Şefika Kaya Meriç. Kıymetli Okuyucu, Tebessüm dergimizin yeni sayısı ile tekrar sizlerle birlikteyiz. İstedik ki bu sayımızda

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Şefika Kaya Meriç. Kıymetli Okuyucu, Tebessüm dergimizin yeni sayısı ile tekrar sizlerle birlikteyiz. İstedik ki bu sayımızda"

Transkript

1 Muhterem Okuyucu, Hava gibi, su gibi ihtiyaç duyduğumuz kavramlardır sevgi ve kardeşlik kavramları. Bunları satırlardan sadırlarımıza indirmek bizlerin kabiliyetine bağlı. İnsanın en temel vasıflarından birisi de, sevgiye ve muhabbete muhtaç olması. Hepimiz buna muhtacız. Hepimiz birbirimizi sevmeye, birbirimize kardeşlik hisleri i- le muamele etmeye muhtacız. Rabbimizin bizlere tahsis ettiği bu ömrü, hem de kendi kurtuluşumuz için harcamak hem de başkalarının hayatına olumlu katkıda bulunmak, insani hem de İslami bir vazifedir. İslam, anlam olarak barış demektir. Barış ve selametin tesis edildiği yerler ancak insanların birbirlerinin hukukuna riayet ettiği yerlerdir. Dinimiz en başta insanların din ve milliyet ayrımı yapmadan güvende olmalarını temin eder. İslam fetihlerine baktığımız zaman her yeni fethedilen bölgede ilk önce yapılan şey, halkın emniyetini tesis etmektir. Dolayısı ile kardeşlik İslam ın temelinde vardır. Birbirimizi sevme mecburiyeti bizim i- manımızın gereğidir. Zira Rabbimiz bizleri bir anne ve babadan yarattı ve aramıza sevgi duyguları yerleştirdi. Mümin olma ortak noktamızdan hareketle kardeş olduğumuzu ayet-i celile ile tescilledi. Bizim ölçümüz en başta Rabbimizin fermanı gereği ayet-i kerimeler ve Efendimizin bize bu konuda göstermiş olduğu istikamettir. Kıymetli Okuyucu, Tebessüm dergimizin yeni sayısı ile tekrar sizlerle birlikteyiz. İstedik ki bu sayımızda kardeşliğimizi yeniden hatırlayalım. Yeniden yüreklerimizdeki sevgi tohumlarını yeşertelim. Öyle yeşertelim ki, birbirimizin kıymetini bilmemiz bizi Rızai İlahi ye erdirsin ve Efendimizin etrafında Firdevs cennetlerinde buluştursun. Çünkü sevgi ve kardeşlik her şeyin başında geliyor. Birbirimizi sevmedikçe hiçbir konuda mesafe kat edemeyiz. Başarılarımız da hezimetlerimiz de sevgi ve muhabbetlerimizle yakından alakalıdır. İnsan olarak kusurlarımızla birbirimizi kabul etmek asıl erdemdir. Biz başkalarının kusurlarını görürsek, bir başkası da bizim kusurumuzu görecektir. Eğer kusurları setr eden bir tavrımız var ise, Rabbimizin kıyamet günü bizlerin kusurlarını örteceği müjdesine nail oluruz. Nefis taşıyan her insan gibi hatalarımız ve kusurlarımızla insanız. Asıl başarı bu noksanlıklarla beraber birbirimizi sevebilmemizdir. İşte Tebessüm ün bu sayısında kardeşliğimizi tazeleyelim istedik. Muhterem Osman Nuri Topbaş Hoca efendi nin orta sayfada kardeşlik konulu yazısı bizlere yeni ufuklar verecek. Prof Dr. Ahmet Akgündüz Beyle yaptığımız röportaj bu sayımızın muhtevasına güzellik kattılar. Umarız, tebessümün ulaştığı her yerde sadaka kabilinden yüzümüzde yeni tebessümler belirir. Bir sevgi halesi olarak etrafımızdakilere sirayet eder. Unutmayın, Tebessüm sadakadır. Hem de en kolay ve en kazançlı sadaka. Tebessümsüz kalmayın, Sağlıcakla kalın efendim. Şefika Kaya Meriç

2 İslam Kardeşliğini Muhafaza Etmek Osman Nûri Topbaş 16 Röportaj Ahmet Akgündüz 22 Gürpınar dan Damlalar Zeynep Nalbant 28 4 Gürpınar Kur an Kursumuzda Faaliyetler 3... Kendi Derdimiz Bilmek Şefika Kaya Meriç 15 Hasbihal Ayşe Erbalcı Sevgi & Kardeşlik Melek Uyar Kardeşimsin, Kardeşinim! Rabia Yelimlibağ İslam Kardeşliği Denilince Bunları Biliyor musunuz? Fatma Zehra Esen SAHİBİ: GÜR-DER adına Adnan Saraçoğlu Yazı İşleri Müdürü: Salih Zeki Meriç YAYIN KURULU: Şefika Kaya Meriç, Fatma Zehra Esen Rabia Yelimlibağ, Zeynep Nalbant, Rüveyde Özcan Grafik-Mizanpaj: Altınolukgrafik / Bilal İlkay Baskı, Cilt: Erkam Matbaası Tel:(0212) Organize Sanayi Bölgesi, Turgut Özal Caddesi No: 117/2-A-D İkitelli/İstanbul Tel: (0212) Faks: (0212) Posta Çeki: Altınoluk İrtibat Adresimiz: Dereağzı Mah. Halaskargazi Cad. Gürpınar Kız Kur an Kursu Gürpınar-Beylikdüzü/İSTANBUL Tel:

3 Şefika Kaya Meriç Âlemin Derdini Kendi Derdimiz Bilmek İnsan etrafındakilerle var olabilen bir varlıktır. Çevresiyle kendisine anlama katan ve içten dışa doğru varlık gösteren bir canlıdır. İnsan yaşadıkça etrafına kayıtsız kalamaz. Kalmamalı. İslam ın temel prensiplerinden birisi de iyiliği emredip, kötülükten sakındırmaktır. Bu temel ölçü, islamın ferde yüklediği sorumluluktur. Bu ölçü, etrafındakilere kayıtsız kalmama ölçüsüdür. Zira insanı diğer canlılardan ayıran en önemli husus, onun hadiseleri anlamlandırması ve olayları muhakeme edebilmesidir. Dolayısı ile neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu ayırabilen bir özelliğe sahip olmasıdır. Mevzuumuzun ana fikrinin şu iki husus oluşturuyor: Birincisi, Mümin, kardeşinin her türlü derdi ile dertlenmek. Diğeri ise, etrafına karşı iyiliği yayma konusunda sorumlu olmak. Bu iki husustan yola çıktığımız zaman, ilk aklımıza gelen ayet-i kerimeler Asır suresindeki ayetler oluyor. Rabbimiz buyuruyor: Asra yemin olsun ki insanlar ziyandadır. İman edenler, Salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler (bu ziyanda olanlardan) müstesnadır. Rabbimiz ölçüyü kısa ve net ortaya koymuş. Mümin başta kendisi olmakla beraber etrafındakilerin, tarif edilen ziyandakiler sınıfına dâhil olmamaları için elinden gelen gayreti göstermelidir. Bu gayret, müminin derdini kendi derdi bilmek hissiyatından ileri gelmelidir. Müminin münzevi bir hayat yaşaması, halkın içine karışıp onların halleriyle hâllenmesi için bir moral depolama anıdır. Yani mümin, hayatının sonuna kadar ferdi veya münzevi bir hayat yaşayamaz. Dertlenmeye en yakınımızdan başlamalı. Evladımızdan, eşimizden, annemizden, babamızdan. Evimizde yangın varken uzak diyarların yangınlarını söndüremeyiz. Evimizde evladımız yanlış yerlerde ise başkasının yavrusuna söz geçiremeyiz. Zira tebliğ, en yakınımızdan başlamak suretiyle halka halka etrafa yayılan bir süreç içinde yapılır. Müminin tebliği, yüreğinde derin bir dert duyması, bu derdinin gereği olarak yaratılan her varlığa karşı şefkat ve merhamet hisleri ile hareket etmesidir. Müminin sorumluluğu sadece kendisiyle sınırlı değildir. İnsani boyutlarda herkesten, İslami boyutlarda da müminlerden sorumludur. Dertlenmek, sadece bir iç duyuştan ibaret kalmamalı. Müminlerin problem yaşadıkları her alanda projeler üretmek, somut adımlar atmak, derdi çözmek olması gereken durumdur. Günümüzde sosyal problemler ve onların kaynakları sayılamayacak kadar çoktur. Aile felaketleri, ruhi bunalımlar, ahlaki erozyon, kişilik kayıpları, manevi yoksunluğa dayalı olarak onlarca olumsuz durum. Mümin bütün bunlara kayıtsız kalmamalı. Kardeşliğin gereği sadece kardeş olduğumuzu ifade etmek değildir. Öğrenci okutmak, bir dernek faaliyetinde bulunmak, vakıf kurmak ve buralarda aktif görev almak bir derdin tezahürü olarak ortaya çıkmalı ve bizi kardeşlerimizin dertleriyle hemhal etmeli. Efendimizin örnek hayatında ne kadar sosyal hadiselere önem verdiği de ayrıca bizim için bir ibret vesilesi olmalıdır.

4 Gürpınar Kur an Kursumuzda Faaliyetler Kursumuzda Yapılan Eğitim Toplantılarımız İstanbul İl Müftü yardımcımız Kadriye Erdemli Hanımefendi kursumuzda öğrencilere Hucurat Suresi Işığında Ahlakî Prensipler konulu konferans vermiştir. Toplantının ardından yoğun programına rağmen kıymetli vakitlerinden zaman ayırarak kursumuz hocahanımlarıyla farklı konularda fikir alışverişinde bulunmuştur Beylikdüzü İlçe Müftülüğüne bağlı Kur an Kurslarının katılımıyla her ay düzenli olarak yapılan toplantı kursumuzda gerçekleşmiştir. Eğitime, eğitimciye verdiği önemle bilinen Sayın İlçe Müftümüz Süleyman Küçük ün başkanlık yaptığı toplantıda, Kur an Kurslarının gündemiyle alakalı konular görüşülmüştür. Toplantı sonunda Muharrem ayında bulunmamız hasebiyle kaynaşmaya vesile olarak aşure ikramımız olmuştur. 4

5 Gürpınar ın Maharetli Elleri Gürpınar Kız Kur an Kursu olarak hayatın her alanında başarılı ve aktif bireyler yetiştirebilmek her zaman gayemiz olmuştur. Bunun için öğrencilerimize, İlmi Konuların yanında; el becerisi, sofra düzeni ve yemek yapımı gibi bir hanımefendide bulunması gereken önemli ve faydalı dersler de verilmektedir.

6 Gürpınar ın Sosyal Hayatına Bakış Esenyurt Belediyesi nin Daveti Esenyurt Belediye Başkını Sayın Necmi Kadıoğlu Beyefendi tarafından, öğrencilerimiz Esenyurt Nikah Sarayında ağırlanmış,akabinde Luna Parkta neşeli vakitler geçirmişlerdir.

7 Hekva (Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı) ve Gür-Der işbirliği ile yapılan Gençlik Şurası, Kıymetli Dr. Gülsen Ataseven Hanımefedinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Gür-Der ve Hekva Buluşması Kursumuz tarafından Aşure günü münasebetiyle, mahallemizin sakinlerine aşure ikramımız olmuştur. Aşure İkramı

8 Gür-Der Etkinlikler 2005 yılında Ayşe Erbalcı Hanım rehberliğinde, gönüllü hanımların kurmuş olduğu Gürpınar Kız Kur an Kursu Derneği, kursumuzun eğitim hizmetlerine katkıda bulunmak için birçok etkinlik düzenlemektedir yılından bu yana, her yıl Mayıs ayında Kursumuzun bahçesinde düzenlenen Gürpınar Panayırı, İstanbul un nezih mekânlarında ve gönüllü hanımların evlerinde hayırseverlerin katılımıyla gerçekleştirilen hayır yemekleri ve geziler, kursta düzenlenen programların akabinde yapılan sergiler ve kermesler bunlardan bazılarıdır.

9 Gürpınar Kız Kur an Kursu Çok Amaçlı Salon Eğitim ve öğretim hayatına başladığımız günden bu yana kursumuzun yanında bulunan salonumuz Gür-Derin desteğiyle faaliyettedir. Sünnet ve nikah merasimleri, kutlu doğum programları, konferanslar, eğitim seminerleri, sunumlar gibi çeşitli etkinlikler bu nezih salonun ferah ortamında gerçekleştirilmektedir. Gürpınarın Kültürel Hayatına Bakış Tiyatrolarımız M. Akif Ersoy M. Akif Ersoy Hadis Programı Hz. İkrima (r.a.)

10 Yarışmalarımız ve Materyal Çalışmalarımız Pompei Halkının helakı Hz. Süleyman ın billurdan sarayı Ashab-ı Uhdud ın iman imtihanı Lokman Suresi minyatür şeklinde meali Hz. Asiye Validemizin imanda sebatı Ashab-ı Kehf kıssası Hz. Meryem gösterdiği sabır ve Allah ın lütufları Kuran-ı Kerim yarışması

11

12 Kursumuzun Eğitim ve Kültür Faaliyetlerine Bir Bakış Eğitim ve Öğretimin tek taraflı olmadığının bilincinde olarak, öğrencilerin durumundan ailelerini de haberdar etmek ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla her dönem birer defa olmak üzere,iki veli toplantısı düzenlenmektedir. FAYDER ( Felakette Acil Yardım Derneği) FAYDER Üyesi sayın Saadet Alıcı Hanımefendi öğrencilerimize deprem hakkında seminer verdi. Seminer esnasında sözlü, görsel anlatım ve öğrencilere küçük çaplı tatbikat yapıldı. SİGARA VE KANSER SEMİNERİ Sayın Dilek Pamuk Hanımefendinin katılımıyla Sigara Ve Kanser konulun seminerde sigaranın zararları ve kanserden korunma yolları hakkında slaytlar eşliğinde bilgiler verildi. 12

13 SAĞLIK VE BESLENME SEMİNERİ Beslenme uzmanı Suna Hanımefendi nin katılımıyla öğrencilerimize sağlıklı yaşam hakkında bilgiler verildi. GERİ DÖNÜŞÜM SEMİNERİ Beylikdüzü Belediyesi nin Çevre Bilgilendirme bölümünden Göksu Gündoğdu Hanımefendi tarafından geri dönüşüm hakkında seminer yapıldı. NEZAKET VE GÖRGÜ KURALLARI SEMİNERİ Gür-Der (Gürpınar Kız Kur an Kursu Derneği) Kurucusu Sayın Ayşe Erbalcı Hanımefendi tarafından verilen konferansta Bir hanımefendi nasıl olur? sorusuna cevap verir nitelikte, öğrencilerimizin hayatına ışık tutacak önemli düsturlar anlatıldı. EĞİTİM Yazar Neslihan Nur Türk Hanımefendi tarafından gerçekleştirilen seminerlerde, eğitimcinin vasıfları, eğitimde aranan şartlar gibi hususlarda öğrenci ve hocahanımlara bilgiler verilmektedir. 13

14 Hasbihal Ayşe Erbalcı Fısıltılara DİKKAT! Besmele çekilen yerden şeytanın uzaklaştığını, ıslık çalınan yere geldiğini duyan bir adam, aklı sıra şeytanla dalga geçmek için bir yol bulmuş; önce ıslık çalıyor, sonra besmele çekiyor, tekrar ıslık çalarak buna devam ediyormuş. Aklı sıra şeytanla dalga geçiyormuş. Etrafındakiler adamın bu garip hareketine anlam veremeyip sormuşlar: - Ne yapıyorsun böyle be adam? - Şeytan a jimnastik yaptırıyorum demiş. Şeytan ıslık çalınca gelecek, besmele çekince gidecek. Keşke bu kadar kolay olsaydı. Kıssa bu ya! Rabbimiz, Şeytanın insanların sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından sokularak her türlü hileye başvuracağını Ayet-i Kerimede bildiriyor. Şeytan insanları, günahlara açıkça davet eder. Ama bu hep böyle olmaz. Şeytan sadece kahvehane ve meyhane köşelerinde gezmez, ilim irfan meclislerinde, camilerde, ibadet yapılan yerlerde de bulunur. Şeytan hep kötülüğü emreder, bu doğrudur; bazen de salih amellere teşvik eder. Ama salih amellerin içine riya, gösteriş katarak şirk batağına düşmemizi ister. Ya da salih amellere vesvese vererek de o amellerden soğutmak ister. Şeytan hep büyük günahları teklif etmez. Önce küçük günahlardan başlata başlata, alıştıra alıştıra çoğaltır, Önce 20 sevaplık amelden vazgeçirir, sonra 100, sonra 500. Neticede sevabı sıfır olan işler yaptırır. Şeytan kötü insanları kullanarak bizi kandırmak ister, ama hep böyle olmaz. Bazen de en yakınlarımızı kullanarak bizi aldatmak ister. Daha küçüksün, namaza, oruca sonra başlarsın gibi Büyüklerimiz Kur an giren eve şeytan girmez derler. Şeytan Kur an ın duvardan hayata inmemesi için olanca gücü ile mücadele eder, çoğu zaman da maalesef başarır. Aşağıdaki kıssa İbretlerle doludur. Şeytan askerlerini, ordularını toplayarak büyük bir toplantı yapmış. Baş şeytan: - Bu gün neler yaptınız? diye sormuş. Şeytanlardan biri - Ben insanları zina ya teşvik ettim. demiş. Diğeri: - Ben insanlara haram yedirdim. demiş. Bir diğeri : - Ben kumar oynattım. demiş. Baş şeytan, küçük çelimsiz şeytan a - Sen ne yaptın? diye sormuş. -Ben pek bir şey yapamadım. Bir çocuk Kur an okumaya gidiyordu, sağ ayağına bir çelme taktım, düştü, yaralandı, o gün medreseye gidemedi, Kur an okuyamadı. deyince; Büyük şeytan - Seni çok ama çok sevdim. Âdemoğluna en büyük kötülüğü sen yaptın. Benden sonraki halifem sen olacaksın. Tek gayemiz ve hedefimiz insanı doğru yoldan şaşırtmaktır. Kur an okumalarını, gerçekleri öğrenmelerini engellemektir. demiş. 14

15 Bunun üzerine toplantıda bulunan diğer şeytanlar Şikâyetlerini sıralar: - Müslümanların cami ye gitmelerine engel olamıyoruz. Allah ve elçisi ile bağlantı kurmalarını da engelleyemiyoruz Büyük şeytan bunun üzerine: -Bize panik yok, yılmak da yok. Der. Devamında: -Bırakın Cami ye gitsinler, ama zamanlarını çalın, fikirlerini meşgul edin, dikkatlerini dağıtın. Allah ve Rasulü ile hayati bağlantı kuramasınlar. İhlâslarını alın, kimin huzurunda olduklarını unutsunlar. diyerek tavsiyelerine başlar: Şeytan ın insanı yoldan çıkarmak için masum görünen fısıltılarından bazıları: Bir defadan bir şey olmaz: İnsanlar sigaraya, içkiye, yalana ve diğer bütün günahları işlemeye böyle başlamıştır. Gerçekten de bir seferden bir şey olmaz fısıltısı ile insanı aldatmıyor mu? İnsanlar içkiye, kumara, yalana bütün melanete böyle başlamıyor mu? Tövbe edersin, Allah affeder: Önce bir defadan bir şey olmaz deyip, günahı başlatır, tövbe edersin Allah affeder diye günaha alıştırır. Günahtan sonra biraz zor affedilirsin diye ümitsizliğe düşürür. Ümitsizliğe düşmek ise büyük günahtır, kâfirlere mahsustur; hâlbuki günahı terk edip bir daha dönmemek üzere tövbe edenin günahı tamamen silinir. Madem sonunda tövbe edince günahlar siliniyor, diye günaha devam etmek esas büyük günahtır. Ölüm insana aniden gelir, insan tövbe etmeye fırsat bulamayabilir. Herkes yapıyor diye kandırır: Herkes gidiyor sen de git. Herkes giyiyor sen de giy, herkes alıyor sen de al, herkes çalıyor sen de çal, herkes yapıyor, sen de yap. Herkesin yapması o ameli temize çıkarıyor mu? Doğrular ve yanlışlar, helal-haram belirlenmiştir. Başkalarının yapması bizi günahsız kılmaz. Allah kalp temizliğine bakar: Fısıltısı şeytandandır. İbadetlerden maksat kişiyi iyi insan yapmaktır. Sen zaten iyi insansın, kalbin tertemiz der. Allah kalbine bakar. Dürüstlüğüne bakar. Çevrenle olan ilişkilerine bakar. Önemli olan kalptir der. İnsanı insan yapan Allah a kulluktur. Kalbi temizleyen ise ibadetlerdir. Kulluk olmadan kalbim temiz demek ne kadar gaflettir. Zaman sana uymaz sen zamana uyacaksın, diye aldatır. Bu zamanda böyle şey mi kaldı, böyle olur mu dedirtir. Hâlbuki zaman din değil ki sen zamana uyacaksın. Üstelik zamanı sen değiştirebilirsin. Daha gençsin! Fısıltısıyla Allah a kulluğunu kırk yaşından sonraya ertelettirir. Ya da Emekli olduktan sonra diye kandırır. İnsan kaç sene yaşayacağını, kaç yaşında öleceğini biliyormuş gibi Mezarlıkları gezelim, istatistik yapalım, kırk yaşından önce ya da emekli yaşından önce ölenler mi daha fazla yoksa diğerleri mi? Fazla düşünme kafayı yersin diyerek, düşünmeyen Müslüman olmamızı ister. En tehlikeli insan düşünmeyen insandır. Kur an-ı Kerim akıl sahiplerinin sadece düşünüp tefekkür edebileceklerini duyurur. Hiç düşünmez misiniz, hiç tefekkür etmez misiniz uyarısını yapar. Nasıl olsa cehennemde yandıktan sonra cennete girmeyecek miyiz? diye cehennemi basit gösterir. Hafife aldırır. İnsan bir kibrit ateşine dahi dayanamazken bu akıl almayacak bir şeydir. Cehennemi basit bir mekân olarak addeder. Cezayı basit görenlerin suç işleme oranı daha fazladır. Cehennemi basite alır cenneti unutturur. Biz büyüklerimizden böyle gördük, dedirtir: Amellerine bidat hurafe karıştıranlar, dini yanlış yaşayanlar uyarılınca şeytan atalarının dinine sığınmasını tavsiye eder. Gerçek İslam ın öğrenilmesine bu şekilde engel olur. Anne babalarının üzerine atmak suretiyle sığınmalarını ister. Harca, harca, harca diye telkin eder: Çünkü Allah israf edenleri sevmez. Kartla al, borç al, sonra elbet ödersin, diye kulaklarına fısıldar. Alışverişe doymamalarını ister. Hayırlı bir işe başladığımızda, buna tahammül edemez ve ertelememizi ister. Şimdi yorgunsun, sonra yaparsın. Hele şu dünyalığı yap, sonra devam edersin diyerek engel olmak ister. Namazı son vakte uzattırır. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.): Sabaha eriştiğinde yapacağın salih ameli akşama yaparım diye erteleme, akşama eriştiğinde yapacağın salih ameli sabaha yaparım diye erteleme, erteleyenler helak olmuştur. buyurarak bizi uyarmıştır. Bu dünya imtihanında, bizi sırat-i müstakimden ayırmak üzere ant içen şeytanın verdiği vesveselerden bazıları bunlardır. Kuranı Kerim in ifadesiyle; Kullarının hepsini azdıracağım. Salih kulların müstesna. (El-Hicr, 40.) Bu kısacık ömrümüzde ilahi emirlere uyarak hem kalbi hem de ruhi olarak şeytana ve onun fısıltılarına bir kalkan oluşturmamız Efendimizin özlediği bir ümmet olabilme gayretiyle nefsin ve şeytanın tek bir işaretiyle onun yolundan koşanlardan değil, Allah Rasulünün Allah tan aldığı davete kulak verip, şeytanın ben onları saptıramam dediği salih kullardan olmak duasıyla. 15

16 İslâm kardeşliği; bütün mü minleri gönlün muhabbet iklîmine alabilmek, kardeşinin sevinciyle sevinip derdiyle dertlenmek, zor zamanın- İslâm Kardeşliğini MuhafaZA Etmek Peygamber Efendimiz, hicretin sekizinci yılında bazı kabîlelerin Medîne yi kuşatmak maksadıyla toplandıklarını haber almıştı. Bunun üzerine, içlerinde Muhâcir ve Ensâr ın ileri gelenlerinin de bulunduğu 300 kişilik ordunun başına Amr bin Âs ı komutan tayin ederek onların üzerine sefere yolladı. Amr (r.a.) ın kumandası altında yola çıkan mücâhidler, gündüzleri gizlenip geceleri yürüyerek, Medîne ye deve yürüyüşü ile on günlük mesâfede bulunan Zâtü s-selâsil e vardılar. Lâkin aradıkları kavme yaklaştıklarında Amr bin Âs, onların kendilerinden sayıca daha fazla olduğunu ve Müslümanlar için büyük bir yığınak hazırlamış olduklarını gördü. Bunun üzerine mü minlerin hayatlarını tehlikeye atmamak için, hemen Peygamber Efendimiz e bir elçi yollayarak yardımcı bir birlik talebinde bulundu. Efendimiz de derhal Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer (r.a.) nın da aralarında bulunduğu 200 kişilik yardımcı birliği Ebû Ubeyde bin Cerrâh komutanlığında gönderdi. Ubeyde bin Cerrâh a da Amr bin Âs la görüştüklerinde hep birlikte hareket etmelerini ve aralarında aslâ anlaşmazlığa düşmemelerini emir buyurdu. (Vâkıdî, II, 770; İbn Sa d, II, 131) Lâkin iki birlik buluştuğunda, aralarında komutanın kim olacağı hususunda bir müddet anlaşmazlık yaşandı. Zira Amr bin Âs, Ebû Ubeyde ye hitaben: «Sizin de kumandanınız benim! Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) e haber göndererek bana yardım etmenizi, kendisinden ben istedim. Sen, ancak bana yardımcı olmak üzere geldin!» dedi. Ebû Ubeyde (r.a.) ise onun bu sözlerine: «Hayır! İş öyle değildir. Ben, kumandanı bulunduğum birliğin kumandanıyım, sen de kumandanı bulunduğun birliğin kumandanısın!» mukâbelesinde bulundu. Bu tartışma, Ebû Ubeyde (r.a.) ın imam olup halka namaz kıldırmak istediği zaman yeniden tekrarlandı. Bu hâdiseler üzerine Ebû Ubeyde, Amr bin Âs ra ın «Sen ancak benim yardımcımsın!» diyerek direndiğini görünce, emri altındaki bazı sahâbîlerin bu hususta kendisine çıkışmalarına da aldırmayarak ona hitaben: «Ey Amr! Bilesin ki, Rasûlullah (s.a.v.) in bana en son sözü: «Arkadaşının yanına varınca, birbirinize karşı itaatli olunuz! Aranızda anlaşmazlığa düşmeyiniz!» emir ve tavsiyesi olmuştur. Eğer sen bana itaat etmezsen, ben sana itaat eder, boyun eğerim!» dedi ve ona tâbî oldu. Böylece din kardeşi ile geçimli olmak ve İslâm kardeşliğinin herhangi bir zarara uğramaması için kendi hakkından ferâgatta bulundu. Bu fedakârlığı öğrenen Efendimiz ise: «Allah, Ebû Ubeyde bin Cerrâh ı rahmetiyle esirgesin!» diyerek ona duâ da bulundular. (Vâkıdî, II, 773) 16

17 da tesellî kaynağı olup gerektiğinde nefsinden fedâkârlıkta bulunabilmekle gerçekleşir. Zira âyet-i kerîmelerde, bu husustaki emirler çok açıktır: «...O hâlde siz (gerçek) mü minler iseniz Allah tan korkun, (mü min kardeşleriniz ile) aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlü ne itaat edin.» (el-enfâl, 1) «Hep birlikte Allâh ın ipine (İslâm a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın...» (Âl-i İmrân, 103) Bu sâyededir ki mü minler; asırlarca ırk, kavmiyet ve mezhep gibi farklılıklarına rağmen daima birlik ve berâberlik içinde yaşamışlardır. Bu kardeşlik, fertlerin ve toplumların en büyük huzur, sürûr ve saâdet kaynağı olmuştur. Bu huzuru kaybetmek ise, ferdî ve ictimâî kayıpların en hazinidir. Lâkin zamanımızda maalesef menfî neşriyat, müstehcenlik ve aşırı tüketimi kamçılayan reklamlar ve onlarla yan yana yürüyen kontrolsüz basın, genç dimağları şaşırtmakta, yormakta ve âdeta narkoze ederek kendi kalıbına sokmaktadır. Diğer taraftan televizyon, internet ve modanın menfî ve yıkıcı tesirleri karşısında İslâm kardeşliği ve toplum huzuru büyük yaralar almakta ve îman bağı sanki bir hazâna yakalanmaktadır. Zira daha evvel, düşenin düştüğü yerde kalmasına göz yumulmaz, düşen elbirliği ile kaldırılır, sıkıntısı giderilerek insanlık haysiyeti içerisinde yaşaması temin edilirdi. Fakat günümüzde nefsânî hesaplar ve dünyevî menfaatler uğruna nice gönüller arasına dargınlık, kırgınlık ve soğukluk girmekte; böylece cehâlet, bencillik ve duygusuzluk neticesinde İslâm kardeşliği gitgide zayıflamakta, maddeye esir olmak sefâleti, gönüllerde İslâm ın feyz ve rûhâniyetini âdeta eritip yok etmektedir. Mâlum olduğu üzere, Cenâb-ı Hak, her insanın gönül dünyasını bir yaratmamıştır. Bu sebeple topluluğun bulunduğu yerde görüş ayrılıklarının vukû bulması kaçınılmazdır. Mühim olan, her ayrılığı İslâm ın telkîn ettiği kardeşlik rûhu etrâfında bertaraf ederek ve gönüllerde kin ve hasedin oluşmasına mahal vermemektir. Bu cümleden olarak mü minler, din kardeşlerinde görmüş oldukları bir hata sebebiyle, öncelikle kendi nefislerini sorgulamalıdırlar. Nitekim Abdullah bin Mübârek Hazretleri, kötü huylu biriyle yapmış olduğu yolculuk sonrasında, onun kötü huylarını niçin düzeltemediğinin muhâsebesiyle içli içli ağlamıştır. Mü minlerin din kardeşlerinde gördükleri hataları düzeltmeye çalışırken kullanmaları gereken üslûp da çok mühimdir. Zira kullanılan kaba ve yanlış bir üslûp, kaş yapayım derken göz çıkarmakla neticelenebilir. Bu sebeple hatalı insanların benliğini tahrik ederek, yanlışlarını kabul etmemelerine sebep olabilecek sert ve haşin bir hitap tarzından uzak durmak gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz sav muhâtaplarında gördüğü bir hatayı onlara yakıştıramadığını hissettirecek şekilde son derece nâzik ve hassas bir üslûp kullanır: 17

18 Mü min, başkalarıyla ülfet eder (hoş geçinir) ve kendisiyle ülfet edilir. Kimseyle ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyen kişide hayır yoktur. (Ahmed, II, 400, V, 335) «-Bana ne oluyor ki, sizleri böyle görüyorum!» buyurarak kendilerine galat-ı ru yet (yanlış görme) izâfe ederlerdi. Bilhassa insanlığa örnek olacak nesillerin yetiştirildiği okullar ve Kur ân Kursları, kardeşliği zedeleyecek davranışlara karşı daha hassas olunması îcab eden yerlerdendir. Zira eğitim müesseseleri, İslâm kardeşliğinin en güzel ve zirve seviyede yaşandığı yerler olmalıdır. Nitekim insanlığa hakkı, hayrı ve güzel ahlâkı tavsiye edecek insanların, bizzat kendi yaşayışları ile bu kardeşliği sergilemeleri elzemdir. Mevlânâ Hazretleri ne güzel buyurmuştur: «Hâl ile öğüt veren, sözle öğüt verenden iyidir.»öte yandan günümüzde toplumun temelini teşkil eden âile yapısındaki ahlâkî tahribat ise çok daha büyük bir önem arz etmektedir. Nitekim mânevî terbiye eksikliği ve medyanın menfî telkinleri neticesinde âile fertleri arasındaki gönül bağları gitgide zayıflamaktadır. Öyle ki gençler, ilâhî emir gereği kendilerine «öf» bile demenin yasaklandığı anne-baba için hizmet etmeyi bir nîmet değil de külfet olarak görmekte, âile fertlerinin taşkınlıklarını, bilhassa çocukların usandırıcı hırçınlıklarını eritecek fazîlet cevheri olması gereken annelerin gönülleri, bu olgunluğu sergileyememektedir. Yine mânevî olgunluktan mahrum nice anneler, gelinlik kızlarını uğurlarken: «Aman kızım! Göreyim seni, sakın kendini ezdirme! Kocanı avucunun içine al! Hayatın keyfini çıkar! Bu dünyaya bir daha mı geleceksin!» tarzında hodgâmlık ve bencilliği palazlandıran nâhoş cümlelerle gûyâ nasihat etmektedir. Böylece, eşlerin birbirlerini anlayışla karşılayıp hoş geçinmelerine bağlı olan âile saâdetinin temelleri, ilk günden zedelenmektedir. Neticede sağlıklı toplumların çekirdeği olan âile yuvaları dağılmakta, düzgün bir âile terbiyesinden mahrum kalan çocuklar da sokakların insâfına terk edilmektedir. Böylece toplum, sanki bir sahrâ hastanesine dönüşmektedir. Hâlbuki daha evvelki nesillerde gençler, İslâmî bir edep ve terbiye ile yetiştirildiğinden; ince, zarif, nâzik, hassas, affedici ve güler yüzlü olmak onların bir tabiat-ı asliyesi hâlinde idi. Bu özellikleriyle anne ve evlatlar, âyet-i kerîmede ifâde edildiği üzere «göz nûru» olacak vasıflarla müzeyyendi. (el-furkân, 74) Böylece takvâda, Allâh a yakınlıkta ve İslâm şahsiyetini temsilde güzel bir misâl olarak, toplumun huzur kaynağını teşkil ediyorlardı. Yeni bir yuva kurmak için evden ayrılan genç kızların, büyüklerinden aldıkları nasihatler: «Güzel evlâdım! Gelinlikle gireceğin yuvayı saâdetle doldurmalısın. Girdiğin bu kapıdan, ak ve lekesiz bir kefenle ebedî yolculuğuna çıkmalısın!» «Büyüklere saygı göster, hürmette kusûr etme; böylece sen de yükselirsin, onların saâdeti sana da ulaşır.» «Halı ol, üzerinde kırk tane ayak dolaşsın ki, baş tâcı olasın!» ««Ağzından kan damlasa, kızılcık şurubu içtim» diyerek âile içi hâdiseleri 18

19 kimseyle paylaşmayasın! cümleleriyle özetlenebilecek bir muhtevâda idi. Eşler, kayınpeder ve kayınvâlidelerini anne-babaları olarak telâkkî eder, gelinler görümcelerini ve damatlar da kayınbirâderlerini âdeta kardeş olarak bilirlerdi. Bu fânî cihanda kurdukları âile yuvaları da, yaşadıkları takva hayatıyla cennet hazırlığı hâlinde olurdu. Zira onların yegâne örneği, dünyadaki en mesut hâne olan, Peygamber Efendimiz in yuvası idi. O yuva, dünyanın öyle huzur ve güzellik dolu yuvasıydı ki, günlerce sıcak bir yemek pişmediği hâlde, burcu burcu saâdet kokardı. Üstelik o mukaddes yuvada hanımların odası, ancak başlarını sokacak bir mekândan ibâretti. Ancak o yuvanın en lezzetli rızkı; rızâ, sabır ve teslîmiyetti. Allah Rasûlü r in âile hayatında uyguladığı terbiye usûlü, onların kalplerini sonsuz bir bağlılık, hürmet ve muhabbetle doldurmuştu. Şu bir hakikattir ki, hiçbir kadın, efendisini; vâlidelerimizin Allah Rasûlü r e olan sevgileri derecesinde sevemez. Hiçbir koca da, hanımını; Allah Rasûlü nün, mübârek hanımlarına olan muhabbeti seviyesinde sevemez. Hiçbir evlât, Hazret-i Fâtıma nın babasını sevdiği kadar sevemez. Hiçbir baba da evlâdını, Allah Rasulü nün Hazret-i Fâtıma yı sevdiği kadar sevemez. Hâsılı bir yuvayı huzur ve saâdet içinde devam ettiren yegâne hususiyet, karşılıklı sevgi, saygı ve mesûliyet duygusudur. Ama unutmamalıdır ki, ecdâdımız: «Yuvayı dişi kuş yapar» buyurmuşlardır. Bu bakımdan yuvaya sahip çıkmak hususunda kadın, daha tesirli bir rol üstlenmiştir. Dolayısıyla kadının bu noktada göstereceği firâset (seziş ve kavrayış), gayret ve fedâkârlık, erkeğinkinden daha fazla bir ehemmiyet arz eder. Bu hususta günümüz annelerine düşen vazife de, evlatlarını şu hadîs-i şerîfin muhtevâsına girecek şekilde yetiştirmeye gayret etmektir: «Mü min, başkalarıyla ülfet eder (hoş geçinir) ve kendisiyle ülfet edilir. Kimseyle ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyen kişide hayır yoktur.» (Ahmed, II, 400, V, 335) Zira Rabbimiz; mü minlerin, birbirini yıkayan iki el gibi olmalarını arzu buyurmaktadır. Birbirini yıkayan iki elden maksat ise, birbirinin maddîmânevî noksanını telâfî etmek, sevinç veya hüznünü paylaşmak, aşırı istekten sakınmak, derdine ortak olmak, birbirine öğütte bulunmak, kusurlarını affetmek ve husûmeti bertaraf edebilmek için «ben haklıydım, sen haksızdın!» gibi sözlerin üzerine bir şal atarak kardeşliği her hâlükârda yaşatabilmektir. İşte İslâm ın bize telkin ettiği ve bizden istediği yüksek ahlâk, bu hâle sahip olabilmektir. Bir şair, gönlün fazîlet bahçesi hâline gelebilmesi için insana şöyle nasihat etmektedir: Gökten cevherler yağsa taş yine vermez çiçek Toprak ol ki toprakta nice güller bitecek Ne mutlu, din kardeşliğini her hâlükârda muhafaza edip yaşatabilen mü minlere!.. Cenâb-ı Hak, gönüllerimizi İslâm kardeşliğinin feyz ve rûhâniyeti ile ziynetlendirsin. Cümlemizi, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet günü Arş-ı Âlâ nın altında gölgelendirilecek olan din kardeşleri zümresine ilhâk eylesin. Âmîn... Şebnem Dergisi, Kasım Sayı: 69 19

20 Melek Uyar ve Sevgi Kardeşlik Canım kudret elinde olan Allah a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız 1 M üslüman müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, yalan söylemez, onu sıkıntıda bırakmaz. Her Müslüman ın diğerine namusu, malı ve kanı haramdır.takva işte burada (kalpte) dır. Bir kimsenin Müslüman kardeşini hor görmesi, kendisine yapacağı kötülük olarak yeter. 2 Bir toplumun üyelerini bir araya getiren en önemli unsur sevgidir. Sevgiyle toplanan sevgiyle kaynaşan insanların devamlılığı ise adaletle gerçekleşir. İnsan iki şeyi sever: İlki, kendini ve devamlılığını sağlayan şeyleri, mesela anne babası İkincisi ise, kendisine iyilikte bulunanları. Görüldüğü gibi bu sevgilerin nedenleri vardır. Bununla birlikte bu, insanın varlığındaki bir gerçektir. Madem insan bu özellikleri yaratılışında taşıyor, bize düşen, bunları doğru şekilde doğruya yönlendirmektir. Kur ân-ı Kerim de birçok âyet-i kerimede Allah-u Teâlâ (c.c.) Müslümanları İyilik ve takvada yarış a insanlara ikram a davet etmektedir Bu sevgilerden daha üst bir sevgi vardır ki, o- nun, nedeni, gerekçesi, eksilmesi, zarar görmesi mümkün değildir. O, gönlüne yerleştiği kişinin gönlünü cennet bahçelerine çevirerek hem o kişiyi hem de etrafında bulunanları saadetli kılar. O sevgi Allah sevgisidir. Allah (c.c.) için sevmek, öyle bir menbadır ki, ondan ne kadar çok kişi içerse, suyu o kadar çok artar, dolayısıyla çevresine hayat dağıtır. 20

21 Diğer sevgiler bencilcedir, ben merkezlidir, ben içindir. Oysa bütün sevgiler sadece Allah (c.c.) içindir. Allah (c.c.) için sevgi karşılıksız sevgi yi ifade eder. İnsanı, insana olan sevgisinden yaratan Allah Teâlâ (c.c.), en çok sevdiği kulunu da bu insanlara en son Peygamber, rehber olarak göndermiştir. Bu nedenle Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sevgi Peygamberidir. Rasulullah Efendimizin (s.a.v.) hayatında en dikkat çekici husus sevgidir. Gönderildiği topluma sevgi ve kardeşlik tohumları eken Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu tohumların ulu birer ağaç olacağı şuuru ile hareket etmiştir. Asırlar öncesinden bize şu hitapları çağlayan gibi ulaşmıştır: Müminler birbirini sevmekte, birbirine şefkat göstermekte ve korumakta, herhangi bir organı rahatsız olduğunda diğer organları da bu yüzden uykusuzluğa ve hummaya tutulan bir vücut gibidirler. 3 İnsanlarda kardeşlik, ana-baba birliğindendir. Bundan dolayı bir ömür birbirleriyle hukukları vardır, birbirlerinden kopamazlar. Müslümanlar arasındaki kardeşlikte ise, Yaratıcı ve din birliği vardır. Kardeşler arasındaki iletişim ve etkileşim ne kadar kuvvetliyse din kardeşleri arasındaki bağ da en az o kadar kuvvetli olmalıdır. Müslüman, Müslüman ın kardeşidir. Ona haksızlık etmez, onu düşman eline bırakmaz. Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da (c.c.) onun ihtiyacını giderir; kim Müslüman kardeşini bir sıkıntıdan kurtarırsa Allah da (c.c.) onu bir sıkıntıdan kurtarır; kim Müslüman kardeşinin bir kusurunu gizlerse Allah da (c.c.) onun kusurunu gizler. 4 Kardeşlik, fedakârlık ve hoşgörü gerektirir. Kardeşini kendi nefsine tercih etmekle birlikte sahiplenme ister. Sürekli kardeşinin olumlu yönlerini görerek ona karşı sevgisini arttırmayı ön planda tutar. Sevginin sonucu olan kardeşlik, önce bu duyguları taşıyanı olumlu davranışlara yöneltir; ardından bu toplumsal bir figür haline gelerek o toplumun ahlaki karakterini meydana getirir. Dinin temeli de, binası da, inşası da sevgidir. Bu sevgiyi gereği gibi anlayan ve yaşayanların oluşturduğu toplum İslam toplumudur. İmanı köklü bir ağaç olarak düşünecek olursak; bu ağacın kökü sevgidir, dalları sevgidir, meyveleri sevgidir. Bu toplumsal ruhu Allah Teâlâ (c.c.) Kur ân-ı Kerim de şöyle ifade etmektedir: Doğrusu iman edip sâlih ameller işleyenler var ya, Rahmân (olan Allah (c.c.)) onlar için (kalplerde) bir sevgi kılacaktır. 5 Ekmel ve Kâmil olan bu dinin mensupları olan bizler, Allah Teâlâ nın (c.c.) ve Rasûlü Peygamber Efendimiz in (s.a.v.) çizdikleri yol üzere yani sıratı müstakim üzere olmalıyız. Yaratılanı severim, Yaradan dan ötürü düstûru ile tüm insanlığa yaklaşmamız, insanlığımızın ve Müslümanlığımızın olgunluğunun göstergelerinden olacaktır. Allah Teâlâ (c.c.) İslam dan ve Rasulullah ın (s.a.v.) izinden gönüllerimizi ve bedenlerimizi ayırmasın. Âmin. Dipnotlar: 1 (Müslim, Îmân 93-94) 2 (Tirmizi, Birr 18) 3 (Buhari, Edeb 27) 4 (Müslim, Birr 58) 5 (Meryem Sûresi,96 21

22 Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet AKGÜNDÜZ Bey le, İdeal Bir RÖPORTAJ Gençlik Üzerine Tebessüm: -Gençler içinde bulundukları zamanı en verimli bir şekilde nasıl değerlendire bilirler? Gelecekleri için en verimli yatırımları nasıl yapabilirler? Prof. Dr. Ahmet Akgündüz: Köylü olanlar bilir. Düz ve boş harman yerleri vardır, köyün dışında, kenarında veya müsait bir yerinde. Bu harman yerleri bir yıl boyunca boş durur. Fakat on, on beş günlük harman zamanı adeta köy oraya boşalır, herkes orada çalışır. Çocuklar, gençler, yaşlılar ve kadınlar hepsi kendine düşen görevi orada çalışarak yerine getirirler. Bu çalışmada uzun kış aylarının ve günlerinin ihtiyacı hazırlanır. Sadece uzun kış günlerinin değil bütün bir yılın emeği verilir bu harmanlarda. Mahşer olan harman yerlerinde, buğdaylar dövülür, fasulyeler ayrıştırılır, mısırlar sıyrılır, bulgurlar kaynatılır ve kurutulur. Bu güzelim yiyecekler elde edilirken fareler karıncalar, kargalar, tavşanlar ve keçiler boş durmaz. Adeta harman yeri onların da mahşeri olur. Ne kadar çok çalarlarsa o kadar çok kar ederler. Bu hırsızlara mallarını kaptırmak istemeyen köylüler, harman bekçisi tutarlar. İşte gençlik, insan ömrünün harman zamanıdır. Bütün malların ambara konacak vaktidir. Bu zamanda Kur an ezberlenir, üniversiteler bitirilir, yabancı diller öğrenilir. (Ben şahsen dört lisanı bu dönemde yani on beş, yirmi beş yaşları arasında öğrendim.) Bu kazanılan bilgiler hafıza ve akıl ambarına konur ve hayatın diğer zamanlarında kullanılır. Gençlik dediğimiz bu çağda muzır mahlûklar da en şiddetli şekilde çalışır. Fareler, yılanlar, karıncalar, kargalar, tavşanlar ve keçiler işte bu sıralarda insanın zamanını, ilgisini, muhabbetini, gözlerini, kulaklarını, ellerini, ayaklarını kısacası tüm ruhunu ve bedenini çalarlar. Gençler, daha sonraki yıllarında, çaldırdıkları meziyetlerini elde edemezler ve kullanamazlar. Ahirette zaten perişandırlar. Allah, gençlerimizin akıllarını başlarına getirsin de gençliklerini zayi etmesinler. Tebessüm: -Kıymetli Hocam, sahasında mütehassıs biri olarak, başarılı olmak için nasıl bir yol izlediniz? Bu konuda gençlere tavsiyeniz neler olabilir? Akgündüz: Birincisi; Başarının bir sırrı uyuyorken güneşin üzerine doğmaması olarak belirtiyorum ve sabah güneş doğmadan kalkmanın bize getirdiği nimetleri anlatıyorum. İkincisi; Başarılı olabilmek için zamanı çok iyi ayarlamak ve eskilerin malayaniyat dediği işlerden uzak durmaya çalışmak. Bana soruyorlar: Geleceğe ait projeleriniz var mı? Diye. Benim cevabım elbette 70 yıllık projelerim hazır olunca şaşırıyor ve yine soruyorlar; Nasıl olur yaş 50 yi geçmiş? Benim temel cevabım şu: Elinde 70 yıllık projesi olmayan önündeki yedi yılda başarılı olamaz. Üçüncüsü; Mütehassıs olacağınız alanda temel disiplinleri çok iyi halletmek. Benim meşhur cevabım bana gelen gençlere, Boğaziçinin en iyi bölümünü sonuncu bitirmektense, Hakkâri Müzik Yüksek Okulunu birincilikle bitirin.

23 Ben beş yaşımdayken çevremdeki insanlara Kur an okumayı öğretiyordum ve Osmanlıca Mızraklı İlmihal i de su gibi okuyordum, elhamdülillah. İlkokulu köyümde tamamladım. Arkasından Gaziantep İmam Hatip ve Gaziantep Fen lisesini bitirdim. Bu arada bence asıl gelişme lise dönemimde oldu. Çünkü ortaokul ikinci sınıftan itibaren babamdan öğrendiğim Emsile-Maksud seviyesindeki Arapça bilgilerimi, Molla Cami nin Bab-ül Mecrurat ına kadar, Tillo lu meşhur Hafız Taha dan okuyarak geliştirdim. Kader-i ilahi, sırf bana ders vermesi için, onu 1971 olayları vesilesiyle, Gaziantep e sürgün etti. Sürgün edildiğinin ilk günü tanıştık. Bu da ayrı bir tevafuktur. O gün ben müftülükteydim. Zira ben İmam Hatip ikinci sınıfından itibaren müftülükçe köylere vaaz etmeye gönderiliyordum. Vazifeli olduğu camisinin odasında bana bir aşır okuttu. Akgündüz hoca, senin kıraatın benden iyi. Ben sana Arapça okutayım dedi. Seviyemi öğrendi. Başladık. Bina yı bir haftada bitirdik. Maksud on gün kadar sürdü. Daha sonra Sadeddin Teftâzânî nin Şerhu l İzzî adlı eserini haşiyesiyle birlikte okuduk. Arkasından kendisinden Katr un Neda yı okudum. İbn-i Hişam ın, konusu Arap dili grameri olan Şuzur uz- Zeheb ini okudum. Molla Cami adlı eserin Mecrurat kısmına kadar geldik. İbn-i Malik in 1000 beyitle Arapça gramerini ele aldığı meşhur Elfiye sinin 670 beytini aynen Fatiha derecesinde ezberletti hocam. Yani onu Fatiha okuma kolaylığında okuyabiliyordum. Alet ilimleri bitince bunu takiben Münazara ilminden bir eser, Mantık tan iki kitabı; Şemsiyye ile Muğn it- Tullâb ı bitirdim. Ardından Erzurum Yüksek İslami İlimler Fakültesini kazandım. Bir taraftan Celaleyn başta olmak üzere Arapça grameri ve tefsir dersleri veriyordum. Bir taraftan da ilmimi tamamlamak istiyordum; Usul-u Fıkıh, Usul-i Hadis, İlm u Usûli t Tefsir ve Fıkıh ilminin ana meseleleri.. Usul-ü Fıkıh ta Molla Hüsrev in Mir at El Usûl fi Şerhi Mirkat el Vüsûl adlı eserini okumak istedim. Mehmed Kırkıncı Hocamı tavsiye ettiler. Kurşunlu medresesinde o zaman o kitaptan ders başlamıştı. Şu an Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi olan Zeki Karakaya Hoca, merhum İn am Hocaefendi, şu an Profesör olan Sadi Çöğenli Hoca, Ali Bayram Hoca gibi zatlar da bu derse devam ediyorlardı. Tebessüm: -Hocam, ecdadımız bize paha biçilmez bir kültür mirası bırakmıştır. Bu mirasa sahip çıkmak bizim görevimizdir. Gençlerimizin tarihimize yeterince ilgi gösterdiğini düşünüyor musunuz? Tarih bilincimizin oluşmasında atılacak adımlar neler olmalı? Bu konuda hangi eserleri güvenilir kaynaklar olarak tavsiye edersiniz? Akgündüz: Günümüzde, Osmanlı Devleti ne cephe alan belli mihrâklar ve karanlık güçler, üç kol halinde, en uzun ömürlü İslâm Devleti olan Osmanlı Devleti ne hücum etmektedirler: Birinci kol, İslâm a düşmanlıklarını açıktan ortaya koyamayan ve bunu Osmanlı düşmanlığı adı altında yürüten din ve tarih düşmanlarıdır. Bunlar, kusurlarıyla birlikte, İslâm ı hayatın bütün safhalarında yaşayan ve yaşatmaya çalışan Osmanlı Devleti ni tenkid etmekle, açıktan yapamadıkları İslâm düşmanlığını böylece yapmış oluyorlar. İkinci kol ise, altı yüz sene, İslâm ı neşretme hizmetindeki Osmanlı Devleti ne ayak bağı olmuş, İslâm ı kendi sâfiyetinden çıkarmaya çalışmış bir devletin fikir propagandalarına kanan ve tarihimizi tam bilmeyen bazı saf Müslümanlardır. Üçüncü kol ise, Osmanlı Devleti nin bütün Müslümanları kucaklayan ümmet ve Osmanlı Milleti anlayışına karşı çıkan ve yanlış olarak Osmanlı Devleti ni Türk düşmanı gibi göstermeye çalışan belli bir ekiptir. Özellikle Fâtih in kapıkulu sistemini ve Sokullu gibi başka ırklara mensup Osmanlı devlet adamlarını acımasızca tenkit edenler bu grup içinde yer almaktadırlar. Her üç kolun da ellerinde koz olarak kullandıkları en önemli mevzûlardan biri, Osmanlı padişahlarının ve Osmanlı Devleti nin, İslâm dininin, içki yasağı ile alâkalı hükümlerini hiçe saymaları ve aşırı bir içki mübtelâsı olmaları şeklindeki iddiadır. Harem mevzuu da bu tür iddialarla bezenerek ve süslenerek vatandaşın önüne çıkarılmak istenmektedir. Osmanlı Devleti, büyük bir devlettir. Osmanlı Tarihi konusunda kalem oynatmak da büyük bir iştir. Büyük işlerde sadece kusurları gören cerbeze ile hareket e- denler, hem aldanır ve hem de aldatırlar. Cerbezenin şanı, bir kötülüğü sümbüllendirerek bütün güzelliklere galip getirmektir. Bir adamdan bir sene içinde meydana gelen pis kokuları bir anda meydana gelmiş gibi hayal ederek o adama bakarsanız, o adam nazarınızda çok çirkin hale düşer. İşte eğer cerbeze ile 600 yıllık zamanda 20 milyon km 2 lik mekânda Osmanlı Tarihi içinde dağınık halde meydana gelen bütün kötülükleri toplar ve o siyah perde ile Osmanlıya bakarsanız, o zaman kapkaranlık bir tarihle karşılaşırsınız. Cerbeze, bütün çeşitleriyle garip şeylerin makinasıdır. Gerçekten de cerbezeli bir âşıkın nazarında bütün kâinat sevgiyle oynaşmakta ve gülüşmektedir; ama çocuğunun vefatıyla mâtem tutan bir ananın nazarında umum kâinat hüzün içinde ağlaşmaktadır. Halbuki ikisi de doğru değildir. İşte biz, girdiğimiz Osmanlı tarih bahçesinde sadece kirli ve murdar şeylere değil; açmış çiçeklere ve kokan güllere de bakıyoruz. Makam için fetvâ veren Turşucu-zâdelerin yanında Kanuni ye karşı çekinmeden Padişah emriyle nâ-meşrû olan nesne meşrû 23

24 olmaz diyerek haykıran Ebüssuud dan; Torlak Kemal ve Mithat Paşaların yanında Molla Fenari den ve Ahmed Cevdet Paşa dan; devleti perişan eden Tal at- Enver-Cemal üçlüsünün yanında Pîrî Mehmed Paşa ve Köprülü Mehmed Paşa dan; körü körüne ilmî gelişmelere karşı gelen Kâdîzâde lerin yanında Lagari Hasan Çelebi ve İsmail Gelenbevî den de bahsediyoruz. Biz tokadımızı Antranik ile beraber Enver Paşa ya ve Venizelos ile beraber Said Hâlim Paşa ya vurmuyoruz. Nazarımızda vuran da sefildir diyoruz. Kısaca tarihimizde görülen menfilikleri bir testi pis su olarak görüyoruz. Bir testi pis su bir denize dökülürse, denizi kirletmeyeceğine ve hatta kendisinin de temizleneceğine inanıyoruz. Tebessüm: -Hocam, küreselleşen bir dünyada yaşamaktayız. Sınırlar sadece harita üzerinde kalıyor. Bilgi ve teknoloji çağındayız. Zamanımızın gençlerini nasıl bir merkez etrafında toplamalıyız? Manevi dinamikleri nasıl harekete geçirmeli, gençler hangi halet-i ruhiye içerisinde olmalı..? Ve istenilen bu ideal kıvamı nasıl yakalıya biliriz? Akgündüz: Bir milleti millet yapan önemli unsur, müşterek mânevi değerlerdir. Türk gençliği ne zaman mânevî değerlerine bağlanmışsa ilerlemiş onlardan koptuğu zamanlarda ise geri kalmıştır. Mânevi bataryaları boş olan milletler, sırf maddî bataryalarına güvenmemelidirler. Dünya mânevî bir buhran geçiriyor., Kalbinde manevî bir yasakçı bulunmayan gençlik akıldan ziyade duyularına mağlup olduğundan, her çeşit tahribatı yapabilir. Devlet, cemiyetin yararına olarak girişeceği her teşebbüste, insanın maddi yapısı kadar mânevî yapısını da düşünmelidir. İnkâr edilemez bir gerçektir ki; insanın maddî yapısı yanında ruhî ve mânevî yapısı da vardır. İnsan sırf et ve kemikten, yani yalnız kuru bir cesetten ibaret değildir. Bir insanı tatmin etmek, bütün duygularını tatmin etmekle mümkündür. Mide bir gıda istediği gibi, kalp, ruh ve diğer latife ve duygular da gıda ister. Bunların da gıdasını temin etmek bir zaruret iken, sadece cesedi beslemeye çalışmak, kalp, dil ve dimağı koparıp cesede yedirmekten başka bir şey değildir. Cesedi beslemek için, beyni ve kalbi çıkarıp ona yedirmek ise, insana yapıları en büyük bir zulümdür. İnsan mahiyetinin temel taşını oluşturan mânevî yanı ve mânevî yanının zaruri ihtiyaçları olan mânevî değerler, gençlik için daha çok önemli olduğunu; yaratılış itibariyle sınırsız duygu ve kabiliyetlere sahip olan gençlik için mânevî değerlerin bir kontrol müessesesi teşkil ettiğini; sosyal bünyemizde girişiien hareketlerde, özellikle gençliğin, maddî olduğu kadar mânevi ihtiyaçlarına da cevap verecek şekilde hareket edilmesi Iüzumunu tekrar tekrar hatırlatmalıyız. Tarih bize gösteriyor ki, biz müslüman Türkler, ne derece mânevi değerlerimize bağlanmış isek ilerlemişiz. Ne vakit mânevî değerlerimizden uzak kalmışsak, gerilemişizdir. O zaman ş düşmanlar bizi can damarımızdan vurmuşlardır. Bilesiniz ki düşman izi hiçbir zaman açık savaşta yenememiştir. Daima tehlikeyi, kurtuluş reçetesi olarak göstererek bizi içimizden hançerlemişdir. Bir milletin maddî bataryaları ne kadar modern silahlarla mücehhez olursa olsun ve o millet isterse imparatorluk seviyesine yükselsin, mânevî bataryaları boş olduğu müddetçe yıkılmaya mahkumdur. Bunu hisseden düşman, Türk Gençliğini içerden kemirmeyi, onu mazisinden ve manevi değerlerinden koparmayı kendisine hedef seçmiştir. Bugün bunun nasıl icra edildiği hepinizin malumudur. Bir kısmından biraz sonra biz de bir nebze bahsedeceğiz. Ancak tarihten ibret almak için bir vatan haininin ve can düşmanımızın itiraflarını ve hareket planlarını ifade eden bir vesikayı arz edeceğiz. Vatana ihanet suçuyla 1321 yılında Patrikhanenin orta kapısı önünde asılmış bulunan İstanbul daki Fener Patriki Gregorious tarafından Rus Çarı Aleksandr a yazılan mektupta aynen şu ifadeler yer almaktadır: Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler, sabırlı, mukavemetli, mağrur ve izzet-i nefisli insanlardır. Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden, anânelerinin kuvvetinden ve âmirlerine itaat duygusundan ileri gelmektedir. Bu sebeple, Türklerde evvela itaat duygusunu kırmak ve mânevî bağları koparmak, dini metanetlerini zaafa uğratmak gerekir. Mânevîyatları sarsıldığı gün, Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları maddi kuvvetlerle yenmek mümkün olacaktır. Osmanlı Devletin i asfiye için mücerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kâfi değildir. Yapılacak olan, Türkler e bir şey hissettirmeden bu tahribi tamamlamaktır. Sultan Aziz devrinde, İstanbuI Rus Elçisi olan GeneraI İgnatyef, bu mektubu zikrettikten sonra şunu ilave eder: Ben vazifedeyken bu teşhisler isabetle tecelli etti. 1 Evet maalesef bu oyunlara gelen Tanzimat gençliği, Rus elçisinin dediği gibi, millî ananelerin düşmanı ve atalarının papuçları olamayacak bir hale gelmişlerdi. 2 gugün de aynı tehlike ile maalesef karşı karşıyayız. Kurt gövdenin içine girmiş farkında değiliz. Can damarımızı paran, kanımızı içen en büyük düşmanı dost zanneden ahmaklar içimizde yaşıyor ve tahrip odaklarının hoperlörlüğünü yapıyor. Mânevi duyguları zayıflamış olan bir milletin, maddeten ne kadar güçlü görünse de, yıkılmaya mahkum olduğunu, bakınız Peygamberimiz ne güzel tasvir ediyor: Yakın bir gelecekte, yiyicilerin karavana başına üşüştükleri gibi, düşman milletler de sizin üzerinize üşüşecek. 24

25 Birisi sordu: O gün biz sayıca az olacağımızdan mı? Buyurdu: Hayır, siz o gün sayıca çok olacaksınız. Ancak sel suyunun biriktirdiği çörçöp yığınına döneceksiniz. Allah da düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu kaldıracak, kalplerinize de vehen sokacak. Vehen nedir? diye soruldu. Cevaben buyurdu: Sırf dünyayı dünya için sevmek ve ölümden nefret etmek. 3. Yani mânevi değerlerden ve bağlardan kopmak. Şurada yine eli kanlı papazın Maneviyatları sarsıldığı gün, Türkleri zaferlere götüren asıl kudretlerinden sıyıracak ve onları yenmek mümkün olacaktır. sözünü tekrar hatırlatmak istiyorum. Dipnotlar: 1) Kutay, Cemal, Tarih Konuşuyor Dergisi, c. l, sy. I, sh ; Canan, İbrahim, Ahirzaman Fitnesi ve Anarşi, İstanbul 1982, sh ) Gözler, H. Fethi, ideal Türk Gençliği, Milli Kültür, Mayıs 1925 sh. 27 vd. 3) Reşid er-raşid, Tenvirür-Rical, Halep, 1389 H., sh. 4) (Ebu Davud dan naklen). Prof. Dr. Ahmet AKGÜNDÜZ Kimdir? 1955 yılında Diyarbakır ın Çüngüş Kazâsına bağlı Malkaya Köyünde doğdu. İlkokulu köyünde tamamlayan Akgündüz, Gaziantep İmâm-Hatip Lisesi ve Gaziantep Lisesi Fen Bölümünden mezun oldu yılında Erzurum Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesinden; 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukûk Fakültesinden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Hukûk Fakültesine 1982 Kasım ında Hukûk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde mastırını ve 1986 senesinde de İslâm Hukûkunda Ve Osmanlı Tatbikâtında Vakıf Müessesesi adlı doktora teziyle doktorasını tamamladı senesi Kasım ayında Hukûk Tarihi Doçenti olan Akgündüz, Konya Selçuk Üniversitesi Hukûk Fakültesi ne Hukûk Tarihi ve İslâm Hukûku Doçenti olarak tayin edildi yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Uzman Müşâvir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu Üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylülünde Dumlupınar Üniversitesine Hukûk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993 de aynı Üniversiteye bağlı Bilecik iktisâdî ve İdârî Bilimler Fakültesine Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevellî Hey et Başkanıdır ders yılında Princeton Üniversitesinde Misafir Profesör olarak araştırmalarda bulunan Akgündüz ün çok sayıda ilmî eser ve makalesi bulunmaktadır yılından beri Rotterdam İslâm Üniversitesi Rektörlüğünü yürütmektedir. Arapça,İngilizce, Flemenkçe ve Farsça bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Yayınlanan 38 kitabından bazıları şunlardır: 1. Osmanlı Kânûnnâmeleri Ve Hukûkî Tahlilleri (12 Cilt, 9 cildi yayınlandı) Mukayeseli İslâm ve Osmanlı Hukûku Külliyâtı (Tek Cilt). 3. İslâm Hukûkunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. 4. Şer iyye Sicilleri (2 Cilt ve Hey et ile birlikte). 5. Belgeler Gerçekleri Konuşuyor (5 Cilt). 6. Eski Anayasa Hukûkumuz Ve İslâm Anayasası. 7- İslâm da İnsan Hakları Beyânnâmesi. 8. Arşiv Belgeleri Işığında Sayıştay Tarihi. 9. Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba (OSAV). 10. Arşiv Belgeleri Işığında Eshâb-ı Kehf ve Tarsus Tarihi. 11. İslam Hukukunda Kölelik ve Cariyelik Müessesesi ve Osmanlı da Harem. 12. Bilinmeyen Osmanlı. 13. Sorularla Ermeni Meselesi. 14. Üç Devirde Bir Ma bed; Ayasofya.

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 01.01.2016 CUMA MUSTAFA KOLUKISAOĞLU İL MÜFTÜSÜ ATİKİBRAHİM PAŞA C. Ö.ÖNCE SORUMLU BİR VARLIK OLAN İNSAN 01.01.2016 CUMA SEYFULLAH ÇAKIR MÜFTÜ YARD. KÖPRÜBAŞI C. Ö.ÖNCE SORUMLU BİR VARLIK OLAN İNSAN

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 M.Süleyman KAYIŞ VAİZ AKYAZI MH. C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Raşit DEMİR VAİZ KARŞIYAKA MH. MERKEZ C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Mustafa FIRAT VAİZ AZİZİYE (YALI) C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR ZEYNEP TEKİN

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11.

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11. MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ İÇEL TV-YÖRÜK FM PROGRAM TABLOSU Cami ve Gençlik ( gençlerin camiye ilgisi,hz peygamber ve gençlik (kaynak : DİB cami-gençlik sayfası) İsraf duyarlılığı ya da Tüketim Ahlakı (Hasan

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

NAMAZIN RUHU NAMAZIN RUHU CAMİ VE NAMAZ

NAMAZIN RUHU NAMAZIN RUHU CAMİ VE NAMAZ 1 1.10.2015 PERŞEMBE MUSTAFA ÖNER VAİZ ATİK İBRAHİM PAŞA C. Ö.ÖNCE MADDİ TEMİZLİK 1.10.2015 PERŞEMBE İLKAY İYİBİLGİN VAİZ İMAM HATİP LİSESİ C. Ö.SONRA MADDİ TEMİZLİK 1.10.2015 PERŞEMBE FATMA ÇELENK KAYMAZ

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ahlâkî. Gelişmenin Temel Taşları

0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ahlâkî. Gelişmenin Temel Taşları 0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ahlâkî Gelişmenin Temel Taşları Dr. Hasan AYDINLI Güzel ahlâklı çocuklar yetiştirmek, her anne-babanın arzusudur. İnsanın aile ve toplum içindeki saygınlığını belirleyen en önemli

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

İLKADIM İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI EYLEM PLANI

İLKADIM İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI EYLEM PLANI İLKADIM İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 04 YILI EYLEM PLANI DİN HİZMETLERİ ALANINDA PLANLANAN EYLEMLER NO PLANLANAN EYLEM AÇIKLAMA BAŞLAMA BİTİŞ Din görevlileri tarafından vatandaşlar için Camilerde Kur an Öğretimi Kursları

Detaylı

NİSAN 2014. KONYA İLİ KONYA GENÇLİK MERKEZİ 2014 YILI 3 AYLIK (Nisan-Mayıs- Haziran) FAALİYET RAPORU

NİSAN 2014. KONYA İLİ KONYA GENÇLİK MERKEZİ 2014 YILI 3 AYLIK (Nisan-Mayıs- Haziran) FAALİYET RAPORU NİSAN 2014 KONYA İLİ KONYA GENÇLİK MERKEZİ 2014 YILI 3 AYLIK (Nisan ) FAALİYET RAPORU AY HAFTA 2013 FAALİYET PLANINIZA GÖRE BU HAFTA FAALİYETLERİNİZ İletişim Akademi Projesi 2 (Uygulamalı İletişim, Etkili

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Hayırların babası olarak anılan,

Hayırların babası olarak anılan, Rukiye ÖZ Koruyucu Aile Bu Çocuklar Bizim Değerlerimiz Hayırların babası olarak anılan, kimsesizlere sahip çıkan 2. Murat ın Döneminde Halka hizmet, Hakk a hizmettir anlayışı ile güzel hayırların yapıldığı

Detaylı

Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi

Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi Ekibinde görevlendirilen personele 05 Aralık 2012 Çarşamba

Detaylı

IGMG Gençlik Teşkilatı

IGMG Gençlik Teşkilatı IGMG Gençlik Teşkilatı Sosyal Hizmetler Birimi Okul Çantası Kampanyası Gençlerden gençlere, eğitimle geleceğe... Biz kimiz? IGMG Gençlik Teşkilatı (GT), Müslüman gençlerin islami bir kimlik ve toplumsal

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Kadın - Erkek Algısı I (Gelenekten ve Yanlış Din Algısından Kaynaklı) Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın erkeğin hizmetine verilmiştir. Erkek,

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

2014 YILI FAALİYETLERİ

2014 YILI FAALİYETLERİ 2014 YILI FAALİYETLERİ 28 Ağustos 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali ÇETİNKAYA görevine başladı. 27 Eylül 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya Atatürk Üniversitesinde düzenlenen

Detaylı

Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu

Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu 2 İÇİNDEKİLER Giriş 1-5 Sosyal Alanlar 6-16 Fakülte Dağılımları ve Tesis Çalışanları 17 Manevi Faaliyetler 18-49 Sosyal

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.

namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır. Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Almanya da ve Türkiye de Yafll l k ve Yafll lara Bak fl Güncel Durum, Sosyal ve Felsefi Tan mlar

Almanya da ve Türkiye de Yafll l k ve Yafll lara Bak fl Güncel Durum, Sosyal ve Felsefi Tan mlar Almanya da ve Türkiye de Yafll l k ve Yafll lara Bak fl Güncel Durum, Sosyal ve Felsefi Tan mlar Burhan Ersoy Bana verilen süreyi ekonomik kullanmak suretiyle Osmanlı ve Selçuklu Vakıflarında İnsan Olgusu

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI EĞİTİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE

T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI EĞİTİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI EĞİTİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE T.C. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE BAĞLI YURTLARDA KUR AN EĞİTİM VE

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı