ev Türk kendine dön EĞİTİMDE YENİLİK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ev Türk kendine dön 7.9.1970 EĞİTİMDE YENİLİK"

Transkript

1 ' ev Türk kendine dön EĞİTİMDE YENİLİK

2 DEVLET * 7 EYLÜL 1970 * SAYFA : 2 DAYAK AZGINI ıtır Rusya vardı; tamamen kendi idaresin de, kukla bir Grek devletinin hayâlini sürdürü vordu. Devletin başkanı bir Kas Prensi, başkenti İstanbul olacaktı. Çar; yaveri tpsilânli'yi bizzat bu hayalin gerçekleşmesi yomada vazh fciendirnıişti.. Bir Avusturya vardı; zamanın sıkı Osmanlı düşmanıydı. İmparatorluğun bölünüp parçalanması için Rosya Ue işbirliği ya pıyordu. Bir Fransa vardı, ihtilâlin kanlan ile sarhoş; Napolyon zamanında yedi adalara ve Balkanların güneyine, batısına yerleşmiş; ihti lal fikirlerini ve milliyetçilik mefhumunu yayarken bir taşla iki kuş vurmaya heveslenen.. Bir İngiltere vardı; uzak vadeli plânlarının ilk adımı için telâşlanan. Ve tümü ile bir Avrupa halkı vardı; rönesans ve hümanizmin hareketinin romantizmi içinde, yaygın-baygın Grek hayranlığı sürdüren Hepsinin karşısında düşman tek; Osman lı İmparatorluğu! Hepsinin karşısında piyon tek; Rumlar! Onlar ki, Rumen, llliryen. Telaş yen, Slav ve Grek gibi pek değişik etnik men seli bir kısım halkın önce din, sonra dil beraber İiği sebebi ile kendilerine «Millet» vasfı yakış tınp, «Rum» diye ortaya çıkmışlardı... İmparatorluğun muhtelif yerlerine yayılmış, bilhas sa Mora ve Teselya adalarında çoğuluktaydılar Karakterlerinin en belirli vasfı; şüphesiz menfaatlerinin şuurunu son derece sağlam bir şekilde ermiş bulunmalanydı.. Bu yüzden güçlü bir denizci, tüccar sınıfını meydana getirmişler, Avrupa ile temaşam sürekliydi.. İş hu yılan hikayesi 1814 de Çarın lalı ri Başkanlığı ile yaver İpsilauti'nin idaresinde iki Rum ve Bar Bulgar tarafından Etaiki Eter ya Cemiyetinin kurulması ile devam edeı. Uza ııır, gider de Mora isyanı ile kan. alev, vahşetten örülü silâhlı hareket olur.. lurktcrin ü/erine kıyamet günü gibi çöker. Osman!» İm paratorkığunun başı üzerinde kara kara tehlike bulutlan toplaşır 'da Mora isyanı büyük ölçüde kontrol altına alındıktan sonra, Rus ve İngilizler tekrar telâşla baslarını kaldır ırlar.. Protokollar imzalarlar aralarında Redde dilen talepleri üzerine,rusya Osmanlı Impa ratorluğuna savaş açar, Fransız Kuvvetleri Mo ta'ya çıkarlar Ve nihayet 1832 Londra andlaşması ile ağababalanmn büyük gayretleri, resmî müda haleleri sayesinde Rumlar ıkına sıkına bağımsızlıklarını elde ederler. Şimdi isyanların 150. yıldönümünü aşın taşkınlıklarla kutlayan Rumlar, cümle tarihi gerçekleri tahrif edip, istiklâllerini hiç bir knv vetin ve devletin müdahalesi olmadan kendi millî uyanışlarının bir neticesi olarak, hîlek güçleri ve başarılan 0e elde ettiklerini propa ganda edip duruyorlar.. Faşist Juntanın Eğitim Bakanlığı ders yılının ilk üç ayını bu propagandaya hasrediyor ve yıldönümünü Megolo-tdea'nın yeniden hortlatılması için ve sile kılıyor. Bu arada bitmeyen ve her fırsatta tazelenen «Türk Düşmanlığı» körükleniyor, Yunan İstan baştan başa bir kinin isteri krizleri 3e sarsılıyor. Basında Türk'e çirkin iftiralar alıp yanıyor Meselâ 29 fr mum i un Elttoikos Vorras gazetesinde bir yazar Meriç olayından bahsedip, der ki; V u nam s tanın diğer üç balkan devleti ile sınırlan vardır, banlarda hiç bir ha dişe olmaz.. Yalnız Türkler, kavıtsız şartsız ve sadistçe Yunanlı çiftçilere aoş ederler Dünya da ticaret yerine kaçakçılık hem de esrar kaçakçılığı yapan tek devlet Türkiyedir. Yunan gümrük makamları, bu millî ürünü kaçıran her milletten insanı yakalamaktan bıkmışlardır... v.s v.s. Sonra bir tehdit «Eğer Yunanlılar da, bu yüzbaşılann ve paçavra giyimli jaııdar malann canice ateşlerine, ateşle cevap verme ğe başlarsa; Meric'in ötesindeki katillerin kah raman silâhları o zaman yanlız o zaman susacaklardır.» Evet, yanlış okumuyorsunuz, aynen böyle söylüyor, o Yunantı yazar. Afedersiniz çirkin bir tabir ama başkasını bulamadım, höylclerine «Dayak Azgını» demek gerek. Böyle kişiler yedikleri duvağa doymaz, danasını fazlasını isterler, hamın için de haddi aşıp, büyüklerini tahrike yeltenirler. 500 yıl Osmanlı hizmetinde zaman zaman başvurduktan bu taktikler sayesinde ar /ularına kavuşan Rumlar en sonda Mehmetçiğin amansız süngüsü karşısında perişan ol muşlardı Ama unutmuşlar demek. Dedelerine nasip olan dayağı, bu kez torunlar istiyor! Dış Türklerle ilgilenmek 1940 yıllarından sonra Türk aydınları için en büyük suçtu. Turancılık vatana ihanet idi. Bütün bir ömrünü Türk soyunun istiklâli içm harcayan Rah metli Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi TOGAN Rusya'da bile TURAN CILIK suçundan tevkif edilmediği hakle (Harama Turancriığı Lenin tarafından taba s»yamakta idi.) 1944 yılında devrin iktidar sahipleri tarafından «Vatana ihanet» suçuyla 23 arkadaşı ile birlik te tevkif edilmiş, zindanlara atılmıştı. Devrin iktidar başının meş hur 19 Mayıs nutku ile bütün devlet, ilim ve fikir adamları da bunu koro ile söylemeye başlamışlardı. Türk milliyetçileri ise tevkif edilmelerine, insanlık dışı işkencelere rağmen Dış Türkler'in meseleleriyle ilgilenmeyi berşeyden önce bir insanlık görevi olarak düşünmüşler ve onların meselelerini, dertlerini çok mahdut imkânlarına rağmen bugüne kadar anlatmaya çalışmışlardı. Nihayet Türk milliyetçileri bu görüşlerini kabul ettirmeye başlamışlardır. Geçen hafta bu sütunlarda yayınlanan ve 1944lerde Dış Türklerle ilgilenmeyi kayıtsız şartsız vatan ihaneti kabul ede bir partinin Konya Milletvekili olan sayın Sadi KOÇA$ ve bu hafta ki Prof. Dr. Tayyip GOKBÎLGÎhrin aşağıdaki yazısı «Esir Tark ler»in bir mesele olarak kabul edilmeye başlandığının ve Türk milliyetçilerinin görüşlerini kabul ettirdiklerinin bir ifadesidir. Hele her iki yazının da «Milliyet» gazetesinde yayınlanması gözönüne alınırsa yazıların ehcmmiveii ivu*» belirir. DEVLET Bugünlerde bu sütunlarda sa yva bir parlamenterimizin «Dış Türkler» konusundaki yazısı çok ilginç ve önemli idi. Birçok ha yatî sayılabilecek nitelikteki so romumuzun yanında bu konuyu da ele almak ve Türk toplumun da bunu devamlı bir şekilde ak tüel düzeyde tutmak taraftarı olduğumuz, bunda çeşitli yarar lar bulduğumuz için biz de dü şüncelerimlzi düşünenlerin dikkatine sunmak ve gerekirse bun lan bir tartışma konusu haline getirmek istiyoruz. Bu sorunu bir çok açıdan ele almak, herbirini özellikle ve önemleri çerçevesinde tahlil ve 2zaha çalışmak, değerlendirmek bunlara çözüm şekilleri arayıp bulmaya teşebbüs etmek mümkündür. Fakat, geçmişte olduğu DIŞ TÜRKLER VE BAZI GERÇEKLER ve isabetli bir yol tutmakta çok defa farklı görüşler belirmektedir. Dış Türk'ler dediğimiz zaman kimleri bu deyimin sınırlan içinde düşünmek gerekir? önce bu tarifi bir açıklığa kavuşturmak doğru olur Zaman zaman anavatana gelen, yerleşen Türk asıllı halklardan, soydaşlarımızdan söz ederiz: yine sık sık çe şitli memleketlerde ve egemenlikler altında kalmış yaşamakta bulunan Türk şovundan gelen in sanların kaderleri,, karşılaştıkları güçlükler baskı ve zulümler hakkında ao haberler ahnz. Bunların hepsi de toplumumuzun bir kısmım, özellikle, düşünen aydınları bir süre için ilgi lendirir, heyecanlandırır, sonra unutulur, yahut da kendi sorun larımız ve dertlerimiz bunları bize unutturur. Fakat( bu zaval Iılann havat dramları yer yer sürer, gider; meseleler, yaralar kapanmamıştır Piç şüphe yok ki. dış Türklerin kaderleri, ya şavışlan ile ilgilenmek, bu konu da hevecan veya an duymak, mümkün olduöu nisbette onların yardımlarına koşmayı istemek, sayın parlamenterimizin Prof. T&yyip GÖKBİLGİN t. Ü. ÖĞRETİM ÜYESt gibi bugün de, konuyu bir yan dan ülkücü, diğer yandan da gerçekçi yönleri ile kavramak oldukça güçtür ve hareket nokta lan ile amaçlan tâyin etmekte de açıkladığı gibi, hiçbir suretle ırkçılık, şovenlik.faşistlik veya emperyalist olmak şeklinde yo rumlanamaz. Bu, sadece saf, iç ten bir millî duygudur. Hattâ onun üstünde de bir insanlık duygusudur, insanlık borcudur. Dış Türkleri iki kısımda ele almak gerekir: Biri, vaktiyle Os manii İmparatorluğu camiasında yaşayıp da, son devirlerde kalan ve her bakımdan bizden olan dış Türk'leridir ki, Batı Trakya'da, Balkanlarda, Kıbrıs ve Adalarda, Irak, Suriye gibi güney komşularımızda yaşarlar. Bunların arasına yine bu imparatorluk içinde uzun süre yaşa mış Kınm Türkleri, Azeri Türk leri gibi etnik grupları da sok mak mümkündür. İkincisi, bizimle soy, dil, din ve kısmen örf ve âdet birliğinde bulunup da, ayn isimler alımda bugün, İran da, Azeri, Türkmen ve diğer Türk asıllı etnik gruplar halinde fakat milli ve azınlık haklarından mahrum olanlar ile, Sov vetler Birliği'nde çeşitli Curnhu riyetler halinde yaşayan ve Sov yet vatandaşları sayılan Türk menler, Özbekler, Tatarlar, Kırgızlar. Baskınlar ve diğerleridir ki, bnnlan da geniş anlamı ile dış Türkler kavramı içinde düşünmek mümkündür ve bizce doğrudur. BATI TRAKYA TTTRKLERt Osmanlı İmparatorluğunun parçalanması ile anavatan dısm da kalan Türklerin durumu iyice bilinmektedir. Batı Trakya' ca vaşavanlann nasıl a ır şart îar altında vaşadıklan ezildikleri h»vkmda çok <«y yazıldı. 17 yi! önce biz d*> ;f : -»Terimi?!e bunu «**rnr8s, yaptığımı? çeşitli fyavm l?>rdn acı gerreşi dile getirmişti!'. O zurnandan beri desisen cov şev olmadı. Herdin akla ha ygle gelme *cek türlü faciaların (Devamı 11»d SayMa)

3 Devrimci öğrenciler Üniversiteye «Ma yöoetiıne hayır» afişi aslılar. (GAZETELER) Devlerden HIİUETI IRTA ÖĞRETİMDE İSLAHAT YA ÜNİVERSİTE Üniversite ve Yüksek Okullarda Haziran dönemi yapıla tmyan imtihanlara geçen hafta başlandı. İmtihanların başlaması üniversitenin yeni eğitim yılına hazırlanmasının ilk adım lan sayılabilir. Geçen dönem, yüksek öğrenim kurumlan Sol* cuların plânlı ve belli gayelere yöneldiği aşikâr dan sabotajları neticesinde, tam manasıyla mefluç hale getirilmişler, her an memleket sathına yayılabilecek endişe verici bir bunalımla karşı karşıya bırakılmışlardı. Solcuların hazırladıkları anarşi halinden evvelâ millî bünye geniş çapta zarar görmüş, zaten aksak bir tempoyla kör topal yürütülmeye çalışılan eğitim işleri içinden çıkılmaz sonuçlara sürüklenmişti. Sokuların bunalımı bütün Türkiye'ye hâkim bir atmosfer haline getirme gayretleri meş'tun Haziran olaylarını doğurmuş, örfi idarenin Banma yol açmıştı. Geçen eğitim yılının umumi tablosu memleket hesabına hazin sonuçlarla doluydu. Solcu anaışiyo evet demedikleri için birçok genç fiili tecavüzlere maruz kal* mışlar. bir kısmı yaralanmış ve hatta öldürülmüşlerdi Bu hali hukuk kurallarına uygun şekilde ıslah etmek mev künde bulunan hükümet, yaz devresi içerisinde çok krvmeth bir zaman şansına sahip olmuştu. Bu devre içerisinde düşünmek, tesbit ve tahin etmek, yeni kararlara yönelme imkânı vardı. Ancak görünen bir gerçektir ki, hükümet pek kıymetli bir devreyi kullanamamıştı. Zaman imkanım heba etmiştir. Başlamak üzere olan yeni eğitim yılında geçen devrenin umu mî vasatında hiçbir değişme olmamıştır. Hükümet üe öğrenci, hükümet ile profesör ve nihayet topyekün üniversitenin ma nevî bütünlüğü bir türlü vuzuha kavuşturulamayan kısır çekiş melere bu yüda devam edeceklerdir. Fakülte duvarlarında yer alan komünist sloganlara güç yetiremiyen idareciler, üzerlerin deki aslan postunun tesiri altında, kendilerine dokunamayacaklarına akılları kesen örfi idarenin tutumunu kınayabiliyorlar; hem de yüz karası birtakım komünist sloganları kazıttığı için, öte tarafta imtihanlara güvenle giremeyen her an her türlü tecavüz ihtimalinin mevcut oluşu karşısında öğrenim gu venliğini ve serbestliğini, kaybetmiş bulunan öğrenciler mesa İçlerine eğilecek kişi ve mercileri aramakta devam ediyorlar. 1 Üniversite muhtariyeti imkanlarım pek mahdut sahalarda kullanmak taraflısı geçinen üniversite idarecilerinin acil bir zaruret halini almış bulunan yüksek öğrenim ıslâhatını basara bileceklerine ihtimal verilemez. Türk Üniversiteleri topvckün büyük ve radikal değişmelere muhtaçtır. Millî Eğitim bakanı sın orta dereceli okullarda yapılacağım açıkladığı değişikliklerin maksada kafi gelecekleri düşünülemez. Kanunların vo anayasanın emrettiği eğitim eşitliğinin, öğrenme güvenliğinin sağlanması hükümetin başlıca sorumluluklarından biridir Go çen yılın acı hatıraları bütün dehşetiyle zihinlerde yaşıyor. HU hûmetin ve üniversite yetkililerinin bu tip üzücü olaylann to kerrürüne engel olmak üzere aldıkları tedbir var mıdır, bilmo yiz: ancak önümüzdeki devrenin millî selametimiz yönünden biç de parlak müjdeler taşımadığı aşikârdır. Solcu anarşinin ter tipçileri yerlerim olduğu gibi muhafa etmişlerdir. Kanunî ölçil erin vazıf olmayışı gibi bazı sebepler bir yana, eldeki imkân lann bile kullanıldığı söylenemez. Bu tutumun gerisinde solcu lann tehdit ve tczyiklcrinden ürken pısırık bir çehrenin çok net bir şekilde müşhade edilebilmesi, hak ve hürriyetlerin Onda gelen bayraktan mevkiindeki bir müessese hesabına şeref ve itibar sağlayan bir manzara teşkil etmiyor. Hükümet ve üniversite yetkilileri başlamak üzere olan, hatta başlamış sayılabilecek yeni eğitim devresinde doğması muhtemel yeni Üzücü olayları önleyici tedbirleri almamakla sorumlulukları şimdiden paylaşmış bulunuyorlar. Türk Milleti memleketimizin geleceğini yakından ilgilendiren yüksek öğra nim meselesini ve bu konuda ortaya çıkan problemleri bizzat çözme durumuyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu suretle eğitim konusu belki halledilebilir, yüksek öğrenimde huzur sa&lanabilir ama zedelenmiş olan devlet otoritesinin büsbütün ortadan kalkması yeni ve büyük meseleler doğurur. DEVLET HAFTALIK MİLLİYETÇİ SİYASİ GAZETE * PAZARTESİ GÜNLERİ ÇIKAR * FİATI 150 KURUŞ TEL : ey Türk kendine dön ADRES P * 284 Bakanlıklar ANKARA * * HAVALE ADRESİ Devlet Posta Çeki Nu : Sahibi ve Mes'ul Müdürü: İbrahim METİN Teknik Sorumlu: Mehmet Nedim BUDAK ^ a n i ) N E Yıllık 70. TJU Altı ayni 55* İLANLAR: Arka sarfa renkli TL tek % ^ }L^&^jX?< Z fiibavnd* TAİ ANKARA Dıs memleketler lcın ücret W misil alınır * Daftıtım. GA ME DA Dtttf ve nam tim

4 KffHBEB Ergenekon MEKTUPLARI TÜRK MİLLETİNİN GÖREVİ Türk Milleti cihan nizâmım tedvirle görevlendirilmiştir. Nitekim tarihte Türk Hakanları, Beğleri, ordusu ve topyekûn millet bu görevi yerine getirmeye çalışmışlardır. Görevin Tanrı tarafından verildiğine ve kendilerinin Tanrının himayesine mazhar olduklarına inanmışlardır. Nitekim Orkun Kitabelerindeki «Tanrı Türk Milleti yok olmasın» diye başlayan ibare bunun delilidir. Islâmiyeti kabul ettikten son ra da ayni inanış devam etmiştir. Selçuklular Levrinin Kanuni sı diyebileceğimiz Sultan Sancar bunu şu şekilde ifade eder: «Allah bu dünyayı bizim tasarrufumuza tevdi ve emanet etmiştir. Bütün hüküm darlar ve emirler bizim memurlanmızdır. Biz cihan padişahlığını ba bamızdan ve tevcih eylediği sancaklarla halifenin dedesinden aldık» Türk Milleti dün bu görevle görevlendirildiği inancıyla nasıl büyük «Dünya İmparatorlukları» kurmuş ise, bugün bu görevden kaçındığı için hazırı da koruyamaz duruma düşmüştür. Bizce bu ilâhi göreve sahip çıkmadığı sürece de «Büyük Devlet» olmasına imkân yoktur. öte yandan Türk Milletini bu üâhî görevi yapmaktan alakoyan tıer millet ve insan helak olmuş veya ilâhî cezaya çarptırılın ıştır. İşte Tahzimattan sonra «Batılılaşma Hareketleri» adı altında önce devleti, sonra da milleti küçültmeyi hedef alan davranışlarda bulunanların akıbeti. Hiçbirisi ne millet vicdanında iyi bir yer alabilmiş, ne de tarih huzurunda şerefli bir mevki sahibi olmuşlardır, önce her yeni gelen bir öncekini kötülemekle işe başlamış, tâbir caizse birbirlerini yemişlerdir. imparatorluğun yıkılmasında yabancılarla işbirliği halinde bu tunan Arap Şeyh ve Beylerinin akıbeti de içtekilerden iyi olmamıştır. Hiçbirisinin İmparatorluğu arkadan hançerleme pahasma elde ettikleri Beylikleri, Krallıkları devamlı olmamış, herbirj ardarda ge len ihtilâllerle yıkılmışlardır. Geçen günkü gazetelerde 20 yıldan be ri insanlardan kaçan Ürdün Kralı Tallal'ın durumu yazılıydı Tallal'ı okuyunca ilâhi takdirde inanmamak mümkün mü? Arap Yarımada smda bir sürü irili ufaklı devlet kurulmuş ne kendileri bir gün yüzü görmüşlerdir, ne de 2,5 milyonluk Yahudi devletiyle başa çıkabilmiş fuâu. Evet, Peygamberimizin övgüsüne mazhar olan Türk Milletine; içinde bir öç duygusu taşıyan devletler ve topluluklar en kısa zaman da takdiri ilâhinin yüksek şuuruyla karşılamışlar ve Hak tarafından en sert ve ağır cezalara çarptırılmışlardır. İmparatorluğumuzun batırrtrnasmcu birinci pay sahibi, iki cihan savaşının galibi İngiltere, yavaş yavaş imparatorluğunu kaybetti ve en küçük ülkelerden bile kovulmaya başladı. Şimdi bazı ülkelerdeki çıkarlarım meşhur «İngiliz Oyunu» desiseleri ve Amerikanın yardımıyla korumaktadır. Fakat, ingiliz imparatorluğunun yıkılışında hiçbir kurnazlık ve politika oyunu başarılı olmadığı gibi, bundan sonra olamıyacağı muhakkak tu*. Yüzyıllarca bizimle savaş halinde bulunan ve imparatorluğumuzun yıkılmasında mühim rol oynıyan, ayrıca Türk Milletinin büyük bir kısmının hürriyetine mâni olan Çarlık Rusyası da hak ettiği cezasını çekti. İnsanlığın yüz karası komünizm illetinin pençesi altında ezilmektedir. Fakat Çarlık Rusya'sı yerine kurulan Komünist Rusya da ayni menfî vazifeye devam ettiği için o da yıkılmaya mahkûmdur, önceleri bizim hâkimiyetimizde bulunan, ingiliz ve diğer batılı devletlerin yardımıyla İmparatorluğa baş kaldıran, sonra bizi Anadolu' dan kovmak için maşa olarak kullanılan Yunan'da cezasını çekmek tedir. önce Alman çizmesi altında çiğnendi, sonra iç savaşlarla nerdeyse yıkılacaktı. Tam kendisini toparladığı sırada yeniden ihtiâl ile «Cunta İdaresi» denilen garip bir idarenin eline düşerek bize kafa tutmaya devam etmektedir. Fakat muvaffak olamıyacağı açıktır. Diğer Balkan devletleri de Rusya'nın esiri olarak hayatlarım devam ettirmektedirler. Kısaca bu milletin görevine mâni olduysa cezasını çekmiştir. Ayrıca/kendisi görevden kaçtığı sürece de cezasım çekmektedir. Hal buki bugün Türk Milleti yeniden ilâhi görevine sahip çıkmalıdır. Bütün Türklük ve islâmiyet âleminin arzusu da budur. Nitekim bizi bu yazıyı yazmaya zorlayan husus da arzunun yeniden tekrarlanmağıdır. Geçen günkü gazetelerde pek mühimsenmeyen bir haber vardı. Fcrruh Bozbeyli başkanlığındaki Türk Parlemento Heyetinin Hındis tan Meclis Başkanını ziyareti sırasında Hindistan Meclis Başkanının Bozbeyli'ye söylediği şu söz dikkate değerdir: «Türk Milletinin başı miza lider olması için dua ediyoruz». Hatırlanacaktır ki, Türkiye Cumhurbaşkanının önceki yıllarda Libya'ya yaptığı resmi seyahat süresi, resmi tatil olarak ilân edilmiş ve Libyalıların Türk Cumhurbaşkanını rahatça görebilmeleri, geçtiği toprağa yüz sürebilmeleri sağlanmıştı. Pakistan'da ise halk arasında «Türk» kelimesinin «İslâm» keli meşinin yerini tuttuğu bir gerçektir. Bütün bunlar Türk Milletinin «ilâhî görevi»nin islâm alemince de teslim edildiğine işarettir. Bu ftebeble Milliyetçi Hareket'in hedefi Türk Milletini «ilâhî görevi»ni oüdrtk ve onu lâyıkıyla yapabilecek duruma getirmektir. I* Cezmi KIRJMLIOÖLU olaylar** düşünceler yorumlar Türkeş Almanya Gezisinden Döndü Milliyetçi Hareket Partisi ge nel başkanı Alpaslan Türkeş 16. Ağustos 1970 günü başladığı Al manya seyahatim 4 Eylül 1970 günü gazetemizin baskıya girdiği sıralarda tamamlamış bulunmaktadır. Türkeş Almanya'da Türk isçileri ile çeşitli görüşmeler yap mış, düzenlenen toplantılarda konuşmuştur. Bir İstanbul gazetesinin verdiği habere göre Türkeş Güney Al manya'nın Kempten şehrinde Türk işçilerinin düzenlediği bir toplantı da konuşurken salonun çeşitli verlerine oturan Türkiyeli komünist öğrenciler hadise çr kartmışlardır. Türk işçilerinin komünist öğrencileri dışan çıkartmak iste meleri üzerine kavga çıkmış Metin Özdem ve Halil Türeli adındaki iki kişi yaralanmıştır. Komünist öğ renciler dışan atıldıktan sonra Türkeş konuşmasına devam etmiştir. ' Olaya Alman polisi el koymuş ve hadiseye karışanların i- fadesini almaya başlamıştır. Tür keş Türkiye'lj komünist öğrencilerin bu davranışlarını kınamış ve bir İstanbul gazetesi mu habirine şfjyle demiştir: Bunların gidişi ve ne oldukları malûm. Gittikleri yoldan hayır yoa, çıkmaz bir (yol dur bu. Bunu bir an önce idrak etmelerini tavsiye ederim.» Devlet gelecek sayısında bıi konu ile ilgili hajberi ve sayın Türkeş'le görüşmek mümkün ol duğu takdirde Almanya seyaha ti ile ilgili bir de röportaj suna çaktır Başbakan Demirel beş günlük bir resmi ziyarette bulun mak üzere 1 Eylül 1970 salı gü nü uçakla Yugoslavya ya gitmiş tir. Aynı gün Belgrad'a inen Baş bakan Yugoslavya Başbakanı Ribibiç tarafından karşılanmıştır. Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ve Ulaştırma Bakanı Nahit Menteşe'nin de bulunduğu heyet Yugoslavya gezileri bovunca Başkent Belgrad, dışın da Ljubliıyana, genellikle Türklerin meskûn olduğu Usküp Ma nastır ile Ohriv şehirlerini de ziyaret etmişlerdir. Ayrıca heyetimiz gezisinin u- çüncü günü Birioni Adası'na giderek Yugoslav başkanı Mareşal Tito ile görüşmüşlerdir. Başbakan Demirel ve berabe rindeki Türk heyeti Usküp ve Manastır şehirlerinde coşkun tezahüratla karşılanmıştır. Türk heyetinin geçtiği yollar boyunca ellerinde son bağımsız Türk Devletinin havrasını taşıyan e- sir Yugoslav Türkleri tarafından çılgınca alkışlanmışlardır. Bu arada Türk heyetini kalabalıktan eöremeven esir Türk kar deşlerimiz vedi sekiz katlı piramitler yaparak Heyetimizi seyretmiş ve selamlamışlardır. 1 Bu arada Yugoslav başbakanı Ribibiç'in Türk heyeti şerefine verdiği yemekte de Yugoslavya esir Türkleri sanatçıları tarafın dan Türkçe konser verilmiştir, j >8 Milli Eğitim Şûrasına Doğru 8. Türk Milli Eğitim Şurası' na sunulacak veni orta öğretim sistemi ile ilgili olarak yurdun muhtelif bölgelerinde «Sohbet toplantıları» düzenleyen Milli Eğitim bakanı prof. Orhan O- ğuz, hafta İçinde Konya ve İstanbul'da çeşitli illerin Milli E- ğitim müdürleri ve orta öğretim temsilcileri ile birer toplantı ya parak yeni sistem hakkında geniş bilgiler vermiştir. î ı Yeni öğretim sisteminin Türkive şartlarına ve gerçeklerine göre hazırlandığını bildiren Mil li Eğitim bakanı, açıklamaların dan sonra toplantıya katılanlar dan yeni öğretim sistemi hakkında görüşlerini almıştır. Milli Eğjtim Bakanı İstanbul toplantısında özetle şöyle demiş tir. İJ İlk, orta ve yüksek öğreti mi zincirleme bağlarla organize etmek emelindeyiz. Getireceğimiz sistem ekonomik ve sosyal çalışmalara yardımcı olacaktır. Kitaplar müfredat programlan öğretmen yetiştirme ve geliştir mesi, merkez ve taşra teşkilât larmı yetiştirmek reformun a- na özellikleridir. Biz ferdi ve şah e tercihlere göre sistem) kur mak istemiyoruz. Milli Eğitim peniden b r programa bağlanacak, İhtiyaçları karşılayacak, e- konomik sosya) ihtiyaca cevap verebilecek bir sistem yapmak istiyoruz. Bölge toplantılarım bunun için düzenledik. Bu top lantılarda ortaya atılan fikirler den istifade ederek daha komp le daha verimli bir sistemi Milli Eğitim Şurasına götürmek is tiyoruz.» ENDÜSTRt'YE GEÇMEK ZORUNDAYIZ ) Yığmaklara eski sistemin sebep olduğunu, ekonomimizin ih tivacı ne İse o istikamette insan yetiştirmek ve tarımdan endüst ri'ye geçmek zorunda bulunduğu muzu e&itimin ağırlık merkezinin endüstriyel ve teknik eğiti me davandıöını sövleyen Bakan, kyeni sistemde öğrenciler iş, kollarında, turizm, teknik resim ev ekonomisi tesviye, el sanatları, elektronik, laborant ve çe çitti kollarda gösterdikleri başa riya göre eğitilecek. Cezalandır ma sistemini kaldırıyoruz. İki jyıl üstüste kalan öğrenciye bel ge verilmeyecek. Çocuğun kabir liyeti tesbit edilecek. Hangi branşta kabiliyeti varsa o yönde geliştirilecek. Eski sistemde eli y^lı tornamın önüne duvar çekilmekte, ( t duvar arasında nazarî bilgi ile okuyan öğren ciye üniversiteye gitme imkânı verilmekteydi. Sosyal adaletli bir sistem getiriyoruz» demiştir.' Beş vılhk programda teknik öğretime önem verileceği belir

5 DEVLET * 7 EYLÜL 19TO * SAYFA I 5 h!>wpwwaw^'imw.i^wi «l!^jj.,l.ı,. ~<>V*,!U-*.*»>*%J<hJ IWW-",.», - "" *w.~mm» '"HMW»U^UPU, ^' : '' ^^^: : >: :^: :^:^:^^: ^^^:^^^^^^'^^^^^:^^^ı^ J ^^v^^^^v^ ^v x^^^ Sistemsbliğin Ur sistem kafine geldiği yirminci asır Türkiyesizde eğitimin de bir sistemi yoktur. Fakat din eğitiminin sistemli bir şekilde baltalandığı bilinmektedir. Bu baltalama çabalarına hâkim olan temel fikri özetliyecek olursak; «Lâik bir devletin okullarında din eğitimi yapılamaz, din vicdan işidir, ret vicdanı ile başbaşa - dır. Din işi başka devlet işi başkadır. O halde devlet din işleriyle, dol ayı s iyi - din e- ğitimi ile ilgilenmez.» Herşeyden önce şunu belirtelim ki; laiklik, Hrlstıyan Avrunanın kaderine geniş ölçüde tesir eden k>scnln hâkimiyetine son vermek gayesi ile ortaya atılmış bir Yahudi fikri olup, Cumhuriyetten sonra memleketimize de girmiş ve alabildiğine İstismar edilerek İslâmiyet aleyhine bir silâh olarak kullanılmıştır. Uzun yıllar bazı İslâm düşmanlarının yönetime iştirakçileri sağlanarak mukaddesatımızı, millî ve manevî değerlerimizi tahrip edici, milli ve manevî bütünlüğümüze yönelmiş gizli plânların tahakkukuna çalışılmıştır. Özellikle kıymeti] din adamlarımız çeşitli tertidiere kurban edilmiş ve okullarımızda t si âm i ve t. perili M mizin sebebi olarak gösterilmiştir. Bir yandan din ile devlet işlerinin ayrılığı fikri kabul edilmiş, diğer yandan Diyanet İşleri Başbakanlığa bağlanmıştır. Mü lete rağmen milletin kaderine yıllarca hâkim olan bu z i h n i y e t son vıllarda meyvelerini vermeye başlamış, ortanın solu vasatında hayat bulan ve Tipli TipYız bir püruhun hariçten aldığı gıda Be beslenerek gittikçe azgınlaşan komünizm' in» eğitim müesseselerini, v/ellikle üniversitelerimizi işgaline ve memleket çapında maddi - manevi tahribatına zemin hazırla mistir. Boğun her zamankinden daha fazla kültür haç idarinin istilâsına maraz kalan memleketimiz, Çin, Küba, Vietnam, Macaristan, Çekoslovak ya* ve diğer Doğa Avrupa ülkeleriyle Ortado ğu Arap memleketleri gibi Rus emperyalizmi Türkiye'de Din Eğitimi ve İmam - Hatip Okullara nin kanlı sömürü pazarı haline getirilmek istenmektedir. Bütün bunların sebebini etti yıldanbcri devam ede^elen gayri millî, seryonist, ateist bir eğitim uygulamasında aramak gerekir. Son yirmi vıldanberi demokrasiye açılan kapılar siyasî hayatımıza millî irâdenin havasım getirmiş ve din eğitimine az da olsa önem verilmesini sağlamıştır. Fakat bu kâfi olmavıp. memleketimizde teknik elemanlar, hukukçular, tabipler, eğitimciler, yöneticiler kadar iyi yetiştirilmiş müsbet din adamlarına da ihtiyaç bulunduğunun İdrâki içinde daha şümullü ve köklü tedbirlerin alınmasına şiddetle ihtiyaç var ken, Mîllî Eöitim Bakanlığı'nca. İmam Hatip Okullarının orta kısmını kaldırıp sa- Süleyman Sabrı AYTEMİZ dece lise kısmının İsmini değiştirerek meslek lisesi halinde bırakılmasını öngören bir raporla 8. Efcitim şûrasına gidilmesi basiretsizliğin gerçekten üzücü bir örneğini teşkil etmiştir. Bu konuda İlk tepki ve uyarma imanlı Maraş halkından çelm'.ş, Konya ve diğer bir çok illerimiz halkı da aym İnançla aynı millî hassasiyeti göstermişlerdir. MARAŞ Milliyetçi öğretmenler Birlilifcl. Milliyetçiler Derneği, İmam Hatip Okulu Yaptırma ve Fakir Öğrencileri Koruma Derne&i, İmam Hatip Okulu Mezunları Cemiyeti, Teknik Makina Sanatkârları Derneği; yayınladıkları bildirilerle ilgilileri uyarmışlar «Millî Eğitim Bakanlığı ile Eğitim Şûrasından, bu yanlış tutumdan vazgeçmelerini, aksi takdirde tarihin hükmünün çok acı olacağını» beyan ederek o- tuziki milyon Müslüman Türk'ün düşüncelerin*» tercüman olmuşlardır. Din bir meslek değildir, fakat din öğreti ciligi, İmam Hastiplik bir meslektir, hem de şerefli, miihaddet bir meslek. Böyle mukaddes Mr mesleğin mensubu ohm imam Hatiplerin çok iyi yetiştirilmeleri, manevi Simlerin yanı sıra musibet ilimlerle de mücehhez, geniş bir tedir. dünya kültürüne sahip bulunanları gerekmek Memleketimizde gerçek din adamı yetiş tirmek maksadıyla acılan İmanı Hatip okul iarının, bu ihtiyacı az da olsa karşılamaya başladığı bir sarada kapatılmaları, milli ve manevi varlığımıza indirilmiş en büyük dar be olacak ve buna teşebbüs edenler hakkında tarihin hükmü gerçekten çok acı olacaktır. Millî Eğitim Bakanhğı'run raporuna hâkim olan zihniyetle. Köy Enstitülerinin kanatılması üzerine kızılca kıvamet koparan zihniyet arasında hiç bir fark yoktur. Böyle bir davranış büyük çosunluğu Müslüman olan Türk halkının iradesiyle de tezat bendedir. Siyonizm ve Komünizm gibi sari hasta Iıklara karşı millî varlığımızın korunması için; tonvekûn eğitimimizin millî ölçülerimize göre venlden sisteme ballanması, tlâhivat Fakültesi, İslâm Enstitüleri ve İmam Hatip Okulları gfbî otuzlkî milyon Müslüman Türk'e ışık tutacak ilim mabetle- inin yeteri kadar geliştirilerek nazari din dersleri vanında tatbiki din eğitimine de geniş ölçüde ver verilmesi gerek mektedir. Milli - manevî değerlerini kaybetmiş toplumların maddeten ayakta duramıya caklan muhakkaktır. O halde Siyonist Komünist ihanet şebekesine mensup soysuzların ısrarlı telkinlerinden kendimizi kurtarın medenî ve İleri memleketlerde olduşu rîbi din adamlarına ve din eğitimine gereği kadar önem vermek zorundayız. Bu İnanda Maraslıların, topvckûn Türk milletinin düzünce ve arzularına tercüman olan ikazına kulak verip, ona gorc hatadan dünme nin, yerinde ve faziletli bir davranış kanaatindeyiz. olacağı olaylar düşünceler yorumlar olaylar düşünceler itildiği halde üzerine eğil inmedi ini bildiren ve sınıfların kala balık olmasından kalitenin ve tekniğin öğretim âşaöıya düştü ünü istatistikî bilgiler vererek ispatlayan Orhan Oftuz konuşmasını «Wle bitirmiştin «Bütçenin vüzde 211 bu 1-5e tahsis edilmektedir. Her vü İlk ve orta ojruîlarrkıkl randtmansız'jk neticesi 70f> mlrvcm Türk lirası heba ofmaktadrr 0- hiversitesre avnlan î rallvar 600 milvon îfcaya rağmen randıman ytm?e 50*wn altmdadrr. Üfmvad*trr ewt*m meseleleri fcnratfe frh«hwvr Sürati» bir welitmeve gitmekten başka cara yoktur.» Verilecek Millî Eğitim Bakanlığı büyü ilkokula başlayacak olan 1 nril- 2on ögıenciye ders kitaplarını bedava olarak dağıtacaktır. Aynı kitaplar Özel ilkokullarda ise 150 kurusa satılacaktır. Alman bilgiye göre, bu yıl ilk yeni okula başlayan öğrencilerle birlikte ilkokullarda kayıtlı öğrenci sayısı 5 milyon 300 bine ulaşacaktır, Milli Eğitim Bakanlığı ilokul birinci sımfta okutulan «tik O* kuma kitabı» ile «Okuma 1» adlı kitaplardan birbucuk milyon adet bastırmış ve Millî eğitini müdürlüklerine göndermiştir. İlkokulların öteki sınıflan ile bütün orta dereceli okullarda o» kutulan ders baplarının bu yıl yine eski fiatlar özerinden satıla cağı lögrenilmişir. Bu yıl ilkokullar ders yıh İstanbul, Ankara ve İzmir'de 14 Evrulde açılacak di ger illerdeki köy «e şehir ilkokul lan ise Eylül tarihleri a rasında yeni ders yılma girecek lerdlr. Bilindiği gibi ilkokulun bütün kitaplarının öğrencilere ücret - siz verilmesi bir Anayasa gereği dlr. Ancak 1961 yılından beri bu Anavasa emri yerine getirilnw mekteydi Faaliyetler KIRIKKALE GENÇ OlKÜCÜ LER TEŞKİLATI Malazgirt Zafe nnin 899 yıldönümü doiayısiyle bir çcce dftif IMEIIUŞUT. Gece de mitti oyunlar oynan * m iş, zafer tabloları ısnalmuşrer. Gecen İn mânâ ve ehenriyetini DÜNYAMIZA HOS GELDİ Gazetemiz yazarlarından Saym Cezmf KIRIMLIOCLU'nun 2 Eylül 1970 günü bir kızı dünyaya pelmlstlr.. AVBIKE'j c boş geldiniz der, ozan ömür «Her» ana ve bahasını karlara. MummmmEsmssaassBm DEVLET belirten konuşmayı Kırıkkale Türk ocağı Başkanı Av. Abdurrahman Dağüstü yapmış, Genç Ülkücüler de şiirler okumuşlardır Millî oyunların ve zafet tablola rın da sunulduğu gece geç vakitle re kadar devam etmiştir Ayrıca Malazgirt zaferinin 899 yıldönümü doiayısiyle Kırıkkale Türkocağı da bir bildiri yayınlamıştır. a * * ÜLKÜCÜ gençler GENÇ ÜL- KÜCÜLER TE$KILATI Of- ŞU BESTni kurmnşlar ve ilk bildirilerini yaymranaşlardır. Bildiride ö- zetle şöyle denilmektedir Başımızda bulunanların uyuşuk luğundan, menfaat kavgasından, Türk insanının mün ve manevi değerlerine karşı kayıtsızlığından istifade eden lürk İslâm düşmanları ynrdurrurzun her tarartn* da serbestçe ay oynatmaktadır. Türk milletinin mazisine yakışır bir kudrete ve İtibara kavuşması için mlşmanlarrmcda amansız vu ruşmamız ve bana yapmak İçin de manevî ve anut hasletimize sa hip çıkarak iktisadi ve içtima? kal kantta hamlemizi hızla tamamla mamız gerekmektedir. Biz, Müslüman Tttrk çocuklarının mlut ve manevi şuurunu tah rip etmek, onları gayrî ahlâk? bir yozlaştırmaya İtmek isteyen kökü

6 SjffifiHîîBîîîS^ îhfisûîffifl^^ GİRİŞ Maarif sisteminin Orta öğretim kesiminde % zı köklü değişikliklere gidilmektedir. Milli Eğium Bakanı memleketimizin her tarafında ilgililerle top lantılar yaparak getirilmek istenen değişiklikleri i/ah etmekte ve efkârı umumiyeyi hazırlamaya çalışi mak*adır. Maarife heı yeni gelen Bakan, reform ya r>acağı iddiası ile gelir ve getirdiklerini önce kendisi boazar. Bövlece maarif sistemini daha da karıştırır. Yalnız bu sefer getirilen değişiklikler önceklerden farklıdır. Bu sefer sistemin esasına ait bazı değişik likler getirilmektedir. Tatbikat şansını bu yazımızın veni getirilen teklif ile ilgili bölümünde inceleyece ğiz. Tarihine ve sahip olduğu maddi ve manevî im kânlarına lâyık olan bir Türk Devletinin kuruluşu nun iyi bir millî eğitim politikasına bağlı olduğu mancmda bulunduğumuz için, İlk plânda görünen j bütün meseleleri, Millî eğitim meselesidekl sistem slzilıse bağlıyoruz. Aynı zamandır süregelen tartış maların da sebebini henüz bize alt, bize has bir millî eğitim po litikasinıh tesbit edilemeyişinde görüyoruz. Esasen başka başka İsimler altında vapılan tartışmaların, Türkiye'de görülen çeşitli problemlerin ve buhranların sebebi de yine millî eğitim politl İtasının tesbit edilemeyişidir. k Osmanlı İmparatorluğunun gerilemlye başladığı, bu gerile; menin ve askerî yenilgilerin ilk ezikliğini duyan neslin yaşadığı «Lale Devri»nden bu yana, devlet idarecilerinde ve topluma yon vermek iddiasında olan kişilerde gerilemenin sebeblerini araştır mak verine kuvvetli olan Batı dünyası karşısında bir aşağılık duygusuna kanılarak onlara benzeme ve onlar gibi olma tema yülü belirdi. Bu istek ve arzu çok kuvvetli olmasına rağmen, ba t: medeniyetine girme çabası istenilen şekilde netice vermedi. Çünkü bu insanlar kuvvetli olan batı dünyasının kuvvetinin esas k?vnagını araştırmadılar. Batı medeniyetinin unsurlarının nelef olduğunu tetkik etmediler Sadece bu medenivetin şeklî unsur larını benimseme, yani onları taklit etme yoluna gittiler. Hat tâ daha fenası. Türk Milletinin bir medeniyet değişikliğine ili tîvacı olup olmadığını araştırmadılar. Zaten bu kişiler, bahset tieimiz araştırmavı yapacak. Batı Medeniyetinin esas unsurla rını tesbit edecek, bu unsurları Batı medeniyetine daha önce 'den girmiş milletlerin kültürlerinden ajvıracak. Türk kültürü nü ve Türk Milletinin lideri bulunduğu Türk îslâm Medeniye tinin unsurlarını da nazari dikkate alarak. Millî benliğimizi zd delemeden iktibas edilecek hususları tesbit edecek, bütün bun lan bir sistem halinde ortaya koyacak ve uvgulayacak ilim ada; mı ve t^knîsven kadrosundan yoksundurlar. Daha doğrusu henüz «Türk Milletinin bir medeniyet değiştirmesi şat mıdır, değil mi «3ir?» sorusunun cevabını verecek kadrodan yoksundurlar. Ger çi bu sorunun bugün de cevabını verilmediği muhakkaktır. Bu sebeple batıya benzeme ve onların kültür değerlerini atma çabası içinde belki biraz isabetli olarak bir takım okullar açılmıştır. Fakat acılan okullar «Batılı tarzda okul açmak» clü«üncesivle açıldığı halde: yetişen elemanlar hlc de bu gavevî gerçekleştirecek vasıfta olamıyordu. Çünkü Tanzimat Devri nin ikinci özel'iftî okullara girmiş; zaten nevin, niçin almmasî gerektiği de bilinmediğinden eski eğitim sistemi ile veni ders ler birbirine karıştırılmıştır. Yetişen elemanlar, tarihî bir oluş sebebiyle eski kül Hini terk edememişler. Bu kültürün etkisin b*en kurtulamamışlardır. Esasen bu kendi benlisini korumak ve devam ettirmek idn lüzumludur. Medenîleşmek akımı vü7firf 'den de venî kültürü benimsemek volnna bitmişlerdir. Her îkî kültürü alarak vetismpk durumunda olan bu kişiler, hiçbir kül türe tam olarak vâkıf olamamışlardır. îki kültürün dıs görü nüsü üzerinde durmuşlardır. Bu durum cemiyetimizde «yari laydın» tininin dogmasına sebep olmuştur. Umumî taklit havasına uyularak eğilim sistemimizde de «devre devre Fransız, Alman, Amerikan, hattâ Rus eğitim sis temi taklit edilerek sahte bir telcâmül durumuna gidilmiştir. Aslında bu, bir tekâmülden de öte, yerinde saymak, halledilmek istenen problemi daha da giriftleştirmek, bir kördüğüm.haline getirmektir. Eğitim sistemimizdeki taklit, iktisadî ve siyasî mü nâsebet terimize paralel olarak yüriitülmüştür. Batılılaşma ha raketlerinin ilk başladığı sıralarda her şeyiyle Fransızlar tak lit edilmiştir. Bu sebeple dilimizde Frenk kelimesi Avrupalı karşılığında kullanılmıştır. İkinci Meşrutiyetten sonra Alman!ar taklit edilmiştir. Cumhuriyetten sonra «Köy Enstitüleri» ör neei ile İkinci Cihan Harbinin galibi Rus eğitim sistemi taklit edilmek istenmiştir. Daha sonra gelişen styâsî münasebetler dolayısivle Amerikan eğitim sistemi örnek alınmaya başlani mıştır. Hâlâ da Amerikalıları taklitle meşgulüz, Amerika'ya gl den her eğitimci (!) öğrendiğini gelip Türkiye'de tatbik etmek İstemektedir. Ama hiçbir zaman bu milletlerin eğitim sistem terinin bizim millî yapımıza uygun oluo olmadığı araştırılma mıştır. Arada araştırın itiraz sesleri yükseltenler olmuştur. Fa kat bunlar çok mevziî kalmışlar, seslerini duyuramamalardır. Bugüne kadar çeşitli sistemler denenmiştir. Fakat «bir kimse de çıkıp, bütün ülkede icatçı ve araştırıcı olması İçin JMSKSKHK^^ îflîî! 5!Sîiî5«5KBW5i isteyen fertler yetiştirmesi, hürriyetçilik ilkesinin fertlere aşılan mış olmasının neticesi sanılarak sistemin bir iyi yanı olarak gösterilebilir. Devletlerin devamının nesilden nesile, düzen ve reiim değişikliğiyle alakası olmadığını, üstelik idarede geleneksel menin zaruretine bağlı olduğunu göz önüne alanlar, düzeni ve reiimi yıkmaya çalışan fertler yetiştirilmesini eğitim sistemi nin zaafı olarak kabul etmek durumundadırlar. (3) MAARİF M ELELERİMİZ ve YENİ ORMLAR Bizdeki Eğitim Müesseseleri Burada kısaca, Tanzimattan önceki Türk eğitim müessese leri üzerinde duracağız. Bu müesseseleri teşkilâtlı eğitim mü esseseleri ve yaygın eğitim müesseseleri olarak iki gurupta itonlıyabiliriz. Teşkilâtlı eğitin, müesseselesri olarak Sibyan veva Mahalle mekteplerini, medreseleri ve Enderun'u düşünü yoruz. Bu müesseselerde yetişenlerin neler okunacakları ve netice hangi görevleri alabilecekleri bellidir, tşleyiş tarzları da bir esasa bağlıdır. Yaygın eğitim müesseseleri olarak Tekkele ri Ahi teşkilâtlan Loncaları ve Paşakapılanm mütelâa ediyo ruz Bu müesseseler ise kendi bünyeleri içinde bir disiplinleri ve İşleyiş tarzlarına ait esasları mevcut olmakla beraber da ha cok muavven bir vastan ve seviyeden sonraki fertleri kabul ettiği için yetişkinlerin eğitim müesseseleri olarak da düşü nebiliriz. YRAM Cezmi A.Ü. FEN FAK' ^ASİSTANI de. teknikte, sanatta ahlâkta kendini göstermiştir Yeni med leseli zihnivetir.in doğusuyla bu doğuşu bir değişme ola *ak kabul edersek medreselerde mevdana gelen değişmeyle frpdreseli yeniçerileri kışkırtmış yniçerilerle bir olarak devle ti tehdit eden bîr unsur haline gelmiştir. çırnmmğımtz öğrencileri yetiştirecek bir Türk eğitimi bulmaya çalışmamıştır. Şu kadar bin yıllık tedris ve terbiye tarihi olan bir milletin, eski büyükleri acaba hangi esaslara göre yetişirdi? O canlılık, akma ruh, o yüksek nefis terbiyesi, devlet saygısı nasıl ve hangi eğitim esasları ile sağlanırdı? diye düşünülme mistir. Maarifimizin tarihine çok defa kınayın, fena gözle ba kılmıştır. r Eli falakalı suratsız hocalar, çatık kaşlı zebaniler.. E vet anladık, onlardan biz de bucak bucak kaçarız ama, bir de koca imparatorluğumuzun dâhileri, devletlileri, yazarları, ah lâkcılan, mutasnvılları var.. Büvük kıratta askerler, som al tmdan feragat erleri var. Onlar nereden çıkardı acaba? Acaba Fransız, Alman, Rus sistemleri kadar kendi tarihimizden de alınacak ders vok mudur? ' Osmanlıyı, Selçukluyu, kendi atalarımız gibi demiyorum.. Uzak bir tarihin, meselâ Roma'nın şahinleri gibi olsun, tetkik etse idik. Dede Korkut Oğuzlarının. Söfrüt'te Ertugrul o&ul I^nmn havadarını, Yunusları, Ahî zümrelerini yetiştiren mad dî. mânevi çevrevi şövle bir arastırsa İdik: sanıyorum, pişman»olmayacaktık. Hem kendi millî karakterimden esaslarım ve tına gerekli olan eğitim tarzını geçmişten a i d i m i z rnüs^eh unsurları, cağımn/ın ilim ve irfanı ile bağdaştırıp bir terkip yaparak.» (2) ' Binaenaleyh Maarif sistemimizde bir takım değişikliklere gitmeden önce kendi Maarif tarihimizi tetkikte fafvda vardır. Bunun için Maarif Bakanlığı bünvesi içinde bir araştırma hü rosu kurularak gerekli tetkikin hemen yapılması şarttır Maa ripte köklü reform, ancak bu araştırmalardan sonra gerçekle şecektir. - Yabancı Eğitim Sistemi ve Devlet Eğitim sistemi ile devletin yapısı arasında sıkı bir ilgi var dır. Zira eğitim sisteminin yetiştirdiği fertler, devlet idaresin ti e sorumlu mevkilere yerleşirler. Fert millete yabancı bir sis 'temde yetişirse, avni zamanda milletin disiplinli şekli olan dev lete de yabancı olacaktır. Batılılaşma hareketlerinden önce imparatorluğumuz içinde fc&itim müessesesi karakterini haiz bir çok müesseseler var: Medreseler, Enderun, Tekkeler, Loncalar Pasakapılan vs.. Bu müesseseler insanı fert olarak alıp, onu kabilivetleri noktasında İşleyerek değerlendirir, mensup olduğu devlete faydalı birer un isur haline getirir. Enderun gayri Türk ve Müslüman unsurun çocuğunu alır, devletin en yüksek kademesine hazırlar. Tekke ler ve Loncalar memleketin ve yeni fethedilen ülkelerin mane vî fatih ve liderlerini yetiştirir. Medrese, her türlü ilmin ve fen nin tedrisi görevini yerine getirir. Pasakapılan, Fethiye kazası sun, Yakakale köyünde yetiştirdiği sebze ve meyvaları eşeğine yükleyip, kışta kıyamette bin zorlukla kasabaya getirerek sat mak suretiyle ekmek parasını kazanan fakir bir delikanlıyı. Bi riııci Sultan Abdülhâmit devrinin acıklı günlerinde hamiyeti, ik tidan ve sağlam ahlâkı ile kahramanlık destanları hediye ve öerva kaptanı olarak da Ruslara karşı Çanakkale boğazını mu hafaza etmiş olan Cezayirli Hasan Paşa olarak karşımıza çık mıştır. T: İnsani fert olarak ele alıp değerlendiren bu müesseseler, geleneklerden kopmadan, daha doğrusu Müslüman Türk'ten kopmadan görevlerini yaptığı müddetçe imparatorluk yüksel miş, bir medeniyetin liderliğini yapmıştır. Ne zaman ki medre seler görevini yapamaz hale gelmiş, kötü bir medeniyetin seli zihniyeti doğmuş, işte o zaman imparatorlukta çöküş sadece sınırlaann küçülmesi şeklinde değil; hemen her sahada ilim sffififönfifi^^ Tekkeler Avrupa'ya tahsile giden gençler de Türk milletinin bünye sine avkın bir sistem de yetiştikleri için imparatorluk adına bir tehlike olarak belirmeve başlamışlardır Yaptıkları hare i ^ l e r. çalışmalarının neticeleri olarak gösterilen Tanzimat, rutîvet ve Tanzimat sonrası hareketler insanlık adına fay da'ı ve başarılı dive takdim edılivor alkışlanıyorsa da impara torluk ve Türk'uk adına bir kavın olmuştur. Yalnız burada üze rinri* durduğumuz nokta e l i t t e k i mücerret manada Tanzi rn^t'm Mptrutivetin veva Tan7imat sonrası hareketlerin favda j» ve zararlı oldn&u hususu de&ildir. Eğitim sistemi ile dev 'fin münasebetidir Daha doğrusu vabancı eğitim sistemiyle ferdin kendi toplumuna karsı davranışıdır. Avruna'da vetişen nesiller umumiyetle Şark. daha doftru bir ifadevle Türk îslam külıürüne tamamen sırt çevirerek, O^rn havranı kesilmişlerdir înmaratorluk için hiç zararlı olma salar bile Türk tslam kültürüne hor bakmanın ve kötü garp t^mi'tcilifrinin öncüleri olmak yönünden hatalıdırlar, yabancı e»mm sisteminde yetişenlerin kendi milletlerine yabancı kalacak 'arı tezini kuvvetlendirirler. N Mesrutivet devirlerinin eğitim sistemleriyle yetişen nesil, çeşitli entrikalar ve komitacılık çalışmalarıyla imparatorluğu Vıkm ı şiardır.! Cumhuriyet devri eğitim sistemi dayandığı temel felsefe ve Yetiştirdiği insan yönünden farklılık arzeder. Cumhuriyetin ilk ^Harında herşeve Türkçü görüş hakimdir. Tarih Kurumu Dil Kurumu ve bu kurumlarla ilgili kongrelerin seyri hükmünü zü doğrular Daha sonra Garb'ı dahi iyi anlamavan. taklitçi, kozmonolit Gamaların Cumhuriyet ve müesseselerine hakim olmaları veva vön verir duruma geçmeleri eeitim sisteminin rratervab'st temellere oturmasını sağladı. Bunun neticesi ola rak da Türk'e vabancı kozmopolit veva yabancı devlet ve ide oloülerin havranı fertler yetiştirildi. Bu fertler, kendi milleti nin delerlerinden habersiz olduğu için. Türkive'vi sosvalist vanmak ve bunun için düzen değiştirmek isteyenlerin aleti ol maktadır. t Yin^ Cumrıurîvet eğitim müesseselerinden'yetişenlerin bir kısmı Türk'e bas" devlet düdeninin kurulması. Cumhurivetin da vandıftı temellerden bîr kısmını tenkid ederek terkedilmesini, yerine başka temellerin kurulmasını istemektedir. Medreselerdeki bozulmalardan itibaren eğitim sisteminde ki derişme ve Daralel olarak Türk ahlâkından Türk karakterin den uzaklaşma başlamıştır TW hamlesinde bir teokîvle karsı lanan. zamanla telkinin zarflaması veva kanun zoruvla kırıl ması i1<» devam eden bu uziasıs maalesef tfrımkelî bir hal al imstır. Bu ıi7insısta enirimin malerva'i<st temellere oturuşunun Ve Türkive'd^kı e&'tîm sisteminin orototinî ker»di kültür defter lerînden konmuş. OarVı anlamaktan aciz Garb'cı ve inkılâp yo bazlarının tesiri büvük olmuştur. Burava kadar olan izahatımızla, bir devletin davaridıîh te mellere avkın, daha doğrusu beraber yasamak iradesini gös teren milletin defterlerine vabancı eğitim sistemiyle yetişen in-, sanlann umumivetle o devleti veva düzeni yıkmava çalıştıkla rmı ifade ederek bucrün ki eğitimin de avnı zaafla malûl oldu ğunu anlatmava çalıştık. Sünhesiz bu umumi hükmün dışında kalan, her zaman millî menfaatleri düşünen insanlar çıkmıştır, lamlar nek azxhr. KeJvfivete defcîl kemivete önem veren bu<riirt Jcü ve Tanzimat'tan sonra ki eğitim sistemi bu vatansever insanlardan kendine şeref payı çıkaramaz. Eğitim sisteminin bu kendi devletini ve düzenini yıkmak *immm Ü Tekke, tarikat mensuplarının bîraraya geldiği mekândır. Osmanlı İmparatorluğu içinde Mevlâna'nın ölümünden sonra kurulan Mevlevi tekkeleri, Ahmet Yesevî'nin «Rûm'u islâmlaş tırmak ve Türkleştirmek» için görevlendirdiği Dervişlerin kur duğu tekkeler ve bunlar arasında. Yeniçerilerin de mensubu bu lunduğu Hacı Bektaş Velî've atfen kurulan Bektaşî tekkeleri, Bahaeddin i Nakşibendî'nin tekkeleri vs. görülmektedir. Tekkelerin kendilerine has bir eğitim sistemi vardır. Tasavvuf u r esası «Hak aşkı» olarak kabul edildiği için, tekkelerin eği timi ferdi «asık» vanmava matuftur. Yâni tekkeler Yunus'un deyimiyle fertleri «ham» olarak alır ve «*vanmış» olarav»-bıra kır Tekkeler büvük mutasavvıfların vetismesine vesile oldııtfu gibi büvük sanat erbabının özellikle musikişinasın yetişmesi ne de vesile olduğu için kültür tarihimizdeki veri büyüktür. '. ' tr,vwelf»r; Uâcik musikinin BektA«;i tekkeleri «türkü»lerin ve halk ve hak âşıklarının merkezi olmuştur. Avrı ca Anadolu'nun Türkleşmesi ve islâmlaşması hususunda ifa et tikleri vazife orduların vantıömdan daha az delildir nivebili riz ki, orduların islerin; serhat boylarına yerleşen veliler ve devrişler kolaylaştırmışlardır. 1 1 i Ahi Teşkilâtlan ve 'onealar Loncalar ve Ahi teşkilâtlan Osmanlı İmparatorlusunun kuruluşundan itibaren vardır Loncalar bugünkü anlamıvla es naf ve sanatkârlar demeği olarak görev yapmışlardır Fakat cok sıkı bir dinî disipline sahip olan Ahi teşkilatlarıyla içice bulunduğu için Loncaların avni zamanda meslekî ve sosval e ğitim müessesesi olarak düşünebiliriz îmnaratnrluftnn kurulu şunda Loncaların ve Ahi teşkilâtlarının basında Osman Gazi' nin hem mürşidi diveb'leceftimiz Kavın Pederi Sevh Fden Ali nin bulunması müessesenin ehemmiyetini ortava kovmakta Uır Loncalara ba&lı esnaf ve sanatkârlar, mesleklerine göre gruplara avrılmıslar ve her srrup geçişlerin esası tesbit edilmiş mistir Loncaların bu şekilde teşkilâtlanmaları avni zamanda devletin esnafı kontrolüne de imkân vermiştir. Bu müessese leri avn? zamanda iktisadî müesseseler olarak da mütelâa et mek mümkündür Fakat eğitim yönü üzerinde durmanın da meslekî ve teknik öğretime verilecek şekil yönünden, başka bir ifadevle dürüst teknik eleman yetiştirilmesi yönünden faydalı olacakı muhakkaktır. Paşa kapılan hakkında yukanda bir ım s a l vermiştik. Şu nu da belirtelim ki OsmanJı tmparatorluğu zamanında Paşa lar büvük devlet memurları konaklannda yetişen ilim ve sa nat erbabının çokluğuyla övünürlerdi. Aralarındaki rekabet de b r yöndeydi. Bu sebeple kaabiliyetli fakat maddî imkânı olma yan gençler, Pasa Konaklarında hem çeşitli hizmetlerde çalı şırlar, hem de akşam özel derslere devam ederek kaabiliyetlerl ölçüsünde ve yönünde yetiştirilirlerdi. Meselemiz, Ocak Dergisi, 3. (D Cezmi Bayram, Millî Eğitim Sayı 1968 (2) Ahmet Kabaklı, Eğitimde Reform, Tercüman, 25 Ağustos (3) Cezmi Bayram, Yine Millî Eğilim, Ocak Dergisi, 4. Sayı I i

7 DEVLET * 7 EYLÜL 197» * SAYFA : ft,.::z: /' ıı tu» ummı wwn r iiiınm MMH IIILI ıraırmnff'otitfnırhhi r UNUTAKAVANLAR DA VAR/ Milletimiz, bilinen tarihin en eski çağlarından itibaren, yeryüzüne daha iyi bir nizâm vermekle vazifeli olduğuna inanmıştır «Nizânı-ı Âlenı'i kurmak gayesi, Türk Cihan hâkimiyeti mefkuresininbastıca dayanağıdır; tarihe ayrı bir renk katan büyük Türk fetihlerinin izahı bakımından sağlam bir anahtardır. Hunlar, Göktürkler, Selçuklular, Osmanlılar ve diğer Türk İmparatorluklarının yaşama gücü sadece maddi üstünlüklerinden değil, inançlarının yüceliğinden gelir. Tarihin inkâr edilemez kocaman bir bölümü, Türk milletini bankalarına öncülük ederken tanımıştır. Bugün, cihan hakimiyeti mücadelesi oyununda sahanın içinde değiliz, kale arkasında bile yokuz. Tarihimizin kader çizgisi artık tepeden tepeye dolaşmıyor. Başkalarını düşünmekten ziyade, varlığımızı korumak zorundayız. Zamanımızın gerçeklerini biliyoruz Hatta gerektiğinden daha çok biliyoruz, öyle ki, milletlerarası maçlarda yedekte beklemeğe başlamamız yüzünden pis bir aşağılık duygusuna kapılmış, geçmişteki yerimizi unutmanın asıl kötülüğü, geleceğin ümidini şimdiden kaybetmektir. Bir zamanların büyüklüğünü yalnız yüreklerimizde duvmak bile, aynı büyüklüğe yeniden kavuşmak iradesinin kaynaklarından biridir. Geçmişteki verimizi gerçi biz unutmuşuz ama. hatırlatanlar hiç eksik olmuyor. Dünyanın nice köşelerinde «şimşek gibi bir hatıra» nın izleri hale silinmemiş, destanımız hâlâ okunuyor. Kısa bir sûre önce Hindistan'dan gelen bir ses, dediklerimizi ısbatlayan sayısız misallerin en yenisidir. Ferruh Bozbeyli Başkanlığında bir parlâmento heveıimiz Hindistan'a gitmişti. Hindistan Meclis Başkanı Dr. Dhillon u ziyaret ettiler. Görülmeler sırasında Dr. Dhillon; «Türkiye'nin tarihteki liderlik mevkiine tekrar yükselmesi için dna ediyoruz.» dedi. Bu ifadeyi siyasi nezaketin alınılmış icaplarından biri; savamayız. Adettir, misafir heyetlere, potogonvalı bile olsalar, iltifat edilir, gururlarını okşayacak şevler sövlenir. Amma* sivasi nezaket ifadeleri. «Sizi çok severiz. M«Ilerleriım>m kardeşliği devam edecektir.» v.s cinsinden eskimiş lâflardır. Oysa Dr. Dhillon, uzak sayılamıyacak bir geçmişe yeniden kavuşmanın hasretini dile getirmiştir. Başka türlü sü zaten mümkün olamazdı Ve meselâ Bulgaristan'dan bir heyet Hindistan'a gitse avnı şevler sövfenmezdi; gülünç kaçardı. Tarihteki liderlik mevkiimize takar yükselebilir miyiz? yarının neler getireceğini elbette yalnız Allah bilir. Ama, beşer hayat mm ölçüleri içinde, eski yerimizi alabilmenin şartlarından biri de. Dr. Dhillon'un hatırlattığını hiçbir zaman unutmamaktır. Milletlerin büvüklüğünü, maddi ve mânevi güçleri ile birlikte hedefleri tayin ecder. Oruç RETSOGLU \m m%exx3*&ms&m?& &i«? "t>^*:iv ;',>:* :-; olaylar düşünceler* yorumlar* olaylar «düşünceler dışarda neı türlü cereyanın düş - maniyiz. Bu iman ve azimle yola çıktık seninleyiz. Senden destek bekliyor ve seninle aynı safta bütün Türk-islâm düşmanlarıyla mücadele etmek is tiyoruz. Sahipsiz bir vatanın batması haktır Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. Tanrı Türk'ü Korusun! * Aksaray Genç Ülkücüler Teşkilatı Malazgirt Zaferinin 899. yıldönümü anma günü düzenlen mistir. Düzenlenen toplantılarda Türk mületınin Anadoluyu yurt yapması, Muzaffer Kumandan Alpaslan'ın kişiliği anlatılmış Türk ordusunun tarih kahraman akları ve zaferleri dile getirilmiş ör. Bu günle ilgili bir bildiri de yayınlanan Aksaraylı genç ülkü cüler bildirilerinde özetle şöyle demektedirler: c 899 yıl evvel bugün Türk tslam birliğinin dünvayı titreten yüce sesini duvuran orduların, büvük MALAZGÎRT zaferini kazandığı günün yıldönümüdür Bu zafer bütün Türk mille tine kutlu olsun. Bu zaferin büyük komutam ve onun kahraman askerlerinin vflce hatıraları önfin de minnetle edimiz.» * * * İsparta'da Genç Ülkücülerin bir şubesi açılmıştır. İSPARTA GENÇ ÜLKÜCÜLER TEŞKİ LATI kurufnşian 3e ügüi ol ar ak bir bildiri yayınlamışlardır. İsparta Genç Ülkücüler T eski latmın ilk b&iiminde özetil»öyle denilmektedir: BÜYÜK TCRK MİLLETİ Milletleri tarihe bağlayan geç mislerdir. Geçmişi olmayan bit Milletin geleceği de olmaz. Ve geçmişini bilmeyen bir Millet ge leeesinı de bilmez. Dört kıta ved» denize hükmeden dünvava efendihfî dünvava insanlığı öğreten asil Milletim. Dün yedi düvelde at koşturan sem buiîün onların konserve kutuları na el açıyorsun. Seni bu duruma sokanlardan ne zaman hesar* so racaksm? Bunun acısı ve ezikîîjb'y le yanan bfzler. Türk'ün külw a- rasında kalan son közünü yeniden canlandırmak için bu ocakta birleşti*. Davamız Türk İslam davasıdır Ve bu davamız Türk-tslam medeniyeti dünyayı kaplayıncaya kadar devam edecektir Oluk lan mız çifttir. Birinden Türklük diğerinden islam akar. Bugün 70 Milyon Türk'ü esir olarak gören biz AKİNCİ BOZKURTLAR gayesiz ülküsüz yaşamayı ve dö sekte ölmeyi kendimize ar sayıyo ruz. Bugün «Kahrolsun Amerika» diyenler yoldaşları komünist kızıl sürülerine toz kondurroan.akta dıriar. Ama biz avazımız çıktığı kadar haykmyoruz ve cihana ilân ediyoruz. Ne Amerikanının uşağı ne de Rusyanm kemik yalayanı yrz. Biz Türküz bize Türk gibi ya şamak Türk gibi düşünmek yara şu. Türk'ün Türk'den başka dos tu yoktur ve kuracağımız Milliyetçi Türkiye'de her şey Türk ta rafından. Türk'e gö«~ ~ np "- v *- çin olacaktır.»»» Genç Ülkücüler Teşkilatının bir şubesi de Giresun Yağlıdere de açılmıştır. GENÇ ÜLKÜ CÜLER TES1LAT1 YAĞLIDE RE ŞUBESİ bir kurutuş bildirisi yayınlamıştır. Kuruluş bildirilerin de özetle şöyle denilmektedir. «Türk milletinin son bağ.msız kalesi Türkiyemiz yıkılmaz yok olma ve mahvolma ile karşı kar siyadır. Bizi dıştan yıkamayan gavurlar içimizden satın ald>klan alanları Komünistler, Masonlar. Yahudi fer Rumlar «e Ermenilerdiı. Bu gavur a aolan da «âda evlatlarını a saltta sloganlarla kandırmaya, milletimizi» evlatlarım birbirine kırdırmaya çalışmaktadırlar Gavurlara» Türkiyedekt so» hedefi Türkiyeyi Kornüniaîleştirmelrtlr. 50 ytfdır bunun için uğraşmakta dıriar. Komünizm msan tabtarma aykırı, gayrımjhi, gayrı insanı bir rejimdir. Yani maddeci (Allahsız) bîr kölelik reiîmidir. kurucusu Yahudîdir. Kapitalizm de insan tabiatına aykırı, gaynmiüi gayri insanî bir rejimdir Yani o da maddeci (Allahsız) sömürücf» bir rejimdir öyle ise bu iki eavur «isteminden bize tavda yoktur, Biz Müslüman Türk'üz maneviyatımıza bağlıyız, milliyetimize Daha önce dergimizde ilânını okuduğunuz «MİLLİYETÇİ EKO NOMİ DÜZENİ» genişletilerek aşağıda belirtilen bölümlerle yemden kitap halinde çıktı Doç.Dr. Kurt Karaca MİLLİYETÇİ TÜRKİYE milliyetçi toplumcu düzen Ç*MA«y&nNEsA MİLLİYfclÇl 1UKLUMLU DÜNYA GORUŞU MİLLİYETÇİ TOPLUMCU Kül TÜR DÜ7FNÎ MİLLİYETÇİ TOPLUMCU EKONOMİ DÜZENİ MİLLİYETÇİ TOPLUMCU SENDİKA GÖRÜSÜ Flatı: 7 50 kurna. İsteme adresi: PK. 284 Bakanlıklar ANKARA Siparişler; 10 adede kadar onsta puta karşılısında üzerindeki fiartan, 10 adetten telalar icra % 20 tenzilâtlı ve ödemeli olarak gönderilir. NOT : Okuvuctıfanmız pal göndermeden 10 adetten aşa&r ödemeli kitao İstemektedir tmkânsizliğimiz dolavısrvte 10 adetten aşağısı için maalesef ödemeli gönderemivoruz. Okuvuctıfanmız 10 adetten aşağı kitap istekleri için mutlaka pul göndermelidirler.

8 i Komünist Yugoslavya'da Ne hummalı çalışma günleriydi o günler! 'dün ikinci yarısında Yugoslavya'da yeni bir idare kuruluyordu. Hep sevinmiştik... Bir avuç milliyetçi Türk aydım kolları sıvamış gündüz demeyip, gece demeyip yeni rejimden birtakım haklar koparmağa çalışıyor duk. Çıkarmış olduğumuz Uk yeni Türkçe «Birlik» gazetesi, Üsküp Radyosunun Uk Türk çe neşriyatı... yanında, Usküp'te, sonraları bü tün Makedonya'da, ilk Türk okullarını da kur duk. Ad olarak bu okullara, Türklüğün ülküsü nü ve öğretim hedefini teşkil eden şu isimleri verdik: önce 1944'ün son ayında kurulan Yahyapaşa camisi bitişiğindeki erkek ilkokulu ne Tefeyyüz, yani yücelme; sonraları kurulan Sultan Murat camisi avlusundaki kız ük okuluna İrfan E G t T I M AÇIMI Z Yeni Yugoslavya'nın meydana gelişinde Türk kültürünü idare ede nmilliyetçi Türkle rin ana gayesi şuydu: Binlerce yıllık gelmişi olan, Türkü Türk yapan değerleri ortaya koy mak; asalet, mertlik, insanlık hisleri yanında, öğrencilerimize ahlâk, millî şahsiyet, millî gurur telkin etmek; kardeşlerimizi ailesine ve Millî topluluğuna faydalı olabilecek bügılerle donatmak; ve nihayet, millî topluluğumuzu, bir parçası bulunduğu Türkiye TürklüğUaden koparmamak; Türkü yüceltmek. GÜÇLÜK IL^ER _ Dünyada bir okul kuruluşunu yoktan var etmek kadar güç bir şey olmasa gerek. O sıralarda Usküp'te iki üç yaşlı ve namuslu mual limden başka öğretmenimiz yoktu; kitaplarımız yoktu... O zamanlar Stalin'nin dümen su yunda yürüyen Yugoslavya, Türkiye'ye karşı soğuk harp içindeydi: Türkiye'den ne öğretmen, ne kitap getirebüirdik. Ne diyorum?... Türkiye'nin adının anılması bile tabu idi. Üstelik, Arnavutluk'la sıkı fıkı bulunduğu o dev rede Tito, Arnavutları himaye ediyordu. Birçok vatandaşımız «Türküm» demek şöyle dur sun Arnavut okullarına gidiyordu. Görgülü es ki Türkçe kıraat yazan Abdülhakim Hikmet'i, ikamet ettiği Gostivar kasabasına gidip, kendi sini öğretmenlik görevine davet ettiğim zaman «ben Arnavudum» diyerek çağrımı kabul etmedi. Birçok şuuru kıt, ya da pısırık aydını mız, zaten Arnavut okullarına kaymıştı. Biz, sayısı az, milliyetçiler, tecrübesizdik. Ne dilbilgisinin, ne matematiğin, ne de öteki derslerin Türkçe terimlerini biliyorduk. Tür kiye'yi görmüş kimselere sorarak, ya da elimi ze eskiden geçmiş olan kitap ve sözlüklerden faydalanarak, çoğu zaman da kelime uydurarak işin içinden çıkıyorduk. Ben Ruşen Eşrefin eski Türkçe dilbilgilerinden, fransızca, Sırpça gramerlerden, Dil Kurumunun 1935 tarihli dil küavuzlarından ve 1946'da nasılsa Türki ye'den Üsküp'e bir arkadaşım tarafından getir tilen Dil Kurumunun Türkçe Sözlük'ünden; matematik ve diğer ders terimleri için de, şim di beynelmiler futbol hakemi bulunan, 1941 'de ikinci kez Yugoslavya'ya giden Cezmi Başar'- ın bana bıraktığı sözlük ve Türkiye'den çalışmam için Üsküp'e getirmiş olduğu diğer okul kitaplarından faydalanıyordum. Bütün gayemiz Türkiye'ye benzemekti. Huzursuzluk ama inatla, şevkle çalışıyor duk. Hatırlarım, o günler, bütün boş zamanla rımda okuldaydım. Çoğu kez öğlen yemeğine gitmezdim. Akşam yemeği, hatta uyku bile, işimden alıkoyduğu için, beni rahatsız ederdi. Olsa hiç gece olmasın.. Bilgisizliğimizi disiplin li ve azimli çalışma ile telâfi etmeğe çabalıyor duk. Yine bugünkü gibi hatırlıyorum Yahya pasa camisi bitişiğindeki binada Arnavutlarla çift tedrisat yapıyorduk. Bir yıl sonra bize Baj darhane semtinde bir bina verildi. Okul yılı başlamıştı. Ben, öğrencilerimi toplayıp rr.oloz lar üstünde ders yaptım. Arkadaşlarım da aynı TÜRK OKULU şeyi yaptilar... Böylesine yıpratıcı bir çalışmadan ötürü bitap, az kalsın yatağa düşüyoı dum. İKİ HATIRAM İrfan kız ilkokulu daha Tefeyyüz ilkokulu ile birleşmemişti. Bir gün İrfan ilkokulunu, şimdi Zambiya'ya sürülen Yugoslavya büyük elçisi ziyaret etmişti. Kodaman, okulun yönet meni ve son dördüncü sınıf öğretmeni Hüsamettin Vardar'ın sınıfına girmiş. Bir öğrenciyi tahtaya kaldırmış ve bir cümle yazmasını İstemiş. Kızcağız tahtaya şunu yazmış: «Ben bir Türküm, bütün Türkleri severim.» Zambi ya büyükelçisi buna çok kızmıştı. Tefeyyüz ilkokulunun öncü, dördüncü ve oeşinci sınıflarını birarada okutuyordum. Canım kadar sevdiğim öğrencilerimin özellikle ahlâklı, mert ve Türklüğünden gurur duyan Serafeltin YİİCELDEN birer kişi olarak yetişmelerine âzam! derecede gayret ediyordum. Çünkü, Yahudinin dediği gibi «ilk çocuğumun iyi olmasını isterim öte kiler birinciye baka baka iyi olurlar» misali Yugoslavya Türklerinin bu ilk dördüncü ve beşinci sınıflan iyi olursa ondan sonra gelenler de iyi olurlar diye düşünüyordum. Bunun için hiçbir fedakârlıktan çekinmiyordum. Bugün, şimdi rahmetli olan öğretmen Ömer efen di bana iki metre kadar boyunda olan renkli bir Türkiye haritası getirmişti. Bununla sanki bana dünya verilmişti. Haritayı hemen sınıfın öğrencilere karşı olan duvarına, iki öğrenci min yardımıyla, özene bezene astık Harita üzerinde tatlı tatlı ders veriyordum ki hademe yavaşça sınıf kapışım açtı ve kulağıma «okula müfettiş geldi» dedi. Çok korkmuştum.. Ney se ki müfettiş sınıfa girmedi. KARA GÜNLER 1947 yılında eski Yugoslavya'yı, hatta Almanlarla beraber ve onların himayesinde Makedonya'ya gelen şoven Bulgarları aratmıyacak tedhiş hareketi milliyetçi Türkleri de yakaladı yılında tertiplenen mahkemeler den sonra icra edilen dört idamla birlikte bir çok Türkçü öğretmen mahkûm edildi Yoluna girer görünen Türk okulları yeniden karanlığa gömüldü. Bundan sonra yeni binaya taşınan İr fan kız ve Tefeyyüz erkek okulları sekiz yıllık karma bir okul olarak milliyetsiz, komünist iş birlikçilerinin eline geçti. Birkaç yıl bocalama dan sonra komünist gayretkeşler, peki efendim çiler, maalesef, burada tahtlarını kurdular. öğretimin aldığı yönü uzun uzadıya anlatmağa lüzum yok. Okul yöneticilerinin ve miskin ruhlu biriki yardakçı öğretmenin karak terini çizen birkaç fıkra Yugoslavya'daki Türk okullarının bugünkü feci durumunu beliğ bir şekilde ifade etmeğe yeter de artar bile. D R t T TA Doğduğu zaman, ebeveyni, o yıllarda her Türk ailesinin özenerek yaptığı gibi, Atanın İki isminden birini göbek adı, diğerini de küçük ad olarak takmışlar kendisine. Gelin görün ki zamanla bu çocuk sulu bir şey olmuş, sulu olduğu için de daldan dala konmuş ve giderek büsbütün milliyetini kaybetmişti önce bir Sırplı kadınla evlenmiş; komünistlerle ça lıştığı sırada yakalanan arkadaşlarını bırakıp kaçtığı"priştine'de Arnavutlarla işbirliği yaptığı zaman doğan kızına Dritta (Arnavutça «Işık» demek) adını vermiş; daha sonra ilk karısını boşayıp ikinci bir kez bir Sırplı dul kadınla evlenmişti... İşte böyle bozuk bir karakter Tefeyyüz okulunun müdürlüğünü yapmıştı. BİZİM Bil ı.h 1946/47 yılında 32 kişilik bir grup Türk öğretmeni için açılan kursta öğrencim iken etrafımda fır dönen, cezaevine düşüp çıktıktan sonra benden bucak bucak kaçan, yeni e- fendiler etrafında dönmiye başlıyan, bugün, aslmda vaktiyle bizim çıkardığımız gazetenin sorumlu yazan olan miskin, kendini beğenmiş kişi, geçen senelerde bir gün Türkiye'den Üsküp'e giden bir hemşerimizin tstanbul'u Övme sine karşılık: «Ama, bizim Belgrat İstanbul' dan daha güzeldir» diyecek kadar soysuzdu. İşte böyle bir yardakçı da Tefeyyüz okulunun müdürü olarak öğrencüere örnek teşkü etmiş tir. KURTULUŞ SAVAŞIM İZ Boynu bükük olduğu vicdanı da sakat eski bir öğretmenin öğrencisi olan ve el'an Tefeyyüz okulu Türkçe öğretmem bulunan hay siyetsiz kişi bir yazısında, ağabeyi olacak öğret menin bir makalesine çatarak şöyle soruyor; «Hangi kurtuluşu kastediyor? Bizim o zaman lar birkaç kurtuluşumuz vardı..» Oysa. Türk ler için yalınız Atatürk tarafından güdülüp kazanılan bir tek Kurtuluş Savaşı vardır. Soy suz Türkçe öğretmeni müdafaa etmeğe çalıştığı komünist kurtuluş savaşının (1) gerçekte Türkü esir etmek İstiyen savaş olduğunu da vabımız şu: Halep uzaktaysa, arşın burada.» JÜBİLE Tefeyyüz okulunun 1956' da kutlanan 20 yıldönümünde 56 sayfalık bir broşür yayımlan di. Komünistlere has bir reji ustalığıyla bu okulun kuruluşunda, oturturulmasında, okul olmasmda bütün varlığıyla çalışan kimseler unutuluyordu. Nankörlüğün bu kadarı görülmemiştir... Sonradan türediler, komünizmin metotlarından biri olan yakın ve uzak maziyi inkâr etmekle, tarihi istedikleri yerden başlata rak ve yer yer tahrif ederek sanıyorlar ki ger çeği ortadan kaldıracaklar. Heyhat!. Hasım kuma gömen devekuşu dünyayı görmez ama, dünya bütün azametiyle ortadadır, Dünya de vekuşunu görüyor ve günün birinde o^»un gibi gafillerin canına okuyacaktır. Broşür, zimamdarların sapa». tıkırieri, soysuz çalışmalan, poz poz resimienyle dolu Elbette, dekoru tamamlamak için ağzı var dui yok, dişsiz ve fakat namuslu öğı etmenler de var namertler yanmda. Fotomontajda da usta olan komünistler birçok gerçeği broşürde, bermutat, tahrif etmişler. Krallık \ugos lavya idareleri ile işbirliği yapan ıkı dönek eğitimcinin adlarından övgüyle nahsedilıvor. Çünkü bunlar ölmüştür, ölüler ise konuşmaz. Buna rağmen dürüst ve Tefeyyüz oku Umun ilk öğretmenleri olan rahmetli Hasım efendiden, Ramadan efendiden hiç bahseden.»yor. Hatta, ilk yeni Türkçe alfabe, c şütılortv Üs küp'te dahi bulunmayan, dolavısvia vidası da imkânsız olan birine atfedilivo. Ovsa, ilk alfabeyi yazan, ilk okuma kitapların da tertipliyen ve ilk.türk okullarının kunhmında hizmeti geçenlerden biri olan ftetah Sü'e ^an paşaoğlu'ndan hiç söz edilmivor. Neci -n Oin kü rahmetli «Yücel» teşkilâtı mensubudur. ÇİK MA Z Y O L Yugoslavya'da bugün Türkün yücelmesi, tefeyyüzü yerine, sahtekârlar yardımıyla alçal tılması yoluna gidilmektedir. Gençlik.r.aziden koparılmağa çalışılıyor. Türkün krnc' kıy metlerinden olan tarih şuurunu dilmî ^erei ve iftiharlarım topyekün yıkma yoluna ««diliyor. Türk okullarında Atatürk dahi anı'tazken bırakın Tito'yu, Türklüğün baş düşmanı komünizmin lideri Lenin bastacı edipvor. Türkleri Türklükten ve Türkiye'den koparmak için her çareye baş vuruluyor. Tnrt'erin kuvvei maneviyelerini kırmak için Tü'klere sistemli bir şekilde aşağılık duymısu aşılanıyor. Okullarda Yugoslavya'dak 5 TBrktef'n ah lâksız, pısırık, yılgın ve şahsivetsi? birer robot olarak yetişmelerine azamî eavret gösteril mektedir. Türkiye Cumhuriyetinin iktidarı YM<*OSlavya'daki Türk okullarına herhangi bir yardıma girişeceği zaman cok uv*«-v olmalı, ko münistlerin oyununa gelmemelidir.

9 ; Seyyahı FAKIR Mutrıbaıt-B Düıntsce EVLIYA CELEBI Tanrı taâlâ Ademi halk edüp anın sulbünden dahi nice âdem teksir edûben anları ruz-i zemine neşretmiş vü her birine dahi başka başka kabiliyet vü istidatlar bahşetmiştür. Her yekin bir hüner üe mümeyyiz kılmıştur kim âdem-i digerân anlardan müstefîd olalar, Öl istidatlardan biri dahi hoş âvâz olup dinleyen kimesnelere mesih dem (2) misâl huzur ü sevk verir. Fakir nice diyarlarda seyahat itmiştür kim ol yerlerde şarkî vü gazel okuyan nice hünermend hanendeler (3) vü mutribler görüp anların pâkize edâlartn dinlemekten mest olmuştur. Sanasın ol âdemler Dâvud neslindendür. Gaayetle üs tâz mutbüiere âşinâ oldum kim Ney vü Rübâb vü Keman vü sa«r âlâ ti isti'mâl itmede yekdürürler. Ol hoş âvâz içre hanede huzura çikub: «Gidelim Göksuya bir âlem-i âb idelim» deyu şarkîye başladtıkta dinleyen kişüerin kâffesi «Meded» deyûben mazallah kendülerin kaybiderler. Ve lâkin diyâr-ı Türkiye'de son eyyam (4) da bir haylî nev (5) hanende türemiştin* kim ber vechi bâlâ (6) zikri geçen sanatkârlara zerre miktar benzemezler. Bu âhır zamanda peydahlananlarm ekserısü avret olup, cümlesi güfte vü beste sirkat (7) 1 Üe iştigâl -derler. Anlar hayli meşhur kimesnelerdür amma kim, kelâğ (8> âvâzı misâl âvâzlan vü dahi mahrem mahallen ile meşhurdurlar Kimin kalçaları, kimin bacaklan, kimin dahi gerdanları meşhurdur. Cümle si GAZANİYO nam yirlerde çaluşurlar kim akşam olanda ol yerlere gönül eğlendirmeğe gelen bîkar vü hovarda güruhu denenlerin bir karış acûben mâni etekli ol avretlere çehârdide (9) olup temaşaya dalarlar kim, cümlesin dud (10) u zerinden çıkar. Ol anda başlarına bir sürahi âb dökecek olsan mutlaka «cozzzz» deyû bir nida çıkar. Mutribân-ı düzmece dahi kendü kündülerine; «Bre bizim ne hoş nidamız var imiş» deyu kibirlenürler. Bir yâneden dahî Afrika kabâil (11) i mensuplannın raksları misâl hoplayıp dururlar. Bu denlû nakıs akıllı kimesnelerdür. Şarkî vü gazellerin kanden alurlar? Kimin Frenkten, kimin Grek ten, kimin dahi Encillzden alurlar. Bunda kendüleri hiç bir zahmet çekmedükleri içün bunlara dahî HARACMAN dirler. Bu haraç ehli kimesnelerin er kişüerine ŞÂNIDÜR avretlerine dahî ŞANITOZ dirler. DÜR Zeban-ı farlside bayi uzak demektür kim ŞANIDÜR şan den uzak kimesne mânâsına gelür. ŞANİTOZ dahi şöhreti bir kaç rûziuk olup andan gerû toz misâl hâke karuşur kimesnedür Ol kadar ibtidai kimesnelerdür kim ŞANIDÜRlar dünyaya geleliden bu yana ne saçların traş itmüş vü ne.de hamama gitmüşlerdür. Ebu Cehil karpuzu misâl kokarlar. ŞANITOZlann ise zerre miktar mahrem yerleri olmayub libâs nedür bilmezler vü ondan kattiyen tenebbüh itmezler. Çalgıları dahi cingân davulu misâl omuza asılub parmak üe darbedülür. Andan çıkan savt (12) nice ise şanıtoz âvâzın ana uydurup vü frenkçe vü moskofça vü grekçe vü biraz da Türkçe karı şık biı lisân üe bağırub durur. Bu âlete dahi GİTARA dirler. Ana ne deyû GİTARA dirler? Çün anın sesin gûşiden cümle neş'esin anda ziyan idüp aramak-içün hemân kalkub yola revân olur. Anın içün GİİARA dirler. Şol ŞANİTOZ nam avretlerin nidaları ol kadar berbâdtur kim ger destlerinde MEKKÂREFON nam ucu topuzlu bir âlet olmazsa dinliyenlerin cümlesi ol demde meçhul bir maraza tutulup fevt olurlar. Lâkin ol şeytân işi âlet seslerin bir mektâr tesviye ider. Fakır bir defasında imamın avreti tesmiye olunan bir ŞANİTOZ gördü kim avretten özge herşeye benzer okka çeken ol av ret ger Ktrkpınarda meydâne çıksa başaltı ödülün mutlaka kazanur. İptida bir imâm ile izdivaç itmüş lâkin imâm anın dırdırından vü avazından usanıp üç talâk ile anı nikâhından ihrâc idüp salâha irmüş tür. Bunların gaayetle acâip huy ü meşrebleri olup kendülerin özge bir mahlûk farziderler. UCDA BAKAN nam bir ŞANİTOZ avretle âdemin biri cavret» dedüğü çün «Ağzın toplas bre herif, men avret de gülüm» deyû kıyameti koparmış. Ger ana *Er kişi» deseler anı dahi kabullenmez. Böyle acaib vü cinsiyetten berî bir avretdür. Kendüyü galetle yüksekte farz ittüğü içün ana UCDA BAKAN deyû isim vir müşler. Bu ŞANIDÜR vü ŞANITOZlar saymak ile bitmez. Her rûz bir yenisi zuhur ider. Çün 250 akçeye yaparlar Geçmiş rûzigârlarda Müselmân Tımarhanelerinde Rübâb. Keman ü şarkı ile mecnunlar tedavi idilürdü. İmdi ise bir kimesne mec nûn idilüp tımarhaneye konmak istenürse, şol şanıtoz vü şanıdur nam ecinnilerin HARACMAN vü GtTARlan dinietülür. Bu âlem böyle tersine dönüptür... (1) Muhtribân-ı düzmer- (2) Mesih dem (3) Hanende (4) Eyyam (5) Nev (6) Ber veçhi balâ (7) Sirkat (8) Kelâğ (9) Çehar dide 10) Dûd /l) Kabail (12) Savt Düzmece okuyucular Hz. îsâ nefesi Okuyucu Günler Yeni Yukarıda geçtiği gibi Hırsızlık Karga Dört göz Duman Kabileler Ses * : A m ^.^^..^nı^^pjm :W.* bağlıyız, o naıde Kapitalist'te Ko «aünist'te olamayız. Biz bize benzeriz; bizim Ideolo jîmiz, Türk Mületinde bizza» yaşayan kjeoloiidlr. Temeli MÜSLÜ MANLIK ve TÜRKLÜK olan MILIÎYETCÎLİK bütün gayrî insanı idpnlnirlerln kanısındadır. AZIZ TÜRK MİLLETÜ Genç Ülkücüler Teşkilâtı işte bunun için gavur ajanlarına karşı gençliği ve topyekün Milletimizi teşkilâtlandırmak üzere kurulmuş tur. Okumuş - okumamış şehir t - köylü - esnaf - işçi bütün fençier GENÇ ÜI KÜCÜLER'in çatısı altında birleşelim,» * Yurt çapında teşkilatlanmayı «devam eden Genç Ülkücüler Teş küatınm KIRIKHANMa da bir şu besi açılmıştır. KIRTKHAN Genç Ülkücüler Teşkilatı kuruluları dolayısivle bir bildiri vavm'amış lardtr. KIKIKHAN Genç Ülkü etiler Teşkilatının bildirisinde ö- zetle sövle denilmektedir Aziz Milletimiz Bu gün Türklük aleminin son hür kalesi olan Türkivemizde yi karak Türklüğe son vermek iste yen düşmanlarımız ön hedef ola rak Türk gençliğini seçmiştir. Ta rihte bizimle karşı karşıya müca dele edemiyen her defasında mağ lup olan düşmanlarımız bu gün sinsice ve iğrenç bir çalışma içe risindedir. Türk milletinin göz bebeği, İstikbali olan Türk gençliği deje nere tdilccek, parçalanacak mü li duygulardan Türk örf adetlerinden, din ve Ahlâkından Mhar olarak yetiştirilecek, mazisinden koparılacak ve Tarihi unut'urulacak; İşte düşmanlarımızın bütün gayeleri bunlardır Bugün gençliğimizin durumunugöz önü ne getirirsek düşmanlarımızın iğrenç emellerini görebiliriz. Milliyetçi mukaddesatçı Türk gençleri olarak Büyük Türk MU letinin hala anlayamadığı «Var veya yok olma» savaşındaki boş luğu görerek masum Türk çocuk lannı düşmana kaptırmamak için memleketimizin her yerinde oldu ğu gibi Bizler G.Ü T. olarak genç lerimizi: Türk'tük gurur ve şuuru na. islam ahlâk ve faziletine, vok sulluk'a savaşa, Adaletle varışa birliğe kardeşliğe kısacası Hak yolu hakikat yoluna davet edivo * * KOzAN GENÇ ÜLKÜCÜl ER TEŞKİLATI civar kasaba ve köylere geziler tertip ederek Milliyetçi gençliğin mücadelesini anlatmaktadırlar. 31. Ağustos günü İ- MAMOöLU kasabası Çamlı sinemasında bir toplantı düzenlemişler ve «Türk milliyetçi-tophımcu Düzen» ini halka anlatmış lardır. 6. Eylül 1970 günü de GAZİ köyüne giden ülkücüler «köy, köy İÜ ve geleceğin Türk köyünün ve köylüsünün nasü o! m asıl azım gel diğini» anlatmışlardır. Avne* Ta rım-isçlleri kanununun ve Tarım işçileri sigortasının bu püne kadar çıkarılmamasını vermişlerdir. Kozanlı ülkücüler bu gezileri üe ilgili olarak bir bildiri yayınla mışlardır. Bildiri de özetle şöy demişlerdir. BÜYÜK TÜRK MİLLET!! Yurdumuz malesef yabancı ide oloiilerin çarpışma alanı haline getirildi. Silâhları aldatıcı sözler, cazif. teklifler, fırsat bulunca zorbalık, istismar ve demogojidir. Çeşitli isim ve şekillerle ortaya çıkarılan, hedefleri 02 Türk evlâtlarım vasıta olarak kul anarak Türkiye'yi, Türklüğün son kalesini içten yıkmak, ele geçirmektir. Bu ideolojilerin ısım şenıı rark lan ve hatta ayn merkezlerden (Moskova'dan, Çin'den, Amenka* dan israil'den, Kahıre'den veva bir başka yerden) idare ed^rncle ri Türkiye ve Türk Milleti vönün den fark etmez: Çünkl heps'nıni hedefi aynıdır: Türkiye'yi ıktisa di. kültürel, siyasi bir scfalr'c sü rükiemek, Türk milletini aldırmak, nemelazımcı ve çaresiz yap mak yeni nesri şuursuz koketiz yabancıya özenen, Türkten başka herşeye benzeyen, başıboş, egoist bir güruh haline eetirmek»deo lojilenne alet etmek:!.. Kendilerine alet olmayanlara karşı saldır tıp kardeşi kardeşe kırdırmak!.. EY TÜRK EVLADI! Ya bu yabancılara kul olmayı kabul edeceksin, veya Türk Milli yeticliği bayrağı allında biriesiö, bu yabancı ideoloii'ere kars çıkan tek şuurlu kadro olan Ül KU CÜ TÜRK GENÇLİĞİ ile N>raber olup tarihî Türk sahslvetine sahip olacaksın! KARARSIZLIK, ÇARKSIZI İK, PISIRIKLIK, TARAFSIZI İK - TAN KURTULARAK. HER KÖ TÜLÜCE, TECAVÜZE KARSI BOYUN EĞMEK ZİLLETİNE DÜŞME! TİTRE ve KENDİNE DON» v

10 DEVLET * 7 EYLÜL 1970 * SAYFA : II / Yavuz Sultan 5eıım devrinden, 1 Dünya Savaşma kadar geçen 400 yıllık zaman içinde Türk hakimiyetinde yaşıyan Yemen; ıssız ve sıcak çöllerinde Türk Tarihinin acı hatıralan ıu saklar. Zira bu dört asırlık devre içinde o kızgın çöller bir milyon dörtyüzbın Türk banadırını yutmuştur. Bu şehitlerin arkasından gözyaşı dökülmüş, türküler söylenmiş ve büyük hatıraları Türk Milletinin kalbinde taht kurmuştur. Bıyığı /em terliyen delikanlıdan tutun, daha onbeş günlük evli olanına kadar DU Türk bahadırları inandıkları ülküye hizmet için akın akın gittikleri Yemende şehade' şer betini yudum yudum içmişler ve Türk Tarihine bir altın sayîa daha eklemişlerdir Bu günün Türkiye'sinde onları ve uğrun da öldükleri ülküleri anlamak ve değerlendir mek elbette güçtür. Çünki, bu hayli zamandan beri havatın realitesi ve ona bağlı kıyme; hükümleri mide fesadına usradı Beynin yetini alan mide ile insanoğlu herhalde birtakım vük sek fikirleri idrak sdemıyecektir. Bu bakımdan ne Yemen ve ne de Yemende şehit olan bir Türk bu tip hayatını tıpkı hayvanlar gibi içgüdüsü ile devam ettiren yaratıkları ilgilendir meyecektir. Yemende Bir Avuç Türk Sözü bu vesileyle Yılmaz Atadeniz'in son yaptığı filmlerden birisi olan «Yemen'de Bir Avuç Türk'e» getirmek istiyorum. Filmi seyretmeden önce, Yılmaz Atadeniz'in bangi maksatlarla butıp bir mevzuya el attığını merak ettim. Daha önceden «DEVLET» okuyucuları bilirler. Aynı yönetmen «On kadma bir Erkek» adlı filminin bir yerine hangi maksat la olduğunu bilmediğimiz «Bozkurt Köpekleri Senfonisi» diye bir yazı sıkıştırıvermişti Cguzûîa ALTAYLI Tarihi bir mevzuyu günümüzde işlemenin mak satlan çoktur. Bu maksat insanoğlunun >ahsi ve millî idealleri ile doğru orantılıdır İdeal şahsi ise film de baştan savmadır, çünki mev zuu istismar edilip para kazanılacaktır tdeal, milli ise, mevzuu günümüzün sosyal meselele ri arasında herhangi bir çıkmaza cevap niteliğinde ve tarih kanalıyla birleştirici bir görevle işlenecektir. Biz yine son şıkkı ele ald:k ve filmi bir ard niyetten uzak olarak değerlendir meye çalıştık. Oysa gelin görünki, iyiniyetimiz itiraf etmek mecburiyetindeyiz ki boşa çıktı. Kahramanlar sahte, figüranlar sırık gibi, mevzuu iğreti ve Kadir Savun'un ve oğlu rolünde seyrettiğimiz Kadir İnanır in dışındaki bütün kompozisyonlar başarısız ve aynı zamanda çok gülünç, Senaryo herhalde bir yemek saatmda hazırlanan cmsten.. Sizin auhya cağınız isimli isimsiz kahramanları birkaç Türk'le sembolize etmek amacıyla yapılan «Yemen'de Bir Avuç Türk» bekleneni vermekten çok uzaktır. Bir kere tarihi yapımlar büyük yatırımlar ve yetişkin figüranlar ister. Tura Film Kurumu, böyle bir mevzuuyu ele al makla hem imkanlarını zorlamış, başarılı bir film yapamamıştır ve hemde Yemen'in tarihi ve sosyal yanını değerlendirememiş aynı zalerdir. Hele o beş yüzlü İngiliz casusu Lavren manda Türk Kahramanlarını küçük düşürmüş ce'i bir turist gibi basit göstermekten kendilerini alamamışlardır Fertlerin ve müesseselerin Türk Kahramanlarına birazcık olsun savpılı ol malan icabetmez mi? Bütün bu acı gerçeklerin, herşeve lağmen baş sorumlusu Film Kontrol Komisv^nu'- dur. Bu komisyon tarihi senarvolara karsı bir kayıtsızlık içinde olduğu gibi. gerçekten M* de ğer ölçüsü yoktur. Kanunlar zamana zemine ve mevcut iktidarların tutumuna göre ırfiıla nır. İktidarın yurt ve millet meselelerindeki ve bilhassa kültür alanındaki medenivetçi (!) tutumunu da hesaba katarsanız meselenin içyüzü daha iyi anlaşılmış olur. Ve böylece dert üstüne dert eklenir gider durur.» «I I E1S TÜERLER (IV»«-tarat) i nel savfada» vasandıeı bu divar. vazık ki hal kının vüzae seksenden fazlası Türk olduğu bir zamanda vabancı egernonlik altına düştü-, önce devletlerarası andlaşmala ra meşrutiyete bağlılık nedenleri ile Misâki Milli hudutları di smda bırakıldı: sonr?» d» onları kurtarıp anavatan hudutları içi re almak mümkün olmadı idi K'bro'daki soydaşlarımızın havatı Rodos'da s!md1w t">h»r varlıklarını çeşitli metodlarla yokeldivmek istenmelerine rağmen koruyabilmiş Türk'lerin d^mmu göklerimizin önündedir. P"'' "ari starı 'da Romanya'da Yu poslavva'da aşağı vukan avnı metodlar avnı baskılar ve egemen etnik unsur ile âdeta öksüz ve kimsesiz kalmış Türk'ler ara sında süregelen eşitsizlik hiç kimsenin meçhulü değildir. Es ki Mesul vilayetimizdeki (Kerkük. Sülevmaniye) Türklerin, dost ve kardeş bildirimi? İrak War tarafından zaman zaman na sil horlandıkları farklı muame lelere maruz bırakıldıkları bâzan feryatlar halinde kulakları ırı^a kadar gelmektedir. FFT ^ trantja Fele İran'daki Türk soyund~n olan hakların Azerilerin, T^kmen'erin Karar. Bavındır jr ; hi saf Türk aşiretlerinin rbmi r~n vürekler acısıdır Bu defa, *rs r im rhm'er kongresinin ton or»rlı^ı Moskova'da tpntctı{<rırnız SoVvpı Arerhevcan*T r»^a.n bir fy*psfevdasını hı-rf bfmfodi&*ne pr^rft tran'da TürV asdh çovlflr larmijzin savımı f rnîlvonu bul maktadır VP birhir venüf* bunlar irin ana dilleri ile ö^retîm vr>r>pn b'r okul K"e m^vr-ırt de- JHMff Bunların TÜVVIMV bilinci p*a cahin ol" 15 *' 3»*» as^ istenme m Vte Vf»nr1iîpr^nîn Fare?v"i. ^-.-> Mltrtarî tf»lvînp r^'^cılrnplç y-ı+n^anti! o'^'imın $cv»» etse»!*>,- Uil,% fcff» Vıo-T.'nrür- M hr sa Tı»r?a îç ve \ct>ai*r W*îlJ t wntı- Xım»'»ı»lo«, *-'tmtı» ve r*>^'t*er''^rniz iran'ın Üniversitemizde öğrenim yaparken millî şuurlarını güçlendiren, ilerici bar meslek adamı hüviyeti kazanan bu gibi Azerî Türkmen asıllı gençlere yaptığı baskı ve zulme karşı, hükümetimizi de. hangi sakim düşünce kayıtsız veya gaflet ile olduğunu bilemeyeceğimiz, yan lış bir davranış içinde, İran res mî makamlarının haksız maksatlarına âlet olmuş görüyoruz. Bu konuda savın Koçaş'ın görüş lerine tamamiyte katıldığımızı belirtmek verinde orur Yâni dış politikamızı çizerken milli memfaatlerimizi izlerken, işaret ettiğimiz sahalarda yaşayan dış Türklerin durumunu dikkatle pözönünde tutmak ve bu devlet lerle vakuı ilisk'*wimizi, dostluk ve b^nş ilkele."ıin ışığı altında sürdürürken bu Türklerin milli duvgulanndan uzaklaştırılmaya rak ve Türklük bilincini İçinde insanca vasamalarını ve bulun dtıklan tonlumun nimetlerinden di er etnik erruojar derecesinde fpvrtî» anmalannı refah lannı sa<rlamava önem vermek mec burivet in deviz îrtst FpîNE KARTSMAK DEĞİL Bu ilgimiz o devletlerin iç işlerine karışmak şeklinde asla yo rumlanamaz Zira, bugün uygar dünvada türlü örnekler meydan dadın Avusturya, ttafya sınırla rı içinde kalmış Alman asıllı soydaşları ttalva Yugoslavya' da kalmış İtalyan soydaşları Ro manya, Basarabva'da yaşayan Romenleri veva Macaristan, Er del'de kalan Macarlar ile, onların havat ve refahları ile ne kadar v^kından ilgileniyorlarsa ve bu çok tabiî görülüvorsa Cumhuriyet Türkiye'sinin de komşu ve dost memleketlerde yaşayan ve kendisinden haska güveneceği ve davanacartı bulunmayan., türlü haksızlıklar yoksulluklar ve güçlükler içinde kıvranan soy dasları İte ilgilenmesi, onların rwtw; n p derman aravıp bulması da o derecede meşrudur, hakin ve borcudur. Büvük ve teşkilâtlı bir imparatorluğu ku rarak türlü badireler içinde çe şitll unsurları yüzyıllar boyunca barış ve ahenk içinde yaşatan Türk milletinin ve devletinin, bu imparatorluk tasfiye edildik ten sonra da, bir takım vecibeleri, sorum tulukları bulunduğu gerçeği kabul edilmeli ve i yice bilinmelidir Diğer yandan, sayın Koçaş'ın da değindiği «Sovyetler Birliğine bağlı ve milyondan aşa ğı olmadıkları bilinen diğer türk asıllı Orta Asyalıların ve Kafkas yalıların durumu» İle de yakından ilgilenmemiz, onları bugünkü şartlan ve yaşayışları içinde tanımamız, onlara karşı kardeş lik görevlerimizi verine getirme miz gerekir Geçmiş vüzvıllarda tarih ve coğrafyanın bizi ayırdı ğı. ieopolitik faktörlerin etkisi altında az cok avrı bir istikamet te gelişmeler gösteren bu akra balar arasında Türk olduklarını bilmenin tam şuuru içinde bulunanlar çoktur Birinci ziyaretimizde on sene önce olduğu gi bi bu defa da bir kongre vesilesivle Sovyetler Birliğindeki bir haftalık izlenimlerimiz bu geree#î tekrar görmek frsatını verdi Moskovada tanıştığımız Türk SÖ vur dan gelme tarihçi rn^^'^kdaslnr arnçm^» TîîvVIük bilinci ve gururu taşıdıklarım, ilmp ve insanlıca bu hüviyetleri ile hizmeti en büyük ödev say dıklarını açıklayanlar az değildi ve hensinin de ister âzerî, türk men Özbek, kırgız, başkırt adı nı taşısınlar, yüzyıllar boyunca bir amnaratorluk kadrosu İle dünya tarihine önemli bir kat kıda bulunmuş Türkive Türklerinin refah ve mutluluğu, her a landa daha i* 'vük bir varlık. I- leri catfdas bir toplum halinde bulunmalarını can ve gönülden dedikleri besbelli îdi: bövlebir durumun onlara da güven gurur vereceği muhakkaktı. NE YAPALTM? Simdi, sırası gelmişken, dış politikamızda acaba onlara kar 91 tutumumuz ne olmalıdır? sorusunun kendi kendimize sorabi liriz Bugüne kadar olduğu gibi tamamen kayıtsız, ilgisiz mî ka lalım? Başka koşullar içinde ya sadıkları için onları tammamaz lıktan mı edelim? Hiç bir maddi ve manevî bir İlişki kurmaya refah ve ilerleme volunda karşı hklı temas ve yardımlaşma im kânlarını aramavalım mı? Burun bu sorular elbette birinci planda büvük komşumuz Sovyetler Blrlifi ile genel dıs noh takamı? çerçevesinde mütalâa edilebilirse de, kardeş halklar a- rasındakı ilişkilerin daha normal daha anlayışlı ve hayırhah bir ^ ude gelişmesini sağlamak için oazı çabalar harcayamaz mı yız? Dış politikamızda yakın ve uzak hedefler tesbit edilirken meselâ Azari Cumharıyetinirv Özbek Sovyet Cumhuriyetinin veya Türkmenistan Sovyet Cum huriyetının dünya sahnesinde ve muvazenesinde kendilerine mah sus yerlerini almaları hususunda daha etkili olamaz mıyız? Birleşmiş Milletlere dahil çeşit» li Arap devletleri gibi, bu Türk asıllı Cumhuriyetlerin de bir gün asıl hüviyetleri ile bu kuru luşta bir mevki ve rol sahibi olmaları istikametinde bir politika takip edemez miyiz? Hiç şüphesiz, bütün sorunların başında Cumhuriyet Türkiye'sinin daha güçlü, dünya politikasında daha etkili, Türk mil letinin de sosyal ve ekonomik alanda ve sosyal adalet ilkesi nin hâkim olduğu çağdaş uygar lık seviyesine bir an önce ulaşması kevfiveti gelmekte ve temel sorunun 35 milyon Türkün milli dayanışma içinde, sağ lam ve geniş anlamda bir Türk lük bilincine sahip olması bulunmaktadır Funu sağlamak ze runluîrunu duyduğumuz gibi btt alanda basarıva ulaşmak için de dıs Türkler sorununu bütün 5- F.ellikleri önemleri ile ve önce lik tasıvanlannı bir an önce e» le almak sartivle. her an göz5» nünde bulundurmamız gerew» ğine inanıyoruz. (Miniyet)

11 HfKMMİ Kurtarıcı Gençlik Gençiıic Millet geleceğinin teminatıdır. Türk Milleti kalkın ma mücadelesini, semizleyip geviş getirmek emeliyle yapmakta değildir. Bizim için kuvvetli, haysiyetli devlet olmak, nıü'ref feh bir cemiyet olmaktan önce ve yücedir. Gençliğe gerekli ihtimam gösterilmezse kalkınma savaşı kazanılsa bile Milletin akıbeti tehlikeli olabilir. Türk tarihi binlerce senelik geçmişinde zaferleri kadar buhranlar atlatmış ve bunlardan sıyrılarak yeniden cihan Dev letleri kurabilmiş ise. bunu cemiyet nizamındaki sert, kararlı, hayatiyet dolu cevher olan gençlikle sağlıyabilmistir Bütün mücadelemizin boşa gitmesindeki asıl sebep Millî bir eğitimimizin olmamasıdır. Topyekün Milletin ve önem le gençliğin eğitim konusu halledilmeden hiç bir meselenin hal li mümkün değildir Bu zamana kadar eeitim bir evvelkini inkar etmek telki ni İle yapıldı. O halde gelindi ki «iyi» tabirinin yerini «yeni» kelimesi aldı. tdarede, sanatta, kıyafette veya herşevde yeni, iyi sanıldı. Eski Dolmabahçe sarayını yeni gecekondulardan iyi olduğu akla getirilmedi. Batıda olana özenme yüzünden; bizde, özümzde bulunanı İdrak edemez olduk. Bu yenilik merakı. Dunun telkin ve taklidi hala «ürüp gitmektedir. Yenilik meraklısı kimi gençlerimizin saçı hanım larınfci gibi ensesini asmış, favorisi çenesine sarkmış, kır-pis içinde «Hippy» mukallibl. Kimi, stalinvâri bıyıklan alt duda ğını örtmüş, gözleri fersiz, sırtı kanbur, başka beyinlerin düşündüğünü ağzında gevelemektedir. Bunun tabii sonucu gene; lik enerjisi iyi yerine yenileşmiştir. Karakollar Millî serveti yakıp yıkmaktan maznunlarla, hapishaneler mahkum getıçlerle dolmuştur. Okuma müddeti uzamış, ana-babalar mahzun olmuştur. Mektebi bitirip vatana hizmet etme unutulmuştur. Mini etekli kızlar ihtiyar hocalarının aksaçlarından tutup sürükleme «özgiir»lüğü kazanmış okullarda «Halk Cum huriyeti» kurulmuş, bu cumhuriyeti tanımayanlar İçin «Halk Mahkemeleri» ihdas edilmiş sorguya çekilip, cezalar verilmiştir. «Hippy» miskinliği ile komünist yıkıcılığı dışında terbiye edilmiş bir gençliğin milletçe özlendiği bir gerçektir. Türk Milletinin geleceğini emniyete alacak vasıftaki gençlerin yetiş tirilmesı şarttır Milliyetinden kopmuş, özünü yitirmiş, taklit İçin dootthan-hot.dan sarabetler arayan zavallılara Türkiyenin 1stıH^iın( hırskmamak gerekir. Bugünkü perişan, himayesiz herçeşit müşterinin tahrike çalıştığı gençlik verme, en iyi şartlar içinde yaşayan, cemiyete emnıvet veren bir nesil meydana getirilmesi lazımdır, öldü rülecek vaktimi2 volr'"r Sokaktan mektebe, kahveden fabrikaya kosmalıvız. 150 yıldır süregelen ve bazan halka tahakküm, bazan dalkavukluk şeklinde ortada görülen «kompleksli aydın» sim fi yerine: örf, adet ananemizi, binlerce yılın süzülmüş hüküm lerini ifade eden deyim ve hikmetlerini halktan öğrenen: tutum ve davranışların buna göre düzenlenen, milletle aydın ara sındaki kopukluca son verecek hakiki aydınlara ihtivanınız vardır. - Bunun için papuç değiştirir gibi değiştirilen eğitim sistemleri yerine, yaygın, parasız, adalet için değil, mazinin aza metini Türklüğün devamını sağlayacak, Türk Milletini yüceltecek iman ve fikir gücü vr»rrhhpn nizamlı bir eeitim sistemi getirilmesi eerekl'dir Türk Milletini yüceltecek ve yükseltecek ve bu yolda hiç bir engel tanımayan gençlik mutlaka yetişecektir. Nitekim milletin sevgisine lâyık cençliein yetişme alâmetlerinin eörülmesi; taklitçi, tahripçi, kozmopolit, nemelazımcı ve kompleksli aydınlarda bir panîv. -.,r A.rttk onların uvkular. hile pa ramparcadır «Milliyet» gazetesinde, iki ilg: çekici yazı yayımlandı. Bu yazılardan biri, Sayın Sadi Koçaş'm, diğeri Sayın Tayyip Kökbilgin'indir. Her iki yazı da, dış Türkleı sorununa değiniyordu. öyle anlaşılıyor ki, Dış Türklerle ilgili ambargo, artık, kaldırılmıştır; 1944 Mayısından bu yana sürdürülen dema göji iflas etmiştir. Ve artık bazı katalar da da dank etmiştir ki, sınırlarımızın dışında yaşayan mil kudaslarımızla ilgi lenmek, ne faşizm, ne kafatasçılık ne de ırkçılıktır. Asgarî insanlık borcudur. Dış Türklerle ilgili, haysiyet meselesidir; insan haklan evrensel beyan namesinin gereğidir. Bu ilgiyi sistemleştirınız, doktrine ediniz, karşımıza «Turancılık» ülküsü çıkar. Turancılık, silaha sarılıp çevre mizdeki ülkelere savaş açmak değildir. Bunu böyle gösterenler, çevremizdeki ülkelerin ajanları değilse bile bu ülke lerin çıkarları için bilerek veya b«meyerek gayret sarfeden gafil kimselerdir. Bugün, Vietnam'ın, Güney Amerikanın kaderleri ile ilgilenen, yerli malı sosyalistlerin, Yunan boyunduruğunda inleyen Batı Trakya Türkleri ile ilgilen memesi; Irak ve İran Türklerinin için de bulundukları can sıkıcı yaşayışı gör mezlikten gelmeleri; hele sovyet boyun duruğundaki Türkleri, refah ve özgür telakki etmeleri, tek kelime ile ihanet ve dalalettir. Maamafih. Niyazi Berkes'in, «Dünyada Türk diye bir kav Yoktur» yargısını düşünürseniz, yerli malı sosyalistlerin, bu ilgisizliklerini dalalet ve ihanetlerini normal kabul edersiniz. Bu dalaletin son örneğini «Devrim» gazetesi vermiştir İnsanların mutluluğunu salt, üretim ve millî hası la ile açıklamak eğiliminde olan «sayın Doğan Avcıoğlu ve Sayın Türkkaya Ataöv, resmî sovyet kaynaklarından alınmış rakamlarla, «Turan» ülkevnin refah içindeki panaromasını vererek propagandanın ve demogajinin en ka basına başvuruyorlar. DIS TÜRKLER 3 VE «TURAN» Oysa, mensup oldukları doktrinin ana stratejisi «Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye'dir Demek oluyor ki, millî gelir dağılımından, üretimden ve sanayileşmekten daha de ğerli kavramlar vardır, bir millet için! Bağımsızlık ve özgürlük gibi! Sovyet ko loni sisteminin, propaganda dairesinin tanzim ettiği rakamlarla Asyalı esir mil let dostlarımızın refah içinde yaşadıkla nnı ifade ederlerken onlara bağımsızlığı ve özgürlüğü çok görüyorlar; «tanı bağımsız gerçekten demokratik Türkiye» derken de, model olarak kafalara esir Turan ülkesini yerleştirmek istiyor I ar. îster sosyalist, ister liberalist ister devrimci olsun, kim böyle düşünüyorsa, kim Türk Milletinin Asya kolunun mukadderatına göz yumuvorsa, kim, bütün milletlere olduğu gibi esir Türklere bağımsızlığı çok görüyorsa bi zim düşmanımızdır. Biz Turhancıl'em asgarî programı olan bağımsızlığın kar şısında olanların da karşısındayız. Turan ülkelerine bağımsızlığı çok görenler Türkiyeye de bağımsızlığı çok görürler. Artık terminolojilerden.korkmayalım; Turancılık terminolojisine karşı yapılan suçlamaları kaale almayalım. Bu asgarî programı destekleyenlerle ay ni safta olduğumuzu açıklamaktan ce kininiydim. Ekonomik görüşleri ile, siyasî sistem anlayışları ile hemfikir ol masak dahi, Asya Türklerinin ve diğerlerinin bağımsızlıklarını kazanmnla n ülküsüne bel baglavanlar helli bir noktaya kadar müttefikimizdir do>tumuzdur. Bunun için Zeki Velidi Togan'ı, Enver Paşayı hürmetle sevs'vîe andığımız gibi: Markist Sultan Oa'fevM Molle Nur Vahitofu Fkmel tk'amı, Feyzullah Hocayı da avnı sevstivte anı yor, bizden kabul edivonız Turancılık, çeşitli ağaçların barın dığı, yeşil eür ve hareketi' hîr *r*r»»~dn*. Açları SAYI E TÜRKİYE'DE KÖY SOSYOLOJİSİNİN TEMEL SORUNLARI Doç. Dr. Orhan TÜRKDOGAN Türkiye'de toprak reformunun sosyo politik safhaları * Toplamsal Plânlama ve bölge kalkınması * Köy kalkınması ve yerleşme noteri * Köy eğitim sistemi * Köylerde nüfus hareketleri * lanmsal kalkınma ve yeniliğin yayılması * Köy ve köylünün bütün meseleleri. Atatürk Üniversitesi yayınlarından olan eser 312 sahife TL. dır. % 1 DEVLET <*> Pazartesi' Günleri Çıkar <*> İKİNCİ YİL <#> Fiatl 150 kuruş

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... V GİRİŞ...1 1. Eğitime Neden İhtiyaç Vardır?...1 2. Niçin Eğitim Tarihi Okuyoruz?...2 I. BÖLÜM İSLAMİYET TEN ÖNCEKİ TÜRK EĞİTİMİ 1. Eski Türklerde Eğitim Var mıdır?...5 2. Hunlarda

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA Değerli Üsküdarlılar; Çanakkale Zaferi, hem dünya tarihi açısından, hem de milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Mehmetçik burada, tarihe sığmayacak bir kahramanlık

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK Meslekleşme ölçütleri Öğretmenlik Mesleğinin Yasal Dayanakları Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri Türkiye de Öğretmenliğin Meslekleşmesi Öğretmenlerin hizmet öncesinde

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MİLLİ EKONOMİ VE BAŞKENT ANKARA

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MİLLİ EKONOMİ VE BAŞKENT ANKARA 1 Bir ülkede üretim, dağıtım, tüketim etkinliklerinin bütününe ekonomi denmektedir. Bir ülkenin kendi kendine yetebilmesi, ekonomik olarak bağımsız olması çok önemlidir. 2 Osmanlı Devleti 1911 yılından

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ

TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ BELGELENDİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI YENİ DÜNYANIN YENİ YÖNETİM SİSTEMLERİ TSE İZMİR BELGELENDİRME MÜDÜRLÜĞÜ 1 TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 13.03.2014 TSE İZMİR BELGELENDİRME MÜDÜRLÜĞÜ

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU 1: Bu yasal değişikliğe neden gerek duyuldu? CEVAP 1 Dünya genelindeki ortalama eğitim süresi 11-12 yıl veya daha üzerindedir. Türkiye de

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu?

Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? Morpa Kampüs Çocukları Okuma Yazmaya Hazırlamanın ve Öğretmenin Neden En Kolay Yolu? l Çünkü Morpa Kampüs te Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları için özel bölüm var. Bu bölümde okul öncesi eğitimi almış

Detaylı

Kemal LOKMAN. Petrol Dairesi, Ankara

Kemal LOKMAN. Petrol Dairesi, Ankara TÜRKİYE PETROL SONDAJLARI PETROL ARAMA AMACI İLE TÜRKİYE'DE YAPILAN SONDAJLAR VE BU HUSUSTA M.T.A. ENSTİTÜSÜNÜN YARARLI VE BAŞARILI ROLÜ Petrol Dairesi, Ankara Yurdumuzda petrol arama amacı ile 13 Ekim

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ GİRİŞ Prof.Dr. Zekai Celep İnşaat Mühendisliğine Giriş GİRİŞ 1. Dersin amacı ve kapsamı 2. Askeri mühendislik ve sivil mühendislik 3. Yurdumuzda inşaat mühendisliği 4. İnşaat

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ :

ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET NO : 02.2013/317 KARAR TARİHİ : 21/01/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ŞİKAYETİN KONUSU : Özel büro ve turizm tesisleri

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

TBMM (S. Sayısı: 396)

TBMM (S. Sayısı: 396) Dönem: 23 Yasama Yılı: 3 TBMM (S. Sayısı: 396) Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/712) Not:

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

İstanbul Teknik Üniversitesi Kuruluş kadroları Kanununa ek kanun tasarısı ve Millî Eğitim ve Plân komisyonları raporları (1/519)

İstanbul Teknik Üniversitesi Kuruluş kadroları Kanununa ek kanun tasarısı ve Millî Eğitim ve Plân komisyonları raporları (1/519) Dönem : Q0 / Toplantı 4 MlLLET MECLİSİ S. Sayısı : Oû4 Kuruluş kadroları Kanununa ek kanun tasarısı ve Millî Eğitim ve Plân komisyonları raporları (/59) T. C. Başbakanlık 9. 4. 968 Kanunlar ve Kararlar

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak

Günlük GüneşlIk. Şarkılar. Ali Çolak Günlük GüneşlIk Şarkılar Ali Çolak Alý Ço lak; 1965 yýlýnda Na zil li de doð du. Ga zi Üni ver si te si Teknik Eði tim Fakülte si nde baþ ladýðý yüksek öðre ni mi ni, Do kuz Eylül Üni ver si te si Bu ca

Detaylı

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI. HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI. HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı ve yüce bir toplum halinde yaşatır ya da onu köleliğe ve yoksulluğa

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ANATOLIA GLOBAL YOUTH-BUSINESS SUMMIT

ANATOLIA GLOBAL YOUTH-BUSINESS SUMMIT ANATOLIA GLOBAL YOUTH-BUSINESS SUMMIT 23 27 TEMMUZ 2010 GELECEĞĠN LĠDERLERĠ ĠSTANBUL DA BULUġUYOR. AIESEC İstanbul Tomtom mah. İstiklal Cad. Nuru Ziya sok. NO:32/5 Beyoğlu İstanbul Tel: +90 212 293 8836,

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ 17-26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan Yazı,

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 12. HAFTA PFS105 Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE ORTA ÖĞRETİMDE YENİLİK VE GELİŞMELER...

Detaylı

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir.

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir. YARGI İNTİHAR ETTİ *Sevr-le sınırları tesbit edilen Türkiye,Lozanla geleceği şekilleniyor,elleri kolları bağlanıyordu.şimdiki hukuk ise bunun kollarından biri..ahtapot gibi.. etti *Mailime gelen bir notta;

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı