Hükümet Üzerine İkinci İnceleme *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hükümet Üzerine İkinci İnceleme *"

Transkript

1 Hükümet Üzerine İkinci İnceleme * John Locke Mülkiyet Üzerine 25. İster, insan doğduğu anda kendini koruma hakkı vardır diyen ve dolayısıyla da insanın yeme, içme ve kendi varlığını sürdürmek için doğanın sağladığı diğer benzeri şeylere hakkı vardır diyen doğal aklı alalım; ister, dünyada Tanrı tarafından bağışlanmış bu şeylerin, Adem e, Nuh a ve Oğullarına verildiğini açıklayan vahyi alalım, şu açıktır ki, - Kral Davut un yeryüzü insanların çocuklarına verilmiştir (CXV. 16 da) dediği gibi,- Tanrı, dünyayı insanoğluna ortaklaşa vermiştir. Ancak bu varsayım yapıldığında, bir şey üzerinde bir kişinin nasıl mülkiyet sahibi olacağı, bazılarına çok büyük bir sorun olarak görünür. Bu soruya şu cevabı vermekle kendim de tatmin olmayacağım: Eğer mülkiyeti, Tanrı nın dünyayı Adem e ve Adem in nesline ortaklaşa verdiği biçimindeki bir varsayım üzerine kurmak zor ise, Tanrı nın dünyayı Adem e ve Adem in zürriyetini dışlayacak biçimde ardışık mirasçılarına verdiği biçimindeki bir varsayım üzerine de, evrensel bir monark dışında bir kimsenin, herhangi bir mülkiyet e sahip olabileceğini kurmak olanaksızdır. Ancak, Tanrı nın insanoğluna ortaklaşa verdiği dünyanın, belirli bölümleri üzerinde, bütün ortakların açık bir anlaşması olmaksızın, insanın nasıl olup da bir mülkiyet hakkına sahip olabileceğini göstermeye gayret edeceğim. 26. Dünyayı insanlara ortaklaşa vermiş bulunan Tanrı, onlara aynı zamanda dünyayı, yaşamın en iyi olanaklarını ve refahı sağlayacak biçimde kullanmaya yönelik aklı da vermiştir. Yeryüzü ve yeryüzündeki her şey, insana varlığını sürdürmek ve rahatlığını sağlamak için verilmiştir. Yeryüzünün doğal biçimde ürettiği bütün meyveler ve beslediği bütün hayvanlar, doğanın içten gelen gücü tarafından üretildiklerinden, * Eserin tamamı Ebabil Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Bu yazıda eserden seçilmiş bazı bölümler yer almaktadır.

2 insanoğluna ortaklaşa biçimde aittirler. Doğal durumda, bulunmalarından dolayı, hiç kimse bunların herhangi biri üzerinde diğer insanları dışlayacak biçimde asli özel bir hükümranlığa sahip değildir. Ancak buna rağmen, bu ürünler insanların kullanımı için verilmiş olduklarından, belirli birinin kullanımına ya da yararlanmasına açılmadan önce, zorunlu olarak, belirli biçimlerde mal edinilebilmelidirler. Çitlemeyi bilmeyen ve genelde henüz kiracı olan vahşi Amerikan Yerlisini besleyen meyveler, geyik ya da karaca eti, onun ve sadece onun olmalıdır. Yani bunlar onun bir parçası olmalıdır: Bu Amerikan Yerlisinin yaşamını sürdürmesi için bu üründen herhangi bir yarar sağlamadan önce, başkalarının bu ürüne ilişkin herhangi bir hakkı kalmamış olmalıdır. 27. Yeryüzü ve diğer bütün ast yaratıklar insanların tümüne ortaklaşa biçimde ait olmasına rağmen, her insan kendi kişisi üzerinde bir mülkiyete sahiptir. Bu mülkiyette, kişinin kendisinden başka hiç kimsenin herhangi bir hakkı yoktur. Diyebiliriz ki, insan bedeninin emeği ve elinin işi tam anlamıyla kendisinindir. Şu halde, insanın, doğanın kendisine verdiği ve onda bıraktığı şeyleri, emeğini katarak ve kendi özüne ait olan şeyleri karıştırarak bu durumun içinden çıkarması, bu şeyleri, kişinin mülkiyeti yapar. Bu şey, içine emek eklemlenerek ortak doğa durumundan çıkarıldığından, diğer insanların müşterek hakkı bu şeyden dışlanmış olmaktadır. Emek, emekçinin sorgulanamaz mülkiyeti olduğundan, bu kişi (emekçi) dışında hiç kimse, bir kez emeğini katmış olduğu şeye sahip olma hakkına sahip olamaz. Bu söylenenler, en azından, başkaları için de ortaklaşa biçimde, yeterli ve aynı nitelikte iyi şeylerin kaldığı yerde geçerlidir. 28. Bir meşe ağacının altından aldığı meşe palamuduyla ya da ormandaki ağaçlardan topladığı elmalarla beslenen kişi, bu şeyleri, kesin olarak kendine edinmiş bulunmaktadır. Hiç kimse, bu besinlerin, sadece bu kişinin olduğunu inkar edemez. Şu halde şunu soruyorum: Bunlar ne zaman onun olmaya başlamıştır? Onları sindirdiği zaman mı? Yediğinde mi? Pişirirken mi? Eve getirdiği zaman mı? Topladığı zaman mı? Şu açıktır ki, eğer ilk toplama bunları onun yapmıyorsa, başka hiçbir şey, bunları onun yapamaz. Şöyle ki, emek, bunlarla müşterek olan arasına bir ayrım koyar: Emek bu şeylere, her şeyin müşterek anası olan doğanın katmış olduğundan daha fazlasını katmış bulunmaktadır ve dolayısıyla bunlar, kişinin özel hakkı haline gelmiştir. Bu durumda, herhangi birisi, kişinin bu biçimde edinmiş olduğu bu meşe palamutlarının ve elmaların bu kişiye ait olması konusunda, bütün insanların onayı olmadığı için, bunları kendine

3 edinme hakkı olmadığını söyleyebilir mi? İnsanın herkese ortaklaşa ait olan bu şeyleri kendisinin varsayması hırsızlık mıydı? Eğer bu tür bir onay zorunlu olsaydı, Tanrı nın vermiş olduğu bolluğa rağmen, insan açlıktan ölmüş olurdu. Anlaşma gereği mülkiyetin müşterek kaldığı yerlerde, müşterek olan bir şeyin bir bölümünü almanın ve doğa durumunun içindeki bu bölümü, doğa durumunun dışına çıkarmanın, müşterek olanın kullanımda olmadığına bakılmaksızın, mülkiyetin başlangıcı olduğunu görürüz. Dolayısıyla, şu ya da bu bölümü almak, bütün ortakların açık bir onayına bağlı değildir. Böylece, diğerleriyle birlikte müşterek bir hakka sahip olduğum atımın ısırmış olduğu otlar; hizmetlimin kesmiş olduğu çimenler; herhangi bir yerde kazmış olduğum maden filizi; başka birinin onayı ya da rızası olmaksızın mülkiyetim olur. Bana ait olan emek, bu şeyleri, içinde bulundukları müşterek durumdan çıkararak, mülkiyetimi onların içine yerleştirmiş bulunmaktadır. 32. Bu durumda şimdi mülkiyetle ilgili ana sorun, yeryüzünün meyveleriyle ya da yeryüzünde varlığını sürdüren hayvanlarla ilgili değildir. Ana sorun, artık, içinde yer alan ve taşınan diğer her şeyle birlikte yeryüzünün kendisidir. Zannediyorum şu açıktır ki, yeryüzünün mülkiyeti de, ilki* gibi kazanmıştır. Toprak, insan işlediği, ektiği, değerlendirdiği, sürdüğü ve ürünlerinden yararlanabildiği oranda onun mülkiyetidir. İnsan toprağı, tıpkı yeryüzünün meyveleri ve yeryüzünde yaşayan hayvanlarda olduğu gibi, emeğiyle müşterek olandan ayırır. Diğer insanların tümünün bu toprağa ilişkin eşit bir kullanım hakları olduğunu ve dolayısıyla diğer bütün ortakların, insanoğlunun rızası olmaksızın toprağı mülk edinemeyeceğini, onu ortak mülkiyetten koparamayacağını söylemek de toprağı mülk edinen kişinin hakkını geçersiz kılmayacaktır. Tanrı dünyayı bütün insanoğluna ortaklaşa verdiğinde, insana, onu emeğiyle işlemeyi ve insanın aşırı yoksul durumundan kendisini uzak tutmasını emretti. Tanrı ve insanın aklı, insanın yeryüzüne boyun eğdirmesini, -yani, yeryüzünü yaşamın faydası için değerlendirmeyi ve onun üzerinde kendi özü olan bazı şeyleri yani kendi emeğini sürmeyi- emretti. İnsan, Tanrı nın bu emirlerine itaat ederek, yeryüzünün belirli bir bölümüne boyun eğdirdi, onu işledi ve tohum ekti. Böylece bu bölüme kendisinin mülkiyeti olan bir şeyler eklemledi. Bu mülkiyet ki üzerinde başka birinin herhangi bir hakkı yoktu ve kendisine zarar verilmeden sahibinden alınamazdı.

4 Siyasal Toplumların Başlangıcı Üzerine 95. Daha önce söylendiği gibi, insanların tümü, doğa tarafından özgür, eşit ve bağımsız kılınmış olduklarından, hiç kimse, kendi onayı olmaksızın, kendi servetinden yoksun bırakılamaz ve başka birinin siyasal iktidarına tabi kılınamaz. Kişinin, kendisini, doğal özgürlüğünden yoksun kılmasının ve sivil toplumun sınırlamaları içine koymasının tek yolu, insanların birbirleriyle rahat, güvenli ve barışçı bir yaşam sürdürmeleri için, başkalarıyla, insanların mülkiyetlerinin güvenli bir kullanımının ve sivil toplumun üyesi olmayanlara karşı daha büyük güvenliğe sahip oldukları bir topluluğa katılma ve birleşme konusunda anlaşmasıdır. Bu anlaşma herhangi bir sayıdaki insan tarafından yapılabilir, çünkü, geriye kalanların özgürlüğünü zedelemez: Geriye kalanlar, eskiden içinde oldukları doğa durumu özgürlüğü içinde bırakılmışlardır. Herhangi bir sayıdaki insan bir topluluk ya da hükümet oluşturmak için uzlaştıklarında, o anda bütünleşmiş ve bir siyasal bütün oluşturmuş olurlar. Bu siyasal bütün içindeki çoğunluk, diğerleri adına eylemde bulunma ve karar verme hakkına sahiptir. 96. Belirli bir sayıdaki insan, topluluğu, her bireyin onayı ile oluşturduklarından, bunlar, topluluğu, bir bütün olarak eylemde bulunma iktidarıyla donatılmış bir bütün haline getirmiş olurlar ki bu iktidar, sadece çoğunluğun iradesi ve belirlemesi ile eylemde bulunur. Bir topluluğu harekete geçiren tek şey bu topluluğu oluşturan bireylerin onayı olduğundan ve tek bir bütün olan bu topluluğu tek bir yönde hareket ettirmek için bu onay gerekli olduğundan, bu bütünün, daha büyük olan gücün onu taşıdığı yöne doğru hareket etmesi zorunludur ki bu güç, çoğunluğun onayıdır. Aksi taktirde içinde her bir bireyin onayının birleşmiş olduğu ve sürekli olması yönünde anlaşmış olduğu bu bütünün, bir bütünlük; bir topluluk olarak eylemde bulunması ya da sürmesi olanaksızdır. Dolayısıyla her bir kişi çoğunluk tarafından bir karara varılması konusunda vermiş olduğu onayıyla bağımlıdır. Bu yüzden, pozitif yasalarla hareket etme konusunda yetkilendirilmiş meclislerde şunu görürüz ki, kendilerini yetkilendiren pozitif yasaların sayı öngörmemiş olduğu durumlarda, çoğunluğun kararı, bütünün kararının yerine geçer ve elbette ki, tıpkı doğa yasası ve aklın belirlediği gibi, bütünün iktidarını belirler.

5 Siyasal Toplumun ve Hükümetin Amaçları Üzerine 123. İnsan, doğa durumunda, söylendiği kadar özgür olsaydı; yani kendi kişiliğinin ve sahiplenmelerinin mutlak efendisi olsaydı; en büyük olana eşit olsaydı ve hiç kimseye tabi olmasaydı, özgürlüğünü niçin terk edecekti? İnsan niçin bu imparatorluğu bırakacak ve kendisini başka bir iktidarın hükümranlığına ve denetimine tabi kılacaktı? Bunun cevabı açıktır: Doğa durumunda insan bu tür bir hakka sahip olmasına rağmen, bu hakkın kullanımı oldukça belirsiz ve sürekli olarak başkalarının müdahalesine maruzdur. Her kişi diğeri kadar kral olduğundan, her insan diğerinin eşiti olduğundan ve insanların büyük bölümü, insaf ve adaletin kuvvetli gözetleyicisi olmadığından, bu durumda, insanın sahip olduğu mülkiyetin kullanımı oldukça güvenliksiz ve korumasızdır. Bu gerçek, özgür olmasına rağmen insanı, korkular ve sürekli tehlikelerle dolu olan bu durumu terk etmeyi istemeye zorlar. Dolayısıyla insanın, henüz birleşmiş bulunan diğer insanlarla birlikte bir topluma katılmayı amaçlaması ve bunu istemesi ya da insanların, benim genel olarak mülkiyet olarak adlandırdığım, yaşam, özgürlük ve servetlerinin karşılıklı olarak güvence altına alınması için birleşmek fikrine sahip olmaları nedensiz değildir Dolayısıyla insanların devletlerde birleşmelerinin ve kendilerini hükümet altına koymalarının asıl ve ana amacı, mülkiyetlerinin korunmasıdır. Doğa durumunda ise, mülkiyetin korunması konusunda eksikliği duyulan pek çok şey bulunmaktadır. İlk olarak doğru ve yanlışın standardı olması ve insanlar arasındaki bütün uzlaşmazlıklarda karar verilmesinde ortak bir ölçü olması, ortak bir onayla kabul edilmiş ve izin verilmiş yerleşik, kurulu, bilinen bir yasa eksikliği vardır. Çünkü, doğa yasası, bütün ussal yaratıklar için açık ve anlaşılır olmasına rağmen, insanların kendi çıkarları tarafından yönlendirilmeleri ve bir o kadar da yasayı yeterince incelememekten kaynaklanan bilgisizlik nedeniyle, kendi özel durumlarına uygulanması sözkonusu olduğunda, yasayı, onları bağlayan bir kural olarak kabul etmeye yatkın değildirler İkinci olarak doğa durumunda, yerleşik yasalara göre bütün uzlaşmazlıklar konusunda karar verme yetkisiyle donatılmış, bilinen ve tarafsız bir yargıcın eksikliği söz konusudur. Doğa durumundaki her kişi, hem yargıç, hem de doğa yasasının uygulayıcısı olduğundan ve insanlar, kendilerine karşı taraflı olduklarından, insanların kendi olaylarında, hırs ve intikamın, aşırı kızgınlıkla birlikte, insanları aşırı derecede ileriye götürme eğiliminde olması büyük olasılıktır. Oysa insanlar, diğer

6 insanlar söz konusu olduğunda, ihmalkar ve düşüncesiz olduklarından, bir o kadar aşırı ağır olmaya yatkındırlar Üçüncü olarak doğa durumunda, çok defa, haklı olunduğunda, yaptırımı destekleme, arkasında durma ve yaptırımı doğru biçimde uygulama iktidarının eksikliği söz konusudur. Herhangi bir haksızlık yapanlar, haksızlıklarını göçle iyileştirebildiklerinde, nadiren başarısızlığa uğrarlar. Bu tür direnişler, yaptırımı uygulamaya kalkışanlar için, bu yaptırımı, çoğu kez tehlikeli ve sıkça yıkıcı hale getirir Bu yüzden insanoğlu, doğa durumunun bütün ayrıcalıklarına rağmen, içinde kaldığı sürece, aslında kötü bir durumda olduğundan, hızla topluma doğru yönlenir. Bu nedenle, herhangi bir zamanda, herhangi bir sayıdaki insanın bir arada bu durumda yaşadıklarını nadiren görebiliriz. Her insanın başkalarının saldırılarına karşı sahip olduğu cezalandırma iktidarının düzensiz ve belirsiz kullanımı dolayısıyla maruz kaldığı rahatsızlıklar, insanları hükümetin yasaları altında bir korunak elde etmeye ve orada mülkiyetlerinin korunmasını amaçlamaya zorlar. İnsanların her birini, böylesine memnuniyetle, kendi tekil cezalandırma iktidarını, aralarından atanacak birine kullanılmak üzere bıraktıran ya da topluluğun kuralları ya da bu amaçla, insanlar tarafından yetkilendirilmiş olanlar üzerinde anlaşmayı sağlayan şey budur. Hem hükümetlerin ve toplumların kökenlerine ilişkin hakkı ve doğuş nedenini, hem de yasama ve yürütme iktidarlarının her ikisinin de kökenlerine ilişkin hakkı ve doğuş nedenini bunun içinde buluruz Çünkü, doğa durumunda, sahip olduğu masum hazlara ilişkin özgürlüğünü çıkarırsak, insanın iki iktidarı vardır. Birincisi, insanın kendisinin ve başkalarının korunması için, doğa yasası izin verdiği sınırlar içinde, uygun olduğunu düşündüğü şeyleri yapma iktidarıdır. Herkesin ortak olduğu bu yasa sayesinde, kişi ve insanoğlunun geriye kalanı tek bir topluluktur; insanlar, diğer bütün yaratıklardan ayrık bir toplum oluştururlar. Soysuzlaşmış insanın bozulması ve yozlaşması olmasaydı, başka bir topluma gereksinin duyulmayacaktı; insanların bu büyük ve doğal topluluktan ayrılmaları ve pozitif anlaşmayla daha küçük ve bölünmüş birliklerde birleşmeleri için bir zorunluluk olmayacaktı. İnsanın doğa durumunda sahip olduğu diğer iktidar, doğa yasasına karşı işlenmiş suçları cezalandırma iktidarıdır. İnsan, özel -öyle adlandırabilirsem- ya da belirgin bir

7 siyasal topluma katıldığında ve insanoğlunun geriye kalanından ayrılmış bir devletle bütünleştiğinde bu iktidarlardan her ikisini de bırakır İnsan, ilk iktidarını, yani, kendisinin ve insanoğlunun geriye kalanının korunması için uygun olduğunu düşündüğü şeyleri yapma iktidarını, kendisinin ve toplumun geriye kalanının korunmasının gerektirdiği şeylerin, toplumun yaptığı yasalarla düzenlenmesi amacıyla bırakır. Bu toplum yasaları da, insana, doğa yasasıyla verilmiş olan özgürlüğü bir çok alanda sınırlar İkinci olarak, kişi cezalandırma iktidarını tümüyle bırakır ve doğal gücünü (daha önceden, kendi bireysel iradesine göre, uygun olduğunu düşündüğü biçimde, doğa yasasının yürütülmesi için kullandığı doğal gücünü), yasanın gerektirmesi halinde, toplumun yürütme iktidarına yardımcı olma yükümlülüğü altına koyar. Kişi şimdi, toplumun bütünsel gücünün koruması altında olduğu kadar, aynı topluluktaki diğer insanların emeğinden, yardımından ve dostluğundan yararlanarak çok sayıda rahatlığı kullandığı yeni bir durumda olduğundan, toplumun iyiliği, refahı ve güvenliğinin gerektirdiği ölçüde kendisine sağlanmış özgürlüğü de terk etmek zorundadır. Bu terk ediş sadece bir zorunluluk değil fakat aynı zamanda adilanedir de. Çünkü toplumun diğer üyeleri de aynı şeyi yaparlar Ancak insanlar topluma girdiklerinde doğa durumunda sahip oldukları eşitliği, özgürlüğü ve yürütme iktidarını, yasama tarafından, toplumun iyiliğinin gerektirdiği ölçüde kullanılmak üzere toplumun ellerine bırakmalarına rağmen, bu bırakış, sadece herkesin kendisini, kendi özgürlüğünü ve mülkiyetini daha iyi korumak amacını taşıdığından (çünkü ussal bir yaratığın kendi durumunu daha kötüye gitmesi amacıyla değiştirmek isteyeceği kabul edilemez), toplum iktidarının ya da toplumun üyeleri tarafından oluşturulmuş yasamanın, hiçbir zaman ortak yarardan daha öteye gitmesi düşünülemez. Tam tersine, toplum iktidarı ya da yasama, herkesin mülkiyetini, yukarıda anılan, doğa durumunu huzursuz ve güvensiz kılan üç kusura karşı güvenceye almakla yükümlüdür. Dolayısıyla, bir devletin yasama ya da egemen iktidarına sahip olan her kimse, önceden düşünülmemiş hazırlıksız kararnamelerle değil, yayınlanmış ve halk tarafından bilinen, kurumsallaşmış sürekli yasalarla yönetmekle yükümlüdür. Egemen iktidarı kullanacak kişilerin, bu yasalarla uzlaşmazlıklar hakkında karar verecek yargıçları, tarafsız ve dürüst olmalıdır. Bunlar, topluluğun gücünü, ülke içinde, sadece bu tür yasaların yürütülmesinde; dışarıda, yabancıların verecekleri zararları önlemek ya da

8 onarmak ve topluluğu yabancıların tecavüz ve istilalarından korumak amacıyla kullanmalıdırlar. Bütün bunlar, halkın kamusal iyiliğinden, barış ve güvenliğinden başka bir amaca yönelik olmamalıdır. Yasama İktidarının Kapsamı Üzerine 134. İnsanların topluma girmelerinin en önemli amacı, mülkiyetlerini barış ve güvenlik içinde kullanmak olduğundan ve bu amaca ulaşmanın en önemli araç ve vasıtası, bu toplumda oluşturulmuş yasalar olduğundan, bütün devletlerin ilk ve temel pozitif yasası yasama iktidarının oluşturulmasıdır. Yasamayı yönetecek ilk ve temel doğa yasası da, toplumun ve (nihayetinde kamusal yararı oluşturacak olan) toplum içindeki her kişinin korunmasıdır. Bu yasama, devletin sadece egemen iktidarı değildir, fakat, topluluk, bu iktidarı bir kez hangi eller vermişse, yerleştirdiği ellerde, kutsal ve değiştirilemez olan iktidardır. Yine, hangi biçimde tasavvur edilirse edilsin ya da hangi güç tarafından desteklenmiş olursa olsun, yaptırımını, kamunun seçtiği ve atadığı bu yasamadan almayan başka birilerinin fermanı, bir yasanın gücü ve zorlayıcılığına sahip olamaz. Çünkü kamunun seçtiği ve atadığı bir yasama olmadan, yasa, toplumun onayına sahip olamaz. Oysa toplumun onayı, yasanın yasa olmasında kesinlikle zorunlu olan şeydir. Toplum üzerinde, toplumun kendi onayı olmadan; toplumdan alınan bir yetki olmadan, kimsenin yasa yapma 1 iktidarı olamaz. Dolayısıyla, kişinin en kutsal bağlılıklar nedeniyle ödemek zorunda kalacağı bütün itaat yükümlülüğü, nihayetinde bu egemen iktidar içinde sona erer ve bu iktidarın yasalaştıracağı yasalar tarafından yönetilir. Hangi biçimde olursa olsun, toplumun bir üyesinin, yabancı bir iktidara ya da içerdeki ast bir iktidara vermiş olduğu bir yemin, onun, yasamaya karşı olan itaat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, bu yemin, kişiyi, çıkarılmış olan yasalara karşı bir itaate ya da yasaların izin verdiği şeylerin ötesine gitmeye de zorlayamaz; kişi diğerleriyle birlikte yasamaya vermiş olduğu güvene uygun davranmak zorundadır. Çünkü kişinin, toplumda 1 'Siyasal insan toplumlarının bütününü yönetecek meşru yasalar yapma iktidarı, öylesine aynı toplumlara aittir ki, yeryüzü üzerindeki herhangi bir prens ya da hükümdar, Tanrıdan alınmış kişisel ve acil bir açık görevlendirme olmaksızın ya da yasaları üzerinde uygulayacağı kişilerin onayından türetilmiş bir otorite olmaksızın kendi iradesini uygulaması, saf Uranlıktan daha iyi değildir. Dolayısıyla yasalar, kamunun onayınca yasa yapılmadıkları sürece yasa değildirler.' (Hooker Eccl. Pol. lib. i. sect. 10) 'Dolayısıyla bu noktadan hareketle, şuna dikkat etmek zorundayız ki, doğal olarak siyasal insan çokluğunun bütününü yönetecek tam ve eksiksiz iktidara sahip olmayan kişiler, bizim tam onayımıza sahip olmadıklarından, bu tür bir durumda biz hiç kimsenin emirlerine göre yaşamak durumunda olamayız. Ve yönetilebilmek için parçası olduğumuz topluma onay verdiğimizde, toplum, onay vermemizden önceki herhangi bir zamanda, evrensel bir uzlaşmanın aynısından sonra, aynı şeyi yürürlükten kaldırmadan da vardır. İnsanlardan kaynaklanan yasalar, hangi türden olursa olsun onayla olanaklı olabilir.' (Hooker Eccl. Pol.)

9 egemen olmayan bir güce, sonul olarak itaat yükümlülüğü ile bağlı olabileceğini hayal etmek bile gülünçtür Yasama ister bir ya da daha çok kişinin elinde olsun, ister sürekli olarak ya da aralıklarla toplansın, yine de her devlette egemen iktidar olduğundan; İlk olarak, insanların yaşamları ya da kaderleri üzerinde keyfiliğe sahip değildir ve olması da kesinlikle olanaklı değildir. Yasama, topluma katılan her bir üyenin iktidarının, yasamacı diye adlandırılan kişi ya da kurula aktarılmasından başka bir şey olmadığından, yasamacı, doğa durumunda bulunan kişilerin, topluma girmeden önce sahip olduklarından ve topluluğa aktardıklarından daha fazlası değildir. Çünkü, hiç kimse kendinde bulunan iktidardan daha fazlasını başkasına aktaramaz ve hiç kimse, kendisi ya da bir başkası üzerinde, kendi yaşamını yok edecek ya da başkasının yaşamını ya da mülkiyetini alacak, mutlak ve keyfi bir iktidara sahip değildir. İspatlanmış bulunduğu gibi, bir insan, kendisini başkasının keyfi iktidarına tabi kılamaz. Doğa durumunda da başkasının yaşamı, özgürlüğü ya da serveti üzerinde keyfi iktidara sahip olunamadığından ve doğa yasası insana sadece kendisini ve diğer insanları koruyacak kadar iktidar verdiğinden, devlete ve bu yolla yasama iktidarına bırakabileceği sadece bu iktidardır. Bu yüzden yasama iktidarı bundan fazla iktidara sahip olamaz. Yasamacıların gücü, en son sınırında, toplumun kamusal yararıyla sınırlıdır. 2 Bu iktidar, insanoğlunun korunmasından başka bir amacı olmayan bir iktidardır ve dolayısıyla hiçbir zaman uyruklarını yok etme, köleleştirme ya da planlı olarak yoksullaştırma hakkına sahip değildir. Doğa yasasının zorunlulukları toplumda sona ermez. Birçok durumda bu zorunluluklara daha da yaklaşılır ve bu zorunlulukların gözetleyiciliklerini güçlendirmek amacıyla, insan yasalarına bilinebilir yaptırımlar eklenir. Böylece, doğa yasası yasamacılar için olduğu kadar diğer kişiler için de diğer bir ifadeyle bütün 2 Kamusal toplumları destekleyen iki temel vardır. Birincisi, bütün insanların toplumsal yaşam ve dostluğu dilediği doğal bir eğilimdir. Diğeri, birlikte yaşamaları konusunda birliktelik tarzıyla ilgili, açıkça ya da gizlice üzerinde uzlaşılmış bir düzendir. Son söylenen, bizim, genel yarar yasası olarak adlandırdığımız şeydir: Siyasal bütünün ruhu; parçaların yasalarla canlandırıldığı, bir arada tutulduğu ve ortak yararın gerektirdiği biçimde eylemlerle işlerliğe konulduğu şey. Dışsal bir düzeni ve insanlar arasındaki rejimi hakim kılan siyasal yasalar, insanın isteğini, içsel olarak, inatçı, itaatsiz ve insanın doğasındaki kutsal yasalara ilişkin bütün itaatte muhalif öngörmedikleri taktirde, hiçbir zaman olmaları gerektiği biçimde biçimlenmezler. Sözün kısası, insanın ahlaksız aklı bakımından vahşi bir hayvandan çok az miktarda daha iyi olduğu öngörülmediği taktirde, toplumun uğrunda kurulmuş olduğu ortak yarara engel olmamaları konusunda insanın dış eylemlerini biçimlendirmek için yine de uygun bir şey sağlamazlar. Bunu yapmadıkları sürece de mükemmel sayılmazlar. (Hooker. Eccl. Pol. lib. I, sect. 10.)

10 insanlar için de sonsuz bir kural haline gelir. Yasamacıların, diğer insanların eylemleri için koyduğu kurallar, kendileri eylemleri için olduğu kadar ve diğer insanların eylemleri için de, doğa yasasıyla yani bir bildirim biçimindeki tanrı iradesiyle uyumlu olmalıdır. Temel doğa yasası ise, insanoğlunun varlığının sürdürülmesidir ve bunun aksine olan hiçbir insani yaptırım, iyi ya da geçerli olamaz İkinci olarak, yasama ya da egemen otorite, kendisini, gündelik keyfi kararlarla yöneten bir iktidar olarak göremez. Aksine, bu otorite adalet dağıtmakla; öznelerin (vatandaşların) haklarına, yayınlanmış sürekli kurallar ve önceden bilinen yetkili yargıçlarla karar vermekle yükümlüdür. Doğa yasası yazısız olduğundan ve dolayısıyla insanların akıllarından başka hiç bir yerde bulunamadığından, önceden kurulu bir yargı yeri yoksa, tutku ya da çıkarları yüzünden yasayı yanlış ifade eden ve yanlış uygulayan kişiler, hatalı oldukları konusunda kolay ikna edilemezler. Dolayısıyla özellikle her kişinin kendi olayında doğa yasasının yargıcı, yorumcusu ve uygulayıcısı olduğu durumlarda, doğa yasası, hükmü altında yaşayanların haklarını ve mülkiyetlerinin çerçevesini belirlemede yerine getirmesi gereken işlevi göremez. Kendi açısından hakka sahip olan kişi, sadece kendisinin sıradan bireysel dayanma gücüne sahip olduğundan, zararlara karşı kendini savunmada ya da suçluyu cezalandırmada yeterli güce sahip değildir. İnsanlar, doğa durumunda mülkiyetlerinin düzenini bozan bu uygunsuzluktan kaçınmak için toplumlar içinde birleştiler. Bu sayede, mülkiyetlerini koruyabilmek ve savunabilmek için bütün toplumun birleşmiş gücüne sahip olabildiler ve her kişinin kendine ait olanı bilebilmesini sağlayan mülkiyeti sınırlarını belirleyen sürekli kurallara sahip olabildiler. İnsanlar bütün doğal iktidarlarını içine girdikleri topluma bırakmalarının ve topluluğun yasama iktidarını uygun olduğunu düşündüğü ellere vermesinin amacı budur. Bu güvenle birlikte, insanlar yayınlanmış yasalarla yönetilebilir oldular. Aksi takdirde insanların barış, huzur ve mülkiyetleri, doğa durumunda olduğu gibi, yine aynı belirsizlik içinde olacaktır. İnsan yasaları, eylemlerini düzenlediği insanlar bakımından bir ölçüdür. Ancak bu ölçüler daha üst düzeydeki ölçülere göre değerlendirilirler. Daha üst düzeydeki bu ölçüler ise Tanrı yasası ve doğa yasasıdır. Dolayısıyla insan yasaları genel nitelikteki bu doğa yasalarına uygun ve hiçbir pozitif Kutsal Kitap yasasıyla çatışmayacak biçimde yapılmalıdır. Aksi takdirde bu yasalar hasta doğmuş olur. İnsanı rahatsızlık verecek bir şeyle sınırlamak akla uygun görünmemektedir. (Hooker 1.3.Sect 9)

11 137. İnsanın, uğrunda doğa durumu özgürlüğünden vazgeçmeyeceği ve kendisini altında bağlamayacağı; insanların yaşamlarını, özgürlüklerini ve talihlerini korumayan ve barış ve huzuru güvenceye almak için mülkiyete ilişkin söz konusu kuralları olmayan mutlak keyfi iktidar ya da sürekli yerleşik kurallara sahip olmayan yönetimlerden hiçbiri, toplumun ve hükümetin amacıyla uyuşmaz. İnsanların kişiliklerine ve servetlerine ilişkin mutlak keyfi bir iktidarı, herhangi birine ya da birden çok kişiye vermeyi ve sınırsız isteklerini, keyfi biçimde onlar üzerinde uygulaması için, yöneticinin eline bir güç vermeyi amaçladıkları ve böyle yapmaya yeterli bir iktidarlarının olabileceği düşünülemez. Bu, insanların, kendilerini, başkalarının verecekleri zararlara karşı haklarını savunma özgürlüğünün olduğu ve tekil bir kişinin ya da gruplaşma içindeki birçok kişinin tecavüzü karşısında, haklarını sürdürme konusunda güç bakımından eşitliğe sahip oldukları doğa durumundan, daha kötü koşullara koymaları demektir. İnsanların kendilerini mutlak keyfi iktidara ve bir yasamacının iradesine bırakmış olduklarını varsaymak, kendi kendilerini silahsız hale getirmeleri; bu kişinin de, dilediği zaman onları bir av haline getirmesi için onu silahlandırmaları anlamına gelir kişinin idaresini elinde tutan tek kişinin keyfi iktidarına maruz kalan biri, ayrı kişinin keyfi iktidarına maruz kalan birinden çok daha kötü koşullardadır. Bu tür bir idareye sahip olan kişinin iradesi, diğer insanların iradesinden kat daha güçlü olmasına rağmen, hiç kimse güvencede değildir. Dolayısıyla, devlet hangi yönetim biçimi altında olursa olsun, yönetici iktidar, geçici emirlerle ve belirsiz kararlarla değil, yayınlanmış ve kabul edilmiş yasalarla hükümet etmelidir. Çünkü insanoğlu, bir çoğunluğun birleşik iktidarıyla, bir ya da birkaç kişiyi, bu kişilerin eylemlerini haklılaştıracak ve bu eylemlere yol gösterebilecek yerleşik ölçülere sahip olmaksızın, bunların keyiflerine göre, anlık düşüncelerinin eseri olan aşırı ve sınırsız kararlarına ya da ölçüsüz ve o ana kadar bilinmeyen iradelerine göre insanları itaate zorlamaları için silahlandırırlarsa, insanoğlu, doğa durumunda olduğundan daha kötü bir durumda olacaktır. Hükümetin sahip olduğu bütün iktidarın, keyfi ve zevke dayalı olmamak zorunda olmasından; sadece toplum yararına yönelik olması gerektiğinden, bu iktidarın sabit ve yayınlanmış yasalarla yürütülmesi gerekir: Bu sayede hem insanlar görevlerini bilebilirler ve yasanın sınırları içinde emniyette ve güvencede olabilirler; hem de yöneticiler kendi görev sınırları içinde kalabilirler ve ellerindeki iktidarı, bilemeyecekleri ve kendileri tarafından istenmeyen amaçlara göre ve bu tür ölçülerle kullanma eğiliminde olmazlar.

12 138. Üçüncü olarak,; egemen güç, herhangi bir kişiden, mülkiyetinin herhangi bir bölümünü, bu kişinin onayı olmadan alamaz. Hükümetin amacı, mülkiyetin korunması olduğundan ve insanlar, bu mülkiyetlerinin korunması için topluma girdiklerinden, zorunlu olarak, insanların mülkiyete sahip oldukları varsayılır ve böyle olması gerekir. İnsanların topluma girmekle mülkiyetlerini kaybedecekleri varsayılamaz; çünkü insanların topluma girmelerinin amacı mülkiyetleridir. Ancak aşırı büyük bir mülkiyete sahip olmak herhangi bir insan için saçmadır. Dolayısıyla toplumdaki insanlar mülkiyete sahip olduklarından, topluluğun yasaları tarafından kendilerine ait kılınmış olan mallara ilişkin bir hakka sahiptirler ki hiç kimsenin bu malları ya da malların bir bölümünü sahiplerinin rızası olmaksızın sahiplerinden almaya hakkı yoktur. Böyle olmazsa, insanların mülkiyetleri de yoktur. Çünkü, benim onayımın aksine, istediği zaman benden mülkiyetimi alma hakkına sahip olabilen biri varsa, ben gerçekte mülkiyet hakkına sahip değilim. Dolayısıyla, bir devletin egemen ya da yasama iktidarının istediğini yapabildiğini ve uyruğun servetini keyfi biçimde düzenlediğini ya da bu servetin herhangi bir bölümünü zevkine göre alabildiğini düşünmek bir hatadır. Bu durum, dağıldığında, üyelerinin, ülkelerinin ortak yasaları altında, diğer insanlarla eşit durumda olduğu; yasamanın tümüyle ya da bir bölümüyle değişken olan meclisten oluştuğu hükümetlerde çok korkulan bir durum değildir. Ancak yasamanın sürekli, her zaman varolan bir meclis olduğu ya da mutlak monarşilerde olduğu gibi bir kişide olduğu hükümetlerde, bu kişiler, kendilerinin topluluğun geri kalanından farklı çıkarlara sahip olduklarını düşündüklerinden ve dolayısıyla kendi zenginliklerini ve iktidarlarını, insanlardan uygun olduğunu düşündükleri şeyleri alarak, artırmaya eğilimli olacaklarından, hala bir tehlike vardır. Çünkü bu uyruklara hükmeden bu kişinin, herhangi özel bir kişinin mülkiyetinin dilediği bölümünü alma; bunu kullanma ve iyi olduğunu düşündüğü biçimde düzenleme iktidarına sahip olması halinde, mülkiyete ilişkin olarak, bu kişi ve uyruklar arasında iyi ve eşitlikçi sınırlar koyan yasaların varlığına rağmen, kişinin mülkiyeti hiç de güvencede değildir Ancak hükümet hangi ellere verilmiş olursa olsun, daha önce göstermiş olduğum gibi, insanların mülkiyete sahip olabilmesi ve mülkiyetlerini koruyabilmesi koşulu ve amacıyla verilmiş olduğundan, Prens ya da senato, özneler arasında, birinin diğerine karşı mülkiyetlerini düzenlemek için yasalar yapma iktidarına sahip olabilmelerine rağmen, hiçbir zaman öznelerinin mülkiyetinin tümünü ya da bir bölümünü, onların onayı olmaksızın kendilerine alma iktidarına sahip olamazlar. Çünkü

13 bu, gerçekte, insanları mülkiyetsiz bırakmak anlamına gelir. Zorunlu olduğu durumlarda ortaya çıkan mutlak iktidar bile, mutlak olmakla keyfiliği içermez; halen, bazı durumlarda mutlak olunmasını gerektiren nedenle sınırlıdır ve bu durumu gerektiren amaçlarla kuşatılmıştır. Bunu görebilmek için askerlik disiplininin genel uygulamasından daha ötesine gitmek gerekmez. Ordunun korunması ve bu sayede bütün devletin korunması, üst düzeydeki her görevlinin emirlerine mutlak bir itaati gerektirir ve bu emirlerin en tehlikeli ya da akla aykırı olanına bile riayetsizlik ya da itiraz meşru biçimde ölümü gerektirir. Ancak şunu görürüz ki, bir askere, bir topun ağzına doğru yürümesini ya da telef olacağından emin olduğu bir yarıkta durmasını emredebilen bir çavuş, askere parasının bir penisini kendisine vermesini emredemez. Yine görev yerini terk etmesinden dolayı ya da en tehlikeli emirlere riayetsizlikten dolayı askeri ölüme mahkûm edebilen general, yaşam ve ölüme ilişkin bütün mutlak iktidarına rağmen, bu askerin servetinin bir meteliğini bile kullanamaz ya da askerin mallarının bir zerresini bile gasp edemez. Ki bu asker, henüz hiçbir şey emredememektedir ve en küçük bir itaatsizlikten dolayı asılabilmektedir. Çünkü bu tür bir kör itaat, emredenin, sayesinde iktidara sahip kılındığı amaç için; ötekilerin korunması amacı için gereklidir. Ancak askerin malları üzerinde tasarrufta bulunma, hiçbir amacı olmayan bir eylemdir Şu doğrudur ki, hükümet, büyük gelirler olmadan ayakta duramaz ve her kişi kendi payına düşen korumadan dolayı, servetinin sürekliliğini sağlamak için, kendine düşen oranı ödemelidir. Ancak bu ödeme de, insanların kendi onaylarıyla belirlenmelidir. Bu onaylama insanların doğrudan onaylarıyla olabileceği gibi seçilmiş temsilciler aracılığıyla da olabilir. Çünkü herhangi birisi, kendi otoritesiyle, insanlara, insanların bu tür bir onayı olmaksızın, vergi koyma ve toplama iktidarı olduğunu iddia ederse, bu kişi mülkiyet temel yasasını ihlal etmiş olur ve hükümetin amacını bozar. Çünkü başkasının, istediği takdirde, mülkiyetimi alma hakkının olduğu durumda, ben hangi mülkiyete sahip olabilirim ki? 141. Dördüncü olarak,, yasama, yasalar yapma iktidarını başka ellere devredemez. Bu iktidar halk tarafından emanet edilmiş bir iktidar olduğundan, bu iktidara sahip olanlar, bu iktidarı başkasına devredemezler. Halk, tek başına, devlet biçimini belirleyebilir; ki bunu, yasamayı oluşturmak ve yasamanın hangi ellerde olacağını belirlemek yoluyla yapar. Halk, bu tür insanlar tarafından yapılan kurallara itaat

14 edeceğiz ve bu tür insanların çıkardığı yasalarla hükümet edileceğiz dediğinde, başka hiç kimse, halk için, başkalarının yasalar yapabileceğini söyleyemez. Halk da, seçmiş olduğu ve kendisi için yasalar yapma konusunda yetkilendirdiği kişiler tarafından kabul edilmiş yasalar dışında, herhangi bir yasa ile sınırlanamaz. Yasama iktidarı, halktan, gönüllü bir pozitif bağışlama ve oluşumla türetilmiş olduğundan, sadece yasalar yapmak demek olan ve yasamacı yapmak demek olmayan bu iktidar, bu pozitif bağışlamanın ifade ettiğinden başka bir şey olamaz; yasama, yasalar yapma otoritesini devretme ve bu iktidarı başka ellere verme iktidarına sahip olamaz Bunlar, bütün hükümet biçimlerinde, içlerindeki güvenin toplumdan kaynaklandığı; doğa ve Tanrı yasasının, her devletin yasama iktidarı için oluşturmuş olduğu sınırlamalardır. İlk olarak, bu sınırlamalar, özel durumlara göre değişmeyen yayınlanmış sabit yasalara göre yönetmeyi; zengin ve fakir için, mahkemedeki hatırı sayılır kişi ile pulluğundaki köylü için tek bir kurala sahip olmayı amaçlar. İkinci olarak bu yasalar, nihai olarak, kamu yararı amacından başka bir amaç için düzenlenmemelidir. Üçüncü olarak, yasalar, insanların kendileri ya da vekilleri tarafından verilmiş onay olmadıkça, halkın mülkiyeti üzerindeki vergileri artırmamalıdır. Bu sadece, yasamanın her zaman toplantı halinde olduğu ya da en azından, halkın, belirli zamanlarda, kendileri tarafından seçilmek konusundaki yasama bölümünü vekillere saklı tutmadığı hükümetlerde tam olarak geçerli olur. Dördüncü olarak, yasama, yasalar yapma iktidarını ne başkasına devretmelidir ne de devredebilir ya da halkın onu verdiği yerden başka herhangi bir yere verebilir. Tiranlık Üzerine 199. Gasp, bir başkasının üzerinde hak sahibi olduğu iktidarın kullanımı olduğundan, tiranlık, hiç kimsenin üzerinde bir hakka sahip olmadığı, hakkın ötesinde bir iktidar kullanımıdır. Bu, birinin, kendi ellerinde olan iktidarı, iktidar altında bulunanların yararı için değil ama kendi özel, farklılaşmış çıkarı için kullanımıdır. Yönetici, yetkilendirilmiş bile olsa, yasa yerine kendi iradesini kural yaparsa; yöneticinin emir ve eylemleri, halkının mülkiyetlerinin korunmasına yönelik değil de kendi ihtiras,

15 hınç ve açgözlülüğünün ya da diğer çarpık tutkularının tatmin edilmesine yönelikse tiranlık söz konusudur. Hükümetin Çözülmesi Üzerine 211. Hükümetin sona ermesi üzerine birisi hangi açıklıkta konuşursa konuşsun, her şeyden önce, toplumun sona ermesi ile hükümetin sona ermesi arasında bir ayrım yapması gerekir. Topluluğu oluşturan ve insanları, gevşek yapılı doğa durumunun dışına çıkararak, tek siyasal topluma sokan şey, her bir kişinin, diğerleriyle bütünleşmek; bir bütün olarak hareket etmek ve böylece ayrık bir devlet olmak üzere yaptığı anlaşmadır. Bu birliğin sona ermesinin olağan ve neredeyse tek yolu, onlara karşı bir zafer kazanan yabancı gücün akınıdır. Çünkü bu durumda ( insanlar kendilerini tek bir bütünlük ve bağımsız bir vücut olarak sürdürme ve koruma yeteneğine sahip olmadıklarından) burada oluşmuş bulunan bu bütüne ait birlik zorunlu olarak sona ermek durumundadır. Dolayısıyla her kişi, kendi geçimini sağlama ve başka bazı toplumlarda, kendi güvenliğini sağlamak için uygun olduğunu düşündüğü tedbirleri alma özgürlüğünü içeren, daha önceden içinde bulunduğu duruma geri döner. Toplum sona erdiğinde, o toplumun hükümeti de kesinlikle baki kalamaz. Dolayısıyla fetihçilerin kılıçları, çoğu kez, hükümetleri köklerinden koparır ve boyun eğdirilmiş ve dağıtılmış halk yığınını, onları şiddetten korumak durumunda olan toplumun koruyuculuğundan ve topluma olan bağlılıklarından ayırmak suretiyle toplumları parçalara böler. Dünya hükümetlerin bu yolla sona ermesi konusunda öylesine iyi eğitilmiş ve dünyada hükümetlerin bu yolla sona ermesine öylesine ileri derecede izin verilmiştir ki, bu konuda daha çok şey söylemeye gerek bulunmamaktadır: Toplumun sona erdiği yerde, hükümetin de baki kalamayacağını ispatlamak için kanıt eksikliği de bulunmamaktadır: Tıpkı, bir evin ayakta durması için gerekli olan duvarlarının içindeki malzemelerin bir kasırgayla parçalanması ve dağılması durumunda ya da bir depremle, karmaşık bir yığın haline gelmesi durumunda, evin varolmasının olanaksız olması gibi Hükümetler, bu alt-üst oluştan başka yollarla da sona ererler: İlk olarak; hükümetler yasama değiştiğinde sona ererler. Sivil toplum, kendisini oluşturanlar arasındaki bir barış durumu olduğundan; sivil toplum üyelerinin yasama organlarına vermiş oldukları hakemlik görevi sayesinde, belirli kişiler arasında doğabilecek uzlaşmazlıkları sona erdirecek olan savaş durumunun dışlandığı bir durum olduğundan, bir devletin üyelerinin birleşmesi ve yapışık canlı bir bütün içinde kaynaş-

16 ması, yasamaları sayesinde olanaklıdır. Yasama, devlete biçim, yaşam ve birlik veren ruhtur. Münferit üyeler karşılıklı etkileşimlerini, duygudaşlıklarını ve bağlantılarını yasamadan elde ederler. Dolayısıyla yasama parçalandığında ya da dağıldığında, bunu, sona erme ve ölüm izler. Toplumun özü ve birliği, tek bir iradeye sahip olmaktan ibaret olduğundan, yasama, çoğunluk tarafından bir kez oluşturulduğunda, bu iradeyi açıklama yetkisine sahip olur ve bu iradeyi eski biçimiyle muhafaza eder. Yasamanın oluşturulması, toplumun ilk ve temel eylemidir. Bu eylemin amacı, kişilerin talimatları doğrultusunda; halkın onay ve atamasıyla yetkilendirilmiş kişiler tarafından yapılan yasaların sınırları dahilinde, insanların birliğinin sürekliliğinin sağlanmasıdır. Bu öyle bir yetkilendirmedir ki, bu yetkilendirme olmadan onlardan biri ya da birileri, diğerlerini bağlayıcı yasalar yapma yetkisine sahip olamaz. Biri ya da daha çok sayıda kişi, halk tarafından yasa yapmak üzere atanmamış olduğu halde, yasa yapmaya kalkarlarsa; bu kişiler yetkisiz olarak yasalar yapmış olurlar ve bu nedenle halk bu yasalara uymakla yükümlü değildir. Bu yetkisizlik nedeniyle, insanlar yeniden tabiiyet ilişkisinin dışına çıkarlar ve yetkisiz biçimde, kendilerine bir şeyleri zorla uygulamaya kalkan kişilerin baskılarına karşı tam bir direnme özgürlüğü içinde olduklarından, kendilerine, kendileri için en uygun olduğunu düşündükleri yeni bir yasama oluşturabilirler. Toplumun temsil yetkisi vermesiyle kamusal iradeyi açıklamaya yetkili kılınanlar, yasamadan dışlandıklarında ve bu alan, bu tür bir yetki ya da temsil yetkisine sahip olmayanlar tarafından gasp edildiğinde, her bir kişi kendi iradesini yönetme yetkisine sahip olur Bu ve buna benzer durumlarda hükümet çözüldüğünde, insanlar kendilerine, kendi güvenlikleri ve yararları için en uygun buldukları, kişilerin değişimi ya da biçimin değişimi ya da her ikisinin birden değişimi yoluyla, diğer yasamadan ayrılıp, yeni bir yasama oluşturma özgürlüğündedirler. Çünkü toplum, hiçbir zaman, sahip olduğu, sadece kurulu bir yasama ve yasamanın yaptığı yasaların tarafsız, hakça bir uygulamasıyla gerçekleştirebilecek olan kendisini koruma doğal ve temel hakkını, bir başkasının hatası nedeniyle, kaybetmez. Ancak insanoğlunun durumu, herhangi bir çare bulmanın çok geç olacağı zamana kadar bu çareyi kullanma yeteneğine sahip olmayacak

17 kadar perişan değildir. Baskı ve hile yoluyla ya da yabancı bir iktidara devredilmiş olmakla eski hükümetleri gittiğinde, insanlara, kendilerine yeni bir yasama kurmalarını söylemek, aslında onlara çok geç kalınmış olunduğu halde yardım umabileceklerini ve kötülüğün tedavi edilebilme sınırlarını aştığını söylemektir. Bu ise, gerçekte, insanları önce köle olmaya ve sonra da özgürlüklerine dikkat etmeye davet etmekten ve zincirleri vurulduğunda, özgür bir insan gibi davranabileceklerini söylemekten başka bir şey değildir. Durum yaklaşık olarak bu ise, yapılan şey, yardım değil daha çok alay etmektir. İnsanlar tam bir tiranlık altına girinceye kadar, tiranlıktan kaçınacak araçlara sahip değillerse, tiranlığa karşı asla güvencede olamazlar. Dolayısıyla insanlar sadece tiranlıktan kurtulma hakkına sahip değildirler, ama onu önleme hakkına da sahiptirler Dolayısıyla ikinci olarak hükümetin çözüldüğü bir başka yol daha vardır ve bu yol yasamanın ya da prensin ya da onlardan herhangi birinin, insanların güvenine aykırı hareket etmesidir. İlk olarak, Yasama kendisine duyulan güvene aykırı hareket ederse, yani, yasamacılar öznenin mülkiyetine tecavüz etmeye kalkışırlarsa ve kendi kendilerini ya da topluluğun herhangi bir bölümünü, insanların yaşamlarının, özgürlüklerinin ya da talihlerinin efendileri ya da keyfi düzenleyicileri haline getirirlerse hükümet çözülür İnsanların topluma girmelerinin nedeni mülkiyetlerinin korunmasıdır; insanların bir yasama organı seçmelerinin ve onu yetkilendirmelerinin nedeni, iktidarı sınırlamak ve toplumun her parçasının ve üyesinin hükümranlığını ılımlılaştırmak için, toplum üyelerinin mülkiyetlerine, çitler ve nöbetçiler gibi görev yapacak olan kurallar ve yasalar yapılmasını sağlamaktır. Çünkü, herkesin topluma girerek güvenceye almayı planladığı ve insanların, uğruna, yasamacıları yaratarak kendilerini onlara sunmalarını sağlayan şeyi yok edecek bir iktidara sahip bir yasamanın, hiçbir zaman toplumun iradesi olduğu düşünülemeyeceğinden, yasamacılar insanların mülkiyetlerini almaya ve yok etmeye ya da insanları keyfi iktidar altında köleliğe indirgemeye kalkıştıklarında, kendilerini, bu kalkışma üzerine artık herhangi bir itaat yükümlülüğü kalmamış olan ve Tanrı nın güç ve şiddete karşı bütün insanlara sağladığı ortak sığınağa terkedilmiş olan insanlarla bir savaş durumuna sokarlar. Dolayısıyla yasama ne zaman ki toplumun bu temel kuralını ihlal ederse ve ister insanların yaşamları, özgürlükleri ve servetlerine ihtiras, korku, budalalık nedeniyle, ister bozulma nedeniyle kendisi el koymaya kalkışırsa, ister insanların yaşamları, özgürlükleri ve servetleri üzerinde başkalarının

18 ellerine mutlak bir iktidar verirse, bu güven ihlali nedeniyle, insanların tamamen tersi amaçlarla vermiş oldukları iktidarı kaybeder. Bu durumda iktidar, doğal özgürlüklerine yeniden başlama hakkı olan insanların eline geçer ve (uygun olduğunu düşündükleri) yeni bir yasamanın kurulmasıyla, uğrunda topluma girmiş oldukları güvenlik ve emniyetlerini sağlamış olurlar. Burada yasamaya ilişkin genel olarak söylemiş olduğum her şey, hem yasamada bir payı bulunan, hem de yasanın egemen yürütmesinde bir payı bulunan ve bundan dolayı kendisine çifte güven verilmiş olan egemen yürütme için de geçerlidir. Çünkü egemen yürütme kendi keyfi iradesini toplumun yasalarının yerine koyduğunda, hem yasama hem de yürütme iktidarlarına aykırı eylemde bulunmuş olur. Yürütme, temsilcileri bozmak ve onları kendi amaçları doğrultusunda elde etmek için toplumun gücünü, hazinesini ve görevlerini kullandığında, kendisine karşı duyulan güvene de aykırı davranmış olur. Yine yürütme, seçmenleri açıkça önceden angaje ettiğinde, onları seçimleri konusunda zorladığında, planlarını gerçekleştirmek için yalvarmalar, tehditler, söz vermeler ya da başka yollarla kişileri kazandığında ve bu kişileri, el altından neyi seçeceklerine ve neyi uygulayacaklarına ilişkin söz verdirdiği kişileri kullandığında, kendisine verilen güvene aykırı hareket etmiş olur. Böylece adaylar ile seçmenleri ayarlamak ve seçim yollarını yeniden biçimlendirmek, hükümeti kökünden koparmak ve kamu güvenliğini temelinden zehirlemekten başka nedir? İnsanların temsilcilerini seçme hakkını, mülkiyetlerinin çitleri olarak, kendilerinde saklı tutmalarının nedeni, seçilmiş temsilcilerinin, her zaman özgür biçimde seçilmeleri ve özgürce seçilmiş olduklarından dolayı da, özgür eylem ve istişare ile, olgun tartışmalar ve incelemeler sonucu, devletin gereklerinin ve kamu yararının muhakeme sonucu ortaya çıkan gereğini yerine getirmek olduğundan, insanlar seçme hakkını başka amaçla kullanamazlar. Yapılan tartışmaları duymadan ve nedenleri bütün yönleriyle tartmadan oylarını vermiş olanlar, seçme hakkını kullanma yeteneğinden yoksundurlar. Halkın gerçek temsilcilerini ve toplumun yasa yapıcılarını seçmek adı altında, buna benzer bir meclisi hazırlamak ve kendi iradesinin ilan edilmiş suç ortaklarını oluşturmaya kalkışmak, kesinlikle, karşılaşılması olanaklı olan bir güven bunalımı olduğu kadar, hükümeti yıkmaya yönelik mükemmel bir planın da ilanıdır. Buna, birisinin, böyle bir kurgunun önünde engel oluşturan her şeyin yok edilmesi ve bertaraf edilmesi için, aynı amaca yönelik ödül ve cezaları gözle görülür biçimde kullandığı ve tüm yasa saptırma sanatlarından yararlandığı, ülkenin özgürlüğünün açıklanmasına onay vermediği ve mutabık olmadığı eklenecek olursa, bu kişinin ne yapmakta olduğu konusunda kuşku

19 duyulamaz. Toplumda hangi iktidara sahip olurlarsa olsunlar, bu iktidarın ilk kurumsallaşmasında, iktidarı, iktidarın taşıdığı güvene aykırı biçimde kullanan kişileri belirlemek kolaydır ve bu tür bir şeyi bir kez yapmaya kalkışmış olan kişinin artık güvenilemez biri olduğunu görmemek olanaksızdır Buna ilişkin olarak belki de şu söylenecektir: İnsanlar cahil ve her zaman hoşnutsuz olduklarından, hükümetin temellerini insanların istikrarsız fikirlerine ve belirsiz mizaçlarına bırakmak, hükümeti kesinlikle batmaya maruz bırakmak demektir, insanlar eski hükümete alındıklarında, yeni bir yasama kurabiliyorlarsa, hiçbir hükümet uzun süre yaşayamaz. Buna ilişkin olarak, ben tamamen zıt bir şey söylüyorum: İnsanlar, bazı kişilerin zannettikleri gibi eski hükümet biçimlerini o kadar kolay bırakmazlar. İnsanlar alışkın oldukları çerçevede kabul edilmiş hataları düzeltmeye çok zor ikna edilirler. Herhangi bir asli kusur ya da zamanla veya bozulmayla oluşan arızi bir kusur varsa, bütün dünya bu kusurun düzeltilmesi için bir fırsat olduğunu görse bile, insanları bu konuda değiştirmek kolay bir şey değildir. İnsanların eski kurumlarından vazgeçmeleri konusundaki bu yavaşlıkları ve nefretleri, bu çağda ve eski çağlarda, bu ülkede de görülmüş olan bir çok devrimde, kral, lortlar ve avam kamarasından oluşan eski yasamaya hala bağlı kalmamızı ya da bazı nafile ara verme girişimlerinden sonra bu yasamaya geri dönmemizi sağlamıştır. Tacın bazı prenslerimizin başından alınması için hangi provokasyonlar yapılmış olursa olsun, bu provokasyonlar, hiçbir zaman, insanları, tacı başka bir hatta yerleştirecek kadar öteye taşımamıştır Hükümetin amacı insanoğlunun yararıdır. İnsanoğlu için en iyi olan şey, insanların, sürekli olarak, tiranlığın sınırsız iradesine maruz kalmaları mıdır yoksa yöneticilerin, iktidarlarının kullanımında aşırıya gitmeleri ve iktidarlarını, insanlarının mülkiyetlerinin korunması için değil de insanların mülkiyetlerinin yok edilmesi için kullanmaları halinde, karşı gelinmeye tabi bırakılmaları mıdır? 240. Burada, Prens ya da yasama insanların güvenine aykırı hareket ettiğinde kim yargıç olacaktır? genel sorusu sorulacaktır. Prens sadece kendine özgü ayrıcalıkları kullandığında, belki de, insanlar arasında bazı fitneci ve kötüye eğilimli bu insanlar türeyebilir. Buna ilişkin olarak şu cevabı veriyorum: Halk yargıç olmalıdır. Çünkü yargıç olacak kişinin, vekili ya da temsilcisinin doğru ve kendisine verilen güvene uygun davranıp davranmadığını yargılaması gerekir. Ancak vekili atayan kişinin, vekile güveninin kırılması halinde, sahip olduğu vekili, vekil olarak atama yetkisiyle birlikte,

20 hala, vekili azletme iktidarı da olmalı mıdır? Bu, tekil özel insanlar söz konusu olduğunda akla uygunsa, milyonların refahını ilgilendiren ve keza önlenemediği taktirde, kötülüğün daha büyük olduğu ve tamirin çok güç, pahalı ve tehlikeli olduğu en önemli durumlarda neden başka türlü olsun? 241. Ancak bu sorunun (Kim yargıç olmalıdır?) ötesi, hiçbir yargıç yoktur anlamına gelemez. Çünkü, yeryüzünde insanlar arasındaki uzlaşmazlıklara karar verecek bir yargı makamının olmadığı yerde, Tanrı öteki dünyada yargıçtır: Şu doğrudur ki, Tanrı tek başına doğrunun yargıcıdır. Ancak, diğer bütün durumlarda olduğu gibi, bu durumda da, ister başkası kendisini kişiyle bir savaş durumuna koysun ve ister Jephtha nın yaptığı gibi, kişi üstün bir yargıca başvurabilsin, her insan kendisinin yargıcıdır Bir prens ile bazı insanlar arasında, yasanın sessiz kaldığı ya da kuşkulu olduğu bir konuda bir uzlaşmazlık doğduğunda ve bunun önemli bir sonucu varsa, zannederim, bu tür bir durumda uygun hakem halkın bütünü olabilir. Çünkü prense bir güven verilmiş olduğu ve prensin, genel, sıradan yasa kurallarından bağışık tutulduğu durumlarda, herhangi bir insan, kendisini mağdur edilmiş hissederse ve prensin bu güvene aykırı ya da bu güvenin ötesinde hareket ettiğini düşünürse, insanların bu güvenin nereye kadar uzandığını kastettikleri konusunda, kim (bu güveni başlangıçta geçici olarak veren) insanların bütünü kadar uygun bir yargıç olabilir? Ancak prens ya da yönetimdeki kişiler, bu belirlenme biçimini kabul etmezse, Tanrıdan başka başvuracak başka makam kalmaz. Yeryüzünde bilinen bir egemene sahip olmayan ya da yeryüzündeki bir yargıca başvuruya olanak tanımayan kişiler arasındaki güç, içinde, başvurunun sadece Tanrıya yapılabildiği, tam bir savaş durumudur. Bu durumda da, zarar görmüş taraf, bu tür bir başvuruyu yapmanın ve bu başvuru üzerine dayanmanın uygun olduğunu düşündüğü zaman, kendi yargılamasını kendisi yapmalıdır Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, her bireyin, topluma girerken verdiği iktidar, toplum devam ettiği sürece, asla bireylere geri dönemez; her zaman sadece toplulukta kalacaktır. Çünkü, böyle olmazsa topluluk da devlet de olamaz ki bu temel anlaşmaya da aykırıdır. Dolayısıyla, toplum, yasamayı belli bir insanlar meclisine verdiğinde; yasamanın, bu meclisteki insanlar ve onların halefleri tarafından devam ettirilmesini istediğinde; bu amaçla, bu insanlar meclisine haleflerini belirleme talimatı ve yetkisini verdiğinde, yasama, bu hükümet devam ettiği sürece, asla halka geri

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ 203 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği

Detaylı

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 27/2013 İYİ İDARE YASASI. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 11 Kasım 2013 tarihli Onbirinci Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan İyi İdare Yasası Anayasanın 94 üncü maddesinin (1) inci fıkrası gereğince Kuzey

Detaylı

Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi

Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi 04.01.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Yasasına bakacak olursak yeni yasada hizmet

Detaylı

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İNSAN HAKLARı Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İnsan hakları düşüncesi tamamlanmamış bir düşüncedir İnsan

Detaylı

Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi 1

Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi 1 Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi 1 34. Dünya Hekimler Toplantısı nda kabul edilmiş (Lizbon, Portekiz, Eylül/Ekim 1981), 47. Dünya Hekimler Birliği Kurultayı nda değişikliğe uğramış (Bali,

Detaylı

ÇEVRE İZİN VE LİSANSLARINDA YENİ DÖNEM

ÇEVRE İZİN VE LİSANSLARINDA YENİ DÖNEM ÇEVRE İZİN VE LİSANSLARINDA YENİ DÖNEM 21.11.2008 tarih, 27061 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Çevre Denetimi Yönetmeliği ve 29.4.2009 tarih, 27214 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan "Çevre Kanununca

Detaylı

TEMEL YASALAR /DÜZENLEMELER

TEMEL YASALAR /DÜZENLEMELER GİRİŞ Gelişen bilişim teknolojilerinin bütün kamu kurumlarında kullanılması hukuk alanında bir kısım etkiler meydana getirmistir. Kamu tüzel kişileri tarafından bilgisayar teknolojileri kullanılarak yerine

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı

Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı Bilgilendirilmiş Onam Alımı ve Hukuki Anlamı Dr. Osman Celbiş Adli Tıp Profesörü, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Şekil Değiştiren Hekimlik Sanatı İnsanlık tarihi ile başlayan süreç içerisinde belli kurallar

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU 12265 İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUNU Kanun Numarası : 6570 Kabul Tarihi : 20/11/2014 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 29/11/2014 Sayı : 29190 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 55 Amaç ve kapsam MADDE

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU YENİ TÜRK TİCARET KANUNU İsmail YÜCEL İç Ticaret Genel Müdür V. 8 Şubat 2012 Yeni Türk Ticaret Kanunu - Şeffaflık, - Hesap Verebilirlik, - Kurumsallaşma, - Elektronik Ortamda Hukuki İşlem Tesis Edebilme

Detaylı

Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600

Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600 Acil Durum Yönetim Sistemi ICS 785 - NFPA 1600 Başlarken Acil Durum Yönetim Sistemi Kendilerini acil durumlarda da çalışmaya hedeflemiş organizasyon ve kurumların komuta, kontrol ve koordinasyonunu sağlama

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar

YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı; Yenimahalle Kent Konseyi Çocuk Meclisi oluşumunu, organlarını,

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER 1 31 Sayılı BAHUM İç KONU; 659 sayılı KHK nın Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri başlıklı

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

FASIL 83. (2/1960; 46/1991; 10/1997, 68/2002, 57/2005 ve 9/2014 Sayılı Değişiklik Yasaları ile Değiştirilmiş ve birleştirilmiş şekliyle)

FASIL 83. (2/1960; 46/1991; 10/1997, 68/2002, 57/2005 ve 9/2014 Sayılı Değişiklik Yasaları ile Değiştirilmiş ve birleştirilmiş şekliyle) FASIL 83 (2/1960; 46/1991; 10/1997,, ve 9/2014 Sayılı Değişiklik Yasaları ile Değiştirilmiş ve birleştirilmiş şekliyle) KAMU YOLLARI (KORUMA) YASASI MADDE DİZİNİ: Madde 1 Kısa isim Madde 2 Yorum Madde

Detaylı

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan Nasıl daha çok para kazanabiliriz? Nasıl para sorunlarımızı çözeriz. Bunun herkes için yöntemi farklıdır. Gelin George S.Clason Babil in en zengin adamı adlı kitabında para kazanmak için önerdiği yedi

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ROMANYA ARASINDA HUKUKÎ KONULARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ROMANYA ARASINDA HUKUKÎ KONULARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ROMANYA ARASINDA HUKUKÎ KONULARDA ADLİ YARDIMLAŞMA ANLAŞMASI Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya (bundan böyle "Akit Taraflar" olarak anılacaklardır), Ulusal egemenlik, haklarda eşitlik

Detaylı

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANLIĞINA Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği taslağı tarafımızca incelenmiş olup, aşağıda taslağın hukuka aykırı ve eksik olduğunu düşündüğümüz yönlerine

Detaylı

SİGORTACILIK EĞİTİM MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

SİGORTACILIK EĞİTİM MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar SİGORTACILIK EĞİTİM MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete: 26893 Yayım Tarih: 1.6.2008 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar Amaç ve kapsam MADDE1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 3/6/2007

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ PATENT HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ Senato: 08 Mayıs 2012 / 302-4. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

MARMARA ÜNİVERSİTESİ PATENT HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ Senato: 08 Mayıs 2012 / 302-4. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MARMARA ÜNİVERSİTESİ PATENT HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ Senato: 08 Mayıs 2012 / 302-4 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Marmara Üniversitesi çalışanlarının

Detaylı

Davranıs ve Çalısma İlkeleri

Davranıs ve Çalısma İlkeleri Davranıs ve Çalısma İlkeleri Saint-Gobain Grubu, hem yönetim hem de calışanlar tarafından uygulanan ve yıllar boyunca Grubun faaliyetlerine yön veren bir takım ilkeler geliştirmiştir. Günümüzde grup, bu

Detaylı

ALT İŞVERENLİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ALT İŞVERENLİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ALT İŞVERENLİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren

Detaylı

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KONSEYİ YÖNETMELİĞİ

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KONSEYİ YÖNETMELİĞİ GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KONSEYİ YÖNETMELİĞİ Amaç ve Kapsam: Madde 1- Bu yönergenin amacı Girne Amerikan Üniversitesi nin önlisans ve lisans programlarına kayıtlı öğrencilerin eğitim, sağlık,

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007

Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Yasal Çerçeve (Bilgi Edinme Kanunu ve Diğer Gelişmeler) KAY 465 Ders 1(2) 22 Haziran 2007 Ders Planı Ders İçeriği: Yasal Çerçeve Bilgi Edinme Kanunu Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Çalışma Usul ve Esasları

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi çalışanlarının yaptığı

Detaylı

ŞİRKETLERDE STRATEJİK YÖNETİM NEDEN ÖNEMLİDİR?

ŞİRKETLERDE STRATEJİK YÖNETİM NEDEN ÖNEMLİDİR? ŞİRKETLERDE STRATEJİK YÖNETİM NEDEN ÖNEMLİDİR? Dr. Murat K.BEZİRCİ CEO / Stratejist 1 Bugün ve gelecekte artık, yöneticilerin kurumlarını yönetmeleri eskisi kadar kolay değildir. Sürekli değişen çevre

Detaylı

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Bütün insanlarda bir tehlike mevcuttur. Özgür bir ülke için tek kural şu olmalıdır: Güce sahip olan herkes halkın özgürlüğü için

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik Kavramı ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan'a kadar gider. Etik evrensel olarak kabul gören kurallardır. Etik; doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil

Detaylı

Ön İnceleme Çalışması Gizlilik Sözleşmesi

Ön İnceleme Çalışması Gizlilik Sözleşmesi EK 14 Ön İnceleme Çalışması Gizlilik Sözleşmesi 1) Taraflar İşbu Sözleşme, merkezi..., Türkiye adresinde bulunan. (bundan sonra Şirket olarak anılacaktır) ile merkezi., Türkiye adresinde bulunan Turquality

Detaylı

Yeni Yöneticinin 8 Sıra Dışı İnancı (Özelliği)

Yeni Yöneticinin 8 Sıra Dışı İnancı (Özelliği) Presentation title Yeni Yöneticinin 8 Sıra Dışı İnancı (Özelliği) Akın Aksekili Temmuz 2012 Presentation title Geoffrey James En iyi yöneticilerin işyeri, şirket ve takım dinamikleri hakkında temelde farklı

Detaylı

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine)

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) [Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) ONDALIK-SUNU-SADAKA Kurbanlarımızı şükran ve dua ile sunarız. Bu kurbanları dua ve tapınmanın bir parçası olarak, övgü ve şükran sunusu olarak Tanrı ya sunarız.

Detaylı

Bir şey değişir, herşey değişir. KOÇLUK HİZMETLERİMİZ.! Hizmet Kataloğu / MART www.martgeldi.com

Bir şey değişir, herşey değişir. KOÇLUK HİZMETLERİMİZ.! Hizmet Kataloğu / MART www.martgeldi.com KOÇLUK HİZMETLERİMİZ Hizmet Kataloğu / MART www.martgeldi.com Gelişim Koçluğu Gelişim Koçluğu, bireyin isteği doğrultusunda, mevcut durumundan arzu ettiği duruma gerçekçi hedeflerle ulaşmasını sağlayan

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

GEBZE BELEDİYESİ GECEKONDU VE SOSYAL KONUTLAR MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

GEBZE BELEDİYESİ GECEKONDU VE SOSYAL KONUTLAR MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ GEBZE BELEDİYESİ GECEKONDU VE SOSYAL KONUTLAR MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanaklar ve Tanımlar Amaç: Madde 1 Bu yönetmeliğin amacı, Gebze Belediyesi sınırları içerisindeki

Detaylı

TAŞMAN & ŞANVER. Persembepazarı Cd. No 9 Kat: 5 / 402-404 Karaköy / İstanbul Tel: 90-212-245-4245 Fax : 90-212-245-4233 inbox@sanver.gen.

TAŞMAN & ŞANVER. Persembepazarı Cd. No 9 Kat: 5 / 402-404 Karaköy / İstanbul Tel: 90-212-245-4245 Fax : 90-212-245-4233 inbox@sanver.gen. TAŞMAN & ŞANVER Persembepazarı Cd. No 9 Kat: 5 / 402-404 Karaköy / İstanbul Tel: 90-212-245-4245 Fax : 90-212-245-4233 inbox@sanver.gen.tr BÜLTEN ELEKTRONİK İMZA Elektronik imza nedir? Başka bir elektronik

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK 1 ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar, Temel

Detaylı

YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir.

YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. 14 Ocak 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29236 Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: YÖNETMELİK TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1

Detaylı

[Dünya Tabipler Birliği nin Eylül 1995, Bali, Endonezya da yapılan toplantısında kabul edilmiştir.]

[Dünya Tabipler Birliği nin Eylül 1995, Bali, Endonezya da yapılan toplantısında kabul edilmiştir.] [Dünya Tabipler Birliği nin Eylül 1995, Bali, Endonezya da yapılan toplantısında kabul edilmiştir.] Giriş Hekimler, hastaları ve geniş toplum kesimleri arasındaki ilişkilerde son yıllarda önemli değişikler

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

YÖNETMELİK. Işık Üniversitesinden: IŞIK ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME, ÇEVRE EĞİTİMİ, KUŞ ARAŞTIRMA VE HALKALAMA UYGULAMA VE

YÖNETMELİK. Işık Üniversitesinden: IŞIK ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME, ÇEVRE EĞİTİMİ, KUŞ ARAŞTIRMA VE HALKALAMA UYGULAMA VE 17 Ekim 2012 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 28444 Işık Üniversitesinden: YÖNETMELİK IŞIK ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME, ÇEVRE EĞİTİMİ, KUŞ ARAŞTIRMA VE HALKALAMA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

Detaylı

T.C. GÜNEY MARMARA KALKINMA AJANSI PROGRAM YÖNETİM BİRİMİ UZMAN PERSONELİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI HK. YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ VE KAPSAM

T.C. GÜNEY MARMARA KALKINMA AJANSI PROGRAM YÖNETİM BİRİMİ UZMAN PERSONELİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI HK. YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ VE KAPSAM PROGRAM YÖNETİM BİRİMİ UZMAN PERSONELİNİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI HK. YÖNERGE Sıra No :GMKA/ Birim Yönerge/14 Revizyon No : 1 Tarih : 26 /09//2011 BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ VE KAPSAM Madde 1- Bu yönergenin amacı

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ 15.Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Kongresi (9-12 Şubat 2014, Ankara) İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ YASASI SONRASI DÖNEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.A.Gürhan Fişek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler

Detaylı

BEYKOZ LOJİSTİK MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BEYKOZ LOJİSTİK MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar BEYKOZ LOJİSTİK MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ Madde 1- Amaç: Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Bu yönergenin amacı, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin, eğitim ve öğretimleri süresince

Detaylı

T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR

T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR T.C. TEPEBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, YASAL DAYANAK, TANIMLAR Amaç MADDE 1-(1) Bu yönetmeliğin amacı; Tepebaşı Belediyesi

Detaylı

SAHİPLİK-VEKİLLİK İLİŞKİSİ YÖNÜNDEN KAMUSAL VE ÖZEL ALANININ ANALİZİ * (İsraflar, Savurganlıklar ve Yolsuzluklar Neden Kamusal Alanda Daha Fazla?

SAHİPLİK-VEKİLLİK İLİŞKİSİ YÖNÜNDEN KAMUSAL VE ÖZEL ALANININ ANALİZİ * (İsraflar, Savurganlıklar ve Yolsuzluklar Neden Kamusal Alanda Daha Fazla? Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. SAHİPLİK-VEKİLLİK İLİŞKİSİ YÖNÜNDEN KAMUSAL VE ÖZEL ALANININ ANALİZİ * (İsraflar, Savurganlıklar ve Yolsuzluklar

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

T.C. YAŞAR ÜNİVERSİTESİ. Öğrenci Toplulukları Kurulma ve Çalışma İlkeleri Yönergesi

T.C. YAŞAR ÜNİVERSİTESİ. Öğrenci Toplulukları Kurulma ve Çalışma İlkeleri Yönergesi T.C. YAŞAR ÜNİVERSİTESİ Öğrenci Toplulukları Kurulma ve Çalışma İlkeleri Yönergesi GENEL İLKELER Madde 1 - Yaşar Üniversitesi Öğrencilerinin Atatürk İlkeleri doğrultusunda toplumsal ve kültürel gelişmelerine

Detaylı

Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde kabul

Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde kabul WIPO TELİF HAKLARI ANDLAŞMASI (1996) Resmi Gazete Tarihi: 14.05.2008 Resmi Gazete Sayısı: 26876 Karar Sayısı : 2008/13597 edilen; Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde

Detaylı

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi nde ( TBMM ) 26 Mart 2015 tarihinde 688 Sıra Sayılı Kanun ( 688 Sıra Sayılı Kanun ) teklifi kabul edilmiştir. 688 Sıra Sayılı Kanun uyarınca, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların

Detaylı

TTK, Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunu, Yasası

TTK, Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunu, Yasası TTK, Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun (5136 sayılı, numaralı, nol TTK, Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunu, Yasası 5136 sayılı,

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ

T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ T.C. İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRE BAŞKANLIĞI GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK YÖNETMELİĞİ Amaç Madde 1- Bu yönetmeliğin amacı İtfaiyecilik mesleğinin kamuoyuna tanıtılması ve benimsetilmesi, yangın ve

Detaylı

ĠÇĠN BAKANLAR KURULUNA YETKĠ VERĠLMESĠ HAKKINDA KANUN

ĠÇĠN BAKANLAR KURULUNA YETKĠ VERĠLMESĠ HAKKINDA KANUN 3729 MĠLLETLERARASI ANDLAġMALARIN YAPILMASI, YÜRÜRLÜĞÜ VE YAYINLANMASI ĠLE BAZI ANDLAġMALARIN YAPILMASI ĠÇĠN BAKANLAR KURULUNA YETKĠ VERĠLMESĠ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 244 Kabul Tarihi : 31/5/1963

Detaylı

İDARE HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR

İDARE HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR İDARE HUKUKU DERSİ (VİZE SINAVI) SORULAR 1., 2., 3. ve 4. 4 soruları cevaplamak zorundur. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. 1- Đdarenin bütünlüğü ilkesini açıklayarak; hiyerarşi ve vesayet kavramlarını

Detaylı

İŞ YASASINA GÖRE İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA ZORUNLULUĞU VAR MI?

İŞ YASASINA GÖRE İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA ZORUNLULUĞU VAR MI? İŞ YASASINA GÖRE İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA ZORUNLULUĞU VAR MI? Erol GÜNER * I. GİRİŞ; 4857 sayılı İş Yasasının 2. Maddesine göre, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş ilişkisinin

Detaylı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER. Genel Kurul GENEL KURUL KARARI. [Üçüncü Komite raporu üzerine (A/53/625/Add.2)]

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER. Genel Kurul GENEL KURUL KARARI. [Üçüncü Komite raporu üzerine (A/53/625/Add.2)] BİRLEŞMİŞ MİLLETLER A Genel Kurul Dağıtım GENEL A/RES/53/144 8 Mart 1999 Elli üçüncü oturum Gündem maddesi 110 (b) GENEL KURUL KARARI [Üçüncü Komite raporu üzerine (A/53/625/Add.2)] 53/144. Evrensel Olarak

Detaylı

Av. Arslan NARİN ÜST KURUL BAŞKAN YARDIMCISI 2011

Av. Arslan NARİN ÜST KURUL BAŞKAN YARDIMCISI 2011 Av. Arslan NARİN ÜST KURUL BAŞKAN YARDIMCISI 2011 6112 SAYILI KANUNDA YAPTIRIMLAR İDARÎ YAPTIRIMLAR Uyarı İdari para cezası Program durdurma Yayın durdurma Lisans iptali ADLÎ YAPTIRIMLAR Hapis cezası İdari

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

: İstanbul Barosu Başkanlığı

: İstanbul Barosu Başkanlığı 31.05.2013 815 İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İHBARDA BULUNAN : İstanbul Barosu Başkanlığı İHBAR EDİLENLER : Şiddet ve zor kullanan kolluk görevlileri, onlara bu yönde emir ve talimat verenler, bu

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Amaç İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Madde 1 Bu Yönetmelik, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak

Detaylı

SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI OTOGAZ İSTASYONU SORUMLU MÜDÜR TİP SÖZLEŞMESİ

SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI OTOGAZ İSTASYONU SORUMLU MÜDÜR TİP SÖZLEŞMESİ SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI OTOGAZ İSTASYONU SORUMLU MÜDÜR TİP SÖZLEŞMESİ MADDE 1- AMAÇ VE KONU Bu sözleşme, bir taraftan...(işveren olarak anılacaktır) ile diğer taraftan...(sorumlu

Detaylı

KALĠTE YÖNETĠM TEMSĠLCĠLĠĞĠ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE. BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKĠ DAYANAK, ĠLKELER ve TANIMLAR

KALĠTE YÖNETĠM TEMSĠLCĠLĠĞĠ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE. BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKĠ DAYANAK, ĠLKELER ve TANIMLAR Amaç KALĠTE YÖNETĠM TEMSĠLCĠLĠĞĠ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKĠ DAYANAK, ĠLKELER ve TANIMLAR Madde 1- Bu yönergenin amacı; Denizli Belediyesi Kalite

Detaylı

İSG PROFESYONELLERİNİN STATÜSÜ ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ İŞ GÜVENCESİ

İSG PROFESYONELLERİNİN STATÜSÜ ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ İŞ GÜVENCESİ İSG PROFESYONELLERİNİN STATÜSÜ ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ İŞ GÜVENCESİ DOÇ.DR.SAİM OCAK MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ . İSG PROFESYONELLERİNİN DURUMU İSG PROFESYONELLERİNİN DURUMU İSG Hizmetlerinin Yerine

Detaylı

İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU

İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU İş kazaları ve meslek hastalıkları işyerlerinde meydana gelmektedir. Başka bir ifade ile iş kazası ve meslek hastalıklarının nedeni işyeri koşullarıdır. İşyerlerindeki kuralları

Detaylı

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik.

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik. Vergi barışı, Hazine'ye varlık barışından daha çok gelir getirir 23.11.2009 Bumin Doğrusöz Geçen günlerde yine vergi affı dedikoduları çıktı. Bu arada bir toplantıda Maliye Bakanı, vergide af olmayacağını

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Karar Sayısı : KHK/237 Kabul Tarihi: 8.6.1984

Karar Sayısı : KHK/237 Kabul Tarihi: 8.6.1984 1581 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna iki ek ve üç geçici madde eklenmesi hakkında Kanun Hükmünde Kararname Karar Sayısı : KHK/237

Detaylı

(Resmi Gazete ile yayımı: 27.10.2004 Sayı: 25626)

(Resmi Gazete ile yayımı: 27.10.2004 Sayı: 25626) 60 TÜRKIYE CUMHURIYETI HÜKÜMETI ILE SLOVENYA CUMHURIYETI HÜKÜMETI ARASıNDA ÖRGÜTLÜ SUÇLAR, UYUŞTURUCU MADDE KAÇAKÇıLıĞı, ULUSLARARASı TERÖRIZM VE DIĞER CIDDI SUÇLARLA MÜCADELEDE IŞBIRLIĞI ANLAŞMASıNıN

Detaylı

Prof. Dr. Münevver ÇETİN

Prof. Dr. Münevver ÇETİN Prof. Dr. Münevver ÇETİN LİDERLİKLE İLGİLİ TANIMLAR Yönetim bilimcilerin üzerinde çok durdukları kavramlardan biri de liderliktir. Warren Bennis in belirttiği gibi, liderlik, üzerinde çok durulan, yazılan

Detaylı

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan

I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan I. Genel Bilgiler Ülkeler arasındaki hayat standartlarının farklılığı, bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, uygulanan baskıcı rejimler, yaşanan iç savaşlar, coğrafi olumsuzluklar dolayısıyla insanlar,

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMÜ REKTÖRLÜK KUPASI FAKÜLTELER ARASI ÖĞRENCİ TURNUVALARI GENEL KURALLARI

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMÜ REKTÖRLÜK KUPASI FAKÜLTELER ARASI ÖĞRENCİ TURNUVALARI GENEL KURALLARI FAKÜLTELER ARASI ÖĞRENCİ TURNUVALARI GENEL KURALLARI. Turnuvanın yürütülmesinden Beden Eğitimi Bölümü sorumludur. Her türlü olay karşısında Beden Eğitimi Bölümü tarafından alınan kararlar uygulanacaktır..

Detaylı

Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Doğal Gaz Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu

Detaylı

İŞ GÜVENLİĞİ İNSAN SAĞLIĞI (EMNİYET-SAFETY) NEDİR?

İŞ GÜVENLİĞİ İNSAN SAĞLIĞI (EMNİYET-SAFETY) NEDİR? İŞ GÜVENLİĞİ İNSAN SAĞLIĞI (EMNİYET-SAFETY) NEDİR? Emniyet kavramı birçok ülkede olduğu gibi; ülkemizde de her seviyedeki kurum, kuruluş, teşkilat ve özellikle bireyler seviyesinde değişik şekillerde ve

Detaylı

Kadına Yönelik. Siddete Karsı. Uluslararası. Dayanısma Günü 25KASIM. Av. Selcen BAYÜN Stj. Av. Narin Ceren DİNÇER. 110 Hukuk Gündemi 2013/2

Kadına Yönelik. Siddete Karsı. Uluslararası. Dayanısma Günü 25KASIM. Av. Selcen BAYÜN Stj. Av. Narin Ceren DİNÇER. 110 Hukuk Gündemi 2013/2 Kadına Yönelik Siddete Karsı Uluslararası Dayanısma Günü 25KASIM Stj. Av. Selcen BAYÜN Stj. Av. Narin Ceren DİNÇER 110 Hukuk Gündemi 2013/2 İnsan Hakları herkes içindir; yalnız erkekler için değil. sözleri

Detaylı

Çevre Denetimi Yönetmeliği

Çevre Denetimi Yönetmeliği Çevre Bakanlığından : Yayımlanacak Metin: Çevre Denetimi Yönetmeliği BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, tesislerin kurulması, faaliyete geçmesi ve üretimin

Detaylı

MASA GÖREVLİLERİ YÖNERGESİ

MASA GÖREVLİLERİ YÖNERGESİ MASA GÖREVLİLERİ YÖNERGESİ Masa Görevlileri Yönergesi - 2 - İÇİNDEKİLER GENEL HÜKÜMLER 5 1. AMAÇ 5 2. KAPSAM 5 3. DAYANAK 5 4. TANIMLAR 5 ESAS HÜKÜMLER 6 5. MASA GÖREVLİSİ OLABİLME ŞARTLARI 6 6. BAŞVURULAR

Detaylı

12/24/2013. Sağlık Ekibi Üyeleri

12/24/2013. Sağlık Ekibi Üyeleri Sağlık hizmeti etik kurallarının ana kuralı, sağlık hizmeti veren kişinin daima hastanın iyiliğini gözeterek ve yararını düşünerek davranmakla yükümlü olduğudur. Bütün sağlık çalışanları ahlaki olarak

Detaylı

SU İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT YAPISI VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, İLKELER VE TANIMLAR

SU İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT YAPISI VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, İLKELER VE TANIMLAR SU İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT YAPISI VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, İLKELER VE TANIMLAR AMAÇ Madde 1- Bu Yönergenin amacı, Kırşehir Belediyesi nde faaliyet gösteren

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı