REPEAT BREEDER İNEKLERDE TOHUMLAMAYI İZLEYEN FARKLI GÜNLERDE PRID ve GnRH ile SAĞALTIM GİRİŞİMLERİ

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "REPEAT BREEDER İNEKLERDE TOHUMLAMAYI İZLEYEN FARKLI GÜNLERDE PRID ve GnRH ile SAĞALTIM GİRİŞİMLERİ"

Transkript

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ REPEAT BREEDER İNEKLERDE TOHUMLAMAYI İZLEYEN FARKLI GÜNLERDE PRID ve GnRH ile SAĞALTIM GİRİŞİMLERİ Osman ERGENE DOĞUM ve JİNEKOLOJİ ANABİLİM DALI DOKTORA TEZİ DANIŞMAN Prof. Dr. Erol ALAÇAM ANKARA

2 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ REPEAT BREEDER İNEKLERDE TOHUMLAMAYI İZLEYEN FARKLI GÜNLERDE PRID ve GnRH ile SAĞALTIM GİRİŞİMLERİ Osman ERGENE DOĞUM ve JİNEKOLOJİ ANABİLİM DALI DOKTORA TEZİ DANIŞMAN Prof. Dr. Erol ALAÇAM ANKARA

3 iii İÇİNDEKİLER Kabul ve Onay İçindekiler Önsöz Simgeler ve Kısaltmalar Şekiller Çizelgeler ii iii vi vii viii ix 1. GİRİŞ Embriyonik Dönem Gebeliğin Anne Tarafından Tanınması Erken Gebelikte Endokrin Düzen Repeat Breeder İnekler Embriyonik Ölümler Embriyonik Yaşamın Desteklenmesine Yönelik Girişimler Progesteron Hormonu Uygulamaları GnRH Uygulamaları hcg Uygulamaları GEREÇ ve YÖNTEM Gereç Materyalin Seçimi ve Özellikleri Çalışmada Kullanılan Hormon ve Hormon Kitleri 40

4 iv Jinekolojik Muayenede, Sun i Tohumlamada ve Kan Örneklerinin Toplanmasında Kullanılan Gereçler Çalışmada Kullanılan İneklerin Gruplandırılması Yöntem Kan Örneklerinin Değerlendirilmesi Progesteron Hormonu Ölçüm Testinin Yapılışı Fertilite Ölçütlerinin Değerlendirilmesi Bulguların İstatistiksel Değerlendirilmesi BULGULAR Fertilite Ölçütleri Grup-I Fertilite Ölçütleri Grup-II Fertilite Ölçütleri Grup-III Fertilite Ölçütleri Grup-IV Fertilite Ölçütleri Progesteron Hormonu Değerlendirmeleri Gebe (+) ve gebe olmayan (-) ineklerde 21. günde progesteron değeri ortalamaları Uygulama grupları ile kontrol grubu arası, uygulama günü ve yedi gün sonraki progesteron değerlerinin karşılaştırılması Grup içi, gebe (+) ve gebe olmayan (-) ineklerin uygulama günü, yedi gün sonraki ve 21. gün progesteron değerlerinin karşılaştırılması Uygulama gruplarındaki gebe (+) hayvanların progesteron 56

5 v değerlerinin kontrol grubu gebe (+) hayvanlar ile karşılaştırılması 4. TARTIŞMA SONUÇ ve ÖNERİLER 65 ÖZET 67 SUMMARY 69 KAYNAKLAR 71 ÖZGEÇMİŞ 79

6 vi ÖNSÖZ Son yıllarda gerçekleştirilen yoğun tedavi seçeneklerine rağmen, repeat breeder ineklerde ulaşılan gebelik oranları ve diğer fertilite parametrelerinde yeterli düzeyde olumlu sonuç elde edilememiştir. Halen, devam eden araştırmalara paralel olarak. yeni veya modifiye tedavi seçenekleri ortaya çıkmaya devam etmektedir. Repeat breeder olgusunun önemli bir nedeni olarak gösterilen erken embriyonik ölümlere karşı geliştirilen, erken luteal dönemdeki doğrudan progesteron desteği veya progesteron üretimin uyarılması da üzerinde sıklıkla durulan bir seçenektir. Bu çerçevede tohumlama sonrası doğrudan progesteron uygulamaları yapılmakta veya endogen progesteron üretimini uyaran GnRH, hcg gibi gonadotropik hormonlar kullanılabilmektedir. Sunulan çalışmada da tohumlama sonrasında kan progesteron hormonu düzeylerini yüksek tutmak amacı ile blastogenez döneminde progesteron (PRID) ve erken embriyonik dönemde PRID veya GnRH hormonları kullanılmış olup; anılan dönemlerdeki kan progesteron değerleri ölçülerek ve gebe kalma oranları belirlenerek gruplar arasında ve gebeliğin aynı dönemlerindeki tedavisiz kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Doktora programım süresince değerli öneri ve yardımlarıyla her konuda destek olan danışman hocam Prof. Dr. Erol Alaçam a, tez izleme komitesi üyelerine, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı öğretim elemanlarına, Levent Sanayi İnekçilik Ltd. sahibi Özer Boyacı ya ve Veteriner Hekimi Şifa Berkan Demirpençe ye, Hasan Haydaroğluları ve Mustafa Korkmazhan işletmeleri ne, hormon preparatlarını temin eden DİF-Sanofi İlaç Firmasına, tüm yaşamım ve doktora eğitimim boyunca maddi ve manevi desteği ile her zaman yanımda olan, başta babam Veteriner Hekim Nazım Ergene ye ve bütün aileme teşekkürü bir borç bilirim.

7 vii SİMGELER ve KISALTMALAR β bifn- τ btp-1 CIDR Cu GnRH hcg IGF LH OTR PAF PGE1 PGF 2α PGF2 PGI2 PRID RIA Se τ Zn Beta Sığır interferon tau Sığır trofoblastik protein Kontrollu intravaginal ilaç salınımı Bakır Gonadotropin salınım hormonu İnsan koryonik gonadotropini İnsülin benzeri büyüme faktörü Luteinleştirici hormon Oksitosin reseptörü Platet aktive edici faktör Prostaglandin E1 Prostaglandin F 2 alfa Prostaglandin F2 Prostaglandin I2 Progesteron salan intravaginal spiral Radio Immunoassay Selenyum Tau Çinko

8 viii ŞEKİLLER Şekil 3.1 Grup I (GnRH) ile Grup IV (Kontrol) gebelik oranlarının karşılaştırılması Şekil 3.2 Grup II (PRID, gün ) ile Grup IV (Kontrol gebelik) oranlarının karşılaştırılması Şekil 3.3 Grup III (PRID, gün ) ile Grup IV (Kontrol) gebelik oranlarının karşılaştırılması Şekil 3.4 Grup I (GnRH), Grup II (PRID, gün ), Grup III (PRID, gün) ile Grup IV (Kontrol) gebelik oranlarının karşılaştırılması

9 ix ÇİZELGELER Çizelge 1.1 Çizelge 1.2 Çizelge 2.1 Tohumlamayı izleyen farklı günlerde progesteron uygulamalarının gebelik oranlarına etkilerine ilişkin araştırma bulguları Tohumlama sonrası günler arası uygulanan GnRH nın gebelik oranlarına etkisine ilişkin özet araştırma bulguları Tedavi sonuçlarının değerlendirilmesinde kullanılan fertilite ölçütlerinin hesaplanması Çizelge 3.1 Grup-I Fertilite Ölçütleri 45 Çizelge 3.2 Grup-II Fertilite Ölçütleri 47 Çizelge 3.3 Grup-III Fertilite Ölçütleri 49 Çizelge 3.4 Grup-IV Fertilite Ölçütleri 51 Çizelge 3.5 Çizelge 3.6 Çizelge 3.7 Çizelge 3.8 Çizelge 3.9 Gebe (+) ve gebe olmayan (-) ineklerde 21. günde progesteron değeri ortalamaları Grup I - Kontrol Grubu arası uygulama ve 7 gün sonraki P4 değerlerinin karşılaştırılması Grup II - Kontrol Grubu arası uygulama ve 7 gün sonraki P4 değerlerinin karşılaştırılması Grup III - Kontrol Grubu arası uygulama ve 7 gün sonraki P4 değerlerinin karşılaştırılması Grup I, gebe (+) ve gebe (-) hayvanlarda progesteron değerlerinin karşılaştırılması Çizelge 3.10 Grup II, gebe (+) ve gebe (-) hayvanlarda progesteron 55

10 x Çizelge 3.11 Çizelge 3.12 Çizelge 3.13 Çizelge 3.14 Çizelge 3.15 değerlerinin karşılaştırılması Grup III, gebe (+) ve gebe (-) hayvanlarda progesteron değerlerinin karşılaştırılması Grup IV, gebe (+) ve gebe (-) hayvanlarda progesteron değerlerinin karşılaştırılması Grup I ile kontrol grubundaki gebe (+) hayvanları progesteron değerlerinin karşılaştırılması Grup II ile kontrol grubundaki gebe (+) hayvanları progesteron değerlerinin karşılaştırılması Grup III ile kontrol grubundaki gebe (+) hayvanları progesteron değerlerinin karşılaştırılması

11 1 1.GİRİŞ 1.1. Embriyonik Dönem Embriyonik dönem, fertilizasyondan sonra zigotun bölünerek embriyoyu oluşturması ile başlar. Zigot, ortalama 0.2 mm çapında, zona pellucida içerisinde tek hücresi olan ve bölünüp çoğalarak buzağıya dönüşebilecek potansiyele sahip bir organizmadır. İlk bölünme sonrası iki hücreli embriyo şekillenir ve bu hücreler blastomer olarak adlandırılırlar. Daha sonra bölünmeye devam eden blastomerler sırasıyla 4, 8, ve daha sonra 16 hücreli bir yapıya (morula) dönüşürler. Bu döneme kadar hücre sayısı artmakla birlikte, embriyo halen aynı hacimde bir sitoplazmaya sahip bulunmaktadır. Morula aşamasında hücreler iç taraf ve dış taraf hücreler olmak üzere ayrılmaya başlarlar. İç taraftaki hücreler arasında gap junction, dış taraftaki hücreler arasında ise tight junction şekillenmeye başlamaktadır. Tight junction şekillenmesi sonucu, embriyo içerisine sıvı toplanması başlar ve zona pellucida içerisinde sıvı ile dolu bir boşluk şekillenir. Bu boşluk blastosel olarak adlandırılır. Blastosel farkedilir büyüklüğe ulaşınca embriyo blastosist olarak adlandırılmaktadır. Blastosist aşamasında polar kısımda bir grup hücre ileride embriyo taslağını oluşturmak üzere değişikliğe uğrarken (inner cell mass: iç hücre kümesi), diğer hücreler (trofoblast) ekstra embriyonik zarlar ve plasentanın oluşumuna katılmak üzere blastosel in etrafını sararlar. Devam eden mitozis ve blastosel içerisine sıvı akımı, embriyonun büyümesine ve basıncın artmasına neden olmaktadır. Bunun yanında trofoblastik hücreler tarafından proteolitik enzimler salgılanır ve bu enzimler sayesinde zona pellucida direnci zayıflamaya başlar ve blastosistin

12 2 kontraksiyonları sonucu yırtılır. Bu açıklık içerisinden blastosist hücreleri dışarıya çıkarlar ve uterus içerisinde serbest yüzen bir yapı kazanırlar (hatching: sarkma) (Senger, 2005). Genişlemeye (ekspansiyon) devam eden embriyo yaklaşık 13. günde hızla uzayarak (elongation) sırasıyla küresel, oval, ve filamentöz biçimlere değişimler gösterir. Gebeliğin 13. gününde ortalama 5 mm uzunluğunda, 1 mm çapındaki embriyo, 16. günde gebe kornunun tamamını kaplar (Morris ve ark., 2003). Gelişmenin ilk haftası sonunda embriyo blastosist aşamasındadır ve bilimsel kaynaklar bu dönemde % 7-16 arasında bir embriyonik ölüm ya da dejenerasyon görülebileceğini bildirmektedirler (King, 1991). İkinci haftanın sonunda bildirilen embriyo ölümleri %6-44 arasında değişiklik göstermektedir. Gelişimin üçüncü haftası gebeliğin anne tarafından tanınması ve gelişimin devamı için kritik bir dönemdir. Yapılan çalışmalar 16. günden önce uterustaki embriyonun uzaklaştırılması sonrasında ineklerin hiç tohumlanmamış gibi östrus gösterdikleri; daha sonraki günlerde yapılan uzaklaştırmalarda ise iki östrus arası sürenin uzadığını ortaya koymuştur. Araştırmalar, embriyo tarafından üretilen interferon-τ nun korpus luteum regresyonunu engellediğini ve endometriumdan 17. günde PGF 2α salgısını sınırladığını göstermektedir. Bu mekanizmanın bozulması veya eksojen PGF 2α uygulamaları gebeliği sonlandırmaktadır. Üçüncü hafta sonundaki embriyonik kayıpların %3-33 oranında olduğu bildirilmiştir. Dört ve sekizinci haftalar arasındaki gelişme ise organların şekillenmesi ile karakterizedir. Bu gelişme boyunca embriyonik ölümlerin %19-42 oranında olduğu tespit edilmiştir. Embriyonik dönem (45 gün) sonundaki gebelik oranlarının yaklaşık buzağılama oranları ile aynı olduğu bildirilmiştir (King, 1991).

13 3 İntrauterin serbest yaşam döneminde embriyonun beslenmesi histiotrofik olup, uterus sekresyonlarına dayanmaktadır. Endometriyal sekretorik aktivitenin önemli bir kısmı siklusun luteal fazında şekillenmekte ve progesteron tarafından kontrol edilmektedir (Guillomot, 1995). Konseptus uterustan, trofoblast a zarar verilmeden, en geç 18. günde toplanabilmektedir. Bu günden sonra trofoblast ve uterus epitelyumu arasında hücresel bağlantılar kurulmaya başlamaktdır (apozisyon). İnterkarunkular endometrium ile karşı karşıya gelen trofoblastta küçük çıkıntılar oluşur ve uterus bezlerinin açıklıklarına doğru ilerler. Böylece trofoblast ve uterus epitelyumu arasında bir hareketsizlik sağlanır. Apozisyon, embriyonik alanda başlar, konseptusun uçlarına doğru yayılarak gebeliğin günlerde tamamlanır. Daha sonra uterus mikrovilluslarının trofoblastik hücrelerinin plazma zarlarına penetrasyonu ile karakterize adezyon aşamasına geçilir. Plasentanın şekillenmesi ile embriyonal dönem, günlerde tamamlanır (Guillomot, 1995) Gebeliğin Anne Tarafından Tanınması Embriyo, gelişimini devam ettirirken bunun yanında anneye varlığını belli eden sinyaller de göndermektedir. Gebeliğin maternal tanınması sürecinde önemli olgular; östrus siklusunun baskılanması, embriyonik beslenme ve fötüsu reddedecek immunolojik gelişimin baskılanmasını sağlamaktır. Normal siklus sırasında luteolizis günler civarında şekillenmeye başlar, ancak anne embriyo

14 4 bağlanması günlerden önce şekillenmez. Bu durumda embriyo tarafından üretilen sinyallerin ilk görevi anne ile embriyo arasında fiziksel bağlanmanın gelişimini sağlamak değil, şekillenen korpus luteumun siklik regresyonunun engellenmesidir. Embriyo, (apozisyon) veya günlerden (bağlanma) önce varlığını sürdürebilmek için anneye 16. gün civarında sinyaller göndermek zorundadır. Onaltıncı günün önemini belirtmek için bir grup araştırıcı bazı deneysel çalışmalar yapmışlardır. Bu amaçla 16. günden önce senkronize uteruslara yapılan embriyo transferlerinde başarılı gebelikler elde edilirken, 16. günden sonraki embriyo transferlerinde aynı başarı sağlanamamıştır. Yine benzer olarak 16. günden önce uzaklaştırılan embriyoların siklus uzunluğunu etkilemediği, ancak bu günden sonraki uzaklaştırmalarda siklusun uzadığı belirlenmiştir (Betteridge ve ark., 1980; Northey ve French, 1980). Erken embriyogenezis sürecindeki aşamaların devamının sağlanabilmesi ve gebeliğin tanımlanabilmesi için luteolizis engellenmelidir. Embriyogenezisin devamı ve gelişen konseptusun endometrium ile etkileşime girmesi için progesteron konsantrasyonunun yeterli bir seviyeye yükselmesi zorunludur. Embriyo, uterusa ovulasyonu izleyen 2-5 günler arasında ulaşmaktadır. Konseptus, gebeliğin devamlılığını sağlamak için başlangıçta varlığını belli eden sinyaller gönderir ve bu olgu gebeliğin maternal tanınması olarak isimlendirilir. Eğer gerekli zamanda yeterli sinyal oluşmazsa luteolizis şekillenmekte, progesteron konsantrasyonu düşmekte ve gebelik sonlanmaktadır. Bu nedenle gebeliğin anne tarafından tanınması luteolizis ten önce şekillenmelidir (Senger, 2005).

15 5 Ruminant korpus luteumu, endometrial hücrelerden PGF 2α sentezini stimüle eden oksitosin hormonunu üretmektedir. PGF 2α üretimi, östrus siklusundaki kritik zamanda endometriyal hücrelerden yeterli sayıda oksitosin reseptör oluşumuna gereksinim duymaktadır. Bu reseptörler yeterli sayıda bulunduklarında, pulsatil PGF 2α sekresyonu, luteal oksitosin salgısına cevap olarak şekillenir ve bunu luteolizis izler. Başarılı bir gebeliğin şekillenmesi için bu mekanizma engellenmelidir (Senger, 2005; Spencer ve ark. 2004). Uterus endometriumu, araşidonik asidin PGF 2α ya dönüştürülebilmesi için gerekli olan fosfolipid stoklarını ve siklooksijenaz enzim aktivitesini, progesteron tarafından uyararak artırır. Progesteron, reseptörlerine bağlanır ve endometrial epitelden oksitosin reseptör oluşumunu gün boyunca engeller. Bu süreç progesteron-blok dönemi olarak isimlendirilir. Bu dönemin sonlarında progesteron konsantrasyonu düşer ve östrojenin etkisi ile birlikte endometrial oksitosin reseptörleri (OTR) hızlı bir artış gösterir. Siklik ineklerde endometrial oksitosin reseptörleri ve progesteron reseptörleri günler arasında en yüksek miktardadır, daha sonra 13. günde ikisinde de azalma görülür. Ondört-15. günlerde östrojen reseptörleri artış göstermekte ve bunu endometrial oksitosin reseptörlerinin günler arasındaki hızlı artışı izlemektedir. Luteolitik dönem boyunca inek endometriumu düşük progesteron reseptörüne ve artan östrojen ve oksitosin reseptörlerine sahiptir. Daha sonra salgılanan oksitosin endometrial oksitosin reseptörlerine etki ederek inositol fosfolipid ikinci uyarı sistemini harekete geçirir ve PGF 2α nın luteolitik dalgalarının salgılanması ile sonuçlanır. İneklerde endometrial oksitosin reseptörleri östrusta ve siklusun 4-5. günlerinde yüksek miktarda, günlerde az miktarda bulunmakta

16 6 ve günlerde tekrar hızlı bir yükseliş ile artmaktadır. Oksitosinin luteolitik dönemi düzenlemeden sorumlu olduğu dönemde, oksitosin salgısı ile birlikte PGF 2α salgısı da şekillenmektedir. Luteolizisin başlaması için 25 saat içinde uterustan beş adet PGF 2α dalgasının şekillenmesi gereklidir (Bazer ve ark, 1994; Spencer ve ark. 2004). İneklerde blastosist, uterus oksitosin reseptör oluşumunu engelleyen bazı maddeler salgılar. Blastosist tarafından üretilen bu spesifik proteinler, luteolizisi engelleyen sinyalleri sağlarlar. Bu spesifik protein önceleri sığır trofoblastik protein (btp-1) olarak isimlendirilmiştir. Daha sonra bu proteinin antiviral etkiye sahip olması ve aynı intra-uterin reseptörlere etki etmesinden ötürü interferon olarak bilinen maddeler grubuna uygun olduğu anlaşılmıştır. Çoğu interferonlar; lökositler, fibroblastlar, lenfositler ve trofoblastik hücreler tarafından üretilen non-spesifik glikoproteinlerdir. İnterferonlar antiviral etkiye sahip olup, hedef hücrenin fonksiyonunu değiştirirler. Trofoblastik protein (btp-1) ayrı bir interferon sınıfı oluştururlar ve sığır interferon-τ (bifn- τ) olarak isimlendirilir. Yunan alfabesinden alınan τ bu proteinin trofoblastik kökenli olduğunu anlatmaktadır (Senger, 2005; Bılodeau-Goeseels, 2006; Spencer ve ark. 2004). Blastosistin trofoblastik hücreleri tarafından sentezlenen interferon-τ ovulasyon sonrası günleri arasında uterusta bulunur. İnterferon-τ korpus luteumdan progesteron sentezini artırmaz, bu nedenle luteotropik bir etkisi yoktur. İnterferon-τ endometriuma bağlanır ve endometrial hücrelerden oksitosin reseptör

17 7 oluşumunu engeller. İnterferon-τ nun oksitosin reseptör oluşumunu engellemesinin yanı sıra, uterus bezlerine bağlandığı ve preimplantasyon öncesi embriyonik yaşam için kritik olan protein sentezini artırdığı bildirilmektedir. Uterus lumenine salgılanan bu proteinler erken dönemde konseptusun beslenmesi için önemlidir (Senger, 2005). Mann ve Lamming, (2001), gebeliğin 16. gününde uterustan toplanan embriyolarda interferon-τ üretimini ölçmüşler ve maternal endokrin düzen ile interferon aktivitelerini karşılaştırılarak embriyonik gelişme üzerine etkilerini araştırmışlardır. Çalışmada kullanılan hayvanlar iki gruba ayrılmış, ilk gruptaki hayvanlara (n=23) PGF 2α enjeksiyonunu takiben 72 veya 96 saat sonra tohumlama yapılmıştır. Kontrol grubundaki hayvanlara (n=10) ise tohumlama uygulanmamıştır. Tohumlama gününden 16. güne kadar 24 saat ara ile plazma örnekleri alınmış, daha sonra hayvanlar 16. günde kesime gönderilmiş, üreme organları yıkanarak embriyolar toplanmış ve yıkantıda interferon-τ aktivitesi ölçülmüştür. Onaltıncı günde embriyonal gelişme tespit edilmeyen tohumlanmış hayvanlarda (n=5) östradiol konsantrasyonundaki düşüşün gecikmesine bağlı ovulasyon gecikmesi ve progesteron konsantrasyonunda geciken bir artış tespit edilmiştir. Embriyonal gelişme belirlenen hayvanların (n=15) bir kısmında ovulasyon sonrası geciken progesteron konsantrasyon artışına bağlı zayıf gelişmiş embriyo ve belirlenemeyen interferon-τ üretimi olduğu tespit edilmiştir. İyi gelişmiş embriyoların ise ölçülebilir miktarda interferon-τ ürettikleri bildirilmiştir (n=8). Embriyo bulunan hayvanlarda oksitosin enjeksiyonu sonrası kontrol grubu ve embriyo bulunmayan hayvanlara oranla 13, 14-dihydro-15-keto PGF2α nın, yani PGF2α nın temel metabolitinin düşük olduğu

18 8 tespit edilmiştir. Çalışmada embriyo bulunan hayvanlarda, embriyonik interferon-τ üretimi karşılaştırıldığı zaman, ölçülebilir interferon-τ aktivitesi bulunan hayvanlarda PGF 2α nın oksitosine yanıtının azaldığı gözlenmiştir. Sonuç olarak, araştırıcılar gebeliğin anne tarafından tanınmasının başarılı olabilmesi için iyi gelişmiş bir embriyonun yeterli miktarda interferon-τ üretmesi gerektiğini ve bunlar için de maternal progesteron sekresyonunun önemli bir faktör olduğunu bildirmişlerdir. Çalışma bu konuda yapılan ilk çalışmalardan biri olurken, progesteron un embriyo üzerine uyarıcı bir etkisi olduğuna dair kanıt belirlenememiştir. Progesteron ile embriyonik gelişimin artırılması yönündeki ilişkinin bu hormonun uterus ortamı üzerindeki etkisine bağlı olabileceği bildirilmiştir. Garret ve ark., (1988), luteal fazın erken döneminde progesteron ile yapılan tedavilerin hem embriyo gelişimini hem de interferon-τ üretimini artırdığını bildirmişlerdir. Araştırıcılar, erken dönemdeki embriyodan interferon-τ dışında farklı maddelerin de salındığını bildirmektedirler. Bu maddeler üzerine yapılan araştırmalar sonrası bunların antiluteolitik etkili ya da en azından luteal aktiviteyi koruyucu etkileri olduğu bildirilmiştir. Kemirgenlerde, eter fosfolipid yani platet aktive edici faktör (PAF) erken gebelik faktörünün bir bileşeni olarak görülmektedir. Bu faktörün embriyonik gelişmeyi ve implantasyonu kolaylaştırdığı bildirilmiştir. Platet aktive edici faktör koyun embriyolarından da elde edilmiş fakat bu türlerde etkileri tam olarak açıklanamamıştır. Nonruminant türlerde yapılan son çalışmalar platet aktive edici faktörün,

19 9 luteal fonksiyona oranla uterusun vasküler veya mikrosirkülasyon dinamiğinde rol oynadığı göstermektedir (Parkinson, 1992). Gebe hayvanların endometriumundan ve erken dönem embriyolardan üretilen yüksek seviyedeki PGF 2 nin fonksiyonları üzerine birçok görüş bulunmaktadır. PGF 2 birçok durumda PGF 2α antagonisti gibi davranmaktadır. PGF 2α adenilat siklaz aktivitesini inhibe ederken, PGF2 bu aktiviteyi stimüle edici bir etkiye sahiptir. Birçok araştırmada korpus luteumun ömrünün PGF2 nin farmakolojik dozlarının intrauterin infüzyonları ile uzatıldığı bildirilmiştir. Ancak yapılan diğer çalışmalarda in vivo ortamda PGF 2 nin luteotrofik role sahip olduğu hipotezi gerçek bulmamıştır. PGF2 güçlü bir immunsupresif ajan olarak da bilinmektedir. Erken gebelikte uterus lumeninde ve endometriumunda PGF 2 yüksek konsantrasyonda bulunmakta, bunun sonucunda uterus ortamı güçlü bir immunsupresif etkiye sahip bulunmaktadır (Parkinson, 1992). PGE 1, PGF 2 ve PGI 2 gibi diğer moleküller de maternal tanınma sürecine dahil olmaktadırlar. Bilindiği gibi konseptus genomlarının yarısı boğadan orijin almakta ve bu yüzden konseptus uterus içerisinde yabancı bir cisim gibi algılanmaktadır. Bu nedenle immun sistem de konseptusun reddedilmemesi için gerekli koşulları sağlayarak, gebeliğin maternal tanınması sürecinde rol oynamaktadır. Birçok immun büyüme faktörü (zararlı sitokinler), embriyonik hayatın devamı için olumsuz etkilidir. Bu yüzden konseptusun immunolojik reddedilmesi de embriyonik ölüm nedeni olarak da gösterilebilir (Bilodeau-Goessells, 2006).

20 10 Domuzlarda erken dönem embriyodan sentezlenen steroidlerin, özellikle de östrojenlerin gebeliğin gelişmesi için çok önemli olduğu ve bu türlerde antiluteolitik mekanizmayı sağladıkları bildirilmiştir. Bunun yanı sıra erken dönem plasental progesteronun embriyonun beslenmesinde etkili olduğu bildirilmiştir (Parkinson, 1992) Erken Gebelikte Endokrin Düzen Sağlıklı bir gebelik için başta endokrin düzen olmak üzere birçok faktör rol oynamaktadır. Embriyonik-fötal kayıplar genellikle gebeliğin ilk 40 gününde, daha çok embriyonik dönemde şekillenmektedir. Embriyonik ölümlerin ortalama %30 u yedinci gün ve % 40 ı günler arasında şekillenmektedir. Fötal kayıplar (42. gün sonrası) ise genellikle %10 dan azdır (Thatcher ve ark.,1994, Mann, 2002). İneklerde siklusun luteal dönemi ortalama 17 gün sürmekte, bunu 3-4 günlük kısa bir folliküler dönem takip etmektedir. Progesteron konsantrasyonundaki değişiklikler, korpus luteumdaki fiziki değişimin yansıması şeklindedir. Östrusta periferal kan serumunda progesteron düzeyi 1 ng/ml den düşüktür ve beşinci güne kadar önemli düzeye yükselmemektedir. Bu zamandan sonra 16 veya 17. güne kadar düzenli olarak artıp siklusun luteal dönemi boyunca ortalama 5,4 ve luteal dönemin sonunda ise ortalama 6-7 ng/ml olan zirve değere ulaşır. Siklik hayvanlarda, progesteron değerindeki düşüş, gebeliğin gün civarında başlar. Progesteron değerleri bazal seviyeye düştüğü zaman adenohipofiz üzerindeki baskı ortadan kalkar. Böylece gonadotropinlerin salınımı başlamış olur. Progesteron konsantrasyonundaki düşüşten östrüsün

21 11 meydana gelmesine kadar geçen süre bir günden beş güne kadar değişiklik gösterir (Hunter, 1980). Endometrium un luminal epitelium katında gelişen oksitosin reseptörleri, luteolitik mekanizmanın önemli bir parçası olarak kabul edilmektedirler. Bu reseptörler oksitosin kullanarak PGF 2α sekresyonu üzerine uyarıcı bir etki oluştururlar. İneklerde erken gebelik boyunca embriyo, oksitosin reseptör gelişimini inhibe ederek PGF 2α üzerindeki oksitosin etkisini de engellemektedir. Embriyo bunları interferon-τ proteinini üreterek başarmaktadır. İneklerde interferon-τ üretimi için gerekli mrna ilk trophektoderm de 12. gün civarlarında, maksimum olarak ise gün civarlarında tespit edilmiştir (Mann ve Lamming, 1999). Yapılan bir çalışmada uterus yıkamaları sonucu embriyonun uzamaya (elongation) başladığı dönemde, günler arasında, yeterli miktarda interferon-τ üretimi tespit edilmiştir (Mann ve ark., 1999). Luteolizisin engellenebilmesi için embriyonun uygun oranda gelişimini tamamlaması ve yeterli miktarda interferon-τ sekresyonu gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan mekanizmalar ve bunların kontrolü yüksek orandaki embriyonik ölümlerin azaltılması ve fertilitenin yükseltilmesi bakımından önemlidir. Bu olayları kontrol eden ana hormon ise progesterondur (Mann ve Lamming, 1999). Gebe olmayan ineklerde ortalama 16. gün civarında PGF 2α sentezlenmekte ve luteolizis şekillenmektedir. Konseptusun şekillendiği hayvanlarda ise PGF 2α sekresyonu engellenmektedir. Gebe ineklerde günler arasında konseptus interferon-τ üretmekte ve bu da oksitosin reseptörleri için gerekli gen kopyalamasını azaltmakta ve PGF 2α salınımı gerçekleşmemektedir.

22 12 İnterferon-τ nun embriyo tarafından düşük miktarda üretilmesi veya uterusun bu sinyalleri tanımaması ya da bu sinyallere cevap vermemesi de embriyonik ölüm nedenleri arasında gösterilebilir. İnterferon-τ sentezi ortalama 15. gün civarında başlamakla birlikte, en az 15 mm uzunluğundaki embriyoların interferon sentezleyebildikleri bildirilmiştir (Thatcher ve ark.,1989). Luteal fonksiyonlarının belirlenmesindeki en etkili yol kansütteki progesteron konsantrasyonunun ölçülmesidir. Ovulasyon sonrası şekillenen korpus luteum progesteron sentezlemekte ve bu hormon siklik aktiviteyi ve gebe hayvanlarda da embriyo gelişimini kontrol etmektedir. Kan veya sütten progesteron ölçümü kolayca yapılabilmekte ve reprodüktif aktivite hakkında dikkate değer bilgiler vermektedir. Bu yaklaşımla luteal aktivitenin çiftleşmeyi takiben ne zaman şekillendiğini, aktivitenin normal veya ineğin luteal fonsiyonlarında bir bozukluk olup olmadığını belirlemek mümkündür. Çiftleşmiş hayvanlarda gebelikle ilgili sonucu da belirlemek mümkün olmaktadır. Gebe bir hayvanda progesteron konsantrasyonu belli bir seviyeyi korumaktadır, ancak gebelik şekillenmeyen hayvanlarda üç hafta sonra progesteron konsantrasyonu düşmekte ve inekte tekrar ovulasyon şekillenmektedir. Ayrıca, süt progesteron konsantrasyonu incelenerek erken gebelik boyunca yeterli bir luteal fonksiyonun varlığı ve bunun gebeliğin sonuçlanması üzerine olan etkilerinin de belirlenebildiği bildirilmektedir. Süt progesteron ölçümleri kullanılarak luteal fonksiyonun başlamasına ilişkin problemleri, uzayan luteal fonksiyonları (luteal kist) veya geçici luteal fonksiyona ara verilmesi gibi reprodüktif problemlerin de tespit edilebildiği belirlenmiştir (Mann, 2002).

23 13 Yapılan çalışmalar, tohumlama sonucunda gebe kalmayan ineklerde hem süt hem de plazma progesteron konsantrasyonunun tohumlamayı izleyen günler civarında gebe kalan hayvanlara kıyasla daha düşük seviyede olduğu ortaya koymuştur. Siklus süresince düşük seyreden progesteron konsantrasyonu gebeliğin başarısızlığı ile ilişkilendirilmektedir. Bunun yanında belirli bir progesteron konsantrasyonu seviyesine ulaşmanın, gebeliğin başarısı için yeterli olmadığı, ancak önemli bir faktör olduğu ileri sürülmektedir (Mann, 2002). Yapılan bir çalışmada tohumlamayı izleyen beşinci günde süt progesteron konsantrasyonları ölçülmüş ve düşük progesteron konsantrasyonlarının düşük gebelik oranları ile sonuçlandığı tespit edilmiştir. Yeterli düzeyde progesteron konsantrasyonu (>3ng/ml) tespit edilen ineklerde %50-55 oranlarında bir gebelik elde edilirken, zayıf düzeyde progesteron konsantrasyonuna (<1ng/ml) sahip ineklerde gebelik oranları %10 un altında kaldığı bildirilmiştir (Starbucks ve ark., 2001). Ovulasyon sonrası progesteron konsantrasyonundaki artış gecikmesinin, gebelik oranlarında da göze çarpan bir gerileme ile sonuçlandığı yapılan çalışmalar sonrası kanıtlanmıştır (Lamming ve Darwash, 1995). Darwash ve Lamming, (1998), yaptıkları bir çalışmada tohumlanan hayvanlarda dördüncü gündeki progesteron konsantrasyon artışının (>3ng/ml ye kadar) gebelik ile sonuçlandığını; buna karşılık beşinci gündeki progesteron konsantrasyon artışının düşük gebelik oranına neden olduğunu ileri sürmektedirler. Sonuç olarak, anılan araştırıcılar ovulasyon sonrası progesteron konsantrasyonundaki artışın bir günlük gecikmesinin

24 14 bile gebelik oranlarına önemli olumsuz etkisi olabileceğini ileri sürmektedirler. Mann ve ark., (1999), maternal progesteron sekresyonunun embriyo gelişimi üzerindeki önemini araştırmışlar, tohumlamayı izleyen 16. günde yetersiz gelişen embriyoları taşıyan ineklerin az veya hiç interferon-τ üretmediklerini ve bunun ovulasyon sonrası progesteron konsantrasyon artışının gecikmesi ve zayıf luteal faz konsantrasyonuna bağlı ortaya çıktığını belirlemişlerdir. Progesteron konsantrasyonundaki erken artış ve yüksek luteal faz konsantrasyonu embriyoların iyi gelişmesine ve yeterli uzamasına (elongation) neden olmakta, bunun sonucunda da yeterli miktarda interferon-τ üretimi şekillenmektedir. Garrett ve ark., (1988), gebeliğin 2-5. günleri arasında artan progesteron konsantrasyonu sonrası 14. gündeki embriyonun gelişiminin yeterli düzeye ulaştığını, konseptus uzunluğunda 10 katlık bir gelişme olduğunu bildirmişlerdir. Kerbler ve ark., (1997), gebeliğin beşinci gününde hcg uyguladıkları ineklerden topladıkları embriyolarda interferon-τ üretiminde az miktarda bir artış tespit etmişlerdir. Bunu destekleyen bir diğer çalışmada 5-9. günler arası ek progesteron uygulamasının, 16. günde interferon-τ üretiminde yeterli bir artışa neden olduğu bildirilmiştir (Mann ve ark.,1998). Bunların yanında belirli gıdaların ve büyüme faktörlerinin de embriyo gelişimini kontrol ettikleri bildirilse de bunların salınım mekanizmaları tam olarak anlaşılamamıştır. Yeni çalışmalar sonrası uterus IGF sisteminin de

25 15 erken embriyo gelişimini kontrol eden önemli bir faktör olduğu bildirilmiştir (Mann ve Lamming, 1999). Erken embriyonik ölüm oranlarındaki artış gebeliğin ilk haftasındaki yetersiz progesteron konsantrasyonu ile ilişkilendirilmektedir. Green ve ark., (2005) yaptıkları çalışmada, erken maternal progesteron konsantrasyonu ile gebeliğin ilk haftasında, özellikle östrustan sonraki beşinci günde, embriyo gelişimi arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Yirmi inek östrusta tohumlamış ve östrus sonrası beşinci günde reprodüktif kanal embriyo varlığı ve gelişme dönemini belirlemek için yıkanmıştır. Üç ineğin değerlendirilemediği çalışmada geri kalan 17 inekten 11 inde (%65) embriyo toplanmış ve morula (n=3), 9-16 hücreli (n=3) ve 8 hücreli (n=5) aşamalarda oldukları tespit edilmiştir. Plazma progesteron konsantrasyonu veya korpus luteum büyüklüklerinde gebe (n=11) ve gebe olmayan (n=6) hayvanlar arasında beşinci günde istatistiksel olarak bir fark tespit edilememiştir. Sekiz hücreli gelişme aşamasından ileri bulunan embriyolarda, 8 hücreli embriyolara oranla plazma progesteron konsantrasyonu ve korpus luteum ağırlığı daha yüksek bulunurken, plazma insülin konsantrasyonunun daha düşük olduğu bildirilmiştir. Gebe hayvanlarda plazma progesteron ile plazma insülin konsantrasyonları arasında negatif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, araştırıcılar beşinci gün gibi erken bir dönemde de maternal progesteron konsantrasyonu ile embriyo gelişimi arasında bir ilişki olduğunu ileri sürmektedirler.

26 16 Ovulasyon sonrası progesteron konsantrasyonu artışındaki gecikme ineklerde zayıf gelişen embriyolar ile ilişkilendirilmektedir; ancak anormal luteal sürecin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Robinson ve ark., (2005), folliküler dinamiğin manipülasyonu ile progesteron konsantrasyon artışındaki gecikme arasında yeni bir ilişki belirleyebilmek için bir çalışma yapmışlardır. Ultrasonografi ile ovulasyon anında 20 inekte büyük follikül: >10mm (BF, n=11) ve küçük follikül: <10mm (KF, n=9) ayrımı yapılmış ve korpus luteum büyüklüğü belirlenmiştir. Daha sonra luteolizis indüklenmiştir. Plazma progesteron ve östradiol konsantrasyonları günde üç kez ölçülmüştür. Ovulasyon sonrası inekler ya dördüncü günde (her grup için 4 inek) ya da yedinci günde (KF, n=5; BF, n=7) kesime gönderilmiştir. Ovulasyon öncesi follikül, büyük follikül grubundan küçük follikül grubuna oranla luteolizis anında (13,5±0.4mm; 6.7±0.7mm) ve ovulasyon anında (16.7±0.3mm; 13.6±0.6mm) daha büyük bulunmuştur. Büyük follikül grubunda folliküler fazın daha kısa sürdüğü ve küçük follikül gruba oranla follikülün 36 saat daha erken ovule olduğu bildirilmiştir. Luteolizis sırasında plazma östradiol konsantrasyonu büyük follikül grubunda daha yüksek bulunurken, zirve konsantrasyon oranlarında bir fark bulunamamıştır. Büyük follikül grubunda erken luteal faz boyunca daha yüksek progesteron konsantrasyonları ve luteal ağırlık ile plazma progesteron konsantrasyonları arasında 5. günde pozitif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, ovulasyon öncesi dönemde follikül gelişme dinamiğinin, korpus luteum gelişimi ve fonksiyonu için önemli bir belirleyici olduğu bildirilmiştir.

27 Repeat Breeder İnekler Repeat breeder inekler pratikte, üç veya daha fazla tohumlandıkları halde gebe kalmayan hayvanlar olarak tanınırlar. Bu sorun konusunda yapılan daha geniş bir tanımlamada ise; on yaşından daha küçük ve en az bir doğum yapmış, seksüel siklusları düzenli olan, genital organlarında klinik bir bozukluk fark edilmeyen ve anormal bir akıntı göstermeyen, ancak fertil bir boğayla üç defa veya daha fazla sayıda çiftleştiği ya da sun i tohumlama yapıldığı halde gebe kalmayan hayvanlara çeviren hayvanlar adı verilmektedir (Alaçam, 1997). Süt ineklerinde her tohumlama sonrasında gebe kalma oranı ortalama olarak %60 kabul edilmektedir. Buna göre üç tohumlama sonrasında ineklerin %93.6 sında gebelik şekillenirken %6.4 ü repeat breeder olarak kalmaktadır. Hartigan (1995), dört tohumlama sonrasında repeat breeder oranını ise %2.6 olarak bildirmektedir. Ancak bu oranlarda normal olarak kabul edilen çeviren hayvan olguları, olumsuz koşullarda çok daha yüksek boyutlarda bir sorun olarak ortaya çıkabilmektedir. Repeat breeder sendromunun başlıca iki nedeni, erken embriyonik ölümler veya fertilizasyonun şekillenmemesidir. Bu iki temel nedene eşlik eden ya da yol açan bazı risk faktörleri repeat breeder sorununun ortaya çıkmasında önemli rol oynamakta ve üzerlerinde dikkatle durulması gerekmektedir (Lafi ve Kaneene, 1988).

28 18 Fertilizasyonun şekillenememesi; ovulasyon gecikmesine veya anovulasyona, erken postpartum dönemde veya ovulasyondan sonra yapılan tohumlamaya, fekondasyondan önce oositin ölmesine, uterus enfeksiyonlarına, oosit ve spermatozoonun morfolojik ve fonksiyonel anomalilerine, gametlerin fekondasyon bölgesine taşınmasına olanak vermeyen yapısal engellere, ovulator mekanizma bozukluklarına, polispermiye, çift dişi pronukleusu taşıyan yumurtanın monospermik fertilizasyonuna, pronukleus formasyonunun şekillenmemesine, androgenezise, yaşlanmaya, yüksek süt verimine, immunulojik tepkilere ya da bazı çevresel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan atipik fertilizasyon gibi olgulara bağlı olabilmektedir (Gunther, 1981; King, 1991; Hartigan, 1995) Embriyonik Ölümler Lineras (1981), embriyonik ölümleri repeat breeder sendromunun esas nedeni olarak bildirmektedir. Kastelic (1994), embriyonik ölümleri, ilk tohumlaması yapılan ineklerde %15, repeat breeder ineklerde ise %28.5 oranlarında belirlemiştir. Embriyonik ölüm nedenleri arasında birçok etmen bildirilirken, bunlar genel anlamda genetik ve çevre faktörleri olarak ikiye ayrılabilirler. Daha sonra bu faktörler de kendi içerisinde embriyoyu etkileyen iç nedenler ve dış nedenler olmak üzere alt faktörler olarak değerlendirilebilir (King, 1991). Embriyonik ölümlerin olası sebepleri olarak; yaşlanmış oositin fertilizasyonu, letal kromozomal anomalileri, yüksek çevre ısısı,

29 19 rasyonlarda bazı temel ve özel besin maddelerindeki yetersizlikleri, siklik östrojen-progesteron hormonlarının dengesizliği, progesteron yetersizliği ve subklinik uterus enfeksiyonları gibi etmenler sıralanmaktadır (King, 1990; Ahmad ve ark., 1995; Dunne ve ark., 1999; Humblot, 1999; Wolfenson ve ark., 2000; Boland ve ark., 2001; Bilodeau-Goeseels, 2006; Lamb, 2006). Enfeksiyöz hastalıklar da embriyonik ölüm nedenleri arasında gösterilmektedir. Enfeksiyöz hastalıklar spermatozoo nun dişi genital kanalındaki canlılığını ve taşınmasını sekteye uğratarak, fertilizasyon oranının düşmesine yol açmaktadır. Enfeksiyöz hastalıkların embriyo, fötus ve plasenta üzerine doğrudan olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bunun sonucunda embriyonik ölüm, abortus, ölü doğum veya zayıf buzağı doğumu olguları ortaya çıkabilmektedir. Enfeksiyöz hastalıklar, uterus fonksiyonlarını bozarak embriyo ve fötüsün canlılığını dolaylı olarak etkilemekte ve embriyonik ölüm, abortus, mumifikasyon ve ölüm doğum şekillendirebilmektedir (Parkinson, 1992). Embriyonik ölüm nedenleri araştırılırken göz önünde bulundurulması gereken önemli nokta kaybın ne zaman gerçekleştiğinin bilinmesidir. Progesteron ölçümleri ile bu konuda yeni bilgiler elde edilmiştir. Morfolojik olarak normal olan embriyoların transferi sonrası 24. günden önce %25 oranında bir kayıp bildirilmiştir. Otuz-60. günler arasında ise gebeliğin %10 oranında sonlandığı belirtilmiştir. Embriyonik ölüm zamanı hakkındaki en kesin bilgi, ineklerin kesime sevk edildiği çalışmalardan elde edilmiştir. Düve ve normal ineklerde embriyoların, günler arasında, %20 oranında dejenere olduğu bildirilmiştir. Repeat breeder gibi fertilite düşüklüğü olan hayvanlarda ise

30 20 kayıpların 4-7. günler arası şekillendiği ileri sürülmektedir (Wathes, 1992). Peters (1996), yaptığı bir çalışmada tohumlama sonrası %90 oranında fertilizasyon oranı tespit etmiştir. Daha sonra günler civarında gebelik oranın, embriyo gelişmesinin başarısız olması sonucu, %80 e düştüğünü gözlemiştir. Ondokuzuncu gün civarında bu oranının, luteolizisin embriyo tarafından engellenememesi ve embriyo gelişimi için yeterli progesteron sekresyonunun olmaması sonucu, %60-65 lere gerilediğini belirlemiştir. Bunlara ek olarak %25-30 oranında gebeliklerin embriyonik ölümlere bağlı sonlandığını gözlemiştir. Yüzde 5-10 fötal kayıp ve %5 oranında da abort hesaplandığı zaman gebelik oranının %50 civarında olduğunu bildirmektedir. Araştırıcı, erken embriyonik ölümlerin embriyo gelişim bozukluğu sonucu ortaya çıksa da, daha sık olarak embriyonun luteolizisi engelleyememesi sonucu şekillendiğini ileri sürmektedir. Embriyonik ölümler bazı araştırıcılar tarafından genetik olarak uygun olmayan embriyoların doğumdan önce eleminasyonu olarak da tanımlanmaktadır (King, 1991). Gebeliğin şekillenmesi ve gelişimi embriyo, uterus ve ineği içeren komplike bir süreçtir. Embriyonal yaşamı sürekli etkileyen tek bir faktörden bahsedilemezken, genetik, hormonal etkilerin, beslenmenin, stres ve hayvan sağlığı gibi faktörlerin düzenlenmesiyle embriyonik kayıp rastlantısının düşürülebileceği bildirilmiştir (Lamb, 2006). İneklerde ilk tespit edilen kromozomal anomali iki nonhomolog akrosentik kromozom arasında şekillenen birleşme sonucunda ortaya çıkan 1/29 translokasyonudur. Bunun sonucunda bir

31 21 submetasentrik kromozom şekillenmektedir. Normal bir inek 60 kromozoma sahip iken homozigot veya heterozigot bireyler bu translokasyon sonucu kromozoma sahiptirler (King, 1991). En belirgin kromozomal anomali ise 1/29 Robertsonian translokasyonudur. Bu anomalide iki kromozom (1 ve 29) arasında bir yapışma söz konusudur ve bu yapışma sonrası tek kromozom şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde bir traslokasyondan altı değişik tipte gamet şekillenebilmektedir. Şekillenen gametlerden sadece iki tip yaşamını sürdürebilen embriyo oluşturabilmektedir. Diğer dört tipten şekillenen embriyolar ise gelişimlerinin birinci ya da ikinci haftasında ölmektedirler (Bilodeau-Goeseels, 2006). Repeat breeder olgusuna neden olan erken embriyonik ölümlerde, diğer etmenlerin yanısıra özellikle luteal fonksiyonun yetersizliği de önemli bir sebep olarak bildirilmektedir. Erken gebelik süreci bütünüyle korpus luteumun desteğindedir. Herhangi bir nedenle korpus luteumun prematüre regresyonu veya fonksiyonun kısa-uzun süre yetersizliği embriyonik ölüm veya abortus ile sonlanır (Alaçam, 1997). Oosit kalitesi folliküler ve hormonal etki ile ilişkilidir. Östrus siklusu boyunca düşük progesteron etkisi altında olan veya senkronizasyon için düşük dozda progesteron uygulaması sonrası dominant follikül persiste hale gelebilmekte ve östradiol sekresyonu yükselmektedir. Persiste follikülden ovule olan oosit ileri olgunlaşma safhasında olabilir. Bu oositin fertilize olabilme yeteneğinin olduğu bildirilirken, gelişen embriyoların 16 hücreli aşamadan önce öldükleri bildirilmektedir (Ahmad ve ark., 1995). Bu tarz folliküllerden şekillenen oositlerde prematüre mayozis, perivitellin boşlukta

32 22 genişleme, intraselüler vakuoller ve lipid damlacıklarının sayısında artış gözlenmektedir (Mihm ve ark. 1999). İneklerde her seksüel siklus sırasında genelikle 2 ya da 3 folliküler dalga şekillenmektedir. Folliküler dalgalar bir grup follikülün gelişimi ile başlar fakat bunlardan yalnızca biri dominant hale gelir. Sonuç olarak, iki ve üç dalgalı sikluslarda sadece son dalganın dominant follikülü ovulasyon gösterir. Siklus uzunlukları benzer olmakta bu yüzden iki folliküler dalga sonucu gelişen ovulatorik follikülün baskınlık dönemi daha uzun, çapı büyük, östradiol üretimi yüksek olmaktadır. Bu bilgiden yola çıkarak etçi ineklerde yapılan bir çalışmada gebelik oranları 2 dalgalı siklusa sahip hayvanlarda (%82) 3 dalgalı siklus gösterenlere oranla (%100) daha düşük bulunmuştur. Sütçü ineklerde yapılan bir başka çalışmada ise gebelik oranları sırasıyla %58 ve %95 olmuştur (Inskeep, 2000). Kısa ömürlü korpus luteuma pubertal düvelerde ve postpartumdan normal aktiviteye dönen ineklerde rastlanabilir. Postpartum dönem boyunca inek infertil bir hayvandan fertil bir hayvana dönüşmektedir. Yapılan bir çalışmada, sırasıyla postpartum <31, 31-50, ve >90 günlerde yapılan tohumlamalarda sırasıyla % 15, 55, 64 ve 86 gebelik oranları elde edilmiştir. Bu yüzden postpartum birinci ovulasyon fertil karakterde olamayabilir. Birinci korpus luteum progesteron salgılamaya başladığı zaman, uterustan PGF 2α salgılanması daha erken şekillenmekte ve erken luteolizis şekillenmektedir (Bilodeau-Goessels, 2006).

33 23 Birçok çalışma beslenme fertilite ilişkisini konu almış ancak bunlardan sadece birkaçı embriyonik ölümler üzerine spesifik etkilere yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalarda da, muhtemelen farklı deneysel koşullar ve beslenmenin etkilerinin çok sayıda mekanizma yoluyla şekillenebilecek olmasından ötürü birbiri ile uyumsuz sonuçlar elde edilmiştir (Humblot, 1999). Her ne kadar beslenmenin fertilite üzerine olumsuz etkilerinin sonucu embriyonun ölümü şekillenebilirse de beslenmenin embriyo kalitesini folliküler çevre, oositin gelişimsel kapasitesi ya da erken embriyonik gelişim esnasındaki değişimler yoluyla mı etkilediği açık değildir (Boland ve ark., 2001). Lamb (2006), vücut kondüsyon skoru artan ineklerde embriyonik ölümlerin azaldığını ileri sürmektedir. Yapılan çalışmalarda rasyonlardaki protein fazlalığının embriyonik mortaliteyi artırdığını ileri sürülmektedir. Yüksek seviyelerdeki protein uterustaki progesteron konsantrasyonu veya kan üre konsantrasyonu gibi sekresyonları değiştirebilmektedir. Bu değişimlerin ise embriyonik gelişme üzerine toksik etkili olabileceği bildirilmiştir (Blanchard ve ark., 1990; Elrod ve Butler, 1993; Lamb, 2006). Ham protein içeriği farklı iki (%15.5 ve %21.8) rasyonun düvelerde konsepsiyon oranlarına etkilerinin incelendiği bir çalışmada, ilk tohumlamada konsepsiyon oranları ilk grup için %82, ikinci grup için %62 olmuş; iki grup arasında ortaya konan bu farklılık, geç embriyonik ölümlere bağlanmıştır (Elrod ve Butler, 1993).

34 24 Enerji alımında kısa süreli değişimler embriyo üzerine olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Rasyondaki enerji miktarının tohumlamanın hemen sonrasında, iki hafta süreyle, yaşama payı gereksiniminin iki katından 0.8 katına indirildiğinde toplanan embriyo sayısının kontrol grubuna oranla % 30 azaldığı izlenmiştir. Araştırıcılar, tohumlama sonrası dönemde ani rasyon değişikliklerinden kaçınılması gerektiğini de vurgulamışlardır (Dunne ve ark., 1999). Toksik bitkilerin etkileri çevre ile birlikte çeşitlilik göstermektedir. Bazı toksinler yılın belli sezonlarında toksik etki gösterirken, bazıları ise embriyonun farklı gelişim aşamalarında etkili olmaktadırlar. Toksik bitkiler boğalarda spermatogenezisi, ineklerde ise oogenezisi etkileyerek fertiliteyi düşürmektedirler. Toksik bitkilerin embriyonik ölümlerin yanı sıra abortlara, iskelet anomalilerine ve fötal büyüme geriliğine de neden oldukları bildirilmektedir (James ve ark., 1992). Östrojenik etkili yem maddeleri embriyonik ölümlere sebep olabilmektedir. Tohumlama gününde periferal östrojen konsantrasyonlarının gebelik oranları ve embriyonik kayıplara etkilerinin izlendiği bir çalışmada, rasyonlarında 1-2 kg/gün oranında fiğ (Vicia Sativa) bulunan ineklerde östrojen konsantrasyonlarının ve embriyonik ölüm oranlarının yüksek olduğu bildirilmiştir (Shore ve ark., 1998). Baklagiller familyasına ait birçok bitki türü yapısında fitoöstrojenler içermektedir. Yonca, üçgül gibi bitkilerde, soya fasülyesi, pamuk tohumu, keten tohumu, kolza tohumu gibi yağlı tohumlarda soya ve mısır yağında, patates, şeker pancarı, arpa, pirinç, çavdar, mercimek, fiğ gibi birçok yem

35 25 maddesinde biyolojik etkileri birbirine benzer östrojenik bileşikler bulunmaktadır (Yalçın, 2002). Mineral maddelerden birinin veya birkaçının yetersizliği ve dengesizliği ile gebeliğin olumsuz yönde etkilenebileceği bildirilmiştir. İneklerde embriyonik ölümün makrominerallere kıyasla, mikrominerallerin özellikle Cu, Zn ve Se yetersizliğinden meydana geldiği ifade edilmiştir (Erkal, 1984; Doyle ve ark., 1990; Clark ve ark., 1995; Yıldız ve Balıkçı, 2004). Aslan ve ark. (1998) erken gebelik ve embriyo/fötal kayıplarda periferal kanda progesteron, vitamin E, vitamin B 12, β-karoten ve folik asit konsantrasyonlarını incelemişler; gebe hayvanlarda gebe olmayan ve embriyo/fötal kayıp şekillenenlere kıyasla korpus luteum çapının daha büyük, progesteron, β-karoten ve vitamin E konsantrasyonlarının daha yüksek olduğunu, vitamin B 12 ve folik asit konsantrasyonlarının ise farklılık göstermediğini bildirmişlerdir. Isı stresi dinlenme halindeki homeotermik bir hayvanın vücut ısısını arttıracak dış etkenlerin toplamı olarak ifade edilmektedir. Isı stresinin başarılı gebelik şekillenmesi için gerekli faktörler üzerine olumsuz etkili olduğu tespit edilmiştir. Isı stresi altındaki hayvanlarda folliküler dinamiğin etkilendiği, tersiyer follikülün dominant folliküle büyüyebilme olasılığının zayıfladığı bildirilmiştir. Bunun ikinci folliküler dalgadaki dominant follikülün erken ortaya çıkması ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür (Wolfenson ve ark., 1995). Erken ortaya çıkan bu follikül ovule olduğu zaman ısı stresi altında olmayan ineklerde ovule olan folliküle oranla daha yaşlı olduğu tespit

36 26 edilmiş ve preovulatorik follikülün dominantlaşma sürecinin fertilite ile negatif ilişkili olduğu bildirilmiştir (Mihm ve ark., 1994). Sığırlar için nem oranı elemine edildiğinde ideal termonötral aralık C dir (Smith ve ark.,1998). Isı stresi altında folliküler hücrelerin steroidogenik kapasiteleri azalmaktadır. Granuloza hücrelerinden östradiol sentezi için gerekli olan androjen üretiminin azaldığı bildirilmiştir. Bununla birlikte plazma progesteron konsantrasyonlarının da ısı stresi altındaki ineklerde azaldığı belirtilmiştir (Wolfenson ve ark.,1997). Düşük progesteron konsantrasyonu ise dominant follikülde ve korpus luteumdaki steroidogenezisi etkilemekte ve anormal oosit maturasyonuna neden olmakta, endometrial morfolojiyi etkilemekte ve embriyo ölümlerine neden olabilmektedir (Ahmad ve ark., 1995). Bir çok araştırıcı ısı stresi altında plazma progesteron konsantrasyonunun düştüğüne inanmaktadır. Yapılan laboratuar çalışmalarında da luteal hücrelerin 40 o C de 38 o C ye maruz kalan hücrelere göre %30 daha az progesteron ürettikleri gözlemlenmiştir. Düşük progesteron konsantrasyonu folliküler gelişimi bozmakta, anormal oosit maturasyonuna ve erken embriyonik ölüme sebep olmaktadır. Ayrıca düşük progesteron konsantrasyonu, endometriyumun morfolojisini ve fonksiyonunu değiştirmektedir (Wolfenson ve ark., 2000).

37 Embriyonik Yaşamın Desteklenmesine Yönelik Girişimler Erken embriyonik ölümlerde diğer faktörlerin yanısıra luteal fonksiyonun yetersizliği de önemli bir sebep olarak bildirilmektedir. Herhangi bir nedenle korpus luteumun prematüre regresyonu veya fonksiyonun kısa-uzun süre yetersizliği embriyonik ölüm veya abortus ile sonlanmaktadır. Böyle durumlarda gebeliğin anne tarafından tanınma süreci tamamlanıncaya kadar (<18 gün) geçen sürede, PGF 2α salgılanmasını engellemek ve yeterli progesteron desteği sağlamak üzere progesteron, GnRH veya hcg hormonu uygulamaları önerilmektedir (King, 1990; Mann, 2002) Progesteron Hormonu Uygulamaları İneklerde embriyonik ölümlerin azaltılmasına yönelik girişimlerden bir tanesi, tohumlama sonrası doğrudan progesteron uygulamaları olarak ortaya çıkmıştır. PRID (progesteron salan intravaginal gereç), CIDR (kontrollu intravaginal ilaç salınımı), Repositol ve Syncro-mate kulak implantları uygun progesteron hormonu seçenekleridirler (Bilodeau-Goeseels, 2006; Shams-Esfanabadi ve Shirazi, 2006). İnekler üzerinde yapılan birçok çalışmanın bulgularına göre, östrusu izleyen diöstrus döneminde düşük progesteron konsantrasyonuna sahip ineklerde konsepsiyon oranları da düşük olarak bulunmaktadır (Lopez-Gatius ve ark., 2004; Shams- Esfanabadi ve Shirazi, 2006). İneklerde progesteron uygulanmasının gebelik oranları üzerine etkilerini kapsamlı olarak araştırmak üzere birçok araştırma ve yayın yapılmış ve yapılmaya da devam

38 28 edilmektedir. Bu çalışmalarda birçok değişik ırktaki inek, farklı gebelik dönemlerinde progesteron ile tedavi edilmişlerdir. Çalışmaların bazılarında ekzojen progesteronun gebelik üzerine olumlu etkileri tespit edilirken bazılarında herhangi bir olumlu etki bildirilmemiştir (Mann, 2002 ; Shams-Esfanabadi ve Shirazi, 2006). Shams-Esfanabadi ve Shirazi (2006) tohumlama sonrası CIDR uygulamalarının repeat breeder Holstein ineklerde gebelik oranlarına etkisini araştırmışlardır. Çalışma, laktasyondaki 600 baş Holstein ırkı inek üzerinde, Nisan-Haziran ayları arasında yapılmıştır. İnekler iki gruba ayrılmış ve tedavi grubundaki hayvanlara tohumlama sonrası 5. günden 19. güne kadar CIDR uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hayvanlara ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Hayvanlar tohumlama sonrası günlerde gebelik yönünden kontrol edilmişlerdir. Tedavi grubundaki 60 inekten 28 i, kontrol grubundaki 54 inekten ise 20 si gebe olarak tespit edilmiştir. Araştırıcılar sonuç olarak, iki grup arasında istatistiksel olarak bir fark olmadığını bildirmişlerdir. Larson ve ark. (2007) yüksek süt verimli ineklerde düşük konsepsiyon oranlarının önemli bir nedeninin yetersiz progesteron konsantrasyonuna bağlı olarak implantasyon öncesi yetersiz embriyo gelişimi olarak bildirmişlerdir. Yapılan çalışmada embriyo gelişimine yardımcı olmak amacı ile tohumlama sonrası 3., 5. ve 10. günler arası progesteron uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubundaki hayvanlara herhangi bir uygulama yapılmazken, tedavi grubundaki hayvanlara tohumlama sonrası 3,5. günden 10. güne kadar CIDR uygulaması yapılmıştır. Progesteron analizi için tohumlama gününde, tohumlama sonrası 2. veya 3. gün, 4. gün ve 22. gün süt örnekleri toplanmıştır. Araştırıcılar çalışma sonucunda CIDR uygulanan tedavi

T.C. ADNAN MENDERES ÜNĐVERSĐTESĐ SAĞLIK BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE AYDIN

T.C. ADNAN MENDERES ÜNĐVERSĐTESĐ SAĞLIK BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE AYDIN T.C. ADNAN MENDERES ÜNĐVERSĐTESĐ SAĞLIK BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE AYDIN Veteriner Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı öğrencisi Vet. Hek. Ziver ÜSTÜN tarafından hazırlanan Sıcak

Detaylı

İneklerde Kromozomal, Hormonal, Beslenme Sorunlarına ve Isı Stresine Bağlı Erken Embriyonik Ölümler

İneklerde Kromozomal, Hormonal, Beslenme Sorunlarına ve Isı Stresine Bağlı Erken Embriyonik Ölümler DERLEME Elektronik:ISSN: 1308-0679, Baskı ISSN: 1307-9972 http://www.dicle.edu.tr/fakulte/veteriner/dergi.htm İneklerde Kromozomal, Hormonal, Beslenme Sorunlarına ve Isı Stresine Bağlı Erken Embriyonik

Detaylı

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu

GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu GENİTAL SİKLUS Östrus Siklusu Tanım Purbertiye ulaşan bir dişide hormonların kontrolü (hipotalamus, hipofiz ve ovaryum dan salınan) altında ovaryum ve uterusta meydana gelen değişiklikler Genital siklus

Detaylı

ÜREMENİN KONTROLÜ. PROF. DR. Nafiz YURDAYDIN

ÜREMENİN KONTROLÜ. PROF. DR. Nafiz YURDAYDIN ÜREMENİN KONTROLÜ PROF. DR. Nafiz YURDAYDIN Çiftlik hayvanlarında üremenin denetlenmesi çerçevesinde: Çiftleşme-tohumlamalar istenen zamana göre planlanıp, toplulaştırılabilir, Mevsimsel poliöstrik hayvanlarda

Detaylı

Seksüel Siklus ve Suni Tohumlama

Seksüel Siklus ve Suni Tohumlama Seksüel Siklus ve Suni Tohumlama Siklus: Belli aralıklarla aynı biçimde yinelenen olayları kapsayan dönem; hormonların etkisiyle üreme organlarının belirli dönemlerde gösterdigi degişim, döngü. Siklik

Detaylı

LAKTASYONDA OLMAYAN İSVİÇRE ESMERİ İNEK ve DÜVELERDE KETOPROFEN ve FLUNİXİN MEGLUMİN UYGULAMASININ GEBE KALMA ORANI ÜZERİNE ETKİSİ

LAKTASYONDA OLMAYAN İSVİÇRE ESMERİ İNEK ve DÜVELERDE KETOPROFEN ve FLUNİXİN MEGLUMİN UYGULAMASININ GEBE KALMA ORANI ÜZERİNE ETKİSİ T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ LAKTASYONDA OLMAYAN İSVİÇRE ESMERİ İNEK ve DÜVELERDE KETOPROFEN ve FLUNİXİN MEGLUMİN UYGULAMASININ GEBE KALMA ORANI ÜZERİNE ETKİSİ Şükrü DURSUN DOKTORA

Detaylı

DİŞİ ÜREME ORGANLARI

DİŞİ ÜREME ORGANLARI DİŞİ ÜREME ORGANLARI Dişi üreme organları dişi gamet hücresi ovumu (yumurtayı) üreten ovaryumlar ile ovumun döllendiği, döllenme sonrasında gebeliğin şekillendiği ve gelişen yavrunun dışarı çıkarıldığı

Detaylı

Üremenin Kontrolü ve Çevresel Faktörlerin Fertiliteye Etkisi PROF.DR.SERHAT PABUCCUOĞLU

Üremenin Kontrolü ve Çevresel Faktörlerin Fertiliteye Etkisi PROF.DR.SERHAT PABUCCUOĞLU Üremenin Kontrolü ve Çevresel Faktörlerin Fertiliteye Etkisi PROF.DR.SERHAT PABUCCUOĞLU Konu Başlıkları Beslenme ve beslenmenin üremeye etkisi Yağlanma, egzersiz, ve egzersizin fertilite üzerinde etkileri,

Detaylı

FERTİLİZASYON-Döllenme

FERTİLİZASYON-Döllenme FERTİLİZASYON-Döllenme Tanım Spermatozoon ile Oosit II nin birleşerek yeni bir canlı olan ZİGOT u şekillendirmesi Ovulasyonla yumurta yoluna atılan Oosit korona radiata hücreleri ile sarılıdır. - Oosit

Detaylı

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN Reprodüktif Endokrinoloji Prof. Dr. Mithat EVECEN HORMON Kelime: Yun. Uyarma, Canlandırma, Harekete geçirme. Tanım: Bir hücre ya da dokuda sentezlenen ve buralardan kan, lenf ve ya sinir yoluyla vücudun

Detaylı

İneklerde Üremenin Kontrolü Embriyo Transferi

İneklerde Üremenin Kontrolü Embriyo Transferi İneklerde Üremenin Kontrolü Embriyo Transferi PROF.DR.SERHAT PABUCCUOĞLU 28.10.2013 İNEKLERDE ÜREMENİN KONTROLÜ EMBRİYO TRANSFERİ 1 Konu Başlıkları İneklerde Üremenin kontrolü Başarıyı etkileyen faktörler

Detaylı

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ Kadın ve erkek üreme sistemi dölün üretilmesi amacı ile özelleşmiş özel organlardan oluşmaktadır. Bazı üreme organları cinsiyet hücrelerini üretir, diğerleri

Detaylı

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN

Reprodüktif Endokrinoloji. Prof. Dr. Mithat EVECEN Reprodüktif Endokrinoloji Prof. Dr. Mithat EVECEN TANIMLAR: Hormon: Yunanca = uyarma, canlandırma, harekete geçirme. Tanım: Bir hücre ya da dokuda sentezlenen ve buralardan kan, lenf ve sinir yoluyla vücudun

Detaylı

İnfertil Dişiler. Çiftleşme zorlukları. Deneyimsiz erkek. Normal çiftleşmeden sonra başarısız gebelik. Seyrek östrus. Deneyimsiz dişi.

İnfertil Dişiler. Çiftleşme zorlukları. Deneyimsiz erkek. Normal çiftleşmeden sonra başarısız gebelik. Seyrek östrus. Deneyimsiz dişi. İnfertil Dişiler Çiftleşme zorlukları Deneyimsiz erkek Deneyimsiz dişi Erkekte fizyolojik problemler Dişide Dişinin hazır olmaması Vulval stenosis Vestibuler konstrüksiyon Vaginal Vaginal hiperplazi ya

Detaylı

PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır Buserin Enjeksiyonluk Çözelti Hormon GnRH analoğu

PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır Buserin Enjeksiyonluk Çözelti Hormon GnRH analoğu PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır Buserin Enjeksiyonluk Çözelti Hormon GnRH analoğu BILEŞIMI : Buserin, berrak, renksiz, steril çözelti olup, her ml.sinde 0.004 mg buserelin e eşdeğer 0.0042

Detaylı

Senkronizasyon. Prostaglandin ile senkronizasyon Kontrolü yöntem Pazartesi yöntemi 2+2 yöntemi ½ yöntemi

Senkronizasyon. Prostaglandin ile senkronizasyon Kontrolü yöntem Pazartesi yöntemi 2+2 yöntemi ½ yöntemi Prostaglandin gibi luteolitik ajanlar kullanarak luteolizisi premature olarak oluşturmak, Progesteron veya sentetik derivelerini kullanarak CL'un fonksiyonuna benzer etkiyi oluşturmak. Prostaglandin ile

Detaylı

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM 1) Aşağıdaki hormonlardan hangisi uterusun büyümesinde doğrudan etkilidir? A) LH B) Androjen C) Östrojen Progesteron D) FUH Büyüme hormonu E) Prolaktin - Testosteron 2)

Detaylı

İLK TRİMESTERDE PROGESTERON. Dr. Tuncay Nas Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim

İLK TRİMESTERDE PROGESTERON. Dr. Tuncay Nas Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim İLK TRİMESTERDE PROGESTERON Dr. Tuncay Nas Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Progesteron Gebeliğin oluşumu ve devamında çok önemli bir hormondur Progestinler Progesteron (Progestan

Detaylı

YUMURTA TİPLERİ BÖLÜNME ŞEKİLLERİ İNVİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO NAKLİ. Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU

YUMURTA TİPLERİ BÖLÜNME ŞEKİLLERİ İNVİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO NAKLİ. Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU YUMURTA TİPLERİ BÖLÜNME ŞEKİLLERİ İNVİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO NAKLİ Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU Yumurta tipleri : Çeşitli hayvan yumurtaları, taşıdıkları lecithus (vitellus) maddesinin azlığına

Detaylı

SÜT İNEKLERİNDE ÜREME HORMONLARI

SÜT İNEKLERİNDE ÜREME HORMONLARI SÜT İNEKLERİNDE ÜREME HORMONLARI Üreme ile ilgili herhangi bir sorun olduğunda, reprodüktif sistemi bütünüyle düşünmek zorundayız. Cinsiyet ve türler arasında reprudiksiyon farklılıklarının mevcudiyeti

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

Genital siklus Pubertaya ulaşan bir dişide, hipotalamus ve hipofiz bezinin kontrolü altında ovaryum ve uterusta bazı değişiklikler meydana gelir.

Genital siklus Pubertaya ulaşan bir dişide, hipotalamus ve hipofiz bezinin kontrolü altında ovaryum ve uterusta bazı değişiklikler meydana gelir. Genital siklus Pubertaya ulaşan bir dişide, hipotalamus ve hipofiz bezinin kontrolü altında ovaryum ve uterusta bazı değişiklikler meydana gelir. Ovaryumda meydana gelen değişiklikler ovogenezis ve ovulasyon

Detaylı

İNEKLERDE OVSYNCH VE CO-SYNCH YÖNTEMLERİ İLE OVULASYONUN SENKRONİZASYONU

İNEKLERDE OVSYNCH VE CO-SYNCH YÖNTEMLERİ İLE OVULASYONUN SENKRONİZASYONU TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İNEKLERDE OVSYNCH VE CO-SYNCH YÖNTEMLERİ İLE OVULASYONUN SENKRONİZASYONU Tunç ADATAŞ DOĞUM VE JİNEKOLOJİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ

Detaylı

BİYOTEKNOLOJİ NEDİR? Canlılar aracılığı ile ürün ve hizmet üretmektir

BİYOTEKNOLOJİ NEDİR? Canlılar aracılığı ile ürün ve hizmet üretmektir BİYOTEKNOLOJİ NEDİR? Canlılar aracılığı ile ürün ve hizmet üretmektir Reprodüktif Biyoteknolojinin Amacı Canlılarda in vivo ve in vitro koşullarda gen kaynaklarının uzun süreli korunması ve daha fazla

Detaylı

İN-VİTRO FERTİLİZASYON (IVF) VE EMBRİYO TRANSFERİ (ET)

İN-VİTRO FERTİLİZASYON (IVF) VE EMBRİYO TRANSFERİ (ET) İN-VİTRO FERTİLİZASYON (IVF) VE EMBRİYO TRANSFERİ (ET) Yardımcı üreme tekniklerinin (YÜT) (Assisted Reproduction Techniques, ART) temel amacı, infertil çiftin sağlıklı bir bebek sahibi olmasıdır. IVF-ET

Detaylı

ÜREME SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ

ÜREME SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ ÜREME SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ OVUM VE SPERM Bireysel genetik özellikler her vücut hücresinde vardır Genetik özelliklerin nesilden nesile geçişi ovum ve spermium tarafından olur. Oogonia ve spermatogonia

Detaylı

ÖZET CEVAP: Oosit retrivalin hemen ardından intrauterin hcg uygulaması implantasyon oranlarını, kimyasal ve klinik gebelik oranlarını artırmaktadır.

ÖZET CEVAP: Oosit retrivalin hemen ardından intrauterin hcg uygulaması implantasyon oranlarını, kimyasal ve klinik gebelik oranlarını artırmaktadır. Intrauterine administration of hcg immediately after oocyte retrieval and the outcome of ICSI: a randomized controlled trial Oosit Retrivalden hemen sonra intrauterin hcg uygulamasının ICSI sonuçları üzerine

Detaylı

Ovaryum kistleri: Tanısı ve tedavide yaklaşımlar

Ovaryum kistleri: Tanısı ve tedavide yaklaşımlar Ovaryum kistleri: Tanısı ve tedavide yaklaşımlar Prof.Dr. Selim Aslan Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji ABD Em. Öğr. Üyesi Viyana-Zürich Üniversitesi Serbest Araştırmacı (Proje

Detaylı

Sığrlarda Embryo Transferi. Prof.Dr.Serhat Pabuccuoğlu

Sığrlarda Embryo Transferi. Prof.Dr.Serhat Pabuccuoğlu Sığrlarda Embryo Transferi Prof.Dr.Serhat Pabuccuoğlu BİYOTEKNOLOJİ NEDİR? Canlılar aracılığı ile ürün ve hizmet üretmektir Reprodüktif Biyoteknolojinin Amacı Canlılarda in vivo ve in vitro koşullarda

Detaylı

Prenatal devre insan ve memeli hayvanlarda uterus içerisinde geçer. Kanatlı hayvanlarda ise yumurta içinde kuluçkada geçen devredir.

Prenatal devre insan ve memeli hayvanlarda uterus içerisinde geçer. Kanatlı hayvanlarda ise yumurta içinde kuluçkada geçen devredir. Embriyoloji, genel anlamıyla canlıların oluşmasını ve gelişmesini inceleyen bir bilim dalıdır. İnsan ve memeli hayvanların doğumdan önceki, kanatlı hayvanların ise kuluçka dönemindeki hayatını inceler.

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

GEBELİK SIRASINDA MATERNAL VE FETAL SAĞLIĞIN YÜKSELTİLMESİ

GEBELİK SIRASINDA MATERNAL VE FETAL SAĞLIĞIN YÜKSELTİLMESİ GEBELİK SIRASINDA MATERNAL VE FETAL SAĞLIĞIN YÜKSELTİLMESİ GEBELİK SIRASINDA MATERNAL VE FETAL SAĞLIĞIN YÜKSELTİLMESİ Doğuma Hazırlık Doğum Öncesi Eğitim Fetal Aktivitenin İzlenmesi Göğüs Bakımı Emzirmeye

Detaylı

MENSTURASYON VE HORMONLAR

MENSTURASYON VE HORMONLAR MENSTURASYON VE HORMONLAR İLK ADET KANAMASI" Çocukluk çağından ergenlik çağına geçiş döneminde, ortalama olarak 12.5 yaşında kız çocuğu ilk adet kanamasını görür. Bu "ilk kanama" henüz yumurtlama süreci

Detaylı

1. GĐRĐŞ Genel Bilgiler

1. GĐRĐŞ Genel Bilgiler 1. GĐRĐŞ 1.1. Genel Bilgiler Hayvanların sağlıklı ve verimli olabilmesi; genetik kapasitelerine ve fizyolojilerine uygun bir ortamda yaşaması ile yakından ilgilidir. Yönetim, bakım, besleme, iklim gibi

Detaylı

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ İnfertilite (Kısırlık); döl oluşturma yeteneğinin azalması ya da yokluğu ile karakterize edilen tıbbi bir durumdur. Hem erkeklerde, hem de kadınlarda

Detaylı

İmplantasyon. Plasenta

İmplantasyon. Plasenta İmplantasyon Plasenta İMPLANTASYON Blastosist evresindeki embriyonun uterus mukozasına sıkı veya gevşek bir biçimde bağlanması ( Bu bağlanma plasentayı oluşturur) İmplantasyon Tipleri 1.Central (superficial)

Detaylı

ADIM ADIM YGS LYS. 73. Adım ÜREME BÜYÜME GELİŞME EMBRİYONİK ZARLAR İNSAN EMBRİYOSUNUN GELİŞİMİ-1

ADIM ADIM YGS LYS. 73. Adım ÜREME BÜYÜME GELİŞME EMBRİYONİK ZARLAR İNSAN EMBRİYOSUNUN GELİŞİMİ-1 ADIM ADIM YGS LYS 73. Adım ÜREME BÜYÜME GELİŞME EMBRİYONİK ZARLAR İNSAN EMBRİYOSUNUN GELİŞİMİ-1 EMBRİYONUN DIŞINDA YER ALAN ZARLAR Zigotun gelişmesi ardından oluşan embriyo; sürüngen, kuş ve memelilerde

Detaylı

Ruminant. Buzağıdan Süt Sığırına Bölüm ll: Sütten Kesimden Düveye Besleme ve Yönetim

Ruminant. Buzağıdan Süt Sığırına Bölüm ll: Sütten Kesimden Düveye Besleme ve Yönetim Buzağıdan Süt Sığırına Bölüm ll: Sütten Kesimden Düveye Besleme ve Yönetim KONU İLGİ Düvelerin beslenmesi Sütten kesimden tohumlamaya kadar olan dönemde besleme ve yönetimsel pratikler TERCÜME VE DERLEME

Detaylı

Sıcaklık Stresi Kapınızda

Sıcaklık Stresi Kapınızda Mayıs Sayı 41-syf 235-241 Sıcaklık Stresi Kapınızda KONU İLGİ Sıcaklık Stresi Çözümleri Sıcaklık Stresi Kapınızda TERCÜME VE DERLEME Ürün Müdürü Esra ÇINAR KAYNAKÇA Ravagnolo O, Misztal I, Hoogenboom G

Detaylı

GELİŞİMİN 1. VE 2. HAFTASI

GELİŞİMİN 1. VE 2. HAFTASI GELİŞİMİN 1. VE 2. HAFTASI (Fertilizasyon, Segmentasyon, İmplantasyon ve Bilaminar disk) PROF. DR. İSMAİL SEÇKİN FERTİLİZASYON A ) Germ hücrelerinin fertilizasyon bölgesine taşınması Oositin ampullaya

Detaylı

SÜT ĐNEKLERĐNDE DÖNEMSEL BESLEME

SÜT ĐNEKLERĐNDE DÖNEMSEL BESLEME SÜT ĐNEKLERĐNDE DÖNEMSEL BESLEME Dönemsel Besleme Sağmal ineklerin besin madde ihtiyaçları; laktasyon safhası, süt verimi, büyüme oranı ve gebelik durumuna bağlı olarak değişim göstermektedir. Bu açıdan

Detaylı

DOWN SENDROMU TARAMA TESTİ (1. TRİMESTER)

DOWN SENDROMU TARAMA TESTİ (1. TRİMESTER) DOWN SENDROMU TARAMA TESTİ (1. TRİMESTER) Diğer adları: İkili tarama testi, İkili test. Kullanım amacı: Fetüste Down sendromu ve trizomi 18 bulunma olasılığının ve bu hastalıklar için ileri inceleme yaptırma

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ ZOOTEKNİ BÖLÜMÜ SIĞIRLARDA ÜREME-BESLEME İLİŞKİLERİ Prof.Dr. Murat GÖRGÜLÜ Damızlık Dişi Buzağılar ve Düvelerin Beslenmesi Düveler belli bir yaştan ziyade belirli

Detaylı

ENDOMETRİAL KO-KÜLTÜRÜN BAŞARILI OLARAK ETKİLEDİĞİ HASTA TOPLULUĞU KİMLERDİR?

ENDOMETRİAL KO-KÜLTÜRÜN BAŞARILI OLARAK ETKİLEDİĞİ HASTA TOPLULUĞU KİMLERDİR? ENDOMETRİAL KO-KÜLTÜRÜN BAŞARILI OLARAK ETKİLEDİĞİ HASTA TOPLULUĞU KİMLERDİR? Bio. Semra Sertyel ALMAN HASTANESİ IVF LABORATUARLARI YÜT de başarıyı etkileyen faktörler Kadın yaşı Erkek Faktörü Uygun olmayan

Detaylı

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

Mustafa KABU 1,Turan CİVELEK 1. Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Afyonkarahisar

Mustafa KABU 1,Turan CİVELEK 1. Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Afyonkarahisar Mustafa KABU 1,Turan CİVELEK 1 1 Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Afyonkarahisar Süt sığırı işletmelerindeki en önemli sorunlarda birtanesi periparturient

Detaylı

SAĞLIM İNEKLERİN BESLENMESİ

SAĞLIM İNEKLERİN BESLENMESİ SAĞLIM İNEKLERİN BESLENMESİ Birlikle el ele, hayvancılıkta daha ileriye... Mehmet Ak Ziraat Mühendisi Sorumlu Müdür 048 9 4 www.burdurdsyb.org www.facebook.com/burdurdsyb Konuya başlamadan önce, yazıda

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

SÜT SIĞIRLARININDA LAKTASYON BESLENMESİ. Prof. Dr. Ahmet ALÇİÇEK EGE ÜNİVERSİTESİ

SÜT SIĞIRLARININDA LAKTASYON BESLENMESİ. Prof. Dr. Ahmet ALÇİÇEK EGE ÜNİVERSİTESİ SÜT SIĞIRLARININDA LAKTASYON BESLENMESİ Prof. Dr. Ahmet ALÇİÇEK EGE ÜNİVERSİTESİ SÜT ÜRETİMİNİN ZAMANLAMASI İLK BUZAĞILAMA 305 GÜN 60 GÜN İKİNCİ BUZAĞILAMA 365 GÜN SÜT SIĞIRI BESLEMEDE KRİTİK GÜNLER 3

Detaylı

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ... 1 Bilinmesi Gereken Kavramlar... 1 Giriş... 2 Hücrelerin Fonksiyonel Özellikleri... 2 Hücrenin Kimyasal Yapısı... 2 Hücrenin Fiziksel Yapısı... 4 Hücrenin Bileşenleri... 4

Detaylı

Dişi genital organları; Ovaryum,ovidukt, uterus, serviks, vagina, vulva Ovaryum; sağda ve solda karın boşluğuna asılı olarak bulunan 1 çift organdır.

Dişi genital organları; Ovaryum,ovidukt, uterus, serviks, vagina, vulva Ovaryum; sağda ve solda karın boşluğuna asılı olarak bulunan 1 çift organdır. OVOGENEZİS Dişi eşey hücresinin gelişip olgunlaşmasına ovogenezis denir. Spermatogenezisteki gibi çoğalma, büyüme ve olgunlaşma evreleri vardır. Dişi üreme sistemi; ovumun üretilmesi, erkek ve dişi eşey

Detaylı

KADIN HAYATININ EVRELERİ I

KADIN HAYATININ EVRELERİ I ÜNİTE 5 KADIN HAYATININ EVRELERİ I Serap TOPATAN 5.1. PUBERTE DÖNEMİ Şekil 1: Kadın hayatının evreleri Puberte bireyin cinsel olgunluğa ve üreme yeteneğine sahip olduğu bir dönemdir. Bu dönemde vücutta

Detaylı

Armağan ÇOLAK 1, Bülent POLAT 2, Ömer UÇAR 3

Armağan ÇOLAK 1, Bülent POLAT 2, Ömer UÇAR 3 İnek ve düvelerde gebeliğin erken tanısı için KISA hızlı progesteron SUNUM (Short testinin Report) kullanımı İNEK VE DÜVELERDE GEBELİGİN ERKEN TANISI İÇİN HIZLI PROGESTERON TESTİNİN KULLANIMI The Use of

Detaylı

Giriş Fertilizasyon Pre-Embriyogenez

Giriş Fertilizasyon Pre-Embriyogenez Giriş Fertilizasyon Pre-Embriyogenez Prof.Dr. Alp Can Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı Embriyoloji (Gelişim Bilimi) [embriyo=cenin, logos=bilim] İnsanın gelişimindeki yapı-işlev ilişkisi Tanımsal (deskriptif

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR

VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI. Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR VETERİNER İLAÇ KALINTILARININ ÖNEMİ ve VETERİNER İLAÇ KALINTILARI TEST METOTLARI Beyza AVCI TÜBİTAK -ATAL 8-9 Ekim 2008 İZMİR KALINTI SORUNU? Hayvansal kökenli gıdalarda, hayvan hastalıklarının sağaltımı,

Detaylı

İnek Rasyonları Pratik Çözümler

İnek Rasyonları Pratik Çözümler İnek Rasyonları Pratik Çözümler Prof.Dr. Selahattin Kumlu Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antalya Kim ki, bugün hala ineklerini artık (çer-çöp) değerlendiren hayvanlar olarak görüyorsa,

Detaylı

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ Protein Değerlendirilmesi Enerji Kullanımı Süt Kalitesi Karaciğer Fonksiyonları Döl Verimi Karlılık BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI

Detaylı

Meme şekli-büyüklüğü ineğin kalıtsal yapısı, yaşı, süt verim düzeyi, laktasyon dönemi ve laktasyon sayısına bağlı olarak faklılık gösterir.

Meme şekli-büyüklüğü ineğin kalıtsal yapısı, yaşı, süt verim düzeyi, laktasyon dönemi ve laktasyon sayısına bağlı olarak faklılık gösterir. Meme şekli-büyüklüğü ineğin kalıtsal yapısı, yaşı, süt verim düzeyi, laktasyon dönemi ve laktasyon sayısına bağlı olarak faklılık gösterir. a b c Sağım başlangıcında, o sağımda inekten elde edilecek sütün

Detaylı

ÜLKEMİZDE HAYVANCILIK

ÜLKEMİZDE HAYVANCILIK 3.12.2016 ÜLKEMİZDE HAYVANCILIK Babadan kalma yöntemler. Tarımsal yayım(bilgi üniversiteden Halka indirilemiyor) Yüksek girdi ucuz ürünler. Satış tabanlı bilgi Doğru Bilginin yayımı önemli 1 BUZAĞI ESLEME

Detaylı

FETAL SAĞLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

FETAL SAĞLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ FETAL SAĞLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ Antenatal fetal izlenim amacı: Erken dönemde asfiksi tanısı koyarak fetal ve erken neonatal ölümü engellemek. Fetal ve perinetal morbiditeyi azaltmak. Kalıcı hasar başlamadan

Detaylı

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer

Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer Endokrin farmakoloji 1 (hipofiz hormonları, tiroid hormonları, adrenal korteks hormonları) Prof. Dr. Öner Süzer www.onersuzer.com 2 1 3 4 2 Hipotalamus ve hipofiz Metabolizma, gelişme ve üreme gibi vücut

Detaylı

GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ

GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ 1 GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ Plasental kompartman Hipotalamik hormonlar GnRH CRH TRH Somotostatin GHRH Hipofizer hormonlar hcg hpl hch hct ACTH Oksitosin 2 1 GEBELİK ENDOKRİNOLOJİSİ

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMI. 16 ÜREME BÜYÜME GELİŞME Döllenme ve Aile Planlaması Soru Çözümü

10. SINIF KONU ANLATIMI. 16 ÜREME BÜYÜME GELİŞME Döllenme ve Aile Planlaması Soru Çözümü 10. SINIF KONU ANLATIMI 16 ÜREME BÜYÜME GELİŞME Döllenme ve Aile Planlaması Soru Çözümü DÖLLENME Dişi üreme sistemine giren sperm hücreleri yumurta hücresinin salgıladığı FERTİLİZİN sayesinde yumurta hücresini

Detaylı

DİÖSTRUS DÖNEMİNDE OLAN KÖPEKLERE GnRH ANTAGONİSTİ (CETRORELİX) UYGULAMALARININ PROGESTERON DEĞERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI

DİÖSTRUS DÖNEMİNDE OLAN KÖPEKLERE GnRH ANTAGONİSTİ (CETRORELİX) UYGULAMALARININ PROGESTERON DEĞERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI T.C. MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DİÖSTRUS DÖNEMİNDE OLAN KÖPEKLERE GnRH ANTAGONİSTİ (CETRORELİX) UYGULAMALARININ PROGESTERON DEĞERİNE ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI Hafize Tuğba

Detaylı

EMBRİYOLOJİ VE GENETİK DERSİNE GİRİŞ ARŞ. GÖR. KEVSER İLÇİOĞLU

EMBRİYOLOJİ VE GENETİK DERSİNE GİRİŞ ARŞ. GÖR. KEVSER İLÇİOĞLU EMBRİYOLOJİ VE GENETİK 1 DERSİNE GİRİŞ ARŞ. GÖR. KEVSER İLÇİOĞLU 2/16 EMBRİYOLOJİ NEDİR? Embriyoloji; zigottan, hücreler, dokular, organlar ile tüm vücudun oluşmasına kadar geçen ve doğuma kadar devam

Detaylı

Gebelik nasıl oluşur?

Gebelik nasıl oluşur? Normal doğurgan çiftlerde, normal sıklıkta cinsel ilişki durumunda aylık gebe kalma oranı % 25 dir. Bu oran 1 yıl sonunda % 85, 2 yıl sonunda ise % 90 civarındadır. Gebelik nasıl oluşur? Gebeliğin oluşması

Detaylı

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ Genital Organlar Dış Genital Organlar İç Genital Organlar Kemik Kısımları (Pelvis ) Siklus Oluşumu ve Hormonlar Oval ve Menstrual Siklus Halkası

Detaylı

ENDOKRİN SİSTEM. Selin Hoca

ENDOKRİN SİSTEM. Selin Hoca ENDOKRİN SİSTEM Selin Hoca HORMON NEDİR? Endokrin sistemi oluşturan iç salgı bezlerinin (endokrin bez) salgıladığı özel sinyal taşıyan salgılardır. Organik maddelerdir. Hormonların etki ettikleri doku

Detaylı

SIĞIRLARDA KIZGINLIĞIN BELİRLENMESİ VE ÜREME KUSURLARI. Araş. Gör. Koray KIRIKÇI

SIĞIRLARDA KIZGINLIĞIN BELİRLENMESİ VE ÜREME KUSURLARI. Araş. Gör. Koray KIRIKÇI SIĞIRLARDA KIZGINLIĞIN BELİRLENMESİ VE ÜREME KUSURLARI Araş. Gör. Koray KIRIKÇI Ahi Evran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, KIRŞEHİR koray.kirikci@ahievran.edu.tr (Yazıların bilimsel ve

Detaylı

LAKTASYON VE SÜT VERİMİ

LAKTASYON VE SÜT VERİMİ LAKTASYON VE SÜT VERİMİ Prof.Dr. Selahattin Kumlu Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antalya Tanım Laktasyon, buzağılama ile başlayan ve kuruya çıkma ile sona eren süt verme dönemidir.

Detaylı

07.11.2014. Fetus Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı

07.11.2014. Fetus Fizyolojisi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 8.Hafta ( 03-07 / 11 / 2014 ) FETUS FİZYOLOJİSİ 1.Embriyonun Gelişmesi 1.) Plasenta 2.) Amnion Kesesi ve Amnion Sıvısı Slayt No: 9 1.) EMBRİYONUN GELİŞMESİ

Detaylı

POSTPARTUM FARKLI GÜNLERDE DOUBLE-OVSYNCH İLE SENKRONİZE EDİLEN İNEKLERDE BAZI REPRODÜKTİF PARAMETRELERİN İNCELENMESİ

POSTPARTUM FARKLI GÜNLERDE DOUBLE-OVSYNCH İLE SENKRONİZE EDİLEN İNEKLERDE BAZI REPRODÜKTİF PARAMETRELERİN İNCELENMESİ AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ POSTPARTUM FARKLI GÜNLERDE DOUBLE-OVSYNCH İLE SENKRONİZE EDİLEN İNEKLERDE BAZI REPRODÜKTİF PARAMETRELERİN İNCELENMESİ Veteriner Hekim Ozan BİLGEN

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ PROSPEKTÜS Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır PGS Enjeksiyonluk Çözelti Hormon - Prostaglandin F2-alfa analoğu BILEŞIMI PGS her ml sinde 250 µg kloprostenole eşdeğer 263 µg kloprostenol sodyum ve bakterisit

Detaylı

DERLEME /REVIEW. Osman ERGENE*

DERLEME /REVIEW. Osman ERGENE* İneklerde progesteron hormonunun klinik endikasyonları Osman ERGENE* Öz: Bu derlemede ineklerde progesteron ve progestagen hormonlarının özellikleri ile çeşitli reprodüktif sorunlarda klinik endikasyonları

Detaylı

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ Prof. Dr. Fırat ORTAÇ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD. Jinekolojik Onkoloji Departmanı Polikistik Over Sendromu(PKOS)

Detaylı

RUMİNANTLARDA KALSİYUM,FOSFOR VE MAGNEZYUM YETMEZLİKLERİ-1

RUMİNANTLARDA KALSİYUM,FOSFOR VE MAGNEZYUM YETMEZLİKLERİ-1 RUMİNANTLARDA KALSİYUM,FOSFOR VE MAGNEZYUM YETMEZLİKLERİ-1 Kalsiyum, fosfor ve magnezyum, kas yapısı, fizyolojik olaylar ve birçok dokunun normal fonksiyonları için gereklidir. Kemik formasyonu, kas kontraksiyonu,

Detaylı

Kök Hücre ve Farklılaşma

Kök Hücre ve Farklılaşma Kök Hücre ve Farklılaşma Kök Hücre Erişkin ve embriyonik kök hücreler farklılaşarak soma7k hücreleri oluştururlar. Kök hücre Progenitör hücre Farklılaşmış hücre Neden Farklılaşmaya İh7yaç Duyulur Tek hücreli

Detaylı

Prof.Dr. Selahattin Kumlu

Prof.Dr. Selahattin Kumlu Döl Verimi Sürü Yönetim Programı Prof.Dr. Selahattin Kumlu Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antalya Amaç; Sürü Yönetim Programı Asgari kayıpla üretim Koruma yoluyla tedavi ihtiyacını

Detaylı

MENAPOZ DÖNEMİ MENAPOZ DÖNEM VE HORMONLAR

MENAPOZ DÖNEMİ MENAPOZ DÖNEM VE HORMONLAR MENAPOZ DÖNEMİ VE HORMONLAR DR.ALEV ÖKTEM Menapozun Nedeni Overlerdeki oositlerin üreme yaşlanması sırasında ovülasyon ve atrezi nedeniyle tükenmesidir Kronolojik yaş üreme yaşlanmasının tespiti için çok

Detaylı

SÜT İNEKLERİNDE ÜREME HORMONLARI-2

SÜT İNEKLERİNDE ÜREME HORMONLARI-2 SÜT İNEKLERİNDE ÜREME HORMONLARI-2 OVİSİNK PROTOKOLÜ (Prof Dr Dursun Ali Dinç ten alıntı) İneklerde reprodüktif performansı sağlamada östrüs tespiti ve hayvanın uygun zamanda tohumlanması kritik öneme

Detaylı

ARAŞTIRMA. Anahtar Kelimeler: Düve, Repeat breeder, Fluniksin meglumin, Gebelik. Key Words: Heifer, Repeat breeding, Flunixine meglumine, Pregnancy.

ARAŞTIRMA. Anahtar Kelimeler: Düve, Repeat breeder, Fluniksin meglumin, Gebelik. Key Words: Heifer, Repeat breeding, Flunixine meglumine, Pregnancy. ARAŞTIRMA 2007: 21 (6): 263-268 http://www.fusabil.org Repeat Breeder Sorunlu Düvelerde Fluniksin Meglumin Uygulamalarının Gebelik Oranı Üzerine Etkisi* Gökhan DOĞRUER 1 Mustafa Kemal SARIBAY 1 Fikret

Detaylı

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #12

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #12 YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #12 1) İnsanda döllenme sırasında, I. Spermdeki çekirdek, sentrozomun yumurtaya geçmesi II. Spermdeki akrozomun patlayarak zona pellusidayı eritmesi III. Yumurtadaki salgı maddelerinin

Detaylı

Karaciğer koruyucu DAHA İYİ DAHA SAĞLIKLI, DAHA İYİ VERİMLİ SÜRÜLER İÇİN HEPALYX

Karaciğer koruyucu DAHA İYİ DAHA SAĞLIKLI, DAHA İYİ VERİMLİ SÜRÜLER İÇİN HEPALYX Karaciğer koruyucu DAHA İYİ Karaciğer fonksiyonu Antioksidan aktivite Protein sentezi Anti-fibrotik aktivite Süt Verimi Süt Proteini Metabolik Sağlık Performans Bağışıklık Karlılık DAHA SAĞLIKLI, DAHA

Detaylı

SÜT İNEKLERİNDE GEÇİŞ DÖNEMİ YAĞLI KARACİĞER SENDROMU VE KETOZİS

SÜT İNEKLERİNDE GEÇİŞ DÖNEMİ YAĞLI KARACİĞER SENDROMU VE KETOZİS SÜT İNEKLERİNDE GEÇİŞ DÖNEMİ YAĞLI KARACİĞER SENDROMU VE KETOZİS PROF. DR. NURETTİN GÜLŞEN S.Ü. VETERİNER FAKÜLTESİ HAYVAN BESLEME VE BESLENME HASTALIKLARI ANABİLİM DALI SÜT İNEKLERİNDE GEÇİŞ DÖNEMİ Kuru

Detaylı

Uygun koşullar altında gelişen bir bitkinin ilk çiçek taslaklarının görüldüğü zamana kadar geçen dönemi gençlik (juvenile) olarak isimlendirilir.

Uygun koşullar altında gelişen bir bitkinin ilk çiçek taslaklarının görüldüğü zamana kadar geçen dönemi gençlik (juvenile) olarak isimlendirilir. GENERATİF BÜYÜME VE GELİŞME Uygun koşullar altında gelişen bir bitkinin ilk çiçek taslaklarının görüldüğü zamana kadar geçen dönemi gençlik (juvenile) olarak isimlendirilir. Çiçek tohum ve meyve gelişiminden

Detaylı

Stres Koşulları ve Bitkilerin Tepkisi

Stres Koşulları ve Bitkilerin Tepkisi Stres Koşulları ve Bitkilerin Tepkisi Stres nedir? Olumsuz koşullara karşı canlıların vermiş oldukları tepkiye stres denir. Olumsuz çevre koşulları bitkilerde strese neden olur. «Biyolojik Stres»: Yetişme

Detaylı

a. Segmentasyon Gelişimin başlangıcında hızlı ve birbirini takip eden mitoz bölünmeler gerçekleşir. Bu bölünmelere segmentasyon denir.

a. Segmentasyon Gelişimin başlangıcında hızlı ve birbirini takip eden mitoz bölünmeler gerçekleşir. Bu bölünmelere segmentasyon denir. BÜYÜME VE GELİŞME Zigot ile başlayıp yeni bir birey oluşması ile sonlanan olayların tamamına gelişme denir. Embriyonun gelişimi sırasında, segmentasyon (bölünme), gastrula (hücre göçü),farklılaşma ve organogenez

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

İneklerde postpartum problemler. Prof.Dr.Mehmet GÜLER Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı KONYA

İneklerde postpartum problemler. Prof.Dr.Mehmet GÜLER Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı KONYA İneklerde postpartum problemler Prof.Dr.Mehmet GÜLER Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı KONYA İneklerde Buzağılama Aralığının Dönemleri Buzağılama aralığı Buzağılama

Detaylı

BİYOLOJİ VE BİLİMSEL YÖNTEM... 1 Bilim ve Bilimsel Yöntem... 2

BİYOLOJİ VE BİLİMSEL YÖNTEM... 1 Bilim ve Bilimsel Yöntem... 2 İÇİNDEKİLER Sayfa BİYOLOJİ VE BİLİMSEL YÖNTEM... 1 Bilim ve Bilimsel Yöntem... 2 CANLILARIN OLUŞUMU... 5 CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ... 9 CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI... 11 SİSTEMATİK... 13 BİTKİ VE HAYVANLARIN

Detaylı

Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır OPROSYN Enjeksiyonluk Çözelti Sentetik Prostaglandin

Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır OPROSYN Enjeksiyonluk Çözelti Sentetik Prostaglandin Sadece Hayvan Sağlığında Kullanılır OPROSYN Enjeksiyonluk Çözelti Sentetik Prostaglandin BİLEŞİMİ: Oprosyn Enjeksiyonluk Çözelti nin beher ml de 250µg kloprostenol a eşdeğer 263 µg kloprostenol sodyum

Detaylı

NIRLINE. NIRLINE ile Ham Maddelerinizde Yağ Asidi Tayini, Sürdürülebilir Besleme ile Sizi Geleceğe Taşır!

NIRLINE. NIRLINE ile Ham Maddelerinizde Yağ Asidi Tayini, Sürdürülebilir Besleme ile Sizi Geleceğe Taşır! ile Ham Maddelerinizde Yağ Asidi Tayini, Sürdürülebilir Besleme ile Sizi Geleceğe Taşır! KONU Yağ Asidi Profillerinin Hayvan Beslemedeki Önemi ve Analizleri İLGİ ile Ham Maddelerinizde Yağ Asidi Tayini,

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU

Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU Doç. Dr. Alev Gürol BAYRAKTAROĞLU EXTRAEMBRİYONAL KESELERİN MEYDANA GELİŞİ Zigottan sonraki gelişmelerle uterusa ulaşmış olan blastosist in intrauterin tesirlere ve dış basınçlara karşı korunması gerekir.

Detaylı

her hakki saklidir onderyaman.com

her hakki saklidir onderyaman.com Andropoz: Yaşlanan Erkek: Tarihsel yaklaşım Yaşlanma ile beraber gonadal (testis) fonksiyonlarda azalma ve bu durumun kişi üzerine etkileri antik çağlardan beri bilinmekte ve araştırılmaktadır. Örneğin

Detaylı

DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE ETKİSİ

DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE ETKİSİ T.C. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İÇ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI VİH-YL 2007 0002 DEHİDRE KÖPEKLERDE BİKARBONATLI SODYUM KLORÜR SOLÜSYONUNUN HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE

Detaylı

KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ

KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ KADIN İNFERTİLİTESİNDE LABORATUVARIN ROLÜ OVERYEN REZERV PREMATÜR OVARYEN YETMEZLİK POLİKİSTİK OVER SENDROMU Dr.MURAT ÖKTEM Menstrüel siklusların düzenli olması %95 ovülasyon olduğunu gösterir. Fakat yeterli

Detaylı