ev Türk kendine dön Irak Türkleri ve Uyuyan iktidar

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ev Türk kendine dön 12.10.1970 Irak Türkleri ve Uyuyan iktidar"

Transkript

1 ev Türk kendine dön Irak Türkleri ve Uyuyan iktidar

2 DEVLET* 12EKİM 1970 * SAYFA : 2 Yüzümüze Bulaştırdık Batı Trakya yaramızdan sık sık söz açarız. Acizane tavsiyelerde bulunmaya çalışırız. «Misilleme yapalım» deriz* THo'nun örnekleri ardır çünkü karşımızda. Adam, ancak «Misilleme» UcYunanistandaki, Yugoslav'lara «adam kişi» muamelesi edilmesini sağlamıştır. Batı Trakya üzerine yazan çizenlerin cümlesi, ayni konuda birleşirler. Falan filan... Geçenlerde bir haber duymuş, pek hoşlanınıştık. Malûm, Yunan ilgilileri, Batı Trakya Türklerinin okuma hırını çeşitli şekilde engellemeye çalışırlar. Kötü ders programlan; kitapsız dersler. Gelmeyen öğretmenler. Türklük şuuru ııa sahip çocukların rahatsız edilmeleri, hatta sık sık dövülmeleri gibi. En son da pek üstün bir fikir bulmuşlardı. Türk çocnklan oku! atlar ken, mutlaka özel ve sıkı bir imtihana tabii tu (uluyor, pek çoğu bu şekilde bir üst okula devam edebilme şansını kaybederek, eleniyordu. Benim duyduğum haber; bizimkilerin de buna karşılık, İstanbul'daki Rum okullarında ayni metodu uygulamaya karar verişleri olmuş tu. Hatta imtihan günü YC münıeyizler de tespit edilmişti. Fakat ne döndü, nasıl döndü, niçin döndü bilinmez bir oyun, bir dalevenu. İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü, imtihanları kaldın* vermiş, öyle alel acele alınmış bir karar ki, se çilen mümeyyizlerin bile haberleri olmamış da, o gün okula gidip, dönmek zorunda kalmışlar. Öfkeden çok, yorgunluk duydum. Sanki son suza ulaşan bir yorgunluk. Bütün ümitleri solduran, yok eden. Bu ne denlû bir zihniyettir kî; küçük hesaplan ya da patrikhane vs. gibi, bilmem ne hal tın baskılanın «millî çıkarlarımızdan» üstün tutar? Ta can evine değil yalnız, milletinin mu kadderatına uzanan hançere karşı; tebessüm e- dip, gül uzatır.. Yıllar yılı onlar dışardan, bi* zimkiler içerden çapındılar, tüketemediler a- nıa; kemirdiler memleketimizi, millî varlığımızı, diğerlerimizi ve inançlarımızı.. Fakat bakıyorum, yetmemiş... Sürüngenlerin dış gıcırtıla n devam ediyor. Rum okullannda dönen dallvera, duyduğumuz o ses... Ve ortada bir gerçek var. Ağırdan da olsa bir misilleme yapmağa kalkdık; yüzümüze bulaştırdık. Neden, niçin? O kadarım çözmeğe yetmiyor aklım. Fakat bir meclis soruşturması açılırsa bu konuda, çok iyi olacaktır. Sayın parlementerlerimizden bunu İstemek hakkımız, kemirilmekten kurtulup da a- yakta kalmaya çalışan fek tarafımızın yüzü suyu hürır tine. Bundan evvelki bir yazımda, Fransada yaygın bir hale gelmiş ve halkı bezdirmiş olan öğrencilerin sokak hareketlerine bir son vermek üzere ağır cezalan ihtiva eden (non-casseur) kanununun kabul edildiğinden bahset miş ve bu memleketin tanınmış avukatlarından bir zatla konuşmamı nakletmiştim. Bu hukukçu, (Fransa'da bu hareketleri önleyecek mevzuat yok mu idi?) diye sorduğum suale cevap ola - rak (Elbette vardı. Fakat tatbik edilmiyordu) demişti. ı İŞLEMEYEN KANUNLAR Bizde de bu hareketler alabildiğine olduğuna ve kimse de he men hemen ceza görmediğine göre acaba kanunlarımızda boşluklar mı vardır? Kısa bir tetkik bu hareketleri mâni olmak için yeterli mevzuatımız olduğunu göstermektedir. Meselâ siyasetle uğraşan talebe cemiyetleri vardır. Halbuki, Cemiyetler Kanununun 3. maddesi bakın ne di yor: (Talebe cemiyetleri her ne şekilde olursa olsun siyasetle iş tigal edemez ve bulundukları mektep ve müesseselerin idare lerine karşı harekette buluna mazlar.) Simdi soralım. Durum böyle mîdir, bu tatbik ediliyor mu? Cemiyetler Kanunu, (Aile, ce maat, ırk esasına veya adına da yanan cemlvet kurulamaz) der. Halbuki (Devrimci Doğu Kültür Ocakları) vardır. Kürtlerin ayrı bir millet olduğunu iddia e rjerek Kürdistanın Türkiye için de federal bir devlet olması lâzım geldiğini savunmaktadır. Toplantılarında Kürtçe şiirler o hınur, şarkılar söylenir, nutuklar çekilir. Aynı kanunun 36. maddesi: (Cemiyetlerin merkezlerinde ve müesseselerinde her nevi silâh bulundurmak yasaktır. Avcı lık ve spor cemiyetlerinde meşguliyetlerinin icap ettirdiği si - lâhlan bulundurmaya Bakanlar Kurulu izin verebilir) demektedir. Türk Ceza Kanununun 189. maddesine göre şunlar silâh kap samına girer: (Ateşli silâhlar, patlayıcı mad deler, tecavüz ve müdafaada kul lanı lan her türlü delici, kesici veya bereleyici âletler, yakıcı, aşın dinci, yaralayıcı eczalar, her türlü zehirler, boğucu ve kör edi ci gazlar.) Görülüyor ki bugün üniversi telerimizde cereyan eden hâdise lerin he_psin! men'eden kanun hükümleri mevcuttur. Fakat tat bik edilmemektedir. t SENDİKALAR VE KANUNLAR Gelelim sendikalara.. Sendika ların siyasetle meşgul olamaya caklan ve siyasî partilerle ilişki kuramayacakları malûmdur. Ve meselâ 624 sayılı Devlet Personeli Sendikası Kanununun 14. maddesi şöyledir: (Bu sendikalar siyasi faaliyet te bulunamazlar. Siyasî bir te^ - şekkülün leh ve aleyhinde bir davranışta bulunamazlar. Grev teşebbüs ve faaliyetlerini destek leyici davranışlarda bulunamazlar.) Kanunun bu kadar sarih hükmüne rağmen (Tievlet Personeli Sendikası) nm tutumu meydandadır. Kanunun men'ettiği bü - tün bunları rahatlıkla yapmak - ta, gazete ve radyolarda istediği gibi neşriyatta bulunmaktadır. 171 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu vardır. 23. maddesi de şöyledir: (Toplantı veya yürüyüşlere, a teşli silâhlar, patlayıcı madde ler, kesici ve delici aletler, maddelerini hâmil olarak katılanlar için altı avdan iki vıla kadar ha pis cezasına hükmolunur.) Silâh ruhsatı olanlar dahi top lantı ve yürüyüşe gelirken sllâh- İannı taşıyamazlar. Toplantıyı dağıtmak isteyen zabıta kuvvet lerine karşı silâhla mukavemet e denlere üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Bu sarih kanun maddelerine rağmen örfi İdare İlânını icabettirecek kadar vahim olan 16 Haziran olaylarının nasıl bir so zsuca bağlandığını hepimiz bil mektevlz. Türk Ceza Kanununun bütün maddelerini burada savmaya im i YENAL Tatbik Edilmeyen kân yoktur. Sadece yukarıdaki - ler dahi bugün Türk milletinin sabrını tüketmiş olan hâdiseleri Önlemeye yeterlidir. Yani kanun lanmızda boşluk yoktur. Bun - lar tatbik edildiği takdirde, siya setle meşgul olan cemiyetler ka patılır, Üniversiteler, cemlvet merkezleri ve vurtlar silâh deposu olmaz, molotof kokteyli i- mâl edilmez. Toplantı ve yürü vüşlerde sopa v.s. taşınmaz taş atılmaz. Yeter ki kanunlar tatbik edilsin. DEVRİM VE DEVRİMCÎ Bugün bir (devrimi ve (dev Kanunlar rimci) lâfı almış yürümüştür... İlk nazarda bu İlerici gibi bir mânâya alınabilir Fakat mes'e lenin aslı bu değildir... Dil Kuru manan Türkçe sözlüğünde (dev rim) kelimesinin mânâsı şudur: (Pek kısa bir zaman İçinde meydana gelen temelli ve önemli değişiklik) Bunu (ihtilâl) mânâsına almış lardır. önüne (Devrim) veya (Devrimci) kelimesi konan cemiyetler (ihtilâlci) mânâsını taşımaktadır. Bugün, şimdfye kadar görül memiş bîr solcu neşriyat almış yürümüştür. Kitapçı vitrinlerinde (Lenin) ve Mao) va alt cilt cilt eserler teşhir edilmektedir. Gazete ve dergilerde solcu ihtilâli bağıran yazılar, şiirler ve re simler pervasızca yayınlanmak tadır. (Türk Milleti tabiri bir ke nara bırakılmış) Türkiye halkla n tabiri bunun verini almıştır, j Türkiye halkları tabirini radyo ve televizyonda dahi duymak tayız. Türk Ceza Kanununda bu, nun da yeri vardır madde nin 4. fıkrası (Millî hissiyatı yok' etmek veya azaltmak) mânâsına gelen bu hareketleri men'eder. Aynı vavınlann içinde halkırt kanunlara karşı gelmesini teş vik eden vazılara sık sık rastlar! maktadır Halbuki Ceza Kanu - nunun 155. ve 165. maddeleri uy gulanırsa bunlar vazılamaz. HUZUR SÜKÛN VE KALKINMA Türkiye, birçok sebeplerin tesiri altında iktisaden geri kal mıştır. İkinci Dünya Savaşından bu vana, birçok fedakârlıklar va parak bu durumdan sıyrılmaya ve kalkınmaya uğraşmaktayız. Kalkınmaya uğraşmaktayız. Kal kınmanın başlıca şartı da mem leketin huzur ve sükûn içinde olmasıdır. Halbuki huzurun bozulması için her türlü çaba sarf edilmek ve bu gayretler her gün biraz daha organize bir hale gelmektedir. Huzuru bozanlar, bu cesareti ve bu imkânı nasıl ve nereden bulmaktadırlar Bu konuya ayri ca inceleyeceğiz. I (TERCÜMAN) I KÜRSUT İHTİLÂLİ DESTANI J Niyazi Yıldırım GENÇOSMANO&U Niyazi Yıldırım GENCOSMANOĞLU bu kitabının konusunu, ATSIZ'ın «BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ» adlı romanından alarak destanlaştırdıt Yılın San'at hadisesi olan Hu kitabi, bkuvucuîarimîza tavsî t e ederiz. Fiat]: 5. Lira. Posta pulu karşılığında P JC. 284 Bakanlık lar Ankara Adresinden isteyiniz.

3 DEVLET * 12 EKİM 1970 * SAYFA : 3 * * Çaguııızın büyük Türk sanatçısı Zeynep HANLAR Rus Ur tarafından işkence edilerek öldürüldü. (Gazctefart ' Devlerden lifli DEıMİREL İKTİDARI IRAK TÜRKLERİ KONUSUNA EĞİLMEK ZORUNDADIR * Osmanlı İmparatorlusunun parçalanmasuıda nsonra İngiliz ve Fransızların vani o devirden en güçlü iki emperyalist devlerin Orta Doğu'da meydan getirdikleri sun'î devletlerden biri 'de Iraktır. Gerek insan unsuru bakımından gerekse coğrafi özellikler itibarivle bu oölgedekl devletlerin ayrı olmalarını gerekil knan sebepleri tâvin etmek kolay değidir. Hudutar hangi ölçülere göre tâvîn edilmiştir yahut millet tarifini ihtiva eden maddî ve manevî şartlardan hangilerine göre bu devletler ayrılabilmiş* lerdir. Bu suallerin verilemiyen cevaplarının gerisinde gerçek isefcepîer bütün açıklığıyla fark edilebilir. Hudutlan, topraklan, /bayrakları ve nlhavet Osmanlı Devletine ihanet etmenin mükâ-.îatı olarak kendilerine Maieste İngiliz Kralı tarafından taht ^bahşeden hanedanlarıvla birlikte uydurma devletlere vücut ve-!ren ölçü emperyalist devletlerin bölgedeki çıkarlarıdır. Bu çıkarların basında zengin petrol yatakları gelmektedir. Petrol bir taraftan geniş kitlelere refah ve mutluluk getirir- Ven diğer taraftan bazı toplulukların karanlık bir kaderi yaşajcislanna, çileli bir hayat sürdürmelerine vesile olmaktadır. Petrolün darbesine maruz kalan toplulukların basında Irak'ta yaşayan soydaşlarımız gelir. Eğer Musul ve Kerkük bölgeleri zengin petrol yataklarına sahip olmasaydı. Güney Doğu Anadolu'nun her bakımından devamı olan bu bölgeler Anavatandan koparılıp, gaspedilmezlerdi. Kerkük ve Musul bölgelerinin hudutlarımızın dışında kalmasında emperyalist güçlerin baskısı kadar kendi politikamızın: ikâfi derecede şuurlu ve atak olamavışmın rolü mevcuttur. Ya * lan tarihimiz gerçeklere uygun şekilde vazılabilirse gelecek nesil'er bilgisiz ve cesaretsiz ellerde kavbolan millî çıkarımızın bü yüklüğünü havret ve dehşetle öğreneceklerdir. İki vüz yıllık geleneksel di* politikamız kendine has kok * sü>, renksiz ve şuursuz çizgileriyle avnen bugün de devam ediyor En ufak bir haklı sebebe dayanmadığı halde, bölgenin maddî zenginliklerin! sömürmek için akla gelmedik metodlarla kıyasıya savaşan büyük emperyalist devletlerin çabalarını sesste* ce seyretmekten başka bir şey.yapamıyoruz. Oysa Irak Türkleri kor.usu maddi sebeplerin üstünde hayatî bir millî dâvadır ve bu dâvada tamamen haklı sebeplerimiz mevcutur. Kuzey Irak' ta bir devlet halinde teşkilâtlanmakta olan Barzani'nin aldığı mesafeler yurdumuzda derin etkiler doğuracaktır. Hariciyemiz başta olmak üzere bütün yetkililer gün geçtikçe ağırlaşan millî vebali omuzlarında taşıyorlar. Bugüne kadar kendi kaderle - rivle başbaşa bıraktığımız Irak'ta yaşaman Türkler meselesi şu günlerde çok kritik bir safhaya ulaşmıştır. 26 Ekim tarihinde Irak'ta genel plebisit yapılacak ve Irak'ın etnik bünyesi tâyin ve tesbit edlecek. Barzani taraftarlan bütün güçleriyle Musul vö Kerkük, vani Irak'ın bu en zengin bölgesi başta olmak üzere kuzeyde nüfus ekseriyetine sahip bulunduklarını Isbat edebilmek İçin çalışıyorlar. Irak'a bugün hâkim durumda olan Baas'cılar ise aksi yönde bîr garvret sarfediyorlar. Böylece iki kuvvetli ce* nahın arasında kalan ve bilhassa Kerkük nüfus kesafetine sahip bulunan Türkler durumlarım tam olarak aksettirememe tehll - kesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Zira bu bölgede Türk nuru- 1 sunun kalabalık olduğu gerçeğinin ortava çıkması ne Baas'cıların ne da Barzani'nin işine gelir. Irak Türkü yalnız ve gariptir.' Kendisine yakınlık gösteren, meselelerine eğilen bir Türkiye'nin! Özlemini yıllardır çeker durur. Ancak artık konunun beklemeğe tahammülü kalmamıştır. Irak'ta vaşayan Türkler en zalim metot larla bile srndirllememîstir. Türklük şuuruna tam olarak sahip tir Mesele 26 Ekim plebisitinde varlığının inkâr edilmesine yol uçacak haksızlıkların önlenmesidir Zira bu volda hukuk ve insart lık dışı çalışmalar çoktan başlamıştır. Hariciyemiz süfli sükûn* nu. ezelî meskenetini sürdüredursun Irak'ta Türklerin varlığın? inkâr edecek olan şartlar şimdiden hazırlanıyor. İş işten geçtikten sonra teşebüse geçildiği takdirde yeni bir Kıbrıs dramıyîat karşılaşmamız mukadderdir. Millî kayıplar ne kadar şümullü olursa olsun derhal tatbik ediecek müevvldellerin bulunmayışı belki de yetkilierin uyuşukluğunun en önemli sebebidir. Kerkük başta olmak üzere Irak'ta yaşayan Türklerin kaderinin meselâ Ziraat Bankasının Zirai Kredilerinden daha önemli bir mesele olduğunu idrâk edebilen İktidarlar mevcut olmadıkça elbette bu millî problem çözüle mez. Ne varki yetkililere sorumluluklarını hatırlatmak, onlardan mevkiilerinin gereğini yapmalarını istemek vatandaş olarak en tabii hakkımızdır. Devlet idaremiz her yönüyle hazin bir perişanlığın içerisinde bulunabilir; iç meselelerimizde, siyasi kavgalarımızda kinci ye incitici olabiliriz Demire! ve iktidan işgal ettikler mevkıilenıt hakkım vermeyebilirler. Bu ve bunun gibi bütün konular milli Havalar söz konusu olduğu zaman ikinci plânda kalırlar. Demire! ve iktidan Irak'ta vaşavan soydaşlanmıza karşı tarihî ve millî bir vazifeyi üzerlerine almış bulunyorl&r. Gelecek nesillerin ve bütün Türk tarihinin şaşmaz hükümleri bu meselede alacaklar tavra sıkı sıkıva bağlıdır. Demirel ve ek'»bl bir Türk Devleti'nin İdarecisine yaraşır yiğitlikle konuya eğilmeli, milletimize reva görülen açık haksızlığın düzeltilmesini burada yasayan soydaşlanmızın ıstıraplari^ nln sona ermesini temin etmelidir, DEVLET HAFTALIK MİLLİYETÇİ SİYASİ GAZETE * PAZARTESİ GÜNLERİ ÇIKAR * FİATI150 KURUŞ TEL : ev Türk kendine' don ADRES P.K. 284 Bakanlıklar ANKARA * * * HAVALE ADRESİ Devlet Posta Çeki Nu : Sahibi ve MesVJ Müdürü : I»i ahim METİM Teknik Sorumlu! Mehmet Nedim BUDAK İLANLAR} Artça sarfa renkli TA tek renk TL * U şayialar santimi «0. TA * ABONBı Yıllık 70.- TA Altı aylık 55- TA. Dit memleketler tem Ocret Od mlsh alınır * Dağıtım t GA ME DA Dizel ve Baskı t Gones Matbaacılık TAS ANKARA

4 DEVLET * 12 EKİM 1970 * SAYI'A : 4 Ergenekon MEKTUPLARI Bü DURUMA TÜRKİYE NE DER? 11 Mart Bağdat andlaşması neticesinde Irak"ta Arap ve Kürt muhtar bölgelerinin tesbitine yarayacak sayım 26 Ekimde yapılacaktır. Irak nüfusunun mühim bir oranını teşkil eden Türkleri hesaba kalmaksızın yapılacak sayım için her iki taraf Türklerin ekseriyette bulunduğu bölgelerde hem kulis faaliyetlerine girişmişler, hem de Türkleri sindirme politikalarına başlamışlardır. Biz geçen yazımızda beşinci muhtar bölgenin «Türk Bölgesi» olarak kabulünün hem Irak için, hem de Türkiye için birçok faydalan olduğunu belirtirken, hattâ Irak Araplarının selâmetinin de bu yolda olduğunu söylerken» şimdi öğreniyoruz ki, Arap dostlarıma (!) bir takım hoş olmayan hareketlere tevessül etmişler, 1959 katliâmından beri üzgün bulunan Türklerin kalbini almak yerine, onları daha da kırıcı bir takım «ayak oyunları» na baş vurmuşlardır. Irak'ın kültür merkezlerinden ve zengin bir petrol şehri olan Kerkük'ün Arap bölgesi olduğunu göstermek için buraya Arapları yerleştirmeye başlamışlar. Alel-acele kibrit şirketi, Arap Müteahhitleri şirketi vs. gibi şirketler kurarak ve bu şirketlerde yalnız Arapların çalışmasına izin vererek Kerkük'e Arapların yerleşmesini sağlamaktadular. Hattâ Kerkük'te bazı yeni semtler inşa ederek buralara da Arap ailelerini yerleştirmektedirler. Böylece half hazır durumda 25 bin ailenin yerleştiği iddia olunmaktadır. Ayrıç Türk memurlarını, özellikle nüfus idaresinde çalışan Türk memurlarını başka yerlere tâyin ederek, buralara da Arapları tâyin etmektedirler. Araplar bunu yaparken Barzani boş durur mu? O da mesleği o- lan eşkiyahğın icabını yerine getirmekte, Türkleri «sayımda Türk'üm derseniz, sonusnz fena olur» diyerek tehdit etmekte ve yine silâh zoruyla Erbil, Küfri, Henikin, Karatcpe, Kümbetler, Kızılyar ve Yaycı gibi Türklerle meskûn bölgelerde Türkçe öğretim yapılmasına mâni olmaktadır. Arapların ve Kürtlerin Türklere uyguladığı yıldırma ve sindirme politikası bu kadarla bitmiyor. Akla gelmedik usullere başvurulmaktadır. Hattâ Araplar 11 Mart andlaşmasmdan önce Türklere tanıdığı bazı kültürel hakları da geri almaya, tabii fiilen, başlamışlardır. Bütün bu olaylar, karşısında Türkiye Devletinin Hariciyesi ne yapmaktadır? Bol bol «dostluk» nutukları atmak, arkasından Türk topluluklarının haklarının yenilmesine göz yummak şeklinde bir dış siyaset anlayışıyla hareket edenlerin Irak Türklerinin meselelerine ciddiyetle eğilmeleri düşünülemez! Fakat Irak'taki olayları Türkiye'den ayrı düşünmek hem akla, hem de siyaset inceliklerine aykırıdır. Geçen hafta da yazdık. Irak'ta Kürt'lerin ekseriyette bulunduğu bir hükümetin teşkili Türkiye için bir. çok tehlikeleri beraberinde getirmektedir. Memleketimizde birkürtçülük tehlikesinin varlığı hem Millî İstihbarat Teşkilâtı, hem de Emniyet teşkilâtının kayıtlarında mevcuttur. Esasen Cumhurbaşkanımız da parti liderleriyle yaptığı görüşmelerde bu tehlikenin varlığına dikkati çekmiştir. Son Güney ' Doğu Anadolu'da yaptığı İnceleme seyahati de buradaki durumu yakından görmek istemesinin ifadesidir. Irak'ta Barzani bugün, nasıl Türkleri tehdit ediyorsa, yarın bu Türkler vasıtasıyla Türkiye'yi tehdit edecektir. Türk Hariciyesinin bu meseledeki aczi devlet bütünlüğümüzü tehlikeye sokacak bazı hareketlerin gelişmesine ve şiddet kazanmasına sebeb olacaktır. Arab dostlarımız (!) ise bugünkü hareketleriyle samimiyetsizliklerini ortaya koymuş durumdalar. Türkleri artık onların eline teslimi do Kurd'a kuzu teslim etmeye benzemektedir. Arapların bugün görülen ha reketlerinin hedefi, Irak'ta Türk unsurunu yok etme arzusunun ifadesi gibi görünmektedir. Araplar Kürtler karşısında kaybettikleri itibarlarını, Türklerin iyi niyetlerinden ve devlet saygılarından istifade ederek, soydaşlarımıza çeşitli baskı metodlarını uygulayarak kazanmak istemektedirler. O halde, Türkiye Devletinin Irak'taki olaylara seyirci kalması gaf let, hattâ ihanettir. Bir milyon soydaşımızın menfaatlerini korumak, hattâ daha da fazla, Türkiye'nin menfaatlerini korumak için sayımdan Önce Irak hükümetini uyarmalı, son birkaç aydan beri Türk bölgelerinde uyguladığı icraatları geri almasını, hattâ Irak Anayasasında yeni de ğişiklık yapılmasını ve Türklerin beşinci muhtar bölgede yeni haklarla kendi cemaat teşkilâtlarını kurmasını istemelidir. Aksi halde Türk Hükümetinin tarihî sorumluluğu büyük olacakta*. Cezmi KIRIMLIO&LU olaylar* düşünceler yorumlar' Gazi Eğilim Açıldb Gazi Eğitim Enstitüsü 1. Ekim Perşembe günü ders yılı tedrisatına başlamıştır. Okulun açılışı dolayısiyle bir tören düznlenmiş ve törenin konuşmasını okul müdüresi Naciye öncül yapmıştır. Naciye öncül konuşmasında «Okulumuz Gazi Mustafa Kemâl' in adım taşımaktadır. Onun ilkeleri ne sahip çıkmak sizin ve bizim görevimizdir. Atatürk ilkeleri Türk'ün Türkten başka dostu olmadığını belirler. Türkiyenin yücelmesi ve yükselmesi sizlerin çalışmalarına bağlıdır. Anarşi hareketleri, ilim ve ahlâk dışı davranışların Türk Devle tine birşeyler kazandırmayacağı aşi kârdır. Sizleri bütün fikirlerin serbestçe tartışıldığı ve tartışılacağı bir eğitim yuvasında bir ve beraber görmek isterim» demiştir. Okul Müdüresi bu konuşmasını bitirdikten sonra ancak Öğretmenler tarafından alkışlanmış öğrenciler ise «fikirlerin serbestçe tar tışılacağı yer olmadığını belirler bir şekilde» alkışlamamakla protesto da bulunmuşlardır. Okul Müdüresinin konuşmasından sonra Gazi Eğitim Enstitüsü öğrenci Derneği Başkanı bir konuş ma yapmıştır, öğrenci Derneği Baş kanı yaptığı konuşmada «Gazi Eği tim Enstitüsünde egemen olan biz Millî Demokratik devrimciler karşı devrimci güçleri tanımıyoruz. Onla rın burada okuma olanakları yoktur.» demiştir. Konuşma sonunda hiçbir yetkili öğrenci derneği başka nın bu sözlerine karşı tepki göster mem iştir. Açılış töreninden soma eyleme (!) geçen komsomollar okula gelen milliyetçi öğrencileri teker teker yakalayarak öğrenci derneği mahzenlerine indirerek dövmüşlerdir. Gazi Eğitim Enstitüsü komsomolları sadece öğrencileri dövmekle kalmamışlar. Enstitüde çalışan Necati Erdoğan adlı bir mernuruda yine okulun mahzenlerine indirerek dövmüşlerdir. Necati Erdoğan adlı memur komünist öğrencilerin dayağından sonra hastaneye sevkedılmiş ve bir haftalık rapor almıştır. Bir süreden beri devam eden olaylar Gazi Eğitim Enstitüsünde gittikçe had safhaya ulaşmaktadır. Okul idarecilerinin komünist öğren çilerin okulda yarattıkları tedhiş ve terör harekeleri karşısında ne gibi bir tedbir alacağı merakla bek lenmektedir. a Anarşi Devam Ediyor SIRA ERKEK TEKNİKTE I Gazi Eğitim Enstitüsünün açılışı ile başlayan komünist törör ve tedhişi hafta içinde Erkek Teknik Yüksek öğretmen Oku lunun açılışı ile devam eti. Ga zi Eğitim Enstitülü komünist öğ rencilerle ETYÖ okulu komünist öğrencileri komünist olmayan öğrencileri okula sokmamayı ka rarlaştırdılar. Okulun açılış günü olan 6 Ekim 1970 günü elle rinde silâhları ile Gazi Eğitim Enstitüsü bahçesinde mevzlleaı diler. Okulun açılışına gelen komünist olmavan öğrenciler silâh lı komsomollarca kurşun yağ - murana tutuldular. Ancak komü nist olmayan öğrencilerin hızla okula sığınmaları kurşun yemelerini engelledi. Fakat olav yerin den kaçamayan körler okulu öğ rencisi 12 yaşındaki Hamdi Güfdal ile Erkek Teknik Yüksek Öğ retmen Okulu birinci sınıf öğren cisi Hüseyin Tüvsüz komünist öğrencilerin kurşunlarından kur tutamamışlardır j Olaydan sonra Gazi Eğitimli komünist öğrencilerin ihbarı üze rine polis ETYÖ okuluna gitmiş ve bir arama yapmıştır. Arama da hiçbir şev ele geçiremeyen Emniyet mensupları okula sığın mış bulunan komünist olmayan öğrencilerden üçünü göz hapsi - ne almıştır. Ancak polis yetkilile ri adeta bir silâh deposu haline getirilen ve halen komünistlerin işgali altında bulunan ve Erkek Teknik Yüksek öğretmen Oku #' lunun açılışına giden öğrencile* re ateş edilen Gazi Eğitim Ensti tüsünü aramamıştır. ÜLKÜ OCAKLARI NE DİYOR öte vandan Ülkü Ocakları Bif ligi ETYÖO hadiseleri ile ilgili olarak bir bildiri vavmlamıştır. Ülkü Ocakları Birliğinin bildirisinde şövle denilmektedir. «Dün Eı kek Teknik YükseK öğretmen Okulunda meydana gelen silâhlı saldırıda bir masunu iki öğrenci varalandı, üç masum öğrenci de suçlu ilan edilerek ad liveve sevkedfldi Böylece yüz lerce öğrencinin silahlı çatışmasında beş kurban seçildi. Siyasa!j Bilgiler Fakültesinde solcular^ Kuseyri'y? öldürdü, suçlu olarakîmilliyetçi bir öğrenci yakalandı^ Gerçek suçlu, eerçek katil kim? ] Kamu oyuna ilân ediyoruz. 1 gerçek katil polis şefleri ve ikti, dardır. O'avın patlak vereceği çok önceden emniyete ve Mi lift Eğitim Bakanlığı Erkek Teknik* öğretim Genel Müdürlüğüne bil dirildi&i halde hiçbir tetbir alırt mamıştır. öğrenci hareketlerine de polis daima olavın çıkmasını beklemekte, kan gövdeki götür *: dükten sonra suçlu aramaya kö vulmaktadır. Köşe başlarına yetfj leşmlş solcular vasıtasiyle da r suçlar masum milliyetçi öğren-! çilerin üzerine vüklenmektedir- Polis şefleri adeta solcularla giz] îi bir anlaşma imzalamış gibi sol; cu katilleri hiç aramamakta ve yakalamamakta iftiraya uğraa mış millivetçi öğrencilere karşı; ise yıldırım harekâtına geçmek: tedir. ]i Dünyanın her yerinde mark* şistler polis şefleri ile çatışma halindedirler. Bizde bu kaide işi İçmemekte başta İçişleri Bakanı" olmak üzere polis şeflerine sol*] cular tarafından en ufak bir ten kit dahi vöneltilmemektedir. I Biz suçluları yakalayıp adliye, ye teslim edivor ve görevimiz^ kanun çerçevesinde yapıyoruz di^ ven iktidarın başı, acaba Yusuf] tmamoğlu'nun, Süleyman öz-j men'in Hamdl Gürün, A. Paşâh Aydın'ın katillerinin kollarınîj sallıvarak başkent caddelerinde^ gezdiğinden haberdar mı? Tekrar edrvoruz, bu cinayet lerln gerçek katili iktidardır, fayların çıkmasını önlemek içimfj hiçbir tetbir alınmamakta, ka *] mu oyunun dikkatini öğrenci hslj reketferîne çekerek iktidarın adj imi hövlece etelemek istemekte! dlr. Bu vol hatalıdır, memîeke m te ook zarar verir. Ülkücüler olarak anayasanîff tan'rhtf» hak ve hürriyetleri sonu na kadar savunacağımıza Türk'

5 - ' DEVLET * U SKİM 1970 * SAYFA : 5 RMMHI Eğitimde Bile Bile Lâdes... ft!' : m Eğitimde yenilik, eğitimde reform, adını ne koyarsanız koyunuz, şu son günlerde ve eğitim şûrası birşeyler, söyleniyor, düşünülüyor ve yapılmak isteniyor. Bu konuda iyi niyetli çabalara binlerce se lamlar, saygılar. Fakat aynı konuda birşeyler ümit edenlere ve özlemle tutuşanlara aynı ölçüde eyvanlar... Niye mi? Yani cevabını birlikte İnceliydim ve işe, anlayışla, iyi niyetle başlayalım. ÖĞRETİMDE REFORM 1 Öğretim önce, eğitimin bir vasıta sidir. Eğitimin amaçlarına göre şekil ve yön verilir. Ancak öğretimin, eğitim amaç İarı emrinden çıktığı yer ve zamanlar da vardır. (Ve ancak bu ver ve zamanda tek basma ele alınabilir.) Öğretim, toplumsal jmarlar acısından esitime eöre bir teknik tir. Teknik, kendisiyle birlikte, kendisini reforme edecek ve uygulanmasını sağlaya cak metodlan, di&er bir ifade ile mecburi yctleri de «etirir. Bu içlçelik teknik gelişmenin tabiatıdır. Yukarıdaki genellemelerin ışığı altında şu sonuca varabiliriz. Öğretim, İhtiyaç hissedilen yerde ve zamanda, ihtiyaç hissedildiği şekil ve konunda tek başına ve kendisiyle birlikte getirdiği uygulama avantaları ile ele almabi lir, başarılı olabilir. 2 Öğretim alanı amaç, konu ve mc Kulları Itibarivle bilim çevrelerinin İlgi ala nı İçindedir. Bövle oluşu polemiklerden uzak kalmasına imkân verir. Organizasyonu çabuk ve kolav olur. Çünkü, metodla rın seçiminde ölçü ve ilke bilimdir, konular ihtlvaçlardan gelen mecburiyetler altın da seçilir ve amaçlan mevziidir. 3 öğretim alanında değişmeler ve gelişmeler toplumun İhtiyaçları yönünde yanılacağından, toplumsal murakabenin güçlükler yaratması düşünülemez. Zatıert öğretim alanında değişme, gelişme, toplum sal favda endişesinin soktuğu mecburiyetlerdir. Yani, vabancı dil yeni cihazfarla öğretilir, kalorifer ocakçıları İçin ocak yakma kursu açılır, Eskişehir Sanat Enstitüsüne lületaşı isleme dersleri konur, elli vıl önce düşünüce akla gelmiyecek bir konuda (Otelcilik) okul açılır. Bunlar tebrik edilecek isler ve basan lar delildir. Görevlilerin varlıklarının sebebidir. Ne reformdur, ne de siyasî propa ganda vesilesi olabilirler Itoın sözün kısası, asgari görevdir. Ehliyetli yönetim kadrolannın İşbaşında bulunduğu yerlerde bu hususların, kamu ovu ihtiyacını ifade eder. Yönetim de zaten çelişme vi. İstatistikleri, İhtiyaçla n takin edeceğinden gerekeni yapar. Sonuç olarak öğretim alanı, bilimsel bir ortamda, basit hesaplardan uzak bir tarzda ele alınmalı, bu arada tablatiyla ge tirilen yenilikleri ve hasanlan gelişmeyi ge ride kalan asıl meselelerin önüne süslü bir paravana gibi koyarak, bu ülkeyi seven ve gerçek hamleyi hasretle bekleyenleri üzmemelldir. Şunu da unutmamalıdır ki, bu asil ızdırabm hesabını vermek, zamanı geçince mümkün değildir. Izdıraplann birleşip infiale dönüştüğü gün, artık zaman geçmiştir. EĞİTİMDE REFORM Eğitim bir amaçtır ve vasıtası öğretimdir demiştik. Ancak, eğitim de toplumsal iyileşmenin bir vasıtasıdır. Daha doğrusu vasıtalanndan biridir, tşte bu gerçek bizi, eğitim alanında, öğretim alanından daha çok düşünmeye, daha çok önem vermeye zorlamakta, karsımıza daha büyük eüelükler çıkarmaktadır. Burada öğretim alanındaki avantalara sahip değiliz. Çünkü eğitim alanı bilimsel olduğu kadar İdeolofıktir, felsefidir, ekonomiktir, politikdir. 1 Eğitim alanı kendisini organize ve reforme edecek amaç, metod ve muhte vavı kendisi getirmez. Eğitim toplumsal iyileşmenin bir vasıtası olduğuna göre va sıta, amacı ngerektirdi t biçim ve yapıda olacaktır. Ifehmct SELÇUK Aynı zamanda eğitim, millî amaçlan, kısa ve a;ık îf-^îslyle milletçe ne olu ne olamryacağımızı ortaya koyan bilimsel, toplumsal ve millî bir faaliyettir. Yapılacak ilk İşi eğitime yön verecek olan bu hu susların tesbitl ve açıklığa kavuşturulmasıdır. Aksi halde feromdan söz etmek bilimsel açıdan gülünç, toplumsal İyileşme açısından başansaz, yöneticilerin tutumu açısından «Durumu İdare etmek» olur, 2 Eğitim alanının teşkilinde baskı gruplari son derece fonksiyoneldir. (Böyle olması da hem demokrasinin gereği, hemde isabetin şartıdır.) Kim ne İster? Niçin İster? Bu istekler nereye götürür? Basla gruplanndan hanesinin isteği ne Ölçüde kabul görecektir? Hele hele yeni ve İddialı görüşlerin değerlendirilişi hangi ölçülere göre yapılacaktır? Kim kimler İçin, kimlere göre, neye göre, kimlere rağmen, nelere rağmen ve ne ler yapacaktır? Bu arada reform öncesinde, reforma hazırlık olarak yapılan, fakat reforma gl dişte yanlış olmasa bile çok yetersiz bir çabadan söz etmek isterim. Eğitimde reform yalnız eğitimcilerin gerçekleştirecekleri, daha doğrusu gerçek leştlrebllecekleri bir İş değildir. Eğitim reformunda eğitimciler, tek yetkili zümre değildir. Eğitimde reforma gidişin nedenlerini nasıllarını yalnız eğitimcilerin ortaya koy ması mümkün değildir. Bu gün yapılan ve ne yazık ki isabetli bir davranış gibi görünen «Eğitimde reform İçin eğitimcilerle İstişare» toplan hla n, bu büyük İş İçin yeteri! olmadığı kadar hazırlık ilkeleriyle de çelişme halindedir. Ekonomistler, afyast görüşlerin temsilcileri, dinî çevreler, bilim çevreleri müracaat edilecek kaynaklardan birkaçıdır. Bunlar istekleri ve murakabeleriyle fayda Iı olurlar. Bir an, eğitimde reforma gitmek için, yukarıdan beri Heri sürülen şartlann yeri ne getirildiğini düşünelim. O zaman reformu gerçekleştirmek mümkün olabilir mi? Yine hayır.. Çünkü : Eğitimde reformun kendi içindeki şartlan yanında, kendi dışında kalan şart lan da vardır. Şöyle bir örnek verelim, he kim hastaya İlâçlar verir, fakat bu ilâçlann faydalı olabilmesi için hastaya bazı tav şivelerde de bulunur. İlâcı hazırlayan labo ratuar bu işte ne kadar basan gösterirse göstersin, hasta belli iklim, beslenme, v.s. şartlan altında değilse ve zararlı etkilerden korunamıvorsa asla sağlığa kavuşanı! yacaktır. İlâç faydalı olamıyacaktır. Fikrî anarşi ve gayri millî kültür haya ti içinde, Bireyleri kendinden kopmuş bir toplumda, Ekonomik problemlerle yüklü bir ülkede, Hedefini şaşırmış, ya da hedefsiz bir dış politika ile, Çok yerde sorumsuz ve yetersiz yöne tim kati rol an yi a. Ve hele her şeyi İle millilikten uzak bir ortam İçinde, Toplum bedenine verilecek eğitim gıdasının faydalı olabilmesine İmkân yoktur. Biz, ne olacağımız, ne olmak İstediği miz konusunda bile bir birliğe ve karara ulaşabilmiş değiliz. O halde eğitim bize ne vermeyi nereye götürmeyi amaç edine* cek? Eğer eğitimde refonndan çocuklarımızın okulsuz kalmamalarını çocuğu sınıfta kalacağı için kara kara düşünen babanın derdine çare bulmayı anlıyorsak, o zaman ben bütün söylediklerimi geri alıyorum. Çünkü bu konuda hakikaten başarılı formüller! ortaya kondu. Biz toplumsal İyileşme İçin bütün dünyada olduğu gibi eğitimde «Millilik il keşi» ni birinci şart ojarak görüyoruz. Ancak bu İlkeye göre «Eğitimde reform»un da dışındaki şartlannı, milliyetçi Toplumcu bir görüşle hazırlamak mümkündür. Milliyetçi Türkiye'nin eğitimcileri görevlerinin bu şartlan hazırlamak ve bu şartlan hazırlayacak gençleri yetiştirmek olduğunu bilmelidirler. Şunu da unutmamalıdırlar ki, yukarı da söz konusu ettiğimiz dış şartlan tahak kuk ettirecek bir kadro ve zaman gelince, İç şartlan hazırlamak ve uygulamak sorumluluğunu yükleneceklerdir. O halde bu göreve sürekli olarak hazırlanmalıdırlar. Ülkemizde gelişen milliyetçi hareket bu kadroyu yaratacak ve zamanı getirecek tir. Gerçek reform da o zaman yapılacaktır. l i ft Kü M y H u m olaylar düşünceler yorumlar olaylar düşünceler Devletinin, Milletinin ve ülkesinin bölünmezliği uğrunda ki mi işbirlikçilerle ve iktidarla so nuna kadar mücadele edeceğimi re ant içeriz. YAŞASIN MÎLLÎ ÜLKÜMÜ ZÜN ZAFERÎ.» ATATÜRK ÖĞRENCİ YURDU ARANIYOR Yine Gazi Eğitim Enstitülü Komünistlerin Erkek Teknik Yüksek öğretmen Okulunun açı lışında hadise çıkaranların Atatürk öğrenci Yurdunda geldiklerini İddia etmeleri üzerine Po lis yetkilileri aynı gün Atatürk öğrenci Yurdunda bir arama yap mıslardır. Ne yazık İd (!) Polis yetkilileri orada da hiçbir şey bu Jamamışlardır. ÎCEL VE CORUM YURTLARINA ATEŞ EDİLİYOR Geçen haftanın Salı günü böy le olaylarla dolu geçerken Çarşamba günü de Ankara'da Ahmetler semtinde bulunan îçel ve Çorum öğrenci Yurtlan saba hin erken saatlerinde taksi için den kurşun yağmuruna tutulmuştur. Komünist olmayan öfc * renciîerin elinde bulunan her 1- ki yurtta kendilerine ateş açı lan taksiyi tesbit etmişler ve emniyete bildirmişlerdir. Ancak vt ce polis yetkilileri 06 AL 132 plâ kah taksiyi bulacakları yerde yurda bir baskın yapmışlardır. Emniyet yetkilileri her iki yurtta ancak bir ekmek bıçağı ele ge çirebilmlştir. VETERİNERDE BOMBA Son günlerde hergün bir olay Çıkarmayı kafalarına kovmuş bulunan komünist öğrenciler Perşembe günü sabahı da A.Ü. Veteriner Fakültesi öğrenci Der negini bombalamışlardır. Bilindi

6 MAARİF MESELEMİZ ve YENİ REFORMLAR 1 ı ( illi Eğitimimiz Nasıl Olmalıdır Yazımızın buraya kadar olan kısmında, parça parça da olsa, çeşitli bahisleri izah ederken Türk Millî Eğitiminin ne şekilde olması gerektiğini izaha çalışmıştık. Burada, meseleyi daha derli toplu olarak ele alacağız. Modern eğitimin İki hedefi vardır: Fertlere ortak bir kültür, yâni «vatandaşlık eğitimi» vermek ve onları cemiyet içinde faydalı elemanlar haline getirmek, yâni bir meslek sahibi yapmak. Elbetteki Türk Millî Eğitimi de bu iki hedefe yönelecektir. Yalnız bu hedefler umumîdir. Bizim eğitim sistemimizin, milletimizin hususiyetlerinden ve değişen dünya durumun dan dolayı yükleneceği bazı sorumluluklar da vardır. Esasen eğitim sistemimizi millî» yapacak unsurlar da bu «so rumltıluklar» veya farklılıklardır. Bu sebeble, eğitim sistemimizin mâhiyetini izaha başlamadan değişen dünya durumları ve bunun karşısında Türk Milletinin vazife ve so- 'rumluluklarınm neler olduğunu tetkik etmek gerekir. \ razımızın buraya kadar olan kısmında, parça parça da oha, çeşitli bahisleri izah ederken Türk Millî Eğitiminin ne şekilde olması gerektiğini izaha çalışmıştık. Burada, meseleyi daha derli toplu olarak ele alacağız, modern eğitimin iki hedefi vardır: Fertlere ortak bir kültür^ yân», «vatandaşlık eğitimi» vermek ve onları cemiyet içinde faydalı e- lemanlar haline getirmek, yâni bir meslek sahibi yapmak. Elbettekf Türk Millî Eğitimi de bu iki hedefe yönelecektir. Yalnız bu hedefler umumîdir. Bizim eğitim sistemimizin, milletimizin hususiyetlerinden ve değişen dünya durumundan dolayı yükleneceği bazı sorumluluklar da vardır. Esasen eğitim sistemimizi «millî» yapacak unsurlar da bu sorumluluklar» veya farklılıklardır. Bu sebeble, eğitim sistemimizin mâhiyetini izaha başlamadan değişen dünya durumları ve bunun karşıcında Türk Milletinin vazife ve sorumluluklarının neler olduğunu tetkik etmek gerekir. Değişen Dünya Durumu Dört yüzyıldan beri dünyaya hâkim olan «Batı Medeniyeti» İriianları tatminde güçlük çekmektedir. Teknik üstünlüğün zirvesinde bulunan bu medeniyet, manevî eksikliği yüzünden çökmeye yüz tutmuştur. Tarih ve sosyoloji bir medeniyetin hayatiyetinin madde - mânâ dengesini sağlamasına bağlı bulunduğunu, eski Lâtin medeniyetinin mâ nevî çöküntü sebebiyle yerini İslâm medeniyetine terkettiğini, islâm Medeniyetinin ise kendisinden maddeten üstün bulunan «Batı medeni* yetine» yerini terke mecbur kaldığını yazmaktadır. Batı Medeniyeti madde üstünlüğünün sarhoşluğu içinde mânâyı inkâr etmiştir. Esasen bu medeniyetin teşekkülünde mânâ ihmal edilmiştir. Batı medeniyetinin zirvede bulunduğu sırada meydana gelen düşünce sistemlerinin tet kiki hükmümüzü doğrular. Medeniyet; din, dil» ahlâk, sanat gibi müesseselerin toplamı ve daha çok bugünkü anlamıyla teknik bilgi ve vasıtalara sahip bulunmak olduğu kadar bir zihniyet, bir düşünce ve hayat felsefesidir de... Medeniyeti meydana getiren insan, istifade etmek isteyen insan, beğenen veya beğenmeyen, uygulayan veya değiştiren yine insandır. İnsandan başka hiçbir varlığın meydana getirdiği medeniyetten bahsedilemez. O halde batı medeniyetinin mahsulü düşünce sistemlerini incelerken, bu sistemlerin insana verdiği değeri, insana bakışını göz önüne alacağız. Garp düşüncesinde insana ilk darbeyi vuran Darvin oldu. Darvin, «ne İnsan, ne hayvan ve ne de bitki, hiçbir şey yeryüzünde sabit, değişmez değildir» diyor ve bugünkü insanın her haliyle önceleri hayvan olduğunu iddia ediyordu, insan - maymun akrabalığı bu iddianın neticesidir. Herşeyde tekâmülün olduğu kabul edilince ahlâkta, dinde, Tanrı fikrinde de tekâmülün olacağında şüphe yoktur, önceleri tepkiyle karşılanan bu görüş neticede kendini kabul ettirdi ve insan da yeniden hay 'yanlığa döndü. Bu görüşün toplum bünyesi üzerinde; Allah'a ve ilâhi doktrinlere, insana, insaniyete, onun yükseklik ve ululuğuna, manevî hayatına, herhangi bir fikrin, kıymetin değişmezliğine karşı beslenen i- nancın sarsılması şeklinde görüldü ve insan, Allah'ın kendisini yaratış maksadını inkâr ettiği için de yaratıcı, dileyici, idare edici, esirgeyici ve bağışlayıcı Allah düşüncesi yıkıldı. Allah'ın yerine tabiat geçti. Dolayısıyla, tabiat, irade ve gaye hariç Allah'ın sıfatlarının ekseriyetine sahip bulunan yeni bir Tanrı oldu. u Darvin'in tahribi bitmeden Froyd, «cinsi doygu herşeydir ve herşey cinsi duygudan doğmuş ve doğmaktadır.» diyerek toplum içindeki bütün olay ve değer hüküm/erini bu aç4d*n değerlendirmiştir. i Daha sonra Marks, «bütün içtimai sistemlerin üzerinde ayakta ka labildikieri tek temel üretim ve üreticilerin karşılıklı muameleleridir. İn* san ezelî hak için değil, ancak yemek için koşar, çırpınır. İnsanın.muidi yapılarını mânâiandınp şekillendiren duyguları değil, fakat duygulan tâyin eden maddî yapılandır.» temel görüşünden hareket ederek tarihî materyalizmi geliştirmiştir, Marks için; din, sanat gibi üst yapı Cezmi BAYRAM V faaliyetleri sömürücülerin sömürme aracıdır, esas olan üretim il işkile-? rini ihtiva eden alt yapı faaliyetleridir, manevî kıymetlerin sistemleşt : - rilmiş şekli olan «din afyondur.» ; Marks'ın düşünce sistemine, yâni komünizme karşı çıkan kapita* üstlerde, inşam materyalistler gibi düşünmüşlerdir. Esasen her iki sis* tem iktisadî ilişkileri esas almak noktasmda müşterektirler. i Modern batı düşüncesine kaynaklık eden bu görüşler, batının teknik üstünlüğünden faydalanarak bütün dünyayı tesiri altına almıştır, insanı yalnız hayvan gibi düşünen ve onun maddî yanları, midesi ve cinsî hayatı üzerine kurulu bir düşünce sistemine dayalı medeniyet elbette çatırdayacaktı. Bu medeniyetin insanları daha kalıcı, değişmeyen değerler isteyecekti. Batı medenivc''' çevresi içinde görülen türlü hareketlerin sebebi budur. Hipjler bu,-jen vardır. Yaşayış şekilleri boşumuza gitmese de, hareketlerini - mevcut medeniyete isyan şeliinde^ değerlendirirsek Garp Medeniyetinin çöküşünün hızlandığını söyliyebilii riz. Türk Milletinin Görevi Batı medeniyetinin mânâya ehemmiyet vermeyişi, insanı otomat- [aştırması, makinenin, tekniğin esiri yapması temeldeki eksiklerindendir. Dünyadaki medeniyet buhranı da buradan gelmektedir. Buhranın giderilmesi de Garp Medeniyetinin temeldeki madde-mânâ dengesiz* ligini giderecek şekilde kendini yeniden organize etmesine, bir mânâda sil baştan edip yeniden teşekkülüne, yâni ikinci bir «rönasans» a bağlıdır. Fakat teknk üstünlüğüyle iyice şımaran Garb'ın eksikliğini tamamlamak için bazı katı kanaatlerinden feragat ederek «Doğu» ya dönmesi ve temelde Madde-mânâ dengesini sağlaması biraz şüphelidir. Hal bu ki bu dönüş kendi hayatiyeti için şarttır da... Şımarık Garp bunu yapamıyacağına göre, İslâm düşüncesinin silkinişini yapması, çağa hâkim olması, insanlığın özlediği medeniyet olması gerekmektedir. Bu da Türk Milleti vasıtasıyla olacaktır. Bu hükmümüz bir temenninin, bir arzunun ifadesi değildir. Aksine tarihin bir emri, Hakk'ın Türk Milletine tevcih ettiği ilâhi bir vazifedr. Türkler tarihde nasıl İslâm dinini kabulle bu dine dayalı medeniyetin en önemli unsuru hâline gelmişler, bu medeniyete kendilerinden bir çok orijinal eserler ve değerler katmışlar, tek başlarına altı yüzyıl bu medeniyetin dünya hâkimiyetini sağlamışlar ise, bugün de iki yüzyıl*^ dan beri içine girmek istediği, fakat basiretsiz idareciler ve aydınlar kadrosu yüzünden kabuğundan içeri nüfuz edemediği Batı Medeniyeti-' ni de içine girdiği çıkmazdan kurtarması mümkündür. Yeter ki, böyle bir vazifeyi biz kabullenelim ve plân ve programımızı buna göre a- yarfıyalım. Ayrıca böyle bir medeniyeti kurmak için Türk Milletinde gerekli ruhî potansiyel de mevcuttur. Zira milletimiz eski ve büyük bir nıede- niyetin mirasçısıdır. Bugünkü problemlerin çoğunun hal tarzı, bu eski ve büyük medeniyet içinde mevcuttur. Yeter ki, yetişkinlerimiz kendi tarihlerine bakışı ve oradan bazı dersler çıkarmayı «gerilik» saymasın lar. Ve unutulmasın ki, bugünkü, hâkim Batı Medeniyeti «rönasansı» m eski Yunan'ı öğrenerek, tetkik ederek, sanatta, edebiyatta ona dönej, rek yapmıştır. O halde biz neden ayni şeyi yapmıyalım? Batı medeni yetine girme çabalarımız arasında, kendi değer hükümlerimiz de nazarı' dikkate alınsaydı, bugün «Batılılaşma» gibi bir problemimiz kalmaya- 1 cak, üstelik medeniyet tarihimizin milletimize bahşettiği manevî miras^ ve hasletler işlenerek Türkiye yeni bir medeniyetin kuruluşuna sahne olacaktı ve bizim yukarıda milletimizin görevi olarak gösterdiğimiz hu sus gerçekleşmiş bulunacaktı. Milletimizin öncülüğünü yapacağı yeni medeniyetin kaynağı üçtür: islâmiyet, Türk tarihi, modern ilim ve teknik. ij Bu kaynaklardan ikisi ile öteden beri haşır neşiriz. O halde yent medeniyetin tesisi Türk Milleti için o kadar güç de değildir. Kendi tarify himizden ve tslâmiyetten gelen değerleri tetkik etmek ve bunları bu-j günün insanının ihtiyaçlan doğrultusunda işlemek ve bugünkü sanayf cemiyetinin meydana gelişinde büyük payı olan modern ilim ve tekniğe Öğrenmek, varılan neticelere kendinden yeni unsurlar katmak madde*! mânâ dengesini sağlamış, bütün insanlığı saadete kavuşturacak idealin* düşünce sisteminin, medeniyetin doğuşuna yetecektir. I Bu yeni medeniyetin birinci kaynağı olarak İslâmiyet! seçişimiz se* bebsiz değildir. Bir kere Islâmiyetin temel Kitabı Kur'anı Kerim At* lah kelâmıdır. Yaratıcı, esirgeyici" (Rahman), bağışlayıcı (Rahim), ye-j tiştirici; terbiye edici (Rab) olan Allah; yarattığı insanın bütün zaaf v«temayüllerini bilmektedir. Ona hitab ederken ve dünyadaki davranışı tarzlarını; insanın insana, insanın topluma, insanın kendisine Allah'an karşı sorumluluklarını bildirirken hep yaratılış gayesine ve insanın psi-, jeolojisine uygun olarak gerekli misalleri seçmiş ve kendisi için fayda lı yolu göstermiştir. O halde insanı tatmin etmek iddiasında bulunan*' kısacası madde-mânâ dengesini sağlamış olan bir medeniyetin temel kaynağının Kur'an olması tabiidir, öte yandan «Islâmiyetin ilim ve kül türle teçhiz edilerek gelişmesi sağlam, ileri ve muvazeneli bir cemiyet kurabilmek için ilk şarttır. Aksi takdirde cemiyet içinde muvazenesiz- ^a** l * llnii ***^^

7 fj5?j!î35 Üklerin tezatların, ahlâkî sarsmtj ve hattâ İçtimaî uçurumların zuhuru Mukadderdir» (1). öte yandan «Ferdi tek basma bırakan lâik ahlâk, Onu, yalnızlık, tereddüt korku hattâ ferdî hayatta ihtiras ve menfaat ön plânda geldiği İçin, ahlâksızlığa sevk eder, Lâik ahlâkta fert, terbiyeli se. başaklarına basit bir nezaket göstermekle yetinir. Modern yaşavış arzı bu nezaketi de yok etmiş gibidir. Hergün balık istifi seyahat edilen, birbirinin önüne geçmeye çalışılan kalabalık ve sıkışık bir toplumca» insanların nâzik ve ahlâklı olmaları hemen hemen imkânsızdır» f2). O halde ahlâklı bir cemiyetin kuruluşu için İslâmiyet zarurettir. ikinci kaynak Türk Tarihi ise bize, hem Türk Milletinin üstün vajpflarını, tarihteki maceralarını, bu maceralara giriş sebeblerini, en mü- İHmi birinci kaynak olarak seçtiğimiz tslâmiyetie Türklüğün nasıl kay taştığını, hem de istikbale ait yol gösterecektir. Türk - islâm Medeniyetinin bu günkü Batı medeniyetine nazaran üstünlük ve zaaflarım gö 'tecek, yeni medeniyetin unsurları tesbitimize imkân verecektir. Üçüncü kaynak modern ilim ve teknik ise, yeni medeniyetin dün j a hâkimiyetini sağlamasında maddî unsur vazifesini görecek, ayrıca eski medeniyet ve kültür değerlerinin yeniden ele alınışında metod göre- \^^-i ifa edecektir. Milli Eğitimin Ülküsü 11 O halde Türk Millî Eğitiminin temel ülküsü, milletimizi" yukarıda fcısacn izah etmeye çalıştığımız ilâhi ve kaçınılmaz vazifesini yerine ge irecek olgunluğa sahip kılmaktır. Eğitimimizin hedefi Türk Milletinin değer hükümlerini geliştirmek, fertlere mal etmek, fertleri «yeni medo niyet» için hazırlamaktır. Bunun için bütün fertlere bir genel eğitimin bilmesi şarttır. Bunun dışında istidatlı olanları seçerek hem cemiyetimizin kalkmmr, ileri bir toplum olmasını, sağlayacak hem de milleti* mizi «ilâhî görevi» ni yapmaya muktedir kılacak, bunun ön hazırlıklai'm, yapacak birinci sınıf, ilim, ihtisas ve idareci kadrosunu yetiştirecektir. «Yeni medeniyet» in kaynağı olarak saydığımız üç unsur; İslâmiyet, Türk Tarihi, modern ilim ve teknik eğitimimiz için de esas alınacaktır. Bu üç temele dayanmadan şahsiyetli, yapıcı devlet ve topium km faydalı insanlar yetiştirmenin imkânı yoktur. Millî Eğitim sistemimizin esaslarını tesbit ederken «ilcricik yobazlığı» ndan kurtulmak gerekir. Bu üç esasa hiç bir ön yargıya sahip bulunmadan bakılmak ve objektif ölçülere göre tetkike tâbi tutulmalıdır. Esasen «Türk Millî E- Bitim Teorisi Geliştirme Araştırmaları Serisi» nden Millî Eğitim Bakan lığı tarafından yayınlanan Nevzat Ayasbeyoğlu'nun değerli bir araştır Olası da Islâmiyetin eğitim için bir çok hükümler getirdiğini yazmaktadır. Peygamberimize ilk vahyedilen ayetler; «Yaratan Rabbinin adıyla oku. O. insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku. Rabbin nihayetsiz kefem sahibidir. Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir, insana bilmediğini O öğretti. (Okumamaktan) sakın! Çünkü insan muhakkak azar» (Alâk Sûresi: 1-6. A yet) dikkate değerdir. «Kur'an bütünüyle bir arada okunulup üzerinde düşünülünce, Islâmın bir yetişme, yetiştirme, öğrenme ve öğretme dinir olduğu, insanlığı ihtilâftan kurtararak dinî inanç arda birleştirmek amacını güttüğü açıkça belirir. Böylece islâm dinl- ÇO bir öğretim ve eğitim sistemi olduğu da anlaşılır» (3). «Kur'anda Allah adı 2799 defa tekrarlanmıştır. Ondan sonra en çok tekrarlanan!j*ab adıdır. Bu ad, dualarda da çok defa yer alır. Rabb'in Allah ismi o- arak terim anlamı, (Bir şeyi derece derece halden hale, nitelikten niteliğe geçirerek olgunluk amacına eriştirinceye kadar yetiştiren yaratıcı jjfimlak kudret sahibi) dir. Rab kelimesinin bu anlamıyla Kur'anda Allah'tan sonra en çok tekrarlanmış olması, bize islâm dininde eğitim (terbiye) sisteminin Allah inancına dayandığını ve ilk, mutlak yetiştiricinin Allah olduğunu açıkça anlatıyor. Kur'an, bütünüyle bir sistemi kapsar, "lazret-i Muhammcdin peygamberlik hayatı da bu sistemin uygulama örnekleriyle doludur. Bu örneklerin başında ilk yetişen olarak kendisi, onra da kendisinin yetiştirdiği kişiler vardır.» (4) Yukarıda bahsettiğimiz hedeflere yönelmiş ve İslâm - Türk - Modern ilim esasına bağlı olarak sistcmleştirilmiş Türk Millî Eğitiminin teş İtilâtlı eğitim müesseselerinde alacağı yeni şekil şöyle olacaktır: Okul Öncesi p* Okul öncesi, yâni yedi yaşından küçükler için düşünülen birinci devre eğitim faaliyetleri çocuk psikolojisine uygun olarak planlanacakta. Çocuğu hem okula hazırlayıcı, hem de onlara bazı duyguların kapandırılma çağı olan 5-6 yaşlarındaki çocuklar, tarihî geleneğe uygun i olarak Cami etrafında şekillenen okullara gönderilecektir. Fakat bu devrede çocuğa umumî mahiyette hiçbir bilgi verilmeyecek, onun muayyen değer ölçülerine bağlı olarak yetişmesi sağlanacak ve telkine en taüsait bulunduğu bu devrede ilâhi ve değişmez değerlere sevgisi sağlanacaktır. Böylece, ayni zamanda Ana Okulları ve çocuk yuvalarının [*nuayyen çevre çocuklarına sağladığı imkânlar bütün memleket çocuklarına da sağlanmış olacaktır. Camilerin etrafında kurulacak olan bu nüesseselerin devlete hiçbir külfet yüklemiyeceği, bütün masraflarımın vatandaş tarafından, imkânları nisbetinde, karşılanacağı aşikârdır, (fclattâ sırf eğitjmin bu devresi için vakıflar kurulması bile teşvik edilebilir. Orta Öğretim * Bu devre bugünkü ilk ve orta okulların birleştirilmesinden meydana gelen sekiz yıllık bir eğitim devresidir. Bugün beş yıllık bir eğitim Öevresinin, ne daha evvel bahsettiğimiz «vatandaşlık eğitimi» ni, ne de [Millî Eğitimimizin yukarıda bahsettiğimiz hedeflerin gerçekleştrmeyo iletmediği aşikârdır. Beş yıllık eğitim, içtimaî çevre ile okul münasebetlerini bize nazaran daha esaslı ölçülere bağlamış bulunan ve çevrenin o- Icula yardımının bizden daha çok olduğu Batı memleketlerinde bile yetersiz görüldüğü meydandadır. O halde ilkokulların sekiz yıla çıkarılması zarurettir. Fakat memleketimizin bugünkü yerleşme tarzı, sekiz 5SSj2p(WP8WîH yıllık bir ilk öğretimi verimli kılmaktan uzaktır. Bu sefrebli sekiz yıllık okulları, memleketimizin yeni iskân politikasına uygun olarak kurulması düşünülen «tarım kentleri» nin merkezlerinde açmak gerekmektedir. Böylece hem memleketin eğitim hizmetleri yeni bir düzene sokulurken hem de halledilmek istenen yerleşme problminin çözümü kolaylaşacaktır. Bu devrede çocuk iyi bir «Türk» olarak yetiştirilecektir. Türk olmanın gururu tattırılacak, Türk olmanın yüklediği sorumluluklar anlatılacak, Türk'ün tarihî mefkuresi Kızıl Elmamın mahiyeti ve bugün, bu mefkurenin aldığı yeni mânâ; insanlığı saadete götürecek medeniyeti inşa görevi üzerinde durulacak, Türk Milletiyle etle tırnak ınisair kaynaşmış, Türk'ün karekterine birşeyler katmış ve Türk'ün millî değerlerinden birşeyler almış bulunan islâm dininin iman ve itikat, ibadet esasları, bu dinin insana yüklediği sorumluluklar; ferdin Allah'a! ferdin ferde ve ferdin topluma, devlete karşı mükellefiyetleri *izah edilecek, mo dern - Müslüman - Türk cemiyetini meydana getirecek insanlara ilk şuur verilecektir. Bu sebeble eğitim politikamızın en önemli devrelerinden biri bu devredir. Bu devrede bahsettiğimiz faydaların istihsali ıçm ders programlan ve müfredat yeniden düzenlenecek, «Vatandaşlık eğitimi» bölümünde izah ettiğimiz şekilde ele alınacaktır. Ayrıca bu devrede çocuğun aslî kaabiliyet ve istidatları değerlendirilecek, bu devreden sonra devam edeceği okul ve mesleğin tâyini hususu üzerinde durulacaktır, istidatlı ve kaabiliyetliler, malî durumları ne olursa olsun bir üst okula devam ettirilecek, gerekirse ailelerine da bi yardımda bulunulacaktır. Fakat, bunun yanında, istidat ve kaabiliye ti zayii, ama malî vaziyeti yerinde olanların bir meslek sahibi olmaları sağlanacak, her halükârda akademik öğretim yapan kurumlara devamı önlenecektir. Sekiz yılılk temel öğretim devresinin şimdiki yerleşme şekliyle bazı zorlukları ortaya çıkaracağım söylemiştik. Bunu önlemek için, temel öğretimin birinci devresini şimdiki ilk okul binalarında,ikinci devresini de şimdiki orta okul binalarında öğretime tâbi tutarak geçici bir süre içinde halletmek mümkün olacaktır. Esas olan temel öğretim devresinin sekiz yıl olarak düşünülmesi ve ders program ve müfredatının yuka rıdaki gayeleri tahakkuk ettirilecek şeküde yapılmasıdır. Temel Öğretim jr. Bu devrede sekiz yıllık temel öğretim devresinden sonra istidad Ve kaabiliyetleri belirmiş olan çocukların öğretimi yapılacaktır. Bu dev rede çocuk, ya doğrudan doğruya akademik öğretime hazırlayan kurum lara, ya hem mesleğe, hem de akedemik öğretime hazırlayan kurumlara, veya sadece mesleğe ve iş hayatına hazırlayan kurumlara girerek öğrenimine devam edecektir. Bu kurumlara giriş, iki unsurun göz önüne alınması ile olacaktır: a. Çocuğun temel öğretim devresinde belirmiş istidat ve kaabiliyet leri,, b. Memleket kalkınmasının ihtiyaç duyduğu insanların sayısı. Bu esaslar göz önüne alınarak orta öğretimin her üç tip öğretim programlarını takip edecek çocuklar tespit edilecektir. Bu her Uç tip öğretim programları arasındaki yatay geçişler tespit edilerek yöneltmedeki hatâların tashihi imkânı her zaman var olacaktır. Yalnız akademik öğretime hazırlayan kurumlara «lise» adını kullanmak gerekir. Hem mesleğe, hem akademik öğretime hazırlayan kurumlara, hazırlandıkları mesleğin cinsine göre «öğretmen Liseleri»* «ilahiyat Liseleri», «Teknisyen Liseleri» adım vermek doğru olacaktır. Yalnız mesleğe hazırlayan kurumlara fse «Meslek Okulları» demek gerekir. Meslek okulları üç yıllık düzenli bir eğitim programı olarak düşünülebileceği gibi, bir dönemlikten başlamak üzere, birkaç dönemlik de düzenlenebilecek gece kursları şeklinde de düşünülebilir. Böylece bir mesleğe girmiş olan her hangi bir insanın, o meslek dalında icad edilen ber hangi bir yeni usulü, bu okullarda açılacak kurslar vasıtasıyla öğrenmesi mümkün olacaktır? Meslek Okulları genel kalkınma plânına uy gun açılabileceği gibi bulunduğu çevrenin özelliklerine göre de açılabilir. Esasen faydalı olan da budur. Doğrudan doğruya akademik öğretime hazırlayan programlar dört yıllık, hem mesleğe, hem de akademik öğretime hazırlayan programlar beş yıllık olarak düşünülmelidir. Esasen bu iki program da birbiri kadar mühimdir. Bu sebeble bu programları takip edecek çocukların birbirlerinden pek farklı olmaması gerekir. Hattâ hem mesleğe, hem akademik öğretime hazırlayan programlara daha fazla zeki ve kaabiîiyetli öğrencinin çekilmesi gerekmektedir. Bunun için tatbiki bilimler dalın da olan mühendislik fakültelerine büyük ekseriyetle teknisyen lisesi me zunlannı alınması, ayni şekilde öğretmen yetiştiren yüksek öğretim ku ıumlanna da yalnız öğretmen lisesi mezunlarının alınması» bu mektep lerin mezunlarının maddî durumlarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Liselere alınacak öğrencilerin vasıflan arasında yalnız yüksek öğretime devam edebilme kaabiliyetinin yanı sıra araştırma kaabiliyetinia de aranması gerekmektedir. Çünkü memleketimizin çeşitli sahalarda olmak üzere on binlerce İlim adamı ve araştırıcıya ihtiyacı vardır. Bu sebeple bu okullara alınacak öğrenciler üzerinde çok dikkatle durmak f en üstün derecede kaabiliyetliler! seçmek gerekir. Yüksek öğretim ve yüksek öğretim soması devrelerini, maarif sis teminin en esaslı unsuru olan öğretmen meselesin! ayrı bir yazı mevzuu olarak düşünmekteyiz. Bu sebeble, burada, bu husus üzerinde durmayacağız, (1) Prof Dr. Osman Turan, Türkiye'de Manevî Buhran, Din ve Lâiklik, 7. sayfa. (2) l»rof Dr. Mehmet Kaplan, Büyük Türkiye Rüyası, 136. sayfa. (3) Nevzat Ayasbeyoglu Islâmiyetin Eğitimimize Getirdiği Değerler ve Kur'an-ı Kerim'in Eğitimle İlgili Ayetlerinin Tahlili, 11. sayfa.^ (4) Ayasbeyoglu, age sayfa.

8 İCVLET * 12 EKİM 1970 * SAYFA : olaylar «düşünceler yorumlar olaylar düşünceler TMTPm'n Irak Türkleri HakkıınMi Görüsü 26 Ekim 1970 tarihinde Irak' de Baascılar yeni evler inşa ettir ta vapılacak olan Plebisitte Irak mekte ve Arap ailelerine bu evle halkının millivetleri tesbit edilecek ve hangi bölgede kimlerin suretle 25 bin Arap Ailesine Ker ri bedava damıtmaktadırlar. Bu çoğunlukta olduğunun anlaşıl - kük'e ait nüfus teskeresi veril - ması neticesinde o bölgede vasi mis ve aşağıda söylediğimiz yeni inşa ettirilmiş semtlerde yer van ongunluğa muhtariyet verilecektir. Bu m^htarivet verilme leştirilmiştir. Baascılar tarafın - hususu v;ar\\7. Baascılarla, Barzanl taraf tarlan arasında ola - Hürrive, El-Kerame, El-Beas. 17 dan kurulan bu yeni semtler: Elçaktır. Temmuz, Filistin ve El-Kudüs' Kendi kaderlerine terkedilmiş tür. bir m'l^on sovd»sımızın akıbeti Türklerin ekseriyette bulun - ise v**»**fc»ılrlür Bu hususta uvu- dııkları bölgelerde yapılan ve van Tîîftr KaWrîv*»sfntn bu pnline fcpclor hgrlumoi l>ı»- faaliyetine İA«""tftf r»'l'ttnr>mistîr. T^flrl^fin *»k«erivette bulundukları VCt>rViıl*'te ilerek Baascı lar ve w*»r*»v«c Harrani t*»r?»ftarla r\ \*r\ plrserivpt rlen r '* c mi kendi l<>m'>r-; t if«cee'tlt d^laveralaria yr.r-atctark 1>eir<»ntî AU'ft cm**f Te fifmviafi v-l-:;lrv Hly.llce akın a c»n c;»trm»irtadırlar. Bn»«Vıl»r f«* resmi dairelerce <»î»!fcan Tiîrlr memıırta^uj Ro^ot Rasrî» rıîvanît'e. 1W*He V(% Mo«*fîve enhl Aran vllavetleri f «ı*c»\r\»*aatfat. ow»1/»n Aran vatan r1n«!in»*«nı VAflriil*M»i»mis RİKl "ÖS lf»t*rr»nlr o»ı»*<»*ltrlo /toncrr»*»! ipr»lri r\n cı*tfl»^viair*/»*l!?«lı«. Bil nakil Kibrin of>t <(>«n Tiîr-lr mohiıır1;h* ru!-»«*clr?» cpl-»lf!<»r<» nj»tr1tm*»lç SCK fimle nlmolrt» ve bu S«rtle İste fh1rf*r CAVil*!*» «avım dalaveresi pnvîrmoif imu^nım bulmaktadırlar. VinA Baascılar Kerkük'te bazı sîrl*mt- ktırmak vt* «"ece Aran Inrı îc?#1îv,»arn pt»'ttn<»lr sur*»**vle >,t j»l>lrf»a rw>l**»vî»cınt vîirîîtvtltn I*l.*wm Mr»H I*M pl^kt ı»ıoir#o*it^ viuvu cfr-icatî Mı ika-» îlr cîfvotî v* ITprlriîlr Petrol inim nar»vasi bunların birer örnekleri dir. Korlrîîlc ve etrafındaki kövler- halk çalışmaları «El-Amel, Elsabî» adı verilen bu yerleştirme faaliyetleri. Barzanl taraftarları olan bölgelerde yapılamamıştır. Bir başka husus ise Türklerle meskûn Erbil. Kifri, Hanekin, Karatepe, Kümbetler, Kızlıvar ve Yavcı gibi belcelerde Türkçe öğrenim yanılmasını isteyenler Bar/anı taraftarlarının silâhlı tehditleriyle karşılaşmış ve adı geçen bölgelerde Türkçe ögre - nlm zulüm tehdidiyle önlenmiş tir. Baascılarm baskısıyle ve seçimsiz olarak birçok dernek, sen dika ve buna benzer kuruluşlar Türklerin ellerinden alınmıştır. Bu kuruluşlar şunlardır: Kekük Odalar BîrliiH. Öğretmenler Sen dlkası. Kerkük Talebe BMigi, tsel Sendikası, Petrol Sendikası, Mühendisler Sendikası. Avukatlar Barosu ve Sevre Snor Kb'hü dür Ovsaki 24 Ocak 1970 tarihin de Irak fladvo ve televizyonun - da vavınlanan İhtilâl konsevî ka rarnamesl İle Türkler** bir takım frultîire! haklar verilmiştir. **u hakların kansamı sovledirr «tik okullarda Türk dili okutulması, bu dille öğretim vanan WH»n o knllarda açıklama, usül^rinin ben Türkmen dilivle yapılması, Türlrmen öğretimi hususunda I rak Millî Eğitimi Bakanlığına bağlı müdürlüğün kurulması Türkmen edebiva*^ şair ve ya zarlarının kendilerine mahsus bir birlik kurmalarına imkân ve rilmesi, eserlerini bastıran İm - kânlarının sağlanması için kendi Ierine yardım edilmesi, dil bakı mından isdidat ve kabiliyetlerini artırmak fırsatı verilmesi, birlik lerini Trak edeb*vatcdar birliğine bağ'» bir rnüdfirlnfrfın kurulması, Türkmen dilivle haftalık bir gazete ve dergi çıkarılması» Bu ovun Baascılarm basit bir politika ovunu idi. Kendilerinden olan birtakım şahıslan Türk menmis gibi gösterip IraVta bu İtinan soydaşlarımızı aldatmışlardır. Verilen öğretim haklarını I- rak Türklerinin Türkiye Türkçesi ve alfabesi ile istemelerine rağmen Baascılar buna şiddetle karsı durmuşlardır. Türk okullarını Arap harfleri ile eğitime fiilen mecbur etmiş - lerdir. Bu günlerde, Irak Türklerinin kaderi üzerinde Barzanl taraf - tarlan ve Baascılar en korkunç ovunlarını sahneye kovarken, Türk hariciyesi tamamen gaflet ve ilgisizlik İçindedir. Kerkük Türkleri Barzanl taraftarları ve Baascılarm baskı ve tehditleri al tında, varlıklarını sürdürmek kavgası vaparken Türk Hükü metinin bu ileis^llğini Türk Mil lefl affetmeyecektir. Biz olavları yakından takip e decek ve Türk Gençliği olarak üstümeze düsen görevi varmakta asla tereddüt etmlveceğiz. Soner KARAMAN Türkiye Millî Talebe Federasyonu Genel Başkanı gi gibi Veteriner Fakültesi Öğ renci Derneği Milliyetçi öğrenci lerin elinde bulunmakta idi. Mil llyetçi öğrencilerin henüz okula gelmedikleri bir saatte bomba - nm patlatıîması bir sindirme hai reketinin başlangıcını teşkil ediyordu. Yine bilindiği gibi Ziraat Fakültesi ve Yıldırım Bavazıt vurdu da halen komünist öğren çilerin birer silâh deposu olarak kullanılmakta ve işgal altında bulundurulmaktadır. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİNİN İŞGALİ Komünist öğrenciler Perşem-1 be gününün olaylarına Hacettepe Üniversitesini işgal ederek devam ettiler. TRT ve Basına va rilen habere göre Üniversite a *, davlarının giriş puanlarının taba nının yüksek tutulması yüzün - den okulun İşgal edildiği bildiril miş olmasına rağmen, okulun koi monistler tarafından işgal edile ce \ Pazartesi gününden beri dil lcrde dolaşmaktaydı. Bu durum, daha evvel Üniversite Rektörüne bildirilmişti. Böylece Hacettepe Üniversitesi de komünist komsomoîlan tarafından işgal ö dilmls olmaktavdı. Geçen hafta içinde Amerikan. Haberler Merkezi ve CENTO bi nalan da vîne komünist komsomoîlan tarafından bombalanmış ve geniş hasar yanmışlardır. ADANA'DA ANAR$t Hafta içinde Adana İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisinde de hâdiseler olmuştur. AÎTÎA kantini müstecirirln milliyetçi olması avnı okula mensup komünist öğrencilerin bir müddet' ten beri huzurlarını bozmaktav di. Müstecirî buradan çıkarmak üzere bir Dİân düzenleyerek bir gece kantini basıp cam çerçeve kovmayıp kırmışlardı. Millivetcl öğrencilerin komünistlerin bu evlemlerine müdahale etmek İs - temeleri üzerine ertesi gün yeniden olaylar patlak verdi. Olay si 'f^b W " * «' - - " ' : " ;. Muhterem DEVLET Okuyuculara DEVLET bir önceki sayısıyla birlikte birbuçuk yılını tamamlamış bulunuyor. Birbuçuk yılı tamamlamanın ve gazetemizi her hafta normal süresi içinde size ulaştırmanın mutluluğu içindeyiz. İlk sayımızda «Yeni bir denemeye başlıyoruz. Yolumuz; Milliyetçilik, rehberimiz; ilim ve fikir, tarzımız; siyasettir.» demiştik İnanıyoruz ki bütün yazı ve haberlerimizde Türk Milliyetçiliği mefkuresine bağlı kalmış ve onun icaplarını gerektiği gibi yerine getirmişizdir. Yine inanıyoruz ki DEVLET sizin duygularınızın, düşüncelerinizin, heyecan hırınızın ve tepkilerinizin bir aynası olmuş, onunla birlikte sevinmiş, o~ nunla birlikte üzülmüşsünüzdür. Bununla beraber DEVLET geride bıraktığı birbuçuk yıl boyunca bazı noksanlıklarını giderememiş ve hepimizin özlediği bir seviyeye u- iaşamamıştır. Belirtmeliyiz ki çok küçük bir idealist kadroya sahip o- lan DEVLET, değişik ve çeşitti güçlüklerle ve güçlüklerin yenilmesi ile bugüne ulaşabilmiştir. Ancak DEVLET bugünlerde çok zor bir dönemde bulunmaktadır. Yayın hayatma başladıktan bugüne gazete kağt dtna İki defa zam yapılmış, matbaa ücretini % 100 arttırmıştır. Yakın zamana kadar bilâ ücret personel kullanan DEVLET, şimdi ücretli per sonel kullanmak zorunda kalmıştır. Kısacası artık gazetenizin maddi yükü bir grup idealistin maddi ve manevi fedakârlık ve desteğini tüketmiş ve hatta bir yük olmaya başlamıştır. Yine Türkiye'nin içinde bulun duğu siyasî yapının etkisiyle DEVLET kadrosunu meydana getiren ülkudasların «ekmek kapılan» İle oynanmış ve oynanmaktadır. DEVLET bildiğiniz gibi ticarî bir gayenin değil, ölümsüz bir dâva nm dönmez takipçiliği için çakmaktadır. TURAN soyunun topyekûn dâvasını mütevazi bir güç ve kuvvetle kucaklarken bu yüce dâvanın takipçiliğini sonuna kadar götürmek kararındadır. Ancak bu kararı yürütmeyi; yalnız DEVLETİ bugüne kadar, bu çizgiye getiren idealist bir kadro ile; idealist, fedakâr okuyucu ve aboneleriyle birlikte omuzla mak dileğindedir. Bunun için de DEVLET siz okuyucu ve abonelerine bazı ricalarda bulunacaktır. A Çıktığından bu yana ücretini sonra ödemek üzere ebone kaydedilenler veya bir defa altı aylık - bir yıllık abone alarak abonelerini yenilemiyenlerın, abonelerini acilen yenilemeleri gerekmektedir. Aksi halde ayda önemli masrafa mal olan, karşılığı ödenmemiş bu abonelerimizin dergilerini üç sayı sonra göndermiyeceğimizi bildirmek durumundayız. B DEVLETin dağıtımını yurt çapında GAMEDA yapmaktadır. Ancak bu dağıtım müessesenin yapısı ve gazete bayilerinin genel tutumu yüzünden yurt çapındaki dağıtımı gereği gibi yapılamamaktadır. Dolayısıyla DEVLET birçok îl, îlçe ve Kasabaya gitmemektedir. DEVLETin gitmediği, girmediği il, üçe, kasabaya DEVLETİ pötürmeyi her Türk milliyetçisinin başlıca görevlerinden biri kabul ediyor ve Türk milliyetçilerinin ulaşamadığımız yerlerde bayi bulmalarını, yok sa bu görevi kendi özerlerine almalarım diliyoruz. DEVLET, üîküdaşlan, aboneleri ve okuyucularından kendisine gereken alâka ve ihtimamın gösterileceğini' umar, saygı ve başarı dilek lerini sunar.

9 İ ibmihmfl«b«i^^ " T ~-JTT ^r?r^7r*^:mmmmmmwzwmmm mmmm. Seyyah-ı XFAXÖ12 Evliya Ç JZei3V Bab-i DE VLET'de i Tup nam verülen misvak cesametinde bazı kablar vardır. Klııı cümle tamjar (1 eritülüp anın içinde doldurulmuşolup, hangisin murâd idesen anı dehenine sokup, cihâne veni tıf misâl emersin Taam ekletmek zamanı gelince biz dahi anlar ile açlığımızı defevledük. Anı niçün bövle Iderler? Şo' sebebten kim, sefine-i feza içre cazibe-i arz (2) olmavup. ger anın içinden bir zerre taam taş ra çıksa sevvâre misâl muallâkta dolanur durur. Fakir bir defa âb şürbi'mek rücn ol Tun'un a&zm açtukta, bir katre âh taşra çı kup etrafafıınızda dclanmova başladı. Anı tutup sürb idene dek kcn-ter içinde kalub bîmecâl olduk. Allahutaâlâ nice işler ider kim kullan ibr.*t alalar Ahırında Kamerin havli karibine (3) gelüp muallâkta durduk. Kamerin zemini tona tutulmuş çene mevdânı misâl olup havli kebîr çukurlar İle memlncfur Anın esbabın Mister ARÂM- SATTROK'dan suat ettükte avlıt kim ISemâdan tas vatfun Kamerin sinesin bövle c&]< çâk (4) evlemîstür.» FRÎTMCEK nam bir âlet Fle oraavetlp Aheste nsa ı inün Kamerin sathma avak bas tuk ARÂMSATTPOK «Evlivâ ger üstümüzde sol esvab-ı acâib olmasa, imdi meşe odunu misâl cfiz oluruz» dedi Meğer kim Ka merde zîvâde hnraret olurmuş Sol esvabın hikmeti dahi bizi taaccübde kovdu Sath-ı Kamer bizim deşt-i sînâ (5^ dan vü dest-î Kon va'dan vü dest-î cenubî Anadoludan daha zivade kurak olun K^rbelâ mfsimadür Yani kim anda âb ü nebatad vokdürür. ARÂMSATTROK vü AT.DTRTN. bir acâib makine ile Fakl rin suretini çıkardı'ar Biz dahi anlann suretlerin cektük Mis ter KALIN dahi semâda bizi beklerdi Anda havlı seyrân ettük. Yoldaşlar Kamer üzerine bavraklar nckzettüler (6) Fakir son derece müteessir oldu kim bizim Hilâl ü yıldızlı bayrağımız ol vere daha uvnun düşerdi ARÂMSATOPOK arzdan eretürdü&ü bir zenbil içine bîr hayli sene ü türâb (7^ doldurdu kim. kişverlerindeki ulemâ anlan tet ' '"r::.:::- ::..;- -,;;;; ;. znss!mmgmmkt8m& DEVLET * 12 EKİM 1970 * SAYFA i 1 SEYAHAT-I KAMER 2 kik idüp ne idilin fehmedeler. Fakir âna, bizim BORUFESÜR'- ier de ol türabı tetkik iderler mi dedükte; Mister ARAMSATI- ROK bir bevt ile cevap verdi kim: «Borufesürân-ı şoma beslvâr gazel hânend Ez kivi U kâl halâs ne sodend ve ilm ne dânend» (8) Bu elfâzı eûş iden fakir tenebbühten zemine gire yazdı. Arzımızdan emir geldikim «Tez gelesiz». Biz dahi hemân URUMCEK ile ALPTJLLU va çıkup dünyâya müteveccihen hareket ettük. Güruh-ı vobaz rivayet iderlerdi kim; «Kamer Nurullahrur. Ol vere vanlmaz, mazallah kâfir olursun vü anda ecinniler sizi boğarlar.» Lâkin biz dahi bliznillah selâmet ile ol vere varup geri dahi döndük. Anlar böyle rivâkâr âdemlerdür Geri dönüşte volda Moskoflann sefine-i fezasına tesadüf ittük kim, bozulmuş olup anı tamir ile iştigâl iderlerdi- Mister AT DTRTN pencereden anlara dilin çıkarup vârenllk ettü. Hayli güldük ALPTJLLU ziv*de sür'atll olduğundan ol sür'at ile arz üzerine inmek nâmümkün idi. Anın içün bir deryaya nüzul itmemiz gerekürdü Nitekim arza vaklaştukta sür'atimîz azaldup bîr der vâva düştük. Me cr. Amerika Sultanı dahi ol yerde sefinelerle bizi beklermiş. Hemân cümlemiz deryadan safineye alup Götürdüler. Tekrar VAŞAK DON.'a geldükte, hükümdarın sarav-ı bevza (9) nam İkâmetgâhına oridüp. sergüzeştimiz naklettük Ol da hl havli memnun olup, bize insanlarda bulundu. Ba'dehu vatana rücû ettükte btınlan tahrir ettük- Böyle rüya misâl acaib bir scvâhatdür. (1) taamlar : Yemekler (2) cazibe-l arz : Yer :ekimi (3) Karibine : Yakınma (4) çâk çâk : parça parça '(5) deşt-i sinâ : Sina Çölü (6) Rekzetmek : Dikmek " (7) seng ü türâb taş ve toprak (8) «S'ni borufesürler güzel gazel okudular patırdı kütürdüden kurtulmadılar ve ilm bilmediler» x*i Saray-: beyza: Beyaz saray olaylar * düşünceler yorumlar olaylar düşünceler ırasında kavgava kanşanlar ara- smda Akademi Reisi Prof. Sekip iyegin de vardı. Nitekim Akade mi Reisi olavla ilgili olarak şöyle dedi, «Olav verine vardı ımida kavga devam etmektevdi Bi rini yakaladım ve harcadım Dikerini de yumruklamaya başla - chm ki kaçtılar.» [ Frakta Neler i Oluyor Irak'ta 26 Ekim'de sayım ya pılacaktır. Kürt ve Arap muh - tar bölgelerini tesbite varava, cak gu sayım için, her iki taraf jüa ç;alışmalannı Türklerin ekse riyette bulunduğa bölgelere vönelmişlerdir. Kürt akmlanna Icarşı Irak Hük ûmeti İK e r k ü k'e Araplan ver- leştirmeye başlamıştır. Arapla [rm b u bölge üzerinde uvguladık jiarı sindirme ve yıldırma sivase M şu noktalarda toplanmaktadır: Şirketler kurmak ve bu şirketlerde sadece Arapları çalış - kırmak.. (Meselâ, kibrit şirketi, A rap Müteahhitleri Şirketi. Dibis Clektrik Şirketi, Kerküjç Petrol Kumpanyalarına yalnız araplan yerleştirmek gibi.) Kerkük içinde ve civarındaki Icövlerde venl evler inşa ettirmek ve Arap ailelerine bedava ^dağıtmak, onlara Kerkük'lü ol «hıklarına dair nüfus tezkereleri suretiyle savım gününe kadar 25 bin ailenin verlesmesinl sağlamaktadır. Bu evlerin insaası «Halk çalışmaları» adı altında ive nolls teşkilâtına hızlı bir sebilde ev vaomak şeklinde çere - yan etmiştir. Bu çalışmalar neticesinde Kerkük'te Araplarla meskûn yeni mahalleler mevda ııa gelmiştir: EI-Hürrivve. El- Kerame, El-Baas. 17 Temmuz, Filistin, E' Kudüs gibi Halbuki bu «Halk çalışmaları» programı Barzaninin arzusu üzerine Kürt lerin ekserivette bulundu&u böl gelerde uvgnlanmamıştır Kerkük'te bulunan devlet dal relerinde özellikle nüfus idaresirde çalışan Türk memurları başka illere tavin edilmektedir. Yerlerine Aran memurlar tavin edilmekte ve bunlar da devlet ta rafmdan silâhla teçhiz edilmektedir. Türklerin elinde bulunan ha zı teşekküller seçimsiz hükümet baskısı ile mevcut kanunla ra rasm^n Aronl^a teslim prlilrnîçtîr Bunlar* CV^tar Bîrlîtfî, öğretmenler Spnrl't'a.sî, Talebe Birlimi tscî Sendikası Pptrol Sendikacı. Müb^nrlîçipt" Sendika sı, Avukatlar Barosu, Sevre Snor Khıbüdür TTürtlerîn baskısıvîa da 11 H/fort Andlasmpcı.ndan sonra 34 jlvnvnhın adı Tfürtee o'orav de Jflçtiv'tmîçtfr. Avrıra «citablı kîirt p r Tt'îvMorle mrcl^ûn P*-T%; TTijf rl T*< nikln Karatene. Viîmbetler ViTilvarX**» VJVVCI bölgelerin c7e TîîrVre ft^ı-^tîm va lma«mi Ict^T>nlAi-t töl^,4*t etmicvr ve bu bfilorelerd<* Tiirkcp K*retim yapilmaçmı önlemelerdir. Trrpvtct fvo vün^n TMTF fîenpl Pas kî»m Son^r K'aromonMn T-«*r bil (Itrî vj^mntovnrpv "TüvV Tflîîl'Arvig f*r»îr» / lîvv'.fîrjî epl/r^tçfîr Vara- mp,r»'ın bll/lîrtcînî ^îîrer SÜttUlta rımızda bulacaksınız. Ülkücü İşçinin sömürülmesine kcısıdır Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alpaslan Türlceş haf ta içinde kendisini zivaret eden bir kısım sendikacılarla görüş» müştür. Kendisim zivaret eden «sendikacılara Millivetçi Top - lumcu tek tip sendikacılığı an - latmıştır. Daha sonra bu günkü sendika ve sendikacı larla ilgili görüşlerini bildirmiştir M.H.P. Genel Başkanı TÜRKEŞ bu konuda özetle şövle demiştir: İ «Türkiye'de demokrasive es neklik kazandıracak ve onu tefc-f'iata kavuşturacak başlıca! müessese hür sendikacılıktır. An cak, hür sendikacılığın bilincine yabancılaşmaması îçin kendi de ferlerine kendi bünvelerinde de gölce düsürülmemesi şarttır, is çilerin tek davanası olan bu müessesenin sovsuzjasmasını önle mek, muhtekirlerin, sahtecile rin, inançsızların eline geçmesine karsı koymak her ülkücünün görevidir. Bugün esef ve hayretle ögrenl yoruz kî, birtakım büvük sendi kalar işveren olarak kendi bün yelerinde çalıştırdıkları persone Ihı sendikalaşmasına karsı cık maktadırlar. Sendikalaşmak I çln caba gösterenler İslerinden olmaktadır. Bu durumda Türk sendikacılığının onu temsil e- denlerin şahsında caveslnde*ı saptığı İddia edilebilir. Demek o luyorki, sendikacılık unvan ve yüksek kazanç aravan açık gözlerin mesleki haline getirilmek is tenivor. Bövlelerinîn tonlu söz lesme mücadelesi id^aliçt bir esp rive degilde secimi kaybetme eni dlşesine davanmakt^^ır i Şunu hemen belirtelim ki. Mil Ilvetçi Hareket Partisinin ülkücüleri bu inançsız çıkarcı acık gözlerle mücadplp edecektir. Kendi bünvelerinh#»lcî oersonell va sendikalastınrlar va da iskö lu toplum sözle«rr»oiowr»e nare lel haklar Hmvttcpblmrmı muk* velevle belirtirler Atd Vı»Mc ül İçilenler bütün d^molcrstlv vol * Iardan hareketle hu sahtekâtf sendikacıların vy»^^ı«rın» vanı saçaklardır. ÜWrfW»1*r\ Tiirlç isçilerinin duv<nılanrmı sömiirîilmesine, sendikn^'^'n yavesinden sanmasına ftrtmt vermlve * çeklerdir. Dahna h*wrtiı İsçileri mizln menfaatlerinin gözeticisi olacaklardır. 1 II OTUKEN Aylık Türkçü Dergi 16 sahife. 100 kuruş. Yıllık abone T.L. Adres: KüciikbebcL Cad. Nu: 103 Bebek İSTANBUL

10 ESİR TÜRKLER «TÜRK DÜNYASI* ESİR TÜRKLER TÜRK DÜNYASk ÖRNEĞİ VAR Molla Barzanl'nîn Bağdat'la imzaladığı anlaşma gereğince 26 Ekim'de Irakta bir nüfus sayımı yapılacaktır. Adıgeçen ve bir «Referandum» niteliğini taşıyan bu nüfus sayısı sonucunda da ülkede ne kadar Kürt'ün bulunduğu meydana çıkacaktır. Çıka çaktır ki. Barzani'nin muhtarivet sınırlan da belli olsun.. Şimdi o taraflardan gelen ha berlerden öğreniyoruz ki, savıla rı 750 bine kadar vardığı iddia e dilen Kerkük Türkleri üzerinde, silâhlı Kürt çeteleri baskı yap Tiakta, onlann evlerini» basarak: «Sayımda (Türküz) diye vazdınrsanız kendinizi, haliniz haraptır.» Yollu tehditler savurmakta dırlar. Molla Barzani'nin bu baskı metodu kendine eöre cok anlam hdır. Savet Kerkük Türklerini korkutur da onlara 26 Ekim sa vımında Türk verine Kürt dedir tirşe, onun muhtarivet sınırlan»enfşlevecek Kerkük'ün petrol bökeleri de bomece kendi buvm<nı altına crîrecektir. Binlerce vıllık Türkoğlu Türk ler bir cırnıda Kürt olup çıka - çoklardır. Rn&dat'la Barzanî ara alında vapılan nnlasmava tröre, Kıîrt böiorpsînrlfkî ot-nllnrda artık çocuklar sadece Kürtçe okuvup öğrenecekler ve bir Kürt Ü- niversitesînde öğrenimlerini tamamlavaeaklardır. «Türkiye'de Kürt yoktur Türk vardır.» Diyen Ankaradan da bövîece Molla Bar/ani en «paradoksal» bir biçimde İntikamını almış o *acaktır. Bundan onbeş yıl kadar Önce Limasol'da dinlemiş oldu - um eski bir hikâvevi burada nakledemeden seçemeyeceğim. İhtiyar Limasol'lu Türk dede, şöyle anlatmıştı: «Yunan saldırganlan Anka ra'nın dış kapısı savılan Polatlı va eelip dayanmışlardı. Gelen ha berler insanlanmızı umutsuz vapmıştı. Bırakın Anadolu Türk lerinin bir eün eelip vavru va tan Kıbns Türklerini kurtarmalarını, elden tüm Anadolu bile çıkmak üzerevdi artık.. Kıbns' ta yıllarca süren İngiliz baskısı na şimdi bir de şımarık ve küs tah Rum kilisesinin insanlık di şı (aç komak. işkence vapmak gibi) korkunç baskılan da eklen misti., tste o günlerdeydi..» «Nah işte bu köy» demişti. «Tüm halkıvle beraber bir gece de urum oluverdiler. Camilerine kanmana takıp kilise vaptılar. I mam da oanaz oluverdi eritti»^ Hiç unutmam bu acı hikâvevi Haydi Yunan'ın tâ Polatlı'ya kadar dayandığı günlerde olmuş o iş... Amma va bueün koskoca Türkiye Cumhur!vetî sınırlarının sadece birkaç kilometre öte sindeki Kerkük'ün Türkoğlu Türkleri de mî avni akibetle kar şı karsıva bırakılacaklar? Batı Trakva Türkleri örneğine bakarak celin de vüreğiniz gene en hassas verinden: «Cız..» Etmesin bakalım!.. (YFNt CA7ETE) Hikmet BİL TUTSAK SEHIR Bir şehir vardır şurada, Toros'laruı ötesinde bir şehir..! Bir şehir ki, eknıeiri nar kabuğu.. İctiitf su., zehir mi zehir. Ve tam ortasında bir nehir; Su değil, kan akar bu nehirden Baba kanı, kardeş kam, icek; çekebildiğin kadar bu kahirden, «Hasa simi» demişler adına «Hasa suyu»,bir kanlı hançer gibidir, Saplanmış bu şehrin baştana! Bu kent, karanlıkta doğmuş, karanlıkta yaşar K*-«t (21 mumdur düşmanların inadına.. IS»H saçar her vanına. Bu şehrin alevler İçinde yanar ufuklan. Umutsuz, bedbaht, tutsak İnsanlar yaşar orada Tutsaklığa ağlayan.. Tutsaklığından utanan insanlar. Bir şehir ki, Anneler siyaha bürünmüş sessiz. Ba&nna tas bağlavan anneler! Yavrular, öksüz, kimsesiz. Gelinlik çağında kızlar vaşar orada., Gelinlikleri slvah. duvaklan siyah Çekik kaşlı,elâ gözlü.. Muradına ermeden dul katan kızlar..! Bir şehir ki, Dert ondan vana, o dertten yana..' «Sen.. Orada doğmuşsun».. Divorlar bana! Ben*. Tutsak bir şehirde, tutsak doğmuşum. Doaar donmaz bağlamışlar elimi, Ve tam konuşmak İsterken.. Biri kesmiş dilimi. Ben.. Tutsak bir şehirde, tutsak doğmuşum. If Ve yıllar sonra.. Tutsak bir şehre düştü volum; Sokaklarında kol geziyordu ölüm Yüzlerde şaklavan bir kırbaçtı zülûmî tnfm, İnim İnliyordu caddeler.. Hüngür, hüngür ağlıyordu ırmaklar Sokak fenerlerine konan.. Kuşlar kadar yalnızdım, bu şehirde Caddeler boş.. " < Kaldırımlar boştu. Fenerler sönük. Fenerler loştu Ve bu şehir, Baştan başa tutsaklıktan sarhoştu. Kalesi (3) vardı. Dört tanrıçanın omuzlarına yük. Yüceliği Tanrıçaları kıskandırıyor^' Öylesine vüce, öylesine büvük. «Cöl minaresi» (4) nden her sabah Bir hovrat voî alır Allah'a dogni- " Yakarıştan yana, Hasret dolu, dert dolu. «Erbllinlz Yerilsin er biliniz Dönmüş sarin vurduna Kerkük'le Erbll'lnlz» WWF 1 Hasa suyu : Kerkük'ün ortasından geçen bir çavdır. 2 Kerkük Kalesi kasdedllmektedir. 3 Erbil kalesi kasdedilmektedir. Bu kalenin, «Dört Tanriçılar»m hatırasını ebedileştirmek İçin inşa edildiği rivayet edilir. 4 Çöl Minaresi : Irak Selçuklularından Sultan Muzafferlddin CKkKörü'nün inşa ettiği ve halen Erbil'de yaşıyan canh eserlerden sayılır. Arslan YABGU UEVLET*12EKIM 1970 * SAYFA : II TÜRK DÜNYASI Irak'taki Plebisit 26 Ekim ae Irak Hükümeti bir plebisit yapacak ve bazı bölgeler neticeye göre muhtariyet kazanacak Durun ve Kerkük havalisi ile soydaşlarınızı natırlayarak s<2vinlvermeyın; zira plebisit sadece Baasçı'larla Barzani taraftarları arasında o lacaktır Kerkük Türklüğü bu iki tarafın pazarlık ve kulis faa liyetinden ibarettir: Barzani taraftarları Kerkük'ü bu Türklüğünü yitirmemiş böl geyl Kürdistan Başkenti olarak da bölgeye sızmalar başlamış tır. Hem de akın akın. Buna karşılık Baasçılar hiç de akıllıca olmayan, sonunda kendilerini baltalayacak bir tutumla Kerkük'teki Türk memur lan Arap bölgelerine nakletmekte, Türkçesi sürmektedirler On ler da Arap çoğunluğunu sa&la mavi bu voldan umuyorlar Gelen haberlere göre, ilk elden nüfus daireleri tasfiye edilmiştir. Bu da kayıtlar üzerinde oynamak içindir diye yorum lanıyor. Arapların aynı parelel de dalıa başka taktikleri de var: Meselâ yeni yeni şirketler kurul makta, bunlara da dışarıdan A rap personel getirilmektedir. Bizde bu şirketlerin isimleri de var. Bu çeşit sunt göçmenler i- çln yeni mahalleler kurulmuş - tur. Kısacası, Kerkük'te 26 Ekim için bir gizil savaş almış vürü - müştür Baas Partisi mi. yoksa Barzani mi kazanacaktır? bilin mez; fakat kesin bir şev var: Türklük Kerkük'ü kavbedecek Böyle bir dış politika ile de baş ka bir sonuç ummak zaten ham havaiden başka bir şev savıla - mazdı: Anladık... ve bütün Dünya da anladı ki, Türkivenln hiç bir ülkenin tavuğunda gözü voktur. Evet bunu elhak ivi anlattık., a- ma o kadar yanlış hattâ ters an lattık ki. bütün ülkeler Türk ve Türklük menfaatleri ile oyna - mavi dünvanm en kolav işi saymava başladılar: Bütün Irak'a altı, vedi milvon yayılmıştır. Bunun iki milvon kadarı Kürt denen insanlardır. Yalnız Kerkük bölgesinde ise bir milyondan fazla Türk vasıvor: Kürtlere bir vıihn İlde muhtariyeti Olsun elbette... adamlar za ten bunu söke söke kanları pa hasma hak ettiler. Peki va. Türk ler? Avnı ortam yç^ tutumda niçin Türkler bo&untutya getiriliyor? tlle silâha sarılmak mı lâzım? Türkler için ne kadar avkın vol dur bu. Zira Türkler her şev * den önce vasa adamıdırlar onun kadar önemlisi, bir de anavatan!an, ana devletleri vardır: elbet te Güveneceklerdir ona. Ne çare ki. durum ortada ve bu vürekler acısı durumu aylar ca, hatta vıllarca önceden cörüp bîr şevler vanması şart olan ha ricîve derin uykulardadır. Bırakın bîr zaferini, ufacık bir başarısını göremevecek miyiz o nun? Onun aczi koskoca bir mil letin asatfılık kompleksi mi olup akacak? Ne vebaldir bu. va Rabbim! (TERCÜMAN) Tonk BUĞRA ^c^a^^^'..^.

11 Basınında İlk defa DEVLET Açıklıqor (Geçen Sayiduı Devam) 5. Bütün ihtilâllerden alınan tecrübeler göstermiştir ki, eski toplumun temelden kopten sonra, başta istikrar yerleşir ve onun akamasından sonra, yani, yıkıcılık dalgası geçtikbinde eskiye dönüş hareketi başgösterir. Geliş me yem baştan yapılır, fakat, toplumun kayıplarını telâfi etmek mümkün değildir, zira verilen kurbanlar ve yapılan fedakârlıklar yanında ihtilâlde elde edilen sonuç ve erişilen başarı hiç mesanesinde kalıyor. Radikal, yani zecri ihtilâl sonunda sosyal gelişme üe ters orantılı bir seyir takip eder. Bu seyirin meydana gelmesini ihtilâl de takip edilen en yüce gayeler dahi önleyemez Bu durumu bugün bütün medeni ve ileri milletler anladığı için, bugünkü Ueri topluluklarda devrim hareketleri hoş görülmez. Cinde, Vietnamda ve Korede, ayrıca Doğu Av rupa ülkelerinde îkinef Cihan Savaşından son ra vuku bulan yenileşme hareketleri, Devrim, yanı thtilâl sayesinde değil, ancak, şovinist Rus - Sovyet Ordularını adı geçen o ülkeleri is lilâ etmesi sonunda mümkün oldu. 6 Kapitalist ülkelerin komünist veya emekçi partilerinin ve işçi simlinin büyük çoğunluğu bu devirde top lumun venileşmesi yolunda İhtilâli veya Devri mi kesinlikle reddediyorlar. Kısacası, çağımız da kaoitalist ülkelerin işçileri, ihtilâle, yâni devrime çok fazla düşmanlık gösteriyorlar, zira onlar, kendilerinin refah seviyesinin ancak ve ancak demokratik toplum içinde yükseleğine inanıyorlar ve komünüzmin işçi sınıfına za rardan başka bir şey getiremeyeceğini pekâla anlıyorlar. Kapitalist ülkelerdeki işçiler, kopitalistizm rejiminin mezar kazıcıları değil, aksine, o reiimin en ateşli taraftarlarıdır. 7. Bütün olarak ele alındığında, çağdaş dünyamız ihtilâl, yani devrim isleniyor, onu in kâr ve reddediyor, çünkü devrim sonunda insanlık arasındaki ikiye ayırılma, bundan sonra vatay değil, ancak dikey düşmanlık şekline dökülecek. Velhasıl, dünyamız, toplumun geliş mc amacına ancak evalüsyon yoluyla varması nı tercih cdivor. özet olarak, bizim inandığımıza göre, dünyanın herhanci bir köşesinde keyfi bir şekil de bir grubun kanlı ve zorbalığa davanan ihtilâl vani devrim hareketine tevessül etmesi so mmluluktan voksun bir adım ve hiç bir şekilde haklılığını isnat etmek mümkün olmayan bir cinavetfîr. Rİ7İm fikrimizce, demokratik ol mavan tonlumdan demokratik tonluma geçiş halk kitlelerin yönetici tabakaya kudreti? etki vakıasına davanıvor. fakat halk kitlelerin bu etkisi zorbalıca deeîl ancak barışçı temellere davan mal «dır. Biz. insanların çelişmesinin ve kemale ulanması hür tonlumun hür demokratik şartlarda ancak ahenkli çalışması sayesinde mümkün olncasına inanıyoruz. 5. Mîllî KURTULUŞ HARFKFTİ: 1. Kudretli kurfnhs hareketi dalgası ca$da* dünvamızın fîimîînü içine aldı. E^V'den sö mîirore olan vpvnhııt başka bir milletin bovundııntajı allında bnînnnn avrı mîlletlerin co<hı, ba«'m«i7 ve e<w»men devlefter ailesine eırme^e baldılar. T*aaıhw7İı<rtn kazanılmamda. <* 7 i- lcn tn'"ftwîn reım WivîîV olduğu pibi so^îirgeve ^alıîn nlan dr»vwwîn d<* rolü jnv* r k-^t>ul efmpt hîr cretvv*wîr 7', r % % trmîîtere. Ffnnca, ARTH ttolva ve TT^Honda pîbî devletler. flck r\ - evnnomilr TVtfnnçArotl^rî cnv/»cînde cnırnirspcı ligi daha da muhafaza edebilirlerdi. Fakat, adı Sovyetler Birliği Demokratik geçen devletlerin yöneticileri, sırf insanlık, yö nünden, yani hümanist noktadan, hareket ederek, egemenlikleri altındaki milletlere bağımsızlık ve egemenlik vermeğe razı oldular. İngiltere, Fransa, ABD., İtalya ve Hollanda bu insancıl hareketleri ile kendi itibarlarını düşür mediler, tam tersine, onların beynelmilel siyaset sahnesine otoriteleri kat kat yükseldi. 2. Biz, geçmişte, sömürgeci devletlerin ege menlikleri altındaki milletlere yaptıkları hakaretleri ve onların insanlık haysiyetlerini rencide ettiklerini unutmuyoruz. Fakat bununla be raber, adı geçen sömürgeci devletlerin, egemen likleri altındaki ülkelere yaptıkları iktisadi ve kültürel yardımları da hatırlıyoruz. Sömürgeci devletler.evvelden yerli halklar tarafından fay dalanılmayan tabii kaynaklan işleyip, o kaynak lardan kendi devletleri için azamî kâı sağladı lar aynı zamanda yerli halkın devletçilik ve iktlsad alanındaki gelişmesine zemin de hazırladılar. Kısacası, yerli halklar arasında, daha Önceden de geleneklerle ve millî özelliklerle bağımsız devlet kurmak için ruhî zeminler hazırlanmıştı. 3. Bugün, dünyada en büyük sömürgeci devlet, Sovyetler Birliğidir. Bu devlet, Rus millî çekirdeği etrafında birçok milletleri zorla egemenliği altında tutmaktadır. Sovyetler Birliğinin yöneticileri, yukarıda adı geçen kapitalist devletlerden örnek alarak egemenliği altındaki milletlere, eğer kendileri isterler se siyasî bağımsızlık ve kültürel muhtariyet vermelidirler. Bağımsızlık istemeyen milletle re ise, Sovyetler Birliği yöneticileri, hakiki hi maye ve babalık göstererek o miletlere geniş hukuklar sağlamalıdırlar. Bu çeşit hareket hümanist ve demokratik hareket olarak çağımızın hakiki zihniyetini yansıtacaktır. 4. Birçok milletlerin ve bilhassa, Ukranya lıların, Yahudilerin, Kırımlı Türklerin, Eston yalıların, Letonyalıların, Litvanyalıların, Kafkasya milletlerinin (Azerbaycanlıların, Kuzey Kafkasyalıların, Ermenilerin ve Gürcülerin), Orta Asya halklarının (TÜRKİSTAN halkları nın) siyaset, ekonomi ve kültür alanındaki ken di mukadderatlarının kendileri tarafından çizilme arzusu şimdilik emperyalist kuvvet taralından engellenmektedir. Adı geçen bu gavn - Rus milletler, sarsılmaz bir şekilde kansız millî kurtuluş mücadelesini devam ettirmelidirler. Bu halklar, millî - kurtuluş hareketinin genel demokratik hareket üe sıkı bağlantılı oldağunu hatırdan çıkarmamalıdırlar. Millî kurtuluş hareketine götüren yol, tüm Sovvet toplumunun demokratlaşması temeli üzerinde yatıyor. Kısa cası, Rus olmayan mi'letlerin kurtuluş hareketi ancak tüm Sovyetler Birliğinde vatandaşlık hukukları ve hürriyeti sağlandığı zaman mümkün olacaktır. 5. Sovyetler Birliği milletlerinin kendi mu kadderatlarının kendileri tarafından çizilme hu kuku onların, Birleşmiş Milletler Teşkilâtına müracaat ederek hür bir şeküde referandum ta lep etmeleri hukuku İle sağlanmaıldır. Sovyetler Birliğinde milletler meselesinde yapılacak referandum, Birleşmiş Milletler Teşkilâtının beynelmilel komisyonları tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir. 6. Kendi mukadderatlarının kendileri tarafından çizilmesini isteyen milletler, egemenliklerini talep ederken, millî çelişmezliklerin keskinleşmesine sebeb olmamalı, ancak Birleşmiş Milletlerin bayrağı altında hür milletlerin demokratik prensiplerine bağlı ve hürriyete sahip milletler ailesine dahil olmalıdırlar Rusya* dan ayrılacak milletler, kendilerinden üstün o- larak Birleşmiş Milletler Teşkilâtının yasama ve yürütme organlarını tanımalıdırlar. özet olarak biz. Sovyetler Birliği Demok ratik Hareket Birliğinin kurucuları. Millî Kur tuluş Hareketlerinin genel demokratik hareket ile birlikte cereyan edeceğine inanıyoruz i Gizli Parti ve Programı ve Sovyetler Birliğindeki her millete gerdek si yasî, ekonomik ve kültürel kendi mukadderatla rını çizme hukuku Birleşmiş Milletler Tcşkilâ tının doğrudan doğruya kontrolü altında yapılacağını kabul ediyoruz. Bizim inancımıza göre, kendi mukadderatlarını kendileri çizmek huku kunu talep eden Sovyetler Birliği milletleri. Birleşmiş Milletler Teşkilâtında temsil edilmeli dirler ve o milletler, Birleşmiş Milletler Teşkilâtını bütün ihtilaflı meselelerde en yüksek ma kam olarak kabul etmelidirler. 6. DÜNYANİN İDEOLOJİK DURUMU: 1. Halihazırda dünyada üç sosyal - politik ve ideolojik güç hüküm sürmektedir: a) Sosyal hürriyeti savunan ve şahsi mülkiyeti teşvik eden DEMOKRATİK İDEOLO Jİ. (Demokrat, Cumhuriyetçi ve muhafazakâr partileri) b) Sosyal hürriyeti savunmakla beraber, şahsi mülkiyet hukukunu sınırlandıran SOS YALİST İDEOLOJİ. (Leyborist, ve sosyal - demokrat). c) Sosyal hürriyeti sınırlayan ve kısıtlayan, şahsi mülkiyet hukukunu tamamen inkâr ve red eden KOMÜNİST İDEOLOJİ. (Komünist ve troçkist partileri). Adı geçen bu üç ideolojinin dini ve millî renklere bürünen şekilleri mevcuttur (Hıristiyan demokratlar, işçi sosyalistler, millî -de mokratlar ve saire). 2. Demokrasi prensiplerine dayanan toplumlarda en çok tutulan ideoloji - demokratik ideolojidir, orta derecede tutulan ideoloji - sos yalist ideoloji ve en az taraftan olan ideoloji de, hiç şüphesiz, komünist ideolojidir Demokratik ülkeler arasında en kuvvetli komünist par tilere sahip olan Fransa ile İtalya'da dahi halkın ancak dörtte biri komünistleri tutmaktadır. 3. Komünist ülkelere gelncc, oralarda durum problemli bir şekil arzediyor. Zira, o ülkelerde tek parti, toplumun istikrarsız dengeye dayanan taraftarlığına mazhar oluyor. Bir tek partinin egemenliğine dayanan komünist rejim lerde teşkilâtlı azınlık, teşkilâtsız çoğunluğu maddî yönden kendine celbetmek suretiyle iktidarı zorbalıkla muhafaza edegelmektedir. 4. Felsefe kurallarına göre, fikirlerin ger çek olanları idealizm fikirleridir ve bazen tarafsız akımlardır (pragmatizm ve ekzistansyalizm) maddiyatçı felsefe, günümüzde modası geçmiş safsatadan başka bir şey değildir Maddi yatçı felsefenin bir kolu olan Marksizm - Lenf nizm,ölüm döşeğine düşmüş bir ideolojidir ve o sakat ideoloji bugün, onun en ateşli taraftarları arasında dahi temel inancını tamamen yitirmiştir. 5. Din (Hıristiyan, İslam, Budizm ve Brahmanizm) fennin baş döndürücü gelişmesi ne rağmen, eskiden olduğu gibi, en kudretli i- deolojik güç olarak kalmaktadır. Çağımızda, fen ve bilim İnsanlığı çıkmaza soktuğu için, din gün geçtikçe eski itibarını kazanmaktadır. 6. Böylece, insanlık ölmez değerleri hürri yeti, şahsi mülkiyeti, yakınlarına karşı sevgiyi temel olarak kabul etmekle ve çökmekte olan değerleri, köleliği ve sefaleti İnkâr etmekle, en yüksek ideallere do ru kosuvor özet olarak bîzim inandığımıza, göre, â" mokratik idealler, insanların hürriyeti ve onun tabii hukukları ekonomik refahtan daha yüksek olarak tanınmaktadır. Bizim fikrimizce, fel şefe, sistemlerin uygunlusunu savlama bakımın dan insan ruhunu yücelten en yüksek bir anlamda. S^nuc o'arak. felsefe, msan toplumunu yücelten bir akımdır. Din, yok edilmesi mümkün olmayan ideolojik büyük bir faktör olduğundan, felsefenin müttefiki sıfatiyle. ça*daş ve gelecekteki dünyamızın kaderini tâyin etme hu susunda büyük rol oynayacaktır. SOM DEVLET <*rfpd?hrie i Günleri Çıkara İKİNCİ YIL u$. Fiati 150 kuruş

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ MADDE 164 Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır: a) Okulu, okul eşyasını

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Kabul Tarihi : 22.6.2004

Kabul Tarihi : 22.6.2004 RESMİ GAZETEDE 26.06.2004 TARİH VE 25504 SAYI İLE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. BAZI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun 5194 No. Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

- 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun

- 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun - 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun (Resmî Gazele ile neşir ve ilâm : 24/V/9S3 - Sayı : 2409) No. Kabul tarihi 23 - V -933 BÎRİNCİ MADDE İstatistik umum müdürlüğü; umum müdürlük, müşavirlik,

Detaylı

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004 Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1. 24.6.1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r

w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r Dünden Bugüne... Yıl 1843 Osmanlı Padişahı II.Mahmut un eşi ve Padişah Abdülmecit in annesi Bezmiâlem Valide Sultan, bir rüya görecek ve bu rüyadan sonra, İncelikler

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU 1: Bu yasal değişikliğe neden gerek duyuldu? CEVAP 1 Dünya genelindeki ortalama eğitim süresi 11-12 yıl veya daha üzerindedir. Türkiye de

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek

Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek 2 ve 4ncü Maddelerinin Değiştirilmesine, Değişik 60 nci ve Bu Kanuna Bir Ek Madde ile Bir Geçici Madde İlâvesine Dair nın C. Senatosunca

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

SAVUNMA SANAYİİ GÜVENLİĞİ KANUNU

SAVUNMA SANAYİİ GÜVENLİĞİ KANUNU SAVUNMA SANAYİİ GÜVENLİĞİ KANUNU Kanun Numarası : 5202 Kabul Tarihi : 29/6/2004 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 3/7/2004 Sayı :25511 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 43 Sayfa: Amaç Madde 1- Bu Kanunun

Detaylı

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ KAVRAMLAR Birey: Toplumun bir parçası olan ve kendine özgü

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME

TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME TEŞKİLATLANMA VE KOLLEKTİF MÜZAKERE HAKKI PRENSİPLERİNİN UYGULANMASINA MÜTEALLİK SÖZLEŞME Bu sözleşme, ILO'nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir. ILO Kabul Tarihi: 18 Haziran 1949 Kanun Tarih

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Madde 6 Madde 7 Madde 8 Madde 9 Madde 10

Madde 6 Madde 7 Madde 8 Madde 9 Madde 10 3861 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI YÜKSEK VE ORTA DERECELİ OKULLAR ÖĞRETMENLERİ İLE İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİN HAFTALIK DERS SAATLERİ İLE EK DERS ÜCRETLERİ HAKKINDA KANUN (1) Kanun Numarası : 439 Kabul Tarihi

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

STANDART VE STANDARDİZASYON

STANDART VE STANDARDİZASYON STANDART VE STANDARDİZASYON İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana karışıklıktan kurtulma ve belirli bir düzen tesis etme gayreti içerisinde olmuştur. Bu düzenleme sürecinin tabiî bir neticesi olarak ortaya

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ 17-26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan Yazı,

Detaylı

NÜFUS PLANLAMASI HİZMETLERİNİ YÜRÜTME YÖNETMELİĞİ

NÜFUS PLANLAMASI HİZMETLERİNİ YÜRÜTME YÖNETMELİĞİ NÜFUS PLANLAMASI HİZMETLERİNİ YÜRÜTME YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarih: 6.10.1983; Sayı: 18183 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç: Madde 1 - Bu yönetmeliğin amacı, kişilerin istedikleri sayıda, istedikleri

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan iç savaşlar, coğrafi olumsuzluklar dolayısıyla insanlar,

Detaylı

Afetler ve İlişkilerimiz

Afetler ve İlişkilerimiz Afetler ve İlişkilerimiz DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Sayfa 2 DEPREM, KAYIPLAR VE EŞLER ARASI İLİŞKİLER Sayfa 10 DEPREM, KAYIPLAR VE DOSTLUKLAR Sayfa 14 DEPREM KAYIPLARIMIZ VE YAS Aşa ğı da ki bil gi ve

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL -. '. ' J ı 156 16 Şubat 1952 tarihli Türkiye Batı - Almanya Ticaret ve ödeme Anlaşmalarına Ek 21 Aralık 1954 tarihli Protokollerle Ekleri Mektupların Tasdikine dair Kanun (Resmî Gazete ile ilâm.- 2.II.

Detaylı

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 207 KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Kanun Hük. Kar. nin Tarihi : 13/12/1983 No : 189 Yetki Kanununun Tarihi : 17/6/1982 No : 2680 Yayımlandığı R.G. Tarihi

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 Sayılı Kanun; Çiftçi mallarının korunması esaslarını düzenlemek üzere 10.07.1941 tarihinde yayımlanmıştır. Kanun Hükümleri; -Köy sınırları

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI TANIM Çalıştığı kurumun tanınmasını, çalışmalarına karşı insanlarda olumlu izlenimler uyandırmasını, çevresiyle iyi ilişkiler kurmasını ve saygınlığını artırmasını sağlamak

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

626 Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının tasdiki hakkında Kanun

626 Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının tasdiki hakkında Kanun 626 Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının tasdiki hakkında Kanun (Resmî Gazete ile ilâm : 14. V. 1958 - Sayı: 9906) No. Kabııl tarihi 7115 7. V. 1958

Detaylı

Arsalardan bu kadar fazla yararlanmanın şehirler ve şehirlerde oturanlar için ne gibi mahzurlar vardır? Bu kadar yoğun bir inşaat sonucu evvelâ

Arsalardan bu kadar fazla yararlanmanın şehirler ve şehirlerde oturanlar için ne gibi mahzurlar vardır? Bu kadar yoğun bir inşaat sonucu evvelâ Arsalardan bu kadar fazla yararlanmanın şehirler ve şehirlerde oturanlar için ne gibi mahzurlar vardır? Bu kadar yoğun bir inşaat sonucu evvelâ trafik problemi çözümü imkânsız bir hal alır. Çünki, inşaat

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

T.C. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2013 2014 ÖĞRETİM YILI YURT İÇİNDE OKUYAN ÖNLİSANS / LİSANS, ÖZEL YETENEK, MASTER, DOKTORA ÖĞRENCİLERİ İÇİN BURS VE

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU

MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU 6219 MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU Kanun Numarası : 2945 Kabul Tarihi : 9/11/1983 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 11/11/1983 Sayı : 18218 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KURUM İÇİ VE ANABİLİM DALI/BÖLÜMLER ARASI YATAY GEÇİŞ KONTENJANLARI VE ŞARTLARI

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KURUM İÇİ VE ANABİLİM DALI/BÖLÜMLER ARASI YATAY GEÇİŞ KONTENJANLARI VE ŞARTLARI KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KURUM İÇİ VE ANABİLİM DALI/BÖLÜMLER ARASI YATAY GEÇİŞ KONTENJANLARI VE ŞARTLARI (07.08.2015) 1) Başvuru Tarihi Başlangıç : 10 Ağustos

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur.

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur. İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA Müşteki Vekilleri Şüpheli Konu Müsnet Suç : (T.C.:.)./ 3 Ümraniye İstanbul : Av. Aytekin TETİK & Av. Ahmet AYDIN - Adres Antette :...T.C.:2...2 Üsküdar İstanbul

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN 3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

yazılı karneler and secondary school students

yazılı karneler and secondary school students New written reports for primary and secondary school students New İlkokul, written ortaokul reports ve lise for öğrencileri için yeni primary yazılı karneler and secondary school students NSW Kamu Public

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Þiddete Maruz Kalan Kadýnlara Sunulan Hizmetler Þiddete Maruz Kalan Kadýnlara Sunulan Hizmetler Hazýrlayan Ebru Özberk T.C. Baþbakanlýk Kadýnýn Statüsü Genel Müdürlüðü Ekim 2008 Bu kitabýn basým, yayýn,

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 12 Eylül 2013 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 28763 Namık Kemal Üniversitesinden: YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ SAĞLIK MESLEK LİSELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YÖNERGESİ 1. BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

Detaylı

İÇİNDEKİLER BUGÜNKÜ ŞEKLİYLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİ YETİ NDE HUKUKÇULARIN YETİŞTİRİLMESİ

İÇİNDEKİLER BUGÜNKÜ ŞEKLİYLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİ YETİ NDE HUKUKÇULARIN YETİŞTİRİLMESİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM BUGÜNKÜ ŞEKLİYLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİ YETİ NDE HUKUKÇULARIN YETİŞTİRİLMESİ I. Üniversite Tahsili 1. Giriş ders ve çalışmaları 2. Genel öğretim vasıtaları a) Ders b) Pratik

Detaylı

İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU 31 Ekim 01 KASIM 2014

İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU 31 Ekim 01 KASIM 2014 İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU 31 Ekim 01 KASIM 2014 ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME SÜRECİNDE YAŞANAN HUKUKİ PROBLEMLER Av. Cem ALTIPARMAK İzmir Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları

Detaylı

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu?

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? l Çünkü Morpa Kampüs te Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları için özel bölüm var. Bu bölümde okul öncesi eğitimi almış

Detaylı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçinde Tüm Bölgelerde Köpeklerin Ruhsatlandırılması ve Denetlenmesini Öngören Yasayı Değiştiren ve Birleştiren Yasa

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçinde Tüm Bölgelerde Köpeklerin Ruhsatlandırılması ve Denetlenmesini Öngören Yasayı Değiştiren ve Birleştiren Yasa BÖLÜM 52 KÖPEKLER YASASI (9/1970, 7/1972, 2/1983 ve 6/1989 Sayılı Yasalarla Değiştirilmiş Şekliyle) Madde Dizini Madde 1. Kısa İsim Madde 2. Yorum Madde 3. Yasanın Uygulanması Madde 4. Köpek Bulundurma

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı