KENT KONSEYLERİ SEMPOZYUMU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KENT KONSEYLERİ SEMPOZYUMU"

Transkript

1

2

3 KENT KONSEYLERİ SEMPOZYUMU BİLDİRİ KİTABI 6-7 MAYIS 2011 BURSA Düzenleyen: Bursa Kent Konseyi

4 Bursa Kent Konseyi Bilimsel Yayınlar Dizisi - 1 KENT KONSEYLERİ SEMPOZYUMU BİLDİRİ KİTABI Editör Enes Battal KESKİN Katkıda Bulunanlar Neslişah H. ERBEY KUŞKU Yıldız ODAMAN CİNDORUK Yasemin TATLI Murat BAŞLAR Grafik / Tasarım Hatice BEYTEKİN Bu yayının tüm hakları Bursa Kent Konseyi ne aittir. Bu kitapta yer alan makalelerin dil, bilim ve hukuk açısından sorumluluğu yazarlarına aittir. Metinlerde yazarların imla tercihleri ve bilimsel makale yazma tekniklerine bağlı kalınmıştır. Kaynak göstermek suretiyle kısmen ya da tamamen alıntı yapılabilir. ISBN Baskı / Mayıs 2013 II

5 ÖNSÖZ Bursa Kent Konseyi, 5393 sayılı Belediye Kanunu nun 76. maddesinde belirtilen hedefler doğrultusunda, halkın yönetime katılımını sağlayacak mekanizmaları geliştiren ve halkın kendi sorunlarına sahip çıkmasını özendiren, yönetişim eksenli katılımcı demokrasiyi esas alan ve sivil toplumu önceleyen bir oluşumdur. Bursa Kent Konseyi, Türkiye de kent konseylerinin oluşturulması sürecinde kolaylaştırıcı ve yönlendirici bir rol üstlenmektedir. Sahip olunan bu rol gereği, Yerel Gündem 21 lerden kent konseylerine geçiş sürecinde kent konseylerinin oluşumunun ve etkinliğinin değerlendirilmesi, pratik uygulamalardan edinilen bilgi ve deneyimlerin paylaşılarak yasal süreci besleyecek nitelikte verilerin oluşturulması amacıyla Kent Konseyleri Sempozyumu gerçekleştirilmiştir. Çok ortaklı ve çok aktörlü yönetim anlayışı çerçevesinde Bursa Kent Konseyi koordinasyonunda, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen sempozyumda, kent konseyleri; oluşumu, işleyişi, sürdürülebilirliği ve etkinliği başta olmak üzere farklı boyutları ile tartışılmıştır. Bu çerçevede Yerel Gündem 21 Süreci, Kent Konseyleri ve Karar Alma Mekanizmalarına Katılım konuları bağlamında çalışan bilim insanları, kent konseyi uygulayıcı ve gönüllüleri, ilgili kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri bilgi ve tecrübelerini sempozyumda paylaşmışlardır. III

6 KENT KONSEYLERİ NİN ÖNEMİ ARTIYOR... Kent yaşamına koyduğu katkılar nedeniyle, kent konseylerinin gelişmesi noktasında bizler elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Çünkü kentler hepimizin. Kentlerde şu anda bizler yaşıyoruz, gelecekte ise çocuklarımız, torunlarımız bizden sonraki nesillerimiz yaşayacak. Bu konuda sadece kentini seven insan, hemşerisini seven insan fedakarlık yapar, ortaya üretim koyar. İşte kent konseyleri yaşadığı kent için katkı koymak isteyen insanların seslerini duyurduğu yerlerdir. Bizler güçlü yönlerimizi ortaya koymaya, şehrimizin kalitesini ve marka değerini arttırmaya çalışıyoruz. Bu konuda tabi ki herkese görev düşüyor, herkesin bir uzmanlık alanı var. Bursa Kent Konseyi bünyesinde, kadınlarımız, gençlerimiz, çocuklarımız ve engellilerimiz çalışıyorlar. Kendi açılarından şehirde geleceğe yönelik yapılması gerekenler konusunda çalışmalar yapıyorlar. Bizler de bunlardan istifade ediyoruz. Çünkü içinde yaşadığımız şehirler hızla büyüyen, dolayısıyla problemleri de hızla artan şehirler. Böyle bir durumda kent halkının bir bütün olması, herkesin kendi bilgisini, kendi tecrübesini bu kente katması, dolayısıyla sorunları birlikte çözmesi gerekiyor. Bizler bu konuda tüm kesimlere açığız. Kimden gelirse gelsin, herkese kapımız açık. Bursa Kent Konseyi nde konularımızı tartışıyoruz. Yeter ki kenti geleceğe taşıyacak olan güzel fikirler ortaya çıksın. Onun içindir ki kent konseyimizin tavsiye kararlarını dikkate alarak çalışıyoruz. Kentlerin öncelikli sorunlarının tespiti ve çözümü konusunda katılımcı mekanizmaların ülkemizdeki en güçlü aracı olan kent konseylerinin rolü her geçen gün artmaktadır. Kent Konseyleri Sempozyumu nun bu rolü hakkıyla yerine getirmesi noktasında kent konseylerine ufuk açmasını diliyorum. Recep ALTEPE Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı IV

7 KENT KONSEYLERİ BİR DEMOKRASİ PLATFORMUDUR... Türkiye nin en güçlü kent konseyi noktasına gelmemizde katkıları olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe ye teşekkür ediyorum. Bursa Kent Konseyi olarak iddialıyız ve Türkiye ye örnek çalışmalar yapmak için her türlü gayreti gösteriyoruz. Kent konseylerinin kurulduğu kentin halkı tarafından sahiplenilmesi gerekir. Aksi takdirde kent konseyi muhalif bir kuruluş gibi kalır ki o da başarısızlığa yol açar. Bursa nın her türlü dünya görüşünde insanı, kamu kurumları, meslek odaları, dernekler, cemiyetler, Bursa Kent Konseyi ni sahipleniyor. Çünkü bizler burada bazı prensipler oluşturduk. Herkese ve her kesime hitap ediyoruz. Herkese toplantılarımızda söz verme, konuşma hakkı tanıma ve görüşlerini ifade etme ortamı sağlıyoruz. İnsanlar gelip buralarda mikrofonu alıp kürsüde konuşabileceğini biliyor, ölçülü konuşuyor. Kavga etmeye gelmiyorlar, varsa fikirlerini beyan ediyorlar. Biz de bu düşünceleri, fikirleri ilgili kurumlara bildiriyoruz. Kent konseyleri bir demokrasi platformu olmalıdır. Konsey yöneticileri, değişik görüş ve düşüncelerin konuşulacağı ortamları oluşturmalıdır. Kent konseyinde düşünceler rahatlıkla ortaya konulabilmeli ve konuşulabilmelidir. Yasa kent konseylerine çok önemli görevler vermiş; belediyeler, valilik, üniversiteler, siyasi partiler, kamu kurumları, muhtarlıklar, vakıflar, dernekler, cemiyetler Hepsi kent konseylerinin katılımcısı olarak sayılmış. Türkiye Cumhuriyeti nde başka hiçbir örgüt yapısı bu derece geniş değil. Onun için kent konseylerinin yapısının ve işlevinin çok iyi değerlendirilmesi lazım. Bu görev hepimize düşüyor. Demokratikleştirme yolundaki bu yapıyı gerçekten işlevsel olarak iyi değerlendirmemiz gerektiği kanaatindeyiz. Bursa Kent Konseyi olarak bu görevlerin farkındayız ve çalışmalarımızı yoğunlaştırarak sürdürüyoruz. Kent Konseyi Sempozyumu nun kent konseylerinin gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum. Mehmet Semih PALA Bursa Kent Konseyi Başkanı V

8

9 İÇİNDEKİLER Kent Konseyleri Kuruluş Felsefesi ve Uygulama Temelleri Prof. Dr. Zerrin TOPRAK...6 Yerel Yönetişim ve Kent Konseyleri Doç. Dr. Uysal KERMAN, Yrd. Doç. Dr. Yakup ALTAN, Yrd. Doç. Dr. Mehmet AKTEL, Öğr. Gör. Mustafa LAMBA...14 Yerel Demokrasi ve Kent Konseyleri Prof. Dr. Kemal GÖRMEZ, Arş. Gör. Harika UÇAR ALTINIŞIK...31 Yerel Demokrasi ve Kent Konseyleri: Kahramanmaraş Örneği Arş. Gör. Gözde KESTELLİOĞLU Avrupa Birliği Yönetime Katılım İlkesinin Türkiye Uygulaması Örneği: Kent Konseyleri Öğr. Gör. Dr. Salih BATAL...75 Yönetişim Yaklaşımı ve Farklı Katılım Yöntemleri Doç. Dr. Fatma Neval GENÇ, Arş. Gör. Burcu ÖZOĞUZ, Arş. Gör. Murat YILMAZ...95 Halkın Yönetime Katılımının Bir Kanalı Sıfatıyla Kent Konseylerinin Değerlendirilmesi Yrd. Doç. Dr. Nur ŞAT Katılımcı Yönetim Mekanizması Olarak Kent Konseyleri Yrd. Doç. Dr. Şafak KAYPAK VII

10 Üniversite Öğrencileri Kent Konseyleri Hakkında Ne Biliyor? Ne Düşünüyor? Prof. Dr. Kemal GÖRMEZ, Yrd. Doç. Dr. Gamze YÜCEL IŞILDAR Kent Konseylerinin Katılımcı Kent Yönetimine Katkıları Üzerine Bir Değerlendirme: Ankara Örneği Yrd. Doç. Dr. Savaş Zafer ŞAHİN İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde Bulunan Silivri İlçesi Kent Konseyi Yapılanması ve Gerçekleştirilen Faaliyetler Kadir BARAN, Sema KURT, Dilruba ÖNAL, Bahadır HELVACIOĞLU Katılımcı Demokrasi Perspektifinden Kent Konseyleri ve Sivil Toplum Kuruluşları İlişkisi: Sakarya Örneği Arş. Gör. Sefa USTA Türkiye de Büyükşehir ve İl Merkezi Düzeyinde Bulunan Kent Konseyleri Web Sayfalarının Katılım Bağlamında Değerlendirilmesi Öğr. Gör. Levent MEMİŞ, Öğr.Gör. Emine CEBECİ, Öğr. Gör. Nuran ÖZTÜRK Göç Sorunu ve Yeni Göç Politikalarının Uygulanmasında Kent Konseylerinin İşlevi Dr. Yaylagül CERAN Kent Konseylerinin Eko-Belediyecilik Vizyonuna Katkıları Öğr. Gör. Dr. Seda H. BOSTANCI Büyükşehir Kent Konseyleri Kültür Sanat Çalışma Gruplarının Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi Adnan SÖYLEMEZ, Öğr. Gör. Dr. Duygu İLKHAN SÖYLEMEZ VIII

11 Bir Kent, Bir Kent Konseyi, Yeni Bir Kültürlenme Saim YAVUZ Yerel Demokrasinin Güçlendirilmesinde Kent Konseyleri Bir Fırsat Olabilir mi? Prof. Dr. M. Akif ÇUKURÇAYIR, Yrd. Doç. Dr. H.Tuğba EROĞLU, Doç. Dr. H.İbrahim AYDINLI, Yrd. Doç. Dr. Elif ÇOLAKOĞLU Kent Konseylerinin Yerel Demokratik Yönetişim Mekanizması İşlevinin Değerlendirilmesi Enes Battal KESKİN, Neslişah H. ERBEY KUŞKU, Yıldız ODAMAN CİNDORUK, Yasemin TATLI Kent Konseyleri: Müzakereci Demokrasi İçin Bir Fırsat mı? Yrd. Doç. Dr. Özer KÖSEOĞLU Kent Konseylerinin Kurumsallaşması ve Sürdürülebilirliği Özcan BÜYÜKGENÇ Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyleri ve Uşak Kent Konseyi Emre SAVUT Spor Vasıtası İle Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmada Kent Konseylerinin Etkinliği Öğr. Gör. Ahmet ATALAY, Öğr. Gör. Engin BOZTEPE Kent Konseyleri Sempozyumu Değerlendirme Oturumu Prof. Dr. Bekir PARLAK, Erdem SAKER, Tahsin BULUT, Yrd. Doç. Dr. Nur ŞAT, Hasan SOYGÜZEL IX

12

13 GİRİŞ Ülkemizde Yerel Gündem 21 Programı nın bir sonucu olarak görülen kent konseyleri, 2005 yılında yayınlanan 5393 Sayılı Belediye Kanunu nun 76.maddesinde yer alarak yasal bir statü kazanmıştır. Kanunun çıkmasından sonra ki kanun belediyelerce kent konseyi kurmanın bir zorunluluk olduğu şeklinde yorumlanmıştır- kent konseylerinin sayısı hızla artarken uygulamada birçok zorluk ortaya çıkmıştır. Son şeklini 2009 yılında alan kent konseyleri yönetmeliği ile bu süreçteki olumsuzluklar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Ancak ne kanun ne de yönetmelik kent konseylerine kuruluş, işlevsellik ve sürdürülebilirlik noktalarında yeterli desteği sağlayamamış ve yeni kurulan kent konseyleri Yerel Gündem 21 Kentleri bünyesinde kurulmuş tecrübeli kent konseylerinin deneyimlerine başvurmuşlardır. Başka bir deyişle pratik teoriyi aşmıştır. Bu sebepledir ki kent konseyleri, mevcut yapılanmalar arasındaki iletişimi geliştirerek, yasal süreci besleyecek veriler oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla harekete geçmiştir. Bunun bir sonucu olarak ortaya çıkan kent konseyleri sempozyumu bilim insanlarının dikkatlerini kent konseylerine çekmiş, kent konseylerinin bugün karşılaştığı sorunların çözümüne ve gelecekte üstleneceği rollere dair önemli tartışmalara sahne olmuştur. 1

14 Kent Konseyleri Sempozyumu bildirilerinden oluşan bu kitap; hem teorisyenlerden hem de pratisyenlerden gelen makalelerin aynı kitapta birlikte yer alması bakımından önemlidir. Bundan daha önemli olan ise bu kitabın kent konseyi konusunda yapılan çalışmaların biraraya getirildiği ilk kitap olmasıdır. Temel kaygısı; ülkemizde henüz yeni bir kavram ve kurum olan kent konseylerini anlamak, kent konseylerine kent için biçilen rolün doğru tanımlanmasına, kent konseylerinin işlevselliğine ve sürdürülebilirliğine katkı sağlamak olan bu kitap, büyük bir çoğunluğunu Kamu Yönetimi alanında çalışma yapan bilim insanlarının oluşturduğu yazarların katkılarıyla hayat bulmuştur. Kitapta yer alan makalelerde kent konseyleri; yerel demokrasinin güçlendirmesindeki rolü, yerel karar alma mekanizmalarına katılımı, kentteki bilinirlik düzeyi, kurumsallaşması ve sürdürülebilirliği, kentin öncelikli sorunlarına katkısı, katılımcı mekanizmaları, dünyadaki benzer uygulamaları ve Sivil Toplum Kuruluşları ile ilişkileri bağlamında incelenmiştir. 23 makaleden oluşan kitap, yalnızca literatür taramasına ve yalnızca pratikteki deneyimlere dayalı olarak hazırlanan makalelerin yanı sıra, önemli bir çoğunluğu teori ve pratiği birlikte ele alan makalelerden oluşmaktadır. Bu durum kitabın kent konseylerinin gelişmesine katkı sağlaması açısından sevindiricidir. Endişe verici olan şey ise Kent Konseyi nedir, kentteki görevi ve işlevi nedir? sorusuna verilen cevapların henüz körlerin fil tarifi düzeyinde olmasıdır. Bilirsiniz o meseli; Körlere fili tarif ettirirler. Malum, körler beş duyu organlarından en önemlisi olan gözlerinden mahrum olduklarından filin nasıl bir yaratık olduğunu tarif edebilmeleri için dokunma duyularını kullanarak anlatmaya çalışacaklardır. Kör, filin hortumuna dokunduğunda, bu yaratık bir su hortumuna benziyor der, kulağına dokunduğunda, yorgana benziyor der, ayağına dokunduğunda direğe benziyor der, gövdesine dokunduğunda dağ gibi bir şey der. 2

15 İşte bu meseldeki gibi kent konseyleri kimilerine göre; ayrı bir bütçesi, personeli, makam arabası olan bir kamu kuruluşudur/olmalıdır, kimilerine göre; belediyeden bağımsız, sivil toplum kuruluşları tarafından finanse edilen sivil bir örgüttür/olmalıdır. Başka bir deyişle: Kimilerine göre; kent konseyi bir icra organı dır/olmalıdır, kimilerine göre; bir düşünce kuruluşu dur/olmalıdır, Bu iki uç görüş arasında renk tonlarıyla birbirinden farklılaşan onlarca görüşe daha rastlamak mümkündür. Bütün bunlara rağmen biliyoruz ki; her bir yazar samimiyetle, kendi uzmanlık alanının ona açtığı pencereden düşüncelerini, bilgilerini bize aktarmışlardır. Ümit diyoruz ki bu kitap, kent konseyleri alanında yapılacak çalışmaların artmasına vesile olsun ve kent konseylerinin kentlerimizde üstlenmesi gereken role küçük de olsa bir katkı sağlasın. Enes Battal KESKİN Bursa, Haziran

16 4

17 KENT KONSEYLERİ KURULUŞ FELSEFESİ ve UYGULAMA TEMELLERİ Prof. Dr. Zerrin TOPRAK Dokuz Eylül Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, 35160, Buca/İZMİR Yaşamın ve zamanın değerini bilmeyen, onu değerlendiremez Leonardo Da Vinci 1. TEMEL SORGULAMALAR Kalabalıklar için çoğu kere yönetimlerin rahatlığını sağlama adına uygun gördüğü uyurgezerlik zoraki bir kabullendirme midir? Halk mecbur edildiği için, mecbur mu kalmaktadır? Bu mecburiyete alışarak toplumu hareketsizleşme avantaja dönüştürülerek tembelliği kökleştirmek için karşılıklı bir kabul haline mi getirilmektedir? Bütün bu kuşkuculuğa rağmen, bu durumlarda gerçek amacın kalmadığını ve hakikatin elimizden uçtuğunu söyleyebilir miyiz? Kitle kültürünün özgür insanı kapsamaya çalışarak köleleştirdiği bilindiğine göre bu sürecin dışında kalarak paçayı kurtarabilecek kaç kişi olabilir ki[1] düşüncesinin dışında kalmak bu konuşmanın ana fikrini oluşturmaktadır. Bu karşı koyuşun yaygınlaştırılmasında müzakereci demokrasinin araçlarının kullanılması ve geliştirilmesinin önem taşıdığı, bilginin geçici bir öğrenme sürecine indirilmemesi ve toplumsal demokrasinin gelişmesini sağlayacak bir birikim işlevini koruması, bu konuşmanın mantıksal çerçevesi yada temel hareket noktası olarak kabul edilmektedir. 5

18 2. ÇÖZÜMLEMELER Kendi görünümüne âşık yönetici, ister belediye başkanı, ister başbakan veya bakan olsun, ancak kendi görüntü, duygu ve düşüncelerinin taklit edilmesinden kitlelerin hoşlanacaklarını[2] düşünebilirler. Bu tespit doğru ise, evrensel etik değerleri yakalamış bir politikacının varlığından söz edilebilirse de, bu tespit bütün politikacılar için genel geçer bir ilke midir? Siyaset bilimi kitapları, rol kavramları üzerinden giderek, bir kişide farklı rollerin birleşebileceğine dair teorileri içeriklerine çoktan almıştır. Gerçek zannedilen zahiri görüntüler ile mutlu olunsa da nihai tahlilde gerçeğin ne olduğunun tartışılmasına izin verilmesi, toplumun demokratik süreci çalıştırabilmesi açısından önemi bulunmaktadır. Bu şekilde gerçek görüntünün eninde sonunda ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. İleride bu konuya tekrar dönülecektir. Kent Konseyleri ne işe yarar? Müzakereci Demokrasi ve Kent Konseyleri üzerine hazırlanan bir tezin içeriğinde geçen şu anlatımı sizlerle paylaşmak isterim. Şu satırlardan da anlaşılacağı gibi Kent Konseyi Genel Sekreterinin odasının toplantı salonuna açıldığı, pencereden gelen güneşin masadaki bilmem kaçıncı sandalyede oturan kişinin yüzüne vurduğu, sekreterin kapısı da açık olduğundan ağır baskı nedeniyle istediği gibi konuşamama betimlemesini okuduğumda, ne tür bir yorum ile karşılaştığımı düşünmeden edemedim. Kuşkusuz beni asıl düşündüren, öğrencilerin kendi şablonlarının çoğu kere öğretim üyelerinin gerçek düşünceleri dışında geliştiği hayal dünyası koşullarında, kişinin ne tür bir baskı altında bu satırları kaleme aldığıdır. Bu husus literatürde bir başka boyutuyla da, anlamlandırmadan yorumlamak olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin tembelliği ve aceleciliği gibi faktörler nedeniyle de bilgiyi oluşturmadan, bilgi desteğinde anlamlandırmadan yorumlamaya giriştiğini ve anlam önemli iken, yorumun anlamı yedeğine aldığı hususu eleştirilerek belirtilmektedir[3]. Umberto Eco, bir metnin aşırı yorumunu ayırt edebileceğimizi ve ettiğimizi ısrarla belirtmektedir. Ayrıca, yorumun potansiyel olarak sınırsız olmasının yorumun bir amacı bulunmadığı ve kendi başına buyruk akıp gittiği anlamına gelmediği ve mutlu sonla da bitmediğini[4] sorgulamaktadır. Yorum ve aşırı yorumlar bir yana artık, Kent Konseyleri neden olsun olmasın sorgulamalarının yerini artık; ne kadar etkili olabilir, kuruluş felsefesine uygunluğu sağlanabilir veya kuruluş gereklerine 6

19 uygun kullanılmaktadır gibi sorgulama başlıkları yer almıştır. Etkinliğin sağlanmasında dikkate alınabilecek şu göstergeler bize yol gösterici rol üstlenmektedir. 3. KENT KONSEYLERİ İÇİN NELER SORGULANABİLİR 1. Örgütsel yapının hukuki temellerine uyulmaması( temsilcilerin ve organların seçimi) Meclis üyesinin Kent Konseyi Başkanı olması Kent Konseyi üyesi olmayan kişilerin Kent Konseyi Başkanı ve Yürütme Kurulu üyesi yapılması, sorumluluklara dahil edilmesi, 2. Örgütsel yapının hukuki dayanaklarının kullanılarak yasal karar alıcıların yeniden kent konseyi örgütlenmesi içinde temsillerinin sağlanması Belediye Başkanının Kent Konseyi Başkanı olması, 3. Kent Konseyi ve Yürütme Kurulunun, Belediye Başkanı tarafından biçimlendirilmesi 4. Örgütsel yapı ile görevlerinin gerektirdiği sorumlulukları taşıyamama( Kent Konseyi başkanının, çalışma gruplarının ve belediye meclisinin karşılıklı ilişkileri) Oluşturulan çalışma gruplarının faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin olmaması, meclise 76. madde gereğince gönderilmesi gereken kararların oluşturulmasının veya gönderilmesinin engellenmesi(bürokratik sabotaj) Kent Konseyi çalışmalarının Belediye nin Yıllık Faaliyet Faaliyet Raporlarına alınması gereğine uyulmaması, Kent Konseylerinin genelde Stratejik Planlama çalışmalarına katılmaması Kent Konseyi Çalışma gruplarının, Kent Konseyi üyelerinin dışında belirlenmesi ve talimatlarla yürütülmesi, Kent Konseyinin, görevleri ve felsefesi dışındaki faaliyetlere yönlendirilmesi; belediyelerin görevli olduğu konularda rutin olarak yapılan çalışmaların kent konseyi çalışması gibi gösterilmesi, kamu, özel ve sivil ortaklı çalışma felsefesine uyulmaması, 7

20 Kent Konseyi üyelerinin bilgisi dışında özellikle Yürütme Kurulunca faaliyetlerin sürdürülmesi, sonradan hangi ülkeler, kentlere gidildiği ve işler yapıldığı bilgisinin, Kent Konseyi çalışmaları gibi üyelere duyurulması, 5. Kent Konseyi ile Belediye Örgütlenmesi arasındaki kurumsal ilişkiler ağına ilişkin yasal mevzuatta linklerin kurulmaması, Faaliyetlerin, belediye birimlerince değerlendirilip yerine getirilmesi için kurumsal ilişkilerin yapılandırılmaması, Belediye Meclis üyelerinin ve Belediye Başkanının, Kent Konseyine karşı sorumluluğunun açıkça görev ve sorumluluklar listesinde yasal olarak bulunmaması, Kent Konseyleri başlığı altında genel tanısı verilen, md. 76 nın 5393 sayılı belediye kanununda yer almasından dolayı Belediye Yönetimi ile sorumluluk doğduğunun tahminlenmesi, Yasal-kurumsal irtibatlandırmanın öneminin gerek belediye çalışanları, gerekse kent konseyi temsilcileri tarafından algılanmaması, 6. Kent Konseyi ile Kalkınma Ajansları arasındaki yasal-kurumsal irtibatlandırmanın güncelleştirilmemesi, yokluğu Kalkınma Ajanslarının Kalkınma Kurullarına belediyelerden temsilcilerin gelmesi, hatta Büyükşehir Belediye Başkanlarının Yönetim Kurullarında yer almasının dışında bir yasal bağlantı bulunmaması, belediye faaliyetleri ile Ajans faaliyetlerinin birbirinden bağımsız planlanması, oysa yabancı ülke örneklerinde bütünleşiklik sağlanmıştır, Belediyelerin sosyal ve ekonomik projelerinde Ajansla işbirliğini sürekli yer vermemesi, önemli konular olarak görülmektedir. Aslında bütün bu sorgulananlar performans değerlendirmesine konu olan süreçlerdir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Katma Protokolünde açıklanmıştır[5]. Bütün bu konuların odağında, yönetici konumunda olan ve kolaylaştırıcıların sistemin doğru işlemesinde yönetimde etkinliği sağlama hedefine odaklanmaları gerekliliği yer almaktadır. Ama genelde öyle olamamaktadır. Yöneticiler siyasi hedefleri içinde hareket etmektedirler. Örneğin, Kent Konseyleri için önemli role sahip belediye başkanları, bu anlamda kent yöneticisi, topluluk politikasında (yönetiminde) gerçekten önemli iki role sahiptir. Yönetme ve politikayı hazırlama. 8

21 Bütün bu farklılıklardan bir uzlaşma doğmaktadır. Bu uzlaşmaya göre teorik olarak, meclisin atadığı veya doğrudan seçilen kent yöneticisi partizanca siyasete, siyasi kamplaşmaya hatta parti gösterilerine karışmamalıdır. Amerika da 1924 te geliştirilen ve 1938 de değiştirilen ahlaki yönü ağır basan düzenlemelerle kent yöneticilerinin konumu belirlenmeye çalışılmıştır. Toplum siyasetine ilişkin olarak bir yöneticiye görünenin dışında şöyle bir rol yüklenmiştir. Hiçbir yönetici siyasi alanda etkin bir rol almamalıdır, işine sadık olan biri, belediye siyasalarının birincil olarak meclisin ve seçilmiş temsilcilerin işi olduğunu ve onların faaliyetlerine güvenmek durumunda bulunduğunu bilir, kent yöneticisi hiçbir anlamda siyasi bir lider değildir. Bir siyasanın etkin olması için meclise bilgi ve tavsiyelerde bulunur... v.d.. Mamafih hâkim olan görüş, yöneticinin rolünün politikayı da kapsadığı ancak, yönetici-meclis sistemine destek ve teşvik sağlamak için teorik olarak depolitize edildiğidir[6]. Bütün bu belirlemelere rağmen uygulamaları dikkate alan Arthur W. Bromage(1964) yılında kent yöneticileri artık meclisin eylemleriyle ilgilenmeyen ve siyasal açıdan tarafsız idari yöneticiler olarak düşünülemezler. Kent yönetiminde, bir takım amaçların ve programların meclise tavsiye edilmesinde sahip olduğu aracı roller nedeniyle, siyasa (policy) yapmaya ve siyaseti (politic) sahiplenmeye zorlanırlar görüşünü savunmuştur[7]. Yine alışılagelmiş kent yöneticisi tanımına, Karl A. Bosworth tarafından 1958 yılında eğer yönetici bütçe üzerinde güçlü bir tasarruf yetkisine sahipse, çalışanlar ve programdaki diğer unsurlardan kaynaklanan yetkiyle Yönetici bir Politikacıdır[8] vurgusu eklenmiştir. Gerçekten de bu dönemin araştırmalarına göre kent yöneticisinin rollerindeki önemlilik sorulduğunda, giderek yerel siyaset rolünün yönetime baskın hale geldiği görülmektedir. Ayrıca bu bulgular üzerinde kent büyüklüğünün bir etkisi bulunmadığı belirtilmektedir. Kent yöneticisi hakkında geleneksel görüş, siyasi açıdan tarafsız olarak kenti yöneten uzman olması gerekliliğidir (Bosworth, 1958). Öte yandan, Başkan, Meclis ve Yöneticinin birbirine karşı konumları alan ölçeğinden daha çok ülkenin siyasi yapısıyla yakından ilişkilidir. Özetle yöneticilerin üzerinde etik kuralların önemi açıkça görülmektedir. Ancak yasal düzenlemeler bir yerde durmaktadır. Etik sorgulamalar; davranışların, cesaretlendirme ve uygulamaların etik hayatın bir parçası olduğunu ve ne kadar kabullenildiğinin bağlantılarını göstermektedir. Bu gelişmenin mantıksal sorgulama 9

22 başlangıcı doğruluk sözcüğünün içerik analizine dayandırılabilir. Michel Foucault( ) Doğruluk ve İktidar başlıklı söyleşisinde doğruluğu, dairesel olarak, hem kendini meydan getiren ve destekleyen iktidar sistemlerine, hem de kendisinden sonuç olarak çıkan ve kendisini devam ettiren iktidar etkilerine bağlı bir kural, sınıflandırma, öne sürülüş ve işleyiş için düzenlenmiş yargı biçimlerinin bütünü ile ilişkilendirerek anlamak gerektiğini ileri sürmüştür. Bu tespit ise konunun can alıcı noktasıdır. SONLANDIRMA Kent Konseyleri, Kalkınma Ajansları gibi kuruluşunun felsefi dayanağı yerel toplumsal sermayeden istifade etmek olan ve toplumun demokratikleşmesine hizmet eden yapıları önemsemek gerekir. Müzakerelerin amacı toplum için iyiye ve doğru olana erişmeyi sağlamaksa, iyi, doğru, kötü ve yanlış sözcüklerinin herkes için ne anlama geldiği konusunun tereddütlü ve yoruma bağlı olmaktan çıkarılması önem taşımaktadır. Öncelikle etik değerler kişiye bağlı (sübjektif) olamayacağından, herkes doğruluğunda oydaşmalıdır. Esasen etik standartlar oluşturma gerekliliği, sübjektif olmaması nedeniyledir. Aksi takdirde etik sorgulamaları müzakere etmek gereği ortaya çıkmazdı. Farklı kültürel ve sosyal altyapıya sahip kişilerin farklı etik kurallarından söz ediyorsak, ülkesel çoğunluk aynı etik kuralda birleşemiyorsa, aslında tartışılan konu, küresel ölçekte henüz ahlaki değerler düzeyinde demektir. Bu gelişme, ne yöneticilerin ne de toplumun kendi haline bırakılmaması gerektiğini karşımıza getirmektedir. Bu nedenle bilginin yönetimini elinde tutanların, toplumu doğru yönlendirmedeki sorumluluğu önemlidir. Etik sapmaların önlenmesi demokrasinin yaygınlaştırılması ve sağlamlaştırılması için etik eğitim yanında, izleme ve kontrol mekanizmaları da önem taşımaktadır. Bu konuda evrensel hukuk önemli göstergelere sahiptir. Etik düşünme ve davranma kendisi için de bir ideoloji olarak düşünülmesi gereken statüye sahiptir[9]. Bu kabul ise etik kurgunun, bilindiği gibi belirli kalıplar içinde hareket etmeyi önermesi ve evrensel kabullerle desteklenen gelişmeler ile bağlantılı olmasına dayanmaktadır. İdealizm içinde bireysellik, düşük bir değere sahiptir, beklenmedik ve uygun olmayan çıktıların nedeni ise, daha çok kişilerin kendi doğru bildikleri ahlaki çizgilerinin yolunda gitmelerinden kay- 10

23 naklanmaktadır. Herkesin doğrusunun farklı olduğu genelde söylense de, ölçülü olmak sınırların ve ölçünün içinde olmak anlamına gelir ve mantık ilkesi ile etik ilkenin birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Horatius a göre, Her şeyde öyle bir ölçü sınır vardır ki, bir şey o sınırın bu yanında ve hemen öbür yanında doğru olamaz. Kısaca özetlenen olmazsa olmazların bir yönetimde göz ardı edilmesinin, toplumun demokratikleşmesine hizmet eden müzakere modellerinin bilimsel ve etik değerlerle çalıştırılmasına izin vermeyeceğini söylemek yerinde olacaktır. Bu durumda tebliğin başında sorgulanan; Halkın yönetimin etik olmayan zaten meşru da sayılamayacak kararlarına tartışmasız mecbur hale gelmesi, Kişisel çıkarlar için rıza göstermesi ve bu rızayı avantaj olarak kullanmaya yönelmesi, Toplumun/ Devletin sağlıklı sürdürülebilirliği hedefine erişmeyi sağlayan gerçek amacın kalmayarak, hakikatin elimizden kayacağını en azından dönemsel olarak söyleyebiliriz. Dönemsel diyebiliriz, çünkü etrafımızdaki ülkelere baktığımızda emret yapsın tipindeki yönetsel davranışlarla halkı ancak bir süreliğine oyalamanın mümkün olduğunu görmekteyiz. İktidarın kaybedileceği korkusuyla sakinleştirmek için para dağıtma benzeri çözümlemeler, konunun ciddiyetini hatta demokrasi adına dehşet yaratan kurgusunu mu demeliyim ve bugünkü toplantının önemini bize göstermektedir. Davranışlarımızı, olguların gerekliliğine mi yoksa soyut etik ilkelere göre mi düzenleyeceğiz? Seçeneklerinden ilkinin tercihinde, akıl yürütmede genelde öncelik verdiğimiz alışkanlığımızın mekânda ortaya çıkan izlenebilir hastalıklı somut göstergeleri ve ötekileştirme, sağlıklı kentlerdeki sürdürülebilir gelecek adına bizi korkutmalıdır. Bu nedenle doğru bilgiyi üretmek ve yaygınlaştırmak kadar, ilginin ayakta kalmasını sağlamak için hatırlatmak ve her zaman etik yönde yorumlamak, yerelden ulusala açılan kademelenmede müzakere ederek geliştirmek, uygulamayı sağlamak önem taşımaktadır. 11

24 KAYNAKLAR 1. Arnold I. Davidson, Arkeoloji, Genealoji, Etik, Foucault Fikir Mimarları Dizisi-24, (çev.) Veli Urhan, Yazan ve Yayıma Hazırlayan Veli Urhan, İstanbul, Darcy Nickell ve Harold A. Herzog, Jr., Ethical Ideology and Moral Persuasion: Personal Moral Philosophy, Gender, and Judgments of Pro- and Anti- Animal Research Propaganda, Volume 4, Number. 1, The White Horse Press, Cambridge, UK., John Nalbandıan (1991); Professionalism in Local Government, Jossey- Bass Publishers, San Francisco/Oxford. 4. Karl A. Bosworth (1958); The Manager Is a Politician, Public Administration Review, Vol. 18, No. 3, pp , stable/973434, erişim: Nelson Wikstrom(1979); The Mayor as a Policy Leader in the Council-Manager Form of Government: A View from the Field, Public Administration Review, Vol. 39, No. 3 (May - June), s. 274; jstor.org/stable/975952?seq=2; erişim : Umberto Eco(2008); Yanlış Okumalar, Türkçesi, Mehmet H. Doğan, 3. Bası, İstanbul. 7. Umberto Eco(2008): Yorum ve Aşırı Yorum, Türkçesi Kemal Atakay, 4. Bası, İstanbul. 8. Zerrin Toprak (2010); Toplumsal Siyasallaşmada Etkili Demokratik- İzlenebilir Yerel Yönetimler ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Katma Protokolu, Türk Kamu Yönetiminin Yapısal ve İşlevsel Sorunları,Edit (Orhan Gökçe ve M.Akif Çukurçayır) 5. Kamu Yönetimi Sempozyumu, Konya. 9. erişim:

25 YEREL YÖNETİŞİM ve KENT KONSEYLERİ Doç. Dr. Uysal KERMAN*, Yrd. Doç. Dr. Yakup ALTAN*, Yrd. Doç. Dr. Mehmet AKTEL*, Öğr. Gör. Mustafa LAMBA** (*) Süleyman Demirel Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, ISPARTA (**) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Tefenni Meslek Yüksekokulu, BURDUR ÖZET Çalışmanın amacı, yerel yönetişim anlayışı ile bu anlayışın çatı örgütlenmesi olarak kabul edilebilecek olan kent konseylerini incelemektir. Bu kapsamda yerel yönetişimi gerçekleştirmede önemli yeri olan Yerel Gündem 21 süreçleri ile bu sürecin son basamağını oluşturan kent konseyleri, yasal düzenlemeler çerçevesinde incelenmiştir. Sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent konseylerine ilişkin yasal altyapı çalışmaları tamamlanmış olmasına rağmen henüz tüm belediyelerde hayata geçirilememiştir. Ancak yönetsel alanda paydaş olma yolunda gelişme gösterdikleri de gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetimi, Kent Konseyi, Yerel Yönetimler, Yerel Yönetişim, Yerel Gündem

26 1. GİRİŞ Hemen her alanda görülen hızlı değişim ve küresel dünyaya eklemlenme çabaları ülke yönetimlerini etkilemektedir. Ülke yönetimlerinin önemli bir parçasını ise yerel yönetimler oluşturmaktadır. Yerel yönetimler fonksiyonel etkinlik, demokrasi, özgürlük, özerklik ve yeniden paylaşım unsurlarının etkisi ile ortaya çıkan[1], halkın ortak ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile kurulan, karar organları seçilerek oluşturulan, yasalar çerçevesinde, görev, yetki, bütçe ve personele sahip özerk kamu tüzel kişileridir[2]. Yerel yönetimler genel olarak üç amacı gerçekleştirmeye çalışırlar. Birincisi, halkın ortak gereksinimlerini karşılayabilmek için kamusal mal ve hizmetlerin üretilmesi ve tüketilmesine olanak sağlanması; ikincisi, etkinlik ve verimlilik ekseninde merkezi yönetimle yerel yönetimler arasındaki işbölümünün netleştirilerek, yerel nitelikteki hizmetlerin sunulması; üçüncüsü ise merkezi ve yerel yönetimler arasındaki bu ilişkinin sadece teknik bir işbölümü olmadığı aynı zamanda demokrasinin gerçekleştirilme araçlarından biri olduğudur[3]. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonrası uzaklık kavramının önemini yitirmesi ile toplumlar arası etkileşim yoğunlaşmaktadır. Siyasi ve ekonomik liberalleşme ile devletlerin egemenlikleri zayıflamakta, küresel ve yerel aktörler tarafından çift taraflı bir baskı altına alınmaktadır[4]. Bu süreç beraberinde ulus devletlerin politika yapım sürecindeki gücünü, uluslararası kuruluşlar ve yerel yönetimlerle paylaşma zorunluluğunu doğurmuştur[5]. Güçlenen yeni yerel yönetim anlayışı daha özerk ve katılımcı bir yapıya doğru gitmektedir. Bu yeni anlayışın anahtar kavramı ise klasik yönetim anlayışını kökten değiştiren yönetişimdir. Bu çalışmada, yerel yönetişim anlayışı ile bu anlayışın çatı örgütlenmesi olarak kabul edilebilecek olan kent konseyleri incelenmektedir. Kent konseylerini ortaya çıkaran süreç ve koşullar ile yasal düzenlemeler çerçevesinde kent konseylerinin yönetsel sistem içindeki yeri ortaya konulacaktır. 2. YEREL YÖNETİŞİM Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş, köklü değişimleri beraberinde getirdiği gibi sanayi toplumundan bilgi toplumuna ge- 14

27 çiş de benzer değişimlere yol açmaktadır. Bu süreçte yeni düşünceler, yeni yapılar, yeni ilişkiler ve yeni yönetim modelleri gündeme gelmiştir[6]. Bu çok boyutlu ve çok yönlü değişim süreci, mevcut yönetim anlayışının meşruiyetini sorgulanır hale getirirken, yönetim ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmadan yeni arayışlara kapı aralamaktadır[7]. Yaşanan meşruiyet sorunlarının çözümü için yönetsel birimler yurttaşın katılımını kolaylaştıracak, beklentilerine cevap verecek ve yeniliklere açık olacak şekilde yeniden dönüştürülmektedir[8]. 2.1 Yönetimden Yönetişime 1970 li yıllarda refah devletinde yaşanan krize çözüm olarak önerilen neoliberal politikalar, İngiltere ve ABD nin yanında diğer ülkelerde de benimsenmeye başlanmıştır. Neoliberalizmin devletin küçültülmesi, özelleştirme, deregülasyon, piyasa dostu ve girişimci devlet politikaları, 1990 lı yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizler, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunların artmasından dolayı yoğun bir şekilde eleştirilmeye başlanmıştır. IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar ise, bu politikaların başarısızlığını, reform programlarının gerektiği gibi uygulanamamasına bağlayarak, kriz sonrası uyum programlarını gündeme getirmişlerdir. Bu süreçte neoliberal politikaların uygulanma araçları gözden geçirildiğinde, 1980 lerin minimal devlet, optimal devlet söylemlerinin yerini piyasa-dostu devlet ve etkin devlet söylemlerinin aldığı görülmüştür[9]. Hiyerarşik ve bürokratik özelliklere sahip olan devlet, yeni süreçle birlikte esnek, serbest piyasayı önceleyen, müşteri memnuniyetine önem veren ve yeni kamu işletmeciliği yaklaşımını esas alan bir yapıya doğru evrilmiştir[10]. Bu evriliş yönetimden yönetişime geçişi de sağlamıştır. Yönetişim kavramı ilk kez Dünya Bankası tarafından 1989 yılında yayınlanan Sub Saharan Africa: From Crisis to Sustainable Growth; A Long Term Perspective Study adlı Rapor da [11] iyi yönetişim olarak yer almış, sonraki yıllarda ise, IMF, OECD ve UNDP tarafından yaygınlaştırılmıştır[12]. Kavramın farklı alanlarda kullanımı aynı zamanda anlam çeşitliliğini de beraberinde getirmiştir[13]. Dünya Bankası kavramı, ülkelerin ekonomik ve sosyal kaynaklarının yürütülme biçimi olarak tanımlarken; Birleşmiş Milletler ise bir ülkenin her türlü ekonomik, siyasal ve yönetsel işinde otoritenin kullanım biçimi olarak değerlendirmektedir[14]. Bu alanda çalışmalar yapan Rhodes ise yönetişimi; 15

28 yönetimden yeni bir yönetme şekline doğru geçiş, yeni yönetim süreçleri, yeni yasal kurallar ve yönetimin anlamında da bir değişim olarak ifade etmektedir[15]. Gaudin ise kavramı; hiyerarşik yapının dışında yönetişim aktörlerinin arasındaki ilişkilerin düzenlenmesini öngören bir örgütlenme anlayışı olarak görmektedir[16]. Yönetişimin yönetim süreçlerinde yarattığı etkiye dikkat çeken Stoker ise kavramı; çok aktörlü ortaklık, kamu ve özel kesimin sorumluluklarının belirlenmesi, iktidarın karar alma ve uygulama sürecine dahil olan aktörler arasında dağıtılması ve kendi kendini yöneten yapıların ortaya çıkması olarak açıklamaktadır[17]. Küresel, ulusal ve yerel düzeylerde uygulama alanı bulmaya başlayan yönetişim, aynı zamanda karar alma süreçlerine devlet dışındaki paydaşların da dahil olmasını sağlamaktadır. Yerel düzey, yönetişimde paydaşların karar alma süreçlerine katılımını mümkün kılacak en uygun ölçek olarak görülmektedir. 2.2 Yerel Yönetimlerde Yönetişim Yerel yönetimler vatandaşa hizmet sunan en yakın birimler olarak algılanmaktadır. Toplumdaki bireyler bir yerel yönetim birimi ile mutlaka ilişki içerisindedir. Vatandaşların kendilerini ilgilendiren kararlara katılımı, küresel ve ulusal düzeye göre yerel düzeyde çok daha kolay ve etkin olmaktadır. Çünkü katılımın merkezden yerele inildikçe arttığı ve katılımcıların da etkinliğini artırdığı kabul edilmektedir[18]. Özellikle temsili demokrasinin katılımı seçimler ve oy kullanma boyutu ile sınırlandırması[19], bu tarz bir katılım anlayışını sorgulanır hale getirmektedir. Halkın yönetilen olmaktan çıkarak, yönetime her aşamada katılan, sorumluluk alabilen ve denetleyebilen bir konuma gelmesi[20] ile katılım konusunda yaşanan sorunlar, ulusal ve yerel düzeyde yeni katılım yollarının geliştirilmesini gerektirmiş ve bu durum yerel yönetişimi önemli hale getirmiştir. Yerel yönetişim merkezi yönetim, yerel yönetimler, özel kesim ve sivil toplumdan oluşan paydaşlar bütünü olarak görülmektedir. Yönetimler tarafından halkın katılımına duyulan ihtiyacın daha iyi anlaşılması ve hükümetlerin performansının ortaya çıkardığı olumsuz tablo, sivil toplum kuruluşlarının işlevini ve önemini arttırmış, bunun sonucunda ise, temsil yetkisi sorgulanmaya başlanmış ve yeni katılım arayışları ortaya çıkmıştır[21]. Bu gelişmeler sivil top- 16

29 lum kuruluşlarının önemli demokratik güç merkezleri olmasını sağlamıştır[22]. Küreselleşme süreci ile birlikte sivil toplum kuruluşlarının iktidarı etkileme ve karar alma süreçlerine katılmaları yoğunlaşmış, bu durum beraberinde yeni görevler üstlenmelerini sağlamıştır. Hükümet politikalarının belirlenmesinde sivil toplum kuruluşlarının etkinliğinin artması katılımcı demokrasinin de önemli bir koşulu olarak görülmektedir[23]. Sivil toplum kuruluşlarının siyasal karar mekanizmasını etkilemesi ile birlikte halkın siyasal konulara olan ilgisi artmakta ve siyaset, yurttaşlar için daha da önemli hale gelmektedir[24]. Alınan kararlar daha fazla tartışılma olanağı bulmakta ve bireylerin bir şeyleri değiştirebileceklerinin farkına varmaları da katılım için gerekli altyapının oluşmasını sağlamaktadır[25]. Yerel yönetişim demokratik, katılımcı ve paydaşlara daha çok söz hakkı veren bir model olarak öne çıkmaktadır. Bu modelin gelişmesinde, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Maastricht Antlaşması, Avrupa Kentsel Şartı ve 1992 yılında Brezilya nın Rio kentinde toplanan Yeryüzü Zirvesinde benimsenen Gündem 21 Bildirgesi önemli katkılar sağlamıştır[26]. 2.3 Yerel Gündem de İsveç in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı ile 1976 da Kanada da düzenlenen Vancouver HABITAT I Konferansı nda yerel yönetişim açısından önemli bir yere sahip olan sürdürülebilir kalkınma konusu gündeme gelmiştir[27]. Bu ilk HABITAT toplantısında küresel sorunlar için ortaya konulan çözüm önerileri devlet merkezli ele alınmıştır. Sürdürülebilir kalkınma[28-29], BM Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu nun hazırladığı 1987 tarihli Ortak Geleceğimiz (Brundtland Raporu) Raporu nda da temel kavramlardan biri olmaya devam etmiş, ancak sorunları devlet merkezli çözmeye çalışan anlayış değişikliğe uğramıştır[30]. Birleşmiş Milletler 1992 Rio Yeryüzü Zirvesinde 21. yüzyılın küresel hedeflerinin belirlenmesi için Rio Bildirgesi ve Gündem 21 adı altında iki belge ortaya çıkmıştır[31]. Gündem 21 eylem programının temelinde sürdürülebilir kalkınmanın hayata geçirilmesi vardır. Gündem 21, İnsanlık, tarihsel bir dönüm noktasında- 17

30 dır cümlesiyle başlamakta ve dünyada artan sorunların çözümü için küresel ortaklık kavramını gündeme getirmektedir. Gündem 21 in başarılı bir şekilde uygulanması için asıl sorumluluk hükümetlerde olmakla birlikte, vatandaşlar, hükümet dışı kuruluşlar ve diğer gruplarında etkin olarak süreçte yer almaları gerektiği ifade edilmiştir[32]. Dünyada artan eğitim sorunları, ekosistemin bozulması, eşitsizlikler, yolsuzluklar, insan hakları ihlalleri, çevre kirliliği ve benzeri çok sayıda sorunun, yurttaşların katılım eksikliğinden kaynaklandığına dair yaygın bir inanış bulunmaktadır. Katılım anlayışı temelinde şekillendirilen Gündem 21 modeli ile bu sorunlar, küresel boyutta etkili bir şekilde çözülmeye çalışılmaktadır[33]. Gündem 21 de yer alan sorunların ve çözümlerinin büyük bir bölümünün yerel düzeydeki faaliyetlere dayalı olması nedeniyle, belirlenen hedeflere ulaşabilmek için yerel yönetimler, katılım ve işbirliğinin sağlanmasında belirleyici bir etken olarak kabul edilmektedir. Böylece yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ilgililerin, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini saptayarak, kentleri için 21. yüzyılın yerel gündemini oluşturmaları gerektiğinin altı çizilmekte, her ülkedeki tüm yerel yönetimler, karar alma, planlama ve uygulama süreçlerine kadınların ve gençlerin etkin olarak katılımını sağlayacak programlar geliştirmeye ve uygulamaya davet edilmektedir[34-35]. Dolayısıyla çok aktörlü bir yönetim anlayışını dile getiren Gündem 21 in en önemli önerisi, ulusal eylem planlarının oluşturulmasında kaynak teşkil edecek olan yerel eylem planlarının hazırlanmasıdır[36]. Bu bağlamda ulusal ölçekte Ulusal Gündem 21 lerin ve buna bağlı olarak da yerel düzeyde yerel yönetimlerin de dahil edildiği Yerel Gündem 21 lerin oluşturulması öngörülmüştür. Yerel Gündem 21, yönetişim yaklaşımının kurumsal, ilkesel ve kavramsal tüm bileşenlerini içeren bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır[37]. Türkiye nin Yerel Gündem 21 ile tanışması ise 1996 yılında İstanbul da düzenlenen Birleşmiş Milletler HABITAT II İnsan Yerleşimleri Konferansı (Kent Zirvesi) [38] toplantıları ile olmuştur. Habitat II toplantılarında, sürdürülebilir kalkınmanın temelinde demokratik, insan haklarına saygılı, şeffaf, katılımcı ve halka hesap veren yönetimler olduğu belirtilmiştir. Böylece yönetişim ilkesinin de temel çerçevesi çizilmiş olmaktadır. Habitat II, Gündem 21 in etkin bir şekilde yaşama geçirilmesinin önkoşulu olarak, yerel yönetimlerin, sivil 18

31 toplum kuruluşlarının ve diğer yerel aktörlerin etkin katılımını vurgulamaktadır[39]. HABITAT II kapsamında yerel yönetimlerin, kendi beldelerine yönelik Yerel Gündem 21 lerini hazırlamaları ve uygulamaları için teşvik edilmeleri amacıyla, Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı (IULA-EMME) tarafından Türkiye de Yerel Gündem 21 lerin Teşviki ve Geliştirilmesi Projesi (I. Aşama: ) uygulamaya konulmuş ve 23 kent projeye dahil olmuştur. Projenin temel hedefleri; ülkesel/bölgesel ölçekte Yerel Gündem 21 kavramının ve bunun yerel yönetişim üzerindeki etki ve sonuçlarının tanıtılması, pilot kentlerde yerel düzeyde farklı sektörlerin katılımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulması ve bunlara işlerlik kazandırılması olarak belirlenmiştir[40]. 6-8 Eylül 2000 tarihleri arasında Birleşmiş Milletlerin (BM) New York taki Genel Merkezi nde, aralarında Türkiye nin de bulunduğu 189 ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanlarının katılımıyla yapılan liderler zirvesinde, günümüzün en güçlü ve öncelikli küresel taahhüt belgelerinden biri olarak kabul edilen Birleşmiş Milletler Binyıl (Millennium) Bildirgesi imzalanmıştır. Bildirge de özgürlük, demokrasi ve insan hakları konularındaki taahhütlerin yanısıra, bir dönüm noktası olması öngörülen 2015 yılına kadar gerçekleştirilmek üzere, kalkınmaya ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik sekiz hedef kabul edilmiştir[41]. Binyıl Bildirgesi nde yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve diğer yerel aktörler tarafından bu hedeflerin sahiplenilmesinin önemine dikkat çekilmiş ve bu düşünceler 2002 BM Johannesburg Zirvesi ne de yansımıştır. Bu bağlamda, Bildirge de yer alan Kalkınma ve Yoksulluğun Azaltılması, Ortak Çevrenin Korunması ve İnsan Hakları, Demokrasi ve İyi Yönetişim gibi küresel hedefler, Yerel Gündem 21 i doğrudan ilgilendirmektedir[42]. Yerel Gündem 21 in uygulandığı kentlerde yerel yönetim temsilcileri, kadın ve gençlik grupları, STK lar ile iş dünyasının temsilcileri bir araya gelerek kent konseylerini oluşturmuşlardır. Kent konseyleri toplumsal konularda almış oldukları tavsiye kararlarını, yerel yönetimlerin meclislerine sunarak katılımı gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Johannesburg Zirvesi nde Türkiye Yerel Gündem 21 uygulamalarının diğer ülkeler tarafından da örnek alınabilecek niteliğe sahip olduğu ifade edilmiştir. Yerel Gündem 21 in merkezinde 19

32 yer alan Kent Konseyleri ile kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkeleri çerçevesinde, kentleri sürdürülebilir geleceğe taşıyan bir ortaklık yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır[43]. Türkiye de Yerel Gündem 21 lerin Teşviki ve Geliştirilmesi Projesi nin başarıya ulaşmasıyla 2. aşama gündeme gelmiştir. İkinci aşama olarak tasarlanan Türkiye`de Yerel Gündem 21`lerin Uygulanması Projesi ne birinci aşamada olduğu gibi, IULA-EMME nin (Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı ) koordinasyonunda ve UNDP nin (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) desteğiyle 2000 yılında başlanılmış ve 2003 yılı ortalarında tamamlanmıştır. Proje de, yerel yönetişimin güçlendirilmesine yönelik olarak, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılması ve yerel yatırımlarda söz sahibi olması amaçlanmıştır. Proje kapsamında herkesin katılabileceği meclisler (çocuk, gençlik ve kadın meclisleri gibi), belirli konularda faaliyet gösteren çalışma kozaları ve kent konseyleri oluşturulmuştur[44]. Yerel Gündem 21 in üçüncü aşaması, Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Yoluyla BM Bin Yıl Bildirgesi Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planı nın Yerleştirilmesi adı altında uygulamaya konulmuştur. Bu aşama ile merkezi yönetimin ilgi ve desteğinin arttırılması, tanıtım eksikliğinin giderilmesi ve küresel hedeflerin yerelleştirilmesi gerçekleştirilmek istenmiştir. Ayrıca Yerel Gündem 21 süreçlerinin kurumsallaştırılması amacıyla, Yerel Projelere Destek Programı da başlatılmıştır[45]. Türkiye de 1997 yılından itibaren uygulanmaya başlayan Yerel Gündem 21 ler aracılığıyla, ilgili tüm kesimlerin karar alma ve uygulama süreçlerine katıldığı yeni bir yerel yönetişim modeli geliştirilmiştir[46]. Bu model, karar alma süreçlerine katılımın geliştirilmesi, kentsel yaşamı kolaylaştıran projelere yer vermesi ve finansman sağlaması, demokratik yaşamı olgunlaştırması ve kentsel sorunlara duyarlı vatandaş profili oluşturulması gibi işlevleri kapsamaktadır[47]. Yerel Gündem 21 in özünde yer alan yönetişim anlayışının gelişmesi ise, dernekler, vakıflar, meslek odaları, sendikalar, özel sektör kuruluşları, akademik kuruluşlar, basın-yayın kuruluşları, yurttaş girişimleri gibi geniş bir yelpazeye yayılan sivil toplum kuruluşları ile belediyeler arasında yeni bir ilişki biçimi kurulmasını sağlamaktadır [48]. Bu yeni anlayışın hayata geçirilmesinde kullanılan en etkili ve en geniş tabanlı yapı ise kent konseyleri olarak karşımıza çıkmaktadır. 20

33 3. KENT KONSEYLERİ Son dönemde yapılan yerel yönetimlere yönelik yasal düzenlemelerde yerel yönetişimin anahtar kavramı olan katılım konusu ön plana çıkmaktadır. Hemşehri hukuku, stratejik plan hazırlanması, belediye hizmetlerine gönüllü katılım, ihtisas komisyonları kurulması ve kent konseylerine yönelik düzenlemeleri içeren 5393 sayılı Belediye Kanunu katılımcı mekanizmaların geliştirilmesi açısından tipik bir örnek oluşturmaktadır[49] sayılı Kanun un 13. maddesinde: herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir denilerek, hemşehriler belediyenin karar ve hizmetlerine katılma, belediyenin faaliyetleri hakkında bilgilenme ve yardımlardan yararlanma haklarına sahip olmalarının yanında, belediyenin kanunlara dayanan kararlarına, emirlerine ve duyurularına uymakla ve belediyeye vergi, resim, harç, katkı ve katılma payları ödemekle yükümlü tutulmuşlardır. Ayrıca yerel düzeydeki örgütlenmelerin de (üniversite, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişiler) katılımını kolaylaştırıcı önlemlerin alınması Kanun ile hükme bağlanmıştır. Kanun un Stratejik plan ve performans programı başlıklı 41. maddesinde mahallî idareler genel seçimlerinden itibaren altı ay içinde, üniversiteler ve meslek odaları ile konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak, kalkınma plânı ve programlara uygun olarak stratejik plân ve performans programı hazırlanması gerektiği düzenlenmiştir. Stratejik planlama süreci, yerel ölçekteki paydaşların ortak bir hedef doğrultusunda katılımcılık ekseninde işbirliği yapmalarına fırsat sunması nedeniyle yerel yönetişim açısından önem taşımaktadır[50]. Kanun un 77. maddesi ise Belediye hizmetlerine gönüllü katılım başlığı altında, belediye, sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım, kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara, kadın ve çocuklara, özürlülere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular şeklinde ifadelere yer vermiştir. Ayrıca belediye bünyesinde oluşturulacak olan ihtisas komis- 21

34 yonlarına, mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konularda katılabilecekleri ve görüş bildirebilecekleri de (md.24) belirtilmektedir sayılı Kanun da yerel yönetişime yönelik en önemli düzenleme ise kent konseyleri ile ilgilidir. Kent konseyleri ülkemizde ilk kez 1996 yılından sonra Yerel Gündem 21 ortağı olan kentlerde (Bursa, Adana, Antalya, Edirne, İzmir, Adapazarı, Manisa, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon, Kars, Tekirdağ, Van ve Afyonkarahisar) oluşturulmuş, daha sonra Program ortağı olmayan kentlere de yayılmıştır[51]. Yerel Gündem 21 çalışmaları sonucu kent konseylerinin yaygınlaşması, bu alanda yasal düzenleme yapılması ihtiyacını gündeme getirmiştir. Bu kapsamda ilk düzenleme 2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ile gerçekleştirilmiştir. Kanun un kent konseyi başlıklı 76. maddesinde, Kent konseyi kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır. Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar ifadesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile kent konseylerine dört önemli fonksiyon yüklenmiştir. İlk olarak, kentin yaşanabilir hale gelmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması için kentte yaşayanlar tarafından kentin hak ve hukukunun korunması; ikinci olarak, kent konseyinin kentte yaşayan insanlar arasında sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı geliştirici bir fonksiyon üstlenmesi; üçüncü olarak, sürdürülebilir kalkınma ve gelişmenin sağlanması amacıyla hemşehrilerde bilinç oluşturulması; dördüncü olarak ise yerel düzeyde hesap verme, hesap sorma, katılım ve yönetişimin gerçekleştirilmesidir[52]. Aynı maddenin devamında Kent konseyinin çalışma usûl ve esaslarının İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlene- 22

35 ceği ifade edilmiş ve bu doğrultuda 8 Ekim 2006 tarihli Kent Konseyi Yönetmeliği çıkarılmıştır. Yönetmelik 18 madde ve bir de geçici maddeden oluşmaktadır. Yönetmeliğin birinci bölümünde, amaç, kapsam, dayanak ve kavramlara; ikinci bölümünde, kent konseyinin kuruluşu, görevleri ve çalışma ilkelerine; üçüncü bölümünde, kent konseylerinin üye yapısı ve organları ve çeşitli hükümlere yer verilmiştir. Kent konseyleri yerel düzeyde yönetişimi gerçekleştirme amacı taşıyan örgütlenmelerdir. Yönetmelikte yönetişim kavramı saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik ilkeleri çerçevesinde, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı bir yönetim anlayışı (md.4) olarak yer almıştır. Yönetmeliğin çıkarılış amacı, kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent konseylerinin çalışma usul ve esaslarını düzenlemek (md.1) şeklinde ifade edilmiştir. Kent konseyleri ise Yönetmelikte, merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmaları (md.4) olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 5. maddesinde belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler genel seçim sonuçlarını izleyen 3 ay içinde kent konseylerinin kurulacağı ve belediye başkanının çağrısı ile ilk genel kurul toplantısının yapılacağı belirtilmiştir. Ayrıca ilk genel kurulda, toplantıyı idare etmek üzere üyeleri arasından en az üç kişiden oluşan bir divan kurulu ile kent konseyi yürütme kurulu ve kent konseyi başkanının seçileceği de ifade edilmiştir. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin üzerinden bir yerel seçim (2009 yerel seçimleri) ve yaklaşık 5 yıllık bir süre geçmesine rağmen yerel yönetimlerin önemli bir kısmında kent konseylerinin kurulamadığı görülmektedir. Uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi[53] amacıyla Yönetmelikte 2009 yılında kent konseylerinin yapısı ve üye profili 23

36 ile ilgili bazı değişiklikler yapılmıştır. Yönetmeliğin eski halinde kent konseyinin üyeleri arasında sayılan seçim bölgesi milletvekilleri ile belediye meclisi ve il genel meclisi tarafından gönderilecek üyelerin yeni düzenlemede yer almadığı, kent konseylerine katılacak muhtar sayısının ise artırıldığı görülmektedir (md.8). Kent konseylerinin, mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, belediye başkanı veya temsilcisi, sayısı 10 u geçmemek üzere kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, mahalle sayısı yirmiye kadar olan belediyelerde bütün mahalle muhtarları, diğer belediyelerde belediye başkanının çağrısı üzerine toplanan mahalle muhtarlarının toplam muhtar sayısının yüzde 30 unu geçmemek ve 20 den az olmamak üzere kendi aralarından seçecekleri temsilcileri, siyasi partilerin temsilcileri, üniversite temsilcisi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcilerinden oluşacağı düzenlenmiştir (md.8). Daha önce YG21 Programının uygulandığı yerlerde, kent konseyi veya benzeri adlarla oluşturulmuş yapılanmaların bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirileceği (Geçici Madde.1) belirtilmektedir. YG21 sürecinde[54] oluşturulan çalışma grupları ve meclislere benzer yapıların Kent Konseyleri Yönetmeliği nde de (md.4/c) yer aldığı görülmektedir. Bu kapsamda her yörenin özellikleri ve ihtiyaçlarına uygun olarak çalışma grupları oluşturulmuştur. Kent konseyinin organları, Yönetmeliğin 2006 yılındaki ilk halinde, genel kurul, yürütme kurulu ile meclisler ve çalışma grupları olarak belirtilmişken, 2009 yılındaki değişiklikle kent konseyi başkanı da (md.9) organlar arasına dahil edilerek belediye başkanından ayrı bir konsey başkanı seçileceği ifade edilmiştir. Kent konseylerinde alınan kararların belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirileceği (md.14) hükmü getirilmiştir. Ancak, kent konseyi kararlarının öneriden öte geçememesi ve uygulanma zorunluluğu olmaması, etkinlik sorunlarına yol açmakta ve belirlenen amaçlara ulaşmayı güçleştirmektedir. Yine kent konseyleri kararlarının bulunulan bölgedeki yerel yönetimlerin hepsini ilgilendirmesine rağmen bu kararların sadece belediye meclislerinde değerlendirilmesi de bir eksiklik olarak görülebilir[55]. Kent konseylerinin finansmanının ise belediyelerin bütçelerinden ayıracakları ödeneklerle sağlanacağı ifade edilmiştir (md.16). Bu 24

37 nedenle kent konseyleri, belediyelerin bir uzantısı veya ona bağlı bir örgüt görünümünden kurtulamamaktadır. Ayrıca merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin de kent konseylerine yeterince sahip çıkmadıkları ve desteklemedikleri yönünde de eleştiriler yapılmaktadır[56]. SONUÇ Yönetişim, dünyada olduğu gibi Türkiye de de uygulama alanı genişleyen bir kavram olarak, toplumun farklı kesimlerinin yönetime katılmalarının sağlandığı birlikte yönetme anlayışını ifade etmektedir. Uygulandığı alana ve düzeye göre farklı adlar alan yönetişimin yerel düzeydeki karşılığı ise yerel yönetişimdir. Yerel yönetişimin ortaya çıkması ve gelişmesinde başta BM olmak üzere uluslar arası örgütlerin önemli katkıları olmuştur. Dünyada artan sorunların, merkezi yönetimin sorumluluğunda halkın ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ve katılımı ile yönetişim ilkeleri doğrultusunda çözülmesi öngörülmüştür. Aynı süreç yerel düzeyde de geçerli olmuştur. Türkiye de bu yöndeki ilk girişimler 1996 İstanbul HABITAT II toplantılarından sonra başlamış, bazı pilot kentlerde Yerel Gündem 21 meclisleri (kadın meclisleri, gençlik meclisleri vd.) oluşturulmuştur. Uygulama diğer kentlere de yaygınlaştırılmıştır. Oluşturulan yapılar, kentin sorunlarının çözümünde tüm kesimlerin katılımına olanak sağlayan bir mekanizma olarak görülmektedir yılında yürürlüğe giren Belediye Kanunu ile kent konseyleri yasal bir dayanağa kavuşmuş, Yerel Gündem 21 adı altında oluşturulan meclisler ve çalışma grupları kent konseyleri bünyesine dahil edilerek tek çatı altında toplanmıştır yılında da Kent Konseyleri Yönetmeliği çıkarılarak gerekli mevzuat çalışmaları tamamlanmıştır. Mevzuatta Belediye örgütü bulunan her yerde kent konseyi kurulacağı belirtilmesine rağmen henüz ülke düzeyinde gerekli örgütlenmenin oluşturulamadığı görülmektedir. Kent konseyleri merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, kent sorunlarının belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği, ortak aklın ve uzlaşmanın esas alındığı demokratik yapılar olarak kabul edilmektedir. Ancak kent konseyi kararlarının belediye meclislerini bağlayıcılığının olmaması ve konsey üyelerinin belediyedeki karar alma süreçlerine oy hakkı olmaksızın katılmaları önemli 25

38 bir eksiklik olarak kabul edilmektedir. Kent konseylerinin mali açıdan belediyeye bağımlı örgütler olmaları da önemli bir sorundur. Yasal statüye kavuşmakla birlikte sorunları devam eden kent konseyleri, vatandaşın politik süreçlere aktif katılımını, örgütlü bir toplumun oluşumunu, demokrasinin daha sağlıklı işlemesini ve toplumsal bilinç düzeyinin yükselmesini sağlayabilecek bir yapı olarak görülebilir. KAYNAKLAR 1. Eryılmaz, B. (2010), Kamu Yönetimi, Düşünceler, Yapılar Fonksiyonlar, Okutman Yayıncılık, 3. Baskı, Ankara, ss Ökmen, M. ve Parlak, B. (2008), Kuramdan Uygulamaya Yerel Yönetimler İlkeler Yaklaşımlar ve Mevzuat, Alfa Aktüel Yayınları, İstanbul, s Tekeli, İ. (1983), Yerel Yönetimlerde Demokrasi ve Türkiye de Belediyeciliğin Gelişimi, Amme İdaresi Dergisi, C.16, S.2, s Tekeli, İ. (2003), Siyasal Toplum ile Sivil Toplum Arasında Yerini Belirlemekte Olan Yerel Yönetimler, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, C.12, S.2, s.6 (5-15). 5. Ökmen, M. (2005), Küreselleşme Sürecinde Yerelleşme Eğilimleri ve Yerel Yönetimler, Edt. Hüseyin Özgür ve Muhammet Kösecik, Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar-I (Reform), Nobel Yayın, Ankara, s Al, H. (2009), Küreselleşme, Bölgeselleşme, Yerelleşme, Edt. Veysel K. Bilgiç, Değişik Yönleriyle Yerelleşme, Seçkin Yayıncılık, Ankara, ss Özer, M. A. (2005), Yeni Kamu Yönetimi: Teoriden Uygulamaya, Platin Yayınları, Ankara, s Çukurçayır, M. A. (2003), Dünyada Yerel Yönetimlerin Değişen Rolü ve Yeni Kimliği, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, C.12, S.3, s Güzelsarı, S. (2004), Kamu Yönetimi Disiplininde Yeni Kamu İşletmeciliği ve Yönetişim Yaklaşımları, Ankara Üniversitesi SBF Tartışma Metinleri SBF_WP_66.pdf, , ss Ömürgönülşen, U. (2003), Kamu Sektörünün Yönetimi Sorununa Yeni Bir Yaklaşım: Yeni Kamu İşletmeciliği, Edt. Muhittin Acar ve Hüseyin Özgür, Çağdaş Kamu Yönetimi-I, Nobel Yayın, Ankara, s World Bank, (1989), Sub Saharan Africa: From Crisis to Sustainable Growth; A Long Term Perspective Study, Washington D.C., s. xii. 12. Gündoğan, E. (2010), Yönetişim: Kuram ve Boyutlar, Edt. M. Akif 26

39 Çukurçayır, H. Tuğba Eroğlu ve Hülya Ekşi, Yönetişim, Kuram, Boyutlar, Uygulama, Çizgi Kitabevi, Konya, s Güzelsarı, S. (2003), Neo-Liberal Politikalar ve Yönetişim Modeli, Amme İdaresi Dergisi, C.36, S.2, s.18, (17-34). 14. Palabıyık, H. (2004), Yönetimden Yönetişime Geçiş ve Ötesi Üzerine Kavramsal Açıklamalar, Amme İdaresi Dergisi, C.37, S.1, s.65, (63-85). 15. Rhodes, R. A. W. (1996), The New Governance: Governing Without Government, Political Studies, XLIV., ss Gaudin, J. P. (1998), Modern Governance, Yesterday and Today Some Clarifications to be Gained From Government Politics, İnternational Social Science Journal No:155, ss Stoker, G. (1998), Governanace As Theory: Five Propositions, İnternational Social Science Journal, No:155, ss Kaya, E. Şentürk, H. Danış, O. Şimşek, S. (2007), Modern Kent Yönetimi I, Okutan Yayıncılık, İstanbul, s Şahin, A. Temizel, H. ve Temizel, M. (2004), Türkiye de Demokrasiden E-Demokrasiye Geçiş Süreci ve Karşılaşılan Sorunlar, 3.Ulusal Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi Eskişehir, bildiriler/06-02.pdf, , s Saran, M. U. (1996), Belediye Hizmetlerinde Halkı Bilgilendirme ve Halk Denetiminin Sağlanması, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, C.5, S.4, s.17 (17-28). 21. Toprak, Z. (2006), Yerel Yönetimler, Nobel Yayın, 6. Baskı, Ankara, s Tekeli, (2003), s Yıldız, Ö. (2007), Küresel Sivil Toplumun Paradoksları, Sosyoloji Dergisi, Ülgen Oskay a Armağan Özel Sayısı, s Şaylan, G. (1998), Demokrasi ve Demokrasi Düşüncesinin Gelişmesi, TODAİE İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını, s Karabıçak, M. (2008), Yerel Siyaset Ekseninde Sivil Toplum Örgütleri: Önemi ve Etkileri, Yerel Siyaset, Okutan Yayıncılık, İstanbul, s Adıgüzel, Ş. (2003), Yerel Düzeyde Yönetime Katılım ve Yerel Yönetim Sürecindeki İşlevleri Açısından Yerel Gündem 21: Malatya Belediyesi Yerel Gündem 21 Örneği, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, C.12, S.1, s.45 (45-63). 27. Emrealp, S. (2005), Yerel Gündem 21 El Kitabı, IULA-EMME Yayını, İstanbul, ss Newby, L. (1999), Sustainable Local Economic Development: A New Agenda For Action, Local Environment, Vol.4, No.1, s Maclaren, W. V. (1996), Urban Sustainability Reporting, Journal Of The 27

40 American Planning Association, Vol.62, No.2, ss Haktankaçmaz, M. İ. (2004), Türk Kamu Yönetiminde Yönetişimin Uygulanabilirliği, Amme İdaresi Dergisi, C.37, S.1, ss.49-50, (45-62). 31. Toprak, s Emrealp, s Ökmen, M. ve Görmez, K. (2009), Türkiye de Yerel Gündem 21 ve Yerel Yönetişim Uygulamaları, Edt. Kemal Görmez ve Mustafa Ökmen, Türkiye de Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları, Beta Yayın, İstanbul, s html, Toprak, s Torlak, S.E. ve Önez, Z. (2005), Bir Katılım Modeli Olarak Yerel Gündem 21 e Bakış, Edt. Hüseyin Özgür ve Muhammet Kösecik, Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar- I (Reform), Nobel Yayın, Ankara, s Birleşmiş Milletler, (1999), İnsan Yerleşimleri Konferansı Habitat II, İstanbul: T.C.Başbakanlık, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Ankara. 38. Emrealp, s id=265, Emrealp, s programi.html, Emrealp, s Toprak, ss Adıgüzel, s Emrealp, s Esen, A. (2008), Kent Yönetimlerinde Katılım, Yerel Siyaset içinde, Okutan Yayıncılık, İstanbul, ss Göymen, K. (2010), Türkiye de Yerel Yönetişim ve Yerel Kalkınma, Boyut Yayın Grubu, İstanbul, s Çukurçayır, M. A. ve Eroğlu, H. T. (2009), Kent Yönetiminde Demokratik Bir Açılım Olarak Kent Konseyleri, Edt. Kemal Görmez ve Mustafa Ökmen, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları Küresel, Bölgesel ve Yerel Perspektifler, Beta Yayın, İstanbul, s

41 51. Coşkun, B. (2007), Kent Yönetimine Katılım ve Kent Konseyleri, Edt. Abdullah Yılmaz ve Yavuz Bozkurt, Küresel Esintiler ve Yerel etkiler Sarmalında Türk Kamu Yönetimi, Gazi Kitabevi, Ankara, ss Özcan L. ve Yurttaş, F. (2010), Kent Konseyleri Müzakereci Demokrasinin Uygulama Alanı Olarak Düşünülebilir mi?, Edt. Bekir Parlak, Yerel Yönetimler Yerel Siyaset ve Kentsel Politikalar, Dora Yayıncılık, Bursa, ss Emrealp, S. (2010), Kent Konseyleri, IULA-EMME Yayını, İstanbul, ss Coşkun, s Emrealp, (2010), s Resmi Gazete, tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kent Konseyi Yönetmeliği. 57. Resmi Gazete, tarih ve sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 5393 sayılı Belediye Kanunu. 58. Resmi Gazete, tarih ve sayılı, 2000/1833 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı. 29

42 YEREL DEMOKRASİ ve KENT KONSEYLERİ Prof. Dr. Kemal GÖRMEZ*, Arş. Gör. Harika Uçar ALTINIŞIK** * Gazi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, ANKARA ** Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ANKARA ÖZET 1580 Sayılı Kanun döneminde Yerel Gündem 21 kapsamında farklı adlar altında da olsa gönüllü olarak oluşturulan ve 5393 Sayılı Belediye Kanunu nun 76. maddesiyle kurulması öngörülen ve halkın yönetime katılımını sağlayan araçlardan biri olan kent konsey lerinin yerel demokrasi açısından önemi açıktır. Kent Konseyleri Türkiye için yaşamsal önemde olmamalarına rağmen, demokrasinin yerelde ve genelde kurumsallaşması ve içselleştirilmesi açısından oldukça önemli işlevleri yerine getirebilirler[1]. Bu çalışmada; demokrasi, demokrasi-yerel yönetim ilişkisi ve yerel demokrasi incelendikten sonra yerel demokrasiyi güçlendirmede etkin rolü olduğu düşünülen Yerel Gündem 21 ve kent konseylerinin yapısı ve amacı incelenerek kent konseylerinin uygulamada karşılaştığı ve karşılaşabileceği sorunlar belirlenmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Yerel Demokrasi, Kent Konseyleri, Yerel Gündem 21 30

43 1. GİRİŞ Demokrasi kavramının yeterli ve tek bir açıklamasının olmadığı gibi yerel demokrasi kavramının da tek bir açıklamasını veya tanımını yapmak mümkün değildir. Ayrıca yerel demokrasi kavramı için demokrasi kavramından daha öte tartışma ve farklı tanımlama çalışmaları vardır. Yerel demokrasi kavramı, genelde Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İsviçre gibi federal devletler yerel yönetimleri İngiltere, Hollanda gibi güçlü yerel yönetim geleneği olan ülke yerel yönetimleri için kullanılmaktadır. Yerel yönetimlerin toplumun demokratikleşmesindeki tartışmasız etkileri onlara yerel demokrasi denilmesini haklı kılmıştır. Günümüzde yerel yönetim organlarının salt seçimle oluşturulmasının, bu organlara demokratik nitelik kazandırması açısından yeterli olmadığı görüşü genel kabul görmektedir[2]. Bu nedenle gerçek yerel demokrasiyi tesis etmek ve yerel yönetimlerin etkinliğini ve verimliliğini arttırmak için, katılımcı modellerin oluşturulması ve uygulanması üzerinde durulmaktadır[3]. Yerel demokrasi düşüncesi doğrultusunda, vatandaşların kent yönetimine katılımı bir gereklilik olduğu gibi; gelişen yeni şartlarla birlikte, vatandaşların yönetime katılma talebi ve yönetimden beklediği hizmetler nitelik olarak da değiştiğinden, bu beklentilere uygun etkin bir yönetim icra edebilmek için de desteklenmektedir[4]. Yerel düzeyde demokrasinin gerçekleştirilebilmesi için yerel halkın yönetimin hem karar alma sürecine hem de kararların uygulanmasına yönelik denetimine etkin bir biçimde katılımının sağlanması gerekmektedir[5]. 2. DEMOKRASİ VE YEREL DEMOKRASİ 2.1 Demokrasi Demokrasi teriminin kökleri, Antik Yunan a kadar uzanan demos ve kratos kelimelerine dayanır. Kratos iktidar ve yönetme anlamına gelirken; demokrasi, demos tarafından yönetim i yani halkın yönetimi ni ya da halkın iktidarı nı ifade eder. Ancak bu, terimin Yunanca daki anlamının kelimesi kelimesine çevirisidir. Oysa demokrasi bu çeviriden daha kapsamlı bir şeyi temsil etmektedir[6]. Örücü, demokrasinin ilki yukarıda açıklamış olduğumuz kelime anlamı olmak üzere dört anlamı olduğunu belirterek diğer anlamlarını şu şekilde açıklamaktadır[7]. İkincisi demokrasinin arzulanan iyi bir şey olduğunu simgeleyen hissi anlamı; üçüncüsü bir şeye demokrasi 31

44 adını verebilmek için ne gibi özellikler taşıması gerektiğini belirten ima anlamı ve dördüncüsü ise nelere demokrasi denilebileceğini ya da nelerin demokrasi olarak tanımlanabileceğini açıklayan kasti anlamıdır. Tartışmalı bir kavram olan demokrasinin üzerinde hemfikir olunmuş bir tanımı yoktur, birbiriyle çelişen bir takım tanımlar vardır. Bu nedenle tek bir demokratik yönetim modeli de söz konusu olmadığı gibi rekabet halinde bir takım uyarlamalar mevcuttur[8]. Pek çok tipi olan demokrasinin farklı uygulamaları aynı şekilde çeşitlilik gösteren bir dizi etki yaratmaktadır. Demokrasi uygulandığı ülkenin sosyo-ekonomik şartlarına, yerleşik devlet yapısına ve siyasi uygulamalarına bağlı olarak kendine özgü bir biçim alır[9]. Klasik teoriye göre demokrasi kısaca halkın yönetimidir ve halk yönetme hakkına sahiptir[10]. Lincoln demokrasiyi en genel şekilde halkın, halk için, halk tarafından yönetimi şeklinde tanımlamıştır[11]. Jefferson, halkın sadece yöneticilere bıraktığı her yönetimin yozlaşmaya mahkum olduğunu, bu nedenle yönetimin tek güvenilir emanetçisinin bizzat halkın kendisi olduğunu vurgulamıştır. Demokrasi; tüm yurttaşların kendilerini yöneten kuralların ve bunlara ilişkin temel kararların kendilerince alınmasının ve yaptırıma bağlanmasının hem hakları hem de görevleri bulunduğu bir yönetim tarzı[12] ya da En üst iktidarın halkta bulunduğu ve halkın belli aralıklarla tanınan özgür seçimlerde temsilcilerini seçtiği, temsil ve devredilmiş otorite yoluyla halk tarafından dolaylı olarak kullanılan hükümet biçimine imkan veren siyasi sistem [13] olarak da ifade edilmiştir. Demokrasiden söz edilebilmesi için halkın toplumun bütünüyle ilgili temel kararları alması veya almaya yetkili olması gerekir[14]. Demokrasi temelde eşitlik ve özgürlük olmak üzere iki ilkeye dayanmaktadır ve tüm kavramsal tanımlamalarda bu ilkeler referans alınmaktadır. Bu iki ilkenin aynı anda var olmadığı sistemin demokrasiyle ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Demokratik sisteme hayat veren, onu diğer sistemlerden ayırarak benzersiz kılan bu iki ilkedir. Lipson a göre demokrasi; vatandaşları için mümkün olduğunca fazla eşitlik ve özgürlüğü birleştiren bir devlet yönetimi şeklidir[15]. Mayo ise demokratik sistemin ayırıcı prensipleri olarak dört ilke saymıştır. Bunlar[16]; 32

45 a. Güdülen Siyaseti Yapanların Popüler Kontrolü: Modern demokrasilerde vazgeçilmez olarak görülen temsilcilerin düzenli aralıklarla seçilmesi, b. Siyasi Eşitlik: Her yetişkinin oy hakkı, bir kişinin bir oy hakkı, her oyun eşit sayılması, seçilen temsilcilerin sayısının oyların sayısıyla orantılı olması, c. Siyasal Hürriyetler: Oy vermede hür tercih yapmanın sağlanması ve seçilebilecek birden çok aday olması, d. Temsilciler farklı düşüncelere sahip olduğunda çoğunluğun kararının hakim olmasıdır. Doğrudan demokrasinin devlet yönetiminde uygulanmasının zorluğu bir gerçek olarak kabul edildiğinden, özellikle 18.Yüzyıldan itibaren temsili demokrasi gündeme gelmiş ve bunda da Fransız Devrimi nden kaynaklanan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi değerlerin önemli bir etkisi olmuştur[17]. Küreselleşme sürecinde ortaya çıkan dönüşümler demokrasiye ilişkin değerlendirme ve pratikleri de etkilemekte ve demokrasiyi kutsayan ya da bir araç olarak gören iki farklı görüş arasında kurulamayan denge çerçevesinde dönmektedir[18]. Günümüzde dünyanın büyük bir çoğunluğunda ve Türkiye de, klasik temsili demokrasinin değişik halk kesimlerinin beklentilerine cevap verme konusunda yetersiz kalması, halkın daha çok ve daha aktif bir şekilde katılım isteği, yerel politikaların önemini artırmakta, yerel düzeyde oluşturulan politikalar ülke genelindeki politikaları daha çok etkilemektedir. Bu bağlamda, bilgi teknolojilerindeki dönüşümlerle birlikte temsili demokrasilerin yerini doğrudan demokrasilere bırakacağı görüşü giderek yaygınlık kazanmaya başlamakta ve demokrasinin güçlendirilip yaygınlaştırılması konusunda yerel yönetimlere daha çok rol düşmektedir[19]. 2.2 Demokrasi ve Yerel Yönetimler Demokrasinin tanımlanması ve içeriğinin belirlenmesinde yaşanan karmaşanın benzeri, yerel yönetimler ve demokrasi arasındaki ilişkiyi çözümlemede de yaşanmaktadır. Yerel yönetimlerin bireylerin özgürleştirilmesinde, kurumların demokratik yönetime yatkınlığının sağlanarak demokrasinin yaşanabilmesinde ve bireylerin demokratik eğitim kazanmasında birincil kuruluşlar olduğu genel kabul görmektedir[20]. Ancak yerel yönetimlerin demokrasiyle ilişkisi konusunda üç ayrı görüş bulunmaktadır: 33

46 Bunlardan birincisi olan Tolman Smith ve bazı romantiklerin görüşüne göre yerel yönetim demokratik seçim ilkesine aykırı ve gücünü geleneklerden alan bir kurumdur. İkincisi Langord un demokrasi ilkelerinin (çoğunluk kuralı, eşitlik, herkese eşit standartlar uygulama) yerel yönetim prensipleriyle çatıştığını savunan görüşüdür[21]. Langrod demokrasi ile yerel yönetim arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunmadığını, birinin olmadığı yer ve zamanda diğerinin bulanabileceğini iddia etmektedir. Böyle bir yanılgıya düşülmesinin nedenlerini ise Batı uygarlığının tarihsel gelişiminde iki kurumun eş zamanlı gelişmesine, demokrasinin asıl temeli olan demokratik iklim ile demokratik kurumların birbirine karıştırılmasına veya yerel yönetimlerin olası fakat kaçınılmaz olmayan demokratik işleyişinin genel demokrasi olarak anlaşılmasına bağlamaktadır[22]. Benzer düşüncelere sahip olan Chadwick de yerel yönetimleri küçük oligarşiler ve iş bulma örgütleri olarak değerlendirmiştir[23]. Üçüncüsü ise John Stuart Mill in yerel yönetimlerle demokrasinin doğrudan ilişkili olduğunu savunan görüşüdür. Benzer şekilde Hill ve Tocquville gibi düşünürler yerel yönetimleri, demokrasinin eğitim aracı olarak da görmüşlerdir[24]. Tocqueville yerel yönetim kuruluşlarının özgür ulusların gerçek gücünü oluşturduğunu savunurken ilk okulların bilime katkısı ne ise, yerel meclislerin özgürlüğe katkısı odur Bir ulus özgür bir yönetim kurabilir, ancak yerel yönetim olmadan özgürlüğün ruhuna sahip olamaz demiştir[25]. Keith Panter-Brick de yerel düzeyde toplulukların demokratik bir biçimde yönetilmemesi durumunda ülkenin demokratik olduğunun ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir[26]. Bazı araştırmacılar da yerel yönetimleri, halka gereksinim duydukları hizmetleri sunmanın bir aracı olarak görmüşlerdir. Onlara göre; bu hizmetlerin halka, yerel düzeyde yerel yönetimlerce sunulmasıyla özel kesimin kazanç güdüsünün yerini kamu hizmeti anlayışı alacaktır[27]. Türkiye de de bazı araştırmacılara göre[28]; genelde demokrasiden, özelde demokratik yerel yönetimlerden ve yerel demokrasiden söz edebilmek için tüm sistemin demokratikleştirilmesi amaçlanmalı; bütüncül ve her düzeyde demokratikleşme çabalarıyla tümüyle siyasetin ve yönetimin demokratikleşmesi hedeflenmelidir. Ancak gerçek demokrasi, tabanın demokratik yönetime bağlılığına ve katılımına dayalı bir biçimde aşağıdan yukarıya doğru bir hareketle oluşturulup sürdürülebilir. Demokrasinin sağlıklı bir anlayışa ve işleyişe kavuşturulabilmesi, yurttaşların kendi demokratik mekanizmaları, kurum ve 34

47 kuruluşları konusunda bilinçli olmalarına ve onları güven ve övünç kaynağı olarak görmelerine bağlıdır. Gerekli olan içten insani bağlar ve birliktelikler ancak yerel toplulukların doğal özelliğini oluşturan yakın bağlılıklar kapsamı içinde sağlanabilir[29]. Demokrasinin kağıt üzerinde sahip olduğu özelliklerin, yani bir kurum olarak sahip olduğu hukuki özelliklerin yanı sıra, bir de toplumların sosyal yapısı, kültürel dokusuyla ilgili bir yönü de bulunmaktadır. Demokrasinin bu yönü demokrasinin tanımlanan özelliklerinin hayata geçirilmesini, sosyal kurumların demokratik yapı içindeki işleyişini, bireyler arası ilişkiyi, birey ve devlet arasındaki ilişkinin işleyişini belirler. Aslında demokrasi, toplumdaki mevcut bireysel ve toplumsal değerler sayesinde kazandığı özelliklerle karakterize edilebilir[30]. Hukuki kurallar, toplumsal kurumlar ve siyasi yapı demokratik sisteme uygun olarak şekillendirilse bile toplumsal değerlerle kabul görmediği sürece gerçekten uygulanma imkanı bulmaz. Bu nedenle demokrasinin içselleştirilmesi açısından vatandaşa en yakın ve en alt düzeydeki yönetim birimleri olan yerel yönetimlerin önemi yadsınamaz. Yerel yönetimler; siyasi toplumsallaşma yani genel siyasi tutum, inanç, fikir, değer ve eylemlerin benimsenmesi ve demokratik sistem için gerekli davranışları gösterecek tipteki vatandaşın eğitilmesi sürecinde demokrasinin birer eğitim kurumu gibi çalışmasının yanı sıra demokratik siyasi kültürün oluşması ve işlerlik kazanmasına da katkı sağlamaktadırlar[31]. Tüm bu savlar, yerel yönetimler olmadan demokrasi de olmaz sonucunu ortaya çıkarmasa da, en azından çağdaş demokrasilerin kurulması ve gelişmesinde yerel yönetimlerin önemini ortaya koymaktadır[32]. 2.3 Yerel Demokrasi Ulusal düzeyde siyaset kuramının odağında demokrasi sorunu bulunduğu gibi yerel düzeyde siyaset kuramının odağında da ulusal düzeyde demokrasi sorunuyla bağlantılı olarak yerel demokrasi sorunu bulunmaktadır[33]. Demokrasi kavramının tanımı üzerinde tam bir uzlaşı sağlanamadığı gibi yerel demokrasinin de evrensel ve tek bir tanımının yapılması oldukça zordur. Hatta yerel demokrasi nin kavram olarak yanlışlığı ve eksikliği yönünde tartışmalar bulunmaktadır. Yerel demokrasi kavramının yanlış olduğu, onun yerine olsa olsa de- 35

48 mokratik yerel yönetim kavramının kullanılabileceğine dair görüşler de vardır[34]. Yerel demokrasi ve demokratik yerel yönetim kavramları yerine zaman zaman yerel özerklik kavramının kullanıldığı da görülmektedir. Yerel yönetimler, yönetime katılım, hizmetlerde etkinlik, demokratik uygulamalar, özgürlük gibi demokrasinin pek çok değeriyle birlikte anıldıkları ve toplumun demokratikleşmesine önemli katkılar sağladıkları için yerel demokrasi ler olarak adlandırılmaktadır[35]. Bazı yazarlara göre [36]; Türkiye de belediyeler, sivil toplum kurumu olarak doğmadığı için yerel demokrasi geleneği yoktur. Yerel yönetimlerin özerklikleri dünyanın her yerinde farklı derecelerde olmak üzere sınırlı olduğundan belli bir tarihsel bağlamı olan bir yerel demokrasi kavramını esas alarak yerel iktidar ilişkilerine eğilmek yanıltıcı olabilir. Bunun yerine, çoğulcu demokrasinin yerel düzeyde ne ölçüde işlerlik kazandığını aramak gerekmektedir. Ancak bazı yazarlar, yerel demokrasiden sözedebilmek için yerel iktidarın olması gerektiğini savunmaktadırlar. Onlara göre; merkezi iktidardan bağımsız bir yerel iktidar olamayacağı için yerel demokrasiden sözedilemez, öyleyse demokrasiyi yerelleştirmektense yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi gerekir[37]. Yerel demokrasi ile yerel iktidar kastedilmemektedir. Yerel demokrasi sadece demokratik değerlerin yerel yönetimler için geçerli kılınması[38], halkın karar süreçlerine doğrudan ya da temsilcileri aracılığıyla katılımıdır[39]. Yerel demokrasi; halkı doğrudan ilgilendiren, gündelik hayatında önemli yer tutan gerçek ve somut sorunların gündemi belirlediği, tartışılıp karara bağlandığı ve uygulamaya konulduğu bir küçük ölçekli dünya[40] olarak tanımlanabilir. Ulusal demokrasiden ayrı ve bağımsız bir yerel demokrasiden sözedilemez, demokrasi kuramı bir bütün olarak devleti ve onun ayrılmaz bir parçası olan yerel yönetimleri de kapsamaktadır[41]. Benzer şekilde yerel demokrasi olmadan ulusal düzeyde demokrasiden söz etmek de mümkün değildir. Demokrasinin ulusal düzeyde sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için öncelikle komşuluk ilişkilerine ve kişisel ilişkilere dayalı, bireylerin kararların alınmasına doğrudan katılabildiği ve günlük hayat üzerinde denetimde bulunabildiği bir çok küçük demokrasi nin var olması gerekmektedir [42]. Yerel alanda ne kadar güçlü bir demokratik kültür oluşturulabilmişse, yerel demokrasinin de o kadar güçlü bir biçimde varolduğu 36

49 söylenebilir[43]. Bunun için de kentsel alanın demokratikleşmesi için bireysel ve kurumsal katılımın sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte gerçekleştirilmesi gerekmektedir[44]. 3. KATILIM ve KENT KONSEYLERİ 3.1 Katılım Kavramı ve Kent Yönetimine Katılım Günümüzde bir yönetimin demokratikliğinin ölçütü sağladığı katılma olanaklarıyla ilişkilendirilmektedir. Katılma; kamu siyasalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında ve denetlenmesinde yer alma ya da iktidar kullanan kurum ve kişilerin aldıkları kararları etkileme amacına yönelik tüm eylemler[45] olarak tanımlanabilir. Gerçek anlamda bir katılmadan söz edebilmek için; biçimsel katılma olanaklarının varolması, yurttaşların bu olanakları etkin bir biçimde kullanması bu iki özelliğin yanı sıra katılmanın kamu siyasaları üzerinde etkin olması gerekir[46]. Yerel yönetim organlarının salt seçimle oluşacağının öngörülmesi bu kurumlara demokratik nitelik kazandırmak için yeterli değildir. Biçimsel koşulların daha da ötesine gidilerek, gerçek halk katılımını sağlamak için toplumdaki tüm katmanlara katılım yollarının açılması gerekir. Demokrasinin başlıca öğeleri olan yurttaş katılımı, çoğunluk ilkesi ve önderlerin hem danışmaya önem verip hem de seçmene karşı hesap verme sorumluluğu duymaları, yerel ölçekte de geçerli değerlerdir[47]. Çağdaş demokrasiler, halkın seçimler dışında da kendisini ilgilendiren her konuda karar mekanizmalarını ve yönetsel etkinlikleri sürekli etkileyip denetleyebileceği ve yaşadığı alanı biçimlendirebileceği yöntemlerin geliştirildiği ve uygulandığı ve bunun bir ölçüde yaşam biçimi haline geldiği sosyal, yönetsel rejimlerdir[48]. İktidarın bir ölçüde yerelleştirilmesi veya yerel siyasal otoritelerle paylaşılması siyasal katılmayı, büyük ölçüde başkent merkezli olmaktan çıkarabilir. Yerelleşen siyaset, katılmayı hem teşvik edebilecek hem de daha etkili hale getirecektir. Siyasal katılmanın etkili hale gelmesi vatandaşın yönetim üzerindeki etkisinin artması demektir ki bu durumda demokrasinin işe yaradığı duygusunun yaygınlaşarak kökleşmesi kolaylaşacaktır[49]. Yerel demokrasi düşüncesi doğrultusunda katılım; bir gereklilik, yerel düzeyde halkın demokrasi bilincinin güçlendirilmesi ve yerel demokrasinin kökleştirilmesi için vazgeçilmez bir araç olduğu gibi 37

50 kentte yerel hizmetlerin etkin, çabuk ve ucuz yerine getirilmesine de hizmet etmektedir[50]. Kent yönetiminin sahibi durumundaki yerel yönetimler, yönetimi beldeye ait teknik işlerin yerine getirilmesinde politikadan mümkün olduğu kadar arındırılarak, çağdaş iş teknikleri ve yönetim düzenlemelerinin uygulanmasını sağlayacak mekanizmalara yönelmedir[51]. Vatandaşların yönetime katılma isteği iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin de etkisiyle artmakta ve nitelik olarak da değişmektedir. Eskiden vatandaşlar yönetimden yol, su, kanalizasyon gibi isteklerde bulunurken; artık daha kaliteli yol, daha temiz su, daha yaşanılabilir bir kent istemektedir[52]. Yerel yönetime halkın katılımına imkan tanıyan farklı uygulamalar bulunmaktadır[53].vatandaşların her an siyasetin, toplumun biçimlendiricisi/gözetleyicisi ve denetleyicisi olduğu, yeni bir siyaset yapması için doğrudan ve sürekli bir katılım aracı olan ve aracısız iletişim yöntemleri olarak tanımlanan yöntemler çağdaş demokrasilerde kullanılmaktadır[54]. Bu yöntemleri [55]; kent konseyleri, Yerel Gündem 21, halk oylamaları, halk toplantıları, meclis toplantılarına katılım, danışma kurulları, planlama çemberleri, yurttaş girişimleri, forumlar, gelecek atölyeleri, yuvarlak masa toplantıları, kamuoyu yoklamaları/anketler, sanal yollarla etkileşim, gönüllülük, telefon, dilekçe olarak sıralayabiliriz. Bu çalışmada inceleme konusu olması nedeniyle sadece kent konseyleri ve onların kurulmasına etkisi nedeniyle Yerel Gündem 21 incelenecektir. 3.2 Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyleri Gündem 21 ve Yerel Gündem 21 Gündem 21, kalkınma ve çevre arasında denge kurulmasını hedefleyen sürdürülebilir kalkınma kavramının hayata geçirilmesine yönelik, küresel uzlaşmanın ve politik taahhütlerin en üst düzeydeki ifadesi olan bir eylem planı olarak değerlendirilmektedir. Gündem 21 in çıkış noktası, 1992 yılında Rio de Janerio da yapılan ve Yeryüzü Zirvesi olarak adlandırılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı dır. Rio Konferansında, Rio Bildirgesi ve Gündem 21 olarak tanımlanan eylem programı olmak üzere iki metin ortaya konulmuştur. Çevresel ve kentsel sorunların yerellik niteliği taşımaları nedeniyle sorunları daha ortaya çıkmadan ya da çıktığında önlemek, zararlarını en aza indirmek için yerel ölçekte önlemler alınması gerektiği 38

51 genel kabulüyle -ki bu hem geleneksel yerinden yönetimin hem de Avrupa Birliği nce benimsenen hizmetin halka en yakın yönetim birimince görülmesi ilkesinin gereğidir- Gündem 21 Bildirgesi oluşturulmuştur[56]. Gündem 21 in temel felsefesi, katılımı artırmak ve bulunduğu yerden başlayan hemşehri sorumluluğunu geliştirmektir. Ulusal/yerel yaşam kalitesini artırmada sorumluluk, eşitlik, özgürlük ve dayanışmaya dayandırılan Gündem 21, halkın yerel yönetime doğrudan katılımı ve doğrudan kontrol şansını artıracak araç özelliği taşımaktadır. Bu özellikleri nedeniyle Gündem 21, idare merkezli değil toplum merkezli; kamu, özel ve sivil sektörlerin birlikteliğinde katılımcı bir yönetim anlayışını öne çıkarmaktadır[57]. Gündem 21 in başarıyla uygulanmasından öncelikle ve esas olarak hükümetlerin sorumlu olacağı belirtilmekle birlikte, bu sürece, halkın ve hükümet-dışı kuruluşlarla diğer grupların etkin bir biçimde katılımının sağlanması gerekmektedir[58]. Yerel Gündem 21 hedefleri nedeniyle çevre ve yaşam kalitesinin geliştirilmesi projesi, toplu girişim projesi, yerel demokrasinin geliştirilmesi projesi olarak nitelendirilmektedir[59]. Yerel Gündem 21 süreci gönüllülük ilkesi doğrultusunda gevşek bir yapılanma içerisinde örgütlenmiş, bir sivil inisiyatif hareketleridir. Yerel demokrasinin yaşama geçirilmesi, Yerel Gündem 21 sürecinin temel amaçlarından birisi olduğundan, çalışmalar tüm kentlilere açıktır[60]. Yerel Gündem 21 anlayışının geliştiği kentlerde, Kent Konseyleri ve benzeri platformların varlığıyla; yerel karar alma süreçleri özel çıkar çevrelerinin etkisiyle biçimlenmek yerine, ortak bir kamusal aklın süzgecinden geçirilerek ve uygulama aşamasında güçlü bir meşruiyet ve toplumsal dayanak sağlanması hedeflenmektedir[61]. Dünyadaki ve Türkiye deki Yerel Gündem 21 uygulamaları, önceden belirlenmiş bir şablona göre oluşturulmak yerine, her kentin özgün koşullarına, değerlerine ve önceliklerine göre şekillenmektedir. Ancak örnek uygulamaların bazı ortak noktaları bulunmaktadır. Kent konseyleri vb. yapılar oluşturulup bu yapı içinde tüm paydaşların yeterli biçimde temsiline özen gösterilerek temsil dengesizliklerini ortadan kaldıracak yöntemler geliştirilmesi, bu özellikler arasındadır[62]. Özellikle gençler, kadınlar ve engelliler alanlarındaki örgütlenmeleri ve aktif çalışmaları ile bilinen Yerel Gündem 21 ler aracılığıyla kent konseylerinin etkin duruma gelmesi kolaylaşmıştır[63]. 39

52 3.2.2 Kent Konseyleri Kent Konseyleri, gücünü en çok yerel düzeyde örgütlenen Yerel Gündem 21 lerden almaktadır. Türkiye de genel olarak 1990 lı yıllardan sonra farklı adlarla da olsa, katılımcılığı özendiren, bilgi akışını hızlandıran, saydamlığı amaçlayan, yer yer karar alma süreçlerini de içeren, ilgili tarafların bir araya gelip görüş alışverişinde bulundukları ve belli konularda düşünce açıklamalarının yapıldığı platformların oluşturulduğu görülmektedir[64]. Bunlar[65]: Urla da Kent Senatosu ; Aliağa da Kent Parlamentosu ; Milas ta Kent Kurultayı ; Bursa, Antalya, İzmit, Dikili, Muğla ve Karşıyaka da Kent Meclisi şeklinde adlandırılmıştır. Yapıları ve çalışma yöntemleri bir kentten diğerine farklılık göstermekle birlikte, bu platformların genel işlevi; kentteki tüm paydaşları bir araya getirerek, tüm kenti kucaklayan bir ortak akıl oluşturulmasını sağlamaktır. Kent konseylerini, Yerel Gündem 21 süreci bağlamında kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkelerinin bütünlüğünde, kentleri sürdürebilir geleceğe taşıyan bir ortaklık modeli olarak tanımlayanlar bulunmaktadır[66] sayılı Belediye yasasının 76.maddesi, daha önce Türkiye nin çeşitli kentlerinde zaten uygulanmakta olan Kent Konsey lerine, yasal bir nitelik kazandırmaktadır. Madde 76 da Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır. Belediyeler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar. Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilir. denmektedir[67]. Son cümlede kent konseyinde oluşturulan görüşlerin belediye meclisinde gündeme alınıp sadece değerlendirileceği belirtilmiştir ki; bu konuda görüşlerin karar niteliği kazanması için belirleyici makamın belediye meclisi ve özellikle başkan olacağı öngörülebilir. Hatta görüşlerin karara etki etmesi bir tarafa, gündemde görüşülüp görüşül- 40

53 mediğinin denetimine ilişkin olarak kent konseylerine imkan verilmediği görülmektedir[68]. Kent Konseyi ni oluşturan üyelerin (özellikle, sivil toplum kuruluşlarının) kendilerinden gelen görüş ve önerilerin, yerel karar alma süreci üzerinde gerçek bir etkisinin bulunup bulunmadığı konusunda endişe duyması olasıdır. Katılımdan somut bir sonuç alınamaması, çoğu kez katılım konusunda isteksizlik ve ilgisizlik doğurabileceğinden bu tür kaygılar kent konseyleri için olumsuz etkiler doğurabilecek niteliktedir. Genelde birçok belediyenin, biçimsel ve yüzeysel katılıma kucak açarken, özellikle kentsel planlar ve mali konular gibi birtakım kilit alanlar söz konusu olduğunda, aynı şekilde istekli olmaması ve katılımı sınırlandırıcı bir tutum sergilemesi nedeniyle Kent Konseyi nin göstermelik bir işlevle sınırlı kaldığı endişesi de, bu sorunu daha da derinleştirmesine neden olmaktadır[69] Kent Konseylerinin Yapısı Kent Konseyleri belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler genel seçim sonuçlarını izleyen 3 ay içinde kurulur. Kent konseyi üyeleri; mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, belediye başkanı veya temsilcisi, illerde valiler ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları, siyasi partilerin temsilcileri, üniversite temsilcileri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcileri ve kent konseyince kurulan meclis ve çalışma gruplarının birer temsilcisinden oluşmaktadır[70]. Yönetmeliğin 8. Maddesinde katılacak kişilerin sayıları detaylı bir şekilde yazılmıştır. Ancak öngörülen üye yapısının daha çok il belediyelerine yönelik olduğu belde belediyeleri dikkate alındığında ifade edilen konsey üyelerinin birçoğu için pratikte sorunlar ortaya çıkabileceği görülmektedir. Belde belediyelerinde konsey oluşturulurken üye sayısının oldukça azalması söz konusudur[71]. Kent konseyi genel kurulu ilk toplantısını yapmak üzere belediye başkanının çağrısı ile toplanır. Belediye başkanının başkanlığında toplanan genel kurul, toplantıyı idare etmek üzere üyeleri arasından en az üç kişiden oluşan divan kurulunu seçer. Divan kurulunun oluşturulmasından sonra, kent konseyi yürütme kurulu ve kent konseyi başkanı seçilir. Kent konseylerinin organları yönetmelikte genel kurul, yürütme kurulu, meclisler ve çalışma grupları, kent konseyi baş- 41

54 kanı olarak sıralanmıştır[72]. Genel Kurul: Genel kurul, kent konseyinin en yetkili organı olup 8 inci maddede sayılan üyelerden oluşur. Genel kurul, her yıl iki toplantıdan az olmamak üzere, üyelerin salt çoğunluğu ile toplanır. Genel kurula kent konseyi başkanı başkanlık eder. Başkanın bulunmaması halinde yürütme kurulunun en yaşlı üyesi toplantıya başkanlık eder. Genel kurul; yürütme kurulunun, meclislerin ve çalışma gruplarının seçim ve çalışma esaslarını çalışma yönergesi ile belirler. Yürütme Kurulu: Yürütme kurulu, genel kurul tarafından birinci dönem için iki, ikinci dönem için üç yıl görev yapmak üzere seçilen, kadın ve gençlik meclis başkanlarının da yer aldığı en az yedi kişiden oluşur. Yürütme kuruluna kent konseyi başkanı, bulunmaması halinde yürütme kurulunun en yaşlı üyesi başkanlık eder. Yürütme kurulu, genel kurulun gündemini tespit eder ve genel kurul tarafından oluşturulan görüşleri ilgili belediyeye sunar ve uygulamayı izler. Meclisler ve Çalışma Grupları: Kent konseyleri, görev alanına giren konularda meclis ve çalışma gurupları oluşturabilir. Meclislerin ve çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları genel kurulca belirlenir. Meclislerde ve çalışma guruplarında oluşturulan görüşler, kent konseyi genel kurulunda görüşülerek kabul edildikten sonra değerlendirilmek üzere ilgili belediye meclisine sunulur. Kent Konseyi Başkanı: Kent konseyi başkanı genel kurul tarafından seçilir. Kent konseyi başkanının görev süresi, yürütme kurulunun görev süresiyle paralel olmak üzere ilk dönem için iki yıl, ikinci dönem için üç yıldır. Kent konseyi başkanının seçimi için ilk oylamada üye tamsayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü tur oylama yapılır. Üçüncü oylamada en fazla oyu alan aday, başkan seçilmiş olur. Kent konseyi başkanının seçimi, kent konseyinin ilk toplantısının birinci birleşiminde tamamlanır. Kent konseyi başkanının izin, hastalık veya başka bir sebeple görevi başında bulunmadığı hallerde, bu süre içinde kendisine yürütme kurulunun en yaşlı üyesi vekalet eder. Kent konseyi faaliyetlerinde asıl olan gönüllülüktür. Genel kurul üyelerinin bir kısmının belediye başkanı, mülki idare amiri ve onların seçtiği temsilcilerden oluşuyor olmasının yanı sıra sivil kesimi temsil edenlerin de katılım konusunda isteksiz olmaları (ya da ka- 42

55 tılımlarının anlamlı olmadığını düşünmeleri, süreç dışına itilmeleri) durumunda hem kent konseyi başkanı seçiminde, hem halkın beklenti ve isteklerinin yönetime iletilmesi sürecinde bazı aksaklıklar çıkması muhtemeldir. Zaten yönetimi temsil edenlerin ya da seçilmelerinde rol oynadıkları kişilerin kent konseyi başkanı olması durumunda halkın etkili bir şekilde yönetime katılım imkanı azalacaktır, aynı zamanda kent konseyinin halkı temsil etme kabiliyeti zarar görecektir Kent Konseylerinin Amacı Kanunda kent konseylerinin faaliyet alanının oldukça geniş tanımlandığı görülmektedir. Tanımlamadan kent konseyinin dört ana alanda faaliyet yürüteceği anlaşılmaktadır [73]. Kente İlişkin Faaliyetler: Doğrudan kent e ilişkin olarak kentin hak ve hukukunun korunması ifadesiyle kent adeta yaşayan bir organizma olarak betimlenmiştir. Kentin hakkının korunabilmesi için; kentin yaşanabilir ve yaşam kalitesini artırıcı bir niteliğe kavuşturulması ve kentte yaşayanların kentin tarihi ve kültürel mirasını ve doğal çevresini koruması gerekir. Bunu gerçekleştirmek için temel sorumluluk belediyeye verilmekle birlikte kentte birden fazla kamu otoritesi arasında (valilik, il özel idaresi vb.) dağıtılmıştır ve ayrıca resmi yapılar dışında yer alan sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve ilgili diğer kişilere kente ilişkin yapılan iş ve işlemlere müdahil olma fırsatının verildiği söylenebilir. Böylelikle kentin geniş bir toplumsal katılım ile biçimlenebilmesi sağlanabilir. Kentte yaşayanların kentlilik bilinci ne sahip olması bu amaca ulaşmak için oldukça önemlidir ve kent konseylerinin bu olguya da katkıda bulunması beklenmektedir. Kentlilere İlişkin Faaliyetler: Kent konseylerinin, kent meclisleri aracılığıyla aynı kentsel mekanda yaşayanların birbirine sahip çıkarak, maruz kalınan ortak sorunlara karşı dayanışma duygularının güçlendirilmesi, sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirerek bu amaca hizmet eden faaliyetlerin çoğaltılması beklenmektedir. Çevreye İlişkin Faaliyetler: Sürdürülebilir kalkınma, çevrenin korunması ve buna yönelik bilincin geliştirilmesi için kent konseylerinin katkıda bulunması beklenmektedir. 43

56 Kent Yönetimine İlişkin Faaliyetler: Kent konseylerinin başta belediye olmak üzere kente dair ve kentlilere yönelik hizmet üreten kamu otoritelerinin yönetimine etkide bulunma ve katılımın bir aracı olarak oluşturulduğu görülmektedir. Ancak bazı araştırmacılar uygulamada bu katılımın gerçek anlamda sağlanabilmesinin oldukça güç olduğunu, kent konseylerinin öneri geliştirme ile sınırlı kalma ihtimalinin yüksek olduğu görüşündedir. Yerel Gündem 21 sürecine tüm paydaşlarca ve büyük bir kararlılıkla sahip çıkılan, katılımcı yapıların oluşturulmakla kalmayıp etkin olarak işlediği, geniş ve aktif bir gönüllü katılımcı tabanına sahip olan kentlerde kent konseylerinin etkisinin ve öneminin daha fazla olduğu gözlenmektedir. Ancak sürece sahip çıkılmasına rağmen itici gücünü oluşturan gruplar dışında geniş katılımın sağlanamadığı, belediye ve kamu kuruluşlarının desteğinin alınmasında sıkıntı çekilen ve dolayısıyla sürecinin bocalanarak yürütüldüğü kentler olduğu gibi; sürecini yürütmeyi taahhüt etmekle birlikte, bu sürece yeterince ağırlık verilemeyen, kurumsal ve bireysel katılımın cılız bir görüntü sergilediği, dolayısıyla önemli bir gelişme kaydedilemeyen kentler de bulunmaktadır. Kent Konseyleri, yerel demokrasinin güçlendirilmesi doğrultusunda, Avrupa daki yerel yönetimleri niteleyen yerel özerkliğe karşı ülkemizde duyulan güvensizliğin aşılıp yerel yönetimlerin güçlendirilmesine kuşkuyla bakılmasına yol açan endişelerin hafifletilmesi açısından önemli bir işlev görmektedir[74]. Ancak Türkiye de kent konseyleri Avrupa da olduğundan çok daha zayıf kalmaktadır. Emrealp bunu konseye katılan yerel ortakların Belediye ile aralarına bir mesafe koyma ve belediyeden olabildiğince bağımsız şekilde çalışma yönündeki yaygın eğilimleriyle ilişkilendirmektedir[75]. SONUÇ Yerel yönetim organlarının salt seçimle oluşturulmasının, bu organlara demokratik nitelik kazandırması açısından yeterli olmadığı görüşü genel kabul görmektedir[76]. Bu nedenle gerçek yerel demokrasiyi tesis etmek ve yerel yönetimlerin etkinliğini ve verimliliğini arttırmak için, katılımcı modellerin oluşturulması ve uygulanması üzerinde durulmaktadır[77]. Yerel demokrasi düşüncesi doğrultusunda, vatandaşların kent yönetimine katılımı bir gereklilik olduğu gibi; gelişen yeni şartlarla birlikte, vatandaşların yönetime katılma talebi 44

57 ve yönetimden beklediği hizmetler nitelik olarak da değiştiğinden, bu beklentilere uygun etkin bir yönetim icra edebilmek için de desteklenmektedir[78]. Yerel düzeyde demokrasinin gerçekleştirilebilmesi için yerel halkın yönetimin hem karar alma sürecine hem de kararların uygulanmasına yönelik denetimine etkin bir biçimde katılımının sağlanması gerekmektedir[79]. Türkiye için yaşamsal önemde olmamalarına rağmen, yerel demokrasinin içselleştirmesi açısından kent konseyleri, oldukça önemli işlevleri yerine getirebilirler. Kent konseyleri, gücünü en çok yerel düzeyde örgütlenen Yerel Gündem 21 lerden almaktadır. Türkiye de genel olarak 1990 lı yıllardan sonra farklı adlarla da olsa, katılımcılığı özendiren, bilgi akışını hızlandıran, saydamlığı amaçlayan, yer yer karar alma süreçlerini de içeren, ilgili tarafların bir araya gelip görüş alışverişinde bulundukları ve belli konularda düşünce açıklamalarının yapıldığı platformların oluşturulduğu görülmektedir[80]. Bu konseylerin oluşumu hem yerel yönetimlerin hem de halkın gönüllüğü esasında şekillendiği taktirde başarılı olma ihtimali bulunmaktadır. Paydaşlardan birinin katılım konusunda isteksiz olması ya da yeterli bilinç düzeyinde olmaması durumunda istenen başarının sağlanması ihtimali düşüktür. Daha önceden farklı adlarla faaliyet gösteren kent konseyi ve benzeri nitelikteki kuruluşları ortak bir isim altında birleştirmek ve işleyişlerini belli kurallara bağlamak amacıyla 5393 sayılı Belediye yasasının 76.maddesi nde kent konseylerinin amaçları, faaliyet alanları, katılımcıları belirlenmiştir. Daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle işleyişinin nasıl olacağının detayları belirlenmeye çalışılmıştır. Böylelikle tüm yerel yönetimlerin kent konseylerini oluşturma gerekliliği doğmuştur denilebilir. Sadece yasada yer aldığı için kurulmuş bir kent konseyinin kendisinden beklenilen amaca ulaşacak nitelikte faaliyet gösterebilmesi imkan dahilinde görülmemektedir. Kent konseyi niteliğinde bir oluşumun yerel demokrasiye katkı sağlayabilmesi için öncelikle kendi içerisinde de demokratik olması, katılımcılarının gönüllülük esasına göre belirlenmesi, yönetimin bu katılım şeklini destekliyor olması ve görüşlerini dikkate alması gerekmektedir. Söz konusu yasayla tüm bu şartların sağlandığını söylemek güçtür. Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin belediye meclisinde değerlendirileceği belirtilmekle yetinilmiştir ki, bu ifadeyle görüşlerin kararları bağlayıcı nitelik taşımadığı açık olduğu gibi, kent konseylerine belediye meclislerinde 45

58 görüşlerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini denetleme imkanı sağlanmamıştır. Belediye meclisinin görevleri arasında kent konseylerinin görüşlerini değerlendirmeye dair bir ibare de bulunmadığından, bunu gerçekleştirmedikleri takdirde herhangi bir sonuç doğurmamaktadır. Günümüzdeki haliyle kent konseylerinin gerçek yerel demokrasinin tesisinde etkili olabilmesi için yerel yönetimlerin bu konuda bilinçli ve istekli olması gerektiği açıktır. Uygulamalardaki başarı-başarısızlık kentin özgün niteliklerine göre ve uygulayıcıların bu konudaki tutum ve davranışlarına göre şekillenmektedir. KAYNAKLAR 1. Çukurçayır M.A., Eroğlu H.T. (2009). Kent Yönetiminde Demokratik Bir Açılım Olarak Kent Konseyleri, Yerel Yönetimlerin Güncel Sorunları:Küresel, Bölgesel ve Yerel Perspektifler içinde, Ed. Kemal Görmez, Mustafa Ökmen, Beta Yayınları, İstanbul, s Keleş, R. (2006). Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem Yayınevi, İstanbul, s Palabıyık H., Görün M. (2004). Belediye Meclislerinde Temsil ve Katılım: Çanakkale Belediye Meclisi Örneği, Yerel Yönetimler Kongresi: Dünden Bugüne Yerel Yönetimlerde Yeniden Yapılanma Bildiriler Kitabı, Çanakkale, s Coşkun B. (2007). Kent Yönetimine Katılım ve Kent Konseyleri, Küresel Esintiler ve Yerel Etkiler Sarmalında Türk Kamu Yönetimi içinde, Ed. Abdullah Yılmaz, Yavuz Bozkurt, Gazi Kitabevi, Ankara, s Öner Ş. (2001). Sivil Toplum Kuruluşlarının Yerel Demokrasi ve Katılım Algılamaları, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt:10, Sayı:2, s Sartori G. (1993). Demokrasi Teorisine Geri Dönüş, çev. Tuncer Karaosmanoğlu, Mehmet Turhan, Türk Demokrasi Vakfı Yayını, Ankara, s Örücü E. (1993). Demokrasi, Anlamı, Mantığı ve Onlarsız Olamadıkları, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt:67, Sayı:1-2-3, s.5 8. Heywood A. (2003). Siyasi İdeolojiler, çev. Ahmet Kemal Bayram, Adres Yayınları, Ankara, s Schmitter P.C.,Karl T.L. (1999). Demokrasi Nedir Ne Değildir, Çev. Levent Gönenç, Sosyal ve Siyasal Teori, Der. Atilla Yayla, Siyasal Kitabevi, Ankara, s.4. 46

59 10. Popper K.R. (1999). Açık Toplum ve Düşmanlarına Yeniden Bakış, çev. İhsan Duran Dağı, Sosyal ve Siyasal Teori, Der. Atilla Yayla, Siyasal Kitabevi, Ankara, s Heywood A., a.g.e., s Yıldırım S. (1993). Yerel Yönetim ve Demokrasi, Başbakanlık Toplu Konurtİdaresi Başkanlığı ve IULA-EMME Ortak Yayını, İstanbul, s Webster s Third New İnternational Dictionary (1971) Unabridged, G. And C. Merriam Company, Massachusetts, s.600 den aktaran Tunç H. (1999). Anayasa Hukukuna Giriş, Nobel Yayınları, Ankara, s Pustu Y. (2005). Yerel Yönetimler ve Demokrasi, Sayıştay Dergisi, Sayı:57, s Lipson L. (1985). Demokratik Uygarlık, Çev. H.Günalp, TİB Yayınları, Ankara, s Mayo H.B. (1964). Demokratik Teoriye Giriş, çev. Emre Kongar, Ankara, s Ökmen M., Parlak B. (2008). Kuramdan Uygulamaya Yerel Yönetimler, Alfa Aktüel Yayınları, İstanbul, s Görmez K. (2005). Küreselleşme ve Yerelleşme, Odak Yayınları, Ankara, s Ökmen M. (2005). Küresel Sistem, Demokratikleşme-Yerelleşme Dinamikleri ve Yerel Demokrasi, Küreselleşme ve Yerelleşme, ed. Kemal Görmez, Odak Yayınları, Ankara, 2005, s.54 ve Görmez K., a.g.e., s Görmez K. (1997). Yerel Demokrasi ve Türkiye, Vadi Yayınları, Ankara, s Hill M.D.(1974) Democratic Theory and Local Government, London, s.23-24, Langrod G. Loal Government and Democracy, Public Administration, Vol:31, s den aktaran Görmez K.,a.g.e., s Langrod G. (1953). Local Goverment&Democracy, Public Administration, Vol:31, Spring, s dan aktaran Yıldız M. (1996). Yerel Yönetimler ve Demokrasi, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt:5, Sayı:4, s Yıldız M., a.g.m., s Görmez K., a.g.e., s Yıldırım S., a.g.e., s Yıldız M., a.g.m., s Keleş R. (1992). Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem Yayınevi, İstanbul, s Çitci O.(1996). Temsil, Katılma ve Yerel Demokrasi, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt:5, Sayı:6, s

60 29. Yıldırım S., a.g.e., s Ural Ş. (1999). Demokrasi Kavramı, Toplumsal Değerler ve Birey, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 40, s Dursun D. (2008). Demokratik Siyasal Kültürün Gelişmesinde Yerel Yönetimler, Yerel Siyaset, Okutan Yayıncılık, İstanbul, 2008, s Görmez K.,a.g.e., s Varol M. (1989). Yerel Siyasetin Demokratikleşmesi, Gündoğan Basım, Ankara, s A.g.e., s Görmez K., a.g.e., s.69 ve Pustu Y., a.g.m., s Varol M., a.g.e., Pustu Y., a.g.m., s Görmez K., a.g.e., s Hill den aktaran Pustu Y., a.g.e., s Yıldırım S., a.g.e., s Hill, a.g.e., s.234ve s.24 den aktaran Görmez K., a.g.e., s Pustu Y., a.g.e., s Çukurçayır M.A. (2008). Yerel Demokrasi ve Yerel Siyaset, Yerel Siyaset Sempozyumu, Okutan Yayıncılık, s A.g.e., s Moyser P. (1992). Political Participation and Democracy in Britain, Cambridge University Press, Cambridge, s.16 dan aktaran Çitci O.(1996). Temsil, Katılma ve Yerel Demokrasi, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt:5, Sayı:6, s Çitci O. (1996). Temsil, Katılma ve Yerel Demokrasi, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt:5, Sayı:6, s Keleş R., a.g.e., s Palabıyık H., Görün M.(2004). Belediye Meclislerinde Temsil ve Katılım: Çanakkale Belediye Meclisi Örneği, Yerel Yönetimler Kongresi:Dünden Bugüne Yerel Yönetimlerde Yeniden Yapılanma, Çanakkale, s Kalaycıoğlu E. (1998). Türkiye de Halkın Siyasal Hayata Katılımı ve Yönetim Mekanizmaları, Suna Kili ye Armağan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, s Çukurçayır M.A., Yerel Demokrasi ve Yerel Siyaset, s Toprak Z. Türkiye de Yerel Yönetimler-Yapılanma, Merkez Yerel Yönetim İlişkileri, DE%20 YEREL%20YONETIMLER%20YAPILANMA.pdf, (erişim tarihi: ) 52. Coşkun B. (2007). Kent Yönetimine Katılım ve Kent Konseyleri, Küresel 48

61 Esintiler ve Yerel Etkiler Sarmalında Türk Kamu Yönetimi, Ed. Abdullah Yılmaz, Yavuz Bozkurt, Gazi Kitabevi, Ankara, s Yatkın A., Sürekli G. (2009). Demokratikleşme ve Katılımcı Demokrasi Anlayışı Sürecinde Yerel Yönetimlerin Rolü, Ulusal Kalkınma ve Yerel Yönetimler, 4. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu Bildirileri 2, TODAİE Yayını, Ankara, s Çukurçayır M.A. (2005). Siyasal Katılım Olanakları Açısından Yerel Siyaset: Yönetişim ve Yerel Alanda Yararlanılabilecek Diğer Yöntemler,Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar-I, Ed. Hüseyin Özgür, Muhammet Kösecik, Nobel Yayın, Ankara, s Çukurçayır M.A., a.g.e., s ve Yatkın A.,Sürekli G., a.g.m., s Adıgüzel Ş. (2003). Yerel Düzeyde Yönetime Katılım ve Yerel Yönetim Sürecindeki İşlevleri Açısından Yerel Gündem 21: Malatya Belediyesi Yerel Gündem 21 Örneği, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt:12, Sayı: 1, s Palabıyık H., Görün M., a.g.m., s id=259, (Erişim Tarihi: ) 59. id=260, (Erişim Tarihi: ) 60. Adıgüzel Ş., a.g.e., s Emrealp S. (2005). Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik Kolaylaştırıcı Bilgiler El Kitabı, IULA-EMME Yayını, İstanbul, s Pektaş E.K.,Koçak H. (2007). Bir Yerel Katılım Aracı Olarak Kent Konseyleri ve Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Örneği, Küresel Esintiler ve Yerel Etkiler Sarmalında Türk Kamu Yönetimi, Ed. Abdullah Yılmaz, Yavuz Bozkurt, Gazi Kitabevi, Ankara, s İyi Yönetişim El Kitabı, (2008).Yay. Haz. Fikret Toksöz, TESEV Yayınları, İstanbul, s Aydınlı H.İ. (2004). Sosyo-Ekonomik Dönüşüm Sürecinde Belediyeler, Nobel Yayınları, Ankara, s Coşkun B., a.g.e., s Pektaş E.K., Koçak H., a.g.e., s (Erişim Tarihi: ) 68. Öner Ş. (2005). Katılımcı Demokrasi Açısından Belediye Kanunu, Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar-I, Nobel Yayın, Ed. Hüseyin Özgür, Muhammet Kösecik, Ankara, s Emrealp S., a.g.e., s Kent Konseyi Yönetmeliği, Resmi Gazete Tarihi: 08/10/ 2006, Resmi 49

62 Gazete Sayısı: 26313, YeniDuzenlemeler.pdf, (Erişim Tarihi: ) 71. Coşkun B., a.g.e., s Kent Konseyi Yönetmeliği, Resmi Gazete Tarihi: 08/10/ 2006, Resmi Gazete Sayısı: 26313, YeniDuzenlemeler.pdf, (Erişim Tarihi: ) 73. Coşkun B., a.g.e., s Emrealp S., a.g.e., s Emrealp S., a.g.e., s Keleş, R. a.g.e, s Palabıyık H., Görün M., a.g.e., s Coşkun B., a.g.e., s Öner Ş., a.g.e.,s Aydınlı H.İ., a.g.e., s

63 YEREL DEMOKRASİ VE KENT KONSEYLERİ: KAHRAMANMARAŞ ÖRNEĞİ Arş. Gör. Gözde KESTELLİOĞLU Sütçü İmam Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, 46100, KAHRAMANMARAŞ ÖZET 1992 Birleşmiş Milletler Rio yeryüzü zirvesi ile başlayan Gündem 21 başlıklı eylem planında her ülke kendi Yerel Gündem 21 ini oluşturmaya çağrılmıştır. Gündem 21 in 28. Bölümünde yer alan bu çağrının etkileri Türkiye de ancak 1996 BM İstanbul Habitat II Konferansı nın etkisiyle, 1997 yılı sonunda başlamıştır. Yerel Gündem 21 uluslararası platformda en etkili eylem planı olarak böylece ortaya çıkmış oldu. Yerel Günden 21 in bir sonraki adımı ise Kent Konseylerinin orta çıkması olmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde kısaca kent konseyine ve niteliklerine değinildikten sonra ana bölümlerde bu nitelikle detaylı bir biçimde işlenmektedir. Burada kent konseyi ile gerçekleştirilmesi hedeflenen yönetişim, katılım ve bunların desteklediği demokrasi kavramı yerel düzey de dahil edilerek ele alınmaktadır. Sonrasında Türkiye düzeyine inilerek buradaki gelişimi incelenmekte eksikleri ve olumlu yönleri tartışılmaktadır. Kahramanmaraş Kent Konseyi de bu bağlamda değerlendirilmekte ve yerel demokrasi ile ilişkisi incelenmekte, görüşme yöntemiyle gerçekleştirilen alan araştırması ile tartışılarak durum değerlendirilmesi yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yerel Demokrasi, Gündem 21, Kent Konseyi, Yerel Demokrasi 51

64 1. GİRİŞ Kent konseyi ortaklık modelinin uygulanmaya çalışıldığı, katılımcılık, demokrasi, yönetişim özellikleriyle yerel demokrasiyi güçlendirme aracı özelliği göstermektedir. İçinde barındırdığı yönetişim vb. özelliklere sahip mekanizmalar olup; yerel yönetimleri, halkı ve sivil toplum örgütlerini bir araya getirip iletişim haline sevk ederek ortak bir yönetim modelini sağlamıştır. Bu sayede merkezi yönetimin tepeden inme uygulamaları yerelin istekleri doğrultusunda ve yerelin katılımıyla hizmetler gerçekleşecektir. Ancak sorun şudur ki kent konseyi uygulaması ülkemizdeki birçok reform gibi tepeden inme bir yeniliktir. Kendi içinde çeliştiğinin bir göstergesi halkın kent konseylerine katılım göstermemesi öte yandan yerel yönetimlerin de halkın isteklerine kulak vermekten çok onları sadece yönetmeye çabalamasıdır. Öte yandan Yerel Gündem 21 beraberinde şeffaflık, özerklik vb. ilkeler de yerel demokrasiyi desteklemektedir. Buna paralel olarak elbette yerel yönetimlerde ve kent konseylerinde bu ilkeler kendilerini göstermelidir. Ancak bunlar ülkemiz yerel yönetimlerinde halen yeterince gerçekleştirilememiş ilkelerdir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen kent konseylerinin olumlu yöndeki çabalarını göz ardı etmemek gerekir. Aşağıda belirtilen yönetişim, katılım, yönetişim gibi kavramların yerel düzeyde uygulanması için belki de en önemli adımlardan biri kent konseylerinin oluşturulması ve bunu destekleyen çabalardır. Aynı çabayı Kahramanmaraş Kent Konseyi nde de görmekteyiz. Gerek genel olarak ele alalım gerekse Kahramanmaraş düzeyinde eksikleri olsa da kent konseylerinin devam ettirdiği sürecin yerel demokrasiyi gerçekleştirme yönündeki çabalarla devam ettiğini söyleyebiliriz. 2. KAVRAMLAR VE YEREL YÖNETİMLE İLİŞKİLERİ 2.1 Demokrasi Demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamında idealize edilmiş bir kavramdır. Demokrasi kavramı, Eski Yunanca demokratia kavramından gelmekte ve demos ve kratia ya da cratos kavramlarından türetilmiştir. Demos kavramı, eski Yunancada deme (mahalle) sözcüğünden türetilmiş olup mahallede yaşayan halk an- 52

65 lamına gelmekteydi. Eski Yunancada kratia ya da cratos sözcüğü ise İngilizcede government sözcüğü ile eş anlamlı olup yönetim anlamına gelmektedir. Bu biçimiyle demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelmektedir[1]. Demokrasi kavramı bu yalın haliyle doğrudan demokrasi olarak bildiğimiz şekli ile önceden gerçekleşebilmekteydi. Büyüyen ve gelişen yerleşimler ve değişen düzenler demokrasiyi körelten bir süreç olarak nitelendirilebilir. Bu süreç içerisinde her zaman demokrasi tartışmaları devam etmiştir. Günümüze gelindiğinde demokrasi tartışması artık küreselleşmenin bir parçası haline gelmiştir. Küreselleşme sürecinde önce uluslar üstü platformlar demokratikleşme adına ön plana çıkmışken artık bu uluslar üstü platformlar demokratikleşme için yerel yönetimlere ayrıca önem vermektedir. Yurttaş katılımı, çoğunluk ilkesi ve önderlerin hem danışmaya önem vermesi hem de seçmene karşı hesap verme sorumluluğu duymaları demokrasi kavramının önemli öğeleridir ve yerel düzeyde de bu öneme sahiplerdir. Demokrasi ve yerel yönetimler arasındaki ilişkiyi gruplandıracak olursak: İlk olarak Toulmin Smith e göre yerel yönetim, demokratik seçim ilkesine tümüyle ters düşen, gücünü yalnız geleneklerden alan kutsal bir kurumdur. Buna göre yerel yönetim demokrasinin düşmanıdır, demokrasi de özerk yerel yönetimi yıkabilecek niteliktedir[2]. İkinci olarak Langrod a göre, yerel yönetim ile demokrasi arasında bir sebep sonuç ilişkisi yoktur, birinin bulunmadığı bir ortamda diğeri pekâlâ bulunabilir. Langrod yerel yönetimlerle demokrasi arasında ilişki kurulmasını bir yanılgı olarak görüyor ve bu yanılgıyı; batı uygarlığının gelişiminde iki kurumun da eş zamanlı gelişmesine, demokrasinin asıl temeli olan demokratik iklim ile demokratik kurumların birbiri ile karıştırılmasına ve yerel yönetimlerin olası fakat kaçınılmaz olmayan demokratik işleyişinin genel demokrasi olarak anlaşılmasına bağlamaktadır. Langord yerel yönetimleri demokrasi için bir siyasal eğitim ortamı olarak görmenin yanlış olduğunu iddia etmektedir[3]. Öte yandan, üçüncü olarak, yerel yönetimlerin demokrasi ile zorunlu olarak ilişkili bulunduğu görüşü de mevcuttur (John Stuart Mill gibi). Vergi yükümlülerinin yönetimde yeri olmalı ve yönetim de onlara danışmalı ve onları yapılanlar konusunda aydınlatmalıdır. Bu görüş tipi ulusal demokrasinin yerel demokrasiye dayandığını belirtmeye kadar uzanmaktadır[2]. 53

66 2.2 Yerel Yönetimler ve Yerel Demokrasi Yerel yönetim, yerinden yönetim, ademi merkeziyet ya da diğer bir deyişle desantralizasyon kavramı ile yerel demokrasi iç içe geçmiş kavramlardır. Yerel yönetimlerden bahsederken yerel demokrasiden bahsetmemek ya da tersi bir durum söz konusu değildir. Dolayısı ile bu iki kavramı aynı başlık altında incelemek doğru olacaktır. Yerel yönetim üzerine çeşitli ve aynı doğrultuda tanımlara rastlamak mümkündür. Buna göre yerel yönetimleri yerel bir topluluktaki bireylerin ortak gereksinimlerini karşılayan, kamu mal ve hizmetlerini sağlayan, yerel halkın kendi seçtiği organlarca yönetilen kurumlar şeklinde tanımlamak mümkündür[4]. Ya da var olan bir ulusal alt bölgeyi bir ölçüde kontrol eden ve bu bölgede yaşayan insanları temsil eden kimseler tarafından yönetilen bir politik oluşum olarak tanımlanabilir[5]. Uluslararası sosyal bilimler ansiklopedisinde Bir devletin ya da bölgesel yönetimin alt birimi olan ve göreceli olarak küçük bir alanda, sınırlı sayıdaki kamusal politikaların belirlenmesi ve uygulanması ile görevli bir kamu kuruluşu olarak tanımlanan bu idareleri belirli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere, karar organları yerel halkça seçilen, yasalarla belirlenmiş görev ve yetkilere sahip, özel geliri, bütçesi ve personeli olan kamu tüzel kişileri olarak da tanımlayabiliriz[4]. Bunlarla beraber anayasamızın 127. Maddesinin ilk fıkrasını göz önünde bulundurarak mahalli idareleri (yerel yönetimler) gözler şu şekilde tanımlamaktadır : İl, belediye veya köy gibi belli yerlerde oturanların, mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere, merkezi idarenin dışında, devletten ayrı tüzel kişilikleri bulunan, belli bir özerkliğe sahip olan, karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir[6]. Yerel yönetimler, korunmaya ve geliştirilmeye muhtaç kurumlardır. Yerel yönetimlerin önemi şöyle özetlenebilir: i) Yerel yönetimler, yerel hizmetlerin yürütülmesinde verimli bir metod olarak görülür. Çünkü yerel yönetim organlarının üye ve yöneticileri, o yöre halkının içinden seçilmektedir. Dolayısıyla, bu kişiler bulundukları yörenin sorunlarını daha iyi değerlendirebilecek ve gerekli çözümleri üretebilecek imkana sahiptirler. ii) Merkezi yönetim, yerel yönetimlerin varlığından dolayı kazançlıdır. Çünkü, yerel yönetimler yerel nitelikteki görevleri merkezi yönetimden devralmakla onun yükünü hafifletmiş olmaktadırlar. iii) Yerel yönetimler, özerk yapıları sebe- 54

67 biyle müteşebbis birimlerdir. Sahip oldukları teşebbüs gücünü kullanarak yeni hizmet yöntemleri geliştirebilirler. Her bir yerel yönetim kuruluşu aynı zamanda farklı müteşebbis güç demektir. iv) Yerel yönetimler, hemşehrilik duygularının ve demokratik değerlerin gelişmesinde etkili kuruluşlardır. Geniş anlamdaki siyasi eğitim önce yerel düzeyde başlamaktadır. Politikacıların büyük bir kısmı, önce yerel yönetim organlarında görev alarak kendilerini genel politikaya hazırlamaktadırlar. Bu sebeple, yerel yönetimler politikanın mektebi olarak kabul edilmektedir. v) Yerel yönetimler, güçlü merkezi hükümete karşı bir fren ve denge unsuru olabilirler. Bu yönetimler, aşırı ölçüde merkezileşmiş bir devletin tehlikesini azaltmada önemli bir rol oynayabilirler. Demokrasilerde yerel muhalefeti, yerel yönetimler meydana getirir[7]. Yerel yönetim kurumunun temelinde yerel demokrasinin değerleri vardır. Bu değerler, yerel toplulukların kendilerini en çok ve yakından ilgilendiren konularda kendi kendilerini serbestçe ve demokratik yol ve usullerle yönetmelerini öngörmektedir[8]. Demokrasi gibi yerel demokrasiye de yeterli ve tek bir açıklama getirmek mümkün değildir. Bu nedenle kapsamı ve değerlerinden bahsetmek daha yerinde olacaktır: Yerel demokrasi idealinin gerçekleşmesi için bazı şartların varlığı zorunludur. Birincisi, yerel yönetimlerde seçilmiş temsilciler karar vermede etkili olmalıdırlar. İkincisi, bu temsilciler, bir taraftan meclis üyeleri, diğer taraftan seçmenler ve baskı grupları arasında iletişim ve rekabet esasına dayanan seçimler yoluyla seçmenlere karşı tam sorumlu ve kamuoyuna karşı duyarlı olmalıdır. Üçüncüsü, yerel yönetim faaliyetleri hakkında halk bilgi sahibi olmalı ve toplumu ilgilendiren işlere oldukça yüksek oranda katılım gerçekleşmelidir[8]. Bununla birlikte seçilmiş temsilcilerin yetkisi olduğu kadar yerel halkın isteklerini gerçekleştirebilecek kaynakları da olmalıdır. Yönetim yerel halka karşı açıklık ilkesine uymalıdır[3]. 2.3 Katılım, Yerel Halkın Katılımı ve Yönetişim Yönetişim, katılım, yerel halkın katılımı, küreselleşme sürecinde demokrasi ve yerel demokrasiyi içinde barındırması istenen yerel yönetimler gelişirken; demokrasinin, yerel bağlamda da yerel demokrasinin gerçekleşmesi adına gündeme gelen kavramlardır. Yönetişim aslında zaten içinde katılım unsurunu da bulundurmaktadır. Geçmişteki sadece üst makamların astlarını yönlendirmesi 55

68 mevcut her şeyi planlaması ve hiyerarşik bir biçimde astlarının bu kararları uygulamasını istemesi biçimindeki yönetim anlayışı artık değişmiştir. Günümüzde diğer unsurların da yönetimde söz sahibi olma durumu mevzu bahistir. Yönetişim kavramı, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarını içine alan kompleks bir sistem ve bunların kendi aralarındaki ilişkiler ağı ve karşılıklı etkileşimlerini ifade eder. Merkezi yönetim ve yerel yönetim kuruluşlarından başka, sivil toplum örgütleri, özel girişimciler ve kar amacı gütmeyen kuruluşları kapsayan geniş bir aktörler yelpazesinin varlığı ve bunların yönetim sistemine dahil edilmesi söz konusu olmaktadır.yönetişim toplumu yönlendirmek ve yönetmek konusunda sorumluluk dengesinin devletten sivil topluma doğru kaymakta olduğunu göstermektedir[9]. Buradan da anlaşılacağı üzere yönetişimin ana unsuru katılım kavramıdır.diğer ögelerin katılımı söz konusu olmadan yönetişimden söz edilemez.dolayısıyla katılımın ya da katılımcılığın ne olduğunu belirtmek gerekirse: Katılımcılık, vatandaşların siyasi karar mekanizmasına ve yönetim sürecine temsil yolu ile ya da doğrudan dâhil olmaları anlamına gelmektedir. Katılımcılık kavramı, günümüzde vatandaş hakları, demokratik yönetişim, yolsuzlukla mücadele ve yoksulluğun azaltılması ile birlikte kullanılmaktadır. Katılım kavramı pozitif ya da negatif olarak kullanılabilir. Pozitif katılım kapsamına oy kullanmak, negatif katılım kapsamına grev gibi faaliyetler örnek verilebilir[10]. Yönetişim ve katılımın birbirinden ayrılamayacağını yukarıda belirtmiştik dolayısı ile yönetişim kapsamındaki katılımın özellikleri bilgi aktarma (devletin bilgisini vatandaşın hizmetine sunması), danışma (devletin kontrolünde süreci kontrol ederken vatandaşın bilgisine başvurması, görüşünü alması) ve aktif katılım (vatandaşın aktif olarak politika oluşturma sürecine katılması)olarak sıralanabilir. Katılımcılığın gerçekleşmesi için devlet şeffaf ve açık, karşılıklı bilgi akımı sürekli ve tutarlı olmalı, vatandaşın katılım mekanizmaları konusunda bilgi edinebileceği etkin yolların varlığı söz konusu olmalıdır[10]. Katılımın hem siyasal hem de yönetimsel boyutu vardır. Siyasal boyutu yönüyle katılım, özel şahısların ve onların oluşturduğu birimlerin, örgütlerin kendini yöneten kadroların seçim ve eylemlerini belirlemek ve etkilemek için giriştikleri çabalar olarak tanımlanabilir. Yönetim boyutu açısından bu olgu, siyasal ve yönetsel kadroların belirlenmesinden çok onların almış olduğu kararlara, yapmış oldukları 56

69 işlemlere yurttaşların ve sivil toplum kurumlarının katılımı olarak tanımlanmıştır[11]. Yönetişim ve katılımın yerel düzeyde gerçekleştirilmesi ise demokrasinin yerel düzeyde gerçekleştirilmesi tartışmalarıyla paralel olarak gündeme gelmiştir. Çünkü küreselleşme kapsamında demokrasi, katılım ve yönetişim birbirlerini tamamlayan ögelerdir. Her birinin küresel düzeyde gerçekleşmesi için varlıklarının sağlam bir biçimde yerel düzeyde de gerçekleşmesi gerekmektedir. Katılım olgusu, halkın yönetim ve karar alma sürecine katılımıyla sınırlı değildir. Demokratik mekanizmaların geliştirilmesi, halkın denetim işlevinde de rol oynamasını gerektirir. Bu bağlamda, yerel yönetimde, bir yandan halkın yerel yönetimi etkin olarak denetlemesine olanak sağlayan mekanizmalar yaratılırken, bir yandan da yerel yöneticilerin halka hesap vermesini dikkate alan mekanizmaların geliştirilmesi, birçok merkezi ve yerel yönetimin gündemine girmiş bulunmaktadır[11]. İşte bu noktada da yerel siyasete katılım türleri olarak, kent konseyleri başta olmak üzere, halk oylaması, halk toplantıları, geri çağırma, yurttaş kurulları, iletişim demokrasisi (internet), kamuoyu yoklaması, yuvarlak masa toplantıları, gelecek atölyeleri, belediye meclisi toplantılarına katılma, danışma kurulları, telefon, dilekçe, çeşitli forumlar, sivil toplum kuruluşları, planlama çemberleri, yerel gündem 21in amacını gerçekleştirmede kullanılacak katılım yolları olarak sayılabilir[11]. 3. GÜNDEM 21 VE YEREL GÜNDEM Tarihi Sanayi devrimiyle dünyanın kirletilmesi ve doğal kaynakların tüketilmesi hızlanmıştır.1970 lerde bunun fark edilmesiyle şu konferanslar sırayla gerçekleştirilmiştir: ilki 1972 Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansıdır (Stockholm) ve Gündem 21 e atılan ilk uluslar arası adımdır. Daha sonra 1983 yılında BM Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu kurulmuş, 1987 de Brudlant (Ortak Geleceğimiz) Raporu Yayınlanmıştır.1989 yılında kararlaştırılan Çevre ve Kalkınma Konferansı 1972 yılında düzenlenen konferanstan 20 yıl sonra düzenlenen Rio çevre ve kalkınma konferansı olmuştur[12]. Konferans öncesinde Gündem 21 in içeriği oluşturulmuştur. Rio 57

70 Konferansı nda Gündem 21 başlıklı küresel eylem planı olarak kabul edilmiştir. Plana göre sürdürülebilir kalkınma ilkesi ancak yerinden çözümlerle gerçekleştirilebilir. 3.2 Gündem 21 Gündem 21; yeni yüzyılın gündemini oluşturmayı amaçlamakta, içerdiği 40 bölüm ile, bu yüzyılda çevre ve kalkınma sorunlarıyla başa çıkılmasına ve sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesine yönelik eylem planlarını tanımlamaktadır. Gündem 21, amacın vazgeçilmez bir yöntemi olarak, küresel ortaklık kavramını gündeme getirmektedir. Bu kavramla birlikte, tüm dünyada geleneksel yönetim anlayışı, yerini, yönetişim yaklaşımına bırakmaya başlamıştır. Bu yeni yaklaşım kapsamında, yerel yönetimler, STK ları, diğer yerel aktörler, merkezi yönetimlerle uluslararası topluluğun ortakları olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. Rio Konferansı nı takip eden tüm zirveler, söz konusu küresel ortaklık kavram ve ilkelerini pekiştirici bir işlev görmüştür[11]. Gündem 21 de özellikle yerel yönetimlerde tüm bu çıktıları birleştirecek yeni bir örgütlenme modeli öngörülmüştür. YG21 oluşumları hem küreselleşme sürecinin hem de sürecin yarattığı yeni kavram ve kurumların bir yansıması olarak işlemeye başlamıştır. 3.3 Yerel Gündem 21 Gündem 21 in desteklenmesinde Yerel Yönetimlerin Girişimleri başlıklı 28. maddede sıralananlar, kent yönetimlerinde sürdürülebilirlik ilkelerinin kabulünün ve bugün Yerel Gündem 21 olarak anılan sürecin çıkış noktasını oluşturmaktadır Yerel Yönetimler Curitiba Zirvesi nde alınan kararların ve belirlenen ortak hedeflerin, Rio Zirvesi nde tartışılması sonucunda Gündem 21 e yansıtılması, sürdürülebilir kent yönetimleri düşüncesinin somutlaşmasında etkili olmuştur. Yerel yönetimlerin, kendi ülke ve beldelerinde katılımcı bir süreci başlatmaları ve kendi kentlerine özgü YG21 projeleri oluşturmaları konusunda görüş birliğine varılmış; yerel yönetimlerin hedeflerini gerçekleştirecek faaliyetler sırasında hemşehrilerle, yerel kuruluşlar ve özel sektör kuruluşlarıyla diyalog halinde olmaları gerektiği vurgulanmıştır[13]. Yerel Gündem 21 sürecinin öncelikle yerel sürdürülebilir kal- 58

71 kınma sorunlarının çözümüne yönelik uzun dönemli, stratejik bir planın hazırlanması ve uygulanması üzerindeki vurgusu, çeşitli katılımcı mekanizmaları içeren ve yerel ortaklıklara dayalı yönetişim (governance) anlayışının yaşama geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma kavramının demokrasi, insan hakları, katılımcılık, şeffaflık, etkinlik, hesap verme ve yerel yönetişimin diğer vazgeçilmez kavramlarıyla birlikte anlam kazanmasından hareketle, Yerel Gündem 21 in şemsiyesi altındaki yerel eylem planlaması sürecinin aynı zamanda yerel demokrasinin geliştirilmesi projesi olduğu açıkça görülmektedir[14]. 3.4 Türkiye de Yerel Gündem 21 Türkiye deki Yerel Gündem 21 uygulamaları, 1997 yılı sonunda, UNDP nin desteğiyle, IULA-EMME Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı nın koordinatörlüğünde yürütülen Türkiye de Yerel Gündem 21 lerin Teşviki ve Geliştirilmesi Projesi ile başlamıştır. T.C. Bakanlar Kurulu nun kararıyla başlatılan proje, iki yıllık bir uygulama dönemi sonrasında, Aralık 1999 da tamamlanmıştır. Bu projenin başarısı üzerine UNDP, ikinci aşamaya da destek vermeyi kabul etmiş, T.C. Bakanlar Kurulu nun da bunu benimsemesinin ardından, Türkiye de Yerel Gündem 21 lerin Uygulanması başlığını taşıyan ikinci aşama projesi, Ocak 2000 de başlamıştır. İkinci aşaması sırasında çeşitli alt-projelerin başlatılması ve yeni katılımlarla proje ortağı yerel yönetimlerin sayısının 50 yi aşması sonrasında, Yerel Gündem 21 uygulamaları proje çerçevesinden çıkarılarak, uzun erimli bir Program a dönüştürülmüştür[15]. Yönetişim ilkelerinin, halka en yakın yönetim birimleri olarak kabul edilen yerel yönetimlerde uygulanabilirliği, YG21 projeleri ile somutlaşmaya başlamıştır yılı Sürdürülebilir Kalkınma Ulusal Raporu nda, yerel yönetimler için iyi yönetişimin belediyelerin kapsadıkları alanda yaşayanlarla birlikte, ortaklaşa olarak yer alacakları süreçle karar alma, uygulama ve denetleme uygulamaları yürütmeleriyle gerçekleşebileceği vurgulanmıştır yılında iktidara gelen AKP hükümeti ile de bu çerçevede reform tasarıları yasalaştırılmaya başlamıştır. Bu süreçte yenilenen İl Özel İdaresi, Belediye ve Büyükşehir Belediyesi kanunları ile yerel yönetimlerin merkezi yönetimin yetkilerinin bir kısmını üstleneceği şekilde yeniden düzenlenmiştir[14]. 59

72 Kent Konseyleri nin bu şekilde yasal dayanaklarına kavuşmasının ardından, Birleşmiş Milletler tarafından Haziran 2007 de Viyana da (Avusturya) düzenlenen 7. Küresel Forum sırasında Türkiye YG-21 Programı kapsamındaki Kent Konseyi uygulamaları, UN- DESA (Birleşmiş Milletler Kamu Yönetimi ve Kalkınma Yönetimi Bölümü) tarafından, demokratik yönetişim alanında, dünyadaki en başarılı uygulamalardan biri olarak tanıtılmıştır.[16] 4. BELEDİYELERDE YÖNETİME KATILIM VE KENT KONSEYLERİ 1982 Anayasası nın 127. maddesi belediyeyi şu şekilde tanımlamaktadır; belediye halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisidir sayılı Belediye Kanunu nun 3. maddesinde belediye şu şekilde tanımlanmıştır: Belediye; belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisidir[7] sayılı Belediye Kanunu, yönetişim yaklaşımı doğrultusunda sivil toplum örgütlerinin, meslek teşekküllerinin ve diğer aktörlerin karar ve uygulamalarda yer alabilmesi amacıyla Kent Konseyleri uygulamasını getirmiştir sayılı kanunun76. maddesi: Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır. Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar. Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilir. Kent konseyinin çalışma usûl ve esasları İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle 60

73 belirlenir [17] ifadesi yer almaktadır. Buna göre İç İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiş, 2009 da ise değişikler yapılmıştır. Yönetmeliğin 6. Maddesinin birinci bendinde Kent Konseylerinin görevleri: a) Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak, b) (Değişik bend: 06/06/ S.R.G Yön./2. mad.) Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve bu konuda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik planların hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak, c) Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak, ç) Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek, d) Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal ve benzeri değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek, e) Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak, f) Sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek, g) Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak, ğ) Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak, h) Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak, ı) Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin değerlendirilmek üzere ilgili belediyeye gönderilmesini sağlamaktır.[18] şeklinde ifade edilmiştir. Kent Konseyleri aslında ülkemizde yasal zorunluluk açısından yeni ise de uygulamada yeni değildir. Daha önce Yerel Gündem 21 61

74 ismi altında veya bu isim altında olmasa da kent meclisi veya benzeri yapılanmalar yolu ile ama ihtiyari olarak uygulanmakta idi. Şimdi bu uygulama zorunlu tutulmaktadır[19]. Belediye, büyük kent ve ilçe belde belediyesi komisyonları, Gündem 21 Kent Konseyinde (kamu, özel, sivil toplum kuruluşları ve örgütlenmemiş hemşehrilerin katılımlarıyla oluşur) oluşan fikirleri meclislere iletmek, meclislerden Gündem 21 e görüş getirmek ana amacına dayandırılmıştır. Yeni bir yapılanma içindeki meclis Gündem 21 komisyonları ve Gündem 21 faaliyetlerinin birlikteliği gerekir. Büyük kentlerde, büyük kent belediyesinde oluşturulan Gündem 21 ile Kent Konseyinde görüşlerin ve projelerin meclis gündemine alınması sürecinin geliştirilmesi de eş güdüm açısından gerekli görülmektedir[20]. Kent konseyi olarak tanımlanan ve hemşerilerin ve ilgi gruplarının birlikteliğinin ve uzlaşma ortamının sağlandığı kent konseylerinde,... kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışma nın kuramsal yapısı oluşturmuştur. Katılımcılar ise; Belediyeler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalar, noterler, varsa üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, siyasî partiler, kamu kurum ve kuruluşları ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımı olarak belirtilmiştir. Ayrıca önemli bir normatif adım olarak, Kent Konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilecektir. Ancak Türkiye ölçeğinde genelde, ne kent konseyi (yerel gündem 21 programlarının uygulandığı yerleşim birimleri hariç) ne de ihtisas komisyonları çalışmalarında yasayla hazırlanan ortamların kullanılabildiği, beklenen farkındalık ortaya çıkabilmiş değildir[20]. 4.1 Kent Konseyleri ve Demokrasi Yerel Gündem 21 programının Türkiye de hukuki statüsünü kazanması 2004 tarihli belediye kanunları değişikliği ile kent konseyleri adıyla önemli bir yerelleşme adımıyla gerçekleşmiştir tarihli kent konseyi yönetmeliği ile kanun uygulamasının ilki ve tarihli kent konseyi yönetmeliği değişikliği ile ikincisi 62

75 yürürlüğe girmiştir. YG21 uygulamasının Kent Konseyine geçiş aşamasında bu yapının biraz merkezileşmesi söz konu olmuştur. İç İşleri Bakanlığı nda gerçekleşen konuyla ilgili ilk yönetmelikle merkezileşen kent konseyleri ikinci yönetmelikle yerelleştirilmeye çalışılmıştır. Kent konseyi sadece YG21 de yerel demokrasi işlevi için değil uzun vadede kentte uzun soluklu değişimi sağlamak için oluşturulmuştur. YG21 sürecinin temel amaçlarından birisi olan, yerel demokrasinin yaşama geçirilmesini gerçekleştirmek için Yerel Gündem 21 ile ilgili çalışmalar tüm kentlilere açıktır. Kent Konseyleri de bu amacı gerçekleştirmede bir araçtır ve kentte bulunan tüm kamu kurum ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımlarıyla gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte toplantılar, bütün vatandaşlara açık olarak yapılmaktadır. Yönetişim, saydamlık, hesap verilebilirlik, katılım, çalışma uyumu, yerindelik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışıdır. Türkiye de yönetişim merkeziyetçidir, kent konseyleri yerel katılımla yerel yönetişim sağlamaya çalışmaktadır ve ortaklık modeli ile yerelde bunları yaygınlaştırarak hemşehrilik bilincinin gelişmesini ve çok ortaklı yönetim modelinin benimsenmesini sağlamaktadır. Kent Konseylerinin işlevleri, bir yandan ilgili kentin sürdürülebilir kalkınma önceliklerinin ve hedeflerinin saptanması, ortak bir kent vizyonu oluşturulması, temel stratejilerin ve eylem alanlarının belirlenmesi gibi üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanması gereken konuları, diğer yanda da uygulamaya dönük olarak almış olduğu tavsiye niteliğindeki kararların, başta belediye olmak üzere, ilgili kuruluşlarca benimsenmesi yönünde çaba gösterilmesi, yerel eylem planlaması sürecinin yürütülmesi, benimsediği eylem planlarıyla tutarlılığını sağlamak amacıyla yerel politikaların, kararların ve eylemlerin izlenmesi gibi, sorumlulukların ortaklar arasında dengeli bir şekilde paylaşılmasını gerektiren konuları kapsamaktadır.kent konseyi yönetmeliğinin birinci bölümündeki tanımlara bakacak olursak: a) Belediye: Kent konseyi oluşumuna yardım ve destek sağlayan belediyeyi, b) Kent konseyi: Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kal- 63

76 kınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını, c) Meclisler ve çalışma gurupları: Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapıları, ç) Yerel gündem 21 programı: Birleşmiş Milletler Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21 inci yüzyılın gündemini belirleyen Gündem 21 başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirleyerek, kentleri için Yerel Gündem 21 olarak adlandırılan 1997 yılından itibaren uygulanan Türkiye Yerel Gündem 21 Programını, d) Yönetişim: Saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindelik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını, e) YG21: Yerel Gündem 21 i, ifade eder[17]. şeklinde belirtilmektedir. Yönetmeliğin ikinci bölümünde konseyin kuruluşu, görevleri ve çalışma ilkeleriyle ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre Konsey, yerel yönetim seçimlerinden üç ay sonra belediye örgütü olan yerlerde kurulur ve katılım odaklı, kent haklarını koruyan, sürdürülebilirlik amaçlarına uygun planlar ve programlar yapar ve sivil toplumun güçlenmesine katkı yapar. Çalışma ilkelerinde ise, özellikle Birleşmiş Milletlerin farklı düzenlemelerine uygun vurgulamalar yapılmıştır: örneğin, yerel gündem 21 etkinlikleri, hemşehrilik bilinci, katılımcılık ve akla uygunluk gibi ilkeler benimsenmiştir. Yönetmeliğin Üçüncü Bölümü nde konseyin kuruluşu, organları, genel kurul, yürütme kurulu, meclisler ve çalışma grupları düzenlenmiştir. Konsey, merkezi yö netim temsilcileri, milletvekilleri, kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, belediye meclisi temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşmaktadır. Konsey kararlarının bağlayıcılığı ise yalnızca belediye meclisinin değerlendir mesi olarak belirlenmektedir. Bu kararların kamuoyuna duyurulacağı da belirtilmektedir. Dola- 64

77 yısıyla, konsey kararları danışma niteliği ile sınırlı kalmaktadır[21]. Katılım, demokratikleşme ve yönetişimin ortak amaçlarını gerçekleştirmek için kent konseylerinin mevcudiyeti gereklidir. Bu ortak amaçları; iyi bir yönetim sisteminin kurulması için çıkar çatışmalarını ortadan kaldırmak; kamuoyunun yabancılaşmasını engellemek için siyasal sistemin alacağı kararları kamuoyuyla birlikte almak; birey düzeyinde eşitlik, yönetimi denetleme, bireysel hakların korunması; devlet düzeyinde, bütünleşme, meşruluk, doğru karar alma, etkinliktir. Bu ortak amaçlardan yola çıkarak: Bireydeki demokrasi duygusu gelişecektir. Topluluk oluşturarak bu topluluk üyeleri arasında sevgi, anlayış, hoşgörü ve eşitlik duygusunu geliştirecek ve ortak değerlerin oluşmasını sağlayacaktır. Kurumların demokrasinin gerçek ve etkin araçları olmalarını, kurumlarda vatandaşın istek ve tercihlerine yanıt verme anlayışının gelişmesini sağlayacaktır. İnsan yaşamıyla ilgili değerlerin gün yüzüne çıkması ve eşitlenmesini sağlayacaktır. Yönetmelikte belirtilen Kent konseyinin oluşumuna yardım ve destek sağlayan belediye.. bu görevini uygun biçimde gerçekleştirmeli; oluşturulan kent konseyi yine yönetmelikte ifade edilen merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmaları tanımının içeriğini ve içeriğindeki yönetişim vb. kavramları ki gerek yönetmelik gerek çalışma boyunca açıklanmıştır- doğru bir şekilde ortaya koyabilmelidir. Ancak bu çerçevede Gündem 21 de yerel gündem 21 e ve oradan da kent konseylerine bölüştürülen yerel demokrasiyi sağlama görevi tam olarak gerçekleştirilebilecektir. 5. KAHRAMANMARAŞ KENT KONSEYİ VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİ Kahramanmaraş Kent Konseyi İç tüzüğü, kent konseyine ilişkin temel bir düzenlemenin gerçekleştirilmesi için Kahramanmaraş Kent Konseyi tarafından hazırlanmış ve tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yine bu tarih konseyin resmi kuruluş tarihidir. Yönergenin 65

78 birinci bölümündeki amaç başlıklı 1. Maddesine göre: Bu Yönerge; Kahramanmaraş kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışmak ve sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kent yaratma amacı ile Kahramanmaraş kenti sorunlarını ele almak, yerel yönetimlere ve karar alma süreçlerine halkın katılımını sağlamak, kentin kalkınma/gelişim ve eylem planlarını hazırlamak, bu planların hayata geçirilmesini sağlamak, yerel demokrasinin gelişim ve yerleşimine katkıda bulunmak üzere hazırlanmıştır[18]. Bu yönergenin hazırlanış amacına baktığımızda, İçişleri Bakanlığı nın çıkarmış olduğu Kent Konseyi Yönetmeliğinin hazırlanış amacına uygun olduğu gözlemlenmektedir tarihinde Kahramanmaraş Kent Konseyi Tüzüğü nün bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Bundan yola çıkılarak tüzüğün amaç başlıklı maddesinin... sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kent yaratma amacı ile Kahramanmaraş kenti sorunlarını ele almak... olarak ifade edilen bu cümlesi...sürdürülebilir kalkınmayı ve sağlanmış yaşam seviyesi yüksek bir kent yaratma amacı ile Kahramanmaraş kenti sorunlarını ele almak... olarak değiştirilmiştir. Bu bize Kahramanmaraş Kent Konseyinin belki en önemli amacının kentte yüksek bir yaşam seviyesi sağlamak olduğunu göstermektedir. Kahramanmaraş kent konseyinde üyelik dağılımı yönergenin 8. maddesinde Kent konseyi ile ilgili Bakanlık yönergesi ile paralel düzenlenmiştir talihinde yönergede yapılan değişiklik ile bu fıkranın devamı olacak şekilde Genel Kurul Haziran listesi 15 gün önceden ilan edilir. 7 günlük itiraz süresinde yazılı dilekçe ile itiraz edilir. eklenmiştir. Yönergede Çalışma Gurupları nın oluşumu, görev alanları ve ilkeleri de yer almaktadır. Buna göre: Kent konseyinde çalışma gurupları, kurum, kuruluş, temsilcileri ile kent içinde yaşayan her kesimden kişinin bireysel katılımını da ön gören bir yapıdır. Çalışma guruplarına katılım ve üyelikte gönüllülük esastır. İsteyen herkes katılabilir. Belirli bir kural ya da sınırlama yoktur. Tek koşul, üyeler en fazla iki guruba üye sıfatı ile katılabilirler. Diyebiliriz ki Kahramanmaraş Kent Konseyi İçişleri Bakanlığı nın yönetmeliğinin paralelinde bir iç tüzük ortaya 66

79 koymaya gayret etmiştir. Peki Kahramanmaraş Kent Konseyi yukarıda bahsedilen kavramların ne kadarını yansıtıyor? Şu anki durumu ne? Belediye ve vatandaş ilişkisi nasıl? Kahramanmaraş Kent Konseyi ile belediye arasındaki ilişkinin demokratikliğini, belediyeye bağımlılık açısından durumu hakkındaki yorumunu istediğimizde kent konseyi yürütme kurulu üyesi ve başkanı Sayın Zeynep Arıkan ın yanıtı şu yönde oluyor: Genel olarak kent konseyleri ile belediye arasındaki ilişki ya direkt yönetim vb açılardan tamamen bağımlı ya tamamen bağımsız ve birbirini tanımayan organlar halinde ya da bizim gibi hem birbirine destek hem de bağımsız hallerde biçimleri olduğunu görüyoruz. Bunun bizim özelliğimiz olduğunu düşünüyorum [22]. Arıkan a göre Kahramanmaraş Kent Konseyi kuruluş açısından birçok kent konseyine göre daha demokratik bir şekilde kurulmuştur. Diğer kent konseylerinde belediye başkanı istediği kişileri seçebiliyor. Mesela ben de dışarıdan öyle görünsem de aslında yüz küsur kişinin oyu ile seçildim. Kuruluşumuz seçimle olduğu için kimse kendini bağımlı ya da güdümlü hissetmiyor. Bununla birlikte birçok kent konseyinin ortak sorunu olan belediye başkanına ya da meclise bağımlılık durumunun Kahramanmaraş Kent Konseyi ile belediye arasındaki iyi niyet sebebiyle olmadığını da Belediye başkanımız da kent konseyine çok müdahale etmez ve yardımcı olur. sözlerinden anlamaktayız ve Kent konseyi üyelerimiz farklı alanlardan farklı düşüncelerden, farklı siyasi görüşlere sahipler. Mesela bir AKP belediyesi ya da bir CHP belediyesinin o zihniyette kent konseyi olur düşüncesi burada geçerli değil. Başkana muhalif üyelerimiz de mevcut. Bizde başkanımız böyle şeylere hiç karışmadı, inisiyatif kullanmadı. sözlerinden Kahramanmaraş Belediyesi nin, başkanı ile kent konseyine de yaklaşım niteliğini görmekteyiz. Bununla birlikte Arıkan ın yukarıdaki sözlerinden kent konseyinin yapısının da yönetmelikte belirtilen ve hedeflenen tüm kenti temsil edebilecek nitelikte üyelerden oluştuğunu görmekteyiz. Yine yürütme kurulu üyelerinden ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi öğretim üyelerinden Sayın Doç. Dr. Mustafa Taşlıyan ise Belediye başkanının kendi danışmanlarında biri zaten şu an kent konseyinin başkanı bunun da sayesinde her ikisinin de belediye ve kent konseyi- birbirine çok yakın çalışmaları sonucunda Kahramanmaraş kenti için çok etkili çalışmalar yaptığını söyleyebilirim. 67

80 ve Kahramanmaraş özelinde yürütme kurulu olarak çok demokratik bir seçim oldu. Bütün doğal üyelere (STK vb.) özel davetiye gitti. Kent konseyi genel kurulunda isteyenler aday oldu ve en çok oy alan kişi yürütme kuluna seçildi. Bu anlamda çok doğru bir başlangıç oldu. Bütün kesimlerden farklı görüş, inanış ve yapıdaki insanlar şu anda yürütme kurulunda. şeklinde paralel olan düşüncelerini dile getirdi[22-23]. Çalışma boyunca yerel demokrasinin var olması için yerel katılımcılığın da olması gerektiği belirtildi. Bu katılımcılık hem temsilciler hem de halk düzeyinde gerçekleşmelidir. Kahramanmaraş Kent Konseyi Yürütme Kurulunun farklı niteliklere sahip üyelerden oluşmasının yanı sıra aktif bir şekilde katılımın da olduğunu Arıkan ın Altı ayda bir gerçekleşen genel kurullarımız çok katılımcı ve aktif geçer. Vali, oda başkanları, muhtarlar vb hiç kimse çekinmeden istediği her şeyi söylüyor. Diğer kent konseylerinde vali, rektör veya belediye başkanını bulmak zordur. Biz sivil toplum örgütlerine bunu sağlamış oluyoruz. Tabiri caizse herkes eteğindeki taşları döküyor. İfadesinden ve Taşlıyan ın İki üç haftada bir toplantılar gerçekleştiriyoruz. Ve buraya gelen insan bu işi gönüllü olarak yapıyor. ifadelerinden anlaşılmakla birlikte öte yandan şu noktaya değiniyor fakat bunlar sadece temsilciler. Yönetişimin gerektirdiği halkın katılımını tam olarak sağlayamadık. Bunun tam olarak gerçekleştirildiğini de Türkiye nin hiçbir yeri için duymadım. Henüz bu olgunluğa ulaşamadık ama birkaç seçim sonrasında kent konseylerinin çok etkili ve söz sahibi kuruluşlar olacaklarına inanıyorum. Arıkan da Halk aslında katılımcı olmak istiyor ama aklındaki fikir veya projenin hemen hayata geçmesini istiyor. Hemen olmayınca Kent Konseyine gittim. Bir şey olmadı diyor. sözleri ile halkı temsil edenlerin yanı sıra halkın katılımının etkilerini ve gerekliliğini vurgulamış oluyor. Taşlıyan yürütme kurulunun arkasındaki güç öyle bir güç olmalı ki yarın bir olayla veya gelişmeyle ilgili bir tepki verildiğinde bu tepkinin sonucu on binlerle yüz binlerle ölçülmeli sözleriyle de desteklemiş oluyor[22-23]. Yerel yönetimler, kent konseyindeki temsilciler ve elbette halkın katılımının yanı sıra aslında tüm bu grupların yerel demokrasiyi gerçekleştirmesi için önemli olan nokta elbette kent konseyinin gerçekte neyi ifade ettiğini doğru bir biçimde anlatabilmek ve anlayabilmek. Halkın kendi bilgi alma çabasının yanında bu görev yerel basına 68

81 da düşüyor. Kahramanmaraş taki mevcut bilgi eksikliğini Taşlıyan şu şekilde belirtiyor İşin kendisi Türkiye de çok yeni olduğu için yanlış algılandı. İlk zamanlarımızda buradaki basın mensupları veya medya mensupları kent konseyini belediyenin bir alt birimi zannettiler; hatta bunun ötesine geçip belediyenin üstünde bir birim olarak gören de oldu ya da yürütme kurulundakileri kent konseyinin bir parası var da bunlar harcamaya yetkili gibi görüldü. Böyle bir şey olmaz olamaz çünkü yönetmelik bunu içermiyor. Arıkan da Halka proje vb bilgilerin aktarımını yerel kanal ya da basınla, toplantılarda anlatıyoruz. Her türlü fırsatı kullanıyoruz. İlgi duyanlar zaten bize mutlaka ulaşabiliyorlar. Sözleriyle kent konseyinin kendini anlatma çabasını belirterek Halkın kafasındaki kent konseyi beklentisi farklı ayrıca yönetmelikte de belirsizlikler var bu sadece bizim için değil tüm kent konseyleri için geçerli. Bu kavram insanların kafasında yeni oluşuyor. Zamanla hepsi aşılacaktır. diyerek bu iletişimin ve kavramın akıllarda doğru olarak yerleşmesinin önemini vurgulamış oluyor. Olanı bu şekilde belirttikten sonra kent konseyinin amacının ne olması gerektiğini sorduğumuzda Sayın Arıkan 2007 den beri anlatmaya çalıştığım kent konseylerinin icraat yapmak değil halkın fikir ve projelerinin alt yapısını hazırlama ya da belediyeye ve belediye başkanına hesap sorma ile hesap verme ilkesi gibi ilkeleri gerçekleştirme ve kamuoyu oluşturma olduğudur. şeklinde belirtmekte. Taşlıyan da Kent konseyinin amacı kamuoyu oluşturmak, yönetişim ile ilgili olarak kararlara katılmayı sağlamak ve bir kamuoyu oluşturulması sonucunda da yetkilerin etkin kullanılıp kullanılmadığını denetlemek. şeklinde destekleyici bir açıklamada bulunuyor. Belediyenin olan bakış açısına da ek olarak olması gereken bakış açısını sorulduğunda Taşlıyan şöyle cevaplıyor Kent konseyleri belediye başkanının ya da milletvekillerinin rakibi değil onların kendilerini sınayacakları ve doğru yaptıklarını ispat edebilecekleri bir merci durumunda olmalılar. Çoğunluğun destek verip vermediğini gösteren bir mekanizma olmalı. Arıkan ise kent konseyleri yerel yönetimlerin hesap vermeleri gereken bir sivil inisiyatifin olduğunu bilmeleri biraz daha sorumlu davranmalarını sağlıyor. Eğer gerçekten bağımsız ve adaletli bir kent konseyi ise bulundukları yerdeki yerel yönetimin kendine çeki düzen vermesinde katkısı oluyor. Bu da tek başına karar vermeyi değil, ortak karar vermeyi, ortak aklı harekete geçiren bir olgu olduğu için yerel demokraside etkili olduğunu düşünüyorum. diyerek hem belediye hem de halk açısından bir değerlendirme yapmış oluyor. Bunun ya- 69

82 nında Aslında belediyeler akıllı olsa faaliyetlerini hem halka duyurabilirler hem de halka ulaşabilirler. Biz bazen sivil olarak yapılması gereken, belediyelerin gerçekleştirmesi uygun olmayan şeyleri üstlenebiliyoruz. Kimseye hesap vermek durumunda kalmıyoruz. şeklinde bir açıklama yapıyor. Kahramanmaraş Belediye Başkanı Sayın Mustafa Poyraz ise En azından yerel yöneticiler açısından dışarıda konuşan insanlar konuşmaz oldu. Şimdi konuşan ağız kent konseyleri olunca, kent konseyleri merkez ve yerel yönetimler arasında iletişimi sağlıyor. Belediye bir beldeye hizmet götürüyor ve bu hizmet ortak aklın ürünü oluyor. Önceden belediye ne yapıyor ki deniyordu. Şimdi bundan haberdar olunuyor. diyerek aslında kent konseylerinin çalışma esnasında belirtildiği gibi yerel yönetimlerinin meşruluğunu göstermesini de sağladığını ve bununla beraber merkez ile de yerelin iletişimini sağladığını belirtmiş oluyor[ ]. Elbette yeni bir kavram olduğu için hala eksiklikleri mevcut olan kent konseylerinin eksiklileri ve daha demokratik olması için neler gerektiği hususundaki fikirleri soruldu. Arıkan yukarıdaki konuşmalarında yasadaki belirsizliklere değinmişti Taşlıyan da Tüzüğün revize edilmesi lazım. Bütçe ve hareket alanı sağlanacak şekilde yetki sağlanmalı. Katılımın sağlanması için sadece yerelde değil ülke çapında bir kampanya başlatılmalı. diyerek kendi görüşünü belirtmiş oldu[22-23]. SONUÇ Gündem 21 lerin ardından Yerel Gündem 21 ve bunların neticesinde gündeme gelen kent konseyleri yönetişim, katılım dolayısıyla demokrasinin yerelde uygulanmasını gerçekleştirmesi hedeflenen platformlardır. Kent konseyleri hem merkezi yönetim hem yerel yönetim hem de yerel halk adına olumlu neticelere sahiptir.öncelikle merkezi yönetim ve yerel yönetim arasındaki iletişimi gerçekleştirmektedir.ikinci olaraksa yerel yönetimlerle yerel halk arasındaki iletişimi gerçekleştirerek yerel yönetimlerin faaliyetlerinin hem meşruiyetini sağlamakta hem de bunların duyurulması görevini gerçekleştirmektedir.ayrıca böylece yerel yönetimler yerel halkın düşünceleri doğrultusunda hareket ettiğinden gerçekleştirdikleri faaliyetler halkın istediği faaliyetler olmakta bu da onlar olumlu geri dönüş sağlamaktadır. Bununla birlikte yerel halk kent konseyleri sayesinde isteklerini, fikirlerini ve 70

83 projelerini belli adımları takip ederek gerçekleştirebilmektedir. Bu şekilde halkın katılımı sağlanmakta, karşılıklı iletişim gerçekleşmekte dolayısıyle yönetişim gerçekleşmekte ve bunların neticesinde yerel demokrasi gerçekleştirilmektedir. Tüm bu olumlu yansımalar ülkemizde gözlenmekle birlikte henüz sürecin başında olduğumuz için eksiklikler göze çarpmaktadır. Bu eksikleri kısaca yönetmeliğin bazı noktalarda net olmamasına, halkın ve yönetimin yeni olan kent konseyi kavramını net bir biçimde zihninde oturtamamasına ve bu kavramı ileten kanalların görevini tam yerine getirememesine bağlamak mümkündür. Yönetmeliğin de etkisinin olduğu eksikleri belirtmek istersek: bütçe sorunu, yerel halkın katılım eksikliği ya da projelerinin hemen gerçekleştirilememesi sonucunda şevkinin çabuk kırılması, belediyenin alt kurumları olarak algılanmak, bazı belediyelerle kent konseyleri arasında ilişkinin birbirinden kopuk, bazılarının ise kent konseylerinin belediyenin kontrolü altında faaliyet gösterme çabası şeklinde sıralamak mümkündür. Kahramanmaraş ta ise durum birçok kent konseyine göre iyi bir noktadır. Belediye başkanı ile kent konseyi arasındaki ilişkiler iyi niyet çerçevesinde koordineli bir biçimde gerçekleşmektedir. Kahramanmaraş Kent Konseyi kuruluş biçimi, üyeleri ve işleyişi açısından demokratik özellikleri taşımaktadır. Ancak tüm konseylerin yaşadığı kavramsal açıdan varlık nedenlerinin anlaşılamaması, bütçe gibi bazı sıkıntıları da taşımaktadır. Bunlara rağmen Kahramanmaraş Kent Konseyinin şu anki durumu yukarıda da belirtildiği üzere iyi bir noktada olmakla birlikte süreç içerisinde daha iyi bir noktada olacağını işaret etmektedir. Görüşmelerde de geçtiği gibi işlemeye devam eden süreç için tüm kent konseylerinin koordineli olması adına Kent Konseyleri İletişim ve İşbirliği Ağı adını taşıyan bir sivil toplum ağı içinde adım atıldığını görüyoruz. Bu da bize gösteriyor ki hala eksiklikleri olsa da demokrasinin gelişmesi ve bunu yansıtan kurumlar olmaları için kent konseyleri olumlu yönde ilerleyen çalışmalara devam etmektedir. Kent Konseyleri İletişim ve İşbirliği Ağının ilke ve esaslarındaki tanım bölümünde yer alan; Kısaca Türkiye Kent Konseyleri Birliği olarak adlandırılan Kent Konseyleri İletişim ve İşbirliği Ağı; 71

84 Kent konseyleri arasında eşit ortaklık ve dayanışma temelinde sürdürülebilir işbirliğinin geliştirilmesini hedefleyen; Hemşehri hukukunu esas alan bir anlayışla kentlerin potansiyelini harekete geçirmeye çalışan; Ülkemizin tüm bölgelerinde iyi yönetişimin temel prensiplerine dayalı kent konseylerinin kuruluşuna kolaylaştırıcılık eden; bir sivil toplum ağıdır. [25] ibaresinden anlaşılmaktadır. KAYNAKLAR 1. Ertan, B. (2003). Demokrasi ve Yerel Yönetimler, Review of Social, Economic & Business Studies, Cilt: 2 2. Keleş, R. (2009). Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem Yayınevi, İstanbul. 3. Pustu, Y. (2005). Yerel Yönetimler ve Demokrasi, Sayıştay Dergisi, Sayı: Ulusoy,A. ve Akdemir, T. (2010), Mahalli İdareler, Seçkin Yayıncılık, Ankara. 5. Coşkun, B. ve Koyuncu, B. (2008). 15.Yerel Yönetimler ve Yerel Özerklik: Modeller ve Uygulamalar, Kamu yönetiminde çağdaş yaklaşımlar Sorunlar, Tartışmalar, Çözüm Önerileri, Modeller, Dünya ve Türkiye Yansımaları, Ed.: Asım Balcı vd., Seçkin Yayıncılık, Ankara. 6. Görmez, K., (2006), İdare Hukuku Dersleri, Ekin, Ankara. 7. Ergün, B. (2008), Mahalli İdareler Ve Yerinden Yönetim Bilim Dalı Belediyelerde Yönetime Katılım Ve Zeytinburnu Belediyesi Kent Konseyi Uygulaması, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, İstanbul. 8. Kalabalık, H. (2005), Avrupa Birliği Ülkeleriyle Karşılaştırmalı Yerel Yönetim Hukuku Teori-Uygulama, Seçkin Yayıncılık, Ankara. 9. Aydın, A. H. (2010), Yönetim Bilimi, Seçkin Yayıncılık, Ankara. 10. Kösekahya, G. (2003), Katılımcılık ve iyi yönetişim, İyi Yönetişimin Temel Unsurları, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Daire Başkanlığı, Ankara. 11. Demir, O. (2008), Yerel Siyasette Katılımcılık Ve Kalkınma (Türkiye de Yerel Gündem 21 Örneği), Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya. 12. Yıldırım, U. ve Öner, Ş. (2003). Sürdürülebilir Kalkınma Yaklaşımının Türkiye ye Yansımaları: GAP ta Sürdürülebilir Kalkınma ve Yerel Gündem 72

85 21, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt 12, Sayı 4, TODAİE Yerel Yönetimler Araştırma ve Eğitim Merkezi, Ankara. 13. Avtur, S. (2008). Küreselleşme Sürecinde Yerel Gündem 21 Ve Çevre: Antalya Örneği Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Antalya. 14. Henden, H. B. (2007). Yönetişimin Kentli Memnuniyetine Etkisi Gündem 21 Çerçevesinde Değerlendirme: Kdz.Ereğli Ve Nilüfer Belediyeleri, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı, Şehircilik Programı, İstanbul. 15. Emrealp, S. (2005). Türkiye Yerel Gündem 21 Programı Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik Kolaylaştırıcı Bilgiler Elkitabı, IULA-EMME (UCLG-MEWA) Yayını, İstanbul. 16. Emrealp, S. (2010), Türkiye nin Katılımcı-Demokratik Yerel Yönetişim Modeli Olarak Dünyaya Armağanı: Kent Konseyleri, UCLG-MEWA Yayını, İstanbul Sayılı Kanun 18. Kent Konseyi Yönetmeliği, İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006, Resmi Gazete Sayısı : Kar, B. (2007). Kent Konseyleri ve Katılımcı Demokrasi, Yerel Siyaset (Kent Konseyleri), Yıl:2 Sayı:21, İstanbul. 20. Toprak, Z. (2006), Yerel Yönetimler, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara. 21. Çukurçayır, M. A. (2007). Katılımcılık Açısından Belediye Yasasının İşlevselliği: Kent Konseyleri ve Öteki Mekanizmalar Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar II Uygulama, Ed. Hüseyin özgür ve Muhammed Kösecik Nobel Yayın Dağıtım, Ankara. 22. Gözde Kestellioğlu ile Zeynep Arıkan ın mülakatı, Gözde Kestellioğlu ile Mustafa Taşlıyan ın mülakatı, Gözde Kestellioğlu ile Mustafa Poyraz ın mülakatı, Kent Konseyleri Birliği Türkiye Kent Konseyleri İşbirliği ve İletişim Ağı İlke ve Esaslar, 24 Kasım 2010-Gaziantep. 73

86 AVRUPA BİRLİĞİ YÖNETİME KATILIM İLKESİNİN TÜRKİYE UYGULAMASI ÖRNEĞİ: KENT KONSEYLERİ Öğr. Gör. Dr. Salih BATAL Yalova Üniversitesi, Çınarcık Meslek Yüksek Okulu, Yönetim ve Organizasyon Bölümü, Çınarcık/YALOVA ÖZET Üye ülkelerin AB entegrasyonundan doğan yükümlülükleri yerine getirirken başvurdukları idari düzenlemelere ve uygulamalara bakıldığında bir benzeşmeden bahsetmek mümkün değildir. Entegrasyon aşamasındaki Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de benzeşme sınırlıdır. AB, aday ülkelerin kamu yönetim sistemlerini, kendilerinden beklenen görevleri üyelik sonrası etkin biçimde yerine getirmeleri için genel prensiplere göre organize etmelerini beklemektedir. AB nin herhangi bir politika alanında beklediği, söz konusu politikanın standart hale gelen AB normlarına göre yerine getirilmesidir. Bu açıdan, kurumsal benzeşme ya da idari düzenlemelerdeki benzeşmeden çok, sonuçların benzeşmesinden ya da politika çıktıları açısından bir benzeşmeden bahsedilebilir. Dolayısıyla, üye ülkeler, kamu yönetiminin ve yerel yönetimlerin paylaşılan genel ilkeleri çerçevesinde, kendi siyasi, idari ve sosyal yapılarına uygun olan yöntemlerle ulaşmaları gereken politika çıktılarını gerçekleştirebilirler. Çalışmamızda Yerel Yönetimler konusunda temel algıdan bahsedilmiş ve katılım konusunda Avrupa Birliği nin kurum olarak tavrı ortaya konmuştur. Üye ülkelerin farklı yerel yönetim modellerine sahip olması yerel katılım bakımından farklı sonuçları doğurması bek- 74

87 lenirken Avrupa Birliğinin temel beklentilerini karşılayacak şekilde düzenlemelere gidilmiştir. Ülkemizde yerel katılımın en önemli araçlarından biri olan Kent Konseyleri bu bakımdan değerlendirilmiş ve Avrupa Birliğinin beklentilerine ne derece uyumlu olduğu değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Yerel Yönetimler, Yerel Katılım, Kent Konseyleri. 1. GİRİŞ Modern devletin bütün sorunların çözümünü üstlenmesi mümkün olmasa da toplumsal, ekonomik, teknolojik, siyasal, kültürel ve bilimsel kaynakların eşgüdümünü sağlamak zorunluluğu vardır. Bu sorumluluk kamu yönetiminde yeni arayışları gündeme getirmiştir. Avrupa Birliği ne katılım sürecini yaşayan ülkeler, hukuki ve idari yapılarını birlik ölçütlerine göre düzenlemek zorundadırlar. Ülkemizde de AB Müktesebatına uyum sağlanması başlığı altında pek çok düzenleme ve yapısal değişiklik yapılması istenmekte/gerekmekte ve yapılmaktadır. Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde gerçekleştirmekte olduğu değişikliklerin içerisinde kuşkusuz en çok tartışılanı ve dikkat çekeni idari reformlardır. AB; üye ülkelerin kamu örgütlenişi, politika belirleme ve uygulama biçimleri ile ilgili spesifik gerekler belirlememiştir. Üye devletler, kendi ulusal kamu yönetimlerini istedikleri şekilde biçimlendirme yetkisine sahiptir. Ancak birlik tarafından hedeflenen politika çıktılarına ulaşmak için yüklenen görevleri yerine getirmeleri gerekmektedir. 2. AVRUPA BİRLİĞİ VE YEREL POLİTİKALARI Avrupa bütünleşmesi her zaman barışçıl düşüncenin ürünü olmuş ve tamamlanmamış tarihsel bir süreçtir. Fikrin hayata geçirilişi yaklaşık 60 yıllıktır. Bütünleşmiş Avrupa düşüncesi ise yüzyıl öncesine uzanır. AB bir ulus, bir devlet, bir uluslararası kuruluş değildir, belirli alanlarda egemenliklerini devretmiş bulunan Avrupa lı ülkelerden oluşan bir uluslarüstü kurumdur. AB, (Federal Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg) 1951 de oluşturduğu Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu na dayanır. Uluslararası örgütlerden farklı olarak, AB ülkelerinin AB kurumlarında alınan kararları uygu- 75

88 lamama hakkı bulunmamaktadır. AB ülkeleri merkezi ve yerinden yönetim yapılanmalarına göre 5 sınıfta değerlendirilir. İlki Almanya, Avusturya ve Belçika gibi federal devletler, 2. İspanya, İtalya gibi bölge yönetimlerine ağırlık veren devletler, 3. Fransa, Hollanda, İsveç gibi, yerinden yönetime önem veren devletler, 4. Yunanistan ve Lüksemburg gibi üniter devletler, 5. ise, İngiltere, Danimarka, İrlanda, Finlandiya gibi, üniter yapı ile birlikte bölge ve yerinden yönetimlere yer veren devletler oluşturmaktadır. AB içerisinde üçlü bir yapı bulunmaktadır. Bunlar aşağıdan yukarıya doğru en altta bölgeler sonrasında devletler ve en üstte AB yer almaktadır. Bu yapılanmada yerel yönetimler bir kademe olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle AB organları, yerel yönetimler açısından önemli bir ilke belirleyerek, kendi sınırları içerisindeki tüm ülkelerce uygulanacak ortak bir yerel yönetim politikası belirlemeye çalışmaktadır. AB bu niyetini 2001 de yayınlanan Beyaz Kitap ta, Yerel yönetimlerin çalışmaları vatandaşların denetimine açık olmalıdır, kamu hizmetleri etkin, şeffaf ve katılımcı bir şekilde sunulmalıdır, merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında belirlenmiş bir alt-üst ilişkisi olmamalıdır, mali kaynakların paylaşımı da uzlaşma yoluyla olmalıdır şeklinde dile getirmektedir. AB ülkelerinin kabul ettikleri yerellik ilkesi, Bölgeler Komitesi, Avrupa Konseyi Sınır Ötesi İşbirliği ve AY- YÖŞ gibi prensipler, AB hukukunda yerel yönetimlerin yer almasını zorunluluk haline getirmektedir. 3. YÖNETİME KATILIM VE YEREL YÖNETİMLER 3.1 Yönetime Katılım Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, yerel yönetimlerin demokratik yapılanmanın ön koşulu olarak görülmesinin nedeni, yönetimde doğrudan katılıma olanak sağlayan kurumlar olmalarından kaynaklanmaktadır. Demokrasi kavramının temel gerekleri olan halk katılımı, çoğunluk ilkesi ve seçmenlere karsı hesap verme sorumluluğu gibi değerlerin yerel yönetimlerde hayata geçirilmesi daha kolaydır. Yerel yönetimlerin, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde merkezi yönetime göre üstünlükleri vardır. Hizmetlerinin yürütülmesinde üstün oldukları taraf, katılıma fırsat vermeleridir. Toplumsal çevre ile ilişkide olan yerel yönetimler katılım ile hizmetlerde rasyonellik sağlar. 76

89 Yerel demokrasinin geliştirilmesinde en önemli ölçüt, yerel halkın kararlara yaptığı katkının derecesidir. Bu katkı ne kadar fazla ise, yerel demokrasi o oranda gelişmiştir. Türkiye de Yerel yönetimlerde katılımı sağlamak için uygulanan çalışmaların en önemlileri söyle sıralanabilir: Kent konseyi/kurultayı, halk oylaması, halk toplantıları, kampanyalar düzenlemek, iletişim demokrasisi kamuoyu yoklamaları, yurttaş kurulları, planlama çemberleri/forumları, danışma kurulları, Yerel Gündem 21, meclis toplantılarına katılım, gelecek atölyeleri, halkla ilişkiler uygulamalarıdır. 3.2 İyi Yönetişim - Yerel Katılım ve Kentsel Yönetişim İlişkisi Yönetişim kavramı yönetime katılma kavramına bir seçenek olarak ortaya konmaktadır. Demokratikleşmeyi sağlaması beklenen katılmalı yönetimle, yönetilen temsilcilerinin karar sürecinde yer alması hedeflenmektedir. Yönetişim kavramı yerel yönetimleri üç boyutlu algılamaktadır. Bunlar; yerel yönetim, yerel sermaye ve yerel alanda etkin olan STK lar ya da gönüllü kuruluşlardır. Bu yapıda devletin etkinliği azalırken yerel ve küresel aktörlerin ağırlığı artmaktadır. Bu yaklaşımın yereldeki yansıma ve uygulamaları kent meclisi, kent parlamentosu ve kent kurultayı olarak adlandırılmaktadır. Yönetişim konusunda diğer bir gelişme de son dönemlerde kent yönetimi kavramından daha çok kentsel yönetişim kavramının tartışılmasıdır. Bunda en önemli etken sermayenin sınır tanımaz geçişkenliği, sermaye yatırımlarındaki hareketlilik ve ekonomik küreselleşmenin gerçekleşmesidir. Kent yönetimleri açısından bunun anlamı, kent ekonomisi üzerindeki kontrolünün sona ermesi ya da çok azalmasıdır. Kentler arasında sermaye yatırımlarını çekebilmede yaşanan rekabet üst seviyelere taşınmış, kimi yazarlarca bu rekabet, alan savaşları biçiminde tanımlanmıştır. Son olarak ise kentlerin uluslararası alanda daha fazla sorumluluk gerektiren sınır aşırı işbirliği anlamında yeni roller üstlenmeye başlamalarıdır. 4. AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE YEREL-KENTSEL ALGI DÖNÜŞÜMÜ 4.1 Avrupa Birliği nde Yerellik İlkesi Maastricht Sözleşmesi nin hem başlangıç bölümünde hem de genel hükümler bölümünde yer alan AB de kararların mümkün ol- 77

90 duğu kadar yurttaşlara en yakın düzeyde alınması ilkesi, Avrupa bütünleşmesinin şu aşamasında yerel yönetimleri ön plana çıkartabilecek tek kavramdır. Ancak, 1985 te Avrupa Konseyince kabul edilen AYYÖŞ de de yer alan yurttaşa yakın yönetim ilkesi AB ye üye devletlerin ulusal kimliğine saygı ilkesi karşısında yerel yönetimler açısından anlamını yitirmektedir. Dolayısıyla yerellik ve yurttaşa yakın yönetim ilkelerinin yurttaşlara ve yerel yönetimlere nasıl yansıyacağı üye devletlerin takınacağı tutuma bağlıdır. - Almanya da Yerellik İlkesi: Anayasada tersi belirtilmiş ve o yönde izin verilmiş olmadıkça hükümet yetkilerinin kullanılması ve devlet işlevlerinin yerine getirilmesi, eyaletlere düşen bir görevdir denilmektedir. Ayrıca yine Anayasa da Yetki federal hükümette bırakılmış değilse eyaletlerindir (30. Md.) ifadesi bulunmaktadır. Almanya da, Federal hükümet, eyalet yasalarının uygulanmasına karışmaz. Federal hükümetin kendi yürütme örgütü eliyle yerine getireceği görevler Anayasa da sınırlıdır. (Posta hizmetleri, demiryolları, dış politika, merkez bankacılığı, gümrükler gibi ) Yerellik ilkesinin belediyeler ve ilçeler düzeyinde uygulanma sının ayrıntıları, eyaletlerde olduğu gibi ayrıntılı bir biçimde belirlenmiş değildir. Çünkü bunları eyalet yasaları düzenler. Bu yönetimlerin kimi hakları, hem federal anayasanın, hem de eyalet anayasalarının güvencesi altındadır. - Avusturya da Yerellik İlkesi: Avusturya Anayasası nın 11. maddesinde hangi konularda yasama yetkisinin federasyonda, yürütmenin ise eyalet lerde olduğu gösterilmiştir. Federal hükümet, eyaletlerin yürütme ile ilgili yetki alanına, sadece ülke çapında bir örnek önlemlerin alınması zorunlu olduğu takdirde karışabilmektedir. 12. madde, federal hükümetin otomatik olarak yasama yetkisine, eyaletlerin ise yürütme ve yasaları uygulama yetkisine sahip bulunduklarını göstermektedir. 13. madde de, belediyeler federal hükümetin ve eyaletlerin yasaları ile çizilen çerçeve içinde, yönetsel özerkliğe, her türlü akçalı olanaklara sahip olabilen, ekonomik girişimlerde bu lunabilen, bütçesi olan ve vergi koyabilen özerk ekonomik birimler olarak nitelendirilmiştir. Belediyeler, kent halkının çıkarlarını, kendi sınırları içinde yerine getirme yeteneğine sahip bulundukları her konuda yetkilidirler. Bu kural Avusturya da yerellik ilkesi olarak adlandırılmaktadır. - İtalya da Yerellik İlkesi: İtalyan Anayasa sı nda hizmette halka yakınlık ilkesi yer almış değildir. İtalyan kültüründe bu ilke 78

91 yalnız kilise ile birey arasındaki ilişkiler açısından bir değer taşır. Cumhuriyet in tek ve bölün mez olduğunu belirten Anayasa da, devletin yerinden yönetimi özendireceği, devlet hizmetlerinin olabildiği ölçüde yerelleştirileceği yazılıdır. Ülkedeki yerel yönetim düzetilmesine karşın türlü yöntemlerle gerçekleştirilen ön denetim sürmektedir. Bölge Meclislerince benimsenen yasaların merkezi yöne timin bir görevlisince onaylanması gerekmektedir. Bunun gibi Belediye Meclislerinin ve İl Genel Meclislerinin kararlarının da, CORECO adı verilen bir Bölge Gözetim Komitesi nce onaylanması zorunludur. - Fransa da Yerellik İlkesi: 1976 da kurulan Yerel Sorumlulukları Geliş tirme Komisyonu, merkezle yerel yönetimler arasındaki görev bölüşümüne özel bir yer vermiştir. Buna göre yerellik ilkesi; yetkileri kullanacak en uygun yönetim basama ğının hangisi olduğunu aramayı amaçlar. Üst düzeydeki yönetim, yalnızca, alt basa maktaki yönetimlerin, söz konusu yetkileri kendi başlarına kullanma gücünden yoksun olmaları durumunda o yetkilere sahip çıkacaktır. Bu nedenle de, bütün yetkiler yerel yö netimlere devredilmelidir. - Türkiye de Yerellik İlkesi: Yerellik ilkesi anayasalarımızda yer alan bir ilke değildir. Çünkü yönetimin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığını göste ren 1982 Anayasası, iki yönetim biçimi arasında bir denge sağlamayı amaçlıyor gibi görünse de yasal düzenlemeler ve uygulama, ağırlığın merkezden yana olduğunu gösterir. Anayasa nın 127. maddesinde sözü edilen yerinden yönetim ilkesinin içeriği, kapsamı ve sınırları belirtilmiş değildir. Belediye yasası ve öteki yasalar, en azın dan, belediyelerin görevleri yönünden listeleme ilkesini, genel yetki ilkesine yeğlemişlerdir. Böylece, yasaların yasaklamadığı ya da başka yönetimlere bırakılmamış olan bütün hizmetleri yerel yönetimlerin yerine getirmesi anlamına gelen yerellik ilkesi ülke mizde benimsenmiş olmaktan uzaktır, denilebilir. Belediye Yasası nın 19. maddesinde yer alan ve yasanın kendilerine yüklediği gö rev ve hizmetleri yerine getirdikten sonra, belediyelerin, o kentte oturanların ortak ve uy garca gereksinmelerini karşılayacak her türlü girişimde bulunabilmelerine olanak tanı yan kural, zorunlu görevlerin yerine getirilememesi nedeniyle, işlerlik kazanabilecek durumda değildir. 79

92 4.2 Avrupa Birliği nde Yerel Yönetimler Özerklik Şartı AYYÖŞ: özerklik; yerel makamların kanunlarla belirlenen sınırlar içinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme imkanıdır (3.Md.). AYYÖŞ 2. Md si de özerk yerel yönetim ilkesinin ulusal mevzuatla ve durumlarda anayasa ile tanınması gerektiğini belirtmiştir. Yerel yönetimlerin özerkliği iki yönlüdür. Bunlar; yerel yönetimlerin merkezle ve halkla olan ilişkileridir. Merkezle olan ilişkide yerel yönetimlerin faaliyet alanlarının belirlenmesi ve ayrılması, bu faaliyetleri yapabilmek için gerekli mali kaynakların oluşturulması ya da oluşturma imkanının olmasıdır. Ayrıca merkezi idarenin, yerel idareler üzerindeki yetkisi yasalarla güvenceye alınıp en aza indirilmelidir. Yerel halkla olan ilişkide ise faaliyetlerin nasıl ve ne yönde olacağına yerel halkın karar vermesidir. Yerel yönetimlerin özerkliği ülkeden ülkeye değişiklik arz etmektedir. Federal devletlerde yerel yönetimler hem idari hem de siyasal açıdan özerk olmalarına karşın üniter devletlerde sadece idari-mali özerklikten faydalanmaktadırlar. - Almanya da Yerel Özerklik: Yerel yönetimler, mahalli sınırları içindeki mahalli nitelikli kamu hizmetlerinin tümünü kendi sorumlulukları altında yürütme yetkisine sahip tek ve temel kuruluşlar olarak düzenlenmiştir. Bu sorumluluklarını yerine getirecek yetki, mali kaynaklar ve personelle donatılmışlardır. Almanya diğer Avrupa ülkeleriyle mukayese edildiğinde en üst düzeyde özerkliğe sahiptir. Görev ve siyasal yapılarıyla orantılı geniş bir mali özerklikten faydalanırlar. Anayasası nın 28. md. de yerel yönetimler anayasal güvence altındadır. Yerel yönetimler konusunda merkezi devletin yetkisi olmasa da eyaletlerin sınırlı denetim yetkisi mevcuttur. Kanunlarla merkezi idareye verilmemiş tüm hizmetler mahalli idarelere bırakılmıştır. - Fransa da Yerel Özerklik: 2003 te yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhuriyetin bölünmezliği ve yerindenlik ilkelerinden vazgeçilmeden, Cumhuriyetin adem-i merkeziyetçi niteliği anayasa hükmü haline getirilmiştir. Anayasası nın devletin temel niteliklerini düzenleyen 1. md. ne göre; devletin teşkilatlanması, adem-i merkeziyet esasına dayanmaktadır. Yerel yönetim kuruluşları ve toplulukları yürürlükteki kanunlara ve düzenleyici işlemlere aykırı düzenleme yapma yetkisine sahip kılınabilirler. Ancak bu yetki Anayasayla garanti altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin kullanılma koşullarını tehlikeye atacak bir konuda tanınamaz. İkinci olarak bu yetki ancak 80

93 yerel yönetimlerin kendi yetki ve görevleriyle ilgili konularda olabilir ve son olarak da belli bir süre ve konu ile sınırlandırılmış olarak kullanılabilir. Bölge meclisi, bütçeyi oylamadan da bölge başkanına, bütçeyi kullanabilme yetkisi tanınmıştır. Ancak Fransız idari yargısı bu yetkiyi meclisin oylamayı açıkça red etmesi ihtimaline indirgemek suretiyle kanunu dar yorumlamıştır. Fransa da iki veya daha çok ili içine alan özerk yerel yönetim birimi olan bölgelerin üzerinde idari ve mali vesayet denetimi bulunmamaktadır. - İngiltere de Yerel Özerklik: İngiltere de parlamento yerel yönetimlerin özerkliğine müdahale edebilmekte, yetkilerini sınırlayabilmekte, yerel yönetimlerin örgütlenmesini, görev alanını, işlevlerini, hizmetlerin standartlarını değiştirebilmekte ve yetki ve sorumlulukları bir birimden diğerine aktarabilmektedirler. AB süreci İngiltere de yerel yönetimler yeni yerelcilik ve çok katmanlı yönetişim kavramları çerçevesinde gelişmektedir. Birleşik Krallık taki yerelleşme iki boyutludur. Birinci boyutuyla bölgesel parlamentolar kurmak, kısmi yasama yetkileri tanımak şeklinde özerk bir yönetim kurmaya çalışırken ikinci boyutuyla yerel yönetimleri reformize etmektadir. Londra Anakent dışındaki yerel yönetimlerin omurgası 2000 de çıkarılan Yerel Yönetimler Kanunu ile belirlenmiştir. - İspanya da Yerel Özerklik: 1978 Anayasası ülkeyi iller ve belediyelerden oluşan özerk bölgeler, özerklikler devleti olarak tanımlamaktadır. 17 Özerk Topluluk ve 2 özerk kentten oluşur. Son 20 yıldır birçok hizmet ve yetki yerel yönetimlere devredilmiştir. Temel normlar devletçe çıkarılmakta tamamlayıcı nitelikte düzenlemeler ise özerk topluluk meclislerine bırakılmaktadır. İspanya da yerel yönetimler federal devletlerde olduğu gibi hem İspanya Devlet yasalarına hem de özerk topluluk yasalarına bağlıdırlar. Yerel yönetim özerkliği Anayasa da güvenceye alınmıştır. Yerel yönetim birimlerinden il ve belediyelerin statüleri ulusal yasa koyucu tarafından belirlenmesine karşılık özerk toplulukların durumu Anayasa ve statüler tarafından belirlenmektedir. Bunun bir yansıması olarak il ve belediyelerin özerkliği daha ziyade idari olmasına karşın özerk toplulukların özerkliği ise siyasaldır. Bu nedenle bazı alanlarda tek başlarına bazı alanlarda ise tamamlayıcı nitelikte yasama yetkileri kullanırlar. İspanya Anayasa Mahkemesi de özerk 81

94 toplulukların sahip olduğu özerkliği egemenlik olarak kabul etmemekte bunun yerine ulusal sınırlar için de geçerli bir yetki olarak ifade etmektedir. İspanya da merkezin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisi kaldırılmıştır. Özerk toplulukların özerkliklerini daraltıcı işlemlere karşı özerk topluluklar, Anayasa Mahkemesine gidebilmektedirler. - İtalya da Yerel Özerklik: İtalya da 1960 lardan itibaren anayasal ve kurumsal reformlarla yerel yönetimlerin yetkileri ve özerklikleri arttırılmış ve yerel düzeydeki yönetimler güçlendirilmiştir. Günümüzde İtalya da yerel yönetim birimleri de üçlü bir yapı arz etmektedir. İtalya daki son adem-i merkezileşme sürecinde merkezi hükümetin fonksiyonları bölgeler, iller ve belediyelere dağıtılmıştır. Belediyeler ekonomiyle ilgili düzenleyici ve koordine edici görevleri bölgelerle birlikte yerine getirmektedirler. Belediyelerin aralarında birlik kurmaları mümkündür. Yerel yönetimler kendi görev ve yetki alanları içinde referandum yapabilmektedirler. Bölge meclislerince çıkarılan yasaların Anayasaya uygunluğu, ulusal yararlar ve diğer bölgelerle menfaat çatışması olup olmadığı hükümet komiseri vasıtasıyla kontrol edilmektedir. Aykırılık durumunda meclise iade edilir. Aynen kabulü durumunda Anayasa Mahkemesi ne merkezi hükümetçe götürebilirler. Bölge yönetiminin eylem ve işlemleri konusundaki denetimi ise bölge komiseri başkanlığındaki denetim komisyonunca yapılır. Yine bölgesel organların bariz yasaya aykırı uygulamalar sebebiyle Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle görevden alınabilmeleri mümkündür. İl ve belediyeler üzerindeki denetim bölgesel denetim komitesince yapılır. - Macaristan da Yerel Özerklik: Anayasa da (1989) yerel yönetimler, yerel kamusal işleri yöneten ve kamu gücünü yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda kullanan özgür ve demokratik birimlerdir (md. 42) denilerek yerel yönetimlere geniş bir özerklik alanı tanınmıştır. Yerel yönetimlerin hakları ve görevlerinin yasa ile düzenleneceği Anayasada ifade edilmiştir. Macaristan da tüm yerel yönetimlerin mahkeme kararlarına karşı Anayasa mahkemesine temyize gitme hakkına sahiptir. (md. 43). Yerel yönetimler yasasının parlamento üyelerinin üçte iki çoğunluk oyu ile çıkarılır. Yerel yönetimlere tanınan temel haklarda yapılacak sınırlandırmalarda da aynı oy koşulu geçerlidir (md. 44/C). 82

95 Yerel kamusal konularda tam ve ayrıcalıklı yetki yerel yönetimlerindir. Devlet teşkilatı tarafından bu yetkiler azaltılamaz, zayıflatılamaz ve sınırlandırılamaz. Yerel yönetimler üzerindeki denetim sadece hukukilik denetimidir. Yerel yönetimlerin mali denetimi ise Sayıştay tarafından yapılır. Yerel yönetimlerin mali özerkliği her geçen yıl artan şekilde sınırlandırılmaktadır. Macaristan da yerel yönetimlerin gelirlerinin sadece üçte biri öz gelirlerinden oluşmaktadır. - Türkiye de Yerel Özerklik: Anayasa ve yerel yönetimlerle yılına kadar- ilgili yasalarda yerel yönetimlerin özerk olduğuna dair doğrudan bir hüküm göremeyiz Anayasası nın yerel yönetimleri düzenleyen 127. maddesi Anayasa nın varlık, görev ve gelir bakımından tüzel kişilik olarak tanımladığı yerel yönetimler doğrudan özerk olarak tanımlanmamakla birlikte, yerel yönetimlerin karar organlarının seçimle işbaşına geleceği, yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasayla düzenlenir ve bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır ifadeleri yer alır. Anayasa da açıkça yer almasa da yerinden yönetim ilkesi ile kastedilen yerel yönetimlerin merkezin hiyerarşisi içerisinde yer almadığı, bu kurumların yerel özerkliğe sahip olduğudur ve sonrası Kamu Yönetimi Reformu çerçevesinde çıkan yerel yönetimlerle ilgili yasalarda ise yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğe sahip oldukları ilk kez ifade edilmiştir. Büyükşehir Belediye, Belediye ve İl Özel İdaresi Yasası nda kurumların tanımı yapılırken...idari ve mali özerkliğe sahip... kamu tüzel kişisi denilerek, ilk kez ulusal mevzuatta yerel yönetimlerin özerkliği açık bir şekilde ifade edilmiştir. İÖİ Yasası ile İÖİ lerinin özerklik alanı genişletilmiştir. Daha önce İl Genel Meclisi nin tüm kararları Vali onayı ile yürürlüğe girmekte iken yeni yasa ile bu Vali ye sadece hukuka aykırı gördüğü kararları yeniden görüşülmek üzere İl Genel Meclisi ne iade ve meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine idari yargıya başvurma gibi yetkiler verilmiştir. İdari vesayet denetimi iki noktadan dönüşüme uğramıştır. Birincisi, vesayet denetiminin içeriği daraltılmış ve sadece hukukilik denetimi ile sınırlandırılmış ve yerindelik yönünden vesayet denetimi yapılması uygulamasına son verilmiştir. İkinci olarak ise vesayet denetimi artık önceki sistemde olduğu gibi yerel yönetim işlemini onaya tabi tutma, yürürlüğe girmesini engelleme veya geciktirme şeklinde 83

96 değil, yargı denetimini harekete geçirme şeklinde algılanmıştır. Yeni yasalar mali özerklik alanını da genişletmiştir. Özellikle borçlanma ile bütçe ve kesin hesap konularında bu göze çarpmaktadır. İl Özel İdareleri nde bütçe ve kesin hesap İl Genel Meclisi kararıyla kesinleşir. İçişleri Bakanlığı ya da başka bir makama gönderilmez. Türkiye AYYÖŞ nin birçok ilkesini benimsemiş olmasına rağmen bazı konularda çekinceler koymuştur. Yerel makamları doğrudan ilgilendiren konularda yerel yönetimlere danışılması, yerel makamların kendi iç idari örgütlenmelerini belirleyebilmeleri, yeniden dağıtılan kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda yerel yönetimlere danışılması bu çekincelerden bazılarıdır. Tüm bunlara rağmen Türkiye yerel yönetimlerle ilgili yasaları çıkarırken en çok gönderme yaptığı kaynaklarından birisi AYYÖŞ dir. Ayrıca yıllarını kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planında da şarta atıfta bulunularak, Merkezi yönetimden yerel yönetimlere yetki ve görev aktarımı, AYYÖŞ de getirilen ilkeler dikkate alınarak sağlanacaktır denilerek şartın Türkiye deki yerel yönetimlere ilişkin düzenlemelerde rehber olduğu tekrar edilmiştir. 4.3 Avrupa Birliği nde Yerel Katılım - Fransa da Yerel Katılım: 2003 Anayasa değişikliği ile seçmenlere yerel yönetimlerin karar organlarının gündemine girmek üzere dilekçe verme hakkı tanınmıştır. Yerel yönetimlere, alacakları kararlar için yerel referanduma gitme yetkisi verilmiştir. Özel statülü bir yerel yönetimin kurulması veya teşkilatında bir değişiklik yapılması tasarlandığında, ilgili yerel yönetimlerin seçmenlerine danışılmasına yasa ile karar verilebilir. Sınır değişikliklerinde yasa ile öngörülen şartlar çerçevesinde, yerel halkın görüşüne başvurabilir. (AY m.72/1). Yerel referanduma ilişkin bazı hükümleri de içeren Yerel Yönetimlerin Özgürlüklerine ve Sorumluluklarına İlişkin Yasa 2003 te parlamentoda kabul edilmiştir. Belediyelere tanınan, danışma amaçlı yerel halk oylamasına başvurma hakkı, bütün yerel yönetimlere tanınmaktadır. Yerel seçmenin görüşünü almak amacıyla yapılan halkoylamasının konusu, yerel yönetimlerin karar meclislerinin tüm yetki alanını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yine bu yasada katılımcı demokrasinin enstrümanları olarak mahalle konseyleri ve danışma komiteleri ile yerel kamu hizmetleri danışma komisyonlarının güçlendirilmesine ilişkin hükümler getirilmiştir. 84

97 YG 21 çalışmaları Fransa Yerel yönetimlerinde başarılı olarak uygulanmakla beraber hem yerel hem de ulusal uygulama alanı sınırlıdır. YG 21 uluslararası gereklere bir cevap olarak yerine getirilen bir inisiyatif olarak görülmektedir ve çok fazla önemsenmemektedir. - Macaristan da Yerel Katılım: Macaristan da yerel katılım açısından önemli yasal güvenceler vardır. Yerel seçimlerin yanı sıra yerel referandum da Macaristan Anayasasında düzenlenmiştir (Macaristan Anayasası, m.44). Yerel seçimler dışında Macaristan da yasaların getirdiği resmi katılım mekanizmaları üç türlüdür. Bunlar, yerel referandum, halkı bilgilendirme toplantıları ve halk inisiyatifleridir. Macaristan da bazı durumlarda referandum yapılması zorunludur (Örneğin:Belediyelerin birleşmesi ya da ayrılması durumu). Belediye meclisinin herhangi bir konuda zorunlu referandum düzenleme yetkisi vardır. Bununla beraber yasalar; bütçe, yerel vergiler ve belediye meclislerinin organlarının işleyişine ve dağıtılmasına ilişkin konularda referandum düzenlenmesini yasaklamıştır. Yerel referandumun sonucu bağlayıcıdır. Macaristan da yerel yönetimlerin yılda en az bir defa halk toplantısı yapması zorunludur (Yerel Yönetimler Yasası md. 13). Halk inisiyatifinin fonksiyonu istedikleri konuyu yerel meclisin gündemine getirme haklarının bulunmasıdır. Macaristan yerel yönetimleri YG 21 çalışmalarının uygulayan ülkelerdendir. Ancak bu konudaki faaliyetler çok zayıf nitelikte ve yerel katılıma etki edecek düzeyde değildir. - Türkiye de Yerel Katılım: 1982 Anayasası nda yerel katılımla ilgili olarak sadece Mahalli İdareleri düzenleyen 127. maddesinde, yerel seçimlerden bahsedildiğini görürüz. Belediye Yasası nın Hemşehri Hukuku başlığını taşıyan 13. maddesinde Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir denilmektedir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır... Belediye hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır denilmiştir. Yerel yönetime katılım olanaklarını genişleten mekanizmalardan birisi de yerel referandumdur. Pek çok ülkede Anayasal dayanağa sahip olan bu kuruma (Macaristan, Fransa, İtalya, Belçika, Polonya 85

98 gibi), Türkiye Anayasası nda yer verilmemiştir. Belediye Yasasında ise oldukça sınırlı birkaç alanda uygulanmak üzere referandum kurumuna yer verilmiştir. Bunlar köyün belediyeye dönüşüm isteği üzerine yapılan referandum (Belediye Yasası m. 4) ve köy ve belde katılmaları ve birleşmelerine ilişkin referandumlardır (Belediye Yasası m. 8). Belediyelere ve İl Özel İdareleri ne, verilen hizmetlerle ilgili olarak, halkın görüş ve düşüncelerini belirlemek amacıyla kamuoyu yoklaması ve araştırması yapma yetkisi verilmiştir (Belediye Yasası, m. 15; İl Özel İdaresi Yasası, m.7). Belediye yasasında yer alan katılıma ilişkin bir hüküm ise ihtisas komisyonlarıdır. Mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşlarının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili STK temsilcileri, oy hakkı olmaksızın kendi görev ve faaliyet alanlarına giren konuların görüşüldüğü ihtisas komisyonu toplantılarına katılabilmeleri ve görüş bildirebilmeleridir. Ayrıca yasa, bu komisyonlarda uzman kişilerden yararlanılabileceğini de hükme bağlamıştır. Türkiye de yerel katılım sağlanması için diğer organizasyonlar ise Yerel Gündem 21 ve Kent Konseyi çalışmalarıdır. 4.4 Avrupa Kentsel Şartı AB nin kentlere ilişkin çalışmaları arasında en önemli yeri, 1992 de Konseyin kabul ettiği Avrupa Kentli Hakları Şartı tutmaktadır. Şart, yerel yönetimlere, Konseyin genel amaçları doğrultusunda, insan haklarının ve insanlık onurunun korunması için gerekli kentsel uygulamalarda rehber olmak üzere hazırlanmıştır. Avrupa Kentsel Şartı, AB nin temel hak ve özgürlüklerin korunması yolundaki çağrılarına koşut olarak, kentsel gelişmenin niteliksel özellikleri ve yaşam kalitesiyle ilgilidir. Şart ta, Avrupa da her ülkede uygulanabilecek olan bir dizi yol gösterici evrensel ilkeler tanımlanmıştır. Şart ta, şiddetten, her türlü kirlilikten, bozuk ve çarpık kent çevrelerinden arınma hakkı, yaşadığı kentsel çevreyi demokratik koşullar çerçevesinde denetleyebilme hakkı, insanca barınma hakkı, sağlık ve kültür hizmetlerinden yararlanma ve dolaşım özgürlükleri gibi temel kentsel hakların yer aldığı görülmektedir. Bütün bu haklardan, kentlerde yaşamakta olan insanların, yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyo-ekonomik statü, ruhsal ve bedensel özür ayrımı olmaksızın yararlanabilmeleri ilkeleri benimsenmiştir. Şart ın halk katılımı ile ilgili kabul ettiği temel ilkeler şunlardır: 86

99 - Yerel politik yaşamda etkin katılım için; halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereği, - Toplum geleceğini etkileyecek her tür önemli projede halka danışma gereği, - Yerel politik kararlarını; uzmanlardan oluşacak ekiplerce gerçekleştirilecek kentsel ve bölgesel planlara dayandırılması, - Gençlerin toplum yaşamına katılımının yerel yönetimlerce sağlanmasıdır. 5. AVRUPA BİRLİĞİ YÖNETİME KATILIM İLKESİNİN TÜRKİYE UYGULAMASI ÖRNEĞİ: KENT KONSEYLERİ Belediye Yasası nın 76. maddesine göre; Kent Konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır. Kent Konseyleri; üyeleri vali, belediye başkanı, ilgili ilin milletvekilleri, il genel meclisi, belediye meclisi üyeleri, mahalle muhtarları, dernek ve vakıflar, meslek odaları, özel sektör kuruluşları, sendikalar, üniversiteler, siyasi partiler, kamu kurum ve kuruluşları ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyi; YG 21 kapsamında oluşturulan çalışma gruplarının ve kadın, gençlik, kıdemli hemşehriler ve çocuk platformlarının temsilcilerini kapsayacak şekilde, geniş bir yelpazeye yayılan yerel ortaklardan oluşmaktadır. Konseylerin başlıca görevleri şunlardır: Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesi. Kente ilişkin strateji ve eylem planlarının belirlenmesi, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak akıl oluşturmak. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü temel prensiplerine dayanarak, katılımcı demokrasi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek. Kentin kimliğine ilişkin tarihsel, kültürel, doğal vb. değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek. Kent kaynaklarının etkin, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak. Sürdürülebilirlik anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek. Kentin tamamını veya büyük bölümünü ilgilendiren alt yapı, sağlık, eğitim vb. konularda çözümler geliştirmek. Kadınların ve gençlerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve karar alma mekanizmalarında aktif katılı- 87

100 mın sağlamak. Kent yönetiminde, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme yöntemlerinin uygulanmasına katkıda bulunmak ve konseyde oluşturulan görüşlerin belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilmesini sağlamaktır. 5.1 Kent Konseyleri Uygulmasına Eleştirel Bakış - Kent Konseyleri Uygulaması Yeni Bir Model Değildir: Yeni belediye ve büyükşehir belediyesi yasasında katılımla ilgili getirilen temel düzenleme niteliğindeki kent konseyleri, Türk yerel yönetimlerine tamamen yabancı, yeni bir uygulama değildir.1930 yılında yasallaşan 1580 sayılı kanunun hemşeri hukuku başlıklı 13. maddesi bu tür oluşumlara destek sağlamaktadır. Bu maddeye göre her Türk nüfus kütüğüne yerli olarak yazıldığı beldenin hemşerisidir. Hemşerilerin belediye işlerinde reye, intihaba, belediye idaresine iştirake ve belde idaresinin devamlı yardımlarından istifadeye hakları vardır sayılı yeni yasa yürürlüğe girmeden kent konseyi, kent meclisi, kent senatosu, vb. isimlerle yerel halkın karar almaya katılımını sağlayıcı mekanizmalar kurmuşlardır. 1.Ankara Kurultayı, Bolu il Kurultayı, Aliağa Kent Parlamentosu, Urfa kent Senatosu, Milas Kent Kurultayı, Muğla Demokrasi Platformu gibi isimlerle çeşitli kentlerde katılımla ilgili somut girişimlerde bulunulmuştur de kabul edilen Yabancıların Yerel Kamusal Yaşama Katılımları Konvansiyonu çerçevesinde Türkiye nin ilk yabancılar meclisi Alanya da kurulmuştur. - Kent Konseylerinde Halkın Temsili: Kent Konseyi Yönetmeliği nde halkın katılımını engelleyen değişikliklerin iptali için açılan dava ile ilgili olarak Danıştay 8. dairesi tarihli 2007/1280 Esas, 2008/3744 Karar ile yönetmelikteki bazı düzenlemeleri iptal etmiştir. İptal edilen diğer maddeler arasında belediyenin içinde bulunduğu seçim bölgesindeki milletvekillerini, teşkilatını kurmuş siyasi partilerden TBMM de üyesi bulunanların katılımı da yer almaktadır. Danıştay ın iptal kararı, halkın bir organı olarak kurgulandığı ileri sürülen Kent Konseyinin ağırlıklı olarak siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, belediye ve il genel meclisi üyelerinden oluşan bir yapıya dönüştürüldüğü ortaya konmaktadır. STK ların katılımı ise 8. maddeye göre; mahalle sayısı yirmiye kadar olan belediyelerde bütün mahalle muhtarları, diğer belediyelerde belediye başkanının çağrısı üzerine toplanan mahalle muhtarlarının toplam muhtar sayısının yüzde 30 unu geçmemek ve 20 den az olmamak üzere ken- 88

101 di aralarından seçecekleri temsilcileri, üniversitelerden ikiden fazla olmamak üzere en az bir temsilci, üniversite sayısının birden fazla olması durumunda her üniversiteden birer temsilci, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsili öngörülmektedir. - Kent Konseylerinin Şeffaflığı: Belediye Yasasında ve Kent Konseyi Yönetmeliğinde şeffaflığa sürekli vurgu yapılmasına rağmen kent konseylerine hangi STKların hangi ölçütler gözetilerek davet edildiği belli değildir. Konsey yönetmeliğinde belirtilen konuyla ilgili dernek ve vakıf temsilcilerinin nasıl belirlendiği de belirsizdir. Çeşitli belediyelerin kent konseylerinin sanal ortamdaki sitelerinde yapılacak bir araştırmada çoğunda kent konseyini oluşturan kişi, kurum ve kuruluşların isimleri teker teker belirtilmediği görülecektir. Kent Konseylerinin tanıtım eğitim, spor, sağlık, çevre vb. alanlarda birçok çalışma grubu ve gençlik meclisi, çocuk meclisi, kadın meclisi gibi meclisler de yaşama geçirilmiştir. Bu grup ya da meclislerin ne zaman kimlerin katılımıyla, ne sıklıkta toplandığı, ne tür kararların alındığı ise belli değildir. - Kent Konseylerinin Tarafsızlığı: Madde 14/A (1) bendinde; Kent konseyi genel sekreteri, belediye başkanı tarafından önerilen üç aday arasından yürütme kurulu tarafından seçilir maddesi ileri sürülen tarafsız bir yaklaşımla görüş ve önerilerini oluşturmak hedefini zedelemektedir. - Kent Konseyi Meclis Genel Kurulu: Kent Konseyi nin en yetkili organı olan Genel Kurulun yılda yalnızca iki kez toplanmaktadır. Belediye meclisleri kent meclislerinin kararlarını yasa gereği gündemlerine almaya zorunlulukları yoktur. Hatta kent konseylerinden kendilerine gönderilen ve gündeme aldıkları konuyla ilgili karar alma zorunlulukları da bulunmamaktadır. - Kent Konseylerinin Mali Yapısı: (Md.16/A) Belediyeler kent konseylerine, bütçelerinde ödenek ayırmak suretiyle ayni ve nakdi yardım yapar ve destek sağlar denilmektedir. Belediyelerden ödeneğini alan konseylerin bağımsızlığı tartışmalıdır. Buna göre kent konseylerinin alacağı kararların belediye politikalarıyla çelişme ihtimali oldukça düşüktür. - Kent Konseylerinde Geriye Kalan: Kent Konseyleri yerel halktan ilgi görmemektedir. Halk, kent konseylerine kimlerin katıldığını, neler görüşüldüğünü bilmemektedir. Kent Konseyleri yerel yö- 89

102 netimlerin proje ve politikalarına meşruiyet kazandırılmak amacıyla kullanılmaktadır. Yerel yönetimlerde özelleştirmeler sürdükçe, yerel halkın katılımının daha da azalması beklenebilir. Yerel düzeydeki kamusal hizmetler özelleştirildikçe ticari sırlar artacak, halk özel sektöre devredilen kamusal hizmetler üzerindeki söz hakkını yitirecektir. Kent konseyi gibi yerel katılım mekanizmalarının, halkın zaten uygulama kararı alınmış ya da özel sektöre devredilmiş belediye hizmetlerine onay vererek kendilerini yönetime katılıyorlarmış gibi hissetmeleri amacıyla kullanılması, katılımın anlamını yitirmesine ve siyasi kayıtsızlığa yol açacaktır. SONUÇ AB nin yerel yönetimler konusunda ki en önemli katkısı AY- YÖŞ olmuştur. AYYÖŞ yerel yönetimlere politik, mali, idari özerklik getirmekte ve bu özerkliklerle ilgili olarak anayasal garantiler içermektedir. Yerel özerkliklerin geliştirilmesi yerel halkın yönetime uygun platformlar aracılığıyla katılımı ile gerçekleşebilir. Katılım konusunda uygulamaların yasal dayanaklarla desteklenmesi ve halk taleplerinin karşılanabilirlik oranı, üye ülkelerin yerel yönetimler konusunda Avrupa Birliği temel sonuç beklentilerinin karşılanmasını sağlayacaktır. Katılımcı demokrasinin yerel yönetimler alanında Türkiye deki uygulamaları olan Kent Konseyleri ve Yerel Gündem 21 çalışmaları gelişen bir potansiyel ve ivmeyle yol almaya devam etmektedir. Bu konuda vatandaşların yerel demokrasi kavramına da yaklaşması beklenmektedir. Tüm bu beklentilerle birlikte yerel yönetimlerin yönetişim kavramının ve YKY anlayışı ışığında Türkiye nin önünü açacağı muhakkaktır. Yönetişim ve yönetime katılım yaklaşımının öngördüğü yönetme biçiminde kamu yönetimine düşen rol katalizör olmaktır. Kamu yönetimi artık karar alan, uygulayan, yönlendiren ve yöneten olmaktan çıkmakta, toplum aktörlerinin (birey, STK, iş dünyası ve kamu yönetimi) karşılıklı etkileşim içinde politika belirlemesi, planlaması, uygulaması ve denetlemesini öngören çok taraflı yönetim sürecinin katalizörü olarak görev yapmaktadır. Bu da özellikle son dönemde savunulmaya başlanan kürek çeken değil, dümen tutan devlet anlayışının bir sonucudur. 90

103 KAYNAKLAR 1. Akbulut, Ö. (2007), Belediye Yönetimi Reformu: Monolitik İktidar Yapısının Güçlendirilmesi, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt: 16, Sayı: 1, Ankara, ss Anayurt, Ö. (2007), Referandum Demokrasisi Sürecinde Türkiye de Referandumsuz Yerel Demokrasi, Kamu Yönetimi Yazıları Teoride Değişim Yeniden Yapılanma Sorunlar ve Tartışmalar, (Editörler: Bilal Eryılmaz, Musa Eken ve Mustafa Lütfi Şen), Ankara: Nobel Yayın, s Arı Düşünce ve Toplumsal Gelişim Derneği. (2001), Değişim ve Gelişim Sürecinde Avrupa Birliği ve Türkiye, İstanbul, s Ayman Güler, B. (2006), 22 Şubat 2005 Gün ve 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, Mülkiye Dergisi, Cilt: 29, Sayı: 246, Ankara, 2006, ss Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliği, (2005), Resmi Gazete: Sayı: Bosch Roca, N. (1998), İspanya da Yerel Yönetimler (Örgütlenme ve Finansman), (Çeviren:Turgut Kılıçer), Türk İdare Dergisi, Yıl: 60, Sayı: 379, Ankara, s Bülent Bakiler, H., Keyman F. ve Yaşar Sarıbay, A. (1999), Katılımcı Demokrasi, Kamusal Alan ve Yerel Yönetim, İstanbul: Demokrasi Kitaplığı, s Canatan, B. (2006), Fransa da 28 Mart 2003 Anayasa Değişikliği, Üniter Devlette Yerel Yönetimlerin Yeniden Tanımlanması, (Ed: Hüseyin Özgür ve Bekir Parlak), Avrupa Perspektifinde Yerel Yönetimler, İstanbul, ss Carroll, A. (2003), Constitutional and Administrative Law, Third Edition, London, s Çarıkçı, A. (2007), Yerel Siyaset ve Katılımcı Yerel Demokrasi, www. blogcu.com/ak/451091/-(erişim: ). 11. Çitçi, O. (1996), Temsil, Katılma ve Yerel Demokrasi, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 6, Ankara, s Eliçin Arıkan, Y. (2006), Fransız Yerel Yönetim Sistemi ve Türkiye ye Yansımaları, Avrupa Perspektifinde Yerel Yönetimler, İstanbul, s Esen, S. (2004), İspanya, Kamu Yönetimi Ülke İncelemeleri, Ankara, s Fırat, S. (2005), Avrupa Birliği Bütünleşmesinde Yerel Yönetimlerin Rolü, Belediye Dünyası Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 10, s Gözübüyük, Ş. (1993), Yönetim Hukuku, Ankara, s György, H. (2001), Hopes and Realty: The First Decade of the Hungarian Local Government System in the Eyes of the Public, (Editor: Pawel Swianiewcz) Public Perception of Local Governments, Budapest, LGI, ss Işıldak, M. (2007), Kent Konseyi ve Sorunları, (Erişim: ) 91

104 18. Karluk, R. (2002), Avrupa Birliği ve Türkiye, Ankara: Beta Basım Yayım, s Keleş, R. (1999), Avrupa nın Bütünleşmesi ve Yerel Yönetimler, Türk Belediyecilik Derneği Konrad Adenauer Vakfı, Ankara, ss Keleş, R. (1992), Belediyeciliğimizde Son Gelişmeler ve Yerel Özerklik, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt: 1, Sayı: 2, Ankara, s Koçdemir, K. (1999), Almanya da Mahalli İdareler, Dünya da Mahalli İdareler, Ankara, s Koçdemir, K. (2000), Avrupa Birliği Hukuku ve Mahalli İdareler, Türk İdare Dergisi, Yıl: 72, Sayı: 426, Ankara, s Koçdemir, K. (1999), Mukayeseli Mahalli İdareler Tarihi ve Perspektifler (İngiltere, Fransa, Almanya, Türkiye), Türk İdare Dergisi, Yıl: 71, Sayı: 424, Ankara, s Murat, S. (2000), Bütünleşme Sürecinde Avrupa Birliği nin Karşılaştırmalı Yapısı, İstanbul: Filiz Kitabevi, s Nalbant, A. (1997), Üniter Devlet Bölgeselleşmeden Küreselleşmeye, Ankara, s Ökmen, M. (2006), Uyum Sürecinin İdari-Politiği: AB ve TC Perspektifinde Küreselleşme Yerelleşme Dinamikleri, Avrupa Perspektifinde Yerel Yönetimler, İstanbul, s Palabıyık, H. (2003) Yönetimden Yönetişime: Yönetişim, Kentsel Yönetişim ve Uygulamaları ile Yönetişimde Ölçülebilirlik Üzerine Açıklamalar, Yerel ve Kentsel Politikalar, (Editörler: M. Akif Çukurçayır, Ayşe Tekel), Çizgi Kitabevi Yayınları No: 80, Bilim-Toplum-Siyaset No:19, 1. Baskı, Konya, ss TODAİE, (1992), Kamu Yönetimi Araştırması, Yerel Yönetimler Araştırma Grubu, Ankara, ss Resmi Gazete, Yönetmelik, (2007), Sayı: 26313, gov.tr/eskiler/2006/10/ htm, (Erişim: ). 30. Solari, S. (2004), Decentralisation of Competencies and Local Development Agencies, in Nort-Eastern Italy, Local Economy, Volume: 19, No:1, s Şinik, B. (2007), Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Ekseninde Örgütlenme Modelleri, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi SBE, ss Talat Arslan, N. (2005), İdari ve Mali Paylaşım Açısından Merkezi Yönetim Yerel Yönetim İlişkileri, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, No: 33, s Ünüsan, T. (1999), İtalya da Mahalli İdareler, Dünya da Mahalli İdareler, s Yerel Gündem 21 Türkiye Örnek Uygulamalar, (2003), IULA-EMME Yayınları, s:

105 35. Yıldırım, F. (2002), Yerel Demokrasi ve Kentteki Gençlik, Gençlik ve Kent Yönetimi, (Çeviren: Ahmet Çiğdem, Editör: Ferzan Yıldırım), İstanbul: Demokrasi Kitaplığı, s Yönetişimde Ölçülebilirlik Üzerine Açıklamalar, Yerel ve Kentsel Politikalar, (Editörler: M. Akif Çukurçayır, Ayşe Tekel), Çizgi Kitabevi Yayınları No: 80, Bilim-Toplum-Siyaset No:19, 1. Baskı, Konya, ss Wollmann, H. (2004), Local Government Reform in Great Britain, Sweden, Germany and France: Between Multi-Function and Single-Purpose Organisations, Local Government Studies, Volume: 30, No: 4, s

106 YÖNETİŞİM YAKLAŞIMI ve FARKLI KATILIM YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Fatma Neval GENÇ*, Arş. Gör. Burcu ÖZOĞUZ*, Arş. Gör. Murat YILMAZ* (*) Adnan Menderes Üniversitesi, Nazilli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, İsabeyli Kampüsü, Nazilli/AYDIN ÖZET Demokratik ideallerin yeniden sorgulandığı yönetişim yaklaşımı ile kamusal kararlara dahil olma taleplerinin yoğunlaştığı günümüzde danışma ve katılma amaçlı, açık görüşmeden konsensüs konferansa kadar uzanan çok sayıda ve farklı türde halk katılım yöntemleri ortaya çıkmıştır. Katılım sadece siyasi alanla sınırlı olmaktan çıkmaya başlamış, sosyal alanda da katılım taleplerinin yoğunlaştığı, çevre, bilim ve teknoloji politikaları, halk sağlığı, planlama vb konularda da halkı yönetsel kararlara dahil etme çabalarının yoğunlaştığı ve halktan da bu türden taleplerin artarak geldiği, nihayetinde katılımın çerçevesinin genişlediği, türlerinin arttığı görülmektedir. Bu çok farklı yöntemlerden bazıları üzerinde daha fazla durulmakta ve öne çıkmaktadır. Bu bildiride son yıllarda ortaya çıkan, farklı ülkelerde pratikte uygulanma imkanı bulan ancak ülkemizde bazıları çok fazla bilinmeyen, uygulanmayan katılım yöntemleri üzerinde durulacaktır. Bu çalışmada seçilen yöntemler uluslararası literatürden, farklı ülkelerdeki örneklerden ve bunlar üzerine yazılan çeşitli raporlar incelenerek oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı bu yöntemleri, avantaj ve dezavantajlarını, sınırlılıklarını, başarı durumlarını/etkinliklerini de dikkate alarak incelemek /değerlendirmek ve uygulanabilirliklerini tartışmaktır. Anahtar kelimeler: Yönetişim, katılım, katılım yöntemleri 94

107 1. KATILIM, DEMOKRASİ VE KAMU YÖNETİMİ Katılım, demokratik sistemin en önemli unsurudur. Demokrasi mücadelesi hakkındaki geniş literatür katılım kavramını tanımlamaya çalışırken, kamu yönetimi literatüründe katılım, daha dar kapsamlı ve teknik bir tanımlamaya sahiptir. Dünya Bankası (DB) katılımı paydaşların etkilediği, gelişme öncelikleri ve bunları etkileyen kaynakların kontrolünü paylaştıkları bir süreç olarak tanımlamaktadır. Nitekim DB projeleri bu tanımlamayı hayata geçiren araçlar olarak tasarlanmıştır. Bu projelerde; uzmanlarla topluluğun işbirliği ile problem analiz edilir, hedefler belirlenir, strateji formüle edilir. DB katılımı, paydaşların, çıkarlarını daha iyi yansıtabilecekleri bir teknik olarak görülmektedir. Benzer bir yaklaşımı benimseyen OECD de katılımı kamu hizmetlerine vatandaş etkisini yansıtma aracı olarak görür. Bunların dışında katılımı doğrudan demokrasiden sınırlı danışmaya kadar farklı şekillerde gören yaklaşımlar da vardır. Her şekilde katılım, vatandaşın kararlara katılımını, otorite paylaşımını öngörür[1]. Katılımın beş genel amacından söz edilebilir. Bunlardan ilki, karar vericilerin halkın önceliklerini anlaması ve kararlarında yer vermesidir. İkincisi, vatandaşların yerel bilgisini kararlara dahil etmektir. Bu amaçlardan her ikisi de karar vericileri belirsizlikten uzaklaştırır ve daha geniş katılımlı kararların oluşmasını sağlar. Üçüncü olarak halk katılımı, adalet ve tarafsızlığı; seslerini başka yollarla duyurma imkanı olmayan grupların da sürece dahil edilmesini sağlar. Dördüncü amaç, katılımla kamusal kararların meşruluğunun artırılmasıdır. Son olarak, katılım kamu görevlileri için bazen, planlamada olduğu gibi, yasal bir zorunluluk olarak da ortaya çıkabilir. Bunlara ek olarak katılımın sivil toplumu geliştirdiği, kendi kendine adapte olabilen yapıları güçlendirdiği ve sorunların daha etkili şekillerde çözümlendiği de söylenebilir[2]. Son yıllarda kamu yönetiminde katılım konusu giderek daha fazla tartışılmaya, konuşulmaya başlanmıştır. Katılıma olan bu yeni ilginin çeşitli nedenleri ileri sürülebilir. Liberal demokrasilerin karşı karşıya olduğu ve vatandaşların tatmin edilmeyi beklediği Demokratik açık, genel olarak kamu kurumlarına, kamu yönetimine/yönetime güvenin azalması, sosyal hareketlerin yükselişe geçmesi, kamu sektörünün değişime uğraması ve hizmet kalitesi başta olmak üzere kamu yönetiminden beklentilerin artması, seçilmiş kamu görevlilerinin meşruluk konusuna daha duyarlı olmalarını gerektirmiştir. Katılım, 95

108 sadece siyasa geliştirme için değil, giderek siyasetten uzaklaştığı, siyasete olan ilgisinin azaldığı düşünülen vatandaşı politikaya çekmek için de etkili bir strateji olarak görülmeye başlamıştır. Sorgulamanın ana odaklarından biri de parlamenter demokrasilerdir. Daha şeffaf siyaset süreçlerine olan talep mevcut/yerleşik siyasi yapılarla mücadeleyi gerekli kılmaktadır. Bu türden eğilimler katılımı doğrudan demokrasiye bağlamakta, siyasa yapım sürecinin vatandaşın daha fazla kontrolüne girmesini, vatandaşın gerçekten sürece dahil edilmesini tercih etmektedir[1]. Bu çerçevede pek çok yeni katılım modeli vatandaşın tepki/ şikâyetlerine yanıt olarak, çıkmaza girilen konuların çözümü amacıyla veya liderlerin inisiyatifleriyle oluşturulmaya, uygulanmaya başlanmıştır. Farklı amaçlarla ortaya atılmış bu katılım yöntemlerinin amacı, tüm grupların ilgilerini, sorunlarını araştırmak, tanımlamak ve ortaya çıkarmaktır. Siyasal süreçte yer alan paydaşların hepsi, ki bunlar kamu kurumları, güçlü özel sektör örgütleri, dezavantajlı vatandaşlar gibi kesimler olabilir, eşit biçimde tartışma sürecinde yer almaktadır. Bu süreçte, bilgi kaynakları, kimlerin sürece dahil edileceği, bütçeleme gibi konularda öğrenme, problem çözme ve yenilikçi yöntemler kullanılmaktadır. Bu yeni katılım araçları ile toplumsal problemlerin çözümünde pek çok yeni işbirliği modeli önerilebilir, bu işbirlikleri sayesinde sosyal ve siyasi sermaye ortaya çıkabilir. Bazı örneklere bakılacak olunursa, sadece California da yirmiden fazla işbirlikçi bölgesel inisiyatifler vardır. Bunlardan çoğu çevre ve ekonomi konularında paydaşları bir araya getirmektedir. Avrupa da da işbirlikçi katılım yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin; Portekiz, ve İsviçre de Yerel Gündem 21, sosyal, entelektüel, siyasi sermayeyi tesis eden yerel paydaşların bir araya geldiği yeni forum şekilleridir. İtalya da da katılımcı planlama çabaları varken İngiltere de işbirlikçi süreçler yeni yönetişim şekilleri ile oluşturulmaktadır. İşbirlikçi katılım kompleks, bütçe kararları gibi süregelen problemleri çözmede kullanılabilir. Bu noktada özgün diyalog, kurumsal kapasite katılım sürecinde başarının anahtarlarını oluşturmaktadır[2]. Katılım süreçleri farklı kesimlerden vatandaşların özgün bir konu hakkında bir araya gelerek birbirlerini dinlemeleri, konuşmaları, yeni fikirlerin ortaya çıkmasını diğerlerinin bakış açılarını görmelerini, anlamalarını, işbirliği imkânlarının doğmasını sağlar. İşbirlikçi süreçler, networkleri de ortaya çıkarır, yeni profesyoneller ve kişisel 96

109 ilişkiler ortaya çıkabilir, her birinin diğerini anlamaya çalışması, yeni güven mekanizmalarını ortaya çıkarabilir. Sosyal sermaye ile yeni ağbağlar oluşabilir, bunlardan yeni bir güç doğabilir. Nihayetinde işbirlikleri, ağbağlar kurumsal kapasitenin ortaya çıkmasına/güçlenmesine yardımcı olur. Katılımcılar daha bilgili, donanımlı, farklılıkların farkına varmış hale gelmiş olurlar[2]. Yeni katılım paradigması çerçevesinde etkili katılım, sistem yaklaşımını gerektirir. Bu sistemde kamu kurumları, kar amacı gütmeyen örgütler, işletmeler, savunucu gruplar vb etkileşim halinde olmalıdır. İlgili katılımcıların dahil edilmesi yanında bu sistemin bir ağbağ/network şeklinde çalışması da gereklidir. İdeal katılımda yönetim halkı duymalı, eleştirileri dikkate almalı, kararlarını gözden geçirmeli, sorumluluk sahibi olmalıdır. Katılım süreci, kararla ilgisi olan, özellikle dezavantajlı kesimleri kapsamalı, uygun örgüt yapısına ve sürdürülebilirliği sağlayan finansal kaynaklara sahip olmalıdır[2]. 2. KATILIM YÖNTEMLERİ/TÜRLERİ En genel anlamıyla halk katılımı, ilgili prosedürleri uygulayarak alınacak bir kararda halka danışma, katılım, bilgilendirme yoluyla halkın sürece dahil edilmesi, kararı etkileme imkanının verilmesini anlatır. Son yıllarda artan katılım talepleri yönetimler tarafından farklı seviyelerde karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu anlamda katılım, farklı türlerde, halkın bilgilendirilmesi şeklinde düşük seviyeden, halkın çözümün bulunmasında önemli bir araç, bir danışma mekanizması olarak görüldüğü, danışma grupları, odak gruplar, anketler vb yöntemlerin kullanıldığı daha yüksek seviyede katılım yöntemlerine kadar farklılaşmaktadır[3]. Bishop & Davis e göre katılım[1] 4 farklı yaklaşımla ele alınabilir; katılımı bir süreç olarak gören yaklaşım, katılımı siyasi sorunlara bağlayan yaklaşım, katılımı yönetim teknikleri süreci olarak gören yaklaşım ve nihayetinde yazarların kendi geliştirdikleri katılımı sürekli olmayan bir etkileşim olarak gören yaklaşım. Bunlardan ilki, en etkili olduğu kabul edilen, süreç modelidir. Bu model katılımı doğrudan demokrasiye doğru farklı derecelerdeki faaliyetler olarak görür. Bu yaklaşımda katılım türleri tipolojisi inşa etmek mümkündür. Katılımın süreç modelinde yönetimin tercihlerine katılım uzun dönemli bir süreç olarak ve vatandaşlığın özü olarak 97

110 algılanmaktadır. Süreç modeli literatürü şekillendirmesine rağmen, siyasa geliştirmede katılımın rolü araştırıldığında bazı sınırlılıkları olduğu görülür. İkinci yaklaşım, katılımı siyasi sorunlarla bağlayan yaklaşımdır. John Clayton Thomas, küçük grup dinamikleri ve Vroom ve Yetton un liderlik teorisine dayanarak geliştirdiği yaklaşımında karar vericilerin siyasi sorunları uygun katılım yaklaşımlarına göre sınıflandırmaları gerektiğini önerir. Bu şekilde katılımın önem derecesinin anlaşılabileceğini ifade eder ve karar vermede 5 olası yaklaşım olduğunu belirtir; özerk yönetsel karar (yönetici, halk katılımı olmadan sorunu çözer), modifiye edilmiş yönetsel karar (yönetici, problemin bir bölümünü halkın bir bölümüyle paylaşır ancak karar bu gruplardan etkilenmeden de alınabilir), halka sınırlı danışma (yöneticiler, sorunun bir bölümünü halkın bir bölümünü temsil eden bir grupla paylaşır, fikirlerini ve önerilerini alır, bunları dikkate alarak veya almadan karar verir), tümden halka danışma (yöneticiler halkı temsil eden belli bir grupla sorunu paylaşır), halk kararı (yöneticiler problemi halkla paylaşır, halk ve yöneticiler çözüm konusunda karara varmaya, çözüm üretmeye çalışır). Bunların her birinde kullanılan araçlar da farlıdır. Üçüncü yaklaşım, katılımı bir yönetim teknikleri süreci olarak gören yaklaşımdır. Shand ve Arnberg, katılım türlerini özel yönetim öncelikleri ile bağlamaktadır. Buna göre süreç, hedefe yönelik bir hareket değil, kamu yöneticilerinin bir tercihler setidir. Shand ve- Arnberg hükümet programlarına vatandaşın katılımında 5 tanımlayıcı nokta önerirler. Bunlar, minimum katılımdan maksimuma doğru, bir düzlem üzerine yerleştirilerek; bilgi, danışma, ortaklık, temsil ve kontrol olmak üzere farklılaşmaktadır. Örneğin eğer amaç bilgilendirme ise, yöneticiler politika hakkında bilgi aktarmak isteyebilirler ve danışmayı eğitim amaçlı bir süreç olarak görebilirler. Bilgilendirme programları reklam malzemeleri, propaganda, doğrudan mail ile mesajın gönderilmesi gibi yöntemlerle olabilir. Danışma amacında baskı grupları ile toplantılar, kent meclisi toplantıları; ortaklıkta danışma komiteleri; temsilde etki değerlemesi çalışmaları, kontrolde ise referandum yöntemleri tercih edilebilir. Diğer 3 yaklaşımdan ve OECD raporlarından elde ettikleri bilgiler ışığında Bishop ve Davis[1]; katılım türleri danışma, ortaklık, konum, tüketici tercihi ve kontrol olarak 5 farklı tür önerirler; i. Danışma olarak katılım, anahtar kişilerle iletişime geçmeyi, tar- 98

111 tışma metinlerini, halk toplantılarını ve diğer politika önerisi geliştirme araçlarını kapsar. Bu türde amaç, toplumun öneri hakkındaki reaksiyonunu ölçmek, geribildirim almaktır. Bu yöntemde kullanılan başlıca araçlar; anahtar kişilerle iletişime geçme, baskı gruplarıyla toplantılar, halk toplantıları, tartışma metinleri ve halk görüşmeleridir. Sınırlılıkları ise, danışma ve sonuçların ortaya çıkmasında gecikmeler yaşanabilmesi, halkın kararı beğenmezse ihanete uğradığını düşünebilmesi, karmaşık kararların zaman alıcı ve maliyetli olmasıdır. ii. Ortaklık olarak katılım, danışma komiteleri vb aracılığıyla vatandaşların ve örgütlerin katılımının sağlanmasını anlatır. Burada amaç, vatandaşı ve baskı gruplarını hükümetin karar verme sürecine dahil etmektir. Başlıca araçları danışma komiteleri, vatandaş danışma komiteleri, siyasi topluluk forumları, halkın taleplerinin dinlendiği toplantılardır. iii. Konum olarak katılım, vatandaşların ve baskı gruplarının siyasal yapım sürecine mahkemeler vb. yollarla doğrudan katılımını ifade eder. Burada 3. kişilerin gözden geçirme sürecine dahil olmalarını sağlamak amaçlanır. Araçları, inceleme mahkemeleridir. Sınırlılıkları sadece mahkemeye gelen konular için uygun olması, pahalı ve zaman alıcı olması, bazı konularda yasal yaklaşımın uygun olmamasıdır. iv. Tüketici tercihi olarak katılım ise kamu hizmet sunumu mekanizmasını siyasa ürünlerini şekillendirme aracı olarak görür. Burada amaç, tüketici tercihlerinin, önceliklerinin kamu hizmetini, üreticilerini etkilemesini sağlamaktır. Araçları, anketler, odak grup görüşmeleridir. Sınırlılığı, sadece hizmet sağlama konuları için uygun olmasıdır. v. Kontrol olarak katılım ise, vatandaşa referandum ve diğer doğrudan kontrol araçlarıyla tercih yapma imkânı verir. Kontrol türü katılımda amaç, konuyu seçmenlerin kontrolüne bırakmaktır. Araçları; referandum, topluluk parlamentoları, elektronik oylamadır. Sınırlılıkları maliyetli, zaman alıcı, genellikle ayrılık yaratan türden olması olarak sıralanır. Katılım yöntemleri, farklı siyasi, kültürel çerçeveler içinde de gruplandırılabilir. Buna göre farklı siyasi ve yönetim kültürüne sahip ülkeler ve bölgelerde farklı diyalog, katılım yöntemleri ortaya çıkmıştır. Buna göre Avrupa da 3 tür katılım eğiliminden söz etmek müm- 99

112 kündür[4]; i) Güney Avrupa Perspektifi, ii) Kuzey Avrupa perspektifi, iii) Merkezi ve Doğu Avrupa Perspektifi. Bunlardan ilki, sosyal partnerlere danışmaktan paydaşların diyaloguna uzanan Güney Avrupa yaklaşımıdır. Bu gruptaki ülkelerde, siyasetçilerle sosyal paydaşlar arasındaki diyalogun uzun bir geçmişi vardır. İkinci grup olan Kuzey Avrupa yaklaşımında ise, bu ülkelerin sivil toplumun siyasi kararlara katılımda uzun bir geçmişine sahip olmamaları nedeniyle bu ülkelerde etkili katılım, Bölgeler Komitesine, Ekonomik ve Sosyal Komiteye katılım sivil toplumu geliştirme yönünde önemli adımlar olarak görülmektedir. İskandinav ülkelerinde siyasetçilerle sivil toplum örgütleri arasında yakın ilişkiler vardır. Genellikle danışma yoluyla halk karar verme sürecine katılmaktadır, katılımın aktif bir rolü vardır. Sivil toplum sadece bilgi verilen bir yapı olmaktan öte, aktif bir rol oynar. Üçüncü grup olan merkezi ve doğu Avrupa Ülkelerinde sivil toplum örgütleri özellikle 1980 sonrası reformların hayata geçirilmesinde itici gücü oluşturmuştur ve hala sivil toplumun katılımın esas gücü olarak güçlendirilmesi için yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Örneğin Almanya, Avusturya gibi ülkelerde sosyal paydaşlar (işçi, işveren birlikleri vb) istihdam politikalarında oldukça önemli rol oynarlar. Son yıllarda da danışmadan diyaloga, geleneksel lobicilikten paydaşlar diyaloguna doğru bir eğilim vardır. Katılım mekanizmaları, farklı ülkelerde farklı ampirik formlarda, farklı politika alanları ve yönetişim düzeylerinde bulunabilir[5]. Bunlar: kendiliğinden, aşağıdan yetişmiş veya yukarıdan tasarlanmış; resmi veya gayrı resmi; kurum içi veya kurumlar arası; açık veya kapalı; sıkı veya gevşek örgülü; kısa veya uzun ömürlü; sektör bazlı veya toplum genelinde; politika yapımı veya politika uygulanması ile meşgul olanlardır. Avrupa ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre, katılımı artırmaya yönelik geniş bir çerçevede farklı yöntemler, kurumsal düzenlemeler uygulanmaktadır. Bunlar genel olarak; odak gruplar, halk toplantıları, müzakere, planlama hücreleri/odakları, vatandaş jürileri, konsensüs konferans, vatandaş danışma komiteleri, arabuluculuk olarak sıralanabilir[6,5]. Yöntemlerin çoğu farklı çerçevelerde uygulanmakta, yerel planlama, çevre düzenleme gibi politika alanlarına özgü olarak da geliştirilebilmektedir. Çalışmanın devam eden bölümünde bu katılım yöntemlerinden tipik özellik gösterenler hakkında genel tanımlamalar etrafında bilgi verilmektedir. 100

113 2.1 Danışma Komiteleri (Advisory committees, advisory bodies / councils) Hükümet veya parlamento tarafından spesifik siyaset konularını görüşmek, özellikle bilim ve teknoloji alanlarında danışmak üzere kurulurlar. Genellikle uzmanlar veya sivil toplumdan yüksek düzeyli temsilcileri, farklı paydaş gruplarını kapsar. Üç farklı danışma komitesi vardır; etik meclisleri, ekonomik ve sosyal komiteler, sürdürülebilir kalkınma, yenilikçilik gibi özel konularla ilgili meclisler. Bunlar içinde en yaygın olanları ulusal, bölgesel veya yerel ölçekte örgütlenmiş olan etik komitelerdir. En eski ulusal etik meclisi Fransa da 1983 yılında kurulmuş, (French Comité Consultatif National d Ethique pour les Sciences de la Vie et de la Santé) onu Yunanistan (1998), Finlandiya (1991), ABD (2001) izlemiştir. AB ölçeğinde The European Group on Ethics 1997 yılında bağımsız, çoğulcu ve çok disiplinli olarak AK bünyesinde bilim ve yeni teknolojilerin topluluk yasaları ve politikaları için hazırlanması ve uygulanması için oluşturulmuştur, araştırma politikaları, araştırma temelli politikalar, gibi farklı konularla ilgilidir. Bu komiteler Almanya ve Avusturya gibi uzun geleneğe sahip ülkelerde ( Sozialpartnerschaft ), kuzey Avrupa ülkeleri ve özellikle AB nin kendisinde (Economic and Social Committee) sosyal paydaşları bir araya getirir. Son olarak yeni komiteler son yıllarda sürdürülebilir kalkınma, yenilikçilik gibi spesifik politika konularıyla ilgili olarak kurulmaktadırlar. Bu komiteler, geniş katılıma dayanır ve sosyal paydaşların rolleri vardır. Bunun örneği bugün pek çok Avrupa ülkesinde olan National Sustainability Councils dir. Almanya da bir inovasyon konseyi ( Innovationsbeirat ) hükümet tarafından 2001 yılında kurulmuştur. Bunun üyeleri, bilim camiasından ve paydaş gruplardan yüksek düzeyli temsilcilerdir. İtalya da National Board ENEA vardır. Bu kurum, alternatif enerjiler ve bioetik konularında çalışmakta; bilim adamları, hukukçular, profesyoneller gibi yüksek seviyede temsilcilerden ve entellektüellerden oluşmaktadır[5]. OECD ye göre danışma komiteleri en yaygın ortaklık araçlarındandır. Bu komitelerdeki topluluk temsilcileri kendi görüşlerini doğrudan ve aracısız biçimde politikacılara iletme imkanı bulurlar. Yönetim bu komitelerle geniş biçimde vatandaş katılımı sağlarken kendi yaklaşımlarını ve hedeflerini de açıklama imkanı bulur. Zaman içinde danışma komiteleri siyasi topluluklara dönüşebilir[1]. 101

114 2.2 Vatandaş Danışma Komiteleri (Citizens advisory committee, community advisory panel, neighbourhood forum) Vatandaş danışma komiteleri yerel halk tarafından oluşturulurlar. Amaçları vatandaşın endişelerini duyurmasına, sorunlarını tanımlamasına, sanayinin kendi sorunlarını belirlemesine imkan vermektir. Katılımcıların seçimi oldukça katı/sınırlıdır. Üyeler genellikle kurumun önerisiyle belirlenir. Gündem için de aynı şey geçerlidir. Genellikle vatandaş danışma konseyleri katılımcılara tartışmaları için fırsat verir. Bu araç özellikle kimya endüstrisinde risk yönetiminin bir parçası olarak kullanılmaktadır[5]. Vatandaş danışma komiteleri farklı amaçlarla kurulabilir. Örneğin, Maryland da kurulan vatandaş danışma komitesi (CAC) kent meclisine destek sağlamakta, kıyı koruma ve restorasyon hakkında, program konusunda yapılan düzenlemenin anlaşmanın anlaşılmasını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Katılımcılar, tarım, iş dünyası, koruma, sanayi, sivil toplum örgütlerinden gelmektedir.1984 yılında bu kıyıda yaşayan veya iş sahibi olanların mevcut programdan nasıl etkilenecekleri ve kıyının nasıl temizlemeği konularında çalışmak üzere kurulmuştur. 2.3 Vatandaş Paneli/Jürisi (citizens panel, citizens review panel; similar: planning cell, citizens forum) Vatandaş paneli/jürisi, temsilci vatandaş grubunun problemi belirleme veya belirli bir problem hakkında önerilerini iletme amacındadır rastgele seçilmiş vatandaş önceden belirlenmiş sorular hakkında önerilerini formüle eder. Jüri, profesyonel bir kolaylaştırıcı/ fasilitator tarafından desteklenir ve uygun uzmanlara ulaşır. Genellikle bir danışma komitesi uzmanların seçimi ve sorulan sorularla ilgili olarak görüş ve önerileri alır. Vatandaş paneli kendiliğinden sorunu görüşür. Vatandaş jürileriyle karşılaştırıldığında planlama hücrelerinin (planning cells- Planungszelle ) belirlenmiş odak konuları daha azdır. Oysa vatandaş jürileri 3-4 önceden seçilmiş politika seçeneği arasından bir tercih yapmak için kurulmuştur. Planlama hücreleri siyasi kabule yol açabilecek ek kriterler hakkındaki önerileri üretmek kadar (örnek, konsensus konference), daha ziyade politika seçeneklerinin tasarımı ile ilgilenir. Vatandaş raporları ile ilgili güncel bir örnek ( Bürgergutachten ) Bavyera da tüketici politikaları hakkındadır ve yerel ölçekte bunun gibi birçok örnek vardır[5]. Avrupa ülkeleri 102

115 ölçeğinde European Citizen Panel de bu amaçla kurulmuştur. 10 farklı bölgeden rastgele seçilmiş temsilcilerden oluşur ve kırsal bölgelerin sorunlarını tartışmak üzere örgütlenmiştir. Vatandaş jürileri, konsensüs konferansları, planlama hücreleri, müzakere havuzlarının hepsi vatandaş panelleri olarak adlandırılabilir ve bunların tümü rasyonel meşruluk ve politik kararların siyasi yaptırımlarını araştırır. Vatandaş panelleri siyasi temsil teorisine yeni bir model sunar. Hem kavramsal hem de kurumsal olarak kamusal alandaki informal müzakereci kurumlarla devlete ait formal karar verme mekanizmaları arasındaki açığı kapatır. Pek çok sivil örgütlenme ve baskı grubunun aksine vatandaş panellerinin üyeleri birbirine sadakatle bağlı üyeler değillerdir, pek çok danışma komitesinin aksine baskı gruplarının temsil rolünü kısıtlarlar, referandumun aksine ABD yasal sisteminde müzakereci karar verme veya jüriler yasal olarak bağlayıcı karar alma gücünde değillerdir. Fakat şu açıktır ki vatandaş panelleri belli ölçülerde temsil edicidir. Vatandaş panellerinin diğer kurumsal halk katılım yöntemlerinden farklı tarafları vardır: uzmanlarla sıradan vatandaşlar arasında diyalog fırsatı yaratır, baskı gruplarının uzman olarak katılımda temsilini sınırlar, yasal karar alma gücü yoktur, kendilerini hem kamu görevlisi hem de genel halk olarak tanımlarlar[7]. Vatandaş panellerinin her biri karmaşık politik konular hakkında bilgi sahibi olmak için kısıtlı zamana sahip vatandaşlardan oluşur. Müzakereci havuz araştırmalarına katılanlar fikirlerini toplantı öncesi ve sonrasında yapılan anketlerle ortaya koyarlar. Panellerin diğer şekillerinde katılımcılardan tek bir konuyla ilgili politika önerilerini yazılı halde vermeleri istenebilir. Vatandaş panelleri vatandaşları eğitmeyi, kamusal tartışmaları yönlendirmeyi, hükümetteki karar vericilere destek vermeyi amaçlar[7]. 2.4 Konsensüs Konferans (Consensus conference-consensus development conference, citizens conference, PubliForum) Konsensüs konferans, sosyolojik olarak tartışmalı bilim ve teknoloji konularını değerlendirme amacıyla arasında rastgele seçilmiş vatandaş grubu tarafından bir kamuoyu araştırması olarak tanımlanabilir. Vatandaşlar problemin çerçevesini çizmede ve uzmanları belirlemede bağımsız ve bu çalışmalarının sonucunda ortak bir rapor hazırlarlar. Rapor hakkında tartışırlar, farklı durumlar geliştirebilirler. Uzmanların dinlenmesi ve raporun sunumu halka açıktır. Genellikle 103

116 vatandaşlar 2 hafta sonunda konferansı hazırlar. Konferansın kendisiyle beraber uzmanların dinlenmesi, raporun yazılması ve sunulması 4 gün alır. Konsensüs konferansları vatandaşın bilim anlayışı ve katılımcı teknoloji değerlendirme algısı tarafından belirlenir. Avrupa ve ABD de yüzlerce uzlaşma konferansı düzenlenmektedir. Çok sıklıkla bunlar sağlık teknolojisi, bioteknoloji vb konulardadır. Bunlara örnek olarak National consensus conference on plant biotechnology (İngiltere), Bürgerkonferenz Streitfall Gendiagnostik (Almanya) Citizens Conference on Genetically Modified Food (Danimarka), Genetic Testing in the Netherlands, Traffic in Copenhagen (Danimarka), Elderly People and Information and Communication Technology (Norveç) verilebilir[4]. Örneğin Norveç te merkezi yönetim düzeyinde fikir havuzları, hizmet kalitesini ölçmek, karar verme ve politika yapım süreçleriyle ilgili olarak tasarlanan vatandaş/müşteri anketleri kullanılmaktadır. Referandum, oldukça sınırlı bir çerçevede ülkede kullanılmaktadır. Hükümet, aynı zamanda çok az miktarda halk görüşmesi ve konferans yöntemlerini kullanmaktadır. Bunların yanında Demokrasi için Gençlik Platformu, Norveç İnsani Değerler Komisyonu, ombudsmanlık gibi yapılar da vardır[4]. Yerel düzeyde ise, sağlık, kentsel gelişme, ulaşım konularında düzenlenen açık oturumlar, aile ve çocukların bir araya getirildiği okul meclisleri, yaşlılar konseyi, yerel danışma referandumları türünde yapılar vardır[8]. Toplumun giderek risk toplumu haline gelmesi, riskleri, bunların maliyetlerini belirlemek ve gereken önlemleri almakla sorumlu kamu yöneticileri ile bu risklerden etkilenecek kesimlerin birbirlerine daha yakın olmasını gerektirmiştir. Bu iki kesimi yakınlaştırmanın yöntemi müzakereci, katılımcı karar vermedir. Müzakere yöntemi, ilk olarak 1960larda Kuzey Amerika da kullanılmıştır ve bu dönemden beri Avrupa ülkelerinde ve Japonya da farklı siyasi seviyelerde kullanılmış/işletilmiştir. Müzakere yönteminin en baskın örneklerinden biri de konsensüs konferanslarıdır. Danimarka da 1980lerden beri kullanılmakta ve bu yıllardan itibaren sanayileşmiş ülkelerde yaygınlaşmıştır. Konsensüs konferans, bilimsel iletişim yöntemlerinden biridir. Karmaşık veya uzmanlık gerektiren tartışmalı konularla başa çıkmak için kullanılır. Genellikle 4 aşamaya ayrılır; konunun türünün seçimi, panele katılacak üyelerin seçimi, 2 uygun hafta sonunun belirlenmesi, ana konferansın düzenlenmesi. Konsensüs konferansın diğer yöntemlerden ayrılan tarafı, üyelerinin uzmanlardan değil, halktan oluşmasıdır. Standart Danimarka modelinde konsensüs konferans- 104

117 ta vatandaş panelleri hafta sonu toplantısında ele alınır, ana tartışma sorularını belirler, sorulara cevap verebilecek uzmanları çağırırlar ve tartışmaların ardından öneri raporunu hazırlarlar ve halka açıklarlar. İsmine rağmen konsensüs panellerinde konsensüse varmak amaçlanmaz. Burada esas amaç, halk, uzmanlar, siyasilerin bilim ve teknoloji konularda, bunların gelecekleri hakkında açık bir diyalog oluşmasını, bunların tartışılmasını sağlamaktır. Bunlardan bazıları da siyasa yapım sürecini etkilemeyi amaçlar. Japonya da konsensüs konferans 4 kez düzenlenmiştir. Bunlardan ilki Osaka da 1998 yılında gen terapisinin avantaj ve dezavantajlarını tartışmak için, ikincisi, 1999 da Tokyo da enformasyon teknolojilerinin sosyal etkilerini tartışmak için ve 2000 yılında düzenlenen ulusal ölçekteki genetiği değiştirilmiş tohumlar ve bölgesel seviyede gerçekleştirilen insan genenomu araştırmalarının tartışılmasıdır[9]. 2.5 Odak gruplar (Focus groups) Odak gruplar, vatandaş temsilcileri veya paydaş gruplardan gelen 6 veya 12 katılımcıdan oluşurlar; bunlarla yapılan yüzyüze görüşme ve çalıştay/workshoplar şeklinde çalışırlar ve genellikle bilim ve teknoloji ile ilgili konuları tartışırlar. Bu yöntem yerelden uluslararasına kadar farklı seviyelerde uygulanabilir. Odak gruplar, farklı perspektif, çıkar, vizyonun birlikte görülmesini sağlar[4]. Odak grup, bir rehber eşliğinde yürütülen küçük grup tartışması ile odak konu hakkında görüşülmesi temeline dayanır. Sıradan bir grup tartışmasının aksine, amaçlı bilgi verme ve tartışmayı içerir[5]. Odak grup araştırmalarının uygulama geçmişi 2. Dünya Savaşına kadar geri gitmektedir. Odak grup yöntemi, ürünün tüketici ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını ölçmede en popüler pazarlama araştırmalarından biri olarak kabul edilmektedir. Amerikan piyasa araştırmalarında yılda yaklaşık odak grup çalışmasının bu amaçla yapıldığı belirtilmektedir. Aile ve sağlık alanında da odak grup çalışmaları yaygındır. Siyasi alanda ise medya ve iletişim araştırmaları hakkında oldukça sınırlı akademik araştırma vardır. Bununla beraber, Yeltsin ve Reagan ın önemli siyasi kampanyaları odak gruplara dayandırılmıştır. Son yıllarda çevre araştırmaları ve teknoloji değerlemelerinde (örnek olarak atık tesisleri, ulusal enerji, yerel sürdürülebilirlik politikalarının belirlenmesinde, genetik mühendisliğinde geliştirilen senaryolarda) odak gruplar yaygın olarak kullanılmaktadır. Odak grupların 105

118 güçlenmesi, özel konulara, uygulamalara ve davranışlara, özellikle de vatandaşların yeterince bilgi sahibi olmadıkları konularda veya sosyal bilim araştırmalarının yeterli olmadığı konularda, politika belirlemenin erken aşamalarında vatandaş katılımına ihtiyaç duyulan alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır[6]. Odak grupların birbiriyle ilişkili 3 amacı vardır; asli amaç: kamusal konularda ilgi ve bilgimizi artırmak için algılarımız, davranışlarımız, kültürel farklılıklarımız hakkında bilgi toplamak, ve hatta bunları siyasi süreçte girdi olarak kullanmak mümkün olabilir, uzmanların teknik bilgisine olan ihtiyacı azaltır ve sürecin daha fazla kontrol altında tutulmasını sağlayabilir. İkincisi, araçsal amaçtır; pazarlamayı veya siyasi kampanyaları tasarlamak için kullanılır. Halkı, sürecin başında işin içine katarak, politikalar, ürünler ve kampanyalar daha etkin hale gelebilir ve potansiyel tartışmalar ve tartışma çözümünde kullanılabilecek çözümler daha kolay kabul edilebilir hale gelir. Katılımcı amaç, odak grup yönteminde asıl amaç olmasa da vatandaşları katarak siyasi kararların niteliğinin artırılmasında istenilen bir yöntem olmaktadır[6]. Odak grupların yapısı konusunda standart bir model yoktur, farklı türleri vardır. Grup büyüklüğü 6-8 kişi arasındadır. Bu, katılımcıların etkili biçimde konuşma zamanının olmasına, küçük grup dinamiklerinin ortaya çıkmasına imkân verir. Grupların kompozisyonu farklılaşabilir; reel gruplar ve yabancılar, homojen ve heterojen gruplar, cinsiyete göre ayrılmış gruplar vb. olarak farklılaşabilir. Katılımcıların seçimi tesadüfi yöntemlerle veya kolaj seklinde telefonla veya gazete ilanı ile haber verme şeklinde gerçekleşebilir. Oturumların sayısı açısından bakıldığında, çoğu odak grup bir kez ve 2 saatliğine toplanır, ancak karmaşık siyasi meseleler söz konusu ise bu süre uzayabilir. Oturumlar genellikle gece ve workshop şeklinde tasarlanır. Toplantılar genellikle haftalık olarak yapılır. Toplantılar genellikle bağımsız/tarafsız bir alanda yapılır. Toplantılarda videolar, resimler, müzik vb girdiler kullanılır. Standart çıktılar ise konuşma anında yapılan kayıtlardan, soru kâğıtları ile elde edilen verilerden, kolaj çalışmalarından oluşmaktadır. 2.6 Gelecek Çalıştayları (Future Workshops-Zukunftswerkstätten, similar: Future search conference) Gelecek çalıştayı gelişen gelecek senaryolarında gelecekteki 106

119 gelişmede aktif rol oynayacağı düşünülen kişileri belirlemeyi amaçlayan bir yöntemdir. Katılımcılar uzmanlar, sıradan vatandaşlar, kamu kurumlarından insanlar olabilir. Bunlar birlikte gelecek hakkında senaryolar geliştirirler, uygulama için uygun koşulları tartışırlar. Gelecek senaryolarını tasarlamaya geçmeden önce, katılımcılar mevcut durum hakkında eleştirilerini yaparlar. Çalıştaylar 15 kişiye kadar olan gruplarla ve 1-3 gün arasında düzenlenir. Profesyonel, iletişime ve yaratıcılığa imkan veren bir atmosferin oluşmasını sağlayan bir kolaylaştırıcı tarafından koordine edilir. Gelecek çalıştayları uzun vadeli sorunlara da uygulanabilir olmalıdır. Gelecek araştırması konferansı, gelecek çalıştayına benzer ancak arasında daha fazla insanın bir oturum veya paralel birkaç oturumda katılımına imkan verir. ABD de genellikle örgütsel gelişme sürecinde, Avrupa da genellikle toplum kalkınmasında kullanılır. Bunların amacı ortak amaçları ve faaliyetleri gerçekleştirmektir[4]. 2.7 İnsiyatif / Referandum (Initiative- referendum) Pek çok yerel, bölgesel ve ulusal anayasa/yasa referandum veya insiyatif aracına sahiptir. Bunlar, vatandaşların veya yöneticilerin imzalarıyla başlatılır. Prosedüre uygun olarak kent meclisleri veya parlamentolara gelen bir konuyu tartışabilir veya referandum düzenleyebilir. Pek çok Avrupa ülkesinde referandum bilim ve teknoloji veya nükleer enerji, bioteknoloji, kürtaj (İsviçre, Avusturya, İtalya gibi) gibi konularda politika yapımı temelinde düzenlenmektedir[4]. Tartışmalı bir siyasi sorunu çözmede en çok kullanılan yöntemlerden biri referandumdur. Yöntem en çok OECD ülkelerinde AB ne üyelik gibi zorlu anayasal konuların çözümünde kullanılmaktadır. İsviçre ve bazı ABD eyaletlerinde sınırlı biçimde kullanılmaktadır[1]. 2.8 Arabuluculuk (Mediation-compensation, bridge-building, benefit sharing) Arabuluculuk çevresel tartışmalar gibi politik alandan özel alana kadar geniş bir ölçekte kullanılmaktadır. Çatışma halindeki paydaşlar/ gruplar karar almada özgür temsilcilerini göndererek veya doğrudan bu sürece katılırlar. Burada müzakereler yoluyla (kazan-kazan politikalarıyla) ortak bir çözüme ulaşmak amaçlanmaktadır. Sonuçlar, gönüllülere aittir ve genellikle resmi yönetim süreçlerine entegre değildir. Arabuluculuk ve köprü oluşturmanın genel pek çok türü olmasına 107

120 rağmen, farklı anlamlara da sahiptirler. Köprü oluşturma, açık tartışmaların çözümüyle ilgili olmak zorunda değildir. Amaç, başka şekilde bir araya gelemeyecek ve bilgi paylaşımından faydalanamayacak olan insanları bir araya getirmektir. Arabuluculuk, çatışan çıkarları olan insanları bir araya getirir. Bu araç özellikle büyük altyapı projelerinde meydana gelen çevre tartışmalarında kullanılmaktadır. Bu türden projelerin en büyüklerinden biri Frankfurt Havaalanı dır[4]. 2.9 Müzakereci Yasa Yapımı (Negotiated rule making-regulatory negotiation) Bu yöntemde bir düzenleme kurumu bazı özel düzenlemeleri yapmak ve konu üzerinde konsensusa ulaşmak için komiteler oluşturabilir. Kurum ve paydaş gruplar temsil edilmektedir ve kurum temel bir düzenleme yaparak konsensüsü sağlamayı taahhüt eder. Müzakereci karar verme risk yönetimi ve çevresel düzenleme konularında uygulanmaktadır. Genellikle yüksek derecede teknik konular tartışılmakta ve halk baskı gruplarının profesyonel temsilcileri olarak görülmektedir. Bu yöntem, özellikle USA Çevre Koruma kurumu tarafından kullanılmaktadır[4] Gerçekçi Planlama (Planning for real-community planning, citizens exhibition) Bu yöntem, genellikle kent planlamada kullanılır. Katılımcılar hedef gruptan gelen vatandaşlar, hükümet temsilcileri, yerel meclis üyeleri, uzmanlardır. Bu yöntemi bir toplum meclisi şeklinde çalışır, burada sorunlar ve gelişmeler seçenek kartları ile tanımlanır. Çalışmanın amacı, bilgi ve vizyon paylaşımını sağlamak ve kendi kendini harekete geçirme enerjisini açığa çıkarmaktır. Örneğin Listening to the City süreci, katılımcılara aşağı Manhattan ı yenilemeye şekil verme konusunda fırsat sağlamış ve 11 Eylül kurbanlarının hatıralarını kalıcı hale getirmiştir[4] Açık Oturum/Duruşma (Public hearings- similar: written comments) Halk toplantıları, ilgili kişilerin katılabildiği ve bazı kamu kurumlarının kendi önerilerini getirdikleri ve soru sordukları, itirazlarını bildirdikleri açık oturumlardır. Bunlar genellikle politika süreçle- 108

121 rinin ileriki aşamalarında, detaylı bir plan ortaya çıktıktan sonra yer alır. Genellikle kanun tarafından tarif edilir. Amacı, ilgili paydaşlara itirazları hakkında seslerini duyurabilme fırsatı vermek, olası itirazlar hakkında uyarılarda bulunmak, karar sürecine girdi sağlamak ve önerilerini kamuya açıklamaktır. Genellikle vatandaşlar veya baskı grupları bu oturumlara davet edilir ve bu şekilde, önerilerini, itirazlarını dile getirmeleri, seslerini duyurmaları sağlanmış olur. Planlanan öneriler, halk tarafından yerine getirilir. Yazılı/kayıtlı eleştiri fırsatı ve planlama sürecindeki yasal itiraz mekanizması şeffaf hale gelir. Genellikle ABD de yasal düzenlemeler, Avrupa ülkelerine göre daha uzun/geniş kapsamlıdır. Avrupa ülkelerinde bu uygulamanın örneklerinden biri İngiltere deki Speaking Out uygulamalarıdır[4]. Bu yöntem alınacak olan karardan etkilenen kesimlerin temsilcilerinin katılımı ile oluşur. Konuşmacılara 2-3 dakikalık süreler verilir, bu sürelerde konuyu tam olarak anlamaları/anlatmaları amaçlanır. Sadece gündemde belirlenen konular konuşulur. Komisyon üyelerinin soru sorabilmesine rağmen, vatandaşlar onların sorularını cevaplamak zorunda değildir[2] Kamuoyu Yoklamaları (Public survey - opinion poll) Kamuoyu araştırmalarında halkın büyük bölümüne kendi Fikri sorulur. Araştırmalar değerleri ve davranışları oluşturduğu kadar, inançların yoğunluğunu ve yönünü de ölçmeyi amaçlamaktadır. Amacı seslerini duyuramayacak olan, ancak karardan etkilenen insanların görüşlerini birleştirir ve katılım şekillerinin daha seçici olmasından kaynaklanan önyargıları dengeler. Son zamanlarda çeşitli kurumların online temelli Fikir havuzları seçenekleri de ifade etmeye başlamışlardır. Genellikle bunlar diğerleri arasında bir unsur olarak kullanılmaktadır. Bunlara örnek olarak Listening to the City, Future the German research dialogue, İsviçre deki RISCOM-II Projesi, Litvanya daki Jurmala kasabası kıyı şeridini korumak amaçlı çevresel etki değerlemesi, İngiltere deki Citizen Foresight on the Future of Food & Agriculture verilebilir[4]. Kamuoyu yoklamaları sıklıkla AK tarafından kullanılmaktadır. Bu konuda son zamanlarda yapılan bir araştırma ise Avrupa halkının bilim ve teknoloji ile ilgili davranışını/ algısını belirlemeye yöneliktir. 109

122 2.13 Yuvarlak Masa (Round Tables) Yuvarlak masa toplantıları müzakereci karar verme yöntemine benzer fakat kişisel görüşmeler/düzenlemeler için daha fazla oda vardır. Genellikle belli sanayi kollarının temsilcileri, bilim örgütlerinin temsilcileri ile müzakere, etik ve sosyal standartlar, çalışma ilkeleri oluşturmak için bir platform olarak kullanılır. Sivil toplumun katılımı zorunlu olmasa da sivil toplum örgütleri bu tartışmalarda önemli yer tutar[4] Senaryo Çalıştayları (Scenario workshops) Senaryo çalıştayları gelecekle ilgi olası gelişmeleri değerlendirmektedir. Normal olarak kişilik gruplardan oluşur. Katılımcılar genellikle yerleşim yerinde yaşayanlar, girişimciler, plancılar, teknisyenlerdir. Mevcut durum analizi temeline dayalı olarak, gelecekteki gelişmelerin genel koşulları değişirken ana etkileme faktörler ve kilit bilgiler toplanır. Senaryo tekniği, ekonomik, teknik ve sosyal gelişme durumları için uygundur. Senaryo çalıştayları çeşitli ülkelerde uygulanmaktadır; The scenario workshop on Urban Ecology (Danimarka), Gene, Geld und Gelehrte (Almanya), Food and farming futures for Andgra Pradesh (Hindistan), Speaking out meetings on genetics and health (İngiltere) gibi[4]. SONUÇ VE ÖNERİLER Katılım konusu demokratik teoride siyasette ve kamu yönetiminde önemini korumakla beraber, aktif ve etkili katılımın nasıl sağlanacağı sorunsalı da önemlidir. Bu nedenle özellikle kamu yöneticileri siyasetçiler açısından farklı katılım yöntemlerinin özelliklerini, önermelerini bilmeleri önemlidir. Bu farklı katılım yöntemlerinin etkililikleri araştırılmaya ihtiyaç duyan bir konudur. Etkinliği belirleyen, bu katılım türlerinin sonucunda başarılı sonuçlar elde edilip edilmediğidir. Bu değerlendirmeye ilişkin akademik çalışmalar azdır[3]. Tüm katılım yöntemlerinin başarı şansı aynı değildir. Birbirlerine göre avantajlı ve dezavantajlı oldukları noktalar vardır. Bazı katılım yöntemleri amaçlamalarına rağmen halk tatmin etmekten uzak kalabilmekte, hatta bazı durumlarda yeni kutuplar, gerginlikler ortaya çıkarabilmektedir. Bu gibi durumlar karar verici konumdaki kamu yöneticilerinin tercih yaparken halkın görüşünü almayı engelleyebilir. Halk ise bu yöntemlerin sadece yasal zorunluluğu yerine getirmek 110

123 için olduğunu düşünüp, inancını kaybedebilir. Bu gibi sorunlarına rağmen bu yöntemler, halkı yönetime katma aracı olarak, düşen siyasi ilgiyi yeniden canlandırmak amacıyla uygulanmaktadır[2]. Bunların yanında genel olarak bu türden katılım araçlarının uygulanması önündeki başlıca engelleri, seçilmiş yöneticilerin kendi otoritelerini kaybetmekten korkmaları, vatandaşların işbirliği için zamanın kısıtlı olması, kamu yöneticileri ve vatandaşların işbirliği yapma yeteneğinin yetersiz olması, rakip paydaşlar arasında diyalog kurma fırsatının yetersiz olması, işbirliği çabalarının yetersiz olması, kamu yönetiminde karar verici mekanizmaların yerleşmiş kurumlarının değişime direnmesi olarak sıralanabilir[2]. Bu güçlükler, varlıklarına rağmen aşılamaz değillerdir. Ancak önemli olan bunların ortaya çıkma ihtimallerine dair bir risk analizi çalışmasını, bu yöntemleri uygulamaya koymadan önce yapmaktır. Bunun yanında olası paydaşlar, olası maliyetler, potansiyel siyasi muhalefet de dikkate alınmalıdır. KAYNAKLAR 1. Bishop, Patrick, Glyn Davis (2002) Mapping Public Participation in Policy Choices, Australian Journal of Public Administration 61(1): Innes Judith & David E. Booher (2004) Reframing Public Participation: Strategies for the 21st Century, Planning Theory & Practice, Vol. 5, No. 4, Rowe, Gene & Lynn J. Frewer (2000) Public Participation Methods: A Framework for Evaluation, Science, Technology, & Human Values, Vol. 25 No. 1, Banthien, H., M. Jaspers and A. Renner (2003) Governance of the European Research Area: the Role of Civil Society, EU Research Report ( forum.net/rsc/docs/doc_727.pdf ). 5. Sorensen, Eva & Jacop Torfing (2009) Making Governance Networks Effective and Democratic Through Metagovernance, Public Administration, vol. 87, no. 2, 2009 ( ) 6. Dürrenberger, Gregor, Hans Kastenholz and Jeannette Behringer (1999) Integrated assessment focus groups: bridging the gap between science and policy?, Science and Public Policy, volume 26, number 5, October 1999, pages , 7. Brown, Mark (2006) Survey Article: Citizen Panels and the Concept of Representation* The Journal of Political Philosophy: Volume 14, Number 2, 2006, pp

124 8. OECD (2001) Citizens as Partners: Information, Consultation and Public Participation in Policy-making, Consensus Conferences On Genetically Modified Food In Norway By Alf J. Mørkrid 9. Nishizawa, Mariko (2005) Citizen Deliberations on Science and Technology and Their Social Environments: Case study on the Japanese Consensus Conference on GM crops Science and Public Policy December 2005,

125 HALKIN YÖNETİME KATILIMININ BİR KANALI SIFATIYLA KENT KONSEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Yrd. Doç. Dr. Nur ŞAT Hitit Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, ÇORUM ÖZET Bu bildiri, mevzuatta da açıklandığı şekliyle, halkın yönetime katılmasına imkân sağlayacak bir kanal olarak kent konseylerinin istenilen etkinliğe neden ulaşamadığını sorgulamak amacındadır. Konunun yöntemi, teorik tartışma ile sınırlıdır. Yeni yönetim anlayışında, halka, belediyenin görev alanına giren konularda kentsel hizmetlerin, yürütülmesinde ve denetlenmesinde destekleyici ve tamamlayıcı bir rol verilmektedir. Bu nedenle örneklerini Avrupa metinlerinde gördüğümüz gibi, artık katılım bir haktır ve yönetim için de halka danışma bir zorunluluktur. Kent konseyi de bunun en önemli kanalıdır. Bu kanal, yeni kamu yönetimi anlayışının ve katılımcı demokrasinin yaygınlaşmasının var ettiği bir kanaldır. Ancak kent konseyinin bu işlevi gerçekleştirmekte başarı sağlayamadığı görülmektedir. Bu başarının önündeki engeller nelerdir?, Bu kanal neden tıkanmaktadır?, Mevzuattaki yapı ile uygulama neden örtüşmemektedir? soruları teorik çerçeveden cevaplanmaktadır. Yapılan tartışma, kent konseylerini katılımcı demokrasinin değil, küreselleşmenin bir gerekliliği olarak mevzuatımıza girdiği ve halkın yönetime katılmasında kent konseyinin yasal dayanaklarına rağmen bir çözüm olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kent Konseyi, Katılımcı Demokrasi, Halk Katılımı, Yerel Yönetimler 113

126 1. GİRİŞ Kentsel politikalar, kent yönetimini şekillendirir ve kentsel gelişmeye yön verirler. Bir ülkenin genel yönetim yapısı ve özellikle kentsel yönetim yapısı, o ülkenin siyasi yapısından ve o ülkedeki siyasi tutumlardan soyutlanarak incelenemez. Kentsel hizmet politikalarının o ülkede nasıl saptandığı ve sorunların nasıl çözümlendiğine dair cevaplar da bu konuda daha net motiflerle doludur. Kentsel politika, kent ölçeğinde belli amaçların gerçekleşmesi ya da ihtiyacın karşılanması üzere, hukuka uygun uygulama ve denetleme yolları üzerinden karar alma sürecine işaret eder. Küreselleşme olarak bilinen politikalar demetinin önemli bir ayağı yerelleşmedir. Kentsel politikalar sürecine etki eden yerelleşme, yerel dinamikleri, ülke kalkınmasında esas kabul eder. Bu yolla yerel kamu hizmetlerini sunma ve dağıtma eğilimleri değişmektedir. Yerelleşme klasik anlamıyla, merkezden yerel yönetime yetki, göreve ve kaynak aktarımını ifade ederken yeni anlamıyla merkezi yönetimin elindeki planlama, karar verme, kaynak oluşturma gibi birtakım yetkilerin taşra kuruluşlarına ve yönetim dışı gönüllü örgütlere aktarılmasını ifade eder[1]. Bu aktarımı yönetişim adı verilen mekanizmalar desteklemekte, arka planını ise yerel demokrasi ve yönetimde etkinlik motifleri şekillendirmektedir. Artık yerel yönetim, yerel yönetimin, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte şekillendirdikleri bir yönetime dönüşür. Yeni yönetim anlayışında uyrukluk ilişkisi yerini katılım ilişkisine bırakmıştır. Merkezi yönetim yerel yönetim ilişkisi, temsilcilikten çıkıp giderek bir ortak olarak tanımlanmaya başlamaktadır[2]. Pek çok ülkede kentsel politikalar, siyasi liderler ve kamu görevlisi olan üst düzey yönetimcilerince belirlenirken artık eğilimler değişmektedir. Genellikle yönetim dışı genel baskı gruplarının (uluslar üstü kuruluşlar, ticaret ve sanayi odaları, işçi sendikaları, vb.) etkisi merkezi yönetim üzerinde daha yoğunlaşmışken artık bu gruplar için kentsel alan da önem kazanmıştır. Daha öncesinde yönetim dışı özel baskı gruplarının (esnaf ve sanatkârlar dernekleri, hemşeri dernekleri vb.) baskı gösterebildiği alan olarak kent, giderek daha çok yönetim dışı genel baskı gruplarının etkisiyle şekillenmektedir. Kentsel politikalar üzerinde etki göstermek isteyen yönetim dışı genel baskı grupları çalışmalarını, 1970 lerden beri gözlemlediğimiz temsili demokrasi karakterini halk katılımı aracılığı ile görünür hale getirmektedir. 114

127 Çukurçayır ve Eroğlu, 1980 lı yıllarla birlikte ve elbette neoliberal politikaların kentsel yönetimini de etkileyen süreç olduğunu belirterek bunun olumlu yönlerini, yerel yönetim geleneğini oluşturmak, kent yönetimlerini güçlendirmek yerel inisiyatiflerin gelişmesi; olumsuz yönlerini ise kentsel rantın denetlenememesi ve kamuya kazandırılamaması, çoğulcu ve demokratik kent yönetimlerini başarılamaması olarak sıralanabileceğini ifade etmişlerdir[3]. 2. KENT KONSEYİNİN DAYANAKLARI Kent konseyinin hukuki dayanakları, 03 Temmuz 2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu nun 76. maddesi ve sayılı Kent Konseyi Yönetmeliği(KKY) dir. Kent konseyi yapısı, 5393 sayılı Belediye Kanununun 76. maddesi gereğince Ekim 2006 da çıkarılmış sayılı KKY ne dayanmaktaydı. Ancak 22 Mayıs 2008 tarih ve 2007/1280 Esas, 2008/3744 Karar sayılı Danıştay kararı ile KKY nin bazı maddeleri iptal edilmiştir. (Örneğin iptal edilen hususlardan biri, genel kurula belediyenin içinde bulunduğu seçim bölgesi veya bölge milletvekilleri, meclis üye tam sayısının yüzde 30 unu geçmemek üzere, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından seçeceği temsilcilerin, meclis tam üye sayısının yüzde 30 unu geçmemek üzere, il genel meclisinin kendi üyeleri arasından seçeceği temsilcilerin, kent konseydeki varlığına ilişkindir.) Haziran 2009 da çıkarılan sayılı yönetmelikle, bu yönetmelikte, kamuoyunda da eleştirilen hususlar ve belirsizlikler giderilmiş, dolayısıyla kent konseyi organizasyonunda değişiklikler yapılmıştır. Kent konseyi oluşumunda etkili olan uluslar arası metinler şöyle sıralanabilir: Katılım konusunda Türkiye ye yol gösteren ulus-üstü kuruluşların Dünya Bankası, OECD, BM, AB ve Avrupa Konseyi olduğu görülmektedir. Örneğin, Avrupa Konseyi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı nın mevzuatın olanak verdiği durumlarda, vatandaşlardan oluşan meclislere, referandumlara veya vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren öteki yöntemlere başvurulabilmesini hiçbir şekilde etkilemeyecektir şeklindeki 2. Maddesi bu konuda yol gösterici olmuştur. Yerel siyasal faaliyetlere katılan vatandaş oranı esas alındığında, kent konseylerinin bu tür ölçütlerle katılım değerlenmesinde önem arz ettiği açıktır. ABD Uluslararası Kalkınma 115

128 Ajansı nın geliştirilmiş demokratik yönetim için ölçütleri arasında saydığı[4]: Sivil toplum kuruluşları ile düzenli toplantı düzenleyen yerel yönetimlerin oranı da şekillendirici nitelikte olmuştur. Ancak bunlarla birlikte özellikle kent konseyleri konusunda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı nın (BMKP) desteklediği Yerel Gündem 21 öne çıkmaktadır. Yerel Gündem 21, Birleşmiş Milletler Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21. yüzyılın gündemini belirleyen Gündem 21 başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirlemesi için hazırlanmış bir programdır. Yönetişim anlayışının hayata geçirilmesini amaçlamaktadır BM HABITAT II. Kent Zirvesi ile Yerel Gündem 21 i tanıyan Türkiye, 1997 de T.C. Hükümeti ve BMKP tarafından imzalanan hukuki metinlerle yerini almıştır. Yerel Gündem 21 projesinin son aşaması ile ilgili kararın yayımlandığı Resmi gazetede, Belediye Kanunu 76. Maddesinin Yerel Gündem 21 programının da etkisiyle düzenlendiğine dikkat çekilmiştir[5]. Yerel Gündem 21, aşama aşama alt projelere yer vererek Yerel Gündem 21 hedeflerini uygulamaya aktarmak istemektedir. Kent Konseyleri de böylece şekillenmiştir[6]. Yerel Gündem 21, kent konseyleri için yönetişimi örneklemektedir. Yerel Gündem 21 ile standartlaşan kent konseyleri, bireyi odağına alan değil örgüt temelli bir yaklaşım öngörmektedir. [7]. 3. KENT KONSEYİ ORGANİZASYONU Kent konseyi organizasyonu, belediye kurumu çatısı altındadır ve KKY ile şekillenmektedir[8]. Belediye, kent konseyi oluşumuna yardım ve destek sağlayan yerel yönetim birimidir. Kent konseyi, belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli yönetimler genel seçim sonuçlarını izleyen üç ay içinde oluşur (KKY, Madde 5). Kent konseyi genel kurulu ilk toplantısını yapmak üzere belediye başkanının çağrısı ile toplanır. Belediye başkanının başkanlığında toplanan genel kurul, toplantıyı yönetmek üzere üyeleri arasından en az üç kişiden oluşan divan kurulunu seçer. Divan kurulunun oluşturulmasından sonra, kent konseyi yürütme kurulu ve kent konseyi başkanı seçilir. (KKY, Madde 5). 116

129 Kent konseyinin görevleri KKY, Madde 5 de belirtir. Kent konseyinin çalışma ilkeleri ise (KKY, Madde 7) YG21 süreci kapsamında belirlenmiştir. Kent konseyi organları, Genel Kurul, Yürütme Kurulu, Meclisler ve çalışma grupları ve kent konseyi başkanından oluşur (KKY, Madde 9). Genel kurul, kent konseyinin en yetkili organı olup KKY 8. Maddede sayılan üyelerden oluşur. Buna göre merkezi yönetimi, yerel yönetimi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ve sivil toplumu ortaklık anlayışı ile buluşturmak üzere kişi, kurum ve kuruluş temsilcilerinden oluşur. Genel kurul, her yıl ocak ve eylül aylarında yapacağı iki toplantıdan az olmamak üzere, üyelerin salt çoğunluğu ile toplanır. Genel kurula kent konseyi başkanı başkanlık eder. (KKY, Madde10) Kent konseyi genel kurulu bu KKY ne aykırı olmamak kaydıyla uygulama yönergeleri çıkarabilir (KKY, Madde16). Yürütme kurulu ise genel kurul tarafından seçilen, kadın ve gençlik meclis başkanlarının da yer aldığı en az yedi kişiden oluşur ve genel kurulun gündemini tespit etmek ve genel kurul tarafından oluşturulan görüşleri ilgili belediyeye sunmak ve uygulamayı izlemekten sorumludur. (KKY, Madde11) Meclisler ve çalışma gurupları ise Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapıları (KKY, Madde 4) işaret eder. Kent konseyleri, görev alanına giren konularda meclis ve çalışma gurupları oluşturabilir. Meclislerin ve çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları genel kurulca belirlenir. Meclislerde ve çalışma guruplarında oluşturulan görüşler, kent konseyi genel kurulunda görüşülerek kabul edildikten sonra değerlendirilmek üzere ilgili belediye meclisine sunulur. (KKY, Madde12). Kent konseyi başkanı, genel kurul tarafından seçilir ve görev süresi, yürütme kurulunun görev süresiyle paralel olmak üzere ilk dönem için iki yıl, ikinci dönem için üç yıldır (KKY, Madde11/A). Ayrıca yönetmelikte idari akışın koordinasyonunu sağlayan bir genel sekreterlik tanımlıdır. Kent konseyi genel sekreteri, belediye 117

130 başkanı tarafından önerilen üç aday arasından yürütme kurulu tarafından seçilir. Kent konseyi genel sekreteri, görevlerin yerine getirilmesini koordine eder. Meclisler, çalışma grupları ve benzeri yapılar arasındaki çalışma uyumunu ve koordinasyonu sağlar. Genel sekreter, kent konseyi başkanına ve yürütme kuruluna karşı sorumludur. (KKY, Madde 14/A). Genel sekretere karşı sorumlu olan sekretarya hizmetleri de ilgili belediye tarafından önerilecek ve yürütme kurulu tarafından kabul edilecek görevliler tarafından yerine getirilir (KKY, Madde 15). Görüşlerin ilanı başlığında (KKY, Madde 14) kent konseyi genel kurulunca oluşturulan görüşlerin, belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirildikten sonra belediye tarafından kent konseyine bildirilir ve uygun araçlarla kamuoyuna duyurulduğu belirtilmektedir. Mali yapı ise belediyeler kent konseylerine, bütçelerinde ödenek ayırmak suretiyle ayni ve nakdi yardım yapması ve destek sağlaması ile açıklanmıştır (KKY, Madde 16/A). 4. POLİTİKA SÖYLEMLERİNDE KATILIMCILIĞIN YERİ Katılımcılık ve kent konseylerinin dayanağını oluşturan politika söylemleri için kronolojik sırayla Belediye Kanunu tasarısı gerekçesine, 5393 sayılı Belediye Kanununa, DPT nin Dokuzuncu Kalkınma Planı ve KKY ne bakmak gerekli olacaktır: Belediye Kanunu tasarısı gerekçesinde[9], Özerklik konusunda sorunlar yaşayan yerel yönetimlerin bu konuda güçlendirilmesinin yolunun katılımcı yapılardan geçtiği, Katılım ile hizmetle etkililik ilişkisi tasarıyı şekillendiren unsurlardan biri olduğu, Kent konseylerinin ise görüşlerin açıklandığı bir platform olarak tarif edildiği ve işlevi üzerinde durulduğu belirtilmiştir tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu katılımını sağlayacak önlemlere [10] Madde 13/2 de hemşehriliğin geliştirilmesi, Madde 76 da Kent konseyi, Madde 77 de sosyal hizmete yönelik hizmetler konularında yer verilmiştir. DPT nin Dokuzuncu Kalkınma Planı[11] ise planın temel ilkelerinde, Kamu Hizmetlerinde Kalite ve Etkinliğin Artırılması, Yerel Düzeyde Kurumsal Kapasitenin Artırılması, Kültürün Korunması ve Geliştirilmesi ve Toplumsal Diyaloğun Güçlendirilmesi başlığında katılıma ayrı yer verilmiştir. 118

131 Kent Konseyi Yönetmeliği nde [12] ise tanımlamalarında (Madde 1), kuruluşunda (Madde 5 /1), yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılması hakkında (Madde 6/1/a), Yerellik ilkesi çerçevesinde (6/1/ç), Kent yönetiminde uygulanan ilkeler hakkında (6/1/h), YG21 süreci kapsamında, (7/1/a), ve kent yaşamında uzlaşma konusunda (7/1/d) öngörülmüştür. 5. TÜRKİYE DE KENT KONSEYLERİ 1930 sayılı yasanın hemşerilikle ilgili maddesi hemşerilerin belediye yönetimine iştirake hakkı olduğunu belirtmiştir. Hemşeri kıstasına uygun kimseler bu konuda ayrı bir çaba olmaksızın bu haktan yararlanabilmekteydiler. Bu açıdan yönetime katılım deneyimleri Yerel Gündem 21 den daha geriye götürülebilmelidir. Bugünkü kent konseylerinin işlevini karşılayanlar olarak da yöre halkının çabasıyla oluşturulan ve kent parlamentosu, kent senatosu, demokrasi platformu gibi değişik ad ve organizasyonların olduğunu hatırlatmak gerekir. Bunlardan akla gelen ilk örnekler: Aliağa, Urla, Milas, Muğla dır. Türkiye de, kent konseylerinin standartlaşmış organizasyona dönüştükleri örnekler ise Türkiye de Yerel Gündem-21 Yönetişim Ağı Kanalıyla BM Bin Yıl Kalkınma Hedeflerinin Yerelleştirilmesi projesiyle gündeme gelmiştir yılında çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanununda da 76. Madde bu konuya ayrılmıştır. 6. KENT KONSEYİ SÜRECİNDE KATILIMCI DEMOKRASİNİN YERİ Kuramsal ve pratik değeri ile katılım, yaşamı başkalarının iradesine bırakmak değil, aksine ona her zaman sahip çıkmak ve onu bizzat biçimlendirmektir[13]. Kamu yönetimi disiplini içinde ise katılım, sadece hizmetlerin kalitesi ve gereksinimlere ilişkin talepleri kapsamamakta, yönetime katılım ya da yönetimi denetleme amaçlarına yönelik, temsili demokrasinin eksiklerini giderici, ona çoğulcu bir içerik sağlayan vatandaş katılımını da içermektedir[14]. Katılımın sağlanması, demokrasi idealindeki bu yürütme gücünün, azınlıklara karşı hassas olması ihtiyacının aracıdır. 20. yüzyılın son çeyreğiyle birlikte demokrasi katılım olmaksızın tarif edilemez olmaya başlamıştır. Aktif kitlelerin enerjilerini halkın önceliklerini dile getirmeleri için kullanma olarak da tarif edilen 119

132 bu olgu giderek bir zorunluluğa dönüşmektedir. Varsayıma göre, temsili demokraside herkes oy kullanma hakkına sahiptir ancak temsil, halkın çıkarlarını adil şekilde temsilden çıkıp sadece temsilcinin iletişim çemberi ve kişisel öncelikleriyle şekillenmektedir. Bu durumun da temsilciyi etkilenmeyi başaran baskı gruplarının ve siyasi liderlik mekanizmalarının, demokratik mekanizmaları felç ettiği öne sürülmektedir. Temsili demokrasi kriz içerisindedir ve toplumsal ihtiyaçlara cevap veremez olmuştur. Katılımcılığın taşıdığı potansiyel, bu krizin panzehiridir. Adeta, doğrudan demokrasiye en yakın örnek olan Antik Yunan da bile başarılamayan tüm halkın katılımı artık mümkün hale gelmektedir. Tüm halkın katılımı idealini gerçekleştirme sorumluğu da ulus üstü mekanizmalara bırakılmaktadır. Verinin işlenmesi, depolanması ve dağıtılması konusunda teknolojideki büyük adımlarla uzmanlaşmanın yıldızı yükselirken varsayımlar, vatandaş katılımını öne çıkarmaktadır. Karar verme mekanizmalarında temsilci ya da bürokratların yerini vatandaşın alması sıkça vurgulanmaktadır. Katılımcı demokrasi, temsili demokrasiden sağlanan en büyük kazanım olarak gösterilmektedir. Temsili demokrasi, sadece ulus devlete demokratik görüntüyü sağlamayı amaçlayan ve el çabukluğu ile gerçek demokrasiyi gasp edip, ona 19. yüzyılda bir tür el koyan ve iki bin yıllık tarihsel geleneği yok sayan bir yerine geçme olarak görülmektedir[15]. Bu nedenle temsili demokrasinin niteliği sorgulanmaya başlamış, D. H. Lawrence ın Beni kim temsil edebilir? Ben kendim! Herhangi bir insanın beni temsil ettiğini düşünemem bile [16] ifadesi daha çok dillendirilir olmuştur lerden sonra, özellikle Avrupa da, demokrasi kazanımlarından taviz verilmemesi için demokrasinin yaşadığı darboğaz, çevre hareketleri ile öne çıkan sivil toplum kuruluşlarının örgütlenmiş yapısı ve katılım için öncü vatandaşların enerjilerine başvurularak aşılmak istenmiştir. Böylece temsili demokrasinin demokrasi üstündeki anlam tekeli kırılmaya, katılımcı demokrasi ifadesi de kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönüşümler, şu varsayımlarla katılım süreçlerini öne çıkarmaya başlamıştır: Kamu yönetimi süreçleri kamu hizmetinin vatandaş iletişimi içerisinde iyileştirilmesi ve dönüştürülmesine odaklanmaktadır ve Vatandaşların gönüllü katılımının sağlanmasında iletişiminin yanı sıra katılımı yapılandırmak için gerekli koşulları sağlamak yükümlülüğünde olduğu kabul edilmektedir. 120

133 Yerel ölçek sadece yerele özgü süreçlerin değil aynı zamanda yerel üstü süreçlerin de yaşandığı bir süreçtir [17]. Bu nedenle, bu süreçler, kamu yönetiminde kendisine en fazla yerel yönetimlere ilişkin tartışmalarda ve yeniden yapılandırma çalışmalarında yer bulmaktadır. Yerel yönetimleri şekillendiren kavramlar taban demokrasisi, özerklik ve yerellik, vatandaş girişimleri olarak sayılabilir. Hizmetin yerinde sunulmasına yakınlıklarından dolayı katılımcı yapıya uygun oldukları düşünülen yerel yönetimler, katılımcılığa ilişkin tartışmaların da kaçınılmaz olarak odağına oturmaktadır. Oysa katılımcı demokrasinin sorunları ve açmazları da vardır. Demirci bu konuda çeşitli açılardan konuyu ele alarak şunları sıralar[18]: Katılım yorumlara açık belirsiz bir kavramdır, Elitler halkın katılımı konusunda isteksizdirler, Katılımda adalet yoktur, Katılımın ideal koşulları yoktur, Halk, katılım konusunda isteksizdir, Katılımcıların bireysel olarak yaptıkları katkı belirsizdir, Katılım, karar almada verimsizliğe yol açar, Katılım, toplumsal çatışmaları arttırır, Katılım, hesap verme sorumluluğunu muğlaklaştırır, Katılım, yeni bir tiranlıktır 7. KENT KONSEYİNİN SORUNLU YÖNLERİ Kent Konseyi, kurumsal katılıma ilişkin en temel kurumsal model olarak görülmektedir[19]. Vatandaşların yerel yönetimlere katılımını arttırmak için bir platform olarak düşünülen Kent konseyleri sadece az sayıda şehirde etkili olarak çalışmaktadır[20]. Bunda etkili bazı hususlar olmalıdır. İlk gözlemlenen husus, konseyin kuruluşunu zorunlu kılınmasıdır: Kent Konseyleri belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler (KKY Madde 5/1). Yönetmelikte, kent konseylerinin yılda kaç kez toplanmasına dek görülen müdahaleci tutuma dikkat çekilmiş, bu tip detayların ancak o kentin vereceği kararlar olması gerektiği hatırlatılmıştır[21]. Belediye ile kent konseyi arasında kurulan ilişki konseyde alınan kararların belediye meclisine taşınmasıdır. Bu düzenlemeye göre kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilecektir (Belediye Kanunu, Madde 76/3). Kent konseyinin görüşlerinin belediye meclisi açısından bağlayıcılığı yoktur. Nitekim Belediye Kanunu, belediye mec- 121

134 lisinin görevleri arasında kent konseyi kararlarının görüşülmesini saymamaktadır[22] sayılı kanun 24. maddede meclis kararlarının isteyenlere ancak ücret karşılığı verileceğini hükme bağlamıştır, dolayısıyla kent konseyi görüşlerinin kararlara nasıl etki ettiği anlaşılamamaktadır[23]. Kent konseyi genel kurulunun yılda iki kez toplanması, KKY ne göre kararların etki edebileceği yer olan Belediye Meclisinin 11 toplantısından (5393 sayılı Belediye Kanunu Md. 20) eğer gerekli görülürse sadece iki toplantısında tartışılabilecektir. Ayrıca toplantı tutanaklarının olup olamayacağı, aksine beyan halinde bunların bir hukuki dayanak sayılıp sayılmayacağı, tutanakların nasıl tutulacağı, nereden yayımlanacağı konularına KKY de yer verilmemiştir. Bu açıdan bu cevaplar, iş yönergelere bırakıldığından, katılımın temel koşulu olan bilgilenme hakkı açısından belirsizdir. Bu çerçevelerde gündeme alınan konsey görüşlerinin değerlendirilmesi yani karar niteliği kazanıp kazanmaması veya kararlarda etkili olması hususunda belirleyici olan meclis ve özellikle belediye başkanıdır. Stratejik plan ve faaliyet raporlarının da sunulmadığı, konseyin bu konularda faaliyet önerileri sunma ve karar alma süreci de baştan engellenmektedir. Kent konseyi görüşlerinin meclis kararlarına yansıması amacıyla beklentilere ulaşılmaması, kişisel inisiyatiflere bırakılan bu alanın konsey üyelerinin motivasyonunu olumsuz etkileyeceği açıktır. Kent konseylerinin web sayfalarının pek çoğunda bu tutanakların olmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra üyelerin, sadece temsil ettikleri kurumların isimleri sayılmakta ve üyelerin iletişim bilgileri bulunmamaktadır. Genel kurul, KKY de Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, baroların ve ilgili dernekler ile vakıfların temsilcileri ibaresinden en geniş katılımı kesiminin STK lardan oluşacağı anlaşılmaktadır. Ancak burada ilgili olmak kim tarafından ve hangi kriterlerle belirlenecektir, burası kesin değildir. Kent konseyinde ister kamudan, ister STK dan, ister halktan olsun her temsiliyet, örgüt üzerinden tanımlıdır ve bir Yerel Gündem 21 örgütlenmesi olarak bu açıdan belli bir çoğulculuğu gözeten korporatist bir temsiliyet biçimidir [24]. Kent konseyleri kent yaşamı için öneme haiz hizmetlerin tasarlanmasına ön ayak olabilir. Ancak mevcut siyasetin yapılanması ve hizmet sunumunda piyasa temelli tercihleri ağırlığı altındaki konsey- 122

135 leri çok az sayıda belediyenin bunu ciddiye aldığı, büyük bir çoğunluğunun ise yasal bir zorunluluk olarak gördüğü için başlatmak zorunda kaldıkları ve sadece görüntü ürettikleri sonucuna ulaşılmıştır[25]. Yasal düzenlemelerle demokratik kazanımlar tasarlansa da uygulamada, tasarımla bir uyumsuzluğun bariz olduğunun altı çizilerek belediye yönetiminin isteksiz, yerel kurumlar ve katılımcı olacağı öngörülen kesimlerinse bilinç düzeylerinin düşük olduğu tespiti yapılmıştır[26]. Belediyelerin kent konseyine yönelik yardım ve desteğinin neler olacağı ve nasıl sağlanacağı belirtilmemiştir. Belediyeler tarafından konseye yönelik olarak sağlanacak teknik altyapı vb. yardımların belediye başkanının inisiyatifi ile geliştirileceği açıktır. Kent konseyine ayrı bir bütçe verilmesi, kent konseyinin protokoldeki yeri, alınan kararların yerine getirilmesi hususundaki Belediye Meclislerine bir yaptırımın olup olmadığı gibi sorular sıkça sorulmaktadır. Bütçenin ancak tüzel kişiliğe ait olduğunu hatırlatmıştır. Ayrıca, bu çalışmaların Belediye Başkanının yürüttüğü hizmetlere ortaklık olmadığını da belirtmiştir[27]. Bunları dile getiren merkez valisi ve Mahalli İdareler Eski Genel Müdürü Kavas, temel konularda katılmak konusunda sorun yaşayan bir vatandaşın, kentinin, mahallesinin sorunları konusunda çok fazla katılımcı olmasını beklemenin biraz iyimserlik olduğunu bunun ancak kent konseyini doğru tanımlamak ve Kent Konseyine olduğundan farklı işlemler yüklememekten geçtiğini belirtmiştir[28]. Kent konseyinin her yerde aynı şekilde olamadığı, kanun ve yönetmeliğin yorumlanması da aynı şekilde kabul edilmediği ve anlaşılmadığı, dolayısıyla da bir yörede, bir beldede algılanan, bilinen, uygulanan şeyin, bir başka yerde çok farklı olmaya başladığına işaret edilmiştir[29]. Elban, ayrıca başka bir mevzuat problemi de kent konseylerinin bir tüzel kişilik olmadığı, dolayısıyla da kendilerine bir kadro olmadığı için hukuken bir Genel Sekreter atamasından, görevlendirmesinden söz edilemediği ancak kent konseyi ile karşılıklı tabi mutabakatla dışarıdan yani belediye personeli olmayan kişinin de Genel Sekreter olarak görevlendirilmesi ve Yürütme Kurulunun da bunu Genel Sekreter ataması, seçmesi söz konusu olabileceğini de belirtilmiştir[30]. Bu da belediye başkanın önerdiği bu kişinin konsey üyelerince istenilmemesi halinde bir gerginlik konusu oluşabileceğini göstermektedir. 123

136 BMKP nın kent konseyi olan otuz ildeki görüşmelerine göre de üç sorun vardır. Bunlar, 1. mali kaynakla ilgili olarak Mali kaynağın yetersizliği, sağlanan kaynağın sürekli sağlanmaması, kaynağı belediyeden alırsak özerkliğimize bir tehdit olur mu, olmaz mı ; ikincisi Bağımlı olmayı istemiyoruz ama bağımsızlığımız için ne yapmalıyız, bunu bilmiyoruz bir başka tartışma ekseni; sonuncusu da Kentimizin hemşerilerinin kent konseyi sahiplenmeleri, bilinirlik problemleri, kurumsal, kişisel kapasite ile ilgili çeşitli sorunlardır. Aynı görüşmelerde kent konseyi üyelerinin kamu yönetimi ile Kent Konseyi ilişkilendirilmesini şu üç temel soru ile saptayan soruları: Kamunun karşısında mıyız?, Karşısında değilsek, kamunun denetçisi miyiz?, Kamu ile birlikte yürüyorsak, hangi eksenlerde, hangi parametrelerde yürüyoruz? ve Kent Konseyi süreci bir dayatma mı, dış birimlerin bir dayatması mı, yoksa kendimizin içten hissettiği bir ihtiyaç mı? olarak sıralanmıştır[31]. Şengül e göre, eskinin seçici temsiliyetini geçersiz kılma amacındaki Yerel Gündem 21 in bu konuda aracı kent konseyidir. Ancak kent konseylerine bakıldığında, birkaç örnek dışında kent konseyi belediyeye endekslenmiştir[32]. Emrealp[33] de Kent Konseyi = Belediye olmadığının altını çizmektedir. Bu tespitlerin sebebi, kent konseyinin işlevini yitirip çoktan belediyenin gölgesinde kaldığının güçlü işaretleridir. Kent konseyi, vatandaş odaklı bir anlayışın geçerli kılınması için önemli bir boşluğu doldurma kapasitesine sahipken bu anlayışı temsil etmekte sorunlar yaşanmaktadır, çünkü vatandaşın kararlarını verdiği şeyleri uygulamaya koyamamaktadır ve belediyenin sunacağı desteğe bağımlı vatandaş karar verme süreçlerinde hala pasif konumdadır[34]. 8. DEĞERLENDİRME Kent konseyinin kurulmasındaki zorunluluk, yerel demokrasiyle bağdaşmaz. Demokrasiye dayanacak bir kent konseyi, yöre halkının ona doğal olarak ihtiyaç duymasıyla şekillenmelidir. Ancak anlaşılmaktadır ki bu demokrasinin kurumsallaşması beklemek kent konseyini şekillendiren Yerel Gündem 21 sürecinin işlerliğine yetişmek için zorunluluk olarak ön görülmüştür. Demek ki gerekli katılımı güçlendirmek konusunda yol göstericiler ulus üstü kuruluşlardır. Bu da Bayramoğlu nun siyasal iktidarın ulus-devlet ölçeğindeki adem-i merkezileşmesinin, aynı anda, başka bir iktidar ölçeğinde (küresel) 124

137 gerçekleşen bir merkezileşme [35] görüşünü desteklemektedir. Mali yardım konusunda belediye ile konsey arasında oluşturulan bağ, belediyeye, kısıtlı gelir kaynaklarıyla yaptığı çok çeşitli yerel hizmet sunumunun yanı sıra demokratik mekanizmaların benimsenip yaşatılması ödevini de yüklemektedir. Bu yarışta siyasi gücü korumak ve hizmetleri yerine getirmek önceliğinde olan belediyelerin demokratik mekanizmaları yavaşlatması kaçınılmazdır. Mali konularda bazı belediyelerde kent konseylerine ciddi kaynaklar ayrılırken bazı belediyelerin KKY deki belirsiz bir mali destek ifadesi sayesinde bu konuda ayak diredikleri anlaşılmaktadır. Belediye bütçesinde kent konseyleri ile ilgili belirgin bir kaynak ayrılmasını talep etmektedirler. Bu, özellikle ölçek ekonomisi gereği küçük kent belediyelerinin kent konseylerini destekleyememelerinin temel sebebidir. Ülkemizde sınırlı bütçelerle, hem siyasi gücü kaybetmeme hem de hizmet etme kaygısındaki belediye yönetimi için kent konseyi gibi demokratik mekanizmaların işletimi yavaşlamak durumunda kalmaktadır. Ayrıca kent konseylerinin yaptığı çalışmalar, kentsel sorunların tespiti, çözüm önerileri sunmaktır. Hizmeti tasarlayan ve sunan belediyedir. Ancak konseyin yaptığı faaliyetlerin (örneğin kadın istihdamına yönelik kursu açmak, gençlik programları, kültür değişimi projeleri, engellilere akülü araba dağıtımı vb.), toplumda belediye dışı bir yapı olan kent konseyinin hizmeti olarak algılanması, belediyenin siyasal rolünün pekişmesine bir engel olarak algılanabilir. Belediyeler, başlangıçta değişik projelerle gündemi dolduran konseyleri, pasif kılmaya eğilimi göstermektedirler. Önemli bir iletişim kaynağı olan web sayfalarının açılmasından sonra uzun süre güncellenmemesi ve sonunda tamamen yayımdan kalkması... Örneğin, Çorum Kent Konseyi nin web sitesi de Ocak 2011 den beri yayımlanmamaktadır (www. corumkentkonseyi.org.tr). Sadece Gençlik Meclisi üyeleri, bir sosyal paylaşım ağı üzerinden iletişimlerine devam edebilmektedirler. Sivil toplum kuruluşlarının da faaliyetleri kendi adlarına mal edememeleri de konseyin çalışmalarında katılımı sınırlı tutmaktadır. Çorum Kent Konseyi hakkında yapılan bir araştırmada konsey üyelerinin yönetim kuruluna üye olduklarından bile haberdar olmadıkları anlaşılmaktadır[36]. Yerellik vurgusu yapılan kent konseyi çalışmalarında, ilginç bir biçimde, merkezin yerel ölçekte etkisi hissedilmektedir. Daha önceki 125

138 kent konseyi deneyimlerinde yararlanmak isteyecek kent konseyleri iradesi yerine, örneğin kent konseyi yürütme kurulu üyelerine bölgesel olarak eğitimler düzenlemesinin Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Belediye Hizmetleri Daire Başkanlığınca Yerel Gündem 21 anlayışıyla yapılması buna iyi bir örnektir. Yönetişimi öğrenmek için de uluslar arası kuruluşların eğitimi ihtiyacı doğmaktadır. Yeni bilgi kaynağı olan bu kuruluşlar bu anlamda merkezi yönetimin rolüne geçerek yeniden tanımlı eski bir hiyerarşiyi ortaya koymaktadır. Yapılan çalışmaların belediye destekli oluşu, muhalif seslerin duyulamamasına engel olmakta, yapılan çalışmalarda belediyenin mensup olduğu siyasi partinin görüş ve yorumlarına paralel söylemler ağırlık kazanmaktadır. Bu da sorunlara duyarlı ve farklı yaklaşımlarla yerel siyasi gücü baskı grubu olarak yönlendirmekten çok iktidarın yeniden üretimine dönüşmektedir. Yasa ve ilgili yönetmelik, tüm kentlerin katılımda aynı isteklilikte olduğunu var sayar gibi Konseyin kuruluşunu zorunlu kılmaktadır. Bu durum demokrasiye aykırı kabul edilmelidir. Kentin yerel dinamikleri bunu gerekli kılmadıkça açık olan bu kanalı kullanmamak da demokrasinin bir gereğidir. Tüzel kişiliği olmayan kent konseylerinin bir araya gelmesi ve ulusal ölçekteki bir birlikteliğe uygun hukuki bir zemin arayışı ise yerelleşme ileri sürülürken anlaşılamayan bir merkezileşme olarak öne çıkmaktadır. Ülkenin fiziksel, siyasi ve sosyal altyapısının bu tip uygulamalar için hazır olmadığı ve Yerel Gündem 21 gibi katılım denemelerinin hemşehrilerin katılıma ilişkin beklentilerini olumsuz etkileyebileceği, küreselleşme kapsamında bu süreçlerin kentin sermayenin egemenliğinde kalmasının aracı olabileceği öne sürülmüştür[37]. Akdoğan, katılımı neo-liberal politikaların doğası dikkate alındığında demokratik olmaktan çok iktisadi bir talep olarak görmekte, kent konseyini de tanıtıldığının aksine bu iktisadi anlayışın meşrulaştırıcı bir aracı addetmektedir[38]. Eğer katılım neo-liberalizm için önemli ise bu yapı içindeki ülkelerdeki sendikacılığın yerinde saymasını anlamak mümkün değildir. Şengül, eskinin seçici temsiliyeti geçersiz kılma amacındaki Yerel Gündem 21 in bu konuda aracı kent konseyidir. Ancak kent konseylerine bakıldığında, birkaç örnek dışında kent konseyi belediyeye endekslenmiştir[39]. Emrealp[40] de Kent Konseyi = Belediye ol- 126

139 madığının altını çizmektedir. Bu tespitlerin sebebi kent konseyinin çoktan belediyenin gölgesinde kaldığının güçlü işaretleridir. Kent konseyi, vatandaş odaklı bir anlayışın geçerli kılınması için önemli bir boşluğu doldurma kapasitesine sahipken bu anlayışı temsil etmekte sorunlar yaşanmaktadır, çünkü vatandaşın kararlarını verdiği şeyleri uygulamaya koyamamaktadır ve belediyenin sunacağı desteğe bağımlı vatandaş kararı hala pasif konumdadır[41]. Yerel yönetimler, yerel hizmetlerin pek çoğunu özelleştirmişken halkın bu hizmetler konusundaki tavrının başarı ihtimali ise düşündürücüdür. Burada temel çelişki de yerel yönetimlerin doğalarının yönlendirildiğimiz sonuçlara varmayacaklarına dair örneklerin çok olmasıdır ki bu da hesap verebilirlik, saydamlık ve katılımcılık kapasitesinin arttırılmasını üstesinden gelinmesi gereken bir sorun haline getirmektedir. SONUÇ VE ÖNERİLER Kamu faaliyet alanı ilke olarak tekel niteliğine sahiptir, rekabetçi değildir. Mal ve hizmet üretiminde tüketicinin (vatandaşın) belirleyici ve etkileyici rolü sınırlıdır. Bu kamuyu verimsizliğe iten sebeplerdendir. Bireyin tüketici (vatandaş) olarak tercihlerini özgürce kullanabilmesi liberal bir ekonomik sistemde gerçekleşebilir. Çözüm ise kamu faaliyet alanında özel sektör mekanizmalarını kullanmaktan geçmektedir. Bunun anlamı tüketici tercihinin, kamu sektöründeki yansıtılmasıdır ki bu vatandaş katılımının sağlanmasıdır. Katılım yoluyla vatandaşlar yönetime ilişkin beğeni, öneri veya şikâyetlerini yansıtmaktadırlar. Yönetim başarısının değerlemesi, yönetici performansı ölçümü ve daha çok şikâyet alan hizmet unsurlarının değişimi böylece doğal yolla sağlanmaktadır. Konu, bu açıdan bakınca etkin yönetim ihtiyacına yönelik gelmektedir. Ancak sorun, burada vatandaşın yönetişim anlayışında örgütlenmeden veya belli örgütlenme yapılarına sahip olmadan bir değer ifade edememesidir. Vatandaş katılımı olarak tasarlanan katkı, özel sektör kuruluşları ve STK ları tarafından yapılmaya endekslenmektedir. Katılım süreçlerinde rol oynama gücü olan STK lar da baskı grubu oluşturabilecek sermaye birikimine sahip, ticari faaliyetleri dışında da kaynak dağıtımını etkilemek isteyen örgütlenmelerden oluştuğu görülmektedir. Bireysel katılımın ya da sermeye desteği olmayan örgütleneme yapısındaki grupların yönetişim anlayışında yeri yoktur. Yönetişim katılımı ayrı 127

140 ayrı bileşenlerine ayırarak atomize etmez, grupları muhatap alır. Bu nedenle vatandaş katılımından değil yönetim dışı baskı gruplarının katılımında söz edilmelidir. Kent konseylerini belediye destekli bir kurum olmaktan çıkarmak, doğal taleplerle oluşmasına dek gerekli alt yapıları hazır tutmak dışında bu konuda bir müdahale kabul edilebilir değildir. Ancak bu gerçekleşmesi güçtür. Çünkü özellikle ulus üstü güçlerin küreselleşme politikalarının aracı olan yerelleşme gerekleri bu taleple örtüşemez. Demokrasiye dönük eğilimleri dışarıdan dayatılan zorlamalarla evirilen yerel demokrasi ya özgün çözümleri sorgulamalı ya da bu tür oluşumlara olduğundan daha çok anlamlar yüklememelidir. Katılımcılık şartlarını sağlayamayan vatandaşların faaliyetleri, kamu yararından uzaklaşan anlayışları ikame edemezler. Belediyenin kentsel hizmetlerin yanı sıra sosyal hizmetleri de yapma yetkisi düşünüldüğünde kent konseylerinin hizmet tasarımı ve sunumuna ilişkin görüş ve önerilerini iletmesinden öte bazı faaliyetleri yapılmasının fazladan bir yük olduğu söylenmelidir. Demokratik mekanizma, ifade özgürlüğü ve denetleme unsurlarının sağlık şekilde işletir. Bu mekanizma işin kendisini yapmak durumunda değildir. Pek çok kez karşılaşıldığı gibi, katılım etkinlikle bağdaştırılmakta devletin üstündeki yükün arttığı belirtilerek ve etkin bir yönetim için katılım şart hale gelmektedir. Katılımın rolü, yöneticilerin daha iyi performans göstermeleri için gölgesini bu kesimlerin üzerinde tutmasıdır. Katılımın, neo-liberal politikaları uygulamakta olan siyasetçi ve bürokratların denetleyicisi olması ön görülmüştür. Özellikle hizmetin üretimi ve dağıtımının etkisini yüzyüze yaşayan yerel yönetimciler için halkın taleplerini göz önünde tutmak kaçılmaz olur. Demokrasinin okulu sayılan yerel yönetimlerin yönetiminde halk müzakereleri ile demokratik süreci öğrenecektir. Yerinde gerçekleşen hizmet süreci denetim altında tutulabilecek, yolsuzluklar engellenebilecektir. Kent konseyi, katılım maliyetlerini hem zaman hem mali açıdan karşılayamayan bireylerin ya da toplulukların temsil edilemediği, iyi örgütlenmiş baskı gruplarının temsil edildiği bir yapı arz etmektedir. Kent konseyi önermesinde, tüm vatandaşların, (örneğin, nükleer enerji santrallerinden şiddete maruz kalmış kadınlara, engellilere uygun kamu yapılarından çöp ayrıştırma gereksinimlerine kadar) önlerine getirilen tüm konulara hâkim ve tüm vaktini bu çalışmalara ayı- 128

141 rabilecek kadar iyi ve bilinçli vatandaşlar oldukları varsayımı geçerlidir: Yaşadığı kente karşı, yaşadığı mahalleye karşı sorumluluğunu yerine getiren, bu yükün altına ağırlığını koyan adam, aynı zamanda kenti ile ilgili konularda da, memleketi ile ilgili konularda da sorumluluk taşıyan insan demektir, farklı bilinçte, bir insan demektir. [42] İyi niyetle bu bir ideal ölçek olup buna eksik gelen hususlar olabileceği ön kabulü olsa bile bu kez karşımıza daha baskın gruplar arasından sıyrılıp kendi gündemlerini ifade özgürlüğü içerisinde ifa edecekleri soru işaretlerine yol açmaktadır. Katılım, gönüllülüğe dayanırken belediye olan her yerde konseyin kurulması zorunluluğunu ise anlamak mümkün değildir. Bu nedenle pek çok kent konseyi katılımı zorunlu tutulamayacak olan toplantılarına katılım azlığından uzun sürelerdir gerçekleştirilememektedir. Örneğin, Çorum Kent Konseyi genel kurulu 2 yıldır toplanmamaktadır. (Son toplantı Haziran 2009 da gerçekleşmiştir.) İnsanlar tüm güçleriyle kent konseyine vakit ayırsalar da ve ilgilendikleri konuları paylaşıp uzmanlık bilgilerini araştırsalar da sonuç pratiğe dönük değildir. Çünkü temsili demokrasinin handikaplarını yaşayan belediye meclisinin bu kararları dikkate almamaları çalışmaları anlamsız kılmaktadır. Katılımla karar alma maliyeti, temsilcilerin karar alma maliyetinden daha düşük değildir. Kişilerin tüm bu süreçlere tam kapasite olarak gösterecekleri varlıkları aslında bir yandan karar alma faaliyetlerini ağırlaştırmaktadır. Akdoğan ın da belirttiği gibi[43] İstanbul gibi katılımcı sayısının (1106) çok olduğu (dolayısıyla sorunları da çok olan ve çözüme muhtaç olan kentlerde) konseye katılanların birer cümle bile söylemeleri günleri alabilir. Kent konseyi katılımcıların nasıl ve hangi kriterlere göre seçildiği muğlak olan belediyenin istediği zaman göstereceği desteğine dayalı yapıyla, daha çok yerel yönetimlerin faaliyetlerin duyurulmasını sağladığı ve müzakere alanı değil onaylanma alanı işlevini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Pasif vatandaşın arzulanmadığı doğrudur, ancak gerçekçi olmayan şartlarla katılım zorunluğu da ancak bir siyasal kayıtsızlığı getirmektedir. Aksi durumda mevcut yapı, bizlere katılma kanalları açık olduğu halde bizlerin bundan gönüllü vazgeçtiğimiz gibi bir mesaja sahiptir. Bu yolla iktidarın yoğunlaşması ve muhalefetin parçalanması demokrasi için en büyük tehlikedir. 129

142 Özellikle yerel yönetimlerin hizmet için en uygun büyüklüğe ihtiyacı varken katılım için de en küçük ölçeklere ihtiyacı vardır. Bu nedenle mahalle komiteleri buna bir çare sunabilir. Belediye çalışmalarının demokratikleştirilmesi, yörede yaşayanlarının yerel hizmetin işleyişine önceden müdahaleleriyle mümkündür. Bu müdahale, kararların halkla birlikte alınması olarak belirtilmelidir. Mahalle sakinlerinin dilek, istek, şikâyet ve önerilerini derleyen, mahallenin ortak ihtiyaçlarını belirleyen ve mahalle muhtarları öncülüğünde semtin ekonomik ve kültürel zenginliğiyle ilişkili olarak yerel hizmetleri talep eden bir mahalle komitesi üzerinde durmak daha doğru olacaktır. Mahalle ölçeğinde geliştirilecek uygun modellerde yerel hizmetlerin görülmesinde etkililik ve verimlilik kadar demokratik değerlerin de geliştirilebileceği belirtilmektedir [44]. Bu konuda önerilecek olan, Türkiye de de denenen, mahalle komiteleridir. Mahalle tüzel kişiliği hukukta tanınırsa, komitelerin bilgi edinme için talepte bulunma, uzman kişilerden eğitim alma gibi pek çok imkânla güçlendirilerek katılımı temsilci seçme sürecine indirgemeyi sağlayacaktır. KAYNAKLAR 1. Eryılmaz, B. (1995), Küreselleşen Dünyada Yerel Yönetimlerin Yeri, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt. 4, Sayı 2, ss: içinde s Koyuncu B. ve, B. (2003), Yerel Yönetimler ve Yerel Özerklik: Modeller ve Uygulamalar, Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar, (Ed. Ahmet Nohutçu vd.), Ankara, 2003, ss: içinde s Çukurçayır, M. A. ve Eroğlu, H. T. (2008), Kent Yönetiminde Demokratik Bir Açılım Olarak Kent Konseyleri, Sakarya Üniversitesi 1. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu, Ekim 2008, ss içinde s USAID (2000), Decentralization and Democratic Local Governance Programming Handbook, Center for Democracy and Governance, Technical Publication Series, PN-ACH, May. Pp: Göktürk, A. (2008), Bugün Gelinen Yerde Kent Konseyleri ve Yerel Gündem 21, php?kod=833&tipi=7&sube=0, s Kent Konseyleri, Türkiye de Yerel Gündem 21 Programı, la21turkey. net/index. php 7. Göktürk, A.(2008), s Kent Konseyi Yönetmeliği, mevzuat. gov. tr/, Erişim:

143 9. Belediye Kanun Tasarısı, tbmm. gov. tr/sirasayi/donem22/ yil01/ss944m. htm Erişim: Belediye Kanunu, mevzuat. gov. tr/ Erişim: DPT, Dokuzuncu Kalkınma Planı,www. dpt.gov.tr/docobjects/ Download/1968/plan9. pdf, Erişim: Kent Konseyi Yönetmeliği, mevzuat. gov. tr/, Erişim: Çukurçayır, M. A. (2000), Yeni Yönetim Modeli Arayışları Çerçevesinde Halkın Yönetim Süreçlerine Katılım Olanakları, Yerel Yönetimler Sempozyumu Bildirileri içinde ( ), Ankara: TODAİE Yerel Yönetimler Araştırma ve Eğitim Merkezi, 1 2. Kasım 2000, s Geray, C. (1998), Kentsel Yaşam Kalitesi ve Belediyeler, Türk İdare Dergisi, Yıl:70, Sayı: 421, ss içinde s Dahl, R.(1989), The City in The Future of Democracy, American Political Sience Review, Aralık 1967, New Haven: Yale University Press, s ten Aktaran: Yıldırım, Selahattin. Yerel Yönetim ve Demokrasi: Kavramlar, Yaklaşımlar. İstanbul: T. C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile IULA-EMME Yayını, s Arblaster, Anthony. (1999), Demokrasi. Nilüfer Yılmaz (çev.). Ankara: Doruk Yayınları, s Şengül, T. (2001), Kentsel Çelişki ve Siyaset: Kapitalist Kentleşme Süreçleri Üzerine Yazılar, İstanbul: WALD içinde s Demirci, M. (2010), Katılımcı Demokrasi Açısından Kent Konseyleri: Eleştirel Bir Değerlendirme, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt:19, Sayı:1, ss: içinde T. C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, (2009) Kentleşme Şûrası-Yerel Yönetimler, Katılımcılık ve Kentsel Yönetim Komisyon Raporu, Ankara. www. bayindirlik. gov. tr/turkce/kentlesme/kitap10. pdf s T. C. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, (2009), s Türkiye Kent Konseyleri, Bursa Buluşması: Bilgi ve Deneyim Paylaşımı Toplantısı, Erdem Saker in Konuşması (13 Şubat 2010), Toplantı Zaptı, bursakentkonseyi. org. tr/?sayfa=icerik&id=100, Erişim: Öner, Ş. (2006), Yeni Mevzuat Çerçevesinde Türkiye de Belediye Yönetimi, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2006 içinde Çukurçayır, M. A. (2009), Yurttaş Odaklı Yerel Yönetim, Çizgi Yayınevi, Konya, 2. Bası, s Şengül, T.( 2004), Kent Yönetimi ve Katılım Sorunu, Antakya Kent Kurultayı ( ) Bildiriler Kitabı, Detay Yayımcılık, içinde s

144 M. Akif Çukurçayır, H. Tuğba Eroğlu, s Çukurçayır, M. A. ve Eroğlu, H. T. (2008), s Türkiye Kent Konseyleri, s Türkiye Kent Konseyleri, s Türkiye Kent Konseyleri, s Türkiye Kent Konseyleri, s Türkiye Kent Konseyleri, s Şengül, T. s Türkiye Kent Konseyleri, s Kutlu, Ö. vd., (2008), Vatandaş Odaklı/Vatandaşın Olduğu Yönetim: Kent Konseyleri ve Selçuklu Belediyesi Örneği, Sakarya Üniversitesi 1. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu, Ekim 2008, ss içinde s Bayramoğlu, S. (2004), Yönetişim ve Demokrasi İlişkisinde Siyasal İktidar Sorunu: Türkiye de Bağımsız Düzenleyici Kurumlar, (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Ana Bilim Dalı, s Kasap, B.(2011), Çorum Kent Konseyi Hakkında Seminer Araştırması, s Göktürk, A. ve Kavilli S. (2002), Bilgi Çağı Kamu Yönetimi İçin Önerilen Bir Model Gündem 21, I. Ulusal Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi Bildiriler Kitabı, Mayıs, Kocaeli Üniversitesi İİBF, ss içinde s Akdoğan, A. (2008), Yeni Yerel Yönetim Yasalarında Katılım, www. yayed. org. tr/genel/bizden_detay. php?kod=831&tipi=7&sube=0 s Şengül, T. s Türkiye Kent Konseyleri, s Kutlu, Ö. vd., (2008), s Türkiye Kent Konseyleri, s. 16, 43. Akdoğan, A. (2008), s Palabıyık, H. ve Atak Ş. (2000), İzmir Büyükşehir Bütününde Mahalle Yönetimi, Yerel Yönetimler Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 1-2 Kasım, TODAİE Yayın No. 304, ss içinde s

145 KATILIMCI YÖNETİM MEKANİZMASI OLARAK KENT KONSEYLERİ Yrd. Doç. Dr. Şafak KAYPAK Mustafa Kemal Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, 31100, Antakya/HATAY ÖZET Bu çalışma, yerel düzeyde katılım olgusu ve bu doğrultuda kent konseylerini inceleme amacını taşımaktadır. Yapılacak incelemede çıkış noktası, kent konseylerinin yerel demokrasinin yaşama geçmesinde bir araç olarak, kentsel yönetişim oluşturulması sürecinde olumlu rol üstlendiği doğrultusundadır. Yerel yönetimlerin yapısal değişim geçirdikleri bilinen bir gerçektir. Bu değişimlerin başında kentteki tüm grupları aktör olarak ortak gören yerel katılım kavramı gelmektedir. Kentsel mekânlarda etkili karar alma konumunda olan genelde yerel yönetimler, özelde belediyeler, katılımın ve doğrudan demokrasi avantajlarının sergilenebileceği yönetimlerdir. Gerçekleştirilen yerel mevzuat düzenlemeleri ile yerel yönetimlerde sorunların çözümü ve hizmet sunumunda, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışı hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, kent konseyleri, kentsel sorunların ve vizyonun belirlenmesinde, eylemde, çözümde hemşehrilik hukuku çerçevesinde herkesi buluşturur, kentin kalkınma önceliklerine ortak akıl ve uzlaşma ile yön verir, sürdürülebilir kalkınma esasıyla hareket eden demokratik bir yapılanmayı beraberinde getirir. Anahtar Kelimeler: Kent, Demokrasi, Katılım, Yönetişim ve Kent Konseyi 133

146 1. GİRİŞ Günümüzde yerel yönetimler, demokrasinin temel kurumları olarak görülmektedirler. Demokrasi, halkın kendini yönetmesi olduğuna göre, yerel demokrasi de alt birimlerde halkın istek ve ihtiyaçlarına karşılık verebilen en etkin sistem olmaktadır. İnsanın yerleşik yaşamında nüfus az iken doğrudan demokrasi geçerliydi. İnsanların toplu yaşama gereksinimlerinden dolayı kentleşme artmış ve artık tamamen temsili demokrasiye geçilmiştir. Günümüzde seçimlere dayalı temsil edici kurumların varlığı, sağlıklı işleyen bir demokrasi için zorunlu olsa da, yeterli kabul edilmemekte ve katılımcı demokrasiden söz edilmektedir. Çağımızda doğrudan demokrasi ile temsili demokrasi arasında denge sağlamayı amaçlayan katılımcı demokrasi anlayışı her iki aşırı yaklaşımın sakıncalarına karşı bir çözüm olarak görülmektedir. Demokrasi anlayışının ve demokratik bilincin gelişmesiyle birlikte yerel yönetimlerin de önemi artmıştır. Yerel demokrasi, yerel birimler aracılığıyla sağlanır ve halka yakın birimler, yerel halkın ihtiyaçlarını karşılamada daha etkindirler. Yerel yönetimler, yerel halkın gereksinim ve beklentilerine uygun bir düzeyde yanıt verebilme özellikleri ile çağdaş demokratik bir yönetim yapısının vazgeçilmez unsurlarıdır. Yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi ve yerel düzeyde demokratik mekanizmaların işletilmesi, yerel demokrasinin işlevselliğini sağlayacak önemli bir koşuldur. Yerel demokrasinin sağlanabilmesi ve işlevsel hale gelebilmesinin en önemli koşulu ise katılım dır. Yerel demokrasiler için katılım zorunluluk sayılmaktadır. Yerel yönetimler, halk katılımını en üst düzeyde gerçekleştiren ve halka en yakın yönetim kuruluşlarıdır ve halkın yönetime katılmasını sağlayarak ulusal birlik ve dayanışmaya katkılarda bulunurlar. Gelişmiş ülkelerde katılıma önem verilmekte ve kentsel yaşam alanlarında yerel yönetimlerin demokratikliğinin göstergesi sayılmaktadır. Katılım, halkın çıkarlarının kollanması ve korunması için en uygun yoldur. Kararlara katılan bireylerin, ülke sorunlarına ilgisi artar ve demokrasi bilinci gelişir. Yönetişim kavramının temelinde de birlikte yönetim anlayışı ve bunun gereği olan katılımın gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bir kentin kalkınması; demokrasiye, kültürel gelişmeye hizmet edebilmesi halkın etkin katılımına bağlıdır. Yerel yönetimlerin işleyişine halkın katılımı merkezi yönetime göre daha kolay olmaktadır. Bu doğrultuda, ülkemizde de katılımın yolunu açan yasal de- 134

147 ğişiklikler yapılmıştır. Bireylerde demokrasi açısından büyük önem taşıyan görüş bildirme, işleyişe katılma ve buna temel oluşturacak kurumsal yapılar, 2005 tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu ile hukuki bir nitelik kazanmıştır. Katılımcılık konusundaki en önemli düzenleme kent konseyleri ile ilgili olandır. Yerel Gündem 21 çalışmalarıyla başlayan kent konseyleri, kentte sorunların çözümünde, çok ortaklı, aktif katılımlı demokratik bir yönetişim mekanizmasını getirmektedir. Konsey düşüncesinde, güçlenen yerel yönetimlerin, yetki, işlev ve kaynaklarını örgütlü kentliyle paylaştığında, katılım yoluyla kentsel hizmetler sunumunda verimliliğin ve saydamlığın attırılabileceği beklentisi vardır. Yerel halkın daha iyi bir yaşam sürmesini sağlamaya dönük nihai amacın gerçekleştirilebilmesi, o yöredeki toplumsal aktörlerin karar alma sürecinde yönetime etkin katılımlarına bağlanmıştır. Kent konseyleri ile birlikte, biraz zor da olsa, kent düzeyinde çok ortakla birlikte çalışma başlatılmıştır. Kent konseylerinden katılım adına çok şey beklenmektedir. Demokratikleşmeyi sağlaması beklenen katılmalı yönetimle, yönetilen temsilcilerinin karar sürecinde yer alması hedeflenmektedir. Karar alma süreçlerini içeren katılımcı yöntemlerin yaygınlaştırılması yoluyla kurulacak kentsel ortaklıkların temsili demokrasiden, doğrudan veya katılımcı demokrasiye geçişi kolaylaştırabileceği düşünülebilir. Konseylerin etkinliği, yönetimin kararlarından etkilenen toplumun her kesiminden insanı hem kararlara ortak etmek, hem de uygulamaların içine dâhil etmekle gerçekleşebilir. Bu gerçekleştiğinde, konsey görüşmeleri daha sonraki çalışmalara ışık tutar ve halkın bilinçlenmesini sağlar. Bu bağlamda, çalışmada, katılımcı yönetim mekanizması olarak kent konseyleri incelenmiş, bu katılımın kentin gelişimine sağlayacağı katkılar tartışılmıştır. 2. YEREL DEMOKRASİ VE KATILIMCILIK Günlük hayatımızı yakından etkileyen hizmetleri yerine getiren kuruluşlar, yerel yönetim kuruluşlarıdır. Yerel yönetimler; köy, kent, kasaba veya il gibi belirli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun bireylerine, birarada yaşamak nedeniyle kendilerini ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacıyla kurulan, karar organları yerel toplulukça seçilerek göreve getirilen, yasalarla belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel gelirlere, bütçeye ve personele sahip olan ve merkezi yönetimle olan ilişkilerinde yönetsel özerklikten yararlanan kamu tü- 135

148 zel kişileridir[1]. Yerel müşterek ihtiyaçların karşılanması amacıyla ortaya çıkan, halka en yakın birim olan yerel yönetimler, kendilerine sağlanan yasal, mali ve teknik olanaklarla bu hizmetleri yerine getirmeye çalışırlar. Yerel yönetimler, halkın katılımı esasına dayanan, demokrasinin temeli kabul edilen; insanın özgürleştirilmesinde, demokrasinin yaşanabilmesinde ve insanların demokratikleşmesini sağlamada birincil kuruluşlardır. Yerel yönetim anlayışı ve uygulaması, yalnızca yerel topluluğun ortak gereksinimlerinin karşılanması değil; aynı zamanda, merkezi devlet anlayışının sakıncalarına karşı demokratik sivil toplum yönetim ve uygulamasının geliştirilmesine dayanır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin işleyişi ve çalışması sırasında denetlenmesi, belli bir grubun tekelinden çıkarak, kentte yaşayan her kesimden gelen kişilerin katılımı aracılığıyla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır[2]. Katılım (participation), bir katılma olgusudur. Düşünülen ve yapılan şeylere katılmayı, olanı paylaşmayı ifade eder. Seyirci olmanın ötesinde bir durumdur. Katılım kavramı Siyaset Bilimine ait bir kavramdır. Ama sosyal bilimlerde de kullanılmaya başlanmıştır. Günlük dilde kullanılan şekliyle katılım, bir şeyden pay almak, bir şeyin içine girmek, bir şeye ortak olmak, iştirak etmek, bir şeyin aktörleri arasında yer almak anlamlarında kullanılmaktadır. Daha geniş bir ifade ile katılım; bireylerin kendileri ile ilgili, onları etkileyen fiziksel çevreler, programlar ve kurumlar düzeyinde üretilen kararlarda yer almaları ya da belirli bir çevrenin planlanmasında, bir program ya da sonucun oluşturulmasında kendileriyle işbirliğine gidilebilmesi olarak da tanımlanmaktadır[3]. Katılımdan istenilen, şeklen değil, gerçek anlamda katılımdır. Katılım, bütün demokratik yönetimler için ortak bir hedeftir. Katılımın üç koşulu vardır; katılma isteği; yönetimin ve halkın, katılma istek ve güdüsüne sahip olmasını ifade eder. Katılıma inanmak; katılım için çağrıda bulunan örgütün ve katılacakların katılıma inanmış olmaları gerekir. Katılımın yarar sağlaması; katılımın beklenen yararı sağlaması, katılımın ne büyüklükte toplumsal kümeyi ilgilendirmesi ile yakından ilgilidir. Kavram olarak katılmalı yönetim ya da yönetime katılma olgusu, birlikte-belirleme (co-determination) ortak-yönetim (cogestion) çoklu yönetim (democratic participative management), çok aktörlü yönetim (yönetişim=governance) gibi değişik adlarla anılmakta ve geniş bir perspektifte yorumlanmaktadır[4]. Bu çerçevede katılım, 136

149 bazen yeterli sayıda insanın kendi huzurunu, gelirini ve güvenliğini artırmak için bir eylem içinde bulunması; bazen ekonomik bir çıkar elde etme veya bu çıkarı sağlayacak makamlara gelme aracı; bazen de sadece karar ve uygulamalardan bilgi sahibi olmak anlamında kullanılabilmektedir. Her toplumda/yönetimde net biçimde şekillenen ve yasal düzenlemeler ile meşrulaştırılan; yöneten ve yönetilen ayrımı yapılmakta ve bu ayrım düşünsel anlamda bireylerde yerleşik olmaktadır. Söz konusu bu ilişki biçimi toplumun tüm kesimlerini içermektedir. Birçok kesim tarafından katılma olgusu sadece oy verme eylemi şeklinde algılanmakta ve sınırlanmaktadır. Fakat yönetilenlerin (yurttaşlar) yönetime katılımı ne yalnızca seçimlere katılmak, ne de oy vermektir. Günümüzde katılımcılık; toplumdaki her kesimin örgütlü katılımıyla, ama bireye kadar giden, bireyin de, doğrudan doğruya katılımını, kendini görevli hissetmesini öne çıkaran bir yaklaşım olarak ele alınmaktadır[5]. Bu açıdan katılım tek aktörlü olmaktan çıkıp çok aktörlü olmaya doğru bir genişleme göstermektedir. Yönetimde etkin ve belirleyici olanların artması önemli olmakla birlikte, bunun işlevsel kılınması noktasında bu aktörlerin yapabilir kılınma gereklilikleri ortaya çıkmaktadır. Bu noktada yapabilir olma erkine sahip olan Devlet aygıtının yanında, bazı sivil örgütlenmelerin de bu erki paylaşması sorunu doğmaktadır. Yapabilir kılma erkinin paylaşımı olgusundan, devletin rolünü sıfırlamak değil, küçültmek, sınırlamak anlaşılmalıdır. Bu bağlamda, devlet dışındaki aktörleri; sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve yerel inisiyatifleri yapabilir kılmak gerekmektedir. Yapabilir kılmak, söz konusu örgütlenmelerin potansiyellerini harekete geçiren bir ilke olarak görülmektedir[6]. Bu örgütlenmeleri, temsil ettikleri bireylerin ve toplumun genelini ilgilendiren sorunları çözebilecek düzeyde yapabilir kılmak gerekmektedir. Bu anlayış, merkeziyetçi anlayışı sınırlayarak yerelliğin güçlenmesini öngören yerelliğin öncelik kazanması (subsidiarite) ilkesi ile yerel düzeyde, özellikle büyük şehir yönetimlerinde önemli olan ve çok aktörlü bir yönetimi öngören yönetişim (governance) ilkesini öne çıkarmaktadır. Yeni yönetim anlayışı olarak ifade edilen yönetişim ile devletin doğrudan doğruya yönetmesi yerine, karşılıklı olarak birbirini yönetme ve etkileyebilme erki, yapabilir kılma stratejisinin doğal sonucu olarak açıklanmaktadır[7]. Bugün, büyük kent alanlarında yapılacak hizmetler, artık tek elden ve tek başına değil de çeşitli alt örgütlenmelerden yararlanmayı, onlarla işbirliği yapmayı ve onların katılımını gerektirmektedir[8]. Kent yönetimlerinde, en üst yönetimden en alt 137

150 düzeydeki mahalle yönetimine ve kentte var olan STK lara kadar, her yerel kuruluş ya da birimin bazı yetki ve görevlerle kent yönetimine katılması, faydalı olması ve sahip çıkması gereği oluşmaktadır. Artık, kent yönetimi denince, sadece belediyeler değil, toplumsal örgütlenmeler ve birimler de bu kapsamın içinde değerlendirilmektedir. Katılım, bireylerde demokrasi duygusunu geliştirmektedir. Bu yolla yurttaşlar, seçilmiş ve atanmış kamu görevlilerini daha etkili biçimde denetleyebilmekte, karar ve uygulamalarını değerlendirebilmektedirler[9]. Günümüzde genel ve eşit oy sistemine dayalı katılım ve temsil çağdaş demokrasinin temel özelliklerinden biri olma konumunu korumaktadır. Demokrasi ile katılım arasında kurulan özdeşlik, katılımcı demokrasi olarak katılma tabanının ulusal düzeyde yaygınlaşmasından kaynaklanmaktadır[10]. Katılımcı demokrasi, seçimler dışında da halkın karar ve uygulamalara katılımını esas almaktadır. Hangi biçimde ve boyutta ele alınırsa alınsın katılım kavramının özünde bir demokratikleşmeyi içerdiği ve aynı zamanda, toplumun ya da insanın kendi geleceğini kendisinin belirlemesine olanak sağlayan bir sistemin en belirgin özelliği olduğu düşünülmektedir. Tarihsel sürece bakıldığında, söz konusu taraflardan yönetilenlerin, uzun bir süre siyasal iktidarın ve yönetsel mekanizmanın oluşumunda söz sahibi olmaktan çok, alınan karar ve işlemlere itaat etmek durumunda kaldıkları görülmektedir. Yönetim, tek taraflı, tepeden inme ve otoriter bir biçimde işlemiş; ancak bu işleyiş zamanla değişmeye ve yumuşamaya başlamıştır. Öncelikle sınırlı şikâyet ve danışma birimleri oluşturulurken; siyasal ve ekonomik güç dengelerinin değişmesi ile diğer katılım mekanizmaları da gelişmeye başlamıştır. Klasik hak ve özgürlüklerin yanında, bireyin seçme ve seçilme hakkının genişlemesiyle, bireylerin siyasal istikrarı belirleyiciliği artmış, yönetsel işleyişe egemen olacak yönetenleri belirleyen yurttaşlar, ilerleyen dönemlerde, siyasal kararların alınmasına, yönetsel işlemlerin yapılmasına ve gerekirse bu işlemlerin denetimine katılmaya başlamışlardır. Kentsel katılım; kentlilerin kendileriyle ilgili konularda karar verme hakkını, seçilmiş yerel yöneticilere devretmesini ifade eden delegasyon demokrasisinden farklı olarak, kentlerin yönetiminde şu ya da bu şekilde rol almalarını, kısacası demokrasinin günlük yaşama geçirilmesini ifade etmektedir.[11] Katılım kavramı bireysel veya örgütsel düzeyde uygulansın, amaca ulaşılabilmesi için yönetim mekanizması üzerinde bir etkiye sahip olması gerekmektedir. Toplumların karşı karşıya kaldıkları sosyo-ekonomik, kültürel pek çok sorunun ve 138

151 işleyişe dair aksaklıkların giderilmesi noktasında getirilen en somut öneri halkın yönetime katılımının sağlanması ve etkin olmasıdır yılında Avrupa Konseyi nde kabul edilen Avrupa Kentsel Şartında kent yönetimlerinde katılım; gereksiz bürokrasiden arındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması olarak ifade edilmektedir[12]. Uygulamalar bireylerin alınmasında söz hakkına sahip oldukları kararları daha kolay ve içtenlikle benimseyebildiklerini ve kararları hayata geçirmekte daha başarılı olduklarını göstermektedir. Bilindiği gibi yerel yönetimler ile demokrasi arasında da çok yakın bir ilişki vardır. Hatta yerel yönetimler, hemen tüm ülkelerde demokrasi okulu olarak görülmektedirler[13]. Yerel demokrasiler için katılım ve özgürlük kavramları zorunluluk olmuştur. Yerel halkın taleplerini karşılama ve buna duyarlı olma gücü yerel demokrasinin de gerçekleşme göstergesidir. Yerel demokrasi geliştikçe yerel yönetimler demokrasi okulu olma özelliğini ispatlayacaklardır. Yerel nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesinde başvurulan örgütlenme biçimlerinden biri olan yerel yönetimler; diğer örgütlenme biçimlerinden, karar ve yürütme organlarının oluşumundaki farklılık ile ayrılmaktadır. Bu organlar ilke olarak, yöre halkı tarafından seçimle belirlenmektedir. Bu çerçevede yerel yönetim, yerel nitelikli hizmetlerin yönetiminden daha ileri bir anlam kazanmakta ve demokrasi ile ilişkilendirilmektedir[14]. Öte yandan, yerel yönetimleri sivil toplum örgütü olarak değerlendirenler de bulunmaktadır. Yerel yönetimlerin sivil toplum örgütü sayılmaları tartışmalıdır. Ancak ağırlıklı olarak bir sivil toplum örgütü olmadıkları üzerinde birleşilmektedir[15]. Sivil toplumun birtakım demokratik özellikleri vardır. Bunların en önemlilerinden birisi, merkezden ayrı düşünebilme olanaklarının oluşu; diğeri, siyasal toplumdan özerk olmaları ve kamu kuruluşu olmamalarıdır. Demokratik bir yerel yönetimin temel esaslarından biri de, yönetimin kararları ve uygulamaları üzerinde yerel halkın sürekli etkili olması ve halk denetiminin sağlanmasıdır. Çoğulcu ve katılımcı demokrasinin gereklerinden biri, yerel işlere halkın katılması ve yönetimi denetlemesidir. Halk denetimini etkin kılmak için, bireylerin etkin bir örgütlenme bilincine sahip olmaları ve baskı grupları oluşturmaları gerekmektedir[16]. Bu da, adına sivil toplum örgütleri denilen aracı kurumlar vasıtasıyla halkın yönetime katılmasını gündeme getirmiştir. Sivil toplum örgütleri, devletin siyasi yapılanmasından bağımsız, toplumun oluşturduğu, kendi karar organları ve bütçeleri olan kuruluşlardır. Katılımcı demokrasi, halkın seçtiği temsilcilerin 139

152 yanı sıra, yine halkın örgütlediği bu kuruluşların da, yönetimin karar ve uygulamalarında yer alması ve denetim faaliyetlerinde bulunmasını öngörmektedir. Bu sayede halkın iradesinin karar ve uygulamalara daha etkin olarak etki etmesini amaçlamaktadır[13]. Gelişmiş demokrasilerde yerel yönetimler, kentsel yaşamı biçimlendiren sosyal ve ekonomik grupların yaşamlarını etkileyen kararlar alırken; kentte yaşayanlar da, seçim başta olmak üzere değişik yöntemlerle kent yönetimini etkileme ve katılma çabası içindedir. Öyleyse, yerel yönetimler, yerel hizmetleri yerine getirirken, özerk, demokratik ve katılımcı bir siyasal yapı içinde, hizmetlerin yürütülmesinde etkinlik ön planda tutularak ve kuruluşlarla ortak çalışmalar yaparak işlevlerini sürdürmelidirler[17]. Tüm bunlar bireylerin veya yerel grupların katılıma olan arzularını olumlu yönde etkileyecektir. Genelde, başlıca katılımcı yapılar, kent konseyleri adıyla yerel ilgi grupları tarafından oluşturulan platformlardır. 3. KENT KONSEYLERİ 3 Temmuz 2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu nda temel olarak yerel halkın fikirlerinin dikkate alınması, kurumlar arası işbirliği gereğinin sağlanması ve katılım konusunda uygulamaya yönelik hükümler yer almaktadır. Bu hükümlerden biri de kent konseyi ile ilgili hükümdür. Kent konseyi, kentte oluşturulan bir ortak çalışma platformudur. Komisyon veya komitenin biraz daha gelişmiş şekli sayılır sayılı Belediye Kanunu nun Kent Konseyi başlıklı 76. maddesi, doğrudan kent konseyi yapılanmasını düzenlemektedir. Bu maddeye göre; Kent konseyi; kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır sayılı Belediye Kanunu, ilgili maddesinde Türkiye de uygulama alanı bulan kent konseyi kavramını açıklamış, belediye yönetimi anlayışında yeni bir sayfa açmıştır[18]. Kent konseyleri aslında ülkemizde yasal zorunluluk açısından yeni ise de, uygulamada yeni değildir. Yeni belediye ve büyükşehir belediyesi yasalarında katılımla ilgili getirilen temel düzenleme niteliğindeki kent konseyleri, Türk yerel yönetimlerine tamamen yabancı, yeni bir uygulama değildir yılında yasalaşan 1580 sayılı 140

153 Belediye Kanununun Hemşehri Hukuku başlıklı 13. maddesi, bu tür oluşumlara destek sağlamaktadır. Bu maddeye göre: Her Türk, nüfus kütüğüne yerli olarak yazıldığı beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin belediye işlerinde reye, intihaba, belediye idaresine iştirake ve belde idaresinin devamlı yardımlarından istifadeye hakları vardır. Belediye Kanunu, her Türk vatandaşının belediye idaresine iştirak etmeye hakkı olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Yasanın bu hükmüne dayanarak bazı belediyeler 5393 sayılı yeni yasa yürürlüğe girmeden önce de Türkiye de kent konseyleri türünden yapılanmalar oluşturmuşlardı[19]. Daha önce Yerel Gündem 21 adı altında veya bu ad altında olmasa da, kent meclisi veya benzeri yapılanmalar yolu ile ihtiyari olarak uygulanmakta idi, şimdi bu uygulama zorunlu tutulmaktadır. Bu süreçte Kent Konseyi terimi, genelde yaygın olarak kullanılmasına karşın, zorunlu olarak kullanılması gereken bir ad olmamıştır. Kent ölçeğindeki katılımcı platformlara bakıldığında, benzer yapıların farklı adlar altında da oluşturulabildiği görülmektedir. Her kent kendi bakış açısına ve katılanların çokluk durumuna göre, kent konseyi, kent meclisi, kent senatosu, kent kurultayı vb. isimlerle yerel halkın karar-almaya katılımını sağlayıcı mekanizmalar yaratmışlardır. Bazı kentlerde Kent Meclisi, Kent Danışma Meclisi, Şehir Meclisi, Kent Platformu, Kent Parlamentosu gibi adlarla yer almış; bazı kentlerde ise yerel ortaklar, platformlarını Kent Kurultayı adı altında oluşturmuşlardır. İl ölçeğindeki yapılanmalar geliştikçe, İl Konseyi, İl Kurultayı, İlçe Kurultayı gibi adlar da görülmeye başlanmıştır[20]. Adı geçen farklı adlar saklı kalmak kaydıyla, ülke genelinde, Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi oluşumlar Kent Konseyi adının yerleşmesini kolaylaştırmış; kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasında ve yerel yönetimlere ilişkin yeni yasalarda da bu ad kullanılmıştır. Bu açıdan, kavram kargaşasına yol açılmaması ve dil bütünlüğü sağlanması amacıyla, Yerel Gündem 21 (YG 21) sürecini yeni başlatan kentlerdeki katılımcı platformların Kent Konseyi adı altında oluşturulması önerilmiştir[21]. Yeni belediye yasası ile belediyeler yeni bir takım görevler ve yetkilerle donatılmıştır. Bu yetkilerden birisi de kent konseylerinin oluşturulması konusunda verilen yetkidir. Kent konseylerinin oluşumu, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şart ında öngörülen yurttaşların oluşturduğu meclislere uygun bir durumdur[22]. Bu doğrultuda, 141

154 Kent Konseyinin temel amacı; yerel demokrasinin yaşama geçirilmesi, sivil toplumun karar mekanizmalarına katılmasını ve yerel yatırımlarda söz sahibi olmasını sağlayarak, yerel yönetişimi güçlendirmektir. Kent Konseyinin genel işlevi ise; kentteki tüm paydaşları bir araya getirerek, sosyal yardımlaşma, dayanışma ve katılım ruhu içinde tüm kenti kucaklayan bir yapı oluşturulmasını sağlamak, birlikten güç almaktır sayılı Belediye Kanunu nun 76. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kent konseyinin çalışma usul ve esasları İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir hükmü doğrultusunda 8 Ekim 2006 tarihli Kent Konseyi Yönetmeliği çıkarılmıştır[23]. Yeni yasada kent konseyi tanımı verilmemiş, ayrıca, kent konseyinin oluşturulması, çalışma yöntemleri ve etkinlikleri konusunda çalışma süreçlerinin nasıl olacağı, meclis ve başkanla ilişkiler boşlukta kalmıştır. Yönetmelik bu eksikliği tamamlamaktadır tarihli Kent Konseyi Yönetmeliğinin 1. maddesinde konseyin genel amaçları belirtilmektedir: Kent yaşamında kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi; kentin hak ve hukukunun korunması; sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini uygulamaktadır. Yönetmeliğin belirlediği amaçlardan da görüleceği üzere, öncelikle katılım odaklı ve kentsel haklarla ilgili genel amaçlardan söz edilmektedir. 4. maddesinde katılım ve katılımı destekleyen kavramlar tanımlanmıştır. Bu kavramlar; belediye, kent konseyi, meclisler ve çalışma grupları, Yerel Gündem 21 programı ve yönetişimdir. Yönetmeliğin 4. maddesinde Kent Konseyi; merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmaları; Yönetişim, saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışı; Meclisler ve Çalışma Grupları ise, kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol 142

155 almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapılar olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 5. maddesinde kent konseylerinin kuruluş şekli tanımlanmaktadır. Belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler seçimlerini takip eden üçüncü ayın ilk haftasının ilk mesai günü, belirtilen kişi ve kuruluş temsilcilerinin katılımı ile kurulur. Yönetmeliğin 6. maddesinde kent konseyinin görevleri sayılmıştır: Kent konseylerinin başlıca görevleri şunlardır: Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak; sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek; kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturulmasına katkıda bulunmak; insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanarak, katılımcı demokrasi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek; kentin kimliğine ilişkin tarihsel, kültürel, doğal vb. tüm değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek; yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcıların, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek; kent kaynaklarının daha etkin, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak; kentin tamamını veya büyük bölümünü ilgilendiren altyapı, sağlık, eğitim vb. konularda değerlendirmeler ve çözümler geliştirmek; çocuk, genç, kadın ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak; sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak; kent yönetiminde, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme yol ve yöntemlerinin uygulanmasına katkıda bulunmak. Yönetmeliğin 7. maddesinde kent konseyinin çalışma ilkeleri belirtilmektedir: YG 21 süreci kapsamında, kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkelerinin bütünlüğünde, kentlerin yaşanabilir bir geleceğe taşınmasına katkıda bulunmak; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin imzaladığı ve onayladığı Birleşmiş Milletler Zirveleri ile diğer uluslararası sözleşmelerde kent ve kent yaşamına yönelik temel ilkeleri hayata geçirmek; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim 143

156 ilkelerini ön planda tutmak; uluslararası gelişmeleri ve ülke koşullarını gözeterek görüş ve öneriler oluşturmak; katılımcılığı ve ortak akla dayanan uzlaşmayı esas almak; değişime ve yeniliklere odaklı çalışma kültürünü benimsemektir. Yönetmeliğin 8. maddesi konseyin oluşumuna ilişkindir. Kent konseyini oluşturan kişi, kurum ve kuruluş temsilcileri şunlardır: Mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, belediye başkanı veya temsilcisi, sayısı 10 u geçmemek üzere illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından belirlenecek kamu kurum ve kuruluşların temsilcileri, mahalle sayısı 20 ye kadar olan belediyelerde bütün mahalle muhtarları, diğer belediyelerde belediye başkanının çağrısı üzerine toplanan mahalle muhtarlarının toplam muhtar sayısının %30 unu geçmemek ve en az 20 den az olmamak üzere kendi aralarından seçecekleri temsilcileri, belediye teşkilatını kurmuş olan siyasi partilerin temsilcileri; üniversitelerden 2 den fazla olmamak üzere en az bir temsilci, üniversite sayısının birden fazla olması durumunda her üniversiteden birer temsilci, sendikalar, noterler, barolar, ilgili dernekler ve vakıfların temsilcileri, konseyce kurulan meclis ve çalışma gruplarının birer temsilcisi. Görüldüğü gibi, kent konseyi kentte kamu ve özel sektör ayrımı yapmadan her türlü kişi, kurum ve kuruluşu kentin hemşehriliği temelinde buluşturmaktadır. Kent Konseyi Yönetmeliğine 06 Haziran 2009 tarihli, sayılı Resmi Gazete de Kent Konseyi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik le kent konseyinin oluşumu, organları ve mali yapısıyla ilgili maddeler eklenmiştir. Bu yönetmeliğin 9. maddesine göre, Kent Konseyinin organları genel kurul, yürütme kurulu, meclisler ve çalışma grupları ve kent konsey başkanı olarak sıralanmaktadır. Genel Sekreterlik Kurumu 2009 değişikliğinin önemli maddelerindendir. Konseyin sekretarya hizmetleri, ilgili belediye tarafından önerilecek ve yürütme kurulu tarafından kabul edilecek görevliler tarafından yerine getirilir. 4. KATILIMCI MEKANİZMA OLARAK KENT KONSEYLERİ Kent konseylerini, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yerel demokrasinin geliştirilmesi bakımından bir adım olarak değerlendirmek gerekir [24]. Yeni belediye yasası, katılımcı yönetim temelinde, kent konseyleri, meclise katılım, STK ve meslek kuruluşları ile işbirliği gibi yeni düzenlemeler getirmektedir. Kent konseyleri, halkın kent yönetimine katılımının sağlanması ve kente ve kentte yapılacak 144

157 düzenlemelere dair söz sahibi olmasını sağlayabilecek katılımcı mekanizmalardır. Bunları kent ve kentli hakları çerçevesinde görmek; ama 5393 sayılı Belediye Kanunu ve Kent Konseyi Yönetmeliği nin getirdiği sorumlulukları da göz ardı etmemek gerekir sayılı Belediye Kanunu nun Hemşeri Hukuku başlıklı 13. maddesinde; hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme hakları belirtilmiştir. Belediye ayrıca katılımı sağlayacak önlemler alır. Herkes ikamet ettiği beldenin hemşerisidir. Kentte ikamet eden herkesin (yerli, yabancı) belediyenin karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Belediyenin hemşeriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapması gereklidir. Ayrıca, belediye bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemleri alır. Yine Belediye Kanunu nun 76. maddesinin ikinci fıkrasına göre; Belediyeler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar. Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilir. Böylece, yasanın 9. maddesinde yer alan mahalle yönetimi, kent yönetiminin bir parçası olarak önem kazanmış, bu anlamda mahalle muhtarlarının da etkinliğinin artırılması hedeflenmiştir. Muhtarların dışındaki sivil toplum temsilcilerine de konseyde görüş belirtme olanağı sağlanmıştır. Kent konseyi işleyiş mekanizmalarına ilişkin genel bir anlatım 5393 sayılı Belediye Kanunu nda yer alsa da, konsey yapılanması ve yönetimi çalışmalarındaki eksiklikler önemli bir sorundur. Yerel Gündemlerin temel kuralları ve ilkelerini içeren ana hatları uluslararası programdan ulusal programlara aktarılmıştır. Ama bunlar tamamen yerel kabuller ve iç dinamiklerle gelişmiştir. Gönüllülük esasına dayanan kent konseyi çalışmaları, beldedeki seçme ve seçilme yeter- 145

158 liliğine sahip her hemşehriyi yakından ilgilendirmektedir. Katılımın sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli faktörler, uzlaşma kültürüne sahip olmak, kente karşı kendini sorumlu hissetmek ve güvenle gelen dayanışmadır. Kent konseyi katılımcıları kamu, özel ve sivil toplum örgütleri şeklinde gruplanmıştır[25]. Seçilmiş yerel yönetim organlarının çalışmalarına halk katılımını ve denetimini sağlamak için, en alt düzeydeki yerel yönetim biriminden yukarı doğru örgütlenerek demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve uzmanların da katılımıyla oluşturulan kent konseyleri dinamik yapılarıyla etkin çalışma olanağına sahip olabilmektedir. Kent yönetiminin her türden etkinlik ve uygulamalarını izleyerek; rapor oluşturup kamuoyuna sunarak; tartışma ortamları yaratarak mevcut sorunların çözümüne ve geleceğe yönelik tasarımlara katkıda bulunabilmektedirler[26]. Birçok kentte, ilgili yerel yönetim, kent konseyinin etkinliklerini ve kararlarını desteklemek amacıyla, alınan kararları kendi meclis gündemlerine alarak tartışmakta, böylelikle kent konseyinin tavsiye niteliğindeki kararlarının yaşama geçirilmesi yönünde önemli adımlar atılabilmektedir[27]. Kent konseyi meclisleri, kadın, gençlik, çocuk, kıdemli hemşehriler (kanaat önderleri) meclislerinden oluşmaktadır. Konseyin organları olarak oluşacak çalışma grupları, kent konseyinde belirlenen geniş katılımlı çalışma meclislerinin içinde ayrı ayrı oluşturulabileceği gibi, meclislerin dışında kendisini ayrı gören gruplar da çalışmalara katılabilmelidir. Kentin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişme stratejileri ve en önemlisi zenginlikleri ile alt çalışma grupları kurulabilir. Bunlar içinde, kadın, gençlik, kent-çevre ve sağlık gibi meclislerin yanında; belki bir alt ekoturizm, kültür, tarih turizmi, engelsiz yaşam ve yenilenebilir enerji gibi doğal kaynakları kentin ekonomisi için kullanacak, ama aynı zamanda gelişmeyi sağlarken koruyacak birçok çalışma grubu oluşturulabilir. Çalışma grupları en az iki kişiden oluşur. Bu en az sayıdır. Ancak, bu grupların kişilik oluşumları bugüne kadarki uygulamalarda en verimli olan sayıdır. Sinerjinin ve ortak aklın oluşturulması için bu sayı aralığı çok aktörlü bir katılımı sağlar. Meclisleri ise ilgi grubu olarak tanımlayacağımız gruplar oluşturur. Bazen bu gruplar çalışma gruplarını içine alır. Dolayısıyla kendi içinde çalışma gruplarının ihtisaslaşmasına izin verir. Meclislerin sayısının ise 20 den fazla olması gerekir. Genel Kurulda oluşturulan Gençlik Meclisi en az 5 kişilik bir kolaylaştırıcı ekip olarak tanımlanabilir. Gençlik Meclisinin görevi Kent Konseyine katılamayan ancak gençlik meclisine katılacak olanların görüşlerini veya eyleme 146

159 yönelik projelerini yürütme kurulu aracılığı ile konseye getirmektedir. Kent Konseyi Yürütme Kurulunun tüm üyelerinin de aynı zamanda bir meclisin üyesi, sözcüsü veya başkanı olması son derece önemlidir. Çalışmaların etkinliğini arttırır. Gençlik ve Kadın Meclisi başkanlarının yürütme kurulunun üyelerinden ikisi olması zorunluluğu getirilmiştir. Bu işleyiş açısından yerinde bir uygulama olacaktır. Daha geniş katılımlı bir meclisin oluşturulması için bunun dışındaki diğer meclislerin de üyeleri yürütme kurulunda yer alabilir[28]. Kent konseyi, çalışma grupları içinde kurumsal temsilin yanında, gönüllü katılımlara yönelik oluşumlara yer verdiği için 5393 sayılı Belediye Kanunu nun Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım başlığını taşıyan 77. maddenin göz önünde tutulması gerekmektedir. Bu maddede: Belediye; sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım, kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara, kadın ve çocuklara, özürlülere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular denilmektedir. Çok aktörlülük kavramının kullanılışı, esasında katılımcıların gerçek anlamda karar alma süreçlerine katılması ve eylemsel olarak da süreçlerde yer almasını ifade etmektedir. Kamu işlerinin yürütülmesinde uzmanlık aranmadan her yurttaş toplumun yönetiminde hayatı boyunca önemli bir görev üstlenebilecek; ayrıca sosyal kültürel etkinliklerin de bizzat katılımcısı olabilecektir. Kent konseyleri yapısı içerisine örgütlü gruplar olarak STK ların katılımın sağlanması, yerel sorunların dile getirilerek çözüm üretilmesinde önemli bir role sahip olacaktır. Yerel yönetimlerin etkinliğinin sağlanabilmesi için, bireylerin ve ilgili tüm STK ların kendi gücüne göre, katılımcılık anlayışı ile yönetim faaliyetlerine destek olması ve sahiplenmesi gereklidir. Örgütlü gruplarla kentin tüm sorunlarını kapsayıcı çalışma grupları oluşturulabilir. Çalışma gruplarından, mahalleye yönelik çalışmalardan, kadın ve gençlik meclislerinden ve özel ilgi gruplarına yönelik çocuklar, yaşlılar ve engelliler platformları ortaya çıkar. Bu çalışma grupları içinde; kadınların, gençlerin, çocukların etkin katılımı sağlanır, elverişsiz durumdaki hemşehri grupları temsil edilir. Kentlerin büyüklüklerine bağlı olarak, kimi yerlerde yüzlerce kuruluşun temsil edildiği Konseyler, kendi yönergelerini hazırlamakta ve bunlara göre faaliyet göstermektedir. Konseyler, kentin kalkınma önceliklerinin tanımlandığı, tartışıldığı ve çözüm arandığı demokratik platformlar olarak işlev görmek- 147

160 tedir. Amaç yönetime halkın katılımının sağlanması olmakla birlikte; asıl istenilen mevcut yerel yönetim sisteminin bilinen yetersizliklerini aşabilmek, kuruluşlar ve semt temsilcileri aracılığıyla halkın ihtiyaçlarını belirleyip, belediyecilik açısından çözümler bulabilmek, belediye olanaksızlıklarını halk katılımı ve yaratılacak kent imecesi ile aşabilmek; daha yaşanılır, çağdaş ve dayanışma içinde bir kent oluşturabilmektir. Gündem, katılımcılardan gelen öneriler doğrultusunda oluşturulur. Görüşmeleri ve kararları daha sonraki çalışmalara ışık tutar ve halkın bilinçlenmesini sağlar. Çok aktörlülük kavramının kullanılışı esasında katılımcıların gerçek anlamda karar alma süreçlerine katılması ve eylemsel olarak da süreçlerde yer almasını ifade etmektedir[29]. Öte yandan, kent konseylerinin temel amaçlarını gerçekleştirmekte yetersiz kaldıkları görülmektedir. Zira kent konseyinin herhangi bir yaptırım gücü yoktur. Konsey kararları danışma niteliği ile sınırlı kalmaktadır. Konsey kararlarının bağlayıcılığı ise, yalnızca belediye meclisinin değerlendirmesi olarak belirlenmektedir. Bu kararların kamuoyuna duyurulacağı da belirtilmektedir, bu da meclisin isteğine bağlı kalmaktadır. Konsey gibi örgütler, sorumluluk/ortaklık duygusunun geliştirilmesi, katılım kültürü oluşturulması, vb. konularında yardımcı olmaktadır[30]. Kent konseylerinde alınan kararların belediye meclislerine tavsiye niteliği taşıması, oy hakkına sahip olmaması, birlikte yönetim anlayışının gerçekleşememesine neden olmaktadır. Kent konseyini oluşturan üyelerin taşıdıkları temel endişe, kendilerinden gelen görüş ve önerilerin, yerel karar alma süreci üzerinde gerçek bir etkisinin bulunup bulunmadığı konusundadır. Katılımdan somut bir sonuç alınmaması, çoğu kez katılım konusunda isteksizlik ve ilgisizlik doğurmaktadır. Başlangıçta büyük bir iyimserlik ve özveriyle bu sürece katılan birçok kişinin, kendilerini geri çekmelerine yol açmaktadır. Hâlbuki yerel yönetişimin temeli olan katılıma dayalı platformlar, demokratik yerel yönetimin vazgeçilmez değeri olan seçilmiş temsilcilerin işlevini devralacak bir mekanizma değil, yerel temsil ve katılımın birlikteliğini pekiştiren yapılardır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı nda da vurgulandığı gibi, seçimle gelen yerel karar alma organları ile vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren yöntemler arasında güçlü bağların oluşturulması gerekmektedir. Kent konseylerinin kararları, belediyeler ve diğer uygulayıcı kuruluşlar açısından bağlayıcı olmaktan çok tavsiye niteliğinde olmakla birlikte, konseylerin yerel karar alma sürecinde giderek artan 148

161 bir ağırlığı olduğu görülmektedir. Kent konseyi içerisinde belediye ve merkezi yönetim kuruluşlarının karar alıcı düzeyindeki temsilcilerinin yer alması, konsey kararlarının Belediye Meclisinin ve ilgili kamu kuruluşların gündemlerine taşımasını kolaylaştırmakta ve bu kararların uygulamaya geçilmesinin önünü açmaktadır. Kent konseylerinin asıl gücünün, bu platformları oluşturan paydaşların gücünü ortak bir kent aklında birleştirerek, bir sinerji yaratmasından kaynaklandığı daha iyi anlaşıldıkça, yaptırım arayışlarının da giderek zayıfladığı görülmektedir[31]. Kent konseyleri, gönüllülük esasına göre çalışan, belediyenin öncülüğünde ve onun katkılarıyla oluşturulan, ama sonuçta, belediyenin bir yan örgütü olmayan, müdürlüğü bulunmayan bir örgütlenmedir. Merkezi yönetim, yerel yönetim ve sivil toplumu bir araya getiren bir platform olarak sadece belediyece değil, bütün kamu kurumlarınca sunulan kamusal hizmetler açısından kentsel önceliklerin ve sorunların belirlenmesi için oldukça elverişli bir ortam sunmaktadır. Kent konseyi platformu yalnızca katılımcı bütçe sürecindeki kentsel öncelikler için değil, yerel yönetimlerin (belediye ve il özel idareleri) ve taşra teşkilatlarının (bakanlıkları aracılığıyla) stratejik planlarının uyumlaştırılması ve tüm paydaşların kendi sorumlulukları çerçevesinde rol üstleneceği kentin ortak aklı na dayalı bir kent eylem planının oluşturulması için de kullanılabilir. İdeal olarak nitelendirebileceğimiz böyle bir yapı içinde katılımcı bütçe süreci daha sağlam bir mahalle ve kent öncelikleri ilişkisinin kurulmasını sağlayacaktır. Kurumların stratejik planların uyumlaştırılmasının yasal, yönetsel ve politik nedenlerle kısa vadede gerçekleşmesi mümkün gözükmemektedir. Ancak, yine de kent konseyinde yalnızca belediye hizmetlerinin önceliklendirilmesi değil, tüm kentsel hizmetlerin önceliklendirilmesi, kamusal hizmet sunan tüm kuruluşlara önemli bilgiler sağlayacaktır. Dolayısıyla, kent konseyinde yapılacak önceliklendirmede kullanılacak yatırım alanlarının tüm kamusal hizmetleri içerecek şekilde genişletilmesi uygun olacaktır. Hangi hizmetin önce yapılacağına karar verilmesine ilişkin kent konseyi oturumuna geniş katılımın ve tüm çıkar gruplarının temsil edilmesinin sağlanması gerekir. Belirlenecek önceliklerin kentin stratejik yönelimiyle uyumlu olabilmesi için önceliklendirme öncesinde katılımcı olarak katılacak olanlarla belediye ve il özel idaresi stratejik planlarının uygulanmasında gelinen aşama paylaşılmalıdır[32]. 149

162 Yönetime ortak olmak, kararların alınması ve uygulanması, aşamalarında etkinliği gerektirmektedir. Bilindiği gibi, yerel yönetimler toplumların gelişmeleri ve demokratik yapılanmaları açısından son derece önemlidir. Yerel yönetimler, hizmetin toplumlara, bireylere en hızlı ulaşmasını sağlayan kuruluşlardır. Yerel yönetimlerin yetkileri daha da artırılarak katılımcılık açısından daha da genişletilerek yerel demokrasilerin gelişmesinin önü açılacaktır. Yerel yönetimler, merkezi yönetimden bağımsız, ekonomik sorunlarını kendisi giderebilen kurumlar haline dönüştürülmelidir. Ayrıca, bölgenin eğitim alanlarının ve sağlık sorunlarının yerel yönetimler tarafından giderilmesi o bölgede yaşayan insanları da mutlu kılacaktır. Yerel yönetimlerin önemi, her geçen gün daha da öne çıkmaktadır. Çünkü hizmet, insana en yakın mesafede sunulduğunda daha iyi sonuç alınmaktadır. Kamu hizmetlerinin, bireylere en hızlı ve etkin biçimde ulaşabilmesi yerel yönetim anlayışının olabildiğince genişletilmesi ve yaygınlaştırılması ile mümkündür. Bir taraftan, yerel yönetimler yaygınlaştırılırken, yerel yönetimler içinde de demokratik katılımın olabildiğince genişletilmesi gerekmektedir. Katılımcılığın halka yaygınlaştırılması açısından son derece önemlidir. Bu konuyla ilgili çıkarılmış bulunan Kent Konseyi Yönetmeliği bu sorunu bir ölçüde gidermiş olmasına rağmen aslında bölge halkının katılımını tam anlamıyla yerine getirememektedir. Kent konseyi toplantılarında görüşülen konuların yerel halkın istek ve taleplerini içermesi ve çözümlerinin yerel halk tarafından üretilmesi gerekmektedir. Ancak, kent konseyi toplantılarında çözümler yerel katılımcılar tarafından değil, merkezi hükümet adına konseye katılan yerel yöneticiler tarafından üretilmektedir. Kent konseylerinde yurttaşların yeterince yer almadığı, karar ve uygulama noktalarında merkezi hükümet tarafından atanmış memurların ağırlığı hissedilmektedir. Bu da kent konseylerinin, katılımcı yönetim anlayışına uygun düşmemektedir. Gerçek katılımcılığı ve halkın gerçek sorunlarının tespitini ve çözümlenmesini geciktirmektedir[33]. Elbette ki, kent konseylerinde kente ait öncelikler görüşüldüğü gibi, kente ait sorunlar da görüşülecektir. Ama kent konseyleri salt sorun konuşulan, sorun aktarılan bir yer değildir. Sorunların bilimsel yöntemlerle ortaya konulduğu ve birlikte çözümler üretildiği bir platformdur[34]. Kent konseyleri uygulaması sırasında da kimi sorunlar yaşanabilecektir. Yerel yönetimlerin demokrasinin okulu olmasında yatan sebep, buralarda varolan katılımcı yapının insanlara ve kurumlara demokratik kültürü yaşayarak öğretmesidir. Mevcut alışkanlıklar 150

163 kısa sürede değişmez. Katılımcı olmayan yapıdan birden bire katılımcı bir yapıya dönüşülmez. Ancak, herkes birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda olduğu gibi, birlikte yönetmeyi de öğrenmek durumundadır[35]. Yerel katılım mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik mevcut durumu saptayabilmek için il ve belediyeler düzeyinde yapılan bir araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir[36]: Kent konseyinden beklentilerin başında yer alan kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi: kent vizyonunun oluşturulmasında kent konseyleri etkili değiller, kent konseylerinde katılım oranı çok düşüktür. Ama toplumsal, sosyal ve kültürel faaliyetler özellikle orta ölçekli kentlerde etkilidir. Kadın gönüllüler daha aktif çalışmaktadırlar. Tüm kent konseyleri sosyal kültürel etkinlikler düzenlemektedir; kaynağını ise belediyelerin kültür işleri halkla ilişkiler bütçe kaleminden karşılamaktadırlar. Kent konseyi belediye meclisine etkinlikler için bir karar yollamadığından, bu etkinliklerin resmi düzenleyicisi belediyedir. Etkinlikler bir bakıma yerel hizmetlere yurttaş katılımı gibi görülebilir. Kentin hak ve hukukunun korunması: kent konseylerinin genel ve yaygın olarak mevcut belediye yönetiminin etkisi altında oldukları görüşü hâkimdir. Belediyenin seçimine doğrudan müdahale etmediği durumlarda bile yürütme kurulları belediye yönetimi etkisi altında oluşturulmaktadır. Kentin hak ve hukukunun korunmasına yönelik etkinlikler, belediye yönetimlerince kent konseyine taşınmış örneklerdir: Kaldırım işgalleri, çevre temizliği çekirdek kabukları, çöp sahası yer seçimi vb. Çalışma grupları ise bağımsız bireylerden oluşmaktadır. Ama yalnızca kendi ilgi alanlarında etkilidirler. Çalışma grubu üyeleri her türlü siyasi parti ilişkisini dışlamaktadırlar. Sürdürülebilir kalkınma: Kentin kalkınması, gelişmesi, kent vizyonunun oluşturulması gibi çalışmalar kent konseylerince yapılmamaktadır. Kent konseyleri hiçbir ölçekte planlamaya ve planlara katkı vermemektedirler, plan hazırlayanlar tarafından da paydaş olarak görülmemektedirler. Belediyelerdeki stratejik planlama sürecine kent konseyleri katılamamaktadırlar. Oysa belediyenin tüm çalışmaları stratejik plan ile karar altına alınmaktadır Stratejik plan hazırlama takvimi ile kent konseyi oluşturma takvimi örtüşmektedir. Kent konseyleri en iyi olasılıkla, stratejik plan revizyonu döneminde sürece dâhil olabilirler. Çevreye duyarlılık: Her kent konseyinden çevreyle ilgili bir çalışma grubu vardır. Kent konseylerinin görünürlük etkinlikleri, toplumsal etkinlikler, şenlikler, vs. çoğunlukla çevre konularıyla ilgilidir[37]. 151

164 Kent konseylerinin en aktif olduğu alanlardan biri sosyal yardımlaşma ve dayanışmadır. Özellikle kadın meclisleri çok etkindir. Giysi ve ihtiyaç yardımından, mahalle içi dayanışmanın örgütlenmesine, okullara süt yardımından, öğrencilere dershane desteği sağlamaya kadar her konuda sosyal yardımlaşma ve dayanışma çalışmaları yürütülmektedir. Saydamlık, hesap sorma ve hesap verme: Belediye hizmetlerinin ve performansının kent konseylerince izlenebileceği fikri oluşmuştur, ama kent konseyleri belediye hizmetlerini ve kararlarını izleme görevi yapmamaktadır. Böyle bir talep bulunmamaktadır. Belediyeler kent konseylerine açık olabilecek düzenlemeler yapmamakta; kendi kurdukları ve kaynak sağladıkları bir yapı tarafından denetlenmek ve olumsuz değerlendirmelere tabi tutulmak istememektedirler. Kent konseyleri, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim açısından yerel kararlara katılım mekanizması olarak işlememektedir. Belediye başkanı belirleyicidir. Kent konseyinin belediye örgütünün uzantısı olduğu düşünülmektedir, ama kent konseyleri ile belediye meclisi arasında neredeyse hiç ilişki yoktur. Belediye meclisi ve belediye birimleri de kent konseyi hakkında herhangi bir vatandaştan daha fazla bilgi sahibi değildir. Kent konseylerinden belediye meclisine iletilmiş karar önerileri yok denecek kadar azdır. Birçok belediyede hiç yoktur. Kent konseyleri, genel sekreter ve konsey başkanının anlayışı doğrultusunda şekillenmektedir. Kent konseyi başkanlığı, çoğu durumda politik bir mevki olarak iş görmektedir: belediye başkanı, belediye başkan yardımcısı/ meclis üyesi, kıdemli ama aktif görev verilmemiş politikacı, aktif politikaya atılmaya hazırlanan politikacı en çok görev alan kişiler grubunda yer almaktadır. Hem sivil toplum-kamu ve özel sektör arasında etkili bir ortaklığın kurulduğu yer, hem yurttaş katılımının sağlandığı forum, hem kamu/belediye hizmetlerini izleyen, değerlendiren bağımsız denetçi, hem STK lar ve yurttaşlar için buluşma platformu, hem de dezavantajlı grupların katılımını güçlendiren bir mekanizma görevlerini birden aynı zamanda yerine getirememektedirler[38]. Dolayısı ile kent konseyleri ile ilgili ortaya çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir: vatandaş açısından bakıldığında; vatandaşın yerel yönetişimi bilmediği, ya da böyle geldi böyle gidecek gibi bir bakış açısının halen geçerlilik taşıdığı, yerel düzeyde katılımın düşük olduğu ve kent konseyi bünyesinde sivil toplum kuruluşları, vatandaşlar, yerel yönetim ve yerel karar alıcılar arasında anlamlı diyalog kurma ve katılım konusunda zorluklar yaşandığını; hizmet sunan açısından 152

165 bakıldığında; personel yetersizliği, çok paydaşlı süreçlerin yönetilememesi, politika yapma becerisindeki eksiklikler, kalkınma sürecine hâkim olamamak ve vatandaşı bilgilendirememek vb. nedenlerle kapasitenin yetersizliği, farkındalığın ve yeterli sahiplenmenin olmadığı, kurumsal reformlar, etkin vatandaş katılımcılığı sürecinin tam olarak algılanamadığını; ortam açısından bakıldığında ise, yerel yönetişim anlamı ve kapsamı konusunda ortak dilin henüz oluşmadığı, yerel yönetimlerde kurumsallaşamamanın ve kişilere bağlı olmanın çalışmaların olduğu yerde kalmasına ya da gerilemesine sebep olan zafiyetler olarak ortaya çıktığını söylemek mümkündür[39]. SONUÇ VE ÖNERİLER Küreselleşmekte ve kentleşmekte olan bir dünyada yaşıyoruz. Yönetişim süreçleri açısından bakıldığında, bölgelerin, yerel olanın, kentlerin ön plana çıkarılıyor olması modern dünyada yaşanılan bir gelişmedir. Yerel demokrasinin güçlenmesi tüm kentlerin ihtiyacıdır. Demokratik ve katılımcı yönetim anlayışını merkezi kurumlara uyarlama noktasında önemli bir yol alınan ülkemizde, söz konusu yaklaşımların yerel yönetimlere ve özellikle belediyelere aktarılması için her kesimden destek bulunmaktadır. Yerel yönetimler de yapıları ve oluşumları gereği demokrasinin uygulanmasına uygun bir zemin hazırlamakta, hatta demokrasinin okulu işlevi görmektedirler. Yönetici eksenli yönetim tarzı yerine, yönetişim eksenli yönetim tarzı yerel yönetimlerin faaliyet alanlarına egemen olmaya başlamıştır. Bu kavram, kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları arasında karşılıklı ilişkiler ağını ve karşılıklı etkileşimi ifade etmekte kullanılmaktadır. Yönetişimle aktörlerin birinin diğerinin önüne ve üzerine geçmediği durum belirtilir. Benzer şekilde, yerel aktörler arasında iletişim ve işbirliği ile karşılıklı anlayışı ve yönetimde ortaklığı, katılımı ifade eden yerel yönetişim kavramları üretilmiştir. Yerel yönetişimle aktif, kalkınmacı paylaşımcı politikaları uygulamada yerel yönetimlerin rolleri artmaktadır. Ardından kentteki tüm grupları, güçleri ve aktörleri iktidar ortağı etmeyi vaat eden kentsel yönetişim kavramı gelmektedir. Kentsel yönetişimle amaçlanan sosyal, siyasi ve ekonomik hayatın dışına itilmişleri de yönetime dâhil etmektir. Toplumu yakından ilgilendiren toplumsal, ekonomik ve siyasal olaylar ve uygulamalarla ilgili belediyenin karar alıp uygulamaya geçirme noktasında iktidar kullanımı bu etkileşimin odağında yer alır. Bu iyi niyetli karşılıklı 153

166 etkileşim ve yaklaşımın yurttaş taleplerine duyarlı ve yurttaşları birer paydaş olarak karar alma sürecine katan, hesap vermeye hazır ve etkin işleyen bir yönetim sürecidir. Yurttaşların da ortak bir şekilde alınan bu kararlara uymasının kolay olacağı kabul edilmektedir. Yurttaşların katılarak aldığı kararı uygulamaları ve o karara uymaları da kolaylaşacaktır. Bu da katılımı artıracak bir durumdur. Ayrıca, karar alma süreçlerini de içeren katılımcı yöntemlerin yaygınlaştırılması yoluyla kurulacak kentsel ortaklıkların temsili demokrasiden, doğrudan demokrasiye veya katılımcı demokrasiye geçişi kolaylaştırabileceği düşünülebilir. Temsili demokrasi uygulamasının eksikliklerinin giderilmesi amacıyla geliştirilen katılımcı yönetim anlayışının kurumsallaştırılmasında STK lar önemli bir araç konumundadırlar. Yerel demokrasi uygulamalarının başarısı açısından değerlendirildiğinde toplumu oluşturan unsurların, örgütlü toplum yapısına sahip olma istek ve hevesi taşıdıkları görülmektedir. Yerel yönetimlerin birer rekabet aktörü olarak öne çıktığı günümüzde, yerel politika oluşturma aşamalarında, katılımcı demokrasinin yerel sosyal aktörlerin gündemine girmesi, kenti paydaşlarla yönetme, katılımcı yönetim anlayışını bir bakıma yerel düzeyde zorunluluk haline getirmiştir. Dolayısıyla, yerelde yaşayan halkın daha iyi bir yaşam sürmesini sağlamaya dönük nihai amacın gerçekleştirilebilmesi, o yörede bulunan toplumsal aktörlerin karar alma sürecinde yönetime etkin ve etkili şekilde katılmalarına bağlanmıştır. Halkın kent yönetimine katılımının sağlanmasının en etkin yöntemi ise kent konseyleridir. Yerel Gündem 21 süreciyle birlikte yerel aktörlerin merkezi yönetim tarafından ortaklar olarak görülmesi, demokratik katılım ve sorumluluk paylaşımı açısından yaşamsal bir önem taşımaktadır. Kentlerde, beklentilerin karşılanması ve sorunların çözümlenmesi için uygulanmaya başlanan yerel demokrasinin yaygınlaştırılması ve katılımcı yönetim modelinde halkın, STK ların kent yönetimine katılımı ve söz hakkı vardır. Merkez ve yerel yönetimlerin, yerel temelde ne denli sorunlar yaşadıkları ve güvenilirliğini yitirmiş oldukları bilinen bir gerçektir. STK ların kent politikası oluşturma sürecine katılımları kaçınılmazdır ve son derece de gereklidir. Kent yönetiminden kentsel yönetişime geçildiğinde, belediyeler, belde halklarıyla ortaklaşa yer aldıkları bir süreçle karar alma, uygulama, denetleme işini birlikte gerçekleştirecektir. Kent yönetimleri, kent konseyleri sayesinde çağdaş gelişmeler sonucunda, olayları yönlendirme ve kararları uygulamada önceden olduğundan çok daha fazla etkili olabilmektedirler. 154

167 Yerelleşme ve demokratikleşme yolunda atılan adımlar arasında kent konseylerinin yasal bir statüye kavuşturulması önemli bir aşamadır. Kent konseyinin kuruluş amacı takdire değerdir. Ne var ki, kent konseyinin nasıl çalışacağı ve belediye kararlarına hangi boyutu ile katılacağı ve bilgilenmenin nasıl olacağı netlikten uzaktır. Konsey, belediye meclis çalışmalarına ve belediye yönetimine aktif katılarak stratejik planın oluşturulması ve yürütülmesinde yer almalı, bilgi edinme ve denetim yolları bu konseye açık olmalıdır. Kent konseyi ile belediye hizmetlerine gönüllü katılım sadece kentteki örgütlü grupların katılımlarını öngörmektedir. Belediyenin karar ve uygulamalarının örgütlü ve örgütsüz tüm hemşehrileri ilgilendirmesi nedeniyle, bu yasanın da tüm hemşehrilere bilgi edinme hakkı, kararlarda, uygulamalarda ve harcamalarda saydamlık ve alınan kararlara itiraz edebilme ve meclis gündemine konu alabilme gibi bazı hakların getirilmemesi etkin ve demokratik bir katılımın oluşumunu engellemektedir. Bilgi edinme, hesap sorma ve etkin katılımı sağlayacak kurumsal düzenlemelerle desteklenmek, demokratik, katılımcı, sivil toplumun aktif olduğu bir yapı açısından ümitleri yeşerten bir düzenleme olmakla beraber, toplumun alt kesimlerinin sivil toplum aracılığı ile temsil edilmesinin yetersizliği, yönetimde istenilen katılımcı, paydaşçı, sorumlu, sürdürülebilir bir yerel yönetimci anlayışı kusurlu hâle getirmektedir. Katılım sağlanmış olsa da, henüz şeklen katılım aşamasını geçememiş; gerçek anlamda katılım olmamıştır. KAYNAKLAR 1. Coşkun, A.Vahap (1999). Yerel Yönetimler ve Demokrasi, Türk İdare Dergisi, Sayı 422, Mart, ss , s Bilgin, N., Göregenli, M. (1996). Kentsel Katılım ve Çoğunluk F. Bayramoğlu Yıldırım (ed), Kentte Birlikte Yaşamak Üstüne, WALD Yayını, İstanbul, ss.49-72, s Fişek, K. (1977). Yönetime Katılma, TODAİE Yayını, Sevinç Matbaası, Ankara, s Gülöksüz, Y. (1996). Yerel Yönetimler ve HABİTAT 2, TBD ve Konrad Vakfı Yayını, Ankara, s Tekeli, İ. (1992). Belediyecilik Yazıları, IULA-EMME Yayını, İstanbul, s Gülöksüz, Y., age, s

168 7. Eryılmaz, B. (1999). Kamu Yönetimi, Erkam Matbaacılık, İstanbul, s Yalçındağ, S. (1996). Belediyelerimiz ve Halkla İlişkileri, TODAİE Yayını, Ankara, s Uysal, B. (1981). Siyasal Otorite, Laiklik ve Katılma, Amme İdaresi Dergisi, C.14, Sayı 4, s Bilgin N., Topsever, Y., Gökten, M. Yetim Ü. (1991). Yerel Yönetimler İçin Demokratik Bir Model Arayışı, TÜSES Yayını, İzmir, s Yener Z., Arapkirlioğlu K. (1996). Avrupa Kentsel Şartı, Ada-Kentliyim Dergisi, Sayı 6, s Görmez, K. (1997). Yerel Demokrasi ve Türkiye, Vadi Yayınları, Ankara, s Kar B. (2007), Kent Konseyleri ve Katılımcı Demokrasi Yerel Siyaset Dergisi, Sayı 21, Eylül, s Coşkun, A.Vahap, age, s Keleş, R. (1992). Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem yayınevi, İstanbul, s Coşkun, A.Vahap, age, s Çevikbaş, R. (1995). Yerel Yönetimler, İşlevi ve Türkiye deki Durumu, Türk İdaresi Dergisi, Sayı 407, s sayılı Belediye Kanunu, Yayımlandığı Resmi Gazete, Tarih: , Sayı: Mevzuat Bilgi Sistemi (Erişim: ). 19. Karaman, Z. Toprak. (1998), Habitat II ve Yerel Gündem 21 Sorumluluğu, Türk İdare Dergisi, Yıl: 70, Sayı: 421, ss , s. 357; Kar B. age, s Emrealp, S. (2005). Türkiye Yerel Gündem 21 Programı Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik Kolaylaştırıcı Bilgiler El Kitabı, 2. Baskı, IULA EMME Yayınları, İstanbul, s ; Kar B. age, s.51; 21. Emrealp S. (1994). Yerel Yönetimlerde Yeni Bir Yapılanmaya Doğru, Yerel Yönetimler ve Demokrasi, SD Yayınları Birinci Basım, Ankara, s.25-29; Yücetürk, E. E. (2004) Yönetişim Kavramı ve Katılımı Örgütlemede bir Örnek: Bolu İl Kurultayı, Ed. Ayman Güler, B. ve Sabuktay, A., Yerel Yönetimler Sempozyumu Bildirileri, TODAİE: Ankara, ss , s Öner Ş. (2005). Katılımcı Demokrasi Açısından Belediye Kanunu, Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar I: Reform, Ed. Hüseyin Özgür ve Muhammet Kösecik, Nobel Ankara Yayın Dağıtım, s Kent Konseyi Yönetmeliği, , Tarih ve Sayılı Resmi Gazete, (Erişim: ). 156

169 24. Soygüzel, H. (2006). Yerinden Yönetimde Yeni Bir Boyut: Kent Konseyleri, Birlik Dergisi, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği Yayını, Yıl 5, Sayı 3: ss , s Toprak, Z. (2006). Yerel Yönetimler, 6. Baskı. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, s Kaya, E. (2007). Kent Yönetiminde Yeni Yaklaşım Yerel Kalkınma Yönetimi, 2. Baskı, Okutan Yayıncılık, Aralık s IULA-EMME (2003). Yerel Gündem 21, Türkiye Örnek Uygulamalar, Aralık s Çukurçayır, M. Akif (2007). Katılımcılık Açısından Belediye Yasasının İşlevselliği: Kent Konseyleri ve Öteki Mekanizmalar, Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar II: Reform, Ed. Hüseyin Özgür ve Muhammet Kösecik, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, s Emrealp, S. (2005), age, s Çukurçayır, M. Akif, age, s Emrealp, S.(2005), age, s. 68; Ergin B. (2010). Belediyelerde Yönetime Katılım ve Kent Konseyleri, (Erişim: ). 32. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (2010). İyi Yönetişim İçin Örnek Bir Model: Katılımcı Bütçeleme, (Erişim: ). 33. Kar B., age, s Rize Belediyesi Kent Konseyi, ). 35. Ergin B. age. 36. Özden M. Sinan (2010). Yerel Katılım Mekanizmalarının Güçlendirilmesi Mevcut Durum Tespiti Çalışması, , uploaded/dosyalar/(erişim: ). 37. Özden M. Sinan, age. 38. Özden M. Sinan, age. 39. Şen, L. (2010). 1. Kent Konseyleri Bölgesel Kapasite Geliştirme ve Eğitim Toplantısı Şubat 2010, Trabzon net/dl/bolgeseltoplantilar/karadeniz.pdf (Erişim: ). 157

170 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ KENT KONSEYLERİ HAKKINDA NE BİLİYOR? NE DÜŞÜNÜYOR? Prof. Dr. Kemal GÖRMEZ*, Yrd. Doç. Dr. Gamze YÜCEL IŞILDAR** (*) Gazi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, 06500, ANKARA (**) Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Bilimleri Anabilim Dalı, 06500, ANKARA ÖZET Kent konseyleri nde, GENÇLİK MECLİSLERİ nin, 1992 Rio Zirvesinde alınan dünyanın her yerindeki gençlerin, kendilerini ilgilendiren alanlarda karar verme süreçlerine.her düzeyde katılımlarının sağlanması kararına bağlı olarak kurulması, GENÇLER in bu oluşum için önemini ortaya koymaktadır. Bu gerçekten hareketle, bu çalışmada, gençlerin, henüz 5 yıl gibi çok kısa bir geçmişi olan kent konseyi hakkında bilgi düzeylerinin ve genel işleyiş mekanizmaları hakkındaki düşüncelerinin ölçülmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla bir anket formu hazırlanmıştır. Anket formunda; kent konseylerinin görevleri, Yerel Gündem 21, yönetişim, sürdürülebilir kalkınma ve bu kavramlarla kent konseylerinin ilişkilendirilmesi, çalışma gruplarının oluşum mekanizmaları ile çalışma grupları özelinde ve kent konseyleri genelinde etkinliğinin irdelenmesi gibi konuları kapsayan sorular bulunmaktadır. Gençlik grubunu temsilen, üniversite öğrencileri hedef grup olarak seçilmiştir. Anketler, konu ile ilgisi dolayısıyla geleceğin belediye başkanlarına danışmanlık yapacak, belediyenin her kademesindeki yönetimde yer alacak, kenti planlayacak Şehir Planlama Bölümü 158

171 öğrencileri ile gelecekte Özel ve Mülki idarenin çeşitli kademelerinde etkili olacak Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerine uygulanmıştır. Ayrıca aynı anket, kontrol amaçlı, kent konseyleri ile mesleki anlamda hiçbir ilişkisi bulunmayan, Kimya bölümü öğrencilerine de uygulanmıştır. Anket verilerinin değerlendirilmesi ile, Kamu Yönetimi ile Şehir Planlama öğrencilerinin kent konseylerinin amaçları ve işleyişi hakkında yeterince bilgi sahibi olduğu düşünülmektedir. Aksi bir sonucun bulunması, kent konseylerinin kamuoyuna yeterince tanıtılmadığının göstergesi olacaktır. Bu nedenle, sonuçlara göre, konu ile yakından ilişkili olan bu öğrencilerden alınan geri bildirimlere dayanarak: Kent konseylerinin halka tanıtılması, halk tarafından benimsenmesi ve sahiplenilmesi için önerilerin geliştirilmesi, Kent konseyleri çalışma grupları ve bu gruplarda görev yapacak üyeler için seçilme kriterleri oluşturulması, Kent konseyleri ile STK lar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik önerilerin geliştirilmesi planlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Üniversite ve Kent konseyleri, Yönetişim, STK 1. GİRİŞ 1992 yılında Rio da düzenlenen Birleşmiş Milletler Yeryüzü Zirvesi nde sürdürülebilir kalkınma fikri tüm insanlığın 21. yy daki ortak hedefi olarak benimsenmiş ve bu hedefe ulaşılmasına yönelik ilkeleri ve eylem alanlarını ortaya koyan Gündem 21 başlıklı eylem planı kabul edilmiştir. Gündem 21 Programı kapsamında uygulamaların yürütülmesinden görece kısa bir süre sonra, programın kent ölçeğindeki en etkin katılımcı mekanizmaları olan Kent Konseyleri 2005 yılında yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu nun 76. Maddesi ile güçlü bir yasal dayanak kazanmıştır[1]. Yine aynı Zirve de alınan dünyanın her yerindeki gençlerin, kendilerini ilgilendiren alanlarda karar verme süreçlerine.her düzeyde katılımlarının sağlanması kararı da, GENÇLER in bu oluşum için önemini ortaya koymaktadır. Çevrecilik Hareketleri nin tarihinde Stockholm Konferansı ndan sonra önemli bir dönüm noktası teşkil eden Rio Konferansı nın bu çok önemli iki çıktısının bir arada nasıl yürütüldüğünü görmek (mevcut durumun analizini yapmak) ve bu mevcut durumdan hareketle ge- 159

172 leceğe yönelik öneriler geliştirmek üzere bu çalışma planlanmıştır. Yerel Gündem 21, yönetişim, sürdürülebilir kalkınma ve bu kavramlarla kent konseylerinin ilişkilendirilmesi; kent konseyleri çalışma gruplarının oluşum mekanizmaları ile çalışma grupları özelinde ve kent konseyleri genelinde etkinliğinin irdelenmesi gibi konuların araştırılması amacıyla üniversite öğrencileri GENÇLER i temsilen hedef grup olarak seçilmiştir. Anketler, konu ile ilgisi dolayısıyla geleceğin belediye başkanlarına danışmanlık yapacak, belediyenin her kademesindeki yönetimde yer alacak, kenti planlayacak Şehir Planlama Bölümü öğrencileri ile gelecekte Özel ve Mülki idarenin çeşitli kademelerinde etkili olacak Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerine uygulanmıştır. Yapılan literatür taramalarında, ülkemizde kent konseylerinin kuruluşu çok yeni olduğundan olsa gerek, farklı hedef gruplarının (öğrenciler, karar vericiler, eğitimciler, vb) kent konseyleri hakkındaki bilgi düzeyleri, yaklaşımları, beklentilerine ilişkin bir çalışmaya rastlanmamıştır. Uluslar arası literatür incelendiğinde ise; Mohammadi S.A. (2010) Vatandaşların Yerel Yönetim e Karşı Tutumları ve Yönetim e Halkın Katılımı başlıklı çalışmasında, halkın yerel yönetimlere ve konseylere yaklaşımını, alınan kararları desteklemeleri ile ilişkilendirerek incelemiştir. Sonuç olarak, yerel yönetimler ile kent konseylerine pozitif tutum gösteren kişilerin, alınan kararlara katılımının da yüksek olduğunu bulmuştur[2]. Ancak öğrencilerin, kent konseylerine ilişkin bilgi ve yaklaşımlarını ölçen bir araştırmaya rastlanmamıştır. 2. YÖNTEM (ANKET) Bu araştırma, Ankara daki devlet üniversitelerinin Şehir ve Bölge Planlama, Kamu Yönetimi 3. Sınıf öğrencileri ile kontrol grubu olarak Meslek Yüksek Okulu Kimya bölümü öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan 106 öğrencinin % 46.2 si Meslek Yüksek Okulu, % 37.7 si Kamu Yönetimi, % 16.1 i ise Şehir ve Bölge Planlama öğrencileridir. Anketler sınıflarda derslerden önce uygulanmıştır. Ankette yeralan 16 soru öğrencilerin; kent konseylerinin görevleri, Yerel Gündem 21, yönetişim, sürdürülebilir kalkınma ve bu kavramlarla kent konseylerinin ilişkilendirilmesi, çalışma gruplarının oluşum mekanizmaları ile çalışma grupları özelinde ve kent konseyleri genelinde etkinliğinin irdelenmesi gibi konuları kapsamaktadır. Bölüm ve cinsiyet 160

173 dışında öğrencilere ait kişisel sorulara konu ile ilgisi olmadığından ankette yer verilmemiştir. Anket soruları, Sadun Emrealp [3] tarafından hazırlanan rapor dikkate alınarak, bu çalışma için özel olarak hazırlanmıştır. Ayrıca, yurtdışındaki kent konseylerinin ilgili web sayfaları da incelenerek [4,5] ankete katkı sağlanmıştır. Anketteki önermeler olumsuzdan olumluya doğru 5 li ölçeklidir (kesinlikle katılmıyorum, katılmıyorum, ne katılıyorum ne de katılmıyorum, katılıyorum, kesinlikle katılmıyorum). Veriler SPSS 11.5 programında değerlendirilmiş ve faktör analizi yapılmış, genel dağılıma bakılmış, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenlere etkisi araştırılmıştır. Anketin Cronbach alpha güvenirliliği 0.85 olarak bulunmuştur. 3. BULGULAR ve DEĞERLENDİRME Tablo 1. Kent konseyleri nin kuruluş (oluşum) sebepleri hakkında bilgi sahibiyim. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Bu soruya verilen yanıtlar incelendiğinde, Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin, kent konseylerinin kuruluş sebepleri hakkında en fazla bilgi sahibi olan öğrenci grubu olduğu görülmektedir. Kamu Yönetimi öğrencileri bu konuda biraz daha kararsız bir yaklaşım (% 27.5) sergilemektedirler. Kontrol grubumuzu oluşturan Meslek Yüksek Okulu (MYO) öğrencileri ise, tam da beklenildiği üzere, bu konuda çok fazla (sadece % 12.2 si biliyor) bilgi sahibi değildir. Aslında, Şehir ve Bölge Planlama ve Kamu Yönetimi öğrencilerinin kent konseylerinin kuruluş sebepleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları ve daha yüksek oranlarda katılıyorum cevabının çıkmasını beklerken, bu oranın maksimum % 56 larda kalması; bu sorunun anketin ilk sorusu olması sebebi ile öğrencilerin daha derinlemesine düşünüp, bu sebepleri sıralamaya çalışmalarından kaynaklanmış olabileceği düşünülmektedir. 161

174 Tablo 2. Kent konseyleri nin görevleri hakkında bilgi sahibiyim. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Yine yukarıdaki soruya benzer şekilde, burada da beklenildiği gibi Şehir ve Bölge Planlama ve Kamu Yönetimi öğrencileri benzer yüzdelerle (yaklaşık % 30) Kent Konseylerinin görevleri hakkında bilgi sahibi olduklarını belirtmişlerdir. Bu oran, MYO öğrencileri ile karşılaştırdığımızda (% 12.2) her ne kadar yüksek ise de, kendi başına çok bu çalışmayı yaparken beklediğimiz oranların altındadır. Şehir ve Bölge Planlama ve Kamu Yönetimi öğrencilerinin, bölümlerinde 3. yıllarını da tamamlamak üzere oldukları da hesaba katıldığında, kent konseyleri gibi kendi meslek alanlarını çok yakından ilgilendiren bir konuda, özellikle de kent konseylerinin görevleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları beklenmekteydi. Tablo 3. Yerel Gündem 21 Programı hakkında bilgi sahibiyim. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Tablo 4. Yönetişim kavramı hakkında bilgi sahibiyim. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Kesinlikle Katılıyorum Toplam Bu iki soru kent konseyleri ile ilişkilendirilmeden değerlendi- 162

175 rildiğinde; üniversitelerde mesleki anlamda verilen eğitimin ne kadar önemli olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Öncelikle kontrol grubumuzu oluşturan MYO öğrencilerinin cevaplarına bakıldığında; özellikle Yerel Gündem 21 (toplamda % 6.3) ve Yönetişim kavramı hakkında yok denecek kadar az bilgi sahibi olduklarını görmekteyiz. Yönetişimdeki % 22.4 lük katılma oranının bile sorunun Yönetim şeklinde yanlış anlaşılarak cevaplandırılmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Tam da beklenildiği gibi, Kamu Yönetimi öğrencilerinin tamamına yakınının (% 92.2) ve Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin büyük çoğunluğunun (% 41.2 katılıyorum ve % 23.5 kesinlikle katılıyorum) Yönetişim kavramını biliyor olması verilen eğitimin önemini ortaya koymaktadır. Kent konseyleri anlamında bu cevabı değerlendirdiğimizde; yerel yönetimlerin en önemli fonksiyonlarından biri olan düzgün ve sürdürülebilir kentleşmede aktif rol oynayacak geleceğin şehir plancıları ile bu kentlerin yönetiminden sorumlu olacak Kamu Yönetimi mezunlarının altyapıları nın hazır olduğu görülmektedir. Bu avantajı kullanarak, bu potansiyel meslek gruplarının, kent konseylerinin etkinliğinin arttırılmasında daha etkili olabilmeleri için bilgilendirilmelerinde fayda görülmektedir. Tablo 5. Kent konseylerinin yerel yönetişim modelinin gelişmesinde etkili olduğunu düşünüyorum. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum 163 Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Bu soru değerlendirilirken, bir önceki soru ile bağdaştırmak daha açıklayıcı olacaktır. Şöyle ki yönetişim kavramına en hakim öğrenci grubu olan Kamu Yönetimi öğrencilerinin, Kent Konseylerinin yerel yönetişim modelinin gelişmesinde etkili olup olmadığına ilişkin görüşüne baktığımızda, % 40 ı nın bu konuda bir fikir sahibi olmadığını görmekteyiz. Her ne kadar toplamda bu öğrencilerin % 45 i etkili olduğunu düşünüyorsa da, kafalarının hala karışık olduğundan söz etmek olasıdır. Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerine baktığımızda da aynı kafa karışıklığından söz etmek mümkündür. Yapılacak daha ileri bir çalışma ile, gelecekte kentlerin planlanması ve

176 yönetiminden sorumlu olacak bu gençlerin Kent konseylerinin yerel yönetişim modelinin gelişmesinde daha etkili olması için öneriler geliştirmeleri istenebilir ve bu öneriler kent konseylerinde tartışılabilir. Tablo 6. Kent konseylerinin sürdürülebilir kalkınma modelinin gelişmesinde etkili olduğunu düşünüyorum. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Kent konseylerinin en önemli kuruluş amacı, çalışmaya katılanların % 38.9 u tarafından öncelikle Sürdürülebilir Kalkınma ve çevreye duyarlılık olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu soruya verilen cevaplar, kent konseylerinin görevlerini etkin olarak yerine getirip getirmediği konusuna da ışık tutacaktır. Kent konseylerinin yerel yönetişim deki etkinliğine çok benzer şekilde, maalesef sürdürülebilir kalkınma konusunda da öğrencilerin net olmadığını görmekteyiz. Özellikle Kamu Yönetimi öğrencilerinin yarıdan fazlasının (% 53.8) ve Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerinin de % 35.3 ünün bu konuda kararsız olduğunu görmekteyiz. Ama kararsızlar dışında kalan öğrencilerin Kent konseylerinin sürdürülebilir kalkınma modelinin gelişmesinde etkili olduğuna daha yakın olduklarını da vurgulamakta fayda görülmektedir. Tablo 7. Kent konseyinin kimlerden ve hangi çalışma gruplarından oluştuğu hakkında bilgi sahibiyim. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Bu sorudaki cevaplar değerlendirildiğinde, bütün öğrencilerin 164

177 kontrol grubu da dahil- birbirine yakın cevaplar verdiğini görmekteyiz. Genellikle Kent Konseylerinin kimlerden ve hangi çalışma gruplarından oluştuğu hakkında bir bilgi eksikliğinden bahsetmek mümkündür. Toplamda (katılıyorum + kesinlikle katılıyorum) % 35.3 ile en çok bilgiye sahip öğrenci grubu Şehir ve Bölge Planlama öğrencileri olsa da bu düşük bir oran olduğu düşünülmektedir. % 15.4 ise Kamu Yönetimi öğrencileri için beklediğimizden çok düşük bir orandır. Bu sonuçları, kent konseylerinin işleyişi hakkında bilgilendirme eksikliği ile ilişkilendirmek mümkündür. Tablo 8. 1 Bütün Kent konseylerinde standart (aynı) çalışma gruplarının oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. (% olarak) 2 Kent konseylerinin bulundukları yerleşimlerin özelliklerine göre, farklı çalışma grupları oluşturmaları gerektiğini düşünüyorum. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum Kesinlikle Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kent konseyleri çalışma gruplarının nasıl oluşturulması gerektiği konusunda öğrencilerin yaklaşımları sorulduğunda; kent konseyinin hizmet verdiği yerleşim biriminin kendine özgü karakteristikleri, özellikleri dikkate alınarak, her yerleşim için farklı çalışma gruplarının kurulması konusunda yüksek oranda katılım söz konusudur. Ancak burada, öğrencilerin yaklaşımları doğrultusunda; yerel yönetimlerin genel anlamda çalışmalarına yardımcı olmak üzere, her kent için standart çalışma gruplarının oluşturulması, fakat, yerelin özelliklerini, problemlerini, sosyo-kültürel yapısını vb. özelliklerini de dikkate alarak, spesifik farklı çalışma gruplarının da, standart çalışma gruplarının yanı sıra teşkil edilmesi önerilebilir. 165

178 Tablo 9. Çalışma gruplarında aktif olarak görev yapacak kent konseyi üyeleri için seçim kriterleri oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Bu sonuçlara baktığımızda açıkça görülmektedir ki; konu ile ilgili eğitim alan Şehir ve Bölge Planlama (%58.8) ve Kamu Yönetimi (% 75.0) öğrencilerinin büyük bir çoğunluğu kent konseylerinde görev yapacak üyelerin seçiminde daha dikkatli olunması ve belirli kriterlere göre bu üyelerin seçilmesi gerektiği konusunda aynı fikirdedirler. Tablo 10. Kent konseyi çalışmaları sırasında oluşturulan görüşlerin ve alınan kararların kamuoyuna yeterince duyurulmadığını düşünüyorum. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Kent konseylerinin çalışmalarından halkın yeterince haberdar edilip edilmediğine ilişkin olarak, öğrencilerin görüşlerini almaya yönelik bu soruya verilen cevaplar değerlendirildiğinde; maalesef konu ile ilgili olan grupların, Şehir ve Bölge Planlama öğrencileri (% 29.4 katılıyorum, % 41.2 kesinlikle katılıyorum) ve Kamu Yönetimi öğrencilerinin (% 30.0 katılıyorum, % 45 kesinlikle katılıyorum) bile yüksek oranlarda bilgilendirmeyi yetersiz buldukları görülmektedir. 166

179 Tablo 11. Kent konseyleri ile STK lar arasındaki ilişkilerin yetersiz olduğunu düşünüyorum. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Kesinlikle Katılıyorum Toplam Kent konseylerinin kurumsal kapasitelerinin güçlendirilmesi ve yerel demokratik yönetişim uygulamalarının içselleştirilmesi hedefine yönelik olarak yürütülen projede bu amaca hizmet etmek üzere belirlenen ana hedeflerden biri de; Kent konseylerinin sivil bir yapı olma niteliği doğrultusunda sivil toplum kuruluşlarının kent konseylerine en geniş şekilde ve etkin olarak katılımı konusunda eğitim ve kapasite geliştirme desteğinin sağlanmasıdır denmektedir. Bu nedenle, öğrencilerin bu konudaki düşüncelerini sorgulamak üzere bu soru sorulmuştur. Yanıtlar incelendiğinde; MYO öğrencilerinin bu konuda kararsız olması (% 42.9) beklenilen bir sonuçtur. Ancak, Şehir ve Bölge Planlama ve Kamu Yönetimi öğrencilerinin de kararsızlığı dikkat çekicidir. Bunu yine bilgi (ya da bilgilendirilme) eksikliği ile açıklamak olasıdır. Ama yine de ilgi alanımıza giren bu her iki öğrenci grubunun yaklaşık yarısı (% 52.9 ve % 55.0) kent konseyleri ile STK lar arasındaki işbirliğinin yetersiz olduğunu düşünmektedir. Tablo 12. Kent konseylerinin kurumsallaşması için, tüm belde halkı tarafından sahiplenilmesi, benimsenmesi gerekmektedir. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Burada da beklenildiği gibi, kent konseylerinin aktif olarak işlerliğini sürdürebilmesi ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi için, halk tarafından kabul edilmesi, sahiplenilmesi ve çalışmalarının desteklenmesi gerekmektedir fikri tüm öğrenciler tarafından büyük bir çoğunlukla kabul edilmektedir. 167

180 Tablo 13. Kent konseyleri web sayfasını ziyaret ederim. (% olarak) Kesinlikle katılmıyorum Katılmıyorum Ne katılıyorum ne de katılmıyorum Katılıyorum MYO Şehir Pl Kamu Yön Toplam Kesinlikle Katılıyorum Tablo 13 incelendiğinde, kent konseyleri web sayfalarının tüm öğrenci gruplarınca hatta en çok da ilgili meslek grupları olan Şehir ve Bölge Planlama öğrencileri (% 35.3 katılmıyorum, % 41.2 kesinlikle katılmıyorum) ve Kamu Yönetimi öğrencileri (% 43.6 katılmıyorum, % 28.2 kesinlikle katılmıyorum) tarafından takip edilmediği görülmektedir. Bu sonuçtan hareketle, kent konseyleri web sayfalarının tanıtımlarının daha iyi yapılması, yaygınlaştırma ve halkın dikkatini çekmesi için web adreslerinin otobüs, metro vb toplu taşım araçlarında, belediye reklam panolarında ilan edilmesi önerilebilir. 3.1 Kent Konseylerinin Kuruluş Amacı Anket sonunda ayrı bir soru olarak kent konseylerinin en önemli kuruluş amacı nı verilen alternatifler arasından seçmeleri istenmiştir. Bu alternatifler; a. kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi b. kentin hak ve hukukunun korunması c. sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık d. sosyal yardım ve dayanışma e. saydamlık, hesap sorma, hesap verme f. katılım, yönetişim ve yerinden yönetimi desteklemek şeklindedir. Cevaplar değerlendirildiğinde; Kent konseylerinin en önemli kuruluş amacı toplamda bütün katılımcılar göz önüne alındığında; 1. SK ve çevreye duyarlılık (% 38.9) 2. Katılım, yerinden yönetim, yönetişim (% 33.7) 3. Kentin hak ve hukukunun korunması (% 12.6) 168

181 4. Sosyal yardım ve dayanışma (% 5.3) 5. Saydamlık, hesap sorma, hesap verme (% 5.3) 6. Kent vizyonu ve hemşehrilik (% 4.2) Bölümlere göre incelendiğinde; Şehir Plancıları için; 1. SK ve çevreye duyarlılık (% 47.1) 2. Katılım, yerinden yönetim, yönetişim (% 47.1) Kamu Yönetimi öğrencileri için; 1. Katılım, yerinden yönetim, yönetişim (% 56.8) 2. SK ve çevreye duyarlılık (% 16.2) 3. Kentin hak ve hukukunun korunması (% 13.5) olarak bulunmuştur. Bu oranlar değerlendirildiğinde; ilgili meslek grubu öğrencilerinin doğal olarak kendi meslek grubuna ilişkin beklentilerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Genel olarak baktığımızda, Sürdürülebilir Kalkınma ve çevreye duyarlılık % 38.9 ile ilk sırada yer almaktadır. Kamu Yönetimi öğrencileri için öncelik değişmekte ve % 56.8 ile Katılım, yerinden yönetim, yönetişim öncelikli kuruluş amacı olarak karşımıza çıkmaktadır. SONUÇ ve ÖNERİLER Bu çalışmada uygulanan anket soruları değerlendirildiğinde; en önemli sonuç olarak, kent konseylerinin kuruluş nedenlerinin ve görevlerinin üniversite öğrencileri tarafından çok fazla bilinmediği görülmektedir. Yine kent konseylerinin ana kuruluş amaçlarından biri olan yerel yönetişim in gelişmesinde çok etkili olmadığı düşünülmektedir. Kent konseylerinde yer alan çalışma grupları nın teşkil edilmesi anlamında, üniversite öğrencilerinin yaklaşımlarına bakıldığında, yerel özelliklere bağlı olarak farklı çalışma gruplarının oluşturulmasının konseyin etkinliğini artıracağı düşünülmektedir. Ve çalışma grupları için seçim kriterleri geliştirilmesi gerekliliği öğrencilerin çoğunluğu tarafından kabul görmektedir. Bu çalışmanın en önemli bulgularından biri olarak, kent konseylerinin çalışmaları sonucunda oluşturulan görüşler ve alınan kararların kamuoyuna yeterince duyurulmadığı yaklaşık % 70 gibi bir çoğunluk tarafından kabul edilmiştir. Sivil toplum kuruluşları ile ilişkiler sorgulandığında ise öğrencilerin çoğu kararsız kalmışlardır. 169

182 Bu sonuçlara dayanarak, kent konseylerinin etkinliğini artırmak amacıyla aşağıdaki öneriler geliştirilmiştir: Kent konseylerinin tanıtımı, görevleri ve kuruluş amaçları hakkında kamuoyunun ve bu çalışmanın amacına uygun olarak GENÇ nüfusun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla: 1. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde (Kamu Yönetimi, Şehir ve Bölge Planlama, Çevre Mühendisliği vb) verilen teorik derslerin içine, kent konseyleri ile ilgili konuların entegrasyonu veya yeni derslerin müfredata konulması, 2. Öğrencilerin stajları sırasında, bu alanda uygulamaya yönelik çalışmalar yapmalarının teşvik edilmesi, 3. Kent konseyi üyelerinin katılımları ile Üniversitelerde tanıtım toplantılarının periyodik olarak düzenlenmesi 4. Kent konseyi üyeleri, Üniversite öğrencileri ve öğretim elemanlarının katılımları ile kent konseylerinin işlevselliğine ilişkin mevcut durumun ve etkinliklerini artırmaya yönelik olması gereken durumun tartışılması için çalıştayların periyodik olarak düzenlenmesi, 5. Kent konseyleri web sayfalarının güncellenmesi ve bilgilendirme amaçlı, belediye imkanlarının kullanılarak, faaliyetlerin halka duyurulması. Örneğin; reklam panoları, metro vb. toplu taşım araçları gibi. Türkiye çapındaki tüm kent konseylerinde, kavram kargaşasının ortadan kaldırılması amacı ile özellikle yerel yönetişim ve sürdürülebilir kalkınma kavramlarından ne anlaşıldığının netleştirilmesi ve ortak bir paydada buluşulması, Kent konseyleri çalışma gruplarında görev alacak üyelerin seçiminde (standart ya da yerleşim yeri özelinde) kriter lerin geliştirilmesi, Çalışma gruplarının yerleşim yerlerinin özelliklerine göre oluşturulması en azından ortak temel çalışma gruplarına ek olarakfarklı grupların yerele göre teşkili, KENT KONSEYLERİNİN ÇALIŞMALARI SIRASINDA OLUŞ- TURULAN GÖRÜŞ VE ALINAN KARARLARIN KAMUOYU- NA DUYURULMASI. Bu öneriler dikkate alındığında, daha etkin, daha sorunsuz ve demokratikleşmeye katkısı daha fazla kent konseyleri söz konusu olacaktır. 170

183 KAYNAKLAR 1. Batat, A. (2010). Türkiye Yerel Gündem 21 Uygulamalarının Kent Konseyleri ne Dönüşüm Sürecinin Analizi, Yayınlanmamış Master Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir. 2. Mohammadi, S.M.(2010). Citizens Attitude toward s Local Government and Citizen s Participation in Local Government, Journal of American Science; 6(11): ]. (ISSN: ). 3. Emrealp, S. (2010). Türkiye nin Katılımcı-Demokratik Yerel Yönetim Modeli Olarak Dünyaya Armağanı: Kent Konseyleri, UCLG-MEWA Yayınları, İstanbul. 4. Environment%20%26%20Waste/Environmental%20Awareness

184 KENT KONSEYLERİNİN KATILIMCI KENT YÖNETİMİNE KATKILARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME: ANKARA ÖRNEĞİ Yrd. Doç. Dr. Savaş Zafer ŞAHİN Atılım Üniversitesi, İşletme Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, 06836, İncek-Gölbaşı/ANKARA ÖZET Kent konseyleri modeli, Türkiye de belediyeler için yasal bir zorunluluk haline getirilmiş, kent konseylerinin sayısı yüzleri bulmuştur. Kent konseylerinin; Yerel Gündem 21 çerçevesinde sürdürülebilir kalkınmanın yerel düzeyde örgütlenmesi, katılımcı kent yönetiminin sağlanması süreçlerinde Türkiye nin özgün katkısı olduğu iddia edilmektedir. Ancak, sayıları hızla artan kent konseyleri aynı zamanda çeşitli tartışmalara konu olmaktadır. Bu tartışmaların temelinde, yerelin katılımcı örgütlenmesini sağlamak iddiasıyla kurulmuş olan kent konseylerinin yerel katılımı sağlamada beklenen katkıyı henüz verememiş olmaları bulunmaktadır. Kent konseylerinin kent yönetiminin daha katılımcı hale getirilmesindeki katkıları sorgulanmaktadır. Çünkü sayıları az da olsa kent konseylerinin özgün katılımcı deneyimlere dönüştüğü örneklere rastlanırken, çoğunlukla kent konseylerinin var olan yerel iktidar yapısını pekiştiren yapılara dönüştüğü gözlenmektedir. Bu anlamda Türkiye deki Kent Konseyleri iki türe ayrılabilir. Birinci tür kent konseyleri; 1990 ların ortalarından itibaren bazı yerel yönetimlerin gönüllü girişimleri sonucunda Yerel Gündem

185 yaklaşımının bir ürünü olarak ortaya çıkan kent konseyleridir. Henüz ortada yasal bir zorunluluk yokken ortaya çıkan ve ciddi bir öğrenme-örgütlenme sürecinden geçen bu tür kent konseyleri yapılan yasal düzenlemenin ardından kentsel katılıma katkılarını arttırarak devam ettirmektedirler. Bursa, Antalya ve Çanakkale gibi kent konseyi örnekleri bu türe örnek gösterilebilirler. İkinci tür kent konseyleri ise; yasal düzenlemenin gerçekleştiği 2000 li yılların ortalarından itibaren oluşan kent konseyleridir. Bu tür kent konseylerinde kent konseylerinin yerel yönetimin genel iktidar yapısına uygun biçimde şekillendikleri, var olan yerel siyasal yapıyı yansıttıkları ve henüz kentsel katılıma ciddi bir katkı sunmadıkları eleştirisi dile getirilmektedir. Bu iki tür kent konseyi arasında ciddi farklılıklar göze çarpmaktadır. Bu farklılıkların da esas olarak katılımcı kent yönetimine katkı bağlamında ortaya çıktığı görülmektedir. Bu bildirinin temel konusunu bu tür katkıların hangi koşullarda ve nasıl ortaya çıktığı oluşturmaktadır. Bu konu bağlamında var olan mevzuat ve kent konseyleri pratiğinden yola çıkılarak kent konseylerinin katılımcı kent yönetimine hangi yollarla katkıda bulundukları tespit edilecek, kent konseylerinin katılımcı kent yönetimine katkılarını gösteren, içsel örgütlenme, temsiliyet ve sermaye birikim süreci ana başlıklarından oluşan bir değerlendirme çerçevesi ve indeks geliştirilecektir. Bu indeksin geliştirilmesinde dünyada var olan katılımcı kent yönetim uygulamaları ve katılımcı yöntemler yol gösterici olacaktır. Bu indeks geliştirildikten sonra örnek alan olan Ankara kentinde kurulmuş olan Kent Konseylerinin katılımcı kent yönetimine katkı düzeyleri görgül olarak araştırılacaktır. Yerel Gündem 21 çerçevesinde ön çalışmalara başlamış olan belediyelerde kurulan kent konseyleri ile diğer belediyelerde kurulan kent konseyleri arasındaki farklar ve bu farklılıkların hangi unsurlardan kaynaklandığı açıklanmaya çalışılacaktır. Bildirinin sonuç kısmında kent konseylerinin katılımcı kent yönetimine daha fazla katkıda bulunur hale getirilmesi için bazı önerilerde de bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Yerel Gündem 21, Kent Konseyleri, Katılımcı Kent Yönetimi 173

186 1. GİRİŞ Türkiye de son yirmi yılda kamu yönetiminde yaşanan dönüşümler üç farklı anlamıyla katılım süreçlerini öne çıkarmaya başlamıştır. İlk olarak kamu yönetimi süreçleri iletişim ağırlıklı süreçler haline gelmektedir. İletişimin en yüzeysel biçimi olan bilgilenme ve bilgi edinme uygulamalarının yaygınlaşması bunun bir yansıması olarak görülebilirse de temel olarak hedeflenen kamu yönetiminin bütününün ve tüm sürecinin hizmet sunulmakla yükümlü bulunulan yurttaşlarla iletişim içerisinde iyileştirilmesi ve dönüştürülmesidir. İkinci olarak yurttaşların katılımının sağlanmasında iletişimin salt kendi başına yeterli olmayacağı, devletin katılımı yapılandırmak için gerekli koşulları sağlamak ve yapılandırmak yükümlülüğünde olduğu kabul edilmektedir. Kent konseyleri, sit alanlarında yapılan koruma amaçlı imar planlarının hazırlanmasında zorunlu hale getirilen katılımcı toplantılar gibi bazı uygulamalar bu yaklaşımın bir ürünü olarak kabul edilebilirler. Ancak burada da devletin kolaylaştırıcılık işlevini aşan, yukarıdan aşağı ve yaptırımcı bir tavrı belirlemesi de katılımcılığın doğasına aykırı bulunmaktadır. Katılımcı süreçler temel olarak devlet tarafından yapılandırılsalar da yurttaşların gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmeleri ilkesel olarak kabul edilmektedir. Üçüncü olarak, katılımın karar alma süreçlerinde yer almanın dışında kamu yönetimi süreçlerinde aktif bir şekilde, gönüllülüğe dayalı olarak görev almak anlamının bulunduğu da kabul edilmektedir. Sonuçta, uygulamada bu üç farklı katılım biçiminin her birinin belli ölçülerde bir arada bulunduğu söylenebilir [1]. Kent konseyleri, katılımın bu üç farklı anlamını bir arada gerçeğe dönüştüreceği varsayılan, yerel düzeyde katılımcı kent yönetimini sağlamada kurumsal bir araç olarak ortaya çıkmıştır [2]. Ancak, kent konseylerinin ortaya çıkmasına sebep olan yasal düzenlemelere kaynaklık eden kavram ve süreçler kent konseylerinin yapı ve işleyişine; var olan kent yönetimleri, yurttaşlar ve kent ile ilişkilerine ilişkin çelişki ve kimi zaman ikircikli nitelikler taşıdıklarından kent konseylerinin anayasal ve siyasal düzen içerisindeki konumu belli ölçüde belirsizlik taşımaktadır. Türkiye de Kent konseylerinin düşünsel arka planında üç temel unsurun bulunduğu görülmektedir. Bunlardan birincisi Yerel Gündem 21 çerçevesidir. Bu çerçeve özellikle Habitat II toplantısının ardından orta sınıf idealizmi ve ilişkili kent yönetimi uygulamalarında ilgi gör- 174

187 müştür. Küresel çevre sorunları ile ilgili bir değerlendirme süreci olarak başlayan Yerel Gündem 21 bu sorunlarla başa çıkmada yerelleşme ve yerel yurttaş katılımını temel birer araç olarak belirlemektedir. Ancak, küresel ölçekte bir sorunun yerel parçalara bölünmüş bir yapı ile nasıl çözümleneceği, çözümlenebilecekse bile bu yerelliklerin böylesi bir kararlılığı nasıl siyasallaştıracakları ciddi bir sorun alanı oluşturmaktadır. Yerel Gündem 21 çerçevesi, yerel katılımın yerel siyasal süreçlerle nasıl ilişkileneceği sorununu en başından görmezden gelmektedir. Bu temel sorun çözülmeden yerel katılımın küresel soruna çare olabilmesi olası görünmemektedir. İkinci olarak Türkiye de 1980 li yıllardan bu yana devam eden âdem-i merkezileşme süreci sonucunda yerelde ortaya çıkan yönetim deneyiminin demokratik niteliklerine ilişkin eleştiriler karşısında kent konseyleri bir meşrulaştırma aracı olarak nitelendirilebilirler. Özellikle milyonlarca insanın yaşadığı metropoliten alanlarda karşı karşıya kalınan temsiliyet vakumunu dolduracak katılımcı uygulamaların yokluğunda kent konseyleri âdem-i merkezileşmenin olumsuz yanlarını ortadan kaldıracak bir çözüm olarak sunulmaktadır. Üçüncü olarak, kent konseyleri, 1990 ların ortalarından bu yana Türkiye de uygulamaya konan neoliberal yapısal uyum politikalarının getirdiği mali disiplin, hesap verebilirlik ve şeffaflık söylemlerinin yerel düzeydeki aracı olarak da sunulmaktadır[3]. Bu çerçevede kent konseylerinin iddia edildiği gibi kentsel katılıma katkılarının varoluşsal bir gereklilik olarak ortaya çıkmayacağı, ancak belli koşullar çerçevesinde gerçekleşebileceği görülebilir. Bu koşulların bir kısmı kamu yönetimi süreçlerine katılımla, bir kısmı da yerel siyasetin doğasıyla yakında ilgilidir. Kent konseylerinin tek başına varlıklarının kentsel katılımın gerçekleşmesi için yeterli olacağını söylemek sorunlu görünmektedir. Öncelikle her kamu kurumu gibi kent konseylerinin de katılımı gerçekleştirecek kapasite, yöntem ve birikime ulaşması gerektiği söylenebilir. Diğer yandan kent konseyleri de temsili demokratik sistem içerisindeki yerel iktidar yapısından bağımsız biçimde ele alınamazlar. Her katılımcı süreç gibi yerel iktidar yapısının ve temsiliyet süreçlerinin rakibi ya da uzantısı olarak konumlanabilirler. Ya da hem katılım hem de temsiliyet içerisinde tamamen etkisiz bir konuma itilebilirler. Bu sebeple kent konseylerinin kentsel katılım süreçlerine katkılarının anlaşılabilmesi için bu koşullara ilişkin kuramsal bir çerçevenin ele alınması gerekmektedir. 175

188 2. KENT KONSEYLERİ VE KENT YÖNETİMİNE KATILIMDA YAKLAŞIM VE İKTİDAR SORUNU 1980 lere kadar temsili demokratik sistemde daha etkin biçimde yerini almak ve siyasi katılma olarak anlaşılan katılım kavramı, 1980 lerden sonra temsili demokratik sisteme koşut olarak var olması gereken bir siyasal süreç olarak algılanmaya başlamıştır. Bu anlamıyla katılım, kamusal alanda gerçekleşmesi sebebiyle meşru, ancak var olan temsili demokratik mekanizmalara alternatif olarak onların eksikliklerini gidermek amacıyla aşağıdan yukarıya inşa edilen yeni bir siyasal mekanizmayı ifade etmektedir. Bu mekanizma çoğu zaman yönetişim kavramı ile birlikte anılmaktadır. Kent konseylerini de içinde barındıran katılımcılık söyleminin temel olarak yönetişim adı verilen kavram etrafında anlamlandırıldığı söylenebilir. Ancak, yönetişim yaklaşımının katılım süreçlerinin gerçekleştirilmesi açısından sorunlu yanları olduğu görülmektedir[4]. Genel olarak devletin hesap verebilir, katılımcı, saydam, etkin ve verimli hale dönüştürülmesi ilkeleri ile açıklanan, ancak, uygulamada özelleştirme, serbestleştirme, kuralsızlaştırma ve piyasalaştırma uygulamalarıyla belirginleşen yönetişim kavramına ilişkin deneyimler katılımın diğer temel öncelikler yanında zayıf bir öncelik alanı olduğunu, çoğunlukla diğer öncelikler yanında kolaylıkla ihmal edilebildiğini göstermektedir[5]. Ayrıca katılım süreçlerinin başarısının adanmışlık, güçlü sosyal sermaye, liderlik ve kurumsal kararlılıkla yakından ilişkili olduğu da belirtilmektedir[6, 7]. Kent konseylerinin de bir katılım mekanizması olarak kent yönetiminde katılım süreçlerine ne denli katkıda bulunduğunun değerlendirilmesi gerektiğinde bu tür bir değerlendirmenin yukarıda ifade edildiği gibi iki yönünün bulunduğu söylenebilir. Bir yandan kent konseylerinin içerisinde bulundukları kentsel siyasal ortamla ilişkilerinin katılım açısından irdelenmesi gerekirken, bir yandan da kent konseylerinin uygulamalarında katılımcı yöntemleri ne derece kullanabildikleri önem kazanmaktadır. Bu iki yaklaşımın bileşkesi herhangi bir kent konseyinin kent yönetiminde katılıma ne derece katkıda bulunduğunun ölçümünde kullanılabilir. Bu ölçümün sonucunda kent konseylerinin sağladığı katkının ideal modellere göre ne durumda bulunduğu da ölçülebilir. Kent konseyleri, her ne kadar birer katılımcı mekanizma olarak tanıtılsalar da, bu mekanizmaların ne düzeyde siyasallaşacağı, siya- 176

189 sallaşma düzeyi sonucunda içinde bulunduğu kentin yönetimine göre nasıl konumlanacağı kent konseylerinin katılım süreçlerine katkılarını belirleyen birincil meseledir. Bu mesele kent konseylerinin içlerindeki temsil ve örgütlenme yapıları ile görünür hale gelmektedir. Hirschman ın kavramlaştırması doğrultusunda Kent konseylerinin var olan kent yönetimleri ile üç tür ilişki içerisinde bulunabilecekleri var sayılabilir[8]. Birinci olasılık kent konseyinin var olan kent yönetiminin politika ve uygulamaları karşısında kayıtsız kalması ya da varlığını devam ettirememesidir. Yerel Gündem 21 Uygulamalarının başlaması ile birlikte kurulan ancak, sonradan etkinliğini yitiren kent konseyleri bu türden kabul edilebilirler. Bu tür kent konseylerinin kâğıt üzerinde formalite gereği kurulan, sonradan varlıklarını gerçek anlamda sürdüremeyen konseyler oldukları söylenebilir. İkinci olasılık kent konseylerinin kent içerisindeki muhalif görüşlerin odağı haline gelerek bir kentsel muhalefet olarak örgütlenmesi ve tepkiselleşmesidir. Yine kentlilik bilinci yüksek bazı kentlerde kent konseylerinin yer yer kent yönetimlerinin kararları ile çatışan örgütler haline gelmesi bunun bir göstergesi olarak ele alınabilir. Üçüncü seçenek ise sadakattir. Kent konseyleri var olan kent yönetiminin doğal bir uzantısı olarak örgütlenebilir, ya da zaman içerisinde hem katılımcı kanalları meşru biçimde pasifize eden hem de var olan kent yönetimlerini meşrulaştıran birer araca dönüşebilirler. Özellikle kent konseylerine ilişkin yönetmelik değişikliklerinin gündeme geldiği 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde adayların aslında yasal bir araç olan kent konseylerini birer seçim programı unsuru haline getirmeleri buna örnek olarak gösterilebilir. Kent konseylerinin bu üç seçenekten hangisine dönüşeceği kuşkusuz katı ayrımlara tabi olamaz. Kent yönetimine sadık bir yapısı olan herhangi bir kent konseyi kenti ilgilendiren yaşamsal konularda karşıt projelere yer verebilir. Ya da sadık gibi görünen bir kent konseyinin aktörleri zaman içerisinde siyasallaşarak kent yönetimine talip olabilirler. Benzer biçimde karşıt projelerle ortaya çıkan bir kent konseyi elde ettiği pazarlık gücü ile kent yönetimi ile organik ilişkiler kurabilir, zaman içerisinde sadık bir uzantı haline dönüşebilir, ya da pasifize olabilir. Görüldüğü gibi herhangi bir kent konseyinin bu üç seçeneğin bir karışımını içerdiği ve davranış biçiminin yere ve zemine göre değiştiği söylenebilir. Ancak, yine de kent konseylerinin var olan kent yönetimleri ta- 177

190 rafından doğal birer muhalefet olarak karşılandıkları söylenebilir. Bu doğal muhalefet hali kent konseylerini kurmakla yükümlü olan belediyelerin kent konseylerinin yönetimlerine çeşitli şekillerde müdahalesini beraberinde getirmektedir. Bu müdahalelerin en belirgini kent konseylerinin yürütme kurulu, gençlik ve kadın meclisleri ile çalışma guruplarının belirlenmesinde atamaya benzer yöntemlerin kullanılmasıdır. Yaygın olarak kent konseyleri başkanlarının o kent konseyini kuran belediye başkanı, başkan vekili, belediye meclis üyesi ya da o yönetimin uzantısı olan eski yöneticilerden oluşması buna bir örnek olarak gösterilebilir. Benzer şekilde o kentte bulunan köklü sivil toplum örgütlerinin değil, kollamacılık ilişkisi içerisinde yeni kurulmuş hülle sivil toplum örgütleri aracılığıyla belediye bürokratlarının ve belediye meclis üyelerinin kent konseyi yönetiminde etkili yerlere yerleştirilmesi bu çabanın bir ürünü olarak gösterilebilir. Bu şekilde kent konseyleri kent yönetimlerinin birer uzantısı haline getirilmektedir. Bu durumun etkileri kent konseylerinin etkinlik düzeyi ve kendilerinin katılımı ne düzeyde içselleştirebildikleri ile görünür hale gelmektedir. Kamu yönetimine katılım modellerini gözden geçiren Bruns, katılım süreçlerinin görünür hale geldiği uygulamaların birçok modelle açıklanmaya çalışıldığını anlatmıştır[9]. Bruns a göre bu modelleri ortak özelliği farklı modellerde katılımın neredeyse hiç olmadığı uygulamalarla, ideal olarak doğrudan halk yönetiminin sergilendiği uygulamalar arasında bir derecelendirme yapmış olmalarıdır. Bu derecelendirme katılımın az olduğu düzeyden yüksek olduğu düzeye doğru Katılımsızlık Düzeyleri, Göstermelik Katılım Düzeyleri ve Yurttaş İktidarı Düzeyleri olarak özetlenebilir. Bir kurumun katılımda gösterdiği çabaya göre hangi konumda olduğu yorumlanabilir. Kent konseylerinin kendi uygulamalarında katılımı ne düzeyde sağladıklarına ilişkin yorumlamanın ise uygulamadaki bazı temel unsurlara dayanması gerekmektedir. Burada kent konseyinin katılımda yerelin ve alt ölçeklerin sesini dinlemek üzere çabaları, olağan süreçlerde yenilikçi katılımcı teknikleri kullanımı, faaliyetleri ve etkinlik düzeyi ele alınabilir. Bu unsurların bir arada değerlendirilmesi herhangi bir kent konseyinin kent yönetimine katılım süreçlerindeki katkılarının o kent konseyinin siyasal konumuna göre ele alınabilmesini sağlayacaktır. Bu araştırma çerçevesinde öncelikle kent konseylerinin katkı 178

191 düzeylerinin ölçümü için temel bir indeks geliştirilmiştir. Bu indekste kent konseylerinin siyasal konumu ile uygulamaları bir arada ele alınmış, çapraz bir değerlendirme çerçevesi geliştirilmiştir. Bu çerçeve aşağıda görülebilir (Tablo 1): Kent Konseyinin Siyasal Konumu Pasif Eleştirel Tablo 1. Kent Konseylerinin Siyasal Konumlarına ve Faaliyetlerine Göre Sınıflandırılmaları Kent Konseyi Uygulamalarında Katılım Düzeyi Kent Konseyi Faaliyetleri Katılımsızlık-Göstermelik Katılım Yurttaş İktidarı Talebi Kent Konseyi Örgütlenmesi Bürokratik Atama-Devşirme Bürokratik Atama-Aktif Sivil Toplum Düşük Düzeyde, kent yönetiminin uzantısı Yüksek Düzeyde, kent yönetimi ile çatışmalı Düşük-orta Düzeyde kent yönetimi- Sadık Göstermelik Katılım Devşirme nin uzantısı Görüldüğü gibi tabloda kent konseyleri için katılıma ilişkin kuramsal yaklaşım doğrultusunda bir sınıflandırma ortaya konmuştur. Pasif kent konseyleri, genellikle bürokratik atama ve var olan kent yönetimindeki siyasetçi ve bürokratlardan devşirme yolu ile oluşturulmakta, kendi uygulamalarında katılımsızlık ya da göstermelik katılım süreçlerini öne çıkarmakta, düşük düzeyde ve var olan kent yönetiminin uzantısı faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Eleştirel kent konseyleri, bürokratik atama ile birlikte aktif sivil toplumun katılımı ile oluşmakta, kendi uygulamalarında yurttaş iktidarı talebi ortaya konmakta, yüksek düzeyde var olan kent yönetimi ile kimi zaman çatışmalı faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Sadık kent konseyleri ise ağırlıklı olarak var olan kent yönetimindeki siyasetçi ve bürokratlardan devşirme yolu ile oluşturulmakta, kendi uygulamalarında göstermelik katılımı öne çıkarmakta, düşük-orta düzeyde kent yönetiminin uzantısı faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu çalışmada önerilen çerçeve kullanılarak alan araştırması gerçekleştirilmiştir. 3. ANKARA İLİNDEKİ KENT KONSEYLERİNİN KENT YÖNETİMİNE KATILIMA KATKILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Ankara, kent yönetimine katılım ve kent konseyleri süreçleri açısından ilginç bir örnek oluşturmaktadır. Yerel Gündem 21 ve ben- 179

192 zeri çerçevelerin kabul edildiği Ulusal Meclisin Başkenti olmasına, bu ilkelerin üzerinde derinleme çalışmaların gerçekleştirildiği çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bulunmasına, eğitim düzeyinin yüksekliğine ve daha birçok diğer unsura rağmen Ankara kentinde katılımcı uygulamalar belirgin düzeyde gelişememiştir. Özellikle son yıllarda kentte sosyo-ekonomik ayrışma ve kutuplaşmanın tırmanması karşısında yetersiz kalan yerel temsiliyet kanallarının eksikliklerini giderecek katılımcı mekanizmalar geliştirilememiştir. Ankara kentinde önemli bir temsiliyet-katılım vakumu varlığını sürdürmektedir [10]. Kent konseylerinin bu durum karşısında önemli bir katılım kanalı oluşturacağı düşünülebilirse de durum böyle olmamıştır. Kent Konseyleri Yönetmeliği nin ilk çıkarıldığı 2006 öncesinde cılız birkaç Yerel Gündem 21 denemesi olmuş ve Yerel Gündem 21 Temsilcilikleri açılmıştır. Kentte bulunan sivil toplum kuruluşları Yerel Gündem 21 ile dolaylı olarak ilişkili iki gayrı resmi kent konseyi kurma etkinliğinde bulunmuşlarsa da bu etkinlikler kurumsallaşamamıştır. Kent yönetimlerinin uygulamalarına muhalif Ankaram Platformu türü sivil toplum oluşumları da bu anlamda kurumsallaşamamışlardır. Ankara da ilk kent konseyleri Kent Konseyleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden sonra gerçek anlamda kurulmuşlardır. Ancak, bu kent konseylerinin ciddi bir etkinliğinin ve ağırlığının olmadığı görülmüştür yılında Kent Konseyleri Yönetmeliği nde yapılan değişiklikten sonra, yerel seçimlerle birlikte kent konseyleri adayların programlarının bir parçası haline gelmiş, kent konseylerinin sayısı artmıştır. Bugün Ankara ilinde bulunan 46 Belediyeden 19 unda kent konseyi bulunmaktadır. (Grafik 1.) Grafik 1. Ankara da Kent Konseyi Bulunan Belediye Sayısının Dağılımı 180

193 Kent konseylerinin büyük bir kısmının büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri tarafından kurulduğu görülmektedir (Grafik 2). Büyükşehir sınırları dışındaki bazı ilçe belediyelerinde de kent konseyleri kurulmuştur. Bu kent konseylerinin büyük bir kısmı 2009 yılında yapılan Kent Konseyleri Yönetmeliği uyarınca kurulmuştur (Grafik 3). Aralarında Yerel Gündem 21 ile ilişkili olanlar varsa dahi bu ilişki çok zayıftır (Grafik 4). Grafik 2. Ankara da Kent Konseylerinin Belediye Türlerine Göre Dağılımı Grafik 3. Ankara daki Kent Konseylerinin Kuruluş Tarihlerine Göre Dağılımı 181

194 Grafik 4. Ankara daki Kent Konseylerinin Yerel Gündem 21 İlişkisi Bu araştırmada Ankara İlinde bulunan kent konseylerinin yürütme kurulu, kadın meclisi, gençlik meclisi yapıları, çalışma gurupları ve faaliyet düzeyleri incelenmiş, yukarıda belirtilen çerçevede değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Değerlendirmede kent konseylerinin kuruluşlarına ilişkin bir medya değerlendirmesi yapılmış, kent konseylerinin tutanak ve belgelerinden ulaşılabilenler ele alınmıştır. Ankara da bulunan kent konseylerinin büyük bir kısmının başkanlıklarını belediye başkanlarının, başkan vekillerinin, başkan yardımcılarının ve belediye meclisi üyelerinin yaptığı görülmektedir (Grafik 5). Kent konseylerinin özerklikleri açısından ciddi soru işaretleri oluşturan bu durum kamuoyuna yapılan basın bildirilerinde belediye ve kent konseyi arasındaki işbirliği olarak sunulmuş, birçok açıklamada kent konseyinin belediyelerin yeni fikirler ve yenilikler bulması için bir araç olarak tanıtılmıştır. Kent konseylerinin belediyelerin birer aracı gibi sunulduğu bu yaklaşım kent konseylerinin kuruluş amacı ile bağdaşmamaktadır. 182

195 Grafik 5. Ankara daki Kent Konseyi Başkanlarının Konumlarına Göre Dağılımı Benzer bir durumun kent konseylerinin yürütme kurullarında, kadın ve gençlik meclislerinde, çalışma guruplarında da gözlenmiştir (Grafik 6). Kent konseylerinin çoğunluğunda bu organların çoğunluk yönetiminin belediyenin yönetiminden, ya da belediye yönetimine yakın kişiler tarafından kurdurulan hülle sivil toplum örgütlerinden oluştuğu görülmektedir. Kent konseyi faaliyetlerinde katılımın bu anlamda darlığı etkili olmaktadır. Birçok kent konseyinde çalışma guruplarının kâğıt üzerinde kaldığı ve çalışmadığı görülmektedir. Grafik 6. Ankara daki Kent Konseylerinde Yürütme Kurulunda Belediye Yönetimi ile İlişkili Üye Sayısının Dağılımı 183

196 Araştırmada, Ankara daki kent konseylerinin bu durumunun faaliyetlerdeki etkisinin ölçülmesi için kent konseylerinin belediye faaliyetlerinden bağımsız faaliyet düzeyi, çalışma guruplarının etkinlik düzeyi, mahalle düzeyinde örgütlenmenin varlığı, içsel faaliyetlerde katılımcı yöntemlerin uygulanma düzeyi ele alınmıştır. Bu veriler her bir kent konseyi için yıllık ortalama veri olarak belirlenmiştir. Bu ortalamalar Türkiye de etkin kent konseyleri olarak tanımlanan Antalya, Bursa ve Çanakkale kent konseylerinin referans verileri ile karşılaştırılmış, 1-10 arasında bir derecelendirme ile değerlendirilmiştir (Tablo 2). Yapılan değerlendirme sonucunda Ankara daki kent konseylerinin belediye faaliyetlerinden bağımsız faaliyet düzeyinin genel olarak düşük olduğu görülmüştür. Özellikle büyükşehir belediye sınırları içerisindeki büyük ilçe belediyelerinde faaliyet düzeyi kısıtlı oranda yükselmekle birlikte genel ortalama referans kent konseylerine göre düşüktür. Çalışma guruplarının etkinliğinin neredeyse tüm kent konseylerinde düşük olduğu görülmüştür. Çalışma guruplarının etkinlik düzeyinin düşüklüğü kent konseylerinin örgütlenme biçimi ile ilişkili olduğu kadar, kent konseylerinin çoğunluğunun 2009 sonrası kurulmuş olmasının da etkili olduğu düşünülebilir. Yine biri hariç neredeyse tüm kent konseylerinde semt ya da mahalle düzeyinde bir örgütlenme oluşturma çabasının bulunmadığı görülmektedir. Benzer şekilde kent konseylerinin kendi iç uygulamalarında ve faaliyetlerinde katılımcı yöntemleri uygulama düzeylerinin çok düşük olduğu, katılımcılık kapasitesinin düşüklüğü gözlenmektedir. Görüldüğü üzere Ankara da bulunan kent konseylerinin siyasal konumlanmaları sebebiyle etkinlik düzeylerinin kısıtlı kaldığı, kent konseyleri deneyiminin yerel düzeyde katılımcı kent yönetimine katkısının düşük düzeyde olduğu anlaşılmaktadır. Ankara daki kent konseylerinin belediyelerin doğal birer uzantısı gibi algılanmaları ve yapılandırılmış olmaları bu durumun birincil sebebi olarak gösterilebilir. 184

197 Belediye Tablo 2. Ankara daki Kent Konseylerinin Faaliyet ve Örgütlenme Düzeylerinin Değerlendirilmesi Bağımsız Faaliyet Düzeyi (1-10) Çalışma Gurupları Etkinliği 185 Mahalle Düzeyinde Örgütlenme Akyurt 3 Düşük Yok Düşük Bala 2 Düşük Yok Düşük Beypazarı 3 Düşük Yok Düşük Büyükşehir 3 Düşük Yok Düşük Çankaya 4 Düşük Var Düşük Çubuk 2 Düşük Yok Düşük Etimesgut 4 Düşük Yok Düşük Gölbaşı 4 Düşük Yok Düşük Haymana 2 Düşük Yok Düşük Kazan 3 Düşük Yok Düşük Nallıhan 2 Düşük Yok Düşük Polatlı 2 Düşük Yok Düşük Pursaklar 1 Düşük Yok Düşük Keçiören 0 Düşük Yok Düşük Kızılcahamam 4 Düşük Yok Düşük Mamak 0 Düşük Yok Düşük Sincan 0 Düşük Yok Düşük Şereflikoçhisar 2 Düşük Yok Düşük Yenimahalle 4 Düşük Yok Düşük Ortalama 2,3 İçsel Faaliyetlerde Katılımcı Yöntemlerin Uygulanma Düzeyi Bu anlamda incelenen örnekler arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan Ankara Kent Konseyi çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır. Yürütme Kurulu Üyelerinin çoğunluğu Büyükşehir Belediyesi bürokrat ve meclis üyelerinden, hülle yöntemi ile kurulan sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşmaktadır. Yürütme Kurulunun bir üyesi sadık kent konseyliği kavramını çağrıştıracak derecede ilginçtir. Kent konseyinin yürütme kurulu üyesi olan Seyfi Saltoğlu Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinde yirmi dört yıl meclis üyeliği yapmış, bu sürenin büyük bir kısmında İmar, Bayındırlık ve İsimlendirme Komisyonu Başkanlığı ve Belediye Başkan vekilliği yapmıştır. Ankara Kentinde özellikle kendi yaşadığı caddeye ismini

198 vermeye çalışması olayları ile sıklıkla gündeme gelmiştir. Bu çabaları sonucunda bulunduğu bölgedeki yurttaşlarla yargı süreçlerine konu olmuştur. Bunun dışında özellikle imar planlama süreçlerinde gizli askı ve yolsuzluk süreçleri ile eleştirilen Saltoğlu tam anlamıyla katılımcılık karşıtı belediyecilik yönetimi ile özdeşleşmiş bir kişidir. Böyle bir kişinin kent konseyinde yürütme kurulu üyesi olması çok çarpıcıdır. Yapılan alan araştırması sonucunda Ankara da bulunan kent konseylerinin büyük bir çoğunluğunun pasif ya da sadık olarak adlandırılabilecek kent konseyleri oldukları, bu durumun kent konseylerinin beklenen faaliyet düzeyine ulaşamamasına sebep olduğu görülmektedir. Bunun sonucunda Ankara da kent konseylerinin katılımcı kent yönetiminin oluşumuna katkılarının çok düşük olduğu, hatta yer yer katılımcı kent yönetiminin oluşumunda bir engel konumunda oldukları söylenebilir. SONUÇ VE ÖNERİLER Türkiye de kent konseylerinin katılımcı kent yönetimine katkıları ele alındığında bu katkıların kent konseylerinin siyasal konumları ile doğrudan ilişkili oldukları görülmektedir. Bu çalışmada bu siyasal konum pasif, eleştirel ve sadık olarak sınıflandırılmıştır. Bu siyasal konumlandırma kent konseylerinin mevzuat ile düzenlenmesi sonucunda ortaya çıkan yapının da bir ürünüdür. Türkiye de başarılı kent konseyi uygulamalarına bakıldığında ise bunların çoğunlukla bu mevzuat düzenlemesinden çok önceleri Yerel Gündem 21 çerçevesinde ortaya çıktığı görülmektedir. Var olan mevzuat kent konseylerinin belediye yönetimlerinin bir uzantısı olması sonucunu doğurmaktadır. Uzun bir süredir belediye meclislerinin yerel temsil açısından ciddi bir sorun alanı olduğu düşünülürse kent konseylerinin de bu yapının bir uzantısı haline gelmesi yerel temsil ve katılım vakumunu daha da sorunlu hale getirmektedir. Bu sorunun çözümü için kent konseylerinin gerçek anlamda özerkleştirilmesi için gerekli mevzuat düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu mevzuat düzenlemesinin amacı bütünsel, sürekli, tüm ölçekleri kapsayan, gönüllülüğe dayalı ve belediyelerin sadece kolaylaştırıcılığını yaptığı bir katılım sürecini gerçekleştirmek olmalıdır. Belediyelerin doğrudan destekçisi ve uzantısı olmaktan çok belediyelerin uygulamalarındaki katılımcılığı gerektiğinde denetle- 186

199 yen, yurttaş katılımı için kapasite oluşturan ve katılımcı yöntemleri yaygınlaştıran kent konseyleri oluşturulmalıdır. Her şeyden öte, kent konseylerinin oluşumunda belediye başkanlarının ve mevcut belediye yönetimi temsilcilerinin, belediye bürokratlarının, hülle sivil toplum örgütlerinin kullanılmasının önüne geçilmeli, kent konseylerinin kendi içlerinde oluşumu paydaş analizinden başlayan ve sağlıklı sivil toplum temsiline, belli ölçüde yurttaşların doğrudan temsiline dayanan gelişmiş bir yöntemle oluşumuna ilişkin bir yasal altyapı oluşturulmalıdır. KAYNAKLAR 1. T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Kentleşme Şurası Komisyon Raporları III. Cilt, Yerel Yönetimler, Katılımcılık ve Kentsel Yönetim Raporu, Emrealp, S., Kent Konseyleri Kılavuzu, UCLG-MEWA Yayını, 2. Baskı, Doğan, A.E., Kent Konseylerini Kent Hakkı Açısından Yeniden Düşünmek, Eğitim Bilim Toplum, Sayı 25, Şahin, S.Z., Katılımcı Stratejik Planlamanın Yerel Kalkınma Çerçevesine Katkıları: Ankara Stratejik Planlama Süreci Örneği, 9. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Şengül, T., Yerel Yönetim Kuramları: Yönetimden Yönetişime, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, (8) 3, Ataöv A., Planlamada Sosyal Bilimcinin Değişen Rolü: Toplumdan Biri Olmak, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, 24:1, Ökten A. N., Şengezer B., (2007), Yarışmacı-Katılımcı Planlama Söyleminin Uygulamadaki Yansımaları: Eleştirel Bir Bakış, Megaron, YTÜ Mim. Fak. Dergisi, Cilt 2, Sayı Hirschman, A.O., Exit, Voice and Loyalty, Cambridge, Mass.: Harvard University Press, Bruns, B., Water Tenure Reform: Developing an Extended Ladder of Participation, Proceedings of RCSD Conference, Şahin, S.Z., Politics of Urban Planning in Ankara between , basılmamış doktora tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi. 187

200 İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE BULUNAN SİLİVRİ İLÇESİ KENT KONSEYİ YAPILANMASI ve GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER Kadir BARAN*, Sema KURT*, Dilruba ÖNAL*, Bahadır HELVACIOĞLU* (*) Silivri Kent Konseyi, Alibey Mahallesi, Makbule Yönel İşhanı, Kat:2, Silivri/İSTANBUL ÖZET Bu bildiri; başlangıcı 1999 yılına dayanan Silivri Yerel Gündem 21 Kent Konseyi, yerel ilgi gruplarının katılımına dayalı bir planlama sürecinin gelişmesine yönelik mekanizmalar oluşturulması ve bunlara işlerlik kazandırılması hedefi ile oluşturulmuştur. Bu kapsamda bildiride; Silivri Kent Konseyinin kurulması ve ardından 2007 yılında İçişleri Bakanlığının Kent Konseyi Yönetmeliğine dayanarak resmi hale gelen ve resmen kurulmuş olan Silivri Kent Konseyi yapılanması ve günümüzdeki işleyişi anlatılacaktır. Geçmişi Dünyada ve Türkiye de uygulanan Yerel Gündem 21 Projesine dayanan Silivri Kent Konseyi, Çevre il ve İlçelerde çalışmaları örnek olarak gösterilen bir yoğunluk içindedir. Bu çalışma yoğunluğunun temel unsurlarını, Çalışma Grupları, Kadın Meclisi ve Gençlik Meclisi yapılanmalarından doğan çalışma ve projeler oluşturmaktadır. Bildiride; Silivri Kent Konseyi yapılanması anlatılarak, gerçekleştirilen proje ve çalışmalar, karşılaşılan sorunlar ile sonuçları örneklerle değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Silivri, çalışma grupları, projeler, kadın, gençlik 188

201 1. GİRİŞ Doğal bir limana sahip olması ve önemli ticaret yollarının üzerinde bulunması nedeniyle her dönemde önemini koruyan Silivri, antik çağda Selymbria ya da Selybria adıyla günümüzdeki yerleşim biriminin yakınında kurulmuştur. Silivri 3 bin yılı aşan geçmişi ve 45 km lik sahil şeridi ve doğal güzellikleri ile Helenistik çağdan Bizans a, Osmanlı ya ve Cumhuriyet e uzanan onlarca medeniyetin harmanı olmuştur. Ayrıca Silivri Prehistorik devirlere kadar inen tarihsel yapısıyla üzerinde onlarca medeniyet yaşamış önemli bir yerleşim birimidir. Silivri, tarım, turizm, sanayi ve hizmet sektörlerinin sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde bir arada geliştiği, İstanbul un batı bölgesindeki önemli bir çekim merkezidir. Silivri 860 km 2 yüzölçümüne sahip olup, İstanbul un 2. Büyük ilçesi durumundadır. Silivri İstanbul un kırsal çeperinde eski bir tarihi yerleşmedir. İlçede son yıllara kadar ağırlıklı olarak kıyı kullanımı ve 2. konut turizmi gelişmiştir. Silivri merkezi İstanbul Metropoliten Alanı nın yaklaşık %15-20 si kadarına hizmet vermektedir. Kentin ekonomisi %36 tarım, %29 sanayi, %25 hizmet ve %10 ticaret sektörüne dayalıdır. Tüm sektör oranlarına bütün olarak bakıldığında kent ekonomisinin çeşitlilik gösterdiği söylenebilir. Diğer yandan ekonomik aktivitelerde tarım sektörü en büyük payı almaktadır. Silivri Kent Konseyi, 1999 yılında Silivri Yerel Gündem 21 ile temelleri atılmış ve yerel ilgi gruplarının katılımına dayalı bir planlama sürecinin gelişmesine yönelik mekanizmalar oluşturulması ve bunlara işlerlik kazandırılması hedefi ile kurulmuştur. Bu doğrultuda tüm sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, kamu kurumları, yerel kuruluşlar, ilgi grupları, belde belediyeleri ve muhtarlar Kent Konseyinde yer almıştır tarihli İçişleri Bakanlığı nın Kent Konseyi Yönetmeliği kapsamında yönetmeliğe uygun olarak yeniden yapılandırılmış ve faaliyetlerine devam etmektedir. 2. YAPILANMA Silivri Kent Konseyi Kent Konseyi Yönetmeliği doğrultusunda; 2007 yılında yeniden yapılandırılarak bugünkü konumuna gelmiştir. Silivri Kent Konseyi yapısı içerisinde Çalışma grupları, Kadın Meclisi ve Gençlik Meclisi yer almaktadır. 189

202 Şekil 1. Silivri Kent Konseyi Organizasyon Şeması Genel Kurul Üye Sayıları Kamu Kurumu Temsilcileri Muhtarlar Siyasi Parti Temsilcileri Meslek Odası Dernekler Şekil 2. Silivri Kent Konseyi Genel Kurul Üyeleri 190

203 Gençlik Meclisi Genel Kurul Üyeleri Siyasi Parti Temsilcileri STK Temsilcileri Lise Temsilcileri Ünversite Temsilcileri Mahalle Temsilcileri Şekil 3. Silivri Gençlik Meclisi Genel Kurulu Üyeleri Gönüllü Temsilciler Kadın Meclisi Genel Kurul Üye Sayıları Şekil 4. Silivri Kadın Meclisi Genel Kurul Üyeleri 191

204 2.1 Çalışma Grupları Kent konseyleri yapısı içinde önemli bir konuma sahip olan Çalışma Grupları, belirlenen öncelikler doğrultusunda, kente dair sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapan, yeterli bilgi ve birikime sahip farklı sektörlerden ve kuruluşlardan gelen kişilerden oluşmaktadır. Silivri Kent Konseyi Çalışma gruplarının, çalışmalarını belirli ilkeler ve kurallar çerçevesinde yürütebilmesi amacıyla Çalışma Grupları Kuruluş ve Çalışma Esasları hazırlanarak Kent Konseyi Genel kurulunca kabul edilmiştir. Silivri Kent Konseyi yapısı içerisinde, Kent Konseyi Başkanı ile birlikte seçilmiş 7 kişi ve doğal üye olarak kabul edilen Kadın Meclisi Başkanı ve Gençlik Meclisi Başkanı da dahil olmak üzere toplam 9 kişiden oluşan Yürütme Kurulu ve 1 de Genel Sekreter bulunmaktadır. Çalışma Grupları ise; İmar ve Şehircilik Çalışma Grubu, Tarihi Mirasın Korunması ve Çevre Çalışma Grubu, Sağlık Çalışma Grubu, Eğitim Çalışma Grubu, Kadın ve Aile Çalışma Grubu, Engelliler ve Yaşlılar Çalışma Grubu, Tarım, Hayvancılık ve Denizcilik Çalışma Grubu, Turizm, Kültür ve Sanat Çalışma Grubu, Mesleki Eğitim ve İstihdamı Geliştirme Çalışma Grubudur. Çalışma grupları oluşturulurken Yürütme Kurulunca yapılan çalışmalar ile grup üyelerinin bir kısmı genel kurul üyelerinden bir kısmı çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinden ve halkın içinden gelen uzman ve yetkin kişilerden oluşturulmuştur. Başlangıçta 5-6 kişilik çekirdek grup ile oluşturulan çalışma gruplarının gönüllü sayısı zaman içerisinde artmıştır. 2.2 Kadın Meclisi Silivri Kent Konseyi Kadın Meclisi, Kent Konseyi Yönetmeliği nin 4. Maddesine istinaden 12 Mayıs 2010 tarihinde kurularak, Silivri deki örgütlü ve örgütsüz tüm kadınları çatısı altında toplayan bir yapılanma içerisindedir. Kadın Meclisi oluşumu ile Silivrili kadınların güçlü bir şekilde temsilinin sağlanarak, Silivri ölçeğinde kadınlarla ilgili öncelikli konuların, kadınlara karşı yapılan her türlü ayrımcılığa ve aile içi şiddete karşı güç birliği yapılması, kadınların sorunlarından, gereksinimlerinden ve beklentilerinden yola çıkarak çözüm önerileri ve projeler üretilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, kent içinde yaşayan tüm kadınların kent yönetiminde ve karar alma süreçlerinde daha aktif rol almaları, demokratik katılımın ve katılımcı 192

205 yapının güçlendirilmesi hedefiyle gönüllük esasına dayalı bir anlayışı benimsemiştir. Silivri Kadın Meclisi yapısı içerisinde 11 kişiden oluşan Yürütme Kurulu ve Danışma Kurulu yer almaktadır. Meclis çalışmalarını daha etkin olarak gerçekleştirebilmek amacıyla Çevre Düzeni ve Temizlik Çalışma Grubu, Tarım ve Hayvancılığın Geliştirilmesi Çalışma Grubu, Önemli Gün ve Haftalar Çalışma Grubu, Turizm ve Tanıtma Çalışma Grubu, Üreten Kadınlar Çalışma Grubu, Kültür, Sanat ve Spor Çalışma Grubu, Sağlık Çalışma Grubu, Eğitim Çalışma Grubu oluşturulmuştur. 2.3 Gençlik Meclisi Silivri Kent Konseyi Gençlik Meclisi, 30 Haziran 2010 tarihinde, yaş arasındaki lise, üniversite, sivil toplum kuruluşu, mahalle temsilcileri ve siyasi parti temsilcilerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur. Silivri Gençlik Meclisi gençlerin karar alma süreçlerinde aktif olarak görev alması, kent yaşamı içerisinde yaşanan sorunların tespiti ve çözümüne yönelik proje üretmelerini sağlamak, tüketici gençlikten üretici gençliğe geçişi hızlandırmak, sivil toplum ve gönüllülük bilincini yerleştirmeyi amaç olarak edinmiştir. Silivri Gençlik Meclisi, kadın-erkek eşitliği, şeffaflık, gönüllülük, ulusal ve uluslar arası düzeydeki sözleşmeler çerçevesinde gençlerin hak ve özgürlüklerini korumak, herhangi bir ayrım gözetmeksizin kişisel çıkarlardan uzak kalmayı ilke olarak benimsemiştir. Silivri Gençlik Meclisi çatısı altında, Bilişim Çalışma Grubu, Çevre ve Kent Sorunları Çalışma Grubu, Eğitim ve Öğrenci Sorunları Çalışma Grubu, Tanıtım ve Organizasyon Çalışma Grubu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Çalışma Grubu, Gençlik ve Spor Çalışma Grubu, Kültür-Sanat ve Turizm Çalışma Grubu, Ar-Ge Çalışma Grubu faaliyet göstermektedir. 3. YAPILANLAR ve BEKLENTİLER Silivri Kent Konseyi bir emekleme dönemini geçirdikten sonra gönüllü katılımın artması ve Konseyin kurumsallaşmasında önemli adımlar atılması ile üretmeye başlayarak Silivri için projeler ortaya koyulmuştur. Silivri Kent Konseyi yapısı içerisindeki Yürütme Kurulu üyeleri de dahil olmak üzere gönüllü Çalışma Grupları üyelerine Proje Hazırlama Eğitimi verilmiştir. Bu eğitimler neticesinde bir 193

206 proje hazırlama formatı oluşturulmuştur. Bu formatta Projenin Adı, Projenin Konusu, Projenin Ortakları, Projenin Yürütücüsü, Projenin Amacı ve Hedefleri, Projenin Gerekçeleri, Proje Faaliyetleri, Proje Bütçesi ve Projenin Çıktıları yer almaktadır. Proje formatı hazırlanmasındaki beklenti, çalışma gruplarının yapmak istediklerini sistematik bir şekilde aktarabilmeleri ve sunabilmelerini sağlamak olmuştur. Bu çerçevede, Kent Konseyi çalışma gruplarının ürettiği bazı projeleri şu şekilde sıralayabiliriz. - İmar ve Şehircilik Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Sele Karşı Alınacak Önlemler konulu raporun hazırlanması ve içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği de olmak üzere tüm Sivil Toplum kuruluşları ve gönüllülere sunulmuş ve bu konuda bir farkındalık yaratılmıştır. - Sağlık Çalışma Grubu nun öncülüğünde 2009 yılında Silivri de yaşanan Sel Felaketinde Boğluca Deresi etrafındaki ev, okul, Silivri Devlet Hastanesi ve esnafın ciddi zararlar görmesi nedeniyle Boğluca Deresi Islah Edilsin etkinlikleri 1 ay boyunca her hafta Çarşamba günleri tekrarlanmış ve etkinlikte toplanan imzalar ilgili kurumlara iletilmiştir. Sağlık alanında uygulanan projelerden bazıları olarak da Gebe ve Lohusalara Yönelik Beslenme Eğitimleri, Sağlıklı Yaşam Projesi, Ölümcül Kazalara Karşı alınacak Önlemler Projesi sayılabilir. - Silivri tarihi geçmişi ve geçmişten günümüze gelen tarihi eserleri ile önemli bir konuma sahip bir kenttir. Bu doğrultuda Tarihi Kültürel Mirasın Korunması ve Çevre Çalışma grubu tarafından tüm okullarda ve halka dağıtılmak üzere Silivri nin tarihi eserleri ile ilgili tanıtıcı broşür hazırlanmıştır. Yine Silivri deki Tarihi Anforaların Toplanması Projesi, Silivri deki Tarihi Osmanlı Mezar Taşları Projesi, Anıt Ağaçların Tespiti ve Korunması Projesi, Tarihi Çeşmelerin Tespiti ve Restorasyonunun Sağlanması Projesi, Silivri nin Tarihi Simgeleri Projesi hazırlanarak bu kapsamda önemli faaliyetler gerçekleştirilmiştir. - Tarım, Hayvancılık ve Denizcilik Çalışma Grubunca Silivri Kent Konseyi Ormanı Projesi hazırlanarak, orman için yer tespiti ile peyzaj çalışmaları yapılmış, ağaçların dikim çalışmalarına başlanmıştır. -Ayrıca Silivri Kent Konseyi öncülüğünde Silivri Kaymakamlığı ve Silivri Belediyesi işbirliğiyle Kompozisyon, Resim ve Fotoğ- 194

207 raf Yarışmaları gerçekleştirilmiştir. Yarışmada dereceye giren eserler Silivri Geleneksel Yoğurt Festivalinde sergilenmiştir. Bu yarışma ile Silivri konulu çok sayıda eser kazandırılmıştır. Kadın Meclisi Kent Konseyinin önemli yapı taşlarından biri olan Kadın Meclisi olarak üretilen proje ve çalışmalarda kadınların aktif katılımı ve öncü rol üstlenmesi amaçlanmıştır. Silivrili kadınların öncelikleri arasında en çok öne çıkan konu ekonomik anlamda yaşanan sorunlardır. Kadın Meclisi bu doğrultuda kadınların ekonomik güçlerinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla Kadınların Ürettiği El Emeği Ürünleri İçin Satış Alanları Oluşturulması Projesi, Organik Pazar Kurulması Projesi Silivri Belediyesi nin de katkılarıyla hayata geçirilmiştir. - Bez Torba Kullanalım Projesi kapsamında, plastik poşet kullanımını azaltarak, bez torba kullanımının yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Silivri Belediyesi Meclisince alınan karar doğrultusunda Silivri İlçe sınırları içerisinde naylon poşet kullanımı yasaklanmıştır. Naylon poşet yerine diğer alternatif ürünler olan; bio-bozunur plastik poşetler, bez torba, kese kağıdı, file gibi ürünlerin kullanımı yaygınlaştırılmaktadır. Projede kapsamında adet bez torba Belediye Şirketi olan Silkent ve Silivri Belediyesi katkılarıyla hazırlanmış ve çeşitli etkinliklerde dağıtılmıştır. Silkent, Belediye Halk Ekmek büfelerinde ekmekleri vatandaşlara bez torba ile vermekte ve plastik poşet kullanılmamaktadır. - Kadın Meclisi Sağlık çalışmaları kapsamında Kadınlar Hayat Kurtarıyor Projesi hayata geçirilerek, 1000 kadına İlk Yardım Eğitimi verilmesi hedeflenmektedir. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği eğitimlere bugüne kadar 300 kadar kadın katılmış olup, eğitimler devam etmektedir. - Bitkisel Atık Yağların Evlerden Toplanması Projesi hayata geçirilerek pilot olarak belirlenen bölgelerde Silivri Belediyesi Çevre Koruma Müdürlüğünün katkıları ile ayrı toplama çalışmalarına başlanmıştır. -Ailenin temel bireyi olan kadınların eğitilmesi konusunda da birtakım projeler gerçekleştirilmiştir. Biz Hayatın Neresindeyiz, Aile İçi Eğitime yönelik toplantılar ve eğitimler yapılmıştır. 195

208 - İhtiyacı olan bayanlara ve ailelere yönelik 2. El giysi yardımları gibi sosyal çalışmalar yanında Şiir Dinletileri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri, kadınlara yönelik toplantı ve organizasyonlar da gerçekleştirilmiştir. Bu tür organizasyonlara Silivri de yaşayan her kesimden kadının katılımı amaçlanmıştır. Gençlik Meclisi -Her Okula Bir Fidan: Silivri Kent Konseyi Gençlik Meclisi olarak 24 Kasım öğretmenler Günü nde Silivri genelinde eğitim-öğretim faaliyeti gösteren tüm okullar adına 100 adet çam ağacı dikilmiş ve dikilen her ağaca okullarımızın isimleri verilmiştir. Eğitimciler Korusu olarak oluşturulan koruda yapılan faaliyet okullara birer sertifika hediye edilerek duyurulmuştur. Korunun girişine bir adet çınar ağacı dikilerek bu ağaca da Ulu Önder, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ün adı verilmiştir. -Eskileriniz Umut Olsun: Silivri genelinde başlatılan kampanyada evlerde kullanılmayan giyecek, oyuncak ve kitaplar toplanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaya başlanmıştır. Silivri Kent Konseyi Ofisinde oluşturulan toplama merkezinde gelen materyaller bekletilmeden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Bir ay içerisinde 325 öğrenciye kaynak kitap desteği sağlanmış, 103 kişi kıyafetlerden faydalanmıştır Kg Plastik Kapak=1 Tekerlekli Sandalye: Silivri Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ile ortaklaşa gerçekleştirilen kampanya kapsamında 2500 Kg plastik kapak toplanmış ve Silivri Belediyesi Engelli ve Yaşlı Koordinasyon Merkezi nin Silivri içerisinde tespit ettiği ihtiyaç sahibi üç engelli vatandaşımıza sandalye yardımında bulunulmuştur. Kampanya hızla devam etmektedir. -Silivri Gençlik Meclisi Gönüllülerini Arıyor: Hazırlanan afiş ve el broşürleri ile Silivrili gençlerin Silivri Kent Konseyi Gençlik Meclisi nde görev almasının sağlanması hedeflenmiştir. Silivri merkezde bulunan tüm otobüs durakları, lise ve dengi okullarda afişleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. İnternet sitesine gönüllü ol bağlantısı oluşturulma çalışması devam etmektedir. - Paramı Yönetebiliyorum Eğitimi Gerçekleştirildi: Habitat için Gençlik Derneği tarafından tüm il ve ilçelerde verilen paramı yönetebiliyorum eğitimi gerçekleştirilmiştir. Eğitime 12 genç katılarak 196

209 bütçe hazırlama, temel finans terimleri, doğru harcama yapma gibi konularda eğitim alan gençlere eğitim sonunda katılım sertifikası verilmiştir. - Silivri Gençleri Geleceğin Silivri sini Konuşuyor Toplantıları Gerçekleştirilmeye Başlandı: Silivri Kent Konseyi Gençlik Meclisi tarafından 2011 Mart ayı içerisinde Silivri nin Gençleri Geleceğin Silivri sini Konuşuyor toplantı dizisi başlatılmıştır. İlk olarak Silivri deki lise temsilcileri ile başlayan toplantılar her ay bir kurum ile devam etmektedir. Nisan ayı içerisinde sivil toplum kuruluşları ile toplantı gerçekleştirilecektir. Eşitlik ilkesine bağlı kalınarak her kurumdan bir erkek bir kadın temsilci davet edilmektedir. - Düzenlenen Geziler: 10 Kasım da Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu M. Kemal ATATÜRK ü anmak için 45 kişilik bir grup ile Ankara gezisi düzenlenmiştir. -Temel Afet Bilinci Eğitimi: Doğal afetlerin yaşamımızın birer parçası olduğu bilinci ile ilçe genelinde temel afet bilinci ile ilgili eğitim çalışmaları yapmak üzere program oluşturulmuştur. Program kapsamında verilecek olan afet bilinci, afet psikolojisi, arama kurtarma teknikleri, temel ilkyardım ve yangın söndürme eğitimleri müfredata alınmış ve lider eğitmen yetiştirilmek üzere gerekli kurum, kuruluş ve kişiler ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler kapsamında kurumsal destek sağlanması amacı ile Kızılay Genel Merkez Gençlik Kolları ile toplantı gerçekleştirilmiştir. SONUÇ ve ÖNERİLER Önemi zamanla artan Kent Konseyleri, kentin, sosyal, ekonomik, kültürel ve kentsel gelişimine önemli katkılar sağlayan platformlardır. Bu yapı çatısı altında ortak akıl, ortak değerler ve kentlilik bilincinin gelişimine katkı sağlayarak, sürdürülebilir bir gelecek beklentisini gerçekleştirmek doğrultusunda çalışmalar yapılmaktadır. Silivri Kent Konseyinin yaptığı çalışmalarda her şeyden önce kentlilik bilincini oluşturmayı temel ilke olarak edindiği görülmektedir. Silivri Kent Konseyi örgütlenme çalışmalarında bazı sorunlarla karşı karşıya kalınmış olup, bu sorunların başında resmi davet yazısı ile temsilci istenen kurumların ilgisiz kalmaları, genel kurul ve diğer çalışmalara davet edilen temsilcilerin katılmamaları gibi hususlar olmuştur. Yerel Sivil Toplum Kuruluşları, Muhtarlar ve diğer kurum temsilcileri Kent Konseyine yeterli ilgili göstermemiştir. Bu sebep- 197

210 le, çalışma grupları etkin olarak kullanılamamıştır. Gerçekleştirilen, üretilen projeler yürütme kurulu üyelerince ya da kısıtlı bir gönüllü kitlesiyle gerçekleştirilmek durumunda kalmıştır. Ayrıca şehrin kanaat önderleri Kent Konseyine yeterli ilgili gösterip destek vermemişler, daha çok siyasi görüş tarafında olmuşlardır. Ayrıca gönüllülük bilincinin tam olarak yerleşmemesinden ve anlaşılamamasından kaynaklı olarak bazı sıkıntılar yaşanmıştır. Kent Konseyi yapılanmasında gönüllü görev alan kişiler, bu görevi yanlış algılamakta ve belediyenin yetki alanına girerek müdahale etme konusunda kendilerini yetkili görmektedirler. Bu tür durumlarda Kent konseyi ile Belediyeyi karşı karşıya getirerek sürtüşmelere ve yetki kargaşasına sebebiyet vermektedir. Daha önceki yıllarda kent konseyi yapılanması etkin olarak gerçekleştirilemediğinden ve kesintiye uğramasından dolayı çalışma grupları, kadın ve gençlik meclisinin birlikte aynı çatı altında toplandığı bir yapı oluşturulamamıştır. Dolayısıyla Silivri halkı bu tür yapılara uzak kalmıştır. Ayrıca Silivri gibi sürekli göç alan ve kültür değişimine uğrayan kentte, ortak akıl ve kültürün oluşmasında zorluklar yaşanmış, Kent Konseyi tam olarak anlaşılamadığından, sürdürülebilir bir yapı oluşturulması anlamında istenilen sonuç elde edilememiştir. Kent Konseyleri İçişleri Bakanlığı nın Kent Konseyleri Yönetmeliğine göre oluşturulmuştur fakat yönetmelik bu haliyle yetersiz kalmaktadır. Özellikle bütçe konusuna tam olarak çözüm bulunamamaktadır. Kent Konseyleri maddi olarak bağımsız olmadıklarından dolayı belediyeye bağlı olmaktadır. Ayrıca belediyelerin bütçe kısıntıları ve bürokratik engeller nedeniyle yapılacak harcamalarda yeterli destek alınamamakta buda çalışmaların geçekleştirilmesinde önemli bir kısıtlayıcı etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Kent Konseylerinin denetlenebilir ama bürokratik engellerden uzak bir bütçesinin olması gereklidir. Günümüzde üretimden ziyade tüketim toplumu anlayışı ön planda olduğundan, insanlar bu tür sosyal çalışmaları zaman kaybı olarak görmekte ve çalışmaların içinde yer almak istememektedir. Ayrıca yapılan çalışmaların çoğunun somut çıktıları ancak uzun vadede gerçekleştiğinden bu durum insanları ümitsizliğe düşürmekte ve katılımı azaltmaktadır. Ancak yine de Silivri Kent Konseyinin son yıllarda aldığı aşa- 198

211 malar ve kurumsal anlamda atılan adımlar Kent Konseyini bugün daha anlaşılır ve katılımcı bir yapıya dönüştürmüştür. Silivri Kent Konseyi, kentin bir parçası haline gelerek katılımcı ve demokratik bir anlayışla çalışmalarını sürdürmekte ve Silivri yi geleceğe taşıyacak projelere imza atarak kentin gelişimine önemli katkılar sunmaktadır. KAYNAKLAR 1. Silivri Siad (2008). Silivri Kalkınma Stratejisi, Silivri Siad Yayınları, Silivri 2. Baran, K., Kurt,S.,Önal,D., Halvacıoğlu,B.( ), Silivri Kent Konseyi Genel Kurul Çalışma Raporları-Tutanaklar, Silivri Kent Konseyi Yayınları, Silivri 199

212 KATILIMCI DEMOKRASİ PERSPEKTİFİNDEN KENT KONSEYLERİ ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI İLİŞKİSİ: SAKARYA ÖRNEĞİ Arş. Gör. Sefa USTA Sakarya Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü, Esentepe Kampüsü, Serdivan/SAKARYA ÖZET Çalışma, sivil toplum kuruluşları ve kent konseylerinin devlet ve vatandaş arasında bir köprü işlevi gördüğü tezinden yola çıkılarak hazırlanmıştır. Bu bağlamda, katılımcı demokrasinin unsurları olarak kabul edilen kent konseyleri ve sivil toplum kuruluşları arasında nasıl bir ilişki olduğunun tespitinin yapılması önemli bir husustur. Çalışmada Sakarya Kent Konseyi örneği üzerinden hareketle kent konseyleri ve sivil toplum kuruluşları arasında nasıl bir işbirliği olduğunun irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda hazırlanan çalışmada, demokrasi, katılımcı demokrasi, sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları kavramlarının içeriğinin ne olduğu, kent konseyleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımcı demokrasi çerçevesinde nasıl bir rol oynadığı ve aralarında ne tür bir ilişki olduğu sorularına cevap aranarak, bu sorular çerçevesinde Sakarya Kent Konseyi nin nasıl işlediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu sorular ışığında ele alınan çalışmada, vatandaşların yönetim sürecine katılımında hem sivil toplum kuruluşlarının hem de kent konseylerinin önemli bir işlev gördüğü, fakat bu oluşumlara vatandaş katılımının istenilen düzeyde olmadığı iddia edilebilecek bir tespittir. 200

213 Türkiye deki örneklerinden hareketle kent konseylerinin, sivil toplum kuruluşlarının, kamu ve özel sektör kesiminin temsilcilerinin birlikte temsil edildiği ve farklı aktörler arasında ortak bir işbirliğinin sağlanabildiği yapılar olduğu söylenilebilir. Buna karşın, tüm kesimlerin sesini duyurabilecekleri ortak bir platform görevi gören kent konseylerinin, özellikle sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde hareket ederek yaşanılan kentin çözüm bekleyen sorunların tespitinde ve buna yönelik çözüm üretilmesi noktasında etkin olarak işlev görmede yetersiz oldukları sonucu dikkat çekmektedir. Sakarya Kent Konseyi örneğinde de bu tespitlerin doğrulandığı iddia edilebilecek bir husustur. Anahtar Kelimeler: Katılımcı Demokrasi, Sivil Toplum, Sivil Toplum Kuruluşları, Kent Konseyleri, Sakarya Kent Konseyi 1. GİRİŞ Siyasal sistem içerisinde, bireyler yalnız başlarına çok fazla etkin olamayabilirler fakat bir topluluk içerisinde olurlarsa, hükümete ve diğer kurumlara seslerini daha kolay duyurabilirler. Vatandaşların yönetim sürecinde söz sahibi olabilmeleri için faaliyet gösteren kuruluşlardan biri demokratik katılım mekanizmalarından biri olarak da kabul edilen sivil toplum kuruluşlarıdır. Tamamen gönüllülük esasına göre kurulmuş olan kent konseylerinin de sivil toplum kuruluşları gibi vatandaş ile devlet arasında aracı bir yapı vazifesi göreceği iddia edilebilir. Kent konseyleri, bünyesinde oluşturduğu çalışma grupları ve meclisler aracılığıyla kentin ve kentte yaşayan insanların sorunlarını dile getirmek noktasında ve sorunlara yönelik fikir alışverişinde bulunarak, çözüm üretme aşamasında önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek odalarının, sendikaların, yerel yönetim temsilcilerinin ve ilgi alanına göre farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri kent konseyini oluşturmaktadırlar. Bu durum oluşumun farklı konumlarda görev yapan kesimlerin temsilcilerinin bir araya geldiği bir çatı olarak değerlendirilebileceğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Sivil toplum kuruluşlarının, kent konseylerinin etkin olarak işlev ve faaliyet göstermesinde önemli rol oynayacağı iddia edilebilir. Çalışmada öncelikle demokrasi ve sivil toplum-sivil toplum kuruluşları arasında ne tür bir ilişki olduğu ile ilgili genel bir değerlen- 201

214 dirme yapılacak ve katılımcı demokrasilerde sivil toplumun önemi ve sivil toplum kuruluşlarının oynadığı roller ele alınacaktır. Çalışmada daha sonra katılımcı demokrasinin yerelde bir uygulama biçimi olarak gösterilen kent konseyleri, Türkiye bağlamında ele alınıp tartışılacaktır. Son olarak Sakarya Kent konseyi örneği incelenerek, kent konseyi ve sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkiler değerlendirilecektir. Çalışmanın temel amacı, katılımcı demokrasi konusunun ele alınıp, bunun uygulama biçimi olan sivil toplum kuruluşları ve kent konseylerinin irdelenmesidir. Sakarya Kent Konseyi örneği üzerinden bu oluşumların işleyişlerinin ve sivil toplumla ilişkilerinin değerlendirilmesi de amaçlanmaktadır. Çalışmada daha çok birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmış ve bunun yanında mülakat yöntemi de kullanılmıştır. 2. SİVİL TOPLUM VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİ Sivil toplum; gönüllü, kendi kendini oluşturan, kendi desteklerine sahip, devletten özerk, özel alan ile devlet arasında aracı niteliğinde örgütlü bir sosyal yapılanmadır[1]. Bu yapı, yasal düzen veya ortak kurallar dizisi şeklinde özgürlüklerin ve özerkliklerin güvencesi olan kurumsallaşmış bir temele oturur[2]. Diğer bir ifadeyle, sivil toplumun kapsamına özerk grup faaliyetleri aracılığıyla gerçekleştirilen işbirliği ve fikir alışverişleri girmektedir[3]. Demokrasinin ön koşulu olan sivil toplumun gelişmesi, sivil toplum kuruluşlarının niteliğine bağlıdır. Tüm aracı kurum ve örgütlenmeler sivil toplumu oluşturmaz[4]. Bu bağlamda, demokrasinin pekiştirilmesi açısından en sağlıklı sivil toplum kuruluşu devleti tanımakla birlikte, özerkliğini kaybetmeden teması sağlayan tiptir[5]. Sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları, ancak özgür bireylerle oluşturulabilir. Demokrasinin amacı da bireyler için özgür bir ortam hazırlamaktır. Özgür bireyler, sivil toplumun sivil toplumda, demokrasinin güvencesini oluşturmaktadır[5]. Güçlü bir demokrasinin zorunlu koşulu olarak sivil toplumun varlığından söz edilebilir[1]. Demokratikleşme ve sivil toplum ; gönüllülük, özerklik, siyasal sisteme girdiler sağlama, kendi desteğine sahiplik, siyasal liderlerin yetişmesine imkân verme, siyasal iktidarı sınırlandırıcı bir rol oynama ve gerektiğinde siyasal iktidarın meşrulaştırılmasına katkıda bulunma gibi birçok yönden örtüşmektedir[6]. 202

215 Demokrasinin tabana yayılabilmesi için sivil toplum kuruluşlarının sisteme yerleştirilmesi gerekmektedir. Toplumun örgütlü olması demokrasinin bir gereğidir. Katılımcılık ancak örgütlü toplum aracılığıyla hayata geçirilebilir[5]. Örgütlü toplumun gerçekleştirilebilmesi noktasında aracı yapılar olan sivil toplum kuruluşları önemli roller oynamaktadırlar. Demokrasi, aracı yapılar olan sivil toplum kuruluşlarını korumanın bir yolu iken, aracı yapılar olan sivil toplum kuruluşlarının da demokrasinin koruyucuları oldukları söylenilebilir[7]. Demokrasi, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde sivil toplum içindeki birlikleri ve toplumsal grupları birer ortak olarak kabul etmektedir. Sivil toplum kuruluşları; kendi üyelerine karşı sorumlu olan, gönüllülük temelinde örgütlenmiş, kendi kendini yöneten özerk kuruluşlardır. Sivil toplum kuruluşlarının, devletin yerine getirdiği bazı hizmetlerin yerelleşmesini sağlayabileceği de savunulmaktadır[8]. Demokratik ülkelerde sivil toplum kuruluşları, iki işlevi yerine getirir. Bunlardan ilki, demokrasinin ön şartı ve güvencesi olan demokratik bir siyasal kültürün yerleşmesine katkıda bulunmaları, ikincisi ise, bu tür kuruluşların demokrasinin önemli mekanizmalarından biri olan katılımın gerçekleştirilmesini sağlamalarıdır[9]. Sivil toplum kuruluşlarının demokrasinin kurumsallaşmasında oynadığı roller şu şekilde sıralanabilir[10]: Yurttaşlar arasında demokratik değerlerin savunulmasına yardımcı olurlar. Temsil edilmeyen grupların güçlendirilmesi için çaba sarf ederler. Katılımcı demokrasinin sağlanması için uğraş gösterirler. Hükümet ve vatandaşlar arasında arabuluculuk yaparlar. Bunun sonucu olarak, sivil toplum kuruluşları farklı ilgi ve isteklere sahip aktörler arasında köprüler kurarak kamusal alan lar oluşmasına yardımcı olurlar. Sivil toplum kuruluşları, kurum içi yapıları ve karar alma mekanizmalarının yarattığı örnekler sayesinde bir demokrasi kültürünün oluşmasını sağlarlar. Sonuçta, demokratikleşme süreci siyasi bir süreçtir. Sivil toplum kuruluşları; toplumun siyasi vizyonunu, bireylerin siyaset yapma becerilerini geliştiren, kamuyu ilgilendiren sorunların daha rahat bir şekilde anlaşılmasını sağlayan ve vatandaşların birlikte hareket etmelerinde öncü rolü oynayan toplumsal araçlar olarak algılandıkları ve 203

216 işlev gördükleri sürece siyasi demokratikleşme sürecine katkı yapabilirler[11]. Bu açıdan bakıldığı zaman sivil toplum kuruluşları demokratik hayatın geliştirilmesinde ve katılımcı demokrasinin uygulanmasında etkili birer aktör olarak kabul edilebilir. 3. KATILIMCI DEMOKRASİNİN BİR UNSURU OLARAK SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI Alain Touraine, vatandaşların kalplerindeki ve zihinlerindeki iddia ve inançların kamu hayatında ifade edilmediği ve savunulmadığı yerde demokrasi yoktur sözüyle, demokrasinin vatandaşların farklı kimliklerini ve inançlarını ifade etmesine imkan tanınmasının önemine vurgu yapmıştır[12]. Bu sözle, halkın yönetim sürecine katılımının ne kadar önemli olduğuna dikkat çekilmiştir. Siyasal partilerin parlamento ile toplum arasındaki aracılık rollerinin giderek etkinliğini yitirmesi, toplumları sivil örgütlenmelere itmiş, çoğul odakları artırmıştır. Böylece katılımcı demokrasi temsili demokrasiye alternatif olarak geliştirilmeye başlanmıştır[13]. Katılım, mikro demokrasilerin temelidir ve demokratik bir yönetim sisteminin altyapısının sağlanmasında önemli bir işlev görmektedir. Katılımcı demokrasinin argümanları, kurum içi demokrasi ve bireylerin kendi istekleriyle kurdukları ve kendi istekleriyle katıldıkları birlikler-sivil toplum kuruluşlarıdır[14]. Katılımcı demokrasi teorisi, vatandaşların sadece seçimlerde oy kullanmalarının değil, kamusal işlerle ilgili irade beyan etmelerine ve karar verme sürecine katılmalarının yaygınlaştırılmasının önemine vurgu yapmıştır. Teori ayrıca, çıkarların uzlaştırılması, farklılıklar arasında uyuşmanın sağlanması ve vatandaşların taleplerinin siyasal sistem tarafından dikkate alınmasını kendisine esas almaktadır[15]. Bunun yanında, siyasal karar alma sürecinde sivil toplum kuruluşlarının aktif rol almasının önemine vurgu yapmaktadır[12]. Katılımcı demokrasinin olabilmesi, toplumun alttan üste doğru siyasi yaşamı denetlemesi ve siyasi yaşama katılması, toplumun örgütlenme hakkı gibi unsurların olması ve bunların önemli bir kısmının gerçekleşebilmesi için de sivil toplum kuruluşlarının etkili olması gerekmektedir[16]. Halkın karar alma sürecine katılımına imkân verilmesi sivil toplumu güçlendirecektir. Vatandaşların isteklerini duyurabilmele- 204

217 ri, karar süreçlerine doğrudan katılım halkın çıkarlarını temsil eden sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Sivil toplum kuruluşları, katılım ve demokrasi arasında kurulan bağın işlevselliği, demokratik kurum ve kuralların benimsenmesi, işlerlik kazanması ve sürdürülmesi boyutlarında kendini göstermektedir[5]. İşlevsel bir sivil toplum, katılımcı olmak zorundadır. Sivil toplum kavramı ile birlikte demokrasinin yaşamını sürdürebilmesi için; ifade, basın, din ve mülkiyet haklarının tanınmasına ihtiyaç vardır[17]. Katılımın işlerliğinde önemli rol oynayan sivil toplum kuruluşları, hem yerel hem de ulusal düzeyde önemli roller oynamaktadırlar. Hatta bu düzeyi de aşarak, uluslararası konularda da katılım imkânı sağlamaktadırlar. Vatandaşlar, sivil toplum kuruluşları yoluyla, uluslararası siyaset sürecine ve karar mekanizmalarına daha rahat ulaşabilmektedir. Bununla birlikte, ulusal düzeyde birimlere katılımın zor olduğu ortamlar da ise uluslararasılaşan karar süreçlerine ve siyasal gelişmelere katılım da zorlaşacaktır. Bu bağlamda, katılımcı demokrasi, devlet-sivil toplum ilişkilerinin değişen toplumsal şartlar ve küreselleşen ihtiyaçlara göre yeniden örgütlenmesini savunmaktadır[12,15]. Sonuçta, sivil toplum kuruluşlarının sadece bireysel hak ve özgürlüklerin yaşama geçirilmesi ve güvence altına alınması veya siyasal sistemin demokratikleştirilmesi süreçlerinin değil, bunun yanında bir ülkede devlet-toplum-birey ilişkilerinin katılımcı demokrasi temelinde kurulmasının da önemli bir aktörü olduğu söylenebilir. Sivil toplum, demokratik toplum yönetiminin katılımcı demokrasi modeli içinde kurulmasının anahtar kavramıdır[18]. Sivil toplumun ve sivil toplum kuruluşlarının kendilerine geniş hareket alanı buldukları katılımcı demokrasi anlayışının bir uygulama biçimi olarak hayata geçirilen ve vatandaşların yönetsel ve siyasal sürece katılmasında etkili olan bir diğer aktör ise kent konseyleridir. 4. KATILIMCI DEMOKRASİNİN YERELE YANSIMASI: TÜRKİYE DE KENT KONSEYLERİ Katılımcı demokrasinin en başarılı örneklerinden (uygulamalarından) biri sayılan kent konseyleri, kentine sahip çıkma, aktif katılım ve çözümde ortaklık ilkelerinin bütünlüğünde, kentleri sürdürülebilir geleceğe taşıyan bir ortaklık modeli olarak tanım- 205

218 lanmaktadır. Kentteki tüm paydaşları bir araya getirerek, tüm kenti kucaklayan bir ortak akıl oluşturulmasını sağlaması, kent konseylerinin en önemli işlevlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Kent konseyleri, yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılması, hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, çok-aktörlü ve çok-ortaklı yönetim tarzının benimsenmesi işlevlerini de yerine getirmektedir[19]. Önemli işlevlere sahip olan kent konseyleri, Türkiye de 5393 sayılı Belediye Kanunun 76. maddesine dayanılarak hazırlanan Kent Konseyi Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Yönetmelik 2006 yılında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir yılında yapılan değişikliklerle birlikte yönetmelikte bazı düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye de bazı belediyelerin bünyesinde kent konseylerinin kurulmasından önce Yerel Gündem 21 adı altında yapılar kurulmuştu. Yönetmeliğe eklenen geçici bir madde ile YG21 Programının uygulandığı yerlerde, kent konseyi veya benzeri adlarla oluşturulmuş yapılanmalar bu yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilmiştir. Yönetmelikte kent konseyi ; merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu bir yapı olarak tanımlanmıştır. Kent konseyi ayrıca, kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ve yönetişim mekanizmaları olarak da değerlendirilmektedir. Oluşumu ve Örgütlenmesi: Yönetmelikte, kent konseylerinin belediye teşkilatı olan yerlerde, mahalli idareler seçimlerini takip eden 3 ay içinde kurulacağı belirtilmiştir. Kent konseyinin oluşumunda bazı kurum ve kuruluşların temsilcilerinin bulunması gerekmektedir. Bunlar; mahallin en büyük mülki idare amiri veya temsilcisi, belediye başkanı veya temsilcisi, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, belediye meclisi üyeleri, mahalle muhtarları ve beldede teşkilatını kurmuş olan siyasi parti temsilcileridir. Bununla birlikte, üniversite temsilcileri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kent konseyince kurulan meclis ve çalışma guruplarının birer temsilcisinin kent konseyinin oluşumunda rol alacağı yönetmelikte ifade edilmiştir. Burada amaç, merkezi yönetimi, yerel yönetimi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ve sivil toplumu ortaklık 206

219 anlayışı ile belli bir çatı altında buluşturmaktır. Görevleri: Katılımcılığı ve ortak akla dayanan uzlaşmayı esas alan kent konseyinin yönetmelikte düzenlenen görevlerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir: Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak, Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak, Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek, Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak, Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak, Organları: Kent Konseyi Başkanı, genel kurul, yürütme kurulu, meclisler ve çalışma grupları kent konseyinin organlarıdır. Yönetmelikte gerçekleştirilen düzenleme ile kent konseyi başkanın, kent konseyi genel kurulu tarafından seçileceği belirtilmiştir. Ayrıca kent konseyinde genel sekreterlik birimi de kurulmuştur. Genel sekreterin, belediye başkanı tarafından önerilen üç aday arasından yürütme kurulunca seçileceği ve genel sekreterin kent konseyi başkanına ve yürütme kuruluna karşı sorumlu olacağı belirlenmiştir. Kent konseyi organlarının, çalışma yönergelerinde belirlenen yer ve zamanlarda üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olağan olarak toplanacağı ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alacağı yönetmelikle düzenlenmiştir. Kent konseyi genel kurulunca oluşturulan görüşlerin, belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirildikten sonra belediye tarafından kent konseyine bildirileceği ve uygun araçlarla kamuoyuna duyurulacağı yönetmelikte ifade edilmiştir. Diğer taraftan, kent konseyi genel kurulunun bu yönetmeliğe aykırı olmamak kaydıyla uygulama yönergeleri çıkarabileceği de belirtilmiştir. Mali Yapısı: Belediyelerin kent konseylerine, bütçelerinde ödenek ayırmak suretiyle ayni ve nakdi yardım yapacakları ve destek sağlayacakları yönetmelikte düzenlenmiştir. 207

220 Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İlişkiler: Kent konseyinin; merkezi yönetimi, yerel yönetimi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ve sivil toplumu ortaklık anlayışı ile buluşturmak üzere kurulacağı yönetmelikte vurgulanmıştır. Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak, yönetmelikte kent konseyinin görevleri arasında sayılmıştır. Ayrıca yönetmelikte kent konseyi üyelerinin ve konsey bünyesinde oluşturulacak olan farklı çalışma grupları ve meclislerde sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerinin de bulunması gerektiğinin öngörülmesi, sivil toplum kuruluşları ve kent konseyi arasında ilişkinin öneminin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Kent Konseyinin sivil toplum kuruluşları ile ortaklaşa gerçekleştireceği organizasyonların ve projelerin bu iki sivil oluşumun işlevselliğini ve etkililiğini artıracağı da iddia edilebilir. 5. SAKARYA KENT KONSEYİ Sakarya ilinde kent konseyinin ilk temelleri, Adapazarı Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Yerel Gündem 21 ile atılmıştır sayılı Belediye Kanunun 76. maddesine dayanılarak çıkarılan Kent Konseyi Yönetmeliği uyarınca Adapazarı Büyükşehir Kent Konseyi 2007 yılında hayata geçirilmiştir yılında Kent Konseyi Yönetmeliğinde gerçekleştirilen değişikliklerle birlikte, Sakarya Kent Konseyi adı altında yeniden kurulmuştur. 5.1 Kent Konseyinin Kuruluşu ve Örgütlenmesi Yukarıda da ifade edildiği gibi 2009 yılında kurulan Sakarya Kent Konseyi ilk genel kurulunu Büyükşehir Belediye Başkanının çağrısı üzerine 3 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirmiştir. Toplantıda, Kent Konseyi Başkanı nın ve Kent Konseyi Yürütme Kurulu nun seçimi gerçekleştirilmiştir. Kent Konseyi Başkanlığı na Arif Aruca seçilmiştir. Kent Konseyi yürütme kuruluna, büyükşehir belediyesini ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarını temsilen üyeler seçilmiştir. Ayrıca, meslek odalarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de kent konseyi yürütme kurulu üyeliğine getirilmiştir[20]. Kent Konseyi üyelerinin toplumun farklı kesimlerinden seçilmesi, halkın görüşlerinin dile getirilmesi, geniş kapsamlı katılımın sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan Kent Konseyi Başkanlığına genel kurul tarafından sivil bir üyenin seçilmesi, konseyin sivil bir oluşum olması açısından önemli bir husus olarak değerlendi- 208

221 rilebilir. Öte yandan Kent Konseyi Genel Sekreterliği ne büyükşehir belediyesinde görevli yetkili birinin getirilmiş olması üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Genel Sekreterin Kent Konseyine karşı sorumlu olduğu göz önüne alındığında, belediye ile ilişkiler bakımından belediye den yetkili birisinin bu görevde bulunması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, 2006 yılında çıkarılan yönetmelikte, konseye belediye tarafından kaynak aktarımı yapılacağı, ayrıca parasal kaynak ayrılacağı belirtilmemişti. Bu durum belediyenin kent konseyine yaklaşımı açısından negatif bir durum olarak değerlendirilmiş ve eleştirilmiştir[21] yılında yönetmelikte yapılan değişiklikle birlikte, belediyelerin kent konseylerine, bütçelerinde ödenek ayırmak suretiyle ayni ve nakdi yardım yapacak ve destek sağlayacak olması olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Konsey tamamen gönüllülük esasına dayanılarak kurulduğu için konsey başkan ve üyelerine, çalışma grubu üyelerine ve meclislerde görev yapan üyelere herhangi bir ücret ödenmemektedir. Türkiye de bazı kent konseyleri AB destekli projeler karşılığında destek almaktadır. Yeni kurulmuş olmasından dolayı Sakarya Kent Konseyi nin ileriki dönemlerde gerçekleştireceği ya da paydaş olacağı projelerle birlikte AB hibe programlarından da yararlanabilmesi mümkün olacaktır. Bu noktada kent konseylerinin, proje hazırlanması noktasında kentte bulunan sivil toplum kuruluşları ile yapacağı işbirliğinin önemi ortaya çıkmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi Kent Konseyi bünyesinde alt örgütlenme birimleri olarak meclisler ve çalışma grupları oluşturulabilmektedir. Yönetmelikte, bu oluşumlar kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını ve kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapılar olarak değerlendirilmektedir. Meclislerde ve çalışma gruplarında oluşturulan görüşlerin, kent konseyi genel kurulunda görüşülerek kabul edildikten sonra değerlendirilmek üzere ilgili belediye meclisine sunulacak olması, hem meclislerin hem de çalışma gruplarının önemini ortaya koymaktadır. 209

222 5.2 Kent Konseyi Bünyesinde Kurulan Meclisler Sakarya Kent Konseyi bünyesinde Kadın Meclisi ve Gençlik Meclisi kurulmuştur. Ayrıca Engelliler Meclisi nin de kurulması planlanmaktadır. Engelliler Meclisi ile birlikte, Sakarya da engellilere yönelik faaliyet gösteren beş dernek ile irtibat halinde olunması, onların bir çatı altında toplanması, engellilerin sorunlarının kamuoyuna duyurulup, çözümleri için çaba gösterilmesi amaçlanmaktadır. Derneklerle olan bu irtibat kent konseyleri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki eşgüdümün öneminin vurgulanması açısından önemli bir konu olarak değerlendirilebilir Kadın Meclisi Kent konseyinde kadınlar, yerel meclislerin çok sınırlı sayıdaki seçilmiş kadın üyeleri dışında, ancak bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri olarak yer alabilmektedirler. Bu boşluğun doldurulmasında önemli bir işlevi olan kadın meclislerinin, kadınlarla ilgili öncelikli konuların tüm kentin ortak gündemine taşınmasının yolunu açma işlevi göreceği de iddia edilebilir. Kadın meclisleri, kadınların karar alma süreçlerine ve kentsel yaşamın her alanına etkin olarak katılımının sağlanmasına odaklanmaktadır. Ayrıca bu yapılar, örgütlü ve örgütsüz kadınlar arasındaki iletişimin geliştirilmesini sağlayacak ortak bir dayanışma ağı oluşturmayı hedeflemektedir[19]. Sakarya Kent Konseyi bünyesinde oluşturulan Kadın Meclisi de, bu konuda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurum ve kuruluşlarının, üniversite ve meslek odalarının temsilcilerinden ve gönüllü bayan üyelerden oluşmaktadır. Meclisin amacı, kadınlara yönelik sorunları bu platform altında dile getirerek kent konseyi vasıtasıyla kamuoyuna ve ilgililere duyurmaktır. Sorunların çözümü için girişimlerde bulunmakta amaçlanmaktadır. Kadın Meclisinde farklı alanlarda faaliyet gösterebilmek amacıyla birçok alt komite oluşturmuştur. Bunlardan biri, kadınların siyasette söz sahibi olmaları ve siyasal sorunlara karşı görüş bildirebilmeleri gerektiği düşüncesiyle hareket etmeyi planlayan Kadın ve Siyaset komitesidir. Bunun dışında, Kadın ve İstihdam, Kadın ve Sağlık, Kadın ve Eğitim, Kadın Kültür ve Sanat, Kadın Hakları Kadın ve Kentsel Yaşamı Geliştirme gibi farklı alt çalışma komiteleri oluşturulmuştur. 210

223 5.2.2 Gençlik Meclisi Gençlik meclisleri, yerel karar alma süreçlerinde gençliğin gereksinimlerini ve beklentilerini yansıtan bir yapı olarak değerlendirilebilir. Gençlik meclislerinin çok-yönlü işlevleri arasında, gençliğin kent yönetimlerinde söz sahibi olması, planlama, karar alma ve uygulama süreçlerinde yer alması, gençler arasında bilgi ve deneyim alışverişinin teşvik edilmesi yer almaktadır. Başka ülkelerdeki gençlerle dostluk köprülerinin ve kültürel alışverişin güçlendirilmesi de hedeflenmektedir. Bu oluşumların ulusal düzeyde bütüncül gençlik politikalarının ve Ulusal Gençlik Konseyi nin oluşturulmasına katkıda bulunma işlevi göreceği de söylenilebilir[19]. Sakarya Kent Konseyi bünyesinde de bir gençlik meclisi kurulmuştur. Gençlik Meclisi, gençlik alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının, liselerin, üniversitelerin yaş arasındaki gençlik temsilcilerinin katıldığı bir yapı olarak oluşturulmuştur. Ayrıca, gençlik çalışması yapan örgütlerden gençlerin meclise dâhil edilmesi de düşünülmektedir[22]. Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor projesi ile Sakarya da 35 kadına, 3 gönüllü genç eğitmen aracılığıyla temel bilgisayar eğitimi verilmiştir. Bunun yanında, Akran eğitimi modeli uygulayarak, gençlerin kendi kendine eğitilmesini sağlamak hedeflenmektedir. Şehrin sorunlarına yönelik sosyal sorumluluk projeleri üretmek de gençlik meclisinin amaçları arasında sayılmıştır [22]. Gençlik Meclisi tarafından 22 Nisan 2011 tarihinde çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin ve gazetecilerin katıldığı Ortadoğu Denklemi isimli bir panel düzenlenmiştir. Bu organizasyon, gençliğin ulusal ve uluslar arası sorunlara karşı duyarlı olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. 5.3 Kent Konseyi Çalışma Grupları Çalışma grupları, katılımcı yaklaşımın özüne uygun şekilde, belirlenen öncelikli konularda derinlemesine çalışmalar yapabilecek zamana ve birikime sahip, farklı sektörlerden, kuruluşlardan ve disiplinlerden gelen kişileri bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Bu gruplar, yalnızca bir tartışma, düşünce geliştirme ve ortak noktalarda buluşma ortamı yaratmakla kalmayarak, ilgili konulardaki temel sorunların çözümüne yönelik eylemlerin ve bunların önceliklerinin belirlendiği bir 211

224 platform işlevini de görmektedir [19]. Kent Konseyi Yönetmeliği nin 12. maddesinde, kent konseylerinin, görev alanına giren konularda meclis ve çalışma grupları oluşturabileceği belirtilmiştir. Yönetmeliğe istinaden, Sakarya Kent Konseyi bünyesinde, Ulaşım, İmar ve Şehircilik, Kültür Turizm-Sanat, Sağlık ve Spor, Tarım ve Hayvancılık, Çevre ve Orman, Eğitim Öğretim Bilişim ve Sosyal İşler, Ekonomi ve Çalışma, Afet, Özürlüler adları altında on farklı çalışma grubu oluşturulmuştur. Kent Konseylerinin oluşumunda ve etkinliğinde çalışma gruplarına büyük işler düşmektedir. Çalışma grupları sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurum ve kuruluşlarının, üniversite ve meslek odalarının temsilcilerinden, diğer bir ifadeyle kendi alanlarında uzman kişi kurum ve kuruluşlardan oluşmaktadır. Her bir çalışma grubu, faaliyet gösterdiği alanlarla ilgili kentin sorunlarına dikkat çekmeyi ve bu sorunlara çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. 5.4 Kent Konseyinin İşlev ve Faaliyetleri Sakarya Kent Konseyi Başkanı Arif Aruca ile 10 Haziran 2010 tarihinde gerçekleştirilen mülakatta, konsey olarak yeni kurulmuş bir oluşum olduklarını ileriki dönemde, ulaşım konusunda çalışma grupları vasıtasıyla hafif raylı sistem ve havaalanı gibi konuları dile getirmeyi düşündüklerini belirtmiştir. Tren istasyonunun şehir merkezinden şehrin farklı bir yerine taşınması hususunda bu durumdan etkilenecek tarafların bir araya getirilmesi ve ortak bir noktada buluşulması noktasında arabulucu işlevi görmek için harekete geçeceklerini vurgulamıştır. Ayrıca, turizm projelerinde paydaş olmak istediklerini de ifade etmiştir[23]. Kent Konseyi Başkanı ayrıca, kent konseyinin vatandaşın bireysel işlerini çözecek bir kurum olmaktan öte, düşünce ve eylem bazında hareket edecek ve toplumsal sorunlara çözüm bulabilecek bir yapı olduğunu vurgulamıştır. Bu çerçevede kadın emeğini değerlendirmek üzerine bir proje üzerinde çalıştıklarını, kadınların gerçekleştirdikleri işleri sergileyerek kamuoyu ile paylaşmayı düşündüklerini ifade etmiştir. Ayrıca, Sakarya da da yaşanan cinsel suçlar ve istismarlarla, ilgili bir çalışma grubu oluşturmak istediklerini belirtmiştir. Bunun için, bütün şehri kapsayacak şekilde, öncelikle kentte bulunan bazı kurum ve kuruluşlarla ile görüşmeler gerçekleştirildiğini vurgulamıştır. Bu kurumlarla olan iletişimi sürdürerek, bu konuda özel bir çalış- 212

225 ma gerçekleştirmek istediklerinin altını çizmiştir[22]. Sakarya Kent Konseyi tarafından 2010 yılı içinde, işbirliği yapmak ve karşılıklı görüş alışverişi gerçekleştirmek amacıyla, kentte bulunan birçok kamu kurum ve kuruluşlarına ve sivil toplum kuruluşlarına ziyaretlerde bulunulmuştur. Gerçekleştirilen bu görüşmelerde daha çok kentin ve kentlilerin sorunları ve bu sorunlara çözüm önerileri tartışılmıştır. Ayrıca, farklı kurum ve kuruluşlarla birlikte projeler gerçekleştirmesinin gerekliliği ortak görüş olarak ortaya konulmuştur. Özellikle eğitim ve turizm alanlarında karşılıklı işbirliği yapmak amacıyla girişimlerde bulunulmuştur. Sakarya Turizm Platformu Yönetimi ile bir araya gelen kent konseyi temsilcileri, gönüllü bir iş yaptıklarını belirtmiş ve turizm sektörü için karşılıklı görüş alışverişinde bulunulması ve karşılıklı işbirliği içinde hareket edilmesi gerektiğini vurgulamışlardır[24]. Yine 2010 yılı içinde, Bölge Kent Konseyleri Toplantısına katılan konsey, Bursa da gerçekleştirilen Türkiye Kent Konseyleri Bursa Buluşmasına da katılmıştır. Buluşmanın sonuç bildirgesinde kent konseyleri arasında işbirliği ağı kurulmasına karar verilmiştir[25]. Ayrıca, Sakarya Kent Konseyi, Kadın Meclisi girişimiyle, Çevre Haftası etkinlikleri kapsamında, toplumun çevreye karşı duyarlılığını artırmak ve ses ve görüntü kirliliğinin de bir çevre sorunu olduğuna dikkat çekmek amacıyla Gürültü ve Ses Kirliliğine Karşı sessiz bir yürüyüş gerçekleştirilmiştir. Yürüyüşe, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları, meslek kuruluşları ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katılmıştır[26] yılında ise konsey tarafından vatandaşlara yönelik bilinçlendirme etkinlikleri kapsamında sigara tedavisi ile ilgili bir konferans gerçekleştirmiştir[27]. Bununla birlikte yine bu yıl içinde Sakarya Kent Konseyi, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) tarafından konseyler arasında gerçekleştirilen proje yarışmasında birincilik ödülü kazanmıştır[28]. SONUÇ VE ÖNERİLER Sivil toplum ve demokrasi kavramları birbirlerinin olmazsa olmaz koşullarıdır. Bir ülkede sivil toplumun yeşerip büyüyebilmesi için o ülkede demokrasinin kurumsallaşması ve demokratik bir sistemin yerleşmiş olması gerekir. Aynı şekilde güçlü bir sivil toplumun varlığı da demokratik bir sistemin en önemli mekanizmasıdır. Güçlü 213

226 bir sivil toplum alanı, güçlü sivil toplum kuruluşlarını da beraberinde getirecektir. Bu bağlamda, sivil toplumun ve demokratik bir sistemin lokomotifleri olan sivil toplum kuruluşlarının vatandaşların taleplerinin devlete iletilmesi ve devletin uygulamak istediği politikaların ise vatandaşlara aktarılmasında köprü vazifesi gördükleri söylenilebilir. Ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının bir ülkede demokrasinin kurumsallaşması noktasında önemli roller üstlendikleri söylenilebilir. Temsili demokrasilerin yerini artık katılımcı demokrasiler almaya başlamıştır. Bilindiği gibi temsili demokrasilerde halk siyasal karar alma sürecinde ve yönetim sürecinde aktif bir şekilde rol alamamaktadır. Vatandaşlar sadece 4 5 yılda bir yapılan seçimler vasıtasıyla oy kullanarak siyasal karar alma sürecine katılmakta ve sorunların çözümünü seçmiş olduğu temsilcilerden beklemektedir. Katılımcı demokrasiyle birlikte, sivil toplum kavramı da tartışmaya açılmıştır. Bununla birlikte, temsili demokrasideki pasif vatandaşlık olgusu, katılımcı demokrasiyle birlikte aktif vatandaşlığa dönüşmüştür. Artık vatandaşlar üye oldukları sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla taleplerini hükümete iletebilmektedirler. Bunun yanında, toplum sadece kendini ilgilendiren konularda değil aynı zamanda çevresindeki sorunların çözümüne de katkıda bulunma çabası içine girmiştir. Katılımcı demokrasi; halkın yönetsel ve siyasal karar alma sürecine sadece seçimler yoluyla değil, aracı gruplar yoluyla da katılması gerektiğini savunmaktadır. Katılımcı demokrasinin uygulama araçları olarak kabul edilen kent konseylerinin sivil toplum kuruluşları gibi devlet ile vatandaş arasında aracı işlevi göreceği söylenilebilir. Diğer taraftan, vatandaşların yönetim sürecine katılımında hem sivil toplum kuruluşlarının hem de kent konseylerinin önemli bir işlev gördüğü ama yinede vatandaş katılımının bu sivil oluşumlara istenilen düzeyde olmadığı da iddia edilebilecek bir tespittir. Kent konseyleri, sivil toplum kuruluşlarının, kamu ve özel sektör kesiminin temsilcilerinin birlikte temsil edildiği ve farklı aktörler arasında ortak bir işbirliğinin sağlanabildiği yapılar olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda Türkiye de hayata geçirilen kent konseylerinde ve konsey bünyesinde oluşturulan meclisler ve çalışma gruplarında görev yapacak üyelerin bir kısmının kendi ilgi alanlarına göre farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşması bu durumun göstergesi olarak değerlendirilebilir. Oluşturulacak meclislerle, kentte aynı ilgi alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının 214

227 ortak bir çatı altında bir araya gelebilmesi, bu çatı vasıtasıyla talep ve düşüncelerin vatandaşlara ve ilgililere aktarılabilmesinin önemli bir husus olduğu bir başka tespittir. Ancak tüm kesimlerin sesini duyurabilecekleri ortak bir platform görevi gören kent konseylerinin, özellikle sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde hareket ederek yaşanılan kentin çözüm bekleyen sorunlarının tespitinde ve buna yönelik çözüm üretilmesi noktasında etkin olarak işlev görmede istenilen ve beklenilen düzeyde olmadığı dikkat çekmektedir. Sakarya Kent Konseyi örneğinde de bu tespitlerin doğrulandığı iddia edilebilecek bir diğer husustur. Bu tespitlerden yola çıkarak kent konseylerinin hem yerel, hem bölgesel hem de ulusal konularda toplumun çeşitli kesimleriyle doğrudan bağlantı kurarak, yönetsel ve siyasal karar alma sürecinde daha etkin rol oynamaları gerektiğinin altı çizilebilir. Kent konseylerinin belli aralıklarla bir araya geldiği bölgesel ve ulusal toplantı ve sempozyumlar gerçekleştirilmektedir. Fakat bu etkinlikler ilgili kesimlere yeterince duyurulamamakta ve kent konseylerinin görüş ve düşünceleri merkezi ve yerel karar alma süreçlerinde çok fazla etkili olamamaktadır. Bu bağlamda, toplumun farklı kesimlerinin bir arada temsil edildiği ortak bir platform işlevi gören kent konseylerinin bölgesel ve ulusal bazda birlikte hareket ederek ortak projeler üretmesinin gerekliliği, üzerinde durulması gereken önemli bir husus olarak göze çarpmaktadır. Ortaklaşa gerçekleştirecek organizasyonların ve projelerin hem kent konseylerinin hem de sivil toplum kuruluşlarının işlevselliğini ve etkililiğini artıracağı da iddia edilebilir. Son olarak, dünyada kent konseyi benzeri yapılanmalarla karşılıklı işbirliği yaparak, benzeri oluşumlardaki iyi uygulama örneklerinden yararlanılmasının gerekliliğinin vurgulanması önemli bir husustur. Özellikle bu kuruluşlarla ortaklaşa gerçekleştirilecek olan projeler ile Avrupa Birliği hibe programlarından yararlanılmasının hem kent konseylerinin mali yapısını güçlendireceği hem de etkinliğini ve işlevselliğini artıracağı söylenilebilir. 215

228 KAYNAKLAR 1. Sarıbay, A. Y. (1998). Siyaset, Demokrasi ve Kimlik, Asa Kitabevi, Bursa. 2. Sarıbay, A.Y. (2000). Kamusal Alan, Diyalojik Demokrasi, Sivil İtiraz, Alfa Yayınevi, 1.Baskı, İstanbul. 3. Schimitter P. ve Tery L. K. (1999). Demokrasi Nedir, Ne Değildir? Levent Gönenç (Çev.), Atilla Yayla (Ed.), Sosyal ve Siyasal Teori-Seçme Yazılar, Siyasal Kitabevi, 2. Baskı, Ankara. 4. Bayhan, V. (2005). Türkiye de Sivil Toplum Örgütleri, Demokrasi ve Patronaj, Lütfi Sunar (Ed.), Sivil Toplum ve Demokrasi, Kaknüs Yayınları, İstanbul. 5. Yıldırım, İ. (2004). Demokrasi Sivil Toplum Kuruluşları ve Yönetişim, Seçkin Yayınevi, Birinci Baskı, Ankara. 6. Karadağ, A. (2005). Demokratikleşme ve Sivil Toplum, Liberal Düşünce Topluluğu Örneği, Lütfi, Sunar (Ed.), Sivil Toplum ve Demokrasi, Kaknüs Yayınları, İstanbul. 7. Berger, P. L. (1999). Günümüz Dünyasında Demokrasi, Cevdet Akyan (Çev.), Atilla Yayla (Ed.), Sosyal ve Siyasal Teori-Seçme Yazılar, Siyasal Kitabevi, 2. Baskı, Ankara. 8. Tosun, G. E. (2003). Birleştirici Demokrasi Devlet-Sivil Toplum İlişkisinin Yeniden Yapılandırılması İçin Bir Analiz Aracı Olabilir mi?, Sivil Toplum Düşünce ve Araştırma Dergisi, Y: 1, S: Arslan, Z. (2005). Demokrasinin Demokratikleştirilmesi Sivil Toplum Örgütlerine Bağlıdır Sivil Toplum Düşünce ve Araştırma Dergisi, Y: 3, S: Albayrak, D. (2006). Sivil Toplum, Sivil Toplum Kuruluşları ve Demokrasi, doc, ( ). 11. Bayraktar, Ş.U. (2005). Hangi Sivil Toplum, Nasıl Bir Demokrasi? 1990 ların Türkiye sinde Sivil Toplum(lar) Sivil Toplum Düşünce ve Araştırma Dergisi, Yıl:3, Sayı: Dursun, D. (2001). Demokrasi Sorunu ve Türkiye Davut Dursun (Der.), Demokrasi Sorunu ve Türk Demokrasisi, Şehir Yayınları, İstanbul. 13. Özüerman, T. (1998). Türkiye nin Batılılaşma ve Demokratikleşme Açmazı, Dokuz Eylül Yayınları, 1. Baskı, İzmir. 14. Sartori, G. (1996). Demokrasi Teorisine Geri Dönüş, Tunçer Karamustafaoğlu ve Mehmet Turhan (Çev.), Yetkin Yayınevi, Ankara. 15. Dursun, D. (2006). Siyaset Bilimi, Beta Yayınevi, İstanbul 16. Yentürk, N. (2004). Demokratik Kitle Örgütlerinden STK lara Arzu Karamani (Yay. Haz.), Sivil Toplum ve Demokrasi Konferansı Yazıları, 216

229 No:8, ( ). 17. Kaynar, M. K. (2005). Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Solunda Yeni Yaklaşımlar: Birey, Sivil Toplum, Demokrasi ve Sosyalizm, Akdeniz Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, S: Keyman, F. (2004). Avrupa da ve Türkiye de Sivil Toplum, Arzu Karamani (Yay. Haz.), Sivil Toplum ve Demokrasi Konferans Yazıları, No:3, ( ). 19. Emrealp, Sadun (2005). Türkiye Yerel Gündem 21 Programı, Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik Kolaylaştırıcı Bilgiler El Kitabı, IULA-EMME Yayını, 2. Baskı, İstanbul ( ). 21. Kutlu, Ö. Sefa U. ve Mustafa K. (2008). Vatandaş Odaklı/Vatandaşın Odakta Olduğu Yönetim: Selçuklu Belediyesi Kent Konseyi Örneği, 1. Ulusal Yerel Yönetim Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Sakarya aspx, ( ). 23. Sakarya Kent Konseyi Başkanı Arif Aluca ile Mülakat ( ) html?haber=466&puan=4 ( ) ( ) ( ) ( ) ( ). 217

230 TÜRKİYE DE BÜYÜKŞEHİR ve İL MERKEZİ DÜZEYİNDE BULUNAN KENT KONSEYLERİ WEB SAYFALARININ KATILIM BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ Öğr. Gör. Levent MEMİŞ*, Öğr. Gör. Emine CEBECİ*, Öğr. Gör. Nuran ÖZTÜRK* (*) Giresun Üniversitesi, Tirebolu Mehmet Bayrak Meslek Yüksekokulu, 28500, Tirebolu/GİRESUN ÖZET Bu çalışmada, kentsel kamusal politikaların oluşturulmasında, kent de bulunan paydaşların katılımını sağlayan Kent Konseyleri nin, kendi içsel katılımını artırmak amacıyla web sayfalarından ne düzeyde yararlanıp-yararlanmadığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Kent Konseyleri nin web sayfalarının daha çok tarafları bilgilendirmek amaçlı, yani web 1.0 formatında kullanıldığı görülmüş olup, çok sınırlı düzeyde web 2.0 uygulamalarından yararlandıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kent Konseyi, Katılım, Web 2 218

231 1. GİRİŞ Katılımcı Yönetim veya Birlikte Yönetim kavramları 21. yüzyılda öne çıkan en önemli kavramlardandır. Bu kapsamda kentsel kamusal politikaların üretilmesi sürecinde Kent Konseyleri katılım işlevini sağlaması açısından önem taşımaktadır. Kent Konseyi nin ortaya çıkışı, Haziran 1992 de Rio de Janerio da yapılan ve Yeryüzü Zirvesi olarak adlandırılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı nda sürdürülebilir kalkınma bağlamında geliştirilen Yerel Gündem 21 (YG-21) programına dayanmaktadır. Daha sonraki süreçte Kent Konseyleri 5393 sayılı Belediye Kanunu ile kapsamlı ve uygulanabilir bir yasal statüye kavuşturulmuştur. Fakat yasal düzenlemelerin yanı sıra Kent Konseyleri nin daha işlevsel hale gelmesi oluşturulan Kent Konseyleri ne, etkin paydaş katılımını sağlamakla mümkün olacaktır. Genel olarak bakıldığında yerel yönetimlerin, halka yakın yerde hizmet sunma ve siyasal anlamda olmak üzere iki ana işlevinin olduğu görülmekte. Kent konseyleri de, yerel düzeyde siyasal katılım kültürünün gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda gelişen bilişim ve iletişim teknolojileri katılımın etkinleştirilmesi açısından önemli imkanlar tanımaktadır. Özellikle son yıllarda hızla yaygınlaşan web 2.0 uygulamaları (forum, anket, görüş ve öneri aktarma, blog, sosyal ağlar gibi), kullanıcıyı pasif konumdan aktif konuma getirerek katılımı teşvik etmektedir. Bu imkânların kullanılması halinde katılımın fiziksel boyutunda oluşan engellerin ortadan kaldırılmasına alternatif sağlanmış olacaktır. Literatürde kentsel katılımı web üzerinden ele alan çalışmalara rastlanmakla birlikte, Kent Konseyleri nin web sayfalarını, kendi içsel katılımın sağlanması açısından değerlendiren çalışmalara rastlanılmamış olması, bu çalışmanın önemini vurgulamaktadır. Bu açıdan çalışmanın cevabını aradığı temel soru, Büyükşehir ve İl merkezi düzeyinde kurulan Kent Konseyleri nin, paydaş katılımını artırıcı etkisi bakımından web sayfalarını hangi düzeyde kullanmakta olduklarıdır. Bu kapsamda daha önceki çalışmalardan da yararlanılarak, bir web site değerlendirme formu hazırlanmış olup, niteliksel içerik analizi yöntemiyle Kent Konseyleri web sayfaları değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. İçerik analizi ile elde edilen verilerin değerlendirilmesi SPSS 15.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, ele alınan Kent Konseyleri web 219

232 sitelerinin alternatif bir katılım kanalı/kanalları yaratmaktan ziyade, daha çok bilgi aktarmak amaçlı web 1.0 formatında kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre çalışmanın sonunda yapıcı öneriler sunulmuş ve tartışılmıştır. 2. KENT KONSEYLERİ VE MECLİSLER Türkiye de Kent Konseyi nin ortaya çıkışı, Haziran 1992 de Rio de Janerio da yapılan ve Yeryüzü Zirvesi olarak adlandırılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı nda sürdürülebilir kalkınma bağlamında geliştirilen Yerel Gündem 21 (YG-21) programına dayanmaktadır. Kent Konseyi felsefesi ile oluşturulan Yerel Gündem 21 in ana hedefi, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılması ve yerel yatırımları etkilemesi yoluyla, yerel yönetişiminin güçlenmesini sağlamaktır[1]. Türkiye de Kent Konseyleri nin öncülüğünü, Yerel Gündem 21 programları çerçevesinde Bursa (1994 yılında çalışmalarını başlatmış olup, günümüz itibariyle 580 paydaşı bulunmaktadır), Adana (2000), Antalya (1997), İzmir (1996), Manisa (2004) Büyükşehir Belediyeleri başlatmışlardır[2]. Kent Konseyleri, 5393 sayılı Belediye Kanunu nun 76. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda Kent Konseyleri nin, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek için çaba sarfettiği belirtilmektedir. Bundan anlaşıldığı üzere Kent Konseyleri sadece katılım açısından değil, bir çok açıdan farklı fakat birbirini tamamlayan işlevlere sahiptir. Belediye Kanunu nun ilgili maddesine dayanarak 2006 yılında Kent Konseyi Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasına göre, belediye teşkilatının bulunduğu yerlerde, mahalli idarelerin genel seçim sonuçlarını izleyen 3 ay içinde Kent Konseyleri ni oluşturması gerekmektedir. Kent Konseyi nin organları, Genel Kurul, Yürütme Kurulu, Meclisler ve Çalışma Grupları ve Kent Konseyi Başkanı ndan oluşmaktadır. Kent Konseyi nin en yetkili organı olan Genel Kurul a ve Yürütme Kurulu na, Kent Konseyi Başkanı nın başkanlık etmesi öngörülmektedir. Kent Konseyi Başkanı ise Genel Kurul tarafından seçilmektedir. Ayrıca oluşturulan Kent Konseyi Sekreterliği, bir ko- 220

233 ordinatör olarak faaliyet yürütmektedir (ayrı bir organ olarak değil) [3]. Meclisler ve çalışma grupları, Kent Konseyi bünyesinde oluşturulan katılım mekanizmaları olarak işlev görmektedir. Kent Konseyleri görev alanları ile ilgili konularda meclis (Kadın Meclisi, Çocuk Meclisi, Engelli Meclisi gibi) ve çalışma grupları (Turizm, Çevre, Eğitim, Sağlık gibi) oluşturulabilmektedir (Kent K. Y. md. 12). Böylece daha spesifik alanlarda kentsel politikaların oluşturulmasına katkı sağlanmış olmaktadır. Kanun maddesindeki düzenlemeye paralel olarak, katılım açısından kent konseyinin görevleri ise, Kent Konseyi Yönetmeliği nde (md. 6) aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak, Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturulmasına katkıda bulunmak, Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek, Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak, Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak, Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmaktır. Konuyla ilgili tüm bu düzenlemeler dikkate alındığında, sade yurttaşların ve ilgili paydaşların belediyeler aracılığıyla kentsel kamusal politikaların oluşturulması, uygulanması ve denetimi sürecine katılmak için Kent Konseyleri başta olmak üzere bir çok alternatif kanallara sahip olduğu görülmektedir. Burada önemle belirtilmesi gereken bir diğer hususda, kentsel kamusal politikaların oluşturulmasında belediye meclisinin karar organı olmasına rağmen belirlenen meclis gündeminin belediye meclisinde görüşülmeden önce yukarıda ifade edilen katılım kanalları aracılığıyla vatandaşlar, sivil toplum kuruluşları, üniversite, muhtarlar, siyasi partiler gibi paydaşların katıldığı toplantılarda daha etraflıca görüşülüp bilgi, fikir, öneri elde 221

234 edilmesinin mecliste alınan kararların meşruiyetini artıracak, bireylerin sorumluluk bilincini güçlendirerek, toplumsal bütünleşmeyi sağlayacaktır[4-5]. Diğer taraftan Demirci[6], yukarıda ifade edildiği gibi Türkiye de Kent Konseyleri nin, yurttaşların ve paydaşların katılımını sağlayıcı bir araç olarak, beklenen potansiyel faydalarının olmasına rağmen, bir çok sorun alanlarının olduğuna da dikkat çekmektedir. Öngörülen sorun alanları; bir çok defa gerek belediye kanununda gerekse kent konseyi yönetmeliğinde katılıma atıf yapılmasına rağmen net bir katılım tanımının yapılamaması (daha çok katılımın başka bir boyutu olan danışma yı ima etmesi), katılımın siyasal boyutunun dışlanması, katılımın örgütlü toplum veya kurum aracılığıyla desteklenerek, toplumdaki tüm çıkar gruplarını ve kişileri kapsamaması, katılımın gerçekleşmesi için, belirli eğitim ve zamanın olması gerekliliği, halkın katılıma isteksizliği, kent konseyinde alınan kararların sadece belediye meclisinde tavsiye niteliğinde gündem oluşturması, hizmet verimliliğine negatif etkisi (pahalı ve zaman alıcı olması) ve farklı çıkar gruplarının bir araya gelmesinin bütünleştirmeden ziyade, çatışmayı artıracağı şeklindedir. Yukarıda belirtildiği üzere, özellikle sade vatandaşın katılımına, belki de bir takım sınırlılıklar düşünülerek imkân tanınmaması ve alınan kararların belediye meclisinde dikkate alınmaması (tavsiye niteliğinde olmasından kaynaklı), gerçek manada yönetişimin gerçekleşmesini sınırlandırıcı unsurlar olarak önemini korumaktadır. Diğer taraftan süreç içerisinde bireyler verdiği desteğin karşılığını uygulamada gördükçe, sorumluluk bilinci artacak, bu da katılım için daha fazla motive edici bir etki yaratacaktır. Hizmet verimliliğine negatif etkisi açısından değerlendirildiğinde ise, pratikte her yurttaşın bu kanallardan birini kullanarak kendini ifade etmesi günümüzde olanaksızdır. Bu katılım kanallarının kendi içinde bir temsil mekanizması mevcuttur. Bu yüzden katılımı kolaylaştırıcı teknolojik olanaklar kullanıldıkça harcanan para ve zaman maliyeti azalacaktır. Ayrıca olabildiğince kent de yaşayanların görüş ve düşüncelerine başvurulması daha rasyonel kararların alınmasına yol açacak ve bu durum daha etkin ve verimli faaliyetler ortaya çıkaracaktır. Diğer taraftan gelişen bilişim ve iletişim teknolojilerinin katılma isteği duyan bireyleri engelleyici unsurlar olan zaman ve mekan faktörlerini ortadan kaldırarak katılımı artırıcı potansiyel taşıdığını belirtmek gerekir. Bundan sonraki bölümde, son yıllarda internet ile daha fazla gelişen imkânlar katılımı artırıcı etkisi açısından ele alınacaktır. 222

235 3. E-KATILIM Bilgi ve iletişim teknolojileri çerçevesinde ortaya çıkan katılım imkânları, Kent Konseyleri nin kendi içsel katılımını daha aktif hale getirme potansiyeli taşımaktadır. Özellikle son yıllarda internetin bireylere yansıyan yüzü olan web sayfalarında geliştirilen uygulamalar elektronik katılımda ön plana çıkmaktadır. Avrupa Birliği Komisyonun yayınladığı 2010 Eylem Planı nda elektronik araçlar kullanılarak halk katılımının sağlanması üzerinde durulacak önemli konular arasında yer almaktadır[7]. Diğer taraftan OECD[8] nin yayınladığı çalışmada, gelişen bilişim ve iletişim teknolojilerinin farklı katılım imkânları sunduğu belirtilmektedir. E-katılım için, elektronik mektup kutuları, gelişmelerden bilgi aktarıcı imkânı, online chat, araştırma gibi araçların olduğu vurgulanarak, keşfedilmemiş yeni imkânların da mevcut olduğu ifade edilmektedir. Bu açıdan ele alınan e-katılımı, daha da genişletecek uygulamaların web 2.0 kavramı altında toplandığı görülmektedir. Web 2.0 kavramı ilk olarak Tim O Reilly tarafından 2004 te kullanılmıştır. O Reilly nin Web 2.0 kavramı; katılımlı bir ortam ve yapı oluşturmaya olanak tanıyan bir dizi yeni uygulama ve hizmeti içermektedir[9]. Bu kapsamda web 2.0, web sayfasından yararlanacakların kendi görüş ve düşüncelerini veya fotoğraf, video gibi bilgilerin aktarımını sağlayacak imkânların sunumu olarak belirtilmektedir. Bir başka anlatımla, mevcut tek yönlü (web 1.0) web üzerinden sağlanan iletişimin, kullanıcıların aktif katılımını destekleyecek şekilde dönüşümüdür[10]. Web 2.0 ın temel amacı, kullanıcıların teknik engellerle karşı karşıya kalmadan, katılımcı bir anlayışla, içeriğin üretilmesi, paylaşılması ve aynı zamanda sosyal etkileşim aracı olarak kullanılmasıdır[11-12]. Bu amaç çerçevesinde Web 2.0 uygulamaları, vatandaş odaklı hizmet sunumu için, gerek merkezi gerekse yerel yönetimlere yeni olanaklar sunmaktadır[13]. Uygulamada web 2.0, kullanıldığı alana göre farklı versiyonlarıyla görülmekte olup, gelecek zaman dilimi içerisinde de farklı versiyonlarla karşımıza çıkması, sahip olduğu dinamik yapısı itibariyle olasıdır. Mevcut kullanım alanları; Devlet 2.0 (Government 2.0), Belediye 2.0 (Municipality 2.0), Medya 2.0 (Media 2.0), Üniversite 2.0 (University 2.0), Kütüphane 2.0 (Library 2.0) gibidir. Schrier[14] ve Schellong ve Girrger[15], yaptıkları çalışmalarda e-katılım için kullanılabilecek web 2.0 uygulamalarını, Yorumlar (Comments), Oylama (Voting), Sohbet (Chat), İnteraktif Anket, 223

236 Microblog, Social Bookmarking, Mash-sup lar, Video ve görüntü, RSS, Forum, Blog, Sosyal Ağlar [(Social Networking) (you tube, facebook, twitter gibi)], Tagging, Wiki, Podcast, diğer Web 2.0 şeklinde belirtmişlerdir. Alıssa[16] ve Mambrey[17] ise, katılım araçlarını, online dilekçe, online konuşma, wiki, çevrimiçi sosyal ağlar ve bloglar şeklinde saymaktadırlar. Yukarıda belirtilen web 2.0 uygulamaları ile ilgili açıklamalar, araştırmanın bulgularını değerlendirilirken yapılacaktır. Son zamanlarda Türkiye de hem teoride [18] hem de pratikte bir çok boyutuyla web 2.0 uygulamalarının siyasi alana yansıması görülmektedir. Ana akım medya kanallarına yansıdığı üzere, TBMM de ve yerel yönetimler bünyesinde yer alan temsilcilerin, vatandaşlarla kurdukları iletişim sürecinde sosyal ağlardan yararlanmalarıdır. Görülmektedir ki, sosyal ağlar, temsil eden ve temsil edilen arasındaki iletişimi de değiştirmekte olup, bunun etkisi daha da artacaktır. Oluşturulacak kent konseyi 2.0 uygulamalarıyla, belirlenen gündem çerçevesinde örgütlü bireyler ve birtakım sınırlılıklar dikkate alınarak kent konseyi ile ilgili düzenlemelerde yer almayan sade vatandaşın katılımı sağlanmış olacaktır. Diğer taraftan bireyler zaman ve mekan sınırlaması tanımadan gündem maddeleri üzerinde gerekli araştırmaları yaparak düşündüklerini aktarabilecek, diğer katılımcıların düşüncelerini görerek, onlarla iletişim kurma olanağı yakalayacaktır. Kanımızca gerekli güvenlik önlemleri alınarak kurumsal olarak yapılacak böyle bir uygulama, daha fazla görüş, düşünce ve eleştirilerin toplanarak daha rasyonel kararların alınmasına yol açacak ve aynı zamanda ifade özgürlüğü alanı oluşturmuş olacaktır. Sonuçta fiziksel bir mekanda, zaman dikkate alınarak yapılan toplantılarda ya zaman ya da mekan engelinden (örneğin, engelli bireyler) kaynaklanan faktörler katılımı negatif yönde etkileyebilmektedir. 4. ARAŞTIRMANIN AMACI Çalışmanın temel amacı, kentsel kamusal politikaların oluşturulma sürecinde bilgilerin, deneyimlerin, görüş ve önerilerin paylaşıldığı bir alan olan Kent Konseyleri nin, fiziksel imkânların dışında, kendi içsel paydaş katılımını artırmak adına, web sayfalarından ne düzeyde yararlanıp- yararlanmadığının ortaya çıkarılmasıdır. Bir başka ifadeyle, çalışmanın bağımlı değişkeni olan katılım olgusunu, bağımsız değişken olan elektronik imkânların (web sayfası) ne şekilde 224

237 değiştirip-değiştirmediğini ortaya koymaktır. Ve elde edilen sonuçlar çerçevesinde yapıcı önerilerin sunulmasıdır. Türkiye de yerel düzeyde e-katılım (web aracılığıyla) ile ilgili alan taraması yapıldığında belediye web sayfası analizi düzeyinde çalışmalara rastlanmaktadır[19-20]. Fakat çalışmamızın kapsamını oluşturan Kent Konseyleri düzeyinde e-katılıma yönelik bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu noktada Kent Konseyleri nin web 2.0 üzerinden kendi içsel e-katılımının ele alınıyor olması, çalışmanın önemini ortaya çıkarmaktadır. 5. ARAŞTIRMANIN KAPSAM ve SINIRLILIKLARI Genel olarak bakıldığında, gelişen iletişim teknolojilerinin örgütlerin faaliyet alanlarına (içsel ve dışsal paydaşlarına) bilgilendirme, hizmet sunumu ve aktif katılım açısından yansımalarının olduğu görülmektedir. Bu çalışmada ise, Türkiye de İl merkezi ve Büyükşehir düzeyinde oluşturulan Kent Konseyleri nin web sayfaları sadece e-katılım ana kriteri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulacaktır. Bilindiği üzere Kent Konseyi Yönetmeliği 5/1 maddesinde, belediye teşkilatının bulunduğu yerlerde, mahalli idareler genel seçim sonuçlarını izleyen 3 ay içinde Kent Konseylerinin oluşturulması gerekliliği düzenlenmektedir. Türkiye de Büyükşehir (16), İl merkezi (65), Büyükşehir ilçe (143), diğer ilçe (749), belde (1977) belediyesi bulunmaktadır. Toplamda 2950 adet belediye teşkilatı vardır[21]. Haliyle ifade edilen tüm belediyelerin Kent Konseyleri nin, web sayfalarına ulaşarak analiz sürecine dahil edilmesi, bir takım sınırlılıklar nedeniyle zor görünmektedir. Bu nedenle bu çalışmada sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmişlik faktörleri de dikkate alınarak, sadece Büyükşehir ve İl merkezi düzeyinde bulunan Kent Konseyleri değerlendirme sürecine katılmıştır. Tercih edilen bu örneklemin, Türkiye deki Kent Konseyleri nin e-katılım boyutunu yansıtacağı varsayılmıştır. Diğer taraftan, araştırmanın temel sınırlılığı, ele alınan ortamların dinamik bir yapıya sahip olması ve belirli bir zaman aralığında incelenmiş olmasıdır. Çalışma sonucunda elde edilen bulguların, araştırma yapılan ortamın dinamik bir yapıya sahip olması nedeniyle, daha sonra yapılacak benzer çalışmaların sonucundan farklılık göstereceği açıktır. Bir diğer sınırlılık ise, çalışma kapsamında sadece niteliksel içerik analizi yönteminin kullanılmasıdır. Yani çalışma daha çok teknik analiz niteliğinde olup, ifade edilen imkânların varlığı ve 225

238 yokluğu değerlendirilecektir. Başka bir anlatımla, kullanıcıların kullanım pratikleri dikkate alınmamaktadır. 6. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ Çalışmanın temel amacı yukarıda ifade edildiği gibi kentsel kamusal politikaların oluşturulma sürecinde bilgilerin, deneyimlerin, görüş ve önerilerin paylaşıldığı bir alan olan Kent Konseyleri nin, fiziksel imkânların dışında, kendi içsel paydaş katılımını artırmak için, web sayfalarından (web 2.0) ne düzeyde yararlanıp- yararlanmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu kapsamda ifade edilen amacın gerçekleştirilmesi için, katılım açısından web sayfalarının değerlendirilmesinde niteliksel içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. İçerik analizinde temelde yapılan işlem, birbirine benzeyen verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirmek ve bunları okuyucunun anlayabileceği biçimde düzenleyerek yorumlamaktır[22]. Kamu yönetimi alanında web değerlendirilmesi ile ilgili yapılan çalışmalarda (bu çalışmaların büyük bölümü web 1.0 düzeyinde ele alınmış) farklı değerlendirme ölçütleri kullanıldığı görülmektedir [23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30]. Diğer taraftan az sayıda da olsa web 2.0 uygulamalarını e-katılım imkanları boyutu ile ele alan çalışmalar bulunmaktadır[31, 32, 33]. Web sayfası değerlendirilmesi ile ilgili literatür taranarak ve kent konseyi web sayfalarının kendine has özellikleri de dikkate alınarak, e-katılım ana kriteri çerçevesinde bir değerlendirme formu oluşturulmuştur. Değerlendirme formu düzenlenirken e-katılımı oluşturan, bilgilendirme, danışma ve aktif katılım boyutu[34] dikkate alınmıştır. Ve bu bağlamda değerlendirme kriterleri olarak; anket, , telefon ve fax numarası, mesaj gönderme alanı, online görüşme (Örneğin, MSN), Podcast (Video ve Ses Dosyası), RSS, Facebook, Twitter, Wiki, Mash-up, İlan Tahtaları, Mobil Destek, İstek, Görüş Bildirme Alanı, Haberdar Edici , Yabancı Dil Desteği, Ziyaretçi Defteri, Forum, Blog, E-Oylama, Bir Fikrim Var!, Gönüllü Katılım Alanı, Bilgi Edinme belirlenmiştir. Söz konusu kriterler çerçevesinde verilerin toplanması, 04 Nisan 2011 tarihinde, aynı ölçeği kullanan üç farklı araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Ölçek üzerinde yer alan kategorilerin değerlendirilmesi var (1) ve yok (0) olarak işaretlenmiştir. Verilerin toplanmasında aynı ölçeği kullanan üç farklı araştırmacıdan yararla- 226

239 narak verilerin güvenilirliği artırılmaya çalışılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için, SPSS 17.0 kullanılmış olup betimleyici analiz tekniğinden yararlanarak, verilerin frekans ve yüzdesel dağılımları grafik yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. 7. BULGULAR VE TARTIŞMA Çalışmanın kapsamını, Türkiye de bulunan Büyükşehir ve İl merkezi düzeyinde kurulan Kent Konseyleri oluşturmaktadır. İfade edilen yerlerdeki Kent Konseyleri ne ulaşmak için, web adresi temel alınmıştır. Ayrıca belirtilen web sayfası üzerinde aktif olmayan yerlere internet üzerinden araştırma yapılarak erişilmeye çalışılmıştır. Yapılan incelemede, altı Büyükşehir Kent Konseyleri nin web sayfasına ulaşılamamıştır. Ankara da Büyükşehir kapsamında kent konseyi kurulmuş olup, Büyükşehir belediye web sayfasında kent konseyiyle ilgili bilgilere yer verilmektedir, ayrı bir web sayfası oluşturulmamıştır. Sakarya da Büyükşehir kapsamında kent konseyi kurulmuş olup, web sayfasının yapım aşamasında olduğu tespit edilmiştir. Erzurum ve Mersin Büyükşehir kapsamında da kent konseyinin oluşturulduğu tespit edilmiş olup, web sayfası bulunmamaktadır. İlgili kişilerden alınan bilgiye göre İstanbul Büyükşehir kapsamında kent konseyinin oluşturulması için iki kez toplantı yapılmış, fakat yeterli çoğunluk sağlanamadığı için oluşturulamamıştır. Yine ilgililerden alınan bilgiye göre Samsun Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kent konseyi oluşturma girişiminde bulunulmadığı öğrenilmiştir. İl merkezi düzeyinde de; Adıyaman, Amasya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Elazığ, Gümüşhane, Kastamonu, Kırklareli, Malatya, Kahramanmaraş, Ordu, Rize, Tekirdağ, Tokat, Şanlıurfa, Uşak, Van, Yozgat, Zonguldak, Batman, Bartın, Karabük, Osmaniye (belediye web sayfasında) Kent Konseyleri nin web sayfalarına erişilerek değerlendirmeye dahil edilmiştir. Diğer taraftan, Afyonkarahisar, Ağrı, Artvin, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Edirne, Erzincan, Giresun, Hakkari, Hatay, Kars, Kırşehir, Kütahya, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Sinop, Sivas, Trabzon, Tunceli, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Şırnak, Iğdır, Yalova, Kilis, Düzce, Çorum, Elazığ, Siirt, İl merkezlerinde kent konseyi oluşturulduğu halde web sayfalarının olmadığı, iki İl merkezinin (Giresun ve Bolu) web sayfasının yapım aşamasında olduğu, diğer İl merkezlerinin ise 227

240 web sayfalarının olmadığı tespit edilmiştir. Isparta İl merkezi düzeyinde kent konseyinin oluşturulması için belediye meclisinin ocak toplantısında karar alındığı fakat henüz kurulmadığı, Aksaray ve Ardahan İl merkezinde ise kent konseyinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Belirtildiği üzere çalışmada, 10 Büyükşehir ve 27 İl merkezi düzeyinde oluşturulan kent konseyi web sayfaları içerik analizine dahil edilebilmiştir. Belirlenen e-katılım kriterleri çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu elde edilen veriler frekans ve yüzdelik şekliyle aşağıda tablo halinde sunulmaktadır. Bu bölümde elde edilen veriler kapsamında sonuçlar değerlendirilecektir. Anket, çok sayıda bilgi toplamayı sağlayan ve aynı oranda bilgi aktarmak için yapılan basit bir veri toplama aracıdır. Anket, elektronik imkânların kullanılmaya başlanmasıyla, daha az zamanda, daha az maliyetle ve daha kolay yapılabilmektedir. Ele alınan web sayfalarının %29,7 (11) de aktif anket uygulamasının olduğu görülmektedir. Elektrik enerjisinin üretilerek ve dağıtımının yapılması, telefon, fax gibi iletişim kanallarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Artık klasikleşen bu iletişim kanalları, eş zamanlı veya eş zamansız olarak bireyler arasında iletişim kurmaya olanak vermektedir. Web sayfalarının kullanılmaya başlanmasıyla uygulama alanı bulan olanaklardan biri de, elektronik posta aracılığıyla kişi veya kurumlara ulaşılmasıdır. Bu kanalların kullanılması için öncelikle ilgililerin, anılan kanal bilgilerine erişmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmada incelenen web sayfalarının %81 (30) de , telefon veya fax bilgilerinin olduğuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu sonuç, incelenen web sayfalarında en fazla kullanılan bilgilenme ve katılım kanalı olarak ortaya çıkmaktadır. Araştırmada öne çıkan bir diğer uygulama ise, mesaj gönderme alanı adı altında belirlediğimiz, genelde ad ve soyad, e-posta, konu ve mesajınız alanından oluşan uygulamadır. Çok basit düzeyde bir uygulama olmasına rağmen, ilgililerin görüş ve düşüncelerini aktarabilmeleri için önemli bir işleve sahiptir. Söz konusu bu uygulamanın incelenen web sayfalarının %54,1 (20) de bulunduğu görülmektedir. Bir diğer değerlendirme kriteri ise, eş zamanlı sesli ve görüntülü iletişime olanak sağlayan online görüşme (örneğin, MSN) uygulamasıdır. Belediye web sayfalarını katılım açısından ele alan bir çalışmada[35], Afyonkarahisar Belediyesi web sayfasında online görüşme 228

241 imkânının olduğu belirtilmektedir. Bu çalışmada ise, web sayfası üzerinden online görüşme olanağının hiçbir kent konseyinde olmadığı tespit edilmiştir. Son zamanlarda web 2.0 uygulamaları arasında dikkat çeken Podcast (Video ve Ses Dosyası), digital hareketli veya sadece sesli dosyaların web sayfası aracılığıyla aktarılmasını sağlayan bir uygulamadır. Bu sayede, örneğin, katılınmayan toplantıların ve aktivitelerin videolarının kaydedilerek, fiziksel mekanının dışında da ilgililerin bilgilenmesi sağlanmış olacaktır. Burada ele alınan görülmektedir. Web sayfası üzerinden kullanılan RSS uygulamasını Horzum [36], Çeşitli internet sayfalarında yayınlanan haber, makale, fotoğraf, video, ses ve günlüklerden oluşan içeriğin, RSS adı verilen bir teknoloji kullanan XML kodları ile etiketlenmesi ve paketlenmesiyle topluca izlenmesini yani bir sayfada toplanmasını sağlayan sistem olarak açıklamaktadır. Bir başka ifade ile, RSS, kullanıcıların verdiği komut doğrultusunda, web üzerinde yapılan değişikliklerin daha kolay takip edilmesini sağlamaktadır. RSS uygulaması, veri dolaşımını internet üzerinden kolaylaştırarak, veriye ulaşımı basitleştirmektedir[37]. Bu çalışmada ele alınan web sayfalarının % 16,2 (6) sinde RSS uygulamalarının varlığı tespit edilmiştir. İlk çıkış noktası olarak bireyler arasındaki iletilişimi sağlamak için kullanılmaya başlayan sosyal ağlar (Facebook ve Twitter dünya yüzeyinde en yaygın olanlar), kullanım pratiğinin yaygınlaşmasıyla, e-katılım uygulayıcılarının dikkatini çekmiştir[38]. Daha sonraki süreçte sosyal ağlar, kişiler arasında iletişimi sağlama işlevinin yanında, özellikle belirtilen ağların en fazla kullanıcısı olan gençlerin kendi görüş ve düşünlerini aktarmak ve grup çalışmaları yapmak için önemli bir teşvik edici katılım aracı olarak görülmüştür-görülmektedir[39, 40, 41]. Altınsoy[42] un Türkiye de Yerel Gündem 21 kapsamında oluşturulan Ulusal Gençlik Meclisi üzerinde yaptığı çalışmada, meclis çalışmalarına katılan gençlerin, aktif bir şekilde yeni katılım olanaklarından yararlandığı ifade edilmektedir. Yine tarafımızca yürütülen henüz tamamlanmayan araştırmanın verilerine göre, Büyükşehir ve İl merkezi düzeyinde kent konseyi bünyesinde oluşturulan gençlik meclislerinin 43 tanesinin Facebook hesabının aktif olarak kullanıldığı görülmüştür. Facebook Dünya genelinde 500 milyonu, Türkiye de ise 26 milyonu (dördüncü sırada) aşan kullanıcı sayısıyla sosyal ağlar içerisinde birinci sırada yer almaktadır. En yaygın şekilde kullanılan 229

242 sosyal ağlardan ikincisi olan Twitter ise, ücretsiz olarak kullanıcılara maksimum 140 karakterden oluşan metinler ile iletişim olanağı sağlayan bir mikroblogging örneği olarak kabul edilmektedir. Twitter, kullanıcıların fikirlerinin, projelerinin paylaşılmasına, belirlenen ilgi alanlarına göre gelişmelerin izlenmesine yardımcı olmaktadır. Görüldüğü gibi çok amaçlı kullanım (bireysel sosyalleşme aracı olarak kullanılabileceği gibi, kurumsal anlamda da kullanılabilmektedir) alanı olan Twitter, kullanıcılara, diğer kullanıcılar tarafından takip edilme ve takip etme olanağı sunmaktadır. Örneğin örgütlerin hedef kitlelerinden talep ettiği bilgi ve düşünceler, bu kanal sayesinde daha da işlevsel bir şekilde elde edilebilmektedir[43,44]. Tüm bu açıklamaların ışığı altında, Facebook ve Twitter, bireylerin bilgilenmesi ve aktif katılımı için önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışma kapsamında ele alınan web sayfalarının sadece 2 (5,4) sinde Facebook hesabının varlığı tespit edilmiş olup, hiçbir web sayfasında Twitter hesabına rastlanmamıştır. Wiki, bir web sitesi türü olarak wiki ler, kullanıcılara, mevcut sayfanın veya oluşturulacak yeni sayfanın düzenlenmesinde önemli imkânlar sunmaktadır. En popüler wiki uygulaması, açık erişimli bir ansiklopedi olan, wikipedia dır[45]. Wikipedia örneğinde görüldüğü üzere, wikiler, çok yazar tarafından oluşturulabilen ve düzenlenebilen internet ortamındaki yazı alanlarıdır. Ayrıca, wikiler, kullanıcıları okuyucu boyutundan düşüncelerini veya sahip olduğu bilgileri yazma boyutuna taşımaktadır[46]. Mash-up ise, bir çok farklı kaynakta yer alan metin, ses, görüntü ve video türündeki içeriğin bir araya getirilerek yeni bir düzenleme ve tasarımla sunulması olarak ifade edilmektedir[47]. İncelenen web sayfalarında ne wiki, ne de mash-up ve ilan tahtası uygulaması görülmüştür. Diğer taraftan mobil telefon kullanım pratiğinin hızla yaygınlaşması da katılım açısından fırsatlar oluşturmaktadır li yıllarda birinci nesil araçlarla başlayan mobil telefon serüveni, dördüncü nesil tasarımların geliştirilmesiyle devam etmektedir. Klasik mesaj gönderme ve sesli konuşmanın dışında, özellikle internetin telefon ile bütünleştirilmesi, mobil telefonların önemini artırmıştır. Bu bağlamda çalışma kapsamında yapılan web incelemesinde, sadece bir kent konseyi web sayfasında (Zonguldak) mobil katılım teşvik edilmektedir. Yine klasik mesaj gönderme mantığıyla oluşturulan istek ve görüşünüzü bildirme alanı, ilgilinin şikayetiniz, görüşünüz veya 230

243 öneriniz bölümünü doldurup göndermesiyle katılım sağlanmaktadır. İfade edilen uygulama alanı çalışma kapsamında ele alınan web sayfalarının %18,9 (7) unda bulunmaktadır Haberdar edici kriteri ise, tarafların mail adreslerini sisteme girmeleriyle başlamakta, daha sonraki süreçte web sayfasına girilen bilgiler otomatik olarak mail adreslerine gitmektedir. Bu uygulamayla ilgililer web sayfasına girilen verilere daha hızlı ulaşarak, bilgi sahibi olmaktadırlar. Burada ele alınan web sayfalarının %13,5 (5) inde haberdar edici uygulaması görülmüştür. Web sayfası değerlendirme kriterleri içerisinde öne çıkan ve aynı zamanda katılım içinde öne mli bir unsur olan, oluşturulan sayfaların yabancı dil desteğini sağlamasıdır. Özellikle hemşehrilik hukukundaki değişiklik dikkate alındığında, yurt dışından gelen kişilerin ikamet ettikleri kentlerde, bu durum daha fazla önem taşımaktadır. İncelenen kent konseyi web sayfalarından sadece biri (Adana) yabancı dil desteği sağlamakta, diğer 36 kent konseyi web sayfası yabancı dil desteği sağlamamaktadır. Forumlar, belli bir konu veya amaç çerçevesinde kişilerin görüş, düşünce ve eleştirilerini aktarmasını sağlayan web tabanlı uygulamalardır. Çalışma kapsamında incelenen web sayfalarının sadece birinde forum uygulamasına yer verilmiştir. Diğer taraftan, web sitesini kullananların görüş ve düşüncelerini iletebileceği, aynı azamanda diğer ziyaretçiler ile iletişim kurabileceği basit bir katılım aracı olan ziyaretçi defteri uygulaması çalışma kapsamındaki hiçbir web sayfasında tespit edilememiştir. Yaklaşık on yıllık bir geçmişe sahip olan blogların, sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda, kullanıcılar tarafından yorum yapmak, bilgi ve görüşlerini aktarmak için kullanıldığı görülmektedir. Bloglarda yer alan görüş ve düşünceler farklı bilgilerle beslenerek yeni bir boyut kazanmaktadır. Bu haliyle blogların, yeni bilgi üretimini sağlayan, serbest alanlar olduğu söylenebilir[48]. Çalışma kapsamında incelenen Kent Konseyleri web sayfasının hiçbirinde blog uygulamasının olmadığı belirlenmiştir. Kimi belediye web sayfalarında da görülen bir fikrim var uygulaması, bireylerin gerek yaşam alanlarından hareketle gerekse uzmanlık alanları çerçevesinde oluşturdukları fikirlerini iletmek için kolaylık sağlamaktadır. Bu sayede bir çok farklı bakış açılarına sahip fikirlerin veya projelerin elde edilme olanağı doğmuş olacaktır. Bura- 231

244 da ele alınan kapsamda sadece 4 (%10,8) kent konseyi web sayfasında, bir fikrim var alanının olduğu görülmüştür yılında yürürlüğe giren 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu nun uygulama yönetmeliğinde; kişi ve kuruluşların bilgi edinme hakkının mahalli idarelerde (köyler hariç) ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik ve şirketlerinde alınacak idari ve teknik tedbirler ile yürütülecek iş ve işlemleri kapsadığı belirtilmektedir(md. 2)[49]. Anılan yönetmelik maddesi dikkate alındığında, belediye kanunu tarafından düzenlenen Kent Konseyleri nin de bilgi edinme hakkı kanunu kapsamında yer alması gerektiği açıktır. Fakat uygulama da incelenen web sayfalarının sadece birinde (Gümüşhane) bilgi edinme hakkının kullanımına yönelik düzenlemeye gidildiği görülmüştür. Ele alınan web sayfalarının 16,2 (6) sinde gönüllü olarak çalışmalara katılmak isteyenler için digital başvuru formu bulunmaktadır. Ve çalışma kapsamında değerlendirilen web sayfalarının hiçbirinde elektronik oylama ile ilgili ne uygulamaya ne de bilgiye ulaşılmıştır. Konuyla ilgili elde edilen tüm veriler incelendiğinde, Kent Konseyleri ne ait web sayfalarının büyük çoğunluğunun, katılımın ön şartı olarak kabul edilen bilgilendirme üzerine kurulduğu görülmektedir. Diğer yandan çok az sayıda kent konseyi web sayfaları aktif katılıma imkân tanımaktadır. Başka bir anlatımla web sayfaları daha çok tanıtım boyutuna yoğunlaşmış olup, işin tanıma boyutunu ihmal etmektedirler. SONUÇ VE ÖNERİLER Dünya yüzeyinde yaşanan küreselleşme, kentleri ön plana çıkararak, kent yönetimlerinin daha fazla sorumlu birimler haline geldiği görülmektedir. Bu doğrultuda daha iyi yönetilebilirliği sağlamak için klasik yerel yönetim anlayışından, yerel yönetişim anlayışına geçiş kaçınılmazdır. Yerel yönetişim; toplum odaklı, paydaşlar arası gönüllülük esasına dayalı, demokratik katılım araçları yoluyla birlikte kararları oluşturma, yerinden yönetimci, paydaşlara destek vererek, onları yapabilir kılan, farklılıklara duyarlı, bilgiye erişebilirliği sağlayarak saydamlığı önemseyen, hizmetten yararlananların beklentilerine duyarlı ve çok yönlü yerel hesap verebilirliği kapsamaktadır[50]. Kent düzeyinde belediyeler (Büyükşehir, Büyükşehir ilçe, il merkezi ve diğer ilçe belediyeleri) gerek kentsel politikaların oluşturulması gerekse oluşturulan politikaların uygulanmasında, yerel 232

245 yönetişimin gerçekleşmesi sürecinde birinci derecede yetkili konuma sahiptir. Türkiye de 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ile birlikte yukarıda ifade edilen yerel yönetişimi sağlamak için bir çok düzenlemenin yapıldığı görülmektedir. Yapılan bu düzenlemelerle; ihtisas komisyonlarına katılım, stratejik planların oluşturulma sürecine katılım, halk oylaması yoluyla katılım, kamuoyu yoklaması ve araştırması aracılığıyla katılım, mahalle düzeyinde katılım, gönüllü katılım, hemşehrilik yaklaşımında yapılan değişiklikle oluşan katılım ve Kent Konseyleri ve Kent Konseyleri bünyesinde oluşturulacak meclisler aracılığıyla katılım teşvik edilmektedir. Kent Konseyleri, her ne kadar bazı açılardan eksiklikleri tartışılsa da, kapsadığı paydaşlar itibariyle, kent düzeyinde en önemli katılım kanallarından birini oluşturmaktadır. Kent konseyinin birinci derecede yetkili organı olan genel kurul düzeyinde, belirlenen gündem çerçevesinde, paydaşların katılımıyla yapılan toplantılarda alınan kararlar, yürütme kurulu aracılığıyla belediye meclisine sunulmaktadır. Son yıllarda web ortamında ortaya çıkan yeni imkanlar organizasyonların faaliyetlerinde muhatap aldıkları ilgili kişi ya da grupların katılımına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu araçlar sayesinde, ilgililer görüş, düşünce, beklenti, şikayet, öneri gibi ifadelerini kolaylıkla kurumlara iletebilmektedirler. Elektronik ortamda yaşanan bu değişim Kent Konseyleri nin kendi paydaş katılımını artırmak adına da alternatif kanallar sunmaktadır. Web 2.0 olarak ifade edilen imkanlar; anket, online görüşme, podcast, Rss, sosyal ağlar (Facebook, Twitter gibi), wiki, mash-up, forum, blog gibi uygulamalardan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında Büyükşehir (10) ve İl merkezi düzeyinde (27) Kent Konseyleri web sayfaları üzerinden yapılan araştırmada, yukarıda ifade edilen web 2.0 uygulamalarından sınırlı düzeyde yararlanıldığı tespit edilmiştir. Bir başka ifade ile, ele alınan Kent Konseyleri nin, kendi paydaş katılımını artırıcı alternatif katılım kanallarından (web 2.0 uygulamaları) yararlanmadığı görülmüştür. İncelenen web sayfaları daha çok klasikleşmiş iletişim imkanları aracılığıyla katılımı desteklemekte ve daha çok bilgilendirme amaçlı kullanılmaktadır. Türkiye de Büyükşehirlerin dışında kalan 65 il merkezinin, 63 nde kent konseyi fiili olarak oluşturulmasına rağmen, sadece 27 kent konseyinin web sayfasının olduğu tespit edilmiştir. Yani İl merkezlerinde bulunan Kent Konseyleri nin yaklaşık % 60 nın web 233

246 sayfası bulunmamaktadır. Diğer taraftan Türkiye de bulunan Büyükşehir (16) düzeyinde ise, 14 Büyükşehir kent konseyinin varlığı tespit edilmiş olup, bu Kent Konseyleri nin 10 nun web sayfası olduğu görülmüştür. Oluşturulacak Kent Konseyi 2.0 uygulamalarıyla, belirlenen gündem çerçevesinde örgütlü bireyler ve birtakım sınırlılıklar dikkate alınarak kent konseyi ile ilgili düzenlemelerde yer almayan sade vatandaşın katılımı sağlanmış olacaktır. Diğer taraftan bireyler zaman ve mekan sınırlaması tanımadan gündem maddeleri üzerinde gerekli araştırmaları yaparak düşündüklerini aktarabilecek, diğer katılımcıların düşüncelerini görerek, onlarla iletişim kurma olanağı yakalayacaktır. Kanımızca gerekli güvenlik önlemleri alınarak kurumsal olarak yapılacak böyle bir uygulama, daha fazla görüş, düşünce ve eleştirilerin toplanarak daha rasyonel kararların alınmasına yol açacak ve aynı zamanda ifade özgürlüğü alanını oluşturmuş olacaktır. Sonuçta fiziksel bir mekanda, zaman dikkate alınarak yapılan toplantılarda ya zaman ya da mekan engelinden (örneğin, engelli bireyler) kaynaklanan faktörler katılımı negatif yönde etkileyebilmektedir. Elde edilen bulgular çerçevesinde daha katılımcı bir Kent Konseyinin oluşturulması için; Kent Konseyleri nin ihtiyaç duyduğu maddi kaynaklar, belediyelerin insiyatifinden çıkarılarak, daha net olan bütçe yapısına kavuşturulmalıdır. Haliyle kaynak darlığı sebebiyle çoğu kent konseyinin web sayfası bulunmamakta, çalışmadan anlaşılacağı üzere bulunanların da çok yetersiz seviyede olduğu görülmektedir. Ayrıca ortaklık yaklaşımı kapsamında diğer paydaşlarında ayni ve nakdi olarak kaynak sağlamaları için gerekli düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir[51]. Kent Konseyleri nin bürokratik bir yapıya büründürülmesi sonucu katılım sınırlılıkları ortaya çıkmaması için, alternatif katılım kanalları oluşturulmalıdır. Bunun için gelişen web uygulamaları önemli fırsatlar sunmaktadır. Kurumsal olarak gerekli güvenlik önlemleri alınarak, web sayfaları, web 2.0 formatında oluşturulmalıdır. Ayrıca yeni oluşan teknolojik imkanları takip ederek gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir. Ortaya çıkan yeni elektronik imkânlarla sade vatandaşın da katılımı desteklenmelidir. Konsey kapsamında üzerinde uzlaşmaya varılan kararların belediye meclisine daha etkin bir şekilde yansıması için gerekli yasal 234

247 düzenlemelerin yapılması yerinde olacaktır. Kent konseyi yönetmeliğinde yer alan, Genel Kurul, her yıl ocak ve eylül aylarında yapacağı iki toplantıdan az olmamak üzere, üyelerin salt çoğunluğu ile toplanır (Kent konseyi Yönetmeliği md. 10/1) ibaresi daha fazla kentsel kamusal politikaların oluşturulma sürecine katılımı sağlamak adına, belediye meclis toplantılarının her ayın ilk haftası yapıldığı dikkate alınarak, her ayın son haftası belirlenen gündem çerçevesinde, gerek fiziksel mekanda toplantı yapılarak, gerekse oluşturulan elektronik imkanlar aracılığıyla ilgililerin görüşlerinin alınması yerinde olacaktır. Kent konseyi kapsamında katılım kültürü oluşturmak adına gerekli bilgilendirme ve tanıtım çalışmalarının yapılması da önem arz etmektedir. KAYNAKLAR 1. Toprak, Zerrin (2006). Yerel Yönetimler, Nobel Yayın ve Dağıtım, Altıncı Baskı, Ankara, s Çukurçayır, M. Akif ve Eroğlu, H. Tuğba (2008). Kent Yönetiminde Demokratik Bir Açılım Olarak Kent Konseyleri, Birinci Yerel Yönetimler Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Sakarya Üniversitesi, ss Emrealp, Sadun (2010). Türkiye nin Katılımcı-Demokratik Yerel Yönetişim Modeli Olarak Dünyaya Armağanı: Kent Konseyleri, (Erişim Tarihi: ), s Şengül, Ramazan (2010). Yerel Yönetimler, Umuttepe Kitapevi, Kocaeli, s Demirci, Mustafa (2010). Yönetime Halkın Doğrudan Katılımının Sorunları ve Açmazları, Yerel Yönetimler, Yerel Siyaset ve Kentsel Politikalar, Edt. Bekir Parlak, Dora Yayın Dağıtım, Bursa, s Demirci, Mustafa (2010). Yönetime Halkın Doğrudan Katılımının Sorunları ve Açmazları, Yerel Yönetimler, Yerel Siyaset ve Kentsel Politikalar, Edt. Bekir Parlak, Dora Yayın Dağıtım, Bursa, 2010, ss ehealthnews.eu/.../2114-ict-research-the-policy-perspective, (Erişim Tarihi: ) 8. OECD(2001). Citizens as Partners OECD HANDBOOK ON INFORMATION, CONSULTATION AND PUBLIC PARTICIPATION IN POLICY-MAKING, Engaging%20Citizens%20in%20Policy-Making.pdf (Erişim Tarihi: ), ss

248 9. Horzum, Mehmet Barış(2010), Öğretmenlerin Web 2.0 Araçlarından Haberdarlığı, Kullanım Sıklıkları ve Amaçlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 7(1), s Nash, Andrew(2009), Web 2.0 Applications For Improving Public Participation In Transport Planning, ( ), s Horzum, Mehmet Barış(2010), Öğretmenlerin Web 2.0 Araçlarından Haberdarlığı, Kullanım Sıklıkları ve Amaçlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 7(1), s Aslan, Bora(2007), Web 2.0 Teknikleri ve Uygulamaları, XII. Türkiye de İnternet Konferansı, Ankara, inet-tr.org.tr/inetconf12/bildiri/46.pdf ( ), s Dale, Stephen(2008), Utilising Web 2.0 in local government, ( ). 14. Schrier, Bi(2010),: lhttp://www.govtech.com/dc/articles/417520?id= &full=1&story_pg=3 ( ) 15. Schellong, Alexander/ Girrger, Philipp (2010), Government 2.0 In Beta Phase An Analysis of eparticipation and Web 2.0 Applications of Germany s 50 largest Cities and 16 Federal States, Public Sector Study Series 06, assets1.csc.com/.../csc_policy_paper_series_06_2010_ government_20_beta_phase_english.pdf ( ). 16. Alıssa, Batool(2009), eparticipation, The Proceedings of International Conference on egovernment Sharing Experiences, 8-11 December 2009, s Mambrey, Peter (2008). From Participation to e-participation: The German Case, ICEGOV2008, December 1-4, Cairo, Egypt, s Erkul, R. Erdem, Sosyal Medya Araçlarının (Web 2.0) Kamu Hizmetleri ve Uygulamalarında Kullanabilirliği, Türkiye Bilişim Derneği, Aralık 2009, S. 116, s Akdoğan, Itır(2009), Evaluating and Improving e-participation in İstanbul, ICEGOV, November 10-13, Bogota, Colombia, iospress.metapress.com/ index/b7283q pdf ( ) 20. Memiş, Levent (2010). Katılım Aracı Olarak Web 2.0: Orta Ölçekli Belediye Web Sitelerinin Değerlendirilmesi, VIII. Kamu Yönetimi Forumu, TODAİE, Ekim, Ankara (Erişim Tarihi: ). 22. Yıldırım, Ali ve Şimşek, Hasan(2008). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri, Seçkin Yayıncılık, Ankara, s

249 23. Tosun, Elif Karakurt(2008). Türkiye de E-Belediyecilik Uygulamaları: Bursa Nilüfer-Osmangazi-Yıldırım Belediyelerinin Web Sitelerinin Analizi, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, 17(2): Parlak, Bekir ve Sobacı, Mehmet Zahid (2008). Türkiye deki Büyükşehir Belediyelerinin Website Temelli Hizmetleri: Karşılaştırmalı Bir İşlevsellik Analizi, Bekir Parlak( Ed.), Kamu Yönetiminde Yeni Vizyonlar, Turhan Kitapevi Yayınları, Ankara, s Moon, M. Jae (2002). The Evolution of E-Government among Municipalities: Rhetoric or Reality?, Public Administration Review, 62(4). 26. Holzer, Marc and Kim, Seang-Tae(2003). Dıgıtal Governance In Municpalıties Worldwide - An Assessment of Municipal Web Sites Throughout the World documents/aspa/unpan pdf ( ). 27. Çukurçayır, M. Akif ve Eroğlu, Tuğba(2010). E-Cities: A Content Analysis of the Web Pages of Heidelberg and Konya Metropolitan Municipalities, Current Research Journal of Social Sciences 2(1): Aktel, Mehmet (2009), Belediye Web Sitelerinin İşlevselliği Üzerine Bir Araştırma, Süleyman Demirel Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 14(2): Aksüt, Mehmet (2009). Belediyelerin Web Sitelerinin Karşılaştırmalı Olarak Değerlendirilmesi, 30. Yılmaz, Mustafa(2010), Yönetimden Yönetişime: Trabzon İlçe Belediyeleri Üzerine Bir İnceleme, Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, 3(5): Schellong, Alexander/ Girrger, Philipp (2010), Government 2.0 In Beta Phase An Analysis of eparticipation and Web 2.0 Applications of Germany s 50 largest Cities and 16 Federal States, Public Sector Study Series 06, assets1.csc.com/.../csc_policy_paper_series_06_2010_ government_20_beta_phase_english.pdf ( ). 32. Akdoğan, Itır(2009), Evaluating and Improving e-participation in İstanbul, ICEGOV, November 10-13, Bogota, Colombia, iospress.metapress.com/ index/b7283q pdf ( ) 33. Memiş, Levent (2010). Katılım Aracı Olarak Web 2.0: Orta Ölçekli Belediye Web Sitelerinin Değerlendirilmesi, VIII. Kamu Yönetimi Forumu, TODAİE, Ekim, Ankara. 34. Medaglia, Rony (2007), Measuring the diffusion of eparticipation: A survey on Italian local government, Information Polity, 12 : (http://www. yayed.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=977, ). 35. Memiş, Levent (2010). Katılım Aracı Olarak Web 2.0: Orta Ölçekli 237

250 Belediye Web Sitelerinin Değerlendirilmesi, VIII. Kamu Yönetimi Forumu, TODAİE, Ekim, Ankara. 36. Horzum, Mehmet Barış(2010), Öğretmenlerin Web 2.0 Araçlarından Haberdarlığı, Kullanım Sıklıkları ve Amaçlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 7(1), s Aslan, Bora(2007), Web 2.0 Teknikleri ve Uygulamaları, XII. Türkiye de İnternet Konferansı, Ankara, inet-tr.org.tr/inetconf12/bildiri/46.pdf ( ), s Taylor-Smith, Ella ve Lindner, Ralf (2009), Using social networking tools to promote eparticipation initiatives. In: Proceedings of EDEM Conference on Electronic Democracy, September 7-8, 2009, Vienna. Austrian Computer Society, Vienna, s Larsen, Malene Charlotte (2007), 35 Perspectives on Online Social Networking, Social Computing Magazine, Perspectives_on_Online_Social_Networking_by_Malene_Charlotte_ Larsen.pdf ( ), s Dale, Stephen(2008), Utilising Web 2.0 in local government, ( ). 41. Taylor-Smith, Ella ve Lindner, Ralf (2009), Using social networking tools to promote eparticipation initiatives. In: Proceedings of EDEM Conference on Electronic Democracy, September 7-8, 2009, Vienna. Austrian Computer Society, Vienna, s Altınsoy, Güler(2009). Information and Communication Technologies and Civil Socıety: Bottom-up pressure Building in Turkey, The Proceedings of International Conference on egovernment Sharing Experiences, Antalya, TURKEY, s Akar, Erkan(2010), Sosyal Medya Pazarlaması, Efil Yayınevi, Ankara, ss Jantsch, John (2009). Using Twitter for Business, TwitterforBusiness.pdf ( ). 45. Nash, Andrew(2009), Web 2.0 Applications For Improving Public Participation In Transport Planning, ( ), s Horzum, Mehmet Barış(2010), Öğretmenlerin Web 2.0 Araçlarından Haberdarlığı, Kullanım Sıklıkları ve Amaçlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 7(1), s O_da_ne_/ Blog/?BlogNo=93764, ). 48. Atikkan, Zeynep ve Tunç, Aslı (2011). Blogdan Al Haberi, Yapı Kredi 238

251 Yayınları, İstanbul, ss.24; Öner, Şerif ve Yıldırım, Uğur (2007), Bilgi Edinme Açısından Yerel Yönetim Mevzuatının Analizi, Bilal Eryılmaz, Musa Eken ve Mustafa Lütfü Şen (Ed.), Kamu Yönetimi Yazıları, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, ss Göymen, Korel, Yerel Kalkınma Önderi ve Paydaşı Olarak Belediyeler, https://research.sabanciuniv.edu/1427/1/korelgoymen.pdf (Erişim Tarihi: ), s Emrealp, Sadun (2010). Türkiye nin Katılımcı-Demokratik Yerel Yönetişim Modeli Olarak Dünyaya Armağanı: Kent Konseyleri, (Erişim Tarihi: ). 239

252 GÖÇ SORUNU ve YENİ GÖÇ POLİTİKALARININ UYGULANMASINDA KENT KONSEYLERİNİN İŞLEVİ Dr. Yaylagül CERAN İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. Maltepe Mah., Topkapı Kültür Parkı, 34010, İSTANBUL ÖZET Türkiye de gelişen bölgesel sanayi yatırımlarının yanı sıra iklim değişimleri ve hızlı nüfus artışıyla tarım alanlarının daralması, tarım arazi işletmelerinin küçülmesi halkı kırdan-köyden kentlere doğru göçe zorlamıştır. Bu sebeplerin yanı sıra tarım alanlarının yerleşim yerlerine dönüştürülmesi, turizm sektörünün plansız yapılandırılması, köylerdeki üretim veriminin düşmesi, sanayileşme sürecinde tarımın makineleşmesiyle insan gücüne gereksinimin azalması ve ayrıca kentlerin eğitim, sağlık, istihdam, sosyal ve kültürel imkânlar yönünden çekiciliği gibi etkenler de kırsal alandan kente yoğun bir göçe neden olmuştur. Bununla birlikte, TÜİK araştırmalarına göre, kentlerde hızlı gelişmekte olan sanayinin ara eleman ve emek talebi kentin kendi iç dinamiklerince sağlanamaması kırsal kesim için bir avantaja dönüşmüştür ve kentin bu durumu onlar için bir çekim alanı oluşturmuştur. Bu durum plansız ve yoğun bir şekilde kırdan-köyden kente göçe neden olduğu gibi kentlerde planlı bir gelişmenin de önünde engel oluşturmuştur. Bu sorun, toplumsal dokuda cinsiyet eşitsizliği, sağlık sorunları, planlama ve alt yapı sorunları, eğitim sorunları ve en önemlisi işsizlik gibi pekçok sorunuda tetiklemiştir. Bu sorunlar toplumsal dinamizm, genç nüfusun talebi ve gelişen küresel ilişkilerin seyri gözönünde bulundurularak yeni kamu düzeni anlayışıyla çözüme kavuşacaktır. 240

253 Bizce bu sorunun çözümü, neoliberal politikalarla hızla yükselen rekabet ortamında toplumsal duyarlılığı ve işbirliğini ön plana çıkaran, yerel olduğu kadar küresel değerlere de sahip olan yeni yönetişim politikaları ve özellikle bilgi teknolojileriyle gelişen yeni sanayi modelleriyle gerçekleştirilecektir. Bu nedenle, göç ve göçle gelen bu sorunlara çözüm üretebilmek için hem yerel hem de küresel gelişim ortaklarını harekete geçiren ve yerinden yönetim modelinin güçlü aktörlerinden biri olan Kent Konseylerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Burada sorun Kent Konseylerinin işlevi ne olmalıdır sorusu bağlamında ve özellikle Yerel Gündem 21 hedefleri çerçevesinde yapılabilecekler ve bu yapılabileceklerin nasıl bir uygulama modeli öngörülerek gerçekleştirilebileceği konusu üzerinde şekillenmektedir. Anahtar Kelimeler : Göç, işsizlik, Küresel Işbirlikleri, Kent Konseyleri 1. GİRİŞ İnsanlar yiyecek bulmak için, savaştan kaçmak için, dini ve politik baskılardan kurtulmak için ya da ekonomik fırsatları değerlendirmek için tarih boyunca hep göç etmişlerdir. Arkeolojik kazılar sonucunda insanlık tarihi 50 milyon yıl öncesine kadar geri götürülmektedir. Bu tarih ister Afrika kıtasından isterse Mezopotamya dan başlatılıyor olsun Homo Sapiens lerin yaşama şehirli olarak başlamadıkları kesindir. İnsanın nerede yaşayacağını yiyecek bulma faaliyeti, avlanması ve kırsal alanda belli amaçlar için bir yerden bir yere hareket etmesi belirlemiştir lü yıllara gelindiğinde dünya nüfusunun sadece yüzde 3 ü şehirlerde yaşamaktaydı[1]. Bugün insanların neredeyse yarısı şehirlerde yaşamaktadır, kırda başlayan hayat şehirlerde devam etmektedir ve gelecek yüzyıllarda hangi uzay-zaman dilimi içinde ikamet edileceği ise meçhuldür. Şöyle söyleyebiliriz ki, çağımız insanı artık sadece Homo Sapiens değil o Homo Urbanis ve yakın gelecekte de Homo Spaces olacaktır. Belirli bir ekonomik düzeyi yakalamış kentlerin içinde bulundukları bölgeyle de bağlantılı olarak büyüme seviyeleriyle doğru orantılı pekçok sorunla yüzleşmekte oldukları gözlemlenmektedir. Ancak bazı kentler diğerlerine göre daha fazla sorunla baş etmek zorunda kalmaktadırlar ve büyüme oranlarına rağmen kronik olarak ya zayıflamakta ya da tarihin tozlu sayfalarında yerlerini almaktadırlar. 241

254 Bu durumun temelinde yer alan nedenler incelendiğindeyse ilk olarak karşımıza küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan ekonomik krizler çıkmaktadır. Sonrasında bu kriz anlarında kentlerin hatalı yeniden yapılanma politikaları yüzünden daha da zor duruma düşmeleri ve bu süreçte kaynakların yerli yerince kullanılamaması gibi nedenler gelmektedir. Bunların sonucunda bazı kentler sahip oldukları temel sanayi alanlarını veya iş kollarını kaybetmiş, yüksek işsizlik oranıyla karşı karşıya kalmış ve pek çok iş yeri kapanmıştır. Böylece insanlar ve ekonomik faaliyet kolları varoluşlarına fırsat verebilecek başka yerlere göç etmiştir. UNDP nin 2009 yılı Engelleri Aşmak: Göç ve İnsani Gelişme Rapor na göre bu göçlerin çoğunluğu çok yönlü ekonomik ilişkilerin yoğunlaştığı ve bölgesel çekiciliği yüksek olan kentlere doğru gerçekleşen iç göçler oluşturmaktadır. Şekil UNDP, Engelleri Aşmak: Göç ve İnsani Gelişme Raporu Bu raporda göç, klasik yorumları tersine çeviren bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Burada göçün hem göç alan hem de göç veren kentler için iyi planlanmış bir yerel yönetim politikasıyla bir kazanca dönüştürülebileceği vurgulanmıştır. Raporun bu farklı yorumu sosyal entegrasyonu ve yerinden yönetim anlayışını esas alan yeni yerel yönetim politikaları açısından oldukça önemlidir. Bununla birlikte, küresel ekonomik ilişkiler, göç veren ve göç alan kentlerin ekonomik 242

6-7 Mayıs 2011 tarihlerinde düzenlenecek Kent Konseyleri Sempozyumu na katılımınız bizleri onurlandıracaktır.

6-7 Mayıs 2011 tarihlerinde düzenlenecek Kent Konseyleri Sempozyumu na katılımınız bizleri onurlandıracaktır. AMAÇ 5393 sayılı Belediye Kanunu nun 76.maddesine göre belediyelere, kent konseyi oluşturma görevi verilmiştir. Bu kanunla, 1995 yılından bu yana Türkiye nin çeşitli kentlerinde Yerel Gündem 21 süreçlerinin

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat

Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat Dr. Nuran Talu, ODTÜMD/STK Üyesi ODTÜMD, 11 Nisan 2009 1 5393 Sayılı Belediye Kanununda (13.7.2005 tarih ve 25874 sayılı RG) yeralan Katılımcılık ile ilgili Hükümler

Detaylı

5393 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE KENT KONSEYLERİ

5393 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE KENT KONSEYLERİ 5393 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE KENT KONSEYLERİ Erdal KULUÇLU Sayıştay Başdenetçsi 1.GİRİŞ Evrensel anlamıyla yerel yönetimler, belirli bir coğrafi alanda yaşayan, yerel topluluğun bireylerine, bir arada

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Belediyenin gelirleri

Belediyenin gelirleri Belediyenin gelirleri a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d)

Detaylı

İZMİR KENT KONSEYİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ

İZMİR KENT KONSEYİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ İZMİR KENT KONSEYİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ 1.BÖLÜM: AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR AMAÇ Madde 1: Bu çalışma yönergesinin amacı, İzmir Kent Konseyinin oluşumunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve çalışma

Detaylı

YEREL YÖNETİMLERDE STRATEJİK PLAN ve UYGULAMA ÖRNEKLİ PERFORMANS ESASLI BÜTÇE. Dr. Ali İhsan ÖZEROĞLU Hatice KÖSE

YEREL YÖNETİMLERDE STRATEJİK PLAN ve UYGULAMA ÖRNEKLİ PERFORMANS ESASLI BÜTÇE. Dr. Ali İhsan ÖZEROĞLU Hatice KÖSE YEREL YÖNETİMLERDE STRATEJİK PLAN ve UYGULAMA ÖRNEKLİ PERFORMANS ESASLI BÜTÇE Dr. Ali İhsan ÖZEROĞLU Hatice KÖSE İstanbul, 2014 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 13 YEREL YÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ... 15 GİRİŞ...

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

KADIN DOSTU KENTLER - 2

KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENT NEDİR? KADINLARIN Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere İstihdam olanaklarına Kaliteli, kapsamlı kentsel hizmetlere (ulaşım, konut vb) Şiddete maruz kaldıkları takdirde

Detaylı

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI İSTANBUL ATIK MUTABAKATI 2013 ün Mayıs ayında İstanbul da bir araya gelen dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanları ve seçilmiş yerel/bölgesel temsilciler olarak, küresel değişiklikler karşısında

Detaylı

Yerelleşme ve İyi Yönetişim

Yerelleşme ve İyi Yönetişim economicpolicyresearchinstitute ekonomipolitikaları araş t ı rmaenstitüsü Yerelleşme ve İyi Yönetişim Emre Koyuncu 7.Yönetim ve Mühendislik Günleri 10 Mart 2007, Ankara Yurttaş ve Yönetim Hizmet İlişkisi

Detaylı

21. BM/INTOSAI SEMPOZYUMU: KAMUDA HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN SAYIŞTAY VE VATANDAŞLAR ARASINDA ETKİN İŞBİRLİĞİ

21. BM/INTOSAI SEMPOZYUMU: KAMUDA HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN SAYIŞTAY VE VATANDAŞLAR ARASINDA ETKİN İŞBİRLİĞİ 21. BM/INTOSAI SEMPOZYUMU: KAMUDA HESAP VEREBİLİRLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN SAYIŞTAY VE VATANDAŞLAR ARASINDA ETKİN İŞBİRLİĞİ Seher ÖZER ÜTÜK Birleşmiş Milletler Örgütü (BM) ve Uluslararası Sayıştaylar Birliği

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi AB Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü Semineri 18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR 1 2003/4 Çevresel

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Selçuk Üniversitesi, Karaman İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü

ÖZGEÇMİŞ. Selçuk Üniversitesi, Karaman İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Sefa USTA 2. Doğum Tarihi : 12/03/1981 3. Ünvanı : Yrd.Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Kamu Yönetimi İnönü Üniversitesi 2003 Y.Lisans Kamu Yönetimi

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 Eyül 2011 Bu yayın Avrupa Birliği nin yardımlarıyla üretilmiştir. Bu yayının içeriğinin sorumluluğu tamamen The Management Centre ve Dikmen Belediyesi ne

Detaylı

KENTSEL YAŞAM KALİTESİ DERNEĞİ. Binalar Ağaçlardan Yüksek Olmasın

KENTSEL YAŞAM KALİTESİ DERNEĞİ. Binalar Ağaçlardan Yüksek Olmasın KENTSEL YAŞAM KALİTESİ DERNEĞİ Binalar Ağaçlardan Yüksek Olmasın Bu çalışma, 1. Yılını tamamlayan Kentsel Yaşam Kalitesi Derneği ni tanıtım amaçlı hazırlanmıştır. Grafik Tasarım / Emel Karadeniz, Craft

Detaylı

KEŞAN AVRUPA BİRLİĞİ VE PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME UYGULAMA MERKEZİ (KAPUM) KURULUŞ GEREKÇESİ

KEŞAN AVRUPA BİRLİĞİ VE PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME UYGULAMA MERKEZİ (KAPUM) KURULUŞ GEREKÇESİ KEŞAN AVRUPA BİRLİĞİ VE PROJE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME UYGULAMA MERKEZİ (KAPUM) KURULUŞ GEREKÇESİ İlgi: a. 5449 Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve görevleri hakkında kanun, b. 17 Aralık

Detaylı

T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM

T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 Bu Yönetmeliğin amacı; Bornova Belediye

Detaylı

FASIL 10 BİLGİ TOPLUMU VE MEDYA

FASIL 10 BİLGİ TOPLUMU VE MEDYA FASIL 10 BİLGİ TOPLUMU VE MEDYA Öncelik 10.1. 2002 AB düzenleyici çerçevesi için anahtar başlangıç koşullarının kabul edilmesinin ve uygulanmasının tamamlanması 1 Mevzuat uyum takvimi Tablo 10.1.1 1 2002/20/AT

Detaylı

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışmaları; Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi İstanbul Bölgesel Yenilik Stratejisi Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi Önemli Not: Bu anketten elde

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY YERELYÖNETİM REFORMUSONRASINDA İLÖZELİDARELERİ Dünyadayaşananküreseleşme,sanayitoplumundanbilgitoplumuna geçiş,şehirleşmeninartışı,ekonomikvesosyaldeğişimleryönetim paradigmalarınıveyapılarınıdaetkilemektedir.çevrefaktörlerinde

Detaylı

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Sinop Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı

Detaylı

Türkiye Kent Konsey/eri isbirligi ve iletisim Agi. İLKEve ESASLAR. \o. 24 Kasim 2010 - Gaziantep

Türkiye Kent Konsey/eri isbirligi ve iletisim Agi. İLKEve ESASLAR. \o. 24 Kasim 2010 - Gaziantep Kent Konseyleri Birligi Türkiye Kent Konsey/eri isbirligi ve iletisim Agi İLKEve ESASLAR \o., 24 Kasim 2010 - Gaziantep BASLANGiÇ Yerel Gündem 21 süreci ile baslayan Kent Konseyleri, 5393 Sayili Belediye

Detaylı

DSÖ SAĞLIKLI ŞEHİRLER PROJESİ 5. FAZ HAZIRLIK ÇALIŞMALARI JÜLİDE ALAN SAĞLIKLI KENTLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ NİSAN 2008

DSÖ SAĞLIKLI ŞEHİRLER PROJESİ 5. FAZ HAZIRLIK ÇALIŞMALARI JÜLİDE ALAN SAĞLIKLI KENTLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ NİSAN 2008 DSÖ SAĞLIKLI ŞEHİRLER PROJESİ 5. FAZ HAZIRLIK ÇALIŞMALARI JÜLİDE ALAN SAĞLIKLI KENTLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ NİSAN 2008 DSÖ SAĞLIKLI ŞEHİRLER AĞI 5. Faz Ana Konuları 5. FAZ Dünya Sağlık

Detaylı

20 AY (24 Mart 2006-30 Kasım 2007) 2.075.000 AVRO 925.000 AVRO Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu (ECD)

20 AY (24 Mart 2006-30 Kasım 2007) 2.075.000 AVRO 925.000 AVRO Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu (ECD) SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN SEKTÖREL POLİTİKALARA ENTEGRASYONU PROJESİ KÜNYE İsim Süresi Bütçe Hibe Bütçesi Finansman Faydalanıcı Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu Projesi 20

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar

YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar YENİMAHALLE KENT KONSEYİ ÇOCUKMECLİSİ ÇALIŞMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı; Yenimahalle Kent Konseyi Çocuk Meclisi oluşumunu, organlarını,

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ 1.Giriş Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı Kamu idarelerinin mali yönetimini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 10.12.2003

Detaylı

SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİ BURSA İL EYLEM PLANI

SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİ BURSA İL EYLEM PLANI SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİ BURSA İL EYLEM PLANI ÇALIŞMA ALANI MÜDAHALE AKTİVİTE SÜRE UYGULAYICI İHTİYAÇ KAYNAK RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLARA ULAŞMA / SOSYAL MOBİLİZASYON

Detaylı

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ Genel Konferansın 20. Oturumunda benimsenmiştir. (*) Giriş Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu nun amacının UNESCO Kuruluş Sözleşmesi tarafından belirlendiği

Detaylı

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Hella Dunger-Löper Staatssekretärin für Bauen und Wohnen 1 Katılım (Latince: Katılım). Genel olarak: Katılım, vatandaşların ortak (siyasi) sorunların

Detaylı

Faaliyetin Adı. Görev Yöneticisi. Faaliyet Türü. Tarih Yer Şehir Açıklama Ortaklar Hedef Katılanlar

Faaliyetin Adı. Görev Yöneticisi. Faaliyet Türü. Tarih Yer Şehir Açıklama Ortaklar Hedef Katılanlar Faaliyetin Adı Görev Yöneticisi Faaliyet Türü Tarih Yer Şehir Açıklama Ortaklar Hedef Katılanlar Türkiye için Yargı Reformu Türkiye Yönetimler Arası Mali Tasarım Kamu Harcama Yönetimi Maria Gonzalez De

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.

GT Türkiye İşletme Risk Yönetimi Hizmetleri. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk Yönetimi, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey. GT Türkiye İşletme Risk Hizmetleri Sezer Bozkuş Kahyaoğlu İşletme Risk, Ortak CIA, CFE, CFSA, CRMA, CPA sezer.bozkus@gtturkey.com İşletme Risk Hakkında Risk, iş yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır ve kaçınılmazdır.

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R KARARIN ÖZÜ : Görev ve Çalışma Yönetmeliği. TEKLİF : Etüt Proje Müdürlüğü nün 02.07.2014 tarih, 2014/11669 sayılı teklifi. BAŞKANLIK MAKAMI'NA; İlgi : 02.05.2014 tarih ve 6439 sayılı Başkanlık Oluru ilgi

Detaylı

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR 2013/101 (Y) Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] BTYK nın 2009/102 no.lu kararı kapsamında hazırlanan ve 25. toplantısında onaylanan Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin koordinasyonunun

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar Technical Assistance for Implementation of the By-Law on Strategic Environmental Assessment EuropeAid/133447/D/SER/TR Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği'nin Uygulanması Teknik Yardım Projesi

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM HAZIRLAYANLAR: Md. Yrd. Şinasi BAYRAKTAR Baş Öğretmen Dr. Ayşegül GÜLTEKİN TOROSLU Uzman Öğretmen Menevşe SARAÇOĞLU Öğretmen Sevgi SÜREK 15 Kasım

Detaylı

A AMASINDA TESİ. Doç.. Dr. Ahmet KESİK Maliye Bakanlığı kanı. Afyonkarahisar,, 8 Ekim 2008 1

A AMASINDA TESİ. Doç.. Dr. Ahmet KESİK Maliye Bakanlığı kanı. Afyonkarahisar,, 8 Ekim 2008 1 BÜTÇE E UYGULAMA AŞAMASINDA A AMASINDA PARLAMENTONUN İZLEME\GÖZETİM FONKSİYONU: KOMİSYONLARIN ROLÜ VE BÜTÇE B E ANALİZ Z KAPASİTES TESİ Doç.. Dr. Ahmet KESİK Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme tirme

Detaylı

İBRAHİM ARAP. e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620. 2004-2009 : Dokuz Eylül Üni. Sosyal Bilimler Enst.

İBRAHİM ARAP. e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620. 2004-2009 : Dokuz Eylül Üni. Sosyal Bilimler Enst. İBRAHİM ARAP e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620 KİŞİSEL BİLGİLER Uyruğu : T.C Doğum Tarihi : 01.02.1972 Doğum Yeri : Mersin Medeni Durumu : Evli ÖĞRENİM 2004-2009 : Dokuz

Detaylı

Askerlik Durumu : Tamamladı (20.11.1999-20.03.2001)

Askerlik Durumu : Tamamladı (20.11.1999-20.03.2001) Adı ve Soyadı : Gökhan TENİKLER Doğum Tarihi : 11/10/1974 Medeni Durumu : Evli Uyruğu : T.C. Askerlik Durumu : Tamamladı (20.11.1999-20.03.2001) EĞİTİM DURUMU İlk ve Ortaöğrenimini İzmir de Tamamlamıştır.

Detaylı

TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU

TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU (16 17 Eylül 2011, Kazan, Tataristan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu) Tataristan Cumhuriyeti (RF) Kültür Bakanlığı ve Uluslararası

Detaylı

CHP CUMHURİYET HALK PARTİSİ PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ

CHP CUMHURİYET HALK PARTİSİ PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ CHP CUMHURİYET HALK PARTİSİ PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ 2012 1 PARTİ İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ KAPSAM MADDE 1- Parti içi eğitim çalışmaları, Parti Tüzük ve Programında belirtilen amaç ve hedeflerini, partinin

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

Bir Bakışta Proje Döngüsü

Bir Bakışta Proje Döngüsü 1 Bir Bakışta Proje Döngüsü Carla Pittalis, Operasyonlar Sorumlusu Dünya Bankası UYGULAMA DESTEK ÇALIġTAYI Ankara, 6-10 Şubat 2012 2 Amaçlar Proje hazırlık ve yönetim çalışmalarının önemini vurgulamak

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BUCA SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BUCA SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BUCA SONUÇ RAPORU Tarih: 13 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 80 Katılımcı listesindeki Sayı: 76 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

MODÜL 2: DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİ (DVİHEP) TANITIMI

MODÜL 2: DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİ (DVİHEP) TANITIMI MODÜL 2: DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİ (DVİHEP) TANITIMI Modülün Hedef Kitlesi Öğretmenler Okul ve eğitim yöneticileri Maarif müfettişleri Modülün Hedefleri Oturumun sonunda katılımcılar:

Detaylı

4. Bölgesel Kalkınma ve Yönetişim Sempozyumu, 19-20 Kasım 2009, Ankara

4. Bölgesel Kalkınma ve Yönetişim Sempozyumu, 19-20 Kasım 2009, Ankara 4. Bölgesel Kalkınma ve Yönetişim Sempozyumu, 19-20 Kasım 2009, Ankara SOSYAL DESTEK PROGRAMI (SODES) İlyas Çelikoğlu Devlet Planlama Teşkilatı I. GİRİŞ Bilindiği üzere, kişilerin ve toplumun refah, huzur

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

YEREL YÖNETİŞİMDE FARKINDALIK: ANTALYA İLİ ÖRNEĞİ THE AWARENESS IN LOCAL GOVERNANCE: ANTALYA CASE

YEREL YÖNETİŞİMDE FARKINDALIK: ANTALYA İLİ ÖRNEĞİ THE AWARENESS IN LOCAL GOVERNANCE: ANTALYA CASE Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi Y.2012, C.17, S.1, s.495-509. Suleyman Demirel University The Journal of Faculty of Economics and Administrative Sciences Y.2012,

Detaylı

ISSAI UYGULAMA GİRİŞİMİ 3i Programı

ISSAI UYGULAMA GİRİŞİMİ 3i Programı ISSAI UYGULAMA GİRİŞİMİ 3i Programı 3i Programme Taahhütname ARKA PLAN BİLGİSİ Temel denetim alanları olan mali denetim, uygunluk denetimi ve performans denetimini kapsayan kapsamlı bir standart seti (Uluslararası

Detaylı

DEVLET MALZEME OFİSİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMA VE ÖDÜL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DEVLET MALZEME OFİSİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMA VE ÖDÜL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DEVLET MALZEME OFİSİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ UYGULAMA VE ÖDÜL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde l - Bu Yönergenin amacı, Devlet Malzeme Ofisi Merkez, Taşra Teşkilâtı ve

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ

Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Üniversiteler İş Sağlığı ve Güvenliği Platformu İzmir 11.12.2015 - KOÇ ÜNİVERSİTESİ Biz kimiz Neden platform? Üniversitelerde; İSG farkındalığını nasıl arttırabiliriz? İSG kültürünü nasıl geliştirebiliriz?

Detaylı

SAĞLIK ALANI AR-GE FAALİYETLERİ ÇALIŞTAYI 7-8 Mayıs 2015

SAĞLIK ALANI AR-GE FAALİYETLERİ ÇALIŞTAYI 7-8 Mayıs 2015 T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu SAĞLIK ALANI AR-GE FAALİYETLERİ ÇALIŞTAYI 7-8 Mayıs 2015 Sibel YALAZA Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Daire Başkanlığı Kurumsal Yapılanma Başkanlığımız,

Detaylı

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, DEĞERLER, VİZYON

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, DEĞERLER, VİZYON T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, DEĞERLER, VİZYON MİSYON Eğitim, sağlık hizmeti ve araştırmada yenilik ve mükemmelliği teşvik ederek, ulus ve ötesinde, sağlığı korumak ve geliştirmektir.

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü Küreselleşmenin etkisi Devlet bir çok sosyal alandan çekilmiştir Küresel ekonomi sürecinde özelleştirmeler ile eşitsizlik,

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler w İçindekiler Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler Çalışma Grupları Eğitim Programları İhtisas Programları Anadolu Seminerleri Kurumsal Yönetim Kütüphanesi Yayınlar Zirve ve Paneller

Detaylı

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

G20 BİLGİLENDİRME NOTU G20 BİLGİLENDİRME NOTU A. Finans Hattı Gündemi a. Büyüme Çerçevesi Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için küresel politikalarda işbirliğinin sağlamlaştırılması Etkili bir hesap verebilirlik mekanizması

Detaylı

GİRİŞ. A. İç Kontrolün Tanımı, Özellikleri ve Genel Esasları:

GİRİŞ. A. İç Kontrolün Tanımı, Özellikleri ve Genel Esasları: GİRİŞ 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu da mali yönetim ve kontrol sisteminin bütünüyle değiştirilerek, uluslararası standartlara ve Avrupa Birliği Normlarına uygun hale getirilmesi

Detaylı

I. ULUSAL YEREL YÖNETİMLER SEMPOZYUMU PROGRAMI (GENEL)

I. ULUSAL YEREL YÖNETİMLER SEMPOZYUMU PROGRAMI (GENEL) I. ULUSAL YEREL YÖNETİMLER SEMPOZYUMU PROGRAMI (GENEL) 23 Ekim 2008 08.00 08.45 Kahvaltı 08.45 Tesislerden Hareket 09.25 Üniversiteye Varış ve Kayıt İşlemleri 09.30 11.00 Açılış Konuşmaları (Sakarya Üniversitesi

Detaylı

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, VİZYON, DEĞERLER

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, VİZYON, DEĞERLER T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, VİZYON, DEĞERLER MİSYON Eğitim, sağlık hizmeti ve araştırmada yenilik ve mükemmelliği teşvik ederek, ulus ve ötesinde, sağlığı korumak ve geliştirmektir.

Detaylı

SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE

SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE Amaç SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKĠ DAYANAK, ĠLKELER ve TANIMLAR Madde 1-

Detaylı

Yerel Yönetim Reformuna Destek Projesi

Yerel Yönetim Reformuna Destek Projesi Yerel Yönetim Reformuna Destek Projesi Proje Finansmanı: Avrupa Komisyonu Yararlanıcı Kurum: İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Proje Yürütücüsü: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı

Detaylı

Müjgan Şan. Bilişim Enstitüleri, Ulusal Girişimler ve Proje Finansman Araçları

Müjgan Şan. Bilişim Enstitüleri, Ulusal Girişimler ve Proje Finansman Araçları Bilişim Enstitüleri, Ulusal Girişimler ve Proje Finansman Araçları Devlet Planlama Teşkilatı Yönetim Bilgi Merkezi Dairesi Başkanlığı Bilgi Yöneticisi Neden? Bilişim Enstitüleri (BE) ile DPT çalışmaları

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 TÜRKİYE HAYAT BOYU ÖĞRENME STRATEJİ BELGESİ YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 Dr. Mustafa AKSOY Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Operasyon Koordinatörü mustafaaksoy@meb.gov.tr

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Yerel Yönetimler YYÖ322 6 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Yerel Yönetimler YYÖ322 6 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Yerel Yönetimler YYÖ322 6 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

3.ORTAK AKIL TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

3.ORTAK AKIL TOPLANTISI SONUÇ RAPORU BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ 3.ORTAK AKIL TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 14 HAZİRAN 2013 ÖNSÖZ Üniversitemiz Rektörlüğü olarak ilkini 14 Mayıs 2011 de Kongre ve Kültür Merkezinde, ikincisini 22 Mayıs 2012 de Burhaniye

Detaylı

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ

MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ MADDELER T.C. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ YÖNETMELİĞİ AMAÇ Madde 1 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Yönetmeliği nin amacı; gençlerimizin demokratik katılımını sağlayarak

Detaylı

SPONSOR DOSYASI. fikir. Yeni Fikirler, Güçlü Girişimciler. sosyal girişimcilik başarı. eğitim strateji. gelişim. inovasyon yaratıcılık liderlik

SPONSOR DOSYASI. fikir. Yeni Fikirler, Güçlü Girişimciler. sosyal girişimcilik başarı. eğitim strateji. gelişim. inovasyon yaratıcılık liderlik Yeni Fikirler, Güçlü Girişimciler sosyal girişimcilik başarı fikir eğitim strateji inovasyon yaratıcılık liderlik gelişim Ödüllü Girişimcilik Yarışması ve Eğitimi SPONSOR DOSYASI facebook.com/girisimkampusu

Detaylı

III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK R.G. Tarihi : 05/07/2008 R.G. Sayısı : 26927 BİRİNCİ

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı