/Kayıt Tarîhi:tiJ&. Doç. Dr. Fethiye ERDİL. İkinci Baskı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "/Kayıt Tarîhi:tiJ&. Doç. Dr. Fethiye ERDİL. İkinci Baskı"

Transkript

1

2 /Kayıt Tarîhi:tiJ&. Doç. Dr. Fethiye ERDİL İkinci Baskı Ankara-1994

3 I.Basım : 1000 adet 1993 II. Basım: 1300 adet 1994 Bu kitap, Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Hacettepe Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen "Hizmetiçi Eğitim Hemşiresi Yetiştirme Programı" çerçevesinde kullanılmak üzere yazılmış ve çoğaltılmıştır. İkinci basımın telif haklan Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğüne aittir. Basıldığı Yer: Aydoğdu Ofset Tel: ANKARA

4 ÖNSÖZ Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde en ağır yüklerden birini taşıyan ve kendi başına bağımsız bir meslek olan hemşirelik, yıllarca yardımcı sağlık personeli olarak anılmış ve gerçek değerini alamamıştır. Bunda yeterli süre ve kalitede eğitim almamaları önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim süreçlerinin, günün gelişme ve yenileşmelerine yeterince ayak uydurmaması sağlık alanında eleman yetiştiren bütün okullarımızın yaşadığı ortak bir sıkıntıdır. Bu sıkıntı sahaya çıkıldığı anda ebesinden hekimine kadar bütün sağlık personeli tarafından çok yoğun şekilde hissedilmekte ve bu durum aynı zamanda hizmetlerin kalitesine yansımaktadır. Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü çalışmaları çerçevesinde ele alınan sağlık reformu çabalarının en önde gelen amaçlarından birisi de hizmetleri büyük güçlüklerle halka ulaştırmaya çalışan sağlık personelinin sadece okullarda aldıkları eğitimlerle kalmamaları için yeni değişime ve gelişmelere ayak uyduracak, hizmette en iyi olma anlayışını ön plana çıkaracak ve bunu sağlayacak bilgi ve becerilerle donatacak eğitim süreçlerini uygulamaya koymaktır. Bu amaçtan hareketle hemşirelerimizin, hizmetiçi eğitim programları aracılığıyla, zenginleşen bilgi ve gelişen teknolojiyi izlemesi ve böylece gerek kendi mesleki statülerinde hakettikleri yeri almaları, gerekse insanımıza en iyi hizmeti sunabilmeleri, çalışmalarımızın temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle Bakanlığımız Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu ve Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü ile işbirliği içerisinde düzenlenen "Hizmetiçi Eğitim Hemşiresi Yetiştirme Projesi" sağlık hizmetlerinin temel direği olan hemşirelerimizin güncel bilgi ve becerileri işbaşında yakalayabilmeleri için büyük bir fırsattır. Bu eğitim programı çalışmalarında kullanılması amacıyla, Hacettepe Üniversitesi'nin çok değerli öğretim üyeleri tarafından kaleme alınan bu kitapların bütün hemşire arkadaşlara yararlı olacağına inanıyorum. Bu kitapların hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, sağlıkta üçüncü bin yıla hazırlanan ülkemiz sağlık ordusunun siz değerli neferlerine başarılar dilerim. Dr. O. Niyazi ÇAKMAK Sağlık Projesi Genel Koordinatörü

5 Sevgili Meslektaşlarım, Her hizmet sektöründe olduğu gibi, sağlık hizmetlerinde de hizmet içi eğitim ve sürekli eğitim programları, kurumların hizmetleri arasında yer alması gereken en önemli etkinliklerden birisi olmaktadır. Sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda bu hizmetler bir sistem içinde yürütülmemektedir. Kurumların hemen tamamında yalnızca hizmet içi eğitim planlamak ve yürütmekle görevli, hemşirelik hizmetleri yönetimine bağlı bir birim yoktur. Bu hizmetler, bu alanda yetişmiş ve yalnızca bu işi yürütmekle görevlendirilmiş nitelikli hemşire insan gücü tarafından yürütülmemektedir. Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü ve Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü işbirliği ile yürütülen "hizmet içi Eğitim Hemşiresi Yetiştirme Projesi" bu anlamda atılmış ilk ve en önemli adımlardan birisidir. Adı geçen proje kapsamında 11 ilden, Hemşirelik Yüksek Okulu mezunu yetmiş dokuz Yüksek Hemşire ve Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü mezunu 11 Tıbbi Teknolog 16 Kasım 1992 ile 5 Şubat 1993 tarihleri arasında 126 saatlik bir eğitim programından geçmiş ve programı başarı ile tamamlayanlara sertifika verilmiştir. Bu çalışmanın en önemli girişimlerinden birisi de bu programdan geçenlerin kurumlarında yalnızca bu hizmeti yürütmek üzere görevlendirilmeleri için bir genelge çıkartılmış olmasıdır. Bu anlamda, bu proje 2000'li yıllar için öngörülen sağlık hizmeti sunumu modelinin vazgeçilmez bir parçası olan sağlık insangücünü geliştirme programı için şimdiden atılmış onu destekleyen çok önemli bir adımdır. Bunu kavramak, değerlendirmek ve bu çabaya sahip çıkmak gerekir. Elinizdeki kitaplar proje kapsamında yazılmış örnek kitaplardır. Bunları çoğaltmak, bunları kullanmanıza ve daha fazla talep etmenize bağlıdır. Sonuç olarak, bu proje ısrarla ve doğru bir şekilde savunulursa kabul görüründe somut bir örneğidir. Başarılar diler, saygılar sunarım. Doç. Dr. Saadet Ülker Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Hemşirelik Hizmetleri Daire Başkanı

6 ŞOK VE HEMŞİRELİK ŞOKUN TANIMI DOLAŞIM SİSTEMİ ŞOKUN SINIFLANDIRILMASI 1- Hematojenik Şok 2- Kardiojenik Şok 3- Nörojenik ve Vazojenik Şok ŞOKUN FİZYOPATOLOJİSİ ŞOKUN EVRELERİ ŞOKUN BELİRTİ VE BULGULARI ŞOKTAKİ HASTANIN TEDAVİSİ ANAFLAKTIK ŞOK VE TEDAVİ HEMŞİRELİK BAKIMI Doç. Dr. Fethiye ERDİL Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı

7 ŞOK VE HEMŞİRELİK ŞOKUN TANIMI Hemşireler hastaya bakım verirken çoğu kez kendi kendilerine "Hasta şoka mı giriyor?" "Hasta şokta mı?" sorularını sorarlar. Şok hastanede yatan hastalarda görülebileceği gibi evde, caddede, iş yerinde tek kelimeyle her yerde görülebilir. Şoktaki, ya da şoka girecek hastanın ciddi bir hastalık durumu vardır. Şok sık görüldüğünden, ciddi ve çoğu kez ölümle sonuçlanan bir durum olduğundan hemşirenin, ciddi şok durumu gelişmeden, dolaşım yetmezliğinin erken belirti ve bulgularını tanıyıp hemen tedaviye başlayabilmesi çok önemlidir. Şok, çok uzun zamandan beri biliniyor olmasına karşın şokun tanımı ve sınıflamasına ilişkin karmaşa süre gelmektedir. "Şok" kelimesi yaygın olarak kanama, enfarktüs gibi çeşitli hastalıkların neden olduğu bir grup belirti ve bulguyu ifade etmek için kullanılır. Şokun çeşitli tanımları vardır. Bu tanımlara göre şok; Hayati organların normal kanlanmamasına neden olan, kalp debisi düşüklüğü ile karakterize, akut dolaşım yetmezliğidir. Beden dokularının perfüzyonunun azalmasına neden olan ve çeşitli sistemik etkiler yaratan yaygın, yetersiz dolaşım durumudur. Perfüzyon kanın bir organ ya da dokuda dolaşmasıdır. Hayati organların hem yapılarında hem de fonksiyonlarında kayba yol açan yaygın arteriolar konstriksiyon ve yetersiz perfüzyon ile karakterize bir sendromdur. Dolaşım yetmezliği ve anoksi ile sonuçlanan kan hacmi ile damar yatağı hacmi arasındaki oranın bozuk olduğu anormal fizyolojik bir durumdur. Yukarıdaki farklı şok tanımlarının herbirinde ifade edilen temel sorun "Doku perfüzyonunun yetersizliği"dir. Bu temel sorun dikkate alındığında şok, en basit ve genel tanımıyla "Yetersiz doku perfüzyonu" dur. Şokun anlaşılabilmesi için doku perfüzyonunu etkileyen faktörlerin bilinmesi gerekir. Bu nedenle dolaşım sisteminin kısaca gözden geçilmesi yararlı olacaktır.

8 DOLAŞIM SİSTEMİ Dolaşım sisteminin başlıca bölümleri, kalp, büyük kan damarları ve kapiller dolaşımdır (Şekil-1). Kapiller dolaşıma, periferal dolaşım ve mikrosirkülasyon da denilmektedir. Dolaşım kapalı bir sistemdir ve sistemin her bir kısmı birbiriyle karşılıklı ilişkidedir. Bu nedenle sistemin bir kısmında meydana gelecek değişiklik, diğer kısımları etkileyecektir. Şekil -1: Dolaşım sistemi (Kaynak : 13). Kalbin ve büyük damarların aktivitesi, beyinde medulla oblangatadaki vazomotor merkez, kardiyak merkez, otonom sinir sistemi (sempatik ve parasempatik sinirler); kalp ve büyük damar duvarında yer alan reseptörler tarafından düzenlenir (Şekil-2). Reseptörler; değişikliklere duyarlı sinir uçlarıdır. Basınç değişikliklerine duyarlı olanlar baroreseptörler ve kimyasal değişliklere duyarlı olanlar kemoreseptörlerdir. Baroreseptörlere, pressoreseptörler de denilmektedir. Baroreseptörler arkus aortada ve karotis sinüste bulunurlar ve damar içindeki basınç değişikliklerine göre vazomotor ve kardiyak merkezi uyarırlar. Kan basıncı düştüğünde, kan atım hızı artar ve damarlarda vazokonstriksiyon olur. Kan basıncı yükseldiğinde ise kalp atım hızı azalır ve vazodilatasyon olur.

9 Kardiyak Merkez Vazomotor Merkez Solunum Merkezi Kalp Şekil - 2: Kan hacmi azaldığında Baroreseptörler uyarılır. K.M. ve V.M. uyarılır, kalp hızı artar, damarlar kasılır; CO 2 ve H + arttığında kemoreseptörler uyarılır, K.M. ve S.M.'ni uyarır, kalp hızı ve solunum asyısı artar. Kemoreseptörler de arkus aortada ve karotis sinüste yer alır, arteriyel oksijen azlığına, karbondioksit ve hidrojen iyonu fazlalığına duyarlıdır. Kemoreseptörlerin uyarılması vazokonstriksiyona neden olur. Solunum merkezi ve kardiyak merkez uyarılır, solunum hızı ve kalp hızı artar. Diğer reseptörler, venakavanm son kısmında ve sağ atriumdadır. Burada basınç arttığında kalp hızı artar, kan arteriyel sisteme geçer ve sistemik kan basıncı yükselir. Reseptörler kalbin ileti sisteminde, myokartta ve damarların düz adalelerinde de yer alırlar. Uyanlar kalp, damarlar, vazomotor ve kardiyak merkez arasında otonom sinir sistemi ile taşınır. Sempatik sinir liflerinden norepinefrin; parasempatik sinir liflerinden asetil kolin salınır. Sempatik uyarı kalp hızını ve kasılma gücünü artırır, vazokonstriksiyona neden olur. Parasempatik uyarı ise kalp hızını azaltır ve vazodilatasyona neden olur.

10 Kapiller dolaşımın düzenlenmesi, büyük damarlarınkinden farklıdır. Kapiller damarlar bedendeki tüm damarların % 90'ını oluştururlar, göresel olarak iskemiktirler ve kan hacminin % 6-7'sini kapsarlar. Kan akımı hücrelerin besin ve oksijen ihtiyacına göre düzenlenir. Bu düzenlemede geniş ölçüde kimyasal maddeler rol oynar. Bunlar hücrelerin metabolik aktivitesi sonucu oluşup doku çevresinde yer alan maddelerdir (histamin, serotonin, bradikinin ve adale metabolitleri). Kabin pompa olarak etkinliği kalp debisi (cardiac output) olarak ifade edilir. Kalp debisi; kalpten bir dakikada pompalanan kan miktarıdır ve kalp atım hacmiyle (stroke volume), kalp atım hızının çarpılmasıyla hesaplanır. Kalp atım hacmi normalde ml.'dir. Bireyin kalp atım hızı dakikada 80 ise, : Kalp debisi : 80 x 70 = 5600 ml/dak.'dır. Yeterli kan dolaşımı aşağıda yer alan üç faktörün birlikte etkin fonksiyon görmesine bağlıdır. 1 - Vasküler tonüs ya da kan damarlarının direnci. 2- Kan hacmi ya da bedendeki total kan miktarı. 3- Kardiyak pompa ya da kalbin pompa fonksiyonu. Bu üç faktörün dengeli olması, bedendeki tüm dokuların ihtiyaçları kadar kan almalarına olanak asğlar. ŞOKUN SINIFLANDIRILMASI Dolaşımın yeterli olmasını sağlayan üç faktör: Kan hacmi, kalbin pompa gücü ve damar tonüsü esas alınarak sınıflama yapıldığında şok başlıca üç tipe ayrılır (Tablo,1). 1- Hematojenik şok (Kan hacmi azalmıştır.) 2- Kardiojenik şok (Kalbin pompa gücü yetersizdir). 3- Nörojenik ve vazojenik şok (Damar yatağı genişlemiştir) (Şekil - 3). 10

11 1- Hematojenik şok: Kan hacminde önemli miktarda azalmaya yol açabilecek bir durum hematojenik şoka neden olabilir. Kanamalarda kan kaybıyla; yanık, ishal, kusma ve diabetik asidozda hücre dışı sıvının aşırı kaybıyla hematojenik (hipovolemik) şok gelişebilir. Klinik olarak şok tablosunun ortaya çıkması için kan hacmindeki azalmanın en az %25 olması gerekir. Ancak kaybın şekli, süresi ve miktarının yanısıra hastanın yaşı, genel sağlık durumu da rol oynar. TABLO - 1 ŞOKUN SINIFLANDIRILMASI Şok Tipleri Tanım Nedenleri Hematojenik Kan hacminin azalması Kanama. Yanıklar. Gastrointestinal sistemden aşırı kayıplar (İshal, kusma). Aşırı terleme. Çok fazla idrar. Kardiojenik Kabin pompa gücünün azalması Myokart enfarktüsü. Kardiyak aritmiler. Perikardit. Konjestif kalp yetmezliği. Nörojenik Sinirsel uyarının neden olduğu aşırı vazodilatasyon Beyine ilişkin hastalıklar, spinal anestezi reaksiyonu, insülin reaksiyonu. Vazojenik Kimyasal ajanların neden olduğu aşırı vazodilatasyon Anaflaksi, Septik şok. 2- Kardiojenik Şok: Kalbin pompa gücünün yetersizliği nedeniyle gelişir. Kalp yetmezliği, myokart enfarktüsü, kardiyak aritmiler ve perikardit gibi durumlarda ortaya çıkabilir. 11

12 3- Nörojenik ve Vazojenik Şok: Şoka neden olan sorun damarların genişlemesi yani vasküler tonusun yetersizliğidir. Kan hacmi yeterli olduğu halde, damar yatağı genişlediğinden damarlar yeterince dolamaz ve perfüzyon bozulur. Damarların genişlemesi beyin harabiyeti, derin genel anastezi, spinal anastezi ve insülin reaksiyonunda görüldüğü gibi sinirsel uyarandan kaynaklanıyorsa "nörojenik şok" denir. Insülinin aşırı salındığı durumlarda, enerji yetersizliği nedeniyle vasküler sinirler damar tonüsünü düzenleme kabiliyetlerini kaybederler ve şpk gelişebilir. Damarların gelişmesinde, damarların düz kaslarını etkileyen vazoaktif maddeler rol oynuyorsa, "vazojenik şok" denir. Vazojenik şoka iki örnek anaflaktik şok ve toksik şoktur. Toksik şoka; bakteriyel, septik ve endotoksik şok da denilebilir. Şekil - 3: Şokun ve perfüzyon bozukluğunun üç esas nedeni vardır: (a) Kalp hastalığına bağlı pompa yetmezliği; (b) Genellikle kanamaya bağlı olarak kan hacminde azalma; (c) Kan damarlarında dilatasyon, damar yatağının hacmini çok arttırarak kan basıncını düşürür. (Kaynak: 9) ŞOKUN FİZYOPATOLOJİSİ Şokun her tipinde temel sorun doku perfüzyonunun yetersizliği ve sonunda hücre ölümü olduğundan şokta gözlenecek fizyopatolojik değişiklikler, şokun nedenine göre farklılık göstermekle birlikte geniş ölçüde benzerdir. Gene de karışıklığa yol açmamak için bu bölümde hematojenik (hipovolemik) şok fizyopatolojisi ana hatlarıyla gözden geçirilecektir. 12

13 Hematojenik şokta doku perfüzyonunun bozulmasının temel nedeni kan hacminin azalmasıdır. Erişkin birey kan hacminin % 20-25'ini kaybettiğinde şok tablosu gelişir. Şokta ortaya çıkan klinik tablodan organizmada gelişen çok sayıda ve oldukça karmaşık değişiklikler sorumludur. Şok geliştiğinde, hücrelerin temel ihtiyaçları olan oksijen, besin, sıvı-elektrolit yeterince karşılanamayacağından ve artık maddeler atılamayacağından, bu durumu düzeltmek için kompanzasyon mekanizmaları devreye girer. Kompanzasyon mekanizmaları başlangıçta, kalp hızını artırarak ve vazokonstriksiyon yaparak, kalp debisini korumak ve arteriyel kan basıncını desteklemek eğilimindedirler (Şekil - 4). Kan hacmi azaldığında kalp debisi düşer, arkus aorta ve karotis sinüste yer alan baroreseptörler uyarılır, kardiyak merkeze ve vazomotor merkeze uyarımlar gönderir. Sempatik sinir sistemi aktive olur, sempatik sinir uçlarından norepinefrin; adrenal medulladan norepinefrin ve epinefrin salınır. Bu maddeler kalpteki reseptörleri 13

14 uyararak kalp kasılma gücünü ve kalp atım sayısını artırırlar ve periterik damarlarda hem arter ve hem de venlerde konstriksiyona neden olurlar. Böylece hayati önemi fazla olan kalp ve beyin gibi organların daha iyi perfüze olmalarını sağlar. Sempatik sinir uyarıları "koroner damarları" genişletir. ' Böbreğe giden kan miktarı azaldığında juxtaglomerüler hücrelerden (afferent arteriol duvarı içinde yer alan hücreler) renin salınır, renin sonra angiontesin I ve angiotensin H'ye dönüşür. Angiotensin II, vazokonstriksiyona neden olur, aldosteron ve ADH (antidiüretik hormon) salınımını uyarır, böylece sodyum ve su tutularak kan hacmi artırılmaya çalışılır (Şekil-5). geriemilimini HgO gerilimi Gene strese tepki olarak arka Karaciğer hipofizden ADH ve ön hipofizden Şekil - 5: Böbreğe gelen kan miktarı azaldığında ACTH (adrenokortikotropik hormon) Aldesteron ve ADH salınımı (Kaynak : 13). salınır. ACTH; aldosteron ve glikokortikoit hormon salınımını uyarır, glikokortikoitler yağlar ve proteinleri glikoza dönüştürerek (glikoneogenezis), hücrelerin enerji ihtiyacını karşılamaya çalışır. Özet olarak beden şoka yani strese, kalp atım hızı ve kasılma gücünün artması, periferik vazokonstriksiyon, sodyum ve su tutulumu ve glikoneognezisle cevap vererek bozukluğu kompanse etmeye çalışır. Başlangıçta yararlı olan bu kompanzasyon mekanizmaları, giderek zararlı olmaya başlar. Örneğin kalp hızının aşırı derecede artması, kalbin pompalama gücünün azalmasına yol açabilir. Gene katekolaminlerin (epinefrin ve norepinefrin) aşırı derecede artması sonucu uzun süren vazokonstriksiyonla organ perfüzyonu azalır ve doku anoksisi oluşur. Şokta beyin dolaşımı genellikle iyi korunmaktadır. Çok süratli oluşan şok vak'alarında ve şokun ileri devrelerinde merkezi sinir sistemi perfüzyonu azalmakta ve beyin fonksiyonu bozulmaktadır (Şekil - 6). 14

15 Şekil - 6: İlerleyici şoka götüren çeşitli feedback tipleri (Kaynak : 6). Katekolaminlerin artması, koroner arterlerde dilatasyona neden olarak kan akımını iyi yönde etkilerse de, kalp hızını artırarak myokardın oksijen ihtiyacını artırdıklarından zararlı olurlar. Halen tartışmalı olmakla birlikte, karın içi organların iskemisi nedeniyle salındığı düşünülen "Myokardial Depresan Faktör (MDF)" myokardı baskılayarak kalp debisini daha fazla düşürür. Şok sırasında akciğer dolaşımı da bozulmaktadır. Şokun erken devresinde, hastanın solunum problemi yoksa, periferdeki organlara az kan gitmesine rağmen kanın oksijen kapsamı normaldir. Şokun ileri devresinde, pulmoner ödem ya da pulmoner arterlerde mikrotrombüslerin oluşmasıyla kanın oksijen kapsamı da azalır (Şekil - 7). Düşük kalp debisi ve vazokonstriksiyon nedeniyle barsaklara ve karaciğerlere kan akımı azalır. Başlangıçta barsaklardaki anoksi, nekroza kadar gider, barsak lümenindeki çeşitli toksik maddeler ve bakteriler genel dolaşıma karışırlar. Ayrıca karaciğer dolaşımının bozulması, çeşitli metabolik değişikliklere neden olur. 15

16 Yetersiz ventilasyon Yetersiz dolaşım Hipoksi Doku hipoksisi Myokardial fonksiyonun azalması Metabolik asidoz (İlerleyici dolaşım yetmezliği) Yetersiz dolaşım ^ Şekil - 7: ilerleyici dolaşım yetmezliği (Kaynak : 12). Vazokonstriksiyon, böbrek perfüzyonunu da önemli derecede azaltır, glomerular filtrat azalır ve yıkım ürünleri atılamaz. Akut böbrek yetmezliğinin oluşması şok tablosunun daha da kötüleşmesine neden olur. Pankreas perfüzyonunun azalması sonucunda pankreas fonksiyonlarının bozulmasına ve insülin salınımının azalmasına bağlı, önemli metabolik değişiklikler oluşur. Şokta doku anoksisi nedeniyle karbonhidratların oksijensiz ortamda yıkılmaları pruvik asit ve laktik asit birikimine yol açarak metabolik asidoz gelişir. Şokun belli bir döneminden sonra kapiller damarlar genişler, kan kapillerde göllenir ve venöz dönüş azalacağından kalp debisi daha fazla düşer. Kanın kapiller yatakta göllenmesi nedeniyle, kapiller sahada hidrostatik basıncın artması ve doku anoksisi nedeniyle kapiller permeabilitenin (geçirgenliğin) artması, kapillerden sıvıyla birlikte büyük moleküllerin çıkmasına neden olur, damar içinde çok büyük moleküller ve eritrositler kalır bu nedenle eritrositler kümeleşip çökerler. Şokun vazodilatasyon devresini "bütün damarlarda yaygın pıhtılaşma" (dissemine intravasküler koagülasyon) izler. Bu olay doku perfüzyonunu daha fazla bozar. Yaygın kapiller pıhtılaşma, pıhtılaşma faktörlerinin harcanmasına yol açarak kanamalara neden olur. Bu devreden sonra şok tablosu daha da ağırlaşmıştır. 16

17 ŞOKUN EVRELERİ Şok hastanın durumunun sürekli değiştiği, dinamik bir durumdur. Şokun gelişimini evrelere ayırarak tartışmak olayın daha kolay anlaşılmasına yardımcı olur. 1. Evre (Kompanse Şok Dönemi) Kalp debisi ve kan başmandaki ilk düşüş kompansazyon mekanizmaları ile dengelenmiştir. Bu dönemde organ fonksiyon bozukluklarına ilişkin bulgu yoktur, anksiyete dikkati çekebilir. 2. Evre (Dekompanse Şok Dönemi) Kompansazyon mekanizmaları, hayati organların perfüzyonunu sağlamakta yetersiz hale gelmiştir. Bilinç durumu bozulmuş, kan basıncı düşmüş, nabız hızlı ve zayıf, idrar miktarı azalmış, deri terli ve soğuktur. 3. Evre (Geri Dönüşsüz (Irreversible) ya da Geç Şok Dönemi) İleri derecedeki vazokonstriksiyon ve kalp debisi düşüklüğü sonucu metabolik asidozun gelişmesi ve toksik maddelerin birikimiyle myokart deprese olur ve vasküler tonüs kaybolur. Bu aşamada organizmada büyük ölçüde geriye dönüşü olmayan hasarlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde hiçbir tedavinin yararı yoktur. Hastanın tedavisine, 2. evreden önce başlanması, yaşamı güvence altına alabilme açısından çok önemlidir (Şekil - 8). Dolaşım bozukluğu Hücre Hasan Şokun evreleri Patogenez Şok / \ Tipleri Kardiojenik Travma Yanıklar Anaflaksi Sepsis Hemorajik I lipovolemik Şekil -8: Şokun evreleri ve patofizyolojisi (Kaynak : 12). 17

18 ŞOKUN BELİRTİ VE BULGULARI Şoka neden olan durumlar bazı farklılıklar yaratmakla birlikte, temel olarak şokun belirti ve bulguları benzerdir. Hematojenik şokun klasik belirti ve bulguları Şekil - 9'da görülmektedir. TERLEME.SIYANOZ. HUZURSUZLUK.ANKS.IYETE BİLİNCİN KAPANMASI PUPIUER İ İ DUZ BOYUN VENLERI SUSAMA.MUKOZ MEMBRANLARPA KURULUK BULANTI HIZLI YÜZEYEL SOLUNU* HİPOTANSİYON BARSAK SESLERİNİN AZALMASI HİPOTERMİ (REKTAL ISI 3C* İDRAR MİKTARI SOĞUK NEMLİ CİLT HIZLI İPLJKSİ NABIZ Şekil - 9: Hemorajik şoktaki hastanın görünümü (Kaynak : 12). 18

19 Şokun erken dönemde tanınıp, hemen tedaviye başlanmasının yaşamsal önemi olduğundan, şokun belirti ve bulgularının bilinmesi çok önemlidir. Şokun belirti ve bulguları şokun erken dönemiyle, ilerlemiş döneminde bazı farklılıklar gösterir. Şokun erken ve ilerlemiş dönemi belirti ve bulguları Tablo 2 ve 3'de görülmektedir. TABLO - 2 ŞOKUN ERKEN DÖNEMİ BELİRTİ VE BULGULARI Belirti ve Bulgular Heyecan, huzursuzluk Hiperventilasyon Hızlı nabız Solukluk, soğukluk Nedenleri Kalp debisinin azalmasına bağlı, beyin hipoksisi. Anksiyete ya da stres nedeniyle solunum hızı artmıştır. Kan basıncının düşmesi sonucu, sempatik sinir sisteminin uyarılması ve kardiyak merkezin uyarılması. Kompanzasyonu sağlamak için derideki kan damarlarının konstrikte olmaları. TABLO - 3 ŞOKUN İLERLEMİŞ DÖNEMİ BELİRTİ VE BULGULARI Belirti ve Bulgular Hızlı, zayıf, ipliksi nabız. Hiperventilasyon. Oligüri, anüri Uyku hali sonra, koma. Dispne, hipoksi. Düşük kan basıncı. Susama hissi. Müköz membranlarda kuruluk. Terleme Siyanoz Nedenleri Giderek artan kan basıncı düşüklüğünü kompan-ze etme tepkisi. Metabolik asidoz nedeniyle solunum merkezinin aşın uyarılması. Böbrek kan akımının azalması. Beyin hipoksisinin artması. Şokun son döneminde pulmoner ödem gelişmesiyle. Dolaşımı devam ettirmede kompanzasyon mekanizmalarının yetersiz kalması. Metabolik artıkların birikmesi, gastrointestinal sistemden toksinlerin kana karışmasıyla vazodilatasyon. Kan hacminin azalması sonucu, susama merkezinin uyarılması. Beden sıvılarının azalması. Aldosteron sekresyonu azalmıştır. Beden sodyumu tutamaz, böylece su da tutulamaz ter bezleri yoluyla atılır. Derideki kapillerde oksijensiz kanın artması nedeniyle. Kalp yetmezliği ve pulmoner embolide şokun erken döneminde görülebilir. 19

20 ŞOKTAKİ HASTANIN TEDAVİ VE BAKİMİ Şok hastanenin her kliniğinde görülebileceği gibi evde, caddede, iş yerinde, kaza anında yani her yerde görülebilir. Şoktaki hastanın tedavi ve bakımı olayın hastane ya da hastane dışında görülmesine bağlı olarak farklılıklar gösterir. Hastane dışında şok geliştiğinde yapılması gereken; acil tedavi uygulayıp hastayı yataklı tedavi kurumuna nakletmektir. Bu durumda uygun tedaviye başlayabilmek için şokun nedenini belirleyebilmek önemlidir. Fakat belli ilkeler tüm şoklara uygulanabilir. Acil durumlarda yapılması gerekenler aşağıda verilmiştir. Hava yolunu aç ve açık kalmasını sağla, gerekirse oksijen ver. Bunu herşeyden önce yap. Hastanın normal nefes aldığından emin ol. Gerekirse solunuma yardım et. Bütün dış kanamaları üzerine bastırarak kontrol et. Alt ekstremiteleri cm kaldır. Kırıkları atelle. Atelleme kanamayı ve şoku daha da kötüleştirebilecek ağrı ve rahatsızlığıazaltır. Kaba ve aşırı hareketlerden kaçın. Hastanın altına ve üstüne battaniyeler koyarak ısı kaybını önle. Fakat çok fazla ı şey koyarak hastayı yükleme. Genelde hastayı sırt üstü yatır, fakat ciddi bir kalp krizi ya da akciğer. hastalığına bağlı şok geçiren bazı hastaların oturur ya da yarı oturur pozisyonda daha rahat nefes alabileceklerini hatırla. Bu hastaları rahat oldukları pozisyonda tut. Hastanın nabzını, kan basıncını ve diğer hayati bulgularını kayıt et. Hasta hastaneye gelene kadar her 5 dakikada bir bunları kayıt et. Pnömotik anti şok giysisini gerekirse kullanmak için hazır ol. Pelvis, kalça ya da femur kırığına bağlı şok gelişmiş hastalarda bu aletler yararlı olabilir (Şekil -10). Şok hastanede yatan hastada geliştiyse, hastanın durumu değerlendirilip hemen tedaviye başlanılmalıdır. Şokun kesin olarak ne zaman geliştiğini ve tedaviye ne zaman başlanılması gerektiğini bilmek güçtür. Klinikte şok durumunda tedaviye başlamada genel ilke olarak, aşağıda belirtilen durumlardan en az ikisinin birlikte olması esas alınır. 20

21

22 Sistolik kan basıncı 80 mmhg ya da daha düşükse. Nabız basıncı (Sistolik basınçla, diastolik basınç arasındaki fark) 20 mmhg ya da daha azsa. Nabız hızı 100 ya da daha fazla ise. Şok tedavisinin "temel amacı", şok hangi nedenle oluşursa oluşsun, esas patoloji doku perfüzyonunun yetersizliği olduğundan "doku perfüzyonunu artırmak" olmalıdır. Bu nedenle uygulanacak tedavi ve bakım, şoka neden olan durumu ortadan kaldırmaya ve doku perfüzyonunu artırmaya yönelik olacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi şok dinamik bir durum olduğundan ve hastanın durumu devamlı değişiklik gösterebileceğinden, hastanın yakın izlemi çok önemlidir. Başlangıçta şok tipinin ayırt edilmesi hem de derinliği hakkında bilgi edinilmesi, şokun ilerlemesinin ve tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi için hastanın izlenmesinde bazı test ve uygulamalardan yararlanılır. Şoktaki hastanın izlenmesinde yer alan başlıca test ve uygulamalar şunlardır. Arteriyel kan basıncı, çoğu kez tansiyon aleti kan basıncını ölçmede yetersiz kalacağından, kateter yerleştirilerek arter içi basınç ölçülür. Kalp atım hızı ve elektrokardiyogram. Santral venöz basınç. Arteriyel pû2, pcû2 ve ph. Hemoglobin ve hematokrit konsantrasyonları. İdrar atılımı. İdrar miktarı, dokunun perfüzyonunu sağlamada tedavi etkinliğinin iyi bir göstergesidir. Bu nedenle foley kateter yerleştirilerek hemşirenin 5 dakikada bir idrar atılımını kontrol etmesi ve yarım saatte bir idrar miktarını ölçmesi istenir. Plazma elektrolit değerleri. Beden ısısı. Bilinç durumu. Şoktaki hastanın tıbbi ve hemşirelik bakımı geniş ölçüde şokun nedenine ve mevcut olanaklara (personel, gereç, tıbbi malzeme gibi) bağlıdır. Bu bölümde hematojenik şok tedavisi üzerinde durulacaktır. 22

23 ŞOKTAKİ HASTANIN TEDAVİSİ Hematojenik şokta sorun, sıvı kaybı olduğundan, sıvı kaybının karşılanması ve kardiovasküler sistemin desteklenmesi ana tedavi girişimleridir. SIVI TEDAVİSİ Sıvı tedavisi olarak başlangıçta ne verilmesi gerektiği hakkında tam bir birlik yoktur. Genel kural olarak hasta ne yitirdiyse, kayıp aynı sıvıyla karşılanmalıdır. Örneğin, hipovolemik şokun nedeni intestinal obstrüksiyona (tıkanıklığa) bağlı kusmaysa, Serum Fizyolojik ya da Ringer Laktat solüsyonu verilir. Şok damar yaralanmasına bağlı kan kaybı nedeniyle gelişmişse tam kan verilmelidir. Büyük kanamalarda, kan hazırlanıncaya kadar elektrolitli sıvılar verilir. İzotonik Elektrolitli sıvılar: Seçilecek sıvı ya % 0.9'luk sodyum klorür "Serum Fizyolojik" ya da "Laktatlı Ringer" solüsyonudur. Ringer laktat, ph'sının arteriyel ph'ya Serum Fizyolojikten daha yakın olması, içerdiği laktatın, bikarbonata metabolize olarak asidoz tedavisinde etkili olması nedeniyle, daha avantajlıdır. Kan: Elektrolitli sıvıların kullanılabileceği üst sınır, hastanın tolere edebileceği anemi derecesiyle yani kanın oksijen taşıma kapasitesindeki düşüş miktarıyla orantılıdır. Hematokritin % 30'un altına inmesi, kan oksijen taşıma kapasitesini belirgin olarak sınırlar. Bu nedenle, özellikle 1500 ml'in üzerindeki kan kayıplarında kan transfüzyonuna başlanmalıdır. Şoktaki hastaya fazla miktarda kan transfüzyonu yapıldığında, banka kanının soğuk olması, yüksek potasyum ve sitrat içeriği, 2-3 difosfogliserit (oksijenin hemoglobinden ayrışmasını kolaylaştıran enzim) konsantrasyonunun azlığı, pıhtılaşma faktörleri ve trombositlerin eksikliği göz önünde tutulmalı ve yerine göre önlem alınmalıdır. Plazma Genişleticileri ve Yapay Oksijen Taşıyıcı Sıvılar: Bunlar plazma, albumin içeren elektrolitli sıvılar, düşük ya da yüksek moleküler ağırlıklı dekstran sıvılardır. Dekstran sıvılardan en popüler olanları moleküler ağırlıklı Rheomacrodex ve moleküler ağırlıklı Macrodex'tir. Bunlar güçlü ozmotik etki yaratarak hücre dışı sıvıyı damar içine çekerler. Bunun yanı sıra bazı sorunlar yaratırlar, allerjik reaksiyona neden olabilirler, cross-match yapılmasını güçleştirirler, bu nedenle bu sıvılar verilmeden cross-match için kan örneği alınmalıdır. Son yıllarda yapılan çalışmalar bunların şok tedavisinde çok yararlı olmadıklarını göstermiştir. Son yıllarda geliştirilen "yapay kan"lar ile ilgili çalışmalar henüz kesinlik kazanmamıştır. 23

24 Sıvı tedavisinin etkinliğini belirlemede güvenilir yöntem; kan basıncının düzelmesi, yeterli idrar atılımı, periferik nabızların alınabilmesi, derinin ısınıp renginin düzelmesi gibi klinik yanıtların olmasıdır. İLAÇ TEDAVİSİ Vazokonstriktör (damarları daraltan) İlaçlar: Hipovolemik şokta kan basıncını yükseltmek amacıyla erken dönemde bu ilaçların verilmesi uygun değlidir. Özellikle de sıvı tedavisi yapılmadan, yeterli kan hacmi sağlanmadan vazokonstriktör ilaçların verilmesi durumu daha kötüleştirir. Ancak çok derin ve yaşamı tehdit eden mmhg gibi sistolik basınçlarda, sıvı tedavisiyle birlikte bu ilaçların verilmeleri yararlı olabilir. "Sistolik basınç 50 mmhg'nin altında olduğunda hayati organlar kanlanamaz". Bu ilaçlardan en fazla kullanılanlar levarterenol bitartrate (Levophed); metraminal bitartrate (Aramine); mephentermine sulfate (Wyamine)'dir. Aramine ve Levophed çok tehlikelidir. Bu ilaçlar verilirken: Enjeksiyon yeri infiltrasyon yönünden sık aralarla kontrol edilmeli. Bu ilaçlar damar dışına sızarsa doku harabiyetine ve gangrene neden olabilir. Arteriyel kan basıncı sık aralarla kontrol edilmeli. Kan basıncı yükselebilir. Bu ilaçlar uygulanırken hasta kesinlikle yalnız bırakılmamalı, hastanın hareketiyle iğne yerinden çıkabilir ve I.V sıvının gidiş hızı değişebilir. Vazodilatatör (damarları genişleten) İlaçlar: Aşırı vazokonstriksiyon varsa ve yeterli sıvı tedavisine rağmen vazokonstriksiyon devam ederse, vazodilatatör ilaçlar yararlı olabilir. Vazodilatatör ilaçlar verilmeden önce kesinlikle sıvı açığı giderilmelidir. Bu ilaçlardan bazıları, dopamine (Intropin); sodium nitroprusside (Nipride); phentolamine (Regitine) ve chlorpromazine (Thorazine)'dir. Dopaminin hem vazodilatatör hem de vazokonstriktör özelliği vardır, iskelet adale damarlarını konstrikte eder, karın içi organlara ve böbreklere kan akımını artırır. Yüksek dozda verildiğinde vazokonstriktör etki gösterir. Adrenokortikoitler: Şok tedavisinde erken devrede adrenal korteks hormonlarının verilmesi, stres durumunda adrenal korteks fonksiyonunun artması esasına dayanır. Bazı araştırmacılar şok tedavisinde yüksek dozda adrenekortikoitlerin verilmesini önerirler. Kortikosteroitler kan akımını artırma, vasküler direnci azaltma, 24

25 lizozomların membranını stabilize ederek hücre içi enzimlerinin salınımını önleme, sodyum tutulumunu artırarak, kan hacmini artırma özellikleri nedeniyle şok tedavisinde kullanılırlar. Bununla beraber bu hormonların etki mekanizmaları henüz tanımlanmamıştır ve şok tedavisindeki yararları tartışmalıdır. Antibiyotikler: Hipovolemik şokta antibiyotik kullanımı tartışmalıdır. Ancak şokun ilerlemiş devresinde mikroorganizmaların barsaklardan dolaşıma karışması göz önüne alınarak proflaktik amaçla kullanılabilirler. PULMONER DESTEK VE OKSİJEN TEDAVİSİ Şoktaki hastada başlangıçta solunum problemi olmasa bile şokun ileri devresinde pulmoner konjesyon ve diğer faktörler nedeniyle kanın oksijen kapsamında azalma olur. Bu nedenle şoktaki tüm hastalara % konsantrasyonunda oksijen maske ile verilmelidir. RENAL DESTEK Hipotansiyon ve kan akımı azalmasına çok duyarlı olan böbrekleri korumak için, Ma nn it o I gibi ozmotik diüretikler verilir. Tübüler nekroz geliştiyse peritoneal ya da hemodiyoliz uygulanabilir. DİĞER ÖNLEMLER Hastanın pozisyonu sırt üstü ve yatay olmalıdır. Alt ekstremiteler 45 derece açı yapacak şekilde yükseltilmeli, dizler düz olmalıdır. Baş göğüsle aynı hizada ya da çok Şekil : Şok tedavisinde önerilen pozisyon. Dizler bükülmeksizin bacaklar yükseltilir ve baş göğüs seviyesinde ya da biraz yükseltilir. (Kaynak: 12) 25

26 az yüksek olabilir (Şekil - 11). Bu pozisyonun yararı alt ekstermitelerdeki kanın kalbe dönüşünü kolaylaştırmaktır. Trandelenburg pozisyonu verilmesi uygun değildir. Oysa yakın geçmişte şokta bu pozisyon önerilmekteydi. Trandelenburg pozisyonunda beyinden sağ atriuma venöz kan akımı, akciğerlerden sol kalbe kan akımı zorlaşır, karın içi organları diaframa baskı yapacağından solunum güçleşir ve baröreseptör yanılgıları ortaya çıkabilir. Şokta beden ısısını korumanın da önemli olduğu çeşitli deneysel çalışmalarla gösterilmiştir. Şoktaki hastaya hiçbir şekilde dışardan sıcak uygulama yapılmamalıdır. Sıcak uygulama periferik damarlarda dilatasyona neden olur, böylece kan hayati organlardan derideki damarlar içine çekilir. Sıcak aynı zamanda beden metabolizmasını artırarak, oksijen ihtiyacını artırır ve kalp için ek yük oluşturur. Hasta soğuktan korunmalı ılık tutulmalıdır. Beden ısısı çok yükseldiyse normale indirilmelidir, bununla beraber şoktaki hastaya hipotermi önerilmez. Hipotermi kan vizkozitesini artırır ve kan akımını yavaşlatır. Hipotermi ayrıca ventrikülerfibnlasyon olasılığını artırır. Tedavi süresince, daha önce de belirtildiği gibi kan basıncı, santral venöz basınç, idrar atılımı, elektrokardiyogram, hematokrit, hemoglobin, kan gazları, elektrolitler izlenmeli, hasta sık sık yeniden değerlendirilmeli ve tedavinin etkinliği belirlenmelidir. ANAFLATİK ŞOK VE TEDAVİ Anaflaktik Şok (Anaflaksi), bir madde ile temas ettiğinde buna duyarlılık kazanmış kişinin sonraki doz ya da temasta aşırı reaksiyon göstermesi ile oluşur. Allerjik reaksiyonların en dramatik ve en korkulanlarından biridir. Allerjik reaksiyona ilaçlar, yiyecekler ve böcek sokmaları neden olabilir. Reaksiyon, antikorlar tarafından histamin ve serotonin salınması sonucu gelişir. Bu kimyasal maddeler damar permeabilitesini arttırarak ve vazodilatasyon yaparak şoka; burun, larenks ve bronşlarda ödeme ve bronkospazma yol açarak solunum yolu obstrüksiyonuna \tıkanıklığına) neden olurlar. Ürtiker ve ödem de görülebilir. Ödem özellikle yüz ve dilde görülür. "Anaflaksi acil bir durumdur hasta çok kısa sürede kaybedilebilir, bu nedenle tedavi hemen uygulanmalıdır." 26

27 Anaflaktik Şokta Tedavi Anaflatik şoku önleyebilmek, tedavi edebilmekten daha önemlidir. Anaflaktik şoku önleyebilmek için: Hastanın daha önceden allerji hikayesi olup olmadığı öğrenilmeli, allerji hikayesi varsa olayın ne zaman, neye karşı geliştiği öğrenilmeli ve hastanın dosyasına ve izlem formlarına dikkat çekecek şekilde not konulmalı. Tetkik için hastaya radyo opak madde verilecekse hastanın iyot allerjisi olup olmadığı öğrenilmeli. Herhangi bir ilaç ya da penicilin parenteral olarak uygulanacaksa, acil ilaçlar kullanılmaya hazır şekilde bulundurulmalı. Allerjisi olan hastalara bu durumlarını belirtir bir kart ya da künye taşımaları önerilmeli. Bazı otoriteler hastaların yanlarında epinefrin bulundurmalarını ve bunu kendi kendilerine yapmayı öğrenmelerini önermektedirler. HEMŞİRELİK BAKIMI Şoktaki hastanın bakımı, hemşirelik uygulamaları arasında önemli yeri olan, en fazla ihtiyaç duyulan ve en karmaşık olanlarından biridir. Şoktaki hastanın bakımı; şokun hangi ortamda geliştiğine, nedenine, hangi evrede olduğuna ve mevcut olanaklara (personel, gereç, tıbbi malzeme gibi) bağlıdır. 27

28 Şoktaki hastaya etkin ve kapsamlı bir bakım verebilmek için hemşire: Şoka neden olan durumları, Hangi hastaların şoka yatkın olduklarını, Şokun erken belirti ve bulgularını, Şokun tiplerini, Şokun fizyopatolojisini, Şoktaki kompanzasyon mekanizmalarını, Şokta uygulanacak tedaviyi, Tedavinin etkinliğini izlemeyi ve değerlendirmeyi bilmelidir. Hemşire yukarıda sayılan bilgelere sahip olduğunda yapması gereken hemşirelik sürecini uygulamaktır. Özetleyecek olursak; gözlem ve verilere dayanarak hastanın o andaki sorunlarını belirleyip, bu sorunları çözümlemeye yönelik hemşirelik eylemlerini saptamak sonra bu eylemleri uygulamak ve uyguladıklarının etkinliğini, hastadaki olumlu ya da olumsuz gelişmeleri esas alarak değerlendirmektir. Şoktaki hastaya bakım veren hemşirenin en önemli fonksiyonlarından birisi de "Kompanzasyon mekanizmalarına gerek olmaksızın, bedenin homeostatik dengesini korumasına yardımcı olacak tedavi istemlerini hızla uygulamaktır. Şoktaki hastaya bakım verilirken genel olarak akılda bulundurulması gerekenler: Kardiovasküler ve solunum fonksiyonları hızla değişebileceğinden ve tedavi bu değişikliklere göre uygulanacağından, hastanın sürekli izlenmesi ve gözlenmesi zorunludur. Hastanın fiziksel ve psikolojik yönden rahat etmesine yardımcı olmak. Böylece oksijen ihtiyacı azalacaktır. Hastanın yapılanlara, kullanılan araç ve gereçlere ilişkin korku ve endişesini azaltmaya çalışmak. Gereken tüm araç, gereç ve malzemeyi (Örneğin şaşkın, acil ilaçları gibi) temin etmek. Hareketsizlikten kaynaklanacak komplikasyonları önlemek için gerekli bakımı uygulamak. 28

29 Ağrı, şokun kötüleşmesine neden olacağından ağrıyı gidermek. Bununla beraber gereksiz yere narkotik ya da sedatif ilaç verilmemelidir. Rahatsızlığın ağrı dışında, beyinin oksijen azlığından da kaynaklanabileceği unutulmamalı. Dolaşım yeterli olmadığı için ilaçların emilimi yavaş olacağından ilaçlar cilt altı yolla uygulanmamalı. Şoktaki hastaya analjezik ya da narkotikler normalde intramüsküler yolla uygulanacak dozun 1/2 ya da 2/3'ü kadarı intravenöz yolla verilmelidir. Hastanın metabolizma hızını azaltmak için oda serin tutulmalıdır. Şoktaki kişi, ağır hastadır ve ölebilir. Hasta yakınları da bu gerçeğin farkındadırlar. Ayrıca acil tıbbi tedavi uygulaması sırasında kullanılan aletler, uygulanan sıvı ve ilaçlar, çok sayıda sağlık personelinin olayla ilgilenmesi hasta ve ailesinin endişesini artırabilir. Hasta ve yakınlarına yapılanlar konusunda bilgi verilmeli; gerekli açıklamalar yapılmalıdır, işlemler uygulanırken mümkün olduğunca sakin olunmalı ve ortam gürültüsüz tutulmaya çalışımalıdır. Hasta ve yakınları desteklenmeli ve rahatlatılmalıdır. 29

30 ÖZET Şok, en basit ve genel tanımıyla "yetersiz doku perfüzyonu" dur. Perfüzyon, kanın bir organ ya da dokuda dolaşmasıdır. Dolaşımın yeterli olmasını sağlayan faktörler; kan hacmi, kalbin pompa gücü ve damar tonüsü dür. Dolaşımın yeterli olmasını sağlayan faktörler esas alınarak sınıflama yapıldığında şok başlıca üç tipe ayrılır. 1- Hematojenik Şok (kan hacmi azalmıştır). 2- Kardiojenik Şok (Kalbin pompa gücü yetersizdir). 3- Nörojenik ve Vazojenik Şok (Damar yatağı genişlemiştir). Şok geliştiğinde, hücrelerin temel ihtiyaçları olan oksijen, besin, sıvı-elektrolit yeterince karşılanamayacağından ve artık maddeler atılamayacağından sonuçta hücre ölümü gerçekleşir. Şokun başlangıcında beden, kompanzasyon mekanizmalarıyla olayı düzeltmeye çalışır. Şoka neden olan durum düzeltilmez ve tedavi uygulanmazsa, kompanzasyon mekanizmaları olayı düzeltmede yetersiz kalır. Şokun erken dönemi ve ilerlemiş dönemi belirti ve bulguları Tablo 2 ve 3'de görülmektedir. Şokun tedavi ve bakımında amaç: şoka neden olan durumu ortadan kaldırmak ve doku perfüzyonunu artırmaktır. Şok hastane dışında geliştiyse, yapılması gereken acil tedavi uygulayıp hastayı yataklı tedavi kurumuna nakletmektir. Şoktaki hastanın tedavisinde: sıvılar; ilaçlar; pulmoner destek ve renal destek yer alır. Şok dinamik bir durum olduğundan ve hastanın durumu devamlı değişiklik gösterebileceğinden hastanın yakın izlemi çok önemlidir. Hastanın izlenmesinde bazı test ve uygulamalardan yararlanılarak tedavi ve bakımın etkinliği değerlendirilir ve veriler doğrultusunda gerekli düzenlemeler yapılarak tedavi ve bakım sürdürülür. 30

31 KAYNAKLAR 1- Brook, K. David. Resuscitation Çare ofthe Critically III. 2. bs. J Edvvard Arnold, Brunner, Lilian and Sudarth Doris. The Lippincott Manual of Nursing Practice. 2. b.s., New York / San Jose / Toronto, J.B. Lippincoot Company, Clutter, Pat. "Abdominal Trauma and Hypovolemic Shock", Critical Çare Uptade, Vol. 9, No: 2, (February 1982) 4- Faulkner, Ann. Nursing A Creative Approach. London, Philadelphia, Toronto, Bailere Tindall, Grant, D. Harvey., Murray, Robert and Bergeron, David. Emergency Çare. 4.b., Prentice - Hail, ine, englevvood cliffs, New Jersey 07632, Guyton, C. Arthur. Textbook of Medical Physiology. Çev: Nuran Gökhan ve Hayrünnisa Çavuşoğlu, İstanbul, Merk. Yayıncılık, Harrison, Tinsley Randolph, Principles of Internal Medicine. Eds: Eugene Branuvvald. 11 th ed. New York, McGraw-Hill, (1987), 2.c. 8- Hathavvay, Rebecca. "Hemodynamic Monitoring in Shock", Jonurnal of Emer gency Nursing, Vol. 3, No: 5, (September/October 1977). 9- Hekman, James, Rosenth, Ronald ve diğerleri. Hasta ve Yaralıların Acil Bakımı ve Nakledilmesi. 4.bs., Türkiye, Mısırlı Matbaası, Nasetti Limited, İliçin, Gürler ve Bozer, Yüksel. Şok/Patogenez ve Tedavisi. 3. bs., Ankara, Ha cettepe Üniversitesi Yayın/82, Klein, Diane. "Shock: Physiology, Signs, and Syptoms," Nursing 84, Vol. 14, No: 9, (Semtember1984). 12- Luckmann, J. and Sorensen. C.K. Medical - Surgical Nursing. A Phychophysiologic Approach. W.B. Saunders Company, Philadelphia, London and

32 13- Miler, J. Martha. Pathophysiology Principles of Disease. Philadelphia, London Toronto, Mexico City, Riode Janerio, Sdyney, Tokyo, W.B. Saunders Company, Miller, A. Thomas. Physiologic Basis of Modern Surgical çare. Toronto, The C.V. Mosby Company Pharm D. Mutnich Alan., Fecitt, Susan., and Rogers, Barbara. "Cardiac Drugs", Nursing 87, Vol. 17, No: 10, (October 1987). 16- Sayek, iskender Editör Temel Cerrahi. Ankara, Güneş Kitabevi. Cilt 1, Sheehy, Budass Susan and Barber, Janet. Emergency Nursing Principles and Practice. 2. bs., Toronto, The CV. Mosby Company, Stroudy, Sally. "Shock Lung... On The Rise", Critical Çare Uptade, Voi. 7, No: 1 (January 1980). 19- VVİlson, Robert and VVilson, A. Jacqueline. "Pathophysiology, Diagnosis and Treat- ment of Shock", Journal of Emergency Nursing, Vol. 3, No: 5, (September/ October 1977). 32

Kan Akımı. 5000 ml/dk. Kalp Debisi DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII. Dr. Nevzat KAHVECİ

Kan Akımı. 5000 ml/dk. Kalp Debisi DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII. Dr. Nevzat KAHVECİ MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN İSKEMİK YANITI DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII Dr. Nevzat KAHVECİ Kan basıncı 60 mmhg nın altına düştüğünde uyarılırlar. En fazla kan basıncı 1520 mmhg ya düştüğünde uyarılır.

Detaylı

Dolaşım bozukluğuna bağlı yetersiz doku perfüzyonu sonucu ortaya çıkan kompleks klinik bir sendromdur. Şoku, dolaşan kan hacmi ile damar lümeni

Dolaşım bozukluğuna bağlı yetersiz doku perfüzyonu sonucu ortaya çıkan kompleks klinik bir sendromdur. Şoku, dolaşan kan hacmi ile damar lümeni ŞOK Dolaşım bozukluğuna bağlı yetersiz doku perfüzyonu sonucu ortaya çıkan kompleks klinik bir sendromdur. Şoku, dolaşan kan hacmi ile damar lümeni arasındaki akut dengesizliğe bağlı olarak gelişen doku

Detaylı

ŞOKTAKİ HASTAYA YAKLAŞIM. Kamil YILMAZ Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

ŞOKTAKİ HASTAYA YAKLAŞIM. Kamil YILMAZ Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi ŞOKTAKİ HASTAYA YAKLAŞIM Kamil YILMAZ Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi ŞOKTAKİ HASTAYA ETKİN BAKIM VEREBİLMEK İÇİN ACİL SERVİS HEMŞİRESİ ŞOKA NEDEN OLAN DURUMLARI HANGİ HANGİ HASTALARIN ŞOKA YATKIN

Detaylı

KAN AKIMININ KONTROLÜ. 1- Otoregülasyon veya Miyojenik Regülasyon 2- Metabolik Regülasyon KAN AKIMININ LOKAL KONTROLÜ DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ IV

KAN AKIMININ KONTROLÜ. 1- Otoregülasyon veya Miyojenik Regülasyon 2- Metabolik Regülasyon KAN AKIMININ LOKAL KONTROLÜ DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ IV KAN AKIMININ KONTROLÜ Nöronal Humoral Lokal Otonom Sinir Sistemi Plazma Epinefrin, Anjiyotensin II, Vazopressin, İyonlar Akut Kontrol DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ IV Uzun Süreli Kontrol Dr. Nevzat KAHVECİ

Detaylı

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER EGZERSİZ VE TERMAL STRES Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER TERMAL DENGE ısı üretimi BMH Kas etkinliği Hormonlar Besinlerin termik etkisi Postur Çevre ısısı Vücut ısısı (37 o C±1) ısı kaybı konveksiyon, radyasyon,

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

ACİL SERVİSTE ŞOK YÖNETİMİ

ACİL SERVİSTE ŞOK YÖNETİMİ ACİL SERVİSTE ŞOK YÖNETİMİ Yrd. Doç. Dr. Z. Defne DÜNDAR Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fak. Acil Tıp AD. KONYA ŞOK Sistemik doku perfüzyonu bozulduğu ve dokulara oksijen sunumunun azaldığı klinik

Detaylı

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Dokuların oksijen ve besin ihtiyacını karşılayan, kanın vücutta dolaşmasını temin eden, kalp ve kan damarlarının meydana getirdiği sisteme dolaşım

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

Levosimendanın farmakolojisi

Levosimendanın farmakolojisi Levosimendanın farmakolojisi Prof. Dr. Öner SÜZER Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AbD 1 Konjestif kalp yetmezliği ve mortalite 2 Kaynak: BM Massie et al, Curr Opin Cardiol 1996

Detaylı

SICAK ÇARPMASI ELEKTRİK-YILDIRIM ÇARPMASI. Dr. Mehmet TUĞRUL İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD.

SICAK ÇARPMASI ELEKTRİK-YILDIRIM ÇARPMASI. Dr. Mehmet TUĞRUL İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD. SICAK ÇARPMASI ELEKTRİK-YILDIRIM ÇARPMASI Dr. Mehmet TUĞRUL İ.Ü.İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD. SICAK BİTKİNLİĞİ-Etyoloji Sıcak ve nemli havaya uzun süre maruz kalma Yaşlı, çocuk Bilinçsiz diyet

Detaylı

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ Dr. Lale Sever Intradiyalitik Komplikasyonlar Sık Kalıcı morbidite Mortalite Hemodiyaliz Komplike bir işlem! Venöz basınç monitörü Hava detektörü

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi Homeostasi - Değişen dış koşullara rağmen nispeten sabit bir iç fizyolojik ortamı sürdürme sürecidir. -Böylece vücut organlarının, normal sınırlarda verimli bir şekilde çalışması sağlanır. İki ana kontrol

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ AMAÇ: Katılımcıların bu sunumun sonunda kan gazı ve asit baz dengesi ile ilgili bilgilerini artırmaları amaçlanmıştır. HEDEFLER:

Detaylı

Solunum Fizyolojisi ve PAP Uygulaması. Dr. Ahmet U. Demir

Solunum Fizyolojisi ve PAP Uygulaması. Dr. Ahmet U. Demir Solunum Fizyolojisi ve PAP Uygulaması Dr. Ahmet U. Demir Solunum fizyolojisi Bronş Ağacı Bronş sistemi İleti havayolları: trakea (1) bronşlar (2-7) non respiratuar bronşioller (8-19) Gaz değişimi: respiratuar

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

MYOLOGIA CRUSH SENDROMU. Dr. Nüket Göçmen Mas

MYOLOGIA CRUSH SENDROMU. Dr. Nüket Göçmen Mas MYOLOGIA CRUSH SENDROMU Dr. Nüket Göçmen Mas Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi AD Kas hücresi ve kas dokusu Kısalma özelliğini taşıyan hücreye kas hücresi denir. Bunların oluşturduğu dokuya

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Dersin Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Kredisi AKTS Yoğun Bakım Hemşireliği I YBH 501 I.Yarıyıl 3 T+4 U 5 10

DERS BİLGİLERİ. Dersin Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Kredisi AKTS Yoğun Bakım Hemşireliği I YBH 501 I.Yarıyıl 3 T+4 U 5 10 DERS BİLGİLERİ Yoğun Bakım Hemşireliği I YBH 501 I.Yarıyıl 3 T+4 U 5 10 Dersin Süresi (Dönemlik /Yıllık) Dersin Öğrenim Çıktıları Dersin İçeriği Önerilen Kaynaklar Prof. Dr. Fatma Eti Aslan Prof. Dr. Fatma

Detaylı

HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ

HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ RESİRKÜLASYON NEDİR? Diyaliz esnasında, diyaliz olmuş kanın periferik kapiller dolaşıma ulaşmadan arter iğnesinden geçen

Detaylı

9.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 7.Ünite Yaşam Bulguları NABIZ. 17.18.19. Hafta ( 6-24 / 01 / 2014 )

9.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 7.Ünite Yaşam Bulguları NABIZ. 17.18.19. Hafta ( 6-24 / 01 / 2014 ) 9.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 7.Ünite Yaşam Bulguları NABIZ 17.18.19. Hafta ( 6-24 / 01 / 2014 ) NABIZ 2 Kalbin sol ventrikülünün kasılmasıyla aorta gönderilen kanın neden olduğu basınç artışına karşı,

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KANAMALARDA İLKYARDIM BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Kanama

Detaylı

DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI)

DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI) DEĞİŞİK KOŞULLARDA SOLUNUM (İRTİFA VE SUALTI) Prof. Dr. Fadıl ÖZYENER Fizyoloji Anabilim Dalı Yüksek irtifa fizyolojisi İrtifa (metre) Atm.P (mmhg) At.PO 2 (mmhg) P A CO 2 (mmhg) P A O 2 (mmhg) Art.O 2

Detaylı

9.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. 8.Ünite Sıcak-Soğuk Uygulamalar SOĞUK UYGULAMA 24.Hafta ( 10-14 / 03 / 2014 )

9.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. 8.Ünite Sıcak-Soğuk Uygulamalar SOĞUK UYGULAMA 24.Hafta ( 10-14 / 03 / 2014 ) 9.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 8.Ünite Sıcak-Soğuk Uygulamalar SOĞUK UYGULAMA 24.Hafta ( 10-14 / 03 / 2014 ) Soğuk Uygulama ; Vücudun ısısını düşürmek amacıyla lokal yada genel olarak, bir takım fiziksel

Detaylı

Solunum Sisteminde Ventilasyon, Difüzyon ve Perfüzyon

Solunum Sisteminde Ventilasyon, Difüzyon ve Perfüzyon Solunum Sisteminde Ventilasyon, Difüzyon ve Perfüzyon Prof Dr.Fadıl ÖZYENER Fizyoloji AD Tartışma konuları: Akciğer hacim ve kapasiteleri Solunum zarı ve özellikleri Pulmoner basınç ve dolaşım Pulmoner

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

İntrasellüler Sıvı (Hücre İçi Sıvı) Extrasellüler Sıvı (Hücre Dışı Sıvı) Total Vücut Suyu 60 = 42 lt Vücut Sıvı Bölmelerini Etkileyen Faktörler

İntrasellüler Sıvı (Hücre İçi Sıvı) Extrasellüler Sıvı (Hücre Dışı Sıvı) Total Vücut Suyu 60 = 42 lt Vücut Sıvı Bölmelerini Etkileyen Faktörler Vücut ağırlığının yaklaşık %60 ını su oluşturur. Ölçümünde Deuterium Oksid kullanılır. Yağ dokusu ve yaş ile ters, kas dokusu ile doğru orantılıdır. Total vücut suyu, genel anlamda iki büyük kompartmanda

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM V KANAMALARDA İLK YARDIM

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM V KANAMALARDA İLK YARDIM Sağlık Bülteni İLK YARDIM ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN İLKÖĞRETİM OKULU Mart 2014 BÖLÜM V KANAMALARDA İLK YARDIM KANAMA NEDİR? Damar bütünlüğünün bozulması sonucu kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına

Detaylı

KOMPARTMAN SENDROMU. Patofizyoloji. KS Nedenleri. Ödem

KOMPARTMAN SENDROMU. Patofizyoloji. KS Nedenleri. Ödem KOMPARTMAN SENDROMU 10.08.2010 Dr.Günay YILDIZ Kompartman Sendromu (KS),damar ve sinir içeren kapalı boşluklarda doku basıncının, perfüzyonu engelleyecek kadar artması sonucu ortaya çıkan hipoksiyle birlikte

Detaylı

Resüsitasyonda HİPEROKSEMİ

Resüsitasyonda HİPEROKSEMİ Resüsitasyonda HİPEROKSEMİ Prof.Dr.Oktay Demirkıran İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Acil Yoğun Bakım Ünitesi Avrupa da yaklaşık 700,000/yıl

Detaylı

İNTRAOPERATİF GELİŞEN HİPOTANSİYONDA VOLÜM TEDAVİSİ veya VAZOPRESSOR. Doç. Dr. Necati GÖKMEN DEÜTF Anesteziyoloji AD, İZMİR

İNTRAOPERATİF GELİŞEN HİPOTANSİYONDA VOLÜM TEDAVİSİ veya VAZOPRESSOR. Doç. Dr. Necati GÖKMEN DEÜTF Anesteziyoloji AD, İZMİR İNTRAOPERATİF GELİŞEN HİPOTANSİYONDA VOLÜM TEDAVİSİ veya VAZOPRESSOR Doç. Dr. Necati GÖKMEN DEÜTF Anesteziyoloji AD, İZMİR İNTRAOPERATİF HİPOTANSİYON Klinikde hipotansiyon ve şok terimleri birbirleri yerine

Detaylı

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM I

Sağlık Bülteni İLK YARDIM BÖLÜM I Sağlık Bülteni ODTÜ G. V. ÖZEL MERSİN İLKÖĞRETİM OKULU Kasım 2013 İLK YARDIM BÖLÜM I Hayatımız boyunca çeşitli nedenlerle yaralanmalar veya hastalıklarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Yaşamımızın çeşitli

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı. EGZERSİZ Fizyolojisi. Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı EGZERSİZ Fizyolojisi Dr. Sinan Canan sinancanan@gmail.com Kaslarda güç, kuvvet ve dayanıklılık Maksimum kasılma kuvveti 3-4 kg/cm2 kesit alanı

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler KAN VE EGZERSİZ KAN VE EGZERSİZ ASİT-BAZ DENGESİ VE EGZERSİZ - Damarlarda dolaşan kırmızı renkli sıvıya kan adı verilir. - Vikoz bir sıvıdır. - Sudan daha koyu ve yoğundur. - Suyun vizkositesi 1.0 - Kanın

Detaylı

İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri

İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri Prof. Dr. Öner Süzer Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı www.onersuzer.com Son güncelleme: 10.03.2009

Detaylı

ÇOCUK HASTA DEĞERLENDİRİLMESİ

ÇOCUK HASTA DEĞERLENDİRİLMESİ DEĞERLENDİR SINIFLANDIR ÇOCUK HASTA DEĞERLENDİRİLMESİ KARAR VER UYGULA AMAÇLAR Çocuk Değerlendirme Üçgeni nin 3 ayrı öğesini tanımak Elde edilen verilerle ilk olası tanıyı oluşturmak Öykü ve fizik muayeneye

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

ÖDEMATÖZ DURUMLARA YAKLAŞIM AİBÜ İZZET BAYSAL TIP FAKÜLTESİ NEFROLOJİ BİLİM DALI

ÖDEMATÖZ DURUMLARA YAKLAŞIM AİBÜ İZZET BAYSAL TIP FAKÜLTESİ NEFROLOJİ BİLİM DALI ÖDEMATÖZ DURUMLARA YAKLAŞIM AİBÜ İZZET BAYSAL TIP FAKÜLTESİ NEFROLOJİ BİLİM DALI KAYNAKLAR 1. Clinical Physiology of Acid-Base and Electrolyte Disorders Burton David Rose 5. Baskı 2. Comrehensive Clinical

Detaylı

Ameliyat Sırası Hasta Bakımı

Ameliyat Sırası Hasta Bakımı Ameliyat Sırası Hasta Bakımı AMAÇ Hastanın ameliyat sırası hemşirelik bakımının sürdürülmesi ve karşılaşabileceği komplikasyonların önlenmesidir. TEMEL İLKELER Ameliyat sırası dönemde hemşirelik bakımı;

Detaylı

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi

Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Tedavisi: Bugün Neredeyiz? Dr. Yunus Erdem Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ünitesi Hipertansiyon Sıklık Yolaçtığı sorunlar Nedenler Kan basıncı hedefleri Tedavi Dünyada Mortalite

Detaylı

UFUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RIDVAN EGE HASTANESİ KAN ve KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU UYGULAMA REHBERİ DOÇ.DR. MELTEM AYLI KAN MERKEZİ SORUMLUSU

UFUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RIDVAN EGE HASTANESİ KAN ve KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU UYGULAMA REHBERİ DOÇ.DR. MELTEM AYLI KAN MERKEZİ SORUMLUSU UFUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RIDVAN EGE HASTANESİ KAN ve KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU UYGULAMA REHBERİ DOÇ.DR. MELTEM AYLI KAN MERKEZİ SORUMLUSU Kan ve kan komponentlerinin transfüzyonu ölüme kadar giden

Detaylı

Postüral Drenaj Uygulama

Postüral Drenaj Uygulama Postüral Drenaj Uygulama AMAÇ Akciğerlerdeki sekresyonun yer çekimi yardımıyla drenajının gerçekleştirilmesidir. TEMEL İLKELER Spontan solunumda veya ventilatöre bağlı hastada akciğerlerin tüm bronş ve

Detaylı

Solunum Sistemi Fizyolojisi

Solunum Sistemi Fizyolojisi Solunum Sistemi Fizyolojisi 1 2 3 4 5 6 7 Solunum Sistemini Oluşturan Yapılar Solunum sistemi burun, agız, farinks (yutak), larinks (gırtlak), trakea (soluk borusu), bronslar, bronsioller, ve alveollerden

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Doç. Dr. Turgut GÜLMEZ CALILIK (hayat) NEDİR? FİZYOLOJİ Yaşamın başlangıcı- gelişimi ve ilerlemesini

Detaylı

ŞOK ve ŞOKTAKİ HASTAYA YAKLAŞIM

ŞOK ve ŞOKTAKİ HASTAYA YAKLAŞIM ŞOK ve ŞOKTAKİ HASTAYA YAKLAŞIM Hemen hemen hemşirelerin büyük bir çoğunluğu şok tablosundaki hastayla karşılaşmıştır. Bu nedenle hemşirelerin şok türlerini, semptom ve belirtilerini birbirinden ayırt

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

8 Boşaltım Sistemi Fizyolojisi

8 Boşaltım Sistemi Fizyolojisi ÜNİTE 8 Boşaltım Sistemi Fizyolojisi Bu üniteyi çalıştıktan sonra, Amaçlar Nefronların yapısını ve idrar oluşumunu, Glomerul filtrasyon hızı ve klirens kavramını, Jukstaglomeruler aparatus ve renin-anjiotensin

Detaylı

CPR. Uzm.Songül DEMİROK Hemşire H.i.E. 2013

CPR. Uzm.Songül DEMİROK Hemşire H.i.E. 2013 CPR Uzm.Songül DEMİROK Hemşire H.i.E. 2013 Kardiyopulmoner Resusitasyon ve Tarihcesi İnsanlar tarih boyunca ölüme çare bulmaya çalışmışlardır. Modern tıbbın başlangıcına kadar ata binerek koşturma,ısıtma,rektum

Detaylı

STRES FİZYOLOJİSİ Prof.Dr. Ertan Yurdakoş. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı

STRES FİZYOLOJİSİ Prof.Dr. Ertan Yurdakoş. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı STRES FİZYOLOJİSİ Prof.Dr. Ertan Yurdakoş İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı Stres, günlük konuşmalarda sık sık geçen ve farklı anlamlarda kullanılan baskı yada gerginlik diye çevirebileceğimiz

Detaylı

ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ

ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ 2009-2010,Dr.Naciye İşbil Büyükcoşkun Dersin amacı Eritrositlerin yapısal özellikleri Fonksiyonları Eritrosit yapımı ve gerekli maddeler Demir metabolizması Hemoliz Eritrosit

Detaylı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Doç. Dr. Betül ULUKOL AKBULUT Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ateş Hipotalamik set-point in yükselmesi Çevre ısısının çok artması Ektodermal

Detaylı

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU Hastanın Adı, Soyadı: TC Kimlik No: Baba adı: Ana adı: Doğum tarihi: Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi,

Detaylı

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Yanık nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Yanık nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

İLKYARDIM. www.hiasd.org

İLKYARDIM. www.hiasd.org İLKYARDIM www.hiasd.org Misyon & Vizyon Plan İlkyardım tanımı İlkyardım malzemeleri Haberleşme Kırık-çıkık Kanama Yanık Sara Hayvan dostlarımız Zehirlenme Duman zehirlenmesi Elektrik çarpması Kalp krizi

Detaylı

BÖLÜM 19 Yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin bazı diğer sonuçları (S00-T98) Kafa yaralanmaları (S00-S09) Yüzeysel kafa yaralanması Başın açık

BÖLÜM 19 Yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin bazı diğer sonuçları (S00-T98) Kafa yaralanmaları (S00-S09) Yüzeysel kafa yaralanması Başın açık S00 S01 S02 S03 S04 S05 S06 S07 S08 S09 S10 S11 S12 S13 S14 S15 S16 S17 S18 S19 S20 S21 S22 S23 S24 S25 S26 S27 S28 S29 S30 S31 S32 S33 S34 S35 S36 S37 S38 S39 BÖLÜM 19 Yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ VE EGZERSİZ

SOLUNUM SİSTEMİ VE EGZERSİZ SOLUNUM SİSTEMİ VE EGZERSİZ Egzersiz sırasında çalışan kaslar, ihtiyaç duydukları enerji için oksijen (O 2 ) kullanır ve karbondioksit (CO 2 ) üretir. Akciğerler, hava ile kanın karşılaştığı ı organlardır.

Detaylı

Lokal anestetik preparatları

Lokal anestetik preparatları Lokal anestetikler Prof. Dr. Öner Süzer Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı www.onersuzer.com Son güncelleme: 21.10.2010 Lokal anestetik preparatları 2 2/30 1 3 3/30

Detaylı

ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI. Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU

ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI. Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU ARI ZEHİRİ BİLEŞİMİ, ÖZELLİKLERİ, ETKİ MEKANİZMASI Dr. Bioch.Cristina Mateescu APİTERAPİ KOMİSYONU Arı Zehiri - Tanım Arı zehiri, bal arıları tarafından öncelikle memelilere ve diğer iri omurgalılara karşı

Detaylı

Kan Transfüzyonu. Emre Çamcı. Anesteziyoloji AD

Kan Transfüzyonu. Emre Çamcı. Anesteziyoloji AD Kan Transfüzyonu Emre Çamcı Anesteziyoloji AD Kan Dokusu Neden Var? TRANSPORT Doku ve organlara OKSİJEN Plazmada eriyik kimyasallar ISI Damar dokusu bozulduğunda pıhtılaşma kabiliyeti Diğer.. Kan Transfüzyonu

Detaylı

Uzm. Dr. Haldun Akoğlu

Uzm. Dr. Haldun Akoğlu Uzm. Dr. Haldun Akoğlu KPR esnasında oksijenizasyon Arrest olmuş dolaşım için hem ventilasyon hem de gaz değişimi gerekli olup bu sırada perfüzyon sağlayan bir ritim oluşturulmaya çalışılır Dolayısıyla

Detaylı

KANAMALARDA İLKYARDIM

KANAMALARDA İLKYARDIM KANAMALARDA LKYARDIM Kanama Nedir? Damar bütünlüğünün bozulması ile kanın damar dışına (vücudun içine veya dışına doğru) akmasıdır. Kanamanın ciddiyeti aşağıdaki durumlara bağlıdır: 1- Kanamanın hızına

Detaylı

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Yaşam başlangıcından ölümüne kadar, sağlık ve hastalık durumunu anlama, uygun girişimleri planlayarak sorunu çözme sorumluluğuna sahip olan hemşirelik; insanı ele alan

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

SOLUNUM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ 19/11/2015 SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI

SOLUNUM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ 19/11/2015 SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI SOLUNUM SİSTEMİ MEKANİZMASI VE FİZYOLOJİSİ FİZYOLOJİSİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Canlılığın sürdürülebilmesi için vücuda oksijen alınması gerekir. Solunumla alınan oksijen, kullanılarak metabolizma sonucunda karbondioksit açığa

Detaylı

HUMAN ALBÜMİN Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Finansal Analiz Daire Başkanlığı Mali Hizmetler Kurum Başkan Yardımcılığı

HUMAN ALBÜMİN  Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Finansal Analiz Daire Başkanlığı Mali Hizmetler Kurum Başkan Yardımcılığı HUMAN ALBÜMİN 2013 yılında Stok Takip ve Analiz Daire Başkanlığınca ilaç tasarrufuna teşvik etmek ve maliyetini azaltmak amacıyla Human Albümin çalışması yapılmıştır. ALBUMİN NEDİR? Albumin karaciğerde

Detaylı

Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması

Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması Doç. Dr. Onur POLAT Bu Ünitede; Kritik Hastanın Erken Tanınması Hastane İçinde Resüsitasyon Erişkin İleri Yaşam Desteği Algoritması Öğrenim Hedefleri; Genel durumu bozulan ve resüsitasyon gereksinimi duyacak

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

PULS-OKSİMETRİ. Dr. Necmiye HADİMİOĞLU. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı

PULS-OKSİMETRİ. Dr. Necmiye HADİMİOĞLU. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı PULS-OKSİMETRİ Dr. Necmiye HADİMİOĞLU Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Puls oksimetre, Pulsatil atımı olan arterlerdeki farklı hemoglobinlerin ışık emilimlerini

Detaylı

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi HİPERKALSEMİ Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi Tanım: Hiperkalsemi serum kalsiyum düzeyinin normalden (9-11 mg/dl) yüksek olduğunda meydana gelen

Detaylı

Acil Kan Transfüzyonu. Prof.Dr.Vahap OKAN Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Hematoloji BD Öğretim Üyesi

Acil Kan Transfüzyonu. Prof.Dr.Vahap OKAN Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Hematoloji BD Öğretim Üyesi Acil Kan Transfüzyonu Prof.Dr.Vahap OKAN Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD Hematoloji BD Öğretim Üyesi Kan Kan, yaşam demektir. Kan, organizmada gerçekte kapalı bir kanallar sistemi

Detaylı

09.02.2015. Oksijen Tedavisi. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. 21.Hafta ( 16-20 / 02 / 2015 ) OKSİJEN TEDAVİSİ SlaytNo: 32.

09.02.2015. Oksijen Tedavisi. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. 21.Hafta ( 16-20 / 02 / 2015 ) OKSİJEN TEDAVİSİ SlaytNo: 32. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 21.Hafta ( 16-20 / 02 / 2015 ) OKSİJEN TEDAVİSİ SlaytNo: 32 Oksijen vücuda solunum yoluyla girer, akciğerlerde hava keseciği ile kılcal damarlar arasındaki zara ulaşır

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK. ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013

İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK. ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013 İntern Dr. Özkan ERARSLAN ADRENAL YETERSİZLİK ADDİSON HASTALIĞI, BÖBREKÜSTÜ BEZ YETERSİZLİĞİ, SÜRRENAL YETMEZLİK Ekim 2013 İlk kez 1855 te Thomas Addison tarafından tanımlanmıştır Sıklığı milyonda 60-120

Detaylı

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR?

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR? DERS : KONU : MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KAN VE KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU 1.) Kanın en önemli görevini yazın : 2.) Kan transfüzyonunu tanımlayın : 3.) Kanın içinde dolaştığı damar çeşitlerini yazın : 4.)

Detaylı

MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KONU : OKSİJEN TEDAVİSİ

MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KONU : OKSİJEN TEDAVİSİ DERS : MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KONU : OKSİJEN TEDAVİSİ 1.) Aşağıdaki cümlelerin başında boş bırakılan parantezlere, cümlelerde verilen bilgiler ) Oksijenin kimyasal simgesi O2 dir. ) Oksijen, canlıların

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 203: KALP-DAMAR SİSTEMİ VE HASTALIKLARI

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS KURULU 203: KALP-DAMAR SİSTEMİ VE HASTALIKLARI Ders Kurulu Başkanı: Prof. Dr. Zarema Karben / Kardiyoloji Başkan Yardımcıları: Yrd. Doç. Dr. Hakan Darıcı / Histoloji ve Embriyoloji Yrd. Doç. Dr. Alper Serçelik / Kardiyoloji Üyeler: Prof. Dr. Lütfi

Detaylı

KARDİYOJENİK ŞOK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI

KARDİYOJENİK ŞOK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI KARDİYOJENİK ŞOK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI KARDİYOJENİK ŞOK-TANIM Ø Kardiyojenik şok (KŞ), kardiyak yetersizliğe bağlı uç-organ hipoperfüzyonudur. Ø KŞ taki hemodinamik

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

İLKYARDIM TEMEL EĞİTİMİ TEORİ SINAV SORULARI-1

İLKYARDIM TEMEL EĞİTİMİ TEORİ SINAV SORULARI-1 İLKYARDIM TEMEL EĞİTİMİ TEORİ SINAV SORULARI-1 1) Aşağıdaki durumlardan hangisinde turnike uygulanır? a) Çok sayıda yararı varsa ilkyardımcı tek ise b) Yaralının güç koşullarda bir yere taşınması gerekiyorsa

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ. Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ. Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr Bu Bölümde: Eferent sinir sistemi ve görevleri Yollar, reseptörler ve kullanılan aracı

Detaylı

YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNE HASTA GELİYOR

YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNE HASTA GELİYOR YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNE HASTA GELİYOR Yoğun bakım ünitesine hasta geliyor hazırlıklara başlayalım. Yoğun bakım üniteleri kritik hastaların günün 24 saati devamlı bu konunun uzmanı olan doktor ve hemşireler

Detaylı

Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım

Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım Yanık Nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

Akciğer ve Dokularda Gazların Değişimi ve Taşınması

Akciğer ve Dokularda Gazların Değişimi ve Taşınması Akciğer ve Dokularda Gazların Değişimi ve Taşınması Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER Fizyoloji Anabilim Dalı Tartışma konuları: Eksternal ve internal solunum Oksijenin kanda taşınması Karbondioksidin kanda taşınması

Detaylı

Dr. Murat Sungur Erciyes Universitesi Tıp Fakultesi İç Hastalıkları ABD. Yogun Bakım Bilim Dalı msungur@erciyes.edu.tr

Dr. Murat Sungur Erciyes Universitesi Tıp Fakultesi İç Hastalıkları ABD. Yogun Bakım Bilim Dalı msungur@erciyes.edu.tr Dr. Murat Sungur Erciyes Universitesi Tıp Fakultesi İç Hastalıkları ABD. Yogun Bakım Bilim Dalı msungur@erciyes.edu.tr Tanım Şok, akut olarak sirkülatuar fonksiyonun bozulması, doku perfüzyonunda yetmezlik

Detaylı