AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI"

Transkript

1 ORTADOĞU GÜNDEMĠ... 2 Halep'te otele saldırı: 50 ölü... 2 Filistin barıģ müzakerelerine hazır... 2 Ġsrail'den Nisan ayında 135 gözaltı... 3 Mısır'da seçim kampanyaları Ġhvan karģıtlığı üzerine kurulu... 3 AVRUPA GÜNDEMĠ... 4 Avrupa'da AĢırı DüĢük Enflasyon EndiĢesi... 4 Ukrayna'da Ġç SavaĢ Riski... 4 Ġngiltere'de Twitter mesajına hapis cezası verildi... 4 Merkel ve Hollande, Rusya'yı konuģacak... 5 Weıl Türk Öğrencilere Demokrasi Ġle Ġlgili KonuĢacak... 5 Göç politikası CDU ile baģladı... 5 Putin gene ĢaĢırttı! Sami Kohen Milliyet Gazetesi... 7 AMERĠKA GÜNDEMĠ... 8 ABD'den yeni Suriye yaptırımları... 8 One minute soslu Neocon trolleri Mehmet Ocaktan AkĢam Gazetesi... 8 AFRĠKA GÜNDEMĠ... 9 Katliamları 'ulusal felaket' olarak niteledi... 9 Tunus'ta olağanüstü hal Nahda dan ayrılanlar parti kuruyor Nijerya'da Ģiddet durmuyor Nijerya da Takas Boko Haram Afrika nın Taliban ı mı? Reyhan Güner- USAK Boko Haram Beril Dedeoğlu Star Gazetesi Boko Haram örgütü ve kaçırılan kızlar... Ġbrahim Karagül Yeni ġafak Gazetesi ASYA PASĠFĠK GÜNDEMĠ BulaĢıcı hastalıklar Çin de bin 281 can aldı Myanmar tasarısı kabul edildi Tayland da göstericiler yeniden sokaklarda Tayland: Siyasi kaosta yeni dönem Mehmet Özay Dünya Bülteni BAZI KÖġE YAZILARI VE YORUMLAR Avrupa Birliği Bakanı Ve BaĢmüzakereci Mevlüt ÇavuĢoğlu nun 9 Mayıs Avrupa Günü Mesajı

2 Türkiye Daha Önemli - Marwan Kabalan El ġark Türkiye Bir Numaralı Ticaret Ortağımız - Natia RtveliaĢvili PirveliNews Türkiye, Avrupa ya ne kadar yakın? Hülya Köylü - DW Gülen Hareketinden Ayasofya Hamlesi -Economist Bir Otokrat Reklam Turunda -Frankfurter Rundschau - Lale Akgün Türkiye, Ġsrail Politikasını Gözden Geçiriyor - Weser-Kurier - Susanne Güsten Freedom House'dan Fred'in havuz problemine Ahmet Sağırlı Türkiye Gazetesi ORTADOĞU GÜNDEMĠ Halep'te otele saldırı: 50 ölü Al Jazeera Suriye Televizyonu otelin etrafındaki binaların da hasar gördüğünü aktardı. Halep Kalesi yakınında rejim güçlerinin karargah olarak kullandığı Carlton Oteli'ne saldırıyı muhalif silahlı grupların en etkililerinden Ġslami Cephe'ye bağlı unsurlar gerçekleģtirdi. Kaynaklar, Ġslami Cephe'ye bağlı silahlı grupların civardaki binaların altından tünel kazarak otelin altına patlayıcı yerleģtirdiğini ve daha sonra patlattığını belirtti. Suriye Ġnsan Hakları Örgütü de (SNHR), Ġslami Cephe silahlılarının otele bomba yerleģtirmek için tünel kazdığını söyledi. Muhalifler oteli Ģubat ayında da yaklaģık 300 metre tünel kazarak bombalamıģtı. Kaynaklar patlamadan sonra bölgenin Ġslami Cephe nin kontrolüne geçtiğini bildirdi Filistin barıģ müzakerelerine hazır AA Filistin Devlet BaĢkanı Mahmud Abbas'ın, ABD Beyaz Saray Ulusal Güvenlik DanıĢmanı Susan Rice'a,Ġsrail ile barıģ müzakerelerine yeniden baģlamayı, bazı koģulların yerine getirilmesi durumunda kabul edeceğini ilettiği bildirildi. Abbas'a yakın bir kaynak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Abbas'ın, Ramallah'taki makamında gerçekleģen görüģmede Rice'a, Ġsrail'in, hapishanelerindeki Filistinli mahkumlardan geriye kalan dördüncü grubu serbest bırakması, Batı ġeria ve Kudüs'te Yahudi yerleģim birimlerinin inģaatını 3 ay durdurması ve baģta sınır meselesinin ele alınması Ģartıyla barıģ görüģmelerine yeniden baģlamayı kabul ettiğini söylediğini belirtti. Kaynak, bunun yanında Abbas'ın, 1967 sınırının tamamında ve baģkenti Doğu Kudüs olan bir Filistindevleti kurma konusunda siyasi çözümden yana olduğunu dile getirdiğini söyledi. 2

3 Rice'ın, herhangi bir öneri sunup sunmadığı konusunda bilgi vermeyen kaynak, Abbas'ın ülkesinin, anlaģmazlığı sona erdirmek için siyasi çözüm arayıģının devam etmesini arzuladığını ifade ettiğini de kaydetti. Ġsrail'den Nisan ayında 135 gözaltı AA Ġsrail güvenlik güçlerinin Nisan ayında, Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallere tepki gösteren, aralarında çocukların da bulunduğu 135 kiģiyi gözaltına alındığı bildirildi. Kudüs'te insan hakları alanında faaliyet gösteren "Vadi Hilva Bilgi Merkezi" tarafından yayımlanan raporda, Nisan ayında Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallerle ilgili bilgi verildi. Bu ayda önceki dönemlere göre Yahudi yerleģimci ve askerlerin Mescid-i Aksa'ya ihlallerinde ve Ġsrail yönetiminin buna karģı çıkan Filistinlilere verdiği, "uzaklaģtırma cezaları"nda artıģ yaģandığı belirtildi. Ay boyunca yaģanan ihlallerde 1300'ü aģkın Ġsrail askeri ve Yahudi yerleģimcinin zorla Mescid-i Aksa'ya girdiği aktarılan raporda, bu duruma tepki gösterip, engel olmak isteyen Filistinlilere müdahale edildiği aktarıldı. Ġsrail askerlerinin cop, sopa, silah, gözyaģartıcı gaz ve gerçek mermi kullandığı müdahalelerde 70 kiģinin yaralandığı ve aralarında 9 ila 18 yaģ arasında 40 çocuk, 2 bayan ve Ġbrani Üniversitesinde okuyan bir kız öğrencinin bulunduğu, 135 Filistinlinin gözaltına alındığı kaydedildi. Bu kiģilerden 20'si çocuk, 70 kiģiye "Eski Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya yaklaģmama" cezası verildiği bildirilen raporda, Yahudi yerleģimcilerin "Müslümanların kutsal mekanları ve gayrimenkulleri"ne yönelik, "Bedel ödetme" adını verdikleri saldırılarda da artıģ olduğu ifade edildi. Mısır'da seçim kampanyaları Ġhvan karģıtlığı üzerine kurulu AA Mısır'da, cumhurbaģkanı adayı Hamdin Sabbahi, eski Savunma Bakanı ve rakibi Abdulfettah es-sisi'nin, askeri darbeyle görevinden uzaklaģtırılan CumhurbaĢkanı Muhammed Mursi rejiminin bir parçası olduğunu savundu. Mısır'da bir özel televizyon kanalındaki programda konuģan Sabbahi, "Ben, 'Mursi'nin meģruiyeti düģmelidir' derken, Sisi Mursi rejiminin bir parçasıydı ve ona selam duruyordu" dedi. Ordu-halk iliģkilerine de değinen Sabbahi, ordunun halksız hareket edemeyeceğini ifade ederek, 30 Haziran'da halkın, 3 Temmuz'da da ordunun harekete geçtiğini kaydetti. Mursi'nin görevden uzaklaģtırılmasında her Ģeyi ordunun yaptığı yönündeki görüģleri de reddeden Sabbahi, "Kahraman, halktı, ordu da onu destekledi. Halk canını avcunun içine alarak hareket etti ve ardından ordu da canını avcunun içine alarak meydana çıktı" ifadesini kullandı. 3

4 Kendisinin, halkın ilerlemesi için belirlediği hedefleri baģkasının gerçekleģtirmesinin mümkün olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Sabbahi, Ģöyle konuģtu: "Mısırlıların hayallerini, halkın içinden gelen, herkese açık, toplumun her kesimiyle ve siyasilerle ciddi diyalog kuran, tecrübeli, yetenekli, toplumsal güçlerin içinde yaģamıģ, eleģtirilere tahammül edebilecek sabra sahip birinin yönettiği, halkın kendisine bağlı olduğu değil kendisi halka bağlı olan genç ve baģarılı bir devletin gerçekleģtireceğine inanıyorum." Sabbahi, "CumhurbaĢkanı olmakta ısrarlı değilim. Hedeflerimi gerçekleģtirecek birini bulsam onun yanında dururum. Benim bu hedefimi benimseyen bir aday bulsam onu desteklerim" diye konuģtu. AVRUPA GÜNDEMĠ Avrupa'da AĢırı DüĢük Enflasyon EndiĢesi Financial Times Financial Times gazetesinde ise, Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) Euro Bölgesi'nde ekonomiyi canlandırmak için yeni adımlara hazırlandığı ifade ediliyor. Gazetenin haberinde AMB BaĢkanı Mario Draghi'nin "Israrcı biçimde düģük seyreden enflasyona karģı gelecek sefer harekete geçmeyi düģünüyoruz" açıklamasına yer veriliyor. Haberde, piyasaların genel beklentisinin gelecek ay politika faizinin yüzde 0,25'ten yüzde 0'a düģürüleceği yönünde olduğu ifade edilmiģ. Haberde, "AMB faiz indirimi yoluyla ekonomik aktiviteyi canlandırıp enflasyonu yükseltmeyi hedefleyebilir" deniyor. Ukrayna'da Ġç SavaĢ Riski Guardian Guardian gazetesinde ise, Ukrayna krizinin giderek daha fazla iç savaģa yaklaģtığına dair bir haber-analiz yer alıyor. Yazıda, Kiev yönetiminin Doğu Ukrayna'ya yönelik askeri operasyonunun bölgede kutuplaģmayı en üst düzeye çıkardığı belirtiliyor. Haber Ģöyle devam ediyor: "YaĢanan krizle birlikte ülkedeki ekonomik durum da giderek kötüleģiyor. Bu tablo, krizin baģlarında herhangi bir tarafı desteklemeyen kesimlerin Rus yanlılarına daha fazla sempati duymasına yol açıyor. Bölgedeki Rus yanlıları Putin'in çağrılarına karģın Pazar günü özerklik referandumunda kararlı. 'Tüm yaģananlardan sonra Ukrayna'nın içinde barınamayız' diyorlar." Gazetenin haberi, Kiev yönetiminin yürüttüğü askeri operasyonların bölge halkını giderek yabancılaģtırdığı ve iç savaģ riskini artırdığı yorumuyla sonlanıyor. Ġngiltere'de Twitter mesajına hapis cezası verildi AA 4

5 Ġngiltere'de sosyal paylaģım sitesi Twitter üzerinden ırkçı ve saldırgan içerikli mesaj atan bir kiģiye hapis cezası verildi. Swansea Sulh Ceza Mahkemesinde görülen davada, 42 yaģındaki Robert Riley, geçen hafta sınıf ortasında öğretmen Ann Maguire'nin öldürülmesini takiben attığı Twitter mesajında, olayın faili kendisi olsa sadece öğretmeni öldürmekle kalmayıp, aynı okuldaki tüm öğretmenleri öldüreceğini yazmıģtı. Mahkemede, iģsiz olduğu belirtilen Riley'in daha önce de Twitter hesabı üzerinden ırkçı, Ġslam ve Musevilik karģıtı mesajlar attığı, ABD'li ünlü tenisçi Serena Williams'a hakaret içerikli, 11 Eylül ve Güney Kore'de yaģanan gemi faciasıyla ilgili kötü içerikli görüģler paylaģtığı ifade edildi. DuruĢmanın hakimi Georgina Scannell, Riley'in öldürülen öğretmen hakkında attığı mesajın toplumda öfke yarattığını ve daha önce atılan sayısız "rezil" mesajın mahkeme tarafından ırkçı bulunduğunu belirtti. Hakim Scannell, Riley'e 8 hafta hapis cezası verdi. Merkel ve Hollande, Rusya'yı konuģacak Deutsche Welle Fransa lideri François Hollande'ın Almanya BaĢbakanı Angela Merkel ile yapacağı görüģmelerde Ukrayna krizi öne çıkıyor. Angela Merkel, dün yaptığı açıklamada, Rusya Devlet BaĢkanı Vladimir Putin'i krizin çözümü için yeterince çaba harcamamakla suçlamıģtı. Ukrayna'nın doğusundaki ayrılıkçılar, Rusya lideri Putin'in çağrısına uymayacaklarını, 11 Mayıs için planlanan referandumu düzenlemekte kararlı olduklarını duyurmuģtu. Weıl Türk Öğrencilere Demokrasi Ġle Ġlgili KonuĢacak Neue Presse Sosyal Demokrat Partili (SPD )Almanya AĢağı Saksonya BaĢbakanı Stephan Weil, Türkiye seyahatine Ġstanbul da devam edecek. Weil, Türk metropolü Ġstanbul da öğrencilere Almanya daki demokrasi ve hukuk devletine iliģkin bir konuģma yapacak. Weil, sonrasında sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile bir araya gelecek. Almanya CumhurbaĢkanı Joachim Gauck, kısa bir süre önce Türkiye BaĢbakanı Recep Tayyip Erdoğan ın otoriter yönetim tarzını eleģtirmiģ ve demokratik eksikliklere değinmiģti. Erdoğan, Gauck un söz konusu bu yöndeki açıklamalarını Türkiye nin içiģlerine karıģmak olduğu eleģtirisinde bulunarak itiraz etmiģti. Hâlen Almanya Federal Konseyi BaĢkanlığı görevini de yürüten ve beraberindeki yaklaģık 90 kiģilik heyet ile birlikte ülkedeki resmî temaslarını cuma gününe kadar sürdürecek olan Stephan Weil, Türkiye ye bir ziyaret gerçekleģtiren ilk AĢağı Saksonya BaĢbakanı. Göç politikası CDU ile baģladı DW CDU Federal Milletvekili Cemile Giousouf, çifte vatandaģlık ve uyum politikaları çerçevesinde partisinin gelecek perspektifini DW'ye değerlendirdi. 5

6 On yılı aģkın bir süredir Almanya, kendisini bir göç ülkesi olarak tanımlıyor. Bu doğrultuda hayata geçirilen Göç ve Uyum Bakanlığı'nın yanı sıra, ülkede göç ve uyuma yönelik çeģitli programlar ve zirveler düzenleniyor. Her ne kadar bazı uygulamaları göçmenler tarafından eleģtirilse de, uyuma yönelik politikaların Hristiyan Demokratlar döneminde ağırlık kazandığı da kabul ediliyor. Berlin BahçeĢehir Üniversitesi, düzenlediği Almanya'da Göç Politikası Stratejileri' adlı toplantıda Hristiyan Demokratların bu konudaki giriģimlerini ve tartıģma noktalarını ele aldı. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinden seçilen ilk Müslüman ve Türk kökenli Federal Milletvekili Cemile Giousouf, Almanya'da göç politikası stratejilerinin 2005 yılında Angela Merkel liderliğindeki hükümetle baģladığını savundu. Giousouf, BaĢbakan Merkel ile birlikte göç ve uyumun ülke siyasetinde ciddiyet kazandığını ve bir uyum bakanlığı kurulduğunu söyledi. CDU Milletvekili, bu konuda yapılan yoğun çalıģmaların bazı sorunları ve aksamaları da gün yüzüne çıkardığına iģaret etti. Giousouf, özellikle iyi eğitim almıģ Türk kökenli gençlerin kalifiye eleman açığı bulunan Almanya'yı terk etmesinin önemli bir stratejik boģluk yaratabileceğini Ģu sözlerle kaydetti: Yabancı uyruklu insanlar kendilerini Alman olarak hissetmiyorlar. Çünkü çoğunluk onlara sürekli yabancı olduklarını söylüyor. Dolayısıyla onlar da Almanya'yı vatanları olarak benimseyemiyor. Uyumun yerine yeni kavramlar üretilmeli' Federal milletvekili, bunu önlemek için yapılabilecek değiģiklikleri de Ģöyle aktardı: Gençler uyum ya da entegrasyon kavramlarını artık duymak istemiyor. O yüzden yeni kavramlar üretmemiz gerekiyor. Artık burada yaģayan halk Almanya'yı ileri götürmek ve Almanya için iyi Ģeyler yapmak istiyor. Ayrıca Almanya, büyük ve demokratik bir ülke, AB'de rol oynayan bir ülke, ekonomik açıdan geliģmiģ bir ülke. Tüm bunlar pozitif etkenler, keģke hepimiz buna sahip çıkabilsek ve bir birlik vizyonu kurabilsek. CDU çifte vatandaģlıkta çok yol aldı' Çifte vatandaģlık tartıģmalarına da değinen Cemile Giousouf, Almanya'da doğan yabancı kökenli çocukları, iki vatandaģlık arasında seçime zorlayan opsiyon modelinin hedeflendiği Ģekliyle kaldırılmadığını kaydetti. Giousouf, yine de bu konuda katedilen yolun çifte vatandaģlığı toptan reddeden CDU için önemli bir mesafe olduğuna dikkat çekti: Biliyorsunuz, Büyük Koalisyon hükümeti ile birlikte opsiyon modeli kalktı. Yani burada doğup, büyüyen, ayrıca Türkiye'den gelen çocuklar ya da anne babası Türkiye'den olan çocuklar, iki vatandaģlığa da sahip olabilecekler. Bu Hristiyan Birlik Partisi için çok büyük bir adım. Her ne kadar opsiyon modelinin genel anlamda kalkmasını istemiģ ve desteklemiģ olsam da, atılan bu adımın gelecek jenerasyonlar için çok pozitif bir sinyal olduğuna inanıyorum. CDU'nun uyum perspektifi geniģliyor' Cemile Giousouf ayrıca partisinin göç ve uyum politikalarında öncü olduğunun altını çizerek, muhafazakâr bir parti olmasına rağmen dünya ve Almanya'daki değiģimlere ayak uydurduğunu ifade etti. Giousouf, CDU'nun gelecekte göçmenleri daha fazla kucaklayacak bir 6

7 perspektife sahip olacağını savundu: Almanya artık bir göç ülkesi, bütün partiler gibi CDU da bunu destekliyor. Bu doğrultuda çok iyi konseptlerin yolda olduğuna inanıyorum. Ayrıca siyaseten bizler, Almanya'da var olan potansiyeli ne kadar iyi kullanabilirsek, Almanya o kadar güçlü olacaktır. Tüm bunlar bakıģ açılarının, perspektiflerin değiģmesine neden oluyor. Uyum politikaları da bu perspektiflerle yola çıktığı zaman çok daha geniģ ve çok daha verimli olacaktır diye düģünüyorum. Putin gene ĢaĢırttı! Sami Kohen Milliyet Gazetesi Rusya Devlet BaĢkanı Vladimir Putin bir kez daha sürprizler adamı olduğunu gösterdi: DoğuUkrayna yı ele geçirmek için savaģı bile göze aldığı söylenirken, Kiev e -ve dolayısıyla Batı ya- zeytin dalını uzattı. Ukrayna nın bir iç savaģa sürüklendiği ve Rusya nın da müdahaleye hazırlandığı sanıldığı bir anda Putin, bir U dönüģü yaparak yeni tutumunu açıkladı: Ukrayna sınırına dayanan Rus askeri birlikleri geri çekildi... Moskova Doğu Ukrayna da ayrılıkçıların önümüzdeki pazar günü için düzenledikleri bağımsızlık referandumundan vazgeçmelerini talep etti... Kremlin, Kiev deki geçici hükümetin 25 Mayıs ta yapmaya karar verdiği cumhurbaģkanlığı seçimlerine artık karģı çıkmıyor, aksine, bunu doğru yolda atılmıģ bir adım sayıyor... Putin in bu yeni tutumu Ukrayna krizinin diplomasiyle çözümlenmesi yolunu açabilir. Yeter ki bu süreçte ters bir sürpriz ortaya çıkmasın... * * * Ne oldu da Putin böyle bir tutum aldı? 1) Rusya Kırım ı tek kurģun sıkmadan, rahatça Kiev den koparıp kendisine bağlamayı baģardı. Aynı taktiği Doğu Ukrayna da uygulamak mümkün olmuyor. Burada kan dökülüyor. Rusya nın müdahalesi ise Ukrayna ile savaģ demek. Putin bunu istemiyor. 2) Batı nın ekonomik yaptırım kampanyası Rusya yı epey düģündürüyor. Moskova izole olmaktan korkuyor. 3) Doğu Ukrayna daki ayaklanma Kiev e -ve Batı ya- mesajı verdi: Rusya yanlıları saf dıģı bırakılamaz... Gerginliği artıran da, yatıģtıran da Putin dir. Yaptığı U dönüģüyle inisiyatifi gene elinde tuttu... Okuldan kız kaçırma Ġki yüzden fazla kız öğrencinin birden okuldan kaçırıldığı Ģimdiye kadar hiç görülmemiģti. Bu garip rekor 3 hafta önce Nijerya da kırıldı. Dünya da bunu ĢaĢkınlık içinde izliyor. Olayı ilginç ve anlamlı kılan yanı, karmaģık dini-siyasi boyutudur. Kız öğrencileri kitle halinde kaçıran, Boko Haram adlı bir fanatik Ġslamcı örgüttür de bir grup Müslüman din adamı tarafından kurulan ve 2009 dan itibaren terör eylemlerini sürdüren bu örgütün amacı, Nijerya daradikal Ġslamcı bir rejim kurmak. Boko Haram ın Ģimdiki lideri Ebubekir ġekau son zamanlarda adını dehģet verici terör eylemleriyle duyurdu. Ama bu seferki eylem sadece Nijerya yı değil, bütün dünyayı sarstı. Sebebi de ġekau nun kız çocuklarını kaçırmak için öne sürdüğü gerekçe. Ona göre kızların Batı usulü 7

8 okullarda eğitimgörmesi haram dır. Dolayısıyla kaçırılan bu kızlar pazarda satılıp sahiplerini bulacaklar. Nijerya basınına göre bu satıģ baģladı bile! Boko Haram a göre kızların okulda eğitim görmesi haram, ama köle gibi pazarlarda satılmaları sevap! Ebubekir ġekau nun ülkede kurmak istediği yeni düzen bu... Kara Afrika nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya nın 174 milyon nüfusunun yarısı Müslüman, yüzde 40 kadarı da Hıristiyan. Nijerya 350 etnik grubun yaģadığı, 250 dil ve lehçenin konuģulduğu mozaik bir devlet. Boko Haram, kendi fanatizmi ile ülkeyi ortaçağın da gerisine götürmek peģinde. 21. yüzyılda olacak Ģey mi bu? AMERĠKA GÜNDEMĠ ABD'den yeni Suriye yaptırımları Dünya Bülteni ABD yönetimi, Suriye rejimine destek sağladıkları gerekçesiyle bir Rus bankasına ve bazı Suriyeli yetkililer ile rafineri Ģirketlerine yaptırım uygulama kararı aldı. ABD Hazine Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Moskova merkezli "Tempbank" adlı banka ile bankanın üst düzey yöneticilerinden Mihail Gagloev'in, Suriye Merkez Bankası ve devlet petrol Ģirketi SYTROL da dahil, bu ülke hükümetine maddi destek ve hizmet sağladıkları gerekçesiyle yaptırım listesine alındığı bildirildi. Yaptırım kararı, bankanın Amerikan finansal sistemden dıģlanması anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca Suriye hükümetinin 6 üst düzey yetkilisi ile Humus ve Banyas rafineri Ģirketlerine yaptırım getirdi. Yaptırıma maruz kalacak yetkililer arasında, BeĢĢar Esed'in danıģmanı Bessam el Hasan, Kamu ĠĢleri Bakanı Hüseyin Arnus, Tarım Bakanı Ahmed el Kadri, Maliye Bakanı Ġsmail Ġsmail, Sosyal ĠĢler Bakanı ve BM Kalkınma Fonu'nun eski Suriye Temsilcisi Kinda el ġammat ile ÇalıĢma Bakanı Hasan Hicazi yer alıyor. One minute soslu Neocon trolleri Mehmet Ocaktan AkĢam Gazetesi Türkiye deki bazı Neocon trollerinin ne kadar makbul gazeteciler olduklarını kanıtlamak için Ģu günlerde adeta umutsuz bir çırpınıģ içindeler. AK Parti nin iktidara geldiği ilk günlerde Neocon dostlarıyla göz temasını kaybetmeden iktidarın demokratikleģme hamlelerine pozitif bakmaya özen gösterdiler. Ama bu arada zihin radarlarını Neocon çetelerinden Türkiye ve AK Parti ile ilgili gelecek bir iģaret fiģeğine karģı da hep açık tuttular. Irak tezkere krizini bir tarafa bırakırsak, esas itibarıyla kendilerini gazeteci gibi pazarlamaya çalıģan bu Neocon trollerinin demokrasi kimyasını BaĢbakan Tayyip Erdoğan ın one minute çıkıģı bozmuģtur. O günden itibaren Türkiye medyasındaki bazı liberal ahmaklar dahil, part -time demokratların algı kontrolü Türkiye karģıtı merkezler tarafından yapılmaya baģlanmıģtır. One minute ve Pensilvanya soslu Neocon trolleri, solgun ulusalcılar ve umutsuz 8

9 devrimcilerfreedom House un skandal Türkiye raporu üzerinde tepinmeye devam ediyorlar. Zihni melekelerini Atlantik ötesine ipoteklemiģ bu sözde gazeteci arkadaģların bilmesi gereken bir gerçek var; Freedom House ve benzeri Amerikan düģünce kuruluģlarının icat ettiği özgürlük tabular ve dogmalar özgürlüğüdür. Biliyorum can sıkıcı bir durum ama bu kuruluģlar için değiģtirilemez, değiģtirilmesi dahi teklif edilemez sakıncalı konular ve alanlar vardır. Mesela Mısır darbesi, Suriye katliamı, Filistin iģgali, Avrupa ırkçılığı ile yüzleģmek nasıl Amerikan siyaseti için bir tehlike parantezi içindeyse, Freedom House ve benzerleri için de aynı Ģekilde tehlikelidir. Tekil bir örnek olacak ama Washington ın en emektar gazetecisi 90 yaģındaki Helen Thomas, 2010 da Ġsrail karģıtı bir cümle yüzünden Beyaz Saray daki bir yemekte linç edilmiģ ve baskılar yüzünden istifa etmek zorunda kalmıģtı. AnlaĢılan o ki Freedom House un vizyonu Amerikan siyasetinin tehlike parantezi dıģına çıkabilmiģ değil. Dolayısıyla Türkiye ile ilgili değerlendirmelerine de böyle bir çerçeveden bakmakta yarar var. Nitekim Freedom House un 2013 raporunun medya özgürlükleri bölümünün direktörü Dr. Karin Deutsch Karlekar Ġlhan Tanır a verdiği mülakatta, Türkiye raporumuz oldukça tanınmıģ ve Türkiye de neler olup bittiği hakkında çok geniģ fikirlere sahip bir gazeteci analistimiz tarafından yazıldı diyor. Ġsmini vermekten çekindiği bu analistin bir Türk gazeteci olma ihtimali yüksek. Yani, bir Türk ya da yabancı gazeteci oturmuģ ve tamamen kendi spekülatif düģüncelerinden oluģan Türkiye deki medya özgürlüğü ile ilgili bir analiz yapmıģ. Kısacası rapor bundan ibaret. ġimdi daha net olarak ortaya çıkan fotoğraf gösteriyor ki Amerika ve Avrupa daki Türkiye ile ilgili algı oluģturma merkezleri ve içerideki Tayyip Erdoğan karģıtı kalemler oturmuģ ve birlikte bir skandal rapora imza atmıģlar. Ġyi güzel de biz 12 yıldır zaten aynı masalı dinliyoruz. KeĢke Amerikalılar Türkiye de imtiyazlarını kaybeden vesayet sınıfının kin ve intikam duvarlarını aģarak gerçek Türkiye yi anlamak için küçücük de olsa bir çaba sarf edebilselerdi AK Parti nin iktidara geldiği ilk günden bu yana tam 12 yıldır aynı yöntem ve söylemlerle bıkmadan usanmadan saldırdılar ve her seferinde de kaybettiler. Doğal olarak bir insan zekâsı aynı duvara iki kere toslamaya müsait değildir. Oysa bunlar tam sekiz kere tosladılar, bu durum ruh sağlıkları açısından da son derece düģündürücü Acaba diyorum bunların nevrotik bir sıkıntısı mı var? AFRĠKA GÜNDEMĠ Katliamları 'ulusal felaket' olarak niteledi AA Cezayir CumhurbaĢkanı Abdulaziz Buteflika, Fransız güçleri tarafından 45 bin Cezayirlinin öldürüldüğü 8 Mayıs 1945 katliamını "ulusal felaket" olarak niteledi. Buira ilinde düzenlenen ve 8 Mayıs 1945'te öldürülen 45 bin kiģinin anıldığı resmi törende CumhurbaĢkanı Buteflika'nın mesajını, danıģmanı Muhammed Ali Bugazi okudu. Buteflika, mesajında 8 Mayıs 1945 katliamının "ulusal felaket" olduğunu kaydetti. 9

10 Mesajda, "Bugün, Cezayirlilerin kalbinde derin acı bırakan, Allah'ın yeryüzünü ve üzerindekileri alacağı vakte kadar acısını hissedeceğimiz ulusal felaketin yıl dönümü için toplandık" ifadesine yer verildi. Cezayirlilerin kalplerinden ulusal felaketin izlerinin silinmeyeceği ve bu felaketin büyük bir Ģerefe dönüģtüğü belirtilen mesajda, 1954 yılında Cezayir'in bağımsızlığını kazandığı da anımsatıldı. Setif ve Guelma ile ülkenin doğusunda 8 Mayıs 1945'te bağımsızlık talebiyle gösteri yapan 45 bin Cezayirli, Fransız güçlerince öldürülmüģtü. Tunus'ta olağanüstü hal Dünya Bülteni Tunus'un güneybatısındaki Doz kentinde 2 kabile arasında yaģanan çatıģmalar nedeniyle olağanüstü hal ilan edildiği bildirildi. CumhurbaĢkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Doz kentinde güvenliğin sağlanmasında güçlük çekilmesi nedeniyle, Kabili eyaletinin Doz kentinde 22 Mayıs'a kadar olağanüstü hal uygulanması kararı alındığı belirtildi. Doz'da bir haftadan beri, kentte petrol aramak için tahsis edilen ve bir petrol Ģirketi tarafından iģletilmek istenen yerin mülkiyeti üzerinde anlaģmazlık nedeniyle 2 kabile arasında Ģiddet olayları yaģanıyor. Görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin, aralarında anlaģmazlık yaģayanları ayırmak için göz yaģartıcı bomba kullandığını ve havaya ateģ açtığını dile getirdi. Tıbbi kaynaklardan alınan bilgiye göre, 2 kabile arasındaki çatıģmalarda en az 50 kiģi yaralandı.tunus ĠçiĢleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da Eyalet Valisi Amara Slicani'nin, ile saatleri arasında kentte sokağa çıkma yasağı ilan ettiği bildirildi. Nahda dan ayrılanlar parti kuruyor Dünya Bülteni Tunus Nahda Partisi eski yöneticilerinden Riyad el ġuaybi yeni parti kurma çalıģmalarına baģladıklarını, yakında kuruluģ iģlemlerinin tamamlanacağını açıkladı. Dün bir açıklama yapan ġuaybi, Milli KuruluĢ Partisi olarak isimlendirdikleri yeni partinin kuruluģu için en önemli yasal iģleminin sona erdiğini, yakında faaliyetlere baģlayabileceklerini söyledi. ġuaybi, partisinin ülkenin içinde bulunduğu siyasi, iktisadi ve toplumsal krizden çıkıģ konusunda gerekli görevi yerine geçeceği ve sosyal barıģa hizmet edeceğini belirtti. Yebi partide, Nahda dan ayrılmıģ ve müstakil ve bir Ģekilde siyaset yapan politikacılara ve diğer liberal hareketler ve partilerin üyelerine de yer vereceğini dile getiren ġuaybi nin Siyasal Ġslam ile bağlantılı olmayacağız Ģeklindeki cümlesi dikkat çekti. Milli KuruluĢ Partisi nin önümüzdeki günlerde bir basın toplantısı düzenleyerek yol haritasını kamuoyuna açıklaması bekleniyor. 10

11 30 yıl boyunca Nahda Hareketi içerisinde mücadele veren ġuaybi, bir kaç ay önce Nahda dan istifa etmiģti. Yeni partinin parlamento seçimlerine katılacağı ve Nahda ve diğer partilerden oy alacağı öngörülüyor. Öte yandan Nahda Partisi nin önemli isimlerinden baģkan vekili Subhi Atik in görevinden istifa ettiği duyuruldu. Nijerya'da Ģiddet durmuyor AA Eyalet merkezi Maiduguri'ye 200 kilometre mesafede, Nijerya-Kamerun sınırında yer alan ve Boko Haram militanı olduğu sanılan kiģilerin pazartesi günü 200'den fazla kiģiyi öldürdüğü kasabada yeni cesetler bulundu. AA muhabirine bilgi veren bölge sakinlerinden Hasan El Haru, bazıları tanınmaz hale gelmiģ cesetlerin, kilitli dükkanlarda bulunduğunu belirterek, "Ġnsanlar, saldırıdan sonra ilk kez Gamboru'ya alıģveriģe gelmiģti, bulduklarımız korkunçtu" dedi. El Haru, kurbanların büyük olasılıkla saldırganlardan kaçabilmek için kendilerini dükkanlara kilitlediğini ve militanların içeriye patlayıcılar atarak bu kiģilerin ölümüne neden olduğunu söyledi. Olayı doğrulayan ancak adının gizli tutulmasını isteyen bir kurtarma görevlisi de bulunan ceset sayısının 50'nin üzerinde olduğunu kaydetti. Borno Senatörü Ahmed Zannah, Gamboru Ngala'da 200'ün üzerinde kiģinin pazartesi gecesi "Katledildiğini" söylemiģ, bazı yerel kaynaklar ölü sayısının 300'ü bulduğunu ileri sürmüģtü. Nijerya da Takas Daily Telegraph Daily Telegraph gazetesinin özel haberinde, Nijerya'da 200'ün üzerinde kız öğrenciyi kaçıran radikal Ġslamcı Boko Haram örgütünün 'tutsak takası' talep edebileceği ifade ediliyor. Daha önce Boko Haram örgütü ile yürütülen müzakerelerde bulunan ġehu Sani, gazeteye konuģurken "Boko Haram lideri, servis edilen videoda kız öğrencileri öldürmekle değil, köle olarak satmakla tehdit ediyor. Bu da örgütün kaçırılan kızları elinde bir koz olaak tutmak istediğinin bir göstergesi" diyor. Sani'nin gazeteye yaptığı açıklamalar Ģöyle devam ediyor: "Örgüt kızları üç haftayı aģkın süredir elinde tutuyor ve Ģu ana kadar bir ölüm haberi almadık. Boko Haram muhtemelen kızların serbest bırakılması için bazı Ģartlar öne sürecektir. Hapisteki Boko Haram üyelerinin serbest bırakılmasını talep edebilirler." Boko Haram Afrika nın Taliban ı mı? Reyhan Güner- USAK Nijerya nın kuzeyi, son günlerde, kendilerine Boko Haram ismini veren ve polis merkezlerine, kiliselere ve okullara yaptığı saldırılarla adından sıkça söz ettiren aģırılık yanlısı ve Ġslamcı olduğunu iddia eden grup ile hükümet arasında cereyan eden çatıģmalara sahne oluyor. Son saldırısını 29 Eylül tarihinde Nijerya nın Yobe eyaletinde bulunan bir öğrenci yurduna yapan Boko Haram üyeleri, 50 11

12 kiģiyi öldürdü. 11 Ağustos taki cami saldırısında da 44 kiģi ölmüģ, 26 kiģi yaralanmıģtı. Nijerya MüĢterek Kuvvet Komutanlığı Sözcüsü Sagir Musa da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, Borno eyaletinde bulunan bir polis karakolu ve bir müģterek kuvvet komutanlığına yapılan iki silahlı saldırıda toplam 35 kiģinin yaģamını yitirdiğini açıklamıģtı yılından bu yana düzenlenen pek çok terörist saldırı ve binlerce kiģinin ölümüyle gündeme gelen bu aģırı grup, Boko Haram, Afrika nın Taliban ı mı? sorusunu akla getiriyor. Boko Haram nedir? Asıl adı Tebliğ ve Cihat için Ehl-i Sünnet Cemaati (Jama a Ahl al-sunnah li-da wa wa al-jihad) olan grup, Nijerya da faaliyet gösteren Batılı eğitim kurumları ve onlar eliyle empoze edilen Batılı eğitim geleneğine karģı takındığı oldukça sert tutum nedeniyle Batılı eğitim haramdır anlamına gelen Boko Haram ismiyle anılıyor. Boko kelime olarak sahte anlamına gelse de Batılı eğitim faaliyeti, grup üyeleri tarafından bu Ģekilde niteleniyor. Oy kullanmaktan seküler bir eğitim almaya kadar Batı geleneğiyle özdeģleģtirilebilecek her türlü sosyal ve politik aktiviteyi haram kabul eden grup, Kur an ın getirdiği kurallara göre yönetilmediği sürece, devlet baģkanı Müslüman dahi olsa Nijerya nın dinsiz bir devlet olarak kalacağı inancında. Bu nedenle Boko Haram ın en büyük ideali, Nijerya da Ġslami bir devlet yönetimine sahip olmak. Boko Haram 2002 yılında, bir cemaat lideri olan Muhammed Yusuf ya da bilinen diğer ismiyle Molla Ömer tarafından kurulmuģ. Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden Paul Lubeck, Yusuf un Selefi akım mensubu ve özellikle de 14. yüzyıl Müslüman düģünürlerinden Ġbn-i Teymiye nin fikirlerinden etkilenmiģ bir molla olduğu bilgisini veriyor. Okullardaki Batılı eğitimin insanların inançlarını zedelediğine, dolayısıyla da haram olduğuna inanan ve bu nedenle Batılı eğitimin Ġslami eğitimle yer değiģtirmesi gerektiğini düģünen Yusuf, aynı zamanda Nijerya nın Ģeriatla yönetilmesini de hedefliyor. Nijeryalı akademisyen Hüseyin Zekeriya ise BBC ye verdiği demeçte, Nijerya polisi tarafından yakalandığı 2009 yılına kadar Boko Haram ın liderliğini yürüten Yusuf un üniversite mezunu olduğunu, ileri düzeyde Ġngilizce bildiğini, pek çok Nijeryalı nın sahip olmadığı maddi imkânlara sahip olduğunu, hatta Mercedes marka bir otomobil kullandığını ifade ediyor. Batı kültürünü anımsatan pantolonun kullanımına bile sıcak bakmayan grubun Batı kültürüne oldukça yakın olan bir cemaat lideri tarafından kurulması ise zihinlerde soru iģareti bırakıyor. Eylemler hız kazanıyor Ġlk askerî tesisini 2004 yılında kuran ve aynı yıl Nijer polisiyle girdiği çatıģmada 28 üyesini kaybeden grup, 2007 yılında düzenlediği ve 11 subayın ölümüne sebep olduğu saldırıyla adını yeniden duyurdu. Eylemlerine, liderleri Yusuf un 2009 yılında bir karakolda iģkence edilerek öldürülmesiyle hız kazandıran Boko Haram, aynı yıl içerisinde gerçekleģtirdiği saldırılarda 800 üyesini kaybederken Nijerya nın kuzeyinde yaģayan 700 ü aģkın insanın ölümüne, den fazla insanın da çatıģmalar yüzünden göç etmesine neden oldu. ġüphesiz ki gerçekleģtirilen eylemlerin tek sebebi Yusuf un öldürülmesi değil. Nijerya da Hıristiyan ve Müslüman cemaat arasında sıkça tekrarlanan çatıģmalar, hükümetin halka karģı sert tutumu, acımasız polis müdahaleleri ve en önemlisi ülkede süregelen yolsuzluklar yüzünden gelirin 12

13 eģitsiz dağılımı, Boko Haram ın radikalleģmesinde ciddi bir paya sahip. Yine, 2007 yılında Nijerya Devlet BaĢkanı olan Goodluck Jonathan ın bir Hıristiyan olması ve bu durumun Nijerya nın kuzeyinde bulunan Müslümanları rahatsız etmesi, Boko Haram ı daha da radikalleģtirirken grubun aynı zamanda Müslüman elitlerden destek toplamasını da kolaylaģtırdı. Elbette bu destek, ülkenin 2007 öncesine kıyasla çok daha fazla sayıda terör saldırısına sahne olması sonucunu doğurdu yılından bu yana hapishanelerdeki mahkûmları salma, kilise, okul ve polis istasyonlarını hedef alma, hatta Nijerya nın daha önce hiç tecrübe etmediği canlı bomba eylemleri düzenleme gibi pek çok strateji izleyen Boko Haram ın bugüne kadar gerçekleģtirdiği saldırıların en dikkat çekeni, 11 Ağustos 2011 de baģkent Abuja da bulunan BirleĢmiĢ Milletler ofisine bomba yüklü araçla düzenlediği saldırı. Her ne kadar örgüt, 18 kiģinin hayatını kaybettiği bu saldırıyı üstlenmese de saldırı Devlet BaĢkanı Jonathan a Boko Haram ın uluslararası bir tehdit olduğu Ģeklinde propaganda yapma fırsatı vermiģti. Afrika nın Taliban ı mı? Eylemlerin hız kazandığı 2004 yılından bu yana Afrika nın Taliban ı olarak anılan Boko Haram ile Taliban arasında kurulan bu analoji konusunda ise bir fikir ayrılığı mevcut. Boko Haram ın ismini duyurmaya baģladığı ilk zamanlarda yalnızca Taliban olarak anılmasını göz önünde bulunduran kimi analistler, grubun radikal Afganlardan esinlendiği için bu isimle anıldığını düģünüyor. Diğer yandan Boko Haram la Taliban arasında organik bir bağ bulunmadığını öne süren analistler ise söz konusu benzetmenin, kurulduğu ilk aģamada grubun gücünü küçümseyen ve Taliban a özendiğini düģünen kesimlerce istihza amaçlı kullanıldığı görüģünde. Genel kanı ise Boko Haram ın bu isimle anılmasına Taliban ınkine benzer bir ideoloji ve eylem tarzına sahip olmasının sebep olduğu yönünde. Nitekim Boko Haram ın Nijerya daki eğitim sistemine karģı takındığı tavır, Afganistan ve Pakistan daki eğitim faaliyetlerine karģı duran Taliban eylemleriyle önemli ölçüde benzerlik arz ediyor. Her iki örgüt de özellikle Batılı tarzda hazırlanmıģ bir eğitim sisteminin, Batı ideolojisinin Afgan, Paki ya da Nijer toplumlarına empoze edilmesine kaynaklık ettiğini savunuyor. Pakistanlı eğitim ve kadın hakları aktivisti Malala Yusufzay ın Ekim 2012 de Taliban tarafından baģından vurularak öldürülmek istenmesi, Boko Haram üyelerinin ise örgütlerine, temel ideolojilerini yansıtan Batılı eğitim haramdır ismini vermesi, iki örgütün de eğitim faaliyetlerine karģı aldığı ortak tavrın göstergesi. Batılı eğitim karģıtlığının yanı sıra, kadınların sosyal hayata katılımlarının sınırlandırılması, Batı kültürünü çağrıģtıran pantolon gibi giysilerin ve müziğin yasaklanması Ģeklindeki pek çok sosyal uygulamayı destekleyen Boko Haram ve Taliban, en temelde El-Kaide nin radikal Ġslamcı ideolojisinde buluģuyor. Polis karakollarına, Batılı eğitim ve kültürün merkezi olarak gördükleri okul ve kiliselere, kendilerini hedef aldıklarına inandıkları askerî birliklere silahlı saldırılarda bulunan örgüt üyeleri, bu Ģekilde mesajlarını daha büyük kitlelere ulaģtıracaklarına ve destek toplayacaklarına inanıyor. Tarihi pek çok etnik-dinî çatıģma örneğiyle dolu olan Nijerya da hiç görülmemiģ intihar saldırıları gerçekleģtiren Boko Haram, bu yönüyle de Taliban la benzerlik gösteriyor ve Afrika nın Taliban ı olarak anılmak için haklı gerekçeler sunuyor. Boko Haram gibi aģırılıkçı ve radikal Ġslamcı bir grubun ülkedeki varlığı ise Müslüman ve Hıristiyan cemaat 13

14 arasındaki ayrılıkları derinleģtirerek durumu içinden çıkılması zor bir hâle sokuyor. Boko Haram Beril Dedeoğlu Star Gazetesi Boko Haram, 14 Nisan da Nijerya nın Borno Eyaleti nde 274 kız öğrenciyi kaçırdı ve örgüt lideri, kızların Çad sınırına yakın yerlerde 10 dolara satılacaklarını duyurdu. Diğer bir ifadeyle kızların baģka bir ülkeye satılacağı, dolayısıyla bulunmayacakları tehdidi savrulmuģ oldu. Eylemin gerekçesi olarak da, bu kızların batı tipi eğitim almaları olarak açıklandı. Çad sınırına yakın üç eyalette son bir yıldır iki bine yakın kiģinin öldürülmesinden sorumlu tutulan örgüt, on yıldan fazla zamandır ülkede faaliyet gösteriyor. Ülkenin Ģeriat hükümlerinin geçerli olduğu kuzey ve kuzey doğu eyaletlerinde giderek gücünü artırmıģ olan Boko Haram, adını ilk kez Kamerun sınırına yakın yerlerde ve Nijerya güvenlik güçlerine karģı yaptığı eylemlerle duyurmuģtu dan itibaren ise sivilleri hedef almaya baģladı, 2008 de bin kadar kiģi öldürüldü, üç binden fazla kiģi ise göç etmek zorunda bırakıldı. El Kaide ile bağlantısı olan ve Afrika Taliban ı olarak tanımlanan Boko Haram, sonraki yıllardaki eylemlerini Batı yı hedef alarak sürdürdü. Kiliselere, BM binalarına ve okullara saldırılar düzenledi. Gayet tabi eylemlerinin bütününde devlet baģkanı Goodluck Jonathan ın hedef alındığını da belirtmek gerekiyor. Sallanan Nijerya Nijerya, 2003 yılına kadar sabah erken kalkanın gidip darbe yaptığı bir ülke olarak yaģadı. Her darbe döneminden sonra yeniden cumhuriyet ilan edilmiģ olsa da, bunların ömürleri uzun sürmedi ve 2007 seçimleri son derece Ģaibeli geçti, seçilen baģkanlar ölünce yerlerine yardımcıları baģkan oldu. Nijerya, dünyadaki petrol üreticileri arasında 10., petrol ihracatçıları arasında da 6.sırada yer alan Kara Afrika nın en zengin ve 140 milyonluk nüfusuyla en kalabalık ülkesi. Petrol yatakları, Boko Haram ın faaliyet önceliği olan bölgede olmasa da, örgütün Nijerya daki en büyük petrol yatırımcısı Shell e karģı da bir dizi eylem gerçekleģtirdiği biliniyor. Hatta bir dönem petrol firmaları birleģip kiralık güvenlik güçleri oluģturmuģ ve kendilerine yapılan eylemlere karģı bu birliklerle mücadele baģlatmıģlar. Ülkenin yaklaģık yarısı Müslüman ve fakir kuzey eyaletlerinde yaģıyor, diğer yarısı ise Hristiyan ve zengin bölgede yoğunlukta. Boko Haram her ne kadar batılı eğitimin reddedilmesi ve Ģeriatın gelmesi konusunda faaliyet gösteriyorsa da, esas motivasyon kaynağı Müslümanların zenginliklerden yararlanmadığı gerçeği. Devreye giren ABD Gelinen aģama itibarıyla, Nijerya nın küresel güçlerin gündemine fena halde düģtüğünü söylemek gerekiyor. Kızların kaçırılması, bugüne kadar yapılan eylemlerden sadece bir tanesi olmasına rağmen, insanlık suçları çerçevesine sokulacak en somut örnek. Dolayısıyla, tıpkı El Kaide gibi Boko Haram da bir askeri müdahaleyi hak ediyor denebilecek durum söz konusu. 14

15 Tam da bu nedenle baģını ABD nin çektiği bir grup devlet ki tabi içinde BirleĢik Krallık da yer alıyor, Nijerya ya konusunda bir araya geldi ve kızları kurtarmak için müzakere yapacak bir heyet oluģturuldu. Heyette askerler de bulunuyor. ABD askerleri, görüģme için gitseler bile, sonuç itibarıyla bu durumun adı bölgeye asker göndermek olur. Muhtemelen Nijerya nın komģularını da kapsayan bazı giriģimler söz konusu ve sonuç itibarıyla terörle mücadelede askeri önlemenler kapsamında bir giriģim. Afganistan a yapılan müdahale gibi bir müdahale söz konusu değil, bu örnek yeni yöntemleri ima ediyor. Rusya Kırım sorununu Gürcistan sorunu gibi değil baģka yöntemle çözüyorsa, ABD nin de yeni yöntemler geliģtirmesi kaçınılmazdı. Boko Haram ın yeni yöntemler geliģtirilmesine katkı sağladığı söylenebilir. Boko Haram örgütü ve kaçırılan kızlar... Ġbrahim Karagül Yeni ġafak Gazetesi Son yirmi yılda, Müslüman coğrafyaya yönelik bütün müdahaleler bölge ülkelerinin zaafları kullanılarak gerçekleģtirildi. Aynı dönemde, Batılı ve Doğulu merkez güçlerin aynı bölgelere yönelik bütün müdahale ve operasyonlarında, terörü mücadele biçimi olarak kullanan bazı Müslüman örgütler gerekçe olarak kullanıldı. MeĢru amaçlar içeren bir mücadelenin gayri meģru yöntemlerle kirletilmesinin sayısız örneklerine tanık olduk. Haklı bir mücadele ile terörü ve gayri meģru yöntemleri öne çıkaranlar, merkezinde bulunduğumuz veya en azından ilgi gösterdiğimiz coğrafyaya çok ağır bedeller ödetti. Sadece El Kaide üzerinden onlarca ülke iç savaģlarla, iģgallerle, istikrarsızlıklarla boğuģtu, boğuģuyor. Bu örgütler ve kullandıkları yöntemler, çok ağır ve kirli amaçlar için kamuflaj olarak kullanıldı. Örgütler de müdahil güçlere inanılmaz fırsatlar sundular. Yüz yıldır yaģananlara duyduğumuz öfke ile, coğrafyaya yönelik müdahalelere çok ciddi reaksiyon gösterdik ama ne yazık ki bu örgütlerin kirli yöntemlerini o kadar baģarı ve cesaretle sorgulamadık. Kanlı eylemleri yeterince kınamadık, bunu yapanlara açık tavır almadık, bu itirazı kitleselleģtiremedik. Kötülüklere karģı mücadele ederken, içimizde yer edinen kötülükleri dıģarı atamadık. Varolan, Birinci Dünya SavaĢı sonrası oluģturulan yapıların, rejimlerin kitleleri, toplumları temsil etmediğini hatta onlara dıģarıdan gelenlerden daha çok zulmettiğini bildiğimizden örgütlerin mücadelesine sempati duyduk. Ġlkeli bir duruģtan ziyade reaksiyon gösteren herkesi, içimize sinmese de, bu büyük mücadelenin bir parçası gördük, onları haklı göstermeye çalıģtık. Böylece ülkelerimize yönelen kötülükle mücadele ederken içimizde baģka kötülükler büyüttük. Müslüman toplumların, aydınların, ülkelerin, bu örgütlerin yöntemleri üzerine derin sorgulamalar yapması gerekiyor. Söz konusu örgütlerin ya da organizasyonların bir çoğunun taģeron yapılar olduğunu, bir çoğunu çok iyi bildiğimiz ülkelerin istihbarat teģkilatlarının 15

16 organize ettiğini, o ülkelerdeki kaynak savaģının tarafı olan devlet ve Ģirketler tarafından finanse edildiğini ortaya koymak gerekiyor. Din, mezhep ve etnik çatıģmaların hemen hepsi benzer kirli organizasyonlardan besleniyor. Sadece son yirmi yılda öyle çirkin örnekler gördük ki, bu örnekleri içimizden temizlemeden coğrafya için, insanlık için bir gelecek kurmamızın mümkün olmadığını bilmeliyiz. Son örnek Nijerya'dan. Batılı eğitim sistemine karģı esaslı bir karģı çıkıģa dayanan bir yapı zamanla ülkedeki Müslüman-Hristiyan savaģının parçası oluyor. Ardından petrol zengini ülkedeki kaynak savaģının parçası haline geliyor. ĠĢte bunlar oluģunca da örgütün yapısı değiģiyor, arkasındaki güçler farklılaģıyor, karģı durduğu güçler o örgütün arkasındaki güç haline geliyor. Dünya günlerdir Boko Haram örgütünün kaçırdığı kızların akıbetini sorguluyor. Bu kızları köle olarak satacaklarını söyleyen örgüt temsilcisinin sözleri aslında nasıl bir savrulma yaģadıklarını da gözler önüne seriyor. (Bu arada bir anekdot: Afrika'da eğitim sistemi üzerinden Batılı hayat tarzına yönelik mücadelenin köklü bir geçmiģi var. Bu mücadele Boko Haram'ın yöntemleri gibi değil. Merak edenler ġeyh Hamidu Kan'ın Mahrem Macera adlı kitabını okuyabilir. Bir Afrikalı üzerinden tüm kıtanın trajik dönüģümünü anlatan çok güzel bir kitaptır bu.) Boko Haram, bu eylemleriyle kirli bir savaģın parçası, Nijerya kaynaklarının Müslüman- Hristiyan çatıģmaları üzerinden paylaģımının bir uzantısıdır. GiZLi DÜNYA HARiTASI Irak iģgalinden bir yıl sonra, yani 2004 yılıydı. 'Pentagon'un gizli dünya haritası: Nerelerde etnik çatıģma çıkacak' baģlığı altında Nijerya ve Nijer Deltası'nın gelecekte nasıl bir kriz alanı olacağına dair planlardan söz etmiģtim. Bazen, bazı bilgiler çok hayali gelir insana. Ama planlardan, hazırlıklardan haberdar olursanız, krizlerin bir gün mutlaka patlayacağını kestirebilirsiniz. Nijerya'daki kriz aslında uzun yıllardır devam ediyor. Devam edecek ve belki de ülkeyi parçalanmaya kadar sürükleyecek. Dr. Thomas Barnett, 'The Pentagon's New Map: War and Peace in the Twenty-First Century' (Pentagon'un Yeni Dünya Haritası: 21. Yüzyılda SavaĢ ve BarıĢ) adıyla, Pentagon'un yeni dünya haritasını içeren bir kitap yayınlamıģtı. 'Yeni harita'da dünya Core, Gap ve Seam adıyla üç bölüme ayrılıyor. Çekirdek ülkeler, kontrol dıģı, boģlukta kalan ülkeler ve bu iki çevrenin birbiriyle iliģkisini belirleyen, bir anlamda eklem görevi gören ülkeler. Core (çekirdek), Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika'daki endüstrileģmiģ ülkeleri içeriyor. Gap bölgesi ise Karayipler'den Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya'ya uzanan hattı oluģturuyor. Bu bölge, ekonomik, siyasi ve kültürel olarak çekirdek bölgeden çok farklı. Seam bölgesi ise, çekirdek ile hedef bölge arasında kalan çizgiyi oluģturuyor. Gap olarak nitelenen ve ABD'nin Ģu anki hedef listesini oluģturan bölge, terörist yetiģtiriyor, ABD karģıtı ideolojileri besliyor, Batı'nın kültürel değerlerine karģı cihat 16

17 yürütüyor. Batı'nın hayat tarzını sürdürebilmesi için bu bölgenin kesinlikle denetim altına alınması gerekiyor. Dünyanın yedinci büyük petrol üreticisi olan Nijerya'nın yeni kriz alanı olarak ortaya çıkmasının sebebi bu haritadır. 11 Eylül'den hemen sonraya 26 Ocak 2002 tarihinde 'Bush-Cheney oligarģisi ve yeni dünya haritası' baģlığı ile Yeni ġafak'ta yayınlanan yazıya dönelim: 'George Bush, Dick Cheney ve dünya enerji devi Ģirketler yeni bir dünya haritası çizdiler. Latin Amerika'dan Afrika'ya, Ortadoğu'dan Orta Asya'ya, Sibirya'dan Güneydoğu Asya'ya kadar dünyanın bir çok bölgesinde taģlar yerinden oynayacak. Bush ailesi ve Cheney'in kontrolündeki enerji lobisi 11 Temmuz 2001'den Ağustos sonuna kadar ABD'nin yeni enerji politikasını belirlemek için çalıģtılar. Toplantılar devam ederken petrol Ģirketleri, Bush ve Cheney Beyaz Saray'da olayın ticari boyutlarını ele alan gizli toplantılar yapıyorlardı. Ağustos ayında yeni politika netleģti ve hazırlanan proje bizzat Cheney'nin baģında bulunduğu ekip tarafından kaleme alındı. Ġlginçtir, bir ay sonra, 11 Eylül saldırıları oldu. Yeni projeyle küresel enerji kaynakları, bunları pazarlara taģıyacak boru hatları, petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaģılması ve enerji kaynaklarının ABD Ģirketlerinin yatırımına açılması açısından dünya altı bölgeye ayrıldı. 1- Cezayir, BirleĢik Arap Emirlikleri, S. Arabistan, Katar ve genel olarak Ortadoğu. 2- Hazar bölgesi, Hindistan ve Güney Asya. 3- Nijerya, Nijerya bağlantılı Nijer Deltası, Batı Afrika Boru hattı. 4- Açe. Borneo adası ve Burma. 5- Çad-Kamerun boru hattı ve Sudan. (Darfur krizi!) 6- Venezuella-Kolombiya.' Buralarda ABD petrol devlerinden hangisinin ne kadar pay alacağı bile belirlendi. Yeni stratejinin uygulanması dünyanın bir çok bölgesinde etnik ve dini çatıģmalara neden olacak. Bazı bölgelerde yerel bağımsızlık güçleri, bazı bölgelerde statüko desteklenecek ve karģıtları tasfiye edilecek. Nijerya, Somali, Çad, Kamerun, Sudan, Endonezya (özellikle Açe), Borneo ve Sulavasi adaları, Burma, Ortadoğu ve Güney Asya'da çok ciddi Nijer Deltası, Afrika'nın Basra Körfezi olma yolunda kriz bölgeleri ortaya çıkacak.' Sudan petrolleri, Çad-Kamerun boru hattı, Darfur krizi ve Nijer Deltası'ndaki kriz arasında ne tür bağlantı bulunduğunu anlamak isteyenler haritaya baksın yeter yıl önceki notlar bunlar.. Tam da böyle oluyor. O bölgelerde yerel örgütler kuruluyor, besleniyor, organize ediliyor. Bunların çoğu Müslümanlara ait örgütler. Ama aslında istihbarat örgütlerine taģeronluk yapıyorlar. Kaynak savaģları üzerinden Müslümanları da, coğrafyayı da tarihi de kirletiyorlar. Ne zaman gelecek hayallerimizi bu tür örgütlerden kurtarırsak o zaman doğru adımları atmıģ olacağız. Yoksa Boko Haram gibi örgütler Müslüman dünyanın haklı mücadelesini, özgürlük hayallerini, gelecek heveslerini kirletmeye devam edecek. 17

18 Tahmin ettiğimiz gibi; kaçırılan kız öğrenciler üzerinden bölgeye müdahale hazırlığı yapılıyor. Dikkat edin, bu merhamet operasyonu kızlar için değil, petrol için! ASYA PASĠFĠK GÜNDEMĠ BulaĢıcı hastalıklar Çin de bin 281 can aldı AA Çin'de bulaģıcı hastalıklar nedeniyle nisan ayında bin 281 kiģi hayatını kaybetti. Çin Sağlık ve Aile Planlama Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, geçen ay 836 bin 954 bulaģıcı hastalık vakasının tespit edildiği bildirildi. Ülkede geçen ay tespit edilen hepatit, verem, dizanteri, frengi gibi B tipi bulaģıcı hastalıklar nedeniyle bin 207 kiģinin yaģamını yitirdiği ifade edildi. BulaĢıcı ishal, ayak ve ağız hastalığı gibi C tipi bulaģıcı hastalıklar nedeniyle ise 74 kiģinin öldüğü belirtildi. Myanmar tasarısı kabul edildi Al Jazeera Demokrat Parti Massachusetts Milletvekili Jim McGovern tarafından kaleme alınan ve her iki partiye mensup milletvekilleri tarafından desteklenen tasarı, mart ayında DıĢiĢleri Komitesi nde kabul edilmiģti. Temsilciler Meclisi DıĢiĢleri Komitesi BaĢkanı Cumhuriyetçi Parti California Milletvekili Ed Royce, Rohingya Müslümanlarının dünyada en fazla zulüm gören azınlıklardan biri olduğunu vurguladı. Myanmar ın 1982 yılı VatandaĢlık Kanunu'na göre, Rohingyalıların nesiller boyunca Myanmar da yaģamalarına rağmen vatandaģlık haklarından mahrum bırakıldığını hatırlatan Royce, Ģunları söyledi: Myanmar hükümeti 30 yılı aşkın süredir Rohingyalılara tarif edilemeyecek kadar korkunç bir şekilde davranırken, sistematik bir şekilde onların en temel insan haklarını bile inkar etti. Myanmar da 2012 yılından beri, 140 bin Rohingyalı ile diğer Müslümanlar şiddetten dolayı yerlerinden edilirken, onların yüzlercesi öldürüldü. Kimliği belirsiz saldırganlar, 13 Ocak'ta, Rakhine bölgesindeki bir köye girdiler ve 48 kişiyi yataklarında uyurken öldürdüler. Bu, bir hükümetin kendi halkını tanımayı reddettiğinde olan bir şeydir. Hatta, Güneydoğu Asya merkezli bir sivil toplum kuruluşu, Rohingyalıların uğradığı zulümde devletin bütünüyle parmağı olduğunu detaylandıran güvenilir dökümanlar ortaya çıkardı. Myanmar hükümeti, kısa bir süre önce de, Rohingya Müslümanlarının temel sağlık hizmetleri almasına müsaade etmeyerek Sınır Tanımayan Doktorları ülkeden kovdu.'' Karar tasarısı konuģmaların ardından Temsilciler Meclisi Genel Kurulu nda kabul edildi. Tayland da göstericiler yeniden sokaklarda Euronews 18

19 Tayland ın baģkenti Bangkok ta toplanan binlerce gösterici iktidardaki hükumeti istifaya çağırdı. Göstericiler seçimleri ertelenmesi ve baģbakanı sürgündeki kardeģine dönüģ yolunu kapatacak reform talebinde bulunuyor. Anayasa Mahkemesi, BaĢbakan Yingluck ġinavatra nın anayasayı ihlal ettiğine hükmederek görevden alınmasına karar vermiģti. Tayland: Siyasi kaosta yeni dönem Mehmet Özay Dünya Bülteni Tayland da uzun süredir var olan siyasi istikrarsızlık, dün Anayasa Mahkemesi nin BaĢbakan Yinluck Shinawatra yı görevden almasının ardından yeni bir evreye girdi. BaĢbakan ın görevden alınmasına, 2011 yılında bir önceki atamayla hükümet kuran Demokrat Parti tarafından Ulusal Güvenlik BaĢkanı olarak atanan Thawil Pliensri yi görevden alıp yerine atama yapması gerekçe gösteriliyor. Geçen kasım ayında muhalefet partisi destekçilerinin baģlattığı dev gösterilerle tıkanan Tayland yönetimi, aradan geçen süre zarfında iyileģmek bir yana, giderek daha da içinden çıkılması zor bir siyasi kaosa evriliyor. Ülkenin son altı aydır maruz kaldığı siyasi tıkanıklık, bundan iki gün önce tahtta çıkıģının 64. yılını kutlayan 86 yaģındaki Kral Bhumibol Adulyadej in kötüleģen sağlık durumunun sembolik olarak ülke siyasal yaģamına yansıması olarak değerlendirilmeyi hak ediyor. Siyasi krizlerde birleģtirici figür olarak dikkat çeken ve halk arasında yarı-tanrı kabul edilen Kral Adulyadej in 64. yıl kutlamaları nedeniyle siyasi krize yön vereceği varsayılan konuģmayı yap/a/madı. Kral a daha önce de çözüm bulma konusunda müracaat olmuģtu. Örneğin, Genelkurmay BaĢkanı Prem Tinsulanonda nın geçen aylarda Kral la görüģtüğü biliniyor.hükümetin iģleyemez hale geliģi, halkta moral çöküģ baģta olmak üzere ekonominin de önemli ölçüde etkilenmesine neden olması karģısında kaosun nasıl sonlandırılacağı muamması bir türlü aģılamamıģtı. Aslında, siyasi istikrarsızlığı sona erdirebilecek yegâne gücün MonarĢi nin müdahalesi olması nedeniyle gözler Kral dan gelecek iģaretteydi. Ancak geçen günkü kutlamalardan bir gün sonra, geleneksel siyasi yapının temsil kurumlarından biri olan Anayasa Mahkemesi aldığı kararla ülke siyasetine yeni bir yön verdi. Anayasa Mahkemesi nin harekete geçtiği bir ortamda, Kral ın kamuoyuna yansımayan bir dahli olup olmadığı ise en azından Ģimdilik bilinmiyor. Ancak ülke için pek çok Ģey ifade eden kralın maruz kaldığı hastalık, ülke siyasi ve toplumsal yaģamındaki kaos ile yansımasını buluyor yılındaki sistem değiģiminin ardından, monarģi geleneksel gücünden çok Ģey yitirdi. Ancak, ülkenin modern siyasal tarihinde monarģi yanlılarının ülkenin ana akım egemen yapısındaki yerleri, Kralı her daim siyasetin odağına oturtacak bir yönelim sergiledi. Bu nedenle 2013 yılı sonundan baģlayarak bugüne kadar dozu zaman zaman artarak devamlılık gösteren siyasi bunalım, dün Anayasa Mahkemesi nin BaĢbakan Yingluck ı ve kabinedeki dokuz bakanı, 2011 yılında üst düzey bir yetkiliyi görevden alınması gerekçesiyle suçlu bularak siyasi konumlarından azletti. Ülkenin yakın siyasi tarihine bakıldığında bir sürpriz olarak değerlendirilmeyi hak etmiyor. Aksine, 2006 yılında Thaksin Shinawatra nın görevden 19

20 alınmasından itibaren baģlayan süreçte, Anayasa Mahkemesi nce üçüncü BaĢbakan ın azli olarak tarihe geçmesiyle bir tür tekrar addedilebilir seçimlerinin ardından BaĢbakanlık koltuğuna oturan Yingluck ın ilk iki buçuk yıllık iktidarı döneminde görece sakin bir iç politik yaģam baģ gösterse de, ana akım siyasi çizgiye alternatif politikaların üretilmeye baģlanmasıyla birlikte muhalefet ve onunla aynı siyasi kulvarı paylaģan ülkenin kadim monarģi ve çevresinin icraatları birer birer ortaya çıkmaya baģladı. Bu politikaların en baģında bürokrasinin üst düzey kadrolarındaki monarģi yanlılarını görevden alma Ģeklinde tezahür etmesi bugünkü sonucu doğuran en önemli unsur. Bugünkü karara neden olan Ulusal Güvenlik BaĢkanı nın görevden alınması da bunun en iyi göstergesi. Bu karar, hiç kuģku yok ki, geçen Kasım ayından bu yana gösterileri organize eden Suthep Thaugsuban ın bir baģarısı olarak yorumlanması ülke siyasal gerçekliğinde olup biteni anlamlandırmayı zorlaģtırır. Bu nedenle, Yingluck ı görevden alınmasında muhalefet milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi ne sundukları dava dilekçesi somut bir gerçeklik olarak ortada dursa da, temelde olup biten, monarģi-ordu-sivil siyaset eksenli oluģumun ülke siyasetinde alternatif rol oynamayı arzu eden bir yapıyı -ki bu anlamda Thaksin ve çevresinibertaraf etme giriģimidir. Bu anlamda, Yingluck gerek mahkeme öncesinde gerekse aleyhine verilen karar sonrasında Yasalara aykırı hiçbir Ģey yapmadım. Demokratik yollarla seçilmiģ bir BaĢbakanım. dese de, siyasetin temel yapılanmasındaki ana akımın bunu kabullenmesi mümkün değildi ve böyle olmadı da. Yingluck, tecrübeli bir siyasetçi olmamakla birlikte, geçen Kasım ayındaki gösterileri güvenlik güçlerini kullanmadan geçiģtirmeyi yeğlemesi, bir anlamda siyasi krizi barıģçıl bir Ģekilde sonuçlandırmaya kapı aralayacağı intibaı veriyordu. Ancak bu süreçte, gösterilerin baģ aktörü konumundaki Suthep Thaugsuban hakkında açılan soruģturmaların pratiğe geçirilememesi nedeniyle hükümet ve de BaĢbakan Yingluck ın kamuoyu bağlamında önce moral yenilgisinin kapısı aralandı. Buna rağmen halk nezdindeki kabul edilebilirliği devam eden Yingluck, muhalefeti ikna etme doğrultusunda erken seçim kararı aldı. Demokratik yöntemin gerekliliğine inanmıģ olan Yingluck, aldığı erken seçim kararıyla, aslında kendisi ve partisi Pheu Thai adına kaybedecek bir Ģeyi yoktu. Çünkü ülke kamuoyu nezdindeki siyasi mücadelesi, monarģi çevrelerinin aksine olumlu tepki buluyordu. Bunu çok iyi bilen monarģi yanlıları, 2 ġubat ta yapılan erken seçimlerin öncesi ve sonrasında hedeflerinin Yingluck yönetimin devirmek olduğunu, özgür seçimlerin bir anlam ifade etmeyeceğini düģünce ve eylemleriyle ortaya koymuģlardı. Kimi seçim bölgelerinde adayların resmi baģvurularının yaptırtılmaması ve seçim günü yaģanan usulsüzlükler sonucu Seçim Kurulu, Yingluck hükümetinin beklediği baģarıyı gölgeleyecek kararı veriyor ve seçimleri iptal ettiğini duyuruyordu. Bu süreçte sürekli ön plânda olan Suthep, sıradan bir aktivist olmadığını söylemeliyiz. Muhalefetteki Demokrat Parti nin baģkan yardımcılığı görevini üstlenen, ancak gösterilerle birlikte, partideki görevinden istifada ederek salt bir aktivist olarak meydanlarda boy gösteren Suthep e savcılar dokunma cesaretini gösteremedi. Suthep 1990 lı yıllardan baģlayarak aktif siyasetin içinde yer almıģ ve bu anlamda ülkenin monarģi-ordu kökenli siyasi anlayıģının sivil platformadi temsilcilerinden biri olarak gündeme gelmiģti... 20

21 Mevcut hükümetten ziyade Yingluck ın 2001 yılından 2006 yılına kadar iktidarda olan Thaksin Shinawatra nın kardeģi olması, muhalefetin bugüne kadar kabullenemediği bir gerçek. Thaksin hareketinin ne kadar güçlü ve köklü bir siyasi hareket olup olmadığı bir baģka konu. Ancak, Thaksin döneminin ülkenin monolitik siyasi yapısını yörüngesinden çıkarmada bir iģlevi olduğu kesin. Bunu, görüģüne baģvurulmayan geniģ kitlelerinin son on beģ yıl boyunca yapılan seçimlerdeki tercihlerinde takip etmek mümkün. Burada dikkat çeken husus, bugün muhalefet rolü üstlenmiģ olan Demokrat Parti nin lideri Abhisit Vejjajiva nın Seçim Komisyonu nun seçimleri 20 Temmuz da yapma kararına dahi itirazı olmalı. Tüm yasa dıģı gösterilere rağmen, iktidarın güvenlik ve yasal mekanizmayı kullanmaması veya kullandırtılmaması; Yingluck un siyasi kaosu sona erdirme adına 2 ġubat ta erken seçim kararı alması; seçimin iptali ve yeni seçimlerin Temmuz ayında yapılması süreçleri Demokrat Parti yi tatmin etmeye yetmedi. Kısa bir süre önce Abhisit in yardımcılığını yürüten Suthep in marifetiyle monarģi çevreleri meydanlarda Yingluck dan ziyade Thaksin rejiminin ortadan kaldırılması düģüncesiyle yaptıkları eylemler bugün en üst düzey bürokratik mekanizma ile hayata geçiriliyor. Buna rağmen, Yingluck un baģında olduğu partinin varlığını sürdürmesi, ne zaman yapılırsa yapılsın demokratik seçimlerde monarģi yanlılarının baģarılı olamayacağını gösteriyor. Bu nedenle, Suthep sözcülüğünde muhalefet çevreleri tarafsız bir baģbakanın atanması ve geçici hükümet kurulması talebini daha ilk günden bu yana gündeme taģıyorlar. Ancak Ģu unutulmamalı ki, Thaksin ve kardeģi Yingluck ın öncülüğünü yaptığı siyasi açılımın destekçileri bu geliģmeleri sineye çekmeyeceklerdir. Bugüne kadar ordunun bir adım geride durmayı tercih ettiği zaman zaman anarģiye dönen siyasi kaos ortamı, geleneksel iktidar çevrelerinin siyasi ve toplumsal yapının çeperinde kalmıģ güçlerle barıģı öngörmedikçe çözüme kavuģturulması bir yana, bugünden itibaren içinden çıkılması zor bir hâl alacağını öngörmek güç değil. BAZI KÖġE YAZILARI VE YORUMLAR Avrupa Birliği Bakanı Ve BaĢmüzakereci Mevlüt ÇavuĢoğlu nun 9 Mayıs Avrupa Günü Mesajı Bundan 64 yıl önce dönemin Fransa DıĢiĢleri Bakanı Robert Schuman ın 9 Mayıs 1950 tarihinde yaptığı açıklama, sadece Avrupa tarihi için değil, insanlık tarihi açısından da bir dönüm noktası olmuģ, savaģ ve düģmanlık yerine insan yaģamı ve insan onuruna odaklı bir barıģ ve refah projesinin temelleri atılmıģtır. Avrupa Birliği yıllarca süren savaģların, yıkımların ardından, farklı halkların ve milletlerin ortak bir ülkü etrafında uyum içinde ortak bir gelecek için çalıģabileceklerini ortaya koyan insanlık tarihinin en önemli projelerinden biri olmuģtur. Ülkemizin Avrupa Birliği ne katılım süreci de, Atatürk ün bizlere hedef gösterdiği çağdaģ medeniyetler seviyesine ulaģma yolunda atılan en önemli adımlardan biridir. BaĢbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ın deyiģiyle Avrupa Birliği süreci, Cumhuriyetimizin ilanından sonraki en önemli çağdaģlaģma projesidir. Avrupa Birliği sürecinde yapılan her reform, 21

22 ülkemizin demokratikleģmesine ve kalkınmasına, vatandaģlarımızın refahının ve yaģam standartlarının yükseltilmesine katkı sağlamaktadır. Hükümetimiz Türkiye nin Avrupa Birliği sürecine en fazla emek ve katkı vermiģ Cumhuriyet hükümetidir. Tam üyelik müzakerelerinin baģlatılmasından müstakil bir Avrupa Birliği Bakanlığı kurulmasına kadar, Hükümetimizin 12 yıldan bu yana attığı kararlı adımlar sonucunda bugün hiç olmadığı kadar AB üyeliğine yakın bir noktaya ulaģılmıģtır. Türkiye nin artık ilerlemeden, kalkınmadan, demokrasiden, hukuk ve özgürlüklerden taviz vermesi, bu yoldan geriye dönmesi mümkün değildir. Türkiye tam üyelik yolunda siyasi blokajlardan önyargılara kadar farklı engellerle karģılaģsa da bu yolda kararlılıkla yürümeye devam etmektedir. BaĢbakanımız, 2014 yılını Avrupa Birliği yılı olarak ilan etmiģtir. Hükümetimiz bu seçim atmosferinde dahi demokrasiyi konsolide etmek ve vatandaģlarımızın temel hak ve özgürlüklerini daha da güçlendirmek amacıyla adımlar atmaya devam etmektedir. Unutulmamalıdır ki, Avrupa Birliği Türkiye için stratejik bir hedeftir. Bu hedefe ulaģacağımıza olan inancımız tamdır. Bu vesileyle, Türkiye nin Avrupa Birliği yolunda kararlılıkla yürüdüğünü bir kez daha ifade ederek tüm vatandaģlarımızın ve Avrupa halklarının 9 Mayıs Avrupa Günü nü kutlarım. Türkiye Daha Önemli - Marwan Kabalan El ġark Amerika nın uzak durmasıyla oluģan güç boģluğunun gölgesinde, Arap bölgesinin geleceğiyle ilgili çekiģme son üç yılda daha da Ģiddetlendi. Bu çekiģme, Arap baharının yaģandığı ülkelerde zirveye ulaģarak Mısır, Tunus, Libya dan tutun Suriye, Irak ve Yemen e kadar yayıldı. Öyle ki bu çekiģme ve gerginliklerden nasibini almayan kalmadı; bunların arasında bölgede önemli rol almak isteyen ve etkin unsur olan ülkeler de var. Türkiye deki yerel seçimler buna örnek olarak gösterilebilir. Nitekim BaĢbakan Recep Tayyip Erdoğan ın ve partisinin iktidarına son vermek ve bunun sonucu olarak bölgesel görüntüyü değiģtirmek için yerel, bölgesel ve uluslararası güçler seferber oldu. Bu çekiģme, bazı bölgesel güçlerin düģeceği ve diğerlerinin yükseleceği sinyallerini veriyor. Analizlerin çoğu, söz konusu bölgesel güçlerin Türkiye, Mısır ve Ġran üçgenine odaklanıyor. Böylece ortaya çıkan tabloya göre bölge, Arap baharının neticesinde üç cepheye bölünmüģ görünüyor: DeğiĢimi destekleyen eksen, değiģime direnen eksen ve her Ģeye direnen ve karģı çıkan eksen. Mısır dan baģlayacak olursak, eldeki verilere ve içindeki koģullara bakıldığında Mısır ın büyük bir bölgesel rol üstlenmesinin neredeyse imkânsız olduğunu görebiliriz. Bugünün verilerine göre Mısır ın bölgede bir liderlik rolü üstlenme olasılığı her zamankinden daha azdır. Nitekim nüfusu 90 milyonu aģmıģ bir durumda ve IMF nin 2013 rakamlarına göre yurt içi hasılası 270 milyar doları geçmemekte. Bunlara ilaveten Mısır, ağır bir ekonomik kriz yaģıyor. Siyasi istikrarsızlık, iģsizlik, yoksulluk, ordunun ülke ekonomisini kontrol etmesi gibi nedenler, Mısır ın büyük bir bölgesel ülkeye dönüģmesini zorlaģtırıyor. Üstelik Mısır, müttefikleri için büyük bir yük hâline gelebilir. Ġran a gelince Kopardığı yaygaraya rağmen Ġran, bölgede egemen bir güç rolünü oynama yeterliliğine sahip değil. Bunun yapısal nedenleri var. Örneğin 90 milyon nüfuslu bu ülkenin 2013 rakamlarına göre yurt içi hasılası 350 milyar doları aģmamakta. Bunun yanı sıra 22

23 Ġran, Batı ile karģı karģıya olduğu yıllarda ve enerjisini tüketen maceralara girmesi nedeniyle - Türkiye nin aksine- büyük bir bölgesel ekonomik güç olma Ģansını kaybetti. Bir diğer neden, jeopolitik düzeyde yoğunlaģıyor. Nitekim Ġran -yine Türkiye nin aksine- bölgenin uç kısımlarında yer alıyor ve etrafı dost olmayan ülkelerle çevrili. Son olarak Türkiye yi ele alalım. 70 milyon nüfusa sahip Türkiye, yurtiçi hâsılası 830 milyar doların üstünde olduğu için dünyada 17. sırada yer alan bir ekonomik güç olmayı baģardı. Ülkede istikrarlı bir siyasi sistem, geliģmiģ sanayi tabanı ve eğitimli insan gücü var. Buna ilaveten Türkiye nin Batı ile güçlü iliģkileri var. Türkiye hükûmetinin ayrıca 2023 yılı itibariyle dünyanın 10. ekonomisi olma planı var. Böyle bir Ģey gerçekleģirse Türkiye, Güney Kore, Meksika, Ġspanya, Avustralya ve Kanada yı geçmiģ olacak. Türkiye ekonomisi Ģu anki haliyle Ġran ekonomisinin iki katı, Mısır ekonomisinin üç katı ve her iki ekonominin toplamından daha üstündür. Üstelik Türkiye, bölgede ve genel olarak Ġslam dünyasında en geliģmiģ sanayi tabanına sahip. Ordusu ise ABD den sonra NATO daki en büyük ikinci ordudur. Jeopolitik bakımdan ise Türkiye; Avrupa, Orta Doğu ve Rusya nın ortasında yer aldığı için bu üç bölge arasındaki en kısa kara ve deniz yollarına hâkim. Türkiye nin en önemli zayıf noktası ise enerji kaynaklarına sahip olmamasıdır. Ancak bölgede siyasi ittifaklar değiģtiği -özellikle de Suriye deki çatıģmayla ilgili olanlar- ve Akdeniz in doğusundaki büyük doğal gaz rezervleri kullanılmaya baģlandığı takdirde bu sorun aģılabilir. Türkiye, enerji tedariki hususunda Rusya ve Ġran ın Ģantajından kurtulduğunda bölgede en büyük bölgesel güç olmasını engelleyen her Ģey ortadan kalkmıģ olacak. Bu varsayımdan ve verilerden yola çıkarak Mısır ve Ġran ı kaybetmemiz pahasına olsa bile Türkiye ile sıkı iliģkiler geliģtirmeye odaklanmamız gerektiğini anlıyoruz. Türkiye Bir Numaralı Ticaret Ortağımız - Natia RtveliaĢvili PirveliNews Gürcistan BaĢbakanı Ġrakli ĞaribaĢvili, Gürcistan-Türkiye Ekonomik Forumunda yaptığı konuģmada iki ülke arasındaki ticari iliģkileri değerlendirdi. Gürcistan ın, ekonomisini geliģtirme ve Türkiye ye ihracat ürünlerini artırma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan BaĢbakan, Türkiye bizim güvenilir müttefikimiz ve stratejik ortağımızıdır. Daha da önemlisi ülkemizin dostudur. Türkiye yi, ülkemizin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve Avro-Atlantik arzumuza verdiği destekten ve gösterdiği duruģtan ötürü son derece takdir ediyorum. Bunun dıģında Türkiye, ülkemizin siyasi müttefiki olmasının yanı sıra bir numaralı ticaret ortağımızdır. Böylesine güçlü bir ortağa ve dosta sahip olmak son derece güzel. Türkiye farklı iģ sahalarında dünya çapında lider konumda. Türkiye den ithalat yapmak bizim için çok önemli, çünkü ithalatla birlikte ülkemize ürün ve hizmetin yanı sıra yeni teknolojiler, yeni bilgiler giriyor ki biz bunu çok önemsiyoruz. Buna ek olarak Türkiye ile Gürcistan arasındaki ticaret hacmine baktığımız zaman Türkiye nin Gürcistan a olan ihracatının Gürcistan ın Türkiye ye ihracatından çok daha fazla olduğunu görürüz. Ülkemizin kendi ekonomisini geliģtirecek ve Türkiye ye ihracatı arttıracak potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz. Buradan Türkiye nin çok büyük bir ülke olduğunu anlarız. Gürcistan yüksek kalitede ürünler üretebilir, bu ürünleri komģu ülkelerimize teklif edebilir, bu sayede büyüyen 23

24 ticaret cirosundan her iki ülkede de eģit olarak yararlanır. En önemlisi pazar ve müģteri kazanmaktır." dedi. Türkiye, Avrupa ya ne kadar yakın? Hülya Köylü - DW Türkiye, 9 Mayıs Avrupa Günü nde de bir kez daha AB üyeliğini kendisine stratejik hedef olarak gördüğünü duyurdu. Peki, 2005 te AB ile tam üyelik müzakerelerini baģlatan Türkiye Avrupa ya ne kadar yaklaģabildi? AB Bakanı ve BaĢmüzakereci Mevlüt ÇavuĢoğlu, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, Hükümetimizin 12 yıldan bu yana attığı kararlı adımlar sonucunda bugün hiç olmadığı kadar AB üyeliğine yakın bir noktaya ulaģılmıģtır. Türkiye nin artık ilerlemeden, kalkınmadan, demokrasiden, hukuk ve özgürlüklerden taviz vermesi, bu yoldan geriye dönmesi mümkün değildir ifadelerini kullandı. Bakan, Avrupa Birliği'nin Türkiye için stratejik bir hedef olduğunun da altını çizdi. Peki, Türkiye gerçekten de üyelik hedefine yaklaģtı mı? 1999'da AB'ye aday ülke olan Türkiye, AB ile tam üyelik müzakerelerini de 2005'te baģlatmıģtı. Müzakereleri baģlatan hükümet olarak tarihe geçen AKP hükümeti, o günden beri AB ile neredeyse kıran-kırana bir mücadele yürütüyor. AKP hükümetini o yıllarda reformist olarak gören AB, bugünlerde özellikle Gezi eylemleri ve sonrasında gündeme gelen yasakları dikkate alarak Türkiye de demokrasinin gerilediğini öne sürüyor. Uluslararası Stratejik AraĢtırmalar Kurumu (USAK) AB Uzmanı Fatma Yılmaz Elmas, Türk ve Avrupalı araģtırmacıların son dönemdeki çalıģmalarını daha çok Türkiye neden iyi bir yerden geriye gidiyor? sorusu üzerine yoğunlaģtırdığına dikkat çekiyor. Elmas, Gezi eylemleriyle baģlayan sürecin bir kırılma noktası olduğunu söylüyor ve o dönemden önce Avrupa Birliği nin Türkiye yi askeri vesayetin kaldırılması baģta olmak üzere pek çok reformist tavrından ötürü alkıģladığını hatırlatıyor. Elmas, Bugün ise Türkiye nin Ģeffaflığı tartıģmalı hale geldi. Avrupalı; Twitter, YouTube yasağını anlayamadı. Türk Hükümeti, paralel devlet iddiasını tüm somutluğuyla henüz anlatamadı. Avrupalı, somut her tartıģmaya somut açıklamalar istiyor o kadar diyor. Türkiye nin bugün cumhurbaģkanlığı seçim süreci baģta olmak üzere tamamen içe dönük bir diplomasiye yoğunlaģtığından yakınan Elmas, AB ile iliģkilerde Türk hükümetinden bir açılım beklemediğini söylüyor. Türkiye, Avrupa dan kopmamalı mesajlarının Türk hükümetince iyi değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Elmas, Avrupa da, Türkiye de bu iliģkinin bitmemesini istiyor. Bu noktada, hükümetin AB üyelik sürecini yeniden değerlendirmesinde fayda var mesajı veriyor. KarĢılıklı adım atılır mı? TOBB Üniversitesi Uluslararası ĠliĢkiler öğretim üyesi ġaban KardaĢ ise AKP hükümetinin tam 12 yıldır AB ile profesyonel mesai yaptığını belirtirken, Türkiye-AB iliģkilerinin gelgit ler üzerine kurulu olduğuna dikkat çekiyor. Bu gel-git lerde Türkiye nin AKP ile birlikte değiģen vizyonu daha çok dengeleyici unsur oldu. Ancak AB, içindeki birçok zorluğu aģamadı. Türkiye, Avrupa ya çok yaklaģtı ancak Avrupa Türkiye yi anlama konusunda 24

25 zorluklar yaģıyor diyen KardaĢ, gelinen noktada her iki tarafın da adım atması gerektiğini söylüyor. KardaĢ, iki tarafı da iliģkilere değer verdiğine dikkat çekerken, özellikle AB tarafının bu iliģkiyi ileriye götürecek iradeye sahip olmadığından yakınıyor. KardaĢ, ġimdi biliyoruz ki, Kıbrıs sorunu yüzünden müzakereler zaten tıkanmıģ durumda. Bu noktada, Türkiye deki özgürlük ortamına gönderme yapıp, iliģkileri değerlendirmek kolaycılık olur. Kimse, yapması gereken iģten uzaklaģmamalı. Avrupa Birliği, bugün Türkiye yi eleģtirebilir ama kendi ödevlerini de yapmak zorunda. Bir Kıbrıs açılımı olacaksa, bunun ilk adımını atacak tarafın AB olması gerekir diyor. Reform sürekliliği Ģart Avrupa Birliği ÇalıĢmaları Merkezi Derneği BaĢkanı Tunay Ġnce ise Türkiye ile AB arasında büyük bir iletiģim kopukluğu yaģandığını söylüyor. AKP Hükümeti, Türkiye de neler olup bittiğini anlatamıyor diyen Ġnce, hükümetin özellikle yargı alanında yaģananlardan dolayı büyük eleģtiri aldığını dile getiriyor. AKP, iktidara Avrupa Birliği nden yana olduğunu söyleyerek geldi. Reformist bir Ģekilde iģe baģlandı ama bugün gelinen noktada reformların sürekli kılınmadığı gözleniyor. Türk hükümetinden bugün beklenen, AB ilkelerine bağlılığını bir kez daha göstermesidir. Reformlar, kolaylıkla sürdürülebilir diyen Ġnce, AKP hükümetinin Fethullah Gülen cemaatiyle kavgasının da Türkiye ile AB arasında güven bunalımı yarattığı tespiti yapıyor. Ġnce, Bu kavga neyin nesidir karmaģasına bir an önce son verilirse, Avrupa Birliği nin Türkiye ye güveni yeniden gelecektir. Zaten kendi içinde karmaģık süreçlerden geçen AB nin zihni, Türkiye konusunda daha net olmalı. Burada, zorlayıcı gücün Türkiye olması bizim için daha avantajlı olacaktır diye konuģuyor. Tunay Ġnce, hem Türkiye de hem de Avrupa ülkelerinde yaptıkları çalıģmalarda halkların birbirine yakın olduğunun gözlendiğinin ancak siyaseten ortaya konan karmaģık yapının halkın kafasını karıģtırdığının altını çiziyor. Her iki tarafta da sivil toplum örgütlerinin gün geçtikçe çoğaldığını ve güçlendiğini anlatan Ġnce, Öyle bir noktaya gelindi ki, siyasetin tıkandığı yerde halklar devreye girecek. Siyasetten beklenen de, halkların yakınlaģma arzusuna uygun davranmasıdır diyor. Gülen Hareketinden Ayasofya Hamlesi -Economist Ġngiltere'de yayınlanan haftalık Economist dergisi, Ayasofya'nın tekrar ibadete açılıp açılmayacağı yönündeki tartıģmalara yer ayırdı. Derginin yazısı Ģöyle baģlıyor: "20 Mayıs 1453'te Sultan II. Mehmet uzun zamandır arzuladığı Ģehre girdi ve bir avuç toprak almak için yere eğildi. Artık Hagia Sophia katedrali Ayasofya camii olmuģtu. Türkiye'nin dindar BaĢbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fethin 561'inci yıldönümünde Ayasofya'da namaz kılacağı söylentilerinin çıkması, 1453'teki sahnenin tekrarlanacağı yönünde ümitleri artırdı." 25

26 Economist'in makalesinde, her ne kadar hükümetin bu planları "fantazi" olarak nitelediği belirtilse de, "Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) içerisinde eski Bizans katedralinin camii olarak tekrar ibadete açılması gerektiğini açık biçimde dile getirenler var" deniyor. Yazı Ģöyle devam ediyor: "Ancak bu söylentilerin ortaya çıkması dahi Ortodoks Kilisesi'ni rahatsız ediyor. Patrik Bartolomeo, 'Ayasofya katedrali Hıristiyanlığın bir sembolü olarak inģa edilmiģti. Eğer ibadete açılacaksa bu Hıristiyanlık'tan baģka bir din için olamaz' diyor. Ġslamcılar ise, Ayasofya'nın camii olarak açılmasının yasal dayanağı olduğu görüģünde. Ayasofya'nın Sultan II Mehmet'e ait olduğu hatırlatılıyor ve Sultan'In vasiyetinde 'Ayasofya ahirete kadar camii olarak kalacak' dediği hatırlatılıyor." 'Gülen'in yeni hamlesi mi?' Makalede Ayasofya tartıģmalarının güncel siyasi bir ayağı olduğu da vurgulanıyor ve "Ġlginç bir Ģekilde Fethullah Gülen hareketine yakınlığı ile bilinen Milletvekili Hami Yıldırım 3 Mayıs'ta Ayasofya'nın camii olarak ibadete açılması için bir yasa teklifi sundu." deniyor. Economist'in yazısı Ģöyle sonlanıyor: "Yargıdaki öğrencileri aracılığı ile hükümete karģı yürüttüğü yolsuzluk soruģturması hükümeti sarsamayınca Sayın Gülen iktidarın din vurgusunun altını oymaya çalıģıyor. AKP Milletvekili Bülent Turan 'Önümüze Ayasofya'yı yem olarak atıyorlar. Ancak bu tuzağa düģmeyeceği' diyor. BaĢbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise, Ayasofya yasa teklifi sorulunca sadece yavan bir Ģekilde 'Hükümetin gündeminde yok' diyor. Bir Otokrat Reklam Turunda -Frankfurter Rundschau - Lale Akgün Recep Tayyip Erdoğan Seçim Kampanyası Yapmak Ġçin Almanya'ya Geliyor. Biz Buna Tahammül Etmek Zorunda mıyız? 10 Ağustos 2014 Türkiye'nin kader günü olabilir. Bu tarihte, Türkiye tarihinde ilk kez doğrudan halk tarafından bir sonraki cumhurbaģkanı seçilecek. Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP'nin cumhurbaģkanı adayı olacağına dair kesin belirtiler mevcut. Duyurulduğu üzere 24 Mayıs'ta Köln'e gelmesi hâlinde, kendisi için seçim kampanyası yapacak. Erdoğan bir seçim kampanyası etkinliğine katılmak için Almanya'ya ilk kez gelmiyor. GeçmiĢte de "yurt dıģı Türklerinin koruyucusu olarak öne çıkmak ve buradan oy toplamak amacıyla Alman sahnesini kullandı ancak bu kez çok daha fazlası mevzubahis zira Türkiye tarihinde ilk kez yurt dıģındaki Türk vatandaģları oy kullanabilecek. Erdoğan bu oyları almak için Köln'de baģlangıcı yapılacak büyük bir taarruz baģlatıyor. Lobisinin Avrupa merkezi ile ona manen ve lojistik destek veren kuruluģlar burada. AKP'nin ev sahipliğini resmî olarak UETD(Avrupa Türk Demokratlar Birliği) yapacak -ki bu ilk kez olmuyor- ancak tabii ki Ġslami örgütler de seçim kampanyası etkinliklerini doldurmak ve Erdoğan'ı kutlamak için hazır bulunacaklar. Ġlk sırada, Alman politikası ve kamuoyunun karģısına görüģme muhatabı ve diyalog ortağı olarak çıkan, kulisler arkasında ise Türk hükûmetinin aktivitelerini yönlendirme görevi yapan 26

27 DĠTĠB'den (Diyanet ĠĢleri Türk Ġslam Birliği) söz edilebilir. Diğer Türk partileri de Almanya'da seçim kampanyası yapmaya çalıģacak ancak onlar, Erdoğan için ciddi bir rakip olabilecek ne yapısal para kaynağına ne de taraftara sahip. Bu durum Almanya bir yana, Türkiye'de bile böyle. AKP hiç kuģkusuz baģrolü oynayacak, sadece Almanya'da bir seçim kampanyası için para kaynaklarına değil, aynı zamanda en çok taraftara sahip olduğu için de. Erdoğan hâlâ Anadolulu muhafazakâr ve toplumsal açıdan mağdur insanlar için bir idol. Taraftarları onun muhafazakâr yaģam görüģünü, otoriter tarzını, gücünü kullanıģ biçimini tasvip ediyorlar, dahası: bu yüzden ona hayranlık duyuyorlar. Almanya'da yaģadıkları için bu seçimin onlar açısından hiçbir önemi olmasa da ilk kez seçime katılmalarını mümkün kılan kahramanları için ölmeye hazır olduklarının sinyalini vermek amacıyla onun etkinliklerine kefene sarılı olarak geliyorlar. Bu durumda insanın kendisine Ģu soruyu sorası geliyor: Neden 55 yıl boyunca Alman vatandaģlığına geçmediler, o zaman Alman seçimlerine katılabilirlerdi. Türklerin bu seçimiyle Türk politikası, daha öncesinde hiç olmadığı kadar Alman iç politikası olacaktır. Bu ise genel olarak birtakım soruların ortaya atılmasına neden oluyor, öncelikle de Ģu sorunun: Genel olarak Alman topraklarında Türk seçimleri yapılmalı mıdır? Seçim hakkı bir insanlık hakkıdır. Lakin eğer bir baģka devletin devlet baģkanı Almanya'da seçim kampanyası yapar ve burada seçilecek olursa, bunun ne tür sonuçları olacaktır? Bunun sürekli yemin billah edilen uyuma bir faydası olur mu? "Bedenen burada, zihnen Türkiye'de", tablosu daha da sağlamlaģacak. Bu durumda çoğunluk toplumunun Ģu soruyu sorması olası: "Bizim tüm bunlarla ne ilgimiz var? Buna Türkiye ve Erdoğan'ın Ģahsıyla ilgili önemli sorular ekleniyor. Türkiye bugün hiç olmadığı kadar demokrasiden uzak. Erdoğan, ailesi ve güvendiği yakın çevresiyle birlikte tahrip etkisi büyük açıklar veren davranıģlarda bulundu. Her gün yeni suçlamalar geliyor: yolsuzluk, yargıya müdahale, yürütmeyi denetleme. Demokrasilerin elzem Ģartı olan kuvvetler ayrılığı diye bir Ģey artık yok. Siyaset bilimcisi Ümit Özdağ, "Türkiye'de artık hukuk devleti olmadığı ve bir gözetim devleti zihniyeti oluģtuğunu" söylüyor. Freedom House adlı sivil toplum kuruluģunun saptamasına göre Türkiye, basın özgürlüğünde dünya sıralamasında 134. sırada ve Dünya Ekonomik Forumu Türkiye'yi yargı bağımsızlığında 85. sırada görüyor. Bu durumda kendime -ki uzun zamandır bu soruyu soran tek kiģi değilim- Ģunu soruyorum: Neden Almanya bu denli sorumsuzca siyaset yapan bir Türk politikacıya ülkemizde kendi politikasının seçim kampanyasını yapma olanağı sağlıyor? Erdoğan Almanya'da yaģayan Türk vatandaģlarına, Almanya'da oy kullanma hakkı sağladı. O bunun nedenini biliyordu. O Avrupa'nın tamamının, kitlelerin nasıl onun arkasında durduğunu görmesini istiyor. Onun kaybedecek hiçbir Ģeyi yok. Zira seçim sandıkları zaten Türkiye'de açılacak ve oylar orada sayılacak. 27

28 Erdoğan, yeni cumhurbaģkanı olması hâlinde, sevilmeyen Avrupalılara, onların ülkelerinde de seçimleri kazanabileceğini gösterebilecek. Ve kendisini dünyadaki tüm Türklerin cumhurbaģkanı olarak yüceltebilecek. Erdoğan ve AKP'si için bu zafer büyük bir baģarı, Türk demokrasisi için ise bir felaket olacaktır. Ve burada Almanya'daki bizler? Sessiz ve eli kolu bağlı bir Ģekilde seyrediyoruz. Zafer kazanmıģ komutan Erdoğan ile Türkiye'nin yolu bir diktatörlüğün daha da derinlerine götürür, üstelik Türk otokratının hamlesine imkân sağlayan Almanya'dan yola çıkarak. Türkiye, Ġsrail Politikasını Gözden Geçiriyor - Weser-Kurier - Susanne Güsten Bundan Tam Dört Yıl Önce, Sabahın Ġlk Saatlerinde Denizin Ortasında Yapılan Bir Saldırıyla Eski Müttefikler Ġsrail ile Türkiye Arasında En Ağır Kriz Patlak VermiĢti. Ġsrail Askerlerinin Mavi Marmara Adlı Gemiye DüzenlemiĢ Oldukları Baskında Dokuz Türk VatandaĢı Hayatını KaybetmiĢti. Türk Gemisi Mavi Marmara nın Abluka Altındaki Gazze ġeridi'ne Yardım Malzemeleri Götürmesi Öngörülüyordu. Türkiye, Ġsrail Büyükelçisini Sınır DıĢı Etti. Ġstanbul daki Bir Mahkemede ise Ġsrailli Üst Düzey Komutanlar Hakkında Bir Dava Açıldı. Ġki Ülke ġimdi ĠliĢkilerinde Yeni Bir BaĢlangıcın EĢiğinde. BaĢbakan Recep Tayyip Erdoğan ın Söylemlerine Göre Birkaç Hafta Ġçerisinde Uygun Bir UzlaĢı Metni Ġmzaya Hazır Hâle Gelebilir 31 Mayıs 2010 tarihinde Mavi Marmara ya düzenlenen saldırı öncesinde de Müslüman Türkiye ile Yahudi devleti arasında iliģkiler oldukça gergindi. Erdoğan, 2008 yılının sonunda gerçekleģen Gazze savaģı nedeniyle Ġsrail i devlet terörü uygulamakla itham etmiģti. Erdoğan, Ġsrail CumhurbaĢkanı ġimon Peres in de katılmıģ olduğu Dünya Ekonomik Forumu'ndaki bir paneli öfkeyle terk etmiģti. GeliĢmekte olan bölgesel güç Türkiye, Ġsrail e yönelik izlediği sert çizgiyle kendisini insani prensiplerin ve Müslümanların temsilcisi olarak lanse ediyor. Erdoğan -Ġsrail e düģman olan Hamas hareketi ile iliģki içinde olması nedeniyle Batılı ortaklarıyla sorun yaģama riskini göze alarak- Filistinlilerin kahramanı oldu. Türkiye ile Ġsrail arasında gerginlik ilk olarak geçtiğimiz sene -Ġsrail BaĢbakanı Binyamin Netanyahu nun ABD nin baskısı altında Mavi Marmara da uygulanan Ģiddet nedeniyle Erdoğan dan özür dilemesiyle- yumuģamaya baģladı. Suriye de yaģanan sorun bölgeyi sarsarken ve Ġsrail in can düģmanı Ġran giderek daha güç kazandığı bir sırada, iki önemli müttefik Türkiye ve Ġsrail in birbirine girmesi nedeniyle Washington inisiyatifi ele aldı. Bölgesel politikalar, Türkiye ile Ġsrail i karģılıklı büyükelçi değiģikliği ve ikili iliģkilerin yeniden normale dönmesi üzerine müzakere etmeye zorluyor. Ġsrail, Ġran ın giderek artan nüfuzunu endiģeyle takip ediyor ve güçlü bir ortağa ihtiyaç duyuyor. Aynı zamanda Türkiye; 28

29 Suriye, Irak ve Mısır ile yaģadığı sorunlar nedeniyle Müslüman devletler arasında dıģlanmıģ bir duruma düģtü. Ayrıca geçtiğimiz sene yaģanan gösterilere verilen sert tepki nedeniyle Ankara nın demokratik örnek olma ünü de zedelenmiģ oldu. ġimdi Türkiye izolasyondan kurtulmak istiyor. Erdoğan geçtiğimiz hafta bir Amerikan televizyonuna hükûmetinin muhtemelen birkaç hafta içerisinde Ġsrail ile uzlaģıya varacağı açıklamasında bulundu. Basında çıkan haberlere göre Erdoğan, Ġstanbul da Ġsrail hakkında açılmıģ olan cinayet davasını düģürmeye hazır. Ġsrail buna karģılık olarak Mavi Marmara kurbanlarının geride kalan yakınlarına 20 milyon dolar tazminat ödemeye ve Gazze ablukasını Türkiye den gelecek yardım sevkiyatlarına açmayı kabul ediyor. Freedom House'dan Fred'in havuz problemine Ahmet Sağırlı Türkiye Gazetesi Türkiye'de Freedom House benzeri bir kuruluģ olsa.. Kamu da açık veya aleni destek verse, Türklerin Özgürlük Evi de oturup diğer devletlerdeki basın kuruluģlarını özgürlük sırasına dizse.. Mesela Amerika yı da sonlara yazsa.. Batıda da basın özgürlüğü yok, dese.. A) Hiç tepki veren ülke olur mu? B) Dönüp bakarlar mı? C) Bize bir faydası, diğer ülkelere bir zararı olur mu?... Biz de aynı Ģekilde Moody's gibi, Standard and Poor's gibi kredi derecelendirme kuruluģlarına sahip olsak.. Onlar da diğer ülkelere, bankalarına, kuruluģlarına not verse esas alan olur mu?... Ben dünyada basın özgürlüğünü gerçekten dert eden bir ülke olduğunu düģünmüyorum. Zaten bizden özgürlük bekleyen yok.. O kuruluģlara tarafgir demenin bize faydası yok. Ne kadar haset fesat ve kötü amaçlı olduklarını ispat etmenin de faydası yok. AğlaĢmanın da faydası yok. Bu kuruluģların 12 Eylül'den sonra eyvah, Türkiye'de basın özgür değil dediğini duydunuz mu? Deyip demediğini bile duymazdık. ġimdi duyuyoruz. Bunun cevabı, "Efendim iletiģim imkânları çok değiģti"den ibaret değil. Ne olacak bu benzeri kuruluģların ağzının payını verince. Bu hava savunma füzesi değil ki, "O zaman biz de Çin'le pazarlıklara devam ederiz" diyelim. Sonra süreyi uzatalım. NATO üyesi oldu mu Çin'den füze alınır. Veya alınıyormuģ gibi yapılır. Sabah akģam Batı'nın hadi sizin tabirle söyleyelim çifte standartlarını, bizi yakmak, yıkmak, çökertmek için ne kadar çalıģtıklarını, aslında bize düģman olduklarını iç kamuoyuna pompalamanın bu ülkeye faydası ne? Kamuoyunu o hâle getirdik ki, mikrofon uzatıp hadi düģmanlarımızı say bakalım denildiği zaman; 1-Ġsrail diyerek baģlıyor. EzberletmiĢler bir de MOSSAD diyor. 29

30 2-Amerika.. EzberlemiĢ.. CIA. 3-BoĢ, dört boģ.. Eskiden ilk sırada Yunanistan olurdu. Yunanistan silindi.. En büyük düģman Kuzey Irak oldu. "Molla, kendini kolla" baģlığı ile ağzının payını veren el-ahram (yarı resmî) medyamız vardı.... Bir Alman'a düģmanlarını say dediğin zaman soruyu anlayabilir mi? Anlarsa ilk üçte kim olur? Eskiden Sovyetler düģmanımızdı. Bir ara en büyük düģmanımız Suriye oldu.. Terör örgütü elebaģısı (Resmî bir tabirdir)nı barındırdığı için. Kim bizim dostumuz? Biz neden bu iģlere ticari bakamıyoruz? Maliyet, bedel, güç nispetinde kâr (burada kârı mecaz olarak düģünün) paylaģımı.. Bize neden ağır geliyor. Biz uyanığız, külyutmaz haldeyiz karģı taraf aptal mı? Hem iģ birliği yapıp hem düģman ilan etmek.. Sık sık ağlaģmak.. Sizin de sizden küçük bir ortağınız olsa hep ağlasa, sızlansa, sizi düģman ilan etse, ne yaparsınız? 30

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

AFRİKA BÜLTENİ (29 Eylül-17 Ekim)

AFRİKA BÜLTENİ (29 Eylül-17 Ekim) 2014 AFRİKA BÜLTENİ (29 Eylül-17 Ekim) Afrika Araştırmaları Merkezi Kırklareli Üniversitesi 18.10.2014 AFRİKA BÜLTENİ (29 EYLÜL 17 EKİM 2014) Fransa dan Afrika ya Yeni Askeri Üs Fransız ordusunun, Afrika

Detaylı

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR BaĢvuru no.29628/09 Hikmet KÖSEOĞLU/TÜRKİYE Başkan, Nebojša Vučinić, Yargıçlar, Paul Lemmens, Egidijus Kūris, ve Bölüm Yazı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

BASINDA KONDA seçimler

BASINDA KONDA seçimler BASINDA KONDA Haziran 2011 Bu dosya 15 yıla aģkın bir süredir gerçekleģen öncesinde, KONDA AraĢtırma ġirketi tarafından açıklanan anket sonuçları, bu sonuçlar üzerine yazılan yorumlar ve sonucunda bu çalıģmaların

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II

TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II TÜRKĠYE SOSYAL, EKONOMĠK VE POLĠTĠK ANALĠZ II EKĠM - KASIM 2011 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/02/2012-29/02/2012)

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/02/2012-29/02/2012) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 14/03/2012 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/02/2012-29/02/2012) İÇİNDEKİLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R

İ Ç İ N D E K İ L E R 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

DEVRİM MUHAFIZLARI VE İRAN ELÇİLİKLERİ

DEVRİM MUHAFIZLARI VE İRAN ELÇİLİKLERİ DEVRİM MUHAFIZLARI VE İRAN ELÇİLİKLERİ Birkaç yıl öncesinde Ġran Ġslam Devrim Muhafızları (ĠĠDM) aktif bir Ģekilde güvenlik alanında, geniģ bir Ģekilde de siyasi ve ekonomi benzeri alanlarda geniģ Ģekilde

Detaylı

YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU

YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU OCAK 2012 İçindekiler Bölüm 1 : Sağlık Turizminde Türkiye deki Gelişmeler... 2 Bölüm 2 : Kurumsal Kimlik Çalışmaları ve Yazışmalar... 3 Bölüm 3: Basılı Materyaller... 4 Bölüm4

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Dünya Ekonomisinin Geleceği

Küresel Kriz Sonrası Dünya Ekonomisinin Geleceği 2009 TEMMUZ - EKONOMĠ Dr. Orkun ÖZBEK Küresel Kriz Sonrası Dünya Ekonomisinin Geleceği ABD de konut kredisi piyasalarında baģlayan ve kısa sürede tüm dünyayı saran küresel krizin baģlamasından bu yana

Detaylı

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:

Detaylı

MEDYATĠK OLAYLARIN ACĠL SERVĠSLERDE BIRAKTIĞI ĠZLER. Dr. Onur Ġncealtın Göztepe Eğitim AraĢtırma Hastanesi Acil Tıp Klinik Ġdari Sorumlusu

MEDYATĠK OLAYLARIN ACĠL SERVĠSLERDE BIRAKTIĞI ĠZLER. Dr. Onur Ġncealtın Göztepe Eğitim AraĢtırma Hastanesi Acil Tıp Klinik Ġdari Sorumlusu MEDYATĠK OLAYLARIN ACĠL SERVĠSLERDE BIRAKTIĞI ĠZLER Dr. Onur Ġncealtın Göztepe Eğitim AraĢtırma Hastanesi Acil Tıp Klinik Ġdari Sorumlusu Acil Servis Basın ĠliĢkisi Ülkemizdeki yaklaģık her 6 hastadan

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk.

BU PAZAR SEÇĠM OLSA! Faruk Acar ANDY-AR BĢk. TÜRKĠYE SĠYASĠ GÜNDEM ARAġTIRMASI-NĠSAN 2013 AraĢtırma; Kantitatif AraĢtırma tekniklerinden ( Yüzyüze görüģme ) yöntemi uygulanarak 04-10 Nisan 2013 tarihleri arasında 21 il'de toplam 3.473 denek ile görüģme

Detaylı

------------O---------- 15.11.2007

------------O---------- 15.11.2007 2008 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2006 MALÎ YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI NIN PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA (Afyonkarahisar) BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

2008 AMERİKAN BAŞKANLIK SEÇİMLERİ NE GENEL BİR BAKIŞ 2008 AMERİKAN BAŞKANLIK SEÇİMLERİ NE GENEL BİR BAKIŞ

2008 AMERİKAN BAŞKANLIK SEÇİMLERİ NE GENEL BİR BAKIŞ 2008 AMERİKAN BAŞKANLIK SEÇİMLERİ NE GENEL BİR BAKIŞ Neslihan Kaptanoğlu TEPAV Dış Politika Etütleri Programı 2008 AMERİKAN BAŞKANLIK SEÇİMLERİ NE GENEL BİR BAKIŞ Amerika Birleşik Devletleri, 4 Kasım 2008 de 55. Başkan ve Başkan Yardımcılığı seçimlerini

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI 2009 DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Demokratikleşme ve Toplumsal Dayanışma Açılımı BirikmiĢ sorunların demokratik çözümü için Hükümetçe baģlatılan

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü. Sayı : B.02.0.PPG.0.12-010-06/5464 30 NĠSAN 2010 GENELGE 2010/11

T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü. Sayı : B.02.0.PPG.0.12-010-06/5464 30 NĠSAN 2010 GENELGE 2010/11 GENELGE 2010/11 Dokuzuncu Kalkınma Planında yer alan Ġstanbul un uluslararası finans merkezi olması hedefini gerçekleģtirmek üzere yapılan çalıģmalar kapsamında, Ġstanbul Uluslararası Finans Merkezi Stratejisi

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

USTAD Tahlil Nisan-2011

USTAD Tahlil Nisan-2011 Meydana Dökülme ve Öfke Bahreyn de 14 Şubat hareketi USTAD Tahlil Nisan-2011 Çalışma No:5 Nisan 2011 Mardin -TURKEY ÖZET: Bahreyn e Bahreyn den penceresinden baktığınızda, onu diğer ülkelerden ayıran önemli

Detaylı

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar

Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar Hamburg Uyum Meclisi Genel bilgiler Seçim süreci hakkında sorular ve cevaplar 1. Uyum Meclisi ne için gereklidir? Entegrasyon; örneğin politika, ekonomi, iş piyasası, eğitim, sosyal işler, kültür, din,

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 24 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 24 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 24 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Euro Bölgesi'nde PMI beklentinin altında Euro Bölgesi'nde imalat sanayi ve hizmet sektörü faaliyetleri Fransa ekonomisindeki yavaşlama doğrultusunda Haziran

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

Başbakan Erdoğan'ın adaylığı dünya basınında

Başbakan Erdoğan'ın adaylığı dünya basınında On5yirmi5.com Başbakan Erdoğan'ın adaylığı dünya basınında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın AK Parti tarafından cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanması, uluslararası basında geniş yankı buldu. Yayın Tarihi

Detaylı

Değerli dinleyicilerimiz. Önce haber baģlıklarımız vererek, 2014 ÜN son Ülkemiz gündemine bir göz atalım.

Değerli dinleyicilerimiz. Önce haber baģlıklarımız vererek, 2014 ÜN son Ülkemiz gündemine bir göz atalım. ÜLKEMİZDEN KADIN GÜNDEMİ HAZIRLAYAN: ZEYNEP YILDIRICI Değerli dinleyicilerimiz. Önce haber baģlıklarımız vererek, 2014 ÜN son Ülkemiz gündemine bir göz atalım. - AYġENUR ĠSLAMDAN KADIN ERKEK EġĠTLĠĞĠ AÇIKLAMASI.

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 22 Temmuz 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 22 Temmuz 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 22 Temmuz 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Avrupa ya jeopolitik tehdit Yakın bir zamanda kadar Avrupa nın tehdit eden iç risklerdi. Örneğin Euro bölgesindeki borçlanma krizi üyeler arasında çok gerginlik

Detaylı

ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru n o 46766/13 Yılser GÜNGÖR ve diğerleri / Türkiye

ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR. BaĢvuru n o 46766/13 Yılser GÜNGÖR ve diğerleri / Türkiye ĠKĠNCĠ BÖLÜM KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR BaĢvuru n o 46766/13 Yılser GÜNGÖR ve diğerleri / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ

Detaylı

9. Dubai Uluslararası Gayrimenkul ve Emlak Fuarı (İPS) en yeni projemiz olan Dubai Sustainable City yi duyurmak için mükkemmel ve en doğru ortamdi.

9. Dubai Uluslararası Gayrimenkul ve Emlak Fuarı (İPS) en yeni projemiz olan Dubai Sustainable City yi duyurmak için mükkemmel ve en doğru ortamdi. 8,000 m 2 FUAR ALANI 291 KATILIMCI 77 YERLİ KATILIMCI 214 ULUSLARARASI KATILIMCI 37 MEDYA ORTAĞI 7,637 MEDYA ORTAĞI IPS (INTERNATIONAL PROPERTY SHOW) 2013, Dubai Arazi ve İskan Departmanı nın katkılarıyla

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012)

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/01/2013 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/12/2012-31/12/2012) ĠÇĠNDEKĠLER 1- TOPLANTILAR... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR... 3 1.2-

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 AVRUPA'DA İNŞAAT ÜRETİMİ EKİMDE ARTTI Euro Bölgesinde inşaat üretimi yıllık yüzde 1,1 artış kaydetti Euro Bölgesinde inşaat üretimi ekim ayında aylık bazda yüzde 0,5,

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç Yasama süreci ve sivil toplum İsveç Sosyal faaliyet alanları Devlet Piyasa Sivil toplum Sivil toplum nedir? Ortak çıkarlar, amaçlar ve değerler etrafında birleşmiş gönüllü ve kolektif faaliyetler Değişken

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

3 Hedef 3 Görev BÜLTEN. 2014 Seçimleri İçin İSTANBUL AZİZ BABUŞCU B İ L G İ. NOTU FİLİSTİN MESELESİ 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI

3 Hedef 3 Görev BÜLTEN. 2014 Seçimleri İçin İSTANBUL AZİZ BABUŞCU B İ L G İ. NOTU FİLİSTİN MESELESİ 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI 2 de 8 de 11 de AK 8de YIL: 2012 SAYI : 166 10-17 ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 10 da AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI 2014

Detaylı

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/03/2012-31/03/2012)

AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/03/2012-31/03/2012) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 01/04/2012 AYLIK FAALĠYET RAPORU (01/03/2012-31/03/2012) İÇİNDEKİLER 1- SORU ÖNERGELERĠ... 3 1.1- BAKANLIĞIMIZA YÖNELTĠLEN... 3 1.1.1- Ankara Milletvekili

Detaylı

TÜRKİYE DE BU HAFTA 14 18 EYLÜL 2015

TÜRKİYE DE BU HAFTA 14 18 EYLÜL 2015 TÜRKİYE DE BU HAFTA 14 18 EYLÜL 2015 TARIMDAKİ BÜYÜME İŞSİZLİĞİ GERİLETTİ Tarım sektörü son 10 yılın 8 inde büyüyerek yakaladığı istikrarı, 2015 yılında da sürdürürken yarattığı istihdamla toplam işsizlik

Detaylı

AYLIK TOPLANTI FAALĠYET RAPORU (01/04/2013 30/04/2013)

AYLIK TOPLANTI FAALĠYET RAPORU (01/04/2013 30/04/2013) T.C. ADALET BAKANLIĞI KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10/05/2013 AYLIK TOPLANTI FAALĠYET RAPORU (01/04/2013 30/04/2013) ĠÇĠNDEKĠLER 1- DĠĞER FAALĠYETLER... 3 1.1- TÜRKĠYE BÜYÜK MĠLLET MECLĠSĠNDE YAPILAN TOPLANTILAR...

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Ağustos 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Ağustos 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Ağustos 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Zeybekçi: Türkiye de kriz çıkmaz Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Aydın da yaptığı konuşmada, göreve geldiklerinde kriz söylentilerini hatırlatarak Türkiye

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU İran ın Nükleer Programı ve Türkiye nin Güvenliğine Etkileri Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU www.mustafakibaroglu.com Bilkent Üniversitesi Uluslararası ĠliĢkiler Bölümü 15 Ekim 2009 Atılım Üniversitesi Ankara

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 03 Temmuz 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 03 Temmuz 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 03 Temmuz 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER FED Başkanı Yellen: Faiz politikası istikrar endişeleriyle değişmemeli Fed Başkanı Yellen Washington da yaptığı konuşmada, düşük faiz oranlarının finansal

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 13 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 13 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 13 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER BOE/Carney, "Faizler piyasaların beklediğinden daha yakın zamanda artabilir" İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney, İngiltere'de faiz oranlarının

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR Ġġ BAġVURU FORMU ĠSHAKOL Boya Sanayi A.ġ. No:.. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız ÖNEMLĠ NOTLAR 1. BaĢvuru formunu kendi el yazınızla ve bütün soruları dikkatli ve eksiksiz olarak doldurup, imzalayınız. ĠĢ

Detaylı

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye yi Ziyaret Etti.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye yi Ziyaret Etti. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Fethiye yi Ziyaret Etti. Odamız tarafından Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu na Fethiye sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili; Fethiye Körfezi nin Temizlenmesi,

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 Pentagon yetkilileri Fransa'nın talep ettiği Reaper tipi insansız hava aracı (İHA) veya dronların satışına yönelik olarak Kongre'de

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Amaç ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Madde 1- Ankara Çocuk Dostu ġehir Projesinin amacı Ankara yı; Çocuk Hakları SözleĢmesini

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Altın, Fed sonrası 3 haftanın yükseğinde ABD merkez bankası Fed'in faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini bildirmesi ile, alternatif yatırım aracı

Detaylı

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ DERİ VE DERİ MAMULLERİ SEKTÖRÜ 2014 NİSAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Mayııs 2014 2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilmektedir. Spor Eğitimi Yoluyla Sosyal Katılımın

Detaylı

Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m

Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m Rainer Korten 6 yıldan beri Türkiye de yaşama memnuniyetini tadiyorum ve sayıları yaklaşık 12-14000 i bulan, ana dili

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN

KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN KUPA TEKNĠK BĠLĠMLER MESLEK YÜKSEKOKULUNUN 6.Spor ġenlikleri kapsamında gerçekleģtirilen Futbol Turnuvası Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun zaferi ile sona erdi. Yapılan maçlar sonucunda Ünye ĠĠBF

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi

Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Irkçılık hepimizi ilgilendiriyor Ev yok, iş teklifi yok, sokakta hakaretler: Ayrımcılıkla ırkçılığın birçok

Detaylı