TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ TRAKYA UNIVERSITY

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ TRAKYA UNIVERSITY"

Transkript

1 TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER DERGĠSĠ Cilt: 13 Sayı: 1 Haziran 2011 TRAKYA UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIAL SCIENCE Volume: 13 No: 1 June 2011 ISSN

2

3 TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER DERGĠSĠ Cilt: 13 Sayı: 1 Haziran 2011 TRAKYA UNIVERSITY Journal of Social Science Volume: 13 No: 1 June 2011 i

4 TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ TRAKYA UNIVERSITY Sosyal Bilimler Dergisi Journal of Social Science Cilt: 13 Sayı: 1 Haziran 2011 Volume: 13 Number: 1 June 2011 Dergi Sahibi / Owner Trakya Üniversitesi Rektörlüğü Sosyal Bilimler Enstitüsü Adına Doç. Dr. Kıymet ÇALIYURT Editör / Editor Doç. Dr. Nurcan METĠN Dergi Yayın Kurulu / Editorial Board Başkan / Chairman Doç. Dr. Kıymet ÇALIYURT Üyeler / Members Doç. Dr. Kıymet ÇALIYURT Prof. Süleyman Sırrı GÜNER Doç. Dr. Ali Ġhsan ÖBEK Doç. Dr. Nurcan METĠN Doç. Dr. YeĢim FAZLIOĞLU Doç. Dr. Ayhan GENÇLER Dizgi / Design Osman BOSTANCI Ġlyas TURĞAY Kapak Dizayn / Cover Design Prof. Dr. Bünyamin ÖZGÜLTEKĠN İletişim Adresi / Address T.C. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Balkan YerleĢkesi Edirne / TÜRKĠYE Tel.-Faks: EBSCO Publishing, Inc. ve Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi tarafından lisans sözleģmesi 05 Kasım 2010 da imzalanmıģtır. The license agreement was signed by EBSCO Publishing, Inc. and Trakya University Journal of Social Sciences on 05 November Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi TÜBĠTAK-ULAKBĠM Veri Tabanı nda indekslenmektedir. Trakya University Journal of Social Sciences is indexed in the TUBITAK-ULAKBIM Database. Baskı / Publishing Trakya Üniversitesi Matbaa Tesisleri / Trakya University Publishing Center ii

5 ULUSLARARASI DANIġMA KURULU Prof. Dr. IĢıl AKGÜL Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Ġlker ALP Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet ALPARG Sakarya Üniversitesi Assoc. Prof. Ali AKARCA University of Chicago Illinois Prof. Dr. Ülker AKKUTAY Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Sudi APAK Beykent Üniversitesi Assoc. Prof. Ezendu ARIWA London Metropolitan University Prof. Peter BALDWĠN University of California, Los Angeles Prof. Dr. ġerif Ali BOZKAPLAN Dokuz Eylül Üniversitesi Prof. Dr. ġahamet BÜLBÜL Marmara Üniversitesi Prof. King-kok CHEUNG University of California, Los Angeles Assoc. Prof. Hülya K. K. ERASLAN Johns Hopkins University Prof.Dr. Öner GÜNÇAVDI Ġstanbul Teknik Üniversitesi Prof.Dr. Selahattin GÜRĠġ Marmara Üniversitesi Prof. Foo-Nin HO San Francisco State University Prof. Philip T. HOFFMAN California Institute of Technology Prof. Dr. Nadir ÖCAL Orta Doğu Teknik Üniversitesi Dr. Berkay ÖZCAN Yale University Prof. Dr. Mustafa ÖZKAN Ġstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Nevzat ÖZKAN Erciyes Üniversitesi Prof. Barry RIDER Cambridge University Prof. Atilla SAĞLAM Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Burak SALTOĞLU Boğaziçi Üniversitesi Prof. Dr. Bedriye SARAÇOĞLU Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet SARAY Yeditepe Üniversitesi Prof. Dr. Seval KARDEġ SELĠMOĞLU Anadolu Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet SINAV Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Ovidiu STOICA Alexandru Ioan Cuza University of IaĢi, România Prof. Dr. Aysit TANSEL Orta Doğu Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet TAġAĞIL Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Dr. Belma TUĞRUL Hacettepe Üniversitesi Prof. Tunay I. TUNCA Stanford University iii

6 Prof. Dr. Dinçer KÖKSAL Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Prof. Dr. Derman KÜÇÜKALTAN Trakya Üniversitesi Prof. Li Way LEE Wayne State University Doç. Dr. Aslı YÜKSEL MERMOD Marmara Üniversitesi Prof. Robert MERVILLE City University London Prof. Elliot Y. NEAMAN University of San Francisco Prof. Dr. Sibel TURAN Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Münevver TURANLI Ġstanbul Ticaret Üniversitesi Prof. Dr. Sadi UZUNOĞLU Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Maria Stella VETTORI University of South Africa Prof. Dr.Turan YAZGAN Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı Prof. Dr. N. Ġvanoviç YEGOROV Chuvash Institute of Social Sciences Dr. Hakan ORBAY Sabancı Üniversitesi iv

7 BU SAYININ HAKEMLERĠ Prof. Dr. AyĢe AKYOL Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Ġlker ALP Trakya Üniversitesi Prof. Dr. Sudi APAK Beykent Üniversitesi Prof. Mustafa ARSLAN Dumlupınar Üniversitesi Prof. Dr. Gülen BARAN Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Hülya BAYKAL Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Esin CAN MUTLU Yıldız Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Cevat DEMĠR Okan Üniversitesi Prof. Dr. A. Ercan GEGEZ Marmara Üniversitesi Prof. Dr. M. Fazıl GÜLER Yeditepe Üniversitesi Prof. Dr. Nalan GÜREL Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Selahattin GÜRĠġ Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Demet KARNAK Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Gencer ÖZCAN Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Prof. Dr. Hüseyin ÖZGEN Çukurova Üniversitesi Prof. Dr. Nuri YĠĞĠT Ankara Üniversitesi Doç. Dr. Tolga ARICAK Fatih Üniversitesi Doç. Dr. Tuncay CAN Marmara Üniversitesi Doç. Dr. Ebru ÇAĞLAYAN Marmara Üniversitesi Doç. Dr. Kıymet ÇALIYURT Trakya Üniversitesi Doç. Dr. A. Mete ÇĠLĠNGĠRTÜRK Marmara Üniversitesi Doç. Dr. Seyhun DOĞAN Ġstanbul Üniversitesi Dr. Toker ERGÜDER Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Tütün Kontrolü Program Sorumlusu Doç. Dr. Erol ESEN Akdeniz Üniversitesi Doç. Dr. Mehmet HACISALĠHOĞLU Yıldız Teknik Üniversitesi Doç. Dr. Kemalettin KUZUCU Trakya Üniversitesi Doç. Dr. Nurcan METĠN Trakya Üniversitesi Doç. Dr. Aysan ġentürk Uludağ Üniversitesi Doç. Dr. Dicle TAġPINAR CENGĠZ Ġstanbul Ticaret Üniversitesi Doç. Dr. Mustafa TEKĠN Ġstanbul Üniversitesi v

8 Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Prof. Dr. Veysel SÖNMEZ Hacettepe Üniversitesi Doç. Dr. Levent ÜRER Ġstanbul Üniversitesi Doç. Dr. Aslı YÜKSEL MERMOD Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Nilüfer TAPAN Ġstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Münevver TURANLI Ġstanbul Ticaret Üniversitesi Prof. Dr. Münevver YALÇINKAYA Ege Üniversitesi vi

9 ĠÇĠNDEKĠLER Tuba BAġKONUġ DĠREKÇĠ, Ömer ÖZÇĠÇEK TÜRKĠYE ĠÇĠN KÜRESELLEġME VE ENFLASYON ĠLE ĠLGĠLĠ BAZI SINAMALAR 1-13 Mustafa HATĠPLER TÜRKĠYE-AB GÜMRÜK BĠRLĠĞĠ ANTLAġMASI VE ANTLAġMANIN TÜRKĠYE EKONOMĠSĠNE ETKĠLERĠ Selahattin KARABINAR, Recep ÖKTEM CĠRO ĠġLEMĠNĠN SORUMLULUK DOĞURAN OLAY BAĞLAMINDA ĠNCELENMESĠ CĠRO EDĠLEN ÇEKLERĠN TFRS ÇERÇEVESĠNDE RAPORLANMASI Sevinç SAKARYA MADEN, Selma AKOL ALMANCAYI TÜRKĠYEDE ÖĞRENMĠġ OLAN ALMANCA ÖĞRETMEN ADAYLARININ ALMANCADAKĠ WIE KELĠMESĠNĠN ANLAMINI BELĠRGĠNLEġTĠRME YETERLĠK DÜZEYLERĠNE ĠLĠġKĠN BĠR ARAġTIRMA AyĢen HĠÇ GENCER, Volkan ÖNGEL SERBEST TĠCARET BÖLGESĠ ÇERÇEVESĠNDE TÜRKĠYE ĠLE SURĠYE, ÜRDÜN ĠLE LÜBNAN ARASINDAKĠ POTANSĠYEL DIġ TĠCARET HACMĠNĠN ULUSLARARASI ÇEKĠM MODELĠ YOLUYLA TAHMĠNĠ Münevver TURANLI, Özlem DENĠZ BAġAR SAĞLIKTA DÖNÜġÜM UYGULAMASI SONRASI HASTANE TERCĠHLERĠNDEKĠ DEĞĠġĠMĠN ĠNCELENMESĠ Ünal H. ÖZDEN FAKTÖR ANALĠZĠ VE VERĠ ZARFLAMA ANALĠZĠ ĠLE AB YE ÜYE VE SEÇĠLMĠġ BAZI ÜLKELERĠN KARġILAġTIRMALI ANALĠZĠ Hasan ÖZGÜR BĠLGĠSAYAR DESTEKLĠ EĞĠTĠM YAZILIMLARINDA KULLANILAN GERĠ BĠLDĠRĠM TÜRLERĠNĠN AKADEMĠK BAġARIYA ETKĠSĠ Gülnur ETĠ ĠÇLĠ, Beste Burcu VURAL KIRKLARELĠ ĠLĠNĠN SOSOEKONOMĠK KALKINMASINDA MEKAN (ġehġr) PAZARLAMASININ ROLÜ vii

10 Ayhan SEYFULLAHOĞULLARI TÜRK GĠRĠġĠMCĠLERĠN Ġġ VE YAġAM DEĞERLERĠNĠN DEMOGRAFĠK DEĞĠġKENLERLE ĠLĠġKĠSĠ ÜZERĠNE BĠR ARAġTIRMA: BURSA ĠLĠ UYGULAMASI Fahri TÜRK DIE TÜRKISCHE ENERGIEPOLITIK-DIE STEIGENDE BEDEUTUNG ERNEUERBARER ENERGIETRAGER IM JAHR Cenk ÖZGEN TÜRK SĠLAHLI KUVVETLERĠNDE PROFESYONELLEġME ÇALIġMALARI Aziz TEKDEMĠR OSMANLI DEVLETĠ NDE ĠLK TĠCARĠ GAZETE: CERĠDE-Ġ TĠCARET Nurcan ÖZKAN GÜNÜMÜZ BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠNĠN ÖNEMĠ Celal KARLIKAYA, Nurcan ÖZKAN GENÇLĠK VE SPOR BAYRAMINDA DUMANSIZ HAVA SAHASI YeĢim FAZLIOĞLU, Lale OKYAY, Gökhan ILGAZ OKULÖNCESĠ VE ANAOKULU DAVRANIġ ÖLÇEĞĠNĠNĠN GEÇERLĠK VE GÜVENĠRLĠK ÇALIġMASI Seyfi TOP MYO ÖĞRENCĠLERĠNĠN GELECEKTEKĠ GĠRĠġĠMCĠLĠK KARĠYER NĠYETLERĠNĠN PLANLI DAVRANIġ MODELĠ KAPSAMINDA DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Nurcan PERDAHCI XVI-XVIII YÜZYIL AVRUPA RESĠM SANATI NDA UġAK HALILARI Muhammet BEZĠRCĠ, Abdullah Oktay DÜNDAR LOJĠSTĠK KÖYLERĠN ĠġLETMELERE SAĞLADIĞI MALĠYET AVANTAJLARI Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Yayın Ġlkeleri viii

11 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 1 TÜRKĠYE ĠÇĠN KÜRESELLEġME VE ENFLASYON ĠLE ĠLGĠLĠ BAZI SINAMALAR ÖZET Tuba BAŞKONUŞ DİREKÇİ Ömer ÖZÇİÇEK Dünya genelinde artan dıģ ticaret hacmi ile birlikte küreselleģme, temel makro değiģkenler üzerinde etkili faktörler arasına girmiģtir. Birçok iktisatçı küreselleģme ile birlikte enflasyon üzerinde etken yerel faktörlerin yerini küresel faktörlerin aldığını savunmaktadır. KüreselleĢmenin enflasyon üzerine etkilerini onaylamayan çalıģmalar da mevcuttur. Bu çalıģma Türkiye Ekonomisi için 1991:1-2008:2 yılları arası dönemde artan küreselleģmenin yurtiçi enflasyon üzerinde etkisini incelemektedir. Enflasyonun yerel çıktı boģluğundan mı yoksa yabancı çıktı boģluğundan mı daha fazla etkilenmekte olduğu araģtırılmıģ, yerel enflasyonun küreselleģme hipotezi doğrultusunda yabancı çıktı boģluğundan daha fazla etkilendiğine dair güçlü kanıtlara ulaģılamamıģtır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon, KüreselleĢme, Ticari Açıklık, Yabancı Üretim Açığı. SOME TESTS ABOUT GLOBALISATION AND INFLATION FOR TURKEY ABSTRACT As a consequence of increasing global trade, globalisation has become an important factor effecting macro variables. Many economist claime that with globalisation, the importance of global factors have increased replacing local factors. There are studies that do not approve the effect of globalisation on inflation. This study investigates the effect of increased globalisation on domestic inflation for Turkey between 1991:1-2008:2. We look whether inflation is affected more from domestic output gap or global output gap, and could not find strong evidence that, in line with globalisation hypothesis, domestic inflation is more affected from global output gap. Key Words: Inflation, Globalisation, Trade Deficit, Foreign Output Gap. Yrd. Doç. Dr., Gaziantep Üniversitesi ĠĠBF Ġktisat Bölümü Öğretim Üyesi, Doç. Dr., Gaziantep Üniversitesi ĠĠBF Ġktisat Bölümü Öğretim Üyesi,

12 2 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) GiriĢ 1990 lardan itibaren küresel enflasyonda önemli düģüģler gerçekleģmiģtir. Bu geliģmeyi açıklayan birçok yaklaģım ortaya atılmıģtır. Bunlardan en çok destek göreni, para politikasının daha etkili olduğudur. BaĢka bir görüģe göre de enflasyonun yerel faktörlerden daha az etkilendiği ve küreselleģmenin enflasyon üzerindeki azaltıcı etkisidir. Bu görüģ, tüm iktisatçılar tarafından benimsenmemektedir. Dolayısıyla bu konuda birçok ampirik çalıģma yapılmıģtır. Bu çalıģma, küreselleģmenin, Türkiye de enflasyon seviyesini düģürüp, düģürmediğini regresyon analizi ile incelemiģtir. KüreselleĢmenin kabul edilir tek bir tanımı olmamakla birlikte genel olarak uluslararası ticaretin, sermaye akımının ve emek akıģının artması olarak tanımlanabilir. Standart görüģe göre yerel enflasyon genel olarak, iç talep, ücret hareketleri, üretkenlik, beklentiler gibi yerel faktörlerin bir fonksiyonudur. Son zamanlarda bazı araģtırmacılar küreselleģmenin, yerel faktörlerin enflasyon üzerindeki etkisini azalttığını ve küresel geliģmelerin rolünü arttırdığını öne sürmüģlerdir. DıĢ faktörlerin hangi oranda yerli faktörleri ikame ettikleri, süren bir tartıģma konusudur. Bu tartıģmayı merkez bankaları gibi politika belirleyicileri de dikkatle takip etmektedir. Eğer küreselleģme görüģü doğruysa, yerel politikaların enflasyon üzerindeki kısa ve orta vadedeki etkisi ve kontrolü gittikçe azalmaktadır. Bu tartıģmaların halen netleģmemesinin sebebi ise araģtırmalardan elde edilen sonuçların yeterince tutarlı ve ikna edici olmamasındandır. Türkiye ile ilgili yaptığımız bu çalıģma da yukarıdaki tartıģmaya ıģık tutmayı amaçlamaktadır. Bu çalıģmada regresyon analiziyle, yerel ve küresel faktörlerin tüfe enflasyonu üzerindeki etkisi incelenmiģtir. Elde edilen bulguların küreselleģme hipotezini desteklemediği görülmüģtür. Bu durum, örneklem iki farklı döneme bölündüğünde de sürmüģtür. Dolayısıyla, son zamanlarda dıģ faktörlerin enflasyon üzerinde etkisinin arttığı yönündeki iddia da Türkiye için destek görmemektedir. Bu sonuca göre para politikasının enflasyon açısından halen önemli bir faktör olduğu söylenebilir. Kullanılan model, Phillips Eğrisi nin düzenlenmiģ bir formudur. Bulgularımızda yabancı üretim açığının katsayısının negatif çıkmasına rağmen, istatistiksel olarak anlamlı çıkmamıģtır. Fakat yabancı çıktı boģluğunun ticari açıklıkla etkileģiminin katsayısının pozitif ve anlamlı çıkması, ticari açığın Türkiye Enflasyonu nun dıģ faktörlerden daha fazla etkilendiği sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla bulgularımız genel olarak bir ülke

13 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 3 enflasyonunun küreselleģme sonucu, yabancı faktörlerden daha fazla etkilendiği teorisi doğrultusundadır. Uluslararası ticarete açılmak suretiyle, yurtiçi enflasyon, yabancı kaynak kullanımı ve ithal malların fiyatlarına gittikçe daha duyarlı hale gelmiģtir. Aynı sebeple, yurtiçi enflasyon oranı, yurtiçi kaynak kullanımından daha az duyarlı hale gelmiģtir. Literatür Taraması Ġktisat Kuramında Klasik yaklaģımda enflasyon genel olarak yerli faktörler tarafından belirlenmektedir. Son zamanlarda küreselleģmenin artmasıyla dıģ faktörlerin yerli değiģkenler üzerinde etkisini göz önüne alan argümanlar ortaya atılmıģtır. Buna bağlı olarak, enflasyonda gözlenmiģ olan düģüģü, küreselleģmeye bağlamaya çalıģan yaklaģımlar ve çalıģmalar ortaya konmaktadır. Bu argümanların temelinde küresel rekabet yatmaktadır. Küresel rekabetten etkilenen iģletmeler ve faktör piyasaları, küresel rekabete ayak uydurabilmek için fiyatları diledikleri kadar arttıramamaktadırlar. Bu durumda fiyatlar ve ücretler daha esnek ve Phillips Eğrisi daha yataydır. Bunun yanı sıra bir mal (hizmet) artık sadece kendi ülkesinde değil, küresel pazarda da satılabildiğinden yerel piyasa koģullarının durumu daha az önemli olmaktadır. Buna göre yüksek talebin olduğu koģullarda enflasyonist baskı oluģmakta, talebin azaldığı durumlarda ise fiyat artıģları zayıflamaktadır. Yüksek talep veya düģük talep, artık sadece yerel pazarlar için değil, küresel pazar için de söz konusu olmuģtur. Talep koģulları, diğer yapılan çalıģmalarda genelde iģsizlik oranı ya da çıktı boģluğu ile ölçülmüģtür. Küresel pazarlar aynı zamanda, ölçek ekonomilerine daha fazla imkan sağlamaları açısından da enflasyonu azaltıcı etkiye sahip olmuģ olabilir. Bunun yanı sıra küresel pazarda baģarılı olmak isteyen iģletmeler verimliliği arttırmak için büyük gayretler göstermektedirler. Son zamanlardaki büyük teknolojik geliģmelere sebep olarak, küresel rekabet gösterilebilmektedir. ĠĢletmelerin ara malları küresel piyasada en ucuz Ģekilde temin edebilmeleri de fiyatlar üzerinde azaltıcı etki yapmıģtır (ithal fiyat etkisi). Hatta bazı iģletmeler üretimlerini daha ucuz ülkelere kaydırmaktadırlar (offshoring) veya üretim zincirinin bir kısmını genelde yurt dıģında yerleģik olan ve daha ucuza üreten taģeron Ģirketlere yaptırmaktadırlar (outsourcing). Bu yaklaģımlar, maliyeti doğrudan doğruya azaltabildiği gibi, yerel emek piyasası üzerinde bir baskı da oluģturabilmektedir. Göç yolu ile yurt içine gelen yabancı emek ve olası

14 4 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) offshoring ve outsourcing uygulaması da yerel emeğin ücret artıģını engelleyebilmektedir. Nitekim, Çin in küresel enflasyon üzerindeki azaltıcı etkisi ayrı bir tartıģma konusudur. White (2008) e göre, birim emek maliyetinde ve üretimdeki ücretin payında azalma gerçekleģmiģtir. KüreselleĢme tartıģmasının bir baģka ayağı da ulusal politikalar üzerindeki etkisidir. Son zamanlarda büyük oranlarda özelleģtirme ve deregulasyon olmuģtur. Rogoff (2006) a göre, merkez bankasının ve diğer politika yapıcılarının davranıģları, ĢeffaflaĢma ve küreselleģmeden etkilenmiģtir. Bu piyasa koģullarındaki değiģme de enflasyonu azaltıcı yöndedir. Dolayısıyla, küreselleģmenin, değiģik yollardan enflasyon üzerinde bir etkisi oluģmuģ olabilir. Genel olarak bu konuda iki değiģik görüģ ortaya atılmıģtır. Bir görüģe göre, küreselleģme, ülkelerin enflasyon oranlarında azaltıcı etki yaratmaktadır. Uluslararası rekabet sonucu, üreticiler açısından maliyet azaltıcı önlemler daha önemli hale gelmiģtir. Bunların baģında verimliliğin arttırılması, emeğin ucuz olduğu ülkelerde üretim yapılması, en ucuz ara mallarının tedariki gelmektedir. Enflasyonun yerel makro ekonomik koģullara daha az tepki vermesinin olası ek sebepleri de merkez bankası politikaları, liberal politikalar, emek piyasasında yapısal reformlar ve bilgi teknolojisindeki geliģmelerdir. Uluslararası rekabet, ayrıca kâr marjları üzerinde de baskı uygulaması sebebiyle, mal ve hizmetlerdeki fiyat artıģlarının daha sınırlı olmasına neden olabilmektedir. Tüm bu faktörlerin sonucu olarak, birçok kalkınmıģ ekonomilerde, Phillips Eğrisi nin daha yatay hale geldiği iddia edilmektedir (Benati 2005, IMF 2006). Konumuz açısından bunun anlamı ise, yerel enflasyonun yerel ekonomik aktivitelerden daha az etkilendiğidir. Örneğin, Gruben ve Mcleod (2004), IMF veri tabanındaki tüm ülkeleri kapsayan panel veri çalıģmalarında ticari açıklık ile enflasyon arası iliģkiyi incelemiģler ve 1990 larda enflasyonda en fazla azalmanın, dıģ ticarete en açık ülkelerde olduğu sonucuna varmıģlardır. Ayrıca ticari açıklık ile enflasyon arasındaki iliģkinin son on yılda güçlendiğini ortaya koymuģlardır. Bir baģka çalıģmada IMF (2006), dıģ rekabete açık sektörlerde üretici fiyatlarında azalma eğilimi görülmüģtür. Borio ve Filardo (2006), 16 sanayileģmiģ ülke için Phillips Eğrileri tahmin etmiģler ve küresel çıktı boģluğunun, modelin açıklama gücünü önemli ölçüde arttırdığını bulmuģlardır. Ayrıca yerli çıktı boģluğunun enflasyon üzerine etkisinin azaldığı, dıģ çıktı boģluğunun enflasyon üzerine etkisinin ise arttığı sonucuna varmıģlardır. Pain vd. (2006) OECD ülkelerinde, ithalat fiyatlarının 1990 yılından sonra yerel tüketici fiyatları üzerine etkisinin

15 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 5 arttığını ortaya koymuģlardır. Pehnelt (2007), 22 OECD ülkesi için yaptığı panel veri çalıģması ile yerli çıktı boģluğu katsayısının 1980 den sonra düģme eğiliminde olduğu, yabancı çıktı boģluğu katsayısının ise artmakta olduğunu gözlemiģtir. Ayrıca bu sonuç, kullandığı baģka küreselleģme endeksleri ile de desteklenmiģtir. Ciccarelli ve Mojon (2005), Pehnelt ile benzer örneklemle yaptığı çalıģmada, dünya enflasyonunun yerli enflasyondaki değiģimin %70 ini açıkladığı ve küresel enflasyonun da kısa vadede küresel reel değiģkenler tarafından belirlendiği sonucuna varmıģlardır. Fakat bir diğer yaklaģım, küreselleģmenin yerel enflasyon üzerindeki etkisinin olmadığını savunmaktadır. Rogoff (2003) a göre, kâr marjının azalması, yanlıģ fiyatlamanın bedelini arttırdığından, firmalar daha sık fiyat değiģimi yapmak zorunda kalmaktadırlar. Bu da Phillips Eğrisi ni daha dikey hale getirmektedir. Ball (2006), ABD için yaptığı ampirik çalıģmada, dıģ çıktı boģluğunun enflasyon üzerindeki öneminin az, iç çıktı boģluğunun öneminin enflasyon üzerindeki etkisinin daha fazla olduğu sonucuna varmaktadır. Ball a göre küreselleģmenin sistematik etkisinin çıkmasının sebebi, göreli fiyat değiģimlerinin dikkate alınmamasıdır. Ihrig vd. (2007), yaptıkları Borio ve Filardo (2006) ya benzer ampirik analizin sonucunda küreselleģme hipotezini destekleyici sonuç bulamamıģlardır. Benzer sonuçlar Calza (2008) tarafından da ortaya konulmuģtur. Calza çeyreklik verileri kullanarak Euro bölgesi için yaptığı Phillips Eğrisi tahminlerinde dünya üretim boģluğunun enflasyon üzerinde anlamlı bir etkisini bulamamıģtır. Dolayısıyla bu konudaki çalıģmalarda çeliģkili sonuçlar çıkmıģtır. Bu durumda Türkiye için elde edeceğimiz bulgular, küreselleģme ve enflasyon arasındaki iliģki hakkında faydalı bilgiler sunacaktır. Türkiye için yapılan çalıģmalara bakıldığında Eren ve Çiçek (2009), kurdukları Ġleriye Dönük GeniĢletilmiĢ Phillips Eğrisi Modeli ne 1 yerel çıktı boģluğu ve küresel çıktı boģluğu ekleyerek yaptıkları regresyon analizi sonucu, küresel çıktı boģluğunun kendisi kullanıldığında yurtiçi enflasyon üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuģlardır. Fakat, yerel ve küresel çıktı boģlukları farkı kullanıldığında bu değiģken anlamlı çıkmıģtır. Eren ve Çiçek (2009), bu sonucu küresel geliģmelerinin, yurtiçi enflasyon süreci üzerinde etkili olduğu Ģeklinde yorumlamaktadırlar. Son olarak ulusal çıktı boģluğunun yurtiçi enflasyon oranı üzerindeki etkisi, Kalman Filtresi c y e 1 e d Ġleriye Dönük Phillips Modeli t t 1 t 1 t t, Ģeklindedir.

16 6 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) Yöntemi yle analiz edilmiģ ve modelde tahmin edilen katsayıların zaman içerisindeki değiģimi izlenmiģtir. Buldukları sonuç, katsayısının zaman içerisinde azaldığı yönündedir. Bu durum Türkiye de Phillips eğrisinin yataylaģtığını ifade etmektedir. Arı (2001), doktora tezinde küreselleģmenin enflasyon üzerindeki etkilerini Türkiye Örneği üzerinde incelemiģtir. ÇalıĢmada yıllık ve üçer aylık iki farklı veri seti kullanarak yaptığı zaman serisi analizinde uzun dönem iliģkisini araģtırılmıģtır. Uygulama sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortaya çıkan tabloda Türkiye de yılları için, enflasyon oranı ile küreselleģme arasında zıt yönlü, anlamlı iliģki mevcut olduğu sonucuna varmıģtır. Arı (2001) e göre, diğer faktörler değiģmezken dıģa açıklık arttıkça zaman tutarlı enflasyonun düģmektedir. Veri ve Yöntem Enflasyonun iç ve dıģ faktörlerden hangileri tarafından etkilendiğini belirlemek için, enflasyon oranının bağımlı değiģken olduğu tek denklemli bir model, tahmin edilecektir. Benzeri modeller Ihrig vd. (2007), Borio ve Filardo (2007) ve Pehnelt (2007) tarafından kullanılmıģ çoklu regresyon denklemleridir. Model aģağıdaki gibidir: t n i 1 i t i YGAP YFGAP t X t Dt t Burada π enflasyon, YGAP yerli çıktı boģluğu, YFGAP yabancı çıktı boģluğu ve X diğer açıklayıcı değiģkenler olan, küresel enflasyon değiģkeni (CPIF), Türkiye nin dıģ ticaret açıklık değiģkeni (OPEN) ve etkileģim katsayısı (OPEN*YGAP) ı temsil etmektedir. YGAP ve YFGAP, yapılan bütün çalıģmalarda temel değiģkenler olarak kullanılmakta ancak diğer açıklayıcı değiģkenler farklılık gösterebilmektedir. Phillips Denklemi ne göre iģsizlik oranının doğal iģsizlik oranının altına inmesi dolayısıyla üretim boģluğunun artı değer vermesi, enflasyonist baskı uygulayacağından, γ katsayısının pozitif iģaretli olması gerekmektedir. Benzer Ģekilde dıģ ülkenin etkisini yakalayan, δ katsayısının da artı iģaretli olması beklenmelidir. Eğer dıģ etki, iddia edildiği gibi enflasyon üzerinde daha önemli hale gelmiģse, dıģ etkiyi gösteren katsayıların zaman içerisinde büyümesi ve daha anlamlı olması gerekir. Açıklayıcı değiģken, Türkiye Ġstatistik Kurumundan elde edilen 1987 yılı bazlı Tüketici EĢya Fiyat Endeksinin doğal logaritmaları farkından t

17 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 7 türetilmiģtir. Modelde kullanılan yurt dıģı çıktı boģluğu, diğer birçok çalıģmada olduğu gibi, diğer ülkelerin GSYĠH sının potansiyel değeri ile gerçekleģen GSYĠH değerini arası farkı alınarak, tahmin edilmiģtir (YFGAP=lnY F -lny PF ). Veri kaynağının sınırlı olması sebebiyle, OECD kaynaklarından, Türkiye nin önemli ticari ortaklarının GSYĠH serileri elde edilmiģtir. Bu ülkeler Almanya, Fransa, Ġtalya, Ġngiltere, Hollanda ve ABD olarak seçilmiģtir 2. Bu kaynakta diğer ülkelerin 1991 yılı öncesi verileri varken, Almanya nın GSYĠH serisi 1991:1 yılı itibariyle mevcuttur. Bu sebeple örneklemimiz bu tarihten baģlamaktadır. Bu ülkelerin her bir çeyrek döneme ait GSYĠH verileri toplanmıģ ve doğal logaritması alınmıģtır. Hodrick-Prescott filtresinden geçirmek suretiyle serinin uzun vadeli trendi elde edilmiģ ve serinin kendisinden farkı alınarak, YFGAP serisi türetilmiģtir. YGAP, ise Türkiye nin 1987 yılı bazlı reel GSYĠH serisi kullanılarak hesaplanmıģtır. (YGAP=lnY-lnY P ) KüreselleĢme etkisi, ülkenin diğer ülkelere yaptığı ticaret, sermaye akıģı miktarına bağlıdır. DıĢ ticareti yüksek olan ülkelerin diğer ülkelerle entegrasyonun daha fazla ve küresel rekabete daha açık olduğu düģünülebilir. Dolayısıyla, toplam dıģ ticaret ölçütü, diğer birçok çalıģmada bir küreselleģme değiģkeni olarak kullanılmıģtır. Bu ölçüt (OPEN), ihracat ve ithalat toplamının, GSYĠH ya oranı olarak tanımlanmaktadır. Burada kullanılan GSYĠH serisi, Türkiye Ġstatistik Kurumu nun resmi internet sitesinden alınmıģ, cari fiyatlarla GSYĠH serisidir. Seri ABD dolar kuruna çevrilmiģtir. Ġhracat ve ithalat serileri, Merkez Bankası nın resmi internet sitesinden alınmıģtır. Üretim açığının enflasyon üzerindeki etkisinin ticari açıklığın artmasıyla değiģip değiģmediğini ortaya koymak için etkileģim katsayısı (YGAP*OPEN) kullanılmıģtır. Küresel enflasyonun Türkiye deki enflasyona doğrudan etkisini bulma açısından yabancı ülkelerin ortalama enflasyonu, açıklayıcı değiģken olarak kullanılmıģtır. CPIF serisi, Türkiye nin dıģ ticaretinin yoğun olduğu yukarıda bahsedilen ülkelerin tüketici fiyat enflasyonlarının ortalamasıdır. Modele iki adet kukla değiģkeni eklenmiģtir (D). Birinci kukla değiģken Türkiye nin yaģamıģ olduğu 1994:2 ve 2001:1 krizlerinin etkisini temsil etmektedir. Türkiye 2000 senesinde ciddi bir enflasyonla mücadele programı baģlatmıģtır. Bunun sonucunda enflasyonda önemli düģüģ gerçekleģmiģtir. Bu yüzden enflasyondaki yapısal değiģimi yakalamak 2 DıĢ Ticaret MüĢteĢarlığı verilerine göre bu ülkeler dıģ ticaret hacmimizin yaklaģık %50 sini oluģturmaktadır.

18 8 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 2000:1 öncesi dönemde sıfır, 2000:1 ve sonrası dönemde 1 değerini alan ikinci bir kukla değiģken kullanılmıģtır. Bu veriler kullanılmadan önce mevsimsellik sınaması yapılmıģ ve değiģken sepeti içinde Türkiye ye ait GSYĠH, açıklık katsayı serisi (OPEN) ve fiyat endeksleri X12 yöntemiyle mevsimsel düzeltmeye tabii tutulmuģtur. Tablo 1: 1991:3-2008:2 Dönemi Ġçin Yapılan Regresyon Analiz Sonuçları TUFE TUFE (-1) TUFE (-2) TUFE (-3) YGAP YFGAP CPIF OPEN YGAP* OPEN LM ARCH 1 0,089 0,312 0,063-0,034 0,04 (1,03) (7,57) (0,97) (-0,51) [0,85] 2 0,0006 0,273 0,112-0,265-0,422 3,31 3,56 (0,005) (3,10) (1,25) (-2,42) (-2,59) [0,19] [0,06] 3-0,015 0,294 0,158-0,243-0,478 0,005 0,138 3,56 2,95 (-0,15) (3,36) (1,72) (-2,25) (-2,93) (0,92) (1,99) [0,17] [0,086] 4-0,014 0,288 0,138-0,542-0,501 0,115 0,854 3,80 2,67 (-0,14) (3,27) (1,53) (-0,79) (-2,94) (1,58) (0,44) [0,15] [0,10] 5-0,004 0,287 0, ,477 1,910 3,83 3,24 (-0,05) (3,22) (1,29) (-1,42) (-2,78) (1,02) [0,15] [0,07] Tabloda yer alan katsayıların altındaki parantez değerler t (GARCH modellemesinde Z) istatistikleridir. LM ve ARCH testlerinin altındaki değerler anlamlılık düzeyleridir. Birinci model GARCH(1,1) ile tahmin edilmiģtir. Modelin tahmini için gecikme sayısının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için AIC ve otokorelasyon (LM) sınamasına bakılmıģtır. Genel olarak modelde üç gecikmenin bulunması uygun bulunmuģtur. LM Testi sonrası otokorelasyon sorunu olan denklemler gecikme sayısı arttırılarak bu sorun giderilmeye çalıģılmıģtır. Ancak bazı durumlarda bu da yeterli olmamıģ ve bozucu terimin GARCH etkisi ile modellenmesi gerekmiģtir. Bir diğer diagnostik sınama ARCH sınaması olmuģtur. ARCH sınaması sonucu, bu etkinin varlığının reddedilemediği durumlarda da, model GARCH(1, 1) ile tahmin edilerek, kalıntıların Beyaz Gürültü (White Noise) halde olması sağlanmıģtır. Ampirik Sonuçlar ve Yorum Ġlk olarak model örneklemin tamamını kapsayacak Ģekilde, 1991:1 ile 2008:2 dönemleri için tahmin edilerek, iç ve dıģ etkinin önemi incelenmiģtir. Diğer bazı çalıģmalarda olduğu gibi zaman içerisindeki

19 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 9 değiģimi görmek amacıyla, örneklem ikiye ayrılarak, 1991:1-1999:4 ve 2000:1-2008: 2 olmak üzere, iki örneklem seti oluģturulmuģtur. Ġlk regresyon sonucu Tablo 1 dedir. Genel olarak tabloya bakıldığında yabancı ve yerli çıktı boģluğu değiģkenlerinin iģaretlerinin beklenenin dıģında bir Ģekilde negatif olduğu gözlenmiģtir. Yabancı çıktı boģluğu değiģkeni, dahil edildiği dört regresyon modelinde de istatistiksel olarak anlamlı çıkmıģtır. Yerli çıktı boģluğu değiģkeni ise dahil edildiği 4 regresyonun iki tanesinde anlamlıdır. Sadece yerli çıktı boģluğunun konulduğu ilk modele göre yerli çıktı boģluğu anlamsızken, YFGAP ın modele eklenmesiyle YGAP ın katsayısı anlamlı hale gelmiģtir. DıĢ ticaretin artması ile enflasyonun üzerinde oluģan azaltıcı baskıyı göstermesi açısından OPEN katsayısı negatif olması beklenirken, pozitif iģaretli ve model 3 de de %5 düzeyinde anlamlıdır. Tablo 2: 1991:1-1999:4 Dönemi Ġçin Yapılan Regresyon Analiz Sonuçları Bağımlı DeğiĢken: TUFE TUFE (-1) TUFE (-2) TUFE (-3) YGAP YFGAP CPIF OPEN YGAP* OPEN LM ARCH 1-0,103 0,271 0,128 0,052 1,88 (-0,97) (4,79) (0,93) (0,33) [0,17] 2-0,148 0,267 0,163-0,095-0,188 0,91 (-1,00) (4,58) (2,22) (-0,71) (-1,20) [0,34] 3-0,254 0,130 0,126-0,090-0,398 0, ,227 3,09 2,16 (-2,34) (1,52) (1,63) (-0,76) (-2,05) (0,002) (3,77) [0,21] [0,14] 4-0,168 0,237 0,135-1,136-0,505 0,153 3,333 0,96 (-1,36) (3,68) (0,79) (-2,10) (-3,12) (3,29) (2,05) [0,33] 5-0,139 0,294 0,198-1,810-0,398 5,812 0,90 1,15 (-1,75) (4,01) (2,58) (-3,31) (-2,41) (3,41) [0,64] [0,28] Tabloda yer alan katsayıların altındaki parantez değerler t (GARCH modellemesinde Z) istatistikleridir. LM ve ARCH testlerinin altındaki değerler anlamlılık düzeyleridir. Birinci, ikinci ve dördüncü modeller GARCH(1,1) ile tahmin edilmiģtir. Diğer küreselleģme değiģkeni olan dıģ ülkelerin ortalama enflasyon katsayısı (CPIF) artı iģaretli olmasına rağmen anlamsız çıkmıģtır. Son olarak küreselleģmenin artması ile yerel faktörün etkisinin azalmasını gösteren YGAP*OPEN etkileģim değiģkeninin katsayılarına bakıldığında (model 4 ve model 5), bu katsayıların küreselleģme hipotezi doğrultusunda negatif olması gerekirken pozitif iģaretli fakat anlamsız çıkmıģtır. Zaman içerisindeki değiģimi görmek amacıyla örneklem 2000 yılı

20 10 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) öncesi ve sonrası olarak ikiye bölündüğünde, yine yerel ve yabancı çıktı boģluğu değiģkenlerinin genel olarak negatif iģaretli ve anlamlı olduğu gözlemlenmektedir. OPEN katsayısının, pozitif ve t istatistiğine bakıldığında anlamlılık düzeyinin oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca YGAP*OPEN etkileģim değiģkeni pozitif iģaretli ve anlamlıdır. Bunun anlamı ise, dıģ ticaret arttıkça, yerli açığın enflasyon üzerindeki etkisini arttırdığıdır. Bu sonuçlar da küreselleģme hipotezini destekler nitelikte değildir. Son olarak 2000 yılı sonrası dönem ile ilgili sonuçlar Tablo 3 de verilmiģtir. Burada da yine YGAP ve YFGAP katsayıları negatif iģaretlidir fakat katsayıları bir model hariç diğerlerinin anlamsız oldukları görülmektedir. Yine dıģ ticaret katsayısının (OPEN) negatif iģaretli olması, Türkiye nin dıģ ticareti arttıkça enflasyon üzerinde azaltıcı etkisi olduğu anlamına gelmektedir fakat katsayı istatistiksel olarak anlamlı çıkmamıģtır. DıĢ ülkelerin enflasyonu (CPIF) pozitif iģaretli ve anlamlıdır. EtkileĢim katsayısı diğer iki tabloda olduğu gibi pozitif iģaretli fakat anlamsızdır. CPIF katsayısının pozitif iģaretli olması, dıģ enflasyonun yerel enflasyonu arttırıcı etkisinin olduğu anlamına gelmektedir. Tablo 3: 2000:1-2008:2 Dönemi Ġçin Yapılan Regresyon Analiz Sonuçları Bağımlı DeğiĢken: TUFE TUFE (-1) TUFE (-2) TUFE (-3) YGAP YFGAP CPIF OPEN YGAP* OPEN LM ARCH 1 0,667-0,143 0,103-0,278 0,51 (3,61) (-0,75) (0,97) (-4,73) [0,48] 2 0,446 0,058 0,072-0,265-0,194 9,85 0,05 (2,44) (0,29) (0,41) (-1,61) (-0,76) [0,007] [0,81] 3 0,259 0,054 0,133-0,519-0,127 0,020-0,248 1,40 0,06 (1,44) (0,28) (0,68) (-2,83) (-0,53) (2,37) (-1,23) [0,49] [0,81] 4 0,370 0,034-0,063-1,709-0,227-0,322 3,468 2,37 0,01 (1,96) (0,16) (-0,32) (-1,10) (-0,89) (-1,43) (0,85) [0,30] [0,91] 5 0,445 0,089 0,072-1,107-0,184 2,247 11,2 0,05 (2,41) (0,42) (0,40) (-0,73) (-0,71) (0,55) [0,004] [0,82] Tabloda yer alan katsayıların altındaki parantez değerler t (GARCH modellemesinde Z) istatistikleridir. LM ve ARCH testlerinin altındaki değerler anlamlılık düzeyleridir. Birinci model GARCH(1,1) ile tahmin edilmiģtir. Son iki tabloya bakıldığında katsayıların istatistiksel olarak anlamsız olmaları veya iģaret değiģtirmeleri nedeniyle enflasyonun küreselleģme ile

21 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 11 ilgili yapısında bir değiģiklik olduğu, kanısı oluģmaktadır. Son iki tabloyu da karģılaģtırdığımızda Tablo2 de YFGAP değiģkenleri genelde anlamlıyken, Tablo 3 de anlamsız olduğu gözlenmektedir. OPEN Tablo 2 de anlamlıyken Tablo 3 de anlamsız çıkmıģtır. EtkileĢim katsayısı Tablo 2 de anlamlıyken Tablo 3 de anlamsızdır. Bu durumda küreselleģme sonucu küresel faktörlerin Türkiye de yerel enflasyon üzerindeki etkisinin arttığı sonucuna ulaģamıyoruz. EtkileĢim katsayısına bakıldığında, her iki dönemde de pozitifken sadece ilk dönem için anlamlıdır. Pozitif iģarete sahip olması, dıģ ticaret arttıkça yerel çıktı boģluğunun enflasyon üzerindeki etkisinin arttığına iģaret etmektedir. Bu da yine küreselleģme hipotezini desteklememektedir. Sonuç Ġkinci Dünya SavaĢı nın yıkımından sonra böyle bir felaketle bir daha karģılaģmamak için devletler, ülkeler arası politik ve ekonomik iģbirliğini arttıracak kurumlar ve mekanizmalar oluģturmuģlardır. Burada ekonomik iģbirliği ile malların ve sermayenin serbest dolaģımı amaçlanmıģtır. Son on yıla baktığımızda bu hedefin önemli ölçüde gerçekleģtiği gözlenmektedir. Ekonomik krizlerin de gösterdiği gibi, ülkelerin makro ekonomik koģulları diğer ülkelerden bağımsız değildir. Önemli iktisadi değiģkenlerden birisi de enflasyondur ve enflasyonun düģük ve istikrarlı seviyede tutulması, önemli bir politik kaygıdır. KüreselleĢme sonucu yerel enflasyonun, küresel rekabet ve talep koģullarından da etkilenebileceği iddiası, bazı iktisatçılar tarafından ortaya atılmıģtır. KüreselleĢmenin yerel enflasyon üzerine etkisinin büyüklüğünü tahmin etmeğe çalıģmıģlardır. Bunlardan önemli bir kısmında, dünya çıktı boģluğu gibi küresel talep koģulunu gösteren veya dıģ ticari büyüklük gibi değiģkenlerin yerel değiģkenlerin etkisinden daha fazla arttığı görüģü sonucuna varılmıģtır. Fakat, bazı çalıģmalarda da bunu destekleyen bulgular elde edilememiģtir. Dolayısıyla küreselleģmenin önemi hala tartıģılan bir konu olmaya devam etmektedir. Bu çalıģmada da Türkiye için yerli çıktı boģluğu ile beraber yabancı çıktı boģluğu, dıģ ticari açıklık, yurtdıģı enflasyon değiģkenleri kullanılarak küreselleģmenin yerel enflasyon üzerindeki etkisinin artıp, artmadığı incelenmiģtir. Beklenenin aksine, yerli çıktı boģluğunun ve yabancı çıktı boģluğunun iģareti negatif çıkmıģtır. Bu da kuramsal olarak Phillips

22 12 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) Modeli ne aykırı bir durumdur. Diğer yandan örneklem 2000 yılı öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayrıldığında, sonraki dönemde yabancı çıktı boģluğu ile temsil edilen küreselleģme katsayısı, önceki döneme göre daha yüksek bir değere sahip değildir. Ayrıca diğer küreselleģme değiģkenlerine de baktığımızda, bunların yerli enflasyon üzerinde küreselleģme hipotezine uygun herhangi bir etkisine rastlanmamıģtır. Genel olarak Türkiye de enflasyonun küreselleģme sonucu azaldığı ve baskı altında kaldığı sonucuna varılamamıģtır. Kaynakça Arı, A. A., Açıklık Ve Enflasyon: Türkiye Örneği, (Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi), Bal, L. M., Has Globalization Changed Inflation?, NBER Working Paper 12687, Borio, C. & Filardo, A., Globalisation and inflation: New crosscountry evidence on the global determinants of domestic inflation, BIS Working Papers No: 227, Calaza, A., Globalisation, Domestic Inflation and Global Output Gaps: Evidence from the Euro Area, Federal Reserve Bank of Dallas, Globalization and Monetary Policy Institute, Working Paper No. 13, Ciccarelli, M., & Benoit, M., European Central Bank, Working Paper Series No. 537, Eren, E., & Çiçek, S., KüreselleĢme ve Enflasyon: Küresel Çıktı Açığı Hipotezi: Türkiye Örneği, EconAnadolu 2009, Anadolu Uluslararası Ġktisat Kongresi nde SunulmuĢ Tebliğ, EskiĢehir, Türkiye, 2009, Gruben, W. C., &Darryl, M., The Openness-Inflation Puzzle Revisited, Federal Reserve Bank of Dallas, Ihrig, J., Steven, B., Kamin, D., & Marquez, J., Some Simple Tests of the Globalization and Inflation Hypothesis, Board of Governors of the Federal Reserve System, International Finance Discussion Papers, Number 891, IMF. (2006). How has globalisation affected inflation?, IMF World Economic Outlook, 3: Pain, N., Koske, I., & Solli, M., Globalisation and Inflation in the OECD Economies, OECD Economics Department Working Papers, No. 524, 2006.

23 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (1-13) 13 Pehnelt, G., Globalisation and Inflation in OECD Countries, ECIPE Working Paper, No. 04, Rogoff, K. S., Globalization and Global Disinflation, Federal Reserve Bank of Kansas City, Rogoff, K. S., Impact of Globalization on Monetary Policy, Jackson Hole Symposium, White, W. R., Globalisation and the determinants of domestic inflation, Banque de France, International Symposium: Globalisation, Inflation and Monetary Policy, 2008.

24 14 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) TÜRKĠYE- AB GÜMRÜK BĠRLĠĞĠ ANTLAġMASI VE ANTLAġMANIN TÜRKĠYE EKONOMĠSĠNE ETKĠLERĠ ÖZET Mustafa HATİPLER Gümrük Birliği, uluslararası boyutu olan bir entegrasyon organizasyonunun en önemli mihenk taģlarından biridir. Gümrük Birliği ne böylesine ayırıcı bir vasıf kazandıran yanı, onun bir ülke ekonomisini, üretimden tüketime kısacası topyekun olarak etkileme gücüne sahip olmasındandır. Türkiye Avrupa Ekonomi Topluluğu(AET) na adım attığı günlerin baģından itibaren, bir Gümrük Birliği gerçeğini yaģayacağını bilmekteydi. 22 yıllık bir zaman diliminden sonra hayata geçtiğinde, Türkiye yi bekleyen zorluklar ve sorunlar oldu. Çünkü Türkiye, bu sürece kendini hazırlayamamıģtı. Bu zorlukların Türkiye den kaynaklandığı tezi de doğru değildi, çünkü Gümrük Birliği içine dahil olduğumuz Avrupa Birliği de yerine getirmeyi taahhüt ettiği sorumluluklarını çeģitli sebepler ileri sürerek yerine getirmemiģti. Bütün bunlar, Türkiye AB nin tam üyesi olmadan gerçekleģmiģti. ĠĢte böyle bir tabloda, Türkiye nin AB ile Gümrük Birliği süreci, Türkiye ekonomisini büyük oranda etkilemiģtir. Türkiye ekonomisi için söz konusu olan bu etkilenme, Gümrük Birliği antlaģmalarının neden olduğu genel etkilenmelerin çok üzerinde gerçekleģmiģtir. Tüketim. Anahtar Kelimeler: KüreselleĢme, Gümrük Birliği, Hibe, Yatırım, Üretim ve THE EU-TURKEY CUSTOMS UNION AGREEMENT AND THE EFFECTS OF IT ON TURKISH ECONOMY ABSTRACT The EU-Turkey Customs Union is one of the much important touchstones of one integration organization, having an international dimensional. The cause of gaining such a distinctive qualification to the Customs Union is that it has a power affecting an economy of any country from productive to consumption in all briefly. Turkey has known that they would live the Customs Union reality since the Yrd. Doç. Dr., Trakya Üniversitesi Edirne Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu,

25 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 15 beginning of the application days to be admitted to the European Economic Community. While agreement came into effect after a 22 year timetable, Turkey has encountered difficulties and problems since they could not be ready by themselves in this preparation duration. The argument that these difficulties came also from Turkey was not true, as the European Economic Community, in which we was included, did not fulfill the responsibilities they formally agreed upon mutually and have asserted various reasons. Therefore, in such situation, the EU-Turkey Customs Union duration has affected the economy of Turkey on a large scale. These effects, which are matters in questions for the Turkish economy, were realized much more than the general effects the Customs Union Agreement has caused. Key Words: Globalization, Customs Union, Donation, Investment, Production and Consumption. GiriĢ Bütün dünyada son on yılın yükselen trendi olarak gösterilen küreselleģme, aslında sadece on yılın değil son elli yılın en önemli ticari organizasyonudur. Bu ticari organizasyonun, uluslararası her organizasyonda olduğu gibi siyasi boyutu olduğu gerçeği izahtan varestedir. KüreselleĢme, doğal olarak ülkeleri rekabetin ezici yükünden kurtarmak ve ekonomik anlamda bütünleģmek amacını taģımakla beraber dünya ticaretinde en önemli değiģikliklerin de adresidir. Uluslararası alanda ortaya çıkan serbest ticaret anlayıģı da bu düģüncenin bir parçasıdır. Sonrasında ortaya çıkan, dıģ ticareti kısıtlayıcı tarife ve kotaların azalması hatta tamamen ortadan kaldırılması yönünde çalıģmalar da yine bu düģüncenin cesur adımlarıdır. Bu cesur adımların da temel sebebi son yüzyılın içinde yaģanan iki büyük savaģın, dünya ekonomileri üzerindeki yıkıcı etkileridir. Gümrük Birliği uygulaması, tarihte birçok örneği olan bir uygulamadır. En önemli özelliği; üyeler arasında her türlü tarife ve kotaların kaldırılması ve birlik dıģına karģı ortak bir tarife oranı uygulanmaya baģlanması ve ortak ticaret politikalarının benimsenmesi Ģeklinde olanıdır. Bu Ģekilde yapılan Gümrük Birliği uygulamasının hedefi, mal piyasaları arasında bir bütünleģme gerçekleģtirmek, dolayısıyla bunu gerçekleģtirmek için, mal akımını engelleyen gümrük vergileri ve dıģ ticaretin kontrol araçlarını kaldırılmıģ olmak ve diğer ülkelere uygulanan gümrük vergilerini eģitlemektir. Bu adımların içinde siyasal boyutlu olanlar olduğu gibi hem siyasal hem de ekonomik boyutlu olanları da olmuģtur. Nitekim II. Dünya savaģı sonrasında, geliģmiģ ülkeler, gerek I. Dünya savaģı ve 1929 Dünya

26 16 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) ekonomik krizinin etkilerini azaltmak, gerek II. Dünya SavaĢı nın meydana getirdiği yaraları sarmak ve gerekse dünya ticaretinde çok yönlü denkleģmeye imkân sağlamak düģüncesiyle çeģitli organizasyonlar kurma gayreti içinde olmuģlardır. Bu organizasyonların baģında geleni Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) dur. AET nin de en kuvvetli mekanizması Gümrük Birliği dir (Uyar, 2000, s.23). Türkiye nin küreselleģme ve dünya ticaretine eklemlenme çabaları, Osmanlı Devleti zamanından beri sürdürülen bir politik unsur olmakla beraber, bu çabalar, II. Dünya SavaĢı sonrasında hız kazanmıģ, Uluslararası Para Fonu (IMF), Uluslararası Ġmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Avrupa Ġktisadi ĠĢbirliği TeĢkilatı (OECC) ve Kuzey Atlantik AntlaĢması Örgütü (NATO) gibi uluslararası kuruluģlara katılım sağlanarak büyük adımlar atılmıģtır. Bu anlamda, atılan en büyük adım 31 Temmuz 1959 da AET ye yapılan katılım baģvurusu olmuģtur. Bu baģvuruyu 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara AntlaĢması takip etmiģtir. Ankara AntlaĢması, Gümrük Birliği konusunda, Avrupa Birliği (AB, o zaman ki adıyla AET) ile iliģkilerde, özellikle Gümrük Birliği dönüm noktası olmuģ ve iliģkiler Gümrük Birliğinin kurulmasına kadar devam etmiģtir. Türkiye-AB arasında Gümrük Birliği, 1 Ocak 1996 da oluģturulmuģtur. Gümrük Birliği ile, Türkiye tarafından AB den ithal edilen sanayi ürünlerinde tüm gümrük vergileri, eģ etkili tedbirler ve miktar kısıtlamaları kaldırılmıģ ve iki taraf arasında Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) uygulanmasına baģlanmıģtır. Aslında bu süreç, 1971 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ün devamıdır. AB, Katma Protokol uygulanması ile Türkiye den ithal edilen sanayi ürünlerinde (belirlenen istisnalar dıģında) uyguladığı gümrük vergilerini ve miktar kısıtlamalarını kaldırmıģtır. Ocak 1996, Türkiye- AB iliģkilerinde özellikle ticaret ve mal piyasalarının akımı yönünden son derece önemli bir tarihtir. Gümrük Birliği nin, Türkiye nin AB üyesi olmadığı bir zaman diliminde gerçekleģmesinin farklı etkileri olduğu da ayrı bir gerçektir. Bu sınırlı çalıģmada, Türkiye-AB, Gümrük Birliği AntlaĢması ve bu antlaģmanın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri üzerinde durulacaktır. 1. Gümrük Birliği nin Tanımı, Etkileri ve Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği AntlaĢması nın Tarihsel Süreci Genel olarak Gümrük Birliği; malların tek bir gümrük alanı içinde, herhangi bir engelle karģılaģmaksızın bir bütün olarak ya da kısmî (belirli

27 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 17 kotalar dahilinde) olarak serbestçe dolaģabilmeleri ve tarafların üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalata aynı dıģ tarife ve aynı ticaret politikasını uygulamalarından ibarettir Gümrük Birliği nin Tanımı Gümrük Birliği, taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eģ etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla, her türlü eģ etkili tedbirin kaldırıldığı ve ayrıca, birlik dıģında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da, ortak gümrük tarifesinin uygulandığı bir ekonomik entegrasyon çeģidi olarak tanımlanmaktadır. Gümrük Birliği nin sınırları içinde malların hiç bir engellemeyle karģılaģmadan serbest dolaģımı esastır. Bu nedenle, Gümrük Birliği kapsamında olan taraflar arasında herhangi bir ayırımcılığın ortaya çıkmaması için, ortak rekabet kuralları ile ortak ticaret politikalarının da geliģtirilmesi gereklidir. Bu sağlandığı takdirde ve sağlandığı oranda, Gümrük Birliği üyeleri, serbest rekabet ortamında ve eģit koģullarda üretim ve ticaret yapabileceklerdir Gümrük Birliği nin Etkileri Gümrük Birliği nde, birliğe üye ülkeler arasında gümrük tarife duvarlarının kaldırılması ve serbest ticaret alanlarının geniģlemesi sonucunda, refah artırıcı ve ekonomik yönden olumlu geliģmeler olduğu gibi, üçüncü ülkelere karģı uygulanan gümrük duvarları nedeniyle refah azaltıcı ve ekonomik yönden olumsuz etkenler de ortaya çıkabilir. Gümrük Birliği nin, her düzeyde taraflar arasında, onların lehlerine olmak üzere, karģılıklı menfaatlere dayalı olumlu ve objektif sonuçlar doğurması asıldır. Gümrük Birliği, tarafların ekonomilerini bir bütün halinde, ticaret, üretim, tüketim, gelir dağılımı yönüyle etkiler. Gümrük Birliğinin etkilerini, Statik Etkiler ve Dinamik Etkiler baģlıkları altında tasnif etmek mümkündür Gümrük Birliği nin statik etkileri Gümrük Birliğinin statik etkileri; Ticaret Etkisi, Üretim Etkisi, Tüketim Etkisi ve Gelir Dağılımı Etkisi Ģeklindedir.

28 18 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) a-) Ticaret Etkisi: Gümrük Birliğinin Ticaret etkisi kısa vadede ve uzun vadede ayrı ayrı olarak gerçekleģir. Gümrük Birliği ile kısa dönemde, birlik içinde yer alan ülkeler arasında, ticareti kısıtlayan engeller ortadan kaldırılmıģtır. Birlik dıģı ülkelere karģı ise gümrük duvarlarının devam etmesi sonucu birlik dıģı ticaret azalabilir. BaĢka bir ifadeyle, Gümrük Birliği nedeniyle, ticaret, birlik dıģından birlik içine saptırılmıģtır. Buna; Ticaret Saptırıcı Etki denir. Gümrük Birliği ile uzun dönemde de, birlik içinde yer alan ülkeler ile birlik dıģı ülkeler arasındaki ticaret artabilir. Örneğin birlik üyeleri, birlik kurulduktan sonra daha fazla büyüme gösterip, gelirleri daha hızlı artmıģsa, buna bağlı olarak ithalat talepleri de artacak ve ticaret hacimleri, eskiye göre büyüyecektir. ĠĢte Gümrük Birliği nedeniyle, birlik içinde bu ve benzeri Ģekilde ticaretin artmasına; Ticaret Yaratıcı Etki denir. b-) Üretim Etkisi: Gümrük Birliğinin Üretim Etkisi, birlik içinde hammadde teminindeki durumlara göre değiģen bir etkidir. Gümrük Birliği nedeniyle, birlik içindeki ülkelerde var olan bazı sanayiler, gümrük tarifelerinin kaldırılması dolayısıyla, bazı girdilerini daha ucuza temin etme Ģansını yakalayabilir. Böylece üretim daha ekonomik ve daha yüksek oranda gerçekleģir. Gümrük Birliği nedeniyle, gümrük tarifelerinin, birlik üyeleri arasında kalkması sırasında, daha önce üçüncü ülkelerden düģük maliyetle alınan bazı mallar, daha yüksek maliyetle birlik üyelerinden alınacağından maliyetler yükselir ki bu da üretim azalıģına neden olur. c-) Tüketim Etkisi: Gümrük Birliğinin Tüketim Etkisi, birlik nedeniyle üretim artıģı ve buna paralel olarak gerçekleģme ihtimali olan tüketime daha çok pay ayrılması durumlarında söz konusudur. Gümrük Birliği ile ortaya çıkan birliktelik ve bütünlük, birlik içinde yer alan ülkelerin ekonomik yapılarında var olan uygunluk ve uyuma paralel olarak, tüm üyelerin lehine olacaktır. Bu Ģekilde üye ülkelerin vatandaģların gelirlerinin artacağı, gelir artıģının talebi kamçılayacağı ve daha çok tüketime fon aktarılacağı kabul edilmektedir. Bu duruma, birlik içinde malların ucuzlaması etki yaptığı gibi üye ülke vatandaģlarının üretim etkisi nedeniyle gelirlerinin artması da etki yapmaktadır.

29 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 19 d-) Gelir Dağılımı Etkisi: Gümrük Birliği nedeniyle ticaret yaratma etkisi ortaya çıkar. Gümrük Birliğinin ticaret yaratma etkisi nedeniyle birlik içine kayan ticari faaliyetler, birlik içindeki üyelerin üretiminin dolayısıyla ve buna bağı olarak gelirlerin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca ticaret sapması etkisi nedeniyle üçüncü ülkelerin mallarına olan talep düģtüğünden üretim azalacak ve bunun sonucu olarak bu ülkelerin gelirleri düģecektir. Birlik üyelerinin gelirlerinin artmasına karģın üçüncü ülkelerin gelirlerinin azalması ülkeler arasında gelir dağılımını bozmaktadır Gümrük Birliği nin dinamik etkileri Gümrük Birliği, küçük piyasadan büyük piyasaya geçiģ anlamı taģımaktadır. Bu nedenle ekonomilerin büyük piyasanın avantajlarını elde etmeleri söz konusudur. ĠĢte bu büyük piyasanın meydana getirdiği bu avantajlara Gümrük Birliği nin dinamik etkileri adı verilir. Gümrük Birliğinin dinamik etkileri; piyasanın büyümesi sonucu içsel ve dıģsal ekonomilerin oluģması, daha ileri teknolojinin kullanılması, uzmanlaģmanın artması ve yatırımcılar için belirsizliğin azalması hatta tamamen ortadan kalkması demektir Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği AntlaĢması nın Tarihsel Süreci AB, kuruluģunu Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olarak 1958 yılında gerçekleģtirmiģtir AET nin kuruluģu Bugün üye sayısı 27'ye ulaģan AB'nin temelini, 18 Nisan 1951 tarihinde Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksemburg ve Ġtalya arasında imzalanan Paris AntlaĢması ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma AntlaĢması ile kurulan Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom) oluģturmaktadır. Bu oluģumla birlikte; 1958 yılında yürürlüğe giren Roma AntlaĢması yla AET kurulmuģtur. Roma AnlaĢması ile; üye ülkeler arasında gümrük birliği, tarım, ulaģtırma ve rekabet gibi birçok alanda, ortak politikalar oluģturulması, ekonomik politikaların yakınlaģtırılması, ekonomik ve parasal

30 20 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) birlik kurulması, ortak bir dıģ politika ve ortak bir güvenlik politikası kurulması amaçlanmıģtır (Yayla ve Çelik, 2006, s 25). AET nin yerini alarak ekonomik, parasal ve siyasi birlik oluģturmayı hedefleyen, diğer bir deyiģle AB yi kuran anlaģma Aralık 1991 tarihinde imzalanarak 01 Ocak 1993 de yürürlüğe giren Maastricht AnlaĢması olarak kabul edilmektedir. 1 Amsterdam AntlaĢması (1999) ve Nice AntlaĢması (2003) sonrasında Avrupa Birliği, bazı üyeler dıģında parasal birliğe girmiģ (EURO), ortak dıģiģleri ve ortak güvenlik politikasını benimsemiģtir. AB bununla da yetinmemiģ, Adalet ve ĠçiĢlerinde, suça iliģkin konularda polis ve hukuk iģbirliğine karar vermiģtir. Önce AET yi ve sonra AB yi kuran Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksemburg ve Ġtalya dan sonra, Danimarka, Ġrlanda ve BirleĢik Krallık; 1973 yılında, Yunanistan; 1981 yılında, Portekiz ve Ġspanya; 1986 yılında, Doğu Almanya (Batı Almanya ile birleģerek); 1990 yılında, Avusturya, Finlandiya ve Ġsveç; 1995 yılında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya; 2004 yılında, Bulgaristan ve Romanya; 2007 yılında ortaklığa katılmıģtır. Ayrıca, Makedonya 2004 yılında üyelik baģvurusunda bulunmuģtur. Hırvatistan 2005 yılında, Karadağ 2006 yılında adaylık için baģvurmuģtur. Andora, LihtenĢtayn ve San Marino da yılında AB ile gümrük birliği iliģkisine girmiģtir. Ġzlanda, Norveç ve Ġsviçre tüm zorlamalara karģın AB'ne girmemiģtir Avrupa Birliği (daha önceki adıyla; AET) ve Türkiye Gümrük Birliği Süreci Türkiye-AB Gümrük Birliği nin temeli, resmi olarak, Roma AntlaĢması nın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra 1959 yılında Türkiye nin AET ye katılmak üzere baģvurusuyla atılmıģtır. Daha sonra, 1963 yılında imzalanan Ankara AntlaĢması yla Türkiye nin AB ile Gümrük Birliği süreci ortaya konmuģtur yılında imzalanan Ankara AnlaĢması na göre, Türkiye AET ye; Hazırlık Dönemi, GeçiĢ Dönemi ve Son Dönem olmak üzere üç aģamada katılacaktır. Ġlk dönemin adı, Hazırlık Dönemi dir. Bunun ardından, Katma Protokol ün 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe 1 Maastricht AnlaĢması önemlidir. Çünkü bu antlaģmayla AB nin Ekonomik ve Parasal Birliğin aģamaları ve bu süreçte izlenecek ekonomik ve parasal politikalar ile bunların gerektirdiği kurumsal değiģiklikler ayrıntılı olarak düzenlenmiģtir.

31 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 21 girmesiyle, GeçiĢ Dönemi baģlamıģtır. GeçiĢ Dönemi tam 22 yıl sürmüģtür. GeçiĢ Dönemi nin baģlangıcı olan 1 Ocak 1973 tarihi aslında Gümrük Birliği sürecinin hukuken baģladığı tarihtir. GeçiĢ Dönemi nin öncesi yani 1971 yılı itibariyle, AB, Türkiye menģeli sanayi ürünlerinin gümrük vergilerini sıfırlamıģ, Türkiye nin de AB kaynaklı sanayi ürünlerinde, gümrük vergilerini tedricen sıfırlamasını öngörmüģtür. Bu Ģekilde Gümrük Birliği'nin fiilen yürürlüğe girmesi için 22 yıllık bir süre tanınmıģtır. Türkiye nin AB ye, 14 Nisan 1987 tarihinde yaptığı tam üyelik baģvurusu ertesinde, taraflar arasında teknik ve siyasi platformda görüģmeler yürütülmüģtür. Bu görüģmelerin sonucu, Gümrük Birliği nin tamamlanması ve sürdürülmesi için gerekli koģulları belirleyen bir Gümrük Birliği Kararı adı altında toplanmıģ ve Türkiye-AB Ortaklık Konseyi nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilmiģtir. Böylece, 22 yıllık GeçiĢ Dönemi, 1 Ocak 1996 tarihinde son bulmuģtur. 1 Ocak 1996 tarihinde baģlayan Gümrük Birliği, AB-Türkiye ortaklığını kuran 1963 Ankara AnlaĢması nda öngörülmüģ bir karardır. Hukuki olarak bu durum, 6 Mart 1995 tarihli bir Ortaklık Konseyi Kararı nın sonucudur. Ortaklık Konseyi Kararı gereği, tarım ve hizmetler Gümrük Birliği ne dahil olmamıģtır. Ancak karģılıklı tavizler üzerinde devam eden müzakereler yoluyla, tarım ürünlerinin Gümrük Birliği ne dahil edilmesi taraflar arasında taahhütname yapılmıģtır. Kömür ve Çelik Topluluğu ürünleri ise, 1 Ağustos 1996 tarihinde yürürlüğe girmiģ olan bir Serbest Ticaret AntlaĢması yoluyla ayrıca iģlem görmek durumunda olmuģtur. Türkiye ile AB arasında, Ankara AntlaĢması na dayanarak kurulan ortaklığın esas amacı, Türkiye'nin AB ye üye olmasıdır. Gümrük Birliği nin esas gayesi de bundan baģka bir Ģey değildir. Bu nedenle, Ankara AntlaĢması ıģığında; taraflar arasında bir Gümrük Birliği nin kurulması, temel aģama olarak belirlenmiģtir. Bu noktada öncelik belirlenenin, sanayi ürünlerini konu alan bir Gümrük Birliği olduğu unutulmamalıdır. AB, önce Ankara AntlaĢması sonra da Katma Protokol çerçevesinde, bir kısım tekstil ve petrol ürünleri dıģındaki sanayi ürünlerinde, Türkiye ye karģı, gümrük vergilerini ve eģ etkili vergi ve resimleri kaldırmıģtır. Türkiye ise Katma Protokol de, 1985 ve 1995 olarak belirlenen tarihlere göre tespit edilen 12 ve 22 yıllık listelerde AB menģeli sanayi ürünlerine gümrük sıfırlamasını ve üçüncü ülkelere karģı ortak gümrük tarifesine uyumu, Katma Protokol de öngörülen takvim paralelinde gerçekleģtirememiģ; bir takım sorun ve zorluklar yaģamıģtır.

32 22 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) Türkiye-AB ortaklık iliģkilerinin beklendiği Ģekilde geliģmemiģ olması nedeniyle, Türkiye-AB Ortaklık Konseyi nin, Gümrük Birliği nin en geç 1995'de tam olarak gerçekleģmesi amacıyla bir karar alması yönünde gerekli çalıģmalar baģlatılmıģ; 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı yla da, 31 Aralık 1995 tarihi itibarıyla, Türkiye ile AB arasında, sanayi ürünlerini konu alan bir Gümrük Birliği nin kurulması kararlaģtırılmıģtır. Ortaklık Konseyi nin 1/95 sayılı Kararı, taraflar arasında sanayi ürünlerinin ithalatında ve ihracatında alınan her türden gümrük vergisi ile eģ etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarını kaldıran bir karardır. Bu karar, Gümrük Birliği nin iyi iģlemesi için, tarafların alacağı tedbirleri ve bu tedbirlerin uygulanıģ rejimini düzenlemektedir. Buna göre, Gümrük Birliği nin öncesi ve sonrası dönemlerde, gerekli hukuki uyum önlemlerinin hangi alanlarda, ne zaman ve ne Ģekilde alınacağı konuları ayrıntılı hükümlere bağlanmıģtır. Zaman içinde; rekabet hukuku, fikri ve sınai haklar, tüketicinin korunması, dıģ ticaret ve gümrükler alanında yeni yasal düzenlemeler ikmal edilmesi bu karar nedeniyle gerçekleģmiģtir. 2. Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği AntlaĢması nın Türkiye Ekonomisine Etkisi Türkiye ve AB Gümrük Birliği AntlaĢması nın Türkiye ekonomisine olumlu ve olumsuz etkileri olmuģtur. Bu etkilerin bir kısmı sektörel durumlardan, bir kısmı gerçekleģmeyen yardımlardan ve bir kısmı da gerçekleģmeyen sermaye giriģlerinden kaynaklanmıģtır Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği nin Türkiye Ekonomisine Genel Etkisi Gümrük Birliği nin ilk yıllarından itibaren, Türkiye nin AB ile dıģ ticaret açığı büyümüģtür. Bunun temel nedeni, Türkiye nin Gümrük Birliği öncesinde, AB ye olan ihracatının %65 ini tekstil sektörünün oluģturmasıdır. AB nin tekstil ticaretini yeni tam üye yapılan eski Doğu Avrupa ülkelerinden ve özel iliģki kurulan Çin, Hindistan gibi ülkelerden yapıyor olması Türk tekstil sektörünü büyük sıkıntıya sokmuģtur. Gümrük Birliği sonrasında, yatırım için AB den sermaye gelmemiģ, hatta azalmıģ olması da baģka bir sorun kaynağı olmuģtur. Türkiye, AB ye bütün kapılarını açınca AB firmaları Türkiye de fabrika kurmak yerine

33 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 23 mallarını Türkiye ye göndermiģlerdir. AB, 1988 yılında, bazı Kuzey Afrika ülkeleri (Tunus gibi) ile Serbest Ticaret AntlaĢması yapmıģtır. Türkiye bu antlaģmalardan yararlanamamıģtır belgesi ile Türkiye nin, sadece AB çıkıģlı imalat sanayi ürünlerini gümrüksüz ithal etmesi, buna karģılık AB dıģı ülkelere, AB nin kendi tercihlerine göre koyduğu gümrüğü uygulamak zorunda kalması nedeniyle, dıģ ticaretinde yapay bir sapmaya yol açmıģtır. Ayrıca, AB den ithal edilen gıda sanayi ürünleri de Türk tarımını çok olumsuz etkilemiģtir. Çünkü AB tarımı, kendi içinde Ortak Tarım Politikası ile yılda 50 milyar dolar sübvansiyon yapılan bir sektör durumundadır. Gümrük Birliği öncesi ticarette aleyhimize geliģmeler bir ölçüde beklenmesine rağmen, yabancı sermaye giriģleri ile bu açığın bir ölçüde giderileceği düģünülmüģ ancak bu geçekleģmemiģtir. Mali yardım konusunda da büyük problemler yaģanmıģtır. 6 Mart 1995 den itibaren sağlanması planlanan ama vetolar yüzünden bir türlü sağlanamayan kaynağın toplamı 2,4 milyar Avrupa Para Birimi (ECU) dir Gümrük Birliği nin Türkiye nin DıĢ Ticaretine Etkisi Gümrük Birliği nin, rekabetten istihdama kadar ekonominin bütününü etkilediği bir gerçektir. Bununla beraber Gümrük Birliği nin en fazla kendini gösterdiği alan dıģ ticaret alanındadır. Gümrük Birliği'nin Türkiye ekonomisine etkilerinden önce Türkiye nin dıģ ticaretine ve dıģ ticaret dengesine etkilerini tablolar yardımıyla anlatmak mümkündür. Tablo 2.1. de gösterilen Türkiye nin AB ülkeleriyle gerçekleģtirilen dıģ ticaret rakamları incelendiğinde; AB nin toplam ticaretinde, Türkiye nin payının Gümrük Birliği nden sonra yükseldiği ve bu ülkelerden yapılan ithalatın genelde yatırım mallarıyla ara girdilerden oluģtuğu görülmektedir. Ancak ithalatta bu malların payında bir azalma eğilimi söz konusuyken aynı malların ihracattaki payı gittikçe artmaktadır. Tablo 2.1. de görülen yılları arasında Türkiye nin AB ile dıģ ticaret hacmindeki önemli artıģ, aslında ticaret yaratıcı etkinin varlığını ortaya koymaktadır. Gümrük Birliği nin baģlangıcını oluģturan yılları arasında, Türkiye nin AB ithalatında artıģ olduğu, yine ilk yıllarda ihracatta meydana gelen artıģın, ithalattaki artıģın gerisinde kaldığı görülmektedir yılında AB de ihracatın ithalatı karģılama oranı % 51,4 e kadar düģmüģtür. Buna karģılık, yılları ortalaması olarak AB de ihracatın ithalatı karģılama oranı % 81,7 dir.

34 24 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) Tablo 2.1. Türkiye'nin dıģ ticareti ve Avrupa Birliği'nin payı (milyon $) Genel Avrupa Birliği AB'nin Payı (%) Yıl Ġhracat Değ (%) Ġthalat Değ (%) Ġhr/Ġth Ġhracat Değ (%) Ġthalat Değ (%) Ġhr/Ġth Ġhracat Ġthalat , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,167 33,7 97,540 40, , , ,476 16,3 116,774 19,7 62,9 41, , ,535 16,4 139,576 19,5 61,3 47, , ,272 25,4 170,063 21,8 63,1 60, , ,003 23,1 201,823 18,7 65,4 63, , Not:1996 yılından itibaren AB 27 ile olan dıģ ticaret rakamları kullanılmıģtır. Kaynak: (Doğan, 2004). Tablo 2.1. e göre, 1998 ve 2001 yıllarında, ithalatta düģüģler söz konusudur. Bu düģüģler, Türkiye ekonomisindeki daralmalarla doğrudan bağlantılıdır. Bu yıllarda sıkça yaģanan krizler (1994 Krizi, Güney Doğu Asya ve Rusya Krizleri ve Krizi) Türkiye nin dıģ ticaret açığının ne kadarının Gümrük Birliği nden kaynaklandığının belirlenmesini zorlaģtırmaktadır. Ayrıca, 2008 yılında, Türkiye nin genel olarak ihracatın ithalatı karģılama oranı % 65,4 e dek gerilemiģken, AB ye karģı ihracatın ithalatı karģılama oranı % 84,7 dir. Bu oran yılları arasında % düzeyindedir. Gümrük Birliği süreci ile ilgili bir baģka gerçek, AB ye karģı Türkiye nin ihracatının ithalatı karģılama oranının yükselmesidir. Gümrük Birliği AntlaĢması sonrası, Türkiye nin AB ye ihracatı, ithalatından daha hızlı artmıģtır. Bu durum, aynı zamanda, Türkiye nin AB ülkelerine karģı rekabet gücünün de arttığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Tablo 2.2., incelendiğinde görüleceği gibi, Türkiye nin AB ülkeleri ile dengeli bir dıģ ticaret iliģkisi vardır. Örneğin 2007 yılı itibariyle ihracat/ithalat oranı toplamda % 63,1 iken, AB ülkeleri dikkate alındığında; ihracat/ithalat oranı yine aynı yıl % 88,1 dir. Bu durum, Türkiye nin giderek artan dıģ ticaret açıklarında AB ülkeleri ile dıģ ticaretinin önemli bir etkisinin olmadığı anlamına da gelmektedir. Rusya,

35 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 25 Çin ve petrol ihraç eden ülkelerle yapılan dengesiz dıģ ticaret, Türkiye nin oldukça düģük olan ihracat/ithalat oranının temel sebeplerindendir. AB kaynaklı dıģ ticaret açığımızın toplam dıģ ticaret açığımız içindeki payı ise son yıllarda giderek azalmaktadır (Narta, 2010, s.22). Tablo 2.2. Türkiye nin AB ile dıģ ticaret dengesi Türkiye nin DıĢTicaret Dengesi, milyar $ (I) Ġhracat/Ġthalat (Türkiye) (II) Türkiye-AB DıĢ Ticaret Dengesi, milyar $ (III) Ġhracat/Ġthalat (Türkiye-AB) (IV) AB Kaynaklı DT Açığının Toplam Açık Ġçindeki Payı % (V) = III/I Kaynak: (Utkulu, 2009, s.22) Gümrük Birliği nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkilerinin Analizi Türkiye nin bu entegrasyonlar çağında dıģ ticaretinin yarısını gerçekleģtirdiği, dıģ yatırımlar, turizm, iģçi dövizleri gibi ekonomik göstergeler açısından da yoğun iliģkiler içinde bulunduğu bir ülkeler grubuyla Gümrük Birliği oluģturması son derece doğru bir adımdır. Ancak Gümrük Birliği nin tam üyelik kararıyla perçinlenmemiģ olması büyük bir handikap oluģturmuģtur. Gümrük Birliği nin geliģtirilmesi büyük ölçüde tam üyelik perspektifi doğrultusunda mesafe alınmasına bağlıdır. Türkiye nin Gümrük Birliği ile doğrudan ilgili alanlarda, AB nin en önemli karar alma mekanizması olarak kabul edilen 113 numaralı Ticaret Komitesi içerisinde yer almaması, söz konusu politikaların üstlenilmesini güçleģtirmekle kalmamıģ Türkiye nin üçüncü ülkelerle iliģkilerini geliģtirmesini de ciddi ölçüde engellemiģtir. Bu durum bugün için de geçerlidir.

36 26 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini Ģu Ģekilde kategorize ederek ortaya koymak mümkündür: a-) Rekabet gücü etkisi: Bu statik olumsuz etki, dıģ rekabet gücü eksik zayıf sektörlerde yaģanmıģtır. Özellikle rekabet gücüne sahip olmayan otomotiv, ilaç ve kimya sanayi gibi sektörler Gümrük Birliği nden olumsuz yönde etkilenmiģtir. b-) Ġstihdam etkisi: Gümrük Birliği, yine rekabete hazır olmayan firmaların yer aldığı sektörlerde olumsuz etkilere neden olmuģtur. Ayrıca o firmalarının kapanması nedeniyle büyük oranda da iģsizliğe neden olmuģtur. c-) DıĢ ticaret açığı etkisi: Türkiye nin 1996 da, AB ye ihracatı % 3,6 oranında artmıģken, AB den ithalatı ise % 33,3 oranında artmıģtır. Bu noktada, ilaçta, patent uygulaması da Türkiye nin dıģ ticaret açığını arttırmıģtır. Türkiye nin AB ile olan dıģ ticaret açığı, 1995 den sonra 6-10 milyar dolara yükselmiģtir. Gümrük Birliği nin ardından AB kaynaklı ithalatta bir patlama görülmüģtür. d-) Ortak Gümrük Tarifesi etkisi: Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisi üzerinde ortak gümrük tarifesi etkisini Ģu Ģekilde açıklamak mümkündür: - Zorunlu taviz etkisi: Türkiye, AB nin taviz verdiği üçüncü ülkelere aynı tavizleri tanımak zorunda kaldığından gümrük vergisi geliri açısından büyük kayıplara uğramıģtır. - Misilleme etkisi: Türkiye, daha önce ikili anlaģmalarla üçüncü ülkelere tanıdığı tavizleri artık uygulayamayacağından o ülkelerin misilleme önlemlerine maruz kalmıģtır. - Taviz yitirme etkisi: Türkiye AB nin koruma önlemleri uyguladığı ABD, Japonya gibi ülkelere aynı önlemleri uygulamak zorunda kalmıģtır. Bu nedenle bu ülkeler de Türkiye ye uyguladıkları tavizleri kaldırmaları, Türkiye için ekonomik kayıplara neden olmuģtur. - Ucuz girdi etkisi: Gümrük Birliği ile Türkiye, ucuz girdi ithalinde sorunlar yaģamıģtır. Pakistan ve BangladeĢ gibi ülkelerden düģük fiyatlı

37 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 27 pamuk ipliği ithali ile sağlanan rekabet gücü, girdilerin fiyatları arttığından ortadan kalkmıģtır. Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisine bir baģka olumsuz etkisi de mali yardımlar noktasında yaģanmıģtır. Gümrük Birliği sonrası (yapılması taahhüt edilen) yardımlar Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde, gümrük indirimleri nedeniyle uğradığı mali kayıpları karģılamaya yöneliktir. Ancak AB tarafından Gümrük Birliği öncesi verilmiģ olan mali yardımlar Türkiye'nin bu kayıplarını karģılamaktan çok uzaktır. Heper (1995,s. 3) e göre, Gümrük Birliği sonrası için taahhüt edilen mali yardımlar ise hayata geçirilememiģtir. Türkiye, Gümrük Birliği antlaģması sonrasında, sanayi mallarının karģılıklı ticaretinde, gümrük vergilerini ve iģlemlerini yeniden düzenleyerek azaltmak zorunda kalması nedeniyle, dıģ ticaret iģlemlerinde, uyguladığı korumacılık oranları da azalmak durumunda kalmıģtır. Bunu rakamlarla ifade etmek gerekirse; Türkiye nin, Gümrük Birliği antlaģmasıyla, AB ile dıģ ticaretinde uygulamıģ olduğu ortalama % 10,22 olan nominal korumacılık oranları % 1,4 ler seviyesine düģmüģtür. Keza, Türkiye nin aynı süreçte, üçüncü ülkelere uygulamıģ olduğu nominal korumacılık oranları da ortalama % 6,92 ler seviyesine kadar düģmüģtür (Eder, 2003, s ). Türkiye nin Gümrük Birliği sürecinde en büyük açmazı tam üyelik durumunda olmamasıdır. Çünkü, AB ye tam üye olmuģ olan ülkeler, bir yandan gümrük vergilerini, üçüncü taraflarla olan tarımsal ticaretleri, Ģeker üretimi ve depolanması ile Katma Değer Vergisi (KDV) ve Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) nın bir kısmını üyelik aidatı ödercesine AB nin toplam bütçesine aktarmaktayken öte yandan Avrupa Tarımsal Rehberlik ve Garanti Fonu ile Avrupa Bölgesel GeliĢme Fonları baģta olmak üzere çeģitli fonlardan önemli miktarlarda yardımlar almaktadırlar (Berubent, Kılınç ve Yücel, 2005, s.11 26). Türkiye için böyle bir durumun olmaması büyük ekonomik kayıp anlamına gelmektedir Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumlu etkileri KuĢkusuz Türkiye nin AB ile kurduğu Gümrük Birliği iliģkisinin, Türkiye açısından ekonomik, ticari, kurumsal, hukuki ve finansal gibi birçok alanda küçümsenmeyecek olumlu etki ve sonuçları olmuģtur. En baģta tüketiciler için, Gümrük Birliği, Türk piyasasında artan rekabet nedeniyle,

38 28 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) daha yüksek kalite, daha ucuz ürünler ve daha fazla çeģitlilik getirmiģtir. Bu Ģekilde Türkiye de de Avrupa daki teknik normların kullanılması, tüketicilerin korunmasını arttırmıģ; üreticiler ve sanayi de, istikrarlı ve büyük bir ihracat pazarına eriģmenin yanında, daha ucuz ve daha kaliteli girdilerden yararlanma imkânına kavuģmuģtur. Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisine bir baģka olumlu etkisi mali yardımlar vasıtasıyla gerçekleģmiģtir. AĢağıda yer alan Tablo 4.4., Türkiye nin AB den mali protokoller çerçevesinde aldığı rakamları göstermektedir. Türkiye, her Ģeyden önce taraflar arası ortaklık ve Gümrük Birliği iliģkisi çerçevesinde, AB tarafından kendisine taahhüt edilen finansal kaynaklardan, yardım ve hibe niteliğinde küçümsenmeyecek miktarlarda yararlanmıģtır. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali iliģkiler, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı na kadar Ankara AnlaĢmasına ek Mali Protokoller çerçevesinde yürütülmüģtür. Türk ekonomisinin hızla kalkınmasına yardımcı olmak amacıyla hazırlanan mali protokollerin üçüne iģlerlik kazandırılmıģ, ancak imzalanan dördüncü protokol siyasi nedenlerle hayata geçirilememiģtir yıllarını kapsayan üç protokol ve tamamlayıcı protokoller çerçevesinde, Türkiye AB den 827 milyon ECU tutarında yardım almıģtır. Bunun 752 milyon ECU'lük kısmı Avrupa Yatırım Bankası'ndan 75 milyon ECU'lük kısmı da AB bütçesinden karģılanmıģtır. 752 Milyon ECU'nün % 33'ü sanayi ve tarım, yüzde 52'si enerji ve yüzde 14'ü altyapıulaģtırma sektörüne gitmiģtir (Karluk, 1997,s. 321). Tablo 2.3. e göre Türkiye, AB den, kredi ve hibe niteliğinde sağlanan diğer yardımlar da eklendiğinde, arası dönemde 1.005; yılları arasında dönemsel olarak toplam 1.760,3 milyon EURO/ECU lük mali destekten yararlanmıģtır.

39 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 29 Tablo 2.3. Gümrük Birliği ve ortaklık sürecinde, Avrupa Birliği nden Türkiye ye sağlanan mali destek Protokoller Süresi EURO/ECU (m) I. Mali Protokol (Kredi) Iı. Mali Protokol (Kredi) Tamamlayıcı Protokol Iıı. Mali Protokol (Kredi) Özel ĠĢbirliği Fonu (Hibe) Körfez SavaĢı (Kredi) Özel Mali ĠĢbirliği (Hibe) Gümrük Birliği Öncesi TOPLAM: Aks.(Meda-I) Ġdari ĠĢbirliği(Hibe) Ġdari ĠĢbirliği (Hibe) ÇeĢitli Yardım (Hibe) YenileĢt.Akdeniz Prog. (Kredi) Avrupa-Akdeniz Süreci (Kredi) Kaynak: (Doğan, 2004). Risk Sermayesi (Kredi) Gümrük Birliği Sonrası TOPLAM : Ortaklık Süreci (Genel) TOPLAM : Sonuç ve Değerlendirme ÇalıĢmamızda Türkiye ile AB arasında imzalanan ve 1996 yılından itibaren yürürlüğe giren Gümrük Birliği nin Türkiye ekonomisine ve daha çok dıģ ticaretine yaptığı etki ve değiģiklikler incelenmiģtir. Gümrük Birliği AntlaĢmalarının dıģ ticaret üzerinde ticaret yaratıcı ve ticaret saptırıcı etkileri söz konusudur. Türkiye nin Gümrük Birliği öncesi ve sonrası gerçekleģen dıģ ticaret verileri ekonomideki geliģmeler ıģığında özet olarak ve madde madde yazmak gerekirse Ģu tespitleri yapmak mümkündür: a-) Gerek yaģanan geliģmeler gerekse otaya konan rakamların ıģığında, Gümrük Birliği nin Türkiye nin toplam ticaret hacmini arttırıcı bir etkisi olduğu söylenebilir. AB, Türkiye nin dıģ ticaretinde her zaman çok önemli bir paya sahip olmuģtur. Bu büyük pay, Gümrük Birliği öncesi % 48 oranında iken, Gümrük Birliği sonrası da % 50 nin üzerine çıkmıģtır. b-) Türkiye ile AB arasındaki dıģ ticaret rakamları

40 30 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) değerlendirildiğinde, Gümrük Birliği sonrasında etkinin her iki taraf açısından asimetrik olduğu, Türkiye nin AB ye ihracatında sürekli bir artıģ kaydedilmesine rağmen ithalat lehine bir dağılım gösterdiği saptanmaktadır. Bu durumun nedeni, Türkiye nin tek taraflı olarak, 1971 yılı itibariyle bazı istisnalar dıģında sanayi ürünlerinde AB pazarına gümrüksüz giriģ hakkına sahip olması, AB nin ise bu hakkı 1996 yılında elde etmiģ olmasıdır. c-) Veriler tarihsel açıdan ele alındığında, Türkiye nin, Gümrük Birliği nden itibaren geçen ilk 8 yıllık dönem zarfında, AB ye yaptığı ihracatı, AB den gerçekleģtirdiği ithalattan daha hızlı artmıģ, bunun sonucu AB ile ticarette ihracatın ithalatı karģılama oranı 1995 yılında % 66 iken 2003 yılı sonunda % 77 seviyelerine yükselmiģtir. d-) Gümrük Birliği nin tamamlanmasının hemen sonrasında yaģanan hızlı ithalat artıģı dolayısıyla, Türkiye nin AB ile ticaretinde büyük çaplı bir dıģ ticaret açığı meydana gelmiģtir yıllarında küresel ekonomik kriz ve iç piyasadaki durgunluk nedeniyle dıģ açıklarda azalma eğilimi gözlenmiģtir. e-) Türkiye nin AB dıģında ticaret yaptığı diğer ülkeler ile dıģ ticareti incelendiğinde, Gümrük Birliği sonrası bu ülkelerle gerçekleģtirdiği ticarette belirgin bir değiģiklik olmadığı ve aynı oranlarda istikrarlı bir artıģ gösterdiği belirlenmektedir. Bu çerçevede Gümrük Birliği nin AB lehine bir ticaret sapması yaratmadığı ve Türkiye nin diğer dıģ ticaret pazarlarında bir kayba yol açmadığı ortaya çıkmaktadır. f-) Türkiye dıģ ticaretinde Gümrük Birliği ile birlikte yapısal değiģimler yaģanmıģtır. Bu değiģimler; ticaret hacminin artması ve özellikle Gümrük Birliği nin ilk yıllarında ithalatın ihracattan daha hızlı artması nedeniyle net ihracatın da azalması Ģeklinde ifade gerçekleģmiģtir. g-) Gümrük Birliği nin Türkiye açısından AB ile ticarette, ticaret yaratıcı etki ve (AB dıģı ülkelerden AB ülkelerine) ticaret saptırıcı etki yaptığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak Türkiye nin en büyük sorunu, AB ye tam üye olmadan Gümrük Birliği AntlaĢması nı imzalayan ilk ve tek üye olmasıdır. Bu

41 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) 31 nedenle, Türkiye tam üyelik hak ve yetkilerine sahip olmadan tam üyelik yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğunda olmuģtur. AB ye üye diğer ülkeler bu süreci tam üyelik hak ve yetkilerini kullanarak geçirmiģlerdir. Oysa Gümrük Birliği nin sağlıklı bir Ģekilde iģletilebilmesi için dayanıģma ilkesi çerçevesinde AB nin Türkiye ye mali destek vermesi öngörülmekte iken bu mali destek verilmemiģtir. Aynı Ģekilde yabancı kaynaklı doğrudan yatırımların artacağı beklentisi de boģa çıkmıģtır. Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye yi ilgilendiren konularda Türkiye nin karar mekanizmalarında olmaması Gümrük Birliği nin iģleyiģi açısından büyük bir olumsuzluk olarak ortaya çıkmıģtır. Bu süreç, bir bütün olarak karģılaģtırıldığında Türkiye nin yaģadığı sorunun büyüklüğü ve bunun karģısında ayakta kalabilme baģarısının derecesi daha net anlaģılacaktır. Her Ģeye rağmen, Türkiye nin bu süreci olabilecek en düģük hasarla atlattığını söylemek iyimserlik değil, gerçekliktir. Kaynakça Berument, H., Kılınç, Z.,Yücel, E., Business Cycles In Turkey And European Union Countries: A Perspective To The Membership, Sosyo Ekonomi, Sayı:1, (2005), s Eder, M., Implementing The Economic Criteria Of EU Membership: How Diffucult Is It For Turkey, Turkish Studies, Sayı: 4:1, (2003), s Doğan, N., On Yıllık Dönemde Gümrük Birliği nin Etkileri ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme, Mevzuat Dergisi, Yıl:7, Sayı: 79, (2004), Heper, F., Gümrük Birliğine Geçerken Vergileme, Eso Bülteni Kasım-Aralık, (1995), s.3. Karluk, R., Türkiye Ekonomisi, (5. Baskı), Ġstanbul: Beta, (1997). Narta, E. Ç., Gümrük Birliği nin Türkiye nin DıĢ Ticareti Üzerine Etkileri: Panel Veri Analizi, Journal Of Yasar University, Sayı :17, (2010), s Utkulu, U., Türkiye nin AB Rotasında Gümrük Birliğinin 10 Yıllık Muhasebesi, Ders Notu, (2009). Uyar, S., Ekonomik BütünleĢmeler ve Gümrük Birliği Teorisi,

42 32 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (14-32) DıĢ Ticaret Dergisi, Sayı:19, (2000), s. 23. Yayla,S. ve Çelik, B., Gümrük Vergileri ve Uygulamalarına Genel BakıĢ, Gümrük Dünyası Dergisi,Sayı: 49, (2006), s.25.

43 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 33 CĠRO ĠġLEMĠNĠN SORUMLULUK DOĞURAN OLAY BAĞLAMINDA ĠNCELENMESĠ CĠRO EDĠLEN ÇEKLERĠN TÜRKĠYE FĠNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI ÇERÇEVESĠNDE RAPORLANMASI ÖZET Selahattin KARABINAR Recep ÖKTEM Türkiye de çekler ticari hayatta yoğun olarak ödeme aracı değil kredi aracı olarak kullanılmaktadır. Çekler de diğer kıymetli evrak türlerinde olduğu gibi ciro ile devredilmektedir. Fakat Türkiye deki vadeli çek uygulaması ciro ve cirodan doğan yükümlülüklerin doğru raporlanması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle bu çalıģmada çek ve çekin ciro edilmesinden doğan yükümlülüklerin raporlanması konusuna ağırlık verilmiģtir. Türkiye de ciro edilen çekler için, mevcut durumda yapılan muhasebe kayıtları, ciro iģleminden doğan risk ve yükümlülüklerin doğru ve anlamlı raporlanmasına olanak vermemektedir. Bu çalıģmada Türkiye uygulamasında yoğun olarak kullanılan vadeli çek uygulamasının, iģletmelerin finansal tablolarında ciro iģleminin özelliğine uygun ve bu paralelde raporlanması gerektiği ele alınmıģtır. Finansal raporlama açısından ciro iģlemini özel yapan yön ise cironun sorumluluk doğuran olay olup olmadığıdır. Çünkü Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına(TFRS) göre sorumluluk doğuran olaylar için karģılık ayrılması gerekmektedir. Çeklerdeki ciro iģlemi cironun teminat iģlevi nedeniyle cirantayı gelecekte (çekin ödenmemesi durumunda) yükümlülük altına sokabilecektir. Bu olgu ciro iģleminin yasal yükümlülükten kaynaklanan sorumluluk doğuran olay kapsamında değerlendirilmesine yol açmaktadır. Cironun sorumluluk doğuran olay etkisi nedeniyle Türkiye Finansal Raporlama Standartları(TFRS) bağlamında yapılacak raporlamada karģılık ayrılmasına konu edilmesi gerektiği ortaya çıkmıģtır. Anahtar Kelimeler: Çek, Ciro, Sorumluluk Doğuran Olay, IFRS/TFRS, TMS 37. Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi ĠĢletme Fakültesi ĠĢletme Bölümü. Yrd. Doç. Dr., Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu.

44 34 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) DOES THE ENDORSEMENT A CHEQUE INCURS A LIABILITY? REPORTING OF ENDORSED CHEQUE VIA TURKISH FINANCIAL REPORTING STANDARDS ABSTRACT The current accounting practise of endorsed cheque in Turkey not give true and fair picture in financial reporting. In this study, was questioned the reporting of endorsed cheque in the context of incurring a liability events. The endorsement lead the company to legal obligation in future. Because of this qualification of a endorsed cheque should be subject a provision practise in accounting. The endorsement have three functions: 1)guaranty function, 2) recognation function and 3) ceding function. Because of the quaranty functions an endorsed cheque will incur a liability in the future. So endorsed cheque should be include the context of incuuring a liability events. Key Words: Cheque, Endorsement, Incurring a Liability, IFRS/TFRS, IAS/TAS Kıymetli Evrak, Kambiyo Senetleri ve Yasal Yükümlülükleri Kıymetli Evrak Kıymetli evrak, belirli bir hakkın senede bağlı olduğu ve bu hakkın senetsiz devir veya ileri sürülmesinin mümkün olmadığı senetlerdir 1. Bu tanımdan harekette kıymetli evrakın unsurları a) Senet (maddi unsur) b) Bir alacağa veya ortaklığa iliģkin veya aynı mahiyette, fakat her halde iktisadi değer taģıyan hak (gayrı maddi unsur), c) Hakkın senede yerleģmesi maddi ve gayrı maddi unsurların birleģmesi olarak sayılabilir Kıymetli Evrakın Özellikleri 2 a) Kıymetli evrakta hak ile senet arasında kuvvetli bir bağ vardır. Kıymetli evrakta hak ile senet arasında kuvvetli bir bağın anlamı, kıymetli evrakın maddi ve gayrı maddi unsurları arasındaki sıkı bağdır. Bir hak kıymetli evraka bağlanınca, söz konusu hak ancak senet ile birlikte devredilir 1 E.E. HirĢ, Ticaret Hukuku Dersleri 3. Bası Fakülteler Matbaası Ġstanbul 1948, s R. Poroy, Ü. Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 12. Beta Bası Ġstanbul 1995, S.24

45 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 35 ya da borçluya karģı ileri sürülebilir. Hakkı senetten ayırarak ileri süren, (örneğin, bir borcu senetten ayrı olarak ödeyen ve senedi teslim almayan) borçlu senet bedelini tekrar ödemek zorunda kalabilir. Senet ile hak arasındaki sıkı bağ iki taraflıdır. Buna göre, senet alacaklısı senedi ibraz etmeksizin ödeme isteyemez, aynı Ģekilde senet borçlusu da senet olmadan ödeme yapmamalıdır. b) Kıymetli evrak parasal bir değeri olan hakkı muhtevi olup, borç senedi olarak düzenlenir. Kıymetli evrakı imzalayan borçlu nitelikli bir borç üstlenir. Borçlu tarafından üstlenilen ve senede bağlanan hak, nesnel olarak parasal bir değere sahiptir. c) Kıymetli evrakın içerdiği hak dolaģım kabiliyeti olan bir haktır. Kıymetli evraka bağlanan hakkın devir kabiliyeti vardır. BaĢkasına devredilemeyen, kiģi ile sıkı sıkıya bağlı haklar kıymetli evraka konu olamaz. Örneğin, kiģilik hakları, sükna hakkı, velayet hakkı gibi haklar kiģiye bağlı olup baģkalarına devir edilemeyeceği için kıymetli evraka da konu olmaz. d) Kıymetli evrakta mücerretlik (soyutluk) ilkesi geçerlidir. Kıymetli evrak iliģkisi kural olarak bir temel iliģkiye dayanır. Bu temel iliģki kıymetli evrakın doğumuna neden olan iliģki diye adlandırılabilir. Mücerretlik ilkesinden kasıt, kıymetli evrakın doğumuna esas teģkil eden temel iliģki ile kıymetli evrak iliģkisi arasında bir bağlantı olmaması, kıymetli evrak iliģkisinin temel iliģkiden soyut olmasıdır. 3 Buna göre, kıymetli evraka temel teģkil eden bir satım sözleģmesi, eser sözleģmesi gibi iliģkilerdeki aksaklık, geçersizlik, noksanlık kıymetli evrakın geçerliliğini etkilemeyecektir. Kıymetli evrak temel iliģkinin tarafları arasında kaldığı sürece mücerretlik ilkesinin geçerliliği sınırlıdır. Zira böyle bir halde senet bedelinin talep edilmesi durumunda temel iliģkinin tarafları, eğer temel iliģkide bir noksanlık ya da sakatlık varsa, bunları talep sahibine karģı ileri sürebilecektir. 4 Ancak kıymetli evrak ne zamanki iyi niyetli üçüncü kiģiye devredilirse mücerretlik ilkesi tüm unsurları ile devreye girer. Kıymetli evrak sayılan bütün senetler mücerretlik niteliğine sahip değildir. Öte yandan senedin devir Ģekli bakımından bulunduğu grup da mücerretlik açısından rol oynar. Örneğin, nama yazılı senetlerin mücerretlik niteliği yok denecek ölçüdedir. 3 H. Arslanlı, Ticari Senetler Dersleri 3. Bası Fakülteler Matbaası Ġstanbul 1960, S.12 4 K. Oğuzman, T. Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitapevi Ġstanbul 1995, S. 883

46 36 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) e) Kıymetli evrak özel Ģekil Ģartlarına tabidir. Kıymetli evrakın oluģturulması, devri, kaybolması halinde iptali gibi hususlar belirli Ģekil Ģartlarına tabidir. Söz konusu iģlemler, kanunda öngörüldüğü Ģekilde yapılmadığı takdirde kıymetli evrak ya hüküm ifade etmeyecek yahut istenen sonuç sağlanamayacaktır. Senedin oluģturulmasında aranan Ģekil kuralları bir sıhhat Ģartıdır Kıymetli Evrakın Sınıflandırılması a) Temsil ettikleri hakkın türü bakımından; 1)Para/Alacak senetleri 2) Pay senetleri ve ilmühaberler, 3) Emtia senetleri olmak üzere üç gruba ayrılırlar. b) Devir ġekilleri Bakımından Devir Ģekilleri bakımından kıymetli evrak nama, emre ve hamiline olmak üzere 3 gruba ayrılmaktadır. Nama yazılı senetler: Belli bir Ģahıs namına yazılı olup da, onun emrine kaydını ihtiva etmeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak nama yazılı senet sayılır. Buna göre nama yazılı bir senet düzenleyebilmek için, a) bir kiģinin namına yazılı olup, emrine kaydını içermemesi b) fakat kanunen emre yazılı olarak kabul edilen senetlerden ise, sadece emre kaydını içermemesi yeterli olmayıp, emre olmadığının ya da nama düzenlendiğinin belirtilmiģ olması gerekir. Yatırım fonu katılma belgesi, banka bonosu, banka garantili bono, finansman bonosu dıģındaki hemen tüm kıymetli evrak nama düzenlenebilir. 5 Nama yazılı kıymetli evrak devir kabiliyeti en az olan senetlerdir. Bu senetlerin devri alacağın temliki ve senedin teslimi ile olmaktadır. Alacağın temliki yazılı devir beyanı olup, senedin arkasına veya ayrı bir kağıt üzerine yazılabilir. Devir Ģekli dolayısıyla senet borçlusu, temel iliģkideki eksiklik yada noksanlıkları yani def ileri senedi devralan üçüncü kiģiye karģı da ileri sürebilir. Bu sebeple bu grup senetlerin mücerretlik niteliği sınırlıdır. Emre yazılı kıymetli evrak: Emre yazılı olan ve kanunen böyle sayılan kıymetli evrak emre yazılı senetlerdendir. Buna göre bir kıymetli evrakın emre kıymetli evrak sayılabilmesi için; ya lehine düzenlenen kiģinin isminden sonra emrine kaydı bulunmalı, ya da böyle hiç bir kayıt 5 Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları s.64

47 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 37 bulunmamakla beraber, kanunen emre sayılan bir senedin bulunması gerekir. 6 Kambiyo senedi olarak adlandırılan bono, poliçe çek ile makbuz senedi ve varant kanunen emre yazılı senetlerdir. Ġpotekli borç senedi ve irat senedi, hisse senetleri, intifa senetleri, tahviller, varlığa dayalı menkul kıymetler, katılma intifa senetleri, kar ve zarar ortaklığı belgesi, kara iģtirakli tahvil ve hisse senedi ile değiģtirilebilir tahviller emre düzenlenemez. Bunun dıģında yasalarda öngörülen tüm kıymetli evrak emre düzenlenebilir. Emre yazılı kıymetli evrak, kıymetli evrakın ciro ve teslimi ile olur. Ciro, senedin arka yüzüne veya alonj denilen kağıt üzerine yazılacaktır. Cironun senedin devrini temin edebilmesi için, senedin senet arkasındaki ciro silsilesine göre, meģru hamil tarafından devredilmiģ olması zorunludur. Kopuk bir ciro silsilesi ile senedi elinde bulunduran kiģi, ciro ve teslim etmiģ de olsa, kendisi senedin maliki sayılmayacağı için, devir gerçekleģmiģ olmaz. Hamile Yazılı Kıymetli Evrak: Senedin metninden veya Ģeklinden, hamili kim ise o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaģılan her kıymetli evrak hamiline yazılı senet sayılır. Bu tür kıymetli evrakta, senedi elinde tutan kiģi, senedin zilyedi ve onun maliki sayılır. Bir kıymetli evrakın hamiline düzenlenebilmesi için yasada açıkça bu yönde hüküm olması gerekir. Buna göre, hukukumuzda poliçe ve bono hamiline düzenlenemez, çek hamiline düzenlenebilir. Buna karģın, banka bonosu, banka garantili bono, finansman bonosu, varlığa dayalı menkul kıymet, kar-zarar ortaklığı belgesi, katılma intifa senedi, kara iģtiraklı tahvil hamiline düzenlenebilir. Ġpotekli borç senedi ve irad senedi, rehinli tahvilat hamiline yazılabilir. Yine aynı Ģekilde yatırım fonu katılma belgesi ve hamiline yazılı mevduat sertifikası hamiline düzenlenebilir. Buna karģın makbuz senedi, varant, nakliye senedi, konģimento hamile yazılı olamaz. Hamiline yazılı senetler devri en kolay olan senetlerdir. Hamiline yazılı bir senedin devri için, taraflar arasında bir anlaģmaya dayanılarak zilyedliğin karģı tarafa geçirilmesi yeterlidir. Bir diğer ifade ile hamiline yazılı senetler, kıymetli evrakın teslimi ile devredilir Kıymetli Evrakta Ġmzaların Ġstiklali Ġlkesi Bir poliçeye hangi sıfatla olursa olsun (keģideci, ciranta, muhatap, avalist) imza atmak suretiyle sorumluluk altına giren kimse, diğer imza 6 Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları s.67

48 38 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) sahiplerinin imzasından bağımsız olarak sorumluluk altına girer. Diğer imzalar herhangi bir sebeple geçersiz olsa dahi, bu geçersizlikten bağımsız olarak her imza sahibi kendi imzasından sorumlu olmaya devam eder. 7 Dolayısıyla bir poliçe veya bono borçlanmaya ehil olmayanların imzasını, aslında mevcut olmayan Ģahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmıģ olan Ģahısları herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları taģırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez. Ġleride anlatılacağı üzere imzaların bağımsızlığı ilkesi TFRS açısından sorumluluk doğuran olayın temelini oluģturmaktadır Kambiyo Senetleri Türk hukukunda kambiyo senetleri bono, poliçe ve çektir. Kambiyo senetleri, esas itibariyle ifa uğruna yapılmıģ bir tasarruf olup, bir dolaģım ve ödeme aracıdır. Bu senetler kanunen emre yazılı senetlerdir. Ancak, nama yazılıdır, emre değil ya da namadır gibi açık bir kayıtla nama da yazılabilirler. 8 Oysa sadece çek hamiline de yazılabilir. Fakat bono ve poliçe hamiline yazılamaz. Ancak banka bonosu, banka garantili bono ve finansman bonoları bunun istisnasını oluģturur 9. Kambiyo senetleri belirli Ģekil Ģartlarına tabidir. Bu çerçevede poliçede asgari sekiz, bonoda yedi çekte ise altı Ģekil Ģartı vardır Çek a) Çekin tanımı ve niteliği: Poliçede olduğu gibi çekte de üçlü bir iliģki vardır. Çekte keģideci muhatap bankaya çekte yazılı meblağın lehdara ödenmesini emreder. Yalnız burada sözü geçen muhatap hemen her zaman bir banka yada özel finans kurumudur. Ayrıca çekte yer alan muhatap, poliçeden farklı olarak asıl borçlu olmayıp sadece giģe vazifesi görür. Çek, poliçe ve bonodan farklı olarak kredi aracı olmayıp sadece ödeme aracıdır. 10 Fakat ülkemizdeki her ne kadar hukuken düzenlenmemiģ olsa da ticari hayatta vadeli çek uygulaması yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu yönü ile de 7 E. Moroğlu, Bonoda Ġmza (Karar Tahlili) Kazancı Hukuk Yayınları 8 Y. Karayalçın, Ticaret Hukuku Dersleri 4. Bası Ankara 1970, S.39 9 Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları s R. Poroy, Fransız Çek Hukukunda Son GeliĢmeler, S.25

49 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 39 çeklerin de facto olarak kredi aracı olarak kullanıldığını söylemek yanlıģ olamayacaktır. b) Çekte Ģekil Ģartları: Çekte zorunlu Ģekil Ģartları 6 unsurdan oluģur. Poliçe ve bonodan farklı olarak çekte vade yoktur. Lehdar da zorunlu unsur değildir. Çünkü çek hamiline düzenlenebilir. Bunlar haricindeki Ģekil Ģartları ile ilgili olarak poliçe ve bono hakkındaki tüm açıklamalar çekte de geçerlidir. c) Çek çekme koģulları: Türk Hukukunda poliçe ve bonodan farklı olarak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip her kiģi çek keģide edemez. 11 Bir kiģinin çek keģide edebilmesi için ilave belirli bazı koģullar vardır. Öncelikle çek sadece bir banka veya özel finans kurumu üzerine çekilebilir. Bunun dıģında fiil ehliyetine sahip bir kiģinin çek yazabilmesi için ilave iki Ģarta daha ihtiyaç vardır. Bu koģullardan ilki muhatap banka ile çek keģide eden kiģi arasında çek çekilebilmesi konusunda bir anlaģma olmasıdır. Bir bankanın bir kiģiye çek vermesi halinde taraflar arasında üstü örtülü olarak bu anlaģma kurulur. Çek çekilebilmesi için ikinci Ģart ise, muhatap banka nezdinde bir karģılığın bulunmasıdır. d) Çekte vade ve ibraz süreleri: Çekte tek tip vade vardır, çek görüldüğünde ödenir. Uygulamada ileri düzenleme tarihi yazılmak suretiyle fiilen vade oluģturulmakla birlikte, bu uygulama genel kuralı değiģtirmez. Çek hamili isterse ileri düzenleme tarihinden önce ibraz etmek suretiyle çekin ödenmesini isteyebilir. Çek esas itibariyle bir ödeme aracı olduğu için vadeden bağımsız olarak ibrazı söz konusu olabilir. e) Çekin devri: Çek hamiline ya da belirli bir kiģinin ismi ile birlikte hamiline kaydını içeriyorsa teslim yolu ile devredilir. Nama yazılı bir çek alacağın temliki ve teslim yolu ile emre yazılı çek ise ciro ve teslim yolu ile devredilir. Çekte temlik ve tahsil cirosu yapılabilir, rehin cirosu yapılamaz. Öte yandan çekin muhatap bankaya cirosu makbuz hükmündedir. f) Çekte ödeme: Çek ödenmek üzere muhataba ibraz süresi içinde ibraz edilmelidir. Çeklerin ödeme için ibrazı ancak iģ günü ve saatlerinde yapılır. Ġbraz süresinin son günü tatile rastlıyorsa ibraz süresi tatili izleyen ilk iģ günü mesai saatinin bitimine kadar uzar. 12 Çek görüldüğünde ödenecek bir kıymetli evrak olduğu için süresi 11 Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları s Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları s.242

50 40 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) içinde ibraz edilen çeki karģılığı varsa muhatap banka ödemek zorundadır. Ġbraz süresi geçmiģ olsa dahi, keģideci çekten caymamıģ ise, muhatap çeki geçerli olarak ödeyebilir. Bu noktada karģılığı olmasa bile eğer muhatap banka çeki teyit etmiģ ise yine ödeme mükellefiyeti altındadır. Muhatap çeki öderken, ciro silsilesinin Ģeklen düzgünlüğünü inceleme yükümü altında olmakla birlikte imzaların sıhhatini incelemek zorunda değildir. Çek ibrazında ödenmez ve bu husus noter marifeti ile ya da muhatabın çek arkasına yazılı ve imzalı beyanı ile veya takas odasının aynı nitelikteki beyanı ile tespit edilecek olursa hamil rücu hakkını kullanabilir Cironun Fonksiyonları Kısaca ciro sahip olunan bir hakkın bir baģkasına devri olarak tanımlanabilir. Ciranta ise ciro eden kiģi veya kurumu ifade etmek üzere kullanılır. Tam ve beyaz ciro olarak iki türü vardır. Her iki ciro türü de hukuken aynı sorumlulukları doğurur. Bu nedenle bu çalıģmada kullanılan ciro kelimesi her iki türü de ifade etmek üzere kullanılmıģtır. Cironun 3 temel fonksiyonu vardır. Bunlar hukuk öğretisinde, temlik fonksiyonu (nakil vazifesi), teminat fonksiyonu (teminat vazifesi) ve teģhis fonksiyonu (hak sahipliğinin ispatı vazifesi) olarak iģlenmektedir Temlik Fonksiyonu T.T.K. md.684 e göre temlik cirosu Ciro ve teslim neticesinde poliçeden doğan bütün haklar devredilmiģ olur. Bu maddeye göre Temlik cirosu ile senetteki haklar ve senet teslim edilmekle ciro edilene devredilmiģ olur TeĢhis Fonksiyonu Poliçe herhangi bir surette hamilin elinden çıkmıģ bulunursa yukarıdaki fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaģılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiģ olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle mükelleftir hükmü cironun 13 O. Ġmregün,(1971), Kara Ticaret Hukuku Dersleri, Ġstanbul 1971, s.557

51 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 41 teģhis fonksiyonunu tanımlamaktadır. 14 Bu iģlev gereğince poliçeyi elinde bulunduran kimse muntazam bir ciro silsilesi ile hak sahibi olduğunu kanıtlayabilmektedir Teminat ĠĢlevi T.T.K md.685 deki Teminat ĠĢlevi kısmında ise cironun teminat fonksiyonu düzenlenmiģtir. ġöyle ki; (1) Aksine Ģart bulunmadıkça ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Ciranta poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir; bu halde senet sonradan kendilerine ciro edilmiģ olan kimselere karģı sorumlu olmaz.. Bunun anlamı ticari hayatta da yoğun olarak kullanıldığı üzere ciranta kendinden sonra gelen hak sahiplerine çekin ödeneceğini temin etmektedir. Esasen devri için teslimi yeterli olan hamiline çekte devreden kiģi ciro ile devri gerçekleģtirerek keģidecinin yanına kendi garantisini de ekleyip bir nevi çekin tedavül kabiliyetini arttırmaktadır 16 Çek niteliği gereği bir kredi aracı değil bir ödeme aracıdır. Bu nedenle esasen ödeme amacıyla kullanılması ve çok fazla ciro ile devredilip tedavül etmemesi esastır. Ancak bilindiği üzere çek ticari hayatta damga vergisine tabi olmaması ve ödenmemesi halindeki yaptırımları nedeniyle yaygın olarak kredi aracı olarak ta kullanılmaktadır. Bu nedenle söz konusu maddede düzenlenen hamiline yazılı çekte cironun teminat (garanti) iģlevi de facto olarak çekin kullanım alanını değiģtirerek geniģletmekte ve bu değiģim nedeniyle de cironun söz konusu fonksiyonu daha da anlaģılır olmakta ve önem taģımaktadır. Eğer çek sırf ödeme aracı niteliğinde olsa idi bu hüküm uygulamada bu kadar büyük önem taģımayacaktı 17. Bu durum çekteki cironun sorumluluk doğuran olay kapsamında irdelenmesi gerekliliğinin kaçınılmazlığını vurgulamaktadır. 14 Arslanlı, Ticari Senetler s Hamiline Yazılı Çekte Ciro Ve Uygulaması, ması.pdf, s.4, ( ) 16 Hamiline Yazılı Çekte Ciro Ve Uygulaması, ması.pdf, s.4, ( ) 17 Hamiline Yazılı Çekte Ciro Ve Uygulaması, ması.pdf, s.6, ( )

52 42 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 2. Sorumluluk Doğuran Olay Kavramı ĠĢletmelerin çek ciro etme iģlemlerinin kendilerini yükümlülük altına sokup sokmayacağını (sorumluluk doğuran olay olup olmadığı) ve eğer yükümlülük altına sokacaksa (sorumluluk doğuran olay ise) finansal tablolarda söz konusu sorumluluğun nasıl raporlanması gerektiğini açık Ģekilde ortaya koymak amacına dönük olarak öncelikle yükümlülüğün kapsamı ve Ģartları incelenmelidir. Bir borcun temel özelliğini, iģletmenin belirli bir Ģekilde hareket etmesi ya da davranmasını gerektiren mevcut bir yükümlülük içermesi olarak belirtmektedir 18. Bu yükümlülük, yasal bir yükümlülük veya zımni kabulden doğan bir yükümlülük olabilir. Yasal bir yükümlülük, bağlayıcı bir sözleģmeden veya kanuni zorunluluk nedeniyle yasal yaptırıma sahiptir. Zımni kabulden doğan yükümlülükler, iģletmenin eylemleri sonucunda ortaya çıkar. Bu çalıģmanın yanıt aradığı sorunun yanıtlanabilmesi için yukarıdaki paragrafta adı geçen yasal bir yükümlülükten kaynaklanma ve zımni kabulden doğan yükümlülük kavramlarına değinmek gerekir. Yükümlülük: GeçmiĢ olaylardan kaynaklanan ve ifası halinde ekonomik fayda içeren kaynakların iģletmeden çıkmasına neden olacak mevcut yükümlülüktür 19. Sorumluluk Doğuran Olay: ĠĢletmenin söz konusu yükümlülüğü yerine getirmekten baģka gerçekçi bir alternatifinin olmaması sonucunu doğuran, hukuki veya zımni bir kabulden doğan yükümlülük yaratan olaydır 20. Hukuki yükümlülük: AĢağıda sayılanlardan kaynaklanan yükümlülüktür: (a) SözleĢme (açık ya da zımni hükümleri aracılığıyla); (b) Yasal düzenleme veya (c) Diğer kanuni uygulamalar. Zımni kabulden doğan yükümlülük: ĠĢletmenin aģağıda yer alan fiillerinden kaynaklanan yükümlülüktür: 18 TFRS KOBĠ, KarĢılıklar, KoĢullu Borçlar Ve KoĢullu Varlıklar Bölüm, paragraf TMS 37 KarĢılıklar, KoĢullu Borçlar Ve KoĢullu Varlıklar Standardı, paragraf G.Gökcen, B. Ataman, C. Çakıcı, Türkiye Finansal Raporlama Standartları Uygulamaları, Türkmen Kitabevi, 2011 Ġstanbul, s.472

53 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 43 (a) GeçmiĢteki uygulamalar, yayımlanmıģ politikalar veya yeterince belirli cari açıklamalarla, iģletmenin belirli sorumlulukları üstleneceğini diğer Ģahıslara taahhüt etmesi ve (b) Bunun sonucunda, iģletmenin bu sorumlulukları yerine getireceği konusunda diğer Ģahıslar nezdinde geçerli bir beklenti yaratmıģ olması. Bu noktada ciro eylemi cironun teminat iģlevi nedeniyle hukuki yükümlülük doğurmakta ve sonuçta da sorumluluk doğuran olay kapsamına girmektedir. Çünkü yukarıda da ifade edildiği gibi T.T.K md.685 deki Teminat ĠĢlevi kısmında ise cironun teminat fonksiyonu düzenlenmiģtir. ġöyle ki; Aksine Ģart bulunmadıkça ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur... Bu madde hükmünce her türlü kıymetli evrak üzerinde yapılan ciro eylemi cirantayı hukuki yükümlülük altına sokmaktadır. Bu yükümlülük de bedelin ödenmesini temin etme yükümlülüğüdür Ciro Edilen Çeklerin TFRS Bağlamında Raporlanması Ciro eyleminin cirantayı hukuki yükümlülük altına soktuğunu belirledikten sonra ticari yaģamda sıklıkla karģılaģılan ciro edilen müģteri çeklerinin finansal tablolarda nasıl raporlanması gerektiğine değinmek uygun olacaktır. TMS-37 KarĢılıklar, KoĢullu Borçlar Ve KoĢullu Varlıklar Standardına göre koģullu borçlar; (a) varlığı, tamamen iģletmenin kontrolünde olmayan gelecekteki bir veya birkaç belirsiz olayın gerçekleģmesi veya gerçekleģmemesi ile teyit edilecek olan geçmiģteki olaylardan kaynaklanmıģ bir mevcut yükümlülük olduğunda veya (b) geçmiģ olaylardan doğan mevcut bir yükümlülük var olup; ya bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için gerekli olan ekonomik fayda içeren kaynakların çıkıģı olası olmadığında ya da yükümlülüğün tutarı yeterli güvenilirlikle ölçülemediğinde ortaya çıkarlar. TMS-37 yükümlülükleri iki kategoriye ayırır: 1) KarĢılıklar, 2)KoĢullu Borçlar. Borcun muhasebeleģtirilmesi kriterlerini sağlayanlar karģılık olarak sınıflandırılır. Borcun muhasebeleģtirilmesi kriterlerini karģılamayanlar ise koģullu borçlar olarak sınıflandırılır. KoĢullu borçlar aynı zamanda

54 44 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) muhtemel yükümlülükleri de içerir. Yükümlülüklerin sınıflandırılması önemlidir; çünkü karģılıklar, iģletmelerin finansal durum tablosunda muhasebeleģtirilirken, koģullu borçlar muhasebeleģtirilmez. Borçlar, iģletmenin, geçmiģ olaylarından kaynaklanan yerine getirilmelerinin iģletmeden ekonomik faydaların çıkıģına neden olması beklenen mevcut yükümlülüklerdir. KarĢılıklar, borçların bir alt baģlığıdır. Fakat diğer borçlardan farkı borcun ne zaman kesin, karģılığının ise muhtemel olmasıdır 21. KarĢılıklar; zamanlamalarındaki ve yerine getirilmelerinde gerekli olacak gelecekteki harcamanın tutarındaki belirsizlik nedeniyle ticari borçlar ve tahakkuklar gibi diğer borçlardan ayrılırlar. Yukarıda anlatılanlar toplu olarak değerlendirildiğinde çek ciro etme eylemi gelecekte bazı ekonomik faydaların çıkıģına neden olabilecek bir eylem olarak kabul etmek uygun olacaktır. Buradan hareketle de ciro etme eyleminin karģılık ayırmayı gerektiren bir iģlem olduğu çıkarsamasını yapabiliriz. TMS-37 ye göre karģılıklar finansal tablolarda yer almak zorundadır ve borçların bir alt baģlığı olarak raporlanmalıdır. Eğer bu yapılmazsa iģletmenin finansal tabloları Ģirketin gelecekte karģılaģabileceği yükümlülükleri göstermede zayıf kalacağı ve dolayısıyla TFRS lerin amacı olan doğru dürüst sunum kriterini sağlayamayacağı söylenebilir. Örnek: ABC Ģirketi tarihinde TL (KDV Dahil) mal satıģı karģılığında müģterisinden TL çek almıģtır tarihinde bu çeki mal aldığı firmaya ciro etmiģtir tarihinde ciro edilen çekin bedeli keģidecinin ödemeden kaçınması nedeniyle çek hamili tarafından iģletmeden tahsil edilmiģtir tarihinde bedeli iģletme tarafından ödenen çek keģidecisinden çekin bedeli tahsil edilmiģtir. Yukarıdaki iģlemi Tekdüzen Hesap Planına göre muhasebeleģtirdiğimizde aģağıdaki kayıtlar yapılır. 21 R. Örten, H. Kaval, A. Karapınar, TMS-TFRS, Gazi Kitabevi, Ankara, 2007, s.560

55 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) ALINAN ÇEKLER HESABI YURTĠÇĠ SATIġLAR HES HESAPLANAN KDV HES TĠCARĠ MALLAR HESABI ĠNDĠRĠLECEK KDV HES 909 ALINAN ÇEKLER HES ALICILAR HESABI KASA HESABI KASA HESABI ALICILAR HESABI Çek ciro edildikten ( ) sonra yapılan muhasebe kayıtları sonucunda iģletmenin bilançosu aģağıdaki gibi olacaktır Tarihli Bilanço VARLIKLAR TĠCARĠ MALLAR ĠNDĠRĠLECEK KDV 909 YÜKÜMLÜLÜKLER Yukarıdaki bilançoda da görüldüğü üzere bilançoda artık Alınan Çekler yer almayacaktır. Böylece Ģirketin ciro ettiği TL lik çek nedeniyle gelecekte karģılaģabileceği ödeme yükümlülüğü finansal

56 46 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) raporlarda raporlanamayacaktır. Bu sonuç Kavramsal Çerçevede yer alan finansal tabloların niteliksel özelliklerinin karģılanmamasını getirecektir. Çünkü iģletmenin ciro eyleminden kaynaklanan yükümlülüğü devam ettiği halde bu durum iģletmenin finansal tablolarında raporlanmamaktadır. Yukarıdaki örneğin TFRS kapsamında muhasebeleģtirilip raporlanabilmesi için aģağıdaki iģlemleri yapmak gerekir TĠCARĠ MALLAR HESABI ĠNDĠRĠLECEK KDV HES 909 ALINAN ÇEKLER HES KARġILIK GĠDERLERĠ HESABI TĠCARĠ BORÇLAR HESABI Ciro edilen çek için karģılık ayrılması Çek ciro edildikten ( ) sonra yapılan muhasebe kayıtları sonucunda iģletmenin bilançosu aģağıdaki gibi olacaktır Tarihli Bilanço VARLIKLAR YÜKÜMLÜLÜKLER TĠCARĠ MALLAR TĠCARĠ BORÇLAR ĠNDĠRĠLECEK KDV 909 Yukarıdaki bilançodan da görüldüğü üzere, yapılan iki kayıt sayesinde iģletmenin finansal tablolarında ciro eylemi nedeniyle doğan yükümlülük izlenebilecektir. Ayrıca ayrılan karģılık sayesinde dönem karından gelecekte doğabilecek bir yükümlülük için gereken para iģletmede bırakılmıģ

57 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 47 olacaktır 22. Ne zaman karģılık ayrılacağı konusunda ise standartlar sorumluluk doğuran olayın gerçekleģtiği anda yapılmasını önermektedir. Çünkü gelecekte ortaya çıkacak yükümlülük borcun kesinleģtiği dönemin değil, borca esas iģlemin gerçekleģtiği dönemin bir sonucudur 23. Fakat bu uygulamada her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle raporlama tarihinde, o tarihe kadar olan iģlemler için karģılık hesaplamak daha uygun olacaktır tarihinde ciro edilen çekten doğan yükümlülük nedeniyle ödeme yapıldığında aģağıdaki gibi bir kaydın yapılması uygun olacaktır TĠCARĠ BORÇLAR HESABI KASA HESABI ALICILAR HESABI KARġILIK GĠDERLERĠ HES KASA HESABI ALICILAR HESABI Bu örnekte konunun net olarak ortaya konulabilmesi amacıyla ciro edilen çek için %100 karģılık ayrılmıģtır. Gerçekte ise geçmiģ yılların verilerinden hareketle belirlenecek bir oran üzerinden karģılık ayrılması daha doğru ve uygun olacaktır. 23 R. Örten, H. Kaval, A. Karapınar, TMS-TFRS, s.559

58 48 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) Sonuç ve Öneriler Türkiye de uygulanan mevcut sisteme göre yapılan ciroya iliģkin kayıtlar, iģletmelerin cirodan kaynaklanan ve gelecekte ekonomik fayda çıkıģına neden olabilecek olayların raporlanmasına izin vermemektedir. Böylece iģletmenin finansal tabloları gelecekte karģılaģabilecek durumları raporlamada eksik kalmaktadır. Ciro eylemi teminat iģlevi nedeniyle TFRS bağlamında sorumluluk doğuran bir olay olarak kabul edilmesi daha uygundur. Böyle kabul edildiğinde ciro edilen çekler TMS-37 bağlamında karģılık ayırmayı gerektiren bir konu olarak karģımıza çıkmaktadır. Oysa karģılık ayırma iģleminde iki önemli soru vardır. KarĢılıklar nasıl hesaplanacak tır? Ne zaman karģılık ayrılacaktır? Doğal olarak ciro edilen her çek için karģılık ayrılması söz konusu değildir. Burada iģletme geçmiģ yıllar verilerinden hareketle ciro edilen çekler nedeniyle yaptığı ödemelerin bir oranını hesaplaması ve bu dönemin çeklerine de bu oranı uygulaması yöntemi daha kullanıģlıdır. Ne zaman karģılık ayrılacağı konusunda ise standartlar, sorumluluk doğuran olayın gerçekleģtiğinde karģılık ayrılmasını önermektedir. Fakat bu durum uygulamada her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle raporlama tarihinde, o zamana kadar olan iģlemler için karģılık hesaplamak daha uygun olacaktır. Bu Ģekilde raporlama yapmak TFRS lerin ruhuna uygun olacağı düģünülmektedir. Kaynakça Arslanlı, H., Ticari Senetler Dersleri, 3. Basım, Fakülteler Matbaası, Ġstanbul, (1960). Gökcen, G., Ataman B., ve Çakıcı, C., Türkiye Finansal Raporlama Standartları Uygulamaları, Türkmen Kitabevi, Ġstanbul, (2011). Hamiline Yazılı Çekte Ciro Ve Uygulaması, te%20ciro%20ve%20uygulaması.pdf, ( ) HirĢ, E. E., Ticaret Hukuku Dersleri, 3. Basım, Fakülteler Matbaası, Ġstanbul, (1948). Karayalçın, Y., Ticaret Hukuku Dersleri,4. Basım, Ankara (2006). Mısırlıoğlu, U., UFRS ve Basel II nin ĠĢletme Faaliyetleri

59 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (33-49) 49 Üzerindeki Etkisi, Mali Çözüm Dergisi, Sayı 76, (2006). Moroğlu, E., Bonoda Ġmza (Karar Tahlili), Kazancı Hukuk Yayınları, (1961). Oğuzman, K., & Öz, T., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitapevi, Ġstanbul, (1995). Örten, R., Kaval, H., & Karapınar, A., TMS-TFRS, Gazi Kitabevi, Ankara, (2007). Pekdemir, R., Çam Sakızı Çoban Armağanı Muhasebeciler Ġçin Tms- Tfrs Uygulama Rehberi, Ġstanbul, (2008). Poroy, R., Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Ġstanbul, ( 1984). Poroy, R., & Tekinalp, Ü. (1995). Kıymetli Evrak Hukuku Esasları,12. Basım, Beta, Ġstanbul, ( 1984). TMS 37 KarĢılıklar, KoĢullu Borçlar Ve KoĢullu Varlıklar Standartı.

60 50 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) ALMANCAYI TÜRKĠYE DE ÖĞRENMĠġ OLAN ALMANCA ÖĞRETMEN ADAYLARININ ALMANCADAKĠ "WĠE" KELĠMESĠNĠN ANLAMINI BELĠRGĠNLEġTĠRME YETERLĠK DÜZEYLERĠNE ĠLĠġKĠN BĠR ARAġTIRMA ÖZET Sevinç SAKARYA MADEN Selma AKOL Bu araģtırmada eğitim-öğretim yılı Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Almanca öğretmenliği lisans programı 4. sınıf öğrencilerine içlerinde "wie" kelimesinin yer aldığı 20 adet Almanca cümle verilmiģ ve bu cümleleri Türkçeye çevirerek, wie kelimesinin cümlelerdeki görevinin ne olduğunu yazmaları istenmiģtir. ÇalıĢma, mezun olmak üzere olan Almanca öğretmen adaylarının Almancadaki wie kelimesinin anlamını belirginleģtirme ve Türkçeye doğru aktarabilme yeterliklerinin ne düzeyde olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanca Öğretmen Adayları, "wie" Kelimesi, Semantik Özellikler, Kelimenin Anlamını BelirginleĢtirme, Çok Anlamlı Almanca Kelimeleri Türkçeye Doğru Aktarabilme Yeterliği. A RESEARCH STUDY ON THE COMPETENCE LEVEL OF THE STUDENTS OF THE GERMAN LANGUAGE DEPARTMENT WHO HAVE LEARNED GERMAN LANGUAGE IN TURKEY ABOUT THE WORD SENSE DISAMBIGUATION OF THE WORD WIE ABSTRACT In this study 20 sentences in German language including the word wie were given to undergraduate students of Faculty of Education German language Teaching Department at Trakya University for the academic years The students were asked to translate the sentences into Turkish and to disambiguate the word wie. The study aims to determine the competence level of the students about disambiguating the meaning of the word wie and transforming it into Turkish accurately. Key Words: German Language Teaching Department Teacher Candidates, The Word wie, Word Sense Disambiguation, The Competence of Transforming German Words Having Multiple Meanings. ArĢ. Gör., Trakya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi.

61 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 51 GiriĢ Türkçede olduğu gibi Almancada da günlük hayatın pek çok yerinde birden çok anlamı olan kelimelerle karģılaģılır. AltıntaĢ'a (2008) göre Almancayı anadili olarak konuģan bir kimse çoğunlukla "Bu kelime burada hangi anlamda kullanılmıģ acaba?" diye sormadan çoğu zaman kelimenin kullanım yeri ve Ģekline göre birden çok anlamı olsa bile o kelime ile o bağlamda ifade edilmek istenen anlamı kolayca bulur. Bu çalıģmada Almancayı Türkiye de öğrenmiģ olan ve Almanca öğretmenliği lisans mezunu olduklarında Avrupa Ortak BaĢvuru Metnine (2001) göre öğreteceği yabancı dili C1 düzeyinde bilmeleri beklenen Almanca öğretmen adaylarının birden fazla anlamı olan Almanca kelimelerin anlamını belirginleģtirmede sorun yaģayıp yaģamadıkları araģtırılmak istenmiģtir. AraĢtırma her ne kadar kelimelerde çokanlamlı kelimelerin farklı kullanım alanlarına yer verilmiģ ise de, dildeki birimlerin ne ölçüde çok yönlü ve birbiriyle nasıl iç içe bağıntılı oldukları ve ne denli değiģik görevleri yüklenebildikleri konusunda yeterince bilgi verilmez ve dildeki bu tür birimlerin farklı kullanımları uygulamalı bir biçimde pekiģtirilmez ise, aynen bilgisayar programlarının yapmıģ oldukları çevirilerde olduğu gibi, Türkiye de Almancayı öğrenen Almanca öğretmen adaylarının da çok anlamlı kelimeleri her zaman kelimenin kullanım yeri ve Ģekline göre o kelime ile o bağlamda ifade edilmek istenen anlamını kolayca bulamayacakları teoreminden hareketle baģlatılmıģ, wie kelimesinin yer aldığı cümleler üzerinde yapılan bir uygulama ile Almanca öğretmen adaylarının wie kelimesinin anlamını belirginleģtirme ve Türkçeye aktarma yeterlilik düzeyleri ölçülmeye çalıģılmıģtır. Bu araģtırma, uygulamanın sadece wie kelimesini içeren cümleler üzerinde yapılmıģ ve denek grubunun Trakya Üniversitesi Almanca öğretmenliği 4. sınıf öğrencileri ile sınırlandırılmıģ olması nedeniyle daha önce Maden (2009 ve 2011) tarafından gerçekleģtirilen karģılaģtırmalı dil bilgisi ve Balcı (1993a, 1993b ve 2009), Ozil (1989a, 1989b ve 2003), Erkman (2005) ve Uslu (1996 ve 1998) tarafından yapılan karģılaģtırmalı dilbilim araģtırmalarından farklılık arz etmektedir.

62 52 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) AraĢtırma Yöntemi Bu araģtırmada 18'i kız 2'si erkek olmak üzere 20 son sınıf Almanca öğretmenliği lisans öğrencisine içinde "wie" kelimesinin yer aldığı rastgele seçilmiģ 20 adet Almanca cümle verilmiģ ve deneklerden bu cümleleri Türkçeye çevirmeleri ve cümle içinde wie sözcüğünün görevinin ne olduğunu yazmaları istenmiģtir. Daha sonra ilk önce Almanca cümleler tümevarım yöntemi ile çözümlenerek, wie kelimesinin cümledeki diğer öğeler ile nasıl bağıntılı olduğu Aksan'ın (1979, s. 36) çalıģmaları esas alınarak eģzamanlı bir yöntem ile betimlenmeye çalıģılmıģ ve ardından Almanca cümlelerin Almanca öğretmen adayları tarafından yeterli düzeyde dikkatli okunup, doğru anlaģılıp anlaģılamadığına ve Türkçeye aktarımın doğru yapılıp yapılmadığına bakılmıģtır. ÇalıĢma günümüzde kullanılan kaynaklar ve uygulanan yöntemler ile Almancayı Türkiye de öğrenen, bir yıl zorunlu Almanca hazırlık ve 4 yıl Almanca öğretmenliği lisans eğitimi almıģ olan Almanca öğretmen adaylarının wie sözcüğünün diğer dilsel öğeler ile nasıl iç içe bağıntılı olduğunu ve Almanca cümlelerde wie sözcüğünün ne ölçüde çok yönlü olabileceğini ve buna bağlı olarak ne denli değiģik görevleri yüklenebildiğini bilip bilmediklerini ve bu cümleleri Türkçeye ne oranda doğru aktarabildiklerini ortaya koymayı ve çok anlamlı kelimelerin anlamlarının açıklaģtırılmasında Almanca öğretmen adaylarının sorunlarla karģılaģmaları durumunda Almanca öğretmeni yetiģtirim sürecinde öğretmen adaylarına çok anlamlı bir kelimenin anlamını belirginleģtirmek için aynı bağlamda öbür sözcükler ile kurduğu iliģkilere bakmak gerektiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Ġnceleme Bu araģtırmada ilk önce tek dilli ve Türkçe-Almanca olmak üzere iki dilli sözlükler incelenerek bu kaynaklarda wie kelimesinin kullanım alanlarının ne Ģekilde verildiği irdelenmiģ, Almancayı Türkiye de öğrenmiģ olan bir öğretmen adayının günümüzde kullanılan sözlüklerden yararlanarak çok anlamlı kelimeleri içinde bulundukları bağlama uygun bir biçimde belirginleģtirip belirginleģtiremeyeceği tartıģılmıģtır. Daha sonra içlerinde wie kelimesinin yer aldığı 20 adet Almanca cümlenin Türkçeye çevrilmesinin istenmesiyle Almanca öğretmen adaylarının wie kelimesini

63 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 53 ne ölçüde doğru anladıkları ve Türkçeye doğru aktardıkları ölçülmeye çalıģılmıģ, Türkçeye çevrilmiģ cümlelerin hangilerinin doğru kabul edilebileceği tartıģılarak, Türkçeye aktarımlarda ortaya çıkan hataların kaynağına inilmeye çalıģılmıģtır. Wie Kelimesinin Kullanım Alanlarına ĠliĢkin Sözlük Bilgileri Almancadaki wie kelimesinin anlamı ve cümlelerdeki görevi Dörthe'nin (1999) ve Steuerwald'ın (1986) Almanca-Türkçe sözlüklerinde çok az sayıda örnek ile açıklanmaya çalıģılırken, Wahrig-Burfeind'ın (2008) ve Wahrig'in (1980) sözlüklerinde konuya iliģkin sayfalarca izahatların yapıldığı görülmektedir Dörthe (1999, s. 444) PONS adlı Almancayı yabancı dil olarak temel düzeyde öğrenenlere yönelik hazırlamıģ olduğu tek dilli sözlükte wie kelimesinin ne anlama geldiğini ve bir cümlede görevinin ne olduğunu 3 örnek ile açıklamıģtır: 1) Ich habe es wie er gemacht cümlesinde wie kelimesinin karģılaģtırmalarda kullanıldığı belirtilmiģ, 2) wie 'nin Wie konnte das passieren? sorusunda olduğu gibi bir Ģeyin nasıl olabileceğine iliģkin soru cümlelerinde yer alabileceği vurgulanmıģ, 3) wie kelimesinin Wieviel kostet das? ve Wie viele Tage sind es noch? örneklerinde olduğu gibi bir Ģeyin miktarına yönelik sorularda kullanılabileceği izah edilmiģtir. Oysa Steuerwald'ın (1986, s. 563) türkisch - deutsches Taschenwörterbuch adlı sözlüğünde bu kelimeye iliģkin açıklamalara daha geniģ yer verilmiģ, wie kelimesinin nasıl ve ne suretle soru zarfı olarak kullanılabileceği gibi, nasıl, ne ve ne kadar gibi bağırıģ ve çağırıģ cümlelerinde de yer alabileceği belirtilmiģ, ancak karģılaģtırmalarda gibi ve kadar anlamına da gelebileceği bilgisi eklenmiģtir. Aynı kaynakta wie kelimesinin (olacağı) zaman, iken, olunca ve olur olmaz gibi zamanla ilgili kullanım alanlarının da olabileceği vurgulanmıģtır. Ancak wie kelimesinin wie auch örneğinde olduğu gibi (her) ne kadar, ise de ve ne kadar..olursa olsun gibi karģıtlık ifade etmesinin de mümkün olabileceği ve bu kullanım alanları dıģında wie kelimesine efendim? veya ne buyurdunuz? anlamına gelen Wie bitte? gibi cümlelerde de rastlanabileceği, bunun

64 54 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) ötesinde wie kelimesinin bu kullanım alanlarının da dıģında daha farklı görevler üstlenebileceği örnekler ile izah edilmiģtir: wie ist es mit.? Wie wäre es mit? Wie dem auch sein mag. Wie geht es Ihnen? Wie oft? = nasıldır? = nasıl olur?; ne dersiniz? = Ne olursa olsun = Nasılsınız, efendim? = Kaç defa? Wahrig-Burfeind'in (2008, ss ) Wahrig Grosswörterbuch Deutsch als Fremdsprache ve Wahrig'in (1986, s. 1433) Wahrig Deutsches Wörterbuch adlı sözlüklerinde ise wie kelimesine iliģkin açıklamalar 3 ayrı baģlık altında toplanmıģ, wie kelimesinin bir soru zarfı olabileceği gibi haykırıģ veya bağrıģlarda da bir görev üstlenebileceği (Wahrig, 1986, s. 1433/I), karģılaģtırma cümlelerinde bir bağlaç olabileceği (Wahrig, 1986, s. 1433/II) veya soru cümlelerinde bir Ģeyin nasıl olduğunu ifade edebileceği belirtilmiģ (Wahrig, 1986, s. 1433/III), örnekler ile her birinin alt grupları verilmiģtir. Wahrig adlı sözlükte wie kelimesinin doğrudan veya dolaylı yöneltilen sorularda (I a) tek baģına bir soru zarfı (1), fiiller ile birlikte kullanılan bir soru zarfı (2), sıfatlar ile birlikte kullanılan bir soru zarfı (3), edatlar veya zarflar ile birlikte kullanılan bir soru zarfı (4) olarak bir cümlede yer alabileceği gibi bağrıģ ve haykırıģlarda (I b) tek baģına kullanılabileceği (5) gibi fiillerden önce (6), sıfatlardan önce (7), edatlardan veya zarflardan önce (8) de gelebileceği belirtilmiģtir (bkz. Tablo 1). Tablo 1: wie kelimesinin soru zarfı olarak kullanımına iliģkin örnekler (Kaynak: Wahrig, 1986, s. 1433) I. wie Kelimesinin Soru Zarfı Olarak Kullanımı I.a. Doğrudan veya Dolaylı Soru Cümlelerinde I.a.1. Wie, bitte? I.a.2. Wie gefällt Ihnen das Buch? I.a.3. Wie alt ist er? I.a.4. Wie lange dauert es noch? I.b. BağrıĢlarda ve ÇağırıĢlarda I.b.5. Wirklich? Wie! I.b.6. Wie habe ich mich gefreut! I.b.7. Wie hübsch! I.b.8. Wie schade! Aynı kaynakta wie kelimesinin bir cümlede bağlaç görevini (II.) üstlenebileceği ve bu bağlaçlara da karģılaģtırma (a) veya zamanı (b) ifade eden bir anlam yüklü olabileceği vurgulanmıģ, karģılaģtırma cümlelerinde

65 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 55 yer alan wie kelimesinin zamirlerden önce (9), isimlerden önce (10), fiiller ile birlikte (11), sıfatlardan önce (12)ve edatlardan veya zarflardan önce (13) gelebileceği bilgisine yer verilmiģtir (bkz. Tablo 2). Tablo 2: wie sözcüğünün bağlaç olarak kullanımı (Kaynak: Wahrig, 1986, s. 1433) II. wie Kelimesinin Bağlaç Olarak Kullanımına ĠliĢkin Örnekler KarĢılaĢtırma Cümleleri Zaman Cümleleri II.a.9. Das kannst du so gut wie ich. II.b.Wie ich aus dem Fenster schaue, II.a.10. Stark wie ein Bär. sehe ich. II.a.11. Wie man sagt. II.a.12. Der Schrank ist so breit wie hoch. II.a.13. Das musst Du anders machen. Wie, denn? Her iki kaynakta da bir Ģeyin nasıl, baģka bir değiģle hangi halde veya hangi durumda olduğunu ifade eden cümlelerde de wie kelimesinin yer alabileceği ve bunun da tamamen farklı bir kullanım alanının olduğu belirtilmiģtir (bkz. Tablo 3). Tablo 3: Wie kelimesinin tarz cümlelerindeki kullanımına iliģkin örnekler (Kaynak: Wahrig, 1986, s. 1433) III. Wie Kelimesinin Tarz Cümlelerinde Kullanımı Es kommt nicht nur auf das Was, sondern auch auf das Wie an. ÇeĢitli web sayfalarında yer alan mydictionary.de ve SÖZLÜK.NET gibi çevirim içi Almanca sözlüklerde ise wie kelimesinin Türkçe karģılığının nasıl, ne Ģekilde, hangi ölçüde, ne kadar, kaç, öyle ve bağlaç olarak ise kadar ve gibi olduğu belirtilmiģ, örnekler verilmiģtir. Uygulamadan Elde Edilen Bulgular Örnek Cümle 1: Ein Tag ist so langweilig wie der andere. Ein Tag ist so langweilig wie der andere. Almanca cümleyi öğrenciler Türkçeye birbirinden oldukça farklı 10 adet cümle ile çevirmiģlerdir. Her gün diğerleri gibi sıkıcı veya Türkçede alıģılagelmiģ haliyle Her gün sıkıcı anlamına gelen bu cümlede öğrenciler "der andere" kelimelerini çoğul bir yapı olarak değerlendirmiģ, die anderen kelimeleri ile karıģtırarak bunun karģılığında Türkçe cümlede öğrencilerin %80'i

66 56 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) diğerleri kelimesini kullanmıģtır. Öte yandan Almanca cümlede çok kelimesinin karģılığı olmamasına rağmen, Türkçeye "so" kelimesini çok olarak çevirmiģlerdir. Öğrencilerin %50'si Ein Tag ist so langweilig wie der andere. cümlesinin bir karģılaģtırma cümlesi olduğunu belirtmiģ, %45'i wie kelimesinin "benzetme edatı" ve %5'i wie kelimesinin "edat" olduğunu yazmıģtır. Tablo 4: 1. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 1: Ein Tag ist so langweilig wie der andere. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Diğerleri kadar sıkıcı bir gün %5 b) Bir gün diğerleri gibi çok sıkıcı %10 c) Bugün diğer gün gibi çok sıkıcı %5 d) Diğerleri gibi çok sıkıcı bir gün. %10 e) Diğer günler gibi çok sıkıcı bir gün. %10 f) Bir gün diğerleri gibi sıkıcı. %10 g) Diğer günler gibi sıkıcı bir gün. %5 h) Bir gün diğerleri gibi sıkıcıdır. %5 i) Gün diğerleri gibi çok sıkıcı %10 j) Diğerleri gibi sıkıcı bir gün. %30 Toplam %100 Örnek Cümle 2: Wie willst du das machen? Tablo 5: 2. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 2: Wie willst du das machen? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Nasıl yapmak istiyorsun? %25 b) Bunu yapmayı ne kadar istiyorsun? %5 c) Bunu nasıl yapmayı istiyorsun? %10 d) Bunu nasıl yapmak istersin? %40 e) Nasıl olmasını istersin? %5 f) Bunu nasıl yapacaksın? %5 g) Bunu yapmayı nasıl istersin? %5 h) Sen nasıl yapmak istersin? %5 Toplam %100 Bu araģtırma kapsamında yapılan uygulamada öğrenciler 2. cümleyi Türkçeye 8 farklı Ģekilde çevirmiģlerdir. Sınıfın yarısına yakını bu cümleyi Türkçeye doğru çevirirken (bkz. c, d, f, h), bazı öğrenciler Türkçe çevirilerine "das" kelimesinin karģılığını eklememiģtir (bkz. a, e, h Ģıkları).

67 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 57 Bazı öğrenciler ise Almanca cümlede vurgu yapılan kelimeleri Türkçe cümlede farklı yerlere yerleģtirmiģler ve Türkçedeki örneklerde de tıpkı Almanca cümlelerde olduğu gibi aynı vurguyu yapmak için sözdizimi alanına sadık kalınması gerektiğini dikkate almamıģlardır (bkz. g Ģıkkı). Örnek Cümle 3: Es sieht wie Gold aus. Tablo 6: 3. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 3: Es sieht wie Gold aus. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Altın gibi görünüyor. %60 b) O altın gibi görünüyor. %5 c) Altın gibi gözüküyor. %25 d) Altın gibi duruyor. %5 e) AltındanmıĢ gibi görünüyor. %5 Toplam %100 b ve e Ģıklarında yer alan Türkçe cümleler Almanca cümlenin birebir karģılığı değildir. Öğrencilerin % 85'i bu cümledeki "wie" sözcüğünün görevinin ne olduğuna iliģkin soruya, "soru zarfı" cevabını vermiģlerdir. Türkçeye Altına benziyor Ģeklinde çevrilmesi gereken Es sieht wie Gold aus. cümlesinin karģılığı olarak yazılan d Ģıkkındaki Altın gibi duruyor. cümlesi de doğru kabul edilebilir. b Ģıkkında yer alan cümle, Türkçe cümlelerde gizli özne daha yaygın olarak kullanıldığından, alıģılagelmiģ bir yapı değildir. Türkçedeki e Ģıkkının doğru olabilmesi için ise, Almancadaki cümlenin Es sieht so aus, als ob es Gold wäre olması gerekirdi. Türkçeye çevrilmiģ olan cümlelerde dikkat çeken diğer bir husus, aussehen fiilinin karģılığının Türkçede görünüyor (%70), gözüküyor (%25) ve duruyor (%5) fiilleri ile verilmiģ olmasıdır. Bir öğrenci ise "wie Gold" karģılığında altından kelimesini kullanmıģtır. Bunun böyle olabilmesi için Almanca cümlede aus Gold edat+isim ikilisinin bir arada verilmiģ olması gerekirdi. Sınıfın % 60'ı bu cümledeki "wie" kelimesini benzetme edatı olarak nitelendirirken, öğrencilerin %40'ı bu kelimenin edat olduğunu yazmıģtır.

68 58 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) Örnek Cümle 4: Wie bitte? Tablo 7: 4. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 4: Wie bitte? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Efendim %30 b) Efendim, nasıl? %20 c) Nasıl? %5 d) Efendim, anlamadım %10 e) Buyurun %5 f) Pardon %5 g) Pardon, efendim %10 h) Pardon (tekrarlar mısınız?) %5 i) Nasıl lütfen? %10 Toplam %100 Her ne kadar Wie bitte? soru cümlesi Wahrig'in (1986, s. 1433) tek dilli sözlüğünde Was hast du gesagt? ve Was haben Sie gesagt? soruları ile açıklanmıģ ise de ve Almanca-Türkçe sözlüklerde bu sorunun karģılığında Ne dedin? ve Ne dediniz? yer alıyorsa da, öğrencilerin bu cümleyi 9 ayrı biçimde Türkçeye çevirdiği görülmüģtür. Bu cümlenin farklı bağlamlarda çok farklı anlamlara gelebileceği düģünüldüğünde Türkçede farklı dilsel öğeler ile verilmiģ olan cümlelerin çoğunun doğru olduğu sonucu ortaya çıkar. Bunun yanında Türkçede bu durumlarda "pardon, nasıl? ve anlamadım" gibi kelimeler çok yaygın kullanıldığından, bu cümlelere bu kelimelerin neden eklenmiģ olduğu anlaģılmaktadır. Öğrencilerin %65'i "wie" kelimesinin bu cümlede bir soru zarfı, %15'i bir kalıp, %5'i bir soru kalıbı, %5'i bir zarf olduğunu yazmıģ, iki öğrenci ise her hangi bir beyanda bulunmamıģtır. Bu cümle wie kelimesinin tek baģına kullanıldığı soru zamirlerine bir örnektir (bkz. Tablo 1: I.a.1) Örnek Cümle 5: Wie schade! Tablo 8: 5. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 5: Wie Schade! Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Ne yazık! Ne kötü! %15 b) Ne yazık %40 c) Ne kötü %10 d) Ne kötü Allah kahretsin %10 e) Yazık %15 f) Ne kötü, ne acı %5 g) Ne acı %5 Toplam %100

69 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 59 Tablo 8'de yer alan örnek cümleler incelediğinde öğrencilerin çoğunun Almancadaki Wie schade! cümlesini Türkçeye doğru çevirdiği, ancak sadece %15inin haykırıģ cümlesini bir ünlem iģareti ile tamamlamadığı görülmektedir. Cümlelere bakıldığında Türkçede sadece Yazık! Ģeklinde verilebilecek olan bu cümleye öğrencilerin kiģisel duygularını dile getiren "Allah kahretsin ve ne acı" gibi ifadeleri de ekledikleri görülmüģtür. Bu cümlenin Türkçede kötü kelimesini içermesi için Almancada cümlelerde schrecklich veya furchtbar kelimelirin yer alması gerekirdi (bkz. Tablo 8: a, c, d, f Ģıkları). Ayrıca Türkçede Yazık! ifadesi daha yaygın olduğundan illa Almanca cümlede wie kelimesi var diye Türkçe cümlede de ne sözcüğünün ısrarla kullanılması öğrencilerin Almancada dilsel öğelerin birbiriyle ne tür bir iliģki içinde cümlede yer aldığını bilmediğini göstermektedir. "wie" kelimesinin 5. cümledeki görevine iliģkin öğrenci cevaplarına bakıldığında, öğrencilerin çok farklı görüģte olduğu ortaya çıkmıģtır. Bu cümlede bağrıģ ve çağırıģlarda zarf veya edat önünde kullanılmıģ olan soru zamiri wie öğrencilerin %55'i tarafından zarf, %15'i tarafından kalıp, %10'u tarafından sıfat, %5'i tarafından derecelendirilmiģ sıfat, %5'i tarafından soru kalıbı, %5'i tarafından derecelendirme ve %5'i tarafından niteleme sıfatı olarak nitelendirilmiģtir. Örnek Cümle 6: Und wie! Tablo 9: 6. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 6: Und wie! Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Nasıl %20 b) Ya nasıl %5 c) Ve öyle %10 d) Nasıl yani %30 e) Yine mi %10 f) Ve bu kadar-ve böyle-ve budur %10 g) BoĢ %15 Toplam %100 Hem de nasıl! cümlesi ile Türkçede verilmesi gereken Und wie! cümlesi tablo 9'da yer alan Türkçe cümlelerden de anlaģılacağı gibi hiçbir öğrenci tarafından Türkçeye doğru aktarılmamıģ, 6 ayrı biçimde çevrilmiģ ve 3 öğrenci ise bu cümlenin karģılığını Türkçede verememiģtir.

70 60 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) Örnekler, öğrencilerin kelimeleri tek tek ele aldıklarını, anlamlarını Türkçeye birebir çevirmeye çalıģtıklarını veya yorum yaptıklarını göstermektedir. Veriler öğrencilerin cümlenin bir ünlem iģareti ile bittiğine dikkat etmediklerini ve bu cümleyi bir soru cümlesi olarak değerlendirdiklerini ortaya koymuģtur (bkz. Tablo 9: a, b ve d Ģıkları). Örnekler 6. cümlede yer alan "wie" kelimesinin cümledeki görevinin öğrenciler tarafından çok farklı biçimlerde algılandığını göstermiģtir. Öğrencilerin %35'i wie kelimesinin bu cümledeki görevine iliģkin hiçbir yorumda bulunmazken, %20'si buradaki wie 'nin bir kalıp, %15'i zarf, %15'i zamir ve %5'i soru kalıbı olduğunu iddia etmiģtir. Sadece iki öğrenci Und wie! cümlesinde yer alan wie kelimesinin bir soru zarfı olduğunu bilmiģtir. Örnek Cümle 7: Wie geht's? Bu cümleyi öğrencilerin %95'i Türkçeye doğru çevirmiģtir. Bir öğrenci Nasılsınız? demekle yanlıģ yapmıģtır. Cümlenin bu Ģekilde Türkçeye çevrilebilmesi için Almanca cümlenin mutlaka Wie geht es Ihnen? Ģeklinde olması gerekirdi. Tablo 10: 7. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 7: Wie geht's? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Naber? %10 b) Nasıl gidiyor? %30 c) Nasılsın? %50 d) Nasıl gidiyor, nasılsın? %5 e) Nasılsınız? %5 Toplam %100 Oysa burada sen diye hitap edilen bir kimseye yönelik bir ifade kullanılmıģtır. Öğrencilerin %30'unun yazmıģ olduğu nasıl gidiyor? cümlesi kelime kelimesine Türkçeye çevrilmiģ olan bir cümledir ve Türkçede bu haliyle de kullanılması nedeniyle bu çevirinin de doğru kabul edilmesini gerektirmektedir. Öğrencilerin %10'u 7. cümle karģılığında Türkçede günlük dilde ya da daha çok gençler arasında kullanılan nasılsın anlamına gelen "naber" cümlesini yazmıģtır. Bu cümlede fiilden önce yer almıģ olan soru zamiri wie kelimesinin görevine iliģkin öğrenci görüģleri ise Ģöyledir: Öğrencilerin %60'ı bu cümlede yer alan wie kelimesini soru zarfı, %15'i zarf, %5'i soru

71 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 61 kalıbı, %5'i edat, %10'u soru olarak nitelendirmiģ, bir öğrenci ise bu cümlede yer alan wie kelimesinin iģlevine iliģkin her hangi bir yorumda bulunmamıģtır. Örnek Cümle 8: Wie du willst. Bu cümleyi öğrencilerin %95'i a ve b (bkz. Tablo 11) Ģıklarında olduğu gibi Türkçeye doğru çevirmiģtir. Bir öğrencinin yazmıģ olduğu Nasıl istiyorsun cümlesi ise Almancada Wie willst Du es (das)? cümlesi ile eģdeğer olurdu ki, çevrilmesi istenen cümle bu değildir. Wie du willst cümlesinde wie 'nin görevinin ne olduğuna iliģkin soruya alınan cevaplarda ise bir öğrenci bu kelimenin bir karģılaģtırma cümlesi olduğunu yazmıģ, diğer bir öğrenci ise Wie du willst. cümlesinin bir soru cümlesi olduğunu belirtmiģtir. Bunun yanı sıra öğrencilerin %10'u bu kelimeyi bir sıfat, %5'i soru kalıbı, %15'i edat, %35'i zarf, %15'i soru zarfı olarak nitelendirmiģ, öğrencilerin %20'si ise bu soruya cevap vermemiģtir. Tablo 11: 8. Örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 8: Wie du willst! Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Nasıl istersen %90 b) Ġstediğin gibi %5 c) Nasıl istiyorsun %5 Toplam %100 Örnek Cümle 9: Wie heißt das? Tablo 12: 9. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 9: Wie heißt das? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Adı ne? %20 b) Bunun adı ne? %20 c) Onun adı ne? %15 d) Bu ne demek? %10 e) Adın ne? %5 f) Nasıl isimlendiriliyor? %15 g) Ġsmi ne bunun? %5 h) Bunun adı ne? Nasıl adlandırılır? %10 Toplam %100 Tablo 12'de yer alan Türkçe cümleler incelendiğinde öğrencilerin %70'inin Almancadaki Wie heißt das? soru cümlesini Türkçeye doğru

72 62 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) çevirdiği söylenebilir (bkz. Tablo 12 a, b, f, g, h). Ġki öğrencinin yazmıģ olduğu Bu ne demek cümlesinin doğru kabul edilebilmesi ancak Almanca cümlenin Was bedeutet das? Ģeklinde olması durumunda mümkündür. c Ģıkkındaki 3 öğrencinin yazmıģ olduğu cümlede onun kelimesi kullanılmıģtır. Bir cümlede Bunun veya Onun iģaret zamirinin kullanımı gösterilen nesnenin yakınlığını baģka bir değiģle uzaklığını ifade ettiğinden hangi kelimenin kullanıldığı önem arz etmektedir. Türkçede bunun derken daha yakında olan bir nesneye iģaret edilirken, onun sözcüğü nesnenin bu cümleyi söyleyen kiģiden daha uzakta olduğuna iģaret etmektedir. Wie heißt das? cümlesinde wie kelimesinin diğer öğeler ile ilgili iliģkisinin ne olduğu sorulduğunda, öğrencilerin %55'i "wie" kelimesinin bu cümlede bir soru zarfı, %15'i edat, %10'u soru, %5'i soru kalıbı olduğunu yazmıģ, üç öğrenci ise bu soruyu cevaplandırmamıģtır. Örnek Cümle 10: Wie immer. Türkçede Her zamanki gibi cümlesi ile verilmesi gereken Wie immer. cümlesi öğrencilerin %95'i tarafından Türkçeye doğru çevrilmiģtir. Bir öğrenci "wie" kelimesine dikkat etmeden "immer" kelimesinin sadece sürekli anlamını göz önünde bulundurarak çeviriyi yapmıģtır. wie kelimesinin bu cümledeki görevine iliģkin cevaplarda ise sınıfın %20'sinin bu kelimeyi bir benzetme edatı, %55'inin edat, %5'inin zarf olarak nitelendirdiği ortaya çıkmıģtır. Elde edilen veriler 4 öğrencinin bu soruyu cevaplandırmadığını göstermiģtir. Tablo 13: 10. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 10: Wie immer. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran Her zamanki gibi %95 Sürekli %5 Toplam %100 Örnek Cümle 11: Wie schön! Tablo 14'de yer alan ilk 5 Türkçe cümlenin (a, b, c, d ve e) doğru olduğu kabul edilebilir. Ancak bir öğrencinin yazmıģ olduğu Nasıl güzel cümlesinde kelime kelimesine çeviri yapıldığı ortaya çıkmıģtır. Cümlede yer alan wie kelimesinin cümledeki görevine iliģkin cevaplar ise Ģöyledir:

73 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 63 Öğrencilerin %45'i bu cümlede yer alan wie kelimesinin bir edat, %10'u bir sıfat, %10'u bir zarf, %5'i bir niteleme sıfatı, %5'i bir benzetme edatı ve %5'i bir derecelendirme olduğunu yazmıģ, 4 öğrenci ise her hangi bir yorum yapmamıģtır. Tablo 14: 11. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 11: Wie schön! Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Ne güzel %50 b) Ay ne kadar güzel %10 c) Güzel %5 d) Ne kadar güzel %20 e) Harika %10 f) Nasıl güzel %5 Toplam %100 Örnek Cümle 12: Wie früher. Tablo 15: 12. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 12: Wie früher. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Ne kadar erken %30 b) Önceki gibi %30 c) Eskisi gibi %15 d) Daha erken gibi %5 e) Ne erken %5 f) Önceleri gibi %5 g) Önceden olduğu gibi %5 h) BoĢ %5 Toplam %100 Tablo 15'de Wie früher. cümlesinin karģılığında yazılan Türkçe cümleler, öğrencilerin büyük bir kısmının sadece "früh" kelimesinin anlamından hareketle Türkçedeki cümlelerde erken kelimesini kullanmıģ olduğunu, burada "früher" kelimesinin diğer bir anlamı olan "önceden veya eskiden" anlamını hiç dikkate almadıklarını ve Eskiden/önceden olduğu gibi ifadesi yerine çok daha farklı ifadeler yazdıklarını ortaya koymuģtur. Öğrencilerin bazıları früher kelimesinin karģılığında erken kelimesini kullanarak Türkçeye çeviriyi yanlıģ yapmıģlardır (bkz. Tablo 15 a, d, e). Bu cümlede yer alan wie sözcüğünün görevine iliģkin değerlendirmelerde ise öğrencilerin %40'ı "wie" kelimesinin bir edat, %25'i bir benzetme edatı, %5'i derecelendirme, %5'i bir soru zarfı ve %5'i bir zarf olduğunu yazmıģ, %20'si

74 64 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) ise bu soruya herhangi bir cevap vermemiģtir. Örnek Cümle 13: Egal wie. Tablo 16'da yer alan Türkçe cümleler öğrencilerin yarısından fazlasının sadece "egal" kelimesinin anlamına dikkat ettiğini ve bu cümleyi Türkçeye fark etmez olarak çevirdiklerini göstermiģtir. Oysa egal sözcüğünün wie ile birlikte kullanımı Türkçedeki cümlenin nasıl olursa olsun Ģeklinde verilmesini gerektirir. Ancak Türkçede Nasıl olursa olsun cümlesi yerine fark etmez ifadesinin de oldukça yaygın bir biçimde kullanılması, bu cümlenin bu haliyle de doğru kabul edilmesini gerektirmektedir. Elde edilen veriler bu cümlede yer alan wie kelimesinin öğrencilerin çoğu tarafından (%45) bir zarf olarak görüldüğünü, ancak öğrencilerin %20'sinin bu sözcüğe soru zarfı, %10'unun edat, %5'inin kalıp, %5'i benzetme edatı dediğini gözler önüne sermiģtir. Bu cümledeki wie kelimesinin görevini tanımlamayan öğrencilerin oranı ise %15'dir. Tablo 16: 13. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 13: Egal wie. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Fark etmez %50 b) Fark etmez gibi %5 c) Nasıl olursa olsun %10 d) Nasıl olursa %15 e) Nasıl olursa-nasıl olduğu önemli değil %10 f) BoĢ %10 Toplam %100 Örnek Cümle 14: Um wie viel Uhr? Um wie viel Uhr? cümlesinin karģılığında b Ģıkkında (bkz. Tablo 17) yazılan Saat kaçta cümlesi doğrudur (%80). Ancak c Ģıkkında yer alan Kaç saatte? cümlesi Almancada In wieviel Stunden ve a Ģıkkında yer alan Saat kaç? cümlesi Almancada Wieviel Uhr ist es? veya Wie spät ist es? cümleleri ile eģdeğer olduğundan, bu iki Ģıkta yer alan çeviri cümleleri yanlıģtır. 14. cümlede yer alan "wie" sözcüğünün görevi öğrencilerin %45'i tarafından soru zarfı, %15'i tarafından soru sıfatı, %15'i tarafından edat, %5'i tarafından soru kalıbı, %5'i tarafından zarf olarak

75 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 65 nitelendirilmiģtir. Bu soruya cevap vermeyen öğrencilerin oranı ise %15'dir. Tablo 17: 14. Örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 14: Um wie viel Uhr? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Saat kaç? %5 b) Saat kaçta? %80 c) Kaç saatte? %15 Toplam %100 Örnek Cümle 15: So schnell wie möglich. Tablo 18: 15. Örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 15: So schnell wie möglich. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Mümkün olduğu kadar hızlı. %20 b) Olabildiğince hızlı. %5 c) Olabilecek kadar hızlı. %5 d) Mümkün olduğunca hızlı. %40 e) Mümkün olabildiğince hızlı. %5 f) Mümkün olduğu kadar çabuk. %15 g) Mümkün olduğunca çok hızlı. %5 Toplam %100 So schnell wie möglich cümlesinin karģılığında yazılan a, b, d, e ve f cümlelerinin her birinin doğru kabul edilmesi mümkündür (bkz. Tablo 18). Ancak g Ģıkkında çok kelimesi fazladan kullanılmıģtır. c" Ģıkkında ise Olabilecek kadar hızlı denmiģtir. Bu ifade Almancadaki cümle ile tam örtüģmemiģtir ve So schnell wie es möglich sein kann cümlesine eģdeğerdir. wie" kelimesinin bu cümledeki görevi için öğrencilerin %50'si edat, %15'i zarf, %10'u benzetme/miktar zarfı, %5'i derecelendirme demiģ, %20'si ise bu soruya cevap vermemiģtir. Örnek Cümle 16: Wie auch immer. 16. Almanca cümle (bkz. Tablo 19) a ve c Ģıklarında yer alan Türkçe cümleler ile eģdeğerdir. b Ģıkkında yer alan Sürekli gibi ve d Ģıkkında yer alan Yine her zamanki gibi cümleleri Almancadaki cümlenin anlamını birebir karģılamamaktadır. Öğrenciler b Ģıkkında immer kelimesinin sürekli anlamını çeviride esas almıģ, d Ģıkkında ise Almancada wieder kelimesi kullanılmamıģ olmasına rağmen Türkçede yine kelimesini ilave etmiģlerdir. "wie" kelimesinin cümledeki görevi için

76 66 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) öğrencilerin %20'si zarf, %20'si benzetme edatı, %30'u edat, %10'u benzetme, %5'i soru zarfı demiģ, %15'i ise konuya iliģkin herhangi bir değerlendirme yapmamıģtır. Tablo 19: 16. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 16: Wie auch immer. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Her zaman olduğu gibi. %25 b) Sürekli gibi. %5 c) Her zamanki gibi. %45 d) Yine her zamanki gibi. %20 e) BoĢ. %5 Toplam %100 Örnek Cümle 17: Wie spät ist es? Tablo 20: 17. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 17: Wie spät ist es? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran Saat kaç? %100 Toplam %100 Tablo 20'de de görüleceği gibi 17. cümleyi sınıfın tamamı Türkçeye doğru çevirmiģ, ancak "wie" kelimesinin cümledeki görevi için öğrencilerin %50'si soru zarfı, %10'u soru, %10'u kalıp, %15'i zarf, %5'i soru kalıbı demiģtir. Ġki öğrenci ise bu konuya iliģkin her hangi bir beyanda bulunmamıģtır. Örnek Cümle 18: Wie alt bist du? Tablo 21: 18. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 18: Wie alt bist du? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran Kaç yaģındasın? %100 Toplam % cümleyi sınıfın tamamı Türkçeye doğru çevirmiģtir. Wie kelimesinin cümledeki görevine iliģkin açıklamalar ise Ģöyle: öğrencilerin %60'ı wie 'nin soru zarfı, %10'u zarf, %10'u soru, %5'i soru kalıbı, %5'i soru sıfatı olduğunu belirtilmiģ, %10'u cevap hanesini boģ bırakmıģtır.

77 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 67 Örnek Cümle 19: Wie ist die Telefonnummer von dir? Tablo 22: 19. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 19: Wie ist die Telefonnummer von dir? Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Telefon numaran ne? %35 b) Senin telefon numaran kaç? %5 c) Senin telefon numaran ne? %5 d) Telefonun kaç? %5 e) Telefon numaran kaç? %15 f) Numaran kaç? %5 g) Telefon numaran ne/kaç? %15 h) Senin numaran ne? %5 i) Senin telefon numaran nasıl? %10 Toplam %100 Bu araģtırma, Türkçede gizli özne yaygın olarak kullanılmasına rağmen tablo 22'de yer alan Türkçe cümlelerin çoğunda Senin iyelik zamirinin kullanıldığını ortaya koymuģtur. Bunun öğrencilerin kelime kelimesine çeviri yapmasından kaynaklanmıģ olabileceği düģünülebilir. i Ģıkkındaki nasıl kelimesi de wie kelimesinin Almancaya nasıl olarak çevrilmesindendir. f Ģıkkında ise sadece numaran kelimesinin kullanılmıģ olması, bununla telefon numarasının kastedilmiģ olduğunu göstermemektedir. 19. cümlede yer alan wie kelimesinin cümledeki görevine iliģkin değerlendirmeler ise Ģöyle: öğrencilerin %65'i wie 'nin bir soru zarfı, %15'i bir zarf, %10'u bir soru, %5'i bir soru kalıbı olduğunu yazmıģ, bir öğrenci ise wie 'nin iģlevine iliģkin her hangi bir görüģ bildirmemiģtir. Örnek Cümle 20: Du bist emotional wie deine Mutter. Du bist emotional wie deine Mutter. cümlesini öğrencilerin %85'i Türkçeye doğru çevirmiģtir (bkz. Tablo 23: a ve b). c Ģıkkında yer alan "so... wie" kalıbının karģılığında kadar kelimesi kullanılmıģtır. d Ģıkkının doğru sayılabilmesi için ise, Du bist auch wie deine Mutter emotional cümlesinde olduğu gibi Türkçedeki de ve da 'nın karģılığı olan auch kelimesinin yer alması gerekirdi. e Ģıkkında ise Almanca cümlede olmadığı halde Türkçe cümlede fazladan çok kelimesi kullanılmıģtır. 20. cümlede yer alan "wie" kelimesinin cümledeki görevi için öğrencilerin %35'i benzetme edatı, %50'si edat, %5'i karģılaģtırma ve diğer

78 68 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) %5'i zarf demiģtir. Bir öğrenci ise her hangi bir yorumda bulunmamıģtır. Tablo 23: 20. örnek cümlenin Türkçeye çevrilmiģ örnekleri Örnek cümle 20: Du bist emotional wie deine Mutter. Cümlenin Türkçe KarĢılıkları Oran a) Annen gibi duygusalsın. %80 b) Sen annen gibi duygusalsın. %5 c) Annen kadar duygusalsın. %5 d) Sende annen gibi duygusalsın. %5 e) Çok duygusalsın annen gibi. %5 Toplam %100 Sonuç Bu araģtırmada elde edilen veriler Almancayı Türkiye de öğrenen, bir yıl zorunlu Almanca hazırlık ve 4 yıl Almanca öğretmenliği lisans eğitimi almıģ olan Almanca öğretmen adaylarının wie kelimesinin birden fazla anlamını açıklaģtırmada bazı sorunlar yaģadıklarını, her ne kadar sözlüklerde wie kelimesinin farklı kullanım alanlarına yer verilse de, Türkçe-Almanca sözlüklerde örnek sayısının çok az olduğunu ve tek dilli sözlüklerin anlaģılmasının her zaman kolay olmadığını göstermiģtir. Bu nedenledir ki, aynen bilgisayar programlarının yapmıģ oldukları çevirilerde olduğu gibi, Almancayı Türkiye de öğrenmiģ olan Almanca öğretmen adayları da çok anlamlı kelimelerin kullanım yeri ve Ģekline göre o kelime ile o bağlamda ifade edilmek istenen anlamı her zaman kolayca bulamamaktadır. Bu uygulama neticesinde elde edilen bulgular Almancayı Türkiye de öğrenen Almanca öğretmen adaylarının da, tıpkı Almancayı anadili olarak konuģan kiģilerde olduğu gibi, çok anlamlı kelimelerin istenen anlamını kolayca bulabilmeleri için Almanca öğretmenliği yetiģtirim sürecinde alan derslerinde anlam bilgisi çözümlemesi boyutunu esas alan etkinliklere ağırlık verilmesi gerektiğini göstermiģ, özellikle KarĢılaĢtırmalı Dil bilgisi ve Dilbilim derslerinde morfem, cümle ve metin bağlamında dilsel göstergelerin anlamsal açıdan sorgulanması ve uygulamalı çalıģmalar ile dilsel göstergelerin anlamlarının belirginleģtirilmesi yeterliliğinin daha da üst düzeylere çıkarılması gerektiğini ortaya koymuģtur.

79 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) 69 Kaynakça Aksan, D., Her Yönüyle Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilim 1, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, (1979). AltıntaĢ E., Sözcük Anlamı BelirginleĢtirme. Word Sense Disambiguation, Yapay Zekâ, (2008, 11 Ağustos), +Disambiguation. Balcı, T., Grundzüge der Türkisch-Deutschen Kontrastiven Grammati, Adana: Ulusoy Matbaası, (2009). Balcı, T., Abriss der Türkisch-Deutschen Kontrastiven Grammatik, Diyarbakır: Dicle Üniversitesi Yayınları, (1993a). Balcı, T., Kontrastive Analyse deutsch-türkischer Phraseologismen im Bereich 'Ohr' bzw. 'kulak' und die Möglichkeit ihrer Anwendung in verschiedenen Unterrichtsfaechern an den Deutschabteilungen, Germanistik Sempozyumu, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, (1993b). Erkman, Akerson, F., Gösterge Bilime GiriĢ, Ġstanbul: Multılıngual Yabancı Dil Yayınları, (2005). Europarat, Gemeinsamer Europäischer Referenzrahmen für Sprachen lernen, lehren und beurteilen (GER), Berlin: Langenscheidt, (2001). Hecht, D., Schmollinger, A., PONS Basiswörterbuc,. Deutsch als Fremdsprache, Stuttgart: Klett Verlag, (1999). Maden Sakarya, S., Trakya Üniversitesi Almanca Öğretmen Adaylarının Almancadaki es Kelimesinin Semantik Özelliklerine ĠliĢkin Farkındalık Düzeyleri, Yalova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Mart 2011, (http://www.yalova.edu.tr/ylv1617.aspx). Maden Sakarya, S., Sprachunsicherheitsgründe Türkischer Deutschlernenden im Gebrauch der Präpositionen im Deutschen, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 11, Sayı 2, Aralık 2009, Edirne: Trakya Üniversitesi Matbaası. Ozil, ġ., Die Rolle der vergleichenden Arbeiten in der Germanistik dargestellt an der Entwicklungsgeschichte der türkischen Germanistik von ihren Anfängen bis 1980, W. B. E. Hess-Lüttich, U. Müler, S. Schmidt & K. Zelewitz (Ed.) Cross Cultural Communication. Kommunikation und Konflikt Kulturkonzepte in der interkulturellen Germanistik (S ), Frankfurt am Main: Peter Lang, (2009). Ozil, ġ., Die Relativsätze im Deutschen und im Türkischen, M.

80 70 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (50-70) Gündoğdu & C. Ülkü. (Ed.), Germanistische Untersuchungen aus türkischer Perspektive Festschrift für Prof. Dr. Vural Ülkü zum 65. Geburtstag içinde, Aachen: Shaker Verlag, (2003). Ozil, ġ., Zu dem Verb 'sein' und seinen Entsprechungen im Türkischen, Dilbilim VIII, (1989a). Ozil, ġ., Almanca ve Türkçede Ġlgeçler, Bağlam 2, Ġstanbul: Ġstanbul Üniversitesi Yayınları, (1989b). Steuerwald, K., Türkisch-Deutsches Taschenwörterbuch, München: Langenscheidt, (1980). Uslu, M., Almanca ve Türkçe genitif tamlamaların anlam bilim açısından incelenmesi ve çevirileri üzerine bir çalıģma, Ankara Üniversitesi Tömer Dil Dergisi, (1998), s. 65. Uslu, M., Almanca bloss ve nur modalpartikelleri ve Türkçe karģılıkları üzerine, Ankara Üniversitesi Tömer Dil Dergisi, (1996), s. 41. Wahrig, B. & Wahrig, R., Grosswörterbuch Deutsch als Fremdsprache, München: Cornelsen Verlag, (2008). Wahrig, G., Wahrig Deutsches Wörterbuch, München: Mosaik Verlag, (1980).

81 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 71 SERBEST TĠCARET BÖLGESĠ ÇERÇEVESĠNDE TÜRKĠYE ĠLE SURĠYE, ÜRDÜN VE LÜBNAN ARASINDAKĠ POTANSĠYEL DIġ TĠCARET HACMĠNĠN ULUSLARARASI ÇEKĠM MODELĠ YOLUYLA TAHMĠNĠ ÖZET Ayşen HİÇ GENCER Volkan ÖNGEL Günümüzde dünyanın çeģitli bölgelerinde ekonomik, politik ve güvenlik amaçlar ile kurulmuģ birçok serbest ticaret bölgesi bulunmaktadır. Bu bağlamda, dünyanın en stratejik bölgelerinden olan Ortadoğu Bölgesinde de, Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında ekonomik ve politik amaçlarla 10 Haziran 2010 da gerçekleģtirilen 3. Türk-Arap iģbirliği forumu çerçevesinde, bir serbest ticaret bölgesi oluģturmak üzere karar alınmıģtır. ÇalıĢmamızda, çekim modeli (gravity model) kullanılarak Türkiye ile söz konusu ülkeler arasındaki ticaret potansiyeli tahmin edilmiģtir. Sonuç olarak; Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasındaki mevcut ticaret hacminin son yıllarda çekim modelinin beklediğinden daha düģük olduğu, dolayısıyla serbest ticaret bölgesi kurulmasının Türkiye için bir dıģ ticaret fazlası yaratabileceği tahmin edilmiģtir. Anahtar Kelimeler: Çekim Modeli, Serbest Ticaret Bölgeleri, Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün. TRADE ESTIMATION OF TURKEY WITH SYRIA, JORDAN AND LEBANON WITHIN THE FREE TRADE AREA FRAMEWORK VIA AN INTERNATIONAL GRAVITY MODEL ABSTRACT Today there are many examples of free trade areas in various parts of the world established for economical, political and safety reasons. In this context on June 10 th, 2010 a decision has been taken to establish a free trade area in one of the most strategically important regions of the world, namely Middle East, among Turkey, Syria, Lebanon and Jordan within the 3 rd Turkish-Arabian cooperation forum. This research investigates the international trade potential between the 4 countries Yrd. Doç. Dr., Beykent Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F, ArĢ. Gör., Beykent Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F.

82 72 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) using the gravity model framework. The results indicate that there is currently less trade among these countries than the gravity model would predict, therefore establishing a free trade area means a trade surplus for Turkey. Key Words: Gravity Model, Free Trade Areas, Turkey, Syria, Jordan, Lebanon. GiriĢ DıĢ ticaret, iktisadi literatürde Merkantilizm döneminden beri ekonomik büyümenin en önemli unsurlarından biri olarak kabul edilmiģtir. Bu sebeple her dönemde dıģ ticaret hem ekonomistlerin, hem de politikacıların özellikle ilgisini çekmiģtir. Zaman içerisinde geliģen ve Ģekillenen dıģ ticaret düģüncesi, ülkeler arasındaki ticari iliģkileri pozitif toplamlı bir oyun (positive sum game) olarak görmeye baģlamıģtır. Böylece dıģ ticarette her türlü kota, engel, sınırlamanın ortadan kaldırılması motivasyonu özellikle Ġkinci Dünya SavaĢı sonrasında baģlayan iktisadi liberalleģme ve bölgesel birleģme akımları ile birlikte farklı bir boyut kazanmıģtır. Serbest ticaret düģüncesi altında kurulan ortaklıkların üye ülkelere sağladığı ekonomik, politik ve sosyal faydaların görülmesi bu tip oluģumları gün geçtikçe daha çekici kılmıģtır. Bu geliģmeler, tüm dünyada üyeleri arasında ticaretin serbestleģtirilmesi amacını taģıyan ekonomik birleģmelerin ortaya çıkmasına sebep olmuģtur. Günümüzde, en baģarılı ve ileri düzeydeki örneği Avrupa Birliği olmak üzere; dünyanın çeģitli bölgelerinde önceliği ekonomik amaçlar olsa da politik ve güvenlik gibi sebepleri de içinde bulunduran pek çok serbest ticaret bölgesi olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında da hem ekonomik, hem de politik ve sosyal amaçlarla 10 Haziran 2010 da gerçekleģtirilen 3. Türk Arap ĠĢbirliği Forumu çerçevesinde, bir serbest ticaret bölgesi oluģturmak üzere karar alınmıģtır. ÇalıĢmamız, döneminde Türkiye nin Suriye, Ürdün ve Lübnan la yaptığı karģılıklı ihracat ve ithalat verilerinden yararlanarak, söz konusu ülkeler arasında kurulması kararlaģtırılmıģ olan serbest ticaret bölgesinin Türkiye için herhangi bir ticaret açığı yaratıp yaratmayacağını belirlemek üzerinedir. ÇalıĢmamızda, Türkiye ile Suriye, Ürdün ve Lübnan arasındaki ticaret potansiyeli çekim modeli ile tahmin edilmiģtir. Türkçe literatürde konumuz ile ilgili herhangi bir çalıģmaya rastlanmamıģ

83 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 73 olduğundan bu literatür eksikliğini gidermek amaçlanmaktadır. Kurulması planlanan serbest ticaret bölgesinin muhtemel dört üyesi, Türkiye ile Suriye, Lübnan ve Ürdün arasındaki ithalat ve ihracat verileri çalıģmanın sınırları olarak belirlenmiģtir. ÇalıĢmanın zaman aralığı ise, Sovyetler Birliği nin dağılmasından sonra ticari iliģkilerin yeniden Ģekillenmeye ve sağlıklı dıģ ticaret verilerinin ortaya çıkmaya baģladığı 1993 yılı ile dünyanın en büyük ekonomik krizinin baģlangıç yılı olarak kabul edilen 2008 dir. ÇalıĢmamız dört ana baģlıktan oluģmaktadır: Öncelikle, serbest ticaret bölgesi kavramı ve seçili örneklere değinilmiģtir. Ġkinci baģlık altında, çekim modelinin kavramsal yapısı ve konu ile ilgili literatür incelenmiģtir. ÇalıĢmamızın üçüncü baģlığı, kullandığımız modelin belirlenmesine ayrılmıģtır. Bu baģlık altında modelimizde kullandığımız veriler, bağımlı, bağımsız ve kukla değiģkenler, model formülasyonu ve tahmin yöntemimiz yer almaktadır. Data ve ampirik sonuçlarımız son baģlığımız altında toplanmıģtır. ÇalıĢma, sınırları içerisinde yer alan Türkiye, Suriye, Ürdün ve Lübnan arasındaki ticaret hacminin çekim modelinin beklediğinden daha düģük olduğu, dolayısıyla serbest ticaret bölgesinin kurulmasının Türkiye için bir dıģ ticaret fazlası yaratabileceği belirtilerek tamamlanmıģtır. Serbest Ticaret Bölgesi Kavramı Serbest ticaret bölgeleri, ekonomik entegrasyonların oluģumundaki ilk aģama olarak değerlendirilmektedir. Bu bölgelerin özelliği, üyeleri arasında mal mübadelesine konan tarife ve kota gibi engellerin kaldırılarak, malların serbestçe dolanımının sağlandığı bir anlaģmaya dayanmalarıdır. Serbest ticaret bölgelerinin üyeleri, birbirleri ile olan ticaretlerinde belirledikleri gümrük ve kotalara göre hareket etme zorunluluklarına karģın, üçüncü ülkelerle iliģkilerinde tamamen kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edebilmektedirler. Serbest ticaret bölgelerinde üye ülkelerin, bölge dıģındaki ülkelere karģı ortak gümrük tarifesi uygulama yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu tür gruplaģmalar sıkı bir birleģme hareketi olarak kabul edilmez. 1 Serbest ticaret bölgeleri konusunda Avrupa Birliği (AB), ekonomik entegrasyon sürecinin de ötesine geçerek simgeleģmiģtir. Dünyadaki AB dıģındaki çeģitli örneklerine bakıldığında; Amerika BirleĢik Devletleri, 1 Halil Seyidoğlu, Ġktisat Bilimin Temelleri, Güzem Can Yayınları, Ġstanbul, 2006, s.760.

84 74 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) Kanada ve Meksika arasında kurulmuģ olan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (NAFTA) gibi uzun süreli ve baģarılı bölgelerin yanı sıra, Latin Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (LAFTA), Büyük Arap Serbest Ticaret Bölgesi (GAFTA) gibi eski fakat nispeten baģarısız serbest ticaret anlaģmalarına da rastlamak mümkündür. Yine de Asya Serbest Ticaret Bölgesi (AFTA), Güney Asya Serbest Ticaret Bölgesi (SAFTA) gibi birçok yeni serbest ticaret bölgesinin kurulduğu veya kurulmaya çalıģıldığı görülmektedir. 2, 3 Ortadoğu bölgesi özelinde ise, serbest ticaret bölgelerinin ekonomik etkilerinin yanında, olumlu politik, sosyal ve güvenlik etkileri de beraberinde getireceği düģünülmektedir. Bu perspektifte ele alındığında, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Lübnan arasında bir serbest ticaret bölgesi oluģturmak üzere10 Haziran 2010 tarihinde alınan kararda iktisadi beklentilerin yanı sıra sosyal ve politik amaçların da var olduğu söylenebilir. Türkiye, coğrafi konumu, ekonomik gücü ve sosyal yapısı ile bölgenin en büyük ve etkin devletlerinden biridir. Buna rağmen Türkiye nin soğuk savaģ, terör, politik tercihler gibi etkilerle komģuları ve yakın coğrafyasında yer alan ülkeler ile ekonomik iliģkilerinin uzun yıllar boyunca sınırlı kaldığı görülmektedir. Çekim Modelinin Kavramsal Yapısı Çekim modeli, iktisadi literatürde uluslararası ticaret akımlarını analiz etmek amacıyla ilk kez Tinbergen (1962) ve Pöyhönen (1963) tarafından kullanılmıģtır. 4 Bu model, ticaret hacimlerini açıklamak için kullanılan saf bir ampirik model olarak nitelendirilebilir. Çekim modeli, genel olarak Newton un standart evrensel çekim modeline dayanmaktadır. Çekim modeli teorisine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi ülkelerin ulusal gelirleri ile doğru, aralarındaki uzaklık ile ters orantılıdır. Basit çekim denklemi Ģu Ģekilde gösterilebilir: 2 Harun Öztürk, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Lübnan Serbest Ticaret Bölgesi Türkiye için Avrupa Birliği ne Bir Alternatif OluĢturabilir mi?, Ortadoğu Analiz, Cilt 2, Sayı 23, Kasım 2010, s Robert Grosse ve Duane Kujawa, International Business, 2. Baskı, Richard D. Irwin Inc., Boston, 1992, s Inmaculada Martinez-Zarzoso, Gravity Model: An Application to Trade Between Regional Blocs, Atlantic Economic Journal, Volume 31, Number 2, 2003, s. 176.

85 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 75 m x Yi. Yj Tij K u d T ij : Ġki Ülke Arasındaki Ticaret Akımları K : Sabit Terim m : i Ülkesinin Ekonomik Büyüklüğü Y i x Y j : j Ülkesinin Ekonomik Büyüklüğü d ij : i ve j Ülkeleri Arasındaki Mesafe uij: Hata Terimi Daha sonra Linnemann (1966), yapmıģ olduğu çalıģmada ülke büyüklüğünün bir ölçüsü olarak nüfusu çekim modeline dahil etmiģtir. Fakat çekim modeli ile ilgili geliģmeler özellikle modele 1970 lerden sonra yapılan katkılarla gerçekleģmiģtir. 5 Çekim modelinin teorik altyapısı formel olarak ilk kez Anderson (1979) ve Bergstrand ın (1985, 1989) yapmıģ olduğu çalıģmalarda açıklanmıģtır. Anderson (1979), çalıģmasında çekim denklemi için teorik bir açıklama yapmaya çalıģmıģtır. Bu sebeple makalesinde bütün ülkeler için tercih fonksiyonunun sabit ikame esnekliği fonksiyonu (constant elasticity of substitution preference CES- function) olduğunu ve bütün dünyada mal farklılaģtırması olduğunu varsayarak çekim modelini türetmiģtir. Bu analizler genel bir düzey niteliği taģımaktadır. Bergstrand (1985, 1989) yapmıģ olduğu çalıģmalarda çekim modelinin tekelci rekabet teorileri çerçevesinde uygulanıp uygulanamayacağını sorgulamıģtır. Bergstrand ın temel argümanı, çekim denkleminin talep ve arz fonksiyonlarının indirgenmiģ bir biçimi olmasıdır: ithalat talebi, CES fayda fonksiyonunun ithalatı yapan ülkelerin gelirleri kısıdı altında maksimizasyonu sonucunda türetilir; ihracat arzı ise ihracatçı ülkelerin Ģirketlerinin kâr maksimizasyonu sonucunda türetilir. Çekim modeli bu bağlamda, piyasa denge koģulları altında elde edilir. Helpman ve Krugman (1985) basit bir çekim denklemini doğrulamak için, ölçeğe göre artan getirili farklılaģtırılmıģ ürün ticaret teorileri kullanmıģtır. Çekim teorisinin dıģ ticaretin büyüklüğünü ve yönlerini açıklamada popüler olmaya baģlaması ij ij 5 a.g.e. s. 176.

86 76 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) Deardorf un (1995) çekim modelinin Heckscher-Ohlin-Vanek Uluslararası Ticaret Teorisi ile uygun olduğunu göstermesi ile baģlamıģtır. 6 Çekim modelinin ülkeler arasındaki ticaret akımlarına uygulanması konusunda teorik tartıģmalar hala devam etmektedir. 7 Fakat teori karģılıklı ticaret akımlarını açıklamasındaki ampirik baģarısı ve alternatif uluslararası ticaret teorilerine uygulanabilir olmasından dolayı yaygın olarak kullanılmaktadır. 8 Uluslararası ticaret modellemeleri ile ilgili yılları arasında çekim modeli kullanılarak yapılmıģ 59 adet çalıģma olduğu görülmektedir. Bu çalıģmalara iliģkin çalıģmanın yapıldığı yıl, yazar, çalıģmanın amacı, veri seti, bağımlı değiģkenler, açıklayıcı değiģkenler ve tahmin tekniğine iliģkin olarak detaylı tabloya Konstantinos Kepaptsoglu ve arkadaģlarına ait 9, 10 çalıģmadan ulaģılabilir. Literatürde Ortadoğu ülkeleri ve Türkiye ticareti üzerine benzer olmamakla birlikte, çekim modeli ile yapılan çalıģmalar çok az sayıda olsa da bulunmaktadır. Tovias ve arkadaģları; Mısır, Ġsrail, Lübnan, Ürdün, Suriye (MaĢrek Bölgesi) ve Türkiye için bölge içi ticaret potansiyelinin dinamikleri üzerine çalıģmıģlardır. Bu çalıģmanın sonucunda bölge ülkeleri arasındaki ticaretin potansiyelinin çok altında gerçekleģtiği, siyasi çekiģmelerin sona ermesi durumunda bölge içi (intra-regional) ticaretin çekim modelinin uygulandığı dönemindeki %5 lik düzeyden %10 a çıkabileceği bulunmuģtur. 11 Kula ve Aslan; yapmıģ oldukları çalıģmada döneminde Türkiye nin bölgeye yaptığı ihracat verilerinden faydalanarak, Türkiye açısından bölgenin ne oranda bir ihracat potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymayı amaçlamıģtır. Sonuç olarak, Türkiye nin bölgenin büyük ekonomilerine doğru ihracata yöneldiği, fakat 6 Anna Golovko, Çekim Modeli: Avrasya Ülkelerinin DıĢ Ticaret, EconAnadolu 2009: Anadolu Uluslararası Ġktisat Kongresi, EskiĢehir, 2009, s Model yapılan yorumlar için Armstrong (2007) ve Porojan (2001) incelenebilir. Kadir Karagöz ve Murat Karagöz, Türkiye nin Küresel Ticaret Potansiyeli: Çekim Modeli YaklaĢımı, Cumhuriyet Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı , s Golovko, s Konstantinos Kepaptsoglou, Matthew G. Karlaftis ve Dimitrios Tsamboulas, The Gravity Model Specification for Modelling International Trade Flows and Free Trade Agreement Effects: A 10-Year Review of Empirical Studies, The Open Economics Journal, volume 3, s Serbest ticaret bölgeleri hakkında çekim modelini kullanarak yapılan çalıģmalar ile ilgili literatür ve bu çalıģmaların sonuçlarına da yine Konstantinos Kepaptsoglu ve arkadaģlarının (2010) çalıģmalarından ulaģılabilir. 11 Alfred Tovais ve diğerleri, What Would Normalisation of Economic Relations Between Mashrek Countries, Turkey and Israel Imply?, The World Economy, Vol.30, Issue 4, s. 677.

87 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 77 Ortadoğu bölgesi ile ticari iliģkilerin öngörülen yüksek potansiyele sahip olmadığı kanısına varılmıģtır. 12 Ortadoğu bölgesinin dıģ ticaret potansiyelini incelemek için yapılan çalıģmalarda iki sonuç öne çıkmaktadır; (Fischer, 1993, MENA bölge içi ticaret; Ekhölm, Torstensson ve Torstensson, 1996, MENA bölge içi ticaret, MENA-AB ticareti; Hirsch ve Hashai, 2000, Arap-Ġsrail ticareti; Rivlin, 2000, Ortadoğu potansiyel ihracatı; Mehanna, 2003, MENA ticaretin de politika ve kültürün bölge ticaretine etkisi; Tovias ve diğerleri, 2005, MaĢrek Ülkeleri Türkiye, Ġsrail ticareti; Nicolas Peridy, 2005, Amerika BirleĢik Devletleri- Ortadoğu Ülkeleri ticareti; Söderling; 2005, MENA ticaret tahmini) 13 Bölgeye bir bütün olarak ve toplam dıģ ticaret hacmi dikkate alınıp bakıldığında, bölge içerisinde zayıf bir potansiyel bulunmaktadır. Bunun sebepleri olarak korumacı önlemler, bölge ülkeleri arasındaki çatıģmalar, bölgede benzer faktör donanımına sahip ülkelerin bulunması ve ülkelerarası sektörel tamamlayıcılığın az olması görülebilir. Bölge, gelecekte de Ģu andaki gibi, bölge dıģı ülkelerle (AB ülkeleri, ABD) büyük bir dıģ ticaret potansiyeline sahip olacaktır. ÇalıĢmaların sonuçları genel olarak kötümserdir. Buna rağmen bölgedeki ülkeler arasında sektörel ölçekte dıģ ticaret potansiyeli vardır. Fakat bu potansiyel mesafeye duyarlı sektörler (distance-sensitive sectors) olan doğal kaynaklara, madenciliğe ve gıdaya ya da mesafeye duyarlı ürünler (distance-sensitive products) olan taze meyve ve sebze, süt ürünleri vb. grubunda yoğunlaģmaktadır. Modelin Tanımlanması Modelin Belirlenmesi ve Temel DeğiĢkenler Klasik çekim modelinde iki ülke arasındaki ticaret akımları taraf ülke GSMH ları ve aralarındaki coğrafi mesafenin bir fonksiyonu olarak Ģu Ģekilde ifade edilir: 12 Ferit Kula ve Alper Aslan, Türkiye nin Ortadoğu da Ekonomik Geleceği: Türkiye nin Ġhracat Potansiyeline Yönelik Amprik Bir Analiz, ( ), s. 1 ve a.g.e. s.3 4.

88 78 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) m x Yi. Yj Tij K u d ij Bu fonksiyon doğrusal bir denklem değildir. Ekonometrik analiz yapabilmek amacıyla öncelikle bu denklem, iki tarafının birden logaritması alınarak, doğrusal hale getirilmektedir. 14 log T ij = log K + α m log Y i + α x log Y j - δ log d ij + log u ij ÇalıĢmamızda, sadece Türkiye'nin ihracat ve ithalat hacimlerini ele aldığımızdan dolayı, taraf ülkelerden biri her zaman Türkiye'dir. Bu durumda denklemdeki Y i her bir veri noktası için Türkiye'nin GSMH'na eģit olacaktır. Tek bir yıla ait verilere bakıldığı zaman bu hacim her bir veri noktası için sabittir ve denklemdeki sabit terim olan log K'dan ayrı bir Ģekilde tahmin edilmesi mümkün değildir. Bu durumda bu değiģkeni denklemden çıkarmak ve etkisini sabit log K terimine yüklemek gerekmektedir: log T j = log K + α x log Y j - δ log d j + log u j Bu temel denklemi Türkiye'nin hem ihracat hem de ithalat hacimleri için ayrı ayrı tahmin etmek mümkündür: log X j = log K + α x log Y j - δ x log d j + log u j log M j = log K + α m log Y j - δ m log d j + log u j Bu denklemlerde; X j : Türkiye nin j ülkesine ihracatı M j : Türkiye nin j ülkesinden ithalatı K: Sabit terim Y j : j ülkesinin GSMH'sı dj: Türkiye ile j ülkesi arasındaki coğrafi mesafe u j : Hata terimini ifade etmektedir. Zaman Diliminin Belirlenmesi Genellikle çekim modeli analizlerinde ele alınan veriler tek bir zaman dilimini değil, birçok zaman dilimini kapsamaktadır. Örneğin, yıllık uluslararası ticaret verileri ile yapılan analizlerde kurulan ekonometrik model tek bir yıla değil, birçok yıla ait verileri içerir. Böylece, model sadece ij 14 G.S. Maddala, Introduction to Econometrics, 2. Baskı, Macmilan, New York, 1992, s

89 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 79 yatay-kesit olarak değil, aynı anda zaman-serisi olarak da ele alınmalıdır. Bu durumda panel veri setinin zaman boyutunu içermesi nedeniyle, panel verilerde birim-kökleri incelemek gerekir. Eğer birim-kökün varlığı tespit edilirse, sahte regresyon ve oto-korelasyon problemleri ortaya çıkacaktır. ÇalıĢmamızda, değiģik yıllara ait verileri tek bir veri setinde toplamak yerine, her bir yıla ait veriyi ayrı bir veri seti olarak ele alıp her bir yıl için ayrı bir regresyon analizi yapma yolunu tercih ettik. Bunun baģlıca üç sebebi bulunmaktadır: i. Her bir yıl için ayrı bir denklem kullanmak, panel verilerimizin saf yatay-kesitsel veri halinde kalmasını sağlar; dolayısıyla bahsedilen sahte regresyon ve oto-korelasyon problemleri söz konusu olmaz. Bu, tabii ki, her bir regresyon için veri sayısının daha az olacağı anlamına gelmektedir; ancak yine de Türkiye ile önemli ölçüde ticaret hacmi bulunan ülkelerin sayısı bağımsız değiģken sayımızın çok üzerinde olduğu için bu bir problem yaratmayacaktır. ii. Türkiye'nin GSMH'sı yıllar boyunca sabit kalmamaktadır. Eğer her bir yıl için ayrı bir regresyon analizi yapılmazsa, Türkiye'nin GSMH sının denklemde sabit terime dahil edilmesi mümkün olmayacaktır. Ancak bu durumda bir tarafın her zaman Türkiye olması, bağımsız değiģkene ait verilerde kümelenmeye yol açacak ve bu da çoklu doğrusal bağlanımlılık gibi ekonometrik problemler yaratacaktır. iii. ÇalıĢmamızın amaçlarından biri de, modelde ve bağımsız değiģkenlerin katsayılarında zaman içinde yapısal bir değiģiklik olup olmadığına bakmaktır. Gerçi, bu analiz birkaç yılı bir araya getirerek de yapılabilirdi; ancak yukarıda bahsedilen problemler yine de ortaya çıkacaktı. Dolayısıyla, çalıģmamızda her bir yıl için ayrı bir regresyon analizi yapmayı ve bu regresyon sonuçlarındaki eğilimlere bakmayı tercih ettik. ÇalıĢmamızda incelediğimiz zaman dilimi yıllarıdır yılını baģlangıç olarak almamızın nedeni, ilk defa bu yılda SSCB'nin bölünmesi sonucunda ortaya çıkan ülkeler tablosu netleģmiģ ve her ülke ile ayrı ayrı ticaret hacmi verileri yayınlanmaya baģlamıģtır yılı ile bitirmemizin nedeni ise, 2008 yılı sonunda patlak veren küresel krizin etkilerinin genel gidiģattan çok farklı bir resim sergileyebileceğidir. Zaman dilimimiz 1998 Asya krizini ve 2001 Türkiye krizini içermekle beraber, bu krizlerin ikisi de krizine göre hem daha dar kapsamlı, hem de daha kısa süreli olmuģlardır. Dolayısıyla, bu krizlerin etkisi regresyonlarımızdan sadece birini etkileyebilir ve genel gidiģatı değiģtirmez.

90 80 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) Veri Kaynakları Ġhracat ve Ġthalat Verileri Ġhracat ve ithalat verileri BaĢbakanlık DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı (DTM) verilerinden derlenmiģtir. DTM verileri, yılları arasında Türkiye ile 292 adet ülke, bölge ve serbest ticaret bölgesi arasındaki ihracat ve ithalatı cari fiyatlarla milyon dolar cinsinden vermektedir. Bu ülke ve bölgelerin birçoğunun Türkiye ile ticaret hacmi çok küçüktür veya hiç yoktur. Çekim modelinde logaritma alınması gereğinden dolayı küçük sayıların büyük sayılara göre önemi artacaktır. Bu nedenle, Türkiye ile çok küçük ticaret hacmine sahip olan ülkelerin ekonometrik analizleri bozmaması amacıyla, çalıģmamızda ele aldığımız yıllarda toplam ihracat ve ithalat hacmi Türkiye'nin toplam ihracat ve ithalat hacminin % 0,1 inin altında kalan ülkeler ve bölgeler inceleme dıģı bırakılmıģtır. Geriye kalan 71 ülke Türkiye'nin toplam ticaret hacminin % 98'ine tekabül etmektedir. Bu 71 ülke ek te liste halinde verilmiģtir. Ayrıca, bazı ülkelerin bazı yıllara ait ticaret hacmi hakkında veri yoktur. Örneğin, Irak ile yıllarına ait ticaret hacmi verileri savaģ yüzünden derlenememiģtir. Bu gibi durumlarda çalıģmamızda ülkeyi analizlerden tamamen çıkarmak yerine, sadece veri olmayan yıllarda regresyonlara dahil etmemek yoluna gidilmiģtir. GSMH Verileri Çekim modelinde, temel bağımsız değiģkenlerden biri ülkenin ekonomik büyüklüğüdür. Ekonomik büyüklüğü temsil etmek amacıyla bir ülkedeki toplam ekonomik aktiviteyi gösteren Gayrı Safi Milli Hasıla (GSMH) kullanılabilir. Bu, beraberinde GSMH'nın hangi fiyatlar üzerinden hesaplanmıģ halinin kullanılması gerektiği sorusunu beraberinde getirmektedir. Genellikle ülke karģılaģtırmaları yapılırken satın alma gücü paritesine göre hesaplanmıģ GSMH ve kiģi baģına GSMH kullanılır. Ancak dıģ ticaret alanındaki verilerin analizi yapılırken bu genelde görülen bir uygulama değildir, çünkü dıģ ticaret piyasası tüm ülkeler için ortak bir piyasa olup tek bir uluslararası fiyat ile iģ görür. UlaĢım masraflarından dolayı fiyatlar bölgesel olarak farklılık gösterse de, bu zaten çekim

91 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 81 modelinde ayrı bir bağımsız değiģken olarak dikkate alınmaktadır; dolayısıyla satın alma gücü paritesine göre hesaplanmıģ GSMH'yı kullanmak doğru olmayabilir. Ġkinci bir nokta, GSMH'nın cari fiyatlarla mı, yoksa reel fiyatlarla mı belirleneceğidir. Reel fiyatlar üzerinden belirlenmiģ GSMH nın, enflasyonun etkisini bertaraf ettiği için uzun dönemli analizlerde kullanılması daha doğrudur. Ancak, bu durumda ihracat ve ithalat verilerinin de reel fiyatlar üzerinden hesaplanması gerekir. ÇalıĢmamızda her bir yıl için ayrı bir regresyon analizi yapıldığından ve veri serilerinin logaritmalarının alındığından dolayı fiyatların cari veya reel olarak hesaba katılmalarının bir önemi yoktur. Ġhracat, ithalat ve GSMH verilerinin hepsi aynı Ģekilde fiyatlandırıldığı sürece regresyonlardaki katsayı tahminleri değiģmeyecek, sadece sabit terim farklılık gösterecektir. Dolayısıyla, DTM tarafından ihracat ve ithalat verileri cari fiyatlar üzerinden verildiği için çalıģmamızda GSMH verileri de cari fiyatlar üzerinden ele alınmıģtır. ÇalıĢmamızda cari fiyatlarla hesaplanmıģ GSMH verileri BirleĢmiĢ Milletler Ulusal Hesaplar Veritabanından (UN National Accounts Main Aggregates Database) alınmıģtır. Bu veriler milyon dolar cinsinden hesaplanmıģtır. Coğrafi Mesafe Serisi Çekim modelinde en önemli faktörlerden bir diğeri de taģıma maliyetleridir. TaĢıma maliyetlerinin direkt olarak ölçülmesi oldukça zor olup, ihraç veya ithal edilen ürün kategorisine göre büyük farklılıklar göstermektedir. Örneğin, yükte hafif pahada ağır olan yüksek teknoloji ürünlerinin taģıma maliyetleri çok düģük iken, özellikle yiyecek maddelerinin taģıma maliyetleri fiyatlarına göre yüksektir. Bu sebeple, yiyecek ürünlerinde bölgesel hatta yöresel ticaret önem kazanırken, diğer ürünler global pazarlarda yer almaktadır. ġüphesiz ki, taģıma maliyetleri kaynak ve hedef ülkeler arasındaki coğrafi mesafeye bağlıdır. Ancak bu mesafenin nasıl kat edileceği konusu da önemlidir. Deniz ticareti karayolu ticaretine göre, karayolu ticareti ise havayolu ticaretine göre km-kg bazında daha ucuzdur. Kaynak ve hedef ülkeler arasındaki gümrük mevzuatı da, örneğin gümrük vergileri ve kotaları, taģıma maliyetlerine önemli ölçüde etki eder. TaĢıma maliyetlerine direkt etkisi olmayan, ancak dolaylı olarak etkileyen diğer etmenler de iletiģim

92 82 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) maliyetleri, iģlem maliyetleri ve kültürel yakınlık olarak sıralanabilir. Bu etkenlerin tümünü birden ele almak mümkün değildir. Türkiye'nin Avrupa Birliği ülkeleri dıģında hiçbir ülkeyle gümrük birliği anlaģması bulunmamaktadır. ÇalıĢmamızda ele aldığımız ülkeler olan Suriye, Lübnan, Ürdün ve hatta daha genel olarak hiçbir Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesiyle herhangi bir dil birliği yoktur. Bu ülkelerden, Ġsrail hariç, tümüyle Türkiye'nin din birliği olmasına rağmen, yine de bir kültürel birliktelikten söz etmek güçtür. Bu durumda yapılacak tek Ģey, iki taraf ülke arasındaki coğrafi mesafeyi taģıma maliyetlerinin bir temsilcisi olarak ele almaktır. Bu amaçla çalıģmamızda, her iki ülkenin geometrik merkezleri arasındaki kuģ uçuģu mesafeyi veren MapCrow veritabanı kullanılmıģtır. Esasen, geometrik merkez yerine ekonomik aktivite merkezi sayılabilecek bir noktayı almak daha doğru olurdu; ancak bu veri hiçbir ülke için belirlenmemiģtir. Birçok çalıģma ekonomik aktivitenin en yüksek olduğu Ģehri (örneğin, Türkiye için Ġstanbul) kullanmakla beraber, bu yaklaģım ülkedeki diğer ekonomik aktivitelerin bu Ģehir etrafında eģit dağıldığını varsaymaktadır ki, bu en azından Türkiye için doğru değildir. Kukla DeğiĢkenler Çekim modeli ülkeler arasındaki ticaret hacmini sadece ülkelerin ekonomik boyutları ve ulaģım masrafları ile açıklamaya çalıģan bir modeldir. Ancak bazen iki taraf ülke arasında modelde ele alınan faktörler ile açıklanamayacak özel iliģkiler bulunur. Bunlar yapıcı olabileceği gibi, yıkıcı da olabilir. Yapıcı iliģkilere örnek olarak, aynı ekonomik topluluğa üye olmak, AB ülkeleri gibi veya aynı dili konuģmak, Latin Amerika ülkeleri gibi veya aynı tarihi geçmiģe sahip olmak, eski SSCB ülkeleri gibi, sayılabilir. Yıkıcı iliģkilere örnek olarak savaģ halinde olmak, Güney ve Kuzey Kore gibi veya ticari ambargo uygulamak, ABD ile Küba gibi, sayılabilir. Bu tür özel iliģkileri klasik çekim modeline dahil etmek üzere ekonometrik olarak kukla değiģken yöntemi uygulanır. Her bir tip özel iliģki için ayrı bir kukla değiģken tanımlanır ve regresyona özel bir bağımsız değiģken olarak dahil edilir. Kukla değiģkenin değeri, logaritması alınmıģ regresyon denkleminde özel iliģki taģıdığı düģünülen ülkeler için 1, diğer ülkeler için 0'dır.

93 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 83 log Xj = log K + αx log Yj - δx log dj + gx SLJj + log uj log Mj = log K + αm log Yj - δm log dj + gm SLJj + log uj Regresyonda kukla değiģkene ait katsayının pozitif olması yapıcı yönde özel bir iliģki olduğunu, negatif olması ise yıkıcı yönde bir özel bir iliģki olduğunu gösterir. ÇalıĢmamızda öncelikle inceleme konumuz olan Suriye, Lübnan ve Ürdün için SLJ olarak adlandırdığımız bir kukla değiģken tanımladık. Ayrıca, bu ülkelerle Türkiye arasında olan iliģkinin sırf bu ülkelere mahsus olup olmadığını anlamak üzere bu ülkelerle coğrafya, sosyal-kültürel yapı, dil ve din olarak çok benzeģen Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri için, Ġsrail hariç, MENA olarak adlandırdığımız bir baģka kukla değiģken tanımladık. Üçüncü olarak, sınır ticaretinin önemini belirlemek üzere Türkiye ile ortak kara sınırı olan ülkeler için NEIGHBOR adını verdiğimiz bir kukla değiģken daha tanımladık. Ampirik Sonuçlar Tanımlayıcı Ġstatistikler Türkiye ile Suriye, Lübnan ve Ürdün arasındaki ihracat ve ithalat hacmi ile ilgili yılları arasındaki ihracat, ithalat verileri aģağıdaki Tablo 1'de verilmiģtir. Tablo 1 de görüldüğü gibi, Türkiye'nin dıģ ticaret hacminin en yüksek olduğu ülke Suriye dir. Lübnan ve Ürdün ile ise zaman içerisinde farklılık göstermekle beraber, ticaret hacmi istikrarlı seyretmektedir. Bu ülkelerle Türkiye arasında, Türkiye açısından bakıldığı zaman, bir ticaret fazlası (ihracat eksi ithalat) söz konusudur. Sadece Suriye ile yapılan ticarette 1997, yıllarında bir ticaret açığı oluģmuģtur. Ülkeler arasındaki ticaret hacminin zaman içindeki gidiģatını daha iyi gözlemlemek amacıyla Türkiye nin Suriye, Lübnan ve Ürdün e yapmıģ olduğu ihracat, ithalat ve dıģ ticaret açığı grafikleri aģağıdaki ġekil 1, 2 ve 3 te gösterilmiģtir.

94 84 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) Tablo 1: Türkiye nin Yıllar Ġtibariyle Lübnan, Ürdün ve Suriye Ġhracat Ġthalat Verileri (Milyon $) Türkiye'nin Ġhracatı Türkiye nin Ġthalatı Yıllar Lübnan Ürdün Suriye Yıllar Lübnan Ürdün Suriye Kaynak: DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı verilerinden yararlanılarak oluģturulmuģtur. Türkiye'nin İhracatı Lübnan Ürdün Suriye ġekil 1: Türkiye nin Suriye, Ürdün ve Lübnan a Ġhracatı (Milyon $) Kaynak: DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı verilerinden yararlanılarak oluģturulmuģtur.

95 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 85 Türkiye'nin İthalatı Lübnan Ürdün Suriye ġekil 2: Türkiye nin Suriye, Ürdün ve Lübnan dan Ġthalatı (Milyon $) Kaynak: DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı verilerinden yararlanılarak oluģturulmuģtur. ġekil 3: Türkiye nin Lübnan, Ürdün, Suriye ile Net DıĢ Ticaret Açığı (Ġhracat Ġthalat) (Milyon $) Kaynak: DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı verilerinden yararlanılarak oluģturulmuģtur. Yukarıdaki Ģekillerde de görüldüğü gibi, her üç ülkeyle olan ihracat yıllar boyunca giderek artan, istikrarlı bir yükselme eğilimi sergilemiģtir. Sadece 2000 yılı civarında bir düģüģ gözlemlenmektedir. Ġthalat ise her üç ülkeyle farklı seyretmiģtir: Ürdün'den yapılan ithalat tüm dönem boyunca düģük seviyede ve herhangi bir artıģ veya azalıģ eğilimi göstermeden süregelmiģtir. Lübnan'dan yapılan ithalat 2001 yılına kadar fazla bir

96 86 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) değiģiklik göstermemiģ, ancak yıllarında hızla altı katına artmıģ, daha sonra bu seviyede süregelmiģtir. Suriye'den yapılan ithalat yıllarında düģük seviyede baģlamıģ, yıllarında hızla on iki katına çıkmıģ, ancak yıllarında üç kat azalmıģ, yıllarında ise tekrar dört katına çıkmıģtır. Çekim Modeli Sonuçları Klasik Çekim Modeli Sonuçları BaĢlangıç olarak çalıģmamızda klasik çekim modeline göre Türkiye'nin dıģ ticaret hacminin % 98'ini teģkil eden 71 ülke ile, her bir 16 yıl için ihracat ve ithalat ayrı ayrı olmak suretiyle 32 adet regresyon analizi yapılmıģtır. Bu analizler için Matlab programı kullanılmıģtır. Bu analizlerin sonuçları aģağıdaki Tablo 2 de özetlenmiģtir. Tablo 2 de görülen analiz sonuçları ve buna bağlı F-testleri çalıģmamız için klasik çekim modelinin bir bütün olarak anlamlı bir model olduğunu ortaya koymuģtur. Modelin R2 göstergesi, yapılan tüm regresyonlarda 0.5 ile 0.7 aralığında çıkmıģtır. Bu değerler çekim modeli kullanılarak yapılan uygulamalar çerçevesinde iyi bir sonuca iģaret etmektedir. Temel değiģken GSMH'nın katsayısı tüm yıllarda hem ihracat hem de ithalat için pozitif ve yapılan t-testleri sonucunda istatistiksel açıdan önemli çıkmıģtır. Aynı Ģekilde coğrafi mesafenin katsayısı tüm yıllarda hem ihracat hem de ithalat için negatif ve yapılan t-testleri sonucunda istatistiksel açıdan önemli çıkmıģtır. Tüm regresyonlar için ayrı ayrı uygulanan Goldfeld-Quandt testi ile değiģen varyans problemi olmadığı saptanmıģtır. Bu sonuçlar beklentilerimizi karģılamıģtır. Katsayıların tahmin değerlerine baktığımızda, ihracat için GSMH katsayısının 0.6 civarında seyrettiği görülmektedir. Bu da ihracat yapılan ülkenin GSMH'sı on katına çıktığında Türkiye'nin ihracatının sadece dört kat arttığı anlamına gelmektedir. Ġthalat için GSMH'nın katsayısının ise 0.9 civarında seyrettiği görülmektedir. Bu ise ithalatın GSMH'ya aģağı yukarı doğru orantılı olduğu anlamına gelmektedir. Demek ki, Türkiye ithalatta ülke büyüklüğüne oranlı bir Ģekilde hareket ederken ihracatta küçük ülkelere göreceli olarak daha fazla ağırlık vermektedir. Coğrafi mesafenin katsayısına baktığımızda, bu katsayının ihracat için -1.1 ilâ -1.3 aralığında olduğu, ithalat için ise bu katsayının -0.7 ilâ -0.9

97 Gözlem Sayısı R kare GSMH Katsayısı GSMH Standart Hata Mesafe Katsayısı Mesafe Standart Hata Gözlem Sayısı R kare GSMH Katsayısı GSMH Standart Hata Mesafe Katsayısı Mesafe Standart Hata Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 87 aralığında olduğu görülmektedir. Demek ki, Türkiye ihracat için yakın ülkeleri tercih etmektedir. Tablo 2: Regresyon Analizi Sonuçları Özeti ĠHRACAT ĠTHALAT Yıllar N R2 GDP DISTANCE N R2 GDP DISTANCE (.089) (.206) (.079) (.180) (.073) (.172) (.079) (.181) (.076) (.177) (.082) (.191) (.073) (.168) (.079) (.183) (.072) (.163) (.077) (.174) (.072) (.161) (.083) (.184) (.069) (.155) (.089) (.197) (.068) (.152) (.091) (.203) (.065) (.144) (.087) (.191) (.068) (.149) (.085) (.184) (.068) (.148) (.087) (.188) (.064) (.138) (.092) (.199) (.063) (.135) (.086) (.183) (.066) (.139) (.090) (.186) (.066) (.136) (.088) (.180) (.069) (.140) (.099) (.201)

98 88 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) Modele SLJ Kukla DeğiĢkeni Ġlavesi ile Çıkan Sonuçlar Ġkinci olarak, çalıģmamızda klasik çekim modeline Suriye, Lübnan ve Ürdün için tanımlanmıģ olan SLJ kukla değiģkenini ilave ederek yine Türkiye'nin dıģ ticaret hacminin % 98'ini teģkil eden 71 ülke ile her bir 16 yıl için ihracat ve ithalat ayrı ayrı olmak suretiyle 32 adet regresyon analizi yapılmıģtır. Bu ikinci analizin sonuçları aģağıda yer alan Tablo 3 ve Tablo 4 te özetlenmiģtir. Sonuçlar ihracat için SLJ kukla değiģkeninin yıllarında istatistiksel açıdan önemsiz olduğunu göstermiģtir yıllarında ise SLJ kukla değiģkeninin katsayısı negatif ve istatistiksel açıdan önemli çıkmıģtır. Ayrıca, modele SLJ kukla değiģkenini ilave etmek bu yıllar için regresyonun düzeltilmiģ R 2 değerini yükseltmiģtir. SLJ kukla değiģkeninin katsayısının yılları için -0.5 civarında seyrettiği görülmektedir. On tabanlı logaritma kullandığımız için bu Türkiye'nin SLJ ülkelerine olan ihracatının diğer ülkelere olan ihracatı baz alınarak çekim modeli tarafından öngörülen ihracatın üçte birine denk geldiği anlamına gelir, zira -0.5'in on tabanlı ters logaritması alınınca yaklaģık 1/3 çıkmaktadır: =0.32. AĢağıdaki Tablo 3 ve Tablo 4 te görülen sonuçlar ile ġekil 1 de görülen yıllarında Türkiye'nin Suriye, Lübnan ve Ürdün e olan ihracatının hızla artmıģ olduğu gözlemlenmesi bu sonuçla çeliģki yaratıyor gibi gözükebilir. Ancak bu sonuç ihracatın mutlak değer olarak azaldığı anlamına değil, sadece Türkiye'ye aynı mesafede olan ve bu ülkelerle aynı ekonomik büyüklüğe sahip olan diğer ülkelerle karģılaģtırıldığında daha az olduğu anlamına gelir. Örneğin, Bulgaristan'ın 2007 yılı GSMH sının Suriye ile aynı seviyede olmasına rağmen Türkiye'nin Bulgaristan'a olan ihracatı Suriye'ye olan ihracatının iki buçuk katından fazladır. 15 Regresyon sonuçları, ithalat için SLJ kukla değiģkeninin sadece 1994, 2006 ve 2007 yıllarında negatif ve istatistiksel açıdan önemli çıktığını göstermiģtir. Bu durum bu üç ülke içinde Türkiye'nin ithalatının en fazla yılında Türkiye nin Bulgaristan a ihracatı 2,06 Milyar $ olarak gerçekleģmiģtir. DıĢ Ekonomik ĠliĢkiler Kurulu, Türkiye-Bulgaristan Ticari ve Ekonomik ĠliĢkileri, ( ) 2007 yılında Türkiye nin Suriye ye ihracatı 798 Milyon $ olarak gerçekleģmiģtir. DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, DıĢ Ticaret Verileri, ( )

99 Gözlem Sayısı Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 89 olduğu Suriye'den ithalatımızın 1994 ve 2006 yıllarında çok düģük seviyede seyretmiģ olmasıyla açıklanır. Tablo 3: SLJ Kukla DeğiĢkeni Ġçin Regresyon Analizi Sonuçları Özeti (ĠHRACAT) R 2 GSMH Katsayısı GSMH Standart Hata Mesafe Katsayısı Mesafe Standart Hata SLJ Katsayısı SLJ Standart Hata Yıllar N R 2 GDP DISTANCE SLJ (.09) (.218).154 (.314) (.074) (.183).052 (.261) (.076) (.188) (.270) (.073) (.178) (.254) (.072) (.173) (.245) (.072) (.171) (.247) (.069) (.163) (.232) (.068) (.159) (.225) (.065) (.152) (.216) (.067) (.156) (.226) (.066) (.152) (.223) (.207) (.062) (.141) -.460* * (.199) (.061) (.136) -.497* * (.204) (.064) (.140) -.508* * (.201) (.063) (.137) -.517* * (.213) (.068) (.143) -.449* * * SLJ kukla değiģkeninin istatistiksel olarak önemli olma durumunu belirtir. (α = 0.05 için)

100 Gözlem Sayısı 90 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) Tablo 4: SLJ Kukla DeğiĢkeni Ġçin Regresyon Analizi Sonuçları Özeti (ĠTHALAT) R 2 GSMH Katsayısı GSMH Standart Hata Mesafe Katsayısı Mesafe Standart Hata SLJ Katsayısı SLJ Standart Hata Yıllar N R 2 GDP DISTANCE SLJ (.078) (.187) (.268) (.076) (.184) -.611* (.262)* (.082) (.202) (.290) (.080) (.194) (.276) (.077) (.184) (.259) (.082) (.191) (.274) (.088) (.206) (.292) (.090) (.213) (.301) (.086) (.200) (.284) (.084) (.193) (.280) (.086) (.196) (.285) (.091) (.207) -528 (.303) (.084) (.189) (.276) (.085) (.185) -.787* (.268)* (.084) (.180) -.707* (.263)* (.098) (.208) (.308) * SLJ kukla değiģkeninin istatistiksel olarak önemli olma durumunu belirtir. (α = 0.05 için) Modele MENA ve NEIGHBOR Kukla DeğiĢkenleri Ġlavesi ile Çıkan Sonuçlar ÇalıĢmamızda yukarıda elde ettiğimiz sonuçların Türkiye'nin sadece Suriye, Lübnan ve Ürdün ile ticari iliģkilerine has olup olmadığını belirlemek amacıyla bu ülkelerle benzer özelliklere sahip diğer ülke gruplarını da kukla değiģken olarak alan analizler yapılmıģtır. Bu analizlerin ilk seti klasik çekim modeline Ġsrail hariç, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini içeren MENA kukla değiģkeninin katılmasıyla oluģturulmuģtur. ÇalıĢmamızda klasik çekim modeline MENA kukla değiģkenini ilave ederek yine Türkiye'nin dıģ ticaret hacminin % 98'ini teģkil

101 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 91 eden 71 ülke ile her bir 16 yıl için ihracat ve ithalat ayrı ayrı olmak suretiyle 32 adet regresyon analizi yapılmıģtır. Analiz sonuçları hem ihracat hem de ithalat için MENA kukla değiģkeninin tüm yıllarda istatistiksel açıdan önemsiz olduğunu ortaya koymuģtur. Bu analizlerin ikinci seti klasik çekim modeline Türkiye ile kara sınırı olan ülkeleri içeren NEIGHBOR kukla değiģkeninin katılmasıyla oluģturulmuģtur. Bu ülkelere, Türkiye ile kara sınırı olmamasına rağmen, coğrafi yakınlığı ve analizimizin esas konusu olması nedeniyle Lübnan, Ürdün ve Ġsrail de dahil edilmiģtir. ÇalıĢmamızda klasik çekim modeline NEIGHBOR kukla değiģkenini ilave ederek yine Türkiye'nin dıģ ticaret hacminin % 98'ini teģkil eden 71 ülke ile her bir 16 yıl için ihracat ve ithalat ayrı ayrı olmak suretiyle 32 adet regresyon analizi yapılmıģtır. Analiz sonuçları hem ihracat hem de ithalat için NEIGHBOR kukla değiģkeninin de tüm yıllarda istatistiksel açıdan önemsiz olduğunu ortaya koymuģtur. Sonuç Ortadoğu bölgesi genel yapısı itibariyle, Ġsrail hariç olmak üzere, yakın din, dil, kültür gibi unsurlara sahiptir. Bu yakınlığın bölge içi ve yakın komģular ile yapılan ticaret üzerine olumlu etkileri olması beklenmektedir. Fakat bölge ülkelerinin ekonomik yapılarının benzer olması, ekonomilerin petrol ve doğalgaz gibi doğal kaynak ihracatına dayanmaları, benzer iklim koģulları nedeni ile sınırlı tarımsal üretim imkanlarına sahip olmaları, ülkelerin birbirileri ile olan ticaretlerini kısıtlamaktadır. Bölge için dıģ ticaretteki bir diğer belirleyici unsur, bu ülkelerdeki politik sistemin dıģ ticareti kısıtlayıcı bir etken olmasıdır. ÇalıĢmamızda elde edilen sonuçlar, Türkiye'nin Suriye, Lübnan ve Ürdün ile olan ihracat potansiyelinin sadece bu üç ülkeye has bir özellik olduğunu, benzer ülkeleri kapsamadığını ortaya koymuģtur. Son yıllarda Türkiye'nin bu üç ülke ile olan ihracatının diğer ülkelere göre düģük olması Türkiye'nin bu ülkelere önemli ölçüde ihracat potansiyelinin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda bu üç ülkeyle kurulması söz konusu olan serbest ticaret bölgesi Türkiye'nin bu potansiyeli gerçekleģtirmesine büyük ölçüde katkıda bulunacaktır. Bu veriler ıģığında çalıģmamızda, Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasındaki mevcut ticaret hacminin çekim modelinin beklediğinden daha düģük olması dolayısıyla, ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi

102 92 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) kurulmasının Türkiye için bir dıģ ticaret fazlası yaratabileceği tahmin edilmiģtir. Kaynakça Anderson, J. E., A Theoretical Foundation for the Gravity Equation, The American Economic Review içinde 69(1), (1979), Armstrong, S., Measuring Trade and Trade Potential: A Survey. Australia-Japan Research Center Working Paper, No:368, Australian National University, (2007). Bergstrand, J. H., The Gravity Equation In International Trade: Some Microeconomic Foundations and Empirical Evidence, The Review of Economics and Statistics içinde, 67(3), (1985), Bergstrand, J. H. The Generalized Gravity Equation, Monopolistic Competition, and the Factor-Proportions Theory in International Trade, The Review of Economics and Statistics içinde, 71(1), (1989), BirleĢmiĢ Milletler Ulusal Hesaplar Veritabanı, ( ) Deardoff, A. V., Determinants of Bilateral Trade: Does Gravity Work in a Neoclassical World, Ġlk çalıģma: Research Seminar in International Economics, University of Michigan in its series Working Paper with number 382, (1995). DıĢ Ekonomik ĠliĢkiler Kurulu, Türkiye-Bulgaristan Ticari ve Ekonomik ĠliĢkileri, KID=68 ( ) DıĢ Ticaret MüsteĢarlığı, DıĢ Ticaret Verileri, cerikid=1225&dil=tr ( ) Ekholm, K., Torstensson, J. & Torstensson, R., The Economics of the Middle East Peace Process: Are There Prospects for Trade and Growth, The World Economy içinde, 19(5), (1996), Ertürk, E. (1993). Uluslararası Ġktisat, 3. Baskı, Alfa Basım, Ġstanbul, Fischer, Stanley, Prospects for Regional Integration in the Middle East, Jaime De Melo ve Arvind Panagariya (Der.), New Dimensions in Regional Integration içinde ( ), Cambridge University Press,

103 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) 93 Cambridge. Helpman, E., & Krugman, P.R., Market Structure and Foreign Trade: Increasing Returns, Imperfect Competition and the International Economy, MIT Pres, Cambridge, (1985). Golovko, A., Çekim Modeli: Avrasya Ülkelerinin DıĢ Ticareti, EconAnadolu 2009: Anadolu Uluslararası Ġktisat Kongresi, EskiĢehir, (2009). Grosse, R.,& Kujawa, D., International Business, 2. Baskı, Richard D. Irwin Inc., Boston, (1992). Hirsch, S., & Hashai, N., The Arab-Israeli Trade Potential: The Role of Distance-Sensitive Products, The International Trade Journal içinde, 14 (1), (2000), Karagöz, K., & Karagöz, M., Türkiye nin Küresel Ticaret Potansiyeli: Çekim Modeli YaklaĢımı, Cumhuriyet Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi içinde, 10(2), (2009), Kepapstoglu, K., Karlaftis, M. G.,& Tsamboulas, D., The Gravity Model Specification For Modeling International Trade Flows and Trade Agreement Effects: A 10-Year Review of Empirical Studies, The Open Economics Journal, 3, (2010), Kula, F., & Aslan, A., Türkiye nin Ortadoğu da Ekonomik Geleceği: Türkiye nin Ġhracat Potansiyeline Yönelik Ampirik Bir Analiz, (2008), ( ) Linnemann, H., An Econometric Study of International Trade Flows, North Holland Publishing Company, Amsterdam, (1966). Maddala, G. S., Introduction to Econometrics, 2. Baskı, Macmilan, New York, (1992). Matinez-Zarzoso, Inmaculada, Gravity Model: An Application to Trade Between Regional Blocs Atlantic Economic Journal, 31(2), (2003), Mehanna, R. A., Do Politics and Culture Affect Middle East Trade? Evidence from the Gravity Model, Review of Middle East Economics and Finance, 1(2), (2003), Öztürk, Harun, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Lübnan Serbest Ticaret Bölgesi Türkiye için Avrupa Birliği ne Bir Alternatif OluĢturabilir mi?, Ortadoğu Analiz, Cilt 2, Sayı:23, Kasım Peridy, N., Towards a New Policy Between the USA and Middle- East Countries: Estimating Trade Resistance and Export Potential, The

104 94 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (71-94) World Economy, 28 (4), (2005), Pöyhönen, P., A Tentative Model for the Volume of Trade Between Countries, Weltwirtschaftliches Archiv, 90, (1963), Porojan, A., Trade Flows and Spatial Effects: The Gravity Model Revisited, Open Economics Review, 12, (2001), Rivlin, P., Trade Potential in the Middle East: Some Optimistic Findings, Middle East Review of International Affairs içinde, 4(1), (2000), Seyidoğlu, H., Ġktisat Biliminin Temelleri, Güzem Can Yayınları, Ġstanbul, (2006). Söderling, L., Is the Middle East and North Africa Region Achieving Its Trade Potential, IMF Working Paper, WP/05/90, Washington, (2005). Tinbergen, J., Shaping the World Economy: Suggestions for an International Economic Policy, The Twentieth Century Fund, New York, (1962). Tovias, A., Kalaycıoğlu, S., Dafni, Ġ., Ruben, E., & Herman, L., What Would Normalisation of Economic Relations Between Mashrek Countries, Turkey and Israel Imply?, The World Economy, 30(4), (2007), Yayın: The Regionalization of the World Economy içinde (7-32), The University of Chicago Press, Chicago, ( )

105 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) 95 SAĞLIKTA DÖNÜġÜM UYGULAMASI SONRASI HASTANE TERCĠHLERĠNDEKĠ DEĞĠġĠMĠN ĠNCELENMESĠ ÖZET Münevver TURANLI Özlem DENİZ BAŞAR Ülkemizde 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tahsil edilen Katılım Payı uygulamasına baģlanmıģtır. Bu çalıģmanın amacı Sağlıkta DönüĢüm Projesi öncesi, diğer bir ifade ile Katılım Payı uygulaması öncesi hastaların, belirlenen hastalıklar için gittikleri hastaneler ile Katılım Payı uygulaması sonrası gittikleri hastanelerin değiģimlerinin kümeleme analizi ve çok boyutlu ölçekleme analizi ile incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Sağlıkta DönüĢüm Projesi, Çok Boyutlu Ölçekleme, Kümeleme Analizi, Hastane Tercihleri A RESEARCH ON THE CHANGE OF HOSPITAL PREFERENCES AFTER HEALTH TRANSITION PROJECT ABSTRACT Social Security Institution (SSI) started the application of contribution fee as of 1 October The aim of this study is to evaluate the changes of patients hospital preferences for specified diseases before and after health transition project by using Multidimensional Scaling and Cluster Analysis. Key Words: Health Transition Project, Multidimensional Scaling, Cluster Analysis, Hospital Preferences. Prof. Dr., Ġstanbul Ticaret Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Ġstatistik Bölümü, Dr., Ġstanbul Ticaret Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Ġstatistik Bölümü,

106 96 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) 1. GiriĢ Ġnsanlığın var oluģundan günümüze kadar insanların haklarının en temel olanı sağlık hizmeti almaktır. Ancak sağlık hizmetlerinin maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle bu hizmetlerin yapılabilmesi için önemli finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır. Devlet bu finansman ihtiyacını karģılamakta, ancak sağlık hizmeti alan kiģilerin maliyete katılımının sağlanması durumunda, hem sağlık hizmetlerinin kalitesinde bir artıģ meydana gelecek ve hem de ek bir kaynak yaratılabilecektir. Bu düģünce ile 1 Ekim 2009 tarihinden geçerli olmak üzere ülkemizde Katılım Payı uygulamasına baģlanılmıģtır. Bu uygulama çerçevesinde sağlık kuruluģları üç gruba ayrılmıģtır. Birinci grupta; Sağlık Ocakları, Dispanserler ve Aile Hekimleri, ikinci grupta; Devlet Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Eğitim ve AraĢtırma Hastaneleri, üçüncü grupta ise Özel Sağlık KuruluĢları yer almaktadır. Bu uygulamaya göre birinci gruptaki sağlık kuruluģlarına giden hastalar reçete almadan tedavi olma durumunda hiç para ödenmemekte, ikinci grupta yer alan hastanelere gidenler 5 TL katılım payı ödemekte, üçüncü grupta yer alan hastanelere gidenler ise 3 TL katılım payı ödemektedirler. Bu çalıģmada amaç; belirlenen hastalıklar için hastaların Katılım Payı uygulamasından önce gittikleri hastaneler ile Katılım Payı uygulamasından sonra gittikleri hastaneler arasındaki değiģimin incelenmesidir (Turanlı vd.: 2009). Bu incelemenin yapılabilmesi için 1197 kiģilik örneklem tabakalı örnekleme yöntemine göre seçilmiģ ve bu örneklemin yarısının kamu hastanelerinden, diğer yarısının ise Sağlık Bakanlığı ile anlaģması bulunan özel hastanelerden alınmasına karar verilmiģtir. Diğer taraftan bu örneğe hazımsızlık, hemoroit, migren, uzun öksürük, hipertansiyon, Ģeker, menopoz, osteoporoz, kadın hastalıkları, gebelik, çocuk, sağlam çocuk, karın-mide hastalıkları, öksürük, soğuk algınlığı gibi hastalıklar için düzenlenen anket uygulanmıģ, böylece yukarıda belirtilen hastalıklar için Katılım Payı öncesi ve Katılım Payı sonrasındaki hastane tercihlerindeki değiģimler Kümeleme Analizi ve Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi yöntemleri ile incelenmiģtir.

107 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) Kullanılan Yöntemler Bu bölümde hastaların sağlıkta dönüģüm uygulaması sonrası hastane tercihlerindeki değiģimleri ortaya koymak adına kullanılacak olan Kümeleme analizi ve Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi konuları açıklanacaktır Kümeleme Analizi Kümeleme analizi, gruplanmamıģ verileri benzerliklerine göre sınıflandırmayı amaçlayan bir analiz olarak tanımlanır (Tatlıdil, 2002: 329). Bu yöntem yardımıyla birbirlerine çok benzer olan birimler veya değiģkenler aynı kümelere atanırlar. OluĢturulan kümeler benzerlik açısından incelendiğinde, kendi içerisinde yüksek homojenliğe, kümeler arasında ise yüksek heterojenliğe sahip olması gerekmektedir. Eğer uygulanan kümeleme analizi baģarılı olmuģ ise geometrik olarak küme içindeki birimlerin birbirlerine yakın, farklı kümelerdeki birimlerin ise daha uzakta konumlanması beklenir (Hair, Anderson, Tatham, 1990: 295). Kümeleme yöntemleri, hiyerarģik kümeleme yöntemleri, hiyerarģik olmayan kümeleme yöntemleri ve hacim iliģkisine dayalı kümeleme yöntemi olmak üzere üç baģlık altında incelenebilir. Bu çalıģmada hiyerarģik kümeleme yöntemi kullanıldığından bu bölümde sadece bu yöntem açıklanmıģtır. HiyerarĢik Kümeleme Yöntemleri: Dendrogram adı verilen iki boyutlu grafik yardımıyla gösterilen bu yöntemde benzer özelliklere sahip veriler bir arada gruplanırlar. N birim (gözlem veya değiģken) için hiyerarģik kümeleme yöntemi algoritması aģağıdaki gibi gösterilebilir. - Her bir birim bir küme olmak üzere N küme ile sürece baģlanır. Burada uzaklıklardan (D=d ik ) oluģan NxN boyutlu simetrik matris elde edilir. - Uzaklık matrisi yardımıyla belirlenen en yakın iki küme birleģtirilir. Birbirine en yakın kümeler U ve V olarak gösterilirse, aralarındaki uzaklık d UV olarak gösterilir. - U ve V kümeleri birleģtirilerek UV adını alır. Uzaklıklar matrisi de (a) U ve V kümelerinin birleģtiği satır ve sütun silinerek ve (b) UV kümesinin diğer kümelerle olan uzaklığını gösteren satır ve sütun eklenerek güncelleģtirilir.

108 98 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) - 2 ve 3 üncü adımlar N-1 kez tekrarlanır (Johnson, Wichern, 2002: 681). Uzaklıkların hesaplanmaları göz önüne alındığında hiyerarģik kümeleme yöntemleri de kendi içerisinde alt baģlıklara ayrılmaktadır. Bunlardan en sık kullanılanları tek bağlantı tekniği, tam bağlantı tekniği ve ortalama bağlantı tekniğidir. Bu tekniklerde kullanılan uzaklık değerlerinin belirlenmesi ġekil 1 de gösterilmiģtir. Küme Uzaklığı d 24 d 15 d 13 d 14 d 15 d 23 d 24 d 25 6 ġekil 1. Küme içi uzaklıklar (a) tek bağlantı tekniği (b) tam bağlantı tekniği (c) ortalama bağlantı tekniği (Johnson, Wichern, 2002: 680). Tek bağlantı tekniğinde uzaklık olarak birbirine en yakın olan birimler (ġekil 1-a) küme olarak belirlenir ve bu iģlem ard arda tekrarlanarak iģlem sürdürülür. Tam bağlantı tekniğinde birbirine en uzak olan iki birim (ġekil 1- b) bir küme olarak adlandırılır ve süreç ard arda tekrarlanır. Ortalama bağlantı tekniğinde ise tüm birimlerin birbirlerine olan uzaklıklarının ortalaması alınarak (ġekil 1-c) kümeleme süreci uygulanır Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi Çok boyutlu ölçekleme analizi, nesneler arasındaki iliģkilerin bilinmediği, fakat aralarındaki uzaklıkların hesaplanabildiği durumlarda uzaklıklardan yararlanılarak nesneler arasındaki iliģkileri ortaya koymaya yarayan istatistiksel bir yöntemdir. Hem metrik, hem de metrik olmayan

109 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) 99 değiģkenlere uygulanabilmesi nedeniyle çok boyutlu ölçekleme analizinin uygulama alanı oldukça geniģtir (Kalaycı, 2005: 379). Çok boyutlu ölçekleme analizinde birimler, özelliklerine göre koordinat ekseninde gösterileceği için, birimlerin birbirlerine göre uzaklıklarının hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda N birim için [N (N- 1) /2] tane uzaklık hesaplanacak ve bunların rank sıralaması dikkate alınacaktır. Geometrik gösterimde N birimin sayısal büyüklükleri yerine uzaklıkların rankları kullanılırsa bu süreç metrik olmayan çok boyutlu ölçekleme analizi adını alır. Eğer uzaklıkların rankları yerine gerçek değerleri kullanılırsa bu sürece de metrik çok boyutlu ölçekleme analizi adı verilir (Johnson, Wichern, 2002: 700). ÇalıĢmada metrik olmayan çok boyutlu ölçekleme yöntemi kullanıldığı için açıklamalara bu yöntemin uygulanıģ Ģekli ile devam edilecektir. Metrik olmayan ölçekleme yönteminde kullanılan stress değeri; (d rs d ˆ rs ) 2 r.s r,s S (2.1) 2 d rs olarak hesaplanacaktır (Cox, Cox, 2001: 64). Bu stress değerinin uygunluğunun bir ölçüsü olarak Kruskal tarafından geliģtirilmiģ tolerans oranlarından yararlanılmaktadır. Buna göre; S 0.20 ise zayıf uyum S = 0.10 ise orta uyum S = 0.05 ise iyi uyum S = 0.00 ise tam uyum olduğu düģünülmektedir (Tatlıdil, 2002: 363). 3. Bulgular Bu çalıģmada Ġstanbul genelinde bulunan 120 hastaneye tedavi olmak amacıyla gelen 1197 hastaya yüz yüze görüģme tekniği ile anket uygulanmıģtır. KiĢilere Katılım Payı uygulaması öncesi ve sonrasında belirtilmiģ olan hazımsızlık, hemoroit, migren, uzun öksürük, hipertansiyon, Ģeker, menopoz, osteoporoz, kadın hastalıkları, gebelik, çocuk, sağlam çocuk, karın-mide, öksürük ve soğuk algınlığı rahatsızlıklarında, Sağlık Ocakları, Üniversite Hastaneleri, Eğitim ve AraĢtırma Hastaneleri, Devlet Hastaneleri, Ayakta Tedavi veren Özel Sağlık KuruluĢları ve Özel

110 100 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) Hastaneler içerisinden hangisini tercih ettikleri sorulmuģtur. Hastaların Katılım Payı öncesi ve sonrası yaptıkları hastane seçimlerine iliģkin tercihleri arasındaki fark mutlak değerce incelenmiģ ve her bir rahatsızlık için aģağıda belirtilen kodlama sistemi (Hodgkinson, Padmore, Tomes, 1991: 41-60) uygulanmıģtır. Hiç Benzemez Biraz Biraz Benzer Çok Benzemez Benzemez Benzer Benzer Bu sistem yardımıyla kiģi Katılım Payı uygulaması öncesinde tercih ettiği sağlık kurumunu, uygulama sonrasında da değiģtirmemiģse 6 kodlanmıģtır. Benzer Ģekilde kiģinin Katılım Payı öncesinde tercih ettiği sağlık kurumu ile uygulama sonrasında tercih ettiği sağlık kurumu arasında fark varsa, bu fark mutlak değerce uzaklığa bağlı olarak kodlanmıģtır. Elde edilmiģ olan bu veriler yardımıyla Sağlıkta DönüĢüm Projesi çerçevesinde Katılım Payı uygulaması öncesi ve sonrası hastaların, daha önce belirtilmiģ olan hastalıklar için hastane tercihlerindeki değiģimin (tercihlerdeki benzerlik veya benzemezlik) incelenmesi için öncelikle kümeleme analizi, ardından çok boyutlu ölçekleme analizi uygulanmıģtır Kümeleme Analizi Sonuçları ÇalıĢmanın bu bölümünde hiyerarģik kümeleme analizi yöntemi kullanılmıģtır. Hastaların verdikleri cevaplar doğrultusunda tercih ettikleri hastane türündeki benzerliğin incelenmesi amacıyla uygulanan kümeleme analizine iliģkin dendrogram ġekil 2 de gösterilmiģtir.

111 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) 101 ġekil 2. Hastane Tercihlerindeki Benzerliğe Ait Dendrogram Dendrogram incelendiğinde hastaların Katılım Payı uygulaması öncesi ve sonrasında tercihlerindeki benzerliklerinin üç kümede incelenebileceği görülmüģtür. I. Küme: Hazımsızlık, hemoroit, migren, uzun öksürük, hipertansiyon ve Ģeker hastalıklarının bu kümede bir arada yer aldıkları görülmektedir. II. Küme: Menopoz, osteoporoz, kadın hastalıkları, gebelik, sağlam çocuk ve çocuk hastalıklarının bu kümede yer aldıkları görülmektedir. Eğer dendrogram incelenirse çocuk ve özellikle sağlam çocuk ifadelerinin bu küme içerisinde diğer hastalıklardan daha uzakta oldukları gözlenmektedir. Bu küme içerisinde geriye kalan hastalıkların tamamının da kadın hastalığı olması ilgi çekici bir sonuç olarak gösterilebilmektedir. III. Küme: Karın-mide, öksürük ve soğuk algınlığı hastalıkları bu kümede yer almaktadır.

112 102 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) KiĢilerin verdikleri cevaplar doğrultusunda oluģturulan kümeler incelendiğinde, birinci kümede yer alan hastalıklar için hastaların Katılım Payı uygulaması öncesi veya sonrası kararlarının çok benzer oldukları, dolayısıyla kiģilerin bu hastalıklar için gittikleri sağlık kurumlarını değiģtirmedikleri söylenebilmektedir. Ġkinci kümede bulunan hastalıklara sahip kiģilerin uygulama öncesi ve sonrası verdikleri cevapların benzer, üçüncü kümede bulunan hastalıklara sahip kiģilerin tercihlerinin ise biraz benzer oldukları, bu hastalıklar için hesaplanmıģ olan ortalamalar yardımıyla söylenebilmektedir Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi Sonuçları Bu çalıģmada verilerin yapısı gereği metrik olmayan ölçekleme yöntemi kullanılmıģtır. Çok boyutlu analizin uygulanmasının ilk adımında, analizde kullanılan bpyut sayısının uygun olup olmadığını gösteren stress değeri hesaplanır. Bu çalıģmada stress değeri 0,075 bulunmuģtur. Bu değer 2.2 nolu bölümde verilmiģ olan tolerans değerleri ile karģılaģtırıldığında iyi uyum olduğu, dolayısıyla çok boyutlu ölçekleme analizine iki boyut ile devam edilebileceği söylenebilir. Ġki boyut için çizilen diyagram ġekil 3 te gösterilmiģtir. Bu diyagramda * ile gösterilen hastalıkların bir grup, ile gösterilen hastalıklar diğer bir grup ve ile gösterilen hastalıkların da baģka bir grup olabilecekleri söylenebilmektedir. Buradan yola çıkarak karın-mide, öksürük ve soğuk algınlığı diğer bütün hastalıklardan uzakta bir grup; hazımsızlık, hemoroit, migren, uzun öksürük, hipertansiyon ve Ģeker hastalıklarının diğer bir grup ve menopoz, osteoporoz, kadın hastalıkları ve gebelik hastalıklarının da baģka bir grup olarak gösterilebileceği diyagramdan açıkça görülmektedir. Burada çocuk ve sağlam çocuk hastalıklarının diğer bütün hastalıklardan daha uzakta, dolayısıyla daha farklı oldukları söylenebilmektedir.

113 Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Haziran 2011 Cilt 13 Sayı 1 (95-105) 103 ġekil 3. Hastane Tercihlerindeki Benzerliğe Ait Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi Kümeleme analizi ile elde edilen sonuçlarla çok boyutlu ölçekleme analizi ile elde edilen sonuçlar ile karģılaģtırıldığında, neredeyse aynı yorumların yapılabileceği görülmektedir. Uygulama öncesi ve sonrası kiģilerin hastalıklara göre hastane tercihlerinde benzerliklerine göre, aynı kümeleme analizinde olduğu gibi, üç farklı grupta incelenebileceği çok boyutlu ölçekleme analizi ile de gösterilmiģtir. Çok boyutlu ölçekleme analizinde tek farklılık olarak, özellikle sağlam çocuk hastalıklarının bu üç gruptan farklı olarak tek baģına gösterilebileceği söylenebilir. Ancak bu veriler için uygulanmıģ olan kümeleme analizi sonuçları incelendiğinde de bu hastalığın bağlantı uzaklığının aynı grupta yer alan diğer hastalıkların bağlantı uzaklıklarından çok daha büyük olduğu görülmektedir. Bu hastalık kümeleme analizinde kadın hastalıklarının bulunduğu gruba dahil olması nedeniyle, çok boyutlu ölçekleme analizinde de aynı grupta olabileceğini söylemek mümkün olmaktadır.

Türk Hazır Giyim ve Tekstil Sektörünün 2008 Yılı Rekabet Durumu (II)

Türk Hazır Giyim ve Tekstil Sektörünün 2008 Yılı Rekabet Durumu (II) Türk Hazır Giyim ve Tekstil Sektörünün 2008 Yılı Rekabet Durumu (II) 2- Tekstil ve Hazır Giyim Ticaretinde Kotalar ve Çin in Sektöre Etkisi Hande UZUNOĞLU Dünyada tekstil ve hazır giyim ticaretinde kota

Detaylı

ERASMUS+ ÖĞRENCĠ HAREKETLĠLĠĞĠ

ERASMUS+ ÖĞRENCĠ HAREKETLĠLĠĞĠ ERASMUS+ ÖĞRENCĠ HAREKETLĠLĠĞĠ Prof. Dr. AyĢen Wolff Erasmus Kurum Koordinatörü ArĢ. Gör. ÇağdaĢ Dedeoğlu ArĢ. Gör. Ülkü Bildirici ArĢ. Gör. Serdar Yılmaz Uzman Özde Nalan Köseoğlu ERASMUS+ Programı? Avrupa

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket

Detaylı

TÜRKİYE- AB GÜMRÜK BİRLİĞİ ANTLAŞMASI ve ANTLAŞMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ. Dr. Mustafa Hatipler

TÜRKİYE- AB GÜMRÜK BİRLİĞİ ANTLAŞMASI ve ANTLAŞMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ. Dr. Mustafa Hatipler TÜRKİYE- AB GÜMRÜK BİRLİĞİ ANTLAŞMASI ve ANTLAŞMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ ÖZ Dr. Mustafa Hatipler Gümrük Birliği, uluslar arası boyutu olan bir entegrasyon organizasyonunun en önemli mihenk taşlarından

Detaylı

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ 1. AVRUPA TOPLULUKLARI 1.1. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu nun kurulması yönündeki ilk girişim, 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız

Detaylı

Haziran 2011 TRAKYA UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIAL SCIENCE. Volume: 13 No: 1 June 2011 ISSN 1305-7766

Haziran 2011 TRAKYA UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIAL SCIENCE. Volume: 13 No: 1 June 2011 ISSN 1305-7766 Haziran 2011 TRAKYA UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIAL SCIENCE Volume: 13 No: 1 June 2011 ISSN 1305-7766 Haziran 2011 TRAKYA UNIVERSITY Journal of Social Science Volume: 13 No: 1 June 2011 i Sosyal Bilimler

Detaylı

HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9

HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9 HABER BÜLTENİ 04.07.2014 Sayı 9 Konya hizmetler sektörü güven endeksi, 4 ayın ardından pozitif değer aldı: Şubat 2014 ten bu yana negatif değer alan Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Haziran 2014

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx.06.2014 Sayı 8

HABER BÜLTENİ xx.06.2014 Sayı 8 HABER BÜLTENİ xx.06.2014 Sayı 8 Konya hizmetler sektörü güven endeksi geçen aya göre düştü: 2014 ün başından bu yana düşme eğilimini sürdüren Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Mayıs 2014 te bir önceki

Detaylı

AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ. Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ

AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ. Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ AB ĠLE MÜZAKERE SÜRECĠNDE AB MÜKTESEBATINA UYUMUN VE BU BAĞLAMDA ÇEVĠRĠNĠN ÖNEMĠ Nilgün ARISAN ERALP TEPAV AB ENSTİTÜSÜ DİREKTÖRÜ 1 AB ÜYELİK (KOPENHAG) KRİTERLERİ Siyasi Kriterler demokrasiyi, hukukun

Detaylı

ÜRETĠM TESĠSLERĠ BÖLGESEL BAĞLANTI KAPASĠTE RAPORU 2020-2025

ÜRETĠM TESĠSLERĠ BÖLGESEL BAĞLANTI KAPASĠTE RAPORU 2020-2025 ÜRETĠM TESĠSLERĠ BÖLGESEL BAĞLANTI KAPASĠTE RAPORU 2020-2025 31.07.2015 İçindekiler Ġçindekiler... 2 Amaç ve Kapsam... 7 1. Yöntem... 8 2. Bölgelerin Değerlendirmeleri ve Sonuçlar... 10 2.1. Akdeniz...

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ Erdem ALPTEKĠN Türk finans sistemi incelendiğinde en büyük payı bankaların, daha sonra ise sırasıyla menkul kıymet yatırım fonları, sigorta

Detaylı

11.04.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.04.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.04.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ ġubat ayı cari iģlemler açığı piyasa beklentisi olan -3,1 Milyar doların hafif üzerinde ve beklentilere yakın -3,19 milyar dolar olarak geldi. Ocak-ġubat cari iģlemler

Detaylı

İkinci Bölümde; Global hazır giyim ticareti senaryoları ve Türkiye için hedefler oluģturulmaktadır.

İkinci Bölümde; Global hazır giyim ticareti senaryoları ve Türkiye için hedefler oluģturulmaktadır. SUNUŞ Türk hazır giyim sektörü her dönem sürdürdüğü yatırım eğilimi ve özellikle dıģ talebe bağlı üretim artıģı ile ekonomik büyümenin itici gücü olmakta, yatırım, kapasite ve üretim artıģı ile emek yoğun

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx.08.2014 Sayı 10

HABER BÜLTENİ xx.08.2014 Sayı 10 HABER BÜLTENİ xx.08.2014 Sayı 10 Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre düştü: Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, Temmuz 2014 te bir önceki aya göre 0,8 puan düşerek 0,9 puan değerini

Detaylı

ERASMUS. ERASMUS PERSONEL EĞĠTĠM ALMA HAREKETLĠLĠĞĠ BAġVURU REHBERĠ

ERASMUS. ERASMUS PERSONEL EĞĠTĠM ALMA HAREKETLĠLĠĞĠ BAġVURU REHBERĠ ERASMUS PERSONEL EĞĠTĠM ALMA HAREKETLĠLĠĞĠ BAġVURU REHBERĠ BAġVURU: Erasmus Eğitim Alma Hareketliliği faaliyetinden yararlanmak isteyen personelimizin 06 Kasım 2013 29 Kasım 2013 tarihleri arasında aģağıda

Detaylı

AHMET SELAMOĞLU. ÇalıĢma Ekonomisi ve Endüstri ĠliĢkileri Bölümü

AHMET SELAMOĞLU. ÇalıĢma Ekonomisi ve Endüstri ĠliĢkileri Bölümü AHMET SELAMOĞLU, Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi,, Umuttepe YerleĢkesi, Eski Ġstanbul Yolu, 10. Km. Ġzmit / Kocaeli 0262 303 15 50 direkt / 0262 303 15 48 sekreter 0262 303 15 03 faks 0532 661 88

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

I. BÖLÜM AVRUPA BİRLİĞİ FİNANSAL HİZMETLER TEK PAZARI. I.1 KURUCU ROMA ANTLAġMASI VE FĠNANSAL HĠZMETLER

I. BÖLÜM AVRUPA BİRLİĞİ FİNANSAL HİZMETLER TEK PAZARI. I.1 KURUCU ROMA ANTLAġMASI VE FĠNANSAL HĠZMETLER SUNUŞ 3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye ile AB arasında tam üyelik müzakerelerine baģlanması kararı alınmıģtır. Bu kararın ardından Türkiye ile AB arasında katılım süreci baģlamıģtır. Katılım süreci, Türkiye

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU

1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU TURKISH BANK A.ġ. 1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU A-BANKAMIZDAKĠ GELĠġMELER 1-ÖZET FĠNANSAL BĠLGĠLER Bankamızın 2008 yıl sonunda 823.201 bin TL. olan aktif büyüklüğü

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ 2013 2014 AKADEMĠK YILI ÖĞRENCĠLER ĠÇĠN ERASMUS STAJ HAREKETLĠLĠĞĠ DUYURUSU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ 2013 2014 AKADEMĠK YILI ÖĞRENCĠLER ĠÇĠN ERASMUS STAJ HAREKETLĠLĠĞĠ DUYURUSU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ 2013 2014 AKADEMĠK YILI ÖĞRENCĠLER ĠÇĠN ERASMUS STAJ HAREKETLĠLĠĞĠ DUYURUSU LLP/Erasmus Programı Öğrenci Staj Hareketliliği çerçevesinde 2013 2014 Akademik Yılında programdan yararlanmak

Detaylı

Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı Kurulumu FĠZĠBĠLĠTE ETÜDÜ ÇALIġTAYI

Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı Kurulumu FĠZĠBĠLĠTE ETÜDÜ ÇALIġTAYI Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı Kurulumu FĠZĠBĠLĠTE ETÜDÜ ÇALIġTAYI Projenin GELĠġĠMĠ: KDEP-EYLEM 47 (Kısa Dönem Eylem Planı ) 4 Aralık 2003 tarihli BaĢbakanlık Genelgesi yle e-dönüģüm Türkiye

Detaylı

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

TÜRKİYE DE KOBİ UYGULAMALARI YMM. NAİL SANLI TÜRMOB GENEL BAŞKANI IFAC SMP (KOBİ UYGULAMARI) FORUMU İSTANBUL

TÜRKİYE DE KOBİ UYGULAMALARI YMM. NAİL SANLI TÜRMOB GENEL BAŞKANI IFAC SMP (KOBİ UYGULAMARI) FORUMU İSTANBUL TÜRKİYE DE KOBİ UYGULAMALARI YMM. NAİL SANLI TÜRMOB GENEL BAŞKANI IFAC SMP (KOBİ UYGULAMARI) FORUMU İSTANBUL 21 MART 2011 HOġ GELDĠNĠZ IFAC in Sayın Başkanı, Kurul Üyeleri, Dünyanın dört bir yanından gelmiş

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU

HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU HABER BÜLTENİ 10.11.2015 Sayı 25 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEN UMUTLU Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya göre yükselirken, geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere

Detaylı

I. ULUSLARARASI SPOR EKONOMİSİ VE YÖNETİMİ KONGRESİ

I. ULUSLARARASI SPOR EKONOMİSİ VE YÖNETİMİ KONGRESİ I. ULUSLARARASI SPOR EKONOMİSİ VE YÖNETİMİ KONGRESİ 12-15 EKİM 2011 / İZMİR-TÜRKİYE BİLDİRİLER KİTABI EGE ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ EGE ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU

Detaylı

NIN BANKA BONOSU VE/VEYA ISKONTOLU TAHVĠLLERĠ VE/VEYA TAHVĠLLERĠNĠN HALKA ARZINA

NIN BANKA BONOSU VE/VEYA ISKONTOLU TAHVĠLLERĠ VE/VEYA TAHVĠLLERĠNĠN HALKA ARZINA TÜRKĠYE Ġġ BANKASI A.ġ. NIN BANKA BONOSU VE/VEYA ISKONTOLU TAHVĠLLERĠ VE/VEYA TAHVĠLLERĠNĠN HALKA ARZINA ĠLĠġKĠN SERMAYE PIYASASI KURULU TARAFINDAN 20.01.2011 TARIHINDE ONAYLANAN 26.01.2011 TARĠHĠNDE TESCĠL

Detaylı

Ekonomik Performans Ġçin Olmazsa Olmaz KoĢul: Finansal GeliĢme

Ekonomik Performans Ġçin Olmazsa Olmaz KoĢul: Finansal GeliĢme Ekonomik Performans Ġçin Olmazsa Olmaz KoĢul: Finansal GeliĢme Erdem ALPTEKĠN Finansal geliģme ile ekonomik geliģme arasında güçlü bir bağ olduğu, ülke ekonomilerinin geliģim süreci izlendiğinde açık bir

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Çin Ekonomisi Nisan-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama

Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama İstatistik Genel Müdürlüğü Ödemeler Dengesi Müdürlüğü İçindekiler I- Yöntemsel Açıklama... 3 2 I- Yöntemsel Açıklama 1 Nominal efektif döviz

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE VE ADAY ÜLKELERDE TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER. (Kasım 2011) Ankara

AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE VE ADAY ÜLKELERDE TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER. (Kasım 2011) Ankara AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE VE ADAY ÜLKELERDE TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER (Kasım 2011) Ankara İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR 1. Nüfus 28. Gayri Safi Ulusal Tasarruflar 2. İstihdam 29. Gayri

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

T.C. HARRAN ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı 2010 YILI OCAK-HAZİRAN DÖNEMİ KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

T.C. HARRAN ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı 2010 YILI OCAK-HAZİRAN DÖNEMİ KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU HARRAN ÜNİVERSİTESİ 2010 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı Şanlıurfa 2010 T.C. HARRAN ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı 2010 YILI OCAK-HAZİRAN

Detaylı

AB ve sosyal politika: giri. Oturum 1: Roma dan Lizbon a

AB ve sosyal politika: giri. Oturum 1: Roma dan Lizbon a AB ve sosyal politika: giri Oturum 1: Roma dan Lizbon a AB entegrasyonu Gönüllü süreç Ba ms z Devletler ortak politikalar tasarlamak ve uygulamak amac yla uluslarüstü yap lara Uluslararas Antla malar yoluyla

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006 PARA POLİTİKASI KURULU DEĞERLENDİRMELERİ ÖZETİ Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 1. Para Politikası Kurulu (Kurul), kararlarını enflasyonun orta vadeli hedeflerle uyumlu olmasını

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 I. BÖLÜM İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME OLGUSU: KAVRAM VE BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 I. BÖLÜM İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME OLGUSU: KAVRAM VE BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 I. BÖLÜM İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME OLGUSU: KAVRAM VE BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ 1. İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME KAVRAMI...7 2. EKONOMİK BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ...12 2.1. Coğrafi Ölçek ve İktisadi Bütünleşme

Detaylı

DAHİLDE İŞLEME REJİMİ HAKKINDA GENELGE (2005/2) TELAFİ EDİCİ VERGİ UYGULAMASI

DAHİLDE İŞLEME REJİMİ HAKKINDA GENELGE (2005/2) TELAFİ EDİCİ VERGİ UYGULAMASI ifade eder. DAHİLDE İŞLEME REJİMİ HAKKINDA GENELGE (2005/2) 1- Bu Genelge de geçen kısaltmalardan; TELAFİ EDİCİ VERGİ UYGULAMASI - AKÇT: Avrupa Kömür Çelik Topluluğu nu, - AT: Avrupa Topluluğu nu, - DİİB:

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012)

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/01/2013 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012) ĠÇĠNDEKĠLER 1- TOPLANTILAR... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR... 3 1.2-

Detaylı

BÖLÜM-2 Makro-ekonomide Veri

BÖLÜM-2 Makro-ekonomide Veri BÖLÜM-2 Makro-ekonomide Veri Bu bölümdeki notların hazırlığında aşağıdaki kaynaktan faydalınılımıştır: A PowerPoint Tutorial to Accompany macroeconomics, 5th ed. N. Gregory 1 GSYİH: GAYRİ SAFİ YURTİÇİ

Detaylı

MAYIS AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Avrupa Parlamentosu Seçimleri nde Aşırı Sağın Yükselişi

MAYIS AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. Avrupa Parlamentosu Seçimleri nde Aşırı Sağın Yükselişi MAYIS AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER SİYASİ GELİŞMELER Avrupa Parlamentosu Seçimleri sonuçlandı. Avrupa Parlamentosu Seçimleri nde Aşırı Sağın Yükselişi 2014 Avrupa Parlamentosu Seçimleri, 22-25 Mayıs tarihlerinde

Detaylı

HABER BÜLTENİ xx.02.2016 Sayı 28 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN, ÇALIŞAN SAYISI BEKLENTİSİ ARTTI

HABER BÜLTENİ xx.02.2016 Sayı 28 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN, ÇALIŞAN SAYISI BEKLENTİSİ ARTTI HABER BÜLTENİ xx.02.2016 Sayı 28 KONYA HİZMETLER SEKTÖRÜNÜN, ÇALIŞAN SAYISI BEKLENTİSİ ARTTI Konya Hizmetler Sektörü Güven Endeksi, geçen aya ve geçen yıla göre düştü. Önümüzdeki 3 ayda hizmetlere olan

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

milyon ton Dünya LPG Arz ve Talep Dengesi

milyon ton Dünya LPG Arz ve Talep Dengesi LPG SEKTÖRÜ 1 milyon ton Dünya LPG Arz ve Talep Dengesi 350 300 250 200 150 100 50 0 1990 1995 1998 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2010 2020 Arz Talep 2 Dünya LPG Tüketiminin Dağılımı 2001 Asya 28% Avustralya

Detaylı

Ekonomik ve Sosyal Komite - Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü AB Politikaları AB Konseyi AB Bakanlar Kurulu Schengen Alanı

Ekonomik ve Sosyal Komite - Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü AB Politikaları AB Konseyi AB Bakanlar Kurulu Schengen Alanı Avrupa Komisyonu SCHUMANN Roma Antlaşması Brüksel Almanya - Avrupa Parlamentosu Đktisadi Kalkınma Vakfı Adalet ve Özgürlükler AB - AVRO Politikaları AB Konseyi Bakanlar Kurulu Schengen Alanı Üye Devlet

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge ġubesi Koordinatörlüğünde IV. Uluslararası PolimerikKompozitler

Detaylı

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi T.C İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Finans Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Özeti Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi Prof.

Detaylı

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi 4. Pazarlama AraĢtırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Örnekleme Süreci Anakütleyi Tanımlamak Örnek Çerçevesini

Detaylı

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU) 30 HAZİRAN 2008 TARİHİ İTİBARİYLE MALİ TABLOLAR Oyak Emeklilik

Detaylı

BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU

BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU GOÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Tokat Halk Sağlığı Müdürlüğü BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU Yalçın Önder¹, Rıza Çıtıl¹, Mücahit Eğri¹,

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Petrol ve İthalat: İthalat Kuru Petrol Fiyatları mı?

Petrol ve İthalat: İthalat Kuru Petrol Fiyatları mı? Petrol ve İthalat: İthalat Kuru Petrol Fiyatları mı? Ya petrol fiyatları sadece petrol fiyatları değilse? Yani Türkiye günde altı yüz küsür bin varil olan kendi tükettiği petrolünü üretse, dışarıdan hiç

Detaylı

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI

OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU (ESKİ ADIYLA OYAK EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI DÖVİZ CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU) 30 EYLÜL 2008 TARİHİ İTİBARİYLE MALİ TABLOLAR Oyak Emeklilik

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK

EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK MAYIS 2012 ANKARA EURO BÖLGESİNDE İŞSİZLİK 2 Mayıs 2012 tarihinde Eurostat tarafından açıklanan verilere göre Euro bölgesinde işsizlik oranı, Mart sonu itibariyle 1999 yılında

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 23.Uluslararası Finans Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 23.Uluslararası Finans 23.1.Dış Ödemeler

Detaylı

Ġnternet ve Harekât AraĢtırması Uygulamaları

Ġnternet ve Harekât AraĢtırması Uygulamaları Ġnternet ve Harekât AraĢtırması Uygulamaları Cihan Ercan Mustafa Kemal Topcu 1 GĠRĠġ Band İçerik e- Konu\ Mobil Uydu Ağ Genişliği\ e- e- VoIP IpV6 Dağıtma Altyapı QoS ticaret\ Prensip Haberleşme Haberleşme

Detaylı

Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama

Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama Reel Efektif Döviz Kuru Endekslerine İlişkin Yöntemsel Açıklama İstatistik Genel Müdürlüğü Ödemeler Dengesi Müdürlüğü İçindekiler I- Yöntemsel Açıklama... 3 2 I- Yöntemsel Açıklama 1 Nominal efektif döviz

Detaylı

II. MALİ SEKTÖRÜN GENEL YAPISI

II. MALİ SEKTÖRÜN GENEL YAPISI II. MALİ SEKTÖRÜN GENEL YAPISI Türk mali sektörü 27 yılının ilk altı ayında büyümesini sürdürmüştür. Bu dönemde bankacılık sektörüne yabancı yatırımcı ilgisi de devam etmiştir. Grafik II.1. Mali Sektörün

Detaylı

TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01 / 01 / 2010-30 / 06 / 2010 DÖNEMİNE AİT YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU

TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01 / 01 / 2010-30 / 06 / 2010 DÖNEMİNE AİT YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01 / 01 / 2010-30 / 06 / 2010 DÖNEMİNE AİT YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU 1 OCAK 2010 30 HAZĠRAN 2010 DÖNEMĠNE AĠT FAALĠYET RAPORU 1. Rapor Dönemi, Ortaklığın unvanı, yönetim

Detaylı

İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR

İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR İÇİNDEKİLER NÜFUS VE İŞGÜCÜ PİYASASI TASARRUFLAR 1. Nüfus 28. Gayri Safi Ulusal Tasarruflar 2. İstihdam 29. Gayri Safi Tasarruflar (özel sektör) 3. İşsizlik Oranı 30. Gayri Safi Tasarruflar (genel devlet)

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ SAYI:15 NİSAN 2004/2

AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ SAYI:15 NİSAN 2004/2 Hazırlayan: Müge ÇAKAR İÇİNDEKİLER 1. AB- TÜRKİYE SON DAKİKA 1.1. AB-Türkiye İlişkileri nde Kıbrıs 2. AB den ÖNEMLİ BAŞLIKLAR 2.1. Avrupa Birliği nde Tarihi Genişleme AVRUPA BİRLİĞİ BÜLTENİ AB SERVİSİ

Detaylı

www.binnuryesilyaprak.com

www.binnuryesilyaprak.com Türkiye de PDR Eğitimi ve İstihdamında Yeni Eğilimler Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK Türk PDR-DER Başkanı 16 Kasım 2007 Adana Türkiye de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri Başlangıcından günümüze

Detaylı

Türkiye Ekonomisi: Bazı Yapısal Sorunlar. Fatih Özatay 30 Mart 2012

Türkiye Ekonomisi: Bazı Yapısal Sorunlar. Fatih Özatay 30 Mart 2012 Türkiye Ekonomisi: Bazı Yapısal Sorunlar Fatih Özatay 30 Mart 2012 Krizlerde keskin hareketler Krizlerde keskin hareketler 2011 deki durum 2011 AB tartışmalarıyla geçti. Özellikle yılın ikinci yarısında

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı 2009 YILI TEMMUZ - ARALIK DÖNEMİ KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı 2009 YILI TEMMUZ - ARALIK DÖNEMİ KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU 2009 YILI TEMMUZ - ARALIK DÖNEMİ KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU Kamuda Stratejik Yönetim anlayışının temelini oluşturan kaynakların etkili ve verimli bir şekilde kullanılması ilkesi çerçevesinde,

Detaylı

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir.

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir. Durumsallık YaklaĢımı (KoĢulbağımlılık Kuramı) Durumsallık (KoĢulbağımlılık) Kuramının DoğuĢu KoĢul bağımlılık bir Ģeyin diğerine bağımlı olmasıdır. Eğer örgütün etkili olması isteniyorsa, örgütün yapısı

Detaylı

Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi

Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi Cahit YILMAZ Kültür Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İstanbul c.yilmaz@iku.edu.tr Key words:kredi,büyüme. Özet Banka kredileri ile ekonomik büyüme arasında

Detaylı

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ Türk Akreditasyon Kurumu Personel Akreditasyon Başkanlığı Akreditasyon Uzmanı 1 Ülkemizde ve dünyada tüm bireylerin iģgücüne katılması ve iģgücü piyasalarında istihdam edilebilmeleri için; bilgiye dayalı

Detaylı

AKDENĠZ GENEL BALIKÇILIK TOPLANTISI

AKDENĠZ GENEL BALIKÇILIK TOPLANTISI AKDENĠZ GENEL BALIKÇILIK TOPLANTISI 13. Alt komisyon Toplantısı FAO Genel merkezi ROMA / ĠTALYA Katılımcı Filiz KĠġTĠN 27.3.2013 AMAÇ FAO tarafından desteklenmekte olan Doğu Akdenizde Sorumlu balıkçılığın

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

HABER BÜLTENİ Sayı 42

HABER BÜLTENİ Sayı 42 KONYA PERAKENDE SEKTÖRÜ DURAĞAN SEYRETTİ: HABER BÜLTENİ 04.08.2015 Sayı 42 Konya Perakende Güven Endeksi (KOPE) değeri geçen aya göre önemli bir değişim göstermedi. Önümüzdeki 3 aydaki satış fiyatı ve

Detaylı

ürünümü tüm dünyada koruyabilir miyim?

ürünümü tüm dünyada koruyabilir miyim? Hayır. Türkiye de patent başvurusu yapmakla ürünümü tüm dünyada koruyabilir miyim? Sadece, 1 Kasım 2000 tarihinden itibaren Türkiye nin de dahil olduğu 38 Avrupa ülkesi tarafından kabul edilen ve ayrıca

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 113 Şubat 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜM AB VATANDAŞLARI İÇİN VİZESİZ TÜRKİYE Deniz SERVANTIE İKV Uzman Yardımcısı Deniz SERVANTIE 27 Ekim 2014 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr TÜM AB VATANDAŞLARI

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm CPB nin açıkladığı verilere göre Temmuz ayında bir önceki

Detaylı

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101]

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] 5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] KARAR ADI NO E 2011/101 Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri ĠLGĠLĠ DĠĞER KARARLA R T...... 2005/201 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sisteminin

Detaylı

ÖZGEÇMĠġ. Derece Alan Üniversite Yıl. Enstitüsü

ÖZGEÇMĠġ. Derece Alan Üniversite Yıl. Enstitüsü 1. Adı Soyadı : ÖZGÜL DAĞLI ÖZGEÇMĠġ 2. Doğum Tarihi : 31.05.1977 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans ĠletiĢim Sanatları Anadolu Üniversitesi ĠletiĢim

Detaylı

HEKTAŞ TİCARET T.A.Ş. Sayfa No: 1 SERİ:XI NO:29 SAYILI TEBLİĞE İSTİNADEN HAZIRLANMIŞ YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU

HEKTAŞ TİCARET T.A.Ş. Sayfa No: 1 SERİ:XI NO:29 SAYILI TEBLİĞE İSTİNADEN HAZIRLANMIŞ YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU Sayfa No: 1 1. Raporun Dönemi 01.01.2012-30.09.2012 2. Ortaklığın Unvanı HektaĢ Ticaret T.A.ġ. 3. Yönetim ve Denetleme Kurulu Üyeleri Türk Ticaret Kanunu ve ilgili düzenlemeler gereğince ġirketimiz Ana

Detaylı

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER 20. yy.da meydana gelen I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ve telafisi imkânsız büyük maddi zararlar meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumun

Detaylı

LPG Sektörü ve Sorunları 21.06.2013 1

LPG Sektörü ve Sorunları 21.06.2013 1 LPG Sektörü ve Sorunları 21.06.2013 1 AMACIMIZ TÜRK ĠNSANINA ÇAĞDAŞ TEMİZ KONFORLU UCUZ YÜKSEK KALİTELİ BĠR ENERJĠ SUNMAK 21.06.2013 2 BUGÜN 57 dağıtım Ģirketi, 15.000 adedi aģan yetkili bayi, 30.000 dolayında

Detaylı

Sosyoekonomi / 2006-2 / 060208. Deniz Aytaç. Sosyo Ekonomi

Sosyoekonomi / 2006-2 / 060208. Deniz Aytaç. Sosyo Ekonomi Sosyoekonomi / 2006-2 / 060208. Deniz Aytaç Sosyo Ekonomi Temmuz-Aralık 2006-2 Maastricht Antlaşması Yakınlaşma Kriterleri Çerçevesinde Bütçe Disiplini ve Türkiye ile İlgili Bir Karşılaştırma Deniz Aytaç

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Komşular SUNAR T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Asgari Ücretin Tanımı Çalışan bir kişinin en azından temel ihtiyaçlarını

Detaylı

UTĠKAD. HOġGELDĠNĠZ 25. YILIMIZI KUTLUYORUZ! 26.01.2011

UTĠKAD. HOġGELDĠNĠZ 25. YILIMIZI KUTLUYORUZ! 26.01.2011 HOġGELDĠNĠZ 25. YILIMIZI KUTLUYORUZ! 26.01.2011 GÜNDEM UTĠKAD FAALĠYETLERĠ VE YENĠ DÖNEM HEDEFLERĠ Kosta SANDALCI UTĠKAD Yönetim Kurulu BaĢkan Yrd. ĠZMĠR BÖLGESĠ FAALĠYETLERĠ Volkan BIKMAZ UTĠKAD Ġzmir

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl

Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Çetin DOĞAN 2. Doğum Tarihi : 28.01.1964 3. Unvanı : Profesör 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Doktora İktisat Bölümü Bradford Üniversitesi, 1993 İngiltere

Detaylı

AVRUPA ORTAK ENERJĠ POLĠTĠKASINDA ELEKTRĠK ENTERKONEKSĠYONLARININ ÖNEMĠ VE TÜRKĠYE NĠN KONUMU

AVRUPA ORTAK ENERJĠ POLĠTĠKASINDA ELEKTRĠK ENTERKONEKSĠYONLARININ ÖNEMĠ VE TÜRKĠYE NĠN KONUMU AVRUPA ORTAK ENERJĠ POLĠTĠKASINDA ELEKTRĠK ENTERKONEKSĠYONLARININ ÖNEMĠ VE TÜRKĠYE NĠN KONUMU Nazif Hülâgü SOHTAOĞLU Duygu PAPUR İ.T.Ü. Elektrik-Elektronik Fakültesi, Elektrik Mühendisliği Bölümü 1951

Detaylı

Ekonomik Ticari Gelişmeler

Ekonomik Ticari Gelişmeler Ekonomik Ticari Gelişmeler 3 Mayıs 2011 1 / 24 İçindekiler Giriş Sektör Haberleri Ülkelere Göre Çıkış Sayıları Haftalık Makroekonomik Gelişmeler 2 / 24 Yükselen Değerler Mart ayında İmalat Sanayi Genelinde

Detaylı

Bireysel Emeklilik Fon Bülteni...

Bireysel Emeklilik Fon Bülteni... Haziran 2015 Ferdi Bireysel Emeklilik Fon Bülteni... Geleceğinizi Beraber Şekillendirelim Değerli Katılımcımız, Bireysel Emeklilik Sistemi uzun vadeli bir yatırım anlayıģına dayalı, Ģeffaf ve güvenli,

Detaylı