TARİHİ ALANLARIN YENİDEN CANLANDIRILMASINDA FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ: AVRUPA BİRLİĞİNDEN ÖRNEKLER VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TARİHİ ALANLARIN YENİDEN CANLANDIRILMASINDA FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ: AVRUPA BİRLİĞİNDEN ÖRNEKLER VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER"

Transkript

1 T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BURSA RÖLÖVE VE ANITLAR MÜDÜRLÜĞÜ TARİHİ ALANLARIN YENİDEN CANLANDIRILMASINDA FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ: T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİNDEN ÖRNEKLER VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER UZMANLIK TEZİ Aysun DAĞABAKAN AĞUSTOS 2012 BURSA

2

3 T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BURSA RÖLÖVE VE ANITLAR MÜDÜRLÜĞÜ TARİHİ ALANLARIN YENİDEN CANLANDIRILMASINDA FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ: T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİNDEN ÖRNEKLER VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER UZMANLIK TEZİ Aysun DAĞABAKAN Tez Danışmanı Doç. Dr. Murat TAŞ AĞUSTOS 2012 BURSA

4 Aysun DAĞABAKAN tarafından hazırlanan TARİHİ ALANLARIN YENİDEN CANLANDIRILMASINDA FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ: T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİNDEN ÖRNEKLER VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER adlı bu tezin Uzmanlık Tezi olarak uygun olduğunu onaylarım. Doç. Dr. Murat TAŞ (Danışman) Bu çalışma, jürimiz tarafından oy birliği / oy çokluğuyla ile Kültür ve Turizm Uzmanı Tezi olarak kabul edilmiştir. Adı ve Soyadı İmzası Başkan :.. Üye :.. Üye :.. Üye :.. Üye :.. Tarih:../../. Bu tez, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Turizm Uzman Yardımcılarının Uzmanlık Tezleri Hazırlarken Uyacakları Yazım Kuralları Yönergesiyle belirlenen tez yazım kurallarına uygundur.

5 KÜLTÜR VE TURİZM UZMANLIK TEZİNİN ÇOĞALTILMASI VE YAYIMI İÇİN İZİN BELGESİ Tezi Hazırlayanın Adı Soyadı : Aysun DAĞABAKAN Tez Konusu Tez Danışmanı : TARİHİ ALANLARIN YENİDEN CANLANDIRILMASINDA FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ: T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİNDEN ÖRNEKLER VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER Doç. Dr. Murat TAŞ Kültür ve Turizm Uzmanlık Tez çalışmamın, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanarak Milli Kütüphane ve İhtisas Kütüphanesinde her türlü elektronik formatta arşivlenmesini ve kullanıma sunulmasını kabul ediyorum. 13/08/2012

6 SINAV YETERLİLİK KOMİSYONUNA BEYAN Bu belge ile bu uzmanlık tezindeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplayıp sunduğumu; ayrıca, bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi beyan ederim. 13/08/2012 Aysun DAĞABAKAN Kültür ve Turizm Uzman Yardımcısı

7 ÖNSÖZ Geçmişin sosyal, ekonomik, kültürel ve hayat dair bir çok izlerini günümüze taşıyan tarihi yerleşimlerin klasik yaklaşımlar ile yaşatılması çok da mümkün olmadığından, bu alanları yaşama geri kazandırmak, fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak iyileştirmek ve yaşatarak koruyabilmek için gerçekleştirilen yeniden canlandırma çalışmalarına tekil olarak bina ölçeğinde yardım sağlayan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı nın kaynak oluşturma ve yönetme konusunda etkinliğini arttırmak için öneriler oluşturmak çabası içinde olan bu çalışmamda bana baştan sona destek olan, araştırmam süresi boyunca konu hakkında yapıcı eleştirileri ile daima yol gösterici olan, bilgi ve tecrübesiyle bana yol göstererek bu çalışmayı tamamlayabilmemi sağlayan danışmanım Uludağ Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Murat TAŞ a öncelik ve özellikle sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Çalışmam süresince, desteklerini esirgemeyen değerli bilgileri ile bilimsel katkılarını sunan hocam Uludağ Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Nilüfer TAŞ a teşekkürü bir borç bilirim. Bu yoğun süreçte maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen olarak her daim yanımda olan eşim Fikret DAĞABAKAN ve oğlum Mehmet Fırat DAĞABAKAN a gösterdikleri anlayış ve ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. i

8 İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... i İÇİNDEKİLER... ii SİMGE VE KISALTMALAR DİZİNİ... v TABLOLAR ve ŞEKİLLER DİZİNİ... vii GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM 1.TARİHİ ALANLARI YENİDEN CANLANDIRMA Tarihi Alan, Yeniden Canlandırma ve Koruma ile İlgili Genel Tanım Kavramlar ve Yaklaşımlar Dünyada Korumanın Tarihsel Süreci Türkiye de Korumanın Tarihsel Süreci Tarihi Alan ve Yeniden Canlandırma Kavramları Tarihi Alanlarda Yeniden Canlandırma Süreçlerinin Gelişimi Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılması Çalışmalarında Yaşanan Genel Sorunlar Türkiye de Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılması Çalışmalarında Yasal Kuruluşlar ve Kaynak Sorunları Tarihi Alanların Korunmasında Yasal Çerçeve Tarihi Alanların Korunmasında Yasal Kuruluşlar ii

9 Kamu Kurumları Sivil Toplum Kuruluşları Meslek Örgütleri ve Gönüllü Kuruluşlar Özel ve tüzel kişiler Türkiye de Tarihi Alanların Korunmasına İlişkin Finansman Yapısı Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü Valilikler - İl Özel idareleri - Yerel Yönetimler TOKİ Sivil Toplum Kuruluşları Diğer Kurumlar Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılmasında Finansal Kaynak Yönetimi: Kültür ve Turizm Bakanlığı Tarihi Alanları Yeniden Canlandırmada Kültür ve Turizm Bakanlığı nın Genel Politikası Tarihi Alanları Yeniden Canlandırmada Kültür ve Turizm Bakanlığı nda Finansal Kaynak Yönetimi İKİNCİ BÖLÜM 2.AVRUPA DA KORUMANIN ÖRGÜTLENMESİ VE FİNANSMANI Uluslararası Örgütlenmeler Dünya Miras Fonu Dünya Bankası Avrupa Birliği Avrupa Birliği ne Üye Ülkeler iii

10 İngiltere Almanya Fransa İtalya İspanya Yunanistan Örneklerin Değerlendirilmesi ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 3.FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ Proje Proje döngüsü Mantıksal çerçeve yaklaşımı DEĞERLENDİRME VE SONUÇ KAYNAKÇA ÖZET ABSTRACT ÖZGEÇMİŞ iv

11 SİMGE VE KISALTMALAR DİZİNİ Kısaltmalar ABD AK ANAH CAS ÇEKÜL DB DCMS GAP GEEAYK GTZ EU (AB) ICCROM ICOMOS İTÜ KDV KHK KORDER KUDEB KÜMİD MEDA Açıklama Amerika Birleşik Devletleri Avrupa Komisyonu Agence Nationale pour l Amélioration de l Habitat (Fransız Konut Geliştirme Ajansı) Ülke Destek Stratejisi Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Vakfı Dünya Bankası Department for Culture Media and Sport Güney Doğu Anadolu Projesi Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Alman Kalkınma ve İşbirliği Kuruluşu European Union (Avrupa Birliği) International Center for the Study of the Preservation and Restoration of Cultural Properties (Uluslararası Kültürel Varlıkların Restorasyonu ve Korunması Çalışmaları Merkezi) International Council on Monuments and Sites (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) İstanbul Teknik Üniversitesi Katma Değer Vergisi Kanun Hükmünde Kararname Tarihi Türk Evleri Derneği, Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği Koruma, Uygulama ve Denetleme Bürosu Kültürel Mirasın Dostları Derneği Mediterranean Economic Development Area (Avrupa Birliği Akdeniz Bölgesi Ekonomik Kalkınma Programı) v

12 NORAD PDY STK SWOT ŞPO TAÇ TBMM TKB TMMOB TOKİ TURİNG UNDP UNESCO UNICEF URBACT USAID WHF WHO Norwegian Agency for Development Co-operation (Norveç Kalkınma İşbirliği Ajansı) Proje Döngüsü Yönetimi Sivil Toplum Kuruluşu Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats (Güçlü ve Zayıf Yönler; Fırsat ve Tehditler) Şehir Plancıları Odası Turizm Anıt ve Çevre Değerlerini Koruma Vakfı Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarihi Kentler Birliği Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Toplu Konut İdaresi Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu United Nations Development Programme (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu The European Network for Exchange of Experience Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı World Heritage Fund (Dünya Miras Fonu/Vakfı) World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü) vi

13 TABLOLAR ve ŞEKİLLER DİZİNİ Birinci bölümün tablo ve şekilleri Sayfa Tablo 1.1. Kültür ve Tabiat Varlıkları Proje ve Onarımları Ödenekleri Tablo 1.2. Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik Çerçevesinde Ayrılan Ödenekler Tablo 1.3. Kamulaştırma Ödenekleri ve Gerçekleşme Durumları Tablo 1.4. Restorasyon Faaliyetleri (Proje ve Uygulama) Tablo 1.5. Yıllara göre TOKİ kredileri İkinci bölümün tablo ve şekilleri Şekil 2.1. Dünya Bankası Proje Döngüsü Aşamaları Şekil 2.2. AB Proje Döngüsü Yönetimi Tablo 2.1. Avrupa Birliği Üye Ülkeler ve Türkiye de Korumanın Örgütlenmesi ve Finansal Yapısı Üçüncü bölümün tablo ve şekilleri Şekil 3.1. Projenin Başarısını Etkileyen Faktörler Şekil 3.2. Proje Yönetimi Üçgeni vii

14 GİRİŞ Türkiye de tarihi ve kültürel çevrenin korunması ve yaşatılmasından sorumlu en önemli kurum Kültür ve Turizm Bakanlığıdır 1. Bakanlığa verilen en önemli görev koruma, yaşatma ve koruma-yaşatma kültürünün geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmaktır. Uzun yıllar korumaya ayrılan kamu ve özel sektör finansal kaynaklarının yetersizliği söz konusu olmuştur. Son yıllarda yapılan yasal değişikliklerle ve yeni yasalarla, koruma-yaşatma alanında yeni finansal kaynaklar yaratılmış, kültür alanında yatırım yapmak isteyenlere de kolaylıklar tanınarak koruma-yaşatma teşvik edilmiştir. Yasalarımızda doğrudan maddi destek olarak kaynak sağlanması yanı sıra çeşitli teşviklere de yer verilmiştir. Doğrudan maddi kaynak sağlanması yanında ayni ve teknik yardımları da içeren son dönem düzenlemeleri koruma alanında önemli bir finansman ve destek yaratmıştır. Ancak, ülkemizde yer alan, çok sayıda ve zengin kültürel mirasın korunmasında ve yaşatılmasında bu maddi kaynaklar yeterli olamamaktadır. Türkiye de sit kararları ile koruma altına alınan tarihi alanların çoğu fiziksel bir değer yitimi sürecinde bulunmaktadır. Söz konusu süreç, müdahale edilmedikçe geri dönüşü zorlaşan bir girdap özelliği taşımakta ve gereken tedbirler zamanında alınmadığı takdirde kültürel mirasın/emanetin kaybedilmesi tehlikesi ortaya çıkmaktadır. Bu süreç içindeki tarihi kent dokularının iyileştirilmesine yönelik yatırımların yapılması gerekmektedir. Ancak ülkemizde ekonomik ve sosyal getirileri göz ardı edilen bu tür yatırımlara birer kayıp olarak bakılmakta dolayısıyla kültür varlıklarının korunmasında yaşatarak kazanmaktan çok yasaklama ağırlıklı bir 1 Türkiye de siyasi ve sosyal gerekliliğe bağlı olarak Bakanlıklar birleştirilip ayrılmakta, hizmetlerden sorumlu kuruluşlar bu bağlamda değişebilmektedir. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlıkları 2003 yılında çıkarılan 4848 sayılı Kanun ile birleştirilmiştir.

15 yaklaşımla yetinilmektedir. Oysa bu tür yatırımlar, kültürel varlıkların korunmasının yanı sıra o alandaki ekonomik ve sosyal sorunların çözülmesinde etkili olarak gelişmenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır (Tatlıcan, 2006:v). Türkiye de mevcut sistemde korumanın finansmanı, merkezi yönetimin genel bütçesinden ayrılan paydan sağlanmaktadır. Sahibi bulunduğu yapıların onarımı için gerekli parasal kaynağı bulunmayan yapı malikleri için özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı nın fonu önemli bir katkı oluşturmaktadır. Öte yandan yerel yönetimlere sağlanan söz konusu maddi kaynaklar ile korumanın giderek yerelleşmesi dolayısıyla daha etkin ve hızlı koruma hizmeti ile koruma kültürünün ve bilincinin oluşumu ve gelişimine olanak verilmiştir. Ayrıca tekil olarak bina ölçeğinde yapılan yardımlar tarihi alanların bütüncül korunmasında yeterli olmamakta, bu alanlar için Kültür ve Turizm Bakanlığı nın kaynak oluşturma ve yönetme konusunda etkinliği hemen hiç denecek kadar az olmaktadır. Özellikle tarihi alanların yeniden canlandırılması için yapılacak çalışmaların hayata geçirilerek başarılı olabilmesi, kültürel değerlerimizin korunarak yaşatılması adına oldukça önemlidir. Bu tür çalışmalarda izlenecek yönetsel yaklaşımlarda etkin bir finansal kaynak yönetimi öne çıkmalıdır. Tarihi yerleşimlerin kültürel, sosyal, ekonomik, toplumsal ve mekansal faktörleri göz önüne alınarak yenilenmesi/yeniden canlandırılması ve korunarak geleceğe aktarılması amacıyla yapılan çalışmalar için; Kültür ve Turizm Bakanlığı nın maddi kaynak konusundaki rolünü tanımlamak, Korumaya ayrılan kaynakların / fonların yeterli hale getirilmesi ve yeni, etkin fonların nasıl oluşturulabileceği konusunda öneriler belirlemek, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tarihi alanlar için yaptıkları finansman desteklerini incelemek, Tarihi alanların yeniden canlandırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı nın bu süreçlerdeki finansal kaynak yönetimi konusunda etkinliğini arttıracak öneriler 2

16 belirlemek, yol ve yöntem geliştirici sonuçlar çıkarmak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Tarihi alanların yeniden canlandırılması ve yerleşim ölçeğinde yapılan uygulamaların içeriği konusunda birçok çalışma bulunmasına rağmen, özellikle merkezi yönetim birimi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı nın işlevinin finansal kaynak yönetimi konusunda geliştirilmesi amacıyla hazırlanan bir tez çalışması, alanında önemli bir çalışma olacaktır. Tezin konusu; Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılmasında Finansal Kaynak Yönetimi: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Avrupa Birliği nden Örnekler ve Türkiye İçin Öneriler dir. Çalışmanın genel niteliği betimsel olarak tanımlanabilir. Tez çalışması dört aşamada gerçekleştirilmiştir: 1. Literatür taraması, 2. Veri toplama, 3. Verilerin değerlendirilmesi, 4. Sonuç ve öneriler. Yeniden canlandırma hedefli uygulamalarda merkezi yönetim birimi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı nın işlevini kaynak yönetimi konusunda tanımlama çabası içerisinde olan bu çalışma; genel anlamda tüm tarihi alanlara, özelde ise tanımlı, yaşanabilir tarihi kentler, tarihi kent merkezleri, tarihi kırsal yerleşimler, tarihi kent dokuları gibi tüm tarihi yerleşimlere odaklanmaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle tarihi alan, tarihi çevre, tarihi yerleşim, koruma, tarihi yerleşimlerin yeniden canlandırılması ve kaynak yönetimi ile ilgili kavramlar için literatür taraması yapılmış, konunun kuramsal temelleri açıklanmıştır. Tarihi yerleşimlerin koruma ve özellikle yeniden canlandırılması çalışmalarında kaynak yönetimi kavramı Avrupa Birliği üyesi ülkeler üzerinden incelenerek, Kültür ve Turizm Bakanlığı için yol ve yöntem geliştirici öneriler elde edebilmek için kaynak yönetimi açısından irdelenmiştir. 3

17 BİRİNCİ BÖLÜM 1. TARİHİ ALANLARI YENİDEN CANLANDIRMA Hızlı kentleşme, köylerden kentlere göç sonucu oluşan aşırı nüfus artışı, plansız yapılaşma ve sanayileşme gibi pek çok sıkıntının varlığı, büyük bir hızla yitirilen kültürel değerlerle birlikte kültürün somut simgelerinden olan tarihi yerleşim dokularının yıpranıp tahrip olmasına, anlam ve önemini kaybetmesine neden olmuştur. Tarihi çevreler, geçmişin sosyal, kültürel ve ekonomik değerlerini, yaşam biçimini yansıtan, doğa-bina ve bina-insan arasındaki ilişkileri bakımından büyük bir birikimin ifadesidir. Günümüzde yaşanan hızlı kentleşme ve nüfus artışı bu tarihi çevrelerin zarar görmesine ve hızla yok olmasına neden olmaktadır. Bu alanlarda yapılan restorasyon ve koruma çalışmalarının yanında kentsel dönüşüm, kentsel yenileme, yeniden değerlendirme ya da yeniden canlandırma kavramları ortaya çıkmaya başlamıştır (Arabacıoğlu ve Aydemir, 2007) Tarihi Alan, Yeniden Canlandırma ve Koruma ile İlgili Genel Tanım Kavramlar ve Yaklaşımlar İnsanın fiziksel çevresinde, geçmişten günümüze kalmış değerler bulunmaktadır. Çevre, doğanın ve insanın ürettiklerinin izlerini taşır. Tarih ve kültür, fiziksel çevrede kendini, sokak dokularında ve yerleşim bölgelerinde büyük-küçük ölçeklerde gösterir. Tarihi çevre ise yerleşim bölgelerinde tarih öncesinden günümüze kadar geçen zaman sürecinde yaşamış insan topluluklarının ortaya koyduğu medeniyetlerin birikimi ve ürünüdür. O toplulukların yaşadıkları dönemlerin sosyal, ekonomik, kültürel, mimari ve diğer tüm özellikleri fizik

18 mekanda oluşturan kent ve kent kalıntılarıyla, çeşitli tarihi olayların cereyan ettiği alanlar ve tespiti yapılmış tüm yapay ve doğal özellikleri olan korunması gereken alanlardır (2863 sayılı Kanun, 1983). Tarihi çevredeki tüm değerlerin muhafaza edilerek gelecek kuşaklara aktarılarak yaşatılması koruma ile sağlanabilir. Koruma en basit ifadeyle muhafaza etmektir. Kentsel anlamda ise koruma, tarihi alanların, dokuların, yapıların ve doğal alanların muhafaza edilmesidir. Daha ayrıntılı bir tanımla, kentlerin belli kesimlerinde yer alan tarihsel ve mimari değeri yüksek yapıtlarla anıtların ve doğal güzelliklerin kentte; bugün yaşayanlar gibi gelecek kuşaklarında yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve zararlı eylemler karşısında güvence altına alınması biçiminde tanımlanır (Keleş, 1998). Tarihi bir varlığın muhafaza edilmesi ya da gelecek kuşaklara aktarmak için güvence altına alınması şüphesiz etkin bir koruma-yaşatma politikası ile mümkündür. Bu nedenle kültürel miras yerine kültürel emanet kavramı bu alanda daha da öne çıkmaktadır. Koruma yapı ölçeğinde ele alınabileceği gibi kent ölçeğinde de ele alınabilir. Tarihi bir evi korumaktan tarihi bir kent çekirdeğini korumaya kadar ölçek büyüyebilir. Tek yapı, anıt toplulukları, sokak dokuları, tarihi kent çekirdekleri ve bu öğeler gibi korunması gereken tüm değerler korumanın konuları arasına girer. Yapı ölçeğindeki mimari koruma restorasyonla sağlanmaktadır. Büyük ölçekli koruma anlayışında ise koruma planları yapılmakta ve uygulanmaktadır. Teknik olarak birbirinden farklı olsalar da, büyük ve küçük ölçekli koruma, sonuç olarak geçmişin değerlerini geleceğe aktarma amacını taşımaktadır. Korunacak alanların veya yapıların belirlenmesi ayrıca planlama ile de yakından ilişkilidir. Doğal ve tarihi öğelerin korunması zaman içerisinde anlamını değiştirmiştir. Dünyada öncelikle tekil yapıların korunması ele alınırken, sürdürülebilir gelişme bağlamında yapıların çevreleriyle ele alınması ve tüm kültürel mirasların/emanetlerin korunması anlayışı gelişmiş bu durum da planlamanın bir yaklaşımı olarak ele alınmıştır. Planlamada kentsel ve kırsal gelişme ile koruma arasında dengenin 5

19 sağlanmasına çalışılmaktadır. Geçmişten miras olarak alınan değerlerin gelecek kuşaklara emanet olarak aktarılmasında, koruma alanları ile çevresinin iç içe yaşaması amaçlanmaktadır. Tarihi çevrenin Avrupa Kültürel İşbirliği Konseyi nin Avrupa Kültürel Mirası Envanteri çalışmasındaki tanımına bakıldığında; doğal ya da insan eliyle oluşturulan, bütünlüğü ve artistik, estetik, tarihsel, etnografik bilimsel, edebi veya efsanevi özellikleriyle korunması ve değerlendirilmesi gereken bütünler olarak tanımlandığı görülmektedir (Öztürk, 2007) Dünyada Korumanın Tarihsel Süreci Koruma kavramının ortaya çıkışı 19. yüzyılın ikinci yarısına ait bir olgu olmasına karşın, korumanın kökeninin çok daha eskilere, hatta insanlık tarihinin başlangıcına dayandığını söylemek mümkündür. Tarihte, günümüzdeki anlamıyla olmasa da koruma anlayışı 17. yüzyıldan itibaren gelişmeye ve 18. yüzyıldan itibaren de kavramsallaşmaya ve kurumsallaşmaya başlamıştır. 18. yüzyıldan itibaren kültürel ve tarihi miras bilinciyle koruma kavramının ele alınmaya başladığı ve 19. yüzyıldan itibaren de korumaya olan ilginin toplumda gelişmeye başlamasıyla bu konuda 1751 yılında İngiltere de kurulan The Society of Antiquites of London gibi bireysel çabalarla gerçekleştirilen örgütleşme girişimlerinin olduğu gözlenmektedir (Erder, 1975). Amacın antik ve arkeolojik eserlerin korumaya yöneldiği bu dönemlerde korumanın daha çok aristokratik eğilimlerin ve merkezi idarelerin yönlendirmesiyle gündemde olduğu anlaşılmaktadır. 18. ve 19. yüzyıllarda çoğunlukla amacın yalnızca arkeolojik eserleri korumayla sınırlı kalmasına karşın, 19. yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren koruma, arkeolojinin yanında anıt eserleri korumayı da amaçlamaktadır. Fransız İhtilali ile birlikte taşınmazların el değiştirmesi ve halkın öfkesini bu taşınmazların tahribatı ile dindirmesi pek çok anıtın harap halde uzun yıllar bakımsız kalmasına neden olmuştur yılları arasında halkın tarihi binalara olan bakış açısı değişmeye başlamıştır. Bu dönemde Yunan ve Roma dönemlerine ait antik eserlerin yanı sıra yakın geçmişe ait eserler de önem kazanmıştır. Binaların yapılış dönemleri ve eklere 6

20 ait envanter çalışmaları önem kazanmıştır (Arabacıoğlu, 2007). Anıt korumanın kavramsal olarak kuramsal bir temele oturtulmak istendiği bu dönemde, İngiltere'de Sir Gilbert Scott ve Fransa'da Villot le Duc'un; üslup birliğine varma ilkesi ile yaptıkları restorasyon çalışmalarında anıtları yapımına başlandığında geçerli olan üsluba göre restore etmek amacıyla, geçirmiş olduğu çeşitli evrelere ve dönemlere ait ekleri kaldırarak, onları tek bir dönem yapısı görünümüne sokmayı amaçlayan uygulamalarına karşın, John Ruskin'in "restorasyonun" yerine "sürekli bakım" ve "korumayı" gündeme getirip savunduğu görülmektedir (Ahunbay, 1996). John Ruskin in yanında romantik görüş ün bir diğer öncüsü William Morris ise yayınladığı manifestosunda bu tip uygulamalarda kişisel kararların verdiği zararlardan bahseder ve restorasyon yerine koruma kavramına önem verilmesi gerektiğini vurgular yılları arasında romantik görüşün pasif savunma ve kaderciliğine karşı iki yeni yaklaşım ortaya çıktı. Bunlardan biri Tarihi Restorasyon", diğeri "Çağdaş Restorasyon" kuramıdır. İtalya da Luca Beltrami ( ) tarafından ileri sürülen ve uygulamaya konulan "Tarihi Restorasyon" kuramı, anıtların tarihi belgelerden sağlanacak somut verilere dayanılarak restore edilmesini önermekteydi (Hasol, 2010). İtalyan Camillo Boito 1883 de açıkladığı 5 restorasyon ilkesiyle kendinden önceki tüm kuramları kendi içinde uzlaştırıp birleştiren çağdaş restorasyon kuramının öncülerinden bir diğeridir. Korumanın amacının anıtların insanlık tarihinin belgeleri olduğu ve bu nedenle onlara saygılı davranılması gerektiği nden bahsederek korumanın amacının belirlenmesine katkıda bulunmuştur (Erder, 1975). Boito, yalnızca anıtların ve arkeolojik eserlerin "kültürel miras" olarak korumaya değer bulunduğu ve henüz kültürel miras diye bir kavramın ortaya konmadığı bu dönemde anıtlara müdahale biçimlerini de öncelik sırasına göre; sağlamlaştırma, onarım ve restorasyon olarak belirlemiştir. Fransa da 1887 ve 1913 tarihli Yasalar da anıtsal yapıların korunmasına ilişkin ilk ciddi ve önemli gelişmelerdir. Bu Yasalar tarihi çevreler ve doğal çevrelerin korunmasına yönelik olumlu gelişmelerin temelini oluşturmuştur (Okyay, 2001). 7

21 1913 Polonya Anıt Koruma Yasaları nda da anıt dışında tarihi çevrenin de ele alındığı görülmektedir (Aygen, 1992). Bu kuramı geliştiren Gustavo Giovannoni ye göre ise yapıların kimlikleri çerçevesinde yeniden kullanımı önem taşımaktadır. Kamunun koruma konusunda güçlendirilmesi gerekmektedir. Sadece anıtlar değil çevreleri ve bazen yapı kümeleri birlikte korunmalıdır. Çağdaş tekniğin akılcı çözümleri göz önüne alınmalı ve arkeolojik alanlarda da özgün parçaların korunabilmesi için önlemler alınmalıdır. Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen dönemde büyük ihtimalle savaşın yaptığı tahribatın da bir sonucu olarak, önceki yıllarda genellikle mimar ve diğer sanatçıların bireysel ya da grup veya derneklerin katkılarıyla oluşan koruma kavramının, kamuoyunda uzmanlarca uluslararası düzeyde toplantılarla ele alınmaya başlandığı görülmektedir. Avrupa da 19. yüzyıl sonunda, tarihi dokuların korunması ile başlayan kentsel koruma uygulamalarının dile getirildiği ve Atina'da 1931'de bir araya gelen uzmanların katılımıyla Uluslararası Müze Örgütü tarafından düzenlenen "Tarihi Anıtların Korunması ile ilgili Mimar ve Teknisyenlerin I. Uluslararası Konferansı" bu anlamda toplanan ilk konferanstır. Sonuç belgesinde; koruma maksadıyla kullanılacak yapılarda koruma amacının belirlenmesini sağlayabilecek estetik ve tarihi kimlikten bahsedilerek bunlara saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktadır (Erder, 1975). Aynı konferansta, tarihi anıtların çevrelerinin de saygı gösterilerek özellik arz eden yapı kümelerinin ve peyzajın korunması gerekliliğinden söz edilmiştir (Erder, 1975). Belçikalı Victor Horta da bu konferansta, anıtların çevrelerine de dikkat çekerek söz etmiştir. Atina Konferansı nda uzmanlar tarafından tartışılan ve kabul gören ilkeler; daha ayrıntılı bir şekilde ele alınarak, bir yıl sonra 1932 de İtalya tarafından restorasyon ilkelerinin belirlendiği, hem anıta hem de çevresine saygılı olunması gerektiğinin kabul edildiği İtalyan Restorasyon Tüzüğü (Carta del Restauro Italiana) adı altında yasallaştırılmıştır. "Kentsel bütünlük"ten Atina Konferansı'nda büyük katkı yapan Giovannoni tarafından hazırlanarak İtalya tarafından yasal hale getirilen Carta del 8

22 Restauro'da hangi döneme ait olursa olsun, sanat değeri ve tarihi anısı olan dönemlerden gelen eklere ve çevresine saygılı olunması gerektiği vurgulanmıştır (Erder, 1975) yılında Londra da Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) kurulmuştur. Dünyada miras koruma bilincinin yükselmesiyle, uluslararası alanda 1954 tarihli La Haye ve Avrupa Kültürel Konvansiyonu imzalanmış, Avrupa Konseyi, UNESCO gibi örgütler uluslararası alanda yer almaya başlamıştır. II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda savaşın kentlerde meydana getirdiği yeniden ayağa kaldırma çabalarının gündeme gelmesine ve bu alanların yeniden yaşayan alanlar haline gelmesine çalışılmıştır. Bu çabaların da etkisiyle kentsel sit kavramının belirmeye başladığı, yalnızca belirli dönemlerle ait yapıların değil, tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan bütün dokunun korunması gerektiği fikrinin kabul ortamı bulduğu görülür. Bu kabul ortamında 1957 yılında Paris'te toplanan "I. Uluslararası Tarihi Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi", geçerliliğini ve güncelliğini bugün dahi kısmen koruyan Venedik Sözleşmesi'nin ilkelerini henüz olgunlaşmamış halde ele almıştır. "Anıt" kavramından "kentsel miras" kavramına doğru bir gelişme ortaya konarak, korunacak varlıklar arasında, henüz olgunlaşmasa da "tarihsel kent" kavramına yer verilmiştir. Kongrenin ana tartışmalarından birisi de tarihi çevreler için koruma ve yeniden yaşama kavuşturma arasındaki zor dengenin kurulması olmuştur. Bütünleşik koruma olarak adlandırılan, kentlerin sosyal, ekonomik ve politik açıdan yeniden hayata kavuşturulması tartışmaları Fransa da Malraux Yasası olarak bilinen yasanın da temelini oluşturmuştur (Binan, 1999) de çıkarılan, bütün dünyada koruma hukuku alanındaki en etkin yasalardan biri olarak kabul edilen, amacı kültürel değeri olan kentsel alanların çöküntüye uğramasını önlemek olarak belirlenen Malraux Yasası ve yapılaşmadaki öncelikli 9

23 şartın kimlik ve peyzaj değerlerinin sürdürülmesi, sadece korunacak eser değil, etrafındaki 500 metrelik alan da koruma kapsamında değerlendirilmesi ve buradaki her türlü değişim özel izne tabi tutulması maddeleri dikkate değerdir yılında Avrupa Konseyi çevresinde kurulan bağımsız danışma kurulu niteliğindeki Europa Nostra, Avrupa çapında 50 ülkeden 250 sivil toplum kuruluşunu birleştiren, uluslararası kültürel miras koruma örgütleri federasyonudur. İlgi alanları arasında eski eserler ve korunması, çevre korunması gösterilebilir. Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nı takiben savaşın yok ettiği kentsel mirası yeniden oluşturma çabalarının yoğunlaşması üzerine, 1964 yılında Carta del Restauro nun yetersiz kaldığı alan ve konularda yeni ilkeler oluşturmak için Venedik te toplanan 2. Uluslararası Tarihi Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi'nde kararları bir araya getirilen, kırsal ve kentsel sitlerin de korunmasını kapsayan ilkelere yer veren Venedik Tüzüğü öncelikle tarihi anıt kavramını açıklayarak başlamaktadır. Tüzükte tarihi anıt kavramının sadece bir mimari eseri içine almadığı, bunun yanında belli bir uygarlığın, önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel ya da kırsal bir yerleşmeyi de kapsadığı belirtilmiştir. Bunun yanında yalnız büyük sanat eserlerini değil, ayrıca zamanla kültürel anlam kazanmış daha basit eserlerin anıt kapsamına girdiği belirtilerek anıt kavramı genişletilmiş ve oldukça kapsayıcı bir tanımlama ortaya konmuştur. Bu eserlerin korunması için çağın tüm tekniklerinden yararlanılmalıdır. Tüzükte "anıtların korunmasında ve onarılmasındaki amaç, onları bir sanat eseri olduğu kadar bir tarihi belge olarak da korumaktır" biçiminde korumaya ilişkin amaç belirtilmekte, anıtların korunmasındaki temel tutum da "korumanın kalıcı olması, sürekliliğin sağlanması olmalıdır" denilmektedir (Venedik Tüzüğü 1964). Venedik Tüzüğü (1964) "anıt" konusunda belirli bir düşünce berraklığı ve fikir birliği ortaya koymuş olmasına karşın, "kentsel miras" konusunda oldukça sınırlı bilgiler içermektedir. Anıta mal edilmiş farklı dönemlerin geçerli katkılarının da saygı görmesi gerektiği, tanıklık ettiği tarihinin ve içinde bulunduğu ortamın da 10

24 ayrılmaz bir parçası olduğu aynı zamanda anıtın korunmasının çevresinin de bakımını içermesi gerektiği önemle vurgulanmaktadır. Korumanın Amacı bölümünü içeren 6. maddesinde ise; Anıtın korunması, ölçeği dışına taşmamak koşulu ile çevresinin bakımını da içine almalıdır denmektedir. Venedik tüzüğü bütünü irdelendiğinde koruma kavramı, yöresel mimari açısından değişmemiş ya da az değişmiş kırsal bir yerleşmeyi veya korunması gerekli özellikler taşıyan kentsel yerleşmelerin bir bölümü ya da gereğinde bütününü kapsar hale gelmiştir. Modern çağda korumadaki önemli gelişmelerden biri Venedik Tüzüğü, diğeri ise 1965 yılında, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi - ICOMOS adıyla korumayla ilgili önemli bir uluslararası örgütün kurulmasıdır. Kuruluşunda 15 üyenin yer aldığı ICOMOS, bugün içinde Türkiye nin de bulunduğu 107 üyeyle koruma çalışmalarında ortak bir dil ve düzey oluşturulmasını sağlamakta ve koruma ilke ve uygulamalarının her yıl çeşitli toplantılarda tartışıldığı, uluslararası görüş alış verişinin olduğu bir platform hazırlamaktadır. Tarihi çevrelerin korunmasında bütünleşik koruma kavramı 1969 da Brüksel de toplanan Avrupa Konferansı Sorumlu Bakanlar toplantısında yine karşımıza çıkmaktadır. Koruma kavramı ve politikaları konularının ele alındığı toplantıda, savaş sonrası girişilen kitlesel imar faaliyetlerinin sosyo ekonomik ihtiyaçların önceliği nedeni ile genelde insancıl olmayan yerleşmelerin oluşmasıyla sonuçlandığı ve eski merkezlerin bu gelişmelere paralel olarak nüfus kaybına uğrayarak ya iş yerlerine ya da düşük gelir gruplarının kullanımına terk edilmesi nedeni ile yok oluşuna dikkat çekilmiştir. Bu yok oluşu önlemek için ortaya konan bütünleşik koruma uygulaması ile tarihi dokunun çevresi ile birlikte güncelliğinin arttırılarak korunması hedeflenmiştir (Eke ve Özcan, 1988). Venedik Tüzüğü nü izleyen bir yıl içerisinde Avrupa Konseyi'nin gerçekleştirdiği, 1969 Barcelona Sempozyumu, Palma Önerileri'nde korunacak değerleri ve bunların tipolojik sınıflandırması yapılmıştır. Bu sınıflamaya bağlı olarak "Korunacak Değerler" anıtlar ve sitler olarak iki gruba ayırmıştır. 11

25 UNESCO tarafından 1972 yılında hazırlanan ve Birleşmiş Milletlere üye olan birçok ülkenin imzalamış olduğu "Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme"de ise kültürel ve doğal mirasın öğelerinin olağanüstü bir öneme sahip olduğu ve tüm insanlığın dünya mirasının bir parçası olarak korunması gerektiği kararlaştırılmıştır. 250 adet kültür varlığını belirleyerek bunların korunması amacı ile sözleşmeye dayanarak Dünya Miras Vakfı (WHF) kurulmuştur (UNESCO 1972). Aynı yıl yapılan bir başka toplantı olan "Kültürel ve Doğal Mirasın Ulusal Düzeyde Korunmasına İlişkin Tavsiyeler"de kültürel ve doğal mirasın korunmasının, muhafaza edilmesinin ve tanıtımının temel amacının; insanlığın gelişimi demek olduğu belirtilmiştir (UNESCO 1972). UNESCO Genel Konferansı'nda 1972 yılında üye devletlerce kabul edilen "Dünya Kültürel ve Doğal Varlıkların Korunması'na Dair Sözleşmesi"nde, oldukça ayrıntılı ve kapsamlı tanımlar getirilerek, korunacak varlıklar; "Kültürel Miras" ve "Doğal Miras" olarak ayrılmış ve "Kültürel Miras" kendi içinde sınıflanmıştır. Buna göre: Kültürel Miras; Anıtlar: Tarihsel, sanatsal veya bilimsel açıdan sıra dışı bir değeri bulunan mimarlık eserleri, heykel ve resimler, arkeolojik nitelikte eleman ve yapılar, yazıtlar, mağara ve eleman grupları, Yapı Toplulukları: Mimarileri, birlikleri ya da manzara ile bütünleşmeleri nedeniyle tarihsel, sanatlar ya da bilimsel açıdan olağanüstü evrensel bir değeri bulunan ayrı ya da birleşik yapı toplulukları, Sitler: Tarihsel, estetik, etnolojik ya da antropolojik açıdan sıra dışı evrensel bir değeri bulunan insan ürünü eserler veya insan ve doğanın ortak eserleri ve arkeolojik sitleri kapsayan alanlar olarak açıklanmıştır (UNESCO 1972) yılında UNESCO "Kültürel ve Doğal Mirasın Ulusal Düzeyde Korunmasına İlişkin Tavsiyeler" de korunacak varlıkları aynı şekilde "kültürel miras ve doğal miras" olarak sınıflamış ve aynı şekilde tanımlamıştır (UNESCO 1972). 12

26 ICCROM (Uluslararası Kültürel Varlıkların Restorasyonu ve Korunması Çalışmaları Merkezi) ve ICOMOS tarafından yapılan çalışmalarla hem UNESCO'nun çalışmalarını destekleyerek ona paralel yaklaşımlar geliştirilmiş, hem de korunması gerekli kültür varlıklarına ilişkin tanımlar ve koruma yöntemleri geniş kapsamlı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. ICCROM'un 1973'te Roma'da yaptığı "Uluslararası Tarihsel Çevreler; Tanımlama, Sosyal Durum ve Koruma Sorunları Kollokyumu" ile tarihsel çevreler vurgulanmış; ICOMOS'un 1973'te Lozan'da yaptığı "Tarihsel Kentlerde Sokağın Yüzü Kollokyumu"nda; sokağın bir kentsel sitin doğal çevresi olduğu, hem estetik değerlerin hem de kullanıcıların aynı anda korunmasının gerekli olduğu belirtilmiş; yine ICOMOS'un 1973'te Selanik'te yaptığı bir başka toplantıda "kırsal sit"lerin "halk mimarisi" örneklerinin korunması gerektiği işaret edilmiştir (Binan, 1999). 1973'te Avrupa Konseyi'nce İsviçre'de, "Geçmişimiz İçin Bir Gelecek" kampanyası ile başlatılan ve 1975'in "Avrupa Mimari Miras Yılı" olarak ilan edilmesiyle oluşturulan kampanyaların sonucu "Avrupa Mimarlık Mirası Kartası" kabul edilmiştir. Burada mimari mirasın insanlık tarihinin vazgeçilmez bir bölümü olarak özgün durumunda ve tüm çeşitliliğiyle gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği, aksi takdirde insanoğlunun kendi sürekliliğine ait bilincinin bir bölümünün yok olacağı; bu mirasın yeri doldurulamaz ruhsal, kültürel, toplumsal ve ekonomik değeri olan bir varlık olduğu; lüks olmak bir yana, kaynakları dikkatli kullanmak için yararlanılabilecek ekonomik bir kaynak olduğu vurgulanarak korumanın amacı belirtilmiştir (Ahunbay, 1996). Tüzükte; Venedik Tüzüğü metnindeki anıt tan mimari miras kavramına geçiş, genişletilmiş bir tarihi çevre kavramı, tarihi çevrenin evrenselliği, bütünleşik koruma yaklaşımı gibi kavramlar öne çıkmaktadır (Binan, 1999). Bu bağlamda Avrupa Konseyi, "Avrupa Mimarlık Mirası Sözleşmesi"nde mimarlık mirasının yalnızca önemli anıtları içermediği, aynı zamanda eski kentleri, karakteristik köyleri, doğal ya da insan yapısı ortamlarda bulunan daha az önemli yapı gruplarını da içerdiği, ayrıca ruhsal, kültürel, toplumsal ve ekonomik değeri olan ve kaynakları dikkatli kullanmak için yararlanılabilecek bir mal varlığı olduğu kabul edilmiştir (Anonim, 1997a). 13

27 1975 in Avrupa Mimari Miras yılı ilan edilmesi ile devam eden süreç sonunda yayımlanan Amsterdam Bildirgesi nde mimari mirasın korunması kentsel ve bölgesel korumanın hedeflerinden biri olarak belirlenmiştir. Bildirgeyle; ekonomik, sosyal, yönetimsel ve yasal yönleri gözetilen bir koruma modeli olarak tanımlanan bütünleşik koruma uygulamalarının gerçekleştirilmesi için gerek duyulan araçlar tanımlanmaya çalışılmıştır. Yerel yönetimler, merkezi hükümet ve halkın katılımının bu uygulamadaki rolü vurgulanmış ayrıca teknik uygulamaların gerçekleştirilmesi için onarım konusunda usta yetiştirilmesi öngörülmüştür. Ayrıca Avrupa'nın mimarlık mirasının, paha biçilmez kültürel değerinin yanı sıra, halklarına ortak tarih ve geleceklerinin bilincini aşılamakta olduğu ve bu nedenle de yaşatılmasının çok önemli olduğu vurgulanmaktadır (Ahunbay, 1996). Burada, ilk defa bütünleşmiş korumadan bahsedilmekte; yani, sadece fiziksel çevrenin, yapıların, objelerin değil, onların içinde yaşayan kültürün ve insanların da korunmasından bahseden, İngilizce de "integrated conservation" diye tanımlanan, çeşitli yayınlarda "bütünleşik, tümleşik koruma" diye tercüme edilen koruma boyutu ortaya çıkmaktadır (Binan, 2005). Amsterdam Bildirisi'nde mimarlık mirasının yalnız üstün nitelikli yapıları ve çevrelerini değil, tarihsel ve kültürel özelliği olan tüm kentsel ve kırsal alanları da kapsayacağı belirtilmiştir. Bildiride ani toplumsal değişikliklere karşı bireylerin kimliklerini bulmalarına olanak veren çevreleri korumak ya da yaşatmak için, tarihsel sürekliliğin korunması gerekliliğinin kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca çağdaş kent planlamasında, toplumsal ve kültürel değişimlerin çizgilerini yaşatmak için bir çaba gösterildiği ve aynı zamanda eski yapıların kaynak tasarrufu ve israfın önlenmesine de katkıda bulunduğunun bilincine varıldığı, koruma çalışmalarında yer alan yetenek ve becerilerini yaşatıp geleceğe aktarmak zorunda olan sanatçı ve yüksek nitelikli zanaatçılara da gereksinim yaratıldığı, mevcut yerleşmelerin sağlıklaştırılmasının aynı zamanda tarımsal alanların kentsel işlevlere yönelik kullanılmasını azaltacağı, mevcut yerleşmelerin korunmasının nüfus hareketlerini büyük ölçüde azaltmaya hatta önlemeye yardımcı olacağı ve korumanın 14

28 kent ve bölge planlamadan ayrı bir biçimde ele alınamayacağı önemle belirtilmektedir (Ahunbay, 1996) yılında Belçika'da ICOMOS tarafından gerçekleştirilen "Tarihsel Kentlerin Koruma ve Kurtarılması" konulu toplantıda kentsel mirasın korunmasının; estetik, kültürel ve sosyal değerler açısından önemi vurgulanarak, kentsel mirasın sosyal ve ekonomik bir kaynak olarak kabul edilmesi gerektiği açıklanmıştır (Binan, 1999) yılında ICOMOS'un Fransa Le Creusot'ta yaptığı toplantıda ise; korunması gerekli kültür varlıklarının arasına "endüstriyel kültür mirası"da alınmış, hükümetler uyarılarak hızla yok olan tarihsel endüstri ürünlerinin de kültür mirası kavramı içinde değerlendirilmesinin sağlanması gerektiği vurgulanmıştır (Binan, 1999). UNESCO tarafından 1976 da Nairobi'de yapılan toplantıda da gündeme alınarak somutlaştırılan "Tarihi Alanların Korunması ve Çağdaş Rolleri Konusunda Tavsiyeler" konulu kararlarda; korumanın tanım ve amacı "tarihi veya geleneksel alanlar ile çevrelerinin tanımlanmaları, onarımları, sağlıklaştırılmaları, bakımları ve yeniden canlandırmaları" şeklinde değerlendirilmiştir. Bu kararlarda dile getirilen önerilerde ise korumanın nedeni giriş bölümünde açıklanmaktadır. Bu bölümde tarihi çevrelerin her yerde insanların günlük çevrelerinin bir parçası olduğu, onları oluşturan geçmişin yaşayan varlığını temsil ettiği ve yaşamda toplumdaki çeşitliliğe cevap verebilmek için gerekli olan çeşitliliği sağladığı, bunun yanı sıra değerlerin korunmasına yönelik ve insancıl bir boyut kazandıklarını göz önüne alarak, tarihsel alanların çağlar boyunca sosyal, dinsel ve kültürel etkinliklerin çeşitlilik ve zenginliğinin en somut tanıklarını oluşturdukları, çağımızın standartlaşmasının giderek getirdiği benzeşme ve kimliksizleşme tehlikeleri karşısında onlarda, kimliklerinin temel taşlarını ve kültürel varlıklarının ifadesi bulan insanlar ve toplumlar için, geçmiş günlerin bu yaşayan tanıklarının yaşamsal önem taşıdığı vurgulanarak korumanın nedenleri belirtilmektedir. Anılan önerilerin tanımlar bölümünde ise; arkeolojik, mimarlık, tarih öncesi, tarihsel, estetik veya sosyokültürel açıdan değerleri kabul edilmiş alanların korunmasının gerekliliği de 15

29 vurgulanmaktadır. Genel ilkeler bölümünde; inşaat tekniklerinin ve mimari biçimlerin giderek birbirine benzediği, tüm dünyada tertip bir çevre yaratılması tehlikesinin bulunduğu, günümüzde tarihi alanların korunmasının, ülkelerin kültürel ve sosyal değerlerinin korunması ve geliştirilmesine yardımcı olacağı, böylece dünyanın kültürel mirasının mimari açıdan zenginleşmesine katkıda bulunulabileceği ifade edilerek korumanın nedenlerine ilişkin açıklama getirilmektedir (UNESCO 1976). ICOMOS tarafından 1972 UNESCO Konvansiyonu ve 1976 tarihli "Tarihi Alanların Korunması ve Çağdaş Rolleri Konusunda Tavsiyeler" konulu kararlar temel kabul edilerek, yeni bir kavram olan "kültürel turizm" kavramı ortaya konmuş ve Kültürel Turizm Sözleşmesi'nde ortaya konmuştur (ICOMOS 1976) yılları arasında Avrupa Konseyi nce düzenlenen Kentsel Yenileşme Kampanyası kentsel miras kavramı çerçevesinde kent planlama konusundaki gelişmeleri tartışmıştır. Kapanış konferansında ise kentlerin gelişme ve işletilmesinde onarımın gerekliliği, tarihi çevrelerin toplumsal yeniden üretim merkezi olarak rehabilitasyonu ve nüfus çekim gücünün arttırılması konuları ön planda yer almıştır (Eke ve Özcan, 1988). 1985'te Granada'da yapılan Avrupa Konseyi toplantısında yeniden gündeme getirilen "Avrupa Mimarlık Mirasının Korunması İçin Sözleşme"de mimarlık mirası; Avrupa kültür mirasının varlık ve çeşitliliğinin yeri doldurulamaz bir anlatımı, geçmişin paha biçilemeyen bir tanığı ve tüm Avrupalıların ortak malı olan bir zenginliği bir kültürel kimlik öğesi olduğu kadar bugünün ve yarının nesilleri için bir esin ve yaratıcılık kaynağı olduğu, bu mirasın korunmasının güvence altına alınmasının gerektiği, bu bağlamda gelecek kuşaklara kültürel bir referans sistemi aktarmanın, kentsel ve kırsal yaşam koşullarını iyileştirmenin ve aynı vesileyle devletlerin ve bölgelerin ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerini desteklemenin önemi vurgulanmıştır (Anonim, 1997b). 16

30 ICOMOS'un 1987 yılında Washington'da yayınladığı "Tarihi Kentler ve Kentsel Bölgeler İçin Koruma Sözleşmesi de; korumanın amacına yönelik olarak; tarihsel bölgelerde bireysel ve toplumsal yaşamın uyumlu bir şekilde gelişmesinin sağlanması ve her türlü kültür varlığının bir insanlık mirası olarak uzun süreli güvence altına alınması hedeflenmiştir (ICOMOS 1987). Sözleşme korunacak tarihi kent ve kentsel bölge sayılabilecek alanları belirterek bunların tanımını yapmış; "bütün kentsel oluşumlar, ister organik olarak zamanla, ister planlama sonucu ortaya çıkmış olsun, tarihi süreci içinde çok yönlü toplumsal gelişmelerin bir ifadesi olarak kabul edilmiş, büyük veya küçük kentler, merkezleri ve kentin belirli bölgeleri"nin bu oluşuma dahil olduğu belirtilerek, kentin tarihsel karakteri ile bu karakterlerle ifade kazanan her türlü maddi ve manevi varlıkların korunması gerekli değerler olduğu kabul edilmiştir (ICOMOS 1987). Kültürel Gelişmenin Dünya On Yılı Programı'nın başlaması nedeni ile UNESCO'nun yayın organı Unesco News'de Ocak 1988'de yayınlanan yazıda kültür; yaşam ve düşünce tarzlarının tablosu denebilecek son derece geniş bir alanı içeren bir anahtar olgu olarak görülmekte, uluslararası topluluğun birkaç yıldan beri bu anlayışı benimsediği, buna aykırı olarak halk yığınlarının özlemlerinin gelişme projelerinde göz ardı edilmesinin yüzyıllar boyunca yerel ölçekte birikmiş genel ve teknik bilginin varlığının yadsınması anlamına geleceği belirtilmektedir. UNESCO tarafından öngörülen eylemlerde kültürün gelişmenin odağında yer alması için, gerek sanayileşmiş ülkelerde gerekse 3. dünyadaki, özellikle karar yetkisine sahip kimselerde (devlet yöneticileri, politik yöneticiler, planlamacılar vb.) yeni bir zihniyet oluşturmaya yönelik olacağı; bu amaçla hazırlanan "Eylem Programı"nın dört ana hedefinin ise; gelişmenin kültürel boyutunun göz önünde bulundurulması, kültürel kimliklerin tanınması, geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi, kültürel yaşama katılımın genişletilmesi, uluslararası kültürel işbirliğinin yükseltilmesi olduğu vurgulanarak, kültürel mirasın korunmasının gerekliliği ortaya konmuştur (Mimarlar Odası 1990). 17

31 ICOMOS un "Arkeoloji Mirasın Yönetimi İçin Uluslararası Tebliği"nde ise insan topluluklarının kökenlerinin ve gelişiminin bilinmesi ve anlaşılmasının, insanoğlunun kültürünü ve köklerini tanımlayabilmesi açısından hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekilerek arkeolojik mirasın eski çağlardan bu yana yaşamış olan insanların faaliyetleri ile ilgili temel kayıt olduğu, bu nedenle günümüzün ve geleceğin nesillerinin çıkarları adına incelenmesine olanak tanınabilmesi için korunmasının zorunlu olduğu, arkeolojik mirasın insanoğlunun varlığına dair tüm izleri kapsayan ve yaşadığı zaman dilimi içerisinde yaptığı faaliyetlerini ortaya koyan her türlü mekanı (yeraltı ve sualtı mekanları dahil), terk edilmiş yapıları da bunlarla ilgili tüm taşınabilir kültürel malzemeleri kapsadığı önemle belirtilmekte: Kentin parsellerden ve yol ağından oluşan dokusu, Yapılar, yeşil alanlar ve boş alanlar arasındaki ilişki, Yapıların strüktür, stil, ölçek, kütle, konstrüksiyon, malzeme, renk ve süsleme ile iç ve dış görünümleri, Kent veya kentsel bölge ile doğal zaman içinde aldığı değişik işlevlerin bu tanımın içinde yer aldığı açıklanmaktadır (ICOMOS 1990) yılında ICOMOS'un Sri Lanka'da kabul etmiş olduğu "Anıtların, Külliyelerin ve Sitlerin Korunması, Eğitimi ve Öğretim Temel İlkeleri başlıklı sözleşmede mimari miras kavramının; anıt, külliye ve sitleri kapsadığı açıklanmış, geleneksel mesleklerinde değeri çok yüksek bir kültürel miras olduğu önemle vurgulanmış, kültürel ve çevresel gelişmenin bir parçası olarak korunması gerektiğine dikkat çekilmiştir (ICOMOS 1993). 1995'de yapılan uluslararası eğitim toplantısında kabul edilen "Koruma Etiği Metni"nde koruma eyleminin amacına yönelik olarak anıtın gizli kalmış değerlerinin ve özelliklerinin göz önünde tutularak en üst seviyede bir uygulama standardına ulaştırılması biçiminde açıklanmıştır (ICOMOS 1995). Metinde koruma anlayışı, yaşam çevresini geçmiş dönemi dondurmaya çalışan bir anlayış değil, yeni değişmelerin eklenmesiyle çevreyi zenginleştirici ve geliştirici bir anlayış olması gerektiği vurgulanmış (Tekeli, 1991) ve yanı sıra toplumların geçmişteki sosyo-ekonomik koşullarını, kültürel değerlerini yansıtan fiziksel yapının günümüzün değişen toplumsal ve ekonomik koşulları altında yok olmasına engel 18

32 olmak ve çağdaş gelişmelerle bütünleştirerek yaşaması biçiminde ortaya konmuştur (Sözen, 1990). İnsanlarda her zaman bir yere ait olma veya o yerin kendine ait olduğu içgüdüsünün bulunması, insanın çevresine kazandırdığı anlamsal bütünlükle kendi kimliğini özdeşleştirmesine ve varlığını kesintisiz olarak sürdürmesine neden olduğu, toplumsal hayatın sürekli oluşu, toplumun meydana getirdiği kentsel çevreninde belirlenmiş koşullar altında sürekli olması anlamına geldiği, bu bağlamda kültür varlıklarının ve kentsel mirasın korunmasının amacının; Toplumsal ve kültürel sürekliliği sağlamak, Mimari ve Kentsel dokudaki sürekliliği sağlamak, Gelecek nesillerin eğitimindeki önemi, Kente ve yöreye getireceği ekonomik gelir, Yapısal ve doğal çevreye olumlu etkileri olduğu ifade edilmiştir (Özen, 1995). Kültürel varlıkların geçmişten bugüne gelen ve bugün yasaklanarak yok olan ve tüketilmesi gereken bir miras olarak görülmesi yerine, kültürel varlıkları gelecek nesillere aktarılması gereken bir emanet olarak görmek anlayışı toplumda daha çok yer etmesi gereken bir yaklaşım olmalıdır Türkiye de Korumanın Tarihsel Süreci Osmanlı Devleti nden günümüze kadar geçen süreç içerisinde, Türkiye deki tarihi çevre kavramı, onun korunması ve geliştirilmesi için yapılan düzenlemeler incelendiğinde, genel bir fikir oluşturularak güncel çalışmalara bir altlık elde edilebilir. Çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmış olan Türkiye de tarihi dokunun hakim olduğu çok sayıda yerleşme ve kent olmasına karşın, tarihi ve kültürel miras kapsamında uzun yıllar sadece camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, türbeler gibi anıtsal 19

33 yapıların korunması konusunda kararlar geliştirildiği ve bunların çevresinden soyutlanmış bir şekilde ele alındığı gözlemlenmiştir (Sey, 2004). Batılılaşma öncesinde Osmanlı da yapıların korunması fikrinden çok onarım ihtiyacı olan fiziksel etmenlere maruz kalmış yapıların onarımı fikri vardır. Kişisel konutların yapım veya onarımına devletin herhangi bir müdahalesi söz konusu değilken, bireylerce yapılan toplumsal/kamusal yapıların onarımları vakıflar eliyle devletçe yapıldığı görülmektedir (Madran, 2002). Bununla birlikte, imar düzenini yürütmekle görevli olan başmimar/mimarbaşının imar düzeni için referans olarak bina yüksekliği, sokak genişliğini alması, bu kapsamda Ayasofya civarına yüzyıllar boyu yüksek bina yapılmaması gibi örnekler Osmanlı da anıtların korunması konusunda fazla güçlü olmayan bir çabanın varlığına işaret edebilir (Ortaylı, 2000). Batılılaşma hareketleri kapsamındaki en önemli gelişme kanunlaştırma olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede yapıların onarımları alanında da dolaylı ve direkt olarak yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu dönemde kanunlaştırma çalışmaları kapsamında; dolaylı düzenlemeler olarak sayılan Ebniye Nizamnameleri (1848, 1849, 1864) ve Arazi Kanunnamesi binalara ilişkin hükümler kapsamında kentsel düzen öngörmekte, çevrenin korunması ile ilgili bir hüküm içermemektedir (Madran, 2002). Korumayı kurumsallaştırma girişimlerinin gerçek anlamda Tanzimat döneminde ( ) başladığı görülmektedir. Anıtların ve tarihi eserlerin korunmasına yönelik kurumsal düzenleme, ilki 1868 de ressam, arkeolog ve müzeci Osman Hamdi Bey in girişimleriyle çıkarılan ve daha sonra 1874, 1884 ve en son 1906 da yenilenen Asar-ı Atika Nizamnameleri dir. İlk nizamname arkeolojik kazılar ve buluntulara yönelik hazırlanmıştır. İkincisi, tarihi eserler hakkında bir tanım getirmiş ve bunların devlet mülkiyetinde olduğunu vurgulamıştır, ancak Osmanlı eserlerini kapsam dışı tutmuştur. Üçüncü nizamname, korumanın temel ilkelerini tanımlamış; bu ilkeler daha sonra Türkiye Cumhuriyeti nin mevzuatına da temel olmuştur. Bu nizamnamede tarihi eserler tanımı genişletilmiş, Osmanlı dönemi 20

34 eserleri de kapsam içine alınmış ve Türk-İslam eserleri ile kilise, havra, manastır gibi gayrimüslim eserlerini de tanıma dahil edilmiştir. Osman Hamdi Bey sayesinde yürürlüğe konulan bu son Asar-ı Atika Nizamnamesi nin özverili çalışma sonucunda ve büyük mücadeleler verilerek ortaya çıkması, bu konudaki önemli birkaç adımdan biri olması ve uzun yıllar kullanılması nedeniyle Türk kültür tarihinde özel bir yeri vardır. Türkiye de kültürel konularda idareyi yeni bir yasa için zorlamanın ne kadar güç olduğu, Nizamname nin onca yetersizliğine rağmen 1973 e kadar kullanılmasından bellidir (Akın, 1992). Osmanlı Devleti nde günümüzde kullanıldığı anlamda korumadan farklı olarak eski eserlerin özellikle taşınır eserlerin korunmasından ve genel anlamda müzecilikten bahsedilebilir (Madran, 2002). Kurumsallaşma anlamında gelişmeler yaşanırken kentlerde tarihi mahallelerin yeni gelişme alanlarından kopmaya başladığı görülür. Avrupa daki sanayileşme hareketi, 17. yüzyıldan 19. yüzyıl ortalarına kadar hiçbir gelişme göstermeyen Osmanlı kentlerindeki toplumsal ve ekonomik yapıyı sarsmış ve İstanbul bu olumsuz gelişmelerden en çok payını alan kent olmuştur. Osmanlı nın son dönemlerindeki imar hareketlerine koruma ve planlama açısından bakıldığında; anıtsal yapıların ve arkeolojik alanların korunmasına önem verilirken sivil yapıların korunmasının göz ardı edildiği, bütüncül kent planı uygulamasının yerine yol düzenlemeleri ve yangın yeri planları, acil durumlarda tarihi merkezlerden uzak yeni mahalleler kurulması ile yetinildiği görülür. Cumhuriyet in ilk yıllarında koruma olgusunun kamuoyuna dayanmayan bir aydınlar hareketi olduğunu görülür. Savaşlar sonucu birçok kaynağını ve insan gücünü yitirmiş, bir imparatorluktan yepyeni bir yönetim biçimi ve bu yönetim biçiminin gerektirdiği alt ve üst yapı kurumlarını oluşturmak durumunda olan ve bunu bir ulusun prestiji olarak gören devlet, öncelikle bu siyasanın gerektirdiği atılımları yapmak durumunda idi. İlk yıllarında ulaşım, bayındırlık, eğitim ve sanayi gibi birçok alanda atılım yapmak zorunda olan Cumhuriyet, koruma sektörünü ön planda tutamamıştır (Madran, 2002). 21

35 Cumhuriyet ten sonra tarihi çevrelerin basit bir kapsamda da olsa, ilk kez geçtiği metin olarak 1933 tarihli ve 2290 sayılı Belediye Yapı ve Yollar Kanunu görülmektedir. Anıt eserlerin etrafından minimum 10 metre çekilmesinin zorunlu koşul olarak kabul edildiği bu kanunda planlamada koruma ile ilgili ilk kez bir konuya değinilmekte ve korunacak eserlerin çevresi ele alınmaktadır. Cumhuriyet in ilanından sonra var olan idari yapı stoğu bazı devlet daireleri arasında paylaştırılmış ancak bu kurum ve kuruluşlar tarihi değeri olan yapıları koruyarak kullanmak yerine; gelişigüzel eklentiler yaparak, bozarak ve yıkarak kullanmışlardır (Zeren, 1981). Bu sorunları çözmek için zamanın Kültür Bakanlığı bir çalışma hazırlayarak müzelere bağlı olarak komisyon görevlendirmiş, bu komisyon yılları arasında yaklaşık 3500 eserin tescilini yapmış ve onarım raporlarını hazırlamıştır (Akozan, 1977) tarihli Şehirlerin İmar Planlarının Tanzimi İşlerine Ait Umumi Talimatname de, plancıya eski kent dokusunun korunması, eski eserler listesi hazırlanması görevinin verilmesi bir diğer önemli karardır. Madran (2002), korumacılıkta Cumhuriyet in ilk on yılını (1930 a kadar) bir geçiş ve hazırlık dönemi, ikinci on yılı ( ) yasal ve örgütsel düzeyde en çok etkinliğin gerçekleştiği dönem, arasını ise etkinlik açısından kısır fakat kurumsallaşma açısından oturmuş bir dönem olarak tanımlamıştır. Cumhuriyet in ilk yıllarında kültür mirasımızın korunması konusunda antik dönemlere gösterilen ilgi ve duyarlılık, Osmanlı dan devralınan kentsel dokulara aynı biçimde yansımamış ve sonraki dönemlerin koruma anlayışı da bu temel üzerinde biçimlenmiştir yılları arasında çıkarılan yasalarla kentlerin sağlığın, temizliğin, güzelliğin ve modern kültürün örneği olması doğrultusunda, yabancı uzmanların da eşliğinde kent planlaması çalışmaları başlatılmıştır lere değin kentleşme ve planlama anlayışımızı etkileyecek olan bu yaklaşımla elde edilen 22

36 kent planları Türk kentinin dokularıyla uyum içinde bulunmadığı ve yıkıcı sonuçlar doğuracağı açısından eleştirilmiştir. Neyse ki planları uygulayan belediyelerin kaynakları sınırlı olduğundan planların tümü kentlerin tarihi kesimlerinde uygulanamamış, bu planlamanın tahrip edici yönü önemli ölçüde engellenmiştir. Tarihi kent dokularındaki asıl tahribatın ortaya çıkışı 1980 li yıllara rastlamaktadır. Ama bu dönemden başlayarak, özellikle büyük kentlerdeki tarihi dokular kente yeni göçenlerin, alt gelir gruplarının iskan alanı haline gelip yoksulluğun mekanlarını oluşturacaktır (Dağıstan Özdemir, 2005). İkinci Dünya Savaşı sonrası bütün dünyada olduğu gibi Türkiye de de önemli değişiklikler yaşanmıştır. Ekonomi ve siyasette liberalleşme, dünya pazarlarına açılma, Marshall Planı nın Türkiye yi gıda ve hammadde deposu yapma amacı ve hızlı nüfus artışına koşut gelişen hızlı kentleşme olguları döneme damgasını vuran gelişmelerdir yılında çok partili yaşama geçişle, ulaştırma ve bayındırlığa önem verilmiş ve altyapı uygulamaları (karayolları, enerji nakil hatları, barajlar, köprü, hava meydanı gibi) arkeolojik ve tarihi yerleşimlerin tahribatına yol açmıştır (Dağıstan Özdemir, 2005). Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarihi çevre koruma mevzuatı Avrupa daki koruma anlayışındaki kuramsal ve kavramsal değişikliklerin etkisiyle gelişmiştir yılında imar çabaları sırasında ortaya çıkabilecek imar ve eski eser sorunlarını çözmek korunmalarını denetlemek üzere yürürlüğe giren 5805 sayılı Kanun ile Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu (GEEAYK) kurulmuştur (Zeren, 1984). Uzun yıllar görev yapan bu kurul, son derece kısıtlı olanaklarla miras korumada önemli olaylara imza atmış, bugün geçerli olan birçok koruma ilkesini Türkiye ye kazandırmıştır. (Dağıstan Özdemir, 2005) Anayasası nın 50. maddesi ile devlete kültür ve tarih değeri olan eser ve anıtları koruma görevi verilmesi Türkiye nin koruma anlayışında önemli bir adımdır yılı Türkiye nin siyasal ve ekonomik yaşantısında bir başka dönüşümü başlattı. Bundan sonraki süreçte hazırlanan beş yıllık kalkınma planlarında, yıllık 23

37 programlarda ve icra planlarında tarihi anıtlar, sanat yapıları, ören yerleri ve diğer kültürel kalıntıların korunması gerektiği, kültür erozyonunun önlenmesi için yasal, örgütsel ve parasal önlemlerin alınması gerektiği belirtilmiştir. Fakat uygulanan ekonomik politikalarla hız kazanan sanayileşme ve kentleşme, özellikle kentlerin merkezlerinde kalan ve toprak rantı çok yükselen tarihi kent dokularında tahribatı arttırmış, buna koşut olarak ülkenin planlama sistematiği metropolitan planlama ve kentsel koruma planlaması kavramıyla tanışmıştır (Dağıstan Özdemir, 2005). Venedik Tüzüğü nün etkileri ile 1973 tarihinde yürürlüğe giren 1710 sayılı Eski Eserler Yasası ile korunacak değerler konusuna yeni tanımlamalar, kısıtlamalar getirilmiş, tek yapı ölçeğinden alan ölçeğinde korumaya geçilmiş, korunacak değerler ve sitler sınıflandırılarak, tümünün değerlendirilerek korunması esası getirilmiş, kentsel sit tanımına yer verilmiştir (Yılmaz, 2000). Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu nun görevlerinin artması, sit alanları ve anıtsal yapılara ilişkin münferit başvuruların çoğalması ile ülke bütününde korumayı bir merkezden ayda bir kez toplanan bir kurul ile idare etmenin zorlaşması yeni bir örgütlenmeye gidilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaç 2863 Sayılı Kanun un düzenlenmesinde temel alınmıştır (Avcı, 2001) yılında UNESCO Dünya Miras Sözleşmesi nin (1972) kabul edilmesinin ardından, 1983 tarihli 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu yürürlüğe girmiş ve 1987 yılında yürürlüğe giren 3386 sayılı Kanun ile bazı değişikliklere uğramıştır te Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu yerine Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulları ve Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kurularak söz konusu yetkiler bu kurullara verilmiştir. Kanun; 150 yıllık eski eser kavramından farklı olarak kültür varlığı, tabiat varlığı tanımlarını kullanmıştır. Yedi bölümden oluşan Kanun taşınır ve taşınmaz 24

38 olmak üzere iki ana bölümde kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin hükümler içerir. Sit kavramı 1973 yılında Eski Eserler Kanunu ile mevzuatta yer almış, sit türleri de Kanun da tek tek açıklanmış olmasına rağmen 2863 sayılı Kanun ve değişikliklerinde sadece sit tanımı ile yetinilmiş, sit türleri ve koruma-kullanma koşulları ise Koruma Yüksek Kurulu kararları ile açıklanmıştır. Tarihi ve kültürel çevreleri korumada en önemli araçlardan planlama ya ilişkin hükümler bu Kanun da yer almış, sit ilan edilen alanlar için planlama zorunlu kılınmıştır. Çevre ölçeğinde korumanın bir planlama sorunu olduğunun vurgulanması ve koruma amaçlı imar planı tanımı getirilmesi Kanun un olumlu yönleri olarak gösterilebilir da Avrupa Mimari Mirasın Korunması Sözleşmesi nin (1985) kabulü önemli dönüm noktalarından bir diğeridir. Kamu-yerel-sivil-özel birlikteliği sloganı ile yola çıkan Tarihi Kentler Birliği, kurulduğu 2000 yılından bu yana, bünyesinde topladığı 220 yi aşkın üye belediyeyi seminerler, buluşmalar, koruma projelerine özendirme ödülleriyle eğiten, motive eden ve örgütleyen önemli bir kuruluştur yılında tarihi çevre koruma konusunda var olan kurumsal yapının güçlendirilmesi ve yasal sistemin uluslararası normlara uygun hale getirilmesi amacıyla 5226 sayılı Kanun la ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nda değişikliğe gidilmiştir. Bu değişiklik ile korunması gerekli kültürel miras öğeleri, 1983 yılında yapılan tanım biraz daha kapsamlı hale gelmiş, koruma amaçlı imar planı kapsamlı ve uzun bir tanımla Kanun da yerini almıştır. Değişikliklerden en önemlilerinden biri de tarihi çevre korumanın salt planlama problemi değil, aynı zamanda bir yönetim problemi olarak ele alınmasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı nca yönetim alanları ilan edilmesi gerekliliği belirtilerek yönetim planı kavramı Kanun da yer almıştır. Ayrıca kültür varlıklarının bakım ve onarımlarına mali kaynak aktarılması amacıyla Bakanlık bütçesinin yanı sıra Belediyeler ve 2009 yılındaki değişiklikle İl Özel İdareleri tarafından kullanılmak üzere, emlak vergilerinin %10 u oranında bir bütçe oluşturulması sağlanmıştır. 25

39 Yoğun çalışma temposu ve kalabalık gündemlere sahip koruma bölge kurullarının işinin hafifletmesi ve daha etkin uygulama ve denetimin sağlanması amacıyla, büyükşehir belediyeleri, valilikler ve Kültür ve Turizm Bakanlığı nca izin verilen belediyelerce kendi bünyelerinde kültür varlıkları ile ilgili işlemleri ve uygulamaları yürütmek üzere kurulacak olan koruma, uygulama ve denetleme bürosu (KUDEB) bu değişiklikte tariflenmiştir tarihli 5366 sayılı Kanun la sit alanı ilan edilmiş bölgelerde Bakanlar Kurulu kararıyla yenileme bölgeleri ilan edilmesini öngören Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ile 2005 tarihli Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik in proje ve uygulamalarda önemli etkilerinin olduğu görülmektedir. (Dağabakan, 2012) Tarihi Alan ve Yeniden Canlandırma Kavramları Son yıllarda alan ölçeğinde koruma yaklaşımları, tarihi yerleşimlerdeki kapsamlı değişimin olumsuz etkilerine bir tepki olarak çoğunluktadır. Ancak geleneksel koruma yaklaşımıyla tarihi yerleşimleri, bir tarihi eser gibi dondurarak korumaya çalışmak imkansızdır. Bu nedenle bu alanları kentlerin fonksiyonel bir parçası halinde yeniden canlandırma fikri ortaya çıkmıştır (Dağabakan, 2012). İş alanları ihtiyacının giderek artması, mekanda alan ve hacim yetmezliği sorununun ortaya çıkmasına ve bu ihtiyacı karşılama çabaları neticesinde ise tarihi çevrenin korunması aleyhinde koşulların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu durum, önceden belirlenen koruma ve geliştirme planı stratejilerinin bulunmadığı ve uygulama sürecinde aksamaların yaşandığı hallerde, kentsel alanın yıpranarak kimliğinin yozlaşmasına yol açabilmektedir. Bu şekilde kaybedilen değerlerin yeniden kazanılması ise olası değildir (Okyay, 1992). 26

40 Bu olumsuzluklardan, sivil mimarilerin ağırlıkla bulunduğu bölgeler daha çok etkilenmektedir. Kamu yapılarının, dini yapıların, külliyelerin, hanların, hamamların, kervansarayların, ören yerlerinin ve benzeri yapıların bakımı ve onarımında önemli sorunlar yaşanmamaktadır. Zira bu tarihi değerler bir bakıma ulusal aidiyetin maddi sembolleridir ve bu nedenle onarımları hedeflenmektedir. Ancak, sivil mimarilerin korunması konusunda ciddi sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Maddi kaynaklar bakımından çaresiz kalınması taşınmaz sahiplerinin koruma ve yaşatma istemlerinin kaybolmasına yol açabilmektedir. Nitelik kaybı düşük rant- onarım için azalan kaynak hızlanan köhneleşme şeklinde gelişen süreç, müdahale edilmedikçe geri dönüşü zorlaşan bir durum ortaya çıkarmaktadır. İlk olarak yapıda nitelik kaybı yaşanmakta, sonra bu düşüş ranta yansımakta ve giderek alanın genelinde bir köhneme sürecine girilmesine yol açmaktadır (Okyay, 1992). Değer yitimine uğrayan kentsel alanların kurtarılabilmesi için yeni kültürel, sosyal ve iktisadi işlevlerle canlandırılması gerekmektedir. Kültürel fonksiyonlar, kültürel önem taşıyan bu alanlar için uygun bir tercih olmaktadır (Tatlıcan, 2006: 48-49). Anıt eserlerin gelecek kuşaklara aktarılması için müze yapı olarak korunmasının yanı sıra diğer tarihi alan ve binaların yeniden işlevlendirilip günümüze kazandırılarak yaşatılması önem kazanmaktadır. Değer yitimi sürecine girmiş bulunan tarihi kent dokularının iyileştirilebilmesi için kültürel yatırımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Kamu eliyle ya da sivil girişimlerle yapılan yatırımlarla bu alanlarda bir dinamizm yaratılabilmektedir. Ancak kamunun bu dinamizmle birlikte yatırımların yaratacağı etkileri yönlendirebilecek kapasiteye sahip olması gerekmektedir. Yaratılan ivme söz konusu alandaki sakinlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve sorunların çözümüne katkıda bulunacak şekilde değerlendirilmelidir. Yatırımların yapıldıkları alanlardan kısa sürede sadece ekonomik kazançlar beklemek gibi bir hataya düşülmemelidir. Yaratılan olumlu etkilerden en iyi şekilde yararlanabilmek için uzun vadeli stratejiler uzlaşma yoluyla 27

41 geliştirilip benimsenmelidir. Bu yolla tarihi alanların yeniden canlandırılması çalışmalarına yapılan yatırımlarda ekonomik kazançlar da elde edilebilmektedir. Kültürel yatırımların etkilerinin belirlenmesi ve ölçülmesi amacıyla birçok araştırmacının farklı açılardan ele aldıkları çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak kültürel yatırımların etkileri bilimsel olarak net bir şekilde tanımlanamamakta ve özellikle uzun vadeli getirileri önemli bir tartışma konusunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte, kültürel yatırımların tarihi çevrelerde yarattığı etkiler genel olarak mekansal, ekonomik ve sosyal olmak üzere üç boyutta değerlendirilebilmektedir. İnsanların tarihi çevreyi yaşadıkları ve ilişki kurdukları yolların çeşitliliği bu konunun güçlü yanlarından birini oluşturmaktadır. Bu alanlar, bazıları için geçmişin öğrenildiği bir çevre, ziyaret edilecek bir yer olurken; birçokları için iş alanı, ev ve büroya bir mekan sağlamaktadır. Diğer kültürel disiplinler ile işbirlikleri özellikle farklı kültürel etkinliklere ev sahipliği yapabilecek tarihi alanların geliştirilmesine yardımcı olabilmektedir. Müzik, sanat ve drama etkinlikleri, alanlara canlı bir boyut getirebilmektedir (DCMS, 2001). Kültürel yatırımlar mekanın iyileştirilmesinde olumlu katkılar sağlamakta ve kullanılmayan yapı potansiyelinin değerlendirilmesi açısından fırsatlar yaratmaktadır. Kamu kullanımının arttırıldığı uygulamalarla, vandalizm seviyesinin düştüğü ve alanda yaşanan güvenlik sorunlarının azaldığı neticeler elde edilebilmektedir (Evans ve Shaw, 2004). İşlevini yitirmiş mekanlara yeni fonksiyonların yüklendiği uygulamalar, sakinlerin ikamet ettiği binalara yönelik bir müdahaleyi içermemektedir. Söz konusu müdahaleler genellikle kullanılmayan, işlevsiz ve sahipsiz kalmış yapılarda gerçekleştirilmektedir. Amaç kimseyi yerinden etmek değildir, aksine boş olan potansiyellerden faydalanarak sakinlerin yaşam standartlarının yükseltilmesine ve kültürel servislere erişimlerini olabildiğince mümkün kılmaya çalışmaktır. Bu tür 28

42 müdahalelerle alandaki fiziksel sorunlarla birlikte sosyal ve ekonomik sorunların da çözümüne çabalanmaktadır. Uygulamaların sonrasında emlak değerlerinin yükselmesi durumunda mağdur kalacak kişiler için bir takım önlemlerin alınması gerekmektedir. Etkili çözümlerin üretilebilmesi ise kültür ve konut politikalarındaki tutumlara bağlı görünmektedir. Kültürel yatırımların mekansal boyutu kapsamında olan kültürel ürünlerin birbirlerine yakın olarak kümelenme şeklindeki organizasyonu araştırmacılar arasında tartışılan bir konu olmaktadır. Ayrıca kümeler, işsizlik oranının çok yüksek olduğu alanlarda ekonomide ve istihdamda yarattığı gelişmelerle donanımlı ve küçük girişimcilere fırsatlar sunmaktadır. Canlılığın ve insan trafiğinin artması alanı daha güvenli hale getirmekte ve buradaki yapıların restore edilerek yeniden canlandırılması konusuna ilgi çekebilmektedir (Evans ve Shaw, 2004). Kültürel yatırımların ekonomik boyutu kapsamındaki araştırmalarda, yatırımların belli bir vizyonun ve uzun vadeli planların bir parçası olarak gerçekleştirilmesi gerektiği konusunun altı çizilmektedir. Bu tür yatırımlardan fayda sağlayabilmek için stratejik bir yaklaşım geliştirmenin önemi aktarılarak modeller oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kültür, yenileşme girişiminin merkezinde yer alarak ya da geniş bir programın önemli bir parçası olarak, bir yöreye ekonomik faydaların getirilmesinde önemli bir rol oynayabilmektedir. Sadece istihdam sağlama ve para kazanma şeklindeki direkt ekonomik kazanımlar getirmekle kalmamakta, alanın yaşamak, çalışmak ve yatırım yapmak için daha çekici bir yer olmasını sağlayarak daha geniş ekonomik etkiler yaratabilmektedir (DCMS, 2004). Yenileşme projeleri şeklinde düzenlenen kültürel yatırımlarda, mekanın iyileştirilmesi ve geliştirilmesinin yanında sosyal ve ekonomik boyutu da önemli olmaktadır. Kültür ağırlıklı projelerin, yatırımları çekmek, ziyaretçi miktarını ve 29

43 harcamalarını yükseltmek, iş alanları yaratmak, eğitimli insanları çekmek, iş gücünü çeşitlendirmek, yeni iş alanlarını, perakende ticaret ve boş zaman değerlendirme alanlarını tetiklemek, kamu, özel ve gönüllü sektör ortaklıklarını arttırmak ve emlak değerlerini yükselterek vergi nispetini arttırmak gibi ekonomik getirileri olabilmektedir (Evans ve Shaw, 2004). Kültürel yatırımların sosyal boyuttaki etkileri özellikle son dönemlerde üzerinde ilginin yoğunlaştığı bir konu olmaktadır. Kentlerde giderek artan sosyal problemlere çözüm bulma arayışlarının neticesinde böyle bir eğilimin oluştuğu söylenebilmektedir. Kültürel yatırımların, sosyal problemlerin çözümüne yönelik olarak olumlu katkılar sağladığını ve sağlayabileceğini vurgulayan araştırmalar bulunmaktadır. Ancak bahsedilen olumlu etkilerin belli basit bir teknikle ölçülme imkanının olmaması ve kültürel faaliyetlerin sağladığı gelişmelerin oldukça uzun bir zamanda yavaş bir şekilde ortaya çıkması konuyu tartışmaya açık bırakmaktadır. Kültürel etkinlikler, bireylerin öz güvenlerinin ve becerilerinin geliştirilmesinde etkili olabilmekte ve yaşam kalitesini ve toplumun sorun çözme kapasitesini artırabilmektedir. Yerel topluluğun sahiplendiği ve bir anlam yüklediği durumlarda, böyle faaliyetler yörenin fiziksel, ekonomik ve sosyal yenileşmesine katkıda bulunabilmektedir. Toplumun doğasına karşı hassas olan ve onun ihtiyaç ve isteklerini yansıtan yenileşme uygulamalarında, fiziksel yenileşme halk üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır. Yerel yaratıcılığı destekleyen ve besleyen projeler bu noktada önemli olmaktadır (DCMS, 2004). Kültür ağırlıklı yatırımlar, gerçekleştirildikleri alanın sosyal boyutunda; Sakinlerin yaşadıkları mekanı algılayışlarında değişim, Çocuklarda ve gençlerde tarihi çevre bilincinde artış, Bireysel güven ve isteklerde artış, Kişisel ve ortak fikirler ve ihtiyaçlarda daha açık ifade edilmesi, Gönüllü sektörde artış, 30

44 Yerel düzeyde örgütsel kapasitede gelişme, Kolektif eylemi sağlayan normlar ve ilişkilerde artış, Kamu, özel ve gönüllü sektör ortaklıklarında güçlenme, gibi değişiklikler yaratabilmektedir (Evans ve Shaw, 2004). Kültürel etkinliklere katılım, aidiyet hissinin, güvenin ve birliğin gerçekleşmesini sağlayabilmektedir. Sağlık, eğitim, suç konularını içeren, iyi yürüyen kültürel servislerin daha çok faydası olmaktadır. Ancak tüm topluluklar için geçerli tek bir kültür projesi modelinden bahsedilemez. Benzersizlik niteliği nedeniyle, demografik verilerle çevresel, bölgesel ve tarihsel faktörleri de hesaba katan bir yöntemin uygulanması gerekmektedir. Başarılı programlar, katılım, girişimcilik ve yerel halkın sesine dayanmaktadır. Ancak bazen grupları ve bireyleri uzlaştırmak problem olabilmektedir. Kültürel etkinlikler doğaları gereği dinamik bir karakter taşırlar. Kolaylıkla meydana gelemezler ve kısa dönemde başarıyı yakalamaları beklenemez. Bu durumda, bir programın gerçekleştirilmesinden önce, yerel ve toplumsal düzeyde bir yönetimin ve vizyonun bulunması gerekmektedir (DCMS, 2004). Tarihi kentsel dokuların korunmasında sıkıntı yaratan eğitimsizlik, bilgisizlik, koruma bilincinin bulunmaması ve halkla ilişkilerde kopukluk gibi sorunlar kültürle ilgili konular olduğundan, kültürel yatırımlar korunması gereken değerlerle ilgili olan kişilerin (karar verici, uygulayıcı, malik, halk, vs) bakış açısının iyileştirilmesinde önemli katkılar sağlayabilecektir (Tatlıcan, 2006: 56-58) Tarihi Alanlarda Yeniden Canlandırma Süreçlerinin Gelişimi Yeniden canlandırmanın gelişimi irdelemek için kentsel koruma ve yenilemenin yakın dönem gelişim sürecini incelemek yerinde olacaktır. Sadece tarihi yerleşimler için ele alınmayan bu çalışmalar, tarihi yerleşimler konusunda önemli bilgiler vermektedir. 31

45 İkinci Dünya Savaşı sonrası yıkılmış olan kentleri yeniden ayağa kaldırmak için çeşitli çalışmalar başlatılmıştır yılları arasında, savaş sonrası tahrip olan kent merkezlerinin yenilenmesi için, hızlı sanayileşme, nüfus artışı ve modernist planlama etkisiyle kentlerin yerleşik alanlarının nazım plana dayalı olarak genişletilmesi ve yeniden inşa edilmesi şeklinde ağırlıklı olarak kamu sektörünün yatırımcı olduğu, sosyal devlet uygulamaları ön plana çıkmaktadır. Şehir çöküntü bölgelerinde yaygın biçimde uygulanan yeniden geliştirme ve büyük ölçekli temizleme gibi müdahale biçimlerinin yerini tarihsel niteliği olan alanları tekrar şehrin yaşayan, canlı bir parçası haline getirme amaçlı yeniden canlandırma uygulamaları almıştır. Bu uygulama yaklaşımıyla eskime bölgesi tekrar yaşamak, çalışmak, vakit geçirmek ve yatırım için çekici bir nitelik kazanmaktadır (Arabacıoğlu, 2007) li yıllara baktığımızda kent merkezlerindeki çöküntü alanlarının temizlenmesi ve yıkılıp yeniden inşa edilmesi, kent merkezlerini sağlıklaştırma çalışmaları şeklinde kentsel yeniden geliştirme ve kentsel sağlıklaştırma olarak adlandırabileceğimiz uygulamalar yapılmıştır lerden itibaren yapı ve sanat eseri düzeyinde olan koruma çalışmaları, daha sonra alan temizleme ve büyük ölçekli yeniden geliştirme politikalarının, fiziksel, sosyal ve kültürel anlamda yaşamı uğrattığı kesintiye tepki olarak da alana dayalı korumaya dönüşmüştür (Oruç ve Giritlioğlu, 2006) li yıllarda kent merkezlerindeki köhnemiş alanları yenilemek üzere, enerjiye dayalı ekonomik kriz nedeniyle sosyal devlet anlayışının gerilemesiyle, gayrimenkul eksenli kamu-özel ortaklıklarına dayalı projeler uygulanmıştır yılları arasında ise, küreselleşme olgusu, post modernist yaklaşımlar ve sürdürülebilirlik kavramının etkisiyle kentsel gelişim şirketleri gibi kamu fonlarını kullanan özel sektörün ve konuya ilişkin ajansların proje ortaklıkları geliştirdiği 32

46 gayrimenkul eksenli, kamu-özel sektör ortaklı kentsel yenileme yaklaşımı göze çarpmaktadır den sonra sosyal eşitsizlikleri ya da yoksulluğu gidermeyi hedefleyen toplumsal dönüşüm projeleri, tarihi miras ve koruma anlayışının güçlenmesiyle kültür eksenli projeler, sosyo-ekonomik ve mekansal açıdan bütünleşmiş stratejik planlama yaklaşımlarının etkisiyle 1980 lerden daha gösterişsiz projeler üretilmiştir. Kamu-özel sektör arasında daha dengeli rol paylaşımının olduğu kentsel yenileme ortaklıkları oluşmuştur (Dinçer, 2008). Kültürel mirasın ve tarihi yapıların korunması ile ilgili olarak imzalanan uluslararası anlaşmalara ek olarak, kentsel yenileşmenin 1990 ların ortalarından itibaren Avrupa Birliği nin gündeminde yer aldığı ve ortak kentsel yenileşme politikalarının oluşturulmasının hedeflendiği görülmektedir (Erden Erbey, 2004). Geçmişte müzecilik anlayışına koşut gelişen koruma kavramı, günümüzde mimari anlamda kültürel varlıkların çağdaş yaşamla ekonomik ve işlevsel yönden bütünleştirilmesi, toplum için yararlı bir işleve uyarlanması ve sağlıklılaştırılması şeklinde yorumlanmaktadır. Yalnız anıtsal eski eserlerin onarımı ve olduğu gibi saklanması şeklinde değil bir bölgenin önemli bir özelliği bulunmayan parçaları da dahil olmak üzere geçmişi ile devamlılığını sağlayan bir yönetim şekli olarak koruma kavramı değerlendirilmektedir (Tadmori, 2004). Özetlemek gerekirse; tarihi çevre koruma kavramının modern bir bilimsel disiplin olarak gelişim sürecinde, arkeolojik eserden taşınmaz esere, anıttan sivile, tek yapı ölçeğinden çevre ölçeğine doğru, korunacak değer kavramlarındaki genişlemelerin yanı sıra, korumadaki müdahale kavramlarının da müzeci yaklaşımlardan, kentbilimsel, sivil, ve toplum odaklı yaklaşımlara doğru değişmiştir. Bu konuda yasal ve kurumsal bir çok alanda gelişmelerle bilimsel olarak ta belli bir seviye yakalanmıştır. Bu temel tutum değişikliğine eşlik eden ve gittikçe daha sık sorulan, 33

47 koruma kimin için?, korunacak değerleri kim, neden, nasıl belirliyor? ve korumayı kim yapmalı? gibi sorular, yeni, değer-temelli bir koruma anlayışını duyurmaktadır. Bu sorulara yanıt arayışları, belki de korumayı nasıl beraber yapabiliriz? sorusundan geçen uzlaşmacı yollara işaret etmektedir Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılması Çalışmalarında Yaşanan Genel Sorunlar Türkiye, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan zengin uygarlıkların yaşadığı bir ülke olarak insanlığın kültürel mirasının korunması konusunda evrensel sorumlulukları yüksek olan ülkelerin başında gelmektedir. Günümüzde ülkelerin doğal ve tarihi çevrelerini koruma becerisi ve başarısı sadece doğal ve kültürel zenginlik olarak değil, aynı zamanda siyasal bir güç ve itibar kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Sahip olduğu kültürel ve doğal varlıklarının değeri ve kapsamı düşünülürse, Türkiye nin doğal ve tarihi çevreyi koruma konusunda sağlayabileceği başarı uygarlık yarışındaki en önemli ve değerli gücü olacaktır (Ömeroğlu, 2006). Tarihi ve kültürel mirasın bulunduğu yerleşim alanlarının korunması konusunda sorunları; yok olduğunda yenilenemeyecek ya da düzeltilemeyecek değerlere sahip sit alanlarındaki halkın yetersiz sosyo-ekonomik durumu, fiziksel sorunlar, mali kaynak yetersizlikleri, halkın koruma kültürü ve bilincine sahip olmaması, planlama uygulama sorunları ve yasal mevzuattan kaynaklı sorunlar olarak sıralanabilir. Türkiye de yaşanan koruma sorunlarının nedenlerinin başında ülkede sosyal ve ekonomik alanlarda yaşanan sorunların yanı sıra denetimsizlik ve alınan yanlış kararlar gelmektedir. Koruma politikalarının çerçevesi çizilirken halkın bilinçlendirilmesine yönelik gerekli maddi kaynaklar üzerinde stratejik kararlar alınmamaktadır. Korumanın toplumsal bir görev olduğunu çıkardığı yasalarla kabul eden Merkezi Yönetim, anıt eserlerin korunması dışında koruma konusunda tüm maddi yükü bireylere ait kılmıştır (Ömeroğlu, 2006). 34

48 Öte yandan; her kent için hemen hemen aynı çerçevede çizilen ve uygulanan kararların, sadece fiziksel değerlere yönelik olması; kentlerin toplumsal ve mekansal özgünlüklerinin göz ardı edilmesi büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yasaların genelleyici yaklaşımları, kentleri bir örnek ve aynı kılan değerlendirmeleri birçok kentin özgün yapısının yok olmasına neden olmaktadır (Ömeroğlu, 2006) yılında 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanun ilçe ve ilk kademe belediyelerine, kültür ve tabiat varlıkları ve tarihi dokuyu korumak; kent tarihi bakımından önem taşıyan mekanların ve işlevlerinin geliştirilmesine ilişkin hizmetler yapmak konusunda görev ve yetki vermektedir. Şehir Plancıları Odası, kanundaki meslek odalarının katılımı öngören yaklaşımı yetersiz bularak kent konseylerinin kurulmasını önermektedir. Kanun un halkçı, çevreci ve yenilikçi olabilmesi için kentli haklarını ve çevre haklarını vurgulaması gerekmektedir. Büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleri arasında görev ve yetki karmaşasını önlemeyi amaçlayan Kanun un, büyükşehrin yetki ve sorumluluklarını artırması ise yeni sorunlara yol açacaktır. Yetki dağılımında yaşanan sorunların, ilçe belediyelerini güçsüzleştiren yaklaşım yerine bu birimler arasında eş güdüm ve birlikte çalışmayı sağlayacak mekanizmalar oluşturulmasıyla çözülebileceği düşünülmektedir (ŞPO, 2004). Tarihi alanların canlandırılması çalışmalarında yaşanan genel sorunların temelinde bu iş için ayrılan parasal kaynakların etkin bir yönetimsel bütünlük ve süreklilik içinde ele alınmaması bulunmaktadır Türkiye de Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılması Çalışmalarında Yasal Kuruluşlar ve Kaynak Sorunları Türkiye deki korumayla ilgili yürürlükteki kanun, bu kanunların kapsamlarının ve korumadan sorumlu kurum ve kuruluşların genel yapısının ve ardından korumayla ilgili ne tür yatırımlar yaptıkları ve bu tür yatırımlara için kullandıkları finansal 35

49 kaynak yapısının incelenmesi mevcut durumu ortaya koymak açısından yararlı olacaktır. Çalışmanın ana konusu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı nın da korumayla ilgili finansal yapısını görebilmek için öncelikle genel politika ve hedefleri konusunda bilgiler ortaya konulup finansal kaynakların hangi projelere, programlara hangi yöntemlerle aktarıldığı açıklanması gerekmektedir Tarihi Alanların Korunmasında Yasal Çerçeve Tarihi alanların yeniden canlandırılması koruma gibi çok önemli bir kavramdan ortaya çıktığından Türkiye deki koruma konusunda yasal çerçeveyi tanımlamak ve tarihi alanlar konusundaki yasaları vurgulamak gerekmektedir. Kültürel varlıklar bakımından zengin bir mirasa sahip olan Türkiye de koruma konusunda çok ta yeterli ve başarılı bir geçmiş görmek mümkün değildir. Anıtların korunması niteliğindeki koruma çalışmaları Osmanlı İmparatorluğu nun son dönemlerinde ve cumhuriyet döneminin ilk yıllarında tek yapı ve sınırlı olarak da arkeolojik alanların korunması şeklinde idi. Cumhuriyet döneminin ilk koruma yasası olan ve 1973 yılında çıkarılan 1710 sayılı Yasa ile ilk kez alan ölçeğinde bir koruma kavramı olan sit kavramı, koruma mevzuatı içine girmiş; 1983 yılında çıkarılan 2863 sayılı Kanun ile sit alanları için Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması zorunlu hale getirilmiştir sayılı Kanun, 1987 yılında 3386 sayılı ve 2004 yılında da 5226 sayılı Kanunlar la yapılan değişikliklerle halen yürürlüktedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın 63 üncü maddesinde yer alan devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır hükmü ile kültür ve tabiat varlıklarının korunması anayasal güvence altına alınmıştır. 36

50 3386 ve 5226 sayılı Kanunlar la değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (1983) ülkemizde koruma konusundaki temel kanun olarak; Korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir. şeklinde amacını tanımlamıştır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (1983) dışında, amaç açısından değerlendirildiğinde, Anayasanın özel önem atfettiği kültürel varlıkların korunmasına ilişkin olarak Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu gibi özel kanunlar ile amaç açısından farklılık gösteren ancak dolaylı olarak koruma ile ilişkili olarak İmar Kanunu, Belediyeler Kanunu, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, Turizm Teşvik Kanunu, Kültür Yatırımlarını ve Girişimlerini Teşvik Kanunu gibi kanunlar öne çıkmaktadır. Koruma alanında kanunların yanında mevzuatın en önemli parçaları; uygulamaları yönlendiren yönetmelikler, yönergeler ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ilke kararlarıdır sayılı Kanun ve bu Kanun a bağlı olarak çıkarılan yönetmeliklerle uygulamalar yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Kanun, Kültür ve Turizm Bakanlığı na mülkiyetine bakılmaksızın taşınmaz kültür varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak görevini vermiştir. Ayrıca taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının özel, tüzel ve resmi tüm maliklerini bu varlıkların bakım ve onarımlarından sorumlu tutmuş ve kanunda belirtilen bakım ve onarım sorumluluklarını yerine getirdikleri sürece kanunun maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanacaklarını hükme bağlamıştır. 37

51 2863 sayılı Kanun, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili karar alma yetkisini Koruma Bölge Kurulları na vermiştir. 8/8/2011 tarihli ve 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname nin 51. maddesi ile Kanun a eklenen Ek 4. Madde de Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı dır. denilerek tabiat varlıkları ile ilgili yetki Koruma Bölge Komisyonları na devredilmiştir sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nun 17. maddesi, sit alanları için Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmasını zorunlu tutarak, sit alanlarının planlanarak korunmasını esas almıştır, ancak planlama ile ilgili temel kanun olan 3194 sayılı İmar Kanunu nun plan yapma yetkisini yerel idarelere, değerlendirme ve onaylama yetkisini de Koruma Bölge Kurulları na vermesi sebebiyle 2863 sayılı Kanun sit alanlarının korunması için yeterli olamadığı görüşü hakim olmaktadır sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun da yapılan değişiklikle imar hakları açısından kısıtlama getirilen yapı sahiplerinin haklarının transferi ile ilgili imar hakkı transferi hükümleri 3194 sayılı İmar Kanunu nda karşılığını bulamadığından söz konusu maddenin bugüne kadar uygulaması gerçekleşmemiştir sayılı Kanun ile getirilen Yönetim Alanı, Yönetim Planı, Alan Yönetimi, Müze Yönetimi ve Anıt Eser Kurulu kavramları, koruma mevzuatımız içinde ilk kez yer almış, uygulamaları yeni başlamış olup, somut sonuçlar için zaman gerekmektedir. Ayrıca yasada ören yerleri için Çevre Düzenleme Projesi yapımı öngörülmüştür (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:25) sayılı İmar Kanunu: Ülkemizde imar ve planlama ile ilgili temel yasa 3194 sayılı İmar Kanunu nda koruma ile ilgili kavram ve yaklaşımlar yer almadığından, korunması gerekli alanları kentin bütününden ayrılarak 2863 sayılı Kanun un denetimine bırakılmakta, bu alanların kentle entegrasyonu, ulaşım bağlantıları, 38

52 kullanım kararları, kentin diğer kesimleri ile görsel, fiziksel ve sosyal ilişkiler vb. konuları gerektiği gibi değerlendirilememektedir sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun (2005): 1. maddesinde Kanun un amacı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları nca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabii afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması... olarak tanımlanmıştır sayılı Vakıflar Kanunu (2008): Kanun un 22. maddesi ile kamu kurum ve kuruluşları, Koruma İmar Planlarını düzenlerken vakıf kültür varlıklarıyla ilgili hususlarda Genel Müdürlüğün görüşünü almak zorundadırlar. Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmaz mallarla ilgili olarak belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan uygulama imar ve parselasyon planlarının, askıya çıkarılmadan önce ilgili idareler tarafından Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur. hükmü getirilerek, Vakıflar Genel Müdürlüğü ne anıt eserlerin çevresi ile korunması konusunda etkin bir görev verilmiştir sayılı Kanun Koruma Amaçlı İmar Planlarını ilgili yerel yönetimin Koruma Bölge Kurulu nun uygun görüşü sonrasında onayacağını hükme bağlamıştır. Ayrıca ilgili belediye temsilcisi Koruma Bölge Kurulu nun üyesi olacağından yerel yönetimlerin de karar mekanizması içinde yer alması sağlanmıştır (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:27). Koruma alanında yerel idarelere verilen yetki ve sorumlulukların ilk kaynağı, yerel yönetimlerle ilgili olan yasalardır. Buna göre; 39

53 Büyükşehir Belediyeleri: 5216 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekanların ve işlevlerinin korunmasını sağlamak; bu amaçla bakım ve onarım yapmak; korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa etmekle; Belediyeler: 5393 sayılı Kanun a göre kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekanların ve işlevlerinin korunmasını sağlamakla; bu amaçla bakım ve onarım yapmakla; kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden onarmakla; kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulamakla; İl Özel İdareleri: 5302 sayılı Kanun gereğince belediye sınırları dışındaki alanlarda, belediyelerin yapmakla yükümlü oldukları görevleri üstlenmiş, kültür ve turizme yönelik etkinlikler yapmakla yükümlendirilmiş ve İl Özel İdareleri, il çevre düzeni planını yapmakla görevli ve yetkili kılınmış; il çevre düzeni planının valinin koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte yapılacağı, belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanacağı hükme bağlanmıştır sayılı Kanun ile öngörülen büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve il özel idarelerinin bünyesinde Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları (KUDEB) kurulması ile yerelleşme konusunda önemli bir adım atılmıştır. Son yıllarda yapılan yasal değişikliklerle ve yeni yasalarla, koruma alanında yeni kaynaklar yaratılmış, kültür alanında yatırım yapmak isteyenlere de kolaylıklar tanınarak koruma teşvik edilmeye çalışılmaktadır. Yasalarımızda doğrudan maddi destek olarak kaynak sağlanmasının yanı sıra çeşitli teşvikler de yer almaktadır. 40

54 2863 sayılı Kanun un (5226 sayılı Kanun ile değişik) 12. maddesinde; Kültür ve Turizm Bakanlığı nca, özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için her yıl bütçesine konacak yeterli ödenekle ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı, Emlak vergilerinin %10 u nispetinde Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirileceği, İl Özel İdaresi tarafından toplanacak bu meblağın, Belediyelerce kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan projeler kapsamında kamulaştırma, projelendirme, planlama ve uygulama konularında kullanılacağı 2 ; 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu uyarınca verilecek kredilerin en az %10 unun tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu işlemlerinde kullandırılacağı, hükmü getirilmiştir. Doğrudan maddi kaynak yaratılan bu hükümlerin dışında kamulaştırma (15/a), takas (15/f), koruma amaçlı imar planlarının yapımı için İller Bankası Genel Müdürlüğü bütçesine yeteri kadar ödenek konacağı hükmü (17.madde), yapılanma hakları kısıtlanmış tescilli kültür varlıkları veya koruma amaçlı imar planları ile kısıtlanan taşınmazların, mülkiyet veya yapılaşma haklarının imar planlarıyla yapılanmaya açık aktarım alanlarına aktarılmasına ilişkin maddeler, dolaylı olarak koruma için yaratılmış kaynakları işaret etmektedir (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:28) sayılı Kanun un istisna ve muafiyetlere ilişkin 21.maddesi ile tescilli I. ve II. grup yapılar ile arkeolojik ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerine kesin yapılaşma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parsellerin, her türlü vergi resim ve harçtan muaf olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı kanunla koruma Bölge Kurulu kararlarına uygun olarak taşınmaz kültür varlıklarında yapılan onarım ve inşaat işlerinin Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınacak vergi, harç ve 2 Örneğin Bursa İl Özel İdaresi, Yıldırım Belediyesi ve Mimarlar Odası Bursa Şubesi işbirliği ile yürütülen 3. Binyılda Yaşayan Osmanlı Köyü Cumalıkızık Projesi nde bu maddi kaynaktan yararlanılmıştır (Taş, Taş ve Çahantimur, 2009). 41

55 harcamalara katılma paylarından müstesna olacağı, kültür varlığının korunması maksadıyla tespit, proje, bakım, onarım, restorasyon ve kazı ile müzelerin güvenliği için kullanılmak şartıyla, TBMM, Milli Savunma Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı nca ve Vakıflar Genel Müdürlüğü nce dışarıdan getirilecek her türlü araç, gereç ve malzemenin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olacağı hükümleri getirilmiştir sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu, ülkemizin kültür varlıklarının yaşatılması ve ülke ekonomisine katkı yaratan bir unsur olarak değerlendirilmesi, kullanılması amacıyla kültür alanında yatırım yapmak isteyenlerin teşvik edilmesini amaçlamaktadır. Teşvik konularından biri 2863 sayılı Kanun kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarıdır. Taşınmaz mal tahsisi, gelir vergisi stopaj indirimi, sigorta pirimi işveren paylarında indirim, su bedeli indirimi ve enerji desteği bu kanun kapsamında yatırımcılara sağlanan desteklerdir. Uygulamaları yönlendirmek çıkarılan üç ayrı yönetmelik; Kültür Yatırım ve Girişimlerine Taşınmaz Kullandırılması Hakkında Yönetmelik, Kültür Yatırım ve Girişimlerine Gelir Vergisi Stopajı, Sigorta Primi, İşveren Payı ve Su Bedeli İndirimi ile Enerji Desteği Uygulamasına Dair Yönetmelik, Kültür Yatırım ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmelik idir. Ancak bu konudaki uygulamalar yeterince hız kazanamamış, henüz bu kanun kapsamında bir teşvik verilememiştir (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:28-29). Ayrıca; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri yapılması ve nakil işleri; 42

56 Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey araştırmaları; Yurtdışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye ye getirtilmesi çalışmaları, Bazı Kanunlarda ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5228 sayılı) ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu nun 89.maddesinde yer alan Diğer İndirimler başlığı altındaki bölümde değişiklikler yapılarak vergi matrahından indirim sağlanacağı öngörülen konular arasında yer almaktadır sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 14. ve 16. Maddeleri ile Vakıflar Genel Müdürlüğü nün idaresinde ve denetiminde bulunan mazbut vakıflar ile belediyeler dahil diğer kamu kurum ve kuruluşları adına kayıtlı olan, tescilli abide eserlerin; bakımı, onarımı, restore edilmesi ve yaşatılması amacıyla abide eserin kayıtlı olduğu kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımların tamamı yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilmesi öngörülmüş, kurumların katkı yapması halinde, yapılan bağış ve yardımların tamamının kurum kazancının tespitinde gider olarak kaydedileceği hükmü getirilmiştir. Kültür Yatırım ve Girişimlerine Taşınmaz Kullandırılması Hakkında Yönetmelik e göre de Hazine ye ait veya üzerinde tescilli kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazların Bakanlığa tahsisi yapılarak kültür yatırımcı ve girişimcilerine kiralama, irtifak hakkı tesisi veya kullanma izni verilmesi yoluyla kullandırılabilmesi mümkün olmuştur. Türkiye deki zengin kültürel mirasın korunmasında, doğrudan maddi kaynak sağlanması yanında ayni ve teknik yardımları da içeren son dönem düzenlemeleri koruma alanında önemli bir finansman ve destek yaratmıştır ancak bu kaynakların yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Ayrıca son yıllarda koruma alanındaki yasalarla birlikte yönetmelik sayıları da artmış, her alanda yapılan parçacı düzenlemeler bu parçalar arasında uyuşmazlıklara, çatışmalara ve çakışmalara neden olmuştur. 43

57 Yasalarımızdaki merkeziyetçi yapı dünyadaki yerelleşme eğilimine paralel olarak, koruma alanında da kırılmış; 2863 sayılı Kanunda 5226 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, korumada yerelleşme adına önemli adımlar atılmış; yerel yönetimlere verilen yetki ve sorumluluklar artırılmış, korumanın finansmanı ve örgütlenmesinde de yerele yönelim olmuştur (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:23) Tarihi Alanların Korunmasında Yasal Kuruluşlar Toplumun kültür ve eğitim düzeyine göre oluşan, siyasal yapılanmanın bir parçası, aynı zamanda temsilcisi olan merkezi ve yerel yönetimler, belirledikleri kentsel politikalar ile birlikte koruma yaklaşımlarının çerçevesini ortaya koymaktadırlar (Ömeroğlu, 2006). Ulusal ölçekte tarihsel-kültürel varlıkların korunması sürecinde yer alan aktörler üç grup altında toplanabilir; 1. Kamu kurumları, 2. Sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ya da gönüllü kuruluşlar, 3. Özel ve tüzel kişiler Kamu Kurumları Koruma temelde bir kamusal hizmet alanı olduğundan, Anayasa doğal ve kültürel mirası koruma sorumluluğunu devlete vermiştir. Bu sorumluluğun ne tür politikalarla ve hangi kamu kurumlarınca yerine getirildiği önemli olmaktadır. Ülkemizde tarihi çevrenin korunması konusunda doğrudan sorumlu olan bir çok merkezi yönetim birimleri ile yerel yönetim kurumları bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu; gün ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2634/4957 sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun gereğince kültür ve turizm koruma ve gelişme bölgesi, 5366 sayılı 44

58 Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun gereğince Yenileme Alanları vb., alanların kararlarının alınmasında yetkilidir. Boğaziçi Yüksek Koruma Kurulu; tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu gereğince İstanbul Boğaziçi bölgesinde belirlenen ön görünüm bölgeleri için imar planlarının denetlenmesi ve onaylanması görevleri arasındadır. Güney Doğu Anadolu Projesi Kalkınma İdaresi Teşkilatı; gün ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 388 sayılı GAP Bölge Kalkınma İdaresinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında KHK (Kanun Hükmünde Kararname) gereğince her ölçekteki planlamadan ve bölgedeki gelişme-koruma kararlarından sorumludur. Kültür ve Turizm Bakanlığı; 1983 yılında kabul edilen 2863 sayılı Kanun da kültürel ve doğal değerlerin korunması konusunda üst kuruluş olma kimliğini korumaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür varlıklarının korunması için gerekli tedbirleri almak, aldırtmak ve bunların her türlü denetimini yapmak ile görevlendirilmiştir. Koruma gündemindeki konuların sayıca çoğalması, 2863 sayılı Kanun un yerel koruma kurulları oluşturması vb. nedenlerle, taşınır ve taşınmaz varlıkların korunması ve değerlendirilmesinin tek bir birim tarafından yürütülemeyeceği görülmüş, 1989 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü olarak iki ayrı genel müdürlük olarak örgütlenmiştir yılında Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığının birleştirilmesi ile Bakanlık, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü birleştirilerek Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adını almıştır (Ömeroğlu, 2006). 45

59 Vakıflara ait yapılar ve camiler hariç ülkemizdeki tüm tescilli kamu yapıları Kültür Bakanlığı nın denetimine verilmiştir. Kaleler, müzeler ve kamuya ait diğer tescilli yapılar Kültür Bakanlığı na ait olup Milli Saraylar bunun dışında tutulmuştur (Erim, 2007). Vakıflar Genel Müdürlüğü: Osmanlı İmparatorluğu döneminde tarihi yapıların korunması, onarımı ve işletilmesi konusunda Evkaf Vekaleti yetkili kılınmıştı. Cumhuriyetin kurulmasından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi 2 Mayıs 1920 yılında Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına dair Kanun çıkartılarak 11kişilik İcra Vekilleri Heyeti ne Şer iyye ve Evkaf Vekaleti de alınarak Vakıf işleri bu bakanlık tarafından yürütülmüştür. Şer iyye ve Evkaf Vekaleti nin 3 Mart 1924 gün ve 429 sayılı Kanun ile kaldırılmasıyla görevleri Başbakanlık a bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü ne devredilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü kendine ait tarihi yapılarda yetki ve sorumluluklara sahiptir (Erim, 2007). Toplu Konut İdaresi (TOKİ): 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nun Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanması ve Katkı Payı başlıklı 12 nci maddesine eklenen 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu uyarınca verilecek kredilerin en az %10 u tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu işlemlerine ilişkin başvurularda kullandırılır. Bu kapsamdaki öncelikli projeler Bakanlık ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı nca müştereken belirlenir fıkrası gereğince özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli tescilli taşınmaz kültür varlıklarının; bakımı, onarımı ve restorasyonu için Toplu Konut İdaresi tarafından kredi verilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Milli Saraylar Daire Başkanlığı: Cumhuriyetin ilanından 4 ay sonra, 3 Mart 1924 yılında çıkartılan 431 sayılı Kanun ile halifelik kaldırılmış, padişahın sarayları ve her türlü emlakı ile mefruşatı bu Kanun un 8,9,10 uncu maddeleri ile millete devredilmiştir. 18 Ocak 1925 tarihli 46

60 Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayları ile Milli Saraylar adı altında korunmak üzere kurulacak Milli Saraylar Müdürlüğü yönetimine bırakılmıştır. Aynı yıl içinde Yıldız-Şale, Aynalıkavak ve Küçüksu Kasrı, 1981 de Maslak Kasırları bu Müdürlüğe bağlanmıştır sayılı TBMM Genel Sekreterliği Teşkilat Yasası ile Daire Başkanlığı konumuna getirilen Milli Saraylar Daire Başkanlığı na 1998 yılında Florya Atatürk Deniz Köşkü, 1991 yılında Filizli Köşk, 1994 yılında Yıldız Porselen ve Hereke İpekli Dokuma Halı Fabrikaları bağlanmıştır (Erim, 2007). Topkapı Sarayı müze olarak kullanıldığı için bunun dışında tutulmuştur. Topkapı Sarayı dışında kalan tüm saraylar bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi nin denetimindedir. TBMM çatısı altında kurulan Milli Saraylar Daire Başkanlığı TBMM adına bu yapıların korunması, onarımı ve işlevleri konusunda görev yapmaktadır (Erim, 2007) sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanun a göre Türkiye Büyük Millet Meclisi nin idare ve kontrolünde bulunan kültür ve tabiat varlıklarının korunması Milli Saraylar Daire Başkanlığı nca, gerektiğinde Kültür Bakanlığı ndan teknik yardım ve işbirliği sağlanarak yapılır (Ömeroğlu, 2006). Yerel yönetimler (Ömeroğlu, 2006): Belli ortak hizmetlerin sağlanması amacıyla seçilmiş örgüt olarak tanımlanan Yerel Yönetimler; İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Köylerden oluşmaktadır sayılı Belediye, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye ve 5302 sayılı İl Özel İdareleri Kanunları gereğince Belediyeler ve Valilikler - İl Özel İdareleri tarihikültürel değerlerin korunması konusundaki yerel uygulamalardan sorumlu yerel yönetim birimleri olarak çok önemli roller üstlenmektedir. Yerel yönetimler doğal ve yapılı çevreye müdahale erkine sahip en önemli birimlerdir (Ömeroğlu, 2006). 47

61 İl Özel İdareleri, Büyükşehir Belediyeleri ve Bakanlık tan izin alınan belediyeler bünyesinde, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili işlemleri ve uygulamaları yürütmek, denetimlerini yapmak üzere koruma, uygulama ve denetim büroları kurulması 2863 sayılı Kanun un 10. maddesi, 5226 sayılı Kanun un 4. maddesinde şöyle tanımlanmıştır; Büyükşehir Belediyeleri, Valilikler, Bakanlıkça izin verilen belediyeler bünyesinde kültür varlıkları ile ilgili işlemleri ve uygulamaları yürütmek üzere sanat tarihi, mimarlık, şehir planlama, mühendislik, arkeoloji gibi meslek alanlarından uzmanların görev alacağı koruma, uygulama ve denetim büroları kurulur. Ayrıca, il özel idareleri bünyesinde, kültür varlıklarının korunmasına yönelik rölöve, restitüsyon, restorasyon projelerini hazırlayacak ve uygulayacak proje büroları ve sertifikalı yapı ustalarını yetiştirecek eğitim birimleri kurulur. Bu bürolar Koruma Bölge Kurulları tarafından uygun görülen koruma amaçlı imar planı, proje ve malzeme değişiklikleri ile inşaat denetimi de dahil olmak üzere uygulamayı denetlemekle yükümlüdürler. Konuyla ilgili 11 Haziran 2005 tarihinde çıkarılan Yönetmelik ile KUDEB (Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları) birimleri kurulmuş, kuruluş ve işleyiş esasları ayrıntıya kavuşturulmuştur. KUDEB ler İl Özel İdareleri nde imar ile ilgili daire başkanlığı veya müdürlük, Büyükşehir Belediyelerinde imar daire başkanlığı ve diğer belediyelerde imar müdürlüğü bünyesinde görev yapmaktadır. KUDEB lerde mimarlık, şehir planlama, mühendislik, sanat tarihi ve arkeoloji meslek alanlarından en az birer uzman görev almaktadır. Uzmanların nitelikleri ve sayıları, KUDEB in görev alanındaki taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının niteliği ve yoğunluğu göz önüne alınarak belirlenmektedir. Büyükşehir Belediyeleri ile İl Özel İdareleri herhangi bir organdan izin almadan KUDEB kurabilirken, İlçe belediyeleri ile diğer belediyeler Kültür ve Turizm Bakanlığı na başvurarak talepte bulunmaktadır. Bakanlık tarafından, ilçede bulunan kültür ve tabiat varlıklarının yoğunluğu göz önüne alınarak belediyenin talebi değerlendirilmekte, uygun bulunursa izin verilmektedir (Ömeroğlu, 2006). İller Bankası Genel Müdürlüğü: Koruma amaçlı imar planlarının yapımı için belediyelere aktarılmak üzere İller Bankası Genel Müdürlüğü bütçesinde ödenek ayrılmaktadır. 48

62 Bayındırlık ve İskan Bakanlığı: İmar ve yapı alanlarında devletin en önemli kuruluşu olduğu için çeşitli birimleri kültürel ve doğal değerlerin korunması ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenmekle görevlendirilmiştir (Ömeroğlu, 2006). Belediyelere imar uygulamaları yapabilmeleri için yardım sağlamaktadır Sivil Toplum Kuruluşları Meslek Örgütleri ve Gönüllü Kuruluşlar Sivil toplum örgütleri (STK); kamusal amaçlı faaliyette bulunmak üzere ortak ilgi, çıkar ve hedefleri olan kişilerin devlet denetimi dışında yan yana gelerek dernek, vakıf, komite, birlik, meslek kuruluşu gibi örgütlenmeler biçiminde olabilmektedir. Türkiye de de son yıllarda kentsel çevrenin korunmasına karşı duyarlılığın giderek artması ve tarihi çevre konusunda kaygı duyan meslek odaları, çeşitli dernekler, gönüllü kuruluşlar gibi STK lar halkı bilinçlendirmeye ve korumaya destek vermeye çalışmaktadır. Son dönemlerde sayıları giderek artsa da, bu konuda çalışan gönüllü kuruluş sayısı gelişmiş batılı ülkelere göre daha azdır. Koruma sürecinde sivil toplum kuruluşlarının yeterince aktif rol aldıkları söylemek mümkün değildir. Ancak bu tür gönüllü kuruluşların varlığı tarihi çevreler için başarılı projeler üretecekleri umudunu vermektedir. TMMOB Mimarlar Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Çevre ve Kültürel Değerleri Koruma Vakfı (ÇEKÜL), Tarihi Kentler Birliği, Turizm Anıt ve Çevre Değerlerini Koruma Vakfı (TAÇ), Kültürel Mirasın Dostları Derneği (KÜMİD), Tarihi Türk Evleri Derneği, Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER), Arkeoloji ve Arkeologlar Derneği, TURING Kurumu tarihi çevre konusunda tüm ülke ölçeğinde etkinlik yapan sivil toplum örgütleridir (Madran ve Özgönül, 2005; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009). Yerel yönetimler arasında, tarihsel kültürel çevrelerin korunması konusunda duyarlılık ve bilincin arttırılması yönünde çalışan Tarihi Kentler Birliği yerel örgütlülük adına önemli bir yapılanmadır. Avrupa, Bir Ortak Miras kampanyası 49

63 kapsamında Ekim 1999 tarihinde Strazburg da düzenlenen Avrupa Tarihi Kentler Birliği kuruluş toplantısının ardından, Temmuz 2000 tarihinde Türkiye Tarihi Kentler Birliği kurulmuştur. Birlik Ağustos 2002 tarihinde de gerekli formaliteleri tamamlayarak Avrupa Tarihi Kentler Birliği nin üyesi olmuştur (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:44). ÇEKÜL Vakfı ve Tarihi Kentler Birliği tarafından doğal ve kültürel çevrenin korunması amacıyla kent havza bölge - ülke ölçeğinde planlanmış ve kamu - yerel sivil - özel sektör birlikteliğine önem verilmiş projeler üretilmiş ve hayata geçirilmiştir. Ayrıca Tarihi Kentler Birliği birçok belediyeye gerek maddi gerekse teknik destek vererek, kültür mirasının korunması yönünde yerleşim ölçeğinde birçok proje ve bu projelerin uygulanması çalışmalarını sürdürmektedir. ÇEKÜL Vakfı, çeşitli Belediyeler, Valilikler ve Kaymakamlıklarla bu yönde gerek proje ve gerekse uygulama çalışmaları yapmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan gerek proje gerekse uygulama örneklerini özendirmek amacıyla her yıl Tarihi ve Kültürel mirası koruma proje ve uygulama özendirme yarışması düzenlenerek bu alandaki çalışmalar teşvik edilmektedir. Doğal ve kültürel varlıkların / alanların, korunması konusunda proje üreterek ya da yerel dinamiklerin harekete geçirmesi yoluyla uygulamaların gerçekleştirilmesinin yanı sıra yerel düzeydeki girişimler olarak özellikle TMMOB a bağlı Meslek Odalarının çabaları, bu anlamda kayda değerdir (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:45). Tankut (2005) Sivil Toplum Örgütlerinin sadece yanlış müdahalelere tepki göstererek değil, sürekli izleyerek ve sorunların çözümlerine katkıda bulunarak destek vermelerinin sağlanması tarihi ve doğal çevrelerin korunmasında yarar 50

64 sağlayacaktır. diyerek bu kuruluşların mevcuttaki faaliyetlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır Özel ve tüzel kişiler Koruma alanında yer alan diğer aktörler arasında, tarihsel alanda taşınmazı olan (Sit/Tescilli yapı) mülk sahibi-kullanıcılar, yatırımcılar spekülatörler ve sponsor firmalar sayılabilir. Genellikle sivil mimarlık örneği yapıların sahipleri ve kullanıcıları genellikle bakım, onarım ve restorasyonu pahalı mülkleri konusunda bazı vergi indirimleri, onarıma katkı hibe ve kredi yardımları şeklinde desteklendiğinden bu konudaki önemli aktörlerdendir. Bu konuda çeşitli fonlar konusunda finansman yapı başlığı altında bilgiler verilmiştir. Yeterli olmasa da bu tür katkıların devamı ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. Yatırımcılar ve spekülatörler ise tarihi ve kültürel değerleri olan ancak zaman içinde çöküntü alanına dönüşmüş olan daha çok kent merkezlerindeki son dönemlerde sık sık bahsedilen kentsel dönüşüm projelerinde aktör olarak yer almaktadırlar. Özel sektörün kar amaçlı yapısı nedeniyle bu tür projelerde koruma-kullanma, özgünlük gibi konularda hassas davranılması gerekmektedir. Kurum ve kuruluşların toplumun sosyal, çevresel ve ekonomik, kültürel kaygılarını, kendi istekleriyle faaliyetlerinin ve paydaşlarıyla ilişkilerinin bir parçası haline getirmesi ve tüm paydaşlarına ve topluma karşı etik ve sorumlu davranması, bu yönde kararlar alması ve uygulaması olarak kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında özel ve tüzel kurum ve kuruluşların tarihi alanların yeniden canlandırılması uygulamalarında sponsorluk faaliyeti gösteren firmalar da diğer önemli aktörlerdendir sayılı Bazı Kanunlarda ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve 2005/13 sayılı Kültürel 51

65 Alandaki Destek Faaliyetlerinin Teşvik Edilmesi Hakkında Genelge kapsamında kültürel varlıklar için faaliyetleri karşılığında sponsorlara kurumlar ve gelir vergisi kanunlarında imkan tanınan vergi indiriminden yararlanma olanağı sunulmakta ve imzalanacak sözleşmelerle sponsorluğa konu alanlarda sponsor kişi ve kuruluşların kendilerini tanıtabilecekleri bir imkan sağlanmaktadır. Opet in Şubat 2006 da başlatılan Tarihe Saygı Projesi ile Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde ve çevresinde yapmış olduğu faaliyetler anılmaya değer örneklerden biridir. Kamu kaynakları bu tür yatırımlarda öncü rolü üstlenip daha sonra özel sektör yatırımlarını özendirecek ve örnek olabilecek şekilde organize edilmelidir. Zira kamu kaynakları sınırsız olmayıp tüm tarihi alanların kamu kaynakları ile canlandırılması mümkün olmamaktadır. Özel sektör yatırımları da koruma-kullanma dengesi göz arda edilmeden teşvik edilmeli ve özendirilmelidir Türkiye de Tarihi Alanların Korunmasına İlişkin Finansman Yapısı Tarihi çevrenin korunması olgusuna ilişkin Türkiye deki finansman yapısı incelendiğinde; mevzuatın öngördüğü çerçevede özel ve tüzel kişiler ile yerel yönetimlere yapılan yardımlar ve korunmanın finansmanına katkı sağlayan merkezi ve yerel kurumların uygulamalarından oluşan bir yapı bulunduğu görülmektedir Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü yatırım bütçesinde son üç yıl itibariyle kültür ve tabiat varlıklarının onarım ve projeleri için ayrılan ödenekler aşağıdaki Tablo 1.1 de verilmektedir. 52

66 Tablo 1.1. Kültür ve Tabiat Varlıkları Proje ve Onarımları Ödenekleri. YILLAR PROJE VE ONARIM ÖDENEKLERİ (TL) (Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, 2012) 2863 sayılı Kanun un 12. maddesi uyarınca hazırlanarak tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren "Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik" uyarınca; özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakım ve onarımına destek amacıyla proje ve proje uygulama yardımı yapılmaktadır. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bütçesi içinde ayrıca Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde yapılacak yardımlar için ayrılan ödeneklerin yine son üç yıl itibari ile dağılımı Tablo 1.2 de verilmektedir. Tablo 1.2. Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik Çerçevesinde Ayrılan Ödenekler. YILI ÖDENEK MİKTARI (TL) PROJE YARDIMI GERÇEKLEŞEN TUTAR PROJE UYGULAMA YARDIMI GERÇEKLEŞEN TUTAR TOPLAM GERÇEKLEŞEN TUTAR ,000, ,091, ,653, ,745, ,156, ,278, ,610, ,889, ,914, ,880, ,116, ,996, ,605, ,203, ,367, ,571, (Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 6, 2012) 3 Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Bütçe Giderlerinin Gelişimi, Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Bütçe Giderlerinin Gelişimi, Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Bütçe Giderlerinin Gelişimi, Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, tasinmaz-kultur-varliklarinin-onarimina-yardim-faaliyet-.html, Erişim tarihi:

67 Son üç yıl içinde kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve çevre düzenlemelerinin yapılabilmesi için ayrılan kamulaştırma ödenekleri ve gerçekleşme durumuna ilişkin bilgiler de Tablo 1.3 te verilmektedir. Tablo 1.3. Kamulaştırma Ödenekleri ve Gerçekleşme Durumları. YILLAR ÖDENEK (TL) HARCANAN (TL) , , , , , ,00 (Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 7, 2012) 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu kapsamında gelir vergisi stopajı indirimi, sigorta primi işveren paylarında indirim, su bedeli indirimi ve enerji desteği, hafta sonu ve resmi tatillerde faaliyette bulunabilme gibi teşvik ve indirimlerle yatırımcı ve girişimcinin kültür varlıklarının korunması ve yaşatılması için yatırım yapması desteklenmektedir. Ancak bu teşvik ve muafiyetlerin de yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:52-53) Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Genel Müdürlüğü 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile yurt içi ve yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tescili, muhafazası, onarımı ve yaşatılmasından sorumludur. Vakıflar Genel Müdürlüğü eski eser onarımları için yıllık restorasyon hedeflerine koşut, bu hedefleri gerçekleştirmeye yönelik olarak eserlerin restorasyonuna ilişkin ilkeler belirlemektedir. Kurumun bütçesinden kültür varlıklarının restorasyonları için ayrılan ödenek miktarları ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile getirilen vergi düzenlemeleri şöyledir: 1. Vakıflar Kanunu nun 28. Maddesinde belirtilen sermayesinin yüzde ellisinden fazlası Genel Müdürlüğe veya mazbut vakıflara ait işletme ve iştiraklerin; Kurumlar 7 Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, /takas-ve-kamulastirma-faaliyetleri.html, Erişim tarihi:

68 Vergisi matrahının %10 u, yeterli geliri bulunmayan mazbut vakıflara ait vakıf kültür varlıklarının onarımında kullanılmak üzere Genel Müdürlüğe aktarılır hükmü ile kültür varlıklarının onarımı için kaynak yaratılmıştır sayılı Vakıflar Kanunu nun 77. maddesi ile Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazların tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi, resim, harç ve katılım payından istisnadır. 3. Vakıf kültür varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesi ve kamulaştırma işlemleri, 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi değildir. Vakıflar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının; bakım, onarım ve restore edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından düşülmektedir. Kuruluşunda veya kurulduktan sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar veraset ve intikal vergisinden istisnadır (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:53). Vakıflar Genel Müdürlüğü nün yıllara göre restorasyon faaliyetleri için ayırdıkları ödenek Tablo 1.4 te gösterilmektedir. Tablo 1.4. Restorasyon Faaliyetleri (Proje ve Uygulama). YILLAR PROJE VE ONARIM ÖDENEKLERİ (TL) , , ,00 (Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2012) 8 Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2010 Yılı Performans Programı, Erişim tarihi: Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2011 Yılı Performans Programı, Erişim tarihi: Kaynak: Vakıflar Genel Müdürlüğü, 2012 Yılı Performans Programı, Erişim tarihi:

69 Valilikler - İl Özel idareleri - Yerel Yönetimler Belediyelerin görev alanlarında kalan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu nun 8 inci ve 18 inci maddeleri uyarınca mükellef hakkında tahakkuk eden emlak vergisinin %10 u Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı olarak ayrılması ve kullanılması öngörülmüştür. Katkı payı kamulaştırma, projelendirme ve planlama, uygulama alanı olmak üzere üç ana başlık altında istenmektedir. Değerlendirmede öncelik sırasının belirlenmesinde belediyelerin maliyete katılma oranı da dikkate alınmaktadır. Bu konudaki yetki İl Valisi ndedir. İl Özel İdareleri de bütçelerinde koruma amaçlı imar planlarının yapımı için ödenek ayırmaktadırlar. (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:50-51). Son dönemde yerel idarelerin koruma ile ilgili önemli çalışmalar yaptıkları, Tarihi Kentler Birliği örgütlenmesi altında toplanan belediyelerin yaratılan bu heyecan ve ivme ile kendi şehirlerinin tarihi ve kültürel değerlerinin korunması ve yaşatılması anlamında bazı çaba ve çalışmalara başladıkları bilinmektedir. Bu çalışmalar içinde koruma amaçlı imar planlarının yaptırılması, sokak sağlıklaştırma projeleri, meydan ve çevre düzenlemeleri, zaman zaman kültürel amaçlı kullanımlar için kültür varlıklarının kamulaştırması ve onarılması, kısıtlı da olsa altyapı çalışmalarının yapılması sayılabilir (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:54) TOKİ 1984 yılında 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu nun yürürlüğe girmesiyle konut üretimine katkıda bulunmak amacını taşıyan Toplu Konut İdaresi kurulmuştur tarihli 4684 sayılı Kanun ile idarenin işleyişinde koruma amacına yönelik olarak önemli değişiklikler gerçekleşmiştir. Buna göre, Toplu Konut İdaresi tarihi 56

70 doku ve yöresel mimarinin korunup, yenilenmesine yönelik projelere kredi vermekte ve kredilerde faiz sübvansiyonu yapabilmektedir (Tatlıcan, 2006: 24) sayılı Toplu Konut Kanunu uyarınca verilecek kredilerin en az %10 u tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu işlemlerine ilişkin başvurularda kullandırılmakta ve bu konudaki öncelikli projeler Bakanlık ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı nca (TOKİ) müştereken belirlenmektedir. Kredi verilecek projelerin belirlenmesinde dikkate alınan kriterler (www.toki.gov.tr, 2012): Tarihi kent dokularının sağlıklaştırılmasına yönelik olan ve yerel yönetimler vb. kurumların öncülüğü ve koordinasyonu ile gerçekleştirilecek projelere öncelik verilir. Kullandırılacak kredilerde, bakım, onarım ve restorasyon işlemleri yapılacak taşınmaz kültür varlığının, mimari ve kültürel değeri, fiziki durumu, bulunduğu çevrenin özellikleri, kullanım amacı göz önünde bulundurulur. Taşınmaz kültür varlığının bakımı, onarımı ve restorasyonu için yapılacak işlemlerin, yapının kültür varlığı niteliğinin devamını sağlaması, gerekirse sağlıklaştırılması ve işlev kazandırılması amacına yönelik olması zorunludur (www.toki.gov.tr, 2012) olarak sıralanmaktadır. İdare tarafından kullandırılacak kredinin miktarı, keşif özetinin %70'i kadar olup üst kredi üst limiti 2012 yılı için ,00-TL'sıdır (www.toki.gov.tr, 2012). Her yıl kullandırılacak kredi üst limiti finansman imkanları dikkate alınarak İdarece yeniden belirlenmektedir. Yıllara göre kullandırılan miktarlar Tablo 1.5 te gösterilmektedir. Kullandırılan kredinin faizi yıllık %4, vadesi ise 10 yıl olup geri ödemeler aylık sabit taksitler halinde tahsil edilecektir. 57

71 Tablo 1.5. Yıllara göre TOKİ kredileri. DÖNEM KREDİ AÇILAN PROJE SAYISI TAMAMLANAN PROJE SAYISI TAHSİS EDİLEN KREDİ MİKTARI (TL) ÖDENEN KREDİ MİKTARI (TL) ,175, ,175, / ,158, ,980, / ,493, ,404, ,657, ,521, ,138, ,695, / ,786, ,711, / ,223, , ,022, , TOPLAM ,656, ,230, (Kaynak: T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, (2010). TOKİ Restorasyon Uygulamaları Kitabı, Ankara: Filmsan-Matsa Basımevi.) Sivil Toplum Kuruluşları Türkiye de korumanın finansmanında sivil toplum örgütlerinin mevcut sistem içinde aktif rol almadıkları görülmektedir. Tarihi Kentler Birliği gibi sivil toplum örgütlerinin korumaya yönelik çabaları devam etmektedir yılından itibaren hem proje hem de uygulama olmak üzere Tarihi Kentler Birliği tarafından her yıl TL harcama yapılmaktadır (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:51). 58

72 Diğer Kurumlar Koruma amaçlı imar planlarının yapımı için belediyelere aktarılmak üzere İller Bankası Genel Müdürlüğü bütçesinden de bir miktar ödenek ayrılmaktadır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından belediyelerin imar uygulamaları yapabilmeleri için kamulaştırma ve düzenleme alanlarında yardım yapılmaktadır. Bakanlıkça onaylı 4 yıllık imar programında bulunması koşulu ile kamulaştırma alanında tarihi ve turistik eserlerin ve anıt çevrelerinin açılması işlerine, düzenleme alanında ise tarihi ve turistik eserlerin çevrelerinin düzenlemesine ilişkin uygulamalara verilmektedir. Ödeneklerin tahsisinde şu ölçütler göz önünde tutulmaktadır: (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:51) 1. Tarihi, turistik ve sanayi yönünden hızlı gelişme gösteren belediyeler, 2. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri belediyeleri ile kalkınma öncelikli yöreler belediyeleri, 3. Küçük kasaba ve ilçe belediyeleri, 4. Uygulanması öngörülen proje için belediye katkısı olarak bütçelerine yeterli ödenek koymuş olan belediyeler, 5. Evvelki yıllarda yardım almış olup da, ödenekleri amacına ve usulüne uygun olarak sarf etmiş belediyeler (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:51). Ayrıca Türkiye de koruma ile ilgili çalışmalara finans ve bilgi yardımı açısından yardımcı olan uluslararası kuruluşlar UNESCO ve ICOMOS tur. Özel evrensel değeri olan dünya kültürel ve doğal mirasını korumak için Dünya Mirası Fonu adı altında bir fon kurulmuştur. Bu fonun kaynakları; Sözleşmeye taraf devletlerin yaptıkları zorunlu ve gönüllü katkılar, Diğer devletlerin katkı, hibe ve bağışları, Birleşmiş Milletler Eğitim - Bilim ve Kültür Örgütü, Birleşmiş Milletler Sisteminin diğer örgütleri, özellikle Birleşmiş Milletler Kalkınma programı ve 59

73 diğer hükümetler arası örgütlerin, resmi veya özel kurum ve kişilerin katkı, hibe ve bağışları, Her türlü faiz gelirleri, Fonun yararına düzenlenen faaliyetlerden sağlanan bağış ve gelirler ile Dünya Mirası Komitesi nce hazırlanacak Fon Yönetmeliği nde belirtilen diğer bütün kaynaklardır. Dünya Kültür Mirası Komitesi nce verilen yardımlar, kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası, teşhiri ve yenilenmesinden çıkan sorunlarla ilgili sanatsal, bilimsel ve teknik incelemeler, onaylanan çalışmanın doğru biçimde yürütülmesini sağlamak için uzmanların, teknisyenlerin ve nitelikli işgücünün temini, kültürel ve doğal mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri ve yenilenmesi alanlarında her düzeydeki görevli ve uzmanların eğitimi, ilgili devletlerin sahip olmadığı veya elde edebilecek durumda olmadığı araçların sağlanması, uzun vadede ödenebilecek düşük faizli veya faizsiz borçlar, istisnai durumlarda ve özel nedenlerle geri ödenmesi gerekmeyen hibeler biçiminde olabilmektedir (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 2009:51). Milletlerarası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye Milli Komitesi Yönetmeliği ne (1974) göre, ICOMOS Türkiye Milli Komitesi nin gelirleri, ilgili Bakanlığın bütçesine konulacak ödeneklerden, üyelerden toplanan aidatlardan, çeşitli bağışlardan, yayınlardan, kurumlarca yapılacak yardımlardan oluşmaktadır. 60

74 Tarihi Alanların Yeniden Canlandırılmasında Finansal Kaynak Yönetimi: Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye deki koruma konusundaki en yetkili kurum olarak Bakanlığın genel politikasını tanımlamak gerekmektedir. Bu konuda finansal kaynak oluşturmak kadar bu kaynakların yönetilmesi de çok önemlidir Tarihi Alanları Yeniden Canlandırmada Kültür ve Turizm Bakanlığı nın Genel Politikası 1983 yılında yürürlüğe giren 2863 sayılı Kanun la koruma konusunda yetkiler Kültür ve Turizm Bakanlığı na verilmiş ve sonrasında 1989 yılında bakanlığın ayrılmasıyla yetkiler Kültür Bakanlığı na devredilmiş ve devamında 2003 yılında bakanlıkların tekrar birleşmesiyle yine Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkili olmuştur. Bakanlığın koruma konusunda, özellikle tarihi alanların yeniden canlandırılmasına yönelik olarak tarihi çevre koruma ile ilgili olarak genel politikasını üst ölçekteki 9. Kalkınma Planı ndan başlayarak, alt ölçeklerdeki Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Stratejik Planı gibi belgelerde irdelemek gerekmektedir. 9. Kalkınma Planı 2023 yılına kadar toplumsal dönüşümü öngören Uzun Vadeli Strateji nin ( ) dönemini kapsayan 9. Kalkınma Planı 1 Temmuz 2006 tarihinde Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Uzun vadede ulaşılmak istenen temel amaç; istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye vizyonu ile ifade edilmektedir. 61

75 Plan Türkiye nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştireceği dönüşümleri ortaya koyan temel politika dokümanıdır. Planda belirlenen temel ilkelere bakıldığında kültürel açıdan şu ilkeler dikkat çekmektedir: Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlara bütüncül bir yaklaşım esastır. Doğal ve kültürel varlıklar ile çevrenin gelecek nesilleri de dikkate alan bir anlayış içinde korunması esastır. Temel amaçların Çevrenin Korunması ve Kentsel Altyapının Geliştirilmesi gelişme ekseninde tarım ve turizm başta olmak üzere, çevreye duyarlı sektörlerde ekolojik potansiyel değerlendirilecek, koruma-kullanma dengesi gözetilmesi istenmektedir (Dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006). Temel amaçların Sanayi ve Hizmetlerde Yüksek Katma Değerli Üretim Yapısına Geçişin Sağlanması gelişme ekseninin Hizmetler başlığı altında Turizm alt başlığında sektörle ilgili tüm yatırımların doğal, tarihsel ve sosyal çevreyi kollayıcı, koruyucu ve geliştirici bir yaklaşım içinde olmasına azami özen gösterilmesi istenmektedir (Dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006). Beşeri Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi temel hedefinin Kültürün Korunması ve Geliştirilmesi ve Toplumsal Diyaloğun Güçlendirilmesi gelişme ekseninde; Toplumsal değişim sürecinde kültürel zenginlik ve çeşitliliğimizin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması kültürel politikaların temelini oluşturulması, Kültürümüzün özgün yapısını ve zenginliğini kaybetmeden gelişime açık olması ve evrensel kültür birikimine katkıda bulunması sağlanması, Kültür mirasımızın envanterinin çıkarılmasına, bu mirasın korunmasına ve restorasyonuna yönelik çalışmalar planlı bir şekilde sürdürülecek; bu mirasın korunması için yaygın eğitim yoluyla kamuoyu bilincinin artırılması sağlanması, 62

76 Kültür turizminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması çalışmaları bağlamında, otantik özellikleriyle korunarak turizme açılan yöresel örneklerin çoğaltılması desteklenmesi hedefleri dikkat çekmektedir (Dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006). Bölgesel Gelişmenin Sağlanması temel hedefinin Yerel Dinamiklere ve İçsel Potansiyele Dayalı Gelişmenin Sağlanması gelişme ekseninde; yöresel marka yaratmaya yönelik olarak, özgün tarihi ve doğal miraslar korunup geliştirilerek ekonomik değere dönüştürülmesi amacı yer almaktadır (Dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006). Kalkınma planında tarihi alanlar ile ilgili temel politikalar tanımlanmış olsa dahi, bunları daha etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak stratejik yaklaşımın eksikliği göze çarpmaktadır. Nasıl sorunun cevabı karşılıksız kalarak, genelleme düzeyi çok yüksek bir tablo ortaya çıkmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Stratejik Planı Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliğin ve mali saydamlığın sağlanmasını, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını ve uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolünü düzenlemeyi amaçlayan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 5436 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve ikincil mevzuatı, Dokuzuncu Kalkınma Planı, hükümet programları, Kültür Özel İhtisas Komisyonu ve Turizm Özel İhtisas Komisyonu raporları doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı Stratejik Planı Ocak 2010 tarihinde tamamlanmıştır (Stratejik Plan, 2010). 63

77 Kültür ve Turizm Bakanlığı Stratejik Planı, Bakanlığın gelecekteki çalışmalarını yönlendirecek politika belgesidir. Stratejik plan, orta ve uzun vadeli amaçları, temel ilke ve politikaları, hedef ve öncelikleri, performans göstergelerini ve bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımını içermekte olup, Bakanlığın stratejik yönetime geçişini sağlama işlevini de yerine getirecektir. Stratejik plan kapsamda toplam 5 adet amaç belirlenmiştir: STRATEJİK AMAÇ 1 - Tarihi, doğal ve kültürel varlıklarımızı korumak, gelecek kuşaklara aktarmak ve evrensel kültürel katkıda bulunmak STRATEJİK AMAÇ 2 - Sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla turizmin öncü bir sektör konumuna ulaşmasını sağlamak, uluslararası ölçekte pazar payını artırmak, marka olmak STRATEJİK AMAÇ 3 - Ülkemizin önemli bir kültür, sanat ve turizm, merkezi haline gelmesini sağlamak STRATEJİK AMAÇ 4 - Uluslararası standartlarda etkin bir fikri mülkiyet hakları sisteminin oluşmasını sağlamak STRATEJİK AMAÇ 5 - Bakanlık kurumsal kapasitesinin ve alt yapısının güçlenmesini sağlamak Stratejik amaçlarda tarihi alanlar yalnızca STRATEJİK AMAÇ 1 - Tarihi, doğal ve kültürel varlıklarımızı korumak, gelecek kuşaklara aktarmak ve evrensel kültürel katkıda bulunmak amacında ele alınmıştır. Ayrıca bu amaç Dokuzuncu Kalkınma Planı Stratejisi ( ) Ekonomik ve Sosyal Gelişme Eksenleri - Stratejik Amaçlar Matrisinde Beşeri Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi - Kültürün Korunması, Geliştirilmesi ve Toplumsal Diyaloğun Güçlendirilmesi ekseninde tanımlanmıştır. Burada korumanın koruma-yaşatma, koruma-kullanma bağlamında değerlendirilmediği, oysaki çok boyutlu çalışmalar gereken tarihi alanların korunması, yaşatılarak korunması ya da yeniden canlandırılması bağlamında bu ana amaçlarda ele alınması stratejik bir yaklaşım gerektiren bu alanlar için çok önemlidir. Burada bahsedilen denge, ancak bu konuda uzmanlaşmış bir kurumun insiyatifinde sağlanabilecektir. 64

78 STRATEJİK AMAÇ 1 in Kültürel varlık ve değerlerimiz koruma altına alınarak gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacaktır. hedefinin alt stratejilerine baktığımızda; Kültürel zenginliklerimizi yaşatıcı, yayıcı, destekleyici, geliştirici ve tanıtıcı, yerel, ulusal ve uluslararası nitelikteki etkinliklerin desteklenmesi, Yazılı ve görsel basın ile internet aracılığıyla kültür varlıklarımızın önemini belirtir faaliyetler gerçekleştirilerek toplum bilincinin geliştirilmesi, Kültür ve tabiat varlıklarımızın korunması hususunda Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlanması ve gerekli idari kapasite oluşturulması, Üniversiteler ile işbirliği yapılarak, kültür varlıklarımızın ve kültürel değerlerimizin korunması ve yaşatılmasına katkı sağlayacak akademik çalışmalara destek sağlanması, Kültürel zenginliklerimizi yaşatıcı, yayıcı, destekleyici, geliştirici ve tanıtıcı, yerel, ulusal ve uluslararası nitelikteki etkinliklere ilişkin projelerin desteklenmesi stratejileri öne çıkmaktadır. STRATEJİK AMAÇ 2 nin Turizm talep ve türlerinde meydana gelen değişim ve gelişmelerle uyumlu turizm politikaları oluşturularak turizm alternatifleri geliştirilecek; turist sayısı ile ülkemizin turizmden alacağı pay artırılacaktır hedefinin alt stratejilerine baktığımızda; 2023 Türkiye Turizm stratejisine paralel olarak, bölgelerin sahip olduğu tarihi, turistik, kültürel ve doğal değerlerin bu çerçevede planlama çalışmalarının yapılması ve bu bölgelerde mevcut potansiyele ilişkin turizm türleri geliştirilmesi, Zengin, kültürel ve doğal değerlere sahip kentlerimizin markalaştırılarak, turistler için bir çekim noktası haline getirilmesi stratejilerinin olduğu görülmektedir. STRATEJİK AMAÇ 3 ün Kültür ve sanat değerlerimizi etkin bir şekilde tanıtmak, yaygınlaştırmak ve kültürlerarası iletişimi geliştirmek hedefinin alt stratejilerine baktığımızda; Kültür ve sanat alanında ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliğinin güçlendirilmesi, 65

79 Kültür ve sanat hizmetlerinin toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını ve kültürel katılımı sağlayacak politikalar geliştirilmesi ve modeller oluşturulması, Yerel yönetimlerin yerel nitelikli kültür hizmetlerinde etkin rol alması, kültür hizmetlerinde özel girişimin payının artırılması, Kültür ve sanat alanında, Avrupa Birliği katılım öncesi mali yardımlarından ve Topluluk Programlarından azami fayda sağlanması öne çıkmaktadır. Türkiye Turizm Stratejisi 2023 Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve Eylem Planı 2013, ülkemizin doğal, kültürel, tarihi ve coğrafi değerlerini koruma-kullanma dengesi içinde kullanmayı ve turizm alternatiflerini geliştirerek ülkemizin turizmden alacağı payı arttırmayı hedef alarak hazırlanarak 2007 yılında tamamlanmıştır. Bu planda Turizm Sektörünün Güçlendirilmesine Yönelik Stratejiler den Kentsel Ölçekte Markalaşma Stratejisi; Zengin kültürel ve doğal değerlere sahip kentlerimizin markalaştırılarak, turistler için bir çekim noktası haline getirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu stratejinin 2023 hedeflerinde, Adıyaman, Amasya, Bursa, Edirne, Gaziantep, Hatay, Konya, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Kars, Mardin, Sivas, Şanlıurfa ve Trabzon illerinde kültür turizmi canlandırılarak marka kültür kentleri oluşturulacaktır. İç ve dış turizmde kültür turizmi hareketini artırmak için her yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir şehir Kültür Turizmi Kenti olarak ilan edilecektir. Tarihi, kültürel ve mimari özelliği olan yapıların ve ören yerlerinin restorasyonu yaptırılacaktır. Yöresel etkinlikler uluslararası standartlara uygun biçimde geliştirilecektir. Kültürel ve sanatsal gösterilerin sergileneceği tesisler ve mekanlar yapılacaktır. Yerel halkın soyut ve somut kültürel mirasın değeri ve korunması konusunda bilinçlendirilmesi sağlanacaktır. 66

80 Şehirlerimizin zengin kültürel mirasını vurgulayan ulusal uluslar arası düzeyde tanıtım ve pazarlama yapılması sağlanacaktır. maddeleri tarihi alanlar ile ilgili hedeflerdendir. Ayrıca bu stratejinin Mimari düzenlemeler başlığı altındaki; Uluslararası standartlarda şehir müzeleri kurulacak, Tarihi, kültürel ve mimari özelliği olan yapıların ve ören yerlerinin restorasyonu yapılacak, Tarihi dokuları ve eski merkezleri yenilenmesi projeleri hazırlanacak, Anıt, kale, su kemeri, sur, han, kervansaray v.b. tarihi yapıların ışıklandırma ve çevre düzenlemeleri yapılacak, Tarihi çekim noktalarının çevresinde turistik yeme-içme tesisleri yapılması, Ülkemizin meşhur el sanatlarından deri, halı, takı gibi ürünlerin sunulacağı Kapalıçarşı benzeri otantik alışveriş merkezleri yapılacak ve mevcut olanların iyileştirilmesi sağlanacak. maddeleri tarihi alanlar ile ilgili eylemleri tanımlamaktadır Tarihi Alanları Yeniden Canlandırmada Kültür ve Turizm Bakanlığı nda Finansal Kaynak Yönetimi Kültür varlıklarının, restorasyon, bakım ve onarım faaliyetleri, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü nce Yatırım Programı çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalar, Muhtelif Etüt Proje İşleri, Muhtelif Bakım, Onarım ve Restorasyon İşleri, Kültür Merkezi, Kütüphane, Müze ve Diğer İnşaatlar, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne ve Bağlı Birimlerine Güvenlik Sistemi Kurulması başlıkları altında toplanmaktadır. Genel bütçeden aldığı payla yapılacak olan bu faaliyetler beş ana başlık altında ele alınmaktadır.bu beş ana başlık; Tarihi Çevre Koruma Geliştirme, Rölöve ve Restorasyon Projeleri, 67

81 Kültür Varlıkları ve Müzelerin Bakım, Onarım, Restorasyon Donanım, Çevre Düzenleme ve Teşhir Tanzimleri, Kale ve Sur Onarımları, Selçuklu Tarihi Mezarlıkları ve Osmanlı Dini Mimari Örneklerinin Bakım ve Onarımları, Yurt dışında Bulunan Eserlerin Bakım ve Onarımlarıdır. Tarihi Çevre Koruma Geliştirme, Rölöve ve Restorasyon Projeleri, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında belirlenen kentsel sit alanları ve koruma alanlarında, tescilli ve tescilsiz taşınmaz kültür varlıklarının sokağa bakı veren cepheleri ile birlikte avlu duvarları, müştemilat, çeşme vb. mimari elemanların özgün sokak dokusu ile korunması, sağlıklaştırılarak yaşatılması ve çağdaş yaşama katılmasının sağlanması amacıyla sokak sağlıklaştırma projeleri olarak gerçekleştirildiği 2008 yılı faaliyet raporunda belirtilmiştir. Diğer başlıklarda ise karar vermede hangi ölçütlerin dikkate alındığı belirtilmemiş, alt proje isimleri sıralanmıştır. Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Faaliyetleri 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nun 12. maddesi uyarınca hazırlanan "Taşınmaz kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik" tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik e göre özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakım ve onarımına destek amacıyla Bakanlıkça proje ve proje uygulama yardımı yapılmaktadır. Yapılacak yardımlar için öncelikle taşınmaz sahiplerinin talepleri alınmakta ve Bakanlığın taşra birimlerince Proje ve Proje Uygulama Talebi Ön değerlendirme ve Yapısal Durum Formu hazırlanarak değerlendirme için gerekli bilgilerin elde edilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu ön değerlendirmede; 68

82 Taşınmaza ait tapu bilgileri Taşınmazın konumu 1-Tescilli taşınmaz sit alanı kapsamında mıdır? 2-Sit gurubunu ve derecesini tanımlayınız 3-Koruma amaçlı imar planı var mı? 4-Koruma amaçlı imar planı yoksa Geçiş dönemi yapılanma koşuları belirlenmiş mi? 5-Taşınmaz sit alanı dışında ise, taşınmazın korunma alanı belirlenmiş mi? 6-Taşınmazın yakın çevresindeki tescilli ve geleneksel yapı yoğunluğu. 7- Taşınmazın bulunduğu alanda geleneksel doku bütünlüğü bozulmuş mu? 8- Taşınmazın yakın çevresinde doku bütünlüğünü bozan yeni yapılaşma var mı? 9- Taşınmazı konumu itibari ile Taşınmazın tescil durumu-a 1-19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmaz 2-19 uncu yüzyıl sonundan sonra yapılmış taşınmaz Taşınmazın tescil durumu-b (Taşınmaz tarihsel, mimarlık, sanatsal, özgünlük ve geleneksel değerler yönünde hangi belge değerlerine sahiptir. Mimari kompozisyonu ve elemanları açısından dönemini yansıtan ve belgelenmesi gereken özgün ve nitelikli detayları var mı?) Taşınmazın yapısal durumu (genel, kat adedi, yapım tekniği, cephe, iç mekan, taşıyıcı sistem, çatı, mimari proje düzeyi katsayısı (yalnızca proje yardımları için) ve yapısal durumu) kriterleri açısından bilgiler toplanmaktadır. Her yıl Mart ayında toplanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Komisyonu bu bilgileri değerlendirip, yardım yapılacak taşınmazları belirlemektedir. Komisyon kararında; Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik in Değerlendirme Kriterleri başlıklı 10 uncu maddesinde belirlenen kriterlere göre seçim işleminin gerçekleştirilebilmesi için, taşınmazların mahallinde yapılan incelemeleri sonucu düzenlenen Proje ve Proje Uygulama Talebi Ön Değerlendirme ve Yapısal Durum Formu nda mevcut durumu itibariyle aciliyet arz edip ettiği belirtilen taşınmazlar öncelikle değerlendirilmiştir. Yapısal durumu itibariyle aciliyet 69

83 arz etmeyip orta ya da az hasarlı olan ancak, mimari ve kültürel açıdan dönemsel ve bölgesel değer teşkil eden, sit alanı içinde, doku bütünlüğü ve karakteri bozulmamış, aynı sokak dokusu üzerinde yer alan taşınmazlara ilişkin proje ve proje uygulama yardımı uygun görülmüştür. Onarımı tamamlanmış iyi durumda olan yapılara yardım yapılmamasına karar verilmiştir. maddeleri yaşaması açısından aciliyet arz eden yapıların öncelikle değerlendirildiği, değerlendirmede yapıların sadece fiziki açıdan ele alındığı, mimari açıdan bölgesel özelliklerinin dikkate alındığı, bir başka deyişle yerleşim ölçeğinde de yalnızca fiziki açıdan değerlendirildiği, taşınmazın bulunduğu bölgenin sosyal ve ekonomik dinamikleri açısından ele alınmadığını, onarılacak taşınmazın içinde yer aldığı tarihi çevreye (bu gözle görülmeyen ancak korumanın artık olmazsa olmaz kriterleri açısından) katkılarının değerlendirilmediğini göstermektedir tarihinde Resmi Gazete de yayınlanan Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu ile kültür yatırımlarının yapılması, kültür varlıklarının bu yatırımlar için kullanılması ve kültürel varlıkların ve somut olmayan mirasın araştırılması konularında teşvikler sağlanmaktadır. Tarihi çevrelerde yapılması planlanan koruma çalışmalarında en önemli problemler uygulama aşamasında yaşanmaktadır. Varlıkların yaşatılmasının ekonomik açıdan getireceği yük ile nimeti arasında dengenin sağlanacağı bir metodun geliştirilmesi gerekmektedir (Bademli, 1997). Aksi takdirde kimse böyle bir yük altına girmek istemeyecektir. Anayasanın 63. maddesinde tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasının sağlanmasında, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alınmasında devlete görev verilmektedir. Özellikle köhneme sürecine girmiş tarihi çevrelerde canlanmayı sağlayacak yeni fonksiyonların getirilmesi, değer yitimi sürecine girmiş alana geç kalınmadan müdahale edilmesi önemli olmakta (Okyay, 1992) ve bu noktada devlet sorumlu kılınmaktadır. Değerlerin kurtarılmasında, bahsedilen alanların canlandırılması açısından kültür yatırımları en uygun tercih olmaktadır. Ancak her yapıda da kültür yatırımı yapmak mümkün olmayabilir veya yatırım mümkün olsa bile alan yaşatılamayabilir. Bu amaca yönelik olarak hazırlanan 5225 sayılı Kanun da, genel ifade bakımından kültür varlıklarından yana bir düşünce varmış 70

84 hissi yaratılmaktadır. Kültür mirasının korunması için kültür yatırımlarını özendirici teşvikler bazı şartlara bağlanmaktadır. Yalnız bu şartlarda kültür yatırımları özendirilirken, kültür varlıklarını güvence altına alacak gerekli tedbirlere yer verilmemiştir. Koruma bilincinin henüz tam anlamıyla sağlanamadığı görülmektedir (Tatlıcan, 2006: 24). Kentsel koruma konusunda temel yasal dayanak olan 2863 sayılı Kanun, 1987 yılında 3386 sayılı Kanun un ve sonradan 2004 yılında 5226 sayılı Kanun un getirdiği değişikliklerle son halini almıştır sayılı Kanun da eksik kalan koruma planı tanımına bu yeni düzenlemede yer verilmektedir. Ancak, tanımlanan koruma amaçlı imar planlarının diğer planlarla bütünleştirilmesi konusu net olarak belirtilmemiş ve genelde koruma planlarının fiziksel boyutu üzerinde durulmuştur. Koruma planları, kentsel gelişmenin yönlendirildiği planlardan bağımsız olarak değerlendirilmekte ve katılım açısından yetersiz bir yaklaşım benimsenmektedir. Özel mülkiyetteki kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakımı ve onarımını desteklemek amacıyla belediyelerin görev alanlarında kalanlarda kullanılmak üzere emlak vergisinin %10'u oranında Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı ayrılmaktadır. Ayrıca TOKİ tarafından sağlanan kredilerin en az %10'u tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakım, onarım ve restorasyon işlemlerine ilişkin başvurularda kullanılacaktır. Öncelikli projeler, Bakanlık ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından ortaklaşa belirlenecektir. Bu karar, koruma planlarının uygulanmasında en önemli engellerden biri olan kaynak sorununa yönelik olarak yeni kaynak yaratılması ve bu kaynağın koruma faaliyetleri için kullanılması açısından olumlu karşılanmaktadır. Özel mülkiyetteki taşınmazların korunması amacıyla yasa yerel yönetimlere hak aktarma imkanı tanımaktadır. Hak aktarımı yapılması, planlarda alınan koruma kararlarının mülk sahiplerine getirdiği yüklerle ve kazançların dengelenmesi açısından olumlu görülmektedir. Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmaktadır. Böylelikle sivil mimari eser sahipleri yapılarını korumaları için teşvik edilmeye çalışılmaktadır. Ancak vergi indirimi gibi bir takım kolaylıklar sağlamak bu 71

85 değerlerimizi güvence altına alabilmek için yeterli görülmemektedir (Tatlıcan, 2006: 24) tarihinde 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Kanunda, kentsel dönüşüm sadece proje olarak ele alınarak planlama arka planda bırakılmaktadır. Sorunlara parçacı çözümler geliştirmenin telafisi mümkün olmayan yeni sorun alanları yaratacağından endişe duyulmaktadır. Kanunda aktarılan kentsel dönüşüm kavramının yetersiz ve hatalı yönleri ile bilimsel anlamda olması gerekenin çok gerisinde kalmaktadır. Çözüm gerektiren sorunların çok boyutlu ve karmaşık yapısı karşısında yasanın yetersiz ve dar kapsamlı kalması eleştirilere neden olmaktadır. Planlama ve mevzuatı ile bütünlük sağlayamayan kanun kapsamında, korunması gereken alanlarda usul ve esaslarını belirleyen Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nun özüne, amacına ve yöntemlerine aykırı düzenlemeler bulunması sıkıntı yaratmaktadır. Korunması gerekli değerlere ilişkin önlemlere yer verilmemesi ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nun sağladığı güvencenin göz ardı edilmiş olması endişe uyandırmaktadır. Kültürel mirasın korunmasını, yönetimini, planlanmasını sağlıklaştırılmasını amaçlayan yeni yasaların işlevsizleşmesine yol açabileceği düşünülmektedir. Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunu nda yenileme alanlarının belirlenmesine ilişkin kriterlerin tanımlanmaması ve uygulamalarla ilgili plan kararları hakkında hiçbir maddenin bulunmaması ise önemli bir sorun olarak görülmektedir (ŞPO, 2005). 72

86 İKİNCİ BÖLÜM 2. AVRUPA DA KORUMANIN ÖRGÜTLENMESİ VE FİNANSMANI Kentsel koruma alanlarında kültürel yatırımlardan başarılı sonuçların elde edilebilmesi için bir takım temel özellikleri içermeleri gerekmektedir. Öncelikle bu yatırımların bir model kapsamında finanse edildiği bir sistemin bulunması sürekliliği açısından önem taşımaktadır. Uzun vadeli stratejiler ile yaşanan sosyal sorunların çözümüne ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak yatırımlardan faydalanılmalıdır. Dengeli gelişmenin sağlanmasında, söz konusu yatırımlarla ekonomik getirilerin yanı sıra sosyal ve fiziksel boyutta iyileştirici etkiler yaratılabilmektedir (Tatlıcan, 2006: 58-61). Avrupa da korumanın örgütlenmesi ve finansmanı konusunda bir yargıya varabilmek için öncelikle genel örgütlenmelere bakmak gerekmektedir. Bu bölümde dünya çapında koruma projelerine finansman sağlayan uluslararası örgütlenmeler incelendikten sonra ülkeler bazında konu irdelenmiştir Uluslararası Örgütlenmeler Uluslararası örgütlenmelerde Dünya Miras Fonu, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği Fonları öne çıkmaktadır Dünya Miras Fonu Dünya Mirası Fonu, Dünya Mirası Sözleşmesi'nin, diğer muhafaza amaçlı antlaşmalara kıyasla en ayırt edici özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir vakıf

87 fonu olarak işleyen Fon, esas olarak, devletlerin UNESCO'nun genel bütçesine katkı payları oranlanarak hesaplanan miktarlardan oluşmaktadır. Bu nedenle, UNESCO bütçesine katılımları düşük olan devletler bakımından cazip yardım olanakları sunan fon, sanayileşmiş devletler için önemli bir taahhüt niteliğine bürünmektedir (Akipek, 2001). Sözleşme'nin akidi bir devletin, kendi ülkesinde bulunan, halen Dünya Mirası veya Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listelerinden birinde yer alan veya Listelere girebilecek potansiyele sahip sit alanlarının korunmasını, muhafazasını, teşhirini, iyileştirilmesini sağlamak amacıyla, Komite'den, Fon kaynaklarından sağlayacağı bir uluslararası yardım talebinde bulunması mümkündür. Böyle bir talep halinde yapılan ön araştırma sonucunda, araştırmanın derinleştirilmesi gereği ortaya çıkarsa, devlet kültürel ve doğal mirasa dahil sit alanlarının saptanmasına yönelik bir yardım da isteyebilir. Uygulama Rehberi, talepte bulunan devlete sunulacak yardımın türlerini belirlerken, Fon kaynaklarında yararlanmak için gereken öncelikleri de sıralamaktadır. Sözleşme'de belirlenen genel çerçeve dahilinde, yapılacak işin maliyetinin sadece bir kısmı Fon tarafından karşılanacaktır. Uluslararası yardımdan yararlanan devletin kendi öz kaynaklarının müsait olmaması durumu hariç, ilgili devletin katkısı, her bir program veya projeye tahsis edilen kaynakların önemli bir kısmını teşkil edecektir (Akipek, 2001). Büro'ya iletilen Fon'dan yardım talebine ilişkin nihai karar organı, Dünya Mirası Komitesi'dir. Komite başkanı ile Büro, Komite'nin onayını almadan, belli bir miktara kadar olan yardım talepleri hakkında karar vermek yetkisiyle donatılmıştır (Akipek, 2001) Dünya Bankası Dünya Bankası her yıl üyesi olan 185 ülkede, görev alanına giren birçok farklı konuda projeye milyar dolarlarca finansman sağlamaktadır. Bu kadar büyük ve farklı 74

88 alanlara dağılmış bir proje portföyünün yönetimi, sağlam bir projecilik alt yapısı gerektirmektedir (Halisçelik, 2008:80). Baum un (1996)aktardığı gibi Banka ya göre iki proje birbirine benzemez, her birinin kendi tarihi vardır ve kredi ilişkisi, kendi özgün koşullarına göre biçimlendirilir. Bununla birlikte her proje, bazı ufak değişikler dışında ortak bir aşamalar çevriminden geçer. Bu ortak aşamalar; projenin belirlenmesi, projenin hazırlanması, projenin değerlendirilmesi, müzakereler, projenin uygulanması ve proje sonuçlarının değerlendirilmesidir. Dünya Bankası tarafından Türkiye de finanse edilen Pamukkale ve dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mardin'deki, Toplumsal Kalkınma ve Kültürel Miras Projesi kapsamında sağlamış olduğu mali desteklerden tarihi çevre koruma anlamında çok önemli bir kaynak sağlayan kurum olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle projelerin içeriğinde korumanın yanı sıra bölgenin sosyal, ekonomik ve toplumsal dinamiklerini de harekete geçirmek için yapılan faaliyetlerle bölgelerin yeniden canlandırılarak korunup yaşatılması için adımlar atılmıştır. Dünya Bankası tarafından finanse edilen projeler, iyi dokümante edilmiş bir proje döngüsüne göre ele alınmakta ve finanse edilmektedir. Proje döngüsü yönetimi baz alınarak, Dünya Bankası proje döngüsünde zaman içinde çeşitli değişikler yapılmıştır. Dünya Bankası proje döngüsü; bir proje fikrinin ortaya çıkmasından önce Ülke Destek Stratejisi ile bağlayan ve o projenin tamamlandıktan sonra bağımsız olarak değerlendirilmesine kadar mantıksal bir dizin oluşturan sürecin temel aşamalarının tamamını kapsamaktadır (Dinçer, 2010). Bu aşamalar; 1. Ülke Destek Stratejisi 2. Projenin Tespiti 3. Projenin Hazırlanması 4. Projenin Değerlendirilmesi 5. Müzakereler ve İkrazın Onaylanması 6. Projenin Uygulanması ve Uygulama Sırasında Denetim 7. Projenin Uygulanması ve Tamamlanması 75

89 8. Proje Sonuçlarının Değerlendirilmesi Dünya Bankası proje döngüsünde ilk aşama olan Ülke Destek Stratejisi (CAS), sürecin makro planlaması olarak kapsadığı dönem itibarıyla Dünya Bankası'nın önerilen ülkeye destek paketinin ana hatlarını ortaya koyar (Kırant, 2011). Banka'nın bir ülke ile çalışmasının tasarımı, bir Ülke Destek Stratejisine dayalıdır. Bu yöntem, Dünya Bankası Grubunun program ve proje kredileri vasıtasıyla mali destek sağlama, analitik çalışma ve teknik yardım gibi bir ülkede planlanan faaliyetlerinin tümünü kapsamaktadır. Dünya Bankası nın faydalanıcı ülkelerdeki faaliyetlerini planladığı temel doküman olan CAS, üye ülkelerin kalkınma hedeflerini başarmalarına yardım etmek için Banka nın çalışma planını ayrıntılı şekilde anlatır (World Bank, 2010). Dünya Bankası tarafından günümüzde kullanılan proje döngüsü modelinin aşamalarının mevcut hali Şekil 2.1 de yer almaktadır (World Bank 2010). Şekil 2.1. Dünya Bankası Proje Döngüsü Aşamaları. 76

90 Proje döngüsünün CAS hazırlandıktan sonra ilk aşaması tespit aşamasıdır. Bu aşamada Banka ekipleri, mutabık olunan kalkınma hedeflerinin bir parçası olarak finanse edilebilecek projeleri tespit etmek için hükümet ile birlikte çalışır. Dünya Bankası nca desteklenecek projenin, krediyi kullanacak ülkenin öncelikleri içerisinde yer alması ve bu projenin Banka tarafından desteklenen, uygun bir proje olması gerekmektedir. Banka, yatırım projesini belirlerken projeyi fizibilite yönünden incelemekle beraber projenin, Banka nın krediyi alacak olan ülke için önerdiği kalkınma stratejisi ile tutarlı olup olmadığı, destekleyip desteklemediği yönünden de inceleme yapmaktadır. Banka tarafından bu amaçla yapılan ekonomik ve sektörel analizler, ulusal ve sektörel politikaların, problemlerin değerlendirilmesi ve ülkenin gelişme potansiyelinin saptanması için bir çerçeve sağlamaktadır (Baum, 1996:2). Projenin hazırlanması aşaması borçlu ülke tarafından sürdürülmektedir ve amaçlanan projenin özelliklerine bağlı olarak birkaç aydan 3 yıla kadar zaman alabilmektedir. Banka bu aşamada gerektiğinde analiz ve tavsiyeler vererek destekleyici rol alır. Bu süreç boyunca, projede karşılaşılan teknik, kurumsal, ekonomik ve finansal hususlar sürecin projenin hedeflerine ulaşması için gereken teknik, kurumsal, ekonomik ve mali koşulların tamamını kapsaması gerekmektedir (Kırant, 2011). Projenin değerlendirilmesi sırasında Banka görevlisi, projenin teknik, kurumsal, ekonomik ve mali yönlerden yeterliliğini ve Banka nın amaçlarına uygunluğunu inceler ve projeler için Proje Değerlendirme Dokümanı nı (Project Appraisal Document) ve diğer yasal belgeleri taslak olarak hazırlar. Banka tarafından teknik, kurumsal, ekonomik ve mali yeterlilik yönünden yapılan değerlendirmeler aşağıdakileri kapsamaktadır (Eğilmez, 1996:76-77) Teknik Yeterlilik: Teknik açıdan yapılan değerlendirme, projenin, sağlam şekilde dizayn edilmesini, uygun şekilde tasarlanmasını ve kabul edilmiş standartlara uygun olmasını sağlar. 77

91 Kurumsal Yeterlilik: Kurumsal yeterlilikte, Projeyi yürütecek kurum uygun şekilde organize edilmiş mi ve yönetimi yeterli mi?, yerel güçler ve girişimler etkili şekilde kullanılmış mı?, ana yapının dışında kurumsal ve politika değişikliklerine ihtiyaç var mı? gibi soruların yanıtları verilir. Mali Yeterlilik: Mali yeterlilikte, borçlu ülkenin, projeyi uygulamak için yeterli kaynağı olacak mı?, proje mali açıdan uygulanabilir durumda mı?, projenin bedeli hesaplanabiliyor mu ve maliyetini çıkarması için uygun politikaları var mı? şeklindeki bu ve benzeri soruların cevapları ile projenin mali yeterliliğinin değerlendirilmesi yapılır. Müzakereler ve İkrazın Onaylanması sürecinde Dünya Bankası ve ilgili ülke arasında krediye ilişkin müzakereler yürütülür ve neticesinde bir mutabakata varılır. Banka Yönetim Kurulu ve ilgili ülkenin yasal mercilerince proje kredileri onaylanır ve taraflarca imzalanarak resmi hale getirilir. Projenin uygulanması aşamasında artık krediyi kullanan borçlu ülke tarafından anlaşmada yer alan koşullar çerçevesinde uygulamaya geçirilmesi ve uygulama sürecinde denetlenmeye bağlanılması gerekmektedir. Projenin uygulanması kredi alan ülkenin sorumluluğundadır, gerektiğinde banka tarafından da katkı sağlanabilir. Bu süreç içerisinde Banka nın rolü, projenin uygulanmasını sürekli izlemek ve denetlemektir. Temel anlamda izleme ve denetim, mali raporlar üzerinden Banka nın Mali Yönetim Takımının periyodik olarak yaptığı bir faaliyettir. Mali Yönetim Takımı denetlenmiş mali raporlarını istemek dahil projenin mali yönetimini sürekli izler ve denetler. Bu raporlarda; borçlu ülke tarafından hazırlanan ve projenin fiziki gelişimi, maliyeti, yatırım gelirlerinin mali durumu ve projenin sağladığı faydaların düzeyine ilişkin bilgiler yer almaktadır (Halisçelik, 2008). Projenin tamamlanması aşamasında genelde 1-10 yıllık dönemi kapsayan kredi ödeme dönemi sona erdiğinde projenin kapatılabilmesi, ülke ve Banka nın 78

92 performansının değerlendirilebilmesi için Uygulama Tamamlama Raporu hazırlanır. Bu rapor; Banka tarafından finanse edilen projenin tamamlanması sonucunda operasyonun sonuçlarını değerlendirir. Operasyon personeli, tamamlanan her proje için kendi öz değerlendirmelerini hazırlamaktadır. Söz konusu raporda; başarılar, problemler ve bu projeden çıkarılan dersler ortaya konarak müteakip projelere katkı sağlanmaya çalışılmaktadır. Rapor bilgilendirme amacıyla Banka icra Direktörleri Kuruluna sunulmaktadır (Halisçelik, 2008:91-92). Proje sonuçlarının değerlendirilmesi aşamasında projenin tamamlanmasından sonra Banka tarafından yapılan değerlendirme tüm Dünya Bankası projeleri için bir gerekliliktir. Projelerle ilgili düzenlenen Değerlendirme ve Tamamlama Raporlarında ; proje sonuçları planlarla karşılaştırılarak, sapmaların düzeyi ve nedenleri değerlendirilerek, projenin amaçlanan hedeflere ulaşıp ulaşmadığı analiz edilmektedir. (Eğilmez, 1996:78) Avrupa Birliği Avrupa Birliği'nin kültürel mirasla ilgili fonlarının son yıllarda Türkiye deki faaliyetleri desteklediğini söylemek mümkündür. Mardin, Edirne'de Kervansaray, İstanbul'da Fener-Balat'ın restorasyonu projeleri MEDA Fonu'ndan yararlanmıştır. AB fonları proje bazında, projesi olan ülkelere ve illere verilmektedir. AB nin proje döngüsü süreci, Avrupa Topluluğu bünyesinde yer alan finansman kurumlarından kredi (hibe ya da borç) talebinde bulunan projeler için oluşturulmuş olup, değişik ülkeler ve uluslar arası kurumlar tarafından kendi koşullarına uyarlanarak zaman içinde geliştirilmiş ve karar alma süreçleri buna göre sistematik bir hale getirilmiştir. AB proje döngüsü, çeşitli teknik yardım ve kalkınma işbirliği kuruluşları tarafından da uygulanmaktadır (Albayrak, 2009: 327). Projeleri için fon talep edenler burada geliştirilen yaklaşıma uymak durumundadır. Aksi halde projelerin fon talepleri karşılanmamaktadır. Bu yönteme göre; projelerin "bütünsel yaklaşım" anlayışıyla ele 79

93 alınması, ilk fikirden, projenin tamamlanmasını izleyen birkaç yıl içinde yapılan son değerlendirmeye kadar geçen tüm proje döngüsü aşamalarında vazgeçilmez olan faktörlerin göz önünde bulundurulması ve karar vericiler, uygulayıcılar ve projeden yararlananların etkin katılımının sağlanmasıyla proje başarısının ve sürdürülebilirliğinin güvenceye alınması istenmektedir (Dinçer, 2010). Bütünsel yaklaşım anlayışına göre; proje döngüsünün altı aşamadan oluştuğu kabul edilmiştir (Şekil 2.2). Bu aşamalar şunlardır (Commission of the EC, Manual for Project Cycle Management, 1993): 1. Yol Gösterici Programlama 2. Proje Tanımlama/Oluşturma 3. Proje Hazırlama ve Analizi 4. Projenin Finansmanı 5. Uygulama 6. Uygulama Sonrası Değerlendirme Şekil 2.2. AB Proje Döngüsü Yönetimi. 80

94 Yol Gösterici Programlama aşamasında proje yapacak kurumun proje çalışmalarına esas olacak makro planları yapılır. Bu kapsamda ulusal ve sektörel düzeyde yapılan durum analizleri sonucunda kalkınma için sorunlar, kısıtlar ve fırsatlar belirlenir. Bu aşamada, AB nin öncelikleri dikkate alınarak kurumsal hedef ve politikalar ile bu hedef ve politikalara ulaşmayı sağlayabilecek plan ve programlar oluşturulur. AB, bu çalışmaları yaparken kendi öncelikleri ile muhatap olduğu ülkenin önceliklerini uzlaştırmaya çalışır. Gelecekte yürütülecek projeler bu genel çerçeve içinde belirlenir ve hazırlanır (Kırant, 2011). Proje Oluşturma aşamasında proje fikirleri ve diğer kalkınmaya dönük eylemler belirlenir ve proje fikirlerinin amaçlar, sonuçlar ve işlemler açısından bir değerlendirmesi yapılarak aralarından seçim yapılır. Bu seçim sürecinde projeden yararlanacak olan kesimlerin fikirleri de dikkate alınarak sorunları ve potansiyelleri değerlendirilir (Albayrak, 2009:328). Proje çalışmaları esas itibarıyla, yatırım olanaklarının araştırılıp proje fikirlerinin derlendiği, değerlendirildiği, ön elemeye tabi tutulduğu ve proje önerilerinin hazırlandığı bu aşama ile başlar. Aşağıda sayılan çeşitli kaynaklardan yararlanılarak belirlenen proje fikirleri, bir ön elemeye tabi tutulmak zorundadır. Bu amaçla, bu fikirler üzerinde yapılabilirlik, amaçlara uygunluk ve maliyet konularında özet çalışmalarla ön eleme yapılır (Dinçer, 2010). Bu çalışmalar sonrasında gerek projeden yararlanması beklenen hedef kitlenin ihtiyaçları, gerekse yol gösterici çerçeve dikkate alınarak her bir proje fikri için daha ayrıntılı bir çalışma yapılmasına gerek olup olmadığına karar verilir. Ayrıntılı çalışma gerekliyse bu kapsamda, ihtiyaç analizi, ön fizibilite, bolluk analizi vb. analizler yapılarak ve proje taslağı oluşturulur. Proje oluşturma ve hazırlama aşamaları arasında yapılan ayrım son derece önemlidir. Herhangi bir fikrin ayrıntılı çalışmalara geçilmeden önce değerlendirilmesi ve gereksiz görülmesi halinde erken aşamada elenmesi için proje oluşturma aşaması etkili bir yöntemdir. Yapılan bu işlem ön-eleme olarak da adlandırılmaktadır. Bu aşama atlanarak proje hazırlamaya 81

95 geçildiği taktirde toplumsal beklentiler oluşmakta ve sonuçta olumsuz çıkan projeleri elemek son derece güç hale gelmektedir. Süreçte katılıma önem verilmesi ise, gerek bilgi temelinin sağlamlaştırılması ve gerçek ihtiyaçlara dönük projeler yapılması gerekse projelerin uygulama aşamasında sahiplenilmesi bakımından önem taşır (Yılmaz ve Akça, 2002). Proje Hazırlama ve Analizi aşamasında seçilmiş proje fikirleri uygulamaya dönük proje planları haline getirilir. Burada da proje fikrinin ayrıntılı olarak şekillendirilmesinde yine projeden yararlanacak olan hedef kitlenin ve diğer etkilenen tarafların katılımına önem verilerek, projenin yapılabilirliği ve sürdürülebilirliği analiz edilir. Proje analizi, projenin planlama aşamasında çeşitli açılardan yapılabilir olup olmadığının incelenmesi amacıyla yapılmaktadır. Yaygın olarak kullanılan proje analiz teknikleri şunlardır (Dinçer, 2010): 1. Pazar/Talep Analizi 4. Çevresel Analiz 7. Finansal Analiz 2. Teknik Analiz 5. Sosyo-Kültürel Analiz 8. Ekonomik Analiz 3. Kurumsal Analiz 6. Katılımcılık 9. Sosyal Analiz Bu aşamada yapılan analizler, proje oluşturma aşamasında yapılan ön analizlerden daha ayrıntılıdır. Bu analizler sonucunda projenin resmi bir dokümana dönüştürülmesi ve finansmanının sağlanması konularında karar verilir (Kırant, 2011). Proje Finansmanı aşamasında fon sağlanacak proje incelenerek finansman sağlama konusunda karar verilir. Olumlu değerlendirilen projeler için AB ile ilgili ülke, uygulama alternatifleri konusunda uzlaşmaya varır ve bu uzlaşmayı yasal bir doküman haline getirirler. Bu dokümanda projenin nasıl fonlanacağı, fonun nasıl kullanılacağı ve uygulanacağı yer alır. AB finansmanı kapsamında uygulanan sözleşme türleri şunlardır (Dinçer, 2010): Teknik destek / danışmanlık (Technical Assistance / Consultancy) Mal alımı/tedariki (Procurement of goods) 82

96 İnşaat işleri / yapımı(construction) Hibeler (Grant) Eşleştirme (Twinning) Uluslararası kuruluşlara doğrudan hibe (Direct Grants) (WHO, UNDP, UNICEF, gibi) Uygulama aşamasında proje, yararlanıcı ülke tarafından hayata geçirilir. Yani uygulama aşaması, proje raporu tamamlanmış, analiz edilmiş, ilgili taraflardan onay almış ve finansmanı sağlanmış projelerin fiziki olarak gerçekleştirildiği aşamadır. Uygulama sırasında sözleşme türlerine göre farklı yöntemler izlenir. Örneğin, teknik yardım, tedarik veya yapım faaliyetleri için ihaleye çıkılması gerekebilir. Bu aşama proje raporunda yer alan uygulama planına bağlı olarak yürütülmelidir (Kırant, 2011). Proje yönetimi tarafından projenin hedef kitlesi ve etkilenen tarafların fikirleri alınarak projenin planlanan amaçlara doğru başarılı bir şekilde ilerleyip ilerlemediği izlenir. Uygulama Sonrası Değerlendirme, son aşama olarak, AB ile bu fondan yararlanan ülke, projeyi değerlendirerek başarıyı ölçer ve yapılan çalışmalardan bazı dersler çıkarır. Bu aşamada yapılan değerlendirmenin iki temel amacı vardır (Dinçer, 2010); Projenin tamamlanması ile ulaşılan sonuçların verimlilik, mal ve hizmet üretimi, ulaşılmak istenen amaç ve hedef grup gibi projeyle yaratılmak istenen etkiler açısından değerlendirilmesi, Gelecekte kuruluşun plan ve programlarının hazırlanması ile benzer ya da farklı proje uygulamaları için ders çıkarılması. Değerlendirme sonuçları gelecek dönemlerde hazırlanacak proje ve programlarda kullanılır. Bütün bu sürecin temel hedefi, proje döngüsü ile ilgili tarafların tamamının 83

97 katılımının sağlanması ve sağlıklı bir karar oluşturmaya temel teşkil edecek bilgi tabanının genişletilmesidir (Dinçer, 2010) lerde geliştirilen ve çeşitli alanlarda uygulaması bulunan "Mantıksal Çerçeve" yaklaşımı 1993 yılında AB Komisyonu tarafından yayımlanan el kitabında Proje Döngüsü Yönetimi (PDY) ile birleştirilmiştir. Mantıksal Çerçeve esas itibarıyla PDY nin tüm aşamalarında tutarlı ve etkin bir şekilde yürütülmesinde kullanılan bir araçtır. Mantıksal çerçeve, bir eylemin (proje) en önemli yönlerinin matriks biçiminde özetlendiği ve uygulamaya dönük olarak tanımlandığı, birbiriyle bağlantılı bir dizi kavramdan oluşur. Bu yaklaşım, farklı seviyelerdeki hedefler arasındaki nedensel ilişkiyi kuran, hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının kontrol edildiği ve proje kontrolü dışında kalan ve başarıyı etkileyecek risklerin dikkate alındığı proje analiz, planlama ve uygulama aracıdır (Tekindağ, 2005). Urban II Urban II, Avrupa komisyon tarafından tarihinde 1260/1999 no lu Avrupa Konseyi düzenlemesinin 20. Maddesi ne dayanarak, sorunlu kent alanlarında sürdürülebilir gelişme için, döneminde uygulamaya koyduğu, urban community initiative in devamı olan bir topluluk insiyatifidir (Yılgör, 2005). Urban II sürdürülebilir kentsel gelişmeyi teşvik amacına yöneliktir. Küçük ve orta boy şehir/köylerin toplumsal ve ekonomik olarak canlanma ve sürdürülebilir kentsel gelişme konusunda bilgi ve deneyim alışverişini güçlendirir dönemi için Urban II insiyatifine 700 milyon Euro tahsis edilmiştir. Bu miktar da Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu ndan karşılanmaktadır (Taş, 2003). Avrupa nüfusunun büyük bölümü ekonomik büyüme kadar, sosyal, çevresel ve ekonomik sorunların da yoğunlaştığı kent alanlarında yaşamaktadır. Sorunlu kent alanları ve banliyölerin bütünleşme politikası çerçevesinde yeniden yapılandırılması 84

98 amacıyla başlanan Urban II, Avrupa Birliği nde yaklaşık 2,2 milyon insanı ilgilendiren, toplam 70 programdan oluşmaktadır. Bu program kapsamında Avrupa da örneğin Avusturya nın Graz kentinin kentsel yenilemesi için 20,6 milyon Euro bütçeli programa 4,2 milyon Euro katkıda bulunduğu gibi birçok kente destek sağlamıştır. Urbact Urban II nin en önemli faaliyetlerinden biri de başarılı uygulamaların paylaşımına olanak sağlayacak olan bir programın hayata geçirilmesi oldu. Bu programın adı, The European Network for Exchange of Experience", ya da kısa adıyla "URBACT"tır. Urbact ın hedefleri, başarılı uygulamaları vurgulamak ve öne çıkarmak ve bu programların güçlü ve zayıf yönlerini ortaya çıkarmak şeklinde özetlenebilir (Yılgör, 2005). Bu program kapsamında Avrupa nın başarılı tarihi alan yeniden canlandırma uygulamalarından Vilnius, Graz, Valletta, Naples, Regensburg gibi birçok kent çalışmalarıyla ilgili bilgi alışverişinde bulunmuştur. Europa Nostra Europa Nostra, Avrupa kıtasının dört bir yanında milyonlarca kişiyi temsil eden ve 200 den fazla idari olmayan miras örgütünü bünyesinde barındıran bir federasyondur. Federasyon aynı zamanda ulusal, bölgesel ve yöresel yetkililer, kültürel ve eğitsel kitleler, ticari girişimciler ve birçok bireysel üyesi tarafından destek görmektedir. Europa Nostra toplum bilincini arttırmak, geniş kitlelerde toplumu eğitmek ve politik ve uluslararası aktiviteleri, ulusal ve yöresel kurumları ve yetkilileri, kampanyalar, 85

99 kamu aracıları ve tartışmaları, bilimsel araştırmalar, ödüller, yayınlar, sergiler aracılığı ile etkilemek amacını güden bir federasyondur yılından beri Europa Nostra yürüttüğü Miras Ödülleri Projesi adı altında çeşitli ödüller vermektedir ki bunlar; tamamlanmış seçkin restorasyon projeleri için Diploma ve Madalyalar ı, bir birey tarafından tarihi ve kültürel mirası koruma amacıyla yapılan hizmete ithaf edilen Onur Madalyası gibi ödülleri kapsamaktadır. Europa Nostra ödüllerinin amaçları, koruma çalışmalarının standartlarının yükseltilmesine ve bilgi ve deneyimdeki değişime katkıda bulunmaktır Avrupa Birliği ne Üye Ülkeler Avrupa ülkelerinde kültür varlıklarının korunması Kültür Bakanlıkları veya aynı yetkilerle donatılmış bir başka bakanlığın sorumluluğundadır. Doğal varlıkların korunması ise çevre, orman, tarım veya benzeri bakanlıkların yetkisindeyken, farklı bir kavram olarak tarihi bahçe ve parklar yine taşınmaz kültür varlıklarından sorumlu bakanlıkların kontrolündedir. Aynı sistemde korumacılık konusunda müzecilik, taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları ile ilgili konularda ayrı ayrı birimlere görev verilmektedir. Söz konusu ülkelerde etkinlik biçimleri değişse de, koruma kurulu kavramı bulunmaktadır. Bu kurulların danışmanlıktan etkin karar mekanizmasına kadar farklı rolleri bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde yerel yönetimlere daha çok yetki tanınırken, gelişmekte olan ülkelerde yerel uygulamanın başarısızlığı nedeniyle tekrar merkezileşme eğilimi artmaktadır. Yetkinin büyük ölçüde yerel yönetimlere aktarıldığı ülkelerde bile Kültür Bakanlıkları temel koruma ilkeleri ve genel koruma kararlarının alındığı merkezi bir birim olarak görev yapmaktadır. Merkezi yönetimin güçlü olduğu ülkelerde de uygulama merkeze bağlı yerel örgütler aracılığı ile yürütülmekte ve denetlenmektedir. Bu örgütler, hem teknik hem de bilimsel açıdan yeterli donanıma sahiptir. 86

100 Kültür varlıklarının korunması hemen her ülkede kent planlamanın bir parçası olarak kabul edildiğinden imar mevzuatı içine yaptırım gücü yüksek hükümler konulmuştur. Böylelikle Kültür Bakanlıkları nın diğer bakanlıklar üzerinde denetim gücü de arttırılmış olmaktadır (Yılmaz, 2006: 48-49) İngiltere İngiltere deki koruma politikalarının belirlenmesi ve kültürel mirasla ilgili hizmetleri yürüten merkezi örgüt Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı dır. Bakanlığa ve İngiliz Hükümeti ne kültürel mirasın korunması ile ilgili konularda resmi danışmanlık yapmak üzere parlamento tarafından özel olarak Tarihi Binalar ve Anıtlar Komisyonu (English Heritage) kurulmuştur. İngiltere de English Heritage ın dışında çeşitli sivil toplum örgütleri ile hükümet dışı kuruluşlar koruma konusunda hem Bakanlığa, hem de yerel yönetimlere danışmanlık yaparlar. English Heritage dışında, tarihi binaların korunması için başka fonlarda mevcuttur. Bunlardan bir kısmı English Heritage tarafından mali olarak desteklenmektedir. Bağımsız fonlardan en önemlisi Piyango Fonu dur. Bu fon Anıtsal Ulusal Miras Fonu olarak 1993 tarihli Piyango Yasası na dayanılarak kurulmuştur. Bu fonun amacı, tarihi mirası koruyacak projeleri desteklemektir. Anıtsal Ulusal Miras Fonu iki kısma ayrılmıştır. Her iki fon Bakanlığın tavsiyesi ve Başkanca atanan yönetim kurulunca bağımsız olarak yönetilmektedir. Anıtsal Ulusal Miras Fonu, bina, alan, koleksiyon ve ender nitelikteki eserlerin korunması ve değerinin arttırılmasına yönelik projelerin ile yurtdışına satılma, kaybolma veya zarar görme tehlikesi bulunan eserlerin kurtarılması için kullandırılmaktadır. Bu fondan başlıca mali yardımlar, doğal ve kültürel mirasa yönelik projelere yapılmaktadır. Fondan yapılacak yardımda temel kriter olarak, kamu yararı, tarihi önem, kültür varlığının değeri göz önünde bulundurulmaktadır (Şahin, 2004). 87

101 Bakanlık ça tescili yapılmış alanlarda uygulamalar bölgesel planlama birimlerince yürütülmektedir. Ancak bölgesel planlama birimlerinin Bakanlık ça yapılacak tescil çalışmalarını beklemeden geçici tescil yapma yetkisi bulunmaktadır. İngiltere de koruma konusunda bağımsız kuruluşlar ve bu amaçla kurulmuş vakıflar devletten daha etkin olarak çalışmaktadır tescilli anıt, tescilli tarihi yapı ve yapı grubu, koruma alanı (Yılmaz, 2006: 67) olan ülkede, devlet hem tarihi anıtların onarımına katkıda bulunup, hem de yerel yönetimlere koruma onarım için kaynak aktarmaktadır. Tarihi Binalar ve Anıtlar Komisyonu, kiliseler, katedraller ve koruma alanlarının korunmasında maddi olarak büyük katkı koymaktadır. İngiltere de özel girişimciler bazı koruma alanlarının yenileştirilmesine ve iyileştirilmesine yardımcı olmaktadırlar. Tarihi Binalar ve Anıtlar Komisyonu, özel sponsorluk anlaşmaları ile bölgesel koruma eylemlerine, kültürel miras eğitim çalışmalarına ve bilgilendirmeye yönelik hizmetlere izin verip, gerekli ekonomik desteği de sağlamaktadır. Mimari Miras Fonu hayır kurumu statüsünü alarak bir yandan binaların onarımına katkı sağlamak amacıyla eski yapıları satın alıp restorasyonunu gerçekleştirirken, diğer yandan da koruma çalışmaları yapan vakıflara kısa vadeli düşük faizli krediler vermektedir. Bu durum, İngiltere de vakıf sayısının artmasına ve dolayısıyla korumaya yönelik hizmetlerin geliştirilmesine yardımcı olmuştur. Aynı zamanda National Trust, Society for the Protection of Ancient Buildings gibi bağımsız kuruluşlar da kültür varlıklarının korunmasında önemli rol oynamaktadırlar. İngiltere de Tarihi Binalar ve Anıtlar Komisyonu doğrudan bakanlıkça finanse edilir ve bu komisyon bütçesinden I. ve II. grup yapıların ve çok özel nitelikli tarih bahçeler, anıtsal yapılar, katedraller vb. yapıların onarımına katkıda bulunur. Tescilli yapıların restorasyonunda değişikliğin yerel planlama yetkilisinden onaylı olması ve 88

102 ruhsatının olması, yapının kullanımının konut olması ya da konuta dönüştürülmesi veya yardım vb. amaçlarla kullanılıyor olması gibi hallerde katma değer vergisi alınmaz. Ayrıca tescilli yapılarda intikal vergisi de alınmamaktadır (Yılmaz, 2006: 72-73) Almanya Detaylı olarak Almanya daki mevzuata değinmeden önce sistemin yürüme şeklini kısa olarak anlatmak uygun olacaktır. Almanya da kültürel mirasın korunmasında yetkili organ her federal eyaletin kendisidir. Eyaletlerde, kendi kültürel işlerinden sorumlu bakanlıklar, bilimsel ve teknolojik koruma birimleri ve yerel belediyelerin çalışmalarına merkezi hükümetin İçişleri, Maliye, Bölge Planlama, İmar ve Kent Gelişme, Araştırma ve Teknoloji Bakanlıkları katkıda bulunmaktadırlar. Ayrıca koruma konusunda eyaletlerde görev alan kurumlar Eyalet Anıtlarını Koruma Kurumu, Yapı ve Sanat Eserlerini Koruma Kurumu ve arkeolojik eserler açısından Arkeolojik Eser Koruma Bölümü dür. Kültürel mirasın korunmasında bölge planları yapılmadan bir işlem gerçekleştirilemez. Koruma birimleri anıtlara yapılan her uygulamayı denetler ve mal sahibi ile devlet arasındaki iletişimi sağlar. Tespit ve tescil işleri federal eyaletlerin sorumlu bakanlığının görevidir. Dini yapılar ise, ayrı bir envanterlemeye tabi tutulurlar. Tescil işleminden sonra devlet, vakıflar, özel girişimciler yapıların onarımları için kaynak aktarımı yaparlar. Kiliseler için de ayrı bir kaynak bulunmaktadır mimari anıt, yapı grupları, anıtlardan oluşan yapıların tamamında bireysel koruma kararları olmamakla birlikte koruma önlemleri alınarak, alan olarak tespit edilmiş bölgeler içinde yer alırlar (Yılmaz, 2006: 49-50). 89

103 Kültür varlıklarının korunmasında kaynak sağlamak, ya doğrudan devlet yardımı, ya da özel girişimcilerin desteğiyle olmaktadır. Devlet genellikle anıt eserlerle kiliselerin onarımı için kaynak aktarmaktadır. İçişleri Bakanlığı federal eyaletlere ulusal değerli kültür varlıklarının korunmasında kullanılmak üzere ödenek tahsis etmektedir. Kentsel Gelişim Yasası sayesinde federal hükümet bölgesel yetkililere kentlerin tarihi bölgelerinin rehabilitasyonları için kaynak aktarmaktadır. Aynı zamanda her eyalet kendi bölgesi içinde anıt onarımı için kaynak sağlamaktadır ve belediyeler ile iller de kültürel varlıkların korunması için bütçelerinden önemli miktarlarda kaynak ayırmaktadırlar. Kentsel gelişim programları Federal Bölge Planlama, İmar ve Kentleşme Bakanlığı nca uygulanmaktadır. Ayrıca eyaletlerde anıtların korunması amacıyla çeşitli vakıflar kurulmuştur. Ancak Almanya da genellikle tarihi anıtların ve diğer kültür varlıklarının restorasyonu için gelişmiş bir sistem bulunmamaktadır. Kültür varlıklarının korunmasında birtakım teşvikler de söz konusudur. Her ne kadar federal hükümet yasal ve yönetsel konularda olduğu gibi kültürel mirasın korunmasında da herhangi bir teşvik mekanizması oluşturmamışsa da, Alman Şatoları Derneği, Alman Anıtları Koruma Vakfı, Mezarlıklar ve Anıtlar Birliği, Alman Anıtlarını Koruma Ulusal Komitesi koruma bilincinin geliştirilmesi için çalışmalar yapmaktadırlar. Mali açıdan hükümet tarafından kültür varlığı sahiplerine vergilendirme sisteminde bazı kolaylıklar sağlanmaktadır. Kültür varlıklarının tescil edildikleri kategoriye göre mal sahiplerine vergi indirimi yapılır. Anıtların dış cephe onarım giderlerinde belli oranda vergi indirimi yapılmaktadır. Onarım durumunda olan tescilli anıtsal kültür varlıkları alım satım gibi vergilerden de muaf tutulurlar. Aynı zamanda konut olarak kullanılan sivil mimarlık örnekleri de, konut vergisinden muaftır. Ve yine tescilli kültür varlıklarının parsellerinde kamu yararına koruma öngörülüyorsa, bu parseller için arazi vergisi ödenmemektedir. 90

104 Almanya daki korumacılık yukarıda anlatıldığı gibi olup, federal eyaletlerdeki anıtların bakım ve korunmasının ne şekilde olduğuna da değinmekte fayda vardır. Federal eyaletlerde kültürel mirasa sahip çıkmak, geleceğe aktarmak, bakım ve korumalarını yapmak Anıtları Koruma Kurumu nun görevidir. Bu kurum Maliye Bakanlığı na bağlı olarak çalışır. Bu kurum anıtların korunması ile ilgili bilimsel danışmanlık yapar. Tarihi eserlerin korunması ile ilgili yasal kararlar belediyedeki Anıtları Koruma Görevlileri, ya da daha çok yetkiye sahip idari meclisteki Anıtları Koruma Görevlileri tarafından alınır. Bölge Anıtlar Kurumu nun merkezi Stuttgart tadır. Ayrıca her idari bölgede bir şube bulunur. Yapı ve sanat eserlerinin korunmasında, anıt koruma ve tarihin korunması konularında Yapı ve Sanat Eserleri Koruma Kurumu yerinde danışmanlık görevini yerine getirir. Bu kurumun görev alanları coğrafi konumlarına göre bölgesel olarak ayrılmış, görev alanı sınırları anıtları koruma görevlileri tarafından belirlenmiştir. Danışma birimleri eser sahiplerine, mimarlara, mühendislere, işçilere ve diğer ilgililere danışmanlık yaparlar. Anıt sahiplerine maddi teşvik yapı ve sanat eserleri koruma bölümünün görevleri arasındadır. Kurulun görevlileri başvuru sahibine bilimsel danışmanlık yaparak gerekirse maddi yardım yapılmasına karar verebilirler. Maddi yardımın yapılması ile devlet eski eser sahiplerine eserlerin kanuni bir şekilde korunmasında yardımcı olmuş olur. Restorasyon aşamasında da, bu kuruma bilimsel danışmanlık yapma görevi düşmektedir, bu açıdan günümüze kadar korunmuş tarihi eser ve anıtların restorasyonunda orijinal planın korunmasına ve orijinal malzeme kullanılmasına özen gösterilmektedir. Eyalet Anıtlarını Koruma Kurumu nun restorasyon atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyelerde konservasyon ve restorasyon uygulamaları ve restorasyon projelerine danışmanlık yapılır. Aynı zamanda bu kurum kentsel planlama ile ilgili kararları vermede bölgedeki tarihi eserlere yönelik analizi yaparak plan kriterleri belirlemede etkin rol oynar (Schwarzer, 1995). Arkeolojik eserlerin korunmasında Arkeolojik Eser Koruma Bölümü çalışma yapar. Bu kurum kazı koruma alanları oluşturur. Kaçak kazıların önlenmesi, arkeolojik alanın toprak erozyonu, toprağın kuruması, kimyasal reaksiyonlar, inşaatlar ve diğer etkenlerden dolayı tahribat söz konusu ise, kurtarma kazıları organize etmeye 91

105 yetkilidir. Yalnızca çok önemli ya da tehlikede olan bölgelerin kazıları yapılır. Çoğu yerlerin kazısı yapılmaz, eserlerin toprak altında kalması en iyi koruma olarak tanımlanmaktadır. Eyalet arkeoloji kurumu kazı sonrasında eserlerin bozulmasını önlemek, sergilemek ve konservasyon işlerini en modern yöntemlerle yapmaktadır. Konferanslar, sergiler ve yayınlar aracılığı ile kazı sonuçları geniş kitlelere ulaşmaktadır. Eyalet Anıtlar Kurumu nun en önemli görevlerinden biri ödenek çıkartılmasını sağlamaktır, kurum bu açıdan Maliye Bakanlığı ile koordine çalışmaktadır. Ödenek çıkarılması eser sahiplerinin yükünü büyük ölçüde hafifletmektedir. Ödeneklere yoğun talep olması durumunda korunması acil olan eserlere öncelik tanınmaktadır. Aynı zamanda Maliye Bakanlığı kültür anıtlarına bağış yapan vatandaşların bağışlarını gelir vergisinden düşmektedir. Eyalet Anıtlar Kurumu eyaletlerin kültür anıtlarını araştırır. Eserlerin bir liste halinde envanterlerinin tutulması öncelik taşır. Bu envanter sonuçları süreli bir yayın olan Anıt Topoğrafyası nın ana dokümanını oluşturur. Teknik hizmetler alanında Teknik Kurum, Fotogrametri Kurumu ve Fotoğraf Kurumu merkeze bağlı olarak çalışır. Bu bölümler inşaat kontrolleri, restorasyon ve konservasyon kararlarının alınması, basın ve halkla ilişkiler bölümü ile koordine çalışarak kamuoyuna duyuru yapılarak halkın da desteğinin sağlanması ve Eyalet Anıtları Koruma Kurumu Kütüphanesi ile birlikte bilimsel dergi ve yayınların basılması görevlerini üstlenmektedir (Yılmaz, 2006: 52-55) Fransa Kültürel mirasın korunmasına yönelik politikaların oluşturulması ile uygulamaların yapılması ve denetlenmesi Kültür Bakanlığı nın merkez ve yerel örgütleri aracılığı ile yapılmaktadır. 92

106 Doğal varlıkların korunması ile kent planlama ve uygulamasına yönelik işlemler, Çevre Bakanlığı nın sorumluluğundadır. Ancak en alt seviyedeki örgütlenme içinde Çevre Bakanlığı na bağlı çevre müdürlükleri ile Kültür Bakanlığı na bağlı mimarlık müdürlükleri uygulamaları birlikte yürütürler. Merkezi birimler politikalar üretirken yerel örgütler uygulamaları belediyelerle ortaklaşa denetlemektedirler. Fransa da planlamanın yerel yönetimlerin, korumanın ise devletin sorumluluğunda olduğu ortak bir çalışma sistemi gözlenmektedir. Ulusal düzeyden yerel düzeye kadar konuların niteliğine bağlı olarak farklı koruma kurulları oluşturulmuştur. Bu kurullar daha çok merkezi veya yerel bürolara bilimsel danışmanlık görevi yapmaktadırlar. İlgili birimler kültür varlıklarını tescil ederken yalnızca olağanüstü güzellik ve nitelikteki yapı ve alanları değil, bunları bütünleyen yapı ve alanları da tescil edebilirler. Tescil kararları kent planlamasında en önemli veri olarak alındığından koruma alanı sınırları içerisinde yapılan koruma planları kent imar planlarının üzerinde kabul edilmektedir tescilli anıt, envanterlenmiş anıt, tescilli sitler, envanterlenmiş sitler, 88 koruma alanı, 144 mimari-kentsel-peyzaj koruma alanı, 41 eski yasalara göre tescillenmiş koruma bölgeleri, tescilli taşınır varlık, envanterlenmiş taşınır varlıktan oluşan mirasın korunması için devlet bütçe tahsis etmektedir. Eski kent dokularının korunması ve iyileştirilmesi için ödenek ayrılır. Planlı Konut İyileştirme Operasyonları olarak adlandırılan bu işlemlerden sorumlu birim Ulusal Konut İyileştirme Kurumu dur. Devlet doğrudan miras korumasının yanı sıra geliştirilmesi için de ödenek ayırır. Mirasın korunması için çeşitli kamu fonları da vardır. Yerel ve bölgesel eski kent dokularının korunması için kaynaklar sağlanır. Anıtlar genellikle özel kişi, vakıf veya bölge yerel yönetimlerince onarılır (Yılmaz, 2006: 73-74). 93

107 Teşviklere bakıldığında; tek yapılara yönelik olarak ve tescilli yapıların restorasyon ve bakımı için devlet toplam maliyetin yaklaşık % oranında yardım yapabilir. Bütünleyici envanterdeki yapılar için koşullar uygunsa devletten toplam maliyetin % 40 ını geçmeyen yardım alınabilir. Bölge yerel yönetimleri özel mülkiyetteki tarihi anıtlara genellikle yardım yapmazlar. İdari bölümlerden yapılan yardım maliyetin % 25 i civarındadır ve devletin yardımına ek olarak özel kişiler bu yardımları bir araya getirerek onarımı kendi katkılarıyla yapabilirler. Yerel yönetime ait restorasyon işlerinin finansmanı da % 50 oranında devlet, % 25 oranında idari bölümler, % 25 oranında kendileri tarafından sağlanır. Konutlar dışında kentsel sitlerin gelişimi ve desteklenmesinde devlet koruma işlerini yapmak isteyen mülk sahiplerine veya yerel yönetime maddi destekte bulunur. Yerel yönetim bazen mal sahibine yapıların ön cephelerinin bakımı ve temizliği için doğrudan yardımda bulunabilir, envanter çalışmalarını ve arkeolojik kazı ve araştırmalarını destekleyebilir. Vergi muafiyetinde tarihi anıtların bakım ve onarım harcamaları vergiden muaf tutulmuştur. Mal sahibi bina vergilerinin de büyük bir kısmından muaftır. Ziyaretçi kabul edilen özel müzelerde giderler vergiden düşülür. Koruma alanlarındaki yapıların restorasyonunun yapılması için vergi indirimleri ile özel mülk sahipleri teşvik edilir (Yılmaz, 2006: 88-89). Finansman Sistemi Kurmaya Yönelik Fransa Örneği: ANAH Konutların iyileştirilmesi konusunda finansman sistemi kurması bakımından önemli olan ANAH (Agence Nationale pour l Amélioration de l Habitat) örneği Fransa da gerçekleştirilmiştir (Tatlıcan, 2006: 58-59). Fransa nın sivil mimari mirasının korunmasında başarılı bir idare olan ANAH, 1971 yılında kurulmuştur. İdari karaktere sahip bu kamusal kurum, iyileştirme çalışmalarında; güvenlik, sıhhileştirme, donatı, ısı ve ses yalıtımı, fiziksel engellilerin konforunun sağlanması gibi konularda gayrimenkul sahiplerine mali destekte bulunmayı hedeflemektedir. 94

108 Eş üyeli ve özerk yönetim kadrosu, karar verici ve uygulayıcı üyelerden meydana gelmektedir. Ulusal ölçekte belirlenen öncelikler doğrultusunda mali destekler il komisyonları arasında paylaşılmaktadır. Kent ve kentler arası ölçekte eylem programları gerçekleştirilerek, operasyonlar oluşturulmakta ve mali destekler ayrılmaktadır. Yönetim konseyi, yönetim ve konutla ilgili içerisinde malikler, uzmanlar, kiracılar gibi aktörlerin bulunduğu 14 üyeden oluşmaktadır. Yönetim Konseyi, kurumun hedeflerinin tanımlanması, finansmanının belirlenmesi, bütçenin ve hesapların onaylanmasından sorumlu tutulmaktadır. Her kentte, eş üyeli bir Konut İyileştirme Komisyonu bulunmaktadır. 8 üyeden oluşan Komisyon, mali destek sağlanması konusunda karar verme, öncelik kriterlerini ve finansman tutarlarını belirleme ve çalışmalara başlama iznini verme konusunda görevlendirilmiştir. Kiralık konutların iyileştirilmesinde tanınacak mali destek için, konutun 15 yıldan eski olması ve 10 yıl boyunca kirada kalınması koşulları aranmaktadır. Mali destek talebinde bulunan kişi, ANAH koşullarını kabul etmek zorundadır. Talebin il delegasyonunda görüşülmesinin ardından, konutun iyileştirilmesiyle ilgili İl Komisyonu ndan onay alınması halinde ANAH tan yazılı izin çıkmasıyla çalışmalara başlanabilmektedir. İyileştirme çalışmaları kurumun onayladığı profesyonel kişilerle 2 yılı aşamayacak şekilde yapılmaktadır. Öncelikle yapının durumundaki yetersizliklerin saptanması gerekmektedir. Genel olarak ANAH, iyileştirme tutarının %20 ini karşılamakta ve bazı durumlarda bu oranı arttırabilmektedir. Mali destek sağlanacak çalışmalarda asgari harcama tutarı 1500 olmaktadır. ANAH, yapacağı mali desteğin %35 ini taşınmazlarında ikamet edenlere, %65 ini taşınmazını kiraya verenlere ayırmaktadır (Tatlıcan, 2006: 58-61). 95

109 İtalya Kültürel mirasın korunması ve koruma politikalarının oluşturulmasında Kültürel Miras ve Çevre Bakanlığı doğrudan sorumludur. Hizmetlerini, ülke geneline yayılmış Bölge Koruma Müdürlükleri aracılığı ile sürdürür. Bakanlık, çevrenin korunmasında Bayındırlık Bakanlığı, yerel yönetimler ve belediyelerle işbirliği içinde uygulamaları denetler. Korumaya yönelik hizmetlerde Ulusal Kültür ve Çevre Değerleri Kurulu ile Bölge Kurulları bilimsel danışmanlık yaparlar. Tespit ve tescil işlemleri Bölge Koruma Müdürlükleri tarafından yürütülür li yıllarda yerel idarelere aktarılan korumaya ilişkin yetkiler 1985 yılından itibaren tekrar merkezde toplanmaya başlamıştır. Kültür mirasının korunmasında Kültürel Miras ve Çevre Bakanlığı nın yanı sıra Bayındırlık Bakanlığı, Maliye ve Planlama Bakanlığı, Sivil Savunma Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı sorumluluk üstlenmişlerdir. Bu kuruluşlar sorumluluklarını yerel yönetimlerle paylaşırlar. 676 anıt, 62 kentsel bina grupları, 156 sitten oluşan kültürel miras alanlarının korunması için İtalya da da finansman desteği devlet tarafından ya da özel vakıflardan aktarılan kaynaklarla sağlanmaktadır ve yine devlet tarafından mülk sahiplerine bazı vergi kolaylıkları çıkarılmaktadır. Devlet yardımı kapsamında Kültürel Miras ve Çevre Bakanlığı nın yıllık bütçesinden restorasyon çalışmaları veya genellikle ulusal mirasın korunması ve kamunun bilinçlendirilmesi için düzenli ödenek ayrılır. Bakanlığın bütçe dairesinin önerisinin parlamentoda onaylanmasıyla sağlanacak ek ödeneklerle korumaya kaynak sağlanır. Özel taşınmaz mirasın (katedraller, endüstriyel miras vb.) korunması için koruma kampanyalarını desteklemek üzere özel harcama kalemleri bulunmaktadır (Hopkins, 2002, s.51). 96

110 Mirasın rehabilitasyonu için örgütlenmiş kamu ya da özel fonlar bulunmamakta, ancak uygulamalarda koordine sağlanmaktadır. 512 / 1982 sayılı Kanun un gönüllü kuruluşlarla ilgili hükümleri ile yeni bir tip sponsorluk olanağı yaratılmıştır. Ancak yasanın uygulanmasını sağlayacak yönetmeliklerin eksikliği gözden kaçmamaktadır. Ulusal mirasla ilgili kamu harcamaları farklı bölümlere ayrılmış durumdadır. Kültürel Miras ve Çevre Bakanlığı ve Bayındırlık İşleri Bakanlığı nın anıtlar ve arkeolojik kazılar için harcamalarının yanı sıra Maliye ve Planlama Bakanlığı ile Sivil Savunma Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı anıtların restorasyonu ve bakımından da sorumludur. Koruma bürosunun onayı alındıktan sonra devlet özel anıtlardaki restorasyon maliyetinin %50 sini ödeyebilir. Devlet bazı durumlarda dini yapıların onarım maliyetinin tamamını karşılar. Devlet katkısı, özel anıtlardaki çalışmaların tamamlanmasından ve koruma bürosunun yapılan işi kesin kabulünden sonra ödenmektedir. Kültürel mirasın korunmasını teşvik etmek amacıyla gelir vergisi, yerel vergiler, veraset vergisi ve katma değer vergisi gibi vergilerde bazı ayrıcalıklı uygulamalar yapılabilir. Koruma altındaki yapıların ve anıtların restorasyon ve konservasyon maliyetleri özel şahıslar ve kuruluşların gelir vergisinden düşülür. Tescilli binalarda alım satım vergileri %50 oranında az alınır. Bu taşınmazlarda sigorta vergileri de alınmaz (Yılmaz, 2006: 60-61) İspanya İspanya da her bağımsız topluluğun kültür varlıklarının korunmasına ilişkin kendi koruma prensiplerini oluşturma hakkı olmakla birlikte, İspanyol ulusal mirası ile ulusal koruma politikalarının oluşturulması sorumluluğu Kültür Bakanlığı nındır. Hem Kültür Bakanlığı nın, hem de bağımsız topluluğun kültürel miras konusunda bilimsel danışmanlığını yürüten Anıtlar ve Sitler Koruma Kurulları bulunmaktadır. 97

111 Tespit ve tescil işlemleri varlığın önemine göre Kültür Bakanlığı ya da bağımsız topluluğun ilgili departmanı tarafından yapılmaktadır. Kent planlaması yapılıncaya kadar koruma alanlarında uygulama yetkisi bağımsız toplulukların elinde olup, plan yapıldıktan sonra yetkiler yerel yönetimlere devredilmektedir. Her koşulda yerel yönetim yani belediye ve bağımsız topluluklar koordine olarak çalışırlar. Tarihi bahçeler, parklar veya insan eliyle düzenlenmiş diğer doğal alanların dışında kalan doğal varlıkların korunması, Kültür Bakanlığı nın yetki ve sorumluluğunda bulunmaktadır anıt, 800 kentsel bina grupları, 110 sit, 100 tarihi bahçe, 650 arkeolojik alanın korunması ve restorasyonu için doğrudan yardım devlet bütçesinden ve bağımsız topluluklardan sağlanır. Özel mülk sahipleri tescilli kültür varlıklarının bakım ve onarımı için geri ödemek koşulu ile bir nevi kredi olarak yardım alabilirler. Vergi muafiyeti için İspanyol Tarihi Mirası ile ilgili 16 / 1985 sayılı Kanun da tanımlandığı üzere yapının/varlığın Kültürel Değerli Yapılar Genel Envanteri ne alınmış olması şartı bulunmaktadır. Tarihi alanlar, tarihi sitler ve arkeolojik alanlar dikkate alındığında da yine genel envantere alınan varlıklar bu muafiyetten yararlanabilirler. Vergi mükellefine, kültürel değerli bir yapıyı satın alırken, onarırken ya da restore ederken gelir vergisinden %20 indirim yapılmaktadır. Bu miktar gelir vergisinin %30 unu geçemez. İspanyol tarihi mirasına ait herhangi bir varlığın devlete, kamuya ait bir kuruma, vakıflara, derneklere bağışlanması durumunda da gelir vergisinden %20-30 oranında indirim yapmak mümkündür. 98

112 Özetle; kültür varlıklarına ilişkin her türlü uygulamada mal sahibi tamamı ile olmasa bile, %20-30 oranında değişen miktarlarda vergi indiriminden yararlanabilmektedir (Yılmaz, 2006: 66-67) Yunanistan Koruma politikaları ve yasal düzenlemeler Kültür Bakanlığı nın yetkisindedir. Bu yetki bakanlığa bağlı üç ayrı genel müdürlük tarafından kullanılmaktadır. Bu örgütlenme arkeoloji, müzecilik ve kültürel mirasın korunması konularına göre biçimlenmiştir. Bu üç genel müdürlükle ilgili konularda bilimsel danışmanlığı iki ayrı kurul yapmaktadır. Ulusal düzeyde görev yapan bu yüksek kurulların yanı sıra altı adet yerel anıtlar kurulu bulunmaktadır. Koruma uygulamaları, yerel yönetimlerle işbirliği içinde bakanlığın yerel örgütleri aracılığı ile yürütülmektedir. Çevre Bakanlığı sivil mimarlık örneği yapıların korunmasında doğrudan yetkili bir diğer kuruluştur. Sivil mimarlık örneği yapıların korunmasında Çevre Bakanlığı nın Mimari Çevre Kurulları danışmanlık yapar. Koruma ve planlama hizmetleri koordineli olarak her iki bakanlığın denetiminde yerel yönetimlerce yürütülür. Sivil mimarlık örneği yapıların dışındaki kültür varlıklarının tespit ve tescili Kültür Bakanlığı nın, sivil mimarlık örneği yapıların tespit ve tescili ise, Çevre Bakanlığı nın yetkisindedir tarihi anıtlar ve sitler, 700 geleneksel yapılar grubu, geleneksel yapılardan oluşan mimarlık, arkeolojik kazılar ve sanatsal miras büyük ölçüde devlet 99

113 tarafından finanse edilir. Yunanistan da özel bir sponsorluk mekanizması bulunmamakla birlikte, özel sektör mimari mirasın korunmasına özellikle konutların restorasyonuna katkı vermektedir. Atina Arkeoloji Topluluğu mirasın korunması için etkinliklerde bulunmaktadır. Teşvik niteliğinde ise, doğrudan devlet yardımı ve vergi muafiyeti mevcuttur. Tescilli yapıların korunması ve bakımı için Kültür Bakanlığı özel mülk sahiplerine, yerel yönetimlere veya kişilere teknik ve para desteğinde bulunur. Yardımın miktarı ve niteliği önerilen işlere bağlı olarak değişir. Geleneksel yapıların bakım ve restorasyonu hem geleneksel mirası koruma, hem de turizme kazandırmak amaçlarına hizmet ettiğinden İçişleri Bakanlığı, Turizm Odası için kısa vadeli kredi programı geliştirmiştir. Yunan Ulusal Emlak Kredi Bankası uzun vadeli düşük faizli kredi sağlayarak, geleneksel yapıların bakım ve onarımına katkı vermektedir. Ulusal Turizm Organizasyonu, Ulusal Emlak Kredi Bankası yla ortaklaşa yapıların onarım ve dekorasyonuna yönelik uzun vadeli kredi sağlamaktadır. Özetle eski yapıların rehabilitasyonuna yönelik bu tür önlemler restorasyonu, yeni bina yapımından daha cazip hale getirmiştir. Vergi muafiyeti konusunda da veraset vergisinde ve elli yaşından eski binalarda binanın eskiliğine göre oranlanan ölçüde vergi muafiyeti söz konusudur (Yılmaz, 2006: 89-97) Örneklerin Değerlendirilmesi Örnekler genel olarak değerlendirildiğinde; Kültür varlıklarının korunması görevi Almanya dışında tüm ülkelerde Türkiye deki Kültür ve Turizm Bakanlığı na benzer bakanlıklara görev verilmiştir. Bakanlıklar bu görevi çeşitli ulusal ve yerel düzeyde birimleri aracılığıyla yapmaktadır (Tablo 2.1). İngiltere nin English Heritage ve Fransa nın Ulusal Konut İyileştirme Kurumu gibi bağımsız bir şekilde yönetilen, çok aktörlü, mali özerkliğe sahip kurumların olduğu ülkelerde koruma politikasının etkin olarak uygulanması mümkün olmaktadır (Tablo 2.1). İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi çoğu ülkede restorasyon ve korumacılık için düzenli ödenek ayırmaktadır (Tablo 2.1). Ayrıca kültür varlıkları 100

114 için sponsorluk olanakları yaratılmaya çalışılmakta ve gönüllü kişiler teşvik edilip desteklenmektedir. Fransa ve İtalya gibi bazı ülkelerde yalnızca kültürel mirasın korunması için değil, bunun yanı sıra gelişmesi için de ödenek ayrılmaktadır. Korunması gereken binası olanlar, binalarını yok etmemeleri için de teşvik edilirler. Bu ülkede tescilli yapının ön cephe bakımı ve temizliği için de yardım sağlanmaktadır. Aynı zamanda bu bakım ve onarım harcamaları vergiden de muaftır. Koruma politikasının en önemli aşamalarından biri olan kültür varlıklarının bakımı, onarımı, korunması, değer ve güzelliğinin arttırılması için mali yardım yapılması genel olarak tüm ülkelerde etkin bir şekilde uygulanmaktadır. Binalara yapılan restorasyonlarda, restorasyon harcamalarının kimi kez yarısı, devlet tarafından karşılanmaktadır. Resmi vergi indirimlerine gelince; tescil grubuna göre vergi muafiyeti, dış cephe onarım gideri vergi indirimi, alım satım vergi muafiyeti, konut vergi muafiyeti, arazi vergisi muafiyeti, bağış yapanlara gelir vergisi indirimi, bakım onarım gideri vergi muafiyeti, bina vergisi muafiyeti, yerel vergi indirimi, veraset vergisi indirim, K.D.V. indirimi, sigorta vergisi muafiyeti, kredi yardımı gibi kolaylıklar sağlanmaktadır (Tablo 2.1). Koruma politikası olarak kamulaştırmalar yapılabilmekte, İngiltere gibi aciliyeti olan yapılarda resen onarım uygulanabilmektedir. Koruma konusunda tüm ülkelerde her aşamada konuyla ilgili kurum, dernek, uzman kişiler, mal sahibi, kullanıcı ve diğer ilgili kişilerin görüşlerinin alınması ve bilgilendirilmesi hem isabetli kararların alınması ve hem de demokratik katılım sürecinin işletilmesini sağlanmaktadır. Böylece hızlı bir şekilde isabetli sonuçlar elde edilmektedir. Korumaya katkı sağlayan gerek Dünya Miras Fonu, Avrupa Birliği Fonları, Dünya Bankası gibi uluslararası örgütlerin, gerekse English Heritage gibi ülkelerin özel kurumlarının kültür varlıklarının korunmasını ve koruma alanlarının sağlıklaştırılması için kullandırdıkları fonların dağıtımında temel kriter; belirli bir program dahilinde, uzun dönemli projeler çerçevesinde olmasıdır. Genellikle belirli bir proje kapsamında yapılmayan işler için yardım yapılmamaktadır. 101

115 Korumaya katkı sağlayacak özel kişi ve girişimciler desteklenmekte, böylece koruma için finansal kaynaklar artması sağlanmaktadır. Ayrıca İngiltere deki gibi Miras Piyangosu ndan yapılan katkılarla alternatif finansal kaynaklar kullanılmaktadır (Tablo 2.1). Tarihi çevrelerin yeniden canlandırılması için parasal kaynak oluşturulmasının önemi kadar hedefe ulaşmak için bu parasal kaynağın nasıl yönetileceği ile ilgili politikaların önemi ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, kültür varlıklarının korunmasına ilişkin sistemin temel ilkelerinin; kültür varlıklarının belirli bir program çerçevesinde, uzun dönemli olarak onarılması, değerinin arttırılması, güzelleştirilmesi, fonksiyon kazandırılması olduğu söylenebilir. Bu hedefe ulaşılırken, özellikle karar alma sürecine ilgili kurum ve kişilerin katılımının sağlandığı ve bilgilendirilmelerine önem verildiği, mülk sahiplerinin haklarının korunduğu, mali yardımlar koruma politikasının önemli bir aşamasını oluşturmaktadır. Uluslararası kabul gören proje ve proje yönetimi ilkeleriyle hareket eden etkin bir finansal kaynak yönetim mekanizması ile tarihi alanların ve yapıların yaşatılarak korunması mümkün olabilmektedir. 102

116 Tablo 2.1. Avrupa Birliği Üye Ülkeler ve Türkiye de Korumanın Örgütlenmesi ve Finansal Yapısı. Kültürel varlıkların korunmasından sorumlu kuruluş Kaynak Sağlayanlar Uygulama yapanlar İngiltere Kültür Medya ve Spor Bakanlığı -Tarihi Binalar ve Anıtlar Komisyonu -Yerel Yönetimler -Özel Girişimciler -Mimari Miras Fonu -Piyango Fonu -Bölgesel Planlama Birimleri -National Trust -Society fort he Protection Ancient Buildings Almanya Federal Eyaletler -İçişleri, Maliye, Bölge Planlama, İmar ve Kent Gelişme, Araştırma ve Teknoloji Bakanlıkları -Federal Hükümet -Özel Girişimciler -Eyalet Bakanlıkları -Eyalet Koruma Birimleri -Eyalet Anıtları Koruma Kurumu -Yerel yönetimler Fransa Kültür Bakanlığı -Ulusal Konut İyileştirme Kurumu -Kamu fonları -Özel Girişimciler -Vakıflar -Belediyeler -Yerel Örgütler -Belediyeler İtalya Kültürel Miras ve Çevre Bakanlığı - Kültürel Miras ve Çevre Bakanlığı - Bayındırlık Bakanlığı -Maliye ve Planlama Bakanlığı -Sivil Savunma Bakanlığı - Çalışma Bakanlığı -Özel vakıflar -Bölge Koruma Müdürlükleri İspanya Kültür Bakanlığı Kültür Bakanlığı -Bağımsız Topluluklar -Yerel Yönetimler Yunanistan Kültür Bakanlığı -Kültür Bakanlığı -Çevre Bakanlığı -Özel Girişimciler -İçişleri Bakanlığı (kredi desteği) -Ulusal Turizm Organizasyonu -Ulusal Emlak Kredi Bankası -Yerel yönetimler -Bakanlığın yerel örgütleri Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı -Kültür ve Turizm Bakanlığı -Vakıflar Genel Müdürlüğü -Yerel İdareler -Toki -Özel Girişimciler -STK lar Kültür ve Turizm Bakanlığı -Vakıflar Genel Müdürlüğü -Yerel İdareler -Özel Girişimciler -STK lar 103

117 Tablo 2.1. (Devam) Avrupa Birliği Üye Ülkeler ve Türkiye de Korumanın Örgütlenmesi ve Finansal Yapısı. Diğer Kurumlar Devlet desteği ve Vergi Muafiyeti İngiltere -K.D.V. muafiyeti -İntikal vergisi muafiyeti Almanya -Alman Şatoları Derneği -Alman Anıtları Koruma Vakfı -Mezarlıklar ve Anıtlar Birliği -Alman Anıtlarını Koruma Ulusal Komitesi -Tescil grubuna göre vergi muafiyeti -Dış cephe onarım gideri vergi indirimi -Alım satım vergi muafiyeti -Konut vergi muafiyeti -Arazi vergisi muafiyeti -Bağış yapanlara gelir vergisi indirimi Fransa -Ulusal ve yerel düzeyde Koruma kurulları -%40-45 (devletten özel kişilere) -%50 (devletten yerel yönetime) -%25 (idari bölümden) -Bakım onarım gideri vergi muafiyeti -Bina vergisi muafiyeti İtalya -Gönüllü kuruluşlar -%50 (özel kişilere) -Yerel vergi indirimi -Veraset vergisi indirim -K.D.V. indirimi -Gelir vergisi indirimi -Alım satım vergisi indirimi -Sigorta vergisi muafiyeti İspanya -Anıtlar ve Sitler Koruma Kurulları -Kredi yardımı -Vergi Muafiyeti -%20-30 Gelir vergisi indirimi Yunanistan -Ulusal yüksek kurullar -Yerel Anıtlar Kurulları -Mimari Çevre Kurulları -Atina Arkeoloji Topluluğu -Veraset vergisi muafiyeti Türkiye -%10 kredi ve hibe -K.D.V. muafiyeti -Gelir vergisi indirimi -Alım satım vergisi muafiyeti 104

118 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 3. FİNANSAL KAYNAK YÖNETİMİ Günümüzde her alanda teknik ve ekonomik açıdan artan karmaşık sorunlara çözüm bulunmaya çalışılmaktadır. Buna bağlı olarak ilgili yönetim birimlerinden bu sorunların çözümünde gösterecekleri çabalara yönelik beklentiler de artmıştır. Bu tür karmaşık sorunları, hiyerarşik yapıda çözme çalışmalarında çok büyük zorluklarla karşılaşılmış veya başarılı olunamamıştır. Ayrıca işlerin çeşitliliği veya karşılıklı etkileşimi nedeniyle, işlerin ayrı ayrı incelenmesinin ulaşılacak hedefler açısından önceden hesaplanmasının mümkün olmadığı risklere yol açtığı görülmüştür. Bununla birlikte karmaşık projelerin ele alınması için, işlerin bölümlendirilmesine ve kolayca görülebilir bir biçimde yapılandırılmasına olanak sağlayacak bir yaklaşım ve çalışma tekniği, diğer bir deyişle, sistemler içinde düşünme ve çalışma yolu aranmıştır. Bunun sonucunda projenin en iyi yol olduğu ortaya konulmuş, bu tür sorunların çözümünde proje ve proje tekniği kavramına duyulan gereksinim gittikçe artmıştır (Ünle, 2007). Kaynak yönetimi konusu, fiziksel kaynaklar, insan kaynakları, bilgi kaynakları ve finansal/parasal/mali kaynaklar gibi çok boyutlu olup bu çalışmada finansal kaynak konusu ve yönetimi irdelenmiştir. Ayrıca finansal kaynak yönetimi kavramı farklı düzeylerde ele alınmıştır. Evrensel, ülkesel, bölgesel, yerel, proje ölçeğinde korumayaşatma politikaları oluşturulması gerekliliği vurgulanmıştır. Bu politikalar bütüncül ve sürdürülebilir olmalıdır. Kamu kaynakları sınırsız olmadığından tarihi alanların koruma-yaşatma konusunda her yatırımı kamu kaynaklarından beklemek doğru değildir. Kamu kaynaklarının

119 diğer kaynakları harekete geçiren ve özendiren örnek rol üstlenmesi gereklidir. Finansal kaynak yönetimi konusundaki politikalar bu eksende ilerlemelidir. Birçok alanda olduğu gibi dünyadaki uygulamalara bakıldığında, tarihi alanların koruma- yaşatma dengesi gözetilerek uygulamalarda finansal kaynakların üst ölçekli vizyon ve hedefleri olan stratejik bir yaklaşımla proje ölçeğinde ele alındığı görülmektedir. Bu noktada proje konusunu irdelemek yerinde olacaktır Proje Tarihte proje kelimesi ilk olarak mimarlar tarafından kullanılmıştır yılında İtalya'nın Floransa kentinde, ilk mimarı Arnolfo di Cambio tarafından inşa edilmeye başlanan, Duomo ya da Santa Maria del Fiore olarak da bilinen Floransa Katedrali nin inşaatı 14. yüzyılda yarım kalmıştı. Açılan yarışmayı kazanan Filippo Brunelleschi ye bu yapıyı bir kubbe ekleyerek tamamlama görevi verilmişti. Onun arasında gerçekleştirdiği 42 m'lik bir açıklığı örten bu kubbe strüktür bakımından sekiz dilimli bir manastır tonozu sayılabilir. Tepesindeki aydınlık feneriyle bu kubbe yalnız Floransa'nın siluetini belirleyen en önemli öğelerinden biri değil, bütün Rönesans kentlerinin ayrılmaz parçası olan benzer kubbelerin de ilk örneğidir. Onun arasında gerçekleştirdiği kubbe, Rönesans'ın ilk önemli mimarlık ürünlerinden biri sayılır (Ramroth, 2006). Brunelleschi başlamadan önce inşa edilecek kubbenin çeşitli perspektiflerini kullanarak geometrik bir gösterimini oluşturmak üzere çizimlerini (progetto ya da plan) kendi öngördüğü şekilde yaptı. Brunelleschi nin 125 yılda tamamlanamayan Santa Maria del Fiore Kathedrali ndeki tasarım, yapım ve problemleri çözme yaklaşımı, proje kavramını yeniden eylemi organize etmeye (yönetmeye) yarayan kavram olarak ele alınması gerektiğini düşündürmektedir. Günümüzde ise, küçük şirket faaliyetlerinden uzay araştırmalarına kadar birçok alanda projeler görülmektedir (Öztürk, 2010). 106

120 Proje kavramı, bir taraftan bir sürecin sonucunda anahtar teslimi esasında, dış kredi ile desteklenen büyük çaplı bir kamu yatırımını ifade ederken; diğer taraftan bir kuruluşun, bir belediyenin taşınmazının kısa dönemli ve küçük çaplı bir onarımını da ifade etmek için kullanılmaktadır. Ansiklopedik sözlüklerde ise proje, belirli bir plan ya da tasarım; çok iyi tanımlanmış araştırma; planlı bir girişim gibi özlü sözlerle tanımlanmaktadır (Emrealp, 1993). Proje, tek ya da karmaşık bir görevi yerine getirmek üzere ortaya çıkan, kendini oluşturan parçaların tümünden meydana gelen bir yapıyı anlatmak için kullanılan bir kavramdır (Gareis,1994; Harris, 1999). Bu kavram genelde, önceden tespit edilmiş spesifik amaçları belli bir zaman diliminde, en uygun biçimde nasıl ulaşılacağını ne şekilde kullanılacağını gösteren geçici bir çalışma ya da faaliyet bütünü olarak kabul edilir. Daha spesifik bir tanım ise bazı ihtiyaçların ve arzuların karşılanması gibi amaçlarda kullanılacak belli değerler taşıyan ve hedefleri olan, başlangıcı ve sonu olan işlerdir (Ece ve Kovancı, 2004). Ancak proje kavramına stratejik açıdan yaklaşıldığında ise proje, stratejik süreçlerde kullanılacak bir araç olduğu gibi, stratejik sorunların çözümünde de etkili bir araç olarak görülür (Briner ve Hastings, 1994) ve tanımı da bu kapsamda yapılır. Proje konusunda değişik tanımlamalar yapılmıştır. Proje denilince, bir konu etrafında düşüncelerin yoğunlaşması, bir çözüm veya çıkış yolu arayışı ve çabası akla gelir. İncelenecek olan konu ile ilgili bilgiler bir araya getirilerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılır. Konu ya da olayla ilgili düşünceler, çözüm yollarını ilgilendiren bilgiler, araştırmalar ve bunu izleyen sonuçlar genellikle bağımsız bir şekilde yürütülebilecek şekilde taslak haline getirilir. Bu taslağın başlangıcı ve bitişi yaklaşık olarak tahmin edilebilir (Yılmaz, 1997). Dolayısıyla proje kavramı, başlangıcı ve sonu olan, gerçekleşme süresi önceden belirlenmiş ve bir süre içinde değişim yaratan, iç içe geçmiş amaç ve hedeflere sahip, planlanan uygulama adımlarıyla çeşitli ürünlerin elde edildiği, ayni ve nakdi kaynaklarla yürütülen bir çalışmadır (Ece ve Kovancı, 2004). 107

121 Planlama faaliyetlerinin başarısı, farklı düzeylerde yürütülen faaliyet ve tedbirler arası etkileşim ve sinerjinin sağlanması ile yakından ilişkilidir. En üst ölçekten en alt ölçeğe kadar tüm planlama aşamalarını içeren çok aşamalı planlama yaklaşımı Türkiye de de benimsenmiştir (Ayanoğlu, Düzyol, İlter ve Yılmaz, 1996). Bu yaklaşım kapsamında makro ve sektörel planlama düzeylerinde alınan kararlar proje düzeyinde yapılan planlama çalışmaları ile uygulamaya sokulur (Sarı, 2010). Bu bakış açısı ile proje, mevcut durumu değiştirmeyi hedefleyen ve geleceğe dönük çözüm önerileri içeren bir değişim aracıdır. Diğer bir ifade ile proje, bir sorun veya ihtiyacın karşılanması ya da bir fırsatın değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen, teknik ve mali açıdan uygulanabilirliği araştırılmış olan müdahale önerisidir. En geniş anlamı ile proje, önceden tespit edilmiş spesifik amaçlara belirli bir zaman diliminde optimum bir şekilde ulaşmak üzere kaynakların nasıl ve ne şekilde kullanılacağını gösteren bir çalışmadır (Sarı, 2010). Stratejik açıdan yaklaşıldığında ise proje, stratejik süreçlerde kullanılacak bir araç olduğu gibi, stratejik sorunların çözümünde de etkili bir araç olarak tanımlanabilir (Briner ve Hastings, 1994:15/3-7). Birleşmiş Milletlerin tanımına göre; toplumda belirli bir zaman dilimi içinde mal ve hizmetlerin üretimini artırmak için bazı olanakları yaratma, genişletme ve/veya geliştirmeye dönük bir öneridir (Albayrak, 2009:5). Aslında proje temel olarak bir yatırım önerisidir. Proje, ekonomik ve teknik yapılabilirliğe sahip minimum yatırım, yatırıma yönelik herhangi bir tasarının analiz edilebilen ve değerlendirilebilen en küçük birimidir. Buradan hareketle genel olarak proje ile yatırım kavramlarının yakından ilişkili oldukları söylenebilir (Yılmaz ve Akça, 2002). En geniş anlamda proje; belli mal ve hizmet üretimini gerçekleştirmek amacıyla kaynakların tahsisi ve kullanım önerisidir (Albayrak, 2009:5). 108

122 Tüm bu tanımlamalar ve açıklamalardan sonra, modern anlamda proje, stratejik bir amaca ulaşmak için, belli bir planlama dahilinde belirlenen faaliyetlerin, tahsis edilen kaynaklar ile belli bir zaman diliminde programlanarak gerçekleştirilmesidir şeklinde ifade edilebilir. Projelerin Özellikleri Projelerin bazı ortak noktalarından hareketle genel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz Yılmaz ve Akça, 2002): Proje bir ihtiyaçtan doğar ve bu ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak tasarlanır. Proje belirli bir zaman aralığında ve mekanda gerçekleşir. Proje belli girdiler (mal ve/veya hizmet) kullanır ve belli çıktılar (mal ve/veya hizmet) üretir. Proje alternatif projelerin kullanabileceği kaynakları tüketir. Her proje kendine özgüdür. Bir proje genellikle bir kereye mahsus, tekrar etmeyen bir yapıdır. Projenin kısmen ya da tamamen yenilik içermesi gerekir. Proje değişimi simgeleyen ve değişimi uygulayan bir süreçtir. Projeler, kuruma yeni bir durum, boyut veya görüş getirebildikleri gibi kurumun mevcut uygulamalarını ürünlerini ya da hizmetlerini değiştirebilir. Bir proje planlanırken, tamamlanmış ve birebir örnek alabileceği başka bir proje olmadığından, birtakım belirsizliklerle karşılaşılır. Projelerin gerçekleşmesinde her zaman bir risk vardır. Diğer deyişle projeler, riskli işlerdir. Çoğunlukla bir proje bütün olarak tekrar edilemez. Çalışmalar, proje bünyesinde kalıcı ama projenin yürütüldüğü kurumda geçici olarak çalışan disiplinler arası bir ekip tarafından, planlanmış zaman ve finansal kaynak sınırları içinde yürütülür. 109

123 Proje Başarısını Etkileyen Faktörler Günümüzde hızla gelişen ve değişen dünyada proje anlayışıyla iş yapmak zorunluluğu doğmuş, buna bağlı olarak da sistemler içinde düşünme ve çalışma yolu açılmış ve karmaşık sorunların çözümü yeni bir yaklaşımla ele alınmıştır. Sonuçta sistem geliştirmede projenin en iyi yol olduğu ortaya çıkmış ve dolayısıyla sorunların çözümünde kolaylık sağlanmıştır (Albayrak, 2009:5-6). Ancak projeden söz konusu faydanın sağlanabilmesi, gerçekleştirilen projenin başarısına bağlıdır. Son yüzyılın artan rekabet ortamında kuruluşların yürütmekte oldukları projelerin başarısı, kuruluşun başarısı açısından çok daha fazla önem kazanmıştır. Projelerin başarısı, çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir (Şekil 3.1). Projelerin başarısında, öncelikli olarak, proje yöneticisi, proje ekibi, proje yönetimi (planlama, organizasyonu, kontrol vb.) ve projelerde iletişim gibi faktörler etkili olmaktadır. Yapılan araştırmalara göre proje başarısına etki eden başlıca faktörler şu şekilde sıralanmaktadır (Yurtcan, 2008: 33): Açık bir şekilde tanımlanmış amaçlar Kapsamın belirlenmesi Yetenekli bir proje yöneticisi Üst yönetimin desteği Yeterli kaynak aktarımı Uygun iletişim kanalları Kontrol mekanizmaları Geri besleme yeterliliği Aksaklıkları giderebilen mekanizmalar Proje ekibinin sürekliliği 110

124 Yukarıdaki başarı faktörleri projenin başarısı açısından son derece önemli olmakla birlikte, projenin başarısında bir diğer ön koşul, proje önerisinin toplumsal ve siyasal haklılığının sağlam temellere dayandırılmasıdır. Toplumsal ve siyasal haklılık temellerine oturmayan bir proje dirençle karşılaşacağından, etkinliği açısından en başta güç kaybına uğrayacaktır. Ancak toplumsal ve siyasal haklılık temellerine oturtulsa da, üst yönetimce desteklenmeyen projelerin başarılı olması beklenmemelidir (Emrealp, 1998:30). Başarılı Proje Yöneticisi Başarılı Proje Ekibi Sorunların Çözümü Projenin Başarısı Başarılı Organizasyon Diğer faktörler Proje taraflarının bağlılığı Şekil 3.1. Projenin Başarısını Etkileyen Faktörler. (Kaynak: ALBAYRAK, B. (2009). Proje Yönetimi ve Analizi, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, s.330.) Projenin başarılı olmasını sağlayan faktörler yanında bu başarıyı engelleyen faktörlerde bulunmaktadır. Bu faktörler genel olarak şöyle özetlenebilir (Pamukçu Turan, 2002:9-10): Projenin mantıklı bir temele dayanmaması Daha önce başarılı olmuş bir ekibe yine başarılı olacakları öngörüsüyle ayrıntılı inceleme yapmadan yeni bir proje verilmesi Yönetim tekniklerinin kullanılmaması Proje yöneticisi olarak yanlış kişi seçimi İşin kapsamının ve görev tanımlamalarının net olmaması 111

125 Günümüzde proje yönetimi, her gün yaşanmakta olan bir süreç olup, disiplinler üstü yapısı nedeniyle herkese ve her mesleğe yöneliktir. Proje yönetiminin, projeyi başarıyla üstlenebilmek için; gerekli yetenekler ve araçlar ile yönetim sürecini rasyonel bir biçimde birleştirmesi büyük önem taşır. Projeler belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için dengede tutulması gereken dinamik sistemlerdir. Şekil 3.2. Proje Yönetimi Üçgeni. (Kaynak : DEVAUX S. A. (1999). Total Project Control, A Manager s Guide to Integrated Project Planning Measuring and Tracking, New York: John Wiley & Sons Inc., s. 40.) Proje dinamiklerini gösteren Şekil 3.2 deki üçgenin içindeki alan, projenin kapsam ve kalitesini göstermektedir. Maliyet, zaman ve kaynaklar olarak üçgeni oluşturan kenarlar, kapsam ve kalite içinde kısıtları oluştururlar. Zaman, projenin bitirilmesi gereken süredir. Maliyet, projenin bitirilmesi için gereken parasal değer, kaynaklar ise projenin geçekleştirilmesi için gereken varlıklardır (Devaux, 1999:40). Proje yönetiminde üzerinde durulması gereken iki kavram vardır. Bunlardan biri, proje yönetiminin üzerine odaklandığı proje; diğeri ise, projeyi düşüncesinin ortaya çıkmasından itibaren projenin seçimi, uygulamaya yönelik olarak planlaması, örgütlenmesi, koordinasyonu ve denetimini içeren proje yönetimidir (Yurtcan, 2008). Proje yönetimini sosyal bir süreç olarak görenlere göre ise planlama, organize etme, motive etme, idare etme ve kontrol etme olarak sıralanan anahtar yönetim işlevleri yoluyla insanları belirlenen hedef doğrultusunda çalıştırmadır (Altaş, 2002). 112

UNESCO Dünya Mirası. http://whc.unesco.org/en/list/

UNESCO Dünya Mirası. http://whc.unesco.org/en/list/ UNESCO Dünya Mirası UNESCO Dünya Miras Listesi, Dünya Miras Komitesi nin üstün evrensel değere sahip olduğunu onayladığı kültürel, doğal ve karma miras alanlarını içermektedir. 802 si kültürel, 197 si

Detaylı

Trakya Kalkınma Ajansı. Tarihi Kentler Birliği Bilgi Notu

Trakya Kalkınma Ajansı.  Tarihi Kentler Birliği Bilgi Notu Trakya Kalkınma Ajansı www.trakyaka.org.tr Tarihi Kentler Birliği Bilgi Notu EDİRNE YATIRIM DESTEK OFİSİ TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ Hazırlayan Işık OCAKLI İçindekiler Trakya Kalkınma Ajansı Tarihi Kentler

Detaylı

ÇEVRE VE DOĞA KORUMAYLA İLGİLİ ULUSAL VE

ÇEVRE VE DOĞA KORUMAYLA İLGİLİ ULUSAL VE TÜRKİYE NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER ÇEVRE VE DOĞA KORUMAYLA İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER DERS 5 TÜRKİYE NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER 1-Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının

Detaylı

içindekiler Bölüm I Planlama Sürecine İlişkin Öneriler... 15

içindekiler Bölüm I Planlama Sürecine İlişkin Öneriler... 15 içindekiler GEÇMİŞİMİZ İÇİN BİR GELECEK...VII GİRİŞ...IX Bölüm I KÜLTÜREL MİRAS KAVRAMI VE TARİHSEL ÇEVRE KORUMASININ ÖNEMİ Kültürel Miras Kavram ve Tanımları...4 Kültürel Mirasın Korunmasının Önemi...5

Detaylı

Somut Olmayan Kültürel Miras. İrem ALPASLAN

Somut Olmayan Kültürel Miras. İrem ALPASLAN Somut Olmayan Kültürel Miras İrem ALPASLAN Sunum Planı Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşme Öncesinde Önemli Süreçler Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi Sözleşme Madde 2: Tanımlar Listeler

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI UNESCO YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ ULUSAL SİSTEMLERİ NİN, SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN YAŞATILMASINA VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASINA

Detaylı

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI İZMİR ŞUBESİ KÜLTÜRPARK İMAR PLANLARINA İLİŞKİN EK RAPOR TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından oluşturulan Kültürpark Projesi Değerlendirme Raporu nda belirtilen görüşlerimizin

Detaylı

TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU

TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU (16 17 Eylül 2011, Kazan, Tataristan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu) Tataristan Cumhuriyeti (RF) Kültür Bakanlığı ve Uluslararası

Detaylı

TEKİRDAĞ- MALKARA. G-17-b-13-b PAFTA. Kültür Merkezi Alanı Oluşturulması ve Yeşil Alan Yer Değişikliği NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU

TEKİRDAĞ- MALKARA. G-17-b-13-b PAFTA. Kültür Merkezi Alanı Oluşturulması ve Yeşil Alan Yer Değişikliği NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU TEKİRDAĞ- MALKARA G-17-b-13-b PAFTA Kültür Merkezi Alanı Oluşturulması ve Yeşil Alan Yer Değişikliği NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU 1. PLANLAMA ALANININ GENEL TANIMI İlçemiz Yenimahalle,

Detaylı

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI. 2008 Yılı Kurumsal Mali Durum Ve Beklentiler Raporu

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI. 2008 Yılı Kurumsal Mali Durum Ve Beklentiler Raporu KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 2008 Yılı Kurumsal Mali Durum Ve Beklentiler Raporu Temmuz 2008 GİRİŞ 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 30 uncu maddesinde, genel yönetim kapsamındaki idarelerin,

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI UNESCO NUN 1989 TARİHLİ POPÜLER VE GELENEKSEL KÜLTÜRÜN KORUNMASI TAVSİYE KARARI NIN HALKBİLİMİ ÇALI MALARINA ETKİSİ Hazırlayan

Detaylı

Mimari Kalıtı Koruma (MMR 482) Ders Detayları

Mimari Kalıtı Koruma (MMR 482) Ders Detayları Mimari Kalıtı Koruma (MMR 482) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Mimari Kalıtı Koruma MMR 482 Bahar 3 0 0 3 6 Ön Koşul Ders(ler)i Dersin Dili

Detaylı

YEREL ÇEVRESEL PLANLAMA

YEREL ÇEVRESEL PLANLAMA YEREL ÇEVRESEL PLANLAMA M. SİNAN ÖZDEN 2 AĞUSTOS 2017 İSTANBUL PLAN Plan, yapılacak bir işin tasarıları toplamıdır. Plan, bir amaca ulaşmada izlenecek yol ve davranış biçimini gösterir. Plan, bir düşünceyi,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi Belediyelerin Engelliler Hakkındaki Yükümlülükleri Tarih : 07.09.2011 Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme Sözleşme nin 1 inci maddesinde amaç özürlülerin

Detaylı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Ülkesel Fizik Planı. Bölüm III. Vizyon, Amaç ve Hedefler (Tasarı)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Ülkesel Fizik Planı. Bölüm III. Vizyon, Amaç ve Hedefler (Tasarı) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ülkesel Fizik Planı Bölüm III. Vizyon, Amaç ve Hedefler (Tasarı) Şehir Planlama Dairesi İçişleri Bakanlığı Lefkoşa - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2014 İçindekiler 1. Giriş...

Detaylı

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TÜRKİYE DE SOKAK SAĞLIKLAŞTIRMA OLGUSUNUN ÖRNEKLERLE İRDELENMESİ: ANKARA-BEYPAZARI, KOCAELİ-MERKEZ VE KAYSERİ-TALAS ÖRNEKLERİ

Detaylı

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERİ BİTİRME PROJESİ YARIŞMASI 2014-2015

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERİ BİTİRME PROJESİ YARIŞMASI 2014-2015 TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERİ BİTİRME PROJESİ YARIŞMASI 2014-2015 ENDÜSTRİYEL YAPININ YENİLİKÇİ VE BİLGİ ODAKLI DÖNÜŞÜMÜNÜN BURSA ÖRNEĞİNDE İNCELENMESİ PROJE RAPORU İÇİNDEKİLER

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu 4. Türksoy Üye Devletleri UNESCO Millî Komisyonları Toplantısı 2. Kültürel ve Doğal Miras Semineri

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu 4. Türksoy Üye Devletleri UNESCO Millî Komisyonları Toplantısı 2. Kültürel ve Doğal Miras Semineri UNESCO Türkiye Millî Komisyonu 4. Türksoy Üye Devletleri UNESCO Millî Komisyonları Toplantısı 2. Kültürel ve Doğal Miras Semineri DÜNYA MİRASI KAVRAMI Dünya Mirası, geçmişimizden bize kalan, günümüzde

Detaylı

1: YÖNETİM-YERİNDEN YÖNETİME İLİŞKİN KAVRAMSAL ÇERÇEVE...1

1: YÖNETİM-YERİNDEN YÖNETİME İLİŞKİN KAVRAMSAL ÇERÇEVE...1 bölüm 1: YÖNETİM-YERİNDEN YÖNETİME İLİŞKİN KAVRAMSAL ÇERÇEVE...1 1. Kavramsal Çerçeve: Yönetim-Yerinden Yönetim...2 1.1. Yönetim Kavramı...2 1.2. Yerinden Yönetim...4 2. Yerel Yönetimlerin Önemi ve Varlık

Detaylı

UNESCO Kültür Sektörü. İrem ALPASLAN UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Kültür Sektör Uzmanı. 31 Ekim - 1 Kasım 2014, Antalya

UNESCO Kültür Sektörü. İrem ALPASLAN UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Kültür Sektör Uzmanı. 31 Ekim - 1 Kasım 2014, Antalya UNESCO Kültür Sektörü İrem ALPASLAN Kültür Sektör Uzmanı 31 Ekim - 1 Kasım 2014, Antalya Sunum Planı: UNESCO (Kuruluş) Sözleşmesinde Kültür Geçmişten Bugüne Kültür Sektörü Önceliklerinin Gelişimi Genel

Detaylı

21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU

21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU 21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU I- ÖNCELİKLER LİSTESİ ÖNCELİK 21.1 Topluluk standartlarına uygun hukuki ve idari çerçeve ile bölgesel politikaların programlanması, yürütülmesi,

Detaylı

MMKD Stratejik İletişim Planı Araştırma Sonuçları

MMKD Stratejik İletişim Planı Araştırma Sonuçları MMKD Stratejik İletişim Planı Araştırma Sonuçları 29 Mayıs 2013 tarihinde MMKD Stratejik İletişim Planı nı oluşturmak amacıyla bir toplantı yapıldı. Toplantının ardından, dernek amaç ve faaliyetlerinin

Detaylı

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP)

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) Türkçe Adı Akdeniz Eylem Planı Sekretaryası (AEP) İngilizce Adı Secretariat on Mediterrenaen Action Plan (MAP) Logo Resmi İnternet Sitesi http://www.unepmap.org Kuruluş

Detaylı

AVRUPA MİRAS GÜNLERİ. Umut Özdemir. Kültür ve Turizm Uzmanı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

AVRUPA MİRAS GÜNLERİ. Umut Özdemir. Kültür ve Turizm Uzmanı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı AVRUPA MİRAS GÜNLERİ Umut Özdemir Kültür ve Turizm Uzmanı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Avrupa Miras Günleri fikri Fransa da 1984 yılında başlatılan Kapıları Açık Anıtlar tasarısının tüm Avrupa ya yayılmasının

Detaylı

TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ VE SİT ALANLARININ KORUNMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ PROJELER VE PLANLAR NELERDİR?

TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ VE SİT ALANLARININ KORUNMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ PROJELER VE PLANLAR NELERDİR? TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ VE SİT ALANLARININ KORUNMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ PROJELER VE PLANLAR NELERDİR? Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi için iki değişik

Detaylı

(11 Ocak 1995 tarihinde Bakanlık vekillerinin 525inci toplantısında Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir)

(11 Ocak 1995 tarihinde Bakanlık vekillerinin 525inci toplantısında Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir) Mimari Mirasa Ait Tarihi Anıt ve Binalarla İlgili Belgeleme Metod ve Sistemlerini Düzenlemekle Görevli Üye Ülke Bakanlarından Oluşan Komitede Alınan Tavsiye Kararı No. R(95)3, (COE 1995) Recommendation

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

ISPARTA MİMARLAR ODASI

ISPARTA MİMARLAR ODASI Ulaşılabilirlik Mevzuatında adı geçen Türk Standardları Enstitüsü standartlarının, özürlülerin ulaşabilirliği ile doğrudan ilgili olan üç tanesi; TS 9111: Özürlüler ve Hareket Kısıtlılığı Bulunan Kişiler

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı

Planlama Kademelenmesi II

Planlama Kademelenmesi II Planlama Kademelenmesi II İMAR PLANLAMA SÜRECİ İmar Planı Elde Etme Yolları İmar planları İmar Planlarının Yapımını Yüklenecek Müellif ve Müellif Kuruluşlarının Yeterlilik Yönetmeliği nde tanımlanan niteliklere

Detaylı

Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm

Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Oğuz Gündoğdu ACİL DURUMLAR PANELİ KalDer Bursa Şubesi Çevre ve İş Güvenliği Kalite Uzmanlık Grubu 27 Mayıs 2015 Ülkemizde çağdaş anlamda Afet Yönetimi

Detaylı

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 Eyül 2011 Bu yayın Avrupa Birliği nin yardımlarıyla üretilmiştir. Bu yayının içeriğinin sorumluluğu tamamen The Management Centre ve Dikmen Belediyesi ne

Detaylı

Dersin Amaçları Dersin İçeriği. Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Hafta Konu Ön Hazırlık Öğretme Metodu

Dersin Amaçları Dersin İçeriği. Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Hafta Konu Ön Hazırlık Öğretme Metodu Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : YAPI BİLGİSİNE GİRİŞ Ders No : 0010120012 Teorik : 2 Pratik : 2 Kredi : 3 ECTS : 5 Ders Bilgileri Ders Türü - Seçiniz - Öğretim

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R

İ Ç İ N D E K İ L E R İ Ç İ N D E K İ L E R ÖN SÖZ.V İÇİNDEKİLER....IX I. YURTTAŞLIK A. YURTTAŞLIĞI YENİDEN GÜNDEME GETİREN GELİŞMELER 3 B. ANTİK YUNAN-KENT DEVLETİ YURTTAŞLIK İDEALİ..12 C. MODERN YURTTAŞLIK İDEALİ..15 1. Yurttaşlık

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA VE ONARIM BÖLÜMÜ KVK101 KORUMA-ONARIM KAVRAM VE İLKELERİ DERS 5 Doç. Dr. Cengiz ÇETİN KORUMA ALANINDAKİ ULUSLARARASI KURULUŞLAR II.

Detaylı

1972 Dünya Miras Sözleşmesi

1972 Dünya Miras Sözleşmesi 1972 Dünya Miras Sözleşmesi Dünyada kültürel ve çevresel açıdan evrensel üstün değer taşıyan tarihsel alan ve doğal bölgelerin korunması Dünya Miras Listesi 745 Kültürel 188 Doğal 29 Karma (Doğal ve kültürel)

Detaylı

HABER BÜLTENİ /NİSAN 2015

HABER BÜLTENİ /NİSAN 2015 GERÇEKLEŞEN TEMAS,ZİYARET VE TOPLANTILAR ÜNİVERSİTELER İLE İLİŞKİLER & AVAN PROJE ÇALIŞMALARI İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ TARKEM, İzmir Tarih Projesi Havralar Alt Bölgesi ve Yakın Çevresinin Operasyon

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE VE RESTORASYON

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE VE RESTORASYON ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI TARİHİ BAHÇELERDE RÖLÖVE VE RESTORASYON Rölöve, bir yapının, kent dokusunun veya arkeolojik kalıntının yakından incelenmesi, belgelenmesi, mimarlık

Detaylı

BEYKENT ÜNİVERSİTESİ - DERS İZLENCESİ - Sürüm 2. Öğretim planındaki AKTS 581022400001451 3 0 0 3 5

BEYKENT ÜNİVERSİTESİ - DERS İZLENCESİ - Sürüm 2. Öğretim planındaki AKTS 581022400001451 3 0 0 3 5 BEYKENT ÜNİVERSİTESİ - DERS İZLENCESİ - Sürüm 2 Ders Kodu Teorik Uygulama Lab. Tarihi Çevre koruma ve Restorasyon Ulusal Kredi Öğretim planındaki AKTS 581022400001451 3 0 0 3 5 Ön Koşullar : c) Yok: Bu

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ 1.Giriş Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı Kamu idarelerinin mali yönetimini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 10.12.2003

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2011/8665 Karar No : 2013/9005 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol Özeti : İmar planında küçük sanayi

Detaylı

Entegre Acil Durum Yönetimi Sistemine Giriş

Entegre Acil Durum Yönetimi Sistemine Giriş İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü CBS & UA ile Afet Yönetimi Entegre Acil Durum Yönetimi Sistemine Giriş Amaçlar (1) Kriz yönetimi kavramının tartışılması Tehlike, acil durum ve

Detaylı

ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)

ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)

Detaylı

1. Kültürel Miras Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar. 2. Türkiye de Kültürel Mirasın Anlamı ve Yönetimi

1. Kültürel Miras Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar. 2. Türkiye de Kültürel Mirasın Anlamı ve Yönetimi 1. Kültürel Miras Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar 2. Türkiye de Kültürel Mirasın Anlamı ve Yönetimi 3. Türkiye de Kültürel Miras Politikaları ve Uygulama Araçları 4. Dünya da ve Türkiye de Alan Yönetimi

Detaylı

SANAT TARİHİ SANAT TARİHİ NEDİR? Sanat Tarihi, geçmişte varlık göstermiş uygarlıkların ortaya koyduğu her tür taşınır ve taşınmaz maddi kültür varlıklarını inceleyen bir bilim dalıdır. Güzel Sanatlar ve

Detaylı

KORUMA UYGULAMA VE DENETİM BÜROLARI (KUDEB)

KORUMA UYGULAMA VE DENETİM BÜROLARI (KUDEB) KORUMA UYGULAMA VE DENETİM BÜROLARI (KUDEB) Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili işlemleri ve uygulamaları yürütmek, denetimlerini yapmak

Detaylı

Uluslararası Süreçler Çerçevesinde Çevre Eğitimi

Uluslararası Süreçler Çerçevesinde Çevre Eğitimi Uluslararası Süreçler Çerçevesinde Çevre Eğitimi Doç. Dr. Barbaros GÖNENÇGİL Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) Yönetim Kurulu Başkan Yrd. barbaros@istanbul.edu.tr Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını

Detaylı

Bu rapor, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu uyarınca yürütülen düzenlilik denetimi sonucu hazırlanmıştır.

Bu rapor, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu uyarınca yürütülen düzenlilik denetimi sonucu hazırlanmıştır. T..C.. SAYIIŞTAY BAŞKANLIIĞII KÜLTÜR VE TURİİZM BAKANLIIĞII 2012 YIILII DENETİİM RAPORU EYLÜL 2013 T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI 06100 Balgat / ANKARA Tel: 0 312 295 30 00; Faks: 0 312 295 40 94 e-posta: sayistay@sayistay.gov.tr

Detaylı

ŞEHİRCİLİK ARAŞTIRMA VE EĞİTİM MERKEZİ

ŞEHİRCİLİK ARAŞTIRMA VE EĞİTİM MERKEZİ TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİRCİLİK ARAŞTIRMA VE EĞİTİM MERKEZİ YÖNERGESİ 1 AMAÇ Madde 1. Bu Yönergenin amacı, şehircilik, yerleşmeler ve planlama alanlarında kamu

Detaylı

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ - MİMARLIK BÖLÜMÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM PROGRAMI

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ - MİMARLIK BÖLÜMÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM PROGRAMI DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ - MİMARLIK BÖLÜMÜ EĞİTİM VE ÖĞRETİM PROGRAMI 1.YARIYIL GÜZ DÖNEMİ MİM 1501 TEMEL TASARIM (*)(+) 4 4 6 10 MİM 1601 YAPIM BİLGİSİNE GİRİŞ I (+) 2 2 3 5 MİM 1503

Detaylı

SWOT. Nedir? Nasıl yapılır?

SWOT. Nedir? Nasıl yapılır? SWOT Nedir? Nasıl yapılır? İngilizce kelimelerin baş harflerinin birleştirilmesi ile adlandırılan ve buna bağlı olarak kısaca SWOT olarak adlandırılan bir analiz aracıdır STRENGHTS / Güçlü Yanları WEAKNESSES

Detaylı

Sayın Mehmet CEYLAN BakanYardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

Sayın Mehmet CEYLAN BakanYardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sayın Mehmet CEYLAN BakanYardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Üçüncü Birleşmiş Milletler Konut ve Sürdürülebilir Kentsel Gelişme Konferansı Habitat III 17-20 Ekim 2016, Kito Sayfa1

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Restorasyon Atölyesi Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans (X) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (X) Uzaktan Öğretim(

Detaylı

MUĞLA-BODRUM-MERKEZ ESKİÇEŞME MAHALLESİ-BARDAKÇI MEVKİİ 9 PAFTA 14 ADA 70 ve 90 PARSELLER KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU

MUĞLA-BODRUM-MERKEZ ESKİÇEŞME MAHALLESİ-BARDAKÇI MEVKİİ 9 PAFTA 14 ADA 70 ve 90 PARSELLER KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU İÇİNDEKİLER TABLOSU 1. PLANLAMA ALANININ TANIMI... 1 2. MEVCUT PLAN DURUMU... 2 3. PLANLAMA GEREKÇESİ-PLANLAMA KARARLARI... 5 4. EKLER... 9 i 1. PLANLAMA ALANININ TANIMI Plan değişikliği yapılan alan;

Detaylı

D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER

D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER ÖRNEK-3 Yunus YÖNÜGÜL İSTANBUL'DAKİ İÇMESUYU HAVZALARI NIN ÖNEMİ, İÇME SUYU KORUMA HAVZALARI NDA YAŞANAN SORUNLAR, İDARİ YARGIYA İNTİKAL ETMİŞ UYUŞMAZLIKLAR, NEDENLERİ VE ÇÖZÜM

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

KAMU POLİTİKASI BELGELERİ

KAMU POLİTİKASI BELGELERİ Ünite 4 Doç. Dr. Nuray ERTÜRK KESKİN Türkiye deki kamu politikası belgelerinin tanıtılması amaçlanmaktadır. Kamu politikası analizinde görüş alanında olması gereken politika belgeleri altı başlık altında

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

b. Mevzuat Çalışmaları ( Yasa ve Anayasa çerçevesinde yapılması gereken mevzuat çalışmaları )

b. Mevzuat Çalışmaları ( Yasa ve Anayasa çerçevesinde yapılması gereken mevzuat çalışmaları ) ÇOCUK VAKFI NDAN ZEKÂ ve YETENEK KONUSUNDA ÜLKE ÖLÇEKLİ ÖNERİLER (Yeni Bir Anlayış, Yeniden Yapılandırma ve Yeni Modellerin Geliştirilmesi) -Ön Bilgi Notu- ( 3 Ağustos 2017 ) Önerilerin Amacı Çocuk Vakfı

Detaylı

ADANA İLİ TARIM TOPRAKLARININ AMAÇ DIŞI KULLANIM DURUMU

ADANA İLİ TARIM TOPRAKLARININ AMAÇ DIŞI KULLANIM DURUMU ADANA KENT SORUNLARI SEMPOZYUMU / 14 2008 BU BİR TMMOB YAYINIDIR TMMOB, bu makaledeki ifadelerden, fikirlerden, toplantıda çıkan sonuçlardan ve basım hatalarından sorumlu değildir. ADANA İLİ TARIM TOPRAKLARININ

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

ŞARTNAME AMAÇ VE KAPSAM KATEGORİLER KATILIMCI KATILIM KOŞULLARI BAŞVURU FORMU VE TESLİM MATERYALİ

ŞARTNAME AMAÇ VE KAPSAM KATEGORİLER KATILIMCI KATILIM KOŞULLARI BAŞVURU FORMU VE TESLİM MATERYALİ ŞARTNAME AMAÇ VE KAPSAM Özelkalem Dergisi nce düzenlenen Özelkalem Dergisi Yerel Yönetim Ödülleri; yerel yönetim alanında yenilik getiren ve kentsel sorunların çözümüne yönelik olarak geliştirilen özgün

Detaylı

TÜRKİYE DE KORUMA VE YENİLEME UYGULAMALARI

TÜRKİYE DE KORUMA VE YENİLEME UYGULAMALARI TÜRKİYE DE KORUMA VE YENİLEME UYGULAMALARI YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ ŞEHİR YENİLEME KORUMA DERSİ Doç. Dr. İclal Dinçer TARİHİ KENT DOKUSUNUN DÖNÜŞÜM BASKISI

Detaylı

KÜLTÜR VARLIKLARI, ANITSAL YAPILAR, SİTLER vb. ÇEVRE VE PEYZAJ TASARIMI

KÜLTÜR VARLIKLARI, ANITSAL YAPILAR, SİTLER vb. ÇEVRE VE PEYZAJ TASARIMI KÜLTÜR VARLIKLARI, ANITSAL YAPILAR, SİTLER vb. ÇEVRE VE PEYZAJ TASARIMI Kültür varlıkları ; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar Technical Assistance for Implementation of the By-Law on Strategic Environmental Assessment EuropeAid/133447/D/SER/TR Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği'nin Uygulanması Teknik Yardım Projesi

Detaylı

DİASPORA - 13 Mayıs

DİASPORA - 13 Mayıs DİASPORA - 13 Mayıs 2015 - Sayın Başkonsoloslar, Daimi Temsilciliklerimizin değerli mensupları, ABD de yerleşik Diasporalarımızın kıymetli temsilcileri, Bugün burada ilk kez ABD de yaşayan diaspora temsilcilerimizle

Detaylı

TROIA BİR ANADOLU DESTANI

TROIA BİR ANADOLU DESTANI TROIA BİR ANADOLU DESTANI TROİA NEDEN ÖNEMLİ? İLYADA ve ODESA DESTANLARI TROİA NEDEN ÖNEMLİ? DÜNYA KÜLTÜRLERİNİ BİRLEŞTİREN EN ÇOK REFERANS VERİLEN KÜLTÜREL MİRAS ALANI TROİA NEDEN ÖNEMLİ? DOĞU ve BATI

Detaylı

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak BİZ KİMİZ? Dağ Ortaklığı bir Birleşmiş Milletler gönüllü ittifakı olup, üyelerini ortak hedef doğrultusunda bir araya getirir.

Detaylı

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yeni Teknolojiler ve Bunların Yargıda Uygulanmaları Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Detaylı

EUROSAI-ARABOSAI ÜÇÜNCÜ ORTAK KONFERANSI VE ABU DHABİ DEKLARASYONU

EUROSAI-ARABOSAI ÜÇÜNCÜ ORTAK KONFERANSI VE ABU DHABİ DEKLARASYONU EUROSAI-ARABOSAI ÜÇÜNCÜ ORTAK KONFERANSI VE ABU DHABİ DEKLARASYONU İsa CAN GİRİŞ INTOSAI bünyesinde faaliyet gösteren bölgesel çalışma gruplarından olan Avrupa Sayıştayları Birliği (EUROSAI) ve Arap Sayıştayları

Detaylı

KORUMA AMAÇLI PLANLAMADA ÜRETİM ve ONAY SÜREÇLERİNİN İRDELENMESİ; Aydın ve Denizli Örneklerinde Sorunlar/Olanaklar ve Öneriler

KORUMA AMAÇLI PLANLAMADA ÜRETİM ve ONAY SÜREÇLERİNİN İRDELENMESİ; Aydın ve Denizli Örneklerinde Sorunlar/Olanaklar ve Öneriler T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI ve MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KORUMA AMAÇLI PLANLAMADA ÜRETİM ve ONAY SÜREÇLERİNİN İRDELENMESİ; Aydın ve Denizli Örneklerinde Sorunlar/Olanaklar ve Öneriler

Detaylı

KENT YÖNETİMİNE KATILIM DÜNYA ÖRNEKLERİ

KENT YÖNETİMİNE KATILIM DÜNYA ÖRNEKLERİ KENT YÖNETİMİNE KATILIM DÜNYA ÖRNEKLERİ PROF. DR. HASAN ERTÜRK SKB DANIŞMA KURULU ÜYESİ herturkulu@hotmail.com YÖNETİMDEN YÖNETİŞİME 1970 LER KATILIMCI BELEDİYE HALKIN KATILIMI BİREYSEL ŞİKAYET VE TALEPLER

Detaylı

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...xi KISALTMALAR... xvii GİRİŞ...1 Birinci

Detaylı

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi Doç.Dr.Tufan BAL Dersin İçeriği Kırsal Kalkınma Kavramının Tarihçesi Kırsal Kalkınmada Temel Amaç Kırsal Alan Kalkınma Politikaları Kırsal

Detaylı

İstanbul ( ). İdari Mahkemesi Sayın Başkanlığı na;

İstanbul ( ). İdari Mahkemesi Sayın Başkanlığı na; Yürütmenin Durdurulması istemlidir. İstanbul ( ). İdari Mahkemesi Sayın Başkanlığı na; DAVACI : VEKİLİ: TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI Darphane Emirhan Cad. Bayındır Sok. Uygar Ap. No: 1/1 Dikilitaş / Beşiktaş

Detaylı

Müze ve Koleksiyonların Çeşitlilikleri ve Toplumdaki Görevlerinin Korunması ve Geliştirilmesine İlişkin Tavsiye Kararı

Müze ve Koleksiyonların Çeşitlilikleri ve Toplumdaki Görevlerinin Korunması ve Geliştirilmesine İlişkin Tavsiye Kararı Müze ve Koleksiyonların Çeşitlilikleri ve Toplumdaki Görevlerinin Korunması ve Geliştirilmesine İlişkin Tavsiye Kararı Genel Konferans, Müzelerin, kurumun kendi yönetmeliğinde öngörülen nesnel gerçeğin

Detaylı

PEYZAJ MİMARLIĞI VE PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ

PEYZAJ MİMARLIĞI VE PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ BARTIN ÜNİVERSİTESİ ORMAN FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI PEYZAJ MİMARLIĞI VE PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ İletişim: www.bartin.edu.tr/ Tel : 03782235126 Fax : 03782235065 Adres : Bartın Üniversitesi, Orman Fakültesi,

Detaylı

KENTSEL DÖNÜŞÜM ARAÇLARINDAN BİRİ OLARAK HUKUK. Prof. Dr. Gürsel Öngören www.ongoren.av.tr

KENTSEL DÖNÜŞÜM ARAÇLARINDAN BİRİ OLARAK HUKUK. Prof. Dr. Gürsel Öngören www.ongoren.av.tr KENTSEL DÖNÜŞÜM ARAÇLARINDAN BİRİ OLARAK HUKUK Prof. Dr. Gürsel Öngören www.ongoren.av.tr TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM 1950 li yıllarda Sanayileşme ve kentlere GÖÇ Tepki: 1) 1966 yılında «Gecekondu

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ PEYZAJ, KÜLTÜR VE SANAT KÜLTÜREL PEYZAJ VE SINIFLANDIRILMASI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ PEYZAJ, KÜLTÜR VE SANAT KÜLTÜREL PEYZAJ VE SINIFLANDIRILMASI ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ PEYZAJ, KÜLTÜR VE SANAT KÜLTÜREL PEYZAJ VE SINIFLANDIRILMASI Kültür; toplumların yaşam biçimleri, gelenek ve göreneklerinin, üretim olanaklarının

Detaylı

DÖRDÜNCÜ YARIYIL ZORUNLU DERSLER

DÖRDÜNCÜ YARIYIL ZORUNLU DERSLER DÖRDÜNCÜ YARIYIL ZORUNLU DERSLER İNG 401/ALM 401/FRA 401 YABANCI DİL IV İngilizce, Fransızca ve Almanca lisan bilgisi veren dersler. İNG 409/ALM 409/FRA 409 YABANCI DİL IV İngilizce, Fransızca ve Almanca

Detaylı

ORMANCILIK POLİTİKASI AMAÇ VE ARAÇLARI

ORMANCILIK POLİTİKASI AMAÇ VE ARAÇLARI ORMANCILIK POLİTİKASI AMAÇ VE ARAÇLARI ORMANCILIK POLİTİKASI AMAÇLARI Politikalar, hükümet, birey ya da kurumların herhangi bir alanda izlediği ve belli bir amaç taşıyan bir amaç taşıyan yol ve yöntemler

Detaylı

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014 Türkiye Cumhuriyeti Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014 Sürdürülebilir Bir Üretim Altyapısı Çevreye Duyarlı VGM Güvenli Verimli BSTB İleri Teknoloji Yüksek Katma Değer 2 20 nün Kuruluşu 17 Ağustos

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: MAHALLİ İDARELERİN ORTAYA ÇIKIŞI VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE...

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: MAHALLİ İDARELERİN ORTAYA ÇIKIŞI VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: MAHALLİ İDARELERİN ORTAYA ÇIKIŞI VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE... 1 I. MAHALLİ İDARELERİN ORTAYA ÇIKIŞI... 1 A. Tarihsel Süreç... 1 B. Gelişim Sürecinde Kent ve İşlevleri... 2 C. Feodalite

Detaylı

2015 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

2015 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞI 2015 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU 2015 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU GİRİŞ Kamu mali sistemini düzenleyen

Detaylı

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu?

Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Avrupa Birliği Lizbon Hedefleri ne UlaĢabiliyor mu? Yrd. Doç. Dr. Elif UÇKAN DAĞDEMĠR Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi 1. GĠRĠġ Avrupa Birliği (AB)

Detaylı

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SİT ALANLARININ YÖNETİMİ VE ALAN YÖNETİM PLANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ KAPSAMINDA TARİHİ YARIMADA ÖRNEĞİ UZMANLIK TEZİ Tayfun

Detaylı

T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI 06100 Balgat / ANKARA Tel: 0 312 295 30 00; Faks: 0 312 295 40 94 e-posta: sayistay@sayistay.gov.tr http://www.sayistay.gov.

T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI 06100 Balgat / ANKARA Tel: 0 312 295 30 00; Faks: 0 312 295 40 94 e-posta: sayistay@sayistay.gov.tr http://www.sayistay.gov. T..C.. SAYIIŞTAY BAŞKANLIIĞII TÜRKİİYE YATIIRIIM DESTEK VE TANIITIIM AJANSII 2012 YIILII DENETİİM RAPORU EYLÜL 2013 T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI 06100 Balgat / ANKARA Tel: 0 312 295 30 00; Faks: 0 312 295

Detaylı

AVRUPA MİMARİ MİRASININ KORUNMASI SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN

AVRUPA MİMARİ MİRASININ KORUNMASI SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi RG Tarihi: 22.07.1989 RG No: 20229 ---------------------------------------------------- Sözleşmenin Kabul Tarihi ve Yeri: 03.10.1985, Granada Geçerli Dili :

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Büyükşehir Belediye Alanlarında Tabiat Varlıklarının Yönetimi

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Büyükşehir Belediye Alanlarında Tabiat Varlıklarının Yönetimi T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Büyükşehir Belediye Alanlarında Tabiat Varlıklarının Yönetimi Osman İYİMAYA Genel Müdür 12-13 Mayıs Karadeniz Teknik Üniversitesi

Detaylı

KENTSEL YAŞAM KALİTESİ DERNEĞİ. Binalar Ağaçlardan Yüksek Olmasın

KENTSEL YAŞAM KALİTESİ DERNEĞİ. Binalar Ağaçlardan Yüksek Olmasın KENTSEL YAŞAM KALİTESİ DERNEĞİ Binalar Ağaçlardan Yüksek Olmasın Bu çalışma, 1. Yılını tamamlayan Kentsel Yaşam Kalitesi Derneği ni tanıtım amaçlı hazırlanmıştır. Grafik Tasarım / Emel Karadeniz, Craft

Detaylı

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 ILO Kabul Tarihi: 15 Haziran 2006 Yürürlüğe Giriş Tarihi: 20 Şubat 2009 Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, Uluslararası

Detaylı

Biyoetik İhtisas Komitesi Prof. Dr. Meral Özgüç

Biyoetik İhtisas Komitesi Prof. Dr. Meral Özgüç Biyoetik İhtisas Komitesi Prof. Dr. Meral Özgüç UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Temel Bilimler ve Biyoetik Komiteleri Başkanı Komite Başkanı: Prof. Dr. Meral ÖZGÜÇ Temel Bilimler ve

Detaylı

Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon Araştırması (KOR 661) Ders Detayları

Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon Araştırması (KOR 661) Ders Detayları Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon Araştırması (KOR 661) Ders Detayları Ders Adı Ders Dönemi Ders Uygulama Laboratuar Kredi AKTS Kodu Saati Saati Saati Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon Araştırması KOR

Detaylı

Sağlıklı Kentleşme, Nitelikli Yapılaşma, Kültürel, Tarihi ve Doğal Çevre Değerlerinin Korunarak Geliştirilmesi İçin

Sağlıklı Kentleşme, Nitelikli Yapılaşma, Kültürel, Tarihi ve Doğal Çevre Değerlerinin Korunarak Geliştirilmesi İçin 16.1.1. Adalar Belediyesi ile İmzalanan Protokol Sağlıklı Kentleşme, Nitelikli Yapılaşma, Kültürel, Tarihi ve Doğal Çevre Değerlerinin Korunarak Geliştirilmesi İçin Ortak Mesleki Denetim ve Teknik İşbirliği

Detaylı

KENT ÖLÇEĞİNDE KORUMA ve YENİLEME KAVRAMLARI

KENT ÖLÇEĞİNDE KORUMA ve YENİLEME KAVRAMLARI KENT ÖLÇEĞİNDE KORUMA ve YENİLEME KAVRAMLARI YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA BÖLÜMÜ ŞEHİR YENİLEME KORUMA DERSİ Doç. Dr. İclal Dinçer KENT ÖLÇEĞİNDE KORUMA ve YENİLEME

Detaylı

6.15 TURİZM. 6.15.1 Ana Konular

6.15 TURİZM. 6.15.1 Ana Konular 6.15 TURİZM 6.15 TURİZM 334 6.15 TURİZM Başkent Lefkoşa çeşitli dönemlere ait tarihi, mimari, ve kültürel değerler açısından oldukça zengindir. Ayrıca Başkent olması nedeniyle ülkenin yönetsel, iş ve alışveriş

Detaylı