İSCİ KARDESLİĞİ. mazluma dini, milliyeti sorulmaz! Daşdemir ile Elif Akgün ün açıkla- ettiği geçmişin faşizan uygulamalarını

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İSCİ KARDESLİĞİ. mazluma dini, milliyeti sorulmaz! Daşdemir ile Elif Akgün ün açıkla- ettiği geçmişin faşizan uygulamalarını"

Transkript

1 ya işçi - yoksul köylü hükümeti, ya kıyamet! İSCİ KARDESLİĞİ Sayı 38 Haziran YTL... İşçi Kardeşliği Partisi merkezi gazetesidir mazluma dini, milliyeti sorulmaz! DÜNYA REKORU BİZDE! Dakikada dokuz kişi işsiz kalıyor KESK e yapılan saldırıları kınıyoruz AKP KESK ten Elini Çek! AKP sağ sol demeden, bütün işçi ve emek Gülçin İsbert ve eski üyelerden Abdurrahman Daşdemir ile Elif Akgün ün açıkla- örgütlerine faşizan saldırılarını sürdürüyor. Terör örgütü ile ilişkilerin araştırılması ma yapılmadan gözaltına alınması aslında adı altında yapılan ve asıl amacı işçileri ve işçi başbakanın geçtiğimiz günlerde şikayet örgütlerini baskı altına almak olan bu saldırıyı İşçi Kardeşliği Partisi olarak kınıyoruz. bugünde sürdürdüğünü apaçık gösteriyor. ettiği geçmişin faşizan uygulamalarını 29 Mayıs sabahı erken saatlerde KESK İKP olarak KESK in arkasında olduğumuzu bildiriyor ve hükümetin bu sal- genel merkeziyle beraber dört ilde yapılan baskınlar, savcılar olmadan yapılan aramalar dırıları durdurmasını ve acilen tutukluların serbest bırakılmasını ve yönetim kurulu üyesi Songül Morsümbül, istiyoruz. İşten çıkarma zulmüne daha ne kadar sessiz kalınacak? İKP Merkez Yürütme Kurulu Ey patronlar sınıfı ve onların hükümetlerinin temsilcileri! Sizler, bir anda işsiz kalmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Zaten zar zor ödemekte olduğunuz ev kiranızı hiçbir şekilde ödeyemeyecek durumda kalmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Bakkala, manava, fırsatınız olursa eğer kasaba ettiğiniz borçları ay sonunda ödeyemeyecek devamı 2. sayfada

2 GÜNCEL İşten çıkartmalar yasaklansın! kapaktan devam olmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Çocuğunuzun küçük okul masraflarını bile karşılayamayacak olmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Ya da kahveye yazdırdığınız çay hesaplarını ödeyemeyip, artık oralarda arkadaşlarınızla bile buluşamayacak hale gelmenin ne demek olduğunu bilir misiniz? Eczaneden bir aspirin bile satın alamayacak olmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? Bütün bunların nasıl büyük bir zulüm olduğunu bilir misiniz? Tabii ki, bunların hiçbirini bilmezsiniz. Ama en azından şunu bilin ki, bu memleketi bu hale siz getirdiniz. Bizim analarımız da babalarımız da ve hatta ninelerimiz ve dedelerimiz de savaş dönemleri dışında şehirde olsun köyde olsun bugünkünden daha iyi yaşıyorlardı, çok daha mutluydular. Yıllar geçtikçe hep daha kötü ve daha mutsuz yaşıyoruz, eğer buna yaşamak denirse. Bütün bunların sorumlusu sizsiniz. Eğer bugün Türkiye de Devlet İstatistik Enstitüsü nün resmi rakamlarına göre sadece Ocak ayı içinde 380 bin kişi işten atılmışsa, bu demektir ki, dakikada 9 kişi işten atılıyor. Yukarıda sıraladığımız zulme uğrayan bu insanlar ve aileleri. Bu demektir ki, biz işten atılanlar, yıllardır sizlerin ve ailelerinizin bir eli yağda, bir eli balda olması için çalışmışız. Sizin daha fazla eğlenmeniz, daha fazla gezmeniz, daha büyük düğünler yapmanız, Boğazda daha fazla havai fişek patlatmanız için çalışmışız. En güzel yemekleri yemeniz için akıtmışız alın terimizi. İşçi Kardeşliği Sayı: 38 Haziran 2009 Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: İşçi Kardeşliği Partisi adına Engin Bodur Yönetim Yeri: İKP Genel Merkezi Öncebeci Mh. İncesu Cd. Doğan Apt. 7/B Çankaya/Ankara Tel: (312) İnternet: Hesap No: PTT Posta Çeki: Akbank: Baskı: Selin Ofset Güven Sanayi Sitesi B Blok No:345 Topkapı/İstanbul Tel: (212) Bütün bunların suçlusu sizsiniz, ama tabii ki tek başınıza değil! Siz zaten bizim hep karşımızdasınız. Daha iyi yaşama koşullarına sahip olmamıza da karşısınız, çünkü daha yüksek ücret almamıza karşısınız. Bizim alacağımız bir kuruş daha yüksek ücretin sizin sefahatinizi bozacağını düşünürsünüz ve sonunda sıkıştığınızda bizi kapının önüne koymakta tereddüt bile etmezsiniz. Ama dedik ya, tek suçlu değilsiniz, çünkü nihayetinde siz bizim düşmanımızsınız. Ama bizim bir de dostlarımız var, yani kendi örgütlerimiz ve sendikalarımız var. Onlar bu gidişe ses çıkartmayarak suça iştirak ediyorlar. Yapılması gereken onların suçlu durumundan kurtulmasını sağlamaktır. Sendikalarımız krizden bu yana yüz binlerce üyelerini kaybettiler. Görülen o ki daha da kaybetmeye devam edecekler. Bu gidişe DUR demek için bir İŞTEN ÇIKARMALAR YASAK- LANSIN KOMİTESİ oluşturulmak zorundadır. Bu komitede tabii ki EMEK PLATFORMU nun bütün bileşenleri yer almalı ve ilk elde işten çıkarmaların yasaklanması için ülke çapında bir imza kampanyası açılmalıdır. Böyle bir kampanyaya imza atmayacak bir işçi sendikası yöneticisi olmayacağı gibi, sendikalı bir işçi de olamaz. Sendikasız işçilerin ve işsizlerin imza atmayacağını düşünmek daha da manasız olur. Böyle bir kampanya birkaç ay içinde milyonların imzasını kolaylıkla elde edebilir. Komite, imza atan bütün imzacıların kendi birim toplantılarını örgütlemeli ve milyonlarca imzacı sonuçta Türkiye nin dört bir yanından sonbaharda Ankara ya yapılacak bir yürüyüşü hedeflemelidir. İşten çıkarmaların yasaklanması bir kanun işidir ve bunun Millet Meclisi nden geçmesi gerekir. Yürüyüş bu yüzden Ankara ya olmalıdır. Ankara ya yürüyüş komitelerinin ülke çapında örgütlenmesi, bu yürüyüş gerçekleştiği takdirde sınıfa olağanüstü bir moral verecek ve kendi gücünü görmesine neden olacaktır. Türkiye işçi sınıfının buna fazlasıyla ihtiyacı vardır. İşçi Kardeşliği Partisi bu hedef doğrultusunda elindeki bütün imkânları seferber edeceğinin sözünü şimdiden verir. 50/D'ye karşı Mücadelede İkinci Kazanım "Doktoralı işsiz olmayacağız" sloganıyla harekete geçen ve iş güvencesiz çalışmayı dayatan 50/D yerine 33/A maddesiyle çalışmak isteyen üniversite araştırma görevlileri 18 Mayıs'ta yeni bir kazanım elde ettiler. Doktorasını başarıyla vermiş, dolayısıyla işsiz kalmak üzere olan araştırma görevlilerinin 33/A'ya geçirilmesinin ardından, bu uygulamayı gündeme getiren YÖK kararının yürütmesi Danıştay tarafından durduruldu. Çeşitli üniversitelerde basın açıklamaları yapan, paneller düzenleyen, İstanbul Üniversitesi'nde geceleyen, Ankara'da eylem düzenleyen ve son olarak İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü'nde süresiz çadır eylemine başlayan araştırma görevlileri nihai talepleri olan 50/D uygulaması tümüyle kaldırılana ve üniversitelerde iş güvencesi sağlanana kadar mücadeleye devam edecekler. IBM Türk te işkolu davasını işçiler kazandı IBM Türk şirketinin Çalışma Bakanlığı aleyhine işkolu tespitini değiştirmek için açtığı dava 28 Nisan daki duruşmada IBM Türk aleyhine sonuçlandı. Buna göre işyeri IBM in iddiası olan genel işler işkolu yerine Tez Koop-İş in yetkili olduğu ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolunda kaldı. İşverenin asıl amacı sendikalaşmayı geciktirmek/engellemek olduğundan temyize gitmesi, temyizin de iki ay içinde sonuçlanması bekleniyor. İşverenin sendikanın yetkisine itiraz ettiği diğer dava ise devam ediyor ve işkolu davasının sonuçlanmasını bekliyordu. Şimdi umulan bu davanın birinci davanın temyiz sürecini beklemeden alınan kararı uygulaması. IBM Türk çalışanları yaklaşık bir buçuk yıl önce toplu sözleşme yetkisi olmayan Bil-İş ten Tez Koop-İş e geçmiş, ancak işverenin hukuki engellemelerinin yanı sıra baskılarla ve işyeri temsilcilerinin işten atılmasıyla karşı karşıya kalmışlardı. Bizim Taraf Zeki Kılıçaslan Yerel seçimler sonrası siyasette yeni dönem ve sınıf mücadelesi AKP yerel seçimlerden küçülmüş olarak çıktı. İlk defa bu seçimlerde oylarını artıramayan AKP nin bir düşüş dönemine girdiği görülmektedir. AKP oyları, bazı bölgelerde MHP ye çok yerde de Saadet Partisi ne kaymıştır. Fakat AKP ye oy veren eski merkez sağ-liberal bazı seçmenlerin de ciddi bir merkez sağ partinin yokluğu koşullarında bazı yerlerde CHP ye oy verdiği görülmektedir. Seçimlerde ilk olarak türban-laiklik tartışmasını öne çıkarmayan ve büyük kentlerde seçim çalışmalarını kısmen de olsa yoksul semtlere doğru kaydıran CHP, özellikle de seçmene daha yakın popüler adayının olduğu İstanbul da kısmi bir başarı kazanmış ve umutlanmıştır. Ama CHP nin İl Genel Meclisi nde aldığı oylara bakarsak önemli bir ilerleme sağlamadığı ortadadır. AKP tabanını korumaya yöneldi Halen çok önemli bir güce sahip olan AKP, özellikle hükümette yaptığı değişikliklerle Saadet Partisi nin yükselişini dikkate aldığını göstermiş ve gelecek genel seçimlere kadar özellikle kendi tabanını koruma stratejisini öne çıkarmıştır. CHP ise daha popülist politikalarla geniş kesimlere yönelme yanında gelecek seçimlerde AKP nin mutlaka iktidardan gitmesi gerektiği söylemi etrafında bütün sol, sosyal demokrat ve merkez liberal kesimleri kendi etrafına çekme stratejisini uygulayacağının işaretlerini vermektedir. Sol/sosyalist güçlerin CHP karşısındaki sınavı İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz ortamını ve siyasetteki bu gelişmeleri dikkate aldığımızda önümüzdeki genel seçimlere kadarki süreçte anlamlı bir sınıf/emek/sosyalist temelli siyasal alternatifi oluşturma çabasının bazı imkânlar yanında önemli engellere de sahip olduğunu görmekteyiz. Yerel seçimlerde özellikle Ankara ve İstanbul da olduğu gibi sol/sosyalist güçler güya DTP ile ittifak içinde gibi görünseler de tabanları ve yakın çevreleri CHP adaylarını desteklemiştir. Tıpkı 12 Eylül öncesi günlerde Dev-Yol ve TKP gibi büyük sol yapıların yaptığı gibi, seçim aralarında sosyalizm/devrim söylemleri öne çıkarılırken seçimlerde kitleler farklı söylemler altında CHP ye yönlendirilmiş veya yönlenmek zorunda kalmıştır. Sosyalist yapıların daha da küçülerek gireceği anlaşılan yeni süreçte son seçimlerde yaşanan bu eğilimin daha da artması beklenebilir. Kriz ve bağımsız bir sınıf/emek siyaseti Hâlbuki kriz koşulları işçi/emekçi ve yoksul kitlelerin sermayenin tüm eğilimlerinden bağımsız olarak siyasallaşması için anlamlı bir fırsat zeminini de oluşturmaktadır. Kriz döneminde işten atılmalara ve işsizliğe karşı mücadeleden başlayarak emekçilerin ve yoksul halkın talepleri doğrultusunda sendikaların da katılacağı bir mücadele süreci başlatılabilirse kitlesel bir sınıf/emek siyaseti yanlısı sosyalist güçler birleşip gelişebilirler. Fakat bunun başarılması her şeyden önce işçi kitlesi içindeki yapay sağ-sol tartışmasının değil sınıfın bir bütün olarak sermayenin her kesiminden bağımsızlaşmasını temel alan yeni bir siyasal söylem ve eylem tarzının benimsenmesi ile mümkündür. CHP ve AKP aynı tarafa konmadan kitlesel bir sınıf/emek tarafı oluşturulamaz AKP ve ona alternatif olarak SP gelecekte de genelde dini siyasal söylem yanında sosyal devlet imkânlarını yitirmiş yoksul kitlelere yönelik dayanışma faaliyetleri ile her şeye rağmen işçi, emekçi yoksul halk kitlelerini etrafında tutma mücadelesine odaklanacaklardır. Kitleler gözünde solu temsil eden CHP ise kriz koşullarından yararlanarak yoksul kesime yönelmeye çalışırken asıl olarak yaşam tarzlarının tehdit altında olduğunu düşünen aydın orta sınıf ve alevi kitlelerden destek almaya devam edecektir. Bu koşullarda emek/sermaye ve zengin/yoksul çelişkisini temel alıp egemen güçlerin sağ partisi olarak AKP ve sol olarak CHP ye aynı netlikle karşı tavır gösteremeyen bir siyasetin işçi ve yoksul halk kitlelerine dayanan bağımsız bir taraf oluşturması mümkün görünmemektedir. İşte bu gereklilik, ezberlediklerimiz dışında yeni bir siyasal söyleme olan ihtiyacımızı işaret etmektedir. 2 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

3 GÜNCEL AKP sendikalara son darbeyi vurmaya hazırlanıyor 2821 ve 2822 sayılı sendikal kanunların değişmesi gündemde Hükümet Sendikama Dokunma! Geniş anlamda iş hukuku mevzuatı, işçi sınıfının taarruz döneminde onun eylemlerine birer engel teşkil edebileceği gibi, geri çekilme dönemlerinde ise o ana dek sınıflar mücadelesinde elde etmiş olduğu mevzilerin birer toplamına da tekabül edebilmektedir. Bu düzenlemeler sınıf mücadelesinin daha yüksek olduğu ve birer korunak sağladığı anların yadigârı olarak patronlara karşı işçilerin küçük ölçekli mücadelelerinde içine sığınılabilir bir siper görevi görebilir. Bugün geldiğimiz noktada patronlar ve onların hükümetleri tarafından icat olunan her yeniliğe şüphe ile yaklaşmamız ve dengenin aleyhimizde bozulduğu toplumsal koşullarda gerçekleştirilen bu yasal düzenlemelerin içerisine birçok şeytanî hilenin sirayet etmiş olabileceğinden kuşkulanmamız doğaldır. AKP Hükümeti nin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı efsunu ile gözlerimizi boyamaya çalışmasının arkasında yer alan sırrı açığa kavuşturmak lazım. Selef Çalışma Bakanı, 1 Mayıs arifesinde Bayram Kanunu ile Sendikalar Mevzuatı değişikliklerini de Sendika düşmanlığına yine ceza davası 36. sayımızda duyurduğumuz; ATV-Sabah grubunda çalışanları sendikadan istifaya zorlayan Levent Tayla ya Ender Ergun un açtığı davanın ardından Perihan Özcan da yine Levent Tayla ya TCK 118. maddeden dava açtı. Türk Ceza Kanunu nun 118. maddesi sendikaya üye olmak veya üyelikten çıkmak için baskıya hapis cezası öngörüyor. Bu madde şimdiye kadar hiç uygulanmamış olsa da ve ceza davaları çok uzun sürse de eninde sonunda adaletin yerini bulacağına ve sendika düşmanlığının cezasız kalmayacağına inanıyoruz. oldubittiye getirmenin telaşını yaşamış olsa da bu değişiklik gazetemizin hazırlandığı bugünlerde ancak Meclis gündeminde yer bulabilmiştir. Şimdi değişikliğin birkaç noktasına göz atalım ve bu konuların sendikalarımızda derinlemesine tartışılmasını sağlayalım: Taslak neden sendikaların tüzel kişiler tarafından da kurulabileceğini kayıt altına almaktadır? İşveren sendikaları bakımından eski düzenlemede buna zaten yer veriliyordu. Yoksa müstakbel özel istihdam büroları, birer işçi taciri sıfatıyla işçi sendikalarında da mı üyelik hakkı bulabilecektir? Taslak, işyerinin işkolu tescili sürecini toplu sözleşme sürecinden soyutlayarak aslında paravan işçi sendikalarına itiraz yolunu mu açmak istiyor? Patron ve hükümet sendikacılığına imkân tanıyan bu düzenlemenin anlamı nedir? Neden işkolu tescilini devlet yapmayı bırakıyor da, bu işlemi yapma hakkını önce patronlar kullanıyor, örgütlenmeyi yapan sendika işkolunu da belirlemiyor da, ancak itirazcı olabiliyor? Taslak neden sendika kuruluş aşamasında bugünkü Kanunda yer almayan bir düzenleme getirerek doğrudan Valilik makamına eksiklikleri giderme talimatı verme yetkisi getiriyor? Sendika yönetim kurullarına verilen, tüzük değişikliğini genel kurul toplamadan ve idari bir makamın düzeltme talebi doğrultusunda gerçekleştirme yetkisi ile beraber ele alındığında hükümet kuvvetleri ile sendika yönetimlerinin birer yönetişim örneği olacak olan bu düzenleme yoluyla sendikaların bağımsızlığına gölge düşmeyecek midir? Sendika yönetimlerinin şubeleri kapatma yetkisini genişletmek nasıl olurda sendika içi demokrasiyi geliştiren bir biçime sahip olabilir? Sendikalara yönetici olabilmek için fiilen çalışma şartının kaldırılmasına imkân sunan değişiklik nasıl bir yönetim anlayışına hizmet ediyor? Sendika yöneticilerinin taban ile bağlarını sıkı tutmak gerekmez mi? İşçi neden üyelikten çekildiğine dair beyanı patronuna iletmek mecburiyetindedir? Noter şartı kaldırılırken neden bu husus muhafaza edilmiştir. Profesyonellerin işyerine geri dönüş hakları neden kısıtlanıyor ve patronlara fesih imkânı sağlanıyor? Neden iş güvenceleri yetkili olunan devre ile sınırlandırılıyor? Neden sendika şubelerine kendi alanları ile sınırlı dava taraf ehliyeti verilmiyor? Sınırlı yetkili tüzel kişilik verilmesi hiç düşünülmüyor? Sendikalar hangi gerekçe ile iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimlerini Bakanlık ile işbirliği içerisinde yürütmelidir? Devlete bağımlı iç eğitim olur mu? AKP, posta işlerini sessiz sedasız taşerona verecek KESK e bağlı Haber-Sen, AKP Hükümeti nin, PTT nin posta ayırım ve dağıtım hizmetlerini taşeronlaştırmak için, 5584 sayılı Posta Kanunu nda değişiklik öngören bir tasarıyı 29 Nisan da Meclis ten geçirdiğini duyurdu. Kanuna eklenen maddelerden biri şöyle: PTT İdaresi, postaların ayırım ve dağıtım işlerini ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürebilir. Sendikadan yapılan yazılı açıklamada, taşeron firmalara iş vermenin gerekçesi olarak PTT nin personel ihtiyacının gündeme getirildiği; oysa PTT ye personel almayanın yine hükümet olduğu belirtildi. Açıklamada, Posta ayırım ve dağıtım hizmetlerini taşeron eliyle gördürmeyi amaçlayan yasa tasarısı meclisten oy çokluğu ile geçti. Sendikamız söz konusu yasayı engellemeye yönelik yoğun çaba içerisine girmiştir dendi. Mersin Limanı özelleştirilmesinden sonra Mersin International Port (MIP, Mersin Uluslararası Limanı) adını almıştı. Limanı işleten bu firmanın yükleme, boşaltma ve nakliye işleri Akan-Sel nakliyat şirketi tarafından yapılmaktaydı. Bu firmada çalışan işçiler Türk-İş e bağlı TÜMTİS e (Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası) üye olduktan sonra kriz bahanesiyle işten atılmışlardı. 130 gün süren mücadele kazanımla sona erdi. TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk basın açıklamasında şöyle konuştu: Sendikamıza üye olduklarından dolayı işten atılan 140 üyemiz hemen, geriye kalan 49 üyemizin ise en geç bir ay içerisinde işbaşı yaptırılacağı MIP ve MPO yetkilileri ile yapılan PTT özelleştirilecek Sendikanın açıklamasının şu bölümleri dikkat çekiyor: Bu yasa değişikliğine neden karşıyız: Bu yasa ile bundan böyle PTT de kadrolu postacı işe alınmayarak, iş güvencesiz, düşük ücretli taşeron firma çalışanları istihdam edilecek, Bu yasa ile PTT nin mektup, kayıtlı gönderi ve tebligat üzerindeki tekeli fiilen kalkacak ve PTT nin özelleştirilmesinin önü açılacaktır. Bu yasa ile çalışanların emeği devlet eliyle sömürülecek, hiçbir emek sarf etmeden taşeron firma sahiplerine milyon TL ler aktarılacaktır. Bu yasa ile PTT nin asli görevi olan posta ayırım ve dağıtım hizmetleri üçüncü kişilere devredilerek bir ilk yaşanacak. Özel sektörde dahi firmalar iş yasası gereği ana üretim birimlerinde taşeronlaştırmaya başvuramazken PTT, bu uygulama ile devlet içinde bir ilke imza atacak. Mersin Liman İşçileri Mücadeleyi Kazandı Mersin Limanı nda faaliyet gösteren Akan Sel şirketinde çalışan ve TÜMTİS e (Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası) üye oldukları için işten atılan 192 Liman işçisinin direnişi başarıyla tamamlandı. görüşmeler sonucunda işveren yetkilileri tarafından kabul edilmiştir. 128 gündür liman A Kapısı önünde mücadele ettiğimiz arkadaşlarımız, işleri için, ekmekleri için, onurları için mücadele ettiler. Üyelerimize dönük çok yoğun baskılar yaşandı, sindirme politikaları izlendi fakat liman işçisi üyelerimiz sendikamız ile birlikte sonuna kadar direndiler. Liman direnişimiz Mersin deki emek örgütlerinin, halkının da desteği ile daha da büyüdü, güçlendi. Bugün gelinen noktaya emek örgütlerinin, kardeş sendikaların destekleri ile geldik. Ana işverenle yapılan görüşmelerde işten çıkarılan işçilerin tamamının işlerine geri dönecekleri taahhüt edildi. Bu bir başlangıçtır, yani mücadele bitmiş değildir. Mücadelemiz işyerlerinde TİS imzalanıncaya kadar devam edecektir. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 3

4 GÜNCEL 1 Mayıs ın bölünmesi patronların iştahını kabartıyor, işçi sınıfı hükümetin ve patronların hamiliğinde Taksim e giriyor! Birlik, Mücadele, Dayanışma günlerine geri dönmeli 1 Mayıs: Bölünmenin Adı Kadıköy de 1 Mayıs Eskişehir de bölünmenin eşiğinden dönüldü B u 1 Mayıs ta binlerce işçi ve emekçi krize karşı talepleriyle Kadıköy deydi. Başta Türk-İş olmak üzere Kamu-Sen ve demokratik kitle örgütlerinin katıldığı gösteride işçiler, bir yandan bayram coşkusunu yaşarken bir yandan da krize ve patronlara karşı mücadele sloganlarını yükselttiler. Tatil olmasına rağmen işçiler, evlerinde dinlenmek yerine bayramlarını kutlamaya, taleplerini seslendirmeye sendikalarıyla birlikte geldiler. Alandan yükselen sloganlar krize karşı bankalara el konması, hükümetin sendikalara müdahalesinin son bulması, sendikal bürokrasinin hükümete teslim olmaması taleplerini içeriyordu. 1 Mayıs ın bölünmüş olmasından kaynaklanan üzüntü kürsüyü ve kitleyi etkiledi ancak Taksim de 1 Mayıs ı kutlamaya çalışan işçi kardeşlerimize selam da eksik edilmedi. Almanya dan Türkiye işçi sınıfını desteğe gelen bir kadın sendikacının ağzından bu burukluk şöyle ifade edildi: Yüreğimiz Taksim de ama sınıf bilincimiz bizi Kadıköy alanına getirdi. Yalansız Dolansız Şadi Ozansü 1 Mayıs 2009! Kim ne derse desin, son yılların en zayıf 1 Mayıs gösterisine tanık olduk. Yerel seçim sonuçlarının da açık bir şekilde gösterdiği gibi işçi örgütlerinin yandaşları bu seçimlerden her zaman olduğundan daha büyük bir bozgunla çıktılar. Bu yıl 1 Mayıs a gelindiğinde işçi konfederasyonları - Hak-İş i bir kenarda tutarsak- geçen yıla göre bile çok daha büyük bir moral bozukluğu içindeydiler. Nitekim sadece sınıfın örgütsüz geniş kesimleri değil, bizzat örgütlü kesimleri de çürümüş kapitalizmin krizinden fazlasıyla nasiplerini aldıklarından ne yapacaklarını 4 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ T ürkiye nin her yerinde olduğu gibi Eskişehir de de emekçiler 1 Mayıs alanlarındaydı. Özellikle ekonomik krizin kendini daha fazla hissettirdiği bir dönemde 1 Mayıs 2009, işçiemekçiler için daha da anlam kazandı. İşçi sendikaları tam da birlik olmaları gereken bu süreçte daha çok ayrışmaya hizmet ettiler ne yazık ki. İstanbul da yaşanan Taksim-Kadıköy ayrışmasının bu sene birçok ilde farklı biçimlerde yaşanmış olması geleceğimiz açısından oldukça tehlikeli bir duruma işaret etmektedir. Eskişehir de de Türk-İş ile Disk arasında 1 Mayıs öncesi böyle bir gerilim yaşandı. Özellikle Türk Metal Sendikası nın Disk i dışlayan tutumu neredeyse Eskişehir de iki ayrı 1 Mayıs eylemine yol açıyordu. Disk in düzenleme kurulunda yer almamasıyla çözülen krizin yansımaları 1 Mayıs alanında da devam etti. Türk-İş ve KESK in önderliğinde gerçekleştirilen kutlamalarda tatil olmasına ve Eskişehir de yirmi binin üzerinde işçi işten çıkarılmış olmasına rağmen meydandaki kalabalığın geçen seneden çok farklı olmaması düşündürücüydü. Sendikacıların, yaptıkları bu kavganın ne kadar anlamsız olduğunu anlamaları da sanırız bu gerçekle yüzleşmelerine bağlı. şaşırmış haldeydiler. İşte bu koşullar altında 1 Mayıs 2009 a gelindi. Bölünen işçi örgütleri 1 Mayıs ı Taksim de ve Kadıköy de kutladılar. Sonuç olarak her iki tarafta da 7 8 bin kişilik topluluklar oluşabildi ancak. Krizin cenderesine aldığı, 600 bin sendikasız ve bunun onda biri kadar da sendikalı işçinin sokağa atıldığı bir ortamda bundan çok daha fazlasının toplanabilmesi gerekirdi. Bunun ortamı da fazlasıyla vardı, ancak işçi örgütlerinin ve onların yandaşlarının basiretsizliği ve sınıf politikasının uzağında durmaları bunu her zaman olduğu gibi kolaylıkla engelledi. İKP olarak içine girdiğimiz dönemin işçi sınıfı açısından en önemli sorununun Hak-İş in hükümet desteğiyle örgütlenmesi olduğunu ve buna karşı Türk-İş sendikalarının savunulması gerektiğini ısrarla dile getirmiştik. Bilindiği gibi Hak-İş örgütlenmesi AKP nin genel olarak halka yönelişinin işçi sınıfına yansımış biçimidir ve sınıfın önünde bundan daha büyük bir tehlike yoktur. Neden böyledir? Çünkü Türk-İş in geleneksel sendikalarını yok edip bunları korparatist temellerde Hak-İş e aktarmak, köylülere parasız buzdolabı ve çamaşır makinesi dağıtmanın işçi hareketine yansıtılmasından başka bir şey değildir de ondan. DİSK in, KESK in ve devrimci grupların bu noktada yapması gereken, önderliğinin niteliğine bakmaksızın Türk-İş le bu konuda eylem birliğine gidip işsizlik meselesine bağlı çürümüş kapitalizm krizinin sonuçlarını hedef alan görkemli bir 1 Mayıs mitingini hükümetin politikalarına karşı örgütlemek olmalıydı. Ama bu böyle olmadı, çünkü hem DİSK, hem KESK, hem de sınıf ikameci gruplar için Taksim Eskişehir de İşçi Kardeşliği Partisi Ya İşçi-Yoksul Köylü Hükümeti; Ya Kıyamet pankartıyla alandaydı. İKP li emekçiler ve gençler yürüyüş boyunca İşçilerin birliği sermayeyi yenecek, İşçiler birleşin iktidara yerleşin, Kot taşlama işçisi yalnız değildir sloganlarını attılar. Tezcan işçileri grev kararı alma aşamasında K ocaeli Arslanbey Organize Sanayi Bölgesi nde faaliyet gösteren Tezcan Galva 2 işçileri patronun kötü niyetine ve düşük ücret dayatmalarına karşı 2008 Mayıs ayında sendikalaşmışlardı. Bunun üzerine sendikayı düşürmek isteyen işveren, ekonomik krizi gerekçe göstererek 16 Kasım 2008 de 38 ve 26 Aralık 2008 de 83 işçinin işine son vermişti. Bu haksızlığa karşı işçiler fabrika önünden İzmit merkeze D 100 karayolunu trafiğe kapatmak suretiyle Arslanbey den İzmit e 24 km lik yolu babalar işsiz çocuklar aç sloganları eşliğinde ikinci kez yürüdüler. İş yavaşlatma, yemek yemememe gibi eylemlerde bulundular. Patronun servislere almaması üzerine fabrikanın önünde oturma eylemi yaptılar. Fabrikayı işgal ettiler. Bu direnişin sonucunda işten atılan işçiler kıdem, ihbar tazminatlarını ve içerde kalan maaşlarını almayı başardılar. İşe iade davalarının 3. duruşması yapıldı, bilirkişi raporları bekleniyor. Birleşik Metal Sendikası bu işyerinde 2008 Mayıs ında örgütlenmesine rağmen TİS hakkını Eylül ayında kazandı. Fakat işten atılmalar sonucu toplu sözleşmeler, işverenin tutumu nedeniyle yapılamadı TİS süreci yine patronun tavrı yüzünden anlaşmazlıkla sonuçlandı Patronun baskılarına rağmen Birleşik Metal Sendikası toplu sözleşme yapma yetkisini kaybetmedi. Tezcan da bugün 140 sendikalı 250 işçi çalışıyor. Sendikanın yüzde 40 zam önerisi ve TİS in Mayıs ayından itibaren geçerli olması önerisine karşı Tezcan işvereni yüzde 12 zam ve Temmuz ayında diretmesi nedeniyle TİS görüşmeleri tıkandı. 8 Mayıs Cuma günü grev kararı işverene bildirildi. 60 gün içinde anlaşma olmazsa greve çıkılacak. nostaljisi yerine getirilebilecek çok daha kolay bir işti ve nitekim de öyle oldu. Sonuçta aynı anda olmasa da işçi sınıfı düşmanı Hak-İş le Taksim de aynı eylem yapılmış oldu. Kaldı ki, bu kadarıyla aynı eylem bunun yarısı kadar insanla zaten iki sene evvel de yapılmamış mıydı? O zaman Taksim de Büyük Zafer Kazanıldı! edası ne ola ki? Zaten vaziyetin vahameti 1 Mayıs 2009 Taksim eyleminden akılda kalan tek yanın neredeyse sadece Green Peace e özenen Genç Siviller in The Marmara Oteli nden sarkıttıkları flama oldu. Ama unutmayalım, Green Peace ekipleri bile herhalde Genç Siviller den farklı olarak kendi eylemlerini sonuna kadar savunup gözaltına alınırlardı, yoksa otelin güvenlikçilerine yakalanmayıp nasıl sıvışacaklarını hesaplamazlardı.

5 GÜNCEL İstihdamı arttırmak üzere özelleştirilmiş işletmeler yeniden millileştirilmeli, geniş bir kamu yatırımları programına girilmelidir Sendikalı sendikasız, sigortalı sigortasız, işçiler direniyor Eylem sonrası, patronlar protestocuları yerel basından tespit etti: Toplam 37 kişiyi işten attı: Sendika bu noktada hiçbir eylem örgütlemedi. İs- Eylem yapmayana iş, ücret, sigorta yok Dünya, 1929 Büyük Buhranı ndan demir Çalışan ve Emekliler Yardımlaşma Derneği ise mahkemeye gidecek. beri en büyük ekonomik bunalımlardan birini yaşıyor: Son yıllarda ihracata ve dış kredilere bağımlı hale gelen Türkiye ekonomisi de krizin etkilerini çok ağır hissediyor. Hükümetin teğet geçecek açıklamalarına rağmen IMF, Türkiye nin 2009 da yüzde 5 küçüleceğini açıkladı: Otomotiv, demir çelik, tekstil, konfeksiyon gibi sektörlerden başlayarak kriz, belediyelerden inşaata tüm sektörlere yayıldı: İşçi sınıfı olarak işten atılma, sıfır zam, hatta ücret kesintisiyle karşı karşıya kaldık. Birleşik Metal-İş tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Eylül den beri 500 binden fazla işçi işini kaybetti. En az 42 bin sendika üyesi işten atılanlar arasında: Türk-İş 35 bin, DİSK 4 bin, Hak-İş de 3 bin kadar üyesini kaybetti. On binlerce işçi de ücretsiz izinde. Bilecik, Bursa, Tekirdağ, Kırklareli, Niğde, Denizli, Kayseri ve Kocaeli gibi imalat sanayi merkezleri krizden çok ağır etkilendi. İstanbul daysa işini kaybeden işçi sayısı en az 165 bin. Kaldı ki bu sayılarda kayıtsız, sözleşmeli, taşeron işçilerin durumu görünmüyor. Sonuçta beklenen oldu ve 2009 yılı ocak ayı için işsiz sayısı 6 milyon kişiye ulaştı. İşçiler boyun eğmiyor Ancak Van dan Edirne ye, işçi sınıfı tepkisini her yerde dile getiriyor: Patronların işten çıkardığı ya da ücretini ödemediği çok sayıda sendikasız işçi, ülkenin her yerinde eylem yaptı: Eylemler ciddi biçimde kamuoyu gündemine gelmedi. Bahar boyunca gerçekleşen, Bolu Mudurnu Piliç işçilerinin, Kütahya Tavşanlı Giyim Sanayi çalışanlarının, Adana Güney Sanayi işçilerinin, Kayseri Organize Sanayi deki Saygın Tekstil işçilerinin, İncirlik Üssü nde ABD lojmanı inşaatında çalışan taşeron inşaat işçilerinin, Aslantepe Galatasaray Stadyumu nda çalışan inşaat işçilerinin, İkitelli deki Kerem Tekstil işçilerinin eylemleri sadece birkaç örnek. TİS lerde sıfır zam dayatması Patronlar, işsizlikteki artışı fırsat bilip, yeni toplu iş sözleşmesi (TİS) döneminde, sendikalı işçilere de sıfır zam, taşeronlaştırma, haklardan kesinti dayattı: Birçok yerde sendikalılar buna hayır dedi. Adana Ceyhan da, Petrol-İş in örgütlü olduğu Toros Tarım da 260 işçi; TEKSİF in örgütlediği Edirne Giyim Sanayi AŞ de 495 işçi TİS görüşmelerindeki haksız dayatmalara karşı grevde. Gebze Organize Sanayi Bölgesi nde faaliyet gösteren Procter & Gamble AŞ de Tümka-İş te örgütlü 190 işçi grev yaptı, kazandı. Ankara Hilton da da OLEYİS li emekçiler, yeni TİS le zam kazandı, esnek çalışmaya dur dedi. Uzun bir sınıf mücadelesi geleneği bulunan, özelleştirilmiş Petkim in Petrol-İş te örgütlü işçilerinin iş bırakma eylemleri de tüm sınıfa umut ışığı oluyor. İşçiler düşük ücret politikası ve ikili ücret sistemine karşı çıkıyor. Sendikalarını var etmek için de mücadele verdi işçiler: Mersin Limanı ndaki Akan-Sel adlı taşeronda çalışan işçiler de, Bursa Belediyesi ne bağlı Evin Taşımacılık AŞ nin şoförleri de TÜMTİS e üye olduğu için işten atıldılar ve eylemdeler. işten çıkartmalar yasaklansın! Koop-İş Sendikası Praktiker de örgütlendi, toplu sözleşme sürecine doğru ilerliyor; Sosyal-İş, Metro Grosmarket te greve giderken toplu sözleşmeyi imzalattı. Öte yandan, Hava-İş liler THY deki taşeronlaşma ve sürgünleri protesto etti; Karşıyaka Belediyesi taşeronu Kent AŞ de çalışırken işten çıkarılan, Genel-İş li 290 işçi, aileleriyle birlikte eylemde. Türk Metal taviz veriyor Ne yazık ki TİS görüşmelerinde, bazı sendikalar, patronların saldırılarına karşı durmayı bilemedi: Bunların başında da, krizde binlerce üyesini kaybeden Türk Metal geldi. Sırf Şubat ayında, sendikanın 4 bin 200 üyesi işten çıkarılmış, bin 150 üyesine ücretsiz izin verilmişti. Ancak Türk Metal, sınıf açısından ağır kayıplar doğuran kararlara imza attı: Şubat ta, sendika, Ford Otosan işvereniyle anlaştı ve şirketin İzmit Gölcük ve Eskişehir İnönü deki fabrikalarında çalışan işçilerin ücretlerinde yüzde 35 kesintiyi kabul etti. Türk-Metal aynı yüzde 35 kesintiyi, Zonguldak taki Erdemir ve İskenderun daki İsdemir de de kabul etti: 16 ay süreli ücret kesintisini işçilere açıklayan sendikacılar, Türk- Metal Ereğli Şubesi önünde, işçiler tarafından protesto edildi. İşçiler, Bizi sattınız, bizi satanı biz de satarız, Yönetim istifa sloganları attı. Eskiden ortalık ayağa kalkardı! Mücadeleci sendikalarda Türk-İş yönetimine tepkiler yükseliyor. 2 Nisan da, konfederasyona bağlı 5 sendikadan (TGS, TÜMTİS, Tez-Koop-İş, Yol-İş, Petrol-İş ve Harb-İş) üyeler, Sakarya Caddesi nde yönetimi protesto etti. İşçiler Türk-İş uyuma, işçine sahip çık, Suskun Türk-İş istemiyoruz sloganları attı. Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Mustafa Özgen in sözleri önemli: Eskiden, toplu görüşme zamanı geldiğinde ortalık ayağa kalkardı. Konfederasyon yöneticileri, istediğimizi alana kadar anlaşma yok derlerdi. Şimdi tek bir ses duymuyoruz, yaprak kımıldamıyor. Sendikacılar TİS lerde; işe giriş skalalarının yükseltilmesi; birinci yıl için yüzde 20 zam; ikinci yıl için enflasyon artı refah payı zammı, esnek çalışmaya direnç gibi son derece haklı taleplerin savunulmasını istiyor. AKP Türk-İş e saldırıyor Peki, Türk-İş yönetimi ne yapıyor? Eylemden birkaç gün sonra genel başkan Mustafa Kumlu, hükümetin Türk-İş e saldırdığını ifade etti. Açık açık Türk-İş e bağlı sendikalar AKP destekli girişimlerle ciddi bir saldırı altında. Türk-İş i yok etme ve yandaş konfederasyonu büyütme gayretlerine karşı sendikalarımız yasal platformda mücadele vermektedir dedi Kumlu. Ama 1 Mayıs arifesinde, Türk-İş Başkanlar Kurulu, AKP hükümeti destekli saldırı ya karşı Başbakan Erdoğan ı ziyaret etme kararı aldı. Bu da olmazsa AKP Genel Merkezi ile AKP il teşkilatları kitlesel olarak ziyaret edilecek. Yüz binlerce işçinin işten atıldığı, ücretini alamadığı, ücretinin eridiği bugünlerde işçi sınıfının ziyaretlere, sohbetlere ayıracak zamanı yok. Mücadeleci sendikacıların önderliğinde, bütün emekçiler, en temel haklarını korumak için, sendikalarını ve diğer örgütlerini güçlendirmek, grevler ve direnişler arasında dayanışma bağları örmek durumunda. Halen, 320 bin kamu işçisini kapsayan TİS görüşmeleri gündemde. 60 günlük süre doldu; ancak 162 bin işçi için anlaşma bulunamadı, arabulucu aşamasına gelindi. Parasal konularda Türk-İş ile hükümetin yapacağı görüşmenin sonunda bir protokol yapılacak. Türk-İş li sendikacıların, Türk-Metal in yaptığı hataları tekrar etmemesi ve sınıfın kazanımlarını koruyarak geliştirmesi çok büyük önem taşıyor. İşçiler ve İşçi Örgütleri Engin Bodur Tek Seçenek Birleşik Mücadele Öyle günlerden geçiyoruz ki zaman bizleri hızla imha ediyor. Bir yanda devletin öldürmeye alıştırdığı köylüler korucu olarak akrabalarını öldürüyor. Para için çocuk anasını, babasını kesiyor. İşsizler daha ucuza kardeşlerinin işlerini kapmak için boğuşuyor. Bazı sendikalar (Seydişehir, İskenderun da Türk-İş e bağlı Türk Metal ve Hak-İş e bağlı Öz-Çelik- İş) toplu sözleşme ile alınmış haklarımızı geri veriyor, ama sendikacılar kendi maaşlarından vazgeçmiyorlar. Yüz binlercemiz her ay işsizler ordusuna katılıyoruz. Yapabildiklerimiz önemli ama yapamadıklarımız daha önemli. Böyle bir zamanda, 1 Mayıs ta ülkenin her yerinde sokaklardaydık. Ancak, tarihsel bir günü daha kaçırdık. Birleşirsek işsizliğe, dolayısıyla patronlara ve hükümete karşı kitlesel bir eyleme çevirebileceğimiz bir günde parçalanmayı önleyemedik. İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününde bütün örgütler sadece kendi gücü ve kadroları ile alanlara geldiği için günü kurtarma derdindeydik. Kararlarımız ne olursa olsun yaşam bizim hayallerimizden değil, başarabildiklerimizden oluşur. İstanbul sınıf kavgasının en önemli göstergesi olmaya devam ediyor. Polis devleti biraz göstermelik geri adımlar atmış gibi görünse de mücadele güçlerinin birleşik kitlesel eylemini engellediğine göre bir kez daha hedefine ulaşmıştır. Bizlerse biraz daha güvensizlik, birbirimizi suçlamak ve yarınlara giden yolda belirsizlikleri arttırarak görevlerimizi yapamadık. Şair Nazım Hikmet in dediği gibi koyun gibiydik. Celep sopasını kaldırınca ve çoban köpekleri daldıkça istedikleri yere yönlendirdiler. Yıllardır oynanan oyun bu yıl da başarılı oldu. Düşman ders almış ama bizler aklımızı yitirmişiz. Milyonlarca işçinin, işsizin, emeklinin çare aradığı bu günlerde ortak çözüm yerine her örgüt kendini dayattı. Oysa, başta Türk-İş olmak üzere hepsi hızla eriyor ve yok oluyor. Ama birleşik mücadeleyi örmek yerine öbürü yok olduğunda kendinin yaşayacağını sanıyor. Önkoşulsuz bir birleşik işçi cephesi kurulmazsa yarın yok, gerisi yalan. Birleşik mücadelenin önemini kavramayan bir sınıf mücadelesinin basarili olma şansı yok. Kendini sınıfın yerine koyanların değirmenine su taşımak sınıfın birleşik mücadelesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Ortak örgütlenmenin dışında başka bir seçeneğimiz olmadığını görmek için ölmek mi lazım? İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 5

6 KAMPANYA Kot işçilerinin durumuyla ilgili Çalışma Bakanlığı nı gösterişe değil acil göreve çağırıyoruz Boğaziçi Üniversitesi kapıları emekçilere açıldı Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri Mayıs tarihleri arasında Emek Haftası düzenledi. Üniversite Kapıları Direnişe Açılıyor sloganıyla gerçekleştirilen etkinlik dizilerinde işçi sınıfının çeşitli kesimleri mücadeleleri hakkında öğrencileri bilgilendirdiler. 20 Mayıs Çarşamba günü Kapitalizm Soyar: Üryan Geldik Gene Üryan Gitmeyelim başlıklı söyleşide Desa, LCW ve kot taşlama işçilerinin katılımıyla, tekstil sektöründe taşeronlaşmaya, güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına karşı verilmekte olan mücadeleler konu alındı. İKP üyesi ve eski kot işçisi Abdülhalim Demir de bu Abdülhalim Demir Silikozis hastalarına devlet terapisi Silikozis ilk olarak 1933 te Amerika da bir tünel yapımında, 700 kişinin çalıştığı ve 400 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir vakada adını duyurmuş dünyaya. Yani, silikozis tıp tarihine 1933 te girmiş ve 1960 larda Avrupa da açık ortamda silika maddesinin kullanımı yasaklanmış. Ben ise 2005 yılında bir arkadaşımın ölümüyle tanışıyorum silikozisin ismi ve kendisiyle. Ben adını duyduğumda o çoktan ciğerimde yer edinmiş. Silikozis, tedavisi olmayan ve ölümle sonuçlanan bir hastalık de Türkiye de yapılmaya başlanan tekstildeki kot kumlamaya bağlı olarak ortaya çıkıyor. 20 yılda beş bin kişi çalışmışız kot kumlamada te ölmeye başladık, 2008 de sesimizi duydular. Ama sesimizi duyan devlet değil, duyarlı insanlardı in Haziran ayında haklarımızı elde etmek ve bu durumda olmamızdan sorumlu olanların ceza almaları için biraraya geldik. Gönüllü insanların, sendika temsilcilerinin, doktorların, siyasi parti temsilcilerinin, sanatçıların ve avukatların desteğiyle bir komite kurduk. Birçok arkadaşımıza ulaştık. 9 Eylül 2008 de bir basın açıklamasıyla bizi bu hale getirenlerin aleyhinde şikayette bulunduk, hak kayıplarımızın temini için davalarımızı açtık un Nisan ayında bir oh çekecekken, olan nefesimizi içimizden çektiler. Sağlık Bakanlığı tekstilde kumun/ silikanın kullanımını yasakladı. Çalışma Bakanlığı ndan beklediğimiz açıklama Sağlık Bakanlığı ndan gelmiş oldu. Çalışma Bakanı geri kalmamak için bir genelge yayınlayarak eski kazanımlarımızı yeni bir şeymiş gibi anlattı. Bakanlık, sigortalıların meslek hastalığının tespiti halinde iş gücü kaybının karşılanacağını, sigortası olmayanlar için ise müfettişlere aynı işyerinden birinin şahitlik yapmasının yeterli olacağını açıkladı. Bu haberler medyada geniş yer buldu. Kot kumlama işçilerinin panelde bir konuşma yaptı. Konuşmasında Türkiye de kot taşlamanın gelişimi ve bu sektördeki sömürü sistemi hakkında bilgi veren Demir, dünyaca ünlü tekstil firmalarının bile bile işçileri ölüme sürüklediğini vurguladı. Silikozis hastalığı hakkında da bilgi veren Demir, Türkiye de meslek hastalıklarına önem verilmediğini, haklarını almak isteyen işçilerin birçok sorunla karşılaştıklarını belirtti. sorunları çözüldü, Bakanlık imdatlarına yetişti, kot işçileri emekli oldu gibi haberler yapıldı. Kamuoyunda Bakanlık görevini yaptı gibi bir izlenim oluştu. Gelelim işin aslına; silikozis tıp tarihine meslek hastalığı olarak geçmiş, biz meslek hastalıkları hastanelerinden silikozis meslek hastalığıdır teyitli raporlar alıyoruz. Buna rağmen, Bakanlık işyerinde çalışır halde kumlama tezgahı arıyor. Yani, Sağlık Bakanlığı nın 5 gün önce sağlıksız bulduğu için yasakladığı işi sen meslek hastalığını teyit etmek için işyerinde arıyorsun. Ve yine senin müfettişlerin sigortalı olduğumuz halde çalışır halde kumlama tezgahı tespit edemedikleri için raporlarımızı olumsuz yazıyor. Ve gözlerimizin içine bakarak şu cümleleri kullanıyor: Evet sen orada sigortalısın ama ne malum orada kumlamada çalıştığın, ya çaycılık yapmışsan? Sanki bu hastalık normal bir hastalık ve normal koşularda oluyormuş gibi... Ve yine sigortasızlar için aynı işyerinde çalışan sigortalı şahit isteniyor. İşyeri kapanmış, sen yaşlarında çalışmışsın, askerde çürük alınca hastalığını öğrenmişsin, dönüp oksijen tüpüne mahkum olmuşsun, sana kalk, hiç sigortalı işçi çalıştırmayan işyerinde sigortalı bir şahit bul, maluliyet hakkını verelim diyorlar. Geri kalan 3-5 yıllık ömrünü bir nebze de olsa huzur içinde Ankara da Silikozis Paneli Ankara Emek ve Meslek Örgütleri Platformu (AEMÖP) tarafından Silikozis Hastalığı ve Kot Kumlama konulu panel 16 Mayıs 2009 tarihinde TAKSAV da gerçekleştirildi. Kot Kumlama İşçileri ile Dayanışma Komitesi nin de destek verdiği panelde kot kumlama işçisi İbrahim Kaya, Avukat Tanzer Güven, Ankara Tabip Odasından İşyeri Hekimi Dr. Celal Emiroğlu, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği nden Perihan Sarı yaklaşık yirmişer dakikalık birer sunum yaptılar. Panelde kot kumlama işi, silikozis hastalığı, Komite nin faaliyetleri ve sendikaların bakış açıları konuşuldu. Sunumların ardından konuşmacılara soruların sorulması ve akabinde yanıtların alınmasından sonra panel sona erdi. İki saat süren panelde öne Fason Tedrisat: Şirket Değil Üniversite İstiyoruz! başlıklı panelde ise gerek Ankara üniversitesi yemekhane işgalinin gerekse araştırma görevlilerinin iş güvencelerinin ellerinden alınması gibi olaylarla üniversitelerin birer şirket gibi hareket ettiklerinin açıkça görüldüğünün altı çizildi. Ankara Üniversitesi yemekhane işgaline katılan Tez- Kop-İş liler ve özel eğitim kurumlarında örgütlenmeye çalışanlar emekçiler ile birlikte, eğitim sistemi içerisinde yaşanan mücadeleler tartışıldı. 21 Mayıs Perşembe günü ise Sessiz Ölenler: Tersanelerden Çöplüklere Emek Mücadelesi başlıklı panelde Katı Atık İşçileri karşılaştıkları zorluklara karşı mücadele etmek için yürüttükleri faaliyetler hakkında konuştular. Tuzla tersanelerinden işçiler de sömürü düzeninin öldüren yüzü hakkında kendi çalışma hayatlarından ve mücadelelerinden örnek vererek öğrencileri bilgilendirdiler. Karnım Tok, Başım geçirmeni sağlayacaklarına seni mahkeme kapılarında süründürüyor. Yani, Çalışma Bakanlığı geçmişte ihmal ettiği, yapmadığı görevini yine yapmıyor. Bizler çaresiz kalınca 2022 sayılı yasadan faydalanmak için, yani 166 TL olan özürlü maaşını alabilmek için hastane yollarına düşüyoruz Ekim ayında resmi gazetede yayınlanan pnömokonyos tablosuna göre yüzde 50 olan iş gücü kaybımız, özürlü maaşı başvurusu yaptığımızda yüzde 0 a düşüveriyor daki yönetmeliğe dayanarak akciğerin bitmiş dahi olsa üfleme testi üzerinden oran belirleniyor. Elinde eski raporların, o da yetmiyormuş gibi yeni yönetmeliği de yanımızda götürüyoruz. Kimileri; Bakanlık bize tebliğ etmedi diyor, kimileri o yönetmelik SGK için geçerli diyor ve çaresiz, üzgün bir ifadeyle gözlerini kaçırıyor bizden. Çünkü onlar, çaresizliğimizi bilen ve ölümümüze şahit olan doktorlar... Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı nın görevinin yapıp yapmadığına buyrun siz karar verin. Eğer bu bir terapi yöntemiyse, eğer bu insanlar zaten birer birer ölüyor biz onları çıkmazda bırakalım ki genç yaşlarda öleceklerine üzülmesinler deniliyorsa, doğrusu bunda başarılı oluyorlar, çünkü intihara teşebbüs eden arkadaşlarımız dahi oldu. çıkan konu meslek hastalıklarının bir bütün olarak ele alınması, sendikalar ve meslek örgütlerinin buna yönelik çalışmaları sürekli kılarak kurumsallaştırmaları gerektiği (komisyon, platform veya enstitü vb. formlar altında) kot kumlama işçilerinin mücadelesi ve komitenin faaliyetlerinin bu yolda önemli bir örnek teşkil ettiğinin belirtilmesi olarak özetlenebilir. Panele katılımın az olması (yaklaşık 30 kişi) bu konudaki duyarlığın desteğe dönüşmesi için çalışmaların devam ettirilmesi gerçekliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Panel yöneticisi ve aynı zamanda platform sözcüsü Ankara Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Ramazan Pektaş, platformun bundan sonraki süreçte de kot kumlama işçilerinin mücadelesinin yanında olacağını çeşitli etkinliklerle katkılarını sunacaklarını söyledi. Pek Deme: Plazalarda Grev ve Direniş başlıklı panelde ise 12 Eylül den beri medya sektöründeki ilk grevi gerçekleştiren ATV-Sabah işçileri ile IBM işçileri beyaz yakalılık, kariyerizm, 12 Eylül ve işçi mücadeleleri bağlamında konuşmalar yaptılar. Ankara Genel Merkez: Öncebeci Mh. İncesu Cd. Doğan Apt. 7/B Çankaya/Ankara Tel: (312) Cebeci: Hidayet Düzyurt Tel: (545) Mamak: Sevim Şimşek Tel: (312) İstanbul İl Merkezi: Aksaray Guraba Hüseyinağa Mh. Kakmacı Sk. Blok: 10 Daire: 14 Fatih/İstanbul (Aksaray Metro karşısı) Tel: (212) Faks: (212) Anadolu Yakası: Rasimpaşa Mh. Nüzhet Efen di Sk. No: 36/5 Kadıköy/İstan bul Tel/ Faks: (216) Bağcılar: Mustafa Durdağı Tel: (536) Bahçelievler: Yunus Köroğlu Tel: (534) Bayrampaşa: Salih Aşkın Tel: (534) Esenler: Hüseyin Yüksel Tel: (535) Küçükçekmece: Osman Zorba Tel: (535) Gaziosmanpaşa: İsmail İşcan (546) Sarıyer: Yaşar Avcı (533) Zeytinburnu: Murat Ünal (532) Antalya Hasan San Tel: (532) Balıkesir İl ve Merkez İlçe Mrk.: Adnan Menderes Mh. Çarşı Mevkii no: 12 (Megyad üstü) Balıkesir Bursa Fuat Gündüz Tel: (534) Rasim Gökçe Tel: (539) Edirne Tel: (535) (538) Eskişehir İl Merkezi: Cumhuriye Mh. Porsuk Bulvarı, Dilem Sk. Çağlayan İş Merkezi, Kat 5, No: 47/d Tel: (222) Gaziantep Mustafa Yanılmaz Tel: (536) Lüleburgaz / Kırklareli Mustafa Çebi Tel: (537) Malatya Nazire Sarıkaya Tel: (536) Mersin İ. Halil Çakırlı Tel: (537) Çorlu / Tekirdağ Saffet Bilgi Tel: (535) Yalova Enver Karagünli Tel: (505) İnternet E-posta: İnternet: İKP İrtibat 6 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

7 KAMPANYA Sözde Kurucu Meclis istemiyoruz, ülkemizin Brüksel ve Washington dan yönetilmesine bir son verecek bir Kurucu Meclis istiyoruz! AKP nin anayasada değişiklik yapma girişimi ve Kurucu Meclis İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) Türkiye nin uzun süredir içinde bulunduğu rejim tartışmalarının çözümünün, özellikle de Kürt sorununun aşılıp, gerçek demokratik, özgür ve kardeşçe yaşanacak bir ülke hedefine yaklaşma yolunun ancak bir Kurucu Meclis ten geçtiğini savunmaktadır. Son bir yıl içinde farklı siyasal kesimlerde KURUCU MECLİS talebinin dile getirilmesi, İKP nin bu yaklaşımının haklı ve gerçekçi bir zemine dayandığını göstermektedir. Diyarbakır dan düzenlenen Barış Mitingi nde konuşan Türk, bir Kurucu Meclis oluşturulup Kürt sorununun masaya yatırılmasını önerdi. AKP nin uluslararası egemen güçlerin baskısı ve kendi talepleri doğrultusunda yapmak istediği anayasal değişiklikler, bazı göstermelik liberal demokratik öğeler taşısa da ülkenin uluslararası egemen güçlere bağımlılığını daha artıracak, 12 Eylül Anayasası ile bile yok edilemeyen bazı sosyal devlet öğelerini tam anlamıyla ortadan kaldıracak değişikliklerdir. Bu yöndeki bir anayasa değişikliği girişimine karşı çıkarken 12 Eylül Anayasası nın demokratik yönde değişimini sağlayacak gerçek bir KURUCU MECLİS için mücadeleyi sürdürmemiz de kaçınılmazdır. Şu anda var olan meclis, anayasa değişikliği yapmamalıdır. Çünkü bu meclis esasta en anti-demokratik partiler kanunu ve en anti-demokratik seçim yasaları yoluyla oluşturulmuş bir meclistir. Önemli anayasa değişiklikleri, ancak bu iş için en demokratik ve temsil gücüne sahip tarzda oluşturulmuş özel bir meclis olan KURUCU MECLİS eliyle yapılmalıdır. Şüphesiz bugünkü güçler dengesinde en demokratik koşullarda gerçekleştirilse dahi böyle bir meclisin emek ve demokrasi güçlerinden çok sermaye güçlerinin çoğunlukta olacağı bir meclis olacağı açıktır. Ama gerçekten demokratik bir ülke ve dolayısıyla siyasal demokrasi isteyen tüm güçlerin aşağıdan yukarıya doğru bir mücadele sürecini içeren bir KURUCU MECLİS Hareketi oluşturabilirsek bu dengeyi emek ve demokrasi güçleri lehine değiştirebiliriz. 6 Haziran 2008 tarihinde Evrensel gazetesindeki yazısında İhsan Çaralan, haklı olarak Burada asıl olan, anayasanın yapımı, kurucu meclisin kendisinin ne yapıp yapamayacağından çok halk yığınlarının böyle bir mücadele içinde kazanacakları bilinç ve örgütlenme seviyelerinin yükselmesi, ülkenin yönetimine talip olacak düzeye gelmeleridir. demektedir. İKP bundan sonra da; Türk ve Kürt halklarının eşitliği, özelleştirilmiş kamu işletmelerine yeniden el konulması, başta eğitim ve sağlık hakları olmak üzere tüm sosyal devlet uygulamalarının esas alınması, tam bir sendikal örgütlenme özgürlüğü, tam bir din ve vicdan özgürlüğü, Tüm kesimlerin katılacağı sivil, demokratik ve özgür bir anayasanın hayata geçirilmesini isteyen SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Yeni bir anayasa için kurucu meclis çalışmasına ihtiyaç vardır dedi. İhsan Çaralan - Evrensel (6 Haziran 2008) NATO dan çıkılması, yabancı askeri üslerin kapatılması, İsrail ile askeri ve diplomatik ilişkilerin askıya alınması; IMF, Dünya Bankası ve onların uzantısı çokuluslu finans kuruluşlarına olan dış borç ödemelerinin durdurulması gibi temel talepler ile böyle bir mücadele sürecinin oluşturulması için mücadele edecek ve bu temelde tüm emek ve demokratik güçlerin ortaklığını savunacaktır. Sonuç olarak, ülke çapında kurucu meclis komitelerinin oluşturulmasıyla bir hareketin inşa edilmesi için İşçi Kardeşliği Partisi (İKP), elinden gelen bütün çabayı olabildiğince yerine getirmeye çalışacaktır. Ama şu bilinmelidir ki böyle bir hareket sadece İKP nin çabasıyla gerçekleşemez; bünyesinde, işçi örgütleriyle yoksul köylü örgütlerinin yer aldığı ve bu ülkenin Washington dan ve Brüksel den yönetilmesine samimi olarak karşı çıkan bütün emperyalizm karşıtı güçleri barındırdığı ölçüde başarılı olabilir. Haydi, bu temelde ülkenin dört bir yanında kurucu meclis komitelerinin inşası için ileri! Eskişehir de 8 Mart Kadınlar Günü İşçi Kardeşliği Partisi Eskişehir İl bana hitap eden, dernek ya da yararlı olabileceğim bir partide faaliyet rum. Bu ailenin bir parçası olmak güvenden dolayı da teşekkür ediyo- Örgütü tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte yapmak istedim. Davet edildiğim birçok dernek ve partide gözlemler gerçekten güzel bir duygu. İnsan kendini bu partide evinde hissediyor. film ve slayt gösterisi, tiyatro, şiirler yaptım. Bazı faaliyetlerine katıldım. Size göre İKP yi diğer partilerden ve konuşmalar yer aldı. Geçen yıl ilki Türkan arkadaşımın davetiyle gittiğim ayıran en önemli özelliği nedir? düzenlenen etkinliğe bu sene katılım İşçi Kardeşliği Kadınları 8 Mart 2008 oldukça fazlaydı. Bütün hazırlıkları etkinliği beni gerçekten çok etkiledi. En temel insani duyguları, paylaşmayı, dayanışmayı birbirimiz- partili ve O günün parti dostu heyecanını den esirgediğimiz bir dönemde İşçi olan kadınlar tarafın- hatırla- bugün de Kardeşliği bütün emekçilere farklı bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu dan yapılan dığımda gösteriyor. Kendinden önce başkasını etkinliğe yaşıyorum. düşünen insanlarımız bu zamanda yaklaşık 130 Evet, ben çok azaldı ama bizler İKP olarak her mayı planlıyorsunuz? kişi katıldı. bir emekçi gün çoğalıp bu güzellikleri çoğaltmak Hayatımın geri kalanında yeteneklerim ölçüsünde yararlı olmak adına Bu etkinliği olarak bana için daha fazla emek vermeyi amaç düzenleyen hitap edeni edinmişiz ve bunu başaracağımızdan elimden geleni yapacağım. Ben parti birçok kadın bulmuştum. O gün da hiç şüphem yok. Yapmak istediklerimizi tam anlamıyla yapamamanın besizim. Hangi alanda daha verimli çalışması konusunda oldukça tecrü- daha sonra topluca İKP ye üye sıkıntısını yaşıyoruz ama yine de olabilirim bilemiyorum. Tecrübeli İKP ye üye oldular. Biz de üye olan olmayı düşündüm ama biraz daha birçok partiden daha fazla faaliyetimiz var. Her geçen gün sayımız buldukları alanda görevlendirmeleri arkadaşların gözlemleyip beni uygun kadınlar adına emekli tekstil işçisi Nazmiye Çalışkan ablamızla bir aile toplantılarına dâhil oldum. Ya- yakından tanımak istedim. İKP lilerin artıyor, etkinliklerimize katılımdan daha doğru olur bence. Biliyorum ki görüşme yaptık ve duygularını aldık. nılmamıştım dürüstlüğün, bağlılığın da görülüyor bu. Mesela geçen sene İKP kendi maddi imkânlarıyla yürümeye çalışan bir parti. İmkânları Bugün üyesi olmaya karar verdiğiniz İşçi Kardeşliği Partisi yle ve özelikle de -bu çok önemli- kim- insana verilen değerin, fedakârlığın benim katıldığım 8 Mart etkinliğinde yaklaşık 60 kişi vardı. Bu sene bu kısıtlı olsa da emekçiler için iyi ilk olarak nerede karşılaştınız? seye ırkından, mezhebinden, inancından dolayı ayrım yapılmayan bir sayı 130 odu. Yani ikiye katlanmış şeyler yapmak isteyen bir parti. Bu sayı. Bu umutlarımızı çoğaltıyor ve amaca bir katkım olursa ne mutlu Ben emekli olduğumda, yaklaşık parti olduğunu yaşayarak da gördüm. doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor. bana. Ayrıca bana bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür 25 yıl çalışmanın getirdiği alışkanlıkla Arkadaşlarıma bana duydukları Partide nasıl bir görev al- ediyorum. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 7

8 Patronların sağ partilerinden de sol partilerinden de bağımsız bir işçi partisi POLİT İKP Programı ndan Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş ve Kadıköy den aldığımız oyların sayısı da azımsanamaz (Toplam 72 oy). İstanbul daki işçiler bu semtlerde yoğun olarak yaşamıyorlar. Bu semtlerdeki demok- İşçi Kardeşliği Partisi nin amacı Türkiye de ve dünyada her türlü sömürüye son verecek işçi-yoksul köylü hükümetlerinin kurulmasını sağlayarak bir işçi iktidarına ulaşmaktır. Ülkenin ve işçi sınıfının geleceği, işçilerin, patronlardan ve devletten bağımsız, sınıf içi farklı eğilimlerin demokratik birliğini gözeten, siyasi, sendikal ve diğer öz örgütlenmelerinin geliştirilip güçlendirilmesine bağlıdır. Tek bir çalışanın bile sigortasız, sendikasız çalıştırılmasına izin verilmemeli, çıkarılacak yasalarla işçilerini bu şekilde çalıştıran işletmeler tazminatsız kamulaştırılmalıdır. Bugünkü sendikal bölünmüşlük ve yozlaşmaya karşı; demokratik ve mücadeleci bir tarzda işyeri örgütleri temelinde yükselen, üyelerin söz ve karar sahibi olduğu, her işkolunda tek sendika ve birleşik bir emek konfederasyonu doğrultusunda mücadele edilmelidir. Avrupa Birliği Avrupa ulus devletleri içinde işçi sınıfının yüzyıllar boyu yaptığı mücadele ile sağladığı ekonomik, sosyal ve demokratik kazanımları yaygınlaştırmaya çalışan değil, tam tersine bunları hem Batı hem de Doğu Avrupa da ortadan kaldırmak amaçlı bir birliktir. Başını ABD nin çektiği kapitalist emperyalist sistem, her bölgede olduğu gibi Ortadoğu da da halklar arasında yarattığı düşmanlıklar ve çatışmalardan yararlanmakta ve egemenliğini tesis etmektedir. Türkiye bir emperyalist saldırı ve savaş aracı olan NATO dan ayrılmalı, Amerika ve İsrail ile yapılan bütün ikili askeri anlaşmalar sona erdirilmelidir. Ortadoğu halklarının gerçek özgürlüğü, milletlerin kendi kaderini tayin hakkını gözeterek, Türk, Arap, Kürt ve Fars işçi ve emekçilerin birliği yoluyla bütün bu halkların kardeşliği ve dayanışmasının sağlanması ile mümkündür. İKP din ve vicdan özgürlüğünü savunur. Diyanet İşleri demokratikleştirilmeli, bütün dinlere ve mezheplere eşit hizmet vermelidir. Kamu görevlileri dışında üniversitelerde başörtüsü/kıyafet yasağı kaldırılmalıdır. Büyük üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet sistemi dünyayı pazar, işçileri de birer makine parçası gibi görüyor. Gezegenimiz yeni yüzyılda ya bu rejimden kurtulacak, ya da emperyalistler arası rekabet dünyayı açlık, kıtlık, hastalık, savaş ve çevre felaketleriyle yok edecektir. Özelleştirilmiş bütün KİT ler derhal tazminatsız olarak yeniden kamulaştırılacak, kamu mülkiyetindeki işletmelerde işçi denetimi uygulanacaktır. Toprak işleyenin, su kullananındır. Toprak ağalığı ve yarıcılık kaldırılmalıdır. Yoksul köylülerin öz örgütlenmeleri olan kooperatifler aracılığıyla ortak teknoloji kullanımı ve üretimin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Sağlık ve eğitim, insanların yaşam haklarının en temel parçasıdır. Herkesin gelirine göre toplanan vergilerle finanse edilip, herkese eşit ve parasız olarak sunulmalıdır. Büyük patronlar nasıl dünya çapında bir örgütlenme yürütüyorlarsa, dünya işçileri ve ezilenler de dünya çapında ortak bir örgütlenme inşa etmek zorundadırlar. İKP Tüzüğü nden İşçi Kardeşliği Partisi; ücretli çalışanlardan, emeklilerden ve işsizlerden oluşan Türkiye işçi sınıfının partisidir. İKP, işçi sınıfının içindeki herhangi bir ideolojik, politik eğilimin partisi değildir. İKP, patronlardan ve devletten bağımsız olarak mücadele etmek isteyen her türlü sınıf içi eğilimi demokratik temelde bir araya getiren bir partidir. Parti üyelerinin düşünce oluşturma ve bunu ifade etme özgürlüğüne kısıtlama getirilemez. Partinin tüm yönetim birimlerinin üçte ikisi işçi kökenli üyelerden oluşur. Patronlar partiye üye olamaz. Birinci hedefimiz oy değil, işçilerin sesini yükseltmekti İşçi Kardeşliği Partisi (İKP) olarak 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı için tek bağımsız işçi aday olan Erhan Taş ı destekledik. İKP üyesi olan Erhan Taş, İstanbul genelinde 333 oy aldı. 15 milyonluk İstanbul dan tek işçi adaya giden oy sayısı olarak bu sayı elbette çok az. Fakat alınan oy sayısının göstermediği birçok şey var. İKP olarak desteklediğimiz adayın yüksek oy alamayacağını elbette biz de biliyorduk. Ama işçiler ve işçi örgütleri paramparça edilirken ve bu yüzden ülkemiz kıyamete götürülürken tek bir adayın bile işçi çıkarları ve haklarına dayanan taleplerle seçime girmemesine sessiz kalamazdık. Bu yüzden alacağımız oydan ziyade işçilerin kendi sesini daha çok duyurmayı ve taleplerinden daha fazla insanı haberdar etmeyi hedefledik. Ne kadar çok vatandaşımıza patron adayların memleketi sadece felakete sürükleyebileceğini duyurabilirsek, kurtuluşun tek yolunun sadece işçilerin iktidarına bağlı olduğunu gösterebilirsek o kadar iyi olur diye düşündük. Amacımız taleplerimizi mümkün olduğunca fazla insana duyurmak olduğundan ilçe belediyelerine değil büyükşehir belediyesine aday olan birini destekledik. Elbette büyükşehire aday patron ve patroncuların propaganda olanakları bizimkine göre çok çok fazlaydı. Onların ellerinde televizyon kanalları, gazeteler, billboard dedikleri paralı ilan levhaları, oradan buraya gezdirdikleri seçim otobüsleri vardı. Hatta kimi patron adaylar belediye işçilerini bile seçimlerde kendilerine çalışması için seferber etmişlerdi. Bizde elbette ki patronların kuyusunu kazacak siyaset yaptığımızdan bu olanaklar yoktu. Elimizde sadece doğruluğundan emin olduğumuz siyasi hattımız, ülkeyi ve İstanbul u kıyametten kurtaracak taleplerimiz, tüm seçim sürecinde sabır ve heyecanla çalışan, bu yola gönül vermiş işçi ve genç arkadaşlarımız vardı. Şimdilik imkânlarımız dar olduğundan her ilçeye, her mahalleye gidemeyeceğimizi biliyorduk. Bu yüzden işçilerin yoğun olarak yaşadıkları ve çalıştıkları semtlerde çalışmalarımıza yoğunluk verdik. Daha çok işçi semtlerinden oy aldık En çok oyumuzu işçilerin yoğun olarak yaşadığı Esenler, Gaziosmanpaşa, Bağcılar gibi ilçelerden aldık. Bu üç ilçeden oylarımızın Erhan Taş a ve söyledikleri ve sö yüzde 15 ini aldık. Buralardaki her oyun birebir sohbetlerimizden geldiğini tahmin ediyoruz. Seçim çalışmalarımız şunu söylüyor: Bu ilçelerden Erhan Taş kardeşimize oy verenler ona çaresizlikten, onu kötünün iyisi olarak görüp de oy vermediler. İşçilerin iktidarının tek çare olduğunu bildiklerinden, kendi sınıfının çıkarının ne olduğunu bildiklerinden sınıflarının adayına oy verdiler. Ayrıca seçim çalışması yapabildiğimiz, partimizin tanındığı semtlerden Erhan Taş a daha çok oy çıkması bize şunu da gösteriyor: Eğer daha fazla kişi işçilerin bağımsız partisi İKP yi ve işçilerin bağımız adayı Erhan Taş ı tanısaydı, taleplerimizi daha fazla kişi duysaydı ve işçilerin iktidara gelebileceğine daha fazla kişi inansaydı alınan oyun binlerce, on binlerce fazlasını almak mümkün olacaktı. İşçile işçi örg param edilirke yüzden ü kıyam götürülü bir aday işçi çıka haklarına taleplerle girmemes kalam 8 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

9 İKA Ya işçi - yoksul köylü hükümeti, ya kıyamet! rilen oyların yleyemedikleri ratlar AKP ye gerçekten düşman olduğunu düşündüklerinden r ve ütleri parça n ve bu lkemiz ete rken tek ın bile rları ve dayanan seçime ine sessiz azdık. CHP nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu na ya da barış ve demokrasi taleplerini karşılayabileceğini düşündükleri Akın Birdal a oy verdiler. Biz seçim kampanyamızda AKP nin işçi düşmanı olduğını söyledik, CHP nin de patron partisi olduğunu, AKP ye alternatif olamayacağını belirttik. Ayrıca işçilerin haklarından bahsetmeden, işçileri siyasetin merkezine koymadan demokrasi ve barış taleplerinin gerçekçi olmadığını da her fırsatta dile getirdik. Seçim çalışmalarımızın ışığında yaptığımız değerlendirmelerde bu semtlerden gelen oylarımızın AKP yi ve CHP yi iyi tahlil etmiş, yolu işçi sınıfı mücadelesinden geçmeyen demokrasi ve barış taleplerinin eksik olduğunu bilen demokrat seçmenlerden geldiğini düşünüyoruz. Bu semtlerde çalışmalarımız çok sınırlıydı. Eğer gücümüz buralarda daha fazla çalışmaya yetseydi bu bölgelerden çok daha fazla oy alabileceğimizi öngörüyoruz. İşçilerin umudu kendilerinde, başkasında değil Seçim sonuçlarına yansımayan gerçeklerden de kısaca bahsedelim. Çalışmalarımız sırasında gördük ki işçiler büyük bir umutsuzluk içinde sandık başına gidiyorlar. Hangi partiye, hangi adaya oy verirlerse versinler içleri bir türlü rahat etmiyor. Kimileri de böyle gelmiş böyle gider diyecek kadar karamsarlık içinde olduğundan sandığa gitmek bile istemiyor. Fakat her gittiğimiz yerde, kimle konuşursak konuşalım patronlara mahkûm olmak zorunda olmadığımızı söylediğimizde destek bulduk. Her konuştuğumuz işçi işçilerin kendi adayı olur, işçilerin kendi partisi olur fikrine sıcak baktı. Fakat söylediklerimize ikna olan kardeşlerimiz zihinlerinden umutsuzluğu atamıyorlardı. Örneğin işinden bitkin bir şekilde dönen bir işçi kardeşimizle uzun uzun sohbet ettik. Mahçupça söylediği bir cümle aslında tüm işçilerin zihinlerindeki çekinceleri özetliyordu: Tüm söyledikleriniz güzel de biz kazanamayız ki... Fakat bu seçim sonuçları da gösterdi ki AKP yine işçilerin, yoksul köylülerin oylarıyla seçimde en çok oyu aldı. Daha doğrusu tüm patron partilerinin yaptığını yine yaptı: İşçinin, yoksulun yanında gibi görünerek onların oylarını çaldı. Evet, seçimde biz kaybettik, patronlar kazandı. Ama bizim sayemizde kazandılar. Eğer patronlar patron partilerine işçiler kendi adaylarına oy verseydi AKP nin yine kazanacağını kim iddia edebilir? Bu seçimlerde üzücü bir tabloyla karşılaştık. Tulumlarıyla fabrikalarda, atölyelerde çalışan mavi yakalı işçi kardeşlerimiz bir arayış içinde olduklarından dağıttığımız bildirileri, broşürleri ilgiyle okuyorlardı. Fakat takım elbiseleriyle iş merkezlerinde, bankalarda hayatlarından bezesiye kadar çalışan beyaz yakalı işçi kardeşlerimiz dağıttığımız bildirileri kafaları yerde işe gidip geldiklerinden görmüyorlardı bile. Mecidiyeköy civarında henüz yirmili, otuzlu yaşlarında olmalarına rağmen hayatlarından bezmiş o kadar çok kardeşimiz Mahçup söylenen bir cümle aslında tüm işçilerin zihinlerindeki çekinceleri özetliyordu: Tüm söyledikleriniz güzel de biz kazanamayız ki... var ki... Büyük umutlarla evleri, arabaları olabileceklerini hayal ederek iş hayatına giren fakat kısa sürede biriken kredi kartı borçları yüzünden sürekli depresyonda yaşayan kardeşlerimiz bunlar... Partimize üye genç arkadaşımızın bildiri vermeye çalıştığı takım elbiseli bir genç kardeşimiz akıllarımızdan çıkmadı örneğin: Benim umudum bitmiş sen seçimden bahsediyorsun. diyen kardeşimize İKP üyesi genç arkadaşımızın cevabı ise Umut sensin, umut biziz oldu. Bu genç işçi kardeşimiz geri yanımıza yürüdü, taleplerimizi okudu, arkadaşlarına dağıtmak için daha fazla bildiri alıp alamayacağını sordu. Beyaz yakalı işçiler hayatlarını işçi gibi yaşamadıklarını zannediyorlar, patronları kariyer yalanlarıyla onları kandırıyor, onlara kişisel kurtuluş masalı anlatıyor. Fakat bu yalanın uzun süre devam etmeyeceğini biliyoruz. İKP olarak gerçek kurtuluşa işçi iktidarını kurup ulaşacağız. Seçimlerde aldığımız düşük oy sayısı yukarıda söylediğimiz nedenlerden ötürü moralimizi çok bozmadı. Fakat bu sonuçların özeleştirisini yapmadığımız anlamına gelmiyor. Sonuçları öğrenir öğrenmez yaptığımız toplantılarla sorunlarımızı tespit ettik. Partimizin örgütlenme yapısında değişiklikler yaptık. İKP nin inşasına hız kazandırmak, memleket çapında örgütlenmelerimizi sağlayıp genel Demokrasi işçi sınıfı ile gelecek Mustafa Çubuk Daha önce Açmaz ve muhasebe zorunluluğu başlıklı yazımla, özet olarak; burjuvazinin, reform yapma yeteneğinin kalmadığına işaret etmiş, Kürt sorunu nun demokratik çözümü konusunda da işçi sınıfının müdahalesine ihtiyaç olduğuna dikkat çekmeye çalışmıştım. Bu belirleyici eksiklik giderilemediği gibi -hatta bu eksiklik giderilemediği için- süreç tersi yönde bir hayli yol aldı. Burjuvazinin reform yapma yeteneğinin olup olmadığını göstermek için bir çabaya girecek değilim. Görmek isteyenler için, TC nin uygulamaları, silahlı sermaye yetkililerinin açıklamaları yeterince veri sunuyor. Sorun, görmek istenilmemesinde ve bunun çeşitli biçimler altında ezilenlere empoze edilmeye çalışılmasındadır. Kapitalizm, daha öncekilerden çok farklı bir buhran içinde (yazının sınırlılığı nedeni ile bunu açamıyorum) varlığını devam ettirmeye çalışıyor. Bu süreçler aynı zamanda yeniden paylaşım süreçleridir ve hep savaş tamtamları çalar. Bir süredir bu savaş tamtamlarını dinliyoruz. Türkiye kapitalizmi kendi içinde şişmiş, emperyal açılımlara ihtiyacı vardır ve bu dumanlı hava tam da hayalini kurduğu bir ortamı sunuyor kendisine. Üstelik kurtlar sofrasının gündeminin ilklerinde olan Ortadoğu nun bir parçası durumundadır ve bu kendisine bir meşruiyet sağlıyor, öyle kullanıyor. Burjuvazinin aklı, sermayenin niteliği ile onun çıkarlarıyla sınırlıdır. Bunun için burjuvazi, sermayenin tarihsel aktörüdür. Ve bunun içindir ki; azami kar için intihar bile edebilir. Bunları bilmeyenlerle tartışmak ayrı bir konu. Ama bunları bilip de sistemin istikrarı için barış seçimlere partimizin ismiyle girmek ve işçilerin iktidara giden yolunu oluşturmak istiyoruz. Bunun için derhal gücümüzü arttırmamız gerekli. Tüm işçileri, işçilerin iktidarının projesi önerisi nin bir parçası olmamızı isteyenlere söylenmesi gerekenlerin söylenmesi zamanıdır. Ezilenler açısından barış, kendilerini o hale getiren bir sistemin istikrarı için yapılmaz. Eğer barış, bu sistemde bir gedik açıyorsa, daha ileri hamleleri kolaylaştırıyorsa, bunun şartlarını oluşturuyorsa tarafı olunur, savunulur. Özel olarak, bugün, Türkiye kapitalist sistemi istikrarı savaşta aramaktadır ve sadece bu nedenle de olsa sistemin istikrarı için barış istenemez. Hangi gerekçeyle olursa olsun bu, daha büyük bir savaş için arka bahçenin düzenlenmesinde figüran olmaktır, araç olmaktır. Sistemin istikrarı için barışı kabul etmek, yarın sistemin istikrarı için istenecek olanlara itiraz etme hakkından bile bugünden vazgeçmektir. Peki, bunları söylemek, savunmak, Kürt halkının demokratik taleplerine karşı çıkmak mıdır veya en azından duyarsız kalmak mıdır? Hayır, tam tersine, Kürt halkının demokratik taleplerinin savunulabilmesinin tek tutarlı yolu budur. Peki, bu toptancılık ya hep ya hiççilik midir? Hayır, bu bir yön tayinidir ve en asgari taleplerin karşılanabilmesi için bile gerekli bir yön tayinidir. Eğer kazanılacak bir şey varsa ve bunun kazanılması için mücadele ediliyorsa bunun, burjuvaziye rağmen, onun sistemine rağmen kazanılabileceğinin bilinmesidir. 1 Mayıs ta, işçi sınıfı bir günlüğüne de olsa dünyanın gündemini belirledi. Bu, ince elenmiş sık dokunmuş örgüt taktikleri ile olmadı. İşçi sınıfının varlığında somutlaşan, tarihsel süreklilik kazanan bir mücadelenin ürünü olarak ortaya çıktı. Türkiye de de1 Mayıs ın en dikkat çeken sloganlarından biri iş, aş, barış sloganıydı. Bu, aynı zamanda bir programın sacayaklarını oluşturan talepler manzumesidir de. Talepler arasındaki bağlar da doğru kurulmuştur. Sistemin istikrarı için barış önerisine hiç benzemiyor. Birilerine rağmen, yazının başlığını tekrarlama ihtiyacı duyuyorum: Demokrasi işçi sınıfı ile gelecek! kıyamete sürüklenmemenin tek yolu olduğunu bilen herkesi sadece işçilerin üye olabildiği partide, İŞÇİ KARDEŞLİĞİ PARTİSİ saflarında sınıf mücadelesine davet ediyoruz. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 9

10 GÜNCEL Herkese Sağlık, Güvenli Gelecek Halkların Sağlık Hareketi İstanbul da! İNSEV in uzun süredir iletişimde önemli rol oynayan Sanders, konuşmasında, PHM nin yoksulluktan kay- olduğu ve Türkiye Oluşumu na ev sahipliği yaptığı küresel sağlık hareketi naklanan hastalıkların giderek arttığı PHM nin (People s Health Movement) bir dünyada herkese eşit sağlık hakkı beş kıtadan yirmiye yakın temsilcisi için mücadele amacıyla kurulduğunu ile düzenlediğimiz panelde buluştuk. ve ilki 2000 yılı Aralık ayında toplanan Halkların Sağlık Meclisi nden bu- 12. Dünya Halk Sağlığı Kongresi nedeniyle İstanbul a gelen, farklı ülkelerdeki PHM kurucu ve aktivistlerinin ledi. Küresel sağlık krizi ile mücadele güne kadar geçen PHM sürecini özet- katıldığı, 29 Nisan 2009 Çarşamba etmek için Dünya Sağlık Örgütü nün günü İstanbul Tabip Odası nda gerçekleştirdiğimiz panel büyük ilgi gördü. ları konusunda hükümetlere baskı değişim geçirmesi ve sağlık politika- kurmak için insanların daha çok bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizdi. Hakların Sağlık Hareketi (PHM) Türkiye Koordinatörü Fatih Artvinli, hoş geldiniz konuşmasında, 2008 yılı Eylül ayında kurulan PHM Türkiye Oluşumu hakkında kısaca bilgi verdi. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof.Dr. Özdemir Aktan ın açılış konuşmasının ardından Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu adına Dr. Hüseyin Demirdizen Türkiye deki sağlık hakkı mücadelesini özetleyen bir konuşma yaptı. Sağlık hakkı konusunda birçok kesim tarafından ortaklaşa mücadele verildiğini belirten Demirdizen, gelecekte emek-meslek örgütleri ve siyasi yapıların ortak talepler için bir arada mücadele etme alışkanlığını geliştireceklerini söyledi. Açılış konuşmalarının ardından başlayan panelin yöneticiliğini Ottowa Üniversitesi Tıp Fakültesi nden Prof. Ronald Labonte ile İstanbul Tıp Fakültesi nde öğretim üyesi ve İNSEV Başkanı Prof. Zeki Kılıçaslan yaptı. İlk konuşmacı Prof. David Sanders Halkların Sağlık Hareketi (PHM) hakkında genel bir sunum yaptı. Güney Afrika daki Western Cape Üniversitesinde, Halk Sağlığı Okulu nun 1993 teki kuruluşundan beri yöneticiliğini yapan ve PHM nin kuruluşunda Sanders in ardından University College London dan Dr.David McCoy, Küresel Sağlık Gözetimi nden (Global Health Watch) bahsetti. Halkların Sağlık Hareketi nin aktif olarak desteklediği Küresel Sağlık Gözetimi raporunun politik bir bakış açısı ve dayanışma ile güçlü bir alternatif yarattığına değinen McCoy, Türkiye deki sağlık aktivistlerinin de ülkesel ve bölgesel düzeyde sağlık gözetimi yapmaları ve küresel sağlık gözetimi raporuna katkıda bulunmalarını istedi. Avustralya La Trobe Üniversitesi nden Doç. Dr. David Legge ise PHM bünyesinde kurulan ve koordinatörlüğünü yaptığı Uluslararası Halk Sağlığı Üniversitesi nden (IPHU) bahsetti. Bugüne kadar farklı ülke ve kıtalarda gerçekleştirilen IPHU kurslarının önemini ve bu kurslarda verilen eğitim sayesinde çok sayıda genç sağlık aktivisti yetiştirildiğini örneklerle anlattı. Brezilya daki Halkların Sağlık Hareketi nin kurucularından, Federal University of Rio Grande do Sul dan Denise Nascimento ve Camila Giugliani ise Brazilya da PHM nin kuruluşu, Panelde İKP Genel Başkanı ve İNSEV Başkanı Prof. Zeki Kılıçaslan da vardı örgütlenme süreci ve Porto Alegro da düzenlenen IPHU kursundan bahsetti. PHM ABD kurucularından ve Liberation Medicine örgütünden Dr.Lanny Smith ise ABD de sağlık hakkı konusundaki mücadele deneyimlerini ve dayanışma örneklerini anlattı. Panelistlerin konuşmalarının ardından soru-cevap ve değerlendirme bölümünde Türkiye ve diğer ülke örnekleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tartışıldı. PHM Türkiye Oluşumu nda aktif rol alan Sağlık Hakkı Hareketi Derneği Başkanı Dr. Mustafa Sütlaş panel hakkında genel bir değerlendirme yaptığı konuşmasında, yerel ve küresel düzeyde sağlık hakkı mücadelesinin toplumsallaşması gereği ve bunun önündeki engellerin ne şekilde kaldırılabileceğine dair görüşleriyle tartışmaya katkıda bulundu. Panelin ardından, yüzden fazla yerli ve yabancı misafir ve katılımcılar hep birlikte İstanbul Tabip Odası tarafından verilen kokteylde, Türkiye de ve Dünya da sağlığı konuşmaya devam etti. İNSEV ve PHM Türkiye Oluşumu adına panele katılan herkese ve panelin gerçekleşmesine katkıda bulunan Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu na ve İstanbul Tabip Odası na teşekkür ediyoruz. Halkların Sağlık Hareketi (PHM) nedir? Bundan tam 31 yıl önce 6 12 Eylül 1978 tarihinde 134 üye ülkenin katılımıyla toplanan Alma- Ata Konferansı nda, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF, 2000 yılında Herkes için Sağlık hedefini belirlemiş ve bunu başarmak için Temel Sağlık Hizmetleri ni en iyi araç olarak açıklamıştır. Aradan geçen 31 yıl boyunca bu hedef gerçekleştirilemediği gibi ülkeler içinde ve arasında yaşanan sağlık eşitsizlikleri de giderek arttı Alma Ata Deklarasyonunda tasarlanan evrensel, kapsamlı Temel Sağlık Hizmetleri nin ilkelerini temel alan Halkların Sağlık Hareketi (People s Health Movement) küresel bir ağ olarak kuruldu ve Herkes İçin Sağlık hedefini hayata geçirmek için mücadeleye başladı. Halkların Sağlık Hareketi 21. yüzyılda tüm dünyada Herkes İçin Sağlık ana düşüncesiyle oluşan ve dünya çapında sağlık politikalarının oluşturulmasını, sağlığa ve sağlık hizmetine daha eşit ulaşımı, resmi, özel ve toplumsal örgütlenmelerin yönetime birlikte katılımını öngören bağımsız bir harekettir. Halkların Sağlık Hareketi, sağlık hizmetine ulaşılabilirliğin altını oyan ve eşitliğin zorunlu ilkelerini tasfiye eden özelleştirmeler, kamusal sağlık hizmetlerine yatırım yapılmaması, sadece kar esasına dayalı sınırlı sayıda tedavi hizmetlerinin teşviki, çevrenin göz ardı edilmesi, sağlık işçilerinin kamudan özel sektöre oradan da zengin ülkelere göç etmesi gibi sonuçlar doğuran küresel düzeydeki neoliberal sağlık politikalarına karşı çıkmakta; halkların sağlık ve sosyal güvenlik hakkını savunmak, sağlık alanındaki eşitsizlikleri ve sağlık hakkı ihlallerini belgelemek ve buna karşı çıkmak için yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde geniş çaplı kampanyalar düzenlemektedir. İNSEV in ev sahipliğinde ve Alma-Ata nın 30. yılında Eylül 2008 de Halkların Sağlık Hareketi (PHM) Türkiye Oluşumu kuruldu. Halkların Sağlık Hareketi nin iki ana belgesi olan Halkların Sağlık Bildirgesi ve Cuenca Bildirisi ortak bir kitapçık şeklinde Türkçe yayımlandı. Halkların Sağlık Hareketi ni daha yakından tanımak için: 10 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

11 GÜNCEL AB nin talimatıyla üniversitelerde iş güvencesi kaldırılarak Türkiye nin beynine kurşun sıkılıyor, durduralım! Bologna üniversitelere saldırıyor İşçi Kardeşliği olarak Eğitim-Sen İstanbul 6 No.lu Üniversiteler Şubesi Örgütlenme Sekreteri Arzu Acar ile üniversite araştırma görevlilerinin 50/D maddesine karşı başlattıkları mücadeleyi, Eğitim- Sen in bu mücadeleye katkılarını ve Bologna sürecini konuştuk. Araştırma görevlilerinin 50/D ye karşı başlatmış oldukları eylem süreci neye işaret ediyor? Bu aslında kendi içinde şöyle olumlu bir şey barındırıyor. Araştırma görevlileri olsun, plazalarda çalışan beyaz yakalılar olsun, kamu çalışanlarının tamamı olsun, kendilerini işçi sınıfının bir parçası olarak görmemek konusunda bir bilinç bulanıklığı içindeler. Araştırma görevlilerinin hareketi bu gerçekliği gün yüzüne çıkardı ve kendilerinin işçi sınıfının bir parçası olduklarını gördüler. Dolayısıyla mücadelelerini de bu noktadan yürütmek durumunda kaldılar. Çünkü onların sınıf olarak iş güvencelerine saldırılıyordu. Araştırma görevlileri de iş güvencelerine, geleceklerine sahip çıkmak, iş güvencelerinden yola çıkarak içinde bulundukları üniversitelere sahip çıkmak, üniversitelerin olumsuz anlamda değişen, dönüşen yapısına karşı durmak gerektiğini gördüler. Meselenin sadece kendi sorunları olmadığını gördüler. Bütün emekçilerin yaşadığı sorunlardan bağımsız olmadığını, üniversitelerdeki diğer çalışanların sorunlarından bağımsız olmadığını gördüler. Bunun büyük bir saldırının parçası olduğunu ve sıranın onlara geldiğini gördüler. Bu hep söylediğimiz neo-liberal dönüşümlerin, artık devletin kamusal hizmetlerden tamamen çekilmesi ve bunların sermayeye devredilmesi projesinin bir parçasıdır ve nasıl kamu iktisadi teşekkülleri ve diğer kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinde kamu çalışanlarının başına neler geldiyse, aynı şey şu anda araştırma görevlilerinin başına gelmiştir. Araştırma görevlileri ise bunu çok iyi görmüş, anlamışlardır. Eğitim-Sen olarak bu konuda yapmak istedikleriniz nelerdir? 50/D maddesine karşı mücadele eden asistanlar İÜ Beyazıt Kampüsü nde süresiz çadır eylemine başladılar Yapmak istediklerimizden öte görevlerimiz var. Biz eğitim işkolunda faaliyet gösteren bir sendika olarak eğitim işkolunda çalışan bütün çalışanların sorunlarına sahip çıkmak durumundayız. Üniversitelerin ve eğitimin genel sorunlarına sahip çıkmak durumundayız. Meselenin hukuksal yanlarına mutlaka eğilmek zorundayız. Araştırma görevlilerinin de öncelikle iş güvencesi anlamında, sosyal haklarının ve sosyal güvencelerinin sağlanması anlamında, özlük hakları anlamında, hukuki düzeyde ve her türlü sendikal mücadele düzeyinde yanlarında olmaya çalışıyoruz, olmak zorundayız. Aynı şekilde üniversitelerin özerklik sorunu, özgürleşme ve anti-demokratikliği konularında, YÖK ün ortadan kaldırılması gerektiği konusunda Eğitim-Sen başından beri iradesini ve bu konudaki görüşlerini ortaya koymuştur. Bu konuda şu an acil olarak gündemde değilken bile bu konuda birçok çalışmalar yapmıştır, raporlar hazırlamıştır, sempozyumlar düzenlemiştir. YÖK ün her kuruluş yıldönümünde, YÖK ün her türlü anti-demokratik uygulamalarında bunu ifade etmiştir, hukuki mücadele yürütmüştür. Ancak yeterli değildir; çünkü bu duruşuna karşılık gelen örgütlenmeyi de tam olarak yaratamamıştır. Üniversitelerde örgütlülük düzeyi çok düşüktür. Öncelikle amacımız örgütlülük düzeyimizle birlikte bu mücadeleyi yürütmek, katkıda bulunmak ve tüm üniversite çalışanlarının her türlü sorununda yanında ve önünde olmaktır. Peki, 50/D hareketi ve Eğitim-Sen in bu harekete verdiği destekle birlikte örgütlenmede bir hareketlilik yaşandı mı? Doğal olarak insanların sorunlarına sahip çıktığınızda, emekçilerin yanında olduğunuzda, samimi, tutarlı ve mücadeleci olduğunuzda emekçiler size güvenecektir, sizin içinizde olacaktır, kendisi de bu bilince, sahiplenmeye ulaşacaktır. Asıl olan dürüst olmaktır, samimi olmaktır, tutarlı ve sahiden mücadeleci olmaktır. Bu meseleyi basit bir örgütlenme, üye kazanma çabası olarak gördüğünüzde bu zaten çok kısa süre içinde anlaşılacaktır ve sizi de boşlukta bırakacak bir süreç olacaktır. Üye kazanma amaçlı olmadan yürüttüğünüz samimi çabalar örgütlenmeye dönüşüyor zaten. Üniversitelerde de gerçekten araştırma görevlisi arkadaşlarımız Eğitim- Sen in samimiyetini ve mücadelesini gördükçe üye olmaya, onun içinde olmaya başladılar. Bu konuda olumlu bir gelişme var. Amacımız sadece araştırma görevlilerini değil, idari personeli de öğretim üyelerini de bütün üniversite bileşenlerini örgütleyebilmek ve öğrencilerle diyalog içinde çalışanların haklarının savunulduğu topyekûn bir adres haline gelebilmek. İşçi Kardeşliği olarak üniversitelerde güvencesiz çalışma meselesinin Avrupa Birliği eliyle yürütülen Bologna sürecinin bir parçası olduğunu ifade etmiştik. Eğitim-Sen de daha sonra bu konuyu ele alarak meseleye bu açıdan yaklaştı. Bundan sonra Eğitim-Sen in Bologna süreci üzerine yapacakları nelerdir? Üniversitelerdeki değişim ve dönüşüm Bologna sürecinden, Lizbon sürecinden elbette ki bağımsız değil. Aynı şey diğer ülkelerde de yapılıyor ve tepki görüyor. En son Fransa da benzer girişimler grevle tepki gördü. Ancak bu, egemenlerin çok ciddiye aldıkları bir mesele ve orada geri adım atmadılar. O yüzden çok önemli ve meselenin asıl ideolojik altyapısını, asıl amacını ve dönüşümün yönünü görmek açısından Bologna sürecini bilmek, anlamak zorundayız. Bunu anlatmak zorundayız. Bununla ilgili bilgilendirme broşürleri, metinleri hazırlamak zorundayız. Paneller düzenlemek zorundayız. Çünkü insanlar bütünün parçalarını birleştirmekte güçlük çekiyorlar ve meseleyi anlamakta güçlük çekiyorlar. Meseleyi anladıkları zaman zaten mücadelenin ipuçlarının nerede olduğunu az çok göreceklerdir. Bunun birleşik ve bütünsel bir mesele olduğunu ve ancak birleşik mücadeleyle aşılabileceğini göreceklerdir. Eğitim-Sen 6 No.lu şube olarak biz de bir rapor hazırlamak, Bologna süreci ile ilgili, TÜSİAD raporunu da eleştiren, süreci anlatan, üniversitelere yönelik bir rapor hazırlığı içindeyiz. Bunu çok önemli görüyorum. İnsanların bu dönüşümün yönünü görmeleri açısından bu süreçlerin çok iyi anlaşılması ve sendikanın da mümkün olduğunca bunları anlatabilmesi gerekiyor. Bu amaçla eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi gerekiyor. Bu konuda üzerimize çok iş düşüyor. Uluslararası arenada Bologna sürecine karşı başlatılan hareketlerle ilişki kurabilmek gerekiyor. Zaten bütün meseleler uluslararası bir mücadele hattı kurulabilirse çözülebilecektir. Eğitim işkolundaki ve üniversitelerdeki diğer sendikaların 50/D ve Bologna sürecine yaklaşımları nelerdir? Eğitim-Sen bu sendikalarla işbirliği yapmayı planlıyor mu? Diğer sendikaların genel tutumları aslında ortadadır. Genel anlamda YÖK ün yapısına, 12 Eylül sonrasında YÖK ün kurulmuş olmasına, üniversitelerin dönüşüme uğratılmış olmasına, üniversite emekçilerinin bütün haklarını kaybetmiş olmalarına bugüne kadar hiç ses çıkarmamışlardır. YÖK ün anti-demokratik uygulamalarına hiç ses çıkarmamışlardır. Ancak onların kamu çalışanlarının sendikalaşması hakkındaki yasa çıktıktan sonra özellikle üye kazanma gayretleri olmuştur ve üye kazanmaya yönelik kendi çaplarında bir takım çalışmalar yürütmektedirler. Ama meselelerin özüne dair, çözüm yollarına dair önerileri, çalışmaları olamaz; çünkü böyle bir dertleri yok. Genel anlamda nasıl emekçilerin temel sorunlarında, sosyal güvenlik hakları ellerinden alınırken, kamu çalışanlarının grev ve toplu sözleşme hakkı yokken bu konuda samimi bir çaba yürütmedikleri gibi, biraz önce söylediğim gibi YÖK ün anti-demokratik uygulamaları ve üniversite emekçilerinin sorunları konusunda gerçekten mücadeleci bir sendikal anlayış içinde olmayıp herhangi bir çalışma yürütmedikleri gibi, bu konuda da gerçekten samimi, içten bir mücadele yürütmemişlerdir, yürütemezler ve yürütmüyorlar. Araştırma görevlilerinin üye olarak kazanılması için rektörle görüşmeler yaptık, biz yetkili sendikayız gibi sözler ve araştırma görevlilerinin gerçek taleplerini hiç karşılamayacak, olmadık önerilerle bir takım çalışmalar yapmışlardır. Ama onların asıl çalışmaları Eğitim-Sen ve KESK i olumsuzlama üzerinden yürüdüğü için bu yolla üye kazanma çabasına girmektedirler. Ancak temel meseleye dair söyledikleri veya söyleyecekleri bir şey yoktur. Aslında biz her zaman eylem birliğini, mücadele birliğini savunmuş bir sendikayız. Onlarda da bu samimiyeti görürsek elbette işbirliğine, ortak bir çalışma içine girmek isteriz. Ancak temel meselelere yaklaşımlarımızdaki farklılıklar yüzünden bu çok mümkün görünmüyor. Böyle bir çalışma içine girebileceklerini düşünmüyoruz. Ancak o sendikalarla tabi ki işyerlerinde görüşülebilir, ilişki kurulabilir, konuşulabilir. Bizim asıl işbirliği kurmak istediğimiz ise üniversitelerdeki diğer sendikalardır. Az önce de belirttiğim gibi üniversite emekçilerinin sorunları bir bütün aslında. Üniversitede bölünmüş, parçalı istihdam biçimleri yaratılmış durumda. Çalışanlar birbirlerinden koparılmış durumda. Çalışanlar arasında farklı statüler ve çıkar ilişkileri yaratılmış durumda. Öğrenciler tamamen süreçten dışlanmış durumda. Çalışanların neredeyse tamamı yönetim süreçlerinin dışında bırakılmış durumda. Dolayısıyla asıl olan bu farklı statülerin, farklı pozisyonlardaki çalışanların, işçilerin, sözleşmelilerin, akademik ve idari personelin ve öğrencilerin birlikteliğini sağlayabilmek, burada ortak mücadeleleri, ortak platformları geliştirebilmek. Bunun örnekleri zaten görülmeye başlandı. Kocaeli Üniversitesi bünyesinde Ses, Tez-Koop- İş, Eğitim-Sen ve öğrenci sendikasından oluşan bir emek platformu kuruldu. Aynı şeyi biz de İstanbul Üniversitesi nden başlamak üzere önümüzdeki süreçte düşünüyoruz. Ancak bunları henüz çok olgunlaştırmadık. Ama asıl olan bu farklı bileşenlerin ortak mücadele birliğidir, ortak platformlarıdır. Bu çok önemli bizim için. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 11

12 ULUSLARARASI Krize karşı mücadele işçi haklarını koruyarak olur Amerika Birleşik Devletleri İşçilerin Acil İyileşme Planı (Workers Emergency Recovery Campaign-WERC) Alan Benjamin İşçilerin Acil İyileşme Planı Nedir? Kampanya Organizatörü Bill Leumer in Konuşması [Not: Aşağıdaki pasaj İAİP ulusal örgütleyicilerinden Bill Leumer in 15 Şubat tarihinde San Francisco kentinde yapılan forumdaki konuşmadan derlenmiştir.] İşçilerin Acil İyileşme Planı, yani İAİP, çalışan sınıfları kendi çıkarları için örgütlenmek amacıyla başlatılmış bir kampanyadır. Bu çıkarların elde edilebilmesi için öne sürülen talepler arasında büyük çapta iş yaratma programları, tüm özel sigorta şirketlerine karşı bütçeden kaynaklandırılmış sağlık sistemi, ev hacizlerine karşı moratoryum ilanı, işçi sınıfının yerine zenginlerden vergi toplanması gibi talepler bulunmaktadır. 10 maddelik talepler manzumesine dayanan bu kampanya şu sloganla özetlene bilir: Wall Street e DEĞİL Çalışana bütçe. ABD nin derinleşen finansal krizi, tüm sektörlere yayılarak dünya çapında bir resesyona yol açıyor. Bu resesyon ise hızlı bir şekilde depresyona dönüşmekte. Çalışanlar için bu milyonlarca iş kaybı, evlerin haczi, kamu sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerinin ortadan kalkması anlamına geliyor. Milyonlarca insanı felaket bekliyor. Bu yüzden aralarında sendikal ve siyasal liderlerin de bulunduğu 500 aktivist, göreve Başlama tarihi olan 20 Ocak ta Başkan Barack Obama ya bir açık mektup göndererek, 10 maddelik talepleri içeren İşçilerin Acil İyileşme Planı nı desteklemeye ve kampanyaya katkıda bulanmaya çağırdılar. Bu talepler manzumesi, işçilerin ve krizden en çok etkilenen başta Siyahlar ve Latinler olmak üzere tüm ezilenlerin en acil ihtiyaç ve isteklerini içeriyor. Bu talepler, kapsamlı bir iş-yaratma programı yaratılması, sağlık hakkına erişimin sağlanması, çalışanlar için Hür Seçim Hakkı nın kanunlaştırılması, evlerin haczi için moratoryum ilan edilmesi, ABD nin içinde olduğu tüm savaşlara ve savaş harcamalarına son verilmesi, Göçmen Yasası baskınlarına son verilmesi ve son olarak artan oranlı vergi uygulamasıyla zenginlerden daha fazla miktarda vergi tahsil edilerek finansman ihtiyacı içindeki kamu hizmetlerine para aktarılmasını içeriyor. İAİP nin bu taleplerinin sağlanması için bağımsız eylemler örgütlemenin gerekliliği ortadadır. Başta sendikalar olmak üzere, işçi hareketi önderlerine sesleniyor ve bu mücadeleyi başarıya ulaştırmaya davet ediyoruz; çünkü işçi sınıfı hakim sınıfın krizinin faturasını ödemeye mahkum edilemez. İAİP mücadelesine ülkenin farklı şehirlerinde yerel İAİP komiteleri oluşturarak devam ediyor. Plan ayrıca sesini duyurabilmek için geniş katılımlı toplantılar düzenleyerek, insanların haklarını ve taleplerini yerine getirilebilmesi için harekete geçmeye ve örgütlenmeye çağırıyor. 23 Şubat ta San Francisco İşçi Konseyi, İAİP ve South Bay İşçi Konseyi yle birlikte bir bilinçlenme ve örgütlenme mitingine ev sahipliği yapmayı kabul etti. İAİP, geçtiğimiz hafta kampanyanın yürütülmesi için geçici bir Ulusal Yürütme Komitesi oluşturdu. Bu kampanyanın şu an itibariyle hayati önemde olduğunu düşünüyoruz, çünkü biliyoruz ki patronlar ve egemen sınıflar bu ekonomik krizin faturasını işçi sınıfına ve tüm çalışanlara kesmeye çalışacak. Çalışanlar bugün 1930 lardaki Büyük Buhran dan bugüne görülmüş en derin krizle karşı karşıyalar. Günde ortalama 19 bin iş kaybı yaşanıyor ve bunun sonunun nereye varacağı belli değil. Ortalama çalışma haftası 40 saatin üzerinden 33 saat düzeyine gerilemiş durumda. 2,3 milyon ev sahibi, geçtiğimiz yıl evlerinin haczedilmesiyle karşılaştı ki bu oran 2007 yılına nazaran yüzde 81 lik bir artışa tekabül ediyor. Ev fiyatları bu şekilde düşmeye devam ederse bu sayı önümüzdeki yıllarda 10 milyona ulaşabilir. Ülkede, şehirler, köyler, eyaletler ekonomik krizle kötüleşen bir mali krizle karşı karşıyalar. Bunun sonucu olarak hükümet harcamalarda büyük kesintilere gidiyor ve bu durum çalışan sınıfların ihtiyacı olan eğitim, sağılık ve diğer sosyal hizmetler alanlarında büyük sıkıntılar yaşanmasına yol açıyor. Bu resesyon/depresyon kendini İşçilerin Acil İyileşme Planı Talepler Manzumesi: 1) Wall Street i kurtarma planlarına son verilsin. Bankacılar ve spekülatörlere bir peni bile harcanmasına son! İşçi sınıfını kurtarma planları için harekete geçilsin. 2) Tüm ev hacizleri için moratoryum ilan edilsin. Ev boşaltmalar, ev harcamaları zamları ve kira artışları durdurulsun. 3) H.R evrensel, kamu bütçesi kaynaklı sağlık hizmeti- kanunlaştırılsın. Tüm özel sigorta şirketleri sağlık sisteminden ayıklansın. Emekliler için garantili emekli maaşı, sağlık hizmeti ve diğer imtiyazlar gerçekleştirilsin. 4) Her bir işçinin sendikalaşması için Çalışanlar için Hür Seçim Hakkı (Employee Free Choice Act-EFCA) kanunlaştırılsın. 5) Otomotiv ve tüm sektörlerde işten çıkarmalara son verilsin. Otomotiv sanayi, toplu taşıma araçları, rüzgâr ve güneş enerjisi sistemleri üretmek üzere yeniden düzenlensin. 6) Göçmen işçiler üzerindeki baskılara son verilsin. ICE baskınları ve sınır dışı edilmeler durdurulsun. göstermeden evvel, çalışan sınıf olarak bizlerle zengin azınlık arasında bugüne kadar ABD tarihinde görülmemiş bir gelir adaletsizliği vardı. Bu adaletsizlik daha da fena bir hal alacak. Vergi mükelleflerinin cebinden çıkan 2,5 trilyon dolar bankalara aktarıldı. Diğer bir ifadeyle, doymak bilmez bir açgözlülükle kar peşinde koşanlar, yine Obama yönetiminin kurtarma planlarından en büyük nemayı kapmış durumdalar. Birleşik Elektrik İşçileri nin Chicago daki başarılı mitinginde görüldüğü gibi çalışanlar artık kendilerine koyun gibi davranılmasından, Demokrat Parti nin ve onun patronlarının kendilerine birkaç kırıntı atmasını bekleyen çaresiz kurban olarak beklemekten vazgeçiyorlar. Bir süre önce, Los Angeles Öğretmenler Sendikası 26 Ocak ta, 15 bin kişiyi etkileyen bütçe kesintilerini protesto ettiler. 3 bin çelik sanayi işçisi ise Granite City, Illinois de işten çıkarmalara karşı miting düzenledi. Reno, Nevada gibi kentlerde düzenlenen mitingler ve yürüyüşler işsizliğe karşı birer karşı duruşu gösteriyor. Yarın [16 Şubat] Olympia, Washington da 7) Afganistan ve Irak taki savaşlar sonlandırılsın ve tüm askerler geri çağırılsın. Yalnızca bu ülkedeki savaşlarda harcandığı tahmin edilen tutar 3 trilyon dolar. Tüm savaş harcamaları insani gereksinimlere aktarılsın. 8) Ülkenin okullarını, hastanelerini ve can çekişen alt yapısını kurtarmak ve milyonlarca insanı yeniden yaşanabilir düzeyde bir maaşla iş sahibi yapmak için, en az 1 trilyon dolarlık bir bütçeyle ulusal çapta kamu işleri programı yürürlüğe sokulsun. Gerçek bir Körfez Bölgesi kalkınma planı için kaynak sağlansın; Körfez Bölgesi Yurttaş İşleri Kanunu çıkarılsın. 9) Çalışamayacak durumda olanlara iktisadi güvence ve gerekli haklar sağlansın. Bekâr ebeveynlere, sakatlara, yaşlılara ve işsizlere makul düzeyde aylık tanzim edilsin. TANF refah programının keyfi, cezai sınırlamalarına, eğitim hakkının reddine ve zorla çalıştırma uygulamalarına son verilsin. 10) İşçilerin durumunun ıslah edilmesi için çalışmadan kazanan şirketler ve zenginlerden vergi toplansın. Şu andaki zengin sınıf taban oranı üzerinden vergi ödeyerek tarihsel olarak en yüksek zenginlik düzeyinde bulunuyor ve çalışmaksızın bunun keyfini sürüyor. Petrol-enerji sektörünün haksız kazançları geçmişe dönük olarak vergilendirilsin, gelir vergisi 1981 dönemindeki haliyle uygulansın ve vergiden ödemekten kaçmak için deniz aşırı sığınaklara kaçırılan 2 trilyon dolar ülkeye geri getirilsin. sendikalar bütçe kesintilerine karşı yürüyecekler. California lı öğretmenler ise Sacramento da 16 Mart ta bir protesto gösterisi gerçekleştirecekler. Portland, Oregon da Adalet İçin İş örgütü geçtiğimiz günlerde bir kilisede bir toplantı düzenledi. Toplantıya, kurtarma planına karşı olduğunu her fırsatta büyük bir coşkuyla gösteren 800 kadar kişi katıldı. Her hükümetin bankaları üzerine alması ve onları kurtarmasından bahsedilişinde salonda büyük ve uzun bir alkış koptu. Bu ve ülkenin birçok yerindeki buna benzer olaylar bizi hedefi yaşam düzeyimizi, işimizi ve evimizi korumak olan etkili bir kitlesel adım atmaya ve bu uğurda bir birleşikcephe hareketi başlatmaya itti. Bu kampanyayı örgütleyenler olarak, demokratik olarak kampanyaya katılan işçiler tarafından yürütülen bir hareket başlatmaya kendimizi adadık. Ancak bu yolla İAİP gerçekten, sınıf olarak işveren sınıfının saldırısına dur diyebilir. Sizin de bize katılmanızı istiyoruz. Dayanışma içinde kazanalım. 12 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

13 ULUSLARARASI ABD; Balkanlar ve Ortadoğu dan sonra Kafkaslar ı karıştırmaya hazırlanıyor Obama nın Ermeni kartı açıldı Hedef Kafkasya Geçtiğimiz dönemde Türkiye gitmesiyle başlayan yakınlaşma süreci, son zamanlarda daha da hızlandı. Ermenistan ilişkilerinde önemli değişikliklere şahit olduk. Dört İlişkilerin tümüyle normalleşmesi ve yılı aşkın bir süre içinde Ermeni sınırın açılması hedefiyle bir Yol Haritası oluşturuldu. Önümüzdeki Ekim Soykırımı meselesinde bir dizi önemli gelişme yaşandı ve son birkaç ayda da Türkiye Ermenistan Sarkisyan ın Türkiye ye gelmesi bek- ayında Ermenistan Cumhurbaşkanı ilişkilerinde değişimler oldu. leniyor. İşte AKP hükümeti böyle bir hükümet: ABD isteyince tüm devlet politikasını kökten değiştirebiliyor. Kuşkusuz bu gelişmelerde ABD yönetiminin yeni politikası önemli bir rol oynuyor. Barack Obama nın göreve gelişi de bu yeni politikaya hız verdi. Obama Kafkasya da istikrarı amaçladığını birkaç defa belirtti. Halen Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ile Güney Kafkas doğalgaz boru hattı bölgeden geçiyor. Uluslararası İpek Yolu projesi kapsamında yeni otoban ve demiryolu ağlarının inşa edilmesi planlanıyor. Dolayısıyla bölgede istikrarın sağlanması bu projelerin geleceği için gerekli gözüküyor. Türkiye de ise AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Gül ABD yönetiminin planlarıyla tümüyle uyum halinde gerekli adımları atıyor. Abdullah Gül ün geçtiğimiz Eylül de Ermenistan Türkiye futbol maçını izlemek üzere Erivan a Türkiye nin tavrı Azerbaycan ın önce tepkisine neden oldu, zira Ermenistan sınırı 1993 te Dağlık Karabağ ın işgaline tepki olarak kapatılmıştı ve bu işgalde 30 bin kişinin öldüğü 2 milyonun ise evlerinden olduğu tahmin ediliyor. Ancak sonradan Azerbaycan da görüşmelere başlamayı kabul etti. Mayıs ayında Prag daki AB zirvesinde iki ülke görüşecek. Bu koşullarda Ermeni Soykırımı meselesi ise maalesef bir politika malzemesi olarak kalıyor. Seçim kampanyasında Ermeni Soykırımı nı tanıyacağım diye vaatler veren Obama, başa gelince bunu Kafkasya da istediğini almak için bir araç haline getirdi ve Büyük Felaket demeyi tercih etti. Bizim için sözlerin çok önemi yok, gerçeğin ne olduğu önemli, ancak aynı ifadenin bizim aydınlar tarafından Aralık ayında yaptıkları kampanyada kullanılmış olması ilginç. İşçi Kardeşliği olarak Ermeni meselesiyle ilgili görüşümüzü Ağustos 2005 tarihli sayımızda şöyle dile getirmiştik: Ermeni sorunu diğer tüm etnik merkezli sorunlar gibi Amerikan, Fransız, Alman meclislerinin alacağı samimiyetsiz kararlarla değil başta Türkiye işçilerinin olmak üzere ilgili milletlerin işçilerinin diyaloguyla sağlanabilir. Bir muhasebe yapılacaksa bunu millet adına ancak işçiler, tüm aklıselimleriyle ve çıkar hesaplarından arınmış ahlaklarıyla yapacaklardır. Ama kimse İttihatçı zorbaların işçi düşmanı politikalarından Türkiye işçi sınıfını mesul tutmamalıdır. Bugünün ve dününün bilincinde olan hiçbir işçi de kendini dünün veya bugünün patron hükümetlerinin politikalarının savunucusu haline getirmemelidir! Ne yazık ki bu mesele işçi sınıfı yerine patronların ve onların liberal aydınlarının elinde kaldıkça ne gerçekler ortaya çıkıyor ne de halklar arasında kalıcı bir barış kuruluyor. Bugün Kafkasya da istikrar istediğini söyleyen ABD, 2003 yılında bir ayaklanma çıkardı ve Sakaşvili yi iktidara getirdi. Ve 2008 yılında Sakaşvili hükümeti Güney Osetya da savaş çıkardı. Meselenin istikrar veya barış olmadığı ortada. Mesele ABD emperyalizminin AB yi de kullanarak Kafkasya yı tümüyle boyunduruk altına alma planıdır. Soykırım ın tanınması, Ermenistan sınırının açılması ve tüm diğer adımlar sadece buna hizmet ediyor. Kalıcı bir barış ise işçilerin kendi hükümetlerini kurup, bunlar vasıtasıyla oturup konuşmasından geçiyor. Meksika halkı Pemex in özelleştirilmesine karşı 21Mart ta, 2006 başkanlık seçimlerinin gerçek galibi Andrés Manuel Lopez Obrador un girişimleriyle Petrol ve Milli Egemenliği Savunmak başlıklı ulusal kongre düzenlendi. Kongreye ülke çapından 2,25 milyon üyeyi temsilen belediyeden delege katıldı. Kongre çeşitli amaçlarda birleşecek toplumsal ve siyasi örgütlerin katılabileceği bir siyasi hareket oluşturulmasına karar verdi. Hatırlayalım, 2006 Temmuz undaki seçimleri ABD emperyalizminin tercih ettiği aday olan Felipe Calderon kazanmıştı. Ancak Calderon bunu kitleleri dolandırarak gerçekleştirebildi. Seçimin galibi olduğu ilan edilir edilmez Meksika nın milli egemenliğinin omurgasını oluşturun ulusal petrol şirketi PEMEX i özelleştirmek için elinden geleni yaptı. Calderon un seçimdeki rakibi olan Lopez Obrador, geçtiğimiz üç yıl boyunca ABD şirketlerinin ısrarıyla Calderon tarafından önerilen PEMEX in özelleştirilmesine ilişkin birçok yasanın kabul edilmesini önleyen direniş hareketini yönetti delegeyle toplanan kongre, milli egemenliği PEMEX in milli şirket olarak devamını savunmak için bir sonraki seçimlerin yapılacağı 2012 yılına dek 15 milyon kişiyi kendine katmaya karar verdi. Meksika nın tüm büyük şehirlerinde, Casas del Movimiento (Hareketin Toplanma yerleri) oluşturulacak. Bu yerlerle fikir beyanlarına, konuşmalara, dayanışmaya, karşılıklı yardımlaşmaya ve değiş tokuşlara alan açılmış olacak. Bu kongrenin sonunda gerçekleşen 22 Mart taki eylemde Lopez Obrador şöyle konuştu: Geçen sene Meksika nın petrol kaynaklarını savunmak için elimizden geleni yaptık. Neyi gerçekleştirdiğimizi neyi gerçekleştiremediğimizi herkes biliyor. Vatandaşların ve özellikle ekipleri oluşturanların desteğiyle sağ kanadın yani oligarşinin, Calderon nun, PRI ve PAN (Bunlar Meksika daki en büyük patron partileridir) önderliklerinin önerisiyle hazırlanan yasa taslağının ve Petrol Yasası nın Kabul edilmesini geciktirdik. Ama 18 Mart ta (1938 de Meksika petrollerinin millileştirilmesinin yıldönümü) söylediğimiz gibi kavganın bitmediğini biliyoruz. Üç amaca ulaşmak için savaşmaya kararlıyız: PEMEX in ve Federal Elektrik Komisyonu nun çökertilmemesi için savaşmak; petrolün hammadde olarak satılmasına son vermek; bunun yerine petrol ve mazot üretimi, petrokimyevi sanayilerinin gelişmesi, istihdam yaratılması ve ülkedeki sanayinin gelişmesi için petrolün Meksika da rafine edilmesini sağlamak Demokratik ve Bağımsız İşçi Partisi Girişimi ni (MPTDI) destekleyen herkes bu eyleme katıldı. MPTDI üyeleri Meksika daki diğer siyasi akımlarla birlikte işçilerin kendi partilerinde örgütlenme ihtiyacını dile getirdi. Lopez Obrador dan Hillary Clinton a mektup Meksika basını, Andrés Manuel Lopez Obrador un 24 Mart taki Meksika ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton a yazdığı mektubu kamuoyuna duyurdu. Mektupta Obrador şöyle diyordu: Gayrimeşru ve başarısız bir hükümetçe yönetiliyoruz. Ama özgür ve egemen milletimizin haklarını savunmaya hazır, güçlü bir hareketimiz var. Lopez Obrador ayrıca ABD yetkilileri tarafından ABD-Meksika sınırını kapatmak için inşa edilen Utanç Duvarını kınadı ve sözlerine şöyle devam etti: Göç ve güvenlik sorunlarına çözüm bulmanın yolu sınıra duvar inşa etmekten ve askeri çözümleri desteklemekten geçmez; çözüm Meksika nın ekonomik ve toplumsal kalkınmasındadır Bu yüzden, Meksika ve ABD arasındaki ilişkiler iki eşit taraf arasındaki işbirliği şeklinde gerçekleşmelidir, bir tarafın öbürüne baskı yapması şeklinde değil. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 13

14 ULUSLARARASI Yaşasın laik, birleşik, demokratik Filistin! Ya birleşik Filistin kurulacak, ya Araplar topyekün kovulacak Filistin de iki devletli çözüm öldü İsrail de yeni başbakan Binyamin altında, aynı devlet sınırlarında yaşamak Batı Şeria dan ayırmaya çalışıyor. Netanyahu liderliğindeki, aşırı sağcı istiyorlar. İki devletli çözüm ü başlatan hükümet 1 Nisan da göreve başladı: 1993 Oslo görüşmelerinden beri gözleriyle görüyorlar: El Fetih in nasıl İsrail in Netanyahu nun ilk sözleri, özetle, iki devletli çözüm ü reddediyoruz ve İsrail Filistinliler üzerindeki denetimine aracılık eden bir polis gücüne döndüğünü... yerleşimleri artacak, oldu. 4 Mayıs günü, yeni İçişleri Bakanı Eliyahu Yişai, Doğu Kudüs ün Silvan semtinde 88 Filistin evinin yıkılacağını açıkladı: Hükümet, bunlar yerine Davud un Şehri adlı bir turistik park yapıp, etrafında Yahudi yerleşimleri kuracak. İsrail, Hamas yönetimindeki Gazze yi, geçen yıl sonundaki saldırıda, Filistin topraklarının kalanından koparmayı başardı. Bugün Gazze ve Batı Şeria arasında, İsrail izni olmadan gidip gelmek imkansız. Şimdi de yeni hükümet Doğu Kudüs ü koparıp, adım adım ilhak edip, sadece Batı Şeria yla sınırlı bir kukla yönetim dayatmayı hedefliyor. İsrail Batı Şeria ve Doğu Kudüs teki yerleşimlerini artırmak istiyor. Yeni hükümet ayrıca bizzat İsrail topraklarındaki Arapları tasfiye etmeye de niyetli. Yani, ABD ve AB nin yıllardır savunduğu iki devletli çözüm mevta oldu. Ya Arap ve Yahudilerin birlikte yaşadığı tek bir laik ve demokratik Filistin devleti kurulacak; ya da Siyonist devlet Arapları atalarının topraklarından adım adım kovacak ve birbirinden koparacak. ABD ve AB nin yeni İsrail hükümetine yönelik son günlerdeki tüm eleştirileri göstermelik. Ağustos 2007 de imzalanan bir anlaşmayla, ABD İsrail e 10 yıl içinde 30 milyar dolar askeri yardımda bulunacak. İsrail bunun yüzde 74 üyle ABD den askeri malzeme alacak. Yardımın ilk taksiti Ekim 2008 de İsrail kasalarına girdi: Yani İsrail, Gazze yi yepyeni ABD uçakları, roketleri, silahları ve buldozerleriyle cehenneme çevirdi: Aynı silahlar Batı Şeria ve Doğu Kudüs te adım adım Filistinlileri kovarken de kullanılacak. Filistinliler ve Naziler Yeni hükümete dönelim: Netanyahu, Arap düşmanlığını hiç gizlemedi: Zamanında bir Filistin devletini, Naziler gibi bir tehlike olarak niteleyen oydu te, Ariel Şaron un İsrail ordusunu Gazze den çekmesi üzerine Netanyahu maliye bakanlığından istifa etti. Gazze de Hamas ın ortadan kaldırılmasını savundu ve en son operasyonda, eski hükümeti, sadece başladığı işi bitiremediği için eleştirdi... Yani Netanyahu iki devletli çözüm ü reddediyor; çünkü Arapların topyekün tasfiyesini savunan has bir Siyonist. Öte yandan, Filistinli emekçiler de iki devletli çözüm ü reddediyor: Çünkü onlar Mahmud Abbas gibi yoz bürokratların yönettiği bir kukla devlette yaşamak değil, Yahudilerle eşit koşullar İsrailli yerleşimci sayısı 500 bin Hükümetin öncelikli hedefi, İsrail yerleşimlerini artırmak: İsrail in 1967 de işgal ettiği Batı Şeria da, 121 İsrail yerleşimindeki nüfus (1967 de haliyle 0 iken) 1996 da 140 bine, 2008 sonunda ise 285 bine çıktı. Doğu Kudüs te de, 220 bin Filistinliye karşılık, kenti saran Yahudi yerleşimlerindeki nüfus 200 bine ulaştı. Birleşmiş Milletler in Nisan sonunda yayımladığı rapora göre, İsrail, Batı Şeria nın yüzde 60 ını içeren C bölgesinde Filistin yapılarının yaklaşık 3 bini için yıkım kararı almış. Doğu Kudüs te de tam 60 bin Filistinlinin evi yıkım tehlikesinde. İsrail ayrıca Doğu Kudüs ü Batı Şeria dan koparmaya çalışıyor. Uzun yıllar Filistin siyasetinin merkezi olan Doğu Kudüs, bu işlevini yitirdi: Arafat da, Doğu Kudüs teki bürolarını Batı Şeria nın Ramallah kentine taşıyarak buna katkıda bulundu. Ayrıca, İkinci İntifada dan sonra İsrail, Doğu Kudüs ü Batı Şeria dan koparan duvarın inşasına başladı. İki bölge arasındaki insani ve ekonomik bağlar giderek kopuyor. Çadırlardaki direniş Silvan semtinde Filistin evlerini yıkan Kudüs Belediyesi, Şeyh Cerrah semtinde Kasım ayında yaşlı bir çifti evinden attı. Çift bir çadır kurup direnişe başladı: Kocası bir süre sonra ölen kadın, çadırının defalarca ordu tarafından yıkılmasına rağmen direnmeye devam ediyor. Benzer çadırların Zeytin Dağı ve Ras Hamis gibi bölgelerde de ortaya çıktığı, Filistinlilerin topaklarını terk etmediği belirtiliyor.. Mart 2009 da, Avrupa Birliği nin bölgeye gönderdiği yetkililer bile, AB Misyon Şefleri Doğu Kudüs Raporu nda durumu teslim etti: İsrail, bu bölgedeki uygulamalarıyla, Doğu Kudüs teki Yahudi mevcudiyetini artırmaya ve kentteki Filistin topluluğunu zayıflatmaya, Filistin kentsel gelişimini engellemeye ve Doğu Kudüs ü İşinizi göreceğiz Hükümetin bir diğer gündemi, İsrail sınırları dahilindeki Filistinlileri ülke dışına, yani Batı Şeria ve Gazze ye ya da Ürdün ve Mısır a kovmak. Aynen Türkiye gibi son yıllarda hızla ihracata yönelen İsrail, ekonomik krizle ağır darbe aldı. İhracat yüzde 20, sanayi üretim yüzde 6 azaldı; işsizliğin 2009 da yüzde 8 e ulaşması bekleniyor. Gelinen noktada, dünyanın en eşitsiz toplumlarından biri, İsrail. Toplam 7 milyon İsraillinin 1,6 milyonu yoksulluk sınırının altında: Arap ailelerin yüzde 42 si yoksul; tüm çalışan nüfusunsa yüzde 45 i. İsrail in Gazze saldırısında ölenlerin üçte biri çocuktu Bütün İsrail partileri seçim boyunca bu krizi hasıraltı etti; günah keçisi olarak Araplara yüklendi. Krizden ciddi biçimde etkilenen yoksul Yahudiler, aşırı sağa önemli ölçüde oy verdi. Türkiye de işçi sınıfı, işsizlik ve yoksulluğu, bütün şiddetiyle hissederken, aynı anda milliyetçilik yükseltiliyor ve Kürt düşmanlığı körükleniyor: Filistin de de aynı süreç söz konusu. KKTC de tellaklar değişti KKTC de 19 Nisan da yapılan genel seçimlerde iktidardaki CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) 16 puan kaybederek oyların yüzde 29 unu alırken, UBP (Ulusal Birlik Partisi) oylarını 12 puan arttırarak oy oranını yüzde 44 e yükseltti. Eski CTP başkanı Mehmet Ali Talat ise halen Cumhurbaşkanlığı görevinde. Seçim kampanyasında Ergenekon davasını kullanan CTP ye göre ekonomik krize yoğunlaşan UBP daha başarılı olmuş gözüküyor. Tabii CTP nin oy kaybında bir türlü sonuçlanmayan barış görüşmeleri de etkili. En son Eylül ayında Talat ile Hristofyas yeniden görüşmelere başlamıştı. O zamanki TSK Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ın KKTC yi üniformasız ziyareti İsrail de son seçimde Arap düşmanlığı bayrağının en ateşli taşıyıcısı, Evimiz İsrail Partisi lideri Avigdor Liebermann oldu. Şimdi Netanyahu nun hükümet ortağı olan Liebermann, Batı Şeria daki bir Yahudi yerleşiminde yaşıyor. Geçen Mart ayında İsrail meclisindeki Arap temsilcilere, utanmadan, Siz burada geçicisiniz. Bir gün sizin işinizi göreceğiz demişti. Toprak mübadelesi Seçim kampanyasında da Sadakat yoksa vatandaşlık da yok sloganını öne çıkararak Araplara saldırdı: Ona göre, İsrail de yaşayan Araplar ya devlete sadakat yemini etmeli ya da oy hakkından vazgeçmeli. Bu fikir, Evimiz İsrail Partisi yle sınırlı değil: Gazze katliamı sırasında, İsrail Seçim Komitesi, katliama karşı çıkan (İsrailli) Arap partilerinin seçime katılmasını yasakladı: Partiler ancak Yüksek Mahkeme ye başvurarak bu kararı iptal ettirebildi. Lieberman, seçim boyunca bir toprak mübadelesi planını da dillendirdi. Bu etnik temizlik planına göre Batı Şeria daki İsrail yerleşimleri İsrail sınırlarına dahil edilmeli. Yüksek Arap nüfuslu İsrail bölgeleri ise Filistin Yönetimi ne bırakılmalı. Filistin de sözde iki devletli çözüm ün geçersizliği her geçen gün anlaşılıyor; eski Filistin topraklarında yaşayan tüm halkların bir arada bulunacağı bir birleşik, laik ve demokratik Filistin kurulmazsa, Siyonist devlet, Arapları birbirinden iyice koparacak ve atalarının topraklarından kovacak. Ama eski tas, eski hamam duruyor ve Lokmacı Geçidi nin açılması da sürece Türkiye nin desteğini ifade etmişti. Yine de barış görüşmeleri sonuçlanabilmiş değil. AB nin verdiği sözleri tutmamış olması da hayal kırıklığına yol açıyor. AB politikalarının Kıbrıs ı getirdiği nokta ortada, CTP de bunun bedelini ödedi. Ancak yeni başa gelen UBP de AB politikalarını izleyeceğini, görüşmeleri aynı şekilde devam ettireceğini söylüyor; hatta tüm KKTC yi bir serbest bölge haline getirmeyi öneriyor; yani sendikal hakların ve gümrüğün olmadığı bir bölge. Anlaşılıyor ki UBP de Washington, Brüksel ve Londra dan yönetimi devam ettirecek. KKTC halkı ise bir sonraki seçimde aynı politikaları sürdürecek başka bir partiyi seçecek. 14 İŞÇİ KARDEŞLİĞİ

15 ULUSLARARASI Krizin müsebbibi bankalar, kurtarma planlarıyla ödüllendiriliyor Cenevre Konferansı 16. Uluslararası ILO Sözleşmelerini ve Sendikaların Bağımsızlığını Koruma Konferansı, İşçilerin ve Halkların Bağlantı Komitesi nin (ILC) girişimi ile 6 Haziran Cumartesi günü Cenevre de toplanacaktır. ILC olarak uluslararası işçi liderlerini ve aktivistlerini, Uluslararası Çalışma Örgütü nün konferans delegelerini her sene olduğu gibi bu sene de düzenlediğimiz ILO sözleşmelerini ve sendikaların bağımsızlığını koruma konferansına davet ediyoruz. Bu sene 16.sı düzenlenecek olan konferans, 6 Haziran da saat 11 ile 16 arasında işçi hareketini yıldırmaya yönelik sorunlar gündemiyle toplanacaktır. Kimse uluslararası düzeyde gelişen krizi ve krizin halkları etkileyen sonuçlarını inkâr edemez. ILO tarafından 23 Mart 2009 da Cenevre de ekonomik kriz ve küresel ekonomik eğilimler üzerine toplanan üçlü zirve toplantısı sonucunda yayınlanan rapor, düzgün iş olanakları teşvik edilerek ekonomik krize karşı nasıl mücadele edileceğini sorguluyordu. Hiç kuşku yok ki burada ortaya çıkan meseleler, bir sonraki yıllık ILO konferansının ana gündemini oluşturacak. Bu rapor şunları dile getiriyordu: Özellikle krizin ilk patlak verdiği ülkeler olmak üzere çoğu gelişmiş ülke şu anda bir ekonomik bunalım içinde ( ) Kriz, iş gücü pazarında 2008 den beri, özellikle de krizin ilk ortaya çıktığı ABD de hissediliyordu. Küresel anlamda işsizliğin düştüğü dört yıldan sonra 2008 de 11 milyon işçi işsizler ordusuna katıldı. Kriz bu hızla devam ederse yılsonuna kadar bu sayının 40 milyonu geçeceğini söylemek kâhinlik olmaz ( ) İş gücü piyasasındaki uzayan durgunluk çok büyük bir tehlikedir ( ) Raporun sonunda ise krizin çok hızlı bir şekilde ilerlediği ama yeterli önlemler alınırsa atlatılabileceği belirtiliyor. İşte raporla ilgili tartışma da buradan doğuyor: Alınması gereken önlemler neler? Kim tarafından, kimin adına alınması gerekiyor? Üçlü zirvenin buna cevabı ise İnsanca iş olanaklarının sağlanabilmesi için ekonominin desteklenmesi, iş gücü piyasasında kargaşanın ve sosyal krizlerin engellenmesi ve bütün önlemlerin uyum içerisinde gerçekleştirilmesi gerekiyor. İçinde bulunduğumuz krizi de dikkate aldığımızda bunun en uygun yolu ise küresel bir iş anlaşması. Gerçekten yapılması gereken bir küresel iş anlaşması mı? Bütün işçi hareketi umudunu, hükümetlerin milyarlarca dolar ödeyerek bankaları kurtarmasına mı bağlamalı? Bu konu basit bir tartışmadan çok daha öte. Çünkü özellikle bu raporda adı geçen İrlanda, Almanya, Pakistan ve Fransa da insanlar, işçi hareketinin hükümet planlarına uydurulmasının yaratacağı tehlikeleri görüyor ve bu plandan şüphe duyuyor. Daha önemlisi sorulması gereken bir soru daha var: Sendikaların bağımsızlığı. Biz, emekleri ile yaşamak isteyen işçilerin menfaatleriyle bankaları sömürerek yaşayan ve dünya ekonomisini yıkan spekülatörlerin menfaatlerinde ortak bir nokta göremiyoruz. Bu yüzden ILC olarak sendikaların varlığını korumak, her ülkede sosyal ve demokratik kazanımların, sendikalaşma, toplu iş sözleşmesi ve greve gitme haklarını korumak ve geri almak için günün tartışma ve harekete geçme günü olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca amacımız bu işi, dünya işçi hareketinin geleceği için, 43 ülkeden 300 aktivistin katılacağı Dünya Açık Konferansı nın hazırlığına katkı olarak tam da bu çok önemli zamanda yapmaktır. İşçi Kardeşliği Abone Formu [ ] 3 sayı: 5 YTL / [ ] 6 sayı: 10 YTL / [ ] 12 sayı: 15 YTL İsim, Soyisim:... Görev:... Adres: Posta Kodu:... İlçe, İl:... Telefon, Faks:... E-Posta: no lu Akbank hesabına yatırdığınız abonelik ücreti dekontunuzu bu formla beraber faks veya posta yoluyla bize ulaştırın. (Bilgiler künyededir.) Dünya işçi sınıfına karşı bir savaş makinesi Bağımsız İşçi Partisi (POI), Fransa Kapitalizmin sözde etik yasaları ile ilgili medyanın ifade ettiğinin ötesinde, G20 nin temel amacı finansal kurumların yeniden fonlanması için, kıta Avrupa sında Heliez, Total, Sony, Caterpillar gibi spekülatörler ve şirketlere binlerce işi yok etmesi ve yeniden düzenlemesi için ayrılan 5,000 milyarlık ödeneğin onaylanmasını sağlamaktır. G20 tüm dünyada, spekülatörlerin kurtarılmasının ve kapitalizmin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının bedelini işçilere ve gençlere ödetmek istiyor. Başkanın maaşların artırılması taleplerine devlet hazinesinin boş olduğunu ileri sürerek karşı çıktığı bir durumda bu milyarları nerden buluyorlar? Başbakanın devletin borcunu azaltmak için İstikrar Paktı nı anımsattığı bir durumda bu milyarları nerden buluyorlar? Onlar bu paraları sağlığa ve eğitime ayrılan bütçelerden kesiyorlar! Bu kesintiler nedeniyle 50 bin sağlık çalışanı, 30 bin öğretmen ve 20 bin kamu çalışanı işini kaybetti. G20 ve NATO toplantıları, Obama hükümetinin AB ülkeleri hükümetlerine bankalar, spekülatörler ve dahası savaş için daha fazla bütçe ayrılması konusunda baskı yapmasının, Avrupa halkının Afgan halkına karşı bilenmesinin ardından yapıldı. AB ülkeleri hükümetleri bu dayatmalara teslim oldu. Bu politikaların mağdurları işçiler ise bütün dünyada örgütleriyle birlikte işten çıkarmalara, kamu hizmetlerinin yok edilmesine karşı, işlerini savunmak için ve savaşa ve sömürüye karşı ayaklandılar. Merkez Bankası spekülatörlere 1,2 trilyon aktardığı için ABD de ayda 750 bin iş kaybı yaşandı. Fransa da 420 milyarın hükümet eliyle bankalara dağıtılması sonucu Ocak ayında 90 bin, Şubat ta ise 80 bin kişi işini kaybetti. G20 kararlarına karşı POI, işçi sınıfının ve örgütlerinin birliği için işçi sınıfının acil ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amaçlı spekülatörlere aktarılan milyarların kamulaştırılması; Tüm Avrupa ülkelerinde işten atılmaların yasaklanması; Tümüyle ABD hükümetinin çıkarlarına bağımlı olan AB nin yıkılması için mücadele etmeye karar verdi. Bu talepler çerçevesinde POI, 16 Mayıs saat te Paris te kitlesel bir miting düzenleyecek, Avrupa kıtası üzerinde çalışan ve özellikle Fransa çevresinde faaliyet yürüten yoldaşları işten atılmaların yasaklanması için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Paris, 7 nisan 2009 POI Ulusal sekrterliği adına Claude Jenet, Jean Markun, Daniel Gluckstein, Gérard Schivardi Avrupa Komisyonu işsizlik oranının 2008 de %7,8, 2009 da %9,8 olduğunu 2010 da ise %10,6 ya çıkacağını açıkladı.(afp 19 Ocak 2009). Ekim 2008 den beri bütçeden bankalara 428 milyar Euro aktarıldı. Bunun sonucu Sağlık kuruluşlarında 20 bin Eğitim kurumlarında 13,500 posta hizmetlerinde ise yüz bine yakın işçi işini kaybetti. Hâlbuki bu parayla sosyal katkılar çıkarıldıktan sonra 2 milyon çalışana (1500 euro net 7 yıllık ücretleri ödenebilirdi. Ekonomiyi canlandırmak adına bankalara para aktarmaktan vazgeçilmeli.bu hiçbir işe yaramaz. İşten çıkarmaların yasaklanması, Ekonominin kilit sektörlerinin kamulaştırılması, AB kurumlarından kopuş için gelin birlikte mücadele edelim. İŞÇİ KARDEŞLİĞİ 15

16 AKP / Hak-İş cephesi Türk-İş e saldırmaya devam ediyor Son Türk-İş genel kurulundan sonra birçok yazar ve yorumcu yeni işçiler üzerinde tek tek baskı/yönlendir- merkezi/yerel AKP örgütleri aracılığı ile seçilen yönetime bakıp AKP nin Türk- me uygulamaları yapıp işçileri Hak-İş e İş kalesini de düşürdüğü yorumunu bağlı sendikalara yönlendirdiler. Birçok yapmıştı. Gerçekten de Türk-İş yönetimine ağırlıklı olarak AKP li tanınan taşınmış durumda. Bu durum, işçilerin işyerinde yetki mücadelesi mahkemelere sendikacılar seçilmişti. Zaten seçilen toplusözleşme haklarını kullanmalarını yeni Genel Başkan da yaptığı bir söyleşide bu konudaki sorulara Kişisel mekte. Daha önceki dönemlerde de özel- da uzun süreler engelleyecek gibi görün- siyasi tercihimi ise seçildiğim gün likle belediyelerde iktidarın değişimi ile derin dondurucuya koydum şeklindeki savunması ile siyasal tercihinin ne ölçüde yaşanmış olsa da bu ölçüde deği- çeşitli sendika değiştirme olayları önemli yönde olduğunu ima etmiş oluyordu. şik işkollarında bir sendika değişim olayı yeni bir durumdur. Birçok işkolunda saldırı var AKP li sendikacılar Türk-İş yönetiminde ağırlık teşkil ettiler ama AKP destekli Hak-İş in Türk-İş e yönelik saldırıları durmak şöyle dursun giderek arttı. Türk- İş e bağlı Orman İş e üye orman işçileri, Belediye-İş e üye çeşitli illerdeki belediye işçileri, Tek Gıda-İş e bağlı ÇAYKUR işçileri, Hava İş e bağlı THY-Teknik AŞ işçileri bu saldırılardan nasibini aldı. Bütün bu kamu işyerlerinde gerek merkezi gerekse yerel kamu yöneticileri ve Rize de Çaykur, İstanbul da THY Teknik ten sonra şimdi de Kocaeli Belediyesi nde Hak-İş hükümet yardımıyla Türk-İş üyelerini kendine geçiriyor Belediye İş, Demokrasi Çadırında, Demokrasi Nöbetinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile İSU da çalışan 3300 işçinin 29 Mart yerel seçimlerinin hemen ardından baskı ve tehditle Hizmet- İş e üye olmaya zorlanması üzerine mücadele kararı alan Belediye-İş Sendikası, Sabri Yalım Park ında (5 gün önce) demokrasi çadırı kurarak imza kampanyası başlattı. Yaklaşık 10 bin imza toplandı. Sendikadan yapılan yazılı açıklamada benzer uygulamaların Isparta, Samsun/İlkadım, Rize ve Antalya/Kepez belediyesinde; Türk-İş e bağlı Tek-Gıda-İş in örgütlü olduğu Çaykur da da uygulandığı, Önce Hizmet- İş, sonra iş diyen belediye başkanlarının partizan tavırları eleştirildi. Belediye işçileri Meclis i bastı Belediye-İş Sendikası, AKP yi ve hükümet yanlısı Hizmet-İş i protesto etmek amacıyla önceki gün Belediye Meclis toplantısını basarak Baskı ve zulmü kaldırın yazılı pankart açtı. Söz almak isteyen genel merkez eğitim ve basın yayın genel sekreteri Bayram Özkan a konuşma izni verilmedi. Kısa süreli gerginliğin ardından işçiler dışarı çıkarıldı. Türk-İş sesini yükseltiyor Cumartesi günü de Merkez Bankası önünde toplanan yaklaşık 3 bin işçi, hükümeti ve Hak-İş i protesto ederek Sabri Yalım Park ında kurulan demokrasi çadırının önüne kadar yürüdü. Zam zulüm işkence işte AKP, Türk-İş e uzanan eller kırılır, susma sustukça sıra sana gelecek sloganlarıyla yürüyen; aralarında Demiryol-İş, Tekgıda-İş, Tes-İş, Harb-İş,Tezkop-İş, Türkmetal, Deri-İş, Kesk üyesi işçilerin bulunduğu kitle adına bir basın açıklaması yapan Türk İş başkanı Mustafa Kumlu, Operasyonun ilk hedefinin Orman-İş olduğunu, ardından benzer oyunların Tek Gıda-İş in örgütlü olduğu Çay-Kur da ve Hava-İş in örgütlü olduğu Teknik A.Ş de oynandığını; işçilerin özgür iradeleriyle sendika değiştirme hakları olduğunu ancak işçilerin baskı yoluyla sendika değiştirmeye zorlandıklarını söyledi. Seçimlerin ardından 2 bin 975 işçi Hizmet-İş e geçmiş, Belediye- İş in ise 325 üyesi kalmıştı. Türk-İş in mücadele kararı alması üzerine Hizmet İş e geçen yaklaşık 1000 işçi tekrar eski sendikalarına döndüler. Kocaeli deki hükümet operasyonuna karşı yapılan miting oldukça kitlesel oldu Sadece işçi sendikaları değil AKP döneminde işçi sendikalarında yaşanan bu durum tesadüf değildir. Benzer şeyler kamu emekçileri sendikalarında da yaşanmaktadır. AKP yönetiminin bürokratları bu alanda da kamun emekçilerini her türlü baskı ve yöntemle KESK e ve KAMU- SEN e bağlı sendikalardan Memur-Sen e bağlı sendikalara yöneltmekteler. Öyle ki Memur-Sen konfederasyonu, AKP döneminde dünyanın en hızlı büyüyen sendikası haline gelmiştir. Bütün güçler AKP nin olacak! AKP için esas amaç, kuşkusuz ki bütün toplumsal/sosyal güçlerin yandaş hale getirilmesidir. AKP hükümeti bugün çok küçülmüş ve sorunlu olsalar da hala potansiyel olarak en önemli toplumsal muhalefet odağı olabilecek emek örgütlerini kendi arka bahçesi haline getirmek istemektedir. Sadece sendikalar değil spor kulüplerine, hemşeri derneklerine kadar her sosyal/ toplumsal organizasyon hedeftir. Türk-İş in devlet sendikacılığından Hak-İş in hükümet sendikacılığına Birçok yerde çok zorlanmadan gerçekleşen bu değişikliklerde AKP hükümeti ve bürokrasinin yaptıkları ortada ama gerçeğin diğer bir yüzü de unutulmamalıdır. Açıktır ki Türk-İş e bağlı birçok sendika uyguladıkları politikalar nedeniyle tabandaki işçilerden büyük ölçüde kopmuş, güven ilişkisini yitirmiş ve demokratik olmayan bir iç yapılanma nedeni ile içi kof hastalıklı bir durumdadır. Şimdiye kadar kendisine destek olan siyasal/bürokratik güçler karşısına geçtiği anda kolayca çözülmeye başlamıştır. Türkiye de yaşanan büyük siyasi değişimler ve güç dengeleri sendikal alana da yansımıştır. Soğuk savaş döneminde devlet güdümlü milliyetçi/anti-komünist esasta yapılanmış Türk-İş in yerini yeni dönemde hükümet güdümlü İslamcı/ liberal Hak-İş in alması istenmektedir. Türk-İş geneldeki uzlaşmacı çizgisine rağmen içindeki farklı siyasal yönelimli sendikaların varlığı ve klasik bir sendikal geleneğe dayanması ile hükümetler karşısında görece özerk bir konuma sahipti. Çeşitli zamanlarda tabandaki mücadeleci unsurların da zorlaması Türk-İş in uyguladığı kimi politikalar nedeniyle tabandan kopmuş olması hükümetin saldırısı karşısında onu zor durumda bırakıyor anlamlı kitlesel eylemlerin geliştirildiği bir zemini oluşturabiliyordu. Fakat Hak-İş in birçok sendikasına geleneksel anlamda sendika bile demek mümkün değil. Bazı örgütlenmelerinde ortada sendikacı görmek bile mümkün değil. İşleri bazı görevliler yürütmekte. Bırakalım Türk-İş dağılsın mı? Artık çok açık olarak görünmektedir ki AKP, Türk-İş i istememekte, yerine mümkün olduğu kadar Hak-İş in geçmesini hedeflemektedir. Aslında hükümet ve esasta tüm sermaye güçleri gerçekte sadece Türk-İş i değil hiçbir sendikayı istememektedirler. Onların hiçbir ciddi yaptırım gücü ve örgütlülüğü olmayan, herhangi bir hak savunucu sivil toplum örgütü düzeyini aşmayan sendikal yapılar dışında hiçbir işçi örgütüne tahammülleri yoktur. Zaten Hak-İş e geçiş, esasta kamu işyerlerinde olmakta ve buralardaki bazı Hak-İş örgütlülüğünün ömrü de özelleştirmelere kadar sürebilecektir. En büyük işçi sendikası olarak Türk-İş in bu şekilde dağıtılması sadece Türk-İş değil tüm işçi sendikalarının dağıtılması amaçlıdır. Yeni bir mücadeleci sendikal hareket, hükümetin bu eylemini seyrederek değil dayatmalara karşı sendikaların bağımsızlığı anlayışını temel alıp Türk-İş üyesi işçilerle birlikte mücadele etmekten geçmektedir. Gerek hükümetin bu saldırılarına karşı gerekse bu kriz döneminde çok daha yakıcı hale gelen sorunların çözümü için tüm işçi sınıfı ve emekçilerin hükümetin uyguladığı politikalar karşısında birleşik mücadelesi tek çözüm yoludur. Geliştirilecek mücadele birliği süreci sadece sendikaların bağımsızlığının değil başta Türk-İş olmak üzere tüm sendikal yapıların mücadeleci/demokratik yönde değişimlerinin de gerçek zeminini oluşturacaktır.

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Cevdet İlhan Günay 2. Doğum Tarihi: 0 Nisan 1951. Ünvanı: Profesör Dr.. Öğrenim Durumu: Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Hukuk Ankara Üniversitesi 1972 Y. Hukuk Ankara Üniversitesi

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD

ÖZGEÇMİŞ. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ABD Medeni Hukuk ABD ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Cevdet İlhan Günay 2. Doğum Tarihi: 0 Nisan 1951. Ünvanı: Profesör Dr.. Öğrenim Durumu: Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Hukuk Ankara Üniversitesi 1972 Y. Hukuk Ankara Üniversitesi

Detaylı

YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KURULMASINA İLİŞKİN YASA HAZIRLIKLARI

YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KURULMASINA İLİŞKİN YASA HAZIRLIKLARI YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KURULMASINA İLİŞKİN YASA HAZIRLIKLARI Bu yasa hazırlığı ile ilgili tartışmaya açılmış bir taslak bulunmamaktadır. Ancak hükümetin bir çalışma yaptığı ve bu çalışmanın tamamlanma

Detaylı

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA

BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Genel-İş Emek Araştırma Dergisi, 2005/1 105 BELEDİYELERDE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN EKONOMİK-SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA Hülya Yeşilgöz Bilindiği gibi, küreselleşme sürecinin bir sonucu olan

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR BÜLTEN 21.05.2015 SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR 7 Haziran genel seçimine günler kala nefesler tutuldu, gözler yapılan anket çalışmalarına ve seçim vaatlerine çevrildi. Liderlerin seçim savaşının

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ Soru: İşçi sendikasına üye olmanın şartları nelerdir? Cevap: a.15 yaşını doldurmuş olmak b. 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde; bir iş sözleşmesine

Detaylı

İŞ HUKUKU ve SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI

İŞ HUKUKU ve SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI İŞ HUKUKU ve SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI D E Ğ İ Ş İ M V E DÖNÜŞÜMDE ÖNCÜ ANLAYIŞ İSMMMO AKADEMİ BAŞKANI NDAN Son zamanlarda mevzuatı en sık değişen ve gittikçe karmaşık hale gelen konulardan birini de

Detaylı

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34 / DMSAS [] 25.12.2014 122234 1 HAKAN 25.12.2014 122006 25.12.2014 122206 Emek Mah. Aşıroğlu Cad. No147 41700 Darıca Kocaeli Telefon ve Faks Numarası Tel 0 262 677 46 00 Faks 0 262 677 46 99 huseyin.konanc@demisas.com.tr

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TES-İŞ ten 6. okul: Kayseri Veteriner Fakültesi Genel Başkan Kumlu nun acı günü Seydişehir ETİ Alüminyum a Danıştay dan iptal TES-İŞ ten 6 ncı okul: Kayseri

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -2008 YILINDA YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA ARTIK RASTLAMIYORUZ -PLAKET VERDİĞİMİZ İŞVERENLER DÜZENLİ PRİMLERİNİ ÖDEYEN,

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) Bilgi Notu 03.06.2014 1.

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) Bilgi Notu 03.06.2014 1. Bilgi Notu T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK İLETİŞİM MERKEZİ (ALO 170) 03.06.2014 1. GENEL BİLGİLER; 15 Kasım 2010 tarihinde 50 kişi ile hizmete başlayan Çalışma ve

Detaylı

Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ

Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ Assan Alüminyum, Türkiye deki İşçi Hakları Endişeleri ile ilgili Şikayetler Hakkında PAYDAŞ DEĞERLENDİRMESİ 22 Temmuz Uyum Danışmanlığı / Ombudsmanlığı Uluslararası Finans Kurumu / Çok Taraflı Yatırım

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ 2013-2014 ADLİ YILINDA TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ NİN AVUKATLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARINDAN BAZI BAŞLIKLAR Eylül 2014 ANKARA Hastalıkta, Yaşlılıkta, Cezaevinde, Cenazede Her Yerde Avukatın

Detaylı

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı 1-2 Mart tarihlerinde SPoD adına Deniz Şapka, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği'nin 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinliğine katıldı.

Detaylı

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen

Bu çalışmada, 2013 yılında gerçekleşen 2013'te 545 işçi eylemi gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu eylemlerden 365 i işyeri temellidir". 545 eylemin 206'sında eyleme katılan işçi sayısına yönelik veri bulunmuştur. Bu eylemlere 181 bin 357 işçinin

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 12006 Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 2006 yılından beri Bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır diyerek mücadelemizi, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde yoğunlaştırdık. 2 22008 Bakan Hüseyin

Detaylı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı

SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı. SPoD Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu nun Basın Açıklamasındaydı SPoD İnsan Hakları Örgütlerinin Kasım Ayı Buluşmasına Katıldı İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Af Örgütü ve Hakikat Adalet Hafıza Derneği'nin her ay düzenledikleri

Detaylı

T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı)

T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı) T.C. ÇALİŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma Genel Müdürlüğü Sayı :B.13.0.ÇGM.0.12.01.00/103/3202. 06/03/2012 Konu :İhtiyaç fazlası personel hk. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA (Personel Daire Başkanlığı)

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.

DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12. DİŞ HEKİMLERİ İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ http://www.zamanindahaber.com/saglik/dis-hekimleri-isyan-bayragini-cekti-h50455.html 23.12.2014 Dişhekimleri, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan randevu bekliyor

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ?

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? Aralık 2011 de kurulan Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi (TPD-KTCÇB),TPD bünyesinde düzenlenecek toplumsal

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ Cumhuriyet Dönemi 1936 1967 1971 3008 sayılı yasa 931 sayılı yasa anayasa mahkemesi 1475 sayılı kanun İSİG kurulları kuruluyor v ve 16 yaşın altındakiler ağır ve tehlikeli işlerde

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

EYLÜL AYI FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EYLÜL AYI FAALİYET RAPORU. Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EYLÜL AYI FAALİYET RAPORU Prof.Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Gülnar İlçesi Bozağaç Köy ünde yapılan Kültür ve Dayanışma

Detaylı

Sosyal-İş Sendikası tanıtım broşürü. "yarım asırlık çınar, geleceği örgütlüyor"

Sosyal-İş Sendikası tanıtım broşürü. yarım asırlık çınar, geleceği örgütlüyor Sosyal-İş Sendikası tanıtım broşürü "yarım asırlık çınar, geleceği örgütlüyor" Baskı: Öncü Basın Yayın Ltd. Şti. K.Karabekir Cad No: 85/2 Ankara Telefon: 0312 384 31 20 Baskı Tarihi: 11 Ekim 2012 Sosyal-İş

Detaylı

İŞ HUKUKU. Gözden geçirilmiş ve yenilenmiş Onyedinci Bası. Prof. Dr. Tankut CENTEL. Prof. Dr. A. Murat DEMİRCİOĞLU

İŞ HUKUKU. Gözden geçirilmiş ve yenilenmiş Onyedinci Bası. Prof. Dr. Tankut CENTEL. Prof. Dr. A. Murat DEMİRCİOĞLU Prof. Dr. Tankut CENTEL Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. A. Murat DEMİRCİOĞLU Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İŞ HUKUKU Gözden geçirilmiş ve yenilenmiş Onyedinci

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı

Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı Kayıt Dışı İstihdam Çalıştayı Ankara da Yapıldı Sosyal Güvenlik Kurumu, kamu kurum ve kuruluşları, işçi-işveren-esnaf ve sanatkâr üst birlikleri ile akademisyenlerin bir araya geldiği Etkin Rehberlik ve

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

Bir. güç birliği. hikayesi

Bir. güç birliği. hikayesi Bir güç birliği hikayesi Hikayemizin Başlangıcı... Bu hikaye, 2009 ilkbaharında başlar. Konu üç ana karakter etrafında döner; Arçelik LG Klima, Ford Otosan ve Türk Traktör. Önce Ford Otosan ve Arçelik

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Ercan POYRAZ İŞ HUKUKU

Ercan POYRAZ İŞ HUKUKU İş Hukuku Ercan POYRAZ İŞ HUKUKU İş Akdi İşçinin Borçları ve Sorumluluğu İşverenin Borçları ve Sorumluluğu İş Akdinin Feshi Çalışma Süreleri Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Dinlenme Süresi İş

Detaylı

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ? NASIL BİR TÜRK-İŞ İSTİYORUZ?

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

EK 1. 21 Temmuz 1946 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Seçim Sistemi: Çoğunluk Sistemi

EK 1. 21 Temmuz 1946 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Seçim Sistemi: Çoğunluk Sistemi EK 1 21 Temmuz 1946 Milletvekili Genel Seçim Sonuçları Seçim Sistemi: Çoğunluk Sistemi Cumhuriyet Halk Partisi() 397 85,4 Demokrat Parti (DP) 61 13,1 Bağımsızlar (DP Listesinde 4 0.9 Yer Alarak Seçilen)

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Bilişim denince Beşiktaş GÜNLÜK INTERNET GAZETENİZ... KENT

Beşiktaş Gazetesi. Bilişim denince Beşiktaş GÜNLÜK INTERNET GAZETENİZ... KENT Bilişim denince Beşiktaş BEŞİKTAŞ Belediyesi Avrasya bölgesi'nin en büyük bilişim fuarına katılıyor. Beşiktaş Belediyesi, bilişim alanında kullandığı son teknolojileri ve yenilikleri, 29 Kasım 2 Aralık

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KONU: 2011 yılının ikinci yarısı için belirlenen asgari ücret tutarları

KONU: 2011 yılının ikinci yarısı için belirlenen asgari ücret tutarları MEVZUAT SİRKÜLERİ SİRKÜLER NO: 16/2011 İstanbul, 22.06.2011 KONU: 2011 yılının ikinci yarısı için belirlenen asgari ücret tutarları AÇIKLAMALAR: 31.12.2010 tarih ve 27802 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret ETO YENİ BAŞKANI COŞKUN SALON U, İDA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ VE AKBANK A.Ş. EDREMİT ŞUBE MÜDÜRÜ TEBRİK ZİYARETİNDE BULUNDULAR. İda Eğitim Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı;Zehra

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 30 MART 2014

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 30 MART 2014 30 MART 2014 AraştırmaHakkında Araştırma, 30 Mart 2014 günü, Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi (CATI) yöntemi ile mahalli seçimlerde oy kullanan toplam 1383 seçmen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

TEPAV Perakende Güven Endeksi TPE

TEPAV Perakende Güven Endeksi TPE TPE Tanıtım Toplantısı Slide 1 tepav Yeni bir gösterge: TEPAV Perakende Güven Endeksi TPE 14 Ocak 2010 TPE Tanıtım Toplantısı Slide 2 Çerçeve TPE nereden çıkıyor? Perakende Anketi ve diğer perakende ölçüm

Detaylı

6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER Bekir AKTÜRK* 52 1. GİRİŞ Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7 Haziran 2015 Pazar günü yapılacak olan 25 inci dönem milletvekili

Detaylı

Business Network Center Turkey.

Business Network Center Turkey. 09:30-11:00 Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının Hukuksal Açıdan Değerlendirilmesi Doç.Dr.Erdem ÖZDEMİR - Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasına Göre Firma Ortaklarının

Detaylı

http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c ategoryid=97

http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c ategoryid=97 Basından... 22 28 Eylül 2008 Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Köye dönüş hız kazandı http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=22.09.2008&i=141285 Engelleri aşmak için direniyorlar http://www.radikal.com.tr/default.aspx?atype=haberdetay&articleid=900341&date=25.09.2008&c

Detaylı

MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105]

MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105] MAYIS AYI SİYASİ EĞİLİMLER VE SOMA FACİASI ALGISI ÖZET RAPORU [Ref: 2014-1105] 22 Mayıs 2014 Vera Araştırma Tel: (0216) 465 8066 www.veraarastirma.com 2014 Vera Tüm hakları saklıdır Bu araştırmanın finansal

Detaylı

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı,

Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini Özel Tarhan Koleji'nde tamamladı, AHMET BAHA ÖĞÜTKEN 24.DÖNEM İSTANBUL MİLLETVEKİLİ TEŞKİLAT BAŞKAN YARDIMCISI 1961'de İstanbul, Fatih te doğdu, Şebinkarahisar lı bir baba ve Rumeli göçmeni bir annenin oğlu, İlk, orta ve lise öğrenimini

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

fiç N N YASAL HAKLARI

fiç N N YASAL HAKLARI L! B GÜVEND ili OL! MUT GÜVENDE O MUTLU OL! L! ETKiLi OL! BiRLiK OL! GÜÇLÜ OL! ETKiLi OL! GÜVENDE OL! U U OL! ETKiLi OL! MUTLU OL! ETKiLi OL! GÜÇLÜ OL! ENDE OL! GÜVENDE OL! GÜÇLÜ OL! MUTLU OL! UMUTLU OL!

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin/Mezitli Gençlik Kolları ile TBMM de bir

Detaylı

Terörle Mücadele Mevzuatı

Terörle Mücadele Mevzuatı Terörle Mücadele Mevzuatı Dr. Ahmet ULUTAŞ Ömer Serdar ATABEY TERÖRLE MÜCADELE MEVZUATI Anayasa Terörle Mücadele Kanunu ve İlgili Kanunlar Uluslararası Sözleşmeler Ankara 2011 Terörle Mücadele Mevzuatı

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı