BOSNA. 20 Yıldır Dinmeyen Sızı. Şerefti. Fransa nın Son Özgürleştirme Operasyonu: Mali. Bremen deki Müslümanlara Kurumsal Haklar.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BOSNA. 20 Yıldır Dinmeyen Sızı. Şerefti. Fransa nın Son Özgürleştirme Operasyonu: Mali. Bremen deki Müslümanlara Kurumsal Haklar."

Transkript

1 AYLIK HABER-YORUM DERGİSİ ŞUBAT 2013 yıl 19 nr./sayı 218 Müslüman kişiliği, sıradışı üslubu ama hepsinden evvel yorulmaz bir dava adamı olması hasebiyle siyaset arenasında alışılmışın dışında bir soluk, İslam aleminde sevilen bir lider olmayı başarmış ender şahsiyetlerden biriydi Necmettin Erbakan. s Yıldır Dinmeyen Sızı BOSNA Bremen deki Müslümanlara Kurumsal Haklar... İslam ın Resmi Din Olarak Tanınması mıydı? s. 8 Fransa nın Son Özgürleştirme Operasyonu: Mali Suriye konusunda çekimser kalan Fransa Mali ye askeri operasyon düzenledi s. 40 Bosna yı Savunmak Şerefti Bosna ordusunun emekli generali Divyak ile Bosna yı konuştuk s. 20

2 Hac Umre 2013 IGMG Hadsch-Umra & Reisen GmbH Boschstr D Kerpen T F igmghacumre.com /IgmgHacUmra /IgmgHacUmre Türkiye Temsilciliği Hennes Tour T Hac ve umre yapanlar Allah ın misafirleridir. Hadis-i Şerif

3 Selamların en güzeli ile Kuşatmanın Kaldırılışının 20. Yılında Bosna ve Erbakan Hoca Aklımıza geldiğinde gözlerimizin yaşardığı ender mekanlardan biridir Bosna, belki de başlıcasıdır. Uzun süredir görülmemiş bir kardeşin hayali gibidir gözlerde, ve kokusu hatırlandıkça burunlarımızı sızlatır. Ne kadar uzak olsalar, ne kadar yabancı kalsalar unutulmazlar Bosnalı, Boşnak karındaşlar. Nasıl unutsunlar, aynı karnı, yani İslam ı kendilerine vatan edinmiş ümmetin çocukları birbirlerini, dinin bizi karındaş kıldığını, kardeş kıldığını biz unutsak da, bize hatırlatan bunca şey yaşanırken... Biz zaman zaman unutsak da, kardeşlerimizi ve kardeşliğimizi bize hatırlacak gelişmeler hep yaşanacaktır, dün olduğu gibi bugün de, yarın olduğunda da... Bizler de Bosna kuşatmasının kaldırılışının 20. yılını vesile kıldık kendimize Bosna yı ve Bosnalı kardeşlerimizi hatırlatmak için, dosyamızın en özgün bölümü Bosna için savaşmış Sırp asıllı bir general ile, emekli tuğgeneral Yovan Divyak ile yaptığımız söyleşi oldu. General Divyak Bosna için savaşmış olmaktan ne kadar mutluluk duyuyorsa, bugünkü durumdan ve bölünmüşlükten de o kadar üzüntü duyduğunu ifade etti, sorularımıza verdiği içten yanıtlar arasında. Ömer Öksüz Bosna nın dününü, kardeşliğimizin tarihini ve bugünkü durumu yazdı. Ve bizler gibi Bosna yı unutmayan, unutamayan bir muhabirin romanını, Barbara Demick in Bosna savaşına dair yazdıklarını Fatma Çamur kısa yazısına konu kıldı. Bizler için unutulmaması gereken bir diğer tarih, Erbakan hocamızın ölüm tarihiydi. Yakın dönem Türk siyaset tarihinin, hatta tüm İslam dünyasının gördüğü en büyük ve nevi şahsına münhasır liderlerinden biri olan hocamız aramızdan ayrılalı tam iki yıl olacaktı, tarihler 27 Şubat ı gösterdiğinde. Samimiyetinin kuşatıcılığıyla saçtığı tohumlar her köşe başında yeni bir fidanın yeşermesine vesile olmaya devam ederken ve bugünün Türkiye sini yeni ufuklara taşırken, onu ve mücadelesinin öncülüğünü unutamazdık ve unutmadık. Aziz hatırasını bir kez dah hayırla yad ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde gündemi meşgul eden konuların başlıcalarından bir diğeri de Bremen de imzalanan anlaşma oldu. Bremen Eyaleti ve İslam cemaatleri arasında imzalanan anlaşma İslami kuruluşların konumunu güçlendirmesinin yanı sıra, Müslümanların genel olarak anayasa ve yasalarla korunmuş haklarını da somutlaştırdı, ayrıca Müslümanların günlük yaşamlarında sık sık karşılaştıkları bazı sorunlarla ilgili çözümler sunmuş oldu. Hristiyan ve Musevi dini cemaatlerinin anlaşmalarına oranla çok daha kısıtlı olsa da, İslami cemaatlerin diğer dini cemaatlerle eşit bir statü kazanması yolunda alınan önemli bir mesafe oldu bu anlaşma ve nihayet, İslami cemaatlerin dini cemaat vasfı Bremen eyaletince de kabullenilmiş oldu. Aynı gelişmelerin Müslüman nüfusa sahip diğer eyaletlerde de yaşanması ortak çabamız. Bu sonuçların alınabilmesinin ise ancak Müslümanların bu süreçlere gereken ilgiyi göstermesiyle mümkün olacağının farkındayız. Bir dahaki sayımızda buluşmak üzere, kalbî selamlarımla...» Mustafa Yeneroğlu

4 İçindekiler Gündem Bremen deki Müslümanlara Kurumsal Haklar Bremen Eyaleti ve İslam Cemaatleri arasında imzalanan anlaşma İslami kuruluşların konumunu güçlendirmesinin yanı sıra, Müslümanların genel olarak anayasa ve yasalarla korunmuş haklarını da somutlaştırıyor, ayrıca Müslümanların günlük yaşamlarında sık sık karşılaştıkları bazı sorunlarla ilgili çözümler sunuyor. Gündem/YORUM... İslam ın Resmi Din Olarak Tanınması mıydı? GÜNDEM Kavram Kargaşası Kavram karmaşasına yol açan, çarpık bakışı besleyen temel unsur, İslam a ilişkin beyanların herhangi bir ampirik temelinin bulunmamasıdır. Yaygın kanaatler oluşturulurken, ispat edilmek istenen eğilime işaret etmek için tek bir olay yeterli olmaktadır. DOSYA Küçük Bir Ülke nin Büyük Tarihi Kuşatmanın Kaldırılışının 20. Yılında Bosna Yolsuzluk, milliyetçilik, ağır bürokrasi, fakat hepsinin de ötesinde yaşanan savaş ve onunla beslenen nefretler, Bosna yı daha uzun yıllar meşgul edeceğe benzemektedir. 20 DOSYA Bosna yı Savunmak Şerefti Emekli tuğgeneral Yovan Divyak Bosna-Hersek Ordusu nun önde gelen generallerinden biriydi, bugün ise Bosna yı Eğitim Kurtaracak Vakfı nın kurucusu olarak Bosna halkına hizmet etmeyi sürdürüyor, gerçek bir hayırsever olan, Bosna ordusunun Sırp asıllı emekli generali Divyak ile Bosna yı konuştuk. 26 DOSYA Bosna: Gözyaşları Kurumayan Ülke Barbara Demick in Saraybosna nın Gülleri Kitabının Hatırlattıkları 30 DOSYA ÖZEL Bir Dava Adamı: Necmettin Erbakan Müslüman kişiliği, sıradışı üslubu ama hepsinden evvel yorulmaz bir dava adamı olması hasebiyle siyaset arenasında alışılmışın dışında bir soluk, İslam aleminde sevilen bir lider olmayı başarmış ender şahsiyetlerden biriydi Necmettin Erbakan. İslam Toplumu Milli Görüş Aylık Yayın Organı ŞUBAT 2013 yıl/jg.: 19 nr./sayı 218 Boschstr , D Kerpen, Deutschland Tel.: Fax: Herausgeber / Yayıncı: IGMG-Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e.v. (Amtsgericht Köln, VR 17018) adına Kurumsal İletişim Başkanlığı Vertreten durch den Vorstand: Kemal Ergün, Vorsitzender; Oğuz Üçüncü, Generalsekretär; Hakkı Çiftçi, stellv. Vorsitzender Chefredakteur / Genel Yayın Yönetmeni: Mustafa Yeneroğlu (V.i.S.d.P) Editor / Editör: Ahmet Faruk Çağlar Redaktion / Redaksiyon: İlhan Bilgü, Fatma Çamur, Rahime Söylemez, İlknur Küçük, Ali Mete Design / Tasarım, Druck / Baskı: 99names communication GmbH Titelbild / Kapak

5 36 DOSYA ÖZEL İslam Dünyasının Hocası Erbakan ın Mücadelesi Türkiye nin yetiştirdiği en büyük değerlerden biri olan Erbakan gerek örnek kişiliği ve yaşayışıyla, gerekse uslanmaz bir optimist ve yorulmaz bir dava adamı olması hasebiyle milyonlarca insana, bilhassa gençlere manevi bir güç ve esin kaynağı oldu. 40 DÜNYA Fransa nın Son Özgürleştirme Operasyonu: Mali Suriye konusunda çekimser kalan Fransa Mali ye askeri operasyon düzenledi 42 DÜNYA Patani de Barış Olur mu? Tayland ın güney eyaletlerinin, 1909 yılında İngiltere ile yapılan bir anlaşma sonrasında Tayland da bırakılması ile başlayan Patani problemi, Tay Krallığı nın ulusal bir Tay kimliği oluşturmak için yürüttüğü kültürel baskı politikası ile zirveye ulaştı TARİH Prusya dan Alman İmparatorluğu na: Osmanlı ile İlişkiler Almanya nın Osmanlı ya sınırı olmaması ve o dönem itibariyle Osmanlı topraklarında yayılma hedefinin olmadığı düşünüldüğünde ve diğer yandan Almanya için de Osmanlı Devleti nin, Avusturya ve Rusya gibi düşmanlarına karşı önemli bir güç olmasının, iki devleti tabii birer müttefik haline getirdiği söylenebilir. TARİH Dschihad made in Germany Bir Alman Diplomatın Cihad Seferberliği Bugün bağlamından koparılarak kullanılan ve geniş halk kitlelerinin bilinçaltına olası tüm olumsuz çağrışımlarıyla zerkedilen cihad ve İslamcılık gibi mevhum ve olgular egemen güçlerin çıkarlarına hizmet ettiğinde dost ve sevimli kavramlar olarak da kullanılabilmiştir. PORTRE Fatma Seher Erden Kurtuluş Savaşı ndan Bir Kadın Subayın Portresi 3 Önsöz 4 İçindekiler, Künye 6 Gündemden Kısa Kısa 58 Kitap Tanıtımı resmi: jackmalipan, istockphoto Im Auftrag der IGMG durch 99names communication GmbH erstellt. IGMG adına, 99names communication GmbH tarafından hazırlanmıştır. Merheimer Str. 229, D Köln Tel.: Die in der Zeitschrift veröffentlichten Meinungen binden die Autoren, nicht die IGMG. / Yayımlanan yazıların sorumlulukları yazarlarına aittir. Auflage / Tiraj: Anzeigenservice / İlan Servisi: Tel.: Fax: Abonnement / Abonelik: IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş Mitgliederbetreung: Boschstr , D Kerpen Tel.: Fax: Jahresabonnement / Yıllık abone ücreti: 40,-EURO Der Bezugspreis ist für Vereinsmitglieder im Mitgliedsbeitrag enthalten. / IGMG Genel Merkez Üyelerine ücretsizdir. Bankverbindung/Hesap No: Bank Austria: IBAN: AT SWIFT: BKAUATWW

6 Gündem Gündemden kısa kısa flickr.com, ECtHR Project Başörtüsü Yasağı Tekrar Tartışılmalı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin, Herhangi bir tehlikeye yol açmadıkça veya ilgili meslek bunu zorunlu kılmadıkça işyerlerinde Hristiyan haçı, Davut yıldızı veya İslamî başörtüsü takınılması serbesttir. kararı uzmanlar tarafından ayrımcılığa karşı ve din özgürlüğü lehine önemli bir mesaj olarak değerlendirdi. Almanya da büyümüş ve buranın yerlisi olmuş binlerce genç ve eğitimli Müslüman bayanın başörtüsü nedeniyle iş hayatından saf dışı bırakılarak sosyal hayatın dışına itildiğini belirten uzmanlar, Strazburg da verilen mahkeme kararının emsal teşkil etmesi gerektiğini vurguladılar. Bir Yılda 108 Saldırı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu nun raporuna göre, geçen yıl Avrupa da 108 ırkçı saldırı yaşandı. 67 olayla Almanya ilk sırada yer aldı. Komisyon Başkanı Ayhan Sefer Üstün ün verdiği bilgilere göre, 2012 yılında Avrupa ülkelerinde yaşanan ırkçı saldırılar sıralamasında 13 olayla Hollanda ikinci, 4 er olayla da Belçika ve Ukrayna üçüncü sırada yer alıyor. Suç türleri açısından ise 38 olayla saldırı ilk sırada yer alırken bunu 15 olayla kundaklama izliyor. Suç türleri sıralamasında da tehdit mektubu üçüncü sırada yer alırken kalan 36 olayı ise ırkçı gösteri, Kur an yakma gibi olaylar oluşturuyor. Üstün ayrıca, Irkçılık Batı nın temel sorunu ve Avrupa nın tamamında mücadele edilmesi gereken bir konu. açıklamasında bulundu. 6 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

7 flickr.com, James F Clay (CC BY-NC 2.0) Schleswig-Holstein da Müslümanlarla Devlet Anlaşması İmzalamak İstiyor Hamburg ve Bremen den sonra, şimdi de Schleswig-Holstein Eyaleti Müslümanlarla bir devlet anlaşması imzalamak istiyor yılının Ağustos ayında başlayan ve Aralık ayında çeşitli İslami kurumlarla yapılan görüşmelerle devam eden sürecin halihazırda başladığı belirtilirken, resmi müzakerelerin de kısa bir süre içerisinde başlaması bekleniyor. Ayrıca Schleswig-Holstein daki olası anlaşmaya Hamburg ve Bremen eyaletlerinde imzalanan anlaşmanın örneklik teşkil etmesi bekleniyor. Resmi verilere göre Schleswig- Holstein Almanya da yaşayan Müslümanların yüzde 2,1 ine ev sahipliği yapıyor. Bu oran ise Almanya çapındaki en yüksek Müslüman oranı olma vasfını taşıyor. Kuzey Ren-Vestfalya da Her Sekiz Öğrenciden Biri Müslüman Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti ndeki Müslüman öğrenci sayısı geçtiğimiz 15 yıl içinde den e yükseldi. Bilindiği gibi, Ruhr bölgesinin bazı kısımlarındaki öğrenciler arasında da Müslümanlar en kalabalık dini grubu oluşturuyordu. Resmi rakamlara göre, 2006/2007 öğretim yılından beri Müslüman öğrenci oranındaki artış yıllık olarak yaklaşık yüzde 2,3 seviyesinde bulunuyor. 2011/2012 öğretim yılında yüzde 13 ünü Müslüman öğrencilerin oluşturduğu öğrencilerin yüzde 41 i katoliklerden oluşurken, yüzde 29 u ise protestanlardan oluşuyor. Müslüman öğrencilerin (Duisburg ya da Gelsenkirchen gibi) bazı şehirlerdeki oranı ise yüzde 32 yi buluyor. Son araştırmalara göre, Almanya çapında her sekiz öğrenciden birinin Müslüman olduğu belirtiliyor. ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 7

8 Gündem Bremen Belediye Binası» ENES BİLGİLİ Bremen deki Müslümanlara Kurumsal Haklar flickr.com, _tom_ (CC BY-NC-SA 2.0) 8 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

9 Bremen Eyaleti ve İslam Cemaatleri arasında imzalanan anlaşma İslami kuruluşların konumunu güçlendirmesinin yanı sıra, Müslümanların genel olarak anayasa ve yasalarla korunmuş haklarını da somutlaştırıyor, ayrıca Müslümanların günlük yaşamlarında sık sık karşılaştıkları bazı sorunlarla ilgili çözümler sunuyor. Bremen Eyaleti ve İslam Cemaatleri arasında 2009 yılının Ağustos ayından bu yana süren müzakereler sonucunda Müslümanların eyaletteki statüsünü güçlendiren bir devlet anlaşması imzalandı. Böylece Hamburg eyaletinden sonra, Müslümanlara kurumsal haklar tanıyan anlaşmayı imzalayan ikinci eyalet Bremen oldu. Törende İslami kuruluşlar adına IGMG camilerinin de üye olduğu Bremen İslam Şurası Başkanı Mustafa Yavuz ile birlikte DİTİB Eyalet Birliği ve İslam Kültür Merkezleri temsilcisi anlaşmaya imza attı. Anlaşma 24 Ocak günü eyalet meclisinde yapılan oylama neticesinde kabul edilerek yürürlüğe girdi. Bremen de yaşayan Müslümanlar anlaşmanın üç yıl sonra da olsa, sonuçlandırılmasından ve uzlaşmacı üsluptan memnun. Zira anlaşma İslami kuruluşların konumunu güçlendirmesinin yanı sıra, Müslümanların genel olarak anayasa ve yasalarla korunmuş haklarını da somutlaştırıyor, ayrıca Müslümanların günlük yaşamlarında sık sık karşılaştıkları bazı sorunlarla ilgili çözümler sunuyor. Bu çerçevede, örneğin; Müslüman çalışanlar ve öğrenciler Kurban ve Ramazan bayramlarının ilk günlerinde izin kullanabilecekler. Bunun yanı sıra kamu kuruluşlarında, cezaevleri ve hastanelerde Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmeleri için olanakların oluşturulması sağlanacak, dini rehberlik görevi de İslam cemaatleri tarafından yerine getirilebilecek. Ayrıca kamuya ait mezarlıklarda Müslümanların cenazelerinin İslami usüllere göre defnedilmesi güvence altına alınarak ihtiyaca göre yer gösterilecek. Anayasa tarafından da güvence altına alınmış olmasına rağmen birçok belediye tarafından engellenen kubbe ve minareli cami yapımına engel çıkarılmayacak. En önemlisi ise, İslami kuruluşların dini cemaat vasfı bundan sonra kamu idaresi tarafından sorunsallaştırılamayacak. Buna göre cemaatlerin anayasa tarafından koruma altına alınmış kimliklerinin reddedilmeyeceği, devlet protokolünde gözardı edilmeyeceği ve bunun gereği olarak da toplumsal temsil kurumlarda temsil edilmeleri için çaba sarfedileceği kayda alınıp bazı harçlardan muaf tutulacağı da belirlenmiş oldu. Anlaşma Müslümanlara bazı kolaylıklar sağlarken, Hristiyan ve Musevi dini cemaatleriyle yapılan anlaşmaların aksine bazı ek düzenlemeleri de kapsıyor. Buna göre, uyum içinde bir yaşam sürdürebilmek için hangi değerlerin önemli olduğunun altı çizilerek, İslami cemaatler Almanya nın anayasal düzenine, demokratik sistemine saygı göstermek, farklı dinlere karşı hoşgörülü olmak ve kadın erkek eşitliğine sahip çıkmakla yükümlü tutuluyor. Hristiyan ve Musevi cemaatlerle yapılan sözleşmede olmayan bu maddeler ise, İslami cemaatlerle ilgili önyargıların sürdürüldüğünü belgeliyor. Anlaşmanın başta din dersiyle ilgili çoğulcu toplum gerçeklerine uygun bir düzenleme içermemesi, diğer dini cemaatlere kendileriyle yapılan anlaşmada tanınan maddi desteklerin İslami cemaatlere sağlanmaması, özel kabristan oluşturulması imkanının tanınmaması ve kurumlarda temsil hususunun somutlaştırılmamış olması gibi birçok eksiklik barındırmasına rağmen önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. IGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü de yaptığı açıklamada; anlaşmanın, İslami cemaatlerin kamu hukuku tüzel kişiliğine sahip diğer dini cemaatlerle eşit bir statü kazanma yolunda alınan bir mesafe olarak görülmesi gerektiğini belirterek memnuniyetini ifade etti. Üçüncü ayrıca şunları ekledi: Nihayet, İslami cemaatlerin dini cemaat vasfı Bremen eyaletinde de kabullenmiş oldu. Umarız ki, diğer eyaletler de Bremen i kendilerine örnek alarak İslami cemaatler hakkında birliklerden/derneklerden bahsetmekten vazgeçerler. Anlaşmayla birlikte Bremen ve Bremerhaven de yaşayan yaklaşık 40 bin Müslümanın toplumun bir parçasını oluşturduğu ve İslam ın Bremen in ayrılmaz bir parçası olduğu eyalet Başbakanı Jens Böhrsen ın ifadesiyle de teyid edilmiş oldu. Bremen İslam Şurası Başkanı Mustafa Yavuz ise Almanya daki İslami kuruluşların yasal olarak sinagog ve kiliselerle aynı statüye sahip olmaları gerektiğinin altını çiziyor. ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 9

10 Gündem/Yorum... İslam ın Resmi Din Olarak Tanınması mıydı? Almanya nın Hamburg eyaletinin ardından Bremen de İslami cemaatlerle eyalet arasında yapılan devlet sözleşmesi Müslümanların meselelerinin bundan sonra eyalet hükümetiyle paralel düzlemde görüşülebilmesi ve daha önemlisi kurumsal hakların elde edilmesi açısından önemli bir aşama oldu. Bu sebeple gelinen aşamayı memnuniyetle karşılayıp, destek verenleri tebrik ediyoruz. Müslümanların kurumsal (cemaat) hakları şimdiye kadar kamu idaresi ve siyaset tarafından muhatap bir adres yok gerekçesiyle ısrarla gözardı ediliyordu. Dini cemaat kuruluşlarının tesisiyle birlikte sahip oldukları kimlik ve beraberindeki doğal hakları ne federal ne de eyalet düzeyinde kabul görüyordu. Öyle ki, STK, vakıf ve enstitüler tarafından kamu kuruluşlarının fonlarından faydalanarak gerçekleştirilen panel ve sempozyumlarda bile çatı kuruluşlarını dini cemaat olarak tanımlamamak için özel itina gösteriliyordu. Bu duruma İslami kuruluşların bir kısmı dahi o kadar alışmıştı ki, bu kuruluşların temsilcileri mevcut durumun aksini savunanlara anlam vermekte zorlanıyor, kendi kimliklerinden bihaber garip yaklaşımlar sergiliyorlardı. Bu garipliklerin başında yıllarca tekrar edilen, bugün de zaman zaman duyduğumuz İslam ın resmi din olarak tanınması talebi geliyor(du), oysa bu popüler talebin mevzuatta hiçbir karşılığı yok. Zira devletin ne Hristiyanlığı, ne Museviliği ne de İslam ı tanıyıp tanımama gibi bir görev veya» MUSTAFA YENEROĞLU 10 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

11 yetkisi sözkonusu değil. Bu şartlar altında, devleti temsil eden kamu bürokrasisinin muhafazakar refleksleri, siyasi partilerin toplumsal gerçekliği hazmetmekte zorlanmaları ve oy hesaplarıyla birlikte İslami cemaatlerin de hazırlıksız olması sebebiyle tartışmanın nesnel bir zemine çekilmesi mümkün olmadı. Bundan dolayı da yıllardır kurumsal haklarla ilgili adımlar atılamadı. Bu durum bir taraftan hazırlıksız olan kamu idaresinin işine gelmiş gibi görünse de, Müslümanların toplumsal temsil kurumlarına katılımının bu şekilde engellenmiş oldu ve belki de 20 yıl öncesinden başlamış olması gereken süreç sürekli ertelendi. Bugüne kadar yaşanan engellemeler ise bundan sonra hayli zorlaşacak. Kimse çıkıp siz dini cemaat değilsiniz, dolayısıyla kurumsal haklar talep edemezsiniz diyemeyecek. Nitekim Hamburg ve Bremen anlaşmalarıyla varılan en önemli aşama, maddi hukuka göre tartışmasız olan dini cemaat vasfının teyid edilmesi oldu. Bunu tam olarak anlayabilmek için geçmişte yaşanmış kimi örnekleri hatırlatmak gerekir. Örneğin; Berlin İslam Federasyonu dini cemaat kimliği reddedildiği için 20 yıllık bir hukuk mücadelesi sonrasında Federal İdare Mahkemesi nin nihayi kararıyla ancak din dersi verme hakkını elde etmişti, helal et kesimiyle ilgili davalarda kilise modeline takılan muhafazakar yargıçlar dini cemaat yok bahanesini yıllarca öne sürdüler, 2010 yılında federal parlamentonun bilim kurulu muhatap alınacak dini cemaat olmadığı gerekçesiyle İlahiyat fakültelerinin oluşumu ve din dersi öğretmeni yetiştirilmesi meselesinin Müslümanların da dahil edileceği danışma kurullarıyla yürütülmesini tavsiye etmişti, oysa nötralite (tarafsızlık) ilkesi gereği devlet dini cemaatlerin asli vazifesi olan bu alanlarda onların haklarına müdahale etmemeliydi. Ancak bilim kurulunun siyasi boyutları itibariyle hiç de sürpriz olmayan bu kararı sonucu dini cemaatlerin varlıkları reddedilerek anayasanın öngördüğü modeller dışında Müslümanların kurumsal hakları kısıtlanmak suretiyle süreç oldu bittiye getirildi. Yine benzer şekilde, daha birkaç ay evvel en fazla Müslümanın yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde Müslümanları temsilen bazı basiretsizlikler sebebiyle taraf olan İslami cemaatlerin dini cemaat olmadıkları özel bir yasayla belirlenerek kurumsal hakların verilmesi yıllar sonrasına atılmış oldu. Bu sürecin kimi İslami cemaatlerden de destek görmüş olması tüm fotoğrafın manidar bir özeti gibi. Yukarıda kısaca zikredilen bütün bu örnekler çoğaltılabilir kuşkusuz. Özetle ifade etmek gerekirse; yıllarca hukuken geçerliliği olmayan gerekçelerle Müslümanların kurumsal hakları ötelendi. Henüz 2010 yılı gibi çok erken bir tarihte, Schäuble nin Federal İçişleri Bakanı olduğu dönemde, İslam Konferansı nın 2. çalışma grubunda dahi İslami kuruluşları dini cemaat olarak nitelememek için bakanlık temsilcilerinin çabası hatırlanınca ve o süreçten sonra gerçekleşen gelişmeleri kuşkuyla izlemek mümkünken, yeni toplumsal şartlara adaptasyonun daha fazla ertelenemeyeceği yeni mi anlaşıldı diye de sorgulanabilir. Kurumsal hakların zamana yayılmış olarak kısıtlı bir biçimde lütfedilmiş olması kuzey eyaletlerinin güneye nisbeten daha açık ve liberal olmalarına bağlanabileceği gibi, Müslümanların bu süreçlere pek hazırlıklı olmadıkları da dikkate alınarak, devlet tarafının sürecin ilk adımını atıp çerçevesini sınırlandırmakla sürecin yön ve hızını kontrol kararlılığını ortaya koyduğu da düşünülebilir. Bütün bunlar gelinen noktanın küçümsenebileceği manasına gelmiyor. Anlaşmaların Hristiyan ve Musevi cemaatlerinin anlaşmalarına oranla çok daha kısıtlı olması ise birçok faktörle izah edilebilir. Ayrıca mevcut durumu anlamak için Almanya nın tarihi seyir içerisinde diğer azınlıkları eşitleme sürecine de bakılmalıdır. Örneğin Musevilerin hukuki olarak eşit kabul edilmesiyle ilgili 18. yüzyılda başlayan tartışmalar günümüzdeki tartışmalara ışık tutacak niteliktedir. Prusya bürokrasinin başlattığı bu sürecin en karakteristik özelliği, hukuki eşitliğin sağlanmasının Musevi azınlığın adaptasyonu şartına bağlanmasıydı. Eşitlikle ilgili atılacak adımlar o zaman da asimilasyon olarak tanımlanan ileri düzeyde adaptasyonun oluşmasına endekslenmişti. Hukuki düzenin ve toplumsal yapının bugün için oldukça farklılaştığını da dikkate alarak, çok dinamik bir tarihi sürecin içerisinde olduğumuzu ve bu sürecin tüm tarafları karşılıklı olarak etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu unutmamak gerekir. Fakat asıl üzerinde durulması gereken soru: Müslümanların bu süreçlere ne kadar ilgi gösterip takip ediyor olduğu ve özellikle onları temsilen süreci takip edenlerin durumu idraklarının ne seviyede olduğudur. Geleceğimizi belirleyecek olan da bu sorunun cevabı olsa gerek... ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 11

12 Gündem 12 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

13 » ELİF YAKAÇ Kavram karmaşasına yol açan, çarpık bakışı besleyen temel unsur, İslam a ilişkin beyanların herhangi bir ampirik temelinin bulunmamasıdır. Yaygın kanaatler oluşturulurken, ispat edilmek istenen eğilime işaret etmek için tek bir olay yeterli olmaktadır. 21. yy da Avrupa da yaşayan Müslümanların, düşünce ve bakış açılarının anlaşılabilmesi için ilk olarak günümüzde oldukça karmaşık ve zaman zaman yanlış kullanılan kavramları sarahate kavuşturmak başlangıçta atılması gereken en önemli adımlardan biridir. Zira kavramlar aklımızın teleskopudur. Zihnen bir olaya nüfuz edebilmek için kavramlara ihtiyaç duyarız ve ancak birtakım kavramların varlığı ve doğru kullanımı ile meseleleri gerektiği gibi anlamlandırabiliriz. Şunu da göz önünde bulundurmak gerekir; benzer terim ve kavramlar farklı kültürlerde farklı anlamlara sahip olabilir, bu ise içinden çıkılması güç sorunlara yol açar. Bu kavram kargaşası günümüzde öyle bir hal almıştır ki, belirli bir kültürde olumlu veya bambaşka anlam örgülerine sahip olan kavramlar bir başka kültürde oldukça negatif algılanabilmektedir. Esasen oldukça normal ve anlaşılır gibi görünen bu karmaşa için en büyük etkenlerden biri de, bir toplumun kendi tarihi tecrübesi ve bu tecrübeden miras kalan zihin haritalarıdır. Günümüzde bu anlam sapmasına verilebilecek önemli örneklerinden biri Müslümanların Batılı ülkelerde, daha somut olarak Avrupa da karşılaşmak ve aşmak zorunda kaldıkları olumsuz din tasavvurudur. Bu olumsuz tasavvurun köklerini şüphesiz çok daha eski tarihlerde, özellikle Ortaçağ Avrupası nda aramak makul gözükmektedir. Zira bu dönemde kimi din adamları yetkilerini Tanrı dan aldıklarını iddia ederek dini keyfi birtakım uygulamalar doğrultusunda kullanmış ve din adına katliamlar gerçekleştirebilmişlerdir. Bu din adamları istediklerini dinden çıkarmış, istediklerine de cennette arsa vadedebilmiştir, bu durum ise ortaya bozuk bir din algısı çıkarmış, sonraki nesillerin, avam ya da havas tüm halkın zihninde silinmesi zor izler bırakmıştır. Dolayısıyla kısaca aktarmaya ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 13

14 Gündem çalıştığımız böylesi bir tarihi arkaplana sahip Avrupa halklarının dine karşı önyargılı olması ve olumsuz bir bakış açısı geliştirmiş olması her ne kadar kabul edilemese de- anlaşılırdır. Şüphesiz bu önyargılı ve klişeleşmiş bakış açıları ile yanlızca Müslüman toplumlar mücadele etmek zorunda kalmamıştır; benzeri önyargılar kimi durumlarda Hristiyan, Yahudi ve sair dinlere mensup olanlar için de geçerli olmuştur. Belirtildiği gibi, bu önyargılar genelde yanlış anlaşılan veya anlaşılmak istenen(!) kavramlar ve geçmişte yaşanan tecrübelerle alakalıdır. Konuya verilebilecek en yerinde örneklerden biri, hiç de yabancısı olmadığımız ve medyanın düzenli aralıklarla (asıl anlamını çarpıtarak) dile getirdiği cihad kavramıdır. Cihad, anlamının sürekli açıklanmasına (daha doğrusu açıklanmak zorunda kalınmasına) rağmen, önyargılı bir şeklinde gündeme getirilen ve kafalardaki hazır şablonlardan hareketle anlamlandırılmak istenen birçok kavramdan bir tanesidir. Oysa aslı Arapça olan bu kavram/terim c-h-d kökünden türemiş bir sözcüktür ve esasen çabalamak, gayret göstermek ve zahmet etmek anlamlarına gelmektedir. Yani din de, savaştan çok daha sık bir şekilde ve öncelikle güzel ahlakta ve hayırlı bir kul olma yolunda gayretli olmak gibi bağlamlarda kullanılmaktadır. Bu kavramın Batı dünyasının genelinde yanlış anlaşılmasının ana sebeplerinden biri, kelime/kavramın Hristiyanlık ta var olan kutsal savaş (Alm. Heiliger Krieg) deyimi ile eş tutulmasıdır. Ancak, (her ne kadar din uğruna verilen her türlü mücadele cihad olarak adlandırılmış olsa da) İslam da kutsal olarak adlandırılan bir savaş yoktur, olmamıştır ve bu tamlama Haçlı seferlerinde ortaya çıkan bir terkipten ibarettir. Zira Efendimiz (s.a.v.) de asıl cihadın nefisle olan mücadele olduğunu belirterek kelimenin nasıl anlaşılması gerektiği konusuna açıklık getirmiştir. İslam dininde aşırı veya ılımlı dindarlık gibi kavramların yeri yoktur. Kur an-ı Kerim birçok yerde, Müminin ifrat ve tefritten uzak, vasat bir yolu takip etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda sık tekrarlanan bir başka terim/ kavram ise Fundamentalizm dir. Müslümanlar köktencilikle karşılanabilecek bir özelliğe sahip midir? Köktenci olmak ne demektir ve bunu din ile açıklamak mümkün müdür? Bu soruların cevabını vermeden önce yine kavramın kökenine/ tarihine bakmak elzemdir. Fundamentalizm bir ilahiyat kavramı olarak ilk defa 19. yy da Protestanlar tarafından literatüre sokulmuştur. Güncel olarak radikal dincilik anlamına gelen bu terim ilk olarak, İncil in köklerine dönülmesi, İncil in doğru anlaşılması ve herhangi bir değişime veya farklı yoruma başvurmaksızın hayata geçirilmesi anlamında kullanılmıştır. Günümüzde ise herhangi bir dinin prensiplerine bağlanmak ve hayatı bu şekilde idame ettirmek fundamentalist/kökten dinci olarak etiketlenmek riskini taşımaktadır. Dolayısıyla Müslüman kimliğini ortaya koyan ve dini vecibelerini yerine getirmeye çalışan bir bireyin aşırı ve kökten dinci olarak yaftalanması kaçınılmaz olmaktadır. Günümüzde, seküler toplumların hemen hepsinde var olan, Bir Tanrı ya inanıyor olsam da bunu topluma yansıtmıyor ve dinimi pratikte uygulasam bile bunu insanlara fark ettirmiyorum düşüncesine riayet etmeyen, inandığı dini böyle algılamayan her inançlı insan, bilinçli olarak öteki/farklı olarak, hatta fundamentalist/aşırı dinci olarak damgalanabilmektedir. Buna mukabil, İslam dininde aşırı veya ılımlı dindarlık gibi kavramların yeri yoktur. Kur an-ı Kerim birçok yerde, Müminin ifrat ve tefritten uzak, vasat bir yolu takip etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kısa bir süre önce Norveç te katliam yapan, Mesihi dinine mensup fundamentalist Breivik benzeri münferit örneklerin çıkması ya da çıkabilecek olması bu görüşü/görüşleri bir dinin tamamına atfetmeyi haklı gösteremez. Sözkonusu birey/bireyler hangi dine mensup olursa 14 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

15 olsun, şahısların yaptığı hataları toplu olarak bir dine veya o dine mensup olan insanlara yüklemek liberal ve çok kültürlü olduğu iddiasındaki kesimlerin yapabileceği en ciddi hatalardan biridir. Aynı sıklıkta gündeme getirilen ve sarahate kavuşturulması gereken bir başka mesele ise İslam da kadın erkek eşitsizliği hakkındaki önyargılardır. 7. yy da, kadının değersiz bir eşya konumunda olduğu (ki sadece doğulu toplumlarda değil, tüm dünyada) hiçbir hakka sahip olmadığı, hatta yeni doğan kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bir dönemde; Aranızda en hayırlınız hanımlarınıza iyi davrananlardır. buyuran bir Peygamber in getirdiği din için eşitsizlik suçlaması oldukça anlamsızdır ve bu tarihi arkaplan ile çelişmektedir. Dünyanın hemen her yerinde kadının hiçbir hakkının olmadığı bir dönemde evlilik hakkını, boşanma hakkını, mehir hakkını, miras hakkını vs. kutsal kitabında zikreden bir dine bundan daha haksız bir ithamda bulunmak mümkün değildir. Bilhassa zorunlu evlilik ifadeleriyle gündeme getirilen, Müslüman kadınlarının onayları alınmaksızın, istekleri dışında baskı altında evlendirildikleri iddiası (her ne kadar bu yönde münferit örnekler vuku buluyor da) İslam hukukuna ve mantığına son derece aykırıdır ve İslam dini kadının onayı olmaksızın yapılan evliliği geçersiz kılmaktadır. Öyle ki bir kadının arzusu dışında babası tarafından evlendirildiğini öğrenen Peygamber (s.a.v.), evlenmiş olan kadının her an boşanabileceğini kendisine bildirmiştir. Bu örnek de göstermektedir ki, bazı kültürlerde âdeten uygulanan zorla evlilik İslam dininde katiyetle yasaklanmış bir davranıştır. Örnekleri çoğaltmak kuşkusuz mümkündür, kendi tarihsel bağlamından, anlamından koparılarak terörist, fundementalist ile eş anlamlı kullanılan İslamcı (Alm. İslamist) sıfatı bu minvalde zikredilebilecek bir diğer örnektir... Müslümanlar kendilerinin ne liğine, kim liğine dair tanımlar yapılırken dahi fail değil, münfaildir ya da öyle olmaya icbar edilmişlerdir. Peki bütün bu bilgi ve uygulamalara rağmen ve bu bilgilere ulaşmak bu kadar kolay iken bu önyargılar neden hâlâ bu denli yaygındır? Kanaatimiz odur ki, kişilerin ya da toplumların tanımları en kolay bir öteki, bir yabancı/ düşman üzerinden yapılır. Ve mezkur ortam ve şartlarda aranan öteki en kolay İslam ve Müslümanlar olmaktadır. Batı Müslümanlar ile ilk temasından beri Doğu yu ve İslam dünyasını şehvet ile şiddet arasında bir yere konumlandırma eğilimi göstermiştir. Bir diğer önemli ekten, Müslümanlara dair mevcut imge/algının çoğunlukla onlar tarafından oluşturulmuş olmamasından kaynaklanmaktadır. Müslümanlar kendilerinin ne liğine, kim liğine dair tanımlar yapılırken dahi fail değil, münfaildir ya da öyle olmaya icbar edilmişlerdir. Onlar sürekli maruz kaldıkları saldırılara cevap vermekten, ne olmadıklarını ifade etmeye çalışmaktan, aslında ne olduklarını bir türlü ifade edemez olmuşlardır. Mezkur kavram karmaşasına yol açan, çarpık bakışı besleyen bir diğer unsur ise, İslam a ilişkin beyanların herhangi bir ampirik (gözlemsel/ deneysel) temelinin bulunmamasıdır. Yaygın kanaatler oluşturulurken, ispat edilmek istenen eğilime işaret etmek için tek bir olay yeterli olmaktadır. Bir koca, karısını dövdüğünde veya bir baba kızını zorla evlendirdiğinde ilk yönelim, bu davranışı İslam ın, dolayısıyla Müslümanların temel bir özelliği olarak algılamaktır. İslamiyet söz konusu olduğunda, herhangi bir yargıda bulunmak için herhangi bir araştırmaya, gözleme, ampirik bilgiye ihtiyaç duyulmamaktadır. Ve bu hiç de bilinçsizce yapılmamaktadır. Yapılanların ise toplumsal huzuru tehdit edici olduğu açıktır, Avrupa genelinde çoğunluğu Müslüman olan göçmenlerin kimi yerlerde toplumun beşte birini oluşturduğu göz önünde bulundurulursa bu ötekileştirme çabalarının orta ve uzun vadede hemen herkesi huzursuz edeceği açıktır. ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 15

16 Dosya» Ömer Öksüz Küçük Bir Ülke nin Büyük Tarihi Kuşatmanın Kaldırılışının 20. Yılında Bosna flickr.com, Michel27 (CC BY-NC 2.0) 16 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

17 Yolsuzluk, milliyetçilik, ağır bürokrasi, fakat hepsinin de ötesinde yaşanan savaş ve onunla beslenen nefretler, Bosna yı daha uzun yıllar meşgul edeceğe benzemektedir. Bosna ve Avrupa nın ortasındaki bu küçük halkın tarihi her zaman kişisel ya da siyasi görüş, sıklıkla ise milliyetçi çıkarlar doğrultusunda çarptırılmış ve farklı şekillerde anlatılmıştır. Bugünkü algının aksine Bosna aslında çok uluslu bir devlet değildir, tek bir ırkın (Slavların) yaşadığı ancak aynı ırka mensup olsalar da farklı dinlere inanan ve bu inançların şekillendirdiği milletlerin (Boşnak, Hırvat, Sırp) bir araya geldiği, 14. yüzyıla kadar Ortodokslar (Sırplar) ile Katalokliklerin (Hırvatların) sık sık çatıştığı, daha sonraki 400 yıllık Osmanlı idaresinde ise İslam ile tanışan ve içlerindeki tüm farklılıklara rağmen uzun sürecek bir huzura kavuşan, yüz ölçümü küçük, hikayesi büyük bir ülkedir orası. Kadim Bosna da Hırvat veya Sırp isimlendirmeleri tahmin edildiğinden çok yenidir. O coğrafyanın halkı tarihte daha çok Katolik veya Ortodoks Bosnalılar olarak bilinir. Yüzyıllar boyunca küçük ve kendi içinde bir ülke olan, herkesin aynı dili konuştuğu, ülke içinde yaşayanların Slav ırkına mensup olduğu Bosna, 90 lı yıllarda yaşadıkları ile tüm dünyada bilinirliğini arttırmış ve savaş ile anılır olmuştur. Mezkur bu üç gruba sonradan İspanya dan kaçan ve Osmanlılar tarafından sığınma hakkı tanınan Yahudiler de katılmıştır. Tarihçiler Bosna halklarının tarihini Hint- Avrupa kökenli İlliryalılara dayandırırlar. Daha sonra Dalmatlar, Skordişler ve Daesilatlar da bölgede hüküm sürmüş ve Daesilatlarla süren zorlu ve uzun bir savaş sonrasında Bosna 9. yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından feth edilmiştir. Roma İmparatorluğu nun çöküşünden sonra Bosna nın idaresi, ülke 1200 lü yıllarda bağımsızlığını elde edene kadar çeşitli kereler el değiştirmiştir. Bağımsızlığını 260 yılı aşkın bir süre koruyan Bosna Krallığı bu süre boyunca en güçlü rakipleri olan Macarlara karşı topraklarını defaatle savunmak zorunda kalmıştır ların sonlarına doğru ise Macarlar Bosna yı bütünüyle ele geçirmeye çalışmışlar ve1238 yılında Bosna nın büyük bir kısmını kontrolleri altına almışlardır. Ancak daha sonra Macarlar ülke idaresini sürdürmekte zorlanmış, ani ve hızlı bir şekilde bölgeden çekilmişlerdir. Bosna ya ilk Osmanlı akınları ise 1386 senesinde başlar yılında nihai olarak Osmanlı idaresi altına giren Bosna halkının bir kısmı aynı zamanda Müslümanlığı da benimserler. Müslümanlığı benimsemeyen Boşnakların dini vecibelerini yerine getirmesine izin veren Osmanlı idaresi, Bosna topraklarında inşa ettiği çeşitli yapılar ve camilerle aynı zamanda Boşnakların gelenekleri ile kültürü üzerinde de büyük etkiler bırakmıştır. Osmanlı yönetiminde ülke eyalet statüsünü almış ve Bosna eyaletine atanan ilk beylerbeyi ise Gazi Ferhad Paşa olmuştur yılına kadar devam eden Osmanlı idaresi döneminde pek çok Boşnak, İstanbul da, Osmanlı devlet yönetiminde önemli görevlere getirilmiştir, diğer Slav unsurlarla birlikte, Boşnakların da önemli vazifeler üstlenmeleri Osmanlı nın çöküşüne dek devam etmiştir. Zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu nun finansal sıkıntıları ve dışarıdan gelen baskılar Bosna daki Osmanlı idaresinden savaşılmadan vaz geçilmesini zorunu kılmış, Bosnalılarla Osmalıların yüzyıllara şamil kader birlikteliği masa başında son bularak ülke 1918 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu nun kontrolüne geçmiştir. Bosnalı Müslümanların ülkeyi terk etmeleri ve Osmanlı idaresi altında olan başka coğrafyalara yerleşmeleri, onların terkettiği topraklara Sırpların yerleşmesine yol açmış, bu durum da ülkenin etnik yapısının değişmesine sebebiyet vermiştir. Bu gelişmeleri müteakip Bosna 20. yy ın başında, 26 Ekim 1918 de Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı nın bir parçası olarak Sırbistan ile birleştirilmiştir lı yıllara, yani ikinci Dünya Savaşı na kadar bu krallığın bir parçası olan ülke, 1946 da Yugoslavya yı meydana getiren altı halk cumhuriyetinden biri olmuştur de Yugoslavya nın efsanevi devlet başkanı Tito, Müslümanlara ulus statüsü tanımış ve ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 17

18 Dosya olarak Rusya tarafından askeri destek almış, Bosnaklar ise İslam ülkeleri tarafından çok sınırlı olarak desteklenmiştir. Zira Bosna ya uygulanan silah ambargosundan dolayı birçok Müslüman ülke ve halkı desteklerini ancak çok zor şartlarda, ancak el altından mazlum Bosna halkına ulaşırabilir. Avrupa nın ortasındaki bu kanlı savaş, 14 Eylül 1994 tarihine kadar sürmüştür. Avrupa Birliği ülkelerinin savaş başladığı andan itibaren Birleşmiş Milletler içinde askerlerini bölgeye göndermiş olmaları, Avrupa Birliği üyesi bazı devletlerce yeterli olarak görülmüştür. Birleşmiş Milletleri nin (kimilerinie göre bilinçli) etkisizliği ise yaşananlarca defalarca kanıtlanmıştır. Yaşanan dramlara Avrupa nın ve dünyanın egemen güçleri ne yazık ki seyirci kalmakla yetinmiştir. Örneğin Avrupa Birliği nin lokomotifi Almanya ilk etapta anayasal sınırlamaları ve belirsizlikleri dolayısıyla askeri müdaheleye katılmamıştır, Batı Avrupa nın en güçlü devletinin Bosna ya yönelik politikasının en önemli kolunu insani yardımlar oluşturmuştur. Bu durum uzmanlarca, Almanya nın askeri operasyonlara katılamamasını bir başka şekilde telafi etme çabası olarak yorumlanmıştır. Ayrıca Almanya savaş esnasında ve sonrasında mülteci kabul ederek, Avrupa nın en çok mülteci kabul eden ülkesi olmuştur. Bununla birlikte, siyasi tartışmalara yol açan anayasal belirsizliklerin çözülmesinin ardından dahi Almanya, bölgede yaşanan krize çözüm bulma girişimlerinde çekimser davranarak aktif rol almamıştır de imzalanan Dayton Antlaşması ile birlikte dört yıla yakın bir süre boyunca Bosna topflickr.com, Michel27 (CC BY-NC 2.0) Bosna da Müslüman kelimesi sadece bir dinin adı değil, bir milliyetin de adı olmuştur. Bu süre zarfında durulan etnik çatışmalar, 1980 yılında, Tito nun ölümünden sonra yeniden alevlenmiştir ve yılları arasında yaşanan kanlı iç savaşların ardından Yugoslavya parçalanmıştır. Parçalanmanın hemen ardından, 25 Haziran 1991 de Slovenya ve Hırvatistan ise bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir senesi sonlarında yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanlığına gelen Aliya İzzet Begoviç de, Hırvatistan ve Slovenya yı takiben, Şubat 1992 de yapılan ve Bosnalı Sırplar tarafından boykot edilen referandum kararıyla Bosna nın bağımsızlığını ilan etmiştir. Bosna, 7 Nisan 1992 de ABD ve diğer Batılı ülkelerce de tanınmış ve 22 Mayıs 1992 de Birleşmiş Milletler e yaptığı üyelik başvurusu kabul edilmiştir. Bu sonuçtan memnun olmayan Sırplar ise, Bosna Sırp Cumhuriyetini (Republika Srpska) ilan etmişlerdir ve kurdukları yeni devlete olabildiğince çok toprak kazandırmak için, Bosna da etnik temizlik ve katliam girişimlerine başlamışlardır. Dönemin Sırp Demokrat Partisi Başkanı olan Radovan Karadziç ve General Ratko Mladiç in Boşnakları acımasızca öldürürerek ülkeyi Sırplaştırmaya çalıştığı bugün hemen herkesin bildiği ve kabul ettiği tarihi gerçeklerdendir. 27 Mayıs 1992 tarihinde, kuşatma altında olan Saraybosna da gerçekleşen ilk patlama ile savaş resmen başlamış ve savaş boyunca yapılan acımasız katliamlar birbirini takip etmiştir. Üç buçuk yıl süren savaş, binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve yüzbinlercesinin evlerini/ülkelerini terk etmesine yol açmıştır. Sırplar bu savaş esnasında ağırlıklı 18 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

19 raklarında süren ve onbinlerce kişinin ölümüne neden olan yüzyılın son büyük felaketlerinden biri olarak nitelenen savaş durdurulabilmiştir. Ancak bu tarihten sonra, Bosna ya yapılan insani yardımlar ilk defa olarak kesintiye ve engellemeye uğramadan gereken yerlere ulaştırılabilmiştir. Ve bu ateşkes ve antlaşma ile birlikte, yıllarca birbirlerine karşı düşmanca tutum sergileyen tarafların birbirine karşı daha toleranslı davranmaları ve bir masaya oturmaları sağlanabilmiştir. Bu antlaşmayla Bosna nın biri Müslüman ve Hırvatlardan, diğeri ise Bosnalı Sırplardan oluşan iki bölüme ayrılması da resmileştirilmiştir. Bu şekilde Müslümanların Bosna topraklarında tamamen bağımsız Müslüman bir Boşnak devleti kurmaları engellenmiş ve Boşnaklara yaşam hakkı ve güvencesi ancak Hristiyan Hırvatlarla bir federasyon yapmaları halinde tanınmıştır. Sonuç olarak ise, Hırvatlar ve Sırplar Boşnaklardan çok daha iyi şartlara ve çok daha fazla toprağa sahip olmuştur. Balkanlar ve dolayısıyla Bosna, Osmanlı ve Türkiye dış politikası için de hemen her zaman için önemli bir fırsat ve sorun kaynağı olmuştur. Bu önem özellikle Bosna nın Osmanlı mirası olan kültür değerlerinden ve bölgenin Türkiye için doğu, orta ve batı Avrupa ya geçişi konumunda oluşundan kaynaklanmaktadır. Savaş sonrası güncel durumda, ülkeye yapılan maddi yardımlar dönemi bitmiştir, mevcut durumda ülkede yeni iş sahaları oluşturulmaya çalışılmaktadır, Bosnalılar hala bir yönüyle hamileri olarak gördükleri Türkiye halkından bu konuda da destek beklemektedirler. Bununla birlikte, günümüzde Bosnalılar, devleti oluşturan Boşnak-Hırvat Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti politikacılarının kavgalarından bıkıp usanmış durumdadır. Zira Bosnalı Müslümanlar her iki tarafın da kendi milliyetçi gündemlerinin dışına çıkamadığını düşünmektedirler. Bunun yanı sıra Sırpların ırkçı ve yaptıklarından hiç de pişmanlık duymadıklarını gösterdikleri tutumları Boşnakları ziyadesiyle rahatsız etmektedir. Örneğin, tüm dünyanın tanıdığı Srebrenica Katliamı Sırplar için bir suç, ama asla bir katliam değildir. 29 Şubat ta kuşatmanın kaldırılmasının 20. yılını kutlayacak olan Bosna, şu an itibariyle üçlü devlet başkanlığı konseyi tarafından yönetilmektedir. Konseyde katliamı inkar eden politikacıların yanı sıra, Bosna Silahlı Kuvvetleri nin amaçsız bir yapı olduğunu ve Bosna Hersek in silahsızlandırılması (demilitarize edilmesi) gerektiğini savunanlar da vardır. Bu kaos içinde ülke bir şekilde barışı ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bunun dışında Avrupa Birliği üyeliği Bosna için önemli bir hedef durumundadır. Sırbıstan ve Hırvatistan ın Avrupa Birliği üyeliği birçok ülke tarafından desteklenirken, Bosna ya Avrupa Birliği nden resmi bir davet dahi henüz gelmemiştir. Bununla birlikte Bosna nın yakın zamanda Avrupa Birliği adaylığı için başvuruda bulunması beklenmektedir. Son olarak ifade etmek gerekir ki, yolsuzluk, milliyetçilik, ağır bürokrasi, fakat hepsinin de ötesinde yaşanan savaş ve onunla beslenen nefretler, Bosna yı daha uzun yıllar meşgul edeceğe benzemektedir. ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 19

20 Söyleşi Bosna yı Savunmak Şerefti Emekli tuğgeneral Yovan Divyak Bosna-Hersek Ordusu nun önde gelen generallerinden biriydi, bugün ise Bosna yı Eğitim Kurtaracak Vakfı nın kurucusu olarak Bosna halkına hizmet etmeyi sürdürüyor, gerçek bir hayırsever olan, Bosna ordusunun Sırp asıllı emekli generali Divyak ile Bosna yı konuştuk. 20 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

21 » Anes Cunuzoviç Divyak hakkında (bir kutucuk içinde verebiliriz): Tuğgeneral Yovan Divyak, 11 Mart 1937 tarihinde Belgrad da doğdu yılından beri ise Saraybosna da yaşıyor. Belgrad da Harp Akademisi nden mezun oldu ve daha sonra Harp Akademisi nde hocalık yaptı. Savaşın başladığı sırada, Yovan Divyak, Bosna Hersek Bölgesel Savunma Birlikleri nde subaydı. Bosna Ordusu na katılıp Bosna-Hersek Genelkurmay Başkanı Yardımcısı göreviyle tuğgeneral oldu. Birçok ödülün yanı sıra Fransa nın en değerli devlet madalyası olan Onur Nişanı nın da sahibidir. Konuşmalarının yer aldığı Saraybosna, Aşkım Benim adlı kitabı da Fransızca olarak yayınlanmıştır yılında, bugün de görev aldığı Bosna yı Eğitim Kurtaracak Vakfı nı kurmuştur ve hayır çalışmalarına devam etmektedir. Perspektif: Bir generalin, daha doğrusu savaşta bulunmuş bir generalin, sizin yaptığınız gibi, savaş sonrası insani yardım çalışmalarıyla ilgilenmesi çok da alışıldık bir durum değil, en azından Balkanlar için. Ekonomik durumu kötü olan üniversite öğrencilerine burs sağladığınız Bosna yı Eğitim Kurtaracak Vakfı nın kurucususunuz, bu şekilde eğitimli ve sizin yetiştirdiğiniz genç bireyler ile ülkeyi güçlendirmeye devam ediyorsunuz. Böyle bir çalışmada bulunma kararını nasıl verdiniz? Öncelikle bize biraz vakfınızdan bahseder misiniz? Divyak: Vakfın temeli, muhtemelen, babamın öğretmen olmasına dayanmaktadır. Bir diğer sebebiyse 18 yıl boyunca askeri eğitimde bulunmuş olup eğitimin önemi hakkında uygulamalı bilgiler edinmiş olmamdır. Aynı zamanda 20 seneyi aşkın bir süre, ilk ve orta eğitimim, akademi ve subaylık öğretimim süresinde kendimi eğitim faaliyetlerine adamış olmam da kararımda etkili oldu. Vakfı, 1994 yılında, Bosna-Hersek Ordusu Genelkurmay Başkanlığı ndaki sorumluluklarımın büyük bir bölümünden ayrıldıktan sonra kurdum. Bazı dostlarım bir şekilde savaşta büyük zarar gören Bosna nın yeniden kalkınmasına angaje olmamı öğütledi ve böylece vakıf kuruldu. Bildiğiniz gibi, her savaşta en büyük darbeyi alanlar savaşta yetim kalmış çocuklar oluyor. Bu yüzden nasıl bir yol izlemem gerektiği ve neyle ilgilenmem gerektiği konusunda karar almam zor olmadı, Bosna yı Eğitim Kurtaracak Vakfı bu şekilde kuruldu. İlk başta planım, henüz bitiremediğim savaş günlüğümü bitirip kitabın satışlarından, sayıları o zaman bile çok olan savaşta yetim kalmış çocuklara verilecek bursların belirli bir kısmını sağlamaktı. Vakıf 18 yıldır başarılı bir şekilde hizmet veriyor. Başlangıçta yetim ve engelli çocuklara burs veriyorduk, son yıllarda ise yetenekli çocuklara yönelik olarak da çalışıyoruz. Bu eğitim-öğretim yılında 529 çocuk vakfımızdan burs alıyor, geçen 18 yıl içerisinde yaklaşık 6000 öğrenci burslarımızdan faydalandı, kendilerine Euro kadar bir kaynak tahsis ettik. Bursların yanı sıra, Doğa ve Gençler, Çocuk-İnsan Hakları gibi konularda da toplumsal ve psikolojik faaliyetler yürütüyoruz. Kısacası, okullarda ve evde öğrenemeyecekleri şeyleri çocuklarımıza öğretiyoruz. Birçok okulun onarılmasına da katkıda bulunduk. Çocuklar için geziler düzenliyoruz, vakfımız aracılığıyla birçok genç 17 Avrupa ülkesini, Uruguay ve Kanada yı ziyaret ettiler. Her ne kadar yaşanan acıları hatırlatmak istemesem de, sizin için çok hoş olmayan ama okuyucularımızın dikkatini çekeceğini düşündüğüm bir döneme değinmek istiyorum: Belgrad da doğdunuz ama kader sizi Saraybosna ya, Bosna- ŞUBAT 2013 Sayı 218 Perspektİf 21

22 Söyleşi Hersek e getirdi. Saldırıdan önce yaşadığınız Saraybosna da hayat nasıldı? Biz Avrupa da Saraybosna halkının, ruhunun medhini duymuştuk. Nasıl bir hayat yaşanıyordu yaşadığınız şehirde, savaş öncesi nasıl bir atmosfer hakimdi ve bu atmosfer saldırı öncesi nasıl bir anda karanlığa dönüştü? 1966 yılından beri Saraybosna da yaşıyorum. Hayatımın üçte ikisini burada geçirdim. Şehirler insanlardan oluşur, malum. Şu an eşimle yaşıyorum, eskiden çocuklar da bizimleydi. Nüfusun %99 unun Boşnak olduğu Saraybosna nın Stari- Grad ilçesinde yaşıyorum ve asla başka bir halka, başka bir dine mensup olduğum için sorun yaşamadım. Komşularımı ziyaret etmediğim tek bir bayram geçirmemişimdir. Bayramlarda bizzat komşularımı ziyaret ederim, Noellerde de onlar bana gelir. Savaş öncesi, iyi bir anlayış ve uyum örneğiydi, bugün bahsedildiği gibi ortak yaşam değil, bu sözü sevmiyorum, biz uyum içinde yaşıyorduk, hepimiz birdik, birbirimizin farklı unsurlar değildik ki, bu farklı unsurların paralel olarak hayatlarını sürdürdükleri ortak bir yaşama ihtiyaç duyalım. Ne din, ne milliyet ne de dil farklılıkları yüzünden sorun yaşıyorduk. Kısacası, Balkanlar ın kültür merkezinde müşterek bir hayat atmosferi hakimdi. Belki de bu gerçekte tam olarak doğru değildi ama biz öyle olmasını istiyorduk ve öyleymiş gibi yaşıyorduk. Bu bir şiirdi, ben öyle adlandırmayı seviyordum, Saraybosna da yaşamak şiir gibiydi. Ne yazık ki bugün tam tersi. Saraybosna da da, Bosna nın tümünde olduğu gibi, nüfusun yapısında değişiklikler yaşandı. Okuyucularınız, Drina Nehri nin çevresinde, yani Bosna nın doğusunda, Zvornik, Foça, Vişegrad gibi şehirlerde savaş öncesi nüfusun çoğunluğunun Boşnak olduğunu bilmeliler. Bugünse sayıları %1 den çok değil, çünkü savaşta katledildiler, sürgün edildiler. Eskiden nüfusun %50 sinin Sırp, %40 ından fazlasının da Hırvat ve Boşnak olduğu, şu an ise %95, hatta belki de daha fazlasının Sırp olduğu Banya Luka da da benzer bir durum söz konusu. Maalesef, günümüzde, savaş öncesinde nüfusun %50 sinin Boşnak, %30 unun Sırp ve %7 sinin Hırvat olduğu Saraybosna da da durum aynı. Şimdi nüfusun %95 i Boşnak. Tabii, sadece Saraybosna değil, Zenitsa, Tuzla vb. şehirlere de göçü sağlayacak bir politika izlenmesi gerektiğini düşünsem de, Drina çevresi ve diğer yerlerden sürgün edilenlerin genelde Saraybosna ya göç etmiş olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Sırp siyasetçilerinin, Dayton Barış Antlaşması nın imzalanmasından sonra, o zamana kadar işgal edilmiş Saraybosna topraklarının; Grbavitsa, Ilıca, Haciçi, Vogoşça, Trnovo nun bir kısmının Bosna-Hersek Federasyonu na verilmesi kararı alındıktan sonra, buralarda yaşayan Sırplara orayı terk etmeleri için çağrıda bulunmuş olduklarını da bilmek gerekiyor. Bu çağrıda en çok dikkat çeken Momçilo Krajişnik olmuştur, Sırplar ın çoğu onlara uyup Saraybosna yı terk etti ki buna gerek yoktu, çünkü hiç kimse onları buradan kovmazdı ya da herhangi bir şekilde zarar vermezdi. Bir nokta daha var, buradan 300 metre uzaklıkta, Sırp Cumhuriyeti ne ait, Saraybosna 22 Perspektİf Sayı 218 ŞUBAT 2013

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas

Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Almanya daki slam Konferans ve Federal Alman Hükümetinin Entegrasyon Politikas Ali Aslan Almanya son on yıllarda her şeyden önce Müslüman ağırlıklı devletlerden gelen göçmenler yoluyla dini ve kültürel

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 Sayın Valim, Sayın Belediye Eş Başkanları, Sayın Başkanlar, Saygıdeğer Protokol, Değerli Davetliler

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 7. Bakanlar Konferansı Raporu. 24-25 Mayıs 2010. Bakü/Azerbaycan

Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 7. Bakanlar Konferansı Raporu. 24-25 Mayıs 2010. Bakü/Azerbaycan Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 7. Bakanlar Konferansı Raporu Katılımcılar: 24-25 Mayıs 2010 Bakü/Azerbaycan Leyla COŞKUN (Kadının Statüsü Genel Müdür Yardımcısı) Şengül ALTAN ARSLAN (Dış

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Türk Nüfusu Federal Almanya daki ve Avrupa daki Türk Göçmenler ALMANYA Veriler T.C. vatandaşlarının toplam sayısı 1.760.000 Alman vatandaşlığını

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar,

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı; Yüksek Yargı Kurumlarının çok değerli Başkanları; Sayın Büyükelçiler; Avrupa Konseyinin çok değerli temsilcileri; Uluslararası Kuruluşların değerli temsilcileri

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

2005, yıl:1, sayı:4, ss.62-64 de yayımlanmıştır.

2005, yıl:1, sayı:4, ss.62-64 de yayımlanmıştır. AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE DİN ÖĞRETİMİ VE TÜRKİYE İLE KARŞILAŞTIRILMASI 1 Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın 2 Bu yazıda, önce Avrupa Birliği ülkelerindeki din öğretimi uygulamaları hakkında bilgi verilecek

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Detaylı

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Yardımcı Kuruluşlar Hükümete veya bakanlıklara görevlerinde yardımcı olmak, belirli konularda görüş bildirmek, bir idari

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

"AVUSTURYA'DAKİ BOSNALI VE TÜRK GÖÇMENLER" 1

AVUSTURYA'DAKİ BOSNALI VE TÜRK GÖÇMENLER 1 TÜRK DÜNYASI SENDİKALAR ZİRVESİ "AVUSTURYA'DAKİ BOSNALI VE TÜRK GÖÇMENLER" 1 ZZI - Zentrum der zeitgemäßen Initiativen (Modern girişimler merkezi) / Avusturya 1 Bu makale, 11-13 Mayıs 2014 tarihinde Eskişehir

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Federal İdare İş Mahkemesi

Federal İdare İş Mahkemesi Federal İdare İş Mahkemesi Karar Tarihi : 15.10.2013 Sayısı : 1 ABR 31/12 Çev: Alpay HEKİMLER * İşçiler, kendileri için işveren tarafından hizmet içi kullanım için tahsis edilmiş olan e-mail adreslerini

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ SAYI:15 NİSAN 2004/2

AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ SAYI:15 NİSAN 2004/2 Hazırlayan: Müge ÇAKAR İÇİNDEKİLER 1. AB- TÜRKİYE SON DAKİKA 1.1. AB-Türkiye İlişkileri nde Kıbrıs 2. AB den ÖNEMLİ BAŞLIKLAR 2.1. Avrupa Birliği nde Tarihi Genişleme AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ

Detaylı

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Uluslararası Konferans Sivil Toplum-Kamu Sektörü İşbirliği 25-26 Nisan 2013, İstanbul 2 nci Genel Oturum

Detaylı

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanları, Değerli Katılımcılar, Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nu sunmak

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

DAYTON BARIŞ ANTLAŞMASINA GÖRE BOSNA-HERSEK DEVLETİ

DAYTON BARIŞ ANTLAŞMASINA GÖRE BOSNA-HERSEK DEVLETİ DAYTON BARIŞ ANTLAŞMASINA GÖRE BOSNA-HERSEK DEVLETİ Bosna Hersek in anayasası niteliğindeki Dayton Antlaşmasının Ek 4 ün 1. fırkasının 3. maddesinde Bosna Hersek, Federasyon ve Sırp Cumhuriyeti nden oluşan

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK

OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... V GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DİNSEL ÇOĞULCULUK ve BENZER KAVRAMLAR I. Vatandaşlık...7 A. Sosyal Bilimlerde Vatandaşlık Kavram(lar)ı...8

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR

FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR FARKLI AB ÜLKELERİNDE GÖÇMEN POLİTİKALARINDAKİ GENEL YAKLAŞIMLAR AB Göç politikalarında uyum ve koordinasyon için: Amsterdam Anlaşması 2.10.1997 Tampere Zirvesi 15-16.10.1999 GÖÇ VEGÖÇMEN POLİTİKALARININ

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

Anket formu. Lübeck te Yaşlılık ve Göç

Anket formu. Lübeck te Yaşlılık ve Göç Anket formu Lübeck te Yaşlılık ve Göç 1 Cinsiyet 2 Çocuklarım var Erkek Kadın, çocuğum var. 3 Yaş 4 Çalışmaktayım 30 yaşından küçüğüm 30-39 yaşındayım 40-49 yaşındayım 50-59 yaşındayım 60-69 yaşındayım

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Alman Federal Mahkeme Kararları Çev: Alpay HEKİMLER * Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Karar Tarihi : 24.03.2015 Sayısı : L 3 U 225/10 İşçiler, öğlen paydosu sırasında, sadece öğlen yemeğini yemek üzere

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 113 Şubat 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜM AB VATANDAŞLARI İÇİN VİZESİZ TÜRKİYE Deniz SERVANTIE İKV Uzman Yardımcısı Deniz SERVANTIE 27 Ekim 2014 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr TÜM AB VATANDAŞLARI

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) ŞİKAYET NO : 2015/5132 KARAR TARİHİ : 01/04/2016 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU : Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

Anket 2: Şirketteki yabancı dil ihtiyaçları hakkında bilgi verebilecek kişilere yöneliktir

Anket 2: Şirketteki yabancı dil ihtiyaçları hakkında bilgi verebilecek kişilere yöneliktir Anket 2: Şirketteki yabancı dil ihtiyaçları hakkında bilgi verebilecek kişilere yöneliktir Sayın ilgili, Bu anket çalışmasının çıktıları Avrupa daki inşaat sektörü çalışanlarının dil becerilerini ve çalışma

Detaylı

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ Genel Konferansın 20. Oturumunda benimsenmiştir. (*) Giriş Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu nun amacının UNESCO Kuruluş Sözleşmesi tarafından belirlendiği

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIġI GÖREV RAPORU. BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIġI GÖREV RAPORU. BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı Ormancılık alanında Bosna-Hersek ile işbirliğini geliştirmek amacıyla Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı aracılığıyla iki

Detaylı

CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² )

CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² ) CAMİ İNŞA PROJESİ ÇAD ( 200 M² ) İHH Projeler Birimi PROJENİN KONUSU Bu proje, Çad ın başkenti N'Djamena'daki Diguel semtinde 200 m² büyüklüğünde bir cami ve imam evi inşa edilmesini kapsamaktadır. ÇAD

Detaylı

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği ortak sınavlara ilişkin, "Sınav sonuçlarını, ocak ayının ilk haftası, hatta şunu söyleyebilirim, 2 Ocak Cuma 18.00'de

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIGI NA 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi hakkındaki kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur. Gereğini

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı