flte kahraman: Turgay fieren

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "flte kahraman: Turgay fieren"

Transkript

1 ISSN y l: 1 say : 11 fiyat : 1 YTL (1 Milyon TL) 25 Kas m-1 Aral k 2005 Cennette yer kalmay nca zombi olarak dünyaya dönen hac lar isteksiz ve moralsiz H ristiyanlar n zombileflmemesi gerçe i uyar nca toplu halde din de ifltirmeye kalkan bir grup hac Zekeriya Beyaz n beynini yemeye çal flt. Türk futbolunun üstündeki kara bulut, Türk Spor Yazarlar Konseyi taraf ndan deflifre edildi. flte kahraman: Turgay fieren Hazin bir milli maç ertesinde Türk futbolu en büyük düflüfllerinden bir tanesini yaflayarak 2 kez kat ld Dünya kupas d fl nda kald. Herkes, futbolumuzun içine düfltü ü durumu konuflurken, Türk spor yazarlar halk n önüne geçtiler ve içinde bulundu umuz bu zor zamanda futboldaki suçluyu bize gösterdiler. Kahraman Turgay fieren önderli indeki spor yazarlar konseyi Blatter in maskesini düflürdü. (s.2) n Çizme fabrikas nda rezillik diz boyu. (s.3) n Nihilist Rus subay, her önüne gelene nükleer füzelerin flifresini söylüyor. (s.5) n Araflt rma: Araflt rma görevlileri kesinlikle daha yüksek maafllar hak ediyorlar. (s.2) n 1997 den beri cüzdanda bekleyen prezervatif, suya düflen ümitlerin simgesi. (s.6) n Matematik finalinin dört dörtlük geçti ini düflünen üniversiteli, 16 alarak s n fta kald. (s.4)

2 2 EKfi 25 Kasım-1 Aralık yaflam Çakı-Yorum fiadan ÇAKI Eflk ya dünyaya hükümdar olmaz Merhaba değerli Ekşi okurları. Yeryüzünde yaşayan 300 milyon kadar Türk ve kendini Türk hisseden nereden baksan bi milyon kadar dünya vatandaşıyla birlikte ben de geçtiğimiz haftayı şaşkınlık ve keder içerisinde geçirdim, günlerce elim ayağım tutmadı. Adeta şokta gibiydim. Evet sevgili okurlarım, tahmin ettiğiniz gibi geçen hafta oynanan o talihsiz İsviçre maçından ve sonrasında yaşananlardan bahsediyorum... Hepimiz nefeslerimizi tutarak izledik sevgili okurlarım, düşmanı sahada nasıl eze eze yendiğimizi (4 gol attık lan) hatta hızımızı alamayıp bir de saha dışında nasıl önümüze katıp aman vermeden kovaladığımızı... Şu Çılgın Türkler olarak ikili mücadeleleri yalnızca 90 dakikayla sınırlandırmayıp bitiş düdüğünden sonra da aynı azim ve kararlılıkla sürdürdüğümüzü dünya alem naklen gördü. Bir kez daha dosta güven düşmana korku saldık. Ama işte saldık da nooldu anasını satayım? Haçl zihniyeti Tarih her zamanki gibi tekerrür etti ve biz yine çağdışı haçlı zihniyetine ve onların çirkin Bizans oyunlarına kurban gittik, sahada ve soyunma odası koridorlarında kazandıklarımızı bir kez daha masa başında kaybettik. Rakibimizi dünyanın gözü önünde her anlamda ezdiğimiz halde sonuçta nasıl oluyorsa elenen de yine biz olduk, yetmedi üstüne bir de çok çirkin suçlamalara maruz kaldık. Çok merak ediyorum aynı sonuçlarla ama bu kez onların bayrağında hilal, bizimkinde haç olsa yine biz mi elenecektik, yine biz mi suçlanacaktık, yine İsviçre mi katılacaktı Dünya Kupası na? Hiç sanmıyorum. Ve maalesef bu haçlı hegomanyası kırılmadıkça bizim makus talihimiz de değişmeyecek değerli okurlarım. Neden mi? Anlatayım... Ben pek kuralları bilmediğim için maçtan sonra spor servisindeki arkadaşlarımı toplayıp sordum, Nasıl oluyor bu iş, niye yendiğimiz halde biz eleniyoruz? diye. Anlattılar; yok efendim deplasmanda atılan gol daha önemliymiş de orda iki yemişiz de falan. Yaa bırakın bunları çocuklar dedim Bana masal anlatmayın, esas bu işin başındaki adam nereli siz onu söyleyin. Çocuklar Adam İsviçrelidir Şadan Abi deyince olay orada çözüldü benim için. Akıllı olalım değerli okurlarım, bu adamlar belli ki tezgahı kurmuşlar. Kuralları da onlar belirliyor, bu işin ekmeğini de onlar yiyor. Tabii ki işlerine geldiği gibi kural koyacaklar. Sen istediğin kadar gol at galip gel fark etmez. Adam hemen bir kural çıkartır, misal der ki Bayrağında haç olan takımın attığı bir gol beş gol yerine geçer. Yine kendini galip sayar, sen sabaha kadar gol atsan yine elenirsin. Bu işler böyle değerli okurlarım, bal tutan her yerde parmağını yalar, tekkeyi bekleyen her zaman çorbasını içer, işini bilmeyen çavuşlar amaaan neyse anladınız lan işte... Bu hafta değinmek istediğim diğer bir konu da ülkemizi etkisi altına almaya çalışan terör ve panik dalgası. Evet değerli okurlarım, yine bir yerlerde düğmeye basıldı. Gerek ardı ardına patlayan bombalarla olsun, gerek verilmeyen bariz penaltılarla olsun halkımız provoke edilmeye çalışılıyor. Biz bu filmi daha önce de gördük. Hayır 80 öncesinden bahsetmiyorum, o kadar uzağa gitmeye gerek yok Fransa Dünya Kupası nı hatırlayalım. Elemelerde Belçika ya attığımız buz gibi gol iptal edilmese Fransa da biz de olacaktık. Oynanan oyun aynı, isimler değişik. Terörle ne alakası var diyeceksiniz. Ne biliyim lan aklım hâlâ maçta benim siz kurun işte bir alaka. Neyse yani sonuçta terör kötü bi şey oyuna gelmeyelim, uyanık olalım onu diycem... Haftaya görüşmek üzere, hepinizi can-ı gönülden öpüyorum değerli okurlarım. Ne zaman adam oluruz? Ayağa kısa paslarla oynayıp verkaçlarla rakip defansın arkasına adam kaçırmayı becerebildiğimiz zaman. Bir de defansa iki tane sağlam adam lazım... Blatter, Türk futbolunu baltalad Türk olmayan F FA Baflkan Sepp Blatter, sviçrelili i ile Türkiye yi ad m ad m Dünya Kupas d fl nda b rakt Blatter, konseyden kaçamad. Türk Milli Takımının 16 Kasım 2005 tarihinde Şükrü Saraçoğlu stadında yapılan İsviçre maçını 4-2 kazanmasına rağmen Dünya Kupası dışında kalması birçok hadisenin başlangıcı oldu. Maç sonrasında yaşanan olaylar ile ilgili Blatter in yaptığı açıklamalar ise akılları soru işareti ile doldurdu. Yoda ya benzerliği ile ünlenen bilge Turgay Şeren ise Blatter in taraflılık maskesini düşüren kişiydi. Blatter, maç öncesinde istifa etmeliydi Blatter in oyunlarına karşı daha fazla susamayacağı için televizyon programında konuşan Turgay Şeren, Güntekin Onay ın da yardımını alarak programda şunları söyledi; Blatter FIFA Başkanı di mi? Başkan di mi? Belli zaten. Nereli? İsviçreli. İsviçreli di mi? Evet İsviçreli. Türkiye kiminle oynuyor? İsviçre di mi? Evet İsviçre. Kırmızı formaları var. Kırmızı formayla oynuyorlar. İsviçre. Şimdi İsviçreli birinin başkanı olduğu bir organizasyonun müsabakasında İsviçre milli takımı oynayabilir mi? Niçin İsviçre Milli Takımı nın yer aldığı bir FIFA turnuvasında FIFA Başkanı İsviçreli? Türkiye-İsviçre milli maçında hakem İsviçreli olamıyor, FIFA Başkanı olabiliyor? İlk yanlış bence bu. Blatter maçlardan önce istifa etmeliydi. 4-2 kazanmamıza rağmen turnuvaya katılamamız da Blatter in suçudur. Bu sözleri ile büyük bir gerçeğe işaret eden Turgay Şeren den sonra Ahmet Çakar da Blatter in foyasını ortaya çıkardı. Ahmet Çakar, yine televizyon programında, şu açıklamayı yaptı: Türkiye maçı 4-2 kazandı mı, kazanmadı mı? Kazandı. Peki, 4-2 kazanmasına rağmen nasıl Dünya Kupasına gidemez? Çünkü birileri öyle bir kural koymuş ki deplasmanda atılan gol, içeride atılan golden daha değerli sayılıyor. Ne malum daha değerli olduğu? Daha mı çok enerji sarf ediyorlar? Şerefsiz olması muhtemel bir insan, bakın şerefsiz demiyorum, ama şerefsiz ve adi bir insan olması ihtimal olan bir insan, adidir de demiyorum, böyle bir kural koymuş. Kim o insan? FIFA Başkanı Sepp Blatter. Sepp Blatter İsviçreli olduğu için bu günleri görerek daha önceden bu kuralı değiştirmiş ve koymuştur. Kuralları İsviçre çıkarlarına göre değişen böylesi bir turnuvanın varlığı ahlaksızlıktır. Blatter, sviçre yi tuttu Türk Spor Yazarları Konseyi nin en önemli isimlerinden Hıncal Uluç ise İsviçreli Blatter in Türkiye - İsviçre maçında İsviçre yi tutmasının muhtemel olduğuna işaret edip FIFA Başkanı İsviçre kazansın istiyor. Kaybetmesi mümkün mü? şeklinde bir soru sordu. Doğumundan beri İsviçreli olduğu bilinen ve hâlâ da İsviçreli kalmakta ısrar eden Blatter in üstünde Tufl hassasiyetli asansörler geliyor Japonya Tokyo da bu yıl düzenlenen teknoloji fuarı EXPO 2005 te asansör beklerken sabırsızlanan, devamlı acelesi olan ve günü kötü geçen kişiler için dizayn edilmiş Tuş Hassasiyetli Asansörler tanıtıldı. Yıl sonunda üretim ve dağıtımına başlanacak olan ve 21. yüzyılın asansörü olarak anılan asansörler, asansör kullanıcılarının asansörün tuşlarına basma şiddeti ve sıklığına artan şüpheler Blatter in demecinden sonra kesinlik kazandı. Köşe yazısında bilge Turgay Şeren çifte standardı şöyle açıkladı: İsviçre-Türkiye milli maçında İsviçreliler İstiklal Marşımızı ıslıklamadılar mı? İstanbul da marşı daha iyi ıslıkladık kimse duyamadı! Bu bakımdan kazandık. Gene İsviçre de oynanan maçta İsviçreliler futbolcularımızı tahrik ettiler. Halbuki biz, İstanbul da çok daha iyi tahrik ettik hatta antrenörlerimiz de destek verdi di mi? Mehmet çelme taktı çocuğa. Daha da iyi tahrik oldular. Burada da üstünüz. İsviçre de oynanan maç sonunda olaylar çıktı. İstanbul da daha iyi olaylar çıkardık. Alpay ile Emre adamları hacamat ettiler di mi? Ettiler. Onlar, İsviçre de 2 gol attı. Biz ise İstanbul da 4 gol attık. Şimdi nasıl kaybederiz? Her bakımdan yenmişiz. Her bakımdan ezmişiz. Ancak Blatter İsviçreli olduğu için İsviçre kazanmış sayıldı. Bu haksızlıktır di mi? Blatter, Milli Tak m a hiç destek olmad Maçtan önce de Milli Takımımıza şans dilemeyen Blatter böylelikle her bakımdan Dünya Kupası dışında kalmamızda etken olurken, foyasının ortaya çıkmasından yakasını kurtaramadı. Türk Spor Yazarları Konseyi tarafından deşifre edilen Blatter in ne gibi bir açıklama yapacağı merakla bekleniyor. göre işlemleri hızlandırıp yavaşlatarak hem acelesi olanlara daha hızlı hizmet veriyor hem de asansör içinde çalınan müziği yumuşatıp yolcuların sinirlerini yatıştırıyor. Kat aralarında boş yere durma halinde kapıyı kapa tuşuna basış hızı ve miktarına göre kapıyı çarparak kapayan asansör, yolcularına hem kendilerini ve duygularını ifade etme şansı hem de başkalarının saçma sapan işlerine koşarken dahi iktidar ve tatmin hissi veriyor.

3 aktüel 25 Kasım-1 Aralık EKfi 3 3. sayfa haberi! Baykal tekrar genel baflkan Yaln z Deniz Baykal n oy verdi i seçimde, Deniz Baykal oylar n tamam n alarak yeniden Genel Baflkan seçildi Atatürk Spor Sarayı nda gerçekleştirilen CHP nin 31. Olağan Kurultayı sona erdi delegeden yalnız bir tanesinin CHP Genel Başkanı olmak istemesi hasebiyle tek bir adayla gidilen başkanlık seçimi, demokratik kıstaslarla başarılı şekilde sona erdi. Deniz Baykal oyların tamamını alarak bir kez daha CHP Genel Başkanı oldu. Partililer seçim yapmakta zorlanmad 1538 delegenin oy vermek üzere katıldığı seçimde, tek aday olan Deniz Baykal oy verme işlemi öncesinde Divan Başkanlığı na bir dilekçe vererek yeni bir öneri getirdi. Öneri; CHP nin halkın parasıyla sağlanan maddi gücünü kötüye kullanmamak, gereksiz işgücü sarfiyatı yapmamak, vakti en makul şekilde kullanmak ve delegeleri boşuna yormamak gerekçeleri ile Genel Başkanlık seçimi sırasında tek bir kişinin oy vermek üzere seçilmesini içeriyordu. Delegelerin yoğun alkışı ve tezahüratı ile destek bulan öneri, el kaldırma şeklinde oylandıktan sonra, bir süre oy vermek üzere seçilecek kişilerin aday olması beklendi. Bu göreve de kimse istekli olmadığı için adaylığını koyan Baykal, yoğun bir destekle oy vermek üzere delegeler tarafından oy verme delegesi seçildi. Bu işlemden sonra seçime gidilen kurultayda oy verme işlemi 18 saniye, oyların sayılması ise 3 saniye sürdü. Bütün oylar Baykal a Oy sayım işleminin bitiminden sonra resmi sonuçları açıklayan CHP Divan Kurulu, seçimi Deniz Baykal ın kazandığını açıkladı. Bundan sonra 2 saat sürecek bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı, konuşmasında Avrupa Birliği ülkelerine çattı: Bir kısım Avrupa ülkelerinin Türkiye den rahatsız olmasını anlıyoruz, ancak husumet beslemelerini anlamıyoruz. Demokratik ve bölgesinde güçlü Türkiye, demokratik Avrupa nın da garantisidir. Bugün bunu göremeyen bazı Avrupalı liderlerin hallerini de üzülerek görüyoruz. Türkiye ye demokrasi dersi vermeden önce basın hürriyeti adı altında bir takım illegal örgütlere destek veren medya kuruluşlarına arka çıkmayı bıraksınlar. Zira bu neviden olaylar demokrasi ile de hürriyet ile de bağdaşmaz diyen Baykal, iktidara da yüklendi. 2 saat süren konuşma sonrasında yoğun alkışlarla sahneden inen Baykal, 32. kurultayda görüşmek üzere temennisiyle delegeleriyle vedalaştı. Veda sırasında CHP İzmir Gençlik Kolları nın hazırladığı ve Deniz Baykal la Kim Jong İl i beraber gösteren Denizleri Kim ler bilir Kim ler anlar? pankartının Deniz Baykal ın gözlerini doldurduğu dikkatlerden kaçmadı. flte günü kurtaran meta-haber! Medya dünyasına yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre, her cuma Ekşi adıyla piyasaya sürülen 16 sayfalık bir dergi, bu hafta sayfalarını dolduracak miktarda haber ve yazı bulamayınca, içinde bulunduğu durumu sayfalarına malzeme yapma yoluna giderek günü kurtarmaya çalıştı. Dergi hiyerarşisindeki konumunun hassasiyeti sebebiyle ismini vermek istemeyen bir Ekşi yetkilisi, Yıllardır Hürriyet, Sabah, Vatan gibi Türk medyasının amiral gemisi, zırhlı piyade birliği pozisyonundaki gazetelerin, 3-5 gün önceki manşetlerini sürmanşet olarak kullanmalarını, bu vesileyle koca kapak sayfasının üçte birini recycle ettikleri (geri dönüşüme soktukları) eski malzemelerle doldurmalarını dikkatle izliyorduk. Bu hafta yazar kadromuzun elimizde olmayan sebeplerden dolayı (Bahamalar da tatil) dergiyi bitirememeleri, bizi medyadaki ağabeylerimizi örnek almaya itti diye konuştu. Uzmanlar, meta-haber adı da verilen yayın organının kendi kendini haber yapması geleneğinin Türkiye de ilk defa Gazette Française de Constantinople da 17 Aralık 1795 tarihinde çıkan Gazeteniz Gazette Française kar yağışını 16 Aralık ta tahmin etmişti! şeklindeki sürmanşet ile başladığını belirtiyorlar. Ulemaya sorulmadan belirlenen hububat fiyatlar gerginlik yaratt Ankara Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kanioğlu geçtiğimiz günlerde bu yılın hububat alım fiyatlarını açıkladı. Açıklamanın arkasından Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker tarafından aranan Kanioğlu, fiyatları ulemaya sormadığı için eleştirildi. Ulema, tar m gibi, ekmek gibi kutsal konularda otoritedir Kanioğlu, Anadolu durum buğdayının kilogramının 330 bin (33 YKr) lira, Anadolu kırmızıbeyaz sert ve diğer durum buğdayın kilogram fiyatının 340 bin (34 YKr) liradan alımının yapılacağını bildirdikten sonra, fiyatları az bulan Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker kendisini arayarak fiyatların belirlenmesinde hangi usul ve kıstasların geçerli olduğunu sordu. TMO nun verilen bütçeye göre, yasal şekilde belirlediği fiyatlar olduğunu öğrendikten sonra, hububat fiyatlarında temel olan şeyin hububatı üreten halk ve geleneksel yöntemlerle buğdayını topraktan çıkartan halkın din duyguları olduğunu söyleyen Kanioğlu, fiyat belirlemesinde fıkıh ilmine, konuyla alakalı hadis-i şeriflere dikkat edilmemesinin kabul edilemez olduğunu belirtip, ulema fikrinin alınmamasının TMO dan beklenmeyecek bir hata olduğunu belirtti. Ulema, kuşkusuz bu konuda en üstün mercidir ve tarım gibi, ekmek gibi kutsal konular hususunda fikirlerinin alınması gerekir. Ulema fikri alınmadan belirlenen hububat alım fiyatı yanlıştır diyen Tarım ve Köyişleri Bakanı, TMO genel müdürünü görevden almak üzere harekete geçti. Diyanet flleri Baflkanl konu hakk nda bir fetva yay mlad Hilal kaşlı Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan da giymiş olduğu şık takım elbisesiyle dikkatleri çektiği basın toplantısında Tarım ve Köyişleri Bakanı na sahip çıkarken, Bilirkişi olarak ulemanın hububat fiyatlarında görüş bildirmesi noktasındayız. sözlerini sarf etti. Diyanet işleri Başkanlığı ise yaptığı açıklamada Tarlalar dilenilen şekilde sürülebilir. yönünde bir fetva verdiklerini, tarım fiyatlarında ise TMO nun halkın isteklerini göz önüne alması gerektiğini düşündüklerini belirtti. Hükümet daha fazla para vermek istiyorsa vermeli TMO genel müdürü Kanioğlu bu hususlar hakkında sorulan sorulara cevap vermekten kaçınırken, Hububat alım fiyatları düşük bulunuyorsa bu artırılabilir, Başbakanımızın bunu değiştirmesinde bizce de bir mahsur yok. diyerek mevcut gerginliği azaltmaya çalıştı.

4 4 EKfi 25 Kasım-1 Aralık gündem KISA... KISA / YURTTAN... Irak ta geçen gün birileri daha öldü Olaya yakın kaynaklara göre, Irak ta geçen ya da önceki gün düzenlenen bir saldırıda sayıları hemen unutulduğu için tam olarak belirlenemeyen birkaç kişi öldü. Irak ın ortalarında bir yerde olan Hadisa veya Hadissa adındaki kentte gerçekleşen bu saldırı da aynı diğer saldırılar gibi direnişçiler tarafından icra edildi. Hatırlanacağı gibi direnişçiler, Irak ta ABD işgaline karşı direnenleri simgeliyorlar. Genel olarak saldırılar düzenleyen direnişçilerin, bu saldırılarında şimdilik önemli bir sonuç alamadıkları söyleniyor. Buna karşın Ortadoğu bölgesinde Türkiye nin komşusu olduğu arada bir hatırlanan Irak ta Amerikan işgalinden beri sürekli saldırılar yapan direnişçilerin Mart 2003 tarihinden itibaren birçok kişiyi öldürdükleri biliniyor. Bütün bu saldırılara rağmen ABD ordusu bölgede hâlâ etkin ve çekilmeyi düşünmüyor... muş. MSN mesaj ile yap lan trip ses getirmedi Önceki gece kavga ettiği ve soğuk ayrılınan kız arkadaş hedef alarak yazılan MSN kişisel mesajı umduğu ilgiyi görmedi. Her dost dosdoğru dost olmuyor. - Shakespeare şeklindeki kişisel mesajının beklediği Bu laf bana mı? mesajını getirmemesi üzerine mesajın dozunu arttıran erkek arkadaş Selim Uysaler, Cahille sohbet kestim. Anlayana... diyerek sertleştiyse de yine ses alamadı. Muhatabını online gördüğü halde tepki alamamasına sinirlenen Uysaler in kişisel mesaj hanesine, Sinem! Senin ta a..na koyayım yazması ise Uysaler in Friends listesinden bazı kişilerin kendisini usulca silip engelleme listesine almasıyla sonuçlandı. Kız arkadaş Sinem in ise olaylar esnasında MSN i açık unutup alışverişe çıkmış olduğu öğrenildi. Dinozorlar n ak beti belli oldu! Ağrı Dağı nda bulunduğu varsayılan Nuh un Gemisi üzerine devam eden kazı çalışmalarında enteresan bilgilere ulaşıldı. Dinozor türlerinin esrarlı bir şekilde yok olması ile ilgili teori üretmekte zorlanan bilim dünyası bu bulgularla sarsıldı. Cambridge Üniversitesi Degmantasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ord. Prof. Eydur Gudyonsen yaptığı açıklamada, Bulgular gerçekten hayret verici. Ele geçirdiğimiz tahta bir tabelada iske... mah... meyiniz yazıyordu. Bu kanıttan yola çıkarak yaptığımız araştırmalarda bir şekilde dinozorların Nuh un Gemisi ne binerken iskele verilmeden atlamaya çalıştıklarını ve fırtınada dengelerini bulamayarak denize düştüklerini tespit ettik dedi. Açıklama bilim dünyasını da ikiye ayırdı. Degmantologlar iskele verilmeden vapura atlamanın bir türü yok edebileceğini iddia ederken, saygın bilim adamları savları reddediyorlar. statistik Perflembe günü fiükran Bayram n kutlayan Amerikal dostlar m z bu sene nelere flükrediyorlar? % 8 %3 %22 %28 %7 (%17) %15 n Irak ta yaflamad klar na (%17) n McDonalds menülerine Büyük Seçim tercihini ekleyen adama (%7) n Anayasa n n George W. Bush un baflkanl n sekiz y l ile s n rlayan 22. ek maddesine (%15) n Her fiükran Günü nde Turkey (Hindi) sözcü ünden yola ç - karak Türkiye hakk nda espri yapma f rsat yakalamalar na (%28) n Meksika dan gelen kaliteli marihuanaya (%3) n Giysilerinizi üzerinizdeyken ütülemeyin, Mikrodalga f r nda evcil hayvanlar n z kurutmaya çal flmay n gibi hayat kolaylaflt ran ürün uyar lar na (%8) n Google a, Google n önlerine serdi i pornografi cennetine (%22) Halktan sesler Kapkaça dur demek mümkün de il mi? İstanbul da yapılan geniş kapsamlı bir operasyon sonucu birçok sabıkası bulunan ve polisçe aranan Gencay Yolcu (20) ele geçirildi. Yolcu nun genç yaşına rağmen bir suç makinesi gibi çalıştığı ve aralarında Ediz Hun da olmak üzere birçok yurttaşa kapkaç yaptığı bildirildi. En son Tekel Müdiresi İclal Ülker in ölümüyle biten bir gasp eylemine karıştığı iddia edilen Gencay Yolcu dan hareketle, suç işleme yaşındaki düşüş ve genel olarak kapkaç hakkında ne düşünüyorsunuz? Simge Gündo an (Editör, 22) Kapkaç? Başıma tam iki kez geldi. Ne yaptığımı sana anlatayım. Birinci seferde güpegündüz, işlek bir caddede çantamı çarpmaya kalktılar; pis herifin kafasına çantamda beslediğim Mamba yı fırlattım. Yılan adamın gözünü sokmuş, sonra adam felç kaldı. İkincisi ise tıpatıp sana benzeyen bir serserinin elini cebime daldırıp cep telefonuma saldırmasıdır. Eli cebimde hareket ederken, baldırlarımın üstünde böyle... sertçe... sen gelsene benden yana... Koray K zdemir (Esnaf, 30) Bakın, elimdeki kağıt bir dilekçedir. Mülki amire tam altmış üç dilekçe gönderdim. Dedim ki madem hanımlarımız, kadınlarımız mağdur, çanta taşıyamıyorlar, küçücük çocuklar kapkaç yapıyor, ateşe ateşle karşılık verin. Bakın yine küçük çocuklar veya yaşlı hanımlardan kurulu bir koştut ekipleri kurulsa? Ondan sonra bana gelen cevap Delirmişsiniz siz. Siz delirmişsiniz beyefendi? Başımızda böyle yöneticiler olduğu sürece daha çoo... Ay takma bıyığım düştü. Adana nın A sı, Bolu nun B si, Ceyhan ın C si, Denizli nin D si ve Edirne nin E si... Gün geçmiyor ki ülkemizin ücra okullarında, dershanelerinde test sorularının cevapları bu şekilde kodlanmasın. İşte geçen hafta bu durumu kökten değiştiren ve Türk milli eğitim dünyasında bomba etkisi yaratan bir gelişme oldu. TBMM Çorum Milletvekili Murat Yılmaz ın test sorularındaki D şıkkının Ç şıkkı olarak değişmesi yönündeki yasa teklifi, yapılan oylamada kabul edildi. Bugüne kadar test sorularında D şıkkı olarak tanıyıp bildiğimiz cevap şıkkı, bundan böyle Ç şıkkı olarak değişecek. Olay, ülke çapında ve özellikle dershanelerde şaşkınlık ve endişe ile karşılandı. İsminin Hümeyra Bilican (Ev han m, 27) Uzak bir yerde bir kelebek kanat çırpsa onun etkisi kıtalar aşarak üçüncü dünya ülkelerinden birinde bir diktatörün burnunu gıdıklarsa o diktatör bin insanı öldürür ve bu da başka bir rezilliği tetikler ki böyle bir zincirleme reaksiyon tıpkı fakirliğin fakirliği çekmesi gibi bir sonuç doğurunca milli gelir yere saçılan bir avuç misket gibi dağılır o da bizim ülkemize ulaşır ve kanunlar da yerli yerinde olmadığından kapkaç alır başını gider ne yazık ki ben geleneği bozmayarak bir şaka ile bitireyim kap kaç? Can Kuflkan (Galerici, 23) Bir: Bu ülkenin ortasına bir çizgi çekeceksin! Soracaksın; hırsızlığa, arsızlığa tövbe eden bu tarafa gelsin arkadaş, geliyon mu? Kalanın üstüne basınçlı biber gazını sıkacaksın. Arkadaş bugün bütün batılı dünyada idam cezası var. Adam soruyor, tövbe ediyon mu? Etmiyosan elektrikli sandalye. Ha, benim hala oğlu İsveç te, orada elektrikli pisiklet var abi. Etmiyor musun? İki tur bin! Bitti abi olay, bu da iki. açıklanmasını istemeyen bir Özel Dershaneler Birliği (ÖZ-DE-BİR) yetkilisi, Çok zamansız bir değişiklik oldu. Yeni öğretim yılına kadar buna adapte olmaya çalışacağız. Eğitim sistemi yazboz tahtasına döndü şeklinde konuştu. Onur Emerci (Radyocu, 24) Selam. Dostum bir milyon YTL bozuğun var mı? Yok mu? Eyvallah dostum. Sefiller romanını bilir misin? Yazan Hugo Boss, 1500 lü yıllar... (Gülümsüyor) Şimdi anlatıp canını sıkmak istemiyorum ama kapkaçtaki espri Sefiller romanıyla aynıdır. Yani, eyvallah, bardağın bir boş bir de dolu tarafı var!? Migros tan acayip bir çift bardak aldım, görmek ister misin? (Gülümseyerek dört duvar arasında sıkışma pandomimi yapmaya başlıyor) The Flash (Süper kahraman / Sprinter, 32) kapphhkkh... kiuvatiuccçmkç ieieeeemmuiuiiiiiisis- iieieeimmuiuiiiiiisis- ieeeemmuiuiiiiiisissisiiiisisiiizziizzzimimiiisisiiizziizzzimimieeeemmmssh...ieesesesee...mmiiiihihnhhnhiniieeeemhkkh... kiuvatiuccçmkç flkkmmuiuiiiiiisis- flkkmmuiuiiiiisiiiisisiiizziizzzimimmmiiiihihnhhnhiniikapphhkkh...hnhhnhiniikapphhkkh... kiuvatiuccçmkç flkkmmuiuiiiiiisis- flkkmmuiuiiiiisiiiisisiiizziizzzimimmmiiiihihnhhnisissiiiisisiiizziizzzimimmmiiiihihinihnhhnhinii......hhynnmdiyorhm... isissiiiisisiiizziizzzimimmmiiiihi-...üapieeeee... D fl kk, Ç fl kk olarak de iflti Milletvekilleri birbirine girdi Asıl yankı uyandıran gelişme ise önceki gün yaşandı. Çorum milletvekili Yılmaz ın Denizli nin D si olarak kodlanan cevap şıkkının bundan böyle Çorum un Ç si şeklinde kodlanması yönündeki ikinci yasa teklifi mecliste büyük gerginliğe neden oldu. Özellikle Çankırı milletvekillerinin başını çektiği muhalefete rağmen Çorum milletvekillerinin fazlalığı sonucu yasa tasarısı mecliste onaylandı. Kararı hazmedemeyen bazı Çankırı milletvekilleri yumuşak uçlu kalemlerle kararı protesto ettiler. Çorum kalk nacak Dergimize konuşan Murat Yılmaz, İlimizin tanıtımı yönünde büyük bir hamle yaptık. Bildiğimiz üzere ülkemizde C den sonra Ç gelir. Biz Çorum ili olarak bu göreve talibiz. Bundan böyle Çorum un leblebisinin yanında Çorum un Ç si de meşhur olacak. Dershanelerdeki bebelerin hepsi bizi konuşacak şeklinde konuştu. İsminin açıklanmasını istemeyen bir Çankırı milletvekili ise O ilk yasa teklifini onaylamayacaktık dedi.

5 yorum 25 Kasım-1 Aralık EKfi 5 Asfalt Şövalyesi Haflim Taflköprü nbax mdan süzülenler... Geçtiğimiz hafta dergimiz 10. yılını kutlarken ben maalesef Ekşi Plaza dan uzakta, Kütahya nın şirin ilçesi Simav daydım sevgili okurlar. İçimde buruk bir fırtına vardı çünkü ofisteki makam koltuğumdan uzakta olduğum için yazımı cep telefonundan 160 karakterlik mesaj paketleri halinde göndermem gerekti. Feci kontür israfı oldu fakat bu acıyı yüreğime gömdüm. Biliyorum ki ben sizleri halkçı otomotiv ile buluşturan bir şarz dinamosuyum. Bir tanıtım kampanyası için gittiğim Simav Oto Sanayi de lortlar gibi karşılandım. Ölümsüz bir klasik olan Renoult Toros Stasion Vagon u tanıttık. Yahut da sevenlerinin verdiği isimle: Torşe. Oldukça hararetli geçen tanıtımı ve yankılarını inşallah önümüzdeki hafta inceleyeceğim. Bu hafta size Simav izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Torsche İki dalda Oscar a, dört dalda Nobel e aday olamasalar da benim gözümde gerçek sanatçılar olan doğrultmacı İbo, otoelektrikçi Zeki ve balatacı Süleyman beni Simav tren garında karşılayan kafirler idi. Uzaktan şöhretlerini duyduğum, hep önlerinde diz çöküp nasırlı ellerini öpmek istediğim bu insanlara trenden iner inmez sarıldım ve çömeşip toprağı da öptüm. Ziyaretimiz esnasında önce Simav Müftülüğü ne uğrayıp bayramdan kalan Lami şekerleri çeketin cebe doldurduk. Akabininde ziyaret ettiğimiz ilçe kabristanında aramızda olmayan büyük ustalar için üç kulüvalla bir elham okuyup mersin dikerken duygusal anlar yaşandı. Coşku ve his doluydu her şey. Renkli bir ilçe turu attığımız Torşe nin çıkma oto teybi Cengiz çalıyordu. Kaset Duvardaki Resmine adlı slov çalışmaya geldiğinde gözümden bir damla yaş ürpererek süzüldü. Asker dönüşü nişan attığımız Sibel i düşündüm. Ona olan aşkımı haykırdım çarşı esnafına... Simav konukseverliği sanayide bana ikram edilen kokaric ile devam etti. Sadece bir noktada üzüldüm. Abi mensucat içer misiniz? dediler. Dedik varsa kola alalım. Kaveci getirdi geldi. Ağzıma bir sürdüm, ulan dedim bu ne, pekmez suyu. Dediler bu yeni çıktı, Kola Türkan. Lan de haydi be kardeşim! Yorum bile konuşamıyorum inanın... Mağlubunuz, geçen haftalarda gönderilen lerden şikayetçiydim. Fakat bu hafta öyle bazı sorular geldi ki hıçkırıklara boğularak okudum. Simav da önsözünü okuduğum ve hayata bakışımı değiştiren kompozisyon kitabından ana hatlarını öğrendiğim bilim çakışı yöntemiyle bu duygu dolu sorulara, mütecaviz ve içten cevaplar vermeye çalışayım. Otomotiv basınına getirdiğim yeniliklere böylece bir bukle daha ekliyorum: Kola Türkan Ankara dan Cemal bey soruyor: Haşim gardaş meraba, Ben Ankara Rüzgarlı Sokak tan Üstüpücü Cemal. Senin yazılarını büyük bir zevklen okuyor, okutuyoruz. Şimdik sana sorum şudur. Geçen pazar günü arkadaşlarlan Kurtboğazı Barajı na pikniğe giderken Kazan taraflarında bizim 124 ün vantilatör kayışı koptu. Otomobillen alagalı bir insan olarak bağajda her zaman yedek bulundururdum amma o gün dalgınlığıma gelmiş almamışım. Arkadaşlar Kazan dan laylon çorap alıp kayış yerine takalım dediler, amma benim aklıma yatmadı arkadaş. Laylon çorap kayışın yerini tutar mı? Bir de işin öbürsü, yılların Üstüpücü Cemal inin arabasında kadın çorabı görenler ne der? Bir yol deyiversen sevinirim. Gözlerinden öpüyorum. İmza: Üstüpücü Cemal Ve benim cevabım ise: Sayın Üstüpücü Cemal, Ben o üstüpünün saygımla sonuna kadar arkasındayım. Sizin gibi oto temizlik sektöründe çalışanlara, otomotivin temizlikçi yönünü ön plana çıkaran insanlara ben hayranım. Sizler olmasanız o yağ değiştiren eller hep pis kalırdı ve belki de yağ miktarını gösteren adını unuttuğum sopayı kurulayamazdık. Bazen de mazot alırken depodan akan kısmı silemezdik. Lütfen işin bu yönünü düşünün ve sizin bir alçak laylon parçasına asla yenilmeyeceğinizi unutmayalım. Kayış koptuğunda yanımızdaki bayandan çorabını istemek ne kadar da delikanlılıktan uzak değil mi? O zaman aracımızda bir Müjde parizyen bulundurmalıyız. Cadde den Max Factor soruyor: Slm usta, CaDDede takılmak için araba modifiye edecem. Şimdi hoca, pederin 1.4 Corsa sı bana kaldı. Maslak taki Recep ustaya götürdüm. 17 inch jant takalım janjanlı olsun dedim, adam Senin araç kaldırmaz, ilk çukura girdiğinde yanaklar balon yapar dedi. Hava filtrelerini kaputun ortaya koyalım dedim, adam Alt devirlerde araç bayılır dedi. Ama abi yeaa, Need for Speed oynarken istediğim şeyleri yapabiliyodum. Adam bişey bilmiyo. Paraysa para abi yeaa. Bu işlerden anlayan sağlam bi usta önericen mi? İmza: MaXFaCTor-CaDDe Ve işte dev cevap: Sevgili Max bey, Benim otomotiv tutkumun kökenlerini siz gençler hâlâ kavrayamadınız. Sadece sen değil, sel gibi çağlayan Gmail davetiyelerin içine iliştirilmiş Haşim abi, neden halkçı dinamitlerle beslenen bir otomobil doktrini? sorusuna rastlıyorum. Biz bamboleyolarla, kentaçtislerle büyümedik. Geleceğe dönüşün arabası, Batmobil, Ekto-1, tanrıların arabaları Erik von Daniken. Bunları asla köşeme almam. Çünkü akı kapasitörlü, bokemon çıkartmalı, bir düğmeye basınca roket vuran arabalar asla halkçılığa girmez. Onun için üzülerek söylüyorum ki Corsa nın özelliklerini tam bilemediğim için siz onu en iyisi çip torik ve nitrojen gazı gibi özelliklerle geliştirin. Ve bu tür leri de cilalı köşe kağıda basılan Emre Rallici lerin, Renk Çakabey lerin dergisine gönderin. İstanbul dan Bise hanım soruyor: Mail ını 1 tane kankim gönderdi arabalardan manyak anlıyomuşsun. Babiş bana 18. birthdayimde 1 tane X5 aldı hem de BMW X5... Aşık oldum resmen :))) Ay ama ben kullanmayı bilmiyorum :((( Babiş arabayla birlikte ehliyet diye 1 şey verdi ama arabalardan anlamıyorum anlıyo musun anlamıyorum :(( Şey sen özel ders felan veriomusun? 1 kedim bile yok :( İmza: Bise Itır Abaküs Sevecen cevabım: Merhaba Bikeciğim, Öncelikle sorundaki parantez işareti ve iki nokta üst üsteleri anlayamadım ama sanırım sendeki türbo süperchancer sevgisini anlatıyorlar. Ben de lüks otomobillere hayranım. Pahalı araçlar ve onlara modifiye yapmak en büyük tutkum. Keşke fırsat olsa da şu köşeme ferrarileri masaretileri koysam hep. Öte yandan sorunuza cevap vereyim: Şoförlüğüm vardır benim yılları arasında kaçak kamyonculukla geçimimi kazandım. Eğer arzu ederseniz size direksiyon dersi verebilirim ama. Sloganımız her zaman Macit beni otomobillendir olacak. Ve tabii ki halkçılık. Öyleyse ne duruyorsun Manolya Dilara ara beni Cengiz Yine İstanbuldan Refik Bey diyor ki: Haşim Bey e bir sualim olacaktı. Efendim naçizane emekli ikramiyem ile bacanağın da aklına uyarak, sıfır kilometrede bir adet Fiat Palio marka otomobil satın aldım. Benim otomobiller hakkında malumatım yok denecek kadar azdır. Bir vakit hanım ve çocukları alıp şöyle Kanlıca ya giderek birer kase yoğurt yiyelim dedik. Malumunuz büyük şehirde yaşamanın sıkıntılarından fevkalade muzdariptik. Her ne ise, Boğaziçi Köprüsü üzerinde seyir ettiğimiz esnada, arabanın motöründe böyle tıkanma gibi, kesiklik gibi durumlar hasıl oldu. İşkillendiğim için, güzergah üzerindeki ilk otomobil tamircisi önünde durarak oradaki ustalara motörün bu durumunu sordum. Epey bir süre uğraştıktan sonra bana çok afedersiniz, Beyamca, senin platin meme yapmış, bir zımpara yapalım düzelir dediler. Kullanılan üslup hayli amiyane olduğu için asabım bozuldu ve otomobili tamir ettirmeden gerisin geri evimize döndük. Çok değerli vaktini aldığımın farkındayım, lakin otomobil tamircileri acaba benimle dalga mı geçtiler, Haşim Bey den bu husus konusunda bilgi almak istiyorum. İyi günler dilerim. İmza: Refik Türkçocuğu (59 yaşında emekli bir öğretmenim) Saygı dolu cevabım: Refik Hocam, Otomotivinizin meme yapması, siz de takdis edersiniz ki ilerleyen yıllarda ortaya çıkar ve metal yorgunluğu ile bağlantılıdır. Sizin arabanız acente ise zaten böyle bir durum olmaması gerekiyor. Fiat lar bizim Tofaş diye bildiğimiz halkçı tipte taşıtlardır ve doğaları gereği palyoço, peygamber fitesli, yorgun savaşçı, torrekans gibi sıfatlarla anılırlar. Yani siz bence önce aracınızın bombalı olup olmadığına baktırın. Bu galericiler hep fuller fulü sıfır araç veriyorum diye kafakol çekip kazalı arabaları iteklerler. Hele ki sizin gibi saygıdeğer bir eğitim kurumuna yapılmış olması ise büyük bir ayıp. Telefonunu da yazsaydınız ben ankesörden arayıp ona küfürle konuşacaktım. Çünkü inanın otomotive uzanan dost eline tükürenlere şakam yok. Ellerinizden öpüyorum hocam. Almanya dan geç gelen özür Almanya Başbakanı Angela Merkel dün akşam Alman devlet televizyonu ZDF de yaptığı konuşmayla hükümeti ve tüm Alman ulusu adına Türkiye den resmen özür diledi. Merkel yaptığı açıklamada Duyduk ki 1. Dünya Savaşı nda biz yenildiğimiz için Osmanlı Devleti de yenik sayılmış. Böyle trajik bir olaya sebep olduğumuz için ulusça çok üzgünüz ve utanıyoruz. Bilsek savaşa daha ciddi asılırdık dedi. Konuşmasına gözyaşları içinde devam eden Merkel, Farkındayım, özür dilemekte biraz geç kaldık. Ama suç biraz da Türklerde. Böyle bir dramı yıllarca kendilerine saklayıp bize hiçbir şekilde yansıtmadılar, yaz tatilini Türkiye de geçiren dışişlerindeki bir hizmetlimiz tatil köyünde ÖSS ye çalışan Türk çocuğunun ders notlarını tesadüfen görmese sittin sene daha haberimiz olmazdı. Yine de kusura bakmayın, bir daha olmaz diyerek tekrar özür diledi Bar tuvaletinde ayd nlan ld İstanbul - Karga Bar ın Helası Yaşam ve evren hakkındaki en büyük aydınlanmalardan birisi daha duvarları mağara yüzeyi gibi tırtıklı, üzeri müstehcen yazılarla dolu, hacmi dar, tek kişilik umumi bir bar tuvaletinde ve sarhoşken varıldı. Bu varış ı yanında böyle anlar için hazır bulundurduğu Aligatör marka tükenmez kalem ile yüzleştiği duvara yansıtan Galip Başaran apartman boşluğunu gösterecek şekilde inşa edilmiş örümcek ağlı vasistasın huzurunda İşte sicim başlıklı bir fallik illüstrasyonun sağ altına ve üç hilal gravürünün üstüne denk gelecek şekilde şöyle ölümsüzleştirdi: Bu da geçer. Hepimiz ölümlüyüz. Unutma Aydınlanmanın ardından helayı terk eden Başaran ın aydınlık saçan mesajının altına ok çıkarılarak yazılan ve Yaprrağım şeklinde dekode edilen kargacık burgacık mesaj ise çoksesliliği ve çeşitliliği kutlayacak şekilde yerini aldı. Bu aydınlanma mesajı ay sonunda yapılan badana sonrası kayboldu.

6 6 EKfi 25 Kasım-1 Aralık yaflam Uzmanlar aç klad : Gece hayat kad nlara yaram yor Türkiye de gece hayat, kad nlarda k sa süreli fliflirilmifl egoya ba l travmalara sebep oluyor Ankara ürkiye Psikiyatrlar Odası nın önceki Salı günü yaptığı açıklamaya göre Türkiye de gece hayatı kadınların psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. İstanbul Kemancı, Bodrum Körfez, Ankara Manhattan olarak belirlenen barlara sürekli olarak giden 100 ü aşkın kadın üzerinde yapılan bir senelik araştırma sonucu Türkiye de gece hayatının kadınların kişiliğini ve özgüvenini olumsuz yönde etkilediği, akut şizofreniye neden olabildiği ortaya çıkarıldı. Bulgular hakkında konuşan Uzman Psikiyatrist Dr. Fethi Güney sorunun sebebinin gece hayatı sırasında barlarda kısa süreli yoğun ilgi patlaması yaşayan kadınların bu süre içinde kendilerini olduklarından daha güzel ve ilgiye değer hissetmeye başladıktan sonra sabahla beraber gelen ani düşüş e bağladı. Bar ve disko tipi ortamlar abazanlığın yoğun ve şiddetli yaşandığı ülkemizde kadınlarımıza arzu edilebilirliklerinden bağımsız olarak sahte cennetler sunuyor. Kadınlarımız barlarda yaşadıkları bu ilgi patlamasından ötürü öfori, kendine güven, güzel hissetme gibi kısa süreli tatmin ve hazlar yaşıyorsa da bu yapay ortamın sona ermesinden sonra gerçeklerle ve kendileriy- T Geçici özgüvenin pençesinde bir genç k z... le yüzleşme, kadınlarımızda inkar psikozu, gece güzelleştikleri ve aslında çok güzel oldukları sanrıları gibi travmatik etkiler yaratıyor. Onları bu çift kişilikli hayata itiyor şeklinde konuşan Dr. Güney den sonra söz alan bir kadın yaşadığı dramı şöyle anlattı: Orta halli, çok çekici olmayan bir bayanım. İdeal ölçülerden ve simetriden uzak olduğum dahi söylenebilir. Ne var ki ne zaman Kemancı ya gitsem bu alıştığım ve kabullendiğim gerçek yok oluyor, hayatımda görmediğim bir ilgiyle karşılaşıyorum. Alkolün de etkisiyle kendimi güzel ve arzu edilir hissediyor ve mutlu oluyorum. Ama ertesi sabah kalktığımda hayatım yine eskisine dönünce travma geçiriyorum. Yoksunluk hissediyorum. Harman oluyorum. Beni şu an çok dikkatli dinlemiyorsunuz ama gece barda olsaydım hepiniz ağzımın içine düşüyor olurdunuz dedikten sonra ağlayarak Kemancı ya gitmek istedi. Klinik tabir ile come down olarak tabir edilen bu yoksunluğun baş göstermesi anlarının sıklaşması ile bağımlılığa dönüşen gece hayatının kişilerin psikolojisinin yanı sıra ekonomik hayatını da etkilediğini kaydeden Dr. Güney, İncelediğimiz birçok kadın zamanla hafta sonları gittikleri bar ziyaretlerini hafta içine kaydırmaya, barda kalma sürelerini ise uzatıp barların açılışından kapanışına kadar kalmaya kadar götürdüler. Özellikle Bodrum da incelediğimiz yabancı turist kadınların bazılarının sezon kapandıktan sonra dahi barlara gitmesi, ülkelerini bırakıp Türk vatandaşlığına başvurmaları durumun ciddiyetini gösterecektir dedi. Kad nlar bu haber sizi ilgilendiriyor Habere erkekler isyan etti: As l kurban biziz Haber üzerine konuşan erkek vatandaşlarımız Biz sorumluluğu üzerimize almıyoruz. Bugün Türkiye de bir bara gelen kadın adedi erkeğe oranla gülünçtür. Biz tamahkarız, elimizden geldiğince bayanlarımıza ilgi gösteriyoruz. Bayanlar ise bütün bu ilgiyi emiyorlar, zerre geri dönüşüm sağlamıyorlar. Bayanlarımız ilgiye ilgiyle karşılık verseler, travma geçirmezler, orgazm geçirirler. Kumrular gibi sevişebilecekken travmada ısrar eden onlar şeklinde konuştular. Zombi hac lar moralsiz! Ahiret - Dünya eçtiğimiz hafta cennette yer kalmaması sebebiyle dünyaya iadelerine karar verilen hacılarımız önceki gün toplu halde zombi olarak dünyaya geri döndüler. Hacıları karşılayan aileler ve yakınları yeni ölüleriyle hasret giderirken zombilerimizin neşesiz ve keyifsiz olduğu göze çarptı. Kendisine mikrofon uzatılan ve adının açıklanmasını istemeyen bir hacı, Uygulamayı anlamak mümkün değil. Bir ömür beş vakit namaz, fitre, zekat, kurban, şehadet gibi lüzumları yerine getirmiş bu insanlara yazık değil mi? diye isyan etti. Konuşması sık sık vööööööv vööööööv sesleriyle kesilen hacıdan sözü alan başkası açtı ağzını (gözkapakları kemirilmiş olduğundan gözlerini yumamadı): Buradan Allahuteala ya niyaz ediyorum. Biliyorum bizi duyuyor. Biz sözümüzü tuttuk. Hacıların hakkı cennettir, Kevser dir. Beyin yemek istemiyoruz diye serzenişte bulundu. Konu hakkında yorum yapmaktan kaçınan Ankara Bölge Müftüsü nün basına yolladığı açıklamada, Sorunun görüşüldüğü, cennete yapılan ek ile hacıların en kı- G flsiz kalan fl ve flçi Bulma Kurumu personeli kurum binas önünde ifl arad. Zombi hac lar m z, uzaklara dalarak cennette geçen k sa zamanlar n hat rlad lar. sa zamanda cennetteki konaklarına yerleştirileceğini umduğunu düşündüğü kaydedildi. Zombi hacıların Hıristiyanların zombileşmemesi üzerine toplu halde din değiştirmesi üzerine konuşan Zekeriya Beyaz, Cennete gidemeyince müşrik olmak doğru değil. Allah a cennet için mi inanıyoruz ki? sorusuna Evet şeklinde yanıt veren zombilerimizin Zekeriya Beyaz ın beynini yemeye çalışması tatsızlık yarattı. Cehennem dolduğu için iki ay önce hayata dönen zombiler ise hacılarımıza Zombi doğulmaz, zombi ölünür diye takılarak ortamı yumuşatmaya çalıştılar. fl ve flçi Bulma Kurumu personeli iflten ç kar ld Ö nceki gün ani bir kararla İş ve İşçi Bulma Kurumu nu teftiş etmek üzere İstanbul a gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu teftişten sonra İş ve İşçi Bulma Kurumu nun lağvedildiğini ve bu kurumda çalışan personelin tamamının işten çıkarıldığını bildirdi. Bu gelişme üzerine işlerinden olan personel yeni bir iş bulmak için hangi kuruma başvuracağını şaşırınca apışıp kaldı. Kurumun neden lağvedildiğinin sorulması üzerine Başes- gioğlu, Kurumda çalışan personelin 15 gündür bomboş oturduğunu, bir tek işlem bile yapmadığını öğrendim. Teftiş için kuruma ani baskın yaptım ve durumun aynen bana iletildiği gibi olduğunu gördüm. Günlerdir kuruma bir tek kişinin bile başvurmadığını ve bu durumun diğer illerdeki şubelerde de aynı olduğu haberini aldım. Demek oluyor ki ülkede işsizlik kalmamış. Vaziyet bu haldeyken ülkenin böyle bir kuruma da ihtiyacı yoktur diye kurumu lağvettim dedi. Bir gazetecinin, şakacı bir vatandaşın ülkedeki tüm İş ve İşçi Bulma Kurumlarının kapısına İşi Olmayan Giremez tabelasını astığını ve tüm olayların bundan kaynaklandığını hatırlatması üzerine Bakanlar Kurulu olağanüstü toplandı. Toplantı sonucunda İş ve İşçi Bulma Kurumu tekrar kurularak personeli tekrar işe alındı. İlk iş tabelaları söktüren Bakan Başesgioğlu, Bu tabelaları hazırlayıp buraya asan şakacı arkadaşı en kısa zamanda yakalayıp Sermet Erkin in yanında palyaço olarak çalışmaya başlatacağız dedi.

7 gündem 2. Dünya Savafl filmleri ilk yan sanayiini oluflturdu: Nazi kostüm ve bayrak konfeksiyonu ABD - Kaliforniya Dünya Savaşı ndan bu yana istikrarlı bir biçimde her sene düzineleri bulan 2. Dünya Savaşı ve Naziler filmi üretilen ve çekilen Amerikan sinemasının merkezi Hollywood, dünya sinema tarihinde ilk kez bir film janrının sürekli üretime yönelik kendi yan sanayiini oluşturmasına neden oldu. 60 seneyi aşan dünyayı ele geçirmeye çalışan kötü yürekli Nazi filmleri süresince yapılan filmlerin bütçesinde sürekli masraf kalemi olarak yansıyan Nazi bayrakları ve üniforması harcamaları ve talebine artık kendi envanter ve stokuyla yanıt veremeyen Hollywood stüdyoları, nihayet bu sene bu açığını Nazi bayrak ve üniforması üretmek amacıyla kurulmuş olan bir konfeksiyon şirketine ihale etti. 2. Talebe yetiflilemiyor Logaritmik olarak artan 2. Dünya Savaşı filmlerine kendi özkaynaklarımız ile yanıt vermemiz mümkün olmuyordu şeklinde konuşan MGM yönetiminden bir üst düzey yetkili Dünyayı kasıp kavurmuş olan Nazi zulmünü anlatmak ve unutturmamak için varını yoğunu ortaya koyan ulusal sinemamız, maalesef son dönemde aynı kostüm ve bayrakları bazen 20 ayrı filmde kullanmak zorunda kalmamız sebebiyle güç durumda kalmıştı. Tam bu sırada imdadımıza özgür dünyayı özgürleştiren müteşebbis saik yetişti, pırıl pırıl Nazi bayrakları ve üniformaları ile bu kötülüğü daha göze hoş görünür bir şekilde işle- yebilme şansı bulduk dedi. Şimdiden gelecek beş yılın Nazi filmlerinin siparişlerinin dolduğunu bildiren Nazi Bayrak ve Üniforma Konfeksiyonu atölyesinin Tayvan şubesi sorumlusu İşçilerimiz saatte belki 10 sent kazanıyorlar ama tüm dünyanın gözünü bir an dahi üzerinden ayırmaması gereken bu illetten kitleleri haberdar ederek büyük sevaba geçiyorlar dedi. Birileri yine dü meye bast ac: r i h C Ekim 2005 tarihinde başlayan ve Fransa daki birçok şehir ile Avrupa genelindeki çeşitli ülkelere yayılan göçmen olayları hakkında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, yaptığı açıklamada birilerinin düğmeye bastığını söyledi. 27 Ülkemiz üzerinde oyunlar oynan yor Yaptığı basın toplantısında şiddet olaylarını değerlendiren Chirac, Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu zor dönemde birileri Fransa yı karıştırmak istemektedir. Bir takım provokasyonlarla çıkan bu şiddet olaylarına karışan gençler ise başkalarının ülke üstündeki emellerine alet olmaktadır. Son derece zor zamanlar atlatan, daha yakın zamanda Cezayir de binlerce şehit veren, her gün bayraklara sarılmış tabutlarda askerler ve gözü yaşlı analar gören Fransa, bu zor zamanları atlattıktan sonra, şimdi yine dış mihrakların kirli amaçlarına maşa olmuş gençler eliyle bölünme eşiğine getirilmiştir dedi. Fransa nın tarihi ve kültürel gücünden bahseden Cumhurbaşkanı, Önce aile değerlerimizi bozuyorlar. Fransız geleneğinden ve Fransız kültüründen uzaklaşan gençler kendilerine ve topluma yabancılaşıyor, toplumdan uzaklaşıyor. Aile yapısı çöken ve manevi değerlerinden kopan bu insanlar daha sonra ülkelerine karşı umursamaz oluyorlar. Şehit kanlarıyla kurulmuş, onlarca savaş atlatmış, Nazi işgaline karşı bağımsızlık savaşı vermiş, bölünmez bir bütün olan bu kutsal vatanda yaşayan bu insanlar, kendilerine mağribi diyen bir takım bölücülerin de etkisiyle tasvip edilemeyecek şiddet olaylarına karışıyorlar. Ancak kimse hayal kurmasın; Fransa, Fransızlarındır. Fransa yı kimse bölemez, şiddet olaylarıyla da bir yere varılamaz. Buradan banliyödeki çocuklara sesleniyorum, evlerinize dönünüz, Fransız devleti güçlüdür şeklinde konuştu. Hainlerin etraf nda daralan bir çember kurduk Vatandaşlara sükunet çağrısında bulunan Chirac, Kimse huzursuz olmasın. Kökü dışarıda bir takım adamların Fransa yı şiddete boğmasına izin vermeyeceğiz. Banliyölerdeki hainlerin etrafında daralan bir çember bulunmaktadır ve o çember bir gün elbet kapanacaktır. Kimsenin kuşkusu olmasın diyerek sözlerini nihayete erdirdi. 25 Kasım-1 Aralık EKfi 7 IKEA, genç adam cinsellikten so uttu sminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir clubber, Cumartesi gecesi Güney Dakota nın meşhur tiki mekanı Haqqari Bar da tanıştığı bayanı, gecenin sonunda tatmin edemeyeşinin faturasını Ikea ya kesti. Eve gelene kadar her şeyin çok güzel gittiğini söyleyen clubber, Ikea dan aldığı ektorp model köşe mobilyasında vuku bulan önsevişmenin, üzerine şarap döküleceği endişesiyle pek rahat geçmediğini, nitekim söylenenin aksine ektorplardaki şarap lekelerini çıkarmanın imkansıza yakın olduğunu belirttikten sonra daha rahat manevra kabiliyeti için yatağa uzandıklarını kaydetti. Gencin ifadesine göre daha 5-10 dakika geçmeden, sonradan yapılan tetkiklerde anlaşıldığı üzere, yine Ikea dan alınmış yatak çerçevesinin döşeği tutan alt desteklerinin yuvalarından çıkmaları sonucu, döşekle birlikte oldukları gibi aşağı indiler ve ufak çaplı bir şok yaşadılar. Tam 27 santim düştüklerini belirten genç, bu korku dolu anları şöyle anlattı: İlk tıkırtıları olaydan bir iki dakika önce hissettim, fakat yatak çerçevesini kurarken kılavuzda yazan talimatlara harfi harfine uymuş olduğumdan bir kuşku duymadım. Üstelik, vidaları iyice sıkmakla kalmamış, o tahta uhusu diye kutu- İ nun içinden çıkan ne idüğü belirsiz şeyi bile her yere sürmüştüm. Fakat belli ki bu mobilyaları dizayn eden mimarlar ve mühendisler işlerini sevgiyle yapmamışlar. O tahtalar sevgiyle yoğrulmuş olsalardı tek gram uhu kullanmadan grup seks bile kaldırırdı. Hayatında hiç bu kadar küçük duruma düşmediğinden; daha yere inmeden yanındaki bayanın haklı olarak kaprise başladığından yakınan genç, artık cinselliğe eskisi gibi bakamadığını da itiraf etti: Ne zaman seks düşünsem midemde bir boşluk hissi oluyor, içim eziliyor. En büyük hayalim mutlu bir aile kurmaktı, bu gidişle o da mümkün değil. ABD bir hukuk devletiyse, Ikea bunun hesabını vermeli. Ikea yetkilileri konunun adli makamlara taşındığına işaret ederek bir açıklama yapmayı reddetti. Pazarlama dünyas n n ünlü gurusu John Fisca stanbul dayd inger, IBM, Lick & Swallow, Wall Mart şirketlerine danışmanlık yapan Fisca, İstanbul da pazarlama dünyasının seçkin isimleriyle Marketing the Country dergisinin sponsorluğunda buluştu. S zleyiciler büyülendi Fisca Marketing In The New Era: Possibilities And Threats başlıklı sunu- munda Türkiye hızla gelişen bir ülke. Türkiye ye güveniyorum. Ayrıca AB ye adaysınız dedi. Sunumunda Farklı olmak çok önemli. Yaratıcılık artık çok ama çok önemli. Hayat zor. Türkiye gelişiyor. Çin çok önemli. Kasarsanız Avrupa nın Çin i olabilirsiniz. Pazarlama artık çok zor. Teknolojik yatırım ve ArGe çok önemli diyerek salondakilerin zihinlerini tazeleyen Fisca 1967 de IBM henüz Kaliforniya da kartuş üreten ufacık bir şirketken merhum France IBM e büyük düşünmek çok önemli demiştim. Sonra IBM aldı başını gitti. Buradan çıkarılacak dersler olduğunu düşünüyorum. Büyük düşünmek çok önemli sözleriyle kalitesini kanıtladı. Arada yaptığı esprilerle salondakileri kahkahalara boğan, Türk yemeklerini çok seviyorum. Bence AB üyeliğini çoktan hak etmişsiniz diyerek gönüllerde taht kuran Fisca akşam saatlerinde uçakla ülkesine geri döndü. Katılımcılar Fisca nın sunumu için Zihinlerimiz cilalandı. Böyle büyük bir isimle aynı salonda olmak bile çok heyecan vericiydi. Söyledikleri ne kadar da büyük bir guru olduğunu gösteriyor dediler.

8 8 EKfi 25 Kasım-1 Aralık spor sviçre Büyükelçisi ve Konsolosu da sviçreli ç kt! flte son o yun ürk Milli Takımı nın 2010 yılında düzenlenecek Avrupa Şampiyonasına katılmaktan men cezası alması için lobi yapan çirkef kampanyanın destekçileri artık gün yüzünde. FIFA Başkanı Blatter in İsviçreli olduğunun ortaya çıkmasından sonra şimdi de Türkiye de görev yapan ve Türkiye İsviçre milli maçından sonra olan olaylar hakkında bilgi toplayarak Blatter i bilgilendiren, İsviçre Büyükelçisi ve İsviçre konsolosları da İsviçreli çıktı. T Yüzünde bile meymenet yok. Türk halk güvenmiyor Türkiye Futbol Federasyonu, bu durumun Türkiye ye verilecek cezayı belirlemek üzere oluşturulacak kurulun güvenirliliğine ve objektif- liğine gölge düşürdüğünü kaydetti. Türkiye Futbol Federasyonu ndan Davut Dişli yaptığı açıklamada İs- viçre Milli Takımı nı Türk misafirperverliğiyle ağırlayan, yumurtasını, pet şişe suyunu, kramponunu, yumruğunu esirgemeyen Türkiye nin haksız biçimde cezalandırılmasını isteyen dış mihrakların foyası ortadadır dedi. Dişli açıklamasını Ben olaylara objektif bakıyorum. Bu olaylar nedeniyle ödüllendirilmemiz gerektiği eleştirisine tamamen katılıyor ve özeleştiri yapıyorum. Ama ceza almamız gerektiğinin söylenmesi inanılır gibi değil sözleriyle sürdürdü. Dişli, sözlerini çözümün İsviçre Büyükelçisi ya da Konsolosu ndan birinin Türk olmasıyla hallolabileceğini, bunun hakkaniyet kriterlerine uygun objektif bir davranış olacağını vurgulayarak noktaladı. Eczac bafl : Alpay transferi bitiyor elecek sezon Eczacıbaşı forması giymesine artık kesin gözüyle bakılan Alpay, söz konusu transferin bitme noktasına geldiğini açıkladı. Kulüp Başkanı Ahmet İlaçsever ile gizlice el pişirmece oynarken yakalanan Alpay, yaptığı açıklamada, Bundan sonra tüm gücümü Eczacıbaşı forması için harcayacağım ifadesini haykırdı. Başarılı smaçör Alpay ın, yaklaşık üç saat süren ve sık sık G Alpay, milli maç sonras geliflen transfer olay n desibel dolu ç l klarla kutlad. duyma limitini aşan açıklamasının büyük bir bölümünde hönkürmesi sonucu iki basın mensubu kulak zarının patlaması şikayetiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. Öte yandan NBA Smaçörleri Koruma ve Yaşatma Derneği, milli oyuncumuz Alpay ı şahane el hareketini NBA Action sezon finallerinde tekrarlayarak şovunu sunması için Amerika ya davet ettiklerini açıkladı. Bülent dil okulu açt alatasaray ın efsanevi kaptanı Bülent Korkmaz, geçtiğimiz günlerde İstanbul Teşvikiye de futbolculara özel bir dil okulu açtı. Türk futbolcuların uluslararası karşılaşmalarda hakemlerle olan iletişim eksikliğini gidermeye yönelik açılan dil okulunun açılışında spor camiasından birçok ünlü isim hazır bulundu. Yirmi yılı aşan futbol hayatında Avrupa sahalarında gösterdiği mücadeleci oyun anlayışı kadar Anglosakson dillere hakimiyetiyle de bilinen kaptan Bülent, okulun açılış kurdelesini Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim le beraber kesti. Açılış konuşmasında, Yıllar önce Dominic Iorfa vardı bilirsiniz, Monako dan aldıydık. Bir gün antrenmanda girdik birbirimize. Tatsız bir münakaşa yaşandı. Öyle kendi- G mi vermişim ki, birden onun dilinde konuşmaya başladım. Gerisi kendi geldi zaten. Oynadığımız her yabancı maç bana yeni birikimler kattı. Misal bugün Slovak bir hakeme kritik ve gerilimli bir maçta derdinizi anlatabilir misiniz? Hiç olmadı en azından bir Hoca, kart hoca, Hocam çekiyor ya diyebilir misiniz? İşte biz tüm bunları düşünerek, beden dili dahil 11 ayrı dilde bir eğitim müfredatı hazırladık. Hiçbir futbolcumuzun Avrupa arenasında dut yemiş bülbül gibi kalmasını istemiyoruz. Ayrıca bugün bir Eric Cantona tiyatrocu oluyor da, bizde böyle bir durum neden garip karşılanıyor anlamıyorum şeklinde konuştu. Fatih Terim basın mensuplarının İsviçre maçı hakkındaki sorularına, Resultante importante diyerek günün anlam ve önemine gönderme yapan bir espriyle cevap verdi. ASTROLOJ Koç (21 Mart-19 Nisan) Bu hafta yapacağınız sezaryen doğum sayesinde hayatınızı kökünden değiştirecek bir kız çocuğuna sahip olacaksınız. Eğer 83 yaşında, erkek ve hayatınızın gidişatından gayet memnun olmasaydınız, belki bu müjdeli habere daha çok sevinebilirdiniz. Bo a (20 Nisan - 20 May s) Dokuz yıllık oyunculuk kariyeriniz boyunca Şöhrete giden yol yönetmenin yatak odasından geçer sözüne hiç kulak asmamıştınız. Bu hafta TEM Karayolu nun Gaziosmanpaşa mevkiinde trafiğe kapatılması ve Yeşilköy stüdyoları istikametindeki trafik akışının Sinan Çetin in yatak odasından geçirilmesi, size yıllardır ne kadar yanıldığınızı gösterecek. kizler (21 May s - 21 Haziran) İş Kuleleri nin 43. katındaki ofisinizde otururken burnunuza gelen kesif koku iddia ettiğiniz gibi bu kokuşmuş kapitalist sömürü düzeninin çürümüşlüğünden değil, dört gündür değiştirmediğiniz çoraplarınızdan kaynaklanıyor. Yengeç (22 Haziran - 22 Temmuz) Starbucks a gittiğinizde sipariş verirken sahte isim kullanmanız size masum bir eğlence gibi gelebilir. Fakat önümüzdeki Perşembe günü kız arkadaşlarınızla Beyoğlu Starbucks ta isimlerinizi Bir büyük Cappucino ve Önüme geleni eve atıyorum olarak verince, üç kişinin ağır yaralanacağı büyük bir kaosa yol açacaksınız. Aslan (23 Temmuz - 22 A ustos) Karlofça Antlaşması nın Osmanlı İmparatorluğu nun ilk kez masa başında toprak kaybettiği antlaşma olduğu konusunda haklısınız. Fakat bu tarihi gerçek, sırf adınız Osman olduğu için Trabzon daki 3 dönüm arazinizin satış sözleşmesini Karlofça da imzalamanız gerektiği manasına gelmiyor. Baflak (23 A ustos - 22 Eylül) Bugüne kadar Bir Türk dünyaya bedel sözünün yalnızca milliyetçi duyguları okşayan mübalağalı bir vecize olduğunu sanmıştınız. Hatanızı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi 2008 Olimpiyatları nda 19 branşta yarışmak üzere sizi tek başınıza Pekin e göndermeye karar verince anlayacaksınız. Terazi (23 Eylül - 22 Ekim) Bildiğiniz gibi sonbahar bitiyor, ve önümüz kış. Bilmiyor muydunuz? O halde dört mevsimin isimlerini ve sırasını öğrenmeniz için bundan iyi bir fırsat olamaz. Akrep (23 Ekim - 21 Kas m) Cep telefonunuzun melodisini Fenerbahçe Marşı olarak ayarlamanız bu hafta dikkatleri üzerinize çekmenize sebep olacak. Fakat, Galatasaray da santrafor pozisyonunda top koşturmanız, üzerinize çektiğiniz dikkatlerin maalesef sizin arzu ettiğiniz türden olmayacağını garantiliyor. Yay (22 Kas m - 21 Aral k) Agatha Christie nin On Küçük Zenci isimli eseri favori dedektiflik romanınız olsa da, bu edebiyat dersindeki sunumunuz için Güney Afrika dan 10 pigme ithal etmenizi mazur kılmaz. Bu hafta aile fertlerinizin şikayetleri sebebiyle sevimli zenci misafirlerinizi oturma odasındaki çekmecelerde ağırlamaktan vazgeçmeyi düşünebilirsiniz. İthalat Vergisi Kanunu ndaki değişikliklere dikkat. O lak (22 Aral k - 19 Ocak) Önümüzdeki günlerde Hülya Avşar, ayrıntılarını Hülya Magazin in Aralık sayısında açıklayacağı çok özel bir rejimin temel besin maddesinin sizin karaciğeriniz olduğunu basın açıklamasıyla duyurunca bir anda kıymete bineceksiniz. Bu fırsatı nasıl değerlendirmeniz gerektiğini öğrenmek için Oğlak a bir beşlik atmanız yeter. Kova (20 Ocak - 18 fiubat) Bu hafta sıkıntılarınızı unutmak için sinemaya gitmeye karar vereceksiniz, fakat Harry Potter ve Ateş Kadehi filmi size daha üç gün önce Hogwarts Büyücülük ve Cadılık Okulu ndan reddedildiğinizi hatırlatınca ister istemez daha da hüzünleneceksiniz. Bal k (19 fiubat - 20 Mart) Bülent yabanc dilini yeflil sahalarda gelifltirmiflti. Alacaklılarınızdan sıyrılmak için sakallarınızı uzatmanız ve sokağa çıkarken güneş gözlüğüyle fötr şapka takmaya başlamanız oldukça iyi bir taktik. Fakat Bodrum da tatile gittiğinizde aldığınız Uçan kuşa borcum var, ama umurumda değil! yazılı t-shirt kamuflajınızı biraz bozuyor sanki.

9 silah madonna 80 lerin saç laneti rövanflist kültür tuhaf bitkiler tek gecelik iliflki hakaret Gökçe Pehlivano lu 1984 stanbul do umlu Gökçe Pehlivano lu, Saint Joseph Frans z Lisesi nden 2002 y l nda mezun oldu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema - TV Bölümü son s n f ö rencisi. Üç k sa filmi var. Foto rafç l k yap yor. Eserlerine ve adreslerinden ulaflabilirsiniz.

10 10 EKfi 25 Kasım-1 Aralık görüfl. Silah Biz küçücük, minicik, ufacık kızlar olarak Barbie bebeklerle oynar; plastikten fincan takımlarımıza kahve niyetine bildiğin musluk suyunu doldurup içerken; akranlarımız olan küçücük, minicik, ufacık erkeklerin Dur kaçma, vurdum seni! nidaları eşliğinde ellerinden düşürmedikleri oyuncaktı silah. Sonra, biz büyüdük ve oyuncakların yerini, bütün haşmetiyle gerçekler alıverdi. Silahla ilk tanışmam, henüz reşit bile değilken, o zamanlar Türk Silahlı Kuvvetleri ne adımını atmış olan abimin, kutsal bir emanetmişçesine sürekli yanında taşıdığı, üzerine kayıtlı olduğunu ve kaybederse eğer hayatının kayabileceğini söylediği silahı ile oldu. Israrlarıma dayanamayan abimin, büyük bir dikkatle şarjörü boşaltıp verdiği, elimde duran ağır, siyah ve soğuk metal parçasına bakakaldım. Elbette son derece acemice ve yanlış yerlerinden tutup sol gözümü kısarak abime nişan aldığımda, o müthiş hayal gücümle içi dolu olsa eğer neler olabileceğini hayal edip elimden fırlatıverdim. Bir daha da herhangi bir silaha elimi bile sürmedim, sürmek istemedim. O günden sonra silah benim için güç imgesinden uzaklaştıkça uzaklaştı. Bu koca şehirde, yalnız başına yaşayan bir kız arkadaşımın, yastığının altında silahı olmadan uyuyamadığını öğrendiğimde bu düşüncem iyice pekişti. Silah, silahı elinde tutanın gücünün değil karşısındakinin hayatına son vermenin acizliğinin simgesiydi. Ve biz öyle bir dünyada yaşıyorduk ki; ağır, siyah ve soğuk bir metal parçası güven içinde uyumamızı sağlıyordu. mavikedi Birinin özgürlüğüne tecavüz edebilecek niyet ve muhteviyattaki her şey bir silahtır. Henüz hayata dair hiçbir şey bilmeyen bir çocuğun kalbine doğrultulmuş bir tüfek... Hiç kimseye gösteriş ya da en ufak bir zarar amacı bulunmayan bir topluluğun ibadetlerinin orta yerinde patlayan bir bomba... Emekli maaşını henüz çekmiş bir amcanın karnına dayanmış bir bıçak... İşsiz, belki alkolik bir babanın koca bir ailenin üzerinde inip kalkan kemeri... Tek suçu iş çıkışı karanlığa kalmak olan bir kadının bacakları arasına dayanmış bir penis... Lobları menfaatle doldurulmuş beyinlerin ellerindeki kutsal kitaplar... Fikirleriyle bir toplumu aydınlatmak, uyandırmak kararlılığındaki kafaları ipe gönderen kalemler... İnsanların vicdansızlıklarıyla birleşen her materyal silahtır. Ne yazık ki her zaman ruhsata da gerek olmaz. gosalyn mallard Bir zamanlar Türk gençliğinin aklını almış, tüm memleket sathındaki mahallelerde fırtına gibi esmiş bir silah vardır; adı mamçıka. Ya da munçaku veyahut mınçıka. İsmi yörelere göre değişen bu silah, iki adet sopa ve bu sopaları birbirine bağlayan bir zincirden ibarettir, zaten bu kolay imal edilebilir yapısı yüzünden de çivi çakmayı bilen her mahalle bebesi tarafından iyi kötü bir tane üretilmiştir. Lakin, basit yapısına karşın kullanımı ustalık ister, kendine has usulleri vardır ve nice genç bu usulleri öğrenmeye çalışırken kafayı gözü patlatmıştır. Bu efsanevi silahın yurdumuza girişiyse, kanımca Çin den çıkmış en kral insan olan Bruce Lee sayesindedir. Ya da Bruş Li, ya da Bur Çi Le, onun da ismi yöreden yöreye değişmektedir. Zaten bu mereti ondan iyi kullananı da görmedim. Ulan yıllarca aynanın karşısında çevirdik durduk kan ter içinde ama Bruce Lee nin o hızına, o zarifliğine zerre yaklaşamadık arkadaş. alpinsamuray En güçlü silah bilgidir. Oy 21. yüzyıl, vay bilişim çağı gazıyla yazmıyorum bunu. Silah acıtandır. Ama neyin ne kadar acıtacağı bilgisine sahip olmadıkça atom bombaları için Atom çekirdekleri oynaşıyor işte öyle kendi aralarında, cici denir, ışın kılıçları da aklımızda elektrikli testere misali bir alet olarak yer ederdi. Diğer yandan Bu acıtır bilgisi Türk filmlerinde masaya vurulup kırılan şarap şişesini, MacGyver da, mesela, yarım şişe çamaşır suyunu bir silah haline getirir. Süpermen e karşı en güçlü silahın ona gücünü veren Kriptonit olduğu bilgisine haiz olduğu gün Lex Luthor göbek atmadıysa şerefsizim. En güçlü silah bilgidir, evet. Acıtan, yaralayan, öldüren şeyler sadece birer araçtır. Bu bağlamda size bir de sır vereyim: Benim silaha çevirebileceğim yegane araç dilimin ucundan dökülen kelimeler. Ne tezattır ki beni en çok acıtan, en çok yaralayan da silah olarak alnıma dayanmış suskunluk olmuştur. Birinin silahı başkasının kalkanı olabiliyor demek ki, sadece bilmek gerek. a lifetime of type ii errors Mavi kapsülleri vardı, 12 lik galiba. Namlunun altındaki pimi çeker silindirimsi kısmı yana çıkarır ve bu kapsülleri yerleştirirdik oraya. Silindirin arka tarafı kapalıydı. Namlunun arka tarafı da kapalıydı. Namlunun ucunda da kırmızı plastik bir parça vardı. Bunlara rağmen bir arkadaşımıza doğrulttuğumuzda silahı sol eliyle ağzını yüzünü kapamaya çalışırken sağ elini de açık şekilde uzatırdı nedense. Oysa yüzüne asla gelmezdi bir şey. Merak ediyorum o yüzünü kapamaya çalışma kendini koruma hareketi evcilik oynarken olduğu gibi rol müydü sadece yoksa içinde az da olsa bir korku barındırıyor muydu? Galiba vardı biraz korku. Birkaç yıl sonra bu silahların boncuk atanları çıktı, mavi ve turuncu boncuklar. Namlu artık delikti ve kırmızı plastik parça da yoktu namlunun ucunda. Eskisine göre daha az ses çıkarıyor ama daha fazla silaha benziyordu. Bilmeyen için daha az korkutucu (sesi çıkmadığı için) ama daha acıtıcı (boncuk attığı için) yani gittikçe daha yakın gerçek silaha. Çocuklar artık birbirlerine ateş ediyorlardı bu silahlarla. Acıtıyordu ama acı çeken de karşılık veriyordu. Birkaç yıl sonra bu silahların demir boncuk atanları çıkacak ve çocuklar hava atacak, Benimki gerçek kurşun da atabiliyor lan diye. Birkaç yıl sonra çocuklara cep telefonu yerine gerçek silah alınacak. Birkaç yıl sonra silah kelimesinin başında oyuncak veya gerçek sıfatı kullanılmayacak. ozzzz Bu yazı silaha taraf bir yazı gibi görünse de sadece insanları anlama amacı ile yazılmıştır. Bir adalet sorunsalıdır silah. Bin yıl önce birazdan anlatacaklarımın benzeri bir şeyler yaşayan biri silah denilen aleti icat etmiştir. (Kılıç, mızrak da bir silahtır) Bugün olsa ben de icat ederdim diyenler beri gelsin. Koşa koşa gelen öfkeli bir kabadayının karşısında güçsüzlüğünü hissettiğin ve bir sopa, taş, bir araç aradığın anların bir sonucudur silah. Basit bir doğa adaletsizliğinin törpülenmesidir aslında. Daha detaylı olarak ise aşık olunan kızın yüz vermemesi ve önünüzdeki pilli adama yazması karşısında duyulan öfkeyle bile ilişkilendirilebilir bu silah vakası. Adalet duygusu sorgulanması ve hak ettiklerini bir bir kaybetmenin verdiği çiğ köfte tadının bugünkü sonucudur silah. Tıpkı Suç ve Ceza daki Raskolnikov gibi doğanın adaletsizliğini kendi adaletinle sağlamaya çalışmanın ölümler dışındaki ufak çıktısıdır. Hafife alınmayacak hislerimizden ve korkularımızın doğasındandır yani. lifedom Eski Türklerin o çok ünlü üçlemesinin son halkası olan silah, (öyle ya da böyle şu anki yaşayış üzerinde etkisi varsa) Anadolu kültüründe de büyük önem arz eder. Erkek çocuklar, hayatları boyunca silaha ve onun getirdiği güce alıştırılmaya çalışılır. Öyle ki, avlanmaya meraklı kişiler, ergen çocuklarına, kemale bakmadan, boylarından büyük bir çifteyi teslim ederler. Bu anlayışın bir mağduru olarak şunu söyleyeyim: O silah eldeyken, yalandan da olsa, içinizin ısındığını fark ediyorsunuz. Ancak biraz akıl başa yerleşmeye başlayınca ve kendilerini bu anlayışla tanımlayan insanların nelere yol açtıklarını görünce o metal-ahşap gövdeden tiksinmeniz doğal. raziel Silah argoda erkek cinsellik organıdır. Buna şaşmamak gerek, zira hem silah hem de penis kültürümüzde cezalandırmak fiilinin kendisine karşılık bulduğu yegane kavramlardır. Şarkılarımızda Kız ben seni vurmaz mıyım? diyerek açığa vurduğumuz bu keyfiyet sinir anında ceza olarak umut edilen küfürlerimizde de -şu an örneğini veremeyeceğim şekillerde direkt şahsiyete yahut aile yakınlarına olmak suretiyle- karşımıza çıkar. Gerçekten de yüzyıllar boyunca cinselliği tabu olarak kapalı kapılar ardında yaşamış bir toplumun bu konuyu silahla bağdaştırması çok manidardır. Nitekim Türk halkı bu tür konularda kurnazlığını kullanmaya bayılır. Cinselliğin silah ve ona bağdaşık konularla ifade edilmesi (silah, vurmak, vuruşmak, cephane, çavuşu tokatlamak vs.) evinde silah üreten bir toplumda şaşılacak bir şey değildir. cagrika Sız bir dünya düşlerken sızlatan ve birinin ceplerinde, bir tiyatro sahnesinde, bir film karesinde yer aldıysa şayet, eninde sonunda muhakkak patlayan, ben şimdi bunları yazarken, siz sonra bunları okurken başka okumaları, başka yazmaları, başka gülümseyişleri, başka göz süzmeleri yarım bırakan, gündüz güzellerinin karanlık bekçisi, günebakanlara atlas kefen erkeklik cilası, namus belası, kanatan ve muhakkak ağlatandır silah... Özgüvenli söylemlerin kara kenar süsü, attan ve avrattan sonra, yiğitlikten ve cesaretten önce gelen... İcadıyla mertliğe dair ne varsa alıp götüren, suçlarken kolaya kaçtığımız, köprüden geçmeyi diğerini öldürerek başaran keçidir silah. Günah keçisidir, keçi inatlarının sadık eşlikçisidir.. Güneş gülüşlü, kızıl derili insanların -ki düşüncem, güzeldileryok edicisidir... Derken şöyle en karasından biri kafama doğrultulmuşçasına irkilirim: Silah mıydı kanatan, yoksa en tehlikeli icat insan mıydı? Hayır Kabil Habil i öldürmek için cebinden bir Magnum çıkarmamıştı, bunu yapan Kirli Harry idi. Yoksa hepsinin namlusuna çiçek ekmek isterken, menekşeleri kökünden sökmüş, bahçeleri kurutmuş muyduk? Özgürlük getirmek, düzen getirmek yahut Kıble ye döndürmek yalanlarıyla ceplerimize bin yüz mermi fazla doldurup kızıla mı boyamıştık ağzımızı sulandıran toprakları? Fiş dosyalarımıza Ali gel ile eşzamanlı girmemiş miydi Ali önce yok et sonra elde et? Peki ya dikenli teller kimi kanatır? Çit silahtan önce vardı değil mi, sahip olma güdüsü silahtan önce vardı. Kötü niyet silahtan önce vardı, çünkü en önce insan vardı, önce ve her şeyden önce insan vardı. Vara vara bu lanetli, bu çocuk çığlıklarıyla dans ettiğimiz, bu birbirimizin yüzüne nefretle baktığımız, bu karşı karşıya olmaktan öteye gidemediğimiz dünyaya vardı. Perilerimiz cahil, gözlerimiz siyah bantlı, kulaklarımız tıkalı artık. Belki silahtan beri daha bir tıkalı, kanımca tüm suçu budur. Şimdi çocuklarımızı bize benzemekten Action-Man ler korusun, ama önce tek bacaklı kurşun askeri öldürsün... maureen Metal, namlusu, tetiği olanları soğuktur. Ateş eder ama soğuktur. İkiyüzlülük bir nevi. Gerçi o kadar bilindiktir ki artık kimse yemez bu numarayı. Herkes bilir: Silah öldürür. Maske takmış bir şekilde ortada dolaşanları ise hâlâ insanları aldatabilmeyi başarıyor. Herkeste olumlu izlenim bırakan güzellik, iletişimin temel taşı sözcükler, tek bir bakış, sevgi, para... İnsanın farkında olup silaha çevirmediği hiç bir madde, duygu kalmıyor. Öldürmek, yaralamak, incitmek, ele geçirmek gücün sembolü olduğu sürece de gözün gördüğü ve göremediği dünya üzerinde yer alan potansiyel silah muamelesi görmeye devam edecek. yalniz bir opera

11 inceleme Kasım-1 Aralık EKfi 80 li y llar ve erkekler üzerindeki meflum saç laneti ünyanın çıldırdığı vakitlerdir 80 li yıllar. Ne 70 lerin şimdilerde (daha çok 90 ların ikinci yarısında) geri dönen modasını barındırır ne de 60 lı yılların siyasi hareketini, enerjisini, yahut cinsi münasebet devrimini içinde yaşatır... Hani 30 lu, 40 lı, 50 li yılların trençkotlu, küt saçlı, epilasyon silsileli kaşlarıyla gergin estetiğine zerre bir yakınlığı da yoktur. Ama şahsiyetli midir? Evet... Belirgin özellikleriyle bu yıllar nerede görülse tanınacak izler bıraktı mı? Kuşkusuz... İşte bunlardan biri de, 80 li yılların erkekler üzerinde yer eden saç lanetidir. Ergenlik ila 30 yaş arasındaki zaman dilimini 80 li yıllarda yaşayan erkekler, bu lanetin başlıca kurbanları. Hatta, hadisenin bir lanet olarak kayda geçmesi de tamamıyla bu yaş grubundaki kimselerin saçları için geçerli... Dönemi yaşayanların malumudur. Kim bilir belki de The Village filmindeki gibi hakkında konuşmadığımız dönem olarak adlandırıyorlardır 80 leri. Kuşkusuz bunda saç lanetinin derin izleri var. Hadisenin başlangıcı ise esasında malum yılların gavur ellerinde yarattığı moda infialine tekamül eder. Ancak bizim örneklerle ve detaylı açıklamalarla irdeleyeceğimiz asıl mesele, lanetin en elim etkilerinin yaşandığı Türkiye elbette. Ergenliğine yeni ermiş, 30 unu geçip keline feline erememiş, saçlarına yeni bir yön arayışındaki Türkiye erkeği, lanetin gökten yıldırım inercesine indiği başlarını omuzlarının üzerinde taşıdığının farkındalar mıydı? Elbet değillerdi, ama olacaklardı... (Bunları da 9. sayıdaki Gerilim Romanı Rehberi nden öğrendim, çaktırmayın.) D Lanet kendisini göstermeye bafll yor... Çok uzağa değil, televizyonunuza, Yeşilçam TV, Sinematürk yahut Show TV gündüz kuşağına ara sıra göz atın. 80 li yılların sinema eserlerine pür dikkat kesilin. Derli toplu bir tane erkek saçı, bir tane jöle, briyantin yahut tarak tutmuş saç var mı bakın. Tüm erkeklerin saçtan çok, Stereonun monodan ipini kurtar p çifter ayak deli gibi koflturdu u bir t n da, org z r lt lar eflli inde ve lazer fl klar n n aras nda fieri fieri Leydi dans eden çiftler düflünün. rençli i müspet, kepaze, ama moda oldu u kesin vatkal ceketler içinde parlak bluzlar yla sal nan kad nlar n düzelmeye meyilli permal saçlar ve karfl lar ndaki erkekler... Aman ya Rab! O da ne? Erkeklerin saçlar adeta tütün balyas gibi. Dümbük gibi. flte buras, lanetin bafllad nokta. tütün balyasına benzeyen o kütleyi başlarının üzerinde nasıl taşıdığına tanık olun. Ve sonra 90 lı yıllara bir gelin. TV dizilerini hatırlayın. Ebru Gündeş li, Muazzez Ersoy lu, Sanem Çelik li, aşk, hırs, intikam ve arabesk dokulu gergedan boynuzu hassaslığındaki dizileri... Nitelikleri ya da sıfatları derdimiz değil şu an. Bizi ilgilendiren, hemen her birine yerleşmiş, 80 li yıllardan kalma lanetli aktörler. Dikkatinizi toplamanızı, sadece bir kaçına erişip sayfaya serpiştirdiğimiz fotoların haricindeki isimleri de gözünüzün önüne getirmenizi arzu ediyorum. Özellikle 80 li yıllarda çocuk olup bu lanetten teğet geçen şimdinin gençleri ve 30 lara merdiven dayamış bunalımlılarına eğlence vaat ediyorum. Ne demiştik? Diziler... Evet, bu dizilerin önemi şu: 80 lerin tecavüz, cinsellik, uyuşturucu temalı ve modern yaşam eleştirisiymiş gibi davranan çiğlik abidesi yerli filmlerinin yıldızlarını hepimiz biliyoruz. Tarık Tarcan, Emrah, Tolga Savacı (ki eski soyadı Savaşçı dır), Engin Koç ve Yaşar Alptekin gibi isimlerin, filmlerdeki şöhretlerini taşıdıkları bu dizilerdeki hali ve ahvali gerçekten de acı vericidir. Zira hepsinin saçları, 80 li yıllardaki o fön makinesinden dayak yemiş, dalgalı, kabarık ve tarak tutmayan, jöleden etkilenmeyen halinden ödün vermemiştir. Ne teknolojik, kozmetik gelişmeler ne de yeni moda saç şekilleri bu insanların saçlarına etki edebilmiştir. Sadece Emrah n 80 lerdeki saç lanetinin bir örne i kabar k, dut usulü saç (solda), yerini rampa kafa saç stiline b rakt (sa da). Çünkü lanet sebebiyle saç düzelmiyordu. aktörler değil. 80 li yılların filmlerinde, yukarıda belirttiğim yaş grubunda yer alan erkeklerin de saçları aynı kepazeliktedir. Çok uzun olmadığı halde kabarabilen, gölgesiyle adeta kafanın üzerinde bir yaban tavuğu taşıyormuş hissi veren, hatta bu görüntüyle pek meşhur bir berber tabirine, tavuk g...tü modeline kaynaklık etmiş bir görünümdür bu erkeklerin saçlarından yansıyan. Yüzü eblehleştiren, saçlarda ipeksi olduğu kadar dokunulduğunda bir samanla eş değer hisse sebebiyet vereceğini öngördüğümüz bir çeşit yumağı andırır bu. Peki bu lanetin etkilediği yaş grubunu nasıl belirliyoruz? Şöyle... Elimizde o döneme ait görüntüler (filmler, düğün kasetleri) olduğu kadar, fotoğraflar, tanıklar da var. Hemen bakıyoruz ki; bu dönemde yaşayan, ergenlikle 30 yaş arası bir erkekle, saç rengini, saç zevkini ve şeklini şemalini 70 li yıllarda edinmiş kimseler arasında bariz bir fark var. Birisi yukarıda kısa bir tarifini verdiğim, geneliyle bir balyayı andıran o dümbük ifadeli plaj p.z...vengi ifadesinde iğrenç bir saç şekline sahipken, dönemin lanetinden uzak kalmış diğer saç modeliyse insan gibi diyerek kısaca belirteceğimiz hayli normal, şimdi bile sokakta görebildiğimiz, şekle girebilir, görünce gülmeye sevk etmeyen, kabarmamış, kabarmaya meyletmemiş bir halde. İşte yavaş yavaş neden bu hadiseyi lanet olarak tanımladığıma, televizyonda gördüğümde İşte lanet! diyerek cadı çığlıkları attığıma dair bir gerekçe daha... Emrah n rampa kafa saç tercihi, Tar k Tarcan n bombesi Film yıldızlarının akıbetiyle devam edelim... Tarık Tarcan misal. O kabarık saçlarını ve hale yola gelmez lülelerini hali hazırda toplayabildiğini gördünüz mü? Bir şişe jöleyi boca ettiği Affet Bizi Hocam dizisinde dahi, o kabarma hissinin sürdüğü, lanetin en etkili olduğu saç arkası bombesi nin kendisini göstermek için çaba sarf ettiği dikkatinizi çekmedi mi? Peki ya Tolga Savacı nın sırf bu lanetten kurtulabilmek için saçlarını birçok TV dizisinde buğday tanesi uzunluğunda uzatabildiğini, hatta kelleştiğini fark edenleriniz de mi olmadı? Emrah ın uzun bir süredir saçlarının üç numara + rampa kafa modelinde olması sizce neden? Yaşar Alptekin in bu lanetle yaşamaya alışarak rol aldığı dizilerde ramazan davulunu andıran saçıyla ve kafasıyla arz-ı endam etmesi yüreğinizi hiç mi cız ettirmedi? Adamcağızın şimdilerde dine dönüp namazgahlar üzerinde saçında takke ile poz vermesi, hacılara karışması sizce ne içindi? Keza Engin Koç un saçlarını her seferinde ütüleyerek geriye doğru bir kütle halinde yapıştırması ve bu Engin Koç, o y llarda lanetin kabart c etkisinden kurtulmak için saçlar n uzatmay denemiflti (Solda), ama bu da geri tepti ve mankenin saçlar balyalaflma gösterdi. Günümüzde Koç saçlar n takt kask ile gizliyor. Hata sende de il Engin, utanma! laneti maskelemesi, Televole dahilindeki büyük reyting canavarı Kördüğüm ü izlerken dizinin mükemmel dramatik yapısı nedeniyle dikkatinize mazhar olamamış olabilir mi? Hepsine evet diyorsanız, şimdiden itibaren gözlerinizi iki kere daha dikkatli açın, hayır biliyoruz ama içimize atıyoruz demekteyseniz lanetten haberdarsınız... Şimdilerde, eski aktörlerin sıfatlarında ve saçlarındaki o gelin duvağını andıran şekillenememe, balyalaşma, tavuğa öykünme özrüyle dikkat çeken lanetten mustarip insanların meşum varlıklarında yeniden hatırlanan bu laneti açıklığa kavuşturduğum için aslında hiç mutlu değilim. Hatta berber duvarlarını süsleyen, dönemin kaleci saçlı erkeklerinin fotoğrafları ne diye hâlâ övgüyle o vitrini süsler anlamış değilim. Kaleci saçı olarak tanınmasını eski Fenerbahçeli ve milli kaleci Engin İpekoğlu ve Ankaragücü kalecisi Adnan dan aldığını belirtmeden geçecek umursamazlıkta hiç değilim. Ve evet neyse ki lanetli de değilim değilim değilim! lem K saca toparlamak gerekirse: 80 li yılların saç laneti, ergenlik ve 30 yaş arasındaki erkekleri etkilemiştir. Bu erkekler şimdilerde bile bu lanetten ve o saç modelinden mustariptir. Çoğunun saçları ya dökülmüş ve kelleşmişler ya da aynı şeklini muhafaza etmişlerdir. Lanet; ergenlikten başlayarak saçların hayat boyunca bir tütün balyası gibi şekillenmesiyle gerçekleşir. Film yıldızları ve düğün kasetlerindeki tiplemeler, lanetin eldeki yegane kanıtlarıdır. Tar k Tarcan saç n n arkas nda bombe oluflturan, lülelerde ölümcül s çramalar yaratan lanetle 80 lerde tan flt (solda). Bugün ise yo un jöle ile bast rmaya çal flt bu kabar kl k hâlâ çeflitli lüle s çramalar yla varl n koruyor (sa da).

12 12 EKfi 25 Kasım-1 Aralık popüler kültür Madonna Don t Preach adonna nın yeni albümü Confessions On A Dance Floor (COADF) raflardaki, ilk single ı Hung Up ın video klibi de ekranlardaki yerini aldı. Klibi görenleriniz olmuştur. Floresan lambalar titrek bir tıkırtıyla yanar, 70 lerin eşyalarıyla dolu bir jimnastik salonu aydınlanır; içeri bir kadın girer. Elindeki vintage boombox ı yere bırakır, play tuşuna basar ve old skool eşofmanlarını üstünden çıkarmasıyla kadının Madonna rolündeki Madonna olduğunu görürüz. Aerobik mayosu, ışıltılı kemeri, janjanlı stiletto larıyla fantezi-sportif bir şıklık (rüküşlük) içindedir. Madonna trend setmeye devam ediyor, deriz içimizden. Sonra Maddy (Madge ya da Ciccone) yüzünde bir ton makyaj ve umursamazca seksi bir ifadeyle ısınma hareketleri yapmaya başlar. Birkaç yaratıcı ve yakalayıcı dans figürü eşliğinde Maddy nin yıllara meydan okuyan fiziğine ve kondisyonuna vakıf oluruz. Mesaj alınmıştır: Bu kadın yaşlanmıyor. Sonra 80 ler mimarili binalardan atlayan, zıplayan zenci kardeşlerimizi, bir zenci mahallesinden manzaraları, Uzakdoğulu ve Ortadoğuluları, Hispanikleri ve Hintlileri görürüz; adeta 70 lerden bir blaxploitation filmi izliyormuşuz gibi. Görüntüler hızlı hızlı gelişirken insanların hal ve tavırlarından günümüzde olduğumuzu (kıyafetler, dövmeler, kulaklıklar ve acı çeken liseli Japon kızın varlığı bize bunu düşündürür) ama onların retro bir evrende tutuklu kaldıklarını hissederiz. Moda, müzik ve alt kültürün kaynaştığı bir illüzyondur bu. M I SAW I aw II ile ilgili en temel ve reel eleştiri kendini şu noktada bulacaktır: Saw II, korku filmi olma iddiasında. Ancak bu iddiayı gerçekliğe dönüştürmek yalnız korkutmak ile mümkün değil. Zira insanın temelinde var olan korku duygusu, şoklarla ve tetiklemelerle de ortaya çıkabilir. Eğer bir sinema eserinden bahsediyorsak eser şok tekniklerini bir kuple aşmalı, kendi dili ve diyalektiği içerisinde bizi gerebilmeli, korkutabilmelidir. Bu yüzden korku filmlerinde temel öğe izleyicinin zalim ve mazlum ile empati kurabilmesi ve olayın gerçekliğine şüphesiz biat ederek olasılıklar evreninde yan köşede duran bir gerçeklikten gerilmesidir. Bu bir senaryo işidir ve Saw II filmi tam bu noktada tırtlamıştır. Çünkü; Saw II bize bugün, ABD de bildiğimiz fizik kuralları geçen bir zamanda yaşanabilecek bir olayı sunuyor. Kısaca, kanser hastası ve ölümü muhakkak bir katil, insanların yaşamın kadir ve kıymetine karşı ilgisizliği hasebiyle sinirleniyor ve bir ahlak bekçisi kimliği ile yaşamını kötü S Evet, bafll k eski bir yaz dan arak, neredeyse anonimleflmifl bir deyifl. Ama huylu huyundan vazgeçmezse hayal gücümüze böyle katar giriyor iflte. Neyse, big news: Madonna yeni albüm yapt, s cak s cak servis edin... Madonna bir şeyi yoktan var etmiyor müzikal anlamda. Çalıştığı adamların da yıllardır değişmediğini, ihtiyatlı müzikal birliktelikler kurduğunu hesap edersek onu çalıp çırpmakla suçlayamayız. Madonna alternatif hareketleri yakından takip ediyor ve mainstream e uyarlıyor sadece. MTV çocuklarına habersiz yaşayıp gittikleri müziklerden kendince bir uyarlama sunuyor. Yıllar önce okuduğum bir söyleşide Madonna nın Blur den Damon Albarn a Amerikalıların britpop u Spice Girls sandıklarını söylediğini okumuştum. Mesele aydınlanıyor: Madonna görünümüne ve özel yaşamına gösterdiği özeni müziğine de gösteriyor; çeşit çeşit müzik dinliyor. Pek bilinmeyen dahi bir prodüktörü, William Orbit i sağ kolu yapıyor. Sonra 80 lerden beri müzik piyasasında olan ama bir türlü çıkış yapamayan bir Fransız ı, Mirwais i mutfağına alıyor. Şimdi de Zoot Woman ve Les Rythmes Digitales den Stuart Price ı (Jacques Lu Cont) ekibe dahil ediyor. Tabii yılların Pal Leonard ve Shep Pettibone uyla bağları koparmadan. COADF da yeni ne var? Çok sevdiğiniz veya hiç sevmediğiniz Madonna dan tek bir saniye bile susmayan, DJ set havasında geli- şen, bir arkadaşımın dediği gibi kendinden remiksli ; Madonna nın müzikal yolculuğunu bilenlerin yabancılık çekmeyeceği, diğer albümlerinden aşina olduğumuz liriklerle destekli, bir saati aşkın sıkı bir dans müziği şöleni var. Kendi kendine nefes alan, konuşan, dans eden bir albüm bu handiyse. Bütün albümü tek bir şarkı gibi dinlemek mümkün, ki tavsiye edilen de bu. Madonna nın yeni bir söylemi, problemi yok. İyi düzenlemeler, serin vokaller, bazan mankafa olabi- len ama mantravari primitiflikleriyle son kertede bedeni ve ruhsal hazzı kutlayan, kutsayan; dans etmeye yeten sahtekarca bir bilgelik var. Aş, diyor Madonna. Ama bunu terden, devinip duran kasların tetiklediği serotonin hücumundan öyle boğulmuş ve sarhoş olmuş raddede söylüyor ki, dinleyici olarak sizin de dermanınız kalmıyor; öylece teslim oluyorsunuz bu içi boş, içi olmayan terapiye. Seni mi kıracağım Madonna? Neler dinlemedik, nelere dans etmedik; senin için de ata- rım birkaç parende, sallarım bedenimi sağa sola. Eğer dediğin gibi sıyrılacaksam günahlarımdan, suçluluk duygularımdan. Arınacaksam. Birçoklarına göre Ray Of Light tan bu yana yaptığı en iyi albüm bu. Bana kalırsa Madonna nın her albümünde dişe dokunur en az birkaç parça olur, anlayana. Bakınız pop müziğin kraliçesi falan demiyorum. Sembolik de olsa monarşi monarşidir ve berbat bir şeydir. Madonna yı kocalarından, hocalarından (Kabbala kastediliyor), servetinden ve berbat filmlerinden bağımsız düşünüp yüzü suyu hürmetine dinlemeyi denerseniz; kırklarının sonunda değil, hayatının her merhalesinde ruh ve bedende tümel olarak azmış, yerinde duramamış bu kadının yarı deli monologundan kendinize bir veya birkaç ders çıkarabilirsiniz. Gözü kör hayranlarına söylemiyorum elbet, onlar zaten kellemi fetva buyurmuşlardır. Ne diyor bilge Madonna şarkısında: Sana aşktan (sevgiden) söz edeceğim. Hayatını unut. Problemlerinden kurtul. İdare etmekten ve edenlerden, borçlardan, yüklerden. Dilimizi ısırıp Maddy e ayak uydursak fena olmayacak sanırım. Çünkü yıllardır diline pelesenk ettiği bu meramları ileride ısıtıp yeniden önümüze sunması veya bizim bu patolojik iyimserliğe isyan edip hayata küsmemiz falan mümkün. O yüzden Madonna ya he he demek ve COADF la bir saat kudurduktan sonra en sevdiğimiz albümü takıp keyfimize veya keyifsizliğimize bakmamız gerekiyor. velouria Korkunç bir senaryo Afiflinde, Oh yes, there will be blood yaz yor. Buna kaniyiz, ama bir de senaryo olsun isterdik harcadığını düşündüklerine ölümlerinin de bir ihtimal olduğu bir oyun hazırlıyor. Bu oyundan çıkanlar yaşamayı hak edecekler, katilin doğal seçilim ile kafasında tümleştirdiği maniveladan sıyrılamayanlar ise zaten hak etmediklerinden yaşam dışına atılacaklar. Bu oyun içerisine şu veya bu nedenle girmiş yedi kişi bir evde, kendi iradeleri dışında mahsur tutulurken, iki saatten az bir süre içerisinde bu evden dışarı çıkmaları gerekiyor. Evin içerisinde sürekli sarin gazıyla boğuşan bu topluluğu ise katil başka bir yerden bilgisayar vasıtasıyla izliyor. Polis, katilden ipuçlarını alarak bu garipleri kurtarmak ve nerede olduklarını bulmak için çabalarken süre azalıyor ve Digiturk sonlamasıyla izleyici Bakalım ne olacak? diyor. Diyor mu? Demiyor. Demiyor zira olanların gerçek olabileceğine dair en ufak bir inanç dahi seyirciye verilemiyor. Düşününüz, iki saat gibi bir süre varken koca bir SWAT timinin romantik komedi film izler gibi sükunet ve rahatlıkla monitöre bakabilmesinin mümkünatı var mıdır? Bir polis şefinin çocuğu tutsaklar arasında ise yapacağı ilk şey ortalıkta deli gibi küfürler sallamak ve katille muhabbet, hatta kanser hastası ve oksijen tüpüyle nefes alabilen bir adamı tehdit etmek midir yoksa bilgisayar sistemi ile evi izleyebilmek için bir network bağlantısının lazım olacağını anlayıp bu bağlantıdan eve ulaşmaya çalışmak mıdır? Yalnız bu kadar değil, katil profili de inandırıcılığı yerle yeksan ediyor çünkü kanser hastası olduktan sonra ölüm gerçeğiyle yüzleşerek psikolojik bunalım geçirmiş ve sosyopati geliştirerek delirmiş hiç bir insan katil kadar tumturaklı ve dört- dörtlük bir mantık silsilesine sahip değildir. Gene böyle hiçbir insan dış çevreye karşı zaafsız da olamaz. Dış çevredeki kendi gerçekliğine uyumsuz her harekete vereceği tepkilerin kendi deliliğinin zorunlu ispatı olabilecek bir insan uzun ve sıkıcı bir konuşmada, Darwin in yalan yanlış anladığı doğal seçilim teorisini örneklendirerek kusursuz bir ubermensch profili çizmemelidir. Bu kadar idealize edilmiş bir katilin gerçek olamayacağını her izleyen anlar. Bunca kelam sonrasında, iki arada bir derede büyük bir acele içinde izleyebildiğim Saw II filmine başarılı bir korku filmi diyemiyor, hatta korku filmi demekte bile zorlanıyorum. Roma arenalarındaki gladyatörleri ve onlardan dökülen kanı izlemekten daha başka bir anakronda isimlendiremeyeceğim bu nedensiz şiddet gösterisinin de afişiyle müsemma olduğunu söylüyor, Atilla Dorsay gibi not vermeden ancak afişe bir ek çıkarak yazıyı sonlandırıyorum. Kan var, başka da bir şey bulunmuyor. aethewulf

13 araflt rma 25 Kasım-1 Aralık EKfi 13 Kaybeden, mitlerimiz oldu... Rövanflist kültür kupası bileti almak için oynadığımız Dünya rövanş, İsviçre deki maçın hemen ertesinde başlayıp hâlâ da devam eden bir proje. Kendi söylemimizi, kendi kefemizde tartmamız için bir imkan. İstanbul da yaşanan olaylar, federasyon ve medya tarafından bilinçle organize edilmiş, ince biçimde hesaplanmıştı. Havaalanında, mesai saatleri içerisinde şirketin bilgisi ve oluru olmaksızın en ufak bir gösteri yapması mümkün olmayan Havaş işçilerinin karşılamasından, yol kenarında yumurtalarıyla hazır ve nazır olarak İsviçre kafilesinin otelini ve güzergahını bilerek bekleyen protestoculara, oradan da stadı dolduranları dolduran manşetlere kadar karşılaşma öncesi karşılama fasılları birer tertipti. Medya, karşılaşma öncesi, tüm bu preemptive strike hamlelerinin failleri olan güdümlenmiş kimi aşırı milliyetçi grupları kendiliğinden orada bulunan ve tepki gösteren halk olarak lanse etmesiyle olaylara bizatihi müdahil oldu, yönlendirdi, özendirdi. Ki medyadaki kendiliğinden orada bulunan halk karikatürü, başka toplumsal olaylar sırasında da resmedilmişti. Tuhaftır, Türkiye Futbol Ligi müsabakalarında çıkan saha içi ve saha dışı olaylara terörizm sıfatını yakıştırma kıvamına çoktan gelmiş Türk medyası, bir yabancının Türkiye deki atmosferi cehennem olarak manşetlemesinden muazzam bir haz duyuyor. Medya, bu yönde yayımlanmış bir haberi kupürüyle birlikte ekranlara, ilkokulda okumayı söktüğünde okuma ağacındaki elmalardan biri olarak sergilenen öğrencinin haklı gururunu anımsatan bir maharet edasıyla sunuyor. Devamında, Kadıköy deki maç öncesinde İstanbul daki belli başlı taraftar gruplarına federasyonun bilet dağıttığı haberi taraftar sitelerine anında düştü. Aslan payının asıl ev sahibi konumunda olan bir taraftar grubunun aldığı bu payların bir kısmı karaborsada satıldı, bir kısmı ise tribünleri şenlendirmek ve yönetmek amacıyla hazır kıta maça intikal edenlere kaldı. Halbuki, aynı medya ve federasyon avanta bilet uygulamasına karşı esaslı cezalar getirmiş, bu uygulamalara başvuran kulüpleri ağır para cezalarıyla tehdit etmiş, caydırmıştı. Bu, normal şartlar altında suçlu addedilenin, iş milli dava haline geldiğinde nasıl da devlet namına devşirilebildiğinin, derinleşmenin, çok küçük ama manidar bir ara nağmesiydi. Maç öncesi bu çarpık ve tutarsız tablo, Makyevelist bir önkabulle, hedefe ulaşma yolunda, çok sevimli olmasa da makul gözüktü, hasır altı edildi. Olayların sıcaklığı ve medyanın galeyan pompaları olan spor yazarları korosu şu soruları özenle sakladılar: İsviçre ye reva gördüğümüz tüm bu uygulamaların ve hıncımızın mesneti sadece İstiklal Marşımızın ıslıklanmasına karşılıktı değil mi? Dahası, sanki Türk Milli Takımı taraftarlarının, bizlerin, rakip ülkelerin milli marşları okunurken ıslıklama gibi bir huyu, adeti yokmuş gibi davranmak, hangi olmayan saygının hesabını yekten rakibe mal etme çarpıtmasından besleniyor olabilirdi? Bu, rakibe milliyetçi hamasetler üzerinden yüklenme stratejisinin doruk noktasına ulaştığı yorum ise Medeni İsviçre argümanında vücut buldu. Islıklanmasına haklı olarak bozulduğumuz marşımızın ebesi olan şiirde Ersoy un Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar dizesi durmaksızın tekrar edildi. İsviçrelilerin yetmiş saniyelik ıslıklama çiğlikleri üzerinden yüz elli yılı aşan batı kompleksimizin boşalmasını sağladık ve asıl medeniyetin bizde olduğuna böylelikle kanaat ettik. Bir anda, yüz milyarlık borçlarımızdan da modernleşme projemizin sıkıntılarından da silkinip ferahladık. Tıpkı Zenginler de Ağlar dizilerini seyrederek kendi haline şükreden müzmin yoksullar gibi rahat bir nefes aldık. Öte yandan, maçın hakeminin bariz şekilde milli takımımız lehine düdük çaldığı, maç öncesi Dünya Kupası nın pazarlama kaygısında olan FİFA nın hakeme Türkiye maçındaki performansa göre şampiyonada görev alıp almayacağı belli olacak gibi teamüllere aykırı Rakibi, ancak kaybettiyse meflru ve alk fla flayan gören bir kültürün seçici misafirperverli i olsa olsa konjonktüreldir. Kendi mitlerimizi, kendi saham zda, kendi tahammülsüzlü ümüzle bo duk... bir uygulamayla net bir mesaj verdiği müsabakanın bu yönünü asla mevzu etmedik. Çoktan bir loser haline gelmiş Fatih Terim in maç ertesinde bir türlü ket vuramadığı egosuyla masayı yumruklayarak İsviçre de verilmeyen penaltımızdan bahsetmesi ise bu tablo içerisinde, sahte Picasso tablosu gibi sırıtıyordu. Kötü bir Tatar Ramazan portresi. Maç sonrası, Türkiye ye varışlarından bu yana taciz edilmiş, akıl almaz stresli bir atmosferde oynamış, az daha hakemin tarafgirliğiyle elenme noktasına gelmiş İsviçreli oyuncular, tünele doğru koşuştururken adeta canlarının derdindeydi. Vaktinde, bir anlık dalgınlığı yüzünden en okkalısını yapabileceği bir faulü ıskalayarak fair-play ödülü alan Alpay Özalan, tünelde Beckham a Muamele Vol. 2 yi yazdı, oynadı, yönetti. Maç bitti Delikanlı tavırları paçalarından akan Davut Dişli de kemikleşen federasyon, spor merkezleri ve malum yazarlarıyla medyamız ve devlet erkanı tüm bu olup bitenlerden sonra elbette kendi kendilerinin muhasebesini yapıp takkeyi öne almaktansa ilk maçtan bu yana çaldıkları nameyi kuvvetlendirerek Türkiye üzerine oynanan derin dolaplar, çirkin kampanya başlık ve demeçleriyle aynı milliyetçi pedala yine tam gaz devam ettiler. Olaylara karışan bazı İsviçreli oyuncular bu sırada, karmaşa içerisinde yaptıklarından dolayı hatalı olduklarını söylüyor, ceza almalarının normal olduğunu belirtiyorlardı. Tüm bu olaylar, toplumumuzun medyasıyla, resmi kurumlarıyla, devlet büyükleriyle, taraftarıyla ne kadar, nasıl toplum olabildiğini ortaya koydu. Kendi kendisini eleştirebilmeye karşı fizan kadar mesafeli duran tüm bu kişi ve kurumlar kendi yarattıkları bir mitin kendi elleriyle yapıbozumunu gerçekleştirdiler: Türk misafirperverliği. Haksız olduğunda sesini daha da yükselterek bu haksızlığını örtme gayesinde olan bir çocuğu andıran bu rövanşist kültürümüzle hangi toplumsal sorunlarımızı, nasıl çözeceğiz? Serinkanlılık, hakkaniyet ve kendisini eleştirebilme meziyeti yokken, medeniyetler arasında kuracağımızı iddia ettiğimiz hoşgörü potası köprü nün harcı ne olacaktır? Hoşgörümüz, tıpkı Güney Kore ile oynadığımız dünya üçüncülüğü mücadelesinin ertesinde olduğu gibi, ancak bize kaybeden karşısında tedavüle giriyor. Toplumsalsiyasal alanda milliyetçiliği baskın tüm kültürlerde olduğu gibi Gerisi beter, gerisi malum. gari Meflhur polisiye yazar Orhan fiahin den Dokuz ad mda gerilim roman yazma rehberi Bölüm 2 Yalnızca iki hafta süren, ama naçizane yazarınıza (iki haftalık) bir ömür kadar uzun gelen bir ayrılıktan sonra nihayet karşınızdayız. Uzak kaldığımız sürede, Mike Hammer in maceralarına taş çıkartacak olaylara karıştım... mı acaba? (Bazen istemeden gerilim/polisiye yazdığımı zannediyor, okuyucuyu şaşırtmaya çalışıyorum, mazur görün. Hiçbir olaya karışmadım son iki haftada, evimde Cheetos yemek ve ayak parmaklarımı saymakla meşguldüm.) Tüm polisiye sevdalılarını ve gerilim manyaklarını Sherlock Holmes kasketimi hafifçe kaldırarak selamlıyor ve... tam o anda şimşek çaktı! İrkildiniz değil mi? Rehberimizin ilk bölümünden de hatırlayacağınız gibi, eserinize heyecan ve dinamizm katmanın en etkili yöntemlerinden ilki sıkça kullanmanız gereken...mi acaba? ibaresi ise, ikincisi de hikayenizi ani şimşek çakışlarıyla süslemektir. Acı acı çalan telefonun film noir (Fransızca da İnsanların kafalarını ağır ağır sağdan sola çevirip sigaralarından kallavi bir nefes çektikleri film manasına gelir) sinemasındaki işlevi ve önemi ne ise, aniden çakan şimşeklerin ve şimşeği takip eden korkunç gök gürültüsünün matbu gerilim eserlerindeki işlevi de odur. Bu konuya daha ayrıntılı olarak yedinci bölümde değineceğim, fakat şimdilik akıldan çıkarmamanız gereken temel eşitlik şu: Ani şimşek = Bol gerilim. Gerekiyorsa unutmamak için kulağınıza şimşek şeklinde küpe takmanızı öneririm. Bu kısa hatırlatmadan sonra, bugünkü dersimize geçelim: Gerilim romanınıza hız kazandıracak, aşk, entrika ve noktalama işareti dolu diyaloglar yazmanın sırrı nedir, ne değildir? Tüyleri diken diken edecek, korkudan fazla yağları eritecek diyalog yazmanın bir püf noktası mevcut mudur? Retorik soruların kullanımında aşırıya kaçmak okuyucuyu sıkar mı? Cevaplar sırasıyla Şimdi anlatacağım, Evet ve Hiç şüphesiz. 2. Ad m: nsanlar konufla konufla... Yazacağınız polisiye/gerilim romanının Harry Potter serisinin yakaladığı başarıya ulaşmasını, yakın akrabalarınız haricindeki insanlarca da okunmasını istiyorsanız, hikayenizde bir takım karakterler olmalı, ve -dikkat edin, diyalog yazarken hatırlamanız gereken birinci kural geliyor- bu karakterler manalı kelimelerden oluşan anlamlı cümleler aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurmalıdırlar. Şu tür bir hikayeyi takdir edersiniz ki en fanatik polisiye meraklısı dahi okumaz Komiser: Zbdfslk dfsr misin? Haa? Şüpheli: Hayır! Kemzn efh! Halbuki şu şekilde olsa: Komiser: Katil sen misin? Haa? Şüpheli: Hayır! Katil sensin! Aman tanrım, meğer katil komisermiş! İşte, romanınızı yazarken anlam ifade eden kelimeler kullanmanın önemini görüyoruz. Yalnız, bu diyalog da olabileceği kadar kuvvetli değil, zira manalı cümleler kurmanın ötesinde aklınızda bulundurmanız gereken ikinci kuralı ihlal ediyor: Okuyucuyu söylenenler değil, söylenmeyenler meraklandırır. Romanınıza hikayenin merkezindeki muamma, çözülmeye çalışılan hadise ile ilgili ufak ipuçları serpiştirseniz dahi, ana karakterler arasındaki konuşmalarda ser verin sır vermeyin. Örnekleyelim: Komiser:... Şüpheli:... Gizemli Adam:... İşte şimdi gerilim sanatında mükemmeliyete ulaştık. Maalesef bu hafta bana ayrılan köşenin sonuna geldik. Önümüzdeki haftalarda romanınızın ritmini ve akışını ayarlamanın püf noktalarını ve de (iyice anlamanız için) aniden çakan şimşeklerin önemini inceleyeceğiz. Sizi alıştırma yapmanız için gerginlik ve entrika katmanız gereken bir diyalog ile baş başa bırakıyorum. Lütfen aşağıdaki boşluğu doldurun ve bir dahaki sefere kadar gergin kalın: Komiser: Salı günü gece 11 de neredeydin? Şüpheli: Sizin evde poker oynuyorduk komiserim, siz de oradaydınız! Komiser: Benim evim yok ki, Pazartesi kundaklanmıştı! Şüpheli: Komiser: Ha ha ha ha!!!

14 14 EKfi 25 Kasım-1 Aralık inceleme Çocu um nas l yetifliyor? Ergenlik döneminde mahalli etkenler ve fantazileri flekillendiren Levent Abi yaklafl m... üzel dedin, hoş dedin Levent Abi de dubaları geçen yerde benim ayaklarım yere değmiyor zaten. Tedirgin oluyorum bu bir; ikincisi, sen ver elini Bodrum, ver elini Olympos gezerken ben nahif bir ortaokul öğrencisi olarak ailemle beraber paşa paşa devlet kampına gidiyorum tatillerde. Sabah ve öğleden sonra zaten annemlerle giriyorum denize, öğlen desen 2-4 arası kırmızı bayrak çekiliyor sahilde, çok tehlikeli, girmiyorum. Gece de en bir nefis eğlencemiz ailece güzel bir yürüyoruz sahil yolunda, bana dondurma alıyorlar üç top, paşa paşa onu yiyorum. Hayır, G hadi diyelim ki ben isyan ettim, tutturdum gece denize gireceğim diye, partneri nereden bulacağım? 15 günlük kamp döneminde iki gece çay bahçesini disko yapıyorlar, o iki gecenin gündüzünde de kampta konuşulan yegane konu bu. Ooo Sedat Bey, bu gece de gençler eğleneceklermiş ha! ho ho ho! diyor babam; Tabii tabii, onların hakkı canım eğlenmek, oynasınlar güzel güzel! ho ho ho! cevabını alıyor. Babam bütün gün fütursuzca aynı espriyi yapıyor. Akşam yemeğinin ardından ben güzelce giyiniyorum, 1993 ün en havalı rengi olan buz mavisi renginde kotumu, altına da boğazlı beyaz 1990 larda insanlar sahilde bikini ve havlular n sallayarak anlafl rlard. Havlu sallamak sorun yok anlam na gelirken, bikini üstü sallamak Ay Turgut yetifl beni z.kiyolar demekti. spor ayakkabılarımı çekip jöleli saçlarımla atıyorum kendimi diskoya. İçki, daha dün gece fokur fokur çayın kaynadığı çay ocağında bildiğimiz çaycı Hamit Abi aracılığıyla satılıyor ve Hamit Abi, kafamdaki Evimiz Hollywood da nın o samimi, o içten bar sahibi modeline çok gün içinde kampın yerel anonslarını yapan Abidin Abi var. Yokluk tabii, muhtemelen mikrofondan, yayından anlayan tek kişi olması sebebiyle adamcağız DJ lik de yapmakta. Abidin Abi nin orada oluşu tuhaf hissettiriyor bana kendimi, daha geçen gün tam denizdeyken aniden Ondan sonra aç ld k biz k zla iyice, dubalar falan geçtik, bafllad k seviflmeye uzak. Gönül istiyor ki içki almaya yöneldiğimde Oo depeyi, buz mavisi kotunun paçalarını boğazlı spor ayakkabının içine sokmuşsun, sanıyorum yeni bir modanın öncüsü olacaksın desin, Vay canına saç modelin aynı Brandon gibi olmuş dostum desin ama neredeee? Sırf bu geceye özgü, içinde bulunduğumuz devlet kampı çay bahçesine disko denilmesinden ötürü rafa konulmuş bir iki bira var -ki onlara da henüz Hamit Abi nin önünde eğilmeme gerek kalmaksızın oral seks yapabilecek boya ancak varabildiğim bir yaşta ulaşmam olanaksızonun dışında bildiğin meyve suları, kolaydı fantaydı, herkes onlardan içiyor. Bir cesaretle parayı uzatıp Bir bira diyorum, ama bira kelimesi ağzımdan çıkarken olanca kontrolüme ve kısık sesle söyleme gayretime rağmen yeni ergenliğin dudaklarım üzerinde hakikaten iğrenç görünen ayva tüyü model bıyıklarımla beraber bana ikinci getirisi olan çatallaşmış sesim hönkürüyor adeta. Kıpkırmızı olan suratımla etraftaki tüm sesleri duyar gibi oluyorum: Ay ay Bülent Bey in oğlu ne dedi öyle ayol? Ay resmen biraaeyy dedi çocuk ahaha gülüşmeleri kulağımı tırmalarken Hamit Abi nin pis pis sırıttığını fark ediyorum. Bu durumdan kurtulmak için bir anlığına yukarıda sözünü ettiğim boy avantajımı kullanıp Ağzıma alayım mı Hamit Abi, bak eğilmeden yapabiliyorum ben diyerek farklı bir boyutta samimi barmenmüşteri diyaloguna koşmayı düşünüyorum, ama Bülent Bey in oğlu olma ağırlığı bu düşüncemi durduruyor. Arkamda kuyruk olmuş durumda ve artık bana verilmeyeceği kesinleşmiş olan bira dışında bir başka talebim yoksa eğer bu mekanı sonsuza dek terk etmem gerektiğinin farkındayım. Oysa saçlarımı jölelemişim ve tövbe billah Nothing Else Matters çalmadan bu diskoyu terk etmeme yeminleri etmişim. En azından metalci hatun vardır içlerinde, metalci hatun agresif olur, isyankar olur, bir umut diskodan çıkıp dubalardan öteye -ipi bile geçerek!- yüzer de sevişiriz diye terk-i diyar eyleyemiyorum. Hamit Abi ye bir kez daha dönüp en az buz mavisi kotum kadar havalı olduğunu düşündüğüm siparişimi veriyorum: Abi bana bir meyve kokteyli, şeftalisi çok olsun, gazozunu da iyice köpürt. Harika meyve kokteylimle beraber bir sandalyeye oturup etrafı kesmeye başlarken müzik başlıyor. Aaa bir bakıyorum DJ kabininde gelen Sayın depeyi, sayın depeyi, telefonunuz var, lütfen en yakın telefon kulübesine geliniz anonsunu hatırlıyorum. Bir hışımla La la laa yeminle beni çağırdı, vallahi bana telefon var. Allah ım sanırım Pelin bu, evet Pelin bu! Ooff nereden bildi ki benim burada olduğumu? diyerek en yakın telefon kulübesine annemin Yavrum gel bak üşüteceksin. Olmaz öyle ıslak mayoyla diye bağırarak tuttuğu havluyu bile bir kenara fırlatıp sudan yeni çıkmış o ıslak halimle -bilhassa yeni terlemiş bıyıklarımdan dudağıma damlayan o tuzlu suyun ne denli seksi göründüğünü sizlerin takdirine bırakıyorum- koşuşumu hatırlıyorum. Ahizeyi kaldırıp Abidin Abi, merhaba depeyi ben, telefon vardı da deyişimi, Pelin in sesini beklerken atan kalbimi ve sonunda karşılaştığım anneannemin sesini! Hayır düdük, Pelin seni neden arasın değil mi? Yok, umut işte. Anneannem bir de Bu sefer de seni anons ettireyim dedim, sevin diye diyor ki halim hakikaten içler acısıymış a dost- dans etti değil mi o metalci kızla? söylemindeki sevimliliğin Ay Bülent Bey in oğlu ne biçim şaapıyordu dubaların arkasında? Biraaeey biraeey diye bağırdı çocukcağız sanki bütün gece denizin içinde. Hayır bir de eline mayosunu alıp böyle böyle salladı ya havada dedikodularında asla bulunmayacağını da kendime iyice açıklayıp bir güzel uykuya dalıyorum. Gözünün yağını yiyeyim Levent Abi. Koskoca adamsın, mahalle futbol takımının kurucususun ve yıllar yılı beni hep kaleye geçirerek içimdeki gol yollarını koklayan yıldız sol beki zaten öldürmüşsün. Daha da her yaz başka bir seksüel adetle karşıma gelip Saklambaç ta Nurseli İdiz in fazladan açılmış düğmelerinden görünen bir memesi ve Cem Özer e katılan o kadının iki memesi olmak üzere toplamda üç, kadın başına ortalamada 1,5 meme görmüş olan -ama bu haliyle vallahi billahi mutlu olan- beni neden böyle heveslere yöneltiyorsun? Geçen sene deniz dedin, açılmak, mayoları sallamak dedin, 24 saat Türk pop müziği çalan özel radyoların canlı yayınlarında Levent le gece denize girip, açılıp, mayolarımızı çıkarıp salladık biiiiz! ihihi! beyanında bulunarak DJ den haklı bir biçimde Vaaoov çılgınsınız! takdirini kazanan konuklarına özenip meyve kokteyline verdim kendimi acımdan. Şimdi bu yazın modası da sanal seks oldu öyle mi? Peki ulan bunu da deneyeceğim. Deneyeceğim de evdeki Commodore la nasıl yapacağım onu kesti- Neyse gene netteyim bir gün, bakt m chat odas nda yaln z bafl na bir hatun, bafllad k m biz sanal sekse kanal n ortas nda lar, anneannenin anonsuna kalmış bir tutam sevincimiz, Ha sağol anneanne falan deyip, kapatıp dönüyorum denize. Abidin Abi yi görmemle beraber bunlar geliyor gözümün önüne ve tuhaf hissediyorum işte. Sanki, önceki o ani mutluluğun ve ardından gelen hayal kırıklığının sebebi oymuş gibi. Bu hissiyatla oturuyorum bir yarım saat kadar. Zaten ondan sonra da babamlar geliyor. Babamın o şen sesiyle Yav azıcık da biz eğlenelim Sedatçım değil mi? diyerek piste atladığını görmemle gece benim için zaten bitmiş oluyor. Eve dönüp yatağıma giriyorum, boyumu geçen yerde zaten can havliyle bacaklarımı cabada cubada suyun içinde oynatarak kafamı dışarıda tutmaya çalışırken bir yandan o mayo nasıl çıkacaktı ki, metalci kızı hadi tavladın diyelim kıza yarı su yutar bir biçimde Blörp canım sen az dur şurada blörp, ben blörp, kıyıda bir çıkarıp geliyorum mu diyecektin, ne diyecektin diye sorular sorarak içimi rahatlatmaya çalışıyorum. Disko gecesinde olabilecek maksimum şeyin bir dans olacağını ve Bülent Bey in oğlu ne güzel remiyorum. Kaldı ki rezil olmamak için Abi tam olarak nasıl oluyor bu sanal seks? diye soramamışım. Düşünüyorum, benim bilgisayarımın ulaşabildiği en feminen konum, kafa ayarı yapmak için teybe oje damlattığım zamanlar oluyor ki, pipimi teybe sokamayacağımı kestirebilecek yaştayım. Eh, şekil itibariyle joystick e benziyor bu uzvum amma velakin teknik bilgime dayanarak onunla da olimpiyat oyunlarının Commodore uyarlamalarında olduğu gibi seri bir biçimde sağa sola ittirip hızlanmayı sağlamanın sonuçta bir yay kopuşuna neden olduğunu ve o kopan yayın tamirinin hiç de öyle kolay olmadığının farkındayım. Demek ki bu sanal seks denen meretin içinde yalnızca ben ve bilgisayar olmamalıyız, en iyi ihtimalle adaptör fazla ısınır zaten öyle bir durumda. Mahalleden benim gibi ortaokul çağında sivilce basmış suratını Levent Abi tarikatına adamış bir yoldaşla beraber tutuyoruz internet kafenin yolunu. Kafe sahibi sağ olsun bizle içten içe d..şşak geçmesine rağmen güzelce açıyor bir chat programı; kanal şudur, nick budur deyip öğretiyor. Amacımız direkt

15 inceleme Kamptan edindi i deneyimle Hamit Abi sonunda kendi yerini de açt. sanal seks olduğundan ve bunu cebimizdeki paranın yettiği kadar dakikada gerçekleştirmek arzusunda olduğumuzdan -ki bizim kuşağın erken boşalma problemi varsa eğer bunun sorumlusu da dial-up döneminin öküz gibi gelmesi önlenmeye çalışılan faturalarıdır. Nice genç rekor üstüne rekor kırmış, bir jpeg açılma süresinde rahatlayıp Fifa oynamaya devam etmiştir- koşullara en uygun nick i seçiyoruz kendimize: Kalınca. Akıyoruz ortama hacım, cıvırlar bizi bekliyor diye dolanıyoruz kanalları. Terminolojiye yabancı olmanın nelere mal olabileceğini daha ilk konuşmada fark ediyoruz. asl? mesajını almamızla beraber önce şaşkın şaşkın birbiri- mize bakıyoruz. Abi, asılıyor musun diye soruyor sanırım diyorum, cevap veriyoruz: Günde iki defa genelde, Cumartesileri Sat-1 i beklersem üç oluyor diyoruz. Gelen Ahahah cevabını sessiz sinemada nice kelimeyi bölerek anlatmış canlar olarak Ah ah ah olarak yorumlayıp yürü be oğlum bee, yürü be inlemeye başladı işte diyerek birbirimizi kutlayıp bir sevinç yumağı oluşturuyoruz. Biz de ah diyoruz, oh diyoruz, tıkanan sohbete ve bir türlü gelmeyen cevaplara rağmen hayatımızın ilk sanal seks deneyimini böylece noktalayıp mahallemize dönüyoruz. Zevk almışız, almamışız ne gam! Pırıl pırıl gözlerimizde gururla Levent Abi nin karşısına çıkacağız ya o yetiyor bize. Üstelik kararlıyım bu defa, Levent Abi önümüzdeki maçta kaleden çıkayım, sol bek oynayayım mı? diye soracağım kesin. Ben liseye geçtim ya, fantezide iyice çığır açtı Levent p..vengi. Tövbeler olsun daha bir maçta kaleden çıkamadım hâlâ. İ..ne Volkan sol bek oynuyor, ben onun arkasındayım yıllardır. Beyzbolcu kepi takarak bir Toni Schumacher tadına koşmaya gayret ediyorum, ama yok, kızlar forvet seviyor, bek seviyor. One night stand diyor adam, tamam İngilizce biliyorum ama phrasal verb lerde, genel kalıplarda sıkıntım var. Volkan a soruyorum fısıldayarak: Naapmış lan bu gene? diye, o da çok hakim değil konuya şekilde kendi hayatımızda uygulamaya kalkmışız. Eh, el mecbur bunu da yapacağız işte. Lakin hissediyorum, bara gidilecek, gece kız eve çağırılacak. Oraya kadar tamam, ama gerisi karışık. Babama ne diyeceğim ben? Baba merhaba bu Dilek, biz azıcık duracağız şöyle antrede yan yana. Levent Abi yapmış çok nefismiş mi? Fantezi dünyasının böyle bazen içinden çıkamayacağım kadar karışık oluşu hiç hoş değil diye düşünüyorum. Eve getirmek olmaz kızı, başka eve gidilecek belli. Eee pijamalarımı n apacağım peki ben? Bara sırtımda çantayla mı gideceğim? Alışmışım, süveter giymeden yatamıyorum, içime giysem potluk yapıyor göbek yanlarından, hiç lüzumu yok. Tam ben bunları Sonra ç kt k bardan, dedim bize gidelim, geldik. Güzel yapt k one night stand imizi Abi sanırım yan yana ayakta durmuşlar kızla barda diyor, stand dedi diyor, stand-stood-student biçiminde çekince stand fiilini Volkan ın konuya bakışının benden de bön olduğunu fark ederek o oynadığı sol bek pozisyonunu hiç de hak etmediğini düşünüyorum. Levent Abi ye özenmişiz yıllar yılı, anlattıklarını ama doğru ama palavra bir düşünürken Volkan ın Oğlum bu yaşta bizi bara almazlar ki sözleriyle kendime geliyorum. Evet, çok temel bir problemimiz var: Bar için yaşımız tutmuyor ve Gangsta s Paradise çaldığında birden yükselen Aaaaaaaaaa çığlıklarıyla Allah muhafaza biri kıza değdirdi galiba diye düşünmeme neden olan iğrenç öğle partilerinde de bu iş olacak gi Kasım-1 Aralık EKfi bi durmuyor. One night stand, bir başka bahara kalıyor. Ve y llar sonra... Mahallede bizim dönemden pek kimse kalmamış, hep çoluk çocuk. Krallığımı ilan etmişim, mahalle takımını ben kuruyorum, herkesi sırayla kaleye geçirerek ne denli adil olduğumu cümle aleme gösteriyorum. Levent Abi evlenmiş. Arıyorum bir gün Abi merhaba, ben depeyi, one night diyordun hani, o iş tamam abi evelallah diyorum; Vay depeyim, sen çok kaptırmışsın kendini. Ben öyle siz gaza gelin diye anlatıyordum onları diyor. Hayallerimin Levent Abisi bir anda yıkılıyor. Onu bir Christian Troy belleyen bünye boşluğa düşüyor, sendeliyor. Ertesi gün müthiş çekişmeli bir mahalle maçından sonra çocuklar soruyorlar, depeyi abi nedir, ne yapmalıdır bu karı-kız konusunda diye. Gözlerimi ufka doğru döndürüp bir sigara yakıyorum... Bu gelenek devam etmeli diyorum... Başlıyorum anlatmaya: İşte ben bunların üçünü de aldım, tabiri caizse üçünü de kaldırdım. Dedim biriniz mayosunu sallayacak, biriniz na bu bilgisayarın başına oturacak, öbürünüzle de ben gidip antrede duracağım. Ama nasıl mest oldu üçü de. Neyse sonra... depeyi Dünyan n en tuhaf bitkileri Evren yalnızca tahayyül ettiğimizden değil, aynı zamanda tahayyül edebileceğimizden de daha tuhaf demişti İngiliz genetikbilimci ve biyolog J.B.S. Haldane bir zamanlar. Ekşi olarak sizler için dünyanın en garip, en sıradışı, en şaşırtıcı bitkilerinden bir demet derlerken zihinlerimizde çınlayan işte hep bu sözdü. Sosis A ac (Kigelia Africana) Afrika da yetişen bu ağaç, ismini dallarından sarkan uzun, kalın ve dev sosislere benzeyen meyvelerden alıyor. Gana da yaşayan Aşanti kabilesi içinse bu meyvelerin çağrışımları biraz farklı olsa gerek ki, onlar bu bitkiyi kendi dillerinde sarkık göğüs ağacı olarak ifade ediyorlar. Ağacın boyu genelde 20 metreyi aşarken, tuhaf meyvelerinin 1 metreden uzun olup 10 kilodan fazla çektiği görülmemiş şey değil. Ağacımız yöre halkları tarafından başta cilt hastalıkları olmak bir dizi rahatsızlığının tedavisinde, ayrıca yerel biraların yapımında kullanılıyor. Meyveleri ise maymunların ve fillerin en gözde besin kaynaklarından. Welwitschia mirabilis Namibya çöllerinin bağrından kopan bu bitki iki bin yıldan daha uzun yaşayabilmesine rağmen gövdesinin uzunluğu çoğunlukla 1 metreyi aşmıyor. Bununla birlikte, ağacın 2 ana yaprağı hiç dökülmüyor, ağaç yaşadığı sürece uzamaya devam ediyorlar ve bu şekilde 6 metre uzunlukta yapraklara sahip olabiliyor cüce ağacımız. Welwitschia mirabilis ilk olarak 1859 yılında Avusturyalı botanikçi, gezgin ve doktor Friedrich Welwitsch tarafından keşfedilmiş, familya adını ondan almış. Latince şaşılaşı, mucizevi gibi anlamlara gelen mirabilis ise ağacın tuhaflığına bir gönderme. Banyan A ac (Ficus benghalensis) Denizy ld z Çiçe i (Stapelia variegata) Hura crepitans Sarılı kahverengili bir denizyıldızına benzeyen bu bitki Afrika kökenli ve aynı zamanda leş çiçeği diye de biliniyor. Zira etrafa çürümüş cesetlerden yükselene benzeyen korkunç bir koku yayıyor. Bu kokuya kanan sinekler bitkimizi ölü bir et parçası zannediyor, onu yumurtalarını bırakmak için ideal bir yer olarak algılıyorlar. Yumurtalarını çiçeğin yüzeyine bıraktıklarında ise ister istemez çiçek demeye dilimizin varmadığı bu bitkiyi döllemiş oluyorlar. Puya raimondii Hindistan da yetişen bu incir ağacının ilginçliği, birden fazla gövdeye sahip olması. Ağacın dallarından sarkan filizler yere ulaşınca kök salıp kalınlaşarak yeni gövdeler oluşturmaya başlıyorlar. Bu şekilde ağaç teoride sonsuza dek genişleyebilir, nitekim bu sebeple Hindistan da ölümsüzlüğün ve kudretin simgesi olarak büyük itibar gorüyor, ve hatta ülkenin milli ağacı. Kalküta Botanik Bahçesi ndeki 200 yıllık bir banyan ağacının 1700 ün üzerinde kökü var. Büyük İskender in Hindistan seferi sırasında ise yirmi bin askerin tek bir banyan ağacının altına sığındığı rivayet ediliyor yor. Bu özelliğiyle bazı (klişe) yazarlar tarafından gerçek aşk gibi nadide ve kıymetli olarak nitelendirilmiş. Güney Amerika da, And Dağları nın tepelerinde yetişen bu bitki metrelerce boyuyla ananasgiller familyasının en büyük üyesi. Ender rastlanan bu türün çiçek açması için bazen yüz elli yıla kadar uzanan bir zaman gerekiyor. Ancak bitki bir kere çiçek verdikten hemen sonra ölü- Güney Amerika ya özgü tropikal bir ağaç olan hura crepitans ın tuhaflığı tohumlarını yayma şeklinde yatıyor. Bu ağacın meyveleri belli bir olgunluğa ulaşınca şiddetle patlıyor ve bu şekilde meyvenin içinde yer alan tohumlarını metrelerce uzağa fırlatıyorlar. Bu patlamanın gürültüsü tesadüfen etrafta bulunanları yerinden sıçratabilecek kadar kuvvetli ve bu yüzden ağaç kimi yerlerde dinamit ağacı diye de anılıyor. Patladığında etrafa dağılan kabukları yunus şeklinde ve bunlar yöre halkı tarafından taki yapımında kullanılıyor.

16 Vatan Dergi Grubu A.fi. Ad na mtiyaz Sahibi Serdar Mutlu Genel Müdür Nüket Mutlu Yay nlar Direktörü Özgür Yici Grup Koordinatörü Onur Y ld r m Kreatif Direktör Ali Murat Y lmaz Koordinasyon Murat Emir Eren Tasar m-uygulama Serter Gezdiren Sorumlu Yaz flleri Müdürü Ali Naz m Onaran n Genel Yay n Yönetmeni Aziz Kedi Editörler An l Helvac, Bar fl Bilge Günal, Gürman Timurhan, Onur Sar saban, Pelin Kesebir Yaz flleri Kemal Ekin Aysel Düzeltmen kays el mecnun Foto raf Serkan Kufl Katk da bulunanlar: aethewulf, benbirpipodegilim, days, gari, immanuel tolstoyevski, jokond, motorbreath, narrator, nickfallin, otisabi, parantez, slijngaard n Reklam Grup Baflkan Yusuf Gökçek Reklam Grup Baflkan Yrd. Yenal Bökeer Müflteri liflkileri Direktörü Zeynep Afl klar Müflteri liflkileri Ayflen Özbay, Burak fiengül, Gülriz Gökova, Dilay Sudanç kmaz, Zeynep Arslan, Zehra De irmenci Özel Projeler Müdürü Dilek Özgen Reklam Rezervasyon fiule Tutsak Tel: n Adres: Büyükdere Cad. No: Gayrettepe- stanbul Tel: Fax: Bask : DPC Do an Medya Tesisleri Esenyurt- stanbul Tel: (0212) Tel: Yerel Süreli Yay n Da t m: Yaysat A.fi. Tel: ekfli sözlük ün haftal k yay n organ d r Ekfli, bas n meslek ilkelerine uymaya söz vermifltir. Bu dergideki tüm haberler uydurmad r. Kiflileri ba lay c bir niteli i yoktur. Her hakk sakl d r. Kaynak gösterilerek dahi al nt yap lamaz. Ekfli, tüm deste i ve yard mlar için SSG ye (Sedat Kapano lu) teflekkür eder. Senin ben can na koyum you are so sweet Küfür ve hakaret kelimelerini dilimizde bir miktar anlam kaymasına uğramış halleriyle kullanıyoruz. Her ikisi de Arapça. Küfür, dini yönden sapkınlığa düşmek; hakaret (etmek) ise birini ya bir şeyi küçük görmek demek. Türkçe de ise küfür noktalama işareti olarak a...koyayım olarak değerlendirilir iken, hakaret Ne baktın lan şişko? manasına geliyor. Birine hem hakaret hem küfür edersek bu korkunç sonuçlar doğurabilir. Ancak yalnız hakaret etmek, yalnız küfür etmeye nazaran biraz daha az infial uyandırıcı. Örnekleyelim: Sen kocama laf edeceğine kendi gemi gibi kıçına bak (hakaret) Ben senin dünyanı s...m (küfür). Bu iki örneği herşeyden habersiz birer denek üzerinde apansızca uygularsak ikincisinin daha şiddetli tepki çekeceği kesin gibi. Peki burada bir tenakuz yok mu dersiniz? Hakaret, doğası itibariyle daha kompleks, kökü daha derinde olması muhtemel bir atıf. Üç yıldır birlikte çalıştığınız iş arkadaşınıza bir tartışma esnasında kendinizi tutamayarak Yılan gibisin Orhan demeniz, Orhan ın senede iki kere deri değiştirdiğini düşündüğünüzü değil, onun sinsi, hain, içten pazarlıklı olduğuna inandığınızı gösterir. Oysa Orhan a Ümüğüne koyayım Orhan diye çıkışırsanız, iş arkadaşınızın gırtlağı ile halvet olmak istemediğiniz; bunun altında daha derin bir mana olmadığı son derece açıktır. Matematik sonuç: hakaret daha karmaşık, daha ciddiye alınası; küfür ise daha anlık, daha vokal ve daha boş tıngırdayan bir iletişim biçimi. Yukar daki cümleden iflbu yaz n n kalbine direkt giriyorum. fiu anlam geniflli ine, içeriden akan samimiyete dikkat buyurunuz. Her fleyi zorlaflt r yor muyuz? Küfrün görece zinde ve tempolu yapısı onu günlük hayatımızda hakarete nazaran daha sık başvurulan bir refleks haline sokuyor. Öyle ki bir çok insan selamlaşırken, taşa takılıp tökezlerken, sevişirken (hmm) veya rüyasında dahi hiç düşünmeden, kolaylıkla küfrediyor. Ve yukarıda bahsedilen önemsiz doğasına karşın yapay hukuk kuralları değil, belki de daha etkin işleyen ahlak kuralları tarafından tuhaf bir şekilde hakaretten aşkın bir tepki ile karşılanıyor. Sokakta birbirine güvenilmez adam! diye bağıran çiftler arasında görülen cinayet işleme oranının, Ne bakıyon lan i...ne? haykırışı sonucu kaydedilenlere nazaran son derece az olduğunu görmek için istatistik tutmaya gerek yok. Bu, yine, çelişik durumdan bir soruya ulaşabilir miyiz? Acaba hakaret etmek, küfretmek karşısındaki azametine rağmen daha az mı ciddiye alınıyor? Daha doğrusu daha az ciddiye alındığı belli de, neden böyle oluyor? Birbirimize sık sık küfredeceğimize, küfrü bir yandan sıradanlaştırıp, ehlileştirip, diğer yandan da ona atfettiğimiz önemi sürekli sabit tutacağımıza hakaret etmeyi yaşamımıza daha çok soksak ne olur? Coğrafyadan coğrafyaya, ülkeden ülkeye ve cumartesiden cumartesiye değişen kültür kodlarının ürettiği minik sapmalar bir yana (yani bireylerin hakaret karşısında erişebildikleri esneme eşikleri), hakaret etmenin toplumsal eşitlik için bir harç, bir zamk olduğunu düşünülebilir. Bireylerin kimisi daha geniş, kimisi daha dar sınırlarını olması gereken düzeyinde tutabilmek için, diğer basit bir deyişle yaşamı daha kolay kılmak için hakaret edecekken iki kere düşündüklerini varsayabiliriz. Örneğin bir otobüste iki groston olması nedeniyle sizi cama sinek gibi yapıştıran şişman bir insana dönüp kendini biraz büzmeye ne dersin fil? Ölmek üzereyim dediğimizi hayal edelim. Bu şişman kimsenin ister geniş ister dar olsun, yaşamını idame ettirmek için çizdiği sınır, çok büyük bir olasılıkla bu aleni çıkışı görmezden gelmekte aciz kalacak ve sizin de süratle benzer bir karşı atakla, belki de light hakaret addedilebilecek küfür ile hemhal olmanızı sağlayacaktır: Sen kime diyorsun lan onu köpek diyerek aranızdaki maçı başlatacaktır. Asırlarca tartışılagelen siyaseten doğruluk kavramının sıkıcı etik dokusuna girmekten kaçınarak günlük hayat tablosu içindeki yansımasına bakalım. Dolmuş örneğine geri dönecek olursak görürüz ki sizin yükselttiğiniz seste yatan açık seçik anlam işi zorlaştırmıştır. Yani kibar bir baş hareketiyle Afedersiniz, biraz toparlanmanız mümkün müydü demeniz, yüzde beş kesin iyi ve kötü niyetli yüzde onluk dilimin dışında kaldığı bilimce mimli yüzde doksana dahil normal bir kimse nezdinde işi kolaylaştıracak, Estağfurullah bağışlayın, hep çok çalışan hormonlarımın suçu gibi benzer bir kibarlık ile denge bulacak ve işte, işi kolaylaştıracaktı. Bu yazının tamamında, şu ana dek sözü edilen bireyler arası zarafete dayalı eskrimin lüzumu, ve belki de buradan hareket eden bir yolcunun doğa kanunu, orman kanunu denen insanlık haline ulaşıp ulaşmayacağı tartışılıyor....ayr ca sar n z k ç ma benziyor. Esirleri serbest b rakmazsan z ülkenizin a..na koyar z. Orman kanununu yazsam yeniden... Dünya hayatında başımıza gelip çatan; aşktan politikaya, sanattan, ekonomiye belki de tüm sahalarda elimize yüzümüze yumak gibi dolanan ve önümüze aşılmaz engeller olarak dikilen en büyük problemlerden bir tanesi bir türlü düşündüğünü söyleyememek değil mi? Hal böyle iken düşündüğümüzü bir diğer türlü, daha da sıkı sıkıya gizli ve bastırılmış türden diyebileceğimiz şekilde sarıp sarmalamak, hakaret adını verdiğimiz kaka bir eylem ile isimlendirip tavanarasına kaldırmak bize çok güzel şeyler mi kazandırdı? Sanmıyorum. Hakaret (ve küfür) bu kadar ayıp, gizil ve rezil bir şey ise neden en çok en sevdiklerimize hakaret (ve küfür) ediyoruz? Neden olay, olgu ve kişilere yönelttiğimiz büyük övgülerin içinde hep hakaret (ve küfür) hatırı sayılır bir hacim kaplıyor? Helal olsun eşşekoğlueşşek ten başlamak kaydıyla zeka ve cinlik çağrıştıran i...ne küfründen devamla, ceza kanununa göre birine atfedilmesi suç teşkil eden hayvan sıfatının, özellikle ülkemizde kullanılan en yaygın güzelleme olmasına dek hemen her yerde değinmeye çalıştığım iki yüzlülüğü görmek yeter derecede rahatsız edici. Herkes birbirine dilediği gibi hakaret etse gücü yeten gücü yeteni ezer geçerdi. Herkes birbirine dilediği gibi küfrediyor ve gücü yeten gücü yeteni silip geçmiyor? Geçiyor. Küfür yüzünden cinayetler işleniyor. Küfür hukukta tahrik nedeni sayılıyor fakat yukarıda küfür hakaretin beta sürümüdür, alt modelidir dediğimde itiraz etmemiştiniz?! Yani netice; küfür etmek daha önemsiz ama sonuçları hakaret etmeye göre daha ağır ve fakat hakaret etmek küfretmenin sahip olduğu özgürlük alanına sahip değil? Buradaki çözümsüzlük yumağını siz sevgili okurun müşfik zihnine bırakıyorum... Düpedüz efleksiniz, yapt n z hayvanl kt r Bir düşünün, hakaret etmek tıpatıp küfretmenin sahip olduğu konfora sahip olsaydı ve tüm toplumsal ve beynelmilel kurallar buna göre şekillense idi belki de siyaseten doğruluk kavramı gündemimizden bronz çağında çıkıp gitmiş olacaktı. Aldığınızın ertesi günü burnu patlayan ayakkabıyı size satan mağazaya gidip binbir kibarlık ile hakkınızı talep edip, netice alamayınca tüketici mahkemesinde sürünmek yerine, mağaza müdürün karşısına dikilip Bana uyduruk tüketim malı satmak en hafif tabiriyle domuzluktur, pitonluktur. Paramı vermezseniz vitrinde duran mankelerden tepede asılı apliklere varana dek, bu dükkandaki herşeyi s...m diyebildiğinizi hayal ediniz. Mağaza müdürünün de aynı tondan karşılık vermesi ve sonuçsuz kalmanız ihtimalini hemen kabul ediyor ve içinizde hiç birikmemiş pişmanlık tortusuna değinmeye tenezzül dahi etmiyorum. Peki yakın bir arkadaşınıza yıllarca mecburiyetten sükut edip günün birinde patladığınız zaman aklınıza anlattıklarım gelmesin mi? Keşke önceden uyansak, keşke yeri gelince kibarık etmek yerine hakaret edebilsek. Tahsin, kendi melekelerinin benimkilerden az olduğunu düşündüğün için mütemadiyen ayağımı kaydırmaya çalışıyor, mutsuzluğumla mutlu, mutluluğumla mutsuz oluyorsun. Yani sen içtenpazarlıklı bir timsahsın diyebilsek. Yine o da aynı şeyi söyler ve sonsuz döngüye girilir diyecekler için işşte sana en kral arkadaşlık testi nden öteye ne denebilir. Ufak bir iltica sorunundan, büyük bir terör kumpasından ya da orta boy bir sınır anlaşmazlığından savaşın eşiğine gelen, hatta savaşan milletlere dikkat edelim. Arada insanı deli eder bir frekansta gelip giden yazışmalar, havada uçuşan nota ve ultimatomlar, felaket bir üslup ve denge hassasiyetlere çok da lüzum yoktur belki. İlgili devlet hava sınırlarını ihlal eden diğer devlete tek bir mektup yazıp Sevgili X devleti, bu yaptığınız düpedüz o...pu çocukluğudur. Eğer o savaş uçağı sandığınız o b..lu teneke parçalarını derhal çekmezseniz oraya gelir, insan hayvan dinlemez alayınızın nikahını s...riz demiş olsa bugün eline sihirli değnek verilmiş bir kainat güzeli efsanesinin gerçeğe dönmesi için hangi engel kalırdı. Lütfen daha az empati, daha çok hakaret. kavun

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Kartal turu geçti. dışında müdahale etti, dönen topu Kaan ağlara gönderdi (1-2). İlerleyen dakikalarda başka gol olmayınca ilk yarı 1-2 rakibin

Kartal turu geçti. dışında müdahale etti, dönen topu Kaan ağlara gönderdi (1-2). İlerleyen dakikalarda başka gol olmayınca ilk yarı 1-2 rakibin Kartal turu geçti BEŞİKTAŞ Futbol Takımı, Ziraat Türkiye Kupası 4. Tur maçında Ankaragücü nü 3-2 mağlup etti. Siyah-beyazlılar bu skorla, Ziraat Türkiye Kupası nda bir üste tura yükseldi. Karakartallar

Detaylı

Siyah-beyazlılar, Beşiktaş Antalyaspor'u devirdi

Siyah-beyazlılar, Beşiktaş Antalyaspor'u devirdi 16 NİSAN 2013 Beşiktaş Antalyaspor'u devirdi Siyah-beyazlılar, oyunun ilk 30 dakikasında tempoyu yükseltemedi ve organize bir atak geliştiremedi. Devrenin son bölümünde tempo biraz yükseldi. Karşılıklı

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464 Otistik Çocuklar Otistik olmak normal insan olmaktan çok farklı değildir aslında, sadece günlük ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Yani bizim kendi başımıza yapabildiğimiz (yemek yeme, kıyafet giyme, oyun

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 10.09.2012. Kartal Bolu'da uçtu

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 10.09.2012. Kartal Bolu'da uçtu Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 10.09.2012 Kartal Bolu'da uçtu Süper Lig e verilen arada oynadığı hazırlık maçında Boluspor u 3-1 mağlup etti. Anadolu İzzet Baysal Üniversitesi nin kuruluşunun 20.

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Taktik çalışması. Fernandes'siz antrenman. BEŞİKTAŞ, Akhisar Belediye Gençlik ve Spor maçı hazırlıklarını akşam saatlerinde yaptığı antrenmanla

Taktik çalışması. Fernandes'siz antrenman. BEŞİKTAŞ, Akhisar Belediye Gençlik ve Spor maçı hazırlıklarını akşam saatlerinde yaptığı antrenmanla 20-21 NİSAN 2013 Fernandes'siz antrenman Taktik çalışması yapan siyahbeyazlılar, idmana ısınma koşularıyla başladı. 5 e 2 çalışması, kısa koşular ve şut çalışmasının yapıldığı antrenman taktik çalışması

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu.

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu. 2-3 MART 2013 www.reisgida.com.tr Hedefimiz terör... BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Çözüm sürecinin hedefi, terörü sona erdirmek, mili birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, gündemimizden terör belasını

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Kartal turu geçti (1-2)

Kartal turu geçti (1-2) Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 25.09.2012 Kartal turu geçti (1-2) Türkiye Kupası 2. Turu nda Niğde Belediyespor un rakibi olan Beşiktaş, ilk yarıyı 1-0 galip bitirdi. Niğde 5 Şubat Stadı nda oynanan

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

08.12.2012. Es Es'i geçemediler

08.12.2012. Es Es'i geçemediler Es Es'i geçemediler Beşiktaş Futbol Takımı, Eskişehirspor ile 2-2 berabere kaldı. BJK İnönü Stadı'nda oynanan mücadeleden galip çıkmayınca Beşiktaş galibiyet serisine son verdi. Karakartallar ligde kalan

Detaylı

Başkan Kocadon Muğla basınını Bodrum da ağırladı

Başkan Kocadon Muğla basınını Bodrum da ağırladı Başkan Kocadon Muğla basınını Bodrum da ağırladı Başkan Kocadon : Artık hep beraber diyoruz ki Muğla aşkıyla yanıp tutuşalım Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE Bodrum Hilmi Uran Meydanı nda uzun bir süre Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan ve geçtiğimiz yıl, 1960 lı yıllarda sonradan eklenen kısımları

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI MAYIS AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI MAYIS AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU KELEBEK VE YILDIZ GRUPLARI MAYIS AYI BÜLTENİ MAYIS AYINDA NELER ÖĞRENDİK? * Anneler Günü Hediyelerimizi ailelerimize sunduk. Annelerimizin bizim için neler yaptığını tartıştık. Annemize

Detaylı

Günlük Spor Gazetesi. Holebas rotası tutmadı

Günlük Spor Gazetesi. Holebas rotası tutmadı 4 EYLÜL 2013 Holebas rotası tutmadı Büttner transferi yılan hikayesine döndü. Bunun üzerine Beşiktaş kısa süre içinde Yunanistan'a gözlerini çevirdi. Manchester United'ın Fabio Coentrao transferini gerçekleştiremeyince

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Kemal Akyer: 18 Ocak 2011 Çarşamba

Kemal Akyer: 18 Ocak 2011 Çarşamba Vergi borcum benim belimi büküyor Yarış sahalarında fırtınalar estiren bir isimdi... Taa ki o talihsiz gün gelip kapıya dayanıncaya kadar... Bugün sağlık sorunlarıyla mücadele eden Yalçın Akağaç aynı mücadeleyi

Detaylı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı ...ZEDE Bir adam... Bel Plan (Görüntü adama doğru yaklaşıyor) Bir şehir... Geniş Açı Şehirde hayat akıyor... Ve insanlar... Geniş Açı Düşme görüntüsü Yüksek bir yerden düşme hissi, aşağıya doğru tilt...

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi11 EKİM Antalya kampı başladı

Beşiktaş Gazetesi11 EKİM Antalya kampı başladı Antalya kampı başladı SPOR KARAKARTALLAR, lige hazırlıklarını milli maç için verilen aranın ardından Antalya kampında sürdürüyor. Siyah-Beyazlı ekip Xanthe Resort Hotel de akşam idmanı ile antrenmanlara

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar.

Gökyüzü Hakkında Neler Biliyorum? Sorusuna arkadaşlarımızın verdiği cevaplar. 04.12.2015 Denizyıldızı Sınıfı ndan Merhaba; Bu hafta, Gökyüzü ve Uzay konusuna giriş yaptık. Konumuzu Gökyüzü ve Uzay olarak iki başlığa ayırdık, bu hafta Gökyüzü konusunu işledik. İlk olarak gökyüzü

Detaylı

Beşiktaş performansını artırmak için. Kartal acımadı

Beşiktaş performansını artırmak için. Kartal acımadı 9 EYLÜL 2013 Kartal acımadı Beşiktaş performansını artırmak için Tekirdağspor ile hazırlık maçı yaptı. Milli maçlar nedeniyle verilen arada Beşiktaş, Bölgesel Amatör Ligi takımlarından Tekirdağspor ile

Detaylı

Oğuzhan'dan iyi haber!..

Oğuzhan'dan iyi haber!.. Oğuzhan'dan iyi haber!.. Siyah Beyazlı takımın Spor Toto Süper Lig'in 4. haftasında Bursaspor maçında sağ arka adalesinden sakatlanan ve sahalara 2 ayda dönebileceği belirtilen Oğuzhan'ın beklenenden çabuk

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Berabere kaldılar

Beşiktaş Gazetesi. Berabere kaldılar Berabere kaldılar SPOR BEŞİKTAŞ, 2012-2013 sezonundaki ilk maçında Büyükşehir Belediyespor la deplasmanda 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmaya iyi başlayan Beşiktaş, ilk 10 dakikada orta sahada üstünlük kurarak

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Beşiktaş Teknik. Taksitle gitti

Beşiktaş Teknik. Taksitle gitti 28 MAYIS 2013 Taksitle gitti Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba'nın ayrılması ile igili yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi: "Şirketimiz ile Samet Aybaba arasındaki 28.06.2012 tescil ve başlangıç

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları

Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları AKILLI VE ÇEVRECİ BİNA ÇÖZÜMLERİ HABERORTAK.com Mayıs 2015 Sayı: 02 Akıllı ve Çevreci Hastane Yatırımları Mimar Serter Karataban Danışman Cemil Yaman DANIŞMANDAN l CEMİL YAMAN 6 Biz Danışmanlar, Yatırımcıyı

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Akşam antrenmanında. Beşiktaş Gazetesi Köybaşı ameliyat olacak GÜNLÜK INTERNET GAZETENİZ... SPOR

Akşam antrenmanında. Beşiktaş Gazetesi Köybaşı ameliyat olacak GÜNLÜK INTERNET GAZETENİZ... SPOR 12 Köybaşı ameliyat olacak TALİHSİZLİĞİNİ yenemeyen ve beş buçuk ay önce, sol diz ön çapraz bağ ve dış yan bağ ameliyatı olan başarılı oyuncu İsmail Köybaşı, dün yapılan antrenmanda talihsiz bir sakatlık

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

UZAYLILAR OLMASIN ABİ!

UZAYLILAR OLMASIN ABİ! 2700 Yıllık 800 Heykelin Gizemi UZAYLILAR OLMASIN ABİ! Haydi gelin benim şu deli aklıma uyun, sizlerle yüzlerce heykel arasında gizemli bir yolculuk yapalım Üstelik asırlık bir ağaç gölgesinde, içinde

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı