Current Research in Social Sciences

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Current Research in Social Sciences"

Transkript

1

2 ISSN: Current Research in Social Sciences Cilt 1, Sayı 3, Eylül 2015 Volume 1, Number 3, September 2015 Aizonia Publishing

3 Current Research in Social Sciences (Hakemli Uluslararası e-dergi / Peer-reviewed international e-journal) Cilt: 1, Sayı: 3, 2015 / Volume:1, Number: 3, 2015 Basım Tarihi / Publishing Date: Sahibi / Owner Beste TÜRKOĞLU Yayın Müdürü / Managing Editor Emir Alper TÜRKOĞLU Editör / Editor-in-Chief Yakup KARATAŞ, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye Editör Yardımcıları / Assistant Editors Fatma KOPUZ ÇETİNKAYA, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye Gökhan ÇETİNKAYA, Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale, Türkiye Meryem DOYGUN, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye İçerik Editörü / Content Editor Duygu TÜRKOĞLU, İnönü Üniversitesi, Malatya, Türkiye Yayın Kurulu / Editorial Board Ahmet Nurullah ÖZDAL, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye Ali Yalçın TAVUKÇU, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Besim ÖZCAN, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Burak ÇINAR, Niğde Üniversitesi, Niğde, Türkiye Cihan PİYADEOĞLU, Medeniyet Üniversitesi, İstanbul, Türkiye Dündar Ali KILIÇ, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Emrah İSTEK, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye Eyüp KUL, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Rize, Türkiye Fatih KAYA, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye Fatma KALPAKLI, Selçuk Üniversitesi, Konya, Türkiye Gülay SARIÇOBAN, Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Türkiye Hüseyin ODABAŞ, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Karl VOCELKA, University of Vienna, Avusturya Masoumeh DAEİ, Payame Noor University of Tabriz, İran Mehmet YAVUZ, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, Türkiye Muhsine BÖREKÇİ, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Ömer KUL, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, Türkiye Pavlo KUTUEV, National Technical University of Ukraine Kyiv Polytechnic Institute, Kiev, Ukrayna Sinan KOCAMAN, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Ağrı, Türkiye Şener BİLALLİ, International Balkan University, Makedonya Veyis DEĞİRMENÇAY, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Yıldız AKPOLAT, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, Türkiye Yusuf ÖZ, Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale, Türkiye Zinaida SABITOVA, University of Helsinki, Finlandiya Current Research in Social Sciences; Uluslararası, dört (4) ayda bir yayınlanan (Ocak, Mayıs ve Eylül aylarında) hakemli bir dergidir. Derginin yayın dili Türkçe ve İngilizce dir. Dergide yayınlanan makale ve bilimsel yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. It is an international, tri-quarterly (in January, May and September) peer-reviewed published journal. The official languages of the journal are Turkish and English. The responsibility of articles and scientific papers published in the journal belongs to their authors. Yazışma adresi / Address for Correspondence Polsan Blokları Ada 1B No: 17 Eryaman, Ankara

4 Hakemler / Referees Current Research in Social Sciences ın birinci cildinde We greatly appreciate the scientists * who contributed the katkıları bulunan bilim insanlarını * takdim etmekten first volume of Current Research in Social Sciences. büyük bir mutluluk duyarız. Ahmet Nurullah Özdal Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Ahmet Selçuk Akdemir Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Akif Arslan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Altan Çetin Gazi Üniversitesi Ayhan Bulut Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Bayram Arif Köse Artvin Çoruh Üniversitesi Cengiz Atlı Iğdır Üniversitesi Cihan Piyadeoğlu Medeniyet Üniversitesi Esra Çelikpazu Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fatih Kaya Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Fatih Öztop Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Fatma Kalpaklı Selçuk Üniversitesi Gonca Sutay Iğdır Üniversitesi Gülay Sarıçoban Hacettepe Üniversitesi Hicabi Kırlangıç Ankara Üniversitesi İlhan Erdem Ankara Üniversitesi İshak Taşdelen Sinop Üniversitesi Mehmet Gedik Siirt Üniversitesi Murathan Keha Atatürk Üniversitesi Oğuz Erdoğan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Oktay Yağız Atatürk Üniversitesi Servet Tiken Atatürk Üniversitesi Şener Bilalli International Balkan University Veyis Değirmençay Atatürk Üniversitesi Yasemin Yaylalı Atatürk Üniversitesi Yusuf Öz Kırıkkale Üniversitesi Zeynep Güngörmez Akdeniz Üniversitesi * Yukarıda isimleri geçen hakemler derginin birinci cildine bir veya iki kez katkı vermişlerdir (The referees above contributed the first volume of the journal once or twice). İndeks kaynakları / Indexing sources Open J-Gate Advanced Science Index Research Bible Academic Researches Index

5 İÇİNDEKİLER / CONTENTS Araştırma Makalesi / Research Article Siyâveş-i Kesrâyî ve Âreş-i Kemângîr (Okçu Âreş) Adlı Şiiri Siāvash Kasrāī and his poem called Ārashe Kamāngīr Gökhan GÖKMEN Araştırma Makalesi / Research Article Klasik Türk Şiirinde Kıt a ve Kıt alardaki Poetik Söyleyişler In Classical Turkish Poetry Kıt'a and Interviews Poetics in the Kıt a Nazire ERBAY Araştırma Makalesi / Research Article Mahmud Yalavac ın Moğol İmparatorluğundaki Faaliyetleri Mahmoud Yalavac Activities in the Mongol Empire Özkan DAYI Araştırma Makalesi / Research Article Osmanlı Divan Teşkilatı ve / Tarihli 19 Numaralı Erzurum Vilâyet Ahkâm Defterinin Tarihi Kıymeti The Council Organisation of the Ottoman Empire and the Historical Significance of Erzurum Province Ahkâm Registers Numbered 19, Dated / Meryem AYDIN Araştırma Makalesi / Research Article Meşrutiyet ten Cumhuriyet e Türkiye de Kadın Women in Turkey from Constitutional Monarchy to Republic Harun AYDIN Araştırma Makalesi / Research Article İkinci Dünya Savaşı nda Alman 13. SS Dağ Tümeni Hançer German 13th SS Mountain Division Handschar in the Second World War Burak ÇINAR

6 EDİTÖRDEN Sevgili okurlar, Current Research in Social Sciences (ISSN: ) olarak üçüncü sayımızla karşınızda olmanın gururunu yaşıyoruz. Her şeyden önce bu sayının vücut bulmasında emeği geçen tüm katılımcı ve paydaşlara teşekkür etmem gerekir. En özel teşekkürlerimi de yaz ve bayram tatillerine rağmen türlü fedakârlıklarda bulunarak hakemlik görevini üstlenen hocalarıma iletmek isterim. Edebiyat ve Tarih alanlarında en son araştırma ve bulguları sizlerle paylaşmak üzere çıktığımız bu yolda -gelinen noktada- ikisi edebiyata dördü de tarihe ait olmak üzere altı kıymetli çalışmayla yolumuza devam ediyoruz. Böylece bir yılı geride bırakmış olarak %80 kabul oranıyla ilk cildimizi de tamamlamış bulunmaktayız. Araştırmacılarımızın üzerinde çalıştığı alanlardaki gayret ve hevesleri, bizlerin de bu çalışmaları okuyucuyla buluşturma yönündeki şevkini artırmakta ve daha titiz çalışmamız gereğini hissettirerek sorumluluğumuzu ağırlaştırmaktadır. Bu bilinçle ikinci sayımız itibariyle uluslararası indekslere girmeye başladığımızın müjdesini ilk elden vermeyi bir borç bilirim. Sizlerin katkılarıyla tanınırlığımızın artacağından ve daha farklı akademik platformlarda yer alacağımızdan şüphem yoktur. Dergimizin görülme ve yayınlarımızın indirilme sıklığı konusunda Tübitak Ulakbim Dergipark E-Dergi Sistemi nden aldığımız rakamlar bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu başarının verdiği heyecanla 19 Aralık ta Ankara da birincisi gerçekleştirilecek olan Aizonia Ödülleri gecesinde buluşarak pek çok paydaşımızla bir araya gelecek olmanın mutluluğunu da ayrıca yaşamaktayız. Aizonia Ödülleri gecesine tüm yazar, hakem ve okurlarımızın davetli olduğunu da belirtmek isterim. Twitter etiketi ve yine internette adresinde yerimizi alarak yayın hayatımız ve faaliyetlerimizle ilgili gelişmeleri paylaşmaktayız. Bu anlamda dostlarımızın her türlü önerisi bizlere ışık tutacaktır. Yrd. Doç. Dr. Yakup KARATAŞ Editör

7 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) Gökhan Gökmen * * Kırıkkale Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Kırıkkale, Türkiye Öz İran Edebiyat tarihinin en büyük hamasi manzumelerinden ve doğunun en tanınmış epopelerinden biri, Firdevsî nin Şahnâme adlı eseridir. Çağdaş şairlerden Siyâveş-i Kesrâyî, bu manzumeden esinlenerek İran-Turan sınırını belirlemek için ok atmakla simgeleştirdiği Âreş-i Kemângîr i akıcı ve etkili dizeleriyle ölümsüzleştirmiş; Âreş i millî bir kahraman olarak nitelemiştir. Bu çalışmada Kesrâyî nin hayatına, eserlerine ve edebî üslûbuna kısaca değinilmiş; Âreş-i Kemângîr adlı manzumesi hakkında bilgi verilmiş ve bu manzumenin çevirisi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Siyâveş-i Kesrâyî, Âreş, Âreş-i Kemângîr, Nîmâ, Firdevsî, Şahnâme. Siāvash Kasrāī and his poem called Ārashe Kamāngīr Abstract One of the biggest epic poems in the history of Persian literature and one of the well-known Eastern epics is Ferdowsi s work called Shahnāmeh. Modern poet Siāvashe Kasrāī, was inspired from Ferdowsī s epic poem, immortalized Ārashe Kamāngīr, who is symbolized with shooting arrows, with effective and fluent verses to draw the line of Persia and Turan; described Ārashe as a national hero. In this study, Kasrāī s life, works and literary style were mentioned briefly, information about Ārashe Kamāngīr was given and this poem s translation was presented. Keywords: Siāvashe Kasrāī, Ārash, Ārashe Kamāngīr, Nīmā, Ferdowsī, Shahnāmeh. Sorumlu Yazar: Kırıkkale Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Kırıkkale, Türkiye Siyâveş-i Kesrâyî, 1305/1925 yılında Isfahan da doğmuştur (www.kasrai.com; Şerîfî, 1391 hş./2012, s. 9; Kanar, 1999, s. 186). Ancak Rûzbih in Edebiyyât-i Muâ sır-i Îrân adlı eserinde Kesrâyî nin Tahran da dünyaya geldiği ifade edilmektedir (Rûzbih, 1381 hş./2002, s.178). Fakat Rûzbih in bu ifadesine başka kaynaklarda rastlanılmamıştır ve Kesrâyî nin doğum yerinin Isfahan olduğunu beyan eden kaynaklar birden fazla olduğu için doğum yerini Isfahan olarak ifade etmemiz mümkündür. Tahran a yerleştikten 44 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

8 sonra Tahran Üniversitesi nde, Siyasî Bilimler ve Hukuk Fakültesini (Rûzbih, 1381 hş./2002, s. 178) bitirmiş, bir süre Belûçistân Üniversitesi nde hocalık görevinde bulunmuştur. Aklında sürekli politik ve sosyal içerikli şiir yazmak var olmuş, beşerî ülküler ve sosyal adalet onu şiir yazmaya iten en büyük nedenler olmuştur. Avusturya nın başkenti Viyana da kalp rahatsızlığı sonucu 1374/1995 yılında hayata veda etmiş ve bu ülkede defnedilmiştir (www.kasrai.com). Nîmâ nın istekli ve yetenekli öğrencilerinden biri olan Siyâveş-i Kesrâyî yi, Nîmâî şiirin en önde gelen temsilcileri olarak bu dönemde Nîmâ Yûşic in ardından anabiliriz ve Nîmâ tarzı şiiri daha da geliştirenler arasında sayabiliriz (Yıldırım, 2012, s. 129). Üslûbu ve tarzı Nîmâ gibi olan Kesrâyî, şiirlerini de Nîmâî kalıplarda söylemiştir (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s. 414). Nîmâ tarafından uygulanan serbest aruz vezni, 1947 yılından sonra bazı şairler tarafından kabul edilerek kullanılmış ve bunlar arasında bulunan Siyâveş-i Kesrâyî de vezin ve anlamla uyumlu bir ahengin oluşumunda ve şiir konularında büyük bir başarı elde etmiştir. Bu dönem şiiri, Nîmâ nın temelini attığı sosyal sembolizm sayesinde aşamalı olarak yol kat etmiş ve ideolojik bir hale bürünerek politik bir güce dönüşmüştür. Şiir söylemeye gençlik yıllarından itibaren başlayan, şiirin yanında politikayla da meşgul olan Kesrâyî nin şiirlerinde bu açıkça görülmektedir. Edebî faaliyetlerin yanı sıra, üyesi olduğu Tudeh partisindeki (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s. 414) politik faaliyetlerden de uzak durmamıştır. Devrimden (1979) sonraki yıllarda şiir söylemesi yasaklanmış fakat sonunda mecburen sürgün edilmiş ve son on iki yılını İran dışında, yani önce Kabil de, daha sonra da Moskova da geçirmiştir (www.kasrai.com). Kesrâyî, daha çok politik şiir sahasında şöhret kazanmıştır ve bu şiirleri Âvâ (Ses) adlı şiir kitabında bir araya getirilmiştir (Rûzbih, 1381 hş./2002, s. 179). İlk şiir kitabı olan Ses (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s ), 1957 yılında basılmıştır ve bu eser 28 şiir ile birkaç rubâîden oluşmaktadır (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s ). Siyâveş-i Kesrâyî nin ayrıca yedi bölümden oluşan şiir kitabı ve 1381/2001 yılında Tahran da basılmış Âmin Kuşunun İsteğiyle adlı bir de kitabı vardır. Şiir kitabı, 946 sayfa olarak Nigâh yayınları tarafından basılmıştır. Bu kitapta şu şiirler yer almaktadır: Ses (1336/1957), Okçu Âreş (1338/1959), Siyâveş in Kanı (1342/1963), Taş ve Şebnem (1345/1966), Suskun Demâvend le (1345/1966), Evcil (1346/1967), Ateşin Kor Renginde Dumanın Tadında (1355/1976), Tutsaklıktan Zaferi Müjdeleyen Horozun Sesine Kadar (1357/1978), Benim İran ımın Ayaklanışı (1358/1979), Amerika Amerika (1358/1979), Kırk Kilit (1360/1981), Baltanın Darbeleri (1362/1983), Bağ (1363/1984), Toprak İçin Armağan (1363/1984), Şafak Vakti Yıldızları (1369/1990), Kırmızı Bilye (1374/1995), Siyâveş in Kanından (1378/1999), Güneşin Arzusu (1381/2002). Eserlerinin en önemlileri arasında Okçu Âreş, Siyâveş in Kanı, Taş ve Şebnem, Suskun Demâvend le ve Evcil yer alır (www.kasrai.com) a kadar bütün şiirleri Tahran da yazılıp basılmıştır. Kesrâyî, Ateşin Kor Renginde Dumanın Tadında, Sessizlik Zamanı Değil, Tutsaklıktan Zaferi Müjdeleyen Horozun Sesine Kadar, Amerika Amerika adlı şiirlerini tamamen politik amaçla yazmıştır (Rûzbih, 1381 hş./2002, s. 180). Suskun Demâvend le adlı eseri, Kesrâyî nin önceki şiirlerinden daha olgun ve daha zor bir dille yazılmış Nîmâî tarzda bir şiir kitabıdır (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s. 347). Şiirleri, sözün akıcılığı ve uzun mazmunlar açısından çok değerli ve etkili (www.kasrai.com); kelimelerin anlamı ise derindir (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s. 346). Şiirlerini çok duygulu ve çok etkili dile getirmiştir. Şiiri bir propaganda aracı olarak kullandığını söyleyebiliriz; bunu da şiirlerinin muhtevasından ve tam bir manifesto tarzında kendi sesiyle okuduğu Okçu Âreş adlı şiirinden anlamak mümkündür. Şairin diğer şiirleri de Nîmâî şiir kalıplarında söylenmiştir. Siyâveş, çocuklar için Köyümüzde Kıştan Sonra adlı bir de hikâye kitabı kaleme almıştır (www.kasrai.com). Siyâveş-i Kesrâyî, toplumsal düşünce çerçevesinde hem aşk şiirleri hem hamasi (kahramanlık) şiirler söylemiştir (Kanar, 2000, Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 45

9 XXII, s ; Yıldırım, 2012, s ). Şiirleri sosyal realizmden izler taşır. Edebiyyât-i Kârgerî (İşçi Edebiyatı) olarak tanınan bu tür ve bu şiir örneği, siyasî süse bürünmüştür. Ayrıca hem klasik hem de modern üslûpta güzel şiirler söylemiştir. Modern şiir tarihinde birçok şiir meşhur ve kapsayıcı olmuştur, ancak çok azı halkın her kesimi üzerinde bu kadar etkiye sahiptir. Kesrâyî nin arzusu ve hevesi şiirlerinde açıkça görülmektedir, bu şevkin vermiş olduğu hisler belki onun isyanından, baskıdan, belki de heyecan ve coşkusundan kaynaklanmaktadır. İran kültürü ve toplumunda büyük bir yankı uyandıran Okçu Âreş, İran da modern üslup ve modern bir bakış açısıyla yazılmış ve bu açıdan yol açıcı bir etkisi olan ilk hamasi manzumedir (Lengrûdî, 1377 hş./1998, s. 498). Eserlerinin hiç biri, form ve içerik açısından bu eserinin önemini ve konumunu yakalayamamıştır (Rûzbih, 1381 hş./2002, s. 180). Fikri güçlü ve tahayyül yeteneği gelişmiş olan ve şairane hissinden hep övgüyle söz edilen Siyâveş-i Kesrâyî, Okçu Âreş adlı manzumesini, epik bir destan olan ve Firdevsî tarafından kaleme alınan Şahnâme nin en ünlü hikâyelerinden olan Okçu Âreş destanı üzerinden yazmıştır. Firdevsî nin Şahnâme adlı eserindeki Âreş le benzerlik göstermektedir. Bu şiir toplumda geniş bir yansıma bulmuş; şairin daha çok sevilmesine ve tanınmasına sebep olmuştur (Rûzbih, 1381 hş./2002, s. 179). Kimileri şu görüştedirler: Okçu Âreş, modern şiirin ortaya çıkışından 1357 hş./1978 yılına kadar en meşhur ve en kapsamlı Farsça modern şiirdir (Rûzbih, 1381 hş./2002, s. 179; Lengrûdî, 1377 hş./1998, s. 493). Bu şiirin toplumsal ve tarihi açıdan, destansı şiir ve gazel söyleme açısından üslûbu ve muhtevasıyla farklı bir özelliği vardır. Siyâveş-i Kesrâyî şiirlerinde ümitsizliğe yer vermeyen ender şairlerdendir, bu bakımdan ümit dolu ifadeler şiirinde çokça yer tutmaktadır. Özellikle Okçu Âreş adlı şiirinde bu özellik belirgin bir biçimde göze çarpmaktadır ve hemen hemen her yerde ümit dolu hitaplar, Nevruz Amca nın yürekleri yumuşatan ifadeleri, hayatın güzellikleri vasfedilmiştir. Bu manzumesinde de çokça ümit belirtilerine yer vermiş olması eserinin bir diğer özelliğidir (www.kasrai.com). Eski bir İran efsanesi vardır, Okçu Âreş. Rivayetlere göre eski hikâyelerde uzun yıllar İran ve Turan arasında bir savaşın varlığından söz edilmiştir. İlk defa İran ın baş düşmanı Turanlı Efrasiyab İran a hücum etmiş ve Ceyhun dan geçerek Mazenderân a kadar ilerlemiştir. İran padişahı Menûçehr, düşman karşısında direnmiştir, fakat düşman kuvvetli ve asker sayısı da çoktur. İranlılar, zaferden ümitsizliğe kapılarak endişelenmiştir. Günler zor geçmiştir. Sabır ve beklemekten başka çare yoktur. Turan ordusunun da beklemekten ve azıklarının azalmasından dolayı canı burnuna gelmiş, iki taraf da çaresizce uzlaşma yolunu seçmiştir. Yapılan antlaşmayla İran ve Turan sınırının, İranlı pehlivanlardan birinin bir ok atımı mesafesiyle belirlenmesine karar verilmiştir (Zulfikârî, 1388 hş./2009, s. 28; Yıldırım, 2008, s. 66). Bundan sonra İranlıların umut dolu gözleri bu oka dikilmiş ve hepsi ok ne kadar uzağa giderse İran toprakları da o kadar genişleyecek diye düşünmüşlerdir. Deneyimli, bilge bir yiğit ve Menûçehr ordusu arasında en meşhur okçu (Dihhodâ, 1388 hş./2009, I, s. 106) olan Âreş, bu oku atmak için öne atılmıştır. Âreş ok atmadan önce soyunup vücudunun hiçbir yerinde kusur olmadığını halkına göstermiş ve kendi canını halkı için feda edeceğini söylemiştir (Bîrûnî, 1923, s. 220; Zulfikârî, 1388 hş./2009, s. 28). Şiirde anlatıldığı üzere Âreş ok ve yayı almış, Elburz Dağına çıkmış, iman ve can gücüyle oku yaydan bırakmıştır. Ok bir buçuk gün uçmuş; dağlardan, derelerden, ovalardan geçerek Ceyhun nehrinin kenarında bir ceviz ağacının dibine düşmüştür. Orayı da bundan sonra İran ve Turan sınırı olarak belirlemişlerdir. Merakla bekleyen halk, bu büyük zaferi kutlamak için Âreş i dağın tepesinde hiç durmadan aramışlar, ancak bulamamışlar ve vazgeçip geri dönmüşlerdir. Orada Âreş in kendisi yoktur, sadece yay ve oksuz ok kuburu kalmıştır. Çünkü bütün gücünü ve bedenini o okta toplamış, onunla birlikte yaydan çıkmıştır. Âreş yaya kendini, kendi canını koymuş, yüz binlerce kılıcın ve askerin yapacağı işi yapmıştır. Bir milleti, ölümün eşiğinde teslim 46 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

10 olmaktan ve çaresizlikten kurtarmış, bir hayat daha bahşetmiştir. Bu efsane birkaç şekilde yeniden yaratılmıştır; bunlardan biri Kesrâyî nin tercüme ettiğimiz ve ele aldığımız nazım olarak kurguladığı efsane, diğeri de Behrâm-i Beyzâyî nin nesir olarak kurguladığı efsanedir (Zulfikârî, 1388 hş./2009, s. 28). Bu manzumenin esin kaynağı şüphesiz Firdevsî nin Şahnâme adlı eseridir. Ancak Siyâveş-i Kesrâyî bu destana taze bir ruh kazandırmıştır. Firdevsî nin Âreş i, kendi cismani gücünün tamamını bir oku fırlatmak için koyduğu güçlü ve kuvvetli kollara sahiptir; ama Kesrâyî nin yarattığı Âreş, gücünü düşüncesinden alır ve bedeninin toz toprak olması da bunun göstergesidir. Kesrâyî nin Âreş-i Kemângîr adlı manzumesindeki Nevruz Amca hikâyesi, tabiatın yenilenmesi, baharın, umudun ve mutluluğun habercisi olarak beyan edilir. Nevruz Amca nın çocuklara olan hitabı da, aslında gerçekten ümit dolu olması gereken bir nesil içindir. Bu manzume, hamasi manzume olmasının yanı sıra hem metin ve özellikle mazmun hem de kalıp ve ifade tarzı açısından büyük bir öneme sahiptir. Okçu Âreş Kar yağıyor; Kar yağıyor kayaların ve taşların üzerine. Dağlar suskun, Dereler üzgün; Yollar, çan sesiyle kervanı beklemede Evlerin çatısından bir duman yükselmiyorsa, Lambanın zayıf ışığı bize bir mesaj getirmiyorsa ya da, Ayak izleri belli olmuyorsa yollarda, Biz ne yapıyorduk âhın gönlü bulandıran kar fırtınasında? Şimdi, şimdi aydınlık bir hücre, Tepede, benim karşımda Ateşin alevinin yanı başında, Kendi çocukları için hikâye anlatıyordu Nevruz Amca: hayat güzeldir demiştim. Söylenmiş ve söylenmemiş nice hikâyeler buradadır. Bulutsuz semâ, Altın gibi güneş, Çiçekli bağlar, Tensiz ve bedensiz ovalar, Karın içinde bir çiçeğin galebe çalması, Suyun billurunda bir balığın raks ederkenki latif kıvrımı, Dağda yağmur yemiş toprağın kokusu, Mehtabın pınarında buğday tenlilerin uykusu, Gelmek, gitmek, koşmak; Âşık olmak; İnsanoğlunun derdiyle hemhâl olmak, İnsanların mutluluklarıyla mutlu olmak, Çalışmak, çalışmak, Dinlenmek, Kuru ve susuz çöllerin manzarasını görmek, Yeni bir testiden berrak su yudumları içmek, Koyunları seher vakti dağa sürmek, Âvâre bir dağın bülbülleriyle dost olmak, Tuzağa düşmüş âhu yavrularına süt vermek, Öğleye kadarki yorgunluğu derenin gölgesinde bırakmak; Zaman zaman, Sis kaplamış çatıların bu seramik tavanının altında, Kederin karmakarışık öykülerini yağmur damlalarından işitmek, Kımıltısız, gökkuşağı beşiğini Çatının kenarında görmek, Ya da karlı gecede, Ateşlerin önünde oturmak, Alevin ateşli ve mütemadiyen rüyalarına gönül vermek Kapı açtılar, Şefkat gösterdiler bana. Hemen anladım ki, soğuk ve hararetli öfke masalından uzakta, Evet, evet, hayat güzeldir. Hayat, hiçbir zaman sönmeyecek bir ocak gibidir. Eğer onu alevlendirirsen, her sahilde alevinin raksı bellidir. Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 47

11 Yoksa sönüktür ve suskunluk da günahımızdır. Yaşlı adam, yavaşça ve gülümseyerek, Solmuş can ocağına bir odun atar. Gözleri, odanın karanlıklarında dolaşıyordu; Mırıldanarak usulca, kendi kendine konuşuyordu: Hayatı alev tutuşturmalı; Alevleri odun yakmalı. Sen varlık ormanısın, ey insan! Ey özgürce yeşeren, Dağların üzerine korkusuzca yelken açmış orman, Kuş yuvaları senin parmak uçlarında ebedî, Pınarlar senin gölgeliğinde kaynar, Güneş, rüzgâr ve yağmur, başına fedâî, Canın, ateşin emîri Kıvançlı ve taze ol ey insan ormanı! Hayat alev istiyor diye seslendi Nevruz Amca, Odun, alevleri yakıp kavurmalı. Çocuklarım, bizim masalımız Âreş ten idi O, cân u gönülden ateş bahçesinin hizmetçisi idi. Bir zamanlar, Acı ve karanlık bir zaman. Talihimiz, kötülüğümüzü isteyenlerin yüzü gibi simsiyah. Düşmanlar kastetmiş canımıza. Sille yemiş şehir, sayıklamakta; Dillerde nice perişanlık hikâyeleri dolaşmakta. Hayat taş gibi soğuk ve kara; Kötü şöhretli bir gün, Utanç zamanı. Kölelik zincirine gayret dolanmış, Aşk, gönül solgunluğu hastalığında cansız. Mevsimlerden kıştı, Seyir sahnesi kayboldu, oturmak haremlikte gerçekleşti. Sessizliğin hareminde, Düşüncelerin çiçeğinden unutkanlık kokusu sızıyordu. Korku vardı ve ölüm kanatları; Kimse kımıldamıyordu, dalın üzerindeki yaprak bile. Özgürlerin siperi sessiz; Düşmanların otak yeri coşkulu. Ülkenin sınırları, Fikrin etek genişliği, düzensiz hudud gibi. Şehrin kuleleri, Kırık ve virâne, kalbin çeperi gibi. Düşmanlar kaleden ve sınırdan geçti. Hiçbir kalp kin biriktirmiyordu. Hiçbir gönül sevgi beslemiyordu. Hiç kimse bir kimseye el uzatmıyordu. Hiç kimse bir başkasının yüzüne gülmüyordu. Arzu bahçeleri yapraksız, Gözyaşlarının seması bulutlu. Temiz yüzlü özgürler esarette; Namertler de işte. Düşmanlar toplandı defalarca Düşman, elçileri topladı. Kirli yüreklerindeki sinsi planlarıyla Kendi elimizle yenilgiye uğratsınlar diye Arsız, onların hassas düşünenleri bile Aman, gözümüz iyi gün görmesin artık Aradıkları büyüyü, buldular nihayetinde Gözler, dehşetle göz hapsinde Her tarafı sorup soruşturuyorlardı; Bu haberi, her bir ağız anlatıyordu gizlice. Son ferman, son aşağılama Sınırı, karanlığın uçuşu çiziyor. Eğer yakınlara inerse, Evlerimiz dar, Arzularımız mezar Eğer uzağa uçacaksa Ne zamana dek? Nereye kadar? Âh! Çelik kol nerede ve nerede imanın pençesi? Her bir ağız, bu haberi anlatıyordu. Gözler, konuşmadan her tarafı soruşturuyordu. Yaşlı adam, kederli, bir elini diğer eline ovuşturuyordu. Uzak derelerin arasından, yorgun bir kurt inliyordu. Karın üzerine kar yağıyordu. Rüzgâr kanadını, pencerenin arkasına sürüyordu. 48 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

12 Sabah oluyordu -yaşlı adam yavaşça (güne) başladı, - Dost askerleri düşman ordusunun karşısında; Çöl değil, askerden bir deniz Savaşta kalbinizin kadehini ezdikçe; Kin kadehi, taştandır. Meclisimizde ve mücadelemizde testi ve taş, (birbirine) düşmandır. Gökyüzü, yıldızlarının elmasını elinden yitirmişti. Karanlık, sabahın ağzında nefessiz kalıyordu; Rüzgâr tüy döküyordu Elburz Dağının açık ovasının üzerine. İran orduları ızdırap içinde çok eziyet ettiler, İkişer ikişer ve üçer üçer fısıldaşarak birbirlerinin etrafında; Çocuklar çatıda, Kızlar oturmuş pencere önünde, Kederli anneler kapı eşiğinde. Yavaş yavaş, gizlice fısıldaşarak zirveye geldi. Toplum, köpürdü bir deniz gibi, Coştu; Kükredi; Dalgaya kapıldı; Toplumun göğsünden çıkmışçasına sedeften bir inci Bir yiğit belirdi: Benim Âreş! O adam öyle bir başladı ki düşmanla; - Âreş benim, asker hür bir adam, Okluk kuburundaki tek okumla acı oyununuzu bozarım İşte burdayım. Soyumu sor(uştur)mayınız. Ben zahmet ve çabanın evladıyım; Göktaşı gibi geceden kaçanım, Sabah gibi kavuşmaya hazır. Kutlu olsun savaşta giydikleri o elbiseye; Afiyet olsun zafer esnasında içtikleri o şaraba. Şarap ve elbise Afiyet ve mübarek olsun size! Kalbimi ellerimin arasında tutuyorum Ve yumruğumla onu sıkıyorum, - Gönül, kinle dolu, kanla dolu bu kadehi; Gönül, öfkenin bu takatsizliği Mecliste zaferinizin şerefine içtikçe; Bu çekişmede, Bu işte, Halkın kalbi vardır avucumda; Suskun, sessiz halkın ümidi de sırtımda. Galaksinin yayı elimde, Usta okçuların okçusuyum Hızla kayan yıldız, benim hissem, Dağın kıvançlı zirvesi, benim meskenim, Yeni doğan güneşin gözünde yer ettim. Benim okum ateşin korundandır. Rüzgâr bana itaat eder. Lakin bugün güç ve mertlik çare değildir. Kurtuluş, gençlik gücü ve çelik bedenle olmaz. Bu meydanda, (Düşmanın) varlığını yok eden, (bizi) huzura kavuşturan okun ucuna Uçuştan geri kalmasın diye candan bir tüy gerekir. İşte o zaman semaya doğru başını kaldırdı, Başka bir ahenkle bir başka konuştu: Hoşça kal, ey sonuncu sabah, ey seher hoşça kal! Çünkü senin Âreşle bu son vedalaşman olacak. Dosdoğru sabaha yemin olsun! İyi niyetli, sevgi yayan güneşin sırrına and olsun! Çünkü Âreş in canı karanlıkta kalacak, İşte o zaman, vakit kaybetmeden o yaydan çıkacak. Yeryüzü bunu biliyor, gökler de, Çünkü beden kusursuz ve can temizdir. İşimde ne bir hile var ne de bir büyü; Başımda ne bir korku var ne de içimde bir endişe. Durdu ve dudak sessizliğe büründü birdenbire. Nefes, takatsiz bir biçimde coşar gönüllerde. Önümden ölüm, Bir peçe, korkutucu bir biçimde geliyor yüze. Dehşete düşüren her adımda, Beni gözetliyor kanlı gözlerle. Akbabanın kanatlarıyla uçuyor başımın çevresinde, Yoluma oturuyor, yol kesiyor; Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 49

13 Yüzüme sevimsizce gülüyor; Acı gülümsemenin sesini dağa ve dereye döküyor, Ve tekrar geri alıyor. Gönlüm ölümden bezmiştir; Çünkü şeytan huylu ölüm, hakir bir adamdır. Ama üzüntülerden yaşamın ruhunun karardığı o an, İyiliğin ve kötülüğün savaş yolunda olduğu o an, Ölümün arzusuna saplanmak tatlıdır. İşte özgürlüğün gerekliliği budur. Binlerce konuşan göz ve suskun dudak, Beni, ümidimin habercisi belliyor. Binlerce titrek el ve coşkulu gönül Bazen beni yakalıyor bazen de önüne katıyor. İlerliyorum. Gönlümü ve canımı insanlık süsleriyle donatıyorum. Yaşamın gözde ve gülümsemede olduğu gücüyle Peçeyi, ölümün korku uyandıran çehresinden çıkaracağım. Dua için yere koydu iki dizi(ni). Semâya doğru açtı ellerini: Doğ ey güneş, ey ümidin azığı! Yüksel ey güneşin salkımı! Sen bir kaynayan pınar, ben ise takatsiz bir susamış. Çık, can suya kanana kadar dol taş! Öfkeli bir ölümün arzusuna adım atmışken İçimde melun şeytanla cedelleşirken, Aydınlık dalgalarda yıkanmak istiyorum; Ey altınımsı gül, senin gül yaprağından renk ve koku istiyorum. Siz, ey alnı, korku uyandıran gök gürültüsüyle parlatan, Gecenin sekisi üzerinde rüya gibi bir manzaraya sahip Güneşli günün gümüş demirlerini omuzda döven, Ateş bulutunu bağrına basan suskun asi zirveler, Gururlu ve kıvançlı olunuz! Seher vakitlerinin rüzgârına meyli olan perçemler gibi umudumu yüceltiniz Dağda ve bayırdaki o kaplanlar gibi gururumu saklayınız. Yeryüzü suskundu ve gökyüzü de. Sanki bu dünya Âreş in sözünü dinliyordu Güneşin pençesi kaydı yavaş yavaş dağların ensesine. Binlerce altından mızrak saçıldı gökyüzünün gözüne. Âreş şehre doğru göz gezdirdi usulca. Çocuklar çatıda; Kız çocukları oturmuş pencere pervazına; Anneler kederli kapı kenarında; Adamlar ise yolda. Sözcüksüz bir nağme, üzüntü verici bir dertle Gözlerden yükseliyordu beraberindeki sabah esintisiyle. Hangi nağme dökebilir acaba, Acaba hangi makam icra edebilir, Yokluk tarafına doğru yiğitçe giden sağlam adımların sesini Bile bile giden adımların sesini? Sessizlikte bıyık altından gülen düşmanları, Yol açtılar. Çocuklar çatılardan onu çağırdılar. Anneler ona dua ettiler. İhtiyar adamlar göz gezdirdiler. Kız çocukları, gerdanlıkları sıkıştırmış avuçlarda, Yoldaşını, yaptılar aşkın gücü ve vefa. Âreş, aynı şekilde suskun, Elburz Dağı nın eteklerini yırtarak tırmandı Ve onun peşinden, Gözyaşı perdeleri indi art arda. Bir an gözlerini kapadı Nevruz Amca, Dudaklarında gülümseme, boğulmuş rüyasında. Çocuklar, yorgun ve meraklı gözlerle Yiğitliklerden dolayı hayretler içinde. Ateş kıvılcımları uçuşmakta, Rüzgar ise kargaşada. Akşamları, Âreş i dağın tepesinde hiç durmadan arayanlar, Vazgeçtiler, döndüler geri, (Orada) yoktur Âreş in kendisi Kalmıştır sadece yay ve oksuz tiğliği. Evet, evet, Âreş oka kendi canını koydu. Âreş, yüz binlerce kılıcın yapacağı işi yaptı. 50 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

14 Âreş in okunu, sabahtan ertesi günün öğlesine kadar Ceyhun a doğru yol alan süvâriler, İri kıyım bir ceviz ağacının gövdesine saplanmış olarak buldular. Ve orayı, ondan sonra, İran ın ve Turan ın sınırı olarak yeniden adlandırdılar. Güneş, Kendi telaşsız firarında Dünyanın çatısına ayağını sürerek doğdu yıllarca. Mehtap, Gece gezmelerinden nasipsiz, herkes sessiz Her sokağın ve her mahallenin ortasında Uğradı her avluya ve her kapıya Güneşi ve ayı da gezdi Yıllar geçti Yıllar ve yeniden, Elburz Dağı nın tamamında, Bir uçtan bir uca gördüğünüz kederli ve sessiz bu tepeler, Gördüğünüz bu karlı derelerin içinde Geceleyin yolda kalan yolcular Âreşin adını sürekli dağlarda anıyorlar Ve muratlarını (ondan) istiyorlar. Âreş, dağın kayalıklarının diliyle cevap veriyor. Onlara yolların iniş çıkışından haber veriyor; Ümit veriyor Ve yol gösteriyor. Kaynakça Bîrûnî, Ebû Reyhan Muhammed b. Ahmed, (1923). el- Âsâru l-bâkiye ani l-kurûni l-hâliye (nşr. Eduard Sachau). Leipzig: Otto Harrassowitz. Dihhodâ, Ali Ekber. (1388 hş./2009). Âreş (c. I, s. 106). Tahran: Lugatnâme. Kanar, M. (1999). Modern İran Şiiri Antolojisi. İstanbul: Şule Yayınları. Kanar, M. (2000). İran (c. XXII, s ). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Lengrûdî, Şems (Muhammed Takî Cevâhirî-i Geylânî). (1377 hş./1998). Târîh-i Tahlîli-i Şi r-i Nov, I-IV. Tahran: Neşr-i Merkez. Rûzbih, Muhammed Rızâ. (1381 hş./2002). Edebiyyât-i Muâ sır-i Îrân. Tahran: Neşr-i Rûzgâr. Şerîfî, Feyz. (1391 hş./2012). Şi r-i Zemân-i Mâ, Siyâveş-i Kesrâyî. Tahran: Muessese-i İntişârât-i Nigâh. Yıldırım, N. (2012). Ahmed-i Şamlu ve Şi r-i Sepîd. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Mecmuası. Yıldırım, N. (2008). Fars Mitolojisi Sözlüğü. İstanbul: Kabalcı Yayınevi. Zulfikârî, Hasan. (1388 hş./2009). Fârsî-i Umûmî (Ber Gozîde-i Mutûn-i Zebân-i Fârsî ve Âyîn-i Nigâriş). Tahran: Neşr-i Çeşme. Erişim tarihi: Kulübelerin dışına yağıyor Kar yağıyor kayaların ve taşların üzerine. Dağlar suskun, Dereler üzgün, Yollar, çan sesiyle kervanı beklemede Çocuklar çoktandır uyuyorlar, Nevruz Amca da uyuyor. Ateşliğe bir kucak odun atıyorum Alev bütün yakıcılığıyla yükseliyor. Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 51

15 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) Nazire Erbay * * Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Erzurum, Türkiye Öz Kıt a nazım şekli klasik Türk şiirinde, birçok nazım şekline göre sayı olarak azdır. Kıt a, hemen hemen her konuda yazılabilir. Şairler de kıt anın bu yazma imkânından faydalanmışlardır. Kıt alardaki şiir ve şair hakkındaki düşünceler önemli orandadır. Bu düşünceler, poetika kavramı ile değerlendirilebilir. Sanatkârlar, kıt alarında söz, şiir ve şair hakkında fikirlerini ifade etmişlerdir. Şairler, dönemleri itibariyle şairin niteliklerini ve şiirin önemini anlatan mısralar söylemişlerdir. Bu çalışmada, kıt a ve sanatkârların şiir ve şair hakkındaki fikirlerinin kıt alara yansımaları ele alınmaktadır. Ayrıca, bu fikirlerin poetika açısından değeri ortaya konmaktadır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk şiiri, kıt a, poetika. In Classical Turkish Poetry Kıt'a and Interviews Poetics in the Kıt a Abstract Kıt a number of verse form is less as compared to many classical Turkish poetry divan in verse form. Kıt a, can be written on almost every issue. Poets have the benefit of this writing opportunities kıt a. Thoughts on poetry and poets in the kıt a the poet is significant. These ideas can be evaluated with the concept of poetics. Craftsmen, said the kıt a, have expressed their ideas about poetry and poets. Poets, as the nature of the poets of the period and they sing verses about the importance of poetry. In this study, kıt a and discussed the ideas of artists and poets about poetry reflected the continent. These ideas are set out in terms of the values of poetics. Keywords: Classical Turkish poetry, kıt a, poetics. Sorumlu Yazar: Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Erzurum, Türkiye Giriş Kıt a Nazım Şekli Kıt a nazım şeklinin, klasik Türk şiirindeki birçok nazım şekline göre sayı itibariyle az yer alması ya da bilhassa gazel başta olmak üzere diğer şiirlerin öncelikli olarak tanınması, itibar görmesi okunurluk ve bilinirlik açısından arka planda kalmasına 52 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

16 sebeptir denebilir. Buna rağmen kıt a, geleneksel metnin bir unsuru olarak, hemen hemen bütün klasik şairlerin eserlerinde yer alan bir nazım şeklidir. Kıt anın ne olduğuna dair belli tarifler söz konusudur. Dünden bugüne bu konuda ortaya konulan düşüncelerin tamamını sıralamak mümkün olmasa da, çalışmada ele alınan konuyu aydınlatmak bakımından birkaç kıt a tanımı yapmak yerinde olacaktır. Kıt a nazım şeklinin, klasik Türk şiirindeki birçok nazım şekline göre sayı itibariyle az yer alması ya da bilhassa gazel başta olmak üzere diğer şiirlerin öncelikli olarak tanınması, itibar görmesi okunurluk ve bilinirlik açısından arka planda kalmasına sebeptir denebilir. Buna rağmen kıt a, geleneksel metnin bir unsuru olarak, hemen hemen bütün klasik şairlerin eserlerinde yer alan bir nazım şeklidir. Kıt anın ne olduğuna dair belli tarifler söz konusudur. Dünden bugüne bu konuda ortaya konulan düşüncelerin tamamını sıralamak mümkün olmasa da, çalışmada ele alınan konuyu aydınlatmak bakımından birkaç kıt a tanımı yapmak yerinde olacaktır. Kıt a yazılış itibariyle kısa ve öz düşünceleri içinde barındıran bir nazım şeklidir. Tahir ül Mevlevi de kıt a, en mârûf kullanıma göre aynı vezinde iki beyitten ibaret ve başlı başına bir mana ifade eden nazım parçası olarak tanımlanır (Tahir ül Mevlevi, 1973, s. 88). Arap edebiyatından ziyade İran ve bilhassa Türk edebiyatında kullanılan bir nazım şekli olan kıt a, sözlükte ise, parça, kısım anlamına gelir (Aksoy, 2002, s. 505). Kıt a genel olarak gazele çok benzer ve gazelle sıklıkla karıştırılır. Kıt anın beyitlerle yazılan nazım şekillerinden ayrılmasını sağlayan en belirgin özelliği, birinci beytinin mısralarının aynı kafiyede olmaması ve umumiyetle bütün beyitlerinde aynı konunun ele alınmasıdır. Bu bilgilere ilaveten, bendler halinde yazılan nazım şekillerinin her bendine de kelimenin sözlük anlamından hareketle kıt a denilmesi de ayrı bir özelliktir (Aksoy, 2002, s. 505). Bu nazım şekli ile ilgili ayrı bir dikkat de, klasik Türk edebiyatı şairlerinin her konuda kıt a yazabilmeleri, kendilerini değişik konularda ifade etme imkânı bulmalarıdır. Kıt aların mısraları arasında anlam bütünlüğü vardır. Kıt alar her konuda yazılabilir, ancak hikmetli sözler, tasavvufi düşünceler, divan şiiri malzemesine ve atasözlerine dayalı nükteler, çeşitli hadiselerin tarihleri, şairlerin kendilerine ve başkalarına yönelik övgü, yergi ve nasihatleri iki beyitlik kıt alarda en çok işlenen konulardır. (Aça, Gökalp ve Kocakaplan, 2012, s. 214). Bu zengin konu çeşitliliğine birkaç örnek, şu mısralardır: Ömrüm oldukça güzel sevmeyeyin dirdüm lîk N ideyin bu dil-i şeydâ beni yalan itdi Yine bir şûh-ı cefâ-pîşe güzel cânânuñ Ugrın ugrın bakışı gönlünü tâlân itdi (Bâki, 16/1-2) 1 *** Elfâz-ı perîşânını cem itmek içün Tevfikin umar abd-i siyeh-rû yâ Rab Dîvânına da rehber idüp tevfikin Kıl na t-ı Habîbinde sühân-gû yâ Rab (Leylâ Hanım, 4) *** Şâh-ı gül teşbih ederdim sana ısbât eyledin Nev-behâr ardınca geldin sâgar-ı sahbâ tutup Gördüm ol âhû-nigâh ardınca ser-gerdân gönül Gird-bâd âsâ giderdi dâmen-i sahrâ tutup (Nedim, 16) Konu seçimindeki imkânlar, kısalığı ve aruzun her kalıbıyla yazılması gibi kolaylıklarının yanında, kıt alar genellikle klasik Türk şiirinde geleneksel kalıplar içindeki söyleyişlerle, sanatkârların kendilerini ifade etme aracı olarak, divanlarda belli sayılarda var olabilmiştir. Bu bilgilere ilâveten, İran edebiyatındakine benzer özellikler 1 Çalışmadaki metinler, numaralandırma yapan eserlerde, şair/ kıt a no şeklinde verilmiştir. Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 53

17 gösteren kıt a, Türk edebiyatında iki veya daha çok beyitten meydana gelen bir nazım şekli olup matla ve mahlası (taç beyti) bulunmayan, gazel gibi beyitlerinin ikinci mısraları birbiriyle kafiyelidir. Dört mısralık kıt aların birinci ve üçüncü mısraları da genellikle birbiriyle kafiyeli bir nazım şeklidir. Klasik Türk şiirinde bu tür kıt alar daha çoktur. İki beyitli kıt alar ise, ilk beyitlerinin kafiyelerine, hatta vezinlerine bakılmaksızın nazm ve rubâi ile karıştırılır. Tezkireler ve şiir mecmûalarında kıt a veya nazm yerine rubâi, nazm yerine kıt a denildiği gibi, mürettep divanların çoğunda da bu üç şekil rubaiyyât ve mukatta at başlıkları adı altında bir arada toplanır. İlaveten kıt a, iki veya daha çok, 9-10 beyte kadar yazılır ve gazel gibi kafiyelenen (xa xa xa) bir nazım şeklidir (İpekten, 2013, s. 54). Bu noktada kıt anın gazelde olduğu gibi sadece belli konularda yazılmadığını hatırlamak yerinde olacaktır. Bunun yanında klasik Türk şiirinde iki beyitten az kıt alarda mahlaslarını kullanmayan şairler, kıt a-i kebire adı verilen, iki beyitten uzun kıt alarda, mahlaslarını çoğunlukla kullanmışlardır. Ek olarak, kıt a-i kebireler genel olarak gazele benzetilse de, gazelden yine konu yönüyle ayrılırlar (Pala, 1989, s. 298). Ayrıca, kıt a-i kebirelerin özellikle tarih düşürmede, methiye ve hiciv yapmada nihayet dinî konularda yazılması, kıt alardan farklı olarak kendine has özellikleridir. Yukarıda ifade edildiği gibi, klasik Türk şiiri geleneği içinde sayı olarak az yer almasına rağmen, kıt a çok sayıda şair tarafından tercih edilmiştir. Bunlardan; Necâti Bey, Fuzûli, Edirneli Nazmi, Nev i, Bâki, Ruhi Bağdadî, Nâbi, Sâbit, Abdülbâki Ârif, Nedim, Beliğ, Şeyh Galip, Enderunlu Fazıl, Enderunlu Vasıf, Keçecizâde İzzet Molla, Mustafa Eşref Paşa divanlarında en çok kıt a yazan şairlerdendir (İsen, Horata, Macit, Kılıç ve Aksoyak, 2014, s. 227). Klasik Şiir ve Poetika Hemen hemen her dönemin belli bir şiir anlayışı olduğu gibi, klasik Türk şiirinin de belli bir düzen ve kural içinde oluşmuş, şiiri ve şairi anlatan anlayışı söz konusudur. Daha açık bir ifadeyle, şairin yanında sözün ifade edilme şekli klasik Türk şiiri açısından özel bir önem arz eder. Çünkü, söz kutsaldır. Buradan hareketle kutsal metinlerden yola çıkılarak söylenecek olursa, söz yaratandan ve yaratıcının muhteşem varlığından mütevellit ulvi maksatlar için kullanıldığı için, şairin işi kolay olmadığı gibi, sıradan da değildir. Şairin ayrıca eşref-i mahlûkat olan insana dair olanları anlatması gerektiği düşünüldüğünde, kutsal maksatlar için sanatını icra ettiği muhakkaktır. Söz, dolayısıyla şiir, insan ve varlık açısından ehemmiyet arz etmesinden dolayı, birçok klasik Türk şairi, şiirde kullanılan kelimelerin sıradan olmaması gerektiği düşüncesi ile hareket ederek eserlerini oluşturmuşlardır. Bu sebepten şairler, söze verdikleri kıymeti ifade etmek için, şiirde mutlak surette estetiğin yanında, ilmin olması gerektiğine ait görüş ve düşüncelerini ifade ederler. Divanlar, incelendiğinde görülür ki, klasik Türk şairleri açısından ister şekil, isterse de şiirin dilinin ve muhtevasının nasıl olacağına dair metinleri bir değerlendirmeye tabi tutmak, üzerinde söz söylemek bir ihtiyaçtır. Bu bakışla şiir, klasik Türk şairlerine göre, hakkı ve hayrı söylemelidir. Şairin bunu yaparken şiirine ilmin yanı sıra inancı da katması esas olandır. Bunda Kur ân-ı Kerim de geçen, Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar. Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? (26/ ) ayetinin şairlerin kendilerini ifade etmeye yöneltmesine etkisi çok fazladır. Eser oluşturmada klasik Türk şairlerinin esas kaynaklarından biri olan Kur ân-ı Kerim deki bu ayetinde de belirgin olan etkisiyle, klasik Türk şiirinde şuarâ tezkireleri başta olmak üzere divanların dibâcelerinde, kasidelerde ve sözü, manayı, şairi, şiiri anlatan bazı gazellerde şiir ve şairlik hakkında belli düşüncelere rastlanır. Bunlara ilaveten, klasik Türk şairi için sözün önemine dair birkaç tespit yapmak yerinde olacaktır. Sözün İlâhî menşe li kutsiyetinin yanında toplumsal olarak şiir ve şair hakkında pek de olumlu yargıların olmadığı açıktır. Şairlerse bunun tam tersi olarak, yaptıkları işin kendilerine, 54 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

18 yaratan tarafından verilmiş bir hediye olduğunu açıkça ifade etmişlerdir. Çünkü Allah, kâinatı yaratırken Kur ân da sekiz yerde geçen kün (ol) emrini kullanmıştır ki bu yüzden ilk yaratılan söz (suhan, kelam) olmaktadır. Günlük yaşayışımızda, ilim öğrenmemizde kullandığımız söz, Kur an ve hadisin de kaynağıdır. Bunun yanında söze, özellikle kutsal metinlerde atfedilen ehemmiyetinden dolayı bazen şair ve şiir hakkında ağır eleştirilerin yöneltildiği görülmektedir. Bunun için de, Ali Şir Nevâyi den itibaren dibâce yazan şairlerimizin çoğunun bu konuya girerek şiirin ve şairin müdafaasını yapma mecburiyeti hissetmeleri, İslam dünyasının genel olarak bir kısım kötü ve iyi şiir ve şairin bulunduğu ortaya konarak iyilerin ibrâsı yapılmakta, ayet ve hadisler ile şiir arasındaki farklılıklar üzerinde durulmaktadır. (Üzgör, 1990, s ). Bu bilinçle, söz söylemenin daha doğrusu sözü iyi, doğru ve faydalı söylemenin önemi, insanlar tarafından idrak edildiğinden beri, şiir üzerindeki değerlendirmeler de her zaman yapılmıştır. Sözün, bahsedilen öneminden dolayı, şiir sanatı hakkında genel değerlendirmeler, poetika kavramı adı altında yapılmıştır. Şair ve şiir sanatı ilgili yapılan bu değerlendirmelerin tümüne yapılan adlandırmalar ile, Poetika, şiirin girdiği bütün alanlarla, şiirin anlamlarıyla, yaptıklarıyla yapmadıklarıyla, şiirin dedikleriyle ve demek istedikleriyle kısacası şiirin her şeyi ile uğraşır. Bu yönüyle poetika da şiirin tarihi kadar eskidir. (Erkal, 2009, s. 319). Poetika, şiir sanatının bir yönüyle ilgilenmez. Poetik bakış, şiiri şekil ve muhteva yönüyle her dönemde belli değerlendirmelere tabi tutar. Şiir sanatı genel olarak varlığını, insan doğasında temellenen iki temel nedene borçlu gibi görünüyor. Bunlardan birisi taklit içtepi si olup, insanlarda doğuştan vardır; insanlar, bütün öteki yaratıklardan özellikle taklit etmeye olağanüstü yetili olmalarıyla ayrılır ve ilk bilgilerini de taklit yoluyla elde ederler. İkincisi, bütün taklit ürünleri karşısında duyulan hoşlanmadır ki, bu, insan için karakteristiktir. Sanat yapıtları karşısındaki yaşantılarımız bunu kanıtlar. (Aritoteles, 1987, s. 16). Her şeyde ve sözde olduğu kadar şiirde de iyi ya da kötü söz konusudur. Şiire daha doğrusu söze atfedilen kutsallıktan dolayı şiirdeki iyi ve kötünün ayrılması gerekmektedir. O halde taklit edenler [sanatçılar], eylemde bulunanları taklit ettiklerine göre, buradan zorunlu olarak şu sonuç çıkar: Eylemde bulunanlar ya iyi ya da kötüdürler; insanlar, karakter bakımından iyi ya da kötü olmaları bakımından birbirlerinden ayrıldığına göre, bütün ahlaksal özelliklerimiz dönüp dolaşıp sonunda bu iyi-kötü karşıtlığına varır. ( ) Adı geçen taklitlerden [sanatlardan] her biri, birbirinden farklı olan [iyi, gerçeğe uygun ve kötü] eylemleri taklit etmesi bakımından ötekinden ayrılmaktadır. (Aritoteles, 1987, s ). Buradan hareketle sanatkârlar da şiir ya da şair anlamında iyi ve kötü ayırımı yapmak maksadıyla da şiir hakkında düşüncelerini edebi metinlerinde ifade etme gereği duymuşlardır. Başka bir dikkatle de poetika kişiseldir. Kalıplaşmış söylemlerin olduğu dönemlere ait poetika belirlemek zordur. Poetika, çoğunlukla, kişisel şiir anlayışlarının ortaya çıktığı dönemlerde kaleme alınır ve bu dönemlerde bir anlam taşır. Belli bir edebî geleneğe bağımlı olan divan şairinin poetika yazmasına çok ihtiyaç yoktur. Çünkü şiire daha önceki şairlere nazire yazarak başlayan divan şairinin poetikası ve şiir tarzı büyük ölçüde belirlidir. (Coşkun, 2011, s. 59). Geleneğin şekillendirdiği klasik şiirin malzemesinin hazır olduğu muhakkaktır. Divan şairi gördükleri ve yaşadıklarından ziyade okuduklarıyla, yani geleneğin kendisine sunduğu hazır edebî malzemeyle şiir yazmıştır. (Coşkun, 2011, s. 59). İfade edildiği gibi, klasik Türk şiirinin belli kuralları ve temel ilkeleri olmasına rağmen, her şairin kendine has bir şiir anlayışının ve şiirdeki zaten var olan malzemeyi kullanma şeklinin gerçekliği de söz konusudur. İmgeleri ve mazmunlarıyla bir ayrıntı şiiridir. Klasik şairin eda sını bu ayrıntıya dayanan öznel söylemi belirler. (Bek, 1996, s. 135). Kısaca değerlendirilirse, klasik Türk şiirindeki gelenekçi özellik, bir yönüyle düşünüldüğünde yüzyıllarca kabul görmüş dönemsel olarak belli bir poetika etrafında sanatkârlarca şekillendirilse de, şairler, şiir ve şair hakkında tekrar tekrar kendi düşüncelerini ifade etmekten geri durmamışlardır. Ayrıca bu mevzuda, o dönemin kuralcı bakışının Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 55

19 şiir üzerindeki etkisine rağmen, şairler yeni fikir beyan etmekten de çekinmemişlerdir. Kıt a ve Poetik Söylem Yukarıda bahsedildiği üzere, klasik Türk edebiyatında şairler, divan dibacelerinde, kasidelerde, gazellerde olduğu gibi kıt alarda da poetik düşüncelerini mısralarına yansıtmışlardır. Genel olarak, divanlardaki kıt aların sayılarının az olmasına rağmen, klasik Türk şairinin söze, şiire ve şairliğe verdiği önemden dolayı, her vesileyi bu kavramı ifade etmek için değerlendirmişlerdir. Söylenenlere ilaveten ve genel bir bilgi olarak, klasik Türk şairlerinin yaptığı işin hüner göstermek, sözle oyun oynamak olduğu belirtilse de, şairlerin; şiirin ve şairin nasıl olması veya olmaması gerektiğine dair fikirlerini ısrarla ifade etmekten vazgeçmedikleri de ayrı bir hakikattir. Şurası da muhakkak ki, bir Sanat kuramının varlığını yoklamak için sanatsal etkinliğin var olma koşulları ve olanakları üzerine ortaya koyduğu bilgi türü ve ortaya koyuş tarzı üzerine, bireyin bireysel yaşamını ve toplumsal ilişkilerinin biçimlemede taşıdığı etki gücü üzerine tutarlı görüşler ve çözümlemeler aramak gerekmektedir. (Sümer, 1996, s. 7). Bu durum şiir ve şair açısından değerlendirildiğinde, bir dönem edebiyatının maksadı, oluşum şartları, şiirin çerçevesi gibi hususların dikkate alınarak üzerinde söz söylenmesi elzem gözükmektedir. Bahsedilen dikkat, ayrıca bir dönem edebiyatının, özel anlamda şiirin ve şairin belli bir çerçevesinin çizilmesi gerektiğini de açığa çıkarmaktadır. Dolayısıyla, poetika kavramı ile şekillenen ve ilk çağda Aritoteles in yaptığından beri, geleneksel ve modern söyleyiş içinde de şiir ve şair hakkındaki düşüncelerin ifadesini, çeşitli tarzdaki edebi eserlerde görmek mümkündür. Bu çalışmada, diğer nazım şekillerinde olduğu gibi, sanatkârların şiir ve şair hakkındaki kıt alara yansıyan fikirleri ele alınmaktadır. Klasik Türk şiirinin ilk örneklerinden, Batılılaşma sürecine gelinceye kadar edebi manada yaşanan süreç düşünüldüğünde, hemen hemen her yüzyılda bu konuda söz söyleyen şairlerin, divanlarındaki kıt alarda da bu konuyu ihmal etmemiş olmaları, hem sanatsal hem de toplumsal olarak önemlidir. Sanatkârlar, kıt alarında söz, şiir ve şairin ne olup olmadığı veya nasıl olması gerektiği hakkında dikkate değer oranda mısra söylemişlerdir. Bu açıklamaların desteği ile bakıldığında, divanlarında yer alan kıt alarda poetik düşüncelerini yansıtan şairler ve eserlerine yönelik değerlendirmeler şu şekildedir: Yazdığı kıt alar ile bu konuya eserinde yer veren şairlere ilk örnek, Ahmet Paşa dır. Şair, divanında yer alan bir kıt asında sözün kutsallığına gönderme yaparak, hiçbir şeyin sözden önemli olmadığını ifade eder. Çünkü, varlık söz sayesinde ancak vücuda gelebilmektedir. Söze atfedilen kutsallık da düşünüldüğünde, sözün candan daha ehemmiyetli olması gayet tabiidir. Buradan ayrıca şiirin insanları etkileme anlamında gücü düşünüldüğünde, şairin seçeceği kelimelerin önemi açığa çıkacaktır. Kelimeler vasıtasıyla mananın sıradan olmaması gerektiğine dair bir bakış da bu noktada söz konusu edilebilir: Sana bir diyeyin anla ki bin candan yig Söz ki cândan yig ola nesne mi var andan yig (Ahmet Paşa Divanı, 19) Revâni ye göre ise şiir, hevesle yapılabilecek bir iş değildir. Yine şiir, gayret ve çaba ile ortaya konulacak bir sanat değildir. Klasik Türk şiiri bağlamında düşünüldüğünde şairin, Elüne câm alup ser-hoşlanursın mısraından yola çıkarak, belli geleneksel çerçeve içinde şiir yazmaya çalışmak da, Revâni ye göre, insanı rezil bile edebilecek bir tavırdır. Buradan şairliğin insana yaratan tarafından verilmiş bir lütuf olduğu, bu yeteneğin sonradan kazanılamayacağı, yorumu çıkarılabilir: Revânî bu nice dîvânelikdür Ki dîvân yazmağa ikdâm idersin Elüne câm alup ser-hoşlanursın Hemân sen kendüni bed-nâm idersin (Revâni) Fuzûli, poetik düşüncesini ifade etmek bakımından birçok klasik şairden öndedir. Şairin 56 Curr Res Soc Sci (2015), 1(3)

20 divanında diğer nazım şekillerinde olduğu gibi kıt a ile söylenmiş çok sayıda poetik ifade yer alır. Bunlardan birinde Fuzûli ye göre, şair, adeta insanlık için görevlendirilmiş biridir. Bu bağlamda şiir de sıradan sözler değildir. Şiir, bir süs olmasına rağmen, bazı eksik ya da yeteneksiz kişiler bu kıymetten bî-haberdirler. Mısradaki bir diğer husus da şiirde ilim taraftarı olan Fuzûli için, gösterişe ve süse çok rağbet etmemek gereğinin yer almasıdır. Yine, mısralardan hareketle yorum yapılacak olursa, şair ve şiir hakkında toplum tarafından özellikle dillendirilen kötü niteliklerin, hal ve tavırların sergilenmemesi gerekmektedir. Kıt ada, şiirin süsten ibaret olmadığı düşüncesi bu maksatla da vurgulamaktadır: Ol dür-i dürc-i enâ efsah ki hikmet dâyesi Şi r şehdiyle leb-i cân-perverin ter kılmamış Şi r bir zîverdir ammâ biz kimi nakıslara Ol ki kâmildir anı muhtâc-i zîver kılmamış (Fuzûli) Fuzûli, bir kıt asında dikkat çekici bir şekilde şairi ve şiir hakkında düşünen, şiiri seven insanları över. Fuzûli ye göre, şiirde ele alınan mevzularla güç bulanlar ne hoştur. Açıkçası, şair ve şiir üzerinde konuşmak bile, insanların ayırıcı bir vasfıdır. Bu insanlar, şiirlerin mazmunlarına vakıf olan güzel yüzlülerdir. Ayrıca aşkın sırlarındaki niteliklerini de bu insanlar idrak ederler, başkaları anlamazlar. Bu kişiler aynı zamanda, bîçare âşığın halinden haberdar olurlar. Bu mısralar sayesinde, Fuzûli nin algısında sözün ayrıcalıklı oluşu açığa çıkmaktadır: Ey hoş ol kim tab -i mevzûniyle bahs-i şi r idüb Hûb-rûlar vâkıf-ı mazmûn-ı eş âr olalar Demedin fehm edeler keyfiyyet-i esrâr-ı aşk Âşık-ı bî-çâre hâlinden haberdâr olalar (Fuzûli) Fuzûli, aşağıdaki kıt asında şairliğin sıradan bir yetenek olmadığını belirtir. Bu yetenek, şaire Allah tarafından verilmiştir. Allah ın yardımı ve mağfireti olmadan şair, asla şiir yazamaz. Fuzûli bu söyleyişi ile aslında yine şairi diğer insanlardan ayrı bir yere koymaktadır. Şairin sözleri, hatta varlığı bile Allah ın lutfu ve keremi ile başkadır: Zihî Sâni ki levh-i câna kilk-i hüsn-i tevfîkı Ezelden iktizâ-yı nazm-ı can-perver rakam kılmış Kemâl-i şi r kesbi mümkün olmaz bî-meded andan Ana minnet ki tab ı nazm lutf etmiş kerem kılmış (Fuzûli) Fuzûli bir diğer kıt asında yine şairlik ve şiirin önemi üzerinde durur. Bu kıt adan yola çıkılarak söylenecek olursa, şiirden anlamayanların şairleri eleştirmemesi gerekmektedir. Çünkü şairlik, herkesin anlayabileceği bir yetenek değildir. Şairleri kınayanların, aslında kendi cehaletleriyle yüzleşmeleri gerekmektedir. Çünkü şairlik, Allah ın lütfuyla insana bahşedilmiştir. Bu işi sihirle beraber düşünmek yanlıştır. Şair ve onun yaptığı iş, temelde Mutlak Varlık ı aramaktır. Dolayısıyla, ehl-i tasavvuf için Sanatın gayesi bedeni mertebeden, yanılsamalar mertebesinden başlayarak basamak basamak ruh ve erdem güzelliklerine erip oradan da bizatihi güzel e (el- Cemîl) ulaşmak olunca bu eylem bir tür gerçekleştirme (tahakkuk) ve bir tür yaratma (poiesis) eylemi olmaktadır. Bu durumda sanat, güzelde doğmak ve doğurmak için bir yaratma, bir poiesis eylemidir. Ancak bu basamaklardan geçip, yüksek mertebelere erip, o Mutlak Güzel de (Cemâl-i Mutlak) fâni olunca O nun bir bakıma konuşan dili, yazan eli olan (!) kişinin ruhunda bu sayede yaratıcı güç meydana gelir. (Kılıç, 2004, s. 164). Bu sebepten, çoğu klasik şairin poetik bakışında tasavvufi manada şair ve yazdıkları, sıradan sözden ayrı bir yerdedir: Şi r zevkinden olmayan âgâh Ehl-i nazmı mezemmet eylemesin Kendi cehline i tiraf etsin Her kerâmâta sihr söylemesin (Fuzûli) Bâki de Fuzûli gibi kıt alarında söz, şiir ve şairlik hakkında fikirlerini beyan eder. Bu kıt aların birinde Bâki, o dönem itibariyle yerleşik bir Curr Res Soc Sci (2015), 1(3) 57

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

ÖZ GEÇMİŞ II. Akademik ve Mesleki Geçmiş

ÖZ GEÇMİŞ II. Akademik ve Mesleki Geçmiş ÖZ GEÇMİŞ I. Adı Soyadı (Unvanı) Mustafa ARSLAN (Yrd.Doç.Dr.) Doktora: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007. E-posta: (kurum/özel) marslan@ybu.edu.tr; musarslan19@gmail.com Web sayfası

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

S A I15 NUMBER Y I L08

S A I15 NUMBER Y I L08 S A I15 Y NUMBER Y I L08 Y E A R Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi Divan Edebiyatı Vakfı (DEV) yayınıdır. Yayın Türü Dizgi-Mizanpaj Baskı-Cilt Kapak Tasarım İlmî ve Edebî Divan Edebiyatı Vakfı Dizgi

Detaylı

Bu sayının editörleri: Doç. Dr. Üzeyir ASLAN Dr. Ümran AY

Bu sayının editörleri: Doç. Dr. Üzeyir ASLAN Dr. Ümran AY S A I12 Y NUMBER Y I L07 Y E A R PROF. DR. ORHAN BİLGİN ARMAĞAN SAYISI 2 Bu sayının editörleri: Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi Divan Edebiyatı Vakfı (DEV) kuruluşu olan DEV İktisadi İşletmesi yayınıdır.

Detaylı

YRD. DOÇ. DR. ABDÜLKERİM GÜLHAN 0266 6121000/4508. agulhan@balikesir.edu.tr

YRD. DOÇ. DR. ABDÜLKERİM GÜLHAN 0266 6121000/4508. agulhan@balikesir.edu.tr YRD. DOÇ. DR. ABDÜLKERİM GÜLHAN ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Abdülkerim Gülhan İletişim Bilgileri Adres Balıkesir Ü. Fen Edebiyat Fakültesi Çağış Yerleşkesi Balıkesir Telefon Mail 0266 6121000/4508 agulhan@balikesir.edu.tr

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971 Resim ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Prof. Dr. Ensar ASLAN İletişim Bilgileri :Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Adres Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığı Telefon : Mail : 2. Doğum Tarihi : 3. Unvanı

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER

JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER VOLUME: XXVII NOVEMBER 2011 NUMBER: 81 Mart, Temmuz ve Kasım Aylarında Yayımlanan Hakemli Dergi Peer Reviewed Journal Published in March, July and November ATATÜRK KÜLTÜR,

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ

FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT UYGULAMA ve ARAŞTIRMA MERKEZİ FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ JOURNAL OF HARPUT STUDIES Cilt/Volume: I Sayı/Number: 2 Eylül/September 2014 Harput Araştırmaları

Detaylı

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ

İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ DİN PSİKOLOJİSİ ÖZEL SAYISI Prof. Dr. Kerim Yavuz Armağanı Çukurova University Journal of Faculty of Divinity Cilt 12 Sayı 2 Temmuz-Aralık 2012 ÇUKUROVA

Detaylı

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 NO ADI SOYADI GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 3 SELMAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Sahibi. Afyon Kocatepe Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Ali ALTUNTAŞ. Editörler Prof. Dr. A.İrfan AYPAY Doç. Dr. Mehmet KARAKAŞ

Sahibi. Afyon Kocatepe Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Ali ALTUNTAŞ. Editörler Prof. Dr. A.İrfan AYPAY Doç. Dr. Mehmet KARAKAŞ 1992 SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Cilt IX, Sayı 2, Aralık 2007 Afyon Kocatepe University Journal of Social Sciences Vol. IX, Issue 2, December 2007 Sahibi adına Rektör Prof. Dr. Ali ALTUNTAŞ Editörler Prof.

Detaylı

5. ) Yıkmak sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

5. ) Yıkmak sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır? SEBEP-SONUÇ İLİŞKİLERİ 1.) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde beğenme söz konusudur? A) Öğrenci dediğin çalışkan ve terbiyeli olur. B) Vadi dediğin yemyeşil olur. C) İşte, çalışma dediğin böyle olur. D) Armut

Detaylı

RumeliDE. Uluslararası Hakemli. rumelide.com. ISSN: 2148-7782 (page) / 2148-9599 (online) Yıl 2015, sayı 3 (Ekim) / Year 2015, issue 3 (October)

RumeliDE. Uluslararası Hakemli. rumelide.com. ISSN: 2148-7782 (page) / 2148-9599 (online) Yıl 2015, sayı 3 (Ekim) / Year 2015, issue 3 (October) RumeliDE Uluslararası Hakemli DİL VE EDEBİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ rumelide.com ISSN: 2148-7782 (page) / 2148-9599 (online) Yıl 2015, sayı 3 (Ekim) / Year 2015, issue 3 (October) RumeliDE International

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ II. Akademik ve Mesleki Geçmiş

ÖZGEÇMİŞ II. Akademik ve Mesleki Geçmiş ÖZGEÇMİŞ I. Adı Soyadı (Unvanı) Muammer Mete Taşlıova (Doç. Dr.) Doktora: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006 E-posta: (kurum/özel) metetasliova@gmail.com Web sayfası Santral No: 0312-4667533

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez DESTANLAR VE MASALLAR Masal samed Behrengi Küçük Kara Balık Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez Yayın

Detaylı

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Sayı: 27 Eylül 2012 ISSN 1300 4921 KONYA SELÇUK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ JOURNAL OF FACULTY OF LETTERS Yılda iki defa yayınlanan ulusal hakemli

Detaylı

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:

Detaylı

JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER

JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER VOLUME: XXVII JULY 2011 NUMBER: 80 Mart, Temmuz ve Kasım Aylarında Yayımlanan Hakemli Dergi Peer Reviewed Journal Published in March, July and November ATATÜRK KÜLTÜR,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

RumeliDE. Uluslararası Hakemli. rumelide.com. ISSN: 2148-7782 (page) / 2148-9599 (online) Yıl 2015, sayı 2 (Nisan) / Year 2015, issue 2 (April)

RumeliDE. Uluslararası Hakemli. rumelide.com. ISSN: 2148-7782 (page) / 2148-9599 (online) Yıl 2015, sayı 2 (Nisan) / Year 2015, issue 2 (April) RumeliDE Uluslararası Hakemli DİL VE EDEBİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ rumelide.com ISSN: 2148-7782 (page) / 2148-9599 (online) Yıl 2015, sayı 2 (Nisan) / Year 2015, issue 2 (April) RumeliDE International

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr.

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili Ve Edebiyatı Marmara 2000 Y. Lisans Yeni Türk Edebiyatı Marmara

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ

HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt:15-16, Sayı:22-23-24-25, Yıl:2010-2011 Vol:15-16, No:22-23-24-25, Year:2010-2011 ISSN: 1303-9105 DİCLE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ Journal of the Faculty of Law of Dicle University DİCLE

Detaylı

SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ

SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ T.C. KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ JOURNAL OF SOCIAL SCIENCES Cilt 5 Sayı 9 Haziran 2015 Volume 5 Issue 9 June 2015 ISSN 2146-4561 Baskı: Matbaası - 79100

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. II. (Link olarak verilecektir.)

ÖZGEÇMİŞ. II. (Link olarak verilecektir.) ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı (Unvanı) İsrafil BABACAN (Doç.Dr.) Doktora: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008. E-posta: (kurum/özel) ibabacan@ybu.edu.tr; ibabacan76@gmail.com Web sayfası Santral No:

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Fatih Mehmet SANCAKTAR. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Milli Egemenlik Düşüncesinin Gelişimi: Hüseyin Cahit (Yalçın) Örneği (1908-1924)

Fatih Mehmet SANCAKTAR. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Milli Egemenlik Düşüncesinin Gelişimi: Hüseyin Cahit (Yalçın) Örneği (1908-1924) KİŞİSEL BİLGİLER Ad ve Soyadı Unvanı Adres e-posta Doğum Medeni Durumu MESLEKÎ DENEYİMİ Arş. Gör. 06.1.199 Yrd. Doç. Dr..06.006 Yrd. Doç. Dr. 18.11.010 EĞİTİM-ÖĞRETİM DURUMU Lisans 199 Yüksek Lisans 1996

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ISSN 1302 6658

Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi ISSN 1302 6658 Kocaeli Üniversitesi ISSN 1302 6658 Yusuf Bayraktutan, Yüksel Bayraktar Yakınlaşma Kriterleri Bağlamında AB Genişlemesi ve Türkiye Tahir Büyükakın, Cemil Erarslan Enflasyon Hedeflemesi ve Türkiye de Uygulanabilirliğinin

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Selçuk Üniversitesi 1979-1984. Y. Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Cumhuriyet Üniversitesi 1992-1993

Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Selçuk Üniversitesi 1979-1984. Y. Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Cumhuriyet Üniversitesi 1992-1993 1. Adı Soyadı: H. İbrahim DELİCE 2. Doğum Tarihi: 01 Nisan 1964 3. Unvanı: Prof. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Selçuk Üniversitesi 1979-1984 Y. Lisans

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

. Uluslararası Akdeniz Karpaz Sempozyumu: Lefkoşa - KKTC

. Uluslararası Akdeniz Karpaz Sempozyumu: Lefkoşa - KKTC . Uluslararası Akdeniz Karpaz Sempozyumu: Tarihte Kıbrıs (11 13 Nisan 2016) The I st International Symposium on Mediterranean Karpasia Cyprus in History (April 11-13, 2016) Lefkoşa - KKTC Kıbrıs, tarihin

Detaylı

Bu sayının Hakemleri

Bu sayının Hakemleri Bu sayının Hakemleri Doç. Dr. Osman Aydınlı (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. Metin Bozkuş (Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. İbrahim Görener (Erciyes Üniversitesi İlahiyat

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

Bu sayının editörleri: Doç. Dr. Üzeyir ASLAN Dr. Ümran AY

Bu sayının editörleri: Doç. Dr. Üzeyir ASLAN Dr. Ümran AY S A I11 Y NUMBER Y I L06 Y E A R PROF. DR. ORHAN BİLGİN ARMAĞAN SAYISI 1 Bu sayının editörleri: Doç. Dr. Üzeyir ASLAN Dr. Ümran AY Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi Divan Edebiyatı Vakfı (DEV) kuruluşu

Detaylı

(TÜRKÇE) I. (Ana sayfada görünecektir.)

(TÜRKÇE) I. (Ana sayfada görünecektir.) (TÜRKÇE) I. (Ana sayfada görünecektir.) Adı Soyadı (Unvanı) Akartürk Karahan (Yrd.Doç.Dr.) Doktora: Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009 E-posta: (kurum/özel) akartrk@yahoo.com Web sayfası

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

KIRMIZI KANATLI KARTAL

KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 1. basım Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın

Detaylı

ULUSAL SEMPOZYUM TARİHİ SÜREÇTE MEVLÂNA VE ESERLERİ

ULUSAL SEMPOZYUM TARİHİ SÜREÇTE MEVLÂNA VE ESERLERİ ULUSAL SEMPOZYUM TARİHİ SÜREÇTE MEVLÂNA VE ESERLERİ 08-10 ARALIK 2011 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ ALAEDDİN KEYKUBAT YERLEŞKESİ S. DEMİREL KÜLTÜR MERKEZİ KONYA Sempozyum Onursal Başkanı Prof. Dr. Süleyman OKUDAN

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

BUCA TOKİ TURGUT ÖZAL O.O UYGULAMANIN BAŞLAMA VE BİTİŞ TARİHİ 24.02.2014-05.06.2014 MDR. BURHAN SAVAR

BUCA TOKİ TURGUT ÖZAL O.O UYGULAMANIN BAŞLAMA VE BİTİŞ TARİHİ 24.02.2014-05.06.2014 MDR. BURHAN SAVAR BUCA TOKİ TURGUT ÖZAL O.O UYGULAMANIN BAŞLAMA VE BİTİŞ TARİHİ 24.02.2014-05.06.2014 MDR. BURHAN SAVAR İKİNCİ ÖĞRETİM MDR. YRD. SELÇUK ESER 1. 2010261011 2. 2010261012 3. 2010261013 4. 2010261014 5. 2010261015

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yabancı Diller İngilizce (KPDS 2011/71.25), Arapça (Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı mezunu)

ÖZGEÇMİŞ. Yabancı Diller İngilizce (KPDS 2011/71.25), Arapça (Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı mezunu) ÖZGEÇMİŞ I. Adı Soyadı (Unvanı) Zeynep Tek (Arş.Gör.) Yüksek Lisans Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü (2013) Doktora: Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü (Devam

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz Zehra Aydüz, 1971 de Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

RECENT PERIOD TURKISH STUDIES

RECENT PERIOD TURKISH STUDIES YAKIN DÖNEM TÜRKİYE ARAŞTIRMALARI RECENT PERIOD TURKISH STUDIES ISSN 1304-9720 CİLT/VOLUME:12 YIL/YEAR: 2013 / 1 SAYI/ISSUE: 23 Yılda İki Kez Yayımlanan Ulusal Hakemli Dergi National Peer Reviewed Journal

Detaylı

İ m t iy a z S a h ib i. Hakan YILMAZ. Editörler. Yard. Doç. Dr. Nevzat Gündağ Yard. Doç.Halide Arslan Hakan YILMAZ Dr. Suzan Akkuş.

İ m t iy a z S a h ib i. Hakan YILMAZ. Editörler. Yard. Doç. Dr. Nevzat Gündağ Yard. Doç.Halide Arslan Hakan YILMAZ Dr. Suzan Akkuş. İ m t iy a z S a h ib i Hakan YILMAZ Editörler Yard. Doç. Dr. Nevzat Gündağ Yard. Doç.Halide Arslan Hakan YILMAZ Dr. Suzan Akkuş Bölüm Editörleri Doç. Dr. Yusuf Kılıç Yrd Doç. Dr. Minara Aliyeva Prova

Detaylı

GELENEKTEN SAPMALARIN KİTABI: OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ

GELENEKTEN SAPMALARIN KİTABI: OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ GELENEKTEN SAPMALARIN KİTABI: OSMANLININ GÖRSEL ŞİİRLERİ Ahmet AKDAĞ 1. Dr. Özer ŞENÖDEYİCİ : Şenödeyici, 1981 yılında Kocaeli de doğdu. İlk ve ortaöğrenimi bu şehirde tamamladıktan sonra 1999 yılında

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

ANTROPOLOJĐ ANKARA ÜNĐVERSĐTESĐ DĐLVE TARĐH-COĞRAFYA FAKÜLTESĐ (FĐZĐK ANTROPOLOJĐ PALEOANTROPOLOJĐ SOSYAL ANTROPOLOJĐ) OCAK-2014 ISSN : 0-378-2891

ANTROPOLOJĐ ANKARA ÜNĐVERSĐTESĐ DĐLVE TARĐH-COĞRAFYA FAKÜLTESĐ (FĐZĐK ANTROPOLOJĐ PALEOANTROPOLOJĐ SOSYAL ANTROPOLOJĐ) OCAK-2014 ISSN : 0-378-2891 ISSN : 0-378-2891 ANKARA ÜNĐVERSĐTESĐ DĐLVE TARĐH-COĞRAFYA FAKÜLTESĐ ANTROPOLOJĐ (FĐZĐK ANTROPOLOJĐ PALEOANTROPOLOJĐ SOSYAL ANTROPOLOJĐ) SAYI 27 OCAK-2014 ANKARA 2014 ANKARA ÜNĐVERSĐTESĐ DĐLVE TARĐH-COĞRAFYA

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ISSN : 1307-4474. Ege Journal of Education 2013 (14): 1

ISSN : 1307-4474. Ege Journal of Education 2013 (14): 1 ISSN : 1307-4474 2013 (14): 1 EGE EĞİTİM DERGİSİ Sahibi / Owner Prof. Dr.Süleyman DOĞAN Eğitim Fakültesi adına Editör (Editor) Doç. Dr. Dilek Yelda KAĞNICI Editör Yardımcıları (Asistant-Editor) Yrd. Doç.

Detaylı

FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ

FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT UYGULAMA ve ARAŞTIRMA MERKEZİ FIRAT ÜNİVERSİTESİ HARPUT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ JOURNAL OF HARPUT STUDIES Cilt/Volume: III Sayı/Number: 1 Mart/March 2016 Harput Araştırmaları

Detaylı

15 İNCİ ULUSAL ANTALYA MATEMATİK OLİMPİYATLARI ÖDÜL TÖRENİ

15 İNCİ ULUSAL ANTALYA MATEMATİK OLİMPİYATLARI ÖDÜL TÖRENİ 15 İNCİ ULUSAL ANTALYA MATEMATİK OLİMPİYATLARI ÖDÜL TÖRENİ Değerlendirme Jürisi Başkanı Prof. Dr. İlham ALİYEV Onursal Başkan Prof. Dr. İsrafil KURTCEPHE Rektör 17 MAYIS 2010 Düzenleme Kurulu Başkanı Prof.

Detaylı

İSMEK İN USTALARI DURUŞ İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI DURUŞ İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ İSMEK İN USTALARI İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ İSMEK USTA ÖĞRETİCİLERİ EBRU, MİNYATÜR VE TEZHİP SERGİSİ 3-10 Haziran 2014 / CRR Konser Salonu Fuayesi Başkan dan ni tarihe yazdırmış

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Ali Bulut İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (01) 51 81 00 Mail : abulut@fsm.edu.tr. Doğum - Tarihi : 1.0.1973

Detaylı

Prof. Dr. Osman HORATA Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı

Prof. Dr. Osman HORATA Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı DANIŞMA KURULU Prof. Dr. Mustafa İSEN Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman HORATA Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof.

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

Tercih yaparken mutlaka ÖSYM Kılavuzunu esas alınız.

Tercih yaparken mutlaka ÖSYM Kılavuzunu esas alınız. TABLO ÜNİVERSİTE Tür ŞEHİR FAKÜLTE/YÜKSOKUL PROGRAM ADI AÇIKLAMA DİL 4 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ Devlet ADANA Ziraat Fak. Bahçe Bitkileri MF-2 280,446 255,689 47 192.000 4 ANKARA ÜNİVERSİTESİ Devlet ANKARA

Detaylı

VIII. Klâsik Türk Edebiyatı Sempozyumu (Alî Emîrî Hatırasına)

VIII. Klâsik Türk Edebiyatı Sempozyumu (Alî Emîrî Hatırasına) VIII. Klâsik Türk Edebiyatı Sempozyumu (Alî Emîrî Hatırasına) 15-17 Kasım 2012 DİYARBAKIR Dicle Üniversitesi Edebiyat ve Sanat Topluluğu ile Erciyes Üniversitesi Klâsik Türk Edebiyatı Topluluğu tarafından

Detaylı

Yüksek. Eğitim bilimleri. Eğitim bilimleri

Yüksek. Eğitim bilimleri. Eğitim bilimleri ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Salih Bolat 2. Doğum Tarihi:.7.1956. Ünvanı: Yrd.Doç.Dr 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Lisans Sosyal Politika Yüksek Lisans Eğitim bilimleri Doktora Eğitim bilimleri Üniversite

Detaylı

GRUP. Devam Çizelgesi UYGULAMA OKULU KOORDİNATÖRÜ UYGULAMA SINIFI. ÖĞRETMEN ADAYININ NUMARASI Kübra Nur SAYAN Bircan ÇAM. 1.

GRUP. Devam Çizelgesi UYGULAMA OKULU KOORDİNATÖRÜ UYGULAMA SINIFI. ÖĞRETMEN ADAYININ NUMARASI Kübra Nur SAYAN Bircan ÇAM. 1. Kübra Nur SAYAN Bircan ÇAM Tülay SANCAR Özlem ESEN Yeliz KUMAŞ Kübra TUNCA Vasfiye KALAMAN 7 Mart Ortaokulu Orhun BÜYÜK Şehmuz BULUT Yrd. Doç. Dr. Mustafa CANSIZ Engin SÖNMEZ Murat YÖNDEM (İ.Ö.) Sultan

Detaylı

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TDE729 1 3 + 0 6 Sosyal bilimlerle ilişkili

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı