S aygılarımla, ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ Uluslararası İlişkiler Bölümü Bülteni

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "S aygılarımla, ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ Uluslararası İlişkiler Bölümü Bülteni"

Transkript

1 Sayı: 2 ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ Uluslararası İlişkiler Bölümü Bülteni 01/2011 Amacımız; Yeni dünya düzeninde yaşanmakta olan gelişmeleri yakından takip eden; Analitik düşünce yeteneği gelişmiş; Sağlıklı analizler üretebilen; Teori ve pratiği kaynaştırabilen; Çözüme odaklı yaklaşımlar ortaya koyabilen öğrenciler yetiştirmektir. İçindekiler Bölümden Haberler Yrd. Doç Dr. Muhittin DEMİRAY Yrd. Doç. Dr. Sezai ÖZÇELİK Yrd. Doç. Dr. Reha YILMAZ Yrd. Doç. Dr. Hatice YAZGAN Arş. Gör. Ömer AK Arş. Gör. Altan AKTAŞ Arş. Gör. F. Şeyda TÜRKAY Öğr. Gör. İsmet SARIBAL Güler Yüzlü Bir Şehir Bölüm BaĢkanı ndan kinci Dünya Savaşından sonra uluslararası düzen, kapita- İ lizm ile sosyalizm arasındaki ideolojik gerilim nedeniyle Soğuk Savaş olarak tanımlandı. Uluslararası düzen, atom silahlarının oluşturduğu dehşet dengesi ile sıcak bir çatışmaya dönüşmedi. Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra Soğuk Savaşın yerini alması gereken uluslararası düzen ise hala ufukta görünmemektedir. Olaylar öyle bir hızla gelişiyor ki, bir ülkenin siyasi veya toplumsal konumu ile ilgili yapılan bir analiz kısa sürede geçerliliğini yitirebilmektedir. Altı ay önce kim inanırdı Tunus ta halkın ayaklanma ile katı laikçi bir yönetimin liderini ülkeden kaçmaya mecbur edeceğine? Mısır ise domino etkisinin kendisini göstereceği son ülke olarak gösterilmekteydi. u gelişmeler, siyasi ve B toplumsal değişimlerin de artık teknolojik gelişmeler kadar olmasa da hızlanmaya başladığını gösteriyor. Birileri tarihin Editör den sonunun geldiğini ve kapitalist toplum yapısının insanlığın son durağı olduğunu söylemişti. Yaşadığımız ve şahit olduğumuz olaylar ve olgular, tarihin çok hızlı bir şekilde aktığını ve değişime ve dönüşüme ayak diretenlerin kurdukları bentlerin ise bu değişim dalgasının önünde yıkılmaya mahkûm olduğunu göstermektedir. üm bu gelişmelerden kendimiz için ülkemiz için gele- T ceğimiz için çıkarmamız gereken derslerin başında artık dayatma ve baskı yoluyla, toplumsal grubun, siyasal görüşlerin ve kültürel değerlerin asimile edilemeyeceğin farkına varılmasıdır. Kendimiz için, çocuklarımız için, ülkemiz ve geleceğimiz için istediğimiz barış, istikrar, refah ve güven, halkın rızasına dayanan bir yönetim anlayışı ile kamu vicdanında oluşan adalet duygusun yer etmesi ile mümkündür. u bağlamda Uluslararası B ilişkiler bölümü olarak ama- ankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Ç Bölümü Bülteni nin ikinci sayısı ile yeniden karşınızdayız. İlk sayımızla karşılaştırıldığında bültenimizin bu sayısında bir takım değişiklikler göreceksiniz. Bunlardan birincisi, bu sayıda Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri tarafından kaleme alınmış çeşitli yazılara yer verilmiş olması. ültende okuyacağınız yazılar belirlenirken herhangi B bir kritere bağlı kalınmadığını belirtmek istiyorum. Yazarlar, siz değerli okuyucuların ilgisini çekeceğine inandıkları yazılarını sizlerle paylaştı. Bu doğrultuda elinizdeki bültende Ermeni Protokolleri nden Kafkasya ya, Ortadoğu daki gelişmelerden Avrupa Birliği ne kadar uzanan geniş bir yelpazede ve farklı konularda yazılar bulacaksınız. kinci farklılık ise bu sayıda İ bültenimizin baskı maliyetini karşılamak amacıyla kabul ettiğimiz reklamlar. Bu reklamlar sayesinde bültenimizin ulaştığı baskı kalitesini ve yayın standardını koruyup geliştirmeye ve okuyucumuzun karşısına aynı gönül rahatlığı ile çıkmaya devam etmeyi arzu ediyoruz. ültenimizin uzun ömürlü B olması, onun kalitesinin korunmasına ve okuyucularımı- Güler Yüzlü Bir Üniversite cımız öğrencilerimize sürekli değişime uğrayan bir çevre algısı içinde geleceğimizi mümkün olduğu kadar doğru temeller üzerinde inşa edecek bilgi ve bilinci vermeye çalışmaktır. Bu bilinç ise kadim medeniyet algısının toplumsal kodlarımızda oluşturduğu bilinç, tecrübe ve bilgi birikiminden faydalanarak bugünümüzü doğru tanımlamaya ve geleceğimizin temel ilkelerini doğru varsayımlar üzerinde şekillendirmeye çalışmak ile mümkün olur. Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Muhittin DEMİRAY zın göstereceği ilgiye bağlı. Hepinizin ilgi ve desteğini, eleştirilerini bekliyoruz. S aygılarımla, Uluslararası İlişkiler Bülteni Editörü Arş. Gör. Ömer AK

2 Uluslararası İlişkiler Bölümü Özellikle Kız Çocuklarının Okullaşmasının Arttırılması Hibe Programı Kapsamında bölümümüz tarafından hazırlanan proje 89 proje arasında 17. olarak hibe almaya hak kazandı T. C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi tarafından yürütülen Özellikle Kız Çocuklarının Okullaşmasının Arttırılması Hibe Programı kapsamında Çankırı Karatekin Üniversitesi tarafından hazırlanan Kırmızı Tebeşir Projesi başarılı olarak hibe almaya hak kazanmıştır. rş. Gör. Ömer Ak tarafından hazırlanan ve A yürütülecek olan Kırmızı Tebeşir Projesi, Çankırı Merkez, Yapraklı, Kurşunlu, Korgun, Eldivan ve Şabanözü ilçelerinin merkez ve Kırmızı TebeĢir de Ġmzalar Atıldı köylerinde bulunan ve ilköğretimi tamamladıktan sonra eğitime devam etmeyen kız çocukların yeniden okula yönlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, emekli öğretmenlerden oluşan 25 kişilik bir uzman ekibi tarafından hedef bölgede bulunan kız çocuklarına Eğitim Danışmanlığı, Kariyer Danışmanlığı ve Psikolojik Danışmanlık hizmetleri verilecektir. 011 yılında başlayacak 2 olan proje 12 ay sürecektir. Proje kapsamında, hedef bölgede bulunan yaklaşık 900 kız öğrenciye danışmanlık hizmetleri sunulması hedeflenmektedir. K aratekin Üniversitesi - nin koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek olan projenin ortakları Bulgaristan - da bulunan Hristo Botev Ortaokulu, Çankırı Ziraat Odası, Çankırı Sivil Toplum Derneği, Şabanözü Belediyesi ve Kurşunlu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu dur. yrıca Çankırı İl Milli A Eğitim Müdürlüğü, Kurşunlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çankırı Belediyesi projenin iştirakçileri arasındadır. ırmızı Tebeşir Projesi K tanıtım toplantısı 24 Ocak 2011 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi nde gerçekleştirildi. Proje Tanıtım Toplantısı GerçekleĢtirildi Kırmızı Tebeşir (The Red Chalk) Projesi Proje kapsamında, hedef bölgede bulunan yaklaşık 900 kız öğrenciye danışmanlık hizmetleri sunulması hedefleniyor. T anıtım toplantısının açılış konuşmasını Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş yaptı. Konuşmasında Savaş, Bu çalışma şehre çok önemli bir katkı sağlayacaktır. Bunun için başta projenin koordinatörü Ömer Ak olmak üzere diğer proje paydaşlarımıza teşekkür ederim şeklinde konuştu. P rojenin koordinatörü olan Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Araştırma Görevlisi Ömer Ak ise son bir yıl içerisinde Çankırı da yedi AB projesinin hayata geçirildiğini belirterek Kırmızı Tebeşir Projesi nin de bu projelerden birisi olduğunu söyledi. rojenin temel amacının P kız çocuklarının lise ve mesleki eğitim kurumlarına kayıt oranlarını arttırmak ve okuldan ayrılma oranlarını azaltmak olarak belirlediklerini ifade eden Ak, öğretim yılı itibari ile Çankırı da erkek öğrencilerin okullaşma oranlarının % 75, kız öğrencilerin okullaşma oranının ise %60 civarında olduğunu ve Türkiye geneli ile kıyaslandığında erkek ve kız öğrencilerin okullaşma oranları arasında büyük bir uçurumun gözlendiğini söyledi. k, proje kapsamında A öncelikli olarak alan çalışması yapılacağını ve okula gitmeyen kız öğrencilerin tespit edileceğini belirterek, kurulacak olan 25 kişilik eğitici ekibin belirlenen köylerde aileler ve kız çocuklarıyla görüşmeler yapacağını ve öğrencilere Danışmanlık hizmetleri verileceğini söyledi. rş. Gör. Ömer Ak ayrıca projenin sonunda A hazırlanacak olan raporun çeşitli kademelerdeki karar alıcılara sunulacağını ve eğitim politikalarının oluşturulmasına katkı sağlanacağını da sözlerine ekledi. 2

3 Güler Yüzlü Bir Üniversite şgücü piyasasında bilgi ve İ becerisi yetersiz olan ve kırsal bölgelerde yaşayan kadınların ve genç kızların aktif olarak işgücü piyasasına dönmesini sağlayacak kalıcı bir eğitim modeli ortaya çıkarmayı amaçlayan proje, Kasım 2009 tarihinden bu yana uygulanmaktadır. Beypazarı Modeli Projesi Devam Ediyor ralık 2011 tarihine kadar devam edecek olan A proje kapsamında, Türkiye - de başarılı bir model olarak uygulanan Beypazarı Örnek Olayı incelenmekte ve bu modelin Türkiye ve Avrupa Birliği üye ülkelerinde de uygulanmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. rojede 4 farklı Avrupa P Birliği üyesi ülkeden ortakların katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Proje ortağı ülkeler, İspanya, Polonya ve Yunanistan dır. Projede toplam 6 ortak bulunmaktadır. oordinatörlüğünü bölümümüz öğretim üyesi K Yrd. Doç. Dr. Sezai Özçelik in yaptığı projenin ortakları, Gazi Üniversitesi ve AVRASYA- D E R (Avrasya Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Sorunları Araştırma Derneği), İspanya dan Eğitim ve Sosyal Araştırma Enstitüsü, Polonya dan İşletme ve Kalkınma Merkezi, Yunanistan dan Tarımsal Teknolojik Araştırma, Mesleki Eğitim ve Öğretim Merkezi dir. Kırsal Kadınların İşgücü Piyasasına Dönmesi için Sürekli Eğitim Yaklaşımının Adaptasyonu: Beypazarı Modeli ankırı Karatekin Üniversitesi nin ortağı olduğu Ç NATUR (Doğa Turizmi) projesinin açılış toplantısı açılış toplantısı Ocak 2011 tarihleri arasında Lizbon'da gerçekleştirilmiştir. rd. Doç. Dr. Sezai Y Özçelik tarafından yürütülmekte olan proje kapsamında kırsal alanda yaşayanların iş gücü piyasasına girme şansını arttırmak NATUR (Doğa Turizmi) Projesi BaĢladı hedeflenmektedir. Ayrıca yerel düzeyde doğa koruması ve yerel kültürün korunmasına yönelik sonuçlar elde edilecektir. ürdürülebilir bir yaklaşım çerçevesinde doğa S turizminin gelişmesine yönelik strateji ve politikaların tanımlanması ve kırsal bölgelerde bu konuda farkındalık yaratılması amaçlanmaktadır. rojenin hedef kitlesini P (1) Gelecekte iş kurmak isteyen girişimciler, (2) yerel gelişme alanında faaliyet gösteren aktörler ve belediye çalışanları, turizm sektöründe çalışan ve bu sektörün strateji ve politikalarını yönlendiren profesyoneller ve (3) turizm sektöründe bilgi, beceri ve yeterliliklerini geliştirmek isteyen profesyoneller ve teknikerler oluşturmaktadır. Genç Akademisyenler Topluluğu Kuruldu niversitemiz İİBF öğrencileri tarafından Ü 2011 akademik yılında Genç Akademisyenler Topluluğu kurulmuştur. D anışmanlığını Yrd. Doç. Dr. Reha Yılmaz- ın yürüttüğü ve 2010 yılının Aralık ayında faaliyet izni alan Topluluk, akademisyen olmayı amaçlayan öğrencilere hitap ediyor. Uluslararası İlişkiler II. Sınıf öğrencisi Serhat Koç um başkanlığını yürüttüğü Topluluk akademik etkinlikler yanı sıra kültürel ve sportif faaliyetlerde de bulunmayı planlıyor. T opluluğun yetiştirme programı kapsamında topluluk üyesi öğrencilere bilimsel ve yabancı dil ağırlıklı bir eğitim programı sunulması planlanmaktadır. 3

4 Uluslararası İlişkiler Bölümü Tel: Cumhuriyet Mah. Abalı İşhanı ÇANKIRI NOT : Üniversite Öğrencilerine Yönelik İndirimlerimiz Devam Etmektedir. 4

5 Güler Yüzlü Bir Üniversite ABC KIRTASİYE Ali Yıldırım Kitap Kırtasiye Büro Malzemeleri Fotokopi PVC Malzemeleri Spiral Cilt Helezon Cilt Karton Cilt Gökalp Çankırı Bayii Cumhuriyet Mah. T.Fikret Cad. Hakan Apt. No:6 / B-C Çankırı Tel-Faks: (0376) SÜRAT KARGO Tel : İsmail Hakkı Karadayı Mah. Cumhuriyet Cd. No: 16 ÇANKIRI 5

6 Uluslararası İlişkiler Bölümü Yrd. Doç. Dr. Muhittin DEMİRAY TÜRK DIġ POLĠTĠKASI NDA NELER OLUYOR? Konuya böyle bir soru ile başlamak biraz garip gelse de aslında soru, Türkiye de neler oluyor sorusunun dış politika ile ilgili kısmını ihtiva etmektedir. Türkiye de neler oluyor ile Türkiye nin dış politikasında neler oluyor sorularının bağlantısının kurulması da gerekmektedir. Dış politika, bir ülkenin sınırlarının ötesine yönelik gerçekleştirdiği tüm eylemeleri içine almaktadır. Burada eylemlerden anlaşılması gereken, siyasi, ticari, kültürel vb. gibi tüm aktivitelerdir. Bu eylemleri kim yapmaktadır sorusunu devlet diye cevap veririz. Daha doğrusu devleti temsil edenlerdir. Devleti temsil edenler kimin adına bu aktiviteleri gerçekleştirmektedirler diye bir soru daha sorduğumuzda karşımız, millet adına diye bir cevap çıkacaktır. Demek ki dış politika demokrasilerde devlet içinde örgütlenmiş bir milletin iradesi doğrultusunda onu temsil edenler tarafından icra edilmektedirler. Bu itibarla demokratik siyasi yönetimlerde bir devletin dış politikası, milletin üzerinde mutabık olduğu genel çerçeve içinde ve yine milletin iradesiyle oluşan sivil bir iktidar tarafından yürütülmektedir. İşte burada da yukarıda sorduğumuz Türkiye de neler oluyor ile dış politikada neler oluyor arasındaki bağlantı ortaya çıkmaktadır. Çünkü hem iç politikadaki gelişmelere yönelik hem de dış politikaya yönelik kararlar, milleti temsil eden iktidar tarafından alınmakta ve yürütülmektedir. Dolayısıyla günümüzde özellikle küreselleşme kavramı ile beraber düşünüldüğünde iç politika ile dış politikanın birbirini etkileyen eylemler bütünü olduğunu, birbirlerinin neden ve sonuçlarını oluşturduklarını söylememiz mümkündür. Bu bakımdan birini diğerinden bağımsız ve ayrı düşünmek mümkün değildir. Tek Parti Dönemi Dış Politikanın Restorasyonu: Türk dış politikasında bugün neler oluyor sorusunun cevabının anlaşılması için Türkiye ve uluslararası düzenin geçirdiği dönüşümleri kısaca hatırlatmakta fayda vardır. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu nun tarihi ve kültürel mirası üzerinde kuruldu. Mustafa Kemal, 1923 Lozan Barış Antlaşması ile uluslararası alanda tanınan modern bir Türkiye oluşturmaya yönelik olarak ülkenin geleneksel ve toplumsal yapısını bir dizi devrimle değiştirdi. İçerde bu gelişmeler yapılırken dış politikada yurtta sulh cihanda sulh kavramı temel ilke haline geldi. Genç Türkiye Cumhuriyeti Lozan Anlaşması sonrası dış politikada statükocu bir yaklaşım sergileyerek mevcut olan uluslararası düzenin korunması yolunda tavır aldı. Çok partili dönem Türkiye, Batı ile kurumsal işbirliği imkânını 2. Dünya Savaşı sonrası elde etti. Soğuk Savaş döneminde Doğu da hissedilen SSCB tehlikesi karşısında, Türkiye önce Kore de BM adına savaştı, ardından 1952 yılında batı savunma ittifakı NATO ya girerek, Batı ile kurumsal işbirliği bakımından önemli bir adım attı. Menderes in çok yönlü dış politika çabaları Merkezi Antlaşma Teşkilatı nın (Bağdat Paktı - nın ) kurulması ile sonuçlandı. Avrupa ile işbirliğini geliştirmek amacıyla 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile ortaklık anlaşması yapıldı larda Kıbrıs ta Türklerin hükümetten dışlanması ile sonuçlanan çatışmalar, Türkiye nin garantör devlet olarak 1974 yılında adaya müdahalesini beraberinde getirdi. Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletlerde yapılan oylamalarda ve Türkiye nin adaya çıkarma yapması karşısında Batılı müttefikler, Türkiye nin aleyhinde tavır aldılar. Bu durum Türkiye nin dış politikada kendi ulusal çıkarları ile NATO çıkarlarının örtüşmediğini açıkça ortaya koydu. Türkiye nin dıģ politikadaki yeni vizyonu, Davutoğlu nun ifadesiyle Akil Ülke imajının yerleģmesini sağlamaktır. Bu vizyonu tamamlayacak ve Türkiye yi 21. Yüzyılda küresel düzeyde sayılı ülkelerin arasında yer almasını sağlayacak olan ise Türkiye nin kadim medeniyetler ile modernite arasında bir köprü vazifesini yerine getirebilecek yeteneği, bilgi birikimini ve tecrübeyi kısa zamanda elde etmesi ile mümkün olacaktır. Türkiye nin Dönüşümü: Aktif Dış Politika 80 ler uluslararası düzende hızlı dönüşümlerin yaşadığı yıllardır. Bu dönemde Afganistan ın SSCB tarafından işgali ile Soğuk Savaş ın gerilimli dönemlerinden biri yaşandı. 80 lerin sonuna gelindiğinde ise Soğuk Savaş sonra erdi. Uluslararası sistem için yeni bir dönem başladı. Bu aynı zamanda 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyıla geçiş dönemi anlamına gelmekteydi. Türkiye, 80 li yıllarda Özal iktidarı döneminde ile iç politikada 21. yüzyılı karşılamaya yönelik politikalar üretmeye çalışırken, dış politikada da geleneksel dış politikadan farklı olarak çok taraflı ve aktif politikalar yürütüldü. Özal, iktidarı döneminde yeni yüzyıla evrilirken Türkiye nin toplumsal, siyasal ve kültürel alanlarda derinden dönüşüm sürecinin temellerini attı. AET ye 1987 yılında tam üyelik başvurusu yapılırken, aynı zamanda Ortadoğu ülkeleri ile ekonomik ve siyasi ilişkilerin gelişmesi yolunda yeni bir anlayış ortaya kondu. Türkiye, Özal döneminde Orient ile Okzident arasında bir geçiş güzergâhı ve denge unsuru olmak istemekteydi. SSCB nin dağılması ile Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilan etmeleri, Özal ın ifadesiyle Türkiye için 300 yılda bir daha gelmeyecek bir fırsatı doğurdu. Bu dönemde Türkiye üç boyutlu bir politika izlemeye başladı. Dış politikada Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi birinci boyutu, İslam dünyası ve Avrasya ile ilişkilerin geliştirilmesi ikinci boyutu oluşturmaktaydı. Üçüncü boyut ise birbirinden farklı ve zıt gibi görünen dış politikadaki yeni açılımların iç politikada siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşüm süreci ve tarihsel miras anlayışı ile uyumlu hale getirilmesi çabalarını oluşturmaktaydı. 90 lı yılların belirsizlikleri ve iç politikada yoğunlaşan PKK terörü nedeniyle dış politikaya hâkim olmaya başlayan güvenlik merkezli anlayış, Avrupa Birliği nin 1999 Helsinki zirvesinde Türkiye nin AB adaylık statüsünün kabul edilmesi ile farklı bir düzlemde seyretmeye başladı. Zira AB, Türkiye ye tam üyelik için aday olması yolunda verdiği yol haritası ile başka bir ifadeyle ulusal program çerçeve- 6

7 Güler Yüzlü Bir Üniversite sinde iç politikada bir dizi anayasal değişikliklerin yapılmasını öngörmekteydi. DSP, MHP ve ANAP Koalisyonu döneminde AB yol haritası çerçevesinde anayasal değişiklikler başladı. Türkiye nin 2001 yılında yaşadığı ekonomik bunalım 2002 yılında iktidar değişimini beraberinde getirdi. Kanat Ülkeden Merkez Ülkeye: Türkiye nin Yeni Dış Politikası Adalet ve Kalkınma Partisi nin (AK Parti) iktidara gelmesinden sonra Türkiye nin dış politikasında en önemli kırılma noktalarından biri 1 Mart 2003 yılında TBMM de dış politikada yapılan oylamadır. İkinci kırılma noktasını ise Türkiye nin AB ne tam üyelik müzakere sürecinin 2004 Aralık ayında başlamasıdır. Ak Parti, AB üyeliği yolunda gerekli anayasal düzenlemeleri gerçekleştirmeye çalışırken, TBMM de 1 Mart 2003 te yapılan oylamada ABD askerlerinin Irak işgali esnasında Türkiye topraklarını kullanma isteği reddedildi. TBMM bu oylama ile iktidar ötesinde bir irade göstererek, ABD isteğine hayır demesini bildi. Türkiye nin 2002 yılından bu tarafa iç ve dış politikasına damgasını vuran AK Parti nin, ikinci Dışişleri Bakanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 26 Mart 2003 tarihinde TBMM de yaptığı konuşmada AK Parti nin dış politikada izleyeceği ilkelerin ipuçlarını vermekteydi. Türkiye tarihine ve coğrafi konumuna yaraşır, önyargılardan ve saplantılardan arınmış, karşılıklı çıkar dengelerine dayalı bir politika izlemektedir. Bu politika, ilkeli, dengeli ve gerçekçi olmak durumundadır. Gül, konuşmasında a) Türkiye nin tarihsel sorumluluğuna ve jeopolitik konumuna atıfta bulunarak izlenecek dış politikada bu faktörlerin önemine vurgu yapmakta; b) dış politikadaki ilişkilerde önyargılardan ve saplantı sayılabilecek davranışlardan uzak işbirliği esasında dayalı ve c) son olarak dengeli ve gerçekçi politikayı, Türkiye nin izleyeceği yeni dış politikasının temel nitelikleri olarak ifade etmekteydi. Türkiye, yeni dış politika stratejileri ile uluslararası alanda dikkati çeken bir ülke konumuna geldi. Komşu ülkelerle sıfır problem stratejisi ile bu ülkelerle kronikleşmiş sorunları çözmeye çalıştı. Suriye ile stratejik ilişkilerin gelişmesi, Ürdün, Lübnan la karşılıklı vizelerin kaldırılması konularında yapılan anlaşmalarla söz konusu ülkeler arasında siyasi yakınlaşma ve ticaret hacminin gelişmesini sağlandı. Türkiye, Irak ta devam eden iç çatışmaların tarafları arasında aktif arabulucu görevi yürüterek, Irak ta yeni bir hükümetin kurulmasında etkin rol oynadı. Lübnan ile Suriye arasında Hariri suikastından sonra yaşanan gerginliğin barışa dönüşmesinde, Suriye ile Suudi Arabistan arasındaki gerginliğin ortadan kaldırılmasında ve çok konuşulan İsrail-Suriye arasında gerçekleştirdiği arabuluculuk girişimi, Türkiye nin bölgede güvenliğin sağlanması, bölge ülkeleri arasında barışın, huzurun, istikrarın oluşması ve ülkeler arasında işbirliğinin geliştirilmesinde oynadığı rol dikkate değerdir. Türkiye nin 2008 yılında iki yıllığına BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine 157 oyla seçilmesi, uluslararası alanda Türkiye nin ulaştığı itibarı göstermesi açısında önemli bir kriter olarak değerlendirmek gerekir. Başbakan Erdoğan ın İsrail hükümetini Gazze deki saldırılar ve Mavi Marmara baskını nedeniyle net bir şekilde eleştirmesi, Türk siyasi geleneği açısından alışılmışın dışında bir olay olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Başbakan Erdoğan ın Kasım 2010 da Lübnan a gerçekleştirdiği ziyaretinde karşılanma şekli ve Türkmen Köyü Kuvaşra da açık hava mitingine dönüşen bir kalabalık önünde yaptığı konuşmada verdiği mesajlar, Türkiye nin dış politikadaki dönüşümünü ve aktif politikasını gözler önüne sermektedir. Son olarak İran ile ABD nin başını çektiği Batı ülkeleri arasındaki nükleer enerji krizi bağlamında, BM Güvenlik Konseyi nin İran a uygulanacak ekonomik ambargo konusundaki oylamada Brezilya ile birlikte ABD ye açık muhalefet etmesi ve ret oyu vermesi, Türkiye nin kendi ulusal dış politikasını iddia edilenin aksine, gerektiğinde ABD den bağımsız yürütebilecek konuma geldiğini göstermesi açısından önemlidir. Nitekim ABD Dışişleri Bakan yardımcısı ve sözcüsü Philip J. Crowley resmi olarak ilk kez iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen ABD nin Türkiye nin uluslararası yeni konumun kabul ettiklerini ve Türkiye nin uluslararası konumundan memnun olduklarını belirten bir açıklama yapmıştır. Dış politikadaki bu açılımların sadece siyasi manevra ve kuru bir diplomasi ile yürütülmesi mümkün değildir. Siyasette stratejik vizyon sahibi olmanın yanında tüm bu söylem ve eylemleri destekleyecek ekonomik altyapının olması gerekir. Bu itibarla Türkiye son yıllarda ekonomik alanlarda yaptığı hamlelerle 2010 yılında 730 Milyar dolar GSYH ye ulaştı. Avrupa Birliği ülkelerinin çoğu ekonomik krizle uğraşırken Türkiye % 6.8 ortalama büyümeye ulaştı. Türkiye, Dünya nın 17. Büyük ekonomisine sahip ve küresel ekonominin düzenleyicisi konumuna yükselen küresel sistem için önemli ülkeler oluşturduğu Grup 20 (G 20) üyesi olarak küresel düzeyde söz sahibi olma yolunda ilerlemektedir. Türkiye, Soğuk Savaş döneminde Batı savunma ittifakı NATO nun kanat ülkesi olarak tanımlanmaktaydı. Türkiye bir kanat ülke konumundan çıkarak bölündüğü bölgenin merkez ülkesi konumuna geldi. Türkiye nin dış politikadaki yeni vizyonu dışişleri Bakanı Davutoğlu nun ifadesiyle Akil Ülke imajının yerleşmesini sağlamaktır. Mütevazı, bölgede herkesi kendi ile eşit gören fakat bölgesel ve küresel düzeyde düzen kurucu bir perspektife sahip bir Türkiye oluşturulmak istenmektedir. Bu vizyonu tamamlayacak ve Türkiye yi 21. Yüzyılda küresel düzeyde sayılı ülkelerin arasında yer almasını sağlayacak en önemli faktör, Türkiye nin Ortadoğu nun kadim medeniyetleri ile modernite arasında bir köprü işlevini yerine getirebilecek yeteneği, bilgi birikimini ve tecrübeyi kısa zamanda elde etmesi ile mümkün olacaktır. Fakat özellikle son zamanlarda Türk dış politikası ile yerli ve yabancı medyada çıkan yazılar ve analizler Türkiye nin dış politikasını yöneten ve yönlendirenlerin işini kolaylaştırmamaktadır. Türkiye, bölgesel bir güç olmasına rağmen henüz küresel ölçekte bir aktör konumunda değildir. Lübnan da yaşanan hükümet bunalımı, Türkiye nin diplomatik etkinliğinin sınırlarını da göstermesi açısından önemli bir tecrübe olmuştur. Türkiye de kamuoyu ve dışarda Türkiye - nin dış politikasına sempati ile bakanlar açısından ne kadar yüksek düzeyde beklentiler oluşursa, bu beklentilerin yerine getirilememesi durumunda Türkiye nin kendisine ve yürüttüğü dış politikaya karşı hayal kırıklığı ve arkasından oluşacak güvensizlik o oranda büyük ve Türkiye açısından sarsıcı olacaktır. Bu bakımdan siyasetçilerin ve bürokratların temkinli diplomasiyi elden bırakmamaları gerekmektedir. 7

8 Uluslararası İlişkiler Bölümü YURDIġI BURSLARI ĠLE YÜKSEK LĠSANS VE DOKTORA EĞĠTĠMĠ u yazıyı yazmamın sebebi; Erasmus Öğrenci Hareketliliği ile yurtdışına gidecek B arkadaşlarla kendi deneyimimi paylaşmak ve onlara yol göstermektir. Yrd. Doç. Dr. Sezai ÖZÇELİK 1989 yılında üniversite hayatıma başladığımda yurtdışında eğitim konusunda fazla alternatif mevcut değildi. Sadece Japonya da yüksek lisans için yurtdışı bursları vardı yılında Mülkiye Uluslararası İlişkiler Bölümü nden mezun olduktan sonra hiç aklımda olmamasına rağmen yurtdışında okuma fırsatı elde ettim. O yıllarda Kaymakamlık Sınavı gibi sınavlar yapılmadığı için 1992 yılında açılmış olan yeni üniversitelerin araştırma görevlisi olmak için sınavlara giriyordum. Maalesef Uluslararası İlişkiler bölümlerinin sınavları açılmadığı için Kamu Yönetimi Bölümü Kent ve Çevre Bilimleri Anabilim Dalı nda yüksek lisans yapmaya karar verdim yılında Ankara Üniversitesi Kent ve Çevre Bilimleri Yüksek Lisans Programı na kayıt yaptırdım. İki dönem boyunca derslerimi alarak tez önerisi aşamasına kadar gelmiştim. Bu sırada ÖSYM nin açtığı bir sınavı duydum. Yurt dışında yüksek lisans ve doktora eğitimi için öğrenci alacakları ilanı verilmişti. Hemen ÖSYM merkezinden sınav başvuru formunu doldurup başvurumu yaptım. Acılı bir günümde sınav sonucumu öğrendim. Amcamın vefat haberini aldığım gün Ankara dan sınav sonuç belgesi gelmişti. O gün hem büyük bir sevinci hem de büyük bir hüznü yaşadım. Sınavı kazanmıştım. Amerika Birleşik Devletleri nde yüksek lisans ve doktora eğitimi için 1416 sayılı kanuna tabi olan Milli Eğitim Bakanlığı nın resmi burslu öğrencisi olmuştum. O günden sonraki süreç bayağı zorlu olmuştu. İlk başta MEB ile bir taahhütname imzaladım. Buna göre, aldığım bursun iki katı süreyle mecburi hizmet yükümlülüğü altına girmiştim. O günlerde bunun ne anlama geldiğini düşünmemiştim bile. İkincisi, üç tane kefil bulmak ve onlara da taahhütname imzalatmak zorunda idim. Kefillerin de devlet memuru olması şartı vardı. Bürokratik işlemlerden sonra İngilizce seviye sınavına girdim ve ODTÜ nün sınavını geçtim. Mülkiye de bir yıl Hazırlık okumam işe yaramıştı. Fakat bu durum bir anlamda işimi de zorlaştırdı. Sınavı geçemeyen diğer burslu arkadaşlar ODTÜ de İngilizce Hazırlık eğitimi aldı. Ben ise ABD de kendime okul arama çalışmalarına başladım. Yurtdışında okumanın bana birçok getirisi ve götürüsü olduğunu düşünüyorum. Bir kere daha gitmeyi ve bazı şeyleri farklı yapmayı isterdim. Gittiğimden dolayı pişman olduğum anlarım olmuştur. Fakat şu anda gittiğim için çok memnunum. İlk olarak, Ankara daki Fullbright Ofisi ne gittim. Oradaki uzman bana ABD de nasıl okul bulunacağını ve yapmam gerekenleri anlattı. ABD de bir okuldan kabul alabilmem için TOEFL (İngilizce seviye sınavı) ve GRE (ALES benzeri bir sınav) sınavlarından iyi bir derece almam, İngilizce transkriptler (hem lisans hem yüksek lisans için), motivasyon mektubu, 3 tane referans mektubu ve başvuru formu doldurmam gerekiyordu. Finansal durumum için MEB İngilizce bir mektup vermişti. İlk olarak, TOEFL sınavını halletmem gerekiyordu. O sırada Ankara da TOEFL kursları azdı. En iyisi olan Amerikan Kültür TOEFL kursuna yazıldım. Zaten TOEFL sınavını Ankara - da sadece Amerikan Kültür yapabiliyordu. İlk sınavdan 553 almıştım. Fena sayılmazdı fakat iyi üniversiteler için aralığında bir sonuç almalıydım. GRE sınavına da test kitapları ile hazırlandım. Ondan da 1260 puan aldım. Bu sonuçlardan sonra 1996 Güz dönemi için başvuru yapmaya başladım yılı ve 1996 Ocak-Şubat aylarına kadar başvuru yapabilirdim. Tabii bütün bunları yaparken tek başımaydım. ODTÜ de İngilizce kursuna giden arkadaşlar en azından birbirlerine yardım edebiliyorlardı. Benim öyle bir şansım olmamıştı. Bunun üzerine bir Danışmanlık şirketine gittim. Onlarla her bir okul başvurusu için 100 dolar üzerinden anlaştım. Bana danışmanlık yaptılar; fakat o parayı hak edecek fazla bir şey de yapmadılar. Ama başvurularımı yolladım. Ve University of 8

9 Güler Yüzlü Bir Üniversite Dayton dan kabul aldım. Bu ilk kabulüm idi. TOEFL ı yükseltmek için tekrar sınava girdim. Ama bu sefer 550 almıştım yılı başlarında MEB e gittim. ODTÜ de kursa giden öğrencileri 3 aylığına ABD ye İngilizce kurslarına göndermek için hazırlık yapıyorlardı. Ben sadece onlara University of Dayton kabulünü verebilmiştim. Şansıma beni de İngilizce Hazırlık kursuna göndereceklerini söylediler. Bu beni rahatlatmıştı bir parça. Mayıs ayında 8 tane arkadaşımla beraber bizi Washington D.C. deki American University ye İngilizce Hazırlık kursuna yollamaya karar verdiler. Tabii ilk önce ABD vizesi almam gerekiyordu. THY den uçak bileti rezervasyonu yaptırdıktan sonra American University den gelen belgeler (kabul yazısı, J-1 vize başvuru belgesi) ve kendi belgelerim ile beraber J-1 vizesi için başvurdum. Sadece İngilizce Hazırlık dönemi boyunca yani 31 Ağustos 1996 ya kadar vize aldım. J-1 vizesinin ne kadar katı bir vize olduğunu ve ABD de kalmanın bu vize ile ne kadar zor olduğunu sonradan öğrendim. Tüm işlemlerim bitmişti. Artık ABD ye gidebilecektim. Ama bu yolun başlangıcı bile değildi. Daha önümde bilinmeyen birçok denklem var gibiydi. Üniversiteyi ailemden uzakta okumuştum. Fakat şimdi başka bir kıtaya gidecektim. 23 yaşında da olsam zor bir tecrübe olacaktı. 05 Mayıs 1996 da Ankara Esenboğa Havalimanından sabah uçağı ile İstanbul a oradan da New York JFK ya uçtum. JFK Havalimanından Delta Airlines ile Washington National Airport a indim. İstanbul daki uçakta diğer 8 arkadaşımla buluşmuştuk. Bir başka iyi nokta ise iki kişi dışında hepimiz Uluslararası İlişkiler eğitimi almak için aynı yere gidiyorduk. Birbirimize yardımcı olabilirdik. 8 kişi içinde 5 tanesi benim Mülkiye den sınıf arkadaşım idi. Oraya gidince beraber ev tuttuk. Bize verilen 1100 dolarlık bursla geçinmek için aynı apartman dairesinde 3 kişi kalıyorduk. Tabii aynı yere gitmemizin handikapını daha sonra anladım. İngilizcemiz daha iyi gelişebilirdi. Ayrıca ABD tecrübesini daha iyi ve faydalı yaşayabilirdik. 05 Mayıs 1996 da gittiğim Amerika maceramı İngilizce Hazırlık kursunu (Mayıs-Ağustos 1996) yüksek lisansımı American University (Washington D.C.) (Eylül 1996-Agustos 1998) ve doktoramı George Mason University (Fairfax, Virginia) (Eylul Agustos 2004) de bitirerek toplam 8 yıl 4 ay kalıp 12 Eylül 2004 te Türkiye ye dönerek tamamladım. Yurtdışında okumanın bana birçok getirisi ve götürüsü olduğunu düşünüyorum. Bir kere daha gitmeyi ve bazı şeyleri farklı yapmayı isterdim. Gittiğimden dolayı pişman olduğum anlarım olmuştur. Fakat şu anda gittiğim için çok memnunum. Erasmus la ve diğer fırsatlarla yurtdışına gidecek arkadaşlara fırsatları değerlendirip 3 gün bile olsa yurt dışına gitmelerini tavsiye ederim. Son bir not; şu anda gerçekten daha fazla fırsatlar var: Erasmus, AB Gençlik Projeleri, Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH), v.b. Belki başka bir yazıda ABD de okuma tecrübelerimi paylaşırım. Ama giderken birçok zorluklar oldu. Okurken ve yaşarken de zorluklar oldu. Yine de tüm bu zorluklar sonunda kazanılan tecrübeler siz genç arkadaşlarımızın ileriki yaşamlarında iyi yerlere gelmelerini sağlayacaktır. Son olarak, Mnemonik tekniği ile ERASMUS u tamamlayın. İlk harf şöyle olabilir. E AT R... A... S... M... U... S... 9

10 Uluslararası İlişkiler Bölümü ÇOK BOYUTLU TÜRK DIġ POLĠTĠKASI VE G.KAFKASYA YA ETKĠSĠ üreselleşme süreci Türkiye üzerinde yüksek düzeyde etkiler bırakmıştır. K Küreselleşmenin etkilediği alanlardan birisi de dış politikadır. Bu durumun temel bir nedeni, Türkiye nin jeo-stratejik konumundan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, küreselleşmenin güvenlik boyutu, Türkiye yi uluslararası terörizmle mücadele, silahların kontrolü ve silahsızlanma, yasadışı göç, uluslar arası suçlarla mücadele gibi konularla çok daha kapsamlı ve derin bir şekilde uğraşmaya, bu konularda bölgesel ve uluslararası işbirliğinde öncü rol almaya yöneltmiştir. Yrd. Doç. Dr. Reha YILMAZ Türk dış politikası kuruluşundan itibaren, Atatürk tarafından geliştirilen "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesi doğrultusunda, uluslararası barışı hedefleyen bir dış politika izlemiştir. Ancak, bu ilke dünya politikasında etken bir siyaset izlemekten ziyade edilgen bir siyaset olarak algılanmıştır. Ancak, Turgut Özal la birlikte, Globalleşmenin de etkisiyle Türk dış politikası evrim geçirmiş ve çok boyutlu yeni bir dış politika geliştirilmiştir. Bu dönem Türk dış politikasının başlıca amacı, gerek Türkiye de, gerek bölgesinde, barış ve refah üzerine kurulu, istikrarlı, işbirliğine dayalı ve beşeri kalkınmayı sağlayacak bir ortamın yaratılmasıdır. Yeni Türk dış politikası, ülke güvenliğinin sağlanmasını, ulusal çıkarların korunması, ülkesel kalkınma ve refah için gerekli dış kaynakların teminini, dost ve müttefikler edinilmesini, Türkiye nin çağdaş dünya içindeki yerinin korunmasını ve güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Bütün bu hedeflerin, başta komşular olmak üzere, bütün ülkelerle iyi ilişkiler ve işbirliği ortamının tesisi, uluslararası barış, istikrar, güvenlik ve refaha katkıda bulunulması yoluyla gerçekleştirilmesi ilke edinilmiştir. Türkiye, çok boyutlu siyasetin bir gereği olarak Kafkasya da barıģın sağlanmasına yönelik yoğun bir çalıģmaya girmiģtir. Türkiye nin bölgede daha etkin olmasını sağlayacak bir diğer husus da bölgede menfaati olan devletlerle yakın bir iliģkiye girilmesidir. Türkiye, günümüzün küreselleşmiş dünyasında, uluslararası toplumun aktif ve sorumlu bir üyesi olarak, Batı yla Doğu yu, Kuzey le Güney i uzlaştırmak yönünde çaba sarfeden, tüm bölgelerde etkinlik gösteren bir aktördür. Avrasya nın merkezindeki konumu ve geniş bir alana yayılan tarihi ve kültürel bağlarıyla, kültürlerarası diyalog ve etkileşimin geliştirilmesinde bir çok bölgede önemli bir katalizör işlevi görmektedir. Bu bölgelerden birisi de Kafkasya dır. Globalleşen ve bunun doğal sonucu olarak çok boyutlu hale gelen Türk dış politikasının Kafkasya siyasetinin amaçlarını genel olarak iki başlık altında toplamak mümkündür. 1. Güney Kafkasya da barış ve istikrarın korunması, 2. Güney Kafkasya da olabildiğince çok tarafın katılımıyla gerçekleştirilecek bir işbirliği platformunun oluşturulması. Bu iki amacın gerçekleşmesi için Türkiye nin aktif bir diplomasi uygulamıştır. Ancak bu diplomasi henüz istenen sonuçları vermemiştir. Zira, gerek siyasi, gerekse ekonomik istikrar ve işbirliğinin sağlanmasını engelleyecek bir çok 10

11 Güler Yüzlü Bir Üniversite faktör mevcuttur. Gerek bölgedeki ayrılıkçı bölgeler sorunu, gerekse Batı, Rusya, İran ve Türkiye denkleminde güç savaşı siyasi ve dolayısıyla ekonomik birliğin karşısında bir set oluşturmuştur. Ayrıca bölge halkları arasında Sovyet döneminde gerçekleştirilen kalıcı düşmanlıklar da bölgesel uzlaşı ve işbirliğinin gerçekleştirilmesini engelleyen bir diğer faktör olmuştur. Bununla birlikte Türkiye, çok boyutlu siyasetin bir gereği olarak Kafkasya da barışın sağlanmasına yönelik yoğun bir çalışmaya girmiştir. Kuvvet yoluyla toprak ilhakına karşı, devletlerin toprak bütünlüğüne saygılı bir politika izleyen Türkiye, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilafı çözmek için başından beri olağanüstü gayretler sarf etmiştir. Aynı şekilde, Gürcistan ile Rusya arasındaki ayrılıkçı Abhazya ve Güney Osetya sorunlarının çözüme kavuşturulması için diplomasi trafiği başlatmıştır. Kafkasya da İşbirliği ve İstikrar Platformu nun kurulmasına yönelik bir çok deneme yapan Türkiye, tüm bölgeyi tek bir çatı altında toplayarak anlaşmazlıklara tek ve toplu bir çözüm getirilmeye çalışmıştır. Bu çerçevede bölge devletleriyle işbirliğinin arttırılmasına çalışılırken, diğer yandan bölgede menfaati olan bölgesel ve küresel güçlerle ilişkilerini geliştirerek bölgesel sorunlara ortak akıl geliştirmek için harekete geçmiştir. Son dönemde de bunun olumlu sonuçlarını elde etmeye başlamıştır. Türkiye nin Komşularla Sıfır Problem ilkesi üzerine kurulu yeni çok boyutlu siyasetinin Kafkasya daki sorunlara daha etkin çözümler getirebilmesi için öncelikle bölgedeki devletlerin özel durumları dikkate alınmalıdır. Zira, bölgedeki 3 ülkenin (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) sosyal, siyasi ve ekonomik durumları ve özellikleri birbirinden önemli oranlarda farklılık göstermektedir. Gelişmişlik düzeyi, dış unsurlardan etkilenme oranı, iç baskı gruplarının aktif siyasete etkisi vb. unsurlara göre yapılacak bir değerlendirme Türkiye nin bölgedeki faaliyetlerini etkin kılacak ve bölge devletlerini Türkiye ye daha da yaklaştıracak, tekliflerine daha sıcak yaklaşmalarını sağlayacaktır. Türkiye nin bölgede daha etkin olmasını sağlayacak bir diğer husus da bölgede menfaati olan devletlerle yakın bir ilişkiye girilmesidir. Kafkasya çok önemli bir stratejik mevkide olduğu için pek çok ülkenin ilgisini çekmektedir. Bölgeyi kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirmek, yeniden yapılandırmak isteyen bölgesel ve küresel güçler bölgedeki her türlü girişimle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle, Türkiye nin bölge politikasının kalıcı ve yapıcı sonuçlar meydana getirmesi için bölgeye etki eden güçlere yönelik ayrı bir çalışma yapması kaçınılmazdır. Zira bölgeye doğrudan etki etme yeteneği ve gücüne sahip Rusya, İran ve Batılı ülkeler hatta Uzak Doğu üçlüsü (Çin, Japonya, Güney Kore) Türkiye nin bölgesel politikasına etki edecek önemli unsurlardır. Çünkü, bu ülkelere yönelik politikaların olumlu yada olumsuz gelişimi Türkiye nin bölgedeki varlığını ve etkileyiciliğini, siyasi manevralarının bölge ülke ve halkları tarafından kabulünü doğrudan etkileyecektir. Ayrıca, bölge devletleri, bölgesel ve küresel güçlerin bölge menfaatlerinin uzlaştırılması gereklidir. Bu da ancak ekonomik unsurlar üzerine kurulu geniş katılımlı bölgesel bir işbirliği platformu oluşturmaktan geçmektedir. 11

12 Uluslararası İlişkiler Bölümü TÜRKĠYE-AB ĠLĠġKĠLERĠ NEREYE GĠDĠYOR? 010 yılı gerek AB, gerekse Türkiye için zor bir yıl oldu. AB, başta Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İspanya gibi ekonomik iflasa giden üye ülkeleri 2 için tedbirler almaya çalışırken, Türkiye ile müzakerelerde gözle görülür bir ilerleme sağlanamadı. Yrd. Doç. Dr. Hatice YAZGAN Müzakere performansı; Türkiye nin AB müktesebatına uyumu için mevzuatın fasıllara bölündüğü ve ilgili fasıl içeriğini kendi hukukuna aktardığı süreçteki ilerleme ile ölçülecekse; müzakere süreci durma noktasına geldi sonucuna varılabilir. Zira AB Kıbrıs sorununun çözümünü diğer bazı fasıllar için önşart olarak koyduğu için açılamayan fasıllar yanında, Fransa ve Güney Kıbrıs ın bloke ettiği fasıllar da mevcut. Durum teknik olarak böyle iken; Türkiye ve AB kamuoylarının birbirlerine karşı olumsuz tutumları, durumu daha da karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale getiriyor yılında neler olabilir? 1 Ocak 2011 tarihinde Macaristan, AB Dönem Başkanlığı nı Belçika dan devraldı. AB de trio olarak adlandırılan üçlü Başkanlık mekanizmasına göre; ilgili dönem başkanlığını üstlenen ülke, takip eden iki dönemde başkanlığı üstlenecek ülkelerle devamlılığı sağlamak üzere yakın işbirliği içinde çalışıyor. Bu çerçevede, Ocak 2010-Haziran 2011 tarihleri arasında görev yapan üçlü Başkanlık- İspanya, Belçika ve Macaristan- ortak bir program oluşturdu. Bu Program yanında, her bir Dönem Başkanlığı nın kendine özgü hedefleri de bulunuyor. Dönem Başkanlıklarının Türkiye ile müzakerelerde bir ya da birkaç fasıl açma hedefi de dönem başında belirtilen noktalardan biridir. Sona eren Belçika Dönem başkanlığı sırasında hiçbir fasıl açılamazken, Macaristan, Türkiye ile müzakerelerde ilerleme sağlama hedefini öncelikleri arasında saydı. Dönem Başkanı ülkenin inisiyatifi ile müzakerelerde ne kadar ilerleme sağlanabilir? Öncelikle sorunun özünde yatan teknik problemleri incelemek gerek. Türkiye nin AB üyeliği hedefinden vazgeçmesi gibi bir seçenek rasyonel gözükmemektedir. AB - nin şu an ekonomik krizde olması da bu gerçeği değiştirmemektedir. Zira Türkiye nin en yakın ticari ortağı yine AB ülkeleridir. Kıbrıs sorunu Türkiye nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin adada çözüm için desteklediği Annan Planı, Güney Kıbrıs tarafından reddedilmesine ve bir anlamda Güney Kıbrıs çözümsüzlüğü sürdüren taraf olarak görülmesine rağmen 2004 yılında AB ye tam üye olarak kabul edildi. Bu durum Türkiye nin AB nin Kıbrıs konusunda objektif davranmadığına dair kanaatini pekiştirdi. Sonrasında; Türkiye nin 1964 yılında yürürlüğe giren Ankara Antlaşması hükümlerini 2004 yılında Güney Kıbrıs da dâhil AB ye yeni katılan ülkeleri de kapsayacak biçimde genişletmesi yükümlülüğünün, KKTC den AB ülkelerine ticaret yapılmasını sağlayacak düzenlemelerin Güney Kıbrıs vetosu ile yürürlüğe girememesi ile birlikte değerlendirilmesi ve karşılıklı olarak restleşilmesi ilişkileri tam bir çıkmaza soktu. Bu durumun Türkiye açısından en olumsuz sonucu, AB tarafından Kıbrıs sorununun çözümünün müzakere fasıllarının açılması için ön şart olarak konması oldu. 12

13 Güler Yüzlü Bir Üniversite Türkiye ve AB arasındaki sorunların nedenini tek bir tarafta aramak, çözümsüzlüğe katkıda bulunmaktan başka bir işe yaramaz. Konuya her iki taraf açısından bakıldığında karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. Öncelikle AB nin Kıbrıs politikasında zaman zaman basiretsizlik sergilediği açıktır. Küçük bir AB ülkesinin, AB politikalarında bu denli etkili olarak, Birlik mekanizmalarını kendi çıkarları için kullanmasına izin verilmesi, bir Değerler Birliği olarak AB yi, çatışmalara çözüm bulma misyonunun gerisine düşürmektedir. Kıbrıs sorunundan bağımsız olarak, bazı AB liderlerinin popülist söylemlerle Türkiye karşıtlığı yaratmaları da sorunları derinleştirmektedir. AB nin Türkiye ye karşı güvenilir bir ortak tavır ortaya koyması, Türkiye tarafında şüphelerin dağılmasını ve kararlılıkla hareket edilmesini sağlayacaktır. Türkiye de ise son yıllarda gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında AB ye üyelik isteğinin azaldığı, bundan da vahimi AB nin Türkiye yi istemediğine ve asla üye olarak kabul etmeyeceğine dair inancın pekiştiği görülmektedir. Ancak dogmatik ve yüzeysel fikirlere kapılmadan, partiler üstü bir kararlılıkla hareket edilmesi gerekmektedir. Kıbrıs sorununun çözümünde de açık bir iletişim dili kullanılmalı, her iki tarafın hassasiyetlerinin dikkate alındığı bir uzlaşı zemini yaratılmalıdır. Türkiye, AB de yaşanan ciddi ekonomik krizin aksine ekonomik olarak güçlü durumdadır. Son yıllarda coğrafi konumunun gerektirdiği çok boyutlu dış ve ekonomik politikaları başarıyla uygulamaktadır. Ancak; Türkiye nin çevresindeki ülkeler AB üyesi ve daha çok AB ile yakın ekonomik ilişkide olan ülkelerden oluştuğundan, Birliğin standartlarında üretim ve hizmet sağlamakta ve talep etmektedirler. Bunun yanında Türkiye nin AB adaylığı başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede çok olumlu etkiler yaratmaktadır. Bu bilgiler ışığında, Türkiye nin AB üyeliği hedefinden vazgeçmesi gibi bir seçenek rasyonel gözükmemektedir. AB nin şu an ekonomik krizde olması da bu gerçeği değiştirmemektedir. Zira Türkiye nin en yakın ticari ortağı yine AB ülkeleridir. Bunun yanında AB - nin Türkiye den yerine getirmesini talep ettiği (ve diğer tüm aday ülkeler için öngördüğü) Kopenhag kriterlerinin içeriğini; demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi her bireyin doğuştan sahip olması gereken, doğal ve insanca yaşamasını sağlayacak haklar oluşturmaktadır. Bu konularda AB nin Türkiye de eksiklik olarak addettiği uygulamalar, Türk vatandaşlarının demokratik bir ortamda yaşamını sürdürmesi için yeniden düzenlenmesi gereken noktalardır, AB tarafından uygulanmaya zorlanan bir külfet olarak algılanmamalıdır. Netice itibariyle, 2011 yılının ilk altı ayı için yoğun bir gündeme sahip olan Macaristan Dönem Başkanlığı Türkiye ile yeni bir fasıl açma isteğini belirtse de, Kıbrıs sorunundaki çıkmaz aşılmadıkça müzakerelerde kısa dönemde çok büyük bir ilerleme sağlanması zor gözüküyor. TÜRKĠYE NĠN EN BÜYÜK HAZĠNESĠ: GENÇLER Nüfusunun yarısından fazlasını gençlerin oluşturduğu Türkiye de, AB ile ilişkilerin odak noktası da gençler olmalıdır. Sorgulayan, çözüm üreten, en az bir yabancı dili çok iyi konuşabilen, uluslararası olaylara çok boyutlu bakabilen gençler, gelecekte Türkiye nin kaynakları doğru kullanıldığı takdirde ulaşılması çok da zor olmayacak hedeflerini yerine getirecek bireyler olacaktır. Bu açıdan bakıldığında gerek Türkiye, gerekse AB açısından, ağaçlara bakmaktan ormanı göremeyen bir yaklaşımla, konunun özüne odaklanmak yerine ayrıntılarla vakit kaybetmek, gençlerimizin önündeki geleceği ertelemekten başka bir işe yaramayacaktır. 13

14 Uluslararası İlişkiler Bölümü TUNUS VE MISIR DA YAġANAN GELĠġMELER VE OLASI SONUÇLARI on günlerde Tunus ve Mısır da yaşanan gelişmeler uluslararası kamuoyunun dikkatini Ortadoğu ya çevirdi. Her iki ülkede de halkın iktidardaki yönetimlere karşı ayak- S lanması, bölgedeki diğer rejimlerin geleceği konusunda da soru işaretlerine neden oldu. Halk hareketlerinin özellikle Yemen, Ürdün, Suriye ve hatta İran a bile sıçrayabileceği tartışılır hale geldi. Peki, bu olaylar Ortadoğu da köklü ve geniş çaplı bir değişimin ilk işaretleri olarak değerlendirilebilir mi? İslam ülkelerinde siyasi rejimler değişime gebe mi? Türkiye nin bu gelişmelerdeki payı nedir ve bu gelişmelerden nasıl etkilenir? Bu gibi sorulara yanıt bulabilmek için Tunus ve Mısır da yaşanan gelişmeleri kısaca özetlemekte fayda var. Arş. Gör. Ömer AK [Tunus ve Mısır - da yaşanan gelişmeler] hem bölgenin dönüşümünde Türkiye nin önemli bir rol oynayacağı; hem de bölgede yaşanacak olan dönüşüm sonucunda Türkiye nin çok boyutlu dış politika vizyonu çerçevesinde daha geniş bir hareket sahası kazanarak etki alanını genişletebileceği şeklinde yorumlanabilir. Tunus 1956 yılından bu yana cumhuriyet rejimiyle yönetilen bir ülke. Habib Burgiba yılları arasında kısmen Fransa, kısmen Türkiye modellerini örnek alan, demokrasiyi uzun vadeli hedef olarak koymasına rağmen zaman zaman antidemokratik uygulamalara imza atan bir yönetim uyguladı. Katı bir laiklik anlayışı çerçevesinde uygulanan bir modernizm politikası sonucunda, kişisel hak ve özgürlükler ikinci plana atılarak baskıcı uygulamalara imza atıldı. Burgiba döneminin bıkkınlığı ve yorgunluğu neticesinde, çeşitli halk kesimlerinin desteğiyle yönetime gelen Zeynel Abidin Bin Ali, % 99 a yakın oylarla 23 yıl boyunca iktidarda kaldı. Eski istihbaratçı Bin Ali döneminde iktidarın kişisel amaçlarla kullanılması neticesinde ülke bir mafya devleti haline geldi. Modernist ve Seküler olarak tanımlanan Bin Ali nin demokrasi ve insan hakları karnesi de hiç parlak sayılmazdı. Antidemokratik uygulamalar ve insan hakları ihlalleri halkın öfkesini çoğalttı. Ekonomideki ciddi sorunlar, özellikle işsizlik nedeniyle toplumdaki gerginlik arttı. 17 Aralık 2010 tarihinde Tunuslu genç bir seyyar satıcının meyvesebze tezgahına el konulması nedeniyle kendini yakması ve hayatını kaybetmesi ise bardağı taşıran son damla oldu. Halkın isyan etmesi nedeniyle çıkan olaylar sonucunda Bin Ali ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Fransa ya kabul edilmeyen Bin Ali önce Malta ya, daha sonra ise Suudi Arabistan a kaçtı. Şu anda Tunus halkı, herkesin katılabileceği serbest seçimlere hazırlanıyor. Kimilerinin Gürcistan ve Ukrayna da yaşanan ve Soros destekli renkli devrimlere referansla Yasemin Devrimi olarak adlandırdığı, ancak dış kaynaklı olmaktan çok Tunus- un kendi dinamikleri sonucunda ortaya çıkmış gibi görünen halk hareketi nin en önemli sonucu, diktatörlüklerin devrilmesinin mümkün olduğunu diğer Ortadoğu ülkelerine göstermesi oldu. Arap dünyasında ilk kez bir rejim halk tarafından devrildi. Bu devrimi Batı yanlısı bir Renkli Devrim ya da gerici bir İslam Devrimi olarak adlandırmak, özelde Tunus, genelde ise Ortadoğu daki toplumsal dinamikleri yok saymak anlamına gelecektir. Tunus ta başlayan hareketler kısmen Yemen ve Cezayir e de yansıdı ancak Mısır ı ciddi ölçüde sarstı. Hasan Cemal, 2 Şubat 2011 tarihli Milliyet Gazetesi ndeki yazısında, Mısır da halkın neden ayaklandığını şu şekilde özetliyor: İşsizlik... Yoksulluk Ekonomide devletçilik... Sosyal adaletsizlik... Gelecek umudu olmayan gençlik... Yozlaşmış siyasal liderlik... Yolsuzluk ve rüşvete batmış devlet... Arkasındaki en büyük güç halk değil ordu olan siyasal rejim... Demokratik hak ve özgürlüklere nefes aldırmayan polis devleti... Bir de diktatör! Bütün bunlar bir araya getirildiğinde Batı yanlısı Mübarek rejiminin yine Batı destekli bir halk hareketi aracılığıyla devrilmeye çalışıldığını söylemek mümkün görünmüyor. Zaten Mübarek rejimi bölgede İsrail in varlığının en büyük teminatlarından birisi ve Batı nın, özellikle ABD nin en önemli müttefikleri arasında. Mübarek, içeride ordunun, dışarıda ise ABD nin desteğiyle, yıllarında Enver Sedat tarafından başlatılmış olan Camp David barış sürecini devam ettirdi ve Mısır-Gazze sınırını (Refah Geçidi) kapalı tutarak İsrail in Filistin i kontrol altında tutmasını kolaylaştırdı. Bu nedenle İsrail, Mısır da istikrarın korunması ve Mübarek rejiminin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak Batılı müttefiklerini bu yönde ikna etmeye çalışıyor. Ayrıca mevcut haliyle Mısır hükümeti, 14

15 Güler Yüzlü Bir Üniversite ABD nin de bölgedeki en önemli müttefiklerinden birisi. Ancak Mısır daki gelişmeleri uzun süre sessizce izleyen Obama yönetimi, 1 Şubat 2011 tarihinde düzenlenen ve bir milyondan fazla kişinin katıldığı Milyonların Yürüyüşü nün ardından, Mısır daki değişimi engellemesinin artık mümkün olmadığını fark etti ve bir açıklama yaparak Mısır da bir an önce barışçıl değişim yapılması gerektiğini vurgulamak zorunda kaldı. Bu açıklamadan birkaç saat önce Mübarek, Eylül 2011 de yapılacak olan seçimlerde aday olmayacağını açıklamıştı bile. Ancak kimileri bu durumu, Mübarek in zaman kazanmak için bir manevrası olarak değerlendiriyor. Yine de Mısır daki gelişmeler incelendiğinde, bu manevranın başarılı olamayacağını ve Mübarek in zaman kazansa bile kendi sonunu engelleyemeyeceğini söylemek mümkün. Öte yandan Mısır da yaşanan ayaklanmanın İslamcı bir tonu olmadığını da söylenebilir. Öyle olsaydı, Mısır ın en güçlü ve örgütlü muhalefet topluluğu olan Müslüman Kardeşler in (İhvan-ı Müslimin) hareketlerde daha aktif rol alması beklenebilirdi. Ancak İhvan ın pasif bir rol oynamayı tercih ettiği görülüyor. Radikal İslamcı çizgisiyle tanınan İhvan, Mısır ı yönetmeye aday olmaktan kaçınıyor olabilir. Süreçte öne çıkması halinde, ılımlılık yönünde bir esmene göstermesi mümkün olmadığı için radikal bir dönüşümü yüklenmek zorunda kalacak olan İhvan, bu riski almayı tercih etmiyor da olabilir. Sebep ne olursa olsun, İhvan ın pasif kalmayı tercih etmesi nedeniyle, Nobel Barış Ödülü sahibi muhalif lider Muhammed El Baradey ön plana çıkıyor. Kısacası Tunus ta yakılan ve Mısır dan Ortadoğu ya yayılmaya başlayan ateş, Batı yanlısı ya da İslamcı olmaması ve toplumsal dinamiklere dayanması nedeniyle gelip geçici olmaktan uzak göründüğü için bölgedeki yönetimlerin, özellikle diktatörlüklerin korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Ürdün Kralı Abdullah önlem olarak hükümeti değiştirdi. Lübnan da geçici hükümetin başbakanı olan Saad Hariri nin taraftarları, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman ın hükümeti kurma görevini Hizbullah grubunun adayı olarak 65 milletvekilinin desteğini alan Necip Mikati ye verme ihtimalini protesto etmek amacıyla başta başkent Beyrut olmak üzere ülkenin birçok şehrinde gösteriler yapıyor. Peki, olaylar Suriye ve İran a sıçrar mı? Bu konuda tahmin yürütmek için henüz erken. Ancak Ortadoğu da halkların artık yönetimlere eskisi kadar kolay boyun eğmediği bir gerçek. Kısa vadede olmasa bile orta veya uzun vadede gelişmelerin bir şekilde Suriye ve İran a da sıçraması beklenebilir. Halkın çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen, yerleşmiş bir demokratik yönetime sahip olan tek ülke olan Türkiye nin bu gelişmelerde az da olsa payı olduğu söylenebilir. Özellikle Başbakan R.T. Erdoğan ın Davos Zirvesi ndeki ünlü One Minute çıkışından sonra dikkatleri üzerine toplayan Türkiye, Müslüman halklar açısından bir demokratikleşme modeli olarak görülmeye başlandı. Bölge ülkelerinde yaygın olarak takip edilen Türk dizileri ve bölgede iş yapan Türk şirketleri gibi faktörler, bölgedeki toplumların Türkiye yi daha yakından takip etmesine olanak sağladı. Birtakım sorunlar olsa da demokratik bir siyasi yapıyla Müslüman toplum yapısının bir arada var olabileceği daha net görülmeye başlandı. İnsanlar bu sayede kendi yönetimlerini ve rejimlerini sorgulamaya başladılar. Ülkelerin içinde bulunduğu toplumsal ve ekonomik sorunlar da eklendiğinde, Tunus la başlayan ve Mısır la zirve yapan halk hareketleri için uygun zemin sağlanmış oldu. Bugün Türkiye, Tunus ve Mısır gibi rejim karşıtı gösterilerin yapıldığı ve yakın bir zamanda demokrasi ile İslamcı yönetimler arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilecek olan ülkeler için alternatif bir model olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum hem bölgenin dönüşümünde Türkiye nin önemli bir rol oynayacağı, hem de bölgede yaşanacak olan dönüşüm sonucunda Türkiye nin çok boyutlu dış politika vizyonu çerçevesinde daha geniş bir hareket sahası kazanarak etki alanını genişletebileceği şeklinde yorumlanabilir. Gelişmelerin sonuçları zamanla daha net anlaşılacaktır. Bize de bölgedeki değişimin sonuçlarını izleyip görmek düşüyor. 15

16 Uluslararası İlişkiler Bölümü ERMENĠ PROTOKOLLERĠ NĠN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞĠ ürkiye nin yeni dış politikası, artık bir çevre ülke olma rolünü geçmişte bırakarak T kendi güvenlik ve istikrarını sağlamak için, çevresindeki ülkelerin düzeni, istikrarı ve güvenliğini sağlama anlayışına dayanan daha aktif ve yapıcı bir rol üstlenmeyi amaçlamaktadır. Bu yeni anlayışın en önemli araçlarından/yöntemlerinden biri olan proaktif dış politika yaklaşımına göre, ilk olarak komşularla sıfır sorun lu ilişkiler tesis edilmesi sonrasında ise maksimum işbirliği nin sağlanması gerekmektedir. Bu çerçevede Türkiye, AKP Hükümetleri dönemi boyunca Yunanistan, Bulgaristan, İran, Suriye gibi komşularıyla olan ilişkilerinde önceki dönemlerden kalan bazı sorunların üstesinden gelerek daha normal bağlantılar kurmayı başarabildi. Arş. Gör. Altan AKTAŞ Ermenistan la ilişkiler konusunda da aynı tutum benimsenmiş olmasına rağmen, ilişkileri normalleştirme yönünde benzer bir başarı elde edilemedi. Normalleşme yönünde ulaşılan en uç nokta, hâlâ iki ülke tarafından da onaylanmamış olan protokoller oldu. Ağustos 2007 den itibaren İsviçre nin gözetiminde Türk ve Ermeni diplomatların yürüttükleri yoğun bir teknik altyapı çalışmasına dayanan bu protokoller (1), 10 Ekim 2009 da Zürih te iki ülke dışişleri bakanları tarafından imzalandı. Ancak gerek Türkiye nin 21 Ekim 2009 da TBMM Dışişleri Komisyonu na sunulan protokollerin TBMM Genel Kurulu na getirilmesini Ermenistan la Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun çözümü şeklinde bir ön şarta bağlaması, gerekse uluslararası antlaşmalara parlamento tarafından onaylanmadan önce uygunluk denetimi yapan Ermenistan Anayasa Mahkemesi nin 12 Ocak 2010 da açıkladığı gerekçeli kararın protokollerin lafzına ve ruhuna aykırı önkoşullar ve kısıtlayıcı hükümler içerdiği gerekçesiyle Türkiye nin tepkisini çekmesi ile onay süreci çıkmaza girmiş oldu. 22 Nisan 2010 da bir açıklama yapan Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Türkiye nin protokoller konusunda ilerleme sağlanabilmesi için bazı ön şartlar öne sürdüğü gerekçesiyle Ermenistan ın ulusal parlamentosunda protokollerin onayına yönelik süreci terk etmediğini ama belirsiz bir süreliğine askıya aldığını açıkladı. Sarkisyan, her ne kadar 27 Mayıs 2010 da protokollere ilişkin yaptığı başka bir açıklamada Türk tarafının sürekli olarak önkoşul ileri sürerek zaman kazanmak için eylemlere başvurması ve bunun sonucunda süreçteki başarısızlık Ermenistan'a protokolleri onay sürecini askıya almaktan başka çare bırakmadı" (2) dese de Ermeni Yönetimi ni süreç boyunca asıl zorlayan konu Türkiye nin ön şartından ziyade protokollerin içeriği nedeniyle gerek iç kamuoyundan gerekse diasporadan aldığı tepkilerdi. Ermenistan da en önemli muhalif güç olan aşırı milliyetçi Taşnaklar, protokollere daha en başından karşı çıkıyorlardı ve imzadan sonra da protokolleri muhalefet yapmak için iyi bir malzeme olarak kullandılar. Benzer şekilde Ermeni diasporası da protokollerin imzalanmasına oldukça sert bir şekilde tepki verdi. Diasporanın etkili isimleri tarafından, Ermenistan- ı finanse etmeyi durdurmak gerektiği ileri sürüldü ve 24 Nisan ile birlikte artık 10 Ekim tarihinin de Ermeniler için bir matem günü olduğu iddia edildi (3). Protokoller, imzaların üzerinden yaklaşık 16 ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ taraf ülkelerce onaylanmamıştır. Bu durum protokolleri iki ülke arasındaki sorunların çözülmesine yönelik birer iyi niyet beyanı olmanın ötesine geçirememektedir. Aslında, bugünkü Türkiye toprakları içinde yer alan Doğu Anadolu daki bazı bölgeleri, Büyük Ermenistan hayaline göre Batı Ermenistan olarak nitelendiren ve bu nedenle 1921 Kars Antlaşması yla çizilmiş olan mevcut sınırı tanımayan, Ermeni Soykırımı nın tarihsel bir gerçek olduğunu savunarak tanınması dışında her türlü tartışmaya karşı çıkan aşırı milliyetçi Ermenilerin protokollere gösterdikleri bu tepkiler anlaşılabilir niteliktedir. Çünkü nesnel bir gözle bakıldığında bu protokollerin, onaylanması durumunda Türkiye yi ziyadesiyle memnun edecek avantajlar taşıdığı görülmektedir. Özel olarak 1921 Kars Antlaşması nın adı geçmese de uluslararası hukukun ilgili antlaşmaları atfının yapılmasıyla Ermenistan, mevcut sınırı tanımaktadır. Tarihsel boyuta ilişkin alt komisyon kurulmasının öngörülmesi ile Türkiye nin 2005 ten beri defalarca dile getirdiği ortak tarih komisyonu önerisi Ermenistan tarafından kabul edilmektedir. Son olarak, yine protokollerde zikredilen çeşitli alt komisyonların kurulması durumunda birçok alanda diyalog ve işbirliği sağlanacak, böylece Türkiye proaktif dış politika yaklaşımını Ermenistan bazında da başarıyla gerçekleştirmiş olacaktır. Bütün bu artılarına rağmen protokoller Türkiye de de muhalefet ve milliyetçi kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı. Muhalefetin protokollere yönelik başlıca eleştirisi, Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmedikçe bu ülkeyle olan ilişkilerin normalleştirilmemesi ve sınırların açılmaması gerektiği görüşüne dayanıyordu. Aslında bu tür tepkiler oldukça yersizdi çünkü Türkiye nin zaten söz konusu protokollerin işlerlik 16

17 Güler Yüzlü Bir Üniversite kazanabilmesi için Ermenistan dan protokollerde yer almayan bazı talepleri mevcuttu. Karabağ ön şartı olarak nitelendirilebilecek Ermenistan ın Karabağ dışında kalan yerlerden hemen çekilmesi ve Karabağ konusunda da Azeriler ile çözüm için bir takvim belirlemesi talebi, protokollerin TBMM Genel Kurulu nda onaya sunulması için bir olmazsa olmaz koşul olarak sunuldu. İmzanın ertesi günü Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı ndan yapılan yazılı açıklamada, Ermenistan güçleri Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarından çıkarılmadan, Türkiye'nin, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesi Azerbaycan'ın ulusal çıkarlarına aykırıdır ve Azerbaycan ile Türkiye arasında tarihi köklere dayanan kardeşlik ilişkilerinin ruhuna gölge düşürür (4) ifadesinin yer alması üzerine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye nin hiçbir şartta Azerbaycan ı yalnız bırakmayacağını ve çıkarlarına halel getirmeyeceğini açıklamıştı. Zaten Davutoğlu na göre, protokollerin TBMM den geçmesi için Karabağ sürecinde ilerleme sağlanması gibi bir uygun psikolojik ortamın oluşması gerekmekteydi. Böylece Türkiye açısından protokollerin kaderi Karabağ sorunundaki gelişmelere bağlanmış oldu. Görüldüğü gibi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleştirmeye yönelik önemli bir adım olan protokoller, imzaların üzerinden yaklaşık on altı aylık bir zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ taraf ülkelerce onaylanmamıştır. Bu durum da söz konusu metinleri, iki ülke arasındaki temel sorunların çözülmesine yönelik birer iyi niyet beyanı olmanın ötesine geçirememektedir. Ermeni ulusal kimliğinin inşasında temel konumda olan Büyük Ermenistan hayali ve buna soykırım mevzusunun da eklenmesiyle kurulan Ermeni Davası, Ermenistan içindeki ve dışındaki Ermenilerin büyük çoğunluğu tarafından benimsenen ve Türkiye- Ermenistan ilişkilerini çıkmaza sokan olgulardır. Türkiye açısından ise, ilişkileri normalleştirme çabalarındaki temel açmazlar, kamuoyunun algısında Ermenilere yönelik var olan tarihsel düşmanlığın/kuşkunun yanı sıra Ermenistan la ilişkilerin Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerine sıkı sıkıya bağlanmış olmasıdır. İlişkilerin Dağlık-Karabağ Sorunu nun ipoteğinden çıkarması durumunda doğabilecek sonuçlara ilişkin Azeri uyarıları ve hâlihazırda Türkiye nin de bu şartı gönüllü olarak kabul etmiş olması, Ankara nın hareket alanını kısıtlar niteliktedir. Onay için bekleyen protokoller konusunda hassas bir denge oyunu devam etmektedir. İki ülke de ilk adımı karşı tarafın atmasını bekleyerek, ilk onaylayan tarafın karşılaşacağı tepkilerden kurtulmak istemektedir. Bununla birlikte, bir taraf protokolleri onayladıktan sonra diğer taraf üzerinde de onay için muazzam bir baskının oluşacağını tahmin etmek zor değil. Kısa vadede protokoller açısından 24 Nisan 2011 tarihi önemli olabilir. Ermeni Soykırımını Anma Günü yaklaşırken ABD Başkanı Barack Obama, üzerindeki baskıları hafifletebilmek için, Türkiye ye protokolleri ön şartsız olarak onaylaması yönünde baskıda veya telkinde bulunabilir. Çünkü Obama, başkan seçilmeden önce Ermeni soykırımını tanıma sözü vermiş olmasına rağmen bugüne kadar soykırım kelimesini kullanmaktan ısrarla kaçındı ve bu yönde kendisine yöneltilebilecek eleştirilerin üstesinden gelebilmek için Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi veya en azından böyle bir sürecin içinde bulunulması gibi bir bahaneye ihtiyacı var. Ancak Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden bir süreç olduğu sürece üçüncü tarafların bu meseleye karışmakta zorlanacağının farkında. Keza Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan ın da protokoller nedeniyle üzerindeki yoğun baskıdan bir nebze olsun kurtulabilmek için onay yönündeki ilk adımı Türkiye nin atmasına ihtiyacı var in genel seçim yılı olması nedeniyle Türkiye nin böyle bir adım atmasını beklemek oldukça zor görünüyor. Zaten Karabağ sorununda da herhangi bir gelişme kaydedilebilmiş değil. Türkiye nin bu şartlar altında protokolleri onaylaması hem Azerbaycan la olan ilişkilerine zarar vererek içerdeki Azerbaycan yanlısı milliyetçi kamuoyunun tepkisine hem de protokolleri taviz olarak nitelendiren muhalefetin güç kazanmasına neden olarak seçimler öncesi AKP nin elini zayıflatacaktır. Ayrıca Ermenistan da 2012 de genel seçimlerin 2013 te de devlet başkanlığı seçimlerinin yapılacağı düşünüldüğünde protokollerin onaylanmasının ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin, en azından birkaç yıl daha mümkün olmadığı söylenebilir. Önümüzdeki süreçte bu konuya önemli etkide bulunabilecek en önemli dış etken ise 2012 de yapılacak olan ABD başkanlık seçimleridir. Seçim sürecinde ABD deki Ermeni oylarını kazanmak için özellikle demokratlar tarafından yapılacak propagandalar ve atılacak adımlar normalleşme sürecini tamamen sonlandırabilir. NOTLAR: 1- Protokollerin metinleri için bkz. (Erişim Tarihi: ). 2- Ermenistan'dan Türkiye ve Azerbaycan'a Büyük Tehdit , dunya/ asp (Erişim Tarihi: ). 3- Diasporadan Ermenistan a Yardımları Kesme Tehdidi, , (Erişim Tarihi: ). 4- Dünyadan Ermeni Protokolüne İlk Tepkiler, , (Erişim Tarihi: ). 17

18 Uluslararası İlişkiler Bölümü ERMENĠLERĠN BURSA SERÜVENĠ ylardan nisan Merakla seçtiğim ve mezun olmadan önce öğrenmem A gerektiğini düşündüğüm konu Ermeniler Türkiye-Ermeni İlişkileri dersinde Hocamın (1) Peki ya şu an yaşadığınız yer olan Bursa daki Ermeniler tam olarak nerede ve nasıl yaşadılar? sorusu ve özellikle en az tahribata uğramış iki önemli yapının bilgisiyle ders çıkışı başladık bu yerlerin nereleri olduğunu heyecanla araştırmaya. İlk kez Bursa ya ne zaman ve ne amaçla gelmişler, neler yaşamışlar? Arş. Gör. F. Şeyda TÜRKAY Çankırı nın da Ermenilerin geçmiģte uğradığı duraklardan biri bilinmekte ve birçok kiģinin anlatacağı bilgiler mevcut Hiç merak ettiniz mi Ģu an yaģadığınız yer olan Çankırı daki Ermeniler tam olarak nerede ve nasıl yaģadılar? Osmanlı döneminde göç eden Ermenilerin yolculuğu Kilikya dan (Adana, İçel, Karaman illeri ile Konya nın güneyi ve Antalya nın kuzeyini kapsayan tarihsel bölge) başlamış, ikinci durakları olan Karaman ın ardından Kütahya ya geçerek araştırma yapma imkânına sahip olduğum Bursa da belli bir süre ikamet etmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu 1514 Çaldıran Savaşı ve 1516 Mercidabık Savaşı ile Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerin sahibi olmuştur. İmparatorluk başkentini her değiştirdiğinde (Edirne hariç) içinde barındırdığı dinsel başkanlıkları da bu yeni başkente taşımıştır yılında Bursa nın fethi ile Kütahya daki Ermeni dinsel başkanlığı Bursa ya getirilmiştir. Ardından Fatih Sultan Mehmet in İstanbul u fethi ile Ovakim i İstanbul a taşıyarak burada Patriklik kurulmuştur. Yeşil Cami nin yapım aşaması döneminde (1419 Çelebi Mehmet Döneminde caminin yapımına başlanmış olup 2. Murat döneminde süslemeleri tamamlanarak 1424 de bitirilmiştir.) din adamlık mertebesinin Bursa ya getirilmesiyle birlikte 7 Ermeni ailesi de Bursa ya yerleştirilerek Yeşil Cami ve caminin bulunduğu alana ulaşımı sağlayan Setbaşı yolunun temizliği ile görevlendirilmişlerdir. Bursa tarih araştırmacısı olan Kamil Kepecioğlu ise Bursa ya gelen ilk Ermenilerin on haneden oluşmuş olduğunu ve kış günlerinde mescide gelen Müslümanlara hizmet etmek üzere getirildiklerini belirtmiştir. Setbaşı Mahallesi Ermeniler için merkez yerleşim yeri olarak tercih edilmiştir. Diğer yaşadıkları yerler toplamda 7 mahalleden oluşmuş ve Mollaarap, Çobanbey, Namazgah, Karaağaç ve Kurdoğlu olarak tespit edilmiştir. Ermenilerin Bursa daki serüveni sırasında ihtiyaçlarını gidermek üzere onlara bir yerleşim yeri sağlanmış bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğu nda var olan millet inancı ve hoşgörüsü sebebiyle de dini ibadetlerini yerine getirmeleri üzere kiliseye sahip olmalarına izin verilmiştir. Ermenilerin çoğunluğu Hıristiyanlığın farklı bir mezhebi olan Gregorien lığa mensup olsalar da yaşadıkları coğrafya ve buradaki etkileşim sonucu İmparatorluk sınırlarında yaşayanların çeşitli geleneklerini de benimsemişlerdir. Günümüzde kafelerin arkasında bırakılmış ayakta kalmayı başarabilmiş binalardan ilki bırakılmış ayakta kalmayı başarabilmiş binalardan ilki Bursa da unutulmuş Ermeni Kilisesi Unutulmuş çünkü kilisenin bulunduğu civarda oturanlardan bilgi almaya çalıştık. Görüştüğümüz kişiler binanın Ermenilerle geçmişte bir bağı olmuş olduğunu bilmemekle birlikte binanın kilise olarak kulla- 18

19 Güler Yüzlü Bir Üniversite nılmış olduğundan bile habersizler Osmanlı İmparatorluğu nda İstanbul un fethinden sonra uygulanan millet sistemi Gayrimüslimlerin dini ibadetlerini kendilerine tahsis edilmiş ibadethanelerde özgürce yerine getirmelerini mümkün kılmıştır. Ermenilerin sahip olması gereken patrikhane 1461 de kurularak Bursa metropoliti Ovakim patrik olmuştur. Bursa ya gelen Ermeniler de fetihten sonra dini ibadetlerini kilisede gerçekleştirmişlerdir. 18.yy. Setbaşı Mahallesi nde var olan bu kilisenin dışında 19.yy. Ermenilerin ikinci bir kiliseye daha sahip olduğu bilinmektedir. Fakat söz konusu ikinci kilise Ermenilerin kullanımı için inşa edilmemiş olup Ermenilerce kullanılan bir binanın kiliseye çevrilmesi ve Katolik Ermenilerin kullanımına verilmesi uygun görülmüştür. Kilise belli bir süre Ermenilerin dini ibadetlerini yerine getirmeleri amacıyla kullanıldıktan sonra giderek cemaatini kaybetmesinden ötürü kilise yerine tütün ambarı görevini görmüştür. Kilisenin ön kapı girişinde bulunan sonradan eklenen yapı ise tütün ambarı olarak kullanıldığı dönemde ambar ofisi olarak inşa edilip kullanılmıştır. Günümüzde eski kilise binası devlete ait değil bir şahsa ait özel bir mülk. Yakın bir zamanda bir gayrimüslim tarafından satın alınmak istenmiş fakat Amerika da yaşayan sahibi ile anlaşma sağlanamamış hiçbir bakım görmeksizin belli bir dönem tanıklığını daha ne kadar devam ettirebileceğini merak etmekteyim! Doğu kültürü içerisinde yetişmiş bir Ortadoğu ve Kafkas milleti olan Ermeniler yaşadıkları coğrafyanın birçok âdetini benimsemiş ve bu yüzden de yaşayış biçimleri ırz ve namus anlayışları birlikte yaşadıkları toplumlarla benzerlikler taşımıştır. Öyle ki kültür alışverişi kaçınılmaz bir benzeşmeyi de beraberinde getirmiş ve Ermeniler ve Müslim tebaanın adetleri en çok birbirine benzeyen milletler olmuşlardır. İkinci bina yaklaşık 700 yıllık bir geçmişe sahip ve günümüzde Bursa - da Setbaşı Ekmek Fırınının ilk kullanım amacı hamam olan üç katlı bina ilk bakışta bu durumu yansıtmıyor. İlk 300 yıl hamam olarak kullanılmasının ardından burada yaşayan Ermenilerin de sıklıkla ziyaret ettiği tarihi hamam zamanla kullanım amacını değiştirerek civardaki Ermeni cemaatinin işlettiği bir ambar olarak da 300 yıl daha kullanılmıştır. Hamam olduğu bilgisine fırının içini gezmeye başlayınca ulaşmanın oldukça kolay olduğu görülüyor. Öyle ki hamam kubbelerinde yer alan havalandırma delikleri bile günümüze kadar ulaşmıştır. Hamam olarak kullanılma amacı sona ermesine rağmen binanın içine hiçbir şekilde zarar verilmemiştir. Bina içinde gereken odacıklar ve depo olarak kullanılan bölmeler yıkıp tekrar düzenleme tekniği yerine hafif ve takılıp sökülmesi kolay maddelerden yapılmış ayırma işlemlerine başvurulmuştur. Son 100 yıldır fırın olarak kullanılmasının yanı sıra 35 yıldır Rizeli bir aile tarafından günümüzde fırın olarak işletilmektedir. Çankırı nın da Ermenilerin geçmişte uğradığı duraklardan biri bilinmekte ve birçok kişinin anlatacağı bilgiler mevcut Hiç merak ettiniz mi şu an yaşadığınız yer olan Çankırı daki Ermeniler tam olarak nerede ve nasıl yaşadılar? NOTLAR: 1- Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZDAL 2- Fotoğraf çekimleri Gülay Yıldırım tarafından yapılmıştır. 3 Onur Türkay a yardımları için teşekkür ederim. 19

20 Uluslararası İlişkiler Bölümü FRANSIZ DEVRĠMĠNĠN OSMANLI DEVLETĠ NE YANSIMALARI ÜZERĠNE BĠR DENEME ransız Devrimi nin fikirleri, Avrupa nın temellerine dinamit lokumlarını F birer birer yerleştirip patlatırken bu patlamanın sesleri çok önceden çürümeye başlayan Osmanlı düzeninin yıkılmaya başlaması için gerekli etkinin oluşmasını sağlamıştı. Öğr. Gör. İsmet SARIBAL Osmanlı toplumsal ve siyasal yapısını tamamıyla kangrene çevirecek olan Fransız devriminin ortaya çıkardığı fikir hareketlerinden ne sultan ne de Osmanlı devlet adamlarının endişelendiği ya da bu fikirlerin yayılmasını durdurmayı amaçladıkları herhangi bir zaman dilimi olmuştu. Belki de, daha tahta çıkmadan önce mektuplaşması nedeniyle kendisine dost olarak gördüğü Fransa kralı XVI. Louis in katledilmiş olmasının III. Selim de yarattığı kaygıdan öteye geçememişti. Bu durumun temelinde Fransız devriminin içeriğinin tam olarak anlaşılamaması yatıyordu. Osmanlı hariciyesinin başındaki isim Reisülküttab Atıf Efendi nin, Sultan III. Selim e sunmak üzere devrim hakkında hazırlamış olduğu layiha Osmanlı devlet adamlarının devrimi ne şekilde algıladıklarını ortaya koymaktaydı: Osmanlı devlet adamları yaşananları Avrupa - nın zayıflığının bir örneği olarak görüyorlardı. Onlara göre Müslüman bir devletin hastalık olarak nitelendirilen bu fikirlere müptela olması düşünülemezdi. Fransa da ortaya çıkan ve ortalığı şer ve fitne kıvılcımlarıyla dolduran bir fesad ateşi söz konusudur ki Voltaire ve Rousseau diye bilinen zındıklar ve onun gibiler her türlü mukaddese hücum ederek, bütün dinleri ortadan kaldırmak ve eşitlik ve cumhuriyet gibi lafızları ima ederek bu fikirleri adeta bir alay üslubuyla halk arasında yaymakta ve yeni olan her şey lezzetli gelir düsturunca kadın ve çocuklara varıncaya kadar bu fikirler yaygınlaşmaktadır. Dünya yüzünde tam bir mutluluk vadeden bu fikirler yazık ki revaç bulmaktaysa da aslında bu fikirler Frengi illetini andırmakta ve adeta Frengi gibi beyin damarlarına yayılıp güya eşitlik ve serbestlik vadeden aslında dinsizliğe amil olmaktadır. Fakat her devletin temeli yerleşik usul ve nizamın yanı sıra dinin bizatihi kendisidir ki bunlar olmadığında nizamı sadece siyasetle sağlayabilmek mümkün değildir. Gerek hak ve gerek batıl olsun, bir memlekette nizam ancak fertlerin kalbinde mevcut olan Allah korkusu ve ahiret endişesi ile tesis olunabilir. Halbuki Fransa da ortaya çıkan bu fitne adeta dinsizliği ilan ederek fertlerin yüreğinden Allah korkusunu ve ahiret düşüncesini söküp atarak Fransa ahalisini her kayıttan azade bir kalabalık haline getirme istidadındadır. Bu fitnenin bayraktarları bulunla da kalmayıp her yerde ayakdaşlar bularak öteki devletlere kendi nizamlarını yaymak arzusu göstererek, en azından bu devletleri kendilerine saldıramaz hale koymak niyetindedirler. Bunun için insan hakları dedik- 20

21 Güler Yüzlü Bir Üniversite leri bir isyan beyannamesini bütün dillere tercüme ettirip her tarafa yayarak ahaliyi, başlarında bulunan yöneticilere karşı ayaklanmaya teşvik etmektedirler. Osmanlı devlet adamları yaşananları Avrupa nın zayıflığının bir örneği olarak görüyorlardı. Onlara göre Müslüman bir devletin hastalık olarak nitelendirilen bu fikirlere müptela olması düşünülemezdi. Osmanlı Devleti nin bir İslam devleti olması ve dönemin Avrupa devletlerine göre ayrıcalığa ve eşitsizliğe dayanan siyasi ve sosyal bir yapıya sahip olmaması da bu anlayışı destekliyordu. Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da daimi elçiliklerinin bulunmaması nedeniyle gelişmelerle ilgili bilgilerin dolaylı yollardan öğreniliyor olması da önemli bir etkendi. Gerek yüzyıllarca Avrupa ya karşı duyulan üstünlük hissi gerekse dini faktörlerin etkisiyle Avrupa dan kendini izole ederek varlığını devam ettirme gayreti Osmanlı İmparatorluğu nun Avrupa nın içinde bulunduğu yeni koşullar hakkında yeterli bilgi sahibi olamayışına sebep olduğu gibi kendi çıkarlarını doğru tespit etmesine de uzunca bir zaman engel olmuştu. Fransız devriminin şekillendirdiği siyasi dengeler bu olumsuz tablonun düzeltilmesi yönünde adım atılmasını zorunlu hale getirmişti. III. Selim, Avrupalı güçlerin birbirlerine karşı olan hırs ve çıkarlarından faydalanmak istiyordu. Bunun için de Avrupa merkezlerine daimi elçiler gönderme kararı almıştı. Fakat, Osmanlı diplomatları daha öncesinde barış ve savaş dönemleri sırasında yaşanan kısa süreli ikili müzakereler dışında başka bir ülkede bulunmamışlardı. Bu sebeple de herhangi bir Avrupa lisanını öğrenmek gibi bir zorunlulukları olmamıştı. Diplomatik ilişkilerin yürütüldüğü Divan-ı Humayun ve Donanma Tercümanlıkları dil bilen Rum Ortodoks Fenerlilere bırakılmıştı. XVII. yüzyılın sonlarına doğru imparatorluğun güç kaybetmeye başlamasıyla artmaya başlayan İngiliz, Fransız ve Rus baskısı bu tercümanları çoğu zaman görevlerini kötüye kullanmaya sevk etmişti. Bu tercümanlar bazen ikili anlaşmalar sırasında devlet sırlarını karşı tarafa vererek bazen de karşı taraf delegelerinin söylediklerini gizleyerek, imzalanmış metni değiştirerek ya da müzakereleri sürüncemede bırakarak devlete ihanet etmişlerdi. Avrupa da zafer çanları Fransızlar için çalmaya başladığı sırada Osmanlı Devleti Moralı Seyyid Ali Efendi yi daimi elçi olarak Paris e gönderdi de Paris te halkın sevgi gösterileriyle karşılanan Seyyid Ali Efendi ye Napolyon başta olmak üzere Fransız devlet adamları oldukça yakınlık göstermişlerdi. Fransızların Osmanlı Devleti hakkındaki düşünceleri ise elçiye gösterilen yakınlığın aksine dostane emeller içermiyordu. Fransızlar, Osmanlı sultanının devleti bir arada tutabileceğine dair inançlarını tamamen yitirmişler ve gözlerini Osmanlı topraklarına dikmişlerdi. Fransızların kurnaz dışişleri bakanı Talleyrand Ali Efendi nin maiyetindeki sefaret tercümanı Kodrika yı Fransa hesabına çalışması için satın almıştı. Talleyrand, Kodrika nın yardımlarıyla İstanbul dan gönderilen Fransa nın Osmanlı topraklarına saldırı hazırlığı yönündeki istihbarat bilgilerini önceden haber almış ve Seyyid Ali Efendi yi Fransa nın yaptığı hazırlıkların İngiltere - ye yönelik uygulamaya konulan bir planın parçası olduğuna inandırmayı başarmıştı. İlk diplomatik tecrübesini aldatılarak kazanacak olan Seyyid Ali Efendi, Fransızlara o kadar itimat etmekteydi ki Napolyon orduları Mısır a çıktığı sırada bile Fransızların dostluk mesajlarını İstanbul a göndermişti. Bu mesajlardan birine III.Selim çok kızmış olacak ki sadrazam arzının üzerine şu manidar sözleri yazmaktan kendini alamamıştı Ne eģek herif imiģ. 21

22 Uluslararası İlişkiler Bölümü Damaklarda Kalan Lezzet Merkez : Atatürk Bulvarı No: 43/A Tel : (0376) ÇANKIRI Şube : Cumhuriyet Mah. Park Sk. Belediye İş Mrk. No:18 Tel : (0376) ÇANKIRI Şube : İ.Hakkı Karadayı Caddesi No:10 Tel : (0376) ÇANKIRI Şube : Cumhuriyet Mah. Park Sk. Taruş Bakır İşhanı No:22 Tel : (0376) ÇANKIRI Şube : Topçuoğlu Mah. İzbeli Sk. No:3 Tel : (0366) KASTAMONU Fax: (0376) ÇANKIRI - Fax : (0366) KASTAMONU Lezzetin, dünü, bugünü, yarını... Cumhuriyet Mahallesi Toruş Bakır İşhanı No: 18/F ÇANKIRI Tel: Cumhuriyet Mahallesi Abalı İşhanı No: 22/A ÇANKIRI Tel: Çağdaş Güven ÇANKIRI Güven T U R İ Z M Gsm : (0.376) Fax : KORGUN GÜVEN : KORGUN METRO : ILGAZ GÜVEN : ELDİVAN : ATKARACALAR : BADEMLİK : ÇERKEŞ : YÜKSEK OKUL : Müşteri Hizmetleri : Güven Çağdaş yaşam çizgisi Güven'le başlar.. ada spor M.Bora KANAT Her Türlü Uzak Doğu Malzemeleri Toptan ve Perakende Spor Malzemeleri Forma İmalatı, Eşofman Cum. Mh. Tevfik Fikret Cad. İnal Apt. No:9/D ÇANKIRI Tel.: (0376) Gsm :

23 Güler Yüzlü Bir Üniversite e per İSMAİL UMUTLU Cumhuriyet Mahallesi N.Fazıl Kısakürek Cad. Belediye İş Merkezi No : 15/62 ÇANKIRI Tel- Fax : Gsm :

24 ÇANKIRI KARATEKĠN ÜNĠVERSĠTESĠ ĠKTĠSADĠ VE ĠDARĠ BĠLĠMLER FAKÜLTESĠ ULUSLARARASI ĠLĠġKĠLER BÖLÜMÜ Cumhuriyet Mah. Şehit Pilot Üsteğmen Erdem Öztürk Sok. Eski Telekom Binası ÇANKIRI Telefon: 0 (376) Faks: 0 (376) Uluslararası ĠliĢkiler Bölümünün Amaçları U luslararası İlişkiler disiplini, uluslararası sistemin yapısını, işleyişini, sistem içinde yer alan devletlerin, uluslararası örgütlerin ve devlet-dışı aktörlerin davranışları ve birbirleriyle etkileşimini konu edinmektedir. Soğuk Savaş sonrası hızla küreselleşen dünya neredeyse küçük bir köye dönüşürken, olaylar, olgular ve ilişkiler her gün biraz daha karmaşıklaşmaktadır. Uluslararası sistemi etkileyen klasik aktörlerin yanına yenileri eklenmekte, ulusal çıkar ve güç gibi temel kavramlar dönüşüme uğramaktadır. 21. yüzyılla birlikte uluslararası ilişkiler devletlerin karşılıklı ilişkileri olmaktan çıkmış, hayatın her alanında tüm bireyleri etkileyen bir olguya dönüşmüştür. Dolayısıyla söz konusu değişimlerin kapsamlı ve akılcı analizlerinin yapılması önemli bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle değişimin hızını yakalayabilen, verileri toplama ve işleme tekniklerine hâkim olan ve bu bağlamda bilgi üretebilen entelektüel insanlar, içinde yaşamakta olduğumuz çağın en büyük sermayesini oluşturmaktadır. Uluslararası ilişkilerin içinde bulunduğu bu yeni durum karşısında başlıca amacımız, çağımızın bilimsel ve teknolojik gelişmeleriyle uyumlu bir eğitim ve öğretim faaliyeti yürüterek, yeni dünya düzeninde yaşanmakta olan gelişmeleri yakından takip eden, analitik düşünce yeteneği gelişmiş ve sağlıklı analizler üretebilen, teori ve pratiği kaynaştırabilen ve çözüm odaklı yaklaşımlara sahip öğrenciler yetiştirmektir. Ayrıca çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların ihtiyaç duyabileceği teorik ve pratik bilgileri sağlamak amacıyla Uluslararası İlişkiler disiplinine ilişkin stratejik araştırmalar ve yayınlar yapmak ve danışmanlık hizmeti sunmak da amaçlarımız arasındadır. U luslararası İlişkiler bölümü, gerek özel gerekse kamu sektöründe çalışmayı planlayan lisans öğrencilerine, uluslararası ve uluslar üstü ilişkilerin dinamiklerini anlayıp yorumlayabilmeleri amacıyla disiplinler arası bir yöntemle eğitim-öğretim sunmaktadır. Mezunlar, aldıkları eğitimin içeriğine, ilgi alanlarının çeşitliliğine ve geliştirecekleri kişisel yeteneklerine bağlı olarak çeşitlenebilecek geniş bir istihdam alanına sahiptir. Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirenler Uluslararası İlişkiler Kariyer Olanakları Uzmanı unvanını almaktadır. Öğrenciler farklı kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda çeşitli unvanlarla görev alabilmektedir. Örneğin Dışişleri Bakanlığı tarafından açılan meslek memurluğu sınavını kazanmaları halinde Diplomat unvanına sahip olabilmektedir. İyi derecede yabancı dil bilen ve uluslararası siyasi ve iktisadi konuları bilen bir mezun; bakanlıklar gibi çeşitli devlet kademelerinde çalışabilir. Mezunlarımız başta Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye ve Turizm Bakanlıkları olmak üzere, Milli İstihbarat Teşkilatı, Dış Ticaret ve Hazine Müsteşarlıkları ile Üniversitelerde görev alabilirler. Çeşitli kamu kurumlarındaki AB ve dış ilişkiler genel müdürlükleri veya daire başkanlıkları da bölüm mezunlarının çalışabilecekleri iş alanlarıdır. Öğrenciler özel sektörde, uluslararası organizasyonlarda ve sivil toplum örgütlerinde de görev alabilirler. Yazılı ve görsel medya da bölüm mezunlarının ilgi gösterebilecekleri diğer bir çalışma alanıdır. UlaĢım Bilgileri Yayına Hazırlayan: Arş. Gör. Ömer AK 0 (376) /

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ Öğrenci Odaklı Üniversite Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi ve FATÜBAT tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Öğrenci Kongresi ni onurlandırmanızı diler, saygılar sunarım. Prof. Dr. M. Ramazan YİĞİTOĞLU

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

PROGRAMI PROGRAM GENEL TANITIMI

PROGRAMI PROGRAM GENEL TANITIMI PROGRAMI PROGRAM GENEL TANITIMI T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI TÜRK ULUSAL AJANSI AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı HAYATBOYU ÖĞRENME GENÇLİK Aralık 1999 2002 Helsinki Zirvesi - Topluluk

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Eylül 2013 Sunum Planı STA ların Yasal Çerçevesi Türkiye nin

Detaylı

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013 ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013 TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece İstanbul 1 İÇİNDEKİLER SAYFA 1. ARAŞTIRMA KONUSU 3 1.1. FUAR KÜNYESİ 3 1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI 3 1.3. ARAŞTIRMANIN

Detaylı

ERASMUS+ 2015 YILINA AİT TEKLİF ÇAĞRILARI

ERASMUS+ 2015 YILINA AİT TEKLİF ÇAĞRILARI ERASMUS+ 2015 YILINA AİT TEKLİF ÇAĞRILARI HASAN ORTAÇ İL AB PROJE KOORDİNATÖRÜ UŞAK VALİLİĞİ AB KOORDİNASYON MERKEZİ ERASMUS+ ÖZEL EYLEMLER (Grundtvig, Erasmus, Comenius, Leonardo) (Bireylerin Öğrenme

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı (ŞUBAT 2014) Ankara 0 Avrupa 2020 Stratejisi ve Eğitim de İşbirliğinin Artan Önemi Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler

Detaylı

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP)

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) Türkçe Adı Akdeniz Eylem Planı Sekretaryası (AEP) İngilizce Adı Secretariat on Mediterrenaen Action Plan (MAP) Logo Resmi İnternet Sitesi http://www.unepmap.org Kuruluş

Detaylı

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

AB 2020 Stratejisi ve Türk Eğitim Politikasına Yansımaları

AB 2020 Stratejisi ve Türk Eğitim Politikasına Yansımaları AB 2020 Stratejisi ve Türk Eğitim Politikasına Yansımaları Y. Doç. Dr. Tamer Atabarut Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi Müdürü atabarut@boun.edu.tr Avrupa 2020 Stratejisi: Akıllı, Sürdürülebilir

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Mehmet Özkan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV), İstanbul, 2014, 136 Sayfa. Hacı Mehmet BOYRAZ* 1998 yılında ilan edilen Türkiye

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

ULUSAL SİBER GÜVENLİK STRATEJİ TASLAK BELGESİ

ULUSAL SİBER GÜVENLİK STRATEJİ TASLAK BELGESİ ULUSAL SİBER GÜVENLİK STRATEJİ TASLAK BELGESİ Prof. Dr. Şeref SAĞIROĞLU Gazi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bilgi Güvenliği Derneği II. Başkan 1 Neden İhtiyaç Duyuldu Diğer Ülke Örnekleri

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket

Detaylı

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Uluslararası Konferans Sivil Toplum-Kamu Sektörü İşbirliği 25-26 Nisan 2013, İstanbul 2 nci Genel Oturum

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

2014-2015 AKADEMİK YILI ERASMUS ARTI (+) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

2014-2015 AKADEMİK YILI ERASMUS ARTI (+) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 2014-2015 AKADEMİK YILI ERASMUS ARTI (+) PROGRAMI BİLGİLENDİRME TOPLANTISI SUNUM PLANI Erasmus artı( +) Programı Nedir? Erasmus artı (+) Programının Amacı? Programa Kapsamındaki Ülkeler Program Kapsamında

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

MARDİN YDO 2011 YILI 6 AYLIK FAALİYET BRİFİNGİ

MARDİN YDO 2011 YILI 6 AYLIK FAALİYET BRİFİNGİ MARDİN YDO 2011 YILI 6 AYLIK FAALİYET BRİFİNGİ KURULUŞ 2 Temmuz 2010 tarihinde Devlet Bakanı Sayın Cevdet YILMAZ ve Mardin Valisi Sayın Hasan DURUER tarafından resmi açılışı gerçekleştirilmiştir. Mardin

Detaylı

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP)

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) 1. Bölgesel Eğitim Merkezi (RTP) Bilindiği üzere; Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Kurumsal Yapılanma Birimi tarafından uygulanan Bölgesel Eğitim

Detaylı

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı

T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı T.C. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı SORU VE CEVAPLARLA İÇ KONTROL Ankara-2012 İÇİNDEKİLER 1 Neden İç Kontrol? 2 İç Kontrol Nedir? 3 İç Kontrolün Amacı Nedir? 4 İç Kontrolün Yasal

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı

T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Çankırı Yatırım Destek Ofisi Ara Faaliyet Raporu 01.01.2011 30.06.2011 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... i TABLOLAR LİSTESİ... ii 1. Çankırı Yatırım Destek Ofisine İlişkin

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

MESLEKİ EĞİTİM İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?

MESLEKİ EĞİTİM İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ? MESLEKİ EĞİTİM İŞSİZLİĞE ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ? ÖĞRENCİ RAPORU TR-51-12-2012-R3 OSTİM MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ "Bu proje T.C. Başbakanlık DPT AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (http://www.ua.gov.tr)

Detaylı

M A R D İ N V A L İ L İ Ğ İ OCAK - HAZİRAN SAYI:1 YIL: 2015 A V R U P A B İ R L İ Ğ İ P R O J E L E R K O O R D İ N A S Y O N M E R K E Z İ ABM A R

M A R D İ N V A L İ L İ Ğ İ OCAK - HAZİRAN SAYI:1 YIL: 2015 A V R U P A B İ R L İ Ğ İ P R O J E L E R K O O R D İ N A S Y O N M E R K E Z İ ABM A R M A R D İ N V A L İ L İ Ğ İ OCAK - HAZİRAN SAYI:1 YIL: 2015 E B Ü L T E N A V R U P A B İ R L İ Ğ İ P R O J E L E R K O O R D İ N A S Y O N M E R K E Z İ ABM A R M A R D İ N ABMAR da Yeni Bir Ekip İlgili

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu. Basın Duyurusu. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu. Basın Duyurusu. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Basın Duyurusu UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması 16-17 Kasım 2012 Concorde De Luxe Resort Hotel Antalya UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması, Genel

Detaylı

İBRAHİM ARAP. e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620. 2004-2009 : Dokuz Eylül Üni. Sosyal Bilimler Enst.

İBRAHİM ARAP. e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620. 2004-2009 : Dokuz Eylül Üni. Sosyal Bilimler Enst. İBRAHİM ARAP e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620 KİŞİSEL BİLGİLER Uyruğu : T.C Doğum Tarihi : 01.02.1972 Doğum Yeri : Mersin Medeni Durumu : Evli ÖĞRENİM 2004-2009 : Dokuz

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ Hazırlayan: Berna Özşar Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği AB, Mevzuat ve Projeler Birimi Uzmanı AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ TSRŞB Yayın

Detaylı

T.C. HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ

T.C. HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ T.C. HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ Amaç ve kapsam Madde 1-(1) Bu Yönergenin amacı ve kapsamı, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Koordinatörlüğünün

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Uluslararası Finans ve Ekonomi Forumu VİYANA, 9 KASIM 2000 Euro ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere, bu

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye- Amerika İlişkileri SPRI 401 1 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU BİLGİ NOTU

YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU BİLGİ NOTU YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU BİLGİ NOTU Yükseköğretim Kalite Kurulunun Kurulma Nedeni Yükseköğretimde yapısal değişikliği gerçekleştirecek ilk husus Kalite Kuruludur. Yükseköğretim Kurulu girdi ile ilgili

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

TEB KOBİ BANKACILIĞI

TEB KOBİ BANKACILIĞI TEB KOBİ BANKACILIĞI Türkiye de KOBİ ler İşletme Büyüklüğü İstihdam Grubu (Çalışan Sayısı) İşletme Sayısı (2013) % Mikro 1 9 3.303.073 93,68% KüçükÖlç.İşl. 10 49 190.514 5,40% OrtaB.İşl. 50 249 27.330

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

HENGE PROJESİ ONAYLANDI

HENGE PROJESİ ONAYLANDI HENGE PROJESİ ONAYLANDI Mart 2012 Ispanya Ululsal Ajansı tarafından Hayatboyu Öğrenme Programı kapsamında onaylanan Yeşil Girişimcilik için Kültürel Miras ve Doğal kaynaklar (HENGE) projesi Lawton Okulu

Detaylı

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER 20. yy.da meydana gelen I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ve telafisi imkânsız büyük maddi zararlar meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumun

Detaylı

ÜSİMP 2013 Altıncı Ulusal Kongresi, 09-10 Mayıs 2013, Düzce Üniversitesi

ÜSİMP 2013 Altıncı Ulusal Kongresi, 09-10 Mayıs 2013, Düzce Üniversitesi Yrd.Doç.Dr. Altan Özkil Atılım Üniversitesi Sav. Tekno. Uyg. ve Arşt. Merkezi Müdürü Prof.Dr. Hasan AKAY Atılım Üniversitesi Rektör Yardımcısı ÜSİMP 2013 Altıncı Ulusal Kongresi, 09-10 Mayıs 2013, Düzce

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU

Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU Kuruluşu: Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU - 2007 yılı Nisan ayında, Türkiye-Afganistan ve Pakistan Devlet Başkanları Zirvesi esnasında TOBB a yapılan çağrı

Detaylı

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Oğuzhan KAYA TKHK Kaynak Geliştirme Daire Başkanlığı khk.kaynakgelistirme@saglik.gov.tr www.tkhk.gov.tr Slayt1/28 Bakanlığımızın 2013-2017

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 Bu Yönerge, Cumhuriyet Üniversitesi nin ulusal ve uluslararası akademik

Detaylı

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ Yükseköğretim Sisteminin Uluslararasılaşması Çerçevesinde Türk Üniversitelerinin Uluslararası Öğrenciler İçin Çekim Merkezi Haline Getirilmesi Araştırma Projesi KALKINMA BAKANLIĞI KALKINMA ARAŞTIRMALARI

Detaylı