A N A L A. Kemal ÖZER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "A N A L A. Kemal ÖZER"

Transkript

1

2 A N A L A Kıyısına gelip de R bakıyorlar bir uçuruma başları dönmeden; soğumamış oysa açılan toprak, tabutun daha yeni örtülmüş kapağı, yeni değmiş körpe vücudlara kurşun, dökülen kan dinmemiş daha, duydukları acı, büründükleri yas, yaktıkları daha yeni. Ve nerdeyse doğacak olan güneşe benzer bir dirim ışığı yüzlerinde; yeniden doğurmaya hazır cömertçe "yeni oğullar için mayalanmış yürekleri Kemal ÖZER

3 Aralık 92'de 1 Merhaba 2 Hangi Şiddetin Sancağı / Selim Akdenizli 8 Çocuklar Umut Çocuklar Eylem, Çocuklar Özgür / Hayati Azim 14 Guernica - Şırnak / Utku Deniz 20 Gürkaynak Notları / Tavır 22 Yaşamn Sonsuz Derinliğinde Yaşayacaklar / Ertan Yağmur 26 Gün Bizim / Grup Ekin 29 Sanatsal Yarışmalar / Tavır - Röportaj 35 Modern Edebiyatın Baş langıç Kıpırtıları II / Çev iri 40 Nota / Grup Ekin 44 Haber-Yorum Ön kapak resmi : Bernhard HEISING Chile, 12. September Ön kapak dizeleri : Nihat Behram'ın şiirlerinden derlenmiştir. Arka kapak fotoğrafı: Mehmet ÖZER Arka iç kapak resmi: Jewgeni JEWTUSCHENKO T A V I R 1

4 Ariel Dorfman / ÖLÜM VE KIZ oynundan bir sahne HANGİ ŞİDDETİN SANCAĞI! Selim AKDENİZLİ 2 T A V I R izlerden birini öldür-sek ne kay bederiz?" "S Paulina soruyor tetikte... Parmakları tetikte. Yıllardır beklediği f ırsatı kaçırmak istemezce-sine iki eliyle sıkıca sarılmış silahın kabzasına. Halka paletle, postalla saldıran, ardında her köşebaşında bir inf az, onbinlerce kay ıp ve say ısız işkence dosyası bırakan bir cuntay la hesaplaşıy or. İşkencedeki "sanık"a sağlık kontrolü yapmakla başlay ıp işi defalarca tecavüz etmeye vardıran Doktor Mengele'siyle hesaplaşıy or. Direncinin karşılığı olarak gördüğü işkencenin, y aşadığı tecav üzlerin hesabını soruyor. İşkencenin bir kalıntısı olarak içinde bir y umru gibi kalan, y ıllarca söküp atamadığı korkularıy la hesaplaşıyor. Bireysel bir öfke de var sıkılı y umruğunda. Fakat 17 y ıl süren cunta dönemini ölümleri, kay ıpları tüm bunların üzerine sünger çekerek, insanlık suçlularını y argılamadan, cezalandırmadan kurulacak olan "demokrasi"y i daha doğrusu demokrasi aldatmacasını sorgularken, tarihsel, toplumsal bir hesaplaşmaya dönüşüy or oy un. Paulina, 15 y ıl hiç eksiltmeden taşıdığı "bir gün gelecek biz yargılay acağız" umuduyla beklemiş. Rastlantı, sonucu ev ine gelen Dr. Miranda'y ı sesinden tanıy ınca eline geçen f ırsatı tereddütsüz kullanıy or. Sıkı sıkı sarılıy or silahının kabzasına, kendisine v e ülkesine y aşatılan acıların hesabını soruy or işkenceci-

5 sinden. Paulina Salas, Şilili, Arjan-tin'li de olabilir, Filipinler, Yu-nanistan y a da belki Türkiye'li. Dr. Roberto Miranda. Önce idealist duygularla katılıyor işkenceye. Gözaltındaki "sa-nık"ın sağlık durumunu kont-rol ediyor. İşkenceye daha ne kadar day anabilirler diye. Önceleri bir sınırda tutmay a çalışıyor işkenceyi. Hatta day anamaz diye gözaltı ndakini korumaya çalışıyor. Fakat zamanla o insanlık dışı sistem Dr. Miranda'daki hayvani duy guları açığa çıkartıp geliştiriyor. Sonuçlarını merak etme-ye başlıy or. Bir doktor gözüy-le (!). Hangi tutuklu, kaçıncı günde kaç volt elektriğe nasıl bir tepki verecek diye merak ediy or örneğin. Kadınlar üzerindeki f iziksel ve psikolojik etkileri gözlemlemey e başlıy or. Zamanla bu bir tutkuya dönüşüyor. Yol yöntem göstermey e başlıy or. "Devam edin. Dev am edin!" İşkenceye katılan hiç kimse masum kalamaz... Kalamıyor. İşley en çark onu da bir dişli haline getiriyor. Paulina'ya def alarca tecavüz ediy or y ıl sonra kurbanının eline düştüğünde bu kez sorgulan-ma sırası ondadır. Bu kez onun elleri ay akları bağlıdır. Tıkaç onun ağzındadır. 15 y ıl önce sorguda konuşturama-dığı için acizlikle itham edi-y ordu: "Delirmiş! (Gerçekten Şili mi bu anlatılan ülke. Tür-kiye'de de sorguda direnenle-ri uyuşturucu müptelası diy e suçluy or işkenceci şef ler) Şimdi de onu y argılamay a kalktığı için delirmiş diyor. (Arjantin'de çocuklarını ara-y an analara diktatörlük Per-şembe'nin Delileri adını tak-mıştı.) Her yapı, tüm özellikle-rini, içinde barındırdığı tüm unsurlara kazandırıyor. Dr. Miranda'nın, onursuz, saldırgan f akat gerçekte özgüven-siz ve zavallı özellikleri kişisel özellikler değil. Cunta'nın Amerikan sermayesi pay an-dalı saldırganlığı, zorbalığı gerçekte özgüv ensiz y apısı şekillendirmiş onu. (Oy un bu temel özelliği atlamasa da yeterince vurgulamıyor.) Sonunda itiraf ediy or. Üste-lik y ıllarca gözaltındakilere uyguladığı işkence yöntemleri kendisine uy gulanmadan. Ancak, karşısında, baskının, zulmün yarattığı acının nasıl önüne geçilemez bir öfkeye dönüştüğünü görüyor. Tıpkı halk gibi. Suskunluk y erini hesap sormaya bırakıy or. 17 y ıl süren zorbalık kendisini de tüketmiş, y ıpratmış. Tıpkı cunta gibi. Sonu gelmek üze-re... Karşısındakinin kaybe-decek hiçbir şeyi y ok. Biriken acı, korkuyu da yenen bir öfkey e dönüşüyor. Arada tepki-yi yumuşatacak, yargılayanın gönlünü alacak, sancısız bir şekilde geçmişin üzerine sünger çekecek, uzlaştırmacı biri gerekiyor. Son çare olarak Paulina'nın eşi Gerardo Escobar'a sığınıy or. Roberto Miranda, Şili'li 'te Şili'nin kapısında iş-tahla el oğuşturan ITT sermay esi v ardı. Çünkü ülkede zengin bakır v e güherçile ya-takları Şili sahillerinde 6. f ilo vardı. Darbeci ordunun elin-de USA damgalı silahlar, ülkede amansız bir katliam. Roberto Miranda, böyle bir düzeni temsil ediy or. Arjantin'li de olabilir. Filipinler, Yunanistan ya da belki Türki-ye'li... Gerardo Escobar, avukat. Paulina ile sınırdan darbeci-ler taraf ından arananları ka-çırma çalışmaları sırasında tanışıy or. Nişanlanıy orlar. Kaypak, kararsız yapısı ne-deniy le her küçük burjuv a gibi baskılar karşısında geri adım atıy or. Paulina işkencede, ülkede cunta var. İlişkisi-ne ve duyarlılıklarına ihanet ediyor. Daha sonra bir orta-yol buluyor. Paulina ile evle-niyorlar. "Demokratikleşme" programında yer alan Cunta dönemindeki ölümleri, kay ıp-ları araştırmakla, suçluları bulmakla görev li bir komisyona seçiliy or. Komisyonun asıl misyonu, birikmiş tepkileri, öfkey i bastırmak. Suçlular, ordunun izin v erdiği sınırlar içinde araştırılıp bulunacak f akat kamuoyuna açıklanma- Pasifizm ve uzlaşmacılık bir tek yolla burjuva şiddeti enge lleyebilir. Zorbalığın karşısında direnilmiyorsa, zorbalık daha fazla ezmek ve sömürmek için daha fazla şiddet kullanmaya ihtiyaç duymaz. Çünkü önünde hiç bir engel yoktur. yacak. Yargı önüne çıkarılmay abilirler üstelik. Çünkü, Pinochet, hala silahlı kuvvet-lerin başındadır v e ordu ülke-nin tepesinde Demokles'in kı-lıcı gibi sallanmaktadır. Çünkü eski diktatörleri kızdırıp onların hükümeti devirmesine neden olmamak gerekmekte-dir. Çünkü sancısız bir biçim-de ulusal barış ve uzlaşmay ı sağlamak gerekmektedir. Çünkü Demokrasinin başına dert açılmamalıdır. Ama, so-kaklarda, fabrikalarda, okul-larda hesap sorulmasını bek- TAVIR 3

6 4 T A V I R ley en öfkeleri birikmiş bir halk v ardır. Her an taşkınlık yapabilirler v e onları y atıştıracak uzlaş-macı formüller bulmak gerek-mektedir. İşte bu araştırma komisy onu aranan f ormül, Gerardo Escobar da aranan kişidir. Escobar, Paulina'ya verdiği "Bir gün gelecek biz yargılayacağız" sözünü unut-muş, yeni hükümetin yargı or-ganlarından, mahkemelerin-den medet ummaya başla-mıştır. Paulina haykırır "kim y argılay acak? Çocuklarını aray an analara, gidin nerede kaybettiyseniz orada aray ın diy en y argıçlar mı?" Escobar sancıy la kıv ranmaktadır. Haklı da olsa Paulina'nın hesap sormasını engellemelidir. Ya büyü bozulur-sa, askerler kızıp geri gelirler-se? Böy le bir tehdit uslandırılma-sı gereken bir toplum için düşünülüyor. İşte Gerardo gibi-leri toplumsal rehabilitasyon için biçilmiş kaftandır. Bir uz-laştırıcı, bir aracıdır. Gerardo Escobar... Şili'li. Şiddete, sömürüy e day alı bir iktidarın kılık değiştirerek hal-ka day atılmasında, halkın he-sap sormasını, y argılamasını engellemede uzlaştırıcı bir misyon yükleniyor. Pasif izmi, zorbalığın çözümü olarak görmekle kalmay ıp bunu zorbalığın yeni politikalarıyla eklem-lenmiş bir biçimde devrimci muhalefete bir baskı aracı olarak da gündeme getiriyor. Demokrasicilik oyununda "havuç"u temsil ediyor. Arjantin'li olabilir. Filipinler, Yunanistan y a da belki Türkiye'li. Oy un, döktüğü kanların lekesini üzerinden sile-reky ıllarca halka çektirdiği acıların hesabını vermeden demokrasi görüntüsü verilmiş y eni sürece "y umuşak geçiş" yapmay a çalışan bir iktidarı, yaşadıklarının acısını y ıllarca içinde taşıyan f ırsat buldu-ğunda bireysel de olsa hesap sormaktan kaçınmay acak denli, öf ke dolu bir kadını v e bunların arasında uzlaşmacı olarak rol oy nayan "y eni" dü-zene bel bağlayan bir "aydın"ı toplumsal olgular olarak ele alıp sorguluy or. Paulina'nın tavrı bireysel ve özgütsüz bir biçimde de olsa hesap sormaktaki kararlılığı, insanlık düşmanı şiddetin karşısına çıkışı ayrıca dikkate değer. Fakat, asıl tartışma sonusu, bugün yeniden güncellik kazanan çeşitli biçim v e ay gıtlarla şiddete dayalı bir düzenin hangi y öntemlerle ortadan kaldırılacağıdır. Çeşitli biçim ve aygıtlarla diyoruz çünkü kapitalist sömürünün v arlığı bile başlı başına sömürülen sınıf ların üzerine yüklenen bir şiddeti içerir. Burjuvazi bugünkü demogojilerinin aksine iktidara gelir-ken de şiddete dayalı bir dev -rim yapmış v e ilerici olduğu dönemlerde bile düzenini sürdürebilmek için azgınca bir şiddete başv urmaktan kaçınmamıştır. Bunun için serbest rekabet döneminde, küçük y aşta çocukların kar hırsı ne-deniyle sağlıksız koşullarda ve çok düşük ücretlerle çalış-tırıldığını ya da ilk sendikal örgütlenmelerin nasıl kanlı şiddetle bastırıldığını hatırla-mak y eterli. Burjuv a sömürü, tarih boy unca şiddeti gündeminden hiç çıkarmamış, tam tersine emperyalizm v e siyasal geri-cilik döneminde bu yöntemleri zenginleştirerek iktidarının te-mel day anağı haline getirmiş-tir. Üstelik uluslararası bir ni-telik kazanarak şiddet ve te-rör "ihraç" etmey e başlamış-tır. Emperyalizm, askeri-silahlı bir şiddetin yanısıra eğitim sistemi, basın-yay ın ve uluslararası planda kurduğu yay - gın medy a ağı ile entellektüel şiddeti de temel hak v e özgürlüklerin bile kısıtlanmasın-da ustaca kullanabilmektedir. Geriy e, yalnızca üretim araçlarına sahip olanların özgürlü-ğü bırakılmaktadır. Burjuvazi, aynı özgürlüğü(!) emekçilere de sunmaktadır. "Dilediğin metaya sahip olabilirsin. Çünkü bizim varolabilmemiz için senin tüketmen gerekir". Ancak alım gücü sınırları içinde. Çünkü bundan ötesi sermay e sınıf ının mülki-yet ÖZGÜRLÜĞÜ'ne müda-hale olacaktır. Kapitalizm, özel mülkiyet özgürlüğü dışındaki tüm özgürlükleri sınırlamıştır. Bunu düzeninin sürmesi için ve şiddet araçları kullanarak y apar. Bu şiddet eşitsizliği ve sömürüyü sürdürmey e yarayan bir şiddet olduğundan insanlık dışı-dır ve iktidarın elinden gitme-sine neden olabilecek çelişki-ler yoğunlaştıkça şiddet de y oğunlaşır. Şili, Arjantin, Filipinler y a da Türkiye... Gerardo Escobar ti-pi uzlaşmacı v e pasifist ay-dınların anlayamadığı y a da anlamak istemediği de budur. Yeni sömürge ülkelerde ege-men sınıf ların çelişkisi ve krizi her zaman bir yoğunluk taşır. Bu yüzden de şiddeti sürekli-dir v e krizi derinleştikçe buna bağlı olarak ağırlaşır. Toplumsal muhalefetin yükseldiği dönemlerde tüm demokratik aygıtların ortadan kaldırılmasına (bir cuntaya) buna tepkiler geliştiğinde, yıprandığında ise tepkileri y umuşatacak "demokratikleşme" gösterilerine ihtiy aç vardır. Gerardo Escobar tipi, bu noktada faşizmin ihtiyaç duyduğu önemli bir araçtır. Halkı rehabilite edecek, zorbalıkla halk arasında barışı sağlaya-cak bir misyon yüklenir. Pasifistler, bu özelliklerini bir erdem gibi gösterirler. Öyle

7 ya şiddet gibi kötü duygular-dan arınmışlardır. Tüm emek-çiler sürüp giden bir şiddetin altında ezilseler de, o bu tür işlere bulaşıp ruhunu kirlet-memiştir. Böy lesi bir bencillik v e subjektif y argıy la devrimci şiddeti de zorbalıkla eş tutarak lanet-ler v e karşısında y er alır. Oysa kapitalizmin şiddeti çok açıktır ki toplumsal dina-miklerin önüne kan insanlı-ğın gelişimini durdurmayı he-defley en sömürüy e dayalı bir şiddettir. Ve sömürüy e dayalı bir düzen oldukça bu şiddet süreğendir. Yani kapitalizm, şiddeti kendi özünde barındı-rır. Proletaryanın-emekçi sınıfla-rın şiddeti kendi doğasından kay naklanan değil hak ara-may la birlikte zorunlu olarak gelişen v e şiddeti-savaşları düny a ölçeğinde ortadan kal-dıracak "tercih" edilmiş bir şiddettir. Tercih edilmiştir, çünkü emekçilerin en küçük hak talebinden, eşitlikçi ve özgür bir iktidar 'kurma mücadelesine kadar her yönelişi iktidar taraf ından şiddetle bastırılacaktır. Pasifizm v e uzlaşmacılık bir tek y olla burjuva şiddeti engelley ebilir. Zorbalığın karşısında direnilmiyorsa, zorbalık daha f azla ezmek v e sömür-mek için daha f azla şiddet kullanmaya ihtiyaç duymaz. Çünkü önünde hiç bir engel y oktur. Ancak bu bile özünde şiddete day alı bir ilişkidir. Çünkü zorbalığın saldığı kor-ku hükmedilenin üzerinde şiddeti temsil eden bir tehdit unsuru olarak durmaktadır. (Gerçekte toplumun doğasın-da zulmedene sonuna kadar boyun eğiş hiç bir zaman yoktur.) Bu mantık (-sız) zincirinin dışında pasif istin teorilerinde hiç bir meşruluk yoktur. "Ölüm v e Kız" da Gerardo Escobar işkence suçlusu Dr. T A V I R 5

8 Miranda ile hesap soran Paulina arasında arabuluculuk yapmaya, Paulina'y ı yatıştır-maya çalışmaktadır. Açık bir tehditi koz olarak kullanmak-tadır: "Kışkırtıp bu adamları geri gelmelerini mi istiy orsu-nuz?" Peki direnmezsek v e geri gelmezlerse? Emeğin, top-lumsal kimliğin ve benliğin sö-mürüsü tepkisizce sürüp gide-bilir ve muhalif unsurlar tepki-sizce ortadan kaldırılabilirler. İşte pasifistin evrensel mis-yonu burada belirginleşiyor. Toplumsal muhalefetin bastı-rılmasında kılık değiştiren burjuvazinin bir uzantısı v e onun şiddetinin gizlenmesin-de bir araçtır. Sonuç apaçık ortadadır: Bırakılsa sonsuza dek sürüp girecek bir zorbalı-ğın bay raktarlığı. Burada, ter-cih sorusunu Caudwell'den alarak soralım: "Hangi şiddet sancağının altında kabul ettirecektir kendisini? Burjuva ilişkilerinin şiddeti mi yoksa yalnızca onlara direnmekle kalmay ıp onlara son verecek olan şiddet mi? Burjuva toplumsal ilişkileri giderek üstüne kurulu oldukları sömürü ve mülksüzleştirmenin şiddetini daha fazla açığa vuruyorlar, giderek daha açıkça insanı baskı v e vahşetle bunaltıyor-lar. Eylemden kaçan pasifist kendini bu sancağın altına y azdırır, herşeyin olduğu gibi kalması ve kötüye gidişin sancağı, sahip olanların olmay an-lara uy guladıkları artan baskı v e şiddetin sancıları (...) Ya da kendini devrimci sancağın, geleceğin sancağının altına yazdırır." (!) Şiddete dayalı bir egemenliği tüm kurum v e kuruluşlarıyla nihai olarak ortadan kaldıracak sancağın... Bunu yaparken şiddete baş-vuruyor olması onu karşısına çıktığı düzenle ay nılaştırmaz v e kendisiy le ahlaki anlamda da olsa çeliştirmez. Çünkü bu şiddet grevler, mitingler, f abri-ka işgalleri, üniversite boykot-ları, gecekondu direnişleri ka-dar meşrudur. Halkın adaleti-ni, öf kesini, umudunu özünde barındırdığı için meşrudur. Hayatın içinde olmaktan ge-len bir cüretkarlığı v ardır. "Biz görüşlerimizi zorla gerçekleştirme cesaretine sahip miyiz? Onların doğruluğuna dair ne garantimiz v ar? Tek gerçek garanti eylemdir. Bizim inançlarımızı fiziksel madde üstün-de zorlay acak, toplumun alt yapısını ev lerde, yollarda, köprülerde v e gemilerde in-san yaşamını tehlikeye atmak pahasına kuracak cesareti-miz var, çünkü teorilerimiz ey-lemle çıkmıştır v e ey lemle de-nenirler. Bırakınız köprü y ıkıl-sın, gemi batsın, ev çöksün eğer hatalıysak. Biz doğanın nedenselliğini inceledik, eğer y anlışsak bırakın üstümüzde kanıtlansın."(2) Paulina gibi bireysel v e inti-kam duy gularına dayalı bir şiddet değil hay atın içinde sı-nanan doğrulara dayalı, ör-gütlü ve yeni bir y apı kurmayı hedefleyen bir mücadelenin ürünüdür. Yine de Paulina'nın sorusunu yenileyerek sorabili-riz: Ne kay bederiz? Daha dün y anıbaşımızda olan, bugün; işkencecile-rin,direncine tahammül ede-meyip kaybettiği insanlarımız olsa, Yusuf ların, Hüse-yin'lerin, Hüsamettin'lerin, Tuğrul'ların mezarlarını arıy or olsak, işkencede tecav üze uğray an Paulina Salas değil de Esma Polat olsa. Daha sonra onu da katlettikleri on-larca dev rimci gibi y argısız-sorgusuz kurşuna dizmiş olsa karanlığın bekçileri. Ve elle-rinde USA patentli M-16'larıy la aramızda dolaşıyor olsalar, yanaşıyor kapımıza olsalar, ekmeğimize bulaşıy or olsalar... Ve onların ef endile-ri, topraklarımıza konuşlandı-rılmış çekiç güçleriyle Ortado-ğu'da y eni terör düzeni kur-mak için Genel Kurma'ya ka-rarlar aldırıp, Kürt halkını katlettiriyor olsalar... "Demok-rasinin direği" parlementodaki milletin vekillerine figüranlık yapıp görüntüyü kurtarmak düşüyor olsa, bunun da adı demokrasi olsa... Çünkü Ortadoğu'da bereket-li petrol y atakları olsa, çünkü memleketimizde demir, kö-mür, liny it yatakları ve de bembeyaz pamuk tarlaları olsa. Herşeyden önemlisi "ucuz emek cenneti" olsak. Emek hakkını ararken hep zorbalıkla karşılaşıy or olsa. İşçiler grev e gittiğinde grevler ertelenebiliyor olsa, memurlar grev li-toplu sözleşmeli sendi-kal hak için y ürüdüğünde coplanıy or olsalar, öğrenci gençlik toplumsal bir sorumlu-lukla, YÖK'e, ücretli eğitim sömürüsüne, devlet terörüne HAYIR diyerek boykota gittiğinde "Panzerler üzerlerine kalkıy or" olsa... Şiddete ve zorbalığa day alı sömürü düzeni böy lece sürüp gidiyor olsa. Tüm bunlara dur demek için halk kendi adaletini dikse düzenin karşısına. Zulme direnmenin ötesinde, onu zorla y ıkmak için, biraz rahatımız-dan vazgeçmey i, bedeller ödemey i göze alsak, bunun karşılığında kazanılacak kos-koca bir ülke v e yeniden y a-ratılacak bir düny a olsa ne kaybederiz? Daha doğrusu kaybeder mi-yiz, yoksa kazanır mıy ız? Not: 1) Ölen Bir Kültür Üzerine incelemeler / C. Caudwell/ C. 1 syf.127 2) A.g.e. syf T A V I R

9 BİR YAPRAKTA KAN DAMLASI mor dağların ucunda kızıllıklar çökmüş bir akşamdı parmaklıklarla bölündü alnım gözlerim ufuklarda kaldı gökyüzünde bulutlar gökyüzünde ay gökyüzünü kanayan bir şevkat gibi kapladılar ayakları prangalı baktım yıldızlara gülüm sana orda gözlerimle sarıldım ve avluya bir uzunbava gibi çöktü akşam yağmurlardan topladım yüzünü de gökkuşağında kaldı içerim şimdi ölüm denmez canıma od basmaya yaşam için boynumu pey sürmeye ölüm denmez madem ki özgürlüğe şifrelidir yenilgim madem ki insandır arklarda hasat edilen gözyaşıyla da bölüşülür ekmek ölümle de bölüşülür gel kardeş adını sen koy bu akşamın gel kardeş birlikte sevelim dağlara diz vurmay ı biliyorum boynumda halkalanacak bu gece bu gece kara duvarları yırtarak susacagm namuslu bir yemin gibi vereceğim başımı bu gece gözlerimi kavuşmasz yumacağım alnımda veda serinliği rüzgarın bu gece ayın kardeş sessizliğine bakacağım sonra ülkemin kızlarına ve oğullarına kanla yazılmış bir sevda bırakacağım bu gece usul usul bitti gökyüzü usul usul küçüldü göğsümde acının yürek çatlatan büyüklüğü alın hayretinizi üzerimden korkunuzu ve ihanetinizi alın inançla yendim bu acıyı ben aç kızların aydınlık gülücüğünden öptüm yeryüzünü ve rüzgara yazıldım Asım GÖNEN Christo Neikov T T A V I R 7

10 ÇOCUKLAR UMUT, ÇOCUKLAR EYLEM, ÇOCUKLAR ÖZGÜR Hayati AZİM er y er kum v e mı-cır dökülmüş ça-murlu bir y olda y ürüyorum. Tedir-ginlik rüzgarları uçuşuyor biry erlerden. Bugüne değin gördüğüm gecekondulardan f arklı birşeyler arı-y or gözlerim. Küçük bir meydandan geçiy o-rum, öteberi sıralanmış ev ler v e bir de f ırın. K. Armutlu bu-rası mı diy orum. Az ilerisi, diy or arkadaşım. Yürüy orum y ol biraz daha çamurlu şim-di.evler biraz daha sey rek v e basık. Daha çok köy evlerini çağrıştırıy or.birden bir tablo-nun karşısında buluy orum kendimi. Çev resinde ağaçla-rın,ev lerin olduğu kocaman bir göl. Hemen sağımda ikin-ci boğaz köprüsünün ay akla-rı uzanıy or. Boğaza y akın bir y erde olduğumu bilmesem gördüğümün bir göl olduğu-nu düşünmeye devam edebi-lirim. Sol taraf ımda tepedeki panzerler, polis otobüsü uzaklaştırıy or beni boğazın mav iliğinden. Tedirginliğimin nedenini soruyorum kendime. Bugüne değin K.Armutlu, kim oturu-yor, nasıl bir y aşamları v ar, sorunları neler gibi bir y aklaşımla basında görülmedi pek. Seksensekizlerde ga-zetede gördüğüm bir f otoğ-raf gelip oturuy or gözlerimin önüne. Dozerler, yıkılan evler, bağırıp çağıran ağlayan kadın v e çocuk görüntüleri. İstanbul alışıktı bu görüntü-lere. Kamuoy unun pek alı-şık olmadığı Gülsuy u'nu, Bir May ıs Mahallesi'ni anımsatan görüntüler geldi bunun ardından. Beklenme-dik direnişlerin odağı oldu K.Armutlu. Birçok insan y a- ralandı. Bir de ölü. Polislerin dikkatini çekmeden y ürüme çabasındayız. Arkadaşımın fotoğraf maki-nası ceket altında. Yaz bo-yunca K.Armutlu'yu ziy arete gelen, genelde; öğrenci, av ukat, öğretmen v e parla-menterden oluşan insan hakları hey etlerinin hemen hemen tümü en az birkaç saat polislerin zorunlu misa-firi oldular. Ev lerin çoğu briketten v e basık. Fakat arsa sıkıntıs ı çekilmediğinden büy ükçe. Yer y er kulübe benzeri ev - ler de v ar. Az da olsa beto-narme yapılar da göze çarpı-yor. Polislerin olduğu tepenin uzağınday ız artık. Bir aile kö-mür taşıyor. Arkadaşım bir iki kare f otoğraf çekiyor uzak-tan. Onlara yaklaştığımızda kömür taşıyan kadın, kendile-rinin fotoğraf ını çektiğimizi düşünerek neden f otoğraf çektiğimizi soruy or. Sesinde bir karşı çıkış v ar. Konuşma-larından basına olumlu bak-madıkları belli. Bugüne değin ne söylerlerse söylesinler ga-zeteler kendi bildiklerini y azmış. Gazeteci olmadığımızı, f otoğraf sanatçısı olduğumu-zu söy lüyoruz. "Çekin, istedi-ğinizi de y azın, buradaki ger-çekleri değiştiremezsiniz" di-yor. TAYAD'lı bir ana camdan bakıp çaya çağırıy or bizi. Tepeden gözetlediklerini söy ley erek ev e tek tek girmemiz için uy arıy or. Önce arkadaşım giriy or ev e. Ben kapıy ı bulana kadar ev in çevresinde bir tur atıy orum. Ananın kızı cezaev inden y eni çıkmış. Eşi de y eni emekli olmuş. Maaşı bağlan-mamış daha. Ana'nın eşi ile 8 T A V I R

11 tanıştığımda bir eziklik duyu-yorum içimde. Kıskanıyorum belki de. Tüm devrimcilerin anasıyım diyen bir Ana'nın ailesi de olabileceğini düşün-memiştim hiç. Kömür alamamışlar daha. Ev buza kesil-miş. İyi giyinmiş olsam da so-ğuğun içime işlediğini du-yumsuy orum. insanlarsa sıcak mı sıcak. Gözünaydın diyorum Ana'ya. Kızı yanında olduğu için sevinçli ama bu sev inç y etmiy or ona. Ben tüm devrimcilerin anasıy ım diyor. Son dönemde verilen şehitler için üzgün. Makbu-le'nin cenaze törenine katılmış kısa bir süre önce. Çe-vikler saldırınca "Sizin ana-nız yok mu? Vurmayın" de-mişler çeviklere. Yok, yanıtı alınca."ah oğlum sizi keraneden mi getirdiler buraya" diye sormuş analardan biri. Kıp-kırmızı kesilmiş yok diyen. Gülüşüyoruz. Ana da gülü-yor. Cenazede insan dövülür mü? Biz de polislerin cena-zesine gidip onları dövelim diyor sonra. Gülmemiz kahkahaya dönüşüyor bu kez.bir kez de gözaltına alınmış.onu eşi anlatıyor.şube-y e gitmiş Ana'yı sormaya. "Alışık değiliz böyle şeye. Çekiniyorum da. Sarışın, gençten bir polis kapıda nö-bette. Ben yaklaşıp karıyı so-ruy orum. Demesin mi sen yatağındaki karıya söz geçi-remiyorsun da şubede karı mı arıyorsun diye. Ama nasıl ol-dum? Beynime kaynar ka-zanlar..." Kız çayları getiriyor. Bizi gördüğüne sevinçli. Biz Ar-mutlu'yu soruyoruz o, hala içerdeymiş gibi bir hisle "İs-tanbul'da ne var ne yok" diyor. "Pek birşey yok, Armut-lu'da geçenlerde kuşlama ya-pılmış" derken anlamadığımı sezinliyor bakışlarımdan. "Bildiri... havaya atıldığında sav rulup uçuy or y a, onun için kuşlama işte." Gün kararmak üzere. Bir başka eve geçiyoruz. Seve-cen, güleç yüzlü bir kadın Hatice. Yirmidokuz yaşında. Kocası simit fırınında çalışıyor. Evden yeni çıkmış. Az daha önce gelseydiniz onu da görürdünüz, diyor. Aç mı-sınız diye soruyor hemen. Aç değiliz, az önce birşeyler atıştırdık. Ev öyle bir yoksul-luk kokuyor ki insan aç olsa da açım diyemeyecek. İki çekyat var oturduğumuz odada. Birinin ortası göç-müş. İyice aşınmış bir halı var yerde. Kenarlarından betonun griliği sırıtıyor. Oturduğumuz odanın dışındaki yer-ler sıv asız v e kapıları yok. "Üç y ıl oldu daha toparlaya-madık evi" diyor. Yoksul ol-manın utancını seziyorum sözlerinden. Yoksul olmak onun kendi suçu değil oysa. Tokat'ın köylerindenmişler. Yazın ekinle biçimle uğraşır-larmış. Hep birlikmişler ka-yınlarıyla. Gelin, kaynana, el-ti tartışmaları yaşanırmış sık-lıkla. Biçtikleri buğday da yemelik kadarmış, satmaya kalmazmış. Bir kat yatakla ayrıl-mışlar babaevinden. Kapıcı olmuşlar Bahçelievler'de. Durumları iyiymiş o zaman-lar. Kocası ciğerlerinden rahatsızlanıp kaloriferi yaka-maz olunca kapıcılıktan ayrıl-mak zorunda kalmışlar. Bu kez bir fabrikada bekçi ol-muş. Bir odalı bir gecekondu kiralamışlar. Yağmur yağın-ca sular dolarmış içeri. O işten de atılınca fırında çalış-maya başlamış. K. Armut-lu'ya gelmişler sonra. İlkin kömür taşıyan ailenin fotoğraf çekmemize gösterdi-ği tepkiyi anlatıyorum Hati-ce'ye. Sözümü bitirmeden ağzımdan kapıyor ve "Yanlış yazıyorlar. Birçoğunu kovduk buradan. Sadece Özgür Gündem... onun muhabirleri-ni de tanıyoruz artık" diyor. Gülümsüyor o ara. "Mücade-le'y i benimsiyoruz, Gündem'e sempatiyle bakıyoruz" diye ekliyor. Armutlu insanı-nın yaşam öyküleri birbirine benziyor çoğunca. Genellikle toplumun en yoksul kesimin-den. Birkaç kondunun önün-de özel oto da var. Otolara T A V I R 9

12 şaşmamak olası değil. Konuşmaları otolu kondulara çekiyorum. Ha! O mu? Satın aldı, diy or Hatice. Oranın esas sahibi kovulmuş Armut-lu'dan. Kırkbeşmilyon saymış adam. Kaybedecek hiçbirşe-yi olmayan insanların gece-kondu yaparak orayı ölümü-ne olsa bile savunmasını kavrayabiliyorum ama tapu-su ve güvencesi olmayan bir yere kırkbeşmilyon vermeyi kavrayamıyorum. Basit bir kumara benziyor daha çok. İki katlı bir inşaat yapmış adam, aldığı evin bahçesine. Yıkılırsa kırkbeşmilyonu gi-decek. Yıkılmazsa boğazı kucaklayan iki katlı bir ev. Camcıymış adam. Yardım da etmiş konu komşuya! Oda karanlığa bürünüyor Hatice anlatırken. Bir ara elektrikler yanıp sönüyor öl-günce. Armutlu'nun elektrik şebekesi yok. Evden eve ak-tararak yapılmış elektrik sis-temi felç olmuş. Çoğu odun kömür alamadığından elekt-rikli ısıtıcılar kullanılıyor. Aşı-rı yüklenmeyi kaldıramıyor tesisatlar. Karanlıkta ders ça-lışma çabasındaki çocuklara bakıyorum. Hatice'nin büyük kızı Şengül orta ikiye gidiyor. Az önce geldi, bir etamin ku-maş parçasıyla. Elişi dersi için desen işliyor. İlkokul dör-de giden Özgür'le Dilek kü-çük bir sehbada yapıştırma resim yapıyorlar. Renkli ka-ğıtları karanlıkta nasıl kesip yapıştırıyorlar kimbilir? Hatice büyük kızı Şengül'e sen-de para var mı, diye soruyor." Beşbinlirası var kızın. Etamin alışverişinden artmış. Mum alınıyor o beşbin lirayla. Ço-cukların yaptkları çalışmala-ra bakıyorum. Gecekonduya benzeyen evlerin her iki ya-nına kavak ağaçları dikmiş-ler. K. Armutlu'da en çok di-kilen ağaç kavak. Biraz da erik ağacı... Çocuklardan biri sarı bir kağıttan güneş kesip yapıştırıyor resmin sol üst köşesine. Diğerine bakıyorum o da güneşi kesip yapış-tırmı karanlıkta. Hatice'nin dört çocuğu var, ikisi komşu-nunmuş. İsimlerini soruyo-rum teker teker. Anaları; Ayşe, Fatma... Çocuklarsa Öz-gür, Umut, Eylem... Eylem dört yaşında. K. Armutlu'da doğmuş. Annesin-den tabanca almasını istiyor-muş sürekli. Yolda yürürken aynı istemini tekrarlayınca polis de duymuş. Tabancası- 10 T A V I R

13 nı vermiş Eylem'e. Eylem tabancayı aldıktan sonra şapkasını da istemiş polisten. Ne ana ne polis anlayabilmiş şapkay ı neden istediğini. Şapkayı ne yapacağını sor-muş polis. "Seni vurucam" demiş Eylem. Şapkayla bütünleştirmiş saldırganlığı küçücük düny asında. Hatice kendilerine terörist denmesinden yakınıyor arada bir. Kendi anası bile terörist diyormuş ona. "Karakollara düşesin" diye de beddua okur dururmuş. Anasının du-aları, onyedi nisanın ardın-dan Armutlu'da gerçekleşen operasyonu protesto için ya-pılan açlık grevinde gerçek-leşmiş. Hatice "Ben terör de-ğil, dört çocuk anasıyım" diye açıklama yapmı basına. Daha sonra da gözaltına alın-mış. Götürülüşünü anlatıyor gülerek." Ben iki polisin arasındayım. Anamı gördüm o ara. Anam ellerini havaya kaldırıp kuş gibi çırpıyor. Bir taraftan böyle çırpınıyor, bir taraftan da "Oh olsun! Ben sana karışma demedim mi" diye söyleniyor. Oh olsun diye diye düşüp bayıldı." On gün sürmüş Hatice'nin gözaltı süresi. Çocuklara anası bakmış o günlerde. Hem bakmış hem de terörist diye söylenmiş. Çocuklar da sık sık anneanneye küsüp kendi ev lerine gelmişler. Şengül, yemek yapmayı bil-diğini,üç kardeşine bakabile-ceğini söylüyor. Fakat onlar anneanneye küsüp kendi evlerine geldikçe anneanne de toparlay ıp geri götürmüş onları. Şengül'ün gözaltısı yok. Mahalleye gelen yabancı hey etlere yardım için postaneye kadar götürmüş, polisler alıp otolarına bindirmişler o zaman. Biraz nasihat edip bırakmışlar. Şengül o anı anlatırken yanakları kızarıyor yine. "Çok korktum, hani kayıp oluy or ya insanlar". Fadime Ana'nın evine gitmek için dışarı çıkıyoruz. Boğazdan bir gem i geçiyor. Her taraf tam bir ışık seli. Kırmızı, sarı, mavi... Yeryüzünün tüm ışıklarının ortasında olduğumu düşünüyorum, K. Armutlu'nun karanlığında. Fadime Ana'nın evi diğerle-rine oranla daha özenli. Kapısı, çerçevesi üstünkörü değil. Beyaz yağlıboya ile boyanmış. Yerler marley. Ucuzundan da olsa koltuklar var salonda. Evinin öteki evler-den daha iyi olduğunu söylü-yorum. "Ben de dışını sıvatamadım. Dışı sıvalı evler daha sıcak" diyor. Fadime Ana köydeki tarlalarını satıp nesi varsa yatırmış bu eve. Çoğu yıkıma uğrama korkusuyla fazla masraf etmemiş evlerine. Fadime Ana daha çok çocukları okusun diye gelmiş İstanbul'a. Gelirken de "ben apartmanlarda oturamam, ayağım yere bassın ", diye tutturmuş. Bayrampaşa'da dört tarafı apartmanlarla çevrili bir gecekondu kiralamışlar. Başını kaldırdığında göky üzü görünüyormuş yine de. Üç oğlu var Fadime Ana'nın. Biri şehit düşmüş... Devrim şehidi. Ortanca olan da hapiste. Büyük oğlu Ankara'da okuyormuş. Bıraktırmış okulu. Şimdi eve o bakıyor. 'Başın sağolsun demek', kabuk tutmu yarayı kanırtmak gibi gelir bana. Gözlerinden süzülüverecek damlaları bekleyerek, başın sağolsun diyorum istemeden. Gözy aşı yok. Bir hüzün dalgası gelip geçiyor mavi gözlerinden. Oğlundan bir anı, bir fotoğraf arayan gözlerim duvarlarda geziniyor. Karakalem resim çalışırmış, şiir yazarmış oğlu. Bir arkadaşıyla birlikte günlük tuttukları bir defterleri varmış. Che'yi ve kendisini resimlemiş ölmeden önce. Şu an eve bakan oğlunu gözaltına almışlar Bayrampaşa'daki kondularında. Onu gözaltına alırken resimleri de suç delili diye götürmüşler. Bir daha geri alamamışlar resimleri. Oğlunun ölümünden sonra arkada da gözaltına alınınca onların birlikte kullandıkları şiir ve anı defterini de yırtmak zorunda kalmışlar. Seksendokuz 1 Mayıs'ında Mehmet Dalcı'yla beraberlermiş Şişhane'de. Fadime Ana'nın büy ük oğlu, "bir tek bu kaldı kardeşimden", diyor. Mehmet'le anısını şiirleştirmiş ölümünden önce: "Yürüyoruz Beyoğlu'nda Bir Mayıs meydanına Yumruklar havada Sloganlarımız dalgalanıyor Kulaktan kulağa Yürüyoruz Beyoğlu'nda İşgal altındaki meydanımı-za" Armutlu' ya ne zaman geldiklerini soruyorum. Gülümsüyor Fadime Ana. "Büyük oğlum gözaltına alındıktan sonra geldik. Burada bulamazlar belki bizi dedik ama buldular" diyor. Armutlu'yu sorduğumda şöyle bir düşünüyor. Son operasyondan sonra insanlar sinmiş biraz, kendi kabuklanma çekilmişler. Anayı üzüyor bu. "Devrimciler bir kazık çaktı Armutlu'ya, kimse söküp atamaz onu. Buranın insanı da ne devrimci olur, ne devrimcilikten vazgeçer, diyor. Oğlu biraz daha iyimser. "Bakma sen öyle göründüğüne çok devrimci çıkar buradan" diyor. Ana atılıyor hemen: "Sadece K. Armutlu'dan değil heryerden yetişir devrimci. T A V I R 1 1

14 "Onyedi nisandan sonra... Biz mahallece toplandık, ce-nazey e gideceğiz. Şimdi po-lislerin olduğu tepede. Dolan otobüs kalkıy or. Birkaç oto-büs kalktı. Ben daha binme-miştim. Sonra bir molotof patladı. Hemen sonra saldır-dılar. Ama bir göreceksin. Yerde ne bulduysak kaldırıp atıy oruz. Yüz metre kadar püskürttük polisi. Bu kez ateş açmaya başladılar. Önce ha-v ay a atıy orlardı, sonra bel- Siz burda mı büyüdünüz san-ki. Ama sizin dev rimci olaca-ğınız daha çocukken belliy di" Armutlu insanını kesin kalıplara den aşağı atmaya başladılar. Bir taraf tan kurşunları gözlü-y oruz, bir taraf tan da taş atıyoruz. Kurşunlar sıy ırıp geçi-yor. Yere koy up tanımlamak doğru bakamıy orum as-lında. Taş, değil elbet. Şurası da bir gerçek çamur ne geldiy -se... Dağılma ki K. Armutlu'ya gelene değin başladı kitlede. Bir siv il beni köy lüydü, işsizdi, v eya sosyal güv encesi, çalışma güvencesi gözüne kestir-di... Yukarıdan bir helikopter kameray a alıy or..." olmay an insanlardı çoğu. Muzaff er çabuk davranıp Suskundu-lar, eziktiler, ellerini y ıkamış y ağmur birikintisinde. bükülmüştü boyunları. Genelde elleri ça- Birlikteliğin gücünü kavradılar murlu olanları almışlar ama y ıkımlarda. Hak aramay ı, Muzaffer de kurtulamamış direnmey i öğrendiler. Sosyalist kültürü soludular az da olsa. gözaltından. Üç ay kadar kal-mış içerde, "İstinye... kara-kolu çok Fadime Ana yatıya kalmamızı kötü. Çok kötü dö-vüyorlar istiy or. Bir başkasına söz orda." diy or sık sık. Daha v ermemiş olmay ı, orada biraz otobüste başlamış so-pa. daha kalabilmeyi ne çok Dudaklarını sıkıca birleş-tirip isterdim. Muzaff er otuzüç yaşında, gözlerini biraz daha aça-rak "Kaç cop kırıldı üstümüz-de bir bilsen" belediy e işçisi. Seksen önce-si diy e soruy or. Dirensek bu kadar Gültepe'de oturuy ormuş. sopa y e-mezdik diye de ekliy or Bekarmış o zamanlar. Şimdi onun da Özgür adında bir kı-zı he-men. Karakolda suskun kalmış önce. Kızlar slogan atıyormuş. var. O günlerde faşistlerin Slogan atan kızlar-dan saldırısına uğramış. Önemli bir anı onun için. Dev rimcili-ğin ne birinin üstüne upuzun uzanmış bir polis görünce dayanamamış olduğunu tam bilmez-miş o atlamış polisin üstüne. Bunu zamanlar. En güzel düny aları anlatırken kü-fürler dökülüyor dev rimcilerin kura-cağına dilinden. "Cinsel tacizlerin de bir inanmış v e kendini devrimci diye iş-kence y öntemi olarak algılanması tanımlamış. Faşistlerin saldırısını gerekmez mi" diy e anlattık-tan sonra gözaltına soruy orum."biliy orum" diye alınışını anlatmaya başlıy or. yanıtlıyor kafasını sallayarak. Konuş-maları daha çok köy Operasy ona dönüyor y ine. "Kitle delikan-lısı ağzında. dağıldıktan sonra in-sanlar ev lere kaçıştı. Day ak ama ne day ak... Camdan ka-pıdan giriy orlar içeri. Gözleri hiçbirşey görmüy or, çoluk çocuk dinleyen y ok Çocukla-rı da komünisttir bunların di-y orlar." Muzaff erin karısı pek konuşmuyor. Ara sıra katılıy or söze. Operasyon anında K. Armutlu'da değilmiş. Otobüs-le Karacaahmet'e gitmiş. Mezarlığa giremeden de geri gelmişler. "Orada da saldır-dılar" diy or. Konuşmalara az katılıy or olmasının, kocası-nın çok konuşuy or olmasın-dan kay naklandığını düşünü-yorum. Yaşamı eşiyle birlikte omuzlamış, cin gibi bir kadın aslında. Temizliğe gidiy or-muş. Muzaff er'in tutuklu olduğu günlerde iş arkadaşları biraz y ardım toplay ıp gön-dermişler ama y ük daha çok onun omuzlarına binmiş. Sabah, sis çökmüş Armutlu'y la uyanıy oruz. Muzaff er işe, eşi temizliğe, Özgür oku-la gidiy or. Bir sessizlik var Armutlu'da. Tanımlaması zor. Insansızlaşmış bir köy sanki. Birkaç köpek koşuy or ordan oray a. Evin önündeki taşlara y aşlıca bir adam ge-lip oturuy or. Polis mi diy e ba-kıy oruz. K. Armutlu'dan biri olmalı. Sessizliği bozmaktan kaçınıy or sanki. Düşünüy or. Sessizliğe karışıy oruz biz de. Az sonra ayrılacağız Ar mutlu'dan. Armutlu'luyu, insanlarını, y eterince tanıy a- madığımı düşünüyorum. Orada daha çok kalmak, daha çok insanla konuşma iste-ğimi bastırmaya çalışarak yürüy orum çamurlu yollarda. Daha önce mahalle birimle-rinde görev almış biri geçiy or y anımızdan. Selam v eriy o-ruz. Kafasını öbür yana dön-dürüy or. Bir başkasıy la karşı-laşıy oruz az sonra. Ay aküstü laflarken iki kişi daha geliy or. Çay içmeye çağırıy orlar. Birkaç kişiy le daha konuşabilmenin sevinciyle giriyorum içeri. Gülsüm v e Nihat Armutlu'da tanışıp ev lenmişler. Pazarlamacılık y apıy orlar şimdi. Gülsüm'ün kulübe türü bir ev i v armış Armutlu'da. Daha çok oranın insanına y ardımcı olmak için gelmiş. Kulübekondu, örgüt ev i olarak bellenince boşaltmış ora- 12 T A V I R

15 yı. Oturdukları ev orada gör-düğüm Hemşehrilik ili-kileri, evlerin en iyilerinden biri. Yıkım birbirlerini kayırmalar veya olayının artık aşıl-dığına inanıyorlar. birbirlerine ça-mur Ahmet be-lediye işçisi. Mustafa atmalarla mücadele ediliyor lokanta-da çalışıyor. Onlar da bu görüşte. mahalleler-de. Mustafa'nın eşi cezaevindeymiş Sosyalist kültü-re göre daha. Son yapılan-maya çalışan operasyonda alınmış. Bunu çok mahalli birimle-rin, doğal bir olaymış gibi söylemesi kadının dö-vülmesini şaşırtıyor insanı. Çocuklar?... "Alıştı yasak-layan tavrına ve artık onlar da" diyor. Tarn onüç kez kadın erkek eşit-liği yı-kılmış evi. Ondördüncüsünü kavramlarfna sığınan bazı kendisi yıkıp betonarme yapıy ka-dınların gereksiz ormuş. çıkışları da hoş anlar Ahmet gecekondulaşmada olarak ha-tırlanıyor. Gülsüm bazı olum-suzluklara deneyimli. Bir Mays mahal-lesinin kurulmasında da var-mış. Fakat orada evi yok. Gönüllüymüş o karşın sosyalist kültü-rün Armutlu'da kalıcı olacağını zaman. Bir Mays mahallesiyle düşünüyor. Armut-lu'yu karşılaştırarak "Bir Mayıs'ta Sözü çev ik kuvvete daha sağlam bir örgüt-lenme getiriy o-rum yine. vardı, orada yiyeceği olmayan bir aile aç kalmazdı, burada kalabilir" "Onla-rın neden burada oldukları belli", diy or. diyor. Nihat Tokat'tan iki köyü Geçenlerde bir kavga boşaltıp gelenlerin Armutlu'ya olmuş birkaç kişinin alınma-sını hata olarak yorumlay ınca, arasın-da. Kav gay ı Gülsüm kocasına uyarıda çev iklere haber bulunarak bunları süreçle bir-likte vermişler fakat onlar "bu degerlendirmek gerekti-ğini bi-zim işimiz değil" söylüyor. Seksensekiz-lerde, demişler. Armutlu Ey lül'ün baskılarının yeni yeni insanının kapılarını kırılmaya başladığı günlerde birçok devrimcilere kapadığında insan Armut-lu'ya yerleşmekten po-lisin mahallede çekinmiş Gülsüm'ün düşüncesine gö-re. kalmasının gereğinin de ortadan kalka-cağını söylüy or. Tokat'tan gelenler için beş Gülsüm, Nihat, Ahmet ve konduluk kontenjan ayrılmış Mustafa yıkımların olmaya-cağı olmasına karşın geri dönüşü kanısında olsalar da her olasılığı düşünmeyen bu insanlar da kabul tartıp biçiyorlar birer birer. "Burayı edilmiş Armutlu'ya. Sosyalist tankla topla yı-kabilirler de" diyorlar. kültürün özümsen-mesi bir süreci gerektiri-yor... Köylüler hemşehrilik Fakat bunun Armutlu insanını bir araya toplayacağını ve geç-mişte ilişkilerini de taşımışlar Armutlu'ya. yaşanan direnişlerin yeniden Kendi aralarında hiç uyum yaşanması demek olacağını ileri sağlayamayan bu insanlar sürüyorlar. başkalarına karşı Tokat'lılık day anışmasıyla birlik oluv ermişler sürekli. Önemli bir olasılık da Armut-lu'nun parça parça yıkılma-sı.bir bebek ağlaması duyu-yorum. Gülsüm "Sinan uyan-dı" diy erek koşuyor. Grup Özgürlük Türküsü'nün ezgileri dolaşıyor düşlerimde. Ağlar aç bir çocuk çamurlu bir sokakta Şimdi Sinan uyanacak Sinan'ın gülücükleriyle ay-rılıyoruz oradan. Armutlu çı-kışında bir duvar. Kırmızı bo-y alarla iri iri yazılmış ve son-radan karalanmış bir duvar yazısı. Dikkatlice bakılırsa okunabiliyor yine de. POLİSLE İŞBİRLİĞİ YAPANLARDAN HESAP SORDUK,SORACAĞIZ. T A V I R 13

16 GUERNICA - ŞIRNAK insanlık tarihi sömürenlerin çıkmazlarının vermıştı. Olaya tanık olan bir kinica acımasızca bombalandiği telaşla- yaptığı katliamlarla doludur. Bun- Nisan ikindi üstü... Harikulaşi şöyle anlatmaktadır: "26 lar, sonlarını yaşadığımız şu yüzyılda şak ve bulutsuzdu. Guernide açık bir gün. Hava yumu- sürmekte. Bu katliamlardan, benzer özellik- doğru vardık. Yollar çok işca'nın varoşlarına saat 5 ' e lerinden dolayı ikisi; lekti. Çünkü alışveriş günüydü. Aniden sirenler ötmeye Guernica ve Şırnak'tır. Ortak yanları ise başladı. Bizi bir korkudur aldı. Halk köşeye bucağa ka- halklarının, ülkelerindeki etnik kökenleri ve bunlardan dolayı verdikleri müca- yer aramak için herşeyi olduçıştı. Kendilerine korunacak deledir. Guernica İspanya ğu gibi bıraktılar. Hatta bazıları dağlara doğru koştu. Kı- Bask ülkesinde, Şırnak Türkiye Kürdistan'ındadır. sa bir süre sonra Guernica İspanya iç savaşı yıllarında General Franco, Alman- göründü... Ve kentin merke- üzerinde yabancı bir uçak ya ve İtalya'nın desteğiyle zine üç bomba attı. Bunun İkinci Paylaşım Savaşı'nın üzerinden çok geçmeden yedi uçak gördüm. Bunları altı ön hazırlıklarını İspanya'da ve Bask Ülkesinde denemiştir. beş uçak daha geldi. Hepsi tane daha izliyordu ve sonra ABD'nin Ortadoğu halklarının sahibolduğu petrol böl- Bu arada tüm Guernica pa- de Junkers uçaklarıydılar. gesini denetimi altında tutmasına yardımc ı olan TC alçaktan uçuyorlardı. Olsa nik içindeydi... Uçaklar çok ise ileri karakol işlevi görüyor; katliamcı geleneğini sıdiler. Bu arada kadınlar, ço- olsa ikiyüz metre yüksekteynıyor Şırnak'ta. cuklar ve yaşlı adamlar isabet alıp sinekler gibi yerlere 1937 yılında bir bahar günü Guernica halkı gökyüzünün uçaklarla dolu olduğunu büyük kan birikintileri görü- dökülüyorlardı. Her yanda görmüştü. "Kutsal Meşe" adlı ağaçtan dolayı Bask'ın kut- duran bir yaşlı çiftçi gördüm. yorduk. Tarlada tek başına sal zehiri kabul edilen Guer- Bir makineli tüfek yağmuru öldürdü onu. Onsekiz uçak bir saatten çok Guernica üzerinde kaldılar ve bomba üzerine bomba yağdırdılar. Patlamaların ve yıkılan evlerin çıkard ığı sesler akıl almaz bir şeydi. Uçaklar caddeler üzerinde uçtular. Görülebilen her yere bomba yağdırdılar. Daha sonra kraterleri gördük, bunların onaltı metrelik çapları vardı. Uçaklar saat yediye doğru gittiler. Bu sefer çok daha fazla yüksekten uçan yeni bir uçak dalgası geldi. İkinci filo, kentimizin üstüne yangın bombaları attı. Bu bombardıman otuzbeş dakika sürdü. Ama tüm bölgeyi yanan bir fırına benzetmeye yetti. Yangın bombaları ile yapılan bu saldırının hangi amacı güttüğünü hemen anlamıştım. Bunlar yangın bombaları kullanarak tüm dünyayı, Basklıların kenti kendilerinin yakmış olduğuna inandırmak istiyorlardı... "(1) 1992 yılı Ağustos ayında aynı faşist oyun Şırnaklılara oynanıyordu. Bir Şırnaklı olayı şöyle yorumluyordu; "18 Ağustos akşamı sıralarında silah sesleri duymaya başladık. Daha sonra 14 T A V I R

17 havan topları ve mermiler patlamaya başladı. Bu arada bizim eve bir hazır bir yumruk olarak göz-ler önüne serildi. roketatar mer-misi isabet etti. Resmin ilk sergisi sırasın-da bir Sabah olun-ca şehri terk etmeye kadın yanında kızıyla gelip, karar verdik, terketmeye çalışırken Guernica'nın önünde durur. hala bombalar yağıyordu. Açılan ateş sonucu bir kadın öldü, yaşlılar ve çocuklar ya-ralandı. Bir mezraya geldik ve ölümüzü gömmeye çalıştık. Buradan geçerken bizi gören bir Yanındaki kızına şöy-le der; "İşte bu hepsinden korkun. Sırtımda bir örüm-ceğin gezindiğini duyar gibi oluyorum. Kuşkusuz burada ne yapılmak istendiğini anla-mıyorum. helikopter hemen bombaladı. Fakat gerçekten çok ilginç, Burada da bir kadın öldü ve bir bedenimin parça-landığını çocuk yara-landı. 20 Agustos günü hissediyorum." geri dönmeye çalıştık. Askerler Guernica resminin yaratı-mını, ev leri yakıyorlardı. Askerle-rin İspanyol Cumhuriyeti Hükümeti bombardımanı sonucu bütün tarafından görev-lendirilen, eşyalarımız yandı. Mahsullerimiz telef oldu. Bü-yükbaş hayvanlarımız öldü-rüldü. Daha sonra televizyoncular Picasso'nun yakın arkadaşı Doris Maar aşama aşama kaydetmiştir. Pablo Picasso 28 Nisan 1937'de çekim yapıp, tüm dünyayı, Guernica'nm bom-balandıgını şehri bizim yaktığı-mıza gazetelerden okumuştu. Kısa bir inandırmaya çal ışt ı- lar..." (2) süre önce de 1937 yılı Paris Guernica'da bu katliam re-simle Ulusla-rarası Sergisi'nde gösterilmek üzere İspanyol Cumhuriyeti anlatıldı. Faşizmin bu kara sayfalarından biri sa-natla, her Hükümeti ona bir resim zaman atılmaya ısmarlamıştı. Böylece Picasso, yapacağı resmin konu-sunu bulmu oldu. 1 Mayıs'da da resmin ilk ön çalışmalarına başladı. Hemen temel figür olan At, Boğa ve Kadın'ı çizdi. Bu bir anda oluşmuş bir şey değildi. 1934'de yaptığı Yaralı Boğa, At ve Kadın adlı sürrealist çalışmasından ana im-geleri aldı. 1937'de yaptığı Franco'nun Düşleri ve Ya-lanları serisinde ise Guernica'da kullanılan olguları ka-fasında pişirdi. Uzun süredir kafasında olan bu imgeleri Guernica olayının patlama-sıyla doruğa ulaştırdı. Dene-me yanılma yöntemiyle yoğurarak, resmi oluşturdu. Bu ilk çalışmada, sol üst köşede, üstünde kuş duru-yormu izlenimini veren bir boğa, ortada boynu gerilmiş bir at başı, sağ köşede ise elinde bir şey tutan bir kadın vardır. Ön çalışmada sınırları belirfeyen çizgilerde bulunmaktadır. Bunlarsa, sağ köşede evin duvarı konu-mundaki çizgi ve resmin ka-rışıklığını odaklayan bir yarı çember v ardır. Artık her yer Guernica Şırnak İstedikleri yeşermesin bir tek başak Sevdiğim; Sen dağında döğüşürken bugün Bebemize sarılıp öldüm. Yok, biliyorum ayrısı Hem kırın hem şehrin. T A V I R 15 -*&âm

18 Resmin ileride sürekli değişimine karşın boğa, at başı ve kadın hiç değişmemiş, re-sim bu imgelerin üzerine ge-liştirilmiştir. 2 Mayıs günü bir çalışma-da boğa sol üst köşede, boy-nu tamamen gerilmiş ve baş yukarıda, kadın köşesinde ve kolu uzayarak sof üstteki atın yanına geliyor. Işıkta ye-rini çatalımsı bir şekile bıra-kıyor. Kadının hemen altında karnı olmayan bir hayvan es-kizi v ar. Ancak aynı gün resim yine ilk çalışmaya dönüp gelişiyor. Kadın yine ışık tu-tuyor. Boğa ve at yerlerinde. Resimdeki yenilik ise atın altında; elinde bir mızrak tutan ve başından kanlar akmış bir erkeğin ölüsü... Ayaklarının altındaysa bir çocuk ölüsü olması. 9 May ıs günü Picasso son ön çalışmayı yapıyor. Bu ça-lışmada boğa ve kadının ko-numu ortalanıyor. Atla bir üç-gen oluşturuluyor. Çalışma-da Guernica pazar yerinin o günkü durumunu anlatan olaylar gelişiyor. En sağda yanan bir ev, onun yanında sıkılmış bir y umruk. Atla yumruk arasında gerilmiş bir insan. Atın solunda onunla bütünleşmiş bir tekerlek. En solda da parçalanmış insan-lar ve ev görülüy or. 11 Mayıs'ta resim tual aşamasına geliyor. Tualde ilk il-giyi çekenler; yumruğun or-taya alınması, kucağında ölmu bebeğini tutan annenin gökyüzüne haykırışı. Ve sağ taraftaki büyük karmaşa. Ortaya en belirgin yere alınan yumruk, ölmüş savaşçının sağ eli, sol eliyse kırılmış bir kılıç tutuyor. İkinci tual çalışması sıra-sında ise yumruğun görünü-mü değişmiş başak tutan bir el olmuş. Onun arkasında, güneş ilk defa resime girmiş-tir. Bu resimdeki ikinci ışıktır. Üçüncü aşama ise artık resmin oturdugu aşamadır. Üçüncü tual çalışmasında Picasso yumruğu, gerilmiş at boynuna çevirmiş, güneşi de göz gibi betimlemiştir. Savaşçı ise kılıcı sağ eline almış, sol elini uzatmıştır. Bundan sonra ufak tefek değişiklikler olmuş ve resim ortaya çıkmıştır. Resim ha-vasız ve mekansızdır. Elekt-rik ışığı gaz lambası ve yan-gın, resme hemen hemen hiç ışık vermez gibidir. (3) Resmin üst yarısında içerik için en önemli olan şeyi, özellikle büyük ve göze çar-pıcı resmetmiştir. Alt kısım-da ise, insani acının küçük bölümler olarak resmedildi-ğini görürüz. (4) Guernica çok karışıkmış izlenimi uyandırmakta ise de bakanlara hemen kendini ta-nıtmakta ve anlatımını sun-maktadır. Rengi gümüş cıva rengidir. Bu da Bask maden-lerinden gelmektedir. Belki de resmin karışık görünme-sini sağlayan bu renklerdir. Tablonun değerlendirmesi-ni yapan Peter Weiss boğa-nın halkı, atın ise faşizmi simgelediğini söyler. Picasso ise bir soruya verdiği ya-nıtta boğanın doğrudan faşizmi değil fakat karanlık ve tehdit eden bir gücü simgelediğini söy ler. Gözlerden kaçan bir nokta ise atın ağızının içindeki uçaktır. Picasso'nun yanıtı-na dayanarak, bunun halkın sesini kesmek için gönderil-miş bir uçak olduğunu söyle-y ebiliriz. Ayrıca iki Mayıs'taki aşamasında erkeğin elinde tuttuğu mızrak, resimde atın sırtından girmiş, karnından çıkmış olarak görülebilir. Guernica'ya bakanlar resimdek i karmaşadan dehşe-te düşmekte ama sebebi be-lirsiz bir umuda kapılmakta-dırlar. Korku teslim olmakta kendini yok etmektedir. Picasso, insanın bütün ya-rattığı değerleri resminde toplamakta, faşizme karşılı-ğın, en görkemli örneklerin-den birini vermektedir. Ki Guernica tartışmasız politik bir resimdir. Büyüklüğü de politik olduğu, y an tuttuğu kadar v e sanatla görkemli bir anlatımla yapılmasından gelmektedir. "Guernica'y ı diğer anma ve anıt resimlerinden f arklı kılan şey, bu resimden açı-ğa çıkan ve bugüne kadarki toplumsal eleştirel egilimli sanatçılar üzerinde görülen şaşırtıcı etkisidir. Böylece Guernica, uluslararası anti-faşist sanat dilinin yaratılma-sına bir katkı olmuştur. Bir resmin ancak sanatsal açı-dan etkili olabileceği v e onun siyasal ajitasyonun hizmetinde olması gibi bir paradoks Guernica'yı sanat tarihinin bir miti haline getir-miştir. Başka hiç bir yapıtta görülmez bu." diyor Wılfried Wiegand. Picasso'nun İspanya iç sa-v aşı ile kazandığı sosyalist duyarlılık, Guernica'ya yan-sımıştır. Onu örgütlülüğe gö-türen y olu açmıştır. Ancak hiç bir zaman için örgütle (FKP) çok sıkı ilişkileri olma-mış, daha sonra da kendi kendine yok olmuştur. O dö-nemden sonra y aptığı - Kore'de Soykırım- tablosu da aynı konuyu işlemesine karşın hiç etkili olmamıştır. Sanat kitlelere ulaşmada en etkin görevlerden birini üstlenmiştir. Bir insana an- 16 T A V I R

19 ' latmak istediğimiz duy gularımız, resimle, müzikle, dansla güçlendirildiğinde daha iy i sonuç alınmakta, anlatım daha etkili olmaktadır. Küba'y ı görmediğimiz halde, Nazım'ın "Sen mutluluğun resmini y apabilir misin Abidin" dizelerinde o günü y aşar gibi oluruz. Brecht'in Mezbahaların Jan Dark'ı-adlı oy ununda bozuk düzen-de karşı şiddetin kullanımı-nın zorunluluğunu çoğumuz, insanlara o kadar güzel anlatamaz. Sanatla anlatım bir silahtır. Bunu bir yana bırakmaksa büy ük bir eksikliktir. Guernica yüzy ılımızın resmidir y ılında Halepçe katliamını gösteren bir fotoğ-raf da y üzy ılın f otoğraf ı ola-rak değerlendirildi. Bunlar düny anın gözü önüne ger-çekleri serebiliy or ve insanla-ra artık birşey lerin y apılma-ması gerekliliğini hissettiri-yorsa, bugün Şırnak için de aynı şey gereklidir. Burada da sanatın etkisini, gücünü göstermesi gerekir. Resim, şiir, öykü, şarkı yapılmalıdır. Önümüzde onlarca örnek dururken bizler susamay ız. TC telev izy on kameralarına Şırnak'ı görüntüleme izni v erirken, "minareyi çalan, kılıf ını hazırlar" mantığını gütmüştür. Oysa izlediğimiz görün-tüler sadece bir belge olmasına, sanatsal bir yanı olmamasına karışır y üzy ılın görüntüleri olmay a aday dır. Eh ne de olsa aralarına girmek için çırpındığımız Av ru-palılar "Dağlar asla sak-lanmaz" demiştir. Her şey ortadadır. Ve nasıl Guernica bir resim, Halepçe bir f o- toğraf la anılıy orsa, türr sanatçılara, örgütlü y a da duy arlı olsun, "İşte Mey dan" diy oruz. Yeni Guernica'lara, yeni Şırnak'lara izin vermeye-lim. KAYNAKLAR 1) Picasso, Wilfried Wiegand, Alan Yayıncılık, sf ) Mücadele Gazetesi, Sayı. 9, 6.sf. 3) Modern Sanatın Öyküsü, Norbert Lynton, Remzi Kitabevi, sf ) Picasso, Wilfried Wiegand, Alan Yayıncılık, sf ) Picasso'nun doğruları ve Yanlışları, John Berger (Referans) Ünlü Fransız Sair Paul E L U A R D 1937 yılında Guernica tablosu için GUERNlCA'N l'n U T K U S U şiirini yazmıştır. GU E R N İ C A ' N I N UTKUSU Tarlalarla maden ocaklarının yoksul ev lerindeki insanlar Sıcaktaki güzel yüzler, soğuktaki güzel yüzler gecenin, karanlığın, darbenin reddi için, her şey için güzel yüzler, Uzaya atılınca, Ölümünüz örnek olacak onlara. Ölüm, dehşete düşmüş bir yürekle Ekmek, toprak, su, uyku v e masmav i gökyüzünün mutluluğu v e kapkara yoksulluk Yaşamımızla ödetilecek Ekmeğimizi elimizden alanlar, Bizi yargılayan çılgınlar Meteliği bölüşürüz de Gereksinim duyma yız sadakanıza Saygımız v ar Ölülerimizi selamlayacak kadar Onlar bizim dünyanın insanları değildir Kadınların, çocukların hep aynı hazinesi İlk yazın yeşil yapraklarından, saf ana sütünden v e pırıl pırıl gözlerindeki sürekliliğin Kadınların, çocukların hep aynı hazinesi Gözlerde İnsanlar onu sav unuyor, elinden geldiğince Kadınların, çocukların gülü hep a ynı kızıl gül: Gözlerinde yansı yan kanın Korkuyla yüreklilik, yaşamla ölüm gibi İnsanlar için bir türkü gibi söylenen, İnsanlar için gizlenen bu hazine Gerçek insanlar gelin Umutsuzluğu söndürüp umut ateşlerini yakmak için Beraber açalım bir tomurcuk gibi geleceğin kapısını Paryalar, ölüm, toprak v e o iğrenç çirkinlik Düşmanlarımızın rengi gibi hep a ynı Gecemiz gibi karanlık Ama kuşku yok utku bizim artık. Çeviri: Aydın KARAHASAN Bu şiir 1937 yılı ParisUluslararası Sergisinde Guernica tablosunun yanında sergilenmiştir. T A V I R 1 7

20 ŞIRNAK D ER İN YARA I Kurşuna tutuldu, ne varsa göğün altında Ekmeğim toprağım aşkım adına Evler sokaklar ölü hepsi Ekmeğim toprağım aşkım adına Şırnak derin yara Kan szar gözlerime Göçe vurmuş canlar Toprağında sürgün Bağında yabancı olmuş Gözlerde kan irin Gözlerde öfke suyu Yahu bu fermana El basmadık dolanır durur baş ımızda Vuruldular bir solukta kardeş dediklerim Aldılar bebelerin yaşanmamış ömrünü Ve dolu vurur gibi gecenin bir vaktinde bahçeme Yıldızlar kovuldu bombalar yağdı Şırnak üstüne Yayıldı boşluğa sınır tanımadan havan sesi Ve dumanlar sildi, doğadan güneşin rengini II Bir değ il Şırnak İki deil üç değil Dersimler yanar içimde Kanı kurumadı Halepçe'de çocukların Tazedir daha Cizre'de toprağı ölülerin Ve Kasaplar Deresi Ve Ağrı Ve Cudi Ve Zilan Ya otuzüç yaram Ya seni Dicle Nereme koyam Ete kemiğe doymadı Top tüf ek İcadından bu yana Yanar yüreğim yanar Acı sevdadlr Şırnak Her şeyim düşman şimdi Ahdim v ar Tarlada ekinim Döle durmuş bebem düşman Dalda narım Bahçemde gülüm Ayvam armudum Baharım yazım kışım Yolunmuş bostanım Bağım Ya zulüm Neyliyem sana Kenan SENCER 18 T A V I R

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU

GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU 1. DIŞ. CADDE - GECE 1 FADE IN: Saat 22:30. 30 yaşında bir gazeteci olan Eren caddede araba sürmektedir. Bir süre sonra kırmızı ışıkta durur. Yan koltukta bulunan fotoğraf

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi 6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi Kahramanmaraş ın Ekinözü İlçesine bağlı Alişar Köyünde 54 Yaşındaki Mehmet Göyün 6 Çocuğu ile birlikte tek göz kerpiç odanın içinde verdiği yaşam Mücadelesi yürekleri

Detaylı

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta İnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 2 Düşünen ve Hisseden Varlık İnsan İkinci Kısım: Sosyal İnsan Geçen Hafta GEÇEN HAFTA Yanlılık BU HAFTA Sosyal Etki Tartışma Issız bir adada

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

İşçi Birlik Cephesi [Söz: Bertolt Brecht (1934), Müzik: Hanns Eisler (1935)] İşçi Yürüyor Baştan [Söz:? (?), Müzik: Saadettin Kaynak (?

İşçi Birlik Cephesi [Söz: Bertolt Brecht (1934), Müzik: Hanns Eisler (1935)] İşçi Yürüyor Baştan [Söz:? (?), Müzik: Saadettin Kaynak (? Devrimci Ezgiler Gerek yaşadığımız coğrafyada, gerekse tüm dünyada işçi sınıfın kitlesel mücadeleleri ile özdeşleşmiş, deyim yerindeyse klasikleşmiş devrimci ezgilerden seçkiler ve bu ezgilerin öyküleri

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 1 MAYIS 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ETKİNLİĞİ SANATSAL ETKİNLİKLER

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 1 MAYIS 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ETKİNLİĞİ SANATSAL ETKİNLİKLER 9TOPLUMSAL ETKİNLİKLER 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 1 MAYIS 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ETKİNLİĞİ SANATSAL ETKİNLİKLER 11111 260 01 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 11111 262 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri büyük yazılır. Cesur Yumak Nevşehir Japon Azerbaycan Ağrı Dağı Anıtkabir Cümleler her zaman büyük

Detaylı

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ 19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILAR DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI 19.09.2014 Bugün 19 Eylül. Bugün bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütü TMMOB nin mücadele dolu tarihi açısından

Detaylı

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır.

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. .com Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. ilkok 2/... Sınıfı Türkçe Dersi Değerlendirme Sınavı Adı-Soyadı:... Yaşayabilmek için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen sayesinde karadaki

Detaylı

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 4-10 Nisan: Polis Haftası 7-13 Nisan: Dünya Sağlık Günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan'ı içine alan hafta: Dünya Kitap Günü T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 1 Av.Dr. M. SEZGİN TANRIKULU İSTANBUL MİLLETVEKİLİ GİRİŞ 2015 yılı Ağustos ayından itibaren tekrar başlayan çatışmalar Türkiye tarihinde eşi az görülmüş bir yıkıma, sayısız

Detaylı

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor.

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. İşçi Cephesi: Direnişiniz nasıl başladı? Kazova dan bir işçi: Bizim direnişimiz ilk önce 4 aylık maaşımızı, kıdem ve tazminat

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın Irmak Tank Tank 1 Vedat Yazıcı TURK 101-40 21302283 AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA Yalnız, huzurlu bir akşamda; şiire susadığınızda huzurunuzu zorlayacak bir derleme Üstü Kalsın. Mutsuz etmeye

Detaylı

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır? 1. A. Şehirde yaşıyanlar bazı kurallara uymak zorunda. 2. B. Suriye, Türkiye nin güney komşusudur. 3. C. Kırlarda benbeyaz papatyalar vardı.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar.

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar. 04.12.2015 Denizyıldızı Sınıfı ndan Merhaba; Bu hafta, Gökyüzü ve Uzay konusuna giriş yaptık. Konumuzu Gökyüzü ve Uzay olarak iki başlığa ayırdık, bu hafta Gökyüzü konusunu işledik. İlk olarak gökyüzü

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir. A.SÖZCÜKTE ANLAM GERÇEK (TEMEL) ANLAM Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 SÖZCÜ / AKP de bir kişi konuşur, diğerleri asker gibi bekler! Tarih : 06.01.2012 CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hem AKP deki tek adamlığı hem de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın üslubunu ve liderliğini

Detaylı

SANAT ATÖLYEMİZ ATÖLYEDE NELER OLUYOR? Renk çalışmaları, Üç Boyutlu Çalışmalar ve Otoportre Çalışmaları

SANAT ATÖLYEMİZ ATÖLYEDE NELER OLUYOR? Renk çalışmaları, Üç Boyutlu Çalışmalar ve Otoportre Çalışmaları SANAT ATÖLYEMİZ ATÖLYEDE NELER OLUYOR? Renk çalışmaları, Üç Boyutlu Çalışmalar ve Otoportre Çalışmaları Yapıldı. Renk çalışmalarında; çocukların renk algısını geliştirmek amacıyla üç ana renk vererek ara

Detaylı

CÜMLE TÜRLERİ YÜKLEMİNİN TÜRÜNE GÖRE. Fiil Cümlesi. *Yüklemi çekimli fiil olan cümlelere denir.

CÜMLE TÜRLERİ YÜKLEMİNİN TÜRÜNE GÖRE. Fiil Cümlesi. *Yüklemi çekimli fiil olan cümlelere denir. CÜMLE TÜRLERİ YÜKLEMİNİN TÜRÜNE GÖRE Fiil Cümlesi *Yüklemi çekimli fiil olan cümlelere denir. İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye erişemez. Seçilmiş birkaç kitaptan güzel ne olabilir. İsim

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz. Sesinizi

Detaylı

Tek başına anlamı ve görevi olmayan ancak kendinden önce gelen sözcükle öbekleşerek anlam ve görev kazanan sözcüklerdir. Edatlar şunlardır:

Tek başına anlamı ve görevi olmayan ancak kendinden önce gelen sözcükle öbekleşerek anlam ve görev kazanan sözcüklerdir. Edatlar şunlardır: EDAT-BAĞLAÇ-ÜNLEM EDATLAR Tek başına anlamı ve görevi olmayan ancak kendinden önce gelen sözcükle öbekleşerek anlam ve görev kazanan sözcüklerdir. Edatlar şunlardır: 1-GİBİ Cümleye benzerlik, eşitlik,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Aşağıdaki resmin içinde yandaki eşyalar gizlenmiş. Onları bulalım ve boyayalım. -16-

Aşağıdaki resmin içinde yandaki eşyalar gizlenmiş. Onları bulalım ve boyayalım. -16- Aşağıdaki resmin içinde yandaki eşyalar gizlenmiş. Onları bulalım ve boyayalım. -16-24 - 28 NİSAN 2017 Gül, papatya, karanfil, lale - salkım söğüt, kavak, çam, elma ağacı isimlerini doğru görselin altına

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi

Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Türkiye'de 3 Ay OHAL İlan Edildi Erdoğan, "OHAL uygulaması kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir" dedi. 21.07.2016 / 09:56 Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından

Detaylı

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak)

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) Enerji Tasarrufu Haftası (Ocak ayının ikinci haftası) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU KUZUCUKLAR SINIFI MART AYI BÜLTENİ ŞEYMA ŞENGÜL BEYZA KAYAN TEKERLEMELER Bir kedi varmış 5 e kadar sayarmış 1 2 3 4 5 ANNE KARNIM ACIKTI Anne karnım acıktı Baktım dolap açıktı Löp

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

İLK OK UMA KİT APLARI

İLK OK UMA KİT APLARI İLK OKUMA KİTAPLARI Bu kitabın sahibi:... Altı yaşındaki Ugo bir sabah uyanmış ve bir de bakmış ki karnının üzerinde yeşil bir aslan oturuyor! Aslan şişman değilmiş ama pek ufak tefek de sayılmazmış.

Detaylı

ÇALIŞKAN ARILAR EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI 1.HAFTA NELER ÖĞRENECEĞİZ HAFTANIN KONUSU:OKULUMUZ

ÇALIŞKAN ARILAR EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI 1.HAFTA NELER ÖĞRENECEĞİZ HAFTANIN KONUSU:OKULUMUZ ÇALIŞKAN ARILAR EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI 1.HAFTA NELER ÖĞRENECEĞİZ HAFTANIN KONUSU:OKULUMUZ -Okul nedir? Okulumuzu tanıyoruz.okulumuzun bölümlerini tanıyoruz. -Okulda kimler çalışır ve ne iş yaparlar öğreniyoruz.

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e?

Seçelim ve yerleştireli. Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu... e? Seçelim ve yerleştireli. erelisi iz? e i adı e u oldu erha a Türk ü sizi adı ız erelisi iz? Kutlu : Merhaba. Sophie : Kutlu :. Kutlu.... e? Sophie : Be i adı Sophie. Kutlu : Memnun oldum. Sophie : Be de..

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Dil: Türkçe Seviye: A1/A2 1. Günaydın, benim adım Lavin, soyadım Çeşme. (a) Günaydın ben adım Lavin, soyadım Çeşme. Günaydın benim ad Lavin, soyad Çeşme. 2. Ben doktorum,

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adı-Soyadı:... Önce kelimeleri tek

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Ay Yine Gecikti. Ferhat Şahnacı

Ay Yine Gecikti. Ferhat Şahnacı Ay Yine Gecikti Ferhat Şahnacı 4 TEŞEKKÜRLER Şiirlerimi okuyarak değerli görüşlerini okuyucuyla paylaşan Sayın Ataol Behramoğlu na, şiirlerimi yönettiği sanat ve edebiyat dergilerinde yayınlayan Sayın

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

YALÇIN ÖZDOĞAN. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YALÇIN ÖZDOĞAN. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 2.1.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için

Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için Erkek egemenliğine, sömürüye, şiddete ve cinsel ayrımcılığa hayır demek için 8 MART TA ALANLARA! 8 Mart, kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları için verdikleri mücadeleyi yaşamlarıyla ödedikleri bir

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ? 2017-2018 EKİM AYI 4-5 YAŞ PLANI EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?.HAFTA: EVİMİZ VE AİLEMİZ Evi izi Evi izi eş aları ı ta ı alı. Ailemizde kimler var. Çekirdek aile ve ge iş aile i ta ı alı. ölü leri i ta

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI:

HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI: HAYAT BİLGİSİ HAFTA SONU ÖDEVİ ADI SOYADI: 09.04.2010 1. Vücudumuzdaki şeker oranını aşağıdaki organlarımızdan hangisi ayarlar? A) Kalp B) Böbrek C) Karaciğer 2. Sağlıklı bir yaşam için en önemli seçenek

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

MALTEPE SİHİRLİ GEMİLER ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ 3 YAŞ

MALTEPE SİHİRLİ GEMİLER ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ 3 YAŞ MALTEPE SİHİRLİ GEMİLER ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ 3 YAŞ MAYIS AYI PSİKOLOJİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA YARDIMSEVERLİK Çocuklar küçük yaşlarda özellikle 3 yaşına kadar oldukça benmerkezci ve kendilerine yönelik

Detaylı

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Gemiyle bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? O zaman geminin üzerindeki çiçeklerden 2 tanesini yeşile, bir tanesini pembe renge boyamalısın. Geminin pencereleri açık mavi

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı

İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ

FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ FK IX OFFER BENLİK İMAJ ENVANTERİ 1- Beni çok iyi tanımlıyor 2- Beni iyi tanımlıyor 3- Beni az çok iyi tanımlıyor 4- Beni pek tanımlamıyor 5- Beni zaman zaman hiç tanımlamıyor 6- Beni hiç tanımlamıyor

Detaylı

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3 UFUK GÜRBÜZDAL 21302411 TURK 102-3 (Ayhan Türker/ Çiçekçi / turkerart.com) BÜTÜN YEMİŞLER DALLARINIZDADIR Çiçekçi bir abi var kireci dökülen binamızın önünde, yaşı binanın kapısından bakınca kırk, kırk

Detaylı

ÇOCUK VE YETİŞKİN HAKLARI

ÇOCUK VE YETİŞKİN HAKLARI 1. DÜŞÜNME DERSİ Sevgili Lale, sevgili Murat ve sevgili okuyucumuz, önce malzeme kutusundan çıkardığımız şu karikatüre bir göz atmanda yarar var: Örnek: 1 ÇOCUK VE YETİŞKİN HAKLARI Tan Oral, Cumhuriyet

Detaylı

Beğenin beğenmeyin: Yalçın küçük bunları yazıyor.

Beğenin beğenmeyin: Yalçın küçük bunları yazıyor. Yazar değilim Yazanım Yani bir çeşit arzuhalci. Yazarlık ciddi bir iştir. Arzuhalciliğimin yanında iyi bir kitap okuruyum. Arzuhalciliğe de solun zibidileri, tasfiyecileri, ahlaksızları dönekleri, hainleri

Detaylı

Bir küçücük aslancık varmış

Bir küçücük aslancık varmış Hopla Topla Geldik bir oyunun sonuna Bak çok dağılmış oda Oyun bitince etrafı Toparlamak lazım sonra Bebekler rafa haydi Arabalar kutuya haydi Tüm oyuncaklar dolaplara Hadi hop hop Hadi hopla topla Odanı

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) 2-6 EKİM

EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) 2-6 EKİM EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) - Boynumuz zürafa boynu kadar uzun olsa şimdi yapabildiğimiz işleri yapabilir miydik? Sorusu üzerinden eğlenceli bir sohbet başlatıyoruz. - Ormanlar kralı

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM ÊMILE ZOLA-GERMINAL Kara elmas Nice canlar yaktı, nice gülüşleri söndürdü yüzyıllardır. Milyonlarca madenci indi yerin derinlerine, kimisi çıkamadı, kimisi canının yarısını

Detaylı

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN.

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN. YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN. ÖZEL EFDAL ANAOKULU DENİZYILDIZI GRUBU ARALIK AYI ARALIK AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Gökyüzünde neler gördüğümüzü ifade ettik. Gökyüzünde gördüklerimizi resimledik. Havada duran nesneleri

Detaylı

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu GÜNÜN MANŞETLERİ 23 Temmuz 2016 Cumartesi 11:52 Uluslararası Üniversiteler Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Darbeci Kurşununa Hedef Oldu FETÖ darbe girişimi olaylarında darbecilerin hedefinde UIC Yönetim

Detaylı

YİNE YENİ KOMŞULAR. evine gidip Billy ile oynuyordu.

YİNE YENİ KOMŞULAR. evine gidip Billy ile oynuyordu. İÇİNDEKİLER Yine Yeni Komşular 7 Korsanlar Ninjalara Karşı 11 Akari 21 Tükürme Yarışı 31 Mahallede Huzursuzluk 39 Korsanların Yasaları 49 Yemek Çubukları ve Terli Ayaklar 56 Korsan Atlet 68 Titanların

Detaylı

Çilek Ağacı Anaokulu Bülten Sayı : 1 Eylül

Çilek Ağacı Anaokulu Bülten Sayı : 1 Eylül Çilek Ağacı Anaokulu Bülten Sayı : 1 Eylül Günlük Rutinler *Özel günler *100.gün *Sabah sporu/beden eğitimi *Sınıf Yoklamaları *Duygularım Önemli Gün Ve Kutlamalar *Dünya barış günü (1 Eylül ) *Okulun

Detaylı

GİRİŞ... 1 ATLETİZM OYUNLARI... 9 DÜZ KOŞU OYUNLARI...

GİRİŞ... 1 ATLETİZM OYUNLARI... 9 DÜZ KOŞU OYUNLARI... İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 1 ATLETİZM OYUNLARI... 9 DÜZ KOŞU OYUNLARI... 11 Bayrak Yarışı I... 12 Bayrak Yarışı II... 14 Bayrak Yarışı III... 16 Mekik Koşusu... 18 Numaralı Koşu Oyunu... 20 Alçak Çıkıştan Koşu...

Detaylı

2013 YILI Faaliyet Raporu

2013 YILI Faaliyet Raporu 222 YILI Raporu YILI YILI R a proayili rpuo r u 223 İçindekiler 8 Mar t Dünya Emekçi Kadınlar Günü 10 Kasım Atatürk ü Anma G ı d a G ü v e n l i ğ i Pa n e l i ( 1 9 O c a k 2 0 1 3 ) P l a s t i k K a

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Byron Unger ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Tammy S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for

Detaylı