T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI GÖZTEPE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ PROF. DR. AYTEKİN OĞUZ

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI GÖZTEPE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ PROF. DR. AYTEKİN OĞUZ"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI GÖZTEPE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ PROF. DR. AYTEKİN OĞUZ S.B. GÖZTEPE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ ENDOSKOPİ ÜNİTESİNDE YAPILMIŞ OLAN BEŞ YILLIK KOLONOSKOPİ UYGULAMALARININ ENDİKASYON VE SONUÇ İLİŞKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ DR.SAFFET ERCAN UZMANLIK TEZİ Tez Danışmanı: UZM. DR. ŞAFAK KIZILTAŞ İSTANBUL 2008

2 TEŞEKKÜR Eğitimim boyunca sunduğu imkanlardan ötürü başhekimimiz Prof. Dr. Hamit Okur a ve eski başhekimimiz Doç. Dr. Rafet Yiğitbaşı na Uzmanlık eğitimim süresince bilgi ve deneyimlerini bizlerden esirgemeyen değerli hocam Prof. Dr. Aytekin Oğuz a, Sağladığı kolaylıkla çalışmamı sürdürebilmeme katkı sunan hocam Doç. Dr. İlyas Tuncer e, Tezimin hazırlanmasında birlikte çalıştığımız tez danışmanım Uzm. Dr. Şafak Kızıltaş a Her konuda yardımlarından dolayı aile hekimliği koordinatör yardımcımız Uzm. Dr. Arzu Akalın a, Hastanemiz endoskopi ünitesinde çalışmamıza konu olan kolonoskopik uygulamaları gerçekleştiren gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. İlyas Tuncer, Dr. Şafak Kızıltaş, Dr. Firuze Yılmaz Enç, Dr. Güralp Taşan, Dr. Celal Ulaşoğlu na, Rotasyonlarımız süresince birlikte çalıştığım ve birçok şeyi paylaştığım değerli meslektaşlarıma, Endoskopi ünitesinde görev yapmakta olan hemşire ve personel arkadaşlarıma, Her zaman olduğu gibi tezimi yaparken de yanımda olduklarını hissettiren ve varlıklarından gurur duyduğum kıymetli aileme, güzel dostlarıma teşekkür ederim. Dr. Saffet Ercan 1

3 İÇİNDEKİLER 1) GİRİŞ VE AMAÇ...1 2) GENEL BİLGİLER...2 a)kolonun anatomisi ve yapısal özellikleri...2 b)kolonoskopik incelemenin kullanıldığı bazı kolorektal patolojiler...3 c)kolonun incelenmesinde kullanılan görüntüleme yöntemleri...20 d)alt gastrointestinal sistemin endoskopik incelenmesi ) GEREÇ VE YÖNTEM ) BULGULAR ) TARTIŞMA ) SONUÇ ) KAYNAKLAR

4 GİRİŞ VE AMAÇ Gastrointestinal sistem hastalıkları dünyada ve ülkemizde morbidite ve mortalite olarak hemen her yaş grubunu ilgilendiren ve yaygın olarak rastlanan hastalıklar grubudur. Bu hastalık grubunda morbidite ve mortalitesi düşük klinik antitelerden, yaşamsal olarak ağır klinik tablolara varan birçok klinik antite yer almaktadır. Bütün hastalıklarda olduğu gibi gastrointestinal sistem hastalıklarına da doğru tanı koyma ve uygun tedavi yaklaşımını göstermek için anamnez ve fizik muayene ile birlikte son yıllarda giderek önemi artan laboratuar incelemelerinden (vücut sıvılarının incelenmesi, görüntüleme teknikleri vb) faydalanıyoruz. Tanı ve tedavide başvurduğumuz laboratuar incelemelerinin, özellikle gün geçtikçe gelişen teknolojik olanakların da etkisiyle hekimlik pratiğinde giderek artan rolü tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görmektedir. Günümüzde alt gastrointestinal sistem endoskopi uygulamaları, başta inflamatuar barsak hastalıklarının tanısı ve kolon kanserlerinin erken tanı ve tedavisi olmak üzere birçok gastroenterolojik patolojide sağladığı kolaylıkla gastroenteroloji kliniklerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu çalışmayla fleksibl sigmoidoskopi ve kolonoskopinin kolorektal hastalıkların tanı ve tedavisindeki rolünün ortaya konulması ve bu uygulamaların endikasyonlarıyla sonuçları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla hastanemiz endoskopi ünitesinde iki yıl süresince (2003 ve 2004) yapılmış olan fleksibl sigmoidoskopi ve üç yıllık (2005, 2006 ve 2007) kolonoskopi işlemleri taranarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. 3

5 GENEL BİLGİLER KOLON ANATOMİSİ VE YAPISAL ÖZELLİKLERİ İleoçekal valv ile anüs arasında uzanan tubuler bir yapı olan kolon, doğumda cm iken erişkinde cm arasında değişen bir uzunluğa erişir. Terminal ileum ileoçekal valvül yoluyla posteromedial kenardan çekuma bağlanır. Çekum yaklaşık 8 cm çaplı geniş, kör bir torba gibidir. Çekumdan itibaren çıkan, transvers, inen ve sigmoid kolon segmentleriyle uzanan kolon rektumla sona erer. Çıkan ve inen kolonla rektum, periton boşluğunun dışındadır. Kolonun çapı çekumdan sigmoide doğru gittikçe küçülür. Sigmoid 2,5 cm çapıyla kolonun en dar yeridir. Rektum cm boyundadır, sakrumun hemen önünde uzanır ve anal kanala bağlanır. Rektumun son 3 cm lik kısmı ve anal kanalda Morgagni kolonları diye adlandırılan, anal papillada sonlanan longitudinal pili kabarıklıkları gözlenir. Anal kanalda içten dışa doğru internal (düz kas) ve eksternal (çizgili kas) anal sfinkterler yerleşmiştir. Linea dentatanın 1,5 cm üzerinde anal sfinkter kompleksinin üst hududunun palpe edildiği yere anorektal halka, anal ve perianal derinin birleşme yerine anal verge denir. Cerrahi anal kanal, anal vergeden anorektal halkaya kadar uzanır (1, 2). Çekum, çıkan ve transvers kolon süperior mezenterik arterden; inen ve sigmoid kolonla rektum inferior mezenterik arterden beslenir. Çekum, çıkan ve transvers kolonun kanı süperior mezenterik vene boşalır. Üst ve orta rektum, süperior rektal ven ve inferior mezenterik ven aracılığıyla portal vene drene olur. Alt rektum ve üst anal kanal ise orta rektal venle internal ileak venlere ve orada alt vena kavaya boşalır. Anal kanalın alt kısmının kanı da pudental venler vasıtasıyla kaval sisteme dökülür. Linea dentata üzerinde yerleşmiş üç internal hemoroidal kompleks mevcuttur ve süperior rektal vene drene olurlar. Eksternal hemoroidler ise linea dentatanın altına yerleşirler ve drenajları pudental venleredir. İnternal ve eksternal venler arasında anatomik iştirakler vardır, bunlar şişerse internal-eksternal mikst hemoroidler meydana gelir. Kolon mukozası damardan zengin olmasına rağmen lenfatikleri içermez. Lenfatik kapillerler submukozadan başlarlar ve epikolik, parakolik lenf düğümleri ile mezenterik arterlerin ana kökleri ve dalları civarındaki lenf düğümlerine uzanırlar. Perianal bölgenin lenfi ise inguinal lenf düğümlerine gider. Kolonun parasempatik sinirleri iki kaynaktan gelir, sağ kolonunki vagustan, sol kolon ve rektumunki pelvik liflerden. Alt torasik sempatik lifler sağ kolonu, lumbar sempatikler de sol kolon ve rektumu innerve eder (1, 2, 3). Kolon duvarı içten dışa doğru mukoza,submukoza, iç sirküler adele, dış longitudinal adele ve seroza olmak üzere beş tabakadır. Kolon mukozası villusları olmayan ince barsak mukozasına benzer. Mukoza yüzeyinde birbirine çok yakın 0,5 mm uzunluğunda tubuler 4

6 kriptler yapan basit kolumnar epitel yer alır. Kolonik kriptlerde müsin salgılayan goblet hücrelerinden bolca bulunur. Arada nöroendokrin hücreler de yer alır. Submukozada yumuşak bir konnektif doku ile çevrili damar ve lenfatikler yer alır. İçteki sirküler adele, kolon boyunca uzanan devamlı bir tabaka yaparken, dıştaki longitudinal adele lifleri haustra yapılarını oluştururlar. Seroza mesotelyal kaynaklı hücrelerden ibaret bir tabakadır ve kolonun peritona bakan yüzünü örter (1, 2). KOLONOSKOPİK İNCELEMENİN KULLANILDIĞI BAZI KOLOREKTAL PATOLOJİLER İRRİTABL BARSAK SENDROMU (İBS) Organik bir hastalık olmaksızın barsak alışkanlığında değişiklik, karında rahatsızlık ve ağrı hissinin (dispepsi) ana yakınmaları oluşturduğu bir sendromdur (4, 5, 6). Kuzey Amerika ve Avrupa da genel popülasyonun %10 unu etkilemektedir. Hastalar daha çok genç yaştaki kadınlardır (5, 7, 8, 9). Tanı konulmasındaki güçlükler ve kesin sınırlamaların olmaması nedeniyle kesin bir değer vermek mümkün olmasa da yapılan bazı araştırmalarda gastroenteroloji polikliniklerine başvuran tüm hastaların %20-50 sini oluşturdukları düşünülen İBS nin nedeni yeterince anlaşılamamıştır (4, 5, 8). Spastik kolon, spastik kolit, sinirsel barsak hastalığı gibi değişik isimler altında tanınır. Terminolojideki bu karışıklık kafaları bulandırmakta, bu hastalığın hiçbir ilgisi olmadığı halde iltihabi barsak hastalıkları olan Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı yla karışmasına neden olmaktadır. Hastalık semptomlar zemininde tanınır ve tanıda sofistike yöntemler gerekmez. Tanıda kullanılan Manning Kriterleri ve Roma II kriterleri fonksiyonel bir barsak hastalığı olan İBS yi organik nedenli barsak hastalıklarından ayırmada yardımcı olur (5, 6, 7, 9, 10, 11). İBS de Roma II Tanı Kriterleri (4, 5, 6, 9, 10): -Geçen 12 ay boyunca 3 ay süreyle (birbirini izleyen 3 ay olması gerekmez) karında rahatsızlık veya ağrı ile birlikte aşağıdakilerden en az ikisi: -Defekasyonla geçmesi -Defekasyon sıklığında değişme -Gaita şeklinde (görünümünde) değişme 5

7 Klinisyenler barsak fonksiyonundaki primer değişikliğe dayanarak hastalığı subjektif olarak diyare baskın, konstipasyon baskın ve alterne form İBS olarak kategorize etmektedirler (9). Birinci basamak hizmetleri açısından en önemli nokta hangi olguların gastroenteroloji kliniğine sevk edileceği kararının verilmesidir. Bu yüzden organik barsak hastalığının alarm semptomlarının bilinmesi önem taşır. İBS tanısı konulurken önemli olan nokta organik patolojinin göz ardı edilmemesidir. Organik barsak hastalığının alarm semptomları (5, 6, 9, 10, 11): -Semptomların 45 yaşından sonra ortaya çıkması -Barsak alışkanlığında ortaya çıkan ani değişmeler -Semptomların tedaviye karşın sürekli kötüleşmesi -Rektal kanama -Kilo kaybı -Geceleri ortaya çıkan yakınmalar -Anemi veya lökositoz -Steatore -CRP/Sedimentasyon yüksekliği -Ailede malignite anamnezi İrritabl Barsak Hastalığı (İBS) nin tanı aşamasında özellikle hemogram, sedimentasyon, dışkıda gizli kan ve parazit bakılmalı, kolonoskopik inceleme yapılarak organik patolojiler dışlanmalıdır (4, 5, 6) KOLONUN DİVERTİKÜLER HASTALIĞI Gerçek divertikül kolonun tüm tabakalarının eşlik ettiği ve kolon duvarının bir kısmının lümenin dış tarafına çıkıntı yapması halidir. Kolonun muskuler tabakasının eşlik etmediği, ancak mukoza ve serozanın kolon lümeninin dışına doğru yaptığı (aslında bunlar psödodivertiküldür) çıkıntılar divertiküler hastalık olarak tanımlanmaktadır. Divertikülozis; kolonda çok sayıda psödodivertiküllerin varlığıdır, bunların iltihaplanmalarına ise divertikülit denmektedir (12, 13, 14, 15, 16). 6

8 Divertiküler hastalık yaşla birlikte artış göstermektedir. 40 yaş altında nadir görülen ve 90 yaş üzerinde %50 olguda görülen bu hastalık gençliğinde irritabl barsak sendromu bulunanlarda daha sıktır. %80 sigmoid ve inen kolonda yerleşir ve genellikle multipldir. Asemptomatik bir hastalıktır. Başka bir sebeple yapılan baryumlu incelemede rastlanabilir. Bazen de kanama veya infeksiyon gibi komplikasyonların gelişmesiyle fark edilir. Özellikle katı dışkı ile birlikte divertikül içinde tıkalı kalan bakteriler bir süre sonra bu bölgede inflamasyon oluşturarak divertikülite yol açarlar. Sonuçta basit bir inflamasyondan, perikolonik abse, fistül, peritonit ve kanama gibi durumlarla ölüme kadar gidebilen durumlar meydana gelebilir (10, 12, 13, 14, 15). Divertikülitler ikiye ayrılır (12, 14, 15): 1) Basit (Asemptomatik) 2) Komplike (abse, obstrüksiyon, perforasyon, kanama ile birliktelik) Asemptomatik divertiküler hastalık saptanan bir olguda komplikasyon gelişme olasılığı %25-40 dır (10). Divertikülit gelişme oranı ise %10-20 dir (14). Divertiküler kanama anjiyodisplaziyle birlikte 60 yaş üstü rektal kanamaların en sık nedenidir (14, 16, 17). Genellikle aniden ve ağrısız olarak başlar. Kanama varken divertikülit bulguları genellikle yoktur. Divertiküler kanamalar daha çok sağ kolondaki divertiküllerden olur ve miktarı değişkendir (12, 14). Bu kanamaların çoğu minör kanamalar olup klinik açıdan önemsizdir, sadece %5 olguda masif kanama gerçekleşmektedir (18) Asemptomatik divertiküler hastalıkta tanı tesadüfen konulur ve tüm divertiküler hastalık olgularının %80-85 ini oluştururlar. Genellikle kolonoskopi, rektoskopi, kolon grafisi veya bilgisayarlı tomografi incelemelerinde saptanabilir. Komplike divertikülitte ise sol alt kadranda ağrı, lokal hassasiyet, defekasyon düzensizlikleri, ateş, ele kütle gelmesi sık saptanan semptom ve bulgulardır. Ancak gelişen komplikasyonlara göre yaygın ağrı ve peritonit bulguları, sepsis, bulantı, kusma, rektal kanama gibi tablolara yol açabilir.tanı kolon grafisi veya kolonoskopiyle konur. Ancak anamnez ve fizik muayene sonrasında divertikülit düşünülen olgularda perforasyon riskine karşı kolonoskopi veya baryumlu kolon grafileri yerine bilgisayarlı tomografi tercih edilmelidir. Aktif dönem geçtikten sonra kolonoskopi, tanı ve takip işleminde yardımcı olur, kolonoskopik inceleme rektal kanamanın ayırıcı tanısında ve kanama odağının saptanmasında önemli rol oynar (10, 12, 14, 15, 16). 7

9 İNFLAMATUAR BARSAK HASTALIĞI (İBH) Kolitis Ülseroza (Ülseratif Kolit) ve Crohn Hastalığı gastrointestinal traktüsün kronik, idiopatik inflamatuar hastalıklarıdır. Etyoloji ve patogenezi henüz açıklanamayan bu iki hastalık arasında önemli farklar yanında benzer yanlar da bulunduğundan aynı isim altında (İltihabi Barsak Hastalığı) sunulmaları uygun olmaktadır. Her iki hastalıkta da sistemik ve lokal inflamatuar durum ve genetik predispozisyon olduğu ise bilinmektedir. Kolitis Ülseroza primer olarak kolonu atake eder, mukoza ve submukozaya sınırlı kalır ve gerektiğinde cerrahi olarak tedavi edilebilir. Halbuki Crohn Hastalığı potansiyel olarak gastrointestinal traktüsün herhangi bir segmentini atake edebilir, barsağın tüm tabakaları hastalığa katılır ve cerrahi tedavi sadece komplikasyonların giderilmesinde geçerlidir (11, 19, 20, 21, 22). Beyaz ırkta siyah ve sarı ırka göre daha sık gözlenen İBH özellikle Museviler de daha sıktır. Amerika da insidensi her yüz bin kişide Kolitis Ülseroza için 11, Crohn Hastalığı için 7 olarak verilmektedir (11, 22). Kolitis Ülseroza ve Crohn Hastalığı nın kendilerine özgü patolojik özellikleri vardır fakat bazı olgularda birbirinden ayırdedilmesi veya bunlarla infeksiyöz kolit veya iskemik kolit gibi başka nedenlere bağlı kolitler arasında ayırıcı tanı yapmak zor olabilir. Patolojik bulguları hastalığın aktivite durumuna göre değişir (10). İBH gelişimi açısından en büyük risk faktörü aile öyküsüdür. İBH olan hastaların 1.derece akrabalarında yaklaşık %15 oranında İBH izlenir (22). KOLİTİS ÜLSEROZA (ÜLSERATİF KOLİT) İlk olarak 1870 de tanımlanan ülseratif kolit kolon mukozasının inflamasyonu ile karakterize, kronik seyirli, alevlenme ve remisyonlarla seyreden, ekstraintestinal bulgulara yol açabilen nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Başlıca genç erişkinleri etkiler (20-40 yaş), ancak her yaşta görülebilir. Erkek kadın oranı eşittir (11, 21, 23, 24). Primer olarak mukozayı etkiler ve genellikle rektumdan başlar, bazen kolonun diğer segmentlerine yayılabilir. Hastaların 1/4 kadarında sadece rektum, 1/4-1/2 kadarında rektum ve sigmoid veya inen kolonu etkiler. Rektum her olguda hastalığa katılır. Genellikle en şiddetli tutulan kısım da rektumdur. Lezyonun başladığı ve bittiği yer arasında sağlam alan bulunmaz (kontinüdür). 1/5 olguda pankolit görülebilir. Pankolit inflamasyonda terminal ileumda inflamasyon gelişebilir ve bu duruma backwash ileit denir (11, 19, 21, 22, 24). 8

10 Klinik : Hastalığın şiddeti kolonda tutulan bölümün uzunluğu ve inflamasyonun ağırlık derecesiyle orantılıdır. Kanlı diyare, diyare ve karın ağrısı en sık rastlanan belirtilerdir. Diyareye yol açabilecek şiddetteki ülseratif kolitte dışkı hemen daima makroskopik olarak kan içerir. Eğer diyare kan içermiyorsa ülseratif kolit tanısından şüphelenilmelidir. Karın ağrısı hastaların çoğunda baskın olan semptom değildir ve daha çok kramp şeklindedir, kronik ağrı seyrek olarak görülür. Şiddetli olgularda ek olarak sistemik hastalık belirtileri görülür; ateş, gece terlemesi, halsizlik ve artraljiye sık rastlanır. Ateş, taşikardi, bulantı-kusma ve abdominal distansiyon durumunda toksik megakolon akla gelmelidir (11, 19, 21, 22, 23, 24). Hastalığın ciddiyetini tayinde günlük defekasyon sayısı, içinde kan bulunup bulunmadığı, kan varsa miktarı ve karın ağrısı önemlidir. Fizik muayenede ateş, volüm kaybı bulguları, karın hassasiyeti araştırılmalıdır. Laboratuar bulgusu olarak anemi, hipoalbuminemi, sedimentasyon araştırılmalıdır. Bu parametrelere göre hastalık hafif, orta ve ciddi diye kategorize edilir (21, 22, 24). Ülseratif kolitli hastaların %80 inde hastalık aralıklı ataklar tarzında seyreder. Ataklar arasındaki remisyonların süresi birkaç haftadan yıllara kadar değişebilir ( intermittan seyir ). Hastaların %10-15 inde hastalık kronik devamlı bir seyir gösterir. Kalan hastalarda hastalık acil kolektomi gerektirecek kadar şiddetli seyreder (fulminan seyir) (11, 21, 23). Ülseratif kolitli hastaların %5 inde primer sklerozan kolanjit bulunur. Diğer yandan primer sklerozan kolanjitli olguların yaklaşık %75 inde ülseratif kolit mevcuttur. (23, 24). Komplikasyonlar (11, 19, 21, 22, 23, 24): Perianal lezyonlar(anal fissür, perianal abse, hemoroid) Perforasyon Striktür Toksik megakolon Kolon kanseri Masif kanama Psödopolipler Uzun süren ülseratif kolitli olgularda kolon kanseri gelişimi riski belirgin olarak artmıştır. Risk özellikle total veya yaygın kolitli olgularda ve 10 yılı geçen olgularda belirgindir. Yaygın koliti olan hastalarda kümülatif kanser riski 20 yılda %7,2 (%5) dir. Malignitenin habercisi olan displazinin kolonoskopik takip programlarıyla araştırılması malignite gelişmeden tedbir alınmasını sağlayabilir. Pankolitli hastalarda 8-10 yıldan, sol kolon kolitlilerde yıldan sonra 1-2 yıllık aralarla kolonoskopik inceleme ve farklı 9

11 seviyelerden multipl biyopsi yapılarak displazi varlığı araştırılır. Biyopsi remisyon evresinde yapılmalıdır çünkü hastalığın aktif dönemindeki bulgular displaziyle karışabilmektedir. Displazi saptandığında kolektomi kararı verilir (11, 21, 22, 23, 24, 25, 26).. CROHN HASTALIĞI İlk olarak Crohn tarafından 1930 da tanımlanmıştır ve terminal ileit olarak isimlendirilmiştir. Batılı ülkelerde prevalansı yüzbinde dir (27). Kolitis Ülserozadan farklı olarak gastrointestinal traktusun özafagustan anüse kadar herhangi bir segmentini veya segmentlerini atake edebilir. Aynı Kolitis Ülseroza gibi remisyon ve alevlenmelerle seyreder. En sık olarak terminal ileum ve sağ kolon hastalanır %30-40 hastada sadece ince barsak tutulmuştur. Hastalık olguların %50 sinden fazlasında ileoçekal veya ileokolonik tutulum gösterirken 2/3 olguda kolon etkilenir ve yine olguların %20 sinde kolon tek başına hastalığa yakalanır. Kolitis Ülseroza nın aksine %50 hastada rektum korunur %35-45 hastada anal kanalda derin fissürler ve perianal fistüllere rastlanır ve bu Crohn Hastalığı nı Kolitis Ülseroza dan ayıran önemli özelliktir. İnflamatuar değişiklikler transmural olup barsak duvarının kalınlaşmasına ve lümenin daralmasına neden olur. Kolitis Ülseroza da kolondaki lezyonun kesintisiz olmasına karşın Crohn Hastalığı nda lezyon segmenterdir, hasta segmentler arasında sağlam alanlar bulunabilir (skip areas) (11, 19, 21, 22, 28, 29). Granülomatöz enterit, regional veya terminal ileit adları ile de anılmış olan Crohn Hastalığı adelosan ve genç erişkin yaş dönemi ile yaşları arasında daha fazla görülmektedir (21, 22, 28, 29) Klinik: Klinik belirti ve bulgular hastalığın şiddeti, yaygınlık derecesi ve atake olan organa göre değişir. En sık tutulan ileumdur ve tipik olarak sağ alt kadran ağrısı ve diyare ile karakterizedir. Ağrı oldukça sık görülür, kramp şeklinde defekasyondan önce belirir, defekasyonla geçer. Ateş ve kilo kaybı Crohn da görülen temel sistemik semptomlardır. Genellikle hafif olan ateş, komplikasyonlar geliştiğinde daha da yükselir. Gece terlemeleri olabilir, kilo kaybı Crohn Hastalığı nda Kolitis Ülseroza ya göre daha belirgindir ve iştahsızlık ve yemek yemeden korkmaya bağlıdır. Crohn da dışkıda gizli kanama olmasına karşın, rektal kanama Kolitis Ülseroza ya göre çok daha az izlenir. Bu özellik hastalığın tanısının geç konulmasına neden olmaktadır. Artralji olabilir (19, 21, 22, 28, 29). 10

12 Komplikasyonlar (11, 19, 21, 22, 26, 28, 29): Fistül: Crohn Hastalığı nın en önemli ve önde gelen bulgusu olabilirler. Fistül prevalansı %20-40 arasındadır. Hastaların %15-20 sinde abseler meydana gelir. Bu abseler ayrıca ileopsoas, retroperitoneal, hepatik ve splenik bölgelerde de oluşabileceği gibi anastomoz bölgeleri de lokalizasyon yerleri olabilir. Fistüller en sık ileoileal, ileoçekal, ileosigmoid arasında görülür ve bunlar genellikle semptom oluşturmazlar, baryumlu filmlerde veya cerrahide tesadüfen saptanırlar. Daha az görülen ancak ciddi sonuçları olabilen fistüller ise kolon ile mide ve duedonum arasında gelişenlerdir. Obstrüksiyon: Crohn Hastalığının önemli bir özelliğidir. Hastalığın erken dönemlerinde barsak duvarının ödemi, spazmı, aralıklarla obstrüktif bulgular oluşmasına yol açar. Yıllar içinde bu inflamasyon tedrici olarak fibrozis gelişimi sonucu stenoza ve striktür gelişimine yol açar. Bu durumda ishal azalır. Giderek konstipasyon ve kronik barsak obstrüksiyonuna ilerler. Bu kronik tablo üzerine tekrarlayan akut barsak tıkanıklıkları eklenir. Perianal Hastalık: Crohn hastalarının yarıya yakınında görülür. Ciddiyeti basit bir anal fissürden, sfinkter fonksiyonlarının kaybıyla sonuçlanan multipl-yaygın fistül ve abselere kadar değişebilir. Diğerleri: Toksik megakolon ve perforasyon nadirdir. Masif kanama sık görülmez. Kolorektal kanser gelişimi Kolitis Ülseroza da olduğu kadar olmasa da artmıştır. İLTİHABİ BARSAK HASTALIĞINDA EKSTRAİNTESTİNAL MANİFESTASYONLAR İltihabi barsak hastalığında gastrointestinal sistem dışındaki sistemlerde de bozukluklar görülmektedir (Tablo I). Bunlar başlıca iki gruba ayrılır: Gastrointestinal hastalık komplikasyonları ve iltihabi barsak hastalığıyla birlikte olanlar. En sık görülen komplikasyonlar nütrisyonel ve metabolik bozukluklardır. Bunlar kronik infeksiyon, yeterince besin alamama, maldigesyon ve malabsorbsiyona bağlıdır. Ayrıca kan ve protein kaybının da rolü vardır (11, 19, 21, 22, 23, 24, 28, 29). Tablo I: İnflamatuar Barsak Hastalığında Ekstraintestinal Manifestasyonlar Nutrisyonel ve metabolik bozukluklar Kilo kaybı, çocuklarda gelişme geriliği Hipoalbüminemi,protein kaybettirici enteropati Vitamin eksikliği* Kalsiyum,magnezyum,çinko eksikliği 11

13 Hematolojik Bozukluklar Anemi, folat,vitamin B12* eksikliği Lökositoz, trombositoz Deri ve müköz membranlar (%15) Piyoderma gangrenozum Eritema nodozum Stomatit ve multipl aftöz ülserler Kas-iskelet sistemi (%15-20) Ankilozan spondilit Büyük eklemlerin periferik artriti Osteoporoz Osteomalazi Karaciğer ve safra yolları Yağlı karaciğer Perikolanjit Sklerozan kolanjit Safra taşları* Safra yolları kanseri Böbrek komplikasyonları Böbrek taşları Üriner sisteme fistül Amiloidoz Göz komplikasyonları (%5) Konjunktivit, episklerit Üveit *Yalnızca Crohn Hastalığında görülür İLTİHABİ BARSAK HASTALIĞINDA TANI İltihabi barsak hastalığı tanısını koymak her zaman kolay olmamaktadır. Crohn Hastalığı nda bir yandan kanlı diyarenin çoğu kez bulunmaması, öte yandan hastalığın çoğu kez rektosigmoidoskopi alanının dışında kalması tanıyı güçleştirir. Ülseratif kolitin klinik, endoskopik ve histolojik bulgularını taklit edebilen pek çok barsak hastalığı vardır. Örneğin hiç karışmaması gereken bir hastalık irritabl barsak hastalığıdır (spastik kolon). İltihabi barsak hastalığında feçes muayenesinde lökosit ve eritrosit görülmesi, rektal kanama veya kanlı 12

14 diyare, ateş, zayıflama, iltihabi barsak hastalığının ekstra- intestinal belirtilerinin varlığı spastik kolondan ayıredilmesine yardımcı olurlar (19). Fizik muayene ve laboratuar incelemeleri tanıya yardımcı olsa da kesin tanı koyabilmek için endoskopik inceleme gereklidir. Ancak radyasyon koliti ve inektif kolitte de ülseratif kolit gibi kolonoskopik incelemede mukozada yaygın ülserler vardır. Kanlı ishal ile başvuran ve İBH düşünülen hastaların üçte birinde enfeksiyöz bir etyoloji vardır ve bunların kolonoskopik görünümü İBH dan ayırt edilemez. Ülseratif kolitten infektif kolitin (Shigella, Yersinia, Campylobacter, Entemoeba) ayrılması rektosigmoidoskopik incelemeye karşın mümkün olmayabilir, biyopsi alınıp histolojik inceleme yapılması zorunludur (19, 23). İBH da hastalığın aktivitesini ve tedaviye yanıtını laboratuar incelemeleriyle belirlemek zordur. Ancak yine de günümüzde hemoglobin, lökosit, trombosit, sedimentasyon, serum albumin düzeyi ve CRP, orosomukoid( alfa-1 glikoprotein ) gibi akut faz reaktanları kullanılmaktadır. Orosomukoid, sedimentasyon ve CRP hastalık aktivitesiyle iyi korele iken CRP nin tedaviye yanıtı izlemede değerli olduğu gösterilmiştir (21, 29) Kolonoskopi İBH nın tanısının konulmasını, diğer hastalıklardan ayırıcı tanısının yapılmasını, eşlik eden veya sonradan eklenen hastalıkların saptanmasını, histolojik örnekleme için doku örnekleri elde edilmesini, hastalığın şiddeti ve tuttuğu bölgelerin saptanmasını sağlar, ayrıca kolorektal kanser gelişiminin takibi için başlıca takip yöntemidir. Crohn Hastalığı nda ayrıca gastroskopi yapılarak üst gastrointestinal sistem de değerlendirilmelidir (11, 19, 21, 22, 23, 24, 29). Ülseratif Kolit te toksik megakolon ve perforasyon düz karın grafisinde tanınabilir. Baryumlu grafide ise mukoza düzensizlikleri, kolon cidarının belirsizleşmesi, haustra kaybı (kurşun boru) görülebilir (11, 21, 22, 23, 24). Krohn Hastalığı nda baryumlu çalışmalar mukozal patolojileri gösterirken BT, MRG ve USG gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri ekstralüminal patolojileri de saptamamıza olanak sağlayarak birbirini tamamlarlar. Kolonun radyolojik incelemesinde radyoopak maddenin terminal ileuma reflü olduğu veya ince barsak pasaj grafisinde terminal ileumun klasik string sign ( ip belirtisi ) adı verilen daralmış durumu saptanır. Nodülarite ve fistül saptanabilir. Derin lineer veya transvers ülserlerin oluşturduğu kaldırım taşı manzarası görülebilir. Crohn da karın içi abse-fistül gibi komplikasyoları göstermek için BT en iyi yöntemdir (11, 19, 21, 22, 28, 29). İnce barsak pasaj grafisiyle birlikte son yıllarda geliştirilmiş olan kapsül endoskopi, enteroklizis (entero-bt) ve çift balon enteroskop yöntemleri ince barsak tutulumlu Crohn vakalarının tanınmasına olanak vermektedir (29). 13

15 Tablo II de gösterilen birçok farklı özelliğine karşın yine de Crohn Hastalığı ile Ülseratif Kolit arasında hastaların %10-15 inde ayırım yapılamayabilir (İndeterminate Kolit) (22, 29). Tablo II: Crohn Hastalığı ile Ülseratif Kolitin özelliklerinin kıyaslanması (19, 21, 22) Crohn Ülseratif Hastalığı Kolit Klinik Sigara tiryakisi ++ +/- Kırıklık, ateş ++ + Rektal kanama Karın duyarlılığı Karında kitle ++ + Karın ağrısı Perianal abse Endoskopik Rektal hastalık Crohn Ülseratif Hastalığı Kolit Klinik Diffüz, kronik, simetrik tutulum Aftöz veya lineer ülserler Kaldırım taşı görünümü ++ - Friabilite Radyolojik Kronik hastalık İleum tutulumu ++ - Asimetri Darlık ++ + Fistül

16 KOLOREKTAL POLİPLER Mukoza veya submukozadan köken alan ve barsak lümeni içine uzanan doku kütlesine polip denir. Gastrointestinal polipler saplı veya sapsız (sesil), tek veya birden fazla sayıda, mukozayla aynı veya farklı renkte olabilirler. Sıklıkla multipl olup en fazla rektum ve sigmoidde oluşurlar ve çekuma doğru görülme sıklıkları azalır. Poliplerin çoğu asemptomatiktir. En önemli klinik belirtileri rektal kanamadır. Bazen demir eksikliği anemisi sebebi araştırılırken sağ kolon yerleşimli ve dışkıda gizli kanama yapan polip saptanabilmektedir. Büyük poliplerde; kabızlık, gaita çapında incelme, karın ağrısı, barsak obstrüksiyonu ve özellikle villöz poliplerde hipokalemi ve hipoalbüminemi ile karakterize sekretuar tipte ishal seyrek de olsa tanımlanmıştır (25, 26, 30, 31). Bazı poliplerin kanserleşme riski olduğundan tespit edilen polip kolonoskopiyle çıkarılarak histopatolojik incelemesi yapılmalıdır. Makroskopik olarak birbirleriyle karışabilmektedirler (26, 30, 31, 32, 33). Kolonoskopi poliplerin tanısı ve çıkarılmasında geçerli bir yöntem olmasına karşın yanlış negatiflik oranı %20 nin üzerindedir (34). Poliplerin tipleri 1) Nonneoplazik Polipler A-Hiperplazik( metaplazik ) i) Geniş tip ii) Adenom alanları içeren tip iii) Mikst hiperplazik-adenomatöz tip( Sarrated Adenom ) B-Hamartomatöz iv) Peutz Jeghers v) Cowden Hastalığı vi) Juvenil polip vii) Ganglionöromatozis C-İltihabi viii) Basit (iltihabi) Polip ix) İltihabi, lenfoid, fibroid, granülomatöz stromalı x) Lenfoid polip 2) Neoplazik Polipler A- Benign (Adenom) i) Tubuler ii) Tubulovillöz 15

17 iii) Villöz B- Malign i) Noninvaziv karsinom (karsinoma insutu ve intramukozal karsinom) ii) İnvaziv karsinom (muskularis mukozayı geçmiş) Adenomlar tüm kolon poliplerinin 2/3 ünü oluştururlar ve malignite riski taşırlar. ABD de 50 yaş ve üzerindeki genel popülasyonda %25-40 oranında adenomatöz polip görülmektedir. Ancak bu kişilerin 1/3 ünde saptanmış olan adenomlar çoğu kolorektal kanser riski minimal olan 1 veya 2 adet 1 cm den küçük tubuler adenom özelliğindedir. Bu poliplerin %1 inden azı maligndir. Makroskobik ve mikroskobik olarak üç morfolojik tipe ayrılırlar: Tubuler (%80), tubulovillöz (%15) ve villöz (%5) adenom. Adenomlar displazi derecesine göre hafif, orta ve ağır displazili (karsinoma insutu) olmak üzere tanımlanırlar. Adenomun çapı, villöz komponenti ve displazi derecesi arttıkça kanser gelişim riski artmaktadır (25, 26, 30, 31, 32, 33, 35, 36). POLİPOZİS SENDROMLARI Gastrointestinal polipozis sendromları kalıtsal olarak geçen ve gastrointestinal kanalda binlerce polipin oluşmasıyla karakterize, özellikle adenomatöz grubunda kanser riskinin çok fazla arttığı hastalıklar topluluğudur (30). A) ADENOMATÖZ POLİPOZİS SENDROMLAR 1) Familyal Adenomatöz Polipozis (FAP): Otozomal dominant geçişlidir. Kolonda bazen tüm kolonu kaplayacak kadar çok sayıda adenömatöz polip mevcuttur. 5.kromozomun uzun kolunda ayıt edilen APC genindeki mutasyonlar sorumludur. Hastalığa tutulan ailelerin %80 inde bu mutasyon saptanır. Hastalar puberteye kadar asemptomatiktirler. Semptomatik hastalarda özellikle çocuklarda zaman zaman ortaya çıkan ishal, karın ağrısı, raktal kanama, rektal poliplere bağlı tenezm, anemi ve zayıflama ile erken yaşlarda hastalığı başlayanlarda gelişme geriliği saptanır. Poliplerin başlama yaşı ortalama olarak 15-25, semptomların başlama yaşı 33, kanser görülme yaşı 39 ve kanserden ölüm yaşı 42 olarak bulunmuştur. Tüm kolon kanserlerinin %1 i bu hastalık sonucudur. Genç hastalarda polip sayısı başlangıçta az iken, son süratle artarak bütün kolon mukozası poliple kaplı hale gelir. Hastalarda ortalama polip görülür. Eğer koruyucu olarak total kolektomi yapılmazsa kolorektal kanser gelişimi kaçınılmazdır (25, 26, 30, 33). 16

18 2) Gardner Sendromu: Kolonda adenomatöz polipozisle birlikte sert ve yumuşak dokularda tümörlerinin görülmesidir. Kafa, mandibula ve uzun kemiklerde osteomalar, fazla sayıda diş, deri ve testislerde yumuşak doku tümörleri, lipoma, fibroma, dermoid tümörler, epidermoid kistler ve retinanın konjenital hipertrofisi görülür. Hastalıkta kolon poliplerinden kanser gelişme riski %95 in üzerindedir (25, 26, 30, 33). 3) Turcot Sendromu: Kolonda adenomatöz polipozisle birlikte merkezi sistem tümörlerinin bulunmasıdır. Otozomal resesif olarak geçer (25, 26, 30, 33). B) NONADENOMATÖZ POLİPOZİS SENDROMLAR 1) Peutz-Jeghers Sendromu: Özellikle ince barsaklarda olmak üzere tüm gasrointestinal kanal boyunca hamartomatöz polipler ve vücudun değişik bölgelerinde mukokutanöz pigmentler (daha çok deri ve ağız içi mukozasında) ile birlikte olan otozomal dominant geçişli familyal hastalıktır. Gastrointestinal kanser riski %2-3 tür. Kanserler genellikle birlikte bulunabilen adenomatöz poliplerden doğarlar. Peutz-Jeghers poliplerinde displastik değişiklikler,in situ ve erken kanser çok nadirdir (25, 26, 30, 32). 2) Familyal Juvenil Polipozis: Gastrointestinal sistemde özellikle kolon ve rektumda 10 dan fazla yani multipl juvenil hamartomatöz poliplerle karakterize bir hastalıktır. Olguların %25 i otozomal geçişli familyal kalıtım özelliği gösterir. Polipler mide ve ince barsakta da görülürler. Kanserleşme riski çok azdır. Kanserler birlikte bulunabilen adenomatöz poliplerden veya mikst poliplerden çıkar. Barsaklarda malformasyon, inmemiş testisler, hidrosefali, konjenital kalp anomalileri birlikteliği sıktır (25, 30, 32). 3) Cronkhite-Kanada Sendromu: Gastrointestinal kanalda juvenil poliplerin bulunduğu, alopesi, tırnak distrofisi ve deride hiperpigmentasyon gibi ekstraintestinal bulgularla birlikte olan bir hastalıktır (25, 26, 30). 17

19 4) Cowden s Hastalığı: Fasial trikilemmomalar, akral keratozis, oral mukozal polipler, selim ve malign meme ve tiroid neoplazmlarıyla birliktedir. Otozomal dominant geçişlidir. Multipl küçük polipler (2-3 mm çaplı), özellikle rektosigmoid bölgede lokalizedir. Polipler hamartomatöz özellikte olup üst gastrointestinal sistemde de görülürler (25, 26, 30, 32). KOLOREKTAL KANSERLER Kolorektal kanserleri günümüzde organ kanserleri içinde sıklık bakımından her iki cinste de üçüncü sırayı, bazı batı ülkelerinde ikinci sırayı alırlar. ABD de ölümle sonuçlanan kanserler arasında ikinci sıklıktayken diğer gelişmiş ülkelerde ise üçüncü sıklıktadır (26, 32, 33, 37, 38, 39, 40). Kolorektal kanserlerde tanı yaşı ortalama 60 dır, ancak görülme sıklığı 40 yaşından sonra artmaktadır ve yaş ilerledikçe risk oranı yükselmektedir (25, 26, 32, 39). Kolon tümörleri yavaş büyürler ve bu nedenle karakteristik semptomlar genellikle çok geç dönemde görülürler bu yüzden kolorektal kanserlerde erken tanı çok önemlidir. Uzun yaşam süresi sağlamanın anahtarı erken tanıdır. Genel olarak klinik bulgu ve belirtiler ortaya çıktığında hastalık ileri evrededir. Asemptomatik hastada kanser tanınabilmelidir, bunun için de toplumu bilgilendirmek ve tarama programları uygulamak gereklidir. Tarama sonucu küçük ve erken evre tümörü saptama olasılığı fazladır. Asemptomatik hastalarda 15 yıllık yaşam süresi semptomatiklerden %90 fazladır. Tarama özellikle, kanser riski olan hastalarda daha anlamlı ve yararlıdır. Yapılan çalışmalar tarama ve izlemin kolorektal kanser mortalitesini azalttığı gösterilmiştir (26, 32). Kolonoskopide senkronize lezyon insidansı %50 olduğundan tüm kolon dikkatlice incelenmelidir (41) Kolorektal kanser olgularının çoğu sporadiktir ve İBH zemininde gelişenler dışındaki tüm olgular adenomatöz poliplerden kaynaklanırlar (25, 26, 42), ancak %6-10 hasta herediter karakter taşır. Herediter kolorektal kanserler polipoz sendromlarla ilişkili olan Herediter Polipozis Kolorektal Kanserler ve Lynch Sendromu olarak da adlandırılan Herediter Nonpolipozis Kolorektal Kanserler (HNPKK) olmak üzere ikiye ayrılırlar (32). Hastalığın doğal seyrine bakıldığında erken evre lokalize hastalıkta beş yıllık sağ kalım %90, çevresel lenf bezlerine metastaz yapmış ve barsak serozasını aşarak çevre dokulara invazyon yapmış tümörlerde %64, uzak metastaz yapmış vakalarda ise %8 oranındadır. Ancak kolorektal kanser tanısı alanların %80 inde organ metastazı bulunmamaktadır. Kolorektal kanser tanısı alanların %40 ı erken evre lokalize hastalık evresindedir (39, 40, 43). 18

20 KOLOREKTAL KANSER TARAMASI Orta Risk Grubu (25, 26, 33, 37, 42, 44, 45): Asemptomatik, 50 yaş üzeri, başka risk faktörü olmayan bireyler - Her yıl gaitada gizli kan bakılması ve her 5 yılda bir flexibl sigmoidoskopik muayene veya - Her 5-10 yılda bir çift kontrastlı baryum grafisi veya - Her 10 yılda bir kolonoskopik muayene Yüksek Risk Grubu (25, 26, 33, 37, 42, 44, 45): -Yakın akrabalarında kolorektal kanser veya adenomatöz polibi olanlar: Orta risk grubu gibi tarama yapılır ancak tarama 40 yaşında başlar. -Aile öyküsünde familyal adenomatöz polipozis olanlar: Genetik danışmanlık verilmeli ve gen taşıyıcısı olup olmadıklarını belirlemek için genetik test yapılmalıdır. Negatif genetik test durumunda, önceden hastalıktan etkilenmiş bir aile üyesinde mutasyon saptanmışsa FAP ekarte edilir. Gen taşıyıcıları ve ortada olan vakalarda puberteden başlayarak her yıl flexbl sigmoidoskopi yapılır. -Aile öyküsünde herediter nonpolipozis kolorektal kanser olanlar: Çok sayıda, birkaç nesil boyunca özellikle de genç yaşta kolorektal kanser gelişmiş akrabaları olanlarda genetik danışmanlık verilmeli ve HNPKK için genetik test düşünülmelidir yaşları arasında her 1 ya da 2 yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl kolon muayene edilmelidir. -Adenomatöz polip öyküsü olanlar: Kolonoskopide 1cm den büyük ya da adenomatöz polipleri olan hastalarda ilk muayeneden 3 yıl sonra kolon tekrar tetkik edilir, bir sonraki muayene aralığı saptanan poliplerin tipine bağlıdır. İlk takipte kolon normal bulunursa veya yalnızca tek, küçük bir tubuler adenom saptanırsa daha sonraki muayene 5 yıl içinde olabilir. Özel durumlarda ara daha kısa tutulabilir. -Kolorektal kanser öyküsü olanlar: Küratif amaçlı rezeksiyon uygulananlarda operasyondan önce total kolonoskopik tetkik yapılmamışsa rezeksiyondan sonraki 1 yıl içinde tüm kolon muayene edilmelidir; normal bulunursa ya da preoperatif evrede normal bulunmuşsa bir sonraki muayene 3 yıl sonra yapılır, bu da normalse her 5 yılda bir yapılır. -İltihabi barsak hastalığı olanlar: Pankoliti olanlarda hastalığın 8 yılından sonra, sadece sol kolonu tutan koliti olanlarda 15 yıldan sonra başlamak üzere her 1-2 yılda bir kolonoskopi. Hastada yüksek dereceli displazi bulunursa total kolektomiye verilir. Kolorektal kanserlerde tarama testi olarak rektal tuşe, gaitada gizli kan, rijit ve fleksibl sigmoidoskopi, çift kontrastlı kolon incelemeleri ve kolonoskopi kullanılmaktadır (32, 33, 45, 46). 19

21 Alt gastrointestinal sistem kanamalarının en sık sebebi hemoroidler ve anal fissürler olmasına rağmen bu şikayetle başvuran her hastada rektal tuşe yapmak çok önemlidir. Rektum tümörlerinin yaklaşık 1/3 ü tuşe mesafesinde olduğundan özellikle 40 yaş üzerindeki hastalarda rektal tuşe mutlaka yapılmalıdır (17, 25, 32, 33). -Gaitada Gizli Kan: Kolorektal kanserler ve adenomlar aralıklı olarak kanayabildikleri için bir örnekte yalancı negatiflik yüksektir. İdeal olarak üç gün üst üste alınan dışkı örneklerinin herbirinin farklı kısımlarından iki örnek hazırlanarak test yapılmalıdır.testten 3 gün önce ve test sırasında yanlış pozitif sonuç verecek kırmızı et, peroksidaz içeren sebze ve meyveler (karnıbahar, şalgam, kavun, turp vb), topikal iyot, üst gastrointestinal kanamaya yol açacak aspirin-nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlardan ve yanlış negatif sonuca yol açacak vitamin C alımından kaçınılmalıdır (25, 26). GGK pozitif olanların %2-10 unda kanser ve %20-30 unda adenom bulunmaktadır (46). Son yıllarda insan hemoglobinine hassas olan test yöntemleri ile yanlış pozitif sonuçları elimine etmek olası hale gelmiştir (47). KOLOREKTAL KANSER İÇİN RİSK VE KORUYUCU FAKTÖRLER Güçlü risk faktörleri (32, 39): 1) İleri yaş (50 yaş üzeri) 2) Doğum yeri (Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa, Asya, Afrika) 3) Familyal Polipozis/Gardner Sendromu 4) Herediter nonpolipöz kolorektal kanser 5) Uzun süreli Ülseratif Kolit Orta derecede risk faktörleri (32, 39): 1) Yüksek kırmızı et içeren diyet 2) Daha önce adenom 3) Pelvik radyoterapi Zayıf risk faktörleri: 1) Yüksek yağ içeren diyet 2) Alkol 3) Sigara 4) Obezite 5) Uzun boy 6) Kolesistektomi 7) Yüksek sükroz tüketimi 20

22 Koruyuculuk değeri az olan faktörler: 1) Yüksek sebze ve meyve içeren diyet 2) Yüksek fiber içeren diyet 3) Yüksek folat ve metiyonon alımı 4) Post menapozal hormon replasman tedavisi Koruyuculuk değeri orta derecede olan faktörler: 1) Yüksek fiziksel aktivite 2) Aspirin ve nonsteroidler KOLOREKTAL KANSER KLİNİĞİ Çoğu kez tümör büyük boyutlara ulaşana kadar semptom vermez. Semptomlar tümörün lokalizasyonuyla ilişkilidir. Sağ kolon tümörleri anemi ve melena, sol kolon tümörleri ise obstrüksiyon, tenezm, konstipasyon, rektal kanama, dışkılama alışkanlığında değişim ile bulgu verirler. Halsizlik, iştahsızlık ve sağ üst kadran ağrısı karaciğer metastazının habercisidir. Aşağıda kolorektal kanserli olgulardaki sık görülen belirti ve bulgular sıralanmıştır (25, 26, 33, 32, 39): - Dışkılama alışkanlığındaki değişiklik: kabızlık, ishal veya kabızlık-ishal dönemleri - Kanama: Belirgin veya gizli ve buna bağlı anemi semptomları - Müküslü dışkılama - Sabah diyareleri - Tenezm - Dışkı çapında değişiklik - Fena kokulu gaz - Karın ağrısı ve anoraktal ağrı - Kitlenin ele gelmesi - Kilo kaybı - Diğerleri: Barsak delinmesi, akut appandisit kliniği, metastatik belirtiler,fistüller 21

23 KOLONUN İNCELENMESİNDE KULLANILAN GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Gastrointestinal sistemin tanısal amaçlı görüntülemesi klasik olarak direkt grafiler ve baryum kullanımına dayalı kontrastlı radyogramlarla yapılmaktadır. Ancak görüntüleme teknolojisinde son yıllarda geliştirilen endoskopik yöntemler ile tanıda, tümörlerin evrelendirilmesinde, tedaviye yanıtın değerlendirilmesi ve izlemde artık inceleme algoritmaları birçok değişikliğe uğramış bulunmaktadır (48, 49). DİREKT KARIN GRAFİLERİ En çok yatar pozisyonda çekilir. Karın içinde hava,kalsifikasyonlar, sıvı, yabancı cisim, organomegali, kitle ve barsak gaz görünümü değerlendirilmelidir. Ayakta direkt batın grafisi barsak tıkanmasında faydalıdır (ileus). Sol lateral dekübitis pozisyonu ise pnömoperitoneum için kullanılır ve ayakta grafi çekilemediği zaman tercih edilir. Pnömoperitoneum diyafram altında serbest hava varlığıdır ve genellikle cerrahiden sonra görülür. Diğer pnömoperiteneum sebepleri peptik ülser perforasyonu, gastrointestinal sistem tümör veya divertikül perforasyonu, perfore apendix, grafi veya endoskopiyi takiben iatrojenik veya travmatik perforasyondur (44). Normalde rektum ve kolonun değişik lokalizasyonlarında, ince barsaklarda az miktarda az miktarda hava görülebilir. Bazen hava intraluminal lezyonların çevresinde kontrast oluşturarak belirgin hale gelmelerine yardımcı olabilir. Submukozal kan, sıvı ve inflamatuar hücrelerin toplanması barsak lümenine protuze olarak değerli ipuçları verebilir (iskemik kolit, inflamatuar barsak hastalıkları, lenfoma). İnce barsak ve kolonda dilatasyon barsak tıkanması ve ileusu düşündürür. Toksik megakolonda belirgin dilate (6 cm den geniş) ve haustrasyonu kaybolmuş transvers kolon görülür. İleusta yine barsaklarda ayakta ve lateral dekübütis pozisyonunda hava-sıvı seviyeleri görülür. Bazen de karın organlarının büyümelerinde veya kitlelerinde itilme nedeniyle barsak lupları o bölgede izlenemez. Nadiren de skrotum içinde hava dolu barsak lupları görülebilir ki bu inguinal fıtığa işaret eder (44, 50). 22

24 BARYUMLU İNCELEMELER Birkaç gün önceden başlayarak barsak temizliği yapılır (sıvı, diyet, katartik ilaç). Acil şartlarda, inflamatuar hastalıklarda veya tıkanmalarda kolon hazırlığı yetersiz veya sınırlı olabilir. Önce düz karın filmi çekilmelidir. Barsak gaz görünümü tıkanma için yardımcı olabilir. Toksik megakolon şüphesi varsa kontrastlı grafi kontraendikedir (44, 50). Tümüyle etkileşimsiz bir madde olan ve mukozal yüzeyin incelenmesine olanak veren baryum sülfat halen yaygın olarak kullanılan bir kontrast maddedir. Bu incelemenin temel ilkesi verilen kontrast madde aracılığıyla intestinal kanalın luminal yapısını görüntülemek, komşu yapılarla sistemin ilşkisini ortaya koymaktır. Baryumun lümende dolma eksikliği ya da fazlalığı gösterip göstermediği, pasaj süresi, mukozal yapının nasıl bir özellik gösterdiği irdelenir. İncelemenin çift kontrastlı olarak yapılması tanı duyarlılığını önemli ölçüde artırır (48). Tek Kontrast: Baryumlu incelemelerin yaklaşık %15 i tek kontrastlı çalışmalardır. Düşük dansiteli baryum rektumdan verilirken kolon fluoroskopik olarak takip edilir. Dikkatle hafif baskılar uygulanarak grafiler alınır. Tek kontrastlı inceleme barsak tıkanma şüphesi, divertikülit, çok genç veya yaşlılarda, debillerde veya çift kontrastlı incelemeye koopere olamayanlarda kullanılır. Crohn hastalığında kolonun fistülleri ve sinüs traktı özellikle tek kontrast teknikle iyi gösterilir. Küçük lezyonların tayininde ve mukoza değerlendirilmesinde kullanılmaz (44). 1 cm den büyük poliplerin çoğu çift kontrastlı grafide saptanabilirken tek kontrastlı grafide görülememektedir (36). Çift Kontrastlı Grafi: Yüksek dansiteli baryum rektumdan verilir, sonra rektumdan kolon içine hava verilerek incelenir. Hava kontrastlı baryumlu inceleme olarak isimlendirilir. Mukozal detayların incelenmesi için önerilir. Poliplerin,tümörlerin ve kolonun erken enflamatuar hastalıklarının araştırılmasında kullanılır. 10 mm den büyük poliplerde hassasiyeti kolonoskopiye yakınken 7 mm den küçük poliplerde kolonoskopi daha hassastır (44). Kontrendikasyonları: Toksik megakolon, aktif iltihabi barsak hastalığı,kolon perforasyonu şüphesi ve endoskopik biyopsi sonrası komplikasyon düşünenlerde baryumlu incelemeler kontrendikedir (44). Endoskopinin yaygınlık kazanmasıyla baryumlu incelemelerin sayısında belirli bir azalma olmuştur. Endoskopinin mukozayı doğrudan gözlemek ve biyopsi alarak tanıyı doğrulamak gibi üstünlükleri bulunmasına karşın; toleransı güç bir tetkik olması, pahalı olması, iyatrojenik komplikasyonlara yol açması, değerlendiriciye bağlı duyarlılığı 23

25 bulunması gibi sorunları bulunmaktadır, ayrıca cerrahi girişimlere ikincil kanal anatomisinin bozulduğu durumlarda, fistül ya da striktür varsa yöntem başarısız olabilmektedir. Yine kolonoskopilerin yaklaşık %5 inde çekuma ulaşılamaması baryumlu incelemeleri söz konusu durumlarda tercih nedeni yapabilmektedir (44, 48). BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ ( BT ) Bu yöntem baryumlu çalışmalarla değerlendirilmesi mümkün olmayan batın boşlukları, mezenterik alanlar, barsak duvarı ve komşuluklarının incelenmesinde yararlıdır. Gastrointestinal sistem tümörlerinin bölgesel ve uzak lenf nodu metastazları bu yöntemle büyük bir doğrulukla gösterilebilmektedir. Özafagustan rektuma uzanan barsak kanalında BT birinci basamak tanı aracı olarak seçilmemelidir. Yöntemin evrelemedeki etkinliği nedeniyle tümör tanısı almış olgularda kullanılması uygundur. Ancak son yıllarda barsak duvarını etkileyen patolojilerin tanısında BT den yararlanılması yaygınlık kazanmıştır. Bu patolojilerden Krohn hastalığında intestinal duvardaki kalınlaşma, mezenterik inflamatuar değişiklikler ve mezenterik lenfadenopatiler BT ile büyük bir duyarlılıkla saptanabilir (48). Çekimden önce 4-6 saatlik açlık yeterlidir. Hastaya incelemeden 1 saat önce kontrast madde içirilir. Eğer İV kontrast verilecekse serum kreatinin değerlerine bakılmalıdır (44). Tanısal amaçlar yanında ince-iğne biyopsilerinde ve kateter yerleştirmek için rehberlik amacı ile de kullanılmaktadır (44, 50). BT nin geliştirilmesiyle oluşturulmuş olan Spiral BT tekniğinde ise solunum hareketlerine bağlı görüntü artefaktları elimine edilir ve İV kontrast madde miktarının azalması sağlanır. Daire şeklinde vücudun büyük bir bölgesinin devamlı taranmasını sağlar (44). Yine son yıllarda üç boyutlu görüntü işleminin gelişimiyle birlikte BT nin bu sistemde başka bir kullanımı ortaya çıkmıştır; sanal endoskopi de denilen bir teknikle barsak lümeni hava veya kontrast maddeyle doldurulduktan sonra endoskopi kullanmaksızın aksiyal kesitlerin bilgisayarda ardışık işlemiyle hacim kazandırılması sonucu görüntülenebilir hale gelmiştir (48). 24

26 MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME ( MRG ) MRG barsak peristaltizminin yol açtığı artefaktlardan dolayı başlangıçta gastrointestinal sistemin incelemelerinde yaygın bir kullanım alanı bulamamışken son yıllarda gerek oral MRG kontrastlarının geliştirilmesi gerekse de hızlı görüntüleme teknikleriyle bu sorun önemli oranda aşılmıştır. Endorektal sinyal alıcılar ile duvar katmanlarının gösterilebilmesi özellikle rektum kanseri evrelemesinde duyarlı sonuçlar verebilmektedir (48). MRG, daha çok BT ile lokalize edilen lezyonların karakterizasyonu amacıyla kullanılmaktadır. En sık karaciğer tümörleri, hepatik venöz ve portal ven tıkanmalarında tercih edilir. Diğer karın içi organ hastalıklarında BT, MRG den daha üstündür (50). Pacemakeri, intraoküler metalik parçacıkları, intrakranyal anevrizma klipleri, koklear implantları, ritm düzensizlikleri, implantlı metalik hardware i olan hastalarda kontrendikedir (44). ULTRASONOGRAFİ Organ ve yapıların ses dalgalarıyla incelenmesi esasına dayanır. Ucuz ve kolay uygulanır olması ve hiçbir kontrendikasyonunun olmaması nedeniyle yaygın kullanım alanı bulmuştur (44, 50). Ancak hava içeren yapıların bu yöntemle görüntülenememesi nedeniyle kolorektal alanda kullanımı oldukça sınırlıdır. Trans rektal ultrasonografi ile rektal bölgenin duvar katmanları ve perirektal yağ dokusunun incelenmesinde yararlanılmaktadır. Yöntemin bu yetersizliği son yıllarda geliştirilen endoskopik ultrasonografiyle aşılmış ve böylelikle özellikle tümöral lezyonların invazyon derinliğini preoperatif dönemde saptanmasında bu yöntem yardımcı olabilmektedir (44, 48). RADYONÜKLİD GÖRÜNTÜLEME Gastrointestinal sistemin orijini bulunamayan kanamalarını belirlemek için iki değişik radyonüklid inceleme yöntemi geliştirilmiştir: Verilen ajanın ekstravaze olmasına dayanan yöntemlerin ilkinde teknesyum 99 sülfür kolloid, diğerinde teknesyumla işaretlenmiş eritrositler ve lökositler kullanılır. Küçük miktarlardaki kanamayı belirlemekte, İBH de inflamasyonlu bölgeyi belirlemekte faydalı olabilen yöntemlerdir (48, 49, 50). 25

27 POZİTRON EMİSYON TOMOGRAFİSİ (PET) Özellikle onkolojik görüntülemelerde kullanılan hücresel görüntüleme tekniğidir. Çok yaygın kullanılan bir radyofarmasötik flor-18 ile işaretli fluoro-2-deoxy-d-glucose (FDG), bir glukoz analoğudur. Bu radyofarmasötik ile yapılan PET çalışmalarında invivo glukoz kullanımı ve dağılımı ölçülebilmektedir. FDG, glukoz gibi hücre membranındaki glukoz taşıyıcı moleküller tarafından hücre içine alınır ve heksokinaz ile FDG-6 fosfata dönüştürülür. Ancak FDG-6 fosfat, glikolizin bundan sonraki aşamalarına girmez ve hücre içerisinde birikir. Çoğu malign tümörlerde olduğu gibi epitelyal gastrointestinal tümörlerin büyük kısmında belirgin glikoliz artışı olduğu için FDG normal dokuya göre daha yüksek konsantrasyonda tutulur ve bu tümörler PET görüntülerinde kolayca tespit edilebilir. Kolorektal karsinomlarda metastaz belirlenmesinde PET, konvansiyonel BT ve MRG den çok hassastır, ancak henüz rutin kullanıma girmiş değildir (44, 49). KOMPUTERIZE TOMOGRAFİ KOLONOSKOPİ (CTC) Kolonoskopiye göre noninvaziv yöntem olan CTC, son on yılda yapılan görüntüleme alanındaki yoğun çalışmalar sonucu geliştirilmiştir. CTC helikal ince kesitler elde edilebilen bir CT ile elde edilen görüntülerin bilgisayar teknolojisi yardımıyla iki veya üç boyutlu imajlara dönüştürülmesiyle gerçekleştirilir..kolonoskopiye göre teorik birçok avantajı vardır; hızlıca uygulanabilir, sedasyon gerektirmez, işlem öncesi hazırlık daha kolaydır. Ayrıca uygulama esnasında kolon dışı patolojileri de tespit etme imkanı verir (51). Yapılan çalışmalarda CTC için verilen sensivite ve spesifite rakamları farklılık göstermektedir. Kolonoskopi gibi küçük lezyonların, flat adenomların saptanmasında sensivitesi daha düşüktür (51). MR KOLONGRAFİ (MRC) Bu yöntemde önce kolon lümeninin su veya su bazlı solüsyonla doldurulması suretiyle T1 ağırlıklı görüntülerde kolon lümeninin karanlık bir alan olarak görünmesi sağlanır. Daha sonra intra venöz verilen gadalinium bazlı kontrast maddeyi tutan kolon lezyonlarının T1 ağırlıklı görüntülerde parlaması esasına dayanır. Kolon duvarı verilen kontrast maddeyle parlamasıyla kolon lümeninden ayırdedilebilir (52). 26

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans

Detaylı

Prof.Dr.. Mustafa TAŞKIN. Genel Cerrahi A.B.D.

Prof.Dr.. Mustafa TAŞKIN. Genel Cerrahi A.B.D. Prof.Dr.. Mustafa TAŞKIN İ.Ü.. Cerrahpaşa a Tıp T p Fakültesi Genel Cerrahi A.B.D. Polip:Epitelyal yüzeyden doğan bir çıkıntı anlamındad ndadır Kolon Polipleri 1. Neoplastik:adenomatöz poliplerdir. a)tubüler

Detaylı

KOLOREKTAL KANSER. Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK

KOLOREKTAL KANSER. Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK KOLOREKTAL KANSER Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK Tanım En sık görülen 3.kanser Kanserden ölümlerde 2.sırada 80-90 milyon insan risk altında Gelişiminde iminde Genetik Değişiklikler iklikler Normal Kolon Hiperproliferatif

Detaylı

Kalın bağırsağın mukoza adı verilen iç yüzeyinin zayıf noktalardan dışarı doğru kese şeklinde fıtıklaşmasına veya cepleşmesine, bağırsak divertikülü

Kalın bağırsağın mukoza adı verilen iç yüzeyinin zayıf noktalardan dışarı doğru kese şeklinde fıtıklaşmasına veya cepleşmesine, bağırsak divertikülü Kalın bağırsağın mukoza adı verilen iç yüzeyinin zayıf noktalardan dışarı doğru kese şeklinde fıtıklaşmasına veya cepleşmesine, bağırsak divertikülü adı verilir. Birden çok divertikülün yer aldığı durumlara

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

Doç. Dr. Abdullah BÖYÜK

Doç. Dr. Abdullah BÖYÜK 1 Doç. Dr. Abdullah BÖYÜK KOLOREKTAL KANSERLER GİS in en çok rastlanan tümörleridir. Dünyada erkeklerde KRK lar AC Ca'lardan, kadınlarda meme Ca'lardan sonra 2. sıklıkta görülürler. Ülkemizde ise KRK malign

Detaylı

RUTİN KOLONOSKOPİK İNCELEMEDE TERMİNAL İLEUM BULGULARI VE SIKLIĞI

RUTİN KOLONOSKOPİK İNCELEMEDE TERMİNAL İLEUM BULGULARI VE SIKLIĞI RUTİN KOLONOSKOPİK İNCELEMEDE TERMİNAL İLEUM BULGULARI VE SIKLIĞI Hemşire, Songül Gültekin, Endoskopi, 544 44 37, songul.gultekin@acibadem.com.tr Eğitim ve Gelişim Hemşiresi, Aysun Çakır, 544 45 25,aysunca@acibadem.com.tr

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenim hedefleri Mezenterik vasküler olay şüphesi ile gelen hastayı değerlendirmede kullanılan

Detaylı

KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ

KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ KOLONOSKOPİ HAKKINDA ÖZET BİR REHBER OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR GENEL CERRAHİ UZMANI www.cerrahiklinik.com BU SUNUMDA KULLANILAN VERİLER, 2004 YILINDA YAPILAN DÜNYA CERRAHLAR

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

GENEL CERRAHİ MORTALİTE-MORBİDİTE Ş. ÖZER (MODERATÖR) Şok A. TEKİN Şok A. TEKİN

GENEL CERRAHİ MORTALİTE-MORBİDİTE Ş. ÖZER (MODERATÖR) Şok A. TEKİN Şok A. TEKİN GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma 10.00-10.45 Cerrahi Anamnez Y. TATKAN 10.55-11.40 Karın travmaları Ş. ÖZER Karın travmaları Ş. ÖZER ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

igog toplantıları 23.şubat 2011

igog toplantıları 23.şubat 2011 igog toplantıları 23.şubat 2011 PUCCINI MADAM BUTTERFLY OPERA III PERDE ANADOLU SAĞLIK MERKEZĠ Medikal Onkoloji vaka sunumu M.B 54 yaşında kadın hasta ilk başvuru tarihi: 6/5/2010 Öykü: 6 hafta önce başlayan

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Saat 25 Eylül 2017 Pazartesi 26 Eylül 2017 Salı 27 Eylül 2017 Çarşamba 28 Eylül 2017 Perşembe 29 Eylül 2017 Cuma. Seminer

Saat 25 Eylül 2017 Pazartesi 26 Eylül 2017 Salı 27 Eylül 2017 Çarşamba 28 Eylül 2017 Perşembe 29 Eylül 2017 Cuma. Seminer 4. SINIF GENEL CERRAHİ STAJ PROGRAMI Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. Göktürk MARALCAN, Yrd. Doç. Dr. Hasan BAKIR, Yrd. Doç. Dr. Erdal UYSAL, Yrd. Doç. Dr. Başar AKSOY GRUP 2 Stajyer Öğrenciler için Haftalık

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI

DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ A.D. BAŞKANLIĞI SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ 2013-2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI

Detaylı

KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM. Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara

KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM. Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara KOLON VE İNCE BAĞIRSAĞIN NONTÜMÖRAL REZEKSİYON MATERYALLERİNDE TANIYA YAKLAŞIM Dr. Armağan GÜNAL GATA Tıbbi Patoloji AD - Ankara Konuşmanın başlığı üzerine GİS patolojisinde Kolon ve ince bağırsağın Nontümöral

Detaylı

Özofagus tümörleri M. BELVİRANLI

Özofagus tümörleri M. BELVİRANLI GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma 10.00-10.45 Cerrahiye giriş Y. TATKAN Cerrahi anamnez ve terminoloji Ş. TAVLI Özofagus tümörleri M. BELVİRANLI Özofagus tümörleri M. BELVİRANLI

Detaylı

ÇOCUKLARDA GİS KANAMALARINA YAKLAŞIM 5. Sınıf

ÇOCUKLARDA GİS KANAMALARINA YAKLAŞIM 5. Sınıf ÇOCUKLARDA GİS KANAMALARINA YAKLAŞIM 5. Sınıf HEMATEMEZ Kanlı kusma Treitz ligamanının proksimalinden MELENA Siyah, pis kokulu, cıvık dışkılama Özofagus, mide, proksimal ince bağırsaktan HEMATOKEZYA Kanlı

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

KOLON KANSERİ. Op.Dr.Aytekin COŞKUN VAKIF GUREBA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

KOLON KANSERİ. Op.Dr.Aytekin COŞKUN VAKIF GUREBA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KOLON KANSERİ Op.Dr.Aytekin COŞKUN VAKIF GUREBA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KOLON KANSERİ GİS İN EN ÇOK RASTLANAN TÜMÖRLERİDİR. ERKEKLERDE: AKC KANSERİNDEN KADINLARDA MEME KANSERİNDEN SONRA EN SIK RASTLANAN

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

GİS KANAMALARI. Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU

GİS KANAMALARI. Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU GİS KANAMALARI Prof.Dr.Tayfun KARAHASANOĞLU Ekim 2006 ÜST GİS KANAMASI GİS kanamalarının % 80 i Treitz ligamanının proksimali ETYOLOJİ Peptik ülser hastalığı Varisler Mallory-Weiss Eroziv gastrit Tümörler

Detaylı

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr Akut Karın Ağrısı Emin Ünüvar İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı eminu@istanbul.edu.tr 28.07. Acil ve Yoğun Bakım Kongresi 1 AKUT Karın ağrısı Çocuklarda karın ağrısı

Detaylı

06 Şubat Nisan SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a

06 Şubat Nisan SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a TARİH 06.02.2017 07.02.2017 08.02.2017 09.02.2017 10.02.2017 09: 15 GEÇEN DERS UNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YENİ DERS UNUN TANITIMI Ders Kurul Başkanı Prof.Dr.Aysen AKALIN GÖRH Pre-Operatif Hastaların Genel

Detaylı

Adalet Elçin Yıldız, Sinan Genç, Berna Uçan, Suat Fitoz. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Radyolojisi Bilim Dalı, Ankara

Adalet Elçin Yıldız, Sinan Genç, Berna Uçan, Suat Fitoz. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Radyolojisi Bilim Dalı, Ankara Adalet Elçin Yıldız, Sinan Genç, Berna Uçan, Suat Fitoz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Radyolojisi Bilim Dalı, Ankara Klinik Öykü: 4.5 yaşında erkek çocuk, kusma ve karın ağrısı atakları ile

Detaylı

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Apandisit; Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Dr. Selcan ENVER DİNÇ ACİL TIP ABD. 09.03.2010 Acil servise başvuran karın ağrılı hastalarda en sık konulan tanılardan bir tanesidir. Apandektomi dünya genelinde

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

Treitz ligamanı altından köken alan akut veya kronik kanamalar. Tüm GIS kanamalarının %10-20 sini oluşturur.

Treitz ligamanı altından köken alan akut veya kronik kanamalar. Tüm GIS kanamalarının %10-20 sini oluşturur. Treitz ligamanı altından köken alan akut veya kronik kanamalar Tüm GIS kanamalarının %10-20 sini oluşturur. Hemodinami daha stabil Ortostatik değişiklik daha az (%19 vs.%35) Daha az kan trans. ihtiyacı

Detaylı

17 Nisan Haziran SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a

17 Nisan Haziran SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a TARİH 17.04.2017 18.04.2017 19.04.2017 20.04.2017 21.04.2017 09: 15 GEÇEN DERS UNUN DEĞERLENDİRİLMESİ YENİ DERS UNUN TANITIMI Ders Kurul Başkanı Prof.Dr.F.Belgin EFE Akut Pankreatit Pre-Operatif Hastaların

Detaylı

İNDETERMİNE KOLİT TANI. Patoloji. Makroskopik bulgular

İNDETERMİNE KOLİT TANI. Patoloji. Makroskopik bulgular İNDETERMİNE KOLİT 1970 lerde kronik inflamatuar barsak hastalığı için kolektomi ya da proktokolektomiye giden bir grup hastada klasik Crohn hastalığı (CH) ya da ülseratif kolit(ük) bulguları saptanmadığı

Detaylı

SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a. Pre-Operatif Hastaların Genel Değerlendirilmesi Yrd.Doç.Dr.

SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a. Pre-Operatif Hastaların Genel Değerlendirilmesi Yrd.Doç.Dr. 1. H A F T A TARİH 06.02.2017 07.02.2017 08.02.2017 09.02.2017 10.02.2017 09: 15 GEÇEN DERS UNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YENİ DERS UNUN TANITIMI Ders Kurul Başkanı Prof.Dr.M.Nur KEBAPÇI GÖRH Pre-Operatif

Detaylı

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR GENEL CERRAHİ 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma 10.00-10.45 Cerrahi Anamnez T.KÜÇÜKKARTALLAR 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ AKCİĞER KANSERİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

AKCİĞER KANSERİ AKCİĞER KANSERİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER AKCİĞER KANSERİ Akciğer kanseri; akciğerlerde anormal hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkar. Kanser hücreleri akciğerlere, komşu dokulara veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA AKUT KARIN DOÇ. DR. GONCA TEKANT CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK CERRAHİSİ ANABİLİMDALI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA AKUT KARIN DOÇ. DR. GONCA TEKANT CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK CERRAHİSİ ANABİLİMDALI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA AKUT KARIN DOÇ. DR. GONCA TEKANT CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK CERRAHİSİ ANABİLİMDALI PATOLOJİ: Submukozal lenfoid dokunun proliferasyonu nedeniyle intraluminal obstrüksiyon gelişir ve

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid. Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu

Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid. Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu Hemoroidal Hastalık, Anal Fissür, Kist Dermoid Prof.Dr.Tayfun Karahasanoğlu 2006 Hemoroidal Hastalık Hemoroidal hastalık Eski Mısır, Yunan, Hindu, İbrani medeniyetlerinde İncil de sıkça adı geçmektedir

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Endoskopi indikasyonları. Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi

Endoskopi indikasyonları. Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi Endoskopi indikasyonları Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi ALT GIS ENDOSKOPİSİ KOLOREKTAL KANSERLER Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde 4.sıklıkla görülürler. Kansere bağlı ölüm sebebleri

Detaylı

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR

GENEL CERRAHİ. 13.30-14.15 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 14.25-15.10 İltihabi barsak hastalıkları M. ÇAKIR 1. GÜN 08.00-10.00 Pratik Uygulama Anamnez Alma Cerrahi Anamnez Y. TATKAN 10.55-11.40 Karın travmaları A. TEKİN Karın travmaları A. TEKİN ileus Ş. TEKİN intern semineri intern semineri 2. GÜN 08.00-10.00

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR

AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR Akciğer kanseri olmak her şeyin sonu değildir. Bu hastalığı yenmek için mutlaka azimli, inançlı ve sabırlı olmanız

Detaylı

ANOREKTAL HASTALIKLAR DR. MÜJDAT ŞİMŞEK

ANOREKTAL HASTALIKLAR DR. MÜJDAT ŞİMŞEK ANOREKTAL HASTALIKLAR DR. MÜJDAT ŞİMŞEK REKTUM 3. Sakral omurla anüs arasında bulunan kalın barsağın son kısmıdır. Rekto sigmoid köşe ile anal kanal arası ampulla rekti olarak bilinmektedir;12-15 cm arasındadır.

Detaylı

LOKOMOTOR SİSTEM SEMİYOLOJİSİ

LOKOMOTOR SİSTEM SEMİYOLOJİSİ LOKOMOTOR SİSTEM SEMİYOLOJİSİ Prof.Dr.Ayşe Kılıç draysekilic@gmeil.com AMAÇ Lokomotor sistemin temel yapılarını ve çocuklarda görülen yakınmalarını, öykü, fizik muayene ve basit tanı yöntemlerini öğrenmek

Detaylı

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 HEMOROİD - BASUR HAZIRLAYAN: OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR ANA SAYFAYA DÖN 1 GİRİŞ Sağlıklı bir toplum olmak. Sağlıklı karar vermeyi sağlamak ve yanlış yapmamak. Bilgilerimizin doğruluğunu

Detaylı

4. S I N I F - 3. G R U P 3. D E R S K U R U L U

4. S I N I F - 3. G R U P 3. D E R S K U R U L U S İ N D İ R İ M, E N D O K R İ N v e M E T A B O L İ Z M A S İ S T E M H A S T A L I K L A R I ( 0 1 E Y L Ü L 0 7 K A S I M 2 0 1 4 ) Dekan : Prof. Dr. Bekir YAŞAR Dekan Yardımcısı (Eğitimden Sorumlu)

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Gastrointestinal Polipler. Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Tıp F.Gastroenteroloji BD

Gastrointestinal Polipler. Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Tıp F.Gastroenteroloji BD Gastrointestinal Polipler Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Tıp F.Gastroenteroloji BD Kolorektal Polipler Neoplastik mukozal lezyonlar Non-neoplastik mukozal lezyonlar Submukozal lezyonlar Kolorektal Polipler Neoplastik

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ÜLS ERA Tİ FKOLİ T TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİSİ DERNEĞİ ÜLSERATİF KOLİT NEDİR? Ülseratif kolit, kalın bağırsağın içini örten tabakanın iltihabıdır. Rektal kanama,

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

OVER KANSERİ. Yumurtalık kanseri; Over tümörü; Over kanseri neden olur?

OVER KANSERİ. Yumurtalık kanseri; Over tümörü; Over kanseri neden olur? OVER KANSERİ Yumurtalık kanseri; Over tümörü; Over hücrelerinden kaynaklanan kanserdir. Kadınlarda yumurtalıklara over denir. Over ler döllenme için gerekli yumurtaların hazırlandığı ve kadın hormonlarının

Detaylı

4.SINIF İÇ HASTALIKLARI STAJ PROGRAMI Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. Mehmet BAŞTEMİR, Doç. Dr. Selman ÜNVERDİ, Yrd. Doç. Dr.

4.SINIF İÇ HASTALIKLARI STAJ PROGRAMI Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. Mehmet BAŞTEMİR, Doç. Dr. Selman ÜNVERDİ, Yrd. Doç. Dr. 4.SINIF İÇ HASTALIKLARI STAJ PROGRAMI Öğretim Üyeleri: Prof. Dr. Mehmet BAŞTEMİR,, GRUP 1 Stajyer Öğrenciler için Haftalık Çalışma Programı* 1. Hafta (16-20 Ekim 2017) Saat 16 Ekim 2017 Pazartesi 17 Ekim

Detaylı

Adrenal lezyonların görüntüleme bulguları. Dr. Ercan KOCAKOÇ Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

Adrenal lezyonların görüntüleme bulguları. Dr. Ercan KOCAKOÇ Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Adrenal lezyonların görüntüleme bulguları Dr. Ercan KOCAKOÇ Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenme hedefleri Adrenal bez kitlelerinin BT ile değerlendirilmesinde temel prensip ve bulguları öğrenmek

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM IV Entegre Cerrahi Bilimler Stajı Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem 4 Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Fatih Köksal BİNNETOĞLU Yrd. Doç.

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Tiroid kanserleri bütün kanserler içinde yaklaşık % 1 oranında görülmekte olup, özellikle kadınlarda

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı Ar. Gör. Dr. Abdullah Heybeci Yandal Ar. Gör. Uzm. Dr. Saime Tuncer Prof.

Detaylı

T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi

T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi TIPTA YAN DAL UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (YDUS) GENEL CERRAHİ 17 ARALIK 2016 Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının

Detaylı

Kolon Kanseri Nedir? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK. MEÜ Tıp Fakültesi. Kolorktal Cerrahi Ünitesi. Genel Cerrahi AD

Kolon Kanseri Nedir? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK. MEÜ Tıp Fakültesi. Kolorktal Cerrahi Ünitesi. Genel Cerrahi AD Kolon Kanseri Nedir? Nasıl Tanıyacağız? Prof. Dr Tahsin ÇOLAK MEÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD Kolorktal Cerrahi Ünitesi Kolorektal Kanser (CRC) 1. Dünyadaki dağılımı ve yaygınlığı (Epidemiology) 2.

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

Kabızlık (Konstipasyon) Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK

Kabızlık (Konstipasyon) Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK Kabızlık (Konstipasyon) Prof.Dr.Ömer ŞENTÜRK Tanım: Rome-II Tanı Kriterleri Son 6 ay içerisinde en az 3 ay (aralıklı veya sürekli) aşağıdaki semptomlardan 2 veya daha fazlasının olmasıdır. **Haftada 2

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Mediastenin Nadir Görülen Tümörleri Tüm mediastinal kitlelerin %10 dan azını meydana getiren bu lezyonlar mezenkimal veya epitelyal kökenli tümörlerden oluşmaktadır. Journal of linical and nalytical Medicine

Detaylı

PERİKARDİT GİRİŞ PATOFİZYOLOJİ. Dr. Neslihan SAYRAÇ

PERİKARDİT GİRİŞ PATOFİZYOLOJİ. Dr. Neslihan SAYRAÇ GİRİŞ Perikard PERİKARDİT Dr. Neslihan SAYRAÇ AÜTF Acil Tıp Anabilim Dalı 05/01/2010 Visseral Parietal 50 ml seröz sıvı İnsidansı net olarak bilinmiyor Ancak acil servise AMI olmayan göğüs ağrısı ile başvuran

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi Lokal ileri evre akciğer kanserli olgularda cerrahi tedavi, akciğer rezeksiyonu ile birlikte invaze olduğu organ ve dokuların rezeksiyonunu

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ÜLSERATİF KOLİT HASTALIĞI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER GASTROENTEROLOJİ BİLİM DALI Ülseratif Kolit & Crohn Hastalığı Merkezi www.baskent-ank.edu.tr Ülseratif kolit nedir?

Detaylı

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün; Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

NEDENLERİ. Endometrial polipler ile sigara kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı ve yapılan doğum sayısı arasında bir ilişki yoktur.

NEDENLERİ. Endometrial polipler ile sigara kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı ve yapılan doğum sayısı arasında bir ilişki yoktur. Polipler küçük ve çoğu zaman iyi huylu küçük tümoral oluşumlardır. Vücutta rahim ağzı, rahimin içi (endometrium), ses telleri ve barsaklar gibi pekçok değişik bölgede görülebilir. Endometrial polip rahimin

Detaylı

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Akciğer karsinomlarının gelişiminde preinvaziv epitelyal lezyonlar; Akciğer karsinomlarının gelişiminde

Detaylı

TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 3. Sorular

TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 3. Sorular TRD KIŞ OKULU KURS 1, Gün 3 Sorular Soru 1 a) BT US izleminde boyut artışı gösteren ovaryan kompleks kistik bir lezyon için ne yapılmalıdır? b) PET BT c) MR d) Laparoskopi e) Laparotomi Soru 1 a) BT US

Detaylı

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL)

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) TANIMI Shigella türü bakterilerde meydana gelen;karekteristik belirti ve bulguları olan,ilium ve kolonun akut enfeksiyonudur.basilli ve amipli dizanteri olmak

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

Pediatrik karaciğer kitlelerinde ayırıcı tanı

Pediatrik karaciğer kitlelerinde ayırıcı tanı Pediatrik karaciğer kitlelerinde ayırıcı tanı Dr. Zeynep Yazıcı Uludağ Üniversitesi, Tıp Fak., Çocuk Radyolojisi Bilim Dalı, Bursa Primer karaciğer kitleleri Tüm pediatrik solid tm lerin %1-4 ü ~%65 i

Detaylı

GASTROENTEROLOJİ KLİNİĞİ

GASTROENTEROLOJİ KLİNİĞİ T. C. SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU Sakarya İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi GASTROENTEROLOJİ KLİNİĞİ EĞİTİM KOORDİNATÖRLÜĞÜ

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı