Rumlar Zaruret Doktrinini Kullanma Haklarını Yitirmişlerdir

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Rumlar Zaruret Doktrinini Kullanma Haklarını Yitirmişlerdir"

Transkript

1 Rumlar Zaruret Doktrinini Kullanma Haklarını Yitirmişlerdir Son dönemde, yıllardır uluslararası gündemi meşgul eden ve Güney Kıbrıs ın AB üyeliği ile beraber Türkiye-AB ilişkilerinin kilit noktalarından biri haline gelen Kıbrıs sorunu için, 2008 yılının çözüm yılı olabileceğine dair tartışmalar yapılmaktadır. Sorunun taraflarından Güney Kıbrıs ta Şubat ayı itibariyle seçimlerin sonuçlanacak olması, Kuzey Kıbrıs ta ise herhangi bir erken seçim beklentisinin olmaması ve Türkiye nin de seçim sürecini geride bırakması, söz konusu tartışmaların çıkış noktasını oluşturmaktadır. Muhtemel bir çözüm için 2008 yılının önemli bir fırsat sağlayacağı düşüncesi, siyasi konjonktürün değerlendirilmesi yanında, sorunun temel parametrelerinin ve geçmişte çıkmaz yaratan noktaların ortaya konulması ve en önemlisi tarafların sosyal ve siyasi iradelerinin de göz önünde bulundurularak analiz yapmayı gerektirmektedir. Bu bağlamda Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) AB Uzmanı Fatma Yılmaz, Kıbrıs sorunu konusunda yetkin isimlerden biri olan Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kıbrıs Politikalar Merkezi Direktörü Dcç. Dr. Ahmet Sözen ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. Beyin fırtınası şeklinde gerçekleştirilen ve sorunun geçmişten günümüze tüm parametreleriyle tartışıldığı görüşmede, muhtemel bir çözüm için gerekli alt yapının sağlanması adına açılım noktaları ele alınmıştır. Tarihi, siyasi, sosyal ve ekonomik gibi farklı perspektiflerden bakılarak Kıbrıs sorununa yaklaşılan bu görüşmede sorunun çözümündeki kilit nokta, güven bunalımının aşılıp halkların inandırıcılığının sağlanması olarak saptanıp bu yönde atılabilecek adımlar üzerinde durulmuştur. Röportajın tam metni aşağıdadır. USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 1

2 Fatma Yılmaz: Konuyu dilerseniz öncelikle biraz tarihsel perspektiften ele alalım. Doç. Dr. Ahmet Sözen: Tabi. F.Y.: 1970 li yıllara gidip, gelecekte atılacak adımlara ışık tutması açısından o dönemde artısıyla eksisiyle neler yapıldı bir göz atalım. Öncelikle Türkiye yi doğrudan ilgilendiren bir konu ile başlarsak, 1970 li yıllarda acaba müdahale dışında başka bir yol izlenebilir miydi? Söz konusu dönemde Rumların politikaları nedeniyle 1960 Anayasası adada yaşayan Türkler açısından aslında tam anlamıyla işletilemiyordu. Kıbrıslı Türkler anayasadan kaynaklanan hakları olan cumhurbaşkanı yardımcılığı pozisyonunu ya da meclisteki haklarını kullanamıyordu. Kıbrıslı Türklerin devlet yönetimine katılımının engellenmesiyle ilgili o dönemde gerekli hukuki yollar sizce yeteri kadar arandı mı? 1960 Anayasasının gereklerinin işletilememesine yönelik olarak hukuki mercilere başvurular yapıldı mı ya da başka hangi yollar denenebilirdi? A.S.: Aslında 20 Temmuz 1974 tarihinde yapılan müdahaleyi anlayabilmek için çok daha gerilere gitmek gerekiyor. Sadece 1974 te donmuş bir kareyi alıp bunu anlamak çok zor. Şimdi isterseniz ben çok çok gerilerden başlayayım ve quantum sıçramalarıyla bu günlere geleyim tarihinde imzalanan Westphalia Anlaşması neydi? Modern devletlerin çıkışı ve modern devletlerin egemenlik kavramına dayanmaları ve tabi daha sonra 1789 Fransız devrimiyle ulus-devlet kavramının ortaya çıkması ve uluslararası siyasi sistemin en önemli aktörünün ulus devlet olması ve bir yerde uluslararası siyasi sitemin ulus devlete dayanması. Peki böyle bir sistem içinde çok etnikli bölgeler ne olacaktı, esas soru bu diye düşünüyorum. Yani tek bir ulusun olmadığı birçok farklı etnik topluluğun ya da birçok farklı ulusun bir arada yaşadığı bölgelerde hangi modeli uygulayacaksınız? Eğer geçerli olan ve hep kabul gören ulus devlet modelini uygularsanız yeni dünya düzeninde en az 500 tane ulus devlet ortaya çıkar. Kıbrıs da bunun dışında değil. Bildiğiniz gibi 1960 yılına kadar Kıbrıs bir İngiliz sömürgesi olarak devam etti ve 1950 lerde birçok sömürge devletinin o bölgeleri terk ettiği dönemde Kıbrıs da bunlardan bir tanesi oldu. Dediğim gibi bu da ayrıcalıklı bir şey değildi. O yüzden yıllarında Kıbrıs a baktığımız zaman, iki tane temel, asli toplum görüyoruz. Birisi Kıbrıs Rum toplumu diğeri ise Kıbrıs Türk toplumu, yani adanın ahalisi çok etnikli çok uluslu bir halk. Peki, bu toplum nasıl bir şekilde yönetilecek? Benim iddia ettiğim aslında o dönemde Kıbrıs a çok ilerici bir çözüm şekli bulunmuştu. İlk oydaşmacı demokrasi, bir tabiri caizse fonksiyonel federasyon. Yani bildiğiniz gibi normal federasyonlarda bir coğrafi ayrım USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 2

3 da vardır. Fakat burada öyle bir ayrımdan ziyade yetkilerde ayrılıklar prensibi var. Bu nedenle fonksiyonlar açısından federal bir sistem; çünkü cumhurbaşkanı yardımcısı Türk oluyor, yasama yürütme ve yargıda iki toplum arasında yetki paylaşımına dayalı belli oranda temsiliyet hakkı var da kurulan cumhuriyetin, diğer devletlerin kuruluşuna baktığımız zaman bir farklılığı var. Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası antlaşmalarla kurulmuş bir devlettir: da Londra-Zürih Antlaşmaları, bir Kurucu Anlaşma, İttifak Anlaşması ve Garanti Anlaşması yılının sonunda, o dönemin Cumhurbaşkanı Makarios, anayasanın çok karmaşık ve işleyen bir anayasa olmadığını iddia ederek düzeltilmesini söylüyor. Ve Kasım 1963 te 13 madde değişikliği öneriyor. Bunlara baktığınız zaman aslında, Kıbrıslı Türklere verilen ayrıcalıkların veya veto hakkı gibi veya ayrı çoğunluk hakları gibi hakların ellerinden alındığını görüyoruz Noel inde ise etnik çatışmalar başlıyor ve 1964 yılına geldiğimiz zaman zaten Kıbrıs Cumhuriyeti dediğimiz yapı de facto olarak tamamen Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ne dönüşüyor. Kıbrıslı Türkler tamamen devlet mekanizmasının dışında kalıyor ve ne Cumhurbaşkanı vekili ne parlamentodaki %30 temsilci ne de devlet dairelerindeki %30 oranında olması gereken memurlar devlet mekanizmasındaki yerlerinde kalıyor te başlayan bu durum 1974 e kadar fiilen devam ediyor. O yüzden 1974 te yeni bir durum yoktu aslında yılının sonundan 15 Temmuz 1974 e kadar de facto olarak Kıbrıslı Türklerin olmadığı bir Kıbrıs Cumhuriyeti devam ediyor ve bu konuda Türkiye nin, Türk tarafının girişimleri oluyor. Bunun en büyük örneği de 1968 yılında toplumlararası müzakereler başlamasıdır. Denktaş ile Klerides arasında Lübnan da Beyrut ta başlayıp Lefkoşa ya aktarılan müzakereler 1974 e kadar sürüyor, fakat sonuç alınamıyor. Aslında kağıt üzerinde oldukça çok konuda anlaşma sağlanmıştı. Kıbrıslı Türkler bazı konularda haklarından feragat edip geniş otonomi kazanmışlardı - en azından kağıt üzerindeki anlaşmalarda. Fakat bunlar özellikle Makarios tarafında reddedildiği için hayata geçmedi. 15 Temmuz da da Makarios a karşı adayı Yunanistan a bağlamak amacıyla faşist Yunan cuntasının Kıbrıs ta gerçekleştirdiği bir darbe var. Şimdi bu açıklamalardan sonra sizin 1974 Türk müdahalesi ile ilgili sorunuza geri dönelim te Kıbrıs a yapılan Türkiye nin müdahalesi Garanti Antlaşmasının 2. ve 4. maddelerine dayandırılıyor. Antlaşmanın 2. maddesine baktığınız zaman şöyle diyor: 3 garantör ülke Yunanistan, Türkiye ve İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti nin güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini garanti etmekle yükümlüdürler. Ve Kıbrıs ta güvenlik, toprak bütünlüğü veya anayasal düzen ihlal edildiği zaman garantör ülkeler -bu da 4. maddede geçiyor- USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 3

4 birbirleri ile konuşarak ve beraber hareket ederek, eğer beraber hareket etmek mümkün değilse de tek başına Kıbrıs a müdahale etme hakkına sahiptir. Bir amaç için Bu amaç da 1960 ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti nin anayasal düzenini, toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmektir. Bu maddeleri bu şekilde okuduktan sonra Türk müdahalesine daha iyi bakabiliriz. 20 Temmuz da gerçekleşen 1. Kıbrıs barış harekatı, uluslararası toplum tarafından oldukça kabul görmüştü, meşru idi. Ağustos ayında gerçekleştirilen 2. barış harekatından sonra uluslararası toplumdaki algılama ve imaj negatife doğru gitmiştir. Müdahale meşru muydu değil miydi tartışması bence bu kadar yıl geçtikten sonra artık çok anlamsız. Tartışılması gereken soru şu: Türk tarafı tek başına 1960 ta kurulan anayasal düzen ve toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme gücüne sahip miydi? Ben sahip olduğunu düşünmüyorum. İngilizcede bir deyim vardır: It takes two to tango, yani tango yapmak için iki kişiye ihtiyaç var. Tek başınıza tango yapamazsınız, yaparsınız da çok komik görünürsünüz. O yüzden Rum tarafının da 1960 Anayasasına ve toprak bütünlüğüne, anayasal düzene dönmek istemesi gerekiyordu ve bunu beraber yapmaları gerekiyordu, başarılamadı Türkiye müdahalesi gerekli miydi diye sorarsanız bence gerekliydi. Niye gerekliydi diye sorarsanız. Kıbrıs Türk ü gözüyle size söyleyeceğim şu olur: Türkiye nin müdahalesi olmasaydı tüm Kıbrıs bugün Yunanistan ın bir parçası olacaktı. Türkiye nin bütün güneyi Yunanistan ın olacaktı. Ve bununla beraber Kıbrıs taki Kıbrıs Türk toplumu 1960 Anayasasının ve anayasa ile kurulan düzenindeki siyasi ortak pozisyonundan hukuki haklarını kaybederek büyük Yunanistan içinde, çok küçük bir azınlık durumuna düşecekti - ki bunu önleyen de Kıbrıs ta gerçekleştirilen Türkiye nin müdahalesidir. Konuya biraz uzun bir giriş yapmış oldum ama bunların bir perspektife oturması gerekiyor. F.Y. : Önemli değil. Zaten artık müdahale gerekli miydi değil miydi tartışması yapılmıyor; ama belki acaba hukuki platformda yeterince hak arayışına gidilip gidilmediğini sorgulamak uluslararası hukuku gerektiği gibi günümüzde kullanmaya da etkili bir örnek olması açısından yararlı olabilir. Tabi o dönemde ortam buna ne kadar müsaitti onu da hesaba katmak gerekir. A.S. : 2. ve 4. maddelere baktığınız zaman garantörlerden biri ne yapmış? Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyetinin anayasal düzenini, toprak bütünlüğünü koruması gerekirken ve buna yükümlüyken geliyor tüm Kıbrıs ı kendine bağlamaya çalışıyor. Bir kere bu bir garantör tarafından yapılan büyük bir ihanet. İkinci garantör ülke olan garantör İngiltere ne yapmış? Türkiye, aslında Ecevit hükümeti, müdahaleden önce İngiltere ile ortak müdahale yapalım diye konuşuyor ve öneride bulunuyor. İngiltere buna karşı çıkıyor. Yani ikinci garantör de USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 4

5 yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Çünkü Garantörlük Antlaşması, garantör ülkelere sadece haklar tanımakla kalmayıp aynı zamanda bu ülkelere yükümlülükler de getiriyor. Sonuçta birisi ihanet ediyor diğeri ise yükümlülüklerini yerine getirmiyor. O yüzden üçüncü garantör olan Türkiye de çok doğal bir şekilde müdahalede bulunuyor. Benim tarihi okumam bu şekilde. F.Y. : Annan Planı referandumu öncesi ve bir süre sonrasına kadar uzun bir dönem kamuoyu araştırmalarına baktığımızda genelde federal bir devlet çatısı altında iki toplum iki devletli bir yapının desteklendiği görülmüştü. Ancak son dönemde Kuzey Kıbrıs tarafında gerek BM Barış Gücü tarafından yapılan gerekse Kıbrıs ta yapılan diğer anket çalışmalarına baktığımızda artık yavaş yavaş iki ayrı devletli bir yapının oluşturulması yönünde bir eğilim görülmekte. Türk tarafında artık ayrılalım, iki devletli bir yapıya dönelim diye yavaş yavaş bir düşünce yükselmeye başladı. Sizce bu konuda işleyebilecek sağlıklı model hangisi olabilir? Ya da söz konusu sağlıklı modelin işletilebilmesi için neler yapılması gerekir? A.S. : Tarafların uzun yıllar içinde şekillenen en önemli müzakere konularındaki pozisyonlarına baktığınız zaman her zaman arada bir uçurum var. Yani siyasi yapıya baktığınızda bir tarafta Kıbrıslı Rumların yönetiminde Kıbrıslı Türklerin de azınlık olabileceği üniter bir devlet var, yapının diğer tarafında ise iki devletli bir sistem var. Ama bunun arasında güç paylaşımına dayalı belki de binlerce farklı model oluşabilir. Otonomiden tutun federasyon, gevşek federasyon, konfederasyon vs. Tarafların önceliklerine baktığımız zaman, Kıbrıs Rum tarafının önceliği her zaman için Kıbrıslı Türklerin azınlıkta olacağı üniter bir devlet. Ve uzun bir müddet Kıbrıslı Türklerin de poziyonu iki devlete yakın bir şey olduğu için arada bir uzlaşma çok zor olur. Annan Planı ile aslında constructive ambiguity denen yani diplomaside kullanılan yapıcı muğlaklık prensibi ile bir gri alan yaratıldı ve taraflar o alan içinde işbirliği yaparak güç paylaşımına dayalı bir modeli müzakere ettiler. Ve 1968 de başlayan ve 2004 e kadar devam eden toplumlararası müzakerelere baktığımız zaman Annan Planı 40 yıla yakın bir sürede masaya konan tek bitmiş kapsamlı çözüm anlaşmasıdır. Kimisi tarihli Doruk Anlaşmaları veya 1992 Galli fikirler dizisinin daha iyi olduğu yönünde bazı yanlışlıklar yapıyor. Annan Planını bu anlaşmalarla kıyaslayamazsınız; çünkü onlar sadece prensipleri ortaya koyan çerçeve anlaşmalarıdır. Annan Planı ise bu anlaşmaların üzerinden giderek ve bunlara dayanarak işi detaylandıran bir anlaşmaydı, ve tabii referandum sonucunu biliyoruz. Bugünkü kamuoyu araştırmalarına baktığımız zaman, tabi ki yine biraz önce bahsettiğim iki tarafın öncelikli pozisyonları anket sonuçlarına yansıyor. Kıbrıslı Rumlar USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 5

6 için birinci tercih hala üniter bir devlet. Kıbrıslı Türkler için de birinci tercih aslında iki devlete yakın bir çözüm modelidir. Fakat ikisinden birisi Kıbrıs ta mümkün mü? Bugünkü şartlara baktığımız zaman, ikisi de şu veya bu nedenden dolayı çok mümkün görünmüyor. O yüzden Kıbrıs ta iki tarafın da kabul edebileceği ama yüzde yüz mutlu olmayacağı fakat biraz mutsuz olacağı bir aslında yine belli bir federatif sisteme ve güç paylaşımına dayanan bir çözüm modeli olması gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü üniter bir devlet Kıbrıslı Türkleri mutsuz ederken iki ayrı devletli sistem ise Kıbrıslı Rumları büyük oranda mutsuz eder. Taraflardan birinin tamamen mutlu ve birinin tamamen mutsuz olacağı bir sistem Kıbrıs ta gerçek anlamda barışı ne kadar getirebilir acaba bunu sorgulamak gerekiyor. F.Y. : Kıbrıs sorununun çözümü için yetki paylaşımı sisteminin iyi işlediğine inanılan Belçika hep örnek olarak gösterilirdi. Ama Belçika da 6 ayı aşkın bir süre hükümet kurulamadı ve bir hükümet krizi yaşadı. Örnek olarak gösterilen bir ülkede dahi yetki paylaşımının sekteye uğradığını gören bazı akademisyenler yetki paylaşımı devrinin artık bittiğine dair bir yaklaşım içine girdiler. A.S. : Felsefi bir tartışma bu. Aslında bakarsanız İsviçre gibi birçok ülkede federasyon sistemi hala devam ediyor. Çekoslovakya ayrıldı fakat AB içinde daha değişik bir formülle yine birleşmiş durumdalar en azından ekonomileri entegre olmuş durumda. Yani bilmiyorum Kıbrıs ta şu andaki pozisyonlara baktığımız zaman, sizinde bahsettiğiniz BM Barış Gücü misyonunun yaptırdığı kamuoyu araştırması gibi araştırmalarda Kıbrıslı Rumlar federasyonu hoş görülebilir (tolerable) buluyorlar. Kıbrıslı Türkler ise tatmin edici (satisfactory) buluyorlar. Ama ince çizgi burada, Kıbrıslı Rumlar üniter devleti memnun ve tatmin edici bulurken, Kıbrıslı Türkler iki devletli modeli memnun edici fakat federasyonu tatmin edici olarak buluyorlar. Kıbrıslı Rumlar ise federasyona hoş görülebilir olarak bakıyor. Bu biraz da algılama ile alakalı bir şey. Yani Kıbrıs Rum kesiminde, Kıbrıs Türk kesiminden farklı olarak, Doruk Antlaşmalarında aslında kağıt üzerinde imzalarında da federasyonu kabul etmelerine rağmen siyasi elitler federasyon, güç paylaşımına dayalı sistem ya da federatif demokrasiler nedir konularında kendi halklarını hiçbir zaman hazırlamamışlar. Ve kendi halklarını bu fikirlere açamamışlar veya kendi siyasi çıkarları doğrultusunda açmamışlar. Çünkü her zaman için eski mallarınıza geri döneceksiniz, Kıbrıs taki Türk yerleşikler adadan ayrılacak gibi söylemlerde bulunuyorlar. Bunların aslında gerçekleşemeyeceğini çoğu biliyor fakat kısa dönemli siyasi çıkarları nedeniyle tabiri caizse bu masalları söylemeye devam ediyorlar ve halklar - maalesef Kıbrıs Rum halkı özellikle - güç paylaşımına dayalı federatif USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 6

7 demokrasinin ne olduğunu bilmiyor. Rum tarafında demokrasi dediğiniz zaman çoğunluk yönetir gibi algılanıyor. Fakat Türk tarafında özellikle yılları arasında sokak gösterileri, mitingler çok büyük bir dönüşüm yarattı. Kıbrıs Türk tarafını aslında güç paylaşımına dayalı federatif demokrasi sistemine aşina etti ve buna hazırdılar. Fakat tekrardan bugünkü kamuoyuna dönecek olursak, son 3 yılda özellikle uluslararası düzlemde Kıbrıslı Türklere verilen vaatlerin yerine tam anlamıyla gelmemiş olması nedeniyle Kıbrıslı Türklerde güç paylaşımına ve federatif sisteme karşı bir yöneliş yükselmeye başladı. Yani mademki Kıbrıslı Rumlar bizimle güç paylaşımı istemiyor, madem ki uluslararası topluluk da bize verdiği vaatlerini yerine getirmiyor - tamamen Kıbrıslı Türklerin ağzından söylüyorum bunu - biz de o zaman niye uğraşıyoruz bu iş için, en azından tanınmamış dahi olsa şu anki devletimizin daha iyi bir yere gelmesi için uğraşmamız gerekiyor diye bu fikir Kıbrıslı Türkler arasında daha çok taraftar bulmaya başlıyor. F.Y. : O zaman reel politikte 1960 Anayasası ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti nin işletilmesinin artık mümkün olmadığını söylemek mümkün. A.S. : O 1964 ten beri fiilen ve özellikle 1974 olaylarıyla zaten ortadan kalkmıştır. F.Y. : Meşruiyet konusu? A.S. : Kıbrıslı Rumlar 64 ten sonra 1960 Anayasasını tek başlarına tadil ettiler ve bazı maddelerini değiştirdiler. Bunu yaparken de doctrine of necessity denen zaruret doktrinini kullandılar. Dediler ki: Kıbrıslı Türkler ayrılıkçıdır, asidir bunlar ayrı bir devlet kurmak istiyor. Bu yüzden Kıbrıs Cumhuriyeti nden kendi rızaları ile kendi liderliklerinin baskısı ile ayrıldılar. O yüzden bu olağanüstü durumda biz bütün Kıbrıs Cumhuriyeti adına bu sistemi devam ettireceğiz dediler ve anayasada tadilat da yaptılar. Ve o anayasa maalesef şu anda uluslararası toplumda da problem yaratmıyor. Bu yüzden 1960 Anayasasının meşruiyetini Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye dışında sorgulayan güçler pek yok maalesef. F.Y. : Rumlar hala 1960 Anayasasının işletildiğini A.S. : E tabi. AB, Kıbrıs Cumhuriyetini hangi anayasayla Birliğe dahil etti. Yine 1960 ta yapılan ve daha sonra tadil edilen anayasayla. Ama 1960 taki orijinal anayasaya baktığımız zaman, maddelerinin üçte birinin bugün aslında Kıbrıslı Rumlar tarafından ihlal edilmeye devam edildiğini görüyoruz. USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 7

8 F.Y. : Bunu duyduğumda şaşırmıştım ve belki de akılcı buldum Rum tarafı adına. Rum tarafında hala Cumhurbaşkanı yardımcısı kürsüsünün boş olduğunu ve meclisteki Türklere ayrılan koltukların boş olduğu biliyoruz A.S. : Tabi, 1964 ten beridir. F.Y. : Dolayısıyla Rumlar aslında biraz da kendilerini savunacak meşru bir zemin yaratmış oluyor. A.S. : Biraz önce bahsettiğim zaruret doktrininin arkasına sığınıyorlar te Rumlar, Kıbrıslı Türklerin bu sistemden kendi rızaları ile çıktığını, ayrılıkçı ve asi olduğunu iddia ettiler. Ve Kıbrıs Cumhuriyeti bu şekli ile sürüyor. Uluslararası hukukta zaruret doktrinine baktığınız zaman bildiğim kadarıyla şu şekilde uygulanıyor: Eğer bir olağanüstü durum varsa ve o olağanüstü durumu sizin kaldırma gücünüz yoksa zaruret doktrinini siz kullanabilirsiniz. Kıbrıslı Rumlar da bunu yaptılar. Fakat bizler gibi bu konuları yakından çalışanlar özellikle 2004 yılından sonra özellikle uluslararası platformlara çıktığımız zaman şunu iddia ediyoruz: 2004 referandumundan sonra Kıbrıslı Rumların zaruret doktrinini kullanma hakları artık ortadan kalkmıştır. Niye kalkmıştır? Çünkü olağanüstü durumun normalleşmesini kendi oylarıyla ortadan kaldırmamışlardır. Buna muktedir olmalarına rağmen hayır oyu ile olağanüstü durumun kalkmasını kendileri engellediği için artık zaruret doktrini kullanma meşruiyetleri ortadan kalkmıştır diye biz bağırıyoruz. Fakat sesimiz uluslararası platformlarda yeni yeni duyulmaya başladı. Yani duyanlar var fakat bu hala bir realite olmadı. Aslında uluslararası toplumda Kıbrıs Cumhuriyeti nin meşruiyeti tartışılmaya başladığı zaman bu da ortaya çıkacaktır. F.Y. : 2004 ten sonra yani Kıbrıs Türk tarafının Annan Planına evet demesi ertesinde KKTC ye yönelik özellikle AB tarafında bir yumuşama gözlendi ve çeşitli vaatlerde bulunuldu. Bu yumuşama ve vaatlerin üzerine ne kadar ve nasıl gitmek gerekir? A.S. : Ama bakın biraz da insaflı olarak bakmak lazım. AB nin kesinlikle avukatlığını yapmıyorum hatta zaman zaman yazı ve görüşlerimde AB ye oldukça yükleniyorum da. Fakat son 3 yıldaki duruma baktığınız zaman, bir kere Kıbrıslı Türkler üzerinde fazla bir uluslararası baskı kalmamıştır - ki 2004 e kadar ben çok iyi biliyorum Kıbrıslı Türkler üzerinde çok büyük uluslararası baskılar vardı. Türkiye üzerinde Kıbrıs konusuyla bağlantılı baskılarsa zaten ayyuka çıkmıştı. Türkiye her gittiği uluslararası platformda Kıbrıs konusuyla USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 8

9 ilgili olmayan konularda dahi Kıbrıs konusu dile getiriliyordu ve Türkiye ye sen Kıbrıs ta işgalcisin diye söylemlerde bulunuluyordu ve haklı olduğu konularda dahi Türkiye bundan dolayı çok sıkışıyordu. Annan Planı sonrasında konuştuğum birçok Türk diplomatı yurtdışında, bana hocam, biz dış platformlarda hiç bu kadar rahat hissetmemiştik diyorlar. Yani Annan Planında Kıbrıslı Türklerin evet oyuyla moral(ahlaki) üstünlük (moral superiority) Türk tarafına geçmiştir. Bu büyük bir kazanımdır. Bunu nasıl açıklarsınız derseniz, çok basit açıklaması kuru bir sempati derim ama bununla beraber birçok baskının azalması olumlu. Son 3 yıldır Kıbrıslı Türkler müthiş bir inşaat sektörüyle eskiden Rumlara ait olan mallara ev yapmaya devam ediyorlar ve kimse de bunu engellemeye çalışmıyor açıkçası. AB nin Yeşil Hat Tüzüğünden dolayı bugün artık Ercan Havaalanı veya Magosa veya Girne Limanlarına AB vatandaşları adaya yasal olarak girebiliyorlar ve oradan da Kıbrıs Rum Kesimine geçebiliyorlar e kadar bu yoktu. Çünkü Avrupa vatandaşları veya herhangi bir ülkeden gelen insanlar kuzeye geldiği zaman güneye geçemiyorlardı; çünkü Güney onları ülkeye yasadışı limanlardan giriş yaptığı iddiasıyla hemen tutuklayıp ilk uçakla geldikleri ülkeye gönderiyordu. Şimdi Rumlar bunu yapamıyor. Aslında çok kızmış durumdalar. Yani bir Alman bir Fransız bir İsveç vatandaşı Ercan a gelecek ve oradan dilediği gibi güneye veya Larnaca ya gelecek, oradan kuzeye geçip kuzeydeki bir otelde tatil yapabilecek. Bu da aslında büyük bir kazanımdır. F.Y. : Durum turizmde sizin de söylediğiniz gibi ama mesela A.S. : Yeşil Hat Tüzüğü hem Avrupa vatandaşlarının dolaşımıyla ilgili hem de mal ve hizmetlerin. Ancak mal ve hizmetler konusunda çok kısıtlı gelişmeler. F.Y. : Evet, kamyonlara teknik engeller getiriliyor örneğin. A.S. : Tabi tabi. Bu durum devam ediyor, yani Kıbrıslı Türkler çok az mallarını Rum kesimine satabiliyorlar onu biliyorum. Fakat biraz önce bahsettiğim çok önemli bir kazanım. İkincisi aslında baktığınız zaman Kuzey Kıbrıs a ve Kuzey Kıbrıs tan dışarıya yapılan uluslararası siyaset anlamındaki trafik çoğalmıştır. Bugün birçok ülkenin diplomatı artık Kuzey Kıbrıs taki yetkililerle gerek cumhurbaşkanı gerekse hükümetteki yetkililerle görüşüyorlar. Bilim adamları, araştırmacılar ve gazeteciler geçmiş yıllarla kıyasladığımızda çok artan bir sayıyla Kıbrıs a geliyorlar. İslam Konferansına baktığınız zaman, orada Kıbrıs Türk tarafı artık sadece bir toplum ya da bir cemaat olarak değil Kıbrıs Türk Devleti olarak tanınıyor. Ve buna benzer birçok konuda küçük küçük adımlar atılmış. Tabi biz Kıbrıs Türk USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 9

10 toplumu olarak bunları yeterli görmüyoruz muhakkak. Çok daha fazlasını istiyoruz, yani geriye kalan dünya ile bütünleşmek ve demokratik ülkelerdeki vatandaşların özellikle AB içindeki insanların sahip olduğu haklardan yararlanmak istiyoruz. Bunu sadece bireysel anlamda değil, toplumsal ve ayrı bir halk olma anlamında da söylüyorum. F.Y. : Aslında daha sonra soracaktım ama gelmişken Bu sürecin tanınmaya doğru gitmesi için hem Türkiye hem Kıbrıs Türk tarafı uluslararası alanda acaba neler yapmalıdır? A.S. : Ben bugün Kıbrıs Türk tarafının 2003 ten sonraki izlediği politikayı tamamen terk edip ayrı bir devlet olarak tanınmak istiyorum politikasına dönüşünün şu anda yanlış olduğunu düşünüyorum. Ve biraz önce bahsettiğim uluslararası alandaki ahlaki üstünlüğün kaybolacağına ve tahrip olacağına inanıyorum. O yüzden eğer bir tanınma olacaksa bunun evrimsel bir tanınma olacağını düşünüyorum. Bu ilk başta Tayvanlaşma ile başlar. Bu tabiri kullanabilirsek zaten bu süreç başlamıştır. Biraz önce bahsettiğim hususlar neticesinde bu süreç başlamıştır. Gerçi bu süreç ne kadar sürer onu kestirmek mümkün değil. Fakat Rum tarafı Kıbrıslı Türklerle işbirliğine ve siyasi eşitliğe dayalı bir çözüme yaklaşırlarsa Kıbrıslı Türklerin bundan kaçması zordur diye düşünüyorum. Zaten bu olacaksa da olsun. Siyasi eşitlik, güç paylaşımı olacaksa zaten olsun. Ha bu olmayacaksa en azından Kıbrıslı Rumlar bugünkü tutumlarını devam ettirdikleri sürece, Tayvanlaşma sürecinin uzun yıllar sonra da uluslararası hukuktaki yasal tanınmaya doğru gideceğine inanıyorum. F.Y. : Belki dediğiniz gibi mevcut durumda Türk tarafı eğer tanınma istiyorum derse 2004 ten beri savunduğu iddiaların temelini kaybedebilir. Acaba bir yandan Tayvanlaşma süreci devam ederken diğer da bakın aslında iki toplumun bir arada yaşayamadığını gösteren ve AB içinde özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Birliğe üye olan Rum Kesiminin gerçekte Türk tarafını temsil etmediğini gösteren bir çalışma yürütülebilir mi? A.S. : Tabi tabi. Yani yapılması gereken eğer çok somut önerilere gelecek olursak, birincisi gerek Kıbrıs Türk tarafının gerekse Türk diplomasisinin her uluslararası alanda bugünkü Kıbrıs Cumhuriyeti nin meşruiyetini sorgulaması, masaya yatırması gerekiyor. İkincisi, Kıbrıslı Rumlar özellikle Kıbrıs meselesinin çözümünde çok eskiden beri uluslararası hukukun enstrümanlarını kullanmaya başlamışlar. Bizse buna çok yeni yeni başlıyoruz. Uluslararası hukukun enstrümanlarını kullandığınız zaman, hemen çok kısa vadede sonuçlar getirmez; bu uzun vadeli bir stratejidir yıl sonra bunun meyvelerini görmeye başlarsınız. Biz burada çok geç kaldık. Bu konularda da Kıbrıs Türk tarafının yapabileceği USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 10

11 dünya kadar şey var. Özellikle Kıbrıs Rumlarının aleyhine açabilecekleri birçok dava konusu var. Kayıplar konusu olsun, güneydeki mallar olsun, 1960 Cumhuriyetindeki haklar olsun birçok konuda gerek Rum mahkemelerine ve orada sonuçlanmadığı zaman veya menfi şekilde sonuçlandığı zamanda AİHM e taşıyabilmeleri gerekiyor. Tabi bunun yanında bir de benim 3 4 yıldır söylediğim gibi çok geniş ama nokta atışlı lobi faaliyetleri Bu konuda maalesef Kıbrıs Türk tarafı biraz zayıf fakat bu zayıflık ille de yanlış politikalardan kaynaklanmıyor. Bir yerde yıllardır Kıbrıs Türkleri izole edilmiş, dış dünya ile bağlantıları olmamış. Bu nedenle bunlar biraz da el yordamı ile yavaş yavaş bulunuyor. Eskiden böyle bir fırsat pek olmazdı. Örneğin, ben geçen hafta Avrupa Parlamentosunda konuşma yapma fırsatı buldum. Sayın Talat şimdi artık gidip Avrupa Parlamentosunda, AB Komisyonunda vb. yerlerde görüşme ve konuşmalar yapabiliyor. F.Y. : Önceden Rum tarafının iddiaları hep tek taraflı dinleniyordu. A.S. : Evet, eskiden sadece Kıbrıs meselesi gündeme geldiği zaman, birçok Avrupa ülkesinde elçilikleri olduğu için Kıbrıslı Rumların seslerini duyurması gayet normaldi. Aslında Kıbrıs Rum diplomatlarının enerjileri ve zamanlarının %90 ı Kıbrıs meselesi için harcanıyor. Rumların yurt dışındaki girişimleri ise her zaman için Türk diplomatları tarafından reaksiyon görüyordu. Ama birincisi, bir Türk diplomatı Kıbrıs konusunu bir Kıbrıslı Türk kadar iyi bilemez, yani bunu kabul edelim. İkincisi, zaten bu kadar zamanı ve enerjisi yok. Çünkü düşünün Paris te Türkiye Büyükelçiliği nde çalışan bir Türk diplomatı için ilgilenmesi gereken Türkiye-AB ilişkileri, NATO ve PKK sorunu, OECD, doğal kaynaklar konusu gibi birçok konu var. Kıbrıs sadece dağarcığındaki ve artık çok fazla da öncelikli olmayan konulardan bir tanesidir. O yüzden zaman ve enerjisinin %90 ını Kıbrıs a ayıran Kıbrıslı Rum diplomatlarının karşısına Türk diplomatlarını değil, Kıbrıslı Türk entelektüellerini, siyasileri ya da bilim adamlarını çıkarmak gerekir. F.Y. : Aslında saydığınız kadroyu da yetiştirebilmek için Türk tarafının Türkiye den yardım alması gerekiyor yine de. A.S. : Tabi muhakkak. F.Y. : Türk tarafı ile Rum tarafı kıyaslandığında, Türk tarafı adına saydığınız dezavantajların yanında bir de üçüncü dezavantajı aslında bir taraftan Rumlar kendi iddialarını savunma imkanı bulurken diğer yandan Yunanistan tarafından uzun yıllar destek gördü ve görmeye de USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 11

12 devam ediyor. Ama sadece Rumların iddialarını dile getiren taraf Yunanistan olmuyor çünkü Rumlar zaten özellikle AB üyeliği sonrasında bu durumu kendi lehine çok iyi kullanabiliyor. KKTC açısından ise çoğu platformda Türkiye üzerinden iddialarını, kendi tezlerini duyurmaya çalışan bir durum ortaya çıkıyor. Bu durumda da uluslararası arenada bağımsızlığı sorgulanan bir izlenim ortaya çıkıyor. A.S. : Bir de o dezavantaj var tabi. Bu defa Kuzey Kıbrıs taki etkin ve fiili kontrol Türkiye dedir algılamasını pekiştiriyorsunuz ki bu da size uluslararası platformlarda çok fazla yardımcı olmuyor. O yüzden benim hep söylediğim, çok iyi yetişmiş küçük bir lobi ordusu; yabancı dil bilen, dış deneyimi olan, halkla ilişkiler konusunda iyi bir seviyede olan, nispeten genç - çok çok da genç demiyorum, çok toy değil - ama belli bir enerjisi olan kişilerden oluşan Kıbrıslı Türklerin bir lobi ordusunun oluşturulması. Ve bütün Avrupa başkentlerine bu kişilerin giderek nokta atışları yapması gerekiyor. F.Y. : USAK tarafından yayımlanan Kasım 2006 tarihli Kıbrıs raporunda da getirdiğimiz bir öneri bu aslında. Uluslararası alanda Türk tezlerinin ve çıkarlarının yeterince savunulabilmesi sağlamak adına hem KKTC de hem de Türkiye de uzman uluslararası hukukçu yetiştirmek Hatta Dışişleri Bakanlığı nın koordinesinde ancak düşüncelerinde bağımsız olmak üzere uluslararası hukuk konusunda yetkin bir danışma kurulu önerisinde dahi bulunmuştuk ki bu kurulun akademisyen, hükümet temsilcisi, muhalefet partisi temsilcisi, mecliste temsil edilmeyen diğer siyasi parti temsilcileri, askeri temsilcilerin oluşturduğu geniş tabanlı bir uzlaşı birimi oluşturulması olarak önerilmişti. Sizin söylediklerinizle paralel bir bakış açısı aslında. Hazır konu Türkiye-KKTC arasındaki ilişkinin bazı boyutlarının KKTC bağımsızlığın sorgulanmasına neden olduğu ya da olabileceğine ve bu durumun uluslararası alanda negatif bir izlenim yarattığına gelmişken, KKTC de bulunan Türk ordusu ile ilgili görüşlerinizi de almak yerinde olabilir. Adadaki Türk ordusunun varlığı en fazla eleştiri alan konulardan birisi. Türkiye den gelen 30,000 askerden oluşan bir ordu var hatta komutanı da Türkiye tarafından atanmış durumda. Sizce daha önce haklı sebeplere dayanarak yerleşen adadaki Türk askeri varlığı günümüzde de böyle mi kalmalı yoksa küçülmeli midir? İngiliz askeri üslerinin adadaki varlığını ve yapılanma şeklinden yola çıkarsak, güvenlik ve işbirliği antlaşmalarıyla daha küçük fakat teknik açıdan daha donanımlı bir Türk askeri varlığı daha anlamlı ve savunulabilir bir gerçeklik oluşturamaz mı? Yoksa USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 12

13 A.S. İşin güvenlik boyutunu ben çok iyi bilmiyorum asker olmadığımı hesaba katarsak. İlk başta, muhakkak Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs ın güvenliği için ne gerekiyor bir çalışma yapılması lazım. Bunun için kaç adet askere ne kadar tanka, tüfeğe, topa gereksinim var bunun analizinin yapılması gerekir ve bu seviyede tutmakta bir kere fayda var diye düşünüyorum. Yani belki bir miktar asker azaltılması, asker azaltılsın sözleri edildiği zaman değil de tek taraflı bir jest şeklinde de iyi olabilir. Bu belki KKTC ile Türkiye arasındaki bir savunma anlaşması gibi bir temele dayandırılarak yapılabilir. Çünkü, bilindiği gibi, Türk ordusu şu anda KKTC Anayasasının geçici 10. maddesi ile adada. Bir içerde bugünkü durumda bir çarpıklık var diyebiliriz - ilk başta tabi kurulduğu zaman çarpık değildi - çünkü Kıbrıs ta hala bir ateşkes var. Yasal durum bir ateşkestir. Ama KKTC kurulalı nerdeyse 25 yıl olmuş. Bugün hala, Kıbrıs Türklerinin polisi, itfaiyesi kolorduya bağlı, yani dolaylı olarak Genelkurmaya bağlı, bu artık çok hoş bir görüntü değil. O yüzden de mesela Loizidou ya da Arestis gibi AİHM kararlarına baktığımız zaman, Kıbrıs ta etkin ve fiili kontrole sahip olan otorite Türkiye dir. Bu nedenle de Türkiye dava edilmektedir. O yüzden, özellikle Annan Planından sonra, Kıbrıs taki etkin ve fiili kontrolün artık Türkiye otoritelerinden Kıbrıslı Türk otoritelerine geçmesi gerekir diye düşünüyorum. F.Y. : Çünkü aksi bir durum egemenliğin Türkiye de olduğu imajını veriyor. Rumlar nasıl bunu hukuken farklı belgeler ile yapıyorsa Türk tarafı da hukuken farklı belgelerle yine aradaki güvenlik bağını koparmadan yapabilmesi mümkün aslında. A.S. : Yapabilirsiniz, ama KKTC tanınmadığı için o iki ülke arasındaki anlaşma da çok fazla tanınmayacaktır. Yine de en azından faydalı olabilir. Bu konuda muhakkak ciddi bir çalışmanın yapılıp fakat hamasetten uzak gerçek anlamda objektif verilere dayalı yani gerçekten Kıbrıslı Türklerin ve Kuzey Kıbrıs ın güvenliği ve toprak bütünlüğünü sağlamak için ne kadar büyüklükte bir orduya, bir güvenlik birimine ihtiyaç olduğuna dair bir çalışma yapılması gerekiyor. Ayrıca, dediğim gibi, bunun hamasetten uzak tutulması gerekiyor; fakat hamasetten uzak tutulmasının ne kadar zor olduğunu da biliyorum. Özellikle de bugünkü Türkiye şartlarına baktığımız zaman, çok daha açık konuşacak olursak, sivil hükümet ile asker arasında tansiyonun yaşandığı son 3 4 yıldır yaşanan duruma baktığımız zaman, bunun da çok zor olduğunu görüyoruz. Çünkü küçük küçük de olsa birçok örnekler yaşadık. Mesela Kıbrıs ta Lokmacı Barikatı nın açılması konusunda Mehmet Ali Talat ile Genelkurmayın USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 13

14 yaşadığı gerginlik şeklinde şeyler Bundan ben şunu şöyle algılıyorum, aslında Genelkurmay Talat ı dövmek peşinde değil, AKP yi dövmek peşinde veya AKP yi tokatlamak peşinde. AKP yi direk tokatlayamadığı için AKP ye en yakın müttefik kimdir? Kıbrıs da bu cephelerden bir tanesi. CTP yönetimi ve Talat AKP ye yakın olduğu için, bir yerde Talat üzerinden bugünkü AKP hükümetinin fırçalanması operasyonu gibi olarak da algılanabilir. F.Y. : Bunun dışında ayrıca çoğu zaman bazı şeyleri iç siyasetten ayırmak mümkün olmuyor. Belli adımlar atılıyor ya da adım atmak çeşitli planlar yapılıp öne sürülüyor fakat iç siyasi olaylar sonucu bu adımlarınızı ilerletmeniz mümkün olmayabiliyor. Mesela seçim Genel seçimler öncesinde hem AB ile ilişkilere yönelik hem de Kıbrıs konusunda 2006 yılında çeşitli uyum programları ve eylem planları hazırlandı ve bu konudaki kararlılık gösterilmeye çalışıldı. AB ülkelerinde her iki konuya yönelik lobi faaliyetlerinde bulunmaya başlandı. Ancak 2007 seçimleri gündeme gelmeye başladığında, iç siyasete mesaj verme adına, bir anlamda bu adımlarda uyuma dönemine girildi. Bu durum AB için de geçerli. A.S. : Evet, doğru tabi. O yüzden ben bir başka röportajda şunu önermiştim: Örneğin Cumhurbaşkanı Talat ın askerle olan ilişkilerinde hükümeti ve o dönemde Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül gibi kişileri araya koymadan kendisinin doğrudan o günün komutanlarıyla, Genelkurmay Başkanıyla çok açık yüreklilikle bir iletişim içine geçmesi gerektiğini düşünüyordum. Fakat tabi asker içinde de Cumhurbaşkanı Talat ve CTP hakkında geçmişe dayalı çok hoş olmayan imajlar var ve bunlar maalesef devam ediyor. Yani CTP ve o gelenekten gelen insanlar Türk askerini sevmiyorlar, Türk askerinin adada kalmasını istemiyorlar gibi imajlar var ki bunların birçoğu aslında doğru değildi. O yüzden CTP yönetimi ve Talat ın askerle birebir ilişki içinde bir iletişim içinde olması gerekiyor. Çok açık yüreklilikle bunların masaya yatırılması gerekiyor. F.Y. : Yani süreci siyasetin ve güncelin dışına çıkarmak gerekiyor diyebiliriz. Bu süreç belki hükümet politikası şeklinde yürütülmekten ziyade devlet politikası şeklinde olmalı A.S. : Ben devlet politikası kavramına katılmıyorum. Demokratik ülkelerde devlet politikası olur mu? Bu da belki biraz felsefi bir tartışma ama demokratik ülkelerde politikayı hükümetler yapar ve o politikalarından dolayı halktan yetki alıp, o politikalar doğrultusunda belirlenen dönemde icraatlarını yaparlar. Eğer o politikalarda başarılı değillerse halk da onları USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 14

15 bir sonraki seçimlerde alaşağı eder veya başarılı iseler bir sonraki dönem için tekrar yetki verir. Ama belli politikalarda devamlılık kastediyorsanız o olur. F.Y. : Elbette. Kastettiğim politikalarda devamlılık ve tutarlılık gereğidir ki örneğin batılılaşma politikası bu tarz bir süreci içermektedir. Bu nedir aslında? Kim hangi hükümet gelirse gelsin yine de Türkiye yüzünü batıya döner ve o artık bir devlet politikası haline gelmiştir. A.S. : Ben ona dış politikada devamlılık diyorum. F.Y. : Farklı terimlerle ifade etmek diyelim Mülkiyet konusuna bakarsak, siz az önce Kuzey kesiminde Rumların malları üzerinde şu anda inşaatlar yapılıyor, kimse sesini çıkarmıyor ve bir hoşgörü mevcut dediniz. Fakat birçoklarının Kıbrıs sorununun temeli olarak gördüğü mülkiyet sorunu konusunda siz nasıl bir çözüm önerirsiniz? Her iki tarafta da farklı uygulamalar mevcut. Güneyde Rumların uyguladığı kiralama yöntemine dayanan farklı bir politika var. Kuzeyde ise devletleştirme ve tapu dağıtımı söz konusu A.S. : O yanlış, bunu en baştan söyleyeyim. Tahsisat ile başlamıştır, daha sonra tapuya döndürdüler. Bunun çok yanlış olduğunu düşünüyorum açıkçası ve Kıbrıslı Rumların bıraktığı mallar KKTC topraklarıdır gibi bir anayasa değişikliği çok da temelli değil. Yani bu durum tahsisat olarak devam edebilirdi. Gerektiği zaman Rumlar da yapıyor devletleştirme olarak - diyelim ki kamu yararı için bir hastane, okul veya bir ibadet yeri yapılması gerekiyordu. Kıbrıslı Rumların Guardian Law diye bir vasilik yasası var ve onlar sadece kiralama yolunu seçiyor. Ama yine ihtiyaç duydukları zaman - bu kadar da masum değil onu da söyleyeyim, sadece ihtiyaç duydukları zaman değil, birçok kere kılıfına uydurarak - Kıbrıs Türk mallarını da istimlâk ederek, devletleştirerek kullanıyorlar. Yani birçok yerde yollar biraz daha zikzak geçiyor, bakıyorsunuz Türk malları üzerinden geçiyor. Yani bugünkü uluslararası havaalanı diye adlandırdıkları Larnaka Havaalanının da bulunduğu toprağın bir kısmı Kıbrıs Türklerine aittir. Onlardan izin almadan bunu yaptılar. F.Y. : Ama herhalde kılıfına uydurmak dediniz ya o yüzden Rumların eylemleri daha temelli görünüyor A.S. : Tabi, ama onların da bugünkü vasilik yasası çok fazla sağlam temellere dayanmıyor. Çünkü bu yasada Kıbrıs problemi çözülene kadar Kıbrıslı Türkler mallarını kullanamaz ve satamaz diyorlar. Değişiklik yaparak şöyle dediler: Bir Kıbrıslı Türkün malını tekrar USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 15

16 alabilmesi için en az altı ay güneyde ikamet etmesi gerekiyor. Ama mesela diyelim ki bir Kıbrıslı Türk kuzeyde değil de İngiltere de yaşıyor. O kişi gelip malını alabilir veya satabilir diye bir de ayrım var. O yüzden çok sağlam temellere dayanmış değil. Bir taraftan Kıbrıslı Türklere AİHM, malın iadesine dair formüller üretin diyor. Onun için de Taşınmaz Mülk Komisyonu kuruldu. Hem tazminat veriyor, hem takas ve hem de mülkün iadesi seçeneklerini sunuyor. Şimdi Türk tarafı bunu yapıyor, Rum tarafı ise hayır çözüme kadar malınızı kullanamazsınız ve satamazsınız diyor. O yüzden çok sağlam temeller üzerine dayanmıyor. Bu nedenle ben bu konularda Kıbrıs Türk tarafının davalar konusunda yapabileceği girişimler var diye düşünüyorum. F.Y. : Peki, tapular verildikten sonra mirasçılar arasında el değiştiren, parça parça bölünen arsalar konusunda Mal Komisyonunun tüm bu davaları tek tek ele alınmasının zor görünmesi konusuna ne gibi bir yorum getirirsiniz? Türk tarafının global takas önerisi bu yüzden değil midir? A.S. :Öneriyordu. F.Y. : Şimdi nasıl değişti? A.S. : Annan Planına baktığınız zaman karma bir formül olduğunu görürsünüz. Annan Planındaki mal mülk rejimi, belki de Planın en karmaşık en çok hacim tutan yeriydi, sanıyorum sayfalık bir mülk rejimi. Buna göre hem tazminat hem de mal iadesi vardı. Fakat belli kısıtlamalar da vardı; mesela sadece toprağının üçte birini geriye alabilme gibi karışık bir formülasyon, yani planda karma bir rejim mevcuttu. Mal mülk konusu yine bu şekilde çözülebilir diye düşünüyorum. Yani sadece böyle siyah-beyaz şekilde yani hiç kimse malına geri dönemez, global takasla mülkiyet sorununu halledeceğiz derseniz uluslararası hukuka bunu uydurmada bireysel özgürlüklerden dolayı problem yaşarsınız. Veya herkes malına dönecek dediğiniz zamanda bu yine pratik olarak olmaz; çünkü 1974 üzerinden 33 yıl geçmiş 1963 ten günümüze ise 44 yıl geçmiş. Yani, gerçekçi olarak, bu dönem içinde evinizin aynı yerde durmasını veya mülkünüzün hiç değişmemiş olmasını bekleyemezsiniz. O yüzden toprak ayarlaması üzerine bir anlaşma olacaksa zaten bu çok barizdir, Kıbrıs Türk tarafı bir miktar toprak verecek, yani bugünkü yeşil hat biraz kuzeye doğru çıkacak. O toprak ayarlamasından dolayı birçok Kıbrıslı Rum göçmen bu topraklardan hak sahibi olabilir, bu bir parçası çözümün. İkincisi tazminatlar, üçüncüsü takas. Yani bir Kıbrıslı Türkün güneydeki malına karşılık kuzeyde mal alabilmesi veya tam tersine bir Rumun kuzeyde bıraktığı malına USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 16

17 karşılık güneyde bir Türk malı alması gibi Bir dördüncüsü ise mümkün olduğu yerlerde malın iade edilmesi veya malın bir kısmının iade edilmesidir. O yüzden yani İngilizcede bir laf vardır there are no quick fixes yani her konuda öyle çok kolay cevaplar, basit reçeteler yoktur. Çok karmaşık bir konu bu konu ve karmaşık konu da karmaşık bir çözümle çözümlenir diye düşünüyorum. Yani bir düğüm olduğu zaman, işin kolayına kaçıp bunu makasla bıçakla keselim olsun bitsin diyebilirsiniz; fakat daha sonra siz o ipi bir araya getirecekseniz, o kestiğiniz kısım eksik kaldığı için kolay kolay bir araya getiremezsiniz. F.Y. : Geçtiğimiz Ekim ayı içinde Ankara daki KKTC büyükelçisi ile görüşmüştüm. Mülkiyet konusu artık hem miras paylaşımı nedeniyle karmaşıklaştığını hem de değerlerde bir değişikliğin söz konusu olduğunu söylemişti. Bizim kendi algılamamızda Rum tarafında olan malların değerinin çok yükseldiği, Türk tarafında ise malların düştüğü şeklindedir. Tersine Sayın Büyükelçi, örneğin tarihi eserdir, korunması gereken yerlerdir diye Rum tarafında bulunan Türk mallarına yatırım yapılmadığını ve değerlerinin düştüğünü belirtmişti. Ancak havaalanı yapımı gibi gerekli bir inşaat sürecinde bu malların bir kısmının üzerine işlem yapıldığından bahsetmişti. A.S. : Size çok basit bir örnek vereyim. Benim ailemin Baf ta yani merkezden birkaç kilometre uzakta, dağın yamacında bulunan Türk köylerinden bir tanesinde 120 dönüm malı var. O köyler, Türk köyleri olduğu için Kıbrıslı Rumlar gidip yerleşmemiş. O yüzden oraları diyelim ki bir buçuk kilometre uzaklığında bir Rum yerleşim birimiyle kıyasladığımızda onlar kadar para yapmıyor. Ama 1963 ve 1974 hadiseleri olmasaydı, o 120 dönüm malın bugün belki her bir dönümü bin dolar civarında bir paraya satılacaktı ki bir buçuk kilometre ilerde Rum köylerinde bulunan muadil malların bir dönümü çok rahat bu fiyatlardan satılıyor. 120 dönümden bahsediyorum, az bir yer değil. Fakat, bugün çok fazla para etmiyor. Yani bugün ben onu satmak istesem - ki zaten sattırmıyorlar biliyorsunuz - fakat diyelim ki ben gittim 6 ay orada ikamet ettim o hakkı da aldım ve onu ben satacağım. Yine değerinin çok çok altına bir paraya satabileceğim. F.Y. : Kuzeydeki Rum mallarında oturan Türkler, tapusunu alıp bu malları artık kendi malları diye gördükleri için, Rum tarafına oranla buradaki mallarda bir ekonomik gelişme söz konusu. Dolayısıyla kuzeydeki Rum mallarının değerinin güneydeki Türk mallarının değerine kıyasla daha çok olduğunu söylemek mümkün USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 17

18 A.S. : Yani değerleri yükseldi ama yine güneydeki mallarla kıyasladığınız zaman kuzeydeki fiyatlar daha aşağıdadır. Daha iyi anlaşılabilmesi için şunu söyleyebiliriz: Eğer Annan Planı kabul edilseydi ve bugün Birleşik Kıbrıs, AB üyesi olsaydı bugünkü durumda kuzeyde diyelim ki 50 bin dolara satılan bir mal 100 bin dolara satılacaktı. Çünkü tapusu, her şeyi meşru-yasal bir hal alacaktı. Böyle bir de problem var. F.Y. : Bazı konulara görüşme arasında değindiğimiz için atlayarak giderek Kıbrıs sorunu ile ilgili başka bir konuya geçmek istiyorum. A.S. : Tabi F.Y. : Geçtiğimiz dönemde Rumlar tarafından güneyde petrol arama çalışmaları başlatıldı. Bu konu uluslararası hukuk açısından tartışıldı ve pek çok hukukçu tarafından hukuken yanlış bir uygulama olduğu savunuldu. A.S. : Türkiye uluslararası denizcilik sözleşmesine dahil değil biliyorsunuz. F.Y. : Evet. Türk tarafı hukuki ve siyasi açıdan bu duruma ne tür alternatifler geliştirebilir? Ya da hangi platformlarda sesini duyurmaya çalışması gereklidir? Sonuçta tek taraflı bir arama söz konusu. A.S. : İşin hukuksal kısmını çok yakından bilmiyorum ama 1960 ta kurulan Cumhuriyetin yine bir Ortaklık Cumhuriyeti olduğu ve bugünkü Cumhuriyetin meşruiyetini sorgulayan bir argümanla ortaya çıkmak gerekiyor. Bunun dışında gerek Kıbrıs Cumhuriyeti orijinal anayasasında gerekse Annan Planında doğal kaynakların her iki toplumca da paylaşılması gerektiği ilkelerini de öne çıkararak bir siyaset izlemek gerekiyor diye düşünüyorum. F.Y. : Ekonomik açıdan baktığımızda, Kıbrıs Türk tarafına yönelik belli bir önyargının mevcut olduğunu da görüyoruz. Türk tarafının ekonomik açıdan Rumlardan görece daha kötü olan durumu, Rumlar tarafında birleşme olursa ekonomik refahlarını Türklerle paylaşmak zorunda kalacaklarına yönelik bir algılamanın yer edinmesine neden oluyor. Rum tarafındaki mevcut algılamayı tersine çevirmek adına belki de en önemli adım, iki tarafın ekonomilerini birbirine eşit hale getirmek olabilir. Rum tarafının korkularını en azından ekonomik anlamda elimine etmek adına etkili bir adım olabilir. A.S. : Tabi tabi. Kuzeyin ekonomisinin iyileştirilmesi ve ekonomi seviyesinin yukarıya çekilmesi Kıbrıslı Rumların bir çözüm olursa bir anlaşma olursa Kıbrıslı Türklerin de refahını USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 18

19 biz karşılayacağız argümanını büyük oranda ortadan kaldırabilir veya yumuşatabilir diye düşünüyorum. F.Y. : Bunun için Kıbrıs ta ekonomik açıdan somut olarak ne yapılabilir? A.S. : Ekonomist olmadığım için yine bu konuda çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim ama Kıbrıslı Türklerin özellikle de Türkiye den bağımsız kendi ekonomik büyümelerini sağlayacak politikalar izlemesi lazım diye düşünüyorum. Bunun için potansiyel alanlara bakmak gerekir. Özellikle turizm, üniversiteler, yüksek eğitim gibi konular belki yan başka sektörler olabilir. Mesela bir ara özellikle Güzelyurt bölgesinde narenciye çok önemliydi fakat çok iyiye gitmedi özellikle dışarıya çok fazla satamıyoruz. Alternatif üretim geliştirilebilir. Duyumlarıma göre, sanırım AB nin alternatif üretim konusunda yardımları vardı. Eskiden narenciye ekili tarlalara şimdi nar ekilmesi gibi. Belki bu alanlar araştırılabilir. Endüstri olarak Kuzey Kıbrıs ta bir potansiyel yok ama belki hafif endüstri diye tabir edilen meyilli Türk firmaları operasyonlarının bir kısmı adanın kuzeyine kaydırabilir. Ama bunlar biraz da teşvik isteyen konular. Yatırımcıyı oraya çekebilecek albeni sunmanız gerekiyor. Ayrıca Türkiye nin de motivasyonu gerekli. F.Y. : Tarım açısından düşününce, Doğrudan Ticaret Tüzüğü geçmediği için normalde de aslında doğrudan yasak olmasa da Kuzey Kıbrıs tercihli ticaret rejiminden yararlanamadığı için AB ülkeleri açısından adanın kuzeyi ile ticaret cazip hale gelemiyor. Bu nedenle ticarete alternatif sektörler sizce ne olabilir? Örneğin, İstanbul da göz ameliyatlarına yönelik tıp turizmi başlamıştı bir ara. Göz ameliyatı olmak için insanlar Hollanda dan uçak kaldırmaya başlamıştı. Aynı şekilde KKTC de de alternatif bir tıp turizmi oluşturulabilir mi? A.S. : Çok küçücük de olsa tüp bebek sektörü mevcut durumda Türkiye de özellikle donörlü tüp bebek konusu yasal olmadığından dolayı bu tür hastalar Yunanistan a, İsrail e, Avrupa ülkelerine veya Kuzey Kıbrıs a geliyorlar. Ama bunun gibi başka alternatif alanlar yaratılması için üzerinde çalışılması gerekiyor. F.Y. : Belki de ekonomik açıdan, ekonominin canlanması için hangi sektörlere yönelim yapılmasının analizinin yapılabilmesi açısından işin uzmanları ile konuşulmalıdır. A.S. : Ama dediğim gibi bu yapılırken muhakkak Kıbrıslı Türklerin Türkiye ya bağımlı olmayacak bir şekilde planlanması gerekir. Yani Türkiye nin maddi kaynakları belki başta kullanılabilir ve Türkiye altyapı için yardımlar yapar. Ama daha sonra Kuzey Kıbrıs ın kendi USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 19

20 ayakları üzerinde kendi büyümesini sağlayacak bir yöntem ile yapılması gerekir. Mesela su konusu çok önemli. Yani Kıbrıs biliyorsunuz çok az su alan ve kuraklık yaşayan bir bölge, sadece kuzey değil güney de öyle. Mesela yıllardır bahsi geçen Türkiye nin Manavgat su projesi F.Y. : Evet, Barış Suyu Projesi olarak adlandırılıyor, hatta atılan imzalar vardı. A.S. : Ne güzel. Bu çok önemli. Örneğin, o suyu İsrail e götürürken Kuzey Kıbrıs a da götürüp hatta güneyi de bir şekilde dahil edip kendinize bağımlı hale dahi getirebilirsiniz. Tabi bu iş yine fizibilite çalışılması gerektiriyor, izlenecek yol, miktar, maliyet vs. Adanın iki tarafının da suya ihtiyacı var. F.Y. : Bunun dışında petrol açısından da Rumlar yüzde yüz dışarıya bağımlı durumda. Belki Türkiye üzerinden geçecek bir petrol boru hattının aynı zamanda KKTC ve oradan da güneye bağlanması söz konusu olabilir. Ama yine de güneyin bir şekilde siyasi iradesini ortaya koyması gerekir. A.S. : Yapılabilir tabi, muhakkak. F.Y. : Rumları bu adımları atmaya zorlayıcı bir unsurun varlığı çok önemli bu aşamada. AB nin zorlayıcı olarak devreye girmesi ne kadar olası? A.S. : Tahmin ediyorum, yani Kıbrıslı Rumlar üzerine dışardan bir miktar bir tazyik gelmesi lazım. Sadece bu iş tazyikle değil bir ortam yaratmakla, yani bir ara formül yaratmakla da mümkün. Yıllardır söylüyorum çünkü biraz da duygusal bağım var. Biliyorsunuz 1992 yılında BM Genel Sekreteri Butros Galli nin 100 paragraflık bir fikirler dizisi vardı. Bu bir çerçeve çözüm metniydi. Ve bu çerçeve çözüm 1993 te çöktüğü zaman, 1993 yılı çok enteresandır Kıbrıs meselesinde, çok kişi bilmez, vurgulamaz. BM Genel Sekreteri Kıbrıs konusunda yeniden bir tanıda bulunmuştu. Neydi o yeni tanı? Kıbrıs ta gerçek problem özlü konulardaki anlaşmazlıklar değil, iki taraf arasındaki güven uçurumudur. O yüzden Kıbrıs ta bir çözüme ulaşmak için ilk önce bu güven uçurumunu halletmemiz gerekiyor. Taraflar arasında güven tesis etmemiz gerekiyor ki bu özlü konuların müzakerelerde daha kolay çözülebilmesini sağlayacaktı. O yüzden 1993 te Genel Sekreter iki tarafa 15 maddelik bir güven yaratıcı önlemler paketi sunmuştu. O zaman kapılar da açık değildi ve bunun içinde iki taraftaki uzmanların sağlık, çevre, su, elektrik konularında işbirliği yapmaları, iki tarafın ticaret odalarının ortak projeler yapması ve iki tarafın sportif faaliyetlerde bulunmaları gibi USAK / Kıbrıs Politika Merkezi 20

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

KIBRIS AKADEMİK DİYALOG

KIBRIS AKADEMİK DİYALOG KIBRIS AKADEMİK DİYALOG DEKLARASYON BİRLEŞİK FEDERAL KIBRIS A GİDEN YOLDA NELER YAPILMALIDIR? 27 Haziran 2011 Lefkoşa Kıbrıs Akademik Diyalog (KAD), 25 Haziran 2011 tarihinde Rodon Hotel-Agros ta Kıbrıs

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 40 Ekim 2011 İKV DEĞERLENDİRME NOTU Kıbrıs ta Son Perde Can MİNDEK [Metni yazın] İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr KIBRIS TA SON PERDE Türkiye nin AB üyelik sürecinin önünde birçok engel olduğu öne

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

YERLERİNDEN EDİLMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İHTİSAS KOMİTESİ

YERLERİNDEN EDİLMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İHTİSAS KOMİTESİ YERLERİNDEN EDİLMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İHTİSAS KOMİTESİ Özgür ÖZASLAN UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Yerlerinden Edilmiş Kültür Varlıkları İhtisas Komitesi Komite Başkanı: Özgür

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

Kıbrısta Mülkiyet Sorunu ve AİHM Kriterleri*

Kıbrısta Mülkiyet Sorunu ve AİHM Kriterleri* Kıbrısta Mülkiyet Sorunu ve AİHM Kriterleri* I. Giriş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (bundan sonra AİHM veya Mahkeme olarak anılacaktır) 7 Aralık 2006 tarihli Ksenides-Arestis / Türkiye (Başvuru No.

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME 2009 yılı, Türkiye-AB ilişkileri için son derece önemli bir dönüm noktasıdır. 2008 yılı AB açısından verimli

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma. 13 Mart 2014, İstanbul

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma. 13 Mart 2014, İstanbul Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma 13 Mart 2014, İstanbul Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulumuzun ve Türkiye Bankalar Birliği nin

Detaylı

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları AKILLI VE ÇEVRECİ BİNA ÇÖZÜMLERİ HABERORTAK.com Mayıs 2015 Sayı: 02 Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları Mimar Serter Karataban Danışman Cemil Yaman DANIŞMANDAN l CEMİL YAMAN 6 Biz Danışmanlar, Yatırımcıyı

Detaylı

Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye

Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye 1944 Şikago/ICAO Sivil Havacılık Rejimi Avrupa Birliği Sivil Havacılık Düzenlemeleri - Tek Avrupa Hava Sahası I

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ Hazırlayan: Berna Özşar Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği AB, Mevzuat ve Projeler Birimi Uzmanı AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ TSRŞB Yayın

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Biz hakikaten medyanın rolü ve önemini iyi algılıyoruz ve sizlerin yaptığınız görevleri takdir ediyoruz.

Biz hakikaten medyanın rolü ve önemini iyi algılıyoruz ve sizlerin yaptığınız görevleri takdir ediyoruz. Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 20 Aralık 2011, Salı Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu www.kktcb.org basinburosu@kktcb.org basin@kktcb.org Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Derviş Eroğlu nun Yeni Yıl Basın Resepsiyonu

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ Kıbrıs Türk Filateli Derneği tarafından kurulan komisyon başarılı bir çalışma ile Kıbrıs Türk Posta Tarihi konusunda iki ciltlik son derece kapsamlı bir eser ortaya çıkardılar. Bu anlamlı çalışmayı Kıbrıs

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler

Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Berlin Katılım gelişmesinin durumu ve perspektifler Hella Dunger-Löper Staatssekretärin für Bauen und Wohnen 1 Katılım (Latince: Katılım). Genel olarak: Katılım, vatandaşların ortak (siyasi) sorunların

Detaylı

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU POLİTİKANOTU Haziran2014 N201419 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Selin ARSLANHAN MEMİŞ 1 Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Analisti Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Eylül 2013 Sunum Planı STA ların Yasal Çerçevesi Türkiye nin

Detaylı

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar,

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar, Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu nun desteğiyle, Enerji

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1

* Kuruluşunuzun Adı. 1) STK ya İLİŞKİN BİLGİLER 2) 1. BAĞLANTI KİŞİSİNE İLİŞKİN BİLGİLER. Page 1 1. Hayata Destek Derneği (HDD), Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı (MAG), Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MK) bir araya gelerek Sivil Toplum Afet Platformunu (SİTAP) kurmak üzere çalışmalara

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

Atölye Çalışması I Eğitim ve Vatandaşlık. 11-13 Nisan 2003 Lidra Palas, Lefkoşa, Kıbrıs

Atölye Çalışması I Eğitim ve Vatandaşlık. 11-13 Nisan 2003 Lidra Palas, Lefkoşa, Kıbrıs Atölye Çalışması I Eğitim ve Vatandaşlık 11-13 Nisan 2003 Lidra Palas, Lefkoşa, Kıbrıs 11-13 Nisan 2003 üç atölye çalışması (iki toplumluk ve bir toplumlararası) gerçekleştirildi. Bu atölye çalışmalarına

Detaylı

Kıbrıs'ta olup bitenlere nasıl bakalım?

Kıbrıs'ta olup bitenlere nasıl bakalım? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Kıbrıs'ta olup bitenlere nasıl bakalım? Güven Sak 1 Haziran 2014 Slide 2 Çerçeve Kıbrıslılar neler düşünüyor? Güney in meselesi ile Kuzey in meselesi

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Serbest ticaret satrancı

Serbest ticaret satrancı Serbest ticaret satrancı Türkiye nin sadece AB nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı ülkelerle anlaşma yapabilmesi Türk dış ticaretini olumsuz etkiliyor. AB ile STA yapan bazı ülkeler Türkiye

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1

Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1 Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1 Ata Atun İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ Rauf R. DENKTAŞ.. Ata ATUN... vii x 1) 1 Ağustos 1571 - Lala Mustafa Paşa ile Marc Antonio Bragadin arasında yapılan

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Titre du projet 2014 FİLO BAROMETRE. Türkiye

Titre du projet 2014 FİLO BAROMETRE. Türkiye Titre du projet 2014 FİLO BAROMETRE Türkiye 1 Tüm filo profesyonelleri için uzman platformu: CVO nedir? Filo müdürleri, tedarik uzmanları, üreticiler, leasing şirketleri, reklamcılar, sigortacılar, basın,

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ İÇ POLİTİKA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ OCAK 2007 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

Detaylı

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele On5yirmi5.com PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele Prof. Abbas Vali, PKK yönetiminin, aktif olarak barış sürecinde yer almak isteyeceğini söyledi. Yayın Tarihi : 4 Şubat 2013 Pazartesi (oluşturma

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı