Ergenekon un Güncelliği

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ergenekon un Güncelliği"

Transkript

1 Aydınlık. 26 Nisan 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 61 KITAPAydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Kütüphanenizde yer açın beklenen oldu M. Salih Kurt Ergenekon un Güncelliği Aydınlık Çevresi nden TKP nin kuruluşuna Dr. Cüneyt Akalın Yaşamak mı Düşlemek mi? Seza Özdemir ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu Mavi Vatan ın askerleri niçin hedefte Cem Gürdeniz

2

3 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 3 İÇİNDEKİLER Aydınlık Çevresi nden TKP nin Kuruluşuna s. 4 İyi olmayı o yüzlerden öğrendik s. 5 Ergenekon un Güncelliği ve Yakup Kadri s. 6-7 Kütüphanenizde yer açın, beklenen oldu s. 8-9 İnsan, toplum ve doğa uyumunda sosyalist teori s. 10 Kontrgerilla nın şifrelerini çözen kitap s. 11 Mavi Vatan ın askerleri niçin hedefte s Hatırâtını kendi aleyhinde yazan düşünür s. 14 Ya ben Türkçeyi onlar gibi kullanıyorsam! s. 15 Döşeme aşağıda tavan yukarıdadır s. 16 Gerçek nedir öğrenmek için s. 17 Yeni çıkanlar s Çocuk-Genç : Kim bu Memo? s.20 Sımsıcak kelimelerin şairi: Ahmet Telli s.21 Dilini teslim etmeyenin öyküleri s.22 Yaşamak mı, düşlemek mi? s.23 Aydınlık. KITAP Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Editör Pınar Akkoç Yazıişleri İrem Halıç, Cenk Özdağ Sayfa Sekreteri Ebru Baysan İki bayram arası düğün olur 23 Nisan da Ankara da Milli Anayasa Milli Merkez i kurmak için bir araya geldi binlerce ve binlerce yurtsever. Emperyalizme, gericiliğe ve bölücülüğe yenilmeyeceğimizin, geçit vermeyeceğimizin en güzel kararlılığını gösterdiler. Önümüzdeki çarşamba günü de 1 Mayıs. Ne güzel bayramlar izliyor birbirini... İki bayram arasında da Aydınlık Kitap Eki çıkarıyoruz. Milletimizin ve bütün emekçilerin bayramları kutlu olsun. Bayramlarımız birleşme çağrısını da içerir. Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen milletler birleşin! Birleşin! Birleşmek bölünmenin karşı ucudur. Karşıtıdır. Devrimciliğin hem varlık nedenidir, hem programı. Bütün millet birleşeceğiz, önce biz kendi içimizde, sonra dünyanın emekçi halklarıyla, ezilen milletleriyle... Sonra daha da büyük bayramlara açılacak yollarımız... Sadece çocuk bayramı olmaktan öte, çocuklar her günü bayram gibi yaşasın diye atılan bir adımın, büyük milletin büyük meclisinin açılışının günü 23 Nisan. O çocukların emekçi büyüklerinin emeklerine olan saygıyı ve onlara olan kaçınılmaz bağlılığı ifadenin günü 1 Mayıs. Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür: Yalçın Büyükdağlı Genel Yayın Yönetmeni: Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür: Mehmet Bozkurt Tüzel Kişi Temsilcisi: Metin Aktaş Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Bu sayımızda Seyyit Nezir, Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Yaban romanında sergilediği halk-aydın çelişmesinden ve bir ulusun doğuşundan doksan yıl sonra güncelliğini hala koruyan yazılarından bahsediyor. Karaosmanoğlu, Yaban da, Siz Türk değil misiniz? sorusunu, O dediklerin daha ötede, Haymana tarafında bulunur sözüyle yanıtlayan köylüler sayesinde günümüzde hararetini koruyan millet tartışmasına katkıda bulunarak emperyalizmin türettiği son Osmanlıların zulmüne uğrayan Türkleri anlatıyor. Cüneyt Akalın, Türkiye Komünist Partisi nin kuruluşu özelinde Türkiye de solun tarihi hakkında kaynaklara yer verdiği yazısında Erden Akbulut ve Mete Tunçay ın Sosyal Tarih Yayınları nca yayımlanan, İstanbul Komünist Gurubu ndan (Aydınlık Çevresi) Türkiye Komünist Partisi ne, adını verdikleri çalışmaya yer veriyor. Türkiye Komünist Partisi nin İstanbul da faaliyet gösteren Aydınlık Gurubu nun çabalarıyla nasıl adım adım inşa edildiğini anlatan çalışma, bu konuda doğru bilinen yanlışları da gözler önüne seriyor. Gelecek sayımızda ve çok daha coşku, zafer kıvancı içinde kutluyacağımız bayramlarda buluşmak üzere, esen kalın. Reklam Servisi AYDINLIK KİTAP Genel Müdür Yardımcısı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Baskı: Toros Yay. Mat. Tur. Org. San. Tic. Ltd. Şti. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP SOL UN TARİHİNE IŞIK TUTAN BELGELER Aydınlık Çevresi nden TKP nin kuruluşuna Bu çal mada yeni olan, bugüne kadar, daha çok bir dergi çevresi olarak ele al nan stanbul daki Ayd nl k Grubunun asl nda TKP nin nüvesini olu turdu unu ortaya koyan belgeler ve ipuçlar CÜNEYT AKALIN Türkiye de yakın tarihi yazmak zordur; yakın tarihin çatışmalı unsurlarının sıcaklığı, tarih yazımını güçleştirir. Hele ülkemizde Sol un tarihini yazmak daha da bir zordur; yıllarını baskı altında geçirmiş Sol un pek çok belgesi, kaydı ya polis depolarında - mahkeme arşivlerinde ya da yurtdışındadır. Mete Tunçay ın 1960 larda kaleme aldığı, sonraki yıllarda kısmen güncelleştirdiği Türkiye de Sol Akımlar I ( ) ve II ( ) adlı kitaplarının uzun süre bir boşluğu doldurduğunu teslim etmek gerekir. Bu alandaki çabalara Kerim Sadi, Rasih Nuri İleri gibi solcu-ilerici araştırmacılarla, Fethi Tevetoğlu, Aclan Sayılgan gibi anti-komünist, sağcı yazarların ürünlerini, Prof. Tarık Zafer Tunaya nın anıtsal yapıtı Türkiye de Siyasal Partiler i, Stefan Velikof ve George Harris gibi yabancı araştırmacıların yapıtlarını, Prof. Yavuz Aslan ın, Prof. Betül Aslan ın kitaplarını ve Mehmet Perinçek in son yıllarda büyük bir boşluğu dolduran ve bir o denli ilgi çeken Rusya arşivlerindeki araştırmalarını, kimi biyografi çalışmalarını da ekleyebiliriz. TAR HYAZIMININ SOVYET KAYNAKLARI 1990 lı yıllarda Sovyetler Birliği nin dağılması üzerine Batılı kurumlar Sovyet arşivlerini yağmaladı. Başlarda bir kargaşa yaratmış olsa da, belgelerin dışarıya taşınması tarihçilerin işine yaradı, tarihyazımına ek kaynaklar sağladı. Hollanda daki Uluslararası İçtimai Tarih Enstitüsü üzerinden Türkiye ye getirilen Sovyet (Komintern) belgelerine Türkiye Sosyal Tarih Vakfı nın sahip çıkması, araştırmaları bir üst düzeye yükseltti. Moskova merkezli Komünist Enternasyonal belgeleri arasında yer alan KEYK (Komünist Enternasyonal) ile İKG (İstanbul Komünist Grubu) arasındaki resmi yazışmalar, hem mevcut bilgileri zenginleştirdi, hem de olayların/yorumların denetimini sağladı. TÜSTAV dan Erden Akbulut un çoğunun aslı Fransızca olan belgeleri Türkçeye kazandırması, Rüstem Aziz in Rusça belgeleri Türkçeye çevirmesi, TÜSTAV transkripsiyon (çeviri yazı) ekibinin çabaları (Osmanlıca belgelerin sadeleştirilmesi, yayına hazır hale getirilmesi) sonucunda yeni, değerli malzemeler, belgeler ortaya çıktı. Erden Akbulut- Mete Tunçay Sosyal Tarih Yayınlarınca basılan, İstanbul Komünist Grubu ndan (Aydınlık Çevresi) Türkiye Komünist Partisi ne, adını verdikleri çalışmayı bu malzemeden yola çıkarak yayına hazırlamışlar. Baştan bir cilt olarak tasarlanan çalışma, giderek büyümüş, üç cilde taşmış. İlk iki cildi 2013 ün başında piyasaya verilen çalışmanın üçüncü cildinin de gün yüzüne çıkmasının yakın olduğunu öğrendik. Erden Akbulut la tarihçi Mete Tunçay ın birlikte kaleme aldıkları çalışmanın esas yükünü Enternasyonal belgelerini Türkçeye kazandıran ve yorumlayan Erden Akbulut un çektiği anlaşılıyor. İstanbul Komünist Grubu ndan (Aydınlık Çevresi) Türkiye Komünist Partisi ne ( ) Erden Akbulut- Mete Tunçay, Sosyal Tarih Yayınları, 417 s. YEN OLAN NE Bu çalışmada yeni olan ne? Yeni olan, bugüne kadar, daha çok bir dergi çevresi olarak ele alınan İstanbul daki Aydınlık Grubunun aslında TKP nin nüvesini oluşturduğunu ortaya koyan belgeler ve ipuçları. Birçok kişi, TKP nin kuruluş tarihi olarak, ünlü Bakü Kongresi nden sonra 10 Eylül 1920 de yine Bakü de toplanan Türkiye İştirakiyun Teşkilatları/ TKP Kuruluş Kongresi ni alıyor. Oysa, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katlinden sonra Kafkasya daki devrimcilerle, İstanbul ve Ankara dakiler arasında varolan ayrılıkların giderilemediği, daha doğru bir ifadeyle birlik ve bütünleşme sağlanamadığı görülüyor. Çalışma, bu sorunları ortaya koyarak, Türkiye Komünist Partisi nin İstanbul da faaliyet gösteren Aydınlık Grubu nun çabalarıyla nasıl adım adım inşa edildiğini anlatıyor. B u tanıtımda ayrıntılara girmek, tek tek belgeleri tartışmak doğru olmaz. Ancak, bu çalışmanın, sol kesimde, bu türden tarihsel araştırmalara zemin hazırlaması, canlı tartışmalara yol açması en içten dileğimizdir. Erden Akbulut-Mete Tunçay ın TÜSTAV ca yayımlanan çalışması, Sol un tarihi ve gelişimi ile ilgilenen herkesce edinilmesi gereken bir kaynaktır. SOL UN TAR H M LLET N TAR H D R Sol un tarihi sadece Solcuların tarihi değildir, milletin yakın tarihidir aynı zamanda. Bir yanı ile Türkiye Cumhuriyeti nin, öteki yanıyla mazlum millet- lerin tarihidir. Kafkasya nın, Ortadoğu nun, Balkanların tarihidir. Bu tartış- manın benzerlerini yaşayan Çinli, Hintli, İranlı, Arap komünistlerin tarihidir. Marksizmi Asya ya taşıyan tarihsel kongrenin Bakü de yapıldığı, açış konuşmasını Dr. Neriman Nerimanov un yaptığı, Kongre ye başta Asya uluslarının- kiler olmak üzere, dünyanın dört bir yanından temsilcilerinin akın ettiği hatırlanırsa, bu satırlar daha bir anlam kazanır.

5 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 5 İyi olmayı o yüzlerden öğrendik ERCAN DALKILIÇ Sinema yazarı dediğinizde aklınıza gelen ilk adlardan biri değildir Mesut Kara; ama en az o aklınıza gelenler kadar emeği vardır sinema yazınında. Bu yazı sınırında sayılamayacak kadar çok mecrada yazısı yayımlanan Kara, benim de bir dönem kadrosunda bulunduğum Cinemascope adlı aylık sinema dergisinin de yayın yönetmenliğini yürütmüştü. Agora Kitaplığı, önemli bir işe imza atarak Mesut Kara yı tekrar okuyucularıyla buluşturmaya başladı. Sinema ve 12 Eylül ve Artizler Kahvesi adlı kitaplarından sonra, yazarın 50 li ve 60 lı yıllarda sinemamıza damgasını vuran oyuncuları detaylı bir biçimde ele aldığı Yeşilçam da Unutulmayan Yüzler Starlar da raflardaki yerini aldı. Yeşilçam da Unutulmayan Yüzler Starlar, Mesut Kara nın 1991 yılında Sami Hazinses le yaptığı söyleşinin yayımlanmasının ardından üzerinde çalışmaya başladığı; Hüseyin Baradan, Kazım Kartal, Behçet Nacar, Önder Somer gibi sinema emekçilerini konu ettiği Artizler Kahvesi nin devamı niteliğinde bir çalışma. Kimler yok ki bu ünlülerin arasında? 1940 ların sonunda yıldızı parlamaya başlayan Sezer Sezgin den başlayarak; Cüneyt Yeşilçam da Unutulmayan Yüzler Starlar, Mesut Kara, Agora Kitaplığı, 320 s. Arkın dan Fikret Hakan a, Ediz Hun dan Ekrem Bora ya uzanan yirminin üzerinde isimle söyleşmiş yazar. Bazı yıldızlara da, örneğin; 50 lerin meşhur oyuncusu Mesiha Yelda yla bazı nedenlerden ötürü bu nedenleri sunuşta açıklamış Karaulaşamamış. Dolayısıyla da bazı isimlere yer verememiş Kara, 1996 yılında başlayıp 1998 yılında bitirmiş bu projeyi. Sıradan bir söyleşi kitabı değil karşımızdaki; Kara, söyleşi sırasında aldığı notlarla, söz konusu yıldızların hayat hikayesini harmanlayarak ortaya gerçekten de okuması çok kolay ve eğlenceli bir çalışma çıkarmış. Kara, kitabın sunusunu gerçekleştirirken, hayal makinası Yeşilçam ın da hikâyesini özetlemiş. Televizyonun henüz ortada görünmediği, adım başı sinemaya rastlayabileceğiniz, Konak Sineması nın Emek lerin tıklım tıklım dolduğu yıllarda, halkın tek eğlencesi bu filmlerdi. Halk melodramlarda karakterlerle birlikte ağlıyor, avantür filmlerde kötü karakteri döven Çirkin Kral ı, Karaoğlan ı, Malkoçoğlu nu avuçları patlarcasına alkışlıyordu. Mesut Kara ya göre; Birçoğumuz iyi insan olmayı, isyan etmeyi, mücadeleyi o filmlerin kahramanlarından, Yılmaz Güney den, Cüneyt Arkın dan, Nubar Terziyan dan, Osman Alyanak tan, İhsan Yüce den öğrenerek büyümüştük. Mesut Kara nın girişte dikkat çektiği bir özellikde; Yeşilçam ın altın çağı olarak adlandırılan 60 ların, yani film sayısının, star sayısının hızla yükseldiği dönemin hemen ardından gelen büyük çöküştür. Yeşilçam büyüsü 1970 li yılların ortalarında neden birdenbire tarihin tozlu sayfaları arasında yerini aldı? Kuşkusuz bunda televizyonun, 80 lerdeki video salgınının payı büyüktür. Fakat Kara ya kalırsa bu çöküşte aslan payı yapımcılara aitti; Birçok yapımcı sinemadan kazandığı parayı sinemaya aktarmadı. Han haman sahibi kimi yapımcılar, işletmeciler, sinemacılar, salonlar kapanırken, pazarı Amerikan sinemasına kaptırırken sessiz kalmayı seçtiler. Birçok sinemacı para yok gerekçesinin arkasında saklandı. Yeşilçam da Unutulmayan Yüzler Starlar, uzunca yıllar halk yığınları salonlara dolduran Yeşilçam geleneğini, onun yarattığı star sistemi nin gözünden aktaran çok değerli bir emek toplamı. Bu toplamı, sinemaya duyduğu olağanüstü sevgisi ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile bir araya getiren büyük sinema emekçisi Mesut Kara ya teşekkürü bir borç biliyoruz. Mesut Kara

6 6 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP KAPAK Ergenekon un güncelliği ve Yakup Kadri Kim bilebilirdi ki bu hurda vesikalar, bir ulusun yeniden do u undan doksan y l sonra, emperyalizmin yede indeki türedi son Osmanl larca bir daha silinmesine kar güç kayna olacak? SEYYİT NEZİR Anadolu yu merkez alarak tarihsel yaklaşımını dünle gelecek arasındaki en uzak noktaların birleştiği ufuklara yayma girişimine hemen bütün romanlarında tanık olduğumuz Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk kimliğinin yaşamdan ve tarihten devşirilmiş deneyimlerle oluşup tanımlanmasında sağlam ölçülere yaslanan sayılı yazarlarımızdandır. Yaban da halk - aydın çelişkisini tarihsel uzlaşmazlığı içinde sergileyen yazar, gözlemleri ve sezgileriyle Türk kavramının toplumsal karşılığını da bulup göstermeye, ulus bilincinin güçlenme sürecindeki olumsuzlukların nasıl aşılacağını anlamaya çalışır. Ortaya ilginç bir durum çıkar: Payitaht, Türk kimliğini oluşturan değerleri ve onun taşıyıcı toplumsal öğelerini silerek Osmanlıyı ona ikâme etmek üzere yüzyıllarca uyguladığı ağır baskı ve katliamlar sonrasında Türk kavramını İstanbul dan uzakta tutmakla kalmamış, bunu halkın bilincine de yerleştirmiştir. Nitekim Yaban da, Siz Türk değil misiniz? sorusunu köylüler, O dediklerin daha ötede, Haymana tarafında bulunur sözüyle yanıtlar. Dahası her gidilen köy, kendinden sonrakini gösterir. Fatih in etrak-i bî-idrake matbaa gerekmez diyerek sarayın dışına attığı Türk, Osmanlının bitmeyen zulmüyle gitgide Kaf Dağı nın ardına kovulmuştur. ERGENEKON DAK HURDA VES KALAR Yakup Kadri, İstiklal Savaşı başladığında Ankara nın davasını İstanbul da yürüten birkaç yurtsever yazardan biridir. Yöneticisi olduğu İkdam Gazetesi nde yayımladığı yazıları, dönemin edebiyat anlayışını tartışmakla kalmaz; toplumsal ve siyasal gündemi doğrudan yüklenir. Yazar, döneminde üç yıl boyunca yayımladığı yüzlerce yazıdan kadarını bir kitap halinde ve Ergenekon adı altında, tarihin zapta lüzum görmeyeceği hurda vesikalar olarak çıkarır (Hamit Matb., 1929). Nereden bilebilirdi ki bu hurda vesikalar, bir ulusun yeniden doğuşundan doksan yıl sonra, emperyalizmin yedeğindeki türedi son Osmanlılarca yeniden silinmesine karşı güç kaynağı olacak? Kim bilir, belki biliyordu da o yüzden gazete sayfalarında kalmasına gönlü razı olmamıştı. Nitekim Panorama da, şeriat ve irtica tehlikesinin gizli ama güçlü biçimde sürdüğünü öngörmemiş miydi? Yakup Kadri, Ergenekon da şark ve Türk arasındaki zorunlu örtüşmeye dikkat çekerek işe koyulur:... öteden beri Türk milleti Avrupa önünde bütün Şark ı temsil ettiği için, Şarklı denince önce Türk ü anlamak zorunda kalacağız ve bizim bulunduğumuz iklim bölgesinde yaşayan öbür milletleri mevzumuzun dışında bırakacağız. (Ergenekon, s. 17, İletişim Y., 2010) Batı nın Türk korkusu nun yersizliğini belirtirken, okuru, emperyalist propaganda araçlarınca gerçekliğin tersyüz edilmesine karşı uyarır: Türklerin tarihi insaf ve tarafsızlıkla tetkik edilecek olursa görülür ki, bu ırk dünyanın en idealist ırklarından biridir.... bizim mağlubiyetimiz hak ve adaletin mağlubiyeti olacaktır.... Türk tarihi baştanbaşa bir fazilet kitabıdır. Acaba nasıl olmuş da bu tarih bütün dünya tarafından, hattâ bizim tarafımızdan bile ters anlaşılmıştır? (s. 140) HALKIN UMURSAMAZLI I Yakup Kadri, ilericilik ve tutuculuk eğilimlerinin halktaki köklerine bakarak, Anadolu daki yeni devletin oluşumunda öncü işlevi bulunan müdafaa-i hukuk çevresinde birleştirici olma gereğini vurgulamayı ihmal etmez: Bizde bir sınıf halk var ki, bittiğimizi, diğer bir sınıf başladığımızı haber veriyor. Bunların hangisi haklıdır? Bizce her iki taraf da haklıdır zira biri eski usul bir devlet teşkilatının bittiğini, öbürü milletin bağrından yeni bir devlet görüşünün doğduğunu söylüyor. (s. 33) Yakup Kadri, halkı anlamayı aydın oluşun işlevi görse de onun kusurlarını asla hoş görmez. Sodom ve Gomore de kafasını eğlence ve unutuşa gömerek işgal acısını hafifletmeye çalışanları her yüzüyle sergileyen yazar, emperyalistlerin yozlaştırma girişimiyle uyuşturulan bir kısım halkın ülkede olup bitenler karşısındaki umursamazlığını günlük yazılarında da acımasız bir anlatımla çiziyor: İstanbul da yalnız sırıtan, durmadan sırıtan bir halk var. En bayağı şeylerle ilgileniyor, anlamadığı şeylere gülüyor, bilmediği şeyleri istiyor ve inciden boncuğa, altından tenekeye kadar her şeyi süs ve ihtişam sayıyor.... Hayatımda halk denen insan kitlesinin bu kadar ahmaklaştığını, bu kadar bayağılaştığını hiç görmemiştim. (s ) ÇÖKÜ VE HT LALC LER Yazar keskin çizgilerle sürdürdüğü eleştirisini aydınlara yöneltirken, Yaban daki savlarının ilmeklerini de yakalamaya başlamıştır: Son zamanlarda halka doğru gitmek isteyen İstanbullu aydın gençlik, bu amaca ulaşabilmek için kendisinden ne kadar çok şey feda etmeye, bir sürü tufeylî unsurlarla dolu ruhunu ne kadar merhametsizce, ne kadar cesaret ve metanetle temizlemeye mecburdur! (s. 65) Tatlısu köycülerinin durumunu bütün açıklığıyla sergiler: Anadolu köylüsüne uzaktan, bir İstanbul gazetesinin köşesinden ilan-ı aşk etmek, halkın refah ve saadeti için kâğıt üzerinde birtakım projeler yapmak meğer ne kadar boş, ne kadar kolay, ne kadar çocukça, ne kadar gülünç bir işmiş! (s. 80) Yakup Kadri nin dost acı söyler tavrı 1908 Devrimcilerini dışarda bırakmaz; İstanbul daki çöküşün onları da kuşattığını pervasızca söyler: Rumeli dağlarından inen o coşkun, gürbüz ihtilalciler bile buraya gelip de bir süre o havayı teneffüs eder etmez sanki afyon yutmuş gibi uyuşup kalmaya başladılardı. On yıl

7 Aydınlık KİTAP 7 içinde hepsinin vücudunu yumuşak ve beyaz bir yağ tabakası kapladı, hepsinin gözlerine bir sönüklük, omuzlarına bir çöküklük geldi, o yerde kandilli temennalar illeti birer birer hepsinin belini büktü. (s. 43) DÜ MAN, HA NLER HEP BULUR Yakup Kadri, yazılarında, Halide Edip e de Vurun Kahpeye romanı için malzeme hazırlar: Herkes biliyor ki, vatanımıza saldırmış olan çeşit çeşit düşman her nereye gittiyse kendisine yardım eden, kendisine yol gösteren, hattâ bazen kendisini türlü türlü cinayetlere sürükleyip kışkırtan vatan hainleri buldu:... Düşmanla beraber ırza geçtiler, düşmanla beraber boğazladılar, düşmanla beraber dine hakaret edip mala el uzattılar. (s. 136) İhanet, işgale uğrayan her yörede kol gezmektedir: Yunan ianesi ile eşraflaşmış bazı soysuzlar var ki, herkes bir leşin civarından uzaklaşır gibi yanlarından kaçıyor. Bunlar, bütün o havalide halka, düşmandan daha merdut [melun] görünmektedir. Kâh İzmir den, kâh Bursa dan, kâh Trakya dan İstanbul a gelip gidenlerin en çok iğrenme ve tiksinti ile söz ettiği kimseler, Yunan zabitlerinden önce bu adamlardır. (s. 196) Ne ki bir süre sonra gerçekleri Cenap ahabettin anlamaya ve Kuvâ-yi Milliye saflarında birleşmeye başlayan halkın duygularını yansıtırken hainlere karşı tutum ilkesi için Fransa örneğini anımsatır: Anadolu nun içine bir acayip şüphe düştü, kendi kendine dedi ki: Acaba bu adamlar Düşman tarafından aramıza salıverilmiş birtakım namert hainler midir?... Harb-i Umumi sırasında hemen her memlekette bu gibileri sükûta davet ettiler, sükût etmesini bilmeyenleri ağır cezalara çarptırdılar. Bunlara Fransa da défaitiste yani bozguncu adı verildi ve kimi kurşuna dizildi, kimi hudut dışına atıldı. (s. 171) TÜRKLER N A R DE M YOK? Emperyalizmin borazanlığını yazarlığının da üstüne çıkaran Cenap Şahabettin, tarikat kurmaktan bile aciz Türkleri Avrupa dan tümüyle sürüp atma ve Anadolu bozkırında kuşatarak yok oluşa mahkûm etme tutumunun sözcülüğünü üstlendiğinde, Yakup Kadri, bu pespaye cehaleti teşhir etmekte duralamaz: Mevzubahis olan adam,... unutuyor ki, bu tarikatların en seçkinlerinden biri olan Mevleviliğin kurucusu Türk tür. Bektaşilik tamamıyla Türkler tarafından kurulmuştur. Babaîlik, Ahîlik, Kızılbaşlık gibi fikrî, mezhebi müesseseler de Türk damgasını taşımaktadır. (s. 146) Türklerin güçlü bir şair bile yetiştiremediğini, Fuzûlî nin de aslında Acem olduğunu savlayan mandacıları paylar (s. 161); her anlamda güçlü öngörülerine, Nâzım Hikmet in destanını haber vererek bir yenisini katar: Ey büyük millet, bu son yaptığın destanı hangi şair yazacak bilmiyorum; sen yalnız kendi talihini saçlarından tutup istediğin kıbleye çevirmedin; aynı zamanda bütün mazlum ve mağdur milletlere de ibret dersi olacak eşsiz bir harekette bulundun;... (s. 149) Yakup Kadri nin İkdam daki yazıları arasında, en az Ergenekon da yer alanlar kadar değerli ve millî edebiyat üstüne görüşlerini sergilediği kimi metinleri ise ayrıca ele alınmaya değer...

8 8 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA BABİL BALIĞI Kütüphanenizde yer açın, beklenen oldu M. SALİH KURT Antoloji: (isim, edebiyat) Seçki Türk Dil Kurumu sözlüğünden Antoloji veya Yunanca aslıyla (antolojya) veya Latince Florilegium, günümüzde edebiyat anlamında, biri tarafından seçilen ve bir araya getirilen edebi eserlere ve pasajlara verilen isimdir. Dilimize de antoloji ve seçki olarak yerleşen kelimenin hem Yunanca hem de Latince asılları ise toplanıp bir araya getirilen çiçekler anlamını taşır; bir bakıma, buket veya demet. Ne kadar güzel değil mi? Elbette buketin Fransızca, demetin ise Rumca kökenleri bulunduğundan Türkçeye geçişi esnasında seçki kelimesinin kullanımı, demet veya buket kelimesinin ise tercih edilmeyişi tartışılabilir. O tartışmayı dilin uzmanlarına ve akademisyenlere bırakalım. OKUR PUSULASI OLARAK ANTOLOJ LER İyi bir editörün elinden çıkan antolojilerin, günümüzde, özellikle okur odaklı faydalarına değinmemek olmaz. Her şeyin daha hızlı ve topluca üretilebildiği bir çağda, geçmişten gelen birikimi de göz önüne alırsanız, artık okur olarak işimizin hiç de kolay olmadığını, yazılı her metni okumaya ve incelemeye kimsenin ömrünün yetmeyeceğini, bu nedenle belirli alanlarda özel inceleme ve araştırma yapan insanlara ihtiyaç duyduğumuz gerçekleriyle karşılaşırız. Antolojilerin birinci yararı elbette bu yöndedir. Belirli bir alanda, yetkin bir el tarafından, pek çok eser arasından seçtiklerini, bir çiçek demeti halinde önünüze sunarlar. Bir birikime ve göze ulaşmanızı kolaylaştırırlar. Okur odaklı ikinci yararı, sunulan demetin içerisinden bir eseri ve/veya yaratıcısını merak etmenize ve devamını araştırmanıza olanak sağlamalarıdır. Yani bir bakıma bizlere tanışma fırsatı armağan ederler. Daha nadir olarak da bazen öyle antolojiler gelir ki kelimelerle tam üstüne basamazsınız, etrafında dolaşamazsınız, bütün varlığı tek vücuttur, onlarca olgunun tek olguluk özetidir sanki Kimlik ve canlılık sahibidir. Ancak bu şekilde editörler yüzyılda birkaç kez yetiştiklerinden, antolojilerin sayıları da oldukça azdır. Yeni bir ufkun işaretçileridir. Okurun kütüphanesinin değişmez parçalarıdır. Ne münasebet, efendim? Süs olarak dursun diye değil elbette, tekrar tekrar açıp yeni bir şeyi keşfetmek için. Örnekleye- Alice Galerisi - Resimleyen: John Coulthart lim: Jorge Luis Borges in Babil Kitaplığı (La biblioteca de Babel) öyküsünden yola çıkarak, aynı isimle ve öncülüğünde sürdürülen antolojiyi (Dost Kitabevi seriyi dilimize kazandırıyor) okumadan önce okur farklıdır, okuduktan sonra farklıdır. Derler ki bir kişinin kütüphanesine bakarak, deneyimleri ve birikimi hakkında bilgi edinebilirsiniz. Okuduktan sonra her okur bilir ki bu antolojiyle karşılaşmamış ve her yönüyle ele almamış herhangi biriyle öykücülüğün belirli yönleri üzerine yapılacak bir tartışma veya sohbet, nafile bir çabadır. Gel gelelim, bu şekilde özel antolojilerin sayısı oldukça sınırlıdır. Elbette kendi içlerinde eksiklikleri de mevcuttur ve gelişmeye müsaittirler BEKLENEN OLDU Beklenen oldu, nihayet Türkçe tercümesiyle, kitaplıkların vazgeçilmez parçalarından biri olacak değerli bir antoloji daha raflara giriyor. Grafik Kanon dan bahsediyoruz şüphesiz. 2. cildi de tercüme edildi ve Kolektif Kitap tarafından okurlara sunuldu. (Uyarı: Yazı aslında bu- rada bitti, yazının bundan sonrası Grafik Kanon u henüz duymamış, ne olduğunu merak etmekte olan okur ve ek birkaç kitap tavsiyesini yakalamak isteyen, köşenin d ü zenli okuru içindir.) Toplamda 3 ciltten oluşan dev antoloji Grafik Kanon, özetle medeniyetin ilk çağlarından günümüze kadar geçen sürede, dünyanın dört bir ucundan yazılı ve sözlü edebiyattan seçme eserlerin, birbirinden farklı tarzları ve çizimleriyle yine dünyanın dört bir yanından çizerlerle buluşturan bir antoloji. Yaklaşık beş yüzer sayfadan oluşan üç dev cilt boyunca Gılgamış Destanı ndan başlayarak 190 edebiyat eseri yüzden fazla sanatçının uyarlama, anlatım ve imgelemesiyle karşılaşıyor. Sadece çizgi-roman sanatçılarının değil, grafik tasarımcıların, ressamların da uyarlamaları göz dolduruyor. Çizgiroman uyarlamaları ağırlık taşıyor şüphesiz, ancak bunun yanı sıra öykü, şiir ve söylencelerin, tablolara, illüstrasyon ve kolajlara farklı tarzlarda aktarımı antolojiyi görsel bir şölene çeviriyor. Bir kitapçıda fırsat bulabilirseniz, özellikle 1. ciltte Mevlana nın Yedi Öğüt ünü uyarlayan Öğünç Ersöz ün çalışmasını ve 2. ciltte Maxon Crumb ın E. A. Poe için yaptığı çizimleri inceleyiniz. Antoloji, editörü Russ Kick in tercihleri doğrultusunda bir edebiyat tarihinin kısmen izini sürmesinin dışında, asıl değerini, farklı tarzlarda çalışan sanatçıları bir arada okuyucuya tanıtma şansı yarattığı için kazanıyor. Sanatçıların uyarlamaların bir kısmı antoloji için özel olarak ilk kez yapılmışken, bir kısmı daha önceki çalışmalarını kapsıyor. Okurun herhangi bir sanatçıyla karşılaşıp, diğer işlerini de merak ederek yönlenmesi oldukça muhtemel. Aynı şekilde herhangi bir şekilde daha önce karşılaşmadığı bir edebiyat eserinin de devamını veya yazarının diğer çalışmalarını merak etmesine yol açıyor. Antolojide bulunan eserler üzerindeki bilgi derecenize göre her iki şekilde de yararlanabile- Grafik Kanon Cilt 1 ve 2, Antoloji, Kolektif Kitap, 482 ve 500 s.

9 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 9 ceğiniz gibi, sadece uyarlamaların keyfine varmanız da mümkün. Moby Dıck Herman Melville - Resimleyen: Matt Kish MET N SEÇ M VE SANSÜR Antolojide yazılı edebiyatın dışında sözlü halk edebiyatı da yer buluyor. Uyarlamalar için hiçbir türe indirgeme ve sınırlama söz konusu olmaması da ayrı bir artı olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların aklına çizgi uyarlama dendiğinde ilk olarak öyküler, masallar ve destanlar gelir. Ancak Grafik Kanon çizgiyi çekmiyor, şiirlerin, yazıtların, söylencelerin de uyarlamalarıyla çok yönlü bir edebiyat lezzetini sunma gayretini taşıyor. Elbette kimi öyküler, antolojiye dâhil edilmek için oldukça uzun olduğundan, zaman zaman özetleme veya eserin tamamından bir pasajın seçilmesi yoluna gidiliyor. Metinlerin orijinalinden ise hiçbir şekilde sapmaya yer verilmiyor. Antolojiye dâhil edilen her eserin öncesinde editörün kısa takdim yazısı bulunuyor ki pek çok açıdan oldukça bilgilendirici. Bu yazılarda, eserin neden tercih edildiği, hangi tercümeden ve kaynaklardan faydalanıldığı bilgileriyle beraber sanatçı tercihi, sanatçının kendisi ve çalışması hakkında bilgiler de bulunuyor. Daha önce sansürlenmiş versiyonları daha çok bilinen pek çok eserin sansürlenmemiş versiyonları tercih ediliyor. Elbette sansürün yanı sıra daha önce herhangi bir düzenlemeden geçen eserlerin neden düzenlendiği ile alakalı tam bir bilgi bazen eksik kaldığından, düzenlemeye uğramayan versiyonların tercih edilmesi bazı eserler için tartışma konusu olabilecektir. Ancak bu genel tutum, antolojinin bir kimliği halinde bulunduğundan ve çoğu metnin aslıyla karşılaşmanın şüphe götürmez şekilde deneyimli okura daha doyurucu bir serüven sunacağının bilinciyle, genel anlamda doğru tercih yapılmış gibi duruyor. Örneklemek gerekirse, Dostoyevsky nin Raskolnikov undan bu yana edebiyatta vicdanıyla en fazla boğuşan, Mark Twain in unutulmaz karakteri Huck Finn i konu alan Huckleberry Finn in Maceraları, ilk kez sansürlenmeden Twain in yazdığı haliyle uyarlanıyor. Twain kitabı yazdığında, dönemin dilini kullanıyordu ve dolayısıyla zenci kelimesi sıklıkla geçiyordu. Günümüzde ise İngiliz dilinde zenci (nigger) hakaret sayılan bir kelime olduğundan uyarlamalarda sansürlenmiştir. 190 eseri, yazarları ve sanatçıları listelememiz yer nedeniyle elbette imkansız. Kısaca değinirsek, Mayaların Popol Vuh u, Tevrat tan, Yeni Ahit ten dine yönelik metinlerden, Konfüçyus tan, Mevlana dan, Homeros dan, 1001 Gece Masallarından, Gılgamış ve Mahabharata gibi destanlardan, oyunlardan, otobiyografik yazılardan, günlüklerden, şiirlerden, öykülerden, roman parçalarından, Shakespeare den, Voltaire den, William Blake den, Marry Shelley den, Grimm Masallarından, Jane Austen den, Poe dan, Lewis Carroll dan, Charles Dickens tan, Oscar Wilde dan, Nietzsche den Rimbaud dan, Tolstoy dan ve daha nicelerinden oluşma bir antoloji bu. Sanatçıları ise Will Eisner dan Tori McKenna ya, Elizabeth Watasin den Andrzej Klimowski ye geniş ve rengârenk bir yelpazeyi barındırıyor. Giriş yazısında şöyle diyor Russ Kick: Gayet bariz bir fikir gibi görünüyordu ama daha önce kimse bunu yapmamıştı: Romanlar, kısa öyküler, şiirler, tiyatro oyunları, otobiyografiler, konuşmalar, mektuplar ile bilimsel, felsefi ve dini metinlerin dâhil olduğu, yüzyılları, ülkeleri, dilleri, türleri kapsayan devasa, tuğla gibi bir kitap yaratmaktı amacım. Kolektif Kitap ın tercüme için birden fazla (şu ana kadar on) tercümana her bir uyarlamayı bölüştürmesi ise antolojinin ruhuyla kaynaşıyor. B R DEV N DO U U Antolojinin editörü Russ Kick, bir gün bir kitabevinin çizgi roman reyonunda dolanırken, Franz Kafka nın Dava sının Mairowitz ve Montellier tarafından yapılmış uyarlamasıyla karşılaşır. Elbette Russ Kick, bunu açıkça ifade etmiyor ancak, belirli tarihlere kadar çeşitli edebiyat eserlerinin çizgi roman uyarlamaları Kuzgun Edgar Allan Poe Resimleyen/uyarlayan: Yien Yip Kocaboğazdestanı Lewis Carroll Resimleyen/uyarlayan: Eran Cantrell ne yazık ki tam bir fiyaskodur. Çoğunlukla sadece çocukları edebiyatla tanıştırmak üzere üretilmişlerdir, edebi metinleri basitleştirmişler, yer yer çocuklar için sansürlemişler, çizgi-roman sanatının estetik ve derinliğinden bihaber şekilde hazırlanmışlardır. Daha da kötüsü yıllar boyunca bu tip kötü uyarlamalar sebebiyle çizgi-roman sadece çocukken ilgilenilebilecek, ancak çocukların okuyabileceği bir sanat olarak görülmüştür. Özetle çizgi-roman sanatının imajına en az süper kahramanlar kadar (hepsi değil elbette, derinliksiz ve basit kurgulu olanlarından bahsediyorum), hatta daha fazla zarar veren şey kalitesiz uyarlamalardır. Russ Kick, Mairowitz ve Montellier in uyarlamasından bir hayli etkilenir ve son yıllarda oldukça fazla iyi uyarlamanın yapılmış ve yapılmakta olduğunu fark eder. Çizgi-roman ve uyarlama ilişkisini, çizgiromana artan ilgiyi, yıllar içinde başkalaşımların ve ilk-tip örneklerin yarattığı soru ve analiz ihtiyaçları için, şiddetle önereceğim kitap Aaron Meskin in editörlüğünü yaptığı, pek çok sanatçı ve akademisyenin yazılarından oluşan The Art of Comics: A Philosophical Approach tır (henüz tercümesinin bulunmaması büyük bir kayıptır, çizgi roman çevresinde şekillenen felsefi sorunlara eğilen ilk antolojidir ve özellikle kitabın beşinci bölümünde konu edinen, görsel ve metin arasındaki ilişkiye yönelik görüşler çarpıcıdır). Russ Kick bu keşfinin ardından, hiç kimsenin şu ana dek bu uyarlamalardan, yapılmamış olanları da sipariş vererek bir antoloji çıkarmadığını fark eder. Olan olmuştur artık, kendisiyle aynı vizyonu paylaşan bir yayıncı bulur ve Grafik Kanon un ilk adımı atılmış olur. Üçüncü cildinin de tercüme edilmesiyle tamamlanacak olan serinin, üçüncü cildinde bizleri, Umberto Eco nun Foucault Sarkacı ndan, George Orwell in 1984 üne, Sigmund Freud un Rüyaların Yorumu ndan, Aldous Huxley in Cesur Yeni Dünyası na, Jack Kerouac ın Yolda sından Hermann Hesse nin Siddharta sına daha onlarca harika uyarlamanın beklediğini hatırlatalım. Yıllar boyunca saklanıp korunacak, tekrar tekrar keşifler için açılacak bu muazzam antolojiyi, belki büyük bir risk de alarak okurlara sunan (baskı kalitesi ve tercümelerin de oldukça başarılı olduğunu ekleyelim), henüz yeni sayılabilecek bir yayınevi olmasına karşın tam anlamıyla yayıncılık dersi veren Kolektif Kitap a okurlar olarak ne kadar teşekkür etsek az. Umut belki Ülkemizde de bu kadar yetişmiş ve yetenekli görsel sanatçı varken, sadece Türk edebiyatına yönelik görsel bir antoloji de bir gün hazırlanır mı dersiniz? Güzel olmaz mıydı? Haftaya görüşmek dileğiyle

10 10 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP İnsan, toplum ve doğa uyumunda sosyalist teori Çin Komünist Partisi nin en önemli teorisyenlerinden Liu Sihua, Marx n ekolojik iktisat ve do a üzerine dü üncelerine dayanarak günümüz gerçekli inde yeni önermeler olu turuyor ALİ RIZA ÖZKAN 19. yüzyıl kapitalizminin sanayileşme ve pozitivizme aşırı vurgusu, bilimsel sosyalizmin zafer kazandığı ülkelerde de rekabetçi iktisat anlayışlarının değerinden fazla önemsenmesine ve karşıt teorik temellerin güncel praksis lehine eksik yorumlanmasına neden oldu. Bu algı çerçevesi içerisinde, Marx ın sosyalist sisteme yüklediği yabancılaşmanın aşılması olarak doğa-insan uyumunun sağlanması görevi de pek çok sosyalist inşa sürecindeki ülkede askıya alındı. Marx ın sömürücü sistemlerin belirli bir aşamasında doğa ile insan arasında ortaya çıkan uyumsuzluk ve yabancılaşma saptaması sosyalist inşa halindeki ülkelerde zaman zaman teorik olarak dile getirilse de, tarihsel materyalizmin en önemli yapıtaşı olan insan ve çevre ilişkisi nin yeniden kendi doğal yaşantısına nasıl döndürüleceği programatik olarak ele alınmamıştı. Çin Komünist Partisi nin en önemli teorisyenlerinden, sürdürülebilir iktisat ve ekolojik uygarlık teorisinin kurucusu Liu Sihua, iki cilt olarak hazırladığı Marx ın ekolojik iktisat ve doğa üzerine düşüncelerini sunduğu eserinde tam da sözünü ettiğimiz eksikliği gidermeyi hedefliyor. Marksist Ekolojik-İktisat Teorileri, Cilt 2, Liu Sihua, Canut Yayınları, Çev: Deniz Kızılçeç, 397 s. BÜYÜK KAZANIMLARIN I I INDA Batıdaki akademisyen ve teorisyenler çoğunlukla Marx ın öncülüğünü yaptığı bilimsel sosyalizm ile bir doğaya dönüş projesi olarak ekoloji kavramının yan yana getirilmesini hedefleyen teorik çalışmalara yoğunlaşırken, Liu Sihua Çin in büyük deneyiminin kazanımları ışığında, Marx ın oluşturduğu insanın çevresi olarak ekoloji kavramından hareketle, Marxist bir ekolojik iktisat teorisinin kuramsallaştırılmasına önem vermiş. Pratik sorunların teorik çözümüne ağırlık veren Liu Sihua, Marx ın Ekolojik-İktisat ve Doğa Üzerine Düşünceleri ile Marxist Ekolojik-İktisat Teorileri adlı eserleriyle, Batılı teorisyenlerin ulaşamadığı önemli bir teorik mesafe katetmiş. Çin dahil olmak üzere dünyadaki Marksist iktisadi araştırmalar Marx ve Engels in iktisadi teorilerini ekolojik perspektiften incelemek konusunda yeterli çaba göstermemişlerdir saptamasını yapan Liu Sihua, Marx ın insan, yalnızca doğal bir varoluş değildir; fakat kendisine ait doğal bir varoluşa sahiptir; diğer bir deyişle, insan kendisi için varolan bir varoluştur. Saptamasından yönelerek, toplumsal ilişkilerin en belirleyici olanı durumundaki iktisadi ilişkilerin ekolojisini incelemeye alıyor. Marx ın İnsanın özü toplumsal ilişkilerinin toplamıdır saptamasından yola çıkan Liu Sihua, Doğa ile doğal-ekolojik bir ilişki kurmak fakat aynı zamanda toplum ile sosyoekonomik bir ilişki kurmak insanın kaderidir. Bu ikisinin birliği, ekolojinin ve iktisadın birliğidir sonucuna ulaşıyor. Devamla, Marx ın üç başlıca sosyo-ekonomik yapı teorisini inceleyen Liu, kapitalizm öncesinde bireyler doğanın hakimiyetine tabidir bu yapıda insanlar birbirleri ile (kişisel) bağımlılık ilişkisi içindedirler. Sonraki bağlamda gördüğümüz birikmiş emeğin veya sermayenin hakimiyeti, ikinci büyük toplumsa yapıda maddi bir bağımlılık ilişkisi olduğunu ima etmektedir. Üçüncü büyük toplumsal yapı Marx ın açıklamalarına göre- kapitalizmin yerine geçecek olan komünist toplum olacaktır saptamasına vurgu yaparak, insan, doğa ve toplum arasındaki birliğin asıl sağlanacağı aşama, gene Marx tan alıntı ile, bireylerin her yönden (evrensel) çok yönlü bir biçimde gelişimi ile aynı zamanda ortak ve toplumsal üretkenliklerinin onların toplumsal zenginliğini oluşturduğu yapının toplumsal kontrolü temelindeki özgür bireysellik ise üçüncü büyük toplumsal yapı aşaması olacaktır önermesini savunuyor. Liu Sihua, Marx ın insan, doğa ve toplum arasında oluşan eşitsizliğin ancak toplumsal zenginliği oluşturan yapının toplumsal kontrolü temelindeki özgür bireysellik ile aşılacağı önermesini sahiplenir. Böylece, ekolojik iktisadın temel önermesi de belirlenmiştir. NSANIN K L KARAKTER Liu Sihua eserinin Marxist Ekolojik- İktisat Teorileri başlığı altında topladığı ikinci cildinde Marx ı temel alarak bugüne kadar geliştirilen teorik tartışmaları özetliyor. 397 sayfalık kitabın sadece bir özetlemeden ibaret olmadığını, aynı zamanda Marksist teorinin insan ve doğa uyumu yönündeki yeni arayışlarını da içerdiğini, bunun da, daha güncel gereksinmelere yanıt oluşturduğunu belirtelim. Bilimsel sosyalist teorik çalışmalar insan ve doğa uyumunu gündemine aldığı anda, Marx ın doğayı insandan ve insanlık tarihinden özgürleştirilmiş bir alan olarak tarif eden idealist ekoloji tanımlamalarından uzak, ama dinamik ve gelişmeye açık bir ekolojik ortamdan söz ettiğine işaret ediyor. Bu ekolojik ortamın başat belirleyici unsuru olan insan doğal ve toplumsal varoluşu kendi varlığında barındıran tek canlıdır. Marx a göre İnsan, Aristo nun tanımladığı gibi politik bir hayvan olarak doğmaz fakat yine de her durumda toplumsal bir hayvan olarak doğar. Bu tespitle birlikte Marx insanın ikili karakteri teorisine ulaşır. İnsan hem doğal ve hem de toplumsal (ekonomik) varoluşu ile ikili karakteri içerisinde barındıran bir canlıdır. İnsan çevresi tarafından belirlenen, ancak çevresine de belirleyici etki yapabilen bir varoluşa sahiptir. Böylece, insanın doğal ve toplumsal varoluşun birlikteliğinin ürünü olduğu, bunlardan birisinin eksik kalmasıyla, kendi varoluşunu yitireceği ortaya çıkar. Ekolojik ortam insanın doğal ve toplumsal varoluşunun birlikteliği tarafından belirlenen yapıdır. HOMO ECONOM CUS UN ÖLÜMCÜL KUSURU İnsanın ikili karakteri teorisi, bizi zorunlu olarak homo ecenomicus kavramından uzaklaştırır. 21. yüzyılda, yeni bir ekolojik, toplumsal ve ekonomik insan kavramı üzerine çalışmak gerekmektedir. Adam Smith tarafından geliştirilen ve burjuva iktisat teorilerinin temeli olan homo economicus (iktisadi insan) kavramı, çoğu kez sosyalist iktisat kuramcıları tarafından da eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden benimsenmiş ve sosyalist inşanın temel teorik sorunları da etkinlik ve karın azamileştirilmesi teorilerinde aranmıştır. Bu nedenle, örneğin sosyalist sitem ile kapitalist sistem arasındaki rekabetin ayırt edici sorunları sosyalist iktisat teorilerinin homo economicus a özgü çıkarların azamileştirilmesi davranışlarının geliştirilemeyişinde aranmıştır. Halbuki, ekonomik eylemin ana öznesi, kendi ekonomik çıkarını azamileştirmek için yalnızca dünyanın kaynaklarını ve çevreyi kontrolsüz şekilde tüketmekle kalmamaktadır, diğer yandan ekolojik ve çevresel maliyet ve bedelleri de üstlenmemeyi tercih etmektedir. Öyleyse, bu nedenle, homo economicus kategorisi, yalnızca yaşayan kuşaklar arasındaki eşitlik arayışına ilişkin olarak çözümsüz olmakla kalmayıp, bugünkü ile gelecek kuşaklar eşitliğe ilişkin olarak da ölümcül bir kusura sahiptir. Bırakınız sürdürülebilir kalkınma iktisadı için, ekolojik-iktisat veya çevreci iktisat için onu temel bir kategori olarak görmemiz olanaksızdır sonucuna varıyor Liu Sihua. Marx ın Ekolojik-İktisat ve Doğa Üzerine Düşünceleri, Cilt 1, Liu Sihua, Canut Yayınları, Çev: Deniz Kızılçeç, 364 s.

11 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 11 Kontrgerilla nın şifrelerini çözen kitap Bu s rlar aç klan rsa millet aya a kalkar, dünya aya a kalkar. nsanlar, milletler birbirine dü er. Türkiye çöker, rejim tehdit alt na girer. Herkes alt nda kal r. Halka halka, zincir zincir, o ülkeden buraya, her gün büyüyerek devam eder. ELİF TEMEL Tansu Çiller, 22 Mayıs 1996 tarihinde, TBMM de, DYP grup toplantısında, Örtülü Ödenek ten çektiği 500 milyar lirayı nereye harcandığına ilişkin tam olarak bu sözleri söylüyordu. Çiller in, MİT e alternatif bir istihbarat örgütü kurması için görevlendirdiği dönemin DYP li eski polis şefi Mehmet Ağar ın: MİT ten yararlanamıyoruz. Yeni teşkilat kuralım önerisi üzerine kurulan, devletin CIA güdümündeki bazı yeraltı örgütlerinin faaliyetiyle, zamanla ve kısmen Çiller ailesinin özel girişimine dönüşen, bu nedenle Özelleştirilmiş Özel Savaş Örgütü de denilen Çiller Özel Örgütü nün, kuruluş aşamasından mali kaynaklarına, süreç boyunca yapılan gizli anlaşmalardan, faili meçhul cinayetlere kadar mafya-gladyotarikat diktatörlüğündeki 90 lar Türkiye sinin karanlık yönlerinin tüm boyutlarıyla ele alındığı, Doğu Perinçek in Çiller Özel Örgütü kitabı Kaynak Yayınları tarafından genişletilmiş yeni haliyle yayımlandı. KARANLI IN ÖRGÜTLENMES Perinçek kitapta eski Adalet ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ın Çiller Özel Örgütü ile olan bağlantılarından; Tansu Çiller in eşi Özer Çiller in uluslararası nükleer madde kaçakçılığına; Abdullah Çatlı ve ekibinin işlediği cinayetlerden, Çiller Özel Örgütü nün MİT, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bağlantıları ve PKK ile ticaretlerine; Eşref Bitlis suikastından, 1996 yılında meydana gelen Susurluk kazasına uzanan karanlık sürece dair her şeyi tüm gerçekliğiyle aktarıyor. Çiller Özel Örgütü kitabı, Türkiye Cumhuriyeti nin bilinen en karanlık dönemlerinden biri olan 90 lar Türkiye sine dair hafızalara kazınmış birçok olayı bambaşka boyutlarıyla gözler önüne seriyor. MİT'in Çiller Örgütü Raporu, Nusret Senem, Kaynak Yayınları, 288 s. Polis ve asker kökenlilerden oluşan Çiller Özel Örgütü nün uyuşturucu ticaretleri, nükleer madde ve silah kaçakçılığı, kara para aklama, çek-senet tahsilatı, arazi yağması ve ihale takipçiliği, işadamlarından ve karanlık faaliyetlerden aldığı haraçlar, elde ettiği rant gelirleri ve Başbakanlık Tanıtma Fonu yağmacılığı vb. yapılan birçok yolsuzluğa dair ayrıntıların yer aldığı kitapta, 90 lar Türkiye sinin gündemini belirleyen birçok ismin, birbiriyle olan bilinmeyen bağlantılarını ve Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde Mehmet Ağar a bağlı tehdit, gasp, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet gibi suçların içinde olan grubun faaliyetleri ayrıntılarıyla anlatılıyor. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller in, bizzat ABD İltica ve Vatandaşlık Dairesi ne müracaat edip, dilekçe ve müracaat formu doldurarak başlattığı ABD vatandaşlığı süreci, bunun yanı sıra Yale Üniversitesi nde doktora yaptığı sırada, hangi ABD devlet görevlisinin, nerede, hangi özel ilişki içinde ve niçin vatandaşlık teklif inde bulunduğu, ABD vatandaşlığı karşılığında Çiller den yapılması istenenlerin tek tek açıklandığı kitapta dönemin başbakanı Tansu Çiller e dair tüm yasadışı faaliyetler kamuoyunun bilgisine sunuluyor. BUNLARI B LMEDEN OLMAZ! Çiller Özel Örgütü kitabı, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis suikastına dair bilinmeyenleri de aydınlatıyor. Orgeneral Eşref Bitlis in Jandarma Genel Komutanlığı ndaki özel harp uzmanı ABD li subayların yanı sıra Kuzey Irak ve Güneydoğu da faaliyet yürüten yardım kuruluşlarındaki CIA cı ve Özel Harpçileri engellediğini, Çekiç Güç ün Türkiye aleyhindeki ve yasadışı faaliyetlerini somut olarak saptayıp, bu konuda hazırladığı raporları Genelkurmay a verdikten sonra defalarca ABD li subaylarca Genelkurmay a ve iki kez Washington a şikâyet edildiğini okuyacak, suikastın hemen ardından dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş in yaptığı, Sabotaj değil kaza açıklaması ve sonrasında, suikastın devlet kademelerince nasıl örtbas edildiğini en çarpıcı yanlarıyla ele alıyor yılında meydana gelen 7 TİP linin öldürüldüğü Bahçelievler Katliamı nın faillerine dair bilinmeyenler, Eşref Bitlis suikastının faili Binbaşı Cem Ersever in öldürülmesi, Kürt iş adamı Behçet Cantürk cinayeti, Ülkücü Terör Timi nin faaliyetleri, kısacası Mehmet Eymür-Hiram Abas, Binbaşı Cem Ersever den; Mehmet Ağar- Abdullah Çatlı-Sedat Bucak-Hüseyin Kocadağ a uzanan zincirin analiz edildiği kitap, Türkiye nin karanlık tarihinin kapısını bir kez daha aralıyor.

12 12 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Mavi Vatan ın askerleri niçin hedefte İlk yüksek teknolojili, hayalet özelliğine sahip milli savaş gemimiz Heybeliada Bu davalarla tasfiye edilenlerin yüzde 90 kurmay subay olarak yurt d görevde bulunmu, yüksek lisans e itimi yapm s n flar n n birincileri ve Deniz Kuvvetlerinin vuru gücünü temsil eden Harp Filosu, Hücumbot Filosu, SAT, Deniz Hava ve Amfibi birliklerde kritik kadrolarda görev yapan, donanman n en güçlü sava gemilerinin komutanlar olarak ço u gelece in amiral ve kuvvet komutan adaylar yd AYDINLIK KİTAP Son dönemde, Ergenekon, Balyoz vb. davalar için tertiplerle tutuklanan askerlerin yazdıkları kitaplar büyük ilgi görüyor. Okur gerçeği onlardan öğrenmek, bilmek istiyor. Balyoz davası ile Deniz Kuvvetleri nden tasfiye edilen Amiral Cem Gürdeniz tarafından yazılan Hedefteki Donanma da bu büyük ilgi gören kitaplardan. Ama Cem Paşa davalardan çok, son beş yılda deniz kuvvetlerine karşı uygulanan linç ve tasfiye kampanyasının stratejik nedenlerini, donanmanın gelişiminin tarihsel analizi içinde, akademik bir yaklaşımla inceliyor. Aydınlık Kitap, Sözde Balyoz davasında 18 yıl hüküm alan ve halen Silivri Cezaevinde tutsak olan Amiral Cem Gürdeniz ile kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Arabaşlıklar tarafımızdan konmuştur. Hedefteki Donanma kitabını neden yazıldı? Sözde Balyoz davası ile Deniz Kuvvetlerinin önceden normal koşullarda emekli olan 11 amirali hariç, aktif görevdeki 50 amiralinin yarısı sahte delillere dayalı bir dava sonunda tasfiye edildi. Halen devam eden Amirallere Suikast, Poyrazköy, Ergenekon, Kafes, Birinci ve İkinci Casusluk davalarında sanık-tutuklu durumda bulunan beş amiral ve yaklaşık 250 deniz subayı da listeye eklendiğinde 40 amiral ve 400 seçkin denizcinin tasfiyesi ile karşılaşıyoruz. Sahte delil ve kurguya dayalı sözde 2. Casusluk Davasına sanık olarak eklenenler arasında MİL- GEM (Milli Gemi) başta olmak üzere en önemli deniz projelerimizin mühendis subaylarının da yer aldığını da vurgulamalıyım. Sonuç ortada. Deniz Kuvvetlerinin gelecek 30 Hedefteki Donanma, Cem Gürdeniz, Kırmızı Kedi Yayınevi, 416 s. yılının komuta yapısı tasfiye ediliyor. İşte, Deniz Kuvvetlerine yapılan linç ve yok etme kampanyasının nedenlerini kamuoyuna aktarılabilmek için bu kitabı yazmaya 11 Şubat 2011 Balyoz tutuklamalarının ilk gününde karar verdim. Hasdal da 2011 Nisan ayında yazmaya başladım. Kitapta kendi başınızdan geçen olaylara da yer verdiniz mi? Kitabın yapısını nasıl çattınız? Bu kitapta Cumhuriyet Donanmasının yaşam evrelerini ve bu kapsamda emperyal egemenleri kızdıran ulusal çıkarlar uğruna, yani benim tabirimle Mavi Diplomasi amaçlarına yönelik kullanımı beş ayrı kronolojik safhada inceledim. Tabii Deniz Kuvvetleri Komutanlığı nda en uzun süreli Plan Prensipler Başkanlığı nı yürütmüş bir amiral olarak yaşadığım önemli tarihsel olayları da kitaba aktardım. DONANMA, NEREDEN NEREYE Kitabın çatısını, Donanmanın gelişimin beş ayrı safhayı içeren evreleri üzerine kurdum. Bunlar kısaca şöyledir: arası dönemde, yokluklar üzerinde Atatürk ün özel gayretleri ile kurulan Cumhuriyet Donanması tek başınadır. Buna rağmen mavi diplomaside ciddi başarılar sağlanmış, Donanma ganbot diplomasisi ve donanma diplomasisi -yani Mavi Diplomasirollerinde pek çok kez kullanılmış, Montreux Sözleşmesi sonrasında Boğazların egemenliği geri alınmış, İkinci Dünya Savaşı nın dışında kalınabilmiştir arası dönemde donanma, Türkiye nin Avrupa-Atlantik yönelişine ve hibe politikalarına paralel olarak yeni kuvvet yapısı ile tanışmış, yoğun ABD ve Avrupa destekli gemi transferleri ile kan değiştirmiş, or-

13 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 13 ganizasyon deneyimleri kazanmıştır. Diğer taraftan tamamen ABD kontrolüne girilmiş, Ege ile Akdeniz den uzaklaşılmıştır Soğuk Savaş dönemi, NATO üyeliği, Kıbrıs ve Ege krizleri ile dikkat çekmektedir. Bu dönemin en önemli vakası, şüphesiz Kıbrıs Barış Harekâtı ve Ege/Kıbrıs merkezli güneye yöneliştir arasındaki dönem Soğuk Savaş sonrası, Donanmanın değişen ve gelişen görevleri kapsamında, modern donanmadan, post modern donanmaya geçiş süreci olarak karşımıza çıkarken, Cumhuriyet Donanmasının aynı zamanda ulusal çıkarlar uğruna açık denizlere çıkış sürecinin geri dönülmez bir şekilde başlatıldığı ve Kardak krizinin yaşandığı dönem olarak dikkat çekmektedir. 11 Eylül 2001 sonrası ise, açık denizlere yönelişin büyük ivme kazandığı, ulusal deniz strateji ve doktrinlerinin en yoğun üretildiği ve uygulandığı, ulusal savunma sanayisine en büyük katma değerlerin üretildiği, Karadeniz ve Doğu Akdeniz politikalarının öne çıktığı, enerji güvenliği ve deniz güvenliğinin gündeme oturduğu ve hepsinden önemlisi 400 yıl aradan sonra Hint Okyanusu na sürekli varlık göstermek üzere inildiği bir dönemi içermektedir. Bu en parlak dönem, iç ve dış çevrelerde büyük rahatsızlık yaratmış ve 2008 yılından sonra Deniz Kuvvetleri önce dinci ve neoliberal medyada daha sonra mahkeme salonlarında vicdan ve insaf dışı yoğun asimetrik psikolojik ve asimetrik hukuk saldırılarına uğramıştır. Bu arada Deniz Kuvvetleri nde benim de üç kez yürüttüğüm Plan Prensipler Başkanlığı görevini yılları arasında yürüten on amiralden sekizinin sözde Balyoz davasında tutuklu olması aslında sözde bir darbe davası üzerinden Deniz Kuvvetlerinin yakın, orta ve uzun vadedeki denizcilik ve deniz politikaları için konsept, strateji ve doktrin üreten amirallerinin topyekun cezalandırıldığını ispat etmektedir. Bu amirallerin her biri kendi görev dönemlerinde Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz de Donanmanın kullanılmasına yönelik stratejik alt yapının oluşumu ile Yunanistan dahil yabancı deniz kuvvetleri ile çok kapsamlı işbirliğinin geliştirilmesine büyük katkı sağlamışlardır. Özellikle Karadeniz de altı sahildar ülke arasında dönemin Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından geliştirilen BLACKSEAFOR (Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu) girişiminin somut projeye dönüşmesi ve gerçekleşmesinde 1999 yılı ve sonrasında görev alan amiraller büyük başarılara imza atmıştır. ABD taraf ile 1 Mart tezkeresi öncesi skenderun ve Mersin limanlar n n kullan m görü melerine kat lan tüm denizcilerin Balyoz hükümlüsü olmas tesadüf olabilir mi? B Z M MAV VATANIMIZ Ben de özellikle 2004 sonrası oluşan yeni deniz güvenlik ortamı içinde Karadeniz de Türkiye nin önderliğinde başlatılan Karadeniz Uyumu Harekatının hayata geçirilmesi ve çok taraflı bir hale getirilmesi ile BLACKSEAFOR un daimi deniz görev grubuna dönüştürülmesi sürecinde ve benzer şekilde 2006 yazında BTC petrol boru hattı projesinin tamamlanmasıyla Doğu Akdeniz deki artacak tanker trafiği paralelinde ilk enerji güvenliği deniz harekâtı olan Akdeniz Kalkanı harekatının başlatılmasında etkin görev aldım. Aynı harekatın Doğu Akdeniz de Kıbrıslı Rumların bizim hakkımız olan deniz yetki alanlarına tecavüzlerini caydırdığını ve bu nedenle 2009 yılında AB tarafından şikayet edildiğimizi de eklemeliyim. Bu tecrübelerimi ve yaşadıklarımı kitaba yansıttım. ABD ve AB Türk Donanmasından neden rahatsız oldu? Türkiye yarımada coğrafyası ile bir deniz devletidir. Bu devlet kara ülkesinin yarısı kadar deniz ülkesine yani kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeye sahiptir. Bu deniz ülkesine biz Mavi Vatan diyoruz. Mavi Vatanın sadece deniz içindeki canlı kaynaklarına değil, deniz diplerindeki başta doğal gaz ve petrol olmak üzere diğer maden kaynaklarına da sahibiz. Ege ve Doğu Akdeniz de henüz mavi vatanın sınırlarını tespit etmedik. Zira bu sınırlamalar Yunanistan ve GKRY ile büyük ihtilaflara neden olacak potansiyele sahip. Sorun da burada başlıyor. Çevrelendiğimiz denizler gelecek nesillerin ekonomik gücüne tahminlerin ötesinde katkı sağlayacaktır. Doğu Akdeniz de zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının varlığının ortaya çıkmasıyla 2003 ten sonra GKRY tarafından Türkiye ve KKTC nin çıkarları olan deniz sahalarında tek taraflı ve hukuksuzca ilan edilen Münhasır Ekonomik Bölge içindeki fiili petrol/doğal gaz aramalarını Donanma unsurları engellemiş ve bu faaliyetler 2009 Türkiye AB ilerleme Raporunda şikâyet konusu olmuştur. AB, Türk Deniz Kuvvetlerinin GKRY nin Akdeniz de petrol aramaya yönelik deniz araştırmalarına mani olduğu eleştirisini getirmişti. Türk halkının ve Anadolu nun çıkarlarını koruyan Donanmaya yapılan bu şikayete hükümetin hiçbir tepkisi olmadı. ABD N N TAHAMMÜL EDEMED Diğer taraftan, ABD nin, Türk Boğazlarından Karadeniz e geçişi düzenleyen 1936 tarihli Montreux Sözleşmesinin kısıtlamalarına dünyanın en büyük deniz gücü ve okyanusların jandarması olarak sıcak bakmadığı çok iyi bilinmektedir. 2 Eylül 1941 tarihinde ABD nin, henüz II. Dünya Savaşı na katılmadığı bir dönemde Türkiye nin tarafsızlık nedeniyle Karadeniz e çıkmak isteyen İngiliz savaş gemilerine izin vermemesi üzerine Amerikalı Amiral Sterling in Türkiye Boğazları ya kendi iradesi ile açar, yoksa zorla açılır sözleri belleklerdedir. ABD o günlerde olduğu gibi bugün de uçak gemisi muharebe gruplarının dünyanın herhangi bir yerindeki deniz veya okyanus alanlarına girişinin kısıtlanmasına ve bu deniz alanlarında deniz silahlarının kontrolü benzeri sınırlamaların varlığına tahammül edemez. Karadeniz her iki kısıtlamanın yaşandığı bir deniz alanıdır. Türkiye, gerek BLACKSEAFOR gerekse Karadeniz Uyumu Harekatı (Blacksea Harmony) girişimleri ile NATO ve ABD nin Karadeniz deki deniz güvenlik endişelerini en uygun modus vivendi ile gidermeye çalışmıştır. Ancak, Karadeniz de 8 Ağustos 2008 tarihinde başlayan Rus-Gürcü savaşında ABD Deniz Gücünün bu denizde Montreux kısıtlamalarına tabi olması ve Türk Dışişleri tarafından pek çok taleplerinin haklı olarak reddedilmesinin günah keçisinin Türk Deniz Kuvvetleri olduğunu söylemek hatalı olmaz. Benzer şekilde 1 Mart 2003 tezkeresinin reddedilmesinde ABD tarafından askerlerin suçlanması da listeye eklenebilir. ABD tarafı ile tezkere öncesi İskenderun ve Mersin limanlarının kullanım görüşmelerine katılan tüm denizcilerin Balyoz hükümlüsü olması tesadüf olabilir mi? Doğu Akdeniz de Türkiye nin müstakbel münhasır ekonomik bölgesindeki çıkarlarını -özellikle 2006 sonrasında- koruma maksadıyla icra ettiği deniz faaliyetlerinden ABD ye ait Noble Energy firmasının da etkilenmiş olması ve ABD de etkili Rum lobisi sayesinde Türk Donanmasının şikayet edilmiş olabileceği gerçeği de göz ardı edilemez. ABD de bazı güç odaklarının Türkiye de başta denizcilere karşı olmak üzere duyduğu intikam hisleri kendini belli etmektedir. Bu durum, Türk Deniz Kuvvetlerine ABD de yerleşik bir dini cemaatin (örgütün) Türkiye de emniyet ve yargıdaki uzantıları ve devlet olanakları ile yürüttüğü asimetrik psikolojik ve hukuk saldırılarından anlaşılmaktadır. Devlet sahte para basmayacağı gibi sahte delil ve sahte dava da üretmez. Ancak son üç yılda bu güzel ülkede sahte delillere dayalı davalar ile Deniz Kuvvetlerinin komuta yapısı yerle bir edilmiştir. Türk Donanmasının modernizasyon projeleri kapsamında gelecekte büyümeye devam edecek olması; 2008 yılından itibaren artık sürekli olarak Hint Okyanusu nda varlık göstermeye başlaması; 2010 ve 2011 yıllarında dünyada sadece büyük devlet donanmalarının yapabildiği deniz görev grupları ile Akdeniz ve Hint Okyanusu nda uzun süreli harekat icra edebilmesi; tüm filolarını ABD ye asgari bağımlılıkla modernize etmiş, üstüne üstlük ilk milli savaş gemisi olan Türk korveti (MİLGEM), TCG Heybeliada yı yüzde 70 ulusal katkı ile tamamlamış olması; MİLGEM dışında ulusal olanaklarla torpido, güdümlü mermi, savaş yönetim sistemi, her tip simülatör ve fırkateyn dahil her tip gemi dizaynı faaliyetlerinin hız kazanması soğuk savaş sonrası küçülen ve harekat çapı ile temposu düşen Avrupa Donanmalarını şüphesiz tedirgin ve rahatsız etmiştir. Amerikalı stratejist George Friedman şöyle söylüyor: Amerikan gücünün temeli okyanuslar. Okyanuslara egemen olması diğer devletlerin ABD ye saldırmasını önlüyor, gerektiğinde ABD nin müdahale etmesine imkân tanıyor ve ABD ye uluslararası ticaretin kontrolünü veriyor. ABD nin bu gücü kullanmasına gerek yok. Ama başka herhangi birinin kullanmasına da izin vermemeli. İşin özü burada yatıyor. ABD, yeni savunma stratejisi paralelinde Asya Pasifik bölgesine çekilirken Akdeniz de Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail e baş ağrısı yaratacak bir Türk Donanması istemiyor. Donanmayı daha da güçsüzleştirerek kendine ve NATO ya tam bağlı olmasını hedefliyor. HANET N BÖYLES GÖRÜLMED Türk deniz gücünün bugünkü rakiplerinin ataları, geçmişte güçlenme eğilimini gördükleri her durumda Türk donanmasını baskınlarla fiziken imha etmişti. Bugün aynı etkiyi yaratan bir baskında ellerini kana bulamıyorlar. Türkleri ve Türk Donanmasını Türklere kırdırıyorlar. İhanetin böylesini dünya tarihi henüz görmedi. Başka kitap projeleriniz var mı? Evet. Halen üzerinde çalıştığım iki kitap daha var. Birincisi deniz tarihi ağırlıklı. Diğeri de olağanüstü şartlar altında göksel seyir (astronomik navigasyon) üzerine, tamamlamak üzere olduğum bir kitap. Bu kitap, açık denizde radar, GPS, pusula ve akla gelen her türlü teknolojik olanağı kaybeden bir denizciye güneş, ay ve yıldızları kullanarak mevki koymasını ve rota belirlemesini anlatıyor. Bu tip kitaplar yazarak tutsak günlerimde denize ve gemilere olan büyük özlemimi gidermeye çalışıyorum.

14 14 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP GÜLDEN TERAZİ Hatırâtını kendi aleyhinde yazan düşünür Memet Fuat, Gölgede Kalan Y llar anlatmaya, Piraye nin öldü ü günün ertesinde ba l yor. Annesinin hayat gibi kendi hayat n n da -en az ndan bir bölümünün- Nâz m Hikmet in hayat yla iç içe geçmi bir hayat oldu unu, kurdu u ilk cümleden anl yoruz MECİT ÜNAL Konusunu geçmişte yaşanan olayların oluşturması, hatırât ı tarih e yaklaştırsa da, hatırât/anı, tarih değildir; ancak, her anı tarihin bir parçasıdır. Tarih ne denli toplumsal ise, anı o denli bireyseldir. Anıyla tarih yazılmaz ama, anlattığı dönem, kişi ve olaylar ölçüsünde her anı, tarihin en önemli dayanak ve kaynaklarından birisidir. Öte yandan, her anı aynı zamanda, kurgusu, dili ve üslûbu ölçüsünde edebi bir metin niteliği kazandığı oranda edebiyatın bir parçasıdır. Anıyı edebileştiren salt kurgusu, dili ve üslûbu değil, bunların yanında ve en başta bireysel/öznel oluşudur. HATIRÂTIN TADI TUZU ÇTENL K! Bir anıda bulunması gereken, onu tarih ve edebiyat dışında asıl olarak insana, okuyucuya yaklaştıran, bir öykü ya da romanda olduğu gibi kahramanıyla özdeşleştirmese de anı yazarının yanında, tarafında tutan, hatırâtın tadı tuzu olan şeyi unuttuk! İçtenlik! Okurunu içtenliğine inandırmayan hiçbir anı gerçek değildir. Başka bir yazarın başka sözcüklerle başka türlü anlattığı aynı olayın iki anlatımına da, örneğin Jean-Jacques Rousseau gibi hatırâtını - İtiraflarım,-kendi aleyhinde yazan bir yazara da, bilinen gerçeği saklayıp tam tersini inançla, içtenlikle anlatan bir başkasına da -Necip Fazıl, Babıâli, vb. -inanmamızı sağlayan asıl özellik, budur. Tanıklara ve belgelere dayalı anlatıma gerek duymayan anıda, yanlış ya da eksik hatırlamak, tarihleri, kişileri, olayları, yerleri karıştırmak, sık rastlanan, türün götürdüğü bir durum olsa da, yalanı gerçekmiş gibi inançla ve görülmemiş bir içtenlikle yazmak ve buna okuyucuyu inandırmak da edebi ustalığın değil, yalancılıktaki maharetin sonucudur elbette. İçtenlik ise her zaman, her alanda olduğu gibi hatırâtta da en az bulunan özelliklerden biridir. GÖLGEDE KALAN YILLAR IN B R C K ÖZELL Muallim Naci nin Ömer in Çocukluğu, Yakup Kadri nin Anamın kitabı, Ahmet Rasim in Gülüp Ağladıklarım, Sevgi Soysal ın Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Halit Ziya Uşaklıgil in Kırk Yıl adlı kitapları, kurgu, dil ve üslûpları kadar içtenlikleriyle öne çıkan anılardan sadece bazıları. İçtenlik, Memet Fuat ın Gölgede Kalan Yıllar kitabının da en önemli, hatta biricik özelliği. Usul, sessiz, yumuşak, nasıl olduğunu, nelerden, ne tür bir kimyadan yapıldığını belli etmeyen bir içtenlik bu, Memet Fuat ın kaleminden akıp gelen. Memet Fuat, büyük boy basılmış kitabının 459 sayfası boyunca, Nâzım ile Piraye den kalan eşyalarla döşenmiş odada, oturduğu eski bir maroken koltukta yazmıyor da, yaşlı ve yorgun, ama duru, berrak bir sesle anlatıyor. Anlattıkları hatırladıklarıdır, daha azı ya da fazlası değil. Bir günün tarihinde, Memet Fuat, Nazım ve Piraye ile birlikte bir olayın geçtiği, bir sözün söylendiği yerde tereddüt ettiğinde veya Nâzım ve Piraye ile ilgili bir söylentiyi düzeltmek gerektiğinde, işte ancak o zaman, konuşmayı, Piraye nin sakladığı belgelere baktıktan sonra sürdürdüğünü çıkarıyoruz. HAYRANLIK VER C YANSIZLIK Memet Fuat, Gölgede Kalan Yıllar ı anlatmaya, Piraye nin öldüğü günün ertesinde (22 Mart 1995) başlıyor; 69 yaşında. Annesinin hayatı gibi kendi hayatının da -en azından bir bölümünün- Nâzım Hikmet in hayatıyla iç içe geçmiş bir hayat olduğunu, kurduğu ilk cümleden anlıyoruz. İçinde Memet Fuat ın kendi ailesinin, anne ve baba tarafının, onların uzak ve yakın çevrelerinin, Erenköy ün, Çamlıca nın, Cihangir in ve Nâzım ın iş ve arkadaş çevresi ile yattığı hapishanelerin bulunduğu oldukça geniş bir çerçeve. Çerçevenin ortasında, bir köşesinde Memet Fuat ın kendisinin diğer iki köşesinde Nâzım ile Piraye nin bulunduğu bir hayat üçgeni var. Bir anlatıcı olarak Memet Fuat, üçgenin tepe noktasında ve daha çok bir tanık durumunda. Nâzım a, Nâzım ın hayatına, Nâzım ile Piraye nin yaşadıklarına Anı gibi son derece öznel/bireysel bir türde olabildiğince yansız kalabilmesini bilmiş Memet Fuat. Annesi Piraye ile Nâzım arasındaki sorunlarda, Nâzım ın dışarda ve içerdeki gönül maceraları karşısındaki Piraye nin çektiği tüm acılara karşın- yansız kalabilmiş olması hayranlık verici. Bütün böyle durumlar karşısında Memet Fuat ın sesinde en ufak bir kırıklık, kırgınlık hissedilmemesi, salt, Nâzım a duyduğu sevgi ve saygıyla açıklanamaz. Memet Fuat anılarını yazmanın ne demek olduğunu, yazara sadece yaşarken değil ölümünden sonra da nasıl bir sorumluluk yüklediğini biliyordu. Aşağıya aldığım cümleler bunu gösteriyor: Memet Fuat B R EYLER GÖRDÜM, B R EYLER D NLED M İnsanın doğru yanlış anımsadığı, bir kendi başından geçenler, içinde yaşadığı olaylar var, bir de başkalarından dinledikleri O başkaları da yalnızca kendi yaşadıklarını anlatmıyorlar Benim gibi anılara pek güvenmeyen, yaşadıklarını anlatırken bile tedirgin olan bir kimsenin başkalarından dinlediklerini aktarırken ne kadar zorlanacağını düşünün Kim söyledi, ne zaman söyledi? Bu kitapta anılarımın yanı sıra size aktaracağım bilgilerin birçoğunu nereden edindiğimi bilmiyorum. İyisi mi şöyle diyelim: Anlattıklarım dış dünyanın gerçeklerine uymayabilir. Altmış dokuz yıl yaşadım, bir şeyler gördüm, bir şeyler dinledim, bunların bende kalan tortularını size aktarıyorum. Hepsi benim kafamın içindeki gerçekler. Bilerek hiçbir şeyi değiştirmeyeceğim, ama yaşamın karmaşası içinde gerçekleri en doğru görünümüyle saptayıp yorumladığımı söyleyemem. Kısacası, ben bunca yıl bu anlattıklarımın doğru olduğuna inanarak yaşadım. (s.13) (Gölgede Kalan Yıllar, Memet Fuat Yapı Kredi Yayınları, 496 s.)

15 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 15 Ya ben Türkçeyi onlar gibi kullanıyorsam! yi bir ö retmen, ö rencilerinden de ö renebilendir, ilkesine tümüyle sar ld m; ö rencilerimden ö rendiklerim de oldu gerçekten. Hangi ö retmenin olmam t r? Ö renme olay ömür boyu sürmüyor mu? BEYAZIT KAHRAMAN Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi İlköğretimde ve ortaöğretimde çoktan seçmeli test sınavlarına fena halde alıştırılan öğrencilerimiz, onlardan bir makale, deneme ya da köşe yazısı yazmalarını istediğimde epey zorlanıyorlar; kendilerinden hiç ummadığım dil yanlışları yapıyorlar. Çünkü üniversiteye gelinceye değin geçen on iki yıl süresince sürekli olarak karşılaştıkları test sınavları, onların yazılı tümce üretmelerini engelliyor. Türkçeyi genellikle sözlü olarak kullandıkları için, konuşma dilinden kaynaklanan dil yanlışları yapıyorlar. Kimi dilbilimcilerimizin anlatım bozukluğu kimilerininse kullanım hatası dedikleri bu yanlışlar arasında en çok gördüğüm, çifte edilgen ya da katmerli edilgen olarak adlandırılan anlatım bozukluğu oluyor. Bu yanlış (ya da hatalı) kullanımları kimlerden, hangi ortamlarda, nasıl edindikleri beni epey düşündürdü. Anadili denen kavram, İlkin anneden, aile bireylerinden, yakın çevreden, sonraları ise ilişki kurulan çevrelerden edinilen, insanın bilinçaltına inen ve toplumla en güçlü bağlarını oluşturan dildir. (İlk dil) Anadilinin ediniminde en güçlü, en etkin kişi, çocuğun en yakınında ve sıklıkla bulunan annedir. Anne, çocuğun anadilini edindiği yakın çevrenin odak noktasıdır * diye açıklandığına göre, ana babalarından mı edindiler gençler bu tür hatalı kullanımları? Arkadaşlarından mı? İlköğretimde ve ortaöğretimde kendilerine Türkçe/dilbilgisi derslerini verirken Türkçenin kurallarını anlatan öğretmenlerinden mi? Yoksa dilbilgisi kitaplarından mı? SORUNUN KAYNA I Dilbilgisi kitaplarında böylesine korkunç hataların olacağını hiç sanmazdım fakat inceleyince, az da olsa, birkaç kitapta bu tür hatalarla karşılaştım. Bunun en önemli etken olduğunu yine de sanmıyorum ama ders kitaplarında ya da dilbilgisi kitaplarında dil yanlışlarının olması çok vahim bir durumdur. Örneklerini daha sonra vereceğim. Türkçe derslerini yürüten meslektaşlarımız arasında çifte edilgen hatasını yapanlar az da olsa var. Bu hataların, hızlı konuşma anında yapılan dil sürçmelerinden (siz isterseniz buna ağız alışkanlığı da diyebilirsiniz) kaynaklandığını sanıyorum. Oysa, gençlerimizin yaklaşık olarak yüzde doksanı çifte edilgen yanlışını yapıyor. Demek, bu yanlışın asıl kaynağı, öğrencilerinin karşısında konu anlatırken dili sürçen meslektaşlarımız da değildir. Hatalı kullanımın asıl kaynağını doğru saptayabilmek için ilkin konuyu anlattım öğrencilerime. Size de anlatayım kısaca; sorunu kavrayalım ilkin, sonra birlikte tartışırız bunu. Sorularınıza, eleştirilerinize, katkılarınıza tümüyle açığım. Açığım çünkü ben öğretmenim, eğitimciyim. İyi bir öğretmen, öğrencilerinden de öğrenebilendir ilkesine tümüyle sarıldım; öğrencilerimden öğrendiklerim de oldu gerçekten. Hangi öğretmenin olmamıştır? Öğrenme olayı ömür boyu sürmüyor mu? Akıl yaşta değil, baştadır denmemiş midir? Bu düşüncelerden hareketle, hoşgörünüze sığınarak, biraz malumatfuruşluk edeceğim. Eleştirilerinizden, sorularınızdan, katkılarınızdan onur duyacağım. Ç FTE ED LGEN DED KLER Okunulan kitapların azlığı diye yazmış bir öğrencim. Yaşanılan bunca olaydan sonra diye yazmış bir başkası. Beklenilen kişi gelmeyince diye yazan öğrencim de var, Yarın hava soğuk olacak deniliyor diye yazan da. Bu tür kullanım hatalarının önüne geçebilmek için, ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarında anlatıldığını sandığım edilgen çatı yı açıklamalıyım ilkin. Eylemlerim etken (aktif) ve edilgen (pasif) çekimleri var: Okumak (etken), oku-n-mak (edilgen) Yazmak (etken), yazıl-mak (edilgen) Bu iki örnekten anlaşılacağı gibi, kökü ünsüzle biten eylemlerin edilgen çekimi -N ile, kökü ünlüyle biten eylemlerin edilgen çekimi -L ile yapılıyor. Çeşitli zamanlara göre; okunur, okunuyor, okundu, okunmuş, okunacak. Yazılır, yazılıyor, yazıldı, yazılmış, yazılacak diye çekersek doğrusunu uygulamış oluruz. Bunun yanlış uygulanışı en çok aramak, başla-mak, bekle-mek, de-mek, doğra-mak, iste-mek, ko-mak, koru-mak, kötüle-mek, nitele-mek, oku-mak, söylemek, yaşa-mak, ye-mek vb. kökü ünlüyle biten eylemlerde görülüyor. Aranan kan bulundu demek gerekirken Aranılan kan bulundu, Saat 9.00 da işe başlandı demek gerekirken Saat 9.00 da işe başlanıldı, Kitaplar raflara kondu demek gerekirken Kitaplar raflara konuldu, Akşam yemeği saat kaçta yenir? demek gerekirken Akşam yemeği saat kaçta yenilir? Söylenenleri anladın mı? demek gerekirken Söylenilenleri anladın mı? Senden istenenleri unutma demek gerekirken Senden istenilenleri unutma şeklindeki çekimler, çifte edilgen yanlışının en çok karşılaşılan örneklerini oluşturuyor. HATALI KULLANIMIN NEDEN Konuyu kısaca böyle anlattıktan sonra öğrencilerimin tepkilerini bekledim. Hemen tümünün bakışlarından belli oluyordu, sınav kâğıtlarındaki yazılarında ya da günlük konuşmalarında bu tür hatalar yapıp yapmadıklarını düşündükleri. Bu konunun ilköğretim ya da ortaöğretim yıllarındaki Türkçe derslerinde işlenip işlenmediğini sordum. Yaklaşık olarak on yedi bin öğrencim arasından bu konunun işlendiğini anımsayanların oranı yüzde bir. Yaklaşık olarak yüzde biri de üniversiteye hazırlık kurslarında buna benzer bir konuya değinildiğini anımsadılar ama çifte edilgen hatası onların yazılarında da sıkça görülüyordu. Öğrencilerimin yaklaşık olarak yüzde i, bu konunun üniversiteden önceki on iki yıl içinde kendilerine anlatılmadığını açıkça belirttiler. Hemen tamamı, bu dilbilgisi kuralını ilk kez benden dinlediklerini açıkça ve hayretler içinde dile getirdiler. Dahası; benim anlattıklarımın doğruluğuna inanmakta zorluk çekenler çoğunluktaydı; böyle bir eylem çekim kuralı olsaydı, önceki yıllarda Türkçe derslerinde kesinlikle anlatılırdı, değil mi? AYAKKABI KÖSELES DE L, KULLANIM MESELES Anlatılmıştır da, uygulanmış mıdır? Dilde asıl iş, kullanımdır. Kullanılırsa olur. Kullanılırsa yaygınlaşır. Kullanılırsa benimsenir. Kullanılırsa gerçekleşir. Kullanılırsa öğrenilir. Bu kural bir sınav sorusu olarak düzenlenip çoktan seçmeli test sorusu olarak düzenlenip öğrencilere yöneltilerek ve öğrencilerin bu kuralı bilip bilmediği araştırılarak beceri haline getirilemez. Bu kuralın beceri haline getirilmesi, yaparak hatta yazarak olur. Türkçemizin yazılı kullanımındaki yanlışlarını öğrencilerime gösterdiğimde, Fakat efendim, falanca yazarın öyküsünü, romanını, köşeyazısını okuduğumda sizin yanlış saydıklarınızın aynısını onlarda da gördüm. Onlar benim gibi yazıyorlarsa Ya da ben Türkçeyi onlar gibi kullanıyorsam Onlar yanlış mı yazıyorlar yani? Siz Türkçeyi Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış yazarımızdan ve kitapları ilk baskıda elli bin, yüz bin basılan yazarlarımızdan daha mı iyi biliyorsunuz yani? diye gözbebekleri büyüyerek sorduklarında afalladım. Bunun önemini ve vahametini sonraki yazımda örnekleriyle anlatayım mı? *(Sorularla Türk Dili 1-2, Kahraman Beyazıt, Som Kitap, İstanbul 2010, s. 36)

16 16 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP KÂTİBE BARTLEBY İN YAZIHÂNESİ Döşeme aşağıda tavan yukarıdadır Art k konu am yorlar, çünkü art k dü ünemiyorlar, art k dü ünemiyorlar çünkü art k heyecanlanam yorlar, tutkular yok, var olmay bilemiyorlar, herhangi birine, herhangi bir eye dönü ebilirler Katherine Mansfield Oysa tek istediği İngilizce öğrenmektir. İngilizce kitabında haftanın yedi gün oluşu, Salı nın Pazartesi den sonra geldiği, gökyüzünün yukarıda oluşu, sütün beyaz oluşu, kentin köyden daha kalabalık oluşu, iki kulağa bir buruna sahip oluşumuz gibi bilimsel ve sosyolojik olguları defterine alt alta yazınca bir dille değil de müthiş gerçeklerle ve derin saptamalarla oluşturulmuş bir felsefeyle karşı karşıya olduğunu anlar Ionescu. Öğrenme hevesi inatçıdır; devam eder. Kitap kendisine iki tuhaf İngiliz i tanıştırır; Bay ve Bayan Smith. Bayan Smith kocasıyla evlerinde karşılıklı oturmuş, ona İngiliz olduklarını, çocukları olduğunu, Londra da yaşadıklarını, soy isimlerinin Smith olduğunu, adamın bir resmi kurumda çalıştığını, çay sevdiklerini, sütü yağlı sevmedikleri gibi şeyleri anlatmaktadır. Ionescu sakince karısını dinleyip arada sırada onu ooo evet, aaaa öyle ifadeleriyle onaylayan bu tuhaf adama çok içerler ama hafızası ile ilgili bir sorunu olabileceği seçeneğini de göz ardı etmez. Ders kitabının ilerleyen bölümlerinde Smith lerden aşağı kalmayan tuhaflıkta Martin çifti de eve konuk olup en az Smith çifti kadar yaşadıkları yerden, kim olduklarından, neler sevip neler sevmediklerinden bihaber görününce Ionescu İngilizce öğrenmekten vazgeçip ilk oyununu yazar ve oyun şu cümleyle başlar: Bayan Smith: Oh, saat dokuz olmuş. Çorba içtik, balık yedik, domuz yağlı patates, İngiliz salatası yedik. Çocuklar İngiliz suyu içtiler. İyi yedik bu akşam. Çünkü biz Londra civarında oturuyoruz, adımız da Smith. (Gazete okuyan Bay Smith dilini şaklatır) Oyun, Martin çiftinin ev sahiplerinin giyinmesini beklerken birbirlerini nereden tanıyor olabilecekleri ile ilgili diyaloglarla tırmanmaya başlar; bir ara hizmetçi durup dururken işverenlerine Ben evin hizmetçisiyim, çok güzel bir öğleden sonra geçirdim. Bir erkekle sinemaya gidip kadınlı bir film izledim. Çıkınca da içki ve süt içtik, sonra da gazete okuduk der. Bayan Martin in ise nasıl olup da Bay Martin le aynı yerde büyüdüğüne, aynı yerde yaşadığına, aynı trenin aynı kompartımanında aynı yere seyahat ettiğine, bir gözü kırmızı diğeri beyaz olan Alice isimli aynı küçük bir kıza sahip O unutulmaz Bay ve Bayan Brown olduğuna ve hatta aynı yatak odasında aynı yatakta yattığına hayretler içinde kaldığına tanıklık ederiz. Kısa bir süreliğine Smith lerin evine bir itfaiye şefi de konuk olur, anlattığı hikâyeler ve diğer çiftlerin yorumlarıyla saçmalık kreşendo bir atmosferde ivme kazandıkça kazanır ve itfaiye şefi not defterine 3 gün önceden not aldığı bir yangını söndürmek üzere çıkar gider. Bu arada sahnede hiç görünmeyen ve sadece bir kez cümle içinde geçen Kel Kantocu nun, saçını hep aynı şekilde taradığını da öğrenmiş oluruz. Oyunda saçma tümceler yerini giderek sözcüklere bırakır. Nihayetinde sözcüklerin yerini de heceler, harfler, ses parçacıkları almaya başlar. Eleştirmenler, Eugene Ionescu nun Kel Kantocu isimli oyununda İngiliz burjuvazisiyle dalga geçtiğini söylerler. Ionescu ise şöyle açıklar; Benim düşüncemde şu ya da bu topluma ilişkin küçük burjuva kafa yapısının gülünç eleştirisi yoktu. Benim ele aldığım özellikle, bir tür evrensel küçük burjuvazidir. Küçük burjuva, kafasında edinilmiş değişmez düşünceler, sloganlar olan, dünyanın her yerinde görülen tutucu adamdır. İngilizce ders kitabının hazır deyimlerden, en bilinen kalıplardan oluşan metni bu niteliğiyle bana dilin, insan davranışlarının otomatizmini, hiçbir şey söylemeden konuşmayı, söyleyecek kişisel hiçbir şeyi olmayanların konuşmasını, iç yaşam yokluğunu, günlük yaşamın makineleşmişliğini keşfettirdi. Smith ler, Martin ler artık konuşamıyorlar, çünkü artık düşünemiyorlar, artık düşünemiyorlar çünkü artık heyecanlanamıyorlar, tutkuları yok, var olmayı bilemiyorlar, herhangi birine, herhangi bir şeye dönüşebilirler. Ionescu, oyun oynandığında bunu bir komedi, bir gır gır olarak algılayıp gülen seyircilere epeyce şaşırmış, ne de olsa o dilin tragedyasını yazdığını düşünüyormuş. Not: Birkaç yıl önce bir dil okulu gazeteye verdiği reklamda, özellikle bir kuşağa pek tanıdık gelecek, hoyrat suratlı, sinir bozucu başka bir İngiliz çiftin, Mr.& Mrs. Brown ın ölümünü handiyse muştulamış, varsa sevenlerine başsağlığı dilemiş, okurları, acı tebessümlerle teneffüs zili nin beklendiği o kötü badanalı lise sınıflarına ışınlamıştı. Ebleh cümleleriyle hayatımızı bir dönem kâbusa çeviren İngiliz çiftler hayattalar mı hiç umurumuzda değil de, esin verdikleri Ionescu nun toprağı bol olsun! C NS YETLER YLE GELD LER; NE Y ETT LER - I Firketeleriyle, dantelleriyle, iç donlarıyla, satenleriyle, kurdele ve şapkalarıyla, lüleleriyle, asi kâkülleriyle, eğreti tuttukları valizleriyle, peruk çantaları, naftalinleri, kesme kristal kadehleriyle geldiler; rujları, anvelop etekleri, topuklu potinleri, fiyonkları, rengârenk yüzükleri, tığları, kirpikleri, pudraları ve uçuşan tülleriyle geldiler; süpürdükleri sofaları, yıkamadıkları bulaşıkları, suladıkları çiçekleri, kedileri, kol ağızları eprimiş örgü kazakları, leylak kokuları, ağdaları, düğmeleri, erkekleri, doğurdukları ve doğurmadıkları çocuklarla geldiler; kırılganlıkları, yalnızlıkları, terk edilmişlikleri, sevdaları, coşkuları, küslükleri, ilişmişlikleri, yıkılmışlıkları, kalabalıkları, hayalleri, dirilişleri, buyuruşları, varoluş, yok oluş ve kalemleriyle geldiler. Cinsiyetlerine ait bir dille yazdılar; kadınca yazdılar. O genç kederli sesler çınladı; Hızla! Ah, çok hızla soluyor haz gülleri; Az sonra sonbahar boyun eğiyor kışın kederine. Hızla! Ah hızla müziğin şen ezgileri Geçip gidiyor dinleyen kulağı. Katherine Mansfield in şan öğretmeni Miss Meadows Şan Dersi nde elinde batonu, kâh pirinç nota sehpasına vurarak hatta adeta sehpayı döverek kâh sesini tonlamalarla şiddetlendirerek küçük öğrencilerin korkudan ağlamasına neden olacak kapkara ve buz gibi bir fırtına estirir sınıfta. Bir gün önce, mutlu olduğunu sandığı nişanlısından bir ayrılık mektubu almıştır. Hızla! Ah, çok hızla, diye haykırdı Miss Meadows. Bu bölüm bir patlamayla gelmeli, yüksek, güçlü, forte, bir ağıt. Kederine yi içinden soğuk rüzgârlar esiyormuş gibi söyleyin. Kee-de-rinee! Yineleyin! Yineleyin! Bir daha! Dersi, gelen bir notla bölünür; Mektuba aldırma, aklımı kaçırmış olmalıyım, bugün o şapkalığı satın aldım. Basil. Neşeyle pırıl pırıl gülümsedi kızlara. Neyiniz var sizin, hepinizin? Sayfa otuz iki kızlar. Sayfa otuz iki. Geliyoruz buraya bugün çiçeklerle dolu kucağımız, Sepetlerce meyveyle, fırlatmak için kurdelelerle Kuut-laa-mayaa

17 Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 17 Gerçek nedir öğrenmek için K sa Felsefe Tarihi nde, kendi dönemine damgas n vurmu, dü ünceleri ve felsefi bak aç lar yla günümüzde hâlâ etkisini sürdüren dü ünürlere yer veriliyor. Russell SELCAN KARABULUT İlk çağlardan bu yana gerçek hemen hemen bütün insanların kafasında açıklanması gereken, merak edilen bir olgudur. Fakat bu düşünceyi irdeleyen, gerçek nedir, bulmaya çalışan kişilerin sayısı oldukça azdır. İşte filozofları diğer insanlardan ayıran en önemli özellik de budur. Herkes gerçeğin ne olduğunu bilmek ister fakat yalnız filozoflar onu öğrenmeye çalışır. Bu özellikleri de onların normal insanlardan çok farklıymış gibi algılanmasına neden olur. Felsefede söz konusu olan düşünmek değil düşünceleri irdelemektir. Yani belirli fikirlere sahip olmak yetmez bu fikirler arasından en sağlam olanı bulmaktır önemli olan. Bunu sağlamak için gereken şey düşüncelerin üzerine gitmektir. Filozoflar kendi geliştirdikleri yöntemlerle merak edilen olguları irdeleyerek gerçek olan nedir, bunu bulmaya çalışırlar. Tüm kavramları akıl süzgecinden geçirirler onlara körü körüne bağlanmak yerine. Gerçeğin bulunduğa dair inanç ne kadar kuvvetli olursa olsun doğru olan, yeni fikirlere her zaman açık olmaktır. Bu sayede ruh gerçeğe yönlendirilmiş olur ve ister istemez sürekli onu arar. Böylece en sağlam gerçeğe ulaşmak kaçınılmazdır. Kısa Felsefe Tarihi, 20. Yüzyıla Yön Veren 20 Büyük Filozof Roger-Pol Droit Çev: İsmail Yerguz/ Say Yayınları, 248 s. FARKLI BAKI AÇISI KAZANDIRMAK Bir düşüncenin farklı filozoflar tarafından farklı şekillerde algılanması ve tanımlanması çok doğaldır. Felsefeye ilgi duyan bir kişinin de yapması gereken farklı fikirleri değerlendirmeye çalışmaktır. Zaten felsefe hiçbir zaman fikir benimsetme amacı gütmez. Aksine farklı bakış açıları kazandırmaya çalışır öne sürdüğü savlarla. Kısa Felsefe Tarihi bu amaç doğrultusunda oluşturulmuş bir çalışmadır. Kitapta kendi dönemine damgasını vurmuş, düşünceleri ve felsefi bakış açılarıyla günümüzde hâlâ etkisini sürdüren düşünürlere yer veriliyor. Antik çağ felsefesinin öncüleri Platon ve Aristoteles ten başlayarak 19. yüzyıla yapıtlarıyla yön vermiş ve yeni bir çığır açmış olan Marx ve Nietzsche ye kadar geniş bir yelpazede yer veriyor ünlü düşünürlerin hayatlarına ve fikirlerine. Zaman değişse de düşünme saplantısı hiçbir zaman yok olmaz. Kısa Felsefe Tarihi nin devamı niteliğindeki 20.Yüzyıla Yön Veren 20 Büyük Filozof da çağımızın düşünürlerini dönemleriyle ilişkileri, duyguları, yazdıkları açısından ele alıyor. Bergson, Freud, Russell ile başlayan bu yolculuk Foucault, Levinas ve Derrida ya kadar uzanıyor. Aslında yazarın amacı filozofların düşünüldüğü kadar farklı olmadıklarını kanıtlamak. Çünkü filozoflar katı kuralları benimsemiş, insani gerçeklerden uzak kişiler değillerdir. Her iki kitapta da filozofların fikirleri incelendiğinde onların düşüncelerine ne kadar yakın olduğumuzu anlamak ya da çağımızın düşünürlerini anlamaya çalışmak için doğru ve anlaşılabilir çıkış noktaları bulmak mümkündür. TANRI, EVREN, NSAN VE Asıl olan hakikat i bulmak olduğu için düşünürler hakikat anlayışlarına göre gruplara ayrılıyorlar her iki eserde de. Hakikati sadece bilmek mi gerekir Freud yoksa hakikat aynı zamanda yaşanması gereken bir olgu mudur? Dış dünyada bulmaya çalıştığımız hakikat aslında insanın içinde midir? Tanrı ya göre hakikat nedir? İnsana göre hakikat nedir? Hakikat evrensel midir yoksa bireysel midir? gibi sorular 20. yüzyıla kadar düşünürler tarafından irdelenen konuların başında gelir. Genel olarak Tanrı, Evren ve İnsan kavramlarının sorgulandığı görülüyor bu dönemde. 20. yüzyıldan sonra ise gerçeğin bilime ve deneye dayandırıldığı, insanın söz ve eylemlerine göre şekillendiği görüşü filozofların yapıtlarını şekillendiren temel prensip haline gelmiştir. Herkes İçin Felsefe dizisinde yer alan Kısa Felsefe Tarihi ve 20. Yüzyıla Yön Veren 20 Büyük Filozof her yaştan felsefeye yeni başlayan kişiler için hazırlanmıştır. Bu eserlerin amacı önemli felsefi yapıtların okunmasını kolaylaştırmak ve filozofların uzaydan gelen yaratıklar olmadığını gösterebilmektir. İnsanlara kendi düşüncelerini, başkalarının düşüncelerini, tarihin amaçlarını, kuvvet çizgilerini anlama ve açıklama yetisini kazandırmaktır.

18 18 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP YENİ ÇIKANLAR Büyük Besteciler Örgüt Pazar Son nsan Duvardaki Örümcek Büyük Besteciler Harold Schonberg Çev: Ahmet Fethi 623 s. Do an Kitap Sayg Öztürk, Bilgi Yay nevi, 336 s. Mary Shelley, Can Yay nlar, Çev: Belk s Korkmaz, 616 s. Güney Dinç, Cumhuriyet Kitaplar, 256 s de Pulitzer Eleştiri Ödülü nü kazanan ilk müzik eleştirmeni olan Harold C. Schonberg ( ), Büyük Besteciler adlı çalışmasında, klasik müziğin son üç yüz yıllık tarihine kapsamlı bir bakış açısı getiriyor. Schonberg, ilk kez yayımlandığı 1970 yılından beri klasik müzik bestecileri konusunda temel başvuru kaynaklarından kabul edilen kitabında, Monteverdi den 1990 ların tonalistlerine kadar, Bach, Mozart, Beethoven, Schumann ailesi, Stockhausen, Cage, Messiaen, Copland ve Stravinsky gibi büyük bestecileri, hayatlarından anekdotlarla ele alıyor. Ayrıca, Gilbert ve Sullivan ile Strauss lar gibi hafif müziğin yaratıcılarını da unutmuyor. Bugün aşırı sol akımlar, memleketi görülür bir şekilde tahrip etmektedir. Ancak, geniş halk kitlelerine dayandığından güç de olsa zaman da yese, bir mücadele olanağımız artık vücut bulmuştur. Fakat aşırı sağ akımlar, daha köklü, daha temkinli ve daha sabırlı bir oluşuma girmiştir. Şu hususu belirtelim ki; sağ akımlarla mücadele, sol ile mücadeleye nazaran farklı olmalıdır. Bu mücadele, Atatürk ilkelerine ve Cumhuriyetimizin esaslarına tamamen uygun ve bağlı bir milli eğitim ve kandırılan halka hakiki yolu göstermekle olur. Emin Çölaşan'ın önsözüyle ve Genelkurmay'ın Çok Gizli belgeleriyle bir dönemin Türkiye si... Son İnsan, bugün sıradan sayılacak kadar yaygınlaşmış bir konuyu, insanlığın yok oluşunu ele alan ilk büyük romandır. Shelley, bir salgının Batı dünyasındaki etkilerini Romantik dönemin akıcı üslubuyla dramatize eder ve gerçek kişilerin yansıması olan zıt karakterler eksenindeki bir kurguyla aktarır. Romandaki başlıca karakterler kısmen ya da tamamen Shelley'nin çevresindeki kişilerden esinlenmiştir. Roman, yazarın seçkinler diye adlandırdığı çevresini kaybetmekten duyduğu acıyı ve dünyanın anlamsızlığını, bireyin tarihi yönlendirme gücünden yoksun oluşunu da dile getirir. Bir güney kasabasındaki evinde tek başına bir adam ve duvarda bir örümcek... Adam, geçmişiyle hesaplaşıyor. Örümcek, adamı izliyor: Hovardaca tüketilen yaşamları, değeri bilinmeyen sevgileri, tutuklanmaların, işkencelerin acısını izliyor ürküntüyle... Dönüşümleri izliyor: Solcu üniversite öğrencisinin ünlü bir avukata, avukatın bir yat ustasına, sanat tutkunu bir genç kızın duyarsız bir iş bağımlısına, birbirine âşık karı - kocanın iki yabancıya, özgürlüklerin tutsaklığa, devrimin karşıdevrime dönüşmesini... nsanlar ve Haller Incognito - Beynin Gizli Hayat stanbul dan Montreal e Aydede Boris Leonidowitsch Pasternak, Yap Kredi Yay nlar, Çev: Sabri Gürses, 88 s. David Eagleman, Domingo Yay nevi, Çev: Zeynep Ar k Tozar, 304 s. Byron Ayano lu, Bankas Kültür Yay nlar, Çev: Umut U ur, 376 s. Refik Halid Karay, nk lâp Kitabevi, 376 s. Her ne kadar Rus Devrimi nden sonra kurulan hükümetin acımasız uygulamalarından korkuya kapılsa da devrimi destekleyen Pasternak ın rejimle uyuşmazlığı siyasi değil fakat estetik bakışıyla ilintiliydi. Bulutlardaki İkiz (1914), Bariyerlerin Üstünde (1917), Kızkardeşim - Hayat (1922) adlı şiir kitaplarıyla önde gelen Rus şairler arasında yer aldı. Rilke ye hayranlık duyar, Sartre ın Bulantı sını okunaksız diye nitelerken, vatandaşı Mayakovski yi büyük bir şair olarak görmüyordu. Boris Pasternak İnsanlar ve Haller de özyaşamöyküsünü kaleme alırken dönemin Rusya sında temas ettiği sayısız yazar, sanatçı ile yaşadığı deneyimleri de içtenlikle aktarıyor. Ünlü nörobilimci David Eagleman, Incognito ile beynimizin derinlerine dalarak, yaptığımız, düşündüğümüz ya da hissettiklerimizin çok büyük bir kısmının bizden başka bir biz tarafından yönetildiğini ürkütücü bir berraklıkla ortaya koyuyor. Sadakat geninden sizi olmadığınız birine dönüştüren beyin zedelenmelerine; optik yanılsamalardan striptizcilerin neden ayın belirli zamanlarında daha çok para kazandığına; Truva fatihi Odysseus'tan renkleri işitip biçimleri tadabilen sinestezik insanlara kadar geniş bir yelpazeden vakaları ve araştırmaları bir araya getiren Incognito, beynimizin işleyişi ve çelişkileri hakkında olağanüstü bir keşif yolculuğu sunuyor. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ertesinde İstanbul'un Moda semtinde bir Politis, yani İstanbullu Rum doğar. Adı Dimitri'dir. Hayat Moda'nın sunduğu tüm güzelliklerle kendi mutlu temposunda akıp gitmektedir. Ta ki 6-7 Eylül 1955'e kadar. O günlerde yaşananlar Dimitri'nin üç yıl sonra çok sevdiği şehrinden ayrılmasına neden olacaktır. Göçmenlik zordur, her şeyiyle yeni bir hayat başlar. Yeni bir iş, yeni bir ev, yeni bir dil ve yeni bir iklim... Bu yeni hayatta Dimitri'nin Kanada'ya taşıdığı en önemli şey annesinden öğrendiği İstanbul Rum mutfağıdır. Kömürcü kömürüne toz ve taş katmazsa uyku gözüne girmez. Oduncu kuru meşe diye eve yaş gürgen yollamazsa içi rahat etmez. Hâlis koyun südiyle kaymak sanki içyağı ile dondurulmuş kolalı sudur; yağlı denilen peynirin içinde ise yağ, keçiboynuzundaki baldan daha azdır! Taze sanılsın diye kokmuş balığın bar artisti imişçesine kulaklarını boyarlar. Lokantalarda levrek gerçekte palamut, gazinolarda ekmekle çoğaltılmış taramada sarı havyar, havada bulut, salatada zeytinyağı sen onu unuttur! Üstü iri taneli çilek sepetinin altı mikroskobik nesnelerle doludur ve her kapalı satılan şey bir hile kutusudur.

19 YENİ ÇIKANLAR Aydınlık KİTAP 26 N SAN 2013 CUMA 19 Biz Böyle Delikanl lar De ildik! leti im Kuram Kritik En - Necat: Felsefenin Temel Konular Kardak ta Kahraman Hasdal da Esir Kemal Tahir, thaki Yay nlar, 608 s. Çiler Dursun, mge Kitabevi Yay nlar, 286 s. bn Sina, Kabalc Yay nevi, Çev: Kübra enel, 282 s. Ali Türk en, Kaynak Yay nlar, 400 s. Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı. Oğuz Atay'ın deyimiyle: Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır... Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı. Kitap, Kemal Tahir'in serüvenine eşlik etmek isteyen herkesin başvuracağı romanların ilk cildidir. Kuram, Yunanca theoria sözcüğünü karşılıyor Türkçe'de... Anlamında seyretme, spekülasyon, gözleme ve değerlendirme nin yükü var. Zihnin ve görünün birlikte çabasıyla, bilincin şeylerle ilişkisinde vardığı geçici bir mevzidir kuram. Bu kitap, tam da böylesi bir mevzide durmaktadır. İletişim Kuram Kritik, toplumsal iletişim süreçlerinde var olanın ve hakim olanın ne olduğunu sergilemekte; bundan daha iyisinin nasıl gerçekleşebileceğini düşündürmekte; sömürü düzeninin içinde öncelikle sınıfçı, ırkçı ve cinsiyetçi olmayan bir yansıma etiğine tutunarak ayakta kalıp, sonraki kuşaklara daha iyisinin devredebileceğini, bir umut olarak alıkoymaktadır. Doğu da İbn Sînâ nın eserleri oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış, bugüne kadar belirli ölçüde İslâm dünyasında devam eden felsefî eğitimin temelini oluşturmuştur. Bu kitap ise felsefenin temel konularında okuyucuya bilgi vermek ve bu alana yönelen kimseleri yetiştirmek amacıyla felsefe-bilim tarihinin öncü şahsiyetlerinden biri olan İbn Sînâ tarafından yazılmış olan en-necât'ın tercümesidir. Mantık, doğa bilimleri ve metafizik bölümlerini içeren en-necât, eş-şeyhü r-reîs in yılında, yirmi iki kitaptan oluşan ansiklopedik eseri eş-şifâ'dan sonra kaleme aldığı, büyük ölçüde eş-şifâ nın özeti niteliğine hâiz bir eserdir. Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, 1996 yılında Yunanistan ve Türkiye yi savaşın eşiğine getiren Kardak Krizi sırasında kayalıklara Türk bayrağını diken SAT Timinin komutanıdır. Bu kitapta, Türk Ordusu nun kahraman subaylarının ABD-AKP-F Tipi Cemaat ortaklığının tertibiyle nasıl esir alındığını okuyacaksınız. Neden SAT Komandoları hedefte? Ergenekon ve Balyoz tertiplerini düzenleyen dış destekli ekibin şeması... Amerikan Konsolosluğuna ait araç Poyrazköy de ne arıyor? Oramiral Eşref Uğur Yiğit le internet aracılığıyla haberleşen hainler... F Tipi Cemaat TSK da kadrolaştı mı? Gençler çin Uygarl k Tarihi Kahverengi Elbiseli Adam - Sessiz Tan k li kilerin Günlük Hayat A ks z Gölgeler Hendrik Willem Loon, Say Yay nlar, Çev: Seda Ç ngay, 736 s. Agatha Christie, NTV Yay nlar, Çev: Toros Öztürk, 104 s. Alper Hasano lu, Remzi Kitabevi, 303 s. Kadir Aydemir, Yitik Ülke Yay nlar, 98 s. Gençler İçin Uygarlık Tarihi, sıcaklığı, sadeliği ve bilgeliğiyle pek çok kuşağı etkilemeyi başararak klasikleşmiş bir yapıt. İlk canlıların oluşumundan başlayıp, insanın ve uygarlığın ortaya çıkışıyla devam ederek günümüze uzanan tarihsel süreci eşsiz bir üslupla aydınlatıyor. Tarihsel olayları adeta bir masal, bir macera anlatır gibi aktarıyor. Anlatım güzelliğiyle yayıncılık tarihine geçmiş ve tekrar tekrar basılmış bu kitabı günümüz tarihçileri tarafından güncellenmiş haliyle sizlere sunuyoruz. Cinayetin kraliçesinden soluk kesen iki hikâye daha... Elmas hırsızlığı ile adı lekelenen bir genç, Güney Afrika'da ayaklanma, esrarengiz olaylar ve bütün bunların ortasında kalan genç bir kadın. Miras kavgasının birbirine düşürdüğü aile fertlerinden biri gerçekten Bayan Arundell i öldürmüş olabilir mi? Hercule Poirot ve Hastings bir kere daha zorlu cinayet vakasını sonuca ulaştırıyor. Cinayetin kraliçesinin nefes kesen iki hikâyesi, Hughot ve Marek'in illustrasyonları ile okuyucuyla buluşuyor. Kendimizle yüzleşebilme ve giderek kendimizi tanıma cesaretine doğru Alper Hasanoğlu, insanın hayat ve kendisiyle olan ilişkilerini irdelemeyi sürdürüyor. Bu çerçeve içinde İlişkilerin Günlük Hayatı nda ele aldığı başlıca konular; aşk kavramı temelinde kadın ve erkek, depresyon ile hayatın ilişkisi, narsist erkek ve kadının ruh hali bağıntısı ve nihayet psikoterapinin hayatımıza olumlu etkileridir. Hasanoğlu, bu arada bir psikiyatr olarak çuvaldızı önce kendine batırmaktan da çekinmiyor. Meslektaşlarını ve temel olarak psikiyatrinin işlevini mercek altına alıyor. Aşka ve ölüme dair keskin öyküler... Aşkla erotizmin, ölümle ayrılığın buluştuğu öyküleri Kadir Aydemir in şiirsel dilinden okuyacaksınız Aşksız Gölgeler de... Kadir Aydemir in ilk öykü kitabı Aşksız Gölgeler, edebiyatta kısa öykü tadını seven okurlar için yepyeni bir yolculuk şansı. Zaman eskimez. Geçip giderken her şeyin yüzünü de yanında götürür. Meyveleri soldurur, kelebeği öldürür, anneleri ağlatır. Fotoğraf karelerine asılı gülüşünüz dondurulmuş bir mutluluk tablosu olur artık. Albümünüzü açar ve bir kısmı kartona yapışmış resimleri tek tek çıkartmaya çalışırsınız. Zaman buna bile izin vermez, bu küçük zevke.

20 20 26 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP ÇOCUK - GENÇ Kim bu Memo? Sevgi Sayg n n kitaplar n okuyan gençler bilirler, bu kitaplarda bir tarafta s radan insanlar ya ama u ra verirken, di er tarafta klonlar ve uzayl lar kol gezer. Gerilim, polisiye, bilim kurgu, istedi iniz her ey mevcut bu kitaplarda İREM HALIÇ Senarist ve yazar Sevgi Saygı, polisiye ile bilim kurguyu ustaca harmanladığı kitaplarıyla çocuk edebiyatına yeni ufuklar açmaya devam ediyor. Babam Nereye Gitti ve Amcama Neler Oluyor isimli kitaplarının ardından, bu çok beğenilen serisini Gizemli Günler adlı kitabıyla devam ettiriyor. Sevgi Saygı nın kitaplarını okuyan gençler bilirler, bu kitaplarda bir tarafta sıradan insanlar yaşama uğraşı verirken, diğer tarafta klonlar ve uzaylılar kol gezer. Siz ergenlik problemlerinden bahsedecek sanırken o sizi alıp bir başka gezegene koyuverir. Gerilim, polisiye, bilim kurgu, istediğiniz her şey mevcut bu kitaplarda. Ve aslında Memo o kadar siz ki; siz de her an bir uzaylıyla karşılaşabilirmişsiniz hissi duyuyorsunuz. Bir gencin ailesiyle, okuluyla ve büyümek le olan mücadelesini anlatırken bir anda alıp sizi uzayın derinliklerine götürebiliyor Sevgi Saygı. FOTO RAF MAK NES NDEN ÇIKAN BABA Bu son kitabı merakla bekleyen gençler elbette ilk iki kitabı biliyordur ama biz yine de biraz bahsedelim: Memo, annesi, anneannesi ve dedesiyle yaşayan bir ortaokul öğrencisi. Çok küçükken babasının gizemli bir şekilde ortadan kaybolması Memo nun kötü bir dokuz yıl geçirmesine neden oluyor. Memo, kitap okumayı çok seven, hayal dünyası geniş bir çocuk ve annesi Memo nun en az babası kadar hayalperest olmasından çok şikayetçi. Koca dokuz yılın ardından evlerindeki depodan çıkan fotoğraf makinesi Memo nun babası hakkındaki tüm gizemleri çözüveriyor. Makinenin içindeki ne olduğu bilinmeyen bir parça yüzünden, kayda alınan tüm insanların makinenin içine hapsolduğu anlaşılıyor. Tabii bu insanlara Memo nun babası da dahil. Okulda her şeyini paylaştığı tek arkadaşı olan Derinsu ile bu gizemli olayın peşine düşüyor Memo. MACERA SON SÜRAT DEVAM ED YOR Bu fotoğraf makinesindeki sihirli parçanın işlevi ikinci romanda da devam ediyor. Memo nun babasını geri getiren bu madde, şimdi de insanları fotokopi makinesiyle klonlamaya başlıyor. Bir yandan da okulda Memo ve Derinsu nun karanlığın efendileri oldukları ve kara büyüler yaptıkları söylentisi yayılmaya başlıyor. Ve sonunda Memo da klon furyasına katılıp kendini kopyalıyor. İşler sarpa sarmaya başlayınca, ortalığı karıştıran bu Askilopion denen maddeyi ait olduğu yere geri götürmek üzere öğretmen kılığında bir uzaylı dünyaya geliyor. Bu cismin hayatlarını alt üst ettiğini düşünen Memo, daha çılgın ve dahice şeyler yapabileceğini düşündüğü halde onu görevli uzaylıya teslim ediyor. Fakat eve döndüğünde kardeşi Gizem in yürümek yerine uçtuğunu fark ediyor! İşte son kitapta sizi bekleyen Gizemli Günler, Sevgi Saygı, Günışığı Kitaplığı, 216 s. maceranın çıkış noktası da bu. Sevgi Saygı, kitap yazmaya başlamadan önce, üniversitede Sinema Televizyon Bölümü nü bitirmiş, Atıf Yılmaz ın filmlerinde yönetmen yardımcılığı yapmış, senaryo çalışmalarına katılmış, tiyatro oyunları yazmış yaratıcı bir yazar. Sinema bilgisi dolayısıyla her kitabı da film tadında Sevgi Saygı nın. Gençler için yazdığı romanlarının yanı sıra 2004 te yayımlanan Gezgin ve 2012 de yayımlanan Koza isimli romanları da var. Çalışmalarını senarist olarak sürdüren yazarın son kitabı Gizemli Günler, kendisini merakla bekleyen gençleri hayal kırıklığına uğratmayacak. Eğlenceli okumalar diliyoruz. Telhun Yürek ve ciğer ne işe yarar? Her istediği ayağına gelen, her şeyi satın alabilecek bir insan neden bir yürek ile bir ciğere sahip olmak ister? Samed Behrengi nin İran halk masallarından derleyerek kaleme aldığı Telhun, vicdan, cesaret, sevgi, dürüstlük gibi insani değerlerin önemine vurgu yapıyor. Günlerden birgün tüccar bir eğlence düzenlemeye karar verir. Bu eğlence için şehre inip Samed Behrengi, Kaynak Yay nlar, Çev: Ramin Cabbarl, Türkan Urmulu, 72 s. alışveriş yapacaktır, kızlarına ondan neler istediklerini sorar. Telhun, ona bir yürek ve bir ciğer getirmesini ister yalnızca. Ama Telhun ne yapacaktır yürek ve ciğer ile? Toparlak ile T rsak Bir kaplumbağa olduğu yetmezmiş gibi birazcık da tombul olan Toparlak, ormandaki yaşıtlarına göre oldukça yavaştır. Buna çok üzülen Toparlak, kara kara düşünür ve sonunda evini terk edip başka bir ormanda yaşamaya karar verir. Toparlak, üzgün bir şekilde ormandandan ayrılmayı düşündüğü gece, Tırsak adında bir sincapla tanışır. Her şeyden korkan ve bu yüzden tıpkı Toparlak gibi arkadaşlarının alaylarına katlanmak zorunda ebnem Gürsoy, Final Kültür Sanat Yay nlar, 40 s. kalan Tırsak da, ormanı terk etmeye karar vermiştir. Fakat bu iki kafadar, öyle bir plan yaparlar ki hayatları baştan aşağı değişir. Sokak Çocu u Ronaldo Cristiano Ronaldo; bir insanın gerçekten istedikten sonra, her şeyi başarabileceğinin en güzel örneklerinden biri. Siz onun sadece sahada attığı gollerini seyrederken, aslında o en güzel golünü yaşadığı ibretlik hayata attı. Bu kitapta Ronaldo'nun küçük bir Portekiz adasında başlayan sefalet ve yokluk içindeki dramının, dünyanın en şatafatlı hayatlarından birine nasıl dönüştüğünü okuyacaksınız. En derinde yatan acılarını, hayatının kırılma anları- U ur Önver, Çizmeli Kedi Yay nlar, nı öğreneceksiniz. 144 s.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli. Yayın Danışmanları Oya İşeri - Hüseyin Emiroğlu. Görsel Yönetmen Sedat Gever. Grafik Arz Tanıtım

ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli. Yayın Danışmanları Oya İşeri - Hüseyin Emiroğlu. Görsel Yönetmen Sedat Gever. Grafik Arz Tanıtım ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli Abonelik: Yıllık 60 TL Posta Çeki: 666874 Banka: Denizbank IBAN TR550013400000191012400002 İş Bankası IBAN TR070006400000110950784959 Dekont karabatakdergisi@gmail.com

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2

DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2 Dersin Kodu ve Adı : TRD101 Türk Dili I DERS TANIMLAMA FORMU Programın Adı: Makine Mühendisliği Yarıyıl Teor i Eğitim ve Öğretim Yöntemleri (ECTS) Uyg. Lab. Proje/Ala n Çalışması Diğer Topla m Krediler

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar

OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Terörle Mücadele Mevzuatı

Terörle Mücadele Mevzuatı Terörle Mücadele Mevzuatı Dr. Ahmet ULUTAŞ Ömer Serdar ATABEY TERÖRLE MÜCADELE MEVZUATI Anayasa Terörle Mücadele Kanunu ve İlgili Kanunlar Uluslararası Sözleşmeler Ankara 2011 Terörle Mücadele Mevzuatı

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

ULUSLARARASI SEMPOZYUM HAVA HARP TARİHİ. Tarihinde Derinleş, Geleceğini Aydınlat ULUSLARARASI HAVA HARP TARİHİ SEMPOZYUMU HAVA HARP AKADEMİSİ

ULUSLARARASI SEMPOZYUM HAVA HARP TARİHİ. Tarihinde Derinleş, Geleceğini Aydınlat ULUSLARARASI HAVA HARP TARİHİ SEMPOZYUMU HAVA HARP AKADEMİSİ ULUSLARARASI SEMPOZYUM 2014 HAVA HARP TARİHİ Tarihinde Derinleş, Geleceğini Aydınlat ULUSLARARASI HAVA HARP TARİHİ SEMPOZYUMU Hava Gücü Teorileri ve Uygulamaları 20 nci Yüzyıl Savaşlarında Hava ve Uzay

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities)

7. Yayınlar 7.1 Uluslar arası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler (SCI & SSCI & Arts and Humanities) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Veli Yılmaz 2. Doğum Tarihi : 25.11.1948 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğretim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Subay Kara Harp Okulu 1969 Y. Lisans Kurmaylık Kara Harp

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ Yrd. Doç. Dr. Cenk ÖZGEN 1. KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı: Cenk ÖZGEN Doğum Yeri ve Tarihi: Bursa / 07.08.1979 Uyruğu: T.C. Medeni Hali: Evli Adres: Giresun Üniversitesi, İktisadi

Detaylı

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi Küçük Yaşar ın Öyküsü Alucura Çayevi Yalvaç Ural (1945, Konya) Kitaplarının sayısı 100 ü aşan yazarın yurtiçinde ve yurtdışında pek çok ödülü bulunmaktadır. Kitapları Almanca, İngilizce, Sırpça, Hırvatça,

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin!

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin! YAKLAŞIMIMIZ Kuter, yıllardır dünyanın her tarafında şirketlere, özellikle yeni iş kurulumu, iş geliştirme, kurumsallaşma ve aile anayasaları alanlarında güç veren ve her aşamalarında onlara gerekli tüm

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Hakkımızda GHA 2007 / 2

Hakkımızda GHA 2007 / 2 Tanıtım Hakkımızda Kurucumuz, yaşam ile ilgili araştırma, deneyim, gözlem ve eğitim ile hayatın bilinçle uygulanması gereken bir süreç olduğunu belirledi ve bu bilincin insanlığa verilmesini hedefledi.

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

DENİZ LİSESİ KOMUTANLIĞI

DENİZ LİSESİ KOMUTANLIĞI DENİZ LİSESİ KOMUTANLIĞI Geleceğin deniz subaylarının yetiştirildiği ilk eğitim yuvası olan ve kökleri Barbaros a, Turgut Reis e, Piri Reis e uzanan şerefli bir geçmişe sahip Deniz Lisesi, İstanbul Heybeliada

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ

SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YAYIN YERİ VE TARİHİ SÜRELİ YAYINLAR (DERGİ) KATALOGU YER NO DERGİ ADI YAYIN YERİ VE TARİHİ 984 YABANCI ÜLKELERDE KAÇAKÇILIK BÜLTENİ Ankara, 1936-435 YAĞMA Tahran, Tarih yok 2031 YAKIN SOSYALİST KÜLTÜR DERGİSİ İstanbul, 1989.

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ. Doç.Dr. Yunus KOÇ

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ. Doç.Dr. Yunus KOÇ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ Doç.Dr. Yunus KOÇ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI ÖĞRETİM ÜYESİ SAYILARI/İSTATİSTİKLER Görevlendirme: 1 profesör (yabancı

Detaylı

Kreatif yaklașımımız, profesyonel bakıș açımız, dinamik fikirlerimiz ile emek ve zamanımızı da harmanlayarak sizlere hizmet vermeyi hedefliyoruz.

Kreatif yaklașımımız, profesyonel bakıș açımız, dinamik fikirlerimiz ile emek ve zamanımızı da harmanlayarak sizlere hizmet vermeyi hedefliyoruz. Tanıtım Kataloğu Kreatif yaklașımımız, profesyonel bakıș açımız, dinamik fikirlerimiz ile emek ve zamanımızı da harmanlayarak sizlere hizmet vermeyi hedefliyoruz. www.janrmedya.com 05 07 09 11 13 15 17

Detaylı

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER

İÇİNDEKİLER... SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp BELGELER İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... BELGELER III SAYFA NUMARASI 1. Genelkurmay Başkanlığının Afyon ve Kocaeli mıntıkalarındaki duruma dair 3 Ekim 1921 tarihli Harp Raporu... 1 2. Ali İhsan Paşa nın Güney

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ YRD.DOÇ.DR. BİLAL ŞİNİK

KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ YRD.DOÇ.DR. BİLAL ŞİNİK İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ KAMU YÖNETİMİ YRD.DOÇ.DR. BİLAL ŞİNİK BAKANLAR KURULU Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan kurulur. Cumhurbaşkanı bakanlar kurulunun

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı:

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Programı: Sinema alanında bilgi sahibi, yüksek lisansını tamamlamış araştırmacıların sinema bilimine katkı sağlayacak, sinemayı sanatsal, estetik

Detaylı

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ-1 DERS PROGRAMI 2011-2012 AKADEMİK YILI

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ-1 DERS PROGRAMI 2011-2012 AKADEMİK YILI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ-1 DERS PROGRAMI 2011-2012 AKADEMİK YILI Dersin adı: TÜRK DİLİ-1 Dersin kodu: TRD 151 AKTS kredisi: 2 1. yıl 1. yarıyıl Lisans Zorunlu 2s/hafta Teorik:

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

AB CUSTOMS AGENCY ACADEMY

AB CUSTOMS AGENCY ACADEMY Özet Beyan 2013 AB Gümrük Müşavirliği ve Danışmanlık A.Ş Uzmanları Tarafından Hazırlanmıştır Tüm Hakları Saklıdır. https://www.abcustoms.eu SUNUŞ Dış ticaret mevzuatı sıklıkla revizyona tabi tutulması

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Biliyoruz, uyguluyoruz, öğretiyoruz.

Biliyoruz, uyguluyoruz, öğretiyoruz. Biliyoruz, uyguluyoruz, öğretiyoruz. Profesyonel Desteğiniz Deloitte Academy Ekonomik gelişmeler, dünya ticaretindeki rekabetçi ortam, küreselleşme ve yeni düzenlemeler, konularında uzman personele ihtiyaç

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Türkiye Denizcilik ve Lojistik

Türkiye Denizcilik ve Lojistik Türkiye Denizcilik ve Lojistik Türkiye İki kıtayı buluşturan, coğrafi konumu ve jeopolitik yapısı sebebiyle denizcilik ve lojistik faaliyetlerinde tarihte de bugün olduğu gibi kilit öneme sahip bir ülke

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

Senenin Son Yenilikleri

Senenin Son Yenilikleri Senenin Son Yenilikleri 000 Genel Bilgiler Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın Bilimcilerin böylesi gerçekleri ortaya çıkarması sizce de şahane değil mi? Yazar: Rik Kuiper 150: Psikoloji Başarıya Götüren Aile

Detaylı

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ 19 20 Nisan 2014/İstanbul /Yeditepe Üniversitesi KADIN HAYATLARINI YAZMAK: OTO/BİYOGRAFİ,

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO. 10721

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO. 10721 YASİN DUMAN Rojava YASİN DUMAN Colemêrg in (Hakkâri) Gever (Yüksekova) ilçesinde doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini Şemzînan (Şemdinli) ve Dîlok ta (Gaziantep) tamamladı. 2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih 3 8 9 12 16 Haberler Şiir Heykellerle Hasbihal mert öztürk Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) İnceleme Son Oyun Üzerine fırat demir Dsoya Akbil i Biten Prenslerimiz

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ Öğrenci Odaklı Üniversite Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi ve FATÜBAT tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Öğrenci Kongresi ni onurlandırmanızı diler, saygılar sunarım. Prof. Dr. M. Ramazan YİĞİTOĞLU

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

Karar Tarihi Karar No Kararın- Meclis Başkan Vekillerinin Seçimi. 11 / 04 /2014 ( 19 ) Konusu. BAŞKAN : Dr. Hasan AKGÜN

Karar Tarihi Karar No Kararın- Meclis Başkan Vekillerinin Seçimi. 11 / 04 /2014 ( 19 ) Konusu. BAŞKAN : Dr. Hasan AKGÜN Karar Tarihi Karar No Kararın- Meclis Başkan Vekillerinin Seçimi. 11 / 04 /2014 ( 19 ) Konusu GÜNDEMİN ( 2. ) MADDESİ : seçimi; : 5393 sayılı yasanın 19. Maddesi gereğince Meclis 1. ve 2. Başkan Vekillerinin

Detaylı

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK Birlikte Başarmak Ali Kamil UZUN, CPA, CFE Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu Başkanı Ali Kamil Uzun, CPA, CFE Deloitte Türkiye

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No. ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI 1.KURUMUN ADI 2.KURUMUN ADRESİ 3.KURUCU TEMSİLCİSİ ADI :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.79 Fethiye /MUĞLA :ARTI ÖZEL

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ

ÖZEL ANAKENT İLKOKULU. 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ MART NİSAN FEDAKARLIK FEDAKARLIK BİLİNCİ FEDAKARLIK & YARDIMSEVERLİK 02.05.2014 3K Yardım Kampanyamızla Kardeş Okulumuza

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Fotoğraf: Privat. Wolfgang Korn

Fotoğraf: Privat. Wolfgang Korn Fotoğraf: Privat Wolfgang Korn Yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitabı: NORMAL NEDİR? Bilim muhabiri ve yazar olarak Hannover de çalışıyor. GEO, Die Zeit gibi gazete ve dergiler için yazılar yazıyor.

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı