Gönül Çiçeği HİKÂYE GÖKBEY ULUÇ. Ustan Gönüle

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gönül Çiçeği HİKÂYE GÖKBEY ULUÇ. Ustan Gönüle"

Transkript

1 Gönül Çiçeği GÖKBEY ULUÇ Ustan Gönüle G önül kapalı bir evdir. Ne güzel ki, onun bir kapısı var. Açın o kapıyı! Açmazsanız sevgi içeri nasıl girer? Sevgi, soylu bir hanım gibidir. Kapıyı kırmasını bekleyemezsiniz. Ya kulağınızı dört açıp kapının vurulmasını bekleyin ya da açık bırakın öylece. Ancak, uyanık olun. Kapıyı açık görüp hırsızlık yapmak isteyen olabilir. Evdeki kutsalı, gönlünüzü çalabilir; ışığınızı, gücünüzü alabilir. Yılmayın! Alın o hırsızdan kutsalınızı ancak, kapınıza kilit vurmayın. Böyle yapar kimileri, gönül evine bir kez hırsız girdi mi, kapar kapısını, gömer kendini... Kimileriyse evde yoktur. Kapıyı kapatıp gezmeye tozmaya gitmiştir. Geceleri de uğramaz. Çapkındır onlar. Gittikleri yerde ancak konukturlar. Konuklar başka bir evde ne denli esen olabilir? Görgüsüzler vardır bir de; kapıyı açmayanlar. Gelenin giysilerini beğenmezler, dilenci derler onlara. Bir bardak suyu çok görürler. Korkmayın! Verin. Çünkü yanlış biliyorsunuz; bu evdeki kutsal kaynak, kutsal su pınarıdır. Vermekle tükenmez; artar, taşar. Taşarken evi bozmaz; yeniler, büyütür. Köşkte oturmak varken, derme çatma barınakta kalmaz deliliktir. Gönül den Usa Işıkları kapatmış, sağ elimde kahve fincanı, sol elimde sigara, karanlığı dinliyordum. Düşünüyordum kara kara. Günlerim böyle geçerdi; anlamsız bulduğum yaşantımın nedenlerini sorgulayarak. O gün kapım çalındı. Umursamadım. Çoluk çocuktur dedim. Ancak ertesi gün yine çalındı; kapıyı açmaya karar verdim. Bir dilenci gördüm. Ne istersin dedim. Bir bardak su dedi. Yanaşmadım; neden ona suyumdan vermeliyim ki dedim. İçeri döndüm. Gördüğüm beni şaşırttı; odamın ortasındaki çağlayan taşmaya başlamış, yerleri ıslatmıştı. Ayağım ıslanınca, tez geri döndüm. Giden dilencinin ardınca seslenip çağırdım. Yardım istedim. Çağlayanın etrafını çevirmezsek evimi su basacak dedim. Benimle geldi. Ancak çok daha kötüsü oldu; çağlayan daha şiddetli HİKÂYE

2 74 çağlamaya, taşmaya başladı. Suyun önü alınmaz oldu. Yüreğim korkuya düşerek, hızla atmaya başladı. Eşyalar su içinde kaldı, küçük olanlar yüzüyordu bile. Dilenciye baktım; herşey onun yüzünden olmuştu. İvedi biçimde mutfağa girip, temiz bir bardak aldım. Çağlayanın kaynağından doldurup ona uzattım. İçtiğinde çağlayan duruldu. Tanrım! Bu o mu? Gönülden Dilenciye Söyle ey Dilenci! Kimsin sen? Ne geçersin yolumdan, ne diye uğrarsın evime? Ben bir bahçıvanım; kardelenler yetiştiriyorum: Umut kardelenleri. Onlar, ilkyazda doğar, yazda göğerir, sonyazda solar, kışın da ölüp yok olurlar, karların altında öylece. Tohumların yeniden yeşermesi için Gönül Suyu gerektir. Onu ararım. Gönül Suyu tözdür. Onu kana kana içen ölü dirilir, suvarılan tohum kök salar. Şimdi tohumlar bekler suyunu. Üstlerine çökmüş karı delip geçmek, doğmak için. Ne bilirsin benimki gönül suyudur? Ağılanmasını mı istersin tohumlarının öd suyumla! Ödünde biriktirdiğin ağılı suyu verirsen; kendin arınırsın ancak kardelenleri öldürürsün. Gönlündeki suyu verirsen hem ödün arınır hem de umutlar yeşerir. Bahçende yalnızca kuru dikenler gördüm, ağılamışsın öd suyunla! Sana kardelenler vereceğim, suyuna karşılık... Bire Gönül, sen delisin! Çiçekli bahçeyi otlağa yeğleyerek. Gönül den Bahçıvana Daha önce böylesine büyük bir bahçe görmemiştim. Şaşırdım; bahçenin büyüklüğünden çok içindeki kuru otlardan ötrü. Bir bahçıvanın nasıl olur da böyle bir bahçesi olurdu! İlerledim taşlı yoldan. Sevindim ileride gördüklerime; baş vermiş kardelenlere. Verdiğim gönül suyuymuş demek diye mırıldandım. Açan olmadı kapıyı vurduğumda. Bekledim. İkinci kez denedim şansımı, dönüp gitmek istedim. Çarpınca gözlerim; gülümsedim, kardelenlerden ötürü. Üçüncü kez vurdum kapıyı. Kimsin dedi ev iyesi. Benim Gönül. Ne korkunç kişisin böyle! Bir bardak su karşığı beni mi izlersin? Bana sözün vardı; kardelenlerden verecektin. Onları istemeye geldim, bir daha gelmeyince. Söyle; neden gelmedin bir daha? Ne diye açmazsın kapıyı? Korkarım senden. Korkun nedendir? Evime girip suyumdan içtin, tanıdın beni. Korkum öbür su verenler gibi olmandandır; seni tanımıyorum. Öyleyse kapı deliğinden bak bana, kulak da ver, sözlerim var sana: Tanrı bir çekirdekten iki tin yarattı. Birini kadına, öbürünü de erkeğe büründürdü. Yeryüzünde bu iki ayrı tinin birbirini bulup, çekirdeği yeniden oluşturmasına insanlar aşk adını verdiler. Akla kara, varla yok gibi

3 bunlar da birbirinin bütünleyicisidir. Kötümserse biri, iyimserdir öteki. Birarada olunca mutlu olur ikisi. Bahçıvan dan Gönül e Doğruluk içermiyor sözlerin! Taşardı çağlayanım, görünce seni gözlerim. Çalındı kutsalım, kilitlidir artık kapım. Tinsel yok, eğinsel varım. Vurulunca kapıya kilit, yok olmuştu aradaki geçit. Yanıldığımı anlayınca dönüverdim sırtımı, koyulmak istedim yola. Kaldıramadım, solmuş kardelenleri gördüğümde. Damla damla düştü, yanaklarımdan süzülen gözyaşları. Dirildi içlerinden biri, tinden gelen içtenliği içerek. Eğildim, aldım yeşeren umudu kökünden. İkinci kez yaşamak isteyene bu hakkı vermeliyim dedim. Taşlı yolu bitirince arkama baktım; kuru otları gördüm yeniden, yok olan umutların göze görünen biçimleriydi onlar. Yüreğimde duyduğum ağrı, yol almamı engelledi. Durdum. Sağ elimle yüreğimi avuçladım, sol elimdeki kardelen göğermeye başladı iyice. Ağrı dayanılmaz olduğunda parçaladım gömleğimi. Ak bir ışın gördüm, genişleyen derim üzerinde. Büyümüştü yürek, güçlenmişti demek. Doğruyu söylemişti us. Akana dan Gönül e Koştum, durdurak bilmeden. Hızlandı ayaklarım, soluğum kesilmeden. Ağaçlı yollardan, sarp kayalardan geçtim. Güzel çiçekler gördüm; üstünde sevimli böcekleri olan. Vardım gölün kıyısana, durdum orada. Yüreğime baktım, soluk almama, bu denli yolu koşmama ne denli yardım etmişti; yarı yolda bırakmamıştı. Büyümüştü yürek, güçlenmişti demek. Akgölde altın kayıkta gezenleri gördüm. Sütten oluşuyordu bu göl; yalnızca mutlu kişiler vâr olabilirdi burada. Eğildim göle, içmek istedim sütünden. Birden geri çekildim; ağzım yanmıştı. Acısını çektim uzun süre. Yeniden denemeye korktum, geri gitmek istedim ancak Akana çıktı gölden; gülümsüyordu inceden. Kulak ver dediklerime; bu gölden ancak seven içer, mutlu olan içer. Acı çeken de ekşimiş süt içer. Niçin geldin buraya? Niçin mutsuzsun? Tanrı dan sevgi istediğinde onun bir tansık yaratıp gönlünü sevgi ile doldurmasını mı bekliyorsun? Kahraman olmak istediğinde seni bir iki saniye içinde koca bir orduyu yenen sıradışı biri yapmasını mı umuyorsun? Yanılıyorsun! O, kahraman olmak isteyene kahramanlığını göstermesi için bir olanak sunar; sevgi isteyene sevgi değil, sevebileceği birini yollar. Göndermedi mi sana? Ne diye sevmezsin onu? Olabilecek değme duygu, değme güç sana verildi. Yakınacağına kullanmayı öğren. Bahçıvan ın Ölümü Akana nın sözleri ok gibi saplandı gönlüme. Kalktım ayağa, baktım önüme. Durdurak bilmeden koş- 75

4 76 tum yine ölümüne... Durdum, soluklandım bahçe kapısının önünde. İğrenç bir koku vardı. Şaşırdım, korktum da! Hızla içeri girdim, geçtim taşlı yollardan; yanında kuru otları olan. Kapıyı vurdum, açan olmadı. Koku daha keskin olmuştu, kursağım bulanıyordu. Yapacak bir nen kalmamıştı, kapıyı kırmak için uğraştım; kırdım. Kapı açıldığında dışarı çıkan keskin koku, bayılttı beni. Anca koku çekildiğinde kendime gelebildim. Ayağa kalkıp içeri girdim. Gördüğüme inanamayıp içten bir çığlık attım: Bahçıvan ölmüştü! Kokusu evi bürümüştü. Kutsalını, sevgisini yitiren ölüyormuş demek. Gönül kapıyı çalınca açmak gerek! Gönül den Ay a Kıyısınca yürüdüm denizin, tatlı yelini duydum. İç çektim arada, oturdum soğuk taşta. Diktim gözlerimi ileriye doğru, gördüklerimi anlamdırmaya çalıştım. Deniz, kıyıya vurduğu dalgalarla içindeki yad nesneleri atıyordu, arındırıyordu kendini. Kişi oğluna, yalnığa benzettim bunu. Biz de içimizdeki yad düşünceleri dışa vurabilsek, arındırsak kendimizi. Neden yapamıyoruz, tutan mı var elimizi? Bir süre sonra çarptı gözüme ay ışığı, deniz üzerinde yol çizmişti bayağı. Başımı kaldırdım Ay a doğru, konuşmak istedim dosdoğru. Kaldık mı yine baş başa! Gereksinmiyorum ne suya ne de aşa. Sevi arıyorum buradan o başa. Bulmak bu denli çetin mi? Daha ne gerek bu başa? Akana, Tanrı nın birini yolladığını söyledi. Gecenin aydınlatıcısı, sen söyle; gördün mü onu? Nasıldı? Gözleri gülmesini bilir miydi? Neden susuyorsun; yoksa göndermedi mi? Tanrı yı anımsadım o an için. Kalktığım ayağa söz söylemek için: Bir sen yalnızsın, bir de ben! Erlikhan dan Gönül e Döndüm sırtımı gitmek için, uzaklaştım denizden. Yalın ayak toprakta yürümeye başladım, epeyce yaptım bu işi. Derken yer sallanmaya başladı, irkildim, geri çekildim. Toprak yarılmaya başladı, içinden bir ışık yığını çıktı önceleri, ardınca Erlikhan ın kendileri... Ne bu somurtkan yüz, ne bu umutsuzluk? Niye sen onu arıyorsun? Gençsin, elin yüzün düzgün; eğlenmeyi denemelisin. Bu davranışların yaşlılara daha çok yakışırdı. / Sen aldatıcısın, kötülüye sürükleyensin. / Sözlerimde yanlış olan neydi? / Belki de tözlüsün. / Yasaklar tatlıdır. Ereğin tat almak değil mi? / Peki, nereden başlamalıyım? / Tabularını yıkarak; çiğneyerek yasaklarını. Onlar özgürdü özünde ancak kendi kendine yasakladın, kıydın, kıyınladın. Özgürlük mutluluğunu da getirecek sana. Gönül ün armağanı Düşündüm, töz verdim söylenenlere; yıkacaktım tabuları. Yürü-

5 düm uzun uzun, yalın ayak toprakta. Gece karanlığını aydınlatan Ay ı gördüm birden. Parıldıyordu, ışıldıyordu öylece yerinden. Olduğum yerde durakaldım soluğum kesilmeden, bir dileğim olacaktı Bayülgen den. Dinle beni, kulak ver sesime; bir kulun diler iyesine. Gökyüzüne astığın görkemli Ay ı istiyorum, ışığı büyüledi beni, bilirim kırmazsın dileyeni. Sözlerim bitince Bayülgen geldi yanıma, elini sürdü başıma, heyecan gelmişti birden kanıma, açtı elimi koydu avucuma. Sol elimde Ay ı tutuyordum, geceyi ben aydınlatıyordum. Işığın gücünü, gecenin süsünü taşıyordum. Sağ elimle cebimdeki bıçağımı çıkardım, Ay ı oymaya başladım. Oyduğum parçaları göğe atıyordum, hilal biçimine gelinceye dek böyle yaptım. Kalan artıkları ile geceyi aydınlatabilecekti, ancak hilal bende kalacaktı böylece. Soluk soluğa varınca denize, elimi koydum dizime. Kendime gelince, seslendim derince; dilerim senden Talayhan, suyu büküp veresin. Elimde gördüğün bu Ay a, zincir takıp eyleyesin. Çetin olmadı bu iş Talayhan a, büküp suyu zincir yaptı benim oymama. Bahçıvan ın dirilişi Taşı Ay dan, zinciri sudan boyunluğu sağ elimde sıkı sıkı tutup koşmaya başladım. Geçen sürenin ayrımında değildim. Bahçıvan ın evinin önüne geldim. Kokusu hâlâ duyulabiliyordu. Kapıyı aralayıp içeri girdim. Solmuş, kurumuş bitkileri görmek üzücü de olsa, onların yeniden yeşereceğini bildiğimden üzülmedim. Evin kapısını aralayıp içeri girdim. Öylece olduğu yerde duruyordu. Soluk alıp vermekte çetinlik çeksem de çömelip oturdum yanına. Başını dizime koyup saçlarını okşadım. Uzunca süre gözlerine baktım; hüzünlü bırakmıştı gitmeden. Boyunluğu taktım ardınca. Sinesinde ay ışığı parlıyordu artık. Zincirin doladığı boynu da nemlenmişti. Dileğimin yerine geldiğini görünce yüreğim çırpınmaya başladı. Önce ay, ışığı ile yüreğe dek inip tüm eğnini kapladı; zincir ise nemlendirdi her bir yerini. Işık tüm eğni sardığında gözlerim kamaştı, kapatmak durumunda kaldım. Ne var ki, göz kapaklarımdan bile sezebiliyordum ışık dalgalarını. Etkisi geçtiğinde açtım; gülen iki göz daha gördüm dizlerimin üstünde. Gülümsüyordu Bahçıvan. Tanrı onu bana yeniden vermişti. Bahçıvan ın sıkıntısı Bahçıvan ayağa kalktı. Ne var ki, yorgun görünüyordu. Dinlenmek istediğini söyledi. Onu yalnız bıraktım. Evime dönüp ertesi günün gelmesini, gidip Bahçıvanı görmeyi bekledim. Öy ağırlaştı. Yarın olduğunda vardım kapısına ancak açmadı, yorgunum dedi. Bir sonraki gün de yineledi sö- 77

6 78 zünü. Özlemeye başladım. Gece yine deniz kıyısına gittim, oturdum soğuk taşta. Gökyüzünde kestiğim ayı gördüm. Daha az aydınlanıyordu gece. O sıra baykuşların, yarasaların türlü türlü gece dirilerinin önderleri geldi, dizildiler önüme. Kızdılar bana: Ay ın arta kalanı da çıkmalı dışarıya. Duramazdım, gitmeliydim buradan. Bir başkasına yakınmadan. Doğrusu umudum yoktu Ay dan. Gitmek de istiyordum bir yandan. Ne var ki çekiniyordum, yine dönersem kapıdan? Olacağına varsın diye kapısına vardım, açmadı seslendi arkadan. Bekliyorum seni gün batımına dek, bu yaptığın daha ne denli sürecek? Gönül den Çiçek e Gün batmak üzereydi ancak gelmemişti Bahçıvan. Süreci uzatmak için yerle göğün en yakın olduğu yere çıktım. Dorukta biri oturuyordu, ayak seslerimi işitince yüzünü bana döndü. Konuşan Altayhan idi; sevgi ağısı mı içtin? Yoksa kendinden mi geçtin? / Sevenin yok diye niye bana bu sözleri biçtin? Sözüm keskin olunca yanıt vermedi, öylece baktı gülümseyerek bir süre. Susturdun beni; söyle, dile kırmam seni. / Öyle ise tut Güneş i batmasın, Bahçıvan gelmedi, gözyaşım akmasın. Altayhan Güneş i sağ eliyle tutup batmasını geciktirdi, ben de taşın üzerinde oturup bekledim öylece. Aşağıdan bize doğru bir ışık geliyordu. Kalktım ayağa, gelen o idi, bitiverdi yanımda. Altayhan da bıraktı o anda, yine de ışık vardı aramızda, ışıldıyordu ay boğazında. Söyle, bana adın gerek! / Bilmelisin derler bana Çiçek. Sen de bana söyle, neden böylesin, nedir sende erek? / Öyle ise kulak ver, anlatacağım tek tek; gönül yontulmamış taş gibidir. Yontulması için sevilmesi gerek. Bunu senin yapmanı istiyorum. Evime geldiğinde çağlayanımı taşırmıştın, sevgim sende, bunu diliyorum. Bayülgen e diyeceğim, taşlaşmış yüreğimi yontman için sana versin. Bayülgen den Çiçek ile Gönül e Bayülgen geldiğinde aydınlandı gece, böyle olacaktı o burada olduğu sürece. Açtı kollarını iki yana, gülümsüyordu bir Çiçek e bir de bana. Çocuklarım diye sarıldı bize, Altayhan da baktı öylece üçümüze. Sonra geri çekilip Çiçek in arkasına geçti, elini küreklere sokup birden çekti. Çiçek in küreklerinden iki ak kanat çıktı, iriceydiler, görkemli oldukları gibi. Bana geldi sıra, sırtımı sıvazladı önce, elini küreklerden içeri daldırdığında tüm damarlarımda bir güç duydum. Çektiğinde benim de sırtımda iki kanat vardı, açıp çırptım. Beynime bağlıydılar, benim yönetimimde idiler, elim ayağım gibi. Çiçek le birbirimize bakıp gülümsedik. Kıskandı bizi Altayhan.

7 Önümüze geçti Bayülgen, izleyin beni dediğinde uçmaya başlamış yükselmişti. Arkasından öylece baktık, onu nasıl izleyeceğimizi bilmiyorduk, unutmuştuk kanatlarımız olduğunu. Altayhan gelip ikimizin de ensesinden tutup göğe fırlantınca yere düşmemek için istem dışı kanat çırpmaya başladık da anca dengemizi sağladık. Uçmanın ne demek olduğunu öğrenmemiz kısa sürdü. Güle güle, eğlene eğlene uçtuk; en sonunda bir ovada konduk. Ağaçlar kaplamıştı dört bir yanı, çılgınlar gibi akan bir deresi, türlü dirileri vardı. O sıra iri gözlü bir ceylan geçti önümüzden, az ileride de sarı önlü ışıldayıp iki ayak üzerine kalktığında Bayülgen e doğru geldi, yanından geçip Çiçek in de arkasından dolandı, kanatlarını inceledi, pek beğenmişti. Kahkaha atıp yeniden ceylana dönüştü, hızlıca koşup ayrıldı aramızdan. Olanları görmemiş gibi davranan Bayülgen bana doğru geldi, derin bir soluk almamı istedikten sonra elini göğüs kafesimden içeri soktu, çıkarttığında yüreğim de avuçlarındaydı; götürüp Çiçek in önüne bıraktı. Sonra Çiçek in de yüreğini çıkarıp benim önüme koydu: Bunlar sizin taş yürekleriniz, yontun onları. Her yonttuğunuzda çıkan artık parçaları şu gördüğünüz boş topraklarda yapacağınız evinizin taşları olarak kullanın. Akana dan Gönül e Çiçek le aramızda iki koca yürek vardı taştan, biliyorduk göremeyecektik bunları yontmadan. Bayülgen, bunları yontmamızı söylemişti ancak yordamını demeden. Belki de olurdu bu iş kazma ile kürekten. Çevreme bakımdım, uzun uzun aradım. Ormanın içine girmişim de çavım olmamış. Az ileride geçen gün gördüğüm ceylan vardı, bana bakıyordu da tepki vermiyordu. Ona doğru adımladığımda uzaklaşmaya başladı benden. Ben de koşmaya başladım, hızını arttırdı. Sık yayılmış ağaçlardan, irili ufaklı taşlardan geçe geçe kovalamaya başladım, aramız açılıyordu, yetişemeyeceğimi düşünmeye başlıyordum ki sağımda gök renkli irice bir kurt gördüm, yelesi akmıştı omuzundan akla karışık. Ona doğru yönelip vardığımda yanına, birden atladım sırtına. Koşmasını istediğimde hızlandı bir anda. Ceylan çok uzaklaşmıştı, kurt da arayı kapamaya çalışıyordu. O sıra kurdun gözlerinden göyümsü bir ışıldama yayıldığında hızı artmıştı, ben ne olduğunu anlayamadan ceylanın yanında bulmuştum kendimi; indim sırtından. Ayaklarım ıslandığında kımız gölünün kıyısında olduğumuzu görebildim. Ceylanı yakalamak üzereyken Akana çıktı gölden; ak saçları, uzun boyuyla genç görünmesine karşın olgun bakışları vardı. Ceylan da gölden çıkmış, arkasına 79

8 80 bakmadan gidiyordu, bir an ışıldayarak iki ayak üzerine kalktığında beline dek uzanan sarı saçları olduğunu gördüm. Bana doğru gülümseyip önüne döndü, uzaklaştı oradan. Bana Tanrı nın birini gönderdiğini söylemiştin; ona gittim. Şimdi de buradayım. Bayülgen bizi buraya getirdi, önümüzde iki koca taş yürek var, yontulması gereken. Söylesene ne yapmalıyım? / Gönül kırılarak değil sevilerek yontulur, sev onu! / Sevmek mi? Şimdiye dek hiç yapmadım; hep sevilmek istendim de hiç sevmedim! Söylesene nasıl sevilir? Yanıt vermeden kımız gölüne girip yok olmuştu ortadan, bunu beklemezdim Akana dan. Erlikhan dan Gönül e Eğilip de içince kımız, tatlandı ağzımız. Birbirimize bakıp gülümsemiştik; kalmamıştı sızımız. Koca bir yürek vardı karşımızda; çömelip oturdum yere, kurt da uzandı yanımda. Ceylanı kovalarken binmiştim ona, o da sevmiş gelmişti bana. Düşündüm adı ne olmalı? Belki de Yargan konmalı. O sıra yer depreşti, Yargan tedirgenleşti, toprak çatlayıp yarıldı; parçaları çevreye saçıldı. Erlikhan konuk olmuştu bize; gülümseyerek başladı söze: Bre Gönül! Sevilmeyince sevmeyi de unutmuşsun. / Bakıyorum sen de bundan pek hoşnutsun. / Kara çalan dilin kurusun! / Neden onu istiyorsun? Daha onu sevip sevmediğini bile bilmiyorsun! / Onun yanında gönençli oluyorum, yetmez mi? / Kendini kandırıyorsun, bilmiyorum kulakların işitmez mi? / Bundan sana ne? / Yardım etmek istiyorum. / Neden yardım ediyorsun? / Nedeni olsaydı adı yardım olmazdı. Erlikhan son sözünü dedikten sonra toprak parçalarına dönüşmeye başlamış, biraz sonra da toprağa karışıp gitmişti. Yapacak işim olmadığı için Yargan ın sırtına binip ormanı gezmek istedim. Bir uçurum kıyısına geldiğimizde durmak için ayağını yere sürtmüştü de ortalık toz dumanına bulanmıştı; soluk almakta güçlük çekiyorduk. Sırtından yere atlayıp kanatlarımı çırpmaya başladım da dumanı yayıp ortamı açtım. Bu kez sıra bendeydi; Yargan ı iki elimle kavrayıp uçurumun kıyısından sıçrayarak uçmaya çalıştım; ilk başlarda çetinlik çeksem de gücümü toplayıp dengemi sağlayabildim. Yeşil ağaçlar, akan ırmaklar, otlayan diriler... Yelbüke nin saldırısı Uçmak güzeldi, eğleniyorduk biz de. Ancak birden korkunç bir ses işittim de, başımı geriye doğru çevirip bakınca iri bir yaratığın ardımızdan geldiğini gördüm. Büyük kanatları, iri gövdesi vardı; gitgide yaklaşıyordu. Tedirgin olmaya başlayınca ben de hızlı uçmaya, kaçmaya başladım. Yaklaştıkça yaklaşıyor, benle Yargan ı korkutuyordu. Başımı yeniden çevirip bakınca bu yaratığın

9 yedi başı olduğunu gördüm; korkum daha da arttı. Yelbüke idi arkamızdan gelen, bize aman vermeyen. Yorulmaya başlamıştım, soluk almakta güçlük çekiyordum. Yargan ı taşımak da ayrı güçtü, kanatlarım zayıf düştü. Az ileride bir dağ gördüm, dağın bir bölümünde oyuk vardı. Son bir güç toplayıp Yargan ı oraya doğru fırlattım. Yelbüke de iyice yaklamıştı; korkum yeli bükmesiydi. Ne var ki, gecikmedi bunu yapmakta. Yedi başın tümü soludu birden, hava büküldü bu kükremeden. Dengemi yitirip yere düşmeye başladım, ağaç yapraklarına çarpıp yere çakılmaktan kurtulsam da o da ardım sıra gelmişti. Ayağa kalkıp koşmaya başladım, ağaçları devire devire izledi beni. Artık ne kanatlarımda ne de ayaklarımda koşacak güç kalmamıştı, önümdeki kütüğe takılıp yere düştüğümde gözümü kapatıp beni almasını bekledim. Yanağım ıslanınca gözümü açtım; Yargan vardı başucumda. Yüzümü yalamayı kesmesi için kalkıp sarıldım boynuna. Gelip beni almış Yelbüke nin elinden, taşımış buraya değin. Onun bu denli hızlı olmasını sevmeye başlamıştım. Ayağa kalkıp üstümü çırptım, sonra da çevreme bakındım. Şimdilik güvendeydik, Yelbüke bu oyuğa giremeyecek denli büyüktü. Yargan gözlerini ışıldatarak aydınlattı içeriyi, böylece yol aldık. Az ileride sakalları yere değecek denli uzun, ak saçlı bir kişi vardı. Gök renkli giysisi, başında da kızıl bir börk. Önünde kâğıtlar, betler vardı yığınca. Sordum ona yaklaşınca: Kimsin sen? Sayıhan dan Gönül e Yanıt vermedi gök önglü kişi, vermeyecekti de bitirmeden elindeki işi. Yargan la göz göze gelip iki elimi yana açtım, ne yapalım dedim başımı sağa eğip. Çömelip beklemeye koyulduk. Beklemekten çatlayacak gibi olduksa da, öğreneceklerim vardı bu gizemli bilgeden; dayanmalı, dözmeliydim. Yüzünü gördüğümde beklentim daha da yükseldi; bu Sayıhan idi. Tüm düzeni bilen ulu tin. Bilimle uğraşanlara esin veren, arayanlara yol gösteren. Sorma öyü geldiğinde ayağa kalkıp dikeldim. Ardınca sağ dizimi yere kırıp başladım söze: Yontmam gereken bir yürek var, Akana onu severek yontabileceğimi söyledi ancak, sevginin ne demek olduğunu bilmiyorum. Bana öğretir misin? Sevgiyi öğrenmek de ne demek? Çıldırdın mı be Gönül? Nedeni olan duygu yapaydır; yapay sevgi mi istiyorsun? Söz demekle, öğüt vermekle sevilir mi birisi? Sevgi nedensiz olur, niçin sevdiğini bilmezsin, seversin ancak buna anlam veremezsin. Bayülgen seni sevdiği için buraya dek getirdi, isteğinin ne denli olanaksız olduğunu görmeni diledi. 81

10 82 Yontulmuş yürek kırıntılarıyla ev yapmanızı istemişti; ne oldu? Daha başlayamadınız bile. Oysa, sevene ev mi gerek? Kızmıştı bana, döndü sırtını gitti o yana. Kaldım yine bir başıma, yanıt bulamadım soruma. Karhan ın ödülü Sayıhan ı bırakmamalı, yanıtımı almalıydım. Ardınca gittiğimde kızıl, yağız, ak, gök önglü ışıldayan dört oyuk gördüm, hangisine gireceğimi bilemedim. Belli ki, seçim yapmam için buraya gelmemi istemişti. Ak öng; duruluk demekti, bu oyuktan girmek gerekti. Adımımı atıp oyuk kapısını geçtiğimde üşümeye başladım; başka bir boyuta girmiştik. Biraz sonra Yargan da geldi yanıma, kar yağıyordu başımıza. Geri dönmek istedikse de, oyuk ışığına çarpıp yığıldık yere. Bir dağın doruğunda kalmıştık öylece, aşağısı kaplıylı buzlu su ile. Yargan ile aşağıya indik, titreye titreye yol alıyorduk, karlı soğuk yele karşı. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Burası buzlarla, kar tepeleriyle donatılmış ak bir yeryüzüydü. O sıra ayağamızın altındaki buz çatlamaya başlayınca dengemi yitirip yere düştüm, tez kalkıp Yargan ı kucakladığım gibi uçmaya başladım, yapmasaydım buz gibi soğuk suyun içinde yazık olacaktı bize. Göğe doğru kalkarken çok sert bir böğürtü ile kulaklarımız çınladı. Çiğsindim bu sesten, belki daha çok iyesinden. Kara sırtı, ak benekler ile kaplı tüylü gövdesiyle yukarı doğru sıçramıştı. Başının üzerinde irice bir boynuzu vardı. Yüzgeçleri benim kanadım büyüklüğündeydi, sekiz kollu olması ise onunla baş etmenin çetinliğini gösteriyordu. Yelbüke gibi uçamıyordu ancak yere inmemize de olur vermiyordu. Yorulmaya başlamıştım, taşımak güçtü Yargan ı. İlerideki dağa doğru kaçmaya çalışırken dönüp aşağıya baktım. Buzman sekiz kolunu kavuşturur gibi yapmış, içinde burulan kar, buz parçaları ile bir top oluşturuyordu. Hızımı artırsam da koca kar topunu bize doğru fırlattığında Yargan a değdi. Gövdesi koca bir buz kütlesine dönüşünce kollarım bu yükü kaldıramadı, ikimiz de yere düştük. Ayağa kalkıp baktığımda, bize doğru hızla geliyordu Buzman. Görünen o ki, bununla işimiz çok yaman. Vermeyeceki bu buzlu, soğuk yerde aman. Tirtir titreyerek uzanıyordu Yargan. İki elimi yanlara açıp, kanatlarımı da iyice gerip Buzman a doğru sinirle koştum. Bu sıra bağırtım öyle bir ses dalgası yaymış ki, yakınımızdaki kar dağında çığ oluşmaya başlamıştı. Çığın gürültüsü, Buzman ın böğürtüsü, benim de bağırtım kulakları sağır edecek denli ses yaymıştı yeryüzüne. Yaklaştıkça yaklaştım, ona öldürücü vuruş yapmayı düşünüyordum.

11 Çok az kalmıştı ancak ayaklarım kalıkta boşa gitti. Yok olmuştu Buzman, ben de var gücümle yere çakılmak üzereydim, öyle de oldu. Yaratığı öldürmek için ayaklarımda topladığım güç, yerdeki buzları paramparça edip beni soğuk suyun içine soktu. Soluk almakta güçlük çektim, boğulacağımı da düşündüm. Ne var ki, usuma bile gelmeyen düşünce oldu; Buzman gelip sudan çıkardı beni. Yere koyduğunda sağımda üzerindeki suyu silkeleyen Yargan ı da gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, Buzman ın ak ışık saçıp boyunun küçüldüğünü de gördüm; artık iki elini birbirine vuruyor, alkışlıyordu: Bu ne yüreklilik böyle Gönül! Beni öldürebileceğini gerçekten düşündün mü? / Kuşku bile duymadım. / Bana niçin saldırdın? / Arkadaşıma zarar verdiğin için. / Kendini kandırma; kendi başına da aynı durum gelmesin diye saldırdın. / Böyle düşünseydim kaçardım, yaşama süremi uzatmaya çalışırdım. Oysa sonunu bilmediğim bir savaşa girdim. / Peki, üstelemeyeceğim ancak yürekliliğinden ötürü sana armağan vereceğim. Karhan gülümseyerek bana doğru geldi, ak giysiler içinde kara saçları ilgimi çekmişti. Elinde ışıldamalar oldu, avucunu açtığında bir buz vardı; Buz Taşı. Onu alnıma değdirdiğinde alnımda acı duydum, sızlıyordu. Derimi delip, başımla bütünleşmişti. Geri çekildiğinde elimle alnımı yokladım, o artık benim bir parçam olmuştu. Üşümeye başladım, ellerim buz kesmişti. İkisini bir araya getirdiğimde burulmalar oluştu arasında, başımı kaldırıp Karhan a baktım; buzun gücünü bana vermişti demek. Od Ana dan Gönül e Sıcaklık deri kavurucu, terletmişti alnımı, avucumu. Oyuklardan kızıl olana girmiştim; bir bakıma burada pişmiştim. Dönüş kapısının bağlı olduğunu biliyorduk artık, açma yolunu bulamazsak gerçekten yanmıştık! Odlar fışkırıyor, kızıla, turuncuya boyuyordu değme yanı. Bir bakıma andırıyordu bana kanı. Odlu dereler, fokur fokur kaynayan sıvılar vardı. Boğazımız çiysizlikten kurumuş, yutkunamıyorduk. Küçük küçük yaratıklar bize doğru bakıyorlardı, uçan birini ilk kez mi görüyorlardı ki? Azı gök önglü bir kurdu çok büyük, belki de korkulu buluyorlardı. Ne var ki, bu küçük kızıl yaratıklar bana çok tatlı gelmişlerdi; iri gözleri, geniş alınları vardı. Konuşmaları peltek, yürüyüşleri paytaktı. Hızlıca üzerlerine doğru uçup yerden birini kaptım. Aşağıdakiler bağrışmaya başladılar, gülüyordum. Bu tatlı yaratığa Kızılcık adını koydum; Çiçek e armağan edecektim. Yargan la göz göze geldiğimde iyice yorgun düştüğünü gördüm, böyle olmazdı; soğuk bir yer bulmalıydık. Soğuk diye düşünürken 83

12 84 TÜRK birden usuma geldi; buzun gücü bendeydi, kullanmalıydım, soğuk elimdeydi. Kızılcık ı Yargan ın üzerine bırakıp yere indim. İki elimi önüme getirip, odaklandığımda ellerimde buzlanma oluştuğunu duymaya başladım; bunu gören kızıl yaratıklar ürküp geriye doğru çekilmişlerdi. Tüm gücümü toplayıp ileriye doğru savurduğumda, büyükçe bir alanın buzla kaplandığını gördüm. Yargan hiç öy yitirmeden oraya koşup serinlemeye başlamıştı bile. Od ile su; iki karşıt düşüncenin somut kanıtlarıydı. Buzlandırdığım yerde od sönmüştü; dumanı kalığı bürümüştü. Dönüp baktığımda, buranın yaşayanları ürkmüştü. Üstelik Kızılcık da üşümüştü. Şimdi tüm yaratıklar üstümüze üşüştü. Olamazdı bundan daha kötü. Arka sıralardan gelen uzun boylu, kızıl saçlı, kızıl giysili, akbeniz birini gördüm de, ona yakınlık duydum. Gelen Od Ana idi. Odların tini, yaklaştıktan sonra dedi: Ne ararsınız burada? Niye bozarsınız dengeyi? / Sayıhan ı arıyoruz, girdi oyuklardan. Ak olanı bitti, arayışımız şimdi kızılda. / Söyle sorununu, belki çözümün bende! / O bana sevgiyi öğretecekti, sen yapabilir misin bunu? Bütün kızıl yeryüzü gülmeye başladı; başını da Od Ana çekiyordu. Böyle bir isteği ilk kez mi duymuşlardı, azı burada gülünç olan neydi? Gücendim doğrusu. Sevgiyi arıyormuş bu deli! Dön de arkana bak! Yanından ayrılmayan kurttaki sevgini gör; daha yeni tanışmanıza karşın seni bırakmayan Od Karıştırıcısı na bak. Orada üşümeyi senin sevgine yeğlemiyor. Dinle Gönül! Sevgi od gibidir; çok yaklaşırsan yanarsın, uzak durursan da üşürsün. Gönül aradığını bulur Mağara girişinden baktığımda Yelbüke aşağıda bizi bekliyordu. İçeriye geri döndüm, bir o yana, bir bu yana gidip geliyordum. Bu sırada Od Ana nın sözleri kulağımda yankı yapıyordu; Yanından ayrılmayan kurttaki sevgini gör... Dönüp Yargan a baktığımda, Kızılcık ile oynadığını gördüm; sevmişlerdi birbirlerini. Anlamaya çalıştım sözleri, değerlendirdim sözcükleri. Vardım yargıya; söylüyorum şimdi dilime gelenleri; sevgi bendeydi, seven bendim, seviyordum Çiçek i. Yargan niye yanımda, Kızılcık niye bırakmadı? Onlar sevmişlerdi de ondan. Ben niye sevgiyi aradım, bunca işi niçin istedim? Seven bendim. Sevgi bendeydi, sorun Çiçek te. Artık aradığımı bulmuştum; sevgiyi sevdiğinden öğrenebilirsin. Öğreneceklerin onun gözlerinde saklıdır. Sevgiyi yürek doğurur, gözler soğurur, gönül korur. Arayan sevdiğini de bulur.

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir.

Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. Çeviri Deniz Hüsrev Jiggy kahramanımızın asıl adı değil, lakabıdır. Ve kıpır kıpır, yerinde duramayan anlamına gelmektedir. 5 6 BİRİNCİ BÖLÜM Hayatınızı elinizden alınıp klozete atılmış, ardından da üzerine

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Sevda Üzerine Mektup

Sevda Üzerine Mektup 1 Ferda Çetin 21401765 Sevda Üzerine Mektup Sevgilim, Sana mektup yazmamı istiyorsun. Yazayım, tamam, ama hayal kırıklığına uğramazsın umarım. Ben senin gibi değilim. Şiirler yazamam, süslü sözler bilmem.

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

En güzel 'Anneler Günü' şiirleri

En güzel 'Anneler Günü' şiirleri On5yirmi5.com En güzel 'Anneler Günü' şiirleri En güzel 'Anneler Günü' şiirlerini sizler için listeledik... Yayın Tarihi : 10 Mayıs 2013 Cuma (oluşturma : 1/17/2017) 12 Mayıs Anneler Günü... Sizin için

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Akvaryumdaki Denizkızı

Akvaryumdaki Denizkızı Akvaryumdaki Denizkızı Daracık bir sokakta, küçücük bir akvaryumcu varmış. Gelip geçenler pek fark etmezmiş burayı. Oysa başlarını azıcık kaldırsalar neler göreceklermiş neler... Akvaryumcu yaşlı bir adammış.

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

Hayata dair küçük notlar

Hayata dair küçük notlar Hayata dair küçük notlar İlk önce sen merhaba- de. Olanaklarının altında yaşa. Sık sık -teşekkür ederim- de. Bir müzik aleti çalmayı öğren. Herhangi bir konuda öğretmenlik yap, herhangi bir konuda öğrenci

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen

Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Azerbaycan Masalı Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Azerbaycan Masalı Var varanın, sür sürenin, vay haline izinsiz bağa girenin... Bir

Detaylı

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen NOGAY Çok çok eski zamanlarda, var varken, yok yokken ahmak bir kurt, kapana yakalanmış. Kapana yakalanan

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Buse Akbulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Buse Akbulut. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 10.11.2010 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU 25 Ders 3 İnsan Bir gün ağaçtan küçük bir çocuk oyan, ünlü bir ağaç oymacısı hakkında ünlü bir öykü vardır. Çok güzel olmuştu ve adam onun adını Pinokyo koydu. Eserinden büyük gurur duyuyordu ama oyma

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

Hiçbir şey olmamış gibi çekip giden, kalpleri hunharca katlederek bırakanların bu hayatta mutlu olacağına inanmıyordum. Zamanla bu inanç alev aldı;

Hiçbir şey olmamış gibi çekip giden, kalpleri hunharca katlederek bırakanların bu hayatta mutlu olacağına inanmıyordum. Zamanla bu inanç alev aldı; Hisler körelir. Köreldikçe naçiz vücutta dans etmeye kalkışan ruhun etrafı kötülüğün demirden dikenleriyle çevrelenir. Her bir diken yastır ve mutluluğun katline en vefasız şekilde, acımasızca mührünü

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

Birbirimize anlatacağımız ne çok şey var; düşündünüz mü? İşte bu yazma nedenlerimden biri. İlki...

Birbirimize anlatacağımız ne çok şey var; düşündünüz mü? İşte bu yazma nedenlerimden biri. İlki... Bir şairin seyir defteri Prof. Dr. Göksel Altınışık Gelinciğin Yalnızlığı Bir ömrü damıtsak ne kalır geriye? Benimkinden, en azından şu ana dek yaşanan kadarından, sözcükler kalıyor. Bir mucize bu benim

Detaylı

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM 1 Timsahlar dişlerini kendileri temizleyemezler. Timsahlar yemek yedikten sonra dişlerinin temizlenmesi için ağızlarını açarlar.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir. arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün

O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir. arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün 2. İLK YOLCULUĞUM 1 2. İLK YOLCULUĞUM O günlerde, bir kıyı kenti olan Hull'a gitmiştim. Orada bir arkadaşıma rastladım. Babasının gemisi vardı. Gemi o gün Londra'ya gitmek üzereydi. Arkadaşım kendisiyle

Detaylı

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ.

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ. OKUMAYA YENİ GEÇEN ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN KOLAYDAN AZ DA OLSA ZORA DOĞRU METİNLERİ ÇOK UZUN OLMAYAN BOL GÖRSELLİ AMA AZ SORULU BİR KİTAP HAZIRLADIM SİZLERE. SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2

Detaylı

TEKRAR. Genç Brezilyalılar topla yatıp topla kalkar. Kazanmak için yaşarlar. Köklerine inerek orijinal futsal hız hareketlerinin bazılarını öğren.

TEKRAR. Genç Brezilyalılar topla yatıp topla kalkar. Kazanmak için yaşarlar. Köklerine inerek orijinal futsal hız hareketlerinin bazılarını öğren. Genç rezilyalılar topla yatıp topla kalkar. Kazanmak için yaşarlar. Köklerine inerek orijinal futsal hız hareketlerinin bazılarını öğren. antrenman DRILE D VÇ 360 ELÁSTICO lambreta TEKRR Çözene kadar Çözene

Detaylı

Cümle içinde isimlerin yerini tutan, onları hatırlatan sözcüklere zamir (adıl) denir.

Cümle içinde isimlerin yerini tutan, onları hatırlatan sözcüklere zamir (adıl) denir. ZAMİR (ADIL) Kitapları dolabın diğer rafına koyalım. Bunları dolabın diğer rafına koyalım. Yukarıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri inceleyelim: ilk cümlede "kitap" sözcüğü bir varlığı kar şıladığından

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI UÇAN BALONLAR VE SİHİRLİ ELLER SINIFLARI NİSAN AYI EĞİTİM PROGRAMIMIZ

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI UÇAN BALONLAR VE SİHİRLİ ELLER SINIFLARI NİSAN AYI EĞİTİM PROGRAMIMIZ DERİNSU ANAOKULU 2016-2017 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI UÇAN BALONLAR VE SİHİRLİ ELLER SINIFLARI NİSAN AYI EĞİTİM PROGRAMIMIZ NİSAN AYINDA DOĞAN ÖĞRENCİLERİMİZ Hazırlayan: Sezin TOPALOĞLU AYIN PROJE KONUSU AYIN

Detaylı

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı.

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı. OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı?

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı? OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN 21400752 MAKİNENİN ARKASI Fotoğraf uzun süre düşünülerek başlanılan bir uğraş değil. Aslında nasıl başladığımı pek hatırlamıyorum, sanırım belli bir noktadan sonra etrafa

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Ankilozan Spondilit hastaları için Günlük egzersiz programı

Ankilozan Spondilit hastaları için Günlük egzersiz programı Ankilozan Spondilit hastaları için Günlük egzersiz programı Egzersiz 1 Yer Egzersizleri Yere sırtüstü uzanın. Dizlerinizi ayak tabanlarınız yere tam basacak şekilde bitişik olarak bükün. Kalçanızı mümkün

Detaylı

En Güzel Hediyesi Noel

En Güzel Hediyesi Noel En Güzel Hediyesi Noel This ebook is distributed under Creative Common License 3.0 http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/3.0/ You are free to copy, distribute and transmit this work under the following

Detaylı

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3 UFUK GÜRBÜZDAL 21302411 TURK 102-3 (Ayhan Türker/ Çiçekçi / turkerart.com) BÜTÜN YEMİŞLER DALLARINIZDADIR Çiçekçi bir abi var kireci dökülen binamızın önünde, yaşı binanın kapısından bakınca kırk, kırk

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı Yazari: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Tercüme eden: Nurcan Duran Uyarlayan: Lyn Doerksen Türkçe Hanna, Elkana adındaki iyi bir

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Derleyen: Yücel Feyzioğlu. Resimleyen: Serap Deliorman

Derleyen: Yücel Feyzioğlu. Resimleyen: Serap Deliorman Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Serap Deliorman Balkar-Karaçay Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Serap Deliorman Balkar-Karaçay Yeni çağın yenisinde, eski çağın berisinde, göçebeler yaşarmış

Detaylı

tellidetay.wordpres.com

tellidetay.wordpres.com Peşin Alınmış Ücret Gecenin oldukça ilerlemiş bir vaktinde özel bir kliniğin önünde duran taksiden üç kişi indi. Şoför yarı baygın yaşlıca bir adamın bir koluna aynı yaşlarda görünen hanımı ise diğer koluna

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Dört Dakika İçin Bile Olsa Okuyabilmek Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken bir yandan öğrencilere vereceğim dersin plânını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR İnsan Okur Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 2 Süleyman Bulut İnsan Okur 4 Süleyman Bulut İnsan Okur Süleyman Bulut Ben küçükken, büyükler hep aynı soruyu sorardı: Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Detaylı

Ali VAROL'un Blog Sitesi

Ali VAROL'un Blog Sitesi Ali VAROL'un Blog Sitesi Ali Varol, farklı alanlara ilgi duyan, becerileri ve çalışkanlığıyla kendine daima yeni uğraşılar edinen farklı bir kişilik. Onun uğraşı alanlarından biri de arıcılık. Bu yazıda

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

Dünya Onlarla Daha Renkli

Dünya Onlarla Daha Renkli Dünya Onlarla Daha Renkli Okudunuzsa bileceksiniz, yıllar önce yayımladığım bir kitaba, Dünyanın sahipleri arasında biz insanların yanı sıra başka canlılar da olduğunu ilk ne zaman düşünmüştüm? diye bir

Detaylı

YE İL EKİRGELER ZAMANI

YE İL EKİRGELER ZAMANI YE İL EKİRGELER ZAMANI SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi, Kat 3, 34664 Bağlarbaşı, Üsküdar, İstanbul Tel.: (0216) 474 23 43 Sertifika No. 12603 Yeşil Çekirgeler

Detaylı

Doğada Keşif Yapıyoruz

Doğada Keşif Yapıyoruz Bir Ağacı İnceleyin Doğada Keşif Yapıyoruz Aslı Zülal Çizim: Bengi Gençer Bulutları Gözlemleyin Kuş Gözlemi Yapın dogaetkinlik.indd 2 Keşif Çantası Hazırlayın Renk Avına Çıkın 26.09.2013 15:04 Bir ağacı

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem YALNIZ BİR İNSAN Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem öyle sonunda hep iyilerin kazandığı, kötülerin cezalandırıldığı veya bir suçluyu bulmak için

Detaylı

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU)

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) Samuel Beckett (1981) Türkçesi: Semih Fırıncıoğlu Ohio Doğaçlaması (Ohio Impromptu) ilk kez 9 Mart 1981 de, Ohio State Üniversitesi nin işbirliğiyle, Drake Union, Stadium

Detaylı

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır.

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır. (Şapkasını takar.) Nasıl oldu Mimiciğim? Ay çok hoş! (Saçlarına taktığı çiçekleri gösterir.) Ne

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

o ( ) (1 CİN ALİ'NİN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Öğ. Rasim KAYGUSUZ

o ( ) (1 CİN ALİ'NİN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Öğ. Rasim KAYGUSUZ o /i@ ( ) (1 il )..... CİN ALİ'NİN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 -

Detaylı

Yüksek Topuk Gölgesinde Hayatlar

Yüksek Topuk Gölgesinde Hayatlar Yüksek Topuk Gölgesinde Hayatlar Kadın ve erkek yaratılıştan bu yana birbirinin yarısı olarak kabul edilir. Bu elmanın birbirine hiç de benzemeyen iki yarısı, her anlamda birbirlerinden oldukça farklıdır.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Cennet, Tanrı nın Harika Evi Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible

Detaylı

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. DESTANLAR VE MASALLAR Tarihsel Öykü Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. Bir Anadolu Masalı... Yayın

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz

BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz BARIŞ BIÇAKÇI Baharda Yine Geliriz BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca yayımlanan

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

Riksgränsen deki mültecilerin hepsi İsveç e sığınma başvurusu yapmış. Ancak çoğu,

Riksgränsen deki mültecilerin hepsi İsveç e sığınma başvurusu yapmış. Ancak çoğu, Kutup Mültecileri Kutup bölgesine yerleşen mülteciler hayatlarında ilk kez kar görüyor ve güneşin ortaya çıkmadığı günlerde namaz saatlerini nasıl saptayacaklarını keşfediyor. 31.05.2016 / 15:10 Kutup

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış Resimleyen: Reha Barış Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ Resimleyen: Reha Barış 2010 yılında İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme

Detaylı

Aylin Adıgüzel. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Aylin Adıgüzel. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 13.8.2009 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Ateş adamı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Ateş adamı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Ateş adamı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Lazarus Uyarlayan: E. Frischbutter Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010 Bible for Children,

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı