TERZİ BABA (2016 UMRE DOSYASI) NECDET ARDIÇ. gidiş (05/03/2016). Dönüş (19/03/2016) GÖNÜLDEN ESİNTİLER İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TERZİ BABA (2016 UMRE DOSYASI) NECDET ARDIÇ. gidiş (05/03/2016). Dönüş (19/03/2016) GÖNÜLDEN ESİNTİLER İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ"

Transkript

1 0

2 GÖNÜLDEN ESİNTİLER TERZİ BABA (2016 UMRE DOSYASI) gidiş (05/03/2016). Dönüş (19/03/2016) 106 NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (106) 1

3 ÖN SÖZ Bismillâhirrahmânirrahîm umresinden geldikten sonra bizimle umreye gelemeyen kardeşlerimizden bâzılarıyla daha sonra başka bir tarihte kendileriyle tekrar umreye gitmek için bir karar almıştık. Nihâyet sene içerisinde umreye gelecek kardeşlerimiz belirlenmeye başladı. Bizde onlarla, (05/03/2016) çıkış, tarihi olarak belirlemiş idik, bu günün seçilmesi ise, okulların şubat tatiline girmiş olmalarından dolayı o süreden istifade etmek için idi. Böylece umre sürelerimiz, (9- ve-14-) günlük olarak düzenlenmişti. Bu umremize birlikte gelmek isteyen (40) kişi olmuştu, bunların isimleri ve bilgileri Sıla Tur şirketimize bildirildi, onlarda gereken muameleleri yaptırdılar ve belirlenen tarihte her hangi bir olumsuzluk olmadan yola çıktık. Ve sürelerimiz dolunca bölüm bölüm, geriye döndük. Rabb ımıza şükrederiz, ve şirketimize de çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz. NOT= Umreye gelen kardeş ve evlâtlarımızdan, hatıralarını yazmaya hareket gününden birkaç gün evvel başlamalarını ve yazabildikleri kadar hatıra ve duyuşlarını hemen kaleme almalarını ve dönüşte düzenleyerek bana göndermelerini istemiştim. Dönüşten bir müddet sonra bu hatıralar gelmeye başladı bende onları geliş sırası ile kaydetmeye başladım böylece onlardan gelen hatıraları ile, bende yazdığım yazılarım ve bazı ilâvelerim ile, bu hatıra dosyasını meydana getirmeye çalıştım. İnşeallah okuma fırsatını bulanlar, bizlerle beraber gıyaben de olsa oralarını gezmiş olurlar Cenâbı Hakk arzu eden her kese bu yolculuğu nasib etsin İnşeallah. NOT= Umre hatıra yazılarımıza geçmeden evvel umre hakkında, diğer umre dosyalarında da olduğu gibi, bazı bilgiler vermeyi uygun buldum, bu yüzden daha evvelce yazılmış olan yazılardan bölümler aktarmayı da uygun buldum. Daha sonra da, benim umre hatıralarımı ilâve edeceğim, sonun da da Umreye bizimle gelen kardeş ve evlâtlarımızın gönderdiği yazılarını da ilâve edeceğim, böylece bu dosyamızda tamamlanmış olacaktır, İnşeallah. NOT= Bu yazıların devamı ileride Umre hatıraları bölümünde gelecektir. T.B. 2

4 Bismillâhirrahmânirrahîm. (05/03/2016) Umre programının gidiş dönüş hareket saatleriyle birlikte özet bilgileri faydalı olur düşüncesiyle aktarmak istedim Selâmün aleyküm. Kardeşlerimiz evlâtlarımız. İnşeallah herkes iyidir. Yapılacak umre yolculuğu için bazı bilgileri sizlere bildirmek istedim. Aşağıda şirketimizden gelen, gidiş dönüş bilgileri vardır. Mübarek yolculuğumuzda, gidiş ve dönüşlerimizde herhangi bir aksilik olmadan tekrar evlerimize döneriz, İnşeallah. Cenâb-ı Hakk şimdiden Umrelerimizi kabul etsin. Amin. TERZİ BABA GRUBU 05 MART 2016 Medine 2 gece Haram Otel - Mekke Anjum Otel 1- Şa - Ço- 9- gün 2- Er - Kö- 9- gün 3-Se - Ek- 9- gün 4-Nu - Ek- 9-gün 5-Mu - To- 9- gün 6-Mu - Av- 9- gün 7-Mü - Al- 9- gün 8-Ab - Al- Sa- 9 gün 9-Ce - Sarı- 9 gün 10-Fa - Ek - Sa- 9 gün 11-De - Sa- 9 gün 12-Ye - Iş - 9 gün 13-Hu - Ta - Ne- 9 gün 14-Ma - De- 9 gün 15-Na - Gü- 9 gün 16-Ad - Sa- 9 gün 17-So - Sa- 9 gün 18-Hu - Sa- 9 gün 19-Es - ni - in- 9 gün 20-Ze - Öz- 9 gün 21-Me - Sa- 9 gün 22-Pe - du- 9 gün 23-Es - Sa- 9 gün 24-Nu - Çe- 8 gün 25 Ab - Çe- 8 gün 26-Al - Ca - Er- 15 gün 27-Az - su- 9 gün 28-Fi - ça- 15 gün 29-Nü - Ar- 15 gün 30 Ne - Ar- 15 gün 3

5 Medine 2 gece Haram Otel - Mekke El Cah Mahbes 31-Öm - Çe- 15 gün 32-Em - Çe- 15 gün 33-Mü - Öz- 15 gün 34-Mü - kü- 15 gün 35-Ay - De- 15 gün 36-Ha - İl- 15 gün 37-Be - Re - ke- 15 gün 38 Mü - sa- 15 gün 39-Fi - ka- 15 gün 40-Mi - ka- 15 gün Terzi baba bölümü 2016 Umre hatıraları dosyası Bismillâhirrahmânirrahîm Umre Dosyası. Umre süresince almaya çalıştığım notlarımın daha sonra, bir kardeşimiz M.A. tarfından bilgisayar ortamına geçirilmiş hallerinden, ve bazı başka ilgili ilâveler ile de genişletilen bu dosyamızı nihayet, oluşturmaya başlamaya vakit bulabildim. Aşağıda (2016) senesinin Umre hatıralarını ve ma nevi güzelliklerini hep birlikte sizlerle paylaşarak, o günlerin tazeliği ve muhabbetleri içinde seyran etmeye çalışalım. Cenâb-ı Hakk her birerlerimizi feyizlendirsin ve ma neviyatından hissedar eylesin. Gitmek isteyenlere de yollarını açsın İnşeallah. Terzi Baba. Başlarken Hacc ve umre hakkında kısa bilgiler verelim Hacc; hakikat-i İlâh-îyye de cemâlullahı seyr, Umre; hakikat-i muhammediyye de cemâlullahı seyrdir. Hac kelimesi ha ve 2 tane de cim ile yazılıyor. Ha; hakikat-i İlâh-î, (8) 1. Cim; Cemâli İlâh-î, (3) (8+3=11) 2. Cim; Cemâli beşer. (3) (8+3+3=14) Bazı bilginler, umrenin farz olduğunu söylerken bir kısmına göre umre sünnet, bir kısmına göre ise gönüllü bir ibadettir. Umre, ziyaret 4

6 demektir. Hakk ı dince belirlenmiş özellikler ile tanıdıktan sonra, kul kendisiyle konuşmak isteyebilir. Bu durumda yapılması gereken şey, O'nun evini ziyaret etmektir. Ev ise, namaz kılınabilen her yerdir. Kul, namaz kılarak Hakka yönelir ve O'nunla konuşur, çünkü ziyaret, meyletmek demektir ve (ziyaretin mastarı olan) 'zever' kelimesi de buradan gelir. Bu bağlamda 'o kavme yöneldi (ve ziyaret etti)' anlamında 'zare fülan el-kavm' denilir. Kul, hediyelerle Hakkın kendisini ziyaret etmesini istediğinde oruç tutar ve onunla süslenir ki, Hakkın huzuruna girebilsin. Kul olarak kendisini ziyaret etmek istediğinde ise, hac yapar. Öyleyse bir ziyaret gereklidir. Umre farzları yerine getirirken zorunluluk, müstehaplarda sünnet, nafilelerde ise -şeriatta açıkça sözü edilmemişgönüllü ibadettir. Zikredilen hususlardan hangisi senin üzerinde hüküm sahibiyse, umre hakkında vacip, nafile veya gönüllü diye hüküm verebilirsin. Anla! Hac ve umre yapanlar Allah ın misafirleridir. Allah ta onlara ikramda bulunur. Hadis. (E.A.) (İbn Arabi Fütuhat-ı Mekkiyye) ---- Sayfa-1: Bütün hazırlıklarımız 3 ay evvelinden başlamış idi. Bu arada yeni Umreci ilaveler oluyordu. Ancak seyahat listesinden zorunlulukları yönünden ayrılmış olanlarda vardı, bu yüzden netice olarak 40 kişi olduk Cuma gecesi saat 2 de izzetler bizi almaya geldiler. Cumartesi sabah :30 cemlere kahvaltıya gittik. Hep beraber orda kahvaltı ettikten sonra Atatürk havaalanına yola çıktık. Çok trafik sıkışıklığı olmayan bir yolculuktan sonra, havaalanına vardık. Kardeşlerin bir kısmı bizi orada bekliyorlardı. İçeriye girdik pasaportlarımız ve sıla Tur kolyelerimizi aldık. Boyunlarımıza taktık daha sonra 2. Kontrol girişinden geçtik. Saat 14:45 te uçağın içine girmek Sayfa-2: İçin son pasaport kontrolünden de geçtik. Uçağın içine girmek için biraz bekledikten sonra nihayet saat 15:00 da uçağın içine alınmaya başlandık ve yerlerimize oturduk ve koltuk numaralarımız Necdet ardıç 39-b Nükhet ardıç 39-c idi. Uçağa giriş saati 15:00 idi. Sefer sayısı 258 idi ilk hareket saati 15:46 idi. Uçak yavaş yavaş hareket etmeye başladı geri geri manevra yapıyor. Not: Ölüm ve tabut ile değerlendir. Böylece büyük bir tabuta binip Türkiyeden ölüp, Medine ve mekkede yeniden ma nen doğmaya gidiyor idik. Uçağın ses vericilerinden uçuş hakkında bilgiler verilmekte ve özellikle sefer duası güzel bir şekilde yapılıyordu. Motorlar çalışıyor uçak şuan olduğu yerde beklemekte. Bagaj numaraları 84-1-B motorlar hızlandı. Uçak bulunduğu yerden ileriye doğru ilerlemeye başladı piste çıktı. Sayfa-3: Şimdi gene durdu bir müddet bekledi gene yoluna devam ediyor. Motorlar hızlandı. Uçak gene beklemede uçak tekrar piste çıkıp hızlandı ve saat 3.53 te tekerlekler yerden havalandı. Artık İslamboldan gerçek İslam ol şehrine doğru gök-gönül yolculuğumuz başlamıştı. Gökyüzü kısmen bulutlu olduğundan, kâh güneşli, kâh bulutlu, bir süreçten geçtikten sonra, bulutların üstüne çıktığımızdan artık masmavi bir gökyüzü ve güneşli bir ortamda uçuyor idik. Cenab-ı Hak hayırlı yolculuklar nasip etsin İnşallah. 5

7 Uçakta yazılan birkaç dörtlük. Sene 2016 ay 3 gün 5, Yollara düştük gene 40 kardeş, Bazıları akraba bazıları eş, Gayeleri bir Habibe olan muhabbet. Sayfa-4: Seyre çıktık yine gönülden bugün, Hepimiz için oluyordu düğün, Açılmıştı kapıları göğün, Süzüldü Burak açıldı enginlere. Gayemiz Muhabbeti Rasulullah, Çekmekteyiz binlerce ahu vah, Ne güzel bu yolculuk bu rah, Hep birlikte diyelim Ya Rasulullah, Suretinden siretime geçmek marifet, Nazar kıl gönlümüze eyle mağfiret, Mahşerde bizleri de unutma yâd et, Canân-ı âlem, bize, bize de, şehadet et. Elbet eyler şefaat can canânına, Bunu yapar canânımın hayrına, Bakmaz bir dem veçhinden gayrına, Onda buluruz huzuru ancak. Geldi yemekler doydu karnımız, Buda şirketten oldu kârımız, Allah razı olsun şirketi sıladan, Bu umremizi de çıkardık aradan. Bir dem gelir açılır bab u Hüda, Bir dem gelir savrulur hayratı Hüda, Allah etmesin bu kapıdan cüda, Dışı halk içi Hak Resulü mücteba. Sayfa-5: Lütfeyledi Mevlâ m çıktık umre yoluna, Geldik yeşil köy havalimanına, Vakit geldi girdik 211 kapı salonuna, Uçağa bindik yerimiz solunda, Ya selâm, iniş işaretleri başladı, Saat 18:13 kemer bağlama işaretleri yandı, Kişiler kemerlerini tekrar bağlamaya başladılar, Yanımızdaki cam panjuru açıldı hava kararmış oldu, 6

8 Yaklaşıyor Burak Resul makamına, Ne güzel şey kavuşmak yaranına, Buldum sıhhat gördüm dost yanına, Selâm getirdim cümle candan canânıma. Bekler idim Şamu seher, Gelsin diye ondan haber, Bazen olurdu hep keder, Aslında hep bende imiş meğer. Bir ses duydum açıldı tekerlekler, Güp güp atmaya başladı yürekler, Muhabbet ile doldu gönüller, Göründü Medine ışıkları Yere değdi tekerlekler. Uçak piste indi şimdi yolcular pasaport alanına götürülüyor. Sayfa-6: Türkiye saatiyle tam 8 de gümrükten çıkıp otobüse bindik. Salâvatlar şiirler okuyarak otelimize geldik. Aşağıdaki hatıralarımızda Medine günlerimizi hep birlikte yaşamaya çalışalım. Gümrükten çıkıp otobüsümüze bindikten sonra yola çıktık otelimize gidinceye kadar yol boyunca, Daha evvel (1990) senesi hacc farizasında yazdığım (2 Hacc divanı) isimli kitabımdan birkaç diziyi gene aynı veya benzeri halleri yaşayarak duygusal düzeyde faydalı olur düşüncesiyle not olarak yanıma alıp yanımda bulundurmuş idim. Ayrıca hazmi babamın ve Nusret babamın da birer şiirini hatıraları yadelmesi için onlarıda yanıma almış idim Bunları Uçaktan inip Medine ye giderken yol boyunca, Salâvatlar, tevhidler, tekbirler ile birlikte, hep beraber okuduk, elhamdülillâh. Essalâtu vesselâm aleyke ya Rasûlüllah, Essalâtu vesselâm aleyke ya Habibellah, Essalâtu vesselâm aleyke ya seyyidel evveline vel âhirin, velhamdülillâhi Rabb il âlemîn. İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebi ye salat eder, Ey iman edenler, sizde ona salat edin ve teslimiyet ile selam verin) 7

9 Yâ Resûlâllah Bu âlem buldu nûrunla bidâyet yâ Resûlâllah, Yine sende bulur âlem nihayet yâ Resûlâllah. Sana tazim için gönderdi Cebrâil-i emîn-i, Hakk, Seni dergâhına Hakk etti davet, yâ Resûlâllah. Şeb-i mi râc hususi bir tecellidir sana, yoksa, Bütün ânın senin mi-râc-ı izzet, yâ Resûlâllah. Seni gören görür, Hakkı ki sen mir-at-ı Rahmânsın, Cemâl-i zatını görmek ne devlet, yâ Resûlâllah. Senin hâk-i ıtırnâkin tefahür eyler eflâke, Harem-i hazretindir arz-ı cennet, yâ Resûlâllah. Günahkârım huzurunda beni affeyle sûltanım, Ki sensin âleme hüccet-i Rahmân, yâ Resûlâllah. Der-i devlet divanın da, boyun bükmüş niyâz eyler, Kulun Hazmî diler senden şefâât, yâ Resûlâllah. YETİŞ Ey goncai bağ'ı safa, ey virdi handanım yetiş, Lütfun senin derde deva, ey derdi dermanım yetiş, Dolmuş gözüm göynüm senin aşkınla, ey nazlı güzel, Sensiz cihanı neylerim, ey munisi canım yetiş, İçtim gözünden bir kadeh, aşkın şarabın mest olup, Ayılmazam ta haşradek, ey mesti çeşmanım yetiş, Ey tuti'i sükker deher, nutkun verir bu cisme can, Kurban yolunda başı can, ey mahı tabanım yetiş, Nur'ı Cemâlin şem'ine pervane veş yandı gönül, Aşkından ayırma beni, ey şem'i tabanım yetiş, Dil bülbülü feryad eder, ağlar durur şamu seher, Bekler ol canandan haber, ey can'u cananım yetiş, Ey goncai bağı emel, ey hüsnü anı bi bedel, Ey Hazminin leylâsı gel, sultanı habanım yetiş. HAZMİ TURA 8

10 Fahri âlem Efendimize Bu gün gönlüm kaynıyor, sebeb bilmem ne hikmet. Misafiriz âlemde, ev sahibim Muhammed. (s.a.v.) Seher vakti Nûsret in senden şefaat bekler, Ümmete vermek için, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Mahbesin içindeyim, saatin dördündeyim, Ağlar seni beklerim, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Kula secde yok derler, sana dahi olmazmış, Kırk yıl secdem sadır, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Bilmez âlem bu sırrı, bir Hakk O nda sen varsın, Gören O görülen sen, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Dışı sana benzeyen, içi Hakk tır şüphesiz. Birden gayrı ne vardır, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Kâinatın mi râc-ı veliler de son bulur, Veli sende yok olur, ya Hazret-i Muhammed. Seni görmeyen bir göz, sana yanmayan bir dil, Varsa eğer şaşarım, ya Hazret-i Muhammed. Seninle bitti firkat, sende bulundu vuslat, Sana feda bin Nûsret, ya Hazret-i Muhammed. Senin isminle dahi titremeyen bir gönül, Varsa eğer şaşarım, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) (s.a.v.) (s.a.v.) (s.a.v.) Senden baktım âleme, yine Allah ı gördüm, Hakk gözüyle de seni, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Bir şehre vardı yolum, kalpten nûr ile doldum, Her vârımla sen oldum, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Arşa bastı ayağım, kıble oldu durağım, Sende kayboldu Nûsret, ya Hazret-i Muhammed. (s.a.v.) Not = Yukarıda ki şiirin (8) inci satırında ki kırk yıl secdem sanadır ifadesi okuyanlara ters gelmesin, çünkü bu sözler değişik mertebeden, Hakikat-i Muham-mediyye ye göre söylenmiştir, zuhuru Muhamme-diyye 9

11 ye göre değildir. Hz. Rasûlüllah ın bâtını na ve hakikatine göre, sûret ve zâhirine göre değildir. O nun bâtını Hakk zâhiri ise halk tır, ifade edilen secde bâtınına dır. Bâtını ise Hakk olduğundan en ganiş mânâda hakk ın zuhur mahalli olan Hz. Muhammed (s.a.v.) min şahsında yapılan secde dileği doğrudan Hakk a olmaktadır. Kâ be ye dönerek secde eden bütün Müslümanlar, tabii ki onun taş yapısına değil, özünde bulunan hakk ın tecellisinedir. Meleklerin Âdem e secde etmeleri onun toprak kalıbına değil, özünde bulunan Hakk ın varlığınadır. Bu sahada söz çoktur yeri olmadığı için bu kadar izahı yeterli bulalım ve Hz. Rasûlümüzü gerçek mertebeleriyle idrak edip anlamaya gayret edelim. T.B. MEDİNE-İ MÜNEVVERE ( ) YA RASULÛLLAH Yüzüm yok iken geldim kapına. Gönül rüzgârı savurdu katına. Binmiş idim ben sevgi atına. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah. Senin ismin ile çarpar kalbim. Gözetmessen nolur benim halim. İsmini anmadan durursa kalbim. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Ravzana aldın bu günahkârı. Yitirmiştim ben ezelden arı. Günahımı yüzüme vurma bari. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah. Sana lâyık olamadım bir türlü. Ağlar gözlerim geceli gündüzlü. Kalbim temizlenmedi pürüzlü. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Gönlüm köşesinden çıktı bir ışık. Ben sana belki ezelden aşık. Sensin bütün cihanda tek maşuk. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah İsmini anmadan geçmez anım. Sana kendimden daha yakınım. 10

12 Gönülden gönüllere akanım. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Sevgin kalbimde yanıyor her an. Gözlerimden akan yaş değil kan. Cemâlini gösterdiğin zaman. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Senin çün bu âlemde cümbüş var. Cümleler dosttur kalmamış ağyar. Sana kâinat olur hep bakar. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Huzuruna vardım girdim ravzana. Anlayamassam seni vah bana. Feda olsun varlığım hep sana. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah. Gafletle geçiyor şamu seher. Seni bilmek ne zormuş meğer. Seni anlamadan gidersem eğer. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Hicret ettin Mekkeden Medineye. Bende ederim Hicret içeriye. Kazancımız kalmassa geriye. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Başımı koydum ezelde önüne. Hesabım kalmasın mahşer gününe. Yüzümü tuttum hep senin yönüne. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Kölen olsam, hep kapında kalsam. Lutfundan manâ gülleri alsam. Varlığımla seni anamassam. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Aciz ve de naçiz biçareyim. Baştan aşağı harab yareyim. Ciğerim delik pare pareyim. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Lütfetmezsen nolur benim halim. Yalvaracak güçte değil kalim. Geçiyor günler gafletle daim. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Görüpte cemalin veririm can. Sana Salât'u selâmlar her an. Aşkındır yine gönlümde yanan. 11

13 Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Bir nefes ayrılsam ona yanarım. Mecnunum yine kalmadı kararım. Gönlümdesinde neden ararım. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Seni anmak hayat verir bana. İçeyim aşkını kana kana. Eylerim niyaz kalmasın sona. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah Davetin ile Ravzana geldim. Lâyık değil iken selâm verdim. Zahirde olsa lutfuna erdim. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah. Sensin âlem de varlığa sebeb. Ey gönül darılma edeb edeb. Düşersemde bir gün gaflet edip. Boş çevirme ellerimi ya Rasulûllah İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebi ye salat eder, Ey iman edenler, sizde ona salat edin ve teslimiyet ile selam verin) --- Allahümme salli ala seyyidina muhammed.. Salli ve sellim ve barik alâ eşrefi nuri cemiil enbiya-i vel murselin vel hamdu lillhi rabbil alemin. Cümle geçmişlerimizin ruhu için Allah rızası için peygamberimizin ruhu için ehlibeyt hazaratının ruhu için, ve bütün evliyayı kiramın ruhu için bi hürmeti sırrı suretil fatihayı maas salavat. Böylece güzel ve kısa bir otobüs yolculuğundan sonra Haram Otel yerine değiştirlmiş olan (Mövenpick) otelinin önüne gelmiş idik. Otelin ismi Mövenpick (möwen (sonradan w harfi v harfi olmuş) ve pick kelimelerinden oluşan birleşik kelime; Martı gibi hızlı almak ve yoluna devam etmek anlamına geliyor) Anwar (ışık saçan). 12

14 Akşam yemeğini yedik odamıza çıkıp daha sonra hep beraber mescidi nebeviyi ziyarete gittik. Hanımlar, hanımlar tarafından gittiler bizde erkekler tarafından girmek için ilerliyorduk. Ancak çevre kapılar kapanmış olduğundan sadece Babü s Selâm ve onun üstündeki kapı açık olduğundan bizde babü s selâm kapısından girip Efendimizi ziyaret edip 41 nolu Cennetül Bâki kapısından çıktık. 13

15 Sonra tekrar alt taraftan dolaşarak babü s selâm kapısından tekrar içeriye girip Yatsıyı ve kazaya kalmış namazlarımızı kılıp daha sonra istirahat etmek için otelimize döndük Pazar 04:30 da kalktık sabah namazına gittik. 05:45 te sabah namazı başladı. 1. Rekâtta La uksimu-2. Rekâtta Ya eyyetühül nefsi mutmainne okundu 2 nefs mertebesi. Saat 8.00 da ziyaretler uhud-kıbleteyn-yedi mescitler. Sayfa-7: Kuba Kub Kâ be mescidi Medine nin kâ besidir. Çünkü orada ilk kelimei tevhit okunmuştur. NOT= Celecek sayfalarda bunların izahları yapılacaktır. Seyahat şirketimizin ismi El rabuta idi odaya giderken asansörden çıkınca koridorda odamızın sıra duvarında olan esmaül Hüsnalar el vedud- er rauf-el nuhyi-el câmi-el bedi-el mütealli-el evvelü-el hakimu. 14

16 Esma-i ilâhiyye sarmış çevremizi. El vedud ile başlamış idi. Asansörden çıkınca sağ yanımızda. Sırada Er rauf hemen aklımızda. El muhyi hayat verir âleme. El Câmi topladı hep bütün gönülleri. El bedi eyledi kendini ebedi. El muteal Alâdır yücedir hem ezeli. El evvelüdür cümle her şeyin. El hakimu hikmetli hakikatini beşeri. Daha sonra yorgun olduğumuz için öğlen namazına gidemedik daha sonra ikindiye çıktık ikindiyi kıldık ziyaret ettik oradan dışarıya çıkıp mescidi gameme/bulut mescidini karşıdan ziyaret ettik. Sayfa-8: Daha sonra akşam namazı vakti oldu. Onu da kılıp otele geldik. Abdest tazeleyip yemek yedikten sonra mescidi nebeviye gidip yatsıyı kıldık. Daha sonra saat 9 da hurma bahçesine gittik hurmalarımızı aldık orada biraz oturup istirahat ettik. Orası rüya gibi çok güzel bir yerdi her taraf yeşil ışıkla ışıklandırılmış masa ve sandalyelerde çaylarımızı içtik. Gece saat 11 de otelimize döndük sabah 4.30 da kalmak üzere yatmağa hazırlanıyorum böylece bu günün son notlarını da kaydetmiş oluyorum. Yarın İnşallah sabah kalkıp güne başlayacağız. Bu hurma bahçesinden bir görüntü verelim. Medinede ki izlenimlerden dizeler 15

17 18 / 06 / 1990 Pazartesi MEDİNE MAKAM I MUSTAFADIR BU Hoş geldin müslüman kardeş, Ruh ve nefsi ediver haldeş, Tazim et yavaşça yerleş, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Ziyaret eyle huşu ile, Seyreder seni Melekler bile, Dualar söyleterek dile, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Vahyin indiği yerlerde, Göz yaş döker seherlerde, Sende gir eğil secdelerle, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Kimsenin kusuruna bakma, Kafana türlü şeyler takma, Yanılıp gaflete dalma, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Nasılsa kısmet olup geldin, Huzurda biraz eğildin, Belki sende hep sevildin, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Salâvat-ı eksik etme dilden, Çıkarma Peygamberi gönülden, Dönme sakın ha sözünden, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Asrı saadeti hatırla, Kur'an yazılırken satırla, Görevlenmiş eshabı suffa, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Bütün sırların ifşası, Boyun büker evliyası, Huzurda durur enbiyası, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. Dalga dalga iner manâ, Ümmedleri eder danâ, Doldurur kevseri cana, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. 16

18 Levlake levlâk sırrıdır bu, Rahmeten lil alemiyn sırrıdır bu, Gelin diyelim cümlemiz huuu, Makam'ı Mustafadır bu İlâh-î nazargahtır bu. 18 / 06 / 1990 Pazartesi MEDİNE İHTİŞAM'I RASULÛLLAH'I GÖR Medineye gelen kardeş, Hemen temizlen paklaş, Ravzaya doğru yaklaş, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Yollar dolup taşıyor, Akıl buna şaşıyor, Gayret neler aşıyor, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Bab'üsselâmdan içeri, Nasıldır sevgi mahşeri, Çekiyor kendine beşeri, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Huzura doğru gidince, Ağlanır hep ince ince, Gözün aç vakti gelince, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Varınca o kutlu yere, Cümlemize aşkını vere, Selâm eyle Peygambere, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Acele duanı eyle, Eziyet olmasın gayriye, Yavaşça yürü ileriye, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Selâm gönder ruhuna, Kayda geçer adına, Sebeb olur şefeatına, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Onu ziyaret her zaman, Yaşadığı gün gibidir, 17

19 Çünkü varlığı ebedidir, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Dolaşıyor ruhu içerde, Sanki zaman asrı saadet te, Ey gönül bunları yadette, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Ayrılmak zor o makamdan, Nasıl çıkılır huzurdan, Canları aşk ile kavuran, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Cennet bahçesi beyaz direkli, Ümmetinin hepsi yürekli, Bunu yaşamak cidden gerekli, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Minberin zinetlerle bezenmiş, Ustalar yaparken özenmiş, Emsalsiz bir hünermiş, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Eshab'ı suffa okur yerinde, Öyle olmak varmış kaderinde, Ne varsa çıkardılar derinde, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Cibril kapısıda yukarda, Âşık dururmu bir kararda, Dostlar kalmayalım zararda, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Kimi siyah kimi beyaz, Kimi dua kimi niyaz, Kimi neş'e duyar kimi haz, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Kimi ağlar gözü yaşlı, Kimi genç ihtiyar yaşlı, Hepsi'de akıllı başlı, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Dalga dalga içerde sevgi, Bu hale sebeb neydi neydi, İnsan baş koyup gönül eğdi, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Kimi Kur'an okur sessizce, Kimi yaş döker gizlice, 18

20 Rasulu düşünürken yalnızca, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Doldukça dolunca harem, Ne sırlar açılır mahrem, Kerem ediyor Nebi kerem, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Ezan okununca ümmete, Gelir cemaat gayrete, Nasıl varılmaz hayrete, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. Bu hâl söze gelmez kat'iyyen, Mahrum olursun ebediyyen, İstiyorsan dünya gözüynen, İhtişam'ı Rasulûllah'ı gör Muhteşem Rasulûllah'ı gör. 19 / 06 / 1990 Salı MEDİNE KAYBETTİM KENDİMİ Sardı ufkumu Rasul güneşi, Olmaz diyerek bu halin eşi, Nasıl kalmaz hayal gibi kişi, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Varlığım galiba çıktı benden, Sıyrıldı ruhum burda bedenden, Şaşkın dolaşırım ne gelir elden, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Yürürüm sokaklarda ben garip, Nefsin bağını yerlere serip, Dünya'yı hemen bir pula verip, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Oldum bu günler bir garip yolcu, Acaba kim hancı kim yolcu, İçimde vardı bir büyük sancı, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Sûretim güya benim gibidir, Bilmiyorum kendimi nicedir, Aşk denilen bir güzel hecedir, (Ah.Med.) Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Başımda eser sevda yelleri, 19

21 Coşturur bazan can gönülleri, Bulup Muhammed'i erenleri, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Rasulin pervanesi olarak, Yeni yeni taze can bularak, İçin için buhur gibi yanarak, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Canımın can'ı burdadır burda, Gelmişim canım, güzelim yurda, Ey, canlar can'ı bana buyur'da, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Bu hal ne hâldir yüce keremkâr, İçim sızlıyor yine zari zar, Müflisim kalmadi sermaye kâr, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. Ravzanda nasıl fırtına eser, Seni seven elbet mecnun gezer, Kalmadı benden böylece eser, Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de. 19 / 06 / 1990 Salı MEDİNE VAKTİ FİRAK Dikkat et an'ını değerlendir, Ruh'unu iyice sebeblendir, Yavaş yavaş can'ını demlendir, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Sağda solda geçirme vakit, Hani yapmıştın güzel bir akit, Kalmadı'mı? içinde yakıt, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Canlan kalk aç gönlünü Rasul'e, Yazar belki seni'de sırayle, Salâvat'ı şerifle yadeyle, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Zikir fikir tefekkür'e dal, Aman yarabbi ne güzel bir hâl, Ağzından çıkarmadan kîl'u kâl, Vakti firak yaklaşıyor be canım. 20

22 Mümkün olunca kıl namazları, Tekrar tekrar yaşa bu hazları, Bulansın Medine tozları, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Seneler sonra nihayet geldin, Böylece belki arzuna erdin, Biraz daha çok gayret edeydin, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Sen sana bugün yar olmadıkça, Çalış istersen ömür boyunca, Neler kaçar gaflete dalınca, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Düşün tefekkür eyle olanları, Hesapla elinde kalanları, Pişman olma sakın sonraları, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Her şey gibi günler geçecek, Herkes yerli yerine dönecek, Yok ise ne bulur anlatacak, Vakti firak yaklaşıyor be canım. Gözden geçir tekrar kendini, Kopar başından kemendi'ni, Coş gönülden yık varlık bendini, Vakti firak yaklaşıyor be canım. 22 /06 / 1990 Medine Harem Cuma HOŞÇA KAL YA RASûLULLAH Duyura bildikse sesimizi, Kıyamette arat izimizi, Nurunla aç gözümüzü, Hoşça kal ya Rasulûllah. Hoş gör gafletlerimizi, Coştu içimizde aşk denizi, Bağışla sen bu çaresizi, Hoşça kal ya Rasulûllah. Gafletle geçti gündüzler, Uykuyla geçti geceler, Gönül ismini heceler, 21

23 Hoşça kal ya Rasulûllah. Ayrılmak istemez gönül yardan, Vakti firaktır ne gelir elden, Hasret başladı daha bu günden, Hoşça kal ya Rasulûllah. Uzağında bulunsak bile, Bize her dem himmet eyle, Bizleri zaman zaman yadeyle, Hoşça kal ya Rasulûllah. Boşalıyor Ravza yavaş yavaş, Nasıl kalabalık müslim kardaş, Hepsi'de Muhammed'i yoldaş, Hoşça kal ya Rasulûllah. Oturdum seyr için son def'a, Suçum oldu ise bağışla, Biraz geri kaldım yarışta, Hoşça kal ya Rasulûllah. Günahım çok yüzüm kara, Hatırla ben'i ara sıra, Hoş gör bizi bakma kusura, Hoşça kal ya Rasulûllah. Son def'a yine geçtim önünden, Gözyaşı sel oldu gözümden, Ayrılamadım huzurundan, Hoşça kal ya Rasulûllah. Sanki Ravza geldi benimlen, Belki ben kaldım onundan, Ayrılamadım huzurundan, Hoşça kal ya Rasulûllah. Hoşça kal ya Rasulûllah. Az yukarıda belirtildiği gibi, Medîne-i Münevvere deki ziyaret yerlerinin ( ) ikibin bir Ûmremizde yazdığım ve Kelime-i Tevhid isimli kitabımızda bulunan bu bölümü de faydalı olur düşüncesiyle ilâve ediyorum. D Ö R D Ü N C Ü B Ö L Ü M HİCRET - Hicret in hakikati 1. Gar-ı Sevr - Sevr mağarası hakikati 2. Küba Mescidi ve hakikati 22

24 3. Cum a Mescidi hakikati 4. Mescid-i Nebevi 5. Kaybettim Kendimi (Şiir) 6. Mescidi Nebevi de bulunan bazı mevkiler 7. İhtişam-ı Rasulullahı gör (Şiir) 8. Mescidi Nebevi nin diğer bazı özellikleri Ağlayan Hurma kütüğü Hz. Aişe sütunu Hz. Lübabe nin tevbe sütunu Serir sütunu Muharras sütunu Vüfud sütunu Teheccüd sütunu Halen imamın namaz kıldırğı mihrab Efendimiz (sav.) in namaz kıldırdığı mihrab Halen hutbelerin okunduğu minber Müezzinlik İç kapı İç kapı Hz. Peygamber (sav.) Efendimizin kabri Hz. Ebubekir Sıddık (RA) ın kabri Hz. Ömer ül Faruk (RA) ın kabri Üzerinde Ahzab suresi 40. ayet yazılı 1. pencere Üzerinde Hucerat suresi 3. ayet yazılı 2. pencere Üzerinde Hucerat suresi 2. ayet yazılı 3. pencere Cibril Makamı Baki kapısı Cibril kapısı Nisa/kadın kapısı Eshab-ı Suffa Mihrab Bab-üs Selam 35. Mescid-i Gamame (Bulut mescidi) 36. Ebubekir Sıddık mescidi 37. Ömer ul Faruk mescidi 38. Ömer ul Faruk mescidi 39. Hz. Ali (k.a.v.) mescidi 40. Ehli Beyt 41. Bilali Habeşi mescidi D Ö R D Ü N C Ü B Ö L Ü M HİCRET Hicret in hakikati Medine-i Münevvere 23

25 Kelime-i Tevhid in mutlak kemâlde son zuhur mahalli olan Muhammediyyet Hakikati Muhammedi mertebelerini ne kadar iyi tanır ve idrak edebilirsek, kendimizi de o derece koruyup idrak etmemiz mümkün olacaktır. Bu yaşam ise, Medine de meydana gelen, zuhura çıkan yaşamdır. Bunları tanımak seyri süluk yolunda bizlere çok şeyler kazandıracaktır. ( ) lâ ilâhe illâ allahü Mekke-i Mükerreme de uluhiyyet in zuhuru; ( ) muhammedin resul allahü Medine-i Münevvere de Risalet-i Muhammedi nin zuhurudur. O halde tevhid bayrağı Mekke ye, risalet ve tebliğ bayrağı da Medine ye asılarak her iki şehre de manevi olarak mutlak bir muhtariyet verilmiştir. Eğer Rasullullah Medine ye hicret ettirilmeyip Mekke de kalsa idi ikinci derecede bir ziyaret yeri olup, Kâ be-i Muazzama nın gölgesinde kalacaktı. İşte bu yüzden Cenâb-ı Hakk oluşumun bilindiği üzre Hicret hadisesi ni gerçekleştirdi, yoksa bir kaç kendini bilmezin Hz. Rasulullah ı Mekke den çıkarması mümkün değildir. Bunu daha iyi anlayabilmemiz için evvelâ Medine kelimesinin ne olduğunu anlamaya çalışalım. Lügat manası, şehir olan bu kelime; batın manası itibariyle medeni yani göçebelikten, taşralı olmaktan, vahşetten kurtulmuş, eğitilmiş, öz cevher madenine ulaşmış ve kendini tanımış insanların oturdukları yer, demektir. İşte sen de bulunduğun yerde bu vasıflara sahipsen şüphesiz Medine halkına mensupsun demektir. Eğer bu vasıfların yoksa, hemen bulunduğun yerden hicret ederek medeni olmaya bak. Mertebe-i Risaletin Hz. Rasulullah ın hakikatinin daha iyi anlaşılması için Medine-i Münevver e ve oradaki ziyaret yerlerinin sembolik ve gerçek ifadelerinin ne olduğunu anlamamız gerekmektedir. İşte bu yoldan bizim de medeni yani Medine li olmamız imkan dahiline girecektir. İslamiyet in gelişinin 13 üncü senesi Hicret hadisesi meydana gelmiştir. Bu tarih rastlantı değildir; bilindiği gibi 13 sayısı Hz. Rasululah ın şifre rakkamı dır. Birçok oluşum bu sayı ile ilgilidir, yeri geldikçe kısa, kısa ifade etmeye çalışıyoruz. Zati tecellinin kaynağı olan Mekke-i Mükerreme de Hz. Rasulullah a ait olan Mir ac, Kadir ve diğer geceler ile ilahi tecelliler, zat şehri olan Mekke de tamamlandığından, bundan sonraki zamanın da bu tecellilerin başkalarına ulaştırma işine başlanabilmesi için Hicret hadisesi oluşmuş. Mertebe-i Muhammedi bunları anlayabilecek Medeni İnsanları eğitmek ve risalet hakikatini ortaya koymak, medeni olmaya kabiliy- 24

26 yetleri olan Yesrib li (eski Medine)nin insanları kendisini daveti üzerine hicret hadisesi meydana gelmiştir. Şu noktaya gerçek manada dikkat etmemiz lazım gelmektedir. Hz. Resulullah ın hicreti, zat mertebesinden, sıfat, esma ve ef al mertebesine, o mertebelerde Hakikat-i Muhammediyye yi ilan ve eğitim esasına dayanmaktadır. Eğer Hz. Resulullah Mekke de kalmış olsaydı, bizler de Kelime-i Tevhid i sadece ( ) lâ ilâhe illâ allah olarak bilecek, oradan ( ) muhammedin resul allahü bölümüne geçemeyecektik ve böylece de İslâmiyetin ef al âlemi tatbikatı olamıyacaktı. Şimdi gelelim bizlerin hicretine; aleyhisselatu vesselam Efendimiz haya-tın da nasıl bir seyr çizmişse, biz de onun bu seyrini gerçekçi olarak takib etmemiz gerekmektedir, ancak bu yolla ona en yakın idrake ulaşmamız mümkün olabilecektir. Şöyle ki; her müslümanın da manen hicret etmesi gerekmektedir, ancak bu hicretin maddi manada olması gerekmektedir. Hicret, zahiren bir yöreden bir yöreye yerleşmek olduğu gibi, batınen de aklımızda olan eski ve yanlış bilgileri asılları ile değiştirmek de bir hicrettir ve bu en büyük hicrettir. Gaflet ile yaşanan taşralı hayatından kurtulup Medeni olmaya can Medinesi ne ulaşmaya çalışmak en makbul hicrettir. Bir sefer ile oraya hicret edersen ondan sonraki hayatın da düzene girerek kemalat yolunda hayatını sürdürürsün. Özet olarak, Hz. Rasulüllah ın hicreti, Hakk tan halka Rahmet olarak, bizlerin hicreti ise halktan Hakk a kendimizi tanımamız içindir. Eğer Hakk nasib ederse Mi rac ile Hicret, kemal bulduğunda, Hakk o kimseleri de Hz. Rasulullah ın Hicret i gibi benzer bir şekilde tekrar Hakk tan halka döndürerek beşeriyyetine risâlet elbisesi giydirip onların arasına hicret ettirir, böylece Hakk tan halka, halktan Hakk a olan hicret devam eder gider. Özet olarak Hicret, beşeriyetinden hakikatine dönüştür. Bunu gerçekleştiremeyenler nefisleriyle birlikte Hakk tan taşrada çok uzaklarda vahşice bir yaşam içinde olurlar, kravat takıp lüks odalarda ve her türlü lüks ile yaşamak onları bir bâtın cehaletinden kurtaramaz. Gar-ı Sevr Sevr mağarası hakikati Hz. Muhammed (sav) ile Ebubekir sıddık R.A. Hazretlerinin girdikleri o mağara gizlenebilecek gönül mağarasıdır, orada korkulmaz. 25

27 Cenab-ı Hakk; Kûr ân-ı Keriym Tevbe 9/40 ayetinde, la tahzen innellahe meana mealen, mahzun olma Allah bizimledir diyordu. Allah ın kendileriyle birlikte, Hz. Rasulüllah da zatıyla mevcud olduğunu bildirmiştir. Zararlı nefsi güçlerden korunmak için bir müddet gönül mağarasında gizlenmek gerekmektedir. Dışarıda ise, iki aciz varlık onları korumuştur, ki bunların biri örümcek, yer ehli diğeri de, güvercin gök ehli dir. Her ne kadar bunlar zahiren nefs-i emmare hükmünde iseler de, onlarda bulunan zati tecelli dolayısıyla zararları değil faydaları olmuştur. İşte sen de Rabb ınla gönül mağaranda gizlenirsen ne gök, ne yer ehlinden kimse sana kötülük yapamadığı gibi, yardımcı da olurlar. Sevr in rakkam değeri: ( ) se 500 ( ) vav 6 ( ) rı 200 = 500 ( ) = 706 eder, ki bunun da toplamı (7+0+6)=13 tür. Burada da Hakikat-i Muhammedinin tesiratı açık olarak görülmektedir. KÜbâ mescidi. 26

28 Küba Mescidi ve hakikati Vakti gelince Sevr den çıkıldı, hicret devam ediyordu, nihayet gelmekte olan yolcular Medine nin dış taraflarında bulunan Küba köyünden görüldüler ve herkes talaal bedrü aleyna... diyerek, karşılandılar. Acaba onlara hakikaten gelenin bedri münir (nurlu kamer) ilâhiyat güneşinin yansıtıcısı olduğunu kim bildirmişti?... İşte sen hicret yolunda medeni olmaya doğru gidersen o nurlu gönül nağmelerini duymaya başlarsın. Bilindiği gibi Mescid secde yeri, ibadethane demektir. Hicret ehlinin ilk yapması lazım gelen şey, gönlünde bir ibadethane kurmasıdır. Şöyle ki, daha evvelce gönlü her türlü menfaat ve dünyalıkla dolu olduğundan ne zamanı ve ne de mekanı mescid yapmaya imkan vermiyordu. Belli bir aşamadan sonra bunu anlayarak gönlünden kendine hiç faydası olmayan birçok şeyleri çıkararak, onlardan boşalan yere de bir mescid yaparak, buna da Küba (Kudret Mescidi) demesi, kendisine çok şey kazandıracaktır. Orada ibadetiyle gücünü daha da arttırarak nefsine hakim olması imkan dahiline girmiş olacaktır. O Mescid in yapılmasında muhacir, ensar ve Hz. Rasulullah (sav.) Efendimiz dahi çalışmaktadır. Yani içten ve dıştan gelen yardımcı güçler ve Hakikati Muhammedi den gelen yardımla sen de gönül küba nı oluşturmaya çalış. Küba Mescidi Medine-i Münevvere nin ilk zat tecellisi, Kâ be si hükmündedir. Nasıl ki, Mekke de Beytül Atik (eski/ilk ev)de Kelime-i Tevhid zuhura geldi; Medeni Münevvere de de ilk resmi Kelime-i Tevhid Küba Mescidi nde telaffuz edildi. Bu yüzden değeri çok yüksek ve Medine nin Ka be si hükmündedir. Kubâ Mescidi Peygamberimiz (s.a.v)'in, düzenli olarak Cumartesi günleri, zaman zaman da Pazartesi günleri ziyaret etmeyi âdet haline getirdiği bir mesciddi. Oraya bazen binekli olarak bazen yaya gider ve namaz kılardı. Bir hadîs-i şeriflerinde bunu müslümanlara da tavsiye ederek şöyle buyururlar: "Kim güzel bir şekilde abdest alır, sonra Kubâ Mescidine gelir ve orada namaz kılarsa onun için umre sevabı vardır" ( Tirmîzi, Sâlat, 242). Bu yüzden orayı ziyaret bir umre sevabıdır. Küba harf değerleri itibariyle; 27

29 ( ) kaf 100 ( ) vav 6 ( ) be 2 = 108 (1+0+8) =18 eder, ki bu mescidin hakikati alemi toplamış demektir. Cum a Mescidi hakikati Küba da bir müddet kaldıktan sonra yola çıkan Rasulullah az ileride bir yerde Cum a Namazı nın farz olması ile orada da bir mescid yaparak ilk cum ayı da orada kıldırmıştır. Bu oluşum ile de fark ta cem i (çoklukta tekliği) yaşama hakikati faaliyete geçirilmiştir. Bilindiği gibi Mekke devri ilimlendirme/eğitim Medine devri ise, hem tatbikat ve yine hem de ilimlendirme/eğitim hakikatini belirtmektedir. Farzlar daha ziyade bu sürelerde gelmişlerdir. Bugün yaptığımız yanlışlık, ilim vermeden amel tavsiyesinde bulunma-mızdır. Cuma 16, Mescid 17 sayı değerindedir. Toplarsak (16+17)= 33 sayısı çıkmaktadır, ki bu da sonra yapılacak olan Mescidi Nebi nin ilk direk sayısıdır. Kıbleteyn mescidi. İki kıbleli mescid. Resulullah org: 28

30 Kıble'nin Mescid-i Haram'a Çevrilmesi (Hicret in 2. senesi / Milâdî 623) Resûl-i Kibriya Efendimiz ile Müslümanlar, Medine de namazlarını, Allah ın emriyle, peygamberler makamı olan Kudüs e, yani Beytü l- Makdis e doğru kılarlardı. Fakat Peygamber Efendimiz, öteden beri tevhid akîdesinin müstesna bir âbidesi olan yeryüzünün ilk mâbedi ve ceddi Hz. İbrahim in kıblesi olan Kâbe ye doğru yönelerek namaz kılmayı kalben arzu ve temenni ediyordu. Müslümanlar da, hassaten muhacirler, kalplerinde aynı arzuyu taşıyorlardı. Çünkü beş vakit namazlarında Kâbe ye yönelmek, vatanları Mekke yi de yâdetmeye bir vesile olacaktı. Yahudilerin de, Muhammed ve ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı! diyerek sinsice dedikoduda bulunmaları onları rahatsız ettiğinden bu arzuları daha da kuvvetleniyordu. Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimiz, tahvil-i kıble için vahyin gelmesini bekliyor, Cebrail i (a.s.) gözetliyor ve Kâbe yi temenni ederek dua ediyordu. Nitekim bir gün, gelen Cebrail e (a.s.) bu arzusunu izhar etti: Rabbimin, yüzümü Yahudilerin kıblesinden Kâbe ye çevirmesini arzu ediyorum! Cebrail (a.s.), Ben bir kulum! Sen, Rabbine niyazda bulun. Bunu O ndan iste! [1]dedi. Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem Efendimiz de, Beytü l-makdis e müteveccihen namaza duracakları zaman başını semâya doğru kaldırmaya başladı. Nihayet, Medine ye hicretin 17. ayında, kıblenin Mescid-i Haram a doğru çevrildiğini bildiren şu ayet-i kerime nâzil oldu: (Ey Resûlüm! Vahyin gelmesi için) yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Bunun için seni, râzı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Şimdi, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ey mü minler! Siz de her nerede olursanız, yüzünüzü namazlarda o mescit tarafına çevirin! [2] Bu vahiy geldiği sırada Resûlullah Efendimiz, Müslümanlara mescidinde öğle namazını kıldırıyordu. Namazın ilk iki rekâtı kılınmış, sıra son iki rekâta gelmişti. Peygamber Efendimiz, ağır ağır yönünü değiştirdi ve mübarek yüzünü Kâbe ye doğru çevirdi. Müslümanlar da Efendimizle birlikte o tarafa döndüler.[3] İki Kıbleli Mescit Diğer bir rivayete göre, Resûl-i Kibriya Efendimiz, Receb ayının bir Pazartesi günü Benî Seleme semtinde oturan Bişr b. Berâ nın annesi Ümmü Bişr i ziyarete gitmişlerdi. Kendisine yemek yapıldı. Yediler. Bu sırada öğle namazı vakti girdi. Peygamberimiz, oradaki mescitte Müslümanlarla birlikte iki rekât kıldıktan sonra namaz içinde Kâbe tarafına dönmesi emrolundu. Derhal cemaatle birlikte yüzlerini Mescid-i Haram tarafına çevirdiler. Bu sebeple, Benî Seleme Mescidi ne Mescid-i Kıbleteyn [İki Kıbleli Mescit] adı verildi.[4] 29

31 Peygamberimizin emri üzerine, bütün Müslümanlara kıblenin Mescid-i Aksâ dan Mescid-i Haram tarafına çevrildiği duyuruldu. Kıblenin Kâbe olarak tespit edilmesi, bir kısım Müslümanların telâşına sebep oldu; çünkü kıble değiştirilmeden önce Beytü l-makdis e doğru namaz kılarak vefat etmiş veya şehit edilmiş Müslümanlar vardı. Bunun için huzur-u Risâlete gelerek, Yâ Resûlallah! Daha önce ölen Müslüman kardeşlerimizin durumu ne olacak? Onlar Beytü l-makdis e doğru namazlarını eda etmişlerdi diyerek endişelerini izhar ettiler. Cenab-ı Hak, Müslümanların bu endişelerini de, inzal buyurduğu ayet-i kerimeyle giderdi: Ey Resûlüm! Halen yönelmekte olduğun Kâbe yi, ancak resûle uyanlarla geri dönenler arasını ayırdetmek için kıble kıldık. Gerçi, bu kıbleyi çeviriş büyük ve ağır ise de yalnız o, Allah ın hidayet ettiği kimselere ağır gelmez ve Allah imanınızı zâyî etmez. Muhakkak Allah Teâlâ, insanlara çok merhametlidir, günahlarını bağışlayıcıdır. [5] Resûl-i Ekrem Efendimiz, Medine ye teşrif edip Beytü l-makdis e doğru namaz kılmaya başlayınca, Arap müşriklerinin gücüne gitmişti. Bilâhare kıble Kâbe ye tahvil buyrulunca, bu sefer Yahudilerin gücüne gitti ve tekrar dedikodu yapmaya, fitne fesat çıkarmaya koyuldular! Hatta âlimlerinden birkaçı Resûlullah a gelerek, Yâ Muhammed! Üzerinde bulunduğun kıblenden seni döndüren nedir? İbrahim in milleti ve dininde bulunduğunu söyleyen, sen değil misin? dediler. Sonra da şu sinsi teklifte bulundular: Eğer şimdiye kadar üzerinde bulunduğun kıblene tekrar dönersen sana tâbi olur, seni tasdik ederiz! Şu ayetler (meâlen), bu hadiseyi anlatmaktadır: (Medîne deki Yahudi ve münafık) insanlardan birtakım beyinsizler, akılsızlar da, Müslümanları bulundukları kıbleden çeviren ne? diyecekler. Onlara de ki: Doğu da, batı da Allah ındır. O, kimi dilerse doğu yola çıkarır. Ey Müslümanlar! Böylece sizi seçkin ve şerefli bir ümmet kıldık ki bütün insanlar üzerine adâlet numunesi, hak şahitleri olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun.... Andolsun ki sen, o kitap verilmiş olanlara her ayeti, her burhanı da getirmiş olsan, onlar yine senin kıblene tâbi olmazlar. Sen de onların kıblesine tâbi olmazsın. Hatta onların bir kısmı, bir kısmının kıblesine uyacak da değildir. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilim arkasından bilfarz onların arzularına uyarsan, bu takdirde sen de kendine yazık etmişlerden sayılırsın. [6] [1] İbn Sa d, Tabakat, c. 1, s. 241; Taberî, Tarih, c. 2, s [2] Bakara, 144. [3] İbn Sa d, Tabakat, c. 1, s [4] İbn Sa d, Tabakat, c. 1, s ; Belâzurî, Ensab, c. 1, s

32 [5] Bakara, 143. [6] Bakara, , 145. Yazar: Salih Suruç Zâhiren ve tarihi bir hadise olarak yukarıda, internetten alınan yazarına teşekkür ederiz genel bilgiden sonra, bu hadisenin birazda bâtıni yönüne bir göz atalım. Bilindiği gibi Âdem (a.s.) ve beytullah-beytu l-atik ismi ile başlayan İnsanın dünya yaşam serüveni, çok değişik imâni ve idrâki evreler geçirmiş, ve bu süreç, Efendimiz Muhammet Mustafa (s.a.v.) ile başlayan son kemâline ermiştir. Ve bu kemâlât malikel mülk olan mutlak melik in, verdiği süreye kadar devam edecektir. Aşağıda gelecek sayfalarda bu husuta daha geniş bilgi verilecektir. Âdem (a.s.) ile başlayan dünya da Allah ı bilme anlama ve O na ibadet etme görevi insanlara verilen bir mükellefiyet olarak devam edip gitmekteydi, ancak bu arada, inkâr ve isyan halleride kendini göstermeye başlamış idi. İmân ehlinin kıblesi beytullah-beytü-l Atik idi oraya dönerler ibadetlerini ederler ona hürmet gösterirler idi. Nihayet Nuh tufanı ile, daha evvel Cennetten inen önü iki köşeli arkası oval olan temel üstü şeffaf-lâtif gövdesi, tekrar göğe çıkarıldı, ondan sonra O nu gökte melekler beytü-l Ma mur (52/4-) ismi ile tavafa başladılar. Melekler tarafından yapılan temeli ise Nuh tufanında, sellerin getirdiği miller ve taş toprak ile örtülmüş olduğundan dünya bir müddet beytullah-beytül-atik siz kaldı. İsmi daha henüz o zamanlar Kâ be değildi. Nihayet devri İbrâhîm, başladı, bilindiği üzere oğlu İbrahîm ile hanımı Hacer-i çölde bir mahalle bıraktı, orada susuz kalan ve oğluna su bulmaya çabalayan Hacer validemiz oğlunu bıraktığı yerde su çıktığını gördü ve hemen yanını giderek ince bir dere şeklinde akmaya başlayan suya hitaben dur-dur zem-zem dedi ve kumların arasında kaybolup gitmemesi için önüne taşlardan set yaparak gölleşmesini sağlamış oldu. Bilindiği gibi bu suyun varlığı günümüze kadar ulaşmıştır. İşte bu arada gene büyük bir fırtına yağmur ve seller ile büyük bir hareket olmuş, gelen seller beytullah ın temellerinin üzerindeki eski sellerin getirdiği taş ve toprakları alıp gitmiş, ve beytullah ın temelleri meydana çıkmış idi. İşte İbrahim, (a.s.) bu süreçte epey büyümüş olan oğlu İsmâil ile birlikte, Beytullah-ı eski temelleri üzere o günün şartları içinde tekrar bina etmişlerdir. Bu hususta Bakara suresinde. Ömer Nasuhi Bilmen Meali: O vakti yâd et ki, İbrahim Beytullah'ın temellerini İsmail ile beraber yükseltiyor, «Ya Rabbenâ! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki Sen 31

33 semî' ve alîmsin,» diyordu. (buyurulmaktadır.) Suyun da, bulunması ile, o mahal aynı zamanda kervanlarında geçit güzergâhına dahil edilmiş olduğundan kervanlarda oradan geçmeye başladığından ve eski beytin de tekrar faaliyete geçmiş olduğundan burası her geçen gün dahada kalabalıklaştığından, insanların bir merkezi haline gelmiş olmakta idi ancak o devirlerde put perestlikte oldukça revaçta olduğundan orası putperest idarenin eline geçmiş ve beytullah putlarla doldurulmuş idi. Bu yüzden insanlığın başlangıcından Nuh tufanına kadar olan sürede insanlığın birinci kıblesi Beytu-llah-Beytü-l Atik idi. Orası putperestlerin elinde kaldığı sürece bu vasfını kaybetmiş oldu. Seneler ve devirler böylece geçmekte idi nihayet yeryüzünde Mûsâ (a.s.) ile kudsiyyet devri küdüs şehrinde başladı ve Süleyman Mabedi Mescid-il-Aksa-Beytü-l-Makdis İnşa edilince insanlığın tenzihi kıblesi Kuds-ü şerif oldu. Böylece insanlık ikinci kıblelerine yönelmeye başlamış oldular. Nihayet daha sonra aynı mahalde İseviyyet-kudsiyyeti de devam etmeye başladı orası gene kıble hükmünde idi. O devrelerde dünya tefekkür merkezi ve kıblesi olan Kudüs bu haliyle yaşantısına devam etmekte idi. Ancak zaman geçiyor seneler ilerliyor idi. Sene Milâdi (571) de Mekkede dünyaya bir çocuk geldi. İsmini Muhammed koydular. İşte bu çocuk, (40) yaşına geldiğinde Allah-ın peygamberi ve âlemlerin sultanı oldu. Ve kendisinin Peygamberliğinin (10) uncu senesinde Mi raca çıkarıldığında kendisine beş vakit namaz farzedilmişti. Bu namazların kıblesi ise Beytu-llah mekkede olduğu halde kıble kudsiyyet şehri olan Kudüsteki Mescidi-l-Aksa olarak bildirilmiş idi. Ve Peygamberimiz namazlarını kılacağı zaman beytullah-ı önüne alır, onun arkasında kalan ancak aynı hizade olan Mescidi-l-Aksa ya doğru yönelirdi. Bu durum hicretten yaklaşık (16-17) ay kadar devam etti ancak burada coğrafi durum olarak Beytullahı önüne alıpta namaz kılma imkânı yok idi. Bu yüzden Peygamberimiz başını göğe kaldırır kendilerine yeni bir kıble verilmesini isterdi. İşte böyle geçen günlerin birinde, beni selime mescidinde kılınan bir öğlen veya ikindi namazının üçüncü rek atında gelen, fevelli vecheke şetrel mescidil haram Yüzünü Mescidi-i harama döndür. Âyeti ile Müslümanların kendilerine ait olan asli kıbleleri belirlenmiş oldu. Ömer Nasuhi Bilmen Meali: Biz senin yüzünün semaya doğru çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye muhakkak tevcih edeceğiz. Haydi yüzünü Mescid-i Haram tarafına döndür. Ve her nerede bulunursanız yüzlerinizi onun tarafına tevcih ediniz. Ve şüphe yok ki kendilerine kitap verilmiş olanlar da bunun Rabbleri tarafından hak olduğunu elbette bilirler. Ve Allah onların amellerinden gâfil değildir. 32

34 Aslında bu kıblenin değişim hazırlıkları Peygamberimizin gençliğinde Beytullahı-n tamiri ile arka oval kısmının kesilip kısaltılarak yaklaşık dört köşe bir küp halini almasından dolayı diğer isimlerine ilâveten bir de Kûb-Kâ be ismini almış oldu. İşte onun Kâ be ismi başlangıçtan beri değil Peygamber efendimizin gençliğnde yapılan tamiratta Peygamber Efendimizinde haceru-l-esvedi yerine yerleştırdiği zamanda yapılan tamirden sonra bu ismide aldı. Yani dört köşeli oldu. Bu da ilerike sürelerde olacak dünya tefekkür tarihinin tekrar merkezinin değişeceğini gayben ilân etmekte idi. İşte bu âyet-i kerime aynı zamanda Mekke-i Mükerremenin fetih olacağının da açık müjdesi idi. Nihayet Mekke de Müslümanlar tarafından fetih edildi ve içindeki putlar temizlendi. Ve Ezan-ı Muhammedi orada da okunmaya başladı ve bu hadise ile dünya tefekkür tarihinde çok büyük bir değişim-ikılâb oldu. Ve Kudüste bulunan Museviyet ve İseviyet kudsi makamları Mekkeye orada daha evvelce tamiratta hazırlanan makamköşelere aktarıldı. Böylece Kâ be-nin kapısının karşında durduğumuzda ki sağ köşe Tevhid-i ef al-ibrahimiyyet makamı-köşesi oldu. Onun ilerisindeki hicr in değer köşesi, Tevhid-i-esma-Museviyyet köşesi oldu. Onun devamında olan güney rüknü yemâni köşesi, Tevhid-i-sıfat-İseviyyet köşesi oldu. Hacerul esved köşesi ise, Tevhid-i zat-muhammediyyet köşesi oldu. Böylece bütün ilâhi mertebeler İslâm dini içinde, merkez olan Kâ be de toplanmış oldu zaten Allah ın indinde tek din İslâmdır. Böylece insanlık tarihinin geçirdiği kıble-yönelme evrelerinin halini idrak etmeye çalışmış olduk bu âlemde tesadüfi olan hiçbir şey yoktur. İşte bu hakikat anlayışları üzere Kud-sü şerifi ziyaret ölmüş bir veli kabrini ziyaret etmek gibidir. Oradaki (144) dönüm arazi içinde bulunan Mescidi-l-Aksa sahasından başka yerde hiçbir kudsiyyet kalmamıştır. İşte bu yüzden gidenler belki farkına varmıştırlardır Mescidi-l-Aksa sahasında, Bast-genişlik, buranın dışındaki Musevi ve İsevi sahalarında ise, kabz-sıkıntı vardır. Böylece insanlığın, dört mertebesi itibari ile iki kıblesi olmuştur. Birincisi Ef al, şeriat mertebesi itibari ile Mekke, ilk ev beytü-l atikbaytullah. Esma ve sıfat, tarikat ve hakikat mertebesi itibari ile, Kudüs, Mescidi-l-Aksa Ve zat mertebesi ve bütün mertebeleri ile birlikte tekrar Mekke, Kâ be-i Muazzama olmuştur. Bunun dışında insan oğlunun başka yönelecek kıblesi yoktur. İşte bu yüzden beni selime mescidinde olan bu hadise o gün için belki küçük bir şey gibi görülmüş olsa bile, ancak kıyamete kadar devam edecek muhteşem bir yönelmenin başlangıcı idi. 33

35 Özetle açıklamaya çalıştığımız bu husun birde seyrü süluk Hakk yolculuğunda bireyin halinin nasıl olması lâzım geldiği hakkında da özetle kısaca bahsetmeye çalışalim. İnsan oğullarının tamamı dünyaya İslâm fıtratı üzere olarak gelir ancak çevresi içinde bulunduğu hal üzere onu düzenler bu yüzden değişik anlayışlar la yetişmiş olur. Bu husuta Efendimiz. Hz. Peygamber (asm.)'in, Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar. Diye buyurmuşlardır. Diğerlerini bir tarafa bırakıp, İslâmi ve şer-i ma nâ da hayatını yaşamaya başlayan bir kişi bulüğ çağına eriştiğinde mükellef olur bu mükellefiyeti gereği islâmi görevlerini yerine getirmeye çalışır bunlardan biride, beş vakit ve diğer namazlarıdır. Doğal olarak bu mertebenin kıblesi daha evvelce ismi beytullah-beyt-ül atik peygamber efendimizin gençliği yıllarında ki tamirattan sonra ismine Kâ be ismide ilâve edilmiş ve ayrıca en çok kullanılan ismi haline de gelmiştir. Şüphesiz o kişi için zahir ve batın kıblesi burasıdır. Bir kimse bütün bunları yaşıyorken eğer tevhid-i bir eğitim alıyor ise bu eğitim sürecinin yedi nefs mertebeleri ve İbrâhimiyyet, tevhid-i ef al mertebesi eğitimi süresince kıblesi zahir ve batın Kâ be-i muazzama dır. Ancak kişi seyru sülûk tevhid-i esmâ mertebesine geldiğinde eğitimini Museviyyet tenzih kaideleri üzerine sürdürmesi lâzım geleceğinden kıblesi kudsiyyet olması lâzım gelmektedir ki o mertebeyi hakikati itibari ile yaşayabilmiş olsun, aksi halde bu mertebelerden haberi olmadan sadece isimlerini söylemesi ile bu mertebeleri anlamış olduğu zannedilmesin. Bu mertebede olan kişinin batınen kıblesi kudsiyyet ve Kuddüs ismidir. Kâ be-i muazzamadaki mevkii ise yukarıda belirtilen mûseviyyet köşesidir. İslâmın şartı bütün Peygamberlere imân etmektir. İmân ise bir idrak ve bilinç gerektirmektedir. Kişi herhangi bir Peygamber hazaratının gerçek halini ve makamını idrak etmemiş ise ona olan imânı hayali bir imândan başka bir şey değildir. O halde herhangi bir Peygambere sadece lâfzi imân etmek, kemalli bir imân değil taklidi bir imân demektir, buda zahiren geçerli ancak batınen geçerli değildir. İşte seyru sülûk yolculuğunda Tevhid-i esma mertebesine gelindiği zaman kişinin yolu eymen vadisi ne düşer ve orada nefsinin nalınlarını çıkarması ve idraken hakikat-i museviyye üzere olması gerekmektedir. Diyanet Meali: Mûsâ'nın haberi sana ulaştı mı? Yani Hakkın indindeki hakikat-i Museviyyenin gerçek hali senin özüne hakikatine idrakine ulaştımı? Görüldüğü gibi ne kadar açık bir ifade dir. 34

36 Diyanet Meali: "Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın." İşte yukarıda ifade edilen haller ile kendi vücud mülkünde kişinin şuur va idraklenmesi gerekmektedir. Diyanet Meali: "Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?" Musa (a.s.) nın sağ elinde tuttuğu asası, her yönü ile kendine yardımcı olacak aleti ve ilim-i tevhid-idir. Gerektiği yerde onu, nefsi firavn una karşı ilmi ve kudret tecellisi olarak kullanacaktır «Bir de elini koynuna sok da, diğer bir mu'cize olmak üzere, o, ayıbsız ve bembeyaz bir halde çıkıversin». Bu husus ise lekesiz tenzih hakikatinin ortaya çıkmasıdır. Özetle bukadarla bırakalım daha geniş bilgi, (6-Pygamber-4-Musa a.s.) kitabımızda vardır oraya bakılabilir. Daha sonra salik in kıblesi gene kudsiyyet Kadir ismi yönünden İseviyyet mertebesi olmaktadır. Ve Kâ bede ki yeri kıblesi ise rüknü yemâni güney köşe olmaktadır. Tabi genel olarak oranın her tarafı kıbledir, ancak özelde böyledir. daha geniş bilgi, (6-Pygamber-5-İsa a.s.) kitabımızda vardır oraya bakılabilir. İsâ (a.s.) ve bu hususlar hakkında. Diyanet Meali: Andolsun, Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? Buyurlmuştur. İşte gerçek bir seyru süluğun yaşama aşamaları bunlardır, bu mertebelerde kişinin bu hakikatlere yönelmesi onun ilmi ve kudsi kıbleleridir. İşte gerçek kıble değişmesi-tahvili bundan sonra olmaktadırki, hedefimize Nur-u Muhammediyyeye ve Hakikat-i muhammediyyeye ulaşmış olalım. Yol boyunca olan bu mertebemakamlara ulaştıktan sonra bize gelecek ayeti kerime, 35

37 fevelli vecheke şetrel mescidil haram Yüzünü Mescidi-i harama döndür. Olacaktır. Yani kudsiyyet makamından mahremiyyet makamına yönelinmiş olacaktır ki tarifi imkânsız bir haldir, ancak seyrini yapanlar anlayabilirler. İşte o zaman Enbiya-107 "Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn" (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Hükmü ile hakikat-i ilâhiyye son kemâl kıblesine, başladığı yere ancak bu sefer Zât-i zuhuru ile dönmüş daire tamamlanmış olmaktadır. Böylece ezelde yola çıkan iki kardeş insan ve Kur an âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bunun da kalıcı mekânı-kıblesi, Mescidi-i haram olmuştur. Bu mevki, ehline harem ehli olmayanlara haram dır. Oraya gerçek ma nâ da girebilmek için bahsi geçen mertebe ve makamlardan geçmek lâzımdır ki, O nun mahremiyetine, yani Hakkın mahremiyetine girilerek olsun. Diyanet Meali: Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Hükmü üzerlerinde geçerli olacaktır. Çünkü kendilerinde beşeri kendilikleri kalmamıştır. Ayrıca bu halin diğer bir ifadesi de. menreani fekat reel Hakk yani bana bakan hakk-ı görür hükmüdür ki, batınen kıble-i Muhammediyyedir. Batının da da Hakk vardır. İşte özetle, Yüzünü Mescidi-i harama döndür. Emrinin hakikatinde bunlar vardır. Sonradan kıbleteyn-iki kıbleli mescid ismini alan o mübarek makamda bütün bu hakikatler ortaya konmuş olmakta idi. İnsan oğlu yer yüzünde görüldüğünden beri de biri Mekke de biri Kudüste iki kıbleli olmuştur. Şeriat mertebesi itibari ile Mekke de başlayan bu yönelme kıble hali, tarikat ve hakikat mertebesi hükmü ile Kusiyyet-kudüste devam etmiş, ve marifeti itibari ilede yine zat-i tecellinin zuhur mertebesi olan ismide sonradan Kâ be ye döndürülen beytü-l-haram dünya İlâhiyat tecelli mertebesi-merkezi olmuştur. 36

38 Kendilerini Musevi ve İsevi ismi ile bu sistemin dışında tutan kimselerin ne başlangıçları vardır nede sonları vardır. Çünkü onlar ne gerçek Musevi ve nede gerçek İsevidirler Gerçek Musevi ve İseviler Kur an-ı kerîm de bildirilen o peygamberle dünyaya indirilen islâmın içinde birer mertebedirler kendilerine ait müstakil bir dinleri yoktur. Çünkü çoğul olarak dinler yoktur semavi kitaplar ve peygamberler vardır fakat semavi veya beşeri diye çoğul olarak dinler yoktur. Kıblenin tahvili-değişmesi o gün var olan bütün mescidlerde olmuştur. Mescid-i Nebevide de olmuştur. İşte ancak bu yolla bir salik zahir ve bâtın tam bir mü min olmuşturki bu halden sonra belirtilen mü min mü minin aynasıdır-aynısıdır hükmü ortaya gelmiş olur. Kâ be-i Muazzamanın muazzam iklim ve irfaniyetinde oraya baktığı zaman bütün esmâ-i İlâhiyyenin kendine ayna olduğunu görür ve eğer kalabalıktan elini Haceru-l esved-e süremese bile uzaktan selâmalaması Allah-ın eli düzeyinde olan Haceru-l esved ile selâmlaşması ve tokalaşmasıdır. T.B. Bu özet bilgiden sonra biz gene kaldığımız yerden yolumuza devam edelim. Mescid-i Nebevi Medineye girme zamanı gelmiştir. Kafile rebi ül evvelin 12. Cuma günü Medine şehrine doğru yola çıkar ve Medine ye girilir. Böylece Medeni hayata geçiş başlamış olmaktadır. Medineliler yani ensarın herbiri Rasulullah ı evlerine davet etmekteydi, fakat o hiçbirini kırmak istemiyordu ve devesinin yularını serbest bıraktı, deve durursa orada bir müddet ikamet edecekti. Yavaş yavaş yürüyen kafilenin önündeki deve nihayet bir yerde durdu ve oturdu ancak az sonra kalkarak, tekrar yürümeye başladı; herkes heyecanlıydı, az sonra deve tekrar bir evin önünde durdu, oturdu ve orada kaldı. Bu ev Eba Eyyübül Ensari nin eviydi; bu arada Hz. Rasulullah (sav.) deveye hiç müdahale etmemiş, kararı deveyi yönetene bırakmış idi. Devenin ilk durduğu yere Mescidil Nebevi nin yapılması, ikinci durduğu yerde de kalınması kararlaştırıldı. Böylece Cenabı Hakk, habibinin mekân yerlerini hayvanların en hayırlılarından olan bir deveden tespit ettirmiş oldu. Musa (as.) na ağaçtan konuşan Allah (cc.) Muhammed (sav.) Efendimize de bir hayvandan mekân tespiti yaptırmıştır. Burada nebati tecelliden, hayvani tecelli daha üstündür. Ayrıca Hz. Rasulullah a Cenabı Hakk her mertebeden tecelli etmiştir. Çakılların konuşması, maden mertebesinden; 37

39 daha sonraları üzerinde hutbe okuduğu hurma kütüğünün ağlaması, bitki mertebesinde; devenin yer tespiti yapması, hayvanlık mertebesinden; insanlık tasdiği, insanlık mertebesinden; cinlerle konuşması, cinlik mertebesinden O na hitabı ve o mertebelerin de O nu tasdiğidir. Böylece her mertebedeki varlıkların O nu tanıması, O nun âlemlere rahmet olması yönündendir. Az geriye dönerek bir izah yapmaya çalışalım; şöyle ki, eğer sen de peygamberinin yolundan gidip, O nun hayatını yaşamak istiyorsan, nefsi benliğinden, medeniyyet e hicret etmen gerekecektir; eğer zaten yola çıkmışsan, sana Medine şehrine girmenin yollarını göstererek kolaylaştırırlar. Seni yolda taşıyan, vücud devendir. Medine ye girdiğinde devenin ilk çöktüğü yer, gönül meydanı dır, ki orada gönül mescidi ni kurmalısın. Daha sonra devenin çöktüğü ve oturup kaldığı evin önü de sabır evi dir. Çünkü Eyyub-el Ensari sabır ile yardımı ifade etmektedir. Eskilerden beri Eyyub ismi sabır ile özdeşleşmiştir. Nitekim, Allah sabredenlerle beraberdir. Sabreden zafere erer. Sabredersen hakikate erersin, gibi birçok şekilde belirtilen bu güzel haslet ile vasıflanmamız lâzım geldiğini bilmemiz gerekmektedir. Nihayet Medine Mescidi Mescidi Nebevi nin inşaatına başlandı, yanına Hane-i Saadet inşa ediliyordu. Bu hadise bize, Kur anı Keriym Bakara 2/127 Âyetindeki, ve iz yerfe u ibrahimül kavaide minel beyti ve ismailü mealen, o vakti hatırla ki, hani ibrâhîm ile ismâîl beytin duvarlarını yükseltiyorlardı. oluşumunu hatırlatmaktadır. Bu ayet ile bizlere gönül kâ be mizin ( ) lâ ilâhe illâ allah zat mertebesi itibariyle yapılmasının gerekliliği bildiriliyorken, Medine Mescidi nin yapılmasıyla da gönlümüzde Hakikati Muhammedi nin gelişmesini sağlayacak faaliyete geçmesi ile ( ) muhammedin resul allahü sırrının açılacağı mekân bildirilmektedir. Mekke de, Kâ be-i Muazzama ( ) lâ ilâhe illâ allah Medine de, Mescidi Nebevi ( ) muhammedin resul allahü dır. 38

40 İşte Hakk celle ve ala Hazretleri Zati Zuhuru nu her mertebesi itibariyle tecelli ettireceği mahalline müstakil bir bayrak liva-il hamd (hamd sancağı) vererek medeniyyet yolunu yani kendini tanıma yolunu bu mahalden açmıştır. Eğer Hz. Rasulullah (sav.) Mekke-i Mükerreme de kalsa idi ikinci derecede bir ziyaret yeri olacaktı, ki bu da onun şanına yaraşmaz ve sisteme de uygun olmazdı. Senaryo gereği zahirde bazı zorlamalar ile hicret ettirilmiş ise de, hicret in mutlak ifadesi, Hz. Allah (cc.) ın habibine mutlak bir saltanat vermesi için Medineyi seçerek, O na sancak vermesidir. Hilafeti nin ve Muhtariyeti nin tasdiğidir. Hacc ve Ûmre ye gidenler, eğer azıcık dikkat etmişler ise, Medine-i Münevvere de kendilerini Muhammed (sav.) sevdası kapladığında, hatırlarında hiç birşey kalmaz. Çünkü orası ( ) muhammedin resul allahü dır. Orada O nun saltanatı vardır. Orası, O nun muhabbetiyle o kadar doludur, ki oraya hiç birşey giremez. Fazla ileriye gitmemek şartıyle söyleyeyim, ki (beni lütfen hoş görün) orada allah lafzı celil dahi sadece ezanlarda, kametlerde, tekbirlerde ve lafızlarda kalır. Medine de muhammed isminin tecellisi zahir, allah isminin tecellisi batın dır. Bu yüzden herşey muhammed ismini zikreder. Bu Allah (cc.) nin habibine verdiği bir haktır; beşer cinsinden hiçbir insana nasip olmamıştır; çünkü levlâke levlâk (eğer sen olmasaydın, olmasaydın) sancağı merkez olan Medeni olarak Medine de açılmıştır. Böylece bilinse de, bilinmese de bu böyledir, vesselam. Buraya mevzu ile ile ilgili bir şiirimi ilave ediyorum Salı Medine Kaybettim Kendimi (Şiir) Sardı ufkumu Rasul güneşi Olmaz diyerek bu halin eşi Nasıl kalmaz hayal gibi kişi Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Varlığım galiba çıktı benden Sıyrıldı ruhum burda bedenden Şaşkın dolaşırım ne gelir elden Yürürüm sokaklarda ben garip Nefsin bağını yerlere serip Dünyayı hemen bir pula verip Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Oldum bu günler bir garip yolcu Acaba kim hancı kim yolcu İçimde vardı bir büyük sancı 39

41 Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Suretim güya benim gibidir Bilmiyorum kendimi nicedir Aşk denilen bir güzel hecedir Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Başımda eser sevda yelleri Çoşturur bazan can gönülleri Bulup Muhammedi erenleri Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Rasûlün pervanesi olarak Yeni yeni taze can bularak İçin için buhur gibi yanarak Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere d Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Canımın canı burdadır burda Gelmişim canım güzeli yurda Ey canlar canı bana buyur da Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Bu hal ne haldir yüce keremkar İçim sızlıyor yine zari zar Müflisim kalmadı sermaye kar Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de Ravzanda nasıl fırtına eser Seni seven elbet mecnun gezer Kalmadı benden böylece eser Kaybettim kendimi Medine-i Münevvere de O yüce Serdar a Sultan a kendi makamında, bu fakirden olsun binlerce salât ü selâm Medine-i Münevvere Şu satırları yazdığım anlarda akşam namazı için ezanı muhammedi okunduğunda kağıt ve kalemi yerine koyup namazı eda etmek için imama uyduğumda birinci rek atta imam efendi, el hamd dan sonra zammı sure yerinde, Kûr ân-ı Keriym Rahmân sûresi 55/46-47 Âyetindeki, ve limen hâfe mekame rabbihi cennetani febieyyi alâi rabbikü ma tükezzibani mealen, rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır. Öyleyken rabbınızın nimetlerinden hangisini yalanlarsınız. diye iki rek atte sonuna kadar okuyarak namazı bitirdi. (17) (Not: (17) Geniş bilgi isteyenler Errahman isimli kitabımıza müracaat edebilir.) Rabbim imam efendinin dilinden yazdıklarımızı tasdik ettiğini, hadi bunları inkar edin, diyerek, inkar edebilecekleri, böylece baştan uyarmış olduğunu bildirmekteydi. 40

42 Bu güzel hisler içinde gözlerimden yaşlar dökülerek, namazlarımız bittikten sonra kaldığım yerden yazılarıma tekrar devam etmeye başladım. Rabbim kolaylaştırır, ilhamlarını kesmez inşeallah Medine-i Münevvere Mescidi Nebevi Milâdi 622 tarihinde Efendimiz (sav.) in de bilfiil çalışmalarıyle inşa edilmiştir. Genişliği m 2 ve yüksekliği 3.25 m idi ve bugün yerlerinde beyaz mermer sütunlar olan 33 direği var idi. Sonradan yapılan 9 genişletme ile bugünkü halini almıştır. Bugünkü genişliği toplam m 2 dir ve aynı anda kişi namaz kılabilmektedir. Bu hususta bilgi isteyenler, ilgili kitaplara bakabilirler. Gayemiz bu mekân ın zâhiri özelliklerini saymak değil, bâtıni özelliklerini imkân dahilinde dile getirmeye çalışmaktır. Bugün sütun sayısı 2.014, kubbe sayısı 27, minare sayısı 10 dur. Mescidi Nebevi de bulunan bazı mevkiler Alt sahifede verilen krokideki yerleri, aşağıda verilen numaralar ile takip ederek tanımak mümkün olacaktır. 1. Ağlayan hurma kütüğü. 2. Aişe sütunu. 3. Hz. Lübabe nin tevbe sütunu. 4. Efendimiz (sav.) in itikafta iken yanına yataklarını koydukları serir/yatak sütunu. 5. Efendimiz (sav.) in korumalığını (muharese) yapan (muharras) sahabelerin beklediği sütun. 6. Efendimiz (sav.) yanında heyetleri kabul ettiği vüfud/elçi sütunu. 7. Efendimiz (sav.) in teheccüd namazlarını kıldığı teheccüd/gece namazı sütunu. 8. Halen imamın namaz kıldırdığı mihrab. 9. Efendimiz (sav.) in namaz kıldırdığı mihrab. 10. Halen hutbelerin okunduğu minber. 11. Müezzinlik. 12. İç kapı. 13. İç kapı. 14. Hz. Peygamber (sav.) in mübarek kabri. 15. Hz. Ebubekir (RA) ın kabri. 16. Hz. Ömer (RA) ın kabri. 17. Üzerinde Ahzab suresi 40 ıncı ayet yazılı 1. pencere. 18. Üzerinde Hucurat suresi 3 üncü ayet yazılı 2. pencere. 41

43 19. Üzerinde Hucurat suresi 2 incü ayet yazılı 3. pencere. 20. Cibril makamı. 21. Baki kapısı: Baki kabristan çıkışı. Cennetül Baki. 22. Cibril Kapısı. 23. Nisa/hanım kapısı. 24. Ashabı Suffa 25. Mihrab (sonradan yapılan) 26. Babüs Selam (1 nolu selâm giriş kapısı) Not: Efendimiz, Kabrim ile evim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir, buyurdukları Ravza-ı Mutahhara, bugün 33 adet beyaz sütunun bulunduğu krokide (o) işaretli alandır. İçi dolu yuvarlak ile işaretlenen kayısı renkli sütunlar ise, Hz. Peygamber devrinde ilk genişletmede ilâve edilen 21 adet direklerdir. Yukarıda bahsedildiği ve aşağıda görüldüğü gibi, Mescid-i Nebevî nin ilk kurulduğunda (33) adet direk üzerine İnşa edildiği bildirilmektedir. Zâhir ve bâtın bu sayının mutlaka çok özellikleri vardır ayrı bir araştırma konusu olacak kadar geniştir. Ancak yeri gelmişken biz birkaç bâtın mânâsını düşünmeye çalışalım. Bilindiği gibi (33) iki adet (3) ten oluşmaktadır. (3) ise tek sayıların ilkidir. (1) kaynak olduğundan sıraya girmez, o halde ilk tek sayı (3) tür, ve âlemde ne zuhur ediyorsa (3) asıl ile zuhur ettiğinden (3) aynı zamanda (1) dir. Belirtilen üç husus, (Zât, irâde, kavil) dir. Zât, Zât-ı mutlak. İrâde, Zât-ı Mutlağın kudret sıfatı. Kavil ise, kelâm sıfatı ile (Kün) ol emridir. İşte gerek birey işlerimiz gerek âlemler hakkında kudreti İlâhiyyenin muradının meydana gelmesi bu üç aslın faaliyete geçmesi ile mümkün olabilmektedir. Bu İlâh-î hüküm ile çıkılan yolun sonunda ulaşılan (Yesrib) yemen serabı, ondan sonra iki kelime ile ifade edilen ve başlarına iki (m) ilâve edilerek (Medîne-i Münevvere) Nûrlu şehir (Hakikat-i Muhammediyy) nûrun bütün âlemlere yayıldığı zaman ve zemini olacaktır. İşte orada inşa edilen Mescid-i Nebevî de bu hakikate bağlı olarak, zâhir ve bâtın olmak üzere iki, üçlü ve yan yana gelince (33) direkli olacaktır. Mânâya, zâmana, ve ihtiyaçlara göre direk sayıları artacaktır. Bu gün ulaşılan direk sayısı ise, (2104) olduğu bildirilmiştir. Aşağıda (33) hakkında kısa bazı ilgiler daha vardır sırası gelince görülecektir, Biz şimdilik bu kadar hatırlatma ile bırakalım. Vakit olursa aşağıdaki resim ve krokiyi inceleyelim. 42

44 Yukarıda ki yeşil alan (Cennet bahçesi) diye ifade edilen mübarek yerdir. Hakikat-i Muhammed-î namazının kılınma makamı ise, krokide (24) sayısı ile belirtilen ve eshab-ı Suffa diye tabir edilen yerdir. Ancak kalabalık olması dolayısı orada kılma imkân-ı olmaz ise daha arkalarda uygun bir yerde de kılınabilir. Allah (c.c.) kabul ve sırrını müşahede ettirsin. Âminnn Pazartesi Medine İhtişam-ı Rasûlüllah-ı gör (Şiir) Medîne ye gelen kardaş. Memen temizlen paklaş. Ravzaya doğru yaklaş. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Yollar dolup taşıyor. Akıl buna şaşıyor. Gayret neler aşıyor. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Bab üsselâm dan içeri. Nasıldır sevgi mahşeri. 43

45 Çekiyor kendine Beşeri. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Huzura doğru gidince. Ağlanır hep ince, ince. Gözün aç vakti gelince. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Varınca o kutlu yere. Cümlemize aşkını vere. Selâm eyle Peygamere. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Acele duanı eyle. Eziyet olmasın gayriye. Yavaşça yürü ileriye. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Selâm gönder ruhuna. Kayda geçer adına. Sebeb olur şefeatına. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. O nu ziyaret her zaman. Yaşadığı gün gibidir. Çünkü varlığı ebedidir. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Dolaşıyor ruhu içerde. Sanki zaman asr-ı saadette. Ey gönül bunları yadette. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Ayrılmak zor o makam dan. Nasıl çıkılır huzurundan. Canları aşk ile kavuran. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Cennet bahçesi beyaz direkli. Ümmetinin hepsi yürekli. Bunu yaşamak cidden gerekli. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Minberin zinetlerle bezenmiş. Ustalar yaparken özenmiş. Emsalsiz bir hünermiş. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Eshab-ı Suffa okur yerinde. Öyle olmak varmış kaderinde. Ne varsa çıkardılar derinde. 44

46 İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Cibril kapısı da yukarda. Aşık dururmu bir karar da. Dostlar kalmayalım zarar da. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Kimi siyah, kimi beyaz. Kimi dua. Kimi niyaz. Kimi neş e duyar. Kimi nâz. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Kimi ağlar gözü yaşlı. Kimi genç, ihtiyar, yaşlı. Hepsi de akıllı başlı. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Dalga, dalga, içerde sevgi. Bu hâle sebeb, neydi, neydi. İnsân baş koyup, gönül eğdi. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Kimi Kûr ân okur sessizce. Kimi yaş döker gizlice. Rasûl-ü düşünürken yalnızca. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Doldukça dolunca harem. Ne sırlar açılır mahrem. Kerem ediyor Nebî Kerem. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Ezan okununca ümmet e. Gelir cemaat gayrete. Nasıl Varılmaz hayrete. İhtişâm-ı Rasûlüllah-ı gör. Muhteşem Rasûlüllah-ı gör. Aciz ifadelerimizle belirtmeye çalıştığımız yukarıda ifadeler çok yetersizdir. Mescid-i Nebevi nin şu andaki zâhir hâlini dahi anlatmak adeta imkânsızdır; daha iyi anlaşılması için kişinin mutlaka kendinin gelip görmesi lâzımdır. Mescid-i Nebevi nin diğer bazı özellikleri Orta yerinde göğe açılan 2 hava boşluğu vardır altışar adet açılır kapanır şemsiyeler ile gölge temin edilmektedir. Çok muazzam ses ve soğutma sistemi vardır. Dünyada Ka be den sonra bu büyüklük ve yükseklikte bir eşi daha yapılabilecek bir mekan tasavvur etmek mümkün değildir. 45

47 Biz yine kısaca özelliklerine temas etmeye çalışalım. Mescidi Nebevi nin sayı değeri 13 tür. Bilindiği gibi Hz. Rasulüllah (sav.) ın doğum tarihi 571 toplandığında (5+7+1) = 13 tür. Hakka yürüme tarihi 634 yine toplandığında (6+3+4) = 13 tür. İlgili o kadar çok hadise ve oluşumlar vardır ki, hayret etmemek mümkün değildir; mevzumuzla ilgili yerlerde belirtmeye çalışıyoruz. Peki 13 ün aslı nedir? diye sorarsan şudur: Bilindiği gibi Ahadiyyet in başında olan ( ) elif harfi iki (2) bölümden meydana gelmiştir. Bunların biri 5 bölüm, ikincisi ise 7 bölümdür. Toplandığında 12 bölüm eder. Her bölüm bir mertebeyi ifade etmektedir. 5 bölüm Hazret mertebelerini, 7 bölüm de nefis mertebelerini ifade etmektedir. Bu ( ) elif çok değerli elif tir. Zahir ve batın yönden harflerin başbuğudur. Ahad, Allah, Ahmed, Adem, İnsan hep bu ( ) elif ile başlayarak yazılır ve bu isimlerde ( ) elif in bütün hakikatleri mevcuttur. İşte bütün bu mertebeleri batından zahire çıkararak, yaşam sahnesinde onlara ayna olarak yansıtan ve kemaliyle zuhur etmelerini sağlayan ilk İnsanı Kamil, Peygamber, Rasul, Nebi, Veli, Alemlerin Sultanı bütün bu mertebeleri zahir ve batın kendisinde toplayan Muhammed Mustafa (sav.) Efendimiz ile sayı 13 olmaktadır. Böylece ( ) elif harfi 12 si zahir 1 i batın olmak üzere 13 makam yani 13 noktadan meydana gelmektedir. Batılıların uğursuz dedikleri, gerçekten de onlar için uğursuz olan bu sayı müslümanlar için son derece uğurlu ve değerlidir. Batılılarca çok değer verilen İstanbul 1453 te alınmıştır; sayı değerleri toplandığında yine ( ) =13 tür Medine-i Münevvere: Ravza-i Mutahhara: Bu sayı Hz. Rasûllüllah (sav.) e has bir sayıdır. Ayrı bir yönden de baktığımızda 13 ü kendi içinde toplarsak 4 eder ki, bu da İslâm ın simge sayısıdır, o halde 13 = 4 ve 4 = 13 olur. Kûr ân da 13 yerde fakr kelimesi geçmektedir. Bilindiği gibi efendimiz bir çok hadislerinde fakirlikle iftihar ettiğini bildirmiştir. Sevr in da sayı değeri 13 tür. 113 Sûre nin başında besmele-i şerif 46

48 vardır. Bu şu demektir, ki 113 ün önündeki 1 i ileriye alırsak, ki o Ahadiyyet tir; böylece Ahadiyyet e 13 ün ayna olup, onun bütün özelliklerini ortaya çıkaran Ahmed olduğunu; Ahad ın batın ve bir ( ) mim ilâvesiyle Ahmed in zâhir olduğunu anlamamız zor olmayacaktır. İşte bu yüzden 114 Sûre den sadece 1 nin başına besmele gelmemiştir. O besmele ise, Neml Sûresi nin 30. Âyetinde yer almıştır. 113 sayısının başındaki 1 i alıp 30 ilâve ediver, o zaman 31 olur; tersine çevirirsen yine ulaşacağın sayı 13 tür. İşte bütün bu gerçeklerden yola çıkarak Ahmed in Hakk ın indinde niye bu kadar çok değeri olduğunu ve habiblik ile vasfedildiğini düşün de hürmetini, saygını ona göre göster. Mescidi Nebevi ilk yapıldığında 33 direği olduğu ilgili kitaplarda belirtilmektedir. Bunu azıcık incelersek şunları görebiliriz. 3 ü 3 ile (3+3) toplarsak 6 eder, ki bu da imân ın şartıdır. 6 dan 1 i çıkarırsak 5 eder, ki İslâm ın şartıdır, ki birincisi kelime-i şehadet tir. 33 ün birinci 3 ü, genel anlamda hadiseleri ilmel yakiyn, aynel yakiyn, hakkel yakiyn mânâda idrak etmektir. 33 ün ikinci 3 ü, mevalidi selâse yani (üç doğurgan), ki bunlar maden, nebat, hayvan olduğunu anlamamız zor olmayacaktır. Ayrıca cennet ehli erkeklerin de 33 yaşlarında olacakları bildirilmiştir. Efendimiz kendisi de, orasının cennet bahçesi olduğunu bildirmiştir. Yüz ölçümünün o dönemde 1050 m 2 olması da bu hakikatleri destekler hükmündedir; çünkü toplarsak ( ) = 6 eder, ki hangi yönden bakılsa gerek harf, gerek rakam, gerek zahir, gerek batın bütün sistemleriyle mutlak bir uyum sağlanmaktadır. Aslında mezuumuz bu tür araştırma yapmak olmadığından çok belirgin olanlarını ifade etmeye çalışıyoruz. Daha derinlemesine araştırma yapıldığında hayretimizin ne kadar çok artacağı ortadadır. Mescid-i Nebevi nin içinde kıble istikametinde 6 sıra beyaz mermer sütun bulunmaktadır ve bunların aralarında 5 boşluk vardır. Kıbleyi arkamıza alarak içerde Mescidi Nebevi ye karşı durduğumuzda 1 inci boşlukta Efendimizin Hz. Ebubekir Sıddık ve Hz. Ömer (RA) ın etraf ve üstü kapalı kabirlerinin bulunduğu yerini görürüz. Sağdan sola doğru bu mekan dışa kapalı özel haller dışında içeriye girmeye izin yoktur. İşte bu makam medine şehrindeki Makamı Mahmud dur. İkinci (2.) direkler arasındaki boşluk ise, zat cenneti dir, zatiyyun a hastır. Üçüncü (3.) direkler arasındaki boşluk ise, sıfat cenneti dir. Burası ise, sıfatıyyun a mahsustur. 47

49 Dördüncü (4.) direkler arası boşluk ise, esmâ cenneti dir, esmaiyyun a mahsustur. Beşinci (5.) direkler arası boşluk ise, ef âl cenneti dir, ef âliyyun a mahsustur. Bu cennetler, Rahmân Sûresi nde bildirilen tevhid cennetleridir. Amel ve fi il cennetleri değildir. (17) Not : (17) Bu hususta daha geniş bilgi isteyenler errahman isimli kitabımıza bakabilirler.) Şimdi yukarıda verilen krokiden takip ederek sıra ile Mescidi Nebevi nin diğer özel mahallerini ( ) muhammedin resul allahü hükmü gereği ( ) lâ ilâhe illâ allah Kelime-i Tevhid in zuhuru ile anlamaya çalışalım. Çünkü bütün bu mahallerde Kelime-i Tevhid in zuhur hakikatleri mevcuttur. 1. Ağlayan Hurma kütüğü Mescid de önceleri minber yoktu, Efendimiz bir hurma kütüğüne yaslanarak cema ate hitap ederdi. Daha sonra üç (3) basamaklı bir minber yapıldı ve peygamberimiz hutbelerini bu minberde iradetti. Minberin üç (3) basamaklı olması ilmel yakiyn, aynel yakiyn, hakkel yakiyn ilimlerinin menbaı ve zuhur yeri olmasındandır. Bu sırada bir de mu cize meydana geldi, şöyle ki, Efendimiz bir cum a günü hutbesini bu minberden iradetmeye başlayınca daha önce dayanarak hutbe okuduğu hurma kütüğünün peygamberimizden ayrı kaldığı için yavrusundan ayrı kalan bir devenin feryadı gibi inlemeye başladığı duyuldu, görüldü. Bunun üzerine Peygamberimiz minberden inerek bu hurma kütüğünü kuçaklayıp okşadı ve kütüğün inlemesi kesildi. Peygamberimiz (sav.), Eğer ben onu kucaklamamış olsaydım kıyamet gününe kadar hep böyle inleyip duracaktı, buyurdu. (18) Not : (18) İbn-i Mace ) O kütük daha sonra Peygamberimizin emriyle yerinden alınıp minberin altına defnoldu. Hurma bilindiği gibi bir meyvedir, onun ağacı da bitkidir, eskiler nebat derler. Nebatlarla insanlar çok iç içe olan varlıklardır. Namazlarımızda kıyamda (ayakta) durduğumuz bölüm onlarla ilgilidir. Onlar bir ömür boyu hakkın huzurunda ayakta durmaktadırlar ve ibadetlerine böylece devam etmektedirler; hiç birşey istemeden hep verirler. Hurma, kesrette vahdeti (çoklukta birliği) ifade etmektedir. Bilindiği gibi, Hz. Meryem hamileliği anlaşılınca şehrin kenarına çıkmış orada bulunan kurumuş bir hurma kütüğünün yanında ikamete 48

50 başlamıştır. O hurma kütüğü, kuru olduğu halde yeşerip, hurma vermiştir. Hurmalardan yiyerek, aşağıdan kaynayan pınardan da su içerek, o günlerini böylece tamamlanmıştır. Bütün varlıklar insân a aşık oldukları gibi, onlar da insân a aşıktırlar, çünkü mi rac sebebleridir. Hele Efendimizin yakınlarında olan bir varlığın ondan uzak kalması zor bir hadisedir. İşte bu yüzden hurma kütüğü az kenarda dahi bu ayrılığa tahammül edemeyip, inlemeye başlamıştır. Ey gönül dostum ondan uzak kalmaya bizlerin gönlü nasıl razı olur. Hiç olmazsa hurma kütüğü kadar ol da ağla, inle Peygamberinin sevgisine sahip ol, gaflette kalma. O makamda bitkilere dahi bir şahsiyet tanınmıştır. 2. Hz. Aişe sütunu Aişe (iaşe) sütunu, zâhir ve bâtın her türlü rızkın mahalli, üretim sahası. Kendisinin islâmi ilimlerin eğitiminde büyük gayreti olmuştur. Ayrıca o makamda hanımların da yeri olduğunu belirtir. Nefsi küllün dahi orada tecellisi vardır. 3. Hz. Lübabe nin tevbe sütunu Ebu Lübabe, Medine li ensarın ileri gelenlerinden idi. Birçok savaşa katıldığı gibi Uhud Savaşı na da katıldı. Beni Kuzayr a muhasarasında onun müttefiki ve komşuları olan yahudiler Ebu Lübabe nin yanlarına gönderilmesini istediler ve kendisini bir kurtarıcı gibi karşıladılar. Ebu Lübabe onlara kumandan Sa d b. Muaz ın hükmüne boyun eğmelerini ve teslim olmalarını tavsiye etti. Bunun kılıçtan geçirilmek demek olduğunu anlatmak için de eliyle boğazını işaret etti. Fakat daha sonra pişman oldu ve bu davranışıyle Allah a ve Rasûlüne ihanet ettiğini düşünerek, Hz. Peygamber in yanına uğramadan mescid e gidip, kendisini bir direğe bağlattı. Affedildiğine dair Âyet nazil oluncaya ve bizzat Hz. Peygamber tarafından çözülünceye kadar bir hafta yiyip içmeden direğe bağlı olarak kaldı. Sonraları bu direk üstüvanet t tevbe (tevbe direği) diye anıldı. Ebu Lübabe (RA) nın düştüğü bu hata ile ilgili olarak Kûr ân-ı Keriym Enfal Sûresi (8/27) Âyeti, ya eyyühelleziyne amenu la tehunullahe ver resule ve tehunu emanatiküm ve entüm ta lemune mealen, ey iman edenler Allah a ve rasulüne hainlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emanetlere de hainlik etmeyin. nazil oldu. Durum Rasûlüllah a arz edildi. Peygamberimiz, eğer doğruca yanıma gelseydi, bağışlanmasını Allahu Teâlâ dan dilerdim. Madem ki o kendisini bağlatmış artık Allahu Teâlâ tevbesini kabul edinceye kadar onu bulunduğu yerde bırakırım, buyurdu. Ebu Lübabe (RA) bu şekilde direğe bağlı olarak bir hafta kaldı. Ancak her namaz vaktinde bağları çözülür, namazını kıldıktan sonra yine direğe bağlanırdı. 49

51 Nihayet Peygamberimizin hanımı Ümmü Seleme nin evinde bulunduğu bir sırada vahiy geldi, Rasûlüllah gülmeye başladı. Ümmü Seleme, Niçin gülüyorsun Ya Rasûlüllah? dedi. Peygamberimiz, Ebu Lübabe nin tevbesi kabul oldu, buyurdu. Rasulüllah ın müsaadesi üzerine Ümmü Seleme odasının kapısına dikildi, mescidde bulunan Ebu Lübabe ye, Seni müjdelerim, Allah senin tevbeni kabul buyurdu, diyerek, müjdeyi ulaştırdı. Ashab onu bağlı olduğu direkten çözüp, salıvermek için koşuştular. Ebu Lübabe, Hayır vallahi beni Rasûlüllah eli ile salıvermedikçe bağlandığım direkten ayrılmam, dedi. Peygamberimiz sabah namazına giderken yanına uğrayıp salıverdi. Ebu Lübabe Mescid-i Dırar ın yapımına da yardımda bulundu, ancak bu konu da herhangi bir ithama uğramadı. (20) (Not : (20) Bu hususta geniş bilgi sahabenin hayat hikayelerini yazan kitaplarda mevcuttur, arzu eden araştırabilir.) Ebu Lübabe hadisesi seyri sülûk yolunda çok önemli bir oluşumdur. Düşünmeden yapılan küçük bir hatanın bile ne kadar büyük, kişiye yakışmayan birşey olduğunu ve ancak çok samimi bir tevbe ve pişmanlıkla bu sorumluluktan kurtulma imkanı olduğu, başka yolunun olmadığını açıkça ifade etmektedir. Ya hatasında israr edenlerin hali nice olacaktır, tek yol helalleşmek ve özür dilemek, gönül kapısını tekrar açtırmaktır. Bu tevbe-i nasuh tur. Bir daha tekrar etmemek üzere biatını yenilemektir. İşte bu hata Kelime-i Tevhid e karşı yapılan hatadır, özür dilemek de ancak onadır. Mescidi Nebevi de bir sütun bu hakikati her dem canlı tutmak için hadisenin olduğu günden beri ayakta durmakta ve idraklerde yaşatmaktadır. Bu meseleyi çok iyi anlamamız gerekmektedir. 4. Serir sütunu Efendimiz (sav.) itikafta iken yanına yataklarını koydukları sütun. İtikaf, dünya işlerinden belirli bir süre uzaklaşıp o süre içerisinde zikir ve daha çok ibadetlerle meşgul olarak Hakk ta fani olmaktır, vahdet tir. Yatakları demek, kendini teslim ettiği Rahmeti İlâhiyye demektir. Özel rahmeti ilahiyye nin simgesi o direktir. Böylece dikkatimiz bu hakikate çekilmek istenmiştir. 5. Muharras sütunu Efendimiz (sav.) ın korumalığını yapan sahabelerin beklediği sutundur. Kelime-i Tevhid in ve Hakikati Muhammedi nin zâhir ve bâtın korunmasının lâzım geldiğini belirten sütundur. 6. Vüfud sütunu Efendimiz (sav.) ın yanında heyetleri kabul ettiği sütun. her bir heyet ziyaret ettiği yere ayrı bir ziyaret sebebi ile gelir; Hz.Muhammed e ise, daha ziyade özel olarak Hakikati Muhammedi yönünden bilgi almak için gelinir, işte bu oluşumun ifadesi o direk ile belirlenmiştir. 50

52 7. Teheccüd sütunu Efendimiz (sav.) ın teheccüd namazını kıldığı sütun. Kûr ânı Keriym İsra Sûresi 17/79 ayetinde, ve minel leyli fetehecced bihi nafileten leke asa en yeb aseke rabbüke mekamen mahmude mealen, gecenin bir vakti kalk senin için nafile hükmünde olan teheccüd namazını kıl, umulur ki rabbın seni makamı mahmuda çıkarır. Âyetinin tahakkuk ve tatbikat mahallidir. 8. Halen imamın namaz kıldırğı mihrab Hakikati Muhammediyye nin bu günkü zahiri ve vekalet yeri 9. Efendimiz (sav.) in namaz kıldırdığı mihrab Makamı Muhammed-î, bütün âlemlerin ve varlıkların durduğu makam. İmâm-ül Mübin (Önde olan imam). Kelime-i Tevhid in risâlet dilinden izah, ilân ve şerh edildiği yer; Ka be den sonra ibadet hakkında en ulvi yer. 10. Halen hutbelerin okunduğu minber Hakikati Muhammedi nin yaşanan zaman içerisinde zamanın icaplarına ve aslını bozmadan hakikatlerinin açılıp yenilendiği ve tekrarlandığı yer. 11. Müezzinlik Ulûhiyyet mertebesinin Muhammediyyet mertebesinden açık ilânı. Yine aynı mahalden Muhammediyyet mertebesinin de bütün alemlere olan ilanı. 12. İç kapı Cemeate içerideki dönüşümleri sağlayan geçit. Bu Hakk yolcuları-nın kendi içindeki nefis mertebeleri düzeyinden dönüşümleridir. 13. İç kapı Diğerinin az yanında olan bu iç geçit Hakk yolcularının kendi iç bünyelerinde, Hazret mertebelerine geçişlerini göstermektedir. 14. Hz. Peygamber (sav.) Efendimizin kabri Makam-ı Mahmud un içindeki merkez nokta, işaret yeri, âlemin kalbi, Sûret-i Rasûllüllah ın makamın son görüldüğü yer. Sükûnet deryası, İlâh-î tecelligah, aşıkların maşuku, ümitsizlerin ümidi, ariflerin marufu Medine-i Münevvere 51

53 Bir gün denildi esselat Rasûle, Kılındı namazı hep fert ile, Acı çöktü bütün gönüllere, Sen o günleri hatırlıyor musun? O na mekân oldu yattığı yer, Sûrettir orda yatan kulak ver. Mâ nâ da sırlar vardır ona er, Sen o sırları biliyor musun? Gerçi sûretin durur toprakta, Seni ihata etmiş bu babda. Bunlar hep mecazdır hakikatte, Sen o mecazı biliyor musun? Toprağın sarması muhaldir seni, Ne olursa olsun kabrin eni, Dar gelir yer, alamaz sineni, Sen o sineyi biliyor musun? Bu varlık senin çün var oldu. Bütün âlem de sende medfundu. Bu öyle bir İlâh-î oyun du, O oyunu oynayabiliyor musun? Bu işler belirlendi ezelde, Neler vardır bilsen o güzelde. Bazen şarkı bazen gazelde, Sen o sırları duyabiliyor musun? 15. Hz. Ebubekir Sıddık (R.A.) ın kabri Sıddıkıyyet makamı, şeksiz şüphesiz, akıl yürütmeden her ne olursa olsun kabul ve tasdik makamı. Yanına geldi sevdiği sıddık, Daha sonra Ömer ul Faruk. Kalmadı arada hiç ayrılık, Onların yattığı yeri biliyor musun? 16. Hz. Ömer ül Faruk (R.A.) ın kabri Hz. Ömer in bilindiği gibi lâkabı Faruk fark edici, (ayırıcı) demektir. Yine bilindiği gibi Kûr ân-ı Keriym in de bir ismi ayırıcı manasında Furkan dır. Yani zât ın bütün özelliklerini sıfat, esmâ, ef âl mertebelerinde en güzel şekilde açıklayan demektir. İşte bu iki mertebe Hz. Rasûllüllah (s.a.v.) efendimize hayatlarında çok yakın oldukları gibi mematlarında da, yani yaşam sonrası hayatlarında da çok yakındırlar. 52

54 Yani, Makamı İlâh-î ve Makamı Muhammedi nin şeksiz şüphesiz tasdiği zâhir, bâtın, her yönden bu tasdik halen dahi devam etmektedir. Hz. Ebubekir Sıddık bu tasdiği yapmış, bu mertebenin temsilcisi olmuştur. Bu tasdikten sonra, Makam-ı İlâh-î ve Makam-ı Muhammedî nin şeksiz şüphesiz tatbikatta açılması izâhı gerekecekti. İşte Hz. Ömer (r.a.) da bu açılımın simgesi olmuştu. Bir yeniliğin oluşması için evvela çevreden tasdik, sonra da onun izahı, yani özelliklerinin tatbikatla açıklanması gerekmektedir.gerçek ise kabul görür, değilse unutulur gidilir. Sıddıkiyyet ve Farukiyyet kısaca bunlardır. Mevzuu olmadığı halde, ama yeri gelmişken Hz. Rasûlüllah ın diğer iki dostu ve akrabası halifesinin Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a.) ın da niçin orada yanlarında olmadıklarını anlamağa çalışalım. Bilindiği gibi Hz. Osman (r.a.) ın lakabı zinnureyn, efendimizin iki kızıyla evlendiği için iki nurlu demektir ve kendisinin bilhassa yakınlarına karşı çok şevkatli olduğu söylenir. Eğer bu iki nurlu ve şefkatli insan Hz. Rasûlüllah ın kabri şeriflerine konsa idi kendisinden zinnureyn lâkabının alınması gerekecekti, çünkü orada sadece Nur-u Muhammed-î hâkimdir, oraya başka nur giremez. Hal böyle olunca O na yani Hz. Osman (r.a.) a ayrı bir mekan gerekmekteydi. Defnedildiği yer de cennet tir, cennet-ül bâk-î kabristanı. İşte böylece hem orada yatanlara, hem de orayı ziyaret edip dolaşanlara olmak üzere iki nuru fayda sağlamaktadır. Allah onlardan razı olsun. Hz. Ali (r.a.) (K.A.V.) efendimize gelince onun hâli diğerlerinden biraz farklı olarak, varlığı Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav.) efendimize benzemektedir. Şöyle ki: Zat-ı İlâhiyye, Mekke-i Mükerreme şehrini kendine saltanat yeri yapmıştır. ( ) lâ ilâhe illâ allah Tevhid bayrağı orada asılıdır. Makam ı oradadır. ( ) lâ ilâhe illâ allah Kelime-i Tevhid in şerh ve çözüm yeri olan Medine-i Münevvere de ise ( ) muhammedin resul allahü ın Hamd bayrağı asılıdır. Makam ı orasıdır. İşte Hz.Ali (r.a.) (K.A.V.) efendimiz de ( ) muhammedin resûl allahü bayrağını en güzel şekilde hem kendi varlığında, hem de âlemde şerh ve çözüme kavuşturduğundan ona da ayrı bir saltanat yeri lâzım geldiğinden kabri şerifleri Irak sınırları içinde Necef denilen yerdedir ve burası da onun Ali Veliyuullah Seyyidlik bayrağının asıldığı yer olan onun makamıdır. Necef sayı değeri itibariyle, 53

55 ( ) nun 50 ( ) cim 3 ( ) fe 80 = 113 / (5+8) 13 tür. Görüldüğü gibi Hz. Rasûlüllah (sav.) Efendimizin şifre ve hakikatlerinin çözüm makamı olduğu belirtilmekte geriye kalan 3 ise, üç (3) mertebeden yayın yapıldığını ilmel yakiyn, aynel yakiyn, hakkel yakiyn olduğunu bildirmektedir. Bu sayı değerinde küçük bir uygulama daha yapmak istedim, çıkacak sayı değerinin kısacık izahını ilerdeki sayfalarda yapmaya çalışacağım. ( ) nun 50 ( ) cim 3 = 53 eder, ki bu sayı bizimle ilgili bir şifre sayıdır. Nasıl ki, Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) Mekke-i Mükerremede kalsa idi ikinci derecede bir ziyaret yeri olacak idi. Bu hakikate binaen Hz. Ali (k.a.v.) de Medine-i Münevvere de kalsa idi nezaketen kendi bayrağını açamayacak ve velâyeti gizli kalacaktı. İşte bu oluşum gereği onun lâkâbı Kerremellahu veche Allah ona her yönden ikramda bulundu ve bu ikram Mekke-i Mükerreme den yani Mertebe-i Uluhiyyet ten verildi ve Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) ın Kevser gölü ve ırmağının hakikati ondan akmaya başladı, halen de devam etmekte ve kıyamete kadar da devam edecektir. (21) (Not : (21) Bu hususta mübarek geceler ve bayramlar adlı kıtabimzda da bilgiler vardır.) 17. Üzerinde Ahzab suresi 40. ayet yazılı 1. pencere 18. Üzerinde Hucerat suresi 3. ayet yazılı 2. pencere 19. Üzerinde Hucerat suresi 2. ayet yazılı 3. pencere 20. Cibril Makamı Orada Cibril (a.s.) a da bir makam vermeden olmazdı. Onun makamı girip çıktığı yer diye belirtilen Bâki kapısına doğru sağ tarafta yukarıda bir penceredir. Makamı Ulûhiyyet ten, Makam ı Muhammediy-ye ye olan hitaplar oradan böylece akmakta idi. Esasen onlar kesilmiş de değildir. 21. Bâki kapısı Bu kapı hakkında Bab üs selâm (selâmet kapısı) ile birlikte bilgi vermeye çalışacağız. 22. Cibril kapısı Az yukarıda Cibril As. makamından bahsedilmişti. Burada ise, kapısından bahsedilmektedir. O hazretin giriş çıkışına engel her hangi birşey yoktur. Kapılara ancak kütle, madde varlıklı olanların ihtiyacı 54

56 vardır. İşte bundan anlaşılıyor, ki her hangi bir ümmeti muhammed gerçek hakikatleri idrak etmiş ise ve bunları bazı kabiliyetli kimselere ulaştırıyorsa o insanlar arasında mertebe-i cebrâiliyyet in temsilcisi sayılırlar. İşte o kapı bu neş ede olan insânların kapısıdır ve hemen önünde Eshabı Suffa nın makamı vardır, yani eğitim mahallidir. Gönlüne gelen gerçek Hakk bilgisi cebrâiliyyet mertebesi nden de gelir. İşte sana gelen o bilgileri sen de bir başkasına doğru olarak aktarabilirsen o hususta sende de mertebe-i cibrillik faaliyete geçmiş olur. Böylece gönül ravzana girdiğinde o kapı senin cibril kapısı olur. 23. Nisa/kadın kapısı Bu kapı cibril kapısının hemen yanındaki kapıdır. Bugün kadınlar o kapıdan giremiyor. Kapı girişleri arka taraftaki büyük kapılardandır. Herhalde evvelce hanımları oradan kabul ettikleri için o kapının ismi nisa kapısı olarak kalmış. Bugün için düşündüğümüzde kadın nefsi küll ün temsilcisi olduğundan, efendimizde hem aklı küll ü, hem de nefsi küll ü temsil ettiğinden tabii ki, orada nefsi küll e de bir makam verilmesi lazım gelecekti. İşte bu kapı da nefsi küll bilgilerinin girip çıktığı seyr kapısıdır Medine-i Münevvere Mescidi Nebevi 24. Eshab-ı Suffa Yanları açık üstü kapalı mahallere bilindiği gibi halen daha sofa tabir edilir. Eshab, sâhibler demek olduğundan sofa da, kalan dostlar demektir. Bu kimseler ortalama 250 kişi, zaman zaman da 400 kişiye kadar çıkarlar, orada kalırlar, devamlı eğitim ile uğraşırlarmış. Burası İslamiyyetin ilk üniversitesi olmuştur. İslamiyyet genişledikçe, yeni yeni beldeler alındıkça Efendimiz onları, oralara ya kadı veya vali tayin ederek, gittikleri yerde İslâmi eğitimi sürdürmüşlerdir. İşte şimdi şu anda aynı mekânda şu satırları kağıda dökerken birden kendimi Eshabı suffa gibi zannettim. Allah c.c onlardan razı olsun. Dini Mübini İslâm ın bilgileri onların fedakerane çalışmalarıyla bu günlere ulaşmıştır. Bir bakıma sûf-î kelimesi de buradan türemiştir diyebiliriz, çünkü çok mütevazi ve muttaki olarak hayatlarını sürdürüyorlardı. Ravza-i Mutah-hara nın içindeki bu bölüm Hakikati Muhammedi ilminin toplanıp dağıtıl-dığı, geliştirildiği, uygulandığı yerdir. 25. Mihrab Şu anda imam efendinin namaz kıldırmadığı rastgelen mü minin önünde durabileceği bir ziyaret yeridir. Sonradan gelen idareciler, biz Hz. Peygamberin makamında namaz kıldıramayız, diyerek o mihrabı yaptırarak orada imamlık yapmışlardır, tarihi bir ziyaret yeridir ve o mihrabın önündeki direk, cennet bahçesinin 33 direğinden sonra sarı 55

57 çiçekli 20 direğin daha ilavesiyle 53 üncü direk olmaktadır. (Krokide işaretlidir) Medine-i Münevvere de ilk günlerden itibaren Rabbı ma acaba burada da bize ait bir işaret, sembol var mıdır diye niyazda ve araştırmalarda bulunuyorken, nihayet o Mihrab ın önündeki direk, sanki burası, burası diyordu. Evet gerek sayı hesabı, gerek konumu itibarıyla o direk gönlümüze yakın geldi. Allahu a lem (Allah daha iyisini bilir.) Tabii ki o direkte diğerleri gibi herkesindir. Biz zahirine değil batınına bakmaktayız. Ayrıca Kâ be-i Muazzama da bulunan Bab ül Feth ile Bab ül Umre arasındaki 53 nolu Kehribarı babı şâmi (elektrikli kapı) yani yürüyen merdivenli kapıda da mânen şifremiz vardır. (22) (Not: (22) Bu hususta geniş bilgi (Terzi Baba) isimli kitabımızda vardır.) 26. Bab-üs Selâm Selâm, selâmet, saadet kapısı. Burası krokide (26) fakat Ravza-ı Mutahhara Mescidi Nebevi nin 1 no.lu kapısıdır. Tam karşısına isabet eden kapı (41) nolu Bâki kapısıdır ve ikisinin arası oldukça geniş uzun bir yol koridor dur ve sonuna doğru gelindiğinde Efendimiz (sav.) in önünden geçilmektedir. Kur anı Keriym Yunus suresi 10/25 ayetinde, vallahü yed u ila daris selâmi ve yehdiy men yeşaü ila sıratın müstekiymin mealen, Allah selâmet yurdu cennete çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. Âyetinin bahsettiği dünyadaki selâmet yurdu Ravza-ı Mutahhara dır ve oraya da 1 nolu kapı olan babüs selâm dan girilir. Gerçi Ravzanın bugünkü haliyle 42 kapısı vardır; hepsinden de içeriye girilir amma 1 inci bab üs selâm dan (selâm kapısı)ndan girerek, o koridoru bir defa olsun irfaniyetle geçmek gerekir, Hakk a giden yol sıratı müstakiym, sıratullah tır. Şöyle ki, o mübârek koridorun kapıdan girip az yukarıda bahsedilen mihraba kadar olan kısmı Sıratı Müstakim bölümüdür, yani ettur-u seba (yedi tur) 7 nefis mertebeleridir. Ondan sonra dışarıya çıkıncaya kadar da sıratullah Hazarat-ı Hamse (beş hazret mertebesi) ve Mi rac yoludur. Cennet bahçesinin içinden geçen bir bölüm, bu dünyada Ka be-i Muazzama tarafından sonra yapılan en mühim ibadet ve ziyaret yeridir. Beyaz direkler, ki sanki onlar mânâ âlemine yükselmeğe hazır, gök vasıtaları gibidir. Onların birinci (1.) bölümüne geldiğinde, 56

58 Kûr ânı Keriym Fecr Sûresi 89/29-30 Âyetindeki, fedhuliy fiy ibadiy vedhuliy cennetiy mealen, Benim has kullarımın arasına gir, onlarla birlikte benim zat cennetlerime dahil ol müjdesini duyar gibi olursun. Burası Tevhidi ef al cennetidir. Az ilerlediğinizde ikinci bölüm beyaz direkler arasına gelirsin, ki burası da Tevhidi esmâ cennetidir. Ef al cennetinde, bütün fiillerin Hakk ın fiili olduğunu, ancak Hakikati Muhammedi kanalıyla zuhura çıktığını idrak etmiş olursun. Esma cennetinde, hangi isimle vasfedilmiş olursa olsun bütün isimlerin Hakk ın isimleri olduğu ancak cami ismi olan Hakikati Muhammedi kanalıyla zuhura çıktığını idrak etmiş olursun. Üçüncü (3) bölüm beyaz direkler arasına geldiğin zaman, burası da Tevhidi Sıfat cennetidir. Burada bütün sıfatlar yine Hakk ın sıfatlarıdır, ancak Hakikati Muhammedi kanalıyla zuhur etmekte olduklarını idrak etmiş olursun. Dördüncü (4.) bölüm beyaz direkler arasına geldiğin zaman, burası da Tevhidi zat cennetidir. Burada bütün varlıkların zat larının tek zattan kaynaklandığını, bu oluşu-mun da yine Hakikati Muhammedi kanalıyla zuhura çıktığını idrak edip bütün mertebeleri ile gerçek tevhidi idrak etmiş olursun. Kur anı Keriym Muhammed suresi 47/19 ayetindeki, fa lem ennehu lâ ilâhe illâllahü mealen, Bil ki; muhakkak o lâ ilâhe illâ allah tır Muhammed elbisesiyle zuhur eden lâ ilâhe illâ allah muhammedin resul allahü Zat-i haberini risâletini, kendi hakikatini Muhammed ismiyle açığa çıkarmıştır. Bu hisler ve yaşam ile az ileriye gittiğinde işte orası Makamı Mahmud yani Makamı Muhammed dir. İşte şimdi sen birinci (1.) pencerenin önündesin, onun üzerinde Kur anı Keriym Ahzab suresi 33/40 ayetindeki, ma kane muhammedin ebe ehadin min ricaliküm ve lakin rasulellahi ve hatemennebiy ve kenellahü bi külli şey in aliym mealen, 57

59 Muhammed (s.a.v.) erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; fakat o Allah ın rasulü ve Peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilir, buyrulmaktadır. Evvelâ kısaca, rakkamlara dikkat etmemiz gerekecektir. Bakın sure 33, 33 direkli cennet bahçesinin hakikatini yine aynı sayıdaki Sûrenin 40 ıncı Ayet i açıklamaktadır, bunlar tesadüfi şeyler değildir. Özet olarak: Muhammed (s.a.v.) bâtıni yönden sizler gibi, çoluk çocuk sahibi bir beşer değildir. Muhammed elbisesiyle tecelli etmiş; zâtından sıfatına, sıfatından esmâsına, esmâsından ef âline tenezzül ederek irsal etmiş; Rasûllük yapmış; ve bu hakikati Muhammed elbisesi ile sona erdirmiştir. Ondan sonra resmi olarak böyle bir tecelli olmaz, ancak onun varislerinde bu hadise batınen kıyamete kadar devam edecektir. Bu hakikat kendisinde Âyet in belirttiği sayıda 40 yaşlarında ortaya çıkmıştır. Allah gerçekten neyin ne olduğunu, kimin beşeriyyeti, kimin Ulûhiyyet i ile yaşadığını çok iyi bilir. Çünkü gerek halkıyyeti yönüyle, gerek Hakkiyyet i yönüyle cümleden zuhurda olan ondan başkası değildir. Zâten âlemde başkası yoktur. Evet bu güzel duygular içinde bir iki adım daha attığında birinci (1.) pencerenin sağ tarafına yaklaştığında, işte o anda âlemlerin Sûltan ının tam karşısında olduğunu bilmelisin. Bu hadise, Ka be-i şerifedeki; Hacer ul Esved in tam karşısında durmaya, zat a ayna olmağa benzer. İşte o anda sende Hz. Risalet penah-i Efendimizin aynası, hatta aynısı olmaya çalışırsın. O na bundan daha çok zahir alemde yaklaşman mümkün değildir, gönül aleminde ise, senden ayrı değildir. Kâ be de, seyirde ve tavafta, yaşadığın anların dışında, hiç bir anın bu kadar güzel, bu kadar hoş, bu kadar bereketli ve nurlu değildir. Ve şöyle selâmlar dilinden dökülmeğe başlar. Esselatu vesselam aleyke ya Rasulellah. Esselatu vesselam aleyke ya Nebiyyallah. Esselatu vesselam aleyke ya Cemali pak. Esselatu vesselam aleyke ya Kemali pak. Esselatu vesselam aleyke ya Varlığı Hakk. Esselatu vesselam aleyke ya Gönüller Sûltanı. 58

60 Esselatu vesselam aleyke ya Aşıklar kıblegahı. Esselatu vesselam aleyke ya Dertliler dermanı. Esselatu vesselam aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin. Esselatu vesselam aleyke ya Hakikati Muhammedi. Artık sen orada yoksun zaten. Sende mevcud mertebe-i Muhammed-î, aslı olan, Hakikat-i Muhammed-î ile birleşmiştir. Sen gerçekten fena firrasûl (Rasûl de fâni), o yoldan da Baka billâh (Hakk ta bâkî) olmuşsundur. Ne varlığın, ne sesin, ne nefesin kalmıştır. Ancak orası durma yeri değildir, arkadan gelenlerin hakkını da korumak gerekir. Bu hisler içinde: Ayrılmak istemez gönül yardan. Vakti firaktır ne gelir elden. Hasret başladı daha bu andan. Hoşça kal ya Rasulellah. Sanki ravza geldi benimlen. Belki ben kaldım onunlan. Ayrılamadım huzurundan. Hoşça kal ya Rasulellah. Hoşça kal ya Rasulellah. Diyerek birkaç adım daha yan yan atarak yüzün oraya doğru bu sefer üzerinde, Kur anı Keriym Hucurat suresi 49/3 ayetindeki, innellezine yeguddune esvateküm inde Resûlillâhi ulâikelleziynemtehazellahü kulubehüm littakva lehüm mağfiratün ve ecrun aziym, mealen, Gerçekten Allah ın Peygamberi yanında seslerini kısanlara, bunlar o kimselerdir ki, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir, onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır. ayetinin sana sırrı açılır. Yine burada da sayılara azıcık dikkat edelim, Sûre no su 49 dur, kendi içinde toplarsak, 4+9=13 eder, bu da bilindiği gibi Hz. Rasûlüllahı ın şifre sayısıdır. Âyet sayısı olan üç (3) ise bu hakikatleri üç (3) yönlü, yani ilmel yakıyn, aynel yakıyn, Hakk el yakıyn mertebelerinden idrak etmektir. Allah ın peygamberi yanında seslerini kısanlar. Burası Hz. Rasûlüllah (s.a. v.) in sıddıkiyyet mertebesi dir. Seslerini kısanlar, kendi varlıklarında, kendilerine ait birşeyleri kalmadığından zaten sesleri çıkmaz. Eğer daha sesleri çıkıyor ise, o mertebeye ulaşamamışlar demektir. Çünkü âlemde tek ses vardır o da 59

61 Hakikati Muhammed-î nin sesidir. Bunlar o kimselerdir, ki Allah kalblerini takva için imtihan etmiştir. Takva, sakınmak olduğundan, her mertebenin kendine göre takvası vardır. Bu mertebenin takvası ise, Hakk ın varlığını unutup, kişinin kendi varlığına düşmemesidir. Bunlara nefislerinden mağfiret ve kendi hakikatlerini anlama yönünden büyük mükâfat vardır. Böylece sıddıkiyyet mertebesi ni de selamladıktan sonra yine yan yana birkaç adım daha atarak, bu sefer üçüncü (3.) pencerenin önüne gelirsin. Burası Farukiyyet makamıdır. Ona da gereken nezaketle selâmı verdikten sonra o pencerede yazılı Âyetin yaşamına geçersin. Kur anı Keriym Hucurat suresi 49/2 ayetindeki, mealen, ya eyyühelleziyne amenu la terfe u asvateküm fevka savtin nebiyyi ve la techerü lehü bi l kavli kecehri ba dıküm liba dın en tahbeta a malüküm ve entüm la teş urune Ey iman edenler seslerinizi peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın ve birbirinize bağırır gibi ona bağırmayın, haberiniz olmadan amelleriniz boşa çıkıverir. Burada da yine sayılar dikkat çekicidir; az evvelki Âyette olduğu gibi bu Âyet de 49 nolu Sûrenin 2 inci Âyetidir. Bunun ifadesi 4+9=13 Hz. Rasûlüllah ı, bu mertebede dahi iki (2) zâhir ve bâtın idrak demektir. Burada bir şeye dikkat çekmemiz gerekmektedir. Evvelki Âyette seslerini kısanlar burada ise, seslerinizi peygamberin sesinden yüksek çıkarmayın, buyruluyor. Birincide, Hakikati Muhammed-î denizinde gark olanlar; İkinci de, hakikati Muhammedi deryasına girip orada yıkanıp yeni bir hayatla ve sıreti Muhammedi ile o deryadan çıkarak etraflarını eğitiyorlarken, nefislerine kapılıp, halkın ezası ve zorlukları karşısında yılmadan, bıkmadan ve seslerini Hz. Muhammed in risaletleri döneminde nasıl yumuşak ve müşfik davranmışlarsa siz de öyle davranarak, eğitimde ve diğer zamanlar da seslerinizi, onun sesinden daha yüksek çıkarmayın. Ömerül Faruk, bilindiği gibi, yüksek adalet sahibi olduğundan, haklıyı ve haksızı çok iyi ayırma kabiliyeti vardı. İşte o mertebe Farukiyyet yani Furkan mertebesi dir. Aynı zamanda sıfat mertebesi dir. O halden sonra artık birbirinizle konşutuğunuz gibi ona seslenme-yin, çünkü o sizler gibi sadece beşer değil, aynı zamanda Rasûl dür. Ancak siz bu hakikatleri pek düşünmüyorsunuz. Kısaca toparlarsak üçüncü (3.) pencerede bu hisler içinde birinci (1.) Âyette, belirtilen Hakikati Muhammediyye yi iyice tanımak, onda yok olmak; 60

62 ikinci (2.) de, böylece sesini çıkaramamak, o deryada yüzmeye başlamak; üçüncü (3.) de ise, tekrar yeni bir varlık bularak, irşat vazifesine başlamak, anlatılmaktadır. Orada da fazla duramayıp, arkadan gelenlere yol açmak üzere boyun bükerek, kısalan yolu tamamlamak üzere Makamı Mahmud a, Makamı Sıddıkiyyet e, Makamı Furkaniyyet e tazim ve selam ederek, yoluna yavaş yavaş bu hakikatleri yaşayarak devam edersin. Oranın iki (2) çıkış kapısı vardır. Biri koridorun sonunda bedenliler için Bâki kapısı cennetül bâkiye açılan; diğeri de az yukarıdaki Makamı Cibril penceresidir. Buradan da bedensizler, âlemi ervah a uruc ederler, yükselirler. Bu koridorun aynı zamanda bir ismi de Medine nin zaman tüneli dir. Bütün zamanları da içinde bulundurur. İşte bu hakikatleri idrak ederek, âlemlerin Sûltanının önünden ayrılan kimse, bu iki kapıdan çıkarak; ya bâki olan gönül cennetinde, ya da gönül semâsında yaşamlarına devam ederler. Misâfir olarak gelenler, tekrar yerlerine dönünce, yani eski beşeriyyet hallerine dönünce bulundukları yerde, bâtınen Makamı Mahmud un zâhiren de Şeriatı Muhammedi nin temsilcileri olurlar. İşte sen de bu hallere sahip olmak istersen, bulunduğun yerde böyle kimselerin var olup olmadığını araştır, eğer bulabilirsen hiç durma, onlardan hemen bu hallerin eğitimini al, öylece âlemlerin Sûltanını bilerek ziyaretine git. Bab üs selâm dan girip, bâki kapı sından çıkarak yapılan ziyaret saat olarak belki onbeş dakikada biter amma gerçekten eğitimini alarak oradan geçmek ortalama sene sürer, ki ancak irfaniyyet ve muhabbet ile gerçekleşir; iyi anlamaya çalışalım. Tabii ki, Hz. Rasûlüllah ı her mertebedeki ümmetinin ziyaret hakkı vardır, ancak şeriat mertebesindekiler, bulundukları idrak ve anlayış düzeyinden, tarikat mertebesindekiler tarikat mertebesinden, hakikat mertebesindekiler hakikat mertebesinden, marifet mertebesindekiler marifet mertebesinden ziyaret ederler, ki iyi niyetle yapılan her ziyaret makbuldür. Allah cc. bütün ziyaretlerinizi kabul etsin. Amin Mekke-i Mükerreme Ka be-i Muazzama Şimdi biraz daha Mescidi Nebevi nin bazı özelliklerini anlamaya çalışalım. 27 açılır, kapanır kubbesi vardır. Tabii ışıklandırma için herbiri 80 ton ağırlığındadır. Kapladığı alan 324 m 2 dir. Her kubbede 2.5 kg toplam 67.5 kg altın kullanılmştır, Medine de imâl edilmiştir. 61

63 Ayrıca arka orta yerde iki (2) adet üstü açık alan vardır, ki gerektiğinde onların da üstü altı (6) şar adet direklere monte edilmiş muazzam hidrolik sistemiyle çalışarak açılıp kapanan şemsiyelerle örtülmüştür. Açılır kapanır kubbe ve şemsiyeler ile alemi ervahla irtibat sağlanmaktadır. Genel olarak anlatılacak pek çok şeyler daha vardır, fakat gayemiz oranın teknik özelliklerini saymak değil, içinde bulunan bazı mertebeleri kısa, kısa anlayabildiğimiz kadar anlatmaya çalışmaktır Bugün Mescid-i Nebevi nin kapladığı alan eski Yesrip Medine şehrinin kapladığı alan olduğu söylenir. 98,326 m 2 olan Mescid in kapladığı alan nerdeyse 100 dönümlük oldukça geniş bir sahayı kaplamaktadır. İçinde, üstünde, terasta ve bahçesinde toplam kişi namaz kılabilmektedir. İnşaatı mimarisi, tezyinatıyla gerçekten dünya da Kâ be-i Muazzama dan sonra, bir eşi benzeri olamayacak Hz. Rasûlüllah (sav.) âlemlerin Sûltanına yaraşır livâ ul hamd sancağının dalgalandığı muhteşem binadır. Medine de ilk yapılan mescid küba mescidi ittika sahiplerinin, şeriat mertebesinin ilk temelinin atıldığı, Kelime-i Tevhid in orada ilk defa resmen okunduğu yerdir. Cum a mescid i ilk tarikat mertebesinin temelinin atıldığı yerdir. Mescid-i Nebevi ise, hakikat ve ma rifet mertebelerinin temelinin atılıp, temelleştirildiği yerlerdir. Daha sonra yapılan adına kıbleteyn denilen mescid ise, kıblenin Kudüs ten alınıp tekrar Ka be-i Muazzamaya verildiği dünya ve mânâ âlemindeki çok büyük değişikliği ifade etmektir. Böylece, merkez sıfat mertebesinden zat mertebesine, yani Mûseviyyet ve İseviyyet mertebesinden alınıp Muhammediyyet metrebesine döndürülerek, mertebe-i İbrahimiyyet in gerçek ve Hakk a ulaşan devamının, mertebe-i İbrâhîmiyyet ten Mertebe-i Muhammediy ye ye ancak bu yoldan da Hakk a ulaşmanın mümkün olduğunu açık olarak bildirmektedir. Mescid-i Gamame (Bulut mescidi) Her zaman Rasûlüllah (s.a.v.) ın başının üstünde güneşten korunması için, bir bulut dolaşmakta idi. Bu yüzden gölgesi de yere düşmemekte idi. Bunun hatırasına binaen yapılan bu mescidin taşları bile gri renkli taşlardır, bakıldığı zaman bulut gibi görünür. Bulut cami-i a ma iyyet hakikatini ifade etmekte, Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) gölgesinin yere düşmemesi ise, kendisinin bir nur olduğu, nurun ise gölgesinin olmasının mümkün olmadığının gerçeğidir. Ebubekir Sıddık mescidi 62

64 Sıddıkiyyet mertebesi nin zâhiri genele açık yönüdür. Nebevi deki makamı ise, bâtın-î makamı dır. Ömer ul Faruk mescidi Furkaniyyet mertebesi nin zâhiri genele açık yönüdür. Nebevi deki makamı ise, bâtın-î makamı dır. Mescid-i Mescid-i Osman Zinnureyn Mescidi Sevgi, muhabbet ve nur mertebesinin zâhiri genele açık yönüdür. Bâki kabristanındaki makamı ise, bâtın-î makamı dır. Hz. Ali (k.a.v.) mescidi İlim, şeceat, mertlik mertebesinin zâhiri, genele açık yönüdür. Bâtıni ve velâyet mertebesinin zuhur mahalli Ali veliyyullah sancağının dalgalandığı yer ise, necef teki muhteşem kabridir. Ehli Beyt Söz Hz.Ali (r.a.) a gelmişken, mevzuumuzla fazla ilgili olmadığı halde Ehli Beyt i hanedanın şehit edilişleri hakkında birkaç satır yazmak istedim. Çünkü bu alevilik - sünnilik İslâmın çok yersiz ve hazin bir tablosudur. Gerçek bir müslümanın, gerçek mânâda sünni aynı zamanda da gene gerçek mânâda alevi yani Hz. Ali yi sever olması lazımdır. Sünnilik Hz. Muhammed e (s.a.v.) Alevilik Hz. Ali ye bağlılık gibi bir şey kat iyyetle ne düşünülebilinir ve ne de kabul edilebilinir. Müslümanın tek ismi vardır, o da yine müslüman dır. Sünneti seniyye ye zâten mutlaka uyması lazımdır, bu yüzden sünnidir denilirse doğrudur. Fakat müslüman Allah ın ve peygamberinin belirlediği kurallar içerisinde evvela müslüman ondan sonra belki eğilimine göre bir başka ilâve kelime kullanılabilinir. Bu ölçünün dışındaki isimler siyasi parti isimleri gibi olan guruplaşmalar dan başka bir şey değildir.bu gurupların oluşması ise, İslâm ı iyi anlayıp değerlendiremediğimizden ortaya çıkan anlam kargaşalıklığından dır. Biz yine kısaca Ehli Beyt konusuna gelelim. Acaba?. Cenâb-ı Hakk: acizmiydi ki, Hz. Rasûlüllah (s.a.v.) ın Ehli Beyt inin hepsi, hatta bir rivayete göre, habibinin dahi Hayber kalesi feth edildiğinde yediği bir yemekten zehirlendiği, yediği bir yemeğin içindeki zehirin geç tesir eden bir zehir olduğundan hemen anlaşılamadığı ölüm sebeplerinden biri ve etken olanın bu zehir olduğu söylenir. Böylece hepsi bu dünyadan şehiyd olarak ayrıldılar. Allah c.c. nün, haşa onları koruyacak gücü yok muydu? Tabii ki böyle bir şey düşünülemez bile; o halde bu hadisenin bir hakikatı olmalı ve biz onu aramalıyız. 63

65 1400 küsur seneden beri yapılan kavga yerine uzlaşma aramalıyız. Daha bu konuyu çözemeyen ve hep 1400 küsur sene geride yaşayan sünni - alevi ayrılıkçı anlayışı içerisinde bocalayıp duran saf, temiz, bitaraf müslüman kardeş ne zaman ve nasıl bir huzura kavuşabilecektir? İnşeallah alimlerimiz bir araya gelirler de aşağıda belirtmeğe çalışacağım Ayet-i Kerime nin gerçek ifadesini idrak ederek müşterek bir zeminde buluşurlar da, bu oluşumların gerçek yüzü ve hakikati ortaya çıkar. Aslında zâten ortadadır, gizli bir şey yoktur ancak bizim gözlerimiz ve akıllarımız perdeli olduğundan bu gerçekleri görme imkânımız olmuyor, bu yüzden yaptığımız işler körlerin döğüşü nden başka bir şey olmuyor. Kur anı Keriym Nisa suresi 4/69 ayetindeki, feulaike me alleziyne en amallahü aleyhim minennebiyyiyne vessıddiykıyne veşşühedai ves salihıyne ve hasüne ulâike refiykan mealen, Allah ın üzerlerine nimet verdiği, Peygamberler, sıddıklar, şehiytler ve salihler, işte onlar ne güzel arkadaştırlar. Ayeti Kerime bu kadar açık ve sarih iken ehli beyt in niye şehiyd edildiği, siyasi hesaplarını yapmak kime ne kazandırdı ki? Hane-i Saadet, Penc-ü Ali aba, yani Hz. Muhammed (s.a.v.) kızı Fatıma, yeğeni ve damadı Hz. Ali (k.a.v.), oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin dir. Yukarıda da Âyette bahsedilen dört (4) mertebenin de kemâli Ehli beyt hanedanında bulunması gerekiyordu, aksi halde tam kemalde olmazlar bazı yönleri eksik olurdu ki, bu eksiklik de o hane-i saadet e yakışmaz idi. Âyette belirtilen peygamberlik asaleten o ailenin vasfıydı. Sıddıklık yani doğruluk ve tasdik etme, tabii halleriydi; sâlihlik ise günlük yaşantılarıydı. Geriye bir şehiydlik kalıyordu, ki bu da sonlarının böyle olmasını ve kendi bünyelerinde yukarıda belirtilen dört (4) mertebenin iştirakı ile kendi kemâllerine ulaşmaları gerekiyordu. Kendilerinin şehiyd edilmeleri onların bir acziyetleri değil bilâkis derecelerinin yükselmesi ve kemâlâtlarını sağlamaktı. Meseleye bir de bu yönüyle bakarsak fikir ve kanaatlarımızda değişiklik olacağını zannediyorum. Allah cc. daha iyi bilir. Biz yine konumuza dönmeye çalışalım. Bilâli Habeşi mescid-i Bilâli Habeşi hatırasına binaen yapılmış olan bu mescid ise, ezân-ı Muhammedi Kelime-i Şehadet in âlemlere ilân edilişinin sembolü mertebesindedir.. NOT= Bu mescidin bulunduğu yer genişletilen Kâ be sahahında kaldığından fiziken şu an yoktur. T.B. 64

66 Evet bu kadar izahat belki biraz fazla gibi oldu ama, olsun bilgi bilgidir. Cenâb-ı Hakk faydalandırsın İnşeallah. Biz gene yolumuza devam etmeye çalışalım. T.B. Medine-i Münevveredeki süremiz dolmuş olduğundan günü ihramlı olarak Mekke ye/tekke ye doğru yola çıkacağız. Bugün oldukça çetin geçecek İnşallah Cenabı Hak kolaylığını verecektir. Yola çıkmadan bütün bavullarımızı hazırladık bu arada erkek umrecilerimize ihramlarını otel odalarında giyinmelerini söylemiştim. Çünkü Medinenin Mikat sınırı olan yaklaşık medinenin on kilometre kadar dışında olan zül huleyfe Mikat mahalli her zaman kalabalık olduğundan gusül abdesti almak oldukça zor olmaktadır ve çıkarılan eşyaların bavula konması zor olduğundan taşınmasıda zor olmaktadır, bu yüzden otelden İhramlı çıkılması daha uygun olmaktadır. Nihayet bütün bavullarımız eşyalarımız otobüsümüze yüklendi yola çıkma vaktimiz geldi ve Bismillâh diyeret Saat 2 de otobüse binip otelden ayrıldıktan sonra zül huleyfe ye Mikat mahalline orada Umremize niyet etmek üzere oraya doğru yola çıktık. NOT= Burada ihram hakkında biraz bilgi verelim. İhram giysisi ile ilgili Muhyiddin Arabi hazretlerinin Fütuhat-ı Mekkiy ye adlı eserinden okumuş olduğumuz bölümü aktarmak istiyorum; Bilmelisin ki, izar ve örtü dikişsiz olduklarında bileşik olmazlar. Bu nedenle, bileşiklik bulunmadığı için Hakk kendisini bu ikisiyle nitelemiştir. Bileşik her şey ayrılabilirdir. Kutsi bir hadiste Allah şöyle buyurur: Büyüklük ridam (örtü), azamet izarımdır (peştamal) Burada Allah dikişsiz iki elbise zikrederek, ihramlı erkeği kendini nitelediği şeye katmış, aynı şeyi kadın için yapmamışken onu kadına yasaklamıştır. Kadın da erkek gibi kemale ulaşabilir. Kadın onu giyse, hiç kuşkusuz, bize göre daha yerinde bir davranış olurdu. İhramlı manevi bakımdan Hakka maddi olarak ise halk edilmişlere ait bir nitelikle nitelenebilir. Söz konusu nitelik Hakta büyüklük ve azamet; halk edilmişlerde ise rida ve izardır. Nitekim oruçlu da Allah a ait bir nitelikle nitelenmiştir. Bu nedenle hac, İslâm ın esasları içinde oruca bitiştirilmiştir. Azamet ve büyüklük, kulun kalbinde değil, dışında bulunur. Bazen büyüklük ve azamet insanın niteliği değil, hali de olabilir. Bu ikisiyle nitelendiğinde, farkında olmaksızın helâk olurdu. Bunlar, gerekli yerinde insana ait iki hal olduklarında insan kurtulur ve mutlu olur, bu konuda kendisine teşekkür edilir. Bu ibadetin ilk derecesi, kendisini meydana çıkaran kulların bileşiklik özelliğinden münezzehlikte rablerine katılmalarıdır. İhramlı insan, bu ibadete ilk başlarken kemal ve yetkinlik özelliği kazanır. Bu nedenle biz, ihramlı insanın dikişli bir şey giymesini veya karşılaşacağı bir sıkıntı yokken başını örtmesini caiz görmedik. Böyle bir 65

67 sıkıntı var ve bu sıkıntı örtülecek bir şeyle uzaklaştırılabilecekse, baş örtülebilir. Sıkıntı yokken başı örten, ibadeti veya haccı yerine getirmemiş olduğu gibi bir sıkıntı olmaksızın başını örten kişi de fidye ödemelidir. İlahi mertebeyle ilgili zikredilen sıkıntı ve eza, eksiklik anlamına gelen bileşikliği Hakk ile ilişkilendirmektir. Allah Teala Allah a eziyet edenler (Ahzab 33/57) diyerek kendisini eziyet gören diye nitelemiştir. Bu eziyet Allah adına Es-Sabur ismini ortaya çıkartır. Bir eziyete karşı Allah tan daha sabırlı kimse yoktur! Sabırdaki bu üstünlüğün nedeni, Allah ın cezalandırmaya kadir oluşudur. Halbuki Allah onu cezalandırmaz ve kendisine süre verir. Kul, Allah ın azametini ve büyüklüğünü göreceği ki hadiste izar (peştemal) diye ifade edildi- bir makam yerine şımarıklık (naz) makamına yerleştirildiğinde, Hakka karşı nazlanır. Bu davranış tasavvuf yolunda vardır. Kuşkusuz, Musa ile ihtiyarın öyküsü ve başkaları hakkında bazı hadisler aktarılmıştır. Şalvar, İlahi bir sırdan ibaret olan avret yerlerini (ön ve arka) örtmek amacı taşır, bu yerler, eziyet veren şeyin çıkış yeridir. Bu iki yerin örtülmesi, onlara uygun bir şeyle pekiştirilmiştir ki, o da şalvardır. Şalvar, bu iki yeri gömlek, izar vb. başka şeylerden daha iyi örter. Çünkü istikametten sapmak bir eksikliktir ve onun örtülmesi gerekir. Bu nedenle, meyli nedeniyle şalvar diye isimlendirilmiştir, çünkü ilâhi halk etmede o sır derecesine sahiptir. Allah onu kadını bu kalemin yazdığı şeyin levhası konumuna indirdiği gibi onu da ilâhi kalem konumuna yerleştirmiştir. Avret bu büyük mertebe ve yüce konumdan insandan çıkan büyük-küçük pislikten kaynaklanan çirkin kokuların yeri haline gelmeye yönelip kendisini bedenden uzaklaştırıcı gücün yolu yaptığı için avret diye isimlendirilmiş, ayıba yöneldiği için de örtülmüştür. Bu nedenle, gayb âlemine katılmış ve şehadet âleminden perdelenmiştir. Şalvarlar ile o, görülmez ve görmez. Şu halde şalvarlar onu en iyi örten şeylerdir. Fakat Hakk izarı tercih etmiştir. Çünkü o kulunu kendi suretine göre halk ettiği için kendine benzesin diye halk etmiştir. (E.A.) Mekke otelin internet şifre nosu: üç defa aynı nolar. ilk olarak zül huleyfe olan mikat mahalline gelirken. Sayfa 9: Umre hakkında bazı bilgiler verdim. Ve veda şiirine Nusret Babamın, Hazmi Babamın şiirlerini okudum. Mikat mahalline geldik durduk bazı kardeşler abdest tazeleyip umre namazlarını kıldılar daha sonra niyetimizi yaptık. Allah ım senin rızan için, umre yapmak istiyorum. Onu bana kolay kıl ve benden kabul eyle. Diyerek niyetimizi yaptık. 66

68 Bir yandan da "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'lmülke lâ şerike leke" telbiye getirmeye başladık. Tekrar yola koyulduk. Yolda devran adabı adlı dosyamızdan zikirler yaptık ilahiler okuduk ikindi namazı vakti bir istasyonda durduk namazları kılıp tekrar yola devam etmeye başladık, yolda daha evvelce devran adabını birlikte okumuş idik, daha sonra onun duasını ve dua hediyelerini getirenlerin namına Efendimizin ve büyüklerimizin ruhlarına hediye eyledik hediyelerin hepsini toplam olarak söyledik. Aşağıda da kayda aldım. Elhamdü Lillâhi Rabbil âlemîn Vessalâtu vesselâmu alâ Rasûlinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve eshabihi ecmaîn. Elhamdülillâhillezi halâkal insane min nûr, vessalâtu vesselâmu alâ seyyidinâ Muhammedin mazharul envar. Ve alâ âlihi ve ehli beytihi bisebebi kıyaminnâsi min nûr. Sallû âlâ rasulûna Muhammed, sallû âlâ tabibi kulûbîna Muhammed, sallû alâ şefî zünûbinâ Muhammed, Allâhümme sallî alâ seyyidinâ Muhammed. Rabbişrahli sadrî ve yessirlî emrî vahlül ukdeten min lisani yefkahu kavlî ve üfevvidü emru ilellâhi innellâhe vasîun aliym. Allâhhümme ente Rabbî, lâ ilâhe illâ ente halektenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va dike mesteta tü, euzü bike min şerri mâ sana tü ebûü leke bini metike aleyye ve ebûü zenbî feğfir lî zünûbi fe innehu lâ yağfirez zünûbe illâ ente birahmetike ya erhamer rahîmîn. Allahümme eğniynî alâ zikrike ve şükrike hüsnü ibadetik. Allahümme sebbit kalbî alâ ruyetike ve muhabbetik. Allahümme zidnî fîke tahayyuran. Allahümme salli alâ seyyidinâ Ruhina ve Nurinâ Muhammed Mustafâ (s. a. v.) Ve alâ seyyidina Aliyyel murtaza kerremallahu vecheh, Ve alâ seyyidetina Haticetül kübra ve Fatimetüz zehra, Ve alâ seyyidina hasenül mücteba, Ve alâ seyyidina hüseyni deşti kerbelâ, Ve alâ seyyidina bakıyyeti seyyidi isna Aşer, Ve alâ seyyidina Hasan Hüsameddin Uşşaki ilâ evvelin ya erhamerrahimin. Gönderilen ve hediye edilen Hatim, salâvat-ı şerife, zikr ve duaların sıralanması aşağıdadır. Se To Kelime i tevhid. Hü 30 Yasin, 30 amme, 30 tebareke, 3 fetih, 3 rahman, 6 tane kelime i tevhid, 70 salavat. 67

69 Ar. Do kelime i tevhid, Allah esması. Ha. Do. 30 Yasin, 30 amme, 30 tebareke, 70 kelime i tevhid. Ze 1 hatim. Ze. nin Anne Annesinden, 28 fusillet suresi, 1 rad suresi. Ay Gü Er. 1 hatim. Kardeşi Em. den 41 yasin suresi, 41 fetih suresi, 4444 salati terficiye. Ün..den 1 hatim, tevhid, 7000 salavat, 8000 ihlas, 10 Yasin suresi, 10 fetih suresi, 110 rahman suresi. Nü. Anneden 1 HATİM, 41 Yasin. Oz kardeşimizden-oğlumuzdan 1 hatim. Az Av dan 1 hatim. Be.. hanımdan sayısız salavat, sayısız kelime tevhid, Ha. Ka. sayısız kelime i tevhid. Me. hanımdan sayısız Yasin, tebareke, ihlas, ayet el kürsi, amener rasulu. Ec. Ka 1 hatim, 41 Yasin. Ul sa gönülden dualarla, dualar. Ze Öz 2 hatim. Ha Ni dan 1 hatim Ne dan 1 HATİM. Le dan 1 hatim. Ze dan kelime i tevhid. Ben, den 20 yasin, benden derken yazandan, yine yazan kardeşimizden 25 kelime i tevhid, yine kardeşimizden salavat, ve çekmiş oldukları bütün salavatlar tevhidler düşünceler hepsini birden gönderiyoruz ya rabbi Evet bu arada birde, İstanbul dan Me. kızımızın bir notu varmış, onu da okuyalım. Çok değerli Terzi Babam hepinizin Umresi mübarek olsun hayırlı olsun diye dua ettim, 99 ayet el kürsi okudum, inş sizin ve Nuket annemizin 2016 Umresi fevkalade geçer sizin ve nuket annemizin ellerinden öper sevgi ve saygılarımla. Me hanım kızınız Bunlar dan başka bir çok kardeş ve evlatlarımızın gönderdiği duaları ve selamları var. Ya Rasulullah (s.a.v.) bütün bu saydığımız kardeşlerimiz, sayamadığımız kardeşlerimiz, gerek çevredeki, İstanbul 68

70 diğer vilayetlerdeki tanıdıklarımızdan kimler varsa hepsi Tekirdağın da tanıdıklarımız kimler varsa hepsi selamlarını gönderdiler biz de iletiyoruz. İlahi Ya Rabbi sana da bütün kardeşlerimizin dostlarımızın evlatlarımızın selamları vardır onları da iletiyoruz. Evet bunları hediye eyledikten sonra, yukarıdan beri gelen isimleri ile dile getirmeye çalıştığımız, sure i mülkü huvallahül lezi istiğfarı şerifeleri salavatı şerifeleri kelime i tevhidleri ilahi ve duaları ve onlardan meydana gelen sevap ve güzellikleri az evvel sayılarıyla ve isimleriyle okuduğumuz bütün kardeşlerimizin iyi niyetli hizmetlerini dualarını tarafımızdan evvela merhari mevcudat ekmelüttahiyyat, hatemul enbiya, nurul esfiya, bahrı safa, habibi hüda, Muhammed il Mustafa, sallallahu Teala, efendimizin ve ehli beyt hazaratının ruhaların ahediye eyledik, kabul eyle haberdar eyle ya rabbi, onlardan artan sevapları, Adem safiullah babamızın, Havva validemizin de ruhalarına hediye eyledik, sen kabul ve haberdar eyle ya rabbi, onlardan artan sevapları, her iki peygamberimiz arasında geçen, bütün peygamberanı zi şan hazretlerinin de ruhlarına hediye eyledik kabul eyle, ya rabbi onlardan artan sevabı hulafa i raşidin, 12 imam, ve sahabe i kiram, ensar, muhacirin, tabiin teb i tabiin de, ruhlarına hediye eyledik, sen kabul ve haberdar eyle ya rabbi. - Teferruat olarak bunlar ses kayıtlarında ve kâğıtlarda mevcuttur, daha sonra yola devam etmeyi sürdürdük Mekke-i mükerremeye yaklaştığımızda bir taksi çok hızlı olarak sağ tarafımızdan ön köşeden önümüze geçerken büyük bir gürültüyle otobüsün sağ tarafına vurdu ve taksi şoförü daha fazla Sayfa 10: Hızlanarak önümüzden kaçtı. Otobüs şoförü uygun bir yerde durup hasarı tespit etmek için kontrol etti, sağ ön köşede bir miktar ezilmeler olmuş. Mekke-i Mükerremeye yaklaşıyor iken sol tarafımızda şehir içi Umre başlangıcı mikat mahalli olan ten im, diğer adı ile Aişe mescidini ışıklar içinde karşıdan görüp seyrederek yine yolumuza devam ettik nihayet Mekke ye yaklaşırken Lebbeyklerle tekbirlerle daha başka dua ve zikirlerle yola devam ediyorduk. Daha evvelki kaldığımız anjum a geldik hemen yemeğe götürdüler şirkette bavullarımızı katlara çıkardılar yemekten sonra odalarımız belirlendi kat 3-18 nolu oda idi. Nihayet odalarımıza yerleştik gece saat tavafa gittik. Tavaf niyeti Euzu billahi mineş şeytanir racim bismillahirrahmenirrahim Allah ım senin rızan için umre tavafımı yapmak istiyorum onu bana kolaylaştır ve benden kabul eyle. Selam verip tavafımıza başlıyoruz buyurun. 69

71 Nihayet çok güzel hisler ile umre tavafımızı tamamladık, sa yımıza da yaptık saçlarımızı kestik ve umremiz tamamlanmış oldu. (ANJUM Hotel) (necm/yıldız veya yıldızlar) gökyüzü ma nâsında imiş. Amblem işaretleri böyle idi. Tavaf ve sa iy de olan ilgili makamlar hakkında benzerliği sebebi ile (2015) umre seyati dosyamızdan biraz bilgi aktaralım. "Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. " (İbn Mâce, Menâsik, 5). (E.A.) Hz. Resûlullah, müstesna bir ihtişam ve vakarla, devesi Kasvâ nın üzerinde Mekke ye girdi. Müslümanlar, etrafında tecessüm etmiş nurdan yıldızları andırıyorlardı. Bu yıldızların arasında Server-i Kâinat Efendimiz, bir güneş gibi parlıyordu. Tam bir intizam ve haşmet içinde adım adım Kâbe-i Muazzama ya, Beytullah a yaklaşıyorlardı. Lebbeyk Allahümme Lebbeyk! nidâları Mekke nin her tarafına yayılıyor, dağlar, taşlar bu nurani sadâya cevap veriyorlardı. Müşrikler ise bu kuytu yerlerde, dağ başlarında adeta bu ulvî sadâya kulaklarını tıkamış, bu haşmetli manzara karşısında gözlerini kapatmışlardı. Kasvâ nın yuları Şâir Abdullah b. Revâha nın elindeydi. Hz. Resûlullah ın önünde gidiyor ve şu şiirini söylüyordu: Ey kâfir oğulları! Resûlullah ın yolundan çekiliniz! Rahmân olan Allah, onun hak peygamber olduğuna dair ayetler indirdi. 70

72 Bütün hayır ve iyilik Allah Resûlünde ve onun yolundadır. En hayırlı, en şerefli ölüm de onun yolunda çarpışarak ölmektir! Bu ulvî ve nurani manzara arasında Resûl-i Ekrem ve Müslümanlar, telbiyelerle Beytullah a vardılar. Resûl-i Ekrem, Mescid-i Haram a girince, omuz ihramının bir ucunu sağ koltuğunun altından alıp sol omuzunun üzerine atarak sağ omuzunu açtı ve Bugün, kendisini, şu şirk ehline kuvvetli ve zinde gösterecek olan kahramanları, Allah rahmetiyle yarlıgasın, esirgesin! buyurdu. Sonra, sahabelere, Kâbe-i Muazzama yı üç kere koşa koşa ve omuzlarını silke silke tavaf etmelerini emretti Zira, Kureyş müşrikleri, Yanımızdan çıkıp gittikten sonra Muhammed ve ashabı hastalık ve yoksulluğa uğramıştır! şeklinde dedikoduda bulunarak, bir nevi kendilerini teselli etmeye çalışıyorlardı. Cenab-ı Hak, bütün bu dedikodularını sevgili Resûlüne bildirdiği için, o da ashab-ı kirama güçlü ve kuvvetli görünmelerini emrediyordu. (Kaynak: Resulullah.org) (E.A.) Kabe'yi tavaf, evin sola alınmasıyla başlar. Ardından, imkan varsa Hacer-i esved öpülür, sonra ona secde edilir veya kendisine ulaşma imkanı yoksa işaretle selamlanır ve ondan biraz geride durulur. Öyle ki, tavafta onun önünden gelebilir. Sonra kendisine varıncaya kadar yürümek gerekir. Bunu yedi kez yapmak gerekir. Her defasında Hacer'den önce bulunan Rükn-i Yemani'ye el sürülür, fakat öpülmez. Kudum tavafında ise, üç şavt koşulur, ardından dört şavt daha koşulur. Fakat şavtlarda iki Yemen Rüknü arasında biraz yürünür ve şöyle denilir: 'Rabbimiz bize dünyada olduğu gibi ahirette de iyilik ver, bizi ateşin azabından koru.' Yedi şavt böylece tamamlanır. Bütün bunların Allah karşısında olduğunu bilen bir kalp ile yapılması gerekir. Kabe'nin etrafında tavaf eden kişi, bu ibadette 'Arş'ın etrafında tavaf ederek Rablerinin övgüsünü tespih edenlere' benzer. Bu nedenle tavaf ederken tespih getirmek, hamd etmek ve tehlil getirmek zorunludur. Bunun yanı sıra Allah'tan başka güç ve kudret sahibi yoktur demek gerekir. Bu konuda şu dizeleri söyledik: Bir cisim tavaf eder, kalp de tavaf eder Bir zat engeller, bir zat ise yüz çevirmez Çağrılır, bu hal onun süsü olsa bile O üstün, bilen ve saygın imamdır. Heyhat, heyhat! Yalan adı beni nasıl şaşırtsın Kalbim onun gizliliklerinden korkar (Kabe'deki) Hacer-i esved'in Allah'ın yeryüzündeki sağ eli olmasıdır. Her şavt esnasında razı olarak ve sevinerek o ele biat ederiz (Rıdvan biati). Bu sevinç, her şavt'ta lehimizde ve aleyhimizde gerçekleşen davranışların kabul edilmesinden kaynaklanır. Lehimizde olanlarla ilgili sevinme ve müjde, onların Allah tarafından kabul edilmesidir. Aleyhimizdeki hakkındaki müjde ise, onların bağışlanmasıdır. Bir vakıada, insanlar Kabe'yi tavaf ederken ateşin alevinin onların 71

73 ağızlarından uçuştuğunu gördüm. Bu olayı, tavaf eden insanların uygunsuz şeyleri konuşması diye yorumladım. Sağ ele (Hacer-i esved) vardığımızda -ki bir taştır- Allah'tan kabul etmesini niyaz eder, ona biat eder ve kendisine tamlama yapılan sağ elini, sevinç ve müjdelenmiş bir halde öperiz. Bütün şavtlarda böyle yapılır. Kabe'de izdiham artarsa -ki bu sınırlı ve duyulur bir surette tecelli etmesinden kaynaklanır- kendisini öpmek istediğimizi, fakat bunu yapamadığımızı işaret yoluyla kendisine bildiririz. Artık, kendisini öpmek üzere sıranın bize gelmesini beklemeyiz. Çünkü bizden böyle bir davranış istenilseydi, kendisine ulaşamadığımızda ona işaret etmekle yetinmemiz emredilmezdi. Buradan, istenilen şeyin, yedi şavtta yürümenin tamamlanması olduğunu öğrendik. Bu tavafları, ulaşma imkanı bulduğumuzda Hacer'i öpme süresinin dışında herhangi bir duruş bölmemelidir. Biz Allah'ın sağ elinin genel olduğunu biliyoruz. Onun avucundayızdır ve bizimle O'nun arasında bir perde yoktur. Fakat sınırlı bir varlık mazharında ortaya çıktığında -ki taş diye ifade edilir- böyle isimlendirilen varlığın istidadı, sağ elin onunla ortaya çıkmasıyla kendisini sınırlamış, sınırlılık ve darlık meydana gelmiştir. Halbuki onun Allah'ın sağ eli olduğunda kuşku duymayız. Fakat bu Allah'ın bildiği bir tarzdadır. Böylelikle nispetler ve bağıntılar geçerli olmuştur. Buradan varlıkta Allah'tan başka bir şey bulunmadığı öğrenilir. Mümkün varlıklar ise, yokluk hallerinde kalıcıdır. Onlar, hakikatleri üzerinde Allah için farklılaşmışlardır. Akledilir bir mekân olmaksızın, Hak onlarda zuhur eder. Böylelikle Allah, mümkün varlığın suretinde zuhur eder. Söz konusu suret var olsaydı, hiç kuşkusuz, duyuda o surete göre meydana gelirdi. Varlık durumunun ne kadar şaşırtıcı olduğuna dikkat ediniz! Öyleyse varlık kazanan şey, varlık verenin ta kendisidir. Bununla birlikte varlık kazanma, varlıktan başka bir şeydir ki, o da surettir. Şu halde varlık kazanan zâhir (zuhur eden), veren ise varlığın aynıdır. Çünkü zahirin kendisiyle ortaya çıktığı suret, gerçekte mazharın suretidir. Öyleyse zahir ile ilişkilendirilen her hüküm, ondan meydana gelir. Zahir ise, zuhur ederek mazhara kendisine etki etme hükmü kazandırır. Bu hüküm, daha önce kendisine ait değildi, çünkü 'Zâhir vardı ve mazharın suretinde tecelli ve suret yoktu.' (İbn Arabi Fütuhat-ı Mekkiyye) (E.A.) Safa-Merve arasındaki 4. say da Efendi babamız bize bir sıkıntı olup olmadığını sordu. Bizde yanına yaklaştık ve kısa bir sohbet başladı. Efendi babamız umrenin son aşaması olan saçın kesilmesi veya kısaltılmasının nedenlerini anlattı. Bende daha evvel bir hadis-i şerifte Efendimiz (sav) Allah ım! Tıraş olanları bağışla (mağfiret etmek, örtmek). Bunun sebebini sordum. Efendi babamızda saçını tamamen kesenlerin nefs-i emmarelerini kesmek olduğunu saçını kısaltanların daha üst nefis mertebelerinde olabileceğini söyledi. Birde Efendi babamıza bir zuhuratımı anlattım; Bir topluluk içerisindeyim. Bunların içerisinde tanıdık olarak eşim Nu ve Mu hoca var. Evvela Mu hoca bir konuşma yaptı ve Nu e 72

74 Terzi babanın kitaplarını okuyalım dedi. Nu. de evet dedi. Sonra o dışarıya çıktı. Başka birisi konuşmaya başladı. Elinde küçük bir kitap vardı. O kişi konuşurken bende elimdeki küçük kitaba baktım. Kitapta dikkatimi çeken bir kelime oldu. Musahhar veya muhassar diye bir kelime sonra bu kişi Hz.Ali den bahsetmeye başladı. Hatta çocukluğundan 3 yaşından anlatmaya başladı. O anlatırken birden bire bir film şeridi gibi bir liste geçmeye başladı. Hz.Ali birinci sırada onun arkasından Efendi babanın ismi 2. sıradaydı ve aşağıya doğru tanımadığım isimler vardı. Bu listeyi gördükten sonra içimden Efendi babamın ne kadar yüksek makamı varmış diye geçirdim. Oradaki musahhar kelimesinin anlamını sordum. Efendi babamızda musahhar; yani tesir altına alınmış sihirlenmiş, büyülenmiş anlamlarına geldiğini ama buradaki sihrin büyünün üç harflilerin etkisiyle değil ilahi tesir altına alınmış yani Hakkın her zerreye tesiri gibi mesela suyun süngere tesiri gibi her zerresine tesir. İşte eşyanında bizlere böyle musahhar kılındığını anlattı. Yani eşya mutlak bir itaat halinde. Sohbet öyle bir tatlıydı ki Cenab-ı Hakkın bizlere ikramıydı Efendi babamız. O an şunu idrak ettim. Bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz (sav) Kim ki ilim ile diridir, o ebeden ölmez diye. Çünkü sa yın sonuna gelmiştik nasıl geçtiğini anlamadım. Bizlere bunu kolaylaştıran Rabbımıza şükrederiz. Bir de Efendi babamızla sohbet esnasında şunu idrak ettim. Kişinin saçını yani nefsini mürşidi kesmesi gerekir. Bende Efendi babamıza benim saçımı zahirde de kesmesini istedim. O da Allah ondan razı olsun saçımı kesti. Benimde eşim Nu in saçını kesmemi istedi. Kadın tasavvufta nefsin sembolüdür, erkekte aklın sembolüdür. O zaman aklın nefsin üzerinde hakim olup onu kesmesi (etkisini azaltması) gerekir. Bu haller içerisinde biraz da fiziksel olarak yorgun bir halde otelimize döndük. Beden bineğimiz gerçekten çok yorulmuştu. Sonraki günlerde bizleri yine taşıması için onu biraz dinlendirmemiz gerekiyordu. Otel odamıza geldikten sonra biraz eşyalarımızı toparlayıp gaybımıza çekildik. Saatte zaten gece 1 i geçmişti. (E.A.) (2015-Umre dosyası sayfa 135) Müslim, Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini aktarır: Hz. Peygamber şöyle demiştir: 'Allah'ım! Tıraş olanları bağışla (mağfiret etmek, örtmek).' Sahabe şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Peygamberi! Saçını kısaltanlara da (dua et!)' Hz. Peygamber 'Allah'ım tıraş olanları bağışla!' Sahabe 'Ey Allah'ın Peygamberi! Kısaltanları da' deyince, Hz. Peygamber 'kısaltanları da' diye karşılık verdi. Sahabe, Şari'nin tıraş olanlar için mağfiret dilemedeki maksadını anlayamamıştır. Onlar, saçlarını kazıyıp başları ortaya çıkanlardır. Bu nedenle Hz. Peygamber çıplak kalan başlara bir sevap olarak 'örtülmelerini' Allah'tan istemiştir. Kısaltan ise, bu durumda değildir. Sahabe Peygamberin maksadını anlamayınca onlara dönerek 'kısaltanları da' demiştir. Çünkü Hz. Peygamber 'İnsanlara akıllarının ölçüsüne göre hitap ediniz.' demişti. Başka bir ifadeyle, reddetmemeleri için hitabı anlayacakları şekilde söyleyiniz. (İbn Arabi Fütuhat-ı Mekkiyye) (E.A.) 73

75 Yine buraya yukarıda belirttiğimiz (Hacc divan-ı) kitabımızdan vaktiyle Mekke de yazılmış, ilgili duygusal bir şiiri de ilâve edelim 27 / 06 / 1990 Çarşamba MEKKE İŞTE KARŞIMDA MUHTEŞEM KÂ BE Nihayet vardık Mekke şehrine, Şükr ettik Rabbul Âlemiyn'e, Yaklaştık sevgili Haremine, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Dua etmek için durduk biraz, Gönüller'de her dem bin bir niyaz, Durma gayret et yaz kalemim yaz, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Çevrende tavaf ediyor canlar, Bu öyle sırdır'ki ehli anlar, İçlerinde var nasıl yananlar, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Beytül atik bir ismi'de onun, Anlarsan bak ona varır yolun, İnsandan gider ona bu yolun, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Selâm eder Hacer'ül Esved'de, İade eder Rab ahiret'de, Korkma çalış kalmassın firkat'te, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Yedi def'a dönüyor hacılar, Her kes bir, dost analar bacılar, Kimler kimi acaba hatırlar, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Sevenler sevgilisi ortada, Yarab cemalin açık burada, İdrak edip öyle dur huzurda, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Sanki gördüğüm o ezeli dost, Pek yeni değil sırtımdaki post, 74

76 Her makamda istediğim bu kast, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Bu gün yaşım belki elli iki, Aslında yedi bin elli iki, İnsan ve Kâ'be kardeş ikisi, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Göz nurum görüyor hep özünü, Anlarsam bu garibin sözünü, Çok görme bu neş'eli günümü, İşte karşımda muhteşem Kâ'be. Bunların hepsi ses kaydına alındı. Daha sonra otelimize çok yorgun olarak döndük duş alıp ihramdan çıktık yatıncaya kadar saat 4 olmuştu bir müddet daha eşyalarımızı yerleştirdik bu sırada sabah ezanı okunuyordu daha sonra odamızda sabah namazımızı kılıp yattık uyandığımızda saat 13 civarı idi ikindi namazına Sayfa 11: Gittik namazdan sonra biraz alışveriş yaptık tekrar otele geldik. Yiyecekleri bıraktık hazırlanıp hemen akşam namazına gittik. Akşamı kılıp yatsıyı bekledik tam o sırada yanımıza birisi geldi kalabalık olduğundan terasa çıkmış idi. Yanımıza gelen kişi karşıdan bizi görünce merak etmiş bizleri sordu bizde kendisinin kim olduğunu sorduk kendisini tanıttı muhabbetli bir insan imiş adresini verdi sonra yatsı okundu yatsıyı kıldık sonra hanımlarla buluştuk otele geldik yemek yedik daha sonra işlerimiz tamamladık bende o günün notlarını tamamladıktan sonra istirahate çekildik yarın sabah çevre gezisi olacak yarı herkes 8 de lobide olacak Çarşamba sabah kalktım hazırlık yaptım Nükhet anne gelemedi ağrıları var idi. Ben sabah namazına gittim Ali ve bazı Sayfa12: Evlatlarla namaza gittik. Ancak 2. Kat dolmuş idi kapı kapanmış gelenleri terasa gönderiyorlar idi. Bizde oraya çıktık ezanı beklemeye başladık. O sırada dikkatimizi üç kubbenin olduğu yerde sadece öndeki kubbenin üstünde konmuş güvercinler var idi diğerlerinde hiç yok idi. Bunun sebeplerinin ne olabileceğini düşündük. Belki oranın daha aydınlık olduğundan olabileceği, fikrini yürüttük ayrıca orada bir şey daha dikkatimizi çekti güvercinlerle kubbenin üst kısmı adeta dolu idi. Yeniden aşağıya konmak isteyen güvercinler kubbenin üstünde yer bulamadıklarından yanlarda durmaya çalışıyor idiler. Bu ise kendileri açısından çok zor olduğu anlaşılıyordu. Çünkü yan yüzeyler çok dik olduğundan yere ayakları düz basamadığından 75

77 Sayfa13: Hep kayıyorlar idi. Azda olsa arada durabilmeleri için hep havada gibi kanat çırpıyorlar idi. Buda onların orada yan yüzeyde durmaları için zorlandıklarını gösteriyor idi. Sonra daha fazla dayanamayıp oradan uçup gidiyor idiler gerçekten çok ibretlik bir tablo idi. Daha sonra ezan okundu namazlarımızı kıldık yürüyen merdivenlerden avluya çıktık oradan yürüyerek otele geldik ben 13. Kat 08 numaralı odaya çıktım kahvaltı f salonuna indik sonra birkaç evlatla beraber kahvaltı edip odamıza çıktık. Saat 8 de ziyaret yerlerini görmek için yola çıkılacak ancak Nükhet anne rahatsız olduğu için biz gidemiyoruz. BURALAR HAKKINDA BİRAZ BİLGİ VERELİM. N E D İ R B U? NECDET ARDIÇ ( ) Duyar gönül derûn içre, muammayı cihandır bu. Uyan kardeş hemen sen de, gaflethane değildir bu. Adem i kendinde ara, kendine merhamettir bu. Her gördüğün Adem değil, sûret e aldanmaktır bu. Ademin gönlüdür aslı, muammayı beşer dir bu. Sen Adem olmağa çalış, bildiğin Adem değildir bu. Hakk a seyran eyle yürü, çün kendine seferdir, bu. Günler geçer üçer beşer, durmak yeri değildir, bu. Terk i sûret sanma kolay, muammayı illâ dır, bu. Yıkıpta Saray ı vehmin, lâ dan dahi geçmektir, bu. Bütün gördüklerin yok bil, hakikat i İllâ dır, bu. Alem var sen dahi varsan, Dediğin lâ değildir, bu. İnsân ı sanma ki beşer, Muamma,yı zuhur dur bu. Sûret i küçük tür amma, bil! Alem i ekberdir, bu. Kendin kendine kur saray, miras almak değildir, bu. Eğer, gönlün titremezse, pişmek, olmak değildir, bu. Mustafam cihan ışığı, muammayı Rasûl dür, bu. Bütün aleme rahmettir, Sandığın Rasûl değil dir, bu, Kûr ân da övdü hep Mevlâm, Rasûl u kibriyadır, bu. Sende git yolundan hemen, ziyan etmek değildir, bu. 76

78 Can ve canan nedir diyen, muammayı Cemâl dir, bu. Her sûrette gördüğün can, sıret i canân değildir, bu. Cemal cemale aynadır, canan ile olmaktır, bu. Bahri zat ına dalmadan, canân olmak değildir bu. Zaman içre zaman vardır, muammayı zamandır, bu. Zaman denilen bir an dır, gelir geçer değildir bu. Zaman bâki dir sende hep, (Vel asri) de yemindir, bu. Aslına vardınsa eğer, geçmek, göçmek değildir, bu. Marifet (ben) diyebilmek, muammayı bendir, bu. Eğer benlik ile dersen, dediğin (ben) değildir, bu. Bu zamir i ancak (o) der, sûret ten gelen değildir, bu. Sen de (o) olursan eğer, söyleyen (sen) değildir, bu Not= Daha evvelce birkaç sefer Hacc ve Ûmreye giden Hü..Çe. ismindeki oğlumuzun dikkatini çekerek çizdeği bu krokide görülen şudur. Safa tepesinden başlanan sa yin hervele yapılan yeşil bölüme gelinceye kadar olan direklerin sayısının (13) olduğu, ayrıca bu sefer Merve tepesinden aynı yere gelinceye kadar olan direklerinde (53) adet olduğunu sayarak tespit etmiştir. Yani hervelenin başladığı yeşil direk bir yönden sayıldığında (13) diğer yönden sayıldığında ise (53) adet olduğunu görmüş ve yukarıdaki şekliyle tespit etmiştir. Bunu da gönüllerinize sunuyorum. 77

79 N E D İ R D E D İ L E R Ziyaretin nedir? Dediler. Tafsilde aramaktır, dedim. Mekke n nedir? Dediler. Zâtî tecellimin şerhidir, dedim. Harem in nedir? Dediler. Zâtımın şerhidir, dedim. Zem zem in nedir? Dediler. Bâtıni pınarımdır, dedim. Tavaf yerin nedir? Dediler. Ef âl âlemimdir, dedim. Direklerin nedir? Dediler. Sıfat, Esmâ, Ef âl tecellilerimdir, dedim. Birinci sıra direklerin nedir? Dediler. 104 kitap, 99 esmâ tecellilerimdir, dedim. Arka direklerin nedir? Dediler. Esmâ tecellilerimin tafsilidir, dedim. İkinci katın nedir? Dediler. Sıfat tecellilerimin tafsilidir, dedim. Terasın nedir? Dediler. Ulûhiyyet tecellilerin tafsilidir, dedim. Kâ ben nedir? Dediler. Zâtî tecellimin cem-i dir, dedim. Tavaf nedir? Dediler. Zâtıma gelen yoldur, dedim. Birinci dönüşüm nedir? Dediler. Hayat sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. İkinci dönüşüm nedir? Dediler. İlim sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. Üçüncü dönüşüm nedir? Dediler. İrade sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. Dördüncüdönüşümnedir?Dediler. Kudret sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. 78

80 Beşinci dönüşüm nedir? Dediler. Kelâm sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. Altıncı dönüşüm nedir? Dediler. Semi sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. Yedinci dönüşüm nedir? Dediler. Basar sıfatımın kazanılmasıdır, dedim. Hacer ül Esved nedir? Dediler. Zâtımdan ef âl âlemine bakan gözümdür, dedim İlk selâmın nedir? Dediler. Hakikatime giriştir, dedim. İkinci selâmın nedir? Dediler. Mârifetime giriştir, Zâtımı selâmlamaktır, dedim. Siyah çizgi nedir? Dediler. gidiş, sıratullahtır, dedim. Birinci köşen Rükn-ü Iraki nedir? Dediler. Umumi şeriatımdır, dedim. İkinci köşen Rükn-ü Şami nedir? Dediler. Gerçek tarîkatımdır, dedim. Üçüncü köşen Rükn-ü Yemâni nedir? Dediler. Gerçek hakikatimdir, dedim. Dördüncü köşen Rükn-ü hacer ül Esved nedir? Dediler. Gerçek mârifetimdir, dedim. Altın oluğun nedir? Dediler. Rahmetimin şeriat ve tarîkat Ehline aktığı yerdir, dedim. Tavaf niçin soldan döner? Dediler. Sağ akl-ı kül üm dür, herşeyi ihata eder, dedim. Ya örtün nedir? Dediler. Ahadiyyetimin gizlenmesidir, dedim. Ya kapın nedir? Dediler. Zâtımın girişidir, dedim. Ya içinde ne vardır? Dediler. Üç direk, ilmel, aynel, hakkal yakıyndır, dedim. Hicr in nedir? Dediler. Zâtımın açık yanıdır, dedim. 79

81 Hatimin nedir? Dediler. Şeriat, tarîkat mertebesinde sınırımdır, dedim. Makam-ı İbrâhîm in nedir? Dediler. Dostluk(hullet) mertebemdir, dedim Enin niye onbir metre? Dediler. Biri sen biri de benim, dedim.. Boyun niye oniki metre? Dediler. Zâtıma gelen mertebelerimdir, dedim. Yüksekliğin niye onüç metre? Dediler. Rasûlümün şifresidir, dedim. Çocuk sesleri niye? Dediler. İsmail in o günden yankısıdır, dedim. Mültezem in nedir? Dediler. Kapının yanıdır, bekleme yeridir, dedim. Dokuz minaren nedir? Dediler. Dördü : Şeriat, tarîkat, hakikat, mârifet: Beşi : Hazerat-ı Hamsedir, dedim İki şerefelerin nedir? Dediler. Zahir ve bâtın davetimdir, dedim. Dış kapıların nedir? Dediler. Ulül el bab larımın giriş yerleridir, dedim. Say ın nedir? Dediler. Zâtıma gelen yoldur, zaman tünelidir, dostu aramaktır, dedim Safa n nedir? Dediler. Akl-ı küllün zuhurudur, dedim. Merve n nedir? Dediler. Nefs-i küllün zuhurudur, dedim. Birinci gidiş nedir? Dediler. Akl-ı külden nefs-i külle nüzûldür, (iniştir) dedim. Geriye dönüş nedir? Dediler. Nefs-i külden akl-ı külle urucdur (çıkıştır) dedim. Üçüncü yürüyüş nedir? Dediler. İbrahimiyet tevhidime ulaşmaktır, dedim. 80

82 Dördüncü yürüyüş nedir? Dediler. Mûseviyet tenzihime ulaşmaktır, dedim. Beşinci yürüyüş nedir? Dediler. İseviyet teşbihime ulaşmaktır, dedim. Altıncı yürüyüş nedir? Dediler. Habibimin gerçek tevhidine ulaşmaktır, dedim. Yedinci yürüyüş nedir? Dediler. Zâtımla, halkımın arasına girmektir, dedim. Saç kesmek nedir? Dediler. Beşeri fiillerimi kesmektir, dedim. İhram nedir? Dediler. İnsândaki örtümdür, dedim. Neden beyazdır? Dediler. Renksiz olmak içindir, dedim. Rıda n nedir? Dediler. Azametimdir, dedim. İzar ın nedir? Dediler. Kibriyamdır, dedim İhramdan çıkmak nedir? Dediler. Renklere boyanmak içindir, dedim. Omuz açmak nedir? Dediler. Kudretimi göstermektir, dedim. Hervele yapmak nedir? Dediler. Azametimi göstermektir, dedim. Hacc ın nedir? Dediler. Hakikatimde cemâlimi seyrdir, dedim. Umren nedir? Dediler. Hakikat-i Muhammedi de habibimi seyrdir, dedim. Vedan nedir? Dediler. İzafidir, birlikte olanın vedası olmaz, dedim. Bunları soran kim? Dediler. Soran da söyleyen de benim, dedim. Peki tavaf edenler kim? Dediler. 81

83 Hepsi sûretlerimdir, dedim. Kapıların niye doksanbeş?dediler. Biri star (yıldız) kapısıdır. Diğerlerinin toplamı onüç eder, o da habibimin şifresidir, ondan habersiz girilmez, dedim. 29/10/1999 Cuma (Mekke-Kâ be) Terzi Baba Buraya (6-Peygamber-3-Hz. İbrâhîm) isimli kitabımızdan, Kâ be-i Muazzama hakkında verilen bilgilerden ilgisi bakımından, faydalı olur düşüncesiyle bir kısmını da aktarıyorum. (İnne evvele beytin vudia linnâsi lellezî bi bekke te mübâreken ve hüden lil âlemîne) 3/96. Şüphe yok ki, insânlar için ilk tesis edilmiş olan ev, Mekke'deki o çok mübârek ve âlemler için hidâyet olan beyt-i Muazzamadır. Yukarıdaki Âyet-i Kerîme ye zâhir-î yönden bakıldığında, söylenecek daha başka hiçbir şey yoktur. Aynen olduğu gibidir. Ancak, bâtın-î yönden bakıldığın da söylenecek çok şeyler vardır. Şimdi özetle bunları incelemaye çalışalım. (1) Yer yüzünde ilk ev in olduğu: (2) İnsân lar için kurulduğu: (3) yerinin Bekke olduğu: (4) Mübarek olduğu: (5) Âlemlere hidâyet Hâdî olduğu: Açık olarak ifâde edilmektedir. Şimdi bunları, bir noktayı hatırlatarak teker, teker incelemeye çalışalım. O nokta da şudur. İnsânlar için kurulduğu halde, bütün âlemlere hidâyet olması nasıldır.? Yeri geldikçe incelemeye çalışacağız. (1) Yer yüzünde ilk ev in olduğu: Yer yüzünde İnsânlar için kurulan, ilk evin ismi aynı zaman da (Beytullah,) Allah ın evi dir. Sâhibi Allah (c.c.) kullanıcısı ise İnsândır. O halde İnsân Allah ın kiracısı ve misâfiridir. Bu yönden aynı zamanda Allah ehli-ehlullah tır. Zât-ı mutlak â mâ iyyetinden Vâhidiyyet ine tenezzül ettiğinde, kendisinde iki husus u meydana çıkardı o da inniyyet i ve hüvviyyet i idi. İnniyyet inden, İnsân ve Kûr ân, zuhur etti işte bu yüzden (ikiz 82

84 kardeştir,) hüvviyyet inden ise âlemler ve nokta zuhur mahalli beytullah-beyt ül atik ortaya çıktı. Daha sonra zât-ı mutlak, Ahadiyyetinden vahidiyyet-i ne tenezzül ettiğinde, Ulûhiyyet-i ve Rahmâniyyet-i meydana çıktı. Ulûhiyyet inde bulunan ilm-i ilâhiyyesi, sıfat bölgesi olarak Rahmâniyyet i ne aktararak, yaygınlaşmasını sağlamış oldu. İşte Ulûhiyyet in ilmî, mânâ da ilk evi-zuhuru, budur. Buranın diğer ismi de Hakikat-i Muhammed-î dir. Öyle ise bu hâlin diğer ismi, bâtın-î mânâ da, hakikat-i Muhammed-î, İlmi İlâhiyye nin beyt-i-zuhur mahallidir. Rahmâniyyet-in, nefes-i Rahmân-î si ile ilmi İlâhiyye de bulunan Esmâi ilâhiye ye lâtif sûretler vererek esmâ âlemine tenezzül etmesi de rahmâniyyet-in zuhur mahalli, Esmâ mertebeside âlem-i melekût olarak rahmaniyyet-in evi (Beyt ürrahmân) olmuştur. Esmâ âlemi olan mertebe-i ervah da ki mânâlar da birer elbise giyerek, âlem-i ecsamcisimler âlemi-âlemi şehadette zuhura çıktıklarında bütün âlemi şehadet bu mânâların beyt-evi olmuş bu yüzden buranın diğer ismi beyt ül esmâ dır, diyebiliriz. Bütün bu mertebeler Ûlûhiyyet in zuhur mahalleri olduklarından ve âlemlerin en kemâlli olan zuhur mahalli de bu âlemler, âlem-i şehâdet in tamamının ismi beytullah tır. İşte bu yüzden bu âlem-beyt-ül atik-eski ev-beytullah tır. Bu hakikatin nokta zuhur mahalli ise zâhir âlemin de ki, Beytullah-beyt ül atik ismi verilen İmân ehlini çok cezbeden zâhirde ki Beytullahtır. Farkında olmadan câzibesi buradan gelmektedir. İşte bu yüzden içinde bulunduğumuz şehâdet âleminin tamamı Beytullah bunun nokta zuhur mahalli de yeryüzünde ilk ev diye bahsedilen bu hakikatin belirtilmesidir, diyebiliriz. İşte bu hususlar Zât-ı mutlak ın, hüvviyyet-i yönünden Beyt-ül atik-beytullah ismiyle zuhuru dur, diyebiliriz. (2) İnsân lar için kurulduğu: Bilindiği gibi ev-beyt insânlar için olmazsa, olmaz larındandır, ve her insân için de, içinde barınabileceği bir mekâna ihtiyacı vardır. İşte bu yüzden beyt aslî bir değerdir. Yukarıda, geniş ve birey olarak belirtilen, beyt in, diğer bir mânâ ve temsilcisi ise içinde yaşadığımız evlerimizdir. Bu yönü ile de beytler İnsânlar içindir. Zat-ı mutlak Ahadiyyetinden Vahidiyyet i ne tenezzül ettiğide, Rahmâniyyet-i yönünden (Errahmân allemel kûr ân halâkal insân) (Rahmân 1/2/3) te belirtildiği gibi, İnsân-ın halkiyyet zuhuru Rahmâniyyet mertebsine kadar gitmektedir. Hadîs-i kûdsî de de belirtildiği gibi. (Allah Âdem-i Rahmân sûret-i üzere) halketti, (Allah Âdem-i kendi sûret-i üzere) halketti, hükmü ile, Âdem in halkıyyet-i Rahmâniyyet üzere olmuştur, yâni rahmâniyyet hakikatleri kendinde mevcuttur, demektir. Füsûs-ül Hikem de, ( Allah İnsân-ı zâhir ve bâtın Hakikat-i İlâhiyye üzere mahlûk olarak halketmiştir.) Diye ifade edilmiştir. Bu hususta bir çok haberler vardır yeri olmadığı için bu kadarla yetinelim istiyorum. İşte bu beyt, Zâhiren insân bedeni dir, çünkü (ve nefahtü) nün (38/72) zuhur mahalli ve mekânıdır. Şerefi mekân bil mekîn-mekânın şerefi içindeki iledir, denmiştir. İşte muhteşem İnsân bedeni olan mekân, İlâh-î tecelli olan ve nefahtü ise o mekânın mekîn- i olmuştur, işte bu husus ilk def a Âdem ismi ile belirtilen nefs ismi, de verilen bu mekânda zuhura 83

85 çıkmıştır. Böylece iki türlü beyt ortaya çıkmış olmakta idi, biri Zât-î mânâ da, sûret-i İlâhiyye üzere, mekân-ı İlâh-î, olan İnsân, diğeri ise mekân-ı sûrî olan beytullah idi. İşte bunların ikisi de İnsân içindi. İnsân-ı kâmil ismini de alan bu sûret-i İlâhiyye yi bulamayanlara bunun yerine, sûrî olan beytullah a Hacc ve Umre hükümleri ile bu hakikatleri yaşama yolu açılmıştır. Bizce hacc ın tarifi. Hakikat-i İlâhiyye de cemâlûllah-ı seyr, dir. Ûmre ise, Hakikat-i Muhammediyye de Cemâl-i Muhammediyye yi seyr, dir diyebiliriz. İşte bu hususların ikisi de İnsân ın Hakk ın indinde nasıl bir değeri olduğunu açık olarak anlatmaktadır, ve bir insân ın kendi değerlerini bilebilmesinin yolunun bu hakikatleri idrak etmesinden geçmektedir. Bu bakımdan, iki beytullah ın da İnsânlar için kurulduğu açık olarak belirtilmektedir. (3) yerinin Bekke olduğu: Bildirilmektedir. Osmanlıca Türkçe lügat ta (Bekke) (1) Mekke i Mükerreme nin eski adıdır. (2) Bir yerde toplanmak, bir yere cem olmak. (3) İzdiham kalabalık. Diye ifade edilmektedir. (Bekke) kelimesini özetle incelemeye çalışalım. Ebced hesâbı ile toplu olarak (11) sayı değerinde dir. (B) harfi bilindiği gibi ilebirliktelik mânâsında dır. İki (kef) harfinden biri (kün) diğeri ise, (feyekünü) dür. ( ) (He) ise (Hüvviyyet-i mutlaka) Hakk ın Hüvvüyyeti zât-î zuhur mahalli dir. Yukarıda belirtilen hakikatlerin bir sistem içinde zuhura çıkması için Zât-ı mutlak, kudret sıfatı ile (kün) ol dedi, bu mânâ, madde den bir elbise giyerek, önü iki köşeli-makamlı, arkası oval bir yapı olarak (feyekünü) hükmü ile de Zât-ı mutlağı temsilen dünya da ki, yerine ilk hâli ile binâ edilmiş oldu. Sayısal değeri (11) olan bu binânın, gelecekte o mahalde zuhur edecek Hakikat-i Muhammediyyenin de temelleri atılmış oluyordu. (Bekke) yukarıda da ifade edildiği gibi, bütün ilâh-î mânâların bir zuhur yerinde cem olarak, hattâ izdiham şekliyle akıp gelerek ortaya çıkan Zât-î mahallin ismidir, diyebiliriz. İşte bu hakikat ayrıca Besmele nin başında ki, (B) harfinin diğer bir hususiyyeti dir. Allah ın Zât-ı nın kün (kudret sıfatı ile) teşbih mertebesinden zuhurudur diyebiliriz. O binânın ilk yapılışı hakkında muhtelif rivayetler vardır. Bu rivayetler genelde bir nokta da toplanmak tadır, o ise Âdem (a.s.) ile birlikte yer yüzünde görülmesidir. Genel kabul gören rivayet-i ise yeryüzünde temellerinin melekler tarafından yapıldığı üzerine de cennetten indirilen çadır şeklinde cam fanus gibi bir örtü ile kaplandığıdır. Gayemiz (Beyt-ül atik) in tarihini yazmak olmadığından bu kadar bilgi ile yetinerek daha fazlasını araştırmacılara bırakarak yolumuza devam edelim. 84

86 Bu beyt-in temelleri ile oturduğu yerin ismi, (Bekke) Bekke nin oturduğu mahallin ismi ise bilindiği gibi, (Mekke) dir. Ebced hesâbı ile toplu olarak (13) sayı değerinde dir. Görüldüğü ve bilindiği üzere bu sayısal değer Hakikat-i Muhammediyyenin kemâlidir. (Bekke) Hakikat-i İlâhiyyenin zuhur mahalli, (Mekke) ise, hakikat-i muhammediyyenin zuhur mahallidir, diyebiliriz ki; Ora da doğmuştur. (4) Mübarek olduğu: Bildirilmektedir. (1) Mübarek, lügat ta İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud. (2) Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey. Olarak bildirilmektedir. O mahalde (1) ci izahta olanların hepsi vardır. Mübarektir çünkü bütün İlâh-î lûtufların kaynağıdır. (2) ci anlatımda ise, Hakk a düşman olanların halleri belirtilmektedir. (5) Âlemlere hidâyet Hâdî olduğu, bildirilmektedir. Görüldüğü gibi Beyt ül atik Mekke de olmakla birlikte Âlemlere hidayet olduğu bildirilmektedir. Bu ifade ile orada ki mahallin bir simge ve bir hakikatin sembolik ifadesidir, diyebiliriz. Şu günkü haliyle üst kata, terasa çıkıp baktığımızda aşağıda görülen muhteşem şekil ve manzara her ne kadar belirli bir sınırlar içinde görünüyor ise de, aslında sonsuz ucu bucağı bilinmeyen bütün âlemleri kendi bünyesinde misâlen ve mânen, bulundurmaktadır. Şöyleki: Zeminde tavaf edilen mahal Ef âl âlemi (8-10) merdiven ile çıkılan birinci kat Esmâ âlemi onun üst katı Sıfat âlemi en üst kat teras-ı ise sonsuz Zât âlemi ortada duran sevgili ise bir bakıma, İnsân-ı Kâmil diğer yönüyle ise, Zât-i zuhur mahalli dir. Diyebiliriz. Bütün İlâh-î tecelliler orada zuhurda olduğundan ve bütün âlemleri temsil ettiğinden bu yönüyle de Âlemlere hidayet olmaktadır. Yâni göremediğimiz Âlemleri orada bir maket olarak bulduğumuzda ve oradan da tefekkürümüzde o Âlemleri hayal eder olduğumuzda ve hayal yönüyle de olsa o Âlemlerin varlığını kabul etmemizden dolayı onlara da hidayet edilmiş olunmaktadır. Diğer taraftan Hidâyet ve Hâdî lügatta şöyle izâh edilmekte (Hidâyete ermiş. Mürşid. Rehber, delil. Hidâyet yolunu gösteren. Hidâyete, doğruluğa eriştiren. Önde giden.) Diye belirtilmektedir. İşte gerçekten o mahal İlâh-î hakikatlerin tümünü bünyesinde cem etmiş durumdadır. Aslında cazibesi de bu yönden gelmektedir. Her nazar eden orada idrak etse de etmese de kendinden ve özünden bir şeyler bulmaktadır. İşte genel de orada tarif edilemeyen muhabbet ve duygusallık bu yöndendir. Bu da kişilere özlerinden gelen bir Hidâyet tir. Diyerek yolumuza devam edelim. Gayemiz İbrâhîm (a.s.) tarih-î mânâ da hayat hikâyesini yazmak değil, belki mertebe-i İbrâhî miyye nin bazı özelliklerine dikkat çekmeye çalışmaktır. 85

87 Âdem (a.s.) dan sonra dünya üzerinden epey zaman geçmiş, nihayet (Nûh) (a.s.) ın zamanı gelmiş ve kavmi tarafından kendine muhalefet edilmiş, nihayet Cenâb-ı Hakk (Nûh) tufanını oluşturmuş, o tufan ile birlikte o mahalde ki, hayat ta sona ermiştir. Bu arada (beyt-ül atik) in temel üstü gövdesi aynı istikametinde göğe kaldırılmış, ve ismine de (beyt-ül ma mur) denmiştir. Bu hadiseden sonra yer yüzü İbrâhîm (a.s.) zamanına kadar beytsiz kalmıştır. Bilindiği gibi İbrâhîm (a.s.) ailesi ve beraberindekiler ile bir hayli seyehat yaptıktan sonra (Şam) taraflarında mekân tutup oraya yerleştiler. Aradan bir muddet geçtikten sonra, Hacer vâlide den (İsmâil) (a.s.) dünya ya geldi, bunu kabul lenemeyen Sera vâlide onların yanından uzaklaştırıl masını istedi, bunun üzerine, İbrâhîm (a.s.) Hacer ve İsmâil-i alıp yola çıktı. İşte bu yolculuğa çıkış dünya tefekkür tarihinin büyük dönemeçlerinden biridir. Bu yolculuk hakkında değişik rivayetler vardır. Ancak bu yolculuk gerçekten hayret edilecek bir yolculuktur, Hiçbir niyet ve hedefleri olmadan yola çıkan ikisi büyük biri küçük üç yolcuyu kim yönlerdirmişti ki, uzun vadilerden çöllerden dağlardan geçerek nihayet bir yere geldiklerinde orada kaldılar, ancak burada ne bir kimse ne de sığınacak bir yer vardı. Bu yerin neresi olduğu daha sonra anlaşılacaktı. İşte bunu tespit edip ora da karar kılmak bizce İbrâhîm (a.s.) ın kendisine Hakk tarafından bildirilen mucizesidir diyebiliriz. Bu hadise Kûr ân-ı Kerîm de şöyle ifade edilmektedir. (Rabbenâ innî eskentü min zürriyyetî bi vâdin gayri zî zer in inde beytikelmuharrami Rabbenâ li yükımüsselâte fec al ef ideten minennâsi tehvî ileyhi verzukhüm minessemerâti leallehüm yeşkürun) 14/37. Ey Rabbimiz!. Ben neslimden bazısını senin Beyti Haremin yanındaki ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz!. Namazı dosdoğru kılsınlar diye. Artık insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyleder kıl ve onlara meyvelerden rızık ver. Umulur ki, onlar şükr ederler. yukarıda ki Âyet-i Kerîme nin delâletiyle, tefsir ve tarih kitaplarında da belirtildiği üzere İbrâhîm (a.s.) karar kıldığı o vâdide, eşi Hacer-i ve oğlu İsmâil-i Hakk a teslim ederek geri döner. Bulundukları yerde kısa bir süre sonra su zuhur eder, (Zemzem) bunun üzerine kervanlar su vesilesiyle oraya uğramaya başlarlar ve orada yavaş yavaş sosyal hayat gelişmeye başlar ve orası meskûn bir yer halini almış olur. İbrâhîm (a.s.) zaman zaman onları dolaşmaya gelir, yine böyle dolaşmaya geldiği bir seferde, hemen belirtilen Âyet-i Kerîmenin de delâletiyle, tekrar Beytullah-ın inşâsına başlanır. Beytullah-ın yerinin tespiti hakkında da değişik rivayetler vardır, bir tanesi şudur. Daha sonra o civarın ismine (Mekke) denilecek olan o yerde büyük bir fırtına olmuştur ve bu fırtına ile, o yerlerde sonradan meydana gelen dolgu kum ve taş yığınları sağa sola savrulup dip alan açılınca Beyt-ül Atik-in temelleri ve oturduğu yer (Bekke) ortaya çıkmıştır. İşte İbrâhîm (a.s.) ve oğlu İsmâil (a.s.) ile birlikte bu temeller üzerine eski kadîm haliyle Beyt-ül Atiği tekrardan yeryüzüne ve İnsânlık âlemine ve bütün âlemlere kazandırmışlardır. 86

88 (Ve iz yerfeu İbrâhîmülkavâide minelbeyti ve İsmâil Rabbenâ tekabbel minnâ inneke entessemî ul alîm) 2/127. Hatırla ki. İbrâhîm Beytullah'ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltiyor, ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki sen işitensin ve bilensin, diyordu. Bilindiği gibi Kûr ân-ı kerîm, Âyetlerinin birçok mertebeleri ve bu mertebelerin mânâları vardır. Bu mertebeler bilinmez ise gerçek mânâ da, faydalanmak oldukça zordur, mânâlarının sadece dışında-zâhirinde kalma ihtimâli çok yüksektir. En azından (âfak ve enfüs) yâni bir dışımızda ki genel hâli, bir de, içimizi ilgilendiren özel hâlini bilmemiz gerekmektedir. Ancak bu yönden iç dış itibariyle daha geniş bir anlayış içerisinde dıştan içe doğru, daha sonra içten dışa doğru K.Kerîm de bir yolculuk yapabilmek için ufkumuzu genişletmiş olabilmemiz gerekmektedir. Yukarıda ki Âyet-i Kerîme ye verilen meâl yerli yerincedir ancak zâhirî bir ifadedir. Ayni Âyet-i Kerîme nin yine aynı ifadeleri içinde bâtın-iç mânâsı da vardır. Zâhiri-dışı, dışarıda ki, genel halidir, bâtınıiçi ise birey olarak her birerlerimizin o hali içimizde kendi dünyamızda yaşamamız gereken hususlar olarak idrak etmemiz gerekmektedir. Tabii bu hususu her kesin mutlak mânâda tatbik etme mecburiyeti yoktur, sadece zâhiri itibariyle kabullenmek yeterlidir, ancak o zaman biz sadece orada belirtilen kimselerin bizim dışımızda olduklarından, bizde onların ve onlara ait bilgilerin toplayıcısı hükmüne girmiş oluruz. Oysa Kûr ân-ı Kerîm bu ifadelerle, bize bizi, anlatmak için gelmiştir. Böyle özet bir girişten sonra Âyet-i Kerîme yi incelemeye çalışalım. Hatırla ki. İbrâhîm Beytullah'ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltiyor, (idi) (İrfan mektebi) isimli kitabımızda (6) tür Hakk yolculuğundan bahsedilmektedir. Bunların birincisi, Âdem (a.s.) dan kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan bütün insânların bir tek bütün seyr-i dir. İkincisi, ise bir insân-ın kendi hayat süresi içinde, bir ömürlük seyr-i dir. İşte her birerlerimize bu seyr-in bilincinde olmak lâzım gelmektedir. Yukarıda ki Âyet-i Kerîme bu seyr-in çok mühim geçitlerinden birini bizlere açık olarak göstermektedir. O devir dünya da İbrâhîm (a.s.) devridir. Bu zamana kadar yer yüzünden belirli Allah anlayışları geçmiştir. Bu anlayış ise bilindiği gibi yer yüzünde ilk def a oluşan Tevhîd-i Ef âl anlayışıdır. Yer yüzünde, Âdem (a.s.) ile birlikte bir (Allah) anlayışı ortaya gelmiştir. Esasen daha evvelce yer yüzünde İnsân olmadığı için böyle bir (Allah) anlayışına ihtiyaç yoktu zâten âlem kendi hususi-fıtr-î yapıları içinde (tesbih) lerini yapıyorlar idi. İşte Cenâb-ı Hakk kendinin şuurlu varlıklar tarafından bilinmesini arzu etti ve bunun için Âdem-i kendi sûreti-ulûhiyyet hakikatleri üzere halketti. İşte bu özellikler ile donatılan Âdem (a.s.) ve nesli yeryüzünde yaşamağa başladılar. Onlarla beraber (Beyt-ül atik) te ayakta duruyor idi. Böylece Allah ın iki zuhur mahalli yer yüzünde faaliyette idi. Aradan geçen uzunca bir zaman sonra, o yöre ve o devirde, insânların çoğunluğunun aslî hallerinin bozulmuş 87

89 olduğundan, zâhir-î olan ilâh-î tecelli mahalli o devrede (Nûh tufânı) oluşumuyla yer yüzünden kaldırıldı sadece Nûhîyyet mertebesi itibariyle diğer bir ilâh-î zuhur mahalli olan o zamânın o mertebesi itibari ile İnsân-ı kâmilleri kaldı. O günden İbrâhîm (a.s.) lâm devrine kadar gelen süre içinde yer yüzünde zâhir-î mânâ da nokta zuhur tecellî mahalli yok idi. İşte bu devrede yer yüzünde İbrâhîm (a.s.) devri başlamış idi. Yukarıda ki bazı Âyet-i Kerîmeler ile bu devrin başlangıcı belirtilmiş idi. Bu Âyet-i Kerîme ile de, yer yüzünde tekrar (Beytullah)lı, günler geri gelip yaşanmaya başlanacaklardır. İşte bir sâlik-yolcu-lar da bu hususları özel olarak kendi ömür, seyr süreleri içinde yaşayacaklardır. Zamânının peygamberi, insân-ı Kâmil-i, ve tevhîd-i Ef âl-in zuhur mahalli olan İbrâhîm (a.s.) ın o mahalde birde oğlu vardır. İşte bu oğlun adı (İsmâil) dir. Mânâsı! (Allah işitir, Allah a yükselen) demektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, İbrâhîm Sûresi (39) uncu Âyetinde. İbrâhîm (a.s.) bir oğul vermesi için Cenâb-ı Hakk a dua ederken, Allah duaları işitir buyurmuştur. Oğluna bundan dolayı şukran nişanesi olarak bu ismi koymuştur, denmektedir. Yine bu mânâ da yukarıdaki Âyet-i Kerîmenin sonunda da aynı ifade görülmektedir. şüphe yok ki sen işitensin ve bilensin, diyordu. Diğer lügat mânâları ise. (Çok bol) ve (şarkı söyleyen) imiş. Yukarıda belirtildiği gibi, tekrardan, Ebced hesabıyla İbrâhîm kelimesinin sayısal değerine bir göz atalım. ( ) İbrâhîm ( ) elif (1-13) ( ) be (2) ( ) rı (200) ( ) he (5) ( ) ye (10) ( ) mim (40) toplarsak, ( =258) (2-5-8) sayıları oluşmaktadır. Bu tablodan muhtelif uygulamalar çıkabilir, ancak fazla uzatmamak için ana hatlarıyla belirtmeğe çalışacağım. Baştaki (2) bu mertebenin zâhir ve bâtın oluşumunu ifade etmektedir. (5) hazârat-ı hamse-beş hazret mertebesini, (8) ise, sekiz cennet mertebesini ifade etmektedir diyebiliriz. Ayrıca (5+8=13) olmaktadır ayrıca elif te (13) tür. Böylece netice olarak İbrâhîm kelime ve manâsının içinde iki adet te zâhir bâtın (13) bulunmaktadır. Görüldüğü gibi sayısal değer olarak bu mertebe de Hakikat-i Muhammediyye ye bağlıdır. Şimdi birde İsmâil kelimesinin sayısal değerine bir göz atalım. ( ) İsmâil ( ) elif (1-13) ( ) sin (60) ( ) mim (40) ( ) elif (1-13) ( ) ayn (70) ( ) ye (10) ( ) (30) toplarsak, ( =212) (2,12) sayıları 88

90 oluşmaktadır. Bu tablodan da muhtelif uygulamalar çıkabilir, ancak fazla uzatmamak için ana hatlarıyla belirtmeğe çalışacağım. Görüldüğü gibi (2) ve (12) sayısal değerleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca içinde mavcud iki adet ( ) elif (1-13) olduğundan netice olarak, zâhir ve bâtın (12) ve (13) ler bulunmaktadır. Görüldüğü gibi sayısal değer olarak bu mertebe de Hakikat-i Muhammediyye ye bağlıdır. Şimdi bir toparlama yapalım, (Ebrahem-İbrâhîm) halkın babası ünvanı ile, tevhid-i ef al fiillerin birliği hakikatinin ilk def a temsilcisi olmakla, bu mertebeden zata seslenilmektedir. İnsânlık tarihinde ilk def a bu mertebe anlayışı ile Hakk a seslenilmiştir. İşte gerçek mânâ da (Esmâ) mertebesinden ilk def a İbrâhîm (a.s.) ın Hakk a sesini duyurması mümkün olmuştur. Bilindiği gibi mertebe-i İbrâhîmiyyet aynı zamanda hullet (Esmâ-i İlâhiyye) nin giyildiği mertebedir, esmâ-i İlâhiyye de (Sem-i ve alîm) isimleri de bulunduğundan o mertebe de bu isimler fiilen yaşanarak İbrâhîm (a.s.) ın lisânından ortaya çıkmakta, kabul edilmekte ve faaliyyet e geçmektedirler. İşte bu halin şükrânesi ve bu mertebenin zuhur mahalli tecelli yeri olarak İbrâhîm (a.s.) oğlunun ismini (Allah işitir - bilir - Allah a yükselen - çok bol) mânâlarında, İsmâîl olarak isimlendirmiştir. Bu isim sadece diğer bedenlerden ayırd edici bir isim değil hakikat-i İlâhiyyenin o mertebesi itibarı ile yaşayan bir zuhuru veya zuhur mahallidir. Bu mertebe halk tan Hakk a) olan, sesleniş ve zât-î seyr in Ef âl merebesinden başlangıcıdır. Diyebiliriz. Daha evvelki seslenişler ise dua mahiyetinde olan seslenişlerdir. NOT= Hatıra olsun diye daha evvelki umre hatıralarından da birkaç şiir benzeri yazıyı da ilâve etmeyi uygun buldum. Cenâb-ı Hakk faydalandırsın Hakk ı gönlünde bulandır, Hakk ehli. Halkı gönlünde bulansa, halk ehli. Şöyle bir düşünsek hangisindeniz.? Halk ta Hakk ı bulan da. Hakk ehli. Sûretini düzenlemişsin taştan. Gizlemişsin kendini baştan. Perde olmuş gözlere yaştan. Halbuki nekadar da aşikârsın. Mekke mekîn olmuş sana. Şerefi mekân bilmekîn olmuş. Bende sana mekîn oldum. Sen benim mekânım. Baktım sahne değişti. 89

91 Ben oldum sana mekân. Sen benim mekînim. Bu ne sırdır ki, oldu yakînim. Açmışın perdeni amma. Fark etmez bunu kulların. (02/08/2010) Sûretim sûret-i Hakk, kalbim olmuş hem Kâ be, Sıretim sıret-i Hakk, gönlüm olmuş hem Kâ be, İnsânlar zâtın zuhur mahalli, kim anlar ki, bu hâli, Anlayan varsa eğer, onlar bilir bu hâli, Benmi döndüm bilmem ki, etrafında Kâ be nin, Yoksa! Kâ be mi; döndü, etrafında bu beytin. Sığmaz imiş kalbe, ama gönle sığar denildi bu âlem. Fazla telâş etme Huuu de geç, vesselâm. (02/08/2010) Pazartesi. Sabah namazından tavaftan sonra Kendinde kendi vardır, bilmez kendini. Kendinde kendi vardır, bulmaz kendini. Kendinde kendi vardır, bilir kendini. Kendinde kendi vardır, bulur kendini. Kendi kendi içindir, kendi içinde. Ne varki! Âlem de zâten, kendi, kendi içinde , Pazar Gece Şiirleri: Vâdi-i varlıkta bugün, çaldım Âdem telinden, Vâdi-i cennetten o gün, çıktım Rahmân yelinden, Savruldum dünyâya, arkadan neslimde, hep, Yaşamaya koyulduk iblisle, aman dedik elinden. Yemiş imişim güyâ, cennette olmuş meyveyi, Suçum bu imiş orada, öyle dediler sahneyi, Havva da işin içinde, o da savruldu yere, Buluştuk Arafat ta, orada kurduk Hâneyi. Rabbenâ zalemnâ yı, öğretti Rabb im bize, Hâcet kalmadı o zaman, başka bir söze, Gittim binlerce sene, sanki hemen geri, Bugün de buradayım, hepsi nakşoldu öze. Ene l-hakk tır gerçekten kendini Hak bilen 90

92 Ne bilsin ehl-i gâfil kendini Hakk bilmeyen Ene derse misliküm beşer, arkadan illâ yûhâ İşte o zaman men reâni den al haber. Bu hakikati kim der! Hakk ın zâti zuhûru Bulmuştur dünyâda iken, Hakk olan huzûru Bilmem ki bu adamın severler nesini Belki duymuşlardır ezelden gelen sesini Gece Şiirleri: İbrâhîm (a.s) ile dolaştım, bir zamanlar burada, Hacer ile İsmâil i yedirmedim kuşa kurda, Kurduk Beyt i yeniden, çağırdık Hüccâc ı buraya, Hizmet tamam olunca, döndük Filistin denen yurda. Vâdi-i Eymen de birgün, buluştuk Mûsâ (a.s) ile, Gördüler elimizde ejderha olan âsâ ile. Göğsümüzden çıkardık elimizi olmuş bembeyaz nur. Şaşırttık Fir âvn u hem âl ini bu remizler ile. Hem Mûsâ (a.s) kavmi ile çıktık Mısır dan bir güzel, Arkamızdan Firavun, kovaladı hem tez el, Daldık deryâya o gün, on iki koldan derînden, Fir âvn u örttü deryâ, arkamızdan gelen sel. Gün oldu Îsâ (a.s) ile çıktık Zeytinlik dağına, Giyindik rûh ül-kudsü girdik gönül bağına, Kastettiler canımıza, o günlerde hep bizim, Gizlendik ağyardan, o gün Rabb ım bastı bağrına. Muhammediyy ül-meşreb iz, her mertebe var bizde, Zaman yok durmayın, bu seyirler var sizde, Açığa çıkmak için hemen çıkmalı yola, Yol ehline yol yaraşır, siz de kalmayın geride. Bu arada (26/04/2012) Perşembe. Haremde boş kaldıkça bunları yazıyordum. Üç makamı birleştirdim, bir kişilik saltanatım var benim. Bu zemin üzre gezer yürür, bir bineğim var benim. İnsan derler ismime, dışı küçük, içi oldukça geniş. Aldanma suretime, nereye baksan işte o hep benim. 91

93 Bazen at at der nefis neyi atsam bilmemki. Belki alan olur bu gün olmazsa yarın ki. Bir bilinmez suretim var içi dolu hep onunla. Oldukça zor oldu amma anladım bunu sonunda. Benmi ondayım omu bende? Düşündüm hep bu işi. Belli oldu bir hâl ile onun ezelden gelişi. O bendedir desem doğrudur, hep o benim misafirim. Ben ondayım desem doğrudur o benim ev sahibim. Kurdum kendime bir saray hemde etrafı sırçadan. İçinde neler vardır, girenleri hoplatıpta sıçratan. Bir tarafta cenneti âlâ, yaşıyor yaranı binbir güzellik ile. Bir tarafta Cehennemi yaşıyor yaranı binbir pişmanlık ile. Notlarımıza kaldığımız yerden devam edelim. T.B. Sayfa-14: Şirketin elemanları onları götürüp getirecekler Cenabı Hak ziyaretlerin, kabul eylesin İnşallah bizde yazılarımız bitirdikten sonra istirahat etmek için uyumaya çalışacağım saat 8 Yattık saat 13 sıraları uyanabildik çorba ile öğlen yemeğini yedikten sonra tekrar dinlenmeye devam ettik kısmet olursa akşam namazına gideceğim. Bu arada telefon sıkıntımız oldu. Şöyle ki geçtiğimiz günlerde Türkcell den vodafone geçmiş idik ancak vodafonun Suudi Arabistan ile anlaşması olmadığından dış hat alamadık. Suudi kontörü almak istedik oda pek mümkün olmadı. Ancak dışarıdan ararlarsa bizde otelde olursak konuşmak mümkün olabiliyordu. Sayfa-15: O yüzden biraz sıkıntı oluyordu saat 5:30 tam bu esnada Tekirdağ dan Hasan can aradı konuştuk kısa bir süre sonrada Ankara dan bir muhip aradı Ankara dan bizim (H) yayınlarından çıkan irfan mektebi kitabını almış okumuş fakiri zuhuratında görmüş kendisine bir mektup vermişim onu bildirmek için aramış bende otelde olduğum için konuşabildik ilginç bir hadise oldu. Şimdi akşam namazını kılmak için hazırlık yapıyoruz hazırlık bitince lobiye indim. Orada birkaç evlatla akşam namazına gittik namazı kıldıktan sonra yatsıyı kılmak için beklemeye başladık. Biraz konuştuk Yatısıyı kıldık daha sonra otele geldik yemekhaneye indik. Sayfa-16: Yemeğimizi yedik sonra odamıza çıktık istiharet için, inşallah sabah namazına kalkmak için yatıyoruz İnşallah kalkarız Perşembe 4.20 e ayarladığım saat kalkma vaktini haber verince kalktım lobiye indim. Orada fatih ile derya kardeşleri ali ile Ceyda yı bekliyorlar idi. Onlarda geldi hep birlikte Kabe ye doğru 92

94 yürüyorduk her zamanki gibi 66 yürüyen merdivenler kapısından çıktık her zaman kıldığımız yerde bir yer bulduk oraya oturduk namazımızı kılıp otelimize geldik kahvaltı salonuna geçip kahvaltı yapıp odamıza çıktık dinlenmek için fakat Nükhet annenin ağrıları epey artmıştı doktor Ali bey Sayfa-17: İlaç verdi ve sonra yakı almış onu verdi bizde onları kullanmaya başladık. Öğlen ikindiyi otelde kıldıktan sonra akşam ve yatsıyı kılmak için Kabe ye doğru yola çıktık orada birkaç evlat ile yola çıktık her zaman girdiğimiz 66. Kapıya gelince içerisinin dolduğundan kapandığını gördük yeni yapılan ilave yapının içine girip oraya girdik akşam yatısıyı kılıp otele döndük. Gene akşam yemeğimizi yedik odamıza çıktık istirahate çekildik. Ancak yukarıya çıkmadan bir miktar lobi otel bahçesinde biraz oturduk Nükhet annenin ağrıları epey arttı ayrıca midesi de bozulmaya başladı bir hayli sıkıntıda nihayet günlük işlerimizi bitirdik sabah 4.30 da kalkmak üzere uyumaya çalıştık. Ancak Nükhet annenin ağrıları uyumasına mani oluyordu nihayet oda uykuya daldı Cuma 4.30 da saat çaldı kalktım hazırlandım Kâbe nin kapıları kalabalıktan kapanmış idi gene yeni yapılan yere girdik. Sayfa-18: Orası da çok kalabalık idi zar zor yer bulup oturduk namazı kılıp tekrar otele döndük oradan yemekhaneye geldik kahvaltı yapıp odamıza çıktık ancak bugün cuma olduğu için namaza daha erken gitmemiz gerekiyor idi. Saati a kurdum kahvaltıdan sonra biraz uyudum saat çaldı kalktım abdest aldım orada birkaç evlat ile cumayı kılmak için yola çıktık. Gene yeni yapılan binaya girdik ancak orası bile ana baba günü insan kaynıyor gene zar zor bir yer bulup oturduk bulabildiğimiz yer 3. Katta idi oranında alt katları dolmuş sadece 3. Katta yer kalmış nasıl bir kalabalık insan hayret ediyor. Nihayet birer yer bulup oturabildik vakit daha erken olduğundan birkaç soru üzerine küçük bir sohbet yaptık konu Üveysilik üzerine idi. Sayfa-19: Sohbetin kayıtları kayıt cihazında vardır böyle bir yolun varlığından bahsedilir ancak ben bu tür hallerin çok iyi araştırılması fikrindeyim. Çünkü bahsedilen saha çok kaygan bir saha olup tereddütler geçerlidir. Gerçek tevhit ve irfaniyet yolu Muhammedilik ve sıratı müstakim yoludur ancak sabır gayret ve çalışma uzun bir zamana bağlıdır bir gecede zuhuratla veya bir ilham yoluyla hemen olacak bir iş değildir eğer varsa öyle olduğunu söyleyen kimseler varsa onların durumlarını ehli kişiler tarafından mütela edilmesi lazımdır evvela üveysilik nedir bunun bilinmesi gereklidir. Veysel Karani Hz nin Cenabı hak vasıtasız bir makam vermiştir ancak bu makam dışarıya yani eğitime açık bir makam değildir. Ve ayrıca Muhammedi değildir mertebesi İsevi dir çünkü hangi Sayfa-20: Halde ise o hali Peygamberimizin nübüvvet ve Risalet gelmezden evvelce o hali kendisine verilmiştir işte bu yüzden peygamberimizi ziyarete gittiği halde görüşmeden dönmüştür. Annesinin hasta olduğunu olduğunu daha fazla kalmadan hemen dönmesini istediği 93

95 için döndüğü rivayet edilir. İşin aslı ise eğer peygamberimiz ile görüşseydi kendisindeki hali kendinden alınacak ümmeti Muhammed den bir kişi olacak kendi özel halini kaybedecek idi. Eğer ziyarete gitmeseydi nübüvvet ve Risalet makamına edepsizlik etmiş olacaktı. Annesi ise onda galip olan nefsi küldür ve hastadır. Yani iseviyetül meşrep olduğundan tam kendinde değildir. Aklı kül olan peygamberimiz ile bu yüzden görüşemedi. Yani kendilerini Üveysi diye tanıtan veya bilen kimseleri eğer gerçek iseler İseviyet ve nefsi kül mertebesi itibari ile ve sadece kendi kendileriyle içe dönük faaliyetleri mümkündür. Çünkü Veysel Karani Hz nin ne bir talebesi Sayfa-21: Ne bir tekkesi nede yaptığı sohbetleri yoktur. Kaynak böyle olduğu halde o yoldan geldiklerini söyleyen bunun dışında herhangi bir tatbikatta bulunmaları mümkün değildir. Eğer bulunuyorlar ise o zaman zaten Üveys i değildir. Gerçek Üveys i olduklarını söylerde aynen kendisinin gibi hayatlarını ücra bir köşede yalnız başına yaşamaları lazımdır ölçüleri bunlardır. Günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadar da devam edecek olan ehlisünnet ve cemaat sıratı müstakim ve sıratullah yolları apaçık ortada var iken İsevi yet kökenli ve sadece kendine dönük ayrıca hükmü geçmiş bir yaşantıyı seçmek ne kadar isabetli bir seçim olacağını seçenler kendileri elbette takdir ederler onlar hakkında söz söylemek tabiki bize düşmez herkesin yolu kendine mübarek Sayfa-22: Olsun bu düşünceler içinde konuşuluyor iken ne olduğunu anlayamadığım bir şey oldu şöyle ki çantamın gözünde resim çekmek için kullandığım telefonum çalmaya başladı baştan bir anlam veremedim çünkü böyle bir şey mümkün değildi Çünkü Türkiye hattımız Suudi Arabistan ile anlaşmamız olmadığı için oradan hat alamadık ayrıca Arap hattı da alamadık. Onlara da zam gelmiş karaborsada dediler bu yüzden o bağlantımız da olmadı otelde otelin hattından faydalanarak sadece beni dışarıdan arayabiliyorlardı. Bunun dışında hiçbir hattım olmadığından otelin dışında ne arama nede aranma mümkün değildi. Ancak gerçekten telefon çalıyor idi ve hayretle hemen açtım. Karşı taraftan, (Terzi Baba canan kızınız) nasılsınız diye hatırımı soruyor idi. İçerisi kalabalık çok uğultulu olduğundan seslerde konuşmaya tesir ettiğinden karşıdan konuşan, isterseniz kapayıp tekrar arayayım dedi ben kapatmayın tekrar açılmayabilir, şuan Kâbe de olduğumuzu söyledim bizi ziyarete Sayfa-23: gelmek istediğini ve uygun olur musunuz diye sormak için aramış, bu hadiseye yanımdakilerde şahit oldular ve hepimiz hayret ettik. Ancak gün Cuma idi ve vakit Cuma cem saati idi bizde orada cemde idik. Ve mevzumuz gökten gelenler hakkındaydı gerçekten de hayret edilecek bir tecelli idi gökten hüd hüd kuşu gerçek olan İlahi canandan açık olarak cumamızı ve umremizi tebrik ediyor idi. Beklerken candan canandan haber geldi zat ilinde zatından haber geldi. Bu haller içinde iken nihayet iç ezan okundu hutbe okundu namaz kılındı daha sonra cemaat dağılmaya başladı bir vakit geçtikten sonra yerimizden çıkmak için kalktık yürüyen merdivenler yoğunluktan arıza yapmışlar. 94

96 Yan taraftaki basamak merdivenlerden aşağıya inip otelimize doğru yürümeye başladık ancak kalabalığın tarifi mümkün değildi. Otelimize geldik. Not= Bu arada (2009) yılındaki Umremizde yazdığım hayal kuşu Şiirini de ilâve etmeyi uygun buldum HAYAL KUŞU: (28/03/ ) Mekke otel gece saat (1) Pek uçmayı sevmem amma. Gönül kuşu uç, uç diyordu. Pek koşmayı bilmem amma. Gönül kuşu koş, koş diyordu. Hayal buya işte, bir gün. Bilmem kaç bin senesiydi. Kapı altından atılmış bir kâğıt. Bu da neyin nesiydi. Kâğıt desem kâğıt değil. Madde desem madde değil. Üzerinde yazılar var. Bazılar tanıdık, bazılar değil. Anladım ki; bu bir şifre. Okumaya çalışarak kuş dilinden Söylüyordu ki; âlem-i manâ da. Merasim var davetlisin sen. Davete icabet gerekir. Geliriz dedik inşeallah. Fakat uygun elbise yok. Cepte delik o gün, fakrullah. Ne gam, çekerim dedim, beşer libasın. Giyerim de hem, fahlâ naleyk. Bu halimle anlar beni. İster tanısın, ister tanımasın. Çıktım dışarı baktım etrafa. Bir acayip vasıta bekliyordu önümde. Kapısı açılıverdi içerden. Ben de yanına gelince. 95

97 Şöförü güya, taal gel dedi içeri. Bindim hemen o anda, fırladı gitti ileri. İçeride bir kaç görevli. Oturttular bir güzel koltuğa. Nerelerden geçiyoruz bilemedim. Başladım hemen uyumağa. Meğer burası uyku denen âlemmiş. Halkının ömrü uyku ile geçermiş. Durduk bir salon önünde. Hemen girdik içeri. Etraf çok kalabalık, mahşerî. Bulduk oturduk ayrılan yeri. Ortada bir taht, merasim olacakmış. Oturttular bizim oğlan Âdemmiş. Venefahtü dediler, üflediler, kendine. Ulaştı yeni güzel benliğine. Tac-ı kerremnâ yı da taktılar başına. Kavseyn-i de yazdılar kaşına. Melekler de secde edince hemen. Bu işler gitmedi iblisin hoşuna. Baktım bizim Âdem biraz daha büyümüş. Olmuş gönül Yusuf-u. Kardeşleri demiş, kurt kaptı babacığım. Meskeni olmuş, Kenan kuyusu. Biraz daha büyümüş. Adı olmuş İbrâhim. Başına ne çileler gelmiş. Olunca Nemrut a hasım. Biraz daha büyümüş adı olmuş Musâ. Fir âvn-ın karşısında gördüm elinde asâ. Cenk eder sâhirler le tek başına. Bu iş gitmedi Fir âvn-ın hiç hoşuna. Bizim oğlan biraz daha büyümüş. İsâ ya benzer olmuş, hem de akranı. Baktım asmağa çalışıyorlar onu. Hemen kurtarayım dedim bizim oğlanı. Sonra olmuş ta Muhammed-î. Âyet-el Kürsî dilinde. Tebarekellezi biyedihil mülk elinde. Baktım da, (menreânî) de yüzünde. 96

98 Gösterdiler bir yerde. Böylece hayat seyrini. Neler geçmiş meğer beşından. Öğrendik hayat hikâyesini. Baktım her kes uyuyor. Bende devam ettim uyumaya. Merasim bitmiş meğer. Sıra gelmiş tebrike. Dizildiler uykuda, sıra olup insânlar. Bu oyunu hep birlikte gerçek sandılar. Bende girdim yürüyerek araya. Katıldım hemen alkışlı koroya. Nihayet sıra gelip, tebrik ederken. Aşina oldum bu hale hemen. Baktı, baktı, baktı da bana. Aslında hiç yabancı gelmedi bana da. Hemen seslendi, Terzi Baba. Tanımadın mı? Beni, diyerek. Ben senin gönül oğlun. Diyerek hemen sarıldı boynuma. Baktım o zaman ortada. Ne o kaldı, ne de ben. Anlamıştım bu oyunu. Ne o vardı ne de ben. Ammâ ki, gene de, o da vardı. Hem de, hem de ben. İsim almıştık ezelden. Huu diye sen ve ben. İsim almıştık ezelden. Huu diye, ben ve sen. Hüdâ ile, Hüdâ oldu her şey. Tam bir hayale girmişken. Paydos merasim bitti dediler. Yine bindirdiler o vasıtaya. Uyuyarak geri döndük. Girdik otelde ki, yatağa. Sahne bitti böylece. Bizde hayalden uyandık. Bunca maceradan sonra. Tekrar döndük gerçeğe. 97

99 Tatlı bir anı oldu. Hatıra da kaldı hepsi. Başladı yine gönül kuşu. Sabah olunca ötmeğe. Huu dedi, kalk artık, essalâh. Hayırlıdır namaz uykudan. Kalkıp aldık abdest-i baştan. Kâ be ye yöneldik yeni baştan. Kaldığımız yerden devam adelim Sayfa-24: Nüket annenin durumu pek iyi değil. Onu doktor ali beyle görevli bir kızımız hastaneye götürdüler saat 6.15 henüz daha gelmediler bende bu ara onları bekler iken notlarımı yazmaya devam ediyorum araya girerek yeri gelmişken Hazmi babamın yetiş isimli şiirinden 2 satırını buraya ilave etmekte yarar olacaktır Dil bülbülü feryat eder ağlar durur şamu sefer Bekler ol Canan dan haber, Ey canım cananım yetiş Bende bu arada ikindiyi kıldım az sonra da Nükhet anneler geldi 2 hastaneye gitmişler sıra çok olduğundan bekleyememişler geri geldiler. Bir müddet sonra akşam namazını kıldıktan sonra yatsı namazını kılmak için yatsıya gittik ancak gene çok kalabalık olduğu için yeni binaya gittik orada bile zor yer bulduk ezan okunda sünnetleri kıldık ancak hemen yanımızda iki küçük çocuklu birileri vardı, çocukların biri 1 yaşında diğeri 2.5 yaşında idi bu arada biz evlatlarda küçüğün büyüğü nasıl etkilediği hakkında çocuk Musa nın firavunun ve asiye annenin halinden bahsediyor Sayfa-25: idik Tablo bunun bir benzeri idi. Az sonra onların yanına 4-6 yaşların iki çocuk daha geldi hepsi 4 çocuk oldu bu arada iç ezan okunmaya başladı. Namaza kalkarken 3 çocuk babalarının önünde safta durdular küçük çocukta babasının önünde ayağa kalktı bu arada benim sağ yanımda duran biri ısrarla ayaklarını açıp benim ayaklarıma değdirmek istiyordu ben hal lisanı ile gerek olmadığını ifade ediyordum. Bu arada arka safa dönüp aramıza birinin girmesi için birini davet etti ayaklarını açıp onun ayaklarına değdirmek için bende yer olmadığında La hayır olmaz dedim böylece namaza durduk. Namaz boyunca o küçük çocuk kah ağladı kah yan yattı kah babasının kucağında beraber namaz kıldılar nihayet imam yatsı namazını bitirmek için selam verdiğinde bir tarafında İbrahimli namaz bir tarafında nefisli bir kimseyle kılınmış bir namaz oldu ibretlik bir hadiseydi Allah kabul eylesin 98

100 Sayfa-26: Son sünneti ve salatı vitri de kıldıktan sonra otele gittik yemekhaneye gittik yemeğimizi yedik. Nükhet anne ile bazıları alışveriş yapmak için çarşıya gittiler Nükhet anneyi tekerlekli sandalyeye koyup götürdüler saat 23 daha henüz dönmediler. Bende yazılarımı bıraktım istirahat için yatacağım inşallah yarın sabah namazına gitmek için cumartesi sabah 4.30 da kalktım Nükhet anne rahatsız olduğu için kalkamadı ben hazırlanıp gittim lobiye indim orada birkaç evlat vardı onlarla yola çıktık yeni yapılan yerin 5. Kapısından içeri girdik bulunduğumuz yere oturduk orada birkaç evlat daha vardı orada namazı kıldık ezanı ve Sayfa-27: Namazı ses kaydına aldım orada kayıttadır. Daha sonra namazı bitirip otele döndük odamıza çıkıp Nükhet anneyi alıp kahvaltıya indik kahvaltıyı yaptıktan sonra kahvaltımızı yapıp odamıza çıktık Nükhet annenin belinden ve midesinden sıkıntıları var pek yalnız bırakamıyorum. Öğlen oldu çorbalı yemeğimizi yedik sofrayı topladık Nükhet anneyi tekerlekli iskemlesi ile biraz dolaştırdım hava alsın diye bu arada oda görevlisi odayı temizledi daha sonra bende yazılarımı yazmaya devam ettim. Bu arada İzmirli bayan evlatlarımızdan birinin el verme törenini mütevazı olarak yaptık Allah kabul etsin ve kolaylıklar versin daha sonra ikindi namazını odada kıldık ve bir evlattan telefon geldi otelin DM katında bir alışveriş ve oturma yeri olduğunu oraya götürebileceğini söyledi bizde 10 dk sonra gelmesini söyledik nihayet geldi sonra araba ile bahsedilen kata indik içerisini Sayfa-28: Gezdik pek işe yarayacak şeyler yok idi ayrıca ücretler de oldukça pahalı idi. Oradan ayrılıp lobiye indik birkaç evlat ta geldi daha sonra onları akşam namazına gönderdik bizde bir müddet sonra odamıza çıktık akşamı odamızda kıldık daha sonra vakit geldi yatsıyı kılmak için Kabe nin yeni yapılan ve yan tarafında olan 5 nolu kapısından girip orada bir yer bulup oturdum. Yatsıyı beklemeye başladım birkaç evlat daha geldi oturduk nihayet yatsı okundu onu da kıldıktan sonra akşam yemeği için otele döndük Nükhet anne de aşağıya inecekti baktım inmiş yemeğini yiyor idi. Bende yemeğimi alıp aynı masaya oturdum aliler de orada idi yemeğini yiyenler veda tavafına gitmek için yarın Pazar günü geri dönecekler. Sayfa-29: Bizde yemeğimizi yedikten sonra nolu odamıza yukarıya çıktık. Yatmaya hazırlanıyoruz. Bende günün notlarını kaydetmeye çalışıyorum. Saat civarında yatma vakti geldi. Kısmet olursa saat4.15 te kalkmak lazım gelecek, inşallah kalkabiliriz. Yatma vakti geldi. Bu arada Nüket anne de uzaktan akraba olan Ayşe hanımı kendini ziyarete geldiğini görüş. Oldukça güzel bir zuhurat. Bir akşam evvel yatsıda bize olan can ve canan tecellisi bu akşam da Ayşe validemizin ziyareti oldukça ilginç şeyler idi. Kâğıdı kalemi bir yere koyup uyumak ve dinlenmek için yatağa gidiyorum hayırlı geceler Pazar sabah saat 4.15 te uyandım hazırlanıp lobiye indim birkaç evlat orada idiler onlarla birlikte sabah namazına yeni yapılan 04 nolu kapıdan girip uygun bir yer bulup oturduk. Az sonra ezan 99

101 okunacaktı. Bu arada benim sesim boğaz rahatsızlığımdan biraz kısık çıkıyordu yanımda bulunan hayal kuşu şiirine bir oğlumuza okuttum bu arada ezanda okunmuş idi. Şiiri bırakıp ezanı dinlemeye başladık ses kayıtlarında vardır. Ezan bitti sünnetleri kıldık az sonra kamet getirip farza duruldu. İki rekât sabah namaz kılındıktan sonra namazdan çıkmış olduk. Otelin yolunu tuttuk. Kahvaltıya gittik kahvaltımızı ettikten sonra yine nolu odamıza çıktık biraz dinlendikten sonra yolcularımızı uğurlamak için yine lobiye indik. Bugün saat kafilemizin Sayfa-31: Çoğunluğu yerlerine dönecekler İneşallah herkes yerini aldıktan sonra rabıta şirketinin otobüsü hareket etti hedefleri cidde şehri idi oradan uçağa binip İstanbul a gidecekler inşallah bizde geride 4 kişi kaldık akşama 2 kişi gelecek onlarla 6 kişi olacağız ve 19 mart cumartesi inşallah bizde döneceğiz. rabt (A.) [ ربط ] bağlama. rabt edilmek bağlanmak, tutturulmak. rabt etmek bağlamak, tutturmak.rabt olunmak bağlanmak, tutturulmak, ilişkilendirilmek Görüldüğü gibi zâhiren de, ilâh-i zâta bağlantı-rabıta nın içindeyiz. Kaldığımız yerden devam edelim. Bu arada Nüket annenin ağrıları yüzünden fazla bir şey yapamıyoruz Cenabı Hak kolaylıklar versin yolcular gittikten sonra bizde tekrar odamıza çıktık. Biraz istirahatten sonra çorbalı yemeğimizi yedikten sonra sofrayı topladık ben yine yazılarıma devam etmeye çalışıyorum ikindiyi otelde kılıp akşam ve yatsıyı beraber kılmak için saat da aşağıya ineceğim şuanda ikindi ezanı okunuyor bende abdest almak için hazırlanıyorum. 100

102 Sayfa-32: İkindiyi kıldıktan sonra gene yazılarıma devam ediyorum. Akşam namazına gitmek için hazırlandım lobiye indim. Ali bey orada idi kâ benin yeni bölümüne gittik akşamı Yatsı yı kılıp otele döndük. Yemek yedikten sonra otel odasından arabayı alıp aşağıya indim Nüket anneyi arabaya bindirdik. Kâbe ye götürdük 66 no lu kapıdan girip orta kata çıktık oldukça kalabalık idi. Ancak bir tur yapabildik geri otele döndük. Sabah kalkmak üzere yorgun olarak istirahate çekildik. Abdullahlar gelmişler gece görüştük Pazartesi saat 4.20 de abdest alıp lobiye indim Abdullah ve ali bey orada idi birlikte Kâ be ye gittik. Sabah namazını kıldık otele gelip kahvaltımızı yaptık dinlenmek için odamıza geçtik. Yatmak için hazırlanıp istirahate geçtik Sayfa-33: Öğlen üzeri kalkıp biraz alışveriş yapmam için markete gitmem gerekiyordu. O yüzden ikindiye gidip oradan markete gitmek için çıktım yolda ali beye rastladım birlikte ikindiye kıldıktan sonra markete gidip alışveriş yapıp odama döndüm. Bir müddet sonra akşam namazı yaklaştı. Akşam namazı için abdest alıp lobiye indim Abdullah ve ali bey orada idiler. Birlikte akşam namazına gittik akşamı kıldıktan sonra biraz sohbet yaptık. Yatsı okundu onu da kılıp otele gittik dinlenmek için istirahate çekildik. Ben gene notlarımı yazmaya çalışıyorum yatma vakti geldi notlarımda bitmiş idi sabah 4.15 te kalkmak için saati kurum ve istirahate çekildim. Sayfa34: Salı sabahı 4.45 te kalkmak için yattık ancak biraz uyuduktan sonra saat 2 de kalktık televizyonda tavaf yerinin müsait olduğunu görünce hemen tavafa gitmeye karar verdik. Hazırlanıp çıktık tekerlekli araba zaten odamızdaydı. Nüket anneyi arabaya bindirip tavafa çıktık belki veda tavafını yapamayız diye çünkü dönüş günümüz yaklaşıyor idi yola çıktık yavaş yavaş yine 66 cı kapıdan yürüyen merdivenlerden yukarı 2. Kata çıktık oradan zaten tavaf yerinin 3. Katına çıktık fazla kalabalık yok idi. Hemen tavafa başladık saat 2.20 di derken tavafımızı tamamladıktan sonra tavaf namazını kıldık orada. Hemen yakın olan safa tepesi istikametinden say a geçtik gayemiz orada bir Sayfa-35: Tur atmak için safa dan Merve ye doğru yola çıktık. Oraya varınca tekrar safa istikametine doğru yöneldik böylece bir tur iki yürüyüş olmuş idi. Belki bir daha gelemeyiz buradayken o yerleri de görelim istemiştik. Bu arada telefonlarda nasipsiz bırakmayalım diyerek birkaç da resim çektik böylece bu gece ki yaşantımızda aynı zamanda kayda da resimli olarak geçmiş oldu. İşimiz bitince aynı yoldan geri döndük saat yaklaşık 4 e geliyor idi yukarıya 13 cü kata çıktık. Asansör sahasında Abdullah ile annesi oda arkadaşını bekliyorlar idi herhalde onlarda tavafa gidecekler idi. Biz tavafı ve say ziyaretini bitirdikten sonra otele geliyor iken güzel güzel yağmur yağmaya başlamış idi. Böylece veda tavafımızı da yapmış olduk. NOT= Bu hususta (2015 umre dosyası sayfa 221 den zemzemin çıkış zuhuratını da aktaralım. 101

103 Yatıp bir miktar uyuduktan sonra, saat (12,00) ye geliyormuş uyandım ve bir zuhurat gördüğümü hatırladım, zuhurat, Hacer validemiz hakkın da ve şöyle idi. Sa y yeri imiş ancak eski hali yani (Hacer validenizin ilk bırakıldığı hali,) Hacer validemiz Merveden Safaya doğru geliyor, altıncı yürüyüşü imiş, Safa ya yaklaşırken bir hareket oldu, Hacer valide, Sa y gidişinden çıkarak, aşağıya doğru koşmaya başladı, uzaktan İsmâil in yanında bir şeyler olduğunu fark etmiş, onun yanına gitmişti. İşte o anda orada su çıkmış onun etrafını Zem, Zem/dur, dur diyerek çeviriyormuş, daha sonra tekrar Sa y yerine gelip kaldığı yerden devam ederek safa ya geldi, bende o taraflardan bakıyormuşum. Daha sonra tekrar safa dan Merveye doğru döndü ve herhangi bir kimseye rastlayabilirmiyim diye o tarafa gitti. Böylece yedi yürüyüşü bitirmiş oldu. İşte bende bu arada uyanmışım, kalkıp elimi yüzümü yıkadım zuhuratı kayda aldım ve çok mühim olduğunu düşündüm, Çünkü zem, zem suyunun, hacer validemizin Merveden Safa ya giderken (altıncı) yürüyüşünde ortaya çıktığı anlaşılıyor idi (Allahu a lem) Zem, zem in, (ze) si (7) (mim/m) i (40) tır, toplarsak, (7+40=47) iki (47+47=94) bir günlük namazda geçen selâm ların karşılığdır. (7+4=11) Hz. Muhammed tir. (7+7=14) nuru Muhammedidir. Ayrıca en büyük ebced hesabıyla (ze) (137) sayı değerindedir ki zâten buda bellidir. Daha fazla uzatmayalım. İnsan ın bâtın varlığında iki pınar/nehir vardır, bunların biri (zem zem) pınarı diğeri ise, (kevser) nehridir. Zem zem, beden mülkünden çıkar, (Kevser) ise gönül âleminden çıkar, bunların ikiside kişinin benliğinde vardır ancak bunları çıkarıp faaliyete geçirmek bir irfaniyyet işidir. Cenâb-ı Hakk yollarını açsın. Bunlardan sonra kalkıp elimi yüzümü yıkadım, zuhuratı kayda aldım, oda görevlisini bekliyoruz gelip temizlik yapacak. Mahbub isimli görevli evlât geldi bütün temizliğimizi yaptı gitti, bende küçük bir bahşiş verdim. Gene yazılarıma devam ediyorum. T.B. Veda tavafı (18/02/2015/Çarşamba) Aynı dosyadan aktarma. Vedana geldim dedim, dedi neden, Adet olmuş dedim, bu sebebten, Canın sağ olsun dedi, gülerekten, Gönülde olanın vedası olurmu, dedi. Veda eden surettir, dedim bu yüzden, Suret suretten ayrımıdır dedi, sence, Ayrıdır dedim, görüntü de bende, Vedaya suretine geldim, bu günden. 102

104 Zahmet olmuş dedi, sana, Rahmet oldu dedim, bana, Döndüm etrafında, bir güzel, Dedi, o iş, ezelden de ezel. Dedim, suretin dışında, sıretin içinde, Dedi, nasıl eyledin, bu biçimde, Birlikte döndük dedim, ben dışında sen içimde, Dedi, görünen sen, hareket eden ben içinde. Nihayet döndüm, dedim bir oldu, Dedi, zâten yolu buydu, Ben ona, O bana uydu, Eski alışkanlık dedi. Bir huydu. Baktım gelmişiz, birlikte hacere, Dedi, kimi selâmladın, acele, Dedim, seni selâmladım, gizlice, Dedi, oldu aslında, bu da yerince. Nihayet çıktık, tekbirle yola, Yürüdük tur da, kol kola, Fark etmedi kimse, bu halimizi, Zannettiler kendileri gibi, sözlerimizi. Bir, iki, üç, derken dolmuş sayısı, Böylece döndük diğerlerinin aynısı, Sonuna gelmişiz birde baktım, O yerde Hakk tan halka aktım. Dedi haydi olsun böyle hayırlısı, Dedim kıymetlidir, her şeyin zorlusu, Dedi yormadım, zorlamadım seni, Dedim, biliyorum, bende üzmezsin beni. Elveda dedim, gerçi suretten, Güle güle dedi, ama sıretten. Kimse kalmadı, gerçi gayriden, Seyrettim sahneyi, geçerek hayretten. Dedi kurdum âlemlerde, bir düzen, Dedim, bendim, onları hayalden gezen, Dedi, gizlemiştim, onlarda kendimi, Dedim, bende buldum sende, kendimle kendimi. Dedi selâm ismimden, sana bir selâm, Dedim aldık kabul ettik, aleykümselâm, Dedi vaktiniz doluyor, gidin selâmetle, Dedim gidiyoruz, şükür ganimetle. 103

105 Aslında ne giden var, ne gelen, Bu âlemi ne soran var, ne bilen, Bir hayaldir, hep geçiyor günlerimiz, Nerde kimler, kimler sevdiklerimiz, Necdet bulmuş Rabb ın-ı, ne gam, Âlem görünür dışarıdan, biraz ham, İrfan ehli bilir, görünen Hakk tır, Perdeli bakanlar, derler ki, halk tır, Hak ta olsa, halk ta olsa, hep O dur, Halk ta hakk ı, birlemek kemâl budur, Gayrı gören, gayrı olur herhalde, Bulamaz kendini, hiçbir zaman, bu halde. Vedadan geriye, kaldı bunlar, İzâfidir hepsi, irfan ehli anlar, Surette vardır, gerçekten ayrılık, Ancak gönülde, kalmaz gayrılık. Böylece veda ettik, zâtından zâtına, Çıktık hep birlikte, yüce katına, Dönerken suretin, ana vatanına, Elveda dedik, Zât-ül bahtına. Sıla-i rahîm, yaptık böylece, Rabbımla döndük, tavafı gizlice, Kalmadı diğer, tavaf hükümleri, Cem ettik, onunla bütün mertebeleri. Sayfa-36: Tavaf ve sa yimiz de olmuş idi. Böylece otele geldik otele çıktık Ab annesi ile tavafa gidecekler odalarından çıkmışlar diğer arkadaşı bekliyor imiş. Odaya gidip üstümüzü değiştirdik sabah namazına da az kalmış idi. Bu arada gene yazılarıma devam ettim. Sabah namazı abdest aldım. Lobiye indim. Ali bey orada idi. Beraber Ravza ya gittik. Sabah namazını kıldık tekrar otele döndük sabahı yemek salonuna geçtik kahvaltımızı yaptıktan sonra odalarımıza çıkıp biraz dinlenmek için odalarımıza çekildik. Saat civarında kalkabildik az sonra oda bakıcısı geldi içeriyi temizledi. İsmini sordum (Muhammedül Emin) dedi bende çok güzel benim ismim de Necdet dedim. Çok manidardı Hadim ismi ile suret göstermişti. Çünkü o hizmet ehlinin efendi olduğunu söylemiş idi bende Sayfa-37: kendisine 5 hazret mertebesini ifade eden beş riyal verdim. Daha sonra çorbalı kahvaltımı yaptım Nüket anneyi yan komşular çaya davet etmişlerdi oda oraya gitmişti yemeğimi yedikten sonra gene notlarıma devam ediyorum saat 3.30 civarı akşam namaza gitmek için daha sonra hazırlanacağım vakit geldi akşam namazı için 104

106 lobiye indim ali bey ve Abdullah oradaydılar beraberce Ravza ya gittik. Yeni yapılan kısmın 5. Kapısından girip içeride havada kum bulutları vardı. Akşam namazını beklemeye başladık nihayet ezan okundu namazı kıldık arkadan yatsıyı beklemeye başladık onunda vakti geldi onu da eda ettikten daha sonra otele döndük yemekhaneye geçip yemeklerimizi yedik daha sonra lobide biraz Sayfa-38: Oturup otelimize odamıza çıktık dinlenmek için istirahate çekildik. Gecenin bir vakti Nüket annenin üzüntülü olduğunu anladım uyandım ne olduğunu sordum. Buraya gelip te ibadet edemediği için çok üzüldüğünü söylüyor idi. Bende saate baktım civarı idi Çarşamba o zaman hadi seni Kâbe ye götüreyim yer bulabilirsek aşağıda metaf ta bir tur atarız dedim. O niyetle hazırlanıp odamızda duran arabamızı da aldık lobiye indik oradan yola çıkarak 67 ci kapıdan içeriye girdik orası pek kalabalık değildi. Nihayet yürüyen merdivenlerin tavaf alanına indik. Belki bitirebiliriz düşüncesiyle niyetimizi yaptık ve tavafa başladık oldukça gene kalabalık olmakla birlikte yavaşta olsa metaf ta yürüyebiliyor idik yeşil ışıklar hizasına gelince Sayfa-39: Selamlayıp hacerül esvedi tavafa başlamış olduk. Eğer çok kalabalık olursa bir tur atıp çıkma niyetiyle tavafa başladık birinci tur bitti pek fazla sıkıntı yok idi devam ettik nihayet 7 şavtı bitirdik tavafımızı tamam olmuştu. Geldiğimiz yerden geri dönerken 2 şer rekat namazlarımızı kılıp gene girdiğimiz 67 ci kapıdan dışarıya çıktık. Biraz da oldukça boş olan alanda Nüket anneyi dolaştırdıktan sonra otelimize döndük. Üstümüzü değiştirdik abdest tazeledikten sonra lobiye indim. Orada bekleyen ali bey ve Abdullah ile sabah namazını kılmak için Kâbe ye doğru yola çıktık Çarşamba sabah namazını kıldıktan sonra Sayfa-40: otele yemekhaneye döndük kahvaltımızı ettikten sonra nolu odamıza çıktık. Çok yorgun olduğumuzdan hemen uyuduk. Saat 12 civarında kalktık ortalığı toparladık kat görevlisinden ihtiyaçlarımızı aldık öğle namazı vakti oldu onu da kıldık daha sonra çorbalı öğle yemeğimizi yedik bu arada ben yazılarıma devam ediyorum daha sonra ikindi oldu. Onu da kıldıktan sonra gene yazılarıma devam ediyorum biraz sonra akşam namazına gitmek için lobiye ineceğim. Bu arada otelin hattından telefon çaldı baktım bucalı Ali idi akşam zuhuratında efendimizi görmüş onu bildirmek için aramış. Buda güzel bir oluşum oldu biz burada zati tecelli içinde iken diğer taraftan Makam-Muhammedi den ve Sayfa-41: Ve Makamı velayetten haber gelmiş 3 makam birleşmiş oldu Rab ımıza şükrederiz. Hazırlığım bitince otel lobiye inmek için otel odasından ayrıldım. Yatsıdan sonra Nüket anne de yemekhaneye inecek orada buluşacağız inşallah. Lobiye inince Ali beyin orada olduğunu gördüm. Birlikte Kâbe ye doğru yola çıktık. Gene yeni yapılan binanın 5. Kapsından içeri girip uygun bir yere oturduk. Gene ben kaldığım yerden yazılarıma devam etmeye çalışıyorum bu arada Abdullah ta geldi saat 6.27 akşamın okunmasına az kaldı bende kâğıdı kalemi yerine koyup ezanı Muhammedîye yi beklemeye başladım. Nihayet ezan okundu 105

107 namazı kıldık birkaç tesbih almak için Hilton tarafında mesfeleye giden yola doğru yürümeye başladık. Ne mümkün Sayfa-42: o kadar kalabalık ki yürümek geçmek mümkün değil nihayet epey bir yürüme savaşı verdikten sonra caddeye ulaştık. Aşağıya doğru yürümeye başladık epey yürüdük fakat bir türlü alışveriş yerlerine ulaşamadık çünkü o civardaki bütün dükkanlar yıkılmış hep yeni yeni inşaatlar var yollar açılmış epey daha yürüdükten sonra ileride dükkanlar belirmeye başladılar içlerinden tesbih satan bir dükkana girdik bir miktar tesbih aldım sonra geldiğimiz yoldan geri dönüp tekrar aynı sıkıntılı durumlardan sonra akşam namazını kıldığımız yere gelip yatsıyı beklemeye başladık. Zaten ancak yetişebiliştik. Nihayet ezan okundu evvela sünneti sonra cemaatle fazı kıldık son sünnet ve Sayfa-43: Salati Vitri de kıldıktan sonra eve otele döndük yemekhaneye geçip yemeklerimizi yedik. Daha sonra da buluşmak üzere odalarımıza çıktık. Saat 22 de buluştuk bu sefer niyetimiz bazı hediyeler almak için alışveriş yapmak idi. Nüket anneyi siyah Mercedes ine /tekerlekli sandalyeye bindirdik öylece iterek yola koyulduk Kâbe civarına geldiğimizde oranın kalabalığının biraz azaldığını gördük. Ve yolumuza daha kolay ilerlemeye başladık nihayet safa tower a geldik oradan bazı ihtiyaç ve hediyelerimizi aldık daha sonra zemzem tower a geçtik 3. Kata çıktık birer dondurma yedik. Oradan da otele döndük. Bir miktar otel bahçesinde oturduk tekrar saat de Sayfa-44: tavafa gitmek için kararlaştırdık. Şimdi odamıza çıktık ben yazılarımı yazmaya devam ediyorum kısmet olursa saat de tavafa gideceğiz çünkü Perşembe gününe girdik tavaf çok kalabalık olabilir belki bir daha tavaf yapma fırsatımız olmayabilir Perşembe Not: bu arada bir hadiseyi unuttum ilave edeyim Çarşamba akşam yemeğini yerken karşıdan yanıma bir zat geldi. Siz Uşaki Şeyhi Necdet Ardıç Terzi Baba değil misiniz dedi bende evet dedim. Acaba internetten mi tanıdınız dedim Sayfa-45: O kişide evet dedi. Ve kendisine bende Ba li Na efendiye bağlıyım Antalya da görevliyim dedi. Bende memnun olduğumu söyledim ve sonra izin alıp gittiler. Ancak bende o kimsenin adını sormayı unutmuştum. Sonradan aklıma geldi, sağlık olsun dedim Perşembe yukarıda bahsedildiği gibi saat 2 de tavafa gidecektik. Ancak çarşıdan dönüp odamıza çıkınca Nüket anneyi çok şiddetli bir üşüme tuttu bu vaziyette herhangi bir yere gitmesi mümkün değildi o yüzden biz odada kaldık oldukça sıkıntılı bir geceydi Nüket annenin titremesi devam ediyor idi üzerine birde battaniye örttüm ateş düşürücü ve önlem alıcı ilaçlarını doktor Al.. bey verdi. Sayfa-46: Böylece sabaha karşı biraz kendine gelebilmiş idi. Bende çok yorgun olduğumdan onu da yalnız bırakmak istemediğimden sabah namazına gidemedim saat gibi kalkabildik Nüket anne biraz daha kendine gelebilmişti. Çorbalı öğle yemeğimizi yedik. Daha sonra bavulumuzun birini hazırladık daha sonra ikindiyi kıldım tekrar kalan notlarımı yazmaya devam ediyorum. Akşam namazına gitmek için hazırlanıyorum. Nihayet vakit geldi hazırlandım odadan asansöre 106

108 giderken telefon çaldı arayan gene Ali İzmir den bir kişi bu arayan 2. Ali idi yani velayet mertebesinden 2. Aranma idi ezan okunmaya başladı kâğıdı kalemi yerine koyma vakti geldi, küçük sohbetten sonra yatsı okunuyor. Önümde bin Davud torbası Sayfa-47:Marketin torbasının yarısı dikkatimi çekti. Hâlbuki o torba hep elimdeydi. Yatsıya başlandı imamın Davudi sesi ile yatsıyı kılmaya başladık. Böylece mertebeyi davudiye ye zuhura çıkmış idi ayrıca birde yanımızda ali vardı. Hep beraber idik böylece 3 ali birleşmiş oldu. Yatsıyı bitirdikten sonra otele dönüp hep birlikte 6 kişi akşam yemeğimizi yedik otele odamıza çıkarken ali bey ve Abdullah saat 23 gibi Kâ be yi ziyarete gideceklerini söyledi o zaman bende birlikte gidelim dedim. Ve o saatte yola çıkıp Kâ be ye vardık ancak çok kalabalık idi. Yavaş yavaş yan taraftan ilerlemeye başladık. Kâ be nin kapı istikametine gelince orada bir yerlere sıkışıp oturmaya başladık. Bu arada önümüzde bulunan 3 iskemleli kişiler kalktılar hemen bizde onları iskemlelerine oturduk ve biraz dinlenmiş olduk. İbretle etrafı seyre devam ediyor idik. Bizim bulunduğumuz yere oldukça kalabalık bir grup geldi. Hallerinden Endonezyalı Sayfa-48: Oldukları anlaşılıyor idi. Gayeleri orada dua etmek ve tavafa başlamak imiş. Bizi biraz daha sıkıştırdıklarından sebebinin dua etmek olduklarını hal dilleri ve elleriyle belirtmiş oldular. Bizde hemen ses kayıtlarımızı açıp samimi dualarını kendi lisanlarınca kayda aldık. Sonra onlar kendi aralarında tokalaştılar küçükler büyüklerin ellerini öptüler. Bazılarında gözlerinden yaşlar akıyor idi daha sonra zaten çok kalabalık olan tavafa onlar da girdiler bizde bulunduğumuz yerden Kâ be yi şerifi bir müddet daha seyrettik. Vakitte epey ilerlemiş idi. Daha sonra bir miktar resimde çektikten sonra geldiğimiz yoldan geri dönerek otelimize ulaştık odalarımıza çıktık sabah kahvaltıda buluşuruz dedik. Böylece çok güze birkaç saat geçirmiş olduk Cuma saat 3.30 kalkıp hazırlanıp Sayfa-49: Aşağıda lobide buluştuk. Sabah namazına gittik gene otelimize yakın olan 5 nolu kapımızdan gidip uygun olan bir yere oturduk. Nihayet sabah ezanı okundu sünnetleri kıldık kametten sonra farza başladık. İmam 1.Rekâta başlarken tilavet secdesi yapılacağını ifade etmişti. Namaza başladıktan sonra okuduğu ayetlerden secde ayetine gelince hep birlikte secdeye varıp hep birlikte kalktıktan sonra imam okumasına devam edip bitirdikten sonra rükû ve secde ettik tekrar 2.Rekâta başlayıp sabah namazını bitirmiş olduk. Dua edip kalktık otele gidip kahvaltımızı yaptık. Gene odalarımıza çıkıp dinlenmek için biraz yattık. Ancak bugün Cuma olduğundan yer bulabilmemiz için biraz erken kalkmamız lazım geliyor idi bizde öyle yaptık ali beyle de lobide buluştuk Ab ın Sayfa-50: Biraz işi varmış daha sonra gelecekmiş bizde otelden çıkıp yola koyulduk niyetimiz gene yeni yapılan binaya gidip orada cumayı kılmak idi. Yeni yapılan fakat her taraf henüz bitmemiş inşa halinde olan yerin otele daha yakın olan bir kapısının açıldığını ve oradan içeriye girilebileceğini bir görevli harem harem diye işaret ediyordu bizde oraya yöneldik kapıdan girdik yürümeye başladık. Gittik gittik o kadar büyük 107

109 bir inşaat sahasına girdik ki tarifi imkânsız. Gerçekten içerisi son derece güzel ve çok geniş biz bu sahanın önünden geçerken orası ince uzun bir koridor zannediyorduk hâlbuki iç taraf o kadar genişmiş ki Sayfa-51: hayret etmemek mümkün değilmiş ancak görünce ihtişamı anlaşılıyor bu arada hatıra olsun diye birkaç resim çektik içeride uygun bir yer bulup oturduk daha vakit erken olduğundan ben bu arada notlarıma devam ediyorum ezan okundu ilk sünnetlerimizi kıldık bekliyoruz şimdide iç ezan okunuyor imam hutbeyi okuyacak daha sonra namazı kıldıracak. Bende yazılarımı torbasına koyuyorum daha sonra fırsat bulunca devam ederim inşallah. Nihayet hutbe okundu bitti Cuma kılındı 4 rekât son sünneti kıldıktan sonra Kâ be den çıkılmaya başlandı ancak nasıl bir kalabalık tahmin ve tasavvur edilemez. Yeni yapılmaya başlanan yer ise çok büyük ve çok güzel insan hayran kalıyor nihayet o kalabalığın içinden Sayfa-52: Yavaş yavaş yürüyerek otele geldik elimi yüzümü yıkadım öğlen çorbalı yemeğimiz hazırlayıp yedik sonra bavullarımızı yerleştirdik. Sonra ben gene yazılarıma devam etmeye başladım. Epey yorgundum bir saat uyuduktan sonra abdest alıp ikindiyi kıldım. Daha sonra hazırlanıp lobiye indim kimse yok idi. Bir müddet daha bekledim gene gittiğimiz yeni yapılan binanın 5. Kapısından gidip uygun bir yere oturdum. Bu arada yazılarıma devam ediyorum az sonra kısmet olursa akşam ezanı okunacak akşamın arkasından yatsıyı kılıp otele döneceğim. Bu akşam son gecemiz yarın cumartesi İnşallah yerimize döneceğiz. Bu umremiz de böylece bitmiş Sayfa-53:olacak haktan hayırlısı. Çok şükür akşam namazını kıldık Kâbe içinde böylece aklıma bir içinde şiiri yazmak geldi. yatsıyı beklerken onu yazmaya başladım Mevla m kolaylık versin. Var etmiş Hak ezelde bu alemi Zuhura çıkmak için bu bir gaye mi? Anlamak zor alemi hayal mi değil mi? Zuhur etti Hak kendi kendi içinde Alemin gözbebeği oldu Kâ be Hücced doldu taştı ahırda evvelde Vakit bulunca ziyaret eyle sende Dikkatli ol Kâ be Kâ be içinde Risalet şefaattit bu alame Kapısı açıktır bütün yarene Ne mutlu yüce kapıya erene Resul bir Resul sureti içinde Tanımaz insanlar pek onları Yücedir Hakkın indinde şanları Olmasada hanları hamamları Ehli bilir veli velâyet içinde Sayfa 54: 108

110 İnsan dediler görünen surete Kimse bakmadı özünden sirete Düşüldü bulmak için hasrete Bilinmedi insan insan içinde Kul denildi emri dinleyene Sen iyi bak bu sözü söyleyene Koydum onu muhatap yerine O güzel kul hep kulluk içinde Gerçek kuluna vardı bir makam Gönül dedi ona olunca tamam Gayrıyı komadı eyledi haram O gönül, gönül olan insan içinde Bütün görünen dost yüzü cemalde Cümle zuhurda oldu kemalde Yazıyorum bunları da haremde Bütün ikramları da hep Celali içinde Bu arada yatsı ezanı okunuyordu kâğıdı kalemi yerine koyup hep birlikte cemaatle yatsıyı kıldık daha sonra arkama baktığımda Abdullah ı gördüm oda yatsıya yetişmiş daha sonra haremden çıkıp Sayfa-55: Otele dönüp yemekhaneye çıktık orada buluşup yemeklerimiz yedik bu son gece yemeğimiz idi. Yemekten sonra Nüket anneyle küçük bir alışveriş yapmak için safa towers a gidecekler idi. Mercedes ile, bende yukarı odamıza çıkıp yazılarıma kaldığım yerden devam etmeye çalışıyorum. Gören bir göz lâzımdır insana Bütün gördüğün Haktır inansana İki gözümüz tek görür baksana Bütün alemler bir göz içinde Duyulan cümle sesler Hak sesi Anlayanın Hak olur nefesi Muhabbetle dolar gönül kâsesi Bütün sesler bir kulak içinde Bütün insanlar kabre girince Açılır berzah herkese ince ince Bağsu bağdel mevt e gerçekleşince Toplanır insanlar mahşer içinde Yatma vakti geldi kalemi kâğıdı yerine koydum 109

111 Sayfa-57: Daha sonra görevliler gelip alır diye ancak herhangi bir karışıklık olmasın diye ben tekrar yukarıya çıkıp bavulları asansöre taşıyarak aşağıya indirdim. Az daha sonra bizi hava alanına götürecek Mehmet kardeşimiz de geldi hepimiz hazır idik nihayet gelen vasıtaya bindik yola çıktık Mehmet kardeş bizi Cidde nin içinden havaalanına götürdü oraları da gösterdi bu arada bizi Havva ananın mezarının olduğu yeri de ziyaret ettirdi. Oradan havaalanına geldik bavullarımızı indirdik. Alana girdik Bagaj kontrollerinden sonra pasaport kontrolüne girdik oradan geçip uçak saatinin gelmesini gelmeye başladık nihayet da uçağa girdik numaramız 49-b-c idi yerlerimize yerleştik 17:30 da hareket ettik. Ali beyde bizim sırada, uçak yavaş yavaş piste gidiyor bu arada sefer duası yapılıyor uçak hakkında bilgi verildi yerden kesildi. Sayfa-58: Gene gök ehli olmuş idik bu sefer yerimizin 261 sefer sayılı 19 Mart 2016 koltuk 49-b-c idi Türkiye saati de tekerlekler yere bastı yeniden yer ehli olmuş idik. Uçak yerine yerleşti ve yolcular inmeye başladı. Bizim yerimiz en sonda olduğu için en sonda inenlerden olmuş idik. Pasaport kontrolünden geçtikten sonra bagajlarımızı almaya gittik. 10. Sırada idi. Epey bekledikten sonra bagajlar gelmeye başladı nihayet bizim bagajlar da çıkmaya başladı nihayet hepsi çıktı alan arabasına koyduk dışarıya doğru çıkmaya başladık. İzzetler bizi bekliyor idi. Ve karşılamaya gelen başkaları da var idi. Nihayet dışarı çıktık otopark ta olan arabalarına bindik. Ve yola çıktık nihayet Tekirdağ ına vardık arabadan eşyalarımızı indirdik bavullarımızı boşalttık böylece bu umremizde sona ermişti umre hatıraları ayrıca tamamı ses kayıtlarındadır. Şiir yazılarımın devamı Sayfa 1 Türkiye ye dönünce tamamlanmaya çalışıldı. Bugün ittika ile sakınanlar Yarında gıpta ile bakılanlar Bu dünyada Rabları ile olanlar İşte muttakiler cennet içinde Haktan gafil hemde ömür boyu Kurumuştur akmaz Hak suyu Değişmez münkirlerin kirli huyu İşte münkirler cehennem içinde Cümle maşuktur bunları bilene Ulaşılır elbet muhabbet iline Haktan bir haber gelince gönlüne Aşık olur maşukunun içinde Candır kandır hayat verir insana Onlarsız yaşanır mı baksana Dünyaya kayma, ahirete aksana Hep gördüğün candır canlar içinde Ezeli muhabbet sarmış cihanı 110

112 Geçiyor sevgi ile her dem anı Almıştır bu dünyadan güzel kârı Onsuz olmaz Habib mahbubun içinde Suretler var suretleri gizleyen İrfan ehlidir hep Hakkı izleyen Kim bilmem kimin yolunu gözleyen Terzi Baba kendi sureti içinde Şükrederiz geçti bir umre daha Kâ be büyüyor çokta geniş saha Canımız olsun bu yollara feda Çok namazlar kıldık Kâ be içinde NOT= Ne yazıkki umre ses kayıtlarını kaydettiğimiz ses cihazı, bazı konuşmaları almış, bazılarını almamış, bunu sonradan anlayabildik. Sağlık olsun vardır bir hikmeti. O yüzden yukarıda bu hususta fazla bilgi veremedik. ***************************** İkinci bölüm Umreye gelen kardeşlerimizin bazılarının gönderdikleri hatıralarıdır. To. Ko.. 15 Mart 2016 Selâmün Aleyküm Efendi Babacığım, Çok şükür evimize döndük, inşeallah sizlerde sağ salim evlerinize dönersiniz. Oradaki günlerinizde afiyette ve güzel geçiyordur inşeallah. Annem'de biz giderken daha iyi gözüküyordu inşeallah daha da iyidir. Hem bel hem mide rahatsızlıkları çok zor, ben ikisini de yaşadım, en kısa zamanda eski sağlığına kavuşur inşeallah. Düşüncelerinizi yazın demiştiniz bende, emr'e uydum pek yazı işlerini beceremesem de o zaman aklımdan geçenleri yazmaya çalıştım. Ekteki dokümanda bulabilirsiniz. Aşağıda da zuhuratlarım ve Umre öncesi/sırasındaki hallerim bulunmakta. Sizin ve Annemin ellerinden öpüyorum, Allah'a emanet olun. Sevgiler Tolga Oğlunuz Umre öncesi/sırasında yaşadığım haller Hk; 111

113 1. Umreye gitmek için para biriktirmiştim, bir arkadaşım benden borç istedi ve 10 gün içinde vereceğini söyledi, bende veren bir, verdiğini isteyen bir dedim, ama içimden de 10 gün içinde veremeyecek diye bir düşünce geçti ama bunda da bir hikmet vardır dedim ve parayı verdim. Sıla Turizm e para göndermem gerektiği günden bir gün önce bankadan kredi çekeyim diye düşündüm çünkü param yoktu. Sonra annemi ziyarete gittim, umreden gelene kadar bir daha göremeyecektim. Annem oğlum ben para biriktirdim sen bunları umre de harcarsın diye dedi. Tam da umre için ihtiyacım olan parayı verdi, ne eksik ne fazla. Hamd ettim, şükür ettim. 2. Otelin lobisinde fütühat-ı mekkiyeyi okurken, koluma bir sivri kondu. Isırmıyordu ama ısıracak ve mikrop bulaştıracak zannettim, üfledim uçtu. Sonra içimden kısmetine mani oldum diye düşündüm, yapmasaydık iyiydi dedim. Sonra başımın üzerinde vızıltı yaparak rahatsız etti, kitabı okumamın imkanı yoktu, odaya çıktım... Allah ım bu işin hikmeti nedir, anlayamadım dedim... Ertesi gün, kabe de cemaat ile yatsı namazını kılıyorum, Allahu Ekber deyip, ellerimi bağladım. Sol kulağımın arkasına sinek kondu, namazı da bozamıyorum, çok da rahatsız oldum, bu ne iştir derken, içimden, fail olan benim diye bir ses geldi. O an hatamı anladım, utandım, namazda estagfirullah diye içimden geçirdim. Sonra namaza konsantre olmuştum, o andan itibaren sineği unuttum. 3. İstanbula döneceğimiz sabah, bir önceki gece 3 tavaf birden yaptım ve dizlerim, ayaklarım, sırtım çok ağrıdı. Sabah arkadaşlarım, namaza geliyor musun dediler, baktım kalkamıyorum siz gidin dedim. Cemaat ile de namaz kılamadım diye üzüldüm, dert oldu. Duş aldım, aşağıdaki mescide indim sabah namazı için sol tarafa geçtim. Konsantre olmaya çalışıyorum, yanıma bir çocuk geldi 6-7 yaşlarında, arapça bir şeyler söyledi (gel gel gibi) mescidin sağ tarafına geçtik, orada bir imam tüm çocuklar ve bana namaz kıldırdı. Hamd ettim, şükür ettim. 4. Son günden önceki gece, insan-ı kamil tavaflarını yapmam ve benden tavaf yapmamı isteyen kişiler içinde tavaf yapmam lazımdı. Fakat platform o kadar kalabalıktı ki, ilk tavafı neredeyse 1 saatte yaptım. İkinci tavafı yapmaya gücüm kalmadı, çok yoruldum. Bir gayretle 2. Tavafı yapmaya niyet ettim. İçimden Allah ım ilk tavafta bana tavafımı kolaylaştır demeyi unutmuştum, kusuruma bakma bu sefer kolaylaştır diye içimden niyaz ettim. Platforma girişleri kapadılar ve 10 dk içinde platform bomboş oldu. Nerdeyse saat boyunca bütün platformda bir kaç kişi ile tavaf yaptım. Bütün eksiklerimi tamamladım. Süreç İçinde Gördüğüm Zuhuratlar Hk; (Çarşamba) (05:10) Bir küçük bebek görüyorum 9-10 aylık, çok sevimli, bol bol öpüyor seviyorum. Sürekli gülüyor (pazar) (Medine) (04:45) Terzi Babam ve Nüket Annemi görüyorum Bir masanın etrafındayız, Bütün gece uyumamışlar. Nüket Annem çok yoruldum oğlum artık 112

114 zorlanıyorum diyor. Ben rüya görmüşüm Babama anlatıyorum (anlattığım rüyayı uyanınca unuttum) Babam rüyada yaptığım ibadetimdeki 7 sayısının haftanın günlerine karşılık geldiğimi söylüyor. Tek tek yapılmaz bu iş diyor. 7 kere yapacaksın diyor. O ara annem arıyor Oğlum deniz kenarında tatildeyiz diyor. Bende o an içimden geçiriyorum, bir yazlık alsam da Terzi Babam ve Nüket Annem yazları Oraya gitseler diyorum hem dinlenirler. Sonra bir utanma hali geliyor (Mekke) (11:30) Bir futbol maçı oynuyorum karşı takım 8-5 yeniyor. Karşıdaki bir kişi hile yapınca yüzüne bir yumruk atıyorum. Sonra da niye yaptım diye üzülüyorum.. Orada oturanlara hakem olsaydı böyle olmazdı diyorum, onlarda hakem o çocuğu tutardı diyorlar (tanıyor anlamında) bende belli olmaz bizde her sabah hakem ile selamlaşırız diyorum, yoluma devam ediyorum (Mekke) (18:30) Uyku ile uyanıklık arasında belki 1-2 saniye içinde, 4 ayaklı bir hayvana koşma emri veriyorum, insanlar üstümüze gelirken ters yönde, koş koş yara yara koş diyorum (sanırsam camiye). Sanki bu ters yöne doğru yürüyen insan selini yarıp gitmek için. Sonrada, ben bunu gerçekten gördüm mü yoksa hayal miydi diye şüpheye düştüm, ne olduğunu anlamadım. Babama sormak için buraya aldım. Aleyküm selâm To. oğlum, Cenâb-ı Hakk senin ve hepimizin Umrelerini kabul etsin İnşeallah. Çok şükür bizde döndük dinlenmeye çalışıyoruz. Yazdıkların güzel olmuş zuhuratların da güzel, hepsini okudum, Dosyanı da indirdim, Yerine aktaracağım, Cenâb-ı Hakk daha nicelerini nasib eder İnşeallah. Selâmlar hoşça kal Efendi Baban Umre ye Gidişe Karar Verme Hk; To... Efendi Babamı, ona intisab ettiğimden beridir görmüyordum. 1 sene sonra Aralık ayında gittiğim ilk kavacık sohbetinde; Umre ye gidiş ile ilgili teklif ihvana söylendi. Aklıma Âdem bahsindeki "Madem ki Allah'a, Resul'üne ve içimizden olan ulül-emr e, dinlemek ve itaat etmekle emr olunduk, dinleriz ve itaat ederiz" cümlesi geldi. Fakat eşimin de (Nefs) rızasını almam gerekiyordu. Talebi ona da ilettim, bir süre bekleyişten sonra, tamda olarak razı olmasa, da izin aldım. Umre ye gidişdeki ilk maksadım Umre yapmak değil Efendi Babam la vakit geçirmekti, ikinci maksadım ise Umre yapmaktı. Sonradan kendimdeki bu durumu Fütühat-ı Mekkiye deki aşağıdaki pasajı okuduktan sonra anlamlandırdım; 113

115 Ayette (hac kelimesi) hıc ve hac şeklinde de okunmuştur. Allah şöyle buyurur: Beni, o beni bilenlerin kalplerinde arayınız işte hıc şeklinde okumanın anlamı budur. Bu, kalbin bir niteliğe uygun hale gelmesi demektir. Söz konusu nitelik hakkında Allah, kalbin ancak onunla kendisine uygun hale geleceğini belirtmiştir. Hac şeklinde okuyan kimse ise, Rabbinin eserlerini kendisinde görmek için kalbini aramalıdır. Bu durumda, kendisinde gördüğü ilahi eserlere göre hareket eder. İşte bu, birinciden farklı olan kişinin durumudur. Kul hıc şeklinde okuduğunda Allah a (insan-ı kamil) yönelirken, hac şeklinde okumayla da kalbe yönelir. (Umre de Küçük Hac Demektir) Umre deki Düşünceler Hk; Hak Teâlâ nın emr ine uyarak, dünyanın dört bir yanından emr e boyun eğenler (Müslümanlar) Mekke ye Kâbe yi ziyarete gelmişler. Bu gelişte kimi isim yönünden çağırılırken kimi de zat yönünden çağırılmış. İsim yönünden çağırılanlar, Hak Teâlâ yı teşbih ederek Kâbe nin Mülk ünü ziyaretler, fakat zat yönünden çağırılmış olanlar, zahire yönelip batını ziyaret etmişlerdir. Buradaki durum güneş ile gölgenin durumu gibidir (gölgeye bakan güneşi bilir). Fakat akıl güneş ile gölgenin ayrımını nerede olduğunu göremez. Ibn Arabi bu durumu şöyle açıklıyor; Allah gizleneni ve daha da gizliyi de bilir (taha, 20/7), daha gizli ise, bu ikisinin arasında bir yol benimse (isra, 17/110), ayetinde belirtilen durumdur. Çünkü sözü edilen yol, sırdan daha gizlidir, yani daha açıktır. Çünkü iki uç arasında engel olup ikisini belirleyen ve ikisini ayırt eden orta, o iki şeyden daha gizlidir. Örnek olarak, güneş ile gölge arasındaki ayrım çizgisini veya acı ve tatlı denizler arasındaki berzahı veya bir cisimde siyah ile beyaz arasındaki ayırıcıyı verebiliriz. Biliriz ki, ortada bir ayırıcı vardır, ama göz bunu algılayamaz. Ne olduğunu, yani mahiyetini bilemese de, akıl onun varlığına tanıktır. Umre de müşahede ettiğim en önemli şey, Allah ın herkesin Allah ı olduğu ve bu yönden kimsenin kimseye bir üstünlüğü olmadığıdır. Bu ise müşahedesi kolay ama, yaşaması zor olan bir gözlemdir. Çünkü akıl her ne kadar bunu idrak etse de, bunun davranışa yansıması yani kalbin bunu sabitlemesi (subut) zamanla olabilecek bir şeye benzemektedir. Çünkü nefsi yönetmesi uyanıkken kolay ama gafletteyken elimizde olmayan bir şeydir. Umre deki Sorular Hk; Soru: Neden kuba mescidinde umre sevabı vardır? Da diğerlerin de yoktur? Köy beşeriyeti temsil eder. Medine şehir demektir. Şehir den maksatta insanı Kamil dir. Yani bir beşeriyet köyünden (Mekke) gelip, medeniyet şehrine giriş yapacak olan o ulu padişah (İnsan-ı Kamil), köyü şereflendirerek gönül şehrinin kapısı yapmıştır. Yapılan yolculukta kurulan mescid de İnsan-o Kamilin gönlüne girişi temsil eder. Dolayısı ile 114

116 orada (İnsan-ı Kamilin gönlünde) kılınan namazda da onun ziyaret edlmesidir (umresidir). Soru: Kıbleteyn mescidinde neden 2 adet kıble var? İlk kıble uruc için kullanılmaktaydı ki ayette geçen yüzünün semada dolaşıp durması da bunu ifade eder (çıkış çarkı) ve nuzul (arz a iniş içinde) ikinci bir kıbleye ihtiyaç vardı. Ceberut aleminden (zat) melekut alemine (isimlerin toplanma yerine) iniş için, kalbi simgeleyen kâbe seçildi. İkinci kısmın alternatifi de, hanif din kâbe ile simgelenmekteydi o yüzden başka bir yer olamazdı. Bakara suresinin "Yüzünün semada dolaşıp durduğunu muhakkak görmekteyiz; Seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Haydi! Yüzünü Mescid-i Haram'a çevir!..." anlamındaki 144. ayeti indi. Bunun üzerine Peygamberimiz, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler. Soru: Hz. Musa ya 2 keramet hediye edilmiştir bunlardan biri, elini gömleğinin içine koyması ve bembeyaz çıkarmasıdır. Hangi elini koymuştur? Sağ elini koymuştur çünkü Allah ın iki eli de sağdır (Sahih-i Müslim, Iṁa ret 18). "O''nun iki eli de sağ eldir." (Kiltâ yedeyhi yemîn!) Su leymaniye Camii hu nka r mahfilinde inne l-muksit ne inda ll hi ala mena bira min nu r an yemi ni r-rahma n ve kilta yedeyhi yemi nu n ellezi ne ya dilu ne fi hukmihim ve ehliĥim ve ma velu [A dil yo neticiler, halklarına ve kendilerine ta bi olanlara kars ı a dil bir yo netim sergileyenler Rahma n ın sag elinde nurdan minberler u zerinde olacaklardır ki Rahma n ın her iki eli de sag dır/bereket kaynagĭdır] ifadesi bulunmaktadır. Bunun iki açıklaması olabilir; 1. Sağ el kabiliyet ve kudret manasınadır ve Allah her iki elini de en mükemmel şekilde kullanmasına atıftır. 2. Allah ın sol eli Celal sıfatlarını, sağ eli ise Cemal sıfatlarını simgeler. Fakat Allah ın Rahmeti Gazabını geçmiştir (Müslim, Buhari) yani celal tecellilerinden cemal gözükür ve her olan şey hayr dır. Dolayısıyla sol eli de sağdır. Sol elini koymuştur çünkü sağ eli ile asayı taşımaktadır. Soru: Hz. Musa ya 2 keramet hediye edilmiştir bunlardan diğeri, asa nın ejderhaya dönüşmesi ve diğer büyüleri yutması nedir? Fe elkâ asâhu fe izâ hiye su bânun mubîn(mubînun). Bunun üzerine (Musa A.S) asasını atınca o (asa) açıkça bir yılan (ejderha) oldu. 1. fe : böylece, bunun üzerine 2. elkâ : attı 115

117 3. asâ-hu : onun asası, asasını 4. fe : böylece, hemen 5. izâ : olduğu zaman, öyle olunca 6. hiye : o 7. su'bânun : yılan, ejderha 8. mubînun : apaçık, açıkça Firavun, Hz.Musa nın o mertebedeki aklı meaş i idi. Aklı meaş, aklı mead e galip gelmek için binbir türlü hileler ile tedbirler getiriyordu o yüzden bu işler yılan (ejderha) diye tabir olundu, ve bunlarda Hak indinde (zat mertebesindeki elif i işaret ederek, ki bu da asa nın elif işareti ile gösterimidir) lâ hükmündeydi. Yani burada bir tenzih vardır, bundan sonrası ise teşbih (isa - ilahe) ve tevhid (Muhammed - illallah) ile kelime-i tevhidin tamamlanmasıdır. Başka bir vurgu da, düz olan asa ile kıvrımlı olan yılan sembolleridir. Buradaki mesaj da, sen düz mantık ile (aklı meaş), kırçıl mantığı (batılıların fuzzy logic dediği, bizdeki aklı mead) anlayamazsın demektir UMRE ANI VE ZUHURATLAR Pe. du 20 Mart 2016 Bismillahirrahmanirrahim Selamün aleyküm Hayırlı akşamlar efendi babacığım Hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Rabbimize şükrederiz sağ salim evinize döndünüz. Nüket annem nasıllar? Daha iyi olduğu haberlerine sevindik.inşallah doktordan sonra dahada iyi olacaklardır. Duacıyız.inşallah sizde iyisinizdir. Allah tekrarını nasip etsin. Bende iyi olma gayretindeyim. Hayli rahatsızlandım. Geçer inşallah hamdolsun. Efendi babacığım söylediğiniz gibi umre anı ve zuhuratlarımı yazdım. Size dosya halinde ekte gönderiyorum. Zuhuratları isterseniz ayrıcada yazabilirim. Sayfa içlerinde olay ve konuların arasına yaşadığım gibi serpiştirdim. Ad.de bir haftaya kadar gelecekmiş inşallah sizlere selamları var. Anneminde selamları vardır. 116

118 Bende selam eder nüket annemin ve sizin hürmetlerimle ellerinizden öperim. 27 martta görüşmek dileklerimle Kızınız pe. Aleyküm selâm hayırlı günler pe.. hanım kızım hoş bulduk hamdolsun bizde döndük ancak çamaşır ütü temizlik yorgunluk hastalık halen daha kendimize gelemedik İnşeallah hepsi düzelip iyi olacak. Cenâb-ı Hakk cümlemizin Umrelerini kabul etsin. Zuhuratınızda güzel yolunda dosyanızı da indirdim yeni Umre dosyasına ilâve edeceğim, diğerlerinden de yazıları gelmeye başladı. Hepsi bir yerde toplanınca ayrı bir dosya olacak. Herkese selâmlar hoşça kalın Efendi Babanız. Bismillahirrahmanirrahim Selamün aleyküm efendi babacığım 2006 Yılında Terzi Babamıza intisab ederek manevi seyre başladığımızı zannederek geçen zaman içinde, yıllardır bilmeden güvendiğimiz e.k. İsimli kişinin üzerlerimizde uyguladığı yanlış sistem ve Terzi Babamızdan bizleri uzak tutma gayretleri 2015 yılının 26.ağustos günü rabbimin lutfu ile başlayan tatbikatlarla kısa sürede son bulmuştur. Değerli efendi babamız sultanımız. Bizleri himmetleri ile gönül hanelerine almış seyri sulukumuzda yeni bir sayfa açmışlardır. Bu emekleri için nüket annemiz ve Efendi Babamıza çok müteşekkiriz. Allah razı olsun. Rabbim başımızdan eksik etmesin amin. Bu girişi yazmamın sebebi, bunca sene içinde Terzi Babamların her gidişinde umre ziyaretine katılmak çok isterdim. Dile getirmemize rağmen üzerinde durulmazdı. Bu sene umreye gideceklerini söyleyince nüket annem, öğrendiğim günden bu yana içimdeki sevinci anlatmama kelimeler yetmedi. Sağolsun eşimde tastikleyince 5 mart 2016 gününü beklemeye başladım. Nihayet nasip olacaktı inşallah Pazartesi günü aniden sabah kalktığımda belimin tutulmuş olduğunu hissetim. Acıyla, oturup kalkmakta çok zorlanıyordum, ayrıca eğilemiyordumda öylece kalakaldım. Özellikle rahatça eğilebildiğim için şükretmek aklıma gelmemişti daha önce meğer eğilmek ve uzanmak için ne kadar şükretsek azmış. Önce bunu öğretti Rabbim hamdolsun. Acıyla birlikte mütebessüm gayret ederek doktora gittik. İçimden allahım aniden geldi, sendendir. Şafi isminle şifanıda ver. umreye gidebileyim diye dua ediyordum sürekli. Rabbim yardım etti iyi bir doktor vesilesi ve ilaçlar, emar, korse ile geçen günlerin sonunda eğilmeden yürüyebileceğim izni çıktı..anlaşılan eğilemeyecek yani secde edemeyecektim ama yinede gitmeme izin verilmişti. Şükürler olsun. Bu arada kızımın bebek beklediğini öğrendik. Ailece çok sevinçliydik ancak aşırı duygusallık içinde benim her daim yanında olmamı istiyordu. Beni yalnız bırakma anne diyordu. Üzülüyordum ama umreye gitmeyide 117

119 çok istiyordum. Canım kızımı karşıma alıp uzun uzun sakince konuştum. Allah rızası için gitmek istediğimi, rabbimin bizleri, kendisini benden daha iyi koruyacağını, orada bebeğimiz ve kendisi için dua edip tavaf yapacağımı söyleyip, sende benim için dua et ve gönül rahatlığı ile gönderki huzurla gideyim dedim. Rabbimin güzel emaneti razı olmuştu ağlayarak güle güle git annem allahım korur, dua edeceğim dedi zaman yaklaşıyordu. Hazırlıklarımı tamamlıyordum. Yanlız bir şey dikkatimi çekiyordu. Her günüm çok hareketli geçerken, zamanla yarışır gibi koştururken, burada geçen son haftam çok sakindi. İş yok, program yok. yaşamda, içimde bir durgungluk, yani sakinlik vardı. Sekine sakin.bu duygu çok hakimdi Nihayet beklenen gün geldi. saat de yola çıktık. Annem, Özlem, Tarık ve ben. Atatürk hava alanına doğru.uçak kalkacak inşallah Cumartesi akşam sat civarı medineye geldik. Çok şükürler olsun. Valizlerimi önce bulamadık. Üstümü değiştiremeden ziyaret yapmak durumunda kaldım. Vardır bir hayır dedik. Gece bulundu. Hamdolsun. Uçakta yanımda fransadan gelen Ad., Ha. kardeşlerimiz vardı. Tanışıp sohbet ederek yolculuğumuzda güzel geçti. Alanda kapı çıkış no muz: 211 idi, koltuk no ise: 42l. mövenpick otelde önce yemek yedik. Gece peygamber efendimizi (s.a.v.) Ziyarete gittik. Nüket annem ve kardeşlerimle. Önce bekledik sonra içeriye yeşil halının olduğu özel bölüme alındık. Kalabalık çoktu önce biraz itildik, ezildik sonra yer açıldı. Namazları eda edebildik huşu ve huzur içinde Salavatlarla huzurdayız. Burada olmanın şükründen aciz dua ediyorum. Ağlamaklı gönüller çoşkun. bir kardeşimle birlikte namaz kıldıktan sonra bir baktıkki etraf genişlemiş, nasıl oldu diye birbirimize baktık. Sonra yine namaza devam ettik. (rabbim lutfetmiş bize o alanı genişletmişti.) Efendimizin huzurunda ziyaretimizi eda edebildik elhamdülillah ) mescidi nebevide hakikati muhammedi namazınıda eda edebilmek nasip olmuştu şükürler olsun Sabah namazından sonra kahvaltı sonrası uhud dağının olduğu yere ziyaretimiz için yola çıktık. Kuba mescidinde namazları eda ettik. Rehberimiz uhud dağından ve efendimizden söz ederken bizler dinliyor idik. tam bu sırada sağ üst tarafımızdan üzerimizde sanki yağmur yağıyor idi ama bu ıslak yani yağmur değildiki. Şeffaf, rahmet sanki nur şaçılıyordu etrafımıza huzme huzme ve parlaktı. Bakakaldım hamdettim. Akşam hurma bahçelerine gidip hurma aldık. Oda arkadaşlarım çok iyiler. Allah hepimizin ziyaretini kabul etsin inşallah. Namaz ziyaret ve salavatlarla efendimizin huzurunda olmak, huzur, huşu, dua ile. O manayı kelimelere dökmek çok zor. Elhamdülillahi rabbil alemin İhrama girerek umre hazırlıklarını yaptık. Mescidi nebevide namaz kılıp niyet ederek, mekkeye doğru yola çıktık. Saat yolda efendi babamla okuduğumuz ilahileri, tehlil ve tekbirlerle yol alıyorduk. Uzunca süren yolculuğumuz, Zemzem towers ın saat 118

120 kulesinin görünmesiyle heyecanımızı doruğa çıkardı. Artık çok yakındık. Pazartesi akşam saat de anjum otele geldik. valiz ve odalar ayarlanırken bizler yemek yedik. Akabinde hazırlanıp toplanarak umre ziyaretimizi tamamlamak üzere rehber eşliğinde telbiye, tehlil ve tekbirlerle kabemize yürüdük. Rehber tanıtım yaptı, anlattı rehber kabenin 2 katında bize anlatırken yine daha önce rabbimin gösterdiği yağmur gibi yağan şeffaf parlak o nuru rahmetin yine üzerlerimize doğru geldiğini gördüm. Herşey muhteşemdi.tavafı yaptık, İbrahim makamının karşısında sandalye bulamayınca eğilerek secde yaptım. Sonrasında sefa merve arasında 3. Turda belim ağrımaya başlayınca arabada devam etmek zorunda kaldım. Üzüldüm ama bunada şükrettim, hamdolsun, inşallah rabbim kabul etmiştir. Amin Bu gün otelimizden sabah 8.00 de hareketle peygember efendimiz (s.a.v.) İn hicret sırasında güvenli bularak beklediği, bir güvercinin, ve bir örümceğin efendimizin görünmesini nasılda engellediklerinin anlatımıyla duygu yüklü saatler geçirdiğimiz serv mağarasını aşağıdan ziyaret ettik. Sonra nur dağı hira mağarasında ilk vahıy gelmesi ve cebrail a.s ın ikra diye kendisi ile konuşup hatta sıktığının anlatıldığı dağın eteklerinde o muhteşem nurlu dağın yakınında olmanın şükrünü eda ettik. Hira mağarasını çıkarak ziyaret etmeyi çok istedim. Kardeşler programa aldılar. Nasipse çıkacağız inşallah.. Arafatı ziyaretimizle Adem babamızı, Havva validemizi anarak buluştukları ve, Efendimizin veda hutbesi okuduğu yere kadar çıkıp ziyaret ettik. 2 rekat namaz kılmakda nasip oldu şükürler olsun. Hacıların kaldıkları müzdelifiye ve şeytan taşlanan yerleri gördük. Bu mevkide hz. İbrahimin oğlu hz İsmailin kurban edildiği ve koç un indirildiği o kutsal yeride bizlere uzakta olsa gösterdiler. Allah razı olsun. Buraları ziyaretim sırasında çoğunda hüzünlendim. Nasıl mücadele, fedakarlıklar ve nefis terbiyesi..rabbim bizlere bu idraklere gelip hal etmeyi nasip etsin. Amin Bu gün oda arkadaşlarım, kardeşlerimle 3 kişi yine aşk ile kabeye gittik. Öğle namazı için. Namazı eda ettikten sonra öğle sıcağı ama tavaf yapsakmı? Derken öyle bir aşk geldiki, kendimizi tavafta bulduk. Peşpeşe elimizde kitaplar huşu içinde dönüyoruz. Bir baktık rabbim yaklaştırdı kabeye..bıraktık elleri.. Sarıldık.kabenin duvarına.rabbim bu ne hal biz nerdeyiz? senin beytinin kucağında bizi sarıp sarmalıyorsun. nefesler kesildi. Sanki soluk bile alamıyoruz, bu nasıl bir duygu, hal, güzellik, hiçbirşey yok, sadece rabbim varrrr. O kalabalık içinde sanki tekiz biz. Rabbimin. Kokusu sardı tüm benliğimizi. yok etti, bizi bizden. Kendimize gelip yine başladık dönmeye aşık, aşk, aşeka. Huuu..tavafımız nasıl bitti anlamadım. Sonra önce İbrahim makamı olmak üzere kamil insan namazı kıldık her köşede. Elhamdülillah. İşte burada. Ben küçüldüm küçüldüğümü hissettim. Ama bir ben daha vardı benden büyük şeffeaf o ben beni sarmış benden çok daha büyüktü. 119

121 Rabbim dedim. İlla hu illahu nasıl birşeydi böylesini ilk defa yaşıyordum. Öylede hafiftimki ben olmadığım çok açıktı. İnsan böylesine hafif olabilirmiydi?...hamdüsenalar olsun. Şükürler olsun rabbime. O hafiflikle saatlerce kaldık kabemizde, kabe bizde, biz kabede Perşembe sabahı saat 8.20 de otel. den hareketle 2. Umremiz i yapmak için mikat sınırı olan cirane mescidine gittik. Namaz kılıp niyetimizi ettik. İhrama girmiş olduk. Efendimizde bu mescidde umre için namaz kılmış. (s.a.v.) Ve ihrama girmiş. Çok şükür. Tavaf sırasında danimarkadan gelen ve sancaktepede oturan kardeşlerim ve onların yanında olan Kardeşlerimiz tavaf dualarını yüksek sesle okudular ve bizde tekrarladık. Bu tavaftada rabbim kardeşlerin vesilesi ile bizlere duaları tam olarak okuttu. Şükürler olsun. Allah kardeşlerimizden razı olsun. (isimlerini hatırlayamadığım için kusuruma bakmasınlar lütfen. Ancak bize yardımları ve isimlerini rabbim bilir zaten. Rabbim hepimizin umresini kabul etsin inşeallah Biraz yorgun, halsiz ve uykusuz kalıyorduk. Ama bir saati bile kabeden uzak kalarak geçirmek istemiyorduk. Terleyip klimalardan olsa gerek hayli üşütmüşüm. Akşama kadar kabedeydik. Dönünce akşam ateşlendim. Kendisine rica edince, sağ olsun Al kardeşim ilgilendi ve grupta olan yine kardeşlerimizden dr. Al beyin önerisi ile yanımda kalan canım kardeşimin verdiği antibiotik ve yine iyi yürekli, güzel gönüllü bir kardeeşimin parol tavsiyesi ile ilaçları alarak yattım. Yemek yiyemedim. Bu yatış 2 gece 1 gündüz devam etti. Ciğerlerim nefes aldıkça parçalanıyor gibiydi. Öksürürken bile çok zorlanıyordum. yanımdaki kardeşlerim Ma. abla, Na ve Az beni yalnız bırakmıyor, sürekli yokluyorlardı, Ma ablam ise bir şeyler yiyip çabucak toparlanmam için destek veriyordu. Allah onlardan razı olsun. Amin. Bu gün nur dağına gidilecekti. Çok istememe rağmen nasip olmadı. Rabbim böyle istemişti. Hamdolsun. Ancak kabede olup namaza gidememek, ibadet, tavaf yapamamak çok acı..oluyor. Tabi hastalıkta rabbimden hamdolsun. Kabeyi tv.den seyredip odada namaz kılıp dua ettim. Olabildiğince rabbim kabul etsin. Yarın bir umre daha yapılacak gidebilecekmiyim acaba? Sabah umre yapacak halim yoktu yine, çok halsizdim ama. Ateşim düşmüştü. Daha rahat öksürebiliyor, nefes alabiliyordum. Hamdolsun, ama yürüyecek halim yoktu. herkes gitmişti. içim içimi yiyordu. Yarın dönecektik ben istediğim gibi tavaf ve ibadet yapamıyordum. Öğleye doğru dua ederek rabbimden gayret istedim. Zorla gideyim orada olayım dedim. Zorlayarak abdest aldım. giyindim. çantamı hazırlayıp okuyarak yola çıktım. Zoraki yürüyor sanki adımlarım geri geri çekiyordu beni ama gidiyordum. İçimde aşk ile dopdolu bir huzur vardı. Yavaş, sakin, teslimiyetle rabbimden dilediğim yardım geliyordu.. Kabeye vardım. Önce namaz kıldık. Sonra tavaf yapmayı deneyim dedim. Bismillahu Allahu ekber selamı vererek başladık tavafa. Artık dönüyorduk rabbim izin vermişti. Yine birlikteydik birdik, tektik. Usulca, yavaş, sakin, küçücük adımlarla, huşu ve teslimiyetle öyle 120

122 hafiftiki herşey ne ben adımlarım, ne adımlar benim sadece rabbimleyim. Herşey büyük ben küçücüktüm. Kabenin mis kokulu duvarları sardı beni yine, bende onu. Sadece huuuu Aşk ile. Tavaf bitirince rabbim nerden sandalye bulup hz. İbrahim makamında namaz kılacağım derken tam karşımda ve ibrahim makamının karşısında yeşil bir sandalye boş durmazmı.rabbim sen çok büyüksün acizliğim ve teslimiyetim ile rabbimin huzurunda tavaf namazını eda ederken acizane nasıl şükür edeceğimi bile bilemezken mahluk halimle küçülerek Sübhan Allahu ve bi hamdihi sübhanallahul azim. Diyebildim. Sonsuz şükürler olsun rabbime. Artık daha iyi hissediyordum kendimi. Otele döndüm. Bu meyanda bizleri üzen, endişelendiren, en önemli konu Nüket Annemizin rahatsızlığı idi. Kendileri mekkeye geldiğimizden beri rahat hareket edemiyordu. Onun hastalığı hepimizi çok üzüyordu. Ancak elimizden gelen birşey de yoktu. Yakınında olan gruptaki kardeşleri gördükçe her vakitte Onlara soruyor haber alıyorduk. Onlarla çok yakındı ve her zaman haberleşebildiklerini, birlikte olduklarınıda biliyorduk. Kahvaltı ve yemeklerde hep bir arada idiler. Bizde gördüğümüz zaman yanına gidip hatırını sorabiliyorduk. Kısaca konuşuyorduk Kızlara her sorduğumda yanına gidiyormusunuz diye? hayır gitmiyoruz, diyorlardı. Onlar bu kadar yakını iken gitmiyorlarsa biz odasına nasıl gidebiliriz. Rahatsız etmeyelim o zaman diyorduk. ama her vakit soruyor bilgi alıyorduk. Nüket annemiz bizim, değer verdiğimiz, sayıp, sevdiğimizdir. Bu sebeple gönlümüz buruk, ve üzgündük. Efendi babamın bizleri uyarması ile sabaha karşı veda tavafı yaptık sabah namazını eda ederek, otele döndük, saat de valizler çıkacaktı Sabaha karşı Az. Ma. abla, Na. ile birlikte kabede teheccüd, veda tavafı, sabah namazı nı eda ettik, sabah namanzından sonra zemzem towersın saat kulesının altındaki Arapça yazıları tefekkür ederken şöyle bir zuhurat oldu. Bütün harfler aslında her insanın, her halini anlatır. ve temsil eder. öyleki uzanmış, otururken, başını kaldırmış veya elini başının altına koymuş halleri gibidir dedi. Bende dikkatle baktığımda harflerin üstünde bu figürleri gördüm. gönüllerde veda hüznü ile tekrar gelmeyi dileyerek, Kabeyi gönlümüzde dopdolu hissederek döndük otele.kahvaltı hazırlıklar tamamdı. Son anda gelirken rahatsızlığım nedeni ile rabbimin celal isminin tecellisi Gönül tellerime vurdu, vurdu...gönül tellerim titredi. Bir sallandı, bir sarsıldı. Boğazım kördüğüm oldu.. Elim kolum nereye konacağını bilemedi. Şaşkınlıktan kulaklarım semi ile çınladı. gözlerim nurdan damlaları içinde tutmak için gayretteydi. Ne olmuştuda..böyle celal ama hikmetinden sual olunurmuydu hiç?. Amenna ve saddakna 121

123 Efendi Babamın bizleri uğrlarken her zamanki duruşu Ağlayan gönüllerimize su serpmişti nede olsa rabbim kırık gönüllerde değilmiydi? Zül celal vel ikram Böylece 2016 umre yolcuğum bitmişti. Havaalanına doğru, yola çıkarken rabbim, Gözlerimden süzülen nurdan damlaları, düğümlenmiş boğazımdan gönlüme akıtıyordu, sessizce usul usul Yeniden gelmeyi diliyordum rabbimden kalbi olarak. Bu umre ziyaretine vesile olan Efendi Babama, Nüket Anneme Emekleri için teşekkürü borç bilirim..allah razı olsun. Rabbim onları başımızdan eksik etmesin.amin. Rabbim bizleri kendilerine layık evlat, Peygamber Efendimize (s.a.v.) Layık ümmet, Rabbimize layık kul olmayı nasip müyesser eyleyip seyri sülükümuzu tamamlamayı nasip eylesin. Amin. Ayrıca bu ziyaretimizde emeği geçen her kardeşimiz ve görevlilere çok teşekkürler ederim. Allah hepsinden razı olsun. Selam ve dua ile kızınız Pe. Du Kabede zuhurat Selamün aleyküm Efendi babacığım Hayırlı günler dilerim. İnşallah sıhhat afiyettesinizdir. Nüket Annemde daha iyilerdir inşallah. Babacığım sabah namazını kabede eda ettikten sonra valizleri toplayıp kahvaltıya inmiştik. Kabede okunan ezan sesleri içime işliyordu nakış nakış... Otelde kahvaltı yaparken hem tefekkür ediyor, düşünüyordum. Kabeyi ve ezanı sonra birden: İçimden gümbür gümbür ezan sesleri geldi. Yüreğim inip kalkmaya başladı. Öyle yüksek sesli okunduki aynı kabedeki gibiydi, sustum dinledim. Bu son sabahın mekkeden ayrılmadanki zuhuratım oldu. Dün gönderirken bunu yazmayı atlamışım. Bugün yazmak istedim, Nüket Anneme ve size çok selam eder hürmetlerimle ellerinizden öperim. kızınız Pe. Du

124 TERZİ BABA GRUBU 2016 UMRE HATIRALARI. Mü. Al. Yolculuk Öncesi Tarih: 05/03/2016 Saat 11:30 itibariyle, Kopenhag tan İstanbul a gelmiş bulunmaktaydım. Elhamdülillah sağ salim vardık aktarma noktasına. Yolculuğum saat 05:00 sularında başlamıştı. Uçak yolculuğunda Terzi Babam ın bizlere derleyip hazırladığı Nusret babamıza ait köşe yazılarını içeren Aşk ve Muhhabet Yolu kitabını okudum. Her zamanki gibi çok güzel ve ruhumuza dokunan kitaplardandı. Sonrasında havaalanındaki mescidde öğle namazını cemaatle kıldım ardından öğle yemeğini yedim. 13:30 da buluşma yerine gittim ve Fazıl ile buluştum. Grubumuzdaki diğer kardeşlerle de tanışma fırsatım oldu. Terzi Babam ve Nüket Annem teşrif ettiler. Onları uzun zamandır görmemiş olmamın da etkisiyle heyecanlanmıştım. Beraber bilet kuyruğuna girdik. Grubumuzun sayısı gittikçe arttı. Herkes tamam olunca Sıla Turizm görevlisi Umre hakkında bilgiler verdi (Mescid-i Nebevî ve Kâbe de davranışlarla ilgili). Allah razı olsun bilgiler için. Görevliye teşekkür ettikten sonra pasaport kontrole gittik. Fa. ve arkada kalan kardeşlerimiz ile vedalaştık. Allah Fa kardeşimizden razı olsun, 2016 umresine katılmamda çok katkısı oldu. 15:00 civarı uçağa binmek için harekete geçtik. 211 numaralı kapıdan geçerek uçağa bindik. 36C de oturdum. Notlarımı yazmadan önce mavi dosyada bulunan duaları ve zikirleri okumaya başladım. 15:50 de uçağımız harekete geçti, yolculuğumuz fiilen başlamış oldu Elhamdülillah. Görebildiğim kadarıyla Rakan ve Hamad uçaktaki görevlilerin (hostların) isimleri. Akşam 20:00 e doğru Medine havaalanına indik. 1 saati geçen beklemenin ardından 10 numaralı güvenlikten geçerek bavullarımı almaya gittim. Bavulları alıp bizi otelimize götürecek otobüsümüze bindik ve Terzi Babam ın zikirleri, salavatları ve şiirleri ile beraber Mescid-i Nebevi ye yakın olan otelimize geldik. Odamız 14. katta, 3 kişilik (Mu. To ve Mü ) ve numarası da Otelin ismi Mövenpick (möwen (sonradan w harfi v harfi olmuş) ve pick kelimelerinden oluşan birleşik kelime; Martı gibi hızlı almak ve yoluna devam etmek anlamına geliyor) Anwar (ışık saçan). Yemeklerimizi beraberce yedikten sonra ilk ziyaretimiz yapmak için mescide doğru yollandık. Mescidin avlusunda bir kez dönerek (şavt) Bab-ı Selam kapısına geldik. Bu dönüşümüzle ilgili Aşk ve Muhhabet Yolu kitabında gördüğüm Nusret babamıza ait mısraları buraya not düşüyorum: Onun (Peygamberimiz (s.a.v.)) sağından, solundan, üstünden Hakk a varan hiç bir yol yoktur. Onun öyle ümmeti vardir ki kendisini temsil eder. Onun huzûrunda durmak mi'rac yapmak gibidir. Etrafında dönmek, hac yapmak gibidir. Onun gönlüne girmek, Kadir Gecesini yaşamış gibi olup, bin aylık ibâdete bedel bir husûsiyet taşır. Âlemleri yaratan Hazret-i Allah dâima mevcuttur. Kıyâmete kadar da, sonra da vardır. Evvel de var idi. Onun varlığı Habîb i ile müsbettir. Her dem habîbi de, âşıkları da vardır. 123

125 Vakit namazını ve kılamadığımız namazların kazalarını kılıp Selamlamamızı da yaptıktan sonra otele dinlenmek için döndük. Selamlamayı bitirip çıkarken sol elime bir kelebek konmaya çalıştı ve sonrasında uzaklaştı. Dikkat ettim ekim ayına göre çok fazla haşerat (çekirgeler, kelebekler vs.) vardı. Otele dönerken ise Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi ile ilgili Terzi Babam kısa bir sohbet yaptı. Tarih: 06/03/2016 Bu dünyada şefaate nail olmak gerekiyor, bunun içinde çalışmak gerekiyor. Sabah kahvaltısında aklıma bu kadar yemek ve açık büfe ikramların ruhaniyet üstündeki olumlu veyahut olumsuz etkilerini düşündüm. Tabiki her mertebede farklı düşünceler ve yaşayışlar olacaktır fakat irfan taliplileri ve sahipleri için fark olamayacaktır (Mekke de de konu ile ilgili fikirlerimi daha detaylı yazdım.). Kahvaltının ardından saat 07:30 da lobide buluştuk. Terzi Babam la kısa sorularla sohbet ettik, fazla duygusal hissetmemenin nedeni irfaniyet çalışmalarının etkisi olabilir denildi. Hz. Ali (kv) efendimizle Muaviye arasındaki fikir ayrılıklarının büyüyüp canlar alması konusu; başta ilmi tartışmalar olmuş fakat hakem tayin edilenlerin farklı uygulamaları sayesinde sorunlar başlamış. Saat 08:10 da otobüs hareket etti, bu yolculuktaki duraklarımız Uhud Dağı, Kıbleteyn Mescidi, Yedi Mescidler ve Kuba Mescidi. Yolda bu notları tutarken sanki elimden can çekiliyor, enerjim azalıyor gibi hissediyorum. Avuçlarımda ve göğsümde farklı hisler oluştu. 08:24 Uhud a varış. Duygusal anlar yaşandı Uhut savaşı anlatılırken. Şu sorular gelmişti anklıma, bunca şehit neden verilmişti, Hz. Hamza nın şehit edilmesinin nedeni. Uhut savaşından önce Peygamberimiz Mekkelileri tanıdığı için Medine de sokak savaşları yapmayı istiyormuş. Zayıfları ve yaşlıları daha verimli kullanmak ve Mekkelilerin zaaflarından yararlanmak için. Fakat Bedir savaşına katılmayanlar ve Hz. Hamza meydan savaşı yapmak için ısrar ediyorlar. Peygamberimiz (sav) kabul ediyor. Sonrasında hata ettik deyip Peygamberimizin (sav) fikrine geri dönmek isteseler de Peygamberimiz (sav) diyor ki Bir peygamber zırh giyip kılıç kuşanmışsa savaşmadan bunları çıkarmaz diyor. Uhut savaşında 700 müslüman savaşçı 50 si okçu. Peygamberimiz çembere alınıyor, 4 parmağını kaybediyor bir sahabe Peygamberimizi korumak için. Diğer bir sahabe baş parmağını kaybediyor. Hz. Hamza nın şehit edilmesi (Kelime-i Tevhid kitabından): Uhud dağı bir bakıma sende mevcud Ahad dağıdır. Beş (5) tepeli olması, bilindiği gibi ef al tepesi, esma tepesi, sıfat tepesi, zat tepesi ve arkadan çevreleyen İnsanı Kamil tepesi dir. Karşıdaki ayneyn tepeleri ise, sendeki bireysel benlik tepeleridir. Karşıdaki ahadiyyet mertebeleri tepelerine ayna olan tepelerdir. Eğer orayı terkedersen, ahadiyyet tepeleri (ء) edilişi, mertebeleri elinden gider. Hz. Hamza nın şehiyd hemze nin ahad ın ( ) elif inde ifna olmasıdır. Ortadaki düzlük savaş alanı ise, insanın nefsani varlığında mevcud olan savaş alanıdır. Orada yapılan müthiş savaş, salik tarafından 124

126 ef al mertebesi nin esma mertebesi nin, oradan sıfat, zat ve insanı kamil mertebelerinin fethini ifade eden savaştır. Uhud un sayı değeri, ( ) elif 1 (ح) ha 8 (د) dal 4 = 13 eder, ki bilindiği gibi Hz. Rasulüllah (sav.) ın şifre rakamıdır. Bu sahanın dahi onun mührünü taşıdığını görmekteyiz. O yüzden oradan da mağlup çıkılması mümkün değildi. Terzi Babam ile mescid ziyaretleri yaparken iki soru sordu: Soru 1; Neden Kıbleteyn Mescidinde iki adet kıble var? Vermeye çalıştığım Cevap 1; Kıbleteyn mescidinde başta kıble olarak Mescid-i Aksa ya dönülüyordu. Ama peygamberimiz hep Kabe ye dönmek istiyordu. Bir insanda kendi seyr-i sülukunda Kıbleteyn makamına gelene kadar kıblesi Mescid-i Aksa, ne zaman ki o mertebenin hakiketlerini anladı, yüzünü artık Kabe ye dönebilir (zahiren dödüğümüz batını dönüşle beraber olacaktır artık). Bu makam bir geçiş noktası olmuş oluyor iki yönlü. Diğer mescidlerde tek kıble olmak zorunda, iki kıblenin hakikatini barındıramıyorlar. Başka bir noktada ise Rububiyet mertebesinden Vahdaniyete yükselmeyi anlatan bir makam olmasından kaynaklı. En doğrusunu Allah bilir. Soru 2; Kuba Mescidi nde neden Umre sevabı var da diğer mescidlerde yok? Vermeye çalıştığım Cevap 2; Kuba mescidi Peygamberimiz (sav) risaletinin Mekke nin dışında başladığı nokta. Rububiyet ten Melekut ve Efal alemine nüzulun ifadesi olarak anlaşılabilir. Umre nin aslı Mekke de ve Kabe yi ziyaret. Kuba yı ziyaret ve orada namaz kılmak ise Umre nin (risaletin) hakikatlerinin halka açılışının başlangıcı olduğu için bu manayı içinde barındırıyor. En doğrusunu Allah bilir. Ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra otelde biraz dinlenip öğle namazına doğru harekete geçtik. Asansörde inerken asansör kapısının üstünde Hz Yunus (as) duasını gördüm. Konuyla ilgili olarak Terzi Babam ın İrfan Mektebi kitabından alıntı: Yukarıda bahsedilen Âyet-i Kerime de, Yunus (a.s.) hayatından bir bölüm kısaca anlatılmaktadır. Lâkabı Zünnun ( Nun sahibi ) olan Yunus peygamber, uzun nasihatler ve vaazlar neticesinde ıslah olmayan kavminden ümidini keserek bireysel akl-ı ile hareket ederek bulunduğu kasabasından hicret etmeğe karar vererek yola çıkar. Nihayet bir suyun başına geldiğinde, karşıya geçmek üzere bir gemiye biner, fakat bütün şartlar yerinde olduğu halde gemi hareket etmez. Bunun üzerine kaptan gemide bir günahkâr olduğuna ve bu yüzden geminin hareket edemediğine karar vererek, bunu ilân ettirir. Bu hadise üzerine, gemiden suya atlayan Yunus (a.s.) mı yutan yunus balığı, onu midesinde bir müddet dolaştırdıktan sonra sahilde bir kenara çıkarır. Balığın midesinde; karanlıklar içerisinden, (lâ ilâhe illâ ente sübhaneke inni küntü minezzâlimiyn.) Duasını okuyarak, Rabb ı nın affına mazhar olur. 125

127 Bu hadise bizlere Hakk yolunda çok büyük tecrübeler kazandırmaktadır. Evvelâ bir kimsenin aldığı görevini kendi aklına göre karar vererek bırakmaması gerektiğini. Dara düştüğünde Rabb na sığınmayı. Her zaman Rabb ı ndan ümit var olmayı. Başına gelen hadiselerden ibret almayı. Kendini eleştirmeyi ve varsa, yapılan yanlışlıklardan pişmanlık (levm) duymayı. Ahdine vefayı ve daha bir çok ibretleri bildirmektedir. Yunus (a.s.) balığın midesinde iken üç karanlık içerisinde idi. Biri kendi varlığında mevcud! (1) Nefs-i levvâme karanlığı: (2) Balığın midesindeki karanlık: (3) Suyun içinin karanlığı: İşte bir Hakk yolcusu sâlik de, başlarda bu üç karanlık içerisinde dir de, farkın da bile değildir. Ayrıca yaşayan her insân da, bilsin bilmesin, fikren ve fiziken dahi bu hüküm içindedir. İnsân-ı insân yapan kendinde ki ilâhi akıl ve bilinçtir. Bu akıl, nefs-i benliği tarafından kaplandığında birinci karanlık içerisinde dir. Vücûd varlığı da bunları kapladığından ikinci karanlık içerisindedir. Vücûd varlığını da nasıl ki; suyun, içindekilerini kapladığı-sardığı gibi, oksijen deryası kaplayıp sarmaktadır. Bu da üç üncü karanlıktır. İşte bu karanlıklardan kurtulmak için, (Zünnun) lâkab-ı nı faaliyyete geçirmek gerekecektir. (ذ) zü sahip (ن) nûn Nûr-u İlâhi ve kudret nun-u dur. Nun nûr a dönüşünce kudret, ortaya çıkar. Melâike-i kiram nûrdan dır ve Hakk ın bütün ilâhi kudret ve sıfatlarıyla her mahalde faaliyettedirler, ulaşamadıkları hiçbir zerre ve mahal toktur. Genelde yaşadığımız hayat dahi Zünnun un hayatından başka bir şey değildir. Hava dediğimiz (oksijen) deryası her tarafımızı istilâ etmiş lâtif bir denizdir. Vücud varlığımız yunus balığıdır, aklımız olan gerçek kimliğimiz ise o balığın karnında yani (batn-ı n da) batının da dır, ve sadece bedenler yaşanan hayatlar aynen bu üç karanlık hükmünde dir. Tek fark bizim dikey, balıkların yatay geziyor olmalarıdır. Bu halde iken bireysel dini görevlerini ihmal edip onlardan uzaklaşarak hakikati ilâhiyyeden hicret etmek, aynen Yunus (a.s.) mın o günkü haline düşmek olur ki; nefis balığı her birerlerimizi hemen yutarak kendine yem yapar ve bir ömür boyu beden balığımızın içinde onunla birlikte, o nun esiri olarak yaşar gideriz de haberimiz bile olmaz. İşin aslı ise nefs yunusumuz un içinden çıkıp o na hakim olup eğitmekle bir çok yararlı işlerde kullanıp ondan istifade etmeyi öğrenmek bizlere çok şey kazandıracaktır. İşte, Cenâb-ı Hakk bu hakikatleri bizlere Kûr ânı Keriyminde (Zünnun) Yunus (a.s.) mın hayatından küçük bir bölüm halinde hikâye ederek habibinin lisanından bizlere ulaştırarak lütfetmiştir. Öğle namazı sonrasında aklıma gelen düşünceler: Hz. Âdem (as) bu alemlerin oluşmasındaki anlam ve ilk açıklamadır, yine bizler için bu açıklama Allah (cc) tarafından yapılmıştır. Âdemiyyet seyrin başlangıcı ve Hz. Âdem alemlere ilk bakan gözdür. Alemlerin hâlk 126

128 edilmesi (gizli hazinenin ortaya çıkması) murad edildiğinde iki(lik) taraf oluştu; 1. Alemler (Seyr edilecek taraf) 2. Gören göz (Seyredecek taraf) Gayriyyetin zuhura çıkması efal aleminde kendinden kendine seyrin ilk adımıydı. Daha önceki mertebelerde de kendinden kendine belki bir seyr vardı ama burdaki seyr daha kemalli ve tüm mertebeleri idrak edebilecek şekilde. Ayrı görülebilen bu alemler ve seyreden göz aslında görme işleminin kemalli şekilde yapılabilmesi için gerekiyordu. O yüzden ilk nefs ten (Peygamberimizin (sav) nefsi) Hz. Âdem (Akl-ı küll) sonrasında Hz. Havva (Nefs-i küll) halk edilip esma aleminde varlık sürdürmeye başladılar. Bu tüm alemlerin oluşması ya da bizim idrakimize açılması için ilk aşama, başlangıçtı (Rububiyyet->Melekût). İkinci aşama bu alemdeki eğitimdi yani isimlerin öğretilmesiydi. O mertebedeki kemalat tamamlanmış oldu. Hz. Âdem melekut (isimler alemini) seyredebiliyordu/idrak edebiliyordu. Bu seyrediş nüzulun içindeydi, örnek yukarıdan aşağı gibi. Üçüncü aşama ise Efâl aleminin oluşması için (nüzulun tamamlanması) Nefs-i Küll ün Vehm-i Küll e meyletmesi/etki altında kalması gerekiyordu. Bu etkileşimler o mertebede olmasaydı ne uruç ne de nüzul olabilirdi. Sonrasında birliğin (tevhid) tamamlanması için bu üç Küll ün birleşmesi gerekiyordu. Bu da Nefs-i Küll ün Akl-ı Küll e galebe etmesiyle oldu. Yani bir anlamda ilmin nefsi anlamda faalliyete geçmesi, ama Efal aleminin de bu üçü oluşumu bünyesinde barındırması gerekiyordu. Bu hareketin tamamlanması için iki dallı ağaca yaklaşma ve yönelmeyle oldu. O ağaca bu üç varlık beraberce yaklaşıp (Hz. Âdem (as) bünyesinde), meyvesi tadılınca artık hazırlanan Efal aleminin oluşum tamamlandı, ve faaliyet sahası açılmış oldu. Hz. Âdem (as) ın seyrinin başlaması için İhbitu! gelmiş oldu. İniş/nüzul tam kemaliyle tamamlanmış, uruç yükselme için gereken yolunda başlangıcı hazırlanmış oldu. Peygamberimiz (sav) ise bu yükselmenin en kemallisi ve son noktasıydı. Vahdet, Esmâ aleminde Hz. Âdem (as) ın Hz Havva (as) ın ve şeytanın birbirlerini etkileyerek faaliyete geçmesinde ve Efâl aleminde seyrin başlamasında da idrak edilebilir. Ayrıca İhbitu! emrinin içinde düşman olarak inin var. Yani düşman olarak inilmeseydi yükselmede/uruçta mümkün olmayacaktı. Bir diğer deyişle bu farklılık alemi hem nefsi kavgalara hem de ebedi barışa sebep olacak şekliyle tasarlandı. En doğrusunu Allah bilir. Allahümme salli ala seyyidina Muhammed... Yazılarımı bitirirken yanıma birisi geldi, selam verdikten sonra sadaka istedi. Yanımda bozuk para olmadığı için veremedim. (Saat 14:11) Sonrasında günlük tesbihatlerimi yapmaya başladım. Onları tamamlamadan Mu.. abiyle dışarı çıktık. Ona bildiğim kadarıyla alışveriş yerlerini gösterdim. Para bozdurduk. İkindi namazında Ashab-ı Suffa nın olduğu yere geldik. İkindi namazını kıldıktan sonra hem Ravzai Mutahhara dan geçmek hem de orada 2 rekatlık namaz kılmak için harekete geçtik. Yoğunluk fazlaydı. Elhamdülillah namazı kılıp Peygamberimizi (sav) selamlayıp çıktık. Namaz sonrası odaya geldim. 127

129 Terzi Babam ın derlediği Nusret babamızın Ulunay bey in köşesinde yer verdiği yazılarının arasında gördüğüm kısım (yukarıda daha ayrıntılı ilave ettim.);...o nun huzurunda durmak miraç yapmak gibidir. Etrafında dönmek hacc yapmak gibidir... Terzi Babam la ilk geldiğimiz gece bu dönmeyi yapmıştık. Allah ı idrakini, yaşayışını kendi istediğince bizlere nasip eylesin. Allah affetsin akşam namazını cemaatle kılamadık. Mu. abiyle acele çıkıp namazı kılıp yemeğe geldik. Birşeyler yiyip hep beraber yatsıya gittik sonrasında. Son saflarda namaza durduk. Sonrasında kısa bir sohbet yaptık. Mu.. abi nin namazda aklına gelen, imamın kıldığı yerin çizgisinin gerisinde bulunmak durumunun manasını konuştuk. Bir yere bağlıyken izinsiz kendi bayrağını açmanın mümkün olmadığı, katl-i, vacip hükmünün altına girilebileceğinden bahsetti Terzi Babam. Akşam hep beraber, hurma bahçesine gittik, hem hurma almak hem de sohbet etmek için. Sohbetten kısa kısa aldığım notlar: 1. Hurma ağacının ve Ardıç ağacının benzerlikleri, diğer ağaçlara üreme olarak benzememeleri. Hurma ağacı insan eliyle ürüyor, annesinin yanında büyüyor belli süre. Ardıç ağacının tohumunu Ardıç kuşunun yemesi lazım ki midesinde yumuşayıp sonrasında toprakta büyüyebilsin. 2. Mana aleminden haberler, düşünceler maddi alemdeki durumdan bağımsız olarak her an her yerde gelebilir. Hazır olmak, kağıt kalem bulundurmak lazım. Güneşin her zaman parlaması gibi, ama dünyadaki gece vakti gibi olursak o ışınları alamayız. Otel odamıza giderken asansörden sonra duvarda sağlı sollu Esma-ül Hüsna da Allah (cc) nün isimlerini koymuşlar yol boyunca. Not aldığım isimler (Oda No: ): El-Halik, El-Müteali, El-Hâfız, El-Bâsıt, El-Mâni, El-Vehhâb, En- Nûr, El-Latif, Es-Semi, Ed-Dârr, El-Alîm, El-Gaffâr, El-Bâri, En- Nâfi, El-Kayyûm, El-Mütekebbir Tarih: 07/03/2016 Sabah namazı için 05:00 te lobiye indik, Tolga kardeşimle beraber namaza geçtik. Namazı kıldığımız yer Osmanlının genişlettiği kısımdaki bahçeye yakındı. Namazlarımı ve tesbihatlarımı tamamlayıp otele kahvaltı için döndüm. Sonrasında yolculuğa hazırlanmak ve dinlenmek amacıyla odaya gittik. 10:00 a doğru kalkıp hazırlıklarımı yaptım. Bavulları dışarı çıkarıp hazırlıklarımızı tamamladık. Öğle namazına ihramlarımızla Terzi Babam la beraber 9 kişi olarak gittik. İhram namazını da kılıp beraber otele geldik. Son hazırlıkları da yaptıktan sonra otobüse geçtik. Zülhuleyfe de durduk, niyetlerimizi yaptık, telbiyeler getirdik. Planımızda ufak tefek sapmalar oldu, hayırlısı. Otobüste 19 numaralı koltukta oturuyorum. Zikirlerle ilahilerle yolumuza devam ediyoruz. Çok güzel geçiyor, arada notlar almaya çalışıyorum. Terzi Babam ın herkes elinde kalem kağıt bulundursun dediğinde nedenleri ve benzer çalışmalarla ilgili aklıma gelenler; 128

130 Hurma bahçesindeki sohbetimizde bahsi geçen mana aleminden gelen dalgaların yerinin ve zamanının bilinemediği için hazırlıklı olmak gerekiyor. Bu yazılanlar toplanıldığında yazanlara ayna olmuş oluyor, bir çeşit dolaylı ve kapsamlı seyr. Yazılanlar üzerinde daha sonrasında değerlendirmeler yaparak kişinin kendini kontrol etmesinin yolunu açmak. (Hz. Muhiddin İbn-i Arabi nin de kitaplarında bahsettiği, gün içinde notlar alması akşamında kendini hesaba çekmesi) Saat 18:58; Yeryüzündeki beşerin farklı dinlere veyahut farklı Rabblere yönelmesine küfür ve şirk diyoruz. İnsanlar Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva (as) dan beri kendi içinde ve dışında arayış içerisinde. Kur an da belirtilen İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir dedik. Ayeti kerimesi gereğince de bu tasdik edilmiş oluyor. Ateşperest, putperest, budist, ateist vb. anlayışlarda Hakkın bir yönüne inanılıyor ve iman ediliyor. Böylece Allah ismine yönelmek, oradan da Zat a giden yolda ilerleyip Zat a ulaşmak mümkün olmuyor. Bu durumda bu dünyada halk edilmişlikle edilmemişlik arasında fark olmuyor, aslımıza ulaşmak anlamında. Yani bu dünyada halk edilmiş/ortaya çıkarılmış isek, kendimizden Allah a ulaşmamız gerekiyorken, bu bize bildirilmemiş gibi (üstteki ayet gelmemiş gibi) kabul edip ve de kolayımıza geleni seçip Allah ın tek vechine dönüp onunla yetinmek Hak olmuyor, Haksızlık oluyor kendimize. Küfür (örtme) oluyor, daha da ileri gidilirse şirk (ortak koşma) oluyor. Sanki Allah (cc) diğer yönlerini kendinde cami etmiyor da onlar birbirinden ayrı hatta birbirine ve Allah ismine üstünmüş gibi oluyor. Mu. abiyle yolda sohbetten Tavaf ömür boyu süren yolculuk, yürüyerek makamları ziyaret ediyorsun. Mekkeye geldiğimizde tam otellere giden yola dönerken bir taksiyle ufak bir çarpışma oldu. İkinci gelişimde, Allah daha büyüklerinden korusun diye dua ettik ve Terzi Babam la beraber telbiyeler getirerek yola devam ettik. Otele geldik, yemeğe geçtik. Yemekleri görünce hem acele etmemden hem de çokluğun gözümü karartması yüzünden, nefsimin böyle hissetmesinden rahatsız oldum. İstiğfar ettim, Allah affetsin. Tarih: 08/03/2016 Oda numaramız 13-09, Terzi Babam ve Nükhet Annem in odalarının tam karşısı. Gece 23:36 ya doğru tavafımızı ve ardından sa yımızı da yaparak 1. Umremizi hep beraber yapmış olduk. Terzi Babam erkeklerin saçlarını, Nükhet Annem de kadınların saçlarını kesti. Sabaha karşı 03:00-04:00 arası odamıza geldik. Biraz dinlendikten sonra sabah namazına geçtik. Daha sonrasında odamızda dinlendik. Öğle namazı öncesinde okuduklarımdan; Aşk ve Muhabbet adlı kitaptan Aşk dediğimiz büyük kudret, Allah ın bilinmek istemesindeki muhabbetten doğmuştur. Aşkın mayası her zerrede vardır. 129

131 Şaraptaki sarhoş edici hassa ondaki kıvılcımdır. Esas parlayan ateş bizdedir, gönlümüzdedir. Peki Soru; Şeytanda aşk var mı? Terzi Babam (akşamki sohbetten): Kendi neslini sağlamaya duyduğu istek onun aşkı, nasıl ufak bir maya koca bir ekmek oluyor, o gibi. Saat 13:48, tesbihatlarımı yaparken aklıma gelenler; Terzi Babam ihramın anlamının çok mahrem olduğunu söylemişti. Dünyadan ve beşeriyyetimizden ayrılmak için 2 parça halinde dikişsiz (dünyayla bağı/rabıtayı kesmek) olarak giyiyoruz. Umrede, tavafı yapıp (urucu yapıp), sa y ile araştırmalara devam ettikten (korku ve ümit ile) sonra saçlarımızı kesip yani son kalan beşeri fiilerimizden arınıp ancak o zaman ihramdan fiilen çıkabiliyoruz. Aslında ihram halini kalıcı hale getiriyoruz. Yoksa mahrem olan bölge de ihramsız duramayız. Gönül evine de ihramsız giremeyiz, onun kapısında da aynı şekliyle geçmemiz gerekiyor. Akşam namazı sonrası, en üst katta (çatı katı) sohbet (Italık ve kalın fontlar Terzi Babam ın söylediklerinden aldığım notlar); Kâbe de namazlarda imamın ardından müezzinde tekrar ediyor, Neden? Zahiri olarak geçmişi ya d etmek (saygıdan ötürü), Batınen ise İmam olan Hz. Allah ın sesi, Müezzin olan bu alemdeki Hz. Muhammed (sav) sesi. Soru: Peygamberimizin (sav) vefatından hemen önce bir anlaçmazlık üzerine Peygamberimiz Bana bir kağıt kalem verin diyor. Ama Hz. Ömer (ra) Bize Kuran ve Hadisler yeter diyor. Neden? Cevap: Hz. Ömer (ra) içtihadı, uğraştırmayalım bu halde anlamında. Kağıt ve kalem ilmin çocuğu, Peygamberimiz ise anası (ümmi), kağıt ve kaleme ihtiyacı yok. Hz. Ali (kv) ulül elbab hükmünde (kâmil insan anlamında, elbab Esma-ül Hüsna nın herbiri). Kâbe-i Muazzama da 94+1 kapı var. Terzi Babam la Mekke nin eski görüntüsü hakkında da konuştuk. Binaların yapılması için dağların oyulması deprem gibi. Ancak asıl deprem Kâbe ye yakın evi olanların evlerin yıkılarak uzaklara taşınmalarıdır. Tarikatlardaki ana farklılıklarının asıl sebebi doğdukları zamandaki olaylardan ileri gelmesini konuştuk. Hz. Ebubekir (ra) mağaradaki psikolojisi sıkıntılı ve ihtiyacı var iken Peygamberimizin (sav) ona yardım etmesi ve tevhidi bilgileri aktarması. O yüzden Hz. Ebubekir (ra) yolundan gidenlerde bu durumların olması normal. Ayrıca o anda gelen yardım, örümcek ve güvercin, kafalarda oluşan algılardan kaynaklı. Hayale bağlı görüşler neticesinde kâfirler mağaradan uzaklaştı (Akla dayanan ve müşahedeli yolu seçmediler). Peygamberimiz (sav) Hz. Ebubekir (ra) ya ismi Celal i telkin ediyor, sessiz olarak, dilin arka tarafını kullanarak. Dar çevre ve baskı altında tevhid tohumu atılmış oluyor. Bu sohbeti yaparken, Abdurrahman Çiçek isimli bir kişi sohbetimize katılmak istedi. Bir anda gelmişti, nerden geldiğini bile görememiştim. 130

132 Hatay Reyhanlı dan turizm işiyle uğraşıyor. Çatı katındaki 3 kubbenin özelliklerini sordu, Terzi Babam havalandırma amacıyla yapılmışlar dedi. Önceki sohbete kaldığımız yerden devam ettik. Hz. Ali (kv) efendimiz ise açık alanda ve Ne yapabilirim diye sorduktan sonra, 3 kere Kelime-i Tevhid getirmesini söylüyor Peygamberimiz (sav). Ayrıca Kelime-i Tevhid tesbihlerimizi çekerken Fa lem Ennehü diyoruz, mealen Mutlak/Bilki muhakki O. Hz. Allah (cc) Hz. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali (ra) Hz Ali (ra) dan gelen bu yolda düşünceye hudut yok. Halvetiyye de 50 ana kol var (Bunlar genelde meşrep ayrılıkları) Daha sonrasında Abdurrahman Bey in sorusu üzerine 2 tür sünnilik var hakkında Terzi Babam sohbete devam etti. İlki dış sünnilik; zahiri olarak tam şekliyle sünneti takip etmek. İkincisi ise irfaniyeti ile birlikte ele almak. İlki işin dış kıyafeti ama bu kadarla yetinmemek gerek. İrfaniyet okullar şekliyle ele alınabilir, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite gibi. Sonrasında yatsı namazımızı bir alt katta kılıp otelimize geri döndük. Tarih: 09/03/2016 Saat 08:15 otobüsle hareket ettik. Nükhet Annem in rahatsızlığından dolayı Terzi Babam la beraber otelde kaldılar. Bugünkü programda Arafat, Müzdelife, Mina, Sevr, Nur Dağları, Cennet-ül Mualla ve Cin Mescidi var. Peygamberimiz (sav) ve Hz Ebubekir (ra) hicret ederlerken ters istikamete gidiyorlar. Şeytan iki kere akıl veriyor müşriklere; 1. Suikast girişimi için her kabilenin bir üyesinin seçilerek ortaklık kurması. 2. Sevr mağarasını arayın demesi. Peygamberimiz (sav) ile Hz Ebubekir (ra) 3 gün 3 gece mağarada beklemişler. Arafat a eskiden 1 yol giderken şimdi 9 yol var hacılar için. 9. yolu Türklere ayrılmış Hacc zamanı. Nemire Mescidinin 1/3 ü Arafat sınırları içerisinde kalmış, 2/3 ü dışında (Bu genişletilmiş hali). Müzdelife, Mina, Hz. İbrahim (as) Hz. İsmail i kurban ettiği yer, Cemaratlar (şeytan taşlama yerleri) ve sonra Nur dağını ziyaret (Dağın yanına gitmedik, uzaktan). Akşam namazına doğru 18:30 Terzi Babam la sohbet, Hiç ummadığın yerde açılma, fetih olur. Eskiden Hacc ve Umredeki zorluklardan bahsetti Efendi babam. - Otobüste giderlerken büyük bir gürültü, inmişler bakmışlar motor bozulmuş. Arkada egsoz parçalanmış yere düşmüş, kor gibi olmuş. - Bir gün Arafatta Terzi Babam gruptan ayrılıp Cebel-i Rahmeye doğru çıkmış. Sonrasında geldiği yeri tam bulamamış. Herkes aynı heryer benzer. Sonra uzaktan bir ses Necdet abi! Sonra grubuna katılmış. - Abdest almak için suyu gereksiz kullanmaktan kaynaklı zorluklar, tuvalet altyapılarının yetersiz olması geçmişteki zorluklar, eksiklikler. 131

133 Çatı katında 3 kubbe havalandırma için yapıldığından bahsetmişti Terzi Babam. Kuşlar kubbenin üstünde durmak için çaba sarfediyorlar, hayret edilesi bir durum. Terzi Babam ın dikkat ettiği bir durum. Akşam namazını kıldıktan sonra yatsı namazına kadar biraz daha sohbet ettik. İki dervişten birisi Allah der döneriz demiş, diğeri ise Allah der dönmeyiz. Nasıl olur? Cevap: Dönen derviş Sema da döneriz diyor. Diğeri ise sözümüzden dönmeyiz diyor. Akşam namazının ilk rekatında okunan surede geçen Beyt-ül Ma mûr hakkında konuştuk. (İtalik ve kalın fontla yazılanlar Terzi Babam ın sözlerinden not aldıklarım.) Hz. Âdem (as) yeryüzünde Mekke ye geldiğinde gökten melekler fanus şeklinde üstünü, yerdeki meleklerde temellerini de hazırladıktan sonra Beytül Mamur u indiriyorlar. Hz. Nuh (as) zamanında tufandan önce göğe kaldırılıyor. Ve o zamandan bu zamana (ve sonrasında da) melekler tavaf ediyorlar. Tekrar bir meleğin tavaf etmesi için 70 bin sene zaman gerekiyor. İnsan Hikmet (toprak beden) ile Ruhun birleşimi. Cennette yasak ağaca yaklaşıp meyveden tadılınca kadın ve erkek özellikleri ortaya çıkmaya başlıyor ve ardından örtünme geliyor. İki dallı olan bu ağacın bir dalı nefsaniyete diğeri rahmaniyete uzanıyor. Ayrıca nefsaniyet dalı rahmaniyet dalına perde oldu. Bir kişinin anne, babası veyahut çocukları onun kesreti, eşi ise vahdetidir. Eşlerimize iyi davranmalı, onlara karşı sabırlı olmalı, ve bağırıp çağırmamalıyız. Cennet ve Cehennemde Esma-i İlahiyyeler yarımdır; Cennette olan esmalar cehennemde yoktur, cehennemde olanlarda cennette yoktur. Hz. Âdem (as), Hz. Havva (as) ve şeytan yeryüzüne düşman olarak indiler. Yeryüzündeki bu düşmanlık zıtlıklardan, çok sevmekten ve bağnaz sevgiden kaynaklanır (Takım taraftarların sevgisi karşı tarafa düşmanlığa sebep olur.). Yeryüzüne indirildikten sonra Allah (cc) Ben size Hadi ler göndereceğim diyor. Kim onlara uyarsa korkuları yoktur (Güven duyarlar doğru yolda olduklarına). Gelecekte de mahsun olmaycaklar (hüzün duymayacaklar). En büyük buluş tekerleğin icadı. Tarih: 10/03/2016 Terzi Babam ı sabah namazında gördük. Gönlümüzü sevinç ve huzur kapladı, Elhamdülillah. Bugün ikinci umremizi yapacağız Allah nasip ederse. Kahvaltıyı yaptıktan sonra odalarımıza çıkıp hazırlıklarımızı yaptık. 08:00 da lobide buluştuk, Terzi Babam ve Nükhet Annem otelde kaldılar. 08:16 da yola çıktık. Cirâne mescidine gidip ihram namazlarını kıldık. 09:16 da Kâbe ye doğru yola çıktık. 10:00 da Kâbe nin 1. Platformunda (zeminin bir üst katında) grup olarak tavafımıza başladık. 132

134 Abdullah Ali kardeşimiz ön tarafta duaları okudu, biz arkada tekrar ettik. Tavaf namazının ardından sa yımızı da yaparak 12:00 civarı umremizi tamamladık, Allah kabul eder inşeallah. Adem abi saçlarımızı kesti. Eser kardeşimle beraber ihramdan çıkmadan öğle namazımızı kılıp otele daha sonra gittik ve ihramdan çıktık. Otele geldiğimde notlarımı tamamladım. Sonrasında aklıma gelenler: İnsan nerede olursa olsun Allah ı anmakla yükümlü (bunu bilinçli yapmak en kemallisi, yoksa bilinçsizde olsak bir şekilde anmayı yapıyoruz). Daha önce Hacc için geldiğimizde kaldığımız oteli ve şimdi kaldığımız oteli düşündüğümde aradaki farklar önemsiz (Ayrıca Terzi Babam ın geçmişte anlattıklarını dikkate aldığımda). Çok lüks olması ya da uzak olması zıtlık ortaya çıkarabilir, fakat amaç Kâbe yi ziyaret gönül evine girmeye çalışmaksa nerede kalırsan kal farketmez. İster altın saraylarda isterse harabe odalarda. Tabiki herkes mertebesine göre nefs terbiyesinde dikkate alması gerekir. Ne ifrat ne israf, ne korku ne ümit, arası belli bir aşamaya kadar. (Saat 14:30) Terzi Babam, Nükhet Annem ve kardeşler ile Bin Dawood a gittik. Alışveriş yapıldı, sonrasında beraber dondurma yedik. İkindi namazı sonrası, 16:38, 15 tane çocuk, başlarında hocaları Kur an okumak için halka oluşturdular. Görülmesi gereken bir sahneydi, çocukların hemen hepsinin farklı milletlerdendi, gözü çekik, arap, zenci, hintli, orta asyalı,... Sonradan gelenlerle beraber sayabildiğim 24 çocuk 1 hoca. Hocalarının etrafında ilk halka 5, ikinci halka 11, üçüncü halka 8 çocuktu. Tahmin ediyorum hafızlık eğitimi ve Kur an okuma eğitimi alıyorlardır. Terzi Babam ları namazdan sonra Tolga kardeşimizden aldğımız mesaja göre bulduk. Yatsından sonra 19:20: Terzi Babam ın geçmişte Kâbe de yaşadıklarını dinledik. Bir gün çok yoğun bir zamanda Terzi Babam namaza duracakken bir kişi ona başka yere git demiş. Terzi Babam Ene Abdullah, Ente Abdullah, Heze Beytullah demiş. İki safın arasında üçüncü saf olarak namazını kılmış. Başka bir yoğun zamanda merdivende kılmışlar, rükusuz ve secdesiz. İhram yasakları olmaz aslında, çünkü ölen kişi herhangi bir yasağa tabi olmaz. Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva (as) Cebeli Rahme de buluştuklarında düşmanlık bitmiştir. (Aklıma bununla ilgili gelenler Akl-ı Küll ve Nefs-i Küll ün birleşmesi idrakinin anlaşılması yeryüzünde. Önceside gurbetteydiler birbirlerine göre, ayrı kaldılar özlem çektiler birleşmeye, tevhide) Terzi Babam sonrasında Mekke de polislerle yaşadıklarını anlattılar. (Kayıt yaparken polise yakalanmaları, Saray ı uzaktan çekim yaparken yakalanmaları) polislerin fotoğraf makinesini almak istemeleri sonradan bırakmaları. Sonra Terzi Babam Hz. Musa (as) yed-i beyza (beyaz el) ile soru sordu. Hz. Musa nın mucizeleri arasında bir gün elini gömleğinin içine sokup parlayan beyaz bir ışık halinde dışarı çıkarmıştır. Soru; hangi elini 133

135 içeri sokmuştur? Ehl-i zahir konuya İslâm a göre (Peygamberimizin (sav) bildirdiği kemalli haline göre) değerlendirdiklerinden sağ eldir diye cevaplamışlardır. Tolga kardeşimiz de cevaben Peygamberimizin de hadisini dikkate alarak ( Allah ın iki eli de sağdadır. ) sağ dedi. Terzi Babam (italik ve kalın yazılar Terzi Babam ın sözlerinden not aldıklarım); sağ ve sol el, sağ ve sol ayak aslında bütün olan tek parçanın ikiye ayrılması şekliyle oluşurlar. Hz. Musa (as) mertebesi itibariyle Akl-ı Küll den gelen bilgileri almak için sol elini gömleğinden içeri sağa doğru sokmuştur. Ayrıca sağ elinde asası vardı. Hz. Peygamber (sav) yer yüzüne henüz inmediği için Akl-ı Küll daha faaliyette değildi. Daha sonra odada konuyla ilgili düşündüklerimi yazdım. Esma mertebesinde Celâl ve Cemâl isimleri iki ayrı el gibi zuhurdalar ve diğer esmalar da bu iki elin altında sınıflandırılırlarsa da sıfat ve uluhiyyet mertebelerinde bir sıfatın (kudret) ve bir olan Zat ın bünyesinde bulunmaktalar. İki gibi görünen aslında tek ve Allah ın rahmeti gazabını örttüğü için sağ tarafta kabul edilebilir (Mertebelere göre anlayışlar faklı olabilir). Doğrusunu Allah bilir. Akşam yemeğinin ardından kardeşlerle sohbet ettik. Sonrasında Terzi Babam ve Nükhet Annem biraz ferahlamak ve nefes almak için dışarı çıkmışlar, Onların yanına oturduk. Sonrasında dinlenmek için odalara çekildik. Tarih: 11/03/2016 Sabah namazında Terzi Babam ve Cahit abiyle sonradan öğrendiğimize göre aynı yerdeymişiz fakat görüşemedik. Kahvaltıdan sonra odama çekildim. Cuma için hazırlıklarımı yaptım. 10:30 gibi lobiye indik. Yeni yerimize gittik. Terzi Babam ve kardeşlerimizle yeni yapılan genişletilmiş Mescid-i Haram ın üst katına (yoğunluktan dolayı) çıktık. Cuma namazının farzından önce Muhyiddin İbn-i Arabi nin ve Veysel Karani nin benzerlikleri nedir, ikisi de üveysi midir, ve üveysilik nedir diye sorular sordum Terzi Babam a. Kayıt tutulduğu için ayrıntılı not almadım sohbet esnasında. Üveysi liğin Muhammedi liğe bağlı olmadığını ve Veysel Karani ile ilgili detaylı açıklamalarda bulundu Terzi Babam. Cuma nın kameti getirilnce farza niyet edip namazı eda ettik. Sonra son sünneti de kılıp kalabalıkla beraber dışarı çıktık. Abdullah Ali, Fatih, Muharrem ve Eser kardeşlerimiz Terzi Babam ın etrafında halka yapıp dışarı çıktılar. Otele dinlenmeye gittim. Cahit abiyle lobide konuşurken Nükhet Anne yi hastahaneye götürebilir miyiz diye Diyanetten yetkililerle telefonla görüştük. Yakınlarda iki hastane olduğunu öğrendik. Şişa daki Arap ve Aziziye deki Diyanet hastahanesi. Saat 16:00 da lobide ben, Cihat abi, Nükhet Anne ve bir bayan kardeşimizle buluştuk. Sıla turizmden bir araba ayarladılar. Arabada yer olmadığı için ben gidemedim. Sonrasında 17:00 civarı Hira mağrasını ziyarete Nur dağına çıkmak için 7 kişi olarak yola çıktık. Gerçekten çok dik ve zorlu bir dağmış. 134

136 Önümüzde Abdullah Ali yol gösterdi. 18:15 de mağranın bulunduğu tepeye geldik. İki rekat namaz kıldık. Fotoğraflar çektik.aklım gelen soru; Peygamberimiz bu dağı neden seçti? Dağ olmasa bir ağaç kovuğu ya da kuytu başka bir yer olmaz mıydı? Terzi Babam ın Vahy ve Cebrail adlı kitabında yazdıklarımı düşünmeye çalıştım. Allah inşeallah idrakını verir. Zorlu bir tırmanışın ardından iniş nispeten kolaydı. Akşam namazını dağın eteğinde kıldık. Hep beraber Kâbe ye yatsıyı kılmak için geri döndük. Mescid in dışında ilk sünneti, Merve tepesinde yatsının farzını eda ettik. Sonrasında içeri girdik ve 13-A numaralı sütunun önünde son sünneti ve vitr namazını eda ettik. Otele yemek için geri döndük. Yemek sonrasında Eser kardeşimle lobide genel bir sohbet yaptık. Geceye doğru dinlenmek için odalara çekildik. Tarih: 12/03/2016 Sabah namazını kıldıktan sonra 3. ve son umremizi yapmak için hazırlıklarımızı yaptık. Hudeybiye ye doğru yola çıktık. Saat 08:10 hareket saatimiz. 08:40 da Hudeybiye ye vardık. İhram namazını kıldık ve Hudeybiye ile ilgili bilgileri Sıla Turizm görevlisinde aldık. En önemli bilgi not aldığım Ensar ve Muhacir biatlarını yeniliyorlar. Biz nasıl Medine de seni korumak ve dediklerini yapmak için biat etmişsek, burda da ediyoruz. Peki Peygamberimizin (sav) korunmaya ihtiyacı mı vardı (böyle bir istekte bulunmadı)? Hayır tabiki, o zamanki Ensar ve Muhacirin bir olarak Peygamberimizi (sav) korumaya ihtiyacı var ve bizlere Kurân ı ve Sünneti ulaştırmak için korumaya ihtiyaç var. Allah hepsinden razı olsun. Saat 10:00 gibi Kâbe ye tavaf ve sa yımız için geri geldik. Tavafımızı zeminde (metaf yerinde) 5 kişi olark başladık. Terliklerimi Muharrem abinin torbasına koymuştum. Tavafımızı bitirdiğimizde 2 kişi kalmıştık Cahit abiyle beraber. Sa yımı yaparken Terzi Babam ın Hz. Hacer validemiz için dedikleri aklıma geldi. Korku ve ümit arasında gidip gelmek, Veled-i Kalp (Hz. İsmail (as)) için su araması. Hz. İbrahim (as) onları Mekke de Allah tan gelen bir emir üzerine bırakmıştı. Hz. Hacer validemiz buna iman etmişti. Fakat açlık Veled-i Kalp için hayati tehlike oluşturduğunda su aramak/araştırmak için iki tepe arasında koşturmaya başladı. Validemizin ruh halini düşünmeye çalıştım. O zamanlar etrafta hiçbirşey yok. Sıcak bir taraftan, yürüme zorlukları ve açlık bir taraftan validemizin haleti ruhiyyetini etkilemiştir. Bir taraftan Allah a ve Hz. İbrahim (as) a imanından dolayı ümidi var, diğer taraftan fiziki zorluklardan, imanın kuvvetlenmesi için gereken zaman ve Veled-i Kalp e nasıl hayat vereceğini bulmasından dolayı korku var. Bu düşüncelerle sa yimizi bitirdik. Cahit abiyle otele dönmeye başladık. Fakat aklıma geldi terliklerim yoktu, Muharrem abinin çantada kalmıştı. Ca abi Mu. abiye haber vermek için otele döndü. Ben öğleyi kıldım ve haber beklemeye başladım. Gelen giden yoktu. Çözüm olarak terlikleri koymak için kullandığımız torbaları ayağıma geçirip hızlıca otele gitmeyi düşündüm. Yürümeye başladım, beyaz mermerlerde yürürken pek sorun olmadı, fakat asfalta çıkınca ayağım yanmaya başladı. Koşmaya başladım, tam torbalar ayağımdan çıkacakken durdum. O 135

137 sırada Muharrem abi karşıdan Hızır gibi gelmişti. Terliklerimi getirmişti, Allah razı olsun. Biraz su döktük, terliklerimi giydim (altları biraz yanmıştı). Nalınlarını namaza giderken çıkar emri ve nalınlarını yanından ayırma uyarısıyla beraber bu hadisede kulağıma küpe olmuştu. Allah idrakini versin. İkindi namazına kardeşlerle beraber gittik, Terzi Babam ın yanına geçtik. Namazı eda ettik. Sonrasında alışveriş yapmak için otellerin altındaki Pazar yerlerine ziyaret ettik. Eşime bir fistan ve bir kırmızı tesbih aldım. Sonrasında Âd abi ve eşi, Ca abi ve Es ile beraber dondurma yedik Zem Zem towerin yemek katında. Sonrasında kalabalıklar arasından geçerek akşam namazı için her zamanki yerimize gittik. Terzi Babam ı göremedik. Akşam namazından önce Eser aldıklarımızı otele götürmek için ayrıldı. Âd abiyle sohbet ettik. Sohbet konusu Nefs-i Emmare ve Nefs-i Levvame üzerineydi. Eğer Emmareni düzgün tanımaz ve kontrol altına almazsan derslerde ileri seviyelere gelsen de aynı üst üste konan şişelerin en alttakini çektiğin durumla karşılaşabilirsin. Âd abi kendi karşılaştığı durumlardan bahsetti. Mesciddeki alt kattaki sütunların üst katları nasıl tuttuğu örneğini düşündüm. Bunlar benim için çok önemliydi, yolun başında ne kadar sıkı tutup alışkanlık haline getirirsen o kadar sağlam adımlarla yola devam edebilirsin. İdrakini ve uygulamasını Allah verir inşallah. Akşamı eda edip otele yemek için geri döndük. Yemekten sonra yatsı namazı için tekrar yerimize gittik. Terzi Babam oradaydı. Namazı eda edip beraber dışarı çıktık. İşiniz varsa kalın dedi. Terzi Babam. Âdem abi, eşi, Eser ve Tolga yla beraber nafile tavaf yapmak için zeminin bir üstündeki platforma gittik. Makam-ı Muhammedi tavafını yaptım, Allah idrrkini versin. Saat 22:00 gibi otele döndük. Eser ile lobide çay içip, sohbet ettik. Bu sohbet içinde Veled-i Kalp ten bahsetmiştik. Kâmil İnsan/Mürşid in dervişe/müridine kulaktan başlayan telkinler aynı çocuğun oluşumunda babadan gelen tohumlar gibi. İç bünyede karşılığını bulup çocuğun (veled-i kalp) oluşumunu tamamlaması lazım. Tarih: 12/03/2016 Sabah namazına normalde gittiğimiz saatten biraz geç gitmiştim. Terzi Babam ve 3 kardeşimiz oturmuşlardı ve Es kardeşimiz Terzi Babam ın yazdığı şiirleri okuyordu. Şiirlerin birinde Hz İsmail (as) ve Veled-i Kalp ten bahsediliyordu. Bir önceki akşam Es ile yaptığımız sohbetteki konunun Terzi Babam ın şiiriyle bize aktarılması mutlu etmişti. Namazları kıldıktan sonra Es ile veda tavafı yaptık. İnsan-ı Kamil namazını kıldık zemin katta. Allah kabul etsin idrakini versin. Sonrasında ufak tefek alışveriş yapıp otele geri döndük. Hazırlıklarımızı tamamladık, lobiye indik. Terzi Babam ve Nükhet Annem le fotoğraflar çektirdik. Otobüsümüz 11:30 da Terzi Babam ve Nükhet Annem e el sallayarak veda ettik ve yola koyulduk. Aslında bu bir veda sayılmazdı, dolu dolu ve güzel geçen bir haftanın ardından elimizdekilerle seyrimize daha motive bir şekilde devam etmek lazımdı. Terzi Babam dan ve kardeşlerimizden çok şeyler öğrendim bu yolculuğumda. Artık onlar kardeşlerim olmuştu. Gönlümüzde Terzi Babamız dan aldığımız muhabbet tohumları, ve kardeşlerle sohbet 136

138 ederek yolumuza devam ettik. Türkiye ye yaklaştığımızda göğsümde bir ağırlık hissettim. Bu genişlemeye çalışan bir cismin dışına yaptığı gibi bir basınçtı. Yerimden kalktım uçakta yürüdüm. Hafifledi ama uçak inene kadar geçmedi. Allah hayırlara tebdil eylesin. Elhamdülillah sorunsuz İstanbul a geldik, bavullarımızı alıp kardeşlerle vedalaştık. Bir sonraki yolculuğumu beklemek için havaalanında kaldım. Sonra ertesi sabah Danimarka ya doğru sabah 09:13 de harekete geçtik. Allah umremizi ve yapmış olduğumuz ibadetlerimizi kabul eylesin. Bundan sonraki seyrimizde bu yanımıza aldıklarımızı idrak etmeyi ve kullanmayı nasip eylesin TERZİ BABA GRUBU 2016 UMRE HATIRALARI. Es. Sa. Bismillahirrahmanirrahim. Bize bu ziyareti nasip eden Allah a (c.c.) şükürden acizim. Mesnevi-i Şeriften alıntı; Ahmed Avni Konuk Şerhi 5. Cild. Sayfa 168. Beyt 590. Her kim yola klavuzsuz giderse, her iki günlük yol yüz yıllık olur Her kim Kâ be tarafına delilsiz koşarsa, bu sergeşteler gibi zelil olur. Evvelki beyitte klavuz Türkçedir, rehber demektir ve Mürşid-i Kâmil mûrad buyurulur. Kâ be den murâd, câmi -i cemî-i esmâ ve sıfât olan zâtullahtır. Ya ni Her kim tarik-ı Hakk a klavuzsuz ve mürşidsiz giderse, kolay olan yol güçleşir. Nitekim Hz. Mısrî Niyazî buyurur: Mürşid gerektir bildire Hakk ı sana hakka l-yakîn Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş. Her mürşide dil verme ki yolunu sarpa uğratır. Mürşidi kâmil olanın gayet yolu âsân imiş. İmdi her kim zâtullâha delilsiz ve mürşidsiz teveccüh edip sülük ederse, bu şehirli efendi ve ailesi gibi yollarda sersem ve hayrân bir hale gelir. Bizlerle oralarda rehberlik eden ve vesile olan Efendibabamıza ve Annemize de teşekkürlerimizi sunarız. Bu hakikatleri yaşatan Rabbül Alemin olan Allah a şükürler olsun yılı umresine katılmayı çok istemiştim. Hatta o zaman pasaport bile çıkarmıştım. Lakin şartlar müsait olamadığından ertelemek durumunda kalınmıştı yılında umre olacağını öğrenince çok sevindim. Hemen niyetlendim. Birkaç ay önceden tarihi olacağı söylendi. Vakit çabuk geçti. Büyük amcam terzi Necmettin sağ olsun gerekli şeylerin bir kısmını ve hac tecrübelerini de bize tahsis etti. Hazırlıklarımızı da yavaş yavaş tamamladık. Yolculuk sabahı geldi. Sabah 137

139 baktık pantolonun paçaları uzun, telaşla unutmuşuz, ne acayip iş ki soluğu yine terzide aldık. O işi de hallettikten sonra 11:00 gibi dualarımızı ve niyetimizi de yaparak ailemle araçla beraberce Yeşilköy e doğru yola çıktık. Yolda evden eve nakliyat yazısı bizde evlerimizden Allah (c.c.) zati gönül evine doğru yolculuktayız. Hikmetler Turizm. Hikmetlerle dolu bir yolculuk bizi bekliyor. Havaalanındayız. Al. Ca Er. bey abi ile karşılaştık. Valizleri bırakıp, mescide gittik. Öğle namazını eda ettikten sonra. FA BU kardeşimizi gördük. Evraklarımızı aldık, harcı ödedik. Yavaş yavaş grubumuzun üyeleri de gelmeye başladı. Efendi Babam ve Annemizde teşrif ettiler. Toplanmaya başladık. Sıla Turizm görevlimiz de geldi. Kısa bir bilgilendirme yapıldı, umrenin önemi anlatıldı. Bâbüsselâm kapısından ve Efendimiz (sav) selâmlamaktan bahsedildi. 14:50 gibi kontuara doğru gittik. Ailemizi ardımızda bıraktık. Adeta ahiret seferine çıkmak gibi. Hayatımızla ilişiğimiz kesildi sanki. Evvelki hayatımızla bir ilgimiz kalmamış gibiydi adeta. 211 no.lu kapıdan çıkış yaptık. Adeta 2 lik birliğe indi sanki. Tek başımızaydık artık. 53 mührü basıldı pasaportumuza. To Ko. ve Mü. Al. kardeşlerimle uçağa giderken tanıştık. Havaalanı ile uçak arasında adeta bir berzahtayız. Düşünceler hangi alemlerden geliyoruz, nerelere gidiyoruz? İnsanın yolu çok uzun. Sırat üzerinden geçer gibi köprüden uçağa bindik. Uçak adeta bizi öteki aleme taşıyan bir araç. 15:50 gibi havalandık. Uçak Saudi Arabian Hava Yolları na ait. İstanbul un üzerindeyiz. Pirimize selâmlar ettik. Uçakta düşünceler, zaman tek, aşağıda önceki ümmetler, ne kadar şükretsek az. Muhammed (sav) Efendimizin ümmetiyiz. Ayrıca devir olarakta ne kadar rahatça, uzaklara gidip kolaylıkla konaklayıp gelebiliyoruz. Elhamdulillah. Uçakta görevliler Hamad ve Rakan isimlerindeler. Yanımda iki Arabistan vatandaşı var. Yolda dosyalara bakıyorum. Sohbet dinliyorum. Sohbette miraç insanlığın Allah a ulaşmasına kadar devam eder. Meratip, Resulullahın (sav) üstünlüğü çalışmayla açılmış, sünnetullah gereği böyle oluyor diye düşünüyorum. Risalet üstünlüğü var Resulullah ın (sav). Nübüvvet velayetin zahiri. Velayet olmadan nübüvvet olmaz. Abduhû velayet, Resuluhu nübüvvettir. Velayet nübüvvetin batını. Kendimce salât-u selâmlar ediyorum Efendimize (sav), aklıma gelen her isminden ve her mertebesinden. Tv.de balonlar. 335 numara görünüyor. Hicretimiz Medine ye. Zuhuratta Ce.. abi var. Ben aşağıya önden gidiyorum. Duruyorum onlar sonradan yetişiyor. Gayet rahat bir yolculuktan sonra saat 20:00 gibi adeta başka bir âlem olan mübarek Medine şehrine yeni ve kadim medeniyete indik. Ama medeniyete kavuşmak o kadar kolay değil. Sıraya girdik. Biraz beklettiler. Yoğunluk var. Kimlikler vs. kayıtlarımızı kontrol ettiler. Sabrımızı ölçtüler. Tamammış hepsi şükür. Fotoğrafımızı çektiler, parmak izlerimizi okudular. Bir saat gibi adeta berzahta bekledikten sonra yeni âleme dahil olabildik. Otobüsümüze bindik. Salavatlar, naatlar, dualar selâmlar ile çok başka bir ruh hali ile mübarek belde Rasulullah (sav) şehri Medine ye girdik. Otobüsten indik. Otelimiz Mescid-i Nebevinin hemen yanında. Hotele yerleştik. Oda numaramız İki kişilik. Al. Ca. Er.. abiyle beraber kalıyoruz. Otelde 138

140 asansörden odamıza gidene kadar. Musavvir, Reşid, Rahman, Sabur, Vedud, Rauf, Darr, Muizz, Ganiy, Ahad, Fettah, Reşid, Nafi esma-i hüsnaları var. Hotelimizin ismi Mövenpick Hotel, Hareket ve almak. Hareket ve seçmek. Martının hızlıca rızkını alıp gitmesi manasına geliyormuş. Bizde yemeğimizi yedik hemen Efendimizi (sav) ziyarete gittik. Mescid-i Nebeviye 15 no.lu kapıdan girdik. Direkt karşıya ilerleyerek mescidin etrafından dolaştık. Mescid-i Nebevi çok muazzam ve büyük. Efendimizin şanına yaraşır. Bâbüsselâm kapısının çıkışına kadar yürüdük. Efendimizi (sav) selâmladık. 01:00 gibi Hotele döndük. 06/03/2016 PAZAR Al. Ca. Er. abi ile 03:30 gibi uyandık. Ashab-ı Suffa nın arkasında Hakikati Muhammedi namazı kıldık. Sonra hotele geldik. 04:45 gibi Efendibabamız ile sabah namazı ve mescid selamlama namazı kıldık. Dersime devam ediyorum. İçimden Lâ uksimu bi yevmil kıyâmeh. Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh. Ayetini okuyorum. İmam sabah namazında aynı sureden tekraren başladı okumaya. Sanırım İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten ayetiyle devam etti. Allah bizlere de nasip etsin o halleri. Amin. Namazdan sonra kahvaltı yapıldı, Terzibabam: Mekke şehri Ulûhiyet sancağı, Medine şehri Risalet sancağı, Hz.Ali Efendimiz ise Velayet sancağına sahiptir. 07:30 da lobide buluştuk. Kısa sorular oldu. 07:54 otelden Uhud, Kıbleteyn Mescidi ve Küba Mescidi gezisi için çıktık. Otobüste ALİ CAHİT ERTUNA abi ile oturuyoruz. Hendek savaşının yapıldığı mübarek yerlerdeyiz. Görevliler burada geçen hadiseleri anlatıyor. Hz. Hamza Efendimizin de şehid olduğu yer. Şehidliğe doğru gittik ve şehidlerimize dua ettik. Tepede Türk bayrakları var. Düşünceler: Dinimiz bizlere ulaşana kadar ne zorluklardan, ne hizmetlerden geçmiş. Kıymet bilmemiz lazım. Uhud dağı, ve savaşı. Efendimizin (sav) ne olursa olsun okçuların yerinden ayrılmamasını tembih ettiği. Fakat savaş bitti zannedip ayrıldıkları anlatılıyor. Hz.Yunus (as) aklıma geliyor. Görevini terketmemek gerektiği düşüncesi. Hz. Muhammed Efendimizin (sav) vefat ettiği zannedilmiş. Efendimiz çok yaralar almış. 09:27 de Kıbleteyn, çift kıbleli mescidde dört rekat namaz. Kıblenin tam burada Mescid-i Aksa dan Mescid-i Harama çevrildiği anlatılıyor. Biz de kıblemizi sadece Allah a çevirelim tam burada. Efendibabam Kıbleteyn Mescidinde neden iki kıble var? Mertebe gereği olabilir. Tam burada bir mertebe geçilmiş olabilir düşüncesi. Zati tecelli galip gelmiş olabilir. 10:27 Küba Mescidi. Medineli Ensarlar muhacirleri bu uzak mescidin bulunduğu yerde beklerlermiş. Bizde Muhammedimizi, Efendimizi (sav) karşılamaya çıktık. Küba Mescidinde neden iki umre sevabı var diye sordu Terzibabam. Burasının islamiyette inşa edilen ilk mescid olma özelliği varmış. Efendimiz buraya sık sık sohbet etmeye gelirmiş. O sebeple olabilir düşüncesi. Sultan Caddesinde yeşil Kelime-i Tevhid bayrakları var. 139

141 12:20 Mescid-i Nebevideyiz. 15 nolu kapıdan giriş çıkış yapıyoruz. Öğle namazını kıldık. 13:55 Efendimizi selâmladık. Akşam ile yatsı namazı arası Hakikati Muhammedi namazını kıldım. İkindi ve akşam namazını Mescid-i Nebevi de eda ettik. Ardından Hurma bahçesine gittik. 22:00 gibi oradaydık. Al. Ca. Er.. abiyle sohbet ettik. Hurmalar alındı. Ardından hotele döndük. Medinede rastgele açtığım bir Yunus Emre Şiiri. Çalap nurdan yaratmış, Canını Muhammed in. Aleme rahmet saçmış, Adını Muhammed in. Dostum demiş yaratmış, Hem onun kaydın yemiş. Ümmetten yana komuş, Yönünü Muhammed in. Muhammed bir denizdir, Âlemi tutup durur. Yetmiş bindir peygamber, Gölünde Muhammed in. Dünya malın tutmamış, Hiç emanet artmamış. Terzi biçip dikmemiş, Donunu Muhammed in. Tanrı arslanı Ali, Sağında Muhammed in. Hasan ile Hüseyin, Solunda Muhammed in. Yılda yetmiş bin hacı, Her biri niyet eder. Varır ziyaret eder, Nurunu Muhammed in. Yunus Emre m aşıktır, Eksiklidir, miskindir. Her kim yemez mahrumdur, Honını Muhammed in. Yunus Emre Gece zuhuratta Terzibabam önümde bir bina içinde gidiyoruz. Bir katta polis kontrolü var. Ben geldiğimde Efendibabam kontrol noktasından geçmiş. Polis 140

142 bana kimliğin eski diyor. Diğer kimlikleride çıkarıyorum. Fotoğraf eskiymiş sanırım. Bir münakaşa oluyor. Arap alfabesinde sonda olan iki gözlü h harfini. Düşünceler: Hüviyeti mutlaka. Hû İsmi. Şükür Medet Şiir. Ravzasına erince, Resullahı görünce Kavuştuk işte bu gün de. Şükür Elhamdulillah Medet ya Resulallah. Gittik 1400 yıl önceye. Medinede ensar ile Geldik ziyaretine Şükür Elhamdulillah Medet ya Resulallah. Bak bu fakire de Zulum etti kendine de Ümmetim deyiver de Şükür Elhamdulillah Medet ya Resulallah. Düşünceler: Efendimiz (sav) zamanına yetişememişiz. Olsun haberini aldık. İman ettik. Bileni bildik. Olanı gördük. Allah (c.c.) sahabilerden yazsın bizleri de. 07/03/2016 Sabah namazını kıldık. Bavulları hazırladık. İhrama girdik. Dokuz kişi öğle namazını eda ettik. Umre namazını kıldık. Hz. Resulullah El fakru fahri, el fakru fahri, el fakru fahri. Buyurmuş. Yani üç defa Fakirlik benim iftiharımdır. demiş. Bu fakirlik, nispeti varlığın fenası, yokluğu olan fakirliktir diye anlatılır. Bende acizane ne isteyeyim yokluk dilendim. Kaderde yokluk istemekte varmış. İstetene bak. Rastgele telefondan açtığım bir söz, Derin olan kuyu değil kısa olan iptir. Esas işimiz uzakta bulanık duranı görmek değil (hayal ve vehim) yakında berrak olanı görmektir. (zati zuhur) Düşünceler: Kâbe zatî tecelli. Bizi zatından başkasına yöneltme. Seni seyredelim. Kıblemizi nefsimiz yapma. Düşünceler: Hür ol hürlerle ol hür yaşa. Yoklukta varlığı bul. Nefsten soyun Hakka uy. Takva. Hakkın mahallini temiz tut. İhram, nefsten soyunmak. Safiyet. Adeta ölmek. 141

143 07/03/2016 öğle namazından sonra 13:30 gibi Mekke-i Mükerreme ye haraket ettik. Duvarda yazısı var. Medine ye yakın mikad yeri olan Zülhuleyfe de durduk. Umreye niyetlendik. Namazını kılmayanlar kıldı. Salavatlar ile Efendimize (s.a.v.) veda ediyoruz. 17:40 mola yerinde ikindiyi kıldık. İhramlı adeta ölüyüz kendimizden bir şey yapamıyoruz. Salavatlar, şiir, ilahiler, dualar, hediyelerle kervan ilerliyor. Akşam namazını otobüste eda ettik. Şükürler olsun Mekke-i Mükrerreme ye ulaştık. Hareme, mahreme gidiyoruz. Mekkeye girişte ufak biz kaza. Hoşgeldiniz. Hoşbulduk. Lebbeyk nidalarıyla, mülk Allah ın tüm varlığımız ile. Alallahû Ekber, La ilahe illallah zikirleriyle hareme girdik. Mekke nin girişinde 3 testi var. Yeşil. 1 tane de büyük var. Başı aşağı doğru ama ışıklandırılmış doluyor. Günümüzde açılan zati ilimler düşüncesi. Şehre girerken ezanlar okunuyor. Yatsı namazı zamanı. Sokakta secde halinde olan cemaati görüyorum.20:30 hoteldeyiz. Hotelimizin ismi Anjum Otel. Yıldızlar manasına geliyormuş. 31 nolu asansör ile B1.den Lobiye çıktık. Hotelin FF kısmı. Fenafillahı çağrıştırıyor. Odada Kur an-ı Kerim ve seccade var. Kuran-ı Kerimi açtım Al-i İmran suresi tesadüf etti. Ev sahibimiz belli. Kimin misafiriyiz. 22:37 İlk umremize gidiyoruz. Sağ omuzlarımızı açıyoruz. Tavafın nasıl yapılacağını anlatıyor görevlimiz. Umre tavafına niyet anlatılıyor. Hacerül Esvede tüm vücudunu dönerek selâm vermemiz gerektiği. Tavaf başlangıç ve bitiş çizgileri. Başlangıçta Bismillahi Allahû Ekber ve lillahil hamd diyoruz manasını da idrak etmeye çalışarak. Hacerül Esvedin adeta bir kamera gibi olduğundan bahsediliyor. Her insanın elinde avuç içi şifresi olduğundan, sağ ve sol el = 99 ettiğinden. 99 esma-ül hüsna ve = 63 Hz. Muhammed (sav) yaşı olduğundan ve böylece Allah kulu ve Muhammed (sav) ümmeti olduğumuzun ellerimize nakşedildiği anlatılıyor. Kabe-i Muazaamayı görünce dua edeceğiz. İlk görünce dua kabul olurmuş. Mahçup vaziyette gidelim. Rastgele bakmayalım. Hepimizin kusurları vardır. Kusurlu olan mahcup olur deniliyor. İçimden geldi sürekli Takabbel minna bi ismi zâtike Ya Allah diyorum. Kurbanlıklar (yakınlık ehli) gibi önümüze bakarak gittik. Tahiyattayız. Kâbe karşımızda. Sanki hep birliktelik hissi var. Duamız özetle İlla Allah oldu. İnşallah kabul edilmiştir. Umremizi sıkıntısız 02:10 da bitirdik. Efendibabamız saçımızı kesti. İhramdan çıktık. Saçımızı keserken kurbanlıklar bunlar dedi. Allah umremizi kabul etsin. Hotelimize 02:47 de geldik tekrar oda numarası. Al. Ca. Er.. bey abiyle beraberiz yine. 2 kişilik oda. Koridorun en sonunda sağdayız. 142

144 08/03/2016 SALI Sabah namazına geç kaldım. Son rekata yetiştim, mescidde tamamladım. Tavafa niyet ederek babaannem, dedem, eşimin dedesi ve babaannesi ve ayrıca hanemizden tüm gelemeyenler için tavaf yapıp hediye ettim. Dua gönderenlerin duaları. Düşünceler: Kâbe-i Muazzama zatî tecelli. Bizi zatından başkasına yöneltme. Bizi benlikten arındır. Seni seyredelim. Kıblemizi nefsimiz yapma kendin yap. Ardından mertebelerin yerlerinde İnsan-ı Kamil namazını kıldım. Dersimi de tavafta yaptım. Museviyet kösesinde yanımda bir teyze yeşil seccade serdi önüme. Sürekli Kâbe-i Muazzama ya bakarak tavaf ediyorum. Göz göze, bakan kim? Gören kim? Görünen kim? Kâbe ona bakanları terbiye edermiş. Uzunca bakışmalar. Kalbim bir hoş. O da benle dönüyor düşüncesi. Düşünceler: Zül celâli vel ikram. Önce ister, sonra ikram eder. Kâbe bir ayna. Mirat-ı mücella. En parlak ayna. O da İnsan-ı Kamil gönlü. Gönül aynası. Beni bana gösteriyor. İçimi dışıma çıkardı. Canımı ten eyleyeyim diye. İnsan-ı Kamil ayna, beni bana gösterir. Allah ismi tam ayna. Mirat-ı mücella. Tam tekmil olanı da Hz. Muhammed. (sav) Efendimiz. Allah kendinde idi. Kendiyle idi. İnsan ile zuhura çıktı. Kendini her mertebeden temaşa eyledi. Sende Allah ı bul da bırakma. Onda yok ol ne derse yap. Allah tecellisi. Rabıta, zikr, hep onla ona. Ondan ona namaz, kutsi varlığa secde. Sende temizlen nefsini bağla. İlimle diril onunla ol. Her işin içinde Allah ı ara. Fiil, isim, zat, sıfat. Kontrolsüz düşünce nefsi emmaredir düşünceleri. Akşam namazından sonra Kâbede Zemzen tower tarafında çatı kısmındayız. Sohbet: İmamın sesi adeta Allah tecellisi, Müezzin sesi Muhammed (sav) 2. tekrar Hz. Muhammed (sav) bize aktarması. Şeytan kendi neslini üretmek ister, bir acaba atar gönlüne mayalar. Büyütme onu. Üstünde durma yürü. Hz Ali ilmin kapısı. Hz. Muhammed ilmin kendisi. Hz. Muhammed ilmine giren onun olur. Velayet şehri Ali efendimiz. Hz. Ali kapı. Ulul-el Bab. Kapı sahipleri var. İnsan-ı Kamiller kapı sahibi. Her esma bir kapı. Kapı sahipleri meşrebine göre kapı açar, yürütür. Sohbet sırasında birisi geldi. Özel değilse sohbetinize katılabilir miyim dedi. Davet edildi. Abdurrahman Çiçek adında Hatay dan bir arkadaş. Gönlüde çiçek gibiymiş dedi efendibabam. Net görüyor diye düşündüm. İletişim bilgilerini vs. alındı. Aşağı kata indik orada sohbete devam edildi. Sohbet. Hz. Peygamber korkma Allah bizimle beraber. Hz. Ebubekir e o yardım etti esas. İsmi celal telkin etti mağarada. Hikmetleri anlatıldı. 143

145 Zuhuratta Medine den Mekke ye yeni gelmişiz. Salavat ile ilgili bir tavaf yapmamız gerekiyormuş. Kağıtlar ve evraklar var. 09/03/2016 ÇARŞAMBA Sabah erken Arafat, Mina ziyaretleri için Hotelden ayrıldık. Hira mağarasının bulunduğu Hira dağın eteklerindeyiz. Görevli anlatıyor. Herkes Medine yolunda ararken iz sürücü Süreka ters yönde arıyor Hz. Muhammed Efendimizi (sav) ve Hz. Ebubekir efendimizi. Atı gitmiyor bir yerden sonra. Anlıyor ki başka bir iş var. Müslüman oluyor. Düşünceler: Ne derseniz deyin ben bu yönde arayacağım demiş. Akla uymamış. Bulduğu delillerle iz sürmüş. Hz. İbrahim (as) gibi. Hanif. Hz. Muhammed (sav) kendi içinde. Allah ı dışarda arama içinde ara. Kendini bilen Rabbini bilir. Kuş ve örümcek ahmakları, sadece akıl ile düşünenleri aldatır. Akli kıyas bir yerden sonra işe yaramaz. Allah bizimle diyor Efendimiz (sav) Hz. Ebubekire. Medineye hicret 11 gün sürmüş. Bizde içeri hicret edelim. Beden devesini güdelim. Efendimiz Hz.Muhammed (sav) ı öldürmek için plan yapıyorlar. Bunun üzerine hicret emri geliyor. Düşünceler: Tüm imkanları kullanalım Allah bize de sahip çıkar. Düşmanlarımız gözlerimizin önünde bizi görmez olur. Allah a güvenelim işimizi ona havale edelim. 09:27 Arafattayız. Hz. Adem babamız ile Havva validemizin buluşma yeri. Hz. Adem (as) safiyetten benliğe geldik. Tevbe ettik. Tekrar safiyetimize dönelim. Nefsle ruhu barıştıralım. Tevhid cenneterine geri dönelim. Hac farizası anlatılıyor. Arafat, arifler cenneti, arada kalanlar, Yasak meyve birimsellik, bedensellik, tadlanmak, hayal ve vehim. Şeytan boş vaad ile korku ile kandırıyor insanı halen daha öyle. Meyveyi yedik zulmettik nefsimize, yazık ettik kendimize şimdi ağlama ve af dilenme hakikatimizi bulma sırası bizde. Hz. Adem babamız (as) La ilahe illallah Muhammeden Resulullah yazısını cennet kapısında yazar görmüş. Muhammed hürmetine affet demiş. Senelerce birbirini aramış Adem babamız ve Havva annemiz. Sende ara. Ruhu nefsle buluştur. Akıl ve irade ile nefsin buluşması. Tekrar çıkış Fenafillah. Biz olmak. Benlikten bizliğe. Herkesle biz olmak. Hac bayramı, kendini bulan bayram eder. You are here. Buradasınız. Arafat çıkışında tabela. Araftayız. Bir şiir; adem Bir adam düşün pişman, cehennem sıcağında, Bir başına hayale düşmüş, dünya bucağına, Dalma dünyaya dedim baştan, nefsine de zulmetme Akıl kârı değil bu bak, bul çarenin ehlini bir an önce, Bulamazsan ehlini, işte elin bom boş kalır Nefsin, hevan, hevesin, seni sarar aldatır. adam ki işe şaşı bakar, çabaladığıyla kalır Ahrette bir başına pişman, azabını çeke kalır 144

146 Uyanırsan gerçeğe o zaman anlarsın işi; Görürsün gerçek bitişi, tükenişi! Ne işe yarar sonunda hüsran varsa adam ın didinişi Aklını kullan nefsini yende, çık hazrete bitir işi Akıllı adam bilir fani olanı, onu yok pahaya bakiye satar İş böyleyken emanete sahip çıkmak hangi akla sığar Şeytan seni görür de gülerek zevke dalar Ehli nice böyle adam lara bakar da ağlar, Emanetin sahibi var, anla artık be adam! Sen kendinden bir geç bak, çıkar ortaya Hak olan Sahibine vermezsen emaneti, bir başına kalırsın. Özün sende dururken, ötelere mahkum olursun Sonunda pişman olursun da muhatabın kalmaz, İşte o an bitti zaman, orada ağlayanın olmaz. Sen Kendini bil, de gel adam akıllı düşün bir. Ne olur nefsini yende, emaneti ver de ondan bil. Neme lazım deme de, gel teslim ol ehline Yoksa takatın yetmez, bir başına nefsi emmarene Ehil usta emanete Hak ilmini bir katar, Her bir erlerimize bundan şahadet şerbeti yapar. Sahibi ile, usta birde o adam hep bir olup içelim. Canı çekenlere de vermeyi ihmal etmeyelim. Dünyadan geçelim de baki de bitelim. Hakk ettik ya Hu! O nda seyre dalalım, hep huzurda kalalım. 10:35 Minaya doğru gidiyoruz. Harun Reşid in hanımı Zübeyde validemizin yaptırdığı 90 km. mesafeden getirilen suyun kemerleri anlatılıyor. Hacılar için getirilen su. Efendimiz rüyasına girer Zübeyde validemizin. Siz saraylarda rahat içindeyken hacılar susuz diyor. Su kemerlerini bunu üzerine su kemerleri yapılıyor. Osmanlı da zamanında tamir etmiş. Her yerde ceddimizin izleri var. Mina da hacıların konaklama yerleri görünüyor. Çadırlar, her yer bembeyaz. Şeytan taşlama yerleri üç tane yapı uzaktan görünüyor. Hz. İbrahim in İsmail i kurban etmek için götürdüğü mahal gösteriliyor. Mina hastanesi, Kralın sarayı, 1. ve 2. Akabe biatlarının yapıldığı yeri gördük. Müzdelife Çadırları, Hac günü her yerde insanlar bembeyaz muazzam bir görüntü olduğundan bahsediliyor. Müzdelife ve Mina arasında Fil vakasının yaşandığı yer. Burada fazla kalmayın geçin demiş Efendimiz (sav) Nefs-i emmare kasdedilmiş sanırım. Orada çadırlar yok konaklanmaz gibi. Ebrehem ordusu yemen hükümdarı Kâbe yi yıkmak için gelmiş. O da akılla düşünmüş. Hacıları Arafata taşıyan trenin son durağı burası. 145

147 Dağın eteğinde hac farizası sırasında daha önce izdiham yaşanan yerleri görüyoruz. Tüneller. Yılda beş gün açık olan Mina camisi Mescidi Hayf. 11:09 da Cebel-i Nur Dağını karşıdan görebileceğimiz bir yerdeyiz. Görevliler efendimizin burada inzivaya çekildiğini, İkra oku emrinin Cebrail as. Vasıtasıyla burada geldiğini anlatıyorlar. Adeta o günleri yaşıyoruz. 11:30 gibi Cenneti Mualla dayız. Otobüsten inmeden seyredip dua ediyoruz. Efendimizin (sav) cinlere islamı anlattığı Cin Mescidi ni görüyoruz. Kâbe-i Muazzamaya dönünce İbrahimiyet tavafı yapıyorum. Düşünceler: Tesbih manası seyr-i sülük. Tavaf aslına dönmek. Hakkani varlığıyla tahakkuk etmek. Çatıda akşam namazından sonra sohbet oldu. Efendibabamız hepimizin özünde Allah var. Biz şartlanmışız dışarıda arıyoruz. Bu âlem çok değerli kıymetli. Bütün âlemler burada var çok kıymetli. Şahadet alemi çıkış, uruc başlangıcıdır. 10/03/2016 PERŞEMBE Sabah namazını Efendibamız ile Kabe-i Muazzama da 65 no.lu kapı girişinde kıldık. Ardından Hotelde kahvaltı yaptık. 08:00 da umre için hazırlandık. Cirane Mescidinde İhrama girdik. Düşünceler: La faile illallah. Fail yok Allah var. Dönüşte dersimi yapıyorum. Zuhuratta Efendibabam birini tıraş ediyor. Berber koltuğundan sonra. Namaz kılan birisi var. Değişik hallerde Efendibabam ölçüsünü alıyor. Bize bakıyor. Bir merdivenden aşağıya iniyoruz. Bilgisayarda biri var oturuyor. Kâbe-Muazzama ya geldik. Umreye niyet ettik. Ali arkadaşımız okuyor biz arkasından tekrar ediyoruz. Tavaf yedi oldu mu diye bir tereddüt yaşadık. Sonra mütabık kaldık. Say a geçtik. Sayımızı da bitirince Fransa dan Adem abimiz saçlarımızı kesti. İhramdan çıktık. Sayda 4 yol var. Şeriat Hakikat marifet ve Hakikat mertebeleri diye aklıma geldi. 7 tane ışık var. Başlangıç ve sonda. 7 nefs mertebeleri diye düşündüm. Umremizden sonra 11:42 Mü. Al.. öğleni kıldık. Hotele geldik dinlenmeye. Zuhuratlar: Silivri nin merkezine doğru çıkıyoruz. Yanımda Seyhat var. Silivrinin eski merkeziymiş. Eski tarihi evler var. Harab vaziyetteler. Bunları yıksalar aslına uygun yeni evler yapsalar diyoruz. İçini kutu gibi yapsalar. Salon olarak kullanırlar belediye için tertemiz diyoruz. Orada biraz zaman geçiyor. Sonra notere geçiyoruz. Noter kâtibi yerine geçiyor. Birkaç kadın daha var. Elimde bir klavye var. Onu noter kâtibinin kullandığı bilgisayara takacakmışım. Uzatıyorum. Başka birisi de bir şey uzatıyor. Klavye siyah küçük alıp takıyorlar. 146

148 Kahvaltı büfesinde Mü. Al. var. Zeytinler var. İrice ve parlak. Ben geldim aldım sen de al diyor. Sayın ya da tavafın başında bir peygamber var. Sıkıntısı varmış. Orada insanlar var. Ona karşı gelen kimselere söylemiyormuş. Allah a söylüyormuş. Bazı esmer kişiler var Ali nin peşindeler. Bir namaz eksik olmuş sanırım. Elinde poşet var. Yürüyen merdivenlerden çıkıyor. Yukarıdan geriye doğru bakıyor. Hotelin alt katı gibi bir yer. Orada namaz kılan birisi var. Mü. Al.. bana oruçlumusun diye soruyor. Yürüyen merdivenler kırmızı halı kaplanıyor. Biri beni çağırıyor Kabe de. Herkes yapıyor sende yapacaksın diyor. Üst katlar tavafa çıkan geri noktada masada oturuyoruz. Vitrin gibi camlı dolaplı bir şey var Kâbe de. Bir berber dükkanı var kapalı. Beyaz uzun giysili biri var. Sesi çok güzel. Allahümme Salli ala dedi. Kâbe fotoğrafları var büyüklü küçüklü duvarda. Yürüyen merdivenlerde siyah çarşaflı kadınlar var. Çıkıyorlar merdivenlerden. Kabe-i Muazzama dış duavarların bulunduğu yerde büyük yeşil bir yapı var. Turuncu çöpçü süpürge kürek. Ağzı dikili kadınlar var karşımda. Karşımda içeride bir adam var. Kâbe de imiş. Hazirûn katibiymiş. Efendibabam ona doğru gidip solda bel boyu duvar içinden geçiyor. Şaşırıyorum. Yukarıdan merdivenlerden bir grup insan iniyor. Bir ses diyor yürü onbeş senedir hiç yürümedin yürü diye söylüyorlar. Birde santral sözü var. Kâbe de namaz kılınan halılar gözüküyor. Her zaman görünen bir hitap var. Terzibabanın evlatları karıştırmışsın evrakları diye. Ağzımdan bir kağıt parçası çıkarıyorum sağ elimle. Masaya çıkarıp koyuyorum. Uyanınca bir hayli uzamış olan sakalımı kestim. Sakal mı lazım diye düşündüm. İkindiye gittik. Şükretim halime. Muhammediyet (as) tavafını yaptım. Biz nasıl kayda girdik düşüncesi. Mu.. Av. abi yeğeni bir şey istemiş. İsmi Seda İkra bir kağıda yazıp Kâbe ile aynı karede fotoğraf çekin demiş. Çok güzel sıcak muhabbetli bir istek. Beraberce yaptık Muharrem AVAN abiyle. 147

149 Uluhiyet namazı kılarken kimliğim boynumdan düştü. Mu.. Av.. abiyle birlikteyiz. Akşam namazı Mu.. Av. abi ile 65 kapı önünde kıldık. Mü. Al. ile tekrar tavaf yaptık. Eşhedü en la ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abduhû ve resuluhû sözleri. Karşımda çantada yazan Şahadet Turizm. Öyle zor zamanda fetih olur. Kapı açılır. Efendibabamızın sözleri aklımda. Toprak her şeyi alır ve en güzel şekilde verir. Toprak gibi olmak lazım. Amin tur yazısı karşımda CUMA Sabah namazını Mescid dışında kılabildim. Sabah iki tavaf yaptım. Cumadan önce Üveysilik hakkında sohbet. Cuma namazına beraberce yeni yapılan ilk kısımda kıldık. Cuma namazı çıkışı çok kalabalık. Halka olduk. El ele. Fatih, Ali, Mu. Av. abi ile Efendibabamızı ortaya alıp öylece çıktık. 13:39 Hotele döndük. 7 kişi Cebel-i Nur Dağına çıkmak için niyetlendik. Saat 17:29. Al. arkadaşımız sağolsun organizasyonu yaptı. Nur dağına giderken Kadir Plaza. Şerif, Allah. Vav. Harfleri görüyorum. 17:40 çıkmaya başladık. Dağın çıktığımız kısmına gölge düşmüş. Aşağıdan bakınca yukarı doğru bembeyaz bir yol gibi görünüyor insanlar.18:18 zirvedeyiz. Güneş adeta arapça b harfi gibi olmuş şafakla. Ne varsa o noktada var diye düşünüyorum. Yokluk dağına çıktık. Aşk ateşi ile yandık. Nefes açtık, çıkış zor. İniş kolay. Ateş topu olduk, miskinler gibi dünyadan geçtik. Çıkışta söz verdik dönüşte varlığı verdik. Dönüşte arkadaşları bekledik. Nefssiz nefessiz. Akşamı kaya üzerinde Mü. Al. ile kıldık. Dönüşte araçta ben kimim düşüncesi. Hiç kimse. Dönüşte yatsıyı Kâbe-i Muazzamada kıldık. Mu.. Av. abi ve Mü. Al. ile Efendibabamızı aradık yeni yapılan ilk kısımda içinde bulduk. Sohbet yapılıyor. Efendibabam hayret nasıl buldunuz bu kadar kalabalıkta diyor. Düşünceler: Biz kendimizi bu kimlikte nasıl bulduk, bu kadar kalabalık bir alemde sizi ve Kâbe yi nasıl bulabildik hayret kere hayret. Akşam yemeğini yedik. Yemeklerimiz gayet güzel. Bahçede sohbet oldu. 12/03/2016 CUMARTESİ Sabah 04:30 da namazı Mescid-i Nebevi de eda ettik. Mü. Al., Mu. ve Efendibabam. Hz. Uluhiyet tavafını yaptım ardından. Düşünüyorum daimi salât ve huzur. 08:00 gibi lobide hazırdık. Hudeybiye de son umremize niyetlendik. Hudeybiye biatı anlatıldı. Düşünceler: Kurbanlarımızı (nefsi varlığımızı) keselim ve Allah a biat edelim. Osmanlı kuyuları var. Efendimizin baktığı aynı dağlara bakmak. Zahirde olsa heyecanlandırıyor. Batıni olarakta ilmen dahi azıcık yaklaşabilsek şereftir düşüncesi. Duygulu şekilde Efendimiz ve sahabiler gidememişti o sene umreye. Hudeybiye den 148

150 adeta o zamanları canlandırıyoruz. Şükür Şükür Şükür. Bunları yaşamışlar ve bize örnek olmuşlar. Hepsinden Allah razı olsun. Cumartesi akşam alışveriş yaptık. Adem abi ve eşi ayrıca Mü. Al çok yardımcı oldular. Eşimiz ailemiz için hediyeler aldık. İnşallah manevi olarakta bir şeyler alabilmişizdir. Akşam namazından sonra dan sonra Adem abi eşi ve Mü. Al. ile tavaf ettik. Yatsıyı Efendibabamızla kıldık. Yatsıdan sonra lobide Mü. Al. ile çay yapıp sohbet ettik. Veledi kalb den bahsettik anlayabildiğimiz kadar. Hepimizin adeta kardeşler gibi olduğumuzdan. Ortak özelliklerimizin çok olduğumuzdan. Babası bir olup ayrı kalan kardeşler gibi bizde manevi olarak bir olup sonradan buluştuğumuzu düşünüyorum. Umrede özellikle Al. Ca. Er.. abi Mü Al., To Ko. ve Mu. Av. abi ile çok iyi dostluk kurduk. Ahiretlik arkadaşlar olduk. 13/03/2016 PAZAR Bugün öğlende Haremden Mekke den ayrılacağız. Sabah namazında Efendibabam Al Ca. abiyleyiz. Konuşan Kabe ve Hayal Kuşu şiirlerinin bir kısmı okundu. Akşam MÜFİT ALTIN ile yaptığımız veledi-i kalb sohbeti aklıma geldi. Bizde bu umre ile kısa ve ilmen dahi olsa kısacık bir seyri-suluk yapmış gibi olduk. Şükründen aciziz. Bizlere bu ilimleri ve manevi anne ve babamızı ihsan eden Rabbul Alemin olan Allah a. Sabah Mü. Al. ile İnsan-ı Kamil namazını kıldık. Sabah eksik kalan hediyeleri aldık MÜFİT ile. 11:26 da valizimizi hazırlayıp. Aşağıda hazır olduk. Efendi babam, Annecim, Al. Ca. abi aşağıda el sallıyorlar. Neye üzülelim. Annemizin hastalandığına mı? Onları burada bırakıp gittiğimize mi? Allah ın (cc) hareminden ayrıldığımıza mı? Arkadaşlarımızla ayrıldığımıza mı? Çıktık yola Mekkeden Kalp sızlar inceden Bir daha gelebilecekmiyiz. Cemalini görebilecekmiyiz. Gönülde özlem, acı Daha buradan başlar sızı Bir daha gelebilecekmiyiz. Cemalini görebilecekmiyiz. Haremden çıkarken yavaş yavaş. Dökülür gözlerden yaş. Bir daha gelebilecekmiyiz. Cemalini görebilecekmiyiz Dedim her an bizimle Gönlüne koy Kâbeyi de 149

151 Cemalini görebilecekmiyiz. İkilikten geçip, tek olabilecekmiyiz. Otobüste Mü.. Al. ile oturuyoruz. Özellikle onun ile çok iyi dost olduk. Bize Hac dan bahsetti. Hac anılarını da anlattı. Bizleri de Hacca niyetlendirdi. Allah inşallah bizlere de nasip ederi. Amin. Cidde yolunda araç plakaları. HUB. Hubbiyet. Aşk. Habiblik. SEA. Deniz. İlim ve aşk denizi. BAB İlim Kapısı olarak anlıyorum. Trafoda 53 yazısı görüyorum. Ciddede KİNG ABDULAZİZ AIRPORT, Kontuar 12. Bir süre bekledikten sonra içeri alındık. Aslında dışarı çıkarıldık bu alemden. Arkadaşlarla sohbet: Emmareni iyi tanı baş gösterince kes. Rabıta yap cevaplar içinden gelir. Nefsin ne diyorsa tersini yap. Veledi kalp. Ne demek bilmek lazım. 17:40 uçağımız havalandı. 44 / A koltuk numaram. Arkadaşlarla yer değiştiriyoruz. Mü. Al. ile ve Mu.. Av. abiyle yanana geliyoruz. Anılarımızdan bahsediyoruz. Yine umre evraklarına bakıyoruz. Dualar virdler. Kızıldenizi yarıp geçiyoruz. Uçak içinde. Bu nasıl iş. Nasıl kudret şaşılacak iş. 08:30 gibi Yeşilköye iniş. Valizlerimizlerimizi bekliyoruz. Arkadaşlarla vedalaşıp ailemle evimize dönüyoruz. İnşallah umrelerimiz kabul olmuş. Yeni idraklarimiz, anlayışlarımızla dönmüşüzdür. Ayrıca bir hata ve kusur ettiysek affola. Allah a sonsuz şükürler ederiz. Ve bize vesile olan Efendibabamız ve annemize de çok çok teşekkürler ederiz. Hz. Muhammed (sav) Efendimize salat ve selamlar ederiz. Allah yine nasip eder inşallah. Çok farklı duygular ve idrakler yaşanıyor. Orası bizim alemimize benzeyen çok farklı bir alem gerçekten. Ayrıca tüm umre ve hac vazifelerine niyetli olanlara da Allah (c.c.) nasip etsin İnşallah. Yunus Emre der hoca İstersen bin var hacca. Hepsinden iyice Bir gönüle girmektir. Demiş. Ne güzel demiş. İnşallah bizlerde Allah ın gönlüne girebilmiş olalım. Elhamdulillah

152 TERZİ BABA GRUBU 2016 UMRE HATIRALARI. Mu.. Av. Havaalanına girdiğimde pasaport ve diyanet işleri başkanlığının vermiş olduğu Umre kimlik kartını teslim aldık. Kartı ilk incelemeye başlamam ile birlikte kartta ki tur No bilgisi dikkatimi çekti çünkü Tur No:53 (Efendibabamın şifre rakamı)diye yazıyordu ve 13 (hakikati Muhammedî ) ulaşmak ancak 53 ile Bâtıni Seyir ile mümkündür Hamd olsun Zahir ve Batın Edendi Babamız yanımızdaydı. Uçağa 11 no lu kapıdan bindik koltuk numaram ise 43c idi. Uçak uçuşa geçip bulutların üstünde iken kalbimize şu düşünceler geldi; Efendibabamın elini tuttuktan sonra Resulü Ekrem efendimizi Ravza ile sınırlamaktan kurtulduk. Ehli beyt peygamber efendimizin ailesi ve soyundan gelenlere deniliyor. Bunu kan bağı ile sınırlamanın da eksik ve yanlış olduğu malumdur (Selman-ı farisi ve Bilal habeşi misali) zahiren ehli beyt den olmayıp da peygamber efendimiz tarafından ehli beytimden dir şerefine mazhar olmuşlardır. Asıl Ehli beytin onun sadece zahirine değil aynı zamanda batınına da varis olması gereken bir gerçek dir. Bu zamanda Zahiri uygulamaları ile ona varislik yapmaya çalışan grupları biliyoruz ama batınına (Hakikati ve Marifeti ile) varis olan ve ehli beytin batın sancağı Tekbir dağında yani (Tekirdağ ında) dalganı yor. Hal böyle iken birde arifin gönlü Beytullahtan gayrı bir mahal de değildir. Arifi Ziyaret etmek onun gönlüne girmeye çalışmak ile bu ziyaret arasında ne fark vardır ki diye içimizden geçirdik. Medine havaalanına indiğimizde pasaport kontrolü sırasında Efendibabam ile çaprazdan karşı karşıya geldik ben hiç bir şey sormadan Efendibabam; dervişin seyrinde bu da lazımdır yani buraya zahiren de gelmek gereklidir, bazıları sadece bir arifin gönlüne girmek ile bunun yeterli olacağını düşünmek te ama bunu zahiren de yapmazsa yarım kalır dedi. Bize de önce eyvallah demek sonra da Elhamdülillah demek düştü. (Bu düşüncelerimi ravza da kaleme dökerken saatime baktım ve saat,13:53-idi) Medine de otelimizin adı mövenpick (yemini alan martı) anlamın da, oda Arkadaşlarım Mü ve Mu. To. ile tanıştık, ilk defa görüşmemize rağmen birbirimize kalplerimiz hemen ısındı 8-9 gün boyunca birbirimizi hiç incitmedik çok anlayışlı ve naif insanlardı Allah her ikisinden de razı olsun numaralı oda 14.kat da kalacağımızı söylediler. Otele yerleştikten hemen sonra Mescidi nebeviye Grup olarak ziyarete gittik Efendibabamız ile. İlk defa gidiyor olmanın heyecanı vardı içimde resimlerde ve videolardan izlediğimiz yerleri artık geziyor olmak ve buralarında Peygamber toprağı olması ve bir zamanlar onun burada yaşamış olması ve gezmiş olduğunu düşününce insanı apayrı bir haz kaplamakta. Efendibabamın havaalanın da ki sözlerimi aklıma geldi ve ne demek istediğini anlar gibi oldum. Efendibabamızın yanımızda olması ayrı huzur ve feyz sebebiydi. 151

153 2. Gün sabah Efendibabama buraya gelenler hüngür hüngür ağlayanları görüyoruz bizlerde ise bu tür duygusal hallerin olmadığını söyleyince Efendibabamız da cevap olarak, onların duygularının etkisi altında yaşadıklarını belirtti ve Hakikat de bu tür duygusal patlamaların olmayacağını anlattı. Uhut dağını ziyarete gittik orada Hz. Hamza nın şehit edilmesini hemzemin elif de yani ehad da yok olması olarak tasvir ettiler. Sonra Kıbleteyn Mescid-i ziyaret edildi çıkışta Terzi babam grubun fotoğrafını çekti ve Neden burasının çift kıbleli oldu diye bir soru sordu ve bunu da maillerimizde belirtmemizi istedi. Kıbleteyn mescidi olarak anılmasının tarihi vakıasını az veya çok bilinmekte fakat bu olaya da farklı bir pencereden bakarak bu hadiseyi tarihe gömmek bu vakıadan nasipsiz kalmamıza sebep olacaktır. Fakat Efendibabamız tarihi vakıaları günümüze ve de kendi iç âlemimize taşımamız gerektiğini her daim bize telkin etmekte, elhamdülillah. Kendi hayatıma baktığımda yıla yakın bir zaman tamamen tenzihi bir anlayış içinde amellerini yapmış ve yaptığı bu amelleri de Allah rıza için yapmış olan birisi var fakat misallendirmek adına Allah nerede ve onun nasıl razı edeceksin ki bu ameller ile diye bir soruyu kendi kendime bile sormaktan çekinen bir kişiydim ama her zaman İslam bundan ibaret değil yani bu anlayış benim bugün ki kıblem ama sadece bu kadar olmamalı aradığım bir şey var ama adı belli değil kıblemi değiştirmem gerek ama ne yöne dönmem gerek bilemiyordum, ta ki Efendi Babam ile tanışana kadar, çünkü o gün benim Kıbleteyn hakikatini yaşamış olduğum gün idi nihayet Kâbe mi ve yönümü bulmuştum. Bir diğer açıdan daha bakacak olursak Mescidi aksanın esma ve sıfat mertebelerini sembolize ettiğini düşündüğümüzde dervişin özel bir ilahi yardım neticesinde zati mertebeye yönelmesini de göstermektedir, diye düşünmekteyiz. Ardından Küba Mescid-i Ziyaret edildi ve 6 rekât namaz kılındı yine efendibabamdan irfani bir soru geldi niçin burada kılınan 2 rekât namaz için bir umre sevabı vardır ve neden diğerlerinde yoktur. Cevaben diyebiliriz ki; Küba mescidinin ilk Mescid olması ve bizatihi peygamber efendimizin inşasında yer alması oraya özel bir anlam yüklenmesine sebep olmuştur. Kuranı kerimde ise temeli takva üzere kurulan Mescid olaraktan anılmış olması. Kâbe Mekke için ne ise Küba mescidi de Medine nin Kâbe si olmuştur. Nasıl ki Allah ın emri ile İbrahim As. Kâbe nin duvarlarını yükselti ve yaptı ise ve onun etrafını tavaf etmek, ihrama girmek say edip saç kestirmek ile umre yapılmış olunuyor. İşte peygamber efendimizin kendi elleri ile yaptığı Mescid de iki rekât namaz kılma ile bu sevaba erişilmektedir. Diye düşünmekteyim. 152

154 Nihayet Öğlene doğru tüm ziyaret noktalarını ziyaret etmiş olduk. Rabbim herkese nasip etsin inşallah. Öğlen den sonra akşam saat a kadar herkes serbest edildi. Ziyaretler biraz yorucu geçmişti. Öğlen namazını ravza da kıldık dan sonra orada oturup ortamı seyretmek zevkine daldık. Günlük derslerimizi ravza da yapma nimetine eriştik elhamdülillah. Oda arkadaşlarım ile birlikte namaza iniyorduk To. namaz sonrası istirahate çekildi Mü. ile birlikte ikindi namazına kadar ravza da idik. Bir ara bir kalabalığın bir yöne aktığını gördük ve bizde o akıntıya kendimizi hemen dâhil ettik. Mü. daha önce de geldiğinden az çok Ravzanın iç bölümleri hakkında bilgisi vardı. O kalabalık bizi ashabı sufhanın yerine kadar sürüklemiş idi ve orada 2 rekât namaz kıldık ve ikindi namazını da aynı yerde kılmak nasip oldu. Orada otururken peygamber efendimizin hemen Huzurundasınız ve ashabı sufhanın yani ilk medreseni kurulduğu yerdeyiz, Terzi babam o an aklıma geldi sohbetleri ile bize hakikat ve marifet ilmini öğretmeye çalışması, zuhuratlarımızı yazdıraraktan yazarlığımızı geliştirmesi, tefekkür çalışmaları ile kendi gizli hazinemizi ortaya çıkarttırmaya çalışması ve daha kaleme dökemediğim nice düşünceler kapladığı varlığımızı Rabbime Hamd olsun. Sonrasında yeşil kaplı halıların olduğu peygamber efendimizin müjde verdiği o kutlu mekânda iki rekât namaz kılabildik. Akşam namazına kadar otelde istirahate çekildik. Yatsı namazına efendibabam ile grup halinde Ravza ya gittik. Namaza giderken imamın namaz kıldırdığı hizanın geçilmesi durumunda namazın bozulacağı uyarısı vardı. Namaz bitimi Mescid-i nebevi de efendi babam ile grup halinde de oturup sohbet ederken orada karşılaştığım o levha dan bahsettim ve Efendibabamıza, zahiren imamı geçmek ile namazın bozulmasının oluyor ise bir mürşide bağlı olan bir dervişin Efendisi hayatta iken mürşidinin önüne geçmeye çalışması nın durumu nedir? Diye sorduğumuzda, böyle bir duruma düşen kişinin halinin çok daha kötü olacağını ve bu durumun kişinin akıbetinin hayır olmamasına kadar götürebileceğinden bahsetti. Allaha sığınırız böyle bir duruma düşmekten. 2. Günü akşam saat hurma bahçelerine hurma almaya gittik grup halinde herkes ihtiyaçlarını aldı sonrasında efendibabam Nüket anne ve bazı derviş kardeşler ile rengarenk bahçede çay içip sohbet ettik efendi babam hurma ağacı ile ardıç ağacın nasıl yetiştiğinden bahsetti. Derviş de hurma ağacı gibidir dedi Efendibam odalarımıza giderken duvarlarda olan Esmâ Hüsnalara dikkat etmemizi istediler El- Kayyum, El-Mutekebbir, El-Nafi, El-baisu, El-Afuv, El-Fettah, Er-Rahimu, El-Celi, Er-Rauf, El-Mucib, El-Hakim, El-Halik, EdDar, Nefsini bildin ise anlarsın El-kayyumu O vakit kurtulursun zannettiğin kibrinden El celil yetişir kurtarır seni benliğinden Giydirilir ikram olunan Kibriya libası El- Mütekebbir den 153

155 Yeni bir doğuştur bu tecelliyi er-rahimden En büyük günahın varlığındır al bunu nebiden Gayriyatdan kurtulmayı isteriz El-Afuv den O zaman faideli işler yapar El-Nafi senden Yaratılmışlıktan kurtulur artık aydınlanır karanlığın El-Halık dır görülen cümle eşyada tek varlığın El-Hakim ile kalmaz eşyada ne yakınlığın ne uzaklığın Terzibabam ile anlaşılır hakikat ve marifet kaynağın 3. Gün ihrama girmek nasip oldu ihrama girince az da olsa bir korku hali düştü gönlümüze malum ihramın zahir hükümleri yanı sıra batınında da ihrama girmek ve bu uygulama dan asıl maksadın da bu olmalıdır. Efendibabamın ihram en mahrem dir diye bir tanımlama yaptı, buradan hareketle zahir olan ihram ise bu fiilin batını ise hakkın en mahremi olan hakikat mertebesidir, ki burada beşeriyet yok uluhiyet hakikati var. İhrama büründük den sonra Mescidi Nebevi de Efendibabam ve grup olarak öğlen namazını kıldık. Saat 14 de hareket ettik ve yolda efendibabam ilahiler zikir ve dualar ile hepimizi hayran bıraktı. Yaklaşık saat civarında Mekke ye giriş yaptık hemen otele yerleştik otel de tüm grup 13.kat da idik oda numaramız 1309 Du ve tam karşı odamızda Efendibabam ile Nükhet annem kalıyorlar. Anjum otel 1500 kişilik ve Rabbim e Hamd olsun Kâ be ye 400 metre uzaklıkta idi. Yerleştirme ve akşam yemeği derken saat civarında umremizi yapmak üzere otelden ayrıldık. İhramlarımız ile şirket yetkilisi bizi Kâbe nin giriş kapısına kadar götürdü ve tüm gruptan 2.ci bir talimata kadar başımızı kaldırmamayı istedi gözlerimiz ayak parmaklarına bakarak yürüdük bir noktaya geldik ve sırtımızı Kâbe ye döndürdü ve dua etmeye hazırlanın ve hazır iseniz dönelim dedi ve herkes aynı anda döndü, o anı tarif etmek ve de unutmak mümkün değil. Efendibabamın öğrettiği duayı yapmak nasip oldu. Sonrasında Hacer ul Esvet in hizasında tavafın başlangıç noktasından başladık. İnsanı kâmil önümüzde bizde onun arkasında teker teker turları tamamlıyoruz. Aslın da insan ömrünün yani seyri sülük unun sıkıştırılmış bir özetini tatbik ediyorduk. Efendibabamın dervişlerine hayat seyrinde bu tavafın genişletilmiş halini yaşatıyor özetini orada yaşamak ise nimetlerin en büyüğü olsa gerek. Tavaf sırasında efendibabam ara sıra arkasını dönüp geride kalan var mı? diye de kontrol etmesi dikkatimi çekti. Adeta biz bizimle olanı ve bizden olanı geride bırakmayız der gibiydi. Bu tavafın hayatımızda dikey büyüme şeklinde oluşmasını Allah'tan diliyorum. Umrenin birinci kısmının bitmesiyle 2. Kısmına da yani safa ile Merve arasında say etmeye başladık. Burada İsmail efendimize (İbrahimiyet mertebesinde ki veledi kalp) gıda bulma telaşı var, ona bir şey olabilir korkusu var, (kabz), sağlıklı olduğunu görünce ( bast) halinin oluşumu içerisinde bazen telaş bazen de sakinlik hali oluşmuş. 154

156 Daha sonra 3. kısım saç kesme fassı başladı ilk efendi babam Nükhet annemin saçını kesiti sonrasın da Nükhet Annem de bayanların saçlarını kesti bir köşede. Efendibabam sonrada hepimizin saçlarını tek tek kesti. Allah razı olsun ve onu başımızda eksik etmesin. Umremizi yapmış olduk ve saat 03:00 gibi otele ulaşmış olduk. 4. Gün Sabah namazı sonrasında hemen yatıp istirahat ettik ve öğlen namazına Kâbe ye gittik ve namaz sonrasında ikindiye kadar tavaf ve Kâbe de vakit geçirmek nasip oldu. Akşam namazında hep birlikte Lobide buluşup Kâbe ye gittik Akşam namazı sonrası Efendibabama imamdan sonra müezzin in neden rekâtlar arası geçişlerdeki tekbirleri tekrarlıyor diye sordum. Efendibabamız İmam olan Allah ın Muhammed olan müezzin kanalıyla ulûhiyet den beşere aktarım var. Dedi. 5. Gün sabah namazı ve kahvaltının ardından Mekke civarında bir tur düzenlendi, bu tur sayesinde umre ile hac etme arasındaki farkı da görmüş olduk hemen hemen hac için yapılması gereken diğer vecibelerin mekânlarını da görmüş olduk ve bunların hakikatini ise Efendibabamızın daha önceki yazdığı yazılardan okumuş olarak orada ise anlatılan mekânları görmek ayrı bir anlam genişlemesine de vesile oldu. 6. Gün sabah mikat sınırına çıktık ve 2.umremiz bizim için başlamış oldu. Şahsına münhasır bir zorluğu ve zevki var. Peygamber efendimizin devesi ile de tavaf yaptığını bir gün öncesinde kardeşlerimiz ile yaptığımız sohbet de konu olmuştu, inşallah bizde bedenimizi deve hükmünde kullanıp aklımızı ve gönlümüzü Muhammed-i yaparak tavaf etmek nasip olur. Akşam namazında Efendibabamız ile Kâbe de buluştuk orada sorulu cevaplı sohbetler yapıldı. Sonrasında Efendibabam 80 yaşına gelmiş Nüket Annem deseniz hasta bu yaşta bu zahmet niye diye kendi kendime sordum ve anladım ki kendi için değil bizler için geliyorlardı. 7. Gün sabah namazına kalkıp Kâbe ye gittik ve Efendibabamız ile birlikte namazlarımızı eda ettik sonrasında otele dönüp kahvaltı sonrası biraz istirahat ettikten sonra alışveriş için yola çıktık, dönüş günü yaklaşmakta idi alışveriş yapma fikri aklımıza gelene kadar sanki hep orada kalacakmışız hissi vardı içimde, alışveriş düşüncesi bize tekrar döneceğimiz hatırlattı Rabbim tekrarını tüm aile fertleri ile yapmamızı nasip etsin inşallah. Cuma namazı için hazırlık yapmak üzere otele döndük ve Efendibabamız ile lobide buluşup Cuma namazı için Kâbe ye gittik namaz öncesinde Efendibabamıza sorular sorup cevaplar alıyorduk bir kardeşimiz Üveysilik ile ilgili bir soru üzerine uzun uzun cevapladılar o sohbetten benim için dikkat çekici bir noktası da şurası olmuştu, hasta annesinden bahsederken Efendibabamız hasta olan Nefsi külün aklı küle olan gidişi demesi hakikat ve marifet nuru olmadan böyle bir tespit ne mümkün. Cuma namazı sonrasında havanın sıcak oluşundan tavaf alanı geceye nispeten daha sakin oluyor olmasını fırsat bildik ve Kâbe nin neredeyse tam dip noktasından tavafımızı yaptık işin ilginç tarafı tavaf esnasında her turda yapılan duayı elimdeki bir kâğıda bakarak 155

157 okuyordum ve hiç kimseye değmeden rahatça yürüye biliyordum fakat sağa sola bakındığımda ilginç bir itiş kalkış yaşıyorduk. 8. Gün artık son günümüze girmiş olduk sabah namazı sonrasında veda tavafı niyeti ile otele dönmedik ve hamd olsun tavafımızı yaptık. Öğle namazı ve ikindi namazları sonrasında bavullarımızı toparlayıp sabaha çıkış için tüm hazırlıkları tamamlamış olduk akşam namazı için yola çıktık namaz sonrasında yatsıyı beklerken, insanın aklı gönlü başka ufuklara gide biliyor ve o an kişi Kâbe de bile olsa gaflete düşebiliyor dedim kendi kendime ve ardından Efendibabamız da yatsı namazına geldi ve Kâbe de yine bir araya, gelmiş olduk onunla geçirdiğimiz süreler içersin de ki durumumu bir kontrol ettiğimde ise gafletin zerresinin olmadığını anladım birden aklıma Muhiddin ibni arabinin İnsanı Kamil Mahlûk değildir sözü geldi. Son gecemizdi ve Kâbe den ayrılmak değil de yürüyen Beytullahtan ayrılmanın hüznü çökmüştü içime Nihayet biraz geçte olsa bu dosyamızı da bitirmiş olduk. Rabb-ımıza şükrederiz. Gayret bizden muvaffakiyet Hakktan dır. NOT= gezi sırasında ziyaret yerlerinde rehberlerimiz tarafından yapılan tanıtım anlatımlarını ses cihazlarına kayda almıştık, onları Es oğlumuz yazıya dökmüştü onlarıda ayrı bir dosya halinde düzenledim oradan bakılabilir. Kendisine teşekkür ederiz Terzi Baba Baskısı olan kitaplar. 1. Necdet Divanı: 2. Hacc Divanı: 3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu nun Seyr defteri: 4. Lübb ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca dan çeviri): 5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi de Bazı hakikatler: İngilizce, İspanyolca 6. İslâm da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca) 7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs i): 8. Tuhfetu l Uşşâkiyye, (Osmanlıca dan çeviri): 9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet: 10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle: 11. Vâhy ve Cebrâil: 12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi: 13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye: 14. İrfan mektebi, Hakk yolu nun seyr defteri ve şerhi Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.) 156

158 16. Divân (3) 19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.) 22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik: Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.) 35. Fâtiha Sûresi: 39. Terzi Baba: (2) 41. İnci tezgâhı: Yâ sîn, Sûresi: Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.) Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.) Mülk Sûresi: 91-Terzi Baba (7) Biismi has Selâm (13) 95- Terzi Baba-(8) (19/53) Fussilet Sûresi Terzi Baba kitapları sıra listesi KAYNAKÇA 1. KÛR ÂN VE HADîS : 2. VEHB : Hakk ın hibe yoluyla verdiği ilim. 3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim. 4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi i şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu l Hikem ve sohbetlemizden müşahede ile toplanan ilim. (Gönülden Esintiler) 1. Necdet Divanı: 2. Hacc Divanı: 3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu nun Seyr defteri: 4. Lübb ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca dan çeviri): 5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi de Bazı hakikatler: İngilizce, İspanyolca 6. İslâm da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca) 7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs i): 8. Tuhfetu l Uşşâkiyye, (Osmanlıca dan çeviri): 9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet: 10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle: 11. Vâhy ve Cebrâil: 12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi: 13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye: 157

159 14. İrfan mektebi, Hakk yolu nun seyr defteri ve şerhi Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.) 16. Divân (3) 17. Kevkeb. Kayan yıldızlar. 18. Peygamberimizi rû ya-da görmek. 19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i. 20. Terzi Baba Umre (2009) Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.) 22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik: 23. Değmez dosyası: Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.) Köle ve incir dosyası: 26. Bir zuhûrât ın düşündürdükleri: Genç ve elmas dosyası: 28. Kûr ân da Tesbîh ve Zikr: 29. Karınca, Neml Sûresi: 30. Meryem Sûresi: 31. Kehf Sûresi: Terzi Baba İstişare dosyası: 33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010) Bakara dosyası: 35. Fâtiha Sûresi: 36. Bakara Sûresi: 37. Necm Sûresi: 38. İsrâ Sûresi: 39. Terzi Baba: (2) 40. Âl-i İmrân Sûresi: 41. İnci tezgâhı: Nisâ Sûresi: Mâide Sûresi: A raf Sûresi: İbrâhîm Sûresi: 46. İngilizce, Salât-Namaz: 47. İspanyolca, Salât-Namaz: 48. Fransızca İrfan mektebi: Yâ sîn, Sûresi: İnsân, Sûresi: Tekvir, Sûresi: Fecr, Sûresi: 53. Hazmi Tura: Beled-Tîn, Sûresi: Kasas, Sûresi: 56. İrfan-Mek-Şer-Fransızca-Baba: TÂ HÂ Sûresi: 58. Mirat-ül-İrfan-ve-şerhi: Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.) Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.) Bir ressam hikâyesi: 158

160 63. İnci mercan tezgâhı 64. Ölüm hakkında: 65. Reşehatt an bölümler: 66. Risâle-i Gavsiyye: Mülk Sûresi: Namaz Sûrereleri: Namaz Sûrereleri: 70. Yahova Şahitleri: 71. Mü-Geceler-Fran-les-nuits: 72. Îman bahsi: 73. Celâl cemâl Celâl: Umre dosyası: 75. Gülşen-i Râz şerhi: Doğdular, yaşadılar hikâyesi: 77. Aşk ve muhabbet yolu: 78. A yân-ı sâbite. Kazâ ve kader: 79- Terzi Baba-(4) İstişare dosyası. 80- Terzi Baba-(5) İstişare dosyası. 81- Hayal vâdîsi nin çıkmaz sokakları: 82- Mektuplarda yolculuk-m.nusret-tura Umre dosyası. 84- Nusret Tura-Vecizeler ve ata sözleri. 85- Nusret Tura-Tasavvufta aşk ve gönül. 86- Terzi Baba-(6) İstişare dosyası. 87- Terzi Baba-İlâhiler derleme. 88- Nusret Tura-Divanı Her şey merkezinde hikâyesi. 90- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-1) şerhi. 91- Terzi Baba (7) Biismi has Selâm (13) 92- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (2) şerhi İngilizce. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs i): 94- Mescid-i Dırarr-Kubbet-ul Kara. 95- Terzi Baba-(8) (19/53) Fussilet Sûresi Umre dosyası. 98- Solan bahçenin kuruyan gülleri. 99- Terzi Baba-(9) İstişare dosyası İrfan mektebi ve şerhi-ispanyolca Bosna Hersek dosyası. 102-The SCHOOL OF WISDOM (irfan mektebi) 103-terzi Baba yüksek lisans tezi. 104-Hacc Umre ve hakikatleri. 105-Cemo ve Farko. 106-(2016) Umre dosyası. 107-Vahy ve Cebrâîl- (Fransızca) 108-Tezi Baba ile ilgili zuhuratlar. 109-terzi Baba tasavvufi izahlar Şeker risalesi. 111-Lübb-ül lübb-özün özü ve şerhi. 112-Bir kardeşin soruları ve cevapları 159

161 113- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-2) şerhi İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-3) şerhi İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-4) şerhi Kudüs seyahati dosyası İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-5) şerhi Altı peygamber serisi: Pey-(1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.) Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.) Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.) Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.) Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.) Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.) Terzi Baba kitapları serisi: Terzi Baba-(1) Terzi Baba-(2) Terzi Baba-(3) İstişare dosyası Terzi Baba-(4) İstişare dosyası Terzi Baba-(5) İstişare dosyası Terzi Baba-(6) İstişare dosyası Terzi Baba (7) Biismi has Selâm (13) 8-95-Terzi Baba-(8) (19/53) Terzi Baba-(9) İstişare dosyası Terzi baba yüksek lisans tezi Tezi Baba ile ilgili zuhuratlar terzi Baba tasavvufi izahlar Şeker risalesi Bir hikâye birçok yorum serisi Köle ve incir dosyası: Genç ve elmas dosyası: Bakara dosyası: 4-61-Bir ressam hikâyesi: 5-76-Doğdular, yaşadılar hikâyesi: 6-89-Her şey merkezinde hikâyesi Dîvanlar serisi: 1-1-Necdet Divanı: 2-2-Hacc Divanı: 3-16-Divân (3) 4-87-Terzi Baba-İlâhiler derleme Nusret Tura-Divanı İbretlik dosyalar serisi kevkeb-kayan yıldızlar. 160

162 2-23-İbretlik değmez dosyası Celâl Cemâl Celâl hayalî Kamer in hayal vâdîsi 4-81-Hayal vadisinin çıkmaz sokakları Mescid-i dırar/kubbet-ul kara Solan bahçenin/kuruyan gülleri Cemo ve Farko Bir kardeşin soruları ve cevapları Umre dosyaları serisi 1-2. Hacc Divanı: Terzi Baba Umre (2009) Terzi Baba Umre dosyası: (2010) Umre dosyası: Umre dosyası Umre dosyası (2016) Umre dosyası Hacc Umre ve hakikatleri Diğer dillere çevrilen Terzi Baba kitapları serisi 1-5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi de Bazı hakikatler: İngilizce, İspanyolca 2-6. İslâm da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca) İngilizce, Salât-Namaz: İspanyolca, Salât-Namaz: Fransızca İrfan mektebi: Mü-Geceler-Fran-les-nuits: İngilizce. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs i): İrfan mektebi ve şerhi-ispanyolca Vahy ve Cebrâîl- (Fransızca) Mektuplar ve zuhuratlar serisi: Terzi Baba İnternet dosyaları: Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar

163 Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar Kitaplar devam ediyor şu an Yekün= (117+86=203) NECDET ARDIÇ Büro : Ertuğrul mah. Hüseyin Pehlivan caddesi no. 29/4 Servet Apt Tekirdağ. Ev : 100 yıl Mahallesi uğur Mumcu Cad. Ata Kent sitesi A Blok kat 3 D Tekirdağ Tel (ev) : (0282) Cep : (0533) Veb sayfası: Amerika: <http:// necdetardic. org/ Veb sayfası: Amerika: <www.necdetardic.info> Veb sayfası: Almanya: <www.terzibaba.com> Site adresi (form): < İnternet, MSN Adresi: Necdet Ardıç 162

164 163

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

GÖNÜLDEN ESİNTİLER TERZİ BABA (2015 UMRE DOSYASI) NECDET ARDIÇ (BİRİNCİ BÖLÜM) İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (97)

GÖNÜLDEN ESİNTİLER TERZİ BABA (2015 UMRE DOSYASI) NECDET ARDIÇ (BİRİNCİ BÖLÜM) İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (97) 1 GÖNÜLDEN ESİNTİLER TERZİ BABA (2015 UMRE DOSYASI) 97 NECDET ARDIÇ (BİRİNCİ BÖLÜM) İRFAN SOFRASI NECDET ARDIÇ TASAVVUF SERİSİ (97) 2 ÖN SÖZ Bismillâhirrahmânirrahîm. 2013 umresinden geldikten sonra bizimle

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise o, (tutamadığı) günler sayısınca başka günlerde

Detaylı

tarafından yazıldı. Pazartesi, 13 Ağustos :33 - Son Güncelleme Pazartesi, 13 Ağustos :52

tarafından yazıldı. Pazartesi, 13 Ağustos :33 - Son Güncelleme Pazartesi, 13 Ağustos :52 ASİLDER in organize ettiği ve çok sayıda genç üyemizin katılımı ile 2-16 Temmuz 2012 tarihleri arasında gerçekleşen ASİLDER Umre Organizasyonumuz güzel bir şekilde tamamlanmıştır. Rabbim, bu güzel organizasyona

Detaylı

Wessalatu wesselamu ala Rasuluna Muhammedin we ala alihi we sahbihi ecmain. Allahumme Rabbena ya Rabbena takabbel minna inneke entessemiul alim.

Wessalatu wesselamu ala Rasuluna Muhammedin we ala alihi we sahbihi ecmain. Allahumme Rabbena ya Rabbena takabbel minna inneke entessemiul alim. DUA Eudhu Billahi Minessaytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdulillahi Rabil-alemin Wessalatu wesselamu ala Rasuluna Muhammedin we ala alihi we sahbihi ecmain. Allahumme Rabbena ya Rabbena takabbel

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

5. Peygamberimizin Medine'ye hicret ettikten sonra yaptırdığı caminin adı nedir? 1. Aşağıdakilerden hangisi dinin faydalarından biri değildir?

5. Peygamberimizin Medine'ye hicret ettikten sonra yaptırdığı caminin adı nedir? 1. Aşağıdakilerden hangisi dinin faydalarından biri değildir? Din Kültürü. Aşağıdakilerden hangisi dinin faydalarından biri değildir? Düşünmeyi öğretir Hayata anlam katar Sabretmeyi öğretir Herkesten yardım istemeyi öğretir Özgür olmayı öğretir. Peygamberimizin Medine'ye

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Haydin Câmiye Pazartesi, 31 Ekim :26

Haydin Câmiye Pazartesi, 31 Ekim :26 Hz. Peygamber Efendimiz, Mekke den Medine ye hicret ettikten sonra ilk iş olarak, Mekke den Medine ye hicret eden muhâcirlerle Medine nin yerlisi olan Ensâr ı birbirine kardeş yaptı. Bu iki şehrin Müslümanlarını

Detaylı

TURİZM SEYA Y HAT A A CENTA T SI

TURİZM SEYA Y HAT A A CENTA T SI Nura Doğru TURİZM SEYAHAT ACENTASI 2013 HAC PROGRAMLARI HAKKIMIZDA Şirketimizin merkezi Aksaray olmak üzere Ankara ve Tokat/Turhal'da ki şubeleri ile de hizmet vermektedir. Şirketimiz A grubu olarak 3735

Detaylı

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı ABD nin Kansas Üniversitesinden matematikçi Prof.Dr. Jeffrey H. Lang, İslam a giriş hikâyesini yazmış olduğu Melekler Soruncaya Kadar [Even Angels Ask: A Journey

Detaylı

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir; Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla 3 Bu güvenli belde şahittir; 1 4 1 İNCİR AĞACI ve zeytin (diyarı) şahittir! 4 Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış, 2 İncir ile Hz Nuh un tufan bölgesi olan

Detaylı

ÖZEL BİLFEN İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ

ÖZEL BİLFEN İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖZEL BİLFEN İLKÖĞRETİM OKULU 2016-2017 ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ TEST: 16 1. Hac ibadeti ne zaman farz olmuştur? A) Hicretin 9. yılında B) Hicretin 6. yılında C) Mekke nin fethinden

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRETİN İLK YILLARINDA DİĞER BAZI GELİŞMELER

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRETİN İLK YILLARINDA DİĞER BAZI GELİŞMELER 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRETİN İLK YILLARINDA DİĞER BAZI GELİŞMELER Bir önceki dersimizde, Hicretin İlk Yılında Allah Rasulünün hangi konular üzerinde durduğunu görmüş idik. Mescid

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

ÜÇ AYLAR DÖNEMİ UMRE Medine (2) Mekke (4) Türk Hava Yolları ile 6 Gece

ÜÇ AYLAR DÖNEMİ UMRE Medine (2) Mekke (4) Türk Hava Yolları ile 6 Gece ÜÇ AYLAR DÖNEMİ UMRE Medine (2) Mekke (4) Türk Hava Yolları ile 6 Gece 04 Mayıs (Şaban), 25 Mayıs (Ramazan Programı), 01 Haziran (Ramazan) 2017 Hareket 7 Gece 5* OTELLER DE KABE YE 150 MT., MESCİDİ NEBEVİYE

Detaylı

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar 1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

5 Peygamberimiz in en çok bilinen dört ismi hangileridir? Muhammed, Mustafa, Mahmud, Ahmed.

5 Peygamberimiz in en çok bilinen dört ismi hangileridir? Muhammed, Mustafa, Mahmud, Ahmed. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Siyer-i Nebi ne demektir? Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) doğumundan ölümüne kadar geçen hayatı içindeki yaşayışı, ahlâkı, âdet ve davranışlarını inceleyen ilimdir.

Detaylı

Hakkımızda. Yetki Belgelerimiz. Banka Hesap Numaralarımız

Hakkımızda. Yetki Belgelerimiz. Banka Hesap Numaralarımız Nura Doğru TURİZM SEYAHAT ACENTASI umre 2014 Hakkımızda Şirketimizin merkezi Aksaray olmak üzere Ankara ve Tokat-Turhal'da ki şubeleri ve Türkiye genelindeki anlaşmalı acentaları ile hizmet vermektedir.

Detaylı

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri 1 ) İlahi kitapların sonuncusudur. 2 ) Allah tarafından koruma altına alınan değişikliğe uğramayan tek ilahi kitaptır. 3 ) Diğer ilahi

Detaylı

İmama Sonradan Yetişen Namazları Nasıl Kılar? Cumartesi, 16 Ocak :02. Müdrik

İmama Sonradan Yetişen Namazları Nasıl Kılar? Cumartesi, 16 Ocak :02. Müdrik Müdrik Müdrik "idrak etmiş, yetişmiş, kavuşmuş" gibi anlamlara gelir. İlmihal ıstılahında, namazı tamamen imamla birlikte kılan kimseye müdrik denir. İmama en geç birinci rek atın rükûunda yetişen kimse

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

AKSARAY ANKARA TOKAT

AKSARAY ANKARA TOKAT Nura Doğru TURİZM SEYAHAT ACENTASI 2012 HAC AKSARAY 0382 213 06 12 ANKARA 0312 309 76 40 TOKAT 0356 276 93 46 Hakkımızda Şirketimizin merkezi Aksaray olmak üzere Ankara ve Tokat/Turhal'da ki şubeleri ile

Detaylı

CİHADA DENKTİR Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki hac ve umredir Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir.

CİHADA DENKTİR Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki hac ve umredir Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir. UMRE DİNİ SUNUM UMRENİN FAZİLETİ CİHADA DENKTİR Hz. Aişe (r.a) Efendimiz e (s.a.v) sorar: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Teravih Namazı - Gizli ilimler Sitesi

Teravih Namazı - Gizli ilimler Sitesi Niçin Teravih Namazı denilmiştir? Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan namaz. "Teravih" kelimesi Arapça, "Terviha"nın çoğuludur ve "oturmak, istirahat etmek'" anlamına gelmektedir. Teravih namazı

Detaylı

HAC ve UMRE. Memduh ÇELMELİ

HAC ve UMRE. Memduh ÇELMELİ HAC UMRE Memduh ÇELMELİ HAC-UMRE: AYET HADİSLER Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabet, Mekke deki çok mübarek bütün âlemlere hidayet kaynağı olan ev (Kâbe) dir. ( Âl-i İmrân suresi, 96) ) «Gücü yetenlerin

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ KURBAN: AYET ve HADİSLER Biz, her ümmet için Allah ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine onun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız,

Detaylı

Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun.

Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun. Ahmet: Otur, hanım otur. Allah aşkına bir otur. Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun. Ahmet: Allah aşkına bir otur hanım. Sabahtan beri dolaşmaktan ayaklarımın

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır. İslam çok yüce bir dindir. Onun yüceliği ve büyüklüğü Kur an-ı Kerim in tam ve mükemmel talimatları ile Hazret-i Resûlüllah (S.A.V.) in bu talimatları kendi yaşamında bizzat uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK (MAZERET) SINAVI 14 ARALIK 2013 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK (MAZERET) SINAVI 14 ARALIK 2013 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK (MZERET) SINVI 14 RLIK 2013 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. Biz herşeyi bir ölçüye göre yarattık. (Kamer suresi, 49. ayet) Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder.

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi;

Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi; Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi; 1) Güçlük içinde ve çok zor durumda olan insanın, 2) Savaş altındaki insanın

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

DİYANET UMRE. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı

DİYANET UMRE. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı DİYANET UMRE 2012 T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı DİYANET UMRE ORGANİZASYONUNDA ANA HEDEFİMİZ: > Usulune Uygun İbadet, > İrşad ve Rehberlik, > Güven ve Huzur, > Sağlıklı İntikal ve İkamet, > Zaman ve Mali

Detaylı

Dua ve Sûre Kitapçığı

Dua ve Sûre Kitapçığı Dua ve Sûre Kitapçığı Hazırlayan: Melike MÜFTÜOĞLU instagram.com/oyunveetlinliklerledinogretimi SÜBHANEKE DUASI Allah ım! Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

GÜNAH ve İSTİĞFAR. Israr etmek kişiyi nasıl etkiler

GÜNAH ve İSTİĞFAR. Israr etmek kişiyi nasıl etkiler GÜNAH ve İSTİĞFAR Israr etmek kişiyi nasıl etkiler Peygamber (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hiçbir küçük günah yoktur ki, ısrarla işlenilmeye devam edildiği halde büyümesin. Ve

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları Ön Söz Bu dergide namaz ibadetinden bahsedilmektedir. Namaz ibadetinin bize kazandırdıklarını, nasıl namaz kılacağımızı, namazın içindeki ve dışındaki şartları vb. gibi konuları özetlemektedir. Dergi kolay

Detaylı

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır. NAMAZ 1 Namazın önemi ve faydaları nelerdir? 1. İslam ın şartlarından biridir. 2. Kulu, Allah a yaklaştırır. 3. Cemaatle kılınması, birlik ve beraberliği pekiştirir. 4. Sorumluluk bilincini geliştirir.

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

ASKON ADANA UMRE PROGRAMI 31 OCAK 08 ŞUBAT 2013

ASKON ADANA UMRE PROGRAMI 31 OCAK 08 ŞUBAT 2013 ASKON ADANA UMRE PROGRAMI 31 OCAK 08 ŞUBAT 2013 Sayın üyemiz, ASKON Umre programımız, 31 Ocak - 08 Şubat 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Bu organizasyonla ASKON üyeleri, Umre'nin hazzını

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI

6. SINIF DERS: DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÜNİTE:1 KONU: DEĞERLENDİRME SORU VE CEVAPLARI 1- Soru: Allah ın insanlar arasından seçip vahiy indirdiği kişiye ne ad verilir? Cevap: Peygamber/Resul/Nebi denir. 2- Soru: Kuran da peygamber hangi kelimelerle ifade edilmektedir? Cevap: Resul ve nebi

Detaylı

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ استواء االله عرشه ] تر [ Türkçe Turkish Abdurrahman el-berrâk Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 00-43 استواء االله عرشه» باللغة ال ية «عبد الر ن ال اك

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ ب س م الله الر ح من الر ح يم الل ه ل نت ل ه م و ل و ك نت ف ظ ا غ ل يظ ال ق ل ب ف ب م ا ر ح م ة م ن لا نف ض وا م ن ح و ل ك İmran, 159) (Al-i HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ Muhterem Müslümanlar!

Detaylı

İsimleri ilk önce Berre idi, Zatı saadetleri ile evlendikten sonra ismini değiştirip Meymune koydular.

İsimleri ilk önce Berre idi, Zatı saadetleri ile evlendikten sonra ismini değiştirip Meymune koydular. Müminlerin annesi... İsimleri ilk önce Berre idi, Zatı saadetleri ile evlendikten sonra ismini değiştirip Meymune koydular. Hazret-i Meymune, Hazret-i Abbas ın hanımı Ümm-i Fadl ın kızkardeşi idi. İlk

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

Turizm ve Seyahat Tic. Ltd. Şti. Beyti Şerife giderken, beytin sahibine gidebilmek ümidiyle... UMRE. 24.yıl. www.ozmerveturizm.com.

Turizm ve Seyahat Tic. Ltd. Şti. Beyti Şerife giderken, beytin sahibine gidebilmek ümidiyle... UMRE. 24.yıl. www.ozmerveturizm.com. Beyti Şerife giderken, beytin sahibine gidebilmek ümidiyle... 24.yıl UMRE www.ozmerveturizm.com.tr 20-2016 BİZE DAİR 1992 yılında kurulan Özmerve Turizm 24 yıldır siz değerli dostlarına mübarek Hac ve

Detaylı

Asr-ı Saadette İçtihat

Asr-ı Saadette İçtihat Mehmedkirkinci.com Asr-ı Saadette İçtihat Sual: Hazret-i Peygamber zamanında içtihat yapılmış mıdır? Her güzel şey, her hayır Nebi ler eliyle meydana geldiği gibi, küllî bir hayır olan içtihadı da ilk

Detaylı

EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ.

EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ. EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ www.almuwahhid.com 1 Müellif: Şeyhu'l-İslam İbni Teymiyye (661/728) Eser: Mecmua el-feteva, cilt 4 بسم هللا الرحمن الرحيم Selefin, kendilerinden sonra gelenlerden daha alim, daha

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Senin için gelmesi mukadder olan şeylere hırs göstermen yersizdir. Senin için olmayan, başkasının hakkı olan şeylere, hasret çekmen yakışıksızdır.

Senin için gelmesi mukadder olan şeylere hırs göstermen yersizdir. Senin için olmayan, başkasının hakkı olan şeylere, hasret çekmen yakışıksızdır. Ciddi olarak Allah a isyan etmekten kaçın. O nun rahmet kapısına devam et. Bütün gücünü ve kuvvetini Allah için harca. Taatında sarfet. Yalvar, ihtiyaçlarını O na arz et. Başını önüne eğ, kork, Hak kın

Detaylı

Ümmü Rumân (r.a) Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül :32

Ümmü Rumân (r.a) Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül :32 Ümmü Rumân radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin kayınvâlidesi olma şerefine eren bahtiyar bir hanım sahâbi... Hazreti Âişe radıyallahu anhâ annemizin biricik annesi... Hz.

Detaylı

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac UMRE PROGRAMI 1993 yılının sonbaharında Türkiye de Umre ve Hac yapmak isteyenlere daha kaliteli hizmet sunmak maksadıyla dört ortak tarafından, İstanbul'da kurulmuş ve faaliyetine başlamıştır. O yıllarda,

Detaylı

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları Kapak illustrasyonu: Murat Bingöl isbn: 978 605 5523 16 9 Sertifika

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır:

1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1. Güzel ahlâk 2. Kötü ahlâk 2 Güzel ahlâk neye denir? Allah ın ve Resulü nün emir ve tavsiye ettiği, diğer

Detaylı

Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir.

Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir. AHMAK DOST Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir. İyilik zannıyla topluma,tüm değerlere,insanlığa karşı kötülük işlemektedir. İbrahim Peygamberden yana olduğunu

Detaylı

Gerçek şudur ki bu konu doğru dürüst anlaşılmamıştır; hakkında hiç derin derin düşünülmemiştir. Ali-İmran suresinde Allah (c.c.) şöyle buyurur; [3]

Gerçek şudur ki bu konu doğru dürüst anlaşılmamıştır; hakkında hiç derin derin düşünülmemiştir. Ali-İmran suresinde Allah (c.c.) şöyle buyurur; [3] Şimdi de hızlıca Müteşabihat hakkında bir iki şey söylemek istiyorum. Deniliyor ki Kur ân da hem Muhkemat hem Müteşabihatlar vardır. Bu durumda Kur ân a nasıl güvenebiliriz? Gerçek şudur ki bu konu doğru

Detaylı

Değerli Misafirlerimiz,

Değerli Misafirlerimiz, Hac & Umre Değerli Misafirlerimiz, Turizm sektöründe 25. yılımızı kutladığımız şu günlerde Etstur ile Hac ve Umre turizmine yepyeni bir soluk katmaya hazırlanıyoruz. Misafirlerine koşulsuz memnuniyet sunma

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir?

Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir? Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir? Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla Acaba İslam dini Kadın ın sünnet olması doğrultusunda bir destur vermiş midir? Kısacası

Detaylı

URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün. Teravih Namazı. Namazı Bozan Durumlar. Namazın İnsana Kazandırdıkları. Kunut Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3

URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün. Teravih Namazı. Namazı Bozan Durumlar. Namazın İnsana Kazandırdıkları. Kunut Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Teravih Namazı Namazı Bozan Durumlar Namazın İnsana Kazandırdıkları Kunut Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 o Teravih namazı ramazan ayında kılınır. o Yatsı namazının son

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere!

6. SINIF. Oturan, duran, kovsuz, gıybetsiz Hakk Muhammed Ali deyip evine vara, tüm canların Yüce Allah dildeki dileğini, gönüldeki muradını vere! 6. SINIF Cem İbadeti Cem, Alevilikte temel ibadet biçimlerinden biridir. Cem ibadeti cemevinde topluca yapılır. Cem, Alevi inancına göre, Kur an-ı Kerim deki Salât buyruğunun uygulanma biçimidir. Cem ibadeti

Detaylı

SELANİK HORTACI CAMİSİ

SELANİK HORTACI CAMİSİ SELANİK HORTACI CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK HORTACI CAMİSİ Portakapı Mahallesinde günümüzde Egnatia Caddesinin üzerinde Erken dördüncü yüzyılda inşa edilmiştir. İlk başta bir pagan tapınak ya da türbe

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MÜŞRİKLERLE İLİŞKİLER SERİYYE VE GAZVELER

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MÜŞRİKLERLE İLİŞKİLER SERİYYE VE GAZVELER 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MÜŞRİKLERLE İLİŞKİLER SERİYYE VE GAZVELER Müşriklerle İlişkiler - İlk Seriyyeler ve Gazveler Gazve: Hz. Peygamber in katıldığı bütün seferlere gazve (ç.

Detaylı

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır Tevafuk birbirine denk gelmek, birbiriyle uygun vaziyet almak demektir. Tevafuklu Kur anda tam 2806 Allah lafzı pek az müstesnalar

Detaylı

Muharrem ayı nasıl değerlendirilmelidir?

Muharrem ayı nasıl değerlendirilmelidir? On5yirmi5.com Muharrem ayı nasıl değerlendirilmelidir? Muharrem ayı nasıl değerlendirilmelidir? Muharrem orucunun önemi nedir? Yayın Tarihi : 6 Kasım 2013 Çarşamba (oluşturma : 1/22/2017) Hayatın bütün

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ

HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ ARAFAT Hz. Adem İle Hz. Havva Validemizin yeryüzünde ilk buluştuklar tukları,, kavuştuklar tukları yerdir. Peygamber Efendimizin Veda Hutbesini söyledis ylediği yerdir. Orada

Detaylı

YECDER. l.ulusal DIN GüREVLILERI SEMPOZYUMU TEBLIGLERI

YECDER. l.ulusal DIN GüREVLILERI SEMPOZYUMU TEBLIGLERI YECDER KiTAPLARI ı YECDER l.ulusal DIN GüREVLILERI \J SEMPOZYUMU TEBLIGLERI (22 Mayıs 2010) V. BÖLÜM 1- YAYGIN VE ÖRGÜN DİN EGİTİMİNDE CAMi MODELİ Kurban EREZ- İmam Hatip 1 İstanbul Giriş İslam, İnsanlığın

Detaylı

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Kültürümüzden Dua Örnekleri Güzel İş ve Davranış: Salih Amel İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Kültürümüzde birçok dua örneği

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya

Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya VAHYE DAYALI DİNLER YAHUDİLİK Yahudiliğin peygamberi Hz. Musa dır. Bu nedenle Yahudiliğe Musevilik de denir. Yahudi ismi, Yakup un on iki oğlundan biri olan Yuda veya Yahuda ya nispetle verilmiştir. Yahudiler

Detaylı

Hz.Resulüllah (SAV) den Dualar

Hz.Resulüllah (SAV) den Dualar Hz.Resulüllah (SAV) den Dualar Camiye Girerken Allah ın adıyla, Allah ın Resulüne salat ve selam olsun. Allah ım, hatalarımı bağışla ve bana rahmet kapılarını aç. Camiden Çıkarken Allah ın adıyla, Allah

Detaylı

Istılah olarak;peygamber Efebdimiz zamanında yaşamış ve de Peygamber Efendimizi görerek ona inanmış olan kişilere denir.

Istılah olarak;peygamber Efebdimiz zamanında yaşamış ve de Peygamber Efendimizi görerek ona inanmış olan kişilere denir. SAHABE NİN FAZİLETİ Sahabe;arkadaş,dost,sahip anlamlarına gelmektedir. Istılah olarak;peygamber Efebdimiz zamanında yaşamış ve de Peygamber Efendimizi görerek ona inanmış olan kişilere denir. Veysel Karani

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Sunabihi (Rah Aly.) anlatıyor: Ölüm döşeğinde yatmakta olan Ubade b. Samit'i (R.A.) ziyarete gittim. Onu gürünce ağladım. Ubade, "Dur biraz!

Sunabihi (Rah Aly.) anlatıyor: Ölüm döşeğinde yatmakta olan Ubade b. Samit'i (R.A.) ziyarete gittim. Onu gürünce ağladım. Ubade, Dur biraz! Sunabihi (Rah Aly.) anlatıyor: Ölüm döşeğinde yatmakta olan Ubade b. Samit'i (R.A.) ziyarete gittim. Onu gürünce ağladım. Ubade, "Dur biraz! Neden ağlıyorsun? Yeminle söylüyorum ki, biri hariç Resulullah'tan

Detaylı

Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn

Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn RAMAZAN GECELERİNDE KILINAN NAMAZIN CEMAATLE EDÂSININ MEŞRULUĞU ] ريك Turkish [ Türkçe Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin 2011-1432 وعية اجلماعة يف قيام رمضان»

Detaylı

2017 İlkbahar- Kandil ve Ramazan Umre Programları Fiyat Listesi

2017 İlkbahar- Kandil ve Ramazan Umre Programları Fiyat Listesi 2017 İlkbahar- Kandil ve Ramazan Umre Programları Fiyat Listesi Mekke Otelleri Krokisi 2 3 Medine Otelleri Krokisi 2017 İlkbahar - Kandil Umre Programları 401.Grup 14 Günlük Mirac Kandili Mekke Umre Programı

Detaylı

Kendim yanarım aşk ile gayre zararım yok. Ser tâ be kadem ateşim amma şererim yok. Yâri ararım devrederek hâne be hâne

Kendim yanarım aşk ile gayre zararım yok. Ser tâ be kadem ateşim amma şererim yok. Yâri ararım devrederek hâne be hâne Kendim yanarım aşk ile gayre zararım yok Ser tâ be kadem ateşim amma şererim yok Yâri ararım devrederek hâne be hâne Yâr ise benim hâneme gelmiş haberim yok. Said Paşa Meşhur bir ressam günün birinde dünyanın

Detaylı

Question. Kadir gecesi yalnız bir gece midir yoksa bir geceden fazla mıdır? Gündüz de kadir gecesinden. sayılır mı?

Question. Kadir gecesi yalnız bir gece midir yoksa bir geceden fazla mıdır? Gündüz de kadir gecesinden. sayılır mı? Question Kadir gecesi yalnız bir gece midir yoksa bir geceden fazla mıdır? Gündüz de kadir gecesinden sayılır mı? Answer: Kadir gecesi, mübarek ve önemli bir gecedir. Kur'an'ın nassıyla ramazan ayının

Detaylı