İRENBE DERGİ SAYI 19 KIŞ 2008

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İRENBE DERGİ SAYI 19 KIŞ 2008"

Transkript

1 1

2 İRENBE DERGİ SAYI 19 KIŞ 2008 ÖZEL İrenbe KadIn HastalIklarI ve Doğum Dal Merkezİ - TÜp Bebek Merkezİ NİN HAZIRLADIĞI BİR DERGİDİR. İMTİYAZ SAHİBİ Prof. Dr. Nurettİn Demİr YAYIN YÖNETMENİ KENAN DEMİROĞLU YAZI İŞLERİ SORUMLUSU ABDÜRRAHİM SERCAN SORUMLU MÜDÜR Nurten Geboloğlu KOORDİNATÖR Op. Dr. Bülent Uran YAYIN KURULU Op. Dr. Dİlek Aslan doç. dr. güven aslan Dİş Hekİmİ Ahmet Cesur Prof. Dr. Esen Demİr PROF. DR. ŞADAN GÖKOVALI Uz. Emb. Füsun Karaarslan DİşHekİmİ Özlem Kekeç OP. DR. ARAL ÖZBAL Op. Dr. Gülnaz Şahİn Edİtoryal Üretİm ve YapIm Pixel Studio 1399 Sokak No:1 Sevİlen Apt. D:2 Alsancak - İZMİR Tel: Fax: DANIŞMA KURULU Prof. Dr. Mete AKİsu Uz. Dr. Fatİh Akman Prof. Dr. M. Halİt Andaç Prof. Dr. H.Uğur Babuçcu Doç. Dr. Alİ Baloğlu Dr. Murat Baş Prof. Dr. Bahattİn Canbeylİ Op. Dr. İlgün Canbeylİ Prof. Dr. M. ŞerEfettİn Canda Prof. Dr. Tülay Canda Prof. Dr. Erdoğan Çetİngül Uz. Dr. Hüseyİn Damar Prof. Dr. Ömer Dİnçer Uz. Dr. Erdal Duman Prof. Dr. Yakup Erata Prof. Dr. Derya Erçal Op. Dr. Tuncay Fİlİz Op. Dr. Osman Güngör Uz. Dr. Uğur Gürgan BİYOLOG ESEN FATMA KABADAYI Op. Dr. Alaattİn Kaçar Doç Dr Hasan KafalI Prof. Dr. Meral Koyuncuoğlu Uz. Dr. Demet Kumova Op. Dr. Sefa Kurt Prof. Dr. Nİlgün Kültürsay Prof. Dr. Ahmet Maden Op. Dr. AydIn Mevsİm Op. Dr. Soner Recaİ Öner Op. Dr. A. Seçkİn Önoğlu Y. Hemş. İpek Öntürkler Prof. Dr. Ata Önvural Op. Dr. Ayşe Özbakkaloğlu Uz. Dr. Mert Özbakkaloğlu Prof. Dr. Hasan Özkan Prof. Dr. Ferda ÖzkInay Prof. Dr. Cİhangİr ÖzkInay Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu Op. Dr. Salİh SadIk Op. Dr. M. Akİf ŞanlI Uz. DR. TUĞRUL ŞAHBAZ Prof. Dr. Erol Tavmergen Op. Dr. Cüneyt Tuğrul Doç Dr Turan Uçkun Op. Dr. Selda Uysal Op. Dr. Erdal Yermez KAPAK TASARIMI DUYGU GÖNEN - SEÇİL SOYKANER SAYFA TASARIMI NESLİHAN FİDAN - KENAN DEMİROĞLU abone sorumlusu pixel studio BaskI METRO MATBAACILIK ve REKLAM HİZMETLERİ İTH. İHR. SAN. Tic. LTD. Ştİ. Fatİh Cad. No:105/128 Çamdİbİ İş Merkezİ Çamdİbİ İzmİr Tel: YayIn Türü: YaygIn Sürelİ YayIn BaskI Tarİhİ YASAL HAKLAR İrenbe dergisinde yer alan yazi ve resimlerden kaynak gösterilerek alinti yapilabilir. YayInlanan yazilarin sorumluluğu yazarina aittir. İrenbe KadIn HastalIklarI ve Doğum Dal Merkezİ - Tüp Bebek MERKEZİ Talatpaşa BulvarI 1436 Sokak No:6 Alsancak/İZMİR Tel: Faks: GSM:

3 İÇİNDEKİLER EDİTÖR 06 Kİşİye Özel Zayiflama, Selülİt ve Cİlt Sağliği Dİyetİsyen burçin çelikezer 12 Aşilama tedavisinin sirlari ve sinirlari Op. Dr. Dİlek aslan menepoz sonrasi dönemde hipertansiyon prof. dr. cahide soydaş çinar İçerden İyİleşmek op. dr. bülent uran Röportaj Gerçek bir duayen... Prof. dr. mustafa eminoğlu yüce atom Bİyolog - esen fatma kabadayi başari öyküsü artik pusulamiz yanimizda. nereye gidersek gidelim yönümüz kuzey Sİnem & emrah durmuş Tehlİkelİ öpücük Dr. ahmet cesur Röportaj kadin cephesinde yeni bir şey yok prof. dr. nurselen toygar kadina yönelik şiddet, aile İçİ şiddet ve ailenin korunmasına dair kanun av. bilge solak Kadının adı yine Kadın Mart ayı ile birlikte, doğa yine şenlendi. Bademler çiçek açtı. Koyunlar kuzuladı, kuzular meleşti. Tarlaları, kırları, yol kenarlarını süsleyen papatyalar doğayı taçlandırdı. Dünya ana, toprak ana yine doğamızı şenlendirdi. Yaşama sevincimize neşe ve sevinç katmaya devam ediyor. Doğa bu kadar cömertte, biz erkek egemen dünyalılar, kadınımıza, kadınlarımıza karşı hâlâ duyarsız, hâlâ ilgisiziz. 8 Mart nedeniyle Türkiye de ve Dünya da kadın sorunları, kadın statüsünün geldiği nokta çeşitli yazılarda, röportajlarda, platformlarda tartışmaya açılacak, konuşulacak. Diziler, haberler, istatistikler kadınımızın bir adım daha iyi yerlere geleceğine, iki adım daha da kötüye gittiği gerçeğini ortaya koyacak. Hani, 2000 yılında Türk kadının %100 ü okuryazar olacaktı, bugün 8 milyon kadınımız okuma yazma bilmiyor. Bugün, evet 2008 yılında, kız çocuğu maalesef okula gitmiyor, gönderilmiyor. Sadece %26 oranında kadınımıza istihdam sağlamışken, %73 kadın ne siyasette, ne sosyal yaşamda, nede istihdamda yer alıyor. Evinde kuzu kuzu! oturuyor. Ama her gün bir kadın ya töre, ya namus, ya da aile içi şiddeti nedeniyle yaşamını yitiriyor. Avrupa Birliğine gireceğiz diye kadın ile ilgili pek çok yasalar ve yönetmelikler çıkarıldı. Yapılacak, çıkarılacak yasa ve yönetmelik hemen hemen hiç kalmadı gibi. 1 Mart 2008 tarihinde de Ailenin Korunmasına Dair Yasanın Uygulanması Hakkında Yönetmelik yayınlandı. Gün geçtikçe artan aile içi şiddet, töre cinayetleri, gizli intihar olayları azalabilecek mi?. Göstermelik Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı ile, uygulanmayan yönetmeliklerle, hele bireysel özgürlük adına çıkarılan Türban yasalarıyla Kadının adı yine Kadın kalmaya devam edecek. Siyasette, eğitimde, istihdamda Kadınımızın hak ettiği yeri alması için, Kurucu Meclis, TBMM in 3 Mart 1924 tarihinde; Prof Dr Nurettin Demir Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığının Kaldırılması, Öğretim Birliği ve Halifeliğin Kaldırılması olarak bilinen Üç Devrim yasası ile hız kazanan Aydınlanma Devrimlerinin günümüzde de sürdürülmesi, bir seferberlik inancı ve direnci ile aşılabilir. Kadın sağlığı konularında hastalarımızı ve halkımızı bilgilendirmeye çalışan İrenbe Dergisi bu sayısında da kadınımızın acılarını ve sıkıntılarını paylaşmaya devam ediyoruz. Dergimizin Yayın Kurulu Üyesi Dr. Özlem Kekeç in, Ege üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKAM) Müdürü Sayın Prof. Dr. Nurselen Toygar ile Kadın Cephesinde Yeni Bir şey Yok başlıklı söyleşisini içiniz burkularak okuyacaksınız. Ayrıca son çıkan yönetmeliğin dayandığı 2006 yılında yayınlanan Kanun ile ilgili Av. Bilge Solak ın Kadına Yönelik Şiddet, Aile içi Şiddet ve Ailenin Korunmasına dair Kanun yazısı da ilginizi çekecektir. Kadın Sağlığına 54 yıl hizmet vermiş, yöneticilik, hocalık yapmış, Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Duayen Prof. Dr. Mustafa Eminoğlu ile söyleşimizde günümüz Sağlık Sistemini de sorguladık. Birbirinden güzel o kadar çok yazı geldi ki yazarlarımıza candan teşekkür ediyorum. Bu sayımıza alabildiğimiz ve ilgi ile okuyacağınız yazılardan bazıları; Psikolog Dr. Linda Fraim Çocuğun Kişilik Gelişiminde Anne ve Babanın Önemi, Alternatif Tedavi yaklaşımları, Dr. Bülent Uran ın İçerden İyileşmek yazıları ile farklılık getiriyorlar sağlığa. Sizleri yakından ilgilendiren Kadın Sağlığı, Gebelik, İnfertilite, Çocuk Sağlığı ile ilgili yazılarımızla hem bilgilenecek, hem de aklınıza takılan bazı sorulara yanıt bulacaksınız. 8 Mart kadınlar günü ve 14 Mart tıp bayramınızı kutlarken, daha nice yeni sayılarda buluşmak dileğiyle, yaşamınız bahar kadar üretken, bahar kadar genç ve dinç olsun. 4 5

4 6 7

5 KADIN ve ESTETİK Diyetisyen Burçin Çelikezer Kişiye Özel Zayıflama, Selülit Ve Cilt Sağlığı ŞİŞMANLIK Boy uzunluğu ve ağırlık arasındaki dengenin bozularak ağırlığın standartların üzerine çıkması ile oluşan, metabolik bir nedeni yoksa tamamiyle beslenme sorunu olarak karşımıza çıkan bir sağlık problemidir. Önlenmesinde genetik, çevresel etmenler, yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıkları son derece önemlidir. Eğer kilo sorununuz varsa ve zayıflamak istiyorsanız; kısa sürede, aç kalarak zayıflamaya çalışmak yerine önce neden kilo aldığınızı belirlemeli ve beyninizi zayıflama sürecine hazırlamalısınız. Uzman doktor ve diyetisyen eşliğinde size özel olarak hazırlanmış bir zayıflama programıyla, vücut kasınızı ve suyunuzu kaybetmeden, sadece fazlalık yağlarınızdan kurtularak kilo vermeli ve indiğiniz ideal kilonuzu nasıl koruyabileceğinizi öğrenmelisiniz. KİŞİYE ÖZEL ZAYIFLAMA Gazete ve dergilerde pek çok, kısa sürede hızlı kilo vermeyi ön gören diyet programı görmek mümkün. Ancak her bireyin yaşı, vücut çalışması, kan bulguları, beslenme alışkanlıkları ve sosyal yaşantısı farklı olduğu için zayıflama programı kişiye özel olmalıdır. Bilim artık DNA analizleriyle genetik haritanızı belirleyip yiyeceklerinizi ona göre seçmenizi önerirken piyasadaki mucize diyetlerden medet ummak son derece zararlıdır. Zayıflama programına başlamadan önce beslenmenizi ilgilendiren laboratuar tetkikleri yapılarak Şeker, Kolesterol, Kan yağları, Üre, Ürik asit, Karaciğer enzimlerine bakılmalıdır. Doktorun sistemik muayenesinden sonra diyetisyen tarafından yaşınıza, boyunuza, fiziki yapınıza, kan bulgularınıza kullandığınız ilaçlara beslenme alışkanlıklarınıza aktivite düzeyinize ve sosyal yaşantınıza uygun sadece size özel olarak hazırlanmış besin grupları açısından yeterli ve dengeli bir beslenme programı ile haftada 500g-1,500g arasında kilo verimi sağlanmalıdır. Diyet yaparken amacınız sadece kilo vermek olmamalı aynı zamanda verilen kiloları geri almamayı ve doğru beslenme alışkanlıklarını yaşam biçimi haline getirmeyi de hedeflemelisiniz. Her besinin alternatiflerini öğrenmeli neyin yerine neyi ne kadar tüketebileceğinizi bilerek kendi beslenmenize sahip çıkmalı, indiğiniz ideal kilonuzu hayat boyu muhafaza etmeye çalışmalısınız. SELÜLİT VE BESLENME Kilo sorunuzun yanı sıra yaş ve vücut tipinden bağımsız olarak birçok bayanın ortak sorunu olan selülit probleminiz varsa beslenmenizde yapacağınız ufak yeniliklerle sorunun kendini onarabilmesi için gerekli tüm donanımı sağlamış olabilirsiniz. Selülit başta hormonal olmak üzere genetik faktörler, kan dolaşımı bozukluğu, aktivite yetersizliği, yanlış beslenme gibi pek çok nedenle ortaya çıkmaktadır. Bu sorunu gidermede ya da önlemede en önemli adım vücut hücrelerinin ya da bağ dokularının doğru beslenmesini sağlamaktır. Doğru besin maddeleri tüketildiğinde hücrelerinizi ve bağ dokunuzu tam olarak besleyebilir nemlendirir canlı tutabilir sıkılaştırabilir ve selülite neden olan etkileri azaltabilirsiniz. SELÜLİT ENGELLEYİCİLER Selülit tedavisine en iyi başlangıç hücrelere gerekli sağlık ve canlılığı kazandırmak, hücre duvarını güçlendirip hasarı onarmak adına yeteri kadar su içmektir. Bağ dokusunu onarmak kollagen ve elastin sentezini arttırmak için aminoasitler su kadar önemlidir. Yağsız etler özellikle balık, yağsız süt ve ürünleri, kurubaklagiller özellikle mercimek, tam tahıllar, kuruyemişler özellikle ceviz, badem, kaju ve sebzeler aminoasit ihtiyacını karşılar. Hücreleri güçlendirmek ve yeniden su alabilmelerini sağlamak için yağ asitleri elzemdir. Keten tohumu, ceviz, kaju, balık yağı, kanola ve zeytinyağı tedavinin vazgeçilmez esansiyel yağ asitlerini içerirler. Parçalanmış hücre duvarı lesitin ve lipitlerden oluşur. Hücre duvarını onarmak istiyorsak özellikle yumurta soya ve tofu en değerli lesitin kaynaklarıdır. Yeni ve sağlıklı bağ dokuları elde etmek hücre yıkımını önlemek için vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve polifenollerede ihtiyacımız vardır. Özelikle B,C,A,E vitaminleri magnezyum, demir, iyot, çinko, selenyum ve krom selülitin giderilmesine destek sağlamaktadır. Beslenmenizde yer alacak sebzelerden koyu yeşil yapraklılar, karnabahar, lahana ve brokoliden, meyvelerden turunçgiller, elma, portakal, kivi ve havuçtan, kırmızı üzüm ve erikten, dut, nardan, üzüm çekirdeği ve nar özlerinden tahıllardan, tahıl gevrekleri, kuru yemişlerden, yeşil çay, ısırganotu, zerdeçal, meyan kökü gibi bitki çaylarından ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Tüm bu besinler doğal yollarla portakal kabuğu görünümünün giderilmesine yardımcı olan en değerli besinlerdir. Bunların yanı sıra selülit oluşumunu arttıran kafeinli içecekler çay kahve kola meşrubatlar, maden sodası, şerbet, limonata, boza ve hazır meyve suları, aşırı tuz, turşu salamura, konserve yiyecekler, bol şekerli gıdalar, kaymak, mayonez gibi aşırı yağlı besinler, alkol ve sigaradan uzak durmalı günde 1 saat tempolu yürüyüşler yapmalısınız. SELÜLİT TEDAVİLERİ Selülit tedavisinde beslenme düzenini ayarlandıktan sonra cilt ve deri altında tabaka oluşturan yağlarla bağ dokusundaki yağları ve dolaşımı düzenlemeyi hedef alan kısa sürede etkili sonuçlar veren alternatif destek tedavi yöntemlerinden de yararlanabilirsiniz. RADYOFREKANS (TRİPOLAR): Bu uygulama sadece yüzeysel dokularda yapısal ve görsel değişiklikler yapmaz aynı zamanda daha derin cilt katmanlarındaki yağ dokularını da tedavi eder. Bu devrimsel sistem selülitin sadece belirtileri ile değil sorunun kaynağı ile ilgilenir. LPG: Deri altındaki düzensizlikleri portakal kabuğu görüntüsünü önemli ölçüde azaltmakta, dolaşımı düzenleyerek derinin daha fazla kanlanmasına yardımcı olmaktadır. Bu uygulamayla uygulama yapılan bölgelerin daha çabuk düzelmesi, ödemin çözülmesi, pütürlerin yumuşaması, derinin dolaşımını artırıp diri kalması sağlanmaktadır. GP: Elektiriksel uyarılarla yapılan kas stimülasyonu ile karın kalça ve bacak bölgeleri çalıştırılarak bölgesel incelme sıkılaşma ve toparlama sağlanır. OXİFİT: Vibrasyon yöntemiyle çizgili kasları uyarıp çalıştırıp, oksijenlendirerek bölgesel fazlalıklardan kurtulma yöntemidir. MASAJ: Stresi giderip kas gerginliğini azaltarak kan ve lenf dolaşımını uyarıp toksinlerin atılımı sağlanır. CİLT SAĞLIĞI VE BESLENME Genel sağlık açısından kilo ve selülit sorununun çözümlenmesinin yanı sıra vücudun içsel işleyişi hakkında fikir veren cildiniz ve sağlığı da son derece önemlidir. Sindirim sistemi ve bedeni toksinlerden arınmamış, sağlıksız bir kişide cilt problemleri, hücre hasarı ve deri yaşlanması kaçınılmazdır. Güneşe maruz kalmak, sigara içmek, yetersiz ve dengesiz beslenmek ile artan serbest oksijen radikalleri cildinize ölçülemez hasarlar verir. Yaş ilerledikçe hücre yenilenme hızı şiddetle azalır, ölü hücrelerle dolu, dışarıdan gelen maddeler ve su kaybına karşı bariyer etkisini kaybetmiş soluk bir ciltle baş başa kalınır. Sağlıklı hücrelerle donatılmış güçlü bir cilt istiyorsanız suyu ve gerekli besin maddelerini vücudunuza sağlamalısınız. GENÇLEŞTİREN GIDALAR Cilt yüzeyini yeniden şekillendirmek, canlandırmak, nem- 8 9

6 lendirmek için öncelikle bol su, günde 5-9 porsiyon mevsim sebze ve meyvesi tüketmelisiniz. Cildinizde kan akımını hızlandırmak ölü hücreleri yok etmek yeni hücre oluşumunu desteklemek için aminoasitler ve yağ asitleri çok önemlidir. En değerli aminoasit kaynakları et, balık, tavuk ve yumurtadır. Yağsız süt ürünleri ve peynir protein ve kalsiyumdan zengin olduğu için bağ dokusunun sağlamlaşmasına kollajen sentezinin artmasına fayda sağlar. Kuru fasulye, nohut, mercimek, bezelye, yeşil fasulye, bakla, soya ve yulaf içerisinde bol miktarda Selülit tedavisine en iyi başlangıç yeteri kadar su içmektir. bulunan saponinler antioksidan etki göstererek DNA hasarını önlemeye yardımcı olur. Yağ asitlerini ise zeytinyağı, soya yağı, kanola yağı, ceviz ve bademden temin edebiliriz. Cildinizin sıkılaşması, pürüzlerin giderilmesi ve elastikiyet kazanması için A;E,C vitamini, selenyum çinko ve magnezyum minerallerine ihtiyaç duyulur. Koyu yeşil yapraklı sebzeler meyveler kuruyemişler doğal destekleyicilerdir. Özellikle soya filizi ıspanak karnabahar ve lahana doğrudan hücre hasarının durdurulmasına olanak sağlamaktadır. Sarımsağın cildi arındırıcı etkisi yeşil çay ve rezenenin hücre yenileyici etkileri vardır. CİLT TERAPİLERİ Cildinizi sağlıklı hale getirmek, yoksunluk ve eksiklikleri yerine koymak için dahili tedavilerin yanı sıra hasarları onarma tedavi etme ve yenileme amacıyla harici cilt bakım prensiplerini de düzenli olarak uygulamalısınız. Hayvar Bakımı: Cansız ve olgun ciltler için uygulanan yoğun yenileme terapisidir. Cildi en alt tabakadan itibaren besleyerek erken yaşlanmaya karşı savaşır, kollajen sentezini uyararak, cildin sıkılaşmasını sağlar. Plasenta Bakımı: İçerisinde; hyaluronik asit, kollajen, plasenta ekstresi, E-C-A vitamini ve kojik asit bulunan, kan dolaşımını hızlandıran, ölü hücreleri yok eden, yeni hücre oluşumunu destekleyen özel terapi programıdır. Multivitamin Bakımı: Cildimizin ihtiyacı olan A-E-F gibi vitaminlerle, selenyum gibi minerallerin yerine konulması ile etki gösteren, canlandırıcı ve kırışıklık önleyici özel terapi programıdır. Yeşil Çay Bakımı: Antioksidatif, cilde parlaklık veren, stres önleyici, hücre hasarının durdurulmasına olanak sağlayan özel terapi programıdır. Soya Bakımı: Cilt elastikiyetini artıran, besleyici, onarıcı, ve canlandırıcı nitelikteki özel terapi programıdır

7 ÇOCUK SAĞLIĞI Uz. Dr. Yılmaz BAY Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Çocuk ve Oyun Özgürlükten ortak dile, paylaşmadan obeziteden korumaya... İşte oyunun binbir yüzü! Oyun; sonucu düşünülmeden, eğlenmek amacıyla yapılan davranış ve hareketlerdir. Çocuğun fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal kapasitesinin gelişmesini sağlayan en önemli uğraşısıdır. Büyükler için iş ne ise çocuklar için de oyun aynıdır. Oyun, çocuğun işidir. Oyunla çocuk, toplum içerisindeki sosyal yönünü geliştirir ve kendini diğer bireylerden ayıran özellikleri fark eder. Çocuk kendini oyunla anlatır. Çocuğun duyguları oyunla keskinleşir. Yetenekleri, becerisi artar. Kurallara uymayı, sorumluluk almayı, işbirliğini, insanlara saygılı olmayı oyunla öğrenir. Duyduklarını, gördüklerini oyunla sınayıp dener; öğrendiklerini pekiştirir. Girişimci olmayı, tehlikeyi göze almayı, karar vermeyi, problem çözmeyi oyunla öğrenir. Kendisine olan güvenini oyunla geliştirir. Duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını oyunla karşılar. Oyunla kendi kendine yetmeyi öğrenir. Çocukların zekâ gelişiminin % 50 si ilk 4 yaş içinde, % 30 u 4-8 yaş arasında, % 20 si de 8-18 yaş arasında tamamlanır. Bu nedenle ilk 4 yaşta eğitici oyunlar çok önemlidir. Bu oyunlar bedeni ve zekâyı geliştirdiği gibi onun üzerinde neşe ve mutlulukta yaratır. İyi davranışlar kazandırır, arkadaşlık ilişkilerini güçlendirir, çevreye saygılı olmayı öğretir. Hikâye ve masallar hayal gücünü güçlendirir. Çevresiyle paylaşmayı, yardımlaşmayı ve kurallara uymayı öğretir. Oyun; çocuğun özgürlüğüdür. O dünyaya kendisi egemendir. Kuralları kendisi koyar, kendisi bozar; ancak yaşıtlarıyla bu egemenliği paylaşır. Büyüklerin o dünyaya girmesine izin vermez. Oyun; çocukları hayata hazırlar. Yaşıtlarıyla oynadığı evcilik, hırsız-polis, doktorculuk gibi toplu oyunlarda anne-baba, polis, doktor rolünü üstlenen çocuklar, yarının başarılı büyükleri olacaklardır. Oyun; çocukların ortak dilidir ve en doğal anlaşma ortamıdır. Hiç tanışmayan çocuklar bir araya geldiklerinde, daha birbirlerinin isimlerini bile öğrenmeden oyunun dili ile anlaşıp mükemmel bir arkadaşlık kurabilirler. Oyun, onları birbirlerine kaynaştırır. Oyun; çocuğun en güçlü ve en doğal duygularından biri olan saldırganlık duygusunun da boşaltılmasına yardımcı olur. Polis olup hırsızı yakalayan, doktor olup hastasını iyileştiren, oyuncak arabasını yarıştırırken arkadaşını geride bırakan ya da savaş oyununda düşmanları mağlup eden komutanı oynayan çocuk ne kadar da mutludur. Oyun; çocukların eğitim, bilgi ve becerilerini sınadığı en doğal deneme ortamıdır. Çevresinden, ailesinden aldıklarını oyunda dener. Olumlu özelliklerini pekiştirir, olumsuzları değiştirir. Sınırlarını, ancak arkadaşlarıyla oynarken oyunda öğrenir. Oyun; çocuklar için en iyi öğretim aracıdır, çünkü çocuklar oyun esnasında ileri derecede öğrenmeye yatkındırlar. Zor konular ve soyut kavramlar oyun esnasında daha kolay öğrenilir. Oyun; aynı zamanda bir tedavi yöntemidir. İçine kapanık, yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorluk çeken çocuklar ya da öğrenme bozukluğu-hiperaktivite gibi hastalığı olan çocuklar, oyunla normal bireylere dönüştürülebilir. Oyun; çocukları fazla kilodan ve obeziteden korumaktadır. Oynayan çocuk, gereksinimi kadar yemekte ve aldığı enerjinin fazlasını da oyunla harcadığı için hiçbir zaman fazla kilolu olmamaktadır. SÖZÜN ÖZÜ... Erişkin ruh sağlığı sevmek ve çalışmaksa, Çocuk ruh sağlığı sevilmek ve oynamaktır! 12 13

8 İNFERTİLİTE Op. Dr. Dilek Aslan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, İrenbe İnfertilite sorunu yaşayan çiftlerin tedavi sürecinde sıklıkla karşılaştıkları kavramlardan birisi de aşılamadır. Aşılama Nedir? Aşılama Tedavisinin Sırları Ve Sınırları Mikroenjeksiyon tüp bebek tedavisinde yumurtanın içine sperm enjekte edilmesidir. Aşılama ise rahim boşluğunun içine sperm enjekte edilmesidir. Aşılama yöntemi, yardımla üreme tekniklerinden birisidir ve ne yazık ki sıklıkla mikroenjeksiyon ile karıştırılmaktadır. Mikroenjeksiyon tüp bebek tedavisinde yumurtanın içine sperm enjekte edilmesidir. Aşılama ise rahim boşluğunun içine sperm enjekte edilmesidir. Aşılama yani intrauterin inseminasyon (IUI) spermlerin yumurta ile buluşmasını kolaylaştırmak için uygulanan bir yöntemdir. Semen örneği alınır; laboratuvar koşullarında özel bir yıkama işleminden geçirildikten sonra rahim içine aşılanır. Semen örneği nasıl verilmelidir? 3 günlük cinsel perhiz sonrası semen örneği verilir. Perhiz süresi 2 günden az, 5 gün fazla olmamalıdır. Örneğin aşılamanın yapılacağı klinikte alınması başarı oranını artırmaktadır. Bir bilimsel çalışmada evden getirilen örnekle 3 kat daha az oranda gebelik tespit edilmiştir. Sperm hazırlandıktan sonra geçen süre 1-2 saati aşmamalı, kısa sürede aşılama yapılmalıdır. Semen örneği laboratuvara ulaştıktan sonra öncelikle likefaksiyon (erime/çözünme) için beklenir. Likefaksiyon sonunda işleme başlanır. Önerilen süre likefaksiyondan sonra 90 dakika için aşılamanın yapılmasıdır. Daha uzun süre geçtiğinde yine işlemin başarı şansı azalmaktadır. Laboratuvarda özel filtreler ve yıkama teknikleri ile semen işlenir ve hazırlanan sperm konsantresi enjektör içinde kadın doğum uzmanına getirilir. Tüm sperm ayırma metotlarında amaç, daha iyi hareketli, normal yapıda ve yeterli sayıda sperm içeren konsantre semen elde etmektir. İnseminasyon için en azından 1 milyon hareketli sperm gerekir. Semen örneğinin işlemden geçirilmeden, olduğu gibi rahim içine verilmesi tercih edilmez. Ancak spermlerin vajinada depolanmasını engelleyen fiziksel veya psikolojik durumlarda aşılama, işlenmemiş semenin verilmesi ile de yapılabilir. Niçin aşılama yapılmaktadır? Amaç; rahim ağzını devre dışı bırakarak, daha fazla sayıda sağlıklı spermin rahim içine, buradan da tüplere ulaşmasını sağlamak, böylece gebelik şansını arttırmaktır. Servikal mukus (rahim ağzı salgısı) bazı durumlarda sperm geçişine izin vermez. Aşılama ile bu mukus engeli ortadan kaldırılır. Aşılama tedavisinin önerildiği durumlar: Rahim ağzı sorunları Sperm sayı ve hareketliliğinin istenenden az olduğu durumlar Açıklanamayan infertilite Aşılamanın mümkün olmadığı, yapılamayacağı durumlar: Tüplerin tıkalı olması Yumurtlamanın olmaması (menopoz) Semen örneğinde sperm olmaması (azospermi) Semen örneğinde çok az sperm olması Sperm sayısının ml de 10 milyonun altında olması, hareket ve şekil sorunu olması da aşılama için göreceli engellerdir. Sperm sayısı ml de 10 milyonun ve özellikle 5 milyonun altında olduğunda, 4. derece hareketin %10 un altında olduğunda, normal yapılı sperm oranının %4 ün altında olduğunda aşılama tedavisinin etkinliği son derece sınırlıdır. Bu olgularda direkt tüp bebek yöntemine geçilmesi tartışılmalıdır. Aşılama tedavisi sırasında yumurtlama tedavisi gerekli midir? Yumurtlama tedavileri ile birlikte kullanılması etkinliğin artmasını ve daha yüksek başarı oranını getirmektedir. Yumurtlama tedavisi (ovulasyon indüksiyonu), klomifen veya gonadotropinlerle yapılabilir. Son yıllarda yumurtlama zamanının daha net belirlenmesi ve erken çatlamanın önlenmesi için GnRH analogları veya GnRH antagonistlerinin de kullanılması önerilmektedir. Ancak bu tedavi yöntemi aşılama tedavisinin maliyetini 2-3 kat arttırmaktadır. İyi klinik uygulama: Yumurtlama tedavisinin gonadotropinler ile (GonalF, Puregon, Menogon vb) ile yapılması, yumurta büyüklüğünün ultrason muayenesi ile 2-3 günde bir takip edilmesi ve follikül (yumurtlama kisti) çapı 2 cm olduğunda hcg (Pregnyl, Ovitrelle vb) tetiklemesi (yani çatlatma iğnesi) sonrası aşılamanın gerçekleştirilmesidir. Kanıta dayalı tıp bilgilerine dayanılarak önerilen bu yöntem ile aşılama etkinliği en yüksek düzeyde olacaktır. Yumurtlama tedavisinin tek yumurta geliştirmeye yönelik düşük dozlarda yapılması, fazla yumurta geliştiğinde tedavinin gerekirse iptal edilmesi düşünülmelidir. Sadece erkek faktörlü veya vajinismus nedenli infertilitede aşılama yöntemi ön ilaç tedavisi uygulanmadan, doğal bir periyotta veya klomifen kullanılarak uygulanabilir. Aşılama tedavisi için yapılan yumurtlama tedavisinde amaç tek follikül geliştirilmesidir. Birden fazla yumurta büyümesi çoğul gebelik oranını artıracaktır. Aşılama Nasıl Yapılır? Follikül takibi ile yumurtlama durumunuz izlenir. İnseminasyon için uygun gün ve saat kararlaştırılır. Doktorunuz, özel bir kanül (inseminasyon kanülü) ile sperm örneğini rahim içine enjekte eder. İşlem ağrısızdır; anestezi gerektirmez. İşlem çok hassas bir şekilde yapılır. Spermlerin rahim içine enjeksiyonu basınç oluşturmadan yavaş ve kontrollü yapılır. Spermlerin rahim ağzına, rahim ağzı kanalına, rahim iç boşluğuna veya tüplere yakın üst seviyelere enjeksiyonu yapılabilmektedir. Bu yöntemlerden en sık tercih edileni ve önerileni, rahim iç boşluğuna aşılama yapılmasıdır. Aşılama sonrası istirahat gerekli midir? İşlemden sonra bir süre (ortalama 20 dakika) dinlenmeniz gerekir. Aşılama yapılan gün, temponun azaltılması ve istirahatli olunması önerilir. Ertesi gün normal günlük yaşama dönülebilir ve cinsel ilişki yasaklaması genellikle yoktur. Özel durumlarda doktorunuz sizi ilişki olmaması için uyaracaktır

9 Aşılama yönteminin başarı oranı nedir? Başarı şansı kullanıldığı duruma göre değişir. Ortalama %5-20 gebelik şansı vardır. Uygun kişiye, uygun teknikle doğru zamanda yapıldığında gebelik şansı artar. Aşılama tedavisinin riskleri var mıdır? Her tedavi yönteminde, tıptaki her uygulamada risk oranı belirlemek çok önemlidir. Enfeksiyon özellikle dikkat edilmesi gereken bir noktadır. İşlemin steril koşullarda yapılması idealdir ve sonrasında doktorunuz antibiyotik vererek enfeksiyon olasılığını azaltmak isteyebilir. Zaman, umut ve finans kaybı dikkate alınacak olursa 3-4 defadan fazla aşılama yapılması yerine tüp bebek yöntemine geçilmesi daha akılcı olacaktır. Çoğul gebelik ve aşırı cevap sendromuna karşı dikkatli olunmalıdır. Yumurtlama tedavisinin tek yumurta geliştirmeye yönelik düşük dozlarda yapılması, fazla yumurta geliştiğinde tedavinin gerekirse iptal edilmesi düşünülmelidir. İlaçsız birkaç gün bekletme (coasting) ile fazla yumurtaların bir kısmı körelerek çoğul gebelik ve aşırı cevap sendromu riski azaltılabilir. Kan estradiol seviyelerini ölçmek ve 1500 pg/ml üzerindeki değerlerde iptal veya coasting kararını belirlemek yine önemli stratejik uygulamalardır. Aşılama kaç defa denenebilir? İnseminasyon yani aşılama, 4-6 defa denenebilir. Deneme sayısı uygulama nedenine, çiftin ihtiyaçlarına göre ayarlanır. İyi klinik uygulama 3-4 defadan fazla aşılama yapılmamasıdır. Bilimsel verilere göre 3 aşılama sonunda çiftlerin %40 ı gebeliğe ulaşmaktadır (kümülatif=birikimsel gebelik oranı). Oysa, 4. aşılamadan sonra gebeliğe ulaşan çift sayısında aşılama başına ancak %1 artış sağlanabilir. Sonuç olarak %1 fayda sağlamak için yapılacak girişimsel bir tedavinin yerini artık tüp bebeğe bırakması daha doğru olacaktır. Tüp bebek yöntemi %1 olan 4. aşılamanın başarı oranını yaklaşık 50 kat artıracaktır. Zaman, umut ve finans kaybı dikkate alınacak olursa 3-4 defadan fazla aşılama yapılması yerine tüp bebek yöntemine geçilmesi daha akılcı olacaktır. Üçten fazla aşılama yapılması kararı, önceki aşılamaların yapılma şekli gözden geçirilerek verilebilir. İyi klinik uygulamalara uygun olmayan önceki aşılamalar dikkate alınmayarak aşılama yöntemi sayısı yeniden belirlenebilir. Niçin bir hastalığın tedavisini farklı sıralama ve şekillerde öneren hekimlerle karşılaşılıyor? Öncelikle tıpta iyi klinik uygulama kavramını hatırlayalım. Günümüzde hastalıkların tedavi ve yönetiminde farklı yollar, yöntemler olduğunu biliyoruz. Ekollerde yaşanan bu değişkenlikler, doktorlar arasında zaman zaman tartışmalara yol açarken hedef kitlenin (yani tedaviyi alacak asıl kişinin) aklını karıştırmaktadır. Niçin bir hastalığın tedavisini farklı sıralama ve şekillerde öneren hekimlerle karşılaşılıyor? Çünkü, tıptaki uygulamalar, o güne dek o hastalığın seyrini değiştirmede değişik etkinliklerin istatistiki olarak tanımlanmasına bağlı olarak ve hekimin yetiştiği ekolün bilgi birikimi ve inanışı ile değişkenlik göstermektedir. Yani bir son noktaya giden tek bir yol yoktur ve aynı bulmacalarda olduğu gibi birden fazla yol ve dönemeç aynı son noktaya yani konumuza uyarlarsak sağlıklı bir hamileliğe ulaşabilmektedir. Önemli olan bu yollardan en tehlikesiz ve sağlıklı olanı seçebilmektir. İşte tıpta iyi klinik uygulamalar bu amacı taşıyan yöntemleri tanımlamak için kullanılmaktadır. İnfertilite tedavilerinde iyi klinik uygulama, çiftin sorununu tespit etme ve tedavisini belirlemede çiftin ihtiyacından ne daha azı ne de daha fazlasını yapmak, etkinliği kanıtlanmış minimum yöntemle sorunu en kısa zamanda çözmektir. İyi klinik uygulama, her infertil çifte tüp bebek yapmamaktır. İhtiyacı olmayan çifte aşılama veya tüp bebek önerilmesi kötü klinik uygulamadır

10 başarı öyküsü başarı öyküsü Artık pusulamız yanımızda. Nereye gidersek gidelim yönümüz Kuzey. Sinem - Emrah Durmuş çifti, 5 yıllık evliliklerinde uzun ve zorlu bir savaştan galip çıkmışlar. Üç ay önce 3 kilo 400 gr doğan oğluları oğlu Kuzey, Durmuş çiftinin tüm yaşamlarını değiştirmiş. Onlarla bu zorlu süreci, İrenbe ile nasıl tanıştıklarını konuştuk... Sinem Hanım, İrenbe ye gelmeden önceki aşamaları anlatır mısınız? Evliliğimizin 6.ayında Devlet Hastanesi ne gitmiştim. Polikistik over teşhisi koydular. Çocuk olmasında engel olabilir dendi. Ondan sonra birkaç tane doktor denedim. Çok yanlış tedavi uygulandı; 6 ayda 40 kilo aldım. Sonra zaten hayata küsme evresi başladı. Sinir sistemim çöktü adeta. Ailelerinizin tepkisi nasıldı bu sancılı süreçte? Daima destek oldular. Emrah ın ailesi özellikle, çocuk sahibi olamayacağımızı duyduklarında, Biz seni ilk gördüğümüzde, bu kızdan güzel torun gelir demedik. Biz seni düşünüyoruz. Her zaman yanındayız dediler. Her şeyi bana bıraktılar ama ben bu konuya takmıştım zaten. İrenbe ye geldikten sonraki tedavi süreci nasıl gelişti? Bir yakınımızın önerisi ile Nurettin bey den randevu aldım ve randevuya yalnız gittim. Ben artık eski tedavilerden yılmış, yorulmuş bir durumdaydım. Konuşmaya başlar başlamaz, Bana az ye demeyin çünkü az yiyorum, doktorlar yüzünden böyle oldum. Hamilelerden, çocuklardan nefret ediyorum. Şu an başka çocuk görmek istemiyorum, sadece kendi çocuğumu görmek istiyorum dedim. Çok fazla tedaviye maruz kaldığımı, çok kilo aldığımı, ilaç tedavisini istemediğimi, tedaviye aşılamayla başlayıp başlayamayacağımızı sordum zaten. Nurettin Bey Sen öyle istiyorsan öyle olsun dedi Hatta Onun haricinde, Ben şunu yemem, bunu yemem diye bir sürü şey söylemiştim. Nurettin beyde bana Mandalina, portakal yiyemiyorsan yeşilbiber ye, ayni vitamin onda da var diyerek bana farklı bir yaklaşımda bulundu. İlk sohbetimiz sanki babamla pazara alışverişe gitmişiz de ne alalım ne almayalım şeklinde konuşuyor gibiydik, çok güzeldi yaklaşımı. Peki, hiç tereddüt ettiniz mi bu tedavi süresince? Bir sürü deneme yapmamız gerekebileceğini hiç düşündünüz mü? Hayır! Aşılama bir kere, tüp bebek bir kere denenecek diye karar vermiştik zaten. Çünkü ben evliliğimin 6. ayında doktora gitmiştim ve o zaman öğrendim çocuğumun olamayacağını. İlk olarak aşılama yapıldığını biliyoruz. Tüp bebek yöntemine geçiş nasıl oldu? Aşılama da gün sürüyor zaten. Aşılamadan olumsuz sonuç çıkınca 2 3 ay kadar ara vermemiz gerektiğini söylemişlerdi ama ben o moral bozukluğunun da etkisiyle 7 ay kadar bir ara verdim. Aşılamanın oranları da düşük çıkmıştı ve bundan ötürü bir daha aşılama yapmak istemediğimi o anda belirttim ben zaten. Aşılamayı normalde 3 kere deniyoruz dediler, ama 3 aşılama ücreti 1 tüp bebek tedavisine denk geliyor hemen hemen. E aşılama yapacağımıza sonra tüp bebek tedavisi yaparız diye düşündüm ve ayrıldım İrenbe den; 7 ay ara verdim. Sonra da gelip tüp bebek tedavisine başladım. Emrah Bey, siz bu süreç için ne diyorsunuz? Olayın hem maddi yönü hem de manevi yönü var. Hiç uğraşmayacaksınız bence, direkt tüp bebek yöntemini deneyeceksiniz. Bu tedaviler olana kadar eşim deneme tahtasına döndü. Bu süreçte başınıza gelen unutamadığınız ilginç bir olay oldu mu? Bana ilginç gelen insanların bu konudaki bilgisizliği... Etrafımdaki yaşlılardan tüp bebeğin ne olduğunu bilmeyenler vardı. Başka birisinden sperm alındığını sanıyorlar. Bu nedenle pek bahsetmedim kimseye. Bir tek ailelerimiz biliyordu. Bu süreçte bana en garip gelen de şu oldu: Yumurtalar verildikten sonra, 22 tane sağlam yumurta elde edilmiş ve 19 u döllenmiş. Çok sevindirici bir haberdi. Evde neşe içinde bundan bahsediyorum sürekli. Sonra düşündüm; bunu babama anlatıyorum. Babam yumurtlama dönemimi biliyor, adet dönemimi biliyor... Normal bir doğum süreci yaşamış olsaydık böyle bir durum olmayacaktı. Bu düşünceler nedeni ile bir ara içime kapandım. Annem, böyle yapmamam için hemen uyardı beni... Yumurtaların toplanacağı gün neler oldu peki? Kaç tane embriyo yerleştirildi? O gün acayip heyecanlıydım. Herkes beni neşelendirmeye çalışıyordu. Sonra Nurettin Bey geldi, 22 tane toplamışsın, iyi yetiştirmişsin dedi. (gülüşmeler). O gün çok mutlu ayrıldım. Kaç gün sonra yerleştirildi embriyolar? Nurettin Bey, yumurtalar kaliteli olursa 5 gün sonra yerleştireceklerini söylemişti. Öyle oldu. Ayrıca Bakanlık, yumurtalar kaliteli olduğunda 3 yumurtaya kadar izin veriyormuş. Nurettin Bey beni uyardı Bak Sinem yumurtalar kaliteli olduğu için 3 ünün de tutma ihtimali var. Sonradan 3 ü de tutarsa sonlandırmak zorunda kalırız, daha çok üzülürsün. Ben yine de ısrarlıydım, Bakanlık bana bu hakkı verdiyse 3 ünü de yerleştirelim dedim. (gülüşmeler) Emrah la da konuşmuşlar ve sonuç olarak 2 tane embriyo yerleştirildi. Ama en kaliteli 9 tanesi de dondurulmuş, yani ilerde tekrar çocuk sahibi olmak istediğimde bu aşamaları direkt atlayıp embriyo yerleştirmeye geçebileceğiz. Bana ilginç gelen insanların bu konudaki bilgisizliği... Etrafımdaki yaşlılardan tüp bebeğin ne olduğunu bilmeyenler vardı. Başka birisinden sperm alındığını sanıyorlar

11 o kadar korkuyordum ki... Daha sonra Nurettin bey in odasına çıktık sonucun pozitif olduğunu söyledi ve ben ağlamaya başladım, Nurettin beyin boynuna sarıldım o günü hiç unutamam.. Ve hemen Alsancak ta Fenerium mağazasına gittik, tulumlar aldım, sanki oğlum olacağını biliyormuşum gibi Bende Fenerbahçeli olduğum için Peki, nasıl geçti hamilelik günleriniz? İlk testen sonra 2-3gün ara ile tekrar gebelik testi yaptırdık, değerlerin yükselmesi gerekiyormuş. Normal hayatıma devam ettim, gayet rahat geçti. Nurettin Bey, İlk 3 ay evden çıkmazsan, çok fazla hareketli olmazsan iyi olur demişti. Ben onu biraz abarttım, hiç dışarı çıkmadım. 3 ay bittikten sonra ise hiç durmadım, sürekli gezdim.12. haftaya kadar Nurettin bey beni takip etti. Daha sonra İrenbe de Gebelik Eğitim Seminerleri yapılıyordu, seminerlere katıldım. İrenbe de birden fazla doktor olduğu için kendi doktorun yoksa diğer hekimlere gidebiliyorsun. Bende seminerlerden sonra Refik Bey e devam ettim. Kontrolde, bebeğin ters durduğunu fark ettik. Tansiyonum düşük olduğu için çok ağır sporlar yapamıyordum, yürümeyi de sevmiyorum. Bunun üzerine Refik Bey yüzmemi önerdi. Bebeğimin ters duruşunu da düzeltebilecek bir şey olduğundan bahsetti. Bunu duyduktan sonra sürekli yüzdüm. Bundan dolayı mı nedir, banyo yapmaktan bu kadar zevk alan bir çocuk daha görmedim. Duygusal açıdan zor günler geçirdiğinizi söylediniz. Nasıl karşılandınız İrenbe de? İrenbe de her şey farklıydı. Ben daha önce doktora gittiğimde, doktor yalnızca alacağım ilaçları söylerdi o kadar. Oysa İrenbe de, Nurettin beyle başlayan süreç, Refik Bey, Refik Bey olmadığında da Aral Bey benim için doktor değil, moralmotivasyon ekibiydi. Onları gördüğüm zaman bütün sinirlerim gevşiyordu. Sadece onlarla da sınırlı değil elbette. İrenbe ye girdiğimde güler yüz, ilgi, alaka zemin kattan başlayan bu yaklaşım yukarıda devam ediyor.. O yüzden hastaneye mi geldim eve, aileme mi geldim belli olmuyor. Hamile kaldıktan sonra da doktor-hasta ilişkisinin adeta akraba ilişkisi gibi olması da ayrı bir güven sağlıyordur herhalde... Evet kesinlikle. Doğuma gireceğim, yatıyorum sedyede. Yolda önce kısık sesle Refik Bey, Refik Bey diye seslenmeye başladım. Baktım ses gelmiyor, en sonunda bağırdım artık Refik Bey diye. Hemen seslendi, ben buradayım merak etme dedi ve öylece yatıştım, yoksa adımımı atmayacaktım doğumhaneye. Doğum sırasında zorluk oldu mu? Normal doğum için 41 haftaya kadar bekledik fakat gelmedi. Dolayısıyla sezaryen oldum ve rahat geçti. İnsan, zor elde ettiklerine daha çok değer verir gibi bir görüş var. Kuzey e yaklaşımınız nasıl? Onu şımartacağınızdan korkuyor musunuz hiç? Sonrasında neler yaptınız peki? Normal hayatınıza geri mi döndünüz, yoksa yatıp dinlendiniz mi? İlk 2 gün dinlendim. Bana söylenilen, Normal hayatına devam et, ağır iş yapma idi. Çok aktivitede bulunmadım, ama hafta sonları temiz hava almak üzere dışarı çıktım. Peki, bekleme süreci nasıldı? Mutluluk, heyecan, tedirginlik? Ben başından beri, hep tutmayacağına hazırladım kendimi. Bundan önceki emeklerimiz ve olumsuz sonuçlardan ötürü hep en kötüyü düşündüm ki sonuç yine olumsuz olursa yıkılmayayım. Evde de karar almıştık; 15 gün boyunca evde bu konuyu hiç konuşmadık. Bir gün dışarı hava almaya çıktım, canımda çok sıkkın, çay bahçesi gibi bir yerde oturdum..çok da kalabalık. Bir kadın geldi yanıma. Hiç boş masa yok, yanına oturabilir miyim dedi. Tabi dedim ben de. Sonra oğlunu çağırdı, Kuzey gel oğlum dedi. Bir çocuk geldi ki ben o aralar hiç çocuklara yanaşmıyorum. O kadar kötüyüm ki, hamilelerden nefret ediyorum, çocuklara yanaşmıyorum falan Bir de sandviç yedi. O ketçaplar bulaştı oraya buraya falan. Yiyeceğim çocuğu. O akşam eve geldim. Adı Kuzey oluyor dedim ben ve oldu (gülüşmeler) Sonucu öğrenmeye gittiğiniz günden söz eder misiniz? O gün Annem ve eşimle birlikte İrenbe ye gittik, kan verdik sonuç 2 3 saat sonra çıkacağı için orda beklemek istemedim. Annemler de beni neşelendirmeye çalışıyorlardı. Kıbrıs Şehitlerinde bir pastaneye oturduk, o arada İrenbe den Hatice hemşire ve arkadaşları geçiyordu. Yarım saat kalmıştı onları görünce, ben bir ağlamaya başladım, durduramıyorum kendimi... Hastaneye gitmek istemedim hiç. Alacağım sonuçtan Hayır, çünkü o konuyu hamileyken çok konuştuk Emrah la. Tüp bebek olduğu için kendisini ayrıcalıklı hissetmesini istemiyoruz. Gerçi ister istemez şımartılacak Kuzey. Biz şımartmasak ailelerimiz şımartacak, torunları oldu sonuçta. Benden de onu beklediler aslında hep, ama bunu minimumda tutmaya çalışıyorum ben.. Artık pusulamız yanımızda. Nereye gidersek gidelim yönümüz Kuzey i gösteriyor. Peki, bunca emekten sonra ikinci çocuğu düşünüyor musunuz? Hayır. Zaten sezaryen olduğu için 2 3 yıl yasak yeni bir hamilelik... Mutlu bir haber de şu, artık doğal yollarla çocuk sahibi olma şansım varmış. Bebek sahibi olmak isteyen ailelere neler önerirsiniz Fazla vakit kaybetmesinler, evliliklerin ilk yılarında mutlaka çocuk düşünmeseler bile genel kontrollerden geçsinler, daha sonra bazı durumlara geç kalabiliyorsunuz eğer çocuk sahibi olmaları için Tüp Bebek yaptırmaları gerekiyorsa yaptırsınlar.. hiç başka tedavilerle uğraşmasınlar Sinem hanım bize ailece vakit ayırdığınız için, yaşadıklarınızı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.. Bizi Kuzey le buluşturan, emek veren, destek olan İrenbe ailesine çok çok teşekkür ediyoruz, son olarak ufak bir şeyler söylemek istiyorum İrenbe de tedavi sürecinde, bekleme salonunda İrenbe Dergilerinde başarı öykülerini okurdum..genelde yapılan röportajlarda ailelerin 2, 3 veya daha fazla tüp bebek denemelerinden sonra bebek sahibi olduklarını okurdum..bir gün sordum İrenbe deki çalışanlara hep böyle mi olur diye hiç ilk seferde başarılı olan yok mudur diye.onlarda öyle denk gelmiştir özellikle çok mücadele eden hastalara yer veriyoruz, sizin ilk seferde tutarda..o zaman sizlerle röportaj yaparız dediler böylelikle röportaj sözümü vermiş oldum nerden nereye umudunuzu hiç kaybetmeyin 20 21

12 HSV-1 enfeksiyonu oldukça bulaşıcıdır ve ciddidir. Ülserlerle ve tükürükle temastan kaçınmanız gerekir, çünkü yoğun bir şekilde virüs içerirler. DİŞ SAĞLIĞI Dr. Ahmet Cesur Diş Hekimi Tehlikeli Öpücük Bulunduğu ortamda karşılıksız her türlü gereksinimi karşılanan, güvenli bir ortamda gelişimini sürdüren insan yavrusu, geriye dönüşü olmayan doğum olayı ile birlikte dünyanın, doğanın iyi - kötü ortamı ve yaşam denen yarışın başlamasıyla yeni dengelere doğru yelken açmaya başlar. Dengelerin oluşma süreci içinde mikroorganizmalarla tanışma ve fizyolojik floraların oluşması, aşılar, immün sistem dediğimiz bağışıklık sistemlerinin oluşması, gelişmesi önemli bir yer tutar. Bu makale; çoğumuzun, hatta bazı araştırmalara göre % 90 nımızın taşıyıcı olduğu Herpes (uçuk) yani HSV-I virüsü ile kişinin ilk tanışmasında ortaya çıkan klinik tablo ve yaşadıklarımız hakkındadır. Yaşamın ilk 6 ayı ile 6 yaşı arasında yavrularımızın etken virüsle ilk karşılaşmasında görülen, oldukça sıkıntılı günleri hepimize yaşatan bir hastalık. Primer Akut Herpetik Gingivostomatit, bilimsel adıyla bilinen HSV-I virüsünün neden olduğu ciddi bir enfeksiyon! Serum antikor tespitlerine göre, nüfusun daha önce de belirttiğimiz gibi çok büyük bir kısmı erişkin çağa geldiklerinde, HSV-1 ile tanıştıklarını gösterir. Bu durum bu tip enfeksiyonların ne kadar sessiz ve sinsi yayıldığının belgesidir. Virüsün tek doğal kaynağı insan olduğu için erkek ve kızlarda eşit oranda görülür. Enfekte doku ve salgılarla bulaşır. Herpes simpleks virüslerinin en belirgin özelliği, insanda latent duruma geçme özelliğidir. Düzensiz aralıklarla bazı sebeplerle aktif duruma geçebilir. Aktif duruma geçmesine sebepler arasında; stres, gün ışığı, kötü beslenme, travma, direkt enfekte materyal ile temas, direnç düşüklüğü, bakteriyel enfeksiyonlar sayılabilir. Virütik enfeksiyonun ikinci kez aktif duruma geçmesi ile halk arasında yaygın adıyla bilinen uçuk lezyonları ortaya çıkar. Anneden geçen antikorların kaybolmasıyla birlikte yaşamın ilk yıllarında primer enfeksiyon başlayabilir. Bu ilk enfeksiyon, virüsle ilk karşılaşan ve kanlarında hiç antikor bulunmayan kişilerde olur. Bazen ansefariz gibi ağır sistemik hastalıklara da neden olabilir. Özellikle en önemli konulardan biri de yeni doğan ve küçük süt bebekleriyle temastan kaçınmak gerekir. Eğer bulaş olursa bu bebeklerde oldukça ciddi hastalık tabloları ortaya çıkabilir. Herpetik enfeksiyonların tipik lezyonları, virüs tanecikleri ve hücre artıklarının bulunduğu seröz bir sıvı içeren veziküllerdir. Vezikül yırtıldığında virüs serbest kalarak bulaşma görülür. Veziküllü alanların kaşıntılı olması nedeniyle el ile kaşınma sonucunda tırnak dibi ve parmakta herpetik lezyonlar görülebilir. Primer Akut Herpetik Gingivostomatit enfeksiyonlarında en olağan klinik görünüm; ağız içinde, damakta, dilde, dişetinde kısaca hareketli, sabit, keratinize, nonkeratinize tüm ağız içi dokularında, dudaklar ve ağız çevresinde yaygın veziküllerin oluşmasıdır. Etkilenen mukoza kırmızı ve ödemlidir. Bazen bu ilk lezyonlar bademcikler üzerinde ortaya çıkarak bakteriyel bir anjin ile karışabilir. Başlangıçta veziküller 3-4 mm çapında etrafı kırmızı bir sınırla çevrili ağrılı lezyonlardır. Veziküllerin yırtılmasıyla psödomembran oluşur ve membran kalkarsa ağrılı ülserasyonlar meydana gelir. Ülserler iz bırakmadan yaklaşık iki haftada iyileşir. Hastalığın 3-5 günlük, belirti vermeyen kuluçka dönemi vardır. Sonrası ise ağız ve boğaz ağrısı, dişeti ve damakta kanamalar, ağız kokusu, ülserasyon ve ağrıya bağlı olarak yemede ve içmede zorluk, ağızdan salya akması, gibi belirtiler vardır. Ayrıca iki taraflı servikal lenfadenopati, ateş, halsizlik, irritabilite gibi sistemik belirtiler ortaya çıkabilir dereceye kadar yükselen ateş konvülsiyonlara neden olabilir. Ayrıca kusma, diyare ve üst solunum yolları enfeksiyonu da tabloya eklenebilir. Sonraki birkaç gün içinde tüm ağız mukazası ve farenkste küçük veziküller çıkar. Daha sonra veziküller açılarak derin olmayan ülserasyonlara dönüşür. Hastalık yaklaşık 2-3 hafta sonra bağışıklığın da oluşmasıyla iz bırakmadan kendiliğinden geçer. Gingivitis ve lenfadenopati ise biraz daha uzun süre sonra şifa bulur. Ayırıcı tanıda: aftöz ülserler, el-ayak-ağız hastalığı, herpangina, akut ülseratif gingivitis, erytema multiforme ve pemfigusun başlangıç görüntüsüdür. KORUNMA ve TEDAVİ Viral replikasyon ( üreme ) döngüsünün çoğunun, hastanın kendini iyi hissettiği inkübasyon döneminde olması önlem açısından bir olumsuzluktur. Hastada sistemik bir viral enfeksiyonun varlığı anlaşıldığında virüs tüm vücuda yayılmış ve bunu önlemek için de geç kalınmış olmaktadır. Antiviral ilaçlar antibakteriyel ajanlar kadar sık kullanılamazlar. Virüslerin özellikleri hücre içi parazitleri olmaları nedeniyle, kullanılan ilaçlar aynı zamanda konakçı hücre fonksiyonlarına da zarar verebilmektedir. Ancak son zamanlarda virüslere karşı seçici davranabilen antiviraller geliştirilmektedir. Ayrıca konakçının immün fonksiyonlarını arttıran veya düzenleyen kemoterapatik ajanlar viral enfeksiyonun yenilmesinde yardımcı olurlar

13 Ülkemizde de kullanılan asiklovir, interferon ve zovidan bu grup ilaçlardandır. Asiklovir lokal ve sistemik olarak kullanılabilir. Eğer çocuğunuzda Primer Akut Herpetik Gingivostomatit teşhisi kesinse hareket şekliniz şu şekilde olmalıdır: Tedavi genelde semptomatiktir Tedavinin amacı, ağrı, ateş ve sıvı kaybına karşı çocuğu korumak ve konforunu sağlamaktır. Ortaya çıkan klinik tablonun ciddiyetine göre sekonder enfeksiyonlardan korunma amacıyla antibiyoterapi gerekebilir. Tedavi amaçlı antibiyotik verilmez. Yemeklerden önce topikal anestezikler kullanılabilir. Ağız antiseptikleri ise lokal hijyeni sağlamak için kullanılabilir. Ağrıyı azaltmak için yaygın olan bir metot da antihistaminik bir preparatla antiasit bir preparatı eşit oranda karıştırarak ağzı çalkalamak ve yutmadan tükürmektir. Bu şekilde ülserlerin üstünü kaplamak ağız içi konforu bir miktar arttırır. Eğer çocuğunuz karışımı yutarsa, antihistaminiğin dozajının aşırı olmadığından emin olmalısınız. Çocuklara ağrılarını hafifletmek için, ibuprofen veya acetaminofen (parasetamol ) verilebilir. Asla aspirin vermeyin. Eğer aspirin alerjisi, mide ve böbrek problemleri varsa ibuprofen de vermemelisiniz. Aslında ağzını tuzlu su ile gargara yapması veya yıkaması bile rahatlatabilir. Çocuğunuza serin içecekler verin. Bu bile hafif bir uyuşukluk yaparak çocuğunuzu sakinleştirebilir. Süt ve sütlü içecekler, su gibi saf sıvılar bu iş için iyi seçimlerdir. Portakal, greyfurt suları, soda, limonata gibi asitli ve gazlı içecekler ise tercih edilmemelidir. Bu ve benzeri içecekler çocuğunuzun ağzını daha fazla incitecektir. Bazı ebeveynler çocuğa vitamin gereksinimine karşı bu gıdalara hatalı olarak yönelebilmektedirler. Eğer çocuğunuzun dudaklarında ve dilinde de yaygın ülserasyonlar oluşmuşsa sıvıları bir kamış yardımıyla da içmek daha uygun olabilir. Çocuğunuz ağzının içi düzelinceye kadar katı gıdaları alamayacaktır. O nedenle yumuşak gıdalarla gıda gereksinimini sağlamalısınız. En iyi seçimler, bebek mamaları, püre haline getirilmiş patates, haşlanmış yumuşak meyve püreleri özellikle elma püresi, yoğurt ve puding. Çocuğunuz tuzlu, baharatlı ve sert gıdalar alamaz. Her gıda alımından sonra çocuğunuz ağzını ılığa yakın bir suyla çalkalamalıdır. Kendi ve çocuğunuzun ellerini sıkça yıkayın. Bu özellikle yemek hazırlarken, gıda alımı sırasında ve hatta yatak odasını hazırlarken önemlidir. Çocuğunuz oynarken ağzına götürdüğü oyuncaklarını oyun öncesi ve sonrası yıkayın. Virüsün yayılmasını önlemek için çocuğunuzun diş fırçasını ayrı bir yerde tutun ve bu yolla bulaşmayı engelleyin. Yeme, içme kapları ve benzeri malzemelerle bulaşı önlemek için de hijyen kurallarına uyulmalıdır. Emzik ve biberonlarda sterilizasyon uygulanmalıdır. Çocuğunuzda şu belirtileri görürseniz önemseyin: Çocuğunuz rahat bir şekilde içemez ve yutamazsa, ağzından kan ve püy benzeri seröz bir akıntı gelirse, ateşi 38 derceyi aşıyorsa, çocuğunuz daha kolay irrite olabiliyor ve ağlaması durmuyorsa dikkat edin. Bunlara ek olarak; çocuğunuz sıvı alamadığı için su kaybı belirtileri başladıysa, ki dehidrate çocukta şu belirtiler ortaya çıkar: 8 sat geçmesine rağmen idrar çıkışı çok az veya yoktur, ağladığında gözyaşı yoktur, dudakları kuru ve çatlak, çocuk zayıflamış ve güçsüz görüntüde olup uyanması zordur. Bu durumda mutlaka bir tıbbi yardım alınmalıdır. HSV enfeksiyonlarının çok yaygın ve neden olduğu hastalıklar ağır seyirli olmasına rağmen, korunmak için henüz özel bir yöntem yoktur denilebilir. HSV-1 aşılarının korunmada faydalı olabileceği gösterilmiş olmasına rağmen, çalışmaların, henüz gelinen nokta, araştırmaların devam etmesinin gerekliliği yönündedir. Sağlık personelinin enfekte kişilerle temasında dikkatli olması gerekmektedir. Hastalığın yayılmasında etkili bir rol oynayabilirler. Ayrıca bağışıklık yetmezliği olanlar; gebeler, altı ay-altı yaş grubu çocuklar ve seronegatif olan bireyler risk gruplarını oluştururlar Son söz olarak özetlemek gerekirse; bu enfeksiyon oldukça bulaşıcıdır ve ciddidir. Ülserlerle ve tükürükle temastan kaçınmanız gerekir, çünkü yoğun bir şekilde virüs içerirler. Semptomlar genellikle enfekte kişiyle temastan yaklaşık 2 ila 12 gün içinde gelişir, artar. Bu tip enfeksiyonların problemlerinden biri de virus kalıntısı haftalarca, aylarca kişi iyileşse bile etkisinin devamlı olmasıdır. Toplumsal olarak duygusal bir yapıda olmamız ve sevgimizi sarılarak ve öperek gösterme alışkanlıklarımız bazen tehlikeli olabilmekte. Özellikle küçük çocuklara karşı sevgi gösterirken, sevgi dolu öpücüklerimizin aslında gizli tehlike taşıyan araç olmamalarına özen gösterelim. Tehlikeli öpücüklere dikkat edelim

14 Kadın Sağlığı; MENOPOZ Prof. Dr. Cahide Soydaş Çınar Kalp Damar Hastalıkları Uzmanı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Menopoz sonrası dönemde HİPERTANSİYON 2-3 hafta tuzsuz yedikten sonra alıştığımızı, daha sonra tuzlu yiyeceklerden hoşlanmadığımızı fark edeceğiz. Yemekleri limon, baharat, soğan, sarımsak, sirke ile tatlandırmak için yeterli olacaktır. Hipertansiyon ve kalp hastalıkları arasında bir bağlantı olduğu, kalp krizi ve inmeden (felç) korunmak için kan basıncının normal sınırlarda olması gerektiği bilinmektedir. Hipertansiyonda komplikasyonlara bağlı olarak bazı şikayetler ve bulgular; baş ağrısı, burun kanaması, baş dönmesi, kulak çınlaması, bilinç bulanıklığı ve göz damarlarında kanama görülebilir. Toplumda sık rastlanmasına rağmen, kadınlardaki yüksek tansiyonun üzerinde, erkeklere göre daha az durulduğu saptanmıştır. Erkeklerde gençlik ve orta yaşlılık dönemlerinde sistolik ve diyastolik kan basınçları daha yüksek iken, kadınlarda yaş ilerledikçe erkeklerden daha yüksek olmaya başlar. Menopoz sonrasında, üreme hormonlarının azalıp kaybolması ile yüksek tansiyon ve kalp hastalığı görülme sıklığı da artar. ¹ ² Framingham Kalp Çalışmasının son verileri de, 55 yaşında normal tansiyonlu olan kişilerde, yaşam boyunca hipertansiyon gelişme riskinin %90 olduğunu göstermektedir. ³ Menopoz öncesi kalp ve beyin ile ilgili hastalıklar daha az görülürken, 50 yaş üzerinde giderek artmaktadır. Kısmen yaş ile açıklanırken menopoz sonrası gelişen östrojen eksikliği artan kardiovasküler hastalık gelişiminde önemli rol oynar. Bu dönemde östrojen eksikliği, damarın iç yüzünü örten hücrelerin fonksiyonunu bozarak ve esnekliğini azaltarak sistolik kan basıncı artışına neden olur. ¹ Menopoz; kardiovasküler ve hipertansiyon için önemli bir risk faktörüdür. ÖLÇÜM Dijital olarak koldan tansiyon ölçen cihazlar (bilekten değil) ise daha kolay ve güvenle kullanılabilir. Evde sistolik ve diyastolik kan basıncının ölçüm değerleri >135/85 mmhg ise sağlık ünitelerinde ölçülen >140/90 mmhg kan basıncına eş değer riski gösterir. Evde ölçüm değerleri daha düşük olmalıdır. Ölçümden 30 dakika önce, çay, kahve, sigara ve egzersiz bırakılmış, idrara çıkılmış olmalı; kol, sırt geriye dayalı oturma pozisyonunda kalp hizasında tutulmalı ve kan basıncı ölçümünden önce 5 dakika kadar dinlenilmiş olunmalıdır. Yaşam tarzında yapılacak değişiklikler tansiyonun yükselmesini önleyebilir, başlamasını geciktirebilir veya ilaç tedavisinde ilaç ihtiyacını azaltabilir. Menopoz sonrası kan basıncı yükselmesi, sıklıkla kan şekeri ve yağlarının metabolizmasındaki bozulmalarla da birliktedir. Kan basıncı yükselmesi menstrüasyonun kesilmesinden hemen sonra görülmez ve gelişimi bir kaç yıl içinde olur. Şişmanlık veya yakın zamandaki kilo artışı yeni başlayan hipertansiyonun %70 sorumlusudur. Hipertansiyon için, kilo almanın dışında vücuttaki yağ dokusunun dağılımı da önemlidir. Bel çevresinin genişlemesi (veya belin kalçaya oranında artış) -android yağ dağılımı- hipertansiyon ve kardiovasküler hastalık gelişimi için risk faktörlerindendir. Kilo alımına, android tipte vücut yağlanmasına, hormon eksikiğine ilaveten, RAAS (Renin anjiyotensin aldosteron sistemi) aktivasyonu, tuza duyarlık, leptinin negatif etkisi, androjen hormonun nisbi artışı ve troid fonksiyonlarındaki değişikliklerin ve yaşın da rolü vardır. YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ Meyve/sebze tüketimini artırmak (DASH diyeti) Tuz tüketimini azaltmak Fiziksel aktiviteyi artırmak Kilo vermek (ve kilonun korunması) Aşırı alkol tüketimini azaltmak Sigarayı bırakmak Doymuş ve toplam yağ tüketimini azaltmak 4 DASH Diyeti (Hipertansiyonu durdurmak için uygulanan diyet): uygulamasından 2 hafta sonra tansiyon düşmeye başlar. Bu diyet; taze meyve, sebze, az yağlı süt ve süt ürünleri, doymuş yağ ve kolesterolden az miktarlarda beslenme şeklidir. Meyve ve sebze iyi birer doğal potasyum kaynağıdır. Bu da sodyum ve tuzun tersine kan basıncını düşürücü bir etkiye sahiptir. Tuz oranları düşüktür, az miktarda yağ içerirler, lif açısından ise zengin birer kaynaktırlar. Bir kısmının potasyum içerikleri ise daha fazladır; muz, kurutulmuş meyve, kavun, portakal, domates, fırında pişmiş kabuklu patates, avokado, kabak gibi.. Ayrıca bu besinlerin antioksidan özellikleri; örneğin vitamin C ve E, kalp hastalıklarını önlemede önemli bir role sahiptir. Kalsiyum ve magnezyum takviyesinin kan basıncı düşürücü etkisi ise tartışmalıdır. Tuz: 1 çay kaşığı tuzdan (6.5 gr ağırlığında olup 2300 mg ı yani %40 ı sodyum) daha fazlası tüketilmemelidir. Aldığımız yiyeceklerin etiketlerinde sodyum miktarını görebiliriz. 1 gr sodyumun 2.5 gr tuza eşit olduğunu hatırlayarak etikette okuduğumuz sodyumu 2.5 ile çarparak tuz miktarını bulabiliriz. Tuzun miktarı kan basıncını doğrudan etkiler, ne kadar fazla tüketirsek kan basıncı da o kadar fazla artacak, içindeki sodyum nedeni ile de vücutta sıvı birikimine ve ayak billeklerinde şişmeye neden olacaktır. Bu kural sadece tansiyonu yüksek olanlar için değil normal olanlar için de geçerlidir. Ayrıca çok fazla miktarda alınan tuz, kemik erimesi (osteoporozis), astım, böbrek hastalığı ve mide kanseri ile de yakından ilgilidir. Tuzun kısıtlı olması, sıklıkla tüketilen günlük tuzun 5-6 gr dan az olması önemlidir. Bunun için üç öneriye dikkat edilmesi yeterli olur; Yeme alışkanlığında yavaş yavaş bir değişiklik, sebze ve meyve alımını artırış, günde 30 dakika kadar fiziksel aktiviteyi artırmak önemli yararlar sağlamaktadır. Yemek masasına tuzluk getirilmemeli (deniz tuzu, kaya tuzu da benzer özelliktedir, ayrıca ketçap ve soya sosunda da tuz miktarı yüksektir), Yemek pişirirken ekleme yapılmamalı, Tuz ilave edilmiş olan hazır yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Tuz oranı yüksek olan yiyecekler için örnekler; ekmek, kahvaltıdaki tahıl ürünleri, hazır etler (sosis) ve çorbaları, bazı restoranların alışkanlıkları sayılabilir. Benzer tadı veren potasyum klorürlü tuzda, potasyum sodyumdan daha fazladır, tuzsuz yemekte zorlananlar için bir seçenek olabilir fakat böbrek hastalıklarında dikkatli olmak gerekir. Aslında yediğimiz pek çok yiyecekte de tuz mevcuttur; havuç, et, süt, balık, deniz sahilinde yetişen yiyecekler gibi. Taze veya dondurulmuş yiyecekler, konserve ve fast food yiyeceklere tercih edilmelidir. 2-3 hafta tuzsuz yedikten sonra alıştığımızı, daha sonra tuzlu yiyeceklerden hoşlanmadığımızı fark edeceğiz. Yemekleri limon, baharat, soğan, sarımsak, sirke ile tatlandırmak için yeterli olacaktır. Fiziksel Aktivite; kan basıncını düşürmede önemlidir

15 Öneriler; Dayanıklık kazandırıcı türde olmalı (yürüme, uzun mesafeli koşu, yüzme). Düzenli olarak, haftada 5 gün/her gün dakika süreyle orta dereceli egzersiz yapılmalı. Günde dakika orta yoğunluktaki dinamik egzersiz (yürüyüş, yüzme gibi), haftada 4-7 gün yapıldığında sistolik kan basıncının 10.3 mmhg, diyastolik kan basıncının 7.5 mmhg düştüğü gösterilmiştir. Daha yoğun egzersiz ile daha fazla düşmemektedir. Tempolu yürüme, yüzme, bisiklete binme, dans, koşma, tenis gibi aktivitelerin hepsi de kalp ve solunum sistemimizi güçlendirecek ve tansiyonumuzu düşürecektir. Fiziksel aktivitenin pek çok faydasının yanında kalp hastalığı ve inmenin azaltılmasına da katkısı bilinmektedir. Kan basıncının düşürülmesi veya normalse yükselmesinin önlenmesi ile iyi huylu kolesterolü artırması kalp ve damar hastalıklarından korur. İyi huylu kolesterolü artırarak kalp ve damar hastalıklarından korur. Kilo vermemize veya verdikten sonra onu korumamıza yardım ederek tansiyonun yükselmesini önler. Şeker hastası olmayı önleyebilir veya var ise kontrolünü kolaylaştırabilir. Aktivitemizi artırdığımızda ilk 2.5 ayda kan basıncının düştüğünü fark edebiliriz. Aktiviteyi bu seviyede tuttuğumuz süre içinde de bu kan basıncı düzeyini devam ettirebiliriz. Fiziksel aktiviteye başlamadan önce; kan basıncının normal sınırlara düşürülmesi, koroner kalp hastalığı, diyabet, solunum sistemi hastalığı var ise bunların kontrol edilmesi gerekir. Kan basıncı yüksek olanlarda ise kaçınılması istenen aktiviteler; ağırlık kaldırmak ve squash gibi sporlardır. Aktivite sırasında hafifçe terleyebiliriz fakat soluğumuz konuşabilmemizi önlememelidir. Böylece günde kalori yakar, yılda ise 6-12 kg verebilliriz. Böylece biraz aktif olarak, hayatımızda büyük farklar yaratabiliriz. Giderek günlük 30 dakikalık süreyi 3-10 ar dakika artırabiliriz. Eğer kilo kaybetmek veya kaybettiğimiz kiloyu korumak istiyorsak her gün dakika yürümeliyiz. Ayrıca merdiven çıkma, yokuşta yürüme, yoga, pilates ve bahçede çalışma da kaslarımızı güçlendirecektir. Aktiviteleri çeşitlendirmek sıkılmamızı önler, devamını kolaylaştırır. Adımlarımızı saymak istersek pedometre ile hergün olacak şekilde yürümeliyiz. Kilo Verme: Rutin olarak bel çevresi ve kilo ölçülmelidir. Hipertansiyonu önlemek veya kan basıncını azaltmak için vücut kitle indeksi (VKİ) kg/m2, bel çevresi kadınlarda <88 cm olmalıdır. Bunun için de yaşam tarzı değişikliği çok önemlidir. Kilo vermenin kan basıncı üzerine etkisi; 5.1 kg kaybedilmesiyle sağlanan ortalama sistolik ve diyastolik kan basıncı düşüşleri 4.4 mmhg/3.6 mmhg olarak bulunmuştur. 10 kg kaybedersek kısaca 5-10 mmhg sistolik kan basıncı düşecektir. Diğer tedbirlerle birlikte daha da fazla düştüğünü görmek mümkün olacaktır. Fazla kilo ile birlike şeker, kalp ve kanser hastası olma riski de artmaktadır. Fazla alkol almanın kan basıncını artırdığı bilinmektedir. Bu etki, az miktarlarda alkol tüketildiğinde görülmemektedir. Bir seferde aşırı miktarda alkol alımı ile inme riskinde artış arasında ilişki bulunmuştur. Alkol, antihipertansif ilaçların etkisini azaltır. Fazla alkol tüketenler alkol kullanımını aniden kestiklerinde kan basıncında yükselme görülebilir. (Hafta sonu içenlerde, hafta başında hipertansiyon tanısı konabilir) Alkol kullanımının azaltılmasının, sistolik ve diyastolik kan basınçlarında anlamlı düşüşler sağladığını göstermiştir. Alkol, sağlıklı kişilerde günde 2 içkiden az olmalıdır ve kadınlarda haftada 9 (erkeklerde 12) birimi geçmemelidir. Alkol birimine örnekler; viski 43 ml (%40 alkol), şarap 150 ml. (%12 alkol), bira 341 ml (%5 alkol). Sigarayı Bırakma Tek bir sigara içildikten sonra bile, kan basıncında ve kalp hızında 15 dakikadan uzun süren ani artış meydana gelir. Sigara içenlerde gündüz kan basıncı değerlerinin sigara içmeyenlere göre yüksek olduğu ve kan basıncındaki artışın içilen sigara miktarı ile ilişkili olduğu bilinmektedir. TANSİYONUN YÜKSELMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN UYGULANAN DİYET (DASH DİYETİ) Stres: Gevşeme teknikleri ile stresi yönetmek de kan basıncının düşürülmesine katkıda bulunur. Sonuç: Hormon replasman tedavisi, kemik kırıkları ve kolon kanserinde azalmada yarar sağlarken, koroner kalp hastalıklarında, felç ve tromboembolizmde göğüs kanseri ve safra kesesi hastalıklarında ve 65 yaş üzerindeki kadınlarda unutkanlıkta artış göstermesi üzerine; hormon replasman tedavisi kalp damar hastalıklarından korunmak amacı ile önerilmemektedir. Aşırı kilolu hipertansiflerde kilo verilmesi tedavide etkilidir. Kilo azalması hipertansiyon, kan glikozu ve lipid metabolizması üzerinde etkilidir. Yeme alışkanlığında yavaş yavaş bir değişiklik, sebze ve meyve alımını artırış, günde 30 dakika kadar fiziksel aktiviteyi artırmak önemli yararlar sağlamaktadır. Düzenli olarak kan basıncı kontrolü, az tuzlu (günde 6 gr dan az), az yağlı, bol sebze meyve (en az 5 er porsiyon), aktif olma (haftada en az 5 gün 30 dk aktivite), alkol tüketiminin sınırlanması, kilonun kontrolü, sigarayı bırakıp stresi yönetmek önemlidir. Böylece kalp krizini, felci ve damarlardaki kanın pıhtılaşma riskini azaltmak mümkün olacaktır. YİYECEK GRUBU YİYECEK GRUBUNA ÖRNEK GÜNLÜK PORSİYON TAHIL Ekmek, Pilav, Makarna 7-8 SEBZE MEYVE Bezelye, Brokoli, Havuç, Salatalık, Pırasa, Soğan, Patates, Ispanak, Domates, Turp Elma, Kayısı, Muz, Hurma, Üzüm, Greyfurt, Kavun, Şeftali, Armut, Ananas, Erik, Portakal, Kuru üzüm, Çilek GÜNLÜK İHTİYAÇ Enerji kaynağının ve liflerin önemli kısmı Potasyum, Magnezyum, Lif Potasyum, Magnezyum, Lif 1 PORSİYON 1 dilim ekmek, 8 yemek kaşığı yulaf, pliav, makarna 1 kase çiğ sebze ½ kase pişmiş sebze, ¾ kase sebze suyu 1 orta boy meyve, ¾ kase meyve suyu, ¼ kase kuru meyve, ½ kase taze, donmuş veya konserve meyve AZ YAĞLI SÜT VE SÜT ÜRÜN- LERİ Yağsız veya %1 az yağlı süt, az yağlı yoğurt, peynir 2-3 Kalsiyum, Protein Bardak süt, ¾ kase yoğurt, 45 gr peynir ET, TAVUK, BA- LIK KURU ÇEREZ Görünen yağlardan temizlenmiş kırmızı et, derisiz tavuk, balık, kaynamış ızgara Badem, Ceviz, Fıstık, Fındık, Antep fıstığı, Ayçiçeği çekirdeği 2 veya daha az Haftada 4-5 Proteinden ve Magnezyumdan zengin Enerji, Magnezyum, Potasyum, Protein ve Lif kaynağı 90 gr pişmiş et, tavuk, balık ⅓ kase kabuklu çerez, 2 yemek kaşığı ayçiçek çekirdeği, 1 kase : 16 kaşık : 200gr. 1. JACC S-8S 2. Eurepean Endocrine Disease JAMA. 2002;287: ESH/ESC 28 29

16 İNTERNET ve TIP Doç. Dr. Güven Aslan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Hastalar için İNTERNET ve TIP Tıbbi konularda internette yardım almak çok yararlı olmakla birlikte kullanıcıların da azami dikkat etmeleri gerekmektedir. İnternet her konuda olduğu gibi sağlık alanında da önemli gelişmeler yarattı. Tıbbi kaynaklara internetle ulaşmak herkes için kolaylaşmış durumdadır. İnternet, sağlık alanında özellikle halk sağlığı konusunda topluma büyük hizmetler verebilecek bir potansiyele sahiptir. Hastalık, ilaç, doktor veya hastaneler konusunda bilgiler herkes tarafindan kolayca bulunabilmekte, koruyucu sağlik hizmetlerinin herkes tarafindan bilinmesi kolaylaşmaktadır. Hastaların beklentileri ve İnternet İn kullanım alanları İnternet sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki bir doktor ile ziyaretçiler buluşabilmektedir yılında ABD de 3 milyon kişinin internette sağlık sorunlarına yönelik bir uzmanla temasa geçtiği bilinmektedir. Ülkemizde de internetin yaygınlaşmasıyla birlikte sağlık alanındaki sitelere başvuran kişilerin sayısı belirgin ölçüde artış göstermektedir. Hastaların büyük bölümü, çok yoğun olan hastane prosedürleri, maddi kaygıları göz önüne alarak ile çözülebilecek bir sorun için hekimlerin muayenehanelerinde beklemek istememektedir. Telefon görüşmeleri de hem hekimler için hem de hastalar için her zaman pratik olamamaktadır. Elektronik posta yoluyla randevu düzenlenmesi; hekim veya sağlık kuruluşlarının web siteleri yoluyla randevu almak, randevu tarihini değiştirmek artık mümkündür. Bu durum hastalar için büyük kolaylık sağlamakta hekimlerin iş yükü ve günlük telefon görüşmelerinde belirgin azalmaya yol açmaktadır. Yapılan araştırmalarda hastaların her türlü koruyucu sağlık hizmetleri ile ilgili online bilgi, duyurular, ve hatırlatma almak istedikleri de ortaya çıkmıştır. Ayrıca hekim muayenesi sonrası takip ve kontrol hatırlatmalarının da yolu ile yapılmasını talep etmektedirler. Hastaların bir bölümü ikinci görüş almak için de internet sitelerine başvurmaktadır. Örneğin gibi sitelerde hastalar tıbbi bilgilerini online olarak girmek kaydıyla gerekli tetkikleri sunduktan sonra hastalara elektronik posta ile hastalığı ile ilgili görüş gönderilmektedir. Bu görüşler istendiği takdirde hastanın ilk doktoruna da gönderilmektedir. Hekim sitelerinde ayrıca online ve interaktif tartışmalar ve forumlar da düzenlenebilmektedir. Bazı hekimler önceden ilan etttikleri saatlerde interaktif olarak hastalarla birebir diyaloga geçebilmekte ve çeşitli konularda hastaların tıbbi problemlerini çözmeye çalışmaktadırlar. Bazı sitelerde online olarak ilaç önerildiği de olmaktadır. Bu sitelerde özellikle Amerika Birleşik Devletleri nde uzmanlık diploması olan hekimler tarafından hastalıkların derecesine göre özellikle ciddi hastalıklar dışındaki konularda online reçete önerileri de yapılmaktadır. İnternette özellikle cinsel sağlık alanında olmak üzere çeşitli ilaçların online satışı da yapılmaktadır. Burada satılan ilaçların ekonomik olarak daha ucuz olduğu dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte tedavi etkinliği kesinleşmemiş, ruhsatsız, deneysel ve bazen hastalar için zararlı olabilecek çeşitli tedaviler de satışa sunulmaktadır. İnternet sitelerinin yaygın kullanılması hastaların bu sitelerden aynı oranda memnun oldukları anlamına da gelmemektedir. Hastaların en önemli beklentilerinden biri de kendi hekimleri ile interaktif veya yolu ile görüşmektir. Hekimlerin herhangi bir sebeple bu diyalogdan uzak durmaları hastaları için hayal kırıklığı yaratmaktadır. İnternetin hastalar için bir diğer faydası da aynı hastalığa yakalanan kişilerle bağlantıya geçebilir, ortak web siteleri yapabilir, dernekler ve chat odalarında sohbet edebilirsiniz. Belirli hastalıkla ilgili yeni ve deneysel tedaviler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Örneğin ülkemizde Diabet Cemiyeti, Türkiye Multiple Skleroz Derneği gibi dernekler veya toplulukların web sitelerinde bu çeşit aktiviteler düzenlenmektedir. İnternet ve tıptaki en güncel konulardan biri de telemedicine dır. Özellikle kalp hastalığı veya kronik kastalığı olan kişilerde cep telefonu ile alınan bilgilerin internet ortamında değerlendirilip kendisine yardım ulaştırılmasını hedefleyen sistemlerdir. WAP üzerinden iletilen kan basıncı, EKG, kalp ritmi gibi bilgiler server üzerinden bilgisayara aktarılmakta, data transformasyonu ile ilgili hekim tarafından hemen değerlendirilebilmektedir. Burada bilginin acil durumuna göre kişiye hemen tıbbi destek gönderilebilmektedir. SAĞLIKLA İLGİLİ ONLİNE SİTELER Hekimlerin oluşturduğu sağlık siteleri genel olarak enformasyonel ve interaktif siteler olmak üzere 2 kategoriye ayrılmaktadır. Enformasyonel siteler genelde doktorların tedavi uygulamalarına, belirli hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik seçenekleri anlatan bilgilerin yer aldığı sitelerdir (Örn: AMA Doctor Finder İnteraktif siteler ise belirli bir sağlık sorunu hakkında spesifik bilgi vermek için forumlar oluşturmaktadır. Bu sitelerde doktorlar spesifik alan ve konularda görüşlerini belirterek katılırlar, ve adres verilebilir ve hastalar hekimlere ulaşabilir. Bu sitelerin bir kısmında tıbbi bilgiden ziyade hekimlerden veya merkezlerden ilgili konuda muayene veya tedavi randevusu da alınabilmektedir. Bu anlamda hem enformasyonel hem de interaktif site özelliği taşımaktadır. DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR İnternette sağlık alanında yazılı bilgiler ilaç firmaları, resmi sağlık siteleri, tıp mensuplarının yazılı kaynakları gibi standart sayılabilecek verilerin yanı sıra bu grupların dışındaki kaynaklardan, standart dışı bilgiler de kullanıma sunulmaktadır. Tüketicilerin bir bölümünün bu kaynakları da kullandığı bilinmektedir. İnternetteki web sitelerinin güvenilirliği ve kalitesi de değişkenlik göstermektedir. Güncel olmayan, kontrolsüz bilgiler içeren siteler de yer alabilmektedir. Bazı siteler ticari kaygı ve yönlendirme içeriyor da olabilir. Bu siteleri ziyaretçilerin tam olarak değerlendirebilmesi ve karar verebilmesi her zaman mümkün olamamaktadır. İnternet ortamında yer alan sağlık sitelerine ilişkin yapılan çalışmalar, sitelerin büyük oranda eksikleri olduğunu, tam olmayan, yanlış anlaşılmaya müsait bilgiler verdiğini ve birçoğunda yönlendirme içerdiklerini göstermektedir. Online ziyaretçileri ve hekimleri korumak amacıyla özellikle ABD de internet sitelerine çeşitli standartlar getirilmektedir. Hekimler internet sitelerindeki görüşlerini anlatırken ticari, şahsi ilişki ve çıkar ilişki belgesini açıklamak zorundadırlar. Online ziyaretçileri korumak amacıyla internet sitelerinin akreditasyonu yapılmakta, akredite olan siteler tavsiye edilmekte ve daha çok ziyaretçi almaktadırlar. Günümüzde pek çok sitede yasal uyarı, disclaimer olarak adlandırılan yazılı bilgiler ile, sitenin amacını, gizlilik ve sorumluluk sınırlarını açıklayan bilgiler verilmektedir. İnternette sağlıkla ilgili on binlerce site yer almaktadır. Bu sitelerde astımdan, çeşitli güzellik konularına değin tüm sağlık alanında bilgiler yer almaktadır. Hekimlerle sohbet etmek ve çeşitli konularda yazışmak mümkündür. Ancak şu unutulmamalıdır ki hekimler ancak ifade edilen yakınmaları dikkate alarak tanı koymakta, hasta ile sözlü temas etmeden, stetoskop ile dinlemeden, muayene etmeden, hastanın tansiyonunu bile ölçmeden tanı koymaya çalışmaktadırlar. İnternetin hiçbir zaman normal bir doktor konsültasyonunun yerini tutamayacağı unutulmamalıdır. Tıbbi konularda internette yardım almak çok yararlı olmakla birlikte kullanıcıların da azami dikkat etmeleri gerekmektedir. Herhangi bir kimse web sitesi 30 31

17 Bazen internetteki bilgiler sizde kafa karışıklığı, yanlış tedavi yönlendirmesi ile sonuçlanabilir. Bazen sizi tedavi eden doktorunuzun tedavisi ile internette bahsedilen tedaviler arasında uyumsuzluk olabilir. kurabilir ve düzenleyebilir. Bazen internetteki bilgiler sizde kafa karışıklığı, yanlış tedavi yönlendirmesi ile sonuçlanabilir. Bazen sizi tedavi eden doktorunuzun tedavisi ile internette bahsedilen tedaviler arasında uyumsuzluk olabilir. Hekimler de sürekli hızlı bilgi edinme sürecine ayak uydurmak zorundadırlar. Bilgilerin güncel olmadığı durumlarda hastalar için güvensizlik doğurabileceğinden, hekimin o hastalıkla ilgili görüşlerin, mevcut tedavi seçeneklerinin tamamını biliyor ve hastaya anlatabiliyor olması gerekmektedir. İnternette bir bilgi okunurken şu sorular sorulmalıdır. Hangi bilgi kaynakları kullanılmıştır? Bu bilgiler tıbbi dergilerde yayınlanmış bilgileri mi içeriyor? Literatür atfı var mı? Bu bilgiyi kim, hangi sağlık kuruluşu yazmıştır? Sitenin sahibi veya sponsoru kimdir? Sitedeki bilgiler nasıl güncellenmektedir? Sitenin en son güncelleme tarihi ne zamandır? Özellikle cinsel sağlık alanı olmak üzere internette doğrudan satışı yapılan ilaç ve çeşitli tedavi uygulamalarını hekime danışmadan kullanmayınız. SONUÇ Günümüzde tüketiciler sağlık alanında bilgilere genellikle internet aracılığıyla ulaşmaktadırlar. Burada sağlık sisteminin yetersizliği nedeniyle yeterli bilgilendirmenin tatminkar ölçüde yapılamaması önemli bir sebeptir. Bunun yanında ilaç veya sağlık alanında yenilik ve malzeme üreticileri de ürün tanıtımı kapsamında sağlık bilgileri veren internet araçlarını kulanmaktadırlar. İlaçların yan etkilerine dair prospektüs bilgileri de dahil olmak üzere çok çeşitli ilaç bilgileri internetten ulaşılabilir durumdadır. Şunu kesin olarak belirtmek gerekir ki internette tüm alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da çok geniş bilgi ağı mevcuttur. Bu bilgilerin kalitesini değerlendirmek ve doğruluğunu bilebilmek internet kullanıcıları için önemli bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Sağlıkla ilgili konularda internetin güvenli olduğu umudunu taşımakla beraber, bu servislerin günümüz koşullarında çoğunlukla kontrolsüz ve denetimsiz olduğunu unutmamak gerekir. Bu bilgilerin denetlenmesi pek de mümkün olamadığından sağlık konularında internette yer alan bilgilerin nasıl filtreleneceği konusunda en önemli görev internet kullanıcılarına düşmektedir

18 PSİKOLOJİ Psk. Dr. Linda FRAIM Sağlık Psikoloğu Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi TABİİ Kİ ANNE SEVGİSİ VE İLGİSİ SON DERECE ÖNEMLİ, ANCAK ÇOK ÖNEMLİ BİR DETAYI DA UNUTMAMAK GEREKİR: BABA FAKTÖRÜ! ÇOCUĞUN SAĞLIKLI BİR PSİKOLOJİ İLE BÜYÜMESİNDE, BABANIN DA EN AZ ANNE KADAR ÖNEMLİ BİR ROLE SAHİP OLDUĞUNU HİÇBİR ZAMAN GÖZ ARDI ETMEMEK GEREKİR. Çocuğun Kişilik Gelişiminde Anne ve Babanın Önemi Uzun çabalar ve emekler sonucunda minicik bir bebeğin aranıza katılmasıyla aile olabilmek son derece mutluluk verici bir durumdur. Ne var ki, bebeğinizin doğmasıyla bir anda her şey değişir. Yaşam stili, hayat beklentisi, öncelikler, sorumluluklar, psikolojiler... yani, hayatınızın her açısı değişime uğramaya mahkumdur. Tabii çocuklar doğdukları zaman yanlarında bir yetiştirme kılavuzu ile doğmuyorlar. Eğer ilk çocuğunuz ise durumunuz daha da vahimdir; neyi nasıl yapacağınız, çocuğunuz hakkında nereden nasıl bilgi edineceğiniz ve onu nasıl tutacağınız konusunda da hiçbir fikriniz yoktur. Unutmayın ki annelik hissi içgüdüseldir. Annelik ve çocuk bakım becerileri ise öğrenilen bir şeydir ve bunları gerek kendi anneninizden, gerek eşinizin annesinden, gerek anne-baba okullarından ya da piyasada bulunan bilimum anne ve bebek konulu kitaplardan öğrenebilirsiniz. Temel bakım becerilerinin çeşitli yollardan öğretildiğini biliyoruz... Peki, ya çocuğunuzun psikolojisi ile ilgili ne biliyorsunuz? Kabul ediyorum, çocuk psikolojisi ile ilgili çok güzel ve detaylı kitaplar var kitapçı raflarında; ama çocuğunuz bu kitapların içinde yazan her şeyi yaşayacak ve size yaşatacak diye bir kural yok. Unutmayın ki her çocuğun fiziksel gelişim dönemi aynı şekilde, ancak farklı hızlarda olur. Bunun için ebeveynliğin ilk döneminde, çocuğunuzu başka çocuklarla ya da kendi çocukluğunuzla karşılaştırmayın; çocuğunuzun kendine ait bir kişiliği olduğunu unutmayın. Kişilik kavramını göz önünde bulundurursak, bu çocuğunuzun fiziksel gelişiminin yanı sıra gelişecek olan en önemli kavramlardan bir tanesidir. Öncelikle kişiliğin kısaca tanımını yapalım. Kişilik, bir insanı tanımlayan temel niteliklerdir; örneğin inatçı, açık sözlü, dışa dönük, girişken gibi. Bu özelliklerin bir kısmı genetik olarak aileden bize geçer. Bilmem hatırlar mısınız ama hiç annenizden ya da yakın bir akrabanızdan aaa, Çevreme baktığımda bir sürü çocuklu ama eksik aile görüyorum... Gördüğüm tabloda bir anne, bir ya da birkaç çocuk, bir orta yaşlı teyze ya da gençten bir kız, hep birlikte ya yürüyüşteler ya da parkta oturup çocukların oyununun bitmesini bekliyorlar. Bu tabloda çok nadiren bir baba gözüme ilişir. aynı baban gibisin gibi laflar işittiniz mi? İşte o anda göstermiş olduğunuz kişilik niteliğiniz, döllenme sırasında genetik yapınıza kodlanmıştır. Diğer bir yanda da çevrede yaşadığımız olaylar, gerek aileden gördüklerimiz gerekse sosyal çevreden gördüklerimiz, kişiliğimizin oluşumuna ve gelişimine katkıda bulunmuştur. Çocuklarımızın temel kişilik nitelikleri 5 ila 7 yaşları arasında netleşir ve oturmaya başlar. Bu temel niteliklerin gelişiminde en önemli rol ebeveynlerindir. Şüphesizdir ki ebeveynler çocuklarının gelişimleri için her türlü fedakarlıkta bulunurlar. Ancak, çocuklar genelde annenin ya da anneannenin gözetimi altında gelişmektedirler. Tabii ki anne sevgisi ve ilgisi son derece önemli, ancak çok önemli bir detayı da unutmamak gerekir: Baba faktörü! Çocuğun sağlıklı bir psikoloji ile büyümesinde, babanın da en az anne kadar önemli bir role sahip olduğunu hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekir. Çocuklarımızın fiziksel gelişimi, herhangi bir tıbbi sorun yok ise, akışında doğal olarak gelişecektir, ancak çocuklarımızın ruhsal gelişimi kendi halinde oluşan bir olgu değildir. Aile fertlerinin bireysel olarak değil, bir bütün olarak yani birlikte çocuklarına ne kadar ilgi gösterdikleri, ne kadar ve ne şekilde oyun oynadıkları, ne kadar bireysel sorumluluk verdikleri ya da vermedikleri, doğru ile yanlışı nasıl ayırt etmeleri gerektiğini öğrettikleri, ne kadar ve ne şekilde sosyalleşme imkanı sundukları ve çocuklarına aman ben yapmadım, ben yaşamadım, onun için çocuğum yapsın/yaşasın opsiyonunu sunmamaları son derece önemlidir. Çevreme baktığımda bir sürü çocuklu ama eksik aile görüyorum... Gördüğüm tabloda bir anne, bir ya da birkaç çocuk, bir ortayaşlı teyze ya da gençten bir kız, hep birlikte ya yürüyüşteler ya da parkta oturup çocukların oyununun bitmesini bekliyorlar. Bu tabloda çok nadiren bir baba gözüme ilişir. Neden? Neden babalarımız çocuklarıyla parkta oynamaz, kumsallarda kale yapmaz ya da çocuğuyla sinemaya gitmez? Yanlış anlamayın... tabii ki istisnayi durumlar var, yok değil. Ancak genele baktığımızda nedense babalar ortalıklarda görünmezler ve bu benim için son derece rahatsız edici bir durum olmaya başladı; çünkü çocuklarımızın ruhsal gelişimleri sadece ve sadece anne, kardeş, anneanne, ya da teyze ile sağlıklı bir biçimde karşılanamaz. Tamam şunu da kabul ediyorum... Babalarımız geçimi sağlayabilmek için yoğun bir biçimde çalışyorlar ama bu çocuklarıyla vakit geçirmemek için bir bahane değildir. Çocuğunuzla birlikte paylaşın hayatı. Zaman o kadar çabuk geçiyor ki ve çocuklar hep böyle minicik kalmıyorlar, son derece hızlı büyüyorlar. Fiziksel ve ruhsal gelişim süreçlerinden geçerken kaçırdığınız her an, hem sizin için hem de çocuğunuz için geri getirilemeyecek ciddi bir kayıptır. Aman ne olacak canım, ileride büyüdüğü zaman telafi ederiz diye düşünüyorsanız çok, ama çok yanılırsınız. Siz kendi çocukluğunuzda babanızla ya da annenizle yapmayı istediğiniz ancak onların yoğunluğu ya da ilgisizlikleri sonucunda yapamadığınız şeyleri şu anda yapabiliyor musunuz? Çocuğunuzun her anında yanında olamayabilirsiniz, ancak mümkün olduğunca çocuğunuzun ruhsal gelişiminin her adımında olumlu katkıda bulunmak zorundasınız. Sonuçta, herkesin doğrusu başkasının yanlışıdır. Ancak çocuğunuzun hayatını şekillendirecek temelleri sizlerin, yani anne ve babanın atacağını asla unutmayın

19 Alternatif Tıp; HİPNOZ Op. Dr. Bülent Uran Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Değişim bilinçaltında olacaktır, ama öncelikle bu değişimin olması yönünde bilinçli bir rıza gereklidir. Çoğu kişi bunu anlayamamakta ve istediği yönde bir değişimin sağlanmasında ısrar etmektedir. Halbuki içerden değişim sizin arzu ettiğiniz yönde değişim sağlamaz, sağlayamaz. Sizin istediğiniz yön, zaten sizi hasta yapan yöndür. İçerden İyileşmek Hipnoterapiyle sağlanan iyileşme içerden olan bir iyileşmedir. Şimdi diyeceksiniz ki diğerleri dışardan mı oluyor? Evet, diğer tedavilerin çoğu dışardan olur. O nedenle de tedavi aşamasında kalır. Tedaviyle iyileşme aynı şey değildir. Bir ilaç alarak yapılan tedavi çabası böyle bir şeydir. Yani bedeninizin işleyişine dışardan müdahale ediyorsunuz. Bedeninizin kimyasal bir makine gibi işlediğini kabulleniyorsunuz ve bu nedenle de her biri kimyasal ajan olan, bedeninizin doğallığına müdahale olan ilaç denen o maddeleri beden dünyanıza sokuyorsunuz. Bu tam anlamıyla dışardan bir müdahaledir. Ameliyat: Bu tam anlamıyla dışardan müdahaledir. Bedeninizde bazı fazlalıklar olduğuna inanılarak bu organların bir kısmı çıkarılır. Eksilen kısımların yokluğu ile bedeninizin iyileşeceği umut edilir. Fizik Tedaviler: Dışardan yapılan fiziksel müdahalelerdir. Ya elektrik verilir ya da ısı. Işın tedavileri keza öyle. Psikoterapilerin çoğu da dışardan müdahaledir. Çünkü akıl verilir. Hayata şöyle bakacaksın, takmayacaksın falan gibi. Psikolog kendi aklını, kendi dünya görüşünü hastasına aktarmaya çalışır. İşte hipnoterapi ve EFT (duygulardan arındırma tekniği) tüm bu tedavilerden farklıdır. Çünkü özünde hiçbir müdahalede bulunmaz. Sadece kendi içinde işleyen bir düzeni, bu düzeni yaratan sistemin kendi anlayışıyla düzeltmeyi amaçlar. Kendi içinde yeni bir anlayış ve işleyiş yaratmayı hedefler. Benim Geçmişin Hipnozunu Bozmak adlı kitabımı okuyanlar hipnoterapinin bir düğün töreni olarak nitelememi bilirler. Bunun anlamı nedir? Değişimden önce nasıl bir değişimden geçeceğinin anlaşılması gerekir. Değişim bilinçaltında olacaktır, ama öncelikle bu değişimin olması yönünde bilinçli bir rıza gereklidir. Çoğu kişi bunu anlayamamakta ve istediği yönde bir değişimin sağlanmasında ısrar etmektedir. Halbuki içerden değişim sizin arzu ettiğiniz yönde değişim sağlamaz, sağlayamaz. Sizin istediğiniz yön, zaten sizi hasta yapan yöndür. Örnekler vereyim... Mutsuzluğunu kocasının ilgisizliğine bağlayan kadın, terapi sonrası kocasının kendisine daha fazla ilgi göstereceğini beklemektedir. Özünde doğru bir bakış gibi gelebilir. Ancak bunun bir garantisi yoktur. Kocasının ilgisizliğinin kendi mutsuzluğuna bağlı olduğuna olan bir inanıştır bu. Belki doğrudur da. Ama genelde doğru değildir. Büyük olasılıkla kocasının da kendi iç dünyasında kendisininde bilmediği çatışmaları vardır ve hem kendisine hem de çevresine mutsuzluk yaymaktadır. Bu beklentiyle yapılacak bir terapi, hüsranla sonuçlanmaya mahkumdur. Peki beklenti ne olmalıdır? Çevremdeki insanlar değişmese de ya da benim değişimimden olumsuz etkilenecek olsalar da ben mutlu olmayı seçiyorum ve buna hakkım var. İşte bunu söylemeden başlanacak bir tedavi, sonuçta duvara toslar. İkinci örnek... Topluluk önünde yüzü kızarmakta, konuşurken heyecandan sesi titremekte, söyleyeceğini iyi ifade edememektedir. Beklentisi nedir? Topluluk önünde heyecanlanmadan, korkmadan, sesi titremeden, yüzü kızarmadan konuşma yapmak. Hipnoterapi için biçilmiş kaftan gibi görünen bir sorun. Hipnoza alırsın. Aslansın, kaplansın, bundan sonra şöyle güzel konuşuyorsun, böyle güzel konuşuyorsun diye bilinçaltına telkinleri sıralarsın. Sonuç... Başlangıçta iyidir. Kişi bir süre kendini rahat hisseder. Ne zamana kadar? Bir gün topluluk önünde konuşurken yapacağı bir hataya kadar. O anda tüm sorunu gerisin geriye gelir. Ne oldu bu hipnoza? Bu kadar zayıf mı? Hayır, sorun hipnozda değil. Sorun, kişinin sorununa yüklediği anlamda. Çünkü sorunun özü kişinin bu tip sorunları aşağılayıcı, utanılacak özellikler olarak yorumlaması ve bu nedenle kurtulmaya çalışmasıdır. Bu doğallığa aykırıdır. Doğadaki hiçbir canlının aşağılanacak özelliği yoktur. Aşağılanma ve utanma kavramı toplumsal bir kavramdır ve her topluma, her çağa göre değişen kavramlardır. Böyle bir değişkeni bilinçaltı doğal kabul edemediğinden çatışma yaşamaktadır. İçine sindirememektedir. Yapılması gereken nedir? Bu konuda yeni bir bilinç oluşturmak. Yani bu tip özelliklerin utanılacak bir özellik olmadığını yürekten ve içten kabul etmek. İşte içerden değişim derken bunu kastediyorum. İçerisi dediğim yer aslında dışarısıdır. Ama hangi dışarısı? Maddesel bedenin dışarısı. Ama bu dışarılık aynı zamanda bir içerilik taşımaktadır. Kim ne derse desin insan varlığı ve bedeninde bulunan her türlü atom ya da madde doğada diğer cansız ve canlılarda da bulunmaktadır. Yani sadece insana özgü bir madde bugüne kadar bulunmamıştır. İş atomlar düzeyine indiğinde, insanda bulunan her elementi cansızlarda da bulabilirsiniz. Yani insan oluştuğu atomlar yönünden doğadan ayrı değildir. Ama ona canlılığını veren, onu diğer cansız ve hayvanlardan ayıran farklı bir zihin işleyişine sahip olmasıdır. Çoğu psikiyatrist bu farklılığın bilinçaltından kaynaklandığını ileri sürecektir. Ama farklılığı yaratan, insan zihnindeki bilinç özelliğidir. Tüm hastalıkların ve ruhsal sorunların kaynağı da bilincin zayıf olmasıdır. Yani bilinçaltının güçlü olması değil. Bilincin zayıflığıdır insanları güçsüz yapan. İnsanların çoğu yaşamını bilinçsizce yaşayarak tamamlar. Ama zanneder ki bilinçli yaşamıştır. Alakası yok. Bu insanlar bilinçaltlarını bilinçleri zannetmektedirler. Bunu anlayabilmek için, insan zihnini dört duvarlı bir odaya benzetelim. Duvarlar zihnin sınırı değildir. Bilinçaltının sınırıdır. Zihin, yapısı gereği, bu duvarların dışında genişleme yeteneğine sahiptir. Ama isterse! Bunun böyle olduğunu bilirse. İşte bu duvarların dışına genişleme yeteneği olan kısma, duvarların dışındaki zihinsel bölüme bilinç diyoruz. Bu duvarlar hayali olduğundan, duvarları saydam kabul edebiliriz. Bir insan doğduğu andan itibaren her öğrendiği, gözlemlediği, telkin olarak aldığı bilgiyi bu duvarlara yazar. Artık bu duvara yazılan her yazı bilinçaltının öğretisi olmuştur. Yaşamı bu duvarlardaki yazıya göre düzenler. Bir durumla karşılaştığı zaman bu duvarlarda bu konuyla ilgili ne yazdığına bakar. Bir yazı bulursa rahatlar, bu yazının direktifine göre davranır. Ama asla bu yazının doğruluğunu sorgulamaz. Çünkü sorgulaması için de ayrı bir bilinç gereklidir. Bu yazıların sorgulanmaması gereği de çoğu insanın bilinçaltında ayrı bir duvar yazısıdır. Yani şöyle bir şey yazar: Çocukluğunda büyüklerin, annen, baban, öğretmenlerin, politikacılar, din adamları tarafından sana ne öğretildiyse doğrudur. Bunları asla sorgulama. Yoksa toplum seni ham yapar. Otoriter toplumlarda bu yazı çok rahatlatıcıdır. Bizim ülkemize bakalım. Ailede eğitim tam anlamıyla otoriterdir. Çocuklara konuşma hakkı tanınmaz. Eğitim eleştiri ve dayak ağırlıklıdır. Din, korkutma üzerinedir. Cezalandırıcı Tanrı seni gözler, günahlarını kaydeder. Onun için kendine dikkat etmelisin. Yoksa yanarsın. Anne babaya karşı gelinmez. Okulda öğretmene zor soru sorulmaz. Hatta hiç sorulmaması makbuldür. Erkekler askerde daha da terbiye olur. Kadının zaten adı yoktur. Sonuçta bu insanların duvar yazıları gittikçe kalınlaşır. Bu yazılara itaat etme zorunluluğu zorunluluk olmaktan çıkar, gereklilik olur. Kişiler düşünmekten kurtulur, toplum dışına düşmekten kurtulur. Toplumun kurallarına, gelenek ve göreneklerine, inançlarına itaatkar birer üye haline gelir. Yaşam kolaylaşmıştır. Koyun gibi sürüden ayrılmadan yaşayan insanlar grubuna katılır. Zanneder ki bilinçli ve kendi kararları ile biçimlendirdiği bir yaşam sürüyor. Alakası yok. Bilinçaltında yazılı olan yazıları bilinç tarafından okuduğundan, bunları kendi bilinci zanneder. Bilinci anlamak, insanca yaşamayı anlamaktır. Bilinçli yaşamak doğal yaşayabilmektir. Doğal yaşayan insan hasta olmaz. Hasta olanlar da yeni bir bilinç yaratırlarsa, yakalandıkları her türlü hastalıktan kurtulma şansı artar

20 RÖPORTAJ Özlem Kekeç Diş Hekimi Türkİye de şu anda yüzde 26.3 oranında kadın İstİhdamı var yılında kadın İstİhdam oranı yüzde 34 İken 2007 yılında yüzde 26.4 e düşüyor. Yüzde 50 si atıl potansiyel olarak evde oturan bir ülke dünya ekonomisinde bir gözü, bir kolu, bir bacağı olmayan bir İnsan gibi savaş verir. Kadın Cephesinde Yeni Bir Şey Yok! 8 Mart tarihi ülkemizde ilk kez 1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı yılından itibaren kutlamalar sokaklara taşındı. Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı programının Türkiye deki izdüşümü 1975 Kadın Yılı kongresi oldu askeri darbesini takiben 4 yıl süren sessizliğin ardından Dünya Kadınlar Günü nü her yıl çeşitli etkinliklerle kutlamaya devam ediyoruz. Ama Türk kadınının karnesindeki eğitim eşitliği, istihdam, siyasi hayatta etkin rol alma gibi haneler hala geçer not alamıyor. Son 3 yıldır Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi nin müdürlüğünü başarıyla yürüten Prof. Dr. Nurselen Toygar ile ülkemizde kadın sorunlarının çözümündeki direnç noktalarını konuştuk. Müdürlüğünü yaptığınız Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKAM) ne zaman ve hangi amaçla kuruldu. Çalışma düzeni ve hedefleri neler? Merkezimiz 1996 yılında kuruldu. Merkezimizin misyonu; Türk kadınının Cumhuriyetin getirdiği kazanımları ve haklarını kullanabilmesi ve bunu yaşama geçirebilmesi, yaşamda diğer çağdaş ülke kadınlarıyla aynı hizada olabilmesi, toplumsal ve siyasal yaşamda yerini alabilmesi, eğitimde arzu edilen okur-yazarlığa ulaşabilmesi, istenilen düzeyde istihdam edilebilmesi, özetle kadının kimlik kazanması konusunda çalışmalar yapmak. Bu çalışmaları iki yönlü yürütüyoruz; akademik çalışmalar ve saha çalışmaları. Akademik çalışmalarda üniversitemiz yani merkezimiz olarak çeşitli projeler üretiyoruz. Örneğin farkındalık projelerimiz var, kadın okur-yazarlığını artırmaya yönelik projeler, Egeli yazarlarla buluşmalar var. Önemli yazar ve sanatçıların kadın konusunda toplumu bilgilendirmelerini hedef alan projeler var. Ekonomik dengeyi sağlamak için, onlara destek olmak için geliştirilmiş projelerimiz var. Akademik projelerimiz devam ederken saha uygulamalarımız oluyor. Çünkü biz şuna inanıyoruz ki; akademik proje çok önemli ama sahaya uygulanmadıkça hiçbir faydası olmaz. Çözümü sahada arıyoruz. Saha çalışmalarını da kadın kuruluşlarıyla beraber yapıyoruz. 6-7 yıldır 30 kadın kuruluşuyla birlikte çalışıyoruz. Onların görevi bizim yaptığımız projeleri sahaya uygulamak. Onlar sahada kadınların tek tek bulunduğu yerlere gidiyorlar, ihtiyaçlarını belirliyorlar, eksiklerini belirliyorlar. Eğitim gerekirse onu belirliyorlar. Ekonomik sıkıntıları varsa ekonomik projelerle yardımcı oluyorlar. Yani biz projeleri hazırlıyoruz, onlar da çözümü üretiyorlar ve sahaya uyguluyorlar. Çünkü Türkiye deki en büyük sıkıntılardan bir tanesi de yaptım oldu larla işleri yürütmek. Yasa yapmak ayrı, uygulamak ayrı. Yasalar meclisten çıktığı gibi bizim toplumumuza ve kadına uyarlanmaya çalışıldı. Oysa Avrupa nın toplum yapısıyla bizim toplum yapımız çok farklı. Yasalar bu yüzden yaşama geçmiyor. Avrupa Birliği ne girme sürecimiz gereği çıkarılan uyum yasalarında kadınlarımızı ilgilendiren kanunlar da var. Bunların uygulanabilirliği ve sağlayabilecekleri kazanımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğer bana soruyorsanız kadın lehinde çıkarılan yasalar hemen hemen tamamlandı gibi, çok az eksiğimiz kaldı. Fakat buradaki sıkıntı başka bir sıkıntı. Yasa yapmak ayrı, uygulamak ayrı. Bir türlü bu yasalar yaşama geçmiyor. Mesela ailenin korunmasına dair bir kanun çıktı. Bu kanun çıktığından itibaren bugüne kadar başvuran kadın sayısı 950 civarında. Oysa Türk kadını %83 oranında şiddet görüyor. Fiziksel ve sözel şiddeti beraber kastediyorum. Yani bu demektir ki kadınlarımızın üçte ikisi şiddet görüyor. Ailenin korunmasına dair kanun var fakat kadınımız hakkını aramıyor. Korunma talebiyle gitmiyor. Neden dövüldüğünün yasal araştırmasını da yapmıyor. Çünkü neden? Kadının güvencesi yok. Kadın bir kere ekonomik olarak güvenceye sahip değil. Yani birey değil. Bizim toplumumuz ataerkil, erkek dominansının olduğu bir toplum ve bizde kadın, yasalarla yaşamını sürdürmüyor. Erkek egemen toplumumuz kendi değer yargılarımızla oluşturduğumuz bir yaşam sürdürüyor. Bu nedenle bizim yasa yapmamız çok önemli değil. Belki önemli ama yasayı uygulatmak daha önemli. Burada sıkıntımız var. Şimdi yasalar yapıldı ama meclisten çıktığı gibi bizim toplumumuza ve kadına uyarlanmaya çalışıldı. Böyle bir şey olamaz. Çünkü Avrupa nın toplum yapısıyla bizim toplum yapımız çok farklı. Buradaki örf adetler, dinsel yargılar ve gelenekler, siyasi yapımız, siyasi politikalarımız, kadının ekonomik durumu, hepsi farklı. Yani topluma adapte etmeden bunların yaşama geçmesi mümkün değil. Peki sizce nasıl bir yol izlenmeliydi? Bu yasalar çıkartıldıktan sonra bir uyum süreci içinde bunların topluma uyarlanması gerekirdi. Ben hep devlete, hükümetimize sesleniyorum; eğer kadın konusunda başarılı olmak istiyorsanız, yasaları yaptım la olmaz. Bir araştırıcı kurul koyun. Bu araştırıcı kurullarda sivil toplumların başkanları olsun. Devlet biriminden kişiler olsun. Üniversitelerden bu konularla ilgili kişiler olsun. Türkiye de bu kadar lehte çıkan yasaya rağmen kadınlarımız kötü durumda. Nedenini araştırın. Bu uzmanlar kurulu bunu araştırsın. Nedeni örf adet mi, gelenek mi, dinsel yargılar mı, siyasi politikalar mı, ekonomik durum mu? Bunun geri dönüşü yapılsın ve hangisi dirençse, o direnci çözecek projeler üretilsin ve bunlar ulusal bazda projeler olsun. Şimdi burada bir sıkıntı daha var. Batıdaki kadın, doğudaki kadın ve göçle gelen kadına aynı çözüm üretilmek isteniyor. Yok böyle bir şey. Çünkü kırsaldaki kadınla kentteki kadın, özellikle son zamanlarda çok ciddi sorunları olan göçle gelen kadının öncelikleri farklı. Öncelikleri saptamazsanız, hepsine aynı şeyi uygulamaya kalkarsanız gene çözümsüzlük ortaya çıkar. Mesela 2007 yılında bu kadar lehte yasaya rağmen diğer yıllara göre kadının durumu ne olmuş? Durumu iyileşmek bir yana, son derece geriye gitmiş. Bu istatiksel bilgileri hangi kaynaklardan elde ediyorsunuz? Bize ulaşan raporlardan. Ben bu raporları araştırırken Başbakanlık Kadın Statüsü raporları veya TÜİK raporlarına çok fazla değer vermiyorum. Niye vermiyorum? Çünkü onlar tabloyu yumuşatılmış şekilde veriyorlar. Oysa Avrupa Birliği ülkeleri bizi bizden daha iyi izliyorlar ve ben onlara daha çok güveniyorum. Onlar yumuşatmadan, radikal sonuçları veriyorlar. O yüzden genelde ulus

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma

Gıdalar ve Güzellik Ananas Armut Avokado Balık Balkabağı Biber Böğürtlen Brezilya fıstığı Çilek Elma Gıdalar ve Güzellik Besinlerin dengeli bir şekilde tüketilmesi cildin sağlıklı bir görünüme sahip olmasını sağlar. Aşağıda cilt sağlığına katkıları olan besinler ve içerdikleri vitaminler ile mineraller

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

neden az yağlı az kolesterollü diyet?

neden az yağlı az kolesterollü diyet? neden az yağlı az kolesterollü diyet? DYT-YRD07 Rev / 2 Yürürlük Tarihi / 30.12.2005 Rev Tarihi / 17.18.2012 neden az yağlı az kolesterollü diyet? Kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunan yağa benzer

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin Bu yayın, FSA nın (Food Standards Agency) izniyle tercüme edilmiştir. Bu kitapçık, bir GAV yayınıdır. GAV Yayın No:

Detaylı

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Menopozda Öz-bakım Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yapılan araştırmalar, kadınların menopozun ne olduğunu, bedenlerinde meydana gelen değişikliklerin

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI Ekmek, diğer tahıllar ve patates Meyve ve sebzeler Et, balık ve alternatifleri Yağ ve şeker oranı yüksek yiyecek ve içecekler Süt ve süt ürünleri Sağlıklı beslenme tabağı insanların

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım

Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım http:www.babycentre.co.uk/midwives 10 steps to a healthy pregnancy (Turkish) Sağlıklı bir hamilelik için izlenmesi gereken 10 adım 1. Hamilelik sürecini erkenden planlayın ve organize edin! 2. Sağlıklı

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME Beslenme Yetersizliğine Bağlı Sorunlar 1 PROTEİN ENERJİ YETERSİZLİĞİ Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor.

Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Çocuğunuzun ilk doğduğu günden itibaren gençlik çağlarına gelinceye kadar çeşitli kontroller ve sağlıklı çocuk izlemleri yapılması gerekiyor. Sağlıklı çocuk izlemi: Çocuğun yaşına uygun ruhsal, fiziksel

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir.

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir. KANSER HASTALARINDA BESLENME DESTEĞİ Dengeli ve sağlıklı beslenme sadece tedavi gören kanser hastaları için değil tedavi sonrası süreçte de sağlıklı yaşamı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Kanser

Detaylı

DiYABET VE BESLENME N M.-

DiYABET VE BESLENME N M.- DiYABET VE BESLENME Diyabet tedavisinin amacı;kan şekeri kontrolünü sağlayarak diyabetin seyrinde gelişebilecek bozuklukları (komplikasyonları) önlemek veya geciktirmek; böylece yaşam kalitenizi yükseltmektir.

Detaylı

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir.

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir. Doğru beslenme için karbonhidrat, yağ ve proteinler belirli oranlarda belirli miktarlarda düzenli olarak alınmalıdır. Alınan kalori verilen kaloriden fazla olduğu zaman kilo alımı başlar. Her gün yenilen

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler

BESİNLER. Süt, yumurta, peynir, et, tavuk, balık gibi hayvansal kaynaklı besinler BESİNLER Yaşam için gerekli besin öğelerini sağlayan bitkisel ve hayvansal gıdalar BESİN olarak tanımlanır. Besinler, elde edildikleri kaynaklara göre iki gruba ayrılır: Süt, yumurta, peynir, et, tavuk,

Detaylı

Hepatit C ile Yaşamak

Hepatit C ile Yaşamak Hepatit C ile Yaşamak NEDİR? Hepatit C kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsünün(hcv) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. 1 NEDİR? Hepatit C virüsünün birçok türü (genotipi ) bulunmaktadır. Ülkemizde

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1 YETERLİ ve DENGELİ BESLENME PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ OKUL ÇAĞINDA BESLENME Okul çağı dönemi, büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu, besin

Detaylı

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ KOAH VE EGZERSİZ KOAH kalıcı nefes darlığı ile kendini gösteren, geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sigara ve cevre kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle hasta sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

Gebelik nasıl oluşur?

Gebelik nasıl oluşur? Normal doğurgan çiftlerde, normal sıklıkta cinsel ilişki durumunda aylık gebe kalma oranı % 25 dir. Bu oran 1 yıl sonunda % 85, 2 yıl sonunda ise % 90 civarındadır. Gebelik nasıl oluşur? Gebeliğin oluşması

Detaylı

Reflü Hastaları Ne Yapmalı?

Reflü Hastaları Ne Yapmalı? On5yirmi5.com Reflü Hastaları Ne Yapmalı? Reflü hastalarının, yaşam kalitelerini yükseltmek ve daha az sorun yaşamaları için yapabilecekleri basit çözümler var. Yayın Tarihi : 11 Ekim 2011 Salı (oluşturma

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Diyabette Beslenme. Diyabet

Diyabette Beslenme. Diyabet Diyabette Beslenme Diyabet BR.HLİ.044 Diyabet Hastası Nasıl Beslenmeli? Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, düzenli beslenme programı gerektirir. Düzenli ve bilinçli bir beslenme

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı Dengeli Beslenme Yaşamımız boyunca sürekli büyürüz. Bebeklikten itibaren sağlıklı bir şekilde büyümek ve gelişmek için düzenli, dengeli ve yeterli beslenmemiz gerekir. Beslenmek yani yemek yemek günlük

Detaylı

Gebelikte Beslenme Vitaminler

Gebelikte Beslenme Vitaminler Gebelik döneminizde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

Kanser Hastalarında Beslenme

Kanser Hastalarında Beslenme Kanser Hastalarında Beslenme Tedavi Öncesi, Tedavi Süresince ve Tedavi Sonrası Beslenme İpuçları Uzm.Dyt.Elvan YILMAZ AKYÜZ Hedefler Sağlıklı kiloyu korumak Vücudun onarımını ve tedavisini sağlayan sağlıklı

Detaylı

Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm

Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm Bölüm 24 Astım ve Beslenme Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm dünya yüzeyinde, son 50 yılda büyük bir

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ?

GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? GÜNLÜK OLARAK NEDEN YETERLİ MİKTARDA KALSİYUM ALMALIYIZ? Kalsiyum bir çok kişinin bildiği gibi kemik ve dişlerin yapı, oluşum ve sürdürülmesinde temel bir gereksinimdir. Kemik erimesini azaltmada yardımcı

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

ALKALİ BESLENME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

ALKALİ BESLENME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER ALKALİ BESLENME HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER VE ALKALİ GIDA LİSTESİ ph değerinin sağlığımız için önemi nedir? Asidik bir vücut hastalıkları kendine çeken güçlü bir mıknatıstır. Bu nedenle de vücudun ph

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler. Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi)

H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler. Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi) H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi) İnfluenza olarak da bilinen grip, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

Beynimizi Zinde Tutmak. Dr. Emre Esen Bilecik Devlet Hastanesi 11.03.2015

Beynimizi Zinde Tutmak. Dr. Emre Esen Bilecik Devlet Hastanesi 11.03.2015 Beynimizi Zinde Tutmak Dr. Emre Esen Bilecik Devlet Hastanesi 11.03.2015 Beyin Farkındalığı Haftası Beynin fonksiyonları, Beyin sağlığı, Beyin araştırmalarının yararları hakkında; Toplumda farkındalık

Detaylı

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? KALP DAMAR HASTALIĞI NEDİR? DAMARLAR NEDEN DARALIR? KALP DAMAR HASTALIĞININ BULGULARI RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR? KALP

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy YENİ BİR YIL YENİ BİR SİZ Kendimizde dahil, birçok kişi, yeni bir yıla birçok yeni kararla başlar.

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında BESLENME. TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Hayat sağlıkla güzeldir. BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ

Böbrek Hastalıklarında BESLENME. TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Hayat sağlıkla güzeldir. BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Böbrek Hastalıklarında BESLENME TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Böbrek Hastalıklarında BESLENME Diyetiniz günlük enerji gereksiniminize

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME 1 MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ 2 3 YAŞAM BEBEKLİK ÇOCUKLUK

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME Doğumdan itibaren büyüme ve gelişme, sağlıklı ve uzun bir yaşam için vücudumuza gerekli olan bütün maddeleri besinlerle alırız. Besin; yenilebilen ve yenildiğinde

Detaylı

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ Dünya da bir yanda obeziteyle mücadele yapılırken diğer tarafta açlıktan ölme noktasına gelen insanlara

Detaylı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı Sporcu Beslenmesi Ve Makarna Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı BESLENME Genetik yapı PERFORMANS Fiziksel kondisyon Yaş Cinsiyet Yaş Enerji gereksinimi Vücut bileşimi

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI YETERLİ VE DENGELİ BESLENME Beslenme; insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin vücuda alınıp kullanılabilmesidir.

Detaylı

HİPERTANSİYON TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

HİPERTANSİYON TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ HİPERTANSİYON TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ Kan basıncı nedir ve nasıl meydana gelir? Vücudun yapıtaşları hücrelerdir. Hücrelerin beslenmesi ve enerji üretebilmesi için gereken maddeler ve oksijen

Detaylı

Diyabet ve göz sorunları

Diyabet ve göz sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 08 Diyabet ve göz sorunları Diyabet

Detaylı

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ

ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ Prof. Dr. Nilgün KARAAĞAOĞLU Doç. Dr. Gülhan EROĞLU SAMUR 2. Baskı Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu Doç. Dr. Gülhan Eroğlu Samur ANNE ve ÇOCUK BESLENMESİ ISBN 978-605-364-200-8 Kitapta

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. VİTA B 250/250/1 mg enterik kaplı tablet Ağızdan alınır.

KULLANMA TALİMATI. VİTA B 250/250/1 mg enterik kaplı tablet Ağızdan alınır. KULLANMA TALİMATI VİTA B 250/250/1 mg enterik kaplı tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: Her bir enterik kaplı tablet 250 mg B 1 vitamini, 250 mg B 6 vitamini ve 1 mg B 12 vitamini içerir. Yardımcı madde(ler):

Detaylı

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup

VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup VİTAMİN NEDİR? Vitaminler organik besinler grubunda bulunup normal yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. VİTAMİNLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ=)

Detaylı

Güçlü bir kas sistemi, beyin ve kalp için kuruyemiş tüketin!

Güçlü bir kas sistemi, beyin ve kalp için kuruyemiş tüketin! Güçlü bir kas sistemi, beyin ve kalp için kuruyemiş tüketin! Her anlamda güçlü olmak ne kadar önemli aslında. Güçlü bir kas sistemi, güçlü bir beyin, güçlü bir kalp, güçlü saçlar, kendini iyi hissetmek

Detaylı

Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bir şekilde bölünüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü urlara denir.

Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bir şekilde bölünüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü urlara denir. Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz bir şekilde bölünüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü urlara denir. Genel anlamda ise kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin

Detaylı

KANSERDE BESLENME. Önce-esnasında-sonra

KANSERDE BESLENME. Önce-esnasında-sonra KANSERDE BESLENME Önce-esnasında-sonra İYİ BESLENMENİN YARARLARI Kanser hastalığı ile savaşanlarda doğru beslenme çok önemlidir.çünkü hastalığın kendisi ve tedavi şekli iştahı çok olumsuz etkiler.kanser

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir.

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir. KEMOTERAPİ KEMOTERAPİ NEDİR? Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir. Kemoterapide, bir veya birden fazla ilaç bir arada kullanılabilir. Her ilacın

Detaylı

NE YİYECEĞİNİZİ PLANLAYIN! YENİ BİR YAŞAM İÇİN

NE YİYECEĞİNİZİ PLANLAYIN! YENİ BİR YAŞAM İÇİN NE YİYECEĞİNİZİ PLANLAYIN! YENİ BİR YAŞAM İÇİN Kilo vermenin ötesinde. Yeni bir yaşam için. Yediğiniz gıdalar, sağlığınız için gerekli besinleri içermelidir ancak, bunun şekline sizde karar verebilirsiniz.

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebek beslenmesinde 0-3 yaş arası kritik bir dönemdir. Bu dönemde annelerin her konuda olduğu gibi beslenme konusunda bebekleri için mümkün olan en 1 / 7 iyi

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

KAN BASINCI (TANSĐYON) Prof. Dr. Erdal ZORBA

KAN BASINCI (TANSĐYON) Prof. Dr. Erdal ZORBA KAN BASINCI (TANSĐYON) VE SAĞLIK Prof. Dr. Erdal ZORBA KAN BASINCI (TANSĐYON) VE SAĞLIK Kalbimiz günde 24 saat hiç durmamaksızın kan pompalama görevini yerine getirir. Kan basıncı, kalbin kanı vücudun

Detaylı

Besin Gidaların Yararı ve Zararı

Besin Gidaların Yararı ve Zararı Besin Gidaların Yararı ve Zararı Yiyip içtiklerinizin sağlığınızı nasıl etkilediğini, ömrünüzü uzatıp uzatmadığını ya da sizi yavaş yavaş öldürüp öldürmediğini merak ediyormusunuz. Yiyeceklerin eksi ve

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ FR-HYE-04-719-41

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ FR-HYE-04-719-41 FR-HYE-04-719-41 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KURULUŞLARI BESLENME ve DİYET BİRİMİ KOAH LI HASTANIN BESLENMESİ Hazırlayan AD/BD/Birim(ler): Beslenme ve Diyet Birimi Sayfa 1 / 7 İlk yayın tarihi: 01.05.2007

Detaylı

PSİKOLOJİ DE. Besinsel. Destekleyiciler

PSİKOLOJİ DE. Besinsel. Destekleyiciler PSİKOLOJİ DE Besinsel Destekleyiciler 3 Hastalığın En Güzel İlacı, Hastalığın En Güzel İlacı, Hastalıktan Korunmanın Çarelerini Öğrenmektir. Çarelerini Öğrenmektir. Hipokrat Hipokrat 4 Bugünün bilgilerine

Detaylı

ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ

ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ ÖZEL ÖZKAYA HASTANE İŞLETMECİLİĞİ Özel Özkaya Hastane İşletmeciliği olarak 2006 yılından itibaren Kızılay da bulunan Tıp Merkezlerimiz siz değerli hastalarımıza hizmet vermektedir. Merkezlerimiz ; - Milli

Detaylı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi KALP KRİZİ Kalp krizi (miyokard

Detaylı