Gönül Çiçeği HİKÂYE GÖKBEY ULUÇ. Ustan Gönüle

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gönül Çiçeği HİKÂYE GÖKBEY ULUÇ. Ustan Gönüle"

Transkript

1 Gönül Çiçeği GÖKBEY ULUÇ Ustan Gönüle G önül kapalı bir evdir. Ne güzel ki, onun bir kapısı var. Açın o kapıyı! Açmazsanız sevgi içeri nasıl girer? Sevgi, soylu bir hanım gibidir. Kapıyı kırmasını bekleyemezsiniz. Ya kulağınızı dört açıp kapının vurulmasını bekleyin ya da açık bırakın öylece. Ancak, uyanık olun. Kapıyı açık görüp hırsızlık yapmak isteyen olabilir. Evdeki kutsalı, gönlünüzü çalabilir; ışığınızı, gücünüzü alabilir. Yılmayın! Alın o hırsızdan kutsalınızı ancak, kapınıza kilit vurmayın. Böyle yapar kimileri, gönül evine bir kez hırsız girdi mi, kapar kapısını, gömer kendini... Kimileriyse evde yoktur. Kapıyı kapatıp gezmeye tozmaya gitmiştir. Geceleri de uğramaz. Çapkındır onlar. Gittikleri yerde ancak konukturlar. Konuklar başka bir evde ne denli esen olabilir? Görgüsüzler vardır bir de; kapıyı açmayanlar. Gelenin giysilerini beğenmezler, dilenci derler onlara. Bir bardak suyu çok görürler. Korkmayın! Verin. Çünkü yanlış biliyorsunuz; bu evdeki kutsal kaynak, kutsal su pınarıdır. Vermekle tükenmez; artar, taşar. Taşarken evi bozmaz; yeniler, büyütür. Köşkte oturmak varken, derme çatma barınakta kalmaz deliliktir. Gönül den Usa Işıkları kapatmış, sağ elimde kahve fincanı, sol elimde sigara, karanlığı dinliyordum. Düşünüyordum kara kara. Günlerim böyle geçerdi; anlamsız bulduğum yaşantımın nedenlerini sorgulayarak. O gün kapım çalındı. Umursamadım. Çoluk çocuktur dedim. Ancak ertesi gün yine çalındı; kapıyı açmaya karar verdim. Bir dilenci gördüm. Ne istersin dedim. Bir bardak su dedi. Yanaşmadım; neden ona suyumdan vermeliyim ki dedim. İçeri döndüm. Gördüğüm beni şaşırttı; odamın ortasındaki çağlayan taşmaya başlamış, yerleri ıslatmıştı. Ayağım ıslanınca, tez geri döndüm. Giden dilencinin ardınca seslenip çağırdım. Yardım istedim. Çağlayanın etrafını çevirmezsek evimi su basacak dedim. Benimle geldi. Ancak çok daha kötüsü oldu; çağlayan daha şiddetli HİKÂYE

2 74 çağlamaya, taşmaya başladı. Suyun önü alınmaz oldu. Yüreğim korkuya düşerek, hızla atmaya başladı. Eşyalar su içinde kaldı, küçük olanlar yüzüyordu bile. Dilenciye baktım; herşey onun yüzünden olmuştu. İvedi biçimde mutfağa girip, temiz bir bardak aldım. Çağlayanın kaynağından doldurup ona uzattım. İçtiğinde çağlayan duruldu. Tanrım! Bu o mu? Gönülden Dilenciye Söyle ey Dilenci! Kimsin sen? Ne geçersin yolumdan, ne diye uğrarsın evime? Ben bir bahçıvanım; kardelenler yetiştiriyorum: Umut kardelenleri. Onlar, ilkyazda doğar, yazda göğerir, sonyazda solar, kışın da ölüp yok olurlar, karların altında öylece. Tohumların yeniden yeşermesi için Gönül Suyu gerektir. Onu ararım. Gönül Suyu tözdür. Onu kana kana içen ölü dirilir, suvarılan tohum kök salar. Şimdi tohumlar bekler suyunu. Üstlerine çökmüş karı delip geçmek, doğmak için. Ne bilirsin benimki gönül suyudur? Ağılanmasını mı istersin tohumlarının öd suyumla! Ödünde biriktirdiğin ağılı suyu verirsen; kendin arınırsın ancak kardelenleri öldürürsün. Gönlündeki suyu verirsen hem ödün arınır hem de umutlar yeşerir. Bahçende yalnızca kuru dikenler gördüm, ağılamışsın öd suyunla! Sana kardelenler vereceğim, suyuna karşılık... Bire Gönül, sen delisin! Çiçekli bahçeyi otlağa yeğleyerek. Gönül den Bahçıvana Daha önce böylesine büyük bir bahçe görmemiştim. Şaşırdım; bahçenin büyüklüğünden çok içindeki kuru otlardan ötrü. Bir bahçıvanın nasıl olur da böyle bir bahçesi olurdu! İlerledim taşlı yoldan. Sevindim ileride gördüklerime; baş vermiş kardelenlere. Verdiğim gönül suyuymuş demek diye mırıldandım. Açan olmadı kapıyı vurduğumda. Bekledim. İkinci kez denedim şansımı, dönüp gitmek istedim. Çarpınca gözlerim; gülümsedim, kardelenlerden ötürü. Üçüncü kez vurdum kapıyı. Kimsin dedi ev iyesi. Benim Gönül. Ne korkunç kişisin böyle! Bir bardak su karşığı beni mi izlersin? Bana sözün vardı; kardelenlerden verecektin. Onları istemeye geldim, bir daha gelmeyince. Söyle; neden gelmedin bir daha? Ne diye açmazsın kapıyı? Korkarım senden. Korkun nedendir? Evime girip suyumdan içtin, tanıdın beni. Korkum öbür su verenler gibi olmandandır; seni tanımıyorum. Öyleyse kapı deliğinden bak bana, kulak da ver, sözlerim var sana: Tanrı bir çekirdekten iki tin yarattı. Birini kadına, öbürünü de erkeğe büründürdü. Yeryüzünde bu iki ayrı tinin birbirini bulup, çekirdeği yeniden oluşturmasına insanlar aşk adını verdiler. Akla kara, varla yok gibi

3 bunlar da birbirinin bütünleyicisidir. Kötümserse biri, iyimserdir öteki. Birarada olunca mutlu olur ikisi. Bahçıvan dan Gönül e Doğruluk içermiyor sözlerin! Taşardı çağlayanım, görünce seni gözlerim. Çalındı kutsalım, kilitlidir artık kapım. Tinsel yok, eğinsel varım. Vurulunca kapıya kilit, yok olmuştu aradaki geçit. Yanıldığımı anlayınca dönüverdim sırtımı, koyulmak istedim yola. Kaldıramadım, solmuş kardelenleri gördüğümde. Damla damla düştü, yanaklarımdan süzülen gözyaşları. Dirildi içlerinden biri, tinden gelen içtenliği içerek. Eğildim, aldım yeşeren umudu kökünden. İkinci kez yaşamak isteyene bu hakkı vermeliyim dedim. Taşlı yolu bitirince arkama baktım; kuru otları gördüm yeniden, yok olan umutların göze görünen biçimleriydi onlar. Yüreğimde duyduğum ağrı, yol almamı engelledi. Durdum. Sağ elimle yüreğimi avuçladım, sol elimdeki kardelen göğermeye başladı iyice. Ağrı dayanılmaz olduğunda parçaladım gömleğimi. Ak bir ışın gördüm, genişleyen derim üzerinde. Büyümüştü yürek, güçlenmişti demek. Doğruyu söylemişti us. Akana dan Gönül e Koştum, durdurak bilmeden. Hızlandı ayaklarım, soluğum kesilmeden. Ağaçlı yollardan, sarp kayalardan geçtim. Güzel çiçekler gördüm; üstünde sevimli böcekleri olan. Vardım gölün kıyısana, durdum orada. Yüreğime baktım, soluk almama, bu denli yolu koşmama ne denli yardım etmişti; yarı yolda bırakmamıştı. Büyümüştü yürek, güçlenmişti demek. Akgölde altın kayıkta gezenleri gördüm. Sütten oluşuyordu bu göl; yalnızca mutlu kişiler vâr olabilirdi burada. Eğildim göle, içmek istedim sütünden. Birden geri çekildim; ağzım yanmıştı. Acısını çektim uzun süre. Yeniden denemeye korktum, geri gitmek istedim ancak Akana çıktı gölden; gülümsüyordu inceden. Kulak ver dediklerime; bu gölden ancak seven içer, mutlu olan içer. Acı çeken de ekşimiş süt içer. Niçin geldin buraya? Niçin mutsuzsun? Tanrı dan sevgi istediğinde onun bir tansık yaratıp gönlünü sevgi ile doldurmasını mı bekliyorsun? Kahraman olmak istediğinde seni bir iki saniye içinde koca bir orduyu yenen sıradışı biri yapmasını mı umuyorsun? Yanılıyorsun! O, kahraman olmak isteyene kahramanlığını göstermesi için bir olanak sunar; sevgi isteyene sevgi değil, sevebileceği birini yollar. Göndermedi mi sana? Ne diye sevmezsin onu? Olabilecek değme duygu, değme güç sana verildi. Yakınacağına kullanmayı öğren. Bahçıvan ın Ölümü Akana nın sözleri ok gibi saplandı gönlüme. Kalktım ayağa, baktım önüme. Durdurak bilmeden koş- 75

4 76 tum yine ölümüne... Durdum, soluklandım bahçe kapısının önünde. İğrenç bir koku vardı. Şaşırdım, korktum da! Hızla içeri girdim, geçtim taşlı yollardan; yanında kuru otları olan. Kapıyı vurdum, açan olmadı. Koku daha keskin olmuştu, kursağım bulanıyordu. Yapacak bir nen kalmamıştı, kapıyı kırmak için uğraştım; kırdım. Kapı açıldığında dışarı çıkan keskin koku, bayılttı beni. Anca koku çekildiğinde kendime gelebildim. Ayağa kalkıp içeri girdim. Gördüğüme inanamayıp içten bir çığlık attım: Bahçıvan ölmüştü! Kokusu evi bürümüştü. Kutsalını, sevgisini yitiren ölüyormuş demek. Gönül kapıyı çalınca açmak gerek! Gönül den Ay a Kıyısınca yürüdüm denizin, tatlı yelini duydum. İç çektim arada, oturdum soğuk taşta. Diktim gözlerimi ileriye doğru, gördüklerimi anlamdırmaya çalıştım. Deniz, kıyıya vurduğu dalgalarla içindeki yad nesneleri atıyordu, arındırıyordu kendini. Kişi oğluna, yalnığa benzettim bunu. Biz de içimizdeki yad düşünceleri dışa vurabilsek, arındırsak kendimizi. Neden yapamıyoruz, tutan mı var elimizi? Bir süre sonra çarptı gözüme ay ışığı, deniz üzerinde yol çizmişti bayağı. Başımı kaldırdım Ay a doğru, konuşmak istedim dosdoğru. Kaldık mı yine baş başa! Gereksinmiyorum ne suya ne de aşa. Sevi arıyorum buradan o başa. Bulmak bu denli çetin mi? Daha ne gerek bu başa? Akana, Tanrı nın birini yolladığını söyledi. Gecenin aydınlatıcısı, sen söyle; gördün mü onu? Nasıldı? Gözleri gülmesini bilir miydi? Neden susuyorsun; yoksa göndermedi mi? Tanrı yı anımsadım o an için. Kalktığım ayağa söz söylemek için: Bir sen yalnızsın, bir de ben! Erlikhan dan Gönül e Döndüm sırtımı gitmek için, uzaklaştım denizden. Yalın ayak toprakta yürümeye başladım, epeyce yaptım bu işi. Derken yer sallanmaya başladı, irkildim, geri çekildim. Toprak yarılmaya başladı, içinden bir ışık yığını çıktı önceleri, ardınca Erlikhan ın kendileri... Ne bu somurtkan yüz, ne bu umutsuzluk? Niye sen onu arıyorsun? Gençsin, elin yüzün düzgün; eğlenmeyi denemelisin. Bu davranışların yaşlılara daha çok yakışırdı. / Sen aldatıcısın, kötülüye sürükleyensin. / Sözlerimde yanlış olan neydi? / Belki de tözlüsün. / Yasaklar tatlıdır. Ereğin tat almak değil mi? / Peki, nereden başlamalıyım? / Tabularını yıkarak; çiğneyerek yasaklarını. Onlar özgürdü özünde ancak kendi kendine yasakladın, kıydın, kıyınladın. Özgürlük mutluluğunu da getirecek sana. Gönül ün armağanı Düşündüm, töz verdim söylenenlere; yıkacaktım tabuları. Yürü-

5 düm uzun uzun, yalın ayak toprakta. Gece karanlığını aydınlatan Ay ı gördüm birden. Parıldıyordu, ışıldıyordu öylece yerinden. Olduğum yerde durakaldım soluğum kesilmeden, bir dileğim olacaktı Bayülgen den. Dinle beni, kulak ver sesime; bir kulun diler iyesine. Gökyüzüne astığın görkemli Ay ı istiyorum, ışığı büyüledi beni, bilirim kırmazsın dileyeni. Sözlerim bitince Bayülgen geldi yanıma, elini sürdü başıma, heyecan gelmişti birden kanıma, açtı elimi koydu avucuma. Sol elimde Ay ı tutuyordum, geceyi ben aydınlatıyordum. Işığın gücünü, gecenin süsünü taşıyordum. Sağ elimle cebimdeki bıçağımı çıkardım, Ay ı oymaya başladım. Oyduğum parçaları göğe atıyordum, hilal biçimine gelinceye dek böyle yaptım. Kalan artıkları ile geceyi aydınlatabilecekti, ancak hilal bende kalacaktı böylece. Soluk soluğa varınca denize, elimi koydum dizime. Kendime gelince, seslendim derince; dilerim senden Talayhan, suyu büküp veresin. Elimde gördüğün bu Ay a, zincir takıp eyleyesin. Çetin olmadı bu iş Talayhan a, büküp suyu zincir yaptı benim oymama. Bahçıvan ın dirilişi Taşı Ay dan, zinciri sudan boyunluğu sağ elimde sıkı sıkı tutup koşmaya başladım. Geçen sürenin ayrımında değildim. Bahçıvan ın evinin önüne geldim. Kokusu hâlâ duyulabiliyordu. Kapıyı aralayıp içeri girdim. Solmuş, kurumuş bitkileri görmek üzücü de olsa, onların yeniden yeşereceğini bildiğimden üzülmedim. Evin kapısını aralayıp içeri girdim. Öylece olduğu yerde duruyordu. Soluk alıp vermekte çetinlik çeksem de çömelip oturdum yanına. Başını dizime koyup saçlarını okşadım. Uzunca süre gözlerine baktım; hüzünlü bırakmıştı gitmeden. Boyunluğu taktım ardınca. Sinesinde ay ışığı parlıyordu artık. Zincirin doladığı boynu da nemlenmişti. Dileğimin yerine geldiğini görünce yüreğim çırpınmaya başladı. Önce ay, ışığı ile yüreğe dek inip tüm eğnini kapladı; zincir ise nemlendirdi her bir yerini. Işık tüm eğni sardığında gözlerim kamaştı, kapatmak durumunda kaldım. Ne var ki, göz kapaklarımdan bile sezebiliyordum ışık dalgalarını. Etkisi geçtiğinde açtım; gülen iki göz daha gördüm dizlerimin üstünde. Gülümsüyordu Bahçıvan. Tanrı onu bana yeniden vermişti. Bahçıvan ın sıkıntısı Bahçıvan ayağa kalktı. Ne var ki, yorgun görünüyordu. Dinlenmek istediğini söyledi. Onu yalnız bıraktım. Evime dönüp ertesi günün gelmesini, gidip Bahçıvanı görmeyi bekledim. Öy ağırlaştı. Yarın olduğunda vardım kapısına ancak açmadı, yorgunum dedi. Bir sonraki gün de yineledi sö- 77

6 78 zünü. Özlemeye başladım. Gece yine deniz kıyısına gittim, oturdum soğuk taşta. Gökyüzünde kestiğim ayı gördüm. Daha az aydınlanıyordu gece. O sıra baykuşların, yarasaların türlü türlü gece dirilerinin önderleri geldi, dizildiler önüme. Kızdılar bana: Ay ın arta kalanı da çıkmalı dışarıya. Duramazdım, gitmeliydim buradan. Bir başkasına yakınmadan. Doğrusu umudum yoktu Ay dan. Gitmek de istiyordum bir yandan. Ne var ki çekiniyordum, yine dönersem kapıdan? Olacağına varsın diye kapısına vardım, açmadı seslendi arkadan. Bekliyorum seni gün batımına dek, bu yaptığın daha ne denli sürecek? Gönül den Çiçek e Gün batmak üzereydi ancak gelmemişti Bahçıvan. Süreci uzatmak için yerle göğün en yakın olduğu yere çıktım. Dorukta biri oturuyordu, ayak seslerimi işitince yüzünü bana döndü. Konuşan Altayhan idi; sevgi ağısı mı içtin? Yoksa kendinden mi geçtin? / Sevenin yok diye niye bana bu sözleri biçtin? Sözüm keskin olunca yanıt vermedi, öylece baktı gülümseyerek bir süre. Susturdun beni; söyle, dile kırmam seni. / Öyle ise tut Güneş i batmasın, Bahçıvan gelmedi, gözyaşım akmasın. Altayhan Güneş i sağ eliyle tutup batmasını geciktirdi, ben de taşın üzerinde oturup bekledim öylece. Aşağıdan bize doğru bir ışık geliyordu. Kalktım ayağa, gelen o idi, bitiverdi yanımda. Altayhan da bıraktı o anda, yine de ışık vardı aramızda, ışıldıyordu ay boğazında. Söyle, bana adın gerek! / Bilmelisin derler bana Çiçek. Sen de bana söyle, neden böylesin, nedir sende erek? / Öyle ise kulak ver, anlatacağım tek tek; gönül yontulmamış taş gibidir. Yontulması için sevilmesi gerek. Bunu senin yapmanı istiyorum. Evime geldiğinde çağlayanımı taşırmıştın, sevgim sende, bunu diliyorum. Bayülgen e diyeceğim, taşlaşmış yüreğimi yontman için sana versin. Bayülgen den Çiçek ile Gönül e Bayülgen geldiğinde aydınlandı gece, böyle olacaktı o burada olduğu sürece. Açtı kollarını iki yana, gülümsüyordu bir Çiçek e bir de bana. Çocuklarım diye sarıldı bize, Altayhan da baktı öylece üçümüze. Sonra geri çekilip Çiçek in arkasına geçti, elini küreklere sokup birden çekti. Çiçek in küreklerinden iki ak kanat çıktı, iriceydiler, görkemli oldukları gibi. Bana geldi sıra, sırtımı sıvazladı önce, elini küreklerden içeri daldırdığında tüm damarlarımda bir güç duydum. Çektiğinde benim de sırtımda iki kanat vardı, açıp çırptım. Beynime bağlıydılar, benim yönetimimde idiler, elim ayağım gibi. Çiçek le birbirimize bakıp gülümsedik. Kıskandı bizi Altayhan.

7 Önümüze geçti Bayülgen, izleyin beni dediğinde uçmaya başlamış yükselmişti. Arkasından öylece baktık, onu nasıl izleyeceğimizi bilmiyorduk, unutmuştuk kanatlarımız olduğunu. Altayhan gelip ikimizin de ensesinden tutup göğe fırlantınca yere düşmemek için istem dışı kanat çırpmaya başladık da anca dengemizi sağladık. Uçmanın ne demek olduğunu öğrenmemiz kısa sürdü. Güle güle, eğlene eğlene uçtuk; en sonunda bir ovada konduk. Ağaçlar kaplamıştı dört bir yanı, çılgınlar gibi akan bir deresi, türlü dirileri vardı. O sıra iri gözlü bir ceylan geçti önümüzden, az ileride de sarı önlü ışıldayıp iki ayak üzerine kalktığında Bayülgen e doğru geldi, yanından geçip Çiçek in de arkasından dolandı, kanatlarını inceledi, pek beğenmişti. Kahkaha atıp yeniden ceylana dönüştü, hızlıca koşup ayrıldı aramızdan. Olanları görmemiş gibi davranan Bayülgen bana doğru geldi, derin bir soluk almamı istedikten sonra elini göğüs kafesimden içeri soktu, çıkarttığında yüreğim de avuçlarındaydı; götürüp Çiçek in önüne bıraktı. Sonra Çiçek in de yüreğini çıkarıp benim önüme koydu: Bunlar sizin taş yürekleriniz, yontun onları. Her yonttuğunuzda çıkan artık parçaları şu gördüğünüz boş topraklarda yapacağınız evinizin taşları olarak kullanın. Akana dan Gönül e Çiçek le aramızda iki koca yürek vardı taştan, biliyorduk göremeyecektik bunları yontmadan. Bayülgen, bunları yontmamızı söylemişti ancak yordamını demeden. Belki de olurdu bu iş kazma ile kürekten. Çevreme bakımdım, uzun uzun aradım. Ormanın içine girmişim de çavım olmamış. Az ileride geçen gün gördüğüm ceylan vardı, bana bakıyordu da tepki vermiyordu. Ona doğru adımladığımda uzaklaşmaya başladı benden. Ben de koşmaya başladım, hızını arttırdı. Sık yayılmış ağaçlardan, irili ufaklı taşlardan geçe geçe kovalamaya başladım, aramız açılıyordu, yetişemeyeceğimi düşünmeye başlıyordum ki sağımda gök renkli irice bir kurt gördüm, yelesi akmıştı omuzundan akla karışık. Ona doğru yönelip vardığımda yanına, birden atladım sırtına. Koşmasını istediğimde hızlandı bir anda. Ceylan çok uzaklaşmıştı, kurt da arayı kapamaya çalışıyordu. O sıra kurdun gözlerinden göyümsü bir ışıldama yayıldığında hızı artmıştı, ben ne olduğunu anlayamadan ceylanın yanında bulmuştum kendimi; indim sırtından. Ayaklarım ıslandığında kımız gölünün kıyısında olduğumuzu görebildim. Ceylanı yakalamak üzereyken Akana çıktı gölden; ak saçları, uzun boyuyla genç görünmesine karşın olgun bakışları vardı. Ceylan da gölden çıkmış, arkasına 79

8 80 bakmadan gidiyordu, bir an ışıldayarak iki ayak üzerine kalktığında beline dek uzanan sarı saçları olduğunu gördüm. Bana doğru gülümseyip önüne döndü, uzaklaştı oradan. Bana Tanrı nın birini gönderdiğini söylemiştin; ona gittim. Şimdi de buradayım. Bayülgen bizi buraya getirdi, önümüzde iki koca taş yürek var, yontulması gereken. Söylesene ne yapmalıyım? / Gönül kırılarak değil sevilerek yontulur, sev onu! / Sevmek mi? Şimdiye dek hiç yapmadım; hep sevilmek istendim de hiç sevmedim! Söylesene nasıl sevilir? Yanıt vermeden kımız gölüne girip yok olmuştu ortadan, bunu beklemezdim Akana dan. Erlikhan dan Gönül e Eğilip de içince kımız, tatlandı ağzımız. Birbirimize bakıp gülümsemiştik; kalmamıştı sızımız. Koca bir yürek vardı karşımızda; çömelip oturdum yere, kurt da uzandı yanımda. Ceylanı kovalarken binmiştim ona, o da sevmiş gelmişti bana. Düşündüm adı ne olmalı? Belki de Yargan konmalı. O sıra yer depreşti, Yargan tedirgenleşti, toprak çatlayıp yarıldı; parçaları çevreye saçıldı. Erlikhan konuk olmuştu bize; gülümseyerek başladı söze: Bre Gönül! Sevilmeyince sevmeyi de unutmuşsun. / Bakıyorum sen de bundan pek hoşnutsun. / Kara çalan dilin kurusun! / Neden onu istiyorsun? Daha onu sevip sevmediğini bile bilmiyorsun! / Onun yanında gönençli oluyorum, yetmez mi? / Kendini kandırıyorsun, bilmiyorum kulakların işitmez mi? / Bundan sana ne? / Yardım etmek istiyorum. / Neden yardım ediyorsun? / Nedeni olsaydı adı yardım olmazdı. Erlikhan son sözünü dedikten sonra toprak parçalarına dönüşmeye başlamış, biraz sonra da toprağa karışıp gitmişti. Yapacak işim olmadığı için Yargan ın sırtına binip ormanı gezmek istedim. Bir uçurum kıyısına geldiğimizde durmak için ayağını yere sürtmüştü de ortalık toz dumanına bulanmıştı; soluk almakta güçlük çekiyorduk. Sırtından yere atlayıp kanatlarımı çırpmaya başladım da dumanı yayıp ortamı açtım. Bu kez sıra bendeydi; Yargan ı iki elimle kavrayıp uçurumun kıyısından sıçrayarak uçmaya çalıştım; ilk başlarda çetinlik çeksem de gücümü toplayıp dengemi sağlayabildim. Yeşil ağaçlar, akan ırmaklar, otlayan diriler... Yelbüke nin saldırısı Uçmak güzeldi, eğleniyorduk biz de. Ancak birden korkunç bir ses işittim de, başımı geriye doğru çevirip bakınca iri bir yaratığın ardımızdan geldiğini gördüm. Büyük kanatları, iri gövdesi vardı; gitgide yaklaşıyordu. Tedirgin olmaya başlayınca ben de hızlı uçmaya, kaçmaya başladım. Yaklaştıkça yaklaşıyor, benle Yargan ı korkutuyordu. Başımı yeniden çevirip bakınca bu yaratığın

9 yedi başı olduğunu gördüm; korkum daha da arttı. Yelbüke idi arkamızdan gelen, bize aman vermeyen. Yorulmaya başlamıştım, soluk almakta güçlük çekiyordum. Yargan ı taşımak da ayrı güçtü, kanatlarım zayıf düştü. Az ileride bir dağ gördüm, dağın bir bölümünde oyuk vardı. Son bir güç toplayıp Yargan ı oraya doğru fırlattım. Yelbüke de iyice yaklamıştı; korkum yeli bükmesiydi. Ne var ki, gecikmedi bunu yapmakta. Yedi başın tümü soludu birden, hava büküldü bu kükremeden. Dengemi yitirip yere düşmeye başladım, ağaç yapraklarına çarpıp yere çakılmaktan kurtulsam da o da ardım sıra gelmişti. Ayağa kalkıp koşmaya başladım, ağaçları devire devire izledi beni. Artık ne kanatlarımda ne de ayaklarımda koşacak güç kalmamıştı, önümdeki kütüğe takılıp yere düştüğümde gözümü kapatıp beni almasını bekledim. Yanağım ıslanınca gözümü açtım; Yargan vardı başucumda. Yüzümü yalamayı kesmesi için kalkıp sarıldım boynuna. Gelip beni almış Yelbüke nin elinden, taşımış buraya değin. Onun bu denli hızlı olmasını sevmeye başlamıştım. Ayağa kalkıp üstümü çırptım, sonra da çevreme bakındım. Şimdilik güvendeydik, Yelbüke bu oyuğa giremeyecek denli büyüktü. Yargan gözlerini ışıldatarak aydınlattı içeriyi, böylece yol aldık. Az ileride sakalları yere değecek denli uzun, ak saçlı bir kişi vardı. Gök renkli giysisi, başında da kızıl bir börk. Önünde kâğıtlar, betler vardı yığınca. Sordum ona yaklaşınca: Kimsin sen? Sayıhan dan Gönül e Yanıt vermedi gök önglü kişi, vermeyecekti de bitirmeden elindeki işi. Yargan la göz göze gelip iki elimi yana açtım, ne yapalım dedim başımı sağa eğip. Çömelip beklemeye koyulduk. Beklemekten çatlayacak gibi olduksa da, öğreneceklerim vardı bu gizemli bilgeden; dayanmalı, dözmeliydim. Yüzünü gördüğümde beklentim daha da yükseldi; bu Sayıhan idi. Tüm düzeni bilen ulu tin. Bilimle uğraşanlara esin veren, arayanlara yol gösteren. Sorma öyü geldiğinde ayağa kalkıp dikeldim. Ardınca sağ dizimi yere kırıp başladım söze: Yontmam gereken bir yürek var, Akana onu severek yontabileceğimi söyledi ancak, sevginin ne demek olduğunu bilmiyorum. Bana öğretir misin? Sevgiyi öğrenmek de ne demek? Çıldırdın mı be Gönül? Nedeni olan duygu yapaydır; yapay sevgi mi istiyorsun? Söz demekle, öğüt vermekle sevilir mi birisi? Sevgi nedensiz olur, niçin sevdiğini bilmezsin, seversin ancak buna anlam veremezsin. Bayülgen seni sevdiği için buraya dek getirdi, isteğinin ne denli olanaksız olduğunu görmeni diledi. 81

10 82 Yontulmuş yürek kırıntılarıyla ev yapmanızı istemişti; ne oldu? Daha başlayamadınız bile. Oysa, sevene ev mi gerek? Kızmıştı bana, döndü sırtını gitti o yana. Kaldım yine bir başıma, yanıt bulamadım soruma. Karhan ın ödülü Sayıhan ı bırakmamalı, yanıtımı almalıydım. Ardınca gittiğimde kızıl, yağız, ak, gök önglü ışıldayan dört oyuk gördüm, hangisine gireceğimi bilemedim. Belli ki, seçim yapmam için buraya gelmemi istemişti. Ak öng; duruluk demekti, bu oyuktan girmek gerekti. Adımımı atıp oyuk kapısını geçtiğimde üşümeye başladım; başka bir boyuta girmiştik. Biraz sonra Yargan da geldi yanıma, kar yağıyordu başımıza. Geri dönmek istedikse de, oyuk ışığına çarpıp yığıldık yere. Bir dağın doruğunda kalmıştık öylece, aşağısı kaplıylı buzlu su ile. Yargan ile aşağıya indik, titreye titreye yol alıyorduk, karlı soğuk yele karşı. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Burası buzlarla, kar tepeleriyle donatılmış ak bir yeryüzüydü. O sıra ayağamızın altındaki buz çatlamaya başlayınca dengemi yitirip yere düştüm, tez kalkıp Yargan ı kucakladığım gibi uçmaya başladım, yapmasaydım buz gibi soğuk suyun içinde yazık olacaktı bize. Göğe doğru kalkarken çok sert bir böğürtü ile kulaklarımız çınladı. Çiğsindim bu sesten, belki daha çok iyesinden. Kara sırtı, ak benekler ile kaplı tüylü gövdesiyle yukarı doğru sıçramıştı. Başının üzerinde irice bir boynuzu vardı. Yüzgeçleri benim kanadım büyüklüğündeydi, sekiz kollu olması ise onunla baş etmenin çetinliğini gösteriyordu. Yelbüke gibi uçamıyordu ancak yere inmemize de olur vermiyordu. Yorulmaya başlamıştım, taşımak güçtü Yargan ı. İlerideki dağa doğru kaçmaya çalışırken dönüp aşağıya baktım. Buzman sekiz kolunu kavuşturur gibi yapmış, içinde burulan kar, buz parçaları ile bir top oluşturuyordu. Hızımı artırsam da koca kar topunu bize doğru fırlattığında Yargan a değdi. Gövdesi koca bir buz kütlesine dönüşünce kollarım bu yükü kaldıramadı, ikimiz de yere düştük. Ayağa kalkıp baktığımda, bize doğru hızla geliyordu Buzman. Görünen o ki, bununla işimiz çok yaman. Vermeyeceki bu buzlu, soğuk yerde aman. Tirtir titreyerek uzanıyordu Yargan. İki elimi yanlara açıp, kanatlarımı da iyice gerip Buzman a doğru sinirle koştum. Bu sıra bağırtım öyle bir ses dalgası yaymış ki, yakınımızdaki kar dağında çığ oluşmaya başlamıştı. Çığın gürültüsü, Buzman ın böğürtüsü, benim de bağırtım kulakları sağır edecek denli ses yaymıştı yeryüzüne. Yaklaştıkça yaklaştım, ona öldürücü vuruş yapmayı düşünüyordum.

11 Çok az kalmıştı ancak ayaklarım kalıkta boşa gitti. Yok olmuştu Buzman, ben de var gücümle yere çakılmak üzereydim, öyle de oldu. Yaratığı öldürmek için ayaklarımda topladığım güç, yerdeki buzları paramparça edip beni soğuk suyun içine soktu. Soluk almakta güçlük çektim, boğulacağımı da düşündüm. Ne var ki, usuma bile gelmeyen düşünce oldu; Buzman gelip sudan çıkardı beni. Yere koyduğunda sağımda üzerindeki suyu silkeleyen Yargan ı da gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, Buzman ın ak ışık saçıp boyunun küçüldüğünü de gördüm; artık iki elini birbirine vuruyor, alkışlıyordu: Bu ne yüreklilik böyle Gönül! Beni öldürebileceğini gerçekten düşündün mü? / Kuşku bile duymadım. / Bana niçin saldırdın? / Arkadaşıma zarar verdiğin için. / Kendini kandırma; kendi başına da aynı durum gelmesin diye saldırdın. / Böyle düşünseydim kaçardım, yaşama süremi uzatmaya çalışırdım. Oysa sonunu bilmediğim bir savaşa girdim. / Peki, üstelemeyeceğim ancak yürekliliğinden ötürü sana armağan vereceğim. Karhan gülümseyerek bana doğru geldi, ak giysiler içinde kara saçları ilgimi çekmişti. Elinde ışıldamalar oldu, avucunu açtığında bir buz vardı; Buz Taşı. Onu alnıma değdirdiğinde alnımda acı duydum, sızlıyordu. Derimi delip, başımla bütünleşmişti. Geri çekildiğinde elimle alnımı yokladım, o artık benim bir parçam olmuştu. Üşümeye başladım, ellerim buz kesmişti. İkisini bir araya getirdiğimde burulmalar oluştu arasında, başımı kaldırıp Karhan a baktım; buzun gücünü bana vermişti demek. Od Ana dan Gönül e Sıcaklık deri kavurucu, terletmişti alnımı, avucumu. Oyuklardan kızıl olana girmiştim; bir bakıma burada pişmiştim. Dönüş kapısının bağlı olduğunu biliyorduk artık, açma yolunu bulamazsak gerçekten yanmıştık! Odlar fışkırıyor, kızıla, turuncuya boyuyordu değme yanı. Bir bakıma andırıyordu bana kanı. Odlu dereler, fokur fokur kaynayan sıvılar vardı. Boğazımız çiysizlikten kurumuş, yutkunamıyorduk. Küçük küçük yaratıklar bize doğru bakıyorlardı, uçan birini ilk kez mi görüyorlardı ki? Azı gök önglü bir kurdu çok büyük, belki de korkulu buluyorlardı. Ne var ki, bu küçük kızıl yaratıklar bana çok tatlı gelmişlerdi; iri gözleri, geniş alınları vardı. Konuşmaları peltek, yürüyüşleri paytaktı. Hızlıca üzerlerine doğru uçup yerden birini kaptım. Aşağıdakiler bağrışmaya başladılar, gülüyordum. Bu tatlı yaratığa Kızılcık adını koydum; Çiçek e armağan edecektim. Yargan la göz göze geldiğimde iyice yorgun düştüğünü gördüm, böyle olmazdı; soğuk bir yer bulmalıydık. Soğuk diye düşünürken 83

12 84 TÜRK birden usuma geldi; buzun gücü bendeydi, kullanmalıydım, soğuk elimdeydi. Kızılcık ı Yargan ın üzerine bırakıp yere indim. İki elimi önüme getirip, odaklandığımda ellerimde buzlanma oluştuğunu duymaya başladım; bunu gören kızıl yaratıklar ürküp geriye doğru çekilmişlerdi. Tüm gücümü toplayıp ileriye doğru savurduğumda, büyükçe bir alanın buzla kaplandığını gördüm. Yargan hiç öy yitirmeden oraya koşup serinlemeye başlamıştı bile. Od ile su; iki karşıt düşüncenin somut kanıtlarıydı. Buzlandırdığım yerde od sönmüştü; dumanı kalığı bürümüştü. Dönüp baktığımda, buranın yaşayanları ürkmüştü. Üstelik Kızılcık da üşümüştü. Şimdi tüm yaratıklar üstümüze üşüştü. Olamazdı bundan daha kötü. Arka sıralardan gelen uzun boylu, kızıl saçlı, kızıl giysili, akbeniz birini gördüm de, ona yakınlık duydum. Gelen Od Ana idi. Odların tini, yaklaştıktan sonra dedi: Ne ararsınız burada? Niye bozarsınız dengeyi? / Sayıhan ı arıyoruz, girdi oyuklardan. Ak olanı bitti, arayışımız şimdi kızılda. / Söyle sorununu, belki çözümün bende! / O bana sevgiyi öğretecekti, sen yapabilir misin bunu? Bütün kızıl yeryüzü gülmeye başladı; başını da Od Ana çekiyordu. Böyle bir isteği ilk kez mi duymuşlardı, azı burada gülünç olan neydi? Gücendim doğrusu. Sevgiyi arıyormuş bu deli! Dön de arkana bak! Yanından ayrılmayan kurttaki sevgini gör; daha yeni tanışmanıza karşın seni bırakmayan Od Karıştırıcısı na bak. Orada üşümeyi senin sevgine yeğlemiyor. Dinle Gönül! Sevgi od gibidir; çok yaklaşırsan yanarsın, uzak durursan da üşürsün. Gönül aradığını bulur Mağara girişinden baktığımda Yelbüke aşağıda bizi bekliyordu. İçeriye geri döndüm, bir o yana, bir bu yana gidip geliyordum. Bu sırada Od Ana nın sözleri kulağımda yankı yapıyordu; Yanından ayrılmayan kurttaki sevgini gör... Dönüp Yargan a baktığımda, Kızılcık ile oynadığını gördüm; sevmişlerdi birbirlerini. Anlamaya çalıştım sözleri, değerlendirdim sözcükleri. Vardım yargıya; söylüyorum şimdi dilime gelenleri; sevgi bendeydi, seven bendim, seviyordum Çiçek i. Yargan niye yanımda, Kızılcık niye bırakmadı? Onlar sevmişlerdi de ondan. Ben niye sevgiyi aradım, bunca işi niçin istedim? Seven bendim. Sevgi bendeydi, sorun Çiçek te. Artık aradığımı bulmuştum; sevgiyi sevdiğinden öğrenebilirsin. Öğreneceklerin onun gözlerinde saklıdır. Sevgiyi yürek doğurur, gözler soğurur, gönül korur. Arayan sevdiğini de bulur.

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

TEKRAR. Genç Brezilyalılar topla yatıp topla kalkar. Kazanmak için yaşarlar. Köklerine inerek orijinal futsal hız hareketlerinin bazılarını öğren.

TEKRAR. Genç Brezilyalılar topla yatıp topla kalkar. Kazanmak için yaşarlar. Köklerine inerek orijinal futsal hız hareketlerinin bazılarını öğren. Genç rezilyalılar topla yatıp topla kalkar. Kazanmak için yaşarlar. Köklerine inerek orijinal futsal hız hareketlerinin bazılarını öğren. antrenman DRILE D VÇ 360 ELÁSTICO lambreta TEKRR Çözene kadar Çözene

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

Dünya Onlarla Daha Renkli

Dünya Onlarla Daha Renkli Dünya Onlarla Daha Renkli Okudunuzsa bileceksiniz, yıllar önce yayımladığım bir kitaba, Dünyanın sahipleri arasında biz insanların yanı sıra başka canlılar da olduğunu ilk ne zaman düşünmüştüm? diye bir

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Merhaba ensest hikayeler severleri. Geçenlerde bizim memlekete gitmiştik köye akrabalara falan işte. amatör pornolar Karımın serisinin yanına da

Merhaba ensest hikayeler severleri. Geçenlerde bizim memlekete gitmiştik köye akrabalara falan işte. amatör pornolar Karımın serisinin yanına da Merhaba ensest hikayeler severleri. Geçenlerde bizim memlekete gitmiştik köye akrabalara falan işte. amatör pornolar Karımın serisinin yanına da uğradık karımın harika güzel bir bacısı var. başka bir deyişle

Detaylı

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56 SAAT TUTARAK METİN OKUMA-1 KAZA Çağdaş ile Cevat cadde kenarında top oynuyordu. Top caddeye kaçtı. Çağdaş topun arkasından koştu. O sırada caddeden geçen minibüs Çağdaş a çarptı. Çağdaş yere düştü. Cevat

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış Resimleyen: Reha Barış Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 1. basım Koray Avcı Çakman FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ Resimleyen: Reha Barış 2010 yılında İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ

HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. DESTANLAR VE MASALLAR Tarihsel Öykü Gürol Sözen HİTİTLİ PATTİYA İLE PALLİLİ illüstrasyon: Gözde Bitir S. Bir Anadolu Masalı... Yayın

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

İhmal Amca DESTANLAR VE MASALLAR BOYALI KIRLANGIÇ. Masal. Resimleyen: Turgut Keskin

İhmal Amca DESTANLAR VE MASALLAR BOYALI KIRLANGIÇ. Masal. Resimleyen: Turgut Keskin İhmal Amca BOYALI KIRLANGIÇ Resimleyen: Turgut Keskin DESTANLAR VE MASALLAR Masal ihmal amca BOYALI KIRLANGIÇ Resimleyen: Turgut Keskin Yayın Yönetmeni: Samiye Öz Yayın Koordinatörü: Ali Ünal Kapak ve

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ

STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ STRES YÖNETİMİ DURUŞLAR VE GEVŞEME YÖNTEMLERİ 1- SHAVASANA CESET DURUŞU : Sırt üstü yere uzanın. Kollarınızı ve bacaklarınızı yana doğru açın ve avuç içlerinizi gökyüzüne çevirin. Tüm bedeni gevşetin ve

Detaylı

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464 Otistik Çocuklar Otistik olmak normal insan olmaktan çok farklı değildir aslında, sadece günlük ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Yani bizim kendi başımıza yapabildiğimiz (yemek yeme, kıyafet giyme, oyun

Detaylı

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri)

I. BÖLÜM. Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) I. BÖLÜM Sayı, insan nefsinde birliğin tekrarından kaynaklanan manevi hayaldir. İhvan-ı Safa (Saflık Kardeşleri) Marifet, bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en masum,

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ 3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ 3 YAŞ BİRİMİ EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMU SEVERİM Biz anasınıfı çocuklarıyız, Hem çalışırız,hem oynarız. Çok severiz biz okulu, Yaşasın yaşasın anaokulu. BAY MİKROP Bay mikrop

Detaylı

Kızlarla tanışmak isteyen bir erkeğin bilmesi gereken çok önemli bir kural var:

Kızlarla tanışmak isteyen bir erkeğin bilmesi gereken çok önemli bir kural var: 1 2 Kızlarla tanışmak isteyen bir erkeğin bilmesi gereken çok önemli bir kural var: Kadınlar hayatlarını güzelleştirecek, beraber eğlenebileceği, güzel sohbetler edebileceği, bakışlarıyla kalp yakan, hayat

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Ta ta ta taam! Ben de artık bir koleksiyoncuyum. Sonunda tedavülden kalkan dedemden kalma şu eski paralar bir işe yaradı, dedi. Ben yapacaktım, sen

Ta ta ta taam! Ben de artık bir koleksiyoncuyum. Sonunda tedavülden kalkan dedemden kalma şu eski paralar bir işe yaradı, dedi. Ben yapacaktım, sen Koleksiyon Geçen gün öğretmen derste koleksiyonculuk üzerine hepimizin çok etkilendiği bir konuşma yaptı. Öyle koleksiyonculuk deyip geçmeyin çocuklar, bu çok özel bir uğraştır. Biriktirdikleriniz, yılların

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız.

Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. 4. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Öykü Haritası 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TUZ TAŞIYAN EŞEK Bir tüccar, deniz kenarında ucuz tuz satıldığını duymuş. Bu tüccar,

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010)

Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010) Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010) Yazı: Hüseyin Sarı (S. Sonal ve N. Beytekin in katkılarıyla) Fotoğraflar: Hüseyin Sarı (www.huseyinsari.net.tr) Bir toplantı için gittiğim Balıkesir dönüşümde Bursalı

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI 1 KAVRAMLAR 2 Kavramlar, eşyaları, olayları, insanları ve düşünceleri benzerliklerine göre gruplandırdığımızda gruplara verdiğimiz adlardır. Deneyimlerimiz

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

Azra hızlı hızlı giyinip, kahvaltı yapmadan evden ayrıldı. Asansöre binerken arkadan hala Berrak ın sesi geliyordu:

Azra hızlı hızlı giyinip, kahvaltı yapmadan evden ayrıldı. Asansöre binerken arkadan hala Berrak ın sesi geliyordu: Koru Azra nın kabusun etkisinden kurtulup yataktan kalkması için birkaç on dakikaya ihtiyacı vardı. Bu sırada Azra nın geveze ev arkadaşı Berrak her zamanki nutuk öğütlerinden birini atmakla meşguldü.

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

İLK OK UMA KİT APLARI

İLK OK UMA KİT APLARI İLK OKUMA KİTAPLARI Bu kitabın sahibi:... Altı yaşındaki Ugo bir sabah uyanmış ve bir de bakmış ki karnının üzerinde yeşil bir aslan oturuyor! Aslan şişman değilmiş ama pek ufak tefek de sayılmazmış.

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari 10-11 Mayıs 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu organizasyonunda

Detaylı