MEHMET FARAÇ tan: Ekmekleri korkuya gizlenmiş kadınlar ve erkeklerin hikayeleri. Aydınlık 22 Mart 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 56. Mahmut Esat Bozkurt

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MEHMET FARAÇ tan: Ekmekleri korkuya gizlenmiş kadınlar ve erkeklerin hikayeleri. Aydınlık 22 Mart 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 56. Mahmut Esat Bozkurt"

Transkript

1 . GEÇEN HAFTA 65,292 OKURA ULAŞTIK Aydınlık KITA 22 Mart 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 56 PAydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Ateşten hayat yaratan adam: Mahmut Esat Bozkurt Halit Payza yazdı s.14 Sistemin Aykırı Adamı: Ernest Gellner den Dil ve Yalnızlık Cenk Özdağ yazdı s.10 MEHMET FARAÇ tan: Ekmekleri korkuya gizlenmiş kadınlar ve erkeklerin hikayeleri S Polisiye edebiyatımızda çıta yükseliyor: Demir Toros ve son kitabı Akrep Yuvası Salih Kurt yazdı s.9

2

3 Aydınlık KİTAP 22 MART 2013 CUMA 3 İÇİNDEKİLER Sağduyu hep geç kalır s. 4 Bu benim ne işime yarayacak? s. 5 İnsan mı büyük, evren mi? s. 6 Bu öyküler başka s. 7 Gurur ve önyargı ikiyüz yaşında s. 8 Çıta yükseliyor s. 9 Sistemin Aykırı Adamı: Ernest Gellner s. 10 Yabancı s. 11 Törenin coğrafyası var mı s Ateşten hayat yaratan adam: Mahmut Esat Bozkurt s. 14 Şezlonglara özgürlük! s. 15 İyiler için bir el kitabı s. 16 Kerbela; Büyük Acı kitabının düşündürdükleri s. 17 Yeni Çıkanlar s Çocuk-Genç: Güneşin kıskanmaya hakkı var mı? s. 20 Kasabanın birinde, bir deniz feneri çakıyor s. 21 Alıntı Test-Bulmaca s.22 Aydınlık. KITA P Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Editör Pınar Akkoç Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Yazıişleri İrem Halıç, Cenk Özdağ Sayfa Sekreteri Ebru Baysan Açar birgün bayrakları ellerim Bugün 18 Mart 2013 Cuma. Bizler Kitap Eki'ni bugün ve bu gece hazırlar, bitiririz. En son bu okuduğunuz yazı yazılır. Bugün 18 Mart 2013 Cuma... Bu köşeye ne yazacağız, düşünerken, önerirken, başlamışken... Haberler... Ergenekon Tertibi'nde savcılar Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş'un esas hakkındaki mütalaası açıklandı. Çanakkale Zaferi'nin 98. yıl dönümünde açıklanan 2271 sayfalık mütalada "Ergenekon'un terör örgütü olduğu sabittir" ifadesini kullandı. Esas hakkındaki mütalaada İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Peinçek, 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve Yüksek Askeri Şüra Üyesi Nusret Taşdeler'in de aralarında olduğu 32 kişinin, cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirmeye teşebbüs suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Neden bahsediyoruz? Doğu Perinçek Üniversitesi için, Yalçın Küçük Üniversitesi için, üniversiteyi üniversite yapmış bilimciler için; Kemal Alemdaroğlu, Fatih Hilmioğlu, Erol Manisalı için, yetmiyor genelkurmay başkanı İlker Başbuğ, sıralanıp uzuyor, orgenarellerden astsubaylara kadar... Yetmiyor kurmaylar, müselleh savaşçılar, Mustafa Kemal'in Askerleri için... Yani Harp Akademielri için... ağırlaştırılmış müebbet isteniyor... Ve biz kitaplar, ve biz edebiyat, biz yazın, biz kültür hayatı üzerine ek çıkarıp konuşacağız öyle mi? Konuşuyoruz... Hepimiz adına, hepimiz için bu bapta sözü Hasan Hüseyin Korkmazgil'e vererek konuşuyoruz: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. adına sahibi Yalçın Büyükdağlı Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Mehmet Bozkurt Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Hasan Hüseyin ERGENEKON Üzüm salkım tutar selvi dalında karakeçi kayalıkta kuzular ben yatarım bu damlarda /ıh demem bebem benim kahırlarda bilenir bilenir de çelik çakmak uyanır uyanır da direnir vurma bana vurma beni ben çoğum! bu demirden dağı deler demircim birgün bir kurt gelir düşer önüme emeğim emek kavgam felsefem öncüm bebeğim beleğim beşiğim öfkem güneşi alırım da birgün alnıma geceleri yorgan yorgan sırtıma ağıtları basarım da bağrıma birgün bu demirden dağı aşar gelirim gelirim de çektiklerim bilirim bilirim de vatan neymiş görürüm asmam seni urganlara ey zorba vurmam seni kurşunlara ey alçak açar birgün bayrakları ellerim yazar birgün fermanları ellerim basar birgün mühürleri ellerim... (Hasan Hüseyin, Kızılkuğu kitabından...) ama şiir burada bitmiyor! Reklam Servisi Genel Müdür Yardımcısı Saynur Okuroğlu Müşteri Temsilcisi Kamile Karakadılar HALDUN ÇUBUKÇU Baskı: Toros Yay. Mat. Tur. Org. San. Tic. Ltd. Şti. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 22 MART 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Sağduyu hep geç kalır Kad nlar kendilerini bu dünyaya ba layan eylerden ölesiye nefret ederler. Dünya nimetlerinin kendilerini kölele tirdi inin fark ndad rlar ama onlars z da yapamazlar. Bo ucu bir kasabaya bu yüzden tahammül edebilirler SUAT DUMAN Umberto Eco, Genç Bir Romancının İtirafları nda Anna Karenina nın hazin kaderine ağlayan okurların durumunun olsa olsa psikologları ilgilendirebileceğinden dem vurur. Bunu tabii, okuru hafif bir deyişle sorunlu gördüğünden söylemez. Tıpkı optik yanılsamalar olduğu gibi duygusal yanılsamaların da var olabileceği varsayımıyla söyler bunu: okurun kültürel alışkanlıkları, metnin biçimsel, hikâyenin duygusal baskısı buna pekâlâ yol açabilir! Soru, yalnızca açık ve şiddetli bir reaksiyon üzerinden, ağlamak üzerinden sorulduğunda söylenecek pek bir şey yok gerçekten de. Fakat sanat eseri dediğimiz, hayatımızı birçok yönden etkileyebilir, birçok duygusal ve fiziksel reaksiyonu tetikleyebilir. Dahası yalnızca tekil okurun değil kalabalıkların eylemini bile doğurabilir. Bir karaktere ağlamak kadar söz gelimi gülebiliriz de! Karakterden ziyade, durumu komik ya da hüzünlü buluruz. Karakterin kaderini değil de daha çok onun kederini paylaşırız ya da neşesini. Gerçekliği de bu şekilde kendimiz kurmuyor muyuz? Bundan da ibaret değil, söz gelimi Raskolnikov a ağlayacak, ona acıyacak değiliz. Yine de Dostoyevski nin bu çılgın karakteri çoğu okurda toplumun kirlerine karşı tiksintiyi kışkırtmış olmalı, genç okurlarda içe doğru lanetli bir kaçma arzusunu da tabi. Neden? Bizi, tamamen kurmaca olduğunu bildiğimiz bir roman neden bu kadar etkiler? Aslında hiçbir eserin tamamen kurmaca sayılamayacağı öne sürülebilir mi? Raymond Chandler MARLOWE TE ÖYLE B R KARAKTER Raymond Chandler in kara polisiyenin ve hırpani dedektiflerin temellerini attığı Marlowe romanları muammanın, şüphenin ve harikulade zekâ oyunlarının fink attığı polisiyelere benzemez. Eğer bir Marlowe macerası okuyorsanız bir Marlowe okuyorsunuz demektir. Öncelikli beklentiniz karakter olmalıdır. Chandler bu konuda cömerttir neyse ki, kendini beğenmiş dedektiflere inat gururlu, bükülmez ama kendi halinde bir merak elçisi gibi her şeyiyle okuruna gösterir Marlowe u. Everest Yayınları polisiye cepte serisinden benzersiz romanlar yayınladı, Playback de bu serinin son çıkanlarından. Daha önce yine Raymond Chandler ın müthiş Büyük Uyku su yayınlanmıştı. Okurun, ama yalnızca polisiye okurunun değil, kesinlikle ıskalamaması gereken bir romandı Büyük Uyku. Philip Marlowe u tanımak için harika bir fırsat. ÖYLE NEFRET ED YORUM TE! Playback, aslına bakılırsa bir cümlede özetlenebilecek bir hikâye anlatıyor: Bir genç kız, peşine düşen gizemli yabancılardan kaçmaktadır. Bundan ötesi yine atmosfer, yine loş sokaklar, patlayan tabancalar ve elbette bütün olup bitenle inceden eğlenen Marlowe dur. Polisiye romanlara yüklenen misyon kaçma arzusunu tatmin etmeleridir ya, Playback okura kaçacak yer bırakmıyor. Okura Amerika nın tam ortasından sermayenin vahşi bir portresini çıkarıyor. Çok sevdiğim Agatha Christie nin hep yaptığı gibi, okuru burjuvalarla dolu bir odaya doldurup, oyunlar oynatmıyor. Bir tarafa aç gözlü, hoyrat sermaye sahiplerini ve onların işlerine gözü kapalı koşturan hukuki temsilcilerini koyuyor, beri tarafa sinmiş, çareyi kaçmakta bulmuş masum insanları. Marlowe alaycı gülüşü, gıcık esprileri ve attığını vuran silahıyla güçsüzlerin yanındadır hiç şüphesiz. Marlowe da güçsüzün yanında olma hali yalnızca sosyal ve ekonomik yönleriyle anlaşılmamalıdır. Hatta sıklıkla duygusal yıkım yaşayan kadınların yanında görürüz onu. Kadınlarla kurduğu ilişki maço sayılsa da düşmanın cinsiyetine bakmaz Marlowe, kadın dostlarını ise özellikle gözetir. Playback, Raymon Chandler, Everest Yayınları, Çev: Sinan fişek, 198 s. Chandler romanlarındaki melankolik kadınlar ayrı bir incelemenin konusudur belki ama yeri gelmişken söyleyelim, Marlowe dünyasındaki kadınlar kendilerini bu dünyaya bağlayan şeylerden ölesiye nefret ederler. Dünya nimetlerinin kendilerini köleleştirdiğinin farkındadırlar ama onlarsız da yapamazlar. Boğucu bir kasabaya bu yüzden tahammül edebilirler, onları o kasabaya bağlayan tek taş bir elmas yüzükten, mehtaptan ettikleri kadar nefret ederler. Öyle nefret ederler işte, Marlowe un dünyasında kadınlar dur durak bilmez bir selin tam ortasında gibidirler. Canlarından olmak pahasına suyun tadını çıkarmak isterler. B LD N OKUYAN ADAM Marlowe u bir işe itekleyen ilk etken para olsa da devam etmesini sağlayan çoğunlukla bastırılamaz bir merak ve sarsılan adalet duygusunun ne pahasına olursa olsun yerine getirilmesi ihtiyacıdır. Ortalama bir dedektifin geri duracağı durumlarda Marlowe öne atılır. Nihayet eline tek kuruş geçmeyecekse bile doğru bildiğinden şaşmaz. Playback in finalinde olduğu gibi, adına çalıştığı müşterisinin tehdit salvoları, gereğini yapmış olmanın verdiği doygunlukla ona müzik sesi gibi gelir. Bu bakımdan mantığın sesi olduğu söylenemez. Zaten bunu kendisi de itiraf eder: Sağduyu der ki, boşver, evine git, para yok bu işte. Sağduyu hep geç kalır. Sağduyu, sana bu hafta arabanı çarpmadan önce geçen hafta fren balatalarını değiştirseydin, diyen heriftir. Sağduyu, maç bittikten sonra, takıma alınsaydım galibiyet golünü atardım, diyendir. Ama takımda değildir hiç. Tribünlerin en tepesinde, cep şişesiyle durur. Sağduyu, gri takım elbiseli, ufak tefek, hesaplarında hiç yanılmayan adamcağızdır. Ama hesapladığı hep başkalarının parasıdır. Sağduyudan iz yoktur Marlowe da. Onu bu yüzden severim. Bir devle karşılaşsa bir deve bakar gibi bakmaz ona. Bu yüzden severim. Hiç kimseyi küçümsemez fakat belirleyici özelliği kimseyi büyük görmemesidir. Anna Karenina için ağlayanları anlıyorum, fakat siz de ciğeri beş para etmez bir haydudun ensesine indirdiği yumrukla yere yığılan Marlowe a kaygılananları anlayın!

5 Aydınlık KİTAP 5 Bu benim ne işime yarayacak? Periyodik tablo sadece laboratuvara ya da kimya dersine ait bir grafik de ildir; görüp bildi imiz her eydir, yedi imiz, içti imiz, sevdi imiz, soludu umuz... MURAT HATUNOĞLU Eğitim dünyasında sıkça yankılanan bir soru vardır: Bu benim ne işime yarayacak? Soru sormaktan ziyade bir sitem ifade eden bu soru cümlesi, hakkında konuşulan dersin öğrenciye ne denli sıkıcı ve gereksiz geldiğinin kalıplaşmış bir ifadesidir. Bu sıkıcılık ve gereksizlik çoğu zaman tartışılmadan kabullenilir ve dersler seve seve değil, söve söve geçilir. Halbuki az sayıda insan fark eder ve takdir eder ki, o sıkıcı ve gereksiz görünen dersler aslında hiç de sanıldıkları gibi değildir. Sunumda ve önsözde hata vardır sadece. Öyle ya, bir dersin neyi ne için anlattığını ve bu derste öğrenilenlerin ne yönde zihin açıcı etkilerinin olabileceğini anlatma zahmetine katlanmaz çoğu öğretmen. Halbuki yaşam boyu karşımıza çıkmayacak olan iki musluklu bir delikli ve bol problemli bir havuzu çözmek değildir matematik; yeryüzünde neredeyse hiçbir zaman var olmayacak olan ideal koşullarda atılan bir taşın kaç saniye sonra yere düşeceğini hesaplamak değildir fizik. Düşünmeyi öğrenmektir, konuşmayı öğrenmektir matematik; tabiatı ve hayatı öğrenmektir fizik. Sam Kean adında bir adam, genç bir bilim yazarı, bu durumu fark edenlerden olsa gerek, diye düşünüyor insan, periyodik tablonun o rengarenk dünyasını anlattığı Kayıp Kaşık ı okuduğunda. Kolektif Kitap tan çıkan Kayıp Kaşık, bu genç yayınevinin diğer şirin kitapları gibi gayet sıcakkanlı bir tasarıma ve hoş bir anlatıma sahip. Anlatının hoşluğu hem yazar Sam Kean in tatlı dilinden hem de kitabı çeviren Baha Okar ve Burçin Duan ın emeğinden. Çocukken sıkça hastalanıp yatağa düşen ve ağzına mütemadiyen derece tıkılan yazar Sam, kendine garip bir eğlence bulmuş: annesi yanında değilken ağzındaki dereceyi yere atmak ve kırılan dereceden Kayıp Kaşık, Sam Kean, Kolektif Kitap, Çev: Bahar Okar, Burçin Duan, 360 s. çıkıp topak topak olan cıvaya bakmak. Annesinin apar topar gelip cıva öbeklerini kürdan yardımıyla bir araya getirişi ve bir şişeye dolduruşu o kadar çok kez tekrarlanmış ki, şişede bir ceviz büyüklüğünde cıva birikmiş. Sam biraz büyüyüp okula gittiğinde cıvaya olan merakı azalmamış ve onu apayrı bir dünyaya, elementlerin dünyasına çekmiş. Bakmış ki, uzandığı her elementin -tabii hepsi cıva kadar havalı olmasa da- hayli ilginç, gülünç, tuhaf ve hatta tüyler ürpertici hikâyeleri var, başlamış bütün periyodik tabloyu taramaya. Bu tablo aynı zamanda insanlığın en büyük entelektüel başarılarından biriydi. Hem bilimsel bir başarı hem de bir öykü kitabı olan periyodik tablodan yola çıkarak, ben de elinizde tuttuğunuz bu kitabı, hikâyeleri ve başarıları anlatmak için yazdım. Tıpkı aynı hikâyeyi değişik katmanlar hâlinde anlatan bir anatomi ders kitabı gibi... diyor yazar, türlü dertlere derman periyodik tabloya olan bağını anlatırken ve şöyle devam ediyor:...periyodik tablo antropolojik bir harikadır, insanoğlunun ve fiziksel dünyayla nasıl bir ilişki içinde olduğumuzun tüm muhteşem, kurnazca ve çirkin yönlerini yansıtan bir insan eseri, türümüzün yoğun ama küçük ve zarif bir alfabeyle yazılmış tarihçesidir. Sahiden de öyledir, periyodik tablo sadece laboratuvara ya da kimya dersine ait bir grafik değildir; görüp bildiğimiz her şeydir, yediğimiz, içtiğimiz, sevdiğimiz, soluduğumuz... Zira biz, hepimiz, o veya bu şekilde bir araya gelmiş elementler yığınıyız ve periyodik tablo bizim malzemelerimizin yazıldığı tarifimiz. İşte o yüzden belki de bu kitap şu işe yarayacak; bize aslında bir avuç topraktan, bir tutam elmastan, bunlar uğruna dövülen kılıçtan ya da o kılıçtan damlayan düşman kanından çok da farkımız olmadığını, hepimizin birbirine sarılan atomlardan geldiğimizi hatırlatacak. Kim bilir, belki de o okur bir gün o atomları örnek alacak sevgili okur.

6 6 22 MART 2013 CUMA Aydınlık KİTAP İnsan mı büyük, evren mi? Sagan, insanlara, kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak diğer canlılara da o şekilde davranmalıyız, düşüncesini benimsetmeye çalışıyor. Böylece canlıları birbirinden ayıran ve doğanın sınırsızlığını insanların görmesini engelleyen duvarın yavaş yavaş ortadan kalkacağını düşünüyor SELCAN KARABULUT Carl Sagan Kozmik Bağlantı ile evrenin ötesine bir bakış sunuyor okuruna. Ona göre kozmik bağlantı insan ruhunun genişlemesidir bir bakıma. Çünkü kozmosla ilişki içinde olduğunu düşünen, daha doğrusu bunun farkında olan insanda dünya dışında var olduğu düşünülen yaşama karşı bir merak uyanır. Uzayı keşfeden insanın düşünce gücünün ne ölçüde değiştiği ve geliştiğini inceliyor, insan ile evrenin birbiri ile olan bağlantısını araştırıyor Kozmik Bağlantı. Günümüzde her geçen gün büyüyen bir hızla gelişme gösteren teknoloji sayesinde göz yerine çok hassas optik aygıtlar, radyoteleskoplar ve uzay araçlarıyla yapılan bu keşif faaliyeti insanın kendini ve evreni algılayışını oldukça değiştirdi. Çünkü insanlar artık gezegenleri geceleri gökyüzünde gördükleri ışıklar olarak algılamıyorlar. Aynı şekilde güvenli, rahat ve düzenli bir şekilde hayatlarını sürdürdükleri ve yaratılış için özellikle seçilmiş olduğuna inandıkları dünya ile ilgili görüşlerini de büyük ölçüde değiştirdiler. Bu inanışlar yerini gerçeklere bıraktı. Yani evrenin küçük bir kaya ve metal yığını olduğu gerçeğine. Çünkü uzay araçlarından alınan fotoğraflar aracılığıyla insanlar dünyanın evren içerisinde küçücük bir nokta şeklinde olduğunun ayırtına vardılar ve yüzyıllardır ölümlü yaratıkların doruk noktası olarak görülen insanın bu evrenin sahibi değil sadece ufak bir parçası olduğu anlaşıldı. Carl Sagan, Kozmik Bağlantı da tüm bu yanlış fikirlere radikal çözümler getirmekle kalmıyor aynı zamanda bilimin insanlara bir canlı türü olarak hayatta kalmak için millet, din ve ekonomi gibi fikirlerden çok insanlık fikri çatısı altında toplanmak gerektiğini söylediğini vurguluyor. Carl Sagan HALK LE B L M ARASINDAK DUVARI YIKIYOR Carl Sagan eserinde uzun ve kısa vadeli olmak üzere iki vizyonu olduğunu ifade ediyor. Bu vizyonunun uzun vadeli yönü, insanların kozmosun ihtişamının ve dünya ötesinde hayat olasılığının farkına varması. Kısa vadeli yönü ise yirminci yüzyılın sonlarında uzayda yürütülen faaliyetler programı. Yazar, vizyonunun iki yönüne de hemen hemen eşit bir şekilde değiniyor kitabında. Fakat sonuçların farklılık gösterdiği kanısına varıyor. Çünkü insanlar uzayda yürütülen faaliyetler konusunda beklenen, başarıyı elde edemediler Sagan a göre fakat kozmosun görkemi ve dünya dışı yaşam konusundaki fikirleri oldukça değişmiş gibi görünüyor. Dolayısıyla yazar okuyucu kitlesinin de iki türde olmasını istiyor. Kendisiyle aynı görüşte olanlar ve olmayanlar. Bu düşüncede olmasının amacı kendi vizyonuna inanan insanlarla birlikte şüpheci olan kesimi ikna edebilmek. Aynı zamanda vizyonunun kısa vadeli yönünün de başarısızlığını kabul ediyor çünkü şüphecilerin bu nedenden dolayı uzun vadeli vizyonu da reddetmemelerini istiyor. Toplum ve bilim arasında oluşan duvarı yıkılmasıyla bilimin yaptıklarının halk tarafından anlaşılacağını ve yapılan araştırmalara desteğin artacağını düşünüyor. Sagan, kendi çocukluk hayallerinden yola çıkarak insanların gezegene ait görüşlerini ve evren hakkındaki düşünce biçimlerini değiştirmeyi hedefliyor. Hayatının büyük bir bölümünü bilimsel süreç ve iç görülerin aydınlatılması için çalışmalar yaparak geçiren yazar, yaptığı araştırmalar sayesinde halkın bu konuda fikir sahibi olmasını amaçladı daima. Kozmik Bağlantı da yazar insan gelişimin yeni bir kavramı olan özdeşleşme ufku nun kapsamını da ayrıntılı bir şekilde aktarıyor. Bu kavram ile insanlara, kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak diğer canlılara da o şekilde davranmalıyız, düşüncesini benimsetmeye çalışıyor. Böylece canlıları birbirinden ayıran ve doğanın sınırsızlığını insanların görmesini engelleyen duvarın yavaş yavaş ortadan kalkacağını düşünüyor. Bu konu ile ilgili vermiş olduğu örnekler de gösteriyor ki etik perspektifte yapılan bu değişim bilimin doğal bir yan ürünüdür. NSAN DO ANIN SAH B DE L Kozmik Bağlantı, Karl Sagan, Say Yayınları, Çev: Maktav Dinçer, 336 s. Carl Sagan her ne kadar dini anlatıların önemine saygı duyan bir bilimci gibi görünse de aslında kendi içinde radikal bir çelişki barındırıyor. Onun asıl amacı bu ikilik arasındaki duvarı yıkmak ve duvar ortadan kalktığında oluşacak olan manevi ve etik perspektifin dışa vurumunu yansıtmak. Ona göre, Yaradılış Kitabı ile insanların beynine işleyen doğaya ve diğer canlılara hâkim olduğu düşüncesini yöntemli ve dikkatli bir şekilde disiplinli davranarak, değiştirmek mümkün. Böylece insanoğlu kendisinin doğaya egemen olmadığını fakat onunla iç içe geçmiş bir halde olduğunu anlar. Çünkü kendine göre büyük ölçüde farklı ve karmaşık bir yapıya sahip olan doğaya hâkim olmak o kadar da kolay değil. Kozmik Bağlantı da insan ve evren ilişkisi üzerine geliştirilmiş tüm bu fikirler evrenin görünümü, güneş sistemi ve güneş sisteminin ötesi olmak üzere üç ana kısımda toplanıyor. İlk kısımda okura evren hakkında bilgi vererek onun evrenin boyutu hakkında düşünmesini sağlıyor ve böylece kişi farklı bir bakış açısı kazanmış oluyor. İkinci kısımda, başta Dünya, Mars ve Venüs olmak üzere güneş sisteminde yer alan gezegenlerin çeşitli yönlerini ele alıyor. Mariner, Viking, Voyager, Galileo ve Pioneer gibi uzay sondalarının çalışmaları hakkında birtakım ayrıntılı bilgiler sunuyor. Üçüncü kısım ise diğer yıldızların gezegenlerinde bulunduğu düşünülen varlıklarla iletişim kurma çalışmalarını içeriyor. Ancak bu bölüm, dünya dışı uygarlıklarla iletişim kurma çalışmaları henüz başarıya ulaşmış projeler olmadığı için kurgulara dayanıyor. Bilimsel mantık çerçevesinde yapılan bu kurgular ile yazar aslında bu tür araştırmaların hangi boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor.

7 Aydınlık KİTAP 7 Bu öyküler başka Ba ka Öyküler, farkl niteli i ve kendine özgü tarz ile gelecekte çok daha e siz ve çarp c i ler ortaya koyma potansiyeline sahip bir yazar n sinyallerini veriyor GÖKÇE KARA Hikayeler bana hep kendi sihrine sahip küçük mucizeler gibi gelmiştir, diyor yazar Bahadır İçel, Başka Öyküler in giriş yazısında. Kitabı elinize alıp yazarın kaleme aldığı hikayeleri okuduğunuzda yazara hak vermemek elde değil. Başka Öyküler, korku ve gerilim ağırlıklı bir öykü seçkisi olsa da sizleri bol bol düşündürmeyi, hülyalara daldırmayı, yer yer de yüzünüzü gülümsetmeyi başarıyor. Kapağında belirtildiği gibi tuhaf kimliklere sahip bu öyküler sandığınız kadar fantastik ve başka değiller aslında. Başka Öyküler, klasik fantastik kurgu edebiyatında olduğu gibi başka dünyalarda geçen öykülerle karşılamıyor bizi. Aksine tüm hikayeler bizim gerçekliğimizde yaşanıyor fakat hikayelerin hepsinde gerçeküstü bir öğe, fantastik bir detay, bir dokunuş mevcut. Herhangi bir türe özgü olmaktan ziyade kendine has bir tarza sahip olan on öykü bulunuyor Başka Öyküler de. Televizyonunun ekranından başka dünyaları görebilen bir gece bekçisi, eşsiz bir tür kuşun peşindeki yaşlı bir avcı, hırslı yazarlar, dağlarda teröristlerden kaçan yaralı bir asker, ölmeyi beklerken çılgın bir deneyin kobayı olan hasta bir adam gibi aslında gerçek dünyadan bir karakteri alıp gerçeküstü bir durumun içinde nasıl tepki verdiğini ölçmek ister gibi bir tavrı var yazarın. USTALARI ANDIRAN KARA M ZAH Karanlık nitelikteki öykülerin çoğu Edgar Allen Poe, H. P. Lovecraft, Stephen King gibi korku (gotik) ve gerilim temalı yazarların öykülerini çağrıştırıyor. Yüzünüze ufak bir gülümseme katan hikayeler ise çoğunluğu karanlık hikayelerin arasında biraz hafifmiş gibi kaçsa da fantastik öğeleri ve kara mizahı ile okuyucuya arada nefes aldırıyor. İnce bir kitap olmasına rağmen bir dolu fikir ve sürpriz barındıran Başka Öyküler de, Türk edebiyatında her zaman biraz kenara itilmiş modern korku, fantastik kurgu ve bilimkurgu öğeleri güzelce harmanlanmış.türkiye güncelinden çok da uzak olmayan ilginç hikayeleri akıcı bir dille anlatmayı başarmış yazar. Örneğin O Dağlarda Bir Yerlerde Şeytanlar Dolaşıyor Olmalı hikayesi sıcak bir terörist çatışmasının hemen sonrasını anlatıyor ve her ne kadar gerçeküstü bir yola giriyor olsa da bizi çok ciddi bir orada ne olup bitiyor sorgulamasına itiyor. Yaşlı bir avcının önderliğinde, kulaktan dolma hikayelerde anlatılan eşsiz bir kuşun peşindeki üç Trakyalı avcının hikayesi olan Günkuşu Ziyafeti ise trajikomik bir şekilde hayattan ne istediğimizi ve bunun karşısında nasıl bir bedel ödememiz gerektiğini irdeliyor. Okuyucuya olduğu kadar yazar a da yazılmış hikayeler mevcut. Sahibinden Kiralık Öyküler ve Biricik İlham Perim ve Onun Tatlı Bekareti gibi öyküler okumaktan çok yazmayı sevenlere hitap eden, kahramanları yazarlar olan hikayeler. Genç yazar; şan, şöhret ve başarı peşindeki yazarları öcüleriyle bir araya getiriyor ve okuması tüylerinizi diken diken ettiği kadar keyifli de olan hikayeler ortaya koyuyor. ÖYKÜLER N ÖYKÜLER Yazar, hikayelerin ortaya çıkışına ya da yazılma sürecine ait olayları da birkaç cümle ile de olsa kitabın arkasında anlatmış. Bu pek alışık olmadığımız bir yaklaşım. Sihirbazın birkaç numarasını göstermesi ancak sihrini kendine saklaması gibi. Bu kısacık açıklamaları okuyup gerçek olayların, fikirlerin ya da gündelik hayattaki psikolojik durumlarımızın nasıl bir dönüşümle gerçek üstü edebiyata yansıdığını görmek hikayelere farklı bir derinlik yüklemiş. Bu da kitaba çok güçlü olmasa da nasıl gerçek üstü bir öykü yazılır iddiası katmış gibi. Umuyoruz ki yazar bu iddiayı yeni öyküleri, yeni kitapları ile sürdürür ve bizlere çok daha fazla tuhaf öykü hediye eder. Başka Öyküler, farklı niteliği ve kendine özgü tarzı ile gelecekte çok daha eşsiz ve çarpıcı işler ortaya koyma potansiyeline sahip bir yazarın sinyallerini veriyor. Kitabın arkasında yazılan uyarıda olduğu gibi okurken dikkatli olmak gerekiyor çünkü siz de sandığınızdan çok daha başka biri olabilirsiniz. Okuyucuyu gerçekliğin kırık bir aynadan yansımış ve çarpılmış yüzleriyle baş başa bırakan bir kitap olan Başka Öyküler, sizi Bahadır İçel'in karanlık dünyasından sızmaya başlamış hikayelerin tutkulusu haline getirebilir. Başka Öyküler, Bahadır İçel, Altın Bilek Yayınları, 124 s.

8 Aydınlık KİTAP 8 Gurur ve Önyargı ikiyüz yaşında Gurur ve Önyarg adl bir kitab n Hasan Ali Yücel zaman n n yay n olmas na a mamal y z. Bu dönemi suçlayanlar n okullar m zda okutulan bir çok dünya klasi ine açt sava ortada A k ve Gurur filminden bir sahne MUSTAFA MERSİNOĞLU 28 Ocak 1813 te basılan Jane Austen in Gurur ve Önyargı adlı romanı ikinci yüz yılını doldurdu. Şimdiye kadar yirmi milyonun üstünde satıldığı tahmin ediliyor ve piyasada baskısı hiç tükenmemiş. BBC nin İngiltere de 2003 yılında yaptığı bir ankette Tolkein in Yüzüklerin Efendisi adlı kitabından sonra Büyük Britanya nın ikinci sevilen kitabı seçilmiş.(yayıncı kuruluş ve devlet yayıncılığı başka neler yapar için bir örnek). Bir çok kere Ameriken sineması Hollywood dan Hindistan sineması Bollywood a kadar filme uyarlanan ve televizyon dizisi olan kitabın konusu adına oldukça uygun. İnsan ilişkilerini şekillendiren gurur ve önyargı başta olmak üzere bir çok temayı işliyor, elbette olmazsa olmazı aşk üzerinden. KADINA YAKI TIRILMAYAN İki yüz yıl önce İngiltere de kadınların böyle ulu orta yazması yakışıksız sayıldığı için Jane Austen kitabını adını gizleyerek yayımlatmıştı. Türkiye de de birçok baskısı yapılan bu kitabın Türkçe çevirisinin biri 1947 de Aşk mı Gurur mu adıyla Güzin Güral tarafından yapılmış Rafet Zaim Er Kitapevi tarafından yayınlanmış. Daha sonra Beria Okan (Özoran) tarafından Gurur ve Aşk adıya çevrilip Milli Eğitim Bakanlığı, Dünya Edebiyatından Tercümeler 58, İngiliz klasikleri dizisinde 1951 yılında yayımlanmış. Daha sonra da Türkiye İş Bankası Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler dizisinden Hamdi Koç çevirisi ile Gurur ve Önyargı adıyla yayımlanan kitabın Türk diline kazandırılmasını Türkiye nin efsanevi Milli Eğitim Bakanı, Hasan Ali Yücel, dünya klasiklerinin Türkçede yayımlanma hamlesiyle sağlamıştı Gurur ve Önyargı adlı bir kitabın Hasan Ali Yücel zamanının yayını olmasına şaşmamalıyız. Bu dönemi suçlayanların okullarımızda okutulan bir çok dünya klasiğine açtığı savaş ortada. John Steinbeck ve Jose Mauro de Vascocelos un kitaplarına soruşturulma açanlar hiç değilse bir Jane Austen romanı okusalardı, şu yazılanlar acaba kulaklarına küpe kalıp biraz daha bilinçli ve duyarlı insanlar olurlar mıydı? Bir beyfendi ya da hanımefendi, iyi bir roman okumaktan keyif almıyorlarsa, onlar çekilmez derecede aptal olmalılar. Sinirli insanlar, bilge olamazlar. Kibir ve gurur değişik şeyler, genelde aynı anlamda kullanılsalar bile. Kibirli olmadan gururlu olunabilir. Gurur kendimiz hakkında düşündüğümüzle, kibir başkalarının bizim hakkımızda düşündükleri ile ilgilidir. Ne söylediğimiz ve düşündüğümüz değil ne yaptığımız bizim kim olduğumuzu belirler. Gurur ve Önyargı, Jane Austen, İş Bankası Kültür Yayınları, Çev: Hamdi Koç, 424 s.

9 BABİL BALIĞI Aydınlık KİTAP 22 MART 2013 CUMA 9 Çıta yükseliyor M. SALİH KURT Polisiye türü (crime fiction), ülkemizde de çok okunan, göz önünde olmayı başarabilen bir türdür. Esas olarak pek çok alt türü barındıran türün, ülkemizdeki incelemelerinde, alt tür farkı gözetmeksizin genel geçer polisiye adı ile anılır. Hâlbuki alt türlerinin birbirinden farklı yazım biçimleri, izlekleri, kurgu yöntemleri bulunur. Eğer on beş yıl öncesi için yazınımızın incelemeleri söz konusu olsaydı, sadece polisiye terimini kullanmak, türü incelemek için yeterli görülebilirdi. Ancak son on beş yılda tür üzerinde yazarlarımızın yükseltmiş olduğu ve gurur duyulacak hale gelen çıta, incelemeler anlamında da alt türlere bölünmeleri de gerekli kılar hale geliyor. Tür ayrımlarına yönelik konu uzun olacağından, şimdilik bir virgül koyalım. POL S YE YAZINIMIZ Son on beş yıl içerisinde polisiye türünde yazarlarımızın ne kadar başarılı durumlara geldiğini, ne kadar yetenekli yazarların yetiştiğini anlamak için, herhangi bir kitapçıda vakit geçirip okurun eğilimlerini gözlemlemeniz yeterli. Artık öyle bir noktadayız ki üzerinde reklâm bombardımanı bulunmayan polisiye yazarlarımıza dahi, türün okuru tarafından bir eğilim söz konusu. Artık okur, çoğunlukla polisiye söz konusu olunca bir tercüme eser yerine, Türk yazarlarına yöneliyor. Bu ibre değişiminin oluşumunda gurur kaynağımız sayabileceğim, polisiye yazarlarımızın yazdıkları türe ve yazınlarına bakış açılarının ne kadar etkili olduğunu, elbette yetenekleriyle birlikte belirtmemek olmaz. Başarılarındaki ve beğenilmelerindeki nedenlerin başında, yazınlarında edebi züppelikten özellikle uzak durarak bize ait kurgular, bizleri anlatan öyküler yazmaları geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Yazın yetenekleri içerisinde de sayabileceğimiz, türden, okurun ne bekleyebileceğine yönelik uğraşılarının ve yaratımlarının karşılık buluyor olması da oldukça sevindirici. Özellikle türün yazınında en zor süreç kabul edilebilecek, kendi kahramanlarını oluşturma bağlamında da kalıpların ötesine çıktıklarını, okurların aklına kazınabilecek karakterler yarattıklarını gözlemliyoruz. Hatta bu konuda daha zor olan, bir anti-kahraman ana karakter yaratmayı, okura sevdirmeyi, gerçeğe uygun kılmayı dahi başardıklarını görüyoruz. Polisiye yazınımız için şu an belki küçük bir eleştiri olarak yazarlarımızın baş düşman ve kötü karakter yaratımlarının bir nebze başarısızlıkla karşı karşıya olduğunu, kötü/şeytani karakterlerin iç dünyalarına girmekte, kahramanları kadar başarılı olmadıklarını söylememiz mümkün. Özellikle polisiyede kahraman karakterlerinin kalıcılığının da karşılarındaki düşmanın ne kadar iyi kurgulanmış olduğuyla yakından ilişkili olduğunu hatırlatalım. Akrep Yuvası, Demir Toros, Remzi Kitabevi, 367 s. B R SER DAHA OLUR MU? Polisiye yazınımızdaki bütün bu gelişmeler ve yükselen çıta, bu türde yeni, dikkat çekici eserleri vermeyi de daha zor hale getiriyor şüphesiz. Daha önce iki kitabı ( Beyoğlu nda Balıkların Ayak Sesleri ve Muhabbet Kuşuna Ağıt ) bulunan Demir Toros un dikkat çeken yeni romanı Akrep Yuvası da yükselen çıtanın üstünden atlamayı başarıyor ve birkaç santim de ekleyiveriyor. Polisiye türündeki romanın ana karakteri Kamuran Teğmen, bir Kıbrıs gazisi. Oğlunu hunharca bir cinayette kaybetmesiyle başlayan kurgu, tesadüfen karşılaşacağı sokak çocuklarıyla, oğluna çok benzettiği bir sokak çocuğunun da aynı seri katil tarafından öldürülmesiyle, katilin izine düşüşüyle ve beklenmedik daha büyük bir entrikanın keşfiyle devam ediyor. Öncelikle yazarın, karakterlerini özenle, bir yerlerde nefes aldıklarına inandırırcasına kurguladığını, etraflarına ördüğü detayların metnin altına da anlam kattığını söyleyebiliriz. Özellikle yazar, elinizden tutup sizi sokak çocuklarının dünyasına getirdiğinde, elinizi bir anda bırakacak ve zaman zaman üşümenize, şehrin bunaltıcı karanlığında hata yapmanızı bekleyen, soğuk dünyaya bakan sıcak ampullerden gözlerini, üzerinizde hissetmenize neden olacaktır. Elbette bir yandan sokak çocuklarına yönelik her gün kaybedilmekte olan bir vicdanı yeniden alevlendirmeye yönelik olarak da karşımıza çıkacak olan bu katmanın üzerinde fazla durmak istemiyor, bunun keşfini okura bırakıyorum. Malumunuz, özellikle inceleme ve tanıtım yazılarında vicdani unsurların çok açık edilmesi ve tekrarlanması, reklamlarla kirletilen bir kuşağı artık ajitasyon ve gerçek arasında paranoyak bir hale getirdiği için, kitaptaki bazı doneleri hak etmediği şekilde dudak bükme ile karşı karşıya bırakmak istemem. Demir Toros un karakter yaratımında özellikle çarpıcı olan veriler çevresinde romanı okurken sürekli aklımdan geçen şey, Kamuran Teğmen ana karakterinin romanın sonunda bir başka kitaba ve maceraya mahal vermeyecek şekilde önünün tıkanılmamasına dair dileklerimdi. Şükür ki bir devamı kısmen ve gizlice işaret eden bir sonla karşılaşmaktan ötürü mutluyum. Çünkü Kamuran Teğmen, okurun sevip bir başka macerasını okumak isteyeceği denli özenle yaratılmış, kahraman karakter için oldukça güzel bir örnek teşkil ediyordu. Elbette bir polisiye romandan bekleneceği üzere, sizi sayfayı okumaya zorlayan, bir sonraki sayfayı merakla beklemenize yol açan bir tempodan, okurun aklını şüphe ve ihtimallerle meşgul eden bir yazın geleneğinden romanda ziyadesiyle bulunduğunu, yazarın Türk dilini kullanmada titiz davrandığını, taklit tasvirlerden uzak durmaya özen gösterdiğini de belirtelim (özellikle açlık üzerine bir mecazına vuruldum). Öykünün dönem koşulları ve ince detayların (bkz. özellikle Amerikan hayranlığının başlangıcı) romanın içerisine serpiştirilmesinden de bütünsel bir lezzet açığa çıkıyor. Öykünün çevresindeki atmosferi yansıtmak için şiddet tasvirlerinden geri durmadığını, zaman zaman kitaba ara vermek zorunda bırakan yoğunlukta bulunduğunu da yazınının olumlu yönlerinden biri olarak belirtelim. Değindiğimiz üzere genel anlamda polisiye yazınımızda baş düşman yaratımlarındaki eksikliklerin üstesinden ise kısmen geliyor Demir Toros. Sadece bir canavar yaratmayıp, canavarın içinden bakmamıza da olanak sağlıyor. Ancak bunun kısa tutulması ve canavarın başkalaşımındaki psiko-faktörlere detayla değinmek yerine, nedenden doğruca sonucuna atlanması bu konudaki eksikliğin üstesinden tamamen kalkılması yönündeki hevesimizi kursağımızda bırakıyor. Polisiye yazınımızda kazandığımız bu yeni soluğu da fark etmeniz ve haftaya görüşmek dileğiyle

10 10 22 MART 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Sistemin Aykırı Adamı: Ernest Gellner Gellner'in felsefesinde gerçekle hakim ideolojinin in a etti i sözde gerçek; do ru ile yanl birbirine kar m t r. Gerçi her felsefede böylesi bir kar kl k u veya bu ölçüde bulunur. Ancak Gellner'deki durumun bu kar kl n aç kça bilinçli bir biçimde yap lmas d r CENK ÖZDAĞ İş bölümünün bu denli yoğunlaştığı çağımızda, aşırı uzmanlaşmanın ya da Melih Baş ın deyimiyle azmanlaşmanın böylesine arttığı bir çağda felsefe, sosyal antropoloji ve siyaset bilimi alanlarının tümünde birden yetkin ürünler veren birisi olsa olsa bir istisnadır. Bu istisnai figürlerden olan Ernest Gellner in, Milliyetçiliğe Bakmak; Müslüman Toplum; Uluslar ve Ulusçuluk; Postmodernizm, İslam ve Us adlı eserlerinden sonra ölümünden ardından oğlu David Gellner tarafından derlenen yazılarından oluşan Dil ve Yalnızlık adlı eseri de Türkçeye kazandırıldı. AYKIRILI IN K B Ç M Gellner farklı konulardaki görüşlerinden bağımsız olarak çağımızın aykırı düşünürlerinden biriydi. Egemen yahut olağan düşüncelere karşıtlık biçimindeki aykırılıktan bahsetmiyoruz. Gellner, daha ziyade, bir düşünür tipi olarak çağımıza aykırı düşmektedir yoksa egemen düşüncelerle ilişkisi bakımından düpedüz sıradan bir düşünürdür. Rönesans devrinin insanı, homo universalis (çok yönlü, hemen her alanı kucaklayan) ya da çağımızın Amerikan terimleriyle söylersek polymath, birçok alanda bilgili, olarak düşünüldüğünde aykırılığın en çok yakıştığı düşünürlerden biri Gellner dir. Gellner in yaşamı boyunca içinde bulunduğu mekanlar düşünüldüğünde bir homo universalis olmasının nedenleri kolayca anlaşılabilecektir. Gellner, her iki taraftan da seküler, Almanca konuşan Yahudi bir aileden geliyordu, Paris doğumluydu fakat Prag da büyüdü. İkinci Dünya Savaşı nda Çek askeri birliğine katıldı. Sonrasında İngiltere ye göç ederek Oxford Üniversitesi, Balliol College da eğitim gördü. Edinburgh ta felsefe öğretmenliği yaptı, LSE de Sosyoloji Bölümü nde çalıştı, Cambridge Üniversitesi nin Sosyoloji Bölümü nde felsefe profesörü olarak görev yaptı. Emekliliğinden sonra Prag da, Central European University çalışmaya Ernest Gellner Gellner, daha ziyade, bir dü ünür tipi olarak ça m za ayk r dü mektedir yoksa egemen dü üncelerle ili kisi bak m ndan düpedüz s radan bir dü ünürdür başladı. Burada, Milliyetçilik Araştırmaları Merkezi ni kurdu ve yönetti. Gellner, Oxford Üniversitesi ndeyken Wittgensteincılığın ve genel olarak dil felsefesinin etkisinde kaldı. Sonraki yıllarda, özellikle de sosyal antropolojinin kurucularından Malinowski den etkilenmesiyle birlikte Oxford dil felsefesine Dil ve Yalnızlık, Ernest Gellner, Kabalcı Yayınevi, Çev: G. Aysu Oğuz, 290 s. olan eleştirilerini açıkça dile getirmeye başladı ve Words and Things (Sözcükler ve Şeyler) adlı eseri yayımlandı. Gelgelelim, Gellner Oxford dil felsefesinin etkisi altında kalması sonucunda ürünler verdiği alanlarda felsefeyi etkili bir şekilde kullanabilmiştir. Dolayısıyla, Gellner söz konusu kitabı yazmasından önceki dönemden güçlenerek çıkmış ve adını geniş çevrelere duyurmuştur. Dil ve Yalnızlık ta ise Wittgenstein ın ikinci dönemindeki dil felsefesiyle çeşitli kültürleri ve kültürel paradigmaları saha çalışmalarıyla (etnografik çalışmaları işin içine katarak) ele alan Malinowski nin sosyal antropolojisi ekseninde yaşamında ele aldığı hemen her konuya daha genel bir bakış atıyor. Kitap, oğul Gellner in bölümlemesiyle beş bölümden oluşuyor: 1- Habsburg İkilemi; 2- Wittgenstein; 3- Malinowski; 4- Etkiler; 5- Sonuçlar. Dil ve Yalnızlık, esasında Gellner in felsefi duruşunun bir özetidir. Gellner in siyasete bakışı da bu özette gizlidir. Gellner e göre bilgi ve hatta insan, toplum ve diğer şeylerle ilgili [iki temel] görüş vardır (s. 265). Bu ikilik bir kutupsallık olarak düşünülebilir. Bir renk skalasının iki aşırı ucu olarak düşünüldüğünde söz konusu karşıtlığın bir ucunda atomcu bireycilik diğer ucundaysa romantik organikçilik bulunur. Gellner in kendi ifadeleriyle birincisini Crusoe Modeli, ikincisini ise Romantizm olarak adlandırabiliriz. Gellner in ayrımı sağduyuya uygun görünse de ortaya koyduğu bu karşıtlık üçüncü şıkkın (sosyalizmin) olanaksızlığını göstermek için kurulmuştur. Diğer bir deyişle bireyi silmeyen bir toplumsallığa (bize göre sosyalizmden komünizme ilerleyen sürecin hedefi) kapı aralamamak amacıyla yukarıdaki iki uç hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşemeyen birer karikatür olarak sunulmuştur. Dolayısıyla, Gellner in felsefesinde gerçekle hakim ideolojinin inşa ettiği sözde gerçek; doğru ile yanlış birbirine karışmıştır (gerçi her felsefede böylesi bir karışıklık şu veya bu ölçüde bulunur. Ancak Gellner deki durumun bu karışıklığın açıkça bilinçli bir biçimde yapılmasıdır). Bunu birer örnekle gösterip yorumu sizlere bırakalım: Doğru: [Kültürel göreliliğe dayalı gerçeklik kavrayışından söz ediliyor] Görecelilik saçmalıktır. Tüm bilişsel tarzların eşit olması söz konusu değildir. Bunun böyle olmasını arzu edebiliriz ya da etmeyebiliriz, ama durum öyle değildir. Bir bilişsel tarzın teknolojik üstünlüğü dünyayı ve toplumsal oyunun kurallarını dönüştürdü. İçinde yaşadığımız gerçek dünya için bir kılavuz olarak aksi varsayımı temel alan bir felsefe mantık dışıdır. (s. 271). Eğri: Rakip görüşü, romantik komünalizmi, yani bilginin ve esas itibarıyla diğer her şeyin bir takım oyunu olduğu doktrinini düşününce, yalıtılmış birey hastalıklı bir soyutlamadan ibarettir... Gemeinschaft, artık belli bir tür Gesellschaft, yani modern şovenist ulusdevlet ideolojisiydi... Romantizm; yenilerini edinmiş olsa da tarımsal değerlerin eski işlevlerini kaybetmiş olduğu tarım sonrası bağlamlarda tarımsal değerlerin (saldırganlık, mertlik, sınıf anlayışı, siyasi ve dini liderliğe sorgusuz sadakat, akıl yerine teamüllerden ve arzulardan ilham alan yönetim) yeniden onaylanmasıdır. (ss ). G ZL VE AÇIK ANT -KOMÜN ZM Felsefede Popper ın kimi zaman üstü örtülü olarak kimi zamansa açık bir biçimde diyalektiği ve Marksist/Bilimsel Sosyalist düşünceyi hedef aldığı gibi Popper a felsefi açıdan yakın duran Gellner in de benzer bir tavrı gösterdiği söylenebilir. Plough, Sword and Book (1988) (bu kitap Kabalcı Yayınları tarafından Saban, Kılıç ve Kitap adıyla yayımlanacaktır) adlı eserinde tarih felsefesi üzerine eğilen yazar, tarihsel materyalizmin karşısında durmakta; 1994 te yazdığı Conditions of Liberty adlı eserinde sosyalizmin çöküşü nü açıklamaktadır. Bu iki kitaptan çıkarılabilecek komünizm karşıtlığını entelektüel bir tutum olarak değerlendirebiliriz. Ancak 1993 te Prag a dönüp de Soros tarafından fonlanan Milliyetçilik Araştırmaları Merkezi ni kurması, Gellner in tutumunun entelektüelliğin çok ötesinde olduğunu göstermektedir. Söz konusu Merkez küreselleşmenin ateşli bir destekçisi, ulus-devletlere karşıtlığın ideolojik karargahı olarak işlemeye devam etmektedir.

11 Aydınlık KİTAP 11 Yabancı Herta Müller hikayelerinde, toplum taraf ndan nesnelere yüklenen anlamlar de i tirilir ve bu vesileyle her gün ya anan ve insan neredeyse robotla t ran tekdüzeli e kar sert bir ele tiri yap l r DİLAN ÖZTÜRK Herta Müller in Tek Bacaklı Yolcu kitabı Siren Yayınları ndan çıktı. Kitabın ana karakteri İrene yi hatta belki kitabı anlamak için Italo Calvino nun Görünmez Kentler kitabındaki bir paragrafa bakmak her şeyi kolaylaştırır. Ortasında durup bakıldığında başka bir kent olacak nasılsa. Irene uzaktan bakılan, yaklaşıldığında değişen bir kent adıdır. Kent girmeden geçen için başka, ona yakalanan ve bir daha çıkamayan için başkadır; biri ilk kez geldiğin, diğeri dönmemek üzere terk ettiğin kenttir; her birine farklı bir ad verilmeli; belki Irene den başka adlarla söz ettim daha önce, belki de sadece Irene den söz ettim. Nobel Edebiyat Ödülü 2009 yılında Herta Müller e verildiğinde, günümüzde çağdaş edebiyatın en önemli yazarlarından biri sayılan Müller, ülkesi Almanya da dahi pek tanınmayan bir yazardı. Politik olarak hem sağ hem de sol tarafından takdirle karşılanan bu haber kısa bir süre sonra çok sorgulandı. Nitekim savaş sürgünü Almanların yazarı olarak tanımlanan Müller in Çavuşevsku yönetimindeki komünist Romanya da kalan Alman azınlıkların komünizmin insanlık dışı yanını anlattığı romanları bir yandan da savaşta ve sonrasında acı çeken sürgüne gönderilen Almanlar da vardı, demesi Müller e bakışta değişimler yarattı. Gelen tepkiler Müller in Hitler faşizmini görmezden geldiği ve öfkesini bundan sonra kurulan sosyalist rejime yönelttiği fakat temel çıkış noktasını kaçırdığı yönünde oldu. Öyle ki bu yaşanılan sürgünün, kendisinin de dahil olduğu Banat Almanları nın faşizme destek olması sebebiyle gerçekleştiği durumu var. Şüphesiz ki burada babasının seçimleri nedeniyle cezalandırılması değil söz konusu olan, çıkış noktasını es geçmesi. Nobel Edebiyat Ödülü nün 2009 yılında neden Herta Müller e verildiği sorusuna verilen tüm bu politik cevaplar ise yine cümlenin öznesini es geçer şekilde aslında Edebiyat! Nitekim ödül verilirken de vurgulanan; şiirinin yoğunluğu ve düzyazısının içtenliği; işte bu Herta Müller in Tek Bacaklı Yolcu sundan bahsederken çıkış noktası olacak, romanı okuduktan sonra ise varış. Tek Bacaklı Yolcu Herta Müller in Almanya da kaleme aldığı ilk roman; diğer tüm romanları gibi otobiyografik öğeler taşıyor, Irene isimli karakterinin o ülke dediği Romanya dan ayrılıp, gurbette yalnızlığı, yabancılığı, öteki olmasını yazar kendine has üslubuyla anlatıyor. Herta Müller de biçim soyut, kelime seçimleri çok özenli, kısa cümlelerinin oluşturduğu dar paragrafları sade, metin soyut fakat doğrudan ve vurucu. Herta Müller hikayelerinde, toplum tarafından nesnelere yüklenen anlamlar değiştirilir ve bu vesileyle her gün yaşanan ve insanı neredeyse robotlaştıran tekdüzeliğe karşı sert bir eleştiri yapılır. Bu romanda da bu anlam değişimleri ile yazılmış cümleler, paragraflar ilgi çekici ve özel. Franz sana yazarken duraksıyorum. İnsanı miskinleştiren bir özlem bu. Elim uyuşuyor, şu anda, sana yazarken. İrene kağıdı katladı ve adamı içine yerleştirdi. İrene güldü, ensesini adamın elinden çekti. Yazarın şiirsel dili, doğrudanlığı, samimiyeti Tek Bacaklı Yolcu yu okuduğunuzda sizi de etkileyecek. Tek Bacaklı Yolcu, Herta Müller, Siren Yayınları, Çev: Çağlar Tanyeri, 158 s.

12 12 22 MART 2013 CUMA Aydınlık KİTAP KAPAK Törenin coğrafyası var mı Daha kaç kad n kendini ate e vermeli ya muru beklerken? Cumhuriyetin anayasas delik de ikken törenin hala i liyor olmas na hay flanmakla kalacaksan z, bu kitab hiç okumay n daha iyi. Zira o kad nlar n ac nmaya de il, insan yakan bu ate i söndürecek ya murun yarat lmas na ihtiyac var SEZA ÖZDEMİR Törenin kurşunu, bıçağı, ipi vs., onu yaşatan koşullar yok edilmedikçe tükenmek bilmeyecek. Peki o koşullar nasıl tükenir? Yağmur Bekleyen Kadınlar adlı kitabı hakkında sorular yönelttiğimiz yazar Mehmet Faraç, sorunun çözümü için eğitim ve kadının bireyselleşmesi gerektiğini ifade ediyor. Faraç a göre, batıya göç de töreyi değiştirmiyor çünkü feodalite de büyük kente gelen denklerle birlikte taşınıyor. Peki Urfalı gazeteci Faraç ın kendisinin töreden canı hiç yanmış mı? Faraç yanıtında Doğuda; feodaliteden, töreden canı yanmayan çok az insan vardır. Bir trafik kazasında bile aşiret gücünü bulabilirsiniz dedi. Gerisini de kendisinden dinleyelim. Kitapta Bir gün yolun düşerse diye anlattığınız bir Doğu var. Hemen ardından alfabesi kaos olan bir coğrafya çiziyorsunuz. Yer verdiğiniz bu çelişki leri, birkaç yerde Doğu nun gizemi diye ifade ediyorsunuz. Böyle bir gizem var mı gerçekten? Güneydoğu; yoksulluk, geri kalmışlık cehalet ve feodalite kıskacında zaman zaman kaotik bir manzara yansıtsa da, aslında tarihi ve kültürel dokusuna saklanmış gizemi her zaman dikkat çekicidir. Zaten o coğrafyayı gizemli kılan da içinde barındırdığı çelişkilerdir... Yağmur Bekleyen Kadınlar kitabının girişindeki Doğu tasviri de, aslında terörün yarattığı kaos nedeniyle gizemi bir tarafa atılan Güneydoğu nun insana yönelik kucaklayıcı yanını anlatıyor. Terör, geri kalmışlık ve feodalitenin ağılık-töre ikilemi etkin olsa da, Güneydoğu insanı kökeni binlerce yıl öncesine dayanan bir konukseverliği halen yaşatmaktadır... Mırra tadındaki bu konukseverliktir bu... Kırk yıl hatırı olan... Kitabın girişindeki Doğu tarifiyle şunu anlatmak istedim ben; bir gün yolunuz Güneydoğu ya düşerse orada rengarenk bir kültürü, insanın sıcaklığını ve kardeşlik bağını da görürsünüz. Güneydoğu korkutmasın kimseyi... Çünkü bölgenin gizemi; insan-tarih ve kültür-doğa harmanında canlılığını koruyor. Töre karşısında kendini ateşe veren ve o ateşin sönmesi için yağmura ihtiyacı olan kadın gerçeği çıkıyor karşımıza. Bu gerçek nasıl değiştirilebilir? Ben kitapta yağmur ironisini öne çıkartırken kadının aslında çığlığını duyurmak da istedim. O bölgede intihar eden, intihara zorlanan, öldürülen ve ya da öldürülmek istenen kadınlar, törenin kanlı yüzünü gösterenlere karşı bir kurtarıcı beklediler hep... Yağmur betimlemesini bu yüzden kullandım. Töresel şiddetin ateşi artık söndürülsün diye... Mezopotamya coğrafyasında töre baskısı yüzünden kendini yakan kadınlar artık töre ateşini söndürecek bir kurtarıcı bekliyorlar çünkü... Bunun ancak eğitim ve kadının bireyselleşmesi konusundaki çabalarla yaşanabileceğini DAMLA YAZICI Güneydoğu yu, en iyi bilen birinin ağzından dinlemek gerekirse, şimdiki zamanlarda onların en usta adlarından biri, belki de birincisi olan Mehmet Faraç a kulak vermek gerekir. Çocukluğu Urfa nın Kötüler Mahallesi nde geçmiş olan Mehmet Faraç Fikret Otyam ın, Yaşar Kemal in, Bekir Yıldız ın büyük anlatıcılar geleneğinin sürdürücüsüdür. O nehre dışından bakarak değil de ıslanarak anlatanlardan. Umudu, umutsuzluğu, yaşamı ve yaşamsızlığı bazen güldürerek, bazen de hüzünlendirerek anlattığı Güneydoğu hikayeleri aslında, yöreye dair hikayeler olmanın ötesinde bizim gerçeğimizin İstanbul da, Tekirdağ da, Manisa da, Ordu da, Adana da... bütüncül bir gerçek olduğuna dair gözlerimizi açıyor. Gorki Acı demektir... Faraç ne demek pekiyi? Daha mı az acı, daha mı az öfke, daha mı az hüzün ve daha mı az umut? Bunu ancak iç burkan, o sevdalara, öfkeye, birbirimizi kardeş bilmemizin zorunluluğuna tutanak oluşturan iki kitabını Akreplerin yelkovanı kovaladığı hikayeler okuduğumuzda anlıyoruz ve adlandırıyoruz... Mehmet Faraç ın alabildiğine şaşırtıcı hikayelerle dolu bu coğrafyayı, alabildiğine yalınlıkla yazdığı, yani anlattığı iki kitap Kaynak Yayınları ndan çıktı: Akrep Zamanı ve Yağmur Bekleyen Kadınlar Akrep Zamanı nda Mehmet Faraç, çocukluğunun geçtiği Kötüler Mahallesi ni anlatıyor bize önce. Mahalle kaçakçıların kurduğu, kaçakçıları barındıran bir mahalle. Faraç ın babası da kaçakçı. Öyle bir çocukluk ki, Suriye sınırında babasının edindiği malları satar Faraç. O çocukların babaları mayın tarlalarında ecel terleri dökerler, o babaların çocukları akrep avcılığı yaparlar. Ayrışmanın henüz başlayış düdüğü çalınmamıştır. Daha sonra kaçakçı, terörist ya da ihbarcı haline gelecek olan bu insanlar bu seçimleri yapmak zorunda kalacaklarını nereden bilebilirlerdi? Teröre ve devlete ufak dokundurmaları da Faraç ın satır aralarında görebiliyoruz. Faraç, Kötüler Mahallesi nin ironik yönünü açığa çıkardığında ise bizim de bilincimizde başka bir şey aydınlanıyor. Kötüler Mahallesi nin tarihi; Mezopotamya da, söylenceler kenti Urfa da, Neolotik Çağ dan kalma binlerce mağaranın ortasında, sırtını Edessa Kralı Abgar ın mezarına, Nemrut un tahtı diye bilinen Deyr- Yakup Manastırı nın kalıntılarına, Hazreti Eyüb ün Sabır Mağarası na, Ehber (Abgar) Dağı na ve Çardak Manastırı na dayanmakta. Bu soylu mahallenin uzun zaman sonra bir kötülük teması barındırması büyük ironi, belki de Türkiye nin ironisi. Kitapta bireysel yaşam hikayeleri, Urfa insanının sıcak kanlılığı,cızlavet lastik ayakkabının serüvenininin İsveç e nasıl dayandığı, kullıke kuhıke nin şifası gibi şeyleri okuduğunuz zaman Mezopotamya nın tarihine dair oldukça farklı şeyler öğreneceksiniz. Ve gülümsemek pas geçilmiyor kitapta. Kaçakçıların Avrupa dan Suriye pazarına gönderdikleri lüks tekstil ürünlerini teslimat sırasında aşırmaları en büyük faaliyetlerinden birini oluşturuyor. Kötüler Mahallesi nde yoksulluk elbette baki ama mahalle sakinlerinin hepsi marka kıyafet giyiyor. Ama gene de onları yansıtan esas şey cızlavet oluyor. Cızlavet in ne olduğuysa kitabın içinde okurları bekliyor.

13 KAPAK Aydınlık KİTAP 22 MART 2013 CUMA 13 düşünüyorum. YASALAR VE SI INMA EVLER Töre cinayetlerinin en yoğun yaşandığı bölge, Doğu ve Güneydoğu ama onu çözebilecek güç, batıdaki kentlilerin iradesinde mi? Aslında Doğu kadını yalnız... Devlet göstermelik yasalar ve sığınma evleriyle kadının üzerindeki baskıyı ve şiddeti azaltamaz. On yıl öncesine kadar Batı kentlerinde de töreye karşı ne yazık ki bir duyarsızlık hakimdi. Ancak göç eden feodalite, törenin şiddetiyle batı kentlerinde de kadını vurmaya başlayınca kamuoyu oluştu. Son on yılda İstanbul gibi kentlerde işlenen kadın cinayetleri, kentli kadını daha duyarlı hale getirdi. Medyanın duyarlılığı da kötü törelere karşı bir sosyal direnç yarattı. Eskişehir de öğretmenlik okuyan ya da Almanya da yaşayan kızlar da hikayeler arasında. Anayasanın bile değiştirildiği bir memlekette; sözlü hukukun (geri kalmış hukukun tabii ki) hala geçerli olabilmesi ve bu kadar farklı koşullara rağmen uygulanabilmesi nasıl mümkün oluyor sizce? Törenin coğrafyası ne yazık ki yok... Göç eden feodalite kendi kurallarını da beraberinde götürüyor. İstanbul gibi metropoller ya da Almanya, Fransa hiç fark etmiyor. Çünkü töreyi kültür yaratıyor. Nereye göç ederse etsin ve Batı kültürüne entegre olamayan yaşam biçimleri, töre kurallarından soyutlanamıyor. Unutulmasın ki, Doğu insanı Batı ya göç ederken yalnızca yatağını-yorganını, salçasını-tarhanasını götürmüyor; törenin kara kitaplarını da denklerinin arasında taşıyor. Koloni yaşamı da töreyi katılaştırıyor ve özellikle kadınlar büyük kentlerde yaşarken de feodal çemberin dışına çıkamıyor. Çıktıklarında ise karşılarında törenin yasalarını buluyorlar. Zor koşullarda büyüdüğünüzü okumuştuk yazılarınızdan. Peki, töreden hiç canınız yandı mı? Evet çocukken kardeşlerimle birlikte zor koşullarda büyüdüm... Urfa nın Kötüler Mahallesi nde, geçimini kaçakçılık yaparak sürdüren insanlar arasında hayatın gerçekleriyle tanıştım. Benim yazarlığımda, Urfa daki yaşamımın derin gözlemleri de çok etkili olmuştur. Bu yüzden Urfa benim kalemime lezzet kattı. Bu yüzden de çok seviyorum Urfa yı... Töreye gelince... Doğuda; feodaliteden, töreden canı yanmayan çok az insan vardır. Siz en küçük tartışmada, basit bir trafik kazasında bile karşınızda aşiret gücünü bulabilirsiniz. İnsanın yalnız olması zaten feodalitenin karşısında canının yanmasıdır. Ben bizzat çok önemli bir sorun yaşamadım ama çocuğa, kadına yönelik feodal baskının şiddetini sıklıkla gözlemledim. Hem unutulmasın ki, birçoğu Doğu daki terörizmi ve törerizmi anlatan kitaplarımdan rahatsız olanlar da, yıllardır zaten can yakmıyorlar mı? Bu kitabı okuyup sadece ağlayacaksan... SEZA ÖZDEMİR İnsanoğlu ateşi bulmasıyla bugünün uygarlığını kurmada ilk adımını atmış sayılır. O günün koşullarından yola çıkan kurallar koymuş; adetler, gelenekler zamanla töreler, kanunlar yaratmış. Bunların bazılarını değiştirmiş, bazılarını ise atmamış sırtından. Peki zamana uymayan ateşler, sizi yakan bir şeye dönüştüyse artık, ne yapmalı? Siz olsanız aranıp taranıp su bulmaya çalışmaz mısınız? YA MURU YARATMAK Bugün hala sırtımızdan atamadığımız bu ateşleri söndürmek için yağmuru yaratamaz mıyız? Bunun için illa ki bizi mi yakması gerek o ateşin? Gazeteci Mehmet Faraç, bugünün söndürülmemiş insan yakan ateş leri karşısında kendini yakan kadınlar ın hikâyelerini kitaplaştırdı. Onlar, töre karşısında çaresiz bırakılmışlıklarıyla bedenlerini ve ruhlarını ateşe veriyor, bu ateşin sönmesi için ise yağmuru bekliyorlar. Peki ya siz? Kaynak Yayınları ndan çıkan Yağmur Bekleyen Kadınlar adlı kitabı okuyup, hala sadece ağlıyorsanız; bilin ki o yağmuru yaratamadığınız için siz de suçlusunuz! DO U NUN G ZEM M? Faraç, okurunu Doğu ya götürmeye Bir Gün Yolun Düşerse diyerek başlıyor. Gidenleriniz varsa hüzünlü ama tatlı bir gülümsemeyle hatırlar kuşkusuz, gitmeyenleriniz ise ne yazık ki bugünün önyargılarıyla başlayacaktır okumaya. O yüzden Faraç ın oranın insanından dem vurduğu bu kısa Doğu panoraması önyargıları kırmak için iyi bir başlangıç olabilir. Çünkü Doğu nun bugüne kadar sistem içinden gösterilen çelişkilerle dolu gizemi nin aslında gizem değil, bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu gösterecek verileri yakalayabilmek için önce bu önyargılardan arınmak gerek bize kalırsa. Faraç bu bölümü kapatırken şunları söylüyor: Hepimizin Hem de şu kaos döneminde çok ihtiyacı var buna İşte bu sözleri kulağımıza küpe yapıp okumaya devam edelim, çünkü hemen ardından gelecek olan Alfabesi Kaos Olan Coğrafya! başlıklı bölüm, suratımıza bir tokat gibi çarpıyor. Bu kez aşiret, ağa, şıh, feodalite, töre, yoksulluk, zulüm, molotof, Apo, Hizbullah, PKK, JİTEM, faili meçhul, açlık, kaçakçılık, mayın tarlası, kalaşnikof, roket, başlık parası, berdel, kan davası ve mezarsız ölülerin diyarıyla karşı karşıyasınız. Bu sözcükleri rastgele sıraladığımızı düşünüyorsanız, hala Doğu nun gizem inde takılı kaldınız demektir. KAN VE A K Faraç kadınlarla ilgili hikâyelere geçmeden bölgeden somut veriler sunuyor okura. Bunlara bir de aşka ilişkin verileri ekliyor. Çok mu şaşırtıcı? Faraç ın kendi bile şaşmış alfabesini yukarıdaki sözcüklerle kurduğu bir diyarda hala aşk tan söz eden kitaplar okunabilmesine, Çok merak ediyorum, sabah molotof sesiyle uyanan, gece roket sesiyle yatan bir Hakkârili hangi psikolojiyle kendini aşk temalı kitapların sayfaları arasına bırakabiliyor? diyor. Muhtemeldir ki o bile, Anadolu nun ötesindeki Batı nın dayattığı düşünme biçimlerinden alamamış kendini. Oysa o en güzel aşk hikâyelerinin yaratıldığı Mezopotamya değil midir orası? Rakamlardan bir çıkabilsek daha neler bulacağız o coğrafyada. NSANI YAKAN ATE N K TABI Faraç, yörede görev yapmış bir komutanın ağzından aktardığı üç kelimeyle aslında Doğu nun sancılara nasıl meydan olduğunu özetliyor: ağa, siyasetçi ve şıh. Ardından sıra Salname adlı kitaba geliyor. Salname, Urfa Valiliği nin 1927 yılında yayınladığı bir kitap. Bölgedeki aşiret temelli örf ve adetlerin bir derlemesi, yani töre nin kara kaplı kitabı. Vay hem de valilik! demeyin hemen; Türk edebiyatında iz bırakan yazar Bekir Yıldız ın, Yargılayan Zaman İçinde adıyla kitaplaşan öykü ve röportajlarında toprak reformu için Urfa nın pilot bölge seçilmesiyle ilgili önemli tespitini getiriverin aklınıza. (Yıldız, toprak reformunun başarılı olamaması için adeta bilinçli olarak aşiretlerin en güçlü olduğu Harran Ovası nın pilot bölge seçildiğini aktarıyordu.) Yağmur Bekleyen Kadınlar ı okurken Salname nin kurallarıyla sık sık karşılaşacaksınız. Aslında törenin yazılı kitaba aktarılmış olması ne fark eder? Cumhuriyetin yazılı anayasasının uygulanmadığı, delik deşik edildiği ve hatta yapısının değiştirilmeye çalışıldığı bugün; törenin hala işliyor olması acı bir ironi mi? Ne derseniz deyin; tek bir gerçek var ki töre denen bu ateş, insanları yakmaya devam ediyor! Kerkük te evinin avlusunda bir tan vakti kendini gaza bulayarak yakan Emine, tek başına söndürebilir miydi bu ateşi? Ya da babasının kaçırdığı kıza karşılık berdel verilen Diyarbakırlı Ebru? Peki ya, geride bırakmak istemediği için üç çocuğuyla Fırat ın sularına karışan Cemile İster Hakkâri de ya da Almanya da yaşıyor olsun isterse Batı da okuyor ya da tek bir kişiye ait uçsuz bucaksız topraklarda koyun otlatıyor olsun; birçok çocuk, kadın, genç kız ve de delikanlı o ateşe yenik düşüyor. Sevdiğiyle kaçmak, berdel, tecavüz, kan davasına dönüşen arazi husumetlerinin sonunda işlenen cinayetlerin maktulü de, tetikçisi de o törenin kurbanı değil mi? Peki bunu değiştirecek güç kimde? ÇARPICI, GERÇEK H KÂYELER Faraç ın kadın hikâyeleri, iyi bir edebiyatın öyküleri değil; gerçeğin kendisi. Urfalı yazar, gazeteciliğiyle yıllardır topladığı insan hikâyelerini Aydınlık gazetesinde Cumartesi Öyküleri adıyla yayınlıyordu. Doğu kadınlarının kaderi haline getirilen törenin gerçek hikâyelerini bu kitapta toplamış oldu. Onları okuduktan sonra, ola ki bir gün Doğu ya gidersiniz; nerede bir taşsız mezar görürseniz karşınızdakinin o kadınlardan biri olabileceği gelecek aklınıza. Yazar aktardığı tüm hikâyelerle bunu kazıyacak belleğinize, unutmamacasına. Peki ya sonra? Mardinlisi, Urfalısı, Müslüman ı ya da Yezidi siyle herhangi bir kadının yağmuru bekleyerek ateşe verdiği beden ve ruhunu söndürecek bir yağmur yaratılamaz mı? O gün gelene dek daha kaç beden kendine kibrit çakmalı?

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ

3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ 3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ TEMA Kim Olduğumuz ÜNİTE ADI Bütünün Parçasıyım TARİH 28 Ekim 6 Aralık 2013 SORGULAMA HATLARI Ait Olduğumuz Gruplar İnanç ve Değerler İnanç ve Değerlerin Davranış

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir?

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir? Anneler Çocuklarına En Çok Niçin Kızıyor? Acıbadem Sağlık Grubu Bağdat Caddesi Tıp Merkezi psikologlarından Ayşegül Topçu Aydın ve International Hospital psikologlarından Ferahim Yeşilyurt, anneler ve

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair

WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID Arkadaşlıktaki Saadete Dair WILHELM SCHMID 1953 te Almanya da Bavyera-Süebya (Schwaben) bölgesinde doğdu. Berlin, Paris ve Tübingen de felsefe eğitimi aldı. Çeşitli Alman üniversitelerinde

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

II) Hikâye Dışı düzlemi

II) Hikâye Dışı düzlemi HİKÂYE ETME DÜZLEMLERİ Prof. Dr. Rıza FİLİZOK Günümüz edebiyat araştırmalarında yeni bir bilim anlayışının derin izleri vardır. Özellikle yapısal metin analizinde artık temel kavramlar görecelilik ve fonksiyon

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na...

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na... - Gökten üç medya kazası düşmüş. Biri ona, biri buna, biri şuna... - Bakandan çok bakancılık yüzüğe takıldı - Pahalı şarap, G20 zirvesinde buruk bir tad bıraktı - Özel jetler, CEO ların başına jet hızıyla

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yüksek Lisans Tezi: Ahmet Vefik Paşa nın Çevirilerinde Osmanlılaşan Molière, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü, Haziran 2004.

ÖZGEÇMİŞ. Yüksek Lisans Tezi: Ahmet Vefik Paşa nın Çevirilerinde Osmanlılaşan Molière, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü, Haziran 2004. ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: M. Gül Uluğtekin Unvanı: Okutman, Dr. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Sosyoloji ODTÜ 1999 Y. Lisans Sosyoloji ODTÜ 2002 Y. Lisans Türk Edebiyatı Bilkent 2004 Doktora Türk Edebiyatı

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Kaos Yönetimi Çalkantılar Çağında Yönetim ve Pazarlama

Kaos Yönetimi Çalkantılar Çağında Yönetim ve Pazarlama Kaos Yönetimi Kaos Yönetimi Çalkantılar Çağında Yönetim ve Pazarlama PHILIP KOTLER JOHN A. CASLIONE Çeviri: Kıvanç Dündar ISBN 978-605-5655-55-6 2009 Philip Kotler and John A. Caslione Orijinal adı ve

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ VELİ BÜLTENİ MAYIS -2012 ÇOCUK VE KİTAP "EĞİTİM YAŞAM İÇİNDİR" 2 ÇOCUK VE KİTAP Önceleri çocuk için kitap bir oyuncaktır.

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Senenin Son Yenilikleri

Senenin Son Yenilikleri Senenin Son Yenilikleri 000 Genel Bilgiler Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın Bilimcilerin böylesi gerçekleri ortaya çıkarması sizce de şahane değil mi? Yazar: Rik Kuiper 150: Psikoloji Başarıya Götüren Aile

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR?

6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR? 6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR? 1. LYS EDEBİYAT SORULARIN GELDİĞİ KONULAR LYS 3 adı verilen test türünden toplam 56 soru geliyor. Bu sorular dil anlatım ve edebiyat bilgileri olmak üzere ikiye

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

LİDERLİK. Bülent Gürcan, 3 Mart 2012

LİDERLİK. Bülent Gürcan, 3 Mart 2012 LİDERLİK Bülent Gürcan, 3 Mart 2012 1 LİDER deyince Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum! Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen ANALAR, gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA!

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM - TRANSCENDENCE Evrim Transcendence filminde Oscar adayı Johnny Depp, Rebecca Hall, Paul Bettany, Cillian Murphy ve Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman

Detaylı

İçinde Olmaktan Keyif Alacaksınız

İçinde Olmaktan Keyif Alacaksınız YAYIN BİLGİLERİ Yayın yılı: Yayın periyodu: Tirajı: 2004 Okur Sayısı: + BABIES&KIDS Haftalık 13.000 2013 / 40 l NO 486 l 2-8 EKİM 2013 l MİNİKLERE ÖZEL SEZON TRENDLERİ VE STİL ÖNERİLERİ 6.00 TL 30.000

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Ö m e r A y h a n Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Tanzimat edebiyatýnýn düzyazý yazarlarý, öyküden çok romana eðilmiþ, öykü türündeki verimleri, neredeyse romana yaklaþan oylumlarýyla

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 5 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Nasıl bir İstanbul? Belediyesi, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde nasıl bir İstanbul düşlüyorsunuz? Peki; düşlerinizin gerçekleşmesini

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

EĞİTİM İŞ ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ 14.06.

EĞİTİM İŞ ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ 14.06. 2009 EĞİTİM İŞ EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI ANNE BABALARIN ÖSS SINAVI SONRASI BEKLENTİ VE KAYGILARININ TESPİT EDİLMESİ ARAŞTIRMA NO:2 GENEL EĞİTİM SEKRETERLİĞİ 14.06.2009 ARAŞTIRMANIN AMACI Araştırmanın

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

2KiloMavi de. Misafir Yazarlık. Eylül 2012. 2kilomavi.wordpress.com

2KiloMavi de. Misafir Yazarlık. Eylül 2012. 2kilomavi.wordpress.com de Misafir Yazarlık Eylül 2012 de Misafir Yazarlık Nedir? Misafir yazarlık, de yazar olmayan takipçilerimizin yazdıkları herhangi bir yazılarının de yayınlanması anlamına gelir. Kendi bloğunuz olsun ya

Detaylı

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler Oyun gemisi Eğitim Dizisi Her cilt 24 cm x 30 cm - 110 gr. 1. hamur Bu eğitim dizisinde okul öncesi dönem çocuklarının hem bilişsel gelişimlerini, hem de sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen zengin

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ 2.PORTFOLYO SUNUMLARIMIZ SORGULAMA ÜNİTEMİZ OKUMA YAZMA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ GEZİLERİMİZ SAHNE PROVALARIMIZ BAHÇE ETKİNLİKLERİMİZ

Detaylı

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yabancı dil öğreniminde kelime ve anlamını ezberleme oldukça önemli bir yere sahiptir. En sık kelime ezberleme yöntemi ise tekrardır. Yani sık sık kelimenin ve anlamının tekrar edilmesidir. Bu kelimelerin

Detaylı