İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ NDE KADIN POLİTİKALARI ( ) Hacer KORKMAZ YÜKSEK LİSANS TEZİ TARİH ANABİLİM DALI TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ BİLİM DALI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ NDE KADIN POLİTİKALARI ( ) Hacer KORKMAZ YÜKSEK LİSANS TEZİ TARİH ANABİLİM DALI TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ BİLİM DALI"

Transkript

1

2

3 İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ NDE KADIN POLİTİKALARI ( ) Hacer KORKMAZ YÜKSEK LİSANS TEZİ TARİH ANABİLİM DALI TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ BİLİM DALI GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MAYIS 2016

4

5

6 iv İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ NDE KADIN POLİTİKALARI ( ) (Yüksek Lisans Tezi) Hacer KORKMAZ GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Mayıs 2016 ÖZET Bu çalışmada Tanzimat Fermanı nın ilânından, İnönü Dönemi nde ( ) yılına kadar kültürel ve siyasal anlamda Türk kadınının geçirdiği evreleri ayrıntılı bir şekilde ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Türk ve İslam devletlerinde kadının durumuna yer verilmiştir. Bu çalışmada, Tanzimat Fermanı nın ilânından İnönü Dönemi ne kadar Türk kadınının geçirdiği siyasal ve kültürel gelişim süreçlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemleri nde Türk kadınının sosyal, siyasi ve ekonomik durumu incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Milli Mücadele Dönemi öncesi ve sonrasında Türk kadınının faaliyetleri, kadın cemiyetleri ve Atatürk Dönemi nde kadınlara yönelik eğitim, kültür, edebiyat çalışmaları incelenmiştir. Atatürk ün Türk kadınına verdiği siyasal haklar derinlemesine tetkik edilmiştir. Üçüncü bölümde ise İnönü Dönemi kültür politikaları incelenerek Türk kadınının elde ettiği kazanımlar açıklanmaya çalışılmıştır. Atatürk Dönemi inkılâplarının İnönü Dönemi ne nasıl yansıdığı takip edilmiştir. Bilim Kodu : 1101 Anahtar : İsmet İnönü, Atatürk, Meşrutiyet, Cumhuriyet, Kadın, Kelimeler Eğitim, Sanat, Mevhibe, Milli Mücadele Sayfa Adedi : 191 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Şarika Gedikli Berber

7 v WOMAN POLITICS OF İSMET İNÖNÜ ( ) (M. Sc. Thesis) Hacer KORKMAZ GAZİ UNIVERSITY GRADUATE SCHOOL EDUCATİONALOF SCIENCES May 2016 ABSTRACT In this study, it is aimed to explain in detail the phases Turkish women experienced in cultural and political terms from the Receipt of Gulhane untill the years between in the period of Inonu. The position of the women in Turkish and Islamic states is explained in the introduction section of the study. It is aimed in this study to explain the cultural and political development periods the Turkish women experienced from the declaration of the Receipt of Gulhane till the Inonu Period. In the first section the social, economical and political state of the Turkish women in Tanzimat Reform Period and Constitutional Monarchy Period is studied. In the second one the women s associations and the activities of the Turkish women before and after the National Struggle Period, the educational, cultural and literary movements regarding the women in the period of Ataturk are studied. The political rights Ataturk gave the Turkish women are investigated in detail. In the third one, the acquisitions of the Turkish women are explained as investigating the cultural policies in the period of Inonu and how the reforms in the period of Ataturk reflected on the period of Inonu is pursued. Science Code : 1101 Key Words : İsmet İnönü, Atatürk, Woman, Republic, Education, Art, Mevhıbe, Turkish Independence War Page Number : 191 Supervisor : Assoc. Prof. Şarika Gedikli Berber

8 vi TEŞEKKÜR Bu araştırmanın başlangıcından itibaren bilgi, öneri ve yardımları ile her türlü desteği sağlayan değerli danışman hocam Doç. Dr. Şarika Gedikli Berber e teşekkürü borç bilirim. Her zaman yanımda olan ve bu araştırma sürecimde beni sonsuz hoşgörü, sabır ve yardımları ile destekleyen sevgili aileme ve eşim İsmail Korkmaz a minnettarlığımı ifade etmek isterim. Hacer KORKMAZ

9 vii İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET... ABSTRACT... TEŞEKKÜR... İÇİNDEKİLER... KISALTMALAR... iv v vi vii xii GİRİŞ BÖLÜM TANZİMAT FERMANI NIN VE MEŞRUTİYET İN TÜRK KADININA KAZANDIRDIKLARI 1.1. Meşrutiyet Dönemi Kadın Eğitiminde Yenilikler İlköğretim İptidailer Ortaöğretim de Kadın Rüştiyeler İdadiler Yüksek Öğretim de Kadın Mesleki Eğitim Alanında Değişim Hemşirelik Eğitimi Dârü l-muallimât Meşrutiyet Dönemi Kadınlarla İlgili Hukuki Düzenlemeler II. Meşrutiyet Dönemi Fikri ve Edebi Eserlerde Kadın İslamcı Osmanlı Aydınlarının Kadın Hakkındaki Görüşleri Batıcı Osmanlı Aydınlarının Kadın Hakkındaki Görüşleri Türkçü Osmanlı Aydınlarının Kadın Hakkındaki Görüşleri... 30

10 viii Sayfa 1.4. Meşrutiyet Dönemi Kadın Faaliyetleri Meşrutiyet Dönemi Kadın Cemiyetleri Cemiyet-i İmdadiye İttihat ve Terakki Kadınlar Cemiyeti (1324/1908) Teali-i Nisvan Cemiyeti (1908) Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyet-i Hayriyesi (1908) Esirgeme Derneği (1909) Osmanlı Cemiyet-i Hayriye-i Nisvaniye (1909) Teali-i Vatan-ı Osmanî Hanımlar Cemiyeti (1910) Mamulat-ı Dâhiliye Kadınlar Cemiyet-i Hayriyesi (1912) Esirgeme Derneği Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Heyet-i Merkeziyesi (1912) Müdafaa-i Milliye Osmanlı Hanımlar Cemiyeti (1913) Müdafaa-i Hukuk Nisvan Cemiyeti (1913) Asker Ailelerine Yardım Hanımlar Cemiyeti (1914) Bilgi Yurdu (1916) Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi (1916) Musiki Muhibbi Hanımlar Cemiyeti Türk Kadınları Biçki Yurdu Cemiyeti İnas Darülfünunu Mezuneleri Cemiyeti (1918) Meşrutiyet Dönemi Kadın Gazete ve Dergileri Mehasin Demet (1908) Kadınlar Dünyası Meşrutiyet Dönemi Ekonomik Hayatta Kadın... 52

11 ix Sayfa 2. BÖLÜM MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ KADIN FAALİYETLERİ VE ATATÜRK DÖNEMİ KADIN POLİTİKALARI 2.1. İstiklâl Harbi nde Kadının Rolü Milli Mücadele Dönemi Halk Örgütlenmesinde Türk Kadını Milli Mücadele Dönemi Yayın Hayatında Türk Kadını Kadın Cemiyetlerinin Milli Mücadeleye Etkisi Kasaba İslam Kadınlar Cemiyeti Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Müdafaa-i Hukuk Kadınlar Şubesi Cephe Hattında Türk Kadını Atatürk Dönemi Türk Kadını ( ) Atatürk Dönemi Kadın Eğitimi Politikaları İlköğretim de Kadının Yeri Tevhit-i Tedrisat Kanunu nun Kadına Kazandırdıkları Türk Harflerinin Kabulü nün (1928) Kadın Dünyasına Yansımaları Atatürk Dönemi Ortaöğretim de Kadın Atatürk Dönemi Kadına Yönelik Mesleki Eğitim Kız Enstitüleri Atatürk Dönemi Kadınlara Yönelik Hukuki Düzenlemeler Hilafet - Şer iye ve Evkaf Vekâleti nin Kaldırılması Medeni Kanun ve Kadın İmajı Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi Atatürk Dönemi Fikri ve Edebi Eserlerde Kadın Atatürk Dönemi Kadın Faaliyetleri... 88

12 x Sayfa Kadın Dergileri Ev Hocası Dergisi (1923) Süs Dergisi ( ) Asar-ı Nisvan Kadın Yolu Dergisi (1925) Kadın Cemiyetleri Türk Ocakları Türk Kadınlar Birliği ( ) Halk Evleri (1932) BÖLÜM İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ KADIN POLİTİKALARI ( ) 3.1. İnönü Dönemi Kadın Eğitim Politikaları İnönü Dönemi nde İlköğretimdeki Gelişmeler ve Kadının İlköğretime Entegrasyonu Köy Enstitüleri ve Türk Kadınından Beklentiler Kız Talebelerinin Köy Enstitüleri ndeki Yeri Köy Enstitüleri nde Kız Öğrencilerine Yönelik Müfredat Programı Köy Enstitüleri nde Kadına Yönelik Eğitimin Önemi Ortaöğretim de Kadın Kadına Yönelik Mesleki Eğitim Kurumları Kız Enstitüleri Kız Enstitüleri nin Eğitim Müfredatı Hemşirelik ve Doktorluk Eğitimi Yüksek Öğrenimde Kadın İnönü Dönemi Kadınlara Yönelik Hukuki Düzenlemeler Savaş ve Türk Kadınının Duruşunun Yansımaları

13 xi Sayfa II. Dünya Savaşı nın Türk Kadın İstihdamına Etkisi Kadın Hukuku nda Yeni Düzenlemeler İnönü Dönemi ( ) Fikri ve Edebi Eserlerde Kadın Kadın Politikasının Önemli Bir Mevzii: Kadın Gazete ve Dergileri Perde ve Sahne Dergisi ( ) Ankara da Sinema Âlemi (1944) Asrın Kadını (1944) Ev Kadın (1945) İnönü Dönemi ( ) Kadının Kültür Hayatına Yansımaları Milli Mücadele Dönemi nden İnönü Devrine, Sinema ve Tiyatro: Gelenek ve Değişim İnönü Dönemi nde Sinema ve Tiyatronun Kadına Etkisi Resimde Kadın İzleri Kadının Değişen Vizyonu ve Moda Devlet Politikası Olarak Müzik SONUÇ KAYNAKLAR EKLER Ek-1. Başbakanlık Arşiv Belgesi Ek-2. İnönü Vakfı Arşiv Kolleksiyonu ÖZGEÇMİŞ

14 xii KISALTMALAR Bu çalışmada kullanılmış kısaltmalar, açıklamaları ile birlikte aşağıda sunulmuştur. Kısaltmalar Açıklamalar AKDTYK Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu B.C.A. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Bkz. Bakınız C. Cilt CHP Cumhuriyet Halk Partisi Çev. Çeviren Ed. Editör Haz. Hazırlayan OTAM Osmanlı Tarihi Araştırma Merkezi S. Sayfa S. Sayı TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi TTK Türk Tarih Kurumu Yay. Yayımlayan

15 1 GİRİŞ Neden kadın? Kadın; toplumu, toplumun sağlığını, gelişimini anlamak için bir başvuru kaynağıdır. Kadın; medeniyet telakkilerinin ne ölçüde gerçekleşeceğini gösteren en mühim bir ölçüdür. Kadın; değişimin tarihin deneyimlerin en önemli sembolüdür. Kadın; hertürlü sosyo-kültürel oluşumun yansıdığı bir aynadır. Tüm rejimlerin ve ideolojilerin temel hedef kitlesi kadındır. Çünkü kadın toplumdur. Modernleşme ve batılılaşma kadın olmadan elbet anlamsız kalmaya mahkûmdur. Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumsal değişimi kadın olgusu üzerinden okuma çabası olarak niteleyebileceğimiz bu tezin önemli bu boşluğu dolduracağına inancımız tamdır. İnönü Dönemi nin kadına bakışı diğer dönemlerden ne kadar farklı; benzerlikler ve ayrışmalar, bu tezin temel esaslarından olacaktır. Kadın olgusunun bu devirdeki (Tanzimat, Meşrutiyet, Atatürk ve İnönü) algısı, bize bu dönemlerle alakalı sağlam veriler verdiği kanaatini taşıyoruz. Bu sebepten Türkiye Cumhuriyeti nin temel kuruluş felsefesine uygun olarak İnönü Dönemi nde ( ) gerçekleştirilen kadın politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasını ele almış bulunmaktayız. Bu çalışmanın temel varsayımı, Osmanlı Devleti nde Tanzimat Fermanı nın ilânıyla başlayan süreçten Türkiye Cumhuriyeti nde İnönü Dönemi ne kadar Türk kadınının modern Batılı bir kimlik kazanmış olmasıdır. Çalışmanın temel varsayımına göre, Mustafa Kemal Atatürk ün vefatı sonrası başlayan İnönü Dönemi nde yeni Türkiye Cumhuriyeti nin inkılâplarını koruma ve devam ettirme temel hedef alınmıştır. Bu temel hedef ekseninde kadınlara yönelik politikalar benimsenmiştir. Bu varsayımın sağlaması dönemin yazın hayatından, çıkarılan kanunlardan, uygulanan sosyal ve iktisadi programlardan alınan örnekler vasıtasıyla yapılacaktır. Bu amaçla İnönü Dönemi nde Türk kadınına nasıl bakıldığını ve Türk kadınının nasıl algılandığı, bu algının ne şekilde olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurduğu, özellikle dönemin gazete, dergi ve Zabıt Cerideleri nden örneklerle açıklanmaya çalışılacaktır. İnönü Dönemi nde oluşturulmaya çalışılan yeni kadın imajının halk üzerinde ne kadar etki yaptığı ve ne derece başarı sağladığını açıklamak bu çalışmanın amaçları arasındadır.

16 2 Cumhuriyet öncesinde, kadınlarla alakalı meseleler ilk kez Tanzimat Fermanı nın ilânından sonra tartışılmaya başlanmıştır. Tanzimat Dönemi yle başlayan değişim hareketi Meşrutiyet in ilânıyla daha da gelişmiştir. Bu dönemde, kadınlara yönelik birçok gazete, dergi ve eğitim kurumu, faaliyete geçmiştir. Bu dergilerde ve eğitim kurumlarında kadınlar söz sahibi olmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti nin kurulmasıyla birlikte modernleşme hamlesinin ana karakterlerinden biri kadın olmuştur. İnkılâpların etkili ve kalıcı olması adına toplumun temel taşı olan kadınlar, inkılâpların sembolü haline dönüşmüştür. Osmanlı Devleti nin kadınlara yönelik politikaları ile Türkiye Cumhuriyeti nde İnönü Dönemi ne kadar uygulanan politikaları karşılaştırdığımızda Osmanlı Devleti nde Türk kadınının eğitilmesi temel hedef alınmışken, İnönü Dönemi ne geldiğimizde Türk kadınının eğitilmesinin yanında topluma önderlik yapacak niteliklere de sahip olunması istenmiştir. Bu nedenle Atatürk Dönemi ile başlayan yeni kadın imajı inkılâplarla desteklenerek bir modernizasyon projesi haline dönüşmüştür. İnönü Dönemi, Türk siyaset tarihi açısından çok önemli bir dönemdir. Mustafa Kemal Atatürk ün Samsun a çıkışından itibaren onunla birlikte omuz omuza harp meydanlarında Türk milletinin kurtuluşu için mücadele eden İnönü; Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşunda da Ulu Önder in yanında yer almıştır. Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşundan itibaren inkılâpların oluşturulmasına ve yerleştirilmesine daima destek veren İnönü, Türk İnkılâbı hareketi nin yılmaz savunuculuğunu üstlenmiştir ve Atatürk ün kadınlara gösterdiği özeni devam ettirmiştir. Osmanlı nın Meşrutiyet Dönemi ve Atatürk Dönemi nde kadınlara yönelik farklı birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen İnönü Dönemi nde kadın politikalarıyla alakalı çalışma sayısı neredeyse yok denecek kadar az sayıdadır. İnönü Dönem inin kendine has şartlarından dolayı araştırmacılar daha çok askeri ve siyasi konularda çalışmalarda bulunmuşlardır. İnönü Dönemi kadın politikaları, genellikle sosyal ve kültürel başlıklı araştırmalarda alt başlıklar olarak incelenmiştir. İnönü Dönemi kadın politikalarıyla alakalı olarak bu çalışmadan önce Sayın Kadir Şeker İnönü Dönemi Kültür Hayatı adlı Doktora tezini hazırlamıştır.

17 3 Çalışmasını İnönü Dönemi ne ait gazete, dergi ve arşiv belgeleri üzerine kurgulamıştır. Sayın Salih Özkan tarafından hazırlanan Arası Türkiye nin Eğitim Kültür Politikası isimli Doktora çalışması da dönemin uygulanan eğitim ve kültür politikaları üzerinde durmuştur. Çalışmamızın bu noktada sadece kadınlar özelinden oluşturulmuş olması, İnönü Dönemi ile alakalı eksik olduğunu düşündüğümüz bir noktayı kapatma imkânını bizlere sunmuştur. İnönü Dönemi nde, eğitim, kültür, sanat ve siyaset alanlarında yapılan düzenlemelerin ve yeniliklerin, kadınları ve toplumu nasıl etkilediği açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla araştırmamızın birinci bölümünde Tanzimat Fermanı nın ilânından Meşrutiyet Dönemi ni de kapsayacak şekilde Türk kadınının eğitimden sanata, sosyal ve kültürel değişimleri konu edilmiştir. İkinci bölümde ise Milli Mücadele ve Atatürk Dönemi nde Türk kadınının verdiği mücadele ve elde ettiği haklar anlatılmıştır. Son bölümde ise İnönü Dönemi olan yılları arasında Atatürk Dönemi nde gerçekleştirilen inkılâpların kadınlar üzerinde ne derece etkili olduğu ve kadınlara yönelik oluşturulan politikaların devam edip etmediği bu bölümde tetkik edilerek kadınların yurt içi ve dışında elde ettiği başarılar ve gelişmeler incelenmiştir. Cumhuriyet Dönemi ndeki kadını anlamak için önecelikle Tanzimat Dönemi ni kavramalıyız. Bu nedenden Tanzimat Dönemi, kadına bakışı ve kadınların kazanımları hakkında bakış açısı oluşturmak önemlidir. Osmanlı Devleti özellikle Yükselme Dönemi nde elde ettiği askeri zaferlerle dünyada süper güç halini almış ve toplum örgüsünde kadın, yerini ve önemini imparatorluk boyunca korumuştur. Devletin yapısı ve işleyişinde erkekler kadar kadınlar da varlıklarını hissettirerek söz sahibi olmuşlardır. Yüzyıllar geçtikçe tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı Devlet inde de kadının yeri ve konumu değişmiştir. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti nin özellikle 18. yüzyılda askeri mücadelelerde aldığı başarısız sonuçlar bir takım yeniliklere olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Tanzimat Fermanı nın ilânıyla yapılmaya başlanan birçok yenilik ve düzenleme Osmanlı Devleti nde Meşrutiyet Dönemi yle devam etmiştir. Özellikle bu yeni dönemde, Avrupa ile gelişen ilişkiler, Türk toplumunun sosyal ve siyasi hayatında değişimlere neden olmuştur. Türk aydını, Batı daki düşünce ve yaşam tarzını tanımış, bunu kendi toplumunda uygulama konusunu düşünmeye başlamıştır.

18 4 Batı da gelişen yeni durumlar karşısında Türk toplumunda da kadının konumunda bazı değişiklikler olmuştur. Özellikle Türk aydınlarındaki fikri değişimin bir göstergesi olarak kadın hakları meselesi, çeşitli boyutlarıyla edebi eserlerde ele alınmaya başlanmıştır. 1 Tanzimat Fermanı ile beraber aydınlar, kadının cinsiyet rollerini ve toplumdaki konumunu incelemeye almışlardı. 2 Tanzimat Fermanı nın ilânıyla başlayan bu dönemde, Osmanlı aydınları toplumun gelişmesinde kadınların büyük rol oynadığını fark ederek kadınların toplumun ilerlemesini sağlayacak modern, kültürlü ve iyi eğitilmiş olmalarının gerekliliği üzerinde durmuşlardır. 3 Tanzimat Dönemi Kadını ve Kadın Eğitim Tanzimat Dönemi, yukarıda bahsettiğimiz bakış açısındaki değişimin sonucu olarak kadınlara birçok yeni hak kazandırmıştır. Mesela, Fransa nın ''Duruy Kanunu ndan etkilenerek Osmanlı Devleti ne tatbik edilen 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile kızlar için Öğretmen Okulu açılması, rüştiyelerin çoğaltılması kararı alınmıştır. 4 Bu Nizamname ile Sübyan Mektepleri nde kız öğrencilerin eğitimi konusunda değişikliğe gidilerek Sübyan Mektepleri ne devam zorunluluğu, erkek çocukları için 6-10 yaş, kız çocukları için ise 7-11 yaş olarak belirlenmiştir. Yine bu değişiklik çerçevesinde bir mahalle veya köyde iki Sübyan Mektep i varsa birinin kızlara ayrılması kararı alınmıştır. 5 Yeniden düzenlenen Sübyan Mektepleri nde eğitim verecek hocaların kadın olması isteniyordu. Henüz kızlara eğitim verecek nitelikte, bu bilgi seviyesine sahip eğitilmiş kadınlar olmadığından kadın öğretmen yetişinceye kadar yaşlı ve edepli olmak şartıyla erkek öğretmenlerin de bu Sübyan Mektepleri nde kızlara eğitimin 1 Ülker N. (2010). Türk Kadını, Yüksek Lisans Tezi, T.C Yeditepe üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 5. 2 Kadınların eğitimiyle ilgili olarak Şemsettin Sami şu ifadeleri kullanmaktaydı: Kadınlar, küre-i arzın ahalisinin nısfı bulundukları münasebetle haddi zatlarında olan ehemmiyetin maada, erkekleri yetiştiren, yani cemiyet-i beşeriyeyi terbiye ve teşkil eden de yine kadınlar olduğundan, ehemmiyetleri pek çok olmak iktiza eder. Sözleriyle Tanzimat döneminde Osmanlı kadınlarına verilen yeni görev ve sorumluluğun açıkça göstergesiydi. Bkz. Kurtuluş(2012),55. 3 Kurtuluş, M.(2012). On dokuzuncu Yüzyılda kadınların özgürleşme ve Dayanışma Alanı: Mektup, Dokuz Eylül üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 1,(2) 4 Kurnaz, Ş. (1991). Cumhuriyet Öncesinde Türk Kadını , Ankara: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları, II. Baskı, 4. 5 Kurnaz, a.g.e., 1991:5.

19 5 verebileceği hükmü yönetmeliğe eklenmiştir. 6 Tanzimat Fermanı nın getirdiği yeniliklerin akabinde ülkenin kadınıyla erkeğiyle topyekûn kalkınabilmesi adına bir diğer önemli adım ise ilköğretim mecburiyetinin 1876 Kanun-u Esasi sinde anayasa maddesi olarak kendisine yer bulmuş olmasıdır. Bu sayede kız ve erkek çocukları için eşit şartlarda eğitim hakkı kanuni güvence altına alınmış olunuyordu. 7 İlköğretim alanında kız çocuklarına bu haklar verilirken bununla ortaöğretim alanında Tanzimat Fermanı nın oluşturduğu yeni hava, etkisini derinden hissettirmeye başlamıştı. Osmanlı aydınları ve Sadaret, girişilen bu eğitim hamlesini tüm eğitim kademelerine yaymanın gayreti içerisinde olmuş ve kız çocuklarının eğitimini sadece ilköğretimle sınırlı tutmamışlardır. Kızlara verilecek eğitimin önemini farkında olan Maarif Nezareti, Sadaret e bir tezkere yazarak milletlerin kalkınmasının eğitimle olacağını yazmış, kız çocuklarının eğitilmesi için rüştiyelerin açılması telifinde bulunulmuştur. Bu teklifin Sadaretçe kabul görmesi sonucu 6 Ocak 1859 da İstanbul da ilk kız rüştiyesi açılıyordu. 8 Açılan bu kız rüştiyelerinde eğitim ve ders içeriği, erkek rüştiyelerine göre farklılık göstermekteydi. 9 Nizamname nin yürürlüğe konduğu tarihlerde gerek kız öğrenci sayısının azlığı gerek kadın öğretmen sayısında yaşanan sıkıntılar zamanla yerini pozitif yönde ilerlemeye bırakmıştır. Halkın bu yeni eğitim sistemine talebinin artması ve teveccühünün bu eğitim kurumlarında makes bulması sonucu kız rüştiyelerinin sayısı ile rüştiyelerde bulunan öğrenci ve bayan öğretmen miktarı gitgide artmıştır tarihli devlet salnamesinde İstanbul daki kız rüştiyelerinde çalışan kadın öğretmen sayısının, erkek öğretmen sayısının beş katına ulaştığı görülmektedir. Bununla beraber yıllarına ait bir belgede İstanbul da 6 Bulut, S. (2013). Türkçülerin Penceresinden Osmanlı da Kadın Meselesi ve Orta Asya Referansı, Tarihin Peşinde Uluslar Arası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, (10), Akyüz, Y. (1982). Türk Eğitim Tarihi, Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Yayınları,11 8 Kurnaz, a.g.e., 1991: Nizamnamesi, erkek ve kız rüştiyelerinin ders programını şu şekilde belirtmekteydi: Erkek rüştiyeleri; Mebadi-i Ulum-u Diniye, Lisan-ı Osmani Kavaid, İmla ve İnşa, Tertib-i Cedid Kavaid-i Arabiye ve Farisiye, Tersim-i Hudut, Mebadi-i Hendese, Defter Tutma Usulü, Tarih-i Umumi, Tarih-i Osmani, Coğrafya, Jimnastik, mahallinde kullanılan dil, Fransızcadan ibaretti. Kız rüştiyelerinde ise: Mebadi-i Ulum-u diniye, Lisan-ı Osmani Kavaidi, Mebadi-i Kavaid-i Arabiye ve Farsiye, İmla ve İnşa, Müntehabat-ı Edebiye, Tedbir-i Menzil, Muhtasar Tarih ve Coğrafya, Hesap ve Defter Tutma Usulü, Maksa Medar olacak derece Resim, Ameliyat-ı Hayatiye, Musiki den müteşekkildi. 9 Bu ders müfredatı Osmanlı da değişen eğitim sisteminin ve algısal reformun tatbiki anlamına gelmekteydi. Osmanlı nın yeni eğitim sitemi geleneksel eğitim sisteminin yanında ilmi fen ve musiki alanlarında da kız öğrencileri de kapsayıcı geniş haklar sunmaktaydı. Bkz: Kodaman, B.(1988), Abdülhamit Devri Eğitim Sistemi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi,468.

20 6 bulunan Beşiktaş İnas Rüştiye Mektebi nde müdire olarak görev yapan Fatma Hanım, ilk idarecilik yapan kadın olarak kayıtlara geçmiştir. Bu da kadın öğretmen yetiştirme projesinin hedeflenen başarıya ulaştığını bizlere göstermektedir. Artık bu rüştiyelerde idarecisinden öğretmenine kadar bütün kademelerde kadınlar görev yapabilmekteydi ( ) yıllarına gelindiğinde Osmanlı topraklarında Rüştiye sayısı şu şekilde belirtilmekteydi: 11 Müslim Gayr-ı Müslim Yabancılar Erkek Rüştiyesi Kız Rüştiyesi Karma Rüştiye Bu tablodan da anlaşılacağı üzere ilk kız rüştiyesinin açılışından itibaren geçen sürede Osmanlı toplumunun kapalı yapısını da temel aldığımızda kız rüştiyelerinin sayısının azımsanmaması gerektiği inancını taşımaktayız. Yarım asra yakın sürede ulaşılan bu sayı gelecekteki Osmanlı yenileşme hareketinin temellerini teşkil edecektir. Kadına Yönelik Mesleki Eğitim Tanzimat Dönemi nde, rüştiyelerin açılmasının yanında kızlara yönelik olarak mesleki eğitim veren okullar da açılmıştır. Ebe Mektebi, Kız Sanayi Mektebi, Kız Öğretmen Okulu gibi mesleki eğitim veren okullarda ilk defa bu dönemde hayata geçirilmiştir. Osmanlı klasik toplum anlayışının Türk kadınına yüklediği anlam, bu dönemde değişim göstermiştir. Tanzimat Fermanı öncesi kadın figürü, evlatlarına bakacak, evin işleriyle ilgilenecek bir anlam ifade etmekteydi. Tanzimat Fermanı ile birlikte Rüştiyelerin kurulması, kadınlara mesleki eğitim hakkının verilmesi, bu algının yanına yeni bir felsefeyi ekledi. Artık kadınlar, erkeklerle eşit şartlarda işlerde yer alabilecek ve meslek sahibi olabileceklerdi. Tanzimat Fermanı sonrası dönemde Tıbbiye Mektebi nde kadınlara yönelik ebelik kursları açılması için hekimbaşı tarafından 1842 de hükümete bir öneri verilmiş ve bu öneri hükümet tarafından kabul 10 Kurnaz, a.g.e., 1991: Kurnaz, a.g.e., 1991:17.

21 7 edilmiştir. Bir sene sonra Tıbbiye Mektebi nde ebelik eğitimine başlanmıştır. Bu eğitimde, bazı dersleri erkek hocalar vermiş ve ilk defa Müslüman kızlar, erkeklerden ders almışlardır. 12 Kadınların mesleki becerilerini geliştirilmesi, ülke ekonomisine ve aile bütçesine destek sağlaması için Kız Sanayi Mektepleri açılmıştır. Bu okulların başta beş yıl olan eğitim süresi daha sonra yedi yıla çıkartılmıştır. II. Abdülhamit Dönemi nde, Kız Sanayi Mektepleri nin sayısı arttırılmaya çalışılmış ancak istenilen sonuç hâsıl olmamıştır. Bu okulların ömrünün kısa olması tahminimizce maddi sebeplere dayalıdır. Çünkü Sanayi Mektepleri, diğer eğitim kurumlarına göre verilen eğitimin niteliğinden dolayı daha külfetlidir. 13 Osmanlı Devleti nde kızlara verilecek mesleki eğitimin yanında, bu eğitimleri verecek bir neslin yetiştirilmesi de çok önem arz ediyordu. Bu eksikliğin hal çaresine bakmak için Osmanlı aydınları, Dârü l-muallimât adı altında kız okullarının öğretmen ihtiyacını karşılayacak bir okul açmıştır. Bu okul 26 Nisan 1870 tarihinde Maarif Nazırı Saffet Paşa'nın İslam da kadınların öğretimine önem verildiğine ve şer i tesettürün buna asla engel olmadığına işaret eden konuşmayla açıldı. Dârü l-muallimât ın açılmasıyla Osmanlı topraklarındaki kadın öğretmen sayısı artmış, buna paralel olarak rüştiyelerdeki kız öğrenci sayısında çoğalma görülmüştür. Mezun olanlar devlet tarafından resmi olarak tayin edilmiştir. Bu bir anlamda kadının çalışmasını, iş hayatına atılmasını devletin onayladığı anlamı ortaya çıkarmıştır. 14 Dârü l-muallimât ın, Türk kadını ve Türk eğitim sistemi açısından oynadığı rol çok önemli olmuştur. Dârü l-muallimât ın önemi, daha sonraki dönemde ortaya çıkardığı sonuçlarla daha net anlaşılacaktır. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti nde kadınlara ilişkin devrimlerin başarılı olmasında 1870 ten beri birçok kızın burada okumuş olması etkili olmuştur. Türk kızları, bu kurumda eğitim alarak ülke kadınları arasında bilgili, aydın bir kadın kitlesinin varlığını sağlamıştır. Bu okulda verilen musiki, biçkinakış derslerine ecnebi hocaların girmesi Türk kadınının, Avrupa kadınını ve 12 Kurnaz, a.g.e., 1991: Kurnaz, a.g.e., 1991: Kurnaz, a.g.e., 1991:28.

22 8 modasını tanıması konusunda fayda sağlamıştır. 15 Dârü l-muallimât ise Tanzimat Dönemi nde tek bir okul olarak kalmıştır. Meşrutiyet Dönemi yle birlikte İstanbul dışındaki illerde 10 civarında okul açılabildiği görülür. 16 Türk kadınının aldığı eğitimler sonucu Osmanlı Devleti nde ilk mesleki tecrübesi de eğitim alanında olmuştur. Eğitim reformu Osmanlı modernleşmesinin yapı taşlarından biri olmuş, meslek olarak öğretmenlik, ilk resmi çalışma sahası olarak kayda geçmiştir. 17 Tanzimat Dönemi nde, eğitimin dışındaki alanlarda da Osmanlı Devleti, kadınlara yönelik düzenlemelere gitmiştir. Ayrıca bu dönemde yeni Türk kadını, hukuki anlamda birçok kazanım elde etmiştir. Bunların en önemlileri; yabancı biriyle evlenme, cariyeliğin kaldırılması, arazi hukukunun düzenlenmesi, giyim kuşamla ilgili düzenlemeler olarak sıralanmıştır. Osmanlı Devleti nde Tanzimat Fermanı ndan önce kadının topraktan miras alması söz konusu değilken, Tanzimat Fermanı sonrası erkek kardeşiyle miras konusunda eşit şartlara sahip olmuştur. Cariyelik konusuna gelince, özellikle Avrupa nın kölelik konusunda baskısı sonucu cariyelik konusunda önemli adımlar atılmış cariyeliğin kaldırılması emredilmiştir. Giyim kuşam konusunda geleneksel çizgi takip edilse de Batı kültürünün etkisi kadınların üzerinde tesirini göstermiştir. 18 Tanzimat Dönemi; Edebiyat, Şiir ve Romanda Türk Kadını Osmanlı Devleti nde Tanzimat Fermanı ile görülen değişim hareketi, özellikle Osmanlı aydınları tarafından fikri planda tartışılmaya başlanmıştı. Kadının rolü, toplum içindeki konumu ile ilgili yazılar kaleme alınmaya, düşünceler söylenmeye 15 Şanal, M. (2009). Osmanlı İmparatorluğu nda Kız Öğretmen Okulunun (Darulmuallimat), Kuruluşu Okutulan Dersler ve Kapatılışı , Osmanlı Tarihi Araştırma Merkezi (26), Onuk, T.(2004). Osmanlı Genç Döneminde Kültür Kadın ve Sanat, Bilge Yayın Tanıtım Tahlil Eleştiri Dergisi, (41),6. 17 Gökçimen, S. (2008),Ülkemizde Kadınların Siyasal Hayata Katılım Süreci, Yasama Dergisi,(10), Kurnaz, a.g.e., 1991:33.

23 9 başlanılmıştır. Türk aydınları kadınla alakalı konulara eserlerinde yer vermeye başlamışlardı. Tanzimat Dönemi Osmanlı aydını kadın konusunu genel anlamda şehir kadını üzerinde temellendirmiştir. Yazarlar işsiz, canı sıkılan kadının toplum içinde daha işlevsel hale getirmenin arayışı içerisinde olmuşlardır. 19 Tanzimat Dönemi Osmanlı aydınları, diğer bir taraftan kadınların sosyal hayata katılmasının toplum tarafından verilecek olumsuz tepkilerin önüne geçebilmek için kadınlara destek olmuşlardır. Osmanlı toplum yapısında kadının içtimai hayattan istifadesini genişletmek isteyen Osmanlı aydınları, Türk kadınının mevcut durumunu değiştirmeyi, modernleşmenin temel düsturu kabul ederek bu konuda Türk kadınını desteleyen yazılar kaleme almışlardır. 20 Tanzimat Dönemi yazarlarından; Namık Kemal, Ahmet Mithat, Abdülhak Hamit, Sami Paşazade Sezai, Fatma Aliye, Şemsettin Sami gibi yazarlar kadınlara eğitimin ön plana çıkarılmasını savunmuşlardır. Hatta Abdülhak Hamit in Tarık adlı eserinde Bir milletin kadınları, ilerleme derecesinin ölçüsüdür. ifadesi, Meşrutiyet Devri kadın dergilerinde sürekli kullanılmıştır. 21 Abdülhak Hamit Tarhan, kadın sorununa çok önem vermiştir. Yazılarında kadının modernleşmesi tezini savunan Abdülhak Hamit romanlarını, tiyatro eserlerini, şiirlerini ve hatıratlarını incelediğimizde kadınlar üzerine birçok çalışmasının olduğunu görebilmekteyiz. 22 Yazarın eserlerinin birkaçının isimleri de dikkat çekicidir: Nazife, Nesteren, Tezer, Zeyten, Finten isimleriyle karşımıza çıkan yazar kadın konusuna verdiği önemi net bir biçimde göstermektedir. 23 Ahmet Mithat Efendi, hikâye, roman ve diğer edebi türlerde kaleme aldıklarıyla tanınmıştır. Döneminin kadına bakış açısını ve Osmanlı Türk toplumundaki kadının konumunu değerlendirmiştir. Özellikle romanlarında, kadının toplumdaki yeri, kız 19 Kurnaz, a.g.e., 1991: Çakmak, B.(2011), Tanzimat tan Cumhuriyet e Uzanan Çizgide Osmanlı da Kadın Hareketleri, Dönemin Tiyatrosunda Kadının Temsili ve Kadın Sorunu, Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölüm Dergisi, (18). 21 Taşkıran, T.(1973).Cumhuriyetin 50. Yılında Türk Kadın Hakları, Ankara: T.C Başbakanlık Basımevi, Demircan, A. (2003). Tanzimat tan Cumhuriyet e Aydınlık Bir Yüz: Abdülhak Hamit Tarhan, Yüksek Lisans Tezi, Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Demircan, a.g.e., 2003:103.

24 10 çocuklarının yetiştirilmesi ve eğitimi konularına değinmiştir. 24 Ahmet Mithat, kadın erkek ilişkileri konusunda toplumda oluşan soru işaretlerini açıklamaya çalışmıştır. Toplum yapısının temel kaidelerine bağlı kalarak evlilik müessesesinin oluşumunda biraz daha esnek olunmasını savunmuştur. Eserlerinde kendi dönemindeki evlilik sistemine itiraz ederek, gençlerin birbirini tanıyıp evlenmesi taraftarı olmuştur. Bu sırada mühim olan kadının iffetini korumasıdır. O, tek eşliliği savunmakla beraber çok eşliliği de reddetmemiştir. Ahmet Mithat, çok eşli evlilik hakkında da şu ifadeleri kullanmıştır: Şarkın çok kadınla evliliği, Garbın gayrı meşru yaşayışına karşı bir önlemdir. 25 Namık Kemal ve Ahmet Mithat gibi yazarlar, Tanzimat Dönemi ndeki kadının toplumsal rolü ve yeri üzerindeki tartışmalarda tavırlarını kadınlardan yana koymuşlardır. Yazdıkları yazılar ve eserlerle kadınların eğitilmesinin gerekliliğini vurgulamışlardır. 26 Dönemin yazarlarından Namık Kemal, kadın teması üzerine yazılar kaleme almış ve toplumun ilerlemesi için kadınların eğitiminin önemini vurgulamıştır. Namık Kemal 1862 de Tasvir-i Efkâr da yayımlanan Terbiye-i Nisvan Hakkında Birkaç Layiha isimli makalesinde, kadınların eğitilmesinin faydaları hakkında bilgiler vermiştir. 27 Zavallı Çocuk, İntibah gibi roman ve piyeslerinde ise aile yaşamı, kadınerkek ilişkileri ile ilgili bilgiler verirken döneminden önce pek de benzerine rastlanmayan romanlar da kadın figürünü ön plana alır. Vatan Yahut Silistre 24 Şimşek, Y. (2012). Ahmet Mithat Efendi nin Jön Türk Romanında Kadına Bakış ve Feminizm Düşüncesi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü IV. Genç Bilim Adamları Sempozyumu Bildirisi, Okay, O. (1975). Batı Medeniyeti Karşısında Ahmet Mithat Efendi, (4. Baskı), İstanbul: Dergâh Yayınları, Bu yazarlardan birkaçının kadınlarla ilgili düşünceleri kısa olarak ifade ederek devrin bakış açısının romanlara yansımasını daha net görebilme şansına erişebiliriz. Ancak bu yazarları ifade etmeden önce devrin reform yanlısı yazarlarının özelliklerini Nilüfer Göle, Modern Mahrem: Medeniyet ve Örtünme adlı çalışmasında şu ifadelerle açıklamaktadır. Batı uygarlığının evrenselliğine dikkat çekenler, özellikle edebiyat yapıtlarında, görücü usulü evlilik yapısını, çok kararlılığı, cinsiyet ayrımını eleştirdiler; kadınların eğitim özgürlüğünü ve romantik aşkı savundular. Batı dan esinlenen bu reformların sonuçlarını hâkim kültürel kimliğe yönelik bir tehdit olarak algılayanlar ise kadının konumunu muhafaza etmek gerekliliği üzerinde durmuşlardır. Bkz: Demircan, A.(2003), Tanzimat tan Cumhuriyet e Aydınlık Bir Yüz: Abdülhak Hamit Tarhan, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, T.C Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Karabulut, M. (2013). Tanzimat Döneminde Türk Romanında Kadın Üzerine Tematik Bir İnceleme, Erdem İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, (64),50

25 11 piyesinde ilk defa erkeğin yanında düşmana karşı mücadele eden kadın portresi karşımıza çıkmıştır. 28 Şemsettin Sami ise kadınlara bakışının ürünü olan Kadınlar Risalesi ni Osmanlı Devleti nde yenileşmenin hız kazandığı bir dönemde yazmıştır. Bu risaleni yazma amacı, bütün insanlar için hak ve hürriyetlerin konuşulduğu yıllarda, kadınlarında haklarının üzerinde durulmasının gerekliliğidir. Bu haklardan en önemlisi, eğitim hakkıdır. Bu hakkı elde eden kadın iyi eğitilecek bunun sonucu olarak da iyi bir eş ve iyi bir anne olacaktır. 29 Yeni oluşan siyasi yapıyla birlikte özgürleşme adımları atan Türk edebiyatçıları, Avrupa nın etkisiyle kadına yeni roller biçmeye başlamışlardır. Birçok erkek aydın, kadının sadece anne profili ile sınırlandırılmasına karşı çıkmış ve kadın temalı birçok yazı kaleme almıştır. Bu dönemde Fatma Aliye Hanım, erkeklerin yanında ilk defa bir kadın olarak hemcinsleriyle alakalı konuları ele alması hasebiyle bir ilk olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Fatma Aliye Hanım, birçok farklı dergi ve gazetelerde ağırlıklı olarak kadının eğitimi, toplumda ve ailedeki rolü üzerinde yoğunlaşmıştır. Fatma Aliye Hanım, toplumsal terbiye, gençlik ve gençliğin eğitimi, insaniyet gibi konularda bir bütüncül yapıyla yaklaşarak kadın konusunu ele almaya çalışmıştır. 30 Tanzimat Dönemi Basın Hayatında Kadın Edebiyat, eğitim, hukuk alanlarında ve içtima-i hayatta görülen değişimden, gazete ve dergilerde nasibini almıştır. Bu dönemde, gerek erkek gerekse kadın yazarlar toplumdaki kadın konusuyla ilgilenmeye başlamışlar ve Türk kadınını yeniden ifade etmeye girişmişlerdir. Tanzimat Dönemi nde kadınlarla ilgili birçok dergi ve gazete çıkarılmıştır. Bunlardan Terakki gazetesi, 1868 de Ali Reşit tarafından çıkarılmış; kadınların, eğitim, çok eşlilik ve kadınların siyasi hakları üzerinde bilgilendirilmesine yönelik yayımlar yapmıştır Kurnaz, a.g.e., 1991: Karaca, Ş. (2010). Şemsettin Sami ve Kadınlar, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 3(13), Canbaz, F. (2005). Fatma Aliye Hanımın Romanlarında Kadın Sorunu, Yüksek Lisans Tezi, T.C. Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Kaplan, L. (1998). Cemiyetlerde ve Siyasi Teşkilatlarda Türk Kadını , Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 10.

26 12 Kadınlara yönelik bir diğer yayın olan Vakit Yahut Mürebbi-i Muhadderat adlı dergi de 1875 te Filip Efendi tarafından haftalık basılmaktaydı. Yayımcısı Mahmut Celaleddin Bey olan İnsaniyet dergisi yine kadınlara yönelik bir dergiydi yılında çıkarılan Şüküfezar dergisi ise Afife Hanım tarafından yayımlanmaya başlamıştır. Bu dergi kadınların sıkıntılarını topluma duyurmayı amaçlamaktadır. 32 Hanımlara Mahsus Gazete: Tarık gazetesinin başyazarı Mehmet Tahir tarafından yayımlaması için ilk teşebbüs yapılmış Dâhiliye Nezareti ne verilen dilekçede gazetenin kuruluş felsefesi olarak yabancı ülkeler de kadınlar için gazeteler yayınlandığı halde memlekette büyük bir eksiklik olduğunu, kadınların ilerlemesine yardımda bulunmak olarak açıklamıştır. 33 Bu dönemde çıkarılan yayınlar pek uzun ömürlü olmamıştır. Kadınlara Mahsus Gazete nin çıkarılmasına yönelik başvuruda, o zamana kadar tarihleri arasında çeşitli zamanlarda yayınlanan yedi gazete ve derginin yayın hayatına devam edemediğini belirtmektedir. 34 Tanzimat Fermanı sonrası kadınlara yönelik çalışmalar ve uygulamalar, bu dönemde tam olarak karşılık bulamamıştır. Tanzimat Dönemi yeniliklerinin hasadını Meşrutiyet Dönemi nde daha net görme imkânına kavuşulacaktı. Bu açıdan bakıldğında Türk kadınının toplumsal kimliği Tanzimat ile bir şekle bürünmeye başlayacaktı. Modern, iyi eğitim almış, kendi toplumunu ve dünyayı tanıyan bir Osmanlı kadını kimliği, Tanzimat Dönemi yle birlikte anlamlandırılma imkânına kavuşmuştur. Tanzimat Dönemi Osmanlı kadınının modern dünyaya girişinin eşiğini teşkil etmektedir. Tanzimat ta atılan bu tohumlar, Meşrutiyet le sulanacak, Milli Mücadele Dönemi nde toprağın bağrından çıkacak ve genç Cumhuriyet in inşasında gerçek kimliğine kavuşacaktır. 32 Gülcü, E. ve Tunç, S. (2012). Osmanlı Basın Hayatında Kadınlar Dergisi, Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi,3(2), Taşkıran, a.g.e., 1973, Kurnaz, a.g.e., 1991, 43.

27 13 1. BÖLÜM TANZİMAT FERMANI NIN VE MEŞRUTİYET İN TÜRK KADININA KAZANDIRDIKLARI Tanzimat Dönemi, Tanzimat Fermanı nın ilanıyla başlayan, Meşrutiyet Fermanı nın ilanıyla devam eden süreçı kapsamaktadır. Tanzimat Fermanı ile başlayan ülkedeki reform hareketi, II. Abdülhamit in Meşrutiyet i ilanıyla devam etmiştir. Maalesef ki bu dönem Osmanlı Devleti nin içte ve dışta ciddi problemlerle boğuşmak zorunda kaldığı bir döneme denk gelmektedir. Bu dönem, bir yanıyla Türklerin tarihinin en kritik süreçlerinden biri ise, öbür yönüyle de özellikle ifade özgürlüğünün sağlanmasından sonra, kadın sorunu da dâhil olmak üzere, özgürlük sorununun tüm biçimleriyle incelendiği, çözümlendiği, konuşulduğu, yoğun tartışmalar dönemi olmuştur. 35 Osmanlı Devleti, bu dönemde ciddi anlamda toprak kayıpları yaşamış, ülke tarihinde görülmemiş bir bunalımın içine girmişti. II. Abdülhamid, ülkenin bu durumunu düzeltebilmek adına bir kısım tedbirlere başvurmuştur. Osmanlı nın artık eski gücünde olmadığının ilk belirtisi, Sırplar ın bağımsızlık için isyan etmesiydi. Bu isyanın ardından Balkanlar daki diğer halklar da birer birer Osmanlı Devleti ne karşı isyan hareketine giriştiler. Girit in Yunanistan a bağlanması, ardından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu nun kadim Osmanlı toprağı olan Bosna Hersek i ilhak etmesi, Arnavutluk İsyanı bunun işaretiydi. Ayrıca Osmanlı nın Kuzey Afrika daki toprağı olan Trablusgarp ın sömürge arayışı içindeki İtalyanlar tarafından işgali, On İki Ada nın elden çıkması da Osmanlı Devleti için artık yolun sonuna yavaş yavaş gelindiğinin işareti olmuştur. 35 Caporal, B. (1999). Kemalizm de ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını I, Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık,

28 14 Osmanlı Devleti nin bu sıkıntılı döneminde halk Meşrutiyet in ikinci defa ilan edilmesini memnuniyetle karşılamıştır. Ancak ikinci defa ilan edilen Meşrutiyet de Osmanlı Devleti ndeki yangına çare olamamıştır. Osmanlının Meşrutiyet vaatleri, içtenlik derecesi ne olursa olsun, kısa süre sonra olayların gidişatından dolayı bu vaatlerin gerçekleşmesini imkânsız kılmıştır. Osmanlı Devleti nin tebaası içinde milliyetçiliğin hızla yayılması ve Türk efendilerin bile sonunda bu milliyetçilik virüsüne yakalanması, Osmanlı tarzı hür, eşit ve huzur dolu bir milletler birlikteliği rüyasını sona erdirdi. 36 Osmanlı Devleti ndeki bu siyasi çalkantıdan kadın hareketleri de nasibini almıştı. Hükümet, kadın faaliyetlerine sadece kendi düşüncesine yönelik ise belli ölçüde izin veriyordu. Bütün bu siyasi kargaşa içinde kadın hareketleri yerini almaya başlamış, kadınlarla alakalı tartışmalar yoğunlaşmıştır. Hatta siyasi hayatta da bazı teşebbüsler oldu. Örnek olarak bir grup kadın 1908 parlamentosuna dinleyici olarak katılmak istedi. Bu hareket Türk kadınının siyasi hayatta da yer alma arzusunu göstermekteydi Meşrutiyet Dönemi Kadın Eğitiminde Yenilikler Meşrutiyet Dönemi, Türk tarihinde eğitim üzerinde en çok yazının kaleme alındığı ve ülke eğitiminin sorunlarına en çok kafa yorulduğu dönem olmuştur. Tanzimat Fermanı ile başlayan yenileşme hareketleri Meşrutiyet Dönemi ile hızlanmış olsa da İttihat ve Terakki nin yönetimi ele almasından sonra yenileşme hareketlerinin hızı yavaşlamış fakat kadınların eğitimine önem verilmeye devam edilmiştir. 38 Meşrutiyet Dönemi nde idareciler kızların eğitimi konusunda çalışmalara başlamıştır. İlk olarak İngiliz Sir Frey in kızından kız okullarıyla ilgili olarak bir rapor talep etmişlerdir. Raporun hazırlanmasıyla birlikte Osmanlı idarecilerine çeşitli teklifler sunulmuştur. Rapora göre kız okullarının bina, sıra ve araç-gereçleri yetersiz bulunmuş; öğretmenler, eğitim metotları yönünden yeterli ve istenilen düzeyde görülmemiştir. Bu açığı kapatmak için Avrupalı öğretmenler 5 yıl Osmanlı 36 Lewıs, B. (2008). Modern Türkiye nin Doğuşu, Arkadaş Yayınevi, Ankara, Kurnaz, a.g.e., 1991, Birecikli, İ. B. (2008). Yüzüncü Yılında II. Meşrutiyet in İlanı Üzerine Bir İnceleme, Gazi Akademik Bakış,2 (3),220; Ergün, M. (1996). II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri, Ankara: Ocak Yayınları,41.

29 15 Devleti nde çalıştırılmalı, Türk hanım öğretmenlere örnek teşkil etmeleri sağlanmalıdır. İlk iş olarak Öğretmen Okulları nın yenilenmesiyle başlanmalıdır görüşü hâkim olmuştur. 39 Kadınıyla erkeğiyle Türk aydını, Osmanlı Devleti nde kızların eğitimi konusunda kafa yormuşlar ve birçok fikir öne sürmüşlerdir. Kızların nasıl eğitilmesi gerektiği, bu eğitimin nasıl oluşturulacağı, bu eğitimi kimlerin vereceği, okutulacak derslerin neler olacağı konularında pek çok fikir alışverişinde bulunmuşlardır. Meşrutiyet Dönemi önemli yazarlarından Ethem Nejat ( ), kadının eğitim meselesini bir eğitimci gözüyle ele almıştır. O, kadının toplumdaki konumunu, özellikle kadının eğitimini değerlendirirken eski Türk yaşayış ve adetlerinden örnekler vermiştir. Kadının içinde bulunduğu durumdan dinin sorumlu olduğunu söyleyenlere şu şekilde karşılık vermiştir: 40 İslamiyet kadınla erkeğin aynı seviyede talim ve tahsilini, ilmin Çin de bile olsa gidip tahsil eylemesini emrediyordu. Filhakika ilk İslamiyet Devirleri nde kadınlardan büyük âlimler yetişmişler hatta ulemayı Nisvan erkeklere mahsus derslerde açmışlardır. Bu yolda İslam kadınları meyanından birçok Türk Hanım da vardı. İslamlar ve Türkler zamanın ve münasebet ve temasta bulundukları akvamın tesir ve tağyiriyle bir zaman sonra kadınlara başka nazarla bakmışlar; evamir-i diniye imiş gibi bir şekle sokarak erkekle kadının hayatını, hayatındaki müşareketini birbirinden ayırmışlar; kadınlar erkeklere ders vermedikleri gibi erkeklerin kadınlara ders verebilmesi takyit ve tahdit etmişler; kızların tahsiline ehemmiyet vermeyip kapalı ve bina içerilerine sakin ve sessiz büyütülmelerini itiyad eylemişler; buna muhalif hareket edenlere Tel in eylemişler; binaenaleyh kızlara dini malumattan fazla bir şey öğrenmeyi ayıp ve lüzumsuz ad eylemişlerdir. Ethem Nejat ın işte bu ifadeleri bize kadınların içtimai hayatta da erkeklerle eşit şartlarda olması gerekliliğini ifade ediyordu. Bu görüş, toplumda kadınların eğitimi konusunda eskiden beri süregelen yanlış anlaşılmaların önüne geçmeye çalışılmasının yansımasıdır Kurnaz, a.g.e., 1991, Tümer, E.Y. (2007). II. Meşrutiyet ten Cumhuriyet e Kızların Eğitimi, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul., Tümer, a.g.e., 2007:50.

30 16 Yusuf Akçura ya göre kızların yabancı okula gitmesi sakıncalıdır. Halide Edip ise buna karşı çıkmıştır. Onun bakış açısına göre ilköğretim: Milli bir muhif te yapılmalı, fakat idadi ve sonrası eğitim yabancı okullarda olmalıdır. Amerika bile, diğer Avrupa ülkelerinden üstün eğitime sahipken, öğrencilerini buralara eğitime yollamaktadır. Yabancı okullarda öğrencilerin dini ve milli hislerine müdahale edilmediğini belirten Halide Edip, kendisinin Amerikan Koleji nden mezun olduğunu, yabancı okullarda okumanın dini ve milli duygulara bir zararı olmadığını, söylemiştir. Eğitim, dini dünya anlayışından, vatan ve millet esaslarına dayalı bir bakış açısı getirmelidir fikrini savunarak Türk eğitim sisteminin bu minvalde şekillenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Çünkü dünyayı tanıyan ve dünyadaki gelişmeleri farklı açılardan görme ve anlama imkânı bulan gençlerimiz dünyayı daha iyi anlamlandırabilecektir İlköğretim Osmanlı Devleti eğitim planlamasında ilköğretim meselesi daima ön planda tutulmuştur. Bu konu ile alakalı bir takım yeni düzenlemelere gidilmiştir İptidailer Osmanlı Devleti nde ilk eğitimin başlangıcı olarak kabul edilen iptidailer özellikle 1869 yılında oluşturulan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Bu okulların eğitim müfredatına farklı alanlarda dersler eklenmiştir. Bu sayede temel eğitimin sağlamlaştırılması ve geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu dönemde ilkokulların durumuyla alakalı olarak yıllarına ait bazı bilgilere aşağadaki tabloda mevcuttur. 43 Okul Sayısı Öğretmen Sayısı Öğrenci Sayısı Kız Erkek Karma Toplam Kadın Erkek Toplam Kız Erkek Toplam Resmi Özel Müslim Toplam Gayri Müslim Yabancı Toplam Ergün, M. (1978). II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri ( ), Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü Pedagoji Kürsüsü, Kurnaz, a.g.e., 1991:49.

31 Ortaöğretim de Kadın Rüştiyeler Osmanlı Devleti nde Rüştiyelerin sayısı Meşrutiyet Dönemi nde çok değişikliğe uğramamıştır. Döneme ait kaynaklarda payitahtta bile bu sayının Meşrutiyet in ilânından sonra bile çok değişmediğini göstermektedir yılana ait bilgilere göre İstanbul Rüştiyelerinde kız, 6799 erkek öğrenci eğitim görmekteydi. Okullarda 285 erkek öğretmen, 186 bayan öğretmen görev yapmaktaydı. Buradan yola çıkarak başkentte bu öğretmen ve öğrenci sayısı yeterli düzeyde olmamıştır te Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-u Muvakkati (İlköğretim Geçici Kanunu) çıkarılarak İptidailer ve Rüştiyeler birleştirilmiştir. Buralarda okutulacak dersler ve konular bir kanuna bağlanmıştır. Bu birleşimin sonunda rüştiye mektepleri kaldırılarak Mekâtib-i İptiadiye-i Umumiye adını almışlardır İdadiler II. Abdülhamid devrinde Münif Paşa nın nazırlığı zamanında, İstanbul Bâb-ı Âli Caddesi nde kira ile tutulmuş bir konakta idadilere eş bir kız okulunun 13 Mart 1880 yılında eğitim faaliyetlerine başladığı görülmektedir. 46 Daha sonraki dönemleri incelediğimizde II. Meşrutiyet Dönemi nde ise kız rüştiyeleri 23 Eylül 1913 tarihli ilk tedrisat kararnamesiyle altı senelik kız iptidailerine döndürülerek, beş senelik kız öğretmen okulları açılmıştır Kurnaz, a.g.e., 1991:51 45 Şahin, M. ve Tokdemir, A. (2011). II. Meşrutiyet Döneminde Eğitimde Yaşanan Gelişmeler, Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 9(4), Salman, H. (2005). İdadi Mekteplerinin Tarihsel Gelişimi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Salman, a.g.e., 2005:24.

32 Yüksek Öğretim de Kadın Türk kadınının II. Meşrutiyet le beraber devam eden modernleşme halkasına bir yenisi eklenmiştir. Türk kadınlarına ilk defa yükseköğretimden yararlanma hakkı verilmiştir. Türk kadını, yükseköğretim hakkını elde ederek iyi eğitim almış birer birey olma imkânına kavuşmuştur. Bu sayede Avrupa daki hemcinsleriyle aradaki eğitim farkını kapatma imkânına kavuşmuştur yılında Darülfünun da kızlara yönelik dersler başlamıştır. 48 Bu derslerin içeriğinde kadın haklarının öğretilmesi, ev bilgileri, tabiat, sağlık, pedagoji ve tarih konular yer alıyordu. 49 Daha sonra Dârü l-muallimât ı Aliye ye bağlayarak İnas Dârülfünunu kurulmuş ve kadın öğretmen yetiştirilmesi hedeflenmiştir. İnas Darülfünunu nda öğretmen yetiştirme temel hedef olarak belirlenmiştir. Burada Fen-i Terbiye (Pedagoji) dersinin ve diplomada belirtilmemekle beraber Kevanin-i Cariye (Yürürlükteki Yasalar) dersinin okutulduğu görülmektedir. Ayrıca İnas Darülfünunu nun diplomalarında İnas Mekatib-i Sultaniyesi nde muallimlik etmeye iktisab-ı ehliyet eylemek den söz edilmesi bu okulun DarülMuallimat ın yüksek kısmı olduğunu da göstermektedir yılında İstanbul Darülfünun unda kadınlara haftada dört gün olmak üzere konferanslar verilmeye başlanmıştır. Bununla beraber İstanbul Edebiyat Fakültesi nde kız öğrencilerle beraber erkek öğrenciler yükseköğrenim görmeye başlamıştır yılında kızlara yönelik olarak açılan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, 1921 de Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi haline getirildi. Bu sayede kadınların içinden de güzel sanatlar alanında sanatçıların yetişmesi sağlanacaktı. 52 Yine bu dönemde kızlara konservatuarda eğitim alma hakkı verilmiştir Özkiraz, A. ve Arslanel, M.N. (2011). II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, 3(1),4. 49 Kurnaz, a.g.e., 1991, Dölen, E. (2006). İnas Darülfünun u Üzerine, Osmanlı Bilim Araştırmaları, VII(2), Özkiraz ve Arslanel, a.g.m., 2011:4. 52 Unat, F.R. (1964). Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi bir Bakış, Ankara, Celasın, Z. (1946). Tarih Boyunca Kadınlık, İstanbul: Ülkü Kitabevi,139.

33 19 Türk kadınının II. Meşrutiyet le beraber elde ettiği yüksel tahsil imkânı Türk eğitim tarihi ve Türk kadınları için çok önemli bir gelişmeydi. Kadınların aldığı yüksek eğitim sayesinde Türk eğitimi ve kültürü gelişmiş, yeni yetişecek nesillerin çok daha bilinçli ve donanımlı olmaları bu sayede daha kolaylaştırılmıştır. Öğretmen yetiştiren kurumların çoğalması ile buralarda kadınlar eğitim alma imkânına kavuşmuştur. Mesleki eğitimle beraber bilinçlenen kadınlar, bunun yanında toplumu şekillendirmede büyük pay sahibi olacaktı. İş hayatına atılan kadın üreten konuma geçmiştir Mesleki Eğitim Alanında Değişim Hemşirelik Eğitimi Osmanlı Devleti nde hemşirelik eğitimi ilk olarak Meşrutiyet Dönemi nde başlamıştır. Osmanlı Devleti nde böyle bir eğitimin öncesinde ülkede birçok yabancı hemşire ve doktor görev yapmıştır. Osmanlı Devleti nin hemşirelik mesleğini tanıması ve benimsemesi özellikle Kırım Harbi nde olmuştur. Kırım Harbi nde Osmanlı askerlerine destek için İstanbul da görev yapan Miss Florence Nightingale ve ekibi uyguladığı modern sağlık bilgisi sayesinde, savaşın sonlarına doğru sağlıksız hastane koşulları nedeniyle yaşanan ölümlerin büyük oranda azalmasını sağlamışlardır. Osmanlı idarecileri sağlık alanında uygulanan bu yeni metotları beğenmiş ve bu sistemin bir benzerini kurmak için çalışmalara Osmanlı Devleti nin kurumsal yapısı içinde başlamışlardır 54. İstanbul halkının Lambalı Kadın olarak bildiği Nightingale in çalışmalarından memnun olan Osmanlı yönetimi, II. Abdülhamid Dönemi nde yapılan istek üzerine Almanya dan 11 rahibe hemşire getirilmiş ve bu hemşireler Osmanlı ordusunda yaralı askerlere bakmakla görevlendirilmiştir Karayaman, M. (2008). Kırım Harbinde Sağlık Hizmetleri ( ), Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1(2), Ulusoy, M.F. (1998), Türkiye de Hemşirelik Eğitiminin Tarihsel Süreci, Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 2(1),2; Şehsuvaroğlu, B.N., Erdemir-Demirhan, A. ve Cantay-Güreşsever, G.(1984), Türk Tıp Tarihi, Bursa: Taş Kitapçılık-Yayıncılık,.

34 20 Osmanlı Devleti nde bu alanda eksiliğin giderilmesi adına Besim Ömer Paşa 56 ciddi gayret sarf etmiştir. O, memleketimizde hemşireliği tanıtmak ve kadınlarımızın bu alanda çalışmalarını sağlamak amacıyla çaba harcamıştır. Kendisi Londra dayken hemşirelerin faydalı çalışmalarını görmüş ve bunu Osmanlı Devleti nde uygulayabilmek için ilk defa Kadırga Doğum Kliniği nde ebelere hasta bakıcılık dersi vermiştir(1911). 57 Ayrıca Besim Ömer Paşa, Japonya da kadın hasta bakıcı yetiştirilmesinde uygulanan yöntemi İstanbul da uygulamaya karar vermiş ve şehrin önemli ailelerinin kızlarını gönüllülük esas olacak şekilde hasta bakıcılık kursuna davet ederek bu alanda süregelen eksikliği gidermeye çalışmıştır. 58 Besim Ömer Paşa nın kadınların sağlık alanında söz sahibi olabilmeleri adına verdiği mücadele, Balkan Harbi nde, Çanakkale Savaşları nda, İstiklâl Harbi nde önemini net bir şekilde gösterecektir. Türk kadınının cephe gerisinde, Kızılay Cemiyeti nde, Türk askerinin yanında, onların yaralarını sarmaya koşarken verilen eğitimin nihai hedefine ulaştığı da görülecektir. Türk kadını aldığı bu tıbbi eğitimi vatan aşkıyla da perçinleyerek cephe gerisinde, hastanelerde destanlaşan bir kahramanlık örneği sergileyecektir Dârü l-muallimât Bir neslin yetişmesinde, kaliteli bireyler haline gelmesinde iki önemli müessese vardır: annelik ve öğretmenlik. Osmanlı Devleti, bozulan yönetim sisteminin düzeltilmesinin çözümünü eğitim ve kadının modernizasyonuyla bulmaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti nde, toplumun gelişmesinin önünde en büyük engel olarak eğitim kalitesinin yetersizliği görüldükçe kadına ve öğretmenliğe bakış açışı değişmiştir. Tanzimat la başlayan kadının ve eğitim kurumlarının iyileştirilmesi Meşrutiyet le bir üst seviyeye ulaşmıştır. 56 Osmanlı Devletinde Hasta Bakıcılık eğitiminin kuruluşuna öncülük etmiştir. I cihan Harbi sırasında Dr. Besim Ömer Paşa Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi Dairesinde altı ay hasta bakıcılık eğitimi vermiştir Yıllarında Darülfünun Konferans salonunda hanımlara Koruyucu Hekimlik dersleri vermiştir. Bkz. Sarı, N. ve Özaydın, Z. (1992). Dr. Besim Ömer Paşa ve Kadın Hastabakıcı Eğitiminin Nedenleri (I), İstanbul Üniversitesi Sendrom Dergisi, Kurnaz, a.g.e., 1991, Ergöl, Ş. (2011). Türkiye de Yükseköğretimde Hemşirelik Eğitimi, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 1(3),153.

35 21 Meşrutiyet Dönemi nde eğitim alanında üzerinde en çok durulan eğitim meselelerinden biri Dârü l-muallimât tır. Çünkü Dârü l-muallimât, kız okullarına öğretmen yetiştiriyordu. Diğer okulların bir düzene girebilmesi için de yetişen öğretmenlerin mesleki açıdan mükemmel olmaları gerekiyordu. Bundan dolayı Dârü l-muallimât ın bir şekle sokulması adına bir takım görüşler mevcuttu öğretim yılından itibaren, birinci sınıfta 65 öğrenci olmak üzere yatılı hale getirilen Dârü l-muallimât ta yenileşme hareketleri başlamıştır. Bu tarihe kadar 731 mezun veren gündüzlü Dârü l-muallimât, tarihe karışmıştır öğretim döneminde ise uygulamalı eğitim vermek adına bu okula bağlı Tatbikat Mektebi açılmıştır te yayınlanan Dârü l-muallimât ın programı ile okul; Kısm-ı İptidai, Dârü l-muallimât-ı İptidaiye, Ana Muallim Mektebi, Ana Mektebi olmak üzere dört bölüme ayrılmıştır. Kısm-ı İptidai nin öğretim süresi beş yıldı ve Dârü l-muallimât-ı İptidaiye nin uygulama okulu hüviyetindeydi. Dârü l-muallimât-ı İptidaiye, biri hazırlık sınıfı olmak üzere beş yıllık idi. Ana Muallim Mektebi nin öğretim süresi ise bir yıldı. Ana Mektebi, Ana Muallim Mektebi nin uygulama okulu niteliğindeydi. Ancak bu yeni program fazla uzun ömürlü olamamıştır te yayımlanan Dârü lmuallim ve Dârü l-muallimât Nizamnamesi ile Dârü l-muallimât tekrar düzenlenmiştir. Bu nizamname, 39 maddeden ibaretti ve iptidai, ihzari, âli kısımlarından oluşan bir Dârü l-muallimât-ı Âliye nin kurulmasını amaçlıyordu. Bunlardan iptidai kısmının beş, ihzari kısmının iki, Âli kısmının öğrenim süresi üç yıldı. Âli kısmın Edebiyat, Tabiat ve Riyaziyat şubelerine ayrılması öngörülmüştür. 61 Yine iptidai kısmına ait bir Tatbikat Mektebi ile doğrudan okul müdürlüğüne bağlı öğretim süresi bir yılla sınırlı olan Ana Muallime Mektebi ve buna bağlı olarak Ana Mektebi de yine Darülmuallimat a bağlı işlemiştir. Âli kısımdan mezun olanlar, Dârülmuallim in ve Dârü l-muallimât-ı İptidaiye lere öğretmen ile iptidailere müfettiş olacaklardı te yayınlanan Dârü lmuallimin yürürlüğe girmesi için Kurnaz, a.g.e., 1991, Şanal, a.g.e., 2009, Şanal, a.g.e., 2009,

36 22 maddeden oluşan Dârü lmuallimin ve Dârü l-muallimât-ı İptidaiye Talimatnamesi yayınlanmıştır yıllarında Dârü l-muallimât programına göre Ana Muallime Mektebi nde okutulan dersler: Ulum-ı Diniye, İlme-i Ruh, Fenn-i Terbiye, Fröbel Tedrisatı ve El İşlerinin nazari kısmı, İmla, Kıraat, Ulum-ı Tabiiye, Hıfzıssıhha, Hesap, Hendese, Gına ve Piyano, Tarih-i Osmani, Coğrafya, Terbiye-i Bedeniye, Resim, Tatbikat dır. Dârü l-muallimât ın eğitim faaliyetleri özellikle I.Cihan Harbi nin başlamasıyla sekteye uğramıştır. Ülkenin büyük bir savaşın içine girmiş olması ve devletin tüm gücünü bu savaşa sarf etmesi okulların çalışmasını güçleştirmiştir. Devletin bu zor dönemi aynı şekilde Dârü l-muallimât içinde bir zor dönem anlamına geliyordu. Nitekim öğretim döneminde İhzari kısmı ile Ana Muallime Mektebi kapatılmıştır. İhzari kısmının öğretmen yetiştirme görevi İnas Dârülfünun una devredilmiştir. Ana Muallim Mektebi nin kapatılma gerekçesi olarak da yeterli sayıda anaokulunun açılmaması ve ihtiyaçtan fazla anaokulu öğretmeni yetiştirilmesi gösterilmiştir. İstanbul un düşman tarafından işgali sonrası İptidai ve Tatbikat kısımlarındaki öğrenci mevcudiyeti azalmış, okul 5 Teşrin-i Sani 1338 (5 Kasım 1922) tarihli Ali Reşat imzalı bir emirle Türkiye Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâleti ne bağlanmıştır yılında daha önceden kapatılan ihzari kısmı eşdeğer bir tali kısım açılmıştır öğretim yılında tali kısım kapatılmış ve okul, yılında İstanbul Kız Muallim Mektebi adını almıştır. 63 Sonuç olarak Dârü l-muallimât ın Türk tarihinde yeri ve önemi çok büyüktür. Buradan yetişen kadınlar, Milli Mücadele Dönemi nde orduya çok büyük destek sağlamışdır. İstiklâl Mücadelesi nin sonunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti kadınlarının yetiştirilmesinde fevkalade kritik vazifeler üstlenmiştir. Muallimlik görevinin yanında bu okullardan yetişen birçok Türk kadını devletin birçok katmanında görev almış ve layıkıyla bu görevini icra etmiştir. 62 Şanal, a.g.e., 2009, Şanal, a.g.e., 2009, 240.

37 Meşrutiyet Dönemi Kadınlarla İlgili Hukuki Düzenlemeler Osmanlı Devleti nde birçok alanda yenileşme hareketinin olduğu bu dönemde, hukuk alanında da bir dizi reform gerçekleşmiştir. Osmanlı kadınları ihtiyaç doğduğunda, erkekler gibi kendi iradeleriyle mahkemeye başvurabilmişler, bizzat mahkemede bulunmuşlar, dava açmışlar, aleyhlerinde açılan davalarda kendilerini savunmuşlardır. 64 Bu reformların en önemlilerinden biri yürürlükte çok az bir müddet kalmasına rağmen Aile Hukuku Kararnamesi dir. Bu Kararnamenin 8 Ekim 1917 tarihinde ilanıyla Osmanlı Devleti nde aile hukuku sisteminde bir takım değişiklikler meydana gelmiştir. Bu döneme kadar Osmanlı Devleti nde aile hukuku alanında pek fazla değişikliğin olmadığını görmekteyiz. Çünkü devletin içinde Müslim, gayrimüslim unsurların yer alıyor olması tek bir hukuk sisteminin oluşturulmasını zorlaştıran ana sebep olmuştur. Bu Kararname nin çıkışının öncesinde ve sonrasında bir takım tartışmalar olmuştur. Kararnamenin hazırlanmasında devrin önemli isimlerinden Ziya Gökalp, Ahmet Şuay e, İbrahim Hakkı, Mansuri Zade Saib, Ahmet Cevat gibi kişiler yer almıştır. Kararname tüm toplumu kapsadığı için Hristiyan, Musevi ve Müslüman din adamlarından görüşler alınmıştır. 65 Kararname nin padişah tarafından onaylanması ve yürürlüğe girmesiyle Kararname birçok tartışmayı beraberinde getirmiştir. Çok eşlilik, evlenme-boşanma gibi konular gerek Müslüman ve gerekse gayrimüslim tebaa arasında uzunca müddet tartışılmıştır. Bu Kararname ile devlet izni olmadan yapılan evliliklerin kanunca geçerli olmayacağı bildirilmiştir. Kadın, izin verdiği takdirde erkek ikinci bir hanımla evlenebilecekti. Evlenme yaşı kadınlarda 17, erkeklerde ise 18 olarak belirlenmişti. Erkekteki bazı fizyolojik bozukluklar, akıl hastalığı, evin geçimini sağlayamaması, geçimsizlik gibi konularda kadına boşanma hakkı vermekteydi. Bu haklar, kadına çok önemli hukuki güvence sunmuştu Dinç, E. N. (2013). Son Dönem Osmanlı Aydınlarının Kadının Toplumsal Hak ve Hürriyetlerine Bakışları, (Birinci Baskı), İstanbul: Caporal, B. (1982). Kemalizmde ve Kemalizm sonrasında Türk kadını I : ( ), (Çev. Ercan Eyüboğlu), İstanbul: Cumhuriyet Gazetesinin Okurlarına Armağanı, Kurnaz, a.g.e, 1991, 60.

38 24 Osmanlı eski dönem Şer i Hukuku nda erkeğe verilen dört kadınla evlenme hakkının düzenlemeyle birlikte ancak eşin rızası alındığı nispette gerçekleşebilecek oluşu, kadına bir güvence sunmaktaydı. Ayrıca bu Kararname nin onaylanmasıyla günümüzde de devam eden çocuk yaşta evlenme sorununun önüne geçmeye çalışılmıştır. Kendi gelişimini tam manasıyla tamamlayamamış bir kız çocuğunun annelik gibi toplumun ana oluşum kaynağını temsile zorlanmasını engellemeye çalışılmıştır. Kararname, kadına büyük haklar vermekle beraber bazı toplum unsurlarını rahatsız etmiştir. Gayrimüslim tebaa bu düzenlemeden hoşnut olmamıştır. Bu döneme kadar Osmanlı Devleti nin kendilerine sağladığı hakların ellerinden gidiyor olması ve tek ortak bir kararnameye bağlı kalacak olmaları Hristiyan ve Yahudi cemaatlerini memnun etmemiştir. Bu konuda bazı İslam âlimleri de böyle bir düzenlemenin sıkıntılı olacağını ifade etmiştir. Onlardan biri, Dârülfünun hocalarından Sadreddin Efendi şu görüşünü belirtir: Binaenaleyh Avrupa devletlerince de bahusus riayet edilmekte olup ehl-i İslam ın aralarında bu misilli mesail-i diniyeye dair tekevvün eden davanın fasıl ve rüyeti müftülerine ve müftüleri taraflarından nasp olunan kaziyelerine terk edilmiş ve ahkâm-ı seriyye ile amel olunup vech-i aharla taarruz olunması da taraf-ı devlet-i aleyhten mümkün olan ahitnamelere de idhal ve salik oldukları mezheb-i Hanefi haricinde mükellef tutulmamaları dahi derç olunmuştur. diyerek Müslümanlarla gayrimüslimlerin aynı kararnameye tabi olmalarının yanlışlığını ifade etmiştir. Çünkü toplum ve dini inanışlardaki farklılıklar bu türden bir birlikteliğin önündeki en büyük engeldir. 67 Sadreddin Efendi, Aile Hukuk u Kararnamesi ni İslami açıdan da eleştirmiştir. Bu Kararname hakkındaki görüş ve değerlendirmelerini Sebilü r Reşat dergisinde yirmi seri makale halinde yayınlamıştır. 68 Ona göre, Kararname Kuran ın izin verdiği çok-eşlilik ilk eşin rızasına bırakmanın şeriata aykırı olduğunu belirtiyordu Küçüktiryaki, A.Y. (2009), Sadreddin Efendi nin Hukuk-u Aile Kararnamesine İlişkin Görüşlerin Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 26. ;Sadreddin, "Hukuk-ı Aile ve Usul-u Muhakemat-ı Seriyye Kararnameleri Hakkında", Sebilü'r-Resad Mecmuası, 15, Küçüktiryaki, a.g.e, 2009: Caporal, a.g.e, 1982:124.

39 25 Bu tartışmalardan da anlaşılıyor ki Kararname; gerek Müslüman gerekse gayrimüslim tebaa tarafından olumlu karşılanmamıştır. Rum ve Ermeni cemaatleri, bu düzenlemeyi Avrupa devletlerine şikâyet etmişlerdir. Görüldüğü gibi kimseyi memnun edemeyen bu kararname 19 Haziran 1919 tarihinde azınlıkların etkisi ve işgal kuvvetlerinin müdahalesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. 70 Kararname, yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen etkisini daha sonra gösterecektir. Cumhuriyet in ilânından sonra Medeni Kanun un kabul edilmesiyle birlikte bu kanunun muhtevasını incelediğimizde kadınlara dönük pozitif hakların oluşturulmasında bu kararnamenin izlerini de görebilmekteyiz. Aile Kararnamesi nin İsviçre den alınan Medeni Kanun un iskeletini oluşturmuş olabileceğini de belirtebiliriz 1.3. II. Meşrutiyet Dönemi Fikri ve Edebi Eserlerde Kadın Tanzimat ve Meşrutiyet in Osmanlı Devleti ne getirdiği özgür ortam, kadın konusunun yoğun olarak tartışıldığı bir dönemi peşinden getirmiştir. Tanzimat tan sonra, Osmanlı seçkin zümresi üzerinde Avrupa Edebiyatınıntesirleri kuvvetle hissedilmeye başlamış, bilhassa Fransız edebiyatı şekil ve muhteva yönünden örnek alınmıştır. Batı kaynaklı edebi türlerden olan roman ve hikayelerde, tiyatro eserlerinde, kadının okuması ve çalışması, kadının boşanmasının zorlukları, kadının aile içinde kötü muamelelere maruz kalması, birden fazla kadınla evlilik, cariyelik gibi konular çokça işlenmiş. 71 Osmanlı Devleti nde birçok fikir adamı, yazar ve devlet adamı kadın konusunda yeni fikirler öne sürmüştür. Bu fikirler, bazı noktalarda birbirinden ayrılmakta kadının toplumdaki yeri, elde etmesi gereken haklar konusunda farklı görüşler ileri sürülmekteydi. Bu görüşler, dönemin etkisiyle İslamcı, Türkçü ve Batıcı görüşü benimsemiş aydınlar tarafından dile getirilmiştir İslamcı Osmanlı Aydınlarının Kadın Hakkındaki Görüşleri İslamcı fikir adamlarının kadın konusuna bakışı kadın haklarının İslam kaidelerine tezat teşkil etmemesinden geçiyordu. İslamcı anlayışa göre İslam kaidelerine 70 Berkes, N. (2003). Türkiye de Çağdaşlaşma, (Yirmi Birinci Baskı), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, Dinç, a.g.e, 2013:

40 26 dokunmamak kaydıyla dinin içine girmiş hurafelerden İslam kanunları temizlenmeliydi. Toplum içinde oluşan kadın şablonunun temel dayanak noktaları ise Ahzab suresinde yer alan Ey Peygamber hanımları! Sizler herhangi bir kadın değilsiniz. Takva sizin sıfatınız olduğuna göre, namahrem erkeklere hitap ederken tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan bir şahıs, şeytani bir ümide kapılmasın. Ciddi ölçülü konuşun. Hem vakarla evinizde durunda, daha önceki cahiliye döneminde olduğu gibi süslenip dışarı çıkmayın. (Ahzab/32-33) anlamlarına gelen ayetler temel referans gösteriliyordu. II. Meşrutiyet le beraber bu konular daha ciddi ele alınmıştır. Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, kadınların çarşafsız ve bir erkeğin yanında sokağa çıkmasına şiddetle karşı çıkıyor ve kadınlara çarşaf giymeyi mecbur kılacak bir kanunun çıkmasını istiyordu. 72 Ancak örtünmenin kadına hiçbir hakkı kaybettirmediğinin altını çiziyordu. Kadın da erkek gibi malını istediği gibi kullanabilir, namusunu koruyarak gezip eğlenebilir, kendi cemiyetlerine giderek konferans verebilir ve dinleyebilirdi. 73 Musa Kâzım Efendi, Mahmut Esat Efendi, Ahmet Naim, Aksekili Ahmet Hamdi gibi İslamcı entelektüeller bu konuda birçok görüş dile getirmiştir. İslamcı görüşe sahip önemli aydınlardan Mehmet Akif, eserlerinde kadın konusuyla alakalı görüş ve önerilerini dile getirmiştir. Akif, İslamcı bir çizgide olmasına rağmen kadınının gelişmesi ve yeteneklerinin ortaya çıkarılması taraftarıdır. 74 Akif, çarşafı çıkarmak bahanesiyle kadının tamamen Batılı kadınlara benzetilmesine karşıdır. Bunu yapmak isteyenlerin Avrupa ya eğitim için gönderilenler olduğunu 72 Caporal, a.g.e, 1982: Safa, P.(1997). Türk İnkılabına Bakışlar, İstanbul: Ötüken Neşriyat, Mehmet Akif, kadın konusuyla ilgisini Ferid Vecdi nin eserini Müslüman Kadın başlığı altında Sırat-ı Müstakim dergisinde tercüme etmiştir. Dergi de kadının toplumdaki rolü ve yeri incelemeye alınmıştır. Kadın nedir? Kadının tabii vazifesi nedir? Kadın bedenen ve ruhen erkekle eşit olabilir mi? Kadın hürriyeti istenilen şekilde midir? Kadın dışarıda erkekle birlikte çalışıp, onlara iştirak edebilir mi? Kadının tabiatında dışarıda çalışabileceğine delalet eden bir özellik var mıdır? Bazı ülkelerde kadınların erkek işlerinde çalışmaları devam etmekte midir? Kadınların erkekler karşısında örtünmeleri gerekli midir? Örtünme kadının olgunlaşmasına mani midir? Örtünme kalkabilir mi? Günümüzün modern kadın olgusu kadın mıdır? Kadın için en iyi eğitim ve öğretim metodu hangisidir? sorularına cevap aramaktadır. Akif in bu çevirisi ciddi anlamda kadın konusuna verdiği önemi göstermekteydi. Bkz. Eskikurt, A.(2007), II. Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Modernleşmesinin Kadınla İlgili Ayetlerin Yorumlarına Yansıması, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya, 54.

41 27 belirtir. Konuyla ilgili görüşlerini Süleymaniye Kürsüsü nde vaiz olan Rus Müslümanlarından Abdürreşid İbrahim e söyletir: Kadınlara dönük yenileşme faaliyetlerinde ahlaki eğitimin önemi vurgular. Avrupa yı örnek alırken ilmi ve feni kısmının alınmasını arzu eder. Ama Akif in tespitlerinde bunun bu şekilde tatbik edilmediğini vurgular. Yenileşme adına toplumun ahlaki dinamikleriyle oynandığını ifade eder. 75 Dini kökten Kazımak, Sonra evet, Ruslaşmak! O zaman iş bitecekmiş O zaman kızlarımız Şu tutundukları gâyet kaba, pek mânâsız Örtüden sıyrılacak Sonra da erkeklerden, Analık ilmini tahsil edecekmiş Zâten, Müslümanlar o sebepten bu sefâlette imiş: Ki kadın sosyete bilmezmiş, esârette imiş!... Din için, millet için, iş görecek alçağa bak; Dini pâmal edecek, milleti Ruslaştıracak! Bunu Moskof da yapar, şimdi rıza gösterelim; Başka bir mârifetin varsa haber ver görelim! Al okut, Avrupa Tahsili desinler, gönder, Servetinden bölerek nâ-mütenâhi para ver; Sonra bir bak ki, meğer karga imiş beslediğin! Hem nasıl karga? Değil öyle senin bellediğin! Sâde bir fuhşumuz eksikti, evet, Ruslardan Onu ikmâl ediverdik mi, bizimdir meydan! Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne Acırım tükürüğe billâhi, tükürsem yüzüne. Demiş olsaydı eğer: Kızlara mektep lâzım Şu kadar vermelisin kahrolayım kaçmazdım, Elverir sardığımız bunları halkın başına Ben mezârımda huzûr istiyorum, anladın a! Ersoy, M.A. (2008). Safahat, Ankara: Akçağ Yayınları,

42 28 Dizeleriyle Avrupa ya kızlarımızın tahsile gönderilmesine karşı çıkmaktadır. Eğer kızlarımıza milli ve ahlaki bilinç verilmez ve sadece Avrupa kültürüyle tedrisat tahsil ettirilirse devletin çöküşünün başlangıcının bu olacağını kabul eder. İslam ın yasak ettiği zinanın çoğalacağından, kızlarımızın analık vasfını kaybedeceğinden dem vurur. Kızlarımıza eğitim aldırılması taraftarıdır ancak katılmadığı nokta eğitim adı altında kızlarımızın tesettürüden vazgeçirilmek istenmesidir. İslamcı fikir adamlarının kadınla ilgili görüşlerinin temel noktası, İslami kaideler çerçevesinde sınırlandırılmıştır. İslam ın kurallarına aykırı bir kadın imajına karşı çıkmışlardır. Akif gibi aydınlar tek eşliliği savunurken bazı din adamları çok eşliliğe de onay vermekteydi. İslamcı görüşün şekillendiği Meşrutiyet Dönemi nde kadına bakış bu şekilde olmakla beraber Hz. Peygamber Dönemi nde kadınların yaşayışıyla alakalı olarak önemli bilgilerde mevcuttur. Hz. Peygamber Dönemi ndeki sosyal hayata bakıldığında kadınların hac ve tavafa iştirak ettikleri, ibadet için mescitlere gittikleri görülmektedir (Buhari, Nikâh 117). Ayrıca savaş esnasında kadınların çok büyük yardımları olmuştur (Buhari, Cihad 65). Buna rağmen Hz. Peygamber Dönemi nde bile kadınların mescitlere gelmesinden rahatsızlık duyan bazı kimseler vardı (Buhari, Cuma 13). Hatta bazıları, kadınların evlerinden dışarı çıkmasını da hoş karşılamıyordu (Buhari, Nikâh 116). Hz. Peygamber (s.a.s.) ise insanların bu tutumu karşısında ihtiyaçlarını karşılamak için çarşıya çıkanlara mani olunmaması gerektiğini ifade etmiştir (Buhari, Tefsir Ahzab- 8). Kadınların mescitlere gitmesini, ibadet niyetiyle evinden dışarı çıkmasını ise koku sürünmemek şartıyla yasaklamamıştır (Ebu Davut, Salat 53). Böylece Hz. Peygamber, kadınların belli alanlarda rahatça hareket etmesinin önünü açmıştır Batıcı Osmanlı Aydınlarının Kadın Hakkındaki Görüşleri Batıcı fikir adamları kadın konusunda farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Kimisi İslamcı anlayışa yakın ifadeler kullansa da bazıları tam zıttı görüşler bildirerek İslam ın kadını köleleştirdiği ve ezdiği fikrini belirtmişlerdir. Selahattin Asım, kadınların dini baskılarla ezildiğini, Türk kadınının ikinci sınıf statüsünün tek sebebinin İslamiyet ve örtünme olduğunu ve İslami kuralların tamamının reddedilmesi gerektiğini savunurken Abdullah Cevdet ise İslamcı görüşe 76 Eskikurt, a.g.e., 2007, 99.

43 29 sahip Akif e benzer bir düşünceyle kadın ve aileye aynı görevleri yüklemektedir. Abdullah Cevdet, diğer Batıcı düşünürler gibi kadın konusunda dini çok fazla eleştirmemekte, çok eşliliğin, evlenme ve boşanma ile alakalı kuralların kaldırılarak kadınlara daha fazla eğitim imkânı verilmesi gerekliliğini savunmuştur. 77 Batıcı düşünürlerden Abdullah Cevdet, Batı kaynaklı kanun ve hürriyetlerin kanunlara girmesini, kadınların hak ve hürriyetlerini 1900 lerden itibaren savunmaya başlamıştır. 78 Abdullah Cevdet, kadınlarla ilgili görüşlerini İçtihat dergisinde 79 yayımlamıştır. Kadınların tıp tahsili yapmalarını ve adab-ı muaşeret kuralları çerçevesinde dilediği gibi giyinmesi gerektiğini savunmuştur yılında Kılıçzade Hakkı, Pek Uyanık Bir Uyku yazısında Türkiye de Batılılaşmanın geleceği ile ilgili görülen bir rüyayı şu şekilde kaleme almıştır: 81 Sultanın bir karısı olacak, hiç cariyesi olmayacak, fes kaldırılarak yeni bir başlık kabul edilecek, kadınlar israfa kaçmamak üzere diledikleri gibi giyinecekler Sarık, cübbe vs. giymek hakkı yalnız şahadetnameli din adamlarına verilecek ve diğerlerine yasaklanacaktı ifadeleriyle aslında hayalini kurduğu toplumu ifade ediyordu. Bir başka Batıcı Celal Nuri ise kadın eğitiminin fonksiyonel önemini şu şekilde belirtiyordu: Her şeyden evvel kadınları ıslah etmeliyiz ki onlar da çocukları, çocuklar da büyüdüklerinde devlet ve milleti ıslah etsinler. diyerek toplumu değiştirmeyi kadınla başlatmanın gerekliliğini ifade etmiştir. 82 Rıza Tevfik gibi bazı Batıcı yazarlar da İslam dininin kadının önünde bir engel olmadığını savunmuştur. Ona göre Türk kadınının içinde bulunduğu sıkıntılı durum, İslam kaideleriyle alakalı değildir. İslamiyet, Müslüman kadınına insanlığın esas haklarını sağlamıştır ve onlara uyulmalıdır. En kibar İngiliz hanımı bile, kocasının tasdikini almadan mirasını alıp satamaz. Boşanarak kocasının hâkimiyetinden 77 Özkiraz ve Arslanel, a.g.e., 2011:8. 78 Gündüz, M. (2010). Mustafa Kemal ve Erken Cumhuriyet Dönemi Eğitim ve Kültür Hayatına Abdullah Cevdet in Etkileri, Turkish Studies international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic,5(1), yılında Cenevre de ilk olarak basılmıştır. Cumhuriyet Dönemi nde de yayımlanmaya devam etmiştir. Derginin yanın çizgisi Batı yanlısıdır. Anti-monarşist bir söylev de yayınlar yapmıştır. Bkz: Durdu, Mehmet Burak(2003), Osmanlı Devletinde Jön Türk Hareketinin Başlaması ve Etkileri, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, (14), Aysal, N. (2011). Tanzimat tan Cumhuriyet e Giyim ve Kuşamda Çağdaşlaşma Hareketleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, X,(22),9. 81 Aysal, a.g.m., 2011: Aksanyar, N.(1999). Türk Toplumunda Batıcılık Akımı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2),239.

44 30 kurtulamaz. Hâlbuki İslam kadınlara bütün hakları tanımaktadır. Çok eşli aile, dinden ziyade içtimai şartlar yüzünden ortaya çıkmıştır. Sürekli savaşlar, dinden daha çok bu konuda etkili olmuştur. Anadolu da erkeklerin kahvehanede otururken kadının tarlada çalışması dinle ilgili değil, toplumsaldır. Islahata sokaktan değil aileden başlanmalıdır. Çocukların ilk eğitmeni olduğundan kadınların çok iyi eğitilmesi gerekir diyerek aksi halde toplum yapısının tarumar olacağı fikrindedir. 83 Sonuç olarak Meşrutiyet le birlikte oluşan Batıcılık fikri, kendi içinde belli noktalarda gruplandırılabilir bir durumdadır. Birincisi; Emrullah ve Satı Bey gibi aydınların benimsediği Osmanlı birliğini kurmak üzere Batılılaşmayı savunanlardır. Bunlar, İslam geleneklerine sadık kalarak Batılılaşmayı hızlandırmak istemişlerdir. Bunun da kadınların eğitimi ve öğretimi yoluyla giderileceğine inanmışlardır. Diğer grup ise Abdullah Cevdet ve Selahattin Asım gibi fikir adamlarıdır ve devirlerinde pek dillendirilmeyen fikirleri öne sürmüşlerdir. Batı yı örnek alınması, kadınların daha da özgürleştirilmesi, tek eşliliği, kadınların eğitim hakkının geliştirilmesini talep etmişlerdir Türkçü Osmanlı Aydınlarının Kadın Hakkındaki Görüşleri Fransız İhtilali yle ortaya çıkan milliyetçilik fikri geç olsa da Osmanlı Devleti ne sirayet etmiştir. Kaybedilen topraklar, mağlup olunan savaşlar sonucu Anadolu ya kaçan, sürgün edilen muhacirlerin oluşturduğu psikolojik baskı Osmanlı aydınları arasında Türk milliyetçiliği fikrinin filizlenmesini sağlamıştır. Kadın hareketini özellikle Balkan Savaşları sonrasında derinden etkileyen Türkçülük düşüncesi, hareketin içeriğini ve yapısını başkalaştırıp, İslam öncesi dönemde kadın ile erkek arasındaki eşitliği, kadınların aileye olduğu kadar, savaşlara da katkıda bulunmaları bağlamında yorumlamıştır. Düşünce ve kadın dergilerinde vatanseverlik kavramı da sıklıkla işlenmiş; ama bu vatanseverliğin Türkçü boyutları sonraki yıllarda belirginleşmiştir. Türkçülüğün, kadın hareketi düzleminde yaptığı en önemli icraat şüphesiz ki ülke geneline hitap eden bir kadın hareketini somutlaştırması olmuştur. Kadınların sadece İstanbul ile sınırlı olmadığını önce 83 Kurnaz, a.g.e., 1991: Ülken, H. Z. (1999). Türkiye de Çağdaş Düşünce Tarihi, İstanbul: Ülken Yayıncılık, 205.

45 31 İstanbul içinde, sonra ise ülke içinde farklılaştıklarını belirten Türkçü söylem, kadınlar hakkında sınıfsal bir tavır geliştirerek geniş kitleleri toplumsal ve siyasi yaşama çekebilmek için ihtiyaç duyulan ortamı hazırlamıştır. 85 Türkçülere göre kadınlarla alakalı her türlü düzenlemede millilik unsuru gözetilmelidir. Türk kadının gelişmesi ancak milli unsurları ihya etmekle olur düşüncesi, Türkçüler arasında hâkimdir. Kadının eğitiminden yaşayışına, toplumdaki rolüne kadar her alanda Türk töresine ve milli kültüre müracaat edilmelidir. Türkçüler; İslamiyet ten önce Türk kadınının eşit olduğu ve eski Türk lerde var olduğunu iddia etmişler, kültürlü, milliyetçi, Müslüman ve modern kadını, toplumun vazgeçilmez bir unsuru olarak görmüşlerdi. Onlar, eğitimde kız ve erkeklere eşit fırsatlar verilmesinden yanaydı. Kadınların eğitimi, aile hayatının yanı sıra kadınların sosyal hayata da girebilmesi için gerekli görürlerken, yabancı mürebbiyeler elinde yetişen kızların topluma yabancılaşmalarını ve bu yüzden de mutsuz olduklarını örnek göstererek, verilecek eğitimin kendi toplumlarıyla ters düşürmeyecek şekilde olmasına dikkat çekmişlerdi. İslamcıların dini gerekçe göstererek kadınları eğitimden mahrum bırakmalarını eleştirerek onları kendi silahlarıyla İslam la vurmaya çalışmışlardır. Hz.Peygamber döneminde birçok erkekten bilgili olan Hz. Ayşe ve Hz. Fatma yı örnek göstererek, ilmin ayet ve hadislerle kadın-erkek ayrımını gözetmeksizin herkese emredildiğine vurgu yapmışlar, böylece İslamcılara İslami gerekçeler sunmuşlardı. Çocuklarını eğitmekle yükümlü annelerin cahil olmaları durumunda bu sorumluluklarını yerine getiremeyeceğini, ispat etmek içinmücadele vererek bu tür yanlış anlaşılmaların önüne geçmeye çalışmışlardır. 86 Milliyetçi fikirlere sahip; Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin, Hamdullah Suphi, Yusuf Akçura, Halide Edip, Müftüoğlu Ahmet Hikmet gibi fikir adamları bu düşünceyi benimsemişler ve bu minvalde kadının Osmanlı Devleti nde rolünü yorumlamışlardır. Bu yazarlar özellikle Türk Ocakları ve Türk Yurdu dergisi etrafında çalışmalarını ve yayınlarını yapmışlardır. Bu aydınlar, kadının aile ve 85 Akagündüz, Ü. (2012). II. Meşrutiyet Dönemi ve Kadın Dergilerinde Kadın Tartışmaları, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Tümer, a.g.e., 2007: 43.

46 32 sosyal hayatta daha aktif olmalarını istiyorlardı. Bu sebeple, Türk Ocağı nda ilk defa kadınlı erkekli toplantılar, konferanslar, konserler düzenlendiler. 87 Türk kadınının giyim kuşamı konusunda bakış açısı milli bir kıyafetin oluşturulması noktasında özellikle önemlidir. Buna göre, milli kıyafet için geçmişe ve geleneklere başvurulmalı, toplanacak veriler ışığında alanında uzman kişilere yeni kıyafeti yaratma işi yüklenmelidir. Türkçülerin bakış açısında bu yeni kıyafet ülkenin tekstil malzemelerinden üretilmeli, sade olmalı ve milli ekonomiyi zorlamamalıdır. 88 Türkçülerin kadına bakışını dönemin Türkçü yazarlarının dilinden şöyle ifade edilmektedir: Türkçülük akımı deyince aklımıza ilk gelen isimlerden biri olan Ziya Gökalp, milli aile fikrini öne sürmüştür. Bu fikir, İttihatçılar tarafından temel hareket noktası olmuştur. Çünkü İttihatçılar için devrimin başarılı olmasının yolu, sosyal devrimlerle beraber ailenin biçimlendirilmesi ile ancak başarılı olabilirdi. 89 Gökalp, feminizmin beşiğinin Orta Asya olduğunu ve eski Türk geleneklerinde kadınlar ve erkeklerin eşit olduğunu söyler. Gökalp, Arap ve Bizans geleneklerinin etkisinde kalındığı için Türk kadınının konumunun 90 farklılaştığını belirtir. Türk kadınının eski Türk devletlerinde toplum içinde birçok farklı görevler üstlendiğini ifade eder. Gökalp, eski Türk kadınını anlatırken onların ev işlerinden sorumlu olduğunu ancak bu işlerin yanında avcılık, çiftçilik, sürü sahipliği, harplerde askerlik yaptığını, ziyafetlere, meşveretlere, şölen ve kurultaylara erkeklerin yanında katıldığını belirtir. 91 Gökalp in hedeflediği kadın ve erkeğin eşit statüde olması isteğinin temel dayanağı, örneklerinin Türk tarihinde mevcut olmasından ileri geliyordu. Gökalp in hayalini kurduğu istekler, 1917 Aile Hukuk Kararnamesi ile bir anlamda gerçekleşecekti. Ona göre kadın, devletin temeli, ailenin merkezidir. Kadınla işbirliği olmadan toplum 87 Kurnaz, a.g.e., 1991:70; Cansever, H.F. (1928), Tekliflerim, Akagündüz, a.g.e., 2012: Durakbaşı, A. (2002). Halide Edip Türk Modernleşmesi ve Feminizm, İstanbul: İletişim Yayınları, Gönül, A.F. (2013). Kadınların Siyasi Kariyerlerinde Cam Tavan Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, T.C Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Bars, M.E. (2014). Ak Kağan Destanında Kadın Tipi, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 3(3), 99.

47 33 hayatı yürümez. Kadınlar da tahsil görüp, cemiyet idaresinde rol aldıkları zaman yeni bir yaşam başlayacaktır. 92 Türk kadınının Osmanlı toplumu içinde hak ettiği değeri alması için mücadele eden Gökalp, bu mücadelenin hukuki alanda da bir anlam ifade etmesi gerektiğine inanıyordu. Osmanlı aile hukukunda yer alan çok kadınla evliliğe karşı çıkarak yeni bir yasa ve kanunla kadının haklarının korunmasını talep ediyordu. Devrin diğer fikir akımlarına karşı şu tezini ortaya koyuyordu: Memleketimizde Garpçılar, milli harsın mevcudiyetinden haberdar olmadıkları için yalnız medeni terakkiye ehemmiyet veriyorlar; binaenaleyh her husus gibi, aile sahasında da körü körüne Avrupa yı taklide çalışıyorlar; asri aileye vasıl olacağız diye milli aileyi tahrip ediyorlar. Diğer taraftan, müfrit şarkçılar da manevi aile bozulacak diye asri aileyi ve asri kadınlık telakkilerini kemal-i şiddetle reddediyorlar. Bize göre bu ifratçı cereyanların ikisi de doğru değildir. Türk ailesi, Avrupa medeniyetinden yeni zihniyetler alarak şüphesiz bir takım tealilere mazhar olacaktır; fakat Türk kadını, ne Fransız kadınının, ne İngiliz kadınının, ne de Alman kadınının bir taslağı olmayacaktır. diyerek Milli bir kadın portresini öngörüyordu. 93 Türk edebiyat tarihinden milli edebiyatın ilk mübeşşirlerinden biri, Türkçülüğün en bariz siması, Türk şairi, millî şair, halkçı ve sosyal bir şair olarak bilinen Mehmet Emin Yurdakulşiirlerinde kadın konusunu yoğun olarak işlemiştir. 94 Yurdakul un şiirlerinde temel öge halktır. Halkın içinde bulunan kadınlarımızın, kızlarımızın durum ve sıkıntılarını dile getirir. Şiirlerinde kadın portresi olarak zengin fakat duygu yoksunu köy delikanlılarıyla evlenip giden güzel köylü kızları; kocası şehit olmuş yoksul, kimsesiz kadınlar; ahretlikler; kibrit satarak hayatını kazanan küçük kız çocukları; ona iş gördürerek kazandığı parayı sömürmek isteyen serseri oğulları tarafından bıçaklanan analar anlatılır. Kısacası yaşadığı toplumun aynasını okuyucularına sunar Kurnaz, a.g.e., 1991: Kurnaz, a.g.e., 1991: Kılıç, A.F. (2014). Mehmet Emin Yurdakul un Şiirlerinde kadın, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi,3(4), Kılıç, a.g.m., 2014:40.

48 34 Yurdakul, Zavallılar şiirinde Anadolu nun bir köyünde fakir bir hayat süren bir Anadolu kadının durumunu şöyle tasvir eder: 96 Bir yıl var ki dirlik yüzü görmemekte zavallı; Bir yıl var ki bir dul gibi yürek yanık, gözü yaşlı; Bir yıl var ki İshak gibi âh etmede her gece. Bir yıl var ki ırgat gibi bayırların sırtında; Bir yıl var ki hayvan gibi yumruk, sopa altında. Şimdi ise koğulmaklık isteniyor bu evce! Bu dizelerden de anlaşılacağı üzere Anadolu da yaşayan Türk kadınının toplum içinde hor görüldüğü olmuştur. Yurdakul, bu bakış açısının yanlışlığını vurgular. Ana ile Kız adlı şiirinde annenin devrin şartlarında evladını ne zorluklarda büyüttüğünü anlatır. Dönemin kadınını anlamak adına bizlere önemli ipuçları sunar: 97 Ah evladım, uğrunda ben kendimi kul ettim; Genç ömrümü yüz bin mihnet içer sinde tükettim. Seni baban bir yaşında yetim koydu kucakta Ne çul vardı altta üstte, ne od vardı Ocakta; Ben senin için tarlalarda kan terlere batardım; Pazarlara yalın ayak koşar, odun satardım; Bir kerecik gülmen için bir soytarı oldum; Bir damlacık gözyaşında ne ağular bulurdum; Türkçü şair, kadınların ilk eğitimci olduğuna inanır. Onların çocuklarını Türkçü fikirlerle yetiştirmesi için Türk kadını dergisinde Ninni şiirini yayınlamıştır. Bu şiirde, Rumeli, Kafkas, İran ve Anadolu coğrafyasının durumunu, perişanlığını anlatır. Çocuğun oraları kurtarması istenir. Turan-ı bir cennet yap denir Yeşilyurt, E. (2002). Mehmet Emin Yurdakul: Hayatı ve Eserleri, Ankara: Yeryüzü Yayınevi, Yeşilyurt, a.g.e., 2002: Kurnaz, a.g.e., 1991:73; Taşkıran ve Tezer, a.g.e. 1973:58.

49 35 Ahmet Ağaoğlu da kadın haklarını savunan bir Osmanlı aydını olarak karşımıza çıkar. Bu konuda 1901 yılında İslamlıkta Kadın adlı bir kitap yazmıştır. 99 Ağaoğlu, İslam dininin aslında kadına önemli haklar verdiğini, toplum içindeki düşük durumundan kurtarıp yücelttiğini ispatlama çabası gütmektedir. İslam öncesi Araplarda ve İran da kadın değersiz bir meta olduğunu söyler. Alınıp satılabilen ve hiçbir hakka sahip olmayan bir konumdadır. İslam ise erkekle kadının aynı maddeden yaratıldığı dile getirmek ve kız çocukları doğduğunda onlardan utanmayı ve onları diri diri toprağa gömmeyi şiddetle yasaklamak, evlilikte onların rızasını almayı şart koşmak, onların rızası alınmadan evlendirildikleri takdirde nikâh akdini batıl saymak, meşru olan her türlü işi ve mukaveleyi yapmalarına izin vermek, kocalarına sadık olmak, onların meşru isteklerine itaat etmek ve çocuklarını emzirmekten başka yükümlülük yüklememek suretiyle kadının değerini toplum içinde arttırmıştır. 100 Çok kadınla evlilik konusunda Ağaoğlu, İslam ın aslında bir iyileştirme süreci meydana getirdiğini söylemektedir. Gerek Arabistan da gerekse komşularında o çağda poligami yaygındı ve bunun bir sınırı yoktu. İslam, bunu dörtle sınırlandırdı fakat buna bir de şart ilave ederek birden fazla evlenmeyi adeta imkânsız hale getirdi. Bu şart eşler arasında adaletli davranma şartıdır. Adaletli davranma kalbi ve hissi durumlara da şamildi. Dolayısıyla bu konuda erkekler eşlerine karşı eşit davranamayacakları için tek evlenmek zorunda kalmaları yüksek ihtimaldi. 101 Ahmet Hikmet Müftüoğlu ise diğer Türkçü aydınlar gibi Türk idealini hayata geçirmek için toplumun içinde kadınların aktif olmalarını ister. Kadınların evlilik konusunda istediği kişiyle evlenebilmesi gerektiğini ifade eder. Osmanlı nın bu konuda geri kalmışlığından bahseder. Müftüoğlu, kadının sosyal hayatın içinde olmasını ve eğitim hakkına sahip olması gerektiğini ifade etmiştir. Ruh ve bilgi bakımından kadın ile erkek arasında bir fark yoktur, diyerek evinden dışarı çıkmayan, pencere ya da 99 Mert, M. (2006). Osmanlı dan Cumhuriyet e Geçişte Ahmet Ağaoğlu nun Dini Düşünceleri, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,5(10), Mert, a.g.m., 2006: Mert, a.g.m., 2006:16.

50 36 kafes arkasına hapsedilmiş kadın yerine Orta Asya nın dağlarında, bozkır ve vadilerinde bir ülkünün peşinde koşan bir kadın portresini tasvir etmiştir. 102 Müftüoğlu yazılarında kadın konusuna önem verir. Tuvalet ve Letafet-i Aza 103 adlı tercüme eserinde kadınları övmüş ve kadınları saygı ile anarak kadınların en değerli hazineleri olan namuslarını canları pahasına koruduklarını ifade etmiştir. 104 Türk kadınının karakteristik özelliklerine de değinen Müftüoğlu özellikle Nakiye Hala romanında Nakiye Hala nezdinde tüm Türk kadınlarını tasvir ederek yaşadığı acılara rağmen kendisini bırakmayan, vakur bir duruşa sahip Türk kadınının profilini gösterir. 105 Halide Edip e gelince Meşrutiyet Dönemi nde Türk kadını konusunda yazılar yazan kadınların başında gelmektedir. Çok eşlilik, evlenme boşanma, kadınların özgürleştirilmesi, kadınların iş hayatına katılması hakkında yazılar yazmış, vatanperver ve milli duyguları yüksek, şecaat sahibi Türk kadınını yazılarında övmüştür. Halide Edip, Türkçü fikirlere sahip bir yazar olmasının yanında dönemin kadın yazarlarının başını çekmesiyle de Türk tarihi açısından çok önem arz etmektedir. Meşrutiyet in ilânıyla kadın konusuna yoğunlaşan Halide Edip, kadınların içtimai hayatta daha fazla yer alabilmesi ve Türk kadınının sosyoekonomik durumunun geliştirilebilmesi için birçok faaliyet içerisinde yer almaya çabalamıştır. Kadınların eğitilmesine destek vererek Meşrutiyet Dönemi nde okullaşma ve kızların eğitimi konusunda büyük gayretler sarf etmiştir. Halide Edip, 1909 senesinde Teali-i Nisvan Derneği ni kurarak Türk kadınının bilgisini, kültürünü arttırmaya yönelik yayınlar yapmıştır. 106 Halide Edip, Kadınları alçaltan erkekler de alçak ve bayağıdırlar, onları yükseltenler onlarla beraber yükselirler 107 demiştir. Halide Edip, çok eşliliğe ve görücü usulü evliliğe karşı oryantalist bir tutum izlemekte, eski Türklerde olmayan bu adetlerin İslamiyet sonrasında Türk 102 Çakır, M. (2012). Türk Edebiyatında Orta Asya dan Söz Eden İlk Roman: Gönül Hanım, Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi, 5(1), Kitabın esas adı Fransız Yazar Baronne de Staf ın Cabinet de Toilette adlı eserdir. 104 Erez, M. (2013). Ahmet Hikmet Müftüoğlu nun Eserlerinde Batı, Yüksek Lisans Tezi, T.C İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, Erez, a.g.e., 2013: Kartal, C.B. (2008). II. Meşrutiyetin Cumhuriyet e Mirası: Makbul Kadınlar, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 38, Kurnaz, a.g.e., 1991:74.

51 37 toplumunda yerleştiğini savunmaktadır. 108 Kanaatimizce hem toplumda kadınlara yapılan kötü muameleler hem de kendisinin yaşadığı olaylar Halide Edip in kadınlar konusunda yazılar kaleme almasını tetiklemiştir. Eşi Salih Zeki nin ikinci bir hanım alma niyeti, Osmanlı toplumunda görülen çok eşlilik sorununun tezahürüdür. Bu sıkıntının Halide Edip üzerinde bizzat tahakkuk etmesi Halide Edip e Türk kadınının çektiği sıkıntıları, acı bir şekilde, çok daha kolay anlama imkânını vermiştir. 109 Halide Edip, evlilik konusunda, görücü usulü evliliği, eşini kendisinin seçememesi ve erkeğin istediği anda eşini boşayabilmesini eleştirmiştir. Eşlerin birbirine güvenmesinin önemi üzerinde durmuştur. Yeni Turan romanında çekirdek ailedeki dengelerin toplum için önemini vurgular. Bir yurt oluşturan kadın ve erkeğin birbirine karşı emniyet ve muhabbet duyması, dış tehditlere karşı aralarında zihni ve kalbi bir arkadaşlık oluşturması gereklidir. Ancak bizde içtimai kanunlar bütün kuvveti erkeğe verdiği için birincisi, eşini ekseriya kendisi seçmediği, seçse bile boşanma hakkını elinde bulunduran erkeklerde maddi hırs ve arzulardan dolayı yuva yıkmak artık irsî bir hal aldığından dolayı da ikincisi gerçekleşmemiştir. İçtimai yapı ve terbiye sistemindeki eksikliklerden dolayı Türkiye de bedbaht kadınlar ve erkekler vardır. 110 Kadınların iş hayatında olması gerektiğini savunan Halide Edip, Müslüman Türk kadınının sosyal hayatta aktif rol almasının Avrupa da hâkim olan Müslümanlar medenileşemez tezine karşı bir cevap niteliği taşıdığını ileri sürer ve şu ifadeleri kullanmıştır: 111 İslâm ın ilk feyizli ve zengin medeniyet ve zafer günlerinden sonra İslâm kadınlarının duvarlar arkasında millet (ki kendi çocuklarından müteşekkildir) hayatının, içtimâiyyatının yabancısı, bütün millî felâket ve saadete bigâne yaşaması, İslâmiyet in bir ananesi gibi telakki edilmiştir. Avrupa Müslümanlar medenileşemez dediği zaman, tabiî en kuvvetli delil olarak, Müslüman kadınının mütereddi ve düşük vaziyetini göstermişti. Müslüman Türk ün anane ve dini kaybetmeksizin medenî ve 108 Özdem E. (2012). Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar ve Nermin Abadan Unat ın Eserlerinde ryantalizmin Etkisi Ve Kadın, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, Şahin Aydın, N.(2012), Halide Edip Adıvar ın Romanlarında Eğitim Evreninin Kronolojik Açıdan İncelenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, T.C Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Trabzon, Özdem, a.g.e., 2012: Özdem, a.g.e., 2012:58.

52 38 bütün millet hayatıyla mesul ve millet hayatıyla vazifedâr bir Müslüman kadını kitlesi meydana atması tabiî İslâm ve Türk aleyhindeki bu belki menfur delili kökünden sarsmıştı. Halide Edip, Avrupa toplumunda Osmanlı kadınlarının durumu hakkında süregelen kötü eleştirileri Son Eseri adlı romanında kahramanlarının dilinden tasvir etmiştir: 112 Avrupa da daima Müslümanlığın kadınların menafine mugayir olduğunu kuvvetli delillerle söylediklerini işittim. Fakat ben bir dimağ kadınından ziyade bir kalp kadınıyım. İslamiyet in sırf aşk üzerine tesis ettiği izdivaç ve aşk devam ettikçe aile denilen şeyin çürüklüğünü ve yokluğunu kabul edişi, bir sözle senelerce teessüs eden bir yuvayı zir ü zeber edişi; tabi geliyordu. Tabi hayatımın son tecaribi beni değiştirdi, bu esasat üzerine hareket gayr-i kabil ve insaniyete mugayir olduğunu anladım. Bu ifadelerle Batı dünyasının Türk kadınına bakışının nasıl olduğunu ve aşkla yapılan evliliğin gerekliliğini ifade eder. Halide Edip, özellikle Seviye Talip romanında Meşrutiyet ortamında kadınlar konusunda ortaya çıkması beklenen ve erkekleri endişeye sevk eden bir konudan bahseder. Romanda Türk kadınının eğitim ve öğretim aldığı takdirde erkekler tarafından istedikleri gibi yönetilemeyeceğini belirtir. Seviye Talip romanında görüşlerini Avrupa da felsefe tahsili alan Fahir karakteriyle ortaya koyan Edip, Fahir karakteriyle Türk erkeğinin kadın konusuna bakışını bir ışıldak edasıyla yansıtır: Fahir, tutucu kesimlerin kadınlarını tutsak edeceğini söyler. Züppelerinde kadınlar henüz özgürlüğü iyi kullanabilecek bir eğitim almadıkları için kadınlara kesin bir özgürlük vermek isteyip onlara süslü bir oyuncak gibi bakacakları kaygısını taşır. Kadına arkadaş, gelecek kuşağın annesi ve eğiticisi gözüyle bakacakların, onları bu yönde yetiştireceklerin ise azınlıkta kaldığını belirtmiştir yılında neşrettiği Yeni Turan romanında Türk kadınını iyi bir eş, çocuklarına iyi bir anne, iyi bir mümin ve iyi bir vatandaş olarak tanımlar. Yeni Turan romanında geçen kadın algısını ve modernizasyonunu, romanın hedefini şu ifadelerle belirtir: Bu eser, kadınların rey sahibi olacağı hayat ve insan münasebetleri kadınların 112 Özdem, a.g.e., 2012: Önertoy, O. (2011). Halide Edip Adıvar ın Romanlarında Toplumsal Eleştiri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 18(1),42.

53 39 makul ve muntazam olabileceği bir devri tahayyül ediyordu. Bilhassa Türk kadını kafa ve kalbindeki itidal ve cemiyete karşı muhabbetle dolu olduğu hasretini çekiyordu. 114 Yeni Turan romanında kadınlar okutuluyor ve erkeklerle beraber çalıştırılıyordu. Yeni Turan kadınlarının kıyafetleri sadeleşmiş, değişmiş, Avrupa modasına hiç uymuyordu. Ancak yarattıkları Türk ve İslam dünyası ile ilgili bir biçim almıştı. Şimdiki kadınlar, ince, zarif, sanatkâr, çarşafları ve tuvaletleri ile evlerinin bir süsü, erkeklerinin sevda amaçları olmakla kalan kadınlarımıza karşılık Yeni Turan ın öğretmenlik yapan, ağırbaşlı, karakterli hasta bakıcı yetişen, bir muharebe olur olmaz Arap savaşçıları gibi Mehmetçiklerin yaralarını sarmaya giden Bir süsten değerli bir biblodan birden bire yaralı, çalışkan bir toplum elemanı, bir ana, bir arkadaş, bir her şey olan kadınları itiraf ederim ki beğeniyorum diyen Halide Edip Türk kadınının nasıl olması gerektiğini tasvir etmiştir. Türk kadınının modernleşmesi ve bunun yanında köklerine bağlı olarak gelişmesini savunmuştur. Türk kadınının gelişmesi ve modernleşmesi sayesinde toplumunda gelişeceği ve modernleşeceği düşüncesindedir. 115 Yine Meşrutiyet Dönemi kadın yazarlarından olan Müfide Ferit Hanım, Türkçü düşünürlerden bir tanesidir. Babası devrin önemli simalarından Şevket Bey dir. Babasının görevi nedeniyle yaşamının bir bölümünü Trablus ta geçiren Müfide Fevziye, burada İngilizce öğrenir. Yine bir İtalyan dan piyano dersleri alır. Babası da kızına evde Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca öğretmiştir yılında İskenderiye de Ahmet Ferit le evlenmiş ve kendi adı Müfide ile eşinin adı Ferit i birleştirerek Müfide Ferit adını bu tarihten sonra kullanmaya başlamıştır. 117 Gerek aldığı modern eğitim gerekse devrin oluşturduğu siyasi akımların etkisiyle Türkçü ve feminist düşüncelere sahip olan Müfide Ferit Hanım, kızlarımızın sıcak, temiz, medeni ve ahlaki bir aile ocağı yaratabilecek şekilde yetiştirilerek, erkeklerle beraber yürür hale getirilmeleri gerektiğini savunur. O, kadın erkekten aşağı değildir 114 Şahin V. (2013). Halide Edip Adıvar ın Yeni Turan Yeniden Anlam(landırm)a, Erdem Dergisi, (64), Şahin, a.g.m., 2013: Çeviren: Er Ayten- Özcan Hidayet Müfide Ferit Tek Hakkında(Kış 2012),Türk Ulusal Hareketi Bayan Ferit Bey in Konferans Metni, Gazi Akademik Bakış, 6(11), Çeviren: Er, A. ve Özcan H., 2012:294.

54 40 diyerek kadın ve erkeğin eşitliğini savunur. Kadınların eğitim alması gerektiğini ifade etmiştir. 118 II. Meşrutiyet Dönemi fikir akımlarını tetkik ettiğimizde bu aydınların hemfikir olduğu ortak nokta, kadınların eğitim alması gerektiği konusudur. İslamcılara göre iyi eğitim almış bir kadın, çocuklarını güzel bir şekilde yetiştirecek ve toplumun inşasında pay sahibi olabilecekti. Türkçü ve Batıcı fikirlere sahip aydınlara göre ise iyi eğitim alan kadın hem ailesini hem de toplumu modernize edecekti. Kadının içtimai hayata girmesiyle üretim artarak, ülkede refah ortamı artacaktır. İslamcılar, kadının örtünmesinin eğitimle ayrı şeyler olduğunu, kadının örtünmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ancak eğitimden mahrum edilmemesini söylemişlerdir. Batıcılar ise kadınların Avrupai eğitimle birlikte artık örtünmesinin gerek kalmayacağını belirtmişlerdir. Türkçüler ise bu konuda çarşaf ve peçenin kaldırılmasının yeterli olacağını bu konuyla alakalı İslam kaideleri içerisinde çarşaf ve peçenin bulunmadığını belirterek Türk töresinin dikkate alınmasını istemişlerdir. Bu üç fikir akımına göre tek eşli evlilik, Türk toplumu için uygundur. Ancak İslamcılar, bu konuda zaruret halinde çok eşli evliliğin olabileceği görüşünü taşımaktadır. Meşrutiyet Dönemi fikir akımları, kadının toplumsal rolü konusunda bu ortak payda da buluşmuş ve Osmanlı idarecilerine kadın konusunda neler yapabilecekleri hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamıştır. Meşrutiyet Dönemi nde filizlenen bu görüşler özellikle Cumhuriyet in kuruluşuyla birlikte gerçek anlamda tatbik edilecek ve genç Cumhuriyet in temel kaidelerini oluşturacaktı. Genç Cumhuriyet in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ü etkileyecek ve Modern Türkiye nin inşasında birer tuğla olmuştur Meşrutiyet Dönemi Kadın Faaliyetleri Meşrutiyet Dönemi Kadın Cemiyetleri Meşrutiyet Dönemi nin karakteristik özelliklerinden biri de cemiyetçilik faaliyetleridir. Dönemin kendine has yapısı, Osmanlı Devleti nde bu tür faaliyetlerin icrasını 118 Kurnaz, a.g.e., 1991:75.

55 41 kolaylaştırmıştır. Cemiyetçilik faaliyetleri erkeklerin tekelinde kalmayarak kadınların da içtimai hayata dair etkileşime girdiği yerler olarak karşımıza çıkmıştır. Gerek toplumsal yapının korunması gerekse ailenin ve kadının geliştirilmesi konularıyla ilgilenen kadın cemiyetleri, bunun yanında savaşlarda da Türk ordusuna destek olarak bir milletin topyekûn mücadelesinin ne anlama geldiğini tüm cihana göstermiştir. Meşrutiyet Dönemi nde kurulan belli başlı kadın cemiyetleri şunlardır: Cemiyet-i İmdadiye (1908), Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyet-i Hayriyesi(1908), İttihat ve Terakki Kadınlar Şubesi (1908), Teal-i Nisvan Cemiyeti (1909), Esirgeme Cemiyeti (1909), Teal-i Vatan-i Osmani Hanımlar Cemiyeti (1910), Esirgeme Cemiyeti (1912), Donanma Muavene-i Milliye Cemiyeti Hanımlar Şubesi (1912), Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Heyet-i Merkeziyesi (1912), Mamulat-ı Dâhiliye Kadınlar Cemiyet-i Hayriyesi (1912), Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-i Nisvan (1913), Osmanlı Hanımları Müdafaa-i Milliye Hey eti (1913), Şehit Ailelerine Yardım Birliği, Hizmet-i Nisvan, Asker Ailelerine Yardım Cemiyeti, Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi (1916). Sıraladığımız isimler bu cemiyetlerden yalnızca bir kısmıdır Cemiyet-i İmdadiye İlk kadın kuruluşudur. 120 Fatma Aliye Hanım ın başkanlığında kurulmuş olan Cemiyet, 1897 Türk Yunan savaşında şehit olanlarla gazilerin ailelerine yardım amacıyla faaliyete geçmiştir. Başarılı çalışmalarından dolayı Fatma Aliye Hanım, II. Abdülhamid tarafından bir beratla ödüllendirmiştir İttihat ve Terakki Kadınlar Cemiyeti (1324/1908) Emine Semiye nin başkanlığı altında Selanik te kurulmuştur. İlk toplantısını 30 Mayıs 1908 de Emine Semiye ve Seniye Hanım lar ile beraber Serez de düzenlemiştir. Emine Semiye Hanım, bu toplantıda yaptığı konuşmada, cemiyetin amacını ilim ve edebiyat sohbetleri ile Zavallı İslam kadınlarının yüzlerindeki kalın ve siyah peçeler gibi, manen de büründükleri cehalet örtüsünü delip geçerek 119 Onuk, a.g.m., 2004: Kurnaz, a.g.e., 1991: Aliye Fatma, (1996). Muhadarat, (Edt. Aşa, E.), Enderun Kitabevi, Türkiye İstanbul, 5.

56 42 hissiyatlarını uyandırmak, ilim ve tahsilin kadrini onlara anlatmak olduğunu belirtmiştir Teali-i Nisvan Cemiyeti (1908) Halide Edip Adıvar tarafından kurulmuştur. Cemiyetin amacı, kadınların bilgi, görgü ve kültürlerini arttırmak olarak belirlenmiştir. 123 Türkçü bir cemiyet hüviyetinde olan Teali-i Nisvan faaliyetlerini yaparken milli geleneklerden vazgeçilmeden kadınların yükselmesi 124 hedefinde olmuştur. Bu açıdan Teali-i Nisvan Cemiyeti nin kuruluş felsefesine bakılarak ilk feminist örgüt kabul edilmektedir. 125 Cemiyetin kurucularını incelediğimizde aralarında dönemin tanınmış kadın aydınlarını görürüz. Nakiye ve Nezihe Muhiddin, Rana Sani Yaver Hanımlar 126 bunlardan birkaçıdır. Cemiyet kadınların eğitimine çok önem vermiştir. Bu kapsamda cemiyetin çatısı altında Fransızca, İngilizce dersleri verildiği gibi aynı zamanda çocuk bakımı hakkında da kadınlara malumat verilmiştir. 127 Bunun yanında cemiyetin önemli bir özelliği ise feminist düşünce yapısının belirgin bir şekilde kendini hissettirmesidir. Cemiyetin üyelerinin kadın yazar ve çevirmenlerden müteşekkil olması bu feminist ideolojinin hâkimiyetini ispatlar niteliktedir. 128 Derneğin özelliklerinden biri de devrin dokusunun dışında aynı salonda kadın ve erkek aydınları bir araya getirmesidir. 129 Teali-i Nisvan Cemiyeti, kendi döneminde yaptığı faaliyetlerle birçok konuda Türk kadınına öncülük etmiştir. Devrinde tabu olarak görülen meseleleri kırma adına Halide Edip ve arkadaşları birçok sosyokültürel faaliyet içerisine girmiştir. Halide Edip, Türk kadını için Teali-i Nisvan 122 Kurnaz, Ş. (2007), Siyasal Tarihimizin İsimsiz Kahramanlarından: İttihatçı Seniye Hanım, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 2(4), Özkiraz ve Arslanel, a.g.e., 2011: Yazıcı, N. (2011). Çanakkale Savaş ında Türk Kadının Rolü, Gazi Akademik Bakış, 5(9), Yılmaz, A.(2013). Halide Edip te Kadın Hakları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 20(1), Şahin, C. ve Şahin, M. (2013). Osmanlı Dönemi ile Milli Mücadele Yıllarında Türk Kadının Sosyal, Siyasi ve Askeri Faaliyetleri, Nevşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2, Harnuboğlu, M. (2014). Mekân ve Mekânın algılanış Biçimleri: Halide Edib Adıvar ın Otobiyografisi Mor Salkımlı Ev Üzerine Bir İnceleme, Ankara Üniversitesi Fe Dergisi, 6(2), Çamer, N.H. (2005). Başkent Kadın Platformu Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği ve Uçan Süpürge de Yer Alan Gönüllü Kadınların, Gönüllülük Deneyimleri ile Elde Ettikleri Kazanımlar, Yüksek Lisans Projesi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Güneş, Z. (2012), Kadınların Seçme Seçilme Hakkı Konusunda Halide Edip le Yapılan Bir Söyleşi, The Journal of Academic Social Science Studies, Internatıonal Journal of Social Science, 5(2),159.

57 43 Cemiyeti nin önemini ve bu derneğin kadınları modernleştirmede mücadele eden ilk dernek olmasını şu ifadelerle anlatmıştır: Fakat bütün fikr-i harekât gibi Teali-i Nisvan ın da açtığı manevi yolun, belki başka isimler ve şekillerle ebediyyen payidar olacağına imanım var. Bu sözleriyle cemiyetin bir ilk olduğunu ifade etmiştir. Teali-i Nisvan Cemiyeti, Osmanlı Devleti nin cephelerde mücadelesine de destek vermiştir. Balkan Savaşları sırasında Teali-i Nisvan Cemiyeti nde beş bin kadının katıldığı iki toplantı düzenlemişlerdir, Edirne yi geri aldığımız harekâtın masraflarına karşılamak için destekte bulunmuşlardır. Teali-i Nisvan Cemiyeti, I.Cihan Harbi ile birlikte faaliyetlerine askıya almıştır Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyet-i Hayriyesi (1908) Selanik te kurulan cemiyet, yardımsever hanımların verecekleri hediye ve eşyaları Şefkat Pazarı nda satarak gelir elde etmeyi amaçlamıştır Esirgeme Derneği (1909) Bu dönemde aynı isimle kurulmuş iki farklı esirgeme cemiyeti karşımıza çıkmaktadır. İsim benzerliğinin dışında amaçları ve yapısı birbirlerinden farklıdır. Bu cemiyet, Süleyman Paşa nın Kızı Sabiha Hanım ve sekreteri Nezihe Muhiddin Hanım tarafından İttihat ve Terakki Kız Sanayi Mektebi ne para yardımı sağlamak maksadıyla faaliyete başlamıştır. 132 Nezihe Muhiddin, bu derneğin bir müddet sekreterliğini üstlenmiştir Osmanlı Cemiyet-i Hayriye-i Nisvaniye (1909) Abdülkerim Paşa nın kızı önderliğinde kurulan cemiyetin, dikiş atölyesi, hastane, Nişantaşı nda Milli İnas Mektebi ve çeşitli kurslar açtığı söylenmektedir Şahin, ve Şahin, a.g.m., 2013: Tunaya, T. Z. (2003). İslamcılık Akımı, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Kurnaz, a.g.e., 1991: Altınbaş, A. (2012). Yattığınız Yer Işık Dolsun, İzmir Barosu Bülten 25 Kasım Özel Sayısı,2, Ayna Reklam Yayıncılık, İzmir. 134 Kurnaz, a.g.e., 1991:79.

58 Teali-i Vatan-ı Osmanî Hanımlar Cemiyeti (1910) İttihat ve Terakki tarafından parti ideolojisini daha geniş kitlelere yayabilmek adına kadınlara yönelik cemiyetler kurmuştur. Bunlardan bir tanesi Teali-i Vatan-ı Osmanî Hanımlar Cemiyeti dir. Bu cemiyetin merkezi Selanik tedir. Prenses Naime Yusuf Hanım ın başkanlığında Osmanlı kadınlarını yüceltmek, Hilal-i Ahmer Cemiyeti ne yardım sağlamak, Osmanlı Donanması na Nevzad-ı Vatan 135 adını verecekleri bir savaş gemisi hediye etmek, kız okulları ve atölyeleri açmak gibi faaliyetlerde bulunmuştur Mamulat-ı Dâhiliye Kadınlar Cemiyet-i Hayriyesi (1912) İttihat ve Terakki yönetimi tarafından desteklenen birçok kadın cemiyetinin bu dönemde kurulduğunu bilmekteyiz. Bunun yanında İttihat ve Terakki idaresine muhalif yapıların da kadın cemiyetleri oluşturma ve kadınları sosyal hayata ekleme gibi çalışmaları vardır. Bu tarz cemiyetlerin, dönemine ait mevcut ideolojilerini kadınlar vasıtasıyla çevreye yayma imkânına kavuştukları kanaatini taşımaktayız. İşte bu cemiyet muhalif düşünceye sahip Milli Meşrutiyet Fırkası tarafından kurulmuştur Esirgeme Derneği Osmanlı Devleti nin özellikle son döneminde içine düştüğü sıkıntılı durum beraberinde birçok problemi peşinden sürüklemiştir. Kaybedilen savaşlar, yitirilen yaşamların sonucu çok sayıda çocuk öksüz ve yetim kalmıştır. Bu dernek, savaşın çocuklarına sahip çıkabilmek ve Balkan Savaşları sonunda göç eden muhacirlere yardım etmek maksadıyla kurulmuştur. Nezihe Muhiddin Hanım başkanlığında, Ahmet Ağaoğlu nun kızı Sitare Hanım ve dönemin önde gelen birkaç bürokratlarının kızını ikna edip 1912 de Osmanlı Devleti nde kimsesiz çocukları ve çocuklu dul 135 Nevzat-ı vatan kelime anlamı Yeni doğan Vatan dır. Veya vatanın yeni doğmuş çocuğu anlamına gelmektedir. Bu cemiyetin bu şekilde bir hedefinin olması bizlere Osmanlı Devletinin Donanma yönünden zayıf olduğu ve ihtiyaç içerisinde bulunduğunu göstermektedir. 136 Şahin ve Şahin, a.g.m., 2013:58.

59 45 kadınları himaye altına almak maksadıyla kurulan bu dernek savaş dönemlerinde birçok başarılı yardım faaliyeti içerisinde bulunmuştur Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Heyet-i Merkeziyesi (1912) Hilal-i Ahmer Cemiyeti ne bağlı olarak cephede savaşan yaralı ve hasta asekerlere, kimsesizlere, yardıma muhtaç olanlara, şehit ve asker yakınlarına yardım etmek maksadıyla kurulmuştur. 138 Kurucularının arasında devlet yetkililerinin annelerinin ve eşlerinin olması toplumun bu cemiyete güvenle yaklaşmasını sağlamıştır. Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi, yaptığı sosyal faaliyetlerle Türk kadınının milli bilince ulaşmasına yardım etmiştir. Türk kadınına birlikte çalışma ve devletine nasıl yardım edebileceğini gösterme adına önemli bir görevi üstlenmiştir. İstiklal Harbi nde bu cemiyet, cephe gerisinde önemli çalışmalar yapmıştır. Kadınların Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi nde üstlendiği yeni roller, milli bilincin oluşmasında ve İstiklal Harbi nde yaşanacak topyekûn mücadelenin gerçekleşmesinde temel oluşturmuştur. Kadınları dört duvar arasında yaşamaktan kurtulmasını, kadınlara yönelik kermes, kurs vb. faaliyetlerle de Türk kadınının toplumsal yaşama aktif katılımını sağlamıştır Müdafaa-i Milliye Osmanlı Hanımlar Cemiyeti (1913) Balkan Savaşları sırasında bir yardım cemiyeti olarak hayata geçmiştir. Kurucuları arasında dönemin önde gelen kadın şahsiyetleri vardır. Cemiyet, 8 ve 15 Şubat 1913 tarihlerinde Dârülfünun da yaptığı toplantılarla Osmanlı kadınlarının sesini duyurmuştur. 140 Bu toplantılarda Balkan Savaşları nın yol açtığı facialar dile getirilmiştir. Bu toplantılara katılan isimlere baktığımızda toplumun her kesimini temsil eden kadınların katıldığı görülmektedir. Bu toplantılara 137 Özgürel, A. (2009). Osmanlı da Kadınların Öncüsü Olduğu Bir Sivil Toplum Örgütlenmesi, Radikal Gazetesi. 138 Yazıcı, a.g.m., 2011: Akgün-Karal, S. (2012). Cumhuriyet Duyurulurken Geride Bırakılamayan Bir Kurum: Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gelişme Dergisi, (39), Kurnaz, a.g.e., 1991:8; Tunaya, T.Z. (2003). İslamcılık Akımı, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 480.

60 46 iştirak eden ve fikirlerini belirten İhsan Raif 141, Halide Edip, Nigar Binti Osman, Huriye Baha, Prenses Nimet, Fatma Aliye gibi farlı fikir akımlarını savunan Türk kadınlarını bir araya getirmesi noktasından olaya bakacak olursak bu cemiyetin ne kadar önemli bir iş yaptığını görebilmekteyiz. Müşterek paydada buluşan bu kadınlar, Osmanlı Devleti nin ve mazlum halkının yaralarını bir nebzede olsa sarmaya çalışmıştır Müdafaa-i Hukuk Nisvan Cemiyeti (1913) Nuriye Ulviye Hanım tarafından kurulan cemiyet, hedeflerini üç temel başlık altında belirlemiştir. 1- Dış kıyafetin ıslahı, 2- Özel okullar, gazete, kitap ve konferanslar ile kadınların geliştirilmesi 3- Kadınların sosyal ve iş hayatına atılması olarak belirlemiştir. 143 Görüldüğü üzere Müdafaa-i Hukuk Nisvan Cemiyeti Türk kadınının içtimai hayata atılabilmesi adına temel dinamikleri harekete geçirmek istemiştir. Türk kadınının hem zihnen hem de görünüş anlamında ıslahına çalışmıştır Asker Ailelerine Yardım Hanımlar Cemiyeti (1914) Osmanlı Devleti nin Balkan ve Çanakkale Muharebeleri nde savaşan askerlerinin ailelerine destek olmak amacıyla kurulmuştur. Çanakkale Savaşı ve Irak Cephesi nde kazanılan muzafferiyetler öne çıkarılarak, asker ailelerinin ihtiyaçları için gerçekleştirilen yardım kampanyası bu cemiyetin vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Cemiyet birçok yardım faaliyetini gazete ilanlarıyla canlı tutmaya çalışmıştır İhsan, Raif ( ) Osmanlı eliti bir ailenin çocuğudur. Babası Mehmet Raif Paşa dır. Aralarında Rıza Tevfik in de bulunduğu devrin önemli hocalarından iyi bir eğitim almıştır. Milli Mücadele Dönemi nin ateşli savunucularındandır. Bkz.Kanat Atkaya, Kimseye Etmem Şikâyet i İhsan Hanım Kime Yazdı? Hürriyet Gazetesi 11 Mayıs Kurnaz, a.g.e., 1991: Kurnaz, a.g.e., 1991: Aydoğmuş, A. (2014). Ilgın Halkının Hatıra-i Celadet Topu na Yaptığı Yardımlar, Merhaba Gazetesi Akademik Sayfalar, 14(16), 248.

61 Bilgi Yurdu (1916) Ahmet Edip Bey tarafından kurulmuştur. Okullardaki gibi derslere devam zorunluluğu bulunmamaktadır. Burada yabancı lisan, fen ve sosyal bilimlere yönelik dersler verilmiştir Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi (1916) I.Dünya Savaşı yıllarında Harbiye Nazırı Enver Paşa nın başkanlığı ve karısı Naciye Sultan ın himayesinde kurulmuştur. Müslüman Türk kadının iş hayatına atılması için önemli imkânlar sağlamıştır. 145 Uzun süren savaşlarda eşlerini kaybeden kadınların düştükleri ekonomik dar boğaz, Osmanlı devlet adamlarını çözüm arayışlarına itmiştir. Bu arayışların güzel bir sonucu olan Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi erkeklerden boşalan insan gücünün yerini kadınların doldurabileceği inancını Osmanlı devlet adamlarında kuvvetlendirmiş olması muhtemeldir. Bu kapsamda işe muhtaç kadınlara iş imkânları sunulmaya çalışılmış, barınma ve beslenme sorunu yaşayan kadınlara yatakhaneler ve yemekhaneler kurulmuştur. Bununla beraber çağın algısına göre erkek işi diye nitelendirilen birçok meslek koluna kadınların istihdamı bu cemiyet vasıtasıyla sağlanmıştır Musiki Muhibbi Hanımlar Cemiyeti Türk kadının bilgi ve kültürünü arttırmak amacıyla kurulan cemiyet, Türk ve yabancı müzik üstatlarını tanıtmak amacıyla kurulmuştur Türk Kadınları Biçki Yurdu Cemiyeti Türk kadınının mesleki becerilerini arttırmak amacıyla Behire Hakkı Hanım ın şahsi çabalarıyla Divan-ı Umumiye civarında bir yurtta faaliyetlerine başlamıştır. Fakir 145 Karakışla, Y.S. (2014). Osmanlı Ordusu nda Kadın Askerler: Birinci Kadın İşçi Taburu ( ),Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü,1914 ten 2014 e 100 üncü Yılında Birinci Dünya Savaşı nı Anlamak Uluslar Arası Sempozyumu, Karakışla, a.g.e., 2014:217.

62 48 Türk kızlarına biçki-dikiş kursu eğitimi sağlanmıştır. Kısa sürede gösterdiği başarı nedeniyle bu cemiyet milli müessese konumuna gelmiştir. 147 Bu cemiyet, Çanakkale Muharebeleri sırasında yaptığı faaliyetlerle adından söz ettirmiştir. Yurt öğrencileri ve müdire Melek Hanımefendi kendi aralarında yardım toplayarak Çanakkale Harbi sırasında yaralanıp İstanbul a getirilen gazilere şeker, çikolata, sigara vesaire almışlar ve hastaneleri ziyaret ederek mecruhlara dağıtmışlardır. 148 Bu tür faaliyetler Türk askerinin, halkının moral ve motivasyonunu artırmış olacak ki cemiyet toplum nazarında çok değer atfedilir konuma gelmiştir İnas Darülfünunu Mezuneleri Cemiyeti (1918) İlk mezunlarını 1917 de vermeye başlamasıyla birlikte bir ekol haline gelen İnas Dârülfünun u mezunları, Maarif Nazırı Şükrü Bey in eşini Bebek teki konaklarında ziyaret ederek bir cemiyet kurmak istediklerini belirterek bu cemiyetin başına da kendilerinin geçmesini talep etmişlerdir.149 Cemiyetin kuruluş amacı olarak Türk Kadını dergisinde şu şekilde izah edilmiştir; Meşrutiyet Dönemi kadınının eğitim konusuna değinilmiştir. Kadını, milletin ilerleme noktasında ele alarak erkeği büyüten ve milletin yeniden üretimini sağlayan konumuyla tanımlamış olan dergi, bu cemiyetin aslında İnas Dârülfünun u ile aynı amacı eda ettiğini bize göstermektedir. 150 Bu saydığımız ve açıklamaya çalıştığımız kadın cemiyetlerinin yanında belirtmekte fayda gördüğümüz bir takım kadın cemiyetlerini de ifade edecek olursak; Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Kırmızı Beyaz, Nisvan-ı Osmaniye Cemiyet-i İmdadiyesi, Osmanlı İttihad-ı Nisvan Cemiyeti, Osmanlı Kadınları Şefkat Cemiyeti, Sulhperver Türk Kadınları Cemiyeti bunlardandır. Türk kadınının yardımlaşma, 147 Yazıcı, a.g.m., 2011: Erdemir, L. (2012). Çanakkale Muharebeleri Sırasında İstanbul da Yardım Faaliyetleri, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 10(12), Baskın, B. (2008). II. Meşrutiyet te Kadın Eğitimine Yönelik Bir Girişim: İnas Darülfünunu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 38, Baskın, a.g.m., 2008:101.

63 49 işbirliği duygularını geliştirme adına kurulan bu cemiyetler, ayrıca kadının eğitim ve öğretimine de eğilmiştir. 151 Osmanlı Devleti nin zor dönemlerinde sosyal birlikteliği ve bir millet olma duygusunu filizleyen bu cemiyetler, milli uyanışın da kıvılcımı olmuşlardır. Gerek mevcut siyasi idarenin gerekse sarayın veya halkın desteğiyle kurulan bu cemiyetler, birçok açığı kapatmış, sosyal devlet politikalarına destek olmuşlardır. Kadınların ön plana çıktığı bu dernekler Türk kadınına kendini ifade etme imkânı sunmuştur. Bu imkân sayesinde özgürleşen ve sosyo-ekonomik işlevlere giren Türk kadını Yeni Türkiye Cumhuriyeti nin inşasında önemli roller oynayacaktır Meşrutiyet Dönemi Kadın Gazete ve Dergileri Meşrutiyet Dönemi nin bir diğer önemli gelişmesi de yazılı basın alanında kadınların söz sahibi olmasıdır. Değişen dünya ve ülke politikaları, kadınların fikirlerini beyan ettiği bir dönemi beraberinde getirmiştir. Toplumun içinde bulunduğu duruma sessiz kalmak istemeyen aydın Türk kadını, çıkardıkları gazete ve dergilerle ülkenin fikri düşünce alanında söz sahibi olmaya çalışmıştır. Meşrutiyet Dönemi nde kadınlara yönelik çıkartılan gazete ve dergiler, kadınların sıkıntılarına çare araması, ülkede değişen Nisvan Hareketi nin gelişmesine katkı sunması bağlamında dikkate değer çalışmalar sunmuştur. Bu çalışmaları sunan ve döneminin düşünce yapısına ışık tutan gazete ve dergileri kısaca açıklayalım Mehasin Mehmet Rauf un başyazarlığını üstlendiği, yazar kadrosu olarak Süleyman Nazif, Faik Ali, Hüseyin Suat, Celal Sahir, Süleyman Nesip, Tahsin Nihat ve Fuat Köprülü gibi yazar ve şairlerin yer aldığı 152 Mehasin gazetesi kadro zenginliği ile de dikkat 151 Kaymaz, İ.Ş. (2010). Çağdaş Uygarlığın Mihenk Taşı: Türkiye de Kadının Toplumsal Konumu, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (46), Ergin, V. (2005). Ölümünün 100. Yılında Bir Iraklı Türkmen Aydının Kaleminden Tevfik Fikret, Uluslar Arası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(37), 105.

64 50 çekmektedir. Bu kadronun bir kısmınnın daha önceden başka dergilerde birlikte çalışmış olması da belli bir bilgi birikimine sahip olduklarını göstermektedir. 153 Mehasin dergisi kadınlara yönelik çıkan dergilerden en önemlilerindendir yılları arasında toplam 12 sayı olarak basılandergi kadınların bilgilenmesine yönelik yayınlar yapmıştır. 154 Kadın dergilerinin Osmanlı Devleti nde niye bu kadar geç hayat bulduğunu devrin siyasi yapısında aramak daha doğru olacaktır. Mevcut siyasi durumun bu tür dergilerin yayınlanmasına soğuk baktığının ifadesi, derginin yöneticileri tarafından şu şekilde ifade edilmiştir: Mehasin den bahsedelim. Mehasin i evvela bundan yedi sekiz sene evvel neşretmeyi kurmuş, o zamanın müşkülat-ı bi-nihayesi arasında bir imtiyaz der- desti için birçok uğraşmış ve âdem-i muvaffakiyet üzerinde bu sevgili emeli de birçok amal-ı muazzeze gibi defnetmeye mecbur olmuştuk sözleriyle daha önceden bu tür girişimlerin olduğu ancak başarılı olunamadığı ifade edilmiştir. 155 Mehasin dergisinin ilk sayısında derginin amacı şu sözlerle açıkça ortaya konmuştur: Asr-ı hürriyet olarak kabul edilen bu zamanda kadınlara tam manasıyla layık olabilecek bir mecmuanın bulunmayışı büyük bir eksiklik olarak görülür ve bu noksanı yok edebilmek fikri ile de sanayi-i Beytiye ve Nisviyeye, Tezyinat-ı Nefiseye, edebiyat ve ahlakiyata dair hanımlara mahsus musavver bir gazete neşredilir. Dergi kadın ve aile, evlilik, kadınların iş hayatına atılması ve sosyal hayatta yer alması konularıyla alakalı yazılar yayımlamıştır Demet (1908) Meşrutiyet Dönemi nin bir diğer dergisi olan Demet, yazın içeriği olarak kadın ve aile konularına eğilmiştir. Hakkı Bey tarafından yayımlanan dergi ilk defa siyasi 153 Mehasin dergisinin yazın kadrosunda bulunan bazı yazarların 1908 yılında çıkan Demet dergisinde de yer almış olması düşüncemizi pekiştirmektedir. Bkz. Keskin, T. (2005) Demet Dergisinde Kadın ve İlerleme Anlayışı, Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, XXIV(37), Ünalan, Y. (2007). Mehmet Rauf un Kadın Degileri: Mehasin ve Süs (İnceleme ve Metinler), Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ünalan, a.g.e., 2007: Ünalan, a.g.e., 2007:15.

65 51 konulara yer veren 157 kadın dergisidir. Derginin yayın politikası kadınların çıkarlarını korumak, fikirlerini yansıtmak, yazılarını yayımlamak, kadınları edebiyat ve bilim hakkında bilgilendirerek Osmanlı kadınlarının ilerlemesini ve Osmanlı medeniyetinin yükselmesini sağlamak olarak belirlemiştir. Yazarları arasında devrin tanınan kadın yazarları vardır Kadınlar Dünyası Meşrutiyet in ilanıyla birlikte kadının toplumsal tanımının değişmesi akabinde birçok değişimi de beraberinde getirmiştir. Kadının aile içindeki rolü, eş ve evlilik konuları yoğun birşekilde tartışılmaya başlanmıştır. Yeni kadın imajının tartışıldığı önemli dergilerden bir tanesi de Kadınlar Dünyası dergisidir. Bu dergi Nuriye Ulviye (Mevlan) 159 tarafından kurulmuştur ve Osmanlı Devleti nin ilk feminist dergisi olarak adlandırılmaktadır. Kadınlar için yeni bir dünya yaratma hedefi üstlenen dergi, kendini feminizm hareketi ile adlandırmıştır. Dergi kadınların hak mücadelesinin yayın organı haline gelmiş ve her fikir akımını temsil eden kadınlar yer almıştır. Dergi yüklendiği bu görev üzerine Osmanlı Devleti nde kadın hareketlerine yön veren nitelik taşımıştır. 160 Osmanlı Devleti nde kadın hareketiyle bütünleşen dergi Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti nin yayın organıdır yılları arasında yayınlanan dergilerde kadın yanlısı düşünceler dile getirildiği gibi bu düşünceleri hayata geçirebilmek için çalışmalar yürütülmüştür. Bu dergi de toplumun her kesiminden kadına kendini ifade etme imkânı sunmuştur Gülcü ve Tunç, a.g.m., 2012: Keskin, T. (2005). Demet Dergisinde Kadın ve İlerleme Anlayışı, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, XXIV(37), Nuriye Ulviye ( ) Nuriye Ulviye Balıkesir Gönen de doğdu. Onu bu kadar önemli kılan kadın konusunda Osmanlı İmparatorluğu nda bir çığır açan Kadınlar Dünyası dergisini çıkarmış olmasıdır. Genç yaşta evlenen Ulviye Hanım Kadınlar dergisinin 108. Sayısına kadar Nuriye Ulviye ismini kullanmıştır. Yazar bu sayıdan itibaren Ulviye Mevlan isimini kullanmıştır. Bknz: adresinden 12 Mart 2016 de alınmıştır. 160 Çakmak, B.(2011). Tanzimat tan Cumhuriyet e Uzanan Çizgide Osmanlıda Kadın Hareketleri, Dönemin Tiyatrosunda Kadının Temsili ve Kadın Sorunu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölüm Dergisi, (18), Kartal, a.g.m., 2008: Çokoğullar, E. ve Bozaslan, B.M. (2014). Eğitim ve Eşitlik Talebiyle Şekillenen Osmanlı Kadın Hareketinin Milliyetçi Söyleme Eklemlenmesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi,54(1),181.

66 52 Dergi, Osmanlı Devleti nin toplumsal yapısı, aile, yaşam, hukuk, evlenme-boşanma, iş hayatına atılma konularında görüş ve öneriler sunmuştur. Bu görüşlere toplumun her kesiminden kadınların iştirak etmesi de müşterek hareket edildiğinin göstergesidir. Dergi bir sivil toplum örgütü gibi hareket etmesi ve fikirlerini geniş kitlelere yayması bakımından da öneme haizdir. Kadınlar dergisinin yazın kadrosu çok geniş yapıdadır. Ulviye Mevlan, Aziz Haydar, Emine Seher Ali, Mükerrem Belkıs, Atiye Şükran, Sıdıka Ali Rıza, Aliye Cevat, Yaşar Nezihe, Safiye Beran, Nimet Cemil, Nebile Akif, Cemil Sacide, Meliha Cenan gibi yazarlar dergi için kalem oynatmışlardır. Dergi, gerek yazar kadrosu gerekse iktidarın desteğine sahip olmasından dolayı ülke çapında geniş bir etkileşim kitlesi oluşturmuştur. 163 Bu tür dergiler iletişim araçlarının kısıtlı olduğu bir dönemde devrin ihtiyaçlarına cevap vermek adına önemli çalışmalar içine girmiştir. Yukarıda kısaca ifade etmeye çalıştığımız bu dergilerin dışında Meşrutiyet Dönemi nde bunlardan daha başka ismini zikretmemiz geren dergilerde vardır. Bunlar; Kadın( ), Musavver Kadın(1911), Hanımlar Âlemi, Kadın Âlemi, Seyyale, Sıyanet, Kadınlık( ), Kadınlık Hayatı(1915), Bilgi Yurdu Işığı(1916), Genç Kadın(1918), Türk Kadını(1918), İnci( ),Hanım(1921), Kadınlar Saltanatı (1920), Ev Hocası(1923) gibi dergilerdir ve Osmanlı kadınının bilgi, kültür ve modernizasyonunu geliştirmek için gayret göstermişlerdir Meşrutiyet Dönemi Ekonomik Hayatta Kadın Meşrutiyet Dönemi nin getirdiği özgürlükçü yaklaşım, basın ve cemiyet hayatında Türk kadınına yeni kapılar açtığı kadar ekonomik hayatta da onlara bir takım haklar sağlamıştır. Bir ülkenin gelişmesi için en önemli unsurlardan olan insan gücünü yeterli seviyede kullanamayan Osmanlı Devleti, Meşrutiyet Dönemi ne kadar atıl durumda olan Türk kadınını ekonomik faaliyetlerin içerisine kabul etmeye başlamıştır. Gerek ticaret gerekse devlet dairelerinde yer edinmeye başlayan Türk kadını, Osmanlı Devleti ne önemli derecede katkı sağlamaya başlamıştır. 163 Yılmaz, S. (2009). Devrin Kadın Edebiyatına Katkısı Bakımından Kadınlar Dünyası Dergisi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 3.

67 53 Osmanlı Devleti nde cinsiyet ve memurluk kavramları Meşrutiyet Dönemi ne kadar katı çizgilerle belirlenmiş sınırlara sahipti. Tanzimat Fermanı ile birlikte öğretmenlik mesleğini icra etme hakkı elde eden Türk kadınının diğer devlet dairelerinde yer almasına sıcak bakılmamıştır. Meşrutiyet Fermanı yla beraber değişen algı devlet dairelerine de yansımaya başlamıştır. Dersaadet telefon şirketi, 1913 yılında kadın telefon görevlileri almak için gazetelere ilan vermiştir. İlan Kadınlar Dünyası dergisi tarafından duyurulmuştur. Bedre Osman ve dört arkadaşı bu ilana başvurmuş ancak bu talepleri reddedilmiştir. Ancak Kadınlar Dünyası nın şirketi boykot tehdidi işe yaramış ve Bedre Osman, memurluğa başlayan ilk Türk kadını olmuştur. 164 Kadınların devlet dairelerinde iş sahibi olması yavaş yavaş genişlemeye başlamıştır. Maliye Nezareti silahaltına alınmış memurların yerine o işleri görebilecek hanımları göreve çağırmıştır. Milli duyguları yüksek bazı hanımlar bu davete icabet etmişlerdir. Başvurular değerlendirilerek bazı hanımlar erkeklerden boşalan bakanlık kalemlerine memur olarak atanmışlardır. 165 I.Cihan Harbi yle birlikte erkeklerin silahaltına alınması Osmanlı ekonomisindeki aktif kadın oranını arttırmıştır. Özellikle tarım sektöründe çalışan kadın oranı bu dönemde yükselmiştir yılları arasındaki sanayi istatistiklerine göz attığımızda gıda sanayisinde çalışan kadın oranı 1913 te %58, 1915 te ise %32 dir. Yine bu dönemde dokuma sanayinde çalışanların oranı %50,5, ipek sanayinde çalışanların ise oranı %95 gibi çok büyük bir orandır. Bu veriler ışığında Osmanlı Devleti nin ekonomisinin I.Dünya Savaşı yla birlikte zayıflamasını engellemek için kadın istihdamı konusu daha da bir önem kazanmıştır. 166 Meşrutiyet Fermanı nın ilanıyla Türk kadınının sesi daha gür çıkmaya başlamış ve Türk kadını sanat, edebiyat, eğitim, basın alanlarında temsil edilir hale gelmiştiir. Osmanlı Devleti nde görülen bu gelişmeler birbirini tetiklemiştir. Kadın dergilerinin çoğalması kadınların ülkede kendileriyle alakalı olup biten meselelerden haberdar olmalarını sağlamıştır. Kadınlar Dünyası dergisine verilen iş ilanları bu açıdan 164 Aslan, E.O. (2006). Cumhuriyet ve Kadın Memurlar, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Amme İdaresi Dergisi,39(4), Özger Y. (2012). Osmanlıda Kadınların Memuriyette İstihdamı Meselesi ve Sicill-i Ahvalde Kayıtlı Resmi Hal Tercümeleri, History Studies, 4(1), Tekin, S. (2010). Osmanlı da Kadın ve Kadın Hapishaneleri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, 29(47),88.

68 54 kadınların daha çok ekonomik hayata katılmalarını kolaylaştırmıştır. Bu örnekten yola çıkarak kadınlara yönelik bir gelişme diğer alanlarda da etkisini göstermiştir. Meşrutiyet Dönemi ile Türk kadını tüketen konumdan üreten konuma doğru adımlar atmıştır. Savaşların uzun sürmesi, erkeklerin ekonomik faaliyetlerini bırakarak cepheye gitmeleri de kadın istihdamını etkilemiştir. Bu gibi ihtiyaçlardan dolayı başlayan kadın istihdamı, ülke içinde gittikçe sayı ve oranını arttırmıştır. Bu da ülke ekonomisine önemli katkılar sunmuştur.

69 55 2. BÖLÜM MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ KADIN FAALİYETLERİ VE ATATÜRK DÖNEMİ KADIN POLİTİKALARI 2.1. İstiklâl Harbi nde Kadının Rolü Osmanlı Devleti nin özellikle 19. yüzyıl sonlarına doğru uğradığı toprak kayıpları Balkan Harpleri ve Cihan Harbi yle birlikte zirveye ulaşmıştır. Kaybedilen topraklar, sürgünler, yıkımlar bir cihan devletinin artık son dönemine geldiğini göstermekteydi. Bu savaşlardan en çok etkilenen kesimler ise kadın ve çocuklar olmuştur. Eşi, evladı cephede olan Türk kadını, bu zaman zarfında erkeğinin yerini doldurmaya ve tarlada, fabrikada ve evde çalışarak hayatlarını sürdürmeye çalışmıştır. Türk kadını, bu faaliyetleri sürdürürken bıçağın kemiğe dayandığı noktada; cephede ve cephe gerisinde Türk Ordusu nun yanında yer almış ve bir destan haline dönüşmüştür. Balkanlar da, Çanakkale de başlayan bu destan, karakteri yüksek fedakâr Türk kadınının omuzlarında Milli Mücadele Dönemi nde de bayraklaşmıştır. I.Cihan Harbi nden yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri tarafından paylaşılmayı bekleyen savunmasız bir vatan haline gelmiştir. Ancak Türk milletin boyununa geçirilmek istenen müstemleke boyunduruğunu kabul etmemiş ve Mustafa Kemal önderliğinde teşkilatlanarak Milli Mücadele Dönemi ni başlatmıştır. Milli Mücadele, Türk milleti için bir ölüm kalımsavaşı idi. Bunun farkında olan Türk kadınları da fiili olarak cepheye katılmakta gecikmedi. Bu yüzden, kahraman Mehmetçik lerimizin yanında Ayşecik ler, Fatmacık lar da anılmaya başlandı. Türk milletinin istiklali için yüklendikleri bu kutsal vazife, Türk kadınına yeni bir çehre kazandırmıştır. Milli Mücadele nin kazanılmasında etkin rol oynayan Türk kadını dünya tarihinde hemcinslerine örnek olabilecek civanmert bir mücadele sergileyerek Türk milletinin kalbinde mukaddes bir yer edinmiştir Kurnaz, a.g.e., 2011:241.

70 56 Milli Mücadele Dönemi nde Türk kadını, cephe gerisinde yaralılara bakmış, askerin ihtiyacı olan yiyecek ve giyecek teminine uğraşmış, gerektiğinde cephede savaşmıştır. Halide Edip Adıvar, Nakiye Elgin, Müfide Feride Tek, Münevver Saime Hanımlar gibi Meşrutiyet Dönemi nde yetişen Türk aydınları ise yaptıkları mitinglerle Türk halkının Milli Mücadele konusunda bilinçlenmesini sağlamaya çalışmışlardır. Bu çalışmaları yaparken birçok sıkıntıya göğüs germişlerdir. Bunun yanında bizzat cephe hattında da Türk askerinin yanında yer almışlardır. Kara Fatma, Tayyar Rahmiye, Onbaşı Nezahat, Ayşe Binbaşı ve daha ismini bilemediğimiz yüzlerce hatta binlerce Türk kadını, cephe gerisinde olduğu kadar cephe hattında da mücadele edebileceğini göstermiştir Milli Mücadele Dönemi Halk Örgütlenmesinde Türk Kadını Türk topraklarının işgaline karşı Anadolu nun birçok yerinde protesto mitingleri düzenlenmiştir. Bu mitinglerin temel amacı işgal kuvvetlerine bir mesaj vermek ve işgallere karşı toplum içinde bir hareket oluşturma gayretidir. İzmir ve çevresinin işgali tüm ülke çapında üzüntü meydana getirmişti. Başta İstanbul olmak üzere Anadolu nun hemen her yerinde protesto gösterileri yapılmıştır. 168 İzmir in işgali sonrası tepkiler çığ gibi büyümüş ve Osmanlı Devleti nin önemli paşaları tepkilerini çok geçmeden ifade etmişlerdir. Kazım Özalp Paşa, birkaç genç subayla konuşurken: Bu işgale mukavemet edilmelidir. Silahlı olan silahını alsın, asker, jandarma ne varsa tepelere çıkıp muharebe edelim. diyerek halkın işgale karşı çıkmasını istiyordu. 169 Silahlı mücadelenin dışında mitingler düzenlenmekte ve bu mitingler genel olarak İzmir ve İstanbul merkezli yapılmaktaydı. İzmir deki ilk miting, Maşatlık diye bilinen eski Musevi mezarlığında yapılmıştır. Redd-i ilhak Cemiyet i tarafından oluşturulan 168 Sofuoğlu, A. (2002). İzmir in İşgali Sonrasında Yunanlıların Batı Anadolu da İşgali Genişletmeleri ve Bölgede Oluşan Milli Direniş, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,8(29), Ünsal, Y. (1999). Atatürk İmparatorluktan Milli Devlete, Türkiye: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları XXIV. Dizi (10),46

71 57 İşgallere Karşı Çıkış Beyannamesi 170 İzmir de tüm mahallelere dağıtılmış ve Yunan işgali bu beyanname ile protesto edilmiştir. 171 İkinci büyük miting, İzmir in düşman tarafından işgali üzerine İstanbul da İnas Darülfünunu öğrencileriyle, Asri Kadınlar Cemiyeti üyeleri tarafından organize edilmiştir Mayıs 1919 da yapılan ikinci İstanbul mitingi ise hutbe irat eden hatipleriyle birlikte çok büyük yankı uyandırmıştır. İstanbul Fatih Belediyesi önünde yapılacak miting öncesi binanın burçlarına ayyıldızlı kırmızı bayraklar çekilmiştir. Ancak binanın balkonundan aşağı büyük siyah renkte bir matem örtüsü sarkıtılmıştır. 173 Bu mitingde balkon kürsüsüne ilk Halide Edip çıkmıştır. Halkın milli dayanışma içinde olmasını ve işgallere karşı tepki göstermesini isteyen Halide Hanım, karşısındaki kalabalık topluluğa ateşli bir konuşma yapmıştır. Onun halkı heyecana getiren şu sözleri çok dikkat çekicidir: Müslümanlar! Türkler! Türk ve Müslüman bu gün en kara gününü yaşıyor. Gece karanlık bir gece, fakat insanın hayatında sabahı olmayan gece yoktur. Yarın bu korkunç geceyi yırtıp parıldayan bir sabah yaratacağız. Bu gün elimizde top, tüfek denilen alet yok. Fakat ondan büyük, ondan kudretli bir silahımız var, hak ve Allah! 174 diye konuşmasına başlayan Halide Hanım karşısındaki topluluğu o kadar aşka getirmişti ki konuşması sürekli tezahüratlarla bölünüyordu. Halide Edip, Hanımlar, efendiler, bugün bunun beş bini kadar bir miting de yapmış olsak bir semeresini göremeyiz. Fakat yarın var, çocuklarımız var. Buradaki Müslüman âleminin kalbidir. Siz düşündüğünüz zaman birçok şeyler düşecektir. Kadınlar silahsız ve zayıf fakat kalbi gayet metindir. Bütün âlemi İslam hep kardeşimizdir. Bundan dönen Türk kadını değildir. Yaşasın milletimiz! haykırışıyla sözlerini tamamlamıştır. Halide Edip Hanım ın arkasından 170 Beyannamenin içeriği; Ey Bedbaht Türk!... Wilson prensipleri unvan-ı insaniyet karanesi altında senin hakkın gasp ve namusun hetkediliyor. Buralarda Rum'un çok olduğu ve Türklerin Yunana iltihakını memnuniyetle kabul edeceği söylendi ve bunun neticesi olarak güzel memleket Yunana verildi. Şimdi sana soruyoruz: Yunan hâkimiyetini kabule taraftar mısın? Rum Senden daha mı çoktur? Artık kendini göster, Tekmil kardeşlerin Maşatlıktadır Oraya yüzbinlerle toplan. Ve kaahir ekseriyetini orada bulunan bütün dünyaya göster. İlan ve İspat et. Burada zengin, fakir, âlim, cahil yok. Fakat Yunan hâkimiyetini istemeyen kütle-i kaahire vardır. Bu sana düşen en büyük vazifedir. Geri kalma. Hüsran ve nekbet faide vermez. Binlerle, yüzbinlerle maşatlığa koş ve Heyet-i Milliye'nin emrine itaat et!...(ilhak-ı Red Heyet-i Milliyesi). Bknz: Sezai Kürşat Ökte; Milli Mücadele Döneminde Halkla İlişkiler Yüksek Lisans Tezi 171 Ökte, K. S.(2013), Milli Mücadele Döneminde Halkla İlişkiler ( ), Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara, Kurnaz, a.g.e., 1991: Aydemir, Ş.S. (2012). Tek Adam Mustafa Kemal , (29. Baskı), Türkiye: Remzi Kitabevi, II, Yetim, F. (1994). Milli Mücadele Döneminde Mitingler( ), Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 41.

72 58 kürsüye çıkan diğer hatipler de Türk halkını işgallere karşı direnmeye çağırmıştır. 175 Fatih Mitingi nin etkisi, halk üzerinde sönmeden bir gün sonra İstanbul un bir başka semti olan Üsküdar da bir miting daha tertip edilmiştir. Asri Kadınlar Cemiyeti adına kürsüye çıkan Sebahat Hanım, İzmir in işgalinin bir başlangıç olduğunu eğer bu dönemde millet tarafından gerekli tepki verilmezse sıranın diğer vilayetlere geleceğinden bahsetmiş ve milletin düşüncelerine şu şekilde tercüman olmaya çalışmıştır: İşte, hayatı, ruhu Türk olan İzmir i bugün Yunanlılar aldılar. Belki yarın sinemizden bir şey, kalbimizden bir hayat koparır gibi birer birer Konya mızı, Bursa mızı, hatta bütün güzellikleri ile çok sevgili İstanbul umuzu isteyecekler. O zaman, bu hayatımıza zehirli tırnaklarını takıp her fırsatta bizi biraz daha ölüme yaklaştıran bu kahredici kuvvetler karşısında yine bu sükût ve tevekkülle mi yaşayacağız? Ben, buna hayır diyorum, biz kadınlar bu hak cihadında en önde olacağız ve medeniyete riyalar söyleyen varlıklara her zaman lanetler! Lanetler! diyerek Türk halkının üzerindeki prangaları kaldırmasını istemiştir. 176 Diğer bir miting olan İstanbul Mitingi ise Kadıköy de icra edilecekti. Tıbbiye öğrencilerinin öncülük ettiği bu mitinge konuşmacı olarak Fahrettin Hayri Kösem, Münevver Hanım, Halide Edip, Hüseyin Suat katılmış ve halkı heyecanlandıran konuşmalar yapmışlardır. 177 İstanbul daki son miting ise daha önceki mitinglerin bir sonuç verdiğini gösterir nitelikteydi. Halkın mitinglere gösterdiği teveccüh Sultanahmet Mitingleri nde (23 Mayıs Mayıs 1919) hayat buluyordu. 23 Mayıs ta yapılan mitinge yaklaşık iki yüz bin kişi iştirak etmiştir. 178 Bu mitingde Türk Milli Mücadele hareketinin en yılmaz savunucularından Halide Edip, yine kürsüye çıkmış ve halkı ateşleyen müthiş vecizelerini şu şekilde sıralamıştır: 179 Davamızı ilan ediyorum. Bu davamız da Türkiye nin hak ve istiklâlidir. Türkler, Türkiye nin edebi hakkına asla 175 Arabacı, M.H. (2007). Milli Mücadelenin Hazırlık Safhasında Halide Edip Adıvar ın Faaliyetleri ve Mustafa Kemal Atatürk, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, (19), Ülker, a.g.e., 2010: Yetim, F. (2008). Milli Mücadele Döneminde Kamuoyunun Oluşmasında Mitinglerin İşlevi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal bilimler Dergisi, 8(1), Yetim, a.g.m., 1994: Kurnaz, a.g.e., 1991:111.

73 59 dokundurmayacaklar, yarın Hakk ın mahkeme-i kübrası önünde zalimlerin hepsi mahkemeye çekilecek, onlara bizim kanlarımızı döktürdünüz diyecekler Bugün iki dostumuz vardır. Birisi, kalbi mabetleri bizimle bir olan Müslüman dünyası, birisi zalimleri yakasından sürükleyecek hak sahibi büyük milletlerdir. Kardeşlerim! Evlatlarım! Osmanlı toprağında böyle muazzam, böyle tarihi bir gün belki bir daha idrak etmeyeceğiz. Evlatlarım, öyle bir gün olurda bir daha toplanamazsak, içimizde ölenler olursa, Türk ün istiklâl Bayrağı ile mezarı üzerinize geliniz. demiştir. Sultanahmet Meydanı ndaki diğer bir konuşmasında Halide Edip Hanım: 180 Ey Türk ve Müslümanlar, bugün gözlerimizin önünden öteyi görmeğe mani olan bir karanlık var; bu karanlık belki aylar, belki de yıllarca devam edebilir fakat Türk ve Müslüman dünyası elbet bir sabaha kavuşacaktır. Ufkumuzda güneş doğacak ve ortalığı aydınlatacaktır. Türk istiklal ve zafer güneşi, şimdi sapsarı olan benizlerimize taze bir pembelik, ümit ve saadet getirecektir. Gözlerimizi bu güneşi görmeye alıştırmalıyız. Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin ülkesi istiklâlsiz kalamaz; Mithat Paşaların, Namık Kemallerin, Tevfik Fikretlerin vatanı asla hürriyetten mahrum edilemez; gözlerimizi bu güneşi görmeye muktedir bir hale getirelim. Birbirimize ellerimizi uzatalım, tek bir hedefe, yalnız, Türk istiklâl ve hürriyeti gayesine doğru yürüyelim. Vatan behemehâl kurtulacaktır Haykırışlarıyla Türk istiklâlinin elbet bir gün gerçekleşeceğine inanıyordu. Halide Hanım ın etkileyici sözleri Türk halkını cesaretlendirmiş ve ümitlendirmiştir. İşgallere karşı gösterilen bu tepkisel mitingler, etki alanı ve katılımcıların niteliği bakımından çok önem arz etmektedir. Meşrutiyet le büyük dönüşüm içine giren Türk kadını aldığı eğitimle Milli Mücadele Dönemi nde kitleleri peşinden sürükleyen ümit kıvılcımları haline dönüşmüştür. Konuşmaları etüt ettiğimizde hatiplerin sözlerinde derin bir tarih bilgisi ve milli inanç göze çarpmaktadır. Kadınıyla, erkeğiyle bir davaya inanmışlığın göstergesi olan bu mitingler, ileride gerçekleşecek ulusal kurtuluş hareketinin temel nüvelerinden biri haline dönüşecektir. Mitinglerde konuşan isimlere baktığımızda bu isimlerin Meşrutiyet Dönemi nin eğitim kurumlarında yetişmiş olması da atılan tohumların yeşerdiğini ve artık meyve 180 Aktaş, Ş. (2013). Halide Edip Adıvar (1882, İstanbul 9 Ocak 1964, İstanbul), Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 20(1), 3.

74 60 haline dönüştüğünü bizlere göstermektedir. İttihat ve Terakki Cemiyeti nin milliyetçi söylevlerinin, Türk kadını üzerinde etki ettiğini de net bir şekilde algılayabilmekteyiz. Türk kadının bu inanmışlığı yediden yetmişe tüm topluma sirayet etmiş ve topyekûn bir hürriyet ve istiklâl mücadelesine başlanmıştır Milli Mücadele Dönemi Yayın Hayatında Türk Kadını Milli Mücadele Dönemi öncesi eğitim, sanat, cemiyet hayatında önemli adımlar atan Türk kadını elde ettiği bu altyapıyla Milli Mücadele Dönemi nde de önemli roller oynamıştır. Gerek devrin gazetelerinde gerekse kendi yazdıkları kitap ve makalelerle birikimlerini Türk istiklâli ile yoğuran Türk kadını, toplumu harekete geçiren çalışmalarda bulunmuştur. Hâkimiyet-i Milliye ve İrade-i Milliye 181 gazetelerinde Halide Edip ve Müfide Ferit gibi kadın yazarlar Türk kurtuluş mücadelesini destekleyen yazılar yazmışlardır. Ayrıca bu dönemde birçok vatan, millet ve ülkü temalı kitaplar basılmıştır: Ateşten Gömlek, Dağa Çıkan Kurt, İzmir den Bursa ya bunlardan sadece birkaçıdır. Halide Edip Hanım, Ateşten Gömlek romanını Sakarya Ordusu na ithaf etmiştir. Bu romanda Halide Edip, Ayşe karakteriyle Milli Mücadele içerisinde yer alan kadın tipiyle karşımıza çıkar. Eşi ve çocuğu katledilmesine rağmen ben olmaktan çıkan, tek gayesi İzmir in işgalden kurtarılması olan Türk kadını Ayşe özelinden Türk istiklâli uğruna her şeyden vazgeçen bize dönüşmenin örneğini sergiler. 182 Halide Edip in yazdığı romanlar işgal altındaki Anadolu nun birer resmedilmiş tablosudur. Efe nin Hikâyesi, Zeynebim Zeynebim, Emine nin Şehadeti, Fadime Nine ile Kerem Dede, Aziz in Karısı ve Vurma Fatma hikâyelerinde; işgal altındaki Türk topraklarında yaşanan olaylar bir anlamda anlatılmıştır. Çünkü Halide Edip in romanlarındaki kahramanlarla devrin karakteristik özellikleri birebir 181 İrade-i Milliye; Türk kurtuluş mücadelesinin ilk yayın organı olarak Sivas ta basılmaya başlamıştır. Heyeti Temsiliyenin Ankara ya gidişinden sonra görevini Hâkimiyet-i Milliye ye devretmiştir, Hâkimiyet-i Milliye, Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal önderliğinde yürütülen kurtuluş hareketinin yayın organı özelliği taşımaktadır. 182 Gürten, D. (2013). Milli Mücadele İle ilgili Hikâyelerde Kadın, Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bülteni, (1),13.

75 61 örtüşmekteydi. Tecavüze uğramış, evladı ve eşi, düşman tarafından öldürülmüş Türk kadını karakterini romanlarında kullanmıştır. 183 Halide Edip, Anadolu nun İstiklâl Mücadelesi ni kısa ve öz bir şekilde Fadime ile Kerem Dede romanında ifade etmiştir. Yangın, kan, utanç sözü Anadolu nun halini acı bir şekilde açıklamaktaydı. 184 Müfide Ferit Tek ise Hâkimiyet-i Milliye ve İrfan gazetelerinde yazılarıyla Milli Mücadele ye destek vermiş. Aydemir romanında Türklük sevgisini ön plana çıkarmıştır. Gazete yazılarında işgalleri eleştirerek Milli Mücadele nin öneminden bahsetmiştir. 185 Yukarıda kısaca ifade etmeye çalıştığımız kadın yazarların Milli Mücadele ye bakış açısı Türk tarihi açısından önemlidir. Türk kadını kalemini Milli Mücadele Dönemi nde bir silah gibi kullanmış ve işgallere karşı yazdıklarıyla Türk milletinin bilinçlenmesine çalışmıştır Kadın Cemiyetlerinin Milli Mücadeleye Etkisi Kadın cemiyetlerinin Meşrutiyet ile başlayan gelişmesi, Balkan Harbi ve I. Cihan Harbi nde bir kat daha önemini arttırmıştır. Bu cemiyetler, yoğunlukla yardım merkezli olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Türk kadınını koruma ve geliştirme adına çalışan bu cemiyetler Milli Mücadele Dönemi nde de Türk Kurtuluş Savaşı nın her safhasında Türk ordusunun yanında yer almıştır. Türk kadını, Milli Mücadele Dönemi nde milli cemiyetleriyle Mustafa Kemal Paşa nın yanında yer almıştır. Tarihsel sorumluluğu üstlenerek Türk İstiklâl Savaşı nın örgütlenmesinde Türk kadınına yol göstermiştir. Cephede Türk ordusunun yarasını saran Hilal-i Ahmer Kadın Kolları, İzmir in işgalini protesto mitinglerinin bir kısmını organize eden Asri Kadınlar Cemiyeti ve Türk vatanperverliğinin simgesi Türk Ocakları kurtuluş mücadelesinde görevlerini hakkıyla ifa etmişlerdir. Bunların 183 Sakallı, F. (2012). Halide Edip Adıvar ın Hikâyelerinde Milli Mücadele yi Yaşayan Kadınlar, Gazi Üniversitesi Akademik Bakış, 5(10), Sakallı, a.g.m., 2012: Suroğlu, K. (2011). Erendiz Atasü Hayatı-Eserleri-Sanatı, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 4.

76 62 dışında önemli kadın cemiyetleri bu örgütlenmede büyük çaba sarf etmişlerdir. Bunlar: Kasaba İslam Kadınlar Cemiyeti Kuruluş tarihi tam bilinmemekle birlikte 28 Mayıs 1335 (1919) tarihli Hadisat gazetesinde Anadolu nun Tuğyanı başlıklı haberde Ankara daki gelişmeler anlatılırken yazının son kısımlarında Kasaba İslam Kadınları cemiyetinin bazı önerilerine de yer verilmiştir. Cemiyet kurtuluşu büyük devletlerin mandası olmakta görmektedir Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti Milli ordunun kuruluşuna kadar bölgesel kurtuluş faaliyeti yürüten Müdafaa-i Hukuk Cemiyet leri bölgesel milli bilinçlenmeyi ve milis kuvvet ihtiyacını cemiyetler vasıtasıyla yürütmüştür. Bu cemiyetlerden biri Sivas ta kurulan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti dir. 187 Eylül 1919 da, Sivas Valisi Reşit Paşa nın eşi Melek Hanım tarafından yanında bir grup vatanperver kadınla kurulmuştur. Cemiyet, bölgesel nitelikli kurulmuş olmasına rağmen yaptığı çalışmalarla milli nitelik kazanmıştır. Anadolu nun belli bölgelerinde şubeler açarak Milli Mücadele nin yürütülmesinde siyasi faaliyetlerde bulunmuştur. 188 Cemiyet, Anadolu topraklarında protesto mitingleri düzenlerken bunların yanında İstanbul Hükümeti ne, İtilâf Devletleri ne protesto telgrafları çekmiş, Amerikan başkanının eşine ve Fransa cumhurbaşkanının eşine, Türk kadının zor durumundan bahsetmiştir. Anadolu nun Türk toprağı olduğundan ve bu savaşta eşlerini, evlatlarını yitirdiklerinden dem vurulmuştur. Cemiyetin Kurtuluş Mücadelesi nde bölgesel kurtuluş anlayışından ziyade nerede bir Türk ün gözyaşı akıtılıyorsa onu silmeyi amaç edindiğini görmekteyiz. 6 Şubat 1920 de cemiyetin genel kurul toplantısında yapılan konuşmaların İrade-i Milliye 186 Kurnaz, Ş. (2011). Yenileşme Sürecinde Türk Kadını , İstanbul: Ötüken Neşriyat, (2. Basım), 1, Kılıç. F. (2011). Bolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Faaliyetleri, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Üniversitesi Dergisi,11(1), Şahin ve Şahin, a.g.m., 2013:64.

77 63 gazetesinde yayınlamasını şu ifadelerle rica etmişlerdir: Efendim!.. Cuma günü Numune Mektebi nde tilâvet buyurulan hatmi şerife duasını müteakip okunan müheyyiç nutuklar üzerine, hemşirelerimiz galeyana gelip Maraş taki kardeşlerimizin müdafaası için iane cem etmeğe başladılar ve yarım saat içinde 290 lira toplanmış ve bugün de 338 lira Maraş sefaletzedelerine olmak üzere Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ne, 100 lirası İzmir felâketzedelerine muavenet-i naçizane olmak üzere vilâyet vasıtasıyla Hilâl-i Ahmer Cemiyeti ne teslim edilmiştir. O gün irat edilen nutuklarla çocukların okudukları manzumelerden bazılarını takdim eyledik. Kıymetli sahifelerinizi işgal etmezse derç etmek lütfunda bulunursanız memnun oluruz Efendim. 189 Cemiyet, Milli Mücadele nin lideri Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye ile sürekli irtibat halinde olmuştur. Birbirlerine gönderdikleri telgraflarda Milli Mücadele nin ne aşamada olduğunu ve nasıl bir harekât tarzı benimseyeceklerini belirtmişlerdir. Maraş ta yaşanan olaylar, İzmir in Yunanlılar tarafından ilhâkı girişimleri, Ermeni faaliyetleri hakkında Mustafa Kemal, cemiyeti bilgilendirmiştir. 190 Milli Mücadele hareketine karşı İstanbul Hükümeti nin ve İtilâf Devletleri nin yürüttüğü olumsuz propagandaya rağmen cemiyetin halka gerçekleri anlatma gayreti takdire şayandır. Halk ve Heyet-i Temsiliye nin arasında köprü görevi gören cemiyet; toplumun, bu kurtuluş davasına inandırılmasında önemli roller oynamıştır Müdafaa-i Hukuk Kadınlar Şubesi İzmir in Yunanlılar tarafından işgali üzerine bu işgalin haksız olduğunu ispatlamak ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ne bağlı kurulmuştur. Kurucusu, Zekiye Hanım dır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri yurdun her tarafında teşkilatlanmaya çalışmıştır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, milli ordunun kurulması aşmasında asker alma, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için yardım faaliyetleri, eğitim ve propaganda faaliyetlerinde bulunmuştur. Kadınlar Şubesi ise bu faaliyetlerin kendisiyle alakalı olan yardım faaliyetleri, propaganda ve eğitim alanlarında çalışmalar yürütmüştür. Kadınlar Şubesi nin sekreterliğini yapan Saime 189 Aysal, N. ve Dinçer, H. (2012). Ulusal Bağımsızlık Savaşı nın Örgütlenme Aşamasında Melek Reşit Hanım ve Faaliyetleri, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, XII(24), Aysal ve Dinçer, a.g.m., 2012:155.

78 64 Hanım, cemiyetin faaliyetleri hakkında bilgiler vermiştir: Buna göre mahalle mahalle gezilerek, konferanslar, müsamereler, mevlitler, mitingler düzenlenerek milli davanın önemi anlatılmıştır. Ordu için toplanan yardımlar cepheye ulaştırılıyordu. Yabancı devlet başkanlarının eşlerine protesto telgrafları gönderilerek, Türk milleti hakkında reva görülen haksızlıklar anlatılıyordu. Bunun yanında şehit ailelerine yardımlar yapılıyor, çocuklarına sünnet düğünleri tertip ediliyordu. 191 Kadınlar Cemiyeti, 1920 de Lloyd George un İstanbul ve Boğazlarla ilgili sözlerine tepki olarak bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıda başkan Zekiye Hanım, bütün halkı mücadeleye çağırmıştır. Toplantının bitiminde İtilaf Devleti yöneticilerinin eşlerine şu ifadelerle telgraflar çekilir: Türk Milletinin kadınlı erkekli savaşlarda can vermeyi asla düşünmeyeceğini eğer silah ve cephanemizin bulunmadığına ümit bağlanıyorsa, düşmanları tırnaklarımızla boğacağımızı ve gerekirse toprağın üstünde şerefsiz yatmaktansa, toprağın altında kahramanca yatmayı tercih edeceğimizi bildiririz. 192 Meşrutiyet Dönemi ile örgütlenme konusunda tecrübe edinen Türk kadını, bu tecrübelerini Milli Mücadele Dönemi ne aktarmıştır. Türk Kurtuluş Hareketi nin kuruluş ve gelişmesinde kadın cemiyetlerinin gayretleriyle kendilerine güvenenlerin yüzlerini aydınlatmışlardır. Yukarıda izah etmeye çalıştığımız cemiyetlerin dışında, milli bağımsızlığı hedef edinmiş irili ufaklı birçok kadın cemiyeti de bu dönemde faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Milli devletin kurulmasıyla birlikte cemiyetler, vazifelerini sürdürmeye devam etmişlerdir Cephe Hattında Türk Kadını Türk kadınının Milli Mücadele Dönemi nde siyasi, sosyal ve kültürel alanda oynadığı rol dışında bir önemli rolü daha vardı. O da destanlaşan Türk kadınının cephedeki rolüydü. Aslında Türk kadınının cephede yer alması ilk defa Milli Mücadele Dönemi nde gerçekleşen bir hadise değildi. Rus ordusuna karşı Aziziye Tabyaları nda sırtalrında çocukları, ellerinde satır ve sopalarla Rus Ordusu na dur diyen Türk kadınını unutmamak gerekir. Yine Çanakkale Muharebeleri nde gerek 191 Kurnaz, a.g.e., 1991: Yüce H. ve Taş, D. (2009). Türk Kadını ve Satı Kadın, Kazan Belediyesi Başkanlığı Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Kültür Yayınları Araştırma Dizisi, 35.

79 65 cephede gerekse cephe ardında ordusuna mermi taşıyan, yaralıları tedavi eden Türk kadını, adını Türk ve dünya tarihine altın harflerle nakşetmiştir. Bu kahraman Türk kadınlarını kısaca ifade edecek olursak: Halide Edip Hanım, kalemiyle ve nutuklarıyla Milli Mücadele ye destek olurken bunun yanında Onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı nda Türk ordusuna destek olmuştur. O Hilal-i Ahmer Cemiyeti nin faaliyetlerinde de yer almıştır. Bununla beraber Ankara Hükümeti nin dış dünya ile irtibatını kurmakta da erkeklerden bile daha aktif rol oynamıştır. 193 Cephede Türk milletiyle beraber mücadele eden diğer bir kahraman ise Tayyar Rahime Hanım dır. Adana da Fransızlara karşı, müfrezesiyle birlikte savaşmıştır. Ateş altında kalan iki arkadaşını korumak maksadıyla tereddütsüz çatışmaya atıldığı için kendisine Tayyar(uçan) lakabı verilmiştir. Bir başka olay da Fransızlara karşı; Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olduğunuz halde yerlerde sürünmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz? diye bağırmış ve Fransız karargâhı önünde şehit edilmiştir. 194 Yine Fransız ve Ermenilere karşı Maraş ta, mahallesinde oluşturduğu birliklerle sokak muharebesi yapan Senem Ayşe yi de anmak gerekmektedir. Senem Ayşe nin mücadelesi şu şekildedir: Senem Ayşe nin eşi Ramazan, Fransızlara karşı mücadelenin beşinci günü, Kümbet Cephesi nde şehit düşmüştür. Senem Ayşe, kocası Ramazan ın şehit olduğunu duyunca gözyaşlarıyla şehit kocasının başına gelerek kocasının kanını kendi alnına sürmüş ve onun çete kıyafetlerini giyerek silahlı mücadeleye kocasının bıraktığı yerden devam etmiştir. Kocası Ramazan ın liderliğini yaptığı Haveydi aşiretinden oluşan elli kadar çeteyi tekrar toparlayarak başına geçmiştir. Liderliğini yaptığı çetenin cephanesi bitince Mercimek Tepe civarında konuşlanmış olan Kılıç Ali Paşa nın huzuruna çıkarak cephane talebinde bulunmuştur. Kılıç Ali Paşa yı ikna etmiş ve çetesi için gereken cephanenin verilmesini sağlamıştır. Ayrıca, evinin yakınındaki düşman cephaneliğini imha etmek için kendi evini yakarak düşman cephaneliğini havaya uçurmuştur. Bütün 193 Ortaylı, İ. (2014). İmparatorluğun Son Nefesi Osmanlı nın Yaşayan Mirası Cumhuriyet, (1. Baskı) İstanbul: Timaş Yayınları, Altınkaynak, Y. (2004). Milli Mücadele Romanında Kadın Tipleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 6.

80 66 bunlarla da kalmayan Senem Ayşe, çok sayıda Ermeni komiteci ve Fransız askeri öldürerek büyük kahramanlıklar göstermiştir. 195 Diğer bir kadın kahraman ise ömrü harp meydanlarında geçmiş, Balkan Savaşı na katılmış, Kafkas Cephesi nde mücadele etmiş, Fatma Sefer namı diğer Kara Fatma dır. Kurtuluş Savaşı nda emrindeki 43 kadın ve 700 erkekle bir çete kurup düşmana karşı mücadele etmiştir. Birinci ve II. İnönü Muharebeleri ne katılmıştır. Yunanlılar ın eline esir düşmüştür. 19 günlük esaretinden sonra Kurtuluş Mücadelesi ne devam etmiştir. Savaşın sonunda İstiklâl madalyasıyla ödüllendirilmiştir. 196 Bunların dışında Türk Kurtuluş Savaşı nın kazanılmasında emek harcamış Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı, Mersinli Safiye Nine, Analıkızlı Kuvayı-ı Milliyeci Havva (Soyyanmaz) ve annesi Zehra (Soyyanmaz), Makbule Hanım, Bilecikli Ayşe Çavuş, Kılavuz Hatice, Şerife Bacı, Süreyya Sülün Hanım bunlardan sadece birkaçıdır. Milli Mücadele de yer alan her bir Türk kadını gösterdikleri kahramanlıklarla Türk toprağının işgal edilemez olduğunu bütün cihana göstermiştir. Irzına, namusuna ve vatanına gelebilecek en ufak saldırıyı bile kabullenemeyen Türk kadını, cephede erkekleri bile gıptaya sevk eden bir mücadele örneği sergilemiştir. Milli Mücadele de gösterdikleri bu kahramanlık örneği kurulacak Türkiye Cumhuriyeti nde kadınlara olan güveni arttırmış ve Mustafa Kemal Paşa yı yapacağı inkılâplarda cesaretlendirmiştir Atatürk Dönemi Türk Kadını ( ) Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kurtuluş mücadelesinden zaferle çıkan Türk ulusu, zoru başarmış ve bir mucizeyi gerçekleştirmiştir. Kadınıyla erkeğiyle bir milletin varoluş mücadelesinin ardından sıra yeni kurulan genç Türk Devleti nin inşasına gelmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti ne saltanat boyunduruğunda ne de totaliter bir yönetimin elinde şekillenmeyecek aksine Türk Milleti nin iradesi ile inşa edilecekti. 195 Atasayar, A.S. (2011). Kahraman ve Öncü Kadınlarımız, (1. Basım) İstanbul: Göl Kitap Yayıncılık, Bilgin, B. (1990). Atatürk ve Türk Kadını(Atatürk Haftası Konferanslarından), Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,31(1),88-89.

81 67 Bu fikri temel etrafında Mustafa Kemal Atatürk, Türk Devleti ni şekillendirirken Türk kadınını, erkeğinden ayrı tutmamıştır. Bilakis Milli Mücadele Dönemi nde gösterdiği fedakârlık, sadakat ve mücadelen dolayı Türk kadınına duyduğu güven ve inancı şu şekilde ifade etmiştir: Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının fevkinde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi halasa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim diyemez Belki erkeklerimiz memleketi istilâ eden düşmana karşı süngüleriyle düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında isbat-ı vücut ettiler. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat-ı membalarını kadınlarımız işletmiştir Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulatı pazara götürerek paraya kalbeden, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip, cephenin harp malzemesini taşıyan hep onlar, hep o ulvi, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Binaenaleyh hepimiz bu büyük ruhlu ve duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen ta ziz ve takdis edelim! diyerek Türk kadınına hak ettiği değeri vermiştir. 197 Bir topluluğun gelişmesi topyekûn bir kalkınma ile olabilir. Kadın fertleri ihmal edilmiş bir toplum, tek kanatlı bir kuşa benzer ve uçması çok zordur. Bunu bilen Atatürk, kendi yaşadığı dönemin her safhasında Türk kadınını arka plana itmemiş, muasır medeniyetler seviyesine erişmenin ancak kadınların desteğiyle olacağına inanmıştır. Ülkesinin her ferdinin ulusal kalkınma ve inkılâp hamlesindeki rolünü ve önemini çok iyi bilen Mustafa Kemal Atatürk, hayata koyduğu her uygulamada bu minvalde hareket etmiştir. Özellikle 1 Eylül 1925 tarihli İkdam gazetesindeki demeç kanıtlar niteliktedir. Ona göre: Toplum kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki yığının bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kitlenin bütünlüğü ilerleyebilsin; mümkün müdür ki, bir cismin yarısı zincirle toprağa bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin. Şüphe yoktur ki; ilerleme adımları kadın ve erkek iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmalı, yükselme ve ilerlemede birlikte yol alınmalıdır. Böyle olursa inkılâplar başarı ile sonuçlanır. Bir toplum cinsinden yalnız birinin yenilenmesi ile yetinilirse o toplum yarıdan fazlası 197 Atatürk, M.K.(1997). Atatürk ün Söylev ve Demeçleri I-III, Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Beşinci Basım, II,

82 68 kuvvetsizlik içinde kalır. Bir millet ilerlemek istiyorsa bu noktayı esas olarak almalıdır. Bizim toplumumuzda başarı göstermemizin nedeni kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır. İnsanlar dünyaya alınlarında yazılı olduğu kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu sebeple bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer organı işlemez ise o toplum felç olmuştur. Bundan ötürü bizim toplumumuzda ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek, hem kadınlarımızın edinmeleri lazımdır. Şuna inanmak lazımdır ki dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir. 198 Atatürk, düşünce felsefesini Cumhuriyet in kurulmasıyla birlikte hayata geçirirken Atatürk ün yenilik hareketlerine Türk kadını tam destek vermiştir. Harf İnkılâbı nda, Medeni Kanun un yerleşmesinde, seçim sisteminin ve yapısının değiştirilmesinde ve daha birçok sosyal hayata yönelik düzenlemelerde Türk kadını, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ün çizdiği çizgiye riayet etmiştir. Meşrutiyetin ilanıyla başlayan Türk kadının modernleşme serüveni, Cumhuriyet ile birlikte zirveye çıkmıştır. Eğitimden, sağlığa, spora, siyasete, modaya kadar toplumun her katmanında Türk kadını, Atatürk ün verdiği özgürlükçü anlayışla yer almaya başlamıştır. Atatürk Döneminde her meslek dalında çok önemli kadınlar yetişmiştir. Tüm dünyaya örnek oluşturan bu kadınlarımız dünya medyası ve toplumları tarafından yakından takip edilerek haklarında yazılar kaleme alınmıştır. 199 Bu yenileşme hareketinin ilk halkalarından biri olan Türk eğitim sisteminin modernizasyonu ve Türk kadınını bu gelişmelerden nasıl etkilediğinden bahsedeceğiz Atatürk Dönemi Kadın Eğitimi Politikaları Osmanlı Devleti nin çöküş nedenlerinden biri olan eğitimin zayıflığı, Meşrutiyet ile birlikte telafi edilmeye çalışılmış olsa da Osmanlı Devleti nin çöküşünü önleyememiştir. İlim ve fende gelişme gösteremeyen Osmanlı Devleti, bundan dolayı teknolojide yeterli atılımı sağlayamamıştır. 198 Özdemir, G.(2009). Türk Kadının Toplumsal Konumunun Gelişim Süreci, Namık Kemal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Metinleri, 3, BCA, BMGMK, FonKodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1.

83 69 Atatürk, Osmanlı Devleti nin çöküş nedenlerini iyi etüt etmiştir. Türk Eğitim sistemini yeniden düzenleme ve yenileme çalışmalarına Cumhuriyet in kuruluşuyla birlikte başlayarak genç Cumhuriyet in temellerinin sağlam olmasına önem vermiştir. Cumhuriyetin kuruluşunda Türk Devleti nin elinde eğitim sistemi; çökmüş, kurumları eskimiş, malzeme ve eğitim araç-gereçleri, ihtiyacı karşılayacak nitelikte değildir. Bu döneme ait ( ) Türkiye Cumhuriyeti nin mevcut nüfus ve eğitim durumuna bakacak olursak Türkiye nin nüfusu milyondur. Bu nüfusun %10 u kadınların ise %3 ü okuma yazma bilmektedir. Bu dönemde Türkiye de ilkokul, 72 ortaokul, 23 lise,64 meslek okulu, 9 fakülte ve yüksekokul olmak üzere toplam eğitim ve öğretim kurumu mevcuttur. Bu eğitim kurumlarında görevli öğretmen ve öğretim üyesi sayısı dir. 200 Rakamların bu kadar düşük olmasının Çanakkale Savaşları ve Milli Mücadele Dönemi nde kapatılan birçok eğitim kurumundan kaynaklandığını da belirmekte yarar vardır. Yine öğretmen sayısındaki azlığın sebeplerinden birisi de cepheye giden muallimlerin vatan uğruna şehit olmasıdır. 201 Atatürk ün eğitime verdiği önem, yaşamının her döneminde gözlenmektedir. O, Milli Mücadele nin aktif devam ettiği sıralarda I. Maarif Kongresi nin toplantısında şu ifadelerde bulunmuştur: "Bugüne kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin tarihi tedenniyatında en mühim amil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken eski devrin hurufatından evsafı fıtriyemizle hiç de münasabeti olmayan yabancı fikirlerden şarktan ve garptan gelebilen bilcümle tesirlerden tamamen uzak, seciye-i milliye ve tarihiyemizle mütenasip bir kültür kastediyorum. diyerek gerçekleştirmeyi düşündüğü yeni sistemin milli ve çağdaş bir sistem olacağının ipuçlarını vermiştir. 202 Mustafa Kemal, Türk eğitim sistemini değiştirerek milli kültür ögelerinin yer aldığı, aklı ön plana alan, içinde kadınların yer aldığı bir eğitim sistemini hayata geçirmeyi 200 Demirtaş, B.(2008). Atatürk Döneminde Eğitim Alanında Yaşanan Gelişmeler, Gazi Üniversitesi Gazi Akademik Bakış Dergisi, 1(2), Çanakkale ve Milli Mücadele Dönemi nde birçok okul (Galatasaray Lisesi, Balıkesir Lisesi vb.) mezun vermemiştir. Diplomalarını harp meydanlarında şehitlik mertebesiyle almışlardır. 202 Aytaç, K. (1984). Gazi Mustafa Kemal Eğitim Politikası Üzerine Konuşmalar, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 4,1.

84 70 hedef belirlemiştir. 23 Nisan 1920 de I.Meclis in açılmasıyla birlikte Vekâlet adı altında bakanlıklar tertip etmiştir. Bu vekâletlerden birisi de Maarif Vekâleti dir. İlk maarif vekili (Mayıs- Aralık 1920) Dr. Rıza Nur olmuş. Sırasıyla Hamdullah Suphi, Mehmet Vehbi, İsmail Safa bu görevi sürdürmüşlerdir. 203 Atatürk ün şartlar ne olursa olsun, eşit eğitim alma hakkını tüm topluma verme isteği göze çarparken O, toplumsal değişimin kadının modernizasyonundan geçtiğini bilmekteydi. Dönemin ünlü fikir adamlarından Celal Nuri, Kadınlarımız adlı kitabında Türk Devleti nde modernizasyonun nereden ve niçin başlaması gerektiğini şu ifadelerle ortaya koyuyordu:...ameliyata yalnız ordudan, donanmadan başlamamalıyız. Her şeyden evvel kadınlarımızı ıslah etmeliyiz ki onlarda çocukları, çocuklarda büyüdüklerinde devleti ve milleti ıslah etsinler. Bir bina yapılacağı zaman çatıdan başlanmaz. Evvela temel kazılır. Kadın, insanlık binasının esas temelidir. 204 Bu sözleri, devlette hâkim olan görüşün aydınlara yansıması olarak değerlendirebiliriz. Atatürk ün eğitime verdiği önemi bir kadın yazar olan Halide Edip şöyle ifade eder: Onun en çok uğraştığı konulardan biri, milli eğitim ve kültür işlerine ait idi. Hatta bazı zamanlar, Eğer Cumhur reisi olmasam, Maarif Vekilliğini almak isterdim derdi. 205 Atatürk, Türk kadınının iyi bir eğitim alarak çok ileri seviyede bilgi ile donanmasını istiyordu. İyi yetişmiş bir kadın, hem evladını hem de eşini yükseltebilirdi. Bu açıdan 1922 de meclisin açılış konuşmasında kadınlarımızın eğitimi konusunda kadınlarımız da âlim mütefenin olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün derecat-ı tahsilden geçeceklerdir. Sonra kadınlar hayat-ı içtimaiyede erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin muin ve müzahiri olacaklardır demiştir Kılavuz, N. ve Tanık, İ.H. (2011). Milli Mücadele Döneminde Maarif Kongresi ve I. Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Eğitim- Öğretim Hakkındaki Görüşleri, Erzincan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4(2), Bakacak, G.A. (2009). Cumhuriyet Dönemi Kadın İmgesi Üzerine Bir Değerlendirme, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (44), Gök, H.V. (2011). Atatürk ve İnönü Dönemi Politikaları, Yüksek Lisans Tezi, Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kırşehir, Osma, K. (2006). Cumhuriyet Dönemi Anıt Heykellerinde Kadın İmgesi, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,30(1), 93.

85 71 Bu düşüncenin yerleşmesi adına Atatürk, 1924 teki Muallimler Kongresi nde Öğretmenler Cemiyeti Başkanı Mazhar Müfit Bey e Her şeyi biliyorum. Toplantıya öğretmen kadınları da çağırmışsınız. Fakat onları neden ayrı sıralarda oturttunuz. Bir daha böyle ayrılık, gayrılık istemiyorum. Kadın-erkek birlikte, yan yana oturacaklardır. Anladınız mı? demiş. Milletvekillerine de: Size gelince beyler, sizlerin kadını ayrı bir mekânda, kapalı tutmak istemekteki maksadınızı, ancak şöyle açıklayabilirim. Siz ya kendinize güvenmiyorsunuz, ya da Türk Kadınının iffetine demiştir. 207 Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Cumhuriyet in temel dinamiklerinden biri olan eğitim konusu kadınlardan ayrı düşünülmemiştir. Mustafa Kemal, Türk kadınının eğitim vasıtasıyla gelişeceğine inanmıştır. Bu inancını gerçekleştirebilmek adına devrin ihtiyaçlarını karşılayabilen eğitim kurumlarını geliştirerek devam etmesine izin verirken bunun yanında yeni oluşturacağı eğitim sistemi ile çağdaş bir eğitim anlayışı hedeflemiştir. Atatürk, devletin eğitim sistemini oluştururken bunu tek bir hamle ile yapmamıştır. Yeniliklerin toplum nazarında etkili olabilmesi adına yenileşme hareketlerini bir sürece yayarak hayata geçirmiştir. Bu süreç altı aşamadan müteşekkildir: Tevhit-i Tedrisat Kanunu 1340 (1924). 2- Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun Maarif Teşkilâtına Dair Kanun Maarif Vekâleti Merkez Teşkilâtı ve Vazifeleri Hakkında Kanun İlk mektep Muallim ve Vazifeleri Hakkında Kanun Köy Eğitmenleri Kanunu İlköğretim de Kadının Yeri Cumhuriyet öncesi ilköğretim sistemi toplumun gelişmesini sağlayabilecek yeterli niteliğe sahip değildi. Osmanlı ilköğretim sistemi modern ve seküler değildi. 207 Özdemir, a.g.m., 2009: Hesapçıoğlu, M. (2009). Türkiye de Eğitim Politikası ve Felsefesi, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi,(29),122.

86 72 Atatürk Dönemi nde ilköğretim sistemi, temel eğitim konularından biri olmuştur. Bir milletin temel eğitimi sağlam olursa ondan yetişecek nesiller ülkeyi kalkındırabilir. Bu bilinç içinde hareket eden M. Kemal ve ekibi, ilköğretim meselesini özellikle 1930 a kadar en önemli eğitim meselesi olarak değerlendirmişlerdir. Atatürk, bu kapsamda Muallim Mektepleri nin kız ve erkek öğrenci sayısını arttırmaya çalışmıştır. Buradan mezun olan öğretmenlerin görevlendirildikleri okullarda Türk eğitim sistemini çağdaşlaştırması amaçlanmıştır de Muallim Mektepleri nden mezun olan 204 kız ve 431 erkek öğretmenin atamaları yapılmıştır. (Ek2) Yine aynı yıl lise ve ortaokul mezunu muallim muavini 866 genç şehir ve köy öğretmeni olabilmek adına sınava girmiştir. 209 Mustafa Kemal ilköğretim sistemini düzenlemek adına birtakım girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimler şu şekildedir: Tevhit-i Tedrisat Kanunu nun Kadına Kazandırdıkları Atatürk, 3 Mart 1924 tarihinde Tevhit-i Tedrisat Kanunu nu çıkarttırarak dine dayalı okullara son vermiş ve okulların tamamının Millî Eğitim Bakanlığı çatısı altında toplanmasını sağlamıştır. Böylece eğitimde birlik sağlanmış ve ikilem ortadan kaldırılmıştır. Bu kanunun uygulanmasıyla ilk, orta ve yükseköğretimde ortak bir amaç birliği sağlamaya çalışılmıştır. Milli kültürün geliştirilmesi nesillerin farklı akım, görüş ve maksatlı yetiştirme ve şartlandırılmalardan kurtarılması, Cumhuriyet in hedeflerinin gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Ayrıca eski eğitim kurumlarının tasfiyesi ve yabancı okulların denetlenmesi bu kanunla başarılmıştır. 210 Cumhuriyet Dönemi ne kadar kadın erkek eşitliğinin sağlanamadığı eğitim meselesi, cumhuriyetin ilânıyla birlikte çözülmesi hedeflenen temel konulardan biri olarak ele alınmıştır. Tevhit-i Tedrisat Kanun u ile kadın ve erkeklerin eşit bir şekilde eğitim haklarından yararlanması sağlanmıştır BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: Sayfa Numarası Erdem, A.R. (2011), Atatürk ün Eğitim Liderliğinin Başarısı: Türk Eğitim Devrimi, Pamukkale Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Belgi Dergisi, (2), Sağ, V. (2001). Tarihsel Süreç içerisinde Türk Kadını ve Atatürk, Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 2(1),21.

87 Türk Harflerinin Kabulü nün (1928) Kadın Dünyasına Yansımaları Bir milletin gelişmişliği eğitim seviyesinin gelişmişliği ile paralellik gösterir. Türkiye Cumhuriyet inde yeni harflerin kabulüyle birlikte kadınların eğitim seviyesinin artacağına inanan Mustafa Kemal, herkesin bu harfleri öğrenmesini ve öğretmesini isteyerek: Efendiler; Türk harflerinin kabulü ile hepimize, bu memleketin bütün vatanını seven yetişkin evlatlarına, mühim bir vazife teveccüh ediyor, bu vazife; milletimizin kâmilen okuyup yazmak için gösterdiği şevk ve aşka bilfiil hizmet ve yardım etmektir. Hepimiz hususi ve umumi hayatımızda rast geldiğimiz okuyup yazma bilmeyen erkek, kadın her vatandaşımıza öğretmek için tehalük göstermeliyiz, bu milletin asırlardan beri hallolunamayan bir ihtiyacı birkaç sene içinde tamamen temin etmek, yakın ufukta gözlerimizi kamaştıran bir muvaffakiyet güneşidir. sözlerini söylemiştir. 212 Türk Harf İnkılâbı nın hemen sonrasında başlatılan eğitim hamlesiyle okuma yazma bilen kişi sayısında ciddi bir artış görülmektedir. Bu oranın bu şekilde yükselmesinde Millet Mektepleri nin 213 büyük etkisi olmuştur. Millet Mektepleri nden Türk kadını da istifade ederek okuma yazma öğrenmiştir. Bunun yanında farklı alanlarda dersler tatbik ederek kendilerini geliştirmeleri sağlanmıştır. Millet Mektepleri nin ülkedeki eğitim açığını kapatma adına gördüğü işlev önemlidir yılında Ankara nın çeşitli semtlerinde açılan Millet Mektepleri nde 42 A ve 19 B kurslarında eğitim alan kadın sayısı 1427 erkek sayısı ise 870 tir. Toplam 130 dershanede eğitim alan erkek ve kadın mevcudu ise 4149 dur. 214 Millet Mektepleri nden yıllarında mezun olan öğrenci sayısı dur. Bu sayının %73.15 i erkek, %26.85 i bayan olduğu görülmektedir. 215 Bu oranları Osmanlı Dönemiile karşılaştırdığımızda bayanların okuma yazma oranı çok yükseldiğini görürüz. Yine yılları arasında ilköğretimdeki öğretmen 212 Bozkurt, İ. ve Bozkurt, B. (2009). Yeni Alfabenin Kabulü Sonrası Mersin de Açılan Milet Mektepleri ve Çalışmaları, Dokuz Eylül Üniversitesi Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 8,(18),122, TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 3, Cilt 5, İçtimai Senesi 2, otuz üçüncü içtima , S Millet Mektepleri 1928 yılında açılmıştır. Her yaştan vatandaşın kadın erkek ayrımı gözetilmeden okuma yazma öğrenmesi amaçlanmıştır. 214 BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası Demirtaş, a.g.m., 2008:163.

88 74 sayısında %154 lük bir artış görülmektedir. Kadın öğretmen sayısında %352 lik ve kız öğrencilerde ise %323 oranında bir artışın olması da sevindiricidir Atatürk Dönemi Ortaöğretim de Kadın Cumhuriyet in kurulmasıyla eğitim meselesine ülkenin içinde bulunduğu zorlu şartlara rağmen çok önem verilmiş ve ülkede eğitimin gelişmesi için çeşitli çalışmalar başlatılmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ilkokullarda karma eğitime geçilmesine rağmen ortaöğretimde daha böyle bir çalışmaya gidilememişti. Osmanlı Devleti nde üzerinde düzenlemelere gidilen ortaokullar Cumhuriyet Dönemi nde de geliştirilmeye çalışılmıştır teki I.Heyet-i İlmiye toplantısında Sultani olan ortaöğretim kurumlarının adı Lise olarak değiştirilmiştir. Ortaokullara Bir Devreli Lise, ortaokullu Liselere İki Devreli Lise denilmiştir yılında ortaöğretimde yatılı olmayan öğrencilerden ücret alınmamaya başlamış ve orta öğretimde kız çocuklarının erkek çocuklarla aynı ortamda ders görmesinin önü açılmıştır. 217 Cumhuriyet in kurulmasıyla birlikte kızların gidebileceği ortaokul sayısı yok denecek kadar azdı. Atatürk Dönemi ile birlikte bu okulların sayısı artmıştır. Kız öğrenci sayılarında çok büyük oranlarda artışlar görülmektedir Atatürk Dönemi Kadına Yönelik Mesleki Eğitim Kız Enstitüleri Osmanlı Devleti nin son dönemlerinde mesleki iş kollarının çoğunluğu gayrimüslim tebaanın tekelindeydi. Türk halkı daha çok askerlik ve tarım ile uğraşıyordu. Mesleki anlamda bilgi ve tecrübesi çok yoktu. Türk Kurtuluş Savaşı nın kazanılmasından sonra bu zaferin taçlandırılması adına milli ekonomi politikası güden Atatürk, mesleki eğitim konusuna eğilmiştir. Bu sayede mesleki bilgi ve becerinin Türk halkına öğretilmesiyle ülke, sanayi hamlesini 216 Demirtaş, a.g.m., 2008: Demirtaş, a.g.m., 2008:68.

89 75 hayata geçirebilecekti. Bu dönemde, kadınların mesleki eğitimi tartışılan konulardan biri olmuştur. Bilindiği üzere Meşrutiyet in ilanıyla birlikte mesleki eğitim almaya başlayan Türk kadını, Cumhuriyet Dönemi nde bunu bir adım daha öteye götürmüştür. Osmanlı Devleti nden kalma Kız Sanat Okulları nın devrin ihtiyaçlarına cevap vermemesi üzerine kadınlara yönelik olarak mesleki eğitim müesseseleri oluşturma çalışmalarına başlanmıştır. Bu sebepten modern bir eğitim sistemi adına dünyaca ünlü eğitimciler Türkiye ye davet edilmiştir. Bu bilim adamlarından bir tanesi Belçikalı Omar Buyse dir 218. O, Anadolu nun farklı vilayetlerini gezerek mesleki eğitim konusunda incelemelerde bulunmuştur. Bu incelemeleri bir rapor halinde sunmuştur. Bununla beraber Alfred Kühne 219 de kadınların meslek eğitimi ile ilgili olarak açılacak Kız Meslek Eğitim Okulları nda ev idaresi, çocuk bakımı, biçki dikiş gibi derslerin yer almasının da faydalı olacağını söylemiştir. 220 Bu bilimsel çalışmaların sonucu olarak öğretim yılından itibaren ilkokula dayalı, beş yıl süreli genç kızların iyi bir vatandaş ve becerikli bir ev kadını olarak yetiştirilmesi için Kız Enstitüleri kurulmuştur. 221 Kız Enstitüleri nin ders programına baktığımızda Tarih, Coğrafya, Türkçe, Yurttaşlık derslerinin yer aldığı karşımıza çıkar. Türk kadının genel kültür düzeyini arttırmaya yönelik bu dersler meslek dersleriyle de takviye edilmiştir. Bu derslerin verilmesiyle Türk kadının iyi birer yurttaş ve Türk ekonomisine destek olmaları hedeflenmiştir Omar Buyse: 1927 yılında Belçika dan gelen teknik eğitim uzmanıdır. Buyse, mesleki ve teknik eğitim sistemi üzerinde incelemelerde bulunmuş, yeni açılacak meslek ve teknik okulları ile programları hakkında raporlar hazırlamıştır. 219 Alfred Kühne: 1925 yılında teknik eğitim konusunda inceleme yapmak üzere çağırılan Alman Sanayi ve Ticaret Bakanı danışmanıdır. 220 Tangülü, Z., Karadeniz, O. ve Ateş, S. (2014). Cumhuriyet Dönemi Eğitim Sistemimizde Yabancı Uzman Raporları ( ), Turkish Studies, Internatıonal Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(5), Arığ, A.S. (2011). Ankara da Modanın Öncüsü Bir Okul: İsmet Paşa Kız Enstitüsü, Hacettepe Üniversitesi, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, 7(14), Soydan, A. (2002). Kadın Kimliğinin Oluşması Çerçevesinde Mesleki Teknik Eğitim(Cumhuriyet İdeolojisinin Kuruluş Sürecinde Kız Enstitüleri ( ), İstanbul Üniversitesi Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, İstanbul, 1(1),276.

90 Atatürk Dönemi Kadınlara Yönelik Hukuki Düzenlemeler Hilafet - Şer iye ve Evkaf Vekâleti nin Kaldırılması Türk İnkılâpları nın temel çıkış noktası olan Laiklik ilkesi, Atatürk ün çağdaş Türk Devleti hedefinin çerçevesini oluşturmaktadır. Yeni Cumhuriyet in ihtiyaçlarına cevap vermekte sıkıntı yaşayan Osmanlı dan kalan yapı Türk İnkılâpları ile zıtlık göstermekteydi. Hilâfet kurumunun artık geçerliliğini yitirdiğini I.Cihan Harbi yle acı şekilde tecrübe etmemiz bu kurumun varlığının sorgulanmasına yol açmıştır. Mustafa Kemal, bu kurumların artık niteliğini yitirdiğini ve devrin şartlarının değiştiği ifade ederek bu makamın diğer Müslüman devletler üzerinde pek bir tesiri olmayacağı belirtmiştir. 223 Türk toplumunun saf, duru bir İslam anlayışına sahip olması her türlü dini baskıdan uzak bir inanç sistemine ulaşabilmesi adına 3 Mart 1924 tarihinde Hilafet ve Şer iye Evkaf Vekâletleri kaldırılmıştır. Laikliğin toplum tarafından benimsenmesi ancak eski kurum ve yapıların birer birer ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilirdi. Atatürk Dönemi nde yapılan kadınlara yönelik düzenlemelerin temelinde kültürel modernizasyon hareketi yatmaktaydı. 224 Atatürk, bu kurumların kadınlar üzerinde bıraktığı çekingenliği, negatif ayrımcılığın etkilerini Kastamonu Mitingi nde şu ifadelerle açıklamıştır: Bazı yerlerde görüyorum ki kadınlar, yüzünü gözünü gizliyor ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çeviriyor veya yere oturarak kapanıyor. Bu tavrın anlamı nedir? Efendiler medeni bir milletin anası, millet kızı bu garip şekle son vermelidir... Şüphe yok ki ilerleme adımları, iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme yeniliklerle birlikte, merhaleler aşmak lazımdır. Böyle olursa, inkılâp başarılı olur. Herhalde daha cesur olmak lüzumu açıktır Hizmetli, S. (1999). Özel Sayı: Mustafa Kemal Atatürk ün İslam Tarihi Anlayışı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,39(2), Karpat, K.(2010), Osmanlıdan Günümüze Asker ve Siyaset, (Çev. Ayas Güneş),İstanbul: Timaş Yayınları, Sağ, a.g.m.,2001:21.

91 77 Bu açıdan ileride yapılacak inkılâpların tam manasıyla toplum tarafından kabul edilmesinin ilk şartı, laik bir kurumsal yapıdan geçmekteydi. Bu da ancak kurulacak yeni sistemle çelişen veya çelişecek yapıların düzenlenmesi eğer bu çare olumuyorsa ortadan tamamen kaldırılmasıyla mümkün olabilecekti. Atatürk Dönemi Türk kadının yenileşme hareketlerinin başlangıcını teşkil eden bu değişim, ileride olumlu sonuçların ortaya çıkmasını kolaylaştırmıştır Medeni Kanun ve Kadın İmajı Meşrutiyet Dönemi yle başlayan Osmanlı reform hareketleri, Türk kadının hukuki anlamda bazı kazanımlar elde etmesini sağlamıştır. İslam Hukuku na bağlı yönetilen Osmanlı Devleti, 1917 Aile Kararnamesi ile Türk kadınına bazı haklar tanımıştır. Evlenme, boşanma, miras hakkı, cariyeliğin kaldırılması, tek eşli evlilik konularında kadınların lehine düzenlemelere gidilmiştir. Cumhuriyet in ilanıyla birlikte aile hukuku alanında düzenlemelere devam edilmiştir. Bu konuda birbiri ardına iki ayrı tasarı hazırlanmıştır. İlki, Bursa Mebusu Mustafa Fehmi Bey başkanlığında kurulan 11 kişilik komisyon tarafından hazırlanmıştır. Bu tasarı 1917 Aile Kararnamesi ile büyük benzerlik göstermekteydi. Tasarı, meclisin tatilde olması nedeniyle sunulamamıştır. Diğer tasarı ise Medeni Kanun un ilânı öncesinde yeni bir tasarı hazırlanmasına rağmen kanunlaşamamıştır 226 Bu gelişmeler akabinde Türk kadınının hak ettiği hukuksal haklar, Atatürk ün desteğiyle Mahmut Esad Bozkurt Bey in 17 Şubat 1926 tarihinde meclise sunduğu Türk Medeni Kanun unun oy birliği ile kabul edildi ve 4 Ekim 1926 da da yürürlüğe girdi. 227 Kadın erkek eşitliğinin hukuki garantisi niteliğindeki bu kanun, Mecelle ye kıyasla Türk kadınına çok geniş haklar vermektedir. İsviçre den iktibas edilmiş olan 228 Medeni Kanunu yla Türk kadını birçok hak elde etmiştir. Bu, Türk devleti için hukuki devrim niteliğindedir. Türk kadını şahsın hukukunda, miras hukukunda, 226 Ünal, M. (1977). Medeni Kanunun Kabulünden Önce Türk Aile Hukukuna İlişkin Düzenlemeler ve Özellikle 1917 Tarihli Hukuk-i Aile Kararnamesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 34(1), Yılmaz, A. (2010). Osmanlı dan Cumhuriyet e Kadın Kimliğinin Biçimlendirilmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 9(20-21), Yüksel, S. R. (2014). Türk Medeni Kanunu Bakımından Kadın Erkek Eşitliği, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 18(2), 176.

92 78 evlenme ve boşanma da erkeklerle eşit duruma gelmiştir. Türk kadını bu kanun sayesinde eşit vatandaşlık hakkına sahip olmuştur. 229 Medeni Kanun un Atatürk açısından önemini ve Atatürk ün bu kanuna verdiği değeri, devrin Başbakanı İsmet İnönü şu ifadelerle açıklar: Laik, kadın erkek eşitliğini sağlayan; aile, miras ve sosyal münasebetleri devrim esaslarına göre düzenleyen bir kanun istiyorduk. Atatürk bu noktalarda derhal kararını vermişti. Bu ilkeleri gerçekleştiren bir kanun olarak Adalet Bakanı IMK. nın salık verdi. Atatürk, tereddütsüz kabul etti. O devirde buna açıkça itiraz eden de olmadı. Meclis te, Encümen de itiraz olabilecek oturumlarda bizzat bulunup ikna ettik. Medeni Kanun için daima tadil teklifleri oldu. Hiçbir zaman bunları zaruri ve faydalı saymadık. Yine de bu fikirdeyim. Atatürk, Medeni Kanun la iftihar eder ve ona çok güvenir, devrimlerinden en güzeli sayardı. 230 Bu kanunla birlikte kadın erkek eşitliği belli oranlarda sağlanmış olsa da bazı konularda kadına veya erkeğe pozitif ayrımcılık sunmaktaydı. Koca evlilik birliğinin reisi olarak kabul edilmiş, kadına eşinin soyadını alma zorunluluğu getirilmiştir. Buna karşın kadının, kocasının lehine olarak borç altına girebilmesinin geçerli sayılabilmesi için bu muamelenin sulh yargıcı tarafından gerekli olması hususu getirilmiştir. 231 Mustafa Kemal in hayalini kurduğu çağdaş, modern ve lâik Türk kadını imgesi, Medeni Kanun la birlikte hayat bulmaktaydı. Türk kadını, hak ettiği değeri bazı eksikliklere rağmen Medeni Kanun la birlikte elde etmekteydi. Bu açıdan Medeni Kanun u bir dönemin başlangıcı olarak kabul etmemizde bir beis yoktur. Medeni Kanun la birlikte daha da özgürleşen Türk kadını, elde edeceği yeni kazanımlarla birlikte Türk siyasi hayatında da yerini alacaktır. 229 Tuskan, A. A. (2007). Kadın Hakları ve Yeni Medeni Kanun, İstanbul Barosu Dergisi, 81(2), Arık, K.F. (1963). Medeni Kanun ve Yapılan Bazı Tenkitler, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi,18(1), Ataay, A. ( ), Bir İnkılâp Yapıtı Olarak Medeni Kanun, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 45(1-4),56-57.

93 Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi Atatürk Dönemi Türk kadının siyasi haklarını elde etme süreci, bütün zorluklara rağmen başarıya ulaştığı için Türk kadın hareketi açısından tarihi değere sahiptir. 5 Aralık 1934 tarihinde Anayasa ve Seçim Kanunu nun 10. ve 11. maddelerinde yapılan düzenlemeyle Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınarak dünyadaki emsalleri arasında örnek teşkil etmiştir. Dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkı yaygın değilken Atatürk ün bu dönemde, bu hakkı Türk kadınlarına vermesi Atatürk ün ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu bizlere göstermektedir. 232 Türk kadının siyasi haklarını kazanma konusu ilk olarak 1923 yılında TBMM de Milletvekili Seçim Kanunu görüşülürken gündeme gelmiştir. Kanun tasarısı, her yirmi bin erkek nüfusa bir milletvekili seçilecektir, demiştir. Bu noktada bu kanun maddesinin kadınları kapsayıp kapsamayacağı tartışma konusu olmuştur. 233 Demokratik yönetimin yerleşmediği dünya yönetim anlayışında, kadının aktif olarak siyasete katılmadığı görülmektedir. Osmanlı Devleti nin devamı olarak kurulan yeni Türk Devleti nde de bu algının değişmesi adına mücadeleler her platformda devam etmiştir da TBMM nin birinci döneminde kadınların rey hakkıyla ilgili Hüseyin Avni Bey Bu defa bu teklifi yapan arkadaşlarımız, kadınların mevkiini de nazarını dikkate alarak hareket etmişlerdir. Her şeyin bir derecesi, bir vesile-i tekemmülü var. Kanun teklifinde, kadınlar tekemmül edip de, rey hakkını istimal etmek derecesine gelinceye kadar onlar aile efradı beyninde aile reislerine rey vermiş gibi telakki edilerek yirmi bin nüfusu zükurda bir mebus intihabını esas ittihaz etmiştir. 234 cümlelerini kurmuştur. Yine aynı oturumda Hüseyin Avni Bey Efendiler, kadınları saymamak, validesine hürmetsizlik etmek demektir. Hâşâ biz validemizi babamızdan çok severiz. sözleriyle Türk kadının rey hakkına sahip olmasının öneminden bahseden konuşmalar yapılmıştır BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası Konan, a.g.m, 2011: TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1,Cilt 28, İçtima 4, 17. İçtima, TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1,Cilt 28, İçtima senesi 4,On yedinci İçtima, 329.

94 80 Ancak kadınların siyasi haklarını kazanmalarını destekleyenlerin olduğu kadar, bu hakkın Şeriat a ve kadının annelik tabiatına aykırı olduğunu düşünenler de azımsanmayacak derecede çoktu. Kadınların siyasi hayatta söz sahibi olmak istemelerini devrin önde gelen simaları gerek gazete yazılarında gerekse siyasi toplantılarda eleştirmiştir. Dr. Raşit Paşa: Ben kadınlarımızın dedikodusundan ve taleplerinden evvel, memleketin istikbalini ve neslin kuvvetli yetişmesini düşünüyorum. Bu hususta ihtisasımdan ve otuz senelik tecrübelerinden kuvvet alan bir doktor sıfatı ile düşündüklerimi söylüyorum. Nesli sağlam yetiştirecek olan, meme veren ve çocuğunu düşünen annelerdir. Hanımlarımız ne derlerse desinler. ifadesiyle Türk kadının asıl mesleğinin annelik olduğunu vurgulamıştır. Dr. Mazhar Osman ise bu talebi Türk kadınını aşağılayıcı ifadelerle eleştirmiş ve şu sözleri söylemiştir: Kadın fikirden ziyade, hisle yaşayan bir mahlûktur Kadın tahakküm için, ezmek için yaratılmamıştır. Mahkûmiyetten, himayetten ve esaretten zevk alır Kadın her gün aldanır, kaplanın gözyaşına, kurdun yalvarışına inanır Erkek hayatta bir iş yapmak için çalışır, bir meslek sahibi olur. Kadın dışarıdan boyandığı, süslendiği gibi içerden de ilimle irfanla süslenir ki iyi bir zevc avlayabilsin Bu sözleri kadınların intihap hakkı meselesinin belediye seçimlerine kadar toplum içinde tartışılmaya devam edileceğinin bir göstergesiydi. 236 Türk kadının siyasal hak mücadelesinin ilk meyvesi 3 Nisan 1930 da Meclis in Belediyeler Kanunu nu kabul etmesiyle olmuştur. Bu kanunun 23 maddesi: Türk olmak, 2- İntihap başlamadan evvel lâakal altı aydan beri beldede ikâmet etmekte olduğunu vesaik ile ispat etmek, 3-18 yaşını bitirmiş olmak, 4- Ağır hapis cezasına mahkûm olmamak, 5- Hidematı ammeden memnu bulunmamak, 6- Hırsızlık dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, iflâs gibi muhilli haysiyet gibi suçlarla mahkûm bulunmamak lâzımdır. 236 Bolat, B.S. (2014) Kadınlara İntihap (Seçme- Seçilme) Hakkı Verilmesine Yönelik Tutumlar, Ahi Evran Üniversitesi, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi,10(19), TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 3, 43. İçtima, C. 18, s.7.

95 81 7- Silâh altında bulunan askerler, jandarmalar, zabitler ve polisler, askerî memurlar belediye intihabına karışmazlar. Görüldüğü gibi maddeler de oy verme hakkı olarak yalnız erkek ibaresi bulunmamaktadır. Yukarıdaki şartları tutturan her Türk vatandaşı oyunu rahatlıkla kullanabileceği belirtilmiştir. Ataerkil bir toplum olan Türk toplumu, bu kanuni düzenlemeyle Türk kadının da siyasal alanda söz sahibi olmasının yolunu açmıştır. Bu kanunun kabul edilmesiyle bir anlamda devrimlerin etkisinin artık gözle görülür şekilde zihni planda başarılı olduğu görülmektedir. Kanunun kabulü sonrası Halk Fırkası nın ilk kadın azası olan Afet İnan, Türk Ocağı nda kadınların intihap hakkına dair bir konferans vermiştir. 238 Atatürk, İsmet İnönü ve Kâzım Paşa nın bir arada olduğu Türk Ocakları ndaki toplantıda Afet İnan şu ifadeleri söylemiştir: Hanımlar, Efendiler! İntihap hakkındır, vazifendir. İntihabın esaslı ciheti vatandaşın reyini kullanmasıdır, intihapta millî halkçılık prensibinin fiilen tatbikidir. (Alkışlar) Kadınlara intihap etmek ve edilmek hakkının verilmesi millî hâkimiyetin ifadesidir. Sabilerden, delilerden maada bütün vatandaşlar kadın ve erkek intihap hakkına maliktirler. Millî hâkimiyet hiçbir faikıyeti kabul etmez. Bundan şüphe edenler millî hâkimiyeti ve demokrasiyi bilmeyen acizlerdir. 239 Kadınların belediye seçimlerinde Rey Hakkı elde etmesi Türk basınında çok önemsenmiştir. Akşam gazetesinin 3 Nisan 1930 sayılı nüshasında Kadınlar Halk Fırkası na Giriyor başlıklı haberde: Yeni Belediye Kanunu kadınlara intihap etmek ve intihap olunmak hakkını verdiğinden birçok kadınlar Cumhuriyet Halk Fırkası na müracaat ederek fırkaya kabul edilmelerini istemişlerdir. Ankara da bulunmakta olan fırka müfettişi Hakkı Şinasi Paşa geldikten sonra bu hususta bir karar verilecektir. 240 denmiştir. Yine aynı haberin devamında Kadınlar Birliği nin eski Başkanı Nezihe Muhiddin ve tüm üyelerinin fırkaya kayıt olacağı söylenmiştir. Fırkaya kayıt olan Afet İnan ın da yeni seçimlerde aday olmasının beklendiği ifade edilmiştir Akşam Gazetesi,(1930, 4 Nisan). 239 Özer, S. (2013). Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesinin Türk Kamuoyundaki Yankıları, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, XXI(85), Akşam Gazetesi, (1930, 3 Nisan). 241 Akşam Gazetesi, (1930, 3 Nisan).

96 82 Kadının Cumhuriyet idaresi altında özgürleşmesi siyasal alanda da iyice hissedilmeye başlanmıştır. Kadının toplumsal gücü arttıkça siyasal talepleri de artmıştır. 26 Ekim 1933 te Türk kadınına Köy İhtiyar Heyetleri ne seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. 242 Bu kanunun kabulü, kadınlar tarafından sevinçle karşılanmıştır. Bu olay Türk basınında geniş biçimde yer almıştır. Cumhuriyet gazetesi bu konuyu şu şekilde sayfalarında yer vermiştir: Köy kadınına muhtar olmak hakkını veren kanunun kabulü dolayısıyla Kadın Birliği tarafından Reisicumhur Hazretleri ne, Büyük Millet Meclisi Riyaseti ne, İsmet Paşa Hazretleri ne, Fırka Kâtibi Umumiliği ne, Dâhiliye Vekâleti ne teşekkür telgrafları çekilmiştir. Cumhuriyetin 10. yıldönümü bayramının birinci günü Kadın Birliği, Taksim deki Cumhuriyet Abidesi ne bir çelenk koymuş, ikinci günü de Darülaceze deki çocuklara çikolata ve pasta dağıtmıştır. denilerek kadınların bu kanunun kabulünden dolayı yaşadıkları heyecanı aktarmıştır. 243 Kanun un kabulü sonrası yapılan muhtarlık seçimlerinde Türkiye nin ilk kadın muhtarı olarak Çine Kazası Karpuzlu Nahiyesi Demirdere Köyü Muhtarlığı na başlayan Gül Hanım a Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya Bey içinde Türkiye nin ilk kadın muhtarı olarak seçilmenizden dolayı sizi tebrik eder ve muvaffakiyetler dilerim. Sözleri olan bir tebrik telgrafı göndermiştir. Belediye seçilerinde ve Köy Heyetleri nde oy verme hakkına sahip olan Türk kadını için şimdiki hedef milletvekili seçimlerinde de yer almaktır Aralık 1934 yılında TBMM de kabul edilen kanunla Türk kadını milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bu oturumun ikinci celsesinde söz alan Başbakan İsmet İnönü Yüce saylavlar, kadınların saylav seçmek ve saylav seçilmek hakkına sahip olmaları için yüce katınıza teklif sunuyoruz, kadınlarımızın Türk tarihindeki haklı yerleri, erkeklerle beraber, daima memleketin ve milletin mukadderatı üzerinde söz ve tesir sahibi olmalarıdır. Türk kadını tarihte ne vakit haklı ve mevcudiyetlerin yurdun her köşesinde ve her tabakasında söz söylemeğe hakları vardır. Herhangi bir ülkede kadınlar bu kadar ağır imtihanlar geçirmişse, orada da kadınlar elbette 242 Bulut, S.(2006). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Ankara: Gazi Kitabevi, (5. Baskı), Terzioğlu, Z. (2010). Türk Kadını Siyaset Sahnesinde , (1. Baskı), İstanbul: Giza Yayınları, Terzioğlu, a.g.e., 2010:77.

97 83 bizim kanunen verdiğimiz haklara kavuşacaktır. Şart, evvelâ kadınların, bizim kadınlığıma gibi çetin imtihanlardan geçmiş ve daha çok çetin imtihanları göğüslemek için bileklerinde, akıllarında ve yüreklerinde kuvvet olduğunu ispatetmiş olmalarıdır. Yüce arkadaşlar, Türk inkılâbını tarih anlatırken bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir. Bu kurtuluşun muhtelif safhaları içinde de, bilhassa kadınların kurtulmasını anacaktır. Bizim inkılâbımızın, bu memlekette görülen birçok ıslahat teşebbüslerinden en baş ayırımlarından biri, kadınlığa verdiğimiz mevkive kadın haklarını tanımakta gösterdiğimiz isabettir. Türk inkılâbı denildiği vakit, bunun, kadının kurtuluş inkılâbı olduğu beraber söylenecektir. Şimdi almakta olduğumuz teşebbüs, bu kurtuluş istikametinin tamamlanması, neticelenmesi en verimli bir hâle getirilmesidir. Gelecek Büyük Millet Meclisi nde kadın saylavlarla beraber çalışmak, Büyük Millet Meclisi nin kuruluşundan beri, bu memlekete getirdiği feyizlerin daha çok genişlemesini, daha ileri verimlerde bulunmasını temin edecektir, kanaatindeyiz. Temiz, duru kanaatimiz budur. Arkadaşlar, bizim inkılâbımızı, gerek ona önderlik etmekte, gerek onu feyizli ve verimli kılmakta, Atatürk, en anlatıcı bir surette temsil etmektedir. Kadınları hakkından mahrum edilmekle, yarı yarıya kötürüm bir hale gelen ulusumuzun üstünden bu baskıyı kaldırması, Atatürk ün başlıca hizmetleri arasında sayılacaktır (Sürekli alkışlar). Yüksek heyetinizin şimdi gösterdiği tezahürü Türk ulusunun ilerlemesi ve yükselmesi için çalışan yüce önderimiz Atatürk ün gayretlerini; sevgi ve saygılarla karşıladığınızın esaslı ve yeni bir delili olarak alıyoruz. Arkadaşlar; fevkalâde iyi işler başaran Büyük Meclis, bütün umutlarına erişmiş bulunuyor. Memlekete ettiğiniz hizmetlerin en parlaklarından birini bu gün, teşkilâtı esasiye kanununun tadilile yapmış olacaksınız. Gelecek nesil dördüncü Büyük Millet Meclisi nin büyük işlerini anarken, Türk kadınına bütün hakları vermek, kötü bir sistemin kendilerini karanlıkta bırakan Usullerinden onları kurtarmak için gösterdiğiniz gayretleri daima şükranla, minnetle tekrar edecektir. Türk kadınının memlekete hizmetleri, onun kurtuluşunu tamamlamakla taçlanmış oluyorsunuz. Arkadaşlar; heyeti umumiyesini yüksek onayınıza layık görürseniz, Türk ulusu içinde yeni bir devre açacak olan kanunun müzakeresine geçilecektir. Bu kanunun müzakeresi ile Türk kadınına memleketin şurasında burasında layık olduğu mevkii vermek için gösterilen tereddütleri

98 84 zihinlerden silmiş olacaksınız. Türk kadını da, Büyük Millet Meclisi nde, memleketin mukadderatı hakkında söz söylemek, kanunların ve alınan tedbirlerin aile ve yurt için ameli ve faydalı olması hakkında kıymetli fikirlerini millete karşı ifade etmek fırsatını haklı olarak bulmuş olacaktır. 245 İsmet İnönü nün bu ateşli konuşmasından sonra yoğun tezahüratlar altında yasa kabul edilmiş ve Türk kadını uzun zamandır mücadelesini verdiği siyasal haklarına kavuşmuş oluyordu. Seçim kanunun kabul edilmesinin sadece sembolik anlamı yoktur. Bu kanunun kabulü sonrası yapılan genel seçimlerde birçok Türk kadını mecliste milletvekili olarak görev almıştır. Genel seçimlerden önce CHF teşkilatına gönderilen 12 Aralık 1934 tarihli yazıda kadınların artık Müntehib-i Sani de seçileceklerini bunun için de partiye üye olmaları gerektiği bildirilmiştir. Bu genel seçimde Türkiye genelinde 18 kadın milletvekili parlamentoya girmiştir. Bu seçimlere yurt genelinde kadınların yüksek oranda katılım sağlamış olması bu yeniliğin büyük destek aldığını göstermektedir. 246 Türkiye Cumhuriyeti nin ilk kadın vekilleri karakter, yaşam, eğitim ve sosyal çevre bakımından ülkenin farklı bölgelerinden gelmekteydiler. Hepsinin hikâyesi birbirinden farklı olmakla beraber ortak gayeleri Türk Devleti ni ve Türk kadınını yüceltmekti. Bu kadınların isimleri ve özelliklerini kısaca izah edecek olursak; Satı Kadın namıyla bilinen Hatı Çırpan Hanım beş çocuk sahibi, şehit eşi, okuryazarlığı olmayan, Kazan Köyü muhtarıdır. Onun hikâyesi ve yöresel konuşmaları dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Dünyaca ünlü Times gazetesi Türk kadın vekillerini heyecanlı bir dille yazmıştır. 247 Fransa nın Matin gazetesi de Türk kadının elde ettiği bu başarıyı Türk kadınının zaferi başlığıyla okurlarına duyurmuştur. 248 Seçim sonuçlarına göre vekillik hakkı elde eden kadınlar ve seçim bölgeleri: Mebrure Gönenç (Afyonkarahisar), Türkan Örs Baştuğ (Antalya), Sabiha Gökçül Erbay (Balıkesir), Şekibe İnsel (Bursa), Hatice Özgener (Çankırı), Huriye Öniz Baha (Diyarbakır), Fatma Memik (Edirne), Nakiye Elgün (Erzurum), Fakihe Öymen 245 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 4, On ikinci Birleşim, C.25, Akdağ, Ö. (2014). Konya da 1935 Genel Seçimi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi,(36), Bilgin, a.g.m., 1990: Terzioğlu, a.g.e., 2010:123.

99 85 (İstanbul), Ferruh Güpgüp (Kayseri), Bahire Bediş Morova Aydilek (Konya), Mihri Bektaş (Malatya), Meliha Ulaş (Samsun), Esma Nayman (Seyhan), Sabiha Görkey (Sivas), Seniha Hızal (Trabzon), Benal Nevzad İstar Arıman (İzmir) 249 dır. Yeni seçilen bayan vekiller meclis çalışmalarında aktif rol oynamış, birçok toplumsal sorumluluk projelerine öncülük etmişlerdir. Vekil kadınlar, toplumun eğitim, sağlık meselelerine kafa yormuşlardır. Gayretleriyle erkek meslektaşlarına örnek olmuşlardır. Bu konuşmalarda kızların eğitimi, seviyelerinin yükseltilmesi, sağlık sorunlarının halledilmesi gibi meseleleri meclis kürsüsüne taşımışlardır. 250 Bu çalışmalarıyla Mustafa Kemal Atatürk ün onlara olan güvenini boşa çıkarmamışlardır. Türk kadınının siyasal haklara sahip olması devrin şartlarını göz önüne aldığımızda çok değerli bir anlam taşımaktadır. Dünyada modern diye tabir ettiğimiz birçok devletin Türk kadınına verilen bu hakların yanından dahi geçmemesi veya geçememesi bu yeniliğin önemini bir kez daha arttırmıştır. ABD de 1920, İngiltere 1928, Fransa ve Belçika 1944, İtalya 1948, Japonya 1950, İsviçre 1971 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiştir. 251 Birçok Avrupa ülkesinin Türk Devleti nden daha geç tarihlerde vatandaşlarına bu hakkı tanımış olması Atatürk ün Türk kadınına olan güvenini bir kez daha kanıtlamıştır. Mustafa Kemal Paşa nın her platformda savunduğu Türk kadını, liderini hiçbir zaman mahcup etmeyerek tüm dünyaya örnek olmuştur Atatürk Dönemi Fikri ve Edebi Eserlerde Kadın Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte toplumun her alanında gelişmeler meydana gelmiştir. Bu dönemin edebiyatı da bundan nasibini almıştır. Atatürk Dönemi Türk edebiyatı, genel hatları itibariyle Milli Mücadele yi konu alan, Atatürk ve Atatürk 249 Kadın vekillerin bir kısmının Gayrimüslim olması da dikkat çekicidir. Türk devletinin bu kadar kısa sürede Laiklik ilkesini özümsediğinin güzel bir göstergesidir. Bu isimlerin çoğu Meşrutiyet Dönemi nde yetişen kadınlardan oluşmaktadır. Devrin tanınmış kadın simalarından olanların yanında sıradan halkın içinden çıkmış kadınlar da mevcuttu. İçlerinde şair, eğitmen, yazar, çiftçi, ev hanımı, doktor olan vekiller vardır. Bkz.Kalender Nesrin Damla(2006), Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verildiği 1935 Seçimleri ve İzmir Basını, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, İzmir 250 Kalender, N. D. (2006). Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verildiği 1935 Seçimleri ve İzmir Basını, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, İzmir Kaymaz, a.g.m., 2010:349.

100 86 İnkılâpları nı temele alan ve toplumun genel yapısını yansıtan romanlardan oluşurr. Bütün romanların içeriğinde kadın imgesi daima ön planda yer almıştır. Milli Mücadele ve Atatürk Dönemi Anadolu da Türk kadın tiplemesini anlatan romanları sıralayacak şunlardır: Halide Edip Adıvar: Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923), Zeyno nun Oğlu (1928). Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Sodom ve Gomore (1928), Yaban (1932 ), Ankara (1934). Reşat Nuri Güntekin: Yeşil Gece (1928), Eski Hastalık (1938). Peyami Safa: Bir Akşamdı (1924), Sözde Kızlar (1923), Biz İnsanlar (1937 Tefrika). Ercüment Ekrem Talu: Kan ve İman (1925). Mehmet Rauf: Halas (1929). Esat Mahmut Karakurt: Allaha Ismarladık (1936). Burhan Cahit Morkaya: Nişanlılar (1937). Mükerrem Kamil Su: Dinmez Ağrı (1937). Şukufe Nihal: Yalnız Dönüyorum (1938). Aka Gündüz: Dikmen Yıldızı (1927). Günay Halim: Gökmen (1932). Sıtkı Şükrü Pamirtan: Toprak Mahkûmları (1938). Abidin Daver: Mülazımın Romanı (1936). Kamil Yazgıç: Türk Yıldızı Emine (1937). 252 Türk Kadın Hareketi nin öncülerinden Halide Edip Adıvar ın romanlarını üç bölümde tahlil edebiliriz. Yaşadığını romanına katan, romanını yaşamına katan bir yazar olarak nitelendirebileceğimiz Halide Edip, Türk kadınına kişilik kazandırdığı ölçüde, romanımıza da çağdaş bir boyut kazandırmıştır. 253 Romanlarında kadın tipleri devrin kimyasını yansıtması açısından önemlidir. Meşrutiyet le birlikte kadının toplumsal rolü üzerinde duran yazar, Milli Mücadele Dönemi nde cephede ve cephe gerisindeki Türk kadınını romanlarına konu edinir. Cumhuriyet Dönemi ile birlikte kadın hakları, kadınların kamusal alanda yer almaları ve modernleşen Türk kadınını romanlarında işler. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte toplumsal değişmelerin Türk kadınına nasıl yansıdığını Halide Edip, Sacide karakteriyle yansıtır. Sacide nin biricik emelinin dansing görmek olması aslında 1925 lerden itibaren asrileşmenin temeli sayılan balolarının 1930 lara gelindiğinde topluma ne şekilde sirayet ettiğini bizlere gösterir. Bu karakterle Halide Edip, bize kadınla erkeğin artık bir arada 252 Sevinç, C. (2009). Atatürk Dönemi ( ) Türk Romanında Milli Mücadele, Turkish Studies international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 4(1-2), Erlevent, D. (2005). Halide Edip Adıvar ın Son Dönem Romanlarında İstanbul da Gündelik Hayat ve Müzik, Yüksek Lisans Tezi, T.C Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 8.

101 87 bulunmasını eşitlik bağlamında sunar ve yeni Türk kadınının özelliklerini tasvir eder. 254 Bir başka kadın yazar Şukufe Nihal, Türk Devleti nin modernleşme çağında yetişmiş önemli yazarlardandır. Meşrutiyet Dönemi nde kadın hareketlerinde yer almıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte romanlarında kadın ve toplum üzerinde durmuştur. Yakup Kadri, Ankara romanında Selma karakteriyle karşımıza çıkar. Selma, Milli Mücadele Dönemi nde vatanperver bir kadındır. Cumhuriyetle beraber bir alafrangalık saplantısına kapılır daha sonra özüne döner ve bir Türk Milliyetçisi olur. 255 Peyami Safa ise yeni kurulan Cumhuriyet ile birlikte doğu batı sentezini Türk kadını üzerinden anlatır. Kadının bu sentezi gerçekleştirebileceğine inanır. Cumhuriyet Dönemi nde Batılı ve Doğulu karakterleri taşıyan Türk kadınından bahseder. 256 Tanzimat Dönemi ünlü edebiyatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem in oğlu olan Ercüment Talu, 257 romanlarında Türk kadınının Cumhuriyet ile birlikte yaşayışını konu eder. Türk kadının içine düştüğü rahatlık ve sefahati konu edinir. Türk kadının bazı haklarını yanlış yorumlandığından bahsederek milli kültüre atıfta bulunur. Atatürk Dönemi roman ve romancılarının genel manada üzerinde durduğu konular: İnkılâpların yerleşmesi, Türk kadınının toplumsal hakları ve sosyal yaşantılar gibi, konulardır. Atatürk Dönemi İnkılâpları nın kadınlarla doğrudan ilgili olması dönemin romancılarını da bu konuda bir şeyler yazmaya sevk etmiştir. Osmanlıdan kalan yapı ile yeni hedeflenen yapının Türk kadını üzerinde oluşturduğu karmaşık durumlar mevzu bahis edilmiştir. Türk kadın kimliğinin, inkılâplarla şekillendiği bu dönemde Türk kadının bu devrimlere nasıl cevap verdiği okuyuculara aktarılmaya çalışılmıştır. 254 Erlevent, a.g.e., 2005: Akpınar, S. (2008). Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Romanlarında Alafrangalık Teması, Uluslar Arası Sosyal Araştırmalar Dergisi,1(4), Gün, K. (2002). Peyami Safa nın Yalnızız Romanında Ruh ve Beden Sorunsalı, Yüksek Lisans Tezi, T.C Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Demircan, S. (2015). Bireysel Yozlaşmanın Romanı Kundakçı Üzerine Bir İnceleme, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü Dergisi,12(31),321.

102 Atatürk Dönemi Kadın Faaliyetleri Kadın Dergileri Atatürk Dönemi yle birlikte kadın faaliyetlerinde gözle görülür bir artış yaşanmıştır. Meşrutiyet ile birlikte başlayan Türk kadın hareketi Cumhuriyetile birlikte yeni bir kimliğe bürünmüştür. Bu dönemde özellikle kadınlara yönelik çıkan gazete ve dergilerde Türk kadınına, inkılâplarla birlikte, yeni görevler yüklenmiştir Ev Hocası Dergisi (1923) 1923 yılında Ahmet Edip tarafından Ev Hocası dergisi yayınlanmıştır. Dergide ev hanımlarına ve ailelere yönelik konulara yer verilmiştir. Meşrutiyet Döneminde yayınlanan gazete ve dergiler, kadınların eğitimi ve ekonomik hayata katılımları konularında büyük rol oynamıştır Süs Dergisi ( ) Türk kadınına her zaman hayranlığını ifade eden Mehmet Rauf tarafından kurulan dergi; moda, giyim kuşam ve kadınların sorunları üzerinde yazılar yayımlamıştır. Toplam 55 sayı olarak çıkan dergi, ciddi sayıda reklam almıştır. Bunun, yoğun anlamda ilgi görmüş olduğundan kaynaklandığı kuvvetle muhtemeldir. Derginin amacı, Cumhuriyet in kurulmasıyla birlikte ortaya çıkan yeniliklerin toplum tarafından özellikle de Türk kadını tarafından iyi anlaşılabilmesini sağlamaktır. 259 Derginin bu kadar talep görmesinin altında yatan sebep ise yazar kadrosunun çok tanınan ve kadın meselelerine karşı duyarlı kişilerden oluşuyor olmasıdır. Derginin içeriğine baktığımızda kadınları ilgilendiren birçok meseleyi ele almakta olduğunu görmekteyiz Pınarcı, A. G. (2013). Kadın Dergileri, Atılım Üniverstesi E-Bülten, 8(29), Taşlı, A.(2008). Mehasin ve Süs Dergilerinin İncelenmesi ve Seçme Metinler, Yüksek Lisans Tezi, T.C Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, Derginin yazar kadrosuna baktığımızda Meşrutiyetle birlikte başlayan kadın hareketine yön veren önemli isimlerin bu dergide toplanmış olduğunu görmekteyiz. Celal Sahir, Cenap Şahabettin, Dr. Abdullah Cevdet, Faik Ali, Filorinalı Nazım, Halide Nusret, Mehmet Rauf, Suat Derviş, Süheyla Muhterem, Hakkı Neziye, Şukufe Nihal, Güzide Sabri, Faruk Nafiz Çamlıbel, Fatma Aliye, Peyami Safa gibi devrin önemli kalemleri bu

103 Asar-ı Nisvan Kadınlara yönelik diğer önemli bir mecmua Asar-ı Nisvan adı altında yayımlanmıştır. Derginin sahibi ve müdürü Fevziye Abdürreşid dir ve dergi İstanbul da basılmaktadır. Bu derginin dikkat çeken yönü, resimli kadın dergisi olmasıdır. Dergi, ilk olarak Osmanlı Türkçesi olarak on beş günde bir yayınlanmış, yirminci sayıdan itibaren ayda bir olarak Kadın Yazıları adıyla yayımlanmaya başlamıştır. Dergide daha çok kadın, güzellik, eğitim, iş, iyi eş ve annelik, ev ekonomisi konuları işlenmiştir. 261 Derginin niçin çıkarıldığını Fevziye Abdürreşid şu ifadelerle açıklar: Türk kadınının ciddi ve hayati eserlere ihtiyacını çok vakitlerden beri düşünmekte olduğumdan Âsâr-ı Nisvân ı neşre başlamadan evvel bazı matbuat mensubumuz ve hususan kadın mecmualarına alaka göstermiş ahbâp ve meslektaşlarımla mübadele-i efkârda bulunmak ve böyle bir mecmua hakkında onların düşüncelerini dinlemek istemiştim; fakat irâd ettiğim suallerin manası idrak olunamamış ve ümidimin hilafında bazı cevaplara maruz kalmıştım. Bunlardan ekserisi yeksadâ Bizde kadınlara mahsus âsâr mütalaa olunmaz. Rebî asırdan beri âlim matbuatımızda bu kadar şeyler zuhur ettiği hâlde Türk kadınları bunlardan hiçbirisine lüzumu miktarında rağbet göstermemiştir. Türk kadını şuh ve eğlenceli şeylere daha ziyade heveskârdır diye Türk kadınlığına affolunamaz bir iftira attıkları gibi onun ihtiyacat ve matlubatından da habersiz olduklarını ifham etmişlerdir. 262 Dergi, yayımlandığı dönemde Cumhuriyet in temel fikriyatı ve inkılâplarıyla zıtlık göstermemiştir. Dergi, inkılâpları destekleyen bir özellik taşımaktadır. Dergi ilk yayımlarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım ın birlikte çekilmiş fotoğraflarını kapağına taşır ve Reis-i Cumhurumuz Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Refikaları Latife Hanımefendi ifadelerini sütunlarında yayımlayarak Türk İnkılâpları nın önderi Atatürk e olan güveni de sergilemiştir. 263 dergide yazılar kaleme almışlardı. Bkz. Taşlı A.(2008), Mehasin ve Süs Dergilerinin İncelenmesi ve Seçme Metinler, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. 261 Altunbay, M. (2013). International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Turkish Studies, 8(13), Altunbay, a.g.m., 2013: Altunbay, a.g.m., 2013:459.

104 90 Dergi yayımlandığı dönem itibariyle Türk kadınının bilinçlenmesini ve eğitilmesini amaçlamıştır. Özellikle Türk kadınının inkılâplara ayak uydurabilmesi adına önerilerde bulunmuştur. İnkılâpların yerleşmesi adına Mustafa Kemal Atatürk ün safında yer almış olması da takdire şayandır. Derginin yazın kadrosu kadınların hâkim olduğu yapıdadır. Bu açıdan Türk kadınının kendini ifade edebileceği bir liman görevi görmüştür Kadın Yolu Dergisi (1925) Nezihe Muhiddin tarafından kurulan dergi Türk Kadın Birliği nin yayın organı görevini üstlenmiştir. 264 Kadın haklarının yılmaz savunucusu olan dergi, ilk sayısında Kadın Yolu nun Şiarı başlıklı makalesiyle yasalar karşısında eşit olan her vatandaş gibi oy vermek zorunda olan Türk kadını, seçmek ve seçilmek hakkından neden yoksun olacaktı? 265 teziyle okurlarının karşısına çıkmıştır. Eşit vatandaşlık konusu üzerinde yazıların yer aldığı dergide Türk kadınının, erkeğinden alt seviyede olmadığı ifade edilir. Cumhuriyet rejimini destekleyen dergi, Cumhuriyet in kadınları özgürleştireceği inancını benimsemiştir. Atatürk Dönemi kadın dergilerinin bir kısmını yukarıda açıklamaya çalıştık. Bu dergilerle beraber yine bu dönemde yayımlanmış, Yeni Kitap, Hanımlar Âlemi, Elişi, El- Emekleri, Aile Dostu adı altında kadın dergileri yayımlanmıştır. Bu dergilerin ortak noktası, Türk kadınının Cumhuriyet in ilanıyla elde ettiği kazanımları geliştirme ideali taşıyor olmasıdır. Dergilerin inkılâpları özümsemekte zorluk yaşayan Türk kadınına yol gösterici pusula özelliği de taşıdığı da söylenebilir Kadın Cemiyetleri Cumhuriyet öncesi Dönem de Türk kadın cemiyetleri, Meşrutiyet ve Milli Mücadele Dönemleri nde Türk kadın hareketinin organize olmasında etkin rol oynamışlardır. 264 Ateş, N.Y.(2009). Yeni Harflerle Kadın Yolu/Türk Kadın Yolu( ). Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi, Zihnioğlu, Y. (2009). Kadınsız İnkılâp: Nezihe Muhiddin Kadınlar Halk Fırkası Kadın Birliği, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, Pınarcı, A. G. (2013). Kadın Dergileri, Atılım Üniverstesi E-Bülten, 8(29),13-14.

105 91 Toplumsal dayanışma, kadın haklarının savunulması konularında Türk kadınına yol gösteren bu cemiyetler, Balkan Savaşları yla başlayan ve Milli Mücadele ile devam eden süreçte daha farklı bir kimliğe bürünmüştür. Bu cemiyetler, cephe gerisinde askerlerin yaralarını sarma, orduya erzak ve cephane temininde ciddi katkı sağlamıştır. Cumhuriyet in ilânıyla başlayan süreçte kurulacak kadın cemiyetleri kendisinden beklenen görevi layık veçhiyle yerine getirecekti. Yeni kurulan Cumhuriyet in getirdiği toplumsal değişimlere ayak uydurabilmek adına kadın cemiyetleri ön plana çıkmıştır. Kadının haklarının savunulması ve hak ettiği değeri kazanabilmesi adına bu cemiyetler, önemli çalışmalar yürütmüşlerdir Türk Ocakları Meşrutiyet Dönemi ile birlikte toplumsal hareketlerin temelinde yer alan Türk Ocakları, milliyetçi fikir akımlarını benimseyenlerin buluşma noktası olmuştur. Kurtuluş Savaşı yıllarında Milli Mücadele Hareketi nin örgütlenmesinde etkin rol oynamıştır. Atatürk Dönemi ile birlikte bu özelliğinin yanına İnkılâpçı Düşünce yi de katmıştır. Dernek, Türk İnkılâpları nın kadınlar tarafından kabul edilmesi adına çeşitli organizasyonlar yapmışlardır. Mustafa Kemal in isteğiyle Türk Ocakları eğitim, kültür, sanat çalışmalarına ağırlık vermiştir. Ankara Türk Ocağı salonunda kadınlarında yer aldığı balolar tertip edilmiştir. 267 Anaerkil Türk kültüründe kadının toplumda etkin bir rol oynadığını belirten Türk Ocakları, kadının toplumsal hayatta daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunmuş, kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik hayata katılmasını sağlayacak faaliyetlere öncelik vermiştir. Bu doğrultuda halka açık konferanslar düzenlenmiş özellikle erkeklerin kadın konferanslarına ya da kadınların yalnızca erkeklerin bulunduğu konferanslara konuşmacı olarak katılması sağlanmıştır. Halide Edip (Adıvar), Müfide Ferit (Tek), Fatma Aliye ve Nakiye Hanımlar bu konferanslarda 267 Kodal, T. (2014). Mustafa Kemal ve Türk Ocaklar, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmalar Enstitüsü, (52), 304.

106 92 Türk kadın hareketini ve devrimleri savunmuştur. 268 Türk Ocakları, Atatürk İnkılâpları nın yerleşmesi adına devrin genel anlayışına aykırı olarak, her türlü baskıya rağmen kadınlı erkekli konferanslar yaparak Türk İnkılâpları na ve kadınına olan inancını sergilemiştir. Anlaşılacağı üzere Türk Ocakları nın omuzlarını yüklenen ağırlığın ne kadar büyük olduğunu görmekteyiz. Bu sorumluluk bilinciyle hareket eden Türk Ocakları, Türk kadının ihtiyaç duyduğu tüm haklara sahip olması amacıyla çalışmalarını sürdürmüştür. Atatürk emri ile halkevleri bünyesinde toplanan Türk Ocakları çalışmalarını bu dernek çatısı altında sürdürmüştür Türk Kadınlar Birliği ( ) Cumhuriyet in kurulmasının akabinde faaliyete başlayan dernek, bir ilk özelliği taşımaktadır yılında Türk Kadınlar Birliği adı altında Türk kadını sosyal ve siyasal haklara sahip konuma getirmek amacıyla kurulmuştur. 269 Birliğin, kuruluş nizamnamesinin maddelerinde derneğin amacını şu şekilde belirtmişlerdir: Kadınlığı fikri ve içtimai sahalarda yükselterek asri ve mütekâmil bir mevkie eriştirmektir. Birlik, bu gayeye vusul için: Genç kızlar hakiki valide olarak yetiştirmek, kadınlık âlemindeki feci içtimai yaralan tesfiye etmek, dul, bikes aileler eve tahsil-i ibtidaiyedeki çocuklarına yardım etmek, fakir çocukları tahsil ettirmek, yeni neslin maddi ve manevi terbiyesiyle meşgul olmak, kadınlığı harici hayat-ı mesaiye teşvik etmek için sarf-ımesai ederek [çalışarak], konferanslar tertip ve eserler neşreylemek hususatınabezl-i gayret edecektir 270 Dernek, sosyal birlikteliğin ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergilemiştir. Kadınların toplumun temelinde yer alması ve kadınların sorunlarına 268 Akçiçek, E. ve Karayaman, M. (2007), Atatürk ün Türk Ocakları nı Ziyaretleri ve Yaptığı Konuşmalar, Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, İzmir, Konan, a.g.m, 2011: Dişbudak, M. (2008). Türk Kadınlar Birliği, Yüksek Lisans Tezi, T.C Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, İzmir. 12.

107 93 çare araması adına Dernek, önemli çalışmalar yapmıştır. Nezihe Muhiddin in derneğin bir senelik faaliyet raporu bu düşüncemizi teyit eder niteliktedir: Beş yüz yetime elbise, kundura, çorap, şeker vesaire tevzi [dağıtımı]. 2. İki yüz dul kadına nakdi muavenet. 3. İki yüz genç kıza ayakkabı tevzi eylemiştir On beş yetimi muhtelif müesseselere yerleştirmiştir. 5. Yirmi hanıma iş bulup yerleştirmiştir. 6. Dul ve fakir hanımlara iş vermek suretiyle ücret temin edilmiştir. 7. Bütün İstanbul mahallelerinde fakir ve yetim çocukların istatistiğini tespit etmiştir. 8. Ayrı bir binada dikiş evi tesis eylemiştir senesi bir sergi tertip eylemiştir. Dernek, Atatürk Dönemi Kadın Hareketi nin merkezi konumundadır. Kadınlara yönelik her türlü ihtiyaca cevap vermek adına teşkilatlanmıştır. Cemiyet özellikle inkılâplarla birlikte kazanılan hakların, siyasal alanda da makes bulması için çaba göstermiştir. Türk Kadınlar Birliği özellikle Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edebilmesi adına gayret sarf etmiştir. Derneğin toplum nazarında ne derece etkili olduğunu yaptığı faaliyetlerle görebilmekteyiz yılında Türk Kadınlar Birliği nin organizasyonu altında düzenlenen ve ateşli konuşmaların yapıldığı bir toplantıdan sonra, kadınlar Türkiye Büyük Millet Meclisi ne kadar bir gösteri yürüyüşü yaparlar ve Meclis önünde gösteri düzenlerler. Atatürk ün gelip kendilerini dinlemelerini isterler. Atatürk gelir, kadınları dinler ve bu taleplerinde haklı olduklarını söyleyerek kendilerine talep ettikleri hakların verileceğine dair söz verir. Türk kadını asırlardır hayalini kurduğu Milli İdare yi temsil etme hakkını 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle kazanır. 272 Dernek, inkılâpların başarılı bir şekilde hayata geçirilmesinin ardından 18 Nisan 1935 tarihinde bir dönüm noktası olarak addedebileceğimiz 40 ülkenin katıldığı uluslararası bir kongreyi İstanbul da toplar. Bu toplantının İstanbul da yapılması, 271 Dişbudak, a.g.e, 2008: Acar, Ş. (2010). Sivil Toplum Kurumu Olarak Türkiye de Derneklerin Profili, Yüksek Lisans Tezi, T.C Sakarya Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü, Sakarya, 60.

108 94 Türk kadının elde ettiği siyasi ve sosyal hakların tüm dünyanın takdirini toplamış olmasında yatmaktadır. Dünya Kadınlar Birliği Reisi Korbet Aşbi bu toplantının niçin İstanbul da olduğunu Türkiye Cumhuriyeti nin ve ünlü Reisiniz Atatürk ün garpta ve bütün dünyada uyandırdığı büyük alaka bizi de buraya çekti. Türk kadınlığının, Türkiye Cumhuriyeti rejimi altından gördüğü inkişafa meclubuz 273 ifadesi meselenin izahı gibidir. Toplantı için Mısırlı kadınları temsilen gelen Başkan Huda Şaravi İslam kadınlığı, kurtuluşunu Atatürk e borçlu olduğunu bütün kadınlar salkurları Türk kadınlarının Atatürk Devri ndeki hürriyet haklarını örnek diye anlatmakta beraberdirler. açıklaması Atatürk ün Türk kadınına yönelik reformlarının İslam dünyasında hayranlıkla izlendiğinin göstergesidir. 274 Kongre şerefine Türkiye Cumhuriyeti tarafından posta pulları bastırılmıştır. Bu pulların üzerindeki resimler dönemin en önemli kadınlarının figürlerini içermektedir. 275 Bununla beraber bizzat Mustafa Kemal Atatürk ün emriyle kongreye katılan temsilcilere harçsız vize uygulamasına gidilmiştir. 276 Bu çalışmalar, Türk Devleti nin kadınlığa ve kongreye verdiği önemi bizlere göstermektedir. Toplantıda derneğin durumu tartışılır. Hükümetin de desteği ile Türk Kadınlar Birliği, Uluslararası Kadın Birliği (Dünya Feminist Kongresi) toplantısının ardından 10 Mayıs 1935 tarihinde kendisini fesheder. Artık münevver Türk kadını, yeni kurulan Halkevleri nde, kadın erkek beraberce sosyal ve kültürel konuları ele alacak ve kadın erkek el ele vererek Ata sının yolunda yürüyecektir Halk Evleri (1932) Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Türk toplumunun sosyal ve kültürel açıdan gelişmesi adına birçok yenilik hareketine girişilmiştir. Bu yeniliklerin halk tarafından kabul edilmesi ve benimsenmesi meselesi ise yenilikler kadar önem arz etmektedir. Yeniliklerin halka doğru anlatılması adına devletin yetersiz kaldığı anlarda bu görev derneklere ve gazetelere düşmüştür. Halk Evleri de bu derneklerden bir tanesidir. 273 Terzioğlu, Z. (2007). Basına Göre Türk Kadının Siyasi Hakları ( ), Yüksek Lisans Tezi, T.C Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ulus Gazetesi, (1935, 18 Nisan). 275 Ulus Gazetesi, (1935, 18 Nisan). 276 BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: Tarih: , Sayfa Numarası Acar, a.g.e, 2010:61.

109 95 Derneğin kuruluş felsefesini İsmet İnönü, derneğin sene-i devriyesinde Halkevleri, CHP nin prensiplerinin ne olduğunu ve bunların, memlekette nasıl tatbik edildiğini, halkımıza söylemek için [kurulmuş] merkezlerdir. 278 sözleriyle derneğin niçin CHP için bu kadar önem arz ettiğini anlayabiliriz. Halk Evleri nde yapılan etkinlikler, reformların yerleşmesine yardımcı olmaktadır. İstanbul Beşiktaş Halk Evi nden emekli asker İsmail Erel, yazdığı İrem Bağında Aşk Macerası isimli piyesinin 24 Mart 1938 tarihli takdim dilekçesinde Mesut inkılâbımızın şerefli menkıbelerini canlandıran bir piyes yazdım. Kültürel [eğitici] bir mahiyet taşıyan şu eser, partice tabb ettirilerek halk evlerinde temsil edilecek olursa inkılâbın, propaganda bakımından çok faydalı bir vasıtası olacağına kaniim demektedir. 279 Derneğin CHP nin görüşlerine uygun olarak kurulmasında Avrupa da öğrenim görmüş bir Türk kadını olan Vildan Aşir Savaşır ın önerileri etkili olmuştur. Çekoslovakya da Sokol adlı kuruluşu bir konferansta anlatan Vildan Hanım, bunun Türkiye de tatbik edilebileceğini şu şekilde ifade etmiştir: Bu ev halkın evi ve halk evi olmalıydı. Halkın evi bir mektep olmayacaktı. Ama öğretecekti, bilimi, kültürü, sanatı, edebiyatı, müziği, sporu ve halkın olan ve bir milleti yapan değerleri. Bağnazlığın hiçbir türünün yeri olmayacaktı. Halkevinde. 280 Atatürk Dönemi nde, Halk Evleri farklı alanlarda bir program ve talimatname dâhilinde çalışmalar yürütmüştür. 281 Dil, edebiyat, müzik, eğitim, tiyatro, sağlık, yardım organizasyonları gibi değişik dallarda faaliyetler yürüterek toplumun gelişmesine çaba harcamıştır. Türk Tiyatrosu nu sadece İstanbul a ait olmaktan çıkarıp tüm Anadolu ya yayan Halk Evleri, Türk kadınının milli tiyatromuzda hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. 282 Bununla beraber halk Evleri nde birçok kadınlı 278 Karakaş, Ö. (2015). Halkevlerinin Merkezden Kadınsız Piyes Talebi Üzerine Bazı Değerlendirmeler, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal bilimler Dergisi, 13(1), Karakoç, K.İ. (2012). Ulus Devletleşme Süreci ve Türk Edebiyatı nın İnşası( ), Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Arıkan, Z. (1999). Halk evlerinin Kuruluşu ve Tarihsel işlevi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (23), B.C.A, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası Huyugüzel, Ö. F.(1999), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Halkevlerinin Rolü, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (23),399.

110 96 erkekli toplantılar yapılması 283 sosyal hayatın gelişmesine, Türk kadınının özgürleşmesine imkân sağlamıştır. Halk Evleri nde toplumun bilinçlenmesi adına birçok bilgilendirici konferans düzenlemiştir. Ulus gazetesinin 2 Aralık 1935 tarihli nüshasında İzmit te halkın zehirli gazdan korunmak için yapması gerekenlerin öğretmen Kamuran ve Dr. Fevzi tarafından konferanslar şeklinde verilmeye başlandığı ifade edilmişti. 284 Bununla beraber Türk kadınına İngilizce, Fransızca, Almanca lisan kursları açılmıştır. 285 Bu açıdan Halk Evleri, Atatürk Dönemi nde ülkeyi aydınlatan bir meşale gibi çalışmıştır. Türk kadınının kendi öz benliğini bulması, çağdaş bir kimliğe kavuşmasında yapıcı bir rol oynamıştır. Halk Evleri, cefakâr ve fedakâr Türk kadınına hak ettikleri imkânların verilmesine aracılık etmiştir. Halk Evleri nde verilen eğitimlerle bilgilenen Türk kadını bu sayede çeşitli iş kollarında çalışmaya başlamıştır. Atatürk Dönemi nde devlet inkılâplarının uygulanmasına yardımcı olan Halk Evleri, Atatürk Dönemi sonrasında da kadına yönelik düzenlemelere öncülük etmiştir. Toplumun en üst tabakasından en alt tabakasına kadar her kesimden insanı içinde barındırmasından dolayı da ayrı bir kapsayıcı yönü vardır. Türk kadının kalıplaşmış çizgisinden sıyrılmasında, kültürel gelişiminde katkıları olmuştur. Atatürk Dönemi, Türk kadınının asırlardır devam eden sıkıntılarına çözüm arandığı bir dönem olarak tarih sayfalarına altın harflerle yazılmıştır. Atatürk ün Türk kadınına olan güveni ve sevgisi, yaptığı bütün inkılâp hareketlerinde kendini göstermiştir. Türk kadınına verdiği sosyal, ekonomik ve siyasi haklar sonucu Türk kadını dünyadaki hemcinslerine nazaran çok ileri noktalara ulaşmıştır. Türk kadınının modern dünyanın niteliklerine göre yetişmesini hedef alan Atatürk, inkılâpları ve bunun yanında Türk örf, adet ve milli değerlerini de benimsetmeyi amaçlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk ün vefatı üzerine yurdun her tarafında Türk halkı derin bir yas içerisindeydi. Duyguların doruğa çıktığı Türkiye Büyük Millet Meclisi nde Atatürk ün Türk kadını için ne anlam ifade ettiğini dönemin meclis üyelerinden Benal Arıman, Meclis kürsüsündeki konuşmasıyla ifade etmiş ve Yakın zamanlara kadar 283 İnan, S. (2000), Denizli deki Halkevleri ve Faaliyetleri( ), Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (24), Ulus Gazetesi,(1935, 2 Aralık). 285 Ulus Gazetesi,(1935,13 Aralık).

111 97 peçelerin, kafeslerin, arkasında dünyayı bile görmekten men edilen, bile sözle, en ufacık bir suçla kurduğu yuvadan, çocuklarının arasından kovulan Türk kadınını yuvasına sahip eden, evladına sahip eden, ordularla kahraman yetiştiren Türk anasını insanlık kurumundaki layık olduğu mevkie çıkaran Atatürk tür ifadeleriyle Türk kadınının minnettarlığı dile getirmiştir. 286 Yine aynı tarihte bir başka meclis üyesi Esra Nayman da mecliste Atatürk ün gerçekleştirdiği inkılâp hareketlerinden bahsederek Türk kadınına kazandırdığı değerden bahsetmiş ve Atatürk, yalnız Türk milletinin değil, o milleti yetiştiren Türk anasının da şerefini kurtardı. Türk kadınlığının ona minnettarlığı sonsuzdur. Yalnız Türk kadınlığından değil, bütün dünyadaki kadın hukukunun kurtuluşu Atatürk, bir medeniyet kahramanı diye anılacaktır. Vaktiyle Türklük hakkında en karanlık düşünceler besleyen başlar, davalarının en ileri gitmiş memleketlerinde dahi Türk kadınının medeni ve siyasi durumunu görerek gıpta eden adedi ne kadar çok olduğunu bu arkadaşınız gözü ile görmüştür. 287 diyerek Türk milletinin ve kadınının Mustafa Kemal Atatürk e olan şükranını ifade etmiştir. 286 Kaplan, a.g.e., 1998: TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, C.27, 4. Oturum, 31,

112 98

113 99 3. BÖLÜM İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ KADIN POLİTİKALARI ( ) Mustafa Kemal Atatürk ün 10 Kasım 1938 tarihinde vefatının ardından Cumhurbaşkanlığı makamına İsmet İnönü geçmiştir. Atatürk, ebediyete intikal ederken İsmet İnönü, uzun süre sürdürdüğü Başbakanlık makamında değildi. Bu duruma rağmen İsmet Paşa nın Ulu Önder in yerine bu makama geçmesinin altında yatan sebep, İnönü nün Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş aşamasında ve İnkılâpların oluşturulmasında Türk Devleti ne büyük hizmetlerinin olması ve ordu ve Cumhuriyet Halk Partisi içinde gücünü saklı tutması da etkili olmuştur. Şevket Süreyya Aydemir e göre: Atatürk ten sonra gelen bir Cumhurbaşkanı olmanın, yalnız resmi bir hizmet şerefi değil, tarihi bir görevi de vardı: Atatürk ü devam ettirmek ve Atatürk ü tamamlamak Tarih önünde bu öyle vazifeydi ki; eğer bütün icaplarıyla yerine getirilemezse Atatürk ten sonra gelen bir Devlet Başkanı olmanın şerefini zedeleyebilirdi. Bu sebepten dolayı uzun yıllar kader birliği yapmış, Milli Mücadele yi birlikte yürütmüş ve inkılâpları birlikte hazırlamış olan bu iki arkadaştan İsmet İnönü nün Ulu Önder e karşı son görevi, inkılâpları ve Cumhuriyet in ideallerini devam ettirmek olacaktı. 288 İnönü, Cumhurbaşkanlığı makamına geçişi ile birlikte devlet yönetiminde kontrolü ele almaya başlamıştır. 26 Aralık 1938 de Başkent te toplanan CHP Kurultayı nda, CHP Genel Başkan Vekili Celal Bayar, kongreye bir tasarı sunmuştur. Bu tasarıda, Atatürk ün partinin kurucusu ve ebedi başkanı olduğu, İsmet İnönü nün ise partinin değişmez genel başkanı olduğu ifade ediliyordu. Bu tasarının kabul edilmesiyle birlikte Milli Şef dönemi başlamış oluyordu. 289 Atatürk ün vefatı üzerine hilâfet ve saltanat taraftarları lâik düzenin bırakılacağı ve yeniden eski düzene dönüleceği ümidini taşımaya başladı. Bu şartlar altında cumhurbaşkanı olan İnönü, inkılâpların muhafaza edileceğini ve sürdürüleceğini şu 288 Aydemir, Ş.S. (2013). İkinci Adam, (12. Basım), İstanbul: Remzi Kitabevi, Kitabın 1. Baskısı Nisan 1967, Dikici, A. (2008). Milli Şef İsmet İnönü Dönemi Laiklik Uygulamaları, Ankara üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,(42),162.

114 100 ifadelerle açıklamıştır: O tarihlerde geleneklere tabii ve beşeri olarak bağlanmış bulunan iyi niyet sahipleri bile devrimleri hazmetmiş ve mukavemetten vazgeçmiş değillerdi. İnkılâplar gerçekleştikten sonra Atatürk ün kuvvetli ve kararlı idaresinden kurutulunca bunların ne olacağı ve memleketin nasıl bir kargaşalığa sürükleneceği iyi niyet sahipleri tarafından endişe ile hususi maksat sahipleri tarafından ise ümitle düşünülmekte idi. Eski hanedan ve taraftarları Atatürk Devri nin köksüz bir hadise olduğuna, o ayrıldıktan sonra geçmişe dönüleceğine, her yeni şeyin sona ereceğine, Atatürk ün yeni rejimi zor kullanarak ayakta tuttuğuna inanıyorlardı. Bu hesapların hiçbiri doğru çıkmamıştır. Bu ifadesiyle inkılâplardan asla geri dönülmeyeceği ve taviz verilemeyeceği açıkça bu ümidi besleyenlere karşı haykırılmıştır. 290 Rejim sorunlarının yanında İnönü nün, önünde bir dizi başka problemler de mevcuttu. Özellikle dünya gün geçtikçe artan büyük bir ikinci savaş tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Böyle bir durum zuhurunda Türkiye Cumhuriyeti nin bulunduğu coğrafya ve gücü nedeniyle bu savaştan kaçınması zor gibi görünüyordu. İsmet İnönü, bu durumun vahametinin farkında olarak devletin başına geçmişti. Bu zor görevi üstlenmesi, onun kararlılığını ve milletine olan inancını bizlere gösteriyordu. İnönü, devletin içinde bulunduğu bu zor şartlar altında reform hareketlerinden geri durmamış birçok sosyal ve kültürel faaliyetlere girişmiştir. Devletin gelişmesinin önündeki her türlü engeli kaldırmaya kararlı olan, lâiklik uygulamalarına önem veren İnönü, Türk kadınını özgürleştiren ve geliştiren inkılâpların koruyucusu ve yılmaz savunucusu olmuştur. Aydemir e göre: Milli Şef sistemi yeni başlayan, fakat tamamlanamayan ve hatta çoğu kökleştirilemeyen inkılâpların devamı, derinleştirilmesi ve kökleştirilmesinin yolu olmalıdır. sözleriyle İnönü Dönemi, reform hareketlerinin nasıl şekilleneceğini ifade etmiştir. 291 İnönü, kadınlara yönelik sosyal ve kültürel faaliyetleri yürütürken en büyük destekçisi eşi Mevhibe İnönü Hanımefendi olmuştur. Türk kadınına örnek bir yaşantı süren 290 Cihan, A.R. ve Tekin, A. (1989). Çağdaş Devlet Adamı İsmet İnönü, (1. Baskı), İstanbul: Tekin Yayınevi, Bozkurt, B. (2011).Türkiye de Milli Şef Dönemi CHP Politikalarının Eğitim Sistemine Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme, Pamukkale Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Belgi Dergisi,(2),185.

115 101 Mevhibe Hanım, yurt çapında katıldığı programlarda Türk kadınının zarafet, iffet ve modernizasyonunu temsil etmiştir İnönü Dönemi Kadın Eğitim Politikaları Bir ülkenin eğitim felsefesi, gelecek nesillerin şekillenmesinde en önemli yapı taşıdır. Türk eğitim sistemi, Atatürk Dönemi yle şekillendirilmiş, İnönü Dönemi ile birlikte geliştirilerek korunmuştur. Atatürk, Türk eğitim sistemini oluştururken İsmet İnönü de yanından hiçbir zaman ayrılmamıştır. Bu açıdan Atatürk İnkılâpları nın şekillenmesinde İsmet Paşa nın da önemli katkıları olmuştur. İsmet İnönü nün eğitim felsefesi, tüm Türk Milletini kapsayan bir yapıdadır. Çağdaşlaşma ve gelişme İnönü nün fikirlerinin temel çıkış noktasıdır. Türk milletinin niçin çağdaş bir eğitim alması gerektiğini: Bilirsiniz ki bütün dünya milletleri içinde her an ve her vesile ile bağıra bağıra söylediğimiz bir iddiamız vardır. Biz de her medenî millet gibi en yüksek medeniyet seviyesine müstahak ve müstait bir milletiz diyoruz. Bu iddianın doğruluğu, hepiniz biliyorsunuz ki, asıl fikrî sahada, asıl ilim ve fenle tahakkuk edebilir. 292 sözleriyle ifade etmiştir. İnönü, çağdaş eğitim sayesinde kadınlarımızın kendilerini geliştireceğine çok inanmaktaydı. Kendini yetiştiren bir Türk kadınının, iyi eğitim aldıktan sonra iş sahibi olarak ülkenin kalkınmasına destek olacağını düşünüyordu. İşte bu yüzden eğitimin muasırlaşmasında ikinci önemli isim olmuştur: ''Ahlâkta ve karakterde sağlam temelli vatandaşlar yetiştiren; ilköğretimi en kuytu köye kadar kadın erkek bütün vatandaşlara ulaştıran; teknik öğretimde, kadın erkek her vatandaşa, kendi geçimini temin edecek çalışmayı, en ufağından en yükseğine kadar her türlü sanatı öğretebilen bir teşkilâtın bütün memleketi kaplamasını istiyoruz. 293 ifadelerini kullanmıştır. 292 Toprakçı, E. ve Yılmaz, G. (2015). İsmet İnönü nün Eğitim Felsefesi (Konuşmaları ve Yazdıkları Işığında Nitel Bir Analiz), Manas Üniversitesi Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 4(2), Toprakçı ve Gözde, a.g.m, 2015:161.

116 102 İnönü Dönemi nde 1939 yılında kadınlarda okuryazarlık oranı %12,9, okuryazar nüfus sayısı da tür. Bu oran, 1945 yılına gelindiğinde %16,8 e nüfus sayısı da e ulaşmıştır İnönü Dönemi nde İlköğretimdeki Gelişmeler ve Kadının İlköğretime Entegrasyonu Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşundan itibaren ilköğretim konusuna büyük önem veren İnönü, cumhurbaşkanlığı döneminde bu konu üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Kaliteli bir ilköğretim eğitimi alan çocuklarımızın gelecekte iyi birer yurttaş olacakları inancını taşımıştır. Bu maksatla bu dönemde ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir. Eğitimin, devlet okullarında ücretsiz olduğu kanunla belirlenmiştir. 295 İnönü, Cumhurbaşkanı olduktan sonra köylerde ilköğretim sorununu çözmeye çalışmıştır. Kız çocuklarının özellikle köylerde ilköğretimden mahrum kalmasını önlemek adına Köy Enstitüleri nin en büyük destekçilerinden biri olmuştur. Bu desteği İsmail Hakkı Tonguç şu ifadelerle açıklamıştır: Önümüzdeki on yılsonunda Türkiye de ilköğretimi yüzde yüz gerçekleştirmek problemi, milli ana davalardan biri haline geldi. İşi, tam manasıyla milli bir mesele haline getiren, ilköğretimi modern manası ve bilimsel kavramı ile topluma mal etmek için bu büyük gayreti, gece gündüz demeden harcayan, rahatsız olduğu zamanlarda bile buna zaman ayırmaktan çekinmeyen, ilgililerin arkasını kovalayan, davayı tarihe mal olacak şekilde makaleler yazarak, söylevler vererek anlatan ve icabında onu savunan Cumhurbaşkanı ve büyük fikir adamı İnönü dür. 296 İsmet İnönü ilköğretime dair görüşlerini 19 Mayıs 1944 yılında şu şekilde ifade etmiştir: İlköğretim hiçbir devirde, bugünkü ölçüsü ile ele alınmamıştır. Bu seneden itibaren binlerce sayıda köy okulları açılmak işine giriyoruz. Hazırlık tamamdır. Makine kurulmuştur. Yakın uzak, toplu dağınık, büyük küçük bütün köylerin, kız ve erkek bütün çocukları, çok değerli öğretmenlerinin karşısında dershaneleri dolduracaklardır. Nihayet on sene zarfında, bütün Türkiye de ilköğretim meselesinin 294 TÜİK, İstatistik Göstergeler , TBBM Zabıt Ceridesi, Devre VII, 22. Birleşim, C.45, , Bozkurt, a.g.m, 2011: 186.

117 103 halledilmiş olacağını, açık ve kesin olarak görüyoruz 297 İnönü nün bu sözleri, Türk gençliğine karşı beslenen ümit ve heyecanın dışa vurulmuş halidir. Reisicumhur olmasından itibaren ortaya konan gayretlerin ne anlam ifade ettiği ve kısa bir süre zarfında ne büyük bir başarı elde edildiğinin göstergesidir. Yine İnönü nün 1945 te kaleme aldığı İlköğretimin Yeni Yılı başlıklı yazıda O nun ilköğretim konusuna verdiği değeri görebilmekteyiz: İlköğretimi, büyük kütleyi maddi ve manevi alanda kaldırıp yükseltecek ana tedbir sayıyorum. Yirminci asrın ileri ve kudretli bir milleti olabilmek için, ilköğretim, çözeceğimiz ilk meseledir. Hür vatandaşlığın bütün feyizlerini, hususi ve resmî millet hayatında göstermek, şuurlu ve müstakil bir millet olarak içerden ve dışardan çıkacak bütün fırtınalara imanla göğüs germek, her şeyden evvel hiç olmazsa ilköğretim tamamlığı ile sağlanabilir. İlköğretimi olmayan memlekette, orta çağ idaresi, bütün şekilleriyle devam eder. Resmî kanunlar, ne derlerse desinler, ne haklar vatandaşlara tanınırsa tanınsın hiç olmazsa ilköğretim derecesinde bilgi olmazsa, haklar ve vazifeler canlanmaz, gönüllere ve yüreklere sinip yerleşmez. Bilmeyen, siyasi veya ekonomik kudret sahiplerinin elinde, orta çağda olduğu gibi, köle hayatı sürer. Asıl acıklı olan taraf da bilmeyen, kendi düşkün ve köle hayatına karşı duygusuz ve kayıtsız kalır. Hür vatandaşlardan birleşik bir millet olmanın çarelerinin başında, ilköğretim çaresi vardır. Dâvayı bu kadar geniş ve derin mahiyetiyle görmeliyiz. İlköğretim dâvası, insan olmak, millet olmak dâvasıdır. Hepimiz, dâva yolunda, bu gözle ve bu anlayışla yürüyüp ilerlemeliyiz. 298 İnönü Dönemi nde ilkokulların durumu, mevcut şartları gibi konular tetkik edilmiştir. İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Lütfi Kırdar, şehirdeki ilk mekteplerin durumunu inceleyerek bu okulların eğitim için uygun olmadıkları kanaatine varmıştır. Bu kapsamda İstanbul daki okulların tamiratı ve 12 yeni okul binası inşası için tahsisat talebinde bulunulmuştur. 299 İnönü Dönemi nde ilköğretim konusunda, özellikle okullaşma sayısında ciddi bir artış olmuştur yılında inşa ve tamir edilen ilkokul sayısı 1756 olarak kayıtlara 297 Aydemir, a.g.e., 2013: Bozkurt, a.g.m, 2011: Yeni Sabah Gazetesi, (1939, 30 Nisan)

118 104 geçmiştir. Şehir ve köylerdeki ilkokul sayısı toplam olmuştur. Bu okullarda eğitim gören kız, erkek öğrenci sayısı da e ulaşmıştır. 300 Türk milletinin cahil kalmasına istemeyen İnönü, kızlarımızın en azından ilköğretim seviyesinde bir eğitim almasını istemekteydi. 301 Temel eğitim konusunda bilgi ve becerilerle donanmış kızlarımız, ülkenin kalkınmasına ve ilerlemesini ön ayak olabilirlerdi. Bu kapsamda temel eğitimin geliştirilmesi adına Türkiye de ilk defa uygulanacak Köy Enstitüleri sistemi, oluşturulacaktı. Oluşturulan bu yeni eğitim sistemi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli eğitim hamlelerinden biri haline gelecektir Köy Enstitüleri ve Türk Kadınından Beklentiler Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşuyla beraber Atatürk ün önderliğinde bir reform hamlesi içine girilmiştir. İnkılâpların, halkın geneline yayılması ve benimsetilmesi adına bir takım çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların başında toplumun okuryazarlık oranının arttırılması gelmektedir. Mevcut eğitim sistemlerinin yetersiz kalması ve eğitimin belli merkezlerde toplanmış olması, inkılâpların toplumun her kesimine eşit şekilde ulaşmasını engellemekteydi. Devrin idarecileri bu sorunu aşabilmek adına özgün bir sistem kurma teşebbüsünde bulunmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti nde ilk defa köye göre öğretmen yetiştirme fikri, 1927 yılında Maarif Vekili olan Mustafa Necati tarafından ele alınmıştı. Neticede öğretim yılında Kayseri Zencidere de ve Denizli de üç yıl öğretim süreli iki Köy Muallim Mektebi açılmıştır. Bu okulların yapımı, onarımı, araç ve gereç ihtiyaçları klasik ilk Muallim Mekteplerinden daha pahalıya mal oluyordu. Bunu dikkate alan hükümet öğretim yıllarında Köy Muallim Mekteplerini kapatmıştı yılında Milli Eğitim Bakanlığı na Saffet Arıkan atanmıştı. Bu dönemde İlköğretim Genel Müdürlüğü ne atanan İsmail Hakkı Tonguç un çabalarıyla 1936 yılında Köy Eğitmenleri Kursları yeniden açılmıştı yılından itibaren köye yönelik üç deneme okulu açılmıştı. Bu okulların başarılı olması üzerine Hasan Ali 300 BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası İleri, T.(2012). Cumhuriyet in İkinci Eğitim Mimarı, (Edt. Bozkurt. A.) İstanbul: Alem Yayıncılık,72.

119 105 Yücel in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde köyler için yeni bir proje hazırlanmış ve Köy Enstitüleri kurulmuştu (17 Nisan 1940). 303 Köy Enstitüleri hakkındaki kanunun kabulü esnasında mecliste yoğun tartışmalar olmuştur. Bu okullara toplumun ihtiyacı olup olmadığı konularında süre gelen tartışmalara Maarif Vekili Hasan Ali Yücel, Meclis oturumunda yaptığı konuşmada: Toplam nüfusumuzun 17 milyon olduğu, bu nüfusunun yaklaşık 13 milyonunun köylerde yaşadığını ifade ederek, şehirlerde yaşayan nüfusun çocuklarının %80 ni okullarda eğitim almasına karşı köylerde yaşayan çocukların ancak %25 inin bu haktan istifade edebildiğini sözleriyle cevap vermiştir. 304 Köy-şehir nüfusundaki bu büyük fark beraberinde eğitim ve kültür farkını da ortaya çıkarmıştır. Bu fark, Türkiye nin eğitim seviyesinin düşüklüğünün de bir göstergesidir. Köy Enstitüleri, hakkında verilen kanun önerisi hakkında çok sayıda milletvekili Meclis kürsüsünde söz almıştır. Bu vekillerden birisi İzmir Milletvekili Halil Menteşe Bey dir. Hem çiftçi hem de hukukçu kimliğiyle tanınan Menteşe Bey, konuşmasının başında memleketimizin topraklarının bereketli olduğunu, Türk çiftçisinin ise dünyanın en çalışkan insanları olduğunu anlatmıştır. Konuşmasının devamında ise sözü Türk kadınına getirmiştir. Çiftçilikle uğraşan insanlarının yarısını kadınların teşkil ettiğini ve enstitülerinin kuruluşuyla birlikte bilinçli bir şekilde yetiştirilecek kızlarımızın ailesini ve evlatlarını güzel idare edebileceğini söylemiştir. Ev idaresini bilimsel ölçülerde öğrenen kızlarımız bu sayede Türk çiftçisinin yarı yarıya kalkınması sağlanmış olacağını ifade ederek Maarif Vekili Hasan Ali Yücel Bey e tebriklerini iletmiştir. 305 Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel in ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç un üstün çalışmaları sonucunda Köy Enstitüleri kurulabilmiştir. Hasan Ali Yücel in 1940 yılında Köy Enstitüleri ni açarken dile getirdiği Ülkemizin dağlarında, kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız... ifadeleri tüm halkın eğitilmesinin kararlılıkla sürdürüleceğinin göstergesidir İleri, a.g.e., 2012: T.B.M.M Zabıt Ceridesi 41. Birleşim 17 Nisan T.B.M.M Zabıt Ceridesi 41. Birleşim 17 Nisan Boybeyi, S. (2008). Cumhuriyet Aydınlanmasının Kısa Tarihi: Köy Enstitülerini Çevreleyen Tarihsel ve Toplumsal Koşullar ve Bugüne Çıkarsamalar, Toplum ve Demokrasi Dergisi, 2, (3),68.

120 Nisan 1940 da kabul edilen Köy Enstitüleri Kanunu ile resmen kurulan Köy Enstitüleri, daha önceki dört Köy Öğretmen Okuluna ilâveten; 1940 da Adana- Düziçi, Antalya-Aksu, Malatya-Akçadağ, Isparta-Gönen, Adapazarı-Arifiye, Balıkesir-Savaştepe, Trabzon-Beşikdüzü, Kayseri-Pazarören, Kars-Cilavuz, Samsun-Ladik te açılmıştır. Daha sonra Ankara-Hasanoğlan, Konya-İvriz, Diyarbakır-Dicle, Erzurum-Pulur, Sivas-Yıldızeli, Aydın-Ortaklar ve Van-Erciş te açılmıştır. Böylece toplam sayıları yirmi bire ulaşmıştır. Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü daha sonra Yüksek Köy Enstitüsü ne dönüştürülerek, diğer Köy Enstitüleri ndeki öğrencilerin yükseköğrenim göreceği bir okul haline getirilmiştir. Aynı zamanda Köy Enstitüleri ne öğretmen, denetçi ve kesim müfettişlerinin de bu okuldan karşılanması düşünülmüştür. Son kurulan Van Erciş Köy Enstitüsü ise 1948 de amacına ulaşmadan İlk Öğretmen Okulu na dönüştürülmüştür. 307 Köy Enstitüleri nin, kurulacağı yerlerin belirlenmesi, rastlantıdan ziyade stratejiktir. Ülkenin coğrafi, ekonomik ve fiziki şartları göz önüne alınarak belirlenen bu yerlerin nasıl belirlendiğini Maarif Vekili Hasan Ali Yücel: Enstitüde yetişecek öğretmenlerin umumi ve mesleki kültür bakımından lüzumlu olan bilgiyi verebileceğimiz gibi, bunlara köye gittikleri vakit köy hayatında amil, itibar sahibi, kendisine fikir sorulabilecek, reyi alınabilecek insan olabilmesi için ameli bilgiler de verilecektir. Bunun bel kemiğini, ameli bilgi ve melekenin esasını, gidecekleri çalışacakları muhit köy olduğuna göre, ziraatın teşkil edeceği şüphesizdir. Onun için enstitüleri kurarken bunları nerelerde açmak lazım olduğunu iklim bakımından, zirai şartları bakımından tetkik etmek ve o suretle bunları tesis etmek muvafık olacağı kanaatinde bulunarak Ziraat Vekâleti nden sormağı muvafık bulduk. Öyle yaptık. Binaenaleyh enstitülerin tesis edileceği mıntıkalar ihtisas vekâleti olan Ziraat Vekilliği tarafından tespit edilmiştir. İfadeleriyle belirtmiştir. Gerçekten de okulların kuruluş yerlerini tetkik ettiğimizde coğrafi ve iklimsel olarak Anadolu nun en uygun yerlerinde okulların inşa edildiği gerçeği ile karşılaşmaktayız. 308 Köy Enstitüleri nin temel özelliği, köyü ve köy ahalisini devrin gelişmiş eğitim teknikleriyle eğitmek ve bu sayede ekonominin kalkınmasını sağlamaktır. Köy Enstitüleri nin özellikle köylüye yönelik olarak oluşturulmuş bir kurum olması da onu 307 Boybeyi, a.g.m., 2008: T.B.MM Zabıt Ceridesi, 41. Birleşim, 17 Nisan 1940.

121 107 diğer eğitim kurumlarından ayırmıştır. Köy Enstitüleri ile alakalı kanunun 3. Maddesinde: Enstitülere tam devreli köy ilkokullarını bitirmiş sıhhatli ve istidadı olan köylü çocuklar seçilerek alınırlar. ifadesi eklenmiştir. Bu ifadeden açıkça anlayabileceğimiz üzere bu enstitülerin temel amacı, Mustafa Kemal Atatürk ün dünya görüşüne göre gerekli enformasyonun kazandırılarak Türk köylüsünü milletin efendisi haline getirmektir. 309 Köy Enstitüleri nde yetiştirilecek öğretmenlerin mesleklerine devam etmelerini sağlayacak bir takım haklar ve ekonomik imkânlar da sağlanmıştır. Bu konuda oluşabilecek sıkıntılara karşın Hasan Ali Yücel, bu enstitülerden yetişecek öğretmenlere atandıkları köylerde ev, tarla, ihtiyaç duyabilecekleri zirai araç ve gereçlerin de yanlarında verileceğini ifade etmiştir. Bu imkânların yanında ayrıca şehirlerdeki öğretmenlerin aldıkları maaşa yakın bir maaşında bu köy öğretmenlerine bağlanacağını söyleyerek, bu sayede meslekten ayrılma düşüncelerinin izole edileceğini belirtmiştir. 310 Bunun yanında yasal bir bağlılık oluşması açısından Köy Enstitüleri nin 5. maddesinde: Bu müesseselerde tahsillerini bitirerek öğretmen tayin edilenler Maarif Vekilliği nin göstereceği yerde yirmi sene çalışmaya mecburdur. Mecburi hizmetlerini tamamlamadan meslekten ayrılanlar devlet memuriyetine ve müesseselerine tayin edilemezler. Bu gibilerin kendilerinden veya kefillerinden müessesede bulunduklarına ait masrafın iki misli alınır. 311 ibaresi eklenerek hem enstitülere gidecek kişilerin bu şartları kabul etmesini hem de daha çok gönüllü olarak bu okulların tercih edilmesinin önünü açmıştır. Çünkü bu dönemde halkın ekonomik gücü, şartları ve yaşam koşulları böyle ağır bir ekonomik yükün altına girmeye yetecek seviyede değildir. Bu açıdan bakıldığında daha çok köyü ve köy yaşamını benimsemiş bir neslin yetişmesi ve yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Köy Enstitüleri nde çalışan öğretmenler maddi açıdan rahata erdirilmek istenirken diğer personelinde ihtiyaçları göz önünde tutulmuştur. Bu amaçla ekonomik açıdan onları rahat bir seviyeye çıkartacak maaşlarına zam tevdi edilmiştir T.B.MM Zabıt Ceridesi, 41. Birleşim, 17 Nisan T.B.MM Zabıt Ceridesi, 41. Birleşim, 17 Nisan Şeren, M. (2008). Köye Öğretmen Yetiştirme Yönüyle Köy Enstitüleri, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 28(1), BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: Tarih: , Sayfa Numarası 1.

122 108 Köy Enstitüleri ne alınacak öğrenciler ilk olarak sağlık muayenelerinden geçirilmiş, sağlık muayenelerinden olumlu rapor alan kız ve erkek çocukların esas kayıtları yapılarak öğrenciliğe ilk adımlarını atmaları sağlanmıştır. Okula kabul edilen kız ve erkek öğrencilerin bütün barınma, giyecek ve yiyecek ihtiyaçları enstitü idaresince karşılanmıştır. 313 Bu şekilde bir sistemin en büyük artısı, maddi durumu yetersiz kız ve erkek çocukların eğitim hakkını elde etmiş olmasıdır. II. Dünya Savaşı nın olumsuz etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bir dönemde, binlerce öğrencinin maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanmaya çalışılması İsmet İnönü nü ve ekibinin şartlar ne olursa olsun sosyal devlet anlayışını uygulamaya çalıştığının güzel bir örneğidir. Köy Enstitüleri nde eğitim faaliyetleri üç safhadan oluşmaktaydı. Ziraat bilgileri, kültür dersleri ve köyde ihtiyaç duyulacak mesleki bilgiler olarak belirlenen eğitim programı tatbik edilmekteydi. Okulda eğitim, sabah gün aydınlanırken başlıyor temizlik ardından sabah sporu ve kahvaltı ile devam ediyordu. Okulda, eğitim süresi beş yıl olarak belirlenmişti. Öğrenciler Fen, Eğitim, Ziraat, Teknik ve Öğretmenlik Bilgisi dersleri alarak yetiştiriliyordu. Öğrenciler, öğrendikleri bilgileri uygulama imkânı da bulabilmekteydi. Köy Enstitüleri, toplumun herkesiminden kişiyi bünyesinde barındırıyordu Kız Talebelerinin Köy Enstitüleri ndeki Yeri Köy enstitüleri nde kız çocuklarının eğitimine ayrı bir önem verilmiştir. Okulların kızlara yönelik temel hedefi iyi yetişmiş, eğitimli Türk kadını ve iyi bir anne olmasıydı. Bu okullarda öğretmen olarak yetiştirilen kız çocukları, köylere gittiklerinde öğrencilere verdikleri öğretim dışında, köylü kadınlara, modern ev kadının nasıl olması gerektiğini öğreteceklerdi. Bu sayede köylerdeki Türk kadını da eğitilecek ve toplumsal gelişim sağlanacaktı. Şehir ve köyler arasında var olan gelişmişlik farkının azaltılması genel manada Türk kadının modernizasyonunu beraberinde getirecekti Şeren, a.g.m., 2008: Şeker, K. (2006). İnönü Dönemi Kültür Hayatı ( ), Doktora Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Isparta, Tuna, S. (2009). Köy Enstitüleri nde Kadın Olmak, Ankara Üniversitesi Fe Dergi: Feminist Eleştiri, 1(1), 22.

123 109 Köy Enstitüleri nde dikkati çeken bir diğer gelişme ise yatılı karma eğitime ilk defa bu okullarda geçilmiş olmasıdır. 316 Karma eğitim meselesi beraberinde birçok eleştiriyi de getirmiştir. Eleştirilerin temel noktası karma sisteminin Türk aile yapısına uymadığıdır. Bu sebepten karma yatılı sistem, 1950 yılında ortadan kaldırılmıştır. 317 Kız öğrencilerin Köy Enstitüleri ne yazdırılması ilk etapta zor olmuştur. Halkın, kız çocuklarının eğitimine olan olumsuz bakış açısı, kız öğrenci sayısını etkilemiştir. Öğretmenlerin yoğun çalışmaları sonucu enstitülerin son dönemlerine doğru kız öğrenci sayısı artmıştır. 318 Köy Enstitüleri nin eğitim hayatına başlamasıyla beraber öğrenci, öğretmen ve okul sayısı çok hızlı bir şekilde artmıştır yılında köylerde ilkokul ve 7366 eğitmen, 6918 öğretmen, öğrenciye çıkmıştır. 319 İsmet İnönü, TBMM nin 6. Dönem 2. Yasama Yılı nın açılış konuşmasında bu konu ile alakalı şu ifadeleri kullanmıştır. Aziz Milletvekilleri, maarif işlerinde kabul buyurduğunuz Köy Enstitüleri ve Devlet Konservatuarı Kanunları nın hayırlı tatbikleri, şimdiden iftiharı mucib vaidlerle doludur. Memleketin muhtelif mıntıkalarında açılan 14 enstitüde, şimdiden talebemiz yetişmektedir ders yılı verilerine göre, enstitüdeki öğrenciden 1396 sı kız öğrencidir Köy Enstitüleri nde Kız Öğrencilerine Yönelik Müfredat Programı Köy Enstitüleri nde kız ve erkeklerin ders müfredatı değişiklik göstermekteydi. Kız çocuklarının ders müfredatında; Güzel Sanatlar, Tiyatro, Köy ve El Sanatları, Müzik Dersleri mevcuttu. 322 Bu derslerin verilmesinde temel maksat bu okullardan yetişecek kız öğrencilerin köylere geri döndüğünde köy kadınlarına doğru ve faydalı bilgiler verilmesinin hedeflenmiş olmasıdır. Pratik ve kolay bir ev idaresinin nasıl olması gerektiğini öğrenecek kadınlar, ev işlerinde rahatlayacak ve ailesini daha 316 Yiner, A. (2012). Köy Enstitüleri Üzerine Bir Deneme,, The Journal of Academic Social Science Studies, Internatıonal Journal of Social Science, 5(4), Çağlayan, E. (2014). Köy Enstitüleri nin Açılması ve Dicle Köy Enstitüsü,, Turkish Studies, international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(1), Şeren, a.g.m., 2008: Aydemir, a.g.e., 2013: İsmet İnönü nün TBMM deki Konuşmaları( ), C.2, Ankara: TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları No:57, Tuna, (2009), Elpe, E.(2014),Köy Enstitüleri ve Sanat Eğitimi, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 4(2),30.

124 110 fazla zaman ayırabilecekti. Enstitülerde yetişen kız öğrenciler, aldıkları derslerin akabinde köylere öğretmen olarak tayin olmaktaydı. Köyü ve köylüyü kalkındıracak bilgilerle dolu olan bu genç eğitimciler yaptıkları çalışmalarla Türk köylüsünü kalkındırma hamlesinin bir parçasını teşkil etmişlerdir. Özellikle, kadın öğretmenlerin gittikleri köylere, devlet tarafından dikiş makinesı verilmiştir. Bu makineler, okulun demirbaş listesine eklenmiştir. Bu okullarda eğitim görmüş ve köyde öğretmenlik yapmış Meliha Sürücü bu konuyla alakalı: Dikiş makinesi aldım. İşime yaradı. Köylülerin işlerini diktik. İlk gittiğim yerde kaldı demirbaş. Dikiş kursu diğer okulda açtım. Dikiş makinesini, mesleğimiz için verdiler, öğretmenliğin yanında terzi oldum demiştir Köy Enstitüleri nde Kadına Yönelik Eğitimin Önemi Türk Devleti nin erkek egemen bir toplumdan müteşekkil olması nedeniyle Türk kadınının Köy Enstitüleri nde eğitim alması çok önemli bir olaydır. Bu okulların Türk kadını açısından ne anlam ifade ettiğini dönemin Köy Enstitüleri nden mezun Perihan Gürler in, Eğer Enstitüler açılmasaydı, benim okuma şansım yoktu; babam Atatürk Dönemi öğretmenlerinden olduğu halde! sözü aslında bir realitenin ifadesidir. Çünkü Osmanlı dan beri günümüzde de kısmı şekilde süregelen kadınların eğitimini kısıtlama yönündeki fikri düşünceler, Türk toplumunun önemli sorunlarında biri olmuştur. Kızlara ve kızların eğitim almasına karşı olumsuz bakış, Türk kadının kendini geliştirme mücadelesini sekteye uğratmıştır. Köy Enstitüleri, kuruldukları dönemde toplumun özellikle de köylü halkın gelişiminde bizzat rol oynamıştır. Bu konuda diğer önemli bir mesele de bu enstitülerde okuyan öğrencilerin öğrendikleri bilgi ve becerileri gerçek hayatta tatbiki hususudur. Enstitü bünyesinde 36 bina bizzat öğrenciler tarafından inşa edilmiştir dönüm arazi ekilip biçilmiş, enstitü bahçelerine ağaç fidesi dikilmiştir dönümlük orman meydana getirilerek orman varlığı geliştirilmiştir baş hayvan bakılmış, 16 Enstitü yine öğrencilerin aktif çalışmalarıyla elektriğe kavuşmuştur Tuna, a.g.m., 2009: Aydemir, a.g.e., 2013: 81.

125 111 Enstitülerde verilen mesleki, sosyal ve eğitsel bilgiler ışığında eğitim alan Anadolu gençleri, Türk milletinin umut ışığı olmuşlardır. Bu okullarda tüm zorluklara rağmen, kız çocuklarının da eğitim almış olması eğitimin lâikleşmesi adına önemli bir adımdır. Okullarda eğitim gören kız çocukları mezuniyetleri sonrasında eğitim konusunda yetersiz olan Anadolu nun en ücra köşelerindeki köylere kadar dağılarak büyük bir eğitim hamlesi başlatmışlardır. Köylerdeki kadınlara dönemin şartlarında en iyi yaşama yöntemlerine öğreten bu genç öğretmenler, ülkedeki okuma yazma oranının artmasına fayda sağlamışlardır. Köy Enstitüleri nin kuruluşundan kapatılışına kadar geçen süre zarfında genç öğretmen yetiştirilmiştir. Köy Enstitüleri nden mezun olmuş Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Pakize Türkoğlu, Hatun Birsen Başaran gibi ünlü yazarlar çıkmıştır. Bu enstitüler sayesinde köye hem öğretmen, hem çağdaş ziraatçı, yapı ve marangozluktan anlayan, asgari sağlık bilgisine sahip, köylüyle aynı hissiyatı paylaşabilecek, onları anlayabilecek insanlar yetiştirilmiştir Ortaöğretim de Kadın İnönü Dönemi ortaöğretimde önemli gelişmeler olmuştur. Öğrenci sayısının 10 yıllık süre içerisinde ( ) den çıktığı 326 görülmekle beraber kız öğrenci sayısında da ciddi bir artış vardır öğretim yılında ortaokul sayısı 228, lise sayısı 75 e ulaşmış durumdaydı. Ortaöğretimi yurt sathına yayma yönündeki faaliyetler, artan bir hızla devam etti. Ancak bununla beraber okul ve öğrenci sayılarının ve öğretim durumlarının ülke ihtiyaçları yönünde tespit edilip bu yöne kanalize edilmesi problemi, giderilememiştir. Bu dönemde okul sayılarında artış olmuş fakat İkinci Dünya Savaşı nın yol açtığı ekonomik nedenlerle öğrenci sayısı düşmüştür yılları arasında özellikle ortaokullardaki öğrenci sayısı oldukça azalmıştır öğretim yılında olan ortaokul öğrenci sayısı 325 Akşin, S. (2007). Kısa Türkiye Tarihi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, (8. Baskı), I. Baskı 2000, Giorgetti-Meşeci, F. ve Batır, B. (2008). İsmet İnönü nün Cumhurbaşkanlığı Döneminde Eğitim Politikaları, İstanbul üniversitesi Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları,(13-14), 32.

126 öğretim yılında e düşmüş, buna rağmen okul yapımına devam edilmiş ve aynı dönemde ortaokul sayısı 238 den 267 ye çıkartılmıştır. 327 Hasan Ali Yücel in bakanlığı döneminde ortaöğretim kurumlarında %68 lik bir artış sağlanmıştır. Aynı nispette kız öğrenci sayısı da artmıştır. 328 Ortaöğretimin nitelikleri ve nasıl olması gerektiği ile alakalı olarak meclis çatısı altında kadın milletvekilleri de görüş ve önerilerini sunmuşlardır. Bu kadın vekillerden biri olan Şehime Yunus 329 öğrencilere okutulan lise müfredatı ile alakalı olarak bazı önerilerde bulunmuştur. Ona göre lise müfredatının sürekli değiştiriliyor olması lise eğitimi sonrası üniversiteye giden talebenin bazı problemlerle karşılaşmasına neden olmuştur. Bu sıkıntının ortadan kaldırılması için lise müfredatının, üniversite müfredatıyla uyumlu olmasına dikkat edilmesi gerekliliği üzerinde durmuştur. Oluşturulacak yeni lise müfredatının üniversitelerde verilen eğitimle uyumlu olmasının yanında devrin şartlarına uygun ve yeniliklere de açık olması gerektiğini izah etmiştir. Şehime Yunus, kız çocuklarının eğitilmesi meselesine de değinerek her türlü eğitimi alması ve istediği mesleği seçmesinin gerekliliği ifade etmiş ve toplumun temelini oluşturan annelik mesleğini de unutmaması gerektiğini söylemiştir. Maarif Vekili nden rica da bulunarak kız mekteplerinde, kızlarımıza annelik konularında eğitimler ve telkinlerde bulunulmasını istemiştir. Çünkü ona göre kızların esas mesleği, anneliktir. Bu konuşmaları milletvekilleri tarafından alkışlar ve bravo sesleriyle takdir edilmiştir. 330 Ülkenin içinde bulunduğu şartlar, savaş tehdidi, maddi olanaksızlıklar, dış siyasetin ülke gündeminde ön plana çıkması gibi nedenlerden dolayı 1950 yılına kadar ortaöğretim kurumlarına gereken ilgi gösterilememiştir den sonra yabancı 327 G iorgetti ve Batır, a.g.e., Karakaş, Ö.(2006), Atatürk ve İnönü nün İki Milli Eğitim Bakanı (Saffet Arıkan ve Hasan Ali Yücel) Döneminde Kültür Siyaseti, Doktora Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, Şehime Yunus: İstanbul doğumlu olan Şehime Yunus Hanım, İstanbul Darülfünun u Fen Şubesi Ulumu Hayatiye Bölümü mezunudur. Az düzeyde Fransızca bilmekle beraber, tabi ilimlerde bilgi sahibidir. İş hayatında Bolu merkez Kız Mektebi 2. Öğretmenliği görevini sürdürmüştür. Daha sonra Adapazarı Sabiha Hanım Kız Mektebi müdireliği ve İzmir Kız Lisesi müdireliği görevlerini icra etmiştir. İzmir de bulunduğu dönemde İzmir Halk Evi başkanlığı görevini de üstlenen Şehime Yunus Hanım VI. Dönem İzmir Milletvekilli seçilerek Türk kadınını mecliste temsil etmiştir. Bkz. TBMM Albümü( ), cilt 1. VI. Yasama Dönemi, 360, Editörler: Yıldırım S., Zeynel, B. K., TBMM Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü Yayınları No TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, 17. Birleşim, C.II,

127 113 eğitimciler ülkeye davet edilerek bu eğitim kurumlarına yönelik çalışmalar artırılmıştır Kadına Yönelik Mesleki Eğitim Kurumları İnönü Dönemi nin önemli eğitim hamlelerinden biri Mesleki Eğitim Kurumları dır. Birçok Türk kızı bu okullarda talim ve terbiye alarak hem iş sahibi olmuşlar hem de ülke ekonomisinin kalkınmasına fayda sağlamışlardır. İnönü Dönemi nin kendine has fikri özelliklerine sahip bu okullar, birçok Türk kadınına, mesleki bilgi ve becerilerini arttırma imkânı sunmuştur. Mesleki Sanat Okulları, 1935 yılına kadar Maarif Vekilliği ne bağlı değildir. Bu tarihten itibaren Maarif Vekilliği ne bağlanmıştır. Bu dönemde, kızların iyi bir ev kadını ve meslek sahibi olabilmesi için Kız Enstitüleri ve Akşam Sanat Okulları açılmıştır yılından itibaren ilk denemesi Bursa nın köylerinde başlatılan Kız Meslek Okulları ile maddi durumu yetersiz kızlar ve kadınlar için Gezici Kurslar faaliyete başlamıştır. 331 İnönü Dönemi yle birlikte mesleki eğitimi sistemli bir yapıya kavuşturmak adına 1941 yılında Maarif Vekâleti Merkez Teşkilatı Kanunu nu düzenleyen 4113 sayılı kanunla mesleki eğitimden sorumlu ikinci bir müsteşarlık kurulmuştur. 332 İnönü, mesleki eğitimin önemini Mecliste şu ifadelerle açıklamıştır: Mesleki ve Teknik Öğretimi en geniş ölçüde tertiplemek için hükümet ciddi kararlar vermiştir. Maarif Vekâleti nde Teknik Öğretimin temel teşkilatı kurulmaktadır. Az zamanda gerçekleştirilmek istenilen büyük program hemen Büyük Meclis e sunulacaktır. 333 Konuşmasının bir başka bölümünde İnönü, mesleki eğitim konusuna değinerek; Teknik öğretimde hedefimiz, kadın erkek her vatandaşa kendi sanatı ve geçimi için bilmediklerini öğretecek bir öğretmen ve bir öğrenme yeri gösterebilmektir Demirtaş, B. ve Küçük, M. (2008). Kız Meslek Liselerinin Günümüzdeki Sorunlara Yönelik Öğretmen Görüşleri, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 9(3), Karakaş, a.g.e., 2006: TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, 3. içtima, C.21, TBMM Zabıt Ceridesi,, Devre 6, Cilt 21, 3. Birleşim, ,S.7.

128 114 sözleriyle kadın erkek tüm fertlerin mesleki ve teknik eğitim alabilmeleri için öğretmen ve mekân eksiklilerini tamamlama hedeflerinin olduğunu izah etmiştir Kız Enstitüleri Atatürk Dönemi nde kızların mesleki eğitimi konusu, parti programlarına eklenmişti. İnönü Dönemi nde ise mesleki eğitim konusu kararlılıkla sürdürülmüştür. II. Dünya Savaşı nın arifesinde ülke ekonomisine destek verecek her türlü unsura ihtiyaç duyan Türk Devleti kadınların meslek sahibi olması ve ülkeyi kalkındırması meselesine ayrı bir önem vermiştir yılında mesleki eğitimin önemi: teknik öğretim, kudretli bir milletin en ehemmiyetli meselesi sayılmıştır. 335 ifadesiyle CHP nin parti programında yer almıştır. Girilecek bir savaşın ağır koşullarının ancak iyi eğitilmiş, mesleki kabiliyeti olan kişiler sayesinde hafifletilebileceğinin farkında olan İnönü, kadınlarımızın mesleki becerilerinin geliştirilmesini istemiştir. İnönü Dönemi, Kız Enstitüleri nin iki önemli temel hedefi vardır. Birincisi; yüksek dereceli ve tamamlayıcı sanat ve ticaret okulları sayesinde ülkenin ihtiyacı olan nitelikli iş gücünü karşılamaktır. İkinci olaraksa; Türk aile yapısının öz değerlerini koruyarak, Türk kadınının modern bir hüviyete bürüyecek bilgi ve becerilerle donatmaktır. 336 Kısaca amaç; tek başına iş hayatına atılan Türk kadınına istidadi, ölçüsünde iş ve meslek kazandırmaktır Kız Enstitüleri nin Eğitim Müfredatı Kız Enstitüleri nin eğitim müfredatı yaş ve ihtiyaca göre düzenlenmiştir. Beş sınıflı Kız Enstitüleri nde ortaokul müfredatına benzer bir program uygulanmıştır. Ders içeriği olarak, bir kadının evinde gereksinim duyacağı Ev İdaresi, Yemek Pişirme, Resim, Çocuk Bakımı, Dikiş ve Moda konularını içeren dersler okutulmuştur. Ev ve aileyi ilgilendiren derslerin yanında temel bilimleri içine alan; Tarih, Vatandaşlık, Türkçe gibi dersler de bu enstitülerde kız öğrencilere verilmiştir. Görüldüğü üzere 335 Soydan, a.g.m., 2002: Soydan, a.g.m., 2002:276.

129 115 bu okullarda verilen derslerin temel maksadının sosyal yaşam ve ailede donanımlı ve yeterli aydın kadın modeli oluşturmaktatır. Devrin çağdaş yapısını ve kültürel özelliklerini içinde barındıran bir Türk kadını inşa etme sürecinin kurumsal yansıması olan bu okullar, kız meslek eğitimin başat ögelerinden bir tanesidir. 337 Kız Enstitüleri, İnönü Dönemi nde sayısal olarak artış göstermiştir. Bu sayısal artışın yanında bu enstitüler, Türk kadınının toplandığı birer kültür merkezi haline dönüşmüştür. Burada eğitim gören kızların yaptıkları çalışmalar o kadar takdir toplamıştır ki devrin birçok tanınmış kadın siması Kız Enstitüleri ni ziyaret etmiş ve enstitülerde yapılan faaliyetleri takdirle karşılamışlardır. Enstitülerin özellikle moda ve takı alanında yaptığı çalışmalar, sergiler yoğun ilgi görmüştür. Kız Enstitüleri, İnönü Dönemi nde kadın modasına yön veren birer merkezler haline gelmişti. Bu sergiler, Haziran 1944 tarihinde Nişantaşı Kız Sanat Enstitüsü nde Şişli Halkevi nde, Beşiktaş Kız Sanat Enstitüsü nde, Kız Muallim Mektebi nde, Selçuk Kız Sanat Enstitüsü nde açılmıştır. Nişantaşı Kız Sanat Enstitüsü sergisi müdüresi Seniha ve akşam kısmı müdüresi Refia Hanım tarafından organize edilmiştir. Sergide canlı manken üzerinde tuvaletler, plaj elbiseleri sergilenmiştir. Halk Evi nin sergisinde Türk kadının el emeğinin sergilendiği tığ işleri, yapma çiçekler v.b sanat ürünleri sergilenmiştir. Kız Muallim Mektebi sergisinde renkli ipliklerle işlenmiş çanta, kemer, kitap, kaplama tahta ürünler sanatseverlerin zevkine sunulmuştur. 338 Kız Enstitüleri, Türk kültürüne uygun olarak yaptıkları çalışmalarla Avrupa nın çeşitli başkentlerinde yer alan moda ve sanat merkezlerine rakip olmuştur ve enstitü faaliyetleri devletin en üst kademesinde de ilgi ile takip edilmiştir. 30 Nisan 1942 de Ankara Kız Enstitüsü Sipariş Atölyesi tarafından düzenlenen bahar ve yaz elbise modellerinin canlı mankenler eşliğinde sergilendiği defileye Mevhibe İnönü, Bayan Yücel ve Bayan Saraçoğlu ve pek çok tanınmış kadın iştirak etmiştir. Bu defile yoğun ilgi görmüş ve beğenilmiştir Soydan, a.g.m., 2002: Asrın Kadını, 1(2),26-27, Temmuz Arığ, A.S. (2011). Ankara da Modanın Öncüsü Bir Okul: İsmet Paşa Kız Enstitüsü, Hacette Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi,7(14),13.

130 116 Türkiye de, 1940 lı yıllarda 31 Kız Sanat Enstitüsü, 3 Akşam Sanat Enstitüsü bulunmaktadır. 340 Bu okullar da okuyan kız öğrenci sayısı, savaş dönemi olmasına rağmen yüksek sayıdadır. Kız Enstitüleri nin, Türk kadını tarafından kabulü, bu sayının artmasında en önemli sebeptir. Türk kadınını mesleki açıdan bilgilenmesi, meslek sahibi olması ve iyi birer ev hanımı haline dönüşmesi için bu okullar Türk kadını için birer kandil olmuşlardır. Enstitünün Türk kadınına kattığı en önemli özelliklerden birisi üretme hazzını hissettirmiş olmasıdır. Üreten ve öğrenen Türk kadını, İnönü Dönemi Kadın Politikası nın başarılı olduğunun tezahürüdür. Kız Enstitüleri nin tarihsel süreç içerisinde yoğun ilgi görmesi özellikle muhafazakâr ailelerin bu okullara yoğun ilgisinden kaynaklanmaktadır. Bu okulların kızlara yönelik olması talebi arttırmıştır. Muhafazakâr ailelerin kız çocuklarının eğitilmesine karşı ortaya koydukları çekimser tavrın önlenmesi adına önemli rol oynamıştır. Bu enstitülerde eğitim alan genç kızlarımız ülkenin moda ve sanat çizgisine yön vererek, millî kültüre özgü, çağdaş giyim kuşam dokusunu kıyafetlere aktarmıştır. Öğrendikleri mesleki bilgileri uygulama imkânı bularak hem aile bütçesine hem de ülke ekonomisine katkı yapmışlardır. Kızların bu okullarda mesleki derslerin yanında genel kültür ve genel yetenek konularını içeren dersleri alması, bilgili birer fert olabilmelerini kolaylaştırmıştır. Ev Hanımlığı nın basit görülmesi, horlanması ve çalışmayan kadınların yararsız görülmesi anlayışını değiştiren enstitüler bu konuda verdiği eğitimlerle Ev Hanımlığı konusunu, toplumsal eğitim meselesi haline getirmiştir. Bu açılardan bakıldığında Kız Enstitüleri, İnönü Dönemi nde kadınların eğitilmesi adına Türk toplumuna önemli katkılarda bulunarak inkılâpların korunması ve yerleşmesi adına ferdi ve içtimai planda faydalar sağlamıştır. Kız Enstitüleri konusuna İnönü hem sözleriyle hem de fiili olarak yaptıklarıyla destek olmuştur. Yaptığı yurt gezilerinde mutlaka Köy Enstitüleri ni gezmeyi ihmal etmemiş bu konuda eksiklikleri ve beğendiği yönleri ifade etmiştir yılları arasında yaptığı yurt gezilerinde aldığı notlar dikkat çekicidir. 28 Aralık 1939 yılında Tunceli Kız Enstitüsü nü ziyaret etmiş, okul binasını beğenmiş ve kız öğrencilerin sayısının azlığından dem vurmuştur de Manisa ve Bursa Kız Enstitüsü nü ziyaret etmiş, 1942 de Balıkesir Savaştepe Köy Enstitüsü nü ziyaret etmiş bir yıl sonra tekrar 340 Arığ, A.S. (2014/1). Türkiye de Kız Enstitüleri: Gelenekten Geleceğe, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türkiyat Araştırmaları, (20), 201.

131 117 ziyaret ettiğinde okulun çok değiştiğini ve geliştiğini ifade etmiştir. Buradan Gönen Köy Enstitüsü, Burdur Köy Enstitüsünü de teftiş etmiştir. 24 Eylül 1943 te Kars Cihanuz Köy Enstitüsü ne uğramıştır. Malatya, Adana Kız Enstitüleri ni ziyaret ederek buraki öğrenci sayısının çokluğundan memnun kalmıştır. 341 Sonuç olarak; İnönü Dönemi ( ) eğitim faaliyetlerini incelediğimizde özellikle kız çocuklarının eğitimine büyük önem verildiği görülmektedir. Bu dönemde eğitim politikalarının çıkış noktası, devrimlerin korunması ve geliştirilmesi olarak ifade edilebilir. Kız çocuklarının ilköğretimden yükseköğretime kadar eğitilmesi hedeflenmiştir. Bunun yanında mesleki ve teknik eğitim meselesi de kız çocukları arasında yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Kadınların mesleki becerilerinin geliştirilmesi için onlara yönelik eğitim kurumları açılmıştır. II. Dünya Savaşı nın sıkıntısı altında olunmasına rağmen Türk kadınının eğitilmesinden bir an bile geri durulmamıştır Hemşirelik ve Doktorluk Eğitimi Meşrutiyet Dönemi ile başlayan hemşirelik eğitimi, sağlık alanında Türk kadınını ön plana çıkarmıştır. 93 Harbi nin başlamasından, Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşuna kadar Türk askerinin yanında cepheden cepheye koşan Türk kadını, gösterdiği kahramanlıklarla tüm dünyanın takdirini toplamıştır. Özellikle cephe gerisinde yaralı askerlerin dertlerine çare bulmak için gecesini gündüzüne katan Türk kadını, destanlar yazmıştır. Bunun devamında Atatürk Dönemi nde sağlık alanında açılan eğitim kurumlarıyla hemşirelik ve doktorluk eğitimi geliştirilmeye çalışılmıştır. İnönü Dönemi yle birlikte ekilen fideler filizlenmiş ve sağlık alanında birçok ilke sahne olmuştur. Bizzat İnönü ve Eşi Mevhibe Hanım hemşirelik okullarını ziyaret ederek bu kurumları bizzat desteklemişlerdir. 342 Türk kadını, İnönü Dönemi ile birlikte sağlık alanında erkek meslektaşlarının da önüne geçmeye başlamıştır. Birçok hastane ve sağlık okulunun yönetim kademelerinde görev alan Türk kadını, yöneticilik alanında rüştünü ispatlamıştır. 341 İsmet İnönü Defterle r( ). (Edt. Demirel, A.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. 342 Asrın Kadını Dergisi,1(5),5, 2teşrin 1944.

132 118 Kızılay Hastabakıcı Okulu nun Müdireliğini Kolombia Üniversitesi Pedagoji ve Yüksek Hemşire Fakültesi nden mezun Esma Deniz Hanım yapmaktadır. Bunun gibi hemşirelik ve hastabacılık okullarının idareciliği kadınlara bırakılmıştır. Bu okullar, kadın yöneticiler idaresinde dünya ile uyumlu en ileri eğitim metodlarını bu eğitim kurumlarında tatbik ettirmişlerdir. 343 Şehir ve kasabalarda, sağlık alanında belli bir gelişmişlik seviyesine ulaşıldıktan sonra, Köy Ebe Mektepleri nin faal hale getirilmesiyle köylerde bulunan kadınlarımızın sağlık ve çocuk yetiştiriciliği konularında bilinçlenmesi sağlanmıştır. 344 İnönü Dönemi kadın sağlık personeli sayısı 1939 yılında hemşire sayısı 409, ebe sayısı 559 dur. Bu sayısı 1945 e gelindiğinde hemşire sayısı 40da kalmakla beraber ebe sayısı 806 ya ulaşmıştır. 345 İnönü Dönemi nde, faal durumda bulunan okullar da modernize edilmiştir. Bununla beraber birçok Hemşirelik Okulu faaliyete geçmiştir. Bunlardan biri 1943 yılında açılan Tevfik Sağlam Hemşirelik Lisesi dir. Okul, ilk olarak Tüberküloz Hemşiresi yetiştirmiştir. 346 Bu lisenin dönemin sağlık sorunlarından biri olan Tüberküloz hastalığı üzerine öğrenci yetiştiriyor olması da sağlık alanında dallaşmanın (branşlaşmanın) güzel bir örneğidir Yüksek Öğrenimde Kadın İnönü Dönemi yükseköğrenim kurumları, Atatürk Dönemi nin bir devamı niteliğindedir. Çağdaşlaşmayı ve bilimselliği temel alan Atatürk ün eğitim sistemi İnönü Dönemi nde de devam ettirilmeye çalışılmıştır. Özellikle, üniversitelerin özerk olması ve daha rahat bilim üretebilmesine gayret gösterilmiştir. İsmet İnönü nün cumhurbaşkanı olması ve Hasan Ali Yücel in Milli Eğitim Bakanlığı nın başına geçmesiyle üniversite reformu, özerklik girişimleri ve üniversite 343 Asrın Kadını 1(5),6, 2teşrin TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, 57. Birleşim, C TÜİK, İstatistik Göstergeler ( ), Tepecik, T. (2006). Cumhuriyet Dönemi Türkiye sinde Hemşirelik Teşkilatının Gelişimi, Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul,45.

133 119 yönetimleri konuları siyasetçiler tarafından ele alınmıştır. Bu alandaki ilk girişim, İstanbul Üniversitesi Rektörü Cemil Birsel in 1939 da Milli Eğitim Bakanlığı na gönderdiği mektupla, üniversitenin maddi eksikliklerinin giderilmesinin yanı sıra, idari ve mali özerkliğinin de sağlanmasını istemesidir. Bu isteklere Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, üniversitelerin özerk olmasını istediklerini belirterek cevap vermiştir da Neşriyat Kongresi toplantısı yapılmıştır. Bu toplantıya Üniversite Rektörü Cemil Bilsel, fakülte murahhasları, Hukuk Fakültesi nden Ali Fuat Başgil katılmıştır. 348 Bu kongrede tartışılacak konulardan birisi üniversitede öğrenim gören öğrencilere en az bir yabancı lisan eğitim verilmesi konusuydu. 349 Üniversiteler ile ilgili olarak bir başka karar şöyle idi: İstanbul Üniversitesi Konservatuarı ndan mezun olan öğrenciler birkaç yıl İstanbul da zorunlu çalışmaya tabi tutulması kararı verilmişti. 350 Bu sayede İstanbul un, kültür ve sanat yaşamının geliştirilmesi amaçlanmıştır. İnönü Dönemi nde üniversite reformu özellikle 1946 yılında yoğunluk kazanmıştır. Bu tarihten önce, genel manada kızların yükseköğrenime devam etmesi teşvik edilmiş ve desteklenmiştir İnönü Dönemi Kadınlara Yönelik Hukuki Düzenlemeler Türk kadınının modernleşme hamlesinin en temel başlıklarından biri olan hukuki haklar meselesi, İnönü Dönemi nde göz ardı edilmemiştir. Bir toplumun özgürlüğünün, kadının özgürleştirilmesinden geçtiğinin bilincinde olan İsmet İnönü, Türk kadınının hukuki olan her türlü hakkı elde etmesi için mücadele vermiştir. Cumhuriyet in kuruluşuyla birlikte kadınlara yönelik bütün düzenlemelerde Türk kadını yanında yerine almıştır. Örneğin: Cumhuriyet Tarihi nin kadınlarla alakalı en önemli aşamalarından biri olan seçme ve seçilme hakkını veren 3 Nisan 1930 tarihli 347 Şeker, a.g.e., 2006: Yeni Sabah, 30 Nisan 1939, Ankara Üniversitesi Gazete Arşivi. 349 Yeni Sabah, 30 Nisan 1939, Ankara Üniversitesi Gazete Arşivi. 350 Yeni Sabah. 4 Mayıs 1939.

134 120 kanun teklifini veren İsmet İnönü dür. Mustafa Kemal Atatürk ün vefatının ardından reform bayrağını eline alan İnönü, Türk kadınına olan desteğini sürdürmüştür. 351 Cumhurbaşkanlığı döneminde İsmet İnönü, kadınların sosyal ve içtimai hayatta erkeklerden ayrı düşmeyeceğini izah etmiştir. TBMM de yapılan oturumlarda Türk kadını ile alakalı tartışmalar gündeme gelmiş ve bazı kanuni düzenlemeler yapılmıştır. İnönü Dönem nde yılları arasında TBMM de görev yapan kadınlar liderlik özellikleri ve eğitimleri ile ön plana çıkmış, meclis çatısı altında Türk kadınını temsil etmişlerdir. Mebrure Gönenç, Amerika dan Koleji nden; Belkıs Rauf Baykan, Darülfünun Terbiye Şubesi nden; Türkan Örs (Baştuğ), Felsefe Bölümü nden; Fatma Memik, Tıp Fakültesi nden; Nakiye Elgün, Kız Öğretmen Okulu ndan; Mihri İffet Pektaş, Amerikan Koleji nden; Fakihe Öymen, İstanbul Darülfünunu Coğrafya Şubesi nden; Benal Nevzad (İştar), Sorbon Üniversitesi Edebiyat Fakültesi nden; Hacer Dicle, Kız Öğretmen Okulu ndan; Sabiha Gökçül, Yüksek Öğretmen Okulu ndan; Şemsa İşcen, Fen Fakültesi nden; Murgube Gürleyük, Rüştiyeden; Muammer Develi, Fen Fakültesi ve Dişçi Okulu ndan; Salise Abanozoğlu Öğretmen Okulu ndan mezun olmuştur. 352 Kadınların siyaset sahnesinde ve içtimai her alanda yer almasını isteyen İnönü, çalışma arkadaşlarına da bu duygu ve düşünceyi aşılamıştır. 12 Nisan 1939 da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği tarafından gönderilen bir genelgeye göre Türk kadınının milletvekili, parti yönetiminde yer alma, Halk Evleri nde, cemiyetlerde, seçme ve seçilme hakkının olduğundan bahsedilmiş, hiçbir negatif ayrımcılığa tabii tutulmamaları istenmiştir Savaş ve Türk Kadınının Duruşunun Yansımaları II. Dünya Savaşı nın sert rüzgârları tüm dünyada derinden hissedilirken Türkiye Cumhuriyeti de bundan nasibini almıştır. Meclis te yaklaşan bu savaşa hazırlanırken bir savaş zuhurunda kimlerin savaş iştirak edeceği hukuki düzenlemelere konu olmuştur. 7 Haziran 1939 da Meclis oturumunda Türk kadınının bir savaş zuhurunda 351 Mutlu, S. (2007). Devlet Adamı Kimliği ile İsmet İnönü nün Düşünce ve Uygulamalarının Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sivas, Şahin, C. (2010). Türk Parlamentosundaki Kadın Milletvekilleri ( ), Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1.

135 121 erkeği gibi savaşa iştirak edip edemeyeceği tartışılmış ve konu encümene tekrar görüşülmek üzere iade edilmiştir. 354 Mevhibe İnönü, II. Dünya Savaşı nın Türkiye ye de sıçraması durumunda Türk kadınından beklenenleri şu ifadelerle sıralamıştır: Türk kadını; Türk Vatanı nın, her Türk ferdinden gündelik işleri dışında büyük hizmetler beklediği günlerdeyiz. Böyle günler, kadın erkek, bütün Türk milletine şuur ve hamle veren günlerdir. Türk kadını her büyük günde, erkeğin yanındadır ve erkeğine eştir. Bu ezeli hasleti yeniden meydana koymak fırsatı gelip çatmıştır. Yardım Sevenler Cemiyeti; sizlere Milli Müdafaa hizmetinde gönüllü hastabakıcı olmak, asker hastanelerinin muhtelif seviyelerinde vazife almak, ordunun ihtiyaçları olan malzemeyi hazırlamak ve dikmek için Ankara daki ilk tecrübeleriyle muvaffakiyetli imkânlar hazırlamış ve rehber olmuş bulunmaktadır. Her şehirde buna benzer imkânlar vardır. Bütün Türk kadınlarını cemiyet hayatına yararlı, Milli Müdafaa hizmetlerine hazır olmaya davet ediyorum. 355 Yine 28 Mayıs 1940 da yapılan TBMM toplantısında Türk kadınının özellikle köylerdeki durumu mevzu bahis edilmiştir. Antalya Mebusu Rasih Kaplan, köylerdeki kadınların sağlık alanında bilinçlendirilmesi ve Ebe Mektepleri nin yanına bir sınıf ilâve edilerek çocuk bakıcılığı alanında eğitmen yetiştirilmesi teklif edilmiştir. Bununla beraber bu talebe karşılık Dr. Hulusi Aktaş Türk kadınının bilinçlendirilmesi ve doğum konusunda bilgilendirilmeye çalışıldığını ancak eğitmen meselesinin daha sonra ele alınacak bir mesele olduğunu ifade etmiştir. 356 İnönü Dönemi nde kadınlarla alakalı pek çok farklı konu TBMM de konuşulmuştur. Trabzon Milletvekili Salise Abanozoğlu 357 tarım bütçesi ile alakalı konuda söz alarak konuyu kadınların çalışma güçlüklerine getirmiştir. Kadınların özellikle her mesleği yapabilecek istidada sahip olduğundan bahsetmiştir. Bunun yanında köy kadınlarının, sırtlarına yükleyip şehre ve kasabaya getirdikleri yüklerin, hepimiz için 354 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, 23. Birleşim 7, C.11, İnönü Vakfı ndan araştırmamız için belge talebimiz karşılığında tarafımıza gönderilmiş belgedir. 356 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, Cilt 11, 57. Birleşim, 28 Mayıs 1940, Salise Abanozoğlu ( ). Fransızca Bilmektedir. Bursa Kız Muallim Mektebinden mezun olduktan sonra, Rize İnas Mektebi ve Trabzon İçkale Kız İlk Mektebinde Matematik öğretmenliği görevini yürütmüştür. VI. Ve VII. Dönem Trabzon Milletvekilliği yapmıştır. Mahmut Celalettin Bey le evlenmiştir.(1925) Piruze ve Gülüm adlı iki çocuk sahibidir.

136 122 hürmete şayan bu milletin anlarına yakışmadığını ve kötü bir görüntü oluşturduğunu ifade etmiştir. Bu tarz görüntülerin engellenmesi adına sırtlarında ağır yüklerle kadınların, şehirlere gelmesinin kanuni bir düzenlemeyle yasaklanmasını talep etmiştir. 358 Kadınların çalışma hayatları, nasıl ve ne şartlarda çalışacakları ile alakalı meseleler, mecliste tartışılmıştır. 25 Mayıs 1940 yılında mecliste Türk kadınının çalışma hayatında aktif rol alması ile alakalı olarak Kocaeli Milletvekili S. Pek: Karı kocada aslolan kocanın dışarıda çalışması, kadının evde iş görmesidir. sözlerine karşı çıkan Nakiye Elgün Türk kadınının erkeği ile eşit haklara sahip olduğundan bahsederek kadınların ayrımcılığa tabi tutulamayacağını ifade etmiştir. Böyle bir ayrımcılığın kanunlara aykırı olduğu izah etmiştir II. Dünya Savaşı nın Türk Kadın İstihdamına Etkisi II. Dünya Savaşı yla erkeklerin silahaltına alınması beraberinde iş gücü kıtlığını getirmiştir. Bu durumun Türkiye de kadın istihdamına olumlu etkileri olmuştur. Kadınlar bu dönemde hem ülke ekonomisine katkıda bulunmuş hem de hane ekonomisine katkıları olmuştur. Kadınların tarlada çalışmanın yanı sıra, hayvanlara bakmak, bahçe işlerinde çalışmak, gıda maddeleri ve giyim üretmek gibi sorumlulukları vardır. Kadınların aldıkları ücretler erkeklerden az olsa da 1937 yılında işyerlerinde çalışan kadınların oranı %18,9 dan 1943 yılında %20,7 e yükselmiştir. 360 Çalışan Türk kadınının sosyal ve içtimai hayatta annelik mesleğini ihmal etmemesi gerektiğini Ankara Milletvekili Belkıs Baykan Hanım, 1942 yılında Meclis çatısı altındaki konuşmasında belirtmiştir. Çalışan annelerin, evlatlarıyla yeterli, seviyede ilgilenememeleri toplumsal bazı sorunları da beraberinde getirdiğini ifade eden Belkıs Hanım, bu sorunun sonucu olarak yeni yetişen nesilde bazı bozuklukların 358 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, C.11, Birleşim 57, Kaplan, a.g.e., 1998: İnce, M. (2010). Kadın İstihdamı ve Kadın İşgücüne Olan Talep Türkiye Örneği, Doktora Tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afyon, 62.

137 123 olabileceğini söylemiştir. Bu sıkıntının bertaraf edilebilmesi için 2-7 yaş aralığındaki çocuklar için çocuk yuvalarının teşkilini talep etmiştir Kadın Hukuku nda Yeni Düzenlemeler 1945 yılında yasama göreviyle alakalı olarak maddeler yeniden tanzim edilerek kabul edilmiştir. Maddeye göre Türk kadının yirmi yaşına girdiğinde milletvekili seçme hakkı elde etmesi kabul edilmiş bununla beraber otuz yaşını dolduran Türk kadınının da vekil seçilebileceği maddesi onaylanmıştır. Bu oturumda bir diğer önemli madde ise Türk kadınına ilköğretimin zorunlu olduğu bir kez daha kabul edilmiş ve verilecek bu eğitimin ücretsiz olduğu yasal güvence altına alınmıştır. 362 Türk kadınının sosyal güvenlik alanında hakları da bu dönemde TBMM de tartışılmıştır. Türk kadınının sigortalı çalıştırılması, gebeliği süresince ve doğum sonrasında bu sigortanın devam ettirilmesi kabul edilerek Türk kadınına iş güvenliği imkânı sunulmuştur. Analık Sigortası ile hem çocuğun hem de annenin hayati ve içtimai güvencesi oluşturulmuştur. İş kazaları, mesleki hastalıklar ve Analık Sigortası ile alakalı 15 Haziran 1945 te TBMM de görüşülen kanun tasarısıyla alakalı olarak, Analık Sigortası Primi nin tüm iş yerlerinden alınıp alınmaması gündeme gelmiştir. İstanbul Milletvekili Vehbi Sarıdal, Analık Sigortası Priminin sadece kadın işçi çalıştıran yerlerden alınacağını öngören maddeyi eleştirmiştir. Böyle bir düzenlemenin kadın istihdamına zarar vereceğini ifade eden Sarıdal, bu kanun teklifiyle birlikte iş yerlerinin, kadınlara iş imkânı sunmayacağını ifade etmiştir. Yine konuşmasının devamında İş yerlerinin gebe durumda olan kadınların iş akitlerini kesme hakkının olduğunu söyleyerek bu durumda gebe kadınlara tazminat hakkının verilmesini talep etmiştir. 363 Kadının doğum öncesi ve sonrası izin süreleri resmi bir kanun maddesine bağlanmıştır. Kadınların çalışma süresi ve çalışabileceği iş kolları konuları tartışılmıştır. 20 Haziran 1945 te kabul edilen kanunla sigortalı kadının anneliği durumunda, doğumdan önce ve sonra üçer haftadan veya altı haftaya kadar ücretli izin kullanabileceği kabul edilmiştir TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, c.25, 63. Birleşim, ,s TBMM Zabıt Ceridesi, Devre7, 57. Birleşim, C.45, TBMM Tutanak Dergisi, Devre7, Cilt 18, 73. Birleşim,13, TBMM Tutanak Dergisi, Devre7, 76. Birleşim, 20, C.18.

138 124 İnönü nün yılları arasında kadınlara yönelik hukuki düzenlemeleri daha çok içtimai hayata yönelik olmuştur. Türk kadınının ekonomik hayatta yer alması ile birlikte kadınları ilgilendiren hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. II. Dünya Savaşı nın verdiği tedirginlik, erkeklerin askere alınması, kadınların bu zarurete binaen erkeklerin yerlerine devlet dairelerinde görevlendirilmesi, seçme ve seçilme konularının bayanlar için hangi yaş aralığında olduğu konuları ve kadınlarla alakalı bazı mevzular TBMM çatısı altında bu dönemde tartışılmıştır. Kadınların doğum ve hamilelik hakları, sigortalı olarak çalıştırılma konusu, askeri zaruret halinde silahaltına alınma mevzusu bu dönemde toplum ve siyasiler tarafından tartışılan konulardan olmuştur. Annelik müessesinin çalışan anneleri nasıl etkilediği, ne sürelerde çalışması gerektiği konuları belli kanuni maddelere bağlanarak bu konu ile alakalı olarak bir düzenlemeye gidilmiştir İnönü Dönemi ( ) Fikri ve Edebi Eserlerde Kadın İsmet İnönü Dönemi şiir ve edebiyat düşüncesi Atatürk Dönemi nden farklılıklar göstermektedir. Atatürk Dönemi nde benimsenen Milli Edebiyat fikri yerini Hümanist fikriyata bırakmıştır. Bu düşünce bağlamında Türk roman ve şiirinde cephede kahraman Türk kadınının yerini Türkiye Cumhuriyeti nin devrimlerini benimsemiş çağdaş bir Türk kadınına bırakmıştır. Özellikle İsmet İnönü Dönemi nin yılları arasında edebi eserlerde Türk kadını bu minvalde resmedilmiştir. İnönü Dönemi nin fikri ve edebi eserlerinde değişen kadın algısını, dönem in yazarlarının eserlerinde net bir şekilde görme imkânına sahibiz. Yakup Kadri nin Milli Mücadele Dönemi ni konu alan romanları yerini Türk kadınının modernleşme süreci içindeki durumunun anlatıldığı romanlara bırakmıştır. Yakup Kadri, kadını ahlaki temelde değerlendirmiştir. Ona göre kadın kuracağı arkadaşlık ilişkilerine dikkat etmeli ve eve giriş çıkış saatlerinde geç saatlere kalmamalıdır. 365 Yakup Kadri, İnönü Dönemi nde yazdığı romanlarda Aile olgusu üzerine yoğun yazılar kaleme alır. Kadınlarımızın bazılarının Türk devrimlerini yanlış anladığını 365 Aydoğdu, H. (2011). Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Eserlerinde Eğitim Değerleri, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 85.

139 125 ifade eder. Ailenin merkezine kadını alır ve ailenin bütünlüğünün kadın sayesinde bir arada tutulabileceğini ifade eder. 366 Nurullah Ataç da İnönü Dönemi fikri hayatında Hümanizm düşüncesini benimsemiştir. Türk kadınının gelişimini modernite ile beraber sürdürülebileceğini inanan yazar bu konuyla alakalı olarak birçok yazı kaleme almıştır. Kadınlarımıza Latin ve Yunan Edebiyatları nı okutarak onların Antik Yunan ın özgür düşünce ortamını kavramasını istemiştir. O na göre bu sayede Türk kadını, duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etme imkânına kavuşacaktı. 367 Devrin en başta gelen yazarlarından Halide Edip, 1939 da yayımladığı Tatarcık romanında alafrangalaşmayı eleştirir ve Türk kadınının milli kimliğinden uzaklaştığını ifade eder. Romandaki Zehra adlı karakterle modernleşmenin yanlış anlaşıldığını ve bundan dolayı Türk kızlarının esas kimliğinden uzaklaştığını anlatır. 368 Sonuç olarak; İnönü Dönemi fikri ve edebi eserlerinde kadının rolü tartışma konusu olmuştur. Tartışmaların temel noktası kadınların çalışma hayatında varlığı ile alakalıdır. Sabiha Zekeriya Sertel, 27 Mart 1940 Tan Gazetesinde Meslek Kadının Şikâyeti konulu bir yazı kaleme alarak kadınların iş hayatında olması gerektiğini savunmuştur. Kanunların kadınlara siyasi ve içtimai haklar verdiğini söyleyerek erkeklerle eşit şartlarda haklara sahip olduğunu ifade etmiştir. Yazısının devamında kadınları çalışma hayatında karşılaştığı sıkıntılardan bahsetmiştir. Kadınları bir cinsel obje olmaktan çıkarılmasının gerekliliğini anlatarak erkeklerin kadınlara iş arkadaşı nazarıyla bakması gerektiğini anlatmıştır. 369 Yazarların kadınlarla alakalı olarak tartıştığı nokta Türk İnkılâpları ile başlayan yenileşme hareketinin onlar üzerinde ne suretle etkili olduğu fikridir. İnkılâpların kadınlar tarafından nasıl 366 Aydoğdu, a.g.e., 2011: Yıldırım, E. (2013). Erken Cumhuriyet Yılları Milli Kimlik Tartışmaları: Hasan Ali Yücel ve Türkiye de Hümanizma Arayışları, Turkish Studies international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 8(7), Önertoy, a.g.m., 2011: Ertuna-Biçer, B. (2008). Erken Cumhuriyet Dönemi Aydını Sabiha Zekeriya Sertel in Fikir Yazılarında Modernleşme Bağlamında Kadın, Toplum ve Siyaset, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 208.

140 126 algılandığı ve yorumlandığı yazarların eserlerinde mevzu bahis edilerek yanlış anlaşılan noktalar aydınlatılmaya çalışılmıştır Kadın Politikasının Önemli Bir Mevzii: Kadın Gazete ve Dergileri Türk kadınının kendini rahatça ifade edebildiği sahalardan biri gazete ve dergilerdir. Savaş ortamının hüküm ferman sürdüğü bir dönemde kadınlara hitap eden gazete ve dergilerin mevcut oluşu İnönü nün Türk kadınına verdiği değeri bizlere göstermektedir. Bu dönemde birçok gazete ve dergi basılarak Türk yayın hayatına renk getirilmiştir. Vatan müdafaasının önemiyle alakalı olarak Sabiha Sertel, 1941 yılında Türk Kadını İmtihandan Geçiyor başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Türk kadınlarının cephede nöbet bekleyen askerlerin arkasında, cephe gerisinde büyük tehalük ve askla mevki almaları, hudut boyunu bekleyen askerlerin yüreğine de azim ve kudret veren bir meşaledir. Kadın, erkek, çocuk, ihtiyar, Atatürk ün bize emanet ettiği istiklâli, İnönü nün yüksek bir kumandan, basiretli bir siyasi dehasıyla elinde tuttuğu köprünün anahtarlarını, fuzuli taliplerine vermemek için, daha çok imtihanlardan geçeceğiz. Sözleriyle her koşulda Türk kadının İnönü ye destek vermeye hazır olduğunu söylemiştir. 370 Bu gazetelerde moda, sanat, edebiyat, güzellikişlenerek Türk kadınının mevcut durumunun geliştirilmesi istenmiştir. Dönemin Sinema dergilerinin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri kadın güzelliğidir. Dergilerde kadınların nasıl güzelleşeceği, ideal boy ve kilo ölçülerinin neler olduğu anlatılmıştır. Yurt içi ve dışındaki ünlü artistlerin güzellik sırları paylaşılmış, kadınların bunları uyguladıkları takdirde onlar kadar zarif ve alımlı olacakları ifade edilmiştir. 371 Kadınlara ait dergilerin bir ihtiyaç haline gelmesi dönemin önemli yazarları tarafından dile getirilmiştir. İnönü Dönemi nde edebiyatta, mimarlıkta, müzikte, resimde milli zevki hâkim kılınmaya çalışırken moda alanında milli ögelerden uzak kalmanın manasızlığı vurgulanmıştır. Avrupa kültürüyle şekillenen modanın ülkeye 370 Biçer, a.g.e., 2008: Yıldızcan-Özyılmaz, Ö. (2013). Erken Cumhuriyet Döneminde Hollywood un Alımlanması: Kadınlar, Gençler ve Modernlik, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul,133.

141 127 madden ve manen zararları olduğunu ifade edilmiş, Türk kadınına yol gösterecek yeni kadın dergilerinin önemi üzerinde durulmuştur Perde ve Sahne Dergisi ( ) İlk sayısında sahibi ve neşriyat müdürü Muhsin Ertuğrul dur. Derginin ikinci sayısından itibaren sahibi eşi Münire Ertuğrul olmuştur. Münire Ertuğrul un vefatı sonrası 22. sayıdan itibaren Ömer Fehmi Başkut derginin idaresine geçmiştir. 373 Derginin içeriğini incelediğimizde sinema ve tiyatro konularında yazılar yer almaktadır. Sinemanın halk üzerinde etkileyici özelliğini anlatan yazılar kaleme alınmıştır. Neyyire Ertuğrul un vefatı sonrası 1943 tarihli yazıda Abalıoğlu Türk kızlarına: Sahneye çıkılır ve her sahada çalışılırken, Türk kadınlığının namus ve iffetten ibaret bütün vakar ve haysiyeti pek ala muhafaza olunabilir diyerek bunu gerçekleştirmiş biri olan Neyyire Hanım ı övmüştür. 374 Dergide kadın modası ve ünlüler hakkında bilgiler verilmiştir. Derginin 1943 tarihine ait yayınında sinema yıldızlarının güzellik sırlarına yer verilir. Bir sonraki sayıda ise Güzel Tebessüm Reçetesi başlığı altında kadınların güzel bir gülüşe sahip olmaları adına neler yapmaları gerektiği okurlara aktarılır Ankara da Sinema Âlemi (1944) 1944 yılında Ankara da yayın hayatına başlamıştır. İmtiyaz sahibi M. Kemal Kurşunluoğlu, kurucusu Dündar Arcayürek tarafından çıkartılan dergi, erkekler tarafından yönetilmesine rağmen dergi, kadınlara yöneliktir. Derginin yayınlarına baktığımızda gelişmekte olan Türk sineması ile alakalı bilgiler, ünlülerin yaşantılarından kesitler, Hollywood modasının özelliklerine yer vermişlerdir. Derginin özellikle II. Dünya Savaşı nın oluşturduğu karamsar tabloya karşı insanların biraz hayal kurmasına imkân sağladığı düşünülebilir. Bayanlara yönelik 372 Ediz, H. A., Son Posta Gazetesi,(1943, 24 Kasım). 373 Esen-Kıvanç, A. (2012). Perde ve Sahne Dergisi Çerçevesinde ( ) Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye sinde Sinema Algısı, Ankara Üniversitesi Tarih Okulu Dergisi, (13), Esen- Kıvanç, a.g.m., 2012: Esen- Kıvanç, a.g.m., 2012:84.

142 128 olarak özellikle ünlülerin yaşantıları, giyim kuşamları hakkında verdiği bilgiler bir nebze olsun kadınları devrin realitesinden uzaklaştırmıştır Asrın Kadını (1944) Selim Cavid Yazman ın sahibi olduğu derginin ilk sayısını Haziran 1944 yılında yayınlanmıştır. Derginin kuruluş amacı ilk sayısında Niçin Çıkıyoruz? başlığıyla şöyle okuyucuya aktarılır: Yaşadığımız yirminci asırda, kadın, erkek arkadaşının yanında her sahada yer almak için yetişmek yolunda bulunuyor. Bugün dünyanın bütün memleketlerinde olduğu gibi, Türkiye de de kadın birçok mesleklerde vazife almaya hak kazanmış ve aldığı vazifeleri de muvaffakiyetle başarmak liyakatini göstermiştir. Kadın muallim, kadın avukat, kadın hâkim, kadın meb us, kadın doktor, kadın kimyager, kadın muharrir, kadın idareci, kadın fabrikatör, kadın gazeteci, kadın baytar, kadın mimar, kadın bestekârlarımız var. İlim, fikir, sanat gibi yüksek kültürü icap ettiren bu mesleklerde hayat sahnesine çıkan kadının iş hayatında daha ziyade maddeye ve kuvvete dayanan hizmetlerde de erkek arkadaşları kadar muvaffak olduğu görülmektedir. 377 Yazıda kadın ve erkek eşitliği vurgulanmıştır. Dergide Türk kadınının birçok meslek dalında faaliyet göstermesinin yanında annelik ve ev hanımlığı konularını da ihmal etmediği ifade edilmiştir. Derginin üç temel hedefi olduğu belirtilmiştir: Kadın ve Fikir Hayatı, Kadın ve İş Hayatı, Kadın ve Ev Hayatı. 378 Derginin yazar kadrosunu incelediğimizde Türk kadın hareketinin içinde önemli çalışmalar yapmış; Şekufe Nihal, Edibe Dündar, Safiye Erol, Operatör Dr. Melahat Yıldızay, Dr. Gönül Bingöl, Duygu Yazman yer almıştır. Derginin içeriğinde özellikle Şukufe Nihal in yazıları dikkat çekmektedir. Türk kadının bütün meslek dallarında yer alması gerektiğini ifade eden yazıları, Türk kadınının girişimci yönünü ortaya çıkarmaya çalışmıştır Yavuztürk-Mungan, G. (2013)b Ankara da Yayımlanmış Sinema Dergilerinin Kısa Tarihçesi, Koç Üniversitesi Ankara Araştırmalar Dergisi, 1(2), Asrın Kadını Dergisi, Haziran 1944,1(1), Asrın Kadını Dergisi, Haziran 1944, 1(1), Asrın Kadını Dergisi, Haziran 1944, 1(1),1.

143 129 Dergide özellikle üzerinde durulan konulardan biri de erkek mesleği olarak nitelendirilen iş kollarında Türk kadının yer alması gerektiğidir. Bu konuda örnek yaşam hikâyeleriyle Türk kadının her mesleği yapabileceği vurgusu işlenmiştir. Dergi ev hanımlarını da ihmal etmemiştir. Dönemin kadın güzelliği, 380 kadın modası, çocuk yetiştiriciliği, ev tanzimi, el işleri, yemek tarifleri, cemiyeti hayatı ile alakalı konular yayınlanmıştır. 381 Dergide kadınlarla alakalı toplum tarafından tartışılan konulara da yer verilmiştir. Bu konular, anket halinde okuyuculara sorularak problemlere cevap aranmıştır. Sorulara baktığımızda; Bekârlık Vergisi kadınlardan alınmalı mıdır?, Lüks, evlenme müessesinin aleyhinde bir cereyan mıdır?, Kültürün (tahsilin), evlenmeye zararı var mıdır? gibi sorularla toplumsal konulara karşı duyulan ilgi incelenmiştir. 382 Derginin 3. sayısında yurdun herhangi bir noktasına düşman saldırısı olduğunda Türk kadınının silah başına geçmesi ile alakalı kanuni düzenlemeyi açıklarlar. Kanuni düzenlemenin içeriği, derginin bu sayısında açıklanmaya çalışılır. 20 ile 45 yaş arasında eli silah tutan her Türk kadınının vatan müdafaasında görev alacağı belirtilmiştir Ev Kadın (1945) 1945 yılında kurulmuş olan derginin sahibi M. Faruk Gürtunca dır. Derginin yayın içeriği daha çok ev kadınlarının ihtiyaçlarına yöneliktir. Moda, yemek tarifi, el işleri 380 Dergide kadın güzelliği ile ilgili bilgiler yer almıştır. Güzel Olmak İstiyor musunuz? Başlıklı makalede yüz güzelliği ile alakalı ipuçları verilmiştir. Yüz üzerinde oluşabilecek hastalıkların tedavisi ile alakalı formüller okuyucuya sunulmuştur. Bkz: Asrın Kadını Dergisi, Temmuz 1944,1(3), Asrın Kadını Dergisi, Haziran 1944, 1,(1). 382 Ankete karşı verilen cevaplar dikkat çekicidir. Hukuk Fakültesi II. Sınıf öğrencisi Necmiye Kavalalı sorulara vergi alınmamalıdır diye cevap vermiştir. Sebebini de böyle bir uygulamanın kızlarımızı zorla istemedikleri evlere sürükleyeceğini ifade etmiştir. Lüksün, evlenmeye engel olduğu söylemiştir. Kızların eğitiminin artmasının eş seçiminde daha da onları zora soktuğu cevabını vermiştir. Ankete İktisat III. Sınıf öğrencisi Zerrin ise Verginin alınması taraftarıdır; Çünkü bugünkü kadın zevki için evlenmediğini ifade etmiştir. Lüksün bir hastalık olduğunu düşündüğünü söyleyerek, tahsilin artmasının annelik ve evlilik müessesesine zarar verdiği cevabını vermiştir. Bkz. Asrın Kadını, 1(1),12, Haziran Konu ile alakalı dergi de 20 yaşından 45 yaşına kadar bütün Türk kadınları talim ve terbiye görerek yurt müdafaasına silahlı olarak iştirak edecektir. Şimdiye kadar kadınlarımız için tanınmış bütün haklar arasında bizce, kadınlık hesabına en ziyade iftihar vesilesi olan şüphesiz ki bu sonuncusudur. Cinsimizden beklenen bu mukaddes vazifeyi yapmak için bütün kadınların seve seve ileriye atılacaklarına katiyetle inanımız vardır. Bu münasebetle bu hakkı bize tanıyan Devlet adamalarımıza burada alenen minnet ve şükranlarımızı arz etmeyi vazife biliriz ifadelerini okuyucularıyla paylaşmıştır. Bkz. Asrın Kadını Dergisi, Temmuz 1944,1(3),3.

144 130 ile alakalı konular dergide yer almıştır. Dergide Gönül Abla köşesinde 384 Türk kadınının sorunları tartışılmıştır. İnönü Dönemi ( ), kadın dergiciliği savaş şartlarının verdiği sıkıntılı süreçten dolayı yeterli seviyede olmamakla beraber yaptıkları dergicilikle Türk kadınının o dönemdeki sesi olmayı başarabilmişlerdir. Dergilerin ortak özelliği, Türk kadınının ev hanımlığı ve iş hayatında daha başarılı olmasını sağlayacak öneriler içeriyor olmasıdır. İnönü Dönemi nde basılan diğer kadın dergileri şunlardır: Sesimiz(1940), Kadın Dünyası(1940), Kadınlar Âlemi (1940), Türk Kadını (1944), Ev Kadını (1945). 385 İnönü Dönemi nde kadınlara ait dergi ve gazetelerin yanında kadın ve erkeğin birlikte yazdığı gazetelerde de Türk kadınının sorunları tartışılmıştır. Çalışma hayatında yer alan kadınlara olumsuz bakış açısı, İnönü Dönemi ( ) Kadının Kültür Hayatına Yansımaları Resim, tiyatro, sinema, opera ve bale gibi sanat dallarının niteliği bir toplumun kalitesinin göstergesidir. Bir halkın yaşayışını, kültürünü ve gelişmişlik seviyesini bu kültürel ögelere bakarak tahlil edebiliriz. Türk toplumunun Avrupa tarzı bu sanat dallarıyla tanışıklığı daha çok Meşrutiyet Dönemi yle birlikte başlamıştır. Cumhuriyetin ilânıyla birlikte bu sanat dalları çağdaş dünya ile etkileşim için devletin resmi politikaları haline gelmiştir. 384 Ünal, B. (2010), Türk Kadınlığı için Çağdaş Bir Adım: Kadın Gazetesi( ), Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, Pınarcı, A.G. (2013). Kadın Dergileri, Atılım Üniversitesi E- Bülten, 8(29), İnönü Dönemi nde toplumun bazı kesimlerinde çalışan kadınlara karşı olumsuz bakış açısı dönemin yazarlarından Sabiha Zekeriya Sertel tarafından eleştirilmiştir. Çalışan Kadınla Evlenilemez başlıklı yazısında arkadaşlar arasında evlilik konulu diyaloğu okurlarına aktarır. Bu konuşmada erkeklerden birinin çalışan kadına kötü kadın nazarıyla baktığını ifade eder. Bu düşünce yapısını eleştirir ve bu bakış açısının olumsuzlukları üzerinde durur. Yapılan Reformların etkin olabilmesi için toplum hüküm süren gelenekçi yapının değişmesi gerektiği ifade eder. Bkz: Biçer, a.g.e., 2008:211.

145 Milli Mücadele Dönemi nden İnönü Devrine, Sinema ve Tiyatro: Gelenek ve Değişim Türk tarihinde sinema ve sinemacılık 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul un Pera semtinde ortaya çıkmıştır. Akabinde Talat Bey Anadolu nun çeşitli semtlerinde sinema gösterimlerine izin vermiş, ancak film çekim taleplerine kat-i suretle karşı çıkmıştır. 387 Türk sinema tarihinde kadınların konu olarak yer aldığı ilk film Pençe dir. Mehmet Rauf tarafından 1909 yılında yayımlanan aynı adlı kitaptan 1917 de sinemaya aktarılmıştır. Bu filmde evlilik kurumu tenkide tabi tutulmuş ve cinsel ögeler ön plana çıkarılmıştır. 388 Milli Mücadele Dönemi nde Müdafaa-i Milliye Cemiyeti nin çatısı altında Sedat Simavi nin girişimiyle, bir film stüdyosu kurulmuştur. Cemiyet ilk olarak Mürebbiye adlı filmi 1919 yılında yayınlanmıştır. Filmin yönetmeni Ahmet Fehim Efendi dir. Bu filmin başkarakterleri yine kadınlardır. Filmin çekimleri sırasında İzmir düşman tarafından işgal edilmiştir. Bu durum karşısında film ekibi çekimleri yarıda kesip İstanbul a gitmişlerdir. İzmir in işgalini protesto maksadıyla İstanbul da Sultanahmet ve Fatih mitingleri yapılmıştır. Miting ve Halide Edip Adıvar ın konuşmaları bu ekip tarafından film haline getirilmiş ve Milli Mücadele nin nasıl geliştiğini gösteren önemli bir görsel kaynak niteliği kazanmıştır. 389 Milli Mücadele Dönemi ni konu alan bir diğer film ise Ateşten Gömlek tir. Halide Edip Hanım ın romanının sinemaya aktarılmış hali olan filmin yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul yapmıştır. Kurtuluş savaşını konu alan film halk tarafından yoğun ilgi ile karşılanmıştır. Film ilk konulu kurtuluş savaşı filmiydi. Filmin diğer önemli noktası ise ilk defa Müslüman Türk kadını bu filmde yer almıştır Önder, S. ve Baydemir, A. (2005). Türk Sinemasının Gelişimi ( ), Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(2), Emin, B. (2003).Halit Refiğ Sinemasında Kadın(1960/ ), Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 389 Odabaş, B. (2003). Türk Sinemasının Kuruluşunda Ordu nun Rolü, Belge(sel) film ve Kurtuluş Savaşı Filmleri, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Hakemli Dergisi, (16), Hayır, C. (2014). Cumhuriyet Dönemi: İktidar, İdeoloji ve Sinema, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi,7(31), 352.

146 132 Cumhuriyet in kuruşuyla birlikte Türk sinemasında kadın içerikli sinema filmleri artarak devam etmiştir. Bunun temel nedeni, Atatürk ideolojisinin topluma sinema yoluyla yerleştirilme çabasıdır. Halk arasında okuma yazma oranlarının çok düşük seviyelerde oluşu, halkın bir şekilde bilinçlendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu problemin aşılabilmesi adına devrin idarecileri sinemanın gücünden yararlanma yoluna girmişlerdir. Muhsin Ertuğrul un yönetmenliğinde 1924 yılında Sözde Kızlar filmi gösterime girmiştir de Ankara Postası, 1929 Kaçakçılar, 1931 İstanbul Sokaklarında, 1932 Bir Millet Uyanıyor filmleri çekilmiştir. Atatürk bu çekilen filmlerle yakından ilgilenmiştir. Bir Millet Uyanıyor filminin senaryosunu okuyarak görüşlerini bildirmiştir yılında hazırlanmakta olan İstiklâl Savaşı Belgeseli ni yakından takip etmiş, çalışmalardan memnun kalmadığını Ben hayattayım. Millî Mücadele ye ait bütün evrakım, kılıcım, çizmem hâlihazırda mevcut olduğuna göre çağırdığınız anda bana düşen vazife ve görevi yapmadım mı? Böyle bir teklif karşısında kalsam memnuniyetle kabul eder, bir artist gibi filmde rol alır, hatıraları canlandırırdım. Bu millî bir vazifedir. sözleriyle Türk sinemasına verdiği önemi dile getirmiştir. 391 Atatürk Dönemi nde sinema ile halkı bilinçlendirme çalışmaları özel teşebbüsün yanı sıra Halk Evleri vasıtasıyla da yapılmaya çalışılmıştır. Halk Evleri nde gösterilen filmlerde Türk ve dünya sinemasından önemli kadın oyuncuların yer aldığı yayınlar yapılarak Türk kadının bu sanat dalında yer alması teşvik edilmiştir. Atatürk ün vefatından önce Halk Evleri nde 1760 sinema gösterimi ve 1730 temsil gecesi düzenlenmiştir. Bu dönemdeki sinema gösterimlerine kadınlı erkekli yaklaşık sekiz yüz bin kişi iştirak etmiştir. Halk Evleri bu sinema gösterimlerini ücretsiz olarak yayınlamıştır. Buradaki maksat maddi kaygıdan ziyade halkın bilinçlendirilmesidir. 391 Evcin, E. (2011). Atatürk ün Güzel Sanatlara ve Sanatçılara Bakışı, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (47), 537.

147 İnönü Dönemi nde Sinema ve Tiyatronun Kadına Etkisi İnönü Dönemi yle birlikte sinemada yönetmen sayısı artmış bu dönemde çekilen filmlerde kadın karakter oranı yükselmiştir. Kırklı yıllarda devlet sinemaya yeni düzenlemeler ve iyileştirmeler getirmiştir. Film ve seyirci sayısındaki artış beraberinde birçok eleştiriyi getirmiştir. Ahlaki yozlaşma şikâyetleri sinema konusunu Meclis gündemine getirmiştir. 392 Eleştirilerin başında kadınların, sinema salonlarında film izlerken karanlık bir salonda erkeklerle yan yana film izleyecek olmasıdır. Bununla beraber Türk kadınının bazı filmlerde gayrı ahlaki bir karaktere sahip gibi gösterilmesi de toplum tarafından rahatsızlıkla karşılanmıştır. 393 Cumhuriyet in ilk yıllarında sinema salonlarına giden kadın sayısı azdır. İlerleyen yıllarda bu sayı gittikçe artmıştır. Kadınların, İnönü Dönemi ile birlikte erkeklerle aynı ortamlarda film izleme oranı yükselmiştir. Bu dönemde kadınları sinemaya çeken farklı sebepler vardır. Dönemin ev ısıtma güçlükleri göz önüne alındığında sinemalar vakit geçirebilecekleri sıcak ortamlar sunmaktaydı. Çoğu bayan izleyici öğleden sonraları, her seans başlangıcında bilet kontrolü yapmayan sinema salonlarına tek bilet geçiyor, sıcak ortamlarda uzun süre çocuklarıyla birlikte buralarda vakit geçiriyordu. Kadınların sinemalara gitmelerindeki diğer bir sebep ise sinema yıldızlarına olan ilgileri ve onları ekranda görme istekleriydi. 394 İnönü Dönemi nde sinema kültürü, iki farklı şekilde yorumlanmıştır: Birincisi eğitim aracı olarak kullanılması, ikincisi kitleleri II. Dünya Savaş ının sıkıntılı ruh halinden uzaklaştırma aracı olmasıdır. Eğitimsel yönüyle sinema, İnönü Dönemi Türkiye sinin toplumu şekillendirme araçlarından birisidir. İnönü Dönemi sinemasının eğitim yönü kadınların nasıl çağdaş dünya ile uyumlu bir kadın olması gerektiğini öğretmeye çalışır. Eğitim faaliyetlerinde Atatürk Dönemi nde olduğu gibi İnönü Dönemi nde de Halk Evleri ön plana çıkmıştır. Evlerde gösterilen filmler daha çok eğitici ve öğretici 392 Cantek, L. (2005). Gündelik Yaşam ve Basın ( ) Basında Gündelik Yaşama Yansıyan Tartışmalar, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Yıldızcan-Özyılmaz, Ö. (2013), Erken Cumhuriyet Döneminde Hollywood un Alımlanması: Kadınlar, Gençler ve Modernlik, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, Yıldızcan- Özyılmaz, a.g.e., 2013:

148 134 nitelikte olup kısa metrajlı oluşturulmuştu. İnkılâpların korunması, propaganda malzemesi olarak kullanılması benimsenen düşüncenin uygulama safhasıdır. 395 Halk Evleri nin yanında özel teşebbüs de sinemaseverlere hizmet etmiştir yılında, Muhsin Ertuğrul un eşi Neyyire Neyir in genel yayın yönetmeni olduğu Perde ve Sahne Dergisi, Sinema Yıldızı Müsabakası düzenler. Bu müsabakada seçilecek kızların Muhsin Ertuğrul un çevireceği filmlerde başrol oynayacağı belirtilir. Müsabakaya başvuru şartı olarak yaş arasında olmak, en az ortaokul tahsili görmüş olmak, telaffuzu, şivesi düzgün olmak; suratı fotoğrafa, sesi mikrofona elverişli olmak; ailesi, sinema filminde oynamasına müsaade etmiş olmak. 396 şartları belirlenmiştir. Bu şartlarda dikkat çeken önemli bir nokta ailenin izninin olmasıdır. Buradan da anlaşılacağı üzere toplum bazı kesimlerinden tepki alınacağı endişesi bu şartı ilâna ekletmiş olabilir. İnönü Dönemi kadın temalı Türk sineması örnekleri şunlardır: Duvaksız Gelin, Kerem ile Aslı, Kıskanç, Sürtük (1942), Dertli Pınar (1943), Deniz Kızı, Günahsızlar, Hasret (1944) 397 filmleridir. Bu filmlerin genel özelliği dram tarzı filmler olmasıdır. Dram filmleri, genel manada kadınlara hitap etmektedir. Bu filmler genel olarak toplumun farklı kesimlerinden insanları temsil etmiştir. Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunda kadın imgesi devrin şartlarına ve siyasi gelişmelerine paralel olarak değişiklik göstermiştir. Cumhuriyet Dönemi yle birlikte birçok yabancı menşeili piyes tercüme edilerek Türk tiyatrosuna kazandırılmıştır. Bununla beraber ülkenin siyasi, toplumsal, ekonomik durumu piyeslere konu edilmiştir. Bu sayede Türk toplumu ile iç içe bir tiyatro fikri hayata geçirilmiştir. Türk toplumuna aykırı nitelikler taşıyan bazı oyunlar ise devlet tarafından yasaklanmıştır. Tiyatro ve müzikaller devletlerarası ilişkilerde de dikkat edilen bir sanat dalı olarak görülmüştür. Örneğin Ekrem Reşit Rey ve Cemal Reşit Rey tarafından Üç Saat adlı müzikal oyun Türk geleneksel yapısıyla uyuşmadığı bazı din ve etnik gruplarla alay edildiği sebep gösterilerek bir süre yasaklanmış. 395 Cantek, a.g.e., 2005: Yıldızcan- Özyılmaz, a.g.e., 2013: İri, M.(2004). Türk Sineması nda Ulusal Kimliğin İnşası ( Dönemi), Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 276.

149 135 Müzikaldeki İran ve Irak la alakalı bazı rahatsız edici bölümler ülkeler arası ilişkileri zedelememesi için çıkarılmıştır. 398 Türk tiyatrosunun gelişmesi adına 1940 tan beri Devlet Konservatuarı olarak çalışmalarını sürdüren Konservatuar da tiyatro ve oyunculuk eğitimi vermek üzere ünlü Alman tiyatro sanatçısı ve bilim adamı Carl Ebert tiyatro ve opera bölümlerinin temel ilkelerini saptamıştır. 399 Tiyatro yazarlarımız Cumhuriyet in temel niteliklerine bağlı kalmışlardır. Cumhuriyet Dönemi yazarları, Türk aile yapısı içindeki yer alan töre, adet, ahlak, din vb. konularını eserlerinde işlemişlerdir. 400 İnönü Dönemi ( ) tiyatro oyunlarının en önde gelenleri Ahmet Munip Dıranas ın Gölgeler' ve Ahmet Kutsi Tecer in Köşebaşı 401 oyunlarıdır. Bununla beraber Türk kadın yazarlar da tiyatro oyunları kaleme almaya başlamışlardır. İnönü Dönemi kadın yazarlarından Cahit Uçuk un 402 Gök Korsan adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu nda sergilenmiştir. 403 Gök Korsan, bir aşk ve kahramanlık oyunudur. Konusu Ortaçağ'da, korsanlar arasında geçer. Mağrur ve güzel bir Rodoslu kızın yiğit bir Türk korsanına olan aşkını, başka korsanlar tarafından kaçırılışını, öldürüleceği sırada sevgilisi tarafından kurtarılışını, daha sonra yeni tehlikelere göğüs germek zorunda kalışını anlatır. Manzum olarak yazılmıştır. Mertlik, yiğitlik, dostluk, sadakat, aşk, sanat sevgisi gibi değerler yüceltilmiştir Ulusoy, D. (1991). Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Devlet sanat İlişkisi: Batılı Sanatların Benimsetilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, Evcin, a.g.m., 2011: Töre, E. (2009). Türk Tiyatrosunun Kaynakları, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 4(1), Ayar-Aslan, P. (2014). Türk Tiyatrosunda Kadın Temsili Üzerine Feminist Eleştiri Denemesi: Beş Farklı Oyun Hep Aynı Kadın, Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(9), Cahit Uçuk ( ): Babası son Osmanlı Mebusan Meclisi Siverek milletvekilidir. İlk masalını Nazım Hikmet in Yarım Ay dergisinde çıkarmıştır. Eserlerinin çoğunda Türk kadınını ve toplumdaki yerlerini konu edinmiştir yılında 93 yaşında İstanbul Bebek te vefat etmiştir. Bkz: Milliyet Gazetesi, Tarihten Portreler Cahit Uçuk Hanım, 26 Mart Şener, S. (1973), Cumhuriyet Dönemi Kadın Oyun Yazarları, Ankara Üniversitesi Tiyatro Araştırmaları Dergisi, (4), Şener, a.g.m., 1973:33-34.

150 136 İnönü kadın tiyatrocuları daima desteklemekle beraber Halk Evleri vasıtasıyla onların bu çatı altında piyesler sergilemesini istemiştir. Çünkü Halk Evleri ni Türk devletinin çağdaşlaşma ve medenileşme hamlesinin birer toplanma merkezleri olarak görmüştür. 405 İnönü, kendi döneminde Halk Evleri ne ziyaretler de bulunmuş ve burada sergilenen gösterilere destek vermiştir. 406 Buralarda sergilenen Tiyatro oyunlarıyla toplumsal etkileşim sağlanmıştır. Türk Devrimleri halka tiyatro oyunları vasıtasıyla öğretilmeye çalışılmıştır. Kadınların piyeslerde sahne almasına karşı oluşan taassup düşüncenin kırılmasına halk Evleri nde sergilenen oyunlarla çare bulunmaya uğraşılmıştır. Bu çaba sayesinde hem tiyatro alanında kadınların temsili meselesi aşama kaydetmiş hem de Türk inkılâpları milletin nezdinde olumlu bakış açısı kazanmıştır Resimde Kadın İzleri Osmanlı Dönemi nde kadınların resim sanatıyla ilgilenmesi devletin son dönemlerine denk gelmiştir. İlk kadın ressamımız Mihri Müşfik Hanım dır. 407 Sanayi-i Nefise Mektebi nin açılmasıyla kadın ressam sayısında bir artış görülmüştür ve çok sayıda kadın ressam Türk sanat tarihine geçmiştir. Resimleriyle gerek Osmanlı nın son dönemine gerekse Atatürk ve İnönü dönemlerine ışık tutan eserlere imza atmışlardır. Resme karşı tutkularını bu okul sayesinde ortaya çıkaran Türk kadını, Cumhuriyetin ilanıyla devrimlerin topluma aksettirilmesi adına önemli roller üstlenmiştir. Sanayi-i Nefise Okulu ndan yetişen: Belkıs Mustafa, Nazlı Ecevit, Güzin Duran, Melek Celal Sofu, Fahrünnisa Zeyd, Sabiha Bozcalı, Hale Asaf gibi kadın ressamlar genç Cumhuriyet in inşa sürecinde Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü n yanında yer almış Türk modernleşme hareketine eserleriyle destek vermiştir. 405 Güneş, M. (2012). Adnan Menderes ve Halkevleri, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 25, İsmet İnönü Dönemi, kültürel faaliyetlerin merkezi haline dönüşen Halk Evleri devlet tarafından yoğun şekilde desteklenmiştir. İsmet Paşa Halk Evleri ni ziyaret ederek İnkılapların toplum tarafından nasıl karşılandığını görmek istemiştir.29 Aralık 1939 da Diyarbakır a yaptığı gezilerde Halk Evi ni ziyaret etmiş, burada bulunan kütüphane ve sinema salonunu beğenmiş, liselerde kız ve erkekli karma eğitim verildiğini ifade ederek memnuniyetini dile getirmiştir. Bununla beraber birçok şehirde Halk Evleri ni ziyaret ederek burada gösterilen piyes, tiyatro v.b güzel sanatlara ait gösterilere iştirak etmiştir. Bkz. İsmet İnönü, Defterler( ). 407 İgüs, E. (2015). Erken Cumhuriyet Türkiye sinde Modern Kadın Kimliği: Heykeltıraş Zerrin Bölükbaşı Örneği Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 7(34), 495.

151 137 Mustafa Kemal Atatürk, resim sanatına büyük önem atfetmiştir. Türk kadınını bu güzel sanat dalında teşvik etmiş ve ilk yağlı boya portresini Mihri Müşfik Hanım a yaptırmıştır yılında Yunan askerinin denize dökülmesi sonucunda Türk kadınının büyük kumandana şükranlarını ifade etmek için O nun bir portresini yapmak isteyen Mihri Hanım, Çankaya Köşkü ne davet edilmiştir. Mustafa Kemal, Mareşal üniforması ile bir poz vermiş üç metre boyutundaki tablo yağlı boya tekniğinde yapılmıştır. 408 Cumhuriyet in ilânından sonra Avrupa sanat ve kültürünü öğrenebilmek adına Avrupa ya öğrenciler gönderilmiştir. Avrupa ya gönderilen öğrencilerden o ülkenin çağdaş sanat anlayışını Anadolu topraklarına taşıması beklenmiştir. Bu kapsamda 1924 yılında Belkıs Mustafa Hanım, Kara Çocuk adlı tablosunun çok beğenilmesi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı nca Almanya ya gönderilmiştir yılında ise ressam Hâle Asaf Hanımefendi Paris e eğitim alması için gönderilerek 410 Türk kadınının önündeki engellerden bir tanesi aşılmıştır. Atatürk Dönemi nde resim ve portreler ülkeler arası dostluğun pekiştirilmesi adına bir barış hediyesi olarak yabancı devlet erkânına sunulmuştur. Atatürk, Müşir üniformasıyla poz verdiği tabloyu Yugoslavya hükümetine hediye etmiştir. Celal Bayar, 1937 yılında Yugoslavya ya yaptığı ziyaret esnasında Belgrad Kalesi ndeki müzede diğer saray resimleri ve önemli generallerin portreleri arasında asılı Atatürk ün portresini de gördüğünü ifade etmiştir. 411 İnönü Dönemi nde Türk resmine ve ressamlığına verilen değer daha da artmıştır. Zeynep Yasa Yaman a göre İkinci Dünya Savaşı yıllarında ulusal resim sanatı yaratma ve sanatı yabancı etkilerden arındırma amaçlanmıştır. Bu dönemde Kemalist ideolojinin Türk Devleti nin ruhuna uygun bir şekilde gelecekçi ve konstrüktivizm 412 eğilimlerinin yerine daha çok insanı merkeze alan hümanist 408 Akçay, S. (2015). Türk Resim Sanatında ( ) Erken Cumhuriyet Dönemine Kadar İlk ve Öncü Kadın Ressamlar, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversite Sosyal bilimler Enstitüsü, Kolay, A. (Editör).(2013). Türk Modernleşmesi, İstanbul: Yeditepe Yayınevi, Karadağ, E. (2008). Cumhuriyet Dönemi Kadın Sanatçıların Resim Öğretimindeki Rolü, Yüksek Lisans Tezi, Ondokuzmayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun, Akçay, a.g.e., 2015: Konstrüktvizm, 1914'te Rusya'da ortaya çıkmış bir sanat akımı. Resim, heykel ve mimari alanlarında egemen olmuş, Sosyalist Gerçekçilik resmi tutum olarak benimsenince ortadan kalkmış, yandaşlarının bir bölümü batıya göçmüştür. Genelde çağdaş malzemeleri kullanan ve geometrik kompozisyon anlayışını benimseyen bir tutumdur. Ekim Devrimi yle beliren Konstrüktvizm, geçmişle tüm bağlarını koparmış,

152 138 anlayışa terk etmiştir. Bu amaç doğrultusunda 1938 itibariyle resim sanatıyla ilgili yurt gezileri ve sergiler açılarak Türk resim sanatının geliştirilmesi amaçlanmıştır da resim alanında Yeniler Grubu nun 414 kurulması güzel sanatlara yeni bir soluk getirmiştir. Devletin kadın ressamlara bakış açısını gerek Milli Şef in gerekse Mevhibe İnönü nün yurt çapında yapılan sergilere ve gösterilere bizzat destek vererek iştirak etmelerinden anlayabilmekteyiz. İnönü, resim sanatıyla ilgilenen Türk kadınlarına Halk Evleri nin kapıları açmıştır. Dönemin ressamlarından Celile Uğuraldım Hanımefendi Adana Halk Evi nde bir resim sergisi açmıştır. 415 İnönü birçok ressamı Anadolu nun farklı kültürlerini, sanatını tanıması için yurdun çeşitli yerlerine göndermiştir. Bu seyahatler devlet tarafından finanse edilmiştir. Seyahatler Türk ressamlığına yenive farklı boyutlar kazandırmış birçok yeni resim ve tablo çizilerek Türk resim sanatına kazandırılmıştır. Geziler sonunda tuvallere yansıyan resimler 23 Mart 1939 tarihinde Birinci Devlet Resim Sergisi ile aynı gün Birinci Resim Müsabakası Sergisi ismiyle Ankara Halk Evi nde halkın beğenisine sunulmuştur. Sergide on ressamın yüz bir yapıtı sergilenmiştir. Sergilenen resimlerin 43 tanesini Cumhuriyet Halk Partisi, 25 tanesini Kültür Bakanlığı satın almıştır. 416 Yine bu dönemde Avrupa da en çok resim sergisi açmasıyla ünlü Fahrunisa Zeyd Hanım da 1941 yılında kendisinin en ünlü eserlerinden biri olan Reve Yougoslave adlı yağlı boya tablosunu yapmıştır. Bu tabloda, bir kadının ruh durumunun yüz hatlarına yansıması resmedilmiştir. 417 endüstriyel malzeme ve teknikleri yücelten bir biçimlendirme çabası içinde olmuştur. Tatlin in önderliğinde ilk olarak mimarlıkta ortaya çıkmışsa da bu alanda tasarımdan öteye gidememiştir, hiçbir uygulanmış örneğe sahip olmamıştır. 413 Arslan, S. (2013). Türkiye Cumhuriyetinin Hükümetlerinin Politikalarında Resim Sanatı( ), Yüksek Lisans Tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Van, Yeniler Grubu, Türkiye de toplumsal gerçekçi sanat anlayışının yaygınlaşmasını hedef alan sanatçılar grubudur lı yılların başlarında, kentin yoksul yaşam kesitlerine, özellikle bir liman kenti olan İstanbul da yaşam savaşını denizde veren insanlara karşı uyanan ilgi üzerine, bir araya gelen bazı sanatçılar, Yeniler adı altında bir grup oluşturdular. 415 Akçay, a.g.e., 2015: Akgül-Kocaman, E. (2014). Cumhuriyet Döneminde Geleneksel Tarzda Çalışan Türk Ressamlar, Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Denizli, Akçay, a.g.e., 2015:123.

153 139 Kadın ressamların resimlerini incelediğimizde farklı alanlarda resimlerin çizildiğini görebilmekteyiz. Doğa, insan, kadın, çocuk ve halk unsurlarının resimlerde tasvir edilmiş olması belli konularda takılı kalınmadığını bizlere göstermektedir. Modern resim sanatının Cumhuriyet ile birlikte ortaya çıkışı bu alanda kadına ve kadınlığa bakış açısını değiştirmiştir. İnönü Dönemi nde, İstanbul ve Anadolu nun birçok şehrinde resim sergileri açılmış ve halkın buraları görmesi istenmiştir. Sergilenen bu resimlerde kadın konusu yoğun bir şekilde ele alınmıştır. Hatta bazı sergiler tamamen kadın teması üzerine inşa edilmiştir. 23 Mart 1942 de Gazeteciler Cemiyeti nin Beyoğlu lokalinde kadın konusunun ağır bastığı bir sergi icra edilmiştir. Devamındaki yıllarda da Ankara Halk Evi nde benzer sergiler düzenlenerek Türk milletinin resim sanatına olan ilgisi arttırılmaya çalışılmıştır. 418 Türk resim sanatı ve sanatçıları Cumhuriyetin temel değerlerine saygılı davranmışlardır. Demokrasinin gelişmesi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti nde resim sanatı da gelişmiştir. Özellikle İnönü Dönemi nde açılan çok sayıda resim sergisine devrin önemli devlet adamları ve eşleri katılmıştır. Devlet adamlarının desteği sadece bu sergilere katılmakla sınırlı kalmamış bunun yanında devlet himayesi altına alınarak muhafazası sağlanmıştır. Devlet binaları, ressamlara ve resim sergilerine açılarak ressamlara kendilerini ifade etme imkânı tanımışlardır. Kadın ressamların yaptığı portrelere ayrı bir önem verilerek toplum baskısının önüne geçmeye çalışmışlardır Kadının Değişen Vizyonu ve Moda Meşrutiyet Dönemi yle değişim emareleri göstermeye başlayan Türk modası Cumhuriyet in ilânıyla gerçek manada çağdaşlaşmanın temelini atmıştır. Özellikle Atatürk ün kadınlara yönelik yaptığı tekke ve zaviyelerin kapatılması, sarık, cüppe, çarşaf gibi kıyafetlerin yasaklanması, Medeni Kanunu nun kabulü ve kadınlara siyasal hakların verilmesiyle birlikte Türk kadını çağdaş bir moda anlayışına yavaş 418 Özsezgin, K. (1998). Mustafa Plevneli, yetmiş beşinci yıla armağan Türk plastik sanatlar, İstanbul: Bilim Sanat Galerisi,48.

154 140 yavaş uyum sağlamaya başlayarak Avrupa daki hemcinsleri ile aradaki farkı kapatması hedeflenmiştir. Türk kadının giyim kuşam modasını incelediğimizde Türk kültürünün temel çizgileri kıyafetler üzerinde mevcudiyetini sürdürmüştür. Gelenek ve modernizeyi birlikte aynı potada eriterek kendine özgü bir moda anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu moda anlayışı toplum tarafından ilk başta şüpheyle karşılanmış olsa da İnönü Dönemi yle inkılâpların yerleşmesinin sonucu kadınlar tarafından hüsnü kabul görmüştür. Türk kadının beyninde ve ruhunda başlayan inkılâp hareketi Türk kadınının giyim ve kuşamında da kendini göstermeye başlamıştır. Yeni moda anlayışının bu kadar kısa sürede kabul görmesinin ana nedenlerinden bir tanesi de devrin liderlerinin eşlerinin bu kıyafetleri giyerek toplum arasına karışmalarıdır. İnönü Dönemi nin en ünlü kadını Bayan İnönü, katıldığı moda giyim gösterileriyle topluma bu alanda önderlik yapmıştır. Onun giyim kuşamı halk tarafından beğeniyle karşılanmıştır. Çok sayıda hanımefendi Bayan İnönü nün moda tarzına yönelerek adeta onu taklit etmişlerdir. Cumhuriyet Dönemi İnkılâpları nın yapılmasıyla kadının giyim ve kuşamı da değişikliğe uğramıştır. Atatürk, Türk kadınını görsel olarak modernize etme idealini 1923 yılında şu ifadelerle açıklamıştır: "Örtünmenin kadınlara zorluk vermeyecek, sosyal ve ekonomik hayatta erkeklerden geri kalmasına sebep olmayacak basitlikte olmasını arzu etmiştir. 419 Türk kadının iş hayatına atılması giyim kuşam tercihlerinde önemli rol oynamıştır. Otuzlu yıllarda bayan giyim tarzı olarak kadınlar kısa olan eteklerini bant ve kürk geçirerek uzatmışlar ve günün modasına uymuşlardır. Yaka ve kollarda da aynı işlem yapılmıştır. Kollar omuzdan dirseğe kadar düz, kol ağzına dirseklerden bileklere kadar genişleyerek devam etmiştir. 30 ların kadını ayrıca yeni bir şekle girmiştir. Önceden yok olan göğüsler tekrar gelmiştir. Beller tekrar olması gereken yere gelmiş ve omuzlar yavaş yavaş 419 Sarısaman, S. (1998). Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Kıyafeti Meselesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,(21),100.

155 141 genişlemeye başlamıştır Döneminde sırtı açık modeller gündeme gelmiştir. 420 Savaşların sonunda ideal kadın vücudu zayıf ve ince olarak nitelendirilmişti, kıyafetlerde buna uygun şekilde tasarlanmıştı. Eski anlayışa göre daha düz ve tek parça bayan kıyafetleri daha çok kullanılmış ve bu tasarımlarda kadını ince gösterecek renk ve kumaşlar tercih edilmiştir. 421 İnönü Dönemi nde kadın modası Halk Evleri nin, Kız Sanat Enstitüleri nin yaptığı çalışmalar ve sergilerle gelişme göstermiştir. Buralarda eğitim alan Türk kadını, biçki, dikiş, nakış ve çizim konularında kendini geliştirmiştir. Eğitimlerinin bitimiyle birlikte kendilerine ait terzihane ve moda evleri açarak Türk kadını, moda anlayışını şekillendirmiştir. Özellikle moda evleri devrin Türk kadın modasının şekillendiği yerlerdir. Bu moda evlerinin yoğun olarak toplandığı semtlerde birer Avrupa kentinin küçük örnekleri gibidir. Aka Gündüz ün 1939 da yazdığı Giderayak isimli romanında dönemin kürk ve manto modellerini romanındaki Melike karakteriyle anlatır. 422 Mevhibe İnönü de moda konusunda Türk kadınına desteğini her daim sürdürmüştür. Kız Enstitüleri nde yapılan defilelere iştirak ederek bu alanda Türk kadınını cesaretlendirmiştir. Giydiği kıyafetlerle hem Avrupa modasının bize uygun kısımlarını hem de Türk kültür motiflerini üzerinde taşıyarak Türk kadınına ilham vermiştir Devlet Politikası Olarak Müzik Osmanlı Devleti nde modern müzik anlayışının bir devlet politikası olduğu yıllar 1826 lı yıllara dayanmaktadır. Bu tarihlerde Mızaka-i Hümayun asker ve sivil hayatın ihtiyacını karşılayabilmek adına kendi bünyesi altında Saray Orkestrası, Kızlar Fanfar Takımı, Kadınlar Orkestrası, Fasıl Takımı, Müezzinan, Orta Oyunu, 420 Ağaç, S., Çivitçi, Ş. ve Boğday, S. (2007). Cumhuriyetten Günümüze Kadın Giyim Kültüründeki Değişimler Üzerine Bir Araştırma, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yayınları, Gül, Ç.T. (2010). Cumhuriyet Dönemi Türk Romanında Bir Sosyal Değişme Olgusu Olarak Moda( ), Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, Gül, a.g.e., 2010:80.

156 142 Opera gibi çeşitli dallarda müzik icra etmişlerdir. 423 Kurulan bu birimlerin içinde sadece kadınlara hitap eden müzik birimlerinin olması da dikkat çekici bir unsurdur. Osmanlı Devleti nde kadınlara yönelik müzik faaliyetleri gelişerek devam etmiştir. Atatürk Dönemi yle birlikte müzik, devlet politikası haline gelmiştir. Atatürk, sanat ve sanatçıyı desteklemiş ve "Efendiler! Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta reisicumhur olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim..." 424 diyerek sanatkârlığın mühim bir meslek olduğunu ifade etmiştir. Herkesin sanatkâr olamayacağını ifade ederek bunun bir yetenek ve sevda olduğunu söylemiştir. Cumhuriyetin ilanıyla benimsenen müzik anlayışı, Türk kültürünün temel değerlerini içine alan çağdaş bir müzik anlayışıdır. Yeni müzik anlayışı, Türk kültürüne yeni yaklaşımlar kazandıracak özgün, saygın, yaygın ve etkin bir müzik olmalı ve dünya tarafından kabul görmelidir. 425 Atatürk ün müzik anlayışı, milli nitelikte ve evrensel ölçülerdedir. İnkılâpların temelinde de yatan anlayış yine bu kapsamda fikirlerdir. Milli kültüre yakın olmasından dolayı Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği Atatürk Dönemi nin temel müzik dalı haline gelmiştir. Atatürk Dönemi nde birçok kadın müzisyen yetişmiş ve Türk müziğinin şekillenmesine yardımcı olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kurularak Türk müziğinin gelişmesi sağlanmıştır. Atatürk ün Doğu ve Batı müziği karşısındaki tutumunu 8 Ağustos 1928 tarihinde Sarayburnu nda gerçekleştirilen bir konser sonrası ifadelerinden anlayabilmekteyiz: Bu gece burada güzel bir tesadüf eseri olarak Şarkın en mümtaz iki musiki heyetini dinledim. Bilhassa sahneyi birinci olarak tezyin eden Müniretül Mehdiye Hanım sanatkârlığında muvaffak oldu. Fakat benim Türk hissiyatım üzerinde artık bu musiki, Türk ün çok münkeşif ruh ve hissini tatmine kâfi gelmez. Şimdi karşıda medeni dünyanın musikisi de işitildi. Bu ana kadar Şark musikisi denilen terennümler karşısında kansız gibi görünen halk, derhal harekete ve faaliyete geçti. 423 Ceran-İlyas, Y. (2010). Cumhuriyet Dönemi Müzikte Modernleşme, Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, İnternet: Atatürk ün Musiki Anlayışı,www.kultur.gov.tr adresinden 12 Şubat 2016 da alınmıştır. 425 Kaya, E. E. (2012), Yeni Türk Müzik İnkılabına Bir Hazırlık Evresi Olarak Dönemi, Turkish Studies, 7(1), 1451.

157 143 Hepsi oynuyor ve şen, satırdırlar, tabiatın icabatını yapıyorlar. Hakikaten Türk, fıtraten şen, şatırdır. Eğer onun bu güzel huyu bir zaman için fark olmamışsa, kendi kusuru değildir İşte Türk milleti bunun için gamlandı. Fakat artık millet hatalarını kanı ile tashih etmiştir; artık müsterihtir, artık Türk şendir, fıtratında olduğu gibi, artık Türk şendir. Çünkü artık ona ilişmenin hatarnak olduğunu tekrar ispat istemez, kanaatindedir 426 İnönü Dönemi ne gelindiğinde ise milli müzik anlayışı devam ettirilmiş ve Batı kaynaklı eserler, kadın ve erkek müzisyenler tarafından seslendirilmiştir. İnönü, 1 Kasım 1940 tarihinde meclis açılış konuşmasında: Musiki ve tiyatro sanatında Türk çocuklarını yaratma kabiliyetlerini iyi bir inkişaf yolunda görerek memnun olmaktayız. sözleriyle Türk müziğine olan desteğini açıkça ifade etmiştir. 427 Batı müziğinin Türk müzik kültüründe doğru anlaşılabilesi adına 1940 tan itibaren Avrupalı müzisyenler Türkiye ye davet edilerek bilgilerinden istifade edilmeye çalışılmıştır. Bunlardan biri Zuckmayer dir. Milli Eğitim Bakanlığına müzik öğretmeni yetiştirme ile alakalı raporlar sunmuştur. Ankara da yer alan müzik öğretmeni yetiştiriciliği okulunun bir benzerinin İstanbul da da açılmasını önermiştir. Bu sayede yetişmiş eğitmen ihtiyacının daha rahat karşılanabileceği ümit edilmiştir Ocak 1940 tarihinde Devlet Konservatuarı, halka açık konser gerçekleştirmiştir. Cebeci de bu temsile İsmet İnönü de iştirak etmiştir. Bu ilk temsilde Maurice Maeterlinck in Evin İçi ve Moliere in Gülünç Kibarlar piyesleri sahnelenmiştir. 429 Müzisyenlerin yetiştirilmesi adına Cumhurbaşkanlığı Senfoni O rkestrasının yanına bir de 1944 yılında Cemal Reşit Rey öncülüğünde İstanbul Şehir Orkestrası kurulmuştur. Bu orkestranın kuruluşuyla Türk kadını, orkestrada yerini almış ve Türk müziğinin çok sesliliğine destek vermiştir Hacıibrahimoğlu-Çakan, I. (2012). Cumhuriyet ve Hümanizma Algısı, (1.Baskı), İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, TBMM Zabıt Ceridesi, c.14, 1. Birleşim, , Güdek, B. (2014). Cumhuriyet Dönemi Müzik Alanında Yabancı Uzman Raporları, Tarih Okulu Dergisi, 7(17), Hacıibrahimoğlu-Çakan, a.g.e., 2012: Ceran, a.g.e., 2010: 88.

158 144 Bu dönemde yetişmiş bazı kadın müzisyenlere baktığımızda 20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi olan Leyla Genceri görmekteyiz. Gencer, batı ülkelerinde hem seçkin opera sahnelerinde hem resitallerinde hayranlık uyandırmış bir sanatçıdır. Opera repertuarı 23 bestecinin 72 yapıtını kapsamıştır. Gencer Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatcısıdır doğumlu olan İdil Biret, bu dönemin önemli müzisyenlerinden birisi olmuştur. Biret müziğe iki yaşında başlamış, dört yaşında Bach ın prelüdlerini çalmaya başlamıştır. İlk derslerini Mithat Fenmen den almıştır yılında, henüz yedi yaşındayken, İsmet İnönü, Biret in yurt dışında eğitiminin gereksinimlerinin karşılanması için Türkiye Büyük Millet meclisine bir teklif sundu. Bu teklif sonucunda İdil Biret için özel olarak çıkartılan kanun, Harika Çocuklar Yasası olarak bilinir. Bu kanun çerçevesinde eğitimi için ailesiyle birlikte Paris Konservatuarı na gönderilen Biret, burada 20. Yüzyılın önemli pedagoglarından Nadia Boulanger ile çalışmıştır. Sanat hayatı başarılarla dolu bir müzisyendir, pek çok ülkenden aldığı ödüllere sahiptir.1971 yılından beri devlert sanatçısıdır. Harika Çocuklar Yasası kapsamında devlet bursu alan bir diğer isim Suna Kan dır. Mozart ın 5. Keman Konçertosunu seslendirdiği resital nedeniyle Harika Çocuk olarak anıldı ve eğitimine Avrupa da devam etmesi gündeme gedi. Bu kapsamda devlet bursu ile ailesiyle birlikte yurt dışında eğitim almak için önce Roma ya oradan da Paris e gitmiştir. Türkiyenin en iyi keman virtüözlerinden biri olarak tanınmıştır; uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası solist ve başkemancı olarak görev yapmıştır. Sonuç olarak görülüyor ki bu dönemde İsmet İnönü, bireysel desteğinin yanı sıra devlet politikası olarak da sanata ve sanatçıya destek olmuş, sanatın ve sanatçının yetişmesi için her türlü destek sağlanmaya çalışılmıştır. Bu dönemden günümüze yetişen dünya çapında ismini duyurmuş pek çok sanatçı yetişmiştir. Kadınların bu konuda desteklenmesi ve önemli kadın müzisyenlerin yetişmesi Cumhuriyetin portresi açısından özel bir öneme hâsıl olmuştur.

159 145 SONUÇ Osmanlı Devleti nde Tanzimat Dönemi yle başlayan batılılaşma, bu dönemle sınırlı kalmayarak Türkiye Cumhuriyeti nde de her dönemde kalıp değiştirerek devam etmiştir. Tanzimat ve Meşrutiyetin ilânınıyla beraber batı etkisinin belirgin şekilde görülmeye başlamasını ele alırken, kadın ve kadına etkileri üzerinden modernleşmeyi de ele aldık. Kadınların görevleri, aile içindeki yerleriyle alakalı meseleler Osmanlı toplumu ve yönetimi tarafından her geçen gün değişen dünyada kadının yeri ve konumunun da uğradığı değişiklikler neticesinde kadın konusu tartışılır bir konuma gelmiştir. Bu tartışmalar, sağlıklı sonuçlara varabilmek adına olması gerektiği gibi kimi zaman kadınlar için olumlu kimi zamanda olumsuz yönde olmuştur. Yani meseleler bir takım olumlu ve olumsuz tenkitlere tabi tutulmuştur. Toplumsal değişimin kadınla mümkün olması hasebiyle, bu dönemde kadının nasıl bir değişime ve dönüşüme uğradığına bakarak Osmanlı Devleti nin uğradığı değişimi görebilmekteyiz. Bu dönemdeki batıyı yakından takip eden, eğitimini Avrupada görmüş olan Osmanlı Aydınlarının kadına ve toplumaki kadın rolünün değişmesine katkısı yadsınamaz. Fakat Batılılaşma yanlısı görüşler de kendi içinde farklılık göstermiştir. Bazı aydınlara göre batılılaşmanın önündeki engel İslam iken, bazı görüşlere göre de İslam kimliği ile kendi geleneklerini tamamen bir kenara bırakmadan batılılaşmak ve modernleşmek mümkün idi. Batılılaşmayı, toplumsal değişimi, ne şekilde yapmak isterseniz isteyin bunun yolunun kadından geçtiği bir gerçektir. İşte bu nedenden özellikle Meşrutiyet Dönemi yle birlikte kadının toplum hayatında aktif rol oynaması ve Türk kadını kimliğini, dönüştürerek kendi öz kimliğini koruyarak, batılılaşması üzerinde durulmuştur. Peki, bu ne kadar başarılabilmiştir? Bunun cevabını devam eden dönemler de aramak mümkündürosmanlı Devleti nde Tanzimat Fermanı yla başlayan kadınlara yönelik eğitim faaliyetleri ve atılımların yaşandığı hem kültürel hem de hukuki anlamda kazanımlar görülmeye başlandığı dönemdir. I.Dünya Savaşı sonrası başlayan Milli Mücadele Dönemi nde ve yeni kurulan Cumhuriyet Dönemi nde de Tanzimat Dönemi yle yetişen aydın Türk kadınının aktif bir şekilde hem savaş döneminde hemde sonrasında ülkenin yapılanmasında rol aldığının görmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken verilen mücadele sırasında Tanzimat Dönemi nde yetişen aydın kadınların halkı

160 146 bilinçlendirmek, direnişi başlatmak için Milli Mücadele ye verdiği katkı o dönemde atılan tohumların yeşermesini görmek gibidir. Milli Mücadele Dönemi nde gösterdikleri üstün gayret ve çalışmalarla Türk kadını, tüm dünyanın dikkatini çekerek kendi varlığını bir kez daha ispat etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşuyla beraber Atatürk İnkılâplarının yerleşmesinde, milli devlet yapısının teşkilinde, ana uygulayıcı ve belirleyici rol üstlenmişlerdir. Türk kadını, milli kültürün oluşmasında, gelecek nesillere ulaştırılmasında da taşıyıcı ve koruyucu bir imge haline dönüşmüştür. Atatürk Dönemi yle birlikte, kadına bakış ve ele alışta farklılıklar görülmüştür. Atatürk e göre yeni devletle beraber toplumun kaybolmuş değerlerinin kazanılması ile millet şuuru oluşturulmalıydı. Doğu veya batı kültürünü, topluma entegre etmek değilde kendine has unsurlar ile millet şuuruna ulaşmaktı temel gaye. Atatürk muasır medeniyetler seviyesine ulaşmayı hedeflemiştir. O batılılaşmayı değil çağdaşlaşmayı hedeflemiştir ve bu kapsamda çağdaş bir toplumun gereği olarak kadının toplum içinde daha çok yer alması için düzenlemelerde bulunmuştur. Kadınların okuması, iş sahibi olması, siyasete girmesi desteklenmiş ve bu konuda hukuki düzenlemelerede gidilmiştir. Atatürk Dönemi nde Türk kadınının sosyal ve siyasi hakları gelişerek değişmiştir. Bu değişimin gerçekleştirilmesinde kadın cemiyetleri, dergi ve gazeteleri önemli bir rol üstlenmiştir. Türk kadınının cemiyetler içinde aktif rol alması, siyasi haklarını kazanmasında belirleyici unsurlardan biri olmuştur ve kadınların toplum içinde aktif olmaları açısından cemiyetler bu dönemin önemli unsuru olmuşlardır. Tanzimat Dönemi yle Atatürk Dönemi nin batılılaşma anlayışlarını karşılaştırdığımızda; Tanzimat Dönemi nde batı etkisi, toplumun kendine has yapısı göz ardı edilerek uygulanmaya çalışmıştır. Atatürk Dönemi ne baktığımızda daha milliyetçi unsurlar dikkate alınarak, batıyla mücadele sonrasında çağdaşlaşmaya gidilmiştir. Türk aydınının millilik unsuru ile kimlik arayışları nihayete kavuşmuştur. Atatürk Dönemi kültür anlayışı olan laik-milliyetçi yaklaşım İnönü Dönemi nde yerini laik-hümanist anlayışa bırakmıştır. Hümanist anlayış insan merkezli bir yapılanmayı öngörmüş ve yönetim tarafından Latin-Yunan kültür kaynaklarına inilmesi olarak tarif

161 147 edilmiştir. Latin-Yunan kültürüne ağırlık verilerek Türk hümanizmi oluşturulmaya çalışılmıştır. İnönü Dönemi nde ülkenin yüzü batıya dönmüş ve batılılaşma temel gaye olmuştur. Bu döneme dair yapılan eleştirilerden biri batılılaşma temel hedef olmuşken, milletin kendi kültürü, şark a özgü gelenekleri korunmaya çalışılmış mı ya da korunmuş mu yönün de olmuştur. Türk hümanizmi fikri milli kültüründen uzaklaşma olarak görülmüş ve tartışmalara neden olmuştur. Öyleki eğitim alanında; Halk Evleri, Üniversiteler ve Köy Enstitüleri gibi eğitim araçlarında temel politika haline getirilen hümanizm anlayışı, getirilen eleştiriler sonucunda dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel in görevden alınması sonrası yavaşlamıştır. Atatürk sonrasında İnönü politikalarında Avrupa nın gelişmişliği Latin-Yunan köklerine bağlanarak bunların yaşam prensipleri kabul edilmiştir. Sosyo-kültürel hayatta ise batı kaynaklı çevirilere, tercümelere öncelik verilmiştir. Bu dönemde devrin ruh durumunu yansıtan yeni yazılar ve romanlar çok sayıda Türk kadını tarafından kaleme alınmıştır. Fakat arzu edildiği gibi dünya çapında yazarlarımız yetişememiştir. Türk kültürünü yansıtan sanat dalları korunurken, bunlara ilaveten Avrupa kökenli sanat dallarının da topluma tanıtılması ve benimsetilmesine çaba harcanmıştır. Milli devletin eğitim sisteminin temellendirildiği kurumlar olan Halk Evleri ve Köy Enstitüleri, Türk kadınına modern bir kimlik kazandırılması adına Anadolu nun dört bir köşesine açılmış ve buradaki halkın çağdaş bir toplum olması adına eğitim ve kültür hamlelerini hayata geçirmişlerdir. Eğitimden, sanata, halkoyunlarından, sahne oyunlarına kadar birçok sanat dalında Türk kadınına yer vermişlerdir ve evrensel insan yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak İnönü Dönemi kadın politikaları özellikle Meşrutiyet Dönemi yle başlayan, Atatürk Dönemi yle devam eden modernleşme ile devam etmiş fakat Türk kadınını yönlendirdiği biçimlendirme açısından farklılık göstermiştir. Atatürk ün kültür politikası milliyetçilik esasına göre oluşturulmuştur. Halkın büyük çoğunluğu Atatürk döneminin kültür politikalarını eleştirmemiş hatta desteklemiştir. Bunun en önemli nedeni kendilerini meselenin içinde ve muhatabı olarak bulmalarındandır. Oysa İnönü dönemi kültür politikalarının amacı, milliliğin terki, evrenselliğin kabulü

162 148 olduğundan, Atatürk ün politikaları ile çelişmiştir. İsmet İnönü bu noktada eleştirilmiş ve halkın uygulamalar karşısında temkinli olmasına neden olmuştur. Atatürk İnkılâpları nın savunucusu olan İnönü, İnkılâplar ın Türk Devleti nde yerleşmesi ve Türk kadını tarafından benimsenmesi adına büyük gayret sarf etmiştir. İnönü Dönemi nde milli kültür anlayışının yanısıra hümanist, batıcı bir kültür anlayışı da Türk kadınına öğretilmeye çalışılmıştır. Bale, piyano, çağdaş müzik gibi sanat dalları Türk kadınına öğretilerek sanatta modernleşme hamlesine girilmiştir. Bunları yaparken İnönü yü Atatürkten ayıran, çağdaş Türk kadını oluşturmadaki yardımcısı Mevhibe İnönü olmuştur. Mevhibe İnönü hedeflenen Türk kadını portresinin temsili bir örneği gibiydi, Bayan İnönü hem giyim tarzı hem hayat tarzı ile kadınlara öncü olarak Osmanlı kadını kimliğinide koruyarak nasıl modernleşilebileceğini kanıtlamıştır. İsmet İnönü, dünyada süregelen ekonomik darboğazdan ve savaş atmosferinden etkilenmemek adına bazı ekonomik ve sosyokültürel alanlar da kısıtlamaya gitmiştir. Ancak yaptığımız çalışmalarda gördüğümüz üzere Türk kadınına yönelik eğitim ve kültürel etkinlikler imkânlar nispetinde devam ettirilmeye gayret edilmiştir. Okullaşma oranı ve öğrenci sayısı arttırılmaya çalışılmıştır. Birçok iş kolunda kadınlara da yer verilerek iş hayatına girmelerinin önü açılmaya çalışılmıştır. Kadının toplum içinde birey olarak kendi kimliğiyle rol alması çok önemlidir. Kadın birinin eşi, birini kızı olmaktan öte kendi yaptıklarıyla önemli yerlere gelmeli ve saygı görmelidir. Kadının toplumdaki mücadelesi, Atatürk sonrası dönemde daha çok bu yönde olmuştur. Çünkü kanunen bazı temel haklara erişmiştir fakat toplum önünde yeterli kabulü görmek için daha çok mücadele etmesi gerekmiştir. Bu yüzden Cumhuriyet in ilk kadın yazarı, ilk fotoğrafçısı, ilk ressamı, ilk veterineri olmak önemliydi. Örnek olmak, arkandan insanların gelmesini sağlamak, öncü olmak gerekmekteydi. İnönü Dönemi kadın politikalarında işte tam da bu hedeflenmiştir, kadınların etkin olması, toplum içinde yer edinebilmesi amaçlanmış ve bu konuda bahsettiğimiz gibi İsmet İnönü nün eşi Mevhibe Hanım, kadınlara örnek olarak Türkiye Cumhuriyeti ndeki kadın duruşunu temsil etmiştir. Durumu ve şartları ne olursa olsun imkânları ölçüsünde kadınlar kendini geliştirmeli ki topluma yönveren ana unsur olmaları hasebiyle ülke gelişebilmelidir.

163 149 KAYNAKLAR Acar, Ş. (2010). Sivil Toplum Kurumu Olarak Türkiye de Derneklerin Profili, Yüksek Lisans Tezi, T.C Sakarya Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü, Sakarya. Ağaç, S., Çivitçi, Ş. ve Boğday, S. (2007). Cumhuriyetten Günümüze Kadın Giyim Kültüründeki Değişimler Üzerine Bir Araştırma, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yayınları,7. Akagündüz, Ü. (2012). II. Meşrutiyet Dönemi ve Kadın Dergilerinde Kadın Tartışmaları, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Akçay, S. (2015). Türk Resim Sanatında ( ) Erken Cumhuriyet Dönemine Kadar İlk ve Öncü Kadın Ressamlar, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversite Sosyal bilimler Enstitüsü, 46 Akçiçek, E. ve Karayaman, M. (2007), Atatürk ün Türk Ocakları nı Ziyaretleri ve Yaptığı Konuşmalar, Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, İzmir, 25. Akdağ, Ö. (2014). Konya da 1935 Genel Seçimi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi,(36),260. Akgül-Kocaman, E. (2014). Cumhuriyet Döneminde Geleneksel Tarzda Çalışan Türk Ressamlar, Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Denizli,.66. Akgün-Karal, S. (2012). Cumhuriyet Duyurulurken Geride Bırakılamayan Bir Kurum: Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gelişme Dergisi, (39),114. Akpınar, S. (2008). Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Romanlarında Alafrangalık Teması, Uluslar Arası Sosyal Araştırmalar Dergisi,1(4),70. Aksanyar, N.(1999). Türk Toplumunda Batıcılık Akımı, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2),239. Akşam Gazetesi,(1930, 4 Nisan). Akşin, S. (2007). Kısa Türkiye Tarihi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, (8. Baskı), I. Baskı 2000, 238. Aktaş, Ş. (2013). Halide Edip Adıvar (1882, İstanbul 9 Ocak 1964, İstanbul), Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 20(1), 3. Akyüz, Y. (1982). Türk Eğitim Tarihi, Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Yayınları,11 Aliye Fatma, (1996). Muhadarat, (Edt. Aşa, E.), Enderun Kitabevi, Türkiye İstanbul, 5.

164 150 Altınbaş, A. (2012). Yattığınız Yer Işık Dolsun, İzmir Barosu Bülten 25 Kasım Özel Sayısı,2, Ayna Reklam Yayıncılık, İzmir. Altınkaynak, Y. (2004). Milli Mücadele Romanında Kadın Tipleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 6. Altunbay, M. (2013). International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Turkish Studies, 8(13), 459. Arabacı, M.H. (2007). Milli Mücadelenin Hazırlık Safhasında Halide Edip Adıvar ın Faaliyetleri ve Mustafa Kemal Atatürk, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, (19), 279. Arığ, A.S. (2011). Ankara da Modanın Öncüsü Bir Okul: İsmet Paşa Kız Enstitüsü, Hacette Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi,7(14),6-13. Arığ, A.S. (2014/1). Türkiye de Kız Enstitüleri: Gelenekten Geleceğe, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türkiyat Araştırmaları, (20), 201. Arık, K.F. (1963). Medeni Kanun ve Yapılan Bazı Tenkitler, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi,18(1),196. Arıkan, Z. (1999). Halk evlerinin Kuruluşu ve Tarihsel işlevi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (23), Arslan, S. (2013). Türkiye Cumhuriyetinin Hükümetlerinin Politikalarında Resim Sanatı( ), Yüksek Lisans Tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Van, Aslan, E.O. (2006). Cumhuriyet ve Kadın Memurlar, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Amme İdaresi Dergisi,39(4),28. Asrın Kadını Dergisi, Haziran 1944,C.1, Sayı 1, Milli Kütüphane Asrın Kadını Dergisi, Temmuz 1944,C.1, Sayı 3, Milli Kütüphane Asrın Kadını, Haziran 1944,C.1, Sayı 1,Sayfa 1, Milli Kütüphane Asrın Kadını, Haziran 1944,C.1, Sayı 1,Sayfa 1, Milli Kütüphane Asrın Kadını, Haziran 1944,C.1, Sayı 1,Sayfa 2, Milli Kütüphane Ataay, A. ( ), Bir İnkılâp Yapıtı Olarak Medeni Kanun, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 45(1-4), Atasayar, A.S. (2011). Kahraman ve Öncü Kadınlarımız, (1. Basım) İstanbul: Göl Kitap Yayıncılık, Atatürk, M.K.(1997). Atatürk ün Söylev ve Demeçleri I-III, Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Beşinci Basım, II,

165 151 Ateş, N.Y.(2009). Yeni Harflerle Kadın Yolu/Türk Kadın Yolu( ). Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi,51. Ayar-Aslan, P. (2014). Türk Tiyatrosunda Kadın Temsili Üzerine Feminist Eleştiri Denemesi: Beş Farklı Oyun Hep Aynı Kadın, Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(9), 236. Aydemir, Ş.S. (2012). Tek Adam Mustafa Kemal , (29. Baskı), Türkiye: Remzi Kitabevi, II, Aydemir, Ş.S. (2013). İkinci Adam, (12. Basım), İstanbul: Remzi Kitabevi, Kitabın 1. Baskısı Nisan 1967, 47. Aydoğdu, H. (2011). Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Eserlerinde Eğitim Değerleri, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 85. Aydoğmuş, A. (2014). Ilgın Halkının Hatıra-i Celadet Topu na Yaptığı Yardımlar, Merhaba Gazetesi Akademik Sayfalar, 14(16), 248. Aysal, N. (2011). Tanzimat tan Cumhuriyet e Giyim ve Kuşamda Çağdaşlaşma Hareketleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, X,(22),9. Aysal, N. ve Dinçer, H. (2012). Ulusal Bağımsızlık Savaşı nın Örgütlenme Aşamasında Melek Reşit Hanım ve Faaliyetleri, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, XII(24),15. Aytaç, K. (1984). Gazi Mustafa Kemal Eğitim Politikası Üzerine Konuşmalar, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 4,1. Bakacak, G.A. (2009). Cumhuriyet Dönemi Kadın İmgesi Üzerine Bir Değerlendirme, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (44),632. Bars, M.E. (2014). Ak Kağan Destanında Kadın Tipi, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 3(3), 99. Baskın, B. (2008). II. Meşrutiyet te Kadın Eğitimine Yönelik Bir Girişim: İnas Darülfünunu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 38,101. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 3. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 2. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: Sayfa Numarası 1.

166 152 BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 5. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 6. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 2. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih:,Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. BCA, BMGMK, Fon Kodu: , Yer No: , Tarih: , Sayfa Numarası 1. Berkes, N. (2003). Türkiye de Çağdaşlaşma, (Yirmi Birinci Baskı), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, Bilgin, B. (1990). Atatürk ve Türk Kadını(Atatürk Haftası Konferanslarından), Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,31(1), Birecikli, İ. B. (2008). Yüzüncü Yılında II. Meşrutiyet in İlanı Üzerine Bir İnceleme, Gazi Akademik Bakış,2 (3),220; Bolat, B.S. (2014) Kadınlara İntihap (Seçme- Seçilme) Hakkı Verilmesine Yönelik Tutumlar, Ahi Evran Üniversitesi, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi,10(19),45-46.

167 153 Boybeyi, S. (2008). Cumhuriyet Aydınlanmasının Kısa Tarihi: Köy Enstitülerini Çevreleyen Tarihsel ve Toplumsal Koşullar ve Bugüne Çıkarsamalar, Toplum ve Demokrasi Dergisi, 2, (3),68. Bozkurt, B. (2011).Türkiye de Milli Şef Dönemi CHP Politikalarının Eğitim Sistemine Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme, Pamukkale Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Belgi Dergisi,(2),185. Bozkurt, İ. ve Bozkurt, B. (2009). Yeni Alfabenin Kabulü Sonrası Mersin de Açılan Milet Mektepleri ve Çalışmaları, Dokuz Eylül Üniversitesi Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 8,(18),122, TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 3, Cilt 5, İçtimai Senesi 2, otuz üçüncü içtima , S.4-5 Bulut, S. (2013). Türkçülerin Penceresinden Osmanlı da Kadın Meselesi ve Orta Asya Referansı, Tarihin Peşinde Uluslar Arası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, (10),320. Bulut, S.(2006). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Ankara: Gazi Kitabevi, (5. Baskı), 398. Cahit Uçuk ( ): Babası son Osmanlı Mebusan Meclisi Siverek milletvekilidir. İlk masalını Nazım Hikmet in Yarım Ay dergisinde çıkarmıştır. Eserlerinin çoğunda Türk kadınını ve toplumdaki yerlerini konu edinmiştir yılında 93 yaşında İstanbul Bebek te vefat etmiştir. Bkz: Milliyet Gazetesi, Tarihten Portreler Cahit Uçuk Hanım, 26 Mart 2009 Canbaz, F. (2005). Fatma Aliye Hanımın Romanlarında Kadın Sorunu, Yüksek Lisans Tezi, T.C. Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara,18. Cansever, Hasan Ferit(1928), Tekliflerim, 17. Cantek, L. (2005). Gündelik Yaşam ve Basın ( ) Basında Gündelik Yaşama Yansıyan Tartışmalar, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara,108. Caporal, B. (1982). Kemalizmde ve Kemalizm sonrasında Türk kadını I : ( ), (Çev. Ercan Eyüboğlu), İstanbul: Cumhuriyet Gazetesinin Okurlarına Armağanı, 121. Caporal, B. (1999). Kemalizm de ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını I, Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık, Celasın, Z. (1946). Tarih Boyunca Kadınlık, İstanbul: Ülkü Kitabevi,139. Ceran-İlyas, Y. (2010). Cumhuriyet Dönemi Müzikte Modernleşme, Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul,54. Cihan, A.R. ve Tekin, A. (1989). Çağdaş Devlet Adamı İsmet İnönü, (1. Baskı), İstanbul: Tekin Yayınevi, 84.

168 154 Çağlayan, E. (2014). Köy Enstitüleri nin Açılması ve Dicle Köy Enstitüsü,, Turkish Studies, international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(1), 125. Çakır, M. (2012). Türk Edebiyatında Orta Asya dan Söz Eden İlk Roman: Gönül Hanım, Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi, 5(1),257. Çakmak, B.(2011). Tanzimat tan Cumhuriyet e Uzanan Çizgide Osmanlıda Kadın Hareketleri, Dönemin Tiyatrosunda Kadının Temsili ve Kadın Sorunu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölüm Dergisi, (18), 54. Çamer, N. H. (2005). Başkent Kadın Platformu Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği ve Uçan Süpürge de Yer Alan Gönüllü Kadınların, Gönüllülük Deneyimleri ile Elde Ettikleri Kazanımlar, Yüksek Lisans Projesi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 32. Çokoğullar, E. ve Bozaslan, B.M. (2014). Eğitim ve Eşitlik Talebiyle Şekillenen Osmanlı Kadın Hareketinin Milliyetçi Söyleme Eklemlenmesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi,54(1),181. Demircan, A. (2003), Tanzimat tan Cumhuriyet e Aydınlık Bir Yüz: Abdülhak Hamit Tarhan, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, T.C Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Demircan, S. (2015). Bireysel Yozlaşmanın Romanı Kundakçı Üzerine Bir İnceleme, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü Dergisi,12(31),321. Demirtaş, B. ve Küçük, M. (2008). Kız Meslek Liselerinin Günümüzdeki Sorunlara Yönelik Öğretmen Görüşleri, Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 9(3),150. Demirtaş, B. (2008). Atatürk Döneminde Eğitim Alanında Yaşanan Gelişmeler, Gazi Üniversitesi Gazi Akademik Bakış Dergisi, 1(2),156. Dikici, A. (2008). Milli Şef İsmet İnönü Dönemi Laiklik Uygulamaları, Ankara üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,(42),162. Dinç, E. N. (2013). Son Dönem Osmanlı Aydınlarının Kadının Toplumsal Hak ve Hürriyetlerine Bakışları, (Birinci Baskı), İstanbul: 36 Dişbudak, M. (2008). Türk Kadınlar Birliği, Yüksek Lisans Tezi, T.C Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, İzmir. 12. Dölen, E. (2006). İnas Darülfünun u Üzerine, Osmanlı Bilim Araştırmaları, VII(2),182. Durakbaşı, A. (2002). Halide Edip Türk Modernleşmesi ve Feminizm, İstanbul: İletişim Yayınları,

169 155 Durdu, Mehmet Burak(2003), Osmanlı Devletinde Jön Türk Hareketinin Başlaması ve Etkileri, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, (14), 299. Ediz, H. A. Son Posta Gazetesi,(1943, 24 Kasım). Elpe, E. (2014),Köy Enstitüleri ve Sanat Eğitimi, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 4(2),30. Emin, B. (2003).Halit Refiğ Sinemasında Kadın(1960/ ), Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Erdem, A.R. (2011), Atatürk ün Eğitim Liderliğinin Başarısı: Türk Eğitim Devrimi, Pamukkale Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Belgi Dergisi, (2),165. Erdemir, L. (2012). Çanakkale Muharebeleri Sırasında İstanbul da Yardım Faaliyetleri, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 10(12),44. Erez, M. (2013). Ahmet Hikmet Müftüoğlu nun Eserlerinde Batı, Yüksek Lisans Tezi, T.C İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 25. Ergin, V. (2005). Ölümünün 100. Yılında Bir Iraklı Türkmen Aydının Kaleminden Tevfik Fikret, Uluslar Arası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(37), 105. Ergöl, Ş. (2011). Türkiye de Yükseköğretimde Hemşirelik Eğitimi, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 1(3),153. Ergün, M. (1978). II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri ( ), Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü Pedagoji Kürsüsü,242. Ergün, M. (1996). II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri, Ankara: Ocak Yayınları,41. Erlevent, D. (2005). Halide Edip Adıvar ın Son Dönem Romanlarında İstanbul da Gündelik Hayat ve Müzik, Yüksek Lisans Tezi, T.C Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 8. Ersoy, M.A. (2008). Safahat, Ankara: Akçağ Yayınları, Ertuna-Biçer, B. (2008). Erken Cumhuriyet Dönemi Aydını Sabiha Zekeriya Sertel in Fikir Yazılarında Modernleşme Bağlamında Kadın, Toplum ve Siyaset, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 208. Esen-Kıvanç, A. (2012). Perde ve Sahne Dergisi Çerçevesinde ( ) Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye sinde Sinema Algısı, Ankara Üniversitesi Tarih Okulu Dergisi, (13), Eskikurt, A.(2007), II. Meşrutiyet Dönemi Osmanlı Modernleşmesinin Kadınla İlgili Ayetlerin Yorumlarına Yansıması, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya, 54.

170 156 Evcin, E. (2011). Atatürk ün Güzel Sanatlara ve Sanatçılara Bakışı, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (47), 537. Giorgetti-Meşeci, F. ve Batır, B. (2008). İsmet İnönü nün Cumhurbaşkanlığı Döneminde Eğitim Politikaları, İstanbul üniversitesi Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları,(13-14), 32. Gök, H.V. (2011). Atatürk ve İnönü Dönemi Politikaları, Yüksek Lisans Tezi, Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kırşehir, 30. Gökçimen, S. (2008),Ülkemizde Kadınların Siyasal Hayata Katılım Süreci, Yasama Dergisi,(10),10. Gönül, A.F. (2013). Kadınların Siyasi Kariyerlerinde Cam Tavan Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, T.C Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 8. Güdek, B. (2014). Cumhuriyet Dönemi Müzik Alanında Yabancı Uzman Raporları, Tarih Okulu Dergisi, 7(17),654 Gül, Ç.T. (2010). Cumhuriyet Dönemi Türk Romanında Bir Sosyal Değişme Olgusu Olarak Moda( ), Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul,74. Gülcü, E. ve Tunç, S. (2012). Osmanlı Basın Hayatında Kadınlar Dergisi, Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi,3(2),159. Gün, K. (2002). Peyami Safa nın Yalnızız Romanında Ruh ve Beden Sorunsalı, Yüksek Lisans Tezi, T.C Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 13. Gündüz, M. (2010). Mustafa Kemal ve Erken Cumhuriyet Dönemi Eğitim ve Kültür Hayatına Abdullah Cevdet in Etkileri, Turkish Studies international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic,5(1),1071. Güneş, M. (2012). Adnan Menderes ve Halkevleri, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 25, 143. Güneş, Z. (2012), Kadınların Seçme Seçilme Hakkı Konusunda Halide Edip le Yapılan Bir Söyleşi, The Journal of Academic Social Science Studies, Internatıonal Journal of Social Science, 5(2),159. Gürten, D. (2013). Milli Mücadele İle ilgili Hikâyelerde Kadın, Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bülteni, (1),13. Hacıibrahimoğlu-Çakan, I. (2012). Cumhuriyet ve Hümanizma Algısı, (1.Baskı), İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Harnuboğlu, M. (2014). Mekân ve Mekânın algılanış Biçimleri: Halide Edib Adıvar ın Otobiyografisi Mor Salkımlı Ev Üzerine Bir İnceleme, Ankara Üniversitesi Fen Dergisi, 6(2),35.

171 157 Hayır, C. (2014). Cumhuriyet Dönemi: İktidar, İdeoloji ve Sinema, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi,7(31), 352. Hesapçıoğlu, M. (2009). Türkiye de Eğitim Politikası ve Felsefesi, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi,(29),122. Hizmetli, S. (1999). Özel Sayı: Mustafa Kemal Atatürk ün İslam Tarihi Anlayışı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,39(2),133. Huyugüzel, Ö. F.(1999), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Halkevlerinin Rolü, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (23),399. İgüs, E. (2015). Erken Cumhuriyet Türkiye sinde Modern Kadın Kimliği: Heykeltıraş Zerrin Bölükbaşı Örneği Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 7(34), 495. İhsan, Raif ( ) Osmanlı eliti bir ailenin çocuğudur. Babası Mehmet Raif Paşa dır. Aralarında Rıza Tevfik in de bulunduğu devrin önemli hocalarından iyi bir eğitim almıştır. Milli Mücadele Dönemi nin ateşli savunucularındandır. Bkz.Kanat Atkaya, Kimseye Etmem Şikâyet i İhsan Hanım Kime Yazdı? Hürriyet Gazetesi 11 Mayıs 2013 İleri, T.(2012). Cumhuriyet in İkinci Eğitim Mimarı, (Edt. Bozkurt. A.) İstanbul: Alem Yayıncılık,72. İnan, S. (2000), Denizli deki Halkevleri ve Faaliyetleri( ), Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (24),154. İnce, M. (2010). Kadın İstihdamı ve Kadın İşgücüne Olan Talep Türkiye Örneği, Doktora Tezi, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afyon, 62. İnönü Vakfı Arşivi Koleksiyonu İnternet: Atatürk ün Musiki Anlayışı,www.kultur.gov.tr adresinden 12 Şubat 2016 da alınmıştır. İnternet: adresinden 12 Mart 2016 de alınmıştır. İri, M.(2004). Türk Sineması nda Ulusal Kimliğin İnşası ( Dönemi), Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 276. İsmet İnönü Defterle r( ). (Edt. Demirel, A.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İsmet İnönü nün TBMM deki Konuşmaları ( ), C.2, Ankara: TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları No:57,9. Kalender, N. D. (2006). Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verildiği 1935 Seçimleri ve İzmir Basını, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, İzmir.34.

172 158 Kaplan, L. (1998). Cemiyetlerde ve Siyasi Teşkilatlarda Türk Kadını , Ankara: AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 10. Karabulut, M. (2013). Tanzimat Döneminde Türk Romanında Kadın Üzerine Tematik Bir İnceleme, Erdem İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, (64),50 Karaca, Ş. (2010). Şemsettin Sami ve Kadınlar, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 3(13),146. Karadağ, E. (2008). Cumhuriyet Dönemi Kadın Sanatçıların Resim Öğretimindeki Rolü, Yüksek Lisans Tezi, Ondokuzmayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Samsun, 47. Karakaş, Ö. (2015). Halkevlerinin Merkezden Kadınsız Piyes Talebi Üzerine Bazı Değerlendirmeler, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal bilimler Dergisi, 13(1), 343. Karakaş, Ö.(2006), Atatürk ve İnönü nün İki Milli Eğitim Bakanı (Saffet Arıkan ve Hasan Ali Yücel) Döneminde Kültür Siyaseti, Doktora Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, 98. Karakışla, Y.S. (2014). Osmanlı Ordusu nda Kadın Askerler: Birinci Kadın İşçi Taburu ( ),Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü,1914 ten 2014 e 100 üncü Yılında Birinci Dünya Savaşı nı Anlamak Uluslar Arası Sempozyumu, 216. Karakoç, K.İ. (2012). Ulus Devletleşme Süreci ve Türk Edebiyatı nın İnşası( ), Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara,165. Karayaman, M. (2008). Kırım Harbinde Sağlık Hizmetleri ( ), Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1(2),62. Karpat, K.(2010), Osmanlıdan Günümüze Asker ve Siyaset, (Çev. Ayas Güneş),İstanbul: Timaş Yayınları,189. Kartal, C.B. (2008). II. Meşrutiyetin Cumhuriyet e Mirası: Makbul Kadınlar, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 38, 225. Kaya, E. E. (2012), Yeni Türk Müzik İnkılabına Bir Hazırlık Evresi Olarak Dönemi, Turkish Studies, 7(1), Kaymaz, İ.Ş. (2010). Çağdaş Uygarlığın Mihenk Taşı: Türkiye de Kadının Toplumsal Konumu, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, (46),339. Keskin, T. (2005) Demet Dergisinde Kadın ve İlerleme Anlayışı, Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, XXIV(37), Kılavuz, N. ve Tanık, İ.H. (2011). Milli Mücadele Döneminde Maarif Kongresi ve I. Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Eğitim- Öğretim Hakkındaki Görüşleri, Erzincan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4(2),360.

173 159 Kılıç, A.F. (2014). Mehmet Emin Yurdakul un Şiirlerinde kadın, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi,3(4),35. Kılıç. F. (2011). Bolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Faaliyetleri, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Üniversitesi Dergisi,11(1),30. Kodal, T. (2014). Mustafa Kemal ve Türk Ocaklar, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmalar Enstitüsü, (52), 304. Kodaman, B.(1988), Abdülhamit Devri Eğitim Sistemi, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi,468. Kolay, A. (Editör).(2013). Türk Modernleşmesi, İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 185. Kurnaz, Ş. (1991). Cumhuriyet Öncesinde Türk Kadını , Ankara: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları, II. Baskı, 4. Kurnaz, Ş. (2007), Siyasal Tarihimizin İsimsiz Kahramanlarından: İttihatçı Seniye Hanım, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 2(4),626. Kurnaz, Ş. (2011). Yenileşme Sürecinde Türk Kadını , İstanbul: Ötüken Neşriyat, (2. Basım), 1, Kurtuluş, M.(2012). On dokuzuncu Yüzyılda kadınların özgürleşme ve Dayanışma Alanı: Mektup, Dokuz Eylül üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 1,(2) Küçüktiryaki, A.Y.(2009), Sadreddin Efendi nin Hukuk-u Aile Kararnamesine İlişkin Görüşlerin Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 26. ;Sadreddin, "Hukuk-ı Aile ve Usul-u Muhakemat-ı Seriyye Kararnameleri Hakkında", Sebilü'r-Resad Mecmuası, 15, 321. Lewıs, B. (2008). Modern Türkiye nin Doğuşu, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 295. Mert, M. (2006). Osmanlı dan Cumhuriyet e Geçişte Ahmet Ağaoğlu nun Dini Düşünceleri, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,5(10),15. Mutlu, S. (2007). Devlet Adamı Kimliği ile İsmet İnönü nün Düşünce ve Uygulamalarının Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sivas, 437. Odabaş, B. (2003). Türk Sinemasının Kuruluşunda Ordu nun Rolü, Belge(sel) film ve Kurtuluş Savaşı Filmleri, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Hakemli Dergisi, (16), 208. Okay, O. (1975). Batı Medeniyeti Karşısında Ahmet Mithat Efendi, (4. Baskı), İstanbul: Dergâh Yayınları, Onuk, T.(2004). Osmanlı Genç Döneminde Kültür Kadın ve Sanat, Bilge Yayın Tanıtım Tahlil Eleştiri Dergisi, (41),6.

174 160 Ortaylı, İ. (2014). İmparatorluğun Son Nefesi Osmanlı nın Yaşayan Mirası Cumhuriyet, (1. Baskı) İstanbul: Timaş Yayınları, 224. Osma, K. (2006). Cumhuriyet Dönemi Anıt Heykellerinde Kadın İmgesi, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,30(1), 93. Ökte, K. S.(2013), Milli Mücadele Döneminde Halkla İlişkiler ( ), Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara, 62. Önder, S. ve Baydemir, A. (2005). Türk Sinemasının Gelişimi ( ), Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(2), 117. Önertoy, O. (2011). Halide Edip Adıvar ın Romanlarında Toplumsal Eleştiri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 18(1),42. Özdem E. (2012). Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar ve Nermin Abadan Unat ın Eserlerinde ryantalizmin Etkisi Ve Kadın, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 58. Özdemir, G.(2009). Türk Kadının Toplumsal Konumunun Gelişim Süreci, Namık Kemal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Metinleri, 3, 9. Özer, S. (2013). Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesinin Türk Kamuoyundaki Yankıları, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, XXI(85),142. Özger Y. (2012). Osmanlıda Kadınların Memuriyette İstihdamı Meselesi ve Sicill-i Ahvalde Kayıtlı Resmi Hal Tercümeleri, History Studies, 4(1),425. Özgürel, A. (2009). Osmanlı da Kadınların Öncüsü Olduğu Bir Sivil Toplum Örgütlenmesi, Radikal Gazetesi. Özkiraz, A. ve Arslanel, M.N. (2011). II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, 3(1),4. Özsezgin, K. (1998). Mustafa Plevneli, yetmiş beşinci yıla armağan Türk plastik sanatlar, İstanbul: Bilim Sanat Galerisi,48. Pınarcı, A. G. (2013). Kadın Dergileri, Atılım Üniverstesi E-Bülten, 8(29), Safa, P.(1997). Türk İnkılabına Bakışlar, İstanbul: Ötüken Neşriyat,58. Sağ, V. (2001). Tarihsel Süreç içerisinde Türk Kadını ve Atatürk, Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 2(1),21. Sakallı, F. (2012). Halide Edip Adıvar ın Hikâyelerinde Milli Mücadele yi Yaşayan Kadınlar, Gazi Üniversitesi Akademik Bakış, 5(10),139 Salman, H. (2005). İdadi Mekteplerinin Tarihsel Gelişimi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 22. Sarı, N. ve Özaydın, Z. (1992). Dr. Besim Ömer Paşa ve Kadın Hastabakıcı Eğitiminin Nedenleri (I), İstanbul Üniversitesi Sendrom Dergisi, 10.

175 161 Sarısaman, S. (1998). Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Kıyafeti Meselesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,(21),100. Sevinç, C. (2009). Atatürk Dönemi ( ) Türk Romanında Milli Mücadele, Turkish Studies international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 4(1-2), Sofuoğlu, A. (2002). İzmir in İşgali Sonrasında Yunanlıların Batı Anadolu da İşgali Genişletmeleri ve Bölgede Oluşan Milli Direniş, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi,8(29),138. Soydan, A. (2002). Kadın Kimliğinin Oluşması Çerçevesinde Mesleki Teknik Eğitim(Cumhuriyet İdeolojisinin Kuruluş Sürecinde Kız Enstitüleri ( ), İstanbul Üniversitesi Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları, İstanbul, 1(1),276. Suroğlu, K. (2011). Erendiz Atasü Hayatı-Eserleri-Sanatı, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 4. Şahin Aydın, N.(2012), Halide Edip Adıvar ın Romanlarında Eğitim Evreninin Kronolojik Açıdan İncelenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, T.C Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Trabzon,19. Şahin V. (2013). Halide Edip Adıvar ın Yeni Turan Yeniden Anlam(landırm)a, Erdem Dergisi, (64),9. Şahin, C. (2010). Türk Parlamentosundaki Kadın Milletvekilleri ( ), Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 71. Şahin, C. ve Şahin, M. (2013). Osmanlı Dönemi ile Milli Mücadele Yıllarında Türk Kadının Sosyal, Siyasi ve Askeri Faaliyetleri, Nevşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2,57. Şahin, M. ve Tokdemir, A. (2011). II. Meşrutiyet Döneminde Eğitimde Yaşanan Gelişmeler, Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 9(4),860. Şanal, M. (2009). Osmanlı İmparatorluğu nda Kız Öğretmen Okulunun (Darulmuallimat), Kuruluşu Okutulan Dersler ve Kapatılışı , Osmanlı Tarihi Araştırma Merkezi (26),241. Şehsuvaroğlu, B.N., Erdemir-Demirhan, A. ve Cantay-Güreşsever, G.(1984), Türk Tıp Tarihi, Bursa: Taş Kitapçılık-Yayıncılık,. Şeker, K. (2006). İnönü Dönemi Kültür Hayatı ( ), Doktora Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Isparta,29. Şener, S. (1973), Cumhuriyet Dönemi Kadın Oyun Yazarları, Ankara Üniversitesi Tiyatro Araştırmaları Dergisi, (4), 33. Şeren, M. (2008). Köye Öğretmen Yetiştirme Yönüyle Köy Enstitüleri, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 28(1), 211.

176 162 Şimşek, Y. (2012). Ahmet Mithat Efendi nin Jön Türk Romanında Kadına Bakış ve Feminizm Düşüncesi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü IV. Genç Bilim Adamları Sempozyumu Bildirisi,139. Tangülü, Z., Karadeniz, O. ve Ateş, S. (2014). Cumhuriyet Dönemi Eğitim Sistemimizde Yabancı Uzman Raporları ( ), Turkish Studies, Internatıonal Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 9(5), Taşkıran, T.(1973).Cumhuriyetin 50. Yılında Türk Kadın Hakları, Ankara: T.C Başbakanlık Basımevi, 34. Taşlı, A.(2008). Mehasin ve Süs Dergilerinin İncelenmesi ve Seçme Metinler, Yüksek Lisans Tezi, T.C Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 108. TBMM Albümü( ), cilt 1. VI. Yasama Dönemi, 360, Editörler: Yıldırım S., Zeynel, B. K., TBMM Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü Yayınları No.1 TBMM Tutanak Dergisi, Devre7, Cilt 18, 76. Birleşim,20 Haziran 1945 TBMM Zabıt Ceridesi Devre 4, Cilt, 25, On ikinci Birleşim, 5 Aralık 1934, S TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, Cilt 14, 1. Birleşim, , 7 TBMM Zabıt Ceridesi,, Devre 6, Cilt 21, 3. Birleşim, ,S.7 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1,Cilt 28, İçtima senesi 4,On yedinci İçtima , S.329 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1,Cilt 28, İçtima senesi 4,On yedinci İçtima , S.329 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 3,43. Birleşim, Cilt 18, 3 Nisan 1930,S.7 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, Cilt 3, 23. Birleşim, 7 Haziran 1939,S.59 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre6, Cilt 11, 57. Birleşim, 28 Mayıs 1940,S.313 TBMM Zabıt Ceridesi, Devre7, Cilt 45, 57. Birleşim 22, 10 Ocak 1945 Tekin, S. (2010). Osmanlı da Kadın ve Kadın Hapishaneleri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, 29(47),88. Tepecik, T. (2006). Cumhuriyet Dönemi Türkiye sinde Hemşirelik Teşkilatının Gelişimi, Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul,45. Terzioğlu, Z. (2007). Basına Göre Türk Kadının Siyasi Hakları ( ), Yüksek Lisans Tezi, T.C Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, 182. Terzioğlu, Z. (2010). Türk Kadını Siyaset Sahnesinde , (1. Baskı), İstanbul: Giza Yayınları, 77

177 163 Toprakçı, E. ve Yılmaz, G. (2015). İsmet İnönü nün Eğitim Felsefesi (Konuşmaları ve Yazdıkları Işığında Nitel Bir Analiz), Manas Üniversitesi Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 4(2),159. Töre, E. (2009). Türk Tiyatrosunun Kaynakları, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 4(1), Tuna, S. (2009). Köy Enstitüleri nde Kadın Olmak, Ankara Üniversitesi Fe Dergi: Feminist Eleştiri, 1(1), 22. Tunaya, T. Z. (2003). İslamcılık Akımı, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 480. Tuskan, A. A. (2007). Kadın Hakları ve Yeni Medeni Kanun, İstanbul Barosu Dergisi, 81(2), 562. TÜİK, İstatistik Göstergeler ( ), Tümer, E.Y. (2007). II. Meşrutiyet ten Cumhuriyet e Kızların Eğitimi, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul., 50. Ulus Gazetesi,(1935, 2 Aralık). Ulusoy, D. (1991). Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Devlet sanat İlişkisi: Batılı Sanatların Benimsetilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 101. Ulusoy, M.F. (1998), Türkiye de Hemşirelik Eğitiminin Tarihsel Süreci, Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 2(1),2; Unat, F.R. (1964). Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi bir Bakış, Ankara, 80. Ülken, H. Z. (1999). Türkiye de Çağdaş Düşünce Tarihi, İstanbul: Ülken Yayıncılık, 205. Ülker N. (2010). Türk Kadını, Yüksek Lisans Tezi, T.C Yeditepe üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 5. Ünal, B. (2010), Türk Kadınlığı için Çağdaş Bir Adım: Kadın Gazetesi( ), Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 34. Ünal, M. (1977). Medeni Kanunun Kabulünden Önce Türk Aile Hukukuna İlişkin Düzenlemeler ve Özellikle 1917 Tarihli Hukuk-i Aile Kararnamesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 34(1), Ünalan, Y. (2007). Mehmet Rauf un Kadın Degileri: Mehasin ve Süs (İnceleme ve Metinler), Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 11. Ünsal, Y. (1999). Atatürk İmparatorluktan Milli Devlete, Türkiye: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları XXIV. Dizi (10),46

178 164 Yavuztürk-Mungan, G. (2013)b Ankara da Yayımlanmış Sinema Dergilerinin Kısa Tarihçesi, Koç Üniversitesi Ankara Araştırmalar Dergisi, 1(2), 82. Yazıcı, N. (2011). Çanakkale Savaş ında Türk Kadının Rolü, Gazi Akademik Bakış, 5(9),258. Yeni Sabah Gazetesi, (1939, 30 Nisan)s.,Ankara Üniversitesi Gazete Arşivi Yeni Sabah Gazetesi, (1939, 30 Nisan)s. Ankara Üniversitesi Gazete Arşivi Yeni Sabah Gazetesi, (1939, 30 Nisan)s. Ankara Üniversitesi Gazete Arşivi Yeni Sabah Gazetesi, (1939, 4 Mayıs),s. Ankara Üniversitesi Gazete Arşivi Yeşilyurt, E. (2002). Mehmet Emin Yurdakul: Hayatı ve Eserleri, Ankara: Yeryüzü Yayınevi, 58. Yetim, F. (1994). Milli Mücadele Döneminde Mitingler( ), Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 41. Yetim, F. (2008). Milli Mücadele Döneminde Kamuoyunun Oluşmasında Mitinglerin İşlevi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal bilimler Dergisi, 8(1),5. Yıldırım, E. (2013). Erken Cumhuriyet Yılları Milli Kimlik Tartışmaları: Hasan Ali Yücel ve Türkiye de Hümanizma Arayışları, Turkish Studies international Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 8(7),751. Yıldızcan-Özyılmaz, Ö. (2013), Erken Cumhuriyet Döneminde Hollywood un Alımlanması: Kadınlar, Gençler ve Modernlik, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, Yılmaz, A. (2010). Osmanlı dan Cumhuriyet e Kadın Kimliğinin Biçimlendirilmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 9(20-21), 204. Yılmaz, A.(2013). Halide Edip te Kadın Hakları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, 20(1), 122. Yılmaz, S. (2009). Devrin Kadın Edebiyatına Katkısı Bakımından Kadınlar Dünyası Dergisi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 3. Yiner, A. (2012). Köy Enstitüleri Üzerine Bir Deneme,, The Journal of Academic Social Science Studies, Internatıonal Journal of Social Science, 5(4), 311. Yüce H. ve Taş, D. (2009). Türk Kadını ve Satı Kadın, Kazan Belediyesi Başkanlığı Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Kültür Yayınları Araştırma Dizisi, 35. Yüksel, S. R. (2014). Türk Medeni Kanunu Bakımından Kadın Erkek Eşitliği, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 18(2), 176.

179 Zihnioğlu, Y. (2009). Kadınsız İnkılâp: Nezihe Muhiddin Kadınlar Halk Fırkası Kadın Birliği, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi,

180 166

181 EKLER 167

182 Ek-1. Başbakanlık Arşiv Belgesi 168

183 169

184 170

185 171

186 172

187 173

188 174

189 175

190 176

191 177

192 178

193 179

194 180

195 181

196 182

197 183

198 184

199 185

200 186

201 187

202 188

203 189 Ek-2. İnönü Vakfı Arşiv Kolleksiyonu Resim1. Mevhibe İnönü Resim2. Hasta Bakıcılık Eğitimi 1. No.lu Hasta Bakıcı Mevhibe İnönü Hanımefendi

204 190 Resim3. İsmet İnönü ve Eşi Mevhibe İnönü Resim 4. İnönü Ailesi, İsmet İnönü ortada, ön - Mevhibe İnönü ön sağda,

205 191 ÖZGEÇMİŞ Kişisel Bilgiler Soyadı, adı : KORKMAZ, Hacer Uyruğu : T.C Doğum tarihi ve yeri : / Ankara Medeni hali : Evli Telefon : Eğitim Derece Yüksek lisans Eğitim Birimi Gazi Üniversitesi Mezuniyet tarihi 2016 Lisans Gazi Üniversitesi 2010 Lise Prof. Dr. Raşit Hatipoğlu 2005 Yabancı Dil İngilizce Hobiler Yüzmek, Tarihi ve siyasi Romanlar okumak.

206 GAZİ GELECEKTİR...

207

Tuba ÖZDİNÇ. Örgün Eğitim

Tuba ÖZDİNÇ. Örgün Eğitim ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ-I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi-I Dersin Kodu 630909 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati Zorunlu Önlisans 2 AKTS 2 (Kuramsal)

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

Hazırlayan: «Benim ayrı odam olduğu gibi, yazı masam, kitap dolabım bile var idi.» Fatma ALİYE. Enes PALA

Hazırlayan: «Benim ayrı odam olduğu gibi, yazı masam, kitap dolabım bile var idi.» Fatma ALİYE. Enes PALA Hazırlayan: «Benim ayrı odam olduğu gibi, yazı masam, kitap dolabım bile var idi.» Fatma ALİYE Enes PALA Tam adı Fatma Aliye Topuz dur. 1862 yılında İstanbul da doğmuştur. Ahmet Cevdet Paşa nın kızıdır.

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : YENİ TÜRK EDEBİYATI II Ders No : 0020110013 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili

Detaylı

Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV.

Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV. 339 GENEL LİSE Haftalık ders sayısı 2, yıllık toplam 74 ders saati Kategoriler Alt kategoriler Ders içerikleri Kazanımlar Dersler arası ilişki IV. Yeniçağ 3. Yeniçağda Avrupa 6. Eğitim, kültür, bilim ve

Detaylı

En İyisi İçin. Cevap 1: "II. Meşrutiyet Dönemi"

En İyisi İçin. Cevap 1: II. Meşrutiyet Dönemi Ne x t Le v e l Ka r i y e r 300ADET TAMAMIÖZGÜN ÇÖZÜMLÜAÇI KUÇLU SORU Kaymakaml ı k Sı navı nahazı r l ı k Tar i h Açı kuçl usor u Bankası En İ yi si İ çi n.. Necat i beycd.50.yı li şhanı Apt.no: 19/

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Türk İdare Tarihi TİT323 5 3+0 3 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I Ders No : 0020040023 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 BİRİNCİ BÖLÜM İLK TÜRK DEVLETLERİNDE EĞİTİM 1.1. HUNLARDA EĞİTİM...19 1.2. GÖKTÜRKLERDE EĞİTİM...23 1.2.1. Eğitim Amaçlı Göktürk Belgeleri: Anıtlar...24 1.3. UYGURLARDA

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : EĞİTİM SOSYOLOJİSİ * Ders No : 0310340040 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 4 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili

Detaylı

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... V GİRİŞ...1 1. Eğitime Neden İhtiyaç Vardır?...1 2. Niçin Eğitim Tarihi Okuyoruz?...2 I. BÖLÜM İSLAMİYET TEN ÖNCEKİ TÜRK EĞİTİMİ 1. Eski Türklerde Eğitim Var mıdır?...5 2. Hunlarda

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : GK. SEÇ. I: BİLGİ TOPLUMU VE TÜRKİYE Ders No : 0310250040 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK Meslekleşme ölçütleri Öğretmenlik Mesleğinin Yasal Dayanakları Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri Türkiye de Öğretmenliğin Meslekleşmesi Öğretmenlerin hizmet öncesinde

Detaylı

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar.

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar. TÜRKİYE DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM Türkiye de ki okul öncesi eğitimin gelişmesini imparatorluk dönemindeki okul öncesi eğitim ve Cumhuriyet ten günümüze kadar olan okul öncesi eğitimi diye adlandırabilir. İmparatorluk

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : A.SEÇ.ATATÜRK İLK.VE İNK.TAR.SEMİNERİ Ders No : 0310400249 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

KİTAP TANITIMI. Necmi UYANIK

KİTAP TANITIMI. Necmi UYANIK TARİHİN PEŞİNDE ULUSLARARASI TARİH ve SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ Yıl: 2015, Sayı: 13 Sayfa: 449 453 THE PURSUIT OF HISTORY INTERNATIONAL PERIODICAL FOR HISTORY AND SOCIAL RESEARCH Year: 2015, Issue: 13

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük SANAT VE SPOR - ÇAĞDAŞ TÜRK KADINI - SOYADI KANUNU

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük SANAT VE SPOR - ÇAĞDAŞ TÜRK KADINI - SOYADI KANUNU 1 2 Atatürk e göre; «Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.» «Efendiler!

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 88 OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK A N K A R A 2 0 0 7 1 P r o j e Y ö n e t i c

Detaylı

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersin Kodu TAR - 101

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersin Kodu TAR - 101 Dersin Adı GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ AKTS Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersin Kodu TAR 0 Dersin Türü Zorunlu Dersin Seviyesi Lisans Dersin AKTS Kredisi

Detaylı

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR Eğitim ve kültür alanında yapılan inkılapların amaçları; Laik ve çağdaş bir eğitim ile bilimsel eğitimi gerçekleştirebilmek Osmanlı Devleti nde yaşanan ikiliklere

Detaylı

Gülden A. Pınarcı gpinarci@atilim.edu.tr KADIN DERGİLERİ

Gülden A. Pınarcı gpinarci@atilim.edu.tr KADIN DERGİLERİ KADIN DERGİLERİ Gülden A. Pınarcı gpinarci@atilim.edu.tr Elektronik bültenimizde öykü dergileri ve mizah dergilerinden sonra bu sayımızda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle geçmişten günümüze kadın

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ I AI0 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze /

Detaylı

Arş. Gör. Togay Seçkin BİRBUDAK

Arş. Gör. Togay Seçkin BİRBUDAK Arş. Gör. Togay Seçkin BİRBUDAK ÖZGEÇMİŞ 10 Ocak 1983 tarihinde Ankara da doğdu. İlköğrenimini Ankara Aydınlıkevler İlkokulu Okulu ve Bilecik İnhisar İlkokulu nda tamamladı. Daha sonra Bilecik Bozüyük

Detaylı

İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE KADIN OLMAK. Ahmet ÖZKİRAZ Gaziosmanpaşa Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü E-posta: ahmeto@gop.edu.

İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE KADIN OLMAK. Ahmet ÖZKİRAZ Gaziosmanpaşa Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü E-posta: ahmeto@gop.edu. İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE KADIN OLMAK Ahmet ÖZKİRAZ Gaziosmanpaşa Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü E-posta: ahmeto@gop.edu.tr M. Nazan ARSLANEL Gaziosmanpaşa Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi KEF 1999 Y. Lisans Türkiye Cumhuriyeti Tarihi

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi KEF 1999 Y. Lisans Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Mustafa MÜJDECİ 2. Doğum Tarihi-Yeri: 30.07.1978 - Yerköy 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. (Çankırı Karatekin Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) 4. Medeni Durumu: Evli

Detaylı

Teori (saat/hafta) Atatürk ün prensiplerini ve Türk İnkılâbının gerekçelerinin ana temasını vermek

Teori (saat/hafta) Atatürk ün prensiplerini ve Türk İnkılâbının gerekçelerinin ana temasını vermek Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Kodu Yarıyıl Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı

Detaylı

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ 1 DERSİ ÖĞRETİM PLANI

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ 1 DERSİ ÖĞRETİM PLANI GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ 205206 ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMÜ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ DERSİ ÖĞRETİM PLANI Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersin Kodu TAR

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : TÜRK EĞİTİM TARİHİ * Ders No : 0310340055 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980.

Lisans :İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih (Gece) Bölümü, Umumi Türk Tarihi Kürsüsü, 1980. ÖZGEÇMİŞ Doğum Yeri ve Yılı : Adıyaman, 1955 Eğitim : Fırat İlkokulu, Malatya, 1964. Adıyaman Lisesi Orta Bölümü, Adıyaman, 1972. Mimar Sinan İnşaat Teknik Lisesi, Kayseri., 1976. Mesleki Kariyeri Lisans

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3 İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3 A. Tarihin Tanımı...3 B. Tarihin Kaynakları...4 C. Tarihe Yardımcı Bilim Dalları...4 D. Tarihte Yüzyıl, Yarı Yüzyıl,

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER. Mustafa Serdar PALABIYIK

1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER. Mustafa Serdar PALABIYIK 1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER Mustafa Serdar PALABIYIK Yayın No : 3179 Araştırma Dizisi : 12 1. Baskı - Şubat 2015 ISBN: 978-605 - 333-207 - 7 Mustafa Serdar Palabıyık 1915 Olaylarını Anlamak:

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Bahar GÜDEK Doğum Tarihi: 30 Ekim 1977 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Güzel Sanatlar Fakültesi Erciyes Üniversitesi 1996-2000 Müzik

Detaylı

Fatih Mehmet SANCAKTAR. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Milli Egemenlik Düşüncesinin Gelişimi: Hüseyin Cahit (Yalçın) Örneği (1908-1924)

Fatih Mehmet SANCAKTAR. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Milli Egemenlik Düşüncesinin Gelişimi: Hüseyin Cahit (Yalçın) Örneği (1908-1924) KİŞİSEL BİLGİLER Ad ve Soyadı Unvanı Adres e-posta Doğum Medeni Durumu MESLEKÎ DENEYİMİ Arş. Gör. 06.1.199 Yrd. Doç. Dr..06.006 Yrd. Doç. Dr. 18.11.010 EĞİTİM-ÖĞRETİM DURUMU Lisans 199 Yüksek Lisans 1996

Detaylı

OSMANLI DEVLETİ NİN YILINA AİT EĞİTİM İSTATİSTİĞİ

OSMANLI DEVLETİ NİN YILINA AİT EĞİTİM İSTATİSTİĞİ Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Yıl: 2012/2, Cilt:11, Sayı: 22 Sf. 125-167 OSMANLI DEVLETİ NİN 1907-1908 YILINA AİT EĞİTİM İSTATİSTİĞİ Nuri GÜÇTEKİN* Bu çalışmada, Maarif-i Umumiye İstatistik Dairesince

Detaylı

İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ Siyaset, Toplum, Ekonomi. Neslihan Erkan

İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ Siyaset, Toplum, Ekonomi. Neslihan Erkan İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ Siyaset, Toplum, Ekonomi Neslihan Erkan Meşrutiyetin İlk Seçimi Seçimin başlıca iki partisi: İttihat veterakki & Ahrar Fırkası İki dereceli seçim İttihat ve Terakki nin seçim zaferi

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: EROL ÇANKAYA 2. Doğum Tarihi: 15.XI.1953 3. Ünvanı: DR 4. Öğrenim Durumu: DOKTORA Derece Alan Üniversite Yıl Lisans A.Ü. SİYASAL BİLGİLER 1979 İKTİSAT VE MALİYE Y. Lisans SİYASET

Detaylı

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI HAFTALAR KONULAR 1. Hafta TÜRK DEVRİMİNE KAVRAMSAL YAKLAŞIM A-) Devlet (Toprak, İnsan Egemenlik) B-) Monarşi C-) Oligarşi D-) Cumhuriyet E-) Demokrasi F-) İhtilal G-) Devrim H-) Islahat 2. Hafta DEĞİŞEN

Detaylı

TANZİMAT EDEBİYATI ( ) HAZIRLAYAN: Döndü DERELİ D GRUBU-105

TANZİMAT EDEBİYATI ( ) HAZIRLAYAN: Döndü DERELİ D GRUBU-105 TANZİMAT EDEBİYATI (1860 1896) HAZIRLAYAN: Döndü DERELİ D GRUBU-105 TANZİMAT EDEBİYATI 1860'da Tercüman-ı Ahval Gazetesinin çıkmasıyla başlayan, Divan edebiyatı geleneklerini bir yana bırakarak Batı kültürüne

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 11. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 11. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY EKİM HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI EDEBİYATININ OLUŞUMU ÖĞRETİCİ METİNLER 2 KAZANIMLAR 1. Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini belirler.

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

ÖNSÖZ Türkiye de İlköğre- tim I ( ) İkinci Meşruti- yet ten Tevhid-i Tedrisat a Türkiye de İlk Öğretim ( )

ÖNSÖZ Türkiye de İlköğre- tim I ( ) İkinci Meşruti- yet ten Tevhid-i Tedrisat a Türkiye de İlk Öğretim ( ) ÖNSÖZ Cumhuriyet döneminde eğitim alanında yapılan çalışmalar içinde ilköğretim önemle ele alınmış, fakat buna rağmen günümüze kadar çözüme kavuşturulamamış temel problemlerdendir. Eğitim tarihi araştırmaları

Detaylı

T.C KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS İÇERİKLERİ I. DÖNEM

T.C KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS İÇERİKLERİ I. DÖNEM T.C KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS İÇERİKLERİ I. DÖNEM TAR513 Klasik Dönem Osmanlı Taşra Teşkilatı Klasik dönem Osmanlı taşra teşkilatı; Osmanlı

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Dersin Adı Dersin Kodu 1200.9202 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 2 Haftalık Uygulama Saati 0 Haftalık Laboratuar Saati

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

TANZİMAT I. DÖNEM: ŞAİR VE YAZARLAR. * Şinasi *Ziya Paşa *Namık Kemal. * Ahmet Mithat Efendi *Şemsettin Sami

TANZİMAT I. DÖNEM: ŞAİR VE YAZARLAR. * Şinasi *Ziya Paşa *Namık Kemal. * Ahmet Mithat Efendi *Şemsettin Sami TANZİMAT I. DÖNEM: ŞAİR VE YAZARLAR * Şinasi *Ziya Paşa *Namık Kemal * Ahmet Mithat Efendi *Şemsettin Sami İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ İstanbul da doğdu. Arapça, Fransızca, Farsça dersleri

Detaylı

ZEYNEP KUTLUATA.

ZEYNEP KUTLUATA. ZEYNEP KUTLUATA zeynepkutluata@gmail.com EĞİTİM 2006-2014 Sabancı Üniversitesi, Tarih Bölümü, Doktora. Tez Başlığı: Ottoman Women and the State during World War I (Birinci Dünya Savaşı nda Osmanlı Kadınları

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

BĠLECĠK ÜNĠVERSĠTESĠ AKADEMĠK ÖZGEÇMĠġ FORMU

BĠLECĠK ÜNĠVERSĠTESĠ AKADEMĠK ÖZGEÇMĠġ FORMU BĠLECĠK ÜNĠVERSĠTESĠ AKADEMĠK ÖZGEÇMĠġ FORMU Adı Soyadı İlhami YURDAKUL Ünvanı Doç. Dr. Alanı Tarih Doğum Yeri İspir-Erzurm Doğum 01/08/67 E-Posta ilhami.yurdakul KĠġĠSEL BĠLGĠLER EĞĠTĠM DURUMU Derece

Detaylı

SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ

SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ COĞRAFYA NIVEAU / SEVIYE L-1 1-Coğrafya nedir coğrafyanın bölümleri. 2-Dünyanın şekli ve sonuçları. 3-Dünyanın hareketleri. 4-Harita bilgisi. 5-Atmosfer ve özellikleri. 6-İklim elemanları 7-Sıcaklık 8-Basınç

Detaylı

DERS BİLGİLERİ Ders Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin Yardımcıları Dersin Amacı

DERS BİLGİLERİ Ders Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin Yardımcıları Dersin Amacı DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK DİLİ 2 TKL 202 4 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( )

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( ) (1874-1931) Servet-i Fünun akımının önemli romancılarından biri olan Mehmet Rauf, 1875 de İstanbul da doğdu. Babası Hacı Ahmet Efendi, bir sağlık kurumunda çalışan bir memurdu. Önce Balat ta ki Defterdar

Detaylı

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu Program AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu TEBLİĞLER 15-17 EKİM 2014 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konferans Salonları KAPANIŞ OTURUMU 17 Ekim

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi-I Ders No : 069030020 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü

Detaylı

EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN 12 EYLÜL ŞİİRİ Nesîme CEYHAN AKÇA, Kurgan Edebiyat, Ankara 2013, 334 s.,isbn Sabahattin GÜLTEKİN 1

EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN 12 EYLÜL ŞİİRİ Nesîme CEYHAN AKÇA, Kurgan Edebiyat, Ankara 2013, 334 s.,isbn Sabahattin GÜLTEKİN 1 Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 4(2): 245-249 EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN 12 EYLÜL ŞİİRİ Nesîme CEYHAN AKÇA, Kurgan Edebiyat, Ankara 2013, 334 s.,isbn978-975-267-891-0.

Detaylı

EKİM ÜNİTE II ÖĞRETİCİ METİNLER

EKİM ÜNİTE II ÖĞRETİCİ METİNLER SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

13. Aşağıdakilerden hangisi yeni Türk alfabesinin kabul edilme nedenlerinden biri değildir?

13. Aşağıdakilerden hangisi yeni Türk alfabesinin kabul edilme nedenlerinden biri değildir? 1. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer devletlerle ekonomik ilişkilerinde kolaylık ve uyum sağlamak için yapılan çalışmalardan A) Türk Tarih Kurumu'nun kurulması B) Tekke ve zaviyelerin

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH SORU 1: MÖ 2450 yılında başlayan ve 50 yıl süren bir savaş kaç yılında sona ermiştir? İşlemi nasıl yaptığınızı gösteriniz ve gerekçesini belirtiniz. (2 PUAN) SORU 2: Uygurlar

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi) Ankara Üniversitesi 2000

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi) Ankara Üniversitesi 2000 ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : Sezai BALCI Doğum Tarihi : 15 Temmuz 1976 Öğrenim Durumu : Doktora Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi)

Detaylı

İÇİNDEKİLER I. BÖLÜM TANZİMAT ÖNCESİNDEN II. MEŞRUTİYET DEVRİNE KADAR BASININ GELİŞİMİ İLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME

İÇİNDEKİLER I. BÖLÜM TANZİMAT ÖNCESİNDEN II. MEŞRUTİYET DEVRİNE KADAR BASININ GELİŞİMİ İLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 KISALTMALAR...11 GİRİŞ...13 I. BÖLÜM TANZİMAT ÖNCESİNDEN II. MEŞRUTİYET DEVRİNE KADAR BASININ GELİŞİMİ İLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME 1. Tanzimat Öncesi Devir...17 2. Tanzimat Devri...20

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SOSYAL BİLİMLER VE TÜRKÇE EĞİTİMİ BÖLÜMÜ TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMI (I. ÖĞRETİM)

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SOSYAL BİLİMLER VE TÜRKÇE EĞİTİMİ BÖLÜMÜ TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMI (I. ÖĞRETİM) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ SOSYAL BİLİMLER VE TÜRKÇE EĞİTİMİ BÖLÜMÜ TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMI (I. ÖĞRETİM) I.YARIYIL II.YARIYIL 101 Türk Dil Bilgisi I: Ses Bilgisi 2 0 3 3 102 Türk

Detaylı

RECENT PERIOD TURKISH STUDIES

RECENT PERIOD TURKISH STUDIES YAKIN DÖNEM TÜRKİYE ARAŞTIRMALARI RECENT PERIOD TURKISH STUDIES ISSN 1304-9720 CİLT/VOLUME:12 YIL/YEAR: 2013 / 1 SAYI/ISSUE: 23 Yılda İki Kez Yayımlanan Ulusal Hakemli Dergi National Peer Reviewed Journal

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 3. BÖLÜM BİLİM OLARAK EĞİTİMİN TEMELLERİ 3.1. Psikoloji Sosyoloji Felsefe...51

İÇİNDEKİLER. 3. BÖLÜM BİLİM OLARAK EĞİTİMİN TEMELLERİ 3.1. Psikoloji Sosyoloji Felsefe...51 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 1. BÖLÜM EĞİTİM BİLİMLERİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR 1.1. Eğitim...11 1.1.1. Birey...12 1.1.2. Davranış...15 1.1.3. Yaşantı...16 1.1.4. İstendik...17 1.1.5. Değişme...17 1.1.6. Süreç...17

Detaylı

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ Dersin Öğrenme Çıktıları ve Yeterlilikleri Dersin Hedefi Dersin Amacı ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ. ANABİLİM DALI DERS TANITIM FORMU Dersin Adı TR ENG Cumhuriyet Dönemi Kültür ve Eğitim

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996. Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996. Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nurdan Şafak 2. Doğum Tarihi ve Yeri:. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996 Yüksek Siyasi Tarih ve Marmara

Detaylı

KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI

KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Yayınları : 40 Kadınların Belleği Dizisi No : 8 Yayına Hazırlayan A. Oğuz İcimsoy PROJE DESTEĞİ FİNLANDİYA BÜYÜKELÇİLİĞİ Baskı ve Cilt: Hanlar Matbaası

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ İÇİNDEKİLER Bölüm I GİRİŞ A. EĞİTİMDE TANIŞMA - İLK VE SON HAFTALAR...1 B. ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ...5 1. ÖĞRETMENLİK VE ÖNEMİ...5 a. Öğretmenliğin Kısa Tarihçesi...5 b. Mesleğin Önemi...8 c. Pedagojik Sevgi...10

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük HARF İNKILABINDAN MİLLET MEKTEPLERİNE MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZ AYDINLANIYOR

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük HARF İNKILABINDAN MİLLET MEKTEPLERİNE MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZ AYDINLANIYOR 1 Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda okur yazar oranı çok azdı. Bir ülkenin her alanda kalkınabilmesi ancak eğitimle olabilirdi. 2 Kültür Alanındaki Gelişmeler 3 Mart 1924 :Tevhid-i Tedrisat Kanunu 1926

Detaylı

Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp Akademisi Doktora İnkılâp Tarihi Ankara Üniversitesi Unvan Alan Üniversite Yıl Doçent Profesör

Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp Akademisi Doktora İnkılâp Tarihi Ankara Üniversitesi Unvan Alan Üniversite Yıl Doçent Profesör ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Doktor 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp Akademisi

Detaylı

TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI

TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI TARİH BÖLÜMÜ 2014-2015 ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI I. YARIYIL ECTS II. YARIYIL ECTS BİL 150 Temel Bilgi Teknolojisi 4+0 5,0 TAR 107 İlkçağ Tarihi I 3+0 5,0 TAR 108 İlkçağ Tarihi II 3+0 5,0 TAR 115 Osmanlıca

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin

Detaylı

Mustafa SELÇUK Doç. Dr. istanbul.academia.edu/mustafaselçuk. mustafasell@gmail.com

Mustafa SELÇUK Doç. Dr. istanbul.academia.edu/mustafaselçuk. mustafasell@gmail.com Mustafa SELÇUK Doç. Dr. istanbul.academia.edu/mustafaselçuk mustafasell@gmail.com İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü T.C. Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi İstanbul- Türkiye ÖZGEÇMĠġ/

Detaylı

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI BİLİMSEL HAZIRLIK GÜZ YARIYILI DERSLERİ EGB501 Program Geliştirmeye Giriş

Detaylı

1 İSMAİL GASPIRALI HER YIL BİR BÜYÜK TÜRK BİLGİ ŞÖLENLERİ. Mehmet Saray

1 İSMAİL GASPIRALI HER YIL BİR BÜYÜK TÜRK BİLGİ ŞÖLENLERİ. Mehmet Saray Mehmet Saray 1942'de Afyon'un Dinar kazasında doğdu. Orta öğrenimini Çivril ve Isparta'da yapan Saray, 1961-1966 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. 1968-1978 yılları

Detaylı

(1983). 1980 Genel Nüfus Sayımı: Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri; 12-10-1980, 05 Amasya. Ankara: Devlet İstatistik Enst. Yay..

(1983). 1980 Genel Nüfus Sayımı: Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri; 12-10-1980, 05 Amasya. Ankara: Devlet İstatistik Enst. Yay.. İktisat Tarihi (1983). 1980 Genel Nüfus Sayımı: Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri; 12-10-1980, 05 Amasya. Ankara: Devlet İstatistik Enst. Yay.. (1962). "Yükseliş Devri'nde Osmanlı Ekonomisine Umumi

Detaylı

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ 19 20 Nisan 2014/İstanbul /Yeditepe Üniversitesi KADIN HAYATLARINI YAZMAK: OTO/BİYOGRAFİ,

Detaylı

5657 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU

5657 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU 5657 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU (1)(2)(3) Kanun Numarası : 2809 Kabul Tarihi : 28/3/1983 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 30/3/1983 Sayı : 18003 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22

Detaylı