illî sembollere tahammül edemeyenler Milliyetçi olamazlar!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "illî sembollere tahammül edemeyenler Milliyetçi olamazlar!"

Transkript

1 MİLLİYETÇİ SİYASİ HAFTALIK GAZETE SAYI 429 Y I L : 9 EY TÜRK KENDİNE DÖN OCAK 1978 PAZARTESİ FİYATI 5 TL. a Ecevit Hükümet Olmak için «Devlet enkazdır», «Hazine iflâs etmiştir.» diyerek Devleti tahrip etmiştir. illî sembollere tahammül edemeyenler Milliyetçi olamazlar! ü m Sayın Ecevit'in Büyük Millet Meclisinde okumuş oldukları Hükümet Programları 1978 yılı Türkiye'sinde Hükümet olma yönünden yeni bir anlayış ve yeni bir model getirmektedir. Bu yeni anlayışın özü, esas itibariyle memleketin içinde bulunduğu şartlardan şikâyettir. Modelin özü ise, hükümet olabilmek için kendisine ait öz düşünceleri bir denge bütünlüğüne kavuşturabilmek için mümkün olduğu kadar taviz verebilmek, mümkün olduğu kadar kendi kendisinden uzaklaşabilmektir. Bir hükümet kurulurken, ülkenin içerisinde bulunduğu sosyo - ekonomik şartları tesbit etmek ayrıdır, bu şartlardan şikâyet etmek ayrıdır. Sayın Ecevit'in şikâyetleri esas itibariyle anarşide ve iktisadi problemlerde toplanmaktadır. Hükümet etmek, hiç bir zaman ağlama duvan önünde gözyaşı dökmek demek değildir. Sayın Ecevit'in bu'hükümeti nasıl kurduğu bu hükümeti ne şartlarla meydana getirdiği yarın Türkiye'nin siyasi tarihi yazıldığında maalesef «Tezgahlanma» ifadesi ile belirtilecektir. Sayın Ecevit anarşiyi meydana getirenlerin, anarşiyi kundaklayanların karşısında olduğunu ifade ediyor. Ancak, Ecevit'in unutmaması icap eden gerçek, anarşinin tahlilinde, anarşinin kamu oyuna sunulmasında bugüne kadar takip etmiş olduğu tutumun, anlayışın tutarsızlığını idrak etmeleridir. Türk Milleti'nin büyümesini, Türk Milleti'nin güçlenmesini istemeyen bütün merkezlerin elbirliği ile Türk Gençliği üzerinde oynadığı oyunlara hükümet gerçekten milli ölçülerle son vermek istiyorsa biz bunun en büyük yardımcısı olmayı görev biliyoruz. Hükümet Programında millî varlığımızı tehdit eden tehlikelere komünizmin yıkıcı faaliyetlerine komünist çetelerin bombalı, silahlı saldı rıiarına açıkça cephe alınmaması büyük noksanlıktır. Anarşist komünizm, kendisini küçük tehlike görenleri yutmuş yoketmiştir. AGÂH OKTAY GÜNER (MHP KONYA MİLLETVEKİLİ) İktisadî şartları Sayın Ecevit enkaz olarak ifade etmiştir. Tıpkı güvenoyu alamayan hükümet döneminde sayın Maliye Bakanı'nın Türkiye hazinesini Dünya kamu oyuna «iflas» etti diye ilân etmesi gibi. Türk Milleti'nin millî bütünlüğünden, gücünden, büyüme potansiyelinden bahseden Sayın Ecevit'in hükümet programında bahsetmiş olduğu gelişme boyutlarının bir enkazla birleştirilmesi mümkün değildir. Biraz sonra göreceğimiz gibi rakkamlar öncelikle Sayın Ecevit'i yalanlamaktadır. Ancak, eğer Sayın Ecevit, geçmiş hükümetlerin bu enkaza sebep olduğunu söylüyorsa, geçmiş hükümetlerin Başbakan Yardımcısı bugün kendi hükümetinde Başbakan Yardımcısıdır, Sayın Ecevit ısrarla tarafsızlık ve objektiflikten bahsetmiştir. Ancak, hükümet üyelerinin güven oyu almadan başlamış oldukları icraat, Ecevit'in çok ısrarlı olduğu insancıl sevgi, anlayış, tarafsız'ık vo objektif ölçülerinde bizi endişeye götürmüştür. Sayın Ecevit ısrarla milliyetçilikten bahsetmiştir. Sayın hükümet üyelerinden birisinin 1934 yılında Bakanlık girişine Aziz Atatürk'ün emir ve direktifi ile konulmuş Birinci Ergenekon; Türk Milleti' nin demirden dağları nasıl erittiği efsanesini dile getiren tabloyu, İkinci Ergenekon; Kuvay-i Milli'ye sonrasında Anadolu'ya demiryolunun, fabrikanın, tarımda modernleşmenin nasıl girdiğini gösteren tabloları kaldırtması, bu miilî ölçülerle hükümetin bir takım üyelerinin ne derece çatıştıklarının hazin ve talihsiz bir belgesidir. Duvarlardaki tablolarda millî sembollere tahammül edemeyenlerin, hükümet icraatlarında nasıl milliyetçi olduklarını burada göreceğiz. Ecevit bugüne kadar hükümet olabilmek için devleti tahrip etmiştir. Evet Devleti tahrip etmiştir! Nasıl mı tahrip etmiştir? «Devlet enkazdır» diyerek tahrip etmiştir, «Hazine iflas etmiştir,» diyen Bakanları ile tahrip etmiştir. Sayın Ecevit'in Avrupa Konseyi'ne gönderdiği Parlamenterleri basın hürriyeti bulunan, söz hürriyeti bulunan yurdumuzda, yazı hüriyreti bulunan yurdumuzda fikirlerini, kanaatlerini, düşüncelerini her biçimde ifade etmek imkânları varken Avrupa Konseyi'nde Türk Devletini, Dünya kamu oyuna şikâyet ederek bizi zarara uğratmıştır. Yine temsilcileri Avrupa'daki Türk işçilerine «Paralarınızı Türkiye'ye göndermeyiniz, MC paralarınızı çarçur edecektir, Milliyetçi Cephe Ortaklığı Türkiye ekonomisini felâkete götürüyor» diyerek devleti tahrip etmişlerdir. Ancak, bugün Sayın Ecevit iktidar olabilmek için devleti tahrip etmekten çekinmemiştir. Deyleti tahrip eden bu zihniyet insana ait prensipleri de tahrip etmiştir. Bu hükümet kendi içinde çelişkilidir. Bu hükümet tercihlerinde çelişkilidir. Bu hükümet tesbitleriyle hedeflerinde çelişkilidir. Bu hükümette ilk itirazın Hükümetin temel yükünü çekecek olan Cumhuriyet Halk Partisinden geleceğini hep birlikte göreceğiz. Sayın Milletvekilleri, eğer prensipleri değişmediyse ya Cumhuriyet Halk Partisi değişmiştir, veya Sayın Feyzioğlu değişmiştir. (Devamı Sayfa 10'da)

2 DEVLET YIL : 9 SAYI : OCAK 1978 SAYFA 2 "i /T umi ) lil SSSmSSti.-. %-'..-/ Bir sohbet anında, A.R. Septikağaoğlu, yüksek sesle, Başbakan'a, «Kardaşım Bülent Beg, sen herhal bizim Palulisin?» diye sorar. Bülent Bey'in tik'i bir iki attıktan sonra, hafif ve bıyıklarının bütününü kaplayan bir gülümseyişle, «Çok şakacısınız, sayın Septikağaoğlu.» Mukabelesinde bulunur. «Bırah kardaşım, ne şakası, sebebini sor da, maksadımı anlatayım.» «Peki sizi dinliyorum, sayın Septikağaoğlu.» «Efendim, bizim Palu'da, Mıstafa'- ya «Mısto», Salih'e «Salo», Mehmet'e «Memo» derler. Şimdi bahiyem, gazatalar, bütün Enkereliler, sana «Eco» diyiler. Hah, işte onin için, sen Paluli misin, diye sorduk, kardaşım, bana darilmiyesin.» Cümlenin sonu gelince, sohbette bulunanlar kahkahalarını tutamamışlar. «Eco» da az biraz kızararak gülenlere katılmış ama, bu çarıklı erkân-ı harbin ne demek istediğini bütün dikkatiyle anlamaya çalışmış ise de, lâfın ardını önünü kurcalamak istememiş. Yalnız, latifeye bir başka latifeyle cevap vermeyi uygun bularak, «Beyefendi, isimleri kısaltmak sosyete arasında şimdi moda oldu. Bundan dolayı bendenize, «Eco» diyorlar, ayrıca bu kısaltma benim halka yakın olduğumun da bir ifadesi değil mi?» demiş. «Haa, sindi anlıyam ki, bizim Palu, Kalû - belâ'dan beri «sosyaatik» imiş. İşte Sayın Ecevit'in kurduğu çağiçi kabinesinden bazı çizgiler. Hazret ne Duyuruyordu geçenlerde : Çağın gidişine, Türkiye'deki gelişmelere ayak uyduramıyan partiler, gittikçe zayıflayacak ve bir zaman gelecek ki çökecektir.» Tabiî bu sözleriyle AP.'nin falını güya okuyor. Bize kalırsa çok muhterem ortaklarından Feyzioğlu ile Sükan'ın partilerinin sonları ile dalga geçiyordu. Zahir onlar da çağdaş olmadıklarının farkına varmış olacaklar ki, palazlanmak için sayın çağiçi Ecevit'e ortak oldular. Ortaklar şimdi cicim ayındalar, yarın s... ayı gelince kimin çağı, kimin çarığına geçecek o zaman anlarız. Oğuz Atalay'ın çok sıkı C.H.P. muanzlığını hatırlayan yüksek dereceli bir memur, onun birden bire C.H.P. sempatizanı kesildiğinin psikolojik izahını yaparken, «Bunlar hasta insanlardır. Her an ifritle-tefrit arasında gidip gelirler.» diyordu. İzahına bir diyeceğim yok, lâkin «ifrat» kelimesini «ifrit»le karıştıran bu unvanı büyük memuru düşünürken, çağdaş Türkiye'nin okur-yazarlıkta ne kadar ileri gittiğini bir daha görmek beni memnun etti. Bu karışıklığa için için kızdığımı hissediyorum, benimki de lüzumsuzluk. Sadece ismini yazıp okuyanların Bakan olduğu bir dönemde, bu kadar ince eleyip sık dokumak niye? Biliyorsunuz, şoför ehliyeti almak için mutlaka ilkokul mezunu olup diploma almak lâzımdır. Duyduğuma göre bazı milletvekilleri, Trafik kanunundaki «ehliyet almanın şartlarından birisi olan İlkokul mezunu olmak» maddesini değiştirmek için bir kanun teklifi hazırlıyorlarmış. Gerekçeleri de, «hiç bir diplomaya sahip olmayanların bakan olduğu çağdaş Türkiye'de, vatandaşa sırf eziyet olsun diye ehliyet imtihanında ilkokul diploması aramak lüzumsuzdur.» Bu konun teklifi meclise geldiğinde bakalım CHP.'nin görüşü ne olacak? Pek Sayın Başbakanımız diplomanın faziletini övecek mi dersiniz? Hiç sanmam, hazretin kendisi de yüksek tahsilli olmadığı için bakanların tahsiline pek ehemmiyet vermiyor. Farkında mısınız, Bakanların tercüme-i halleri okunurken, yanlız Başbakanın hayat hikâyesinde, «askerliğini yedek subay olarak yaptı» ibaresi geçti. Sanki diğerleri asker kaçağı imiş gibi. Onlarınkinden bahsedilmedi. Yoksa yedek subay tabiri ile Başbakanın yüksek tahsilli olduğu imajı mı halka verilmek isteniyordu. Eğer böyle ise, Sayın Ecevit'in hangi duyguları kıdıklandı acaba? Oğuz Atalay, bu hükümetin mimarı ve teminatı olduğunu gazetecilere söylemiş, onlar cfa yazdılar, tekzip etmediğine göre doğrudur. Bütün milliyetçiler CHP.'nin yapacağı zulmün hesabını Atalay'dan soracaklar, sormalılar. Ekmeğinden, işinden edilen her milliyetçi - ülkücü memur, Oğuz Atalay'a mektup yazarak, telgraf çekerek, telefonla veya bizzat görüşerek mesuliyetinin icabını yerine getirmeye davet edilmelidir. Şimdiki Devlet Bakanlarımızdan biri vaktiyle belediye reisiymiş. Hemşehrilerinden birini yanına alarak Ankara'ya gelmiş. Lüks otellerden birine misafir olmuşlar. Odalarına çıkarken asansöre binmişler. Asansörü ilk defa gören hemşehrisi, Reise sormuş: Reis Beg, bunun adi nedir? Hasenesördür. Cevaptan bir mana çıkartamayan adamcağız, «Reis beg, vallehî ben bir şey annamadım.» demiş. Buna fena halde sinirlenen Reis Beg, Ula, annamiyecek ne var. Hasenesor diyorum. Öteki başını sallaya sallaya gene anlamadığını ifade ederek, He gurban, Reis Beg, neye gızısan. Sen bilmesen, fukara Hasan nerden bile bunun adını? Ula sen de amma gafasızsın ha, demiş Reis Beg. Lâftan heç annamisen. Şimdi Hasen nerden çıktı? Köylü saf saf, vallah Hasenin nerden çıktığını ben bilmem, ha ben bu bindiğimiz makinenin adini soriyem. Reis yüksek sesle : Hasenesor, hasenesor!» derken, asansör işaretlenen kata gelmiş. Hemşehrisi bu makinenin ismini nasıl olur da Hasan'ın bileceğine bir türlü akıl erdirememiş, işin içinden çıkamamış. Bunlar Ecevit'in çağiçi olan kabinesinden bazı çizgiler. Kim bilir zaman geçtikçe mizah edebiyatımız ne eksantrik hikâye ve fıkralarla süslenecek... f TÖRE - DEVLET YAYİNLARİ \ geza gardonyi BU KİTABI OKUDUNUZ MU? Her Ülkücünün Mntlaka Okuması Gereken TA'RİHİ ROMAN" Büyük Hun İmparatoru AÎ'lll. nin ROMA'VI OİZE GETİRİŞİ TÖRE DEVLET YAYINEVİ VARKEN TÖRE DEVLET YAYINLARI OKUNUR. w< İ * m a I Meclisten Notlar. Geçen hafta Ecevit hükümetinin programı tartışıldı ve güven oylaması yapıldı. 229 kabul oyuna karşılık 218 red oyu alan Ecevit'in renkli kabinesinin kuruluş hikâyesine girmeyeceğiz. Sadece güven oylaması sırasında yapılan bazı konuşmalar, gösterilen tepkiler ve kulislerde söylenenlerden bahsedeceğiz. YANLIŞ MEVZİDE BİR CHP'li Son söz milletvekilinindir hükmü gereğince, Ecevit'in arkasından CHP Yozgat milletvekili Mevlüt Güngör Erdinç söz aldı. Erdinç gerçekten güzel sözler söyledi, öz itibarıyla milliyetçi bir konuşma yaptı. Partilerle ilgili kısmı çıkınca geriye millî şuur ve millî ülkü kalmaktadır. Bu konuşmadan bazı bölümleri aynen alıyoruz : «Türk Milleti bir bütündür. Hepimiz her karış toprağı şehit kanlarıyla kutsallaşmış, bu toprakların Türk-Müslüman evlatlarıyız.» «... Millî birlik ve beraberliğimizi zedeleyici mezhep ayrılıklarına hiç iltifat etmeden millî birliğimizi daha da pekiştirmeliyiz. Asgari müştereklerimizin olması, Türk Ulusunun var olması için şarttjr. Bunun için bölücü değil, uzlaştırıcı; kırıcı vo çatıştırıcı değil barıştırıcı olmalıyız.» «Haındolsun Türk Milleti her türlü kötülüğü ve tehlikeyi yenebilecek seviye ve seciyeye sahiptir.» «Millî bütünlük inancı, ortak ülküler etrafında eğitim görme olanakları ve milletçe topyekün kalkınma heyecanı yitirilmiş; Türkiye, sosyal bunalıma sürüklenmiştir.» «Değerli arkadaşlarım, İslâm dinî gelişmeye ve her türlü alanda ilerlemeye, toplumun bütünlüğünü ve manevî düşüncesini artıncf niteliklere sahip yüce bir dindir. Yüce dinimizin zedelenmemesi için, dinin mutlak surette siyasetin üstünde tutulması şarttır.

3 DEVLET YIL : 9 SAYI : OCAK 1978 SAYFA 3 MHP Milletvekilleri kanun teklifi verdi: «Devlet güçleri, madenlerimiz için seferber olmalıdır.» Milliyetçi Hareket Partisi Konya Milletvekili İhsan Kabadayı, İstanbul Milletvekili Nevzat Kösoğlu, Sivas Milletvekili Ali Gürbüz, Kayseri Milletvekili Mehmet Doğan ve Elâzığ Milletvekili Tahir Şaşmaz Millet Meclisi Başkanlığı'na bir kanun teklifi vermişlerdir. Hayati öneme sahip madenlerimizin kamulaştırılması hakkındaki kanun teklifinde ayrıca gerekçeye de yer verilmiştir. Özellikle, dünya ekonomisinde önemli bir yeri olan, fakat Türkiye'den başka dünyanın çok az yerinde bulunan bor tuzlarının işletilmesiyle sağlanacak kazanç üzerinde durulan gerekçe özetle şöyle denilmektedir: «Millî egemenliğimizi sürdürebilmemiz, yurt savunmasını yeterli bir hale getirebilmemiz ekonomik kalkınmamızı gerçekleştirmeye bağlıdır. Ulusal refah da aynı doğrultudadır. Bu esaslar ışığında; vadettiği yılda 3-4 milyar liralık döviz geliri dolayısıyle, yüz milyarlarca lira değerindeki bor tuzları Hazinemiz için küçümsenmeyecek bir kaynaktır. Bu sebeple, Senato Araştırma Komisyonunun da kabullendiği «500 yıllık mâkul ve mütemadi gelir vadeden çok geniş bir ticari elverişlikte rekabet mesuniyeti halinden yararlanmak da, vazgeçilmez bir ekonomik kalkınma imkânı olur. Yine kesinlikle bilinmektedir ki, bor tuzlarının ticareti bir dünya monopolünün elindedir. Bu monopolün ticareti hakimiyetini sürdürmek için nerede ve nasıl bir rekabet oyunu oynıyacağını kestirmenin kolay olmayacağını önemle dikkate almak gerekir. Bu durumda, etkenliğindeki kesinlik Senato Araştırma Komisyonunca da teyidolunan doğal üstünlüklerimize dayanarak bu konuda bir ticaret rekabetine girişmek ve bunun gerektirdiklerini derhal yerine getirmek de millî bir görev olmaktadır. mmmanmamamm Bu rekabetin başarıyla yürütülebilmesi için öncelikle Devlet güçlerinin tamamının destek olması gerekir. Bunun sağlanması için de, hiçbir politik görüş ve davranış sürtüşmesine yer verilmemesi gerekir. Konunun matematik bir kesinlikle türlü ekonomik ve politik doktrinin üzerinde, millî bir karakter oluşu da bunu zarurî kılmaktadır. Bu dünya tekelinin sermaye, bilgi ve tecrübe alanındaki gücünü küçümsemeden bu ekonomik hedefe çok etken bir millî güç ile varmaya çalışmak gerekir. Böyle bir amaç ise ancak; Bor tuzu kaynaklarımızın işletilmesinde yabancılara, Türk tüzel kişisi içinde dahi kanuna dayalı haklar vermemek, iç rekabeti kesinlikle önliyerek, ihracı tek elden ve kudretli bir örgütle yürütmek, havzalar halinde rasyonel bir üretim yapmak gibi temel ilkelerin uygulandığı bir yönetim düzeniyle gerçekleşebilir. Bu da bor tuzu kaynaklarımızın kamulaştırılmasına bağlıdır. Uluslararası ticarette genellikle hammadde ihracına dayanmaktayız. Yabancı ülkelere gönderdiğimiz emek gücünü ise tekrar ve daha pahalı olarak satınalıyoruz. Bunlar uygun ticaret imkânı vadeden bütün maddelerimizden, özellikle bor tuzlarından en üstün seviyede yarar sağlamanın önemini daha da belirgin hale getiren gerçeklerdir.» Kanun Teklifi Aynen Şöyledir : HAYATİ ÖNEME SAHİP MADENLERİN KAMULAŞTIRILMASI HAKKINDAKİ KANUN TEKLİFİ MADDE : 1 Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, gerçek veya tüzel kişilerden birinin ya da bir kaçının yaptığı işletme hakkı verilmesi taleplerini, aşağıda ki şartların varlığı halinde (2) nci madde hükmü gereğince reddeder: a) İşletme hakkı talebine konu olan maddenin : Ulusal savunma, ekonomik ve toplumun zorunlu ihtiyaçlarından biriyle ilişkili olması, b) İşletme hakkı talebine konu olar. maddenin, kabulü mümkün uzun süreler içinde dahi tamamen üretilmesi mümkün olmayacak kadar büyük bir rezervle, aynı maden yatağında veya metaliojenik bir bütün olarak birden fazla maden yatağının teşkil ettiği belli coğrafi sınırlara sahip bir havza içinde bulunması, c) İşletme hakkı talebinin reddine konu olan maddenin, Devletin tam ve kesin kontrolünü gerektirecek önemde büyük çaplı kâr veya zarar ihtimalleri yaratacak nitelik ve niteliklerde olması, ç) İşletme hakkı isteyenlerin, iç veya dış ticarette «Tekel» yaratmış olması veya bu nitelikte olan kuruluş ve küslerle bağlantı kurmuş bulunması, d) Maden Kanunu kapsamındaki bor tuzları ve (a,b,c, ve ç) fıkralarında gösterilen şartların tümüne birden sahip bulunduğundan öncelikle ve derhal bu kanunda öngörülen işleme tabi tutulacaklardır. MADDE : 2 Birinci madde uyarınca reddolunan işletme hakkı taüpleri için, buluculuk hakkının tesbitinde uygulanan usule göre, işletme hakkı talebinin reddi tarihine kadar yapılan arama, geliştirme ve üretme masraflarının, cevher satışı ile karşılanmayan kısmı peşin olarak ödenir. Ayrıca her türlü buluculuk hakkını karşılamak üzere, masraf olarak tesbit olunan meblağın tamamı tazminat olarak peşin ödenir. MADDE : 3 Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, ikinci madde uyarınca kamulaştırdığı maddelerin, ulusal çıkarları sağlıyacağında hiçbir kuşku bulunmayan ve yabancılarla ilişkisi olmayan bir kamu işletmesi düzeniyle değerlendirilmesini sağlar. MADDE : 4 Bu kanun yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer. MADDE : 5 Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür. Diyanet İşleri Başkanlığımızın eylemlerini etkili bir biçimde yerine getirmesi bakımından, din adamlarımızın da halkımızı, din, ahlâk ve maneviyat yönünde oluşturması bakımından gereken desteği göstermesi gerekmektedir. Toplumdaki üstün yerlerinin ve kutsal görevlerinin bilincine varan, millî birliği ve toplumsal huzurun sağlanmasında, kendilerine düşen görevi gerektiği gibi yerine getiren din görevlileri hükümetten özledikleri ve gözledikleri desteği görmelidirler. Vekil İmam-Hatiplerin yılan hikâyesini andıran kadro intibakları mutlaka yapılmalı, tüm din görevlilerinin maddi ve manevi huzurunu sağlayıcı tedbirler mutlak surette alınmalıdır.» «... millî bütünlüğün, millî tarih şuuru- nun, millî ve manevi değerlerin yeniden dirileceğine güvencemin tam olduğu için, kardeş kavgasının olmasına fırsat verilmeyip anaların ve bacıların gözyaşlarının dökülmeyeceğine inandığım için, kaynayan bir yara uluslararası bir sorun olmakta devam eden Kıbrıs çıkmazının Ada Türkleri lehine en iyi biçimde netice bulacağına inandığım için ak oyumu, kutsal oyumu sayın Ecevit hükümeti için kabul olarak kullanacağım.» Partilerle ilgili bölümlerini çıkınca öz olarak yukardaki ifadeleri kalan sayın Erdinç'in ağzına pek yakışmayan uydurma kelimelere özenmesi elbette CHP'de bulunmasının bir sonucudur. Yukardaki sözleri savunanlarla, CHP yöneticilerinin ve militan kuruluşlarınırl okulda, fabrikada, devlet kurumlarında, sokakta hasılı her yerde mücadele verdiğini bilmeyen kalmamıştır. Ama parti gürültüsü^arasında Sayın Erdinç'in çok açık bir zıtlaşmayı göremediğini tesbit etmiş bulunuyor, bunun için de yanlış mevzideki adam olarak tarif ediyoruz. Bu konuda işin esasına ait taze bir örneği vermek isteriz. Aynı gün Ecevit tenkitleri cevaplandırırken, okul kitaplarındaki, millî tarihe, millî kültüre dönüşü temsil eden ve 1976 yılında okunmaya başlanan kitaplardan şikâyet etmekte, ve aynen şöyle demektedir: «Bu programda, her türlü düşünceye, en geniş özgürlük tanıyan, insanları, gençleri, daha çocukluk çağından tek bir dü-

4 DEVLET --YIL : 9 SAYI ;: OCAK 1978 SAYFA 4 JgRŞEjSKOsKHK m nüm Köprülü Fazıl Ahmet Pasa'nın ruhundan af Olayı duymuşunuzdur. Sayın Ecevit hükümetinin Ticaret Bakanı Teoman Köprülüler, koltuğuna oturmak üzere, bakanlığa gittiği gün, odasına bile girmeden, merdivenin sağ ve soluna 1934 yılında rahmetli Atatürk'ün emriyle asılmış bulunan tarihi ve sanat değerleri çok yüksek, Ergenekon 1 ve Ergenekon 2 isimli büyük boy yağlı boya tabloları indirtmiştir. İddiaya göre bu şaheserleri bilahere yırttırmış, bakanın kendi açıklamasına göre de, resimleri anbara attırarak, yerlerine Atatürk portresi astırmıştır. Bazı, aklı evvellerin, meşhur olabilme sevdası ile, ipe sapa gelmez şeyler yaparak, gazetelere ve T.R.T.'ye konu oldukları dünyamızda, mukaddes Zemzem kuyusunu bile idrarları ile kirletme soysuzluğunu gösterene rastlandığından, biz de, ilkinde Teoman Köprülülerin marifetini umursamamıştık. Fakat ikinci gün bakanın gazetelere verdiği beyanatta, (Ben Kurttan da Korkmam, aslandan da korkmam...) diye merdi kipti misali şecaatini arz edişi, arkasından da, kendisinin milletimizin övünç sebepleri, büyük şehidimiz KÖPRÜLÜ ailesinden geldiğini söyleyişi üzerimizde şok tesiri yaptı. Hakikaten iddia ettiği gibi Bay Teoman tarihi Köprülü soyundan gelmekte ise (İnşallah değildir.) yaptığı hareket milletimize saygısızlığın yanı sıra, ecdadına da isyan ve ihanet olarak kıymetlendirilebilir. Cenabı Hakkın, tarihte şerefli yerler almış bir çok kahramanın neslini ne sebeple münkariz ettiğimin sebebi de bu dileriz. MEHMET YUSUF ÖZBAŞ olalya anlaşılmış olur. Evet, Ulu Tanrı bu suretle, büyük kahramanların şerefli hatıralarını, torunlarının küçükleri ile gölgelememeyi murat etmiş olabilir. Sayın Başbakan Bülent Ecevit, yurttaşlar arasında bir barış ve kaynaşma havası yaratmak iddiası ile bu hükümeti kurduğunu ilân ederken, kabinedeki bir bakanın, ustasının arkasından dil çıkarıp, nanik., yapan, arsız çıraklar gibi, daha işin ilk safhasında başkasına çelme atışı, yeni hükümet, daha doğrusu bütün millet hesabına, büyük bir talihsizliktir. Atalarımızın - sarımsağı bile gelin yapmışlar kırk yün kokusunu gizlemiş şeklindeki sözlerini bile tekzip eden bu acemilik ve acelecilikte bizler bir bakan icraatı değil bir suikast tedbirsizliği görmekteyiz. Merhum Atatürk'ün resimleri, makamlarda, şeref köşelerinde Türk bayrağı yanında yerlerini almış bulunmaktadır. Merdiven başlarına Atatürk portresi asmak usul değildir. Hem de indirilen tablolar bayağı süs eşyası değildir. Atatürk' ün hediyesi olarak, onun emir ve işareti ile 44 yıldan beri oradaki yerini muhafaza etmekte ve Türk'ün yaşama azmini dile getirmektedir. (Zırva tevil kabul etmez..) derler. Atatürk'ün düşünce ve emanetine ihanet edenlerin, suçlarını Atatürk'ün Portresini perde yaparak gizlemeleri imkânsızdır. Memleketimizin sulh içinde kalkınması, birlik ve beraberliği en çok milliyetçileri sevindirir. Milliyetçilerin particiliklerinin sebebi de bu olduğundan, bu esbabı hangi parti veya hükümet hazırlarsa onu can sl^^^^^k^bs^gs^ Bir kerre, MHP, AP içinden kimseyi, hele bu 13 kişiyi gel de beraber bir marifet edelim diye çağırmamış ki, kurt sesi diyerek karalanmak istenen MHP'nin davetine uyulmamış olsun. Kendisinin yandan alkışlar. Bu yüzden sayın Ecevit'in kardeşliğin ve barışın acele sağlanması vaadinin tahakkuku, dolayısı ile hükümetin başarısı hepimizin müşterek arzusudur. Yalnız bu arzunun tahakkuku için, ekibin birlikde çabası gerekir. Biri yaparken diğerinin torpillemesi, başarı ümidini baştan yitirtir. Birlik ve kaynaşma, küstürmekle, zirzoplukla sağlanamaz. Zira yapılan harekette hangi taraftan bakılırsa bakılsın, barıştırıcı, tümleyici bir nokta görülemez. Donkişot gibi, kahramanlık belgelemek için yeldeğirmenlerine saldıranlar, ancak gülüş toplarlar. Bu gün milliyetçiler, yerine, milliyetçilik tablosuna saldırmayı, kurttan korkmadığına kanıt gösterenlerin, yarında Aslandan korkmadığını isbat için. Birlik partisinin tabelasına veya Acem elçiliğinin bayrağına saldırdığını görmek olağandır. Tablolar muhakkak yerlerine iade edilecektir. Hatta imha edilmiş olurlarsa yenileri yapılmak suretiyle Fakat gönül arzu ederki bu jesti, yarınlar beklenilmeden bu günden, Sayın Ecevit göstersin. Onun samimiyet ve Ferasetini izhara bu nahoş olay bir bahane yapılsın. Ticaret bakanımız, hayatı ucuzlatma kampanyasına, kahramanlıkları ucuzlatmakla başlamış oldu, böyle giderse telekslerin de yardımı ile yaptıracağı bir pahalılık ejderhasının tablosunu, Ulus meydanında yaktırmak suretiyle milletimizi yokluk afetinden kurtarma hünerini de gösterir ve dünya devlet adamlarına da misa! olur. Sel ne kadar bulanık olursa olsun muhakkak gidecek, kum kalacaktır. Fakat Teoman Köprülüler'in icraatı, Fazıl Ahmet Pasa'nın şahadetinden sonra köprülerin altından ne kadar sular gelip geçtiğini göstermesi yönünden çok manâlıdır. Bunu, ticaret bakanının gazetelerde çıkan güleç pozları da göstermektedir. Şayet o resimleri görmemişseniz eski gazeteleri bulup bakmanızı bilhassa, salık veririm. Eğer, Teoman Köprülüler, iddia ettiği gibi büyük Şehit Fazıl Ahmet Pasa'nın soyundan ise, merhumdan, torununun yaptığı büyük kabahat sebebiyle af dileriz. H şünce kalıbına zorla sokmaya, dökmeye kalkışmayan, gerçek ve insanca bir demokrasi anlayışı vardır.» Demekki, ilkokuldaki, ortaokuldaki veya lisedeki çocuklarımız, millî kültür değerlerine bağlı olarak değil, istedikleri yöne gidecek şekiide yetiştirileceklermiş. CHP Yozgat milletvekili Mevlüt Güngör Erdinç, «..millî bütünlüğün, millî tarih şuurunun, millî ve manevi değerlerin yeniden diriltileceğine» güvendiği için kabul oyu verirken, hükümet programındaki millî ve manevi değerleri öğretmeyi gaye edinen ders kitapları hakkında neler yazılıyor. Birlikte okuyalım : «Son yıllarda yaygınlaşan çağdışı ve ulusal birliği sarsıcı ders kitapları kaldırılacaktır.» Tabii esas maksat gizlendiği için, «ulusal birliği bozucu» yutturmacası eklenmiş. «Çağdışı» lık meselesine gelince, işte onlar, CHP Yozgat milletvekili Erdinç'in «Dirileceğine inandığı» değerlerdir... iyi niyet dolu, yapıcı konuşmasına, Ecevit saldırgan bir üslupla cevap verdi. Daha doğrusu cevap vermedi de, saldırılarına devam etti. Şairliğinden gelen bir «Kafiye aşkı» olacak ki, konuşmasında bir tekerleme, kafiye yakaladı mı, siyaset hesapları bir kenara itiliyor, heyecana gelerek basıyor kafiyenin üzerine.. Ecevit hükümetin kuruluşunda ahlâksızlık bulunduğu yolundaki tenkitlere cevap verirken, AP'den ayrılan 13 kişinin «Kurt sesine değil, insan sesine uyduklarını» söyledi. Bu sözün ne herhangi bir manası var. Ne de siyaset bakımından akılla izahı mümkün., bir. İkincisi, kendisini insan sayan, kendi dışındakileri insanlıktan azleden bir zihniyetin ne kadar insanlıktan nasibini aldığını fazlasıyle düşünmeye ihtiyaç yoktur. Kendi insanlığı, kendi beyanından menkul kişiye ne demeli... Ecevit böylesine kafiye aşkıyla tozu dumana katarken, MHP sıralarından Somuncuoğlu, «Amma da seviyesiz konuşuyor. Ne akılsız adammış. MHP sözcüsü biraz önce, doğru yolda oldukları sürede destekliyeceğiz, demişti, Onu da tepti.» deyince. Hemen bitişik olan CHP sıralarından «Biraz akıl verin de, Ecevit kuüansm» cevabıyla karşılaştı. Bunun üzerine Somuncuoğlu, «Biraz önce bizim gurup sözcüsü akıl verdi ama, alamayınca ne yapalım.» deyince CHP'liler tartışmayı bıraktılar. Kafiye aşkına bir çuval inciri berbat eden, Ecevit'in 13 başlı ağır mesuliyet ; er

5 DEVLET YİL : 9 SAYI : OCAK 1978 SAYFA 5 J tt*z^tt*&:&*v>$&$&& olaylar düşünceler yorumlar Ecevit Hükümet programını Mecüslerde okudu. Bir kısmını Televizyonlardan biz de seyrettik Programın girişi tam bir ihtilâl bildirisi gibiydi. Gerek ifadeler, gerekse ses tonu bakımından bunu hissetmemek mümkün değildi. «Ağır bir bunalımdan esenliğe çıkış umudu olarak...» gibi ifadelerle başlıyor ve ayni ifadelerle son buluyordu Bir tek şe yeksikti : Örfi İdare bildirilerinde yer aîan «Kapattım» ifadesi... Program/n asayişle ilgili Program ve üven Oylaması bölümlerinde eski hükümete ve bilhassa milliyetçilere şiddetle çatılıyordu. Suçlamalar çok a- ğırdı. Millî birliği ve sulhu temin edeceğim, bir partinin değil milletin hükümeti olacağım diye yola çıkanların hükümet anlayışında en küçük bir sulh ümidi bulamadık. Hep eski kafa, hep eski iddialar... Hükümet programlarında bulunması mutad olmayan suçlamalar, kin ve husumet ifadeleri, daha işin başında Ecevit Hükümetine «Cephecilik» isnadının yakıştırılmasına kâfi gelmektedir. Vaadler faslı tamamen hayâl mahsûlü temennilerle doldurulmuş, Neyin nasıj düzeltileceğine, meselelerin üstesinden nasıl gelineceğine dair programda bir ipucu bulamadık. Dertler sıralanmış, karanlık bir tablo çizilmiş ama çözüm yok. Hiçbir yol gösterici işaret yok. Tedbir yok. Programa bakarsanız; sihirli bir değnekle asayiş de, dış güvenlik de, Kıbrıs meselesi de, dış ödemeler de, döviz sıkıntısı da, enflasyon da bir çırpıda önleniveriyor. Ama nasıl? O belli değil... Programda yer alan, bizim ve bizim gibi herkesin de katılacağı bazı iyi temennilere gelince; henüz güvenoyu almamışken CHP'li Bakanların giriştiği kanunsuz kıyım hareketlerine bakarak bunlara inanmanın mümkün olamıyacağı anlaşılmaktadır. İşaretler şimdiden bellidir. Güvenoyundan sonra neler yapılacağı da gün gibi meydandadır. Programda «Dev- (let dairelerinde parti rozetine yor; CHP'li Ticaret Bakanının ilk işi parti rozetine göre memur ve işçi kıyımına girişmek, fabrika kapatmak, hatta hızını alamıyarak sanat eseri katletmek... Programda» Okullara, dernek rozetine göre giriş çıkış kaldırılacak» deniliyor; prog ramın okunduğu gün İstanbul Teknik Üniversitesine milliyetçi öğrenciler sokulmuyor ve polisin gözleri önünde kurşunlanıyor. Programda «Güvenlik en kısa zamanda sağlanacak» deniliyor; hükümetin işe başladı- Devamı Sayfa 8'de Kirli Havanın Altında İCRAAT Karganın biri, sırf iyilik olsun diye kirler içinde yüzen bir çocuğun kafasındaki bitleri kırmak istemiş. Ayaklarıyla saçlarını aralayıp gagasıyla derisine yapışmış şişkin bir bite hücum etmiş. Çocuğun kafası yarılmış. Karga, yüzüne aşağı sızan kanları gösterip : Bakın., demiş, biti görüyor musunuz?. Ne kadar çok kanını emmiş çocuğun. YANAK DANSI Biz ileri bi r«ulus» olduk dostlar.. Teşhir sanatında çağlar üzerinden sıçrıyoruz inanın.. Fonda «karam» şarkısı, sahnede hergün saat 20'de yanak dansı!. Seyir bedava!. En azından bir saat kahkaha tufanı.. Buyrun ekran başına!. SUÇ Sakın haa?. Devlet güçlerine yardımcı olacağız diye bundan sonra banka soyguncularının, ülkücü kırıcılarının eşkâllerini, kaçtıkları yeri tarif edip, göstermeyesiniz.. Çünkü, devletten yana çıkan her düşünceyi «faşizm», herkesi «komando» olarak niteleyen zihniyet devlet damının tavanına sıçradı. Kazara ağzınızı açarsanız, sürünürsünüz. Eşkiyânın L biçimli saçını sakalını, mundar suratını ayna gibi görseniz de, «vallahi billahi görmedim» diyeceksiniz!. Ülkücü bir genç kanlar içinde ayağınızın dibine serilse bile, «vallahi billahi farketmedim» diyeceksiniz!. Şehir komitacılarının attıkları kurşun kolunuzu bacağınızı delip geçse bile, «vallahi billahi değmedi» diyeceksiniz!. Komandoculuğun sırası diği şimdi!. 36. BAKANLIK Tartışmalı oturum!. Katılma hakkı herkesindir!. 36. Bakanlık kimde?. Koç-Sabancı Holding'de!. Amerika'da!. Rahşan Hanım'da!. ANARŞİ Anarşi Tezgâhlı Kabinece önlenecek!, Tamamen önleneceğine inanmıyorum ama kısmen önlenebilir.. Şimdiye kadar tezgâhladıkları anarşinin şartelini indiriverirler olur. Ama kaçak yaparsa yarısı sürer!. ARAMA Ankara'da ülkücü öğrencilerin kaldığı site yurdu arandı!. Hem de ne arama.. Gün Sazak'ın gümrük memurları kaçakçı tırları, şilepleri nasıl aramışsa öyle hem de.. Gece ve gündüz süren operasyonun seyri şöyle : 1. Bütün öğrenciler dışarıya çıkarıldı. (Sıcaklık Moskova ile aynı seviyedeydi o gece.) 2. Seçilmiş polis timleri içeriye girdi. (Tamamı, Tezgâhlı Kabinenin güven oyu Kalem KEBİROĞLU * aldığı gece, şerefine havaya ateş edenlerden müteşekkildi.) 3. Birinci arama tamamlandı. (Dolaplar kırılarak, hertaraf cihazlarla didik didik edilerek) Tim şefleri aramayı yöneten kodamanın karşısına geldiler: Maalesef birşey bulamadık beyefendi.. Nasıl olur be?. Bulmanız gerek.. Ama yok ki beye.. Kes!. Yeniden arayın!. 4. İkinci arama takviye edilmiş timlerce hela deliklerine kollar sokuluncaya kadar geniş tutularak tamamlandı. Gene birşey yok!. Yok beyefendi.. Defolun!. Herhangi birşey buluncaya kadar aramaya devam edeceksiniz!. 5. Polislerden birkaçı kendi anılarında fısıldaşıyorlardı: İşe bak yahu!. Çattık!. Hem de nasıl! Evde çocuk hasta yatıyor. Dünden beri buradayım.. (Aramanın yirminci saati dolmak üzeredir) Ne yapacağız?. Bir fikrim var!. Anladım.. Hadi!. Şef karargâhına doğru birileri koşuyor : Bulduk!. Bulduk!. Eoreka!. Bulduk!. Eoreka beyefendi!. Koşanların ellerinde birer tabanca!. Toplam iki tane!. Eh, bu iş de bitmişti nihayet.. Çoğunun yanına gidebilirdi artık polis arkadaş!.

6 (Geçen Sayıdan devam) Milliyetçiliğe karşı yazılmış, milliyet çiliği baltalamak için yazılmış olan, İslâm ırkçılığı menetmiştir diye elimde bir kitap vqr. Vaktiyle bu Arap harfleriyle, eski harf lerle neşredilmişti. Ahmed Naim Efendi'nln dlr. «İslâm'da davayı kavmiyyet» tir asıl ismi bunun sonra bunu sadeleştirmişler : «İslâm ırkçılığı menetmiştir» diye yayınla mışlar. Güya milliyetçiliğin İslâmiyet'e mu halif olduğunu, mugayir olduğunu ispat edecekler ama, Allah razı olsun, sağolsunlor, İsfâmiyete göre milliyetçiliğin caiz ol duğunu ispat edebilmek için, bize bir çok malzeme vermişler, yardımcı olmuşlar, ben de bazı kısımlarını arzedeyim. Bir ha dîs-i şerîf war onu almış : «Kardeşine za lim olsurt, mazlum olsun yardım et.» Şim di bunun izahını yapıyor, diyor ki : «Türk' ün yardıma muhtaç ve sizlerin irşat him metine hakikaten muhtaç olduğu inkâr edilemez. Türk'ü bundan sonra da zarara sevkedecek yorgunluklara bırakıp, dünya ve ohiret saadetini düşünemeyecek hale getirmek Hak'ka uygun değildir. Onun iç timaî, sosyal hallerini yükseltmek verim kuvvetini çoğaltmak, maneviyatını takviye etmek, iyi hasletlerini çoğaltmak, kötü hasletlerini gidermek cidden takdire de ğer. Allah ve insanlar katında makbul ve güzel bir iştir. Buna ulaşmak için diline hiz met etmek, edebiyatını ruha gıda vere cek hale getirmek, ilmî ve amelî kuvvetini artırmak pek mübarek bir vazifedir. Hatta bu vazifede aslen Türk olmadığı halde Türk lisanı ile konuşan diğer müslüman kardeşlerin de size yardıma koşması dinî bir vazifedir. Nitekim bizim yaptığımız başka bir şey değildir.» Kendisi Türk de ğil, bizim de yaptığımız budur diyor. Türk' ün diline, içtimaî durumuna, edebiyatına, susuna busuna hizmet etmek, onun yük selmesini temin etmek sadece Türk'lere değil! Türk vatanında olan başka millet ten, başka ırktan olmasına rağmen Türk dilini konuşan herkesin de dinî bir vazife sidir diyor. Peki bizim dediğimiz nedir? Bizim milliyetçilik dediğimiz bunun hari cinde birşey midir? Biz de diyoruz ki hep elele verelim de dilimiz, dinimiz, örfümüz, adetimiz, sınaî kalkınmamız, sosyal duru mumuz vs. miz yükselsin. Bunu yükselte lim. Güya milliyetçiliğe karşı yazılmış olan bir kitapta bile adam, üstelik kendinin Türk olmadığını da belirtmek suretiyle, bunu yazmak lüzumunu duymuş. vimlerine zulmetmesinler.» diyor. Bakın ne kadar güzel. Ben belki milliyetçiliğimi, fikrimi bu kadar güzel ifade edemem. Bir kimsenin, diyor, Türk'üm demesi hiç bir zaman günah olmaz, Türk'ün ticaretine, sanatına, kalkınmasına, vs.'ne yardım et mesi, çalışması da dine uygun olur. Hatta şu âyet-i kerîmeye göre bunu teşvik bile ederiz diyor, «Ta ki, diğer müslümanlara zulmetmesinler.» E, şimdi ehli insafa, ehli vicdana sormak lazım : Türk Milleti asır larca diğer müslümanlar tebaası iken; müslümanları bırak, gayrî müslimler asır larca kendinin tebaası olarak kaldığında (bırak müslümanı) hangi gâvura zulmet miştir? Tebaası olan kâfirlere dahi zul metmiş midir? Tarihte şahit midir? Ha kikaten biz tebaamız bulunan, idaremiz al tında bulunan Araplara, Acemlere ve di ğerlerine müslüman oldukları halde, aynı dinden olduğumuzu düşünmeyerek, zul metmiş olsaydık, onları ezmeğe kalksaydık bugün bize diyebilirlerdi ki, «Arkadaş siz vaktiyle de İslâmiyet şudur budur de diniz, taa Mısır'dan gittiniz hilâfeti de ge tirdiniz, Mukaddes Emanetleri de getirdi niz ama, İslâm kardeşliğini tanımadınız, diğer müslüman milletleri inim inim inletti niz, ezdiniz. Bugün yine Türk milliyetçiliği felân diyorsunuz, yarın elinize fırsat ge çince aynı şeyi yapacaksınız.» ve biz de boynumuzu bükerdik, hak verirdik onlara. Ama tarihte sabit değil. Biz en küçük şe kilde, hatta zaman zaman bize başkaldır dıkları, belki düşmanlarımızla işbirliği yap mağa kalktıkları zamanlarda dahi, hiç bir zaman diğer milletlerden olan müslüman kardeşlerimize kötü gözle bakmamışızdır, bakmayız, hiçbir zaman hiçbir Türk de bunu düşünmemiştir, aklından geçirmemiştir. Bugün Türkiye'de dinî, diyaneti, dev leti, milleti, herşeyi ortadan kaldırmağa gayret eden komünist anarşistlerin ekse risi, liderleri Filistin Gerilla Kamplarında eğitim gördüler. Bu hakikat meydanda iken, oradaki üçbeş komünist, sosyalist idarecinin günahını, kusurunu, bu yaptığı hatayı hiçbir zaman bütün Arap âlemine, İslâm âlemine teşmil etmek, onları itham etmek aklımızın ucundan bile geçmez, geçmemiştir. Araplarla İsrail harbederken, hiçbir Türk milliyetçisi mevcut değildir ki, Müslüman Arapların muzaferiyeti için, ga libiyeti için dua etmemiş, gece yarılarına kadar radyoları takip etmemiş olsun. Bu mümkün değil. Bir diğer hadîs-i şerifi almış : «En ha yırlınız aşiretini müdafaa edendir. Lâkin Şeriat'a aykırı müdafaa edip de günaha girmemek şartıyla.» Yani dine uygun olma yan bir işte değil de, kötü olan bir işte de ğil de; dinimize uygun olan, hayırlı görü len, Cenâb-ı Hak'kın emretmiş olduğu bir işte, bir meselede aşiretinize yardım et miş olmanız en güzel şeydir. Sizin en ha yırlınız aşiretine yardım edendir, diyor. E, peki, bu hadîs-i şerifi alıyorsun, bunu ko yuyorsun ortaya, ondan sonra da: «Efen dim milliyetçilik yoktur» diyorsun. E, nasıl olur? Ortaya koydukları fikirlerle şu aldık ları hususlar birbirine taban, tabana zıt. «Türkçüler öğünmek kastı olmaksızın yal nız biz Türküz demekle hiç bir günah iş lemezler. Türk diline, edebiyatına, sanatı na, ticaretine hizmet ederlerse fevkalâde bir iş görmüş olurlar. Dinî hakikatleri ay nen bizim yaptığımız gibi Türkçe olarak yaysınlar.» diyor ve şu âyet-i kerîmeyi ilâ ve ediyor: «Biz hiç bir Peygamberi kavmi nin lisanından başka bir lisan ile gönder medik. Ta ki, onlara hakikati açıklayabil sin.» Açıklamasına devam ederek : «Bu âyet-i kerîme bunu teşvik bile eder. Yalnız Türklere taraftarlık namına diğer İslâm ka O halde, kendilerinin yazdığı kitap lardan, aldığımız hadîs-i şeriflerden, âyet-i ker'melerden de açıkça meydana çıkıyor ki, bir kimsenin kendi milletini sevmesi günah değildir, kendi milletini sevmesin de bir sakınca yoktur. Ama kendi milleti ni de derken şunu da izah etmeyi unutma yayım, yanlış anlaşılmasın; baş tarafta da ifade ettiğim gibi, bugün Türk milli yetçiliği derken, hiçbir zaman İslâmiyetten ayrı düşünmemişizdir, düşünmeyiz. Bu topraklarda, bu vatanda doğup büyüme sine, belki aynı soydan, aynı ırktan olma mıza rağmen tamamen İslâmiyeti bir ke nara atmış, materyalist felsefeye kendisi ni kaptırmış olan kimseleri elbette bu ta rifimizin içerisine almıyoruz. Onları zaten Türk kabul etmiyoruz, müslüman kabul etmiyoruz ve bugün en büyük mücadele yi, en büyük muharebeyi onlarla yapıyo ruz. Hatta işin acı tarafı, bizi eksik müs lüman olmakla, noksan müslüman olmak la itham edenler, kendilerinin çok sağlam müslüman olduğunu, «mücahit» oiduğunu iddia edenler, komünistlerle, dinsizlerle hiçbir yerde, hiçbir şekilde mücadele et mezken Allahü teâlâya binlerce hamdü se na olsun ki onlarla mücahede etmek şe- zamari ortaya çıkan ithamlar var. Bu me sele hakkında da bildiklerimi sizlere ak tarayım. Islâm'a Gftrc Millet Gerçeği < 2» KÂMİL IYDIN ESKİ TARSItftffrTÜSÜ refini Cenâb-ı Hak nedense biz eksik müs lümanlara nasip etmiş, biz yapıyoruz. O halde Türk milliyetçiliği, Müslüman Türk' ün, aynı zihniyette olan insanların birbiri ni sevmesi, birbirine yardımcı olması der ken tamamen onları bu çerçevenin dışın da bıraktığımı elbette takdir edecekler. Onlar müslümanlığı bizden iyi biliyor lar, bu iddadalar. Müslümanlığı iyi bilen ler Kur'ân-ı Kerîm'in hükümlerini iyi bilir ler. Zaten O'nu iyi bilmeden müslümanlığı iyi biliyorum iddiası olamaz. Ama neden se şu âyetleri görmüyorlar. Meselâ bakın, Muhammed sûresinin 22. ve 23. âyet-i ke rîmeleri : «Demek idareyi ve hakimiyeti ele alırsanız, hemen yeryüzünde fesat çıkaracak ve akrabalık, soydaşlık bağla rını parçalayacaksınız, öyle mi?» Allahü teâlâ böyle hitap ediyor, demek idareyi ele alacak olursanız, elinize fırsat geçerse yer yüzünde hemen fesat çıkaracak, akraba lık, soydaşlık bağlarını koparıp atacaksı nız, öyle mi? «İşte onlar, Allahü teâlâ'nın lanetlediği, kör ve sağır kıldığı kimseler dir.» Yeryüzünde fesat çıkaran, müslü manları teraziye vurmaya kalkan, sen ek sik müslümansın, ben fazla müslümanım diye kantara çıkıp, fitne fesada sebep olan ve soydaşlık bağlarını, akrabalık bağ larını, aynı milletin mensubu, aynı mille tin, aynı soyun evladı olan kimselerin bu bağlarını tamamen parçalayıp atıp orta dan kaldırmağa niyet edenlere Allahü teâlânın lanet ettiğini âyet-i kerîme açıkça ortaya koyar, her halde onlar da bu âyeti görmezler. Çünkü Allah ne diyor : «Allah' ın kör ve sağır kıldığı işte bunlardır.» E, haklılar tabii bir bakıma. Hem Allah kör etmiş, sağır etmiş, ondan sonra biz tutup adamlara siz bu âyetleri hiç görmediniz mi, duymadınız mı diye soruyoruz, esasın da bu sualimiz de bu noktada yersiz olu yor. Bunlar tamamen gözü gördüğü, kula ğı duyduğu, kalbi, ciğeri, beyni herşeyi ol duğu halde hakikatleri görmeyen anlama yan işitmeyendir, kasdedileni odur. Şimdi meseleyle alâkalı, islâmiyette millet gerçeğinin kati şekilde sabit oldu ğuna dair sunduğum âyet-i kerîmenin son kısmıyla ilgili bazı hususlar var. Bu ba kımdan o âyet-i kerîmeye tekrar dönüyo rum. Çünkü sual soruyorlar. Bir defa bana da sordular. Âyet-i kerîme şöyleydi; «Ey insanlar muhakkakki sizleri bir erkekle bir dişiden halkettik daha sonra birbirinizle daha iyi kaynaşasınız, ısınasınız diye sizle ri kabilelere, şubelere, milletlere ayırdık. Şüphesiz ki Allah indinde an makbul ola nınız, en sevimli olanınız, en çok muttaki olanınızdır.» Bu âyet-i izah ettiğim zaman birisi sordu, ben son kısmına dokunmamıştım, çünkü izah sonra yapacaktım. De di ki : «Hoca Efendi, sen insanların böy le milletler haline geldiğini söyledin ama âyetin son kısmına Bektaşinin hesabı ya- '' naşmadın, Allah orda şu milletten olanı nız, bu milletten olanınızı demiyor. En çok sevimli olanınız, Allah indinde makbul ola nınız, en çok muttaki olanınızdır, yani Alla hü Teâlâ'nın emirlerine en çok uyan, nehiylerinden kaçan, sımsıkı İslâmiyete, Kur'ân-ı Kerîm'e bağlı olandır, bunu niye söylemedin.» Ben de dedim ki; «Onu söy leyeceğim zaman vardı da, sen böyle sual sorasın diye bekledim, ondan sonra söy leyeceğim. Sana sorayım peki, takvanın ölçüsü nedir? Bir insanın efendim ben en iyi müslümanım, en sağlam müslümanım, yakasında şu rozeti olan sağlam müslü man, şöyle olanlar alabula müslüman filân demesiyle mi belli olur, Yoksa takvanın bir ölçüsü var mıdır?» «Vardır» dedi. «Na sıldır, dedim o?» «Muttaki olan insan, de di namazını kılar, orucunu tutar, zekât verir, hacca gider, yardıma koşar, Allah' ın emirlerini yapar, nehiylerinden kaçar, «filan.» Peki, güzel. Şöyle bir İslâm tari hini tetkik edersek, asırlardan beri ilâhî Kelimetullah için, Allah'ın emirlerini taa avrupalara, diğer memleketlere bildirmek yaymak için, en çok gayret sarfeden, sa libin karşısında haçlı zihniyetinin karşısın da asırlarca ayakta duran bu dinin, bu mukaddesatın müdafaasını yapan hangi millettir?» «Türk Milleti» dedi. «E, gör dün mü birader, işte bizde bunu söylüyo ruz, başka birşey söylediğimiz yok. Biz de milletimizin elhamdülillah ilâmiyete olan bağlılığı Allahü teâlâ'nın emirlerine mutlak itaati ve bu itaatin neticesinde her şeylerini feda ederek asırlarca mücadele etmiş olmasını fisebilillah, yani Allah yo lunda herşeylerini ortaya koymuş, olma sını, biz de ölçü olarak alıyor ve milleti mizle ecdadımızla, geçmişimizle bu yüz den iftihar ediyoruz. Ve sadece iftiharla da bırakmıyoruz işi. Diyoruzki, biz de bu ecdadın nesilleri olarak hakikaten Allahü teâlâ'nın kitabına, peygamberine inanan, iman eden kimseler olarak, ecdadımızın yolunda, onların evladı olduğumuzu en iyi şekilde ispat etmeğe ve islâmiyetin şe refini kıyamete kadar, elimizde tutmaya, hani Cenâb-ı Hak'kın : «Hayırlı işlerde müsabaka edin.» Âyet-i Kerîmesine uya rak bu müsabakada, bu yarışta en önde olabilmeyi arzu ediyoruz, bizim peşinde gittiğimiz dava da zaten bu, bunun için çalışıyoruz. Peki, bunun dine muhalif, di ne mugayir bir tarafı varmı? Elbette yok.» O zaman tabii cevap veremiyor. Bu arada yine çok karşılaştığımız, çok münakaşalara sebebiyet veren başka bir meselenin de kısaca izahını yapmak isterim. O da «efendim, neden Tanrı bü tün müslümanları korusun demiyorsunuz da sadece Tanrı Türk'ü korusun diyorsu nuz? Niçin Allah demiyorsunuz da Tanrı diyorsunuz? gibi, gene bu günlerde tek rar aktüel hale gelen, hortlayan, zaman Bütün Peygamberler dahi, mutlaka kendi soylarına, kendi kavimlerine dua etmişlerdir. Bütün ümmetine dua etmiş tir, bütün insanlığın hidayete ermesi için dua etmiştir de ayrıca mutlaka kendi soyları, kendi yakınları için de dua etmiş lerdir. Meselâ bakınız Bakara sûresinin 128. âyet-i kerîmesinde Hz. İbrahim ve oğlu, ikisi birden «Ey Rabbimiz, Hcimizide sana teslimiyette sabit kıl, soyumuzda müslüman bir ümmet yetiştir.» şeklinde soylarına dua etmişlerdir. Yine Buharî'nin muntasırı, yani kısaltılmışı «Tecrid-i sarîh tercemesinde, (Diyanet İşleri Baş kanlığı yayınlarındandır) dokuzuncu cil dinde, bir hâdis-i şerif \tar. Abdullah İbn-i Ömer (RA)'den rivayete göre Resûlüllah (S.A.V.) bir kere mimber üzerinde hutbe irat ederek; «Allah Zîfar kabilesini mağ firet etsin, mağfiret edecektir. Eslâm Ka bilesini de Allah selâmette kılsın, sulh içinde yaşatsın. Useyse Kabilesi efradı ise Allah'a ve O'nun Peygamberine isyan ettilerse lanete müstehak oldular.» Buyur muştur. Bazı kabilelere Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz dua etmektedirler. «Allah'a ye min ederim ki, onlar (yani Enlâm, Gıfar. Müzeyne, Cüheyne kabileleri) bunlardan, (yani Benî Semim, Benî Âmir, Eshab Gatafandan) elbette daha hayırlıdırlar.» bu yurdu. Şimdi hâdis-i şerifin izahına bakın. Hadîste sayılan kabileler Arab'ın en cemi yetli soylarıdırlar. Bunlardan dört evvelki ler yani Resûlüllah (S.A.V.)'in hayırlıdırlar buyurdukları, sonrakilerden daha önce ve harpsiz, kendi arzularıyla müslüman ol dukları ve fıtraten halûk, ince ruhlu bir soy bulundukları için Peygamber (S.A.V.) öbürlerinden daha hayırlı olduklarını ye min ile teyit ederek bildirmiştir. Harp siz Silâhsız, zor kullanmadan, kendi ar zularıyla müslüman oldukları için şu şu kabileler, şu şu kabilelerden daha hayırlı dır diyor. Resûlüllah peki, Türk Milleti ka bile halinde değil, koca millet olarak mil yonlarca insan nasıl müslüman oldu? Ta mamen kendi arzusu ile. Fıtratına uygun olan İslâmiyetin, önceki hayatında da de ğer verdiği, şeylere daha bir incelik ka zandırdığını, daha güzellik getirdiğini gö rünce kitleler halinde, millet halinde mil yonlarca insan birden müslüman oldu. Peki, silahsız müslüman olan kabilelere Allah'ın resulü dua eder, onların diğer lerinden faziletli olduğunu ifade eder de koca bir milletin, hem de asırlardan beri İslâmiyetin şerefini devam ettiren mille tin diiirumu bunlardan farklı olur mu? El bette olmaz. Demekki bir kimsenin mille ti için dua etmesinin caiz olduğu bizzat Kur'ân-ı Kerim'le, ayetle ve hadis'le sabit. Gelelim Tanrı demeye, hani «Tanrı Türk'ü Korusun» diyoruz ya Tanrı demek caiz olurmu olmazmı? Cenâb-ı Hak'kın çok çeşitli isimleri var, 99 ismi var. Lâfza-i Celâl dediğimiz, Lâfzatullah dediği miz Allah, en büyük ve bütün işlemlerinin mânasının içerisinde toplayan, hiçbir dil de karşılığı olmayan ismidir. Fransızca'ya da Kur'ân-ı Kerîm tercüme edilirken, İngilizce'yede tercüme edilirken âyetlerde geçen «Allah» kelimesi aynen alınır, ama diğer isimlerinin diğer lisanlarda karşılı ğı vardır. Arapça ilâh kelimesinin Cenab-ı Hak'kın ulûliyetini ifade eden isminin kar şılığı Türkçe'de Tann'dır, Farsça'da Hû da'dır, Fransızca'da Dieu'dur, İngilizcede God'dur. Dolayısıyla Allah Lâfzatullah hiçbir lisanda başka türlü kullanılamaz, ama diğer isimlerinin, dillerdeki karşılığı pekâla kullanılabilir. Arap ilâh der, ben Tanrı derim, İran'lı Hûda der. Bunda dinî hiçbir mahzur mevcut değildir. Zaten biz Tanrı derken, hâşâ, onların zannettiği, öy le mi anlıyorlar. Eski politsist dinlerdeki ocak tanrısı, bucak tanrısı, rüzgâr tanrısı gibi birçok tanrıdan bahsetmiyoruz. Al lah'tan bahsediyoruz. Kasdımız O'dur. İnancımız odur. Şimdi diyelim ki biz bun da hata ediyoruz. Bu izah tarzı doğru de ğil. Asırlar evveline gidelim. Buyurun Yu nus Emre, o velî, o büyük mutasavvuf, O Hâk aşığı ne diyor; Eksik olmam ehillerden Kaça görün cahillerden Tanrı bîzar Dahillerden Bahil, dîdar görür değil Peki, Yunus Emre de acaba bunlar kadar bu işi bllmiyormuydu, hani velaye tinde hiçbir şüphe olmayan, Hak âşığı okluğunda hiçbir şüphe olmayan o bü yük insanda acaba bilmiyormuy du bu nu? Kime kim Tann'dan haber verirsen Kakar başın salar hüccetli oldu. Bir başka şiirinde geçen mısralar. Da ha birçok yerde mevcut : Çün can ağar Hazret'e Yarek et ahirete Tanla duran taâte Tanrı evine ar gider. Yine bir başka yerde : Dervişler gözü açık Dünü günü uyanık Bu söze Tanrım tanık Bakmadan gören gelsin. Öbür tarafta Süleyman Çelebi'nin asırlardan beri okunmakta olan mevlîdinde keza Tanrı ifadesi geçer. Beri tarafta Esma-ül Hüsna şerhi, Diyanet İşleri Baş kanlığı neşriyatındandır. Cenab-ı Hak'kın güzel isimlerinin, yani 99 isminin izahı vardır burda. Bakın bir başlık : «Bu ism-i şerif hükmünce biz Tanrı kulu için gere ken şey» Diyanet neşriyatıdır kitap. Ya zan merhum Ali Osman Tatlısu, hakikater Allah'ın bütün isimlerini şerhedecek, izah edecek kadar alim, fazıl bir zattır. E, bun lar bilmiyorlar mı acaba bu işi, bizim sağ da solda daha abdestin farzını bilmeyen, belki taharetten haberi olmayan koyu müslümanlar kadar, bu adamlar bilmiyor lar mıydı bunu? «Ulu Tanrı kendisine inti sap ve kulluk şerefini kullarının isteklerine bağlamıştır.» Yine aynı kitapta Tanrı ifa desi birçok yerde geçmektedir, kullanıla bilir, her insan kendi şahsı için, efradı ai lesi için, hısımı akrabası için, milleti için de dua edebilir. Bunun da hiçbir dinî mahsuru, sakıncası mevcut değildir. On lara bu şekilde iddia ettikleri zaman bu hususları, kaynak olarak çeşitli kitapları gösterebilirsiniz, söyleyebilirsiniz (Hatta Buharî Tecridinde de var Tanrı ifadesi) Böylece çok ortaya atılan dedikodu mev zuu olan bir hususa daha bu şekilde te mas etmiş olduk.

7 DEVLET YİL : 9 SAYI : Oo K 1978 SAYFA 8 &S3 olaylar düşünceler İliş*?! yorumlar»x*. t*x Ev (Baştarafı Sh. 5'de) ğı günden bugüne kadar cereyan eden olaylar şöyle : 39 göre davranılmayacak» deniliö!ü, 160 yaralı, 85 bombalı saldırı (Soygunları bunlara katmıyoruz).. İşin ilgi çekici tarafı CHP'li eski Meclis Başkanının yeğeni cinayetten sanık, CHP' li İzmir Belediye Başkanı İ. Alyancık'ın oğlu da tabanca taşımaktan ve ateş etmekten sanık... Programda «Anarşi yuvalarının kökü kazınacaktır» deniyor, buna son derece sevindik. İnşallah başarırlar ama, kanaatimizce işe evvelâ bazı CHP' filerden ve CHP sempatizanı bazı yan kuruluşlardan başlamak zorunda kalacaklar diye korkarız. Hükümet programında bol bol iyi vaad ve temenniler yerine, F.B. - B.J.K. maçı da anlatılsa bu hükümetin güvenoyu alacağı belli idi. Vaziyet ona göre ayarianmıştı. Nitekim E.C. Hükümeti 218 oya karşılık 229 oyla güvenoyu almış bulunuyor. AP'den ayrılan bağımsızların Cemalettin İnkaya dışında kalanları güvenoyu verdi. Ayrıca diğer iki bağımsız Abdülkerim Zilan ve Nurettin Yılmaz'da güvenoyu verdiler. Eski hükümet ortağı partiler topluca «Red» dediler. Oylamaya sadece MSP' den bir milletvekili yetişemedi. Programın Meclislerde tartışılması sırasında ilgi.ekici o- laylar da cereyan etti. Meclise yakışmayan küfürler işittik, kavgalar gördük. Hele Köyişleri Bakanı Aîi Topuz'un ceketini çıkararak milletvekillerinin üzerine yürüyüşünün gazetelerde yer alan bir fotoğrafı vardı ki. evlere şenlik... Ecevit'de ceket çıkartmaya pek meraklı idi; Topuz her halde liderine özenmiş olacak. Programın hazırlanışı ve Meclislerde müzakere edilişi sırasında T.C.K.'nun komünizmi önleyen 141 ve 142 inci maddelerinin kaldırılması için teşebbüslerde de bulunuldu. Hükümet içinden eşrafettin Elçi, Hik met Çetin ve Teoman Köprülüler; bağımsız destekçilerden de Nurettin Yılmaz bu yolun yolcusu idiler. Ama bu hususta Ecevit'ten el altından taviz almış olacaklar ki, «fikir özgürlüğü sağlanacaktır» şeklindeki bir genel ifadenin programda yer almasıyla iktifa ettiler. Hele bağımsız milletvekili Nurettin Yılmaz'ın kürsüden yumruğunu AP sıralarına doğru sallayarak «Bir gün Kürt isyanı olursa bun dan siz sorumlu olacaksınız» tehdidinde bulunması ortalığı epeyce karıştırdı. Bu Mecüs kürsünün ender rastladığı talihsizliklerden biriydi. «Bir oy bir oydur» diyerek siyaset bataklığına gömülen Ecevit'in güvenoyu garanti olduğu halde Nurettin Yılmaz'ın şüphelerini dağıtmak için çırpmışım ve Yılmaz'ı kürsüden iner inmez ilk kimin kucaklayıp öptüğünü ibretle sey rettik. Şimdi bizim ası) merak ettiğimiz şudur i CHP'nin böyle bir hükümeti kuruş gayesi aşağı yukarı anlaşılmıştır. Bir kısmı hâlâ AP'lik iddiasında ve bir kısmı da milliyetçilik iddiasında olan bağımsızlar, CHP'nin icraatı daah net belli olunca ne yapacaklardır? Bağımsızların bir kısmını yakînen de tanıyoruz; eski ve yeni iddialarını, mazilerini biliyoruz; CHP solculuğu daha açık boy gösterince ve milliyetçiler okul ve dairelerde kıyılmaya başlayınca buna nasıl tahammül edecekler, sabırla bekliyoruz. Millet de, biz de göreceğiz... Ecevit, hükümeti kurarken desteğinden yararlandığı güçlere karşı, bu desteğin fatura-, sini bakalım ne zaman ve nasıl ödeyecek? Büyük tavizler bahasına kurulan bir hükümetin, bu tavizlerin fiilen gerçekleştirilmesi gerektiği zamanda nasıl davranacağı ibretle görülecektir. SİTE YURDU ARANDI Ankara'da Site Yurdu diye bilinen Atatürk Öğrenci Yurdu 18 Aralık gecesi ani bir baskınla arandı. İlk aramada bir şey bulunamadığı için aynı gece bir daha arandı, gene bir şey bulunamadı. Olmadı bir daha diyerek üçüncü defa arandı gene birşey bulunamadı. Arayanlar da ne ümitlerle gelmişlerdi, bu sonuca hayret ettiler. Bütün gece mükerer olarak devam eden bu aramalar sırasında, öğrenciler bahçeye çıkartıldı, binaya sokulmadı ve sabaha kadar ayazda bekletildi. Herhangi bir yere gitmelerine de müsaade edilmedi. Hatta sabah olduğunda, okul saati geldiği halde buna bile müsaade edilmedi. Gece ve gündüz (Devamı Sayfa ll'de)!^»818!h*hb«rabîhsbf8t«hshi&5s^^ t lâ MM Geçen haftanın en önemli olaylarından biri Erbakan hakkında, MSP'nin geleceğine de tesir edecek şekilde bir tahkikatın açılmış olmasıydı. Son mahalli seçimler dolayısıyla Erbakan'ın yaptığı konuşmalarda iâikliğe aykırı fikirlerin bulunduğu iddiasıyla, Cumhuriyet Başsavcılığı MSP Genel Merkezine bir yazı göndererek, bahsi geçen konuşmaların «Ana fikirleri itibariyle lâikliğe aykırı olduğu, Erbakan'ın Genel Başkanlıktan el çektirilmesi ve partiden çıkarılması gerektiği, aksi takdirde MSP'nin kapatılacağını» ihtar etmiştir. Bu durumda Erbakan 15 gün içinde gerekli itirazları yapacak ve itirazın reddedilmesi halinde ya MSP'den ihraç edile. cek veya Anayasa Mahkemesi nezdinde MSP'nin kapatılması için dâva açılacak. MSP Genel Başkanı bu konuda bir basın toplantısı düzenleyerek, yaptığı konuşmalarda suç unsuru bulunmadığını ileri sürdü ve konuşmasını aynen tekrar okudu. Erbakan konuşmasında; «Her Allah diyeni dinî istismar ettin diye itham etmeye kalkacak olursak hiç bir parti ve hiçbir şahıs bu ithamın dışında kalamaz. Demokrasinin temeli inanç ve fikir hürriyetidir. Yapılacak iş insanları inanç ve fikirlerini açıkladıkları için itnam etmek yerine Parlamentomuz ve Anayasal Kuruluşlarımızla birlikte insan hak ve hürriyetini tevil götürmiyecek şekilde sağlam ve kesin bir teminata bağlamaktır. Bu hadisenin Türkiye'mizde demokrasinin ve insan haklarının daha açık ve daha belirli bir teminata kavuşabilmesi için bir vesile olmasını temenni ediyoruz» dedi. Meselenin Adaleti ve hukuku ilgilendiren faslına bir diyeceğimiz olamaz. Kanunlar çiğnenmiş ise icabı elbette yapılır. Bu konudaki hukukî gelişmeyi tam bir sükûnet içinde bekleyeceğiz. Ancak meseleye uygulanması istenen kanun maddelerinin açık olmayan ve çeşitli şekillerde yorumlanmaya ve istismara müsait bir durumda bulunuşu sebebiyle bu halin solcu kalemlerce ve siyasîlerce İslâmiyet aleyhinde kullanılmaya kalkılışı demokrasimiz açısından endişe vericidir. Bu vesile ile «İslâmiye sövme kampanyası» açmışlardır. Mesele lâiklikle ilgili kanun maddelerinin objektif uygulanmasını tesir altına alacak, «Devrimler elden gidiyor» gürültülerini başlatacak bir basın kampanyasına da fırsat vermemelidir. Hukukî mercilerimizin bu hususu da dikkate alacaklarına inanıyoruz. Bizde bu gibi meselelerde ve dâvalarda, umumiyetle solcu basının saptırmasıyla, sanki hakkında karar verilen bir şahıs ve bir olay değilmiş de bizatihi (İSLÂMİYET) gibiymiş gibi, sanki mahkûm edilen İslâmiyet'miş gibi gösterilir. Bunun defalarca misâlini yaşadık. İşin ilgi çekici bir tarafı da, mesele dolayısıyla Ecevit'in kapıldığı telaş oldu. Tahkikatın kendi iktidarı zamanında açılmış olmasından endişelenen Ecevit alel acele bir beyanat vererek, «bizden bir gün önceki tarihi yaşıyoruz; biz biliyorsunuz fikir özgürlüğünden yanayız» filân gibi mazeretler sıraladı «bu iş hükümeti değil yargı gücünü ilgilendirir, biz karışamayız» gibi ifadelerle de kendini kurtarmaya çalıştı. Halbuki telâşına hiç lüzum yoktu; biliyoruz ki anayasa nizamımız icranın bu işlere müdahale etmesini engellemektedir. Yoksa, iş Ecevit'in elinde olsa ve Ecevit'e kalsa; derhal MSP ve MHP'yi kapatır, Demirel'i de Yüce Divana sevkeder olur biter. Ne güzel dikensiz bir gül bahçesi olurdu hani?!. Demokrasi diye ben buna derim işte!.. Evet, işler Ecevit'in elinde olsaydı böyle olurdu ama, değil... Elbette İcra bu işlere karışamaz ve Yargı gücüne en küçük bir telkinde dahi bulunamaz.. Şimdi, bağımsız Yüce Mahkemelerin kararını bekliyoruz. Hayri ^ii&aîi&.*&ii:i&&.&&&.^^^^ Başbuğ

8 DEVLET YIL : 9 SAY! : OCAK 1978 SAYFA 3 J Mm&^smmmm^wmmmMm.mmgmgm^m!mmm m Ya Bu Kurulan Hükümet! Son günlerde iyice moda haline gelen bir söz \/ar. Siyasî çevrelerden sık sık duyuyoruz : «Artık hesaplaşma zamanı gelmiştir!» Ecevit hükümeti güven oyu aldığına göre; eh, biz de şöyle diyoruz : «Artık yazma zamanı gelmiştir!» Gerçi Ecevit ve ekibi tayin ve sürgünler için, ahkâm kesmeler için güven oyunu beklememişlerdi ama, biz yine de insaflı davranıyoruz. AP'den, daha doğrusu ayırttırılan, «Kırmızı plâkalı araba».. «İkram edilen».. «Bağımsızlar» için Ecevit, Meclis kürsüsünde aynen şunları söyledi : «Onlar, KURT sesine değil, İNSAN sesine gelmişlerdir!..» Ne demek istedi acaba? Yani dağdaki kurtlar bu «Bağımsıları çağırmış oldukları halde gitmemişler de şehirdeki «Karaoğlan»ın sesine mi gitmişlerdir? Öyle ya, adamlar açıkta kaldıklarına göre ya «KURT» a, ya da «KARAOĞl.AN»a sığınacaklardı. Hani, «Kızı serbest bırakırsan ya davulcuya, ya zurnacıya vanr» ya, işte öyle bir şey... Demirel «Devletin koltuklan ikram edilerek dağıtılmıştır» derken yatan mı söylüyor yani? Nerede kardeşim bu yoğurdun bolluğu? Otuz beş Bakan'ı ve bunların on binlerce personelini bu millet nasıl besleyecek? Madem ki «Döviz darlığı» vardı, madem ki «Sıfırın altında bir hazine» teslim alındı, madem ki «Dışa karşı 'saygınlık' kalmadı...» öyleyse bu devlet kesesinden cömertlik niye, niçin, nasıl, neden?... Allah'a şükür ve Allah eksikliğini göstermesin : METEOROLOJİ Bakanlığımız var. ÇEVRE SAĞLIĞI Bakanlığımız var. PARLAMENTO İLE İLİŞKİLER Bakanlığımız var. YEREL Bakanlığımız var (Acaba GÖĞEL Bakanlık niye yok? Büyük merak konusu...) İŞLETMELER Bakanlığımız da var. Diğerlerini saymaya gerek yok. Bunlar olduktan sonra, onlar olmasa da olur. Öyle ya, bu yeni Bakanlıklar büyük bir «GE REKSİNME» den (Tiksinme de diyebilirsiniz) dolayı kurulduğuna göre... Bu satırların yazıldığı sırada Ankara' da mevsimin ve belki de son senelerin en şiddetli kış günü hüküm sürüyor. Müthiş soğuk ve tipi olduğu gibi, şiddetli bir kar da yağıyor. Hayat felâket!... Suç kimin? Elbette METEOROLOJİ ile ÇEVRE SAĞLIĞI Bakanlıklarının! Birkaç gün, ya da en azından bir gün öncesinden niye haber vermezler efendim? Olmaz böyle şey... (Yoksa rüya mı?) Yapamayacaklarsa bu işi, iyice sarpa sarmadan bırakıp gitsinler. Elbet bir yapacak bulunur, «Biz bırakırsak ne olur» diye düşünmesinler!.. Son günlerde hiç Meclis'e gitmedik. Herhalde Meclis'e gitmeden önce PARLA MENTO İLE İLİŞKİLER Bakanından vize almak gerekir. Öyle ya, süs için kurulmadı ya bu Bakanlık!.. ılf Hnvrhınnmıi7n nnrs Oktay OGUZHAN ğını bilemiyoruz. Oysa adını GÖĞEL Bakanlık koysaydı, çalışacak yer bulunurdu. Yerler hep dolu. Gökte ise istediğin kadar boşluk var! İŞLETMELER Bakanlığı neyi, ya da kimleri işletecek belli değil. Adından anlaşıldığına göre kısaca KİT adı verilen Kamu İktisadî Devlet Teşekkülleri ile ilgilenecek. Öyleyse bu Bakanlık, önce Sayın Bağımsız Bakan Orhan Alp'i işletecek! Yatırımcı kuruluşların çoğu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı da... Geçmiş Ecevit hükümetlerinin hemen hepsinde KÜLTÜR Bakanlığının lâğvedildiğine şahit olmuştuk. Halbuki bu sefer böyle bir şey olmadı. Üstelik, hızlı bir solcu buraya Bakan yapıldı. Ne dersiniz? Ecevit, kültürün önemini yeni mi anladı? Yoksa... Ee, «yoksa» sı malûm canım, orasını da siz söyleyiverin işte! «İkram» meselesi, «İkram!..» Hakkında Gümrük ve Tekelle ilgili bir sürü şeyler söylenen Mataracı da bu Bakanlığın başına getirildi. İlk işi de başarılı Genel Müdürleri almak oldu. Hayırlısı... Eskiden, Devlet İstatistik Enstitüsü, Toprak Reformu Müsteşarlığı, Atom Enerjisi Komisyonu gibi devlet kuruluşlarının hepsi de Devlet Bakanlıklarından yalnızca birine bağlıydı. Ecevit kabinesinde gördük ki, bunlardan hemen hepsi için birer «Devlet Bakanlığı» ihdas edilmiş. Neylersin?.. 10 tane Devlet Bakanı olunca, bunlara iş bulmak gerekmez mi? «İşe adam» mı, yoksa«adama iş» mi bulunduğu ortada işte. Milliyetçi Partiler Topluluğu'nun birinci ve ikinci hükümetleri sırasında «Anayasa, Demokrasi...» nutukları atıp mangalda kül bırakmayanlar şimdi plâğı ters çeviriverdiler. Kimbilir, sol «Ahlâk», ya da onların anladığı «Basın ahlâk yasası» böyledir. «Solcu olmak insan olmak demektir» diye yumurtlamışlardı bir zamanlar. İşte, yukarıdan beri sıraladığımız şeyler hep onların «insanlıkları» ile ilgili şeyler. Onların insanlık anlayışları bu ise, «Cevabu'i ahmâküssükût!..» Ama, «Biz faşist TRT'de söylemeyiz» diye Karataş döneminde TRT'yi «boykot» eden solcu bir «sanatçı» grubu resmen ve alenen milyonlarca TV seyircisinin önünde «HAYVANIZ BİZ» diye bas bas bağırdı. Bu «hayvan» olduklarını tebşir eden zımbırtı ile de elâleme karşı Türkiye'yi «temsil» etmeye kalkışıyorlar. Bugün gazetelerden öğrendik ki, Danıştay'ın incelettiği «Bilirkişi» heyeti bu parçayı TRT yayın ilkelerine aykırı bulmamış. resimlerinden başka resim bulunması yasaktır!..» Danıştay kararıyla «Örovizyon» denen nesnede Türkiye'yi «HAYVANIZ BİZ» şarkısı temsil ettirilirse, hiç şaşmayalım. Eh, gün o gün olduktan sonra!.. Bundan önceki Ecevit hükümetinin «fırtına» Bakanlarından Yüksel Cakmur Yani bu demektir ki, Fatih'ler, Yavuz'lar, Alparslan'lar... Bizi «Biz» eden kim varsa, Atatürk'ten başkası atılsın, anılmasın. Tabii, bu yeni bir şey değil. CHP - MSP devr-i iktidarlarında da meşhur Üstündağ böyle bir «genelge» göndermişti okullara. Ondan sonra... A. Naili ve Menteşe dönemlerinin İlköğretim Genel Müdürü B. Sıtkı Kalaycıoğlu imzasıyla da okullara böyle bir «emir» gelmişti. Türk büyüklerinin ve tarihî tabloların okul ve resmî dairelerin duvarlarından indirilmesi isteniyor. Türk tarihini yapan adam ve olayları kaldırdığımıza göre, okullarda TARİH Dersi okutmanın ne önemi kalıyor acaba? Kaldırsalar ya onu da!.. Sonra, bu «genelge» ya da «emir»lerden birindeki gerekçe çok hayret ve dehşet vericiydi : «Türk büyüklerinin ve tarihî savaş sahnelerinin tabloları Atatürk'ü küçük düşürüyor»muş!.. Atatürk gökten zenbille mi inmiştir beyler!.. Atatürk'te Alparslan'ların, Fatihlerin torunu değil midir? Atatürk'de bit Türk büyüğü, ya da Türk büyüklerinden biri değil midir? O da geçmişiyle, tarihiyle öğünmemiş midir? Şimdi sırası işte : Ah Atatürk sağ o'.saydı da «Atatüskçü»lüğü ne hale getirdiğinizi bir görse ve sizi hesaba çekseydi... Ah, keşke. Ticaret Bakanı da başarılı Genel Müdürleri alel acele görevden aldıktan sonra Bakanlıktaki Ergenekondan Çıkış tablolarını kaldırtmış. Ne büyük kahramanlık!.. Adam bir şeyler yapmalı ki, nam alsın. Nam olsun da, kâr olmasın ne çıkar! Bir de şey diyorlar... «Aynı durum ve şartlar içinde Milliyetçi partiler bir hükümet kurmaya kalksaydı Cumhurbaşkanı kabul etmezdi!» Sayın Cumhurbaşkanımız işin başından beri demek ki kamuoyunda böyle bir intiba uyandırdılar. Basında çok geçti, yolda-sokakta çok sözü ediliyor da, ha buraya da yazıverelim dedik. Neredeyse unutuyordum. İyi ki aklıma geldi. Bir de «EKZANTİRİK» meselesi var. Cumhurbaşkanımız günlük hayatta oto tamircileri ve kamyon sahipleri dışında hiç kimse tarafından kullanılmayan ve çoğu kimseye yabancı olan bu kelimeyi nasıl kullandı? Hayret!..»Dengesiz, kaypak...» gibi çeşitli anlamları varmış ve «Bazı ekzantirik kimseler dışında herkes» hükümet ortaklarının «Ortak bildirilerinin altını imzalar» mis. Türk seçmeninin % 52'si bu hükümeti teşkil edenlere karşı oy kullandığına göre hepsi de «Ekzantirik» mi oluyorlar? Pekî, ya bu kurulan hükümet? Aslında fena da olmadı. Şimdi, yolda - sokakta herkesin ağzında «Ekzantîrik»li cümleler var. Türk Dil Kurumu ne der bilemeyiz ama, Türkçeye yeni bir kelime daha yerleşti. Cumhurbaşkanımızın ağzından çıktığı için de iyi yerleşti: Ekzantirik! Sayın okuyucular, şimdi reklamlara geçiyoruz :., Bu kalite, bu fiyat... HAYRET!..

9 DEVLET YIL : 9 SAYI : OCAK 1978 SAYFA 10 '"%*«Milli sembollere tahammül edemeyenlerin m I 1 K'i İ «53 icraatlarında Milliyetçi olmaları mümkün değildir. (Baştarafı Kapakta) Solcuların nefesini dinlemekle ün yap mış bir eski bakanımızın solunum ve hava kirliliği işlerine getirilmesi Hükümet kuruluşunda ihtisasa gösterilen saygının bir ifadesi midir? Dün bu salonda birbirlerine en ağır hücumları yapanların aynı Hükümet çatısı altında nasıl ve neden toplandıklarını yarın siyasi tarih delilleriyle birer birer açıklayacaktır. Her dış geziden dönüşünde ekonomik model arayışı içinde olduğunu ifade eden ve sol kalkınma modelini savunan, bugüne kadar solun hangi çizgisinde olduğunu açıkça ortaya koyamayan Ecevit'in bu hükümet modelinde çeşitli kavram değişikliklerini çeşitli kıymet hükümlerini, çeşitli tercihleri bir araya getirme gayretine girdiğini görüyoruz. Türkiye'de milliyetçi kalkınma modelinin savunucusu olan bizler, Türkiye'nin ancak İslâm Türk Sentezine dayanan kültür politikalarıyle millî kaynaklarını seferber ederek milliyetçi kalkınma stratejisini uygulayarak kalkınabileceğini, gelişebileceğini savunan bizler, emperyalizmin her türlüsüne karşıyız. Özellikle kültür emperyalizmine, özellikle iktisadi emperyalizme, özellikle Türk Milleti'ni dışarıdan kalkınma modeli getirme anlayışına karşıyız. İktisadi emperyalizmi kırma, sömürüyü kaldırma yolunda hiç bir ciddi ümit ifadesi programda yoktur. Bu hükümet programında Sayın Ecevit dış ülkelerdeki Türk'lerin mes'eleleriyle, onların kültür problemleriyle uğraşacağını belirtmiştir. Hükümet programında dış ülkelerdeki Türklere yer ayrılmasını, yer verilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak, Ecevit'in sosyalist enternasyonel-, de yakın dostu olan Willy Brandt bizim Doğu Berlin mes'elemiz yoktur, dış Almanya mes'elemiz, yurt dışındaki Almanlar mes'elemiz yoktur demiştir. Acaba Sayın Ecevit'in bu beyanları sosyalist enternasyonalin kapısında kendisini hangi güçlüklerle ve hangi problemlerle karşılaştıracaktır. Sosyalist enternasyonale girmeği milliyetçi kalkınma stratejisini uygulamakla bir arada yürütmenin mümkün olup olmayacağını Sayın Ecevit'in icraatını değerlendirerek göreceğiz. Ancak - şunu hemen belirtelim ki, Sayın Ecevit her halükârda tebrike lâyıktır. Çünkü sosyalist enternasyonale, liderliğini yaptığı partisini sokabilmek için her türlü gayreti sarf eden Sayın Ecevit'in sağ düşünceyi savunarak politik hayatını sürdürenlerle hükümet olmayı başarması kesin bir gerçektir. Biz Türkiye'de dün hava kuvvetlerinin güçlendirilmesine karşı çıkan zihniyetin millî savaş sanayiini benimsemesini müspet bir gelişme olarak görüyoruz. Türkiye'de Türk Milletinin dinamizmine ayak uyduramayan bürokrasiden hükümet programı şikâyetçidir. Ancak aynı hükümet programı bazı bakanlıklara ait olan görevleri onlardan almış ve koordinasyon kurullarına vermiştir. Uygulamada görülecektir ki, bu koordinasyon kurulları koordinasyonsuzluğun temel sebebi olacaktır. Sayıları on'a varan Devlet Bakanları yeni ihdas edilen bakanlıklar bürokrasi çarkını biraz daha ağırlaştıracaktır. İktisadi karar organları ile siyasi karar organları arasında dinamik ve verimli iş birliğini sağlayacak hiç bir bürokratik tedbire yer verilmemiştir. Ayrıca, Türkiye'nin bugün gelmiş olduğu milletlerarası münasebetler çizgisinde devletteki dağınıklığı ortadan kaldırmak şarttır. Özellikle dış ekonomik münasebetlerin Ortak Pazar'la olan ilişkilerin ve temelleri hükümet dönemimiz, de atılan «İslâm Ülkeleri Çelik Birliği» ve «İslâm Ortak Pazarı»nın devlet bünyesinde takipçisi ve sorumlusu kim olacaktır? Bürokrasi koltuk ihtiyacına göre düzenlendiği için gerçek ihtiyaçlar açıkta kalmıştır. Hükümet programında insanla ilgili anlayışı, uygulamalarını görerek, uygulamada bu beyanların gerçekleştiğini görürsek tebrik edeceğimizi belirterek karşılıyoruz. Kâinatın özü insandır. İnsanın emniyet duygusu içinde gelişmesi ve geliştirilmesi şarttır. Türkiye komşuları içinde Sovyetler Birliği ve Ortak Pazar Ülkeleri dahil en genç nüfusa sahip olan ülkedir. Bu gençlik geleceğimizdir, bu gençlik yarınlarımızdır. Bu gençliğe biz, çağın eğitimini, bu gençliğe yarınları kuracak iradeyi verirsek Türkiye'nin büyümesi, güçlenmesi ve yarınların güçlü devleti olması mümkündür! Taban fiyatları konusunda geçen hükümetin karanlık ifadelerle karalanmak istenmesi gerçekler karşısında üzücüdür. Fon uygulamasının başarılı sonuçları ortadadır. Aracı ve tefecilerden şikâyet e- denlerin gözönünde tutması icap eden bu önemli müessese ilk defa en iyi bir biçimde işletilmiş ve ihracatçıya kâr'ı tanınarak değişen para fiyatlarında meydana gelen aşırı kârlar üreticiye ödenmek üzere ihracat fon'unda toplanmıştır. 500 milyon Türk lirasının incir, üzüm, fındık üreticisine dağıtılmasına imkân sağlanmıştır. Taban fiyatları politikası ve kamu iktisadî teşebbüslerinin günlük politikanın dışında tutulmasını ve millî seviyede düzenlenmesini savunuyoruz. Bu iki temel problem siyasi çekişmenin üstünde e!e alınmadıkça ekonomimizi sağlam bir yapıya kavuşturmak mümkün değildir. MİLLÎ SANAYİ HOLDİNGİ Bugün 150 milyar dolar üretim sermayesine sahip olan, Türkiye ekonomisinde; üretim, dağıtım ve pazarlamada çok büyük yeri olan kuruluşlar iktisadî devlet teşekkülleridir. Bu kuruluşları sür'atle kârlı ve verimli hale getirebilmek için bizim savunucusu olduğumuz, «Millî Sanayi Holding'i» projesinin sayın hükümet tarafından da benimsenmesi ve bunun Türk ekonomisine hayırlı hale getirilmesi tek ve başlıca çaredir. Türkiye'de grev kışkırtıcılığı yapıldıkça Türkiye'de lokavtlar devam ettikçe Sayın Başbakanın şikâyetçi oldukları işçi kuruluşlarının siyasal amaçları için kendi öz gayelerinden ayrılmaları bizzat kendilerince teşvik edildikçe Türkiye'de özel sektörün yatırım hızını arttırmak mümkün değildir. Ayrıca hür sendikacılık Sayın Ecevit'ten emir alan sendikacılık değildir. Türkiye, 1950'lerin kırk katı elektrik üreten bir ülke haline gelmiştir. 500 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretimi 20 milyar kilovat saate ulaşmıştır. Ama enerji yetmemektedir. Sayın Başbakanın okumuş olduğu hükümet programında bahsetmiş olduğu tedbirlerin büyük bir çoğunlukla «Millî Mesken Kurumu Projesi» «Millî Stok Müessesesi» «Tüketiciyi koruyucu mevzuat» «Millî Sanayii Holdingi Projesi» «Millî istihdam projesi», Türkiye'yi doğudan batıya kuzeyden güneye kateden Karayolları Projesi ile geçen hükümetimizin programında mevcut olduğunu ve Sayın Başbakanın bunların pratik sonuçlarını kendi programlarına aldıklarını belirtmek istiyorum. Bütün bunlar Türkiye'de kesin bir gerçeği göstermektedir. Millî seviyede karar, strteji tesbit etmek elzemdir. Sayın Başbakan elimizde sihirli değnek yoktur. Sizden önceki hükümetlerin elinde de sihirli değnek yoktu. Sizden sonra gelecek hükümetlerin elinde de sihirli değnek olmayacaktır. Türkiye'nin mes'elelerine simsiyah gözlüklerle bakanlar kendilerini aldatanlardır. Türkiye'nin mes'elelerine tıpkı pembe gözlüklerle bakanların kendilerini aldattıkları gibi, Türkiye büyük potansiyeli olan, siyasî huzur siyasî istikrarla millî seviyede alınabilecek karar ve politikalarla; hızla çağın devleti olabilecek potansiyele sahip bir milletin yaşadığı aziz ülkedir. Ancak, Türk Milletinin büyük gücünü, kalkınma şevkini siyasî alanda başarı sağlamak için yaralamaktan, siyasî kadrolar vaz geçmelidirler. Açıkça ifade ediyoruz : Başında bulunduğunuz hükümetin milliyetçi, dürüst, açık, namuslu politikalarını icraatını gördüğümüz zaman bunları millet önünde tebrik ederek kutlamayı görev bileceğiz. Ancak bundan önceki hükümet döneminde yaptığınız gibi korkak, basiretsiz, yetersiz karar ve politikalarla mes'elelerin altında kalıp ezildiğiniz zaman; ne yapalım düzeni değiştiremedik, bu düzende bu işler ancak bu kadar yürüyor dediğiniz zaman bizi karşınızda bulacaksınız. Bu peşin mazeret pisikozundan, bu peşin savunma tutumundan kendinizi kurtarınız, ve cesaretle mes' elelerin üzerine yürüyünüz. Devlet Güvenlik Mahkemelerinden programda bahsedilmemiş olması açıkça Anayasa hükmünün yerine getirilmemesidir. BAŞBAKANLARIN KANUNSUZ FİİLLERİ AFFETME YETKİSİ YOKTUR. Sayın Başbakan'ın okumuş oldukları hükümet programının bir bölümünde Türkiye'de bazı mevhum merkezleri tehdit ettiklerini gördük. Sayın Başbakan bunların yeni kanunsuzluklarını gördükleri zaman, kendilerinin eski suçlarını da açıklayacaklarını belirttiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak parlamento çatısı altına milletin oylarıyle gelmiş Milletvekilleri olarak şu kesin gerçeği açıkça ifade etmek istiyoruz. Sayın Ecevit'in çok iyi bildiklerini zannettiğimiz gerçek şudur : Türkiye'de başbakanların, siyasî parti liderlerinin kanunsuz fiilleri affetme yetkisi yoktur. Ve olmayacaktır. Şu anda devletin bütün arşivine bütün dokümanlarına sahiptirler. tti '^ m İ 1 I 1

10 DEVLET YIL : 9 SAYI : OCAK 1978 SAYFA 11 Memur Kıyımı ve Özgürlük Ecevit'in kurduğu CHP hükümeti, demokratik teamüllerin dışında bir yol izleyerek, büyük çapta memur kıyımına başlamış bulunuyor Dürüst, namuslu ve liyakatli devlet memurlarını yıldırım tedbirleri i.e tasfiye etmeğe çalışmak, en hafif tâbir ile partizanlığın açık ve seçik bir Örneğidir. Niçin alınıyor bu dürüst ve namuslu memurlar? Her fırsatta «Özgürlükçü demokrasiden söz edenlerin, CHP yanlısı militanları devlet dairelerine yığınlar halinde yerleştirmelerindeki amacının ne kadar açık olduğu meydana çıkmıyor mu? Militan memur zihniyeti ile «Devleti CHP'lileştirmek» veya o görünümü vermek, hangi demokratik tutum ve zihniyetle izah edilecektir? Elbette Türkiye'de demokratik mekanizma işleyecek, yasal yol'ar her vatandaşın hakkını ve hukukunu sonuna kadar savunacak; ama, her yapılana «hukukî kılıf uydurma» alışkanlığı ülkemizi huzursuz edecek yeni olaylara ve rahatsızlıklara sebebiyet verecektir. DEMOKRASİ HAVARİSİ CHP, daima kendisi gibi düşünenlere fikir özgürlüğü verilmesinden yanadır. Aksi düşüncede olanlara değil fikir özgürlüğü, hayat hakkı bile tanımaya tahammül edememektedir. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde değişik fikir ve düşüncelerin olması kadar tabiî bir şey yoktur. Değişik düşüncelere sabır ve tahammül göstermek demokratik anlayışın gereğidir. İktidardaki CHP hükümetinin bu anlayıştan ne kadar uzak olduğu, samimiyetsiz ve sahte bir tutum içinde bulunduğu önümüzdeki günlerde net bir şekilde görülecektir. MSP ile ilgili yeni oyunların döndüğü, «Demoklesin kılıcı» gibi tehdit unsuru halinde tezgâhlamalar hazırlandığı kamuoyunca da bilinmektedir. Ne yapılmak isteniyor? MSP'yi kapattırmak, ardından da MHP'nin başına çorap örmek... AP'yi güçsüzleştirmek. Böylece «dikensiz gül bahçesi»nde istediği gibi at koşturmak. Fikir özgürlüğü maskesine bürünerek, demokrasi havarisi kesilerek, iktidarda kalmanın yollarını temin etmek, hiçbir hukuk anlayışıyla kabili telif olmayan davranışlarla hükümeti «saltanat» haline getirmek gibi bir «görünüm» tehlikeli olduğu kadar, ters tepki yaratacak bir tutumdur. Böyle bir tavır hiçkimsenin yanında kalmaz. Milletimizin demokratik tutumu ve sağduyusu bu tür antidemokratik zihniyeti bertaraf edecek dikkat ve nassasiyettedir. Geçmiş hükümetlerin bütün icraatlarını teker teker inceleme imkânları vardır. Sayın Ecevit'e sesleniyorum ve diyorum ki, ancak Afrika Krallıklarında mevcut olan bir yetkinin 20 nci asrın son yarısında Türkiye Cumhuriyetinde bulunduğunu zannetmek ham hayâldir. Hangi suç varsa, hangi suçlu varsa bunları kanun önüne getirmek öncelikle hükümet olarak sizin görevinizdir. Bu hükümetin programını Türkiye mes'eleleri karşısında tavizci, dengeci, samimiyetsiz ve tutucu buluyoruz. Bu hükümetin programını en'-az diye tarif ettikleri bu büyük yapının, büyük gelişme boyutları karşısında yetersiz buluyoruz. Bu hükümet kuruluşuyla güçsüzdür. Bu hükümet vaatlerini nasıl gerçekleştireceğini, döviz dar boğazını nasıl aşacağını, finansman kaynaklarını nasıl sağlayacağını ortaya koyamamıştır. Bu proğrqm fakirliği, yoksulluğu yenecek tedbirlerden mahrumdur. Bu program topraksız köylünün sefaletine, işsiz vatandaşların çilesine yabancıdır. Bu program hükümet olma uğruna bir siyasî kadronun kendi özünden ne ölçülerde kopabileceğinin belgesi olacaktır. BÜYÜK TÜRK MİLLİYETÇİSİ OSMAN TURANI KAYBETTİK Tanınmış Türk Milliyetçisi Prof. Dr. Osman Turan 18 Ocak 1978 Çarşamba günü saat 19.30'da geçirdiği bir beyin kanaması sonucu İstanbul'da vefat etmiştir. Çeşitli kitap ve yazıları ile Türk milliyetçiliğine çok büyük hizmetleri olan Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Trabzon'da dünyaya gelmiştir. Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin Tarih Bölümünü bitiren Turan, 1941 yılında aynı fakülteye asistan. 1946'da doçent, 1951'de de profesör olmuştur yılında Türk milliyetçilerine yapılan zulümde Osman Turan'da «nasibini almış» fakülteden kovulmuş, açığa alınmıştır yıılnda DP'den Trabzon milletvekili seçilmiş, 27 Mayıs 1960'a kadar bu görevini sürdürmüştür. Birbuçuk yıl Yassıada'da kalan Turan, Yassıada duruşmalarında beraat etmiştir yılında AP'nin kurulmasında görev almış, yılları arasında aynı partiden milletvekili olmuştur. Bu arada AP'nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmüştür seçimlerinde MHP'den Trabzon'dan aday olmuş, daha sonra po'itikadan çekilerek kendisini eserlerine vermiştir. Türk Ocağı Başkanlığı yaptığı sıralarda çıkardığı «Türk Yurdu» dergisi ile Türk kamuoyuna Türk milliyetçiliği konusunda başarılı hizmetler vermiştir. Fransızca, İngilizce, Arapça ve Farsça bilen Prof. Turan'ın yüzlerce makale ve eseri bulunmaktadır. Selçuklu tarihi konusunda Türkiye'de en büyük uzmanlardan biri olan Prof. Osman Turan'ın belli başlı eserleri şunlardır. 1 Gafletten Uyanalım, 2 Selçuklular Hakkında Resmi Vesikalar, 3 Selçuklular ve İslâmiyet, 4 Selçuklular Zamanında Türkiye, 5 Selçuklular Tarihi, 6 Türk Cihan Hakimiyet] Mefkuresi Tarihi, (2 Cilt) 7 Türkiye'de Siyasi Buhranın Sebepleri, 8 Doğu Anccloîu Türk Devletten Tarihi, 9 Oniki Hayvanlı Türk Takvimi, Prof. Dr. Osman Turan'ın cenazesi 19 Ocak 1978 Perşembe günü öğle namazını müteakip Fatih Camiinden alınarak, Beşiktaş'taki Yahyaefendi mezarlığına defnedilmiştir. DEVLET, merhuma Allah'tan rahmet diler, ailesine, yakınlarına, dostlarına ve bütün Türk milliyetçilerine başsağlığı temenni eder. (SİTE YURDU) ARANDI (Baştarafı Sh. 8'de) ayazda bekleyip durdular. İşin garibi aramadan Ankara Valiliğinin de haberi olmadığı iddia edildi. Aramanın babasında bizzat savcı bulunuyordu. Aramada özel surette hazırlanmış bir polis timi mi kullanıldı acaba? Son günlerde Emniyet teşkilâtı içinde yeni operasyonlar planlandığı, yeni nakil ve tayinlerin Pol - Der ileri gelenlerince kapalı odalarda hazırlandığı şayi oldu. Yakın zamanda kokusu çıkar herhalde... Hükümet programında yer alan «anarşi yuvalarını kapatacağız» ifadesinin ne demeye geldiği böylece anlaşılmaktadır. Milliyetçilerin bulunduğu yurtları ve okulları baskı altına alacak, milliyetçi öğrencileri sokağa kovacak ve solcu militanlara yeni kaleler fethetme imkânı sağlanacak bir plânın yürürlüğe konulduğu bellidir. İdarenin ve polisin tarafsızlığı demek, ülkücülere zulmetmek demekse sözümüz yok. Hükümetin icraatını galiba daha fazla beklemek için sebep kalmadı. Milliyetçiliği tasfiye için son derece kararlı görünüyorlar. Kendilerini saklamıyorlar da... Bir zamanlar eşkiyânın nerede aranacağı söz konusu olmuştu da kesin karara varılamamıştı. Galiba aynı tartışmalar yeniden açılacak... Görünen köy kılavuz istemez... wm

11 - M M ^ Neden Amerika Değil de Rusya Abdülhâdi TOPALLIOGLU Sosyalist yazarlar yazılarında ve konuşmalarında Milliyetçilere tarizlerde bulunur. Neden Amerika düşmanlığı yapmazsınızda Rus Düşmanlığı yaparsınız? İlk bakışta haklı gibi görünen, Türk Tarihinden Rus ve Türk Umumi Siyasetinden bihaber olanlar için çok makul karşılanacak olan bu itham biraz eleştirilince ne kadar yersiz ve kasıtlı olduğunu açıkça gösterir. Bir kere Türk Milliyetçileri Değil Amerika hiç bir devletin istismarı ve emperyalist emellerinden yana değildirler. Olamazlarda; oldukları gün ideolojik sıfatları Milliyetçi olamaz. Ama Amerika'lıların Türkiye'deki üstleri ve iktisadi.istismarları dolayısiyle, iki de bir Amerika aleyhtarlığını temcit pilavı gibi ortaya getirmeyi yersiz addediyorlar. Zira : Amerika Batı bioku içinde bir takım karşılıklı anlaşmalarla Türkiye'de üs kur., muş ve iktisadi münasebetlere girişmiştir. Bu münasebetlere girişilirken, Türkiye aleyhine yapılmış anlaşmalar varsa-ki vardırbunun kabahati Amerika'lılarda değil Kendi Hükümetlerimizdedir. Binaenaleyh Amerika'lılara küfürler savurup, (Çekin, Defolun, gidin.) Demek değil, Millete; Hükümetlerin iktidarsızlıklarını anlatmak bu hükümetlerin mensup oldukları partilileri vasıtasiyle, mukaveleleri Türk Milletinin şeref ve haysiyetine uygun duruma getirilmelerini temin etmek, getirmezlerse iktidar partilerini iktidardan düşürüp bu Milletin şeref ve haysiyetini korur, hükümetleri iş başına getirmek lazımdır. Yani bu meseleyi kendimiz halledebilir durumdayız. Bir. Amerika'lıların bizimle bir tarihi geçmişleri yoktur. Bizim ne toprağımızda gözü var ve nede bizim Amerika'lıların toprağından bir alacağımız. Olsa olsa Amerikalılar bizden iktisadi istismarda bulunurlar. Aklimizi başımıza toplayıp kendimizi istismar ettirmiyelim. Yer altı kaynaklarımız var. Bu kaynakları işleyecek insanımız var, İstihsal edecek mallarımızı satacak pazarlarımız var. Niçin helva yapıp yemiyoruz da, Amerika'lı amcamıza buyur bu helvayı yapta beraber yiyelim diyoruz. Bunun sebebi keza kendimizdedir. Bunun içindirki, iddialı partiler kurulmuş, M.S.P., M.H.P. Partisi fikir partileri olarak iddiadalar, C.H. Partisi yeni bir istihale geçirmek üzere, A. Partisi henüz doğum alametleri göstermez kısır bir geline benziyor. C.H. Partisinin ve D.P.'nin eski yoluna devamda şimdi Millet basireti, partilerin ikna gücü Amerika meselesini halledip etmemeyi gösterecek niteliktedir. Bu hususta mücade'e Amerikalılardan ziyade partiler arasında olmalıdır. Aksi Amerika gitsin Rus veya Çin gelsin demektir. Çünkü: Bugünkü ve dünkü zihniyetle gidildiği müddetçe dışa el açmaya mecburuz. Bu mecburiyet bizi birinin kucağından alır bir diğerinin kucağına atar. Bu iki. Üçüncüsüne gelince, Amerika'lıların hatalarını, istismarlarını açıkça yazıp çiziyoruz. Hükümetin nazarı dikkatini çekiyoruz ve bunlarda yetmiyor Amerika'lıların Deviet adamlarına bile Türkiye'de yuha çekip, Defolun diyebiliyoruz. Amma, Böyle bir dostluğu Ruslarla yaptığımız gün, değil kovmak tenkit etmek için nefes ala- MİLLÎ EĞİTİMDİ 1 3B A Z 1 " r i" u i 1 m ' "1 I Bu. kitap, bir denemin hikayesi* diri Fakat daha çok bjr milli varlık.savaşının bir kaç sayfasını teşkil etmektedir. Türk Millî Eğitim tarihimizde milliyetçilik ve milli varlık d uzmanlığın; n çok açık şekilde sahnelendiği bu dönem CHP - MSP koalisyonunun güven oyu ahşıyla başlar ve Milliyetçi Cephe hükümetinin güvenoyu dışına kadar bir yanıyla devam-eder. Ancak, devlet kadrolarına yerleştirilen Haçlılar Meclisten, güven uyu alır almaz temizlenemediği için, çeşitli cephelerde savaş devam etmiş, : Haçlıların direnişi sürmüştür. Türkiye'nin siyasî istikrarsızlığı devam ettiği sürece Hilâl - Salip mücadelesinde med ve cezirler de devam, edeceğe benzer. Bu yüzden, bu kitap bir devrin-aynas\ Olduğu kadar,'bundan sonra da bu kavgada dövüşenlere bir rehber olacaktır, kanaatindeylz 25 Lira -Dağıtım 2.KİTAP TÖRE/DEVLET YAYINEVİ VARKEN TÖRE/DEVLET YAYINLARI OKUNUR. cak zaman bulamayız. Doğu Almanya gibi, Bulgaristan gibi Macaristan gibi, Azerbeycan gibi. Şimdi gelelim. Niçin Rus Düşmanlığına demiyelim de Rus'a itimatsızlığa kısaca söyliyeyim. 1 Ruslar Delipetrodanberi, sıcak denizlere çıkmak isterler, bunun için, evvelâ boğazları, sonra Kars, Ardahan bölgesiyle İskenderun mıntıkasını, daha sonrada Anadoluyu kendi toprakları içine katmanın peşindedir. Her dar zamanımızda bu arzusunu tazelemiştir. Çünki bu milletlerinin ebedi vasiyetidir. Nitekim bu istek 2. Cihan Harbi sonunda da tazelendi. 2 Bu Vatanın Doğusunda Batısında her ailenin bir çok evladı Rus kurşunu ile şehit olmuş ve hanumanları söndürülmüştür. Ebedi ve ezeli bir kin duygusu vardır. 3 Rusya Sılav ırkı Hakimiyetini tesise çalışırken, beynelmilel bir kominizm bayrağı altındadır. Bu Emperyalist düşünce ister istemez Rus Milletini Dünyâ Hakimiyeti peşinde koşturmaktadır. Sadece İktisadi ve Kültürel yoldan değil. Fiili müdehale yolundanda hareket etmesi davasının zaruri neticesidir. Bu zaruretin sonucu meydanda. Demir perde ülkeleri... 4 Bizim Türk Milleti olarak 60 Milyon insanımız onun esareti altında, 4 devlet olacak kadarda topraklarımız üzerinde oturmaktadır. Yani onun bizden talepleri, bizim ondan taleplerimiz var ve olacak. Tarihin zaruri akışı budur. Bunu sözde insancı! duygularla kapatmak ham hayaldir. Onda kuyruk acısı, bizde evlat acısı bulunduğu müddetçe Rusla Dost olunamıyacağını bildiği için, Türk Milliyetçileri, Münhasıran Moskof'a karşı itimatsızlık göstermektedirler. Netice olarak Türk Milliyetçilerinin esas davası. Siyasi, İçtimai, İktisadi kültürel istiklâli tamme içinde, Dünya Milletlerinin eşit şerefli, mesut Müreffeh, büyük bir ülkesi ve Milleti haline gelmektir. Bu davanın gerçekleşmesi içinde içte ve dışta buna mani o- lan amillerle mücadele etmektir. Nitekim bugün Ruslarla girişilen ortak yatırımlar dikkatle izlenmektedir. İzlenecektir. EY TÜRK KKN'DIıNE DON Sahibi ve Sorumlu Yazı îşleri Müdürü M. ÇAĞATAY ÖZDEMİR İdare Müdürü HAYRt BAŞBUĞ Haberleşme Adresi : K. 284 BAKANLIKLAR ANKARA Abone : 6 AYLIK : 120 TL. YILLIK : 240 TL. Posta Çeki Nu : Dizgi - Testip - Baskı Yeni Işık Matbaası - ANKARA Tel : HER TÜRLÜ İLÂN VE REKLÂM PAZARLIĞA TÂBİDİR. Gazetemizde yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden iktibas edilemez.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe

4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe DONEM : 21 ÇILT ; 1 YASAMA YILI: 1 4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ 31 Ağustos 2015 Pazartesi 10:13 İSTAB yönetim kurulu üyesi 11 firmanın sahipleri de hem plaka tahdidi hem okul ücret zamlarına yönelik düşüncelerini açıkladılar. RÖPORTAJ:

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

MILLET MECLISI TUTANAK DERGİSİ. 24 ncü Birleşim. 4. 12. 1975 Perşembe

MILLET MECLISI TUTANAK DERGİSİ. 24 ncü Birleşim. 4. 12. 1975 Perşembe DÖNEM: 4 CİLT: 14 TOPLANTI: 3 MILLET MECLISI e TUTANAK DERGİSİ 24 ncü Birleşim 4. 12. 1975 Perşembe İÇİNDEKİLER Sayfa I. Geçen tutanak özeti 222 II. Yoklama 222 III. Seçimler 222 1. Millet Meclisi Başkanı

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ

MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ DÖNEM:5 ClLT : 1 TOPLANTI:! MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 1» ı 21 nci Birleşim 21. 7. 1977 Perşembe İÇİNDEKİLER Sayfa I. GEÇEN TUTANAK ÖZETİ 110 II. YOKLAMA 110 III. BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

Detaylı

HARRAN ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE

HARRAN ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE HARRAN ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 Bu Yönergenin amacı, önlisans

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE Amaç ve Kapsam MADDE 1 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Bu Yönergenin amacı,

Detaylı

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını CHP SİYASETİ Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını ve arzusunu bu günlerde fazlasıyla arzulamaktadır.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu.

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu. 2-3 MART 2013 www.reisgida.com.tr Hedefimiz terör... BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Çözüm sürecinin hedefi, terörü sona erdirmek, mili birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, gündemimizden terör belasını

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar

BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar 5841 ZORUNLU İLKÖĞRENİM ÇAĞI DIŞINDA KALMIŞ OKUMA- YAZMA BİLMEYEN VATANDAŞLARIN, OKUR - YAZAR DURUMA GETİRİLMESİ VEYA BUNLARA İLKOKUL DÜZEYİNDE EĞİTİM - ÖĞRETİM YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası

Detaylı

Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti

Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti Haziran 15, 2016-1:10:00 Başbakan Binali Yıldırım, "14 yılı beraber geçirdik ama bu 14 yılı boşuna geçirmedik. 14 yıl boyunca birçok sorunun üstesinden

Detaylı

Emekli Assubaylar-ArsivSite1. Kayýt Tarihi: Mar 2004Nerede: istanbul, kadiköy, Türkiye.Ýletiler: 6.220

Emekli Assubaylar-ArsivSite1. Kayýt Tarihi: Mar 2004Nerede: istanbul, kadiköy, Türkiye.Ýletiler: 6.220 HUKUKÝ NET Onaylayan Ökkeþ Kadri BAÇKIR Pazar, 04 Mayýs 2008 Son Güncelleme Cumartesi, 04 Ekim 2008 öncelikle vakit ayýrýp bu konuyla ilgilendiðiniz için çok teþekkür ederim. eðer mümkünse o kararýn tamamýný

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı