I.ULUSAL KIBRIS SEMPOZYUMU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "I.ULUSAL KIBRIS SEMPOZYUMU"

Transkript

1 I.ULUSAL KIBRIS SEMPOZYUMU KONUŞMACILAR Doç. Dr. Ulvi Keser, Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Bahar Hurmi, Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Ahmet Göksan, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Hasan Ünal; Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Nihat İlhan, Emekli Tabip Tuğgeneral Sema Sezer, ASAM ın Kıbrıs Uzmanı İsmail Tansu, Emekli Albay, Doç. Dr. Ulvi Keser: döneminde yaklaşık 307 yıl boyunca Osmanlı idaresinde kalmış olan Kıbrıs Adası malumunuz olduğu üzere özellikle İngiltere nin Rusya ya yönelik tehdit algılarının değişmesi ve Osmanlı yı Rusya karşısında bir tampon bölge olarak kullanma düşüncesinden vazgeçerek kendisine sınır ve güvenlik çizgisi olarak Cebelitarık, Kıbrıs Girit çizgisine almasının hemen ardından özellikle de XVIII. yüzyılda Avrupa da uygarlık tarihinin aydınlanma dönemi, Rönesans Reformasyon ve Sanayi Devrimiyle beraber yükselişe geçtiği süreçte tamamen bir tezat olarak Osmanlı nın gerilemeye ve ardından da yıkılmaya başladığı süreçtir. Bu gerileme sürecinin doğal sonucu olarak Osmanlı elindeki toprakları çok farklı şekillerde kaybetmeye başlar. Bir kısmı Osmanlı Rus Harplerinde olduğu gibi savaş neticesinde bir kısmı özellikle Balkanlarda olduğu üzere Ulus Millet kavramının ortaya çıkmasıyla beraber, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Arnavutluk gibi ülkelerin ortaya çıkması şeklinde, bir kısmı da tamamen metazori veya antlaşmalar neticesinden çıkar. Onlardan bir tanesi de en azından kağıt üzerinde fiili olarak kiralanmış gibi gözükse de 1878 yılında İngiltere nin Kıbrıs Adası nı almasıdır. Bu noktada ben Kıbrıs Türklerinin Türk Anavatan ve Türkiye manasında düşünceleri konusunda bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum yılı Temmuz ayında İngiliz Bayrağı Lefkoşa da Vilayet Konağı nın önüne çekildiğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş ın babası Şehirli Mehmet, ki Kıbrıslılar Lefkoşa yı şehir manasında adlandırırlar. Şehirli Mehmet Osmanlı gitti ancak yine gelecekler der. Bu gönderide Türk Bayrağı yine dalgalanacak ve yönlerinin Akdeniz ve Anadolu olduğunu belirtir. I. Dünya Savaşı nın başladığı dönemde İngiliz İdaresi farklı emperyal güçlerin pek çok yerde yaptığı üzere kendi sömürgesi olan Kıbrıs Adası ndan da Türk ve Rumları askere alır. Kaderin ilginç bir cilvesi bu şekilde askere alınan Kıbrıs Türklerinden bir kısmı Çanakkale Cephesine getirilir. Karşılarına çıkan savaşmaları istenen insanların kendi soydaşları olduğunu gören Kıbrıs Türkleri burada örfi idareye verilmek ve hatta kurşuna dizilerek idam edilmek gibi bir cezayla karşılaşmalarına rağmen savaşmayı reddederler. Pek çok Kıbrıslı Türk kürek mahkumluğuna mahkum edilir, bazıları Mısır a sürgün gönderilir. Ama Çanakkale ye gönderilmiş olan Kıbrıs Türkleri, Türklere karşı savaşmazlar tarih Aynı şekilde II. Dünya Savaşı döneminde de İngiltere savaşın şiddetlendiği dönemde yine Kıbrıslı Rumlar ve Türklerden asker kaydetmeye başlar. Türklerin özellikle I. Dünya Savaşı döneminde yaşadıkları tecrübeler nedeniyle savaşa katılmaktan imtina etmeleri sonrasında ekonomik birtakım baskı unsurları devreye girer Kıbrıs Adası nda. Örneğin orada bulunan maden ocakları kapatılır. İngilizler tarafından çalıştırılan birkaç sanayi tesisi iş durdurur ve ekonomik manada kendilerini güvence altına almak isteyen Kıbrıslı Türkler zorunlu olarak yine İngiliz üniforması giymek zorunda kalırlar. Bu şekilde önce Mısır a ardından Balkan Yarımadası na gönderilen Kıbrıs Türklerinin bazıları bugünkü Şanlıurfa Suruç kasabasının hemen altında Suriye hududuna getirilmişlerdir. Özellikle savaşın son döneminde İngiltere ile Türkiye arasında Türkiye nin savaşa girmesi manasında birtakım baskı unsurlarını oluşması Winston Churchill in Türkiye yi ziyareti ve Adana da İsmet İnönü yle yapmış olduğu görüşme sırasında ipler iyice gerilmiştir. O dönemde Suruç un hemen altındaki tampon bölgede görev yapan İngiliz Birliğindeki Kıbrıslı Türkler kendi aralarında şöyle bir karara varırlar. Ola ki İngiltere Türkiye ile savaşa girerse biz kendi soydaşlarımıza ateş açmayacağız. Alabildiğimiz kadar silahı yanımıza alacak ve Türkiye sınırını geçerek İngiltere ye karşı savaşmak üzere Türkiye ye gideceğiz. Neyi söylemeye çalışıyorum? Kıbrıs Türkleri devresinde de hep yönünü Akdeniz e dönmüş Toroslar demiş, Türkiye demiş. Aynı şekilde Anadolu da Milli Mücadelenin devam ettiği süreçte de Kıbrıs Türklerinin Anadolu ya lojistik destekleri söz konusu, hatta bazı Kıbrıslı Türklerin bizzat Anadolu ya geçmek suretiyle Mustafa Kemal in yanında Kuvay-i Milliye mücadelesini katkıda bulunduğu da biliniyor li yıllara geldiğimizde EOKA terörü nedeniyle can mal ve namus derdine düşen Kıbrıs Türkleri yine de Türkiye ye anavatanımız sıkıntıya girmesin, anavatanımız derde girmesin biz rezil halde yaşamaya 1

2 razıyız yani biz ölmeye razıyız yeter ki anavatanımıza bir şey olmasın şeklinde bir tevekkül içerisindedirler. Bu faaliyetler 1974 yılına kadar devam eder 1974 yılına geldiğimizde 20 Temmuz itibariyle Kıbrıs Türkleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri nin işbirliği içerisinde düzenlenmiş bir harekat ve ardından orada kurulmuş bir Kıbrıs Türk Federe Devleti görürüz. Dolayısıyla Türkiye ile Kıbrıs ta yaşayan Kıbrıs Türkleri arasındaki bağlar dünden bugüne artarak geiişmektedir. Maalesef zaman zaman bu işbirliğini bu dayanışmayı kardeşler arasındaki o sıcak ilişkiyi zedeleyecek zaman zaman münferit olaylar olmakla beraber bunları çok fazla dikkate almamak gerektiğini düşünüyorum. Türkiye açısından Kıbrıs nedir diye soracak olursanız; 750 bin km 2 lik bir araziye sahip Türkiye için belki de Ankara nın sıradan bir ilçesi büyüklüğünde ve yaklaşık 200 bin civarında nüfusu olan Kıbrıs Adası nın önemi nedir denilebilir. Bu manada güvenlik stratejisi manasında Türkiye için Kıbrıs Adası bir kırılma noktasıdır ve kesinlikle elde tutulması gerekir. Ancak bundan daha önemli bir noktada yaşayan bir tek Kıbrıs Türk ünün bile burnunun kanamamasıdır. Zaten Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin 1920 den bugüne takip edilen Misak-ı Milli sınırları içerisinde güvenlik stratejisi de öncelikli olarak Kıbrıs Türklerinin refahını sağlamaktır. Bugüne geldiğimizde ise adada gördüğümüz manzara özellikle müzakere sürecinin devam ettiği dönemde Kıbrıs Rumları tarafından adada tek bir devletin bulunması nüfus oranına dikkat edilerek bu devletin Kıbrıs Rumları tarafından kurulması ve Türklerin asimile edilerek Kıbrıs Rumlarının şemsiyesi altında bir azınlık olarak yaşamaları şeklindedir. Oysa dün de savunulduğu üzere yapılması gereken şey adada iki toplumlu eşit egemen haklara sahip bir devlet kurulması yönündedir. Biz tabii gerek siyasi tarih manasında, gerekse uluslararası ilişkiler manasında Kıbrıs la ilgili pek çok şeyi söylüyoruz. Ama bu sorunu bugün Kıbrıs Sorunu olarak belirtilen konuyu hayata indirgediğimizde karşımıza çok farklı şeyler çıkıyor. Rektörlük binamızın girişinde fuayede sergilediğimiz üzere bazı materyaller vasıtasıyla Kıbrıs Türkleriyle Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Sorununa nasıl baktıkları veya birbirlerini nasıl algıladıklarıyla ilgili birkaç örnek vermek istiyorum burada. Efendim bu Kıbrıs Türklerinin verdiği mücadele manasında inanılmaz bir örnektir toplam üç tane var. Nedir diye soracak olursanız özellikle döneminde Kıbrıs ta EOKA Tetikçi Örgütünün inanılmaz baskısı altında yaşamaya çalışan Kıbrıs Türkleri ve onların can ve namuslarını korumaya yönelik olarak ve tamamen savunma amacıyla kurulmuş Türk Mukavemet Teşkilatı haberleşme manasında inanılmaz ve akla zarar birtakım yollar üretmeye çalışırlar. Burada gösterdiğim bu üç zarf askeri belgelerin Kıbrıs ta Türklerin yaşadığı bölgeler arasında nasıl gönderildiğiyle ilgili ilginç örneklerdir; dünyada bir ikincisi daha yoktur ve sadece bu koleksiyondadır. Sistem şu şekilde çalışıyor örneğin Lefkoşa da bulunan Türklere ait ve güvenilir taksi yazıhanesine Türk Mukavemet Teşkilatı tarafından belge veya mektup teslim ediliyor, orada görevli Türk taksi yazıhanesi sahibi bu mektubun üzerine kendi yazıhanesinin kaşesini vuruyor, bir tarih damgası yerleştiriyor bir deftere kaydediyor. Ardından mektubu Mağusa ya gidecek olan Girne ye gidecek olan Larnaka ya, Baf a gidecek olan arabanın gizli bir bölmesine saklıyor yol boyunca karşılaşacakları EOKA ve İngiliz arama ve kontrollerinde yakalanmaması için eğer mektup sağlimen gitmesi gereken yere ulaştırılırsa gittiği noktada diğer bir taksi yazıhanesine teslim ediliyor. Türklere ait ve güvenilir onlarla aynı şekilde bu mektup zarfı üzerine orada da gördüğünüz gibi bu örneği Zafer Taksi Yazıhanesi tarafından teslim alınmış ve Mağusa ya gönderilmiş. Onlarda üzerine bir kaşe damgası vuruyor aldıkları tarihle ilgili bir damga yerleştiriyor, deftere kayıt düşüyor ve mektubu saklıyorlar, ne zamana kadar, mektubu alması gereken Türk Mukavemet Teşkilatı görevlisine haber iletilinceye kadar. Onun ardından mektup genellikle akşam saatlerinde bir mezarlıkta bir kuru dere yatağında bir bahçede kısacası kimsenin olmadığı ve dikkati çekmeyecek bir noktada teslim edilmesi şeklinde, dolayısıyla askeri yazışmalar önemli yazışmalar ve haberleşmeler taksiler vasıtasıyla yapılıyor döneminde. Burada göreceğimiz mektuplar özellikle 21 Aralık 1963 sonrasında Kıbrıs ta Kızılay ın açtığı Sahra Hastanelerinde görevli doktor ve 2

3 hemşireler vasıtasıyla Türkiye ye gizlice getirilmiş mektuplardır. Nasıl gizlice getirilen mektuplar? Birleşmiş Milletler kontrolünde Türkiye ye getirilecek olan hasta ve yaralıların sargı bezleri içerisine bazen alçıya alınmış sargılar arasına bu mektuplar saklanıyor. Birleşmiş Milletler kontrolünden İngilizlerin ve Rumların kontrolünden bu şekilde geçtikten sonra Türkiye de Kızılay Genel Müdürlüğü tarafından PTT ye teslim ediliyor ve genellikle Ankara Yenişehir Postanesi vasıtasıyla sanki Türkiye den gönderilmiş gibi gönderiliyor. Bu mektuplar örneğin Bursa ya gönderen kişi Lefkoşa dadır. Ancak pulların üzerinde de gördüğümüz üzere bu damgalar Ankara Yenişehir dir. Bu da aynı şekilde Türkiye den Kıbrıs a gönderilmiş bir mektup. Bu ilginç bir mektuptur bu posta faaliyetleriyle ilgili olarak gayette nettir Sayın Rauf Denktaş tarafından bana hediye edilen bir mektup yılı içerisinde gönderilmiş yine Kızılay ın desteğinde gizlice adaya ulaştırılan bir mektup dikkatinizi çekmiştir gönderilen adres İstanbul dur. Ancak bunun üzerindeki damga Ankara Yenişehir olarak görülmektedir. Türkiye den Kıbrıs a gidecek olan mektuplarda aynı şekilde ya diplomatik kuryenin gizlice götürdüğü mektuplardır ya da orada faaliyete geçen hastane vasıtasıyla gönderilen mektuplardır. Bu ikisi dünyada daha hiç olmayacak şekilde Kıbrıs Türk ünün ince zekasını gösteren uygulamalardır. Zaten bu koleksiyon Klasik manada bir pul koleksiyonu değildir Oslo tarihi koleksiyonudur ve hepside belge niteliği taşımaktadır döneminde Kıbrıs ın Erenköy bölgesi yaklaşık 15 bin civarında Rum ve Yunan dan oluşan birlikler tarafından kuşatılmıştır. O bölgedeki Erenköy bölgesindeki 9 köyü Türkiye de ve İngiltere de okuyan 500 Kıbrıslı Türk öğrenci üniversite öğrencisi savunuyor başlarında da birkaç Türk Subayıyla birlikte ancak gerek köyden Lefkoşa daki karargaha gerekse Lefkoşa daki karargahtan köye askeri haberlerin iletilmesi neredeyse imkansızdı. İnce bir zekanın ürünü olarak karargahta üzerinde yukarıda gördüğümüz üzere HM işareti bulunan bir damga üretilir ve kuşatma altındaki bölgeye getirilir. Burada Birleşmiş Milletlerin de görevlileri vardır ve çoğunluğu da İngilizlerden oluşmaktadır. İngilizler durdurur bölgeye gelen kişiyi ve geçemeyeceğini söyler çünkü hemen arkadan Rum Milli Muhafız Ordusu ve Yunan Ordusunun kuşatması vardır gelen kişi elindekilere el koyarlar. Ancak el koydukları belgelerin veya zarfların üzerinde HM işaretini görünce bunu His Majesty is Her Majesty olarak kabul ederler yani İngiliz Kralı İngiliz Kraliçesine aittir diye. Doğaldır ve iyi ki içlerindeki o sömürgeci ruh depreşir ve Rum Yunan komuta kademesine bu mektupların İngiltere ye ait olduğunu dolayısıyla kendilerine teslim etmeyeceklerini doğrudan alıcısına bizzat İngilizler tarafından iletileceğini söylerler ve farkına varmadan döneminde üzerinde HM damgası bulunan o askeri belgeleri kendileri ulaştırırlar. Oysa bu HM damgası tahmin edebileceğiniz gibi Hizmete Mahsus anlamındadır yani içerisinde resmi belge vardır anlamındadır Döneminde kullanılmıştır. Hemen altındaki de köyden dışarıya çıkarılacak olan mektuplarla ilgilidir. Onun üzerinde de kokkina diye bir damga var damga İngiltere nin sömürge döneminde yani 1960 yılına kadar uygulanan bir köy damgasıdır. Aynı şekilde İngiliz askeri yetkilisi bu mektuplara el koyduğunda üzerinde kokkina damgasını görünce Rum ve Yunan komuta kademesine karşı çıkar ve bizzat kendi elleriyle köyden Lefkoşa daki askeri karargaha bu belgelerin ulaştırılmasını sağlar burada görüldüğü gibi. Damganın üzerinde bir tarih, bir numara var bu numara mektupların kayıt numarasıdır tıpkı resmi evraklarda, tıpkı postanelerde sigortalı veya taahhütlü gönderilmiş mektuplarda olduğu üzere. Bunlar döneminde Türkiye de Kıbrıs a yardım manasında Kızılay tarafından çıkarılan ve matbu bütün evraklarda üzerine vurulan pullarla ilgili örneklerdir. Kızılay Genel Müdürlüğü bu pullardan 123 milyon bastırmıştır o dönemde ve 67 vilayette köylere kasabalara varılıncaya kadar dağıtılmış lokantadaki adisyon fişinden üniversite diplomasına kadar aynı sürecin içerisinde her şeyin üzerinde yardım amaçlı kullanılmıştır bu örneklerde görüldüğü üzere. Bu da bir belediyenin tahsilat makbuzu. Bu ilginçtir bu konuyla pek çok örnek dışarıdan ama ben örnek olması manasında sadece bir tanesine koydum. 3

4 Resimde görülen kişi 8 Ağustos 64 günü az önce bahsettiğim Erenköy bölgesinde Rumların giriştikleri terör ve teftiş eylemlerine ihtar amaçlı uçuş yapan Türk Hava Kuvvetlerine ait filoda görevli Yüzbaşı Cengiz Topel dir. Uçağı isabet aldığı için paraşütle yaralı olarak atlamış. Ancak atladığı vadide vadinin her iki yamacında da Türk Bayraklarını asılı olduğunu görünce ki bir tanesi klasik savaş aldatmacasıdır ve Rumlara aittir. Maalesef Rumların olduğu bölgeye koşarak gitmiştir. Teslim edildiğinde kendi anası babası dahil hiç kimse tanıyamamıştır Cengiz Topel i o derece işkenceden geçirilmiştir fazlada acıta etmek istemiyorum. Yanındaki damga ilginçtir Rumların posta faaliyetlerinden propagandayı nasıl kullandıkları konusunda ilk verilen bariz örneklerden birisidir. Dikkatinizi çekmiştir damganın her iki tarafında bomba resmi vardır ortada da Cyprus Turkish Bombs Theaten World Peace diye yazıyor Kıbrıs ta Türk Bombaları Dünya Barışını Tehdit Ediyor tabii son derece etkilidir. Bu damgayı sadece Kıbrıs dışından uluslararası alana giden mektuplar üzerine vurmuşlardır. Yani Japonya dan Amerika ya, Fransa dan İngiltere ye aklınızın hayalinizin alacağı bütün ülkelere giden mektupların üzerine dolayısıyla Türkiye nin Türk ün Kıbrıs ın yerini haritada bilemeyen belki de o güne kadar hiç duymamış insanların üzerinde Türkler Katliam yapıyor yazılı bir mektup almaları durumunda Kıbrıs Türkleri veya Türkiye yle ilgili düşüncelerinin doğaldır ki müspet olması beklenemez. Bu damga örneğin Lübnan a gönderilmiş. Bunlar Rumlar tarafından refüze edilmiş üç mektup reddedilmiş üç mektup alttaki özellikle ilginçtir. Ben sadece bir fragmanını bir parçasını bulabildim. Muhtemelen babam tarafından gönderilmiş Türkiye nin Kıbrıs a en yakın noktası olan Anamur dan gönderilmiş bir mektuptur bu 70 km mesafede. Gönderildiği tarihi size arz edeyim 9 Temmuz 1964 alıcısına Birleşmiş Milletlerin devreye girmesi sonucu teslim tarihi ise km mesafedeki Anamur dan Lefkoşa ya gönderilen mektubu Rumlar tam 3 yıl sonra Birleşmiş Milletler devreye girdikten sonra teslim etmiştir. Bu az önce bahsettiğim Kıbrıs a yardım pulu bir pasaport üzerinde uygulanmış. 16 Ağustos 1960 günü kurulan Kıbrıslı Türklerin ve Rumların ortaklaşa kurdukları Türkiye İngiltere ve Yunanistan ın garantör olduğu devlet, maalesef 21 Aralık 1963 günü Rumların adada Türkleri katletmeye yönelik girişimleri sonucu fiilen ortadan kalkar. O tarihten itibaren Rumların inanılmaz baskıları söz konusudur. Türk bölgeleri üzerinde undan şekere, yağdan aküye, pilden çimento harcına kadar her şey üzerinde Rumların baskısı söz konusudur. Türk bölgelerine bunların girmesine müsaade etmezler farklı sebeplerle. Bu kısıtlamaların içerisinde haberleşme hürriyeti de yerle yeksan olmuştur. Kıbrıs Türkleri bu manada bir çalışma yaparak 6 Ocak 1964 tarihinde sadece Kıbrıs ın Türk köy ve kasabaları arasında kullanılmak üzere böyle bir posta sistemi geliştirir. Ancak maalesef aynı gün bu mektuplardan bir tanesinin bir Rum köyüne gitmesi ve Rumların olayı haber alması üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi o gün bütün işini gücünü bırakıp olağanüstü toplanır ve Türkiye ye sert bir nota verir böyle bir çalışmanın böyle bir uygulamanın yapılamayacağı üzerine. Dolayısıyla bu faaliyet sadece bir gün kullanılmıştır 7 Ocak 1964 de kalmaz. Bundan sonra göreceklerimiz Kıbrıs ta Rum Devleti nin posta faaliyetlerini nasıl propaganda aracı olarak kullandığı ile ilgili örneklerdir. Burada basılı kağıtlar değerli kağıttır yani Merkez Bankası ve Darphane tarafından basılmıştır. Dolayısıyla devletin resmi evraklarıdır ve devleti temsil etmektedir Kıbrıs Rum Yönetimi manasında söylüyorum. Görüyorsunuz yukarıda Remember Cyprus, Kıbrıs ı Unutmayın ifadesi var tabii burada kastedilen Kıbrıs Rumları. Bizleri rahatsız eden son derece çirkin bir faaliyet. Bu bir Türk Askeri hemen çizmelerinin altındaki Kıbrıs Adası, tellerinin arasında kalmış Temmuz dan itibaren 35 yıldır hiç aksatmadan Kıbrıs Rum Ulaştırma Bakanlığı tarafından bütün matbu evraklara yani diplomadan az önce söylediğim gibi lokantadan adisyon fişine varıncaya kadar üzerinde durulması uygulanması zorunlu 4

5 tutulan 1 Cent 1 Kuruş değerinde puldur. 3 puldan oluşur üzerinde böyle yetim öksüz kalmış bir Rum çocuğu tellerin arasındadır veya annesiyle bu şekilde perişan bir çocuk vb. görüntüler vardır ve 35 yıldır bu pul Rumlar tarafından kullanılır. Aynı pul görüyorsunuz hemen aşağıda 220 bin mülteci hala evsiz diye bir ifade var. Yukarıda bir mülteci kampı görünüyor. Ama 74 sonrasında Rum kesiminde hiç mülteci kampı açılmamıştır, sanaldır ve tamamen propagandaya yöneliktir. Biz Kıbrıs Adası nda meşru Türk varlığını tartışırken Rumlar tarafından 1 Nisan 1955 ten itibaren Kıbrıs Adası nı kan gölüne çeviren EOKA teröristleriyle ilgili 2005 yılında böyle bir heykeller silsilesi dikilmiştir Lefkoşa nın Lokmacı Barikatına son derece yakın bir bölgedir. Yani Türk bölgesine son derece yakındır ve sadece bir heykelden de oluşmaz kocaman bir heykeller silsilesidir. Böyle bir heykel yapmanın yanında gördüğünüz gibi bunun tamamı bir unsur belki de dünyanın en büyük pullarından bir tanesidir. Rum Ulaştırma Bakanlığı ve Posta İdaresi tarafından basılmıştır. Altında EOKA yla ilgili olarak Hürriyet Savaşçıları ifadesi var şurada gördüğünüz gibi ayrıca bu rebellion struggler diye geçiyor. Bu Türkiye yi aşağılayan ifadelerden bir tanesidir 35 yıldan bu yana uygulanır Do Not Forget ifadesi soldaki şu 1619 rakamıyla özdeşleşmiştir. Rumlar 1619 kişinin 74 Barış Harekatı sırasında Türk Askerleri tarafından kaçırıldığını ve hala kayıp olduğunu iddia ederler ve 35 yıldır da böyle bir damgayı çıkarırlar. Aynı uygulama o mülteci çocuk annesini babasını kaybeden burada yine aynı şekilde Kıbrıs Adası nın kuzeyi karartılmış vaziyette üzerinde de Türk İşgalinin 17. yılı diyor. Burada yine bizi aşağılayıcı bir ifade var bu damga yılı şeklinde her yıl devam ediyor. Bu 83 e kadar Türk Federe Devleti ni 83 sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni onların ifadesiyle söylüyorum bandit yani haydut bari olarak kabul eden Kıbrıs Rum kesimi Yunanistan ve Yunanistan la Kıbrıs Rum kesimini bu stratejisini benimseyen Dünya Posta Birliği yani bugünkü modern Avrupa tarafından kabul edilmeyen Kıbrıs Türklerinin bir mektubu bu; Gümülcine ya Yunanistan a gönderilmiş ama reddedilmiş kabul edilmemiş böyle bir devlet söz konusu değildir alıcısına ulaştırılması mümkün değildir diye ki içinde son derece aşağılayıcı ifadeler vardır. Bu Kıbrıs Rum Kesiminde Merkez Bankası tarafından basılmış bir resmi evraktır Solidarity Cyprus Kıbrıs ta Dayanışma yani Kıbrıs Rumlarıyla Dayanışma manasında. Az önceki damga Türk İşgalinin 9. yılı o 1619 kayıp kişinin resmi yine burada bunlar damga bir mühür şeklinde basıyorlar o bir Cent lik pul yine burada. 5

6 Bu bir başkası 8 Mart Anneler Günü için çıkarılmış sözde onun için çıkarılmış ama altında Justice for Cyprus, Kıbrıs a Adalet yani İşgalci Türk Askeri Adadan gitsin manasında. Bu Henry Kissinger 74 dönemi Amerika Dışişleri Bakanı; olabilecek en berbat şekilde bir Osmanlı ya özellikle de bir Türk e benzetilmiş onun için yorum yapmaya gerek yok. Türkiye veya Kıbrıslı Türk Rumlar için bu şekilde algılanıyor dün öyleydi bugün de böyle maalesef. Bu sonuncusu bu da Kıbrıslı Rumları ve Yunanistan tarafından Kıbrıs Adası nın algılanması. Bunun karşılığında bizim propagandaya yönelik faaliyetimiz var mı maalesef yok, sıfır faaliyetimiz var hiçbir şey yapmıyoruz sadece seyretmekle yetiniyoruz. İlginçtir temmuz ayında Lokmacı Barikatından Rum Kesimine Lefkoşa dan Rum Kesimine geçmek istediler. Barikatın Türk tarafında yani Kuzey Kıbrıs tarafında biz Kuzey Kıbrıs taki Caretta caretta Kaplumbağaları Golden Sand diye geçen Altın Kumsalları Bellapais Manastırı nı ve Kuzey Kıbrıs ın doğal güzelliklerini sergilemişiz dev posterler halinde Kuzey Kıbrıs ı ziyaret edin şeklinde. 1 metre sonrasında Rum kesimi başlıyor. Orada az önce gördüğümüz son derece berbat çizimlerle Kıbrıs Türk ü ve Türkiye betimlenmiş ellerinde birer hançere var vampir şeklinde ve ağızlarından kan damlayarak öyle bir görüntü var ama biz 2009 itibariyle müzakere sürecini de başlatmış konumdayız. Yani uluslararası ilişkilerde iyi bir niyet denilen bir şey vardır en azından bu iyi niyetin göstergesi olarak bu resimlerin oradan kaldırılması gerekir. Ancak Rumlar tarafından bu manada atılmış bir adım yok. Yrd. Doç. Dr. Ayşe Bahar Hurmi: Hepinizin de bildiği gibi Türkiye nin dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti ne yönelik 1974 yazında düzenlediği Barış Harekatının üzerinden tam 35 yıl geçti. Aynı dönem Makarios un 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında siyasi kurumların yapılanması ve teşkilatlanma hakkındaki Rum ve Türk tarafına verilen yetkiler konusundaki dengeyi bozacak derecedeki 13 maddelik değişiklik önerisi ve ardından patlak veren Kıbrıs taki şiddet olaylarının üzerinden de geçen yaklaşık 46 yıllık sürenin ifadesi aslında ve daha da gerilere gidildiğinde İngiliz Sömürge Yönetiminde başlayan Rum Milliyetçiliğine yönelik hareketlenmelerin sonucu 1959 Londra Zürich Antlaşmaları öncesinde yaşanan daha nice kayıp yılın ifadesi ötelendi. Aynı dönemi bir de 1968 yılından bu yana devam eden uluslararası kuruluşlar nezdinde gerçekleştirilen toplumlararası müzakereler cephesinden bakıldığında geçen dönemin sonuçsuz bir dizi müzakerenin sürecinin ve dolayısıyla yıpranmanın ifadesi olarak da değerlendirilmek mümkün. Yönetim güvenlik toprak ve mülkiyet gibi konularda Türk ve Rum tarafının çekişmeli iddialarından kaynaklanan özlü konulardaki anlaşmazlık noktalarına dayanan çözümsüzlük süreci aslında müzakerelerin ardında yatan güven uçurumunun henüz ötesine geçebilmiş değil. Bugün hali hazırda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Talat ve Rum lider Hristofyas arasında devam eden müzakere sürecinin tıkanma noktasına gelmesinde tarafların yıllardır üstesinden gelemediği güvensizlik unsurunun samimiyetsizlik olarak nitelendirilebilecek tavırların en önemlisi toplumlara tarihin güncelin ve planlananların farklı aktarılmasından kaynaklanan bilgi eksikliğinin ve beraberinde taşıdığı önyargıların oldukça etkisi var. Suçlayıcı ifadelerin devam etmesi aradaki güven uçurumunun derinliğini ifade ederken çözüm için oturulan masada Rumların herhangi bir çözüm takvimine yanaşmaması başka hesapların peşinde olduğunun ve dolayısıyla samimiyetsizliğin açık ifadesidir. Rumların uluslararası toplum nezdinde çözümsüz taraf olarak rolünün değiştiği Annan Planının referandumu ardından imaj tazelemek için sahneye çıkan Hristofyas ın devam eden müzakerelerde bir 6

7 kez daha oyalama taktiği kullanarak hem çözüm masasında kalan hem de 2009 yılı sonunda konuyu AB Türkiye ilişkileriyle bağlayarak statüyü koruyan taraf olarak çalışması çözüm adına atılabilecek oldukça samimiyetsiz bir bekleyiş olarak gösterilebilir. Sürecin başında benim müzakereleri yarıda kesmemin söz konusu olmadığını net bir şekilde söylemek isterim. Aslında bu süreci yarıda kesmek için girmedik Türk tarafı bunu da biliyor demeç veren Hristofyas ın sorunu veto yetkisinin bulunduğu AB nin kucağına bırakma yönündeki iradesi sürecin başındaki ifadelerini doğruluyor ve bu konudaki samimiyetsizliğini gösteriyor. Ben kısaca Sayın Ahmet Göksan ı tanıtmak istiyorum sizlere. Aslında hepiniz çok iyi tanıyorsunuz kendisini ama yine de bilmeyen tanımayan konuklarımız olabilir burada kısa bir bilgi vermek istiyorum. Kendisi Lefkoşa da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kıbrıs ta tamamladıktan sonra yüksek öğrenim için Türkiye ye geliyor. Rum saldırılarını durdurabilmek için Türk subaylarının önderliğinde kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı nın yayınladığı Nacak gazetesinde 1959 yılında yazılarına başlıyor. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunda yayınlanan Kıbrıs a ilişkin belgesellerde program danışmanı olarak görev alıyor. Kıbrıs ta yayınlanan Halkın Sesi Gazetesiyle Türkiye nin değişik illerinde yayınlanan yerel gazetelerle kurumların yayınladığı dergilerde Kıbrıs Davasına ilişkin yazılar yazıyor. Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanlığı görevini sürdürüyor ve kendisinin tanıdık bu konularda aldığı pek çok ödülü var. Ahmet Göksan: Üniversiteler bir ulusun geleceği açısından çok önemli kurumlarıdır. O nedenle üniversitelerin Kıbrıs konusu başta olmak üzere Türkiye nin ulusal sorunları konusunda bilim üretmeleri gerekiyor, sürekli üretim içerisinde olmaları gerekiyor ki siyaset adamlarını yönlendirsinler. Bugün Türkiye de en büyük destekleyicisi sanıyorum bu olsa gerek. Bugüne kadar yani bu ilktir ama bunun arkasının gelmesini ben dilemek istiyorum. Çünkü üniversitelerin bilim üretmediği bir noktada ülkenin geleceğinin de fazla aydınlık olamayacağı kuşkusunu taşıyorum. Şimdi Rumlara baktığımız zaman Kıbrıslıların üzerinde Kıbrıs ta, Yunanistan da, Rumlara baktığımız zaman üniversiteler sürekli olarak politikacılara siyaset adamlarına yön veriyorlar her konuda bizde eksik olan bu. Sanıyorum buradaki politikacılar her şeyi kendileri çok iyi bildikleri için üniversitedeki öğretim üyelerine gereksinim duymuyorlar bu tabii onların sorunu. Şimdi geçtiğimiz şubat ayında Kıbrıs ta Rumlar Ulusal Konsey diye bir konseyleri var onların bu Ulusal Konseyin üniversitelerde ve toplumun saygın kişilerine bir grup oluşturdular ve aralık ayında Avrupa Birliği nde yapılacak müzakerelerde Türkiye ye ilişkin değerlendirmeleri nasıl Türkiye nin aleyhine bozabiliriz, nasıl Türkiye nin önünü kesebiliriz çalışmalarını başlattılar ve bu noktada da bayağı mesafe aldıkları görülüyor. Şimdi zaman zaman ben Yunan basınını, sürekli olarak da Kıbrıs Rum basınını izliyorum ve onlardan aldığım izlenim onların bayağı hazırlıklı oldukları ama maalesef bizim o konuda hazırlıklı olduğumuzu söylemek mümkün değil. Özellikle son dönemde başlayan komşularla sıfır sorun olayı var. Elbette komşularla kimse kavga etmek istemez. Ama onlar kavga etmek istiyorsa bizim de o kavgadan sanırım geri durmamamız gerekiyor bu sokaktaki kavga gibi değil. Bilimsel olarak bilimsel verilerle tarihi bilgilerle tarihi belgelerle bu savaşı bu kavgayı götürmemiz gerekiyor. Şimdi geçtiğimiz günlerde bir devlet bakanı Avrupa Birliği işlerinden de sorumlu kişi Yunanistan a gidiyor ve Yunanistan da o kadar heyecanlanmış ki Papandreu nun Kıbrıs Sorununu çözebileceğine bile inanmış. Fakat aynı Papandreu 20 Ekim 2009 tarihinde başbakan olduktan sonra Kıbrıs a gidiyor ve Rum Temsilciler Meclisinde bir konuşma yapıyor. Konuşması şöyle; Yunanistan ın kararlılıkla sürdürdüğü değişmez dış politikasının hedefi Türkiye nin Kıbrıs ı istila etmesinin sonuçlarının yasallaşmasını önlemek ve tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamaktır diyor. Şimdi böyle düşünen bir siyaset adamı Yunanistan ın Başbakanı karşında siz buyurun ben sizinle anlaşacağım sıfır sorun istiyorum. O zaman sıfır sorun istemek sanıyorum teslimiyet mi olur? Sanıyorum teslimiyet olur. O nedenle görüşmeler sürdürülürken nitekim bir ülkenin başbakanı Hristofyas benzer şeyleri söylüyor bugüne kadar aynı şeyleri söyledi hiçbir şey değiştirmedi. Hatta bunların Cumhurbaşkanı olması aşamasında Papadopoulos çok sesli sorunu olduğu, Hristofyas ın ılımlı olduğu gerekçesiyle Hristofyas ın seçilmesi sağlandı ve aynı Hristofyas hiçbir şeyi değiştirmedi. Hatta kendi partisinin yılında o parti genel kurullarında olağan genel kurullarından aldıkları adanın Yunanistan a bağlanma kararları vardır. Geçen akşam TV de çıktı ben bir komünist olarak kapitalistlere hizmet ediyorum konuşmasında söylediği gibi adada tek bir Türk Askeri kalana kadar ve Rumları kuzeye geçirene kadar bu mücadele sürecektir diyor. Şimdi bu mücadele süreceğine göre biz de masa başında oturup tek egemenlik, tek devlet tek kimlik, bunları konuşmamamız gerekir. Tek egemenlik denen şey adanın Rum egemenliğine girmesi demektir başka hiçbir açıklaması yoktur ki son yapılan bir kamuoyu araştırması var Kıbrıs ta tabii bizim Türk basınında pek fazla göremedim ben. Tek egemenliğe razı olan Kıbrıs Türk halkının %4 ü buna karşılık şuanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin devam etmesini isteyen %70 nüfus 7

8 oranında insanlar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin devam etmesini istiyorlar; geri kalanlarda fikirleri olmadığını söylediler anlamış değilim onları da ayrıca. Neden fikirleri yok bu konuyla ilgili olarak? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nde Güneyde de benzer oranlara daha önce rastlanmıştır. Çünkü Rumlarda Türklerle beraber yaşamak istemediklerini ve iki ayrı devlet olarak yaşamak istediklerinin özellikle buralara yakın programı da belirlemişlerdi söylemişler böyle bir sonuç çıkmıştır. Şimdi tabii ki Kıbrıs Sorunu çözmeye çalışanlar özellikle şunu unutmasın Türkiye dekiler ne Türkiye de Kıbrıs Sorununu çözmeyi söyleyen kim olursa olsun Güney Kıbrıs hakkında söz söylemek isteyen kim olursa olsun öncelikle Atatürk ün 1937 yılında Antalya da söylediği şu sözlere dikkat etmesini istiyorum. Efendiler Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs a dikkat ediniz bu ada bizim için önemlidir. Bu gerçeği 1937 yılında gören yüce kurtarıcı 1937 de bunu gördüğüne göre aradan geçen süreçteki o günkü koşullarla bugünkü koşulları karşılaştırmak olanaklı değildir. O koşullar bugünkü koşullarda siyaset adamlarının bunu daha doğru görmesi gerekiyor. Neden? Türkiye yle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 60 mil bir mesafelik yerde Yunanistan a 800, İngiltere 1500 mil şimdi İngiltere nin iki tane üssü var Yunanistan üssü var bu yetmedi Fransızlar da bir üs verdiler. Şimdi tabii gizlendi gizleniyor Kıbrıs Rum basınında ipuçlarını yakaladığımız bir şey var Avrupa Birliği ne de özel bir üs vermek için çalışmaları sürdürüyorlar. Yunanistan ın iki tane üssü var 800 mil uzakta İngiltere nin 1500 onun da iki tane üssü var. Bizim orada niye askerimiz olmasın veya biz bu adaya niye orada Türkiye nin güvenliğini sağlamak için askerimizi bulundurmayalım. Tabii ki burada bir başka şey daha söylemek istiyorum. Milli Misak sınırları dışında Türkiye nin güvenlik noktalarının olması gerekiyor benim düşünceme göre. Bu alan Irak ın kuzeyinden başlayıp Suriye den Kuzey Kıbrıs tan Yunanistan dan ve Balkanlarda Kafkasya ya kadar olan ilk direnç savunma noktalarının olması gerekiyor. Bu savunma noktalarını biz Kıbrıs Türkleri olarak Kıbrıs ta kurduk. Bugün adadan Kıbrıs tan Türkiye ye herhangi saldırı var mı? Sadece sözlü saldırılar var ama Irak ın kuzeyinde fiili saldırılar var. Biz orada o güvenlik sınırını oluşturamamışız. O nedenle bu noktaların da üzerinde durulması gerekir ve önemle gerekli önlemlerin alınması gerekir. Şimdi son dönemde bir Kıbrıslılık kavramı ortaya çıkarıldı. Bir İngiliz sosyolog Kıbrıslı Hanım tipini yaratmak üzere Annan Belgesinin onaylandığı 2004 yılı döneminde Kıbrıs ta çalışmalar yapıyordu. Ben düşündüm nedir yani Kıbrıslıların tipi nasıl olacak sonuçta hanım hanımdır. Efendim amaçladıkları Rumlar idi düşünen insanların yetiştirilmesi ki daha önceden Rumlar 1955 yılında EOKA saldırılarına başladığı zaman En iyi Türk ölü Türk tür diyorlardı. Şimdi de en iyi Türk bizim gibi düşünen Türk tür diyorlar ve şuandaki Kıbrıs a Cumhurbaşkanı yaptıkları kişi onlar gibi düşündüğü için o makamda bulunuyor. Bu yeni görüşmelerde Rum tarafının bir itirazı daha var dönüşümlü başkanlık önerildi. Şimdi dönüşümlü başkanlıkta bir dönemde olsa bir Türk ün onlar gibi düşünüyor olması bile bir Türk ün orada başkan olması o proje içerisinde biz diyor buna nasıl razı olacağız diyor. Bütün Rum basını ayağa kalkıyor. Bir Türk ün Kıbrıs ı idare etmesi; bakın sözde biz bu adamlarla antlaşma yapacağız ve bir Türk ün kısa bir süre dönüşümlü başkanlık yapmasına bile razı olmuyorlar ve biz ısrarla masada efendim Türkiye yi Avrupa Birliği ne alacaklar ve o sevdayla masada oturuyoruz. Bana göre Kıbrıs görüşmeleri için biran önce masadan kalkılması gerekiyor ki neyin ne olduğu ortaya çıksın ve basında gerek televizyonlarda, gerek gazetelerimizde Kıbrıs a ilişkin herhangi haber olmazken karşı taraf sürekli olarak halkını bilgilendiriyor ve hazırlıyor. Şimdi olası bir referandum ki Sayın Abdullah Gül le böyle bir referandumun nisan ayından önce yapılmasını bunun devredilmesi isteniyor. Çünkü nisan ayında 19 Nisan da sanıyorum Kıbrıs ta Cumhurbaşkanlığı seçimi var Nisan ayının 19 unda Cumhurbaşkanlığı seçimi var Mehmet Ali Talat Cumhurbaşkanlığından ayrılmadan o işi bitirmek istiyorlar ki Kıbrıs taki seçim sonuçları Mehmet Ali Talat ın daha uzun süre orada kalamayacağını gösteriyor, çünkü Ulusal Birlik Partisi orada bayağı bir güçlendi. Kaldı ki biraz önceki rakamlardan da ortaya çıkan tabii bunların hepsi Ulusal Birlik Partisine oy verecek değiller ama ulusalcı bir güç yani %80 oranında bir ulusalcı güç oluştu. Annan Belgesinde bu oran %35 di Annan Belgesine evet hayır diyenler şimdi tabii zaman o kadar şey değişti. Kıbrıs sorununu çözmek, nesini çözüyoruz? Antlaşmaları yapılırken iki toplumun eşitliği ve egemenliği esas alınmıştı. Burada eşitliği egemenlikten egemenlik eşit söz hakkıydı. Cumhurbaşkanının veto hakkı vardı ve 50 kişilik temsilciler meclisinde 35 Rum ve 15 Türk milletvekili vardı. Sayısal olarak baktığınız zaman 35 Rum milletvekili Evet demesi sonucunda yasanın kabulü ortaya çıkıyordu. Fakat anayasa Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası bunu engelliyordu. Bu yasaya en az 8 tane Türk milletvekilinin de evet demesi gerekiyordu o yasanın yasalaşabilmesi için. Şimdi bütün bunlar göz ardı edilerek bütün bunlar yok sayılarak kalkıp eşitlikten bahsedilerek egemenlikten söz edilmiyor. Tabii bu da o zaman 1960 nüfus oranı Türklerle Rumlar arasında nüfus oranı aşağı yukarı aynı rakamdaydı eşit gene benzerliği 1 e 4 oranında yani %25 civarındaydı Türkler ve geriye kalan Rumlardı veya diğer unsurlardı. 8

9 Şimdi aşağı yukarı durum gene aynı, fark eden bir şey yok. Bir de son olarak Kıbrıs ta can alıcı bir konu vardır toprak konusu. Rumlar adanın güneyinde olan Türk Malları için kesin çözüme ulaşıldıktan sonra yani siyasi çözüm bulunduktan sonra güneydeki Türk mallarının değerlendirilmesini istiyorlar. Buna göre takas mı yapılacak ne yapılacaksa onu konuşuyorlar. Fakat kuzeydeki devlet kuzeydeki siyasetçiler bundan öncekiler şimdikilerinde bu yasayı biran önce değiştirmeleri gerekir ki değiştiremediler. Mal Tazmin Komisyonu diye bir komisyon oluşturdular ve Avrupa Birliği nden birtakım adamlar geldiler bu komisyonda görev yapıyorlar ve Rumların mallarının ne olacağı şeklinde kararlar alıyorlar. Halbuki böyle bir şey olması mümkün değil karşı taraf diyorsa ki biz kesin sonuç alınmadan kesin çözüm olmadan Türk mallarını konuşmak istiyorsan bizim de oturup kesin bir sonuç alınmadan bu malları konuşmamız izlememiz gerekiyor. Bu denmedi ve orada Avrupa Birliği nin de baskısı ile böyle bir komisyon oluştu, bu komisyonun görevi bizim değerlendirmemize göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin tasfiyesine yol açıyor. Bunların denmesi gerekiyor ve şuan ki hükümetinde bu işe Kıbrıs taki hükümetin buradakinden bahsetmiyorum bu işe bir dur demesi gerekiyor her şeye rağmen. Ada 1571 yılında fethedildikten sonra Lala Mustafa Paşa kendi adına bir vakıf kurdurur. Şuanda kapalı olan Maraş Bölgesi Lala Mustafa Paşa vakfına aitti ve bu o vakıfa ait oldu mahkemece de onaylanmıştır. Hem kuzeydeki mahkemede hem de güneydeki mahkemede Larnaka daki Rum Ticaret Mahkemesi tarafından onaylanmıştır. Aynı şekilde Larnaka daki Bekir Paşa vakfı vardır. Aynı şekilde diğer taraflardan yine kamu görevlilerin kurduğu bunlar büyük olduğu için isimlerini söylüyorum Abdullah Paşa Vakıfları vardır. Bu vakıf arazileri korunurken amaçlanan şuydu adada Türk varlığının devamlı olması çünkü kişiler topraklarını satıp gidebilirler ama vakıf topraklarını satamayacakları için ve Türklerin de bu topraklarda kalıcı olabilmesi için ancak oradaki topraklar vakıf arazisi vakıf olmak suretiyle Türkler kalıcı olabilirdi. Bütün amaç buydu, bu amaçla yapıldı. Şimdi bütün bunlardan müzakerelerde görüşmelerde söz edilmiyor. İşte sürekli olarak toprak konusu erteleniyor ki bir görüşmemizde ben Talat a şunu söylemiştim: Bu konuyu vakıflar konusunu uluslararası mahkemeye götürmeden oturup kendi içeriğimizde bir etüt edelim. Nedir ne değildir belgeler nelerdir? Adanın güneyinden Türk vakıflarına ayrılan mallar Rumlar tarafından Rum Hükümeti tarafından gasp edilmiştir ve TRT ye Vakıflar Adası Kıbrıs belgeseli yaparken adanın güneyine gittim ve Baf kasabasının yakınındaki yerin vakıflara ait olan arazi küçük sanayi sitesi yapmışlar. Müthiş bir arazi verimli bir arazi küçük sanayi sitesi yapmışlar. Şimdi bütün bunların aynı şekilde Larnaka da da var vakıf topraklar bunların da etüt edilip nerede neyimiz var bilinmesi gerekiyor. Bunlar bilinmeden işte biz toprak komisyonu kurduk ve anlaşmak istiyoruz demek Kıbrıs Türklerine biraz ihanet daha doğrusu Türkiye ye de bir ihanet olur. Çünkü bunlar ortadan kaldırıldığı yerde kaldırıldığı noktada adada bir tek Türk varlığını bulmak mümkün değildir. Annan Belgesinde bu tuzağı korurlar ve umut yorgunu diyeyim fazla şey söylemek istemiyorum. Çözüm yorgunu umut yorgunu olmuş Kıbrıs Türkleri değişik baskılarla dış baskılarla da biran önce çözüm olacak Avrupa Birliği ne katılacağız hesaplarıyla Annan Belgesine evet dediler ki Annan Belgesi bunu ben bukalemun olarak değerlendiriyorum. Şimdiki Genel Sekreterin bir çalışması var ki sanıyorum ocak veya nisan ayında gündeme gelecek. Her ne şekilde gelirse gelsin biz Kıbrıs taki arkadaşlarımızla Kıbrıs ta bağlantılı olduğumuz kurum ve kuruluşları onu söylüyor. Hangi belge gelirse gelsin yani Birleşmiş Milletler tarafından da hazırlanacak hangi belge gelirse gelsin içerik bizimle ilgili olmayacaktır. Olamayacağı için de şimdiden hayır demeniz gerekiyor bu konuda çalışmalar yapmanız gerekiyor. Arkadaşlarımızla biz Kıbrıs Türk ünün kültür yanını bu tür çalışmanın içerisindeyiz ve geleceğe de umutla bakıyoruz. Çünkü Yüce Atatürk 1937 yılında yolunu yolu göstermiştir. Biz orada da yürümeye devam edeceğiz ve Kıbrıs Türk ü sonsuza kadar kalıcı olacaktır. Bir başka bir şey daha dilim varmıyor ama söylemek istiyorum. Bu şekilde giderse bütün söylediklerimin aksi gerçekleşirse Türkiye Cumhuriyeti nin de bir anlamda Kıbrıs üzerinde belirli şeylere aşamalara gelmesi planlanıyor. Çünkü Kıbrıs konusu Türkiye nin yüzde yüz haklı olduğu bir konudur. O nedenle biz Kıbrıs Türk ü olarak direnmeye alışmışız alıştık. Çünkü İngilizler Kıbrıs Türkleri 1930 Anayasa çıkarmışlardı üzerinizde bir mermi bulunsa dahi yargılanmadan idam cezası idamı biz ona rağmen Kıbrıs Türkleri olarak direndik. Şimdi yine direnmeye devam edeceğiz. Direnirken de derdimizi Anadolu da Anadolu insanlarına anlatacağız ve sonuçta başaracağız. Çünkü başka bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmadığı gibi başka bir Türkiye Cumhuriyeti yoktur. Bahar Hurmi: Ahmet Hocam dedi ki Atatürk ün 1937 yılında adanın çok önemli olduğuna dair ve bu ada üzerinde durmamız gerektiğine dair bir söylemi olduğunu söyledi. Atatürk ü gerçekten çok öngörülü olduğunu söylemek gerekiyor. Çünkü aynı şeyi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği içinde söylemişti ve demişti ki evet Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bizim dostumuzdur müttefikimizdir ancak bir gün gelecek o da yıkılacak parçalanacak biz buna hazırlıklı olmalıyız. O gün geldiğinde politikalarımızı doğru belirlemeliyiz ve oradan ayrılan halklara kanat germeliyiz demişti. Fakat maalesef Türkiye o konuda da çok hazırlıksız yakalandı ve belki hala da bence öyle böyle çok istikrarlı ve kararlı bir politikamız yok hala ve ada içinde Kıbrıs içinde aynı şey maalesef söz konusu. Ben 2003 yılında 9

10 doktora tezimi tamamlarken yani 99 senesinde başladım İngiltere de Leicester Üniversitesi nde ve konum da Avrupa Birliği nin Akdeniz Politikasıydı. Tabii Avrupa Birliği nin Akdeniz Politikasını Avrupa Birliğinin Türkiye yle ilişkileri çerçevesinde inceledim. Çok fazla yabancı yayın yabancı kaynak elde ettim. Fakat Türkiye ye geldiğimde maalesef Akdeniz Politikasıyla ilgili hiçbir kaynağa rastlayamadım bulamadım. Röportaj yapmak istiyorum birileriyle konuşmak istiyorum fakat herkes başka bir şey söylüyor. Böyle çok istikrarlı yani dışişlerinde de aynı şekilde maalesef politikaya rastlayamadım. Zaten tez savunmamda da savunmamı verirken de jüriye bunu söyledim. Yani benim böylesi bir zorluğum oldu dezavantajım oldu bu tezi yazarken lütfen bunu göz önünde bulundurunuz demiştim. Şimdi işte birkaç ufak tefek bir şeyler yazılıyor çiziliyor. Ama ne kadar tabii ki bunlar dinleniyor evet önemseniyor sizin de söylediğiniz gibi öğretim üyelerine ne derece önem addediliyor ne derece onların söyledikleri önemli seviyede onların söylediklerini uygun politikalar geliştiriliyor açıkçası bilemiyorum ve gerçekten de Kıbrıs ın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye nin Kıbrıs konusuna çok önem vermesi gerektiğini düşünüyorum. Yüzde yüz haklı olduğumuzu bende sizin gibi paylaşıyorum ve eğer Türkiye bu konudaki ısrarını sürdüremezse ve ödünler vermeye devam ederse Türkiye nin başka hiçbir alanda dış politikasını dışarıdan önemsenmeyeceğinizi düşünüyorum. Yani eğer Kıbrıs ı da ödün olarak verecek olursak ki bu gerçekten büyük bir tehlike çok büyük bir yanlış olur. Artık bundan sonra Türkiye nin hiçbir politikası önemsenmez diye düşünüyorum. Yani nasıl olsa Türkiye işte bir gün konuşur, ikinci gün konuşur, üçüncü gün unutur demişlerdi biliyorsunuz bizim hakkımızda. Öyle olur ne işte Ermeni konusunda haklılığımızı artık ispatlayabilirsiniz ne Güneydoğu konusunda, ne Trakya konusunda, ne adalar konusunda, ne kıta sahanlığı konusunda yani hiçbir alanda haklılığımızı artık bundan sonra savunamayacak raddeye geliriz diye düşünüyorum. Ahmet Göksan: Şuanda Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisi Başkanı bir Ermeni Kıbrıs ta Rum Temsilciler Meclisi Başkanı bir Rum bir Ermeni ve Makarios 1975 te sürgünden daha doğrusu canını kurtarıp 74 Darbesinden döndükten sonra Larnaka Havaalanında söylediği bir söz var. Biz uzun süreli biz mücadele başlattık. Bu mücadelede Kürtler ve Ermenilerle birlikte işbirliği yapacağız demişti ve bugün Kıbrıs ta bir Ermeni Rum Temsilciler Meclisi Başkanı ve Papadopoulos un partisinin başkanı. Ayşe Bahar Hurmi: Bu da en iyi örneği sanırım değil mi? Yani başlatmış oldukları uzun soluklu propagandanın politikanın en güzel yansımaları. Seyhan Turhan: Ben de bir ada mağduruyum benim anneannem Girit li. Maalesef Girit li aynı şekilde kaybettik. Kıbrıs ta tek devlet, tek bayrak, tek millet diyoruz. Ama aynı Yunan Paşaları aynı söylemleri maalesef şuanda anavatanda da duyuyoruz. Eğer anavatanda birlik beraberlik bozulduğu zaman istikrar bozulduğu zaman bizim komşularımız bizim üstümüze her zaman gelmişlerdir ve maalesef 1974 Harekatında olan Türk milletinin birlik ve beraberliği maalesef üzülerek söylüyorum şuanda yok ve bu münakaşa dile getiriliyor. Sanki Türkiye de tek devlet, tek millet, tek bayrak istemeyenler varmış gibi bizim kırmızı çizgilerimiz bunlar diyoruz. Bunlardan söz edilmemesi bile yasak anayasanın değişmez maddeleri ortada ama maalesef Türkiye yi bu münakaşalara soktular. Onun için anavatanın yavru vatanı sinesine basabilmesi için kendisinin birlik beraberlik içinde olması lazım 74 ruhunun yeniden canlanması ki o dönemlerde ben Kıbrıs Harplerinde askerdeyim. Ben beş arkadaşım Kıbrıs Harekatında tank askeri arkadaşlarım şehit oldular. Benim mücahit arkadaşlarımla da beraber okudum Orta Doğu Teknik Üniversitesi nde. Hepsi bizden yaşça büyüktü niye? Gittiler mücadele ettiler sonra okumaya geldiler. Bir tanesi de vakıf başkanlığı yaptı. Siz vakıflardan bahsettiniz Taner Derviş benim sınıf arkadaşım şuan bile tüylerim diken diken oluyor arkadaşlarımı hatırlayınca ve Mehmet Ali Talat a teessüf ettim. O çocukların o mücahitlerin hepsini dışladı teessüf ediyorum o insana. Ama bu böyle inşallah devam etmeyecek. Türkiye ve Kıbrıs o 74 ruhunu tekrar yakalayacak ve benim umudum inşallah iki devletli çünkü birleşmek o insanlarla dediğiniz gibi anlaşmak mümkün değil. İki devletli bağımsız bir Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olsun artık Kuzey Kıbrıs da demeyelim. Ahmet Göksan: Talat Bey vakıflarla ilgili yaptığımız çalışmalar gerçekten çok ciddi belgeleri bize ulaştırdı ve bunları biz televizyon ekranlarında sunduk TRT de birçok ciddi şeylerdi bunlar ve genel içerisinde %38,5 oranında vakıf arazisinin olduğunu o belgeler gösteriyor. Tabii ki biraz önce verdiğim örnekte bazı yerler Rumların işgalinde ama Rum Bölgesinin işgalinde 20 gün kala önce ben Mersin deydim. Mersin de bir gün içerisinde 150 km yol kat ettim. Mersinli köylüler insanlarla görüştüm. En küçük yerleşim yerine kadar beni arkadaşlar götürdüler. Konu açıldı konu konuşuldu. İnsanların söylediği şu biz her şeyden vazgeçeriz Kıbrıs tan vazgeçmeyiz. O yüzden de Ankara dakiler de buna duyur demişlerdi. O nedenle Anadolu insanı Kıbrıs a böyle baktığı sürece şuanda hükümet olanlar dahi sanıyorum gerekli adımı atamayacaklardır adım atamıyorlardır. Nitekim 2005 yılında imzalanan 10

11 ek protokol Türkiye Büyük Millet Meclisi nden bir türlü geçirilemedi. Çünkü niye? Anadolu insanından korkuyorlar. Bahar Hurmi: Prof. Dr. Hasan Ünal ı size kısaca tanıtmak istiyorum yılları arasında İngiltere de doktora çalışmaları yapmış olan Ünal doktorasını 1992 sonralarında tamamladı Bosna Krizi çalışmasıyla Manchester Üniversitesi nden almıştır yılları arasında Bilkent Üniversitesi nde öğretim üyesi olarak görev almıştır. Geçen sene Gazi Üniversitesi ne geçmiştir. Halen Gazi Üniversitesi nde Balkanlar ve Yunanistan üzerine dersler vermektedir. The National Interest The World Today Middle Eastern Studies gibi uluslararası dergilerde çalışmaları yayınlanmıştır. Pek çok ödül almıştır. Bizim üniversitemizde de part-time dersimize girmektedir. Bütün öğrencilerime de Hasan Hocamın derslerini kaçırmamaları gerektiğini çünkü kendisinin çok değerli bir insan olduğunu ve değerli bilgileri olduğunu ondan azami şekilde faydalanmaları gerektiğini söylüyorum. Prof. Dr. Hasan Ünal: Bilkent te eskiden 95 yılında ben de oradayken büyük bir Bosna Konferansı düzenlemiştik. O konferansa bayağı İngiltere den, Amerika dan kendi hükümetlerinin Bosna Politikalarını eleştiren insanlar gelmişti onlardan biri de Margaret Thatcher ın eski dış politika danışmanıydı. Sonra üniversiteyi sevdi Türkiye yi beğendi derken onu Bilkent te getirdik. Şimdi onunla sohbet ederken hep şöyle derdi İngiltere den bir isim geçiyor mesela bir ünlü gazeteci, televizyoncu veya bir bankacı veya bir üniversitede hoca, hep şey derdi. O benim öğrencimdi, tamam o benim öğrencimdi, ben onu okutmuştum. Evet, o Cambridge den benim öğrencimdir, Oxford dan öğrencimdir. Son zamanlarda o zamanlar önceleri inanmaz gibi davranıyoruz sonra anlardık ki doğru gerçek ve takılırdık yani Norman sen yaşlandın onun için herkes senin öğrencin diye. Şimdi son zamanlarda nereye gitsem öğrencilerim var ve öğrencilerimin birçoğu da böyle bayağı hoca etkili görevde öğrencim dediğim zaman da ağabey gerçek mi diyorlar. O zaman hocam sen de yaşlanıyorsun demek ki bu da bunun bir işareti. Şimdi bunun tabii verdiği ayrıca da bir mutluluk bir zevk var o da bizim meslekteki insanların kattığı en önemli zevklerden bir tanesidir. Bunları söyledikten sonra Atılım Üniversitesi ni tebrik ederek konuşmama başlamak istiyorum. Çünkü benim bildiğim kadarıyla üniversitelerde Türkiye de, Kıbrıs Araştırmaları Merkezi diye bir merkez yok daha çok Stratejik Araştırmalar Merkezi diye var, çoğu da laf olsun torba dolsun cinsinden oluşturulan merkezlerdir. Arada bir faaliyet gösterir veya gösteriyormuş gibi yapılır onun dışında böyle doğrudan Kıbrıs Meselesini incelemek üzere bir enstitünün veya merkezin kurulduğunu ilk defa burada duyuyorum. Makarios 1975 te adaya geldiğinde bundan sonra Ermenilerle dediğinde yani sadece Kıbrıs taki Ermenileri kastetmemişti. Dikkat edin 1976 ASALA nın ilk eylemlerinin tarihidir. Yani adadan çıkmaya mecbur edildikten sonra yaklaşık 6 7 ay adadan uzak kalıp tekrar döndüğünde Papaz Efendi yurtdışında bu Ermeni işleriyle epeyce bir uğraşmış olmalı çünkü Türkiye ye karşı terör eylemlerinin başlaması ve artmasıyla Türkiye nin Kıbrıs Harekatını yapması arasında adeta doğrudan bir bağlantı vardır. Yani bunu özellikle not etmekte fayda vardır. Yani adadaki sadece Papadopulos un partisinin başındaki bir Ermeni olmasıyla sınırlı bir hadise değil, bu aynı zamanda Türkiye nin üzerine Ermeni Soykırımı iftiralarıyla gelinmeye başlandığı dönemdir. Kabaca aynı dönemde zaten ASALA eylemlerine başlamıştır. ASALA terör eylemlerine başlayınca önce Fransa ve Amerika da derken dünyanın pek çok yerinde yani bu iş niye oluyor diyerek böyle bir tartışmanın başlamasına sebebiyet vermiştir. İkincisi Seyhan Bey haklı olarak Mehmet Ali Talat a teessüf ettiğini söyledi. Mehmet Ali Talat a ne söylense haklıdır ve ama önce Mehmet Ali Talat a şu söylenmelidir. Mehmet Ali Talat siyaseten müflis bir politikacıdır. Bütün görüşleri iflas etmiştir. Bütün görüşleri adadaki büyük bir parlamento çoğunluğu ve Türkiye deki büyük bir meclis çoğunluğuna dayanan hükümetçe de desteklenen ve aynı dönemde SOROS vb bütün kuruluşların ayrıca destek ve yardımlarını alarak görüşlerini uygulama fırsatı ve alanı bulmuş tek politikacıdır. Kıbrıs meselesinin tarihinde Kıbrıs Sorunun tarihinde bugüne kadar mesela Denktaş hayatının hiçbir döneminde böyle bir fırsat bulamamıştır. Yani kendisi bir fırsat oluştuğunu düşündüğü zaman Ankara daki Hükümet yeterince ayak uyduramamıştır şu veya bu sebepten dolayı o girişimin yapılmasına yardımcı olmamıştır veya istenildiği oranda destek vermemiştir veya Türkiye de hiçbir zaman böyle istikrarlı tırnak içinde eğer bu istikrarsa içinde yaşadığımız hükümet istikrarlı bir hükümet dönemi olmamıştır büyük bir meclis çoğunluğuna dayanır. Dolayısıyla Mehmet Ali Talat bu açıdan Kıbrıs Sorunun tarihinde en şanslı politikacıdır fakat en müflis siyasetten de şahsiyettir. Bütün görüşleri uygulama alanı bulmuş ama hiçbirisinden sonuç alınamamıştır ve kelimenin tam anlamıyla aslında kendi vicdanında muhtemelen Talat tam manasıyla hayal kırıklığı içerisindedir. Çünkü Rumların olmayan iyi niyeti üzerine kurmuştur bütün düşüncelerini ve o olmayan o iyi niyetlerini ve düşüncelerini gördükçe aslında kamuoyuna 11

12 yaptığı açıklamalarla gidip Hristofyas la pişirmeye çalıştığı işler arasında büyük bir tutarsızlık olduğu da açıktır. Dolayısıyla yani Mehmet Ali Talat a söylenecek şey şudur; onun 2004 yılında Başbakan olduğunda Denktaş Bey e söylediği bir laf vardır, diyordu ki o zaman Denktaş ın süresi dolmamıştı henüz ve diyordu ki Ey Denktaş senin süren dolmadı bir senen var ama kardeşim senin görüşünü paylaşan partiler seçimleri kaybetti. Ne olmuştu 2003 yılının Aralık ayında yapılan seçimlerde? O zaman Ulusal Birlik Partisi iktidardan uzaklaşmış yani seçimi kaybetmiş. Buna karşılık Talat ın partisi parlamentoda 24 milletvekili çıkarmıştır. Yani 50 üyelik Cumhuriyet Meclisinde çoğunluğu elde edememiştir ve 6 üyeli Serdar Denktaş ın Demokrat Partisiyle ancak hükümet kurmak suretiyle koalisyon kurmak suretiyle hükümet olabilmişti ve Talat ın o sırada söylediği hep şuydu; Denktaş Bey derhal istifa etsin çünkü onun görüşlerini savunan parti iktidardan uzaklaştı. Oysa yani Serdar Denktaş ın partisi de Denktaş ın görüşlerinden çok çok uzak değildi. Yani bütünüyle reddetmiş değildi herhalde. Ama böyle diyordu o zaman benim hiçbir zaman son yıllarda Türk gazeteleri ve televizyonları diyemediğim için Türkçe lisanıyla yayın yapan gazete ve televizyonlar diye adlandırdığım bütün bu gruplar da bu Talat ın bu açıklamalarına borazanlık yapıyorlardı. Haklı değil mi Denktaş kaybetti çek gitsene utanmadan sarayda oturuyorsun senin sarayında günlük et tüketimi bu kadar, süt tüketimi bu kadar bunların hepsi hikaye Denktaş çok mütevazı hayat tarzı olan adamdır yani bilenler hepimiz biliriz. Herkes kendini de bilir. Ondan sonra Denktaş üzerinde baskı kurdular ve 2005 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde o efsane lider aday olmadı. Sonra ne oldu? Talat Cumhurbaşkanı oldu. Başbakan kendi şürekasından Ferdi Sabit Soyer oldu başbakan olarak. Ondan sonra ikisi beraber Ankara daki hükümetle az önce dediğim gibi büyük bir işbirliği içerisinde Kıbrıs ı gözden çıkaran gruptur bunlar. Ama yapmaya çalıştıkları iş gözden çıkardıkları Kıbrıs ı elden çıkarmaya çalışıyorlardı. Fakat ne kadar ucuza indirdiyseler de fiyatı Rumlar almadı. Çünkü Rumlar pazarlıkla almak istemiyorlar. Şimdi Talat a şunu söylemek lazım bu yılın 19 Nisan tarihinde Kıbrıs ta Genel Parlamento seçimleri yapıldı ve bu parlamento seçimlerinde Talat ın görüşlerini destekleyen Cumhuriyetçi Türk Partisi kelimenin tam anlamıyla hezimete uğradı. Üstelik Ulusal Birlik Partisi yani Denktaş ın görüşlerini savunan parti diye Talat ın eleştirdiği parti 26 milletvekiliyle tek başına çoğunluğu da elde etti. Yani herhangi koalisyona ihtiyacı kalmadan hükümeti kurdu. O günlerde bizim televizyon programımız vardı. O zaman dedim ki Talat yani bak hani Türkiye de bir laf var Keser döner sap döner gün olur hesap döner. Şimdi döndü o zaman senin istifa etmen lazım dostum yani birazcık siyasi ahlak sahibiysen istifa etmen lazım. Niye istifa edeceksin? Çünkü kendin böyle demiştin Denktaş a aynı çağrı fazlasıyla şimdi senin için geçerli senin savunduğun bütün savunduğun görüşleri benimseyen parti yerle bir oldu. Üstelik yerle bir olmazsa Ankara daki Hükümetin o partiye verdiği bütün desteğe rağmen oldu. Daha ne olacak? Rumların verdiği desteğe Ankara Hükümetinin verdiği desteğe Batı dünyasının verdiği desteğe rağmen kaybetti. Aslında ben o zaman şey diyordum. Yani Soros kaybetti Toros kazandı çünkü Toros Soros u yendi aynen böyle olmuştu. Şimdi sen istifa et çünkü müflis bir siyasetçisin. Görüşlerin itibariyle müflissin uygulamaların itibariyle müflissin beklentilerin itibariyle müflissin. İstifa etmezsen artık siyasi ahlakla ilgili de ciddi bir tartışma başlamış olacak senin hakkında diye bence söylenmesi gereken Talat a budur. Kıbrıs konusunun bir kendi iç dinamikleri var yani Kıbrıs konusunu incelediğimizde mesela adanın Osmanlı tarafından fethi ile başlanıp 1878 de İngiltere ye verilmesi ancak mülkiyet olarak verilmemesi yani İngiliz yönetimine devredilmesi sonra Osmanlı nın I. Dünya Savaşı na Almanya safında girmesi üzerine İngiltere nin tek taraflı olarak Kıbrıs üzerine hak etmesi Osmanlı nın bunu tanımaması ve bütün bu meselelerin Milli Mücadelenin sonunda Lozan Antlaşmasıyla gelmesi ve Lozan da Türkiye nin Kıbrıs ın İngiltere ye, İngiltere nin Kıbrıs Adası nın işgalinin daha doğrusu ilhakını tanımış olması. Oradan başlayan sürecin 1950 lerde Rumların ve Yunanistan ın Adanın Yunanistan a verilmesi yönünden acıtasyon yapmaları propaganda faaliyetlerine başlamaları bu faaliyetleri hem teftiş olarak yani silahlı eylemler olarak hem de halkı kazanma olarak yürütmeleri sonuçta Kıbrıs ın bir 1960 yılında Türkiye Yunanistan ve İngiltere arasında çok uluslu ortaklık devleti olarak kurulması meselenin özü budur. Yani Kıbrıs iki milletten oluşan bir ortaklık devleti olarak kurulmuştur. Dünyada kalıcı devlet yapıları milli devletlerdir. Yani Milli Devlet ne demektir? Tek millet esasına göre kurulmuş devletlerdir. Milli devletler içinde azınlıklar olabilir. Ama azınlıklar egemenliği kullanma hakkına sahip değil egemenliği milletin kendisi kullanır. Azınlıklar o milletin içerisinde o milletin mensupları kadar özgürlüklere sahiptirler ve haklara sahiptirler. Şimdi dediğim gibi dünyadaki kalıcı devletler yapıları milli devlet yapıları kurdular. Devletler sokakta bulunan markette alınıp satılan varlıklar değildir devletler çok olağanüstü şartlarda kurulurlar ve ortadan kalkmaları da ancak olağanüstü şartlar gerektirir. Yani bir savaşla kurulup bağımsızlık 12

13 savaşıyla kurulur bir isyanla kurulur buna benzer bir şeyle kurulur ortadan kalkması devletin buna benzer olağanüstü şartlar gerektirir hep böyle olmuştur. Bir ikincisi devlet yapısı ise dünyada az sayıda devlette gördüğümüz çok uluslu ortaklık devletleridir. Yani birden fazla ulusun içinde yer aldığı anayasal düzenin çok ulusluluk esasına göre kurulduğu devlet yapılarıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında kurulan tipik birçok uluslu ortalık devletiydi. Mesela 1919 da kurulan sonra II. Dünya Savaşında Alman işgaline uğrayan sonra 1944 yılında tekrar Tito tarafından yeniden kurulan ama bu defa komünist rejimle yönetilen Yugoslavya tipik bir, çok uluslu ortaklık devletiydi. Çekoslovakya keza çok uluslu bir ortaklık devletiydi. Yugoslavya dan yedi devlet çıktı. Yedincisi Kosova oldu geçen yıl bağımsızlığını kazandı. Çekoslovakya dan iki devlet çıktı bunlar da Çek Cumhuriyeti ve Slovakya diye birbirlerinden ayrıldılar. Şimdi bu çok uluslu ortaklık devletlerinin I. Dünya Savaşı ndan itibaren kurulan bütün örneklerine baktığımızda şunu görürüz. Bu devletlerin hiçbirisi kalıcı yapılar değildir. 2- Bu devletler o günün önde gelen ülkeleri tarafından konjonktürel gerekçelerle kurulmuştur. O günün şartları bu tür devletlerin kurulmasını o büyük devletler açısından gerekli kılmıştır. Mesela örnek vermek gerekirse I. Dünya Savaşı ndan sonra Yugoslavya nın ve Çekoslovakya nın kurulmasının gerekçesi Almanya ve Avusturya Almanya ve veya Avusturya yeniden Doğu Avrupa ya ve Balkanlara doğru bir genişleme siyasetine başlarlarsa bu devletler birlikte hareket ederek onları durduracaklardır anlatabildim mi? Ama 1990 lara gelindiğinde Almanya Avusturya riski kalmadığı için bu devletlerde otomatikman adeta ortadan kalkmışlardır. Yugoslavya nın dağılmasının pek çok sebebi vardır. Derslerde anlatırız senedir anlatıyorum. Bu sebepler kendi içinde ayrıca mantıklı sebeplerdir ama esas konu bu devletin çok uluslu bir devlet olmasıdır çok uluslu ortaklık devleti olmasıdır. Dünyada çok uluslu ortaklık devletlerinin demokrasiyle veya ekonomik refahla bir arada kaldıkları örnek yoktur. Çok uluslu ortaklık devletleri yüzyıllar içinde kuruluşu çok uluslu ortaklık devleti olmamak kaydıyla farklı etnik topluluklar bir araya gelerek tek millete dönüşebilir ama Amerika örneğinde olduğu gibi. Ama Amerika nın 50 küsur eyaleti vardır 50 küsur eyaletin hepsinin ayrı anayasası şusu busu vardır. Ama bunların hepsi Amerikan Milleti esaslıdır. Tarihi gerekçelerle ve coğrafi gerekçelerle her birinin ayrı kendi yönetimi vardır. Ama tek millet esaslıdır bugün Amerika. İki mesela Almanya federaldir. Ama federal unsurların 16 tane hepsi o da tarihi gerekçelerledir. Mesela bundan 200 sene evvel Almanya topraklarında 360 küsur tane devletçik vardı bunlar evrile evrile bir araya geldiği için 16 tane federe unsur vardır Almanya da. Bu federe unsurlar da hepsi Alman Milleti esasına göre kurulmuştur anlatabildim mi? Şimdi demek ki bir kuruluştan itibaren çok uluslu ortaklık devletleri vardır. Bir de başlangıçta tek milletli gibi görülen fakat zamanla çok ulusluya doğru evrilen devletler vardır mesela İspanya bugün bunlardan biridir üç ayrı devlete bölünmüştür. Bu üç ayrı devletin bağımsız devletlere dönüşmesi de önümüzdeki 10 yıl içerisinde en geç gerçekleşecek bir hadisedir. Belçika mesela bugün üçe bölünmüş durumdadır ve Belçika Devleti fiilen yoktur. Mesela Belçika Genel Kurmay Başkanının kim olduğunu kimse bilmez çünkü yok böyle bir kavram artık anlatabildim mi? Filamanlar Filaman Devletinde, Baronlar Baron Devletinde, Brükselliler de ayrı bir kimlik olarak Brüksellilik kimliğini oluşturmuşlardır. Avrupa nın NATO nun her şeyin başkenti olduğu için dağılması çok kolay değil ama fiilen dış politikada hiçbir konuda ortak karar almadığı için her konuda çekimserdir. Yani Belçika Devleti aslında dağılmıştır dünyanın refah düzeyi olarak en yükseği dünyanın demokratik özgürlükler itibariyle en ileri seviyesinde olan bir devlet bugün dağılmış durumdadır. Şimdi bunları niye anlatıyorum şunun için anlatıyorum Kıbrıs ta böyle bir örnektir. Yani bugün Kıbrıs ta yaşanan sorunları hepimiz gerek tarihiyle gerek bugünüyle sürekli inceleriz. Fakat bunlar Kıbrıs meselesi tarihi ve bugünü itibariyle değerli bilgiler ve analizler içerir. Fakat bir de meselenin böyle basit bir tarafı vardır o da şudur. Dünyada bizim coğrafyamıza çok yakın yerlerde mesela Yugoslavya da mesela Çekoslovakya da çok uluslu ortaklık devleti olarak bir anayasal yapıyla kurulan devletler dağılırken çoğu zaman Avrupalı ve Amerikalı müttefiklerimiz bu dağılmayı teşvik ettikleri halde niye Kıbrıs ı illa bir araya tekrar getirmek için uğraşmaktadırlar. Şimdi sorunun esası buradadır. Niye buradadır? Çünkü şöyle düşünelim Yugoslavya dan yedi tane devlet çıkıyor. Bunlardan mesela 2006 da ayrılan Sırbistan ve Karadağ diye bir devlet vardı. Önce onun adı Yugoslavya Federal Cumhuriyetiydi. Yani Yugoslavya büyük Sosyalist Yugoslavya Komünist Yugoslavya dağıldıktan sonra Sırplar ve Karadağlılar Yugoslavya Federal Cumhuriyeti diye bir devlet kurdular. O devlette 2006 da Sırplar ve Karadağlılar önce Sırbistan Karadağ Cumhuriyetine dönüştü. Sonrası Sırbistan ve Karadağ da birbirinden ayrıldı daha doğrusu Karadağ Sırbistan dan ayrıldı. Bakın şimdi Karadağ Sırbistan dan ayrılması şöyle önemli Sırplarla Karadağlılar aşağı yukarı aynı milletin çocukları gibidir, gibidir bile çoğu zaman fazladır gereksizdir. Çünkü bugün Sırbistan Ordusunun üst düzey generallerinin dörtte üçü Karadağlıdır. Sırbistan istihbarat örgütleri önde gelenlerinin yarısı Karadağlıdır. Vaktiyle ikisi beraberken Sırbistan deniz kuvvetlerinin neredeyse tamamına yakını Karadağlıydı. Şimdi tabii kültür olarak din olarak dil olarak aynıdır. Muazzam sayıda karışık evlilik vardır. Sırbistan ın içinde muazzam bir Karadağlı lobisi 13

14 vardır. Karadağ ın içinde de muazzam bir Sırp lobisi vardır. Karadağ ın Slav nüfusunun %60 ı kendini Sırp hisseder ve bunlar bile ayrıldılar bakın bunlar bile ayrıldılar sonuçta. Niye? Çünkü birden fazla milletin ortaklığı esasına göre kurulan devletler genellikle dağılmaya mahkumdur. Bunun henüz istisnasını görmedik dünyada henüz istisnasını görmedik ve işin daha da ilginç tarafı Karadağ Sırbistan dan ayrılır iken Amerika dedi ki ayrıl Sırbistan dan eğer Sırbistan sana saldırırsa sen niye ayrılıyorsun diye. Çünkü Karadağ ın içinde Sırbistan Silahlı Kuvvetleri var Sırbistan ın bir Tugayı var hatta birden fazla tugayı var tümeni var. Eğer sana saldırırsa o tümenleri vs falan vasıtasıyla ben müdahale ederim merak etme dedi. Arıydılar üstelik referandum nasıl çıktı biliyor musunuz? Referandumda sadece Slavlar yani ülkenin esas egemenliği elinde tutan unsurları arasında yapılsa referandum Sırp tarafı referandumda çoğunluğu sağlıyor 55 e 45. Nasıl yapıldı biliyor musunuz? Sancak Müslümanları ve Arnavut azınlık desteklediği için bağımsızlığı Sırplardan ayrılalım diye. Onlarla birlikte %55 e 45 çoğunlukla temin edilebildi kıl payı ve bütün Avrupa ve Amerika da dedi ki çok iyi tamam yeter çoğunluk elde edildi. Bir ülkede %45 bağımsızlığa itiraz ederken o ülkenin bağımsız olması desteklenir mi ne kadar tehlikeli bir süreç değil mi ve ona dediler ki aferin Avrupa Birliği de dedi ki tamam hiç sorun değil ben sizi Karadağ Cumhuriyeti olarak tanıyorum. Ayrıca sizinle ayrı müzakerelere başlayıp sizi hızla Avrupa Birliği ne alacağım merak etmeyin. Ondan sonra Kosova ayrıldı 2008 de Şubat 17 de bağımsız oldu. Kosova yı başta Amerika olmak üzere Avrupa Birliği nin 5 ülkesi hariç geri kalanın tamamı tanıdı. Bugün 100 e doğru hızla gidiyor ülkeye ulaştı herhalde tam dünyada tanıyan ülkelerin sayısı. Şimdi Kosovalılarla Sırpların ayrılması mantıklı çünkü hiçbir ortaklıkları yok dil ayrı, din ayrı hiçbir ortak evlilik olmamış aralarında. Yüzyıllar boyunca ve komünist Yugoslavya döneminde birbirlerini yüzyıllardır öteki diye görüyor. Hiç dediğim gibi ortak evlilik yok bir şey yok şimdi bunların ayrılması normal ve ayrıldı ve de bağımsızlığını başta dediğim gibi ama ilk tanıyan ülke Amerika ondan sonra da Avrupa Birliği nin diğer ülkeleri işte bize de söyledi biz de tanıdık bizim de tanımamız için artık çıkarlarımız var doğru bir karar bizim yaptığımız. Şimdi o zaman şu soruyu soralım. Peki, Kıbrıs niye bir araya getirilmek için uğraşılıyor? Şimdi bu saatten sonra Allah aşkına mesela Kosovalılarla Arnavutlarla yani Sırpları aynı devletin çatısı altında bir araya getirmek mümkün olur mu sizce? Şimdi az önce söylediğim noktaya geleyim. Çok uluslu bir ortaklık devleti kurulurken çok uluslu olup üstelik silahlı çatışmalarla birbirlerinden ayrılmışsa bu iki ulus bunun bir araya getirilmesi için dünyada herhangi bir çaba da yoktur. Yani örneği olmadığı gibi çaba da yoktur çünkü şu kabul edilir, hep denir ki efendim yani aynı birbirinden farklı etnik gruplar milletler bir silahlı mücadeleyle aynı devletin çatısı altında yaşamayacağını ortaya koymuş ve yakın tarihlerinde de silahlı mücadele çatışmalar olmuş. Bunlarda hafızalarda canlıysa bunları bir araya getirmek mümkün değildir bu savaşın sonucuna göre ne olmuşsa o sonuç aşağı yukarı nihai barış antlaşmasına dönüşür. Bunun başka çaresi yoktur dediler. Bunun en güzel örneği neresidir biliyor musunuz? Bosna dır. Aynı dili konuşan Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar maalesef Avrupa tarihinin II. Dünya Savaşı ndan sonra yaşadığı en acı en vahşi bir soykırımsal unsurlar içeren savaşla birbirlerinden ayrılmışlardır ve ayrıldıktan sonra ayrılırken de savaş sırasında da sonrada Avrupalıların dediği şudur ya ne yapalım böyle oldu ve bu mevcut durumu kabullenmekten başka çare yok. Şimdi o zaman şu soruyu bizim sormamız lazım kendimize. Peki, yani bizim başımız kel mi niye bizim üstümüze geliyorlar Kıbrıs ta? Yani Kıbrıslı Türklerle Türklerin %75 iyle Rum nüfusun %40 ı karışık evli durumda mı? Bunlar birlikte aynı apartmanların dairelerinde mi yaşıyorlar? Ondan sonra birisi öbürünün kucaklamak dost olmak için can mı atıyor? Bunlar fiziken 1974 yılında ayrılmışlar hatta denilebilir ki fiziken 64 de ayrılmışlar. Çünkü 64 de 103 tane Türk köyü boşaltılmış. Kıbrıs Adasını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin topraklarının hacmini bilenler 103 Türk köyü ne demektir daha iyi bilirler muazzam rakamlar bunlar. 64 den itibaren getto sıkıştırılmış bir Türk Toplumu ve 74 de ancak Türkiye nin müdahalesiyle kendine gelebilmiş ondan sonra 75 de Kıbrıs Kuzey Kıbrıs Türk Federe Yönetimini kurmuş. 83 yılında da Rumların uzlaşmaz tutumu sonucunda da kendi bağımsız devletini ilan etmiş. Peki, niye bu devleti kabullenmeyip ısrarla adanın birleşmesi lazımdır adadaki mevcut durum kabul edilemez diye Avrupalılar ve Amerikalılar demeç veriyor. Niye? Niye Kosova da oluyor da bir ortaklık cumhuriyeti bölünüyor ve kaç ortak varsa her ortak kendi milli devletini kuruyor ve o milli devletler herkes tarafından tanınıyor Kıbrıs ta olmuyor ve Kıbrıs ta iki ortak vardı iki devlete bölündü. Yugoslavya da yedi ortak vardı yedi devlete bölündü bu kadar basit. Peki, niye Kıbrıs ta olmuyor? Bunun cevabı şudur ben bunu hem Amerikalı yetkililerle Ankara ya gelen hem resmi sıfatı olamayan ama yetkililerle çok içli dışlı olan bir sürü insan vardır onlarla defalarca konuştum. Dedim ki size Karpaz Yarımadası ndan Amerika ya büyük bir üs verelim. Tıp ki İngiltere nin Kıbrıs taki üsleri gibi hükümran olsun toprağı da size ait olsun yani biz üssü size kiraya vermeyelim. Çünkü kiraya verince istediğim zaman çıkartırız. Onun karşılığında da Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni tanısın. Hınk mınk yaratıcı bir öneri sonra arkası gelmez. Bunun arkasını ne zaman öğrendik biliyor musunuz niye böyle olduğunu? 2004 yılında bu Annan Planı 14

15 referandumdan hemen sonra hemen sonra Amerika da Avrupa da şu endişeler başladı ya şimdi Rumlar bu planı reddettiler. O halde artık iki devlet bir çözüme mi gidilecek? Şimdi aman gitmesin diye bir telaş vardı o sırada. O gitmesin telaşı sırasında da Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyinin uzmanlarının Türk ve Rum basının mensuplarını çağırmışlar daha doğrusu onlar randevu istemişler? Gazeteciler gidince ayrı ayrı Türklerle Rumlarla görüşmüşlere. Onlara Kıbrıs Amerika için çok önemli derken onlar da sormuş yani niye önemli demişler. Verdikleri beyanat şu diyorlar ki Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi ile Amerikan yönetimdeki en önemli birimlerinden biridir yani dışişleriyle savunma bakanlığını bir toplamı gibi çalışır ikisini birleştiren bir kuruluştur ve bakan düzeyindedir kabinedeki en etkili bakanlardan biridir. Mesela bir önceki Bush yönetimlerinde Condoleezza Rice önce Ulusal Güvenlik Danışmanıydı. Adı danışmandır Ulusal Güvenlik Danışmanları ama sıfatı budur ama yeri bakanlıktır. Yani kabinedeki etkili bakanlıklardan biridir sonrada Dışişleri Bakanı oldu aynı kadın. Şimdi bu bakanlığın etkin uzmanlıklarının söyledikleri şu diyorlar ki efendim Kıbrıs Amerika için şöyle önemli şimdi biz şuanda Türkiye nin üslerini kullanıyoruz imkanlarını kullanıyoruz, Türkiye topraklarını kullanıyoruz ne için kullanıyoruz? Orta Doğu daki Kafkaslardaki Doğu Akdeniz deki Karadeniz deki işlerimiz için kullanıyoruz. Yalnız günün birinde eğer Türkiye bizim Orta Doğu da yapmak istediğimiz bazı şeylere karşı çıkarsa şuanda yapılmaya çalışılanlar bakın ve ondan dolayı da bize üslerini ve imkanlarını kullandırmamaya başlarsa o zaman Türk askerinin olmadığı bir Kıbrıs lazım bize. Çünkü Türk askerinin olduğu bir Kıbrıs ı rahat kullanamayız. Türk Askerinin olmadığı bir Kıbrıs ı hem Orta Doğu için hem de Türkiye yi kontrol etmek için kullanırız o zaman ihtiyacımız var ve o şekilde ihtiyacımız var meselenin özü budur. Yani bizi Kıbrıs Adası ndan çıkartmak istiyorlar yani meselenin özü budur. Bin bir türlü plan gelir o bin bir türlü planın hepsinin özü Türk askeri ne zaman ve nasıl çıkacak adadan bunun üzerine yoğunlaşıyor. Çünkü bakın size şunu söyleyeyim. Şimdi Türk askeri süklüm püklüm adadan çıksa çıkarılsa veya atılsa Allah korusun. Bir defa 74 ten itibaren adaya yerleşmiş olan Anadolulu bütün Türkler o dakika gelecektir zaten. Kıbrıslı Türklerin kabaca üçte biri Anadolu ya gelir gene kabaca üçte biri Londra ya İngiltere ye geriye kalan üçte biri de artık sineye çeker o üçte birinin bir kısmı da Rum olmaya zaten yatkın görünür yani o %4 onların içinde. Yani planda bu zaten yani şimdi şuanda Kıbrıs Rumlarının politikası; ben Kıbrıs Cumhuriyeti Devletiyim bu sıfatla Avrupa Birliği ne dahi girdim. Ama ben egemenliğimi kuzeyde kullanamıyorum. Bütün sorun şudur diyor benim kuzeyde egemenliğimi kullanmama mani olan şey Türk askeri varlığıdır. Türk askeri adadan çıkarsa ben egemenliğimi kuzeye de yayarım genişletirim. Yani hükümet olarak el koyarım. Çünkü Kıbrıs Rum Milli Muhafız Ordusunun önünde kim duracak? Kimse duramaz. Genişletirim onların içinden bakarım işgalcileri atarım. Vatandaş olan Kıbrıslıları da seçerim ondan sonra da işime bakarım diyor. Sorun bu kadar basit aslında Kıbrıslı Rumlar doğru söylüyor kendi milli çıkarları açısından. Yani çözüm çok kolay ve çok pratik Türk askerini çektiğinizde herhangi bir şeyi tartışmaya gerek yok ortada devlet var bu devletin içinde vatandaş olarak yaşamak isteyen Kıbrıslılar varsa Türkler vardır; yoksa çeker giderler bu kadar basit. Yani zaten Avrupalıların ve Amerikalıların da istediği bu yani Türk Askeri adadan çıksın. Çünkü günün birinde bu ada Türkiye yi de kontrol etmek için lazım. Şimdi onlar açısından bu kadar önemliyse bizim açımızdan da önemli olması lazım burada bir hususa daha dikkat çekeyim. Biz Kıbrıs meselesini çalışan insanlar hep şunu inceleriz. Kıbrıs ta üç tane paket tartışılmıştır bugüne kadar. Bunlardan ilk paket 1983 yılında Türk tarafı kendisi statüsünü bağımsızlık düzeye çıkarınca yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsız devletini kurunca o zamanki Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine Güvenlik Konseyi tarafından verilen talimatla denilmiştir ki kardeşim sen bu iki tarafı uzlaştıran bir plan hazırla. O da Perez De Cuellar ya Uruguaylı 83 yılının Kasım ında zaten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. 84 yılında tarafların önüne bir plan getirdi. Tıpkı Annan Planında olduğu gibi kabaca iki yıl bu plan tartışıldı. Rumlar bazı yerlerine itiraz ettiler Türk tarafı bazı yerlerine itiraz ettiler. Sonuçta 1986 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlerinin genel olarak kullandığı bir yöntem icadı yani dediler ki ya kabul edin ya reddedin artık tartışılacak bir tarafı kalmadı. Türk tarafı o zaman Denktaş dedi ki tamam bu planın birtakım mahsurları var bizim açımızdan. Ama siz bize diyorsunuz ki bu durumları kabul edecek siz beni kabul edin ben birtakım mahsurları olmasına rağmen planı kabul ediyorum. İmza seremonisi hazırlandı New York ta. Seremoniye Denktaş gitti otelde yerini ayırdı. Gitti Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine çağırdığın dakikada imzalamaya hazırım dedi. Aynı şekilde o zaman neydi Spiros Kiprianu Rum tarafının lideri o da gitti New York a Kiprianu peki genel sekreter ona da sordu. Yani geldin buraya otelini ayırttın kabul edecek misin planı? Hınk kem küm bilmem. Kabul ediyor musun etmiyor musun? Çünkü plan son noktaya geldi ya kabul, ya red. Ondan sonra ne oldu biliyor musunuz? Şimdiki bu fena halde Türkiye dostu filan diye bizim diyemediğim bu Türkçe lisanıyla yayın yapan gazete ve televizyonların pompaladığı Papandreu var ya Yorgo Papandreu aslında bu aile sicilli Türk düşmanı bir ailedir. Kendi dedesinin adını almıştır te Kıbrıs taki işlerin kötüye gitmesinin bir 15

16 sebebi olan o zamanki muhalefet partisi lideri Georgios Papandreu onun dedesi, babası da Andreas Papandreu o dedesinden daha böyle ileri düzeyde bir Türk düşmanıydı. O oğlan güya fena halde Türk dostu yani bizim gibiler anlatamazlar ama zaten bunu fena halde kabullenmeye hazır Türkçe lisanıyla yayın yapan gazete ve televizyonlar olduktan sonra söylenecek bir şey olmuyor. Şimdi bu şey Papandreu nun şimdiki bu Papandreu nun babası o sırada Yunanistan da Başbakan 81 de başbakan olmuş Pasov la ve yaptığı tek iş Türk düşmanlığı başka hiçbir şeyle meşgul değil adam. O zaman Papandreu şeyi çağırıyor Kiprianu yu gel diyor burada bir görüşelim ve Kiprianu yu New York tan Atina ya ya efendim ben son bir görüşmeler için gideyim. Gitti ve sonra adam kayboldu gün sonra adada karaya vurdu. Yani Kıbrıs Adası nda ortaya çıktı hakikaten adamı bulamıyordu basın, doğru değil mi? Aynen böyle şimdi ondan sonra adada ortaya çıktı adam ve adamın verdiği demeç şu; biz bu planı toptan reddediyoruz. Ne oldu biliyor musunuz? O tarihe kadar Türk tarafına siz bu planı kabul eder Rumlar da reddederse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin tanınmasına kadar gidecek yeni bir dönem başlayacaktır diyorlardı bize. Ne oldu biliyor musunuz plandan sonra? Hakikaten yeni bir dönem başladı. Türk tarafına uygulanan ambargolar sertleştirildi. Yani bunların direnci biraz daha kırılsın diye. İkinci plan yani tarafların önüne getirilen ikinci plan fikirler dizisidir da o zamanki Genel Sekreter Boutros Ghali tarafından hazırlanmıştır 100 paragraftır. Gene o zaman Denktaş a Rum tarafında yeni bir zihniyet var Vasiliou adında bir milyarder iş adamı artık diyor ki bunu biz böyle ticari bir mantıkla çözelim. Ben aslında Özal la otursam bu işi çoktan çözerim kardeşim biz şirket adamıyız para adamıyız böyle ıvır zıvırla vakit geçirilecek zaman değil diyor gel şu planı kabul et. Denktaş 100 paragraflık planı inceledi. 91 paragrafına tamam 9 paragrafını Vasiliou yla tartışmak istiyor. Denktaş a söylenen şu diyorlar ki Türk tarafına Kıbrıs Rum tarafı bunun hiç değiştirilmeden 100 paragrafını da kabul ettiğini söylüyor. Şimdi bunların Genel Güvenlik Konseyine o 5 daimi ülkenin büyükelçilerinin önüne çağırdılar. Hadi kabul et Denktaş orada söz alınca ilk dediği şu; ben Vasiliou ya buradan söylemek istiyorum demiş ya bunlar gazetelerdeki bilgiler. Diyor ki kardeşim Vasiliou bak bu adamlar bana diyor ki bütün bu arabulucular bir de Kıbrıs bir sektördür bu diplomaside. O kadar arabulucuya iş bulur ki bir sektördür yani eğer Kıbrıs Meselesini iki devletli çözümle bitirin bir sürü adam işsiz kalacak. Bir sürü James Bond tipli insan vardır böyle bu işten ekmek yer böyle acayip bir sektör bu. Finlandiya nın Kıbrıs Özel Temsilcisi var ya yani size bunu söyleyeyim yani Finlandiya yı ne ilgilendirir. Ben hükümet olsam Ankara da Finlandiya nın Kıbrıs Özel Temsilcisi görüşmeye gelse bir çay ısmarlarım adam Kıbrıs dediği anda derim kapı açık arkanı dön ve çık. Senin ne alakan var ya Kıbrıs la böyle bir mesele demin ki dediğimiz konu. Sonra burada Vasiliou ne derse beğenirsiniz Denktaş a? Yani Denktaş diyor ki bu adamlar diyor ki sen 100 paragrafı da kabul etmişsin doğru mu? Ben çünkü 91 ne tamam diyorum şuradaki 9 paragrafa herkesin gözünün önünde seninle tartışacağım. Hayır diyor ben 100 paragrafın 100 nü de tartışmaya geldim bir tek paragraf bir tek cümleyi kabul ettiğimi söylemedim. Kim bunun yalancısı peki; bu Türkçe lisanıyla yayın yapan gazete ve televizyonlar bunları hiç konuşmazlar. Hiç duydunuz mu ve sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Rum tarafında büyük bir red cephesi oluştu bu fikirler dizisine ve red cephesinin başına daha önceden siyaseti bırakmış olan Klerides i getirdiler. Klerides devlet başkanı seçildi ve ilk yaptığı iş fikirler dizisini aldı çöpe attı yok böyle bir şey diye ve dedi ki o günden itibaren biz Avrupa Birliği içinde bir çözüm planı üreteceğiz ve üretildi Klerides ve onun baş hukukçusu Markides birlikte hazırlamışlar Kofi Annan ve ekibiyle Annan Planı. Annan planını söylemimize bile gerek yok. İşte her plan zaten iki yıl tartışılıyor Kıbrıs ta. Annan Planı 2002 yılının Kasım ayında tarafların önüne atıldı. O da çok ilginçtir buradaki seçimin tam 1 hafta sonrasında atıldı tarafların önünde. Ondan sonra o evet dedi bu hayır dedi bu bu tarafına o o tarafına çekildi sündürüldü aynı noktaya geldi bir farkla bu defa Genel Sekreter iki ülkede de bunu Yunan tabiriyle Metazori Referanduma soktu bu da gitti güme. Yani zorla referanduma tabii tuttu ve referandumda Türk tarafı %65 le kabul etti Rum tarafı %76 yla reddetti. Halen Türkiye den ve Türk tarafından çözüm bekleniyor ve hala Ankara beyanat üstüne beyanat veriyor müflis bir şahsiyet haline gelmiş olan Talat ın Kıbrıs taki müzakerelerinin çözümle sonuçlanmasında mutluluk duyacağını açıklıyor. Yani burada yani Kıbrıs meselesi bir gariplikler meselesi silsilesidir. Son bir şey söyleyeceğim. Dünyadaki uluslararası sorunlardan 10 tanesini ele alalım. Pakistan-Hindistan, Arap- İsrail yakın zamanda çözümlenen veya zorla antlaşmayla çözüme bağlanan Yugoslavya daki sorunlar, buna benzer 10 tane dünyanın sorununu alalım uzunca süredir çözülmemiş olan bu sorunlardan inanın hiçbirisinin tarafı veya tarafları bir devlet veya bir devletler topluluğu soruna taraf olan Türkiye nin Kıbrıs taki haklılığı kadar haklı değildir. Hukuken ahlaken ve tarih unsurunda Türkiye kadar hiçbirisi haklı taraf değil ve buna rağmen Türkiye ye sen bu adadan çekil deniliyor Kıbrıs meselesinin özü budur. Ahmet Göksan: Papandreu nun partisinin adı Panhelenik Sosyalist Hareket Partisi yani Panhelenik Yunan birliği demek. Yunan Birliğinin Partisinin başkanı ve bu adam Hasan Hocanın da dediği gibi Türk dostu görünüyor ağzını açtığı zaman 32 dişini gösteriyor. Bir şey daha söyleyeyim. Tabii Atılım 16

17 Üniversitesi nde Kıbrıs Araştırmaları Merkezi kuruluyor. Bunu 2000 yılı 2000 li yıllarda Siyasal Bilgiler Fakültesinde denedik Füsun Hocamla beraber götürdük. Bir süre sonra bu iş uzun ömürlü olmadı ve hiçbir şeyi kalmadı. Umarım bundan sonra sonucuna kadar gider ve Kıbrıs Sorununu anlamamakta ısrar eden siyaset adamlarına yol göstermeye devam eder. Soru: İktidar diye bir ihtilal biliyorsunuz SOROS un Amerikan gizli teşkilatlarının pompaladığı parayla Ukrayna da, Özbekistan da, Gürcistan da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nde Talat la ve bizim Türkiye de halen bu yürürlükte değil midir ve bu teşkilat ne kadar paralar pompaladı bu kurumlara bu devletlere o konuda bilginiz var mı hocam? Yani maddi yardım ne kadar aldı bu SOROS veya Amerika gizli teşkilatları veya Ajans haberlerinin gizli teşkilatlarından Kıbrıs a ve Türkiye yle ilgili veya diğer oturumcu ihtilal yapan devletlere para yardımı yapıldı. Bu iş parayla döndü. Bu hakkı da, acaba rakam bilginiz var mı? Prof. Dr. Hasan Ünal: Hayır yok olamaz zaten; yani bilemeyiz bunu Amerikan gizli servislerinin kendi içlerindeki paslaşmaları. Ama şunu biliyoruz Kıbrıs a gidin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ne herkes kimin ne kadar para aldığını konuşuyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti küçük olduğu için mesela son 5 6 yılda özellikle 2002 yle 2004 yılları 2005 yılları arasında kimlerin gelirlerinde muazzam artış oldu, kimler yeni villalar aldı, kimler arabasını birkaç kere değiştirdi bunlar barizdir. Ama bazen mesela Amerikan Gizli Servislerinden bilgiler sızar kendi basınlarına mesela bunlardan birini hatırlıyorum ben. Irak la bağlantılı olarak sızmıştı diyor ki Pentagonun Psikolojik Harekat Dairesinin Irak ve çevresindeki ülkelerdeki basını kendi lehlerine kullanabilmek için milyon Dolar para harcadığını yıllık hatta orada diyor ki mesela o ülkedeki paranın değerine göre diyor. Mesela bazı ülkelerde ve her yazdığı yazıya her köşe yazısına işte bazısına 20 Dolar veriyor bazısında 2000 Dolara kadar gidiyormuş. Bu 2000 Dolarlıkların bir kısmı da Türkiye de olabilir yani. O zaman hiç kimse yok böyle bir şey demedi. Yani bir yaygın olarak yapılıyor. Ama şunu söyleyeyim mesela Kıbrıs ta bütün bu parayı bütün bu faaliyetleri ve çabaları Toros yendi. Yani Toros Türk ün gücü ve Kıbrıs Türk ü hakikaten yedi düvele karşı bir mücadele kazandı nisan seçimlerinde ve karşı tarafların hiçbirinin beklemediği sürprizleri beklemediği bir sonuç çıktı ortaya ve bundan Ankara daki hükümetinde memnun olmadığını biliyoruz, dolayısıyla yani böyle bir şey var. Ukrayna daki devrim Soros parasıyla finanse edilmiştir. Fakat biliyorsunuz o devrimin unsurları da Ukrayna da çökmüş durumda. Fakat Ukrayna da o devrimin bir de arka planı var yani Ukraynalı Rus kavgası var o işin içinde. Bugünkü Ukrayna ya ortadan ikiye bölen kabaca Dinyeper Nehrinin batı tarafı tamamen Ukrayna nüfusu Ukraynaca konuşuyor Rusçaya çok yakın olmasına rağmen kendi dilinde ısrar ediyor Slav olmasına rağmen kendisini farklı görüyor ve ciddi bir şekilde Ukrayna Milliyetçisi. Dinyeper in batı yakası ise yoğun biçimde Rus nüfusuyla dolu dolayısıyla ondan kaynaklanan bir sorun var onu o sorunu aslında SOROS ve Batılı kuruluşlar özellikle Polonya üzerinden finanse ediyorlar ve yönlendirmeye çalışıyorlar. Yani Rusya nın da bazen bazı hareketleri bunu körükledi başlangıçta yani Ukrayna diye devlet mi var, Ukrayna diye millet mi var diye bunu zorladılar. Ama mesela orada da pek sonuç alınamıyor bu işten. Ama bu demektir ki yani SOROS Deviminin tavlaması Ukrayna daki sorunu ortadan kaldırıyor mu artık kaldırmıyor mu o ayrı bir tartışma. Çünkü biliyor musunuz 1650 ye kadar Dinyeper in batı tarafındaki Ukrayna toprakları Osmanlı topraklarıydı ve hatta Kırım Savaşı nda 1853 te Ukrayna milliyetçileri Osmanlı tarafında savaştılar Rusya ya karşı. Yani o kadar bu meselenin tarihi bir yanı var. Gürcistan daki hali görüyoruz. Saakaşvili yi destekledi SOROS ve grupları yani açık bir biçimde. Amerika fiilen işin içine girdi. Çok sayıda Amerikan subayı Gürcistan Birliklerine eğitmen olarak Gürcistan birlikleri içinde yer aldılar. Ne kadar istihbarat görevlisi vardı bilemiyoruz ama o 8 Ağustos 2008 deki çatışmada Amerika nın yıllardır hazırladığı ortam beş gün içinde gitti yerle bir oldu yani. Yani üzerinde oturduğu zemin çok zayıflamış bir durumda. Kırgızistan da denenen Yeşil Devrimde büyük ölçüde başarısız oldu orada da tutunamadı. Yani bu SOROS un Amerikalılar şeydir yani böyle akılsızca paraya akıtmaya çok yaygın bir devlettir. Dış politikasında yanlış en fazla yanlış yapan devlet de Amerikalılardır. Bunu bazen bunu anlatılar hani 50 sene sonrayı planlamış böyle, böyle yapmış da Amerikalıların başarılı olduğu çok az alan vardır. Başarılı olduğu tek alan şudur Amerika para basarak dünyayı ekonomik kendi gücü altına almış durumda. Karşılıksız para basıyor Amerikan Merkez Bankası trilyonlarca dolar basıyor. Şu krizde de trilyonlarca Dolar bastı ilk defa şimdi işte doların değeri dünya piyasalarında hızla düşüyor Euro ya ve diğer para birimlerine karşı. Çünkü karşılıksız basılan para yani 100 Dolar geliyor. Buradan 100 Dolar diye ben bunu ciddiye alıyorum karşılığında istiyorsa veriyorum. Petrol istiyor veriyorum, domates istiyor veriyorum. Dünyada gaz istiyor veriyorum yani ne istiyorsa veriyorum. Ama ben günün birinde kardeşim bu kağıt parçası mı para mı yani nedir bu filan demeye başlarsam iş bozulur. Nitekim bu Amerikan piyasalarını çok iyi bilen meşhur Dr. Faber vardır. Daha önceki Çarşamba ve Cuma krizlerini de bilen birisiydi. Bu krizleri de bilenler arasında o diyor ki 10 yıl sonra doları hiç kimse cebinde tutmayacak ve Amerika muhtemelen diyor dünyanın en büyük enflasyonuyla yüz yüze 17

18 gelecek. Çünkü bastığı bütün paralar Amerika ya geri dönmeye başlayacak. O zamanda dünya tarihinde görülmemiş bir gene yakalanacağız ama hiper enflasyon olacak diyor. Bakalım yani o ayrı bir şey. Demek istediğim yani Amerikalılar öyle çok becerikli filan da değil bunu efsane yapmaya da gerek yok. Muhtemelen bu işte Kıbrıs ta ters düz oldukları gibi Türkiye de de olmaları mukadderdir. Seyhan Turhan: Orta Doğu daki ve Yakın Doğu daki problemlerin yıllarca sürdüğünü hiçbir zaman da bitirilmediğini biliyoruz. Pakistan ve Hindistan arasındaki savaş İsrail Arap meselesi ve Yunan Türk meselesi gibi Kıbrıs ile beraber ve hepsinin içinde de İngiltere var. İngiltere var Amerika yoktu, Amerika yoktu İngiltere var ve halen diyorum ki bana göre bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz. Bu bölgelerdeki bu problemlerdeki en etkin ülke yine İngiltere dir. Buraya gelmeden önce İngiliz Dışişleri Bakanının Kıbrıs ta Hristofyas ve Mehmet Ali Talat la görüşmeleri vardı. Hristofyas la görüşmelerden yeşil ışık aldığını belirtti. Size göre bu yeşil ışık nedir? Hakikaten İngiltere Avrupa Birliği ne nazaran veya Amerika ya nazaran bu sorunlardan daha etkindir. Çünkü Avrupa kendi içindeki ülkelerin problemini iyi veya kötü çözdü ve kabul ettirdi bütün dünyaya ve ettiriyor. Bu konuda görüşünüzü alabilir miyim? Prof. Dr. Hasan Ünal: Doğru katılıyorum. Gandhi demiş ki; denizde balıklar arasında mücadele vardır deseniz mutlaka bir İngiliz in parmağı var bu işte. Yani bu bunun hepsini yaptılar İngilizler ve halende yapıyorlar Kıbrıs ta dediğim gibi en bu işin bu hale gelmesinde en büyük vebalı olan ülke İngiltere dir sonra da Amerika dır yani İngilizlerle birlikte hareket ettiği için. Şimdiki meselede bir tezgah efendim diyorlar ki Talat la Hristofyas anlaşırsa Birleşik Kıbrıs ta o Birleşik Kıbrıs Devletine İngilizlerin biliyorsunuz iki tane üssü var. İkisi de hükümran üsler, toprakları İngiltere toprağı sayılıyor. Bu üslerden birisi Dikelya bizim Magosa nın aşağı yukarı çapraz karşısında ama kullanılmıyor o üst Dikelya üssü öbürü de Ağrotur üssü yani Paphos un bizim Paf dediğimiz Trodos Dağları nın üzerinde faaliyet gösteren. Biz bir istihbarat üssü bir dinleme üssü Orta Doğu yu dinlemek için kullanıyorlar. Buraları da dinlemek için kullanıyor olabiliyorlar. Bu üslerden Dikelya nın topraklarının büyük bir bölümünü o Birleşik Kıbrıs a verecekmiş. Bana dün bir Kıbrıs televizyonu telefon etti hocam ne dersiniz diye. Ben derim ki şöyle bir Türk Dikelya üssünün topraklarından yaklaşık bir misli fazlasını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güneye versin ve Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsız devlet olduğunu kabul etsin ve sorun çözülsün dedim yani bu kadar basit. Öyle işte bütün mesele ne biliyor musunuz? Gene bu dönüp dolaşıp şeye geliyor. Bu Türkçe lisanıyla yayın yapan gazete ve televizyonlar bu gazeteler ve televizyonlar bu haberi bir filtreden geçirerek bundan anlayan insanlara sorarak bu ne anlama geliyor kardeşim somut olarak der. Yani iki tane büyük bahçe büyüklüğünde araziyi efendim Birleşik Kıbrıs a verecekmiş. Birleşik Kıbrıs a verilmesi zaten Rumlara verilmesidir. Yani ne anladım ki ben bundan daha fazlasını ben vereyim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti olarak ama bağımsızlığı tanısın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin. Doç. Dr. Ulvi Keser: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin var olmasında Kıbrıs Adası nda toprağı vatan yapan Kıbrıs Adası nda Kıbrıs Türklerinin bugün can mal ve namus hürriyetlerini sağlama ve onları güven içerisinde bugüne getirme manasında çok önemli bir görev üstlenen ve benim sıklıkla her zaman ve gurur duyarak söylediğim üzere Kıbrıs Adası nın Kuvay-i Milliye si olarak değerlendirilebilecek Türk Mukavemet Teşkilatı nın kurucusu ve beyin takımı pozisyonundaki Sayın İsmail Tansu bizimle beraber. Kendisi Kıbrıs Türklerinin eski bir Yunan Subayı olan Grivas komutasında ve tamamen profesyonelce çalışan EOKA Tedhiş Örgütüne karşı Kıbrıs Türklerinin geleceğini ve Kıbrıs Türk Toprağını korumak amaçlı ve tamamen savunmaya yönelik olarak kurulmuş Türk Mukavemet Teşkilatı içerisinde son derece mümtaz bir yeri vardır. Bu manada okulumuzda şuanda bir tarihe sahne oluyoruz. Bu benim için son derece önemli bir husus bunu sizinle paylaşmak isterim. Kişisel olarak neredeyse bütün aile fertlerim Türk Mukavemet Teşkilatı içerisinde görev yapmıştır. Sevgili validemden amcalarıma, dayılarımdan teyzelerime kadar hepsi özellikle sürecinde Kıbrıs ta EOKA ya karşı mücadele eden insanlardır. Bu manada Türk Mukavemet Teşkilatı nın benim için hakikaten son derece ayrı ve önemli bir yeri var zaten doktora tez konumda Türk Mukavemet Teşkilatı idi. Ancak zaman zaman dönem içerisinde özellikle Türkiye de ve Kıbrıs ta Türk Mukavemet Teşkilatı yla ilgili farklı yorumlar yapılmaktadır. Esasında bilinmesi gereken nokta Türk Mukavemet Teşkilatı nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümeti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi nde onaylanmış meşru bir savunma teşkilatı olmasıdır. Bir Kuvay-i Milliye destanıdır. Günümüze zaman zaman ve kasıtlı olarak yanlış aktarılmaktadır. Bu manada Türk Mukavemet Teşkilatı nın ne olduğunu birinci ağızdan dinlemek bizim için değişik bir an olacak diye düşünüyorum. Hemen sağımda Kıbrıs ın bugünüyle ilgili bir Kıbrıs sevdalısı var Sayın Sema Sezer ayağının tozuyla Kıbrıs tan geldi. 20 Temmuz 1974 sonrası önce Kıbrıs ta Kıbrıs Türklerinin geleceği garanti altına 18

19 alınmıştır yılı itibariyle Kıbrıs Türk Federe Devleti içinde bulunduğumuz haftada da 15 Kasım itibariyle 26. yılını kutladığımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ortaya çıkmıştır. Ancak son dönemde Kıbrıs Sorunu olarak bence tamamen suni ve zorlama bir sorun ortaya çıkarıldı ve Kıbrıs Türklerinin geleceği yeniden tartışılmaya başlandı. Bu noktada Sayın Sema Sezer konuyla ilgili özellikle hukuksal manada yaptığı çalışmalar ve Kıbrıs Sorununun hukuki boyutu ve meşruiyeti bağlamında son derece önemli fikirlere ve bilgiye sahip bir kişidir, Kıbrıs konusunda son derece duyarlı ve hassas bir kişidir. Sema Sezer: Kıbrıs ın bugünü dediğimizde hep söylüyorum. Üç tane ana konuda Kıbrıs Sorunu var bir tek alanda değil. Nedir bu? Bir tanesi adada şuanda Talat Hristofyas arasında yürütülen müzakerelerdeki Kıbrıs Sorunu, ikincisi Türkiye nin Avrupa Birliği yle müzakerelerinde karşımıza çıkan Kıbrıs Sorunu üçüncüsü ise Avrupa Mahkemelerinde şuanda Türkiye aleyhine açılmış davalarda karşımıza çıkan Kıbrıs Sorunu. Ben size önce kısaca dilerseniz bu Türkiye aleyhine açılmış davalar özellikle mülkiyet konusunda açılmış davalar. Onlardan örneklerle durumu açıklamaya çalışayım. Ayrıca ben önceki gün geldim Kıbrıs tan 10 gün boyunca TRT adına Kıbrıs taki vakıflar konusuyla vakıf mallarıyla ilgili bir belgesel çekmek üzere adadaydım. Vakıflar konusu da bununla ve bu hukuksal süreçle çok yakından alakalı bir konu bizim aslında demode olarak çoğunlukla toplum olarak gördüğümüz bir konu vakıflar. Ama özellikle son iki üç yıldır Türkiye de Vakıflar Yasasında değişiklik yapılması cemaat vakıflarına mal iadesi vs gibi gelişmeleri de dikkate aldığımızda Kıbrıs ta 1571 den itibaren Osmanlı nın adayı fethetmesinden itibaren kurduğu 750 civarındaki vakfın özellikle adanın üçte birinden daha fazlasını kapsayan alandaki malları arazileri karşımızdaki bu Talat Hristofyas müzakereleri sırasında da çok önemle üzerinde durulması gereken bir konu. Avrupa mahkemelerindeki Kıbrıs Sorunu dedim. Nedir bu? Bakınız bizim mülkiyet konusunda Kıbrıs ta ortaya çıkan mülkiyet konusunda yıllardır değişmeyen bazı temel ilkelerimiz vardı. Mülkiyet Sorunu dediğimizde bir kere ne anlıyoruz Kıbrıs ta onu kısaca tanımlayayım. Biliyorsunuz ki 74 yılındaki Türkiye nin müdahalesinden sonra iki taraftan insanlar karşılıklı olarak yer değiştirdiler. Yaklaşık civarında Kıbrıslı Türk güneyden kuzeye ya da biraz daha üzerinde bir miktarda Kıbrıslı Rum la kuzeyden güneye geçti. Tabii Rumlar arkalarında mal mülklerini de bıraktılar. Bir nüfus mübadelesi antlaşması yapıldı 1975 yılında. Her iki taraftan insanların geride bıraktıkları bu mal mülklerle ilgili olarak siyasi ekonomik ve hukuki anlamda karşımıza çıkan soruna mülkiyet sorunu diyoruz yani bunun temeli 74 Müdahalesinden sonra ortaya çıkan durum. Ama birde az önce sözünü ettiğim vakıflar konusu var ki onu da işin içine kattığımızda adanın İngiltere ye devredildiği yalnız burada önemle üzerinde durmak istediğim konu yalnızca idaresinin egemenliğinin değil, idaresinin devredildiği 1878 yılından itibaren adadaki vakıf mallarının İngiliz yönetimi döneminde gasp edilmesi başta Rumlar olmak üzere İngilizlerin de bir bölümü olmak üzere üzerlerine geçirilmesi olayı mülkiyet sorunun aslında çok daha gerilere gittiğini bize gösteriyor. Mülkiyet konusundaki temel politikamız şuydu bizim. Aslında başlangıçta Rum tarafı da bu söyleyeceğim politikanın yönünde bir tutum izliyordu ve uluslararası toplumda nedir bu? Bir kere mülkiyet konusu masa başında kapsamlı müzakerelerde ele alınacak ve kapsamlı bir çözümün parçası olacak. İkincisi buna bulunacak çözüm tazminat ve sınırlı takası kapsayacak. Yani iki taraf oturacaklar Rumların malı ne kadar kaldı, Türklerin ne kadar kaldı bunlar hesaplanacak dökümü yapılacak ya global bir tazminat iki taraf birbirine bir ödeşecek ve de bazı durumlarda da sınırlı takas yoluna gidilecek. Ama bunlar yapılırken de adadaki iki kesimlilik ilkesine zarar verilmeyecek. Şimdi bu temel ilkeleri Rumlar özellikle Avrupa Birliği ne üyelik başvurusundan itibaren rafa kaldırdılar. Ne yaptılar? Bunu bireysel davalarla çözüm yoluna götürmeye karar verdiler özellikle Kiprianu zamanında bu politikaya başvuruldu. Bizde ise özellikle son yıllarda son 5 6 yıldır diyeyim bu politikayı aşındırmaya kendi koyduğumuz ilkelerimizi kırmızıçizgilerimiz diyelim. Bunları aşındırmaya kendi yaptığımız yasal düzenlemelerle tabii Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde diyorum ve Türkiye nin de siyasi iradenin de buna ortak olmasıyla diyorum. Biz kendimizde bunları rafa kaldırmaya başladık. Nasıl mı? Şimdi hepinizin bildiği bir adını duyduğu en azından geçmiş yıllarda bir Loizidu Davası vardır. Loizidu isimli Rum Kadın kuzeyde bıraktığı Girne de bıraktığı mülkine ulaşamadığı gerekçesiyle gider Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nde dava açar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye yi suçlu bulur bu yüzden Loizidu isimli Rum Kadına tazminat ödemeye mahkum eder. 98 yılında çıkan bu tazminat kararı fakat Türkiye ödemez. Ne zamana kadar geçmiş hükümetler ödemez. Fakat siyasi bir kararla 2 Aralık 2003 tarihinde Loizidu ya gecikme faizleriyle birlikte 1,1 milyon Euro tazminat ödenir. 2 Aralık 2003 de Loizidu tazminat ödenmesi yalnız bizim mülkiyet konusundaki değil, Kıbrıs Sorunu konusundaki politikalarımızda da temel bir kırılma noktasıdır. Ondan sonra davaların ardı arkası kesilmez. Emsal oluşturabilecek nitelikte önemli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nde daha sonra başka alanlarda da örnekler karşımıza gelir. Bunun yarattığı cesaretlendirici ortamda ikinci bir Rum kadın Arestis isimli yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nde dava açar. Bu dava Loizidu dan biraz daha özelliklidir farklıdır. Hangi açılardan? Çünkü dava konusu ettiği mülk 74 den sonra Kapalı Maraş 19

20 Bölgesi olarak bilinen askeri yasak bölge kapsamındaki mülkine ulaşamadığı onu 74 den itibaren kullanamadığı gerekçesiyle ve Türkiye nin işgali nedeniyle kullanamadığı gerekçesiyle açılmıştır. Fakat dikkatinizi çekerim bu Arestis isimli kadın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne başvururken elinde hiçbir orijinal belge ya da tapu kaydı yoktur. Yalnızca Rum yönetiminin kendisini o sırada evet bu kadının kullanımındaydı şeklinde verdiği bir belgeyle başvurmuştur. Tabii aklınızdan hemen şu soru geçiyor. Acaba bir Türk bu şekilde elinde hiçbir kayıt belge olmadan ben şuradaki mülküme ulaşamıyorum diye dava açsaydı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nasıl karşılardı? Maalesef ki AİHM Türkiye yi bu konuda da suçlu buldu ve Arestis isimli kadına gene tazminat kararı çıktı. Ama bu süreçte ilginç gelişmeler oldu. Neydi bunlar? Bir kere ben genelde aslında Kıbrıs konusuyla 25 yıldır ilgileniyorum Kıbrıs Yunanistan konusuyla fakat bu özellikle AİHM deki davalar ve vakıflar konusuyla ilgilenmem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin 22 Aralık 2005 tarihinde açıkladığı kararı okumam ve şok olmamla birlikte başladı. Ne yazıyordu bu kararda? Diyordu ki mahkeme Türk tarafı dava sürecinde bu Arestis isimli Rum kadının Maraş taki mülkünün Türk vakıflarına ait olduğunu ileriye sürdü. Ayrıca Arestis in orijinal belge sunmadığı için başvurusunun reddedilmesi gerektiği talebinde bulunduğu fakat Arestis in orijinal tapu kayıtlarının bunu kanıtlayacak vakıf malı olduğunu kanıtlayacak belgelere yasal süresi içinde mahkememize sunmadığı için bu iddiası geçersiz kabul edildi. Şimdi bunu okuyunca şunu düşündüm. Türk tarafı böyle ciddi bir dava sürecinde eğer vakıf malı değilse nasıl vakıf malı olduğunu ileri sürer? Ama eğer ileri sürdüyse bu mülkü vakıf malıdır diye neden onu kanıtlayacak belgeleri yasal süresi içerisinde bu Avrupa Mahkemesi ne sunmazsınız. Hemen onun arkasından o zaman ASAM la Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezinde çalışıyordum ve Başkanımız rahmetli Gündüz Aktan dı emekli Büyükelçi. Ona durumu anlattım ve hemen o bir haftanın içerisinde Sayın Denktaş ı aradık ve konu ile ilgili kim varsa eski harita müdürleri tapu müdürleri vakıflar idaresi müdürleri aklınıza gelebilecek her yetkiliyi hemen bir hafta içerisinde Magosa da bir toplantı organize ederek rahmetli Aktan ile birlikte adaya gittik ve ben bu az önce sizlere yönelttiğim bu mahkeme kararını okuduğumdaki duygularımı düşüncelerimi orada da dile getirince Sayın Denktaş sordu oradaki yetkililere peki nedir bu Arestis in tapu kaydını araştırdınız mı ne yaptınız gerçekten vakıf malı mı üzüntüyle gördük ki hiç kimsede bu konuda bir bilgi yoktu. Sayın Denktaş o dönemin başbakanına telefon açtı izin istedi kayıtlara girsinler incelesinler diye. Ardından biz ertesi gün Ankara ya döndüğümüzde daha havaalanına indik telefon geldi müjdeli haber evet kayıtlara ulaştık gerçekten vakıf malı. Bu tabii bir yandan seviniyorsunuz ama bir yandan da üzülüyorsunuz. Bunlar ortaya çıktı o belgeleri bize gönderdiler ve daha sonra ben çabalarımla Arestis in orijinal tapu kaydına da ulaştım. Keşke aslında yanımda da getirseydim sizlere. Bu tapu kaydında aynen şöyle yazar malın cinsi, kime ait olduğu mülkün kime ait olduğu mülkün cinsi der mülhak der. Mülhak Vakıf yani Özel Vakıftır. Kime ait olduğu hangi vakfa ait olduğu karşısında Abdullah Paşa Vakfı yazar ve altındaki kayıtlarda da 1913 ten sonra yapılan düzenlemelerle bu vakıf malının Arestis in babası ya da dedesi Rum isimli bir şahsa geçirildiğini ve ondan da miras yoluyla ve hediye yoluyla diğer insanlara Rum şahıslara geçtiği kayıtlıdır. Bir kere bu 1571 den itibaren Kıbrıslı Türklerin en eski tarihi köklü yapılanmaları olan bu vakıfların statüsü ve hukuku Ahkam-ı Evkaf denen bir vakıf hukukuna dayalıdır. Buna göre nedir? Eğer bir mal vakfedilmişse Allah yoluna kullanılmak üzere Hayır yapılmak üzere vakfedilmişse o mal dünya durdukça satılamaz devredilemez hediye ya da miras yoluyla bırakılamaz vs ve zaman aşımına uğramaz ve bu vakıf hukuku hem ada 1878 de İngilizlere devredilirken hem İngilizler 1914 de ilhak ettiğinde hem Lozan Antlaşmasında da buna aykırı bir hüküm yoktur. Aslında hiç değildir ben hem 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken bu Ahkam-ı Evkaf denen vakıf hukukunun geçerli olduğu kayıt altına alınmıştır. Öyleyse hem vakıf malı diyorsunuz hem de miras yoluyla hediye yoluyla bu Rum kadının atalarına geçti diyorsunuz. Nasıl olur bu? Bu da vakıf mallarının nasıl gasp edildiğini İngiliz Yönetimi döneminde gösteren örneklerden bir tanesidir. Çünkü 1878 de İngilizler geldikten sonra 1907 den itibaren bu vakıf hukukuna aykırı birtakım yasal düzenlemeler ve idari uygulamalar yaparlar. Tapulara bu memurlar doldurulur. Tapu kayıtlarında sahtecilik yapılır ve gene bir rakam verelim. İngilizler adaya geldiğinde 300 bin dönüm vakıf vardır taşınmazı vardır. İngilizler ayrıldığında %90 eksilmiştir yalnızca 30 bin dönüm vakıf malı kalmıştır. Yani 270 bin dönüm o dönemdeki Kıbrıs taki dönüm de Türkiye deki dönümden miktar olarak farklıdır daha büyük bir alanı kapsar gasp edilmiştir. Hele Maraş konusuna Kapalı Maraş Bölgesine geldiğimizde durum daha da acıdır. Çünkü Kapalı Maraş Bölgesini %90 ı değil %99,9 u gasp edilmiştir. Kimler gasp etmiştir kimlerin üzerine geçirilmiştir? 6 bin yanılmıyorsam 224 ya da yanlış ifade edebilirim 6 bin küsur tapu kaydının incelenmesinden ortaya çıkmıştır bu. Önce çoğunluğu Rum şahıslar arkasından Rum İdaresi Rum Belediyeleri bir bölümü ufak bir bölümü İngiliz Savunma Bakanlığı bir bölümü Rum Kilisesi tarafından gasp edilmiştir onların üzerine devredilmiştir. Arestis in dava konusu ettiği mülkün ve diğer haritalarda paftalarda her yerde bulduk. Yani hepsi kanıtlıyor ki bu Arestis in dava konusu ettiği Abdullah Paşa Vakfına aittir. Peki, biz bunları neden 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ Kıbrıs Türk Filateli Derneği tarafından kurulan komisyon başarılı bir çalışma ile Kıbrıs Türk Posta Tarihi konusunda iki ciltlik son derece kapsamlı bir eser ortaya çıkardılar. Bu anlamlı çalışmayı Kıbrıs

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1

Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1 Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1 Ata Atun İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ Rauf R. DENKTAŞ.. Ata ATUN... vii x 1) 1 Ağustos 1571 - Lala Mustafa Paşa ile Marc Antonio Bragadin arasında yapılan

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Cumhurbaşkanı Konuşması

Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 07 Mart 2011,Pazartesi Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu Cumhurbaşkanı Sayın Dr.Derviş Eroğlu nun Alaköprü Barajı Temel Atma Töreni nde Yaptıkları Konuşma Sayın Başbakan,

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

TÜRKİYE FİLATELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU İSTANBUL 14.01.2014 KONU: 2014 KIBRIS TÜRK POSTALARI 50. YILI ULUSLARARASI PUL SERGİSİ

TÜRKİYE FİLATELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU İSTANBUL 14.01.2014 KONU: 2014 KIBRIS TÜRK POSTALARI 50. YILI ULUSLARARASI PUL SERGİSİ TÜRKİYE FİLATELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU İSTANBUL 14.01.2014 KONU: 2014 KIBRIS TÜRK POSTALARI 50. YILI ULUSLARARASI PUL SERGİSİ 6-11 Ocak 2014 tarihleri arasında KKTC Lefkoşa kentinde yapılmış bulunan KIBRIS

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS Rukiye MADEN Tarihçi Kitabevi Yayınları: 54 Tarihçi Kitabevi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Necip Azakoğlu Editör: Necip Azakoğlu Sayfa ve Kapak Tasarım: Tarkan Togo Birinci

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

KIBRIS GEÇİCİ TÜRK YÖNETİMİ MECLİSİ. 12'nci Birleşinr 18 ARALIK 1970 CUMA

KIBRIS GEÇİCİ TÜRK YÖNETİMİ MECLİSİ. 12'nci Birleşinr 18 ARALIK 1970 CUMA / DONEM: II t KIBRIS GEÇİCİ TÜRK YÖNETİMİ MECLİSİ Z A B I T L A R I 12'nci Birleşinr 18 ARALIK 1970 CUMA - 2 - GÜNDEM; BOLUM: A 1. 1970 Disiplin Adliye Kurulları (Geçici Hükümler) Kural Tasarısı. 2. Sosyal

Detaylı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Irina Bokova, Afganistan Yüksek Öğretim Bakanı Khatera

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 40 Ekim 2011 İKV DEĞERLENDİRME NOTU Kıbrıs ta Son Perde Can MİNDEK [Metni yazın] İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr KIBRIS TA SON PERDE Türkiye nin AB üyelik sürecinin önünde birçok engel olduğu öne

Detaylı

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 Sayın Valim, Sayın Belediye Eş Başkanları, Sayın Başkanlar, Saygıdeğer Protokol, Değerli Davetliler

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

İşte Marpoll'ün Son Anketi

İşte Marpoll'ün Son Anketi İşte Marpoll'ün Son Anketi Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Işık; Araştırmada anketörlerimiz Şehit Abdullah Çavuş, Namık Kemal, Mağralı, Sakarya, Yunus Emre ve İsmet paşa

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

} Prof. Dr. Hakkı Keskin

} Prof. Dr. Hakkı Keskin EU- Erweiterungsbeauftragter der Fraktion DIE LINKE. Mitglied des Ausschusses für die Angelegenheiten der EU } Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili Sol Parti Meclis Grubu Avrupa Birliği Genişleme

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Mustafa ŞAHİN 29 Eylül 2015 Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Geçtiğimiz hafta İngiltere de Londra nın güneydoğusunda şirin bir kasaba ve üniversite şehri olan Greenwich teydik. Kasabadan adını

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten 2009 2010 eğitim öğretim yılının birinci dönemi ki bu güz dönemi oluyor, benim de yüksek lisans programımın ilk dönemiydi. Üniversiteden 2003 yılında mezun olduktan 6 sene sonra tekrar üniversiteye başlıyordum.

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 ve 2002 Seçimlerinde CHP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 seçimlerine Türkiye yükselen milliyetçilikle girdi. Ecevit in azınlık iktidarında seçimlere kısa bir süre kala Türkiye

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Cumhurbaşkanı Konuşması

Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 26 Aralık 2012, Çarşamba Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu www.kktcb.org basinburosu@kktcb.org basin@kktcb.org Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun Verecekleri Basın

Detaylı

2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI

2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI 2013/14 AKADEMİK YILI İÇİN KIBRIS TÜRK TOPLUMUNA YÖNELİK BURS PROGRAMI Başvuru rehberinin 5. Maddesi doğrultusunda 28 Nisan 2014 e kadar gelen AÇIKLAMA TALEPLERİ No. Soru Cevap 27 Bir öğrenci şu anda yurt

Detaylı

Cumhurbaşkanı Konuşması

Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 28 Kasım 2011,Pazartesi Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu www.kktcb.org basinburosu@kktcb.org basin@kktcb.org Cumhurbaşkanımız Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun İslam İşbirliği

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı,

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı, AHMET BAHA ÖĞÜTKEN 24.DÖNEM İSTANBUL MİLLETVEKİLİ TEŞKİLAT BAŞKAN YARDIMCISI 1961'de İstanbul, Fatih te doğdu, Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Cumhurbaşkanı Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun Şanlıurfa Harran Üniversitesi nde Yapacakları Konuşma:

Cumhurbaşkanı Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun Şanlıurfa Harran Üniversitesi nde Yapacakları Konuşma: Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 19 Nisan 2012,Perşembe Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu www.kktcb.org basinburosu@kktcb.org basin@kktcb.org Cumhurbaşkanı Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun Şanlıurfa Harran Üniversitesi

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Atölye Çalışması I Eğitim ve Vatandaşlık. 11-13 Nisan 2003 Lidra Palas, Lefkoşa, Kıbrıs

Atölye Çalışması I Eğitim ve Vatandaşlık. 11-13 Nisan 2003 Lidra Palas, Lefkoşa, Kıbrıs Atölye Çalışması I Eğitim ve Vatandaşlık 11-13 Nisan 2003 Lidra Palas, Lefkoşa, Kıbrıs 11-13 Nisan 2003 üç atölye çalışması (iki toplumluk ve bir toplumlararası) gerçekleştirildi. Bu atölye çalışmalarına

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİNE ÇIKAN ÖĞRENCİLERİN AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİ SİSTEME GÖNDERMEK https://ebildirge.sgk.gov.tr/wpeb/amp/loginldap

İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİNE ÇIKAN ÖĞRENCİLERİN AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİ SİSTEME GÖNDERMEK https://ebildirge.sgk.gov.tr/wpeb/amp/loginldap İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİNE ÇIKAN ÖĞRENCİLERİN AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİ SİSTEME GÖNDERMEK https://ebildirge.sgk.gov.tr/wpeb/amp/loginldap ÖNEMLİ : 1. Öğrencilerin Sigorta İşe Giriş Bildirgeleri,

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

Söylediklerimin arkasındayım; Londra Türklerini Kıbrıs a daha da yaklaştıracak, bağları, bağlantıları artıracak her türlü olanağı yaratmalıyız.

Söylediklerimin arkasındayım; Londra Türklerini Kıbrıs a daha da yaklaştıracak, bağları, bağlantıları artıracak her türlü olanağı yaratmalıyız. Cumhurbaşkanı Konuşması Londra, İngiltere 14 Haziran 2012,Perşembe Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu www.kktcb.org basinburosu@kktcb.org basin@kktcb.org Cumhurbaşkanı Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun İngiltere Toplumu

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Bu tarihte İngiliz idaresi altında Kıbrısta ilk defa

Bu tarihte İngiliz idaresi altında Kıbrısta ilk defa There are no translations available. Kıbrıs eğitim gezisi çerçevesinde, K.K.T.C. kurucu Cumhurbaşkanı sayın Rauf Denktaş ile Dışişleri bakanlığında buluşuldu. Rauf Denktaş, birbuçuk saat süren görüşmede

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Erdoğan, Haşimi'ye destek için ne dedi?

Erdoğan, Haşimi'ye destek için ne dedi? On5yirmi5.com Erdoğan, Haşimi'ye destek için ne dedi? Başbakan Erdoğan, (Interpol), Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi hakkında çıkardığı yakalama kararını değerlendirdi. Yayın Tarihi : 8 Mayıs 2012

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı

Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı Ak Parti 14.Dönem Siyaset Akademisi Ödül Töreni Yapıldı 14. Dönem Siyaset Akademisi Lider Ülke: Türkiye Yerel Yönetimler-II programında dereceye girenler ödüllerini Sayın Başbakanımızın elinden aldı. Mart

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı