İklim Değişikliğini Gündemin Ön Sıralarına Taşımak Seth Dunn ve Christopher Flavin

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İklim Değişikliğini Gündemin Ön Sıralarına Taşımak Seth Dunn ve Christopher Flavin"

Transkript

1 İklim Değişikliğini Gündemin Ön Sıralarına Taşımak Seth Dunn ve Christopher Flavin Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi yaklaşırken iklim konusunda sürdürülen uluslararası müzakereler 10 yıl önceki tartışmalardan çok farklı değil Rio de Janeiro Dünya Zirvesi öncesi dönemde olduğu gibi Bush un başında olduğu A.B.D. yönetimi iklim değişikliğiyle mücadelede gerekli taahhütlere girmeyi reddediyor, Avrupa da bu müzakerelere katılan taraflar ise sera gaz emisyonlarını azaltmaya yönelik bağlayıcı ulusal hedefler belirlenmesi için çaba harcamakta. Gelişmekte olan ülkelerin temsilcileri varlıklı komşularını gerekli önderliği sergilemedikleri için eleştiriyor, bu sorunun çözümü için kendilerinin yaptığı çalışmalara mali ve teknik yardım talep ediyorlar. Çevre grupları anlaşmaya varılamazsa bütün çevrenin tamiri olanaksız hasarlara uğrayacağı uyarısında bulunurken sanayi ticaret dernekleri bağlayıcı bir anlaşmanın dünya ekonomisini sınırlayacağı iddiasında. Ancak son on yıl içinde bu bildik dramın perde arkasında önemli bazı gelişmeler iklim değişikliği ile ilgili tartışmalara yeni bir biçim verdi. Rio da insan faaliyetlerinin gerçekten de dünya iklimini değiştirip değiştirmediğine ve beklenen değişikliklerin gerçekten de meydana gelip gelmeyeceğine ilişkin yeterli bilimsel veri yoktu. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasının getireceği maliyetlerin çok yüksek olduğu düşünülüyordu. Dünyada sera etkisine yol açmayacak bir enerji sistemine geçebilmek için daha temiz ve etkin teknolojilerin oluşturulmasında pek az yol katedilmişti. Birçok sektör uluslararası bir anlaşmanın imzalanmasına tümüyle karşı çıkıyor, savlarını desteklemek için tütün sanayiinin geliştirdiği, bilimsel araştırmaların sonuçlarını sorgulayan taktikleri kullanıyordu. Bunun bir sonucu olarak da A.B.D. siyasi ağırlığını koydu ve Rio da üzerinde anlaşmaya varılan B.M. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ni (UN FCCC) önemli ölçüde sulandırdı. Aradan geçen on yılın sonunda bugün insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin bir gerçek olduğu ve bu değişikliğin gittikçe hızlandığı üzerinde bilimsel çevreler genel bir görüş birliğine varmış durumda. Isınmanın neden olacağının düşünüldüğü bazı etkiler yaşanmaya başlandı bile. İklim değişikliğinin ekonomik boyutu konusunda oluşan tartışma derinleşiyor ve yenilikçi politikaların emisyonları azaltmanın maliyetini önemli 1

2 ölçüde düşürebileceği fikri artık daha fazla kabul görüyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi, yakıt hücreleri ve diğer alternatif enerji teknolojileri piyasaya tanıtıldı ve milyarlarca dolarlık sektörler oluşturmaya başladı. Gittikçe artan sayıda kuruluş iklim değişikliğini inkâr aşamasından kabul aşamasına doğru yaklaşıyor ve bazıları gelecekte politikalarda yapılacak değişikliklere sonradan cevap vermeye çalışmak yerine bunları önceden tahmin etmeye çalışarak bu konuyu bir rekabet avantajı olarak görmeye başlıyor. Ve yıllarca süren mücadelenin sonunda uluslararası toplum A.B.D. olsun olmasın o çok tartışmalı 1997 Kyoto Protokolü nü yürürlüğe koymak için gerekli siyasi iradeyi gösterebileceğine dair işaretler vermeye başlıyor. Gerçekten de iklim değişikliği ile ilgili siyasi ortam 1992 den bu yana küçük fakat önemli bir dönüşüm geçirdi. Bunun nedeni kısmen birçok sanayileşmiş ülkenin sessiz sedasız emisyon azaltıcı politikaları denemeye başlaması, kısmen de birkaç gelişmekte olan ülkenin ekonomik kalkınmanın emisyon artışına yol açmadan devam edebileceğini gösteren deneyimleri. Bunun da ötesinde Bush yönetiminin Mart 2001 de beklenmedik bir anda Kyoto Protokolü nü imzalamayacağını açıklaması ilginç bir biçimde uluslararası düzeyde küresel bir anlaşmaya varmak için oluşan kararlılığı daha da körükledi. İleride Kyoto Protokolü nün nasıl kurtulduğunu yazan tarihçiler Bush yönetiminin bu anlaşmayı reddini üç yılı aşkın süredir tıkanmış olan müzakerelerin yeniden başlamasına neden olan bir dönüm noktası olarak görebilir. A.B.D. nin tek taraflı kararı yalnızca Avrupa da değil, Japonya, Kanada, Avustralya ve geçmişte Amerika nın müzakerelerde benimsediği tavrı desteklemiş olan diğer ülkelerde de geri tepti. Almanya nın Bonn kentinde Haziran 2001 de Amerikalı yetkililer bir kenarda durup seyrederken sayısız gözlemci ve katılımcının şaşkın bakışları önünde 178 ülkenin temsilcisi protokolün başlıca kurallarını belirledi. 11 Eylül 2001 de gerçekleşen trajik terör saldırılarının iklim müzakerelerinin geleceğini nasıl etkileyeceği bilinmiyor. Bush yönetiminin ilk sekiz ayında dış politikada sergilediği tek yanlı yaklaşım uluslararası terörizm sorununu çözmeye yönelik oluşturulan geniş çok taraflı hareket sayesinde değişti. Ancak A.B.D. hükümetinin gelişmekte olan diğer küresel sorunlar, örneğin iklim değişikliği konusunda da aynı çok taraflı yaklaşımı benimseyip benimsemeyeceğini zaman gösterecek. Uluslararası toplum A.B.D. olsun olmasın o çok tartışmalı 1997 Kyoto Protokolü nü yürürlüğe koymak için gerekli siyasi iradeye sahip olabilir. 2

3 Amerika Birleşik Devletleri yakın bir gelecekte iklim müzakereleri masasına geri dönmese de diğer ülkeler paktı gerçekleştirme yönünde yol aldıkça ülke içinde oluşacak baskı yüzünden eninde sonunda müzakerelere yeniden başlayabilir. Bu arada 11 Eylül saldırıları enerji güvenliği ve dünya ekonomisinin Orta Doğu petrolüne orantısız bir biçimde bağımlı olması konularını tekrar gündeme getirdi. İklim müzakerelerini yürütenler, terörizm ve uluslararası anlaşmazlıkların kökeninde yatan petrol konusunun, aynı zamanda dünyayı iklim değişikliğine açık hale getirdiğini de mutlaka fark etmişlerdir. Petrolün her iki etkisi de karbonsuz, yerel kaynaklardan üretilen etkin bir enerji sistemine geçişi hızlandırmanın ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Bu bölümde iklim değişikliği konusunun Rio dan bu yana geçen on yıl içinde gösterdiği gelişme değerlendirilecek. Konunun bilimsel, teknolojik, ekonomik, ticari ve siyasi yönlerinde kimi zaman yavaş yavaş, kimi zamansa ani biçimlerde yaşanan dönüşümler ele alacak. Bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde 2002 yılında iklim değişikliği konusunu 1992 yılına oranla çok daha farklı bir konuma getirmişlerdir. Bu gerçeği anlamak, iklim gündemini Johannesburg Zirvesi nde ön sıralara çıkarmak ve iklim sözleşmesinin ikinci on yılında daha fazla ilerleme kaydetmek için çok önemlidir. Gelişen Bilim 1988 de Dünya Meteoroloji Örgütü ve B.M. Çevre Programı (UNEP) tarafından kuruluşundan bu yana Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) bu konuda en yetkili bilgi kaynağı olarak kabul edilmektedir. Dünyada yüzlerce uzmandan oluşan örgütü sayesinde panel, iklim değişikliği ile ilgili düzinelerce alana yayılmış dev bir literatürü son derce titiz bir şekilde bir araya getiriyor, bunların bir sentezini oluşturarak bu literatürü değerlendiriyor. IPCC nin 1990, 1995 ve 2000 yıllarında yayınlanan üç değerlendirme raporunun kapsamında iklim değişikliği ile ilgili bilgisel bilgilerin değerlendirilmesi, iklim değişikliğinin potansiyel etkilerinin ve olası çözüm stratejilerinin ele alınması konuları yer almaktaydı. İlk iki değerlendirme raporu 1992 Rio anlaşması ve 1997 Kyoto Protokolü nün hazırlanmasında bir temel oluşturdu. (Bu anlaşmaların bir tanımı için bakınız Kutu 2-1.) Üçüncü değerlendirme raporunun bulguları şu anda devam etmekte olan iklim müzakereleri turunun ana hatlarını belirlemiştir. Açıkça ortaya çıkan bulgulardan biri fosil yakıtlarının yanmasıyla atmosfere karışan karbondioksitin (CO 2 ) insan eliyle gerçekleşen iklim değişikliğinde, yani yeryüzünün 3

4 ısınmasında etkili olan en önemli sera gazı olması. CO 2 nun küresel ısınmada bugün yaklaşık yüzde elli olan payının 2100 yılında yüzde yetmiş beşe çıkması bekleniyor. Özellikle tarımsal ve endüstriyel uygulamalar nedeniyle atmosfere karışan diğer sera gazları arasında başlıcaları metan, azot oksit, sülfür heksaflorid, hidroflorokarbon ve perflorokarbonlar larda gündeme gelen önemli bir soru da mevcut ısınmanın 19. yüzyılın sonundan beri dünyada yüzey sıcaklığının ortalama 0,3-0,6 derece santigrat artış gerçekleşti insan faaliyetleriyle ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğine dairdi. İlk IPCC raporu yayınlandığında bilim adamları henüz iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinden mi yoksa güneş lekeleri ve volkanik patlamalar gibi doğal olaylardan mı kaynaklandığını belirleyememişti. Ancak bunu izleyen birkaç yıl içinde önemi gelişme kaydettiler ve doğal ve insan yapısı etkileri ayırt edebilmeye başladılar. Soğutma etkisi olan sülfat aerosollarının atmosfere karışmasını izleyerek iklim değişikliği simülasyonları ve gerçek değişiklikler arasında daha iyi ilişki kurar duruma geldiler. Bu IPCC nin ikinci raporunda ısınma eğiliminin kaynağının tümüyle doğal olmasının mümkün olmadığı ve toplanan kanıtlara göre dünya ikliminde insan etkisinin büyük olduğu açıklamalarını yapmasına yol açtı. İkinci raporun yayınlanmasına kadar geçen beş yıl içinde geçmişte ve günümüzde iklim koşullarıyla ilgili yeni araştırmalar yapıldı ve farklı veri gruplarının daha iyi analiz edilip karşılaştırılması sayesinde iklim değişikliği konusunu daha iyi anlamaya başladık. Üçüncü IPCC değerlendirme raporunda şu sözler yer alıyor: gittikçe artan sayıda gözlem dünyada toplu bir ısınma olduğunu ve iklim sisteminde başka bazı değişiklikler de yaşandığını gösteriyor. Bu değişiklikler arasında kar örtüsünün ve buz tabakasının önemli ölçüde azalması ve yirminci yüzyıl süresince deniz seviyelerinin 0,1-0,2 metre yükselmesi de var. Panelin vardığı sonuca göre 1990 lar, 1860 larda ölçüm araçlarıyla yapılan ölçümlere göre kayıt tutulmaya başladığından bu yana en sıcak on yıl, 1998 de en sıcak yıl oldu. (Bakınız Şekil 2-1.) Kuzey yarımkürede yapılan ölçümlere göre son yıl içinde ortalama küresel yüzey sıcaklığının en fazla arttığı yüzyıl yirminci yüzyıl oldu. Küresel sıcaklıkların daha önce eşine rastlanmadık bir biçimde artışı sera gazları yoğunlukları ve emisyonlarında rekor düzeylere ulaşılması ile paralel bir şekilde gerçekleşti lerden bu yana atmosferdeki CO 2 yoğunlukları yüzde 31 arttı, üstelik bu artışın yarısından fazlası son 50 yılda gerçekleşti. Şu andaki yoğunluklar son yılın, hatta büyük bir olasılıkla son 20 milyon yılın en yüksek değerleri. 4

5 KUTU 2-1. RİO DAN JOHANNESBURG A: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ MÜZAKERELERİNDE 10 YIL 1992 Dünya Zirvesi nde imzalanan ve Mart 1994 te yürürlüğe giren B.M. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, sera gazlarının atmosferdeki yoğunluklarını dünya iklimine insan eliyle tehlikeli etkilerde bulunulmasına engel olacak düzeylerde sabitlerken ekonomik kalkınmanın devam etmesini sağlama amacını taşıyordu. Anlaşma birkaç adet temel ilkeyi tanımaktadır: Yeterince bilimsel kanıt olmaması bu alanda tedbir alınmasına engel olmakta kullanılmamalıdır, Ulusların ortak fakat çeşitli sorumlulukları vardır; ve İklim değişikliğine geçmişte en fazla katkıda bulunmuş olan sanayileşmiş ülkeler bu sorunun çözümünde başı çekmelidir. Anlaşma uyarınca, anlaşmaya taraf olan devletlerin hepsi iklim değişikliği konusunda, değişikliğin etkilerine uyum sağlayacakları ve sözleşmeyi uygulamak için yaptıkları faaliyetleri bildirme konusunda taahhüde girerler. Yine anlaşmaya göre sanayileşmiş ülkeler ve geçiş ekonomileri iklim politikaları ve sera gazı envanterleri konusunda düzenli rapor hazırlayarak sunmak zorundadır. Bu devletler gönüllü olarak 2000 yılında emisyonları 1990 düzeyine çekmeyi hedefleyecek ve diğer ülkelere teknik ve mali destek vereceklerdir. Bugün 181 ülke ve Avrupa Birliği (AB) UN FCCC ye taraf olmuş durumdadır de UN FCCC yi imzalayan devletler bu taahhütlerin yetersiz olduğuna karar verdi ve konvansiyona yasal olarak bağlayıcı bir protokol ilave edilmesi için görüşmelere başladı. Bu görüşmelerin sonunda 1997 Kyoto Protokolü ortaya çıktı ve Ek B adıyla anılan - sanayileşmiş ülkelerinin ve eski Doğu Bloku ülkelerinin döneminde sera gazı emisyonlarını 1990 düzeylerinin yüzde 5,2 altına indirmeye zorunlu kıldı. Anlaşmada hedefe ulaşmanın getireceği güçlükleri hafifletecek, emisyon izinlerinin alınıp satılmasına, ormanların ve diğer karbon havzalarının (sink) kullanımına olanak tanıyacak esneklik mekanizmaları ve Temiz Gelişme Mekanizması ya da (gelişmekte olan ülkelerde ve Ek B Ülkelerinde yürürlüğe konacak karbon tasarruf girişimlerinden oluşan) ortak uygulama projeleri sayesinde kredi kazandıracak projeler gibi çeşitli tedbirler de yer alıyor. Protokol ayrıca gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını takip etme ve azaltma konusunda daha fazla taahhüde girmelerini de şart koşuyor de hükümetler protokolün uygulanması ile ilgili kuralların hazırlanması ile ilgili bir zaman çizelgesi ve bir eylem planı üzerinde anlaşmaya vardı yılı sonunda Hollanda nın Lahey kentinde yapılan müzakerelerde A.B.D. ve AB nin önemli bazı hükümler üzerinde anlaşamaması üzerine görüşmeler kesintiye uğradı. Mart 2001 de A.B.D. nin müzakerelerden ayrılmasından sonra 178 devlet Haziran ayında Almanya nın Bonn kentinde protokolün kurallarıyla ilgili başlıca konular üzerinde anlaşmaya vardı. Bonn anlaşmasının ayrıntıları devletlerin emisyon alışverişi, karbon havzaları, ve Kyoto da belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için ilâve esneklik tanınmasını içeren konularda belli bir uzlaşmaya vardığını gösteriyor. Ayrıca hükümetler gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayabilmesine yardımcı olacak özel bir fon kurdu. Üzerinde anlaşma sağlanamayan konuların görüşülmesi 29 Ekim-9 Kasım 2001 de Fas ın Marakeş kentinde yapılacak toplantıya ertelendi. Şekil 2-1. Dünya Yüzeyindeki Ortalama Sıcaklık, CO 2 düzeyleri daha önce rastlanmadık bir hızla artıyor. Son 20 yılda insan faaliyetleri yüzünden gerçekleşen karbon emisyonlarının dörtte üçü fosil yakıtlarının kullanılması nedeniyle meydana gelirken geriye kalan kısmı ormanların yok olması ve toprak kullanımında gerçekleşen diğer bazı değişikliklerden kaynaklanıyor. (Bakınız Şekil 2-2.) Bu kanıtlardan yola çıkarak IPCC geçen yüzyılda yaşanan ısınmada doğal faktörlerin küçük bir rolü olduğu ve son 50 yılda gözlemlenen ısınmanın insan faaliyetlerinden kaynaklandığına ilişkin yeni ve güçlü kanıtlar olduğu sonucuna vardı. 5

6 Üçüncü IPCC raporuna göre yanan fosil yakıtlarından kaynaklanan karbon emisyonları, 2100 yılında 540 ppmv ile 970 ppmv arasında değerlere çıkması beklenen CO 2 düzeylerinin en önemli nedeni olacak. Ortalama küresel sıcaklığın 1990 ile 2100 yılları arasında 1,4-5,8 derece santigrat artacağı hesaplanıyor. Bu ısınma geçen yüzyılda yaşanan ısınmanın çok üzerinde ve büyük bir olasılıkla son yılda eşine rastlanmayan bir gelişme. Deniz seviyesi ortalamasının 9-88 santimetre arasında artması bekleniyor. Ayrıca kar örtüsü ve deniz buzlarının azalmaya devam edeceği ve buzulların ve kutupların daha yaygın bir biçimde küçüleceği tahmin ediliyor. Sera gazları yoğunlukları istikrarlı bir düzeye oturduktan sonra bile iklim değişikliği yüzyıllar boyu varlığını hissettirecek ve yüzey sıcaklıkları ve deniz seviyeleri geçmişteki emisyonlar nedeniyle artmaya devam edecektir. Bilim adamları hava koşullarında gözlemlenen aşırılıkların değerlendirirken kendilerine daha fazla güveniyorlar. IPCC yirminci yüzyılın ikinci yarısında muhtemelen ya da hayli muhtemelen hava sıcaklıklarının asgari ve azami değerlerinin yükseldiğini, kara parçalarının üzerinde ısı endeksinin arttığını, ve Kuzey yarımkürede orta ilâ yüksek enlemlerdeki kara parçalarında yağış olaylarının daha yoğun gerçekleştiğini belirtmekte. Ayrıca bütün bu değişikliklerin muhtemelen bu yüzyılda da devam edeceği öne sürülüyor. Son on yılda gerçekleşmesi beklenen iklim değişikliğinin getireceği hasar tehlikesiyle de ilgili çok şey öğrenildi. Bölgesel iklim değişikliklerinin şimdiden birçok fiziksel ve biyolojik sistemi etkilediğine dair çeşitli kanıtlar var. Bu değişikliklerin arasında buzulların küçülmesi, donmuş toprakların çözülmesi, nehir ve göllerde buzların daha geç donup daha erken birikmesi, orta ve yüksek enlemlerdeki bölgelerde tarım mevsiminin uzaması, bitki ve hayvan çeşitlerinin farklılaşması, çiçeklerin daha erken açması, böceklerin daha erken çıkıp kuşların daha erken yumurtlaması gibi gelişmeler yer alıyor. Bilim adamları çeşitli sistemlerin ne kadar hassas bir konumda olduğunu gösteren yeni bilgiler elde ettiler. Buzullar, mercan kayalıkları, atoller, mangrovlar, kuzey ormanları ve tropik ormanlar, kutuplar ve Alplerdeki ekosistemler, otlak sulak alanlar ve doğal çayırlık alanlar gibi doğal sistemlerin özellikle geri dönüşü olmayan bir hasar riskiyle karşı karşıya oldukları kabul ediliyor. İklim değişikliği, risk altında bulunan türlerin tükenme tehlikesini daha da arttırarak bioçeşitlilik kaybını hızlandırıyor ve iklim değişikliğinin boyutu ve hızı arttıkça verdiği hasarın boyutları da ona göre artıyor. İnsan sistemleri, özellikle de su kaynakları, tarım, ormancılık, kıyı bölgeleri ve deniz sistemleri, insan yerleşimleri, enerji, sanayi, sigorta ve diğer mali hizmetler ve insan sağlığı daha hassas bir konuma geliyor. Bu alanlarda gerçekleşmesi beklenen ters etkiler şunları: 6

7 Sıcaklık artışı nedeniyle bir çok tropik ve subtropik bölgede ekinlerin veriminin azalması; Subtropik bölgeler başta gelmek üzere su sıkıntısı çekilen birçok bölgede halkın kullanabileceği suyun azalması; Su ve taşıyıcılarla geçen (sıtma ve kolera gibi) hastalıklara yakalanan insanların sayısında artış ve ısı stresi nedeniyle gerçekleşen ölümlerde artış; Yağışların artması ve deniz seviyelerinin yükselmesi nedeniyle on milyonlarca insanın karşı karşıya kalacağı sel riskinin artması. Aşırı hava koşullarının kuraklık, sel, sıcak dalgaları, çığ ve rüzgâr fırtınaları sıklığı ve şiddeti arttıkça bunların sonuçlarının da daha ağır olması beklenmektedir. Geniş ölçekli, geri dönüşü olanaksız etkiler üzerinde artan sayıda araştırma yapılırken bu etkilerin sayısal olarak hesaplanamayan büyük risklere yol açtıkları belirtilmektedir. Örnek olarak Kuzey Atlantik e ılık su götüren okyanus dolaşım sisteminin önemli ölçüde yavaşlaması, Grönland ve Batı Antarktika buz örtülerinin incelmesi, yerdeki ekosistemlerden çıkan karbon nedeniyle ısınmanın artması, donmuş toprak bölgelerden salgılanan karbon ve kıyılardaki tortularda yer alan hidratlardan salgılanan metan gösterilmektedir. Eğer bu değişiklikler meydana gelirse bunların etkileri yaygın ve kalıcı olacaktır. Okyanusun dolaşımının yavaşlaması Avrupa nın çeşitli bölgeleri üzerinde ısınmayı azaltacaktır. Batı Antarktika ya da Grönland daki buz örtüsünün kaybı önümüzdeki yıl içinde küresel düzeni seviyesini 3 metre yükseltebilir. Bu da birçok adanın denize gömülmesi ve kıyı bölgelerinin sel altında kalması demek olacaktır. Karbon ve metan emisyonundaki artış ısınmayı daha da arttıracaktır. İklim değişikliğine uyum sağlamak konusu da önemli ölçüde dikkat çekmeye başlamıştır. Ne var ki bu pahalı bir konudur ve iklim değişikliğinden en fazla zarar gören ülkeler aynı zamanda en az kaynağa ve uyum gücüne sahip olan ülkelerdir. IPCC iklim değişikliğinin can kaybı ve yatırımlar ve ekonomiye etkisi açısından en fazla gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceğini, özenle vurguluyor. Bölge bazında yapılan değerlendirmeler dünyada birçok bölgenin ciddi bir tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor örneğin Ulusal Araştırma Konseyi nin yaptığı bir araştırmaya göre A.B.D. de de ciddi etkiler beklenmekte ancak bu sorundan en fazla etkilenecek olan bölgeler bu sorunun ortaya çıkmasında en masum olanlar. İklim değişikliğinin boyutu CO 2 yoğunluklarının ne kadar yükseleceğine bağlı; bu da fosil yakıtlarının yakılmasından kaynaklanan karbon emisyonları tarafından belirlenecek. 7

8 Şekil Yılları Arasında Fosil Yakıtlarının Yanmasından Kaynaklanan Karbon Emisyonları Örneğin sera gazı yoğunluklarının 450 ppmv de sabit tutulabilmesi için önümüzdeki yirmi yıl içinde yıllık karbon emisyonlarının bugünkü düzeylerin altına, 2100 yılında 2 milyar tona ve daha sonra da 1 milyar tonun altına inmesi gerekecek. Bunun için de küresel karbon emisyonlarının yüzde oranında, yani şu anda görüşülen Kyoto değerlerinin çok daha altına indirilmesi gerekiyor. Teknoloji ve Ekonomi Üzerine Yeni Görüşler Global karbon emisyonlarını azaltmak için enerji kaynaklarının bugünkünden daha farklı biçimlerde değerlendirilmesi gerekecek. İklim değişikliğini yavaşlatmakta kullanılabilecek yeni teknoloji ve politikaların ortaya çıkma potansiyeli Rio da bu yana önemli bir gelişme gösterdi değerlendirmesinden sonra hazırladığı raporda IPCC sera gazları emisyonunun azaltılması ile ilgili önemli mesafe kaydedildi ve bu gelişme beklendiğinden daha büyük bir hızla gerçekleşti diye belirtmekte. Çeşitli teknolojilerde farklı aşamada ilerlemeler kaydedildi. Bunların arasında rüzgâr türbinlerinin piyasaya sunulması, sanayi atığı gazların bertaraf edilmesi, son derece verimli elektrikli otomobillerin üretilmesi ve yakıt hücre teknolojisindeki gelişmeler yer alıyor. Nispeten yakın bir gelecekte emisyonların azaltılması potansiyeli nedir? Yüzlerce araştırmayı özetleyen IPCC küresel emisyonların 2010 ile 2020 yılları arasında 2000 değerlerinin çok altına indirilebileceği sonucuna varıyor. Panel, emisyonların 2010 yılına kadar 1,9-2,6 milyar ton karbona denk gelecek oranda, 2020 ye kadar da 3,6-5,5 milyar tona denk gelecek oranda azaltılabileceği tahmininde bulunuyor. (Mevcut duruma göre emisyonların 2010 yılına kadar 11,5-14 milyar tona ulaşması, 2020 ye kadar da milyar tona çıkması bekleniyor.) Ayrıca panel bu indirimin yarısının 2020 ye kadar maliyet açısından etkin bir biçimde gerçekleştirilebileceği sonucuna vardı. Bu düşük maliyetli çözümler öncelikle binalarda, ulaşım ve imalatta enerjinin verimli kullanımını sağlayan yeni teknoloji ve uygulamalar sayesinde ortaya çıkmakta.ayrıca doğal gazın santrallerdeki verimliliğin arttırılması ve ısı ve enerjinin bir arada kullanımı ile birlikte doğal gazın da emisyonların azaltılmasında önemli bir rol oynaması bekleniyor. Orman ve 8

9 tarımsal yan ürünlerden alınan biomas, çöplüklerden kaynaklanan metan, rüzgâr ve güneş enerjisi, hidro-enerji ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının da bu konuda önemli bir katkı yapmaları bekleniyor. Tarım ve sanayi diğer sera gazlarının azaltılmasını sağlayabilir: Hayvancılıkta kullanılan fermentasyon, çeltikler, azotlu gübre kullanımı, hayvan atıklarının kullanımının azaltılması bu konuda bir rol oynarken tarım süreçlerinde değişiklik yapılması ve alternatif maddelerin kullanımı florlu gazların emisyonunu en aza indirgeyebilir. Bu hazır, ya da hazıra yakın durumda olan teknolojileri kullanan modellerin çoğu önümüzdeki 100 yıl içinde atmosferdeki CO 2 düzeylerinin ppmv ve bunun daha da altı oranlarda sabitlenmesine yardımcı olabilir. Ancak bunu gerçekleştirebilmek çin önemli sosyoekonomik ve kurumsal değişiklikler yapmak gerekecek. Bu indirimlerin gerçekleşmesi için küresel ekonomideki karbon yoğunluğu bazında ölçülen ekonomik kalkınma ve karbon emisyonları arasındaki doğru orantının ortadan kaldırılması gerekecek. (Bakınız Şekil 2-3.) Ayrıca enerjinin tedariki ve dönüşümünde de düşük fiyatlı fosil yakıtlarından yararlanılmasına son verilmek zorunda kalınacak. Emisyonları azaltmanın getirisi ve götürdükleri neler olacak? Bu konudaki analizler farklı yöntemlerden yararlandıkları ve farklı varsayımlardan yola çıktıkları için birbirinden farklı sonuçlara varıyor. Şekil 2-3. Dünya Ekonomisinin Karbon Yoğunluğu, Örneğin yapılan tahminler, karbon vergilerinden gelen gelirin diğer vergilerde indirim yapılması suretiyle ekonomiye geri beslenmesi; istenmeyen iklim değişikliğinin enerji tasarrufu, yerel ve bölgesel hava kirliliğinde azalma, enerji güvenliği ve istihdam gibi yan etkilerinin hesaba katılması; iklim değişikliğinin dış maliyetlerinin piyasa fiyatlarına yansıtılması gibi koşullar nedeniyle değişebiliyor. İklim değişikliği ekonomisi modellerine biçim veren diğer varsayımlar arasında demografik, ekonomik ve teknolojik eğilimler; üzerinde anlaşmaya varılan hedefin düzeyi ve zamanlaması; emisyon alışverişi gibi uygulama önlemlerine başvurulması gibi faktörler yer alıyor. Uzmanlar, piyasalardaki dengesizlikleri düzeltmeyi amaçlayan politikalar yardımıyla kimi sera gazı emisyonlarının herhangi bir harcama gerektirmeden, hatta topluma net yarar sağlayarak azaltılabileceği konusunda görüş birliğine sahip. Örneğin bilgi yetersizliği yüzünden tüketici ve işyerleri genel enerji masraflarını azaltacak verimli teknolojileri uygulayamıyor. Eğer karbon vergileri ya da emisyon izinlerinin açık arttırmayla satılması gibi yöntemlerle maaş ya da işçilik vergileri düşürülürse bunun topluma yararı daha da büyük 9

10 olacaktır. Birçok durumda karbon emisyonlarını azaltmanın hava kirliliğinin azalması, yeni iş olanakları, petrol ithalatının azalması gibi yan ya da dolaylı yararları uygulanan politikaların maliyetini dengeleyecektir. Örneğin karbon emisyonlarının azaltılması aynı zamanda partikülatların, ozon ve nitrojen ve sülfür oksitlerin de azaltılmasına yol açacak, böylece insan sağlığı açısından yararlı sonuçlar doğuracaktır. Amerikan hükümetinin yeni tamamladığı bazı araştırmalar düşük maliyetli ya da herhangi bir maliyet getirmeyecek emisyon indirimi için yüksek potansiyel bulunduğu fikrini desteklemektedir. A.B.D. Enerji Bakanlığı nın yürüttüğü bir araştırmaya göre A.B.D. piyasalarını mevcut enerji açısından etkin ve yenilenebilir enerji teknolojilerine açarsa Kyoto hedeflerinin çoğuna net bir maliyet olmaksızın ulaşabilecek. Bu politikalar aynı zamanda ülkede hava kirliliği, petrole bağımlılık, enerji kullanımında verimsizlik gibi sorunları çözerek genel maliyeti dengeleyen ekonomik yararlar doğuracaktır. Aynı şekilde Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Programı na göre Avrupa Birliği gayrı safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 0,6 sına denk gelen, karbondioksitin tonu başına 18 A.B.D. doları gibi düşük bir maliyet gerektiren önlemler alarak Kyoto hedeflerine ulaşabilecek. Enerjide verimliliğin arttırılmasını içeren bu önlemler, protokole göre AB nin azaltması gerekenden iki kat daha fazla emisyon indirimi sağlayacaktır. Sanayileşmiş ülkelerin ve eski Doğu Bloku ülkelerinin (Ek B ülkeleri) Kyoto Protokolü nü uygulamaları kaça malolacaktır? Bu sorunun yanıtı emisyon alışverişinin boyutlarına ve alınan ülke içi önlemlere göre değişecektir. Yapılan küresel araştırmalara göre bu ülkeler arasında emisyon alışverişi yapılmadığı takdirde farklı bölgelerde 2010 yılında bu maliyetler GSYH nın yüzde 0,2-2 si oranında olacaktır. Fakat emisyon alışverişi tam olarak gerçekleşirse bu maliyet tahmini GSYH nın yalnızca yüzde 0,1-1,1 i oranında olacak ve bu oranlar ekonominin doğal dalgalanmasının gürültüsü içinde kaybolup gidecektir. Bu modellerde hedefe ulaşmak için karbon emen havzalarının ya da CO 2 dışı sera gazlarının kullanımı, Temiz Gelişme Mekanizması, yan yararlar ya da bedelli geri dönüşüm gibi olasılıklar hesaba katılmamıştır. Bu kazançlar ve maliyetler nasıl hesaplanırsa hesaplansın, ekonominin farklı sektörlerine eşitsiz bir şekilde dağılacaklardır. Ek B grubuna dahil edilen geçiş ekonomileri özel bir durum oluşturmaktadır. Bu ülkelerin çoğu için emisyonları azaltmanın maliyeti GSYH nın yüzde onu ilâ sıfırı arasında olacaktır. Bu da bu ülkelerde enerji etkinliğini arttırmak için önemli fırsatlar olduğunu 10

11 gösteriyor. Eğer enerji etkinliği önemli ölçüde arttırılırsa 2010 da emisyonlar Kyoto anlaşmasında belirlenen düzeylerin altına düşebilir. Hazırlanan modeller bu durumda bu ülkelerin ellerinde kalan emisyonları satmalarından kaynaklanan gelirlerle GSYH larının artacağını gösteriyor. Emisyonları daha fazla azaltmanın maliyeti ne olabilir? Geleneksel ekonomik modeller sera gazı yoğunlukları (750 ppmv den 550 ppmv ye, ya da 550 ppmv den 450 ppmv ye) düşerek sabit değerlere kavuştukça maliyetlerin artacağını haber veriyor. Oysa bu modeller sanayinin dev yenilikler yaparak önemli teknolojik değişimlere yol açacağını öne süren iddialı hedeflerin potansiyelini göz ardı ediyor. İklim değişikliği ekonomisinde teknolojik değişimlerin özendirilmesi konusu gittikçe önem kazanan bir araştırma alanı, ancak çoğu model bu konuyu hesaba katmıyor. Katanlar ise bazı politika rejimlerinin CO 2 yoğunluklarının sabit değerlere inmesini ve GSYH artışı sağlayabileceğini belirtmekte. İklimle ilgili modelleme yöntemlerini geliştirme çabaları entegre değerlendirme modelini meydana getirmiştir. Bu model iklim bilimi, politika ve ekonomik araştırma alanlarını bir araya getirmektedir ve politikaları oluşturan çevreler arasında oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Bu modeller politikaların değerlendirilmesi, farklı konular arasında eşgüdüm sağlanması ve iklim ve iklim dışı politikaların karşılaştırılması için yararlıdır. Ancak kısa bir süre önce Pew Küresel İklim Değişikliği Merkezi nin yaptığı bir araştırmaya göre entegre değerlendirme modellerinin çoğu her zaman iklim politikası için geçerli olmayan basite indirgenmiş ekonomik teoriler üzerine kurulmuştur. Özellikle de piyasa güçlerinin teknolojik yeniliklere yol açması, firmaların davranışları ve iklim sürprizleri hakkında gerçekçi olmayan varsayımları bulunmaktadır. Bu varsayımlar iklim değişikliği sorununu çözmek için gereken maliyetleri daha yüksek gösterme eğilimindedir. Öte yandan, bu kazançlar ve maliyetler nasıl hesaplanırsa hesaplansın, ekonominin farklı sektörlerine eşitsiz bir şekilde dağılacaklardır. Genelde bu gelişmelerden yarar sağlayacak sektörleri bulmak, ekonomik maliyetlerle karşılaşacak sektörleri saymaktan daha zordur. Ayrıca, yararlar daha fazla olsa da maliyetler daha acil, yoğun ve kesin görünmektedir. Kömür, muhtemelen petrol ve doğal gaz ve çelik üretimi gibi bazı enerjiyoğun sektörlerin ekonomik açıdan dezavantajlı bir konuma düşme olasılığı daha fazladır. Yenilenebilir enerji endüstrisi gibi sektörlerin ise uzun vadede fiyat değişikliklerinden ve karbon-yoğun enerji sektörlerine bağlanan mali ve diğer kaynakların serbest kalmasından yarar görmesi beklenmektedir. Uygun önlemler alındığı takdirde maliyetlerin bir kısmı çeşitli sektörler arasında dağıtılabilir. Fosil yakıtlarına sağlanan sübvansiyonların kaldırılması ekonomik etkinliği 11

12 arttırarak topluma yarar sağlayabilir, emisyon alışverişi de hedeflere ulaşmanın getireceği net ekonomik maliyetleri azaltabilir. Karbon vergisinin getirdiği gelirler de mağdur durumda kalan düşük gelirli grupların sıkıntılarını telafi etmekte kullanılabilir. Diğer ülkeler emisyon sınırlamalarıyla ilk etapta karşılaşacak ülkelerin uygulamalarından etkilenebilir. Petrol ihraç eden gelişmekte olan ülkeler için beklenen etkiler arasında 2010 yılına kadar gerçekleşmesi beklenen petrol gelirlerinde yüzde 25 lik bir azalma da yer almaktadır. Ancak bu araştırmalar petrol ihraç eden ülkeler üzerinde bir etkisi olabilecek emisyon alışverişi dışındaki faktörleri göz önünde bulundurmamakta ve bu nedenle de hem bu ülkelerin karşılaşacağı maliyetleri hem de genel maliyetleri fazlasıyla yüksek göstermektedir. Bu ülkeler fosil yakıtlarına verdikleri sübvansiyonları kaldırarak, enerji vergilerini karbon içeriğine göre yeniden yapılandırarak, doğal gaz kullanımını arttırarak ve ekonomilerini çeşitlendirerek gelişmelerden daha az zarar görebilir. Diğer gelişmekte olan ülkeler için emisyonların azaltılmasının hem avantaj hem de dezavantajları olacaktır. Bu ülkeler ihracata talebin azalması ve ithalatın fiyatının artması nedeniyle zorluklar yaşayabilirler. Ancak aynı zamanda çevre açısından sağlıklı teknolojiler ve know-how transferinin getirdiği yararları da görebilirler. Her ülkenin karşılaştığı net etkiler farklı olacaktır ve kimin bu işten kazançlı çıkacağını ya da kimin kaybedeceğini söylemek zordur. Karbon sızıntısı konusu, yani karbon açısından yoğun sanayilerin fiyatların değişmesi yüzünden gelişmekte olan ülkelere kayması, nedeniyle Ek B dışındaki ülkelerin emisyonlarında yüzde 5-20 arasında artış bekleniyor. Ancak bu modeller çevre açısından sağlıklı teknolojilerin ve bu konuyla ilgili becerilerin de transfer edileceğini ve bunun karbon sızıntısının çevresel ya da ekonomik maliyetlerini uzun vadede düşürebileceğini, hatta tamamen dengeleyeceğini hesaba katmıyor. İklim Politikası: Teori ve Uygulama Sera gazı emisyonlarını azaltmak için ellerinde bulunan fırsatları bir araya getirerek işbirliği yapmak isteyen ülkeler öncelikle değişimi engelleyen teknik, ekonomik, siyasi, toplumsal, davranışsal ve kurumsal faktörleri ortadan kaldırmalı. Ülkelerin önündeki seçenekler bölgeye, sektöre ve zamana göre farklılık gösteriyor; yoksul halk ise yeni teknolojileri benimseme, ya da davranışlarını değiştirme konusunda çok daha az seçeneğe sahip. Sanayileşmiş ülkelerde başlıca engeller toplumsal ve davranışsal dirençten kaynaklanıyor; geçiş ekonomilerinde bu engeller devletin enerji fiyatlarına sübvansiyon sağlamasından doğmakta; gelişmekte olan 12

13 ülkelerde ise engeller daha çok bilgi ve gelişmiş teknolojilere ulaşmanın güçlüğü, ayrıca finansman ve eğitim azlığı ile ilgili. Ne var ki her ülke bu engelleri farklı biçimde aşmanın yolunu bulabilir. Bugüne kadar derlenen bilgiler ülkelerin iklim değişikliği konusunda en iyi cevabı sera gazı emisyonlarını sınırlandıran ya da azaltan bir politika araçları portföyü oluşturarak verdiğini ortaya koyuyor. Bu politikalar arasında şunlar bulunabilir: Karbon/enerji vergileri, Alınıp satılabilecek emisyon izinleri, Karbon içeren enerji kaynaklarına verilen sübvansiyonların kaldırılması, Karbonsuz kaynaklara sübvansiyon ve vergi teşvikleri sağlanması, İade sistemleri, Teknoloji ya da performans standartları, Çeşitli enerjilerin bir arada kullanılması şartının getirilmesi, Bazı ürünlerin yasaklanması, Gönüllü anlaşmalar ve Araştırma ve geliştirmeye yatırım yapılması. Bu politikalar arasında herhangi bir ayrım yapmak zor, ancak piyasaya dayalı araçların maliyet açısından daha verimli oldukları işaretini vermektedir. Enerji etkinliği standartları yaygın bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır ve birçok ülkede de başarıyla uygulanabilir. Sanayi ile gönüllü anlaşmalar yapılması bazen daha bağlayıcı koşulların getirilmesinden önce sıkça yararlanılan bir önlemdir. Diğer önlemler arasında bilgi kampanyaları aracılığıyla tüketici ve üreticinin davranışını değiştirme, ürünlere çevre etiketinin yapıştırılması, yeşil pazarlama ve çeşitli teşvikler gelmektedir. Devlet ve özel kurumların Ar-Ge etkinliklerini arttırmaları maliyetleri daha da düşürecek teknolojik gelişmelerin sağlanması için şarttır. İklim politikaları tarihinin ilk yıllarında alınan bir diğer ders de iklim politikalarının ulusal ve sektörel politikaların iklimle ilgili olmayan hedefleriyle bütünleştirildiklerinde ve sürdürülebilir kalkınmayı amaçlayan uzun vadeli teknolojik ve toplumsal değişim için oluşturulan geniş stratejilerin bir parçası haline geldiklerinde daha başarılı oldukları gerçeğidir. Tıpkı iklim politikalarının bazı yan yararlar getirmeleri gibi iklim dışı politikalar da iklim açısından bazı yararlar sağlayabilir. Örneğin emisyonlar, enerji altyapısını geliştirilmesi, fiyatlandırma ve vergi politikaları gibi sosyoekonomik politikalar sayesinde önemli ölçüde azaltılabilir. İklimle dost teknolojileri küçük ve orta ölçekli işletmelere 13

14 aktararak önemli mesafeler aşılabilir. Bu politikaların yan faydaları iklimle ilgili önlemlerin önündeki siyasi ve kurumsal engelleri de ciddi biçimde hafifletebilir. Gerçekleştirilen faaliyetlerin eşgüdümünün sağlanması da maliyetlerin azaltılması ve uluslararası ticaret açısından meydana gelebilecek engelleri ortadan kaldırmakta etkili olabilir. Vergi, standart ve sübvansiyonların kaldırılması konuları koordine edilebilir ya da uyumlaştırılabilir, ancak bu güne kadar bu konuda sınırlı adım atılmıştır. Bu politikaların ne zaman yürürlüğe girmesi gerektiği konusuna gelince, IPCC 1995 yılında hazırladığı raporu bir kez daha doğrulamaktadır: iklim değişikliğinin azaltılması için erken aşamada harekete geçilmesi atmosferdeki sera gazı düzeylerinin sabitlenmesinde daha büyük bir esneklik sağlayacaktır. İkinci değerlendirmeden bu yana hazırlanan ekonomik modeller daha az karbon emisyonuna yol açan bir enerji sistemine geçilmesinin enerji santralleri, fabrika ve benzeri sermaye yatırımlarının erken kapatılması olasılığını azaltacağını gösteriyor. Bu enerji sistemine geçilmesi sayesinde teknolojinin gerektiği gibi geliştirilmesi mümkün olacak, zaman darlığı nedeniyle düşük emisyon sağlayan teknolojilerin az gelişmiş versiyonlarına mahkûm olma zorunluluğu ortadan kalkacaktır. Ayrıca yakın gelecekte harekete geçilmesi hızlı iklim değişikliğinin çevre ve insan üzerinde doğurduğu riskleri azaltacak, hedeflerin sıkılaştırılması için zaman sağlayacak ve iklim rejiminin etkinliği ve hakkaniyeti konusundaki kaygıların giderilmesine izin verecektir. İklim politikalarının gittikçe daha fazla destek bulmasına karşın son on yılın sicili oldukça karışık olmuştur arasında fosil yakıtlarının yanmasından kaynaklanan küresel karbon emisyonları yüzde 9,1 oranında arttı arasında 59 milyar ton olan toplam küresel karbon emisyonları yüzde 15 artarak arasında 68 milyar tonu biraz aşan bir düzeye ulaştı. Kyoto Protokolü uyarınca Ek B ülkelerinin 1990 ile arasında sera gazı emisyonlarını yüzde 5,2 azaltacaklarına ilişkin taahhütlerine bakılacak olursa bu ülkeler arasında emisyonlarını yalnızca yüzde 1,7 azalttılar. (Bakınız Tablo 2-1.) Öte yandan diğer ülkelerde karbon emisyonları yüzde 28,7 oranında arttı. Ek B ülkeleri hâlâ küresel karbon emisyonlarının önemli bir bölümünü, yüzde 58 ini üretiyor. A.B.D. dünyada en fazla karbon emisyonuna yol açan ülke; toplam içindeki payı 1990 da yüzde 22 iken bu oran 2000 de yüzde 24 e çıktı. Kyoto Protokolü A.B.D. nin 1990 ile arasında sera gazı emisyonlarını yüzde 7 azaltması koşulunu getiriyor. Oysa arasında A.B.D. nin karbon çıktısı yüzde 18,1 ya da 235 milyon ton arttı. (Bakınız Tablo 2-4.) 14

15 Tablo 2-1. Kyoto Emisyon Hedefleri, İlk Taahhüt Dönemi ( ) Ülke/Bölge Hedef Gerçekleşen Emisyon / Amerika Birleşik Devletleri ,1 Avrupa Birliği -8-1,4 Japonya ,7 Kanada ,8 Avustralya ,8 Rusya 0-30,7 Bütün Ek B Ülkeleri -5,2-1,7 A.B.D. nin 1990 daki ve 2000 deki emisyonları arasındaki fark, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika nın toplam yıllık karbon emisyonlarına hemen hemen eşit. A.B.D. nin yaklaşık 5 ton olan kişi başına emisyonu, dünyanın en yüksek emisyon oranı. A.B.D. nin karbon emisyon oranları ikinci en yüksek emisyon oranlarına sahip ülke olan Çin in iki katı. Çin in karbon çıktısı arasında yüzde 7,7 artış gösterdi. Ancak Çin 1996 dan bu yana enerji etkinliğinin artması ve kömür kullanımında yüzde 30 azaltma sayesinde yüzde 19,8 lik bir iniş kaydetti. (Bazı bilim adamları kömür kullanımıyla ilgili oranı sorgulamaktadırlar, bu oranın daha düşük olduğu varsayılabilir.) Çin in kişi başına emisyon oranı 0,68 ton ile A.B.D. nin yedide biri ve dünya ortalamasının çok altında. Kyoto da de sera gazı emisyonlarını 1990 düzeylerinde tutacağı taahhüdünde bulunan Rusya da yılları arasında karbon çıktısı ekonomik durgunluk ve verimsiz sanayi tesislerinin kapatılması nedeniyle doğal gaz ve kömür tüketiminde oluşan büyük düşüşe bağlı olarak yüzde 30,7 oranında azaldı. Japonya, emisyonlarını yüzde 6 azaltacağına söz vermesine karşın karbon çıktısını de yüzde 10,7 oranında arttırdı ve bu arada kömür tüketimi de yüzde 22,9 artış gösterdi. Hindistan da kömür kullanımı yüzde 54 arttığı için arasında emisyon yüzde 67 arttı. Ancak başlıca emisyon nedeni ülkeler arasında bulunan Hindistan daki kişi başına emisyon 0,3 ton, yani 1,1 olan dünya ortalamasının çok altında yılı boyunca AB karbon emisyonları yüzde 1,4 azaldı, ancak bütün üye devletlerin kişi başına karbon emisyonu oranı dünya ortalamasının üzerinde kaldı. Almanya da, Doğu Almanya da kapatılan tesisler ve kömür tüketimine verilen desteklerinin kaldırılması nedeniyle kömür tüketiminin yüzde 36,2 gibi büyük bir oranda azalması üzerine karbon emisyonları yüzde 19 düştü. Kömür sübvansiyonlarını daha kapsamlı bir şekilde 15

16 kaldıran ve kömür tüketiminde yüzde 41,9 luk bir azalma yaşan İngiltere ise karbon emisyonlarını yüzde 5 azalttı. Şekil 2-4. A.B.D., Çin ve Rusya da Karbon Emisyonları Yüksek emisyon kaynağı ülkelerin pek azı, yani İngiltere, Almanya ve Rusya, Kyoto hedeflerini tutturma yolunda ilerlerken sanayileşmiş ülkelerin hükümetleri iklim politikası alanındaki etkinliklerini yoğunlaştırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyelerinin iklim değişikliğine yönelik 1999 da 300 farklı önlem aldığını belirledi. Ajans bu etkinlikleri beş genel kategoride sınıflandırdı: mali politika, piyasa politikası, yasama politikaları, Ar-Ge politikası ve politikaların oluşturulma süreçleri. IEA nin yaptığı araştırma iklim politikalarında iyi uygulamaların, Hem ekonomik etkinliği hem de çevre korunmasını arttıracağını; Siyasi açıdan yararlı olacağını, Bürokrasi ve genel masrafları azaltacağını ve Rekabet, ticaret ve sosyal refah gibi başka alanlarda olumlu etkiler doğuracağını belirtmekte. Bu ilkelere göre bugüne kadar gerçekleştirilen uygulamalardan bazıları iyi sayılabilir. (Bakınız Tablo 2-2.) Tüm ülkeler için uygulanabilecek tek bir iklim politikasından söz etmek zor, ancak destek reformu ve vergi politikası aracılığıyla doğru fiyatları tutturmak büyük önem taşıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü e (OECD) göre fosil yakıtlarına verilen desteğin kaldırılması ve karbon vergilerinin bir arada uygulanmasıyla OECD üyesi ülkeler arasında karbon emisyonlarını yüzde 15 azaltabilirler. Piyasa bazlı yaklaşımlar ve gönüllü anlaşmalar, standartlar, teşvikler, Ar-Ge gibi çeşitli politikaların bir arada kullanılması, ayrıca izleme ve değerlendirme, sağlam kurumlar ve uluslararası işbirliği bu alanda şart. Ancak bu kriterler sağlansa bile iklim politikaları maliyetin yüksek olacağı kanısı ve bu konuda harekete geçmek için siyasi iradenin az olması dolayısıyla bazı engellerle karşı karşıya kalacaktır. 16

17 Tablo 2-2. İklim Değişikliği Politikaları ve İyi Uygulamalar Kategori Politika Bugüne Kadar Gerçekleşen İyi Uygulamalar Mali Piyasa Çevre vergileri Vergi kredileri ve muafiyetleri Destek Reformu Emisyon alışverişi Yeşil sertifikalar Danimarka ve Norveç teki vergiler A.B.D. rüzgâr ve biomass vergi kredileri İngiltere nin kömür sübvansiyonunu kaldırması Hollanda ve İngiltere deki programlar Danimarka yenilenebilir sertifikalandırma programı Yasal Yetkilendirme/standart getirme Almanya elektrik besleme yasası A.B.D. de alet verimliliğine ilişkin standartlar Gönüllü anlaşmalar Hollanda ve Almanya da imzalanan pakt AB nin otomobil üreticileriyle yaptığı anlaşma Etiketlendirme A.B.D. nin Enerji Yıldızı Programı Ar-Ge Politika Süreçleri Finansman ve teşvik sağlama Teknoloji geliştirilmesi Uygulamada tavsiye ve yardım Eğitim Stratejik Planlama Japonya da yenilenebilir enerjiye finansman sağlanması Japonya etkinlik ve yenilenebilir kaynaklar programları İsviçre de araba paylaşımı programı Fransa daki enerji denetimleri Kanada da çeşitli paydaşlarla sürdürülen danışma süreci AB nin bütün topluma yayılan bir strateji oluşturma çalışmaları İklimle ilgili mali politikalar gittikçe daha yaygın hale geldi ve bütün sanayileşmiş ülkeler, çoğu küçük ölçekli olsa da 1999 da bu politikaları oluşturmaya başladılar. Mali önlemler ülkelere çekici geliyor, çünkü bu sayede hem sera gazlarını azaltmış, hem de ulusal ekonomiyi harekete geçirmiş oluyorlar. Belçika, Portekiz ve İngiltere 1992 den beri kömür sübvansiyonlarını kaldırmış durumdalar. Ülkeler daha etkin taşıt kullanımını ve enerji üretiminde yenilenebilir enerjiden yararlanmayı yeni sübvansiyonlarla desteklemeye başladılar. Bunların içinde bugüne kadar en başarılı örnek rüzgâr enerjisi sektörünü canlandıran ve diğer bazı Avrupa devletlerinde de uygulamaya konan Alman elektrik feed yasasıdır. Ondokuz sanayileşmiş ülke emisyonları etkileyecek 60 kadar vergi değişikliği yapmayı planlıyor, ancak bunlardan sadece 11 i karbon ya da emisyon vergisi olarak adlandırılmakta. En etkin karbon vergileri İskandinavya da: Norveç in 1991 de yürürlüğe koyduğu karbon vergisi sayesinde ülkedeki enerji santrallerinden çıkan karbon emisyonları yüzde 21 oranında azaldı. Bu tür vergilerin yavaş yayılmasının, ya da belli muafiyetler içermesinin nedeni sanayide adil olmadıkları ve rekabete zarar verdikleri kanısının oluşması. Piyasa bazlı mekanizmalara duyulan ilgi, bu mekanizmaların maliyetlerinin düşük olmasının beklenmesi ve A.B.D. sülfür emisyonu alışverişi programının başarısı. Bugüne 17

18 kadar dört ülke sera gazı emisyonları alışverişi ile ilgili önerileri kabul etti, aralarından Avrupa Birliği ve Dünya Bankası nın bulunduğu dokuz topluluk ise şu anda bunları benimsemeyi ya da teşvik etmeyi planlıyor. Fakat henüz ancak Danimarka gibi birkaç ülke emisyonları sektörlere tahsis etme cesaretini gösterdi. Danimarka nın planına göre elektrik üretiminden kaynaklanan karbon emisyonları, bu şirketlere kota tanıyıp, bu emisyon kotasını geçen şirketlere ceza kesilerek ve kullanılmayan kotaları satmalarına ya da muhafaza etmelerine olanak tanıyarak sınırlandırılacak. Danimarka ayrıca elektrik şirketlerinin müşterilere sağladığı elektriğin belli bir yüzde ya da kotasının yenilenebilir elektrikten oluşmasını ve şirketlerin aralarında bu kotaları alıp satmalarını öngören yeşil sertifika sistemine de öncülük etti. Bu kategoride en önemli gelişme İngiltere hükümetinin Ağustos 2001 de dünyanın ilk bütün ekonomiyi kapsayan emisyon alışverişi programını duyurması oldu. Bu program arasında 312 milyon dolar sağlayacak ve İngiliz şirketlerinin emisyon azaltma hedefleri belirlemelerini teşvik edecek. Hükümet Nisan 2002 de başlayacak olan programın 2010 yılına gelindiğinde karbon emisyonunu yılda 2 milyon ton azaltacağını ve bu arada sanayiye yeni istihdam ve yatırım olanakları sağlayarak dünya pazarında rekabet gücünü arttıracağını tahmin ediyor. Gittikçe büyümekte olan bir diğer faaliyet alanı da hükümetlerle ticaret ya da sanayi kuruluşları arasında yapılan müzakereler sonucu imzalanan gönüllü anlaşmalar. Bu anlaşmalar oldukça cazip olarak kabul edilmekte çünkü sanayi bunlara daha az siyasi direnç gösteriyor, genel masrafları oldukça az ve mali ve hukuki düzenlemelerle tamamlanabiliyorlar da, 4 enerji santrali, 2 ulaştırma sektörü ve 11 sanayi ve imalat kuruluşunu da kapsayan 21 gönüllü anlaşma için girişimde bulunuldu. Bu anlaşmaların esneklik derecesi de ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor: Hollanda da oldukça katı ve bağlayıcı hükümleri olan, uyulmadığı takdirde yaptırım getiren anlaşmalar var, Kanada da uyulmadığı takdirde ceza öngörmeyen, ancak hedeflere ulaşmaları için firmalara teşvik sağlayan daha esnek anlaşmalar söz konusu, A.B.D. imalât sektöründe ise yeni teknolojinin geliştirilmesi ve uygulanması için teşvik sağlayan işbirlikçi anlaşmalar mevcut. Gönüllü anlaşmalar nispeten yeni bir gelişme olsa da şimdiden ilginç sonuçlara yol açmış bulunuyor.almanya da ticaret çevreleri sera gazı emisyonlarını arasında yüzde 20 oranında azaltma taahhüdüne girerken imalât ve enerji üretimi sektörleri emisyonlarını 2000 yılına kadar sırasıyla yüzde 27 ve 17 oranında azaltmayı başardılar. UNEP ve Dünya Enerji Konseyi (WEC) sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik 600 gönüllü proje belirledi; bu projelerin bir kısmı tamamlanırken bir kısmı uygulama, bir kısmı 18

19 da sanayi tarafından planlama aşamasında yılına kadar bu projelerin yılda küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 6 sına karşılık gelen 2 milyar tonluk karbondioksit indirimi sağlayacağı tahmin ediliyor. Ancak UNEP ve WEC, sanayinin emisyon azaltımına yönelik faaliyetleri artış gösterse de hükümetlerin bunları ancak geriden takip ettiğine inanıyor. Bu araştırmalar sanayileşmiş ülkelerin hükümetlerinin iklim değişikliği konusundaki çabalarının yoğunlaştığını gösteriyor, ancak IEA ya göre henüz başarılması gereken çok şey var. Yürürlüğe konulan ya da önerilen politikalar ülkelerin Kyoto hedeflerine ulaşmaları açısından yeterli olmayabilir ve ilâve etkinliklere gerek duyulabilir. Bu arada bazı belediyeler başkentlerinin kendilerine önderlik etmesini beklemeden harekete geçmiş durumda. (Bakınız Kutu 2-2.) Ayrıca bazı Amerika eyaletleri emisyonların takip edilmesi ve azaltılması için gönüllü programlar oluşturmuş bulunuyor. Ağustos 2001 den New England bölgesinde yer alan altı eyalet ve beş Doğu Kanada vilayeti bir araya gelerek sera gazı emisyonlarını 2010 yılına kadar 1990 düzeylerine düşüreceklerini, 2020 de ise bu düzeylerin yüzde 10 altına indireceklerini bildiren bir karara imza attılar. Bu arada iklim politikaları gelişmekte olan ülkelerde özellikle ekonomik nedenlerden ötürü çoğalıyor. A.B.D. hükümetinin Kyoto Protokolü ne getirdiği itirazlardan biri protokolün dünya nüfusunun yüzde 80 ini muaf tuttuğu. Bu itirazda bu yüzde 80 lik kesimin geçen yüzyıldaki karbon emisyonlarının yalnızca yüzde 37 sine neden olduğu gerçeği gözardı ediliyor. Gerçekten de gelişmekte olan ülkeler protokolün ilk tur bağlayıcı taahhütlerine tabi değil. Ancak Dünya Kaynaklar Enstitüsü nün yaptığı araştırmaya göre gelişmekte olan ülkeler şimdiden emisyonları azaltma yolunda önemli adımlar atıyorlar. Çin in karbon emisyonunu önemli ölçüde azaltması fosil yakıtına sağlanan sübvansiyonlara getirilen reform ve enerji etkinliği programlarına bağlanıyor. Bu politikalar başka ülkelerde de benimsenmeye başlandı. Meksika, Hindistan ve Filipinler yenilenebilir enerjiyi ve enerji etkinliğini arttırmak için ulusal hedefler belirlediler. Tayland ve Brezilya başarılı demand-side enerji yönetim programlarına sahip. Ve Hindistan ve Arjantin de doğal gazla çalışan araçlar kullanılmaya başlanıyor. Sıkıştırılmış doğal gazla çalışan araçların toplam içindeki oranı yüzde

20 İklim Değişikliği ve İş Dünyası İklim değişikliğine şirketlerin verdiği tepki son on yıl içinde önemli ölçüde değişti ların başında iklim değişikliği ile ilgili fazla bilimsel kanıt yokken birçok şirket bunun gerçekten bir tehlike olup olmadığını ya da etkisinin ne olacağını kestiremiyordu Kyoto konferansı öncesinde bazı şirketler bilimsel verileri kabul etmeye, iklim değişikliği konusuna karşı çıkmaya devam eden şirketler ise bunun getirebileceği ekonomik etkiler üzerinde durmaya başladı. Kyoto dan bu yana iş dünyasının iklim değişikliğine bakışı daha da çeşitlendi. Konferansın yüksek düzeyi yöneticileri konuyu daha ayrıntılı olarak incelemeye itti. Birçok yönetici bu konunun geçici bir sorun olmadığını ve iklim değişikliğini şirket stratejilerine katarak neden olabileceği maliyet ve riskleri en aza indirgeyebileceklerini anladı. Ayrıca yöneticiler, iklim değişikliğini yavaşlatmak üzere yapılan çalışmaların kaçınılmaz olarak yaratacağı yeni piyasa olanaklarından yararlanmak da istiyorlardı da Davos taki Dünya Ekonomi Zirvesi ne katılanlar iklim değişikliğini şirketleri önümüzdeki yıllarda bekleyen en önemli global sorun olarak seçti ve bu konuda iş dünyasının lider rolünü üstlenmesine karar verdi. Kimberly O Neill Packard ve Forest Reinhardt ın Harvard Business Review dergisinde belirttiği gibi iş dünyasındaki lider yöneticiler iklim değişikliği konusunda bilgi edinerek bu değişikliğin şirketlerinin stratejileri, mal varlıkları ve yatırımları üzerindeki etkisini sistematik bir biçimde düşünmek zorunda. İklim değişikliği ve iklim politikalarını soyut ve uzun vadeli konular gibi gören halkın tersine şirket yöneticilerinin çoğu iklim müzakerelerinin sonucunda ortaya ekonomik etkiler çıkacağının bilincinde. Kısa vadede maliyetlerle karşı karşıya olan kömür şirketleri ve diğer enerji-yoğun sanayiler çıkarları gereği karbon bazlı yakıtların kullanımının azaltılması yolundaki çabaları yavaşlatmaya çalışıyor. Öte yandan yenilenebilir enerji sektöründeki şirketler kendilerini çok büyük kârların beklediği kanısında. 20

SERA GAZI EMİSYONU HAKAN KARAGÖZ

SERA GAZI EMİSYONU HAKAN KARAGÖZ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SERAGAZI EMİSYONU İklim değişikliği, nedeni olursa olsun iklim koşullarındaki büyük ölçekli (küresel) ve önemli yerel etkileri bulunan, uzun süreli ve yavaş gelişen değişiklikler olarak

Detaylı

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar José Romero* İsviçre Federal Çevre Bakanlığı Berne, İsviçre Ankara,

Detaylı

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012

Dünya Enerji Görünümü 2012. Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Dünya Enerji Görünümü 2012 Dr. Fatih BİROL Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Ankara, 25 Aralık 2012 Genel Durum Küresel enerji sisteminin temelleri değişiyor Bazı ülkelerde petrol ve doğalgaz üretimi

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

BMİDÇS -COP16 SONRASI DEĞERLENDİRMELER

BMİDÇS -COP16 SONRASI DEĞERLENDİRMELER BMİDÇS -COP16 SONRASI DEĞERLENDİRMELER AYŞE YASEMİN ÖRÜCÜ ODTÜ Mezunları Derneği Ankara, 2011 Tespitler Kopenhag-Cancun: İD BM kapsamında çözülebilecek bir konu mu? Kopenhag maliyeti: 1 trilyon $;belirsizlik

Detaylı

AFD Sürdürülebilir bir gelecek için

AFD Sürdürülebilir bir gelecek için AFD Sürdürülebilir bir gelecek için TSKB Önceliğimiz Çevre Konferansı 5 aralık 2007 AGENCE FRANCAISE DE DEVELOPPEMENT Misyonumuz 1. Kalkınmanın finansmanı Birleşmiş Milletlerin Bin Yıl Kalkınma Hedefleri

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi

Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Piyasaya Hazırlık Ortaklık Girişimi Geleceğin Karbon Piyasaları Şekilleniyor Pazara Hazırlık Ortaklık Girişimi (PMR) Kyoto Protokolü nün ilk yükümlülük döneminin sona ereceği 2020 yılı sonrası yeni iklim

Detaylı

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015

Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Enervis H o ş g e l d i n i z Ekim 2015 Dünya Enerji Genel Görünümü Genel Görünüm Dünya Birincil Enerji Tüketimi 2013-2035 2013 2035F Doğalgaz %24 Nükleer %4 %7 Hidro %2 Yenilenebilir Petrol %33 Kömür

Detaylı

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS

RÜZGAR ENERJĐSĐ. Erdinç TEZCAN FNSS RÜZGAR ENERJĐSĐ Erdinç TEZCAN FNSS Günümüzün ve geleceğimizin ekmek kadar su kadar önemli bir gereği; enerji. Son yıllarda artan dünya nüfusu, modern hayatın getirdiği yenilikler, teknolojinin gelişimi

Detaylı

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015

DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 DÜNYA DA BU HAFTA 14 18 ARALIK 2015 AVRUPA'DA İNŞAAT ÜRETİMİ EKİMDE ARTTI Euro Bölgesinde inşaat üretimi yıllık yüzde 1,1 artış kaydetti Euro Bölgesinde inşaat üretimi ekim ayında aylık bazda yüzde 0,5,

Detaylı

ULUSLAR ARASI KARBON PİYASASI

ULUSLAR ARASI KARBON PİYASASI ULUSLAR ARASI KARBON PİYASASI Doç. Dr. Cevdet DEMİR Uludağ Üniversitesi 06 Nisan 2007 TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Karbon piyasası nedir? Ülkelerin ve şirketlerin sera gazları hedeflerine ulaşabilmeleri

Detaylı

Daha Yeşil ve Daha Akıllı: Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Çevre ve İklim Değişimi

Daha Yeşil ve Daha Akıllı: Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Çevre ve İklim Değişimi Daha Yeşil ve Daha Akıllı: Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Çevre ve İklim Değişimi Bu sunum Greener and Smarter, ICTs, the Environment and Climate Change başlıklı Eylül 2010 tarihli OECD raporundan uyarlanmıştır.

Detaylı

İKLİM DOSTU ŞİRKET MÜMKÜN MÜ?

İKLİM DOSTU ŞİRKET MÜMKÜN MÜ? İKLİM DOSTU ŞİRKET MÜMKÜN MÜ? Gülçin Özsoy REC Türkiye Proje Uzmanı İklim Platformu Program Yöneticisi 22 Mart 2012, İzmir REC Türkiye REC Kuruluş Sözleşmesi Ekim 2002 de imzalandı; Ocak 2004 te yürürlüğe

Detaylı

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme 30 Mayıs 2012 Sürdürülebilir Kalkınma gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma

Detaylı

BİYO ENERJİ İLE ÇALIŞAN İKLİMLENDİRME VE ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALİ. Çevre dostu teknolojiler

BİYO ENERJİ İLE ÇALIŞAN İKLİMLENDİRME VE ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALİ. Çevre dostu teknolojiler Çevre dostu teknolojiler Kuruluş yılımız olan 2007 senesi, alarm veren iklim değişimi raporunun Birleşmiş Milletler tarafından açıklanmasının da tarihidir. Aynı zamanda fosil enerji kaynakları miktarının

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Yakın n Gelecekte Enerji

Yakın n Gelecekte Enerji Yakın n Gelecekte Enerji Doç.Dr.Mustafa TIRIS Enerji Enstitüsü Müdürü Akademik Forum 15 Ocak 2005 Kalyon Otel, İstanbul 1 Doç.Dr.Mustafa TIRIS 1965 Yılı nda İzmir de doğdu. 1987 Yılı nda İTÜ den Petrol

Detaylı

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi İbrahim M. Yağlı* Enerji üretiminde Rüzgar Enerjisinin Üstünlükleri Rüzgar enerjisinin, diğer enerji üretim alanlarına göre, önemli üstünlükleri bulunmaktadır:

Detaylı

İSTİHDAMA KATKISI. Tülin Keskin TMMOBMakine Mühendisleri Odası

İSTİHDAMA KATKISI. Tülin Keskin TMMOBMakine Mühendisleri Odası ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİNİN İSTİHDAMA KATKISI Tülin Keskin TMMOBMakine Mühendisleri Odası Enerji Verimliliği Danışmanı Türkiye de İstihdam Türkiye nin çalışma çağındaki nüfusu önümüzdeki

Detaylı

AB, 2030 İKLİM VE ENERJİ PAKETİ ÜZERİNDE ANLAŞMAYA VARDI

AB, 2030 İKLİM VE ENERJİ PAKETİ ÜZERİNDE ANLAŞMAYA VARDI Brüksel de yapılan AB Liderler Zirvesi nde, AB üyesi 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanları 2030 İklim ve Enerji Paketi üzerinde anlaştı. Zirve de varılan mutabakat, sera gazlarının %40 azaltılması, yenilenebilir

Detaylı

SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND

SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND KAPANIŞ KONFERANSI 2006 ENVANTERİ IŞIĞINDAINDA 1990-2004 DÖNEMD NEMİNDE NDE TÜRKT RKİYE NİN SERA GAZI SALIMLARININ DEĞERLEND ERLENDİRMESİ 9 Ocak 2008, Ankara Bilgi Kaynakları Sıra No. Belge Adı/Numara

Detaylı

ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) GÖSTERGELERİ VE SANAYİDE ENVER POLİTİKALARI

ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) GÖSTERGELERİ VE SANAYİDE ENVER POLİTİKALARI ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) GÖSTERGELERİ VE SANAYİDE ENVER POLİTİKALARI Erdal ÇALIKOĞLU Sanayide Enerji Verimliliği Şube Müdürü V. Neden Enerji Verimliliği? Fosil kaynaklar görünür gelecekte tükenecek.

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANINDA SU

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANINDA SU T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI SU YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞKIN VE KURAKLIK YÖNETİMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANINDA SU TANSEL TEMUR Meteoroloji Mühendisi Ulusal Su ve Sağlık Kongresi,

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul

KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI. Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI Özgür Gürbüz Yeşiller Enerji Çalışma Grubu 8 Ekim 2006 - İstanbul Sera gazları ve kaynakları Kyoto Protokolü tarafından belirtilen 6 sera gazı: Karbon dioksit (CO

Detaylı

Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi

Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi Yerel Yönetimler İçin Sera Gazı Salım Envanteri (Karbon Ayak İzi) nin Önemi Prof. Dr. Cengiz Türe Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi ve Anadolu Üniversitesi Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı

Detaylı

UNIDO Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Programı

UNIDO Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Programı UNIDO Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Programı 27 Nisan 2011 KAYSERĠ OSB ġenol ATAMAN 7 Haziran 2011 NĠĞDE OSB 8 Haziran 2011 ADANA Ticaret Odası Kapsam İklim Değişikliği, Küresel Isınma Azaltım (Mitigasyon),

Detaylı

2001 yılında Marakeş te gerçekleştirilen 7.Taraflar Konferansında (COP.7),

2001 yılında Marakeş te gerçekleştirilen 7.Taraflar Konferansında (COP.7), ULUSAL M DEĞİŞİ ĞİŞİKLİĞİ FAALİYETLER YETLERİ LİTİ Mehrali ECER Şube Md. V. Sektörel İklim Koruma Potansiyelleri Türk Alman Ortak Çalıştayı 6 Mayıs 2010, ANKARA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ (BMİDÇS)

Detaylı

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum

Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti. Politika ve Strateji Geliştirme. Ozon Tabakasının Korunması. İklim Değişikliği Uyum Politika ve Strateji Geliştirme Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti Ozon Tabakasının Korunması İklim Değişikliği Uyum 1 Birleşmiş Milletler İklim değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve ilgili uluslararası

Detaylı

SERA GAZLARININ İZLENMESİ ve EMİSYON TİCARETİ

SERA GAZLARININ İZLENMESİ ve EMİSYON TİCARETİ T.C. ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı SERA GAZLARININ İZLENMESİ ve EMİSYON TİCARETİ Semra GÜNEN Kimya Mühendisi III. Enerji Verimliliği Kongresi

Detaylı

Dünyada Enerji Görünümü

Dünyada Enerji Görünümü 09 Nisan 2014 Çarşamba Dünyada Enerji Görünümü Dünyada, artan gelir ve nüfus artışına paralel olarak birincil enerji talebindeki yükseliş hız kazanmaktadır. Nüfus artışının özellikle OECD Dışı ülkelerden

Detaylı

Bulguları kaydetme, karşılaştırma, gözlem yapma. Anlatım, tartışma, beyin fırtınası

Bulguları kaydetme, karşılaştırma, gözlem yapma. Anlatım, tartışma, beyin fırtınası İklim Değişikliği Dünyamız Isınıyor! Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler İnsan etkinlikleri sonucunda atmosfere salınan kimyasal maddeler,

Detaylı

FAO SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ FİYAT VE TİCARET GÜNCELLEME: KASIM 2014

FAO SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ FİYAT VE TİCARET GÜNCELLEME: KASIM 2014 FAO SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ FİYAT VE TİCARET GÜNCELLEME: KASIM 2014 FAO süt fiyat endeksi 184,3 ile Ekim ayında bir önceki aya göre %1,9 geriledi. Böylece geçen yıl aynı dönemin % 26,6 gerisinde kaldı. Tereyağı,

Detaylı

Birey ve toplum olarak küresel ısınmaya ve onun istenmeyen sonuçlarını önleyebilmek için ilk adımları bizlerin atması gerekmektedir.

Birey ve toplum olarak küresel ısınmaya ve onun istenmeyen sonuçlarını önleyebilmek için ilk adımları bizlerin atması gerekmektedir. Birey ve toplum olarak küresel ısınmaya ve onun istenmeyen sonuçlarını önleyebilmek için ilk adımları bizlerin atması gerekmektedir. KYOTO ÖZEL EKİ İSMMMO YAŞAM DERGİSİ 11 Bu protokolü imzalayan ülkeler,

Detaylı

Enerji Sektörüne Genel Bakış. Niçin Enerji Verimliliği. Gelişim ve Potansiyel. Zorunlu Uygulamalar. Destekler

Enerji Sektörüne Genel Bakış. Niçin Enerji Verimliliği. Gelişim ve Potansiyel. Zorunlu Uygulamalar. Destekler ENERJİ VERİML MLİLİĞİİĞİ Mevzuat ve Çimento Sektörüne Yansımalar maları 12 Haziran 2012 TÇMB Çalıştayı ANKARA 1 Sunum İçeriği Enerji Sektörüne Genel Bakış Niçin Enerji Verimliliği Gelişim ve Potansiyel

Detaylı

Sürdürülebilir bir gelecek için karbon ayak. siliyoruz

Sürdürülebilir bir gelecek için karbon ayak. siliyoruz Sürdürülebilir bir gelecek için karbon ayak izimizi siliyoruz Dünyamız ısınıyor... Son yıllarda yapılan ölçümler bize dünyanın kaybettiği ısıdan daha fazlasını atmosferde tutmaya başladığını gösteriyor.

Detaylı

ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI SON GELİŞMELER VE ÜLKEMİZİN DURUMU

ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI SON GELİŞMELER VE ÜLKEMİZİN DURUMU ÇEVRE ve ORMAN BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2012 SONRASI İKLİM REJİMİNDE SON GELİŞMELER VE ÜLKEMİZİN DURUMU 24 Haziran 2009 KYOTO PROTOKOLÜ NDE ÜLKEMİZİN SON DURUMU Kyoto Protokolü nün 13 Mayıs

Detaylı

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ Yönetici Özeti Giriş PricewaterhouseCoopers õn 7. Yõllõk Global CEO Araştõrmasõ Riski Yönetmek: CEO larõn Hazõrlõk Düzeyinin Değerlendirilmesi, mevcut iş ortamõ ve

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006 UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2006 ULUSLARARASI YATIRIMCILAR DERNEĞİ 16.10.200.2006 İSTANBUL DÜNYADA DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR (milyar $) 1600 1400 1396 1200 1092 1000 800 693 826 716 710 916 600 400 331

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

UNFCC VE KYOTO PROTOKOLÜ GEREKLİLİKLERİ

UNFCC VE KYOTO PROTOKOLÜ GEREKLİLİKLERİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI UNFCC VE KYOTO PROTOKOLÜ GEREKLİLİKLERİ Kadir Demirbolat Uzman 29 Haziran 2011 TEMEL GÖSTERGELER Türkiye; OECD üyesi,g-20 üyesi, AB ne aday ülke, OECD, AB ve

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Enerji Görünümü Selahattin İncecik. İstanbul Teknik Üniversitesi

Dünyada ve Türkiye de Enerji Görünümü Selahattin İncecik. İstanbul Teknik Üniversitesi Dünyada ve Türkiye de Enerji Görünümü Selahattin İncecik İstanbul Teknik Üniversitesi ENERJİ ÜRETİMİ IEA: ENERJİ ÜRETİMİ VE KULLANIMI «SÜRDÜRÜLEMEYEN ÇEVRE İHTİYAÇLARI» İLE REKABET EDEMEZ. ÜLKELERİN ENERJİ

Detaylı

ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI

ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI ULUSLARARASI ÇEVRE MEVZUATI 1. Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (1969) Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (The Vienna Convention on the Law of Treaties, 1969 (VCLT)), uluslararası hukuk araçlarının

Detaylı

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu

Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 26. Toplantısı Türkiye nin Enerji Teknolojileri Vizyonu Prof. Dr. Yücel ALTUNBAŞAK Başkanı Enerji İhtiyacımız Katlanarak Artıyor Enerji ihtiyacımız ABD, Çin ve Hindistan

Detaylı

Türkiye de Biyoenerji Politikaları

Türkiye de Biyoenerji Politikaları Türkiye de Biyoenerji Politikaları 30 Eylül 2010, 14:00 Türkiye Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kongresi Grand Cevahir Otel & Kongre Merkezi Şişli/İstanbul Erkan Erdoğdu Enerji Uzmanı & Doktora (PhD)

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAZİ YÖNETİMİ İŞ FORUMU. Ankara Deklarasyonu

SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAZİ YÖNETİMİ İŞ FORUMU. Ankara Deklarasyonu SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAZİ YÖNETİMİ İŞ FORUMU Ankara Deklarasyonu Özet 2015 yılının Eylül ayında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kapsamında Arazi Bozulumunun Dengelenmesi

Detaylı

Kopenhag Birleşmiş Milletler Đklim Değişikliği Konferansı (COP15) Genel Değerlendirmesi ve Türkiye ye Yansımaları

Kopenhag Birleşmiş Milletler Đklim Değişikliği Konferansı (COP15) Genel Değerlendirmesi ve Türkiye ye Yansımaları Kopenhag Birleşmiş Milletler Đklim Değişikliği Konferansı (COP15) Genel Değerlendirmesi ve Türkiye ye Yansımaları Amaç Atmosferdeki sera gazı seviyesinin sabit düzeyde kalmasını sağlayamak Đnsan kaynaklı

Detaylı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Binalarda Enerji Verimliliği Bildirgesi Uygulama Kılavuzu

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Binalarda Enerji Verimliliği Bildirgesi Uygulama Kılavuzu 1. GİRİŞ İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Binalarda Enerji Verimliliği Bildirgesi Uygulama Kılavuzu Bu doküman İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği nin (SKD) Binalarda Enerji Verimliliği

Detaylı

ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ, BĠRLEġMĠġ MĠLLETLER ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ ÇERÇEVE SÖZLEġMESĠ, KYOTO PROTOKOLÜ VE TÜRKĠYE

ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ, BĠRLEġMĠġ MĠLLETLER ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ ÇERÇEVE SÖZLEġMESĠ, KYOTO PROTOKOLÜ VE TÜRKĠYE ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ, BĠRLEġMĠġ MĠLLETLER ĠKLĠM DEĞĠġĠKLĠĞĠ ÇERÇEVE SÖZLEġMESĠ, KYOTO PROTOKOLÜ VE TÜRKĠYE Gözde SEVĠLMĠġ Bugün küresel ölçekte karşılaştığımız en önemli problemlerden biri iklim değişikliğidir.

Detaylı

Serbest ticaret satrancı

Serbest ticaret satrancı Serbest ticaret satrancı Türkiye nin sadece AB nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı ülkelerle anlaşma yapabilmesi Türk dış ticaretini olumsuz etkiliyor. AB ile STA yapan bazı ülkeler Türkiye

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ NİYET EDİLEN ULUSAL KATKI BELGESİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ NİYET EDİLEN ULUSAL KATKI BELGESİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ NİYET EDİLEN ULUSAL KATKI BELGESİ Çeviri: Arif Cem Gündoğan* (* Resmi olmayan ve gönüllü bir çeviridir. Hatalar ve eksiklerden çevirmen sorumludur) Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler

Detaylı

Küresel Isınma ile Mücadelede Kentlerin Rolü: Ulaşım ve Yapı Sektöründen Uluslararası Örnekler 12 Eylül 2014

Küresel Isınma ile Mücadelede Kentlerin Rolü: Ulaşım ve Yapı Sektöründen Uluslararası Örnekler 12 Eylül 2014 TÜRKİYE SAĞLIKLI KENTLER BİRLİĞİ 10. Yıl Kırşehir Konferansı Küresel Isınma ve Kentlerimizin Geleceği 10-11-12 Eylül 2014 Küresel Isınma ile Mücadelede Kentlerin Rolü: Ulaşım ve Yapı Sektöründen Uluslararası

Detaylı

1. İklim Değişikliği Nedir?

1. İklim Değişikliği Nedir? 1. İklim Değişikliği Nedir? İklim, en basit ifadeyle, yeryüzünün herhangi bir yerinde uzun yıllar boyunca yaşanan ya da gözlenen tüm hava koşullarının ortalama durumu olarak tanımlanabilir. Yerküre mizin

Detaylı

Türkiye deki Enerji Verimliliğinin bir Değerlendirmesi

Türkiye deki Enerji Verimliliğinin bir Değerlendirmesi Türkiye deki Enerji Verimliliğinin bir Değerlendirmesi Wietze Lise, sunucu Enerji Verimliliği (EV) Türkiye için öncelikli bir konudur. Bu hem rekabeti arttıracak hem de ekonominin uzun vadeli sürdürülebilir

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve ÇEVRE Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB ve Çevre- Temel ilkeler AB ve İklim Değişikliği AB ve Su Kalitesi AB ve Atık Geri Dönüşümü Müzakere sürecinde

Detaylı

DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL DURUM - EĞİLİMLER (WESO) 2016

DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL DURUM - EĞİLİMLER (WESO) 2016 ÖZET DÜNYADA İSTİHDAM VE SOSYAL DURUM - EĞİLİMLER (WESO) 2016 ÖZET Uluslararası Çalışma Ofisi- Cenevre Küresel ekonomi yeni zaaf işaretleri sergiliyor Yapılan tahminlere göre dünya ekonomisi 2015 yılında

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI MÜCADELE ADIMLARI

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI MÜCADELE ADIMLARI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI MÜCADELE ADIMLARI 16 Haziran 2009 Four Seasons Sultanahmet-İstanbul bv.karbonhizmetleri@tr.bureauveritas.com Kyoto Sonrası Dönemde Küresel Dinamikler Bahar Ubay İDKG Proje Yöneticisi

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye

OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD Ticaretin Kolaylaştırılması Göstergeleri - Türkiye OECD, hükümetlerin sınır (gümrük dahil) prosedürlerini geliştirmeleri, ticaret maliyetlerini azaltmaları, ticareti artırmaları ve böylece uluslar

Detaylı

Sürdürülebilir kent yönetimi, Yeşil İstihdam, Teknoloji yenileme, Emisyon kontrolü, İklim dostu teknoloji üretimi, Temiz ürün tasarımı ve Düşük

Sürdürülebilir kent yönetimi, Yeşil İstihdam, Teknoloji yenileme, Emisyon kontrolü, İklim dostu teknoloji üretimi, Temiz ürün tasarımı ve Düşük Sürdürülebilir kent yönetimi, Yeşil İstihdam, Teknoloji yenileme, Emisyon kontrolü, İklim dostu teknoloji üretimi, Temiz ürün tasarımı ve Düşük karbonlu ekonomi Kurumsal ve teknik kapasitenin geliştirilerek,

Detaylı

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER

KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER KÜRESELLEŞEN DÜNYA GERÇEKLERİ TÜRKİYE NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE TEMİZ TEKNOLOJİLER Prof.Dr. Hasancan OKUTAN İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü okutan@itu.edu.tr 24 Ekim 2014 29. Mühendislik Dekanları Konseyi Toplantısı

Detaylı

ZEYTİNYAĞI SEKTÖR RAPORU-2013

ZEYTİNYAĞI SEKTÖR RAPORU-2013 Türkiye de Üretim Zeytin ağacında periyodisiteden dolayı zeytin üretimi yıllara göre inişli çıkışlı bir grafik izlemekte ve üretime bağlı olarak bir yıl düşük (yok yılı) bir yıl yüksek (var yılı) ürün

Detaylı

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

G20 BİLGİLENDİRME NOTU G20 BİLGİLENDİRME NOTU A. Finans Hattı Gündemi a. Büyüme Çerçevesi Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için küresel politikalarda işbirliğinin sağlamlaştırılması Etkili bir hesap verebilirlik mekanizması

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

RIO+20 ışığında KOBİ ler için yenilikçi alternatifler. Tolga YAKAR UNDP Turkey

RIO+20 ışığında KOBİ ler için yenilikçi alternatifler. Tolga YAKAR UNDP Turkey RIO+20 ışığında KOBİ ler için yenilikçi alternatifler Tolga YAKAR UNDP Turkey Billion people 10 World 8 6 4 2 Africa Asia Europe Latin America and Caribbean Northern America 2050 yılında dünya nüfusunun

Detaylı

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015 Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı 07.10.2015 KOBİ lere Yönelik Destekler -Kalkınma Ajansları -KOSGEB -TÜBİTAK -Bilim Sanayi

Detaylı

Sanayi Sektöründe Düşük/Sıfır Maliyetli Sera Gazı Azaltım Önlemleri

Sanayi Sektöründe Düşük/Sıfır Maliyetli Sera Gazı Azaltım Önlemleri MITIGATING CLIMATE CHANGE Industry Workshop Sanayi Sektöründe Düşük/Sıfır Maliyetli Sera Gazı Azaltım Önlemleri Dr. Theodor Goumas Managing Director, EXERGIA S.A. Ankara, 4-5 October Düşük/Sıfır Maliyetin

Detaylı

EKONOMĠDE TEMĠZ UFUKLAR;

EKONOMĠDE TEMĠZ UFUKLAR; EKONOMĠDE TEMĠZ UFUKLAR; ÇEVRE DOSTU YENĠLĠKÇĠLĠK VE YENĠ ENERJĠ EKONOMĠSĠ Dr. Baha Kuban Temiz Dünya Ekolojik Çözümler Platformu Ege Arge ve Teknoloji Günleri AREGE 1-3 Aralık 2010 1 Firma iflasları ABD

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Amerikan Merkez Bankası FED, tahvil alım programını 10 milyar

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

TTGV Enerji Verimliliği. Desteği

TTGV Enerji Verimliliği. Desteği Enerjiye Yönelik Bölgesel Teşvik Uygulamaları Enerji Verimliliği 5. Bölge Teşvikleri Enerjiye Yönelik Genel Teşvik Uygulamaları Yek Destekleme Mekanizması Yerli Ürün Kullanımı Gönüllü Anlaşma Desteği Lisanssız

Detaylı

Türkiye nin Endüstriyel Emisyonlar Direktifine Uyumu: Enerji Sektörü Üzerindeki Muhtemel Maliyetler

Türkiye nin Endüstriyel Emisyonlar Direktifine Uyumu: Enerji Sektörü Üzerindeki Muhtemel Maliyetler tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye nin Endüstriyel Emisyonlar Direktifine Uyumu: Enerji Sektörü Üzerindeki Muhtemel Maliyetler Ankara, 24 Mart 2015 Çerçeve Temel endişe: İklim değişikliği

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Temel Bilgiler G20 Nedir? G-20 (Group of 20) platformunun kuruluş amacı küresel ekonomik istikrarın sağlanması ve teşvik edilmesi için gayri resmi bir görüş alışverişi

Detaylı

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ

inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ 2014 EKİM SEKTÖREL inşaat SEKTÖRÜ 2015 YILI ÖNGÖRÜLERİ Nurel KILIÇ OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip üçüncü ülke olacaktır. Sabit fiyatlarla

Detaylı

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım?

2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı 2011'de enerji güvenliği meselesine nasıl bakalım? 13. Enerji Arenası İstanbul, 8 Eylül 2011 Sayfa 2 Kısaca TEPAV Üç temel disiplinde araştırma kapasitesi

Detaylı

Bu toplantı, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası nın kuruluşunun 50 inci yılına denk gelmesi vesilesiyle bizler için ayrı bir öneme sahip.

Bu toplantı, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası nın kuruluşunun 50 inci yılına denk gelmesi vesilesiyle bizler için ayrı bir öneme sahip. Saygıdeğer Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcım, Sayın Kamu Temsilcilerimiz, Akademik Camiamızın Değerli Temsilcileri, Sektörümüzün Değerli Temsilcileri, Değerli Basın Mensupları, Sayın Konuklar, Hoş

Detaylı

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI İSTANBUL ATIK MUTABAKATI 2013 ün Mayıs ayında İstanbul da bir araya gelen dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanları ve seçilmiş yerel/bölgesel temsilciler olarak, küresel değişiklikler karşısında

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Ranteko. Çevre Çözümleri Ve Danışmanlık Hizmetleri. Çamur Kurutma ve Yakma Teknolojileri. Anaerobik Çürütme ve Biyogaz Tesisleri

Ranteko. Çevre Çözümleri Ve Danışmanlık Hizmetleri. Çamur Kurutma ve Yakma Teknolojileri. Anaerobik Çürütme ve Biyogaz Tesisleri Ranteko ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ Çamur Kurutma ve Yakma Teknolojileri Anaerobik Çürütme ve Biyogaz Tesisleri Çamur Bertaraf Çözümleri Yenilenebilir Enerji Projeleri Çevre Çözümleri Ve Danışmanlık Hizmetleri

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

ELEKTRİKLİ ARAÇLARIN VE YAKIT ETKİNLİK POLİTİKALARININ PETROL FİYATLARINA ETKİSİ

ELEKTRİKLİ ARAÇLARIN VE YAKIT ETKİNLİK POLİTİKALARININ PETROL FİYATLARINA ETKİSİ ELEKTRİKLİ ARAÇLARIN VE YAKIT ETKİNLİK POLİTİKALARININ PETROL FİYATLARINA ETKİSİ Ersin ÖKTEM 1 Yrd.Doç.Dr. İzzettin TEMİZ 2 1 Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı TPAO, eoktem@tpao.gov.tr 2 Gazi Üniversitesi

Detaylı

SANAYİDE VE KOBİ LERDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ HAZIRLIK ÇALIŞTAYI. Dr. Mehmet DUYAR

SANAYİDE VE KOBİ LERDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ HAZIRLIK ÇALIŞTAYI. Dr. Mehmet DUYAR SANAYİDE VE KOBİ LERDE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI PROJESİ HAZIRLIK ÇALIŞTAYI Dr. Mehmet DUYAR Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Ankara- Haziran 2009 ENERJİ

Detaylı

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri ÜLKE Dünya Seramik Kaplama Malzemeleri Üretiminde İlk 1 Ülke 29 21 211 212 212 Dünya /212 Üretiminden Aldığı Pay Değişim (%) (%) 1 ÇİN

Detaylı

DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ ÇEVRESEL ÜRÜNLER ÇOKLU GİRİŞİMİ

DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ ÇEVRESEL ÜRÜNLER ÇOKLU GİRİŞİMİ ANLAŞMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ ÇEVRESEL ÜRÜNLER ÇOKLU GİRİŞİMİ 2 Temmuz 2014 1 SUNUM PLANI Dünya Ticaret Örgütü ve Çevresel Ürün Müzakereleri Çevresel Ürün - Tanımlar, Kategoriler Çoklu

Detaylı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YEREL YÖNETİMLER

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YEREL YÖNETİMLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YEREL YÖNETİMLER TÜRKİYE SAĞLIKLI KENTLER BİRLİĞİ 10. YIL KONFERANSI 10-12 EYLÜL 2014 KIRŞEHİR ÇEVRE KORUMA VE KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI ATIK YÖNETİMİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ İÇERİK İKLİM

Detaylı

En Ucuz Enerji, Tasarruf Edilen Ve Verimli Kullanılan Enerjidir.

En Ucuz Enerji, Tasarruf Edilen Ve Verimli Kullanılan Enerjidir. 2011 Dünya alarm veriyor Fosil kaynaklarının tükenmesi, alternatif kaynakların henüz ekonomik olmaması nedeniyle, kullanılan enerjinin tamamının faydaya dönüştürülmesi ile daha temiz çevre sağlanabilecektir.

Detaylı

TÜRKİYE DE E-İHRACAT Fırsatlar ve Sorunlar

TÜRKİYE DE E-İHRACAT Fırsatlar ve Sorunlar tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TÜRKİYE DE E-İHRACAT Fırsatlar ve Sorunlar Ussal Şahbaz 12 Kasım 2014 Ankara Türkiye'de e-ihracat Slide 2 Çerçeve E-ihracatın Türkiye için manası Aynı

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası OTP harcamalarının AB bütçesinin önemli bölümünü kapsaması, bu politikayı bütçe tartışmalarının da odak noktası yaparken, 2014-2020 Mali Çerçeve içinde tarım, kırsal

Detaylı

DEĞİŞEN İKLİMLER, ENERJİ VE TÜRKİYE. Barış Gençer Baykan. Yönetici özeti

DEĞİŞEN İKLİMLER, ENERJİ VE TÜRKİYE. Barış Gençer Baykan. Yönetici özeti Araştırma Notu 08/13 20.08.2008 DEĞİŞEN İKLİMLER, ENERJİ VE TÜRKİYE Barış Gençer Baykan Yönetici özeti Yeni araştırmalar ve bilimsel bulgular ışığında Türkiye nin küresel iklim değişikliğine katkısını

Detaylı

ĞİŞİKLİĞİ. Prof.Dr.Hasan Z. SARIKAYA Müsteşar. 08 Mart 2010, İSTANBUL LİTİ

ĞİŞİKLİĞİ. Prof.Dr.Hasan Z. SARIKAYA Müsteşar. 08 Mart 2010, İSTANBUL LİTİ İKLİM M DEĞİŞİ ĞİŞİKLİĞİ POLİTİKALARI ve DÜŞÜK D K KARBON EKONOMİSİ LİTİ Prof.Dr.Hasan Z. SARIKAYA Müsteşar 08 Mart 2010, İSTANBUL BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM M DEĞİŞİ ĞİŞİKLİĞİ ÇERÇEVE EVE SÖZLES ZLEŞMESİ

Detaylı

Türkiye de Ulusal Politikalar ve Endüstriyel Simbiyoz

Türkiye de Ulusal Politikalar ve Endüstriyel Simbiyoz Türkiye de Ulusal Politikalar ve Endüstriyel Simbiyoz Ferda Ulutaş Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı KALKINMA AJANSLARI VE BÖLGE PLANLARI İÇİN ENDÜSTRİYEL SİMBİYOZ ÇALIŞTAYI 31 Ocak 1 Şubat 2013 CK Farabi

Detaylı

İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu Çalışma Grupları

İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu Çalışma Grupları İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu Çalışma Grupları İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu altında oluşturulan Çalışma Grupları şunlardır: 1. Sera Gazı Emisyon Azaltımı

Detaylı

ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI NIN 2012 DÜNYA ENERJİ GÖRÜNÜMÜ RAPORU

ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI NIN 2012 DÜNYA ENERJİ GÖRÜNÜMÜ RAPORU ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI NIN 2012 DÜNYA ENERJİ GÖRÜNÜMÜ RAPORU Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesinde faaliyet gösteren ve merkezi Paris te bulunan Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) nın

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ M. Şükran ARCAN Şube Müdür V. 24 Ekim 2014, İstanbul Ortaklık Programının Amacı Gelişmekte olan ülkeler ile yükselen ekonomilerin piyasa

Detaylı