı Heyeti (18 Haziran 2009) Kültür ve Turizm Bakanlığının Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı çerçevesinde yenileme projelerine devam edilmektedir. Bu kapsamda anıtın tavanına özel cam mozaik ile Türk bayrağı resmedilirken, anıtın dış alınlıkları da cam mozaikle kaplanmıştır. Tören alanında abidenin karşısına 5x45 m boyutlarında bir duvar üzerine Çanakkale Muharebeleri konulu rölyef yapılmıştır. 66

73 ESKİ HİSARLIK (MORTO KOYU) VE BU BÖLGENİN MUHAREBELERDEKİ ÖNEMİ Seddülbahir Muharebeleri sırasında Müttefiklerin çıkarma yaptığı beş koydan biri olan ve S Plajı olarak adlandırılan Morto Koyu, Gelibolu Yarımadası nın güney ucunda yer alır. Fransızların Kerevizdere de tutmuş oldukları mevzileri ele geçirmek için yapılan devamlı taarruzlara karşı, Fransızların savaş gemilerinin yardımını istemeleri üzerine, her akşam iki muharebe gemisi Morto Koyu açığına gönderilmekteydi. Bu gemilerin ateşinden hayli zarar görülmesi üzerine, 5 inci Ordu Komutanlığı, Boğazlar Genel Müfettişliğine başvurarak bu kötü durumun giderilmesini istemiştir. Bu amaçla başlangıçta Draç sınıfı üç torpidobotun kullanılması düşünüldüyse de bunların birer torpido kovanına sahip bulunmaları ve taarruz bölgesinin darlığı dolayısıyla filotilla hâlinde kullanılmalarının güçlüğü ortaya çıkınca vazgeçilerek Muavenet muhribinin kullanılmasına karar verilmiştir. 12 Mayısta sona eren bu hazırlıklar arasında kıyı boyunca yapılacak seyir sırasında geminin dibe değmemesi için kömür ve yağın yarısı gemiden çıkarılmıştır. 90 kilo şarjlı üç Svartskopf torpidosu kovanlara sürülmüş; bir tanesi de yedek olarak güverteye alınmıştır. Torpidolar, 1200 metre mesafe, 34 mil sürat ve iki metre derinliğe ayarlanmıştır. Düşmanın torpido ağı kullanmadığı saptanmış olduğundan torpidolara ağ makası takılmasına ihtiyaç görülmemiştir. Bu sırada Goliath ve Cornvallis muharebe gemileri demirli bulunmakta, iki İngiliz muhribi Rumeli, diğer ikisi Anadolu kıyısında ve biri de Boğaz ağzının ortasında karakol yapmakta idi. İmkânsız gibi görünen bu görevi alan Muavenet-i Milliye muhribinin Komutanı Kıdemli Yüzbaşı Ahmet Saffet Bey di. Torpido Uzmanı Alman Yüzbaşı Firley de gemiye müşavir olarak verilmiştir. Çanakkale Muharebeleri nin belki de seyrini değiştirecek gizli saldırı için artık önlerinde sadece birkaç gün kalmıştır. Goliath ve Cornvallis, taarruza kalkan Türk birliklerini top ateşine tutarak bölgeyi cehenneme çevirmektedir. Yüzbaşı Ahmet in aldığı gizli emir Mayıs gecesi bu gemilere karşı yapılacak 67

74 saldırıyla ilgiliydi. Türkler in Kocakarı adını taktıkları ve savaşın başından beri üzerlerine ölüm yağdıran Goliath artık hedefteydi. Toplarının gürlemesinin bu saldırıyla kesilmesi ümit ediliyordu. Muavenet-i Milliye, 1909 yılında Almanya da denize indirilmiş 620 ton kapasitesinde, 72,1 metre boyunda ve 2 adet torpido kovanı olan ufak bir muhriptir. Böyle küçük bir geminin tonluk dev bir savaş gemisini avlaması için dahiyane bir plan yapılmıştır. Plana göre hücum gece yarısından biraz sonra yapılacaktır. Böylece, bir vardiyanın uykuya olan ihtiyacı ile ayakta kalan diğer vardiyanın da uyku sersemliğinden faydalanılacaktır. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından 12 Mayıs gece yarısını biraz geçe harekete geçen Muavenet, 8 mil süratle Rumeli kıyılarına âdeta sürünürcesine Boğaz dışına doğru seyretmeye başlamıştır. Bacasından dumanla birlikte kızıllık da çıkmasın diye kazanlar da söndürülmüştür. Saat a doğru gözcüler, tam pruvada Eski Hisarlık Burnu na bordalarını vermiş iki düşman zırhlısının görüldüğünü rapor etmişlerdir. Ayrıca iki muhrip de karakol geziyordu. O sırada birden düşman gemilerinin birinin köprü üstündeki ışıldağının parıldadığı görüldü. Gözcüler belli ki üzerine doğru gelmekte olan hayalet tekneyi fark etmişti. Muavenet gerçekten zor durumdaydı. Kıdemli Yüzbaşı Ahmet Saffet soğukkanlılığını hiç kaybetmeden, ışıldakçısına aynı işareti vermesini söyledi: 0 (yani parola?). Bu bir anlamda soruya soruyla cevap vermekti. İstiyordu ki İngilizler bir an için olsa bile şaşırsınlar, o da bir anlık tereddütten yararlanabilsin! Dev zırhlıyla artık aralarında metre mesafe vardı. Ahmet Yüzbaşı önce tüpteki üç torpidonun da gönderilmesini emretti. Sonra da Makine tam yol ileri komutunu verdi. Muavenet hızla uzaklaşırken müthiş bir infilak sesi gecenin karanlığını yırttı. Arkasından bir daha. Sonra bir daha. Üç torpido da hedefini bulmuş, 750 kişilik mürettebatından gemi komutanı da dâhil 570 kişiyle Goliath Morto Koyu nda 70 metre derinliğe gömülmüştü. Mürettebattan yalnız 180 kişi kurtulabilmişti. 13 Mayıs 1915 tarihi, Muavenet muhribinin Morto Koyu nda demirli Goliath İngiliz muharebe gemisini batırması, Çanakkale Muharebeleri tarihinde önemli bir yer tutar. Müttefik Ordularının Komutanı olan General Ian Hamilton un Düşman madalyayı hak etti! diye günlüğüne not düşmesine neden olan Muavenet-i Milliye nin bu başarısı Müttefik donanmasının Mondros Limanı na çekilmesine neden olmuştur. Goliath ın batırılışından sonra İngilizler, Boğaz ın zorla geçilmesi fikrinden tamamen vazgeçmişlerdir. 18 Mart Harekâtı ndan sonra donanmayla Boğaz ı bir kere daha zorlamayı planlıyorlardı. Çünkü kara harekâtı da istenilen sonucu vermemişti. Goliath ın batırılışı bu plandan vazgeçilmesine neden olmuştur. Ayrıca geminin batırılışından iki gün sonra 15 Mayıs 1915 te İngiliz Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Fisher, ardından da 17 Mayısta Churcill istifa etmiştir. Küçük bir Türk muhribi olan Muavenet-i Milliye nin bu başarısı İngiltere Kabinesinde kriz yaratacak şekilde etkili olmuştur. 68

75 SEDDÜLBAHİR SAVUNMASI (25-26 NİSAN 1915) Akdeniz Seferî Kuvvetler Komutanı General Hamilton, Gelibolu Yarımadası nın güneyinde taktik açıdan bir kilit nokta oluşturan Alçıtepe yi ele geçirmek amacıyla çıkarma yeri olarak Seddülbahir sınırlarını seçmiştir. Seddülbahir de, 25 Nisan sabahı saat da donanma ateşiyle birlikte çıkarma harekâtı başlamıştır. Seddülbahir: Yarımadanın Arıburnu kuzeyindeki Azmak Deresi nden başlamak üzere, güneyde Eski Hisarlık sırtlarına kadar uzanan 35 km uzunluğunda ve 200 km² yüz ölçümündeki bölgedir. Bölge, sahil kesimlerinde elverişli çıkarma plajlarına sahip olup iç kısımlara gidildikçe yükselen bir karakter arz eder. Bölgenin en hâkim kesimi kuzeydeki Alçıtepe dir. Çıkarma plajlarından gelen yaklaşma istikametleri bu bölgede düğümlenir. Donanmanın, üç taraftan harekâtı desteklemesi mümkün olup arazi harekâta müsaittir. Ancak hedefe el atmak için derinlikte ilerlemeyi gerektirir. Bölgede beş çıkarma plajı mevcuttur. Y Plajı (Sarıtepe güneyi); Zığındere nin kuzeyindedir. Bu bölge bir kayalığın dibinde 65 metre uzunluğunda dar bir alandır. Muharebeler esnasında bir gözcü bile bırakılmamıştır. X Plajı (İkiz Koyu); Teke Burnu nun hemen kuzeyindedir. Bu plaj bir alçak bir kayalığın dibinde 185 metre uzunluğunda 85 metre genişliğinde bir kumsaldır. Buraya yapılan çıkarmanın amacı Seddülbahir güney kıyılarını kuşatmaktır. W Plajı (Teke Koyu); Teke Koyu ndadır. Bu plaj 350 metre uzunlukta, metre genişlikte ince kumlu bir alandır. V Plajı (Ertuğrul Koyu); Ertuğrul Koyu ndadır. Beş çıkarma yerinin en önemlisi burasıdır. 300 metre uzunluğunda 10 metre derinliğinde bir kumsala sahiptir. Kumsalın bitiminde yer yer kayalık kum seti vardır. S Plajı (Morto Koyu); Morto Koyu nu kontrol altında tutan Seddülbahir deki savunmanın yan ve gerilerini tehdit eden mevki ve yapısıyla Eski Hisarlık Sırtları nı (Çanakkale Şehitleri Abidesi nin bulunduğu yer ve civarı) ihtiva eden kritik bir yerdir. Türk Kuvvetleri 26 ncı Piyade Alayı; 1 inci Piyade Taburu ile Kumtepe den Kirte hizasına kadar olan sahilde, 2 nci Piyade Taburu buradan Zığındere kuzeyine kadar olan kısmı savunmakla görevlendirilmiştir. 3 üncü Piyade Taburu, bir batarya ve bir istihkâm bölüğü ile takviyeli olarak Binbaşı Mahmut Sabri komutasında asıl muharebelerin cereyan ettiği bölge olan Tekeburnu kuzeyi Morto Limanı arasındaki tahkim edilmiş Seddülbahir mevzisinde tertiplenmiştir. 25 inci Piyade Alayı ve Topçu Taburu, 9 uncu Tümen karargâhı ile birlikte Maydos güneybatısında bulunmaktadır. 69

76 İtilaf Kuvvetleri Seddülbahir bölgesinde 29 uncu İngiliz, 1 inci Fransız Tümenleri ile İngiliz Deniz Tümeni çıkarılarak Alçıtepe ele geçirilecek ve buradan Kilitbahir istikametinde ilerlenecektir. Özellikle İngiliz 29 uncu Tümeni çıkarmayı yapacak ve bunu Fransız ve deniz piyade tümenleri takip edecektir. 26 ncı Alay 3 üncü Taburun 25 Nisan 1915 Durumu Muharebelerin Cereyan Tarzı S Sahili: Hisarlık bölgesi 3 üncü Piyade Taburunun sorumluluk bölgesinde olmamasına rağmen, ihtiyatı olan 8 inci Bölükten bir takım ile bu bölgede savunma tertibi almıştır. Üç savaş gemisinin himayesinde, üç piyade bölüğü kadar kuvveti ile 25 Nisan 1915 günü saat da karaya çıkmaya başlayan düşman, yoğun topçu ateş desteği ile taarruza başlamıştır Bunun karşısındaki takım ağır zayiat vererek 1500 metre geri çekilmek zorunda kalmıştır. 8 inci Bölükten bir kısım unsurlarla takviye edilen bu takımın icra ettiği karşı taarruzlar neticesinde düşman Eski Hisarlık bölgesine geri çekilmiştir. V Sahili (Ertuğrul Koyu): Seddülbahir-Ertuğrul arasında bulunan bu kesime düşman üç tabur kadar kuvvetiyle sıklet merkezi yaparak, çıkarma 70

77 harekâtını icra etmeyi planlamıştır. Bu plajı 26 ncı Alay 3 üncü Tabur 10 uncu Bölüğü savunmaktadır. Esas muharebeler Yahya Çavuş un komuta ettiği takımın bölgesinde, Gözcübaba Tepe de cereyan etmiştir. Bu bölgeye çıkan düşman şiddetli direniş ve ateş yoğunluğu ile karşılaşmıştır. Akşama kadar yapılan çıkarma teşebbüslerinden bir sonuç alınamamış, sadece 200 kişi sahile çıkmayı başarmıştır. Verilen zayiatın fazla olması ve askerlerin karaya çıkmak istememeleri çıkarmanın gece yapılmasına sebep olmuştur. Ertesi gün bu bölgede etkili bir çıkarma yapılamayacağının anlaşılması üzerine bu plaja planlanan birliklerin bir kısmının W Plajı na çıkarılmasına karar verilmiştir. 25 Nisan gecesi ihtiyat taburundan bölgeye gönderilen takviye kuvvetleri ile düşmana parça parça yapılan karşı taarruzlar istenen sonucu vermemiştir. 26 Nisan 1915 sabahı bölgeyi savunan 3 üncü Tabur cephesinde düşman birlikleri 10 tabur kadardır. Birliklerin takviye edilememesi nedeniyle alaydan geri çekilme emri verilmiştir. Verilen çekilme emrine rağmen bölgeyi savunan tabur komutanı çekilmeyerek savunmasına devam etmiştir. Ancak öğleye doğru kendi inisiyatifi ile Aytepe-Harapkale deki tümen komutanın emrettiği hatta çekilmiş ve bu hatta savunmasına devam etmiştir. Bunun üzerine de düşman bu bölgedeki sıklet merkezini S Sahili ne kaydırmıştır. W Sahili (Teke Koyu): Bu bölge X Plajı ile birlikte 12 nci Bölük tarafından savunulmuştur. Çıkarmaya elverişli kesime hâkim olan arazi tahkim edilerek denize kadar tel örgü çekilmiştir. Buraya çıkarılması planlanan altı piyade bölüğü kadar kuvvet ağır zayiat vermesine rağmen sahile çıkmaya muvaffak olmuştur. Düşman X sahiline çıkması planlanan takviyeli bir alay kadar kuvveti de bu bölgeye sevk etmiştir. Düşman 25 Nisan günü 38 Rakımlı Tepe ve Karacaoğlan Tepe yi ele geçirmiştir. Tabur komutanı düşmanın bu bölgede tutunması üzerine derhâl parça parça tutmuş olduğu ihtiyatını bu bölgeye sevk ederek savunmanın devamını sağlamaya çalışmıştır. Ancak burada X Sahili ne çıkan düşmanın sadece gözetleme postalarımızdan ibaret olan birliklerimiz karşısında ilerlemesi sonucunda yan ateşine maruz kalmıştır. Ertesi gün düşmana karşı kritik durumda bulunan birliklerimiz tümen komutanının emrettiği hatta çekilmişlerdir. X Sahili (İkiz Koyu): Buraya yapılan çıkarmanın amacı Seddülbahir güney kıyıları bölgesini savunan birlikleri kuşatmaktır. Bu sahil hiçbir engel ve tahkimat yapılmaksızın bir manga ile korunmaktadır. Düşman bir tabur gücünde yaptığı çıkarma ile bu mangayı geriye püskürtmüş, 38 Rakımlı Tepe ve Karacaoğlan Tepeleri ele geçirmek ve W Sahili ne çıkanlarla birleşmek için doğuya dönmüştür. Takviye olarak sevk edilen 26 ncı Alay ihtiyatı 2 nci Tabur 7 nci Bölük X Sahili nden güneye doğru ilerleyen düşmanın sol kanadına taarruz etmişse de üstün düşman karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştır. 71

78 Güneye doğru ilerleyerek W Sahili ndeki diğer birlikleri ile birleşmeye çalışan düşman 25 Nisan saat de Teke Koyu nu savunan bölüğün gerisine düşmüştür. Bölük komutanı Teke Koyu bölgesinde yeterli kuvveti bırakarak Karacaoğlan Tepe çevresini korumaya çalışmıştır. Tabur ihtiyatı 9 uncu Bölük tarafından düşman bu hatta durdurulmuştur. İkiz Koyu 1915 İkiz Koyu

79 Y Sahili (Sarıtepe Güneyi): Bu sahil Türk askeri tarafından tutulmamıştır. Zığındere mansabından Kirte batısına kadar olan bu bölgeye yaklaşık olarak bir tugay kadar düşman kuvveti hiçbir direnmeyle karşılaşmadan ve tek bir silah atmadan çıkarmayı gerçekleştirmişlerdir. Bu bölge sadece Kirte de ihtiyatta bulunan 2 nci Tabur 6 ncı Bölük tarafından gözetleme altında bulunduruluyordu. Ancak bu bölgeye çıkarma yapan düşman komutanına tali taarruz görevi verildiğinden, bu bölgeye yapılacak çıkarma ile asıl Türk kuvvetlerini üzerine çekerek düşman kuvvetlerinin sıklet merkezi ile Seddülbahir istikametinde taarruzlarını geliştirmesiydi. Bunun içinde bölgeye çıkan düşman kuvvetleri hiçbir direnme ile karşılaşmamalarına rağmen ileri harekâta devam etmeyerek sahilde mevzilenerek beklemeye başlamışlardır. 9 uncu Tümen ihtiyatı 25 inci Alay 2 nci Tabur saat da yaptığı taarruzla bu düşmana ağır zayiat verdirmiştir. 26 Nisan sabahında bu plajda bulunan iki İskoç taburunun ancak yarısı sağlam kalabilmiş aynı gün gemilere tahliye edilmişlerdir. BİNBAŞI MAHMUT SABRİ BEY Binbaşı Mahmut Sabri Bey hakkında elimizdeki bilgiler oldukça kısıtlıdır. Hakkında biyografik bilgi verebilmek mümkün değildir. Çanakkale Muharebeleri nin başladığı 25 Nisan 1915 günü Seddülbahir Cephesi ni savunan 9 uncu Tümen 26 ncı Alay 3 üncü Taburun komutanıdır. Cepheyi 22 Nisanda devralmıştır. 12 bölüklü birliği ile Morto Koyu ndan, Seddülbahir Kalesi ve Ertuğrul Koyu ndan doğudaki Teke Koyu na kadar olan bölgede savunma tertibatı almıştır. Bu bölge İngilizlerin 29 uncu Tümeni ile yapılan ana çıkarma bölgesidir. Binbaşı Mahmut Sabri Bey taburu ile birlikte Seddülbahir Muharebeleri nin tüm yükünü sırtlamıştır. Bizzat savunma siperlerinde düşmana karşı kendisinden beklenenden fazla gayret sarf eden Mehmetçikleri; Dayanın evlatlarım; vatan selameti için gayret zamanıdır. gibi teşvik sözleriyle ayakta tutmaya çalışan Binbaşı Mahmut Sabri Bey, Alay Komutanlığına gönderdiği raporunda; Erat ve subayların gayret ve fedakârlıklarına güvenim vardı. Pek az sayıda da olsalar, düşmanın üstün gücünü umursamayacaklarını biliyordum. Nitekim de öyle oldu. Erat hem ateş ediyor hem de süngü hücumu için emir bekliyordu. Kimsenin kendi kuvvetimizle düşmanınkini kıyasladığı yoktu. Tabur, Nisan tarihlerinde subaylarının çoğu ile erlerinin yarısından çoğunu kaybedinceye kadar fedakârlık göstermekten geri kalmadı. Bu derece fedakârlık ve kuvvetli kalbe sahip bir asker takdir edilmez mi? diyerek Mehmetçiklerin kahramanlığını dile getiriyordu. Mahmut Sabri Bey savaşın en kanlı saatlerinde siperden sipere koşuyor, cephane sandıklarını kendisi sırtlayıp omzunda askerlerine taşıyor ve dayanın evlatlarım, takviye gelecek ve süngü hücumuna geçilerek düşman denize dökülecektir. sözleriyle onların moralini yüksek tutmaya çalışıyordu. Bu bölgede taburu ile 36 saat direnmiş, Liman von Sanders in kuzeyde iki tümen tutarak kaybettiği bir buçuk günü Türk ordusuna geri 73

80 kazandırmıştır. 25 Nisan günü tüm cephe boyunca her bölüğün yanına koşmuş, hepsi ile konuşarak moral vermiş, zorda olan bölüklere ihtiyatta tuttuğu 200 kişiden onar yirmişer destekler göndererek savunmalarına yardım etmeye çalışmış, yaralanarak cephe gerisine alınmıştır. Yazdığı raporlara ismini yazmamış, hep gidildi, görüldü, yapıldı şeklinde cümlelerini bitirmiştir. Bu durum Ordu Müfettişi Fahrettin Bey in (Altay) anılarına şu şekilde yansımıştır. Bu raporu yazan zat imzasını koymamıştır. Sonradan yapılan araştırmalardan Binbaşı Mahmut Bey olduğu anlaşılmıştır. Bu muharebeden takriben bir ay kadar sonra kendi yaralı ve tedavide iken hatıra olarak yazmış Harbiye Nezareti Müsteşarlığına vermiştir. Aslı şimdi Harp Tarihi Encümeninde ve dosyasındadır. 3 Ezineli Yahya Çavuş u raporuna yazarak, taltif edilmesini isteyen ve kendisini tanımamızı sağlayan da Binbaşı Mahmut Sabri Bey dir. SEDDÜLBAHİR KALESİ Seddülbahir Kalesi 1890 lı Yıllar Seddülbahir Kalesi Seddülbahir Muharebesi ve 26 ncı Alay 3 üncü Tabur Harekâtı, Harp Akademisi Matbaası, Yıldız,

81 Tarihî yapı, 1659 tarihinde, Köprülü Mehmet Paşa zamanında, Askerî Mimar Mustafa Ağa tarafından yapılmıştır. Zamanında eski topların bulunduğu kalede, Çanakkale Muharebeleri öncesi 10 top bulunuyordu. Kale önce 3 Kasım 1914 te, sonra 19 Şubat 1915 te ve 25 Şubat 1915 te ağır şekilde bombalanmış; 18 Mart tarihindeki saldırıdan önce tamamen susturulmuştur. Müttefik donanması için tehdit teşkil etmeyen kale, 25 Nisan günü Ertuğrul Koyu na çıkan İngiliz askerleri için büyük bir tehlike oluşturuyordu. Yıkıntılara saklanan Türk askerleri, karaya çıkan istilacılara büyük zayiat verdirmiş; daha doğrusu bu noktada, 12 saat süreyle karaya bile çıkmalarına izin vermemiştir. Çanakkale Muharebeleri Sonrası Seddülbahir Kalesi İngilizler kaleyi ancak ertesi gün kontrol altına alabilmişlerdir. Hem bu bölge hem de kale, 27 Nisan tarihinden itibaren Fransızlar tarafından devralınmış ve Seddülbahir Kalesi savaş sonuna kadar depo, hastane, yatakhane olarak kullanılmıştır. 75

82 İLK ŞEHİTLER ANITI (SEDDÜLBAHİR CEPHANE ŞEHİTLİĞİ) Şehitlik, Seddülbahir Kalesi nin kuzeydoğu duvarına yapışıktır. Şehitliğin hemen yanında, Kültür Bakanlığı tarafından kültür varlığı olarak tescil edilen tarihî bir çeşme bulunmaktadır. Türk ordusunun ilk şehitleri anısına yapılmış olan anıt, Seddülbahir Kalesi nin avlusuna girmeden önce, sol tarafta yer almaktadır. Anıt, biri kaide ve diğeri taştan bir sur şeklinde iki parçadan oluşmaktadır. 3 Kasım 1914 tarihinde İngiliz ve Fransız donanmasının Seddülbahir ve Kumkale ye yaptığı bombardıman sırasında bir top mermisinin cephaneliğe isabet etmesi sonucu büyük bir patlamayla 5 subay ve 81 er şehit olmuştur yılında yapılan ilk anıt savaş sırasında yok olmuştur. Yeni anıt, ilk şehitler anısına 1986 yılında yaptırılmıştır. Şehitliğin duvarında o patlamada ölen 5 subayın isimleri yazmaktadır. 76

83 YAHYA ÇAVUŞ UN ERTUĞRUL KOYU SAVUNMASI Çanakkale Muharebeleri öncesinde Seddülbahir Cephesi nde beş yerden çıkarma yapılması planlanmıştır. Bu cephenin komutasını General Hunter Weston yapmakta idi. Onun emrinde 29 uncu İngiliz Tümeni ve 1 inci İngiliz Deniz Piyade Tümeninin iki taburu vardı. Düşmanın Hunter Weston komutasındaki 29 uncu Tümenine karşı Seddülbahir de 9 uncu Tümenimizin 26 ncı Alayının 3 üncü Taburu bulunuyordu. 3 üncü Taburun 12 nci Bölüğü Teke Koyu nu savunmakla görevlendirilmiştir. Bunun yanından bu Taburun 10 uncu Bölüğü de Ertuğrul Koyu nun savunmasından sorumluydu. V kumsalı yani Ertuğrul Koyu, Ertuğrul Tabyasının karşısına isabet ediyordu. Çıkarma 300 m uzunluğunda 10 m derinliğinde bir kumsala yapılmıştır. Ertuğrul Koyu nun gerisinde, bir yanda Gözcübaba Tepesi (Ertuğrul Tepesi), bir yanda Harapkale Tepesi vardır. İki tepe de önemli dayanak noktalarıdır. Düşman buraya Albion zırhlısı himayesinde geniş ölçüde asker tahsis etmiştir. Seçilen çıkarma alanı her tarafta kayalıklarla çevrili idi. Buralarda makineli tüfeklerimiz yuvalanmıştır. Düşmanın karaya çıkmasını engellemek amacıyla dikenli teller kıyı boyunca yerleştirilmiştir. Buraya çıkarma iki ayrı düzende planlanmıştır. Öncü olarak İrlanda Taburu Ertuğrul Koyu na çıkarılacaktı. Daha sonra İngilizler River Clyde adlı kömür gemisi ile kıyıyı baştankara edecek ve bir tür yüzen iskele oluşturacaktı. River Clyde a yerleştirdikleri 2000 asker böylece karaya çıkartılacaktı. Modern Truva atı olarak nitelendirilen River Clyde İngilizlerin Fransızlardan aldığı 10 yaşında kömür gemisi idi. 77

84 Karaya Oturan River Clyde Gemisi İngilizlerin yoğun bombardımanları sabaha karşı 4.30 civarında başlamıştı. Buna rağmen birliklerimiz sükunetlerini bozmadan herhangi bir karşılık vermemişlerdir. Ertuğrul Koyu sırtlarındaki 26 ncı Alayın 10 uncu Bölüğünün bir takımını yöneten, Ertuğrul Koyu nun batı tarafına yerleşen ve bu koyu yandan gören beş manga askere Yahya Çavuş komuta ediyordu. Ezineli Yahya Çavuş, Balkan Savaşı na katılmış, her Türk askeri gibi o da yenilginin ıstırap ve mahcubiyetini yüreğinden atamamıştır. Birinci Dünya Savaşı için seferberlik ilan edilince gönüllü yazılmıştır. Çanakkale Cephesi nde 9 uncu Tümen, 26 ncı Alay, 3 üncü Tabur, 10 uncu Bölüğe bağlı beş manga (45) askerin başında 25 Nisan 1915 te Seddülbahir Ertuğrul Koyu savunmasında görev almıştır. Kendisi diğer askerlerle birlikte çıkarmanın gerçekleşeceği zamanı beklemekteydi. Ertuğrul Koyu nda Albion zırhlısının ateşi altında ilk anda Dublin Taburu, sonra da River Clyde kömür gemisiyle çıkarma sürdürülecekti. Plana göre harekâta saat 6.00 da başlanacaktı; fakat akıntının attığı sandallar kırk beş dakikalık bir gecikmeyle kıyıya gelebildiler. Kıyıya 200 metre kala 10 uncu Bölüğün ani ateşi başlamıştır. Yahya Çavuş ve arkadaşları çıkarma birliklerinin yanaşmasını sabırla beklemiş, tam kıyıya çıkacakları sırada şiddetli ateşe başlamışlardır. Çıkarma kuvvetleri ilk anda çok zayiat vermişlerdir. Sandalların büyük bir kısmı kaçmış, bir kısmı devrilmiş ve batmış; ancak birkaç kişi karaya çıkabilmiştir. 10 uncu Bölüğün yoğun ateşi ve özellikle Yahya Çavuş un başında bulunduğu takımın yandan ateşi ile gemiden dışarı çıkan askerler birer birer vurulmuştur. Düşman kuvveti durdurulmuştur. Kömür gemisinden çıkmak isteyenler vurulmuş, iskeleler ölü ve yaralılarla dolmuştur. Öğleye doğru 78

85 Seddülbahir üzerinde uçuş yapan ve durumu gözetleyen İngiliz pilotu Samson, deniz suyunun kıyı kesiminin kıpkırmızı kesildiğini telsizle rapor etmiştir. Üç saatlik çarpışma sonucunda çıkarma araçlarıyla kumsala çıkabilenlerden sağ kalan 200 asker, kıyıda bir toprak parçasına tutunmaya çalışmışlardır. İngilizlerin çok güvendikleri 29 uncu Tümenin öncüleri karaya çıkıp tutunmayı başaramamışlar, River Clyde da 1000 den fazla asker kapalı kalmıştır. Ertuğrul Koyu ndaki çıkarma saat da durdurulmuştur. Ancak bir müddet sonra Ertuğrul kumsalında sıkışıp kalan tabur, Gözcübaba Tepe ye ilerlemiştir. Beş mangalık takımıyla bu sırtları tutan Yahya Çavuş, Ertuğrul savunmasında olağanüstü bir yetenek ve kahramanlık göstererek, bu hareketi durdurmuştur. Biraz sonra Aytepe nin sarıldığını ve kendi gerisinin de kuşatıldığını haber alan Yahya Çavuş, bulunduğu mevzilerde bir kısım kuvveti bırakıp diğer mangalarına süngü taktırmış ve Aytepe ye harekete geçmişse de o yetişinceye kadar tepe düştüğünden eski mevzilerine dönmek zorunda kalmıştır. Aytepe nin düşman tarafından alınması ve havanın kararması nedeni ile yanında bulunan arkadaşları ile Harapkale deki bölüğüne dönmeye mecbur olmuştur. Ertuğrul Tabyası ile Ertuğrul Koyu nu düşmanın her türlü ateşine karşı 12 saat savunduktan sonra yerinden ayrılmıştır. Seddülbahir de 3 üncü Tabur Komutanı Bnb. Mahmut Sabri muharebeyi büyük bir cesaret ve yetenekle yönetmiştir. Ancak Tabur sıkıntılı durumunu koruyordu. Akşam saatlerinde Aytepe düşmüş, Gözcübaba Tepesi ise hâlâ direniyordu. Buradaki birlikler olağanüstü bir çaba ve direnme örneği vererek takviye kuvvetleri gelinceye kadar subay ve er mevcudunun yarısını kaybetmesine rağmen, diğer Türk birliklerine değeri hiçbir ölçü ile tanımlanamayacak 20 saatlik bir zaman kazandırmıştır. Bölgenin kilit noktası ve İngilizler için ilk hedef olan Alçıtepe nin düşman eline geçmesine engel olmuştur. Seddübahir de yapılan muharebelerde her subay bir Mahmut Sabri, her erbaş, er birer Yahya Çavuş tur. Bunlar muharebeye katılan kahraman Türk ordusunun seçilen birkaç örneğidir. 79

86 YAHYA ÇAVUŞ ANITI Yahya Çavuş Anıtı 1962 yılında Seddülbahir köyünün 2 km batısında Göztepe mevkisinde Yahya Çavuş ve arkadaşları için dikilmiştir. İngiliz tarihçisi Aspinal Oglander: Yahya Çavuşların destanlarını yazmak için sözler yetersizdir. ifadesini kullanmıştır. 80

87 Anıta yazılan şiir Yahya Çavuş ve nice Yahya Çavuşları anlatan çok güzel bir örnektir. Bir kahraman Takım ve Yahya Çavuş tular. Tam üç alayla burada gönülden vuruştular. Düşman, tümen sanırdı bu şaheser erleri. Allah ı arzu ettiler, akşama kavuştular. 81

88 TEKE KOYU Teke Koyu 1915 Teke Koyu 2009 Teke Koyu, 350 m uzunluğunda 40 m genişliğinde oldukça düz ve geniş bir sahadır. Teke Burnu ile Mehmetçik Burnu arasında bulunan koy çıkarmaya elverişlidir. Bu koyun yanlarını çevreleyen kıyı arazisi dik yamaçlardan oluşmuştur ve koya egemendir. Koya çıkarmayı yapan 29 uncu İngiliz Piyade Tümenine karşı bu bölge Bnb. Mahmut Sabri komutasındaki 3 üncü Taburun 12 nci Bölüğü tarafından savunulmuştur. Çıkarmaya elverişli 82

89 kesime hâkim olan arazi tahkim edilerek denize kadar tel örgü çekilmiştir. İngiliz savaş gemileri sert bir şekilde bombardıman etmişlerse de su altındaki dikenli tel engellerine bir şey yapamamışlardır. Çıkartılan birliklerden pek çok asker bu engellere takılmıştır. Koya çıkarılması planlanan altı İngiliz piyade bölüğü kadar kuvvet ağır zayiat vermesine rağmen sahile çıkabilmiştir. Bir alay kadar kuvveti de bu bölgeye sevk eden İngilizler 25 Nisan günü çıkarmayı genişletmiştir. İngiliz kuvvetlerinin bu bölgede tutunması üzerine 12 nci Bölüğe takviye olarak, 9 uncu Bölüğün ihtiyat kuvvetlerinden iki takım bu bölgeye sevk edilerek savunmanın devamı sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak burada kumsalın diğer yanındaki yamaçlara da tırmanan İngiliz kuvvetlerinin yan ateşine maruz kalmıştır. İngiliz kuvvetleri aldıkları sürekli takviyelerle Karacaoğlan Tepesi ne tırmanmış, tepenin iki yanını birer taburla kuşatarak buradaki Türk takımını baskı altına almış ve sonunda tepeyi işgal etmiştir. Teke Koyu nda 4 İngiliz taburuna karşı 1 piyade bölüğü ve 2 istihkâm takımı ile mücadele edilmiştir. ERTUĞRUL TABYASI Ertuğrul Tabyası, Seddülbahir in batısında Ertuğrul Koyu na hâkim olan Gözcübaba Tepesi nin (General Hunter Weston s Hill) güney yamaçlarında bulunmaktadır. Tabyanın kuzeyinde Yahya Çavuş Şehitlik ve Anıtı bulunmaktadır. Denizden yüksekliği 60 m olan bu tabya, Boğaz ın girişini koruyan tabyalardan biridir yılında II. Abdülhamit in emri ile Boğaz tahkimatını güçlendirmek maksadıyla Asaf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tabyanın dış görünüşü doğal çevreye uyum sağlayan Gözcübaba Tepesi nin yamacının devamı şeklindedir. Tabyada 3 adet bonet (cephanelik olarak kullanılan dikdörtgen şeklindeki odalar), bonetlerin arasında iki adet de 24 cm çapında Alman krupp topu bulunuyordu. Hâlen bu toplardan bir tanesi eski yerinde bulunmaktadır. 83

90 Çanakkale Muharebeleri nde tabyada görevli Yarbay Talat Bey komutasındaki batarya, 1915 Şubatında (19 ve 25 Şubat 1915 tarihlerinde) İngiliz donanmasına başarıyla karşı koymuş, Agamemnon zırhlısına isabetli atışlar yapmıştır. Ayrıca 25 Nisandaki çıkarmada yapılan bombardımanların bitmesiyle bu tabyada mevzilenmiş bulunan 9 uncu Tümen Topçu Alayından bir topçu birliği koya ayak basan İngiliz kuvvetlerine zayiat verdirmiş ve çıkarmanın gecikmesinde etkili olmuştur. Tabyada üç adet yarıya kadar toprağa gömülmüş bonet bugün hâlâ ayakta durmaktadır Şubatındaki bombardımandan sonra buraya çıkan Cornwallis zırhlısından bir grup İngiliz denizci, tabyanın II. Abdülhamit in imzasını taşıyan levhasını yerinden sökerek götürmüştür. Bonetler, kesme taştan yapılmış ve üzerleri tünel tonozla örtülmüştür. Birbirinden bağımsız bu odaların havalandırmaları kuzeyden kara tarafından olan girişlerinden sağlanmaktadır. Bu girişlerin önünde Halil İbrahim adlı erin mezarı bulunmaktadır. Ertuğrul Tabyası, Kültür Bakanlığı tarafından 14 Kasım 1980 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. ZIĞINDERE MUHAREBELERİ (28 HAZİRAN-5 TEMMUZ 1915) Çanakkale Muharebeleri nde Seddülbahir deki harekât, Temmuz 1915 başlarına kadar süngü hücumları ve karşı taarruzlarla devam eden Kirte, Kerevizdere ve Zığındere Muharebeleri nden sonra mevzi muharebesine dönüşmüştür. Bu muharebelerde Güney Grubu (7 nci ve 9 uncu Tümenler) İstanbul dan gönderilen 12 nci ve 15 inci Tümenlerle takviye edilmiştir. 11 inci Tümenin de bölgeye gönderilmesiyle bu cephede oldukça kuvvetli bir savunma hattı oluşturulmuştur. Muharebelere adını veren Zığındere bölgesini savunmakla görevli 11 inci Tümenin ayrıntılı savunma düzeni şu şekildedir: 33 üncü ve 126 ncı Alaylarla, bir makineli tüfek bölüğü ve bir adi ateşli dağ bataryası birinci hatta mevzilenmiştir. 33 üncü Alayın 1 inci Taburu 33 üncü Alayın orta gerisinde 126 ncı Alayın 2 nci taburuyla 127 nci Alayın 3 üncü Taburu 126 ncı Alay bölgesinde olmak üzere cephe hattının yakın gerisinde ihtiyattadır. İki taburlu 127 nci Alay 143 Rakımlı Tepe kuzeyinde tümen ihtiyatını oluşturmuştur. 127 nci Alaydan bir bölük Triyandefil Çiftliği bölgesine yerleşmiştir. 11 inci Tümen muharebe idare yeri, 143 Rakımlı Tepe dedir. 84

91 5 inci Ordu Genel Savunma Durumu İngiliz topçuları 25 Haziran 1915 gününden itibaren Zığındere nin iki tarafındaki sırtları bombalamaya başlamıştır. Bu bombardıman Haziran günleri de aynı şekilde sürmüştür. 28 Haziran günü saat dan itibaren İngiliz kara ve gemi topları gittikçe artan bir şiddetle cepheden ve yandan Türk siperlerini ateş altına almaya başlamıştır. İngilizler te 11 inci Tümen cephesi ortasına taarruza başlamışlar ve siperleri kısmen tahrip etmeyi başarmışlardır. Bombardımandan sonra başlatılan taarruz sonucu Zığındere nin iki tarafında bulunan 33 üncü Alaya ait ön siperler İngilizlerin eline geçmiştir. Bu siperleri savunan askerler, şiddetli topçu ateşleri nedeniyle ya şehit olmuşlar veya barınılmaz hle gelen siperleri boşaltarak geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu bakımdan taarruza katılan 87 nci İngiliz Tugayının ileri hareketi oldukça kolay olmuş, kendisine verilen hedefe fazla zayiat vermeden ulaşmıştır. İngilizler, saat da yeni kuvvetlerle taarruzu takviye etmeye başlamışlardır. Taarruza katılan bu kuvvetler hızla ilerleyerek 1 inci Türk savunma hattını ve setir hendeklerini ele geçirmiştir. 85

92 11 inci Tümen Komutanı, telefon hatlarının kopması nedeniyle, cephedeki olup bitenlerden yeterince ve zamanında bilgi alamamıştır Yalnız topçu gözetlemelerinden alınan bilgilerden, İngilizlerin ilerlediğini ve Triyandafil Çiftliği ndeki Türk bölüğünün de geri çekilmeye başladığını öğrenmiştir. 6 ncı Tümen, 16 ncı Alayın iki taburunu 11 inci Tümen emrine yola çıkarmıştır. Bu sırada 33 üncü Alayının komutan ve subayları büyük çabalarla ve fedakârlıklarla, düzensiz duruma giren çekilmeyi kontrolleri altına almış ve Türk kuvvetlerini ikinci hatta durdurarak savunma için düzenlemeyi başarmışlardır. Karşı taarruzlar, bütün gece sürdürülmüştür. Harcanan gayretlere karşın, İngilizlerin ele geçirdiği siperler geri alınamamıştır. Ancak, İngilizler de varabildiği hattan daha ileri gidememiştir. İngilizler, 30 Haziran günü saat te önce Zığındere doğusundan 126 ncı Alayın cephesine, iki saat kadar sonra da Zığındere batısından 16 ncı Alay cephesine karşı taarruza geçmiştir. Her iki taarruzda geri püskürtülmüştür. Bütün bu çabalar sonucu Zığındere nin batısındaki bazı siperler geri alınmışsa da başarı sayılabilecek bir sonuca ulaşılamamıştır. 2 Temmuz günü akşam üzeri büyük umutlarla başlatılan baskın şeklindeki taarruz gece de sürdürülmüş hatta 3 Temmuz sabahı da çaba harcanmasına karşın olumlu bir sonuç alınamamıştır. Tümenler, 4-5 Temmuz gecesi taarruz için hazırlıklarını bitirmiş ve 5 Temmuz 1915 günü saat da hücuma geçmek üzere düzen ve tedbirlerini almışlardır. Taarruzun başlayacağı saat dan yarım saat önce İngiliz siperlerinden şiddetli bir ateş başlamıştır. Bu ateş başlamak üzere bulunan taarruzun İngilizler tarafından sezilmiş olduğunu gösteriyordu. İngilizlerin şiddetli ateşine karşın 3 üncü ve 5 inci Tümenler derinliğine kademelenmiş olarak emirler uyarınca te taarruza başlamışlardır. 5 Temmuz 1915 günü saat de İngilizlerin karşı taarruzu başlamıştır. İngilizler, Türklerin ele geçirdiği siperleri geri almaya başlamıştır. 1 inci Kolordu komutanı, gönderilen takviye kuvvetleriyle taarruzun sürdürülmesini istemiştir. Bunun üzerine 3 üncü Tümen, Triyandafil Çiftliği dolayından ileri yanaşan 15 inci Alayın 2 nci Taburundan iki bölükle bir istihkâm bölüğünü ileri sürmeyi denemiştir. Bu takviye kuvvetleri de İngilizlerin cepheden yaptığı ve özellikle Zığındere nin doğusundaki makineli tüfekleriyle açtığı şiddetli ateşler karşısında ilerlemeyi başaramamıştır. Bu durum karşısında 5 inci Tümen komutanı, birliklerine bulundukları hatta tahkimat yaparak savunma düzeni almalarını emretmiştir. Zığındere Muharebeleri nin durdurulması emrini vermiş bulunan 5 inci Ordu Komutanı Liman Von Sanders, Yalova dolayındaki karargâhına 86

93 döndüğünde 5 Temmuz 1915 akşam üzeri durumu Başkomutanlık Vekâletine şu raporla bildirmiştir: Güney Grubunun sağ kanadında düşmanın denize paralel olan mevzi kısmından atmak için 5 Temmuz 1915 günü saat da taarruz edilmişse de düşmanı arzu edildiği gibi siperlerinden atma olanağı elde edilememiştir. Güney Grubunun sekiz günlük muharebelerdeki toplam zayiatı kişi kadardır. ZIĞINDERE SARGI YERİ ANITI VE ŞEHİTLİĞİ Yaralı ve hasta Türk askerlerinin tedavileri Zığındere bölgesindeki, sargı yerleri ve sahra hastanelerinde yapılmaktaydı. 28 Haziranda bir İngiliz savaş gemisi bu sağlık tesislerine tonlarca mermi yağdırmıştır yılında yapılan anıt, etrafı duvarlarla çevrili avlu içinde bulunmaktadır. 18 mermer basamak ile çıkılan anıtın yüksekliği 2,5 metredir. Hafriyat sırasında çıkan şehitlerimizin kemikleri mezarlara konmuştur. Burada 300 er ve 60 subay olmak üzere toplam 360 şehidimizin isimleri mezar taşlarına yazılmıştır. 87

94 NURİ YAMUT ŞEHİTLİK ANITI 28 Haziran 1915 te Zığındere Muharebeleri nde şehit edilen şehidimiz adına Gelibolu 2 nci Kolordu Komutanı Korgeneral Nuri YAMUT tarafından yaptırılmıştır. Saros Körfezi ne hâkim bir tepededir yılında yaptırılan anıtta toplanan şehitlerin kemikleri anıtın ortasında bulunan mermer lahitin altına gömülmüştür. Bir platform üzerine kırmızı taştan yapılmış olan anıtın yüksekliği 8,5 m, genişliği 8,60 m dir. Üzeri açık olan anıt yukarıya doğru daralmaktadır. 88

95 SON OK ANITI Abide, Alçıtepe köyünün 600 metre kadar kuzeybatısında asfalt yolun karşısında yer almaktadır. İlk olarak 1915 yılında savaşın sonlarına doğru askerî birlikler tarafından tesis edilmiş, daha sonra 7 Haziran 1948 te lağvedilen 7 nci Tümen Komutanlığı tarafından bugünkü hâline getirilmiştir. Üçüncü Kirte Muharebesi nde şehit düşenler anısına yaptırılan abidenin yüksekliği 3,80 metredir. Abidenin yanlarında iki mermi üzerinde Mehmetçik kabartması bulunmaktadır. Kitabesinde şunlar yazılıdır: 12 cm lik Muhasara Bataryası Bu Mevziden Düşmanı Süngü Hücumu ile Attı ve Üçüncü Kirte Zaferi ni Sağladı. 7 Haziran Haziran 1915 te başlayan 3 üncü Kirte Muharebeleri nde İngilizler ve Fransızlar birlikte taarruz etmişlerdir. Hedef Kirte köyünün bulunduğu sırtlardır. Bu muharebelerde İngilizler zırhlı otomobiller kullanmışlar ve 500 ila 1000 m derinliğinde girmeyi başarmışlardır. İngilizler ihtiyatlarını bu bölgede kullanmak yerine başka bölgede kullandıklarından başarısızlığa uğramışlardır. 5/6 Haziran gecesi 2 nci Tümenimizin kaybedilen araziyi ele geçirmek maksadıyla yaptığı karşı taarruz başarılı olmuş ve birliklerimiz eski hatlarına kadar ilerlemiştir. Bu muharebelerde 9000 e yakın şehit verilmiştir. Yalnız 2 nci Tümen emrindeki 7 taburun 5000 kişilik mevcudunun 3000 i şehit olmuştur. Düşmanın zayiatı ise 7500 kişidir. Anıt, o gece burada düşmana son kurşunun atıldığı ve kurşunu kalmayanların süngüsüyle 89

96 düşmana taarruz ederek şehit olanların anısına dikilmiş ve Son Ok adı verilmiştir. ÇANAKKALE MUHAREBELERİ NDE AKBAŞ, KURTULUŞ SAVAŞI NDA AKBAŞ BASKINI OLAYI VE AKBAŞ ŞEHİTLİĞİ Osmanlı ordusuna ait cephaneliklerin bir bölümü İstanbul da bir bölümü Anadolu da ve bir bölümü de Trakya dadır. Trakya da olanların en önemlisi Gelibolu Yarımadası nda bulunan Akbaş cephaneliğidir. Akbaş, Çanakkale Boğazı nın Gelibolu yakasında Gelibolu ile Eceabad arasında kıyıda bir semtin adıdır. Aynı zamanda Büyük Anafarta ve Suvla Körfezi ne giden yolun geçtiği Yalova Deresi ağzında küçük gemilerin demirlemesine elverişli bir koydur. Çanakkale Muharebeleri nde Kilye İskelesi nin düşman etkisiyle kullanılamaması nedeniyle deniz nakliyatı Akbaş İskelesi nden yapılmıştır. Mondros Mütarekesi nde İtilaf devletlerinin teslim aldığı silah ve cephanenin bir kısmı Akbaş Kalesi nde depolanmıştır. Mondros Mütarekesi sonucu olarak Trakya bölgesinden işgal kuvvetlerince el konulan silah ve mühimmat bu kalede toplanarak Fransız bölüğü tarafından korunmaktaydı. Toplanan bu silahların Kırım da Bolşeviklerle savaşmakta olan Ruslara gönderilmesi planlanmıştır. Akbaş Baskını, Balıkesir de bulunan 61 inci Piyade Tümen Komutanı Albay Kazım Özalp ve Balıkesir Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Merkeziyesi tarafından planlanmıştır. İcrası için Edremit Kaymakamı Köprülü Hamdi Bey ve Dramalı Rıza Bey görevlendirilmiştir. Ele geçirilecek silah ve mühimmatın taşınması için Boğaz Komutanlığından motor temin edilmiştir. Motor, Albay Kazım ın vekâlet ettiği kolorduya ait bir kısım eşyaların Bandırma ya taşınması adı altında Lapseki ye gönderilmiştir. Baskın 30 kişilik bir müfreze ile Ocak 1920 gecesi gerçekleştirilmiştir. Önce telefon hatları kesilmiş, sonra SenegalIi Fransız askerlerinden oluşan müfreze etkisiz hâle getirilmiştir. Yakın köylerden gelen vatandaşların da yardımı ile 8500 tüfek, 30 makineli tüfek, yarım milyon piyade fişeği mühimmat motora yüklenmiş; önce Umurbey e, daha sonra da Biga nın Yenice bucağına taşınmıştır. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa tarafından bu baskın üstün cesaret ve fedakârlık örneği olarak nitelendirilmiş ve bir telgraf ile olayın kahramanlarını kutlamıştır. Fakat silahların ve cephanenin peşini bırakmayan İngilizler ve Osmanlı Devleti Anzavur u Biga ya saldırtmıştır. Çatışmada Köprülü Hamdi Bey yakalanmış ve hunharca katledilmiştir. Daha sonra Anzavur, silah ve cephanenin depolandığı Yenice ye saldırmıştır. Silah ve cephane Dramalı Rıza tarafından Anzavur un eline geçmemesi için yakılmıştır. Bu olay Kuvayımilliyecileri ve bütün vatanseverleri derin bir üzüntüye boğmuştur. 90

97 Akbaş Limanı günümüzde Sahil Güvenlik Komutanlığı gemilerinin bağlama limanıdır. Akbaş batıkları da Çanakkale Boğazı ndaki diğer batıklar gibi parçalanarak çıkarılmıştır. Akbaş Şehitliği Akbaş Şehitliği Gelibolu-Eceabat yolu üzerinde, Eceabat a 12 km, Gelibolu ya 35 km mesafededir. Şehitlik bir dönümden fazla bir büyüklüğe sahiptir. Çanakkale de savaşan ve yaralanan kahraman Mehmetçik in burada kurulan hastaneye getirildikten sonra şehit düşenlerin anısına yapılmıştır. Ayrıca yaralılar Akbaş İskelesi nden gemilerle başka hastanelere nakledilmişlerdir. Çanakkale Muharebeleri nde Türk kuvvetlerinin başlıca ikmal iskelelerinden biri olan Akbaş Limanı, Müttefik kuvvetlerin denizaltı ve hava hücumlarının hedefi olmuştur. Akbaş Limanı ve arkasındaki vadi, Türk ordusunun cephe gerisindeki başlıca seyyar hastanelerinin bulunduğu yerdir. Akbaş Limanı, Arıburnu ve Anafartalar bölgesinde ağır yaralanan Türk askerlerinin, İstanbul da hastane hâline getirilen Selimiye Kışlasına nakillerinde de kullanılmıştır. Akbaş Limanı, Çanakkale Muharebeleri nde Türk tarafının nefes borusuydu. İstanbul dan gelen silah, cephane, yiyecek ve yedek parça gibi malzemenin yanı sıra, cepheye personel nakli de buradan yapılıyordu. Bundan dolayı İngiliz denizaltıları Marmara ya her sızma harekâtında veya dönüşte Akbaş Limanı ndaki hedeflere mutlaka taarruz ediyorlardı. 91

98 Kara savaşlarının başladığı gün olan 25 Nisan 1915 tarihinde Arıburnu ve Anafartalar mıntıkasında ağır yaralanan askerlerimizi İstanbul a nakletmek üzere Akbaş İskelesi nde bekleyen Halep adlı gemi İngilizler tarafından batırılmıştır. Geminin personeliyle beraber yaralı 200 Türk askeri şehit düşmüş ve şehitler kanlı elbiseleriyle toplu olarak buraya gömülmüştür. Saldırıya uğrayan sadece Halep gemisi olmamıştır. Ziya Hastane gemisi, Tenedos Kios isimli gemiler de Akbaş ta batmış, kayıplar vermişlerdir. İngiliz E-11 Denizaltısı Komutanı Nasmith lojistik nakliyatın yanı sıra, yaralılarla dolu hastane gemilerine defalarca saldırmıştır. Bu anıtın eski hâlinde ön tarafında Çanakkale Şehitleri , 7 nci Tümen Hatırası ibaresi bulunmaktaydı. Şehitliğin içinde burada yatan askerlerin anısına, kesme taşlardan yapılmış, 6 metre yüksekliğinde bir anıt bulunmaktadır. Diğer askerlerin mezarları ise bu şehitliğin arkasında yolun üst tarafında kalan tepe ve arazide dağınık bir hâlde bulunmaktadır. Akbaş Şehitliği 1945 yılında yapılmış ve 27 Kasım 1999 da restore edilerek ziyarete açılmıştır. MALTEPE VE KOCADERE (KURUCADERE) BÖLGESİNİN MUHAREBELERDEKİ YERİ VE ÖNEMİ Çanakkale Muharebeleri nin kara harekâtı boyutu, General Hamilton un 25 Nisan 1915 günü, iki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayını Seddülbahir bölgesine, iki tümenden oluşan Anzak Kolordusunu da ikinci derecede tuttuğu Kabatepe bölgesine çıkarmayı planlamasıyla başlar. Bu bölgelerde cereyan eden muharebelerden kuzey bölgesinde geçen muharebeler boyunca İtilaf kuvvetlerinin hedefi durumunda olan Kocadere ve Maltepe bölgeleri konumları itibarıyla önem arz etmektedir. 25 Nisan çıkarmasından yaklaşık bir ay önce, Gelibolu da bulunan 5 inci Kolordu komutanlığına atanan Liman von Sanders in düşüncesine göre, Müttefikler çıkarmayı Saros Körfezi ne yapacaklardır. Bu nedenle de kendisi, birliklerin çoğunu Saros Körfezi ile Anafartalar bölgesinde; bir tümeni Seddülbahir bölgesinde ve iki tümenli 15 inci Kolorduyu da Anadolu yakasında tutmayı uygun bulmuştur. Arıburnu ndaki Anzak Kolordusunun nisanda yaptığı çıkarmanın temel amacı önce, Kabatepe ile Küçük Arıburnu arasındaki kumsallık bölgeye çıkmaktır. İlk aşamada Conkbayırı-Kocaçimentepe çizgisi denetim altına alınıp, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece kuzeydeki Türk kuvvetlerinin güneyde Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardımı engellenmiş olacaktır. Maltepe bölgesinin ele geçirilmesiyle Boğaz a giden yol açılmış olacak, Yarımada tam ortadan kesilecek, güney ve kuzey bölgeleri arasında kuvvet geçişi engellenmiş olacaktır. Bu hattın güneyinde kalan kuvvetler de tamamen imha edilmiş olacaktır. Böylelikle Yarımada kuzeye karşı tıkanacak ve İtilaf kuvvetleri Kilitbahir Platosu na taarruz için hazırlanacaktı. Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 19 uncu Tümen, 5 inci Ordunun genel ihtiyatı konumundadır ve karargâhı Maltepe bölgesinin 92

99 kuzeybatısındaki Bigalı da kurulmuştur. Anzak çıkarmasına karşı 19 uncu Tümene verilen görev şöyledir: 19 uncu Tümen genel yedektedir. Düşmanın gerçek çıkarma harekâtına göre Gelibolu, Maydos, Maltepe bölgelerinde kullanılacaktır. Bu doğrultuda 19 uncu Tümene bağlı 77 inci Piyade Alayının 3 üncü Taburu Maltepe ye yerleştirilmiştir. Anzak Kolordusunun Kabatepe bölgesinde ilerleyip Conkbayırı na kadar gelmesi durumunda 9 uncu Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, Maltepe deki bu taburun Arıburnu na sevk edilmesini emretmiştir. Kısaca, Kocadere ve Maltepe bölgeleri, ihtiyat görevindeki 19 uncu Tümen karargâhı Bigalı ya yakın olması ve Boğaz a inmek isteyen İtilaf kuvvetlerinin bu amaçlarını gerçekleştirmek için bu bölgeyi ele geçirmeye çalışmaları açısından önem arz etmektedir. KOCADERE HASTANE ŞEHİTLİĞİ (SARGIYERİ ŞEHİTLİĞİ) Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Şehitler Coğrafyası Projesi kapsamında yapılan araştırmalar sonucu, Gelibolu Yarımadası nda 2000 askerin gömüldüğü bir şehitlik bulunmuştur. Çanakkale Muharebeler inde kolordu komutanlığı yapan Mehmet Şevki Paşa nın hazırladığı Çanakkale Muharebeleri Haritası ndan yola çıkılarak gerçekleştirilen proje çalışmaları sonunda bulunan Kocadere Hastane Şehitliği, doğal yapısı korunup yeniden düzenlenerek 2005 yılında ziyarete açılmıştır. 93

100 Bu şehitlik, Kocadere köyüne yaklaşık 500 m mesafede, köyün güneyinde, Kuruca Dere nin doğusunda Köyaltı mevkisindedir. Arıburnu na çıkan düşmanı karşılayan 19 uncu Tümen, yardıma gelen 16 ncı ve 5 inci Tümenlerin sıhhiye bölükleri, Kocadere köyü güneybatısında konuşlanmıştır. Kocadere nin kuzeybatısındaki Köydere ve Güzeldere bölgelerinde de önceleri sıhhiye bölükleri daha sonra tümen hastaneleri kurulmuştur. Savaşın daha sonraki aşamalarında yaralı ve ağır yaralı hastaneleri oluşturulmuştur. Özellikle Kocadere Şimal Grubuna ait ağır yaralı hastanesi eldeki imkânsızlıklar ve hekim azlığına rağmen baştabip Tatar İsmet Bey in gayretleriyle devrin koşullarına göre oldukça düzenli ve temizdir. Bu durum, 5 inci Ordu Sağlık Uzmanı Alman Prof. Meier in dikkatini çekmiş, Liman von Sanders e bahsetmesi üzerine Ordu Komutanı burayı ziyaret etmiş ve ödüllendirilen ilk ve tek hastane unvanını almıştır. Millî Savunma Bakanlığında kayıtlı olan 2000 şehidin adları da cam levhalar üzerine toplu olarak yazılmıştır. 94

101 19 UNCU TÜMEN VE YARBAY MUSTAFA KEMAL İN CONKBAYIRI NA ÇIKARKEN TAKİP ETTİĞİ YOL (MUSTAFA KEMAL YOLU) 25 Nisan 1915 günü, Çanakkale Muharebeleri nin önemli dönüm noktalarından biri, hatta cephenin tümüyle kaderini belirleyen bir tarihtir. Bu tarihe ve bir bakıma tarihin seyrine damgasını vuran kişi 19 uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK) idi. Bu tümen, 5 inci Ordunun genel ihtiyatı olarak Bigalı köyü ile Bigalı nın güney ve güneydoğusundaki Maltepe, Mersintepe civarındaki konak ve ordugâhlara yerleşmiş, 3 üncü Kolordudan gelen ordu emri gereği, gerekirse Bolayır a ya da Çanakkale ye geçmeye hazır bir hâlde idi. 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu civarından gemi toplarının sesi işitilmiş, ardından Tümen Komutanlığına saat da yazılan raporla düşmanın Arıburnu ve Kabatepe arasında çıkarma yapmaya başladığı ve Arıburnu na asker çıkardığı tebliğ olunmuştur. Mustafa Kemal, derhâl bütün tümen birliklerini hızla harekete hazırlamaya başlamıştır. 9 uncu Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, Mustafa Kemal e Arıburnu na en yakın olan Maltepe deki kuvvetlerinden bir taburu Kabatepe nin kuzeyindeki Arıburnu na karşı olan sırtlara süratle sevk etmesi emrinde bulunmuştur. Durumun ciddiyetinin farkında olan Mustafa Kemal, Arıburnu na sadece bir tabur gönderilmesi emri karşısında endişeye kapılmıştır. Albay Halil Sami Bey in emri yerine, durumu açık bir şekilde bizzat görmek ve müdahalede bulunabilmek için tamamen inisiyatifini kullanarak, cephenin talihini değiştirecek ilk kararını vermiş, bir alay ve bir dağ bataryasıyla vakit kaybetmeden kendi bulacağı en kısa yoldan giderek harekete geçmeyi uygun görmüştür. Mustafa Kemal raporunda çıkarmanın ciddi boyutta olduğunu, bunu sadece 27 nci Alayın iki taburuyla karşılamanın imkânı olmadığını, zaman kaybının ise tehlikeli olduğunu belirtmekte, Conkbayırı nın düşman kuvvetlerinin eline geçmesi hâlinde Çanakkale Boğazı sularının en mühim kısmına ve bu sulara kadar olan arazinin de ele geçmiş olacağına işaret etmiştir. Bu düşünceyle Mustafa Kemal in bir alay ve bir dağ bataryası ile Bigalı dan yürüyüşe geçtiği anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal, birliklerini yürüyüşe hazır olarak içtima ettirmiş bulunan 57 nci Alay ve dağ bataryası komutanları, baştabip, bir yaver ve bir emir subayının beraberinde olduğu içtima yerine gelmiştir. Bu sırada yürüyüşü, Kocadere batısı yerine Kocaçimen e yönlendirmeye karar verdiği anlaşılmaktadır. Zira raporunda, İşi çabuklaştırmak için alay ve dağ bataryasını basit bir tertiple Bigalı Deresi boyunca giden yol üzerinde bizzat yürüyüşe geçirerek Kocaçimen tepesine yöneldim. Takip ettiğimiz dereden (Bigalı Deresi) bizi Kocaçimen e götürecek belirli bir yol olmadıktan başka, Kocaçimen e ulaşmak için atlamaya mecbur olduğumuz pek ziyade fundalık ve geçilmesi zor kayalıklı derelerle doluydu. Bir yol bulup kıtayı sevke 95

102 rehberlik etmesi için topçu taburu kumandanını görevlendirdim. Bu zat kayboldu. Ondan sonra batarya kumandanını memur ettim. Bu da başını alıp Kocaçimen Tepesi ne kadar gitmiş, rehberliğinden istifade edilemedi. Bizzat yol bulmak ve müfrezeyi oradan sevk etmek üzere Kocaçimen Tepesi ne varıldı. Orada denizdeki gemilerden ve zırhlılardan başka bir şey görmedim. Düşmanın piyadesinin henüz oradan uzak olduğunu anladım. Erler de o zor araziyi durmaksızın yürüyerek kat etmek yüzünden yorulmuş ve yürüyüş yavaşlamıştı. demektedir. Mustafa Kemal, kendisinin bulduğu yol hakkında detaylı bilgi vermiyor. Bu konuda sadece Kurmay Yarbay İzzettin Bey in yazdıklarından bir ayrıntı öğrenebiliyoruz. Ona göre, Bigalı köyünden Bigalı Deresi ni takiben Kocaçimen e hareket edilmiş, bir müddet Bigalı Deresi takip edildikten sonra Manik (Mehmet Şevki Paşa haritasında Matik) Deresi ne atlayarak oradan Kocaçimen Dağı na tırmanılmıştır. Mustafa Kemal (ATATÜRK) Kocaçimen e varınca, alay ve batarya komutanlarına erlerini toplamak ve küçük bir istirahat vermek üzere 10 dakika denizden gizlenerek durmalarını, sonra kendisini takip etmelerini bildirmiştir. Kendisi ise durmaksızın Abdal Geçidi nden Conkbayırı na gitmek üzere yanında yaveri, emir subayı, baştabip ve yol bulması için daha önce gönderdiği ve orada bulduğu tümen topçu dağ taburu komutanı olduğu hâlde atlı olarak yürüyüşe geçti. Fakat arazi müsait olmadığından atları bırakıp yaya olarak Conkbayırı na vardılar. Sonuç olarak Mustafa Kemal (ATATÜRK), 25 Nisan 1915 günü sabah erken saatlerde İtilaf kuvvetlerinin çıkarma harekâtının başladığını haber alır almaz, ihtiyat olduğu hâlde, tümenini harekete hazır hâle getirip, bir an evvel açılan cephedeki durumu görebilmek ve müdahale edebilmek için, tamamen kendi inisiyatifini kullanarak, Kocaçimen e gitmeye karar vermiştir. Buraya askerini tehlikeye düşürmeden ve hızla ulaştırmak için nasıl bir güzergâhı takip etmesi gerektiğini bilemiyordu. Hatta, bunun için iki komutanını keşif için önden yollamış; ancak, bir sonuç alamamıştı. O, Bigalı Deresi boyunca 57 nci Alay ile birlikte yürüyerek, muhtemelen Kanlıkuyu denilen mevki civarından batıya doğru Kocaçimen istikametine yüzünü çevirerek ilerlemeye devam etti. Bu yol, engebeli olduğu kadar, arazi fundalıklı idi. Mümkün olan en hafif güzergâhı kullanarak askerini Matik Deresi nin aktığı vadinin kenarına çıkardı. Şimdi karşıda Kocaçimen i görebiliyordu. Ancak, hayli sarp bir vadiden aşağı inerek Matik Deresi ni geçmek için en uygun yerin bulunması gerekiyordu. Mümkün olan en iyi güzergâhtan dere aşılarak o zaman ağaçlıklı olan ve yavaşça yükselerek Kocaçimen e kendilerini ulaştıracak olan sırt üzerinden yürümeye devam etti. Böylece, Bigalı köyünden kesintisiz bir yürüyüş sonucunda bir buçuk saatte Kocaçimen e ulaşmış oldu. Mustafa Kemal ATATÜRK, Kocaçimen den Conkbayırı düzlüklerine geldiğinde tahmin ettiği gibi düşman kuvvetlerinin 261 Rakımlı Tepe ye yaklaştıklarını görmüş, derhâl 57 nci Alay ile dağ bataryasını taarruz durumuna geçirerek olası gelişmelere son anda müdahale etmiştir. Onun bu 96

103 çabası Kazandığımız an bu andır. dediği noktayı belirleyen, Bigalı dan Kocaçimen e, 57 nci Alayın cephenin kaderini değiştirecek yürüyüşüne, o soluksuz ve zorlu yolculuğa karar vermesi anında başlar. BİGALI KÖYÜ ATATÜRK EVİ MÜZESİ Bigalı ATATÜRK Evi Müzesi, Mustafa Kemal in 19 uncu Tümen Karargâhı olarak Çanakkale Muharebeleri sırasında kullandığı evdir. Cumhuriyet in 50 nci yılında (1973 yılında) müze olarak düzenlenmiştir. Çanakkale Muharebeleri nin başladığı günlerde Sofya da ataşe militer olan Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK), Osmanlı Devleti nin hızla Birinci Dünya Savaşı na girmekte olduğunu görmüş, Başkomutanlıktan, memlekette faal bir görev verilmesini ısrarla istemiştir. Bu ısrar karşısında onu 20 Ocak 1915 te, Tekirdağ bölgesinde yeni kurulmakta olan 19 uncu Tümen Komutanlığına tayin etmişlerdir. Yarbay Mustafa Kemal, kısa sürede bu tümeni kurmuş, 25 Şubat 1915 te, Çanakkale Muharebeleri ne katılmak üzere Eceabat a gelmiş, burada ikmal yaptıktan sonra, 18 Nisan 1915 te Çamyayla (Bigalı) köyüne gelerek, bir köy evini karargâh yapmıştır. Bir hafta sonra muharebeler başlamış, Yarbay Mustafa Kemal Conkbayırı ve Arıburnu nda üstün düşman kuvvetlerine karşı, kazandığı zaferlerle bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplamış, 1 Haziran 1915 te albaylığa yükseltilmiştir. ATATÜRK bu günlerde Çamyayla daki karargâhında oturuyor, taarruz planlarını bu karargâhta hazırlıyor, buradan cephenin en ön saflarına gidiyordu. 97

104 Çanakkale Muharebeleri nden sonra, ATATÜRK ün Çamyayla daki karargâhı yine eski sahiplerinin elinde ev olarak uzun yıllar kullanılmıştır. O gün kullanılan eşyalardan sadece bir masa kalmıştır. Daha sonra ev sahiplerinden satın alınarak müze hâline getirilmiştir. Çamyayla Karargâhı, Kültür Bakanlığına devredilmiş, Bakanlık tarafından karargâh evi onarılarak 1973 yılında ziyarete açmıştır. ATATÜRK ün Çamyayla Karargâhı iki katlı ve bağdadi olarak yaptırılmıştır. Dış kapısından küçük bir avluya girilmektedir. Alt katta biri büyük, öteki küçük iki odası vardır. Buradaki tahta bir merdivenle üst kattaki salona çıkılır. Salona açılan üç kapıdan ortadaki en büyük oda, ATATÜRK ün çalışma odası sağdaki yatak odasıdır. Diğer oda yaverine ayrılmıştır. Odaların tavan ve döşemeleri tahtadır. ATATÜRK ün masası, çalışma odasındadır. Karargâh Müzesi, ATATÜRK ün resimleriyle ve sonradan buraya getirilen eşyalarla sergilenmiştir. ARIBURNU BÖLGESİ VE ARIBURNU MUHAREBELERİ (25 NİSAN - 20 ARALIK 1915) 18 Mart 1915 te deniz muharebelerindeki yenilgiden sonra karaya asker çıkarmak suretiyle Gelibolu Yarımadası nı ele geçirmeye karar veren İtilaf devletleri deniz muharebelerinden yaklaşık bir ay sonra 25 Nisan 1915 te Seddülbahir ve Arıburnu bölgesine asker çıkarmışlardır. Arıburnu na 25 Nisan 1915 te Yapılan ANZAC Çıkarması İtilaf devletlerinin Çanakkale Muharebeleri sırasında karaya asker çıkardıkları yerlerden biri olan Arıburnu bölgesi; Gelibolu Yarımadası nda, Yarımadanın Adalar Denizi ne bakan batı kıyısında bulunur. Batısında Gökçeada bulunmaktadır. Arazi engebeli bir yapıya sahiptir. Boğaza olan 98

105 mesafesi kısadır. Dik yamaçlı yapıya sahip olmasından ötürü topçu ateşinden korunmaya elverişli bir özelliğe sahiptir. Arıburnu Yarları (Sfenks) 1919 Arıburnu Yarları (Sfenks) 2009 İtilaf devletleri Arıburnu bölgesi için Avustralya ve Yeni Zelandalılardan oluşan Anzak kuvvetleri ile 2 nci Tali Filoyu görevlendirmişlerdir. Arıburnu na çıkan Anzak birliklerine verilen görev; Kabatepe ye çıkmak, sol kanadı temin 99

106 ettikten sonra Türklerin bağlantı yollarını kesmek için Eceabat a doğru ilerlemekti. Boğazın müstahkem kısmını zaptetmek için öncelikle o kısmın kara ve deniz bağlantılarını kesmek ve daha sonra müstahkem kısma Seddülbahir de çıkan kuvvetlerle birlikte yürümeyi amaçlıyorlardı. Arıburnu Cephesi 25 Nisan 1915 Arıburnu na düşmanın çıkarma harekâtı 25 Nisan 1915 te gün ağarmadan başlamıştır. İlk çıkarmanın Kabatepe ye yapılması planlanmış; ancak çıkarma araçları akıntının etkisiyle kuzeye kaymışlardır. Büyük ve Küçük Arıburnu bölgesine çıkan kuvvetlere ilk ateş bu kıyıları gözetleyen iki manga tarafından açılmıştır. Donanma ateşi desteğinde çıkarma hızını arttıran Anzak kuvvetleri karşısında bölgede az sayıda bulunan Türk kuvvetleri büyük zayiat vermiş ve çekilmek zorunda kalmışlardır. İtilaf kuvvetleri Kanlısırt, Kemalyeri, Düztepe doğrultusunda denizden yaklaşık 3 km içeri ilerleyerek Conkbayırı ve Kocaçimen Tepesi ni tehdide başlamışlardır. Çıkarmayı haber alan Yarbay Şefik in (Aker) komuta ettiği 27 nci Alay sabah saat de Kemalyeri-Merkeztepe genel istikametinde taarruza başlamıştır. 100

107 Bu sırada Kocaçimen Tepe istikametinden Conkbayırı na doğru 19 uncu Tümen birliklerinin ilerlemesiyle Kocaçimen Tepe istikametinde açılan boşluk kapatılmış ve çıkarma iki yanından kavranmıştır. 25 Nisan sabahı Kabatepe yönünden gelen bombardıman sesleri üzerine 77 nci Alay Komutanı Binbaşı Saib, 19 uncu Tümen komutanına durumu haber vermiş; ayrıca 9 uncu Tümenden alınan raporda İngilizlerin Arıburnu ile Kabatepe arasına asker çıkartmakta olduğu bildirilmiştir. Alınan haberleri değerlendiren 19 uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Anzak kuvvetlerinin Kocaçimen Tepe üzerindeki tehlikesini savuşturmak için inisiyatifini kullanarak Arıburnu Muharebeleri ne vakit geçirmeden müdahale kararını vermiştir. 19 uncu Tümen, 5 inci Ordu ihtiyatı olduğundan 72 nci ve 77 nci Alayları harekete hazır hâlde bulundukları bölgede (Bigalı-Maltepe bölgesi) bırakırken, bizzat kendi emrinde olarak 57 nci Alay ile bir bataryası ve bir sıhhiye müfrezesini Kocaçimen Tepe istikametinde harekete geçirmiştir. Bu hareket sonrası Anzak birlikleri 261 Rakımlı Tepe yi terk etmek zorunda kalmışlardır. Böylece hem Kocaçimen Tepesi ve Conkbayırı bloğu kurtarılmış hem de ordu komutanının kendi genel ihtiyatını istediği yerde kullanması için zaman kazandırılmıştır. Saat sıralarında Conkbayırı na çıkarken, Conkbayırı nın güneyindeki 261 Rakımlı Tepe den sahili gözetlemekle görevli müfreze erlerinin dağınık olarak çekildiğini gören Yarbay Mustafa Kemal: Neden çekiliyorsunuz? Düşmandan kaçılmaz, düşmanla savaşılır. Cephaneniz kalmadıysa süngüleriniz vardır. Süngü tak, yere yat!.. komutuyla askerleri mevzilendirerek zaman kazanmış, takviye birliklerinin gelmesiyle de 261 Rakımlı Tepe üzerinden taarruz emri vermiştir. Arıburnu na çıkan İngiliz kuvvetleri, 27 nci ve 57 nci Alaylar tarafından kontrol altına alınmıştır. Bu sırada Anzak kuvvetleri tamamıyla karaya çıkmış bulunuyordu. Bir taburla takviye edilen Binbaşı Hüseyin Avni komutasındaki 57 nci Alay, boğaz boğaza yapılan muharebeler sonucunda, saat de Düztepe yi ele geçirmiş, 27 nci Alay da süngü hücumuyla Kanlısırt ı geri almıştır. 101

108 25 Nisan 1915 te Arıburnu Cephesinde Öğleden Önceki ve Sonraki Türk Taarruzları İngilizlerin 1,5 tümene yakın kuvvetine karşı, Yarbay Mustafa Kemal, askerlere: Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir. sözleriyle durumun önemini bir kez daha belirttikten sonra Kocaçimen Tepesi üzerinden yaptığı bir karşı taarruzla Anzak birliklerini çekilmeye mecbur etmiştir. 57 nci ve 27 nci Alaylarla girişilen cüretkâr taarruzlar neticesinde, düşman çıkarma birlikleri ilk çıktıkları kıyı sırtlarına sıkıştırılmışlardır. Anzak birlikleri Türk taarruzları ve süngü hücumlarından yılmışlar ve zayiata uğramışlardır. 102

109 25 Nisandaki muharebelerden sonra 19 uncu Tümen Komutanlığı yeni bir taarruz planı hazırlamış ve bu amaçla 1 Mayıs sabahı saat te Türk topçularının ateş desteği altında taarruz başlamıştır. Ancak Anzak birliklerinin üst üste aldıkları takviyeler ve araziye çok iyi yerleştirdikleri ağır makineli tüfeklerin yan ateşleri sebebiyle arzulanan sonuç alınamamıştır. İngilizlerin Arıburnu nda çıkarma harekâtına başladığı 25 Nisandan 5 Mayısa kadar buradaki bütün kuvvetlere 19 ncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal komuta etmiştir. Bu tarihten sonra gerek Arıburnu gerekse diğer kesimlerdeki savunma birlikleri Anadolu Grubu, Güney Grubu, Kuzey Grubu ve Saros Grubu olmak üzere dört grup hâlinde düzenlenmiştir. Kuzey Grup (Arıburnu ve Anafartalar daki Grup) Komutanlığına Tümg. Esat (Bülkat) Paşa, Güney Grup (Alçıtepe güneyindeki kuvvetler) Komutanlığına ise Tümg. Weber Paşa getirilmiştir. Bu yapılanmadan sonra Anzak birliklerinin 9/10 ve 13/14 Mayıs geceleri düzenledikleri Bombasırtı baskınları görülmüştür. Ancak Anzak birlikleri bu baskınlarda herhangi bir netice elde edememiştir. Başkomutan Vekili Enver Paşa ile 5 inci Ordu Komutanı Liman von Sanders in birlikte hazırladıkları plana göre İngilizlerin denize dökülmesine ve onların Yarımada da imhasını amaçlayan genel bir taarruza karar verilmiştir. Bu amaçla, 19 Mayıs 1915 tarihinde taarruz, bütün cephede yeniden başlamıştır. Ancak bu taarruzda da istenen sonuca ulaşılamamıştır. 24 saat gece ve gündüz devam eden ve çok çetin geçen muharebelerde 19 uncu, 2 nci, 5 inci ve 16 ncı Tümenler büyük zayiat vermişlerdir. 103

110 Arıburnu Cephesi nde 19 Mayıs 1915 te İcra Edilen Türk Taarruzu Güçlü bir tahkimata karşı yeterli topçu ateşi desteği sağlanmadan yapılan bu baskın tarzındaki taarruzlarda bölgeye yeni gelen ve araziyi tanımayan 2 nci Tümen erleri büyük kayıplar vermişlerdir. 19 Mayıs 1915 te Türk kuvvetlerinin icra ettikleri bu taarruz, İngiliz ve Anzakların çok şiddetli, etkili yan ateşi yapan makineli tüfeklerinin, piyade ateşlerinin ve el bombalarının etkisiyle durdurulmuştur. Türk birlikleri eski mevzilerine dönmüşler ve burada bulundukları hatları savunarak tahkime çalışmışlardır. Bundan sonra muharebeler, mevzi muharebelerine dönüşmüştür. Mayıs ayının sonlarına doğru Arıburnu bölgesindeki muharebeler şiddetini kaybetmeye başlamıştır. 104

111 Arıburnu nda Türk Askerleri Siperde Arıburnu Cephesi nde haziran-temmuz ayları siper kazmak, lağımlar açmak, bağlantı yolları yapmak, düşman hatları ile yakın temasta bulunan siperlerden karşılıklı taarruzlar şeklinde geçmiştir. Zaman zaman yapılan kısa süreli ateşkesler esnasında taraflar arasında dostluklar kurulduğu dahi görülmüştür. Özellikle Anzak askerleri ile Türk askerleri arasında kurulan bu dostluklar daha sonraki yıllarda güçlenerek artmış, devletler arası dostlukların kurulmasına da zemin hazırlamıştır. General Birdwood, Arıburnu Cephesi nde hiçbir ciddi teşebbüste bulunmayarak asıl mücadelenin Seddülbahir de devam edeceğine Türkleri inandırmak amacıyla önemli bir karşı taarruzda bulunmamıştır. Bu aşamada Türkler de ellerinde yeterince top olmamasından dolayı bir karşı taarruza girişemişlerdir. Arıburnu bölgesinde Türklerle Anzaklar karşılıklı siperlerde 1915 yılı Ağustos ayına kadar vakit geçirmişlerdir. Böylelikle ağustos ayı başına kadar bölgede siper muharebeleri devam etmiştir. İngilizlerin 6 Ağustosta Arıburnu na yeni kuvvetler çıkararak Kanlısırt istikametinde taarruza başlamaları sonucu muharebeler şiddetlenmiştir. Yapılan karşılıklı taarruzlar sonucunda çok kanlı muharebelere rağmen bir sonuç elde edilememiş ve İngilizlerin Kanlısırt a yönelttikleri taarruzlar Türk birlikleri tarafından püskürtülmüştür. 105

112 Kanlısırt taki muharebeler sonucu Türk birlikleri ağır zayiata uğramıştır. İngilizlerin bu muharebede bol miktarda el bombası kullanmaları Türklerin kayıplarını arttırıcı bir faktör olmuştur. Arıburnu Cephesi nde 19 uncu ve 16 ncı Tümenler savunma hattında, 5 inci Tümen de Grup ihtiyatı olarak Kocadere köyü bölgesinde bulunuyordu. Esat Paşa komutasındaki Kuzey Grup Karargâhı Kemalyeri nde idi. General Birdwood komutasındaki Anzak birlikleri Türk kuvvetlerinin taarruzlarına rağmen bir kısım siperler dışında mevzilerinden sökülüp atılamamıştır. İngilizler, 6 Ağustos 1915 te Conkbayırı na da taarruza geçmişlerdir. Böylelikle Conkbayırı güneyi-kocaçimen blokuna hâkim olan İngilizler, Çanakkale Boğazı na ulaşarak Boğazı kontrol eder duruma gelmek istemişlerdir. Bu bölgede bulunan 19 uncu Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, birlikleri ile yaptığı başarılı savunma ve karşı taarruzlar sonunda İngilizlerin taarruzlarını sonuçsuz bırakmış ve İngilizlerden önce Conkbayırı ve Kocaçimen Tepesi bölgesini kapatarak onların amaçlarına ulaşmalarını engellemiştir. Arıburnu Cephesi nde karşılıklı taarruz ve karşı taarruzlar Anzak kuvvetlerinin bölgeden 10 Ağustos 1915 tarihinde çekilmesine kadar sürmüştür. Ancak 27 Nisan 1915 te oluşan mevziler (Cesarettepe doğusu, Bomba Sırtı-Kırmızı Sırt-Kanlısırt) değişmemiştir. Böylece İngilizler kesin sonuç umdukları Arıburnu kesiminde 6-10 Ağustos tarihleri arasında bölgede cereyan eden bu muharebelerde de başarısızlığa uğramışlardır. 106

113 Arıburnu Cephesi 19 Ağustos 1915 Aralık 1915 e kadar Arıburnu bölgesinde önemli bir gelişme olmamış, zaman zaman mevzi çatışmaları devam etmiştir. Ancak bu tarihten sonra (Aralık 1915) İtilaf devletleri, Çanakkale Cephesi ne kuvvet ayıramayacaklarını, buradaki amaçlarına ulaşamayacaklarını ve Türk birliklerinin bölgedeki savunmasını söküp atamayacaklarını; kısacası Çanakkale nin geçilmez olduğunu anlamaları sonucunda 7 Aralık 1915 te Çanakkale Cephesi nin boşaltılmasına karar vermişlerdir. İngilizler 8 ila 20 Aralık 1915 tarihlerinde Anafartalar ve Arıburnu bölgelerini boşaltmışlardır. 107

114 ANZAK (AUSTRALIAN AND NEW ZEALAND ARMY CORPS; ANZAC) KOYU, BÖLGEDEKİ ANIT, KİTABE VE MEZARLIKLAR Anzak Koyu: İtilaf devletlerinin İngiltere nin sömürgesi altında olan Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinden oluşan bir kolordunun 25 Nisan 1915 te çıkarma yaptığı koyun adıdır. Söz konusu bölgeye yapılan çıkarma Türk tarihinde Arıburnu Çıkarması, bölgede yapılan muharebeler de Arıburnu Muharebeleri olarak anılmaktadır. 25 Nisanda yapılan çıkarmada hedef; Kabatepe ye çıkmak, sol kanadı temin ettikten sonra -Türklerin bağlantısını kesmek için- Maydos a doğru ilerlemek, Boğaz ın müstahkem kısmını zapt etmek için öncelikle o kısmın kara ve deniz bağlantısını kesmek ve daha sonra müstahkem kısma Seddülbahir e çıkan kuvvetlerle birlikte yüklenmekti. Bu amaçla yapılan çıkarma 25 Nisan 1915 sabahı başlamış ve bölgedeki muharebeler İtilaf devletlerinin bölgeden çekiliş tarihi olan 9 Ocak 1916 tarihine kadar devam etmiştir. Anzak Koyu 1915 Anzak Koyu Adının Resmîleşmesi 18 Mart 1985 tarihinde Türk, Avustralya ve Yeni Zelanda Hükûmetleri birer bildiri yayımlamışlardır. Bu doğrultuda Türk Hükûmeti, Gelibolu da Anzak çıkarmasının yapıldığı Küçük Arıburnu ile Büyük Arıburnu arasındaki koya Anzak Koyu (ANZAC Cove) adı verilmesi, bu arada Anzak birliklerinin hatırasına, Mustafa Kemal ATATÜRK ün Anzak birlikleri için 1934 te söylediği sözlerin 108

115 Türkçe ve İngilizce metinlerinin yer alacağı bir Anıt-Kitabe dikilmesi hususunda karar aldığını açıklamıştır. Avustralya Hükûmeti; Avustralya Savaş Anıtı yakınındaki Campbell civarında bulunan Canberra da ATATÜRK Anıt Bahçesi kurulmasına, buraya dikilecek anıtta ATATÜRK ün Gelibolu da savaşan ve burada hayatlarını kaybeden askerlere ilişkin sözlerinin bulunmasına, anıtta ayrıca ATATÜRK ün kabartma bir heykelinin de yer almasına; Burley Griffin Gölü nün kuzey kıyısının bir kesimine Gelibolu Sahili adının konulmasına karar verdiğini açıklamıştır. Bu kararda ayrıca; Gelibolu Adı, Avustralyalılara, Kahraman ve Kararlı Düşmana Karşı Tam Bilinçli Bir Şekilde Millî Duygularımızın Doğmasına Neden Olan Bu Feci Çarpışmaları Daima Hatırlatacaktır. deniyordu. Buna ilaveten Avustralya Hükûmeti Albany Limanı girişine ATATÜRK adını verme kararı almıştır. Çünkü, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı grupları taşıyan King George Sound gemisi, Anzak Koyu na doğru bu limandan hareket etmiş ve askerlerin birçoğu için bu Avustralya yı son görüşleri olmuştur. Yeni Zelanda Başbakanı ise basına yaptığı açıklamada; Yeni Zelanda, Wellington Limanı girişi yanlarındaki bir alanı, modern Türkiye nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK ün anısına, Wellington Şehir Konseyinin izniyle isimlendireceğini bildirmiştir. Bu bildiriler doğrultusunda her üç ülkede de hazırlıklara başlanmıştır. Avustralya ve Yeni Zelanda Hükûmetleri aldıkları kararların tümünü uygulamaya koymuşlardır. 25 Nisan 1985 günü Türk Dışişleri Bakanı nın başkanlığındaki bir heyetin de katıldığı törenlerde Avustralya ve Yeni Zelanda daha önce belirtildiği gibi park ve kıyılara ATATÜRK ve Gelibolu isimleri verildiğini açıklamıştır. 2 nci Kolordu Komutanlığı tarafından Anzak Koyu ndan alınıp Ankara ya oradan da Avustralya ya gönderilen çakıl ve toprak Canberra daki ATATÜRK Anıt Bahçesi nde özel bölmesine konulmuştur. Buralara, ATATÜRK ün sözleri yazılmıştır. Aynı gün Türkiye de de Kabatepe Tanıtma Merkezi ve Anzak Koyu nda Türk, Avustralya ve Yeni Zelanda Hükûmetlerini temsilen her üç ülkenin bakanlarının ve yerli yabancı basın ve televizyon mensuplarının katıldığı törenler yapılmıştır. Ülkeler, 70 yıl önce (1985) bu topraklarda gömdükleri evlatlarını bir kez daha ve hep birlikte anmışlardır. Anzaklar yazıtına, Avustralya da ve Yeni Zelanda da olduğu gibi, ATATÜRK ün şu sözleri yazılmıştır: Bu Memleketin Toprakları Üstünde Kanlarını Döken Kahramanlar! Burada Bir Dost Vatanın Toprağındasınız. Huzur ve Sükûn İçinde Uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle Yan Yana, Koyun Koyunasınız. 109

116 Uzak Diyarlardan Evlatlarını Harbe Gönderen Analar! Gözyaşlarınızı Dindiriniz. Evlatlarınız, Bizim Bağrımızdadır. Huzur İçindedirler ve Huzur İçinde Rahat Rahat Uyuyacaklardır. Bu Toprakta Canlarını Verdikten Sonra Artık Bizim Evlatlarımız Olmuşlardır. Bölgede Bulunan Türk Yazıtı ATATÜRK 1934 Burada şehit olan Türk askeri için bir yazıt dikilmiştir. Bu yazıt Anburnu Yazıtı olarak bilinmektedir. Kabatepe-Anafartalar sahil yolunun kenarında, Küçük Arıburnu nun üzerindeki bu yazıt, Anzak birliklerinin bölgeye ilk çıkışında onlara karşı koyan Türk birliklerini simgelemek ve burada geçen olayları gelecek nesillere aktarmak için yapılmıştır. Yazıtın üzerinde şu sözler bulunmaktadır: 27 nci Piyade Alayının 8 inci Bölüğünden Bir Takım, 25 Nisan 1915 Günü, Sabaha Karşı Arıburnu Kıyılarına Çıkan Anzak Kolordusunun 1500 Kişilik İlk Kademesine Ağır Kayıplar Verdirerek Kıyının Dik Yamaçlarına Sığınmak Zorunda Bırakmıştı. Anzak Yazıtı 110

117 Bölgede bulunan Yabancı Anıt ve Mezarlıklar 4 üncü Avustralya Taburu Mezarlığı (4th Battalion Parade Ground Cemetery) 4 Mayıs 1915 te bir gözcü tarafından tesadüfen vurulan Avustralya kuvvetlerinde görevli Albay Braund un ismiyle anılan Braund Tepesi nin güney yamacındaki bu mezarlığa dik ve engebeli mezarlıklarla ulaşılmaktadır. Güney-güneybatıya dönük, yan duvarları dışa açılan ve yamaçta konuşlandırılmış olan mezarlığa, istinat duvarlarında yer alan basamaklarla girilmektedir. Mezarlık, 15 metre uzunluğunda, arkada 17 metre, önde 19 metre eninde olmak üzere 270 m²lik alanı kapsamaktadır. Mezarlıkta Avustralya dan 107 asker, Birleşik Krallık tan üç denizci ile birlikleri bilinmeyen altı askerin mezarları bulunmaktadır. Mezarlardan yedisinde yatanların kimlikleri belirlenememiştir. 111

118 Küçük Arıburnu Mezarlığı (Beach Cemetery) Sahil yolundan ayrılan stabilize bir yol ile girilen mezarlık, muharebenin ilk gününden, geri çekilme gününe kadar geçen süre içinde ölülerin defnedilmesi için kullanılmıştır. Mezarlık 80 metre uzunluğunda ve yaklaşık 1500 m² büyüklüğünde kavisli bir alan üzerinde kurulmuştur. Küçük Arıburnu noktası üzerinden denize cepheli mezarlığın deniz tarafındaki yamacı bir hayli erozyona uğramıştır. Yukarıdaki yamaca istinat duvarı örülmüş ve ağaçlar dikilmiştir. Anıt ve arkasında yer alan istinat duvarı, mezarlığın yukarısında yer almaktadır. Bu yüzden anıta birkaç taş basamakla ulaşılmaktadır. Anıt duvarının ön yüzünde şunlar yazmaktadır: Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu Birlikleri 25 Nisan 1915 şafağında bu noktaya çıkmışlardır. Mezarlıkta bulunan ölülerden, 285 i Avustralyalı, 20 si İngiliz, 21 i Yeni Zelandalı ve 3 ü Seylanlı olup 21 inin kimliği bilinmemektedir. Ayrıca mezarlıkta olduklarına dair kanıt bulunan 10 Avustralyalı ve 1 Yeni Zelandalı askerin isimleri özel tabletlere yazılmıştır. 112

119 Şarapnel Vadisi Mezarlığı (Shrapnel Valley Cemetery) Küçük Arıburnu Anıtı ndan güneye doğru 75 metrelik kısa bir yaya yolu Shrapnel Valley Mezarlığı na ulaşır. Müttefik kuvvetlerin çıkarmasının ilk 15 dakikasından başlayarak, Türk kuvvetleri, sahil ve Hain Tepe etrafındaki vadileri top ateşi altına almışlardır. Cesaret Tepe den sahile kadar uzanan bütün vadiye Şarapnel Vadisi (Shrapnel Valley) adı verilmesinin nedeni budur. Birkaç hafta sonra, birinci ve ikinci sırtlar arasında kalan iç kısımlara da -Avustralyalı bir komutan olan Sir John Monash ın adı kullanılarak- Monash Valley ismi verilmiştir. Her iki vadi için Türk askerleri Korku Deresi adını kullanmışlardır. Yarımadadaki en güzel örneklerden birisi olan mezarlık, vadi ağzının yanında yer almaktadır. Mezar sıraları, hafif bir eğimle inen vadinin kuzey yamacına oturmaktadır. Mezarlık, 6 çarpık kenarı ile kaba bir oval yapı oluşturmakta ve güneydoğuda derin dere yatağı ile birleştiği yerde beton istinat duvarı ile sınırlanmaktadır. Güneydeki giriş basamaklarından arkadaki anıt haça kadar olan mesafe 46 metredir m²lik bir alanı kaplayan mezarlığın, bir duvardan diğerine en fazla uzaklığı 70 metredir. Haintepe Mezarlığı (Plugge s Plateau Cemetery) Plugge s Plateau adını, çıkarmanın ilk gününde Avustralya birliğine kumanda eden Albay Arthur Plugge dan almıştır. Düzlük, Anzak ve Suvla yı içine alan bir manzaraya sahiptir. Düzlük, kuzeyde 200 m genişliğinde olup güneye doğru daralan bir üçgen biçimindedir ve MacLagan s Ridge in kuzey ucunu oluşturmaktadır. Her yanından dik yamaçlarla çevrilidir. MacLagan s sırtının deniz tarafındaki ucundan başlayarak yapılacak dik bir yürüyüş ile güneydoğuda Korku Deresi ve Kanlısırt, batıda ise Anzak Koyu görülür. Savaş sırasında Anzak Koyu nda oluşturulan setler ve patikanın gerisindeki siper kalıntıları bugün de görülür. 113

120 Plugge s Plateau Mezarlığı, düzlüğün kuzeybatısında, denize karşı yer almaktadır. 15 metreye 12,8 metre boyutlarındaki dikdörtgen mezarlık, 81 m² alanı kaplamaktadır ve en küçük Anzak mezarlığıdır. Mezarların 12 si Avustralyalı, 8 i Yeni Zelandalı askerlere ait olup 1 askerin kimliği belirlenememiştir. Arıburnu Mezarlığı (Arıburnu Cemetery) Arıburnu, 25 Nisan 1915 te sandallar dolusu Avustralyalıların ilk çıktığı Anzak Koyu nun kuzey ucundadır. Yoldan içerdeki küçük tepeciğe İngilizler Arıburnu Tepeciği adını vermişlerdir. Mezarlığın girişi ana sahil yolundan sağlanmaktadır m²lik alan, altı duvar ve denize doğru hafif eğimli yamaçlarla çevrilidir. 114

121 Mezarlık; Avustralya dan 151, Yeni Zelanda dan 35, Birleşik Krallık tan 27, Hindistan dan 3, Malta dan 1, birlikleri belirlenememiş 37 askerin mezarı ile 5 tane de özel anıtı içermektedir. Canterbury Mezarlığı (Canterbury Cemetery) Arıburnu yolunun doğusunda bulunan Canterbury Mezarlığı, 1919 yılından sonra çevredeki mezarlıklardan ve diğer tekil mezarların taşınarak bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Alan, savaş boyunca Yeni Zelanda harekât bölgesi olarak kalmıştır. Kimliği belirlenmiş 22 mezardan 16 adedinin Canterbury Makineli Tüfek Tugayı askerlerine ait olması nedeniyle mezarlığa bu ad verilmiştir. Ayrıca 8 mezarda belirtilen isimler ise yine Yeni Zelandalı başka birliklerin askerlerine aittir. 12 metreye 23 metre boyutlarındaki dikdörtgen mezarlık 276 m² alanı kaplamaktadır. İki arsadan oluşan mezarlıkta toplam beş sıra mezar vardır. Mezarlıkta kimliği belirlenen 22 Yeni Zelandalı askerin yanı sıra kimliği belirlenemeyen 4 Yeni Zelanda askeri ve hakkında hiçbir şey bilinmeyen 1 asker gömülüdür. 115

122 KABATEPE ANA TANITIM MERKEZİ Kilye Tanıtım Merkezi nden 8 km sonra kara yolunun kavşak yaptığı noktada sağ tarafta bulunan Kabatepe Tanıtım Merkezi 1980 li yıllarda yapılmıştır. Merkezin içindeki müzede, Çanakkale Muharebeleri nde kulanılan çeşitli araçlar, silahlar, parçalar, doküman ve eşyalar sergilenmektedir. Müzedeki eserlerin büyük çoğunluğu, 2004 yılında vefat eden ve kendisinin de Alçıtepe de bir özel müzesi bulunan Salim Mutlu dan alınan parçalarla oluşturulmuştur. Müzenin etrafında savaşı sembolize eden çeşitli heykeller bulunmaktadır. 116

123 Merkezin adını aldığı ve bugün Gökçeada ya feribot seferlerinin yapıldığı Kabatepe Burnu ve limanı, buradan kuş uçuşu 1 km batıda yer almaktadır. 117

124 Muharebeler sırasında 27 nci Alay 5 inci Bölük askerleri tarafından Anzaklara karşı savunulan bu kritik mevki çok kuvvetli şekilde tahkim edilmiştir Mayıs başında Anzakların başarısız saldırısı dışında sıcak çatışmaya sahne olmamıştır. Merkezin önündeki platformdan Anzak muharebe alanlarını, çeşitli abide ve mezarlıkları görmek mümkündür. MEHMETÇİĞE SAYGI ANITI Mehmetçiğe Saygı Anıtı Kabatepe Tanıtma Merkezi nden yaklaşık 2 km mesafede, Kabatepe-Conkbayırı yolu üzerinde bulunmaktadır. Anıtın bulunduğu nokta Albayrak Sırtı nın güney ucudur. Anıt, Çanakkale deniz ve kara muharebeleri boyunca her iki taraf askerlerinin birbirlerine karşı centilmence ve saygılı davranmaları hatırasına yapılmış olup yaralanmış düşmanını taşıyan bir Türk askeri heykelidir. Karşı tarafın yaralı askerlerine yardım, taraflar arası yemek değiş tokuşu, savaş esirlerine iyi davranma, savaş şarlarında bile askerlerin kaybetmediği insani yönlerini gösteren birkaç örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Anıtın kaidesi üzerinde bulunan plakette Mehmetçik e Derin Saygı ibaresi yazmaktadır. Plaket üzerinde 25 Nisan 1915 te yabancı kuvvetlerin ilk çıkarmasında, bir Türk askerinin yaralı bir İngiliz yüzbaşıyı karşı tarafın siperlerine taşıması, Çanakkale Muharebeleri nde üsteğmen olarak görev alan ve daha sonra 1967 yılında Avustralya Valisi olan Casey tarafından anlatılmaktadır. 118

125 Lord Casey anma törenleri sırasında şu sözleri söyler: Bizler Çanakkale Yarımadası nda Türklere karşı savaşarak ve binlerce kayıp vererek, kahraman Türk milletine ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi evlatları gibi sever ve onun mertliği, vatan ve insan sevgisi siperdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti bütün Anzakları hayran bırakan yurt sevgisi insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe minnet ve saygılarımla. KANLISIRT BÖLGESİ VE YAPILAN MUHAREBELER Üzerinde kanlı muharebelerin cereyan etmesi nedeniyle Kanlısırt adını alan bu sırtlarda yer alan anıttaki ifade şöyledir: Anzak Kolordusu 6/7 Ağustos 1915 te Anafartalar bölgesine çıkarma yapan 9 uncu İngiliz Kolordusunun hedefine ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla, 19 uncu ve 16 ncı Tümenlerin savunduğu Arıburnu cephesi ndeki Türk kuvvetlerini yerinde tutmak için taarruz etti. 16 ncı Tümen birlikleri çok çetin geçen çarpışmalarda 1520 şehit, 4750 yaralı vermesine rağmen Kanlısırt ı kahramanca savundu. Binlerce şehidimizin yatmakta olduğu Kanlısırt bölgesinde şu anda herhangi bir şehitlik bulunmamaktadır. Buradaki muharebelere katılanların ve çevre köylüsünün anlattığına göre çok eskiden burada, şimdiki Yalnız Çam (Lone Pine) anıt mezarlığının güneyinde, etrafı tel örgü ile çevrili mezarlık hâlinde bir şehitlik varmış. Zamanla ağaçlandırmanın da etkisiyle sınırları kaybolmuş ve bu bölgede kabirleri belli olmayan 7164 şehidimizin yattığı, ayrıca Eceabat Rumları tarafından yıkılan ve kitabesinde: Ey zair! Kaçan İngiliz, kalan Türk e şan ve şeref bıraktı. Bunu en çok şu sırtta gömülmüş kalmış binlerce kahramana borçlu olduğunu unutma. yazılı olan bir de Şehit Asker Abidesi olduğu anlatılmaktadır. Kanlısırt Muharebeleri 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anzak Cephesi nden Kocaçimentepe nin yüksek tepelerini zapt etmek için yapılacak esas harekât, Yeni Zelanda ve Avustralya Tümeni ile bunlara eklenen diğer birlikler tarafından yapılacaktı. 1 inci Avustralya Tümeni de Türklerin Anzak Cephesi nin güneyindeki kuvvetlerinin kuzeye gönderilmesini engelleyerek, Kanlısırt a taarruz serileri açıp, kuzeydeki arkadaşlarına yardım etmiş olacaktı. İngilizler, 6 Ağustos 1915 tarihinde saat te başlayarak saat a kadar şimdiye kadar görülmemiş ve gittikçe artan bir şiddetle süren kara ve gemi toplarının yoğun ve etkili ateşleri özellikle Kanlısırt a yöneltilmiştir. Bu topçu bombardımanıyla 16 ncı Tümen cephesine ciddi bir harekâtın başlamak üzere olduğunu anlayan Kuzey Grup komutanı, bu Tümeni 5 inci Tümenin 13 üncü Alayıyla takviye etmiştir. 119

126 Anzakların Kanlısırt Taarruzu ve Türk Karşı Taarruzları (6 Ağustos 1915) Topçu ateşi da durmuş, 1 inci Avustralya Tümeni saldırıya geçmiştir. 6 Ağustosta başlayan taarruzda, Türk cephe hattının çoğu Avustralyalıların eline geçmiş ve eski Türk haberleşme siperlerinde de ileri karakollar kurulmuştur. Ayrıca Avustralyalı istihkâmcılar içinde asker bulunmayan bölge boyunca güvenli bir siper hattı kazmışlardır. Bu sayede takviye birlikleri, kendilerini Türk ateşine göstermeden gelebilmişlerdir. Kısa süren bu kanlı ve korkunç boğuşmadan sonra arazi İngiliz ölü ve Türk şehit ve yaralılarıyla dolmuştur. Ayakta kalabilen birkaç Türk eri de mevziler içinde boğaz boğaza boğuşup süngüleşerek, düşmanın ilerleme hızını kesmeye çalışmıştır. Bu mevzilerde, birbirlerinin boğazına sarılmış veya süngüleri birbirinin göğsüne saplanmış Türk şehitleriyle Avustralyalı ölüler bulunmuştur. 120

127 Yapılan bu taarruzla ilgili, 16 ncı Tümen Komutanı Albay Rüştü de raporunda şunları yazmıştır: Kanlısırt a İngilizlerin yaptığı hücum hazırlığı, o ana kadar gördüğümüz bombardımanların en şiddetlisiydi. Pek mükemmel şekilde hücum cephesine toplanmış ve çok iyi idare edilmiş olan bu topçu ateşini müteakip birçok kademe ve kısımlarla hücum etti. Kanlısırt taki Türk siperleri, tüm siperlerimiz arasında en mükemmel olanlarından biriydi... siperlerin çoğunun üzeri kuvvetlice örtülmüştü. Ne var ki bunlar, İngilizlerin attığı yüzlerce ağır obüslerin vuruşlarına doğal olarak dayanamayarak çökmüş, erlerimizin birçoğu diri, yaralı ve şehit olarak bu yıkıntılar altında kalmıştı. Böylece bunca büyük çabalarla tahkim edilen bu mevziler, diri Türk askerine bile mezar olmaktan başka bir işe yaramamıştır. Bununla beraber, yine de karşı hücuma kalkmada zaman kaybedilmemiştir. Önce 13 üncü Alayın 3 üncü Taburu ile cephe takviye edilmiştir. Kanlısırt a ilerleme emri alan 13 üncü Alayın diğer iki taburu, 57 nci Alayın 1 inci Taburu ile takviye edilerek, 16 ncı Tümen Komutanı Albay Rüştü tarafından ve 13 üncü Alay komutanının yönetiminde olarak, saat da taarruza geçirilmiştir. 47 nci Alayın 3 üncü Taburu ile 48 inci Alayın bazı bölükleri de bu taarruza katıldıysa da tek bir siper dışında, İngilizler siperlerinden atılamamışlardır. Kanlısırt, Kuzey Grubu sol kanadının en önemli dayanak noktasıydı. İngilizlerin biraz daha ilerleyip Karayörük Deresi ne egemen olması hâlinde, Kuzey Grubu cephesi yarılabilirdi. Kanlısırt tan Süngübayırı na kadar uzanan sol kanat geri çekilmek zorunda kalabilirdi. Bu nedenle Kuzey Grubu komutanı, harekete hazır durumda olan 15 inci Alaya saat de yürüyüşünü çabuklaştırarak, Kanlısırt a ulaşmasını emretmiştir. 6 ncı Tümen kuzeyden itibaren 125 inci Alayı ile Kırmızı Sırt ı, 47 nci Alayı ile Kanlısırt ı, 48 inci Alayı ile Albayrak Sırtı nı ve 77 nci Alayı ile de daha güneydeki kesimi tutmuştur. Saat te Tümen Komutanı Albay Rüştü nün bizzat başlattığı ve yönettiği karşı taarruz, sabaha kadar karşılıklı mücadelelerle devam etmiştir. Maalesef önemli bir sonuç alınamasa da İngiliz tugayının taarruzu durdurulmuştur. 8 Ağustos gündüzü ve gecesinde 16 ncı Tümen Kanlısırt orta kesiminde hücumlarını tekrarladıysa da bir mevzi kesiminin ele geçirilmesi dışında ciddi bir sonuç sağlayamamıştır. İngilizlerin Kanlısırt ta arka arkaya yaptıkları hücumlar buradaki Türk birlikleri tarafından başarı ile püskürtülmüştür. 9 Ağustos günü 16 ncı Tümen saat te Kanlısırt ta, cepheden ve her iki kanadından 125 inci Alayın da 121

128 katılmasıyla, taarruza kalkmış ve ikinci hat siperlerini ele geçirmiştir. Bu tümen dört gece ve üç gün aralıksız taarruz etmiş, oldukça yıpranmış ve ağır zayiat vermiştir. Bu nedenle tümen komutanı birliklerine bulundukları hattı işgal, tahkim ve savunma emrini vermiştir. Tümen 10 Ağustos sabahı Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal in emri ile başlatılacak taarruza kadar bölgesini savunmuştur. 16 ncı Tümen, aslında kendi cephesinde giriştiği muharebeler de gösterdiği yiğitliklerle Kuzey Grubu genel cephesinin yükünü oldukça hafifletmiş, çok kritik bir doğrultuyu İngilizlere kapatmıştır. Kanlısırt Muharebeleri nin, en önemli özelliği, el bombasının büyük bir rol almasıdır. İngilizler, el bombasını daha fazla kullandığından, hem mevzilerini korumasını hem de Türk karşı taarruzlarını durdurmayı başarmışlardır. YARBAY MUSTAFA KEMAL İN ANLATIMIYLA BOMBA SIRTI OLAYI Mustafa Kemal in bütün Arıburnu kuvvetlerini kapsayan komutanlığı, 17 Mayıs 1915 tarihine kadar devam etmiş, bu süre içerisinde meydana gelen olaylarda taarruzlar dışında büyük bir muharebe olmamıştır. Fakat önemli kahramanlık sahneleri vardır. Mustafa Kemal bu kahramanlıklarla ilgili olarak Bomba Sırtı Olayı nı, Ruşen Eşref e şöyle aktarmıştır: Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı Vakası nı anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor, ikincidekiler, onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayanı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesi ni kazandıran, bu yüksek ruhtur. ÇANAKKALE MUHAREBELERİ NDE 57 NCİ ALAY Mustafa Kemal tarafından çeşitli vesilelerle övgüyle bahsedilen 57 nci Alay, daha muharebenin başında Çanakkale nin geçilmez olduğunu tüm dünyaya göstermiş, İtilaf devletlerinin çıkarma yaptığı önemli bir bölge olan Arıburnu nda çelik bir duvar gibi dimdik durmuştur. Çanakkale Muharebeleri öncesi 57 nci Piyade Alayı, 5 inci Ordu 3 üncü Kolordu 19 uncu Piyade Tümeni kuruluşunda yer almakta olup, komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Bey dir. Üç piyade taburu ve bir ağır mitralyöz bölüğünden teşkil edilmiştir. 57 nci Piyade Alayının kuvveti; 49 subay, 3638 erbaş ve er, 373 hayvan, 2288 tüfek ve dört ağır makineli tüfekten ibarettir. 122

129 57 nci Piyade Alayına 22 Şubat 1915 tarihinde törenle sancak verilmiş ve ardından 23 Şubat 1915 te Halep vapuru ile Çanakkale ye doğru yola çıkarak, 25 Şubat 1915 tarihinde 19 uncu Piyade Tümen karargâhı ile birlikte Maydos (Eceabat) a ulaşmıştır. 19 uncu Piyade Tümeni 26 Mart 1915 te Bigalı köyüne intikal etmiştir. Bu tarihten 24 Nisan 1915 tarihine kadar bizzat Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni Bey tarafından sürekli eğitime tabi tutulan 57 nci Alay, Bigalı köyü ve Turşun bölgesinde tatbikatlar yapmıştır. Bigalı köyünde eğitim ve tatbikatlarını yürüttüğü sırada 57 nci Alayın birkaç kez 5 nci Ordu tarafından yeri değiştirilmek istenmişse de Mustafa Kemal, çıkarmanın yapılacağını tahmin ettiği bölgeye en yakın noktalardan biri olmasından ötürü Bigalı köyünde kalmak yönünde ısrarcı olmuş ve bunda da başarılı olmuştur. 25 Nisan 1915 sabahı İtilaf kuvvetlerinin Anadolu kıyısına bir şaşırtma çıkarması yapması, asıl kuvvetlerini güneyde Seddülhahir bölgesine ve daha kuzeyde Kabatepe nin çok az yukarısında bulunan Arıburnu na çıkarmaları, Mustafa Kemal in düşüncelerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur. İtilaf kuvvetlerinin çıkarma yaptıkları Arıburnu ve Seddülbahir bölgesinin savunma sorumluluğu 9 uncu Tümene verilmişti. Bigalı da bulunan 19 uncu Tümen, 9 uncu Tümen bölgesinde bulunmakla beraber 5 inci Ordu emrinde idi. Mustafa Kemal, 25 Nisan günü gerek 27 nci Alay gerekse 57 nci Alayının yaptığı muharebeleri değerlendirdikten sonra elde edilen başarıyı şöyle yorumlamıştı:... bu öyle alelade bir taarruz değil herkesin muvaffak olmak veya ölmek azmiyle harekete çok istekli olduğu bir taarruzdur. Hatta ben, komutanlara şifahen verdiğim emirlere şunu ilave etmişimdir: Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir. 57 nci Piyade Alayı daha çıkarmanın yapıldığı ilk gün olan 25 Nisan 1915 te muharebenin neredeyse sonucunu belirlemiş, Anzak birliklerinin kolay kolay Türk topraklarında ilerleyemeyeceklerini, teknik üstünlüğün vatan sevgisinin üstünde olamayacağını tüm dünyaya göstermiştir. Düztepe, 261 ve 180 rakımlı tepelerde verdiği muharebeler, diğer birliklere verdiği destek sonucu elde edilen başarılar, 57 nci Piyade Alayının büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Bu kahraman alay, girdiği muharebelerde, savaş şartlarının olumsuzluklarını tüm ağırlığıyla yaşamış, muharebeler sonunda pek çok zayiat vermiştir. Buna rağmen Birinci Dünya Savaşı nın sonuna kadar yine ilk günkü azim ve kahramanlıkla vatan topraklarını savunmaya devam etmiştir Ağustos 1915 tarihleri arasında Conkbayırı na yapılan taarruzlarda 57 nci Piyade Alayının önemli katkıları sonucu İngiliz birlikleri geri püskürtülmüş; ancak bu kahraman alayın kahraman komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, 13 Ağustos 1915 günü alay karargâhına düşen bir obüs mermisi ile şehit olmuştur. Bu tarihten sonra 57 nci Piyade Alayı cephesinde 123

130 önemli muharebeler yaşanmamış; 19 Aralık 1915 tarihine kadar gözetleme, siperleri onarma ve gece baskınları düzenleme gibi faaliyetlerle uğraşılmıştır. 19 Ocak 1916 da Uzunköprü ye hareket etmesi için emir alan 57 nci Piyade Alayı Çanakkale den ayrılmış ve 27 Ocak 1916 da Keşan a ulaşmıştır. 57 nci Piyade Alayı, daha sonra eksilen mevcudu tamamlanarak Galiçya ve Filistin Cepheleri nde görev yapmıştır. 57 nci Alaya Altın, Gümüş İmtiyaz ve Harp Madalyaları Verilmesi ile İlgili Padişah İradesi 57 nci Piyade Alayının Çanakkale deki kahramanlıkları padişah tarafından da takdirle karşılanmış ve alay sancağına 30 Kasım 1915 te Sultan V. Mehmet Reşat ın iradesi ile altın, gümüş imtiyaz ve harp madalyaları verilmiştir. Bu konudaki padişah fermanı şöyledir: 19 uncu Tümene bağlı olup Çanakkale de olağanüstü yiğitlik ve yararlık göstermiş olan 57 nci Alay namına sancağına üzeri sırma işlemeli Osmanlı Devleti ile İtilaf devletleri harbinde 57 nci Piyade Alayının düşman tarafından 25 Nisan 1915 günü Çanakkale de Arıburnu na yapılan ilk çıkarmada karaya çıkmış düşman kuvvetlerinin ilerlemesine ve Kocaçimen Tepeleri nin düşman eline geçmesine aynı gün yaptığı çabuk hareket ve arslanca şiddetli taarruzuyla engel olmak ve aylarca adı geçen düşman karşısında muharebe hattında kalarak ona karşı kahramanca muharebeler 124

131 yapmak suretiyle gösterdiği olağanüstü yiğitlik ve yararlığın hatırasıdır. ibaresi taşıyan ve kıymetli taşlarla bezenmiş yüce imtiyaz nişanı kurdelası ebadında yarısı yeşil ve diğer yarısı kırmızı bir kurdela ile kılıç levhayı içine alan altın ve gümüş imtiyaz ve harp madalyaları verilmiştir. Bu padişah buyruğunun yerine getirilmesine Harbiye nazırı memurdur. Padişah tarafından verilen bu madalyalar 25 Nisan 1916 da resmigeçit töreni ile alay sancağına takılmıştır. 57 nci Alay Çanakkale Muharebeleri nde bir sembol olduğundan, Çanakkale de çarpışan askerlerin ve şehitlerin her biri 57 nci Alayın birer ferdi olarak kabul edilir. Arıburnu Muharebesi nde Olağanüstü Fedakârlık Gösteren 27 nci ve 57 nci Alay Sancaklarına Altın ve Gümüş Harp Madalyaları Takılması Töreni 125

132 57 NCİ ALAY ŞEHİTLİĞİ VE ANITI Mimar Nejat Dinçel tarafından tasarlanan 57 nci Alay Şehitliği ve Anıtı, 10 Aralık 1992 yılında Kabatepe-Conkbayırı yolu kenarında, Kılıçbayır ın güney ucunda inşa edilmiştir. Savaş sırasında yabancı askerler bu bölgeye Satranç Tahtası adını vermişlerdir. Yeni yapılmış olan bu şehitlik semboliktir. Gerçek şehitlik Bomba Sırtı nın güney ucunda, Çataldere vadisinin içinde bulunmaktadır. Yarbay Hüseyin Avni Bey tarafından kumanda edilen 19 uncu Tümene bağlı 57 nci Alay, İtilaf kuvvetlerinin ilk çıkarma gününde Arıburnu Cephesi nde ilerleyen Anzak askerlerini ilk karşılayan ve geri püskürten Türk birliklerindendir. Bu cephede ilk kez 19 uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal in önderlik ve cesaret vasıfları ortaya çıkmıştır. 57 nci Alay Şehitliği, şadırvan, açık namazgâh, ana mezarlık ve anıttan oluşmaktadır. Şehitlikte kullanılan başlıca malzeme, genellikle Selçuklu ve Osmanlı kervansaraylarında kullanılan kevser taşıdır. Şehitliğin girişi, Kabatepe-Conkbayırı yolunun kenarında, doğu duvarındaki bir açıklıktır. Girişin hemen yanında torununun elini tutmuş bir şekilde figürize edilmiş, Türkiye nin en yaşlı gazisi iken 10 Eylül 1994 te, 108 yaşında vefat eden Hüseyin Kaçmaz ın bronzdan yapılmış bir heykeli bulunmaktadır. Girişin tam karşısında, şehitliğin doğu duvarında, 57 nci Alayın 25 Nisan 1915 teki karşı taarruzunu gösteren bir rölyef bulunmaktadır. Rölyef yaklaşık olarak 45 m²lik bir alanı kaplamaktadır. Şadırvan ve açık namazgâh şehitliğin güney tarafında yer almaktadır. 126

133 Şehitliğin ana mezarlık kısmının kemerli bir girişi olup bu girişten başlayan yay aksı kuzey duvarında anıtla son bulmaktadır. Anıtın tabanını oluşturan kuzey duvarının üstünde 57 nci Alay şehitlerinin isimlerini yazan mermer plakalar bulunmaktadır yılında şehitlik inşaatı sırasında İngiliz ordusundan Yüzbaşı Woiters ve 57 nci Alay 6 ncı Bölük Komutanı Üsteğmen Mustafa Asım Bey in iskeletleri yan yana, tabanca mermi ve mataralarıyla birlikte bulunmuştur. İskeletlerin yanında bulunan künye ve muskayla kimlikleri tespit edilebilen bu iki subay, şehitliğin kuzey kısmına -anıtın hemen önüne- ilk bulundukları yere gömülmüşlerdir. ŞEHİT YARBAY HÜSEYİN AVNİ BEY Bugün Makedonya Cumhuriyeti nin sınırları içinde olan Manastır (Bitola) şehrinde doğmuştur. Ali Bey in oğludur Yılında Harp Okuluna girmiş ve 6 Mayıs 1892 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun olmuştur. 8 Ağustos 1895 tarihinde üsteğmen, 10 Ocak 1898 tarihinde yüzbaşı, 127

134 22 Ağustos 1904 tarihinde kıdemli yüzbaşı, 2 Haziran 1908 tarihinde binbaşı, 1 Haziran 1915 tarihinde yarbay, 13 Ağustos 1915 tarihinde şehit olmuştur. Adını tarihe dünyanın en kahraman alayı olarak yazdıran 57 nci Alayın komutanıdır. 13 Ağustos 1915 tarihinde Arıburnu Muharebeleri sırasında alay karargâhına düşen bir obüs mermisiyle şehit olmuştur. Bir oğlu, bir de kızı vardır. Oğlu daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı yapan Orgeneral Tekin Arıburun dur. Yarbay Hüseyin Avni Bey in Mezarı Yarbay Hüseyin Avni Bey in mezarına Conkbayırı na çıkan ana yoldan, Quinn s Post Mezarlığı ve Yüzbaşı Mehmet Şehitliği nin hemen güneyinden ayrılan ince bir yolla ulaşılmaktadır. Üzerinde 57 nci Alay Komutanı Avni Bey Şehitliği yazan bir tabelayla işaretlenmiş olan yol 600 m kadardır. Yol güneydoğu yönünde Kesikdere ye doğru inmekte, sonra da Bomba Sırtı-Edirne Sırtı nın güney ucunda bir otopark ile noktalanmaktadır. Bu alan Zeytinlik Mevkisi olarak bilinmektedir. Parmaklıklarla çevrili mezarın kuzey ucunda, üzerinde Yarbay Hüseyin Avni Bey in fotoğrafı ve aşağıdaki yazı bulunan mermer bir kaide yer almaktadır. Kahraman 57 nci Alay Komutanı Ali Oğlu Yarbay Hüseyin Avni 128

135 Şehit 31 Temmuz Ağustos 1915 Ruhuna Fatiha Yazı, 25 Nisan 1915 te çıkarmanın ilk gününde, çok miktarda mensubunun hayatlarını kaybettiği 19 uncu Tümen 57 nci Alaya ithaf edilmiştir. MEHMET ÇAVUŞ ANITI Mehmet Çavuş Anıtı ilk kez 1919 yılında bölgede toplanan taşların üst üste konulmasıyla inşa edilmiş olup Cesarettepe bölgesinde kahramanca çarpışıp can veren 650 şehidi temsil emektedir. Daha sonra, Mustafa Kemal ATATÜRK buraya bir anıt yapılmasını istemiş ve 1934 te bu anıt yapılmıştır. Eski Hisarlık bölgesine Şehitler Abidesi inşa edilinceye kadar bütün resmî törenler bu anıtın olduğu yerde düzenlenmiştir. Anıt Mehmetçiğin ölüm pahasına savunduğu Cesarettepe (Serçetepe), Kanlısırt ile tek ikmal yolu olan Şarapnel Vadisi ne tamamen hâkim olup Türkler ve İngilizler için önemli idi. Her iki taraf da elinde bulundurmayı istiyordu. Bundan dolayı burada çok kanlı çarpışmalar olmuştur. Bu savaşlarda her iki taraf da birbirlerine birkaç metre mesafeye kadar yaklaşmışlardır. En kanlı muharebeler 25 Nisan 1915 günü olmuştur. Mermerden yapılan anıtın üç yönündeki kitabelerde Çanakkale Muharebeleri ndeki dönüm noktalarına ilişkin kısa bilgiler yer almaktadır. 129

136 Mehmet Çavuş Anıtı ndan güneye doğru giden yol, birden biter. Aşağıya bakıldığında doğanın bir harikası görülmektedir. Burası Arıburnu yarları olarak bilinen ve Anzakların ilk çıktıklarında karşılaştıkları yerdir. MESUDİYE TOPU Arıburnu yarlarından geri dönüp Conkbayırı na giden asfalt yol takip edildiğinde yol üzerinde 40 metre kadar içeride Mesudiye Topu yer alır. Mesudiye Topu Çanakkale Boğazı nda Sarı Sığlar Koyu nda 13 Aralık 1914 tarihinde batırılan Mesudiye zırhlısından sökülüp buraya getirilmiştir. Bu tarihte Boğaz a giren İngiliz B-11 denizaltısı tarafından torpillenerek batırılan zırhlıda 35 Türk asker şehit olmuştur. Topun bulunduğu bölge donanma ateşine açık bir durumdadır. 15 cm lik topun namlusu savaş sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi esnasında kurulan heyet tarafından patlatılarak tahrip edilmiştir. 130

137 DÜZTEPE SİPERLERİ Conkbayırı na yaklaşık 1 km kala yolun sol tarafındadır. Muharebeler sırasında 19 uncu Tümenin emrine giren 10 uncu Alay tarafından tutulan bu mevki, esas olarak ihtiyat ve gözetleme siperleri olarak kullanılmıştır. Çıkarmanın yapıldığı 25 Nisan gününden itibaren Müttefik donanması tarafından sürekli bombalanmıştır. 25 Nisanda Anzakların eline geçmiş ve geri alınmıştır. CONKBAYIRI MUHAREBELERİ (6-10 AĞUSTOS 1915) Çanakkale kara muharebeleri Müttefik devletlerin 25 Nisan 1915 tarihinde beş ayrı noktadan yaptıkları çıkarma harekâtıyla başlamış; ancak verilen ağır zayiata rağmen Müttefikler açısından kayda değer bir ilerleme kaydedilmemiştir. Gelibolu yarımadası nın güneyindeki bu başarısızlık üzerine Müttefikler, harekâtın yönünü yarımadanın kuzeybatısına, Suvla Körfezi ne kaydırmışlardır. Conkbayırı-Kocaçimentepe çizgisi denetim altına alınıp, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek; böylece kuzeydeki Türk kuvvetlerinin güneyde, Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardımı engellenmiş olacaktı. Harekâtın icra edildiği yer Gelibolu Yarımadası nın en dar yeridir. Çıkarmanın yapıldığı Arıburnu bölgesi sarp bir yapıya sahiptir. Bölgedeki önemli arazi kesimleri Bombasırtı, Haintepe, Conkbayırı, Kocaçimentepe, Düztepe, Cesarettepe, Kırmızısırt ve Kanlısırt tır. Bu bölge, Çanakkale Boğazı nı kontrol eden Eceabat ve Kilitbahir bölgesine en kısa mesafeden el atması ve ele geçirilmesi hâlinde, 131

138 Çanakkale Boğazı nı kontrole imkân vermesi nedeniyle oldukça önemlidir. Bu bölgeye uzanan en uygun yaklaşma istikametleri; a. Arıburnu-Hain Tepe-Conkbayırı b. Arıburnu-Hain Tepe-Kocaçimentepe dir. Hain Tepe den Sfenks e Bakış 1919 Hain Tepe den Sfenks e Bakış

139 İngilizlerin hedefi, Kocaçimentepe ve onun bir parçası olan Conkbayırı bölgesini ele geçirmekti. Türklerin dikkati Kanlısırt bölgesine çekildikten sonra Conkbayırı güneyi-kocaçimentepe hattı ele geçirilecekti. Böylece Conkbayırı-Kocaçimentepe bölgesini ele geçiren İngiliz kuvvetleri, Arıburnu Cephesi ndeki Türk savunmasını yaracak ve Çanakkale Boğazı na ulaşarak, Akbaş Limanı ndan Boğaz ın girişine kadar uzanan bölgedeki gidiş gelişi kontrol edecekti. İngilizler, 4-6 Ağustos geceleri yeni birliklerden dört ve Seddülbahir Cephesi nden toplam beş tugayı, Arıburnu mıntıkasına çıkarmışlardır. Bunlarla birlikte Arıburnu ndaki İngiliz kuvveti toplam e ulaşmıştır. Bu kuvvetin yaklaşık i Conkbayırı ile Kocaçimentepesi ne taarruz için görevlendirilmiştir. 6-7 Ağustos gecesi saat dan itibaren taarruza başlayan İngilizler, Türk ileri karakol birliklerini, Asmadere nin batısındaki Türk siperlerini, aynı zamanda bütün 19 uncu Tümen cephesini şiddetli ateş altına alarak, Türk sol tarafına taarruz etmiştir. 7 Ağustos sabahı İtilaf kuvvetleri, 19 uncu Tümenin sağ taraf ve merkezine birkaç defa taarruz etti; fakat başarılı olamamıştır. Conkbayırı na yönelen İtilaf birlikleri ise, sabah buranın batısındaki Şahinsırtı nı ele geçirmiş ve Ağıldere-Asmadere sırtlarına kadar gelmiştir. Bu esnada Kocaçimentepe-Conkbayırı hattı boştur. Sabah 19 uncu Tümen Komutanı, İtilaf kuvvetlerinin Şahinsırtı nı işgal ettiğini ve bir kısım kuvvetiyle de ilerlemekte olduğunu haber alınca, cephenin tek ihtiyat taburunu Conkbayırı na göndermiştir. Bu tabur da Besimtepe-Conkbayırı hattında zayıf bir avcı hattına yerleşerek, ilerlemekte olan İtilaf kuvvetleri ile çarpışmaya başlamıştır. Conkbayırı na ilk yerleşenler ve 9 uncu Tümen birlikleri yetişinceye kadar savunma işini yapanlar, 14 üncü Alayın 1 inci Taburuyla, bunun solunda yer tutan, 72 nci Alayın 2 nci Taburundan iki bölüktür. İtilaf kuvvetleri öğleden önce da, Asmadere nin batısındaki 14 üncü Alay üzerine taarruz etmiştir. Fakat bu girişim sonuçsuz kalmıştır. İtilaf birlikleri merkez ve sağ tarafı ile de Conkbayırı na taarruza başlamıştır. Sayıca üstün güçteki İtilaf kuvvetleri taarruzuna maruz kalan 1 inci Tabur, başlangıçta sarsıldıysa da Besimtepe de bulunan bir bataryanın açığa çıkarak etkili ateşle yardım etmesi ve bu esnada yetişen 9 uncu Tümen takviye birlikleri yardımıyla taarruz durdurulmuştur. 133

140 Conkbayırı Harekâtı nda Tarafların Durumu (7 Ağustos 1915) Aynı gün gelen 12 makineli tüfek Conkbayırı bölgesine ve 7/8 Ağustos gecesi gelen bir alay ve bir batarya da Kocaçimentepe istikametine gönderilmiştir. 8 Ağustos sabahı saat dan itibaren İngilizler, kara ve donanma toplarıyla Kocaçimentepe-Conkbayırı-Düztepe hattını şiddetli bombardıman altında tuttuktan sonra, saat te taarruza başlamışlardır. Ağıl- Çamcıpınarı hattından taarruz eden İtilaf birlikleri geri atılmıştır. 134

141 Asmadere nin batı sırtlarında bulunan Türk müfrezesine taarruz eden İtilaf birlikleri sol tarafı, başlangıçta biraz ilerlemeyi başardıysa da daha sonra yapılan Türk karşı taarruzuyla geri çekilmeye mecbur edilmiştir. Conkbayırı nı ele geçiren İtilaf birliklerine o gün ve o gece müteaddit defalar taarruz edildiyse de buradan atılamamıştır. 9 Ağustos sabahı İtilaf birlikleri saat te, Conkbayırı-Besimtepe hattına yeniden taarruza başlamış; ancak geri püskürtülerek bir sonuç elde edememişlerdir. 8/9 Ağustos gecesi Anafartalar Grubu Komutanlığına atanan Albay Mustafa Kemal, Anafartalar da Türkler tarafından yapılan taarruzu idare ettikten sonra, akşamüzeri Conkbayırı na gelmiştir. Burada yerleşmiş olan İtilaf birliklerini atmak için yeni bir taarruz düzenlemiştir. Bu taarruz üç piyade alayı ile 10 Ağustosta yapılacaktı. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal 10 Ağustos günü yapılan taarruz ile ilgili olarak: Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin; evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradığını şaşırmıştı. demiştir. 10 Ağustos 1915 günü Conkbayırı na şiddetli bir taarruz yapılarak, oradaki İtilaf birlikleri perişan bir hâlde geri atılmışlardır. Conkbayırı ile batı yamacı Türkler tarafından ele geçirilmiştir. Sol taraftaki Türk birlikleri de bu taarruza katılarak Şahintepe ye kadar geldilerse de bu tepeyi tamamıyla ele geçiremeyerek, doğusundaki tepecikteki durmaya mecbur kalmışlardır. İtilaf donanması bombardımana devam ederek, Besimtepe-Conkbayırı hattının batı yamaçlarına inmiş olan Türk askerlerini şiddetli ateş altına almıştır. Şahinsırtı nda bulunan 10 makineli tüfek de Türk askerlerini yan ateşine tutarak, çok fazla kayba uğratmıştır. Bu nedenle Türk taarruz kolları, yukarıdaki hattın metre batısında durmak zorunda kalmıştır. Bundan sonra Conkbayırı ile 19 uncu ve 16 ncı Tümen bölgelerinde ağustosun sonuna kadar önemli bir olay olmamıştır. CONKBAYIRI NDA TÜRKLERE AİT ANIT VE ŞEHİTLİKLER Conkbayırı nda küçük bir tepeciğin etrafına dikilmiş beş adet yazıt bulunmaktadır. Bunlar, Mehmetçik Parkı Anıtı nın Conkbayırı Yazıtları dır. Batı yönündeki yazıttan başlamak üzere saat yelkovanı istikametinde 135

142 sırasıyla okunduğu takdirde, Arıburnu - Conkbayırı bölgesinde cereyan edene muharebeler hakkında özet bilgi elde edilebilir. Yazıtların geometrisine dikkat edildiğinde, geniş tabanlı temellere oturtulmamış olduğu dikkati çeker. Bu durum, içinde hâlâ kemik ve kurşun çıkan toprağa en az müdahale ana fikrinden kaynaklanmaktadır. Yazıtlar da şu sözler yazılıdır: Birinci Yazıt: 19 uncu Piyade Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK) 25 Nisan 1915 günü düşmanın Arıburnu na çıkartma yaptığını öğrenince kendi inisiyatifi ile 57 nci Piyade Alayını bölgeye sevk etmiş, bu arada kıyı örtmesi yapan cephanesi bitmiş çok az sayıdaki erlere yaptırdığı süngü hücumuyla kazanılan zaman içinde yetişen alaya mevzi aldırarak düşmanı Conkbayırı na ulaşamadan durdurmayı başarmıştır. İkinci Yazıt: Mustafa Kemal (ATATÜRK) 25 Nisan 1915 sabahı Conkbayırı na doğru ilerlerken düşmana karşı, 57 nci Piyade Alayı ile taarruza başlarken: Ben size taaruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler gelir. başka komutanlar hâkim olabilir. emrini vermiştir. Bu coşku ile şahlanan Mehmetçikler, donanmanın yoğun ve etkili ateşi altında yılmadan sürdürdükleri taarruzlarıyla düşmanı Cesarettepe ye kadar geri atmışlardır. Üçüncü Yazıt: Arıburnu ndaki düşman kuvvetleri, aldıkları takviyelerle daha da güçlenmiş olarak 6 Ağustos 1915 günü Conkbayırı na doğru yeniden taarruza başlamışlardı. Gece gündüz aralıksız devam eden kanlı 136

143 muharebeler sonunda, iki taraf da ağır kayıplar vermiş ve düşmanı 9 Ağustos 1915 akşamı Conkbayırı Tepeler Hattı na 25 metre mesafede durdurmayı başarmıştır. Dördüncü Yazıt: 10 Ağustos 1915 sabahı Türk karşı taarruzu siperler yakın olduğundan süngü hücumu ile başlamıştır. Düşman donanma topçusunun Conkbayırı ndaki muharebeler sırasında gözetleme yerinden bir an bile ayrılmayan Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal in bir şarapnel misketi ile parçalanan cep saati hayatını kurtarmış ve düşman bu taarruz sonunda Ağılderesi ne kadar geri atılmıştır. Beşinci Yazıt: Düşman kuvvetlerinin, Gelibolu Yarımadası nın en önemli bölgesi ve doruk noktası olan Conkbayırı nı ele geçirerek Türk kuvvetlerini ikiye bölmek ve Çanakkale Boğazı nı ele geçirmek amacıyla giriştikleri devamlı saldırıları, kahraman Türk askerinin büyük cesaret ve gayretle yaptığı savunma harekâtı karşısında başarısızlıkla sonuçlanmıştır. bu bölgede cereyan eden muharebelerde; Türk ordusu 9200 şehit, düşman kayıp vermiştir. Conkbayırı nda bu yazıtlara ilave olarak iki anıt daha vardır. Bunlardan birincisi, 10 Ağustos 1915 te Conkbayırı nda en çetin muharebelerin geçtiği sırada Albay Mustafa Kemal (ATATÜRK) in muharebeleri en ön saflardan sevk ve idare ettiği esnada göğsündeki saate bir şarapnel parçasının isabet ettiği yerde bulunan anıttır. Burada askerî üniformalı bir ATATÜRK anıtı ile anıtın hemen önünde, şarapnelin isabet ettiği yerde bulunan dört adet 65 cm çapında beton küre bulunmaktadır. 137

144 10 Ağustos 1915 sabahı saat da başlayan taarruzumuz (süngü hücumu) olanca şiddetiyle devam ederken, Mustafa Kemal ve komuta heyetindeki diğer subaylar burada bulunuyor ve durumu yakından izliyorlardı. Yanında bulunanlardan Alay Komutanı Yarbay Servet Bey (Tuğg. Servet Yurdatapan) olayı şöyle anlatır: Düşmanın şiddetli topçu ateşi başladıktan sonra Mustafa Kemal in elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı sezip, parmağını ağzına götürerek bana susmamı işaret etti. ATATÜRK ise anılarında bu olayı şöyle yazmaktadır: Gökten şarapnel, demir parçaları yağıyordu. Büyük çaplı deniz topçularının tam isabetli daneleri yerin içine girdikten sonra patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük lağımlar açıyordu. Bütün Conkbayırı yoğun dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes tevekkülle işin sonunu bekliyordu. Çevremiz şehitler ve yaralılarla doldu. Muharebe alanında bir şarapnel parçası göğsümün sağına çarptı. Cebimde bulunan saati paramparça etti, vücuduma girmedi. Yalnız, derince bir kan lekesi bıraktı. Aynı gün akşama doğru karargâhta Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa ile karşılaşan ve yapılan süngü hücumunu anlatan Mustafa Kemal, Bu saat benim canımı kurtardı. Müsaade ederseniz bugünkü 138

145 muvaffakiyetin hatırası olarak bu saati size takdim edeyim. der ve parçalanmış saatini çıkarıp Ordu Komutanı na verir. Liman Paşa nın heyecandan titrediği, gözlerinin buğulandığı görülür. Yürekten kopan bir teşekkürle uzatılan saati alır ve karşılığında, ailesinin soyluluk armasını taşıyan kendi altın saatini verir. Conkbayırı nda Şehit Üsteğmen Nazif Çakmak için bir anıt dikilmiştir. Üsteğmen Nazif Çakmak, 8 Ağustos 1915 tarihinde Arıburnu Muharebeleri nde şehit olmuştur. Mareşal Fevzi Çakmak ın kardeşidir. Üsteğmen Nazif (Çakmak), bu ölüm meydanının ve yüzlerce kahramanlığın bir sembolü olmuştur. Adına inşa edilen anıt 1919 yılında yapılmıştır. Conkbayırı nın doruğunda etrafı duvarla çevrili olan anıtın çevresi ağaçlarla kaplıdır. Kitabesinde şunlar yazılıdır: Mareşal Fevzi Çakmak ın kardeşi Üsteğmen Nazif Çakmak burada, bölüğünün önünde süngü hücumu ile düşman siperlerine atıldığı sırada şehit olmuştur. 8 Ağustos 1915 CONKBAYIRI NDA YABANCI MEZARLIK VE ANITLAR Conkbayırı üzerinde, Yeni Zelanda Millî Anıtı, Chunuk Bair Mezarlığı Anıtı gibi bir küme anıt bulunmaktadır. Bunlardan Yeni Zelanda Anıtı, Yarımada da yeni Zelandalılara ait anıtlar arasında en belirgin olanıdır. Yeni Zelandalı Mimar S. Hurst Seager tarafından tasarlanan anıt, uzun, yukarıya doğru daralan taş bir anıttır. 139

146 Yeni Zelanda Chunuk Bair Anıtı, ana anıtın 20 m doğusunda bulunmaktadır. Mezarlığın tam karşısında Conkbayırı-Kocaçimentepe yolunun doğu yamaçlarına inşa edilmiş alçak taş duvar üzerinde 856 askerin adı yazılıdır. Bunlar 1915 Ağustos-Aralık saldırılarında ölen ve isimleri başka yerlerde geçmeyen Yeni Zelanda askerleridir. Ağustos 1915 muharebesinden sonra Türk askerleri tarafından gömülen Yeni Zelanda, İngiliz, Gurkha askerlerinin mezarları bugünkü mezarın temelini teşkil etmektedir. Ana yoldan sırt boyunca gidilen mezarlık tepenin dik yamaçlarını takip etmektedir. 29 m uzunluğunda ve 36,5 m genişliğindeki mezar, tabanda 40 m genişliğe ulaşmaktadır. Yola paralel 9 sıra mezardan sadece bir sırası taşlıdır. Anıtta, Yeni Zelanda keşif gücünden 1915 te ölen ve mezarları bilinmeyen 856 subay ve askerin isimleri yazılıdır. Mezarlıkta, 7-8 Ağustos 1915 te yamaçlarda ölen 8 Yeni Zelandalı, 1 Hintli ve 1 İngiliz askeri olmak üzere 10 mezar tespit edilmiştir. 140

147 Ağıl Mezarlığı (The Farm) Mezarlığa giden yol, Conkbayırı Mehmetçik Anıtı ve Conkbayırı ndaki Yeni Zelanda Memorial arasındaki yangın şeridinden başlamaktadır. İki anıt arasındaki yangın şeridinin uzadığı açıklık Şahin Sırtı nın başlangıcını işaret etmektedir. Engebeli bir patika sağa dönmekte ve en aşağıda mezarlığın bulunduğu düzlükte son bulmaktadır. Düzlüğün kuzeybatı kenarında yer alan mezarlık, 1919 dan sonra yapılmıştır. Giriş batıdadır. Geometrik olmayan bir şekle sahip olan mezarlık, yaklaşık 860 metrekarelik alana sahiptir. Kılıçbayırı Mezarlığı (Baby 700) Merkez Tepe den Conkbayırı na giden yolun doğusunda yer alan mezarlık, 25 Nisan 1915 öğleninde AIF 1 inci Tabur Komutanı Binbaşı F. C. Kindon tarafından oluşturulan cephe hattının bir kısmının üzerine 1919 da inşa edilmiştir. 141

148 Cesarettepe Mezarlığı (The Nek) 1919 yılında yapılan mezarlık, daha önce bu noktada yer alan m genişliğe sahip iki karşı cephe arasında kalan alanda yer almaktadır. Bugün 25 metreye 33 metre boyutlarında, güneybatıya dönük mezarlık, kuzeye bakıldığında Cesaret Tepe nin kuzeyindeki yarlar üzerinden Suvla, Çimentepe Sırtları ve Walker s Ridge i içine alan bir manzaraya sahiptir. Yüksek Sırt ve aşağı kesimlerde ise eski siperler bulunmaktadır. Serçetepe Mezarlığı (Walker s Ridge) Adını, Yeni Zelanda Piyade Tümeni Komutanı General Harold Bridgewood Walker den almaktadır te yapılan definler Walker s Ridge in doğu ucunda Yüksek Sırt la birleştiği yerde bu mezarlığı oluşturmuştur. Mezarlık, bir siper ile bölünmüş orijinal mezarlığı temsil etmek amacıyla iki parsele bölünmüş, 17 x 30 m boyutlarında bir dikdörtgendir. 142

149 Bombasırtı Mezarlığı (Quinn s Post) Adını, AIF 15 inci Tabur C Bölüğü Komutanı Yüzbaşı Hugh Quinn den alan Quinn s Post, muharebe sırasında yoğun bombardıman altında kalmış bir alandır yılında inşa edilen ve ileri karakol noktasının güney yarısındaki siper ve tüneller üzerinde yer alan mezarlık, ikinci sırt boyunca uzanan yolun batı kısmındadır. 36,6 m uzunluğunda, kuzeyde 23,8 m den, güneyde 12,8 m ye daralan mezarlık 715 metre karelik bir alanı kapsamaktadır. Courtney s and Steel s Post Merkez Tepe boyunca yer alan üç ileri karakol noktasından ortadaki, adını Anzak kuvvetleri 14 üncü Tabur Komutanı Yarbay Richard E. Courtney den, en güneydeki adını Binbaşı Steel den almıştır. Eski cephenin kurulmuş olduğu yolun batısındaki mezarlık Merkez Tepe nin güneyindeki tünellerin üzerinde 1919 dan sonra inşa edilmiştir. 306 metrekare, 18 x 17 m boyutlarında, dikdörtgen şeklindeki mezarlık, güneydoğuya dönüktür. Kırmızısırt Mezarlığı (Johnston s Jolly) Mezarlık adını 2 nci Avustralya Topçu Bölüğü Komutanı George Johnston dan almış, savaştan sonra savaş alanlarından tekil mezarların toplanmasıyla oluşturulmuştur. 14 m eninde ve 21 m boyunda, 394 metre karelik dikdörtgen bir alanı kaplayan mezarlık, Türk siperlerinin üstündedir. Mimarı Sir John Burnet tir. Tekçam Mezarlığı (Lone Pine) Anıt ve mezarlığın mimarı Sir John Burnet tir. Anıt Ilgar Dere Taş Ocaklarından elde edilen kireçtaşından yapılmıştır. Anıtın altında küçük bir ibadet yeri yer almaktadır. 25 Nisan 1915 te, 1 m yüksekliğinde çalıyla kaplı kırmızı ve Kanlısırtlar ın bulunduğu düzlüğün güney yarısında bulunan bir çam ağacı platoda doğal bir referans noktası idi. Bundan dolayı Müttefik askerleri alanı Lone Pine olarak adlandırmışlardır. 143

150 Mezarlık, Ağustos 1915 te dört gün süren kanlı çarpışmalar sonucu pek çok askerin öldüğü veya yaralandığı alanda, Türk siper ve tünellerinin üzerinde, düzlüğün merkezinde yer almaktadır. Lone Pine Anıtı, düz bir alanda 4 m²lik bir taban üzerinde yer alan 14 m yüksekliğinde büyük bir taş anıttan oluşur. Avustralyalı askerlerin isimleri anıtın ön duvarında yer alan panolara kazılırken, Yeni Zelandalı askerlerin isimleri anıta çakılı panolarda görülmektedir. KEMALYERİ VE KEMALYERİ KİTABESİ Conkbayırı nın güneyinde, Kocadere Köyü (1915 yılındaki adı Kurucadere) ile Kanlısırt arasında kalan ve Kabatepe dâhil geniş bir bölgeyi gözetleme ve kontrol altında tutabilmeye imkân veren Kemalyeri, Mustafa Kemal in çıkarma başlayıncaya kadar araziyi tetkik ve harita çalışması yaptığı yerdir. 19 uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal 27 Nisan 1915 günü karargâhını bu noktada kurmuş ve 17 Mayıs 1915 tarihine kadar Tümenin komuta yeri olarak kullanmıştır. Arıburnu Muharebeleri ni de buradan idare etmiştir. Kemalyeri ismi 3 üncü Kolordu Kurmay Başkanı Kurmay Albay Fahrettin (Altay) tarafından verilmiştir. Mustafa Kemal i cephede ziyaret ettiği bir gün yaşanan isim verme olayını, Fahrettin Altay sonraları şu şekilde anlatmıştır. - Karargâhınız hep burada mı kalacaktır? Burasının ismi nedir?

151 Mustafa Kemal biraz düşündü: - Evet burada kalacağız. Ama, sel yarıntılarının ismi mi olur?... (Bunları söylerken gülümsüyordu.) - Olur... olur... Mesela Kemalyeri olur... demek suretiyle buraya tarihî ismini vermiştir. Mustafa Kemal ATATÜRK ün ve askerî dehasının ön plana çıkmasında Kemalyeri nin ve genel olarak Çanakkale Muharebeleri nin önemi şüphesiz ki çok büyüktür. Bunu Şevket Süreyya Aydemir, Mustafa Kemal in hayatını konu alan Tek Adam adlı eserinde şöyle ifade etmiştir:... Mustafa Kemal in doğum yeri, Kemalyeri dir sözü çok manalıdır. Kemalyeri, onun Arıburnu Cephesi nde, ilk savaşlarını yürüttüğü tarassut (gözetleme) tepesine verilen isimdir. Mustafa Kemal in çıkışı oradan ve Çanakkale Muharebeleri yle başlar. Fakat bu hadise yalnız onun tarihte eşi az görülen bir kan ve ateş imtihanından geçerek, kahraman bir savaşçı, üstün bir kumandan olarak belirmesi hadisesi demek değildir. Bir de şu var: Her günü bir başka cehennem olan, havası o günlerde, kan, barut dumanı ve çürümüş insan eti kokan bu topraklar üstünde beliren seciye ve karakter özellikleri iledir ki o, geleceğin terazisine adını, hesaplanması gereken bir ağırlık olarak koymuştur. Çünkü bu ad artık, tecrübe edilmiş bir kendine inanışın, zaferlerle süslü bir şanın, kendisini arka planda bırakmak isteyenleri bir elinin tersiyle kenara itip, kendi yolunu açmasına hak veren hem de haklı bir ihtirasın kaidesi üzerinde parlamaktadır. Artık yolunu ve yıldızını 145

152 görmüştür. Bu yol nereye çıkacak, bu yıldız hangi burçlarda parlayacak, bunu tayin edemez; ama sezer ki kendisinin artık bir misyonu vardır. Bir zafer ve şan hakkına dayanan bir misyon yılında buraya bir kitabe dikilmiştir. Kemalyeri Kitabesi olarak adlandırılan bu kitabe, Conkbayırı nın 1,5 km güneyinde Suyatağı ve Topçular Sırtı nı takip eden dar bir yolla ulaşılan Kemalyeri noktasındadır. Kitabe, Mimar Ahmet Gülgönen tarafından tasarlanmıştır. Üzerinde Yarbay Mustafa Kemal in 3 Mayıs 1915 te saat da kuvvetlerine verdiği emrin bir bölümü bulunmaktadır: Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler, kesin olarak bilinmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar yoksun kalmasına neden olacağını hepinize hatırlatırım. ANAFARTALAR MUHAREBELERİ Birinci Anafartalar Muharebesi (9-10 Ağustos 1915) Seddülbahir ve Arıburnu çıkarmalarından bir sonuç alamayan İtilaf kuvvetleri, cephelerdeki Türk kuvvetlerini kuzey kanatlarından kuşatmak ve Boğaz tahkimatını güçten düşürmek amacıyla Anafartalar a bir kolordu çıkarmaya karar vermiştir. İngilizler, öncelikle Anafartalar a yapacakları çıkarmayı örtmek amacı ile Arıburnu ndan 16 ncı Tümen cephesinde bulunan Kanlısırt a taarruz etmişlerdir. İngilizlerin taarruzları 6-10 Ağustos 1915 e kadar örneği görülmemiş bir şekilde şiddetle devam etmiştir. Bu hücumlar, Türk kuvvetlerince çok kanlı bir şekilde püskürtülmüştür. 146

153 İngilizler kesin sonuç almak maksadıyla, 9 uncu Kolordu kuvvetlerini Anafartalar da Suvla Koyu na çıkarmışlardır. 5 inci Ordu Komutanı Liman von Sanders başlangıçta çıkarmanın mahiyetini anlayamamıştır. Ancak daha sonra Saros Grubu Komutanı nın emrinde olarak 7 nci ve 12 nci Tümenlerin Anafartalar bölgesine hareket etmesini ve düşmana derhâl taarruz etmesini emretmiştir. Saros Grubu Komutanı Albay Fevzi Bey, Bolayır ve Gelibolu dan getirilen birliklerin yorgun olduğu gerekçesiyle, yapılacak olan taarruzu bir gün sonraya erteleme kararı almıştır. Bunun üzerine Liman von Sanders, Albay Fevzi Bey i görevden almıştır. Liman von Sanders, hâlâ Anadolu kıyısı ve Bolayır dan bir çıkarma beklemiş, Arıburnu kuzeyi ve Anafartalar bölgesinden herhangi bir harekât beklememiştir. Mustafa Kemal in Anafartalar bölgesinden gelebilecek bir tehlikenin önlenmesi ile ilgili önerisini de önemsememiştir. Fakat gelişmekte olan yeni durum üzerine Saros Grubundan bir alayı Anafartalar bölgesine göndermeye karar vermiştir. Öte yandan durumun kritiğini görerek bölgenin sorumluluğunu yüklenebilecek bir komutan arayışına girmiştir. Kendisi ile görüşülen Mustafa Kemal, bütün mevcut birlikleri eline vermekten başka çare yoktur demiştir. Bu kadar birlik çok gelmez mi? sorusuna; Az bile gelir. diye cevap vermiştir. Böylece Mustafa Kemal, kendisini 8 Ağustos günü saat te Anafartalar Grup Komutanı olarak cephede bulur. Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandıktan sonra 19 uncu Tümen birliklerine şu genelgeyi yayımlamıştır: Anafartalar Grup Komutanlığı görevini yerine getirmek üzere şimdi hareket ediyorum. 27 nci Alay Komutanı Yarbay Şefik, Tümen Komutanlığı vekâletine atanmıştır. Bugüne kadar, gayret ve fedakârlığınızla kazandırdığınız başarıları, bu yeni görevimde de bana olan sevgi ve itimadınızla tamamlayacağınıza inanıyor ve size veda ediyorum. Arıburnu bölgesine çıkan düşman, kuşatıcı taarruzlarına 7-8 Ağustosta da devam etmiş; fakat başarı kazanamamıştır. Suvla Körfezi nden çıkarma yapan düşman, 7 Ağustos akşamına kadar Kireç Tepe ve Mestan Tepe yi ele geçirmiştir. Başlangıçta plan aksamış ve Conkbayırı nda kanlı çarpışmalara giren birliklerle irtibat kesilmiştir. Bu birlikler ancak 9 Ağustos sabaha karşı saat da büyük bir topçu ateşinden sonra güneyde Conkbayırı-Kocaçimen hattına; kuzeyde ise Tekke Tepe ye taarruza başlayabilmişlerdir. 7 nci ve 12 nci Türk Tümenlerinin karşı taarruzları neticesinde düşman kuvvetleri Kireç Tepe dâhil Mestan Tepe ye kadar olan bölgeyi terke mecbur kalmışlardır. Anafartalar bölgesinde geçen 9 Ağustos muharebelerinde 13 Türk taburu, 22 İngiliz taburunu yenmiş, daha da önemlisi İngilizlerin kesin zafer ümitleri bir kez daha kırılmıştır. Kısacası Mustafa Kemal in 9 Ağustos 147

154 sabahı Anafartalar bölgesinde giriştiği karşı taarruz, 9 uncu İngiliz Kolordusunun Suvla daki ileri harekâtını durdurmuş, İsmailoğlu Tepesi ile Anafarta Sırtı Türk birliklerinin elinde kalmıştır. Tarafların 9 Ağustos 1915 Sabahı Durumları ve Aynı Gün Girişilen Taarruzlar Bu arada Conkbayırı na üstün kuvvetlerle yapılan İngiliz taarruzu da başarılı olamamıştır. 10 Ağustosta Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal komutasında yapılan Conkbayırı Muharebeleri neticesinde düşman geri atılmış; ancak çok iyi tahkim edilen Şahinsırtı nda direnmesi ve donanma ateşinin de yardımıyla gerideki sırtlarda tekrar tutunmaya muvaffak 148

155 olmuştur. 10 Ağustos akşamı ne Suvla ne de Arıburnu ndaki kıyı başında Müttefiklerin elinde kayda değer tek bir stratejik tepe kalmıştır. Tekke Tepe ve Conkbayırı nın geri alınışı Çanakkale Muharebeleri nin dönüm noktasını teşkil etmiştir. 18 Ağustos tarihine kadar Anafartalar bölgesine gelen takviye kuvvetleri ile İngilizler taarruzlar yapmışlarsa da kuzeyde Kireç Tepe nin alınması hariç, hiçbir önemli ilerleme kaydedememişlerdir. Tarafların Durumu ve İngiliz Taarruzu 10 Ağustos 1915 Birinci Anafartalar Zaferi ni kazanan Albay Mustafa Kemal buradan ayrılarak daha önce görev yaptığı Conkbayırı na geri dönmüştür. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal, emrindeki kuvvetlerle yaptırdığı karşı taarruzlarda da büyük başarı sağlayarak 149

156 düşmanın bütün saldırılarını püskürtmüş ve onları yıpratarak hedeflerine ulaşmalarını engellemiştir. İkinci Anafartalar Muharebesi (21-22 Ağustos 1915) 17 Ağustostan 21 Ağustos 1915 tarihine kadar geçen zaman zarfında Anafartalar bölgesinde 12 nci Tümen cephesinde önemli bir harekât olmamıştır. Bu sürede Türk birlikleri ön hatların tahkimatını güçlendirmiş, irtibat hendekleri yapmakla uğraşmıştır. Birlikler arasındaki dağınıklıklar düzenlenmiş ve topçu desteğinin artırılması için Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığından ağır bataryalar getirtilmeye çalışılmıştır. Türk kuvvetleri bu hazırlıkları yaparken, Müttefik Kuvvetler de boş durmamışlar ve General Hamilton, 9 uncu İngiliz Kolordusu Komutanı ile yaptığı görüşmede 21 Ağustosta yapacakları saldırıyı planlamışlardır. Bu plana göre; İsmailoğlu Tepesi - Küçük Anafartalar Sırtları ele geçirilecek, böylece Türkler, Suvla Limanı nın etkili olan topçu mevzilerinden ve gözetleme imkânlarından yoksun bırakılacaktır. Bu esnada Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal de 12 nci Tümen cephesine hareket etmiş, İsmailoğlu ile Kayacıkağılı doğrultusunda cephenin yarılabileceğini düşündüğü için, 4 üncü Tümenden 33 üncü Alayı 7 nci Tümenin sağ kanadına yaklaştırmıştır. Ayrıca 9 uncu Tümeni de cepheye katmayı planlamış ve düzenlemeleri yaptıktan sonra karargâhına dönmüştür. Hazırlanan plan, 21 Ağustos 1915 günü icra edilmeye başlanmış, saat da 9 uncu İngiliz Kolordusu topçuları 12 nci ve 7 nci Tümenler bölgesini yoğun topçu ateşi altına almıştır. Bir zırhlı, üç kruvazör ve Anzak Kolordusunun topları da bu atışlara katılmıştır. 150

157 Tarafların Durumu ve 2 nci İngiliz Taarruzu 27 Ağustos 1915 Muharebelerde Albay Mustafa Kemal in komutasındaki Anafartalar Grubu birlikleri başarılarına yenilerini eklemiştir. Özellikle 12 nci Türk Tümeni, 3 İngiliz tümeni karşısında bir an sarsılmadan mevzilerini savunmuş ve düşman kuvvetlerini karşı taarruzlarla her defasında püskürtmüştür. Türklerin gece sabaha kadar yaptığı karşı taarruzlar sonucunda, siperlerin bir kısmı geri alındıysa da elde tutulması mümkün olmamıştır. 151

158 Bu muharebe, Anafartalar bölgesinde yaşanan önemli muharebelerin sonuncusu olmuş, bundan sonra siper muharebeleri başlamış ve tahliyeye kadar bu durum devam etmiştir. Anafartalar Muharebeleri, Çanakkale Muharebeleri nin geleceğini belirlemiştir. Bu muharebelerin başlangıcında çok dağınık olan Türk kuvvetlerinin, hızla kesin sonuç yerine yöneltilmeleri, özellikle bu kuvvetler yetişinceye kadar Türk kuvvetlerinin gösterdikleri direnişler ve Albay Mustafa Kemal in bu konuda gösterdiği azim ve kararlılık sayesinde durumun kısa zamanda lehimize dönmesini sağlanmıştır. Kesin sonuç yerine toplanan kuvvetlerin, genç, cesur ve sevk idare yeteneği yüksek olan Kurmay Albay Mustafa Kemal e verilmesi iyi bir rastlantı ve talih olmuş, onun kuvvetli iradesi bütün zorlukları yenmiştir. Eğer Mustafa Kemal in çıkarma arifesinde bildirdiği gibi İngilizlerin kuzeyden kuşatma yapacağı dikkate alınarak Saros Grubu biraz güneye, Asya Grubu ndan iki tümen de Çanakkale ye yanaştırılsaydı, belki İngilizleri denize dökmek mümkün olabilecekti. Bu muharebeler sonrasında 27 Ağustos 1915 te yapılan Kayacıkağılı (Bombatepe) Muharebesi nde de düşman kuvvetleri bir başarı elde edememişlerdir. Bölgede tutunamayacağını anlayan düşman kuvvetleri daha sonra 9 Ocak 1916 da bölgeyi tamamen boşaltmışlardır. RUŞEN EŞREF (ÜNAYDIN) İN ANAFARTALAR KUMANDANI MUSTAFA KEMAL İLE MÜLAKAT ADLI ESERİNE DAİR Türk edebiyat tarihine Diyorlar ki Muharriri olarak adını yazdıran Ruşen Eşref Ünaydın, Çanakkale yazılarında da ayrıcalıklı bir yere sahip omuştur. Savaş muhabiri olarak gittiği Çanakkale den Yeni Mecmua için bir dizi röportaj yapan Ruşen Eşref, o günün savaş atmosferini, askerlerin ruh hâlini de büyük bir başarıyla belgelemiştir. Aslında o dönemde Çanakkale Muharebeleri ni kaydetmeleri için cepheye pek çok edebiyatçı gönderilmiştir. Çanakkale ye gidenler arasında gazeteci kimliğiyle bulunan Ruşen Eşref in röportajları ve cephe izlenimleri çok ses getirmiştir. Zira o güne kadar Türk gazetecileri tarafından Çanakkale ile ilgili böyle geniş kapsamlı bir röportajlar dizisi gerçekleştirilmemiştir. Ruşen Eşref in ölümünden çok sonra cephede yaptığı bu röportajlar Çanakkale de Savaşanlar Dediler ki adıyla kitap hâline getirilmiştir. Ruşen Eşref, tarihçi değilim dese de gözlemleri, tasvirleri ve konuşturduğu kişilere ve onların anlattığı muharebe anındaki tespitleri, o günleri belgelemesi açısından son derece önem taşır. Zaferin ardından Çanakkale Muharebeleri hakkında konuştuğu öyle bir isim vardır ki Ruşen Eşref in hayatını derinden etkiler. Ruşen Eşref in Çanakkale sonrası yakın arkadaş olduğu, tercümanlığını yaptığı bu isim Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK tür. Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat adıyla kitaplaşan bu eserin ortaya 152

159 çıkış hikâyesini ve Mustafa Kemal ile ilk intibalarını ise Ruşen Eşref kitabın ön sözünde şöyle anlatır: Bundan on iki yıl evvel Çanakkale Muharebeleri ndeki hatıralarını anlatmasını Büyük Kumandan dan rica etmiştim. Bu mülakat, kahramanın kendinden o vakit dinlediğim askerî, vatani bir menkıbedir. Bu sade ve asil hikâyede Çanakkale nin ve Mustafa Kemal in büyüklüğü yan yana duruyor. O ana dek eşi görülmedik en korkunç ölüm vasıtaları ile sayıları bizimkilerden kat kat çok ve arzın beş kıtasından devşirimle hücum alayları ile saldırıp karşıdan bir göz alımlık bir yarımadayı aylarca gece gündüz, göğü ateş, yeri ateş, suyu ateş, ufku ateş bir cehenneme çevirdikleri o imtihan meydanında dev çelikler aşındırarak, haşmetli inatlar kırarak Çanakkale ye Bir gün Türkler bu geçidi tuttular, dünyayı buradan öte aşmaya bırakmadılar. gibi bir mana kazandırmak ne yüce himmettir! Yalnız o harbin kahramanı kalmak bile bir kumandan için öyle büyük bir şandır ki onunla hem kendi hem milleti hem de tarih iftihar duyar. demektedir. Ruşen Eşref in Yeni Mecmua nın Çanakkale Nüsha-i Fevkaladesi (Çanakkale Özel Sayısı) için 1918 yılında Anafartalar Komutanı Mustafa Kemal ile yaptığı mülakat o yıllarda Enver Paşa nın sansürüyle karşılaşmıştır. Ruşen Eşref in hatıralarında da bahsettiği bu sansür sebebiyle Mustafa Kemal le yapılan mülakatlar Yeni Mecmua nın 18 Mart Nüsha-i Fevkaladesi nde yayımlanıp satışa çıkarıldıktan sonra toplatılmıştır. Aynı mecmua daha sonra 5 inci Ordu Komutanı sıfatıyla Liman von Sanders in kuşe kâğıt üzerine resmi eklenerek yeniden yayımlanmıştır. Ruşen Eşref in Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat adlı eseri üç kısımdan meydana gelmektedir. Birinci kısımda, Mustafa Kemal Paşa, Sofya ataşe militerliğinden Çanakkale ye çağrılmasından, Tekirdağ da 19 uncu Tümeni kurmakla görevlendirilmesinden ve bu kuvvetle Ece Limanı, Seddülbahir ve Morto Limanı arasındaki sahilin muhafazasıyla görevlendirilmesinden bahsetmiştir. Mustafa Kemal Paşa, kişisel kanaatine göre Çanakkale Muharebeleri nde düşman çıkarmasının Seddülbahir ve Kabatepe civarından olacağını tahmin etmektedir. Conkbayırı nda 261 Rakımlı Tepe de düşmandan kaçan askerleri durdurması ve düşmandan kaçılmayacağını, cephane olmasa bile süngülerinin olduğunu ve süngü taktırıp yere yatırmasıyla düşmanın da durup yere yatmasını, Kazandığımız an bu andır. diyerek açıklayacaktır. Yine bu bölümde düşman çıkarmasına karşı emri altındakilerin yaptığı taarruzun basit bir taarruz olmadığını, herkesin başarılı olmak veya ölmek azmiyle harekete hazır oldukları bir taarruz olduğunu belirtmiştir. Emrindeki komutanlara şifahen verdiği emirde; Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir. diyecektir. 153

160 Mustafa Kemal Paşa, Bombasırtı Vakası nı yine bu bölümde anlatmış ve bu vakanın Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebeleri ni kazandıran bu yüksek ruhtur. diyerek, Türk askerinin kahramanlığını ortaya koymuştur. İkinci kısım, Mustafa Kemal in Çanakkale Muharebeleri nde üstlendiği görevlerden ikincisini içermektedir. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1915 tarihinden itibaren Çanakkale Muharebeleri ndeki olayları sırasıyla bu bölümde anlatmıştır. 5 inci Ordu Komutanı Liman von Sanders e, Anafartalar bölgesindeki çıkarma yapan düşman kuvvetlerine dikkat edilmesi gerektiğini ve genel tedbirler alınmasının yerinde olacağını, sevk ve idareyi tek elde tutmak ve sağlamak için bütün kuvvetlerin bir kumanda altında, doğrudan doğruya bir kişiye bağlanmasından başka çare kalmadığını söylemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal, 8 Ağustos 1915 gecesi kendisinin Liman von Sanders tarafından Anafartalar Grubu Komutanlığına tayin edildiğini bildiren emri almıştır. Aldığı emir üzerine 27 nci Alay Komutanı Yarbay Şefik i 19 uncu Tümen Komutanlığı vekâletine atamış ve yeni görevine başlamıştır. Yine bu bölümde Ruşen Eşref, hasta olan Mustafa Kemal in durumunu şöyle anlatır: Hiç ardı arkası kesilmeyen hücumlar karşısında azmine ufak bir sarsıntı bile gelmeksizin bu zatın uykusuz, havasız yerlerde burnuna kan ve barut korkuları, leş ve ceset kokuları çarpa çarpa, kulağında muhtelif çatırdılar, gümbürtüler yer ede ede nasıl çalıştığına şaşıyordum. Eserin üçüncü kısmı, Mustafa Kemal in 9 Ağustos 1915 tarihinden itibaren Anafartalar bölgesindeki faaliyetlerini içermektedir. Mustafa Kemal, bu bölümde Türk harp tarihine Birinci Anafartalar Muharebesi olarak geçecek olan muharebeleri ayrıntısıyla anlatmıştır. Yine bu bölümde Mustafa Kemal, bir şarapnel parçasıyla sağ göğsündeki saatin parçalanmasını ve Liman von Sanders in hatıra olarak parçalanmış saatini almasını ve yerine kendi saatini vermesini nakletmiştir. Gün gün anlatılan olaylar 27 Ağustos 1915 te meydana gelen Kayacıkağılı Muharebesi ne kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra İtilaf kuvvetlerinin bölgeyi terk etmesine kadar herhangi bir ciddi muharebe meydana gelmemiştir. Mustafa Kemal bu gelişmeler sonrasında Bütün anlattığımız bu muharebelerde düşman pek büyük kayba uğradı ve bizim hâkimiyetimiz altında kalmaktan kurtulamadığı için bütün ümitleri kırıldı. diyecektir. Mustafa Kemal, İtilaf kuvvetlerinin Çanakkale Muharebeleri nde Türk ordusu karşısında mağlup olup tamamen geri çekilmesini de şöyle ifade etmiştir: İngilizlerle Fransızların topraklarımızdan kaçtığını İstanbul da işittim. Daha sonra kurmay başkanımın buna dair verdiği rapora istinaden İngilizlerin bu hareketini açıklayabilmek için başka kelime aramaya gerek görmüyorum. Bu tabir bütün açıklığıyla kaçtılar, kaçtılar diyeceğim. Bu, kendilerince başarılı bir kaçıştır. Ruşen Eşref, Mustafa Kemal ile yaptığı mülakatın sonunda şu ifadelerde yer vermiştir: Bu kadar zaman bana şu özet bilgileri vermek için 154

161 yorulan değerli zata teşekkürler ettim. Askerlik hayatına İstanbul dan Yafa ya sürülmekle başlayan, Hareket Ordusu gibi, Trablusgarp ve Balkan Savaşları gibi memleketin en tehlikeli zamanlarında can verircesine vazife başına atılan bu kahramanın elini sıktım. İçimde ona karşı derin bir hürmet, bir İstanbul çocuğu ruhu ile derin bir şükran olduğu hâlde yanından ayrıldım. BÜYÜK KEMİKLİ VE KİREÇTEPE BÖLGESİNDEKİ MUHAREBELER Üçüncü Kirte yenilgisinden sonra elindeki kuvvetlerle Çanakkale de bir başarı elde edemeyeceğini anlayan General Ian Hamilton, hükûmetinden yeni kuvvetler istemiştir. İngilizler, 6-7 Ağustos 1915 gecesi Sazlıdere ve Tuzla Gölü arasındaki bölgeden baskın tarzında taarruza başlamış, bir muhriple üç taşıt gemisi de Büyük Kemikli Burnu ile Küçük Kemikli Burnu arasındaki limana girerek çıkarmaya katılmıştır. 7 Ağustos 1915 günü saat e geldiğinde 34 üncü Tugayın bir taburu Büyük Kemikli Burnu doğrultusunda ilerlemeye başlamış, bu sırada oradaki Türk postalarının direnmesiyle karşılaşmış ve bu bölgede çarpışmalar başlamıştır. Gün ışımaya başladığında Büyük Kemikli bölgesindeki bir İngiliz kuvvetinin oradaki Türk postalarını geri atarak Karakol Dağı na kadar ilerlediği ve Softatepe deki Bursa Jandarma Taburunun sağ kanadını tehdit ettiği görülmüştür. Nitekim, körfezin iki ucunu oluşturan Büyük ve Küçük Kemikli burunları İngilizlerin eline geçmiştir. Aynı sabah İngilizlerin bir tabur kadar kuvveti Büyük Kemikli yönünden Kireçtepe ye doğru ilerlemeye başlamıştır. Bu taburu, Kireçtepe ye varmış olan Gelibolu Jandarma Taburunun 4 üncü Bölüğü karşılamıştır. Bu taburun komutanı Yüzbaşı Kadri, bir müddet sonra Kireçtepe ye gelip durumu görmüş ve bu tepedeki bölüğü 1 inci Bölüğüyle takviye ederek savunmayı kuvvetlendirmiştir. Yüzbaşı Kadri, bu iki bölükle Kireçtepe yi savunmuş, İngiliz birliklerinin üstün kuvvetlerle yaptığı tüm taarruzları durdurmuştur. 155

162 7 Ağustos 1915 günü Tarafların Sabah Durumu Bu sırada taarruza başlamakta geciken Anafartalar Grubu Komutanı Albay Ahmet Fevzi, 8 Ağustosta görevinden alınarak yerine Albay Mustafa Kemal atanmıştır. 9 Ağustosta Türklerin karşı taarruza başlamaları üzerine İngilizlerin gemi topçusu tarafından desteklenen beş taburluk bir kuvvetle Kireçtepe ye sabahleyin yaptığı taarruz buradaki Gelibolu JandarmaTaburunun iki bölüğüyle karşılanmıştır. 156

163 9 Ağustos 1915 Üstün düşman kuvveti karşısında yardım isteyen tabur komutanı, 35 inci Alayın 1 inci Taburundan iki bölük ve 36 ncı Alayın 3 üncü Taburundan bir bölükle takviye edilmiştir. Kireçtepe nin batısındaki Sivritepe İngilizlerin eline geçmesine rağmen, General Mahon komutasındaki İngilizlerin akşama kadar sürdürdüğü taarruzları başarılı olamamış ve bu kuvvetler akşamüzeri eski yerlerine çekilmişlerdir. Bugün yapılan taarruzda 9 uncu İngiliz Kolordusunun Suvla daki ileri harekâtı durdurulmuştur. 10 Ağustos günü İngiliz birlikleri üst üste gerçekleştirdikleri taarruzlardan bir sonuç alamamışlardır. Aynı gün öğleden sonra Kireçtepe deki Gelibolu Jandarma Taburunun sağ kanadında bulunan küçük 157

164 bir tepeye karşı yönelttikleri ve iki kez tekrarladıkları taarruzlar da geri püskürtülmüştür. İngiliz birlikleri Başkomutanı General Ian Hamilton 10 Ağustos 1915 günü Suvla ya gelerek muharebelerin bir kısmını yakından izlemiştir. Taarruzların sürdürülmesinde bir yarar görmeyen Hamilton, birliklerin bulundukları hatta tahkimat yaparak kalmalarını ve dinlenmelerini, birbirine karışmış kuvvetlerin düzenlenmesini emretmiştir. 11 Ağustosu dinlenerek geçiren İngilizlerin 12 Ağustos günü öğleden sonra başlattıkları taarruz da başarılı olamamıştır. Kireçtepe Muharebeleri Muharebelerin ilk günlerinde Kireçtepe nin takviyesine zaman bulunamamış, 7 Ağustostan beri bu bölgede bulunan Gelibolu Jandarma Taburu kendi olanaklarıyla bu tepeyi günlerce savunmuştur. Kireçtepe kayalık olduğu için siper kazma olanağı yoktu. Erler açıktaydı. Tepenin sağ ve sol yanı İngiliz muharebe gemilerinin ateşlerine karşı açıktı. Ayrıca tepenin sırtı bıçak sırtı gibi dar ve keskin olduğundan fazla kuvvet barındırmak ve savunmaya derinlik vermek imkânsızdı. Bu sırada komutanlığına Yarbay Wilmer in getirildiği 5 inci Tümene Ece Limanı yla Kireçtepe arasındaki kıyı kesiminin ve Kireçtepe yle İbrikçe kuzeyine kadar uzanan cephenin savunulması görevi verilmiştir. Aynı günlerde İngilizlerin 9 uncu Kolordu Komutanı, Başkomutanlıktan gelen Her fırsattan yararlanarak hatlarınızı ilerletiniz. direktifine dayanarak Genel Karargâha bilgi vermeden 14 Ağustos 1915 günü Kireçtepe yi ele geçirmeye karar vermiştir. Kolordunun görevlendirdiği General Mahon komutasındaki 10 uncu Tümen 15 Ağustos sabahı taarruza geçmiştir. Saat te İngilizlerin deniz ve kara topçusu Kireçtepe deki Türk mevzilerine ateşe başlamıştır. 7 Ağustos 1915 ten beri Kireçtepe yi yiğitçe ve inatla savunan Gelibolu Jandarma Taburu, İngilizlerin üstün kuvvetlerle yaptığı bu taarruzda çok kayıp verdiklerinden geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Tabur komutanı Yüzbaşı Kadri başından ağır yaralanarak şehit olmuştur. İngilizler Aslantepe ve Projektörtepe yi ele geçirmiştir. 16 Ağustosta Kireçtepe kesiminin öneminin artması üzerine Türk kuvvetleri, bu bölgede yeni bir düzenlemeye gitmiş ve buradaki birlikleri takviye etmiştir. 5 inci Tümene bağlı 127 nci Alay, 39 uncu Alayın 1 inci Taburu, 17 nci Alayın 1 inci Taburu ve 9 uncu Tümen İstihkâm Bölüğü Kireçtepe ye yönlendirilmiştir. 17 Ağustos 1915 sabahı Kireçtepe nin 500 metre ilerisindeki siperler Türkler tarafından ele geçirilmiştir. Aynı gün İngilizlerin saat te yaptıkları taarruz geri atılmıştır. 158

165 İki gün süren Kireçtepe Muharebeleri nde İngilizlerin kayıpları 2000 i bulmuş, Türklerin kayıplarıysa 3 subay, 315 er şehit; 8 subay, 1238 er yaralı; 2 subay, 85 er kayıp olmak üzere 1696 ya ulaşmıştır. KİREÇTEPE ŞEHİTLİĞİ Anafartalar Grubu Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal Kireçtepe Şehitliği Önünde (Kasım 1915) Kireçtepe Şehitliği Büyük Anafartalar köyü ile Karakol Dağı arasında yer almaktadır. Şehitlik 1915 yılı Ağustos ayında İngiliz kuvvetlerine karşı yapılan muharebede Gelibolu ve Bursa Jandarma taburlarından şehit düşenlerin anısına yaptırılmıştır. Muharebeler sırasında yapılan ve Türk hatlarının gerisinde bulunan kabristanda 127 nci, 19 uncu, 17 nci ve 39 uncu Alaylarla 11 inci ve 12 nci Topçu Alaylarında ve İstihkâm taburlarında görev yaparken şehit düşmüş 5 inci Tümen askerleriyle Gelibolu Jandarma Taburunun kahraman askerleri 159

166 yatmaktadır. Burada yatan askerlerin kimlikleri ve tam sayıları bilinmemektedir. Girişte bulunan ve boş mermi kovanlarının üst üste konulmasıyla yapılan anıt, muharebeler zamanından kalmadır ve önünde Mustafa Kemal ATATÜRK ün bulunduğu tarihî bir fotoğraf mevcuttur. Özellikle Gelibolu Jandarma Taburu Komutanı Şehit Yüzbaşı Kadri Bey fevkalade kahramanlık örnekleriyle dolu Kireçtepe nin sembolü olmuştur. Mezarlığın bitimindeki kitabede ise şu sözler yer almaktadır: 6-8 Ağustos 1915 te Gelibolu ve Bursa Jandarma Taburlarının kahramanca çarpışan üç bölüğü, iki tugay gücüne ulaşan İngiliz kuvvetlerini Karakol Dağı ve Kireçtepe de durdurup Anafartalar Grubunun kuzey yanını korumuştur. Şehitliğin bakımından Millî Parklar Müdürlüğü sorumludur. 160

167 NARA KALESİ Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Kale-i Sultaniye ve Kilitbahir Kaleleri ne ilaveten 1659 yılında Padişah IV. Mehmet (Avcı) zamanında Köprülü Mehmet Paşa nın öngörüsüyle karşılıklı yaptırılan Kumkale ve Seddülbahir Kaleleri nin inşasına 1657 de başlanmış, 1659 da tamamlanmıştır. Kumkale yi IV. Mehmet yaptırdığı için Kale-i Hakaniye (Padişah Kalesi) denir. Seddülbahir Kalesi ni de annesi Valide Sultan inşa ettirmiştir. Böylece Boğaz daki kale sayısı dört olmuştur. 24 Temmuz 1770 de Rus donanması, Orlov komutasında Çanakkale Boğazı nı zorlamak niyetiyle Boğaz önüne gelmiş, buna karşın Osmanlı Devleti, Baron de Tott ile Canım Hoca Mehmet Paşa nın oğlu Mustafa Bey i istihkâmların tahkimine memur etmiştir. Baron de Tott, Kumkale den Nara ya kadar uzanan sahili tabyalar ile kuşattığı gibi Seddülbahir ve Kumkale deki topları da takviye etmiştir. Bütün bu tahkimattan cesareti kırılan Rusların yaptıkları Boğazı geçme teşebbüsü sonuçsuz kalmış ve Limni ye çekilmişlerdir. Zamanla, Baron de Tott un yaptırdığı tahkimat harap olmuş, Marmara yı ve İstanbul u korumak için yetersiz hâle gelmiştir. Bu durumun farkına varan III. Selim, Osmanlı hizmetinde bulunan istihkâm subayı Fransız Mühendis Juchereau de Saint Denys ı Boğazlar daki kalelerin durumunu incelemekle görevlendirmiştir. O da verdiği raporla kalelerin Boğazı savunmak için zayıf olduklarını ve Boğaz ın kuvvetli bir donanma tarafından 161

168 geçilebileceğini belirtmiş; ayrıca İstanbul a giden gemilerin son kontrollerini yapmak amacıyla Nara Burnu nun tahkimini önermiştir. Nitekim İngiliz donanmasının 19 Şubat 1807 de kuvvetli bir lodostan faydalanarak Çanakkale Boğazı nı geçmeyi başarması, Fransız mühendisin haklı olduğunu göstermiştir. Bunun üzerine Padişah III. Selim yeni bir savunma sisteminin gerçekleştirilmesini ferman etmiş, bu maksatla Galata Muhafızı Çelebi Mustafa Ağa yı ve Çelebi Ömer Paşa yı Boğaz ın her iki sahilinde yeni kaleler inşa etmekle görevlendirmiştir. Nara Burnu karşısında denize dökülen Bigalı Deresi ağzındaki Bigalı Kalesi yle birlikte Nara Burnu nda yer alan Nara (Nağara) Kalesi nin inşasına başlanmış; ancak kale II. Mahmut zamanında bitirilebilmiştir. Kale kitabesinde belirtilen tarih e denk gelmekte ve yapılan bu kaleler kitabelerde Mahmudiye Kaleleri olarak anılmaktadır. Nara Kalesi, Çanakkale Boğaz Komutanlığına bağlı Deniz Birlikleri Komutanlığı tarafından muhafaza edilmektedir. Nara Kalesi 1983 yılında Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından aslına uygun olarak restore edilmeye başlanmış ve 1985 yılında bitirilmiştir. Kale dış surlarının taşları alınarak seviyesi düşürülmüş, giriş yer yer yıkılmıştır. İç kalenin durumu iyi olup Çanakkale Boğaz Komutanlığı bünyesinde düzenlenen konferans, tören, toplantı ve bando konserleri gibi ihtiyaçlar için kullanılmaktadır. Kalede kullanılan silahlara ilişkin bir kayda rastlanmamıştır. II. Mahmut zamanında konulmuş bir adet ağızdan dolma, gülle atan top toprak içerisinden çıkartılarak, kale kapısı önünde beton kaide üzerine konulmuştur. Kale, cephane deposu, dış duvar, gözetleme kulesi kısımlarından oluşmaktadır. İç kale 9 m yarıçapında, 840 m², 6 köşeli daiersel bir bina olup, duvar kalınlığı 2 m, yüksekliği 9,5 m dir. Terasa 26 basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Denize hakim ve mazgal duvarlarının yüksekliği 1,5 m, genişliği 0,5 m dir. Terasta 20 mazgal bulunmkatadır. Kalenin içi 5 m yarıçapındaki kubbelerin meydan getirdiği bir sahadır. Kubbelerin dizilişi şu şekildedir. Doğu ve batıda birer yarım, kuzey ve güney tarafta ise ¼ lük üçer adet kubbeler merkezdeki sütunda birleştirilmiştir. 162

169 BARBAROS ŞEHİTLİĞİ 163

170 Barbaros Şehitliği Çanakkale-Nara yolu üzerinde, Akaryakıt İskelesi nin karşısındadır. Şehitliğin yakınında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yaptırılmış bir çeşme de bulunmaktadır. Barbaros Şehitliğinde yatan şehitlierimizin büyük çoğunluğu Balkan Savaşı nda şehit düşmüş askerlerimizdir. Barbaros Şehitliğinin bir özelliği, burada yatanların tamanının bahriyeli olmalarıdır. Şehitlikte Osmanlıca kitabeleri bulunan iki abide yer almaktadır. Bu kitabelerden biri Mesudiye zırhlısında şehit olanlara ait olup, diğeri ise Barbaros Hayrettin zırhlısında şehit olanlara aittir. Bu abideden dolayı şehitlik, Barbaros Şehitliği olarak anılmaktadır. Ayrıca, Balkan Savaşı nda donanmamız Boğaz ın dışında Yunan Averof zırhlısıyla muharebe ederken, Averof zırhlısının bir mermisi Turgutreis zırhlısının bir tareti içinde patlaması sonucu şehit olan er ve subaylar da burada yatmaktadır. Osmanlı Devleti zamanından beri kullanılan şehitlikte 1954 yılındaki Türkiye Şehitlikleri İmar Vakfı tarafından yapılan düzenleme çalışmaları sırasında şehitliğin bir bölümü kazılmış ve 40 kadar şehidimize ait kemikler bulunmuştur. Bulunan kemikler Barbaros Şehitler Anıtı nın altında oluşturulan cam kapaklı mahzende özel olarak yapılan mermer sandukada toplanmış olup hâlen bu şekilde muhafaza edilmektedir. Şehitlikte ayrıca Dumlupınar Denizaltısı nda şehit düşen üç personelin mezarı bulunmaktadır yılına kadar şehitlikteki temsilî anıtlar, farklı olaylar sonrasında yapıldığından farklı yapı ve özellik arz ediyordu yılında tüm deniz şehitlerini anmak ve isimlerini yaşatmak maksadıyla büyük bir değişiklik yapılmıştır. Barbaros ve Mesudiye Anıtları hariç yakın geçmişte dikilen mermer anıtların yerine tek örnek kalın cam kenarları daha estetik bir yapı oluşturulmuştur. Şehitlerin isimleri ve birlik amblemleri bu cam panolara kimyasal işlemle yazılmıştır. 164

171 ANADOLU MECİDİYE TABYASI Mecidiye Tabyası Batı Giriş Kapısı Dış surları günümüze kadar ayakta kalmayan tabyanın aslı Mecidiye Kalesi dir. Mecidiye ismi, burayı yaptıran Sultan Abdülmecit e atfen verilmiştir. Fakat zamanla tahrip olarak kale özelliğini yitirmiş olup, çevresinde bazı surlardan başka bir şey bulunmamaktadır. Kale yılları arasında yapılmış, 1882 yılında esaslı tamir görmüş ve kaleye yeni burçlar ilave edilmiştir. Kalenin içinde inşa edilen top bonetleri ve çakılı toplar Abdülmecit zamanında yapılmıştır. Kale kitabesi İngiliz işgali sırasında kazınmıştır. Sultan II. Abdülhamit in tabyayı onarımı ve yeni burç ilavesi esnasında nakşettirdiği yazıt doğu giriş kapısı üzerinde kalmıştır. 165

172 Tabya Kışlası NUSRET MAYIN GEMİSİ İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan İtilaf donanmasının 19 Şubat 1915 te Kumkale ve Seddülbahir tabyalarını dövmesi daha çok Türk toplarının menzillerini öğrenmeyi amaçlayan gösteriş taarruzları şeklindeydi. Çanakkale Cephesi ndeki deniz savaşlarında Türk savunmasının dayandığı ana unsurlar; 1. Tabyalardaki ağır toplar, 2. Gizlenmiş hafif bataryalarla kolaylıkla yer değiştirebilen obüs bataryaları, 3. Mayınlardı. Ancak ağır toplarımız düşmanınkilere oranla eski, menzilleri daha kısa, çapları daha küçüktü. Top cephanesi yetersizdi. Özellikle kıt olan ağır top cephanesi Almanya dan gelemiyor, Osmanlı Devleti nde de yapılamıyordu. Zaman zaman günde top başına en fazla on mermi atma izni verilmekteydi. Öyle ki cephaneyi idareli kullanmak zorunda olan Türk topçusunun ateş etmemesini düşman, tabyaların düşmesi şeklinde değerlendirebiliyordu. Elde bulunan mayın sayısı da azdı. Rusların İstanbul Boğazı ve Trabzon önlerine, Fransızların İzmir Körfezi ne döktükleri mayınlardan toplanabilenlerle bunların sayısı ancak 400 e kadar çıkarılabilmişti. 166

173 Diğer taraftan savaştan önce İngiltere ile olan ilişkiler nedeniyle Çanakkale deki savunma düzenimiz ve imkânlarımız düşman tarafından da bilinmekteydi. Düşmanın deniz harekâtının askerî hedefleri Gelibolu Yarımadası nı ele geçirmek, Türk donanmasını yok etmek ve böylece Rusların da İstanbul Boğazı na karşı bir hareket düzenlemelerini sağlamaktı. Siyasal hedefleri ise düşmanın sandığına göre İtilaf donanmasının İstanbul açıklarında görünmesi Türkleri ya barış istemeye ya da Anadolu ya çekilmeye zorlayacaktı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu nun paylaşılması sorunu gündeme gelecek ve bundan pay almak isteyecek olan İtalya, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkeler derhâl İtilaf saflarına katılacaklardı. Türkler İstanbul u savunmaya kalkışsalar da bu devletlerin de yardımıyla İstanbul u almak zor olmayacaktı. Ocak ayı sonunda Lord Kitchener ve Churchill, Çanakkale Boğazı na yapılacak kapsamlı bir saldırı planı hazırlamışlardır. Batı Cephesi nden alınacak asker olmadığı için saldırıyı donanmanın tek başına üstlenmesi kararlaştırılmıştır. Çanakkale geçilecek, İstanbul a gidilecek, Osmanlı Devleti teslime zorlanacaktı. Üstelik tüm bunlar karaya tek bir asker çıkarmadan yapılacaktı. 167

174 İtilaf devletlerinin bu planları karşısında Osmanlı Devleti de savaşın başından itibaren geçen beş ayda Çanakkale Boğazı nın savunmasını güçlendirme çalışmalarına hız vermiştir. Çanakkale Müstahkem Mevki Topçusu ve Mayın Hatları Osmanlı Devleti, Çanakkale Boğazı nın savunması için öncelikli bir çözüm olarak 4 Ağustos 1914 te Boğazlar ın kısmen kapanacağını, kurulacak mayın hatlarında ticaret gemileri için geçit bırakılacağı ve işaret şamandıralarının kaldırılıp fenerlerin söndürüleceğini bildirmiştir. Bunun üzerine aynı gün, Selanik mayın gemisi tarafından 22 mayınla birinci mayın hattı kurulmuş ve Rumeli kıyısında bir geçit yeri bırakılarak Boğaz kısmen kapatılmıştır. 27 Eylül 1914 tarihinden itibaren Boğazlar tüm gemilere tamamen kapatılmıştır. Mayın müfrezesine bir taarruz hâlinde mayın hatlarının Anadolu yakasındaki geçitlerini kapamak üzere gereken direktif verilmiştir. Nusret Mayın Gemisinin Çanakkale Boğazı na Gelişi ve Sonrası Gelişmeler Nusret mayın gemisi, Almanya da 1910 yılında inşa edilmiş, kömür kazanlı, 40 metre boyunda, 7,50 metre genişliğinde 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın taşıyan saatte ancak 12 mil yapabilen bir gemiydi. Mayın Müfettişliğinin 14 Aralık 1914 günü eldeki 16 mayın ve Samsun mayın gemisinin getireceği 24 mayınla (toplam 40 mayın) 7 nci mayın hattının kurulmasını istemesi üzerine Müstahkem Mevki Komutanlığı İntibah mayın gemisinin bu işe elverişli olmadığını ileri sürmüş ve savaşın neredeyse kaderini değiştiren Nusret mayın gemisine ihtiyaç olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine aynı gün mayın yüküyle İstanbul dan kalkan Nusret, ertesi gün Çanakkale ye ulaşmıştır. 168

175 17 Aralık 1914 te 50 mayınla 7 nci mayın hattını kurarken bunlardan yedisi patlamıştır. Daha sonra Samsun gemisinden aldığı 28 mayınla 8 inci mayın hattını kurmuştur. Nusret, bu faaliyetlerini sürdürürken zaman zaman bazı sıkıntılar da yaşamıştır. Örneğin 27 Aralık 1914 te İstanbul dan 32 mayınla hareket ettikten sonra Yalova civarındaki Uzunburun da karaya oturmuş ve 30 Aralıkta İsa Reis Gambotu ve Samsun mayın gemisi tarafından kurtarılmıştır. Aynı tarihte 8 inci ve 2 nci mayın hatları arasına, 39 mayınlık 9 uncu hattı kurmuştur. 27 Şubat 1915 te Donanma Komutanlığından verilen 53 Alman mayınıyla Çanakkale-Değirmenburnu arasında 10 uncu hat kurulmuştur. Adı geçen komutanlıkta yedek olarak 26 mayın kalmıştır. İşte savaşın akışını değiştiren mayınlar bunlardır. Nusret Mayın Gemisinin Mayınları Dökmesi Türk Mayın Birliği. En Soldaki Mayın Grup Komutanı Yzb. Hafız Nazmi (AKPINAR) 6 Mart gecesi Cevat Bey, Mayın Grup Komutanı Hafız Nazmi Bey e Oğlum! Sana çok önemli bir görev veriyorum. Vatanın selameti bu görevin başarıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Yarın akşam, Nusret in son 26 mayınını şu gördüğün Karanlık Liman da kıyıya paralel olarak dökeceksin. Düşman hareketinizi seçer, size saldırıya kalkışırsa kıyı toplarımız önceden aldıkları talimata uygun olarak hareket edecek ve sizi himaye ateşiyle koruyacaktır. Kendinizi göstermemeye çaba harcayın. Allah yardımcınız olsun. demiştir. 169

176 Mayınların kıyıya paralel dökülmesi ve mahalin Karanlık Liman olarak seçilmesi son derece dahiyane bir fikirdi. Düşman gemileri Boğaz a giriyorlar, görevlerini tamamlayan zırhlı arkadakilerin yollarına engel olmamak için Karanlık Liman da dönüş yapıyordu. Nusret in dökeceği mayınlar kıyıya paralel olup manevra hattına dik olarak yerleştirilecekti. Gemide sessizlik hâkimdi. Tüm ışıklar söndürülmüştü. Gemi Karanlık Liman a yol aldı. Düşman projektörleri denizi tarıyordu. Anadolu yakasındaki Akyarlar a birer birer sessiz bir şekilde mayınlar bırakılmaya başlanmıştır. Birkaç dakikada tüm mayınlar planlandığı gibi sulara indirilmiştir. Geri dönüş esnasında düşman devriyelerinin Nusret e doğru projektör yakması tüm gemi personelinin yüreğini ağzına getirmiştir. Ancak Nusret i korumakla görevli Türk devriyelerinin projektörleri Nusret i düşmana karşı karambole getirmiştir. Bu ışık kavgası esnasında sessizce Çanakkale ye yol alan Nusret mayın gemisi görevini tamamlamıştır. Ancak gemi komutanı Hakkı Bey kalp krizi geçirdiği için Çanakkale ye dönmeden şehit düşmüştür. Tophaneli Hakkı Yüzbaşı Bu mayınların döşenmesi ile ilgili 8 Mart 1915 tarihli raporda şu kayıtlar yer almaktadır: Saat 05.00; hava sisli ve kapalıdır. Yağmur yağıyor ve ara sıra şimşek çakıyor. Torpil gemisi Nusret, Karanlık Liman a gidip yüzer metre ara ile herhangi bir olay çıkmadan 26 torpil döktü. Saat 07.30; arkasında torpil motoru olduğu hâlde Nusret, Kepez Burnu ndan göründü. Geri dönüyor. Sis ve yağmur saat a kadar devam etti. 18 Mart 1915 günü için İtilaf devletleri tarafından yapılan savaş planına göre Çanakkale ve Kilitbahir tabyalarıyla, mayın bölgesini savunan 170

177 bataryalar ve gezici bataryaların hep birden susturulması esas alınmıştır. Buna göre taarruz iki hat üzerinde yapılacaktır. A Savaş Hattı adı verilen birinci hatta 1 inci Tümenin dört gemisi bulunacak ve bu tümen, Çanakkale Boğazı nın iki kıyısındaki belli başlı istihkâmları yani Anadolu Hamidiye Tabyası, Çimenlik Tabyası, Rumeli Mecidiye Tabyası, Rumeli Hamidiye Tabyası ve Namazgâh tabyalarını ateş altına alacaktı. B Hattı diye adlandırılan hatta 3 üncü Tümen bulunacaktı. 18 Mart 1915 sabahı görüş şartları uygun olduğu anda 12 İngiliz ve 4 Fransız büyük savaş gemisi Boğaz dan girmeye başlamıştır. En önde Triumph, bunu sırayla Agamemnon, Lord Nelson, Queen Elizabeth, Inflexible, Prince George muharebe gemileri izlemekte ve bunlardan sonra beş torpido, Seddülbahir önünden çıkmaktaydı. Bu gemiler Kumkale ye doğru Çanakkale Boğazı nın önünde bir hat oluşturduktan sonra sola çark etmişlerdir. Sabah saatlerinde başlayıp saat e kadar süren topçu düellosunda donanmanın üstünlüğü kendini göstermiştir. Ancak bu saatten sonra durumda çok önemli bir değişme olmuştur. Fransız zırhlısı Bouvet diğer Fransız zırhlılarıyla birlikte nöbet değiştirmek için muharebeden çekilirken isabet almış ve altından büyük bir duman sütunu yükselmiştir. Bu zırhlının cephaneliğinin patladığını gösteriyordu. Bu olaydan iki, üç dakika sonra gemi alabora olarak deniz derinliğinde kaybolmuş ve zırhlı içinde bulunan 603 kişi de boğulmuştur. Nusret in Döktüğü Mayınlardan Sonra Batan Fransız Bouvet Artık toplar atışlarını Irresistible ve Inflexible üzerine yoğunlaştırmıştır. Saat de İngiliz Inflexible ve te Irresistible zırhlıları birer mayına çarparak yana yatmıştır. Bunun üzerine tabyaların ateşi yeniden 171

178 canlanmıştır. Saat da donanma Boğaz ı zorlayamayacağını anlamıştır. 18 Mart 1915 gününün sonunda Fransız Bouvet, İngiliz Irresistible ve Ocean zırhlıları batmıştır. Fransız Gaulois zırhlısısı aldığı top yaraları yüzünden batmak üzereyken Tavşan Adası nda karaya oturtulmuştur. Fransız Suffren zırhlısı aldığı yaralardan uzun zaman savaşamayacak duruma gelmiştir. İngiliz Inflexible ve Agamemnon zırhlıları da aynı durumdaydı. Kısaca on sekiz savaş gemisinden yedisi yani üçte birinden fazlası savaş dışı edilmiştir. Diğer gemilerin bazılarının da tamire ihtiyacı vardı. İngiliz Savaş Gemisi H.M.S. Elizabeth Amiral de Robeck in Amiral Wemyss e gönderdiği mesajda kaybedilen bu gemiler ve Nusret in döktüğü mayınlar hakkında şu ifadeler kullanılmaktadır: Bugün, gerek yüzen mayınlardan gerek kıyılara konulmuş torpil kovanlarından atılan torpilleri alarak batan gemilerimizin dolayısıyla kötü bir gün yaşadık. Irressitible ve Bouvet zırhlıları battı. Ocean zırhlısı su üstünde fakat batmak üzeredir. H.M.S Inflexible mayına çarpıp ağır hasar gördü. Gauloise zırhlısı top ateşiyle ağır hasara uğradı. Diğer gemilerde önemli bir yaralanma yok ve tahkimatları tahrip etti. De Robeck yine 19 Mart 1915 te Queen Elizabeth ten gönderdiği mektupta: Adamlarımız çok iyiydi ve mayına çarpıp batan Bouvet zırhlısı ile sulara gömülen 100 den fazla denizci dışında kaybımız Tanrı ya şükür çok az. Bir gece önce taranıp temizlendiği söylenen ve rapor edilen alanda gemilerimiz nasıl oldu da mayınlara çarptılar anlayamadım. Ancak Çanakkale Boğazı nın yukarılarından akıntıya bırakılan mayınlar hariç, bunlar için bir şey diyemem 172

179 Harekâtın Etkileri Hakkında Söylenenler Nusret in döşediği mayınlar 18 Mart 1915 te Çanakkale Deniz Savaşı nın kaderini değiştirmiş, ona dünyanın en ünlü mayın gemisi unvanını kazandırmıştır. İngiliz Generali Oglander in Çanakkale-Gelibolu Askerî Harekâtı (Military Operations Gallipoli, Official History of the Great Wal) adlı eserinin 1. cildinde: Pek uygun başlamış olan gün, bu meçhul mayın hattının olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden, tam bir başarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez. Ağır hasar alan İngiliz H.M.S. Inflexible Deniz Bakanı Winston Churchill 1930 da Revue de Paris dergisinde olayı şöyle yorumlamıştır: Birinci Dünya Savaşı nda bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde onca ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, Türkler tarafından o gece atılan o incecik çelik halat ucunda sallanan yirmi demir kaptır. Ayrıca Churchill, Bugün dünya denizlerinde görev yapmakta olan beş bini aşkın savaş gemisinden hiçbiri Nusret ve onun döktüğü mayınlar kadar, harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olan bir başarı gösterememiştir. demek zorunda kalmıştır. 173

180 Nusret Mayın Gemisinin Mürettebatı ve Geminin Cumhuriyet Dönemi Tarihi Tophaneli Hakkı, Nusret mayın gemisi komutanıdır. Bu görevden iki gün önce kalp krizi geçirmiştir. Tüm ikazlara rağmen bu göreve katılmak istemiştir. Mayınların döşenmesinden sonra, geminin düşman projektörlerine yakalanıp, görev başarısızlığa uğrayacak korkusuyla ikinci bir krizle, Çanakkale ye dönemeden vefat etmiştir. Şehadet şerbetini içmiştir. Nusret mayın gemisinin diğer kahraman personeli de Güverte Yüzbaşısı Hüseyin, Önyüzbaşı Çarkçı Ali, İkinci Çarkçı Ahmet, Üçüncü Çarkçı Yüzbaşı Hasan, Elektrik Zabiti Mülazım Hasan, Top Zabiti Mülazım Kadri Bey ve elli dört neferdir. Nusret, 1955 yılında terhis edildikten sonra, 1962 yılında satılarak şekli değiştirilmiş ve çeşitli deniz nakliyat şirketlerince kuru yük gemisi olarak kullanılmıştır. Ekonomik ömrünü tamamladı. gerekçesiyle terk edilmiş ve 1990 yılı Nisan ayında Mersin Limanı nda batmıştır yılında gönüllü kişilerce tekrar yüzdürülmüş, müze olarak kullanılması için düzenlenen kampanyalara kimse ilgi göstermeyince jilet yapılmaya mahkûm edilmiştir yılında Tarsus Belediyesince Tarsus taki Çanakkale Parkında gemiden geriye kalanlar sergilenmektedir. Geminin orijinali korunamadığı için Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığında bir benzeri müze olarak sergilenmektedir. 174

181 ÇİMENLİK KALESİ (KALE-İ SULTANİYE) 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Boğaz ın en dar yerinde olup karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi ile Boğaz ı hâkimiyet altında tutmasından dolayı büyük bir stratejik öneme sahiptir. Kalenin burçlarının 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamir ettirildiği Evliya Çelebi nin Seyahatnamesi nde belirtilmektedir. Kale-i Sultaniye nin inşa tarihi ile ilgili olarak İsmail Hakkı Danişmend, İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından tarihî belgelere dayandırılarak, Yakup Paşa nezaretinde 1463 tarihinde inşa edildiğine ilişkin bir başka görüşte bulunmaktadır. 175

182 Çimenlik Kalesi, dış surlar ve iç kale olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dış surlar, 5 m kalınlığında, 100x15 m ebadında olup, dikdörtgen şeklindedir. Kapıdan girişte, 15,5 m yüksekliğinde, yumak biçiminde bir kulesi, bunun yanında 5x12 m boyutlarında bir cami ile avluda da bir hamam vardır. Kalenin üzerinde iki metre kalınlığında mazgallar yer almaktadır. Kaleye, kuzey cephesinin ortasındaki basık kemerli açıklıktan girilmektedir. Açıklık üzerinde yer alan kitabede 1571 de onarıldığı belirtilmektedir. İç kalesi 29x44 m boyutlarıyla ve 22 m yüksekliğiyle kitlevi görünümdedir. İç kalenin duvarlarının kalınlığı 7 m civarındadır. Taş bir merdivenle kaleye girilir. Kale dört katlıdır. İkinci katta, 5 m çapında kubbeli 10 oda vardır. Kale dışında 25 cm çaplı uzun menzilli iki adet sahra topu vardır. İç kalenin kuzeyinde yer alan basık kemerli giriş açıklığı önündeki sahanlık üzerinde, Fatih Sultan Mehmet in oturduğu rivayet edilen mermerden, kırık koltuk bulunmaktadır. Kale zaman içinde doğan ihtiyaçlara göre tadil edilmiş özellikle XIX. yüzyılda Boğaz a parelel batı sur duvarları yıkılarak çağın silah teknolojisine uygun top mevzileri ve cephaneliği inşa edilmiştir Çanakkale Muharebeleri nde de merkez savunma grubunun sevk ve idare mevkisi olmuştur. Avlunun doğusunda yer alan cephanelik, 2,30 m kalınlıkta duvarları olan, 5 m çapında daire planlı bir yapıdır. Dış kale surlarıyla iç kale, cephanelik duvarları kaba yontu taş ve moloz taşlarla inşa edilmiştir. Dış kale, iç kalenin kemerlerinde ise düzgün kesme taşlar kullanılmıştır. 176

183 Piri Reis in ünlü kitabı Kitab-ı Bahriye sini bu kalede yazdığı rivayet edilmektedir. Sultan Abdülaziz döneminde ( ) dış kalenin batı bölümünde toprak tabyalar inşa edilmiştir. Çimenlik Kalesi halka açık müze olarak kullanılmaktadır. Çimenlik Kalesi nde yer alan açık ve kapalı mekanlarda Çanakkale Muharebeleri nde kullanılmış olan pek çok silah ve askerî obje sergilenmektedir. 18 Mart 1915 günü İngiliz filosunun en güçlü gemisi Queen Elizabeth ten atılan ve kuzey sur duvarında açtığı 2 metrelik delik içinde patlamadan kalan top mermisini görmek mümkündür. AYNALI ÇARŞI 1889 yılında Çanakkale nin önde gelen Yahudi ailelerinden birinin üyesi Eliyau Hallio tarafından inşa ettirilmiştir. Evliya Çelebi nin Seyahatnamesi nde Çarşı dan söz edilmektedir. Eliyau Hallio nun çok daha önceleri yapıldığı sanılan söz konusu Çarşı yı onartmış ve kullanıma açmış olma ihtimali daha fazladır. Çarşı, Mart 1915 te Gelibolu çıkartması sırasında bombardıman ve yangınlarla tahrip olmuştur yıllarında İngilizlerin Çanakkale yi işgali sırasında, İngilizler atlarının barınacağı mekan olarak Aynalı Çarşı yı seçmişler ve ahır olarak kullanmışlardır. 177

184 1921 den sonra bir dönem, giriş kapısı dışında büyük ölçüde yıkık kalmış ve çarşı olarak kullanılmamıştır. Resmî kayıtlarda bedesten arsası olarak yer almaktadır. Daha sonra arsaya 14 dükkan inşa edilmiştir te giriş kapısının üzerinde yer alan kitabe sıvayla kapatılmış, 1967 yılında Sadi Fenercigil in başkanlığında temizlenmiş ve bugünkü görünümü ortaya çıkmıştır. Aynı yıl kadastro uygulaması yapılarak Çarşı nın krokisi çizilmiştir. Çarşı içinde eskiden atlar için koşum ve süs eşyası yapan dükkanlar yer alıyordu. Ayna denilen at gözlüklerinin çarşıda satılmasından dolayı bir tür benzetme olarak Aynalı Çarşı adının kullanılmakta olduğu sanılmaktadır. Bu durumda bugün mevcut çarşının girişine yerleştirilen büyük boy aynalarının Çarşı nın özgün yapısıyla ilgisi bulunmamaktadır. Çanakkale içinde Aynalı Çarşı Ana ben gidiyom, düşmana karşı... Türküyü ilk kez Çanakkale Muharebeleri ne katılan Kastamonulu bir askerin söylediği bilinmektedir. Buradan daha Birinci Dünya Savaşı sırasında Aynalı Çarşı olarak anıldığı anlaşılabilir. Kitabe: Çarşı Caddesi üzerinden yürüyerek Aynalı Çarşı yönüne ilerlendiğinde Çarşı nın giriş kapısının üzerinde yer alan beyaz mermer kitabe gelenleri karşılar. Üst iki satırı talik yazı tarzındadır. Sol alt köşede İbranice yazı yer almaktadır. 178

185 Birinci satır: Sultan-ı mâ adelet-i unvan-ül Gazi Abdülhamid-i Sani Efendimiz Hazretlerinin saye-i ihsaniye-i (Adaletliliği ile tanınan Sultan Gazi İkinci Abdülhamid Efendimiz Hazretlerinin lütuf ve sahip çıkmalarıyla) İkinci satır: Eser-i gayret-i perverde tebaa-i sadıka-i Müseviyye sinden Elya Halyo bendelerinin yaptırdığı çarşı-yı dil-nişindir. (Kendilerine bağlı, Musevi uyruğundan Elya Halyo kullarının çabalarıyla yaptırılmış ve gönülde yer tuta(cak)n çarşıdır.) Sene Hicri Muharrem 1307 (Kasım-Aralık 1889). İbrani Harfli Ladino olan kitabede ise Çarşı nın Yahudi Takvimi ne göre 5650 yılının Tişri ayında Sultan İkinci Abdülhamid in saltanatının 14. yılı münasebetiyle Eliyau Hallio tarafından yaptırıldığı yazılmıştır. Çarşı nın asıl adı Passage Hallio dur. Eski Çarşı nın Yapısal Özellikleri Çarşı nın özgün durumuna ilişkin kayıtlar incelendiğinde tipik bir arasta özelliği gösterdiği ve İstanbul daki Mısır Çarşısı nın minyatürü olduğu anlaşılmaktadır. Birinci Dünya Savaşı ndaki bombardıman öncesinde, üzerinin küçük kubbelerden oluştuğu, kimi kubbelerde yer alan -hamamlardakine benzer biçimde- çokgen köşeli pencerelerle doğal aydınlatmanın sağlandığı belirtilmektedir. Elde edilen en eski tarihli ( ) Aynalı Çarşı fotoğrafından anlaşıldığına göre Çarşı nın üzerinin daha sonra açık hâle geldiği ve 1967 deki onarım sırasında bugünkü çatısının yapıldığı anlaşılmıştır. Çarşının ilk zamanlarda bugünkü durumunda olduğu kadar uzun olmadığı ve kapısından itibaren 14 dükkanı kapsayan Bedesten arsası olarak 5 Şubat 1946 tarihli tapu kayıtlarında da yer aldığı görülmektedir. Şimdiki Çarşı nın Yapısal Özellikleri: Restorasyon Projesi Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu tarafından çizilmiş ve Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun tarih ve 6134 sayılı Kararı ile onaylanmıştır. Tek katlı, betonarme bir iskelet üzerine 50 adet dükkan, tuvalet, güvenlik ve çay ocağı projelendirilmiştir. Çarşıya giriş mevcut durumuna uygun olarak dört yönden sağlanmaktadır. Ana giriş kapısı, vitraylar ve kitabe aslına uygun olarak korunmuştur. Diğer giriş kapıları ana kapıya benzer şekilde kemerli ve vitraylı olarak yapılmıştır. Giriş koridorları genişlikleri ve işlevleriyle kullanımlarını sürdürmektedir. Dükkanlar m² arası değişen alan büyüklüklerinde, mevcut dükkan büyüklüklerine göre projelendirilmiştir. Kemerli giriş kapıları ile dükkanlara girilmektedir. Kapılarda ahşap doğrama çerçeve, kemer ve sütunlarda ise Assos taşı kullanılmıştır. Koridorlar ve dükkanların zemini doğal taşla kaplanmıştır. Proje kapsamında Çanakkale Belediyesince başlatılan inşaat çalışmaları 2007 yılı Mayıs ayında tamamlanmıştır. Çarşının özgün mimarisinden günümüze ulaşanlar giriş kapısı ve kitabesidir. 179

186 HASAN-MEVSUF (DARDANOS) TABYASI VE HASAN-MEVSUF ŞEHİTLİĞİ 180

187 Dardanos Tabyasının 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı nda ayrıcalıklı bir yeri vardır. Boğaz ın savunmasında Anadolu yakasında Kumkale den sonra en önemli tabyadır. Çanakkale-İzmir kara yolunun 9 uncu km sinde bulunmaktadır yılında II. Abdülhamit döneminde inşa edilen tabya, Trablusgarp ve Çanakkale Muharebeleri nde kullanılmıştır. 18 Mart 1915 sabahı İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, dönemin en büyük deniz gücü, üç filo Çanakkale Boğazı na girmiştir. Saat e doğru Seddülbahir yönünden, en önde Triumph olmak üzere sırasıyla Agamemnon, Lord Nelson, Queen Elizabeth, Inflexible, Prince George savaş gemileri ve bunları takiben beş torpido görünmeye başlamıştır. Uçak keşif raporlarından da Boğaz ın dışında Bozcaada dolaylarında 15 i İngiliz, 4 ü Fransız olmak üzere toplam 19 savaş gemisi ile 3 kruvazör, birçok torpido, tahrip ve taşıt gemilerinin bulunduğu öğrenilmiştir. Saat da 4 Fransız savaş gemisi (Suffren, Charlemagne, Galois ve Bouvet) Seddülbahir önünden çıkarak Çanakkale Boğaz ına girmişlerdir. Weymouth Kruvazörü, Kumkale arkasında görünerek Yenişehir i bombardımana başlamıştır. İngiliz gemileri aralarında ateş bölümü yapmışlardır. Buna göre; Prince George, Tenger ve Baykuş yönüne; Queen Elizabeth, Anadolu Hamidiye Tabyasına; Agamemnon ve Lord Nelson, Kilitbahir Grubuna; Inflexible, Mecidiye ile Halileli ve Erenköy yönlerine; Triumph ise Kepez Grubu içinde yer alan Dardanos Tabyasına. Saat a gelindiğinde bombardıman şiddetlenmiş, merkez grubundaki bütün tabyalar yoğun ateş altına alınmıştır. 181

188 Birleşik Filo karşısında, teknik eksikliklerine rağmen, Türk topçuları çok büyük cesaret ve sükûnetle görevlerini yapmışlardır. Karşılıklı olarak sürdürülen bombardımanı yabancı bir yazar şöyle anlatmaktadır:... İnsan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlar da yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu... Bu bombardıman sırasında Dardanos Bataryası, Birleşik Filonun etkin ateşlerinden gördüğü hasarın giderilmesi için ateşine ara verdiği bir sırada, sargı yerine düşen bir mermi ile Batarya Komutanı Kilitbahirli Üsteğmen Hasan, Takım Komutanı Trablusgarplı Teğmen Mevsuf ile bir yedek subay adayı ve üç er şehit düşmüştür. Bataryanın adı daha sonra Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığının teklifi ve Başkomutanlığın onayı ile şehit subayların adına atfen Hasan-Mevsuf Bataryası olarak değiştirilmiştir. 18 Mart günü Batarya Komutanı nın kızı dünyaya gelmiştir. İstanbul dan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına telgraf çekilir. Bu telgrafı alan Cevat Paşa bataryaya gelir. - Evlâdım Hasan, kızın dünyaya geldi. Allah bağışlasın, izinlisin. 182

189 - Komutanım, vatan daha mukaddes, gidemem. İsmini Didar koysunlar, demiştir. Üsteğmen Hasan aynı gün şehit olduğundan kızını görememiştir. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Deniz Savaşı nda Boğaz ın müdafaasında görev alan Dardanos Tabyasının cesur ve azimli personeli, Türk Zaferi nin perçinlenmesinde etkin rol oynamışlardır. Onların anısına 1916 yılında yaptırılan şehitliğe de Hasan-Mevsuf Şehitliği adı verilmiştir. Şehitliğin girişinde bir anıt yer almaktadır. Üzerinde İngilizce, Fransızca, Almanca ve Türkçe yazılar olan anıtta şu ifadelere yer verilmiştir: Yolcu, 22 düşman savaş gemisinin zorladığı Çanakkale Boğazı, Türk azmi karşısında geçilemezdi. O gün (18 Mart 1915) Türk Zaferi nin üstün başarısını bu topçu bataryası göstermiştir. Burada o gün yurdu için savaşırken şehitlik mertebesine yükselen Batarya Komutanı Üsteğmen Hasan ile Takım Komutanı Teğmen Mevsuf ve dört askeri yatmaktadır. Ruhları şad olsun! O gün artık, ne ana ne bacı ne kardeş, İlle vatan, vatan diye haykırırken Hasan, Şehit düştü Dardanos Tabyasında o yiğit kumandan. Onu yalnız bırakır mıydı Mevsuf la yiğit erleri, 183

190 İşte o gün, hepsi almışlardı en büyük rütbeyi. Kan, ateş içerisinde boğuşuyordu Mehmet, Artık düşmana geri çekilmek olmuştu kısmet, Hayatla ölüm, karıştı birbirine, Yine Çanakkale m kaldı, asıl sahiplerine. KUMKALE MUHAREBELERİ (25-27 NİSAN 1915) 1656 Yılında Venedikliler, Morto Limanı nda bulunan Osmanlı donanmasını yakarak Limni ve Bozcaada yı ele geçirmişler; İstanbul da korku ve panik uyandırmışlardır. Bunun üzerine Valide Turhan Sultan tarafından sadrazamlığa getirilen Köprülü Mehmet Paşa, Sancak-ı Şerif ile İstanbul dan Gelibolu ya gelmiştir. Burada hazırladığı bir filo ile 1657 yılında Çanakkale Boğazı nın Ege çıkışında yapılan üç günlük bir muharebe sonunda Venediklileri mağlup etmiştir. Bu olaydan sonra Boğaz ın emniyetini girişte kuvvetli tutmak üzere 1659 yılında Köprülü Mehmet Paşa nın emriyle, Çanakkale Boğazı na Ege den girişte Çanakkale ye 36 km uzaklıkta bulunan Kumkale inşa ettirilmiştir. II. Abdülhamit zamanında kale surları yıktırılarak yerine bonetler inşa edilmiş ve toplar döktürülmüştür. Kumkale de çapları cm arasında değişen 9 adet Alman Krupp marka çakma top kullanılmıştır. Fakat şu anda bunlardan sadece 5 tanesinin sehpa ve namlu kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca, kaleye ait eski resim ve krokilerden kale civarında hamam, su deposu ve cami gibi tesisler bulunduğu anlaşılmaktadır. 184

191 Kumkale ye Fransız Çıkarması 31 inci Alay 3 üncü Taburun 25 Nisan Saat da Açılma ve Mevzilenmesi 5 inci Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders, Kumkale-Beşigeler hattına büyük ölçüde bir amfibi harekât beklemiş ve bu yüzden de 3 üncü ve 11 inci Tümenlerden meydana gelen ve Alman Tuğgeneral Weber komutasındaki 15 inci Kolordu yu Erenköy ün güneydoğusuna yerleştirmiştir. Çünkü Anadolu yakasında Kumkale-Beşigeler ve güneye doğru devamındaki kıyılar her türlü düşman çıkarmasına elverişliydi. Buradan yapılacak bir çıkarma harekâtı başarılı gelişmeler gösterdiği takdirde düşman, İntepe, Erenköy, Kepez ve Çanakkale gibi başlıca topçu merkezlerini (tabya ve bataryaları) temizleyerek, Boğaz savunmasının bir kısmını etkisiz hâle getirebilirdi. Bölgenin kilit noktası Erenköy civarıydı. Burasının kaybedilmesi durumunda müstahkem mevkinin zaafa uğraması kaçınılmaz olurdu. Anadolu yakasından yapılacak çıkarmalarla Boğaz tahkimatına taarruz etmek düşüncesi önceden beri Fransız komuta kademesinin fazlaca ilgilendiği bir konu olmuştur. Fransız Komutanlığı, gerek 25 Nisan günü için hazırlanan genel amfibi harekât sırasında gerekse Çanakkale Harekâtı nın diğer dönemlerinde Anadolu yakasına dair birçok öneriler yapmıştır. Fransız Generali Jofer, 6 tümenlik bir kuvvetle Anadolu yakasında girişilecek amfibi bir harekât istenilen hedefe varamaz. Çok kuvvetli topçu birliklerini de içerecek şekilde en az 13 tümen kuvvetinde bir doğu ordusu teşkil edilmesi gerekir. demiştir. 185

192 İngiliz-Fransız Birleşik Sefer Kuvvetleri Komutanı General Hamilton, Fransız Komutanlığına 18 Nisan günü verdiği emirde, Gelibolu Yarımadası na çıkarılacak birliklerin harekâtına yardım etmek için Çanakkale Boğazı nın Anadolu yakasının giriş kısmı yakınında bulunan Türk kuvvetlerinin meşgul edilmesi amacıyla Kumkale ye, aldatma niteliğinde, kısa süreli ve mahdut hedefli bir çıkarma yapacaklarını bildirmiştir. Kumkale Çıkarma Kuvvetleri Komutanı, Sömürge Tugay Komutanı Fransız Albay Ruef tir. Birlikleri üç taburlu 6 ncı Sömürge Alayı (Cezayirliler, Senegalliler ve Fransızlardan oluşuyordu), bir sahra bataryası, bir istihkâm bölüğü, bir sıhhiye takımı ile bir muhabere müfrezesinden kurulu tugay muharebe grubu kadardı. Ayrıca bu kuvveti 3 muharebe gemisi, 4 kruvazör, 6 torpidobot, 10 nakliye gemisi ve bir hastane gemisi destekleyecekti. 15 inci Kolordu Komutanı Tuğgeneral Weber, 5 inci Ordu Komutanı Liman von Sanders in ana fikrine uygun olarak, kıyıları zayıf birliklerle tutup büyük kısımları düşman donanma ateşlerinden uzakta muharebeye hazır bulundurmak; bir çıkarma hâlinde karaya ayak basan düşman kuvvetlerinin yerleşip güçlenmesine fırsat vermeden karşı taarruzlarla denize dökmek esasına göre birliklerini tertiplemiştir. Kumkale de, 31 inci Alayın 6 ncı Piyade Bölüğü bulunuyordu. Kale ise, 3 Kasım-18 Mart tarihleri arasında düşman donanmasının yaptığı şiddetli bombardımanlar neticesinde tamamen harap olmuş ve elden çıkmıştır. İşte Fransız filosunun 128 namludan (16 ağır, 53 orta ve 59 hafif) kurulu topçu gücüne, bir ağır makineli tüfeği bile bulunmayan bu 6 ncı Piyade Bölüğü karşı koyacaktır. 25 Nisan 1915 günü sabah saat te, aralarında Rus ve İngiliz gemilerinin de bulunduğu 15 Fransız savaş gemisinin açtığı müthiş bir ateş ile savaş başlamıştır. 128 gemi topunun bombardımanı, Kumkale ve çevresini toz, toprak ve alev içinde bırakmıştır. Saat de Fransız çıkarma filikaları Kumkale kıyılarına yönelmiştir. Fakat akıntıya kapılan filikalar 3 saat mücadele ettikten sonra saat civarında karaya çıkmaya başlamışlardır. Çıkarma birliklerinin 3 saat boyunca su üzerindeki mücadeleleri sırasında kıyıya yerleştirilmiş ağır makineli ve hafif bataryalar olsa idi, Fransız birliklerinin kıyıya çıkması çok daha zor olacaktı. Sadece İntepe bataryalarından devam eden ateş bir filikanın batmasına ve paniğe neden olmuştur. Saat te karaya çıkmayı başaran Fransızların 10 uncu ve 11 inci Senegal Bölüğü, Kumkale de bulunan 6 ncı Bölük ile çatışmaya başlamıştır. Bir saat kadar dayanabilen 6 ncı Bölük, geriden yetişen takviye birliklerine rağmen Kumkale köyüne çekilmiştir. Ancak burada da sokaklarda çatışmaya devam etmişlerdir. Saat civarında 6 ncı Bölük Kumkale mezarlığına doğru çekilmiştir. Bölük komutanı iki takımı mezarlıkta mevzilendirmiş, takım komutanlarından biri şehit olmuş, diğeri yaralanmıştır. Akşama kadar tüm Fransız tugayı karaya çıkmayı başarmıştır. 186

193 25 Nisan günü Türk birlikleri devamlı takviye edilmiştir. Kolordu Komutanı Tuğeneral Weber in emriyle Albay Nicolai komutasında saat da yapılan gece taarruzu ile Kumkale köyüne girilmiş ve köy sokaklarında süngü süngüye, göğüs göğüse çok kanlı muharebeler olmuştur. Köydeki çarpışmalar, Türk birliklerinin yanlışlıkla birbirlerine ateş etmeleri yüzünden başarılı olamamıştır. Kumkale gece taarruzunun ikinci dönemi 31 inci Alay 1 inci Taburunun Türk birliklerine katılmasıyla başlamıştır. Saat e doğru durmuş olan harekât te yeniden başlatılmış, köye saldıran Türk birlikleri sert bir direnişle karşılaşınca te taarruz durdurulmuştur. 26 Nisan sabahı da Türk hücumları devam etmiştir. Saat de Türk hücumu en etkin seviyesini bulmuş ve Fransızların yuvalandıkları noktaları yer yer sökerek köy sokaklarında ilerlemeye başlamıştır. Türk hücumunun gelişmekte olduğu bu sıralarda, Fransız hatlarında beyaz bayraklar kaldırıldığı görülmüştür. Fakat dil ayrıcalığından kaynaklanan anlaşmazlık nedeniyle teslim alma işlemlerinin gecikmesi üzerine Fransız birlikleri tekrar mevzilerine çekilmiş ve çarpışmalar yeniden başlamıştır. Defalarca tekrarlanan Kumkale taarruzlarında ciddi ölçüde zayiat verilmiştir ve özellikle subay kaybı çok olmuştur. Kumkale ye hücum edilerek belki on kez ele geçirilmiş; fakat kıyılara çok yakın bulunan gemilerin şiddetli topçu ve makineli tüfek ateşleri karşısında geri çekilmek zorunda kalınmıştır. 39 uncu Alay Komutanı Yarbay Nurettin Bey de bu çarpışmalar sırasında şehit düşmüştür. Bütün fedakârlıklara ve askerin büyük bir cesaretle sürdürdüğü hücumlara rağmen Kumkale taarruzu istenilen şekilde gelişememiş ve hedefine varamamıştır. Bütün bir gece ve ertesi sabahın ilk saatlerinde yapılan Kumkale taarruzları elbette ki çok etkili olmuş ve Fransızların kıyı başı kuvvetlerini felce uğratmış; ama kendileri de perişan olmuştur. Fransız siperlerinin önü, Türk şehitleri ile örtülmüştür. İngiliz-Fransız Birleşik Seferi Kuvvetleri Komutanı General Hamilton a göre Albay Ruef in Alayı, her ne kadar Menderes Nehri ne ulaşamamışsa da iki gündür Anadolu yakasındaki Türk kuvvetlerini oyalamış ve görevini yapmıştır Nisan gecesi, henüz Türk taarruzu başlamadan önce Fransızlar büyük bir gizlilik içinde ve parti parti çıkarma araçlarına binerek Kumkale ve çevresini boşaltmışlardır. Gece yarısında Kumkale de, yani Anadolu yakasında hiçbir Fransız askeri kalmamıştır. Türklerin bu çekilmeyi hissetmemeleri, Fransızları bir felaketten kurtarmıştır. Türk komuta kademesi bu çekilmeyi ancak öğleden sonra öğrenebilmiştir. Kumkale Muharebeleri nde Türk tarafının zayiatı, 467 şehit, 763 yaralı ve 505 kayıp olmak üzere 1735 kişiyi bulmuştur. Fransızların kaybı ise 176 ölü, 481 yaralı ve 129 kayıp olmak üzere 786 dır. Türk tarafının kaybının fazla olmasının başlıca nedeni Fransızların korkunç ateş üstünlüğüne sahip olmalarıdır. 187

194 Beşige Limanı Çıkarması İngiliz-Fransız Birleşik Seferi Kuvvetleri Komutanı General Hamilton un planı, Türk komuta makamlarını aldatmak ve Anadolu yakasındaki kuvvetleri yerlerinde alıkoymak maksadıyla Beşige Limanı önlerinde Fransız kuvvetleriyle yapılacak bir gösteriyi de kapsamaktaydı. Gösteri iki muhrip ve bir torpidobotla desteklenen beş taşıt gemisiyle yapılmıştır. Fransız savaş gemisindeki bu kalabalık nakliye grubu, 25 Nisan sabahının erken saatlerinde Beşige Limanı açıklarından belirmiş ve kıyılar yoğun bir ateş ile dövülmeye başlanmıştır. 15 inci Kolordu Komutanı Tuğgeneral Weber, 11 inci Tümenin bazı birliklerini bu bölgeye sevk etmiştir. İki saat kadar süren bombardımandan sonra, içi asker dolu çıkarma araçlarının nakliye gemilerinden ayrılarak kıyılara doğru ilerlemeye başladıkları görülmüştür. Ama nedense çıkarma araçları kıyının biraz uzağına durmuş ve sonra da geriye alınmışlardır. Kıyıya yakın Türk topçusu bulunmadığından, İtilaf donanması ve çıkarma araçları gayet rahat hareket etmişlerdir. Kıyıya yakın sokuluyorlar, nakliye gemilerinden çıkarma araçlarına asker indiriyorlar, tekrar gemilere alıyorlar ve savaş gemileri kıyıları istedikleri gibi bombalıyorlardı. Gittikçe koyuluğunu artıran bir sis saat e doğru Beşige Limanı bölgesini tamamen kaplamıştır. Sis nedeniyle bombardıman durmuş ve çıkarma araçları görünmez olmuştur. Anadolu yakasından sorumlu 15 inci Kolordu Komutanı Tuğgeneral Weber ve 11 inci Tümen Komutanı Albay Refet, alarm hâlinde İtilaf güçlerinin çıkarmasını beklerken, sisten yararlanan İtilaf güçleri çıkarma grubunun tüm gemilerinin öğleden sonra çekilip gittikleri anlaşılmıştır. Bu çekilmeyi Türkler ancak sisin tümüyle ortadan kalktığı ertesi sabah fark etmişlerdir. Fransızların Beşige Limanı önünde yaptıkları bu hareketler sadece gösteri ve aldatma taarruzu niteliğinde olup amacına da ulaşmıştır. Kumkale Muharebeleri nin Sonucu Çanakkale de yapılan kara savaşlarındaki Kumkale-Beşige çıkarması Beşinci Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders e göre çok önemli bir savunma bölgesiydi. Beklenilen saldırı gerçekleşmiş, Fransızlar karaya çıkmış ve sıcak savaş yaşanmıştır. İtilaf devletlerinin Kumkale çıkarmasında, Kumkale köyü ve mezarlık hattında gece gündüz ciddi mücadeleler yaşanmış, köy sokaklarında kan gövdeyi götürmüştür. Yapılan çatışmaların sabahına doğru ise İtilaf kuvvetleri sessizce Kumkale yi terk etmişlerdir. 15 inci Kolordu birkaç saat devam eden basit bir Beşige gösterişi ve nihayet küçük bir Kumkale çıkarması karşısında soğukkanlılığını koruyamamış ve harekât planı her yanı ile altüst olmuştur. İngilizlerin istediği de budur. Aynı saatlerde Seddülbahir Cephesi ne de çıkarma yapan İtilaf kuvvetlerinin asıl saldırı noktası olmuştur. Bu durum çok geçmeden Türkler 188

195 tarafından da fark edilmiş; ancak ısrarlı bir tedbir alma durumuna gidilmesine rağmen Seddülbahir Cephesi ne gereken yardım gönderilememiştir. Türk ordusu tarafından yanlış bir savunma planı yapılmış, gösteri çıkarmalarının üstüne yoğunlaşılmıştır. Buna rağmen önemli görevlerde yer alan Alman komutanların ayrı bir önem verdikleri Kumkale Muharebeleri nde istenen başarı elde edilememiştir. İtilaf devletleri ise amaçlarına ulaşmış ve Türk savunmasının önemli bir kısmını oyalamışlardır. ÇANAKKALE MUHAREBELERİ NDE TÜRK HAVA HAREKÂTI (MART OCAK 1916) Birinci Dünya Savaşı nın hemen öncesindeki yıllarda hava gücünün tarihini yazanlar, Osmanlı-İtalyan Savaşı ve Balkan Savaşları nın havacılık yönlerini önemsiz olarak görmektedirler. Aslında uçakların savaş alanında taarruz amacıyla kullanılmasıyla ilgili temel prensipler bu savaşlarda ortaya çıkmıştır. Balkan Savaşları nın yaşanan tecrübelerinden ders çıkartan Osmanlı ordusu, uçakta pilotun yanında gözetleme görevini yüklenecek ayrı bir gözetleyici sınıfının (rasıt) gerekliliğini görmüş ve Mayıs 1913 te kurmay subayların rasıt olarak yetiştirilmesi ve bağımsız bir rasıt sınıfının teşkilatlandırılması için emir yayımlamıştır. Buna karşılık, İngilizler rasıt eğitimini ilk olarak Temmuz 1914 te ele almışlardır. İngilizler, Çanakkale Cephesi ndeki harekâta başladıklarında buradaki birliklerinde bir tek eğitilmiş rasıtları yoktu. Üsteğmen Fazıl Bey 189

196 İngiliz donanmasının Birinci Lordu Churchill in Çanakkale de uçak kullanılması hususunda tek bir kelime etmediği bir zamanda, daha bombardıman saldırıları başlamadan çok önce Osmanlı ordusu Boğaz ın gözetlenmesi için Çanakkale ye uçak göndermiştir. Yeşilköy (Ayastefanos) Tayyare Mektebinde askerî göreve uygun uçaklar bulunmamakla beraber, tek kişilik bir Nieuport deniz uçağı 18 Ağustos 1914 te Üsteğmen Fazıl kumandasında Çanakkale ye gelmiştir. Ordunun bir uçak göndermesi beklendiği için hazırlık yapılmış; ama bir deniz uçağı üssü için hiçbir çalışma yapılmamıştı. Çanakkale nin Anadolu yakasında Nara Burnu yakınında bir deniz uçağı üssü inşa edilirken Fazıl, Gökçeada, Bozcaada ve Limni Adası civarında keşif uçuşları yapmıştır. Osmanlı ordusu Çanakkale de uçak kullanmaya Ağustos 1914 te başladığı hâlde, bölgeye ilk İngiliz uçağının gelmesi için daha altı ay geçmesi gerekecekti. Yeşilköy Tayyare Mektebinden Mahmut Şevket Paşa isimli iki kişilik Nieuport deniz uçağı da Çanakkale ye gönderilmiştir. Bu uçağın hizmeti çok uzun sürmemiştir. Çünkü 26 Ekim 1914 te alabora olmuş ve pilotu Üsteğmen Savmi (Uçan) ile rasıdı bu olaydan sağ olarak kurtulmuşlardır. Ertuğrul isimli Bleriot uçağı, Ocak 1915 te Çanakkale ye sevk edilmiştir. Bu uçak savaş sırasında bölgeye gelen ilk kara uçağıdır ve genellikle Üsteğmen Mehmet Cemal (Durusoy) tarafından uçurularak görev yapmıştır. İngiliz deniz uçağı ana gemisi Ark Royal ve onun taşıdığı uçaklar bölgeye gelmeden çok önce Ertuğrul ile düşman üzerinde birçok keşif uçuşu gerçekleştirilmiştir. İngiliz Savaş Konseyi donanmadan Çanakkale ye karşı bir harekât icra etmesini istediğinde, Ark Royal alelacele bölgeye sevk edilmiştir. 190

197 Üsteğmen Savmi Uçan Üsteğmen Mehmet Cemal Durusoy Hazırlıksız bir durumda kendini savaşın içinde bulan Osmanlı ordusu, Almanya dan savaş gücünün desteklenmesi talebinde bulunmuştur yılından beri Alman hava birliklerinde görev yapan Pilot Üsteğmen Erich Serno, İstanbul daki Alman Askerî Misyonu emrine gönderilerek Yeşilköy deki Tayyare Mektebinin yeniden yapılandırılmasıyla görevlendirilmiştir. Üsteğmen Serno, o sırada Osmanlı ordusundaki tüm Alman subaylara uygulandığı gibi rütbesi bir üst dereceye yükseltilerek yüzbaşı olmuştur. Resmî olarak Tayyare Mektebinin komutanıydı; ama aynı zamanda Osmanlı ordusunun tüm havacılık teşkilatının yeniden yapılandırılması ile görevlendirilmiştir. Serno nun yanında Almanya da pilot eğitimi almış olan Süvari Üsteğmen Şakir Fevzi (General Fevzioğlu) Bey de bulunmaktaydı. Eylül 1914 ten itibaren Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Komutanlığı Alman donanma topçuları ile takviye edilmiştir. Müstahkem Mevki Komutanlığı Boğaz ın her iki yakasındaki savunma hatlarından sorumluydu ve Miralay (Albay) Cevat Bey in komutasındaydı. Bölgedeki tüm Türk-Alman uçakları, Ocak 1915 ten itibaren 1 inci Tayyare Bölüğünün emrindeydi. Temmuz 1915 tarihine kadar Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına bağlı olan 1 inci Tayyare Bölüğü, bu tarihten itibaren 5 inci Ordunun emrine alınmıştır. 25 Mart 1915 te kurulan 5 inci Ordu Türkiye deki Alman Askerî Heyetinin başı ve ardından da 1 inci Ordu Komutanı olan General Otto Liman von Sanders in komutasına verilmiştir. Hava desteği bakımından Müttefiklerin 40 uçaklık birleşik hava gücüne karşı, Türkler Bleriot a (Ertuğrul a), Rumpler B.I e ve Yeşilköy Hava Meydanı nda beklemekte olan 3 adet Albatros B.I uçağına güvenmişlerdir. 191

198 Harekâtın Evreleri Albatros Türk-Alman havacılık servislerinin birinci görevi keşifti. Ancak çıkarmanın başında her iki taraf bombalama görevlerini gerçekleştirmiştir. Ancak bomba kapasitesinin sınırlı olması ve ilkel nişan alma metotları nedeniyle çok az görev başarıyla tamamlanmıştır. İki tarafın uçakları arasındaki hava muhaberesi, çıkarmanın sonlarına kadar nispeten nadiren gerçekleşmiş ve uçaklardaki hasarların çoğu mekanik arıza ve pilot hatasından kaynaklanmıştır. Birinci Evre: Müttefiklerin Çanakkale Boğazı na Saldırışı Almanya dan Yeşilköy e gelen dört uçaktan (3 Albatros B.I ve 1 Rumpler B.I tipi uçak) üçü Çanakkale Cephesi için ayrılmış ve hava keşif raporlarına olan özel ihtiyaç sebebiyle bir uçak, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına gönderilmiştir. Rumpler B.I tipi olan bu uçak, 17 Mart gecesi Çanakkale den üç kilometre uzakta inşa edilen havaalanına ulaşmıştır. Müstahkem Mevki Komutanı, bu uçağı 18 Mart sabahı Bozcaada daki Müttefik Deniz Kuvvetlerine keşif için göndermiştir. 192

199 Çanakkale Üzerinde Alçaktan Bir Keşif Uçuşu Yapan Albatros Uçağı Yüzbaşı Serno nun 18 Mart sabahı yaptığı keşif uçuşu, deniz harekâtının sonucunu etkileyen bir uçuş olmuştur. Schneider in gözlemlediği gemi topluluğu Boğaz ı geçmek için büyük deniz harekâtına başlayan İngiliz- Fransız karma filosuydu. Uçaksavar ateşi altında Çanakkale ye dönen havacılar, Amiral von Usedom a rapor vermişler ve böylece Müstahkem Mevki Komutanlığının harekâta hazırlanmasını sağlamışlardır. Bu sırada Teğmen Pilot Cemal de Ertuğrul la (Bleriot) Boğaz önüne doğru yaklaşan filoyu görüp taarruzu teyit etmiştir. Taarruz başlamadan önce deniz keşfi yapan düşman tayyareleri mayınları göremeyerek temiz raporu vermişlerdir. O zamanlarda 8 m derinliğe dökülen mayınların 1000 m irtifadan görüleceğine inanılmıştı. Hâlbuki tayyareler deniz yüzeyine pek yakın olanları seçebilmekteydiler. Denizin hafif dalgalı oluşu da mayınların görülmesini önlemiştir. Şubat 1915 ten itibaren Çanakkale Boğazı nın dış tabyalarını dövmeye başlayan, İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan büyük armadanın ana saldırısı 18 Mart 1915 te başlamıştır. Çanakkale Muhabereleri nin bu en bilinen bölümünde, Nusret mayın gemisinin döşediği ve Müttefik mayın tarama gemilerinin fark edemediği mayınlar önemli rol oynamıştır. Müttefik armadanın Bouvet, Irresistebible ve Ocean adlı gemileri batmış, Gaulois, Suffren ve Inflexible ise ağır yara almıştır. Saat da, Teğmen Cemal ve Rasıt Teğmen Osman Tayyar, Ertuğrul la (Bleriot) Boğaz dışına bir keşif yapmıştır. Akşam üzeri Üsteğmen 193

200 Seidler ve Deniz Yüzbaşı Hüseyin Sedat, Rumpler ile ikinci bir keşif uçuşu yapmıştır. 80 km kadar batı yönünde uçarak Limni yi keşfetmişler, bu keşifler sırasında düşmanın kesin geri çekildiği anlaşılmıştır. Müteakip günlerde yağmur ve fırtına hava keşiflerine engel olmuştur. 22 Martta topçumuz bir İngiliz deniz tayyaresini Saros Körfezi ne düşürmüştür. Yüzbaşı Hüseyin Sedat Müttefik hava desteğinin yetersizliği nedeniyle 3500 tonluk Manica isimli bir sabit balon gemisi İngiltere den hareket ederek 22 Martta Çanakkale ye gelmiştir. 26 Martta Yüzbaşı Serno ve Yüzbaşı Schneider yeni bir keşif uçuşu yapmış ve akşam üzeri Yüzbaşı Schneider ile Yüzbaşı Hüseyin Sedat keşfi tekrarlamış, Limni ye kadar uçmuşlardır. Verdikleri rapordan yeni bir donanma taarruzunun söz konusu olmayacağı anlaşılmıştır. İki Albatros B.I uçağı da bu sırada Çanakkale ye gelmiştir. Gelibolu daki İngiliz hava birliği, 1915 Şubatında Filo Komutanı Charles Samson komutasında Bozcaada ya gelmiş olan Kraliyet Deniz Hava Servisinin (R.N.A.S) 3 üncü Filosuydu. Deniz uçağı ana gemisi Ark Royal, taşıdığı uçaklar ve havacılar Çanakkale civarında bulundukları sırada görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalıştılar. Edremit, İzmir ve Enez körfezlerinde keşif uçuşları yapmışlardır. Saros Körfezi ndeki bombardımanda gemi toplarının atışının tanziminde görev almışlardır. 194

201 Ark Royal Uçak Gemisi İkinci Evre: Gelibolu Çıkarması Süresince Havacılık Faaliyetleri 25 Nisan 1915 te Fransız ve İngiliz kuvvetleri Gelibolu Yarımadası na çıkartma yaptıklarında, savaş bir deniz harekâtı olmaktan çıkmış ve kara harekâtına dönüşmüştür. Fransız kuvvetlerine eşlik etmek için 8 uçaklık ek bir filo olan Escadrille M.F 98T Bozcaada ya gelmiştir. Kadrosu 8 havacı ve 6 Maurice Farman uçağından oluşmaktaydı. Fransızlar Çanakkale Cephesi nde tek bir hava zaferi kazanamamalarına rağmen, propaganda amaçlı olarak gerçekleri söylemekten uzak durmuşlardır. Hava koşulları izin verdiği sürece her gün, Bozcaada da konuşlanmış tüm uçaklar genellikle günde iki veya üç kez uçuşa çıkmıştır. Bu, açık denizde 17 buçuk milden fazla tehlikeli bir uçuşu kapsıyordu. Görevleri Türk mevzilerinin yerini belirlemek, harita koordinatlarını düzeltmek ve fotoğraf çekmekti. Kara uçakları Bozcaada dan harekât yapmaya devam ederken HMS Ark Royal, deniz uçaklarını İzmir ve Enez yöresinde uzun menzilli keşif görevlerinde bulunmak üzere kullanmıştır. Alman denizaltılarının varışı, yavaş hareket eden ve kolayca zarar görebilen HMS Ark Royal ın Mondros Limanı na, sonra da Selanik e uçak gemisi olmak gönderilmesine neden olmuştur. Yerine beş deniz uçağıyla donatılmış HMS Ben-my-Chree geçmiştir. Kara ve deniz uçaklarının kullanımının yanı sıra Çanakkale Cephesi, bir başka ilk in gerçekleşmesine tanıklık etmiştir. Kraliyet donanmasında balonculuk faaliyetlerinin artmasıyla Tümgeneral Birdwood, Osmanlı top bataryalarının yerleşiminin tespit edilmesi ve atışların tanzim edilmesine yardımcı olmak üzere serbest veya bağlı balonlar talep etmiştir. Bağlı balonların avantajları, uzun süre havada kalabilmeleri, gözlemlerin doğrudan telefon hattı ile rapor edilmesi ve İngiliz uçaklarında oldukça sık görülen mekanik arızaların balonlarda görülmemesiydi. 195

202 Manchester Limanı nda gübre yükünü boşaltmakta olan Manica isimli ticari gemi, balon harekâtına hazır hâle getirilerek 9 Nisan 1915 günü Mondros Limanı na varmıştır. Çanakkale Harekâtı boyunca İngiliz ordusunun operasyonlarına ciddi bir katkı sağlayan, Osmanlı kuvvetlerine zayiat verdiren, bu nedenle de başarı olarak nitelenebilecek tek havadan keşif faaliyeti balon tarafından yapılan görevler olmuştur. Bu arada yine ticari bir geminin tadil edilmesiyle oluşturulan balon gemisi Hector, 9 Haziran 1915 te bölgeye gelerek Manica yı desteklemiştir. Türk tarafında, Türk ve Alman gözlemciyle beraber birkaç uçakla da güçlendirilen Gelibolu yakınlarında yer alan Galata daki 1 inci Tayyare Bölüğü, açık adalar üzerindeki İngiliz ve Fransız kuvvetlerine keşif ve bombalama görevlerine çıkmaya devam etmiştir. Bombalar elle atılmaktaydı. Uçakların mühimmatı çok azdı. Arka kokpitte silahlarla donatılacak ilk uçaklar ancak 1915 Ağustos civarında gelmiştir. Çanakkale de üslenen bu birliğin ortalama 4 uçağı bulunuyordu. Birinci Tayyare Bölüğü 25 Nisan 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadası nın ucundaki Helles (İlyas) Burnu ve Suvla Koyu na Müttefiklerin çıkarma yapması yeni hava keşiflerini gerektirmiştir. 25 Nisan sabahı İngilizler Yarbay Mustafa Kemal in önceden tahmin etmiş olduğu gibi; Seddülbahir den Avustralyalılarla, Yeni Zelandalılar da Kabatepe kuzeyinden çıkarma yapmaya başlamışlardır. Aynı zamanda iki oyalama manevrasına da girişilmiştir. Fransızlar Anadolu yakasına baskın yaparken, Kraliyet Bahriye Tümeni de Bolayır da bir gösteri taarruzu yapmıştır. Liman von Sanders, bu ikinci gösteri taarruzuna aldanarak İtilaf devletleri kuvvetlerinin Yarımada yı en dar yerinden keserek 196

203 ordusunu çevirmek istediklerini sanmıştır. Bu yüzden tümenlerden birini kuzeye, Bolayır a göndermiş ve böylece kuvvetlerini asıl savaş yerinden uzaklaştırmıştır. Sonradan, Kolordu Komutanı Esat Paşa yı güneyden gelebilecek saldırıyı karşılamaya gönderdiyse de takviyesiz bırakmıştır. General von Sanders in Çanakkale savunmasını kendi görüşlerine göre tertiplediği sırada buradaki Tayyare Bölüğü, Boğazlar Genel Komutanlığına bağlı olan Müstahkem Mevki Komutanlığı emrinde bulunuyordu. 25 Nisan sabahı çıkarma hareketleri şiddetli deniz bombardımanı ile başladığında; Pilot Teğmen Garber ve Yüzbaşı Hüseyin Sedat keşif uçuşuna çıkmışlardır. Saros Körfezi nden Anadolu sahiline kadar yapılan üç saatlik bir keşif uçuşunda 45 nakliye gemisi tespit edilmiştir. Savaş gemilerinin ayrıldığı ve Saros a karşı bir çıkarma provasının yapıldığı tespit edilmiştir. Bu çok önemli keşif, vaktinde 5 inci Orduya ulaştırılamamış, tayyareler arızalı olduğundan başka uçuş da yapılamamıştır. 27, 28 ve 29 Nisanda yapılan keşifler neticesinde, düşmanın asli kuvvetlerinin Seddülbahir ve Arıburnu na çıktığı tespit edilmiş, Beşige Limanı, Kumkale ve Bolayır a gösteri mahiyetinde çıkarmalar yapıldığı anlaşılmıştır. Ateş hattında uçaktan elle atılan bombalar hiç etkili değildi ve sınırlı sayıda uçak ve mühimmat düşmana pek zarar vermiyordu. Örneğin İlyas (Helles) Burnu plajı açıklarında ateş destek ve keşif görevini yerine getiren İngiliz zırhlısı Euryalus ta bulunan bir gözetleyici, 30 Nisanda bir uçağın savaş gemisinin üstünden uçtuğunu ve denize düşüp patlayan bombalar attığını belirtmiştir. Hava bombardımanıyla hiçbir Müttefik savaş gemisine zarar verilememiştir. Fakat Müttefik güçlerin konum, güç, hareket, silah pozisyonları ve depo yerleriyle ilgili olarak uçakların verdiği bilgi, Türklere bombardıman sonuçlarından daha fazla yarar sağlamıştır. Yarbay Mustafa Kemal, 25 Nisan sabahı deniz toplarının sesleriyle uyandığı zaman, kendini savaşın tam sıklet merkezinde bulmuştur. Keşif için Kocaçimen Tepe ye doğru bir süvari bölüğü göndermiş, Conkbayırı na doğru büyük çapta bir düşman saldırısının karşısında olduklarını, Sarıbayır Sırtları nın ve özellikle Conkbayırı Tepeleri nin bütün Türk savunmasının kilit noktasını teşkil ettiğini anlamıştır. Tek bir taburun savunma için yeterli olmayacağını, bir tümenin gerekli olduğunu düşünerek sorumluluğu üzerine almış, Tümen komutanlığı yetkisini aşan bir emir vermiş, 57 nci Alayı bir dağ bataryasıyla birlikte Kocaçimen Tepe ye göndermiştir. Mustafa Kemal asıl taarruz karşısında bulunduklarını sezinleyerek von Sanders in ihtiyatının büyük kısmını savaşa sokmuştur ve kararında yanılmamıştır. Harekâtı Queen Elizabeth gemisinden izleyen İngiliz Başkomutanı Sir Ian Hamilton, sonradan Gelibolu hatıralarında şunları yazacaktı: İndirdiğimiz onca vahşi darbeye rağmen, gebe dağlar hâlâ Türk doğurmaktaydı. Yer yer ilerleyen çizgiler; yeşil çimenlerin üzerinde kımıldayan noktalar; Sarıbayır Sırtı nda, yara izine benzeyen geniş bir kırmızı toprak üzerinde birbirini izleyen noktalar -işte yeni bir nokta dizisi 197

204 ve yine bir tane daha Yaklaşıyor, gözden kayboluyor, yine ortaya çıkıyorlar mevzimizin en yüksek ve en orta yerine, birbirini kovalayan dalgalar hâlinde yükleniyorlar. Büyük topların gümbürtüsünün yanı sıra, makinelilerin ve tüfeklerin takırtısı duyuluyor- gök gürültüleri arasında bir limonluğun damına inen dolunun çıkardığı sesler gibi sonra ateş hafifledi. Saldırı püskürtülmüştü. Bizimkiler oldukları yerde tutunabilmişlerdi. Yeşil çimenliklerin üzerinden geriye az, çok az nokta döndü. Ötekiler karanlıklar alemine göçmüşlerdi. Yoğun çatışmaların ardından Türk ordusu 1915 Haziran sonunda Müttefiklerin Yarımada daki ilerleyişlerini durdurmuştur. Haziran sonu Temmuz başında 1 inci Tayyare Bölüğü, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığının emrinden 5 inci Orduya transfer edilmiştir. Anadolu yakasında Çanakkale kasabasının yanında küçük bir alandan faaliyet gösteren hava gücünün etkin olarak kullanılması için bu teşkilat değişikliği yeterli olmamıştır. Temmuz 1915 sonunda hava keşif raporlarının karargâha daha seri olarak ulaştırılmasını sağlamak üzere hava alanı Avrupa yakasında Galata yakınlarında yeni bir yere taşınmıştır. Bölük, Galata ya taşınan hava alanından, düşman elinde olan açıktaki adalara keşif yapmaya devam etmiştir. Bu evrede düşman kuvvetleri Seddülbahir de tutunmayı başardıktan ve bir miktar ilerledikten sonra İngiliz 3 üncü Filo menzil sorununu çözmek için burada küçük bir hava alanı oluşturmuştur. Türk topçusunun menzilinde olan bu alan herhangi bir uçak iner inmez şiddetli bir top ateşine maruz kaldığından, bu alan Haziran 1915 ten sonra acil hâller dışında kullanılmamıştır. Temmuz-Ağustos 1915 te Almanya dan gelen Gotha WD1 ve Gotha WD2 deniz uçaklarıyla Çanakkale nin Anadolu yakasında yer alan Nara Burnu nda, Boğazlar Genel Komutanlığına bağlı Alman Deniz Tayyare Bölüğü oluşurken; İngilizlerin takviyesi Ağustos 1915 in sonuna doğru bölgeye R.N.A.S 2 nci Filonun gelmesiyle yerine getirilmiş oldu. 198

205 Nara Burnu Yanındaki Uçak Üssünden Görünüş Üçüncü Evre: Suvla (Anafarta) Körfezi nin İşgali, Anafarta Muharebeleri Müttefik güçler, Conkbayırı-Kocaçimen hattına saldırıp buraları aldıktan sonra Kabatepe-Maydos hattına ilerleyerek Türk ordusunun İstanbul la bağını kesmek, geri kalan kuvvetlerle de Anafartalar a çıkarak burasını hareket üssü yapmak istemiştir. 6/7 Ağustos gecesi Arıburnu kuzeyinde ve Anafartalar da çıkarma harekâtı başlamıştır. Müttefiklerin işgaline eşlik etmek üzere başka bir uçak gücü daha 2 numaralı R.N.A.S Filosuna katılmıştır. Uçaklar içinde göz alıcı 4 Bristol keşif uçağı, 6 Caudron, 6 BE 2C, ayrıca 6 adet Morane Parasolü bulunuyordu. Uçak sayısındaki bu artışla Müttefikler toplam 48 uçaktan oluşan bir hava gücü toplamayı başarmıştır. Buna karşılık Çanakkale de konuşlanmış olan 1 inci Türk Tayyare Bölüğünün gücü, güvenirliliği bölgedeki şartlar nedeniyle büyük ölçüde azalmış olan yalnızca 8 tane hizmet verebilir uçaktan oluşuyordu. 199

206 Türk hava birliklerinin karşılaştığı temel sorun, uçakların dağıtımı ve teslim edilmesiydi. Bomba yapma ve el aletlerini temin etme sorununu Bakırköy de bir depo kurarak ve İstanbul daki zanaatkârları kullanarak çözmüşlerdi. Demircilikte oldukça hünerli olan bu sanatkârların bazıları en çok ihtiyaç duyulan pervane ve jig yapmak için görevlendirilmişti. 1 inci Tayyare Bölüğü, ağustos muharebelerinde 5 inci Orduyu insan gücünün üstünde desteklemiştir. 8/9 Ağustos akşamı Ordu Karargâhından gelen bir emirle Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Cephe Grubu Komutanlığına tayin edilmiştir. Ertesi sabah gün doğarken, derhâl taarruza geçilecekti. 10 Ağustosta Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri nin en büyük, en kanlı taarruzunu yönetecektir. Mustafa Kemal in Anafartalar Grup Komutanlığı yaptığı dönem 200

207 boyunca yanında yaveri olarak Üsteğmen (Mülazım-ı sani) Mehmet Zeki Doğan (Zeki Doğan 1944 yılında Kuvvet Komutanlığına dönüşen Hava Kuvvetlerinin ilk komutanı) bulunuyordu. Avustralyalı Alan Moorenhead 1956 da yayımladığı Gallipoli isimli kitabında Anafartalar Muharebeleri için, O genç ve dahi Türk Şefi nin (M. Kemal in) o esnada orada bulunması, Müttefikler bakımından, talihin en acı darbelerinden biridir. diye yazmıştır. Dördüncü Evre: Müttefiklerin Gidişi/Çanakkale Muharebeleri nde Türk Zaferi 10 Ağustos Conkbayırı Savaşı, çıkartma kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası nda, kara muharebelerinde de artık şansları kalmadığını açığa vurmuştur. Çanakkale de savaş artık siperlere saplanmıştır. Mustafa Kemal düşmanın çekileceğinden şüphe etmediği için bir saldırı ile hepsini denize dökmeyi teklif etmişse de kendisine Boşuna harcayacak kuvvetimiz hatta bir erimiz yoktur. cevabını vermişlerdir. Büyük bir fırsatın kaçırılmakta olduğunu gören Albay Mustafa Kemal, 10 Aralık 1915 te görevinden istifa ettiğini bildirmiştir. Albay Mustafa Kemal e saygı gösteren Liman von Sanders istifayı hava değişimine çevirmiş, Mustafa Kemal de İstanbul a geldikten sonra düşmanın Çanakkale yi zararsızca boşalttığını öğrenmiştir. (19 Aralık 1915) 201

208 Eylül 1915 te Bulgaristan ın İttifak devletlerinin yanında savaşa katılmasıyla, Osmanlı ordusuna Almanya dan askerî malzeme nakli daha kolay bir hâle gelmiştir. Uçaklar artık el konma tehlikesi yaşamadan Bulgaristan dan geçebiliyordu. Büyük ihtiyaç duyulan askerî teçhizat ve özellikle uçak yedek parçaları yeni açılan ikmal yolları vasıtalarıyla gelirken, 30 Kasım 1915 tarihinde Pilot Üsteğmen Ali Rıza kontrolündeki Albatros CI uçağı Rasıt Teğmen İbrahim Orhan la birlikte Kabatepe üzerinde keşif uçuşu yaparken bir Fransız uçağıyla karşılaşmıştır. Meydana gelen hava muharebesinde uçağın rasıdı Teğmen Orhan makineli tüfekle düşman uçağının yakıt deposuna isabet kaydetmekte başarılı olmuş ve düşman uçağı İntepe ile Seddülbahir arasında yanarak düşmüştür. Üsteğmen Ali Rıza Rasıt Teğmen İbrahim Orhan 202

209 Çanakkale Muharebeleri nin kapanma evresinde yapılan keşif uçuşları, hava fotoğrafları ve raporlar düşmanın tahliye için hazırlık yaptığını göstermiştir. Bu teşhis, Alman Hava Birlikleri Müfettişi Binbaşı Siegert in yaptığı keşif uçuşundan sonra verdiği raporda da görülmekteydi. Ancak General von Sanders in düşmanın Çanakkale den vazgeçmeyeceği şeklindeki görüşü ve değişmez tavrı, Müttefiklerin Yarımada dan çok az kayıp vererek ayrılmalarına fırsat tanımıştır. Boşaltma öncesinde işgal kuvvetlerinin tüm ikmal ve malzemeleri tahrip etmekte olduğunu açığa vuran pek çok yangına tanık olunmuştur. Bu zaman zarfında Türk hava birlikleri 32 bomba atmış ve Seddülbahir deki kamplara 17 tam isabet kaydedilmiştir. Bundan başka, Mondros Körfezi ndeki iki malzeme hangarı ve Bozcaada daki bir uçak hangarı tahrip edilmiş ve dört atış da düşman gemilerinin yakın çevresine isabet etmiştir Ocağının ilk haftasında Fokker Av Bölüğü (6 ncı Av Bölüğü) Çanakkale ye gelerek, harekâta katılmıştır. 4 Ocak 1916 da Alman Deniz Tayyare Bölüğünden Pilot Üsteğmen Schubert, Fransız Maurice Farman uçaklarından birini vurup düşürmüştür. Çanakkale Cephesi ndeki muharebelere çok kısa bir süre için katılmasına rağmen Fokker Staffel uçaklarının gelecekteki hava muharebelerinde önemi büyük olmuştur. Fokkerler Gelibolu Cephesi nde av önleme görevinde başarılı olarak görev yapmıştır. Sadece muharebenin son günlerinde bir kayıba karşılık altı düşman uçağı düşürülmüştür yılı boyunca Çanakkale deki Osmanlı ordusu hava gücünde hiçbir can kaybı olmamıştır. 6 ncı Tayyare Bölüğüne (Fokker tayyarelerinden oluşan 6 ncı Av Bölüğü, Ocak 1916 tan itibaren Galata da konuşlanmış ve bir süre 1 inci Bölükle birleşmiştir.) ait bir Fokker uçağı hasar gördü. 1 inci Tayyare Bölüğüne ait uçaklarda hiçbir kayıp ve hasar meydana gelmemiştir. Deniz uçaklarından dört adedi mekanik arızalar ve mecburi inişler nedeniyle hasar görmüştür. Mevcut uçaklar, silahlar ve personel sayısı kıyaslandığında düşman hava gücü büyük bir üstünlüğe sahipti. Ama, Çanakkale semalarında mutlak egemenliğe sahip olan taraf Türk tarafıydı. Son Müttefik birlikleri 10 Ocak 1916 gecesi gizlice ayrılırken Çanakkale Boğazı nın bulunduğu yarımada da havacılık durumu böyleydi. Havacılık, Çanakkale Muharebeleri nde sayıca az da olsa önemli bir rol oynamıştır. Müttefik kanatta günlük harekâta katılan uçak sayısı hiçbir zaman altmışın altına inmemişken, Osmanlı cephesinde belki yirmiyi bulmuştur. Uçakların bir kısmı genelde bakımda kalmış, dolayısıyla harekâtta kullanılan uçak sayısı azalmıştır. Zayıf motorlu uçaklar için hava koşullarının ağır olduğu, yedek parça sıkıntısının yaşandığı ve özellikle Almanlar ve Türkler için uzun ikmal hatlarının mevcudiyetinden dolayı harekât çok güç şartlar altında yürütülmüştür. Ayrıca kalifiye elemana çok ihtiyaç duyulmuştur. 203

210 Çanakkale Muharebeleri boyunca Osmanlı hava birliklerinde rütbeyi dikkate almadan yapılan görevlendirmeler, Müttefik güçler karşısında eldeki çok az uçağı nasıl en iyi şekilde kullanılabileceği konusunda etkili olmayı sağlamış; Yüzbaşı Serno, Türk ve Alman üst düzey komuta kademelerini Gelibolu Yarımadası nın savunulmasında daha fazla uçağın çok gerekli olduğuna kesinlikle ikna etmiştir. Çanakkale Muharebeleri nde Müttefik orduları komutanlığı yapan General Hamilton un hava keşiflerini aldatıcı ve değersiz olarak nitelendiren görüşüne karşılık, Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı ordunun hemen uçaklarla donatılması ve bunları yetkin olarak kullanacak personelin yetiştirilmesini istemiştir. Bu da uçakların yaratacağı başarılara yol vermiştir. Savaşın son dönemlerinde hava gücü düşmanın aleyhine tersine dönmüştür. Savaş süresince, Müttefiklerin birleşik hava gücünün etkinliği ve uçak sayısı iyice azalmış, bunun aksine Türk Hava gücü güçlenerek, Çanakkale deki eşsiz Türk Zaferi ne katkıda bulunmuştur. İNTEPE HAVA ŞEHİTLİĞİ İntepe Hava Şehitliği; Çanakkale nin İntepe İlçesinde, Çanakkale ye 20 km mesafededir. 22 Ekim 1934 tarihinde görev uçuşu sırasında şehit düşen Yüzbaşı Bedri Uçkun adına, 1934 yılında yaptırılmıştır. İlk düşman uçağını düşüren Türk Pilotu Ali Rıza Bey in büstü de daha sonra buraya konmuştur. Teğmen Ali Rıza Bey, Çanakkale Muharebeleri sırasında 30 Kasım 1915 günü Yedek Subay Raşit, Teğmen Orhan Bey le birlikte Ak-I Albatros 204

211 uçağı ile Fransız Farman-20 uçağını Seddülbahir kuzeyinde Kabatepe üzerinde hava muharebesi sonunda düşürmüşlerdir. ÇANAKKALE MUHAREBELERİ NDE ANADOLU YAKASI TABYALARI (ERENKÖY, İNTEPE ve ORHANİYE TABYALARI) Orhaniye Tabyaları II. Abdülhamid döneminde 1889 yılında yapılmıştır. Boğaz ın girişinde Anadolu yakasında yer alan Orhaniye Tabyası toprak siperli istihkâmlardandır. Bundan dolayı düşman toplarına karşı pek dayanaklı bir yapıya sahip değildir. Yenişehir yönüne karşı ateş olanakları da sınırlıydı. Buna karşılık düşman gemilerinin Boğaz ın hemen girişinde bulunan Orhaniye Tabyaları üzerine yoğun bir ateş toplama imkânı vardı yılı şubat ayındaki İtilaf kuvvetleri donanmasının ağır bombardımanına maruz kalarak ciddi zarar gören Orhaniye Tabyası, yoğun gayretlerle 25 Nisan 1915 te başlayan Çanakkale Muharebeleri ne yetiştirilmiş ve Gelibolu Yarımadası na çıkan Fransızların yerleştiği Morto Koyu nu oldukça rahatsız etmiştir. Türk ve yabancı kaynaklara göre Orhaniye Tabyasında, 2 adet 24 cm L35 ve 1 adet de adi Krupp topu bulunmaktaydı. Ayrıca uçaksavar görevi yapan 37 mm lik 2 adet mantelli top mevcuttu. Erenköy ve İntepe Tabyaları 25 Nisan 1915 sabahı Anadolu sahillerine, Beşige, Yenişehir, Kumkale ye çıkan Fransız kuvvetlerine bu tabyalardan karşı konulmuştur. İtilaf kuvvetleri donanmasının 28/30 Nisan 1915 te açtığı ateş sonucu 14 batarya personeli şehit düşmüştür. Kaynaklara göre bataryada 8 adet Bulgar muhasara topu, 4 adet 15 cm lik obüs, 2 adet adi Krupp topu bulunmaktaydı. Erenköy Tabyasında 2 nci Ağır Obüs Taburu ile her birinde 4 adet obüs topu olan 4 üncü, 5 inci ve 6 ncı bataryalar bulunuyordu. Ayrıca uçaksavar görevi yapan 37 mm lik 2 adet mantelli top mevcuttu. İntepe de bulunan 2 nci ve 3 üncü bataryalarda 4 er adet muhasara topu bulunuyordu. 205

212 LAPSEKİ ÇARDAK ŞEHİTLİĞİ Çanakkale-Biga yolu üzerindeki Çardak kasabasında bulunmaktadır. Çanakkale Muharebeleri nde 850 yataklı askerî hastanenin bulunduğu Çardak ta, Arıburnu Muharebeleri sırasında bu hastaneye ağır yaralı olarak getirilen ve burada vefat eden 2030 Türk şehidinin anısına 1940 yılında yapılmıştır. Buradaki hastane, yaralıların tedavisinin yanında en büyük hizmeti, yaz aylarıyla artış gösteren bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelede görmüştür. Bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadele etmek için karantina bölgeleri olarak seçilen yerlerden birisi de burasıdır. Özellikle temmuz ayından itibaren bulaşıcı hastalıklar ve salgın hastalıkla mücadele kapsamında birçok asker cepheden buraya gönderilmiştir. Tedavileri sırasında vefat eden 2030 şehidimiz için Trakya Müfettişi General Kazım Dirik tarafından 30 Ağustos 1940 tarihinde abide yaptırılmış ve şehitliğin etrafı taş duvarlarla çevrilmiştir. Şehitlik 30 Ağustos 2001 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı Balıkesir İnşaat Emlak Başkanlığı tarafından restore edilmiştir. Şehitliğin bakım, onarım ve kontrolü Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanlığı tarafından yapılmaktadır. 206

213 BİGA NAMAZGÂH ŞEHİTLİĞİ Biga nın Namazgâh semtinde, Hamdi Bey mahallesinde bulunmaktadır. Şehitlik, 1915 Çanakkale Muharebeleri nde Biga da bulunan 1850 yataklı cerrahi müdahaleler yapılabilen askerî hastaneye sevk edilen ve burada tedavileri sırasında vefat eden ağır yaralı 173 Türk şehidi için oluşturulmuştur. ÇANAKKALE MUHAREBELERİ NE AİT İLGİNÇ OLAY VE ANEKDOTLAR Baskın Kanlısırt ta her gün bir kavga vardı. Kanlısırt, Kuzey Grubu sol kanadının en önemli dayanak yeri idi. Düşman biraz daha ilerleyerek Karayörük Vadisi ne hâkim olursa cephenin yarılma tehlikesi vardı. Bu sebeple 3 üncü Kolordu Komutanı (Kuzey Grubu Komutanı) 6 Ağustos 1915 gecesi Kanlısırt ın geri alınması için düzen alıyordu. Bu sıralarda düşmanın ileri hatlarında iyi gizlenmiş bir makineli tüfeği, vahşi kahkahalarıyla siperlerimizi yalıyordu. Gün geçmiyordu ki bölüğe acı haberler gelmesin. 3 üncü Bölüğün hizmet eri sipere gelirken vurulmuş, 4 üncü Mangadan Dursun Onbaşı şehit olmuş, 2 nci Bölük Komutanı gözetleme yerine giderken yaralanmıştı. Kanlısırt taki bu uğursuz silah, Mehmetçikleri aralıksız rahatsız ediyordu. Göklerde uğultunun, yerlerde sarsıntının kesildiği 7 Ağustos gecesi, bu makinelinin karşısına düşen zeminliklerden birisinde 47 nci Alay 3 üncü 207

214 Bölük Takım Komutanı ile Mustafa Çavuş ve dört arkadaşı artık bu tüfeğin ortadan kaldırılması gerektiğini konuşuyorlardı. Komutan, siperler yakın olduğu için bu işin topçu ile yapılamayacağını söylüyordu. Mustafa Çavuş söze karışarak : Bir baskınla sipere atlayalım, dedi. Komutan yine, durumun şimdilik hücum için uygun olmadığını bildirdi. Mustafa: - Öyleyse ben onu alır getiririm,dedi. Arkadaşları: - Satmıyorlarmış galiba çavuşum, diyerek şaka ettiler. Mustafa Çavuş bu sözleri duymamış gibi gözlerini, zeminliğin seyrek ağaçlarla pekiştirilmiş kara duvarlarına dikerek düşünmeye başladı. Onu yakından tanıyanlar ne düşündüğünü anlamışlardı bile. Nitekim, yavaşça yerinden kalkan Çavuş un, bel kayışına asılı bombalarını okşayarak zeminlikten fırladığı görüldü. Çavuşlarını yalnız bırakmak istemeyen iki kahraman da bir anda karanlıklara gömülmüşlerdi. Takım Komutanı, onun mangası başında çok zaman en önden düşman siperlerine atladığını, çelik gibi avuçlarına yapışan süngüsüyle sayısını hatırlayamadığı düşmanı yere serdiğini çok iyi biliyor; fakat, tek başına bir sipere girmenin mümkün olamayacağını hatta sonunda dindirilemeyecek bir acı ile karşılaşacağını düşünüyordu. Haber kısa zamanda takıma yayılmıştı. Herkes gidenlerin arkasından koşmak, birlikte düşmana saldırmak için sabırsızlanıyordu. Fakat zaman geçmişti. Bütün kulaklar karşıdaki boğuşmayı duymak ister gibi toprağa yapışmıştı. Çok geçmeden düşman siperlerinde birkaç ateş yandı söndü. Patlamaların arkasından bağrışmalar, hemen peşinden karanlıkları delik deşik eden bir cayırtı koptu. Gürültüler daha dinmeden siperlere yaklaşan iki gölge belirdi. Ateşe hazır vaziyette siperine dayanmış bir nöbetçi bağırdı: - Çavuş! Keskin bir ses cevap verdi: - Benim, geliyorum. Evet Mustafa Çavuş iki insan gibi görünüyordu. Sırtında taşıdığı makineli tüfekle sipere girdiği zaman: - Alın şu uğursuzu. Bana pahalıya mal oldu dedi. Ve bu boğuşmada şehit düşen arkadaşlarının acısıyla gözleri yaşarmış bir hâlde siperin kenarına dayandı. Yarım saat süreyle çalkalanan gece, seyrettiği bir kavgadan sonra, korkusuz yiğitlerin kucağında tekrar uykuya daldı. Düşmana Taşla Saldıran Mehmet Çavuş Çanakkale Boğazı nın savunulmasında genel ihtiyat olarak görevlendirilen ve Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK) in komutanlığını yaptığı 19 uncu Tümen, Şubat 1914 sonlarında Tekirdağ dan Maydos a intikal emri almış ve bu bölgede toplanmıştı. 208

215 Boğaz ın savunmasıyla görevli 9 uncu Tümenin Gelibolu Yarımadası üzerindeki birliklerini de Müstahkem Mevki Komutanlığının direktifleriyle, bir süre için komutasına alan Mustafa Kemal e 3 Mart 1915 tarihinde verilen emirde Kerevizderesi, Domuzdere, Soğanlıdere nin denize döküldüğü yerler gibi bölgeler düşmanın keşif kollarının karaya çıkmalarının mümkün olabileceği, bu nedenle 19 uncu Tümenin buralarda gündüzleri savunma tedbirleri alması, geceleri de gözetleme postalarıyla emniyeti sağlaması istenmişti. Gerçekten hemen her gün düşman gemileri sahile yaklaşarak ağır şekilde bombardımanlar yapıyor ve yoğun bir faaliyet hâlinde bulunuyordu. Nihayet 3 Mart 1915 günü beklenen düşman saldırısı başladı. Bölgeyi savunmakla görevli 9 uncu Tümen Komutanı harekât hakkında şu bilgileri veriyordu: Bir zırhlı torpido Muariz (Saros) a doğru gidiyor, bir torpido Kumkale ve Seddülbahir arasında, iki kruvazör İmroz önünde, Boğaz istikametinde 10 torpidobot, bir torpido, bir uçak gemisi; Merkep Adası batısında bir kruvazör ve bir torpido bulunduğu; bir kruvazör tarafından Geyikli İskelesi ne ateş edilmekte olduğu. Agamemnoni Vencense, Magestic, Cornwallis tipinde altı zırhlı, altı torpido Boğaz ağzına geldiler. Kumkale nin arkasından Weymouth da göründü. Bir süre sonra Boğaz önünde yedi zırhlı, üç kruvazör, yedi torpido toplanmış bulunuyordu. Düşmanın Boğaz da ciddi bir taarruza başlayacağı kesindi. Nitekim Kumkale ve Yenişehir bölgesini bombardımana başladılar. Aynı zamanda Seddülbahir yöresi de bombardıman ediliyordu. Ateş iki buçuk saat kadar devam etti. Bir torpido, beş zırhlı, bir kruvazör Seddülbahir in etrafını çeşitli yönlerden kuşatmıştı. Şiddetli bombardıman devam etmekte iken sahile yanaşan bir zırhlının çanaklığından makineli tüfeklerle piyade siperlerimiz ateş altına alınmaktaydı. Bu sırada asker dolu üç büyük kayık Seddülbahir iskelesine yanaştırıldı; yetmiş kadar düşman karaya çıkarıldı. Bu müfrezenin başında bir subay ve yanlarında da makineli tüfekler de vardı. 9 uncu Tümen 27 nci Alay 10 uncu Bölükten yarım takımlık bir Türk kuvveti Seddülbahir Tabyasının savunması ile görevlendirilmişti. Bu kuvvet derhâl ateşe başladı. İki taraf arasındaki savaş bütün şiddetiyle üç saat kadar sürdü ve nihayet düşman süngü hücumuyla püskürtüldü. Düşmanın bu girişimi üzerine, 19 uncu Tümen, iki alayını Sarafim Çiftliği civarına, bir alayını Kumdere yöresine göndererek gerekli tedbirleri aldı. Gerçekten saat ya doğru Kumkale yöresindeki düşman harekâtı şiddetlenmeye başladı. Bu bölge ve gerilerinin uzun süren bombardımanından sonra kayıklarla karaya asker çıkarılmaya başlandı. Aynı zamanda Kumkale-Orhaniye arasından tabyanın gerilerine, kasaba kenarına da çıkarma yapılmaktaydı. Piyade bölüğünün bir takımı bu tarafta mevziye girdi, düşmanın ilerlemekte olan 30 kişilik bir müfrezesinin üzerine atılan bombalarla hemen hemen yarısına yakını yok edildi. İşte bu sırada 209

216 bombardıman pek yoğunlaşmış, yedi zırhlı, üç kruvazör ve beş torpido piyadesini desteklemeye başlamıştı. Bütün Kumkale, Orhaniye yöresini ta Yenişehir e kadar korkunç şarapnel ve dane ateşleri yakmaktaydı. Buradaki savunmayı kuvvetlendirmek amacıyla 9 uncu Tümen 26 ncı Alay 3 üncü Taburdan bir bölük daha gönderildi: Düşman bütün çabalarına ve çok üstün ateş gücüne rağmen sırtlara çıkmayı başaramayarak deniz kenarında kumlar üzerinde yapışıp kalmıştı. Akşam saat e kadar, yaklaşık olarak 500 kadar düşman sahile çıkmış ve piyadelerimizin görülmemiş savaş gücü karşısında hareketsiz kalmışlardı. Çıkarma kuvvetlerinin yüzü aşkın kaybı vardı. Yaralılarını büyük güçlüklerle kayıklara alıp gemilerine taşıdıkları ve ölülerini ayaklarına taş bağlayarak denize attıkları görülüyordu. Piyadelerimiz düşmanın ateş baskısı altında kıyıdaki düşmana taarruza kalkamıyor, bir süngü hücumu ile yok edilmeleri için karanlığı bekliyorlardı. Başına gelecek felaketi sezinleyen düşman ise kıyıda sıkışıp kalan kuvvetlerini geri çekmekten başka çare bulamadı ve kıyıda birçok ölü bıraktı. Bu tüyler ürperten boğuşmaların gözler önünde canlanmasını sağlamak amacıyla 19 uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK) in Boğaz Müstahkem Mevki Komutanlığına verdiği raporlardan birisi aynen aşağıdadır: 4 Mart 1915 Haraptabya dan 1. Düşman yedi torpido ve zırhlı ile saat te Seddülbahir i şiddetle bombardıman ettikten sonra sahile yaklaşarak bir zırhlının çanaklığından açtığı şiddetli makineli tüfek ateşi desteğinde asker dolu üç büyük kayığı Seddülbahir İskelesi ne yanaştırarak 60 kadar erini kıyıya çıkarmıştır. Bu noktaya karşı mevzi alan piyadelerimizin ve bölgedeki topların ateşi ve özellikle 9 uncu Tümen 27 nci Alay 10 uncu Bölük çavuşlarından Mustafa oğlu Mehmet in komutasında olarak Seddülbahir Kalesi nde bulunan bir takımın süngü hücumuyla püskürtülmüştür. Adı geçen çavuş tüfek mekanizmasının işlememesi üzerine taşla, emrindekilere örnek olacak biçimde düşmana saldırmış, kendisi de başından ve sol memesinden yaralanmıştır. Bu çavuşun uygun bir şekilde ödüllendirilmesini rica ederim. 2. Şimdiye kadar dört şehit, 14 yaralımız vardır. Tümeni ordugâhına geri gönderdim. Ben Haraptabya dayım. Gece yarısından sonra Maydos a döneceğim uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal. Bütün subaylarımız, çavuş, onbaşı ve erlerimiz komutanlarının emri altında ve vatan sevgisiyle dolu, ölümü hiçe sayarak cihanda eşi görülmemiş bir savunma yapmışlardı. Düşmana taşla saldıran Mustafa oğlu Mehmet

217 Çavuş, kaldırıldığı hastanede Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından ziyaret edildi ve İmtiyaz Madalyası takıldı. Fakat onun iman dolu göğsündeki yara, nişanların en büyüğü, en kutsalıydı. 33 üncü Piyade Alayı Çanakkale Muharebeleri ndeki zorlu mücadele günlerinde, üstün başarı ve kahramanlık örneği gösteren birliklerden biri de 33 üncü Piyade Alayıdır. Büyük Türk Şairi Mehmet Akif Ersoy un: Şu Boğaz Harbi nedir var mı ki dünyada eşi, En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. diyerek başlayıp ölümsüzleştirdiği ve gerçek destanların yaratıldığı Çanakkale Muharebeleri ne katılan ve orada savaşan Türk ordusunun tüm birlik ve fertleri gibi 33 üncü Piyade Alayı da kendisine verilen vazifeyi en iyi şekilde yaparak ülkesini ve ulusunu savunmak için üstün çaba gösteren bir birlik olmuştur. Çanakkale Cephesi nde, 11 inci Tümene bağlı olarak, Yarbay Mustafa Kemal in komuta ettiği birliklerin yanı sıra Gelibolu Yarımadası nda Arıburnu ve Kanlısırt taki savaşlara katılmış olan 33 üncü Piyade Alayı, bu bölgedeki çeşitli savaşlarda Alay Komutanı Yarbay Şevki Bey dâhil 1427 şehit vermiştir. Çanakkale Muharebeleri nde göstermiş olduğu üstün başarısından dolayı 33 üncü Piyade Alayının sancağına madalya verilmiştir. Bu alay daha sonra Birinci Dünya Savaşı içinde, 1916 yazından itibaren 2 nci Ordu emrinde olarak Kafkas Cephesi nde Şeytan Dağları ndaki savaşlara katılarak başarılı olmuş ve daha sonra 7 nci Ordu emrine verilmiştir. Şeytan Dağları ndaki savaşlara katılan Alay, büyük çekilmeye kadar kendine verilen her görevi üstün bir başarı ile yürütmüştür. 47 nci Piyade Alayı İstanbul a dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu nun merkezine ulaşıp devleti çökertmek için uğraşan o dönemin büyük sayılan devletlerinin armadalarına ve onların gülle ve alev kusan toplarına karşı Çanakkale yi geçilmez yapan ve karaya çıkan düşman askerlerini yerlerine çivileyen bir diğer kahraman alayımız da 47 nci Piyade Alayıdır. 16 ncı Tümene bağlı olarak 25 Nisan 1915 tarihindeki savaşlarda Çanakkale de, kendisine karaya çıkan düşman askerlerini durdurma görevi verilen 47 nci Piyade Alayı, Arıburnu ve KanIısırt ta yaptığı savunma, taarruz ve özellikle karşı taarruzlarla çok şehit vermesine rağmen, yılmayarak ve siperlerini terk etmeyerek görevine devam etmiş, dolayısıyla kahramanlık unvanına hak kazanmış önemli bir alaydır. 211

218 Çanakkale Muharebeleri nin bitmesiyle Filistin Cephesi nde kendisine görev verilen 47 nci Piyade Alayı, özellikle Gazze de yaptığı savunmada dayanma gücünü sonuna kadar sürdürmüş, çok şehit vermesine rağmen çekilmesi için gerekli zamanı 4 üncü Orduya kazandırmıştır. Bugün 47 nci Piyade Alayının sancağında bir gümüş madalya vardır. 26 ncı Piyade Alayı Bir savaşta düşmanla ilk karşılaşma çok önemlidir. Çoğu kez bu ilk karşılaşma kader tayin eden an niteliğini taşır. Özellikle namlulardan ölüm kusan dev gemilerin desteğinde karaya çıkarılan düşman askerlerini karşılayan ve ülkesini her durumda savunmaya yemin etmiş bir ordunun birliği olmak görevini yüklenen 26 ncı Piyade Alayı Çanakkale Muharebeleri nde önemli bir yer tutar. Çünkü, 25 Nisan 1915 te Seddülbahir e çıkarılan ilk düşman askerlerini karşılayan 26 ncı Piyade Alayı, o bölgeyi savunmakla görevli 9 uncu Tümenin bir parçasıdır. Çanakkale Muharebeleri nde düşmanın 26 Nisan günü de devam eden çıkarma ve taarruzlarına karşı dirençle bölgeyi savunan, karşı taarruzlar gerçekleştirerek Çanakkale yi düşman için geçilmez yapan Türk askerinin çok kısa bir zaman dilimine sıkışmış ve bu kadar fazla sayıdaki kahramanlık örneklerine, 26 ncı Piyade Alayının ve 26 Nisan günü verdiği kanlı mücadelenin katkısı kuşkusuz büyük olmuştur. Kirtetepe de ezici düşman ateşi altında kan, barut, ölüm ve ateşin birbirine karıştığı sırada üstün güçlerle donatılmış düşman kuvvetlerini durdurmak için yaptığı üstün nitelikli savaşlarda sağladığı başarıdan dolayı 26 ncı Piyade Alayına İkinci Kirtetepe Kahramanları unvanı verilmiştir. Kınalı Hasan Çanakkale Muharebeleri için her gün yüzlerce genç savaşa katılmak üzere birliklerde toplanmaktadır. Acemi askerlerin eğitim ve teçhizatı tamamlandıktan sonra cepheye gönderilmektedir. Yüzbaşı Sırrı Bey, ikindi vakti yeni gelen erleri teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçının bir tarafının kınalanmış olduğunu görür ve takılır: - Hiç erkek kınalanır mı? Mehmetçik: - Buraya gelmeden evvel, anam kınalamıştı komutanım. der ve sebebini bilmediğini ilave eder. Komutanın isteği üzerine anasına yazdığı mektupta; Niye benim saçımı kınaladın? diye sorar. Gelen cevabi mektupta ise şunlar yazılıdır: Ey Gözümün Nuru Hasan ım, Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın... Ben, senin anan 212

219 isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor... Sen bu ailenin seçilmiş bir kurbanısın... Hasan ım, söyle zabit efendiye...bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır... Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınalamıştım... Allahın hükmüyle, Allah, seni İsmail Peygamber in yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır. Gözlerinden öperim. RAKOCZi MÜZESİ Tekirdağ ilinde Barbaros Caddesi üzerinde eski bir Türk evi olan bina yılları arasında yaşayıp, son yıllarını Tekirdağ da geçiren Avusturya İmparatorluğu na karşı Macaristan ın bağımsızlığı için isyan eden Erdel Prensi ve Macar Halk Kurtuluş Kahramanı II. Rakoczi Ferencz e aittir. İyi bir komutan olan, ancak giriştiği bağımsızlık mücadelesinde başarılı olamayan Rakoczi Ferencz, önce Lehistan a sonra Fransa ya ve nihayet Türkiye ye sığınmıştır. Rakoczi, Tekirdağ a 1725 te yerleşmiş ve burada on beş yıl yaşamıştır. Şehre gelişinde çok iyi karşılanmış, güzel ve havadar bir eve yerleştirilmiş ve bütün ihtiyaçları karşılanmıştır. Her isteği padişah fermanıyla yerine getirilmiştir. Dostu ve tercümanı olan İbrahim Müteferrika sık sık Tekirdağ da ziyaretinde bulunmuştur. Vatanına dönme ümidini kaybedince oğullarına hitap eden ve politikadan da bahseden Fransızca eserler yazmıştır. Rakoczi nin iki küçük oğlu Avusturya sarayında tutulmuşlar ve ana dilleri Macarcayı öğrenememişlerdir. Rakoczi vatan, bağımsızlık ve evlat hasreti içinde 8 Nisan 1740 ta ölmüştür. Cesedi İstanbul a gömülmüştür. Rakoçzi nin annesi Helene Zrinyi siyasi olaylar yüzünden kocası ile Türkiye ye gelmiş bir müddet Tekirdağ da 213

220 kaldıktan sonra 1701 de İzmit te ölmüştür. Rakoczi nin kemikleri 1888 den sonra Macaristan a götürülmüş ve Budapeşte ye gömülmüştür. Tekirdağ da kaldığı ev ve yemekhane Macar Hükûmeti tarafından 12 Haziran 1928 de satın alınmıştır. Yeniden inşa edilen ev, 1933 yılında Macar Hükûmeti temsilcileri tarafından törenle açılmıştır. Bu bina Macar Hükûmetince müze olarak düzenlenmiştir. Sergilenen eserler arasında Türk-Macar ilişkilerini ve iki ulusun halk sanatlarındaki beraberliklerini simgeleyen eserler ile Rakoczi nin şahsi ve ailesine ait eşyalar yer almaktadır. Müze Pazartesi günü hariç her gün saatlerinde gezilebilmektedir. NAMIK KEMAL EVİ MÜZESİ Tekirdağ ilinde Vatan Şairi Namık Kemal in 1840 yılında doğduğu evin yakın çevresinde eski Tekirdağ evleri alınarak, Namık Kemal in hatırasına Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında yapımına başlanmış 1994 yılında müze tamamlanarak hizmete girmiştir. 214

221 Geniş bir bahçe içerisindeki üç katlı bu ahşap evin bodrum katında büyük panolarla donatılmış bir sergi salonu bulunmaktadır. Mermer döşeli zemin katın holünde ATATÜRK ve Namık Kemal in portreleri ile Namık Kemal in Bolayır daki mezarının ve II. Rakoczi Ferencz in yağlı boya tablolarına yer verilmiştir. Sofadaki iki büyük panoda Namık Kemal in ismini taşıyan yerler, basında çıkan haberler, belgeler, ailesine ait fotoğraflar ile Tekirdağ ın eski resimleri sergilenmektedir. Ayrıca XIX. yüzyıl ev ve el işleri, aydınlatma araçları kahve ve çay takımları da bulunmaktadır. Sofanın sol kenarında Tekirdağ mutfağı yer almaktadır. Bu kısımda Tekirdağ mutfağında kullanılan hemen hemen tüm eşyalar teşhir edilmiştir. Bunlar; davlumbaz, maltız, ocak, sergen, tel dolap, sinili Tekirdağ sofrası, gömme su kazanları, tırtıllı ve kapaklı bakır sahanlar, bakraçlar, tahta kaşıklık, sürahi ve testilerdir. Ayrıca ekmek yapımına ilişkin tablolar, yayıklar, bulgur yapmak için kullanılan taşlar, hamur tekneleri, kahve dolapları, kahve tokmakları, baklava tepsileri, turşu kapları, yaprak basılan küpler ve sepetler de bu bölümdedir. Evin eski kiler odası dekore edilmiş, 19 uncu Fırka (Tümen) ve ATATÜRK Odası olarak düzenlenmiştir. Bu odada Yarbay Mustafa Kemal in 2-20 Şubat 1915 te 19 uncu Fırkayı kurduğu Redif Kışlası, Sahil Kışlası, 57 nci Alay Şehitliği nin, 19 uncu Tümen komutanlarının fotoğrafları, Harf İnkılabı ile ilgili olarak 23 Ağustos 1928 de Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Tekirdağ seyahatine ilişkin fotoğraflar ve belgeler, 1936 Muratlı, Çorlu, 1937 Trakya Manevraları na ilişkin fotoğraflar yer almaktadır. Gazi Mustafa Kemal Paşa nın TBMM Başkanı olarak Tekirdağ Türk Ocağına yolladığı yazılar ile Marmara Bölgesi ve Piri Reis in Dünya Haritası da teşhir edilmektedir. Evin birinci katına çıkan merdiven başında Namık Kemal in torunu ile resmi bulunmaktadır. Tekirdağ-Muratlı arasındaki Sırtköy de rahatsızlanıp vefat eden Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Anadolu Fatihi Sultan 215

222 Alparslan, Rumeli Fatihi Şehzade Gazi Süleyman Paşa nın salla Boğaz ı geçişini gösteren tablolara da burada yer verilmiştir. Evin üst katı ise eski bir Tekirdağ evinin misafir odası olarak düzenlenmiştir. Burada alçak bir sedir, arka yastıkları, köşe yastıkları, kilimler, Selanik mangalı, ceviz konsol ve ayna, gömme ahşap yatak odası dolapları, Tekirdağ ın gelin kıyafetleri dallı ve bindallılar, buhurdanlık, yağlıklar, çeyiz bohçaları, çemberler ile para keseleri teşhir edilmiştir. Diğer bir odada ise Tekirdağ da doğmuş olan veya görev yapmış olan ünlüler, Tekirdağ da son 30 yılda çıkan gazete ve dergi koleksiyonları, tiyatro ve musiki sanatkârlarının eser ve resimleri bulunmaktadır. Ayrıca müze evde Namık Kemal in valilik yaptığı yerlerin, Gelibolu, Midilli, Rodos, Sakız Adası nın 1883 yılında çekilmiş fotoğrafları bulunmaktadır. Salonda Namık Kemal ve Tekirdağ a ilişkin tablolar yer almaktadır. Burada Namık Kemal in Londra da çıkardığı Hürriyet Gazetesi ndeki ilk makalesi, mektupları ve tercümeleri de teşhir edilmektedir. Namık Kemal odasında ise Namık Kemal in dedesi Tekfurdağ Mutasarrıfı Abdüllatif Bey e ve kendisine ait tablolar ile şairin öz geçmişi, soy kütüğü, adını koyan Tokatlı Ali Rıza Hafız ın kara kalem resmi ve piyano bulunmaktadır. Başta Amerika olmak üzere Almanya, Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan dan gelen turistlerin büyük ilgi gösterdiği müze ev pazar günü hariç her gün saatleri arasında gezilebilmektedir. VATAN ŞAİRİ NAMIK KEMAL VE NAMIK KEMAL TÜRBESİ 216

223 Tanzimat döneminin vatan, millet, hürriyet, hak, hukuk kavramları üzerine en çok duran heyecanlı kalemi, edebiyatımıza Avrupa yolunda ilk hamleyi yaptıran büyük şair Namık Kemal 21 Aralık 1840 ta Tekirdağ da doğmuştur. Asıl adı Mehmed Kemal dir. Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Çocukluğunu dedesi Abdüllatif Paşa nın yanında Anadolu nun çeşitli şehirlerinde geçiren Namık Kemal bu yüzden özel öğrenim görmüştür te Babıali Tercüme Odasına kâtip olarak girmiş, bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı bulmuştur te kurulan ve daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katılmıştır. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükûmeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, yaptığı bir yayın sonucu kapatılınca Namık Kemal de İstanbul dan uzaklaştırılmak için Erzurum a vali muavini olarak atanmıştır. Ancak Namık Kemal bu göreve gitmeyi çeşitli nedenlerle erteleyip Ziya Paşa ile birlikte önce Paris e oradan da Londra ya kaçmıştır. Burada Muhbir isimli gazetede yazarlık yapan Namık Kemal, 1868 de Hürriyet isimli başka bir gazete çıkarmıştır de İbret gazetesinde çıkan bir yazısı üzerine Namık Kemal Gelibolu mutasarrıflığına atanmıştır. Bu görev sırasında yazdığı Vatan Yahut Silistre isimli oyunu, 1873 te Gedikpaşa Tiyatrosu nda sahnelendiğinde halkı coşturarak olaylara yol açması üzerine Namık Kemal Magosa ya sürgüne gönderilmiştir da I. Meşrutiyet in ilanından sonra İstanbul a dönmüş ve Şûrâ-yı Devlet üyesi olmuştur. Kanûn-ı Esâsî yi hazırlayan kurulda görev almış, 1879 da Midilli mutasarrıfı olan Namık Kemal aynı görevle 1884 te Rodos, 1887 de ise Sakız Adası na gönderilmiştir. Onlarca şiir, roman, tiyatro, tenkit ve tarih yayınları bulunan Namık Kemal in ulusça tanınmasının nedeni; topluma siyasi, toplumsal ve edebî alanlarda sağladığı ivmedir. Namık Kemal Batı edebiyatının yazın türlerini ilk kez Türk toplumsal yaşamına sokmuş, yapıtlarına kattığı yeni kavramlarla Türk şiirini divan şiirinin edilgen edasından kurtarmış ve ilk defa Şinasi ile birlikte sade dil anlayışını savunarak sonraki kuşaklara önder olmuştur. Tiyatro türüne özellikle önem veren Namık Kemal, altı oyun yazmıştır. Bunlar; Vatan Yahut Silistre, Gülnihal, Akif Bey, Zavallı Çocuk, Celaleddin Harzemşah ve Kara Bela isimli oyunlardır. Namık Kemal edebiyat eleştirisini de Türkiye ye ilk getiren kişilerden biri olmuştur. En önemli eleştiri yapıtları Tahrib-i Harâbât ile Takip tir. Şiirlerinin en tanınmışları arasında ise Vâveyla, Vatan Mersiyesi, Vatan Şarkısı ve Hürriyet Kasidesi yer alır. Namık Kemal in ilk romanı olan İntibah ruhsal çözümlemelerinin yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de Türk romanında bir başlangıç sayılabilir. Cezmi isimli eseri tarihsel bir romandır. Namık Kemal in tarih alanındaki en kapsamlı çalışması olan Osmanlı Tarihi nde ise Hammer in etkisinde kaldığı şeklinde görüşler ileri sürülmüştür. 2 Aralık 1888 de Sakız Adası nda vefat eden Namık Kemal burada bir cami-i şerifin hazîresine gömülmüş ise de daha sonra mezarı vasiyeti nedeniyle Gelibolu da Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa nın Bolayır daki türbesinin bahçesine nakledilmiştir. Namık Kemal in mezarının projesi Tevfik 217

224 Bey tarafından çizilmiş ve Sultan II. Abdülhamit tarafından inşa ettirilmiştir. Beyaz mermerden oluşan mezarın etrafında zincirlere bağlı sekiz yuvarlak sütun bir daire hâlinde sıralanmıştır. Sandukanın baş taşında fes, sandukanın üst ve yanlarında kabartma hâlinde geometrik motifler bulunmaktadır. Kabir taşında fatiha ile birlikte şairin aşağıdaki beyti yazılıdır. Ölürsem görmeden millette ümmîd ettiğim feyzi, Yazılsın seng-i kabrime vatan mahzun ben mahzun. Namık Kemal ve Süleyman Paşa nın Türbesi ne Çanakkale Muharebeleri sırasında İtilaf devletleri savaş gemilerinden top mermisi atılmış ve her iki mezar da isabet almıştır. Aşağıdaki fotoğraf da heyet-i edebiye tarafından mermilere hedef olan Namık Kemal in mezarını ziyaret ederken çekilmiştir. TÜRKLERİN RUMELİ YE GEÇİŞİ, RUMELİ FATİHİ SÜLEYMAN PAŞA VE TÜRBESİ Süleyman Paşa ( ) yılları arasında yaşamış, Osmanlı Padişahı Orhan Gazi nin büyük oğlu olup Birinci Murat ın ağabeyidir. Annesi Nilüfer Hatun dur. Orhan Gazi nin 1324 yılında tahta çıkışı ile birlikte veliaht ilan edilmiştir. İlk muharebesini 1329 da daha 13 yaşında iken İznik i geri almak isteyen Bizans ordularına karşı Darıca da vermiştir te Gemlik, 1335 te Armutlu nun fetihlerinde de Orhan Gazi nin yanında bulunmuştur. Osmanlıların doğuya doğru genişlemeleri esnasında Bolu yu fethederek 218

225 paşa unvanını almıştır. Osmanlıların 1345 te Karesioğulları na son vermesi üzerine Karesi Bey i olmuş, ünlü Gazi Fazıl Bey, Ece Halil Bey, Yakup Bey, Hacı İl Bey, Evranos Bey gibi değerli Türk komutanları da Süleyman Paşa nın emrine verilmiştir. Osmanlıların Rumeli ye geçişleri hakkında çeşitli rivayetler vardır de İmparator III. Andronik in ölümü üzerine Bizans tahtına çıkan dokuz yaşındaki İmparator Yoannis e naip tayin edilen başvekil Kantakuzenos, aleyhine tertip edilen entrikalar sonucu, Dimetoka da krallığını ilan etmiş, 1345 te de rakiplerine karşı Orhan Bey den ilk defa yardım istemiştir kişilik bir kuvvetle yapılan yardım sonucu Kantakuzenos, Edirne ve Karadeniz sahillerini kendisine bağlamayı başarmıştır yılında da Orhan Bey, İmparator Kantakuzenos un kızı Teodora ile evlenmiştir. Kayınpederi Kantakuzenos, V. Yoannis Paleoloğos ile arasındaki kavgadan dolayı Orhan Bey den yardım istemiştir. Bu yardımlara karşılık Bizans topraklarına girme izni almıştır yılında Sırp Kralı Stefan Duşan, Selanik i Bizanslıların elinden alınca Orhan Bey tekrar Bizans İmparatoru Kantakuzenos un isteği ile oğlu Süleyman Paşa komutasında asker göndererek kayınpederinin imdadına koşmuştur. Süleyman Paşa Bizans donanmasının da yardımıyla Selanik şehrini geri almıştır. 219

226 Bundan kısa bir süre sonra da Kantakuzenos yine Orhan Bey in yardımıyla kendisini Bizans İmparatoru ilan eden Yoannis in toplamış olduğu Sırp ve Bulgarlardan oluşan orduyu Dimetoka da yenilgiye uğratmıştır. Bu yardımlarına karşılık Kantakuzenos, Osmanlılara Gelibolu Yarımadası nda bulunan Çimpe Kalesi ni vermiştir (1354). Çimpe Kalesi nin Osmanlıların eline geçmesi Rumeli fetihlerinin önünü açmıştır. Çünkü bu kale ileride yapılacak fetihlerde bir üs vazifesi görecektir. Kalenin fethinden sonra civardan sağlanan teknelerin de kullanılması sonucu, üç gün içinde, 3000 kadar Türk askeri Rumeli tarafına geçirilmiştir. Bu geçişler sayesinde, Osmanlılar artık iyice tanıdıkları Rumeli topraklarına sahip olmaya karar vererek 1354 te fetih hareketlerine başlamışlar ve Orhan Gazi bu iş için oğlu Süleyman Paşa yı görevlendirmiştir yılında Süleyman Paşa kuvvetleri Gelibolu şehrini ve kalesini ele geçirmişlerdir. Gelibolu Yarımadası Marmara Denizi nde önemli bir üs olup Bizans ın Avrupa ile denizden bağlantısını sağlıyordu. Osmanlıların burayı ele geçirmeleri Bizans ın Akdeniz le olan bağlantısını kestiği gibi Osmanlıların Rumeli de ele geçirdikleri yerlerin de kontrolünü sağlamıştır. Osmanlı ordusunun Rumeli ye geçişiyle birlikte, fethedilen yerlere Anadolu dan göçmenler getirilerek yerleştirilmiştir. Osmanlıların Rumeli deki bu etkinlikleri Avrupalıların dikkatini çekmişse de o dönemde Avrupa daki feodal derebeyleri birbirleri ile mücadele ettikleri için Osmanlılara karşı 220

227 koyamamışlardır. Bu durumdan yararlanan Osmanlılar da Balkanlar a doğru hızla yayılmaya başlamışlardır. Rumeli Fatihi Süleyman Paşa, kısa sürede Bolayır dan Tekirdağ a kadar Marmara sahillerini fethetmiştir. Malkara ve Keşan ı aldıktan sonra Çorlu ya da hâkim olan Süleyman Paşa, Bizans ın Edirne ile olan yolunu keserek Bizans ı hem karadan hem de denizden abluka altına almıştır. Osmanlıların Rumeli deki bu hızlı ilerleyişleri Bizans ın kuşku ve korkularını artırmıştır yılında Edirne nin fethedilmesi ve akıncı beylerinden Evrenos Bey in Gümilcine ile Vardar ı, Lala Şahin Paşa nın ise Balkan eteklerine doğru inerek Filibe yi alması Bizans ın paniklemesine neden olmuştur. Çünkü bu durum Bizans ın Sırplar ve Makedonya daki Bulgarlar ile irtibatını kesmiştir. Edirne ve Filibe nin alınması Osmanlıları Sırbistan ve Bulgaristan Krallıkları ile karşı karşıya getirmiştir. Türklerin Balkanlar da ilerleyişi bu kez bütün Avrupa yı korkutmuştur. Bizans ın korkusu ise son haddine ulaşmıştır. Bunun için İmparator Yoannis Paleogolos un elçileri Papa V. Urban a ulaşmış ve onu Osmanlılara karşı bir Haçlı Seferi oluşturmaya zorlamıştır. Neticede Papa nın teşvikiyle Avrupa da Osmanlılara karşı bir ittifak oluşturulmuştur. Macar Kralı Layoş, başta olmak üzere Bulgaristan, Sırbistan, Eflak Prensliği ve Bosnalılar birleşerek bir Haçlı ordusu kurmuşlardır. Bu birleşik Haçlı ordularının Osmanlılar üzerine yaptıkları ilk seferdir. Macar Kralı Layoş komutasındaki Haçlı ordusu Meriç Nehri ni geçerek Edirne yakınlarındaki Sırpsındığı mevkisine gelmiştir. Düşmanın bu bölgedeki gaflet ve acemiliğinden istifade eden Hacı İlbey komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Haçlı ordusuna bir gece baskını düzenleyerek onları bozguna uğratmıştır (1364). Sırpsındığı Zaferi ile Edirne ile Batı Trakya güvence altına alınmıştır. Bağlaşık direnişi kırılmış, Meriç Nehri bütünüyle Osmanlı denetimine girmiş ve Bizans vassal devlet durumuna getirilmiştir. Bu zafer sonucunda Balkanlar da daha hızlı ilerlemeye başlayan Osmanlı kuvvetleri 1367 yılında Balkan Dağları nın güneyini tamamen ele geçirmiştir. Osmanlıların Batı Cephesi Komutanı Evrenos Bey önce Meriç Nehri boyunca ilerleyip İpsala ve Dimetoka yı almış, sonra güneydoğuya yönelip Rodop Dağları nı aşarak Gümilcine yi ele geçirmiştir. Bu fetihler sonucunda Bulgar Kralı Yuvan, Türklerle başa çıkamayacağını anlayarak Osmanlı hâkimiyetini kabul etmiştir. Bulgaristan ın Osmanlı hâkimiyetine girdiğini gören Sırp Kralı Vukaşn sıranın kendisine de geleceğini düşünerek hemen harekete geçmiştir. Bizans İmparatoru V. Yoannis in kışkırtmaları sonucunda Sırp ordusu Edirne üzerine yürümüştür. Osmanlı ordusu ile Sırp ordusu arasında Meriç Nehri üzerindeki Çirmen mevkisinde 1371 yılında yapılan savaşta Osmanlılar galip gelmiş, Osmanlı orduları Güney Sırbistan a girmiştir. 221

228 Çirmen Muharebesi yle Batı Trakya ve Makedonya daki Sırp kuvvetlerini dağıtmış olan Osmanlı Devleti nin bu başarıları kendilerine Makedonya ticaret yollarını açmıştır yılında 43 yaşında iken çıktığı sürek avında (bir tür askerî manevra) atından düşerek ölen Rumeli Fatihi Süleyman Paşa nın Orhan Gazi döneminde yaptırmış olduğu camisinin yanında türbesi de bulunmaktadır. Süleyman Paşa Gelibolu yu fetheden komutanlardan olup Bolayır da Saros Körfezi ne hâkim bir tepeye kendisinin vasiyeti üzerine gömülmüştür. Kare planlı, oldukça yüksek görünümlü, kalın duvarlı olan türbenin üzeri sekiz köşeli kasnak üzerine oturan bir kubbe ile örtülüdür. Kasnak üzerinde dört pencere bulunmaktadır. Türbeye doğu ve batısındaki birer kapı ile girilmektedir. Bu kapıların dışında kalan cephelerde iki penceresi vardır. Türbenin ortasında bulunan Süleyman Paşa nın mezarı, yüksek bir kaide üzerinde mermer bir sanduka şeklindedir. Süleyman Paşa nın kendisiyle beraber ölen atının da ayağının ucunda yatmakta olduğu bir levha ile bildirilmektedir. Bu türbeden Süleyman Paşa nın sırmalı kavuğu Türk ve İslam Eserleri Müzesine nakledilmiş oradan da Topkapı Müzesine devredilmiştir. Türbe 1549 yılında onarılmış, daha sonra da Sultan II. Abdülhamit tarafından yeniden yaptırılmıştır. Türbenin son restorasyonu 2001 yılında yapılmıştır. 222

229 TRUVA/TROYA (TROİA) ANTİK KENTİ Truva, Çanakkale Boğazı girişi yakınındaki Hisarlık mevkisindeki Tunç Çağından kalma kale ve kentle birlikte Truva Savaşı sonunda yok edilen Kral Priamos un efsanevi kentinin ortak adıdır. Truva, İlios ya da İlion olarak da anılmıştır. Truva, 1996 yılında Tarihî Millî Park ilan edilmiş ve 1998 de Unesco Dünya Miras Listesine dâhil edilmiştir. İntepe bucağı, Tevfikiye köyü yakınında, Çanakkale ye 30 km uzaklıktaki Hisarlık tadır. İki kıta arasında ticaret yolu üzerinde yer alan bu antik yerleşim, tarihte birçok doğal afet ve savaşla karşılaşmıştır. Hisarlık Höyüğü nde yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda 9 yerleşim evresinin varlığı tespit edilmiştir. İlk yerleşim MÖ III. bine değin uzanmakta ve birbirini izleyen uygarlıklar Roma dönemine kadar devam etmektedir. 223

230 Truva I (MÖ ) Truva I Sur Duvarı Üst üste 10 tabakadan oluşan ve Erken Tunç Çağına tarihlenen bu ilk yerleşim, 90 m çapında oldukça küçük bir alanı kaplamaktadır. Truva I in surları iyi korunmuştur. Kuzeydeki 7x18,75 m ölçülerindeki ev, ön odası ve büyük odasındaki ocağı ile megaron (bağımsız yapı) tarzındadır ve bu tabakanın en önemli buluntusu olarak kabul edilmektedir. Antik Yunan tapınaklarına öncülük etmiş bu tipin bilinen ilk örneklerindendir. Truva I kültürünün muhtemelen büyük bir deprem neticesinde oluşan önemli bir tahrip ile sona erdiği sanılmaktadır. Truva II (MÖ ) Schliemann Yarması 224

231 Truva II Büyük Rampa Truva I kalıntıları üzerine kurulmuş olan Truva II, Erken Tunç Çağı yerleşmesi olup yedi ayrı yapı katından meydana gelmiştir. Bu ikinci yerleşimde de bir önceki dönemin insanlarının yaşam ve kültürleri sürdürülmüş ve aralarında bir zaman boşluğu olmamıştır. Uygarlık düzeyi Truva II de aynen devam etmiştir. Truva II, içeriye doğru eğimli taş temeller üzerine kerpiç duvarlı kalın dayanaklı surlarla çevrelenmiştir. Truva II yaşantısının en büyük özelliği çömlekçi çarkının keşfedilmiş oluşudur. Truva II, Truva I e göre Ege Denizi çevresi başta olmak üzere İç Anadolu, Klikya ve Suriye ile ticari ilişkilerini daha da çoğaltmıştır. Truva II yabancı bir kavmin saldırısına uğrayarak son bulmuştur. Truva III (MÖ ) Dört yapı katından oluşmuştur. Bu döneme ait kalıntılar, Truva II nin güneyindeki rampanın kuzeybatısında karşımıza çıkar. Genellikle moloz taşlarla yapılmış bitişik küçük evler ve dar sokaklarla biçimlenmiştir. Sur duvarları da tümüyle taştandır. Küçük buluntularda önemli bir yenilik görülmez. Yalnız kap biçimleri değişmiş; çan biçimli kaseler, maşrapalar, gaga ağızlı testiler ortaya çıkmıştır. Az sayıdaki çark yapımı kapların daha çok zenginler için imal edildiği sanılmaktadır. Truva IV (MÖ ) Erken Tunç Çağının yaklaşık 100 yıl sürdüğü ve Truva IV katı ile son bulduğu verilerden anlaşılmıştır. Bu dönemde yerleşim öncekilerden biraz daha genişlemiştir. Bu tabakada ele geçen kalıntılardan Yunanistan, Ege Adaları, İç ve Güney Anadolu ile ilişkilerin sıklaştığı dikkati çekmektedir. Truva tabakaları arasında surları en görkemli ve güçlü olan tabakadır. Yükseklikleri 4 m ye ulaşır, dış yüzleri dibe doğru genişler ve her 10 m de bir burçla güçlendirilmiştir. 225

232 Bu dönemin en önemli belirtisi kubbeli fırının kullanılmasıdır. Bu fırınlar yapıların içerisinde veya dışındadır. Çoğu zaman girişin sağında ve solunda bulunurlardı. Bu dönemde çok sayıda av hayvanı kemiği ortaya çıkar. Domuz, keçi ve sığırın yanı sıra balık, deniz kaplumbağası, ıstakoz kalıntıları, bu dönemde denizle ilişkinin arttığını göstermektedir. Bu kültür katmanı çok şiddetli bir depremle yıkılmıştır. Truva V (MÖ ) Erken Tunç Çağından Orta Tunç Çağına geçişi oluşturan Truva V te altı yapım evresi saptanmıştır. Bu dönem kendisinden öncekilerden kültür yönünden fazla bir ayrıcalık göstermemesine karşılık, ticari yöndeki ilişkilerine bu kez Kıbrıs ı da eklemiştir. Yerleşim basit bir surla çevrilmiştir. Ayrıca, kubbeli ocaklar ve arı kovanı biçimli fırınlar, sekiler olmak üzere iç mekândaki ögelerde artış görülmüştür. Tüm bu özellikler, yaşam tarzında bir gelişmenin olduğunu göstermektedir. Bu devirde dokumacılığın geliştiği, avcılığın azaldığı, sığır ve domuzun yaygın biçimde yetiştirildiği, çömlekçi çarkının da çok kullanıldığı bulgulardan anlaşılmaktadır. Seramik ustaları yerel kil kullanmıştır. Farklı boyutlardaki kum ve taşlar çeşitli miktarda kilin içerisine katılmıştır. Orta Tunç Çağının tipik örnekleri olan kırmızı sırlı seramikler iyice yıkanmış demir oranı yüksek bir sırla kaplıdırlar. Pişirildikten sonra okside olarak kırmızı bir renk almışlardır. Yaklaşık bir yüzyıl süren bu dönemin nasıl sona erdiği henüz öğrenilememiştir. Truva VI (MÖ ) Truva VI Sur Duvarına Sonradan Eklenmiş Doğu Kulesi 226

233 VI Kalesinin Doğu Kapısı Yüksek Truva kültürü Orta Tunç Çağında MÖ 1700 lerde başlar, MÖ 1200 lerde biter. Truva VI yapı katı kendisinden önceki devirlere göre daha farklı bir dönem oluşturmuştur. Anadolu da yapılan kazılar bu dönemde Hititlerin Anadolu ya girdiklerini göstermektedir. Bu dönemde Truva ya farklı kültürdeki insanların yerleştikleri de anlaşılmaktadır. Yeni gelen insanlar kendilerinden önce yaşayanların yerlerinde daha güçlü bir savunma sistemi kurmuşlardır. Bu surların yüksekliği 9 m ye ulaştığı gibi testere dişli şekillerde, birbirlerine duvarlarla bağlanmış kulelerle desteklenmiştir. Truva VI katında saray ve kentin önemli yapıları tepenin üzerinde yapılmıştır. Truva VI katında ilginç bir yerleşim düzeni ile karşılaşılmaktadır. Yerleşim alanını oluşturan tepe en küçük ayrıntısına kadar planlandıktan sonra yapılar teraslara, birbiri üzerine gelecek biçimde iç içe daireler oluşturularak yerleştirilmiştir. Truva VI döneminde Yunan Yarımadası ndaki krallıklarla, Ege adalarında yaşayanlarla ve özellikle Kıbrıs, Girit adalarında öncekilerden daha çok ticari ilişkileri olduğu bilinmektedir. Yine bu dönemde altın, gümüş, elektron ve bronzun süs eşyalarında kullanıldıkları, kap kacakların daha ileri bir seviyeye ulaştığı görülmüştür. Ayrıca bu tip seramiklerin Alacahöyük te karşımıza çıkışı da Truva seramiğinin Orta Anadolu ile olan bağlantısını ortaya koymuştur. Truva VI bir deprem ile sona ermiştir. Truva da 1988 den beri yapılan kazılar bazı bilgileri değiştirmiştir. En önemlisi Truva VI-VII nin sınırları tespit edilmiştir. VI döneminde aşağı şehir kaya içerisine kazılmış bir hendek ile çevrilmiştir, yerleşme alanı eskisinin on katı büyüktür. Hendeğin bazı yerlerinde 10 m lik aralıklar bulunur. Bunlar araba yolları içindir. 227

234 Truva VII (MÖ ) Achilleus ve Hector un Düello Yaptıkları İddia Edilen Alan Bu dönemin başlangıcında daha önceki dönemde depremden zarar gören yapılar onarılarak kullanılmıştır. Bununla beraber Truva VII yapı katını kendisinden öncekilerden ayıracak belirgin özellikler de dikkati çekmektedir. Ele geçen seramiklerde büyük fark olmamakla beraber ithal malı Myken ve Kıbrıs kapları bol miktarda karşımıza çıkmıştır. Truva VIII (MÖ ) Kutsal Alan 228

235 Truva VIII de görülen Helenistik uygarlığın izleri İÖ VII. yüzyıldan geriye gitmez. Kazılarda ortaya çıkarılan ve kazı heyetince Yukarı Temenos olarak adlandırılan ilk Helenistik yapı kentin güneybatısında yer alır. Bu duvar, ortasındaki sunak taşı ile birlikte Helenistik döneme aittir. Helenistik dönemde kentte inşa edilmiş en önemli yapı, kentin kuzeydoğusundaki Athena Tapınağı dır. Dor düzenindeki tapınaktan günümüze yalnızca kazılmış bir çukur ve içindeki parçalar kalmıştır. Tapınağa ait parçaların bir bölümü Truva Müzesindedir. Truva kazılarında ele geçen buluntular, bu dönemde Ege devletleri ile yoğun bir ilişkinin olduğunu da göstermiştir. Özellikle Korint, Doğu Grek, Attika ve Ion seramikleri, çeşitli fibula(çengelli iğne)lar, adak heykelcikleri de bunu kanıtlamaktadır. Truva IX (MÖ MS 400) Odeon Truva IX daki buluntular Roma dönemine aittir. Romalılar, Aphrodite in oğlu ve Truva Savaşı kahramanı Aeneas ın ataları olduğuna inandıkları için, İlion (Truva) a büyük önem vermişlerdir. Roma İmparatoru Caesar (İÖ ) buraya adaklar sunmuştur; ancak somut planları hayata geçiren İmparator Augustus (İÖ 63 - İS 14) olmuştur. Bu dönemde, Athena Tapınağı nın temenosu genişletilmiş ve birçok yeni yapı inşa edilmiştir. Bu alandaki yapım etkinlikleri gerçekleştirilirken, Truva VI nın en önemli yapıları ve Truva VII nin evleri yıkılmıştır. Truva VI surunun güneybatı bölümü önünde yer alan ve onu kapatan Roma sur duvarları da bu dönemde yapılmıştır. Tapınağın güneyindeki anıtsal giriş de bu evreye aittir. Athena Tapınağı nın güneydoğusu ile surlar arasında kalan alanda da birçok Roma yapısı inşa edilmiştir. Bu devirde tiyatro, bouleterion, nymphaeum, odeon ve anıtsal ana giriş kapısı yapılmıştır. 229

236 Truva Efsanesi Günümüzden yaklaşık 3200 yıl önce Çanakkale Boğazı yakınlarında Truva isimli bir kent varmış. Bu kentin, barışsever; fakat cesur insanları, kralları, Priamos un idaresi altında uzun yıllar barış içinde çok mutlu bir hayat sürmüşler. Bir gün, Kral Priamos un karısı Hekabe çok kötü bir rüya görür. Rüyasında, karnından ateşler çıkmakta ve ateşin dumanı, bütün Truva surlarını sarmaktadır. Hekabe, bu rüyasını önce kocasına, daha sonra da bir kahine anlatır. Kahinin yaptığı yorum, hiç de iç açıcı değildir. Ona göre, Hekabe, hamiledir ve doğacak olan çocuk, ilerde Truvalıların başına büyük dertler açacaktır. Onun için bebek doğar doğmaz öldürülmelidir. Bu kehanete inanan Kral Priamos, çocuk doğduktan sonra bir adamını bebeği öldürmek için görevlendirir. Savunmasız yeni doğmuş bir bebeği öldüremeyen Truvalı onu o zamanki adı İda olan Kazdağı na götürüp bir ormana bırakır. Nasıl olsa yabani hayvanlar onu öldürür, diye aklından geçirir. Ama bebeği, yabani hayvanlardan önce bir çoban bulur. Bu çocuk ilerde gerçekten Truvalıların başına birçok dertler açacak olan Paris tir. O sırada tanrıların yaşadığı Olympos Dağı nda, ilginç bir kargaşa cereyan etmektedir. Kral Peleus ile Deniz Perisi Thetis in evlenme merasimine kavga tanrıçası Eris, huzursuzluk çıkartır gerekçesiyle davet edilmemiştir. Bu işe çok gücenen Eris intikam almaya karar verir. Üzerinde En Güzele yazılı, altından bir elmayı, şölenin yapıldığı salonun ortasına bırakır. Doğal olarak bütün tanrıçalar, bu elmaya sahip olmak istediklerinden uzun tartışmalar olur. Sonunda üç büyük tanrıça dışında diğerleri çekilirler. Ama Kudret Tanrıçası Hera, Zekâ Tanrıçası Athena ve Aşk Tanrıçası Afrodit elmaya sahip olmakta ısrar ederler. Her üçü de Tanrı Zeus a giderek, onun hakemlik yapmasını isterler. Onların Olympos un tadını kaçıracaklarını anladığı için, hakemliği bir ölümlünün yapması gerektiğini söyler: Gidin diye gürler tanrıların babası Irmakları bol İda Dağı na, orada Paris adında Truvalı bir prens yaşamaktadır. Bu işlerden en iyi anlayan odur. Böyle söyleyip uzaklaştırır onları Olympos tan. Onlar da Haberci Tanrı Hermes in rehberliğinde, kaynakları bol olan İda Dağı nın doruklarına gelirler. O sırada Paris, hiçbir şeyden habersiz aşağılarda koyunlarını otlatmaktadır. Haberci Tanrı Hermes, meseleyi Paris e anlatıp Altın Elma yı ona verir. Hangisini en güzel bulursa elmayı ona verecektir. Tanrıçalar ona, tarihte ilk rüşvet olarak kabul edilen kendi güçleriyle ilgili birçok vaatte bulunurlar. Çoban Paris in öyle büyük krallıklarda pek gözü yoktur. En güzel kadın benim olsun diye düşünüp, altın elmayı Afrodit e verir. Bu işe çok bozulan Athena ile Hera, Truva nın yıkımı için planlar kurmaya koyulurlar. Afrodit ise, verdiği sözü yerine getirmek için bir plan yaparak Paris in, Yunanistan daki Sparta şehrine gitmesini sağlar. Çünkü o sırada dünyanın en güzel kadını, Sparta Kralı Menelaos un karısı Güzel Helen dir. Menelaos ve Helen, Paris i çok iyi karşılarlar. Ona güvenerek karısı ile Paris i sarayda yalnız bırakıp, kendisi Girit e gider. Menelaos un Girit te olmasından yararlanan Paris, Helen i Truva ya kaçırır. Girit ten dönen Menelaos, karısını evde 230

237 bulamayınca yaptığı hatayı anlar ve karısını geri almak için Truva ya savaş açar. Bütün Yunan krallarına da haberciler göndererek Helen in kurtarılması için onları yardıma çağırır. Ama Odysseus ile Akhilleus, pek ortalarda görünmemektedir. Yunanistan ın en akıllı, en kurnaz kralı olan Odysseus, kocasına sadakati olmayan bir kadın için, evini ve ailesini terk etmek istemez. Bunun için kendisini ordu kampına çağırmaya gelen haberciye delirmiş gibi davranır. Bir taraftan tarlayı sürer, sonra da toprağa tohum yerine tuz eker. Ama Başkumandan Agamemnon un gönderdiği haberci de kurnaz birisidir. Haberci, Odysseus un küçük oğlunu yakalayıp sabanın önüne bırakır. Küçük oğlunu, sabanın önünde gören Odysseus, sabanı kenara atarak oğlunun hayatını kurtarır. Bu da onun en az eskisi kadar akıllı olduğunu göstermektedir. İsteksiz de olsa, orduya katılmaya mecbur kalır. Akhilleus ise Truva ya gittiği takdirde, Truva nın yağmalanmasını ve yanışını görmeden öleceğini bilmekteydi. Bunu kendisine bir deniz perisi olan annesi Thetis söylemiştir. Onun için kadın elbiseleri giyerek, Kral Lycomedes in sarayında, saray kadınları arasında saklanmıştır. Kumandanlar Akhilleus u bulma görevini kurnaz Odysseus a verirler. Oddyseus bir seyyar satıcı kılığına girerek saraya gider. Sergisinin bir tarafında kadınların seveceği cinsten çok güzel takılar, diğer tarafında ise şahane silahlar bulunmaktadır. Sarayın bütün kızları cevherlerin etrafında kümelenirken, sadece Akhilleus silahlarla ilgilenmektedir. Böylece Odysseus onu tanır. O da kaderini bile bile Odysseus la birlikte ordu kampına katılır. Savaş 10 yıl sürer. 9 yıl boyunca zafer durmadan yön değiştirir. Bazen Truvalılar üstün gelir bazen de Akhalılar Truvalıları surların içine kadar kovalarlar. Bir ara savaş durur. Her iki taraf da askerlerini geriye çekerler. Paris ile Menelaos karşı karşıya gelirler. Eğer Menelaos kazanırsa Helen i alıp Sparta ya geri dönecek; eğer Paris kazanırsa Helen Truva da kalacaktır. Her iki hâlde de savaş bitecektir. Karşılaşmada Menelaos üstün gelince Afrodit Paris in Truva ya kaçmasına yardım eder. Paris bulunamayınca Agamemnon, her iki orduya birden konuşarak Menelaos u galip ilan eder. Daha önce kararlaştırıldığı gibi Truvalıların Helen i geri vermeleri gerekmektedir. Truvalılar da buna razıdırlar. Ama Hera ile Athena Truva kenti yerle bir edilmedikçe savaşın bitmesini istemezler. Güzellik yarışmasını kaybetmeyi kendilerine yedirememişlerdir. En aptal Truvalı olan Pandorus u kandırıp onun Menelaos u okla yaralamasına neden olurlar. Bu da savaşı tekrar başlatmak için yeterlidir. Her iki taraftan sayısız insanlar ölür. Tanrılar ve tanrıçalar da savaş meydanında birbiriyle savaşırlar. Bu olay Zeus u kızdırır ve Truvalılara yardıma gider. Zeus un işe karışmasıyla, her şey birdenbire değişir. Truvalılar, Akhalar ı gemilerine kadar püskürtürler. Hektor da âdeta ordusunun başında kahramanlaşır. Akhilleus un arkadaşı Patroklos Hektor tarafından öldürülünce Akhilleus öç almak için Hektor a karşı savaşmaya karar verir. Etrafa parıltılar saçan tunç zırhı içinde Akhilleus u (Aşil) görünce Hektor u bir titreme alır. Kaçmaya başlar, Akhilleus onu, surların etrafında 3 kez kovaladıktan sonra uzun mızrağıyla boynundan vurur. Ölüyü surların önünde defalarca sürükler. Baba Tanrı Zeus bu 231

238 saygısızlığa çok kızmıştır. Zeus, Priamos u cesaretlendirerek onun Akhilleus un kampına gitmesini sağlar. Cesedin verilmesi için yanında değerli eşyalar getirerek yalvarır. O da insafa gelip, hediyeler karşılığında cesedi verir. Ceset yakıldıktan sonra savaş yeniden başlar. Akhilleus yine coşmuştur. Bütün Truvalılar ı önüne katmış surlara doğru kovalamaktadır. Surlara yaklaştığı bir sırada, çalıların arasında gizlenmiş duran Paris in attığı zehirli bir okla topuğundan vurularak ölür. Ajax, Akhilleus un ölüsünü savaş meydanından taşır. Akhilleus un ölümünden sonra muhteşem zırhı, kumandanlar arasında yeni bir huzursuzluğa yol açar. Kumandanlar arasında yapılan gizli bir oylama sonucu zırha sahip olma hakkı Odysseus a verilir. Ajax da kendini aşağılanmış görüp, kılıcının üstüne atlayarak intihar eder. Bu iki kahramanın kısa zamanda arka arkaya ölmeleri Akhaların cesaretini kırar. Zafer, çok uzak görünmektedir; ama vazgeçmeye de hiç niyetleri yoktur. Akhilleus un genç oğlu Neoptolemus, Paris i öldürür. Ama onun ölümü Truvalılar için pek de büyük bir kayıp değildir. Zaten bu belaları Truvalıların başına hep o açmıştır. Truvalılar güçlerini korumaktadırlar. Şehir surları dokunulmamış bir şekilde hâlâ ayaktadırlar. Gnkur. ATASE ATEM Başkanlığı Heyeti (19 Haziran 2009) Bu sonu olmayan savaşa bir son verebilmek için orduyu şehrin içine alıp, Truvalıları bir baskınla yok etmekten başka çare yoktur. Akhaların en akıllısı kurnaz Odysseus, bir tahta at yapma fikriyle ortaya çıkar. Büyük ve içi boş bir at olacak ve içine belirli sayıda asker alabilecektir. Odysseus ve diğer bazı seçkin komutanlar atın içine gizlenirken, diğerleri denize açılıp gemileri Bozcaada nın arkasına, Truvalılar ın onları göremeyeceği bir şekilde gizleneceklerdir. Eğer işleri ters giderse, Yunanistan a geri dönecekler, tabi bu arada atın içindekiler ölüme terk edilecektir. Her şey Odysseus un planladığı gibi giser. Bir sabah, Truvalılar büyük bir şaşkınlıkla uyanırlar. Her 232

İÇİNDEKİLER... SUNUŞ III

İÇİNDEKİLER... SUNUŞ III SUNUŞ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... III BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 (1) Birinci Dünya Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti

Detaylı

İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER

İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... ÖN SÖZ... BİRİNCİ BÖLÜM SİYASİ, COĞRAFİ DURUM VE ASKERÎ GÜÇLER III XI 1. Siyasi Durum... 1 a. Dış Siyasi Durum... 1 b. İç Siyasi Durum... 2 2. Coğrafi Durum... 5 a. Çanakkale

Detaylı

Çanakkale Geçilmez! Şehitler Haykırdı:

Çanakkale Geçilmez! Şehitler Haykırdı: Şehitler Haykırdı: Çanakkale Geçilmez! Yazan: SAFA TEKELİ Ç anakkale'de 18 Mart 1915'te elde edilen zafer, Türkiye'nin geleceği için bir dönüm noktasıdır. Kara, hava ve deniz güçlerinin; her türlü teknoloji

Detaylı

ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİNİN DENİZDE DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE TASARLANMIŞ SAVAŞ GEMİSİNDE KRİTİK OLAYLARIN YAŞANDIĞI YER VE SIRAYA GÖRE TANITILMASI

ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİNİN DENİZDE DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE TASARLANMIŞ SAVAŞ GEMİSİNDE KRİTİK OLAYLARIN YAŞANDIĞI YER VE SIRAYA GÖRE TANITILMASI ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİNİN DENİZDE DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE TASARLANMIŞ SAVAŞ GEMİSİNDE KRİTİK OLAYLARIN YAŞANDIĞI YER VE SIRAYA GÖRE TANITILMASI Barış BULUT 1 Bouvet Ocean Irresistible Bouvet gemisindeki

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM HAREKÂT ALANININ COĞRAFİ VE TOPOĞRAFİK DURUMU, TARAFLARIN HAREKÂT PLANLARI, 5 İNCİ ORDU İLE 3 ÜNCÜ KOLORDU KARARGÂHLARINDAKİ FAALİYETLER

BİRİNCİ BÖLÜM HAREKÂT ALANININ COĞRAFİ VE TOPOĞRAFİK DURUMU, TARAFLARIN HAREKÂT PLANLARI, 5 İNCİ ORDU İLE 3 ÜNCÜ KOLORDU KARARGÂHLARINDAKİ FAALİYETLER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM HAREKÂT ALANININ COĞRAFİ VE TOPOĞRAFİK DURUMU, TARAFLARIN HAREKÂT PLANLARI, 5 İNCİ ORDU İLE 3 ÜNCÜ KOLORDU KARARGÂHLARINDAKİ FAALİYETLER 1.

Detaylı

ÇANAKKALE SAVAŞLARI NDA MUSTAFA KEMAL İN ROLÜ. Bayram Akça *

ÇANAKKALE SAVAŞLARI NDA MUSTAFA KEMAL İN ROLÜ. Bayram Akça * Tarih İncelemeleri Dergisi Cilt/Volume XXI, Sayı/Number 2 Aralık/December 2006, 1-15 ÇANAKKALE SAVAŞLARI NDA MUSTAFA KEMAL İN ROLÜ Bayram Akça * Özet Bu çalışmada, Osmanlı Devleti nin I.Dünya Savaşı na

Detaylı

SAYFA BELGELER NUMARASI

SAYFA BELGELER NUMARASI İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... SAYFA BELGELER NUMARASI 1. 27 Ekim 1922 tarihinde İsmet Paşa nın Dışişleri Bakanlığına ve Fevzi Paşa nın Batı Cephesi Komutanlığına atanması... 1 2. İstanbul daki mevcut

Detaylı

ÇANAKKALE SAVAŞI NDA SAĞLIKÇILAR. Yrd. Doç. Dr. Burhan SAYILIR

ÇANAKKALE SAVAŞI NDA SAĞLIKÇILAR. Yrd. Doç. Dr. Burhan SAYILIR ÇANAKKALE SAVAŞI NDA SAĞLIKÇILAR Yrd. Doç. Dr. Burhan SAYILIR Yaralıların Cepheden Sevki Cephe Yuva Sargıyeri Araba Durakları Seyyar, Harp, Menzil Hastaneleri Memleket Hastaneleri AÇIKLAMA Bu kartlarda

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

AVRUPADA GÜÇLER DENGESİ

AVRUPADA GÜÇLER DENGESİ AVRUPADA GÜÇLER DENGESİ 1650-1870 İNGİLTERE ALMANYA RUSYA FRANSA OSMANLI I.DÜNYA SAVAŞININ BAŞLAMASI İNGİLTERE ALMANYA RUSYA FRANSA AVST.MACR BLG OSMANLI İTALYA SRP 17,Cornwall 18 Canopus 18 MART 1915

Detaylı

OKUL GEZİSİ ( 1 MAYIS - 4 MAYIS 2013)

OKUL GEZİSİ ( 1 MAYIS - 4 MAYIS 2013) OKUL GEZİSİ ( 1 MAYIS - 4 MAYIS 2013) TARİHİMİZİN YAZILDUIĞI ÇANAKKALE ye ŞEHİTLERİMİZİ ANMAYA GİDİYORUZ. (Bize Katılın) ANKARA BURSA, ÇANAKKALE Tur Programı: Araç hareket noktası ve saati; (1 Mayıs Çarşamba

Detaylı

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... BELGELER III SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp Raporu... 1 2. Ali İhsan Paşa nın Güney

Detaylı

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a 100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a ayrıldı. İki önemli tarih, iki önemli şehir bu gezide buluştu.

Detaylı

Çanakkale Savaşı'nda Neler Yaşandı?

Çanakkale Savaşı'nda Neler Yaşandı? On5yirmi5.com Çanakkale Savaşı'nda Neler Yaşandı? Çanakkele Savaşı'nda neler yaşandı? Çanakkale Zaferi'nin Türk ve dünya tarihi açısından önemi nedir? Bu ve bunun gibi soruların yanıtı haberimizde! Yayın

Detaylı

GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER

GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER Konumu : Çanakkale İli Anadolu yarımadasının kuzeybatısında yer alır. 9.933 km² alan kaplayan topraklarıyla Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran ve kendi adıyla anılan boğazın kıyısında kurulan

Detaylı

67. SOHBET ÇANAKKALE ZAFERİ ÇANAKKALE YE GELMEDEN. ÇANAKKALE SAVAŞı'NıN ZAHİR NEDENLERİ EV SOHBETLERİ

67. SOHBET ÇANAKKALE ZAFERİ ÇANAKKALE YE GELMEDEN. ÇANAKKALE SAVAŞı'NıN ZAHİR NEDENLERİ EV SOHBETLERİ 67. SOHBET ÇANAKKALE ZAFERİ ÇANAKKALE YE GELMEDEN 20'nci yüzyıl başlarında Avrupa ülkeleri sanayi devrimini yapmış ve zenginleşmişti. Fakat Almanya sömürge paylaşımında yeteri kadar pay alamadığı için

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

1915 ÇANAKKALE SAVAŞI BİLGİ YARIŞMASI SORULARI

1915 ÇANAKKALE SAVAŞI BİLGİ YARIŞMASI SORULARI 1915 ÇANAKKALE SAVAŞI BİLGİ YARIŞMASI SORULARI 1. Osmanlı Devleti Çanakkale Cephesi öncesinde Boğazların savunmasını sağlamak için bazı tedbirler almıştır. Hangisi bu savunma tedbirlerinden biri değildir?

Detaylı

ÇANAKKALE SAVAŞLARI NDA DENİZ CEPHESİ VE 18 MART DENİZ ZAFERİ

ÇANAKKALE SAVAŞLARI NDA DENİZ CEPHESİ VE 18 MART DENİZ ZAFERİ T.C. ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİH ÖĞRETMENLİĞİ ÇANAKKALE SAVAŞLARI NDA DENİZ CEPHESİ VE 18 MART DENİZ ZAFERİ Hazırlayan Cihan UYAR 990110025 Danışman Yrd.Doç. Dr. Muhammet

Detaylı

ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİNİN DENİZDE DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE TASARLANMIŞ SAVAŞ GEMİSİNDE KRİTİK OLAYLARIN YAŞANDIĞI YER VE SIRAYA GÖRE TANITILMASI

ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİNİN DENİZDE DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE TASARLANMIŞ SAVAŞ GEMİSİNDE KRİTİK OLAYLARIN YAŞANDIĞI YER VE SIRAYA GÖRE TANITILMASI III. Ulusal Deniz Turizmi Sempozyumu Doi: 10.18872/DEU.b.UDTS.2016.0036 ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBELERİNİN DENİZDE DÖNEMİN ŞARTLARINA GÖRE TASARLANMIŞ SAVAŞ GEMİSİNDE KRİTİK OLAYLARIN YAŞANDIĞI YER VE SIRAYA

Detaylı

100. YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ. Ali GÜLER Yrd. Doç. Dr. Hacettepe Üniversitesi

100. YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ. Ali GÜLER Yrd. Doç. Dr. Hacettepe Üniversitesi 100. YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ Ali GÜLER Yrd. Doç. Dr. Hacettepe Üniversitesi DÜNYA SAVAŞI KAVRAMI BU SAVAŞA DÜNYA SAVAŞI DENİLMESİNİN NEDENİ; UZUN SÜRMESİ, KATILAN DEVLETLERİN SAYISININ ÇOKLUĞU, BİRKAÇ

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

Sayın Büyükelçilerim, Sayın Komutanım, Saygıdeğer Konuklar, Değerli Basın Mensupları;

Sayın Büyükelçilerim, Sayın Komutanım, Saygıdeğer Konuklar, Değerli Basın Mensupları; Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

Ben size ölmeyi emrediyorum!

Ben size ölmeyi emrediyorum! Yılmadan Yorulmadan Dr. Sıtkı Aydınel BD EYLÜL 2016 Ben size ölmeyi emrediyorum! Tarihin gördüğü en büyük komutan ve devrimci Mustafa Kemal Atatürk, asker ve komutan olarak tarih sahnesine Çanakkale muharebelerinde

Detaylı

Genelkurmay Başkanlığı Çanakkale Zaferi nin 100.Yılında daha önce yayınlanmamış fotoğrafları paylaştı.

Genelkurmay Başkanlığı Çanakkale Zaferi nin 100.Yılında daha önce yayınlanmamış fotoğrafları paylaştı. Genelkurmay Başkanlığı Çanakkale Zaferi nin 100.Yılında daha önce yayınlanmamış fotoğrafları paylaştı. - 'Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize

Detaylı

IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU

IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU Osmanlı Devleti nin 19. yüzyılda uyguladığı denge siyaseti bekleneni vermemiş; üç kıtada sürekli toprak kaybetmiş ve yeni yeni önem kazanan petrol Osmanlı

Detaylı

ATATÜRK ün Balmumu Heykelleri

ATATÜRK ün Balmumu Heykelleri ATATÜRK ün Balmumu Heykelleri Balmumu heykellerinin en önemli özelliği; Atamızın ölümünde yüzünden alınan masktan bire bir çalışılmış olup 2008 yılından itibaren müzemizde sergilenmeye başlanmıştır. Sağ

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ASKERLİK HAYATI

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ASKERLİK HAYATI T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 1. ÜNİTE Atatürk ün askerlik hayatı ile ilgili olay ve olguları kavrar. Örnek olaylardan yola çıkarak Atatürk ün çeşitli cephelerdeki başarılarıyla

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne nin Yaşadığı İşgaller - Dört İşgal Dönemi........ 4 0.2 İlk Rus İşgal

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI İÇİNDEKİLER Yunan Uygarlığı Hakkında Genel Bilgi Yunan Dönemi Kentleri Yunan Dönemi Şehir Yapısı Yunan Dönemi

Detaylı

Çanakkale Cephesinde Anadolu Yakası Topları (Anadolu Boğaz Giriş Tabya ve Bataryaları) *

Çanakkale Cephesinde Anadolu Yakası Topları (Anadolu Boğaz Giriş Tabya ve Bataryaları) * Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Yıl: 10, Bahar 2012, Sayı: 12, ss. 1-34 Çanakkale Cephesinde Anadolu Yakası Topları (Anadolu Boğaz Giriş Tabya ve Bataryaları) * Ahmet ESENKAYA ** Özet Çanakkale Cephesi

Detaylı

Amiral Turgut Reis 449 nci ölüm yıl dönümünde anıldı

Amiral Turgut Reis 449 nci ölüm yıl dönümünde anıldı Amiral Turgut Reis 449 nci ölüm yıl dönümünde anıldı Ünlü Türk denizcisi Turgut Reis, 449. ölüm yıl dönümünde Bodrum Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerle anıldı. Atatürk Meydanı nda düzenlenen

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

Dunkirk'ün gerçek tarihi

Dunkirk'ün gerçek tarihi Dunkirk'ün gerçek tarihi Tüm zamanların ilk on savaş filmleri arasında gösterilen Dunkirk'te, savaşın gerçek kahramanları gözardı mı edildi? 17.08.2017 / 13:25 Hindistanlı askerlerin yardımı olmasaydı,

Detaylı

EDİRNE UZUNKÖPRÜ DOĞAL ORTAMI TEMİZ HAVASI İLE SÜPER BİR YAŞAM BURADA UZUNKÖPRÜ DE. MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI İSTER YATIRIM YAPIN KAZANIN

EDİRNE UZUNKÖPRÜ DOĞAL ORTAMI TEMİZ HAVASI İLE SÜPER BİR YAŞAM BURADA UZUNKÖPRÜ DE. MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI İSTER YATIRIM YAPIN KAZANIN EDİRNE UZUNKÖPRÜ MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI Yunanistan sınırına 6 kilometre uzaklıkta yer alan Edirne nin Uzunköprü ilçesi, Osmanlı İmparatorluğu nun Trakya daki ilk yerleşimlerinden biri. Ergene

Detaylı

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, (1)

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, (1) BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, 1914-1918 (1) Topyekûn Savaş Çağı ve İlk Büyük Küresel Çatışma Mehmet Beşikçi I. Dünya Savaşı nın modern çağın ilk-en büyük felaketi olarak tasviri Savaşa katılan toplam 30 ülkeden

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

100. YIL DÖNÜMÜNDE ÇANAKKALE SAVAŞLARI NIN ETKİLERİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK. Yenal ÜNAL

100. YIL DÖNÜMÜNDE ÇANAKKALE SAVAŞLARI NIN ETKİLERİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK. Yenal ÜNAL Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS) Mart 2015 March 2015 Yıl 8, Sayı XXI, ss. 582-596. Year 8, Issue XXI, pp. 582-596. DOI No: http://dx.doi.org/10.14225/joh706 100. YIL DÖNÜMÜNDE

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

25 NİSAN 1915 ÇANAKKALE KARA MUHAREBELERİ

25 NİSAN 1915 ÇANAKKALE KARA MUHAREBELERİ 25 NİSAN 1915 ÇANAKKALE KARA MUHAREBELERİ Türk askeri tarihi mükemmel örneklerle doludur. Bu örneklerin başında Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları gelir. Mehmetçik Fenomeni bu savaşlar sayesinde ortaya

Detaylı

Gezi Bilgi Formu - Kapadokya Gezi Adı Öğrenci Grubu Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı (ücretsiz olacaktır) İstanbul Hareket Kapadokya Hareket Konaklama

Gezi Bilgi Formu - Kapadokya Gezi Adı Öğrenci Grubu Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı (ücretsiz olacaktır) İstanbul Hareket Kapadokya Hareket Konaklama Gezi Formu - Kapadokya Kapadokya 10. Sınıflar Öğrenci Sayısı 60 7 (ücretsiz olacaktır) 31 Mart 2017 Cuma Kapadokya Hareket 3 Nisan 2017 Pazartesi Konaklama 4* yada 5* otellerde Yarım Pansiyon 2 gece konaklama

Detaylı

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. 58.01.0.02 ÇİMENYENİCE KÖYÜ, KÖROĞLU TEPELERİ, I39-a4 MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI İL SİVAS İLÇE HAFİK MAH.-KÖY VE MEVKİİ Çimenyenice Köyü GENEL

Detaylı

T.C. ECEABAT KAYMAKAMLIĞI ECEABAT İLÇESİ VE KÖYLERİNE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ 2011 YILI FAALİYET RAPORU

T.C. ECEABAT KAYMAKAMLIĞI ECEABAT İLÇESİ VE KÖYLERİNE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ 2011 YILI FAALİYET RAPORU ECEABAT İLÇESİ VE KÖYLERİNE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ 2011 YILI FAALİYET RAPORU 1 ECEABAT İLÇESİ VE KÖYLERİNE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ Birliğin Kuruluşu Eceabat İlçesi ve Köylerine Hizmet Götürme Birliği 1993

Detaylı

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN Mustafa ŞAHİN 07 Eylül 2015 GÖÇ DUVARLARI Suriye de son yıllarda yaşanan dram hepimizi çok üzmekte. Savaştan ötürü evlerini, yurtlarını terk ederek yeni yaşam kurma ümidiyle muhacir olan ve çoğunluğu göç

Detaylı

Osmanlı tarihinde çok dikkat. Çanakkale Savaşlarından 110 yıl önce yaşanan Çanakkale Savaşı. Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren

Osmanlı tarihinde çok dikkat. Çanakkale Savaşlarından 110 yıl önce yaşanan Çanakkale Savaşı. Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Çanakkale Savaşlarından 110 yıl önce yaşanan Çanakkale Savaşı Osmanlı tarihinde çok dikkat çekmeyen konulardan biri de, 1807 yılında, İngiliz Donanmasının Çanakkale Boğazı

Detaylı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Köprüleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Köprüleri......................... 4 0.1.1 Gazimihal Köprüsü.................... 4 0.1.2 Beyazid Köprüsü.....................

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir.

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara Batı Menteşe Dağları denir. Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir. yukarıda adı geçen dağlardan oluşan "Doğu Menteşe Dağları" arasında arasında Çine Çayı Vadisi uzanır. Aydın iline

Detaylı

Eceabat Gezi Rehberi

Eceabat Gezi Rehberi Eceabat, Tarihi Milli Park' ın bu ilçede bulunuyor oluşu sebebiyle her sene yaklaşık 2 milyon civarında yerli yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Hal böyle olunca, zengin tarihi kültürel varlığa sahip bu bölgenin

Detaylı

UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ

UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ UNUTULAN SAVAŞLAR / KUTÜ L-AMMARE ZAFERİ Yrd. Doç. Dr. A. Poyraz GÜRSON Atılım Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. A. Poyraz Gürson, İlk-ortaöğretim ve liseyi İzmir Karşıyaka'da tamamlamayı müteakip

Detaylı

COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI

COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü 4. Sınıf öğrencilerine yönelik olarak Arazi Uygulamaları VII dersi kapsamında Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

ÇANAKKALE CEPHESİ NDE 57. ALAY

ÇANAKKALE CEPHESİ NDE 57. ALAY ÇANAKKALE CEPHESİ NDE 57. ALAY Nurhan AYDIN -Tuba GEÇENNER Özet 1914 yılında başlayıp 1918 de sona eren Birinci Dünya Savaşı, Türk ve dünya milletleri tarihi açısından büyük bir dönüm noktası sayılmaktadır.

Detaylı

İstanbul u Fethinin Dahi Stratejisi - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İstanbul u Fethinin Dahi Stratejisi - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Fetih 1453 gösterime girdi. Yönetmenliğini ve yapımcılığını Faruk Aksoy'un yaptığı, başrollerinde Devrim Evin, İbrahim Çelikkol ve Dilek Serbest'in yer aldığı İstanbul'un Fethi ni konu alan Türk film 17

Detaylı

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis

Detaylı

18 MART ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 73)

18 MART ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 73) 18 MART ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 73) ÖZET Çanakkale Savaşları İngiltere nin öncülüğünde Fransızların ve çok sınırlı olarak da Rusya

Detaylı

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ SAVAŞ ÖNCESİ GENEL DURUM

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ SAVAŞ ÖNCESİ GENEL DURUM ÇANAKKALE GEÇİLMEZ SAVAŞ ÖNCESİ GENEL DURUM Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa yı ikiye bölmüştü. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki

Detaylı

KOYLARIMIZ, MAVİ YOLCULUK VE DENİZ TURİZMİ NİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

KOYLARIMIZ, MAVİ YOLCULUK VE DENİZ TURİZMİ NİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KOYLARIMIZ, MAVİ YOLCULUK VE DENİZ TURİZMİ NİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İMEAK DTO Yönetim Kurulu Üyesi M.Faruk OKUYUCU İMEAK DTO Deniz Turizmi & Kaynakları Birim Yetkilisi İpek BAYRAKTAR SAPMAZ 26-27 Şubat 2016

Detaylı

T.C. ÇANAKKALE VALİLİĞİ ECEABAT KAYMAKAMLIĞI İLÇE EYLEM PLANI

T.C. ÇANAKKALE VALİLİĞİ ECEABAT KAYMAKAMLIĞI İLÇE EYLEM PLANI T.C. ÇANAKKALE VALİLİĞİ ECEABAT KAYMAKAMLIĞI İLÇE EYLEM PLANI OCAK 2012 SUNUŞ Eceabat İlçemiz, Gelibolu Yarımadasında, çevresi Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi ile çevrili, deniz seviyesinden 2 metre yükseklikte

Detaylı

KORE DE TÜRK MUHAREBELERİ

KORE DE TÜRK MUHAREBELERİ T.C. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ANKARA KORE DE TÜRK MUHAREBELERİ 2. BASKI Genelkurmay Personel Başkanlığı Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları ANKARA GENELKURMAY BASIMEVİ

Detaylı

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak

Detaylı

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler. İstanbul Boğazı İstanbul Boğazı Karadeniz ve Marmara Denizi ni birbirine bağlar. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirinden ayırır. İstanbul u da ikiye böler. Uzunluğu 31 kilometredir. Genişliği ise 700 metre

Detaylı

TÜRKİYE NİN KORE SAVAŞI NA KATILIŞI VE KUNURİ MUHAREBELERİ

TÜRKİYE NİN KORE SAVAŞI NA KATILIŞI VE KUNURİ MUHAREBELERİ TÜRKİYE NİN KORE SAVAŞI NA KATILIŞI VE KUNURİ MUHAREBELERİ Kore Savaşı nın Çıkışı İkinci Dünya Savaşı nda Sovyetler Birliği nin Japonya ya savaş ilanı üzerine Amerika Savunma Bakanlığının 38 inci paralelin

Detaylı

Atatürk ve Ağustos Ayı

Atatürk ve Ağustos Ayı Yılmadan Yorulmadan Dr. Sıtkı Aydınel Atatürk ve Ağustos Ayı Büyük asker ve büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk 57 yıllık ömrünün tamamını vatanı ve milletine (hatta tüm insanlığa) hizmete adamış, çok

Detaylı

İtilaf Kuvvetleri nin Gelibolu Yarımadası na Çıkarma Harekâtı (25 Nisan 1915)

İtilaf Kuvvetleri nin Gelibolu Yarımadası na Çıkarma Harekâtı (25 Nisan 1915) Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Yıl: 13, Bahar 2015, Sayı: 18, ss. 249-270, 100. Yıl İtilaf Kuvvetleri nin Gelibolu Yarımadası na Çıkarma Harekâtı (25 Nisan 1915) Figen ATABEY * Öz Çanakkale Boğazı

Detaylı

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 Güzel İzmir imizin kurtuluşu, bugün doksan birinci yılına basıyor. Bu mutlu günü anarken, harp tarihinde eşi görûlmiyen Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki geniş

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV.

Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV. 339 GENEL LİSE Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV. Yeniçağ 3. Yeniçağda Avrupa 6. Eğitim, kültür, bilim ve

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi 1

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi 1 Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi 1 Hafta 5 Prof. Dr. Haluk SELVİ Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine uygun olarak hazırlanan bu

Detaylı

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ BAKİ SARISAKAL SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ 1880 yılının başında Samsun da açıldı. Üçüncü Ordu nun sorumluluğu altındaydı. Okulun öğretmenleri subay ve sivillerdi. Bu okula öğrenciler

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 017-018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1. 1. XIV. yüzyıl başlarında

Detaylı

Uğur İbrahim ALTAY Selçuklu Belediye Başkanı

Uğur İbrahim ALTAY Selçuklu Belediye Başkanı Çanakkale Zaferi, bundan 101 yıl önce vatan toprağını işgal etmek isteyen düşmana Türk Milleti nin zorlu şartlarda verdiği eşsiz bir mücadele ve kahramanlık destanıdır. Çanakkale nin aziz kahramanları

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ĐN ASKERLĐK HAYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI NIN YERĐ ÖZET ABSTRACT

MUSTAFA KEMAL ĐN ASKERLĐK HAYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI NIN YERĐ ÖZET ABSTRACT Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(ĐLKE) Atatürk ün Doğumunun 125. Yılı ve Cumhuriyetimizin 83. Yılı Özel Sayısı MUSTAFA KEMAL ĐN ASKERLĐK HAYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI NIN YERĐ ÖZET

Detaylı

18 Mart ÇANAKKALE ZAFERİ Zeynep Comart

18 Mart ÇANAKKALE ZAFERİ Zeynep Comart 18 Mart ÇANAKKALE ZAFERİ Zeynep Comart Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.çanakkale Boğazı nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece

Detaylı

5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI

5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI 5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ Prof. Dr. Atilla SANDIKLI Karadeniz bölgesi; doğuda Kafkasya, güneyde Anadolu, batıda Balkanlar, kuzeyde Ukrayna ve Rusya bozkırları ile çevrili geniş bir havzadır.

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir Kültür Turizmi ve İzmir Ümit ÇİÇEK Ege Bölgesi, Anadolu nun batısında, tarihin akışı içerisinde birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, suyun hayat verdiği nehirleri ile bereketli ovalara sahip bir

Detaylı

Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (ÇSED): Ekler

Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (ÇSED): Ekler Teslim Edilen: Hazırlayan: IC-Astaldi JV AECOM Ankara, Türkiye Turkey AECOM-TR-R599-01-00 2 Ağustos 2013 Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi

Detaylı

Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal. Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü. Galiçya Cephesi ve

Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal. Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü. Galiçya Cephesi ve Evrensel Bakış Açısı Gürbüz Evren Galiçya Cephesi ve Türk Askerlerinin Ele Geçirdiği Rus Köyü Çarlık Rusya ordusu, 1917 yılında, Doğu Anadolu yu işgal altında tutarken, Türk askeri de, Avrupa sınırındaki

Detaylı

Çanakkale Muharebeleri ve Mustafa Kemal

Çanakkale Muharebeleri ve Mustafa Kemal Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı Yıl: 13, Bahar 2015, Sayı: 18, ss. 37-64, 100. Yıl Çanakkale Muharebeleri ve Mustafa Kemal F. Rezzan ÜNALP * Öz 20 nci yüzyıl başında Avrupa da esen savaş rüzgârları,

Detaylı

ÇANAKKALE ARAŞTIRMALARI TÜRK YILLIĞI

ÇANAKKALE ARAŞTIRMALARI TÜRK YILLIĞI ÇANAKKALE ARAŞTIRMALARI TÜRK YILLIĞI Yıl 14 Güz 2016 Sayı 21 ss. 181-212 Çanakkale Cephesi nde 5 nci Ordu Kuruluncaya Kadar Kara Birlikleri Ahmet ESENKAYA Özet Araştırmada 5 nci Ordu nun kuruluşuna kadar

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

YENİ ŞEHİR ARNAVUTKÖY / 2. İSTANBUL. Daha İyi Bir Gelecek İçin Bugün`den Harekete Geçin

YENİ ŞEHİR ARNAVUTKÖY / 2. İSTANBUL. Daha İyi Bir Gelecek İçin Bugün`den Harekete Geçin Daha İyi Bir Gelecek İçin Bugün`den Harekete Geçin İstanbul'dan yeni bir şehir doğuyor. Proje alanı büyüklügü 453 milyon metrelik bölgeye 7 milyonluk nüfusun yaşayacağı Yeni Şehir, 2. İstanbul planlanıyor.

Detaylı

İKİNCİ ÜNİTE: MİLLİ UYANIŞ: YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER. ARİF ÖZBEYLİ TARİH ÖĞRETMENİ Youtube kanalı: tariheglencesi

İKİNCİ ÜNİTE: MİLLİ UYANIŞ: YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER. ARİF ÖZBEYLİ TARİH ÖĞRETMENİ  Youtube kanalı: tariheglencesi İKİNCİ ÜNİTE: MİLLİ UYANIŞ: YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER ARİF ÖZBEYLİ TARİH ÖĞRETMENİ www.tariheglencesi.com Youtube kanalı: tariheglencesi 1.KONU: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE OSMANLI DEVLETİ Birinci Dünya

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ Yrd. Doç. Dr. Cenk ÖZGEN 1. KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı: Cenk ÖZGEN Doğum Yeri ve Tarihi: Bursa / 07.08.1979 Uyruğu: T.C. Medeni Hali: Evli Adres: Giresun Üniversitesi, İktisadi

Detaylı

ERASMUS BİLGİLENDİRME VE TEŞVİK TOPLANTISI BİLGİ PAKETİ

ERASMUS BİLGİLENDİRME VE TEŞVİK TOPLANTISI BİLGİ PAKETİ ERASMUS+ 2016 BİLGİLENDİRME VE TEŞVİK TOPLANTISI BİLGİ PAKETİ 1 İçindekiler ULAŞIM 3 TERZİOĞLU KAMPÜSÜ 5 KONAKLAMA 7 TARİHİ VE TURİSTİK YERLER 9 ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ 9 TRUVA VE ASSOS ÖREN YERİ 10

Detaylı

ÇANAKKALE SAVAŞININ İSTATİSTİKSEL ANALİZİ

ÇANAKKALE SAVAŞININ İSTATİSTİKSEL ANALİZİ ÇANAKKALE SAVAŞININ İSTATİSTİKSEL ANALİZİ Burhan SAYILIR Uluslararası savaşların dünya medeniyetine indirdiği en büyük darbe, milyonlarca insan hayatının söndürülmesinden ibarettir. Genel savaş, özellikle

Detaylı

SOUCHON UN OLDUBİTTİSİ

SOUCHON UN OLDUBİTTİSİ SOUCHON UN OLDUBİTTİSİ Eylül ortasında Yavuz Sultan Selim, Midilli ve Osmanlı donanmasının işe yarar gemileri savaşa hazır hale gelmiş ve Amiral Souchon komutasındaki Osmanlı filosu Marmara denizinde tatbikatlara

Detaylı

MEÇHUL SUBAY Çanakkale Cephesi nde Bir Topçu Subayının Günlüğü

MEÇHUL SUBAY Çanakkale Cephesi nde Bir Topçu Subayının Günlüğü MEÇHUL SUBAY Çanakkale Cephesi nde Bir Topçu Subayının Günlüğü Yayına Hazırlayanlar Lokman Erdemir, İsmail Güneş TİMAŞ YAYINLARI 3761 Hatırat Dizisi 39 PROJE EDİTÖRÜ Adem Koçal EDİTÖR Zeynep Berktaş KAPAK

Detaylı

I. Dünya savaşı ve nedenleri

I. Dünya savaşı ve nedenleri On5yirmi5.com I. Dünya savaşı ve nedenleri I. Dünya savaşı ve nedenleri nelerdir? Yayın Tarihi : 12 Kasım 2012 Pazartesi (oluşturma : 8/11/2017) NEDENLERİ ** Sanayi inkılabı sonucunda devletler arasında

Detaylı

Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları

Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları Yrd. Doç. Dr. Yiğit H. Erbil, Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı

Detaylı

ÖSYM. Diğer sayfaya geçiniz KPSS / GYGK-CS

ÖSYM. Diğer sayfaya geçiniz KPSS / GYGK-CS 31. 32. Televizyonda hava durumunu aktaran sunucu, Türkiye kıyılarında rüzgârın karayel ve poyrazdan saatte 50-60 kilometre hızla estiğini söylemiştir. Buna göre, haritada numaralanmış rüzgârlardan hangisinin

Detaylı

DENİZ MAYINLARI GRUP KOMUTANI BİNBAŞI NAZMİ BEY'İN GÜNLÜĞÜ (1914-1922) ÜZERİNE

DENİZ MAYINLARI GRUP KOMUTANI BİNBAŞI NAZMİ BEY'İN GÜNLÜĞÜ (1914-1922) ÜZERİNE DENİZ MAYINLARI GRUP KOMUTANI BİNBAŞI NAZMİ BEY'İN GÜNLÜĞÜ (1914-1922) ÜZERİNE Günlüğün İçeriği Çanakkale Deniz Müzesi 1/AK-07 Numaralı envanterinde kayıtlı 10x15 ebatlı dört adet ajandadan oluşan günlükler

Detaylı

1. ABD Silahlı Kuvvetleri dünyanın en güçlü ordusu

1. ABD Silahlı Kuvvetleri dünyanın en güçlü ordusu 2016 yılında 126 ülkenin ordusu değerlendirilmiş ve dünyanın en güçlü orduları sıralaması yapılmıştır. Ülkenin sahip olduğu silahlı gücün yanında nüfusu, savaşabilecek ve askerlik çağına gelen insan sayısı,

Detaylı

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde ATATÜRK Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Doğup büyüdüğü Selanik, o dönemde önemli bir kültürel merkezdi. XIX. yüzyılın son çeyreğinde

Detaylı

ATATÜRK VE ÇANAKKALE SAVAŞLARINI ARAŞTIRMA MERKEZİ

ATATÜRK VE ÇANAKKALE SAVAŞLARINI ARAŞTIRMA MERKEZİ ATATÜRK VE ÇANAKKALE SAVAŞLARINI ARAŞTIRMA MERKEZİ Yıl: 10 Bahar 2012 Sayı: 12 / Year: 10 Spring 2012 Number: 12 ISSN: 2148-0877 Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı The Turkish Yearbook of Çanakkale Studies

Detaylı

2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları

2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları 2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Menderes İlçesi: Menderes ilçesine bağlı Oğlananası Köyü ne yakın, köyün 3-4 km kuzeydoğusunda, Kısık mobilyacılar sitesinin arkasında yer alan büyük

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU. Ekonomik Durum:

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU. Ekonomik Durum: T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU Ekonomik Durum: 1. Avrupa daki gelişmelerin hiçbiri yaşanmamıştır. Avrupa da Rönesans ve Reform

Detaylı

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi YÜKSELME DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 II.Selim (1566-1574) Tahta Geçme Yaşı: 42.3 Saltanat Süresi:8.3 Saltanat Sonundaki Yaşı:50.7

Detaylı

III.BÖLÜM A - KARADENİZ BÖLGESİ HAKKINDA

III.BÖLÜM A - KARADENİZ BÖLGESİ HAKKINDA III.BÖLÜM Bu bölümde ağırlıklı olarak Kızılırmak deltasının batı kenarından başlayıp Adapazarı ve Bilecik'in doğusuna kadar uzanan ve Kastamonu yu içine alan Batı Karadeniz Bölümü, Kastamonu ili, Araç

Detaylı