YIL : 7 SAYI : 46 MART : TORE'den AYHAN TUĞCUGİL 2. Çağ Dışı Şiirler III NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU 7. CEVAPLAR Doç. Dr.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YIL : 7 SAYI : 46 MART : 1975. TORE'den AYHAN TUĞCUGİL 2. Çağ Dışı Şiirler III NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU 7. CEVAPLAR Doç. Dr."

Transkript

1

2 AYLIK FİKİR VE SAN'AT DERGİSİ TORE'den AYHAN TUĞCUGİL 2 Her türlü haberleşme adresi : P. K. 211 Kızılay Ankara Çağ Dışı Şiirler III NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU 7 CEVAPLAR Doç. Dr. İSKENDER ÖKSÜZ 8 Havale : numaralı posta çeki Yüzyılımızın Kürşadı Nejdet Sançar Prof. Dr. HİKMET TANYU 12 İnsan ve Beyin İsrafı Doç. Dr. NECMETTİN HACİEMİNOĞLU V Yurt içi yıllık Yurt dışı yıllık Abone Şartları 80 TL 120 TL Komünistler Köylüyü Nasıl Kandırır? Doç. Dr. MEHMET ERÖZ 22 Ziya Gökalp'da Milliyetçilik ve Din Anlayışı Prof. Dr. FARUK KADRİ TİMÜRTAŞ 3i Genel Dağıtım : GAMEDA Marksizmin İç Savaşı Prof Dr. ORHAN TÜRKDOĞAN 34 Arif Nihat Asya ile Son Konuşma YAVUZ BÜLENT BAKİLER 55 Hazer ARİF NİHAT ASYA 58 Yelken t ARİF NİHAT ASYA 59 Desenler : GARİP KAFKASLİ 17 SERHAT 22 Kurucusu : HALİDE NUSRET ZORLU- TUNA, Sahibi: EMİNE IŞINSU ÖKSÜZ Umumî Neşriyat Müdürü : GALİP ERDEM Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: MERİÇ COŞKUN Ankara Temsilcisi: Şevket BÜLENT YAHNİ Cİ Tel: İstanbul Şubesi : Mithatpaşa Caddesi Küçük Hayrettin Efendi Sokağı No. 4, Beyazıt İstanbul Temsilcisi: YAŞAR OKUYAN İstanbul Şube Sekreteri : RUHİ ÖZKANLI Erzurum Temsilcisi : DENİZ ŞAHİN Basıldığı yer : Yeni Işık Matbaası, Ankara Tel.: İlân : Özel şartlara tabidir - Dergimizdeki yazılar, dergimizin ismi, yazının çıktığı sayı ve sayfa belirtilmeden iktibas edilemez. YIL : 7 SAYI : 46 MART : 1975

3 "OR 'DEN ECEVIT VE TRT 1969'da Polonya, komünist ülkelerde pek ender rastlanan, meydana geldiği zaman ela en vahşî şekilde cezalandırılan öğrenci nümayişlerinden birine sahne cimuştu. Baş kaldıran öğrencilerin esas isteği «Haber alma hürriyeti.» idi. Komünist Partis; nin sansüründeki basın, aynı partinin kont rolündeki radyo ve televizyon vatandaşların doğru haber almalarına, dünyada olup bitenleri öğrenmelerine kesinlikle mani olu yordu. Neticede - tabii - hareket bastırıldı, göstericilerin öncüleri hapsedildi: hâlâ hapistedirler... Gerçi Türkiye'de sol henüz iktidarda değildir. Fakat Ecevit'in kısa başbakanlık döneminde gerçekleştirdiği kadro ihtilâli komünist ülkelerdekini hiç de aratmayacak bir haber sansürünü kurmayı başarmıştır. TRT Türkiye'nin tek radyo ve televizyonudur. Onun yanlışlarını, yaianlannı düzeltecek ikinci bir radyo veya televizyon mevcut değildir. Üstelik TRT, bilhassa AYHAN TÜGCUGIL Türkiye'nin köylü kesiminde - gazetelerin erişmediği bölgelerde - tek haber kaynağıdır. Ve bu TRT günde yirmidört saat, komünist ülkelerin radyo propogandalarıyla, Nazi propogandasıyla rahatça rekacet ede bilecek bir ustalıkta CHP ve sol propogandası yapmaktadır. Tek haber vasıtasının TRT olduğu kesimlerde ise bu propoganda «tutsak dinleyiciler» üzerinde «beyin yıkama» niteliğine bürünmektedir. TRT yalan haber mi vermektedir? Çok ender... Meselâ geçen aylarda Hacettepe Üniversitesi olaylarında Hacettepf üniversitesi Öğrenci Derneği Başkanı'mn tutuklanmasını «Hacettepe Milliyetçiler Derneği Başkanı tutuklandı.» şeklinde vermesi 3.5 ay önce kapanan Eskişehir Ülkü Ocağı'nı 23 Şubat'ta tekrar kapattırması bu ender yalanlarından biridir. Umumiyetle TRT'nin verdiği haberler doğrudur Fakat Moskova Radyosu'nun verdiği haberler de doğrudur öncesinde Berlin radyosunun verdiği haberler de umumiyetle doğruydu. Oynanan oyun haberlerin doğru ve- 2 TÖRE'den

4 ya yanlışlığında değil, hangi haberlerin verilip hangilerinin verilmediğindodir. Usta propogandacı, usta beyin yıkayıcı yalan söylemez; sadece gerçeğin işine gelen kısmını verir, gelmeyenini saklar. İpekçi - Barias ve ortaklarının taktiği de budur. Geçen sayımızda TRT'nin yarım - gerçek usulü yalanlarından altı misal saymıştık. Şubat ayı listemizi daha da kabartmıştır. Viranşehir'de tutuklanan TÖB - DKR'lilen, CHP'lileri TRT'den dinlediniz mi? Hil- Van Sulh Ceza Mahkemesi'nin olaylara sebep olan TÖB - DER mitinglerinde dağıtılan bildiriyi «Halkı isyana teşvik, bir sosyal sınıfı diğer bir sosyal sınıf aleyhinde tahrik ve Türk Ceza Kanununun suç caydığı fiilleri övmek.» gerekçesiyle toplattığım TRT'den dinlediniz mi? (.15 Şubat 1975 ve 4 sayılı karar) CHP gençlik kolları yetkililerinin «Devletin güvenlik kuvvetlerini tahkir» den arandıklarını TRT'den duy dunuz mu? TÖB - DER hakkında favcılıklarça açılan soruşturmaları dinlediniz mi? Hayır, hayır! Fakat CHP'li tahrikçilerin,, eli tabancalıların yarattığı Erzincan olayla rı hakkında Ecevit'in telgrafını - Kıbrıs'la il gili haber yarıda kesilerek - dinlediniz. (23 Şubat TRT - 2) Süratle işleyen bir tezgâh kuru]muştur. Herhangi bir yerde,, herhangi bir zamanda bir olay mı oldu? İki saat sonra Ecevit'in demeci, telgrafı, CHP'nin bildirisi hazırdır. Demeç, Telgraf, bildiri, nazırlan cıığmdan birkaç dakika sonra - umumiyet le telefonla bildirilerek - TRT'ye «geçilir.» TRT haberi ilk bülteninde, icab ederse başka haberlerin ortasına girerek verir. Arkadan bütün radyo programlarında, televizyonun her cins haberinde malzeme tekrarlanır. Bir iki saat içinde de CHP'nin yan kuruluşları imdada yetişir. Tüm bilmemkimler derneği,, falan sendikanın filan şubesi destekleyici yayma başlamışlardır ve bu bildiriler büyük bir sadakatla devletin TRT'sinde, sizin, benim vergilerimizle beslenen TRT'den yayımlanır Akla bir sual gelebilir: «Mekanizmanın her safhasındaki hızlılık solculuk aşkıyla izah edilebilir. Fakat Ecevit ve CHP, olaylar hakkında nasıl oluyor da bu kadar süratli haber alabiliyor, bu kadar çabuk teşhis imkânına sahip olabiliyor ve hatta suçluyu suçsuzu birbirinden ayırabiliyor?» Hakikaten, özellikle Erzincan olaylarında iki gün süreyle CHP'den, dolayısıyla TRT den hükümetin olayları teşhise geç kaldığını, geriden gittiğini dinledik. Sayın Sadi Irmak, henüz tahkikatın yürüdüğünü, polisin elinde fotoğrafların bulunduğum: bu fotoğraflara dayanılarak yapılacak teşhis lerle gerçek suçluların bulunacağını boşuna tekrarladı. Fakat ne Ecevit'in ne de CHP'nin sabrı yoktu. Onlar kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu çoktan biliyorlardı. Milliyetçiler derhal hapse atılmalıydı. MHP kapatılmalıydı. İş bununla da bitnryordu. Milliyetçilerin - Ecevit'in tabiriyle - yazanları, çizenleri ortadan kaldırılmalıydı. Fevkalade görülen bu teşhis süratinin aslında şaşılacak bir tarafı yoktur. Bu adamlar «bilimsel sosyalist»tir, Marksist' tir, yani skolastik zihniyet sahibidirler. On lara göre olayların iç yüzü çoktan - Marks kapitali yazdığından beri - bellidir. İncelemeye, araştırmaya hiç lüzum yoktur. Bir mesele karşısında inceleme yapmak lüzum suzdur. Gözlem, inceleme yerine Mark'sm Engels'in, Lenin'in kitabı açılır. Aradıklarının cevabı orda varsa iyi; yoksa bu büyük ustaların hayatları boyunca yaptık larma bakarlar. Orda da bulamazlarsa dünyadaki diğer Marksistlerin davranışları tetkik edilir ve mutlaka bir neticeye varılır. Aynen, bir atın kaç dişi olduğu halikında Aristo'yu ve İncil'i kanştırıp münakaşa ederek sonuca varmak gayretin deki ortaçağ Avrupası papazları gibi. Bu zavallılar da yıllar yılı bir atın ağzını açıp dişlerini saymayı akıl edemediler. Mahkemeler, polis fotoğrafları, şahit ifadeleri onlar için son derece lüzum=yz şeylerdir. Ecevit 8 ilde, arkasından da Erzincan' da çıkan olaylarla ilgili teşhisini ilk günden ilân etti : «Banlar toplumsal patlama değil, siyasi ofayiardır.» Çünkü kitap öyle ruğcugil 3

5 yazmaktadır. Bir sosyoloji profesörünün - incelemelerinden sonra bile - söylemeğe ce saret edemiyeceği bu lâf lise mezunu Ece vit için çok kolay sarfedilir. Çünkü Sayın Marks sol aleyhine cemiyet patlamasından bahsetmemektedir. Fakat olaylarda sol bas km çıksaydı Ecevit'in hükmü hasırdı : «Bu patlamalardan kaçınmak olanaksızdır. Suçlu kimseler yoktur, suçlu düzen vardır.» ve arkasından hapishane kapılan yeniden açılırdı. Toprak ve fabrika işgallerinin «Doğa yasası» olduğu henüz zihinlerden silinmemiştir. Bu adamların kafaları 19. asırda yeniden hortlayan skolastisizmle tam şartlanmıştır. Ecevit'in 1975 yılbaşı mesajına bakalım : «Türk toplumu hızla gelişiyor. Toplum yapısı ve toplumsal kurumlar dar geliyor artık bu gelişmeye... Eski boyutlarına. kalıplarına sığmayan, kabuğunu çatlatan bir toplumdur şimdi Türk taplumu..» Bir de Mark'm Kapital'inin «Kapitalist birikimin tarih içindeki eğilimleri» bolümü nün sonuç kısmına bakalım : «Kapitalin tekeli, onunla birlikte ve onun altında büyüyüp geliştiği üretim tarzına bir boyunduruk olmaya başlar. Üretim araç'arının merkezileşmesi ve emeğin içtimaıjeşmesi neticede öyle bir noktaya gelir ki, kapitalist kabukla çelişkiye düşer. Bu kabuk parçalanır. Kapitalist özel mülkiyetin in filâki duyulur. Gâsıplar gaspedilir.» Şartlanma bu noktaya varınca artık demokrasi adına en ağır dikta, adalet adına en büyük haksızlık o kafa için mubahtır. Fikir hürriyeti sadece kendi fikirlerinin hürriyetidir. Sol vahşet «Doğa yasası», milliyetçi hareket «terör»dür. Ecevit - TRT ortaklığının en usta beyin yıkama oyunlarından bile korkmaya sebep yoktur. Türk Milleti'nin taritıi sağduyusu yalanın içinden doğruyu çıkarmaya muktedirdir. Asıl tehlike Ecevit - TRT - Milliyet ve diğer sol basının sistemli yayınma devletin kilit mevkilerinde bulunanların kanması ihtimalidir. Ancak Sayın Irmak'ın bütün baskı karşısında 24 Şubat'ta «Tahkikat bitmeden hüküm veremeyiz. Polisin, savcıların mahkemelerin elindeki delilleı değerlendirilecektir.» mealindeki beyanı, milletin parasmm istismarıyla yaratılan beyin yıkama makinesinin tesirsizliğinin gü zel bir isbatıdır. TÖB - DER Töb - Der'in toplantıları sonucu meydana gelen olayların akabinde savcılıklar so ruşturmaya geçtiler. Şimdi Türkiye'nin çeşitli yerlerinde Töb - Der'in siyasetle uğraşıp uğraşmadığı araştırılmaktadır. Eğer uğraşıyorsa, merî dernekler kanununa göre kapatılacaktır. TÖRE burada bir noktayı sayın savcılarımıza hatırlatmayı vazife sayar. Hatırlatmamızı TÖRE'rıin 38. sayısının «Genel Durum» yazısından bir iktibasla yapalım : «Nihayet yiııe Üstündağ'ın TÖB - DER bir baskı gurubudur, elbette siyaset yapacaktır. Sözü, savcılık- Jarca ihbar kabul edilmeli ve dernekler kanununa tâbi bir cemiyet hakkında MilH Eğitim Bakanı'nın bu ithamının doğru olup olmadığı, derneğin kapatılmasının gerekip gerekmediği incelenmelidir.» Bir ilâvemiz var : Derneklerin siyasetle meşgul olmaları suçsa Sayın müstafi Bakan'ın bu beyanı «suça teşvik» sayılabilir mi? TARIK BUĞRA OLAYI TRT'nin gerçeğin bir kısmını vermek taktiğiyle yalancıhğı yalnız haberlere mah sus değildir. Yorumlar, açık oturumlar ve sanat programlarında da aynı oyun ustalıkla tekrarlanır. İpekçi ekibinin TRT'yi devralmasından bu yana Ahmet Oktay gibi kişilerce düzenlenen «Sanat Çevresi», «Ede biyat Dünyası» gibi programlar milliyetçi sanatçılara kapalı tutulmuştur. Solun sanat çı saydığı kimseler tükenince, veya bir kitap yazmış, iki heykel yapmış adamlar reklâm edildikçe artan «Yahu bu da kim?» tenkitleri karşısında bu programlara Ortodoks sol dışında kimseler de sokulmaya başlandı. Fakat takdimci böyle durumlarda uzun uzun «Her ne kadar toplumsal sorunlara eğilmemekte ise de...», «Toplum 4 TORE'den

6 cu akımdan uzak kalmışsa da...» özürleriy le dinleyicilere sosyalist olmayan sanatın eksikliğini izahtan geri durmadı. Nihayet bizi de şaşırtan bir hadise oldu. 13 Şubat tarihinde milliyetçi romancı,, hikayeci, tiyatro, makale yazarı ve tenkitçi Tarık Buğra'mn «Edebiyat Dünyamız» programında tanıtılacağı gazetelerdeki TRT prog ramlarında yer aldı. Demek bu adamlar tenkide tamamen kapalı değillerdi. Gerçi Tarık Buğrayı bu sırada bırakmak yine ayıp, yine suçdu ama TRT için günah, sevap sayılırdı. Sonra olan oldu. 13 Şubat geldi ve karşımıza Tank Bugra'yı deği! sosyalist Oktay Rıfat'ı bulduk. Sözü edebiyat doktoru sayın Ahmet Ercıiasm'a bırakalım : «İdeolojilerin sanata tasallutunu önlemek ve sanatta millî görüşü hâkim kılmak üzere kurulan derneğimiz; bazı sanat kuruluşlarının ve bilhassa devlete ait vasıtaların sosyalizme âlet edilmesini şiddetle kınar. «Kültür Bakanlığı tarafından yapılan Ya yın Kongresi de sosyalist sanatçılar tarafından istismar edilmiş, bu kongrede alınmamış bazı kararlar, solcu yayın organları tarafından kongre kararları olarak ilân edilmiştir.» «Sosyalist sanatın himaye edilişinin en tipik örneklerini TRT vermektedir. Bir devlet kuruluşu olan ve ancak millî menfaat taraftarı yayın yapması gereken TRT kültür ve sanat programlarına sadece solcu ve marksist olarak tanınan kimseleri ve eserleri almaktadır. Bu kendini bilmez davranışın en son örneği TARIK BUĞRA OLAYIdır.» «TRT, önceden yayınladığı programlarında ilân ettiği halde 13 Şubat 1975 tarihindeki «Edebiyat Dünyamız» programına Tarık Bugra'yı çıkarmamıştır. Bir gün önceki ân-î bir emirle Tank Buğra programdan çıkarılmış, yerine sosyalistliği ile tanınmış olan Oktay Rıfat konmuştur.» «Tarık Buğra televizyon programından niçin çıkarılmıştır?» «Çünkü Tank Buğra, Türk milletinin yü celtilmesi ülküsüne ve millî değerlere bağlıdır.» «Çünkü Tarık Buğra, güçlü bir sanatkârdır.» «Çünkü Tarık Buğra, sosyalizme karşıdır.» «Çünkü Tarık Buğra,. Tercüman yazarıdır ve TRT'nin kötü icraatını tenkit eden yazılar yazmıştır.» «TRT bu kadar aşikar sosyalizm taraftarlığını acaba nasıl izah edecektir? Millî sanata ve milliyetçi sanatçıya karşı olmadığını iddia edebilecek midir? Aylık program hazırlanırken programa alındığı Tarık Buğra'ya haber dahi verilmemiştir. Bu kadar iptidaî metotlarla çalışan bir kurum, hâlâ çağdaşlıktan dem vurabilecek midir?» TRT'yi hûlis sanatın aydınlık ufuklarına ve iptidaî bir ideolojinin tarafını tutmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz.» YAYIN KONGRESİ Ocak sonunda, TÖRE baskıya girdikten sonra İkinci Türk Yayın Kongresi toplandı. Çağrılanların listesinde adı sanı duyulmamış yayınevleri varken TÖRE - DEV LET, ÖTÜKEN ve diğer büyük milliyetçi yayınevleri nedense unutulmuştu. ANDA dağıtım teşkilâtı ise 10 Ocak tarihinde kendisinden «10 Ocak'a kadar hazırlayacağınız tebliğin gönderilmesi...»ni isteyen komik bir davetiye aldı. Türkiye'nin en yüksek tirajlı aylık fikir ve sanat dergisi TÖRE'nin, en yüksek tirajlı haftaiık siyasi gazetesi DEVLET'in en yüksek tirajlı aylık gençlik dergisi BOZKÜRT'un kongreye davet edilmediğini belirtmeye lüzum yok. Kültür Bakanı Sayın Nermin Neftçi'nin eski kültür müsteşarının hazır ruğcugil 5

7 ladığı listeyi değiştirmediğini, aynen kullandığını belirtirken övünmesini anlayamadık ama hiç olmazsa fiilî suçun kendisinde olmadığım ancak «yapmamak»tar. kusurlu bulunduğunu anlamış olduk TRT'nin kongreye katılanlar arasında sadece solcularla mülakat yapması, mülakat esnasında bir solcunun «tesadüfen» cebinde yazılı olarak taşıdığı fikirlerini dakikalarca televizyondan okuyabilmesi, yayınevleri arasından nedense sadece «Bi : gi»nin seçilmesi bizi hiç de şaşırtmadı. Alınmamış bazı kongre kararlarınm alınmış gibi basma aksi de sol beyin yıkama mekanizmasının alışılmış oyunlarındandı. Fa kat bütün aksayan, aksatılan taraflarına rağmen kongre faydalı oldu, müsbet sonuçlar verdi. Faydalar arasında Prof. Dr. M. Kemal Özergin'in metinlerim aşağıya aldığımız üç teklifinin kabulünü sayabiliriz : 1. Teklif Komisyon Başkanlığına 20, Yayın işinin aynı zamanda bir kültürün ayakta tutulması vazifesini gördüğü ortadadır. Bunun içindir ki, Fransa'da basılan eserler Kanada ve Afrika'da. Almanya' da çıkanlar İsviçre ve Avusturya'da., hele İngiliz diliyle olanlar bütün dünyada dağıtılmaktadır. Medeni milletlerde durum boy le iken, Türkiyemiz sınırları dışında bulunan Türk toplulukları, çok kere kendi anadilleriyle yayın yapmada veya temin etmede büyük zorlu';: ve güçlüklerle karşı kar siyadır. Bu gerekçeye Kültür Bakanlığımızın ba sim ve yayım imkânı bulamayan Türk topluluklarını dikkate alarak, gerekli teşebbüs ve hazırlıkları yapmasını, onlar için basım işini ele almasını, kitap ve dergi temin etmesini teklif ederim. 6 Prof. Dr. Kemal Özergin «Oztürkçe»yi savunan bazı Dil Kurum'- cularınm bu teklife karşı çıkmaları kaycta değer. 2. Teklif. Komisyon Başkanlığına Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri, zaman - zaman eski bilim, sanat ve edebiyat metinlerinin, belgelerin yeni yazımızla basılarak genç nesillerini istifadesine sunulması teşebbüsleri yapılmıştır. Hatta son yıllarda bu çalışmalar, özel basım ve yayıncılarda da görülmektedir. Ne vaı ki, bu yoldaki çalışmalar çok kere programsız, yetersiz ve süreksizdir. Bu durumun dikkate alınarak, Kültür Bakanlığı'mızın artık kesin ve sürekli bir teşkilât kurarak, aşağıda belirtilmiş iki kolda çalışma yapmasını teklif ederim. A. Türk kültürünün kaynak ve belgeleri nin uzmanlarca hazırlanmış metinlerinin basımı. B. Yukarıda anılan metinlerin halk ve gençlik için sadeleştirilmiş basımı. 3. Teklif Prof. Dr. M. Kemal Özergin Komisyon Başkanlığına Ülkemizce halk için olan yayınların azlığı ve kalitesizliği dikkate alınarak, Bakanlığın bu yolda, aşağıda belirtilen kollarda çalışmaya girişmesini teklif ederim. Halk yayınları A. Halk ağzından derlenmiş ve o zevkte olan edebiyat ve sanat metin ve çizimlerinin basımı ve yayımı Örnek : Halk hikâye ve masalları fıkra lan, musikisi ve el sanatları. B. Halkı eğitmek için hazırlanacak teknik mahiyette kitaplar. Bunların dili basit ve anlatımı açık olmalıdır. Örnek : Elektrik, Ekincilik, Hayvancılık vb. Prof. Dr. Kemal özergin före'den

8 ÇAÖ DIŞI ŞİİRLER III Ekranda, antende; oğlanlar, kızlar... İtalya'dan, Fransa'dan, ANKARA'dan müzik! Türkmen yüreğimde bir derin çizik, Bir yerim sızlar. Göğüsler, bacaklar., bir sahte fizik.. Ötesi yok mu? Benim değil bu ses, bu dil, bu ezgi, Bu görüntü, bu ruh, bu kin, bu bağış... Duygumu çiyneyip tüküren baykuş, Bu beynimi ezen hain silindir Elindir! Gülü öz rengimce açan bahçede Dilimle, ağzımla... benim lehçede Benim kuşlarımın ötesi yok mu? Bu kadar ıssız mı, sessiz mi yollar Ki, bir sürü böcek, bir - şey - yuvarlar! Dev uykuda, arslan yatağında mı, Peri padişahı otağında mı? Bunaldı içim; De bre koçum! De bre! De nedir beynimde öten, Penceremden esen, bacamda tüten? Dinmez bir hasretle gönlümde yatan Benim ocağımın tütesi yok mu? Bu kul yazısıdır alnımızdaki Böyle yazı yazmaz gönlümüzdeki. İtalyan, Fransız, Moskof, ispanyol, Böcekler, sinekler, «şey» li tırtıllar... Kazıyıp koparmak., elimizdeki! Al «bilmem neyini» Ve cehennem ol!.. Doğudan Batıya uzayan yollar! Tozlan göreyim. Beşbin yıldan beri yürüyen kervan! Hızlan göreyim. üstünde and içilen doru atların Bu tozu, dumana katası yok mu? Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU

9 Doç. Dr. İSKENDER ÖKSÜZ CEVAPLAR Yazarımız edebiyat doktoru ve Sanat Derneği Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Bican Ercılasın'ın TÖRE sayfalarından İlhami Soysal'a ve uydurma Türkçec ; îwe bir mektubu var : «Sosyalist kanadın bir İlhami Sosyal'ı var dır. Yeni Ortam Gazetesinde günlük fıkralar yazar. Kurtul Altuğ'un 7 Gün Dergisinde de «Sanat - Edebiyat» sayfasını düzenler. Türk Edebiyatını sağ sol diye ikiye ayırır. Yalnız solları edebiyat larihine sokar; sağ dediklerini Türk edebiyatı tarihinden ihraç eder. Eline bir değnek almış, «sen edebiyat tarihinden içeri,,sen dışarı» diyen bir gestapo şefi gibidir. Ede biyat tarihinin bekçiliğini yapan br gestapo şefi. İşbu İlhami Soysal edebiyata neresinden bulaşmıştır, doğrusu merak konusudur. Arada bir öztürkçe hevesi de tutmaktadır ki böyle zamanlarda Türk Dilinin Kurumu utancından yerin dibine girse jeridir. Bay Soysal'a daha önce yazdığımız bir mektupta (Devlet Gazetesi, 276) «saptamak» kelimesini yanlış kullandığını, üstelik kelimenin öztürkçe değil, arapça kaynaklı olduğunu hatırlatmıştık. Ama görüyoruz ki Bay Soysal kelimenin mânâsını hâlâ öğrenememiş. Daha önce «ileri sürmek» anlamında kullandığı kelimeyi. şimdi de «ispat etmek» mânâsına kul!anıyor. 4 Şubat tarihli 7 Gün'de Mahmut Goloğlu'- nun «Millî Şef Dönemi» adlı kitabim tanıtan Soysal'ın yazısı şöyle : «Goloğîu, du- 8 i ruşmalar sonunda tahliye edildikten sonra bir daha politikaya bulaşmadı, kendini ta rih araştırmalarına verdi. Yüzlerce DP'li içinde okumayla, yazmayla, kültürel konularla ilgili üç beş kişiden biri olduğunu bir" kez daha saptadı.» Ey Türk Dilinin Kurutucuları, uydurma heveslileri, kelime mûcidleri! Allahaşkma,, şu adama «saptamak» kelimesinin mânâsını öğretiniz! Yaptığınız işin namusunu kurtarmak istiyorsanız Bay Soysal'ı ikaz ediniz. Radyoda «bilhassa» ile «bilakissin karıştırılmasının sebebini kelimelerin öztürkçe olmayışına bağlayan Bay Emin Özdemir! Bu işe siz ne dersiniz? Bay Soysal'ın yanlışı öztürkçe kullanma hevesinden gelmiyor mu? Uyduruyorsunuz; hiç olmazsa uy durduğunuzu doğru kullanın, doğru kuuandırın. Böyle edebiyat heveslileri,,hiç değdse «ede biyat. sayfaları»nda bu yanlışları yapmasınlar.» Dr. Ahmet Bican Ercılasın Ankara'dan Sayın Nevzat Mıhçıokur, «Ce vaplar» sayfamıza aşağıdaki mektubu göndermiş : Sayın Töre ilgililerine Töre sayfalarını okuyucuya açmakla yap mış olduğunuz hamleden dolayı sizi kutlarım. Benim size bir sorum olacak, bu sorumu cevaplandırmakla beni aydınlatırsanız çok memnun olurum. Soru bana hasımlarımız tarafından sorulmuştur. Kendi ağzımdan nakletmeye çalışacağım. CEVAPLAR

10 Biz, anane ve törelerimizi koruyacağımızı söylüyor, bunun faydalarını sayıyoruz. İyi güzel. ama, bunu nasıl sağlıyacağız? Bunda usûllerimiz neler olacak? Soruya biraz açıklık kazandırmaya çalışayım. Biz. Orta Asya'da yaşarken Çinlilerin etkisinde kalmışız. Sanatımız, dilimiz, ananemiz etkilenmiş. İslâmiyet'in kabulünden sonra Arapların etkisinde kalmışız. Şiirde arûz'u almışız, müziğimize etkileri olmuş, dilimize etkileri olmuş, kıyafetimize etkileri olmuş. Sonraları çeşitli sebeplerle Arapların etkisinden kopmuş, Batı Dünyasınm etkisine girmişiz. Kıyafetimiz değişmiş, (hala da değişmek tc) dilimiz değişmekte, müziğimiz değişmek te, ananelerimiz değişmektedir. Ne kadar karşı çıksak da sonunda bizler de benimsemekteyiz. Misâl : İspanyol paça pantolona, ilk önceleri karşı çıkılmış sonunda benimsenmiştir. Aranjmanlara, ilk önceleri karşı çıkılmış, şimdi benimsenmeye başlanmışdır. Misâller çoğaltılabilir. Kısacası devamlı olarak dilimiz, zevklerimiz, sanatımız, anane ve törelerimiz değiş inektedir. Bunu kabul mü edeceğiz. Saman çöpleri gibi bu sele kapılacak mıyız? Şimdiden cevap için teşekkür derim. Sayın Töre ilgililerine ülkü yolunda başarılar dilerim. «Tanrı Türk'ü korusun» Yıldırım Beyazıt Yurdu Yıldırım Beyazıt - ANKARA Türk Milliyetçiliği, Türkiye'nin bugünkü şartları içinde birçok sahada radikal inkılâpçı, fakat Türk Milli Değerleri konusunda dâima muhafazakârdır. Dolayısıyla hasımlarımızın size yönelttiği sorunun ilk bakışta bir dayanak noktası var gibi görülüyor. Ancak sorunun yanlışlığı «korumak» kelimesine verilen acayip mânâdadır. «Korumak», dondurmak, hiç değişmemesine müsaade etmemek anlamına gelmez. Bir misal verelim : Bir bebeği korumak, onun ÖKSÜZ ilelebet 4-5 küo kalmasını konuşmamasını, yürümemesini sağlamak değildir. Lisan, töre, kültür gibi içtimaî müesseseleri korumak da onları dondurmak anlamına gelmez - bu korumaktan çok, uyumsuzluk neticesinde ölüme terketmek olurdu. Bir canlı organizmayı veya bir cemiyet mües sesesini korumak", onun kendi tabiî gelişme sini sürdürmesini sağlamaktır. Türk musikisinde Meragî'den Dede Efendiye kadar büyük değişiklikler olmuştur. Fakat Meragî'nin de Dede'nin de musikileri Türk Musıkisidir. Orkun Kitabeleri'ndeki Türkçe ile Yunus Emre'nin Türkçesi bir birinden farklıdır. Fakat bu farklılık bir tahribi değü, tabiî bir evrimi, gelişmeyi gösterir. Ancak, meselâ Türkçede Türkler'- in artık onu anlamamalarına yol açacak bir değişikliğe teşebbüs etmek, üstelik bunu âdeta zorla kabul ettirmeğe çalışmak evrim değil tahrip olur. Bir zamanların Saray dili," bugünün Türk Dil Kurumu dili bu cins tahrip hareketlerine misâldir. Başka bir açıdan, sizin misallerinizi kul lanarak, meseleye şöyle bakabiliriz. Or ta Asya'da Türkler, Çinliler'in tesirinde kalmıştır. (Çinliler de Türklerin..) Ancak Çin kültürü yine Çin kültürü olmaya devam etmiş, Türk kültürü de kendi özellik lerini yine korumuştur.-, Bu karşılıklı tesir leşme iki kültürün milliliklerim sarsmamıştır. Bunun en basit isbatı, Çinliler'in Türk çe'yi Türklerin Çince'yi anlamamaiindadır. Görülüyor ki mesele tesirlere kapanmak değil, tesirleri milli varlık içinde temsil edebilmek (eritmek), milli evrim içine oturtabilmektir. Bu da muhakkak ki bir derece meselesidir. «Saman çöpleri gibi bu sele kapılacak mıyız?» sorusunun cevabı, «Hayır!» dır, fakat bu milli akışın kaynaktaki dere gibi kalacağını da göstermez. Kendi selimize başka sular da katılacaktır. Fakat bu selin özelliğini, nehrin niteliğini değiştirmeyecek, aksine onu güçlendirecektir. Bebek misâline dönelim: 4-5 kiloluk çocuk vücuduna dışardan giren aslında vücuduna yabancı - besinleri ala- d

11 cak, fakat onları vücudunun bir parçası haline getirdiği müddetçe bu katılma bebeği güçlendirecek, gürbüzleştirecektir. Dış tesir, bu şartlar altında yapıcı olur. Fakat, bebeğin kolunun kesilmesi, saçlarının kazınıp, yerine başka birinin saçlarının takılmaya çalışması tahrip unsurlarıdır. Zaten bebek de bu tesirlere karşı savaşır, bu tarzda giren yabancı unsurları reddeder. İçtimai bünyeler de bu alanda canlı organizmalar gibi davranmakta, tabiî gelişmelerine uygun dış tesirleri almakta, tahripkâr olanları atmaktadırlar. Dil konusunda, yapılmaya çalışılan «devrim» de bazı kelimelerin tutunması, bazılarının ise - TRT'ye rağmen -millet tarafından bir tür lü kabul edilmemesi bunun güzel bir misalidir. Şu halde Türk MilKyetçisi'nin görevi, değişikliklerden, tesirlerden hangilerinin tabiî gelişmeye uygun, hangilerinin ise tahripkâr olduğunu tesbit ve ikincilere karşı mücadele etmektir. Eskiden meydana gelmiş değişikliklere karşı da ayni usul uygulanacak, «tahrip» niteliğini taşıyanların yıkıcı tesirleri giderilmeğe çalışılacak, tabiî evrimle meydana gelenler muhafaza edilecektir. Bu konuda ilâve bilgi için TÖ- RE'nin birinci cildinin 8. ve 9. sayılarında yayımladığımız, Doç. Dr. Erol Güngör'ün, «Batılılaşma ve Türk Kültürü», «Üatılılaşma ve Millî Kültür» başlıklı makalelerini okumanızı tavsiye ederiz. Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın Kültür Değişmeleri (M.E.B., 1000 Temel Eser) bu konuda faydalı olur. (Yanlış anlamaya meydan vermemek için açıklayalım : Bebek, canlı organizma misalleri anlatmada kolaylık sağlanması için verilmiştir. İçtimaî meselelerde «organik» sıfatını alan bir görüş vardır. Türk milliyet çiliği bu görüşü benimsemez. Misallerimizin misal olmaktan öte bir anlamlan yoktur ve cemiyet organizma benzerliği her konuda doğru değildir.) Cevabımız tatminkâr değilse, yeni soru larınızı bekleriz. Adana'dan sayın Sıtkı Onur'un mektubu şöyle : Saygıdeğer Ülküdaş : İki senelik Töre okuyucusuyum,derginiz de çıkan bütün yazıları dikkatle "okurum. Bugüne kadar okuduğum yazıları genellikle yapıcı ve milli ülkümüze faydalı bul' dum. Yalnız görüşlerinize katılamadığım iki konu var. Bunlardan birincisi nüfus planlaması meselesi. Bu konudaki görüşlerinizi özetleyecek olursam, şöyle diyebilirim : Doğum kontrolü kalkınmamıza faydası olmayan lüzumsuz bir iştir. Bunun yerine üretimi artıracak, hızlandıracak ted birler almalıyız. Vatanımız 100 milyon kişiyi besleyebilecek kapasitededir. Sayın Ülküdaş, bu görüşlerinize maalesef katılamıyorum. Türkiye'nin kalkınma hızı % 7 ile % 9 arasındadır. Halbuki Bre zilya'nm % 11 dir. Gelişebilmiş memleketlere yetişebilmemiz için bu oran çok düşüktür. Memleketimizin, tüketim fazlalığı üretim azlığı dolayısıyla geri kalması tabiidir. Bu geri kalmayı durduracak olan, «Nüfus Planlaması»nı neden istemidiğinizi bir türlü anlayamıyorum. Asıl olan milletse, hizmet onaysa, ülkemizin kalkınma hızına faydası olacak olan doğum kontrolünü neden tasvip etmiyorsunuz? Ahmet Melenlioğlu'nun haziran 1973'te çıkan makalesinde, Doğum kontrolünün ka/kıı^nıa hızımıza ancak % 0,5 bir katkıda bulunacağı iddia ediliyor. Bu % 0,5 li oranı neye dayanarak ileri sürüyorsunuz? Arz ve talep arasındaki dengenin bozulması, satınalma gücünün fazlalığı, tabii olarak enflasyonu meydana getiriyor. Bildiğimiz gibi enflasyon hızı en çok olan ülkelerden biride bizim ülkedir. Bu, memleket ekonomisi için çeşitli tahribatı meydana getiriyor. Tahribatın meydana gelmesinde, dolaylı olarak nüfusun fazlalığı rol oynuyor. 40 milyon nüfusumuzla pirinci ve buğdayı dışardan getirdiğimize göre, 100 milyon nüfuslu bir millet olduğumuzda halimiz ne olur? Herhalde perişan oluruz. Bunun müsebbibleri bazı beceriksiz poli- 10 CEVAPLAR

12 t:kacılar olduğu gibi nüfus çokluğudur da. Bu konudaki görüşlerinizi, esaslı ve bir çok sorulara cevap verecek şekilde, bir makale halinde özetlerseniz çok memnun olacağım. Fikrinize katılmadığım ikinci konu ise Ortak Pazar'dır. Partiniz, bu konuya ait fikirlerini seçimlerden önce ve sonra müteaddit defalar belirtti. Malum olduğu gibi, Milletlerarası anlaş malar milletlerin bazı konularda milli menfaatlerinden taviz vermeleriyle gerçek leşir. Siz de Ortak Pazardan elde edeceğimiz millî menfaatin, kaybedeceğimiz men faallerden daha az olduğunu savunuyorsunuz. Memleketimizin en önemli meselelerinden birisi de işsizliktir. Yapılan anlaşmaya göre, Ortak Pazar ülkelerine işçi gönderebileceğiz. İşsizliğin müsebbibi bugüne kadar gelmiş olan bir çok politikacıdır. İşçilerimizin yaban ellere gitmesi, oturup pineklemesinden, ehven-i şer'dir. Sizin düşünceniz,,ortak Pazar ülkelerinin sanayiisi, bizim gelişmekte o'an sanayiimizi bal atayacağı istikameündedir. Fakat bu fikir ne dereceye kadaı doğru dur? Bu konudaki fikirlerinizin müşahhas olarak ve rakamlara dayanarak ifade edil meşini rica edeceğim. Saygılarında. Sıtkı Onur. Yurt Mh Sok. No : 3 ADANA Aziz ülküdaşımız; gerek doğum kontrolü - veya daha sempatik adıyla «nüfus plânlaması» gerekse Ortak Pazar konularında takınacağımız tavırın tayini «Neyle yetineceğiz?» sorusuna vereceğimiz cevap ta düğümlenmektedir. Ne nüfus plânlaması ne de Ortak Pazar tek basma iyi veya kötü şeyler değildir. Bunlara laraftar veya karşı olmamız, 2000 yılında veya 2075'de nasıl bir Türkiye arzu ettiğimize, nasıl bir Türkiye ile yetinmek istediğimize bağlıdır. Birkaç sene önce «Bozkırt» dergisindeki bir yazı da, yazar «Ortak Pazar'a girmek mi, girmemek mi iyidir?» sarusunu «Asansör mü yoksa otomobil mi daha iyi bir nakil vasıtasıdır?» sorusuna benzetmiş, ti. Muhakkak ki asansörün de otomobilin de tek başına bir iyilik veya kötülük hali yoktur. Hangisini tercih edeceğimiz dikey mi yoksa yatay mı seyahat etmek istediğimize bağlıdır. Şimdi «Neyle yetineceğiz?» «100 yıl sonra nasıl bir Türkiye istiyoruz?» soıularına cevap vermeğe çalışalım. Ortak Pazar ve nüfus plânlaması meseleleri bu sorular cevaplandırıldıktan sonra kendiliğinden hallolacaktır. Türk milliyetçileri, «Güçlü ve müreffeh» bir Türkiye arzu etmektedirler. Sadece müreffeh bir Türkiye değil; hatta isteğimiz sloganımızdaki sıraya göredir : Önce güçlü, sonra müreffeh. Çağımızda «güçlü»nün anlamı, kültür bakımından, iktisadî bakımdan, askerî bakımdan «güçlü»dür. Bütün bu sahalarda diğer milletlere nisbetle güçlü olmada nüfus, müsbet bir amildir. Dünyadaki güçlü mtietlerin nüfuslarına kısa bir bakış da bu gerçeği ortaya koyuyor. Bugün «büyük» dediğimiz devletlerin nüfusları şöyle : ABD 200 milyon, SSCB 232 milyon,, İngiltere 55 milyon, Japonya 90 milyon, Batı Almanya 59 milyon, İtalya 53, Fransa 49 milyon ve Çin 700 milyon. (Rakamlar 1966'ya aittir, o tarihte Türkiye'nin nüfusu 33 milyondur.) Nüfus yoğunluğu yüksek olan birkaç ülkeden misal vermek istersek, mil kareye düşen insan sayısı olarak Japonya 692. Batı Almanya 618, İngiltere 578, İtalya 455, Fransa 233 ile bizden ilerdedir. Türkiye'de 1966'da mil kareye 104 kişi düşmekte idi. Görüldüğü gibi nüfus çokluğu da nüfus yoğunluğu da kalkınmaya mani amiller değildir. Aksine yukarda saydığımız ülkeler zamanımızın birinci ve ikinci sınıf devletleri listesini teşkil ederler. Bu da, nüfusun güçlülüğün gerekli (fakat yeterli değil) şartlarından biri olduğunu ortaya. koymaktadır. (Devamı 62 Sayfada) ÖKSÜZ 11

13 t YÜZYILIMIZIN KÜRSADI NEJDET SANCAR Prof. Dr. HİKMET TANYU Bir ölüm ilânı onu özetlemiştir. «Türkçülüğün yılmaz mücadelecisi, ülkücü, edeuiyatçı, tarihçi, öğretmen, merhum deniz Binbaşısı Mehmet Nail Begin ve merhume ziehra Hanımın oğlu, Atsızın kardeşi, Reçete Sançar'm eşi, merhum Afşin m badası, Çiftçioğlu Nejdet Sançar,, Cumartesi sabah saat 05,55'te Haydarpaşa Göğüs Cerrahisi Hastahanesinde enfarktüsken ölmüştür. Cenazesi Pazar günü ikindi aamazından sonra Kadıköy Osmanaga camiinden kaldırılarak, Karacaahm»;t mezar lığına gömülecektir. Bütün Türkçülerin başı sağ olsun, Tanrı Türk'ü korusun.» Onun ölüm haberi hiç umulmacüî' bir zamanda yürekleri yakarak geldi. Dinçti, daima güleryüzlü idi, daima mertti yiğit bir mücadeleci davranışı içindeydi 12 Ocak 1975'te, Atsız'm dairesinde, Atsız'ın 71 yaşma girdiği günde hep beraberdik. On T,ün kadar öncede daima yazı istediği Ötüken'e, bu görevi yerine getirmek üzere gönderdiğim makale ile birlikte cna sor. mektubumu yazmıştım. Ötüken'in son 'ili sayısının olaylara girerek, günün olguları üzerinde pervasızca durarak daha güçlü olduğunu belirtmiştim. Atsız Beğle yaptığım telefon konuşmasında yazımı basımevine verdiğini öğrenmiştim. İstanbul'a her gidişimde ona uğradığım halde 12 NEJDET SANÇAR

14 bu defa ancak Atsız Beğe telefon ederek hatır sormuş ve Sançar'm telefon numarasını almak istemiştim. Telefonunun olmadığını öğrenince ona ağabeğisi Atsız Bey vasıtasıyla selâm ve iyi dileklerimi yollamıştım. Ankara'ya dönüşte evden çıkamıyacak derecede hastalanmam, onun son yakıcı uğurlanışında bulunmamı engel ledi. Nejdet Sançar'm 1 Mayıs 1975 fce 65 yılı geçişinin yıldönümünü birlikte kutlanacaktık. Bütün arkadaşlarla birlikte orada bulunacaktır. Fakat kısmet olmadı. Onun kader çizgisi yolunu bizden ayırmıştı. Daha yıllarca mücadele edecek güçte, irade de, idi. «Irkçılık - Turancılık» dâvası ile siğili kitabı tamamlamaya çalıştığını, bum/ bitirirse artık gözünün arkada kalmaya cağını, işini sonuçlandırmış olacağım söyle.misti. Bütün neşesine, şakasına rağmen o gün kendisinin sanki vedalaşmakta olduduğunu ifade eden bir hali vardı. Oluz yılı açkın ülkü kardeşliğimiz vardı. O artık mücadele cephesinden fâni varlığıyle çe kiliyordu. Sanki çevremiz ye koca dünya boşalmış gibiydi. Fakat onun kitapları, yazılan yaşamağa devam edecektir. O ge ne bıraktıkları eserlerle yaşamağı devam edecektir. Kendisinden bir defa bahsetmek mecburiyetinde kalınca «Şahsım Hak kında» başlığıyle Orkun dergisinin il Ma yıs 1951 tarihli 32. sayısında şunları yazmıştı : «Son zamanlarda Türkçülüğe kar şı açılan sinsi ve kahbe savaş bütün şid detiyle devam ediyor.» dedikten sonrg Türkçülük üzerinde önemle duruyor ve «Benim bu sahada ve bu fikirlerin tarihi seyri dışında hiçbir iddiam yoktur. Ben sadece bir Türk evladı olarak Türkçülük dâvasına bir nefer gibi hizmet etmeğe çalışıyorum. Yani bu büyük dâvanın bir hizmetkârıyım.» «Müslüman bir Türk olarak icap ettiği zaman dinimi, İslâmlığın sinsi ve açık düşmanlarına karşı müdafaa etmekten geri kalacak» değilim diyordu yılında Türkçülüğe, Türk milliyetçin' ğine karşı açılan haince hareketleri kınıyor ve «..Türkçülük düşmanlarının Bu mukaddes iymanı boğmak için yarattıkları bu dâvada, Türklük yolunda ıstırap çekmek saadetine eren bahtiyarlardan birisi. de ben oldum. Bir yıl iki ay hapis yattığım, fakat sonunda beraat ettiğim bu dâvada Türkçülük düşmanlarına karşı Türklük cep hesinde yer almış olmanın zevkini hâla duymaktayım. Bu zevkin mânâsın;, şüphesiz ancak gönüllerine Türklük ateşi düşmüş olanlar anlıyabilir.» Yazısının sonu şöyle tamamlanıyordu : «Bu vatanın, gönlü Türklük sevgisiyle dolu bir oğlu olarak, beni, bütün varlığımla bağlandığım Türk çülük dâvasına hizmet etmekten hiçbir kuvvet alıkoyamaz. Türkçülük düşmanı ağız ve kalemlerin saldırışları olsa olsa iymanımı kuvvetlendirir. Bu efendiler bir takım isnatlar ve iftiralarda bulunmak ve öğretmenlikten çıkarılmamı istemekle yılıp sineceğimi sanıyorlarsa aldanmaktadırlar. Bu dâva yolunda katlanarmyacağım hiçbir şey yoktur. Bundan altı yıl kadar önce,, " kepazeliğinin hediyesi bir yıl iki aylık hap si tamamlıyarak Zonguldağa geldiğim zaman, bu topraklara ata kanıyle bağlı olmamı ilânımın mükâfatı olarak, bütün kapılar yüzüme kapanır ve bunun neticesi aylarca boşta beklerken, kader beni bir göç sırasında evimin eşyalarım geceleyin sırtımda taşımaya dahi mecbur etmişti. O kepazeliklerin üzerinden altı yıl geçtikten sonra şunu bilhassa belirtmek isterim ki ne o hapishanaden, ne işkencelerden, ne de onların devamı oljn Bu açlığa mahkûm edilişlerden yılmış değilim. Eğer mukadderse bu kahbeliklerın yenileri ni de karşılamaya göğüslemeye hazırım. Onun içindir ki tuttuğum yoldan, yani Türkçülük dâvasında bir nefer gibi çalışmak tan,,beni ölümden gayri hiçbir kuvvet alıkoyamaz. Bu jurnalci takımı şunu bilsin ki, Türkün iç düşmanları olan kızıllar, dönmeler, masonlar, hürriyet düşmanı putperestler ve diğer mahlûklarla yapılan ve yapılacak olan savaşta, Türkçülük safında yer almaktan bir an geri kalacak değilim. Eğer kalırsam,, Tanrının en büyük lûtfu TANYU 13

15 olan Türklüğüm bana yüz bin kere haram olsun..» ESERLERİ : İşte Çiftçioğlu Nejdet Sançar b'i ruhta bu îmanda idi. Bütün Türk milliyetçilerine sesleniyoruz. Onun Tarihte Türk - İtalyan Savaşları, Irkımızın Kahramanları sonraki basımda,, Türk Kahramanları, Hasan Ali İle Hesaplaşma, Türk Gencine Açık Mektup, Nazım Hikmet Meselesinde Ahmet Emin Yalman'a Cevap, Komünist Nedir? Komünizmin İçyüzü (Makaleler) Kızıl Cennet Masalı, Afşın'a Mektuplar, Gizli Komünist Belgeleri, Türklük Sevgisi, İsm;'t İnönü İle Hesaplaşma, Nazım Hikmet Masalı... kitap ve broşürlerinden, milliyetçi dergilerde yayınlanan yüzlerce makaleden ilgili yerleri seçerek alıp yaym'asmlar. Nejdet Sançar böylece daima aramızda kalsın. Sesi ve mücadelesi daima duyulsun. YenS yetişen gençlere de düşünceleri. görüşleri ulaşsın. Ancak böylece Çiftçioğlu Nejdet Sançar'ın ruhu şadolur. Onun mücadeleli hayat hikâyesi şöyledir- 1 M!ayıs 1910'da İstanbul'da doğar Nejdet Sançar'in babası deniz Binbaşısı Mehmet Nail, annesi Zehra Hamm'dır. Gümüşane ilinin, Dorul ilçesinin bir köyündendir. Çiftçioğlu asıl soyadlarıdır. Hüseyin Nihal Atsız'm ana - baba bir kardeşidir. Soyadı kanunu çıktığında birbiriyle danışıp görüşme imkânını bulamadıkların dan ayrı soyadı almışlardır. Her ikisi de ayni dâva, aynı inanç ve ülküye sahiptirler. Ortaokul sıralarında iken ağabeğisi Hüseyin Nihal'in öğütüyle Dr. Rıza Nur'un «Türk Tarihi» kitabını okumağa başlamıştır. Atsız, kitabın bütün ciltlerini okuduğu takdirde Nejdet Sançar'a armağan vermeği vadetmişse de, Nejdet Sançar, Tarih kitaplarından büyük zevk duymuş ve Türkçülük ülküsünü daha ortaokul sıralarında benimseyerek, maddî armağanı kabul etmemiş, ağabeğisine teşek kürünü sunmuştur. İlkokul öğrencisi iken futbole başlamış ilerki yıllarda bu oyundaki mahaı etini geliştirerek Fenerbahçe'nin birinci ı akımına 14 kadar yükselerek, muhtelif maçlara katılmıştır.. Koyu Fenerbahçeli idi. Maçları radyo ve televizyondan heyecanla takip eder, tahlil ve tenkidlerini yapardı. İstanbul Erkek Lisesinden mezar. olan Nejdet Sançar 1935 yılında da istanbul Edebiyat Fakültesini Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Yedek subaylık görevini topçu asteğmen uzman teğmeni olarak Çanakkalede yaptı. İlk tayın edildiği yer Sivas öğretmen okuludur. O dönemin Türkçülük düşmanı maalesef Milil Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel'in Sivas'ta Nejdet Sançar'ın öğretmenlik yaofcğı İlköğretmen okulunda onunla aralarında bir tartışma geçti. Öğretmen okulum m öğret menleri tarafından bahçe kapısında tantanayla karşılama törenine katılmadı. Hasaı Ali Yücel Nejdet Sançarla bir odada karşılaşınca onunla tartışmaya girişti, kendisini dev aynasında gören Bakan, ona düşmanca davranarak derhal Bakanlık emrine alınma kararını verdi. Daha önce Nejdet Sançar'ın kardeşi Atsız'da aynı Bakanlık tarafından işten çıkarılmıştı. Bunun bir taktik hatası olup olmıyacağmı düşünen o zamanki C.H.P. ileri gelenleri Nejdet Sançar'ı Balıkesir lisesine nakletmenin da ha uygun olacağı kanaatinde birleştiler. Sivas İlköğretmen okulunda Türk milliyetçiliği, Türkçülük meşalesini yücelten Nejdet Sançar'ı öğrenciler ağabeyleri fîibi sayıyor, seviyorlardı. Nejdet Sançar'ın Balı kesir'e gidişini bütün izci takımı ve okul öğrencileri büyük merasimlerle gönüllü olarak uğurlamıştı. C.H.P.'nin ve onun baş yöneticilerinin terör ve diktatörlük devirlerinde, komünizmin geliştirilmesini protesto eden, Türkiyenin bir tehlikeye sürüklendiğini belirten Türk milliyetçileri, ırkçı - turana dam galan ve ayrıca bir yığın yalan ve iftira ile tevkif edildiler. Türkiye'nin hangi ilinde bulunursa bulunsun Sıkıyönetim Mahkemesine sevkedebilmek için İstanbul'a götürüldüler. Nejdet Sançar'da 1344 yılında Balıkesir'de tevkif edilenler arasındaydı. Nejdet Sançar, o zamanlar, Afşın'a NEJDET SANÇAR

16 hamile olan eşi Fizik, Kimya öğretmeni Reşide Sançar'ı Allaha emanet fderek, önce Ankara'ya oradan da İstanbul'a sevk edildi. Kanun, hukuk böylesine o devirde çiğnenmemişti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Sanasaryan Hanı Nezarethanesinin bir karyola genişliğindeki odalarına atıldı. 17,5 ve 11 numaralı hücrelerde aylarca kaldı. Bilhassa 5 numaralı hücrenin ampulü bozulduğu bahane edilerek günlerce" kapkaranlık hücre içinde bırakıldı Aylarca süren hücre hayatından sonra Tophane zindanına milliyetçiler nakledilince Nejdet Sançar'da rahat bir nefes aldı. Zira orada hemen birçok milliyetçi ülküdaşlarmı. kar deşi Atsız'ı görmüştü. O zamanki hukuk ve hak düşmanı Cevdet Erkut, ona kaç çocuğu olduğunu sorunca şu cevabı almış ti : - Üç gün önce bir oğlum doğmuş! I Numaralı Sıkıyönetimin işkence yardak çılarından ve kanun, hak, hukuk çiğneyişlerinden Kâzım Alöç, bu cevaba kızmış ve mahkeme salonunda Nejdet Sanjar'la tar tışarak ona : «mütemerrit maznun - Direnen sapık» dîye homurdanmıştı. Bu dava sırasında mahkeme kurulu üyeleri ve Başkanına hitaben : Şöyle haykırmış, yiğitçe meydan okumuştu : «Beni beraat ettirin!» demiyeceğim Çün kü benim için suç olarak gösterilen şey, bu topraklan ve bu ırkı sevmekten başka birşey değildir. Yurdumu, ırkımı seviyorum. Onun içindir ki Türk ırkçısıyım. Bu sevginin mânasını anlamayanlara sözüm yoktur. Eğer bu bir günahsa beni mahkûm ediniz. Bu mahkûmiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım. «Sizden adalet bekliyorum!» da demiyeceğim. Çünkü adalet her mahkemenin tabii vazifesidir. Ve bunu istemeye lüzum yoktur. Çünkü bir mahkeme âdıjte, ondan adalet istemek mânâsız,,âdil değilse, o zaman büsbütün manasızdır. En büyük mahkeme olan tarihin huzuruna alnı açık çıkacak bir Türk oğlu olarak hiç bir endişem yoktur. 10 ay'ı doldurmak üzere olan ve büyük bir kısmı tahta masalar üzerinde yatmakla geçen hürriyetsiz ligimi, millet yolunda çekilmiş şerefli bir felâket olarak sayıyorum. Duvarlar;, ezilmiş hayvanların kan lekeleriye rengini kaybetmiş (köpeklerin bile yatmıyacağı) pis hücrelerde geçen haftalarım; içine bir ışık sızacak kadar bile küçük bir deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil bir mezarda ışığa,.güneşe ve hayata hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uyku suz gecelerim; yarın benim için acı, fakat övünçlü hatıralar olacaktır Bur.'ardan yılmış değilim. Bilâkis bahtiyarım. Millet yolunda ıstırap çekmiş bir Türk çocuğu olarak bahtiyarım. Yuvamın dağıtılmış olmasına eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ıstırapları ve akıttığı geı^aşla rını unutmamış olmama ve bugün hayat kavgasında mini mini yavrusuyle tek başına kalmış olmasının ruhumda yan attığı fırimalara rağmen, bahtiyarım. Türk'ü sevdim, seviyorum, seveceğim. Ama, bunun sonunda ıstıraplar varmış, felâketler varmış hatta karşılaşılacak türlü kahpelik ler doluymuş. Büyük Türk ırkı sağcssun.!» Yukardaki sözler I Numaralı Sıkıyönetim mahkemesinde alenen söylediği yazılı savun maşıdır. Sonuç 14 ay hapis. Fakal Askeri Yargıtay, bu kararı derhal bozdu ve 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesine sevk etti. İki Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinin Başkan ve üyeleri, savcısı adaletin," kanunun adamı idiler. Şeflerden emir almıyor, kanun,, belge ve vicdanlarına bakıyorlardı. Bütün sanıklar beraat ettiler. 2 Numaralı Sıkıyönetim mahkemesi bütün iddiaları mürettep ve muhal bulmuş Türk milliyetçiliğinin, Turancılığı ve Türk ırkçılığını da içine alan şekliyle bu ükünün mahkûm edilemiyeceğini, bunun millî ülkü olduğunu belirtmişti. Askerî Yargıtay beraatleri onayladı. Fakat o zamanın Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden İsmet İnönü kanunun, adaletin gerçekleşmesine razı olmadı. Askerî Yargıtay üyelerine bas ki yaptı, hakimleri emekliye sevkettirdi. Bu olaylar Nejdet Sançar'm (İsmet İnönü ile hesaplaşma) adlı, İnönü'nün sağlığında TANYU 15

17 yayınladığı kitabında etraflıca yer almıştır. Bir devrin içyüzünü.anlamak isteyenler bir devrin rezaletini öğrenmek isleyenler muhakkak bu ve benzeri belge eserleri okumalıdırlar. Nejdet Sançar 14 ay hapishane hayatından, beraatle çıktıktan sonra karısının öğretmenlik yaptığı Zonguldak'a gitti. Aylarca işsiz bırakıldı. Yoksulluk içinde bırakıldı. Nihayet Ereğli Kömür İşletmesi Şirketinde bir kâtiplik işi buldu yılında iktidar değişikliğinden sonra; Zonguldak lisesinde Edebiyat öğretmenliğine tavin edil di. Burada da aynı ülkü, aynı inanç ve ruhla çalışan Nejdet Sançar halkın ve öğrencilerin sevgisi karşısında kuşkulanan siyasiler tarafından başka bir ile uzaklaştırılması isteniliyordu. Oradan Edirne lisesine nakledildi. Edirnedeki öğıetmenliği sırasında da tekrar baskı ve kanun dışı işlemlere mâruz kaldı. Ankara'daki Millî Kütüphaneye Uzman memur olarak tayin edildi. Böylece onu öğretmenlikten tekrar uzaklaştırıldılar. Fakat o burada da yılmadi, dergilere, gazetelere yazmağa çalıştı. Ankara'da kurulan Türk Milliyetçiler Birliğinde başkan olarak görev aldı. Ülkü yolunda yılmadan, büyük bir tevazu içinde, yorulmaksızın, usanmaksızm, bütün maddî ve manevî imkânlarını ortaya koyarak çalıştı. Fakat daima öğretmenliğin hasretini duydu. Yıllarca sonra nihayet birçok güçlüklerle Gazi Lisesi Edebiyat öğretmenliğine nakledildi. Artık mutluydu. Öğrencilerine kavuşmuştu derslerine kavuşmuştu. Fakat acı bir kaderle Gazi Lisesi 1'.. sınıfında olan, takım kaptanlığı da yapan, çok iyi bir şekilde, yetişen ve babasının yanında ülkü yolunda yer alacak biricik oğlu 17 yaşındaki Afşin'i, iki defa tek rarlayan tifo hastalığı sonunda kaybetti. Bu ona çok ağır bir darbe oldu. Gene gülüyor, şakalaşıyordu, gene yazıyor, uğraşıyordu. Fakat bakışlarında çok zaman ince bir hüzün, bir melal vardı. Acısını ve gözyaşını içine akıttı. Bu ızdırabı sonunda bir ayağına felç gelmişti. Büyük bir mücade le sonunda ayağının hareketi için nelere katlanmadı. Uzun tedavi sonunda bastonsuz yürüyecek hale gelmişti. Fenerbahçe birinci takımının başarılı oyuncusu Nejdet Sançar'a bu durum oldukça güç geldi. Bunu da tevekkülle sineye çekti. Onun için bütün dâvası ülküsü yolunda yılmadan yazmak, yılmadan konuşmak, yılmadan Türkçülük davasını daha ileriye götürmek ti. Ötüken dergisini 12 yıl, tam 334 sayı birkaç yakımyle birlikte yayınladı. Bu arada bütün hedefi (Irkçılık - Turancılık) adlı üç ciltlik kitabı, belgelere dayanarak tamamlamağa çalıştı. Bu onun hayatında yapmak istediği son işiydi. Gazi lisesinden emekli oldu. İstanbul'a Bostancı'ya taşındı... Her Türkçü dergide onun imzası vardır. Her Türkçülük basansmda onun sevinci vardır. Kendi yaptıklarını küçültür, bizim yaptıklarımızı büyültür, kimseyi övmekten hoşlanmamasına ıağmen, Türk milliyetçiliği yolunda hizmet edenlerin hayatlarını yazar, onları tanıtma ğa çalışırdı. Hemen yayınladığım her kitip için aziz kardeşim, bir ömrü dolduran yıllar kadar arkadaşlık ettiğim Nejdet Sançar tanıtıcı, övücü yazılar yazardı. Mahkeme karşısında kükreyen Nejdet Sançar arkadaşları arasında şen, şakacı ve çok nazik, çok yumuşak kalbliydi. Ölümden pervasızdı. Daha doğrusu Cenabı Hakkın büyük emrine daima saygılıydı. Sevdiği, saydığı Arif Nihat Asya hakkın da 20 Ocak 1975 tarihinde, yazdığı ve Ötüken'de yayınlanan yazısının son cümlesi şöyleydi : «Arif Nihat Asya Hoca'mıza, Tanrıdan rahmetler diliyorum.> Şimdi bizde o:ıa yaş lanan gözlerle ve sızlayan yüreğimizle Allahtan rahmet diliyoruz. Mekâmn cennetolmasım diliyoruz. Ve büyük ilâvasmın gerçekleşmesini - onun ruhu şadolsun diye - yürekten diliyoruz. Değerli eşi Reşide Sançar Hanıma, ve ülkünün bayrağını götürenlerden Nihal Atsız Beğe,, bütün ülküdaşlara, bütün Türk milliyetçilerine,, bütün Türkçülere içtenlikle sabırlar diliyoruz. Allah Türk milletini ve ülküsünü korusun. Q 16 NEJDET SANÇAR

18 Doç. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu Maddi veya manevî servetin verim cok iktisatçıların ele aldığı bir konu siz, faydasız ve lüzumsuz bir şekil- olmuştur. Halbuki gerek ferterin. ge de harcanmasına israf denir. Fa- rekse milletlerin sahip oldukları her ı,~* t,.. *,! - Ki-rHo nmnmivp.tipı mnri- türlü varlık için kâr da za mr <~in ve>- J - "sinüs!» '-*" o^--^+! i"-'oi'^i-7in rimiiük dfi isrnf da bahis kc 1 ""' 01 " *'"* UUO ;--^ıw lıuıuu - _..., J ( IUÖ i IIUU İ-J u UUMlııviuıı L>lı üll.u..:.. m».ii.u>i kullanılmaktadır. O sebeple de, daha düşünülürken yalnız maddi servet İNSAN ve BEYİN İSRAFI 17

19 üzerinde durulamaz. Sadece yer altı ve yer üstü kaynaklarının iyi kullanılması için çalışılamaz. Biz ise. şimdiye kadar hep bu maddi zenginliklerimizle meşgul olmuşuz. Arma her şeyin esasını teşkil eden insan varlığımız ve beyin gücümüz üzerinde durmamışız. Onu da verimli kazanç lı ve faydalı bir şekilde kullanma ihtiyacını duymamışız. Onun da boş sahalarda kaygısızca israf ve heder edilebileceğini düşünmemişiz. Netice itibariyle idarecilerimiz insanlarımızı, bilgin ve aydınlarımız da «beyinlerimizi kupkuru zeminlerde harcayıp tüketmiştir. Bu tükeniş, bu gün de devam etmektedir. Bakınız, bu «israf çarkı» nasıl dönüyor : 1) BEYİN KAÇAKÇİLİĞİ : Bilindiği gibi, bugün binlerce doktor, mühendis, teknisyen ve araştırıcımız çeşitli batı ülkelerinde çalışmaktadır. Bunların bir kısmı Türk vatandaşlığından da çıkmıştır. Diğerleri ise, resmen değil ama fiilen Türkiye'den kopmuştur. Her biri ortanın üstünde zekaya sahip ve bir meslek dalında uzman olan bu insan lar kendi ülkelerinden nasıl koparılmıştır? Kim onları böyle tw yola itmiştir? Hangi «açık göz»ler onları avlamıştır? Onlara sahip çıkan olmamış mıdır? Şüphesiz bu soruların cevapları bellidir : Türkiye, mevcut eğitim sisteminin gayri millî, hedefsiz ve muhtevasız oluşu ile devlet idaresinin bozuklu- 18 ğu yüzünden, kendi evlatlarına sahip olamayan zavallı bir anaya ben zemektedir. Millî eğitimimiz, yıllardan beri ümanist ve maddeci dünya görüşüne göre işlediği için, ar-, tık çocuklarımızı vatanına, milletine* ve devletine candan bağlı birer evlat olarak yetiştiremiyoruz. «Milletim nev'-i beşerdir, vatanım rûy-i zemin» sözünü «karnımın doyduğu yer vatanımdır» şeklinde özetleyen yeni nesillerin akıl ve gönüllerini yad ellere kaptırmasına engei olamıyoruz. Çoğunun gözü dışarda. Gittikle ri yabancı diyarlarda gariplik duygusuna bile kapılmıyor, sıla hasreti bile çekmiyorlar. Bu milletten ve kendi özlerinden o derece kopmuşlar ki, Türk'ün millî dertlerinden sayılan «gurbet acısını» dahi hissetmiyorlar. İşte bu gerçekleri bilen ve değerlendiren «beyin kaçakçıları» onları bir «kadın avcısı» gibi ağına düşürüyor. Böyle bir mekanizmayı Türkiye'de işletmek o kadar da kolaydır ki... Bilindiği üzre, ülkemizde iki büyük üniversitenin resmi öğretim dili ingilizcedir. Sayıları yüzü aşan özel yahut resmi lisede de öğret'n İngilizce yapılır. Bu okul ve üniversitelere aşırı rağbet sebebiyle seçilerek öğrenci alındığı için, en zeki ve çalışkan çocuklarımız oralarda okumaktadır. Buralarda, ya İngiliz ve Amerikalı hocalar, yahut da Anglo - Sakson kültürü ile besıenmiş müstemleke aydınları eksik olmadığından. yüksek kabiliyetli gençler onlar tarafından kolayca tesb ; t edil- HACIEMİNOĞLU

20 mektedir. Sonra da telkin, reklam propaganda, gezi, parlak vaitier ve burslu davetler gibi çeşitli usullerle bu çocuklar Amerikaya taşınmaktadır. Hayatının baharında her türlü maddi ihtişamın, konforun, lüksün, rahat, serbest ve gösterişli yaşayışın diyarı sayılan o topraklara adımını atan gencin ruh halini düşünün. Tabii.hemen ayakları yerden kesiliyor, başı dönüyor ve ya'nız muhayyilesi çalışıyor... Yıllarca okulda aldığı yabancı kültür öğrendiği İngilizce, edindiği alışkanlıklar ve aşılandığı aşağılık duygusu yüzenden gittiği kıt'ada her hangi bir intibaksızlığa da uğramıyan delikanlı kısa zaman sonra vurdunu da unutuyor, ailesini de.. Böylece, aracıların telkinleriyle artist olmak için İstanbul*- a gelip de kadın tacirlerinin ağına düşen saf köylü kızları gibi, bizim kollejli gençler de «beyin kaçakçılarının» tuzağına düşüyorlar. Ancak bunların hikayesi artist olmc* isterken kendini sokakta bulan biçare köylü kızlarınki kadar acıklı bitmiyor. Hepsi gittiği yerde iş - güç ve servet sahibi oluyor. Rahat yaşıyor. bolluk içinde yüzüyor. Kapılandığı cemiyete ve devlete faydalı hizmetlerde de bulunuyor. Ne var ki, TürJr lükten de, Türkiye'den de kopuyor Bizim için artık bir kayıp, bir ölü vp bir hiç sayılıyor... Tıpki, şairin Tomurcuk açılır ye! al;r gider, Anneler büyütür el alır gider.. mısraları ile ifade ettiği gibi, bizirr millet - ananın yetiştirdiği nice de> İNSAN ve BEYİN İSRAFI ğerli evlatların da binlercesini ya«bancılar alıp götürüyor. Beyin israfının en korkuncu işte budur. Bu şekilde kaybettiğimiz beyinlerin yeniden kazanılması için zaman zaman çalışmalar yapılıyor. Onları memlekete getirmek gayesiyle fedakârca teşebbüslere girişiliyor. Fakat netice alınamıyor. Çünki hepsi gövdeden kopmuş bir kere Kökünü ana vatandan aldığı milli ve yerli gıdalarla beslenmedikleri için, kopukluklar giderilemiyor. İnançlar kay bolmuş, ortak vasıflar erimiş, zevkler, görüşler, anlayışlar değişip başkalaşmış, yabancılaşmış. Değer ölçüleri zıtlaşmış. Yepyeni alışkanlıklar teşekkül etmiş. Farklı hayat stan dartlarına göre şartlanılmış Bu yüz den, gönüllü olarak yurda dönmek isteyen nice iyi niyetli kimseler bile, ülkeye gelmişler fakat eski»/atanlarına «intibak edemedikleri için» geri dönmüşlerdir. Apayrı bir dünyaya gittikleri zaman o yabancı cemiyetlerde «intibaksızlık» çekrr.iyenlerin kendi milletlerinin bağrına dönün ce «intibak güçlüğü» göstermeleri hazin değil mi? Bazıları da kendilerine yeteri kadar itibar edilmediği bahanesi ile tekrar uzaklaşmışlardır. Yalnız bu tavır bile onların memleketten ne ölçüde koptuklarını anlatmağa yeter. Bir başka gurup da, Tünkiye'de, onların yaptıkları ihtisasa uygun çalışma sahaları olmadığı için yabancı diyarlarda kaldıklarını söylemektedir. Tabii, bu gerek çeyi de makul karşılamağa imkân yoktur. Onlar yurda dönmelidirler 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

HÜRRİYET İLKOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI

HÜRRİYET İLKOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI HÜRRİYET İLKOKULU 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI 1 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI Sayın Müdürüm, Saygı Değer Öğretmenlerim,Kıymetli

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ 25-27 Mayıs 2012 Nova, İbis Hotel - İstanbul Oturumlar Panel

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Haziran 17, 2016-1:22:00 Başbakan Yıldırım, "Terör örgütünün telkinlerine gençlerimiz asla ve asla itibar etmesinler. Onlar bizim

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Baki olan Rabbimiz ve davamızdır

Baki olan Rabbimiz ve davamızdır Baki olan Rabbimiz ve davamızdır Eylül 26, 2014-2:33:00 Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yine böyle bir şölenle inşallah, bir gün biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın bana tevdi ettiği bu görevi bir başka kardeşimize

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Harf üzerine ÎÇDEM. Numara

Harf üzerine ÎÇDEM. Numara Harf üzerine ÎÇDEM A Numara Adliyenin manevi şahsiyetini tahkir... 613 G Ağır Tehdit 750 Aleniyet deyim - kavram ve unsuru... 615 Anarşistlik - kavram ve suçu 516 Anayasa Nizamı 558 aa Anayasa Nizamını

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

Soru şudur: 25 yıldan fazla yaşadığınız bir ülkenin insanı olmaz mısınız?

Soru şudur: 25 yıldan fazla yaşadığınız bir ülkenin insanı olmaz mısınız? Soru şudur: 25 yıldan fazla yaşadığınız bir ülkenin insanı olmaz mısınız? Bu ülkenin de insanı olmanız, gelmiş olduğunuz ülkeyle bağınızın kesilmesi, ona yabancılaşmanız anlamına gelmez. Ama eğer 20-25

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım...

İÇİNDEKİLER. 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım... İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...5 GİRİŞ...9 1. BÖLÜM İSLÂMCILIK VE YENİ İSLÂMCI AKIM Yeni İslamcı Akımın Entelektüel Zemini Olarak İslâmcılık...17 Yeni İslâmcı Akım...38 3 2. BÖLÜM ÖNCÜLER Necip Fazıl Kısakürek ve

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar MARIA MONTESSORI Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir çocuğun gelecekte olacağı yetişkini inşa ettiği

Detaylı

Başbakan Yıldırım, 39. TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği ne gelen çocukları kabul etti

Başbakan Yıldırım, 39. TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği ne gelen çocukları kabul etti Başbakan Yıldırım, 39. TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği ne gelen çocukları kabul etti Nisan 20, 2017-11:17:00 Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde, 26 ülkeden, "39. TRT Uluslararası 23 Nisan

Detaylı

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz ve Özellikle Canım Annem 1 Üniversite tercihlerini yaptığımız zaman,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri

ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ. sanıkların askerî cezaevinde işledikleri T#'C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ CEZA BÖLtMÜ ESAS NO î 1988/37 KARAR NO î 1988/38 ÖZET : 353 Sayılı Kanunun 10/^ maddesi uyarınca asker kişi sayılan sanıkların askerî cezaevinde işledikleri suça ait davanın,aynı

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti

Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti Ekim 01, 2016-1:20:00 Başbakan Binali Yıldırım, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla Seyranbağları Huzurevi

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Onlar konuşur, AK Parti yapar

Onlar konuşur, AK Parti yapar Onlar konuşur, AK Parti yapar Nisan 21, 2015-8:15:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin vadettiği şeyleri kesinlikle yapacağının altını çizdi. Davutoğlu, Ankara Atatürk Spor

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI

Detaylı

Orhan benim için şarkı yazardı

Orhan benim için şarkı yazardı 70'li yılların ünlü ses sanatçısı ve sinema oyuncusu Yıldız Tezcan, 21 yaşındayken Orhan Gencebay ile büyük aşk yaşadığını, ancak o dönem çöpçatanlıklarını yapan Sevim Emre'nin sonradan Gencebay'ı elinden

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu

Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Başbakan Yıldırım, Keçiören Metrosu nun Açılış Töreni nde konuştu Ocak 05, 2017-4:11:00 Başbakan Binali Yıldırım, Keçiören Belediyesi önünde düzenlenen metro açılış töreninde yaptığı konuşmada, nüfusu

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ

Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ Başbakan Sayın Binali YILDIRIM KANAAT ÖNDERLERİ VE STK İLE BULUŞMASI KAYSERİ 02.04.17 Sayın Başbakanım, Sayın Bakanlarım, Sayın Valim, Milletvekillerim, Büyükşehir Belediyesi Başkanım, İş ve Siyaset Dünyasının,

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Biz yeni anayasa diyoruz

Biz yeni anayasa diyoruz Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak

Detaylı

8. SINIF T C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ

8. SINIF T C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ 8. SINIF T C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BİR KAHRAMAN DOĞUYOR ÜNİTESİ KONU ANLATIMI HASAN DOĞAN BİR KAHRAMAN DOĞUYOR M. Kemal 1881 de Selanik te doğdu. Annesi Zübeyde Hanım, Babası Ali Rıza Efendidir.

Detaylı

1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır:

1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1. Güzel ahlâk 2. Kötü ahlâk 2 Güzel ahlâk neye denir? Allah ın ve Resulü nün emir ve tavsiye ettiği, diğer

Detaylı

Bölge Uzmanı Nihai Form

Bölge Uzmanı Nihai Form Bölge Uzmanı Nihai Form KİŞİSEL BİLGİLER Ad: Abdulkadir Soyad: AKSÖZ TC Kimlik No: 48079752710 Uyruk: T.C. Cinsiyet : Erkek Doğum Yeri: İstanbul/Kadıköy Doğum Tarihi: 25/09/1995 Telefon: 05549916572 Eposta

Detaylı

Beykoz Yerel Basını: Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ - Özgün Haber

Beykoz Yerel Basını: Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ - Özgün Haber Beykoz Yerel Basını: "Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ" Tüm Ülkede kutlanan Öğretmenler Günü Beykoz'da da coşkuyla kutlanırken, bu özel günde öğretmenlerimiz için çeşitli etkinlikler ve ziyaretler

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

129 KADINI TEMSİLEN 129 KADIN MHP YE ÜYE OLDU

129 KADINI TEMSİLEN 129 KADIN MHP YE ÜYE OLDU 129 KADINI TEMSİLEN 129 KADIN MHP YE ÜYE OLDU Kadınlar Günü MHP Bodrum Seçim İletişim Merkezi nde Coşkuyla Kutlandı MHP Bodrum Seçim İletişim Merkezi nde düzenlenen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğine,

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

2. Enver Paşa. 3. Rıza Tevfik Bölükbaşı

2. Enver Paşa. 3. Rıza Tevfik Bölükbaşı Osmanlı Devleti nin en kritik devrinde otuz üç sene hükümdarlık yapmış İkinci Abdülhamid Han için ağır ithamlarda bulunanların sayısı gittikçe azalmakla beraber, yapılan iftiralar ve hakaretlerin kötü

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ 1. I. ( 15) ( 1) 5. ( 125) : ( 25) 5 6. (+ 9) = (+ 14)

7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ 1. I. ( 15) ( 1) 5. ( 125) : ( 25) 5 6. (+ 9) = (+ 14) 7. Sınıf MATEMATİK TAM SAYILARLA ÇARPMA VE BÖLME İŞLEMLERİ TEST 1 1. I. (15) (1) II. (1) (6) III. (+8) (1) IV. (10) (1) Yukarıda verilen işlemlerden kaç tanesinin sonucu pozitiftir? A) 4 B) 3 C) 2 D) 1

Detaylı

Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi. Copyright 2012 Etiya All Rights Reserved

Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi. Copyright 2012 Etiya All Rights Reserved Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi Ajanda Analiz Özeti Türkiye nin 1 Haftalık Kelime Bulutu Türkiye nin 1 Haftalık Hashtag Bulutu En Çok Retweet Alanlar Gün

Detaylı

KONU : 5816 No lu Atatürk ü Koruma Kanuna Muhalefet. ŞİKAYET EDİLEN (SANIK) : KÜRDİSTAN SPOR KULÜBÜ adlı FACEBOOK HESAP sahibi

KONU : 5816 No lu Atatürk ü Koruma Kanuna Muhalefet. ŞİKAYET EDİLEN (SANIK) : KÜRDİSTAN SPOR KULÜBÜ adlı FACEBOOK HESAP sahibi 23.TEMMUZ.2014 DÜZCE CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞI NA DÜZCE KONU : 5816 No lu Atatürk ü Koruma Kanuna Muhalefet BAŞVURU SAHİBİ (Mağdur) : ERKUT ERSOY KALICI KONUTLAR 11.BÖLGE 119 ADA FI-2 D : 14 DÜZCE (Ev :

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI

EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI EUROSTUDENT ULUSAL ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE SONUÇLARI Prof. Dr. Nezih Güven (ODTÜ, Rektör Danışmanı) Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör (ODTÜ,Sosyoloji Blm.) Y. Doç. Dr. Mustafa Şen (ODTÜ, Sosyoloji Bölümü) Bağlantı

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA Davanın Konusu : Uyuşmazlık, davacının 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

CHP DE GENÇLİK KOLLARI KONGRESİNDE İKİ ADAY

CHP DE GENÇLİK KOLLARI KONGRESİNDE İKİ ADAY CHP DE GENÇLİK KOLLARI KONGRESİNDE İKİ ADAY Salih Yanık adaylığını açıkladı. 13 Aralık Pazar günü yapılacak olan Bodrum CHP Gençlik Kolları Seçimi için ikinci olarak adaylığını açıklayan Salih Yanık oldukça

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

ANLATIM BOZUKLUKLARI

ANLATIM BOZUKLUKLARI ANLATIM BOZUKLUKLARI 1. Dün beklenmedik bir sürprizle karşılaştık. Gereksiz Sözcük Kullanımı 2. Yoğun sis sayesinde kaza yapmışlar. Sözcüğü Yanlış Anlamda Kullanma 3. Trafik kazasında yaralananlara başınız

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Türkiye genelinde 40 İlçeye Doğalgaz Dağıtım Töreni nde konuştu

Başbakan Yıldırım, Türkiye genelinde 40 İlçeye Doğalgaz Dağıtım Töreni nde konuştu Başbakan Yıldırım, Türkiye genelinde 40 İlçeye Doğalgaz Dağıtım Töreni nde konuştu Kasım 06, 2016-7:47:00 Başbakan Binali Yıldırım, "Erzincan can şehirdir, canların şehridir. Erzincan Türkiye'nin, Erzincan

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu

15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Bashar al-assad ın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Bayan Hayrünnisa Gül onuruna verilen Akşam Yemeği nde yapacakları konuşma 15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye

Detaylı

TORKIYE'DE MiSYONERLİK

TORKIYE'DE MiSYONERLİK TÜRKIYE DiYANET VAKFI YAYINLARI/200 ( ~--- -------- --- ------------------------- - TORKIYE'DE MiSYONERLİK FAALİYETLERİ ANKARA 1996 DİYANET İŞLERi BAŞKANLIÖI TELEVİZYONDA MiSYONERLİK FAALİYETLERİ YAPAN

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi.

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi. Malum ülkemiz son dönemde Globalleşen dünya ile birlikte oldukça sıkıntılı. Halk olarak bizlerde de pek çok sıkıntılar var. Ekonomik sıkıntılar, siyasi sıkıntılar, sabotaj planları, suikast planları. Darbe

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

6 Temmuz 1996 6 Temmuz 1996 6 Temmuz 1996 6 Temmuz 1996 6 Temmuz 1996 SANCAR NASIL BİR ADAM * Sessiz, sakin ve gösterişsiz. Söylediğine göre en uzun konuşmalarından birini yaptı bizimle. * İçindeki merakın

Detaylı

FETÖ cü polisler onlar hakkında da istihbarat toplamış

FETÖ cü polisler onlar hakkında da istihbarat toplamış FETÖ cü polisler onlar hakkında da istihbarat toplamış FETÖ nün okullarına mülki amirlerin ricasıyla 200 ton demir gönderen fabrika müdürü, şirketini eleştiren esnaf hakkında FETÖ ü polislere istihbarat

Detaylı

ÇANTA VE KIRTASİYELER ONİKİŞUBAT TAN

ÇANTA VE KIRTASİYELER ONİKİŞUBAT TAN ÇANTA VE KIRTASİYELER ONİKİŞUBAT TAN Kahramanmaraş Merkez İlçe Onikişubat Belediyesi, 124 okulda 6 bin ilkokul birinci sınıf öğrencisine çanta ve kırtasiye malzemesi dağıttı. Başkan Mahçiçek, Çocuklar,

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ Türk pop ve rock müziğinin sevilen ismi Aydilge,mini konseri ve imza günü etkinliği ile Kahramanmaraş Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi nde hayranlarıyla buluştu.

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12. TOBB İLKOKULU SAYI 3 Mart 2015 Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.tr TOBB ilkokulu Hanımefendilerden Anlamlı Ziyaret Sayın Valimizin eşi Hanife YAZICI ve beraberinde

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Ankara Sincan da halka hitap etti

Başbakan Yıldırım, Ankara Sincan da halka hitap etti Başbakan Yıldırım, Ankara Sincan da halka hitap etti Nisan 14, 2017-7:12:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Ankara Sincan ilçesi Lale Meydanı'nda mitinge katılarak vatandaşlara hitap

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

SATRANÇ. Satranç öğrenmek benim için her zaman zor olmuştur. Yirmi yaşıma gelmeme rağmen

SATRANÇ. Satranç öğrenmek benim için her zaman zor olmuştur. Yirmi yaşıma gelmeme rağmen Cenk Benli 21200399 TURK 102- Sec. 15 Ahmet Kaya SATRANÇ Satranç öğrenmek benim için her zaman zor olmuştur. Yirmi yaşıma gelmeme rağmen halen oynamakta zorlanıyorum. Sadece satranç da değil, tavla, dama,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ ETKİLİ ÖĞRENME, uygun yöntem ve teknikleri kullanarak öğrenme amacını gerçekleştirmektir. ETKİLİ ÖĞRENME İÇİN, Zamanı planlama, Çalışma ortamı düzenleme, Etkili okuma, Etkili

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

B A R T I N İ L H A L K K Ü T Ü P H A N E S İ. Sizleri de Bekliyoruz..

B A R T I N İ L H A L K K Ü T Ü P H A N E S İ. Sizleri de Bekliyoruz.. Cilt 1, Sayı 1 Ocak 2013 B A R T I N İ L H A L K K Ü T Ü P H A N E S İ KÜTÜPHANE BÜLTENİ BÜLTENİMİZ 3 Aylık bir bülten olarak yayın hayatına başlayan bültenimiz ilk sayısını ocak ayında çıkarmaya başlamıştır.

Detaylı

Bölge Uzmanı Nihai Form

Bölge Uzmanı Nihai Form Bölge Uzmanı Nihai Form KİŞİSEL BİLGİLER Ad: Mücahit Soyad: Türk TC Kimlik No: 38996099036 Uyruk: T.C Cinsiyet: Erkek Doğum Yeri: Pendik Doğum Tarihi: 04/09/1996 Telefon: 534 723 6834 Eposta Adresi: trkmcht@gmail.com

Detaylı

ABİDİN DİNO 1913-1993

ABİDİN DİNO 1913-1993 ABİDİN DİNO 1913-1993 Abidin Dino 23 Mart 1913,İstanbul`da doğdu. Ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. 1933 yılında

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI

BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI BİR GRUP EĞİTİM-SEN ÜYESİ GÖREVİNDEN AYRILAN MUSTAFA ÖZCAN ALEYHİNE EYLEM YAPTI Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özcan ın kurum değişikliği ile Ankara Gölbaşı belediye başkan yardıcılığı görevine

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM REHBERİ Web Adresi : http://tip.erciyes.edu.tr/ - http://tip.erciyes.edu.tr/egitim_rehberi.asp E-mail : tipdekanlik@erciyes.edu.tr Adres

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı