Light Shining in Buckinghamshire (Joint Stock la) ve Vinegar Tom

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Light Shining in Buckinghamshire (Joint Stock la) ve Vinegar Tom"

Transkript

1 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... I GİRİŞ V I. KADIN OLMA TARİHİ... 1 I.A. Batı Mitolojilerinde ve Tek Tanrılı Dinlerde Kadın İmgesi... 1 I.B. Anaerkil (Matriarka) Toplumda Kadın. 27 I.C. Erkeklerin Egemenliği Ele Geçirişi ve Ataerkilliğin Doğumu. 40 I.D. Kapitalizmin Doğuşu ve Patriarka İle Mutlu Evliliği I.E. Kadın Sorununa Marksist Yaklaşım.. 59 I.F. Feminizm-Sosyalist Feminizm.. 73 II. OWNERS, TOP GIRLS, VINEGAR TOM, CLOUD NINE.. 80 II.A. Tutkunun Sınırlarında.. 80 II.B. Baskının İçselleştirilmesi 100 II.C. Ötekinin Yazgısı. 119 II.D. Benliğin Çelişkileri. 138 SONUÇ KAYNAKÇA. 151 ÖZET ABSTRACT

2 ÖNSÖZ Bu çalışmada, uluslararası feminist tiyatro yazınında özgün ve önemli bir yer tutan, Caryl Churchill in dört oyununu kadınlık imgesi bağlamında inceleyerek, onun kadını algılama biçimini, kadın düşmanlığı (misogny) nin tarihsel bakış açısını değerlendirmeye çalıştım. Churchill in feminist savlarını hangi yollardan oluşturduğunu, tiyatroyu toplumsal değişim için bir araç olarak nasıl kullandığını ve feminist söylem içindeki yerini ortaya çıkarmaya çalıştım. Churchill in cinsiyet konularına yaklaştığı çeşitli temasal yolları çözümleyerek, yazarın tiyatrosunun, feminizme baştan beri kutuplaşmış olarak gösterilen çeşitli yaklaşımların oluşturduğu bir bütün sunduğunu gördüm. Churchill, kadınlara tarih boyunca atfedilen davranış kalıplarının baskıcı etkisini üzerinde hissetmeyi, gelenekselleşmiş rollerin kanıksanmış kabüllerini reddeden kadınları, olumlu ve olumsuz yanlarıyla karakterize etmiştir. Churchill, bu dört oyunda, kadınların sınıf ve varoluş mücadelesindeki yerini ve bakış açısını yeniden tanımlamanın bir gereği olarak, kadın sorunsalını tartışmaya açmış, bu yolla da eleştirelliğin bir gereği olarak kadını verili olan, kemikleşme tehlikesi doğuracak tüm ideolojilerin merkezinden kopararak tartışmaya açmıştır. Oyunların tümünde Churchill, cinsel kimlikleri ve konumlarını cinsiyetin ve toplumsal oluşun sorgulanmasını ve yeniden değerlendirilmesini kışkırtmak amacıyla kadın kimliğini ve erkek kimliğini rasyonel bağlamın dışına çıkararak yabancılaştırdığını tartışmaya açtım. Bu dört oyunda, toplumsal olarak olayların kaçınılmaz olmadıklarını, tarihin I

3 ve toplumsal yapının yeniden düzenlenebileceğini, olayların temelinde başlangıçtan beri taraflı olan rasgele ideolojiler bulunduğunu gösteren düz, nedensel bir çizgiden uzaklaştıran, bölümlü bir yapıyı benimsediğini gördüm Churchill in oyunlarındaki kadınların, konumlarına ve sisteme nasıl yanıt verdiklerini dört ana başlık altında topladım. Kapitalizm ve kadın ilişkisini en yoğun işlediği Top Girls ve Owners adlı oyunlarını ortaklıkların rağmen, kadınların yönelimindeki bazı farklılıklar nedeniyle ayrı kavram başlıkları altında tanımlamaya çalıştım. Light Shining in Buckinghamshire (Joint Stock la) ve Vinegar Tom (Monstrous Regiment le) Churcill in sahnelenmek üzere yazdığı eserlerden ilk sahnelenenlerdir. Radyo ve televizyonda önceden kazandığı deneyimle birlikte yeniliğe açık ve işbirlikçi bir ortamda çalışmanın verdiği deneyim, oyunlarındaki biçemini etkilemiştir. Sosyal ve siyasal konulara yönelik geniş bir yelpazede oyunlar yazan Churchill, feminist tiyatroya önemli katkıda bulunmuştur. Bu tezin amacı, Churchill in oyunlarının, feminist tiyatro eleştirisinin geniş söylemi içindeki yerini incelemektir. Bu çalışmada dört eser üzerinde durulacaktır: Vinegar Tom (1976, Monstrous Regiment), Cloud Nine (1979, Joint Stock), Top Girls (1982) ve Owners(1986, Joint Stock). Yazarın cinsiyet politikalarını işleyen eserleri bunlardan ibaret değildir; fakat, bu eserler yazarın ana konuya yaklaşımlarına dair genel bir görünüm vermektedir. II

4 Owners da mülkiyet tutkunluğunun sınır tanımaz, doyum nedir bilmez yaklaşımını Tutkunun Sınırlarında başlığı altında kavramsallaştırmaya çalıştım. Top Girls adlı oyunda da, kapitalizmin ekonomik olduğu kadar toplumsal ve politik bir anlamı ifade ettiğini Baskının İçselleştirilmesi başlığı altında tartışmaya açtım. Ötekinin Yazgısı Vinegar Tom adlı oyunda, tarihsel kadın düşmanlığının korkunç boyutlarını, cinsiyetler arasındaki kimi zaman tüyler ürperten bir güç ve iktidar mücadelesinin tarihini içeren ana, günümüze de göndermeler yapan yazgısını çözmeye uğraştım. Benliğin Çelişkileri Cloud Nine adlı oyunda ötekinin bir diğer temsili olan homoseksüalitenin gay liğin hem kolonializm içinde hem de günümüzde, ataerkil inançlarla nasıl boğuştuğunu tarihsel ve çağdaş boyutlarını tanımlamaya çalıştım. Kişiye dayatılan inanç bombardımanının yanı sıra, kişinin özne olma savaşımını, çelişkilerini önyargılar ve kişisel istekler bağlamında tartışmaya açtım. Yazarın beslendiği kaynakları bilmek, dolayısıyla onu daha iyi tanımlayabilmek adına, sistemin kadın düşmanlığını ve kadını ötekileştirme tarihini Kadın Olma Tarihi başlığıyla değerlendirdim. Bu bölümde oyunların incelenmesine katkıda bulunacak kavramlara da değindim. Kadın imgesinin tartışmalı tarihini hem dinsel hem de ataerkil bağlamda tartıştım. Ailemin tüm bireylerine, sonsuz destekleri ve tez yazma süresi boyunca, aralıklarla ama etkili bunalımlarımı atlatmam konusundaki sabırlı yardımları için çok teşekkür ederim. Onlar olmadan bu çalışmayı tamamlayamazdım. Uzatmalarla geçen uzun tez oluşturma çabama karşı gösterdiği inanç, sabır ve anlayış nedeniyle III

5 danışmanım Selda N. Öndül e sonsuz minnet duyuyorum. Tez boyunca hem fiziki varlığı hem de dostluk dolu desteği için çalışma arkadaşım, redaktörüm, uyumamı engelleyen baskıcı ama kurtarıcı yöntemleriyle hep yanımda olan dostum Fatoş a değerli varlığı, her zaman hissettirdiği destek duygusuyla dostum Aziz e gönül dolusu teşekkür ediyorum. Düşündüğümden uzun süren çalışmalarım esnasında, Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölüm Başkanımız değerli hocam Füsun Akatlı nın güven dolu desteği için de sonsuz teşekkürler. IV

6 GİRİŞ Akıl, Batı kültüründe, inançların olduğu kadar karakterin de değerlendirilmesinde biçimlendirici olmuştur. Akıl, ataerkilliğin doğumuyla birlikte cinsiyet kazanmıştır ve erkek aklın erkeksiliği aklı erkeğin hizmetine teslim etmiştir. Ancak toplumsal cinsiyet kavramının tanımlanmasıyla birlikte rasyonel düşüncede kırılmalar oluşmaya başlamıştır. Rasyonel olanın kadınlar tarafından oluşturulmayacağına hükmeden ön yargılı yaklaşımlar kadının duygusal zaaflarının altını çizmiştir. Feminizm, insan kavramının ne bugün ne de geçmişte varolduğunun ortaya konmasında önemli bir rol oynadı Toplumsal cinsiyetin oluşturduğu bir evren tasarısı uzun zaman boyunca tek ve biricik kriter olan biyolojik cinsiyetin yasasına karşı koyar. Tek ve birleştirici bir kadın kategorisi yerine dünyaya kadın olarak da kendi yaşamlarının tarihsel ve toplumsal bağlamının kaygılarını, güçlerini, zaaflarını taşıyan farklı kadın imgeleri güç ve güçsüzlüğün iktidar ile olan bağı Churchill in oyunlarındaki kadının temel sorunsalıdır. Günümüzde kadın ve erkeklerin karşı çıktıkları ve mücadele etmek zorunda kaldıkları birçok sorun, kadın ve erkek kimlikleri ve rolleri konusunda toplum ve kültür tarafından belirlenmiş ön kabulle ve kalıp yargılarla, başka bir deyişle V

7 toplumsal cinsiyetle (gender) ilişkilidir. Bu toplumsal olarak dayatılmış kadınlık ve erkeklik kalıpları ve imgeleri varoluş açısından can alıcı, belirleyici ve bu nedenle de baskın bir önem taşır. Bu imgeler ve dayatmalar kültürlerin uzun yıllar boyunca oluşturduğu geleneklerin hem ürünü hem de zorlayıcı parçasıdırlar. Bu imgeler zamanla doğal ve kendiliğinden kabullenilmiş dayatmalara dönüşmüştür. Onlar aracılığıyla insan düşünür ve onların ürettiği bağlayıcı anlamlarla kendisini inşa eder. Din özellikle de çok tanrılılıktan tek tanrılılığa geçişle birlikte, insanı yapılandırmada çok belirleyici hatta dayatıcı bir kimlik sergilemeye başlar. Dinin oluşturduğu kalıplar ve yargılar değişmez, başka bir değişle dokunulmaz ve mutlaktır. Kutsallık kendini tek tanrılı dinler vasıtasıyla inanç ve ikna edicilik gerçekliğini de beraberinde taşıyarak değişebilirlik ve tartışabilirlik olasılıklarını ortadan kaldırır. Churchill, oyunlarında sınıfsal ve toplumsal bağlam içindeki kadının olumlu ve olumsuz temsil edilişinin önemine odaklanmak yerine kadın kategorisi altındaki yaklaşımların çokluğunu ortaya çıkarmak amacıyla cinsiyetler arası yabancılaşmayı da önemli bir sorun olarak ortaya koyar. Ataerkil toplumun baskın eril yansıması olarak erkek; cinsellikten hoşlanan ve kadın üzerinde hakimiyet kurma isteğini, kadından farklılığını, bazen tehlikeli bazen budalaca bir çabayla korur. Kadın, erkek bakışının yöneldiği ve biçimlendirilmeye çalışıldığı en önemli objedir. Ataerkil gelenekte, kadınlar yalnızca erkekler tarafından tanımlanan ve kabul edilen bir çerçeve içinde temsil edilebilirler. Tek başına çizgisel anlatım, güç yapılarının gerçek bir sorgulamasına izin vermez. Çizgisel anlatım, ideolojisini kuralcı olarak anlatarak muhafazakar bir düzen duygusu yaratır. Bu tür bir gerçeklik VI

8 baskın ideolojinin dayattığı sosyal ilişkileri doğal kılar ve anlatımını yanlı hale getirir. Churchill, baskıcı güç yapılarını, yabancılaşmanın sağladığı bir eleştirellikle ortaya koyar. Cinsiyetçiliği, ideal bir kadın prototipi yaratma ihtiyacını feminizmin konusu olarak görmeyen Churchill, bununla birlikte de kocaların ilahi hakların korunması ile egemen eril iktidarın korunması arasındaki stratejik ilişkiyi ironik bir üslupla sergilemektedir. İstikrarlı bir düzenin korunmasının vazgeçilmezi olan aile; herkesin kendi yerini bildiği, hak ve görevlerin hiyerarşik bir biçimde ama net olarak belirlendiği bir toplumsal ilişkiler evreninde koruyucudur. Ancak bu netliğin getirdiği rehavetin tehlikesi ötekinin yazgısını tehdit edecek bir soruna dönüşebilir. Sadece modern dünyanın değil, kadınların bilicilikleri ve söz söyleme yeteneklerinden dolayı cadı sayılıp, yok yere yakıldıklar orta çağdan beri ataerkil sistem kadınlar üzerinde kırılması güç daimi bir baskı oluşturur. Kişilerin kuşkulardan ve belirsizliklerden azade oldukları, dolayısıyla bugüne ve geleceğe ilişkin korkuların var olmadığı istikrarlı bir dünyanın bozulması tehlikesi bu kimlik, ırka, dine, etnik kökene, kültüre, sınıfsallığa dayanabilir. Geleceğe ilişkin korkuların var olmadığı istikrarlı bir dünyanın bozulması tehlikesi geleceğin endişelerinden, bireyselleşmenin yarattığı bunalımlardan ve modernliğin kuşkularından uzak, çağdaş bir cemaat ütopyası getiriyor. Bu ütopyanın merkezinde ise, gene kadın ve kadının ikincil konumu yer alıyor. İşte bu nedenledir ki, kadınların durumunda herhangi bir değişme olasılığı, bütün topluluğa yönelik bir saldırı gibi algılanıyor. Ve ne pahasına olursa olsun engellenmeye çalışılıyor. Bu eğilim, gerek modernleşme, gerek de geleneksel aile modeli idealinin yarattığı dışlama ve ötekileştirme dinamiklerinin algısına, gerekse dinsel ataerkil ideolojinin katı VII

9 kuşatmasına bağlanabilir. Kadınların genel olarak, egemen eril ideolojiyle kuşatılmış oldukları ve bunu pratikte kırmanın zorluklarını, bedenleri üzerine işlenmiş toplumsal statükoyu güçlendiren bir inanç ve davranış sistemi olarak algılamak, ideolojinin normal, kabul edilir, kaçınılmaz gösterdiğini doğal ve tanıdık olandan çıkarmak, yabancılaşmanın sağladığı eleştirel mesafe ile kazanılabilir ancak. Çalışmamızın ilk bölümünde,tek tanrılı dinlerde ve yaratılış mitoslarında kadın-erkek ayrımının tekrarlanan ve ortaklaşan içeriğini ve yapısını, kadının kabullenilmiş ikincilliği bağlamında aramaya çalıştım. Tek tanrılı dinler, ilk kez ne zaman ve neden kadın konumunu ikincilleyip öteki kılmaya çalışmışlardır. Kadını çizgisel tarihselliğin içinde kamusal alandan koparıp, ev içi alana hapsetmesi yazgının sorgulanmaz bir gerçekliği sayılmıştır gibi soru ve sorunların bu anlatıların ana eksenini oluşturduğu görülmüştür. Tek tanrılı dinlerin, kılavuz olmanın ötesine geçen bildirme, dayatma özelliği, kadının yaratılışıyla ilgili öykülerdeki günah ve ayartıcılık teması arasındaki ilişkinin içeriği ve ortaklığı aktarılmaya çalışılmıştır. Yalnızca kutsal olanı değil, insan yaşamının tümünü kucaklamayı amaç edinmiş olan tek tanrılı dinlerin, kutsal dünyayla ilgili inanç ve pratikleri içindeki kadının konumunun bir denetleme, sahip çıkma ve karar verme yetisinden uzak yaradılışının ideolojik bir güç altında biçimlendiği görülmektedir. Dinin etkili bir meşrulaştırma aracı olarak her türlü deneyimin anlamlı bir yere oturduğu düzenli ve bütüncül bir dünya yaratmaya çalıştığı görülmektedir. Din tarafından meşrulaştırılan dünyanın özerklik ve baskıcılık niteliği artarak kadınının özerkliğini yitirmesine yol açarak şeyleştirdiğini örneklerle gösterilebileceği görülüyor. VIII

10 Tarih boyunca eril iktidarın özenle sakınmaya çalıştığı evlilik öncesi dönem olan, anaerkilliğin ataerkillik ile olan uzlaşmaz niteliğinin temel duruşları saptanarak kadın konumlarının her iki tarihsel dönemde de karşılaştırmalı olarak ve örneklerle tanımlandıkları, saptanmaya çalışılmıştır.bu bölümde, anaerkilliğin ve ataerkilliğin yapısı kendi tarihsel ve kültürel şartlarında incelenmiştir. Eril İktidarların özenle, toplumsal belleklerden silmeye çalıştığı, evlilik öncesi anaerkil dönemin niteliği ve ataerkil düzendeki kadın erkek ilişkilerinin kodlanışındaki tahayyül farkı üzerinde duruldu. Evliliğin doğuşu ile birlikte kadın konumunun ikincilleşmesi ve erkeğin evin doğal reisi sayılarak hem ekonomik hem de toplumsal güç kazanmasını (kamusalözel hayat ikiliği) ile ilişkilendirerek Erkeklerin Egemenliği Ele Geçirişi ve Ataerkilliğin Doğuşu başlığı altında tartışmaya açtım. Ataerkil Sistemin niteliği ve kadının yazgısını oluşturmada oynadığı doğrudan ve etkin rolünü tarihsel bağlamda doğum-gelişim ekseninde anlatmaya calıştım.tek Tanrılı Dinlerin Kadına atfettiği şeytansı ve ayartıcılık özellikleri ile ataerkilliğin kadını şekillendiren nitelikleri arasındaki benzerlikler ve ortaklıklar yine bu bölümde saptanmaya çalışıldı. Kapitalizmin Doğuşu ve Patriarka ile Mutlu Evliliği başlığı altındaki bölümde kapitalizmin oluşmasına yol açan toplumsal ve ekonomik koşulların patriarkanın doğmasına yol açan parametrelerle olan benzerliğini Zilliah IX

11 Eisenstian ın geliştirdiği ve aynı başlık altında kavramsallaştırdığı Kapitalist Ataerkil birlikteliğinin koşullarında tartışmaya çalıştım.bu birliktelikten doğan sorunların kadını nasıl kuşattığını da örneklerle aktarmaya çalıştım. Kadın Sorununa Marksist Yaklaşım başlığı altında da Marx ın ve Engels in kadın sorunsalına bakış açısını ev içi alan ve kamusal alan bağlamında tartışmaya açtıkları yazılarını değerlendirmeye çalıştım. Birinci bölümün sonunda Feminizm ve feminizmin türlerinden biri olan sosyalist feminizmin yapılanması,oyunlara yaptığı katkı bağlamında anlatılmaya çalışıldı.kadınlara atfedilen roller ve sosyalist feministlerin bu önkabulleri eleştiren ve yanıtlar arayan yaklaşımlarına değinildi. İkinci bölümde Churchill in Top Girls, Owners. Vinegar Tom ve Cloud Nine adlı oyunlardaki kadınların, konumlarına ve sisteme nasıl yanıt verdiklerini açımlayan başlıklar verdim.kapitalizm dolayımında sınır tanımaz kazanma tutkusunun konu edildiği Owners ve Erkek egemen sistemde ahlaki olmayan bir yükselişi kendine hak olarak gören yeni kadın temsilinin ekonomik ve sosyal çıkar adına yapabileceklerini sınır tanımaz olaylar biçiminde sunulduğu Top Girls.Üçüncü oyun olan Cloud Nine da Benliğin Çelişkileri başlığı altında inceledim.bu oyunda kapitalist ekonominin var gücüyle beslediği ve değerli bir kaynak ve pazar olarak gördüğü kolonilerin çoğaltılmaya çalışıldığı bir sistemin ataerkil bağlantılarını serimlemeye çalıştım. Dördüncü ve son oyun olan Vinegar Tom da Avrupa ve Amerika da yüzlerce yıl süren Cadı Avcılığı dehşetinin kadınların yaşam haklarını X

12 nasıl elinden aldığını ve hayatlarını nasıl tahrip ettiğini bu oyundaki kadın yönelimleri bağlamında göstermeye çalıştım. XI

13 I. KADIN OLMA TARİHİ I. A. Batı Mitolojilerinde ve Tek Tanrılı Dinlerde Kadın İmgesi Günümüzde kadın ve erkeklerin karşı çıktıkları ve mücadele etmek zorunda kaldıkları birçok sorun, kadın ve erkek kimlikleri ve rolleri konusunda toplum ve kültür tarafından belirlenmiş ön kabulle ve kalıp yargılarla, başka bir deyişle toplumsal cinsiyetle (gender) ilişkilidir. 1 Toplumsal olarak dayatılmış kadınlık ve erkeklik kalıpları- imgeleri varoluş açısından can alıcı, belirleyici ve kısıtlayıcı bir önem taşır. Söz konusu imgeler ve dayatmalar, kültürlerin uzun yıllar boyunca oluşturduğu geleneklerin hem ürünü hem de zorlayıcı parçasıdırlar ve dindarlığın gerektirmediği doğal ve kendiliğinden kabullenişlerdir. Onlar aracılığıyla insan düşünür ve onların ürettiği bağlayıcı anlamlarla kendisini inşa eder. Din özellikle de çok tanrılılıktan tek tanrılılığa geçişle birlikte, insanı yapılandırmada belirleyici hatta dayatıcı bir kimlik sergilemeye başlar. Dinin oluşturduğu kalıplar ve yargılar değişmez, başka bir değişle bunlar dokunulmaz ve mutlaktır. Kutsallık kendini tek tanrılı dinler vasıtasıyla inanç ve ikna edicilik gerçekliğini de beraberinde taşıyarak değişebilirlik ve tartışabilirlik olasılıklarını ortadan kaldırır. Tek tanrılı dinler ilk kez ne zaman ve neden kadının konumunu ikincilleyip öteki kılmışlardır? Öteki olan ne demektir? 1 Juliet Michell, Kadınlık Durumu, Yaprak Yayınevi, İstanbul, 1985, s.54. 1

14 Kadının yazgısının ötekileşmesinin başlangıcı ataerkilliğin ortaya çıkması ve tek tanrılı dinlerin egemen varoluşlarıdır. 1 Ama bunun öncesinde de kadını çağrıştıran iki karşıt özellik güzellik ve günah arasındaki ilişkiyi kurmak için iki önemli malzemeden faydalanmak gerekmektedir. Bu durum kadının günaha davet eden, iffetsizlik in, ötekiliğiyle kucaklaştığı iki önemli mitolojik ve dinsel öyküyle somutlanabilir. Ünlü Yunanlı Şair Hesiod Yunan tanrılarının soyağacını verirken Pandora yı güzel şeytan olarak tanımlar. 2 Böylece günahı çağrıştıran şeytansı özellikler kadına çoktan atfedilmiş olur. Pandora Prometheus un ateşi çalması üzerine insanları cezalandırmak için Hephaustus tarafından yaratılmıştır. Prometheus un kardeşiyle evli olan Pandora ya tanrılar her türlü meziyeti bağışlamışlardır. Güzelliği güçlü bir silah, hoppalığı karakterinin zayıf noktası, meraklılığı ise günaha yatkınlığıdır. Pandora bir gün evindeyken merakına yenik düşer ve açılması yasak olan bir kutunun kapağını kaldırır. Böylece insanlığın tüm çilelerini, kötülüklerini, ölümü serbest bırakır ve kapağı kapattığında umut içeride kalır. İncilde kadının yaratılışıyla ilgili hikayedeki günah ve ayartıcılık arasındaki ilişki biraz daha karmaşıktır. Diğer tek tanrılı dinler gibi hıristiyanlık da kutsal dünyayla ilgili inanç ve pratikler sistemi olarak tanımlanabilir. Yalnızca kutsal olanı değil, insan yaşamının tümünü kucaklayan din, gerçekliğin mutlak anlamını tanımladığını iddia etmekle kalmaz, aynı zamanda bu gerçeklikle uyum içinde olabilmeleri için insanların dünyada nasıl yaşamaları gerektiğini de buyurur. 1 Fatmagül Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, Metis, İstanbul, 1996, s Efrat Tseelon, Kadınlık Maskesi, Ekin Yayınları, Ankara, 2002, s.15. 2

15 Şerif Mardin, genel olarak dinin, belirli bir toplumun mekanizmalarını devam ettirmeyi sağlayan, öğrenilmiş fikri kalıplardan biri olduğunu ve toplumsal yapı unsurlarının değişmeden kalması işlevini gördüğünü belirtmektedir.bununla birlikte dinin tarihsel olarak en başarılı simgesel evren olduğunu söyler. Bu simgesel evren, iyice soyut niteliğiyle son derece kapsamlı bir meşrulaştırma aracına dönüşür. 1 Din etkili bir meşrulaştırma aracıdır, çünkü her türlü deneyimin anlamlı bir yere oturduğu düzenli ve bütüncül bir dünya yaratır. Ayrıca din, dünyanın insan iradesinden bağımsız bir olguymuş gibi görünmesini sağlar, ama bu işlevi ne kadar yerine getirirse o kadar yabancılaştırıcı bir güç haline gelir. Çünkü din tarafından meşruluştırılmış bir dünyanın özerklik ve baskıcılık niteliği arttıkça insanın bu dünyayı yaratmada, sürdürmede kendi oynadığı rolü gözden kaçırması da artar. Böylece din çok etkili bir şeyleştirme aracına dönüşür. 2 Bir kültürün ethosu ya da dünya görüşü, kadın imgelerini de içerir. Ve bunlar, kültürün bütünü açısından kadınlara ilişkin düşünceleri biçimlendirmede büyük rol oynar. Söz konusu imgeler, ise çoğunlukla dinsel kaynaklıdır ve kadınların kendileri tarafından değil, erkekler tarafından oluşturulmuşlardır. Bu bağlamda kadınların kendi kendilerini tanımlamaları, kendi kimliklerini özerk bir biçimde oluşturmaları, kısacası kendi adlarını kendilerinin koyması söz konusu değildir. İşte bu gerçek ile ataerkil bir sistemin yerleşmesi ve tek tanrılı dinin doğup kurumsallaşması arasında çok sıkı bir bağ vardır. 1 Şerif Mardin, Din ve İdeoloji, Ankara Üniversitesi SBF Yayınları, 1969, s y.a.g.e., s.32. 3

16 Tek tanrılı dinler, kadınların doğası na, statüsüne ve rolüne ilişkin normları var ederken, içinde doğdukları ve karşılığında meşrulaştırılıp pekiştirdikleri ataerkil sınıflı toplumlarda varolan değerleri temel almışlardır. Din bir inançlar sistemi olarak itaatkarca kabul edilen normlarıyla kadını tanımlar. Tek tanrılı dinler, egemen sistemler olarak yerlerini sağlamlaştırdıkça, erkeklerin kadınları, özellikle de kadın bedenini denetleme hizmetleri nden yararlanma hakkını adım adım kurumlaştırmıştır. 1 Dinsel inanç sistemlerinin temelinde, Yaşamı Yaratan Kimdir? sorusuna verilen yanıt yatar. Yaratma, hem bir şeyin yoktan var edilmesini, hem de soyun yeniden üretilmesini kapsar. Yaratma kudretine ilişkin dinsel açıklamalar, tarihsel olarak, biricik evrensel bereket ilkesi olan Ana Tanrıça dan, üretkenliği erkek tanrılar ya da insan-krallar tarafından desteklenen Ana Tanrıça ya; oradan da önce ad da, sonra da yaratı ruh ta yansıyan simgesel yaratıcılık kavramına geçer. Tanrılar Panteoununda da tüm güçlere sahip Ana Tanrıça dan, tüm güçlere sahip Fırtına Tanrısı na doğru bir geçiş görülür. Burada artık Ana Tanrıça, Zeus ve Hera çiftinde görüldüğü gibi bereket tanrıçasının evcilleştirilmiş benzeridir. Bu adımlardan sonra, sıra, tanrılar panteonunun yerini tek bir güçlü (erkek) tanrının almasına ve bu tanrının yaratma ilkesinin her iki yönünü de yoktan var etme ve soyu üretme- kendisinde toplamasına gelir. 2 Farklı kültürlerde farklı biçimler alsa da özünde benzer olan bu değişim, Batı uygarlığı açısından en açık biçimde, Hıristiyanların Kutsal Kitap ının Tekvin bölümünde dile gelir. 1 John Could, Women in Classical Athena, Halsted Press, 1980, s Gerda Lerner, The Creation of Patriarchy, Oxford Universitiy Press, Newyork, 1986, s.47. 4

17 Eski Mezopotamya da çoktanrılılıktan tektanrılılığa geçiş süreci ve bu sürecin bir parçası olan, güçlü tanrıçaların yerlerini tek bir kadir-i mutlak erkek tanrıya bırakmaları olgusu, geniş bir araştırma literatürünün konusudur. Çeşitli disiplinlerin (teoloji, arkeoloji, antropoloji, tarih, sanat tarihi, edebiyat, etnoloji) kendilerine özgü yöntem ve araçlarla ele alıp inceledikleri bu konuyla ilgili metodoloji açısından belki de en zor sorun, toplumda yer alan maddi değişmeler ile dinsel inanç ve mitoslarda gerçekleşen değişmeler arasındaki ilişkidir. Mitoslar, doğa ya da insan dünyasının açıklanmasına hizmet ederler; dünyanın nasıl meydana geldiği sorusunu sorar ve bu soruya, içinde doğdukları toplumun anlayabileceği bir yanıt verirler. Mitolojinin, tarihsel bir kanıt olarak kullanılması oldukça tehlikelidir, çünkü toplumsal ilişkiler ile onların temsili arasında birebir ilişki yoktur. Gene de, her mitosun ve genel olarak tüm ideolojilerin- içinde doğdukları maddi toplumsal gerçekliğin bir ürünü olduklarını- unutmamak gerekir.bir arkeolog tarihçi veye bir sanat tarihçisianrropologlar maddi değişmeler ile mitoslardaki değişmeleri algılayabilir, belgeleyebilir, ancak bunların nedenlerini ve anlamlarını kesin bir biçimde saptayamaz. Farklı yorumlama sistemleri, hiçbirisi de tam anlamıyla doyurucu olmayabilen farklı yanıtlar getirir. Bu durumda, aynı zamanda ataerkilliğin, bir sistem olarak erkek egemenliğinin doğuşunu da yansıtan ve özellikle yaradılış öykülerinde dile gelen çoktanrılılıktan tektanrılılığa geçiş sürecine ilişkin açıklamalar da ister istemez belli ölçülerde spekülatif bir nitelik taşıyacaktır. Ne var ki, bu noktanın gözden kaçırılmaması kaydıyla, belirli bir açıklayıcı çerçeve sunmak da olanaksız değildir. 5

18 Zihinsel kurgular bir boşluk içinde değil, somut bir tarihsel ve toplumsal çerçeve içinde varolurlar ve birebir doğrusallık düzeyinde olmamakla birlikte, o çerçeveyi yansıtırlar. Dolayısıyla, belirli siyasal ve ekonomik değişikliklerin, dinsel inanç ve mitoslardaki değişmenin kesin nedeni olduğunu söylemesek bile, toplumlarda meydana gelen inanç değişiklerinin o toplumlarda yer alan belirli maddi değişimleri izlediğine ya da onlara eşzamanlı olarak gerçekleştiğine işaret eden bir genel örüntünün varlığından söz edebiliriz. 1 Eski Mezopotamya toplumlarının yaratılış öykülerinde değişiklikler meydana gelirken, toplumun kendisinde de, özellikle İ.Ö. 4. ve 3. binyılda, bu olgunun öncesinde veya onunla eşzamanlı olarak bazı toplumsal ve ekonomik değişmelerin yaşandığı bilinmektedir. Saban tarımının gelişmesi ve onunla birlikte güçlenen militarizmin, akrabalık ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinde önemli değişmelere yol açtuğı görülmektedir. Kadınlar, kabileler arasında mal alım satımı gibi değiş tokuş edilmeye başlamıştır. Bu süreç köleliğin oluşmasını kolaylaştırmış ve kadınların nesneleşmesine yol açmıştır.böylesi yapıya sahip toplumlarda güçlü krallıkların ve ilk devletlerin doğuşu da dinsel inanç ve mitolojilerin niteliğini değişikliğe uğratmıştır. Çeşitli kültürlere ait Yaradılışve Cennetten Kovulma hikayelerinde neredeyse evrensel bir kadın düşmanlığının bulunduğu ortaya konulmuştur. Kadının, kötülük ve ölümle özdeşleştirilmesinin evrensel bir eğilim olduğuna dikkat çeken KimSchwarzSchwarz ın adı bulunacak) şöyle der: 1 Mircea Eliade, The Myth of Eternal Return, Princeton University Press,Princeton, 1954, s

19 Yüksek kültürlere ait mitlerle ilkel kültürlere ait mitler ve incil hikayeleri arasındaki ortak nokta, bunların bir yandan cennetin nimetlerinin kaybedilmesinden, diğer yandan da felaketle kadın arasındaki ilişkiden bahsetmeleridir. 1 Batının ortak bilincini kötü bir yöne saptıran, ölüm ve güzellik arasındaki kültürel özdeşlik üzerinde de duran, Schwarz, kadın ve ölümün estetize edilmesiyle, uygarlık sürecinde duyguların bastırılması arasında genel bir ilişki bulunduğu ve bu ilişkinin özellikle fetişizmde belirgin hale geldiği yönünde savlarda bulunur. Dinsel inanç sisteminin temelinde; Günahı doğuran kimdir, yaşamı yaratan kimdir? ve bu dünyadaki acının ve ıstrabın kaynağı nedir? sorularına verilen yanıtlar yatar. Batı hıristiyan geleneği bu soruya, yahudilikten devraldığı cennetten kovulma öyküsüne dayanarak ilk cinsellik günahı ve bunun sorumlusu olan kadın (bütün kadınların prototipi sayılan Havva) yanıtını verir. Günahın kaynağı ve nedeni saptanınca, neyin, kimin cezalandırılıp denetim altına alınması gerektiği de ortaya çıkar. Cennet bahçesinde kendilerinden hiçbirşey esirgenmeyen Adem ile Havva ya yalnızca bir meyve yasaklanmıştır. Havva yılanın ayartmasına dayanamayarak bu yasak meyveden yer ve Adem e de verir. İkisinin de gözleri açılır. ve çıplaklıklarından utanarak gizlenirler. (Tekvin 2.25) Havva nın bu eylemi cennetteki yaşamlarını sona erdirir ve ikisi içinde zor ve ölümlü bir yaşamın kapıları açılır. Ne var ki bu yasak eylemin cezasını ikisi aynı derece ve biçimde çekmezler. Tekvin 1 A. Schwarz, Eve: The Histroy of an Idea, California Harper and Row Press, 1984, s.74. 7

20 öyküsünün sembolizmi, topraktan yaratılan Adem ile insan bedeninin bir parçasından yaratılan (ve aslında bereket tanrıçalarının ardılı olan) Havva arasında bir dikotomi kurar. 1 Söz konusu dikotomi, kadının isyankarlığına ceza olarak, cinsel işbölümüne hükmederek daha da güçlenir. Havva nın suçu yüzünden ayartılmış olan Adem ekmeğini ter döküp çalışarak elde edecek, Havva ise acılar içinde çocuklar doğuracak ve yeni kuşakları yetiştirecektir. Burada dikatte değer olan nokta,tanrının verdiği cezanın erkeğin emeğini kahırlı bir yük haline getirmesine karşılık, kadının emeğini değil, çocuk doğuran bedenini acı ve ızdıraba mahkum etmesidir. Cennet Bahçesinde, öte yandan,başka bir anlayış egemendir. Tanrı Adem in kötülük ve iyilik bilgisi ağacının meyvasından yediğini öğrendiğinde, yılanı lanetlemiştir, meleklerine, İşte, adam iyiyi kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldu;ve şimdi elini uzatmasın ve hayat ağacından almasın, ve yemesin ve ebediyen yaşamasın demiştir.böylece Yehova, onu Cennet Bahçesinden, kendisinin içinden alındığı toprağı işlemek için çıkardı.ve adamı kovdu; ve hayat (bilgi)ağacının yolunu korumak için. Cennet Bahçesini doğusuna Aslan Kuşları ve her tarafa dönen kılıcınalevini koydu. 2 Ataerkil tanrıların daha önceki anaerkil tanrıçalar üzerindeki zaferi Eski Ahit teki ana temadır.kutsal Kitap mitolojisinde bütün Tanrıçalar yok edilmiştir.eski Ahit in ilk beş kitabında eski toprak ananın bilgeliği ve yılan eşinin simgeleri sessizce izlerini bırakmışlardır. Allah kadına dedi: Bu yaptığın nedir?ve kadın dedi:yılan beni aldattı yedim.allah yılana dedi:bunu yaptığın için, bütün sığırlardan, 1 Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, s İmgard Bidder Lalibela, The Monolithic Churches of Ethiopia, London, 1959,s.74. 8

21 ve bütün kır hayvanlarından daha lanetlisin,karnın üzerinde yüreyeceksin ve ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin.seninle kadın arasına ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım, o senin başına saldıracak ve sen onun topuğuna saldıracaksın. 1 Boylece kadın ile yılan arasındaki bağlantı ataerkilliğin kurumsallaşmasından sonra kadın-yılan-şeytan arasındaki bağlantıya dönüşmüş olur. Tanrı kadını böyle lanetledi,yeryüzüne ataerkilliğin damgasını vurarak ona acıyla doğum ve kocasına tabi olma laneti verdi.ağaca gelip kadının sunduğu meyvadan yiyen erkeği de lanetledi: toprağa dönünceye kadar,alnının teri ile ekmek yiyeceksin, çünkü ondan alındın,çünkü topraksın ve toprağa döneceksin. (Tekvin3:13-19) Yasak yoldan cinsel bilgi edinmenin bir sonucu da, kadın cinselliği ile soyu üretme işlevinin (anneliğin) birbirinden koparılmasıdır. 2 Tanrı kadın ile eskiden bereket tanrıçasının simgesi ve onun gizinin bekçisi olan yılan ve Adem arasına düşmanlık sokar. Ve adam dedi: Yanıma verdiğin kadın, o ağaçtan bana elmayı verdi ve yedim. Ve Rab Allah kadına dedi: Bu yaptığın nedir? Ve kadın dedi: Yılan beni aldattı ve yedim. Ve Rab Allah yılana dedi: Bunu yaptığın için bütün sığırlardan daha laeatlisin... Ve seninle kadın arasına ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım (Tekvin 3:12-16) 1 Joseph Campell, Batı Mitolojisi, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, s y.a.g.e., s.76. 9

22 Böylece Tanrının buyruğuyla -bereket tanrıçasının her türlü yaratıcılığın simgesi olan- özgür, utançsız cinsellik, fitne üreten kadına yasaklanmış olur. Kadının cinselliği yalnızca annelik elde edebilmek için, yaşanabilecek, onun dışında horlanacak ve hep ilk günah ın hatırlatıcısı olarak lanetlenecektir. Annelik işlevi bile ancak belli koşullar altında yaşandığında saygınlık kazanacaktır. Çocuklar acı içinde dünyaya getirilecek ve kocanın buyrukları şikayet edilmeden uygulanacaktır.. Kadına dedi: Zahmetini ve gebeliğini ziyadesi ile çoğaltacağım, ağrı ile evlat doğuracaksın ve arzun sadece kocana olacak, o da sana hakim olacaktır (Tekvin 3: 16-17) Pandora da Havva da günah işleyecek şekilde tasarlanmışlardır. Pandora böyle tasarlanmış çünkü o cezalandırma amacıyla yaratılmıştır. Havva nın yaradılışında da kötü malzeme kullanılmıştır. Aquinas ın teşhisine göre, kusurlu doğmuş bir varlık olan kadın erdemli olamaz. Çünkü erdem doğuştan gelen bir özelliktir. Kadın yaratılanların ilki olamaz.. O hatalı yaratılmış bir erkekti...hatalı yaratılmış veya kusurlu hiçbir şey ilk önce yaratılmış olamaz. Tanrı kadının günah işleyeceğini önceden biliyordu. Kadın, büyük bir hata ya da yanlış malzeme kullanımı sonucunda meydana gelmiştir. 1 Tektanrılı dinlerdeki ve batı mitoslarındaki sorun üreten şeytanla anılan kadın imgesinin bir diğer günahkar temsilcisi de Lillith tir. Lillith, şehvet 1 Tseelon, a.g.e., s

23 ihtiyacını giderecek erkekleri geceleyin arayan, bulduğunu baştan çıkaran ve onlardan bıktıktan sonra çeşitli insan artıklarına çeviren Sabah Yıldızı da denen Sümer Tanrıçası İştar ın bir sureti olan Lillith in Gılgamış tarafından reddedildiğini, buna mütekip İştar la giriştiği ağız dalaşında İştar ın albenisine kapılan arkadaşı Enkidu yu yitirdiği görülür. Lillith in Musevi Ortaçağ inanç belleğinde Adem in ilk karısı olduğu, kısır olduğundan yeryüzüne gelmiş ilk erkek tarafından reddedilmiş olmayı hazmedemeyince intikam almak üzere tozu dumana kattığını ve Adem le birleşmesinden de bir iblisler, cinler soyu doğurduğu Hıristiyan-Musevi söylencelerinde yer almaktadır. Lillith söylencesine ilk kez Gılgamış destanında rastlanır. Lillith gecelere, yer altı dünyasına egemen kötücül bir ruhtur. Sümer, Babil Pers ve Tüton mitolojilerinde Lillith in vampir kadın-tüm bedenlerin sonu-öten baykuş-köpek ve yılan olduğuna inanılırdı. Dişinin içgüdüsel, dünyevi varlığının temsilcisi sayılan Lillith Adem in altında kalmak ve ona bağlı olmak yerine vahşeti ve şeytanla ortaklığı yeğlemiştir. Lillith in elleri ve ayakları Havva yı ayarttığı için Tanrı tarafından kesilmiştir. Eski Ahit te de bahsi geçen Yahudi halk inanışındaki dişi gece demonudur. Talmut da şeytansı bir yaratık ve Adem in ilk kadını olarak yer alan Lillith, Filistin den Yunanistan a geçmiş ve Hekate inancında yaşamaya devam etmiştir. Yeni çocukların katili, erotik rüyaların tasarımcısıdır. Hıristiyanlık söylencesinde ve kutsal kitaptaki bir diğer versiyonunda Lillith, Adem le aynı şekilde yaratıldığı için eşit olduğunu düşünmekteydi. Ancak Adem kendisine hizmet etmesini, cinsel ilişki sırasında altta kalmasını istemiştir. Lillith bu 11

24 pozisyonu aşağılayıcı bulduğu için Adem e itaat etmeyi reddetmiş ve yeryüzüne gitmiştir. Dünyada karşılaştığı ve şeytan olarak adı geçen Virgin le birleşmiş ve günde yüz çocuk doğurmaya başlamış. Adem Lillith in dünyaya dönmesinden sonra yalnızlık çekmeye başlayıp sıkılınca Tanrı, Lillith ten geri dönmesini istemiş, ancak Lillith tanrının isteğini reddetmiştir. Tanrı Lillith in bu davranışı sonrasında dünyaya üç melek göndererek Lillith in çocuklarını öldüreceği tehtidinde bulunmuştur. Lillith in bu tehtide aldırmamasını sonucunda da çocuklarını öldürmüştür 1 Çoçuklarının ölmesi üzerine Lillith her doğan insan çocuğunu öldürmeye yemin etmiş (erkekleri doğduktan sekiz gün, kızları yirmi gün içinde). Tanrı da Lillith in geri dönmemesi üzerine yalnızlık çeken Adem e eşlik etsin diye onun kaburga kemiğinden Havva yı yaratmıştır (erkeğin bedeninin bir parçasından yaratıldığı ve daha önceki başarısız Lillith deneyiminden sonra Havva itaatkar ve uyumlu bir dişi olarak tasarlanmıştır.) Lillith, her doğan çocuğu öldürmeye başlamış ve geceleri erkeklerin rüyasına girip erotik düşler görmelerini sağlayarak, onlardan aldığı dölle hamile kalıp cin çocuklar doğurmuştur. Buna benzer başka bir versiyon da; Adem e itaat eden bir eş olmayı reddeden Lillith, Cennet Bahçesinden kovulur. Allah da Adem e eş olarak Havva yı yaratır. Adem ise sanki ilk eşi ve sevdiği Lillith değilmiş gibi onu kolayca unutur ve Havva yı eş olarak benimser. Lilllith de intikam almak için daha önceki anlatıdaki gibi ona ezelden beri aşık olan şeytan ile anlaşmaya varır ve şeytan da ona kendi şeklini verir. Tanrı nın yasakladığı meyveyi yemeleri için Havva yı (aptal sarışın) kandırır ve cennetten kovulup ölümlü olmalarına neden olur. Lillith yasak meyvadan yemediği için ölümsüz olarak yaşamaya devam eder. Lillith erkeklerin rüyalarında erotik bir biçimde vuku bulur ve 1 Keith Thomas Religion and the Decline of Magic,,Weidenfeld and Nicholson.Londra,1971,s

25 onları uykularında öldürür, kanlarını içer. Yeni doğmuş çocuklara, hamile-loğusa kadınlara saldırır. Adem ile Havva nın ilk oğlu olan ve Lillith gibi cennetten kovulan Caine e de hocalık yapar ve ona kadının gücünü gösterir. 1 Günümüz dünyasına büyük ölçüde egemen olan Hıristiyan Mitolojisi ve Ortadoğu kaynaklı din ve kültürlerinde, kadının durumu ve kadın erkek ilişkilerinin en başından oldukça kötü başlamış olduğu görülmektedir. Diğer tektanrılı dinler de, hıristiyanlık gibi, erkek egemen bir anlayışı benimsemişlerdir. Museviliğe göre, erkeğin üremede oynadığı rol, tanrının dünyayı yaratma kudretini fani düzeyde yansıtır. Tıpkı, tanrının evrenin yaratıcısı olması gibi, erkekler de çocukların yaratıcısıdır. Kadının bedeni ise yalnızca tohumu taşıyıp besleyen verimli topraktır. Gerek mezopotamya geleneğinde, gerekse kutsal kitap anlatısında bilgi ile cinsellik arasında kurulan bağlantı hem başlı başına içeriği, hem de sürekliliği bakımından ilginçtir. Gılgamış destanında vahşi adam Enkidu, yabanıl hayvanların yoldaşı olarak doğanın bir parçasıdır. Hayvanlar onunla konuşurlar. Enkidu yu görüp korkuya kapılan insanlar, onu uygarlaştırsın diye bir tapınak fahişesini görevlendirirler. Bu kadınla cinsel ilişkiye giren Enkidu daha sonra hayvanların arasına dönmek istediğinde hayvanları ondan kaçar. O doğadan kopmuş kadının şehvetinin kurbanı olup dünyanın bir parçası haline gelmiştir. Cinselliğin bilgisine sahip olan Enkidu, bu bilginin sırrına sadece kendilerinin sahip olması gerektiğini 1 Campell, a.ge.e., s

26 düşünen tanrılar için bir cezalandırma vesilesidir. Bilgi sahibi olmak, tanrı benzeri olmaktır. Ama tanrılar kendilerine özgü bu niteliği kıskançlıkla korurlar. Tanrısal bilgiye ulaşmaya çalışanları da şiddetle cezalandırırlar. Gılgamış arkadaşı Enkidu nun ölümünden sonra, ölümsüzlüğün sırrını bulmak amacıyla bütün yeryüzünü dolaşır. Eski Ahit teki cenetten kovulma öyküsünde, Eski Mezopotamya dinsel düşünüşünün izlerini bulmak mümkündür: İnsanların ölümsüzlük peşinde koşmaları ve tanrıların bu özelliği kıskançlıkla korumaları; ölümsüzlük ile yılan figürü arasındaki ilişki; bilgi ağacı ve yasak meyve; yılan ile bereket tanrıçası ve kadın cinselliği arasındaki ilişkiler benzerlik gösterir. 1 Yeryüzüne günahı ve kötülüğü kim getirdi sorusuna Musevi dini, özgür kadın cinselliğini temsil eden yılan ile yaptığı ittifak aracılığıyla kadın yanıtını verir. Bu durumda erkek tanrı zaferini ilan etmektedir. Bu zaferin ölümlü insanlara etkisi ise, patriyarkanın aile ve toplum üzerindeki baskısının yasalaşmasıdır. 2 Her üç tektanrılı dinin Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet- doğduğu Ortadoğu bölgesinde, kadınların ikincilleşmesi olgusunun kurumsallaşması, kent devletlerinin ortaya çıkmasıyla gerçekleşmiş gibi görünmektedir. Kadınların varolan toplumlardaki ikincil statüsünü biyolojiye ve doğaya dayandıran, dolayısıyla bunun ezeli ve ebedi değişmez bir olgu olduğunu öne süren görüşler yaygındır. Havva söylence ve imgesi kadınların en derin duygularıyla düşüncelerini saklandığı yerin içine işlemiş; İbrani yaradılış söylencesindeki ilk kadınla ilgili 1 Sevin Kutlu, Gılgamış Destanı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1973, s İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, TÜMDA, İstanbul, 1991, s

27 öykünün varlığı, kadınlara efendilik taslayan erkeklere, her şeye gücü yeten erkek tanrının buyruğuna karşın, öfke duyan kadınların yüreklerini, kafalarını ve ruhlarını acıyla doldurmuştur. Kadınların ezilişi ve toplumdaki konumlarının ikincilliğinden dolayı oluşan eşitsizliği konusunda konuşma yürekliliği gösteren ilk kadınların çoğu, yılanın sözünü dinleyip, eril yönetim bildirisine yol açan kutsal kitap öyküsüyle uğraşıyordu. 18. ve 19. yüzyıllarda kilisenin etkisiyle gücü, kadının özerklik arayışına, bugünkinden çok daha büyük bir engel oluşturuyordu. Bunun birlikte, kadın eşitliği savaşımının öncüleri kiliseye ve öğretilerine meydan okuyarak bu güce karşı çıkıyordu. Kadın hakları savunusu, bir bakıma Havva kadının savunulmasıydı. 1 Havva ya verilen cezayla ilgili düşünceler, eşit hak istemeye kalkışan kadınların tepesinde simgesel olarak asılı duruyordu. Mary Wollstonecraft ın 1792 yılındaki yazısında cennet bahçesindeki kişiler bir kez daha tartışma konusu ediliyordu. Wollstonecraft dünyadaki insanların yarısına yönelik utanç verici davranışı gözler önüne seren ilk yapıtlardan biri olan A Windication of The Writes of Women (Kadın Hakları Savunusu) adlı kitabında şöyle diyordu: Bugün yürüklükte olan, kadının erkek için yaratıldığı düşüncesi, büyük olasılıkla Musa nın şiirsel öyküsünden kaynaklanmıştır; bu konuda ciddi bir biçimde kafa yormayanların arasında bile, Havva nın sahiden Adem in kaburgası olduğuna pek az kişinin inandığı göz önüne alınırsa, varılan sonucun yanlışlığı da anlaşılır; ayrıca bunun bugüne kadar kabul edilmiş olması, erkeğin en eski çağlardan beri, yoldaşına 1 Merlin Stone, Tanrılar Kadınken, Payel Yayıncılık, İstanbul, 2000, s

28 boyun eğdirmek için güç kullanırken bundan yararlanabileceğini görmüş olduğunu kanıtlar; masal, kadına kafasını boyunduruğa sokmak zorunda olduğunu göstermek için uydurulmuştur; bütün yabanıl yaratıklar gibi, kadın da erkeğe haz vermek için yaratılmıştır. 1 Wollstonecraft tanrıtanımazlık suçlamalarını; 1792 de bile tehlikeli bir olasılık gibi görünen şeytanın etkisinde kalma karalamalarını göze alarak, herkesin içinde konuşma sürdürüyor ve arkamdan dinsizlik hatta tanrıtanımazlık çığlıkları atılabilir ama ben çekinmeden söyleyeceğim: Musa nın güzel, şiirsel kuramının ve insanlığın düşüşüne gösterilen nedenin doğru olduğunu gökten inen melekler de söylese, aklımın yüce tanrının niteliklerine ters düştüğünü söylediği şeylere inanmam olanaksızdır; içimde şeytan korkusu duymaksızın, bunun uslamlama sonucu benimsenmiş bir düşünce olduğunu söylemekten çekinmiyorum 2 Kadınların davranışı kamuoyuna bağlı olduğu için, dinsel konulardaki inançları da işte bu nedenle yetkiye bağımlı olmalıdır. Her kız çocuk anasının, her kadın kocasının dininden olmalıdır: Çünkü bu dinler yanlış bile olsa, anayla kızı doğanın düzenine boyun eğmeye zorlayan ulusallık yüzenden, yapılan yanlış, tanrının gözünde suç olmaktan çıkar...onlar kendileri adına karar verme yeteneğinden yoksundur; Babalarını ve kocalarının kararına, kilisenin kararı kadar güven duyarak uymaları gerekir. 3 Mary Wollstonecraft bu sözleri dolayısıyla insan hakları, Adem den bu yana erkek soyuyla sınırlı kalmıştır diyerek yorumluyordu. 1 Mary Wollstonecraft, A Windication of The Writes of Women, Everyman, 1792, London 2 y.a.g.e., s Aktarma Tanrılar Kadınken, s

29 1838 de Amerikan Vatandaşlık Bildirgesinden altmış iki yıl sonra, Havva nın suçuyla cezası, erkeğin kadını ezip boyunduruk altına alma hakkını açıklamak için dünyanın her yerinde kullanılırken, kadınlara eşit hak isteyen bir başka güçlü ve güvenilir savaşçı, Musevi ve Hıristiyan kadınların söylencesel anası konusunda bir kez daha yazmıştı. Sarah Grimke sanki hukuk mahkemesindeymiş gibi şu savunmayı sunmuştu; diyelim ki başlangıçtaki gerekçe doğruydu, ama kadınlar ilk günahın cezasını yeterince çekmedi mi? Biliyorum ki kadın bugüne kadar hep dünyaya günahı getirmekle suçlanıp durmaktadır. Suçlamaları karşısavlarla püskürtmeye çalışmayacağım, hep üstü kapalı geçiştirilmesine karşın, Adem in eşinin önerisini direnmeden kabul ediverişinde, erkeklerin benimsediği akıl gücü üstünlüğünden hiçbir iz yoktur. Havva nın daha büyük bir günahkar olduğunu kabul etsek bile, erkek yaklaşık atı bin yıldır sahip çıkıp uyguladığı egemenlikten hoşnuttur; bence, kadınları boyunduruk altında tutmaya çalışmak yerine, düşenleri kaldırmak, zayıfları güçlendirmek üzere çaba harcamak çok daha sahici bir soyluluktur. Cinsime hiçbir ayrıcalık istemiyorum. Eşitlik hakkımızdan vazgeçmiyorum. Erkek kardeşlerimizden bütün istediğim, boyumuza dayadıkları ayaklarını çekmeleridir. 1 Duncan Crow, The Victorian Woman (Viktorya Kadını) adlı yapıtında o zamanın yasalarından bazılarıyla, bunların kadınlar üzerindeki etkilerini anlatır. Crow, 1857 ye kadar kadının (genellikle aksoylulara kullanılan Meclis Yasası dışında) boşanma davası açamadığını; 1881 e kadar karısının evden ayrılmasını önlemek için erkeğin bedensel güç kullanmasının yasal hak sayıldığını ve soruşturma 1 Merily Stone, Tanrılar Kadınken, Payel Yayınları, İstanbul, 2000, s

30 konusu edilemediğini; 1884 e kadar kocasının evlilik hakları na hayır- diyen kadının tutuklanabildiğini anlatır. Crow bu yasaların yanı sıra Hıristiyanlık dini de kadınların ikincil konumda olduğunu bildiren ve bunun korunup sürdürülmesini sağlayan etkili bir güçtü. Hıristiyanlık, Musevilikten aldığı miras üzerine, kadının ikincil konumunun, Havva nın işlediği ilk günahın cezası olduğunu belirten söylenceyi kurmuştu. Paulus un... Erkek kadından değil, kadın erkekten yaratılmıştır... sözlerine tapıyordu diye yazmıştır. Crow, Viktorya döneminde insanlardan her Pazar kiliseye gitmeleri istenmekle yetinilmiyor, ayrıca evde Kutsal Kitap okumaları, yakarı toplantıları düzenlenmeleri, verilen dinsel öğütleri dinleyip okumaları ve çoğu evde örneksel bir davranışla Dinlenme Günü ne tam anlamıyla uymaları bekleniyordu, der ve ekler dinin önemi ancak bu kadar vurgulanabilirdi. Kadınların artık seslerini duyurma çabasına karşın örgütlü kiliseye bağlı erkeklerin, kadınlara verilen ikincil konumu yeniden ele alıp gözden geçirmek gibi bir tasarısı yoktu. Din adamları eski Tanrı sözü uyarınca, tinsel açıdan doğuştan zayıf, akılları da bir ölçüde eksik ve kusurlu kadınların erkekler tarafından yönetilmesi gerektiğine inanıyordu. Böylece 1860 da, yani kilisenin kadınlar üzerindeki etkisine yönelik suçlamalardan yetmiş yıl sonra Susan B.Anthony ortaya çıkıp şu yorumu yaptı: Musa zamanından bugüne kadar yasalar, kamu bilinci ve din karşısında kadın hep erkeğin isteği ve istenciyle elden çıkarılabilecek bir mal gibi görülmüştür. 18

31 Kadınlara eşit haklar elde etme savaşımı sürerken, kilise de kutsal eril üstünlük kavramını özenle koruyup göklere çıkaracak gücünü ve etkisini kullanmayı büyük bir dirençle sürdürüyordu. Siyasal yönetimi ellerinde tutanlar, genellikle devlet ve Tanrı dan bir solukta söz edip geçiveriyordu. Kilisenin sözü hala güçlüydü; yüzyıllarca din adına yapılan zorbalıklar, bağnaz ve ürkünç din savaşları sorgulamalar ve cadı avları, kilisenin yetkesine meydan okumak şöyle dursun en ufak bir serzenişi bile dile getirmeye izin vermiyordu. 1 Korku ve yılgı, eril dinlerin törel kurallarını, toplumun her yönüne zorla sokmuştu. Cennet in Ecesi tapımını inatla yoksayan kurum artık, kadına suçlu, günahkar, acı çeken ve uysal Havva işlevini veriyordu. Pat Whiting The Body Politic (Kitle Yönetimi) adlı, İngiltere de bugünkü kadın özgürlüğü devinimiyle ilgili yazıları derlediği son kitabında düşüncelerini kültürümüz eski İbrani söylenceleriyle yüklüdür diyerek belirtir. Barbara Cartland, günümüz toplumundaki kadını ele aldığı incelemesinde kadından ölümsüz Havva diye söz eder. Kadının çağdaş toplumlardaki konumuyla ilgili yazıların yer aldığı bir İngiliz dergisine, seçilen adın önüne, acı bir alaycılıkla Spare Rib (Yedek Kaburga) başlığı yerleştirilmiştir. Eril üstünlük binlerce yıl boyunca, Kutsal Kitap ve buna Tanrı sözü diye inananlar tarafından önerilmiş, bildirilmiş, kanıtlanmış, açıklanmış, duyurulmuş, buyrulmuş, onaylanmış, sağlama alınmış ve yeniden onaylanmıştır. 1 Carol F.Karlsen, The Devil in the Shape of a Woman, Oxford University Press, 1995, s

32 1965 gibi yakın bir tarihte Cartland -erkekler açısından- Cennet söylencesinin, benlik yapısı üzerindeki çarpıcı etkilerini ele alıp irdelemiştir: Erkek, Yaradılış kitabındaki özlü yazılardan, Tanrı nın yaratıkları arasında en kusursuzun, hep düşünegeldiği gibi, gerçekten kendisi olduğunu öğrenince ağzı kulaklarına varır... Bu aynı zamanda rahatlatıcıdır da, çünkü dünyada tek başına sahip olduğu eşsiz yüce kusursuzluk konumu hakkında içinde hiçbir kuşkuya yer bırakmaz... Dünyanın onda dokuzundan fazlasında, kadını günahkarlıkla suçlayan Yaradılış öyküsününün ilkeleri, erkeklerin yüreklerinde yankı bulur. 1 Simone de Beauvoir, kadınlara uygulanan baskıyı ele aldığı klasik incelemesi Kadın-İkinci Cins adlı yapıtında eril dinlerin erkekler için- ne kadar elverişli olduğunu alaycı bir duyarlılıkla anlatır. Beouvoir a göre, Erkeklerin, yazdıkları yasaları onaylayan bir tanrıya sahip olmak gibi bir üstünlükleri vardır; kadınlar üzerinde mutlak yetkelerini kullandıkları için, bu yetkenin onlara Yüce Tanrı tarafından bağışlanmış olması da bir talihtir. Bütün öbür dinlerin yanı sıra, Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve Müslümanlıkta erkeğin efendiğiliği tanrısal bir haktır; dolayısıyla Tanrı korkusu, ezilen kadınların başkaldırıya yönelik bütün tepilerini bastırır. 2 Aile yaşamının özyapısında, eril dinlere eskiden ya da şimdi kucak açmış ailelerde, bir zamanların kutsal kitap yazılarına sımsıkı bağlılığı yansıtan gizliden gizliye kabullenilmiş toplum töreleriyle yaşam kalıpları vardır. Çift-ölçülü evlilik öncesi bakireliğe, çift-ölçülü evlilik bağlılığına, kadınların cinsel özerkliğine, evlilik 1 y.a.g.e., s Simone De Beauvoir, İkinci Cins, Payel Yayınları, İstanbul, 1998, s

33 dışı ilişkilere, çocuk aldırmaya, doğum denetimine, ırza geçmeye, doğurmaya, kadınlar için evliliğin ve çocuğun önemine, evlilikte kadının sorumluluklarıyla işlevlerine, cinsel nesne olarak kadınlara, edilgenlikle saldırganlığın cinsellikle özdeş tutulmasına, toplum ve iş yaşamında kadınlarla erkeklerin işlevlerine, düşüncelerini dile getiren kadınlara, kadın önderliğine, kadınların zihinsel etkinliklerine, tutumbilimsel etkinlikleriyle gereksinimlerine, erkeğe kendiliğinden yakıştırılan ekmek-parası getirme ve koruyuculuk işlevine yönelik tutumların hepsi öylesine derinlere kök salmıştır ki, bütün bunlarla ilgili duygularla değerler, hem erkekler hem de kadınlar tarafından doğal eğilimler, giderek insan içgüdüleri sayılır. 1 Birçok çağdaş kadın ve erkeğin gözünde Kutsal Kitap ın görüşleri artık,tanrı öyle buyurduğu için mutlak-kesin ve tartışılmaz sayılmasa da bu dinsel temalli buyrukların yüzyıllar boyunca izlenmiş oluşu bir başka tartışmayıgündeme getirmektedir.insanlar bunu her zaman doğru kabul etmiştir; dolayısıyla var oluşun doğal, olağan yolu bu olmalıdır deniyor. 2 Erkek-kadın simgeciliğinin, bölünmüş insan doğasının öğeleri arasındaki bağımlılık ilişkilerini ifadede kullanılması daha sonraları Hıristiyan tefsir geleneği içerisinde sürdürülmüştür. Dördüncü yüzyıla gelindiğinde Augustinus, toplumsal cinsiyetle ilişkili ve oldukça üretken bir alegorik yorum geleneğinin oluşturduğu arka plana, Tekvin hikayesine getirdiği kendi açıklamasını yerleştirebilecek durumdaydı; ki bu konudaki çabası gerçekten çok önemli ve ilginçtir. Daha önceleri, Tekvin i 1 Leonore Davidoff - Catherine Hall, Family Fortunes :Men and Women of the English Middle Class, Routledge, Londra, 1992, s Gerda Lerner, The Majority finds its past,oxford University Press, 1981,Oxford,s:

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine)

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) [Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) ONDALIK-SUNU-SADAKA Kurbanlarımızı şükran ve dua ile sunarız. Bu kurbanları dua ve tapınmanın bir parçası olarak, övgü ve şükran sunusu olarak Tanrı ya sunarız.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Erken Dönem Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Mitolojik Teori Mitlerin Meteorolojik Gelişimi Teorisi Güneş Mitolojist Okul ve Güneş

Detaylı

Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU

Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...VII BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA

MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA MBA 507 (7) ALGILAMA VE KARAR ALMA Algı Bireylerin çevrelerini anlamlandırabilmek adına duyumsal izlenimlerini düzenleme ve yorumlama sürecine verilen isimdir. davranışlarımız algıladığımız dünyaya göre

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır.

Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır. İİş Hayattıında İİlliişkii ve İİlliişkii Yönettiimiiniin Arrttan Önemii ZZeyynnep TTuur ra vve Mehhmet t SSoyyer r Sözlükler ilişki kelimesini öncelikli olarak iki insan arasındaki bağlantı olarak tanımlamaktadır.

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Psikoanalitik Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri Kurucuları ve Okullar ( W. Wundt Okulu,

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Eğitimin Toplumsal Temelleri. Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI

Eğitimin Toplumsal Temelleri. Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitimin Toplumsal Temelleri Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitim Bir kavram olarak Bir süreç olarak Bir örgüt olarak EĞİTİM Bir sistem olarak Bir kavram olarak eğitim Bir kavram olarak eğitim Eğitim bireylerin

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz. fırsatlara erişmek, barış ve Aile ilişkileri kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunur. Binaların içindeki ve çevresindeki alanlar ve tesisler, insanlarin bu binaları nasıl kullanacağını belirler. Oyun aracılığıyla

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Nihan Demirkasımoğlu

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Nihan Demirkasımoğlu TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Nihan Demirkasımoğlu 1 İçerik Sistem Kuramları Eğitime Sistem Yaklaşımı Eğitim sisteminin Alt Sistemleri Bu konu, Başaran ve Çınkır ın (2012) Türk Eğitim Sistemi ve

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları çocuk bakım evi yolunda olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 2-3 yaşındaki çocuk hakkında durum ve gelişim görüşmesi Çocuk bakım

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

Ailelerle bağlantılar kurmak. İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ni toplumunuzda yaşama geçirmek

Ailelerle bağlantılar kurmak. İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ni toplumunuzda yaşama geçirmek Ailelerle bağlantılar kurmak İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi ni toplumunuzda yaşama geçirmek İlk Yıllar Öğrenim Çerçevesi Uygulamasına Dayanan Kaynaklar projesine, Eğitim Çalışma ve İşyeri İlişkileri Bakanlığı

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 115 Yardımsever Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI Yerel ICI Bürosu Adresi: ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 116 ÖĞRENCİ RAPORU HAKKINDA TALİMATLAR Her üniteyi çalıştıktan sonra o ünitenin

Detaylı

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi ÖFKE KONTROLÜ Aşağıdaki kendini değerlendirme soruları bilimsel bir araç olarak tasarlanmış değildir. Amaç; çeşitli durumlardaki davranışlarınıza

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

VIII. BÖLÜM- DOĞUM. 8. Doğum

VIII. BÖLÜM- DOĞUM. 8. Doğum VIII. BÖLÜM- DOĞUM 8. Doğum Türk Medeni Kanunu nda kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başladığı ve ölümle son bulduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla kültürel öğrenme süreci doğumla başlar.

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

3.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 EYLÜL-19 EKİM 2012)

3.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 EYLÜL-19 EKİM 2012) 3.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 EYLÜL-19 EKİM 2012) Sayın Velimiz, Sizlerle daha önce paylaştığımız gibi okulumuzda PYP çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda 6 PYP disiplinler üstü teması ile ilgili

Detaylı

HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI

HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI BİR RENNY HARLIN FİLMİ KELLAN LUTZ HERKÜL EFSANE BAŞLIYOR

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER

KAVRAMLAR TUTUMLAR BECERİLER SAYI:3 1. SINIF III. PYP SORGULAMA ÜNİTESİ VELİ BÜLTENİ ANA FİKİR: Oyunlar duygu ve düşüncelerimizi keşfetme ve ifade etme yollarımızdan biridir. 1. Oyun çeşitleri 2. Oynarken hisset"klerimiz ve öğrendiklerimiz

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi İlke Beyanı: 3M çalışma ortamındaki herkes, kendisine saygıyla davranılmasını hak eder. Saygı göstermek, her bir kişiye eşsiz yetenekleri, geçmişi ve bakış

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

Ondalık ve Oruç Adakları

Ondalık ve Oruç Adakları Ondalık ve Oruç Adakları 01135_186_Tithing.indd 1 Bütün ondalıklarınızı ambara getirin. Beni bununla sınayın diyor Her Şeye Egemen Rab. Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Dr. Hakan Karaş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu

Dr. Hakan Karaş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu Dr. Hakan Karaş Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: Yok Grubun kollektif refahına katkı (Brewer&Kramer,1986) Gruplara

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

Uluslararası Multidisipliner Kadın Kongresi 2009: Değişim ve Güçlenme. 13-16 Ekim 2009 Dokuz Eylül Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, İzmir, TÜRKİYE

Uluslararası Multidisipliner Kadın Kongresi 2009: Değişim ve Güçlenme. 13-16 Ekim 2009 Dokuz Eylül Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, İzmir, TÜRKİYE Lütfen Dağıtınız BİLDİRİ ÇAĞRISI Uluslararası Multidisipliner Kadın Kongresi 2009: Değişim ve Güçlenme 13-16 Ekim 2009 Dokuz Eylül Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, İzmir, TÜRKİYE Uluslararası Multidisipliner

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

kavramının inşa edilmesi

kavramının inşa edilmesi B E N L İ K kavramının inşa edilmesi Ben kimim? Doç.Dr. Hacer HARLAK - Sosyal Psikoloji I sorular sorular - sorular Siz diğerlerinden farklı mısınız, yoksa benzer mi? Herkes için aynı kişi misiniz? (Eğer

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

KADIN ÇALIŞMALARI ANA BİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

KADIN ÇALIŞMALARI ANA BİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI IN ÇALIŞMALARI ANA BİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI IN ÇALIŞMALARI ANABİLİM DALI IN ÇALIŞMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) I. YARIYIL DERSLERİ / GÜZ DÖNEMİ KOD DERS ADI Z/S T U K A 5111 Feminist

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

http://www.fisek.org ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks. 0312.395 22 71

http://www.fisek.org ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks. 0312.395 22 71 ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Prof. Dr. A. Gürhan Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı http://www.fisek.org Faks. 0312.395 22 71 İnsana verilen değerin bileşik göstergesi Güvence Sağlık Hak arama

Detaylı

Zorbalık Türleri Nelerdir?

Zorbalık Türleri Nelerdir? Zorbalık Türleri Nelerdir? Fiziksel İlişkisel Sözel Siber Siber Zorbalık elektronik iletişim araçları yoluyla tehdit etmek ve kötü sözler içeren mesajlar göndermek internet ortamında dedikodu yapmak ya

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI rt O ku ao l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - ARALIK 2015 ÇOCUK HAKLARI 10 Aralık 1948 de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nin kabulüyle birlikte 10

Detaylı