Kutlu ağaç Ceviz ağacı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kutlu ağaç Ceviz ağacı"

Transkript

1

2 Kutlu ağaç Ceviz ağacı o YAZAN: HASAN FEHMİ Kastamonu Meb usu o BASAN: Ordunun Kitapbanesi İSTANBUL o Cemal Azmi Matbaası İSTANBUL Ankara caddesi No. 82 Telefon : Mürekkep yalamış gençler: Bakınız payesi yüce Gazi Hazretleri size geçinmenin yolunu gösteriyor ve traktör kürsüsünden [ elinizi ne uğuşturıp duruyorsunuz ekmeğinizi taştan, topraktan da çıkarabilirsiniz ] diyor.

3 BAŞLANGIÇ ALTIN KAPI Vatanımızı kuraktan korumanın çaresi; ağacı, ormanı korumak, çoğaltmaktır. Kelebekler ışığa üşüştükleri gibi, içi su dolu bulutlarda ormanlara koşuşurlar. Bulutlar yorgunluklarını ormanlarda alırlar. Emdikleri, sordukları sularla ormanları sularlar. Suların temizi ağaç kökleri süzgeçile süzülen sudur. Bilmem siz ne dersiniz? Bana kalırsa her vatandaşa diktiği, aşıladığı ağaca göre bir paye verilmelidir. Bu sözüme karşı belki şunu diyebilirsiniz: Her yerde ağaç yetişir mi?. Ben de bu sözünüze karşı: «Evet yolu ile dikilir, düzen ile bakılırsa her yerde ağaç yetişir ve yerine göre dikilecek ağaç vardır!» derim. Hanımlar, beyler, ağalar! İleri geri sözden vaz geçelim de yemişli, yemişsiz ağaç dikelim, ormanlarımızı gözümüz gibi koruyalım, baş tacımız ulu Gazinin peşini bırakmıyalım. Gençler, gençler! Cihanda anılan, parmakla gösterilen vatanımızın biricik adamı ulu Gaziyi, şanlı Gaziyi tanırsınız. İşte bende size onun varlığının, yararlığının yüzde birini söyleyeceğim. Can kulağile dinleyiniz!.. Hepimizin bir bucağa, ocak başına çekilerek güç yetmez, başarılmaz dediklerimizi başaran, çelik orduları, topları, tüfeklerile denize dolduran, düşmanın başına şimşekler yağdıran cenkten, vuruşmadan bıkmış usanmış askerlerimize kahramanlık aşılayan, düne kadar «dediğim dediktir» diye boyuna böbürlenen düşmanlara baş eğdiren; ne yâra ne ağyâra dişini saydırmıyan, çözülmez dediğimiz düğümleri çözen, tutulan dilleri dillendiren, aşılmaz dağları aşan; ellerimizden kelepçeleri, ayaklarımızdan bukağıları silküp atan; yollar şimendiferlerle uzakları yakınlaştıran; yıllana yıllana kökleşen biçimsiz görenlekleri birer buyruğile kapı dışarı eden, bozulan dilimizin pürüzünü ayıklayan; tezek yerine elektrik, tandır yerine kalorifer yaktıran; kadınlarımıza erkekler kadar pay veren, paye ayıran, adam yerine konmayan köylüye efendilik payesini veren, kolaylıkla okuma yazmanın yollarını bulan; körlerin gözünü açan, çalışmanın çalıştırmanın yolunu düzenini gösteren; kerpiç evler yerine kâşaneler kuran «ne ot biter ne ağaç» denen yerleri cennet yapan; «olmaz» sözünü bir daha dirilmemek üzere mezara gömen; gençliğe can veren ve Cumhur Reisi olmanın yolunu açan Ulu Gazi; Yüce Gazi; Ankara nın

4 çörçöpten başka nesne bulunmayan çorak bir yerinde yollar açtı, köşkler, kâşaneler kurdu, yüzbinlerle fidan dikti; cenneti andıran bir çiftlik yaptı. Gençliğe bir öğüt Gençler, gençler!., taşı toprağı altın yurdumuzda efendi olmak, lortlar gibi yaşamak istermisiniz? Gazinin açtığı çığırı, işi gidişi ile gösterdiği yolu bırakmayınız. Adımlarınızı onun adımlarına uydurunuz; düşündüğü gibi düşünmeğe, söylediği gibi söylemeğe savaşınız, durmayınız, işinizi, gidişinizi, onun işi gidişi ile birleştiriniz. Ömrünüzü boş geçirmeyiniz, gözlerinizi dört açınız, altın ayarında saatlarınızı, dakikalarınızı dedi koduya kurban etmeyiniz. Bucaklara çekilip çenesi düşük koca karılar gibi dedi kodu yapmayınız; iş adamı olunuz!., paye düşkünü, kendisini dev aynasında görenlerin sözlerini süzgeçten geçiriniz; her kulağınıza geleni almayınız; ölçüye, teraziye vurunuz. Dedi kodu yapanlara yapmamaları için öğüt veriniz. Yola gelmezlerse onlardan uzaklaşınız. Gençlik!.. bilirsin; anlamayana yahut anlamak istemiyenlere anlatmak deveye hendek atlatmağa benzer. Gençler!. Birbirinize koyun, kuzu; düşmanlara karşı kükremiş birer arslan olunuz. CUMHURİYET Yurdumuzun köşe bucaklarına eyliklerin tohumlarını saçan, yeniliklerin temellerini atan, bolluklar yağdıran Cumhuriyet bir bakıma güneşe; bir görüşe aya, bir bakışa göre Nisan yağmuruna benzer. Eyliklerin kaynağı, yeniliklerin durağı, Cumhuriyetimiz, kanunlarını ellerine alan iş adamları, etekler dolusu paralar dökerek bozulan tohumları, emek korumayan yemiş ağaçlarını düzeltmek, düzen vermek, hastalıkların önüne geçmek üzere yurdumuzun bir çok yerlerini enstitülerle süslemiş, fidanlıklar yapmıştır. Gözümüze gözlük takıp bakacak olursak, Cumhuriyetin düzeni yerinde, yepyeni bir makine gibi iş gördüğünü görürüz. Yarasalar ne yapsalar altın çörek güneşi balçıkla sıvayamazlar... ***

5 Kutlu ağaç Ceviz ağacı CEVİZ NASIL AĞAÇTIR; NERELERDE YETİŞİR. Ceviz geliri bol, bakımı az, emeği yok, ölüsü, dirisi para bir ağaçtır. Ceviz; deniz, dere ağızlarında kumsal, sulak topraklarda dal budak, kök, paçal salarak yetiştiği gibi denizden üç bin ayak yüksek dağlarda, tepelerde, dağ eteklerinde, bucaklarda, yamaçlarda, kır, kıraç yerlerde dahi yetişir. Uzun sözün kısası: Bu uğurlu ve kârlı ağaç; yer, toprak seçmez meyvalı bir ağaçtır. CEVİZ İÇECEĞİ SUYU NEREDEN ALIR? Ceviz yurdumuzun neresine dikilse yaygın köklerini, saç gibi paçallarını toprakların derinliklerine salar. Eme eme suları gövdelerine dallarına verir. Boy atar, büyür, dallana dallana göklere kadar yükselir ağaçtır. CEVİZ ET TOPRAKLARIN NESİDİR? Bu uğurlu ağaç; kayar, uçar, göçer toprakların ölümü yok birer çivisir çürümek bilmez birer kazığıdır. Demek istediğim budur: Ceviz ağacı yağmurlardan, sellerden tufanlardan; kayacak, göçecek yarlar, uçurumlar açılacak yaradılışta et toprakları perkiştirir ve bu gibi yerlerde örme duvarların, desteklerin, kayaların göregeldikleri işleri görürler. CEVİZLER GÜNEŞE, YAĞMURLARA KARŞI BİRER SAÇAKTIR Ceviz ağaçları kızgın güneşlere ve bardaktan dökülür gibi yağan yağmurlara karşı şemsiyelerin, çadırların işlerini görürler. CEVİZİN BOYU BOSU Yıldızlarla öpüşmeğe kalkışan, göklerle boy ölçüşen cevizlerin gövdelerinde, doruklarında, dallarında, sürgünlerinde, filizlerinde, zümrüt gibi yemyeşil yapraklarındaki güzelliği, süsü başka ağaçlarda pek güç görürsünüz. CEVİZİN YAPRAKLARINDA ANA KOKUSU VAR DİYENLER DE VARDIR Benim gibi anasını gelmez yola koyanlar, kara topraklara gömenler, ana kokusunu, gül güzelim koygun kokuyu cevizin yapraklarında koklayabilirler. Meleklerin kucaklarında uykuya varan anacığım bana: «Oğlum; beni özlersen, cevizin yapraklarını oğuştur, kokla, ana kokusunu cevizin yapraklarında bulursun» demişti.

6 Bu gün yine sesleri, ruhları göklerde uçuşan annelerimize, ninelerimize yüz binlerce selâm!.. CEVİZ AĞACININ VERİMİ Ormanlarda biten, yetişen bütün ağaçların direk, kereste ve tahtası çarşı, pazarda yediyüz seksen okka (metre mikâp) hesabile satılır. Cevizin tomruğu, tahtası ise arpa, buğday gibi okka işi satılır. Cevizlerde belirip yıllana yıllana büyüyen urlar, kursaklar gümüşle tartısı tartısına satılır CEVİZİN GÖVDE VE KURSAĞINDA BELİREN RESİMLER Cevizin urlarında cihanda anılan, parmakla gösterilen, ressamların baktıkça baka kaldıkları, parmaklarını ısırdıkları, dönüp dönüp de göz diktikleri resimler görürsünüz. Bir bakıma göre; Ceviz ağacı, gövdesinde biten kursağı, düzeni yerinde, yolunda bir fotoğraf makinasıdır. CEVİZ, GÜRGEN MASALARI Eli işe pişkin, ustalar ustası bir marangozun mağazasında gürgen tahtasından yapılmış, işlenmiş bir masa günümüzün parasile yüz liraya satılırsa; boyu, eni, çapı, işi bir ceviz masa beş yüz liraya satılır. Halep uzak ise arşın buradadır; denemek, sınamak elimizdedir. CEVİZLERİ KEMİRİP BİTİREN MİKROPLAR Bu yaz ceviz mikrobu, açıkgöz birisi İstanbul vakıflar müdürlüğüne gider; vakıflar idaresine: «Sizin Kuzguncuktaki vakıf arsada bir dip ceviziniz vardır; bana satarsanız yirmi beş lira veririm» der. Vakıflar idaresi de verimkâr olur. Ertesi gün ceviz mikroplarından başka birisi daha gelip o cevize elli lira vereceğini söyleyince vakıflar idaresi ayılır, gözü açılır, kendine gelerek işi artırmaya bırakır. Bunun üzerine kütükçüler karşılaşır; birisi: «benden on lira daha» der. Kızışırlar; artır ha artır; uzatmıyalım, dörtyüz yetmiş beş liraya birisinin üzerinde kalır. O da cevizi alır ve cevizin değerini eyi bilen bir avrupalıya satar. CEVİZ, KÂRI ÇOK BİR AĞAÇTIR Bu alım ve satıma göre, tek bir ceviz ağacı yüz senede bir bir üstüne en azdan ellişer okka hesabile beş bin okka ceviz verdikten sonra, sınırımızın dışından, ötesinden vatanımıza göğdesi de beş yüz lira para koymuş oluyor. Bu kısa hesaba ve şu alım satıma -gözümüze gözlük takıp- bakacak olursak, ceviz dikmenin, cevizi çoğaltmanın, ekilmeyen, dikilmeyen çalılıkları, pırnallıkları söküp cevizlik yapmanın; ülkemiz için ne kadar kârlı olacağını bulmak ve anlamakta güçlük çekilmez. Dahası var:

7 Cevizin kerestelik gövdesi satıldıktan sonra geriye kalan yonga, kabuk, dallarından da bir ev için bir kışlık odun çıkar. CEVİZ YAPRAKLARINA LOKMAN DİYENLER DE VAR Hekimlerin, kimyagerlerin bu sözüme ne diyeceklerini bilmem amma köy, oba hekimleri cevizin yapraklarını, şurubunu bir takım hastalıklara ilâç olarak kullanırlar. Köylerde, cevizin yapraklarına Lokman diyenleri de kulağımla işittim. Ceviz yaprakları, kabukları boya işlerinde kullanıldığı gibi güzün yere dökülen yapraklarıda ot ve saman yerini tutar. CEVİZ KAÇ SENE YAŞAR Ceviz, zeytin, çınar ağaçları Adem babamız, Nuh atamız gibi bin yıl yaşar, kocama nedir bilmez bir ağaçtır. ( Elim dilim yeterse zeytin ağacını da ballandıra ballandıra yazacağım) Cevizin kerestesi toprak altında, su içinde durmakla çürüyecek yerde dura dura sıkışır, sertleşir, abanoz kesilir; demire, çeliğe, mermere meydan okur. Eyi ceviz yetiştiren köylere gidiniz; kalın gövdelerini üç kişinin kucaklayamayacağı ceviz ağaçları dallarını, köklerini sağa, sola, yerlere, salmış, bir dönüm yeri kaplamış bir şekilde görünürler. Köyün Zaro ağalarına, yüz yıl yaşamış erkeklerine, kadınlarına sorunuz «İçinizde bu cevizin dikildiğini bilen varmı» diyiniz; diyecekleri budur: «Biz değil; dedelerimiz, ninelerimiz de bu cevizi böylece gördüklerini söylerler.» BUĞDAY EKİLİRSE BİR DÖNÜM TARLANIN GELİRİ Bir dönüm tarlaya yirmi okka buğday ekilir. Geniş tutar, senesi de uyarsa bir okkası sekiz okka buğday verir. Yere attığımız yirmi okkayı ayırdıktan sonra bir dönüm tarladan anbarımıza yüz kırk okka buğday koymuş olacağız. Tahıl pazarında okkası sekiz kuruştan satabilirsek bir dönüm tarladan bin yüz yirmi kuruş para elimize geçmiş olur. BİR DÖNÜM TARLAYA GEÇEN EMEK VE HARCANAN PARA Adam peşinde bir çift öküzün gündeliğini aşağı yukarı yüz elli kuruştan tutarsak ve bir dönüm tarlanın ancak bir günde sürütebilip nadas edileceğine ve bir günde dahi tohum saçılıp sürgü çekileceğine göre, bir dönüm tarla (300) kuruşa ekilmiş olacaktır. Irgat gündeliğini (80) kuruştan tutarsak, iki Irgadın bir dönüm tarlayı bir günde biçip demet yapabileceğine göre; bir dönüm tarlanın demetleri ancak yüz altmış kuruşa harman kaşına gelmiş olacaktır. Bir dönüm tarlanın buğdayı bir ırgat ve bir çift öküzle harman edilerek başarılacağına göre (230) kuruş daha harcamış olacağız. Buna «atadan kalma rençberlik» derler.

8 Bu hesaba göre bir dönüm tarlanın getirebileceği (1120) kuruş için (690) kuruş harcamış olduğumuza bakılırsa bir dönüm tarladan (430) kuruş kazanmış oluyoruz. Ya -Tanrı korusun- vaktinde yağmur yağmaz veya sam yeli eser de bunca emekler, ümitler boşa giderse?. Öksüz çocuklar gibi rençperin iki eli böğründe kalır. Yukarıdan aşağı bu hesabı sürmek ve süzmekle köylünün, rençperin neden belini doğrultamadığını, yamalı şalvardan niçin kurtulmadığını kolayca öğrenmiş olacağız. Bu gün benim dilime doladığım, ele aldığım, önüme gelene söylediğim cevizdir. Daha eyi düşünen, çöpü minare gösteren, kaleminden kan damlayanlar da zeytini, üzümü, elma armudu, portakal, dutu, bilmem daha hangilerini ve bunların gelirini arpa, buğdayla karşılaştırarak yazsınlar. Bunlardan topraklarımıza hangilerinin daha elverişli ve geliri çok olduklarını güneş, tabak gibi gözlerin önüne koysunlar. Karanlıkta kalan, gidecekleri yolları göremeyen köylülerimizle; ellerile, kollarile, omuzlarile çalışan, buram buram ter döken ırgatların önlerim aydınlatsınlar ve onları uykudan oyarsınlar. KÖYLÜ AKAR SUYA BENZER Bunlara öğretmek, yol göstermek, önlerini açmak, işimizle, gidişimizle örnek olmak, altına imzamızı koyduğumuz senetli borçtan daha büyük ve ağır bir borçtur. ALİMLER BU BORÇTAN KENDİLERİNİ NASIL KURTARABİLİR- LER? İnsanlar alimler bu sıyrılması güç borçtan yakalarını ancak ve ancak cenaze arabasına veya dört kişinin omzuna bindikleri gün kurtarabilirler. Gece gündüz demeksizin başımız beynimizle, elimiz dilimizle, durmadan dinlenmeden söyler, bütün varlığımızla çabalar çalışırsak, bu yorucu ve üzücü borcumuzu biraz yüngülletmiş oluruz. Daha söyleyeyim mi? Zenginler için düşkünlere, kötrümlere, körlere, öksüzlere sadaka vermek, işsizlere iş bulmak, el takmak, kol kanat olmak nasıl bir borç ise; ilerisini gerisini görmiyen, sağını solunu birbirinden ayıramayan [ bunlar gecenin zifiri karanlığında çamurlara saplanarak ölüm korkusu, can kaygusu ile «amanın yetişin!» diye haykıran, göz yaşları döken kimselere benzerler] zavallıları korumak, kurtarmak, önlerini açmak, aydınlatmak ta kitaplar okuyan bilgiçlerin altından kalkılmaz bir vicdan borcudur. Bu vicdan borcunu yolile, düzenile gününde yapmayan, ödemeyen âlimler tıpkı yapraksız, meyvasız kuru ağaca benzerler. Birde bu gibi suçlu günahkârlar gözü var görmez, kulağı var işitmez, dili var söylemez, yüreği var sızlamaz, taştan, tuncdan yapılmış ve oyulmuş insana benzer birer heykeldirler.

9 BİR DÖNÜM TARLAYA KAÇ DİP CEVİZ SIĞAR Bir dip ceviz iki yüz arşın yer kaplar Bu hesaba göre bir dönüm tarlaya sekiz dip ceviz dikilebilir. Cevizlik evi bakılır, [sığır, sıpa, davar ağzından, ayağından korunursa] (cep çevre avlu, çeper çekmek, hendek kazmakla korunabilir) sekiz yaşına giren ceviz fidanı meyva vermeğe başlar. On yaşına giren cevizden, en az yarım okka ceviz iner. Senede yarımşar, birer okka artırarak üstüne koyarsa yirmi beş yaşında bir ceviz ağacı on beş okka ceviz verir. Bir cevizden on beş okka ceviz inerse; bir dönüm tarlaya diktiğimiz sekiz dip cevizden yüz yirmi okka ceviz ambarımıza girer. Azdan tutalım; okkasını on beşer kuruşa satsak elimize bin sekiz yüz kuruş geçer. Yaşı ilerledikçe meyvası artan ceviz ağacı, elli yaşını bulursa, bir dip cevizden elli okka ceviz dokunur. Günümüzün parasile okkasını on beşer kuruşa satarsak, bir dip cevizden yedi yüz elli kuruş elde etmiş oluruz. Bu hesaba bakınca bir dönüm tarlaya dikilen sekiz dip cevizden altı bin kuruş kazanmış olacağız. Az yukarıda söylediğimiz gibi, yıllar geçtikçe yüz seneye kadar cevizin vergisi, mahsulünün artıp çoğalacağını da gözümüzün önünden kaçırmamalıyız. CEVİZİ DEVŞİRİP TOPLAMA PARASI Bir dönüm tarlaya dikilen cevizin tek bir gündelikle dalından dokunup toplanacağına ve anbara dahi gireceğine göre harcanacak para hesaba girmiyecek kadar azdır. CEVİZİN ARPA, BUĞDAYDAN FARKI Çiy, yağmurdan hoşlanmakla beraber ceviz kökleri, toprağın derin ve engin yerlerinden suları sorup gövdesine, ta tepesinde bulunan dallarına verebildiğine göre; sürekli kuraktan mısır, arpa, buğday kadar sıkılmaz yine cevizini verir. Üç, beş senede bir rençperin ektiği tarladan buğday değil saman dahi alamadığını görüyoruz. UZUN SÖZÜN KISASI Bir dönüm tarlada ekilen buğdayın gelirile harcanan para ve emekleri, bir o kadar tarlada dikilen sekiz dip cevizin gelirini ayrı gayrı rakkamlarla ap açık gösterdim. Ayna gibi göz önüne koydum. Öyle ise gözümüzü fal taşı gibi açalım, günümüzü boş geçirmiyelim, Ceviz dikelim. Delikanlı, delikanlı! gençlik bir devlet kuşudur. Eyi tut, elinden kaçmasın; sonra benim gibi çok yanlarını döğersin saç, sakalını yolarsın amma para etmez. Delikanlı, delikanlı! dünyada altmış sene daha yaşaycağına göre; bu günün işini yarına koma, kendine gel, ayıl, uyan da otuz dönüm tarlandan hiç olmazsa bir dönümüne sekiz dip ceviz dik. Yirmi beş sene sonra cevizleri toplarken beni ana ana, durağı cennet olsun diyeceksin.

10 Delikanlı, delikanlı! inandın ve uyandisen bu günden on iki dönüm tarlanı ayırıp yüz dip ceviz dik. On sene bakar korursan (on sene içinde fidanlar yükselecek sığır, sıpa» ayak ve ağzından kurtulmuş olacaktır.) Otuz sene sonra yaşını başını aldığın ve el ayaktan düşdüğün günlerde ocak başında bir bey gibi oturduğun yerde, eline bu günkü paramızla yukarıda verdiğim hesaba göre yedi yüz elli lira geçecektir. Böyle olunca: ne oğlunuza ne kızınıza ve nede komşunuza yük olmayacaksınız ve bu cevizler sizi besliyecek. Üstesine; değil yalnız oğullarınıza torunlarınızın torunlarına da ölmez, ay yıl geçtikçe, iradı artar bir miras bırakmış olacaksınız. Bununla kalmıyacaksınız, ana vatana hayırlı ve uğurlu bir oğul olacaksınız. Dahası var: dünyada ölmez bir ad bırakacaksınız. KOYĞUN ÖĞÜT Özü sözü doğru, kahraman köylüler; delikanlılar, hanım kızlar! geliniz toplaşalım, baş başa verelim el birliği, söz birliği yapalım kötürümler, körler gibi oturmayalım; ayaklanalım, kendimize gelelim bu günden işe başlayalım, Şubat ayında ceviz fidanı yetiştirmeğe başlayalım. İkişer dönüm, hiç olmazsa birer dönüm tarlamızı ayıralım; sekizer dip ceviz dikelim bakalım ve koruyalım. EV BAŞINA SEKİZER DİP CEVİZ DİKERSEK NE KADAR CEVİZ DİKMİŞ OLURUZ? Baldan, kaymaktan tatlı geniş vatanımızda aşağı yukarı yedişer nüfustan iki milyon evimiz vardır. Bir senede bir milyon evi sekizer dip ceviz dikerse sekiz milyon ceviz dikilmiş olur. Bir dip ceviz elli sene sonra yedi yüz elli kuruş getirdiğine göre, sekiz milyon ceviz aziz vatanımıza altmış milyon lira koymuş olacaktır. Ev başına, ikişer dönüm dikilirse, gün gelecek yurdumuza yüz yirmi milyon lira girecektir. CEVİZ BAHÇESİ; TÜRKİYENİN GÖRÜNÜŞÜ O günlerde; o düğün bayram günlerinde, Türkiye dereleri, uçurumları kayaları örtülü, neresinden bakılsa yem yeşil, bakılmağa kıyılmaz, doyulmaz bir memleket olacaktır. DENKLERLE PARA GİRECEK Vapurlar, şımendüferler; iskelelere istasyonlara yanaşacak ve cevizlerin meyvalarını, kütüklerini taşıya taşıya bitiremiyeceklerdir. O zaman denklerle paraları da memleketimize bırakacaklardır O ZAMAN GÜNEŞ ALTINDA YANMA KAVRULMA YOK O günlerde yaşayacak olan oğullarımız, torunlarımız koyu gölgelerde, yeşillikler içinde takı zaferler altında kahramanlar gibi, dolaşacaklar, cihanın seyyahları da vatanımıza dökülecekler.

11 DELİKANLILAR, HANIMLAR! TARLALARIMIZI ESİRGEMEYE- LİM; CEVİZ DİKELİM Pırnallıkları, çalılıkları söküp ceviz dikebileceğimiz! söylemiştik. Bakımsızlık yüzünden kır, kıraç kalmış; dım dızlak tepelerinin, dağlarının üstü saçsız başa dönmüş yoksul topraklarımız az olmamakla beraber, «insan tohumu» bile ekilse bitirecek ve dört bu kadar daha insan besliyecek, güzel gelişatlı pek zengin topraklarımız vardır. BAKINIZ CEVİZ FİDANI NASIL YETİŞECEK Zarzavat diktiğimiz avlu içindeki bostanın bir köşesinde; ufak, oda içi kadar yer ayrılacak; orası bel, kazma ile derince kazılacaktır. Çıkan tezekler, topaçlar eyice ezilecek; bolca, yıllanmış gübre veya fışkı ile karıştırılacaktır. Şubat ayının başında tanelerin, kabuğu ince, beyaz, içli, dolu ve yağlı cevizlerden alınır; keser sapı boyunda ara, ile eşelenen toprağın dört parmak derinliğine birer ceviz gömülecektir. Bu fidanlığa kaç ceviz gömüldü ise Nisanın sonlarına doğru o kadar ceviz fidanı biter. Fidanların aralarında ot bittikçe ayıklanacak, ara sıra çapalanacak, ortalık kurak giderse, bir kaç kerre de bolca sulanacaktır. Fidanlar, dediğim gibi eyi bakılırsa ilk sene bir arşın boy atar. Uzatmayalım; üç senede keser sapı kalınlığında, boyunuzdan uzun fidanlar yetişmiş olur. Sonra bu fidanlar güzel güzel, incitilmeden sökülür, cevizlik yapılmak istenilen tarlanın dönümüne sekizer dip dikilir, artan fidanları da ya babanızın hayrına isteyenlere verirsiniz, yahut da tanesini yirmişer kuruşa satar parasını alırsınız. Korkmayın: O gün fidanın alıcıları sakalım kadar. CEVİZ DİKİLEN BİR DÖNÜM TARLA İLE YANI BAŞINDAKİ TARLANIN KIYMETİ Senelerden beri boş duran süprüntü atılan arsa üzerine yapı, apartıman yapılmakla arsanın kıymeti bire elli, yüz arttığı gibi; bir tarlaya ceviz, zeytin, elma, armut, fındık dikilir ve mahsule yatırılırsa, tarlanın kıymeti de bire yirmi, otuz artmış olacaktır. Halep orada ise arşın buradadır: ayağınıza üşenmez; kalkar, gidersiniz, bakımı yerinde, olgun iki dönüm meyvalı bir bahçe ile bu bahçenin yanı başında toprakları bir; iki dönüm tarlaya alacaklı çıkarsınız. İşte o zaman bir peygamber kadar doğru söylediğimi anlarsınız. ÇİFTLİKLERİN TAPULARINI ELLERİNDE TUTANLAR! Bir başından öbür başına bir saatte gidilemeyen, binlerce dönüm çiftliklerin tapularını ellerinde tutan, «malım, malım» diye tirtir tepinen hanımlar, beyler! Siz yarını, uzağı görür, öyle görünürsünüz: Okur, yazar, akı, karayı seçer bey ve hanım efendilersiniz.. Gücenmezseniz biraz da size öğüt vereceğim: yol göstereceğim ( sözümü tutarsanız bu çıkmaz

12 yoldan çıkmış olacaksınız) Görüyorsunuz; cihan piyasasında arpa, buğday düştü saman kadar da para etmez, emekleri korumaz oldu; altından kalkılmaz borçlara girdiğinizi söylüyor; verginin ağırlığından sızlanıyorsunuz Belki doğrudur da! Hanımlar, beyler! geliniz biraz beni dinleyiniz; çiftliklerinizin sulak, elverişli topraklarından hiç olmazsa yüzer dönümüne ceviz zeytin, dikiniz, koruyunuz bunu yaptıktan sonra, siz gene bugünkü gibi uyuyacaksınız, gezeceksiniz. (Biraz iğneli oldu ama hoş görünüz) Günler, yıllar akıp geçecekler; birgün gelecek cevizler, zeytinler elinizden tutacaktır. Çiftliğin yüz dönüm bir parçasına dikeceğin sekiz yüz dip ceviz yirmi beş sene sonra bir cevizin altı yüz elli kuruş vereceğine göre, bir senede elinize 5200 lira gibi yemekle, harcamakla kolayca bitmez bir para geçecektir. Ceviz dikilen yüz dönüm tarlanızı yirmi beş sene sonra satacak olursanız, yirmi bin liraya sakalınız kadar alıcı bulursunuz. Hanımlar, Beyler! bakınız; bu gün yüz dönüm çıplak tarlanızı - çiftliğinizden ayırıp- satmağa kalkışsanız belki bin liraya da alıcı bulamazsınız. Yıllar, günler çarçabuk geçer; öyle ise günlerimizi devlet, hazine bilelim, ömrümüzü esneye esneye, gerine gerine geçirmiyelim; fidan yetiştirelim; tarlalarımıza ceviz dikelim. ZENGİN GIRESON Bilmem kaçıncı göbekte -durağı cennet, adı, sanı belirsiz- birisi Gireson da; kasaba ve köylerinden birisinde fındık bahçesi yapıyor, yaptırıyor. Köylü komşular fındık bahçesi yapmanın mısır, buğday ekmeden daha kârlı olduğunu görür görmez (köylünün aklı gözündedir) mısır, buğday ekmekten vaz geçiyor; fındık dikmeğe başlayorlar. Bu adı, sanı belli olmayan kimsenin ön ayak olması ile Giresonun dere, tepesi boydan boya bir fındık bahçesine dönüyor. (Bu adam Gireson için bir devlet kuşudur). Bu gün hepimiz görüyor, işidiyoruz; tek bir fındık mahsulünden Giresona aşağı yukarı oniki milyon lira gibi büyük bir para giriyor da; beride, daha geniş; havası, suyu, toprağı Gireson dan daha eyi; ve çeşidile, hesapsız fındık, ceviz, meyva yetişdirebilecek kabiliyette toprakların tapusunu ellerinde tutan Cide nin, güzel Cide nin kırk dört bin insanı parasızlıktan, hastalıktan; -daha ileri gideceğim- yoksulluktan inleyüp kıvranmaktadır. Ne olaydı da vaktile Gireson a gelen bu durağı cennet kimselerden birisi de Cide ye uğrasaydı!.. Efendiler! evet gün geçmiştir ama, fırsat elimizdedir. Gözümüzü açalım, kendimize gelelim; ekelim, dikelim, diktirelim.

13 Evet; ceviz dikmek eyi amma, yirmi beş sene beklemek ister. On sekiz yaşında bir genç, bir, iki ve ya yüz dönüm tarlasına ceviz dikse, kırk üç yaşında iken, tamam çağında; dikilen ceviz ağaçları cevizlerini, parasını vermiş olacaktır. Yaşlanan genç de az emekle devlete, nimete konacaktır. TÜRK KAHRAMANI TİMURLENK (MÜSTAZREF) ADLI BİR KİTAPTAN Timurlenk kılık kıyafeti değiştirir, asâsını eline alır; başına kavuğunu geçirir, lalası ile birlikte ülkesinde olup bitenleri gözüyle görmek, gözden geçirmek üzere yola çıkar. Kânunusanide ağızlardan sızan salyaların, burundan damlayan suların donduğu soğuk bir günde, Yeşil ırmağın kıyısında, dıvarla çevrilmiş bir meyva bahçesinin önüne gelir. Bahçede ne görse beğenirsiniz? Beli yay gibi iki kat, avurdu çökmüş, gözleri içeri göçmüş, ağzında tek dişi kalmamış, kulakları sağır, gözleri adam seçmiyen; yaylarının, sinirlerinin gevşemesi yüzünden elleri, ayakları zangır zangır titriyen bir ihtiyar!... Ne yapıyordu dersiniz?.: Elinde bir fidan, eştiği çukura dikmeğe savaşıyor... Timurlenk selamlıyor. İhtiyar aldırmıyor. İşinden başını yukarı kaldırmıyor. Ellerinin titrek olması yüzünden bir türlü fidanı doğrultup toprağı atamıyor. Yardım ederek, el birliğile fidanı dikiyorlar. Fidan dikilir dikilmez belini doğrultamayan ihtiyar boynunu büküp başını sol omuzu üzerine koyarak, gözlerini Timurlengin gözlerine dikiyor. On dakika evvel verilen selamı karşılayor. (Bakınız!. İhtiyar, fidanın dikilmesi gecikmesin diye selamı bile on dakika sonra alıyor) Timurlenk yüksek sesle: Baba!, kaç yaşındasın?- İhtiyar Yüz on beş!. Timurlenk Bu diktiğin fidan ilk meyvasını kaç senede verir?. İhtiyar Eyi bakılırsa on beş senede!.. Timurlenk Meyvasından yemek için mi dikiyorsun? ihtiyar Atalarımız diktiler, biz meyvalarını yedik. Biz dikeceğiz; oğullarımız, torunlarımız yiyecekler. İhtiyarın bu altınla taşa yazılacak sözü Timurlengin hoşuna gitti. Bu, eli öpülecek ihtiyara bin altın verdi.

14 İhtiyar, başını sol omuzuna yıkarak gözlerini göğe dikti. Gülümseyerek: Tanrım, bana karşı ne kadar cömertsin! On beş sene sonra meyva verecek olan bir fidana, diktiğim anda meyvasını verdirdin; der. Timurlenk ihtiyarın bu dillere destan olan sözünü pek beğendi, bin altın daha verdi. İhtiyar yine başını sol omuzuna yıktı: Ulu tanrım büyüklüğüne paye olmadığı gibi elinden gelmeyen iş yoktur. Bütün insanların diktikleri fidanlar senede bir, meyva verir, benim diktiğim fidan saatında iki kerre meyva verdi. Timurlenk bin altın daha verdi, lalasına: Haydi buradan uzaklaşalım, yolumuza gidelim, yoksa, bu mübarek ihtiyarla sözü biraz daha uzatırsak cebimizde para bırakmıyacak, bizi soyup soğana çevirecek. Bana öyle geliyor ki! Bu ihtiyarın sözüne akar sular bile durur, onu can kulağile dinler. Bu günde böyle saç sakalına kar düşmüş; kafası, düşünüşü, işi genç pek çok delikanlılar olduğu gibi; on sekiz yaşında ter bıyık bunak, dünyadan el ayak çekmiş ihtiyarlar da vardır. Bu gibi yürür, gezen ölüler: Ne olacak? iki günlük dünya nasıl olsa geçer, derler. Ben ne zaman ceviz dikme kaygusuna, duygusuna düştüm? Bin dokuz yüz üçte benim gibi biraz mürekkep yalamış üç beş kişi ile Ayancık a dört saat, Akveren köyünde, köyün ortasında kalın gövdesi yosunlara sarılmış bir tabur gölgelenecek kadar iri bir ceviz dibinde, yarenlik ederken özü, sözü bir, eyiliği sever, dini bütün Şükrü oğlu Hacı İbrahim bey çıka geldi. Doru atından indi, ayağa kalktık; selâmladı, geldi yanımıza oturdu, cevizin koyu gölgesinde ağacın gövde ve dallarını süzdükten sonra o durağı cennet hacı İbrahim bey anlattı: Üç sene evvel bu köye geldim. Köylü kollarını sıvamış baltalarını bilemiş, alesta; bu bakılmağa kıyılmaz, canım cevizi kesecekler! ne oluyor, cevizi neden kesiyorsunuz? dedim «cevizin gövdesini şu çorbacıya beş altına sattık» dediler. Cevizden senede ne kadar mahsul indiğini sordum. «Dört kile; yüz yirmi okka» dediler. Baktım üç senede emeksiz, beş altın değerinde ceviz veren bir ağaç; içim cızladı, keseye davrandım, çıkardım, köylüye beş altını verdim, cevizi aldım. Bunun üzerine duvara ***

15 omuzunu vermiş kır bıyık çorbacı kesesine giren paranın üç altınını düşürmüş gibi kanı yüzüne sıçıradı, yüzünü ekşitti, baka kaldı. Yurdumuzun her köşesinde, her köyünde bir tane hacı İbrahim bey bulunsaydı senelerden beri durmayıp kesilen, vapurlarla aşıp giden cevizlerin belki onda ikisi korunmuş, kurtarılmış olurdı. Beyler, hanımlar, ağalar! gözünüzü açınız; kesile kesile vatanımızda hemen hemen büyük ceviz ağacı kalmadı! Ceviz mikroplarının bu sene Bitlis köylerine kadar yayıldıklarını kulağımla işittim. Ne yapsınlar?. Yakınlarda deniz kıyılarında ceviz kalmadı! Dünya, Avrupa, dere, tepe ormanları korumanın yolunu buldu da, biz kulağımızın dibinde, tapulu tarlalarımızda atalardan kalma cevizleri koruyamadık! Ceviz dikme, bu yüzden vatanımızı şenlendirme dersini bana hacı İbrahim bey verdi. Bu görüşmeden bilmem kaç sene sonra Ayancık ta köyüme geldim; on dönüm tarlama elli dip ceviz dikmek istedim, fidan bulduramadım. Arpalığımda fidan yetiştirmek üzere on okka kuru ceviz aldım; yerini hazırladım; artık dikeceğim. Köylü ne dese beğenirsiniz?. (Ceviz diken; fidan boynu kalınlığı olur olmaz ölür; cevizi karga diker!.) İşitmemezliğe vurdum, cevizi diktim, döndüm köylüye: Kuşlardan yüz seneden fazla yaşayan kargadır. Dediğiniz gibi cevizi diken ölmüş olsaydı dünya yüzünde tek karga kalmazdı. Karganın çok yaşadığına bakılırsa, ceviz diken Nuh kadar yaşayacaktır. Dedim. Efendiler! ağızdan ağıza, kulaktan kulağa akıp gelen sözler içinde içli, özlü sözler olduğu gibi, kof kovuk, zehir saçanları da vardır. Dediğim ve diktiğim on okka cevizden yedi yüzü bitti, fidan oldu. Dört yüz kadarını kırk dönüm tarlama diktim, üç yüzünü komşularıma, hısımlarıma dağıttım. Köylü kardaşlar!. Elimle diktiğim cevizlerden bir kaçı boynum değil belim kadar kalınlaştı. İşte ben karşınızda urcuk gibi dimdik, dipdiri dolaşıyorum ve diktiğim cevizler; rüzgarlar estikçe hışıldaya hışıldaya uğuldaya uğuldaya: Cevizi kargalar da diker, insanlar da diker Diyerek bizi uyarmak istiyorlar. Aynası işitir kişinin, lâfa bakılmaz!.

16 Bu geçen yirmi beş sene içinde fidanlıkta üç kere fidanlar yetişti Diktim, diktirdim. Bu Eylülde köyde idim fidanlıkta büyümekte beş yüz fidan gördüm. Şubatta onlar da, ceviz dikmek hevesinde olanlara verilecektir Durmuyorum! Bu güz amcamın oğlu Reşid e on bin ceviz dikilmek için buyruğumu verdim. Dikilecektir. CEVİZ DİKTİRMEK İÇİN TUTTUĞUM YOL Köyümde, yolda elime geçen köylüyü elinden tutup bir cevizin dibine götürür, Verdiğim sigarayı yaktırdıktan ve birazda yarenlik ettikten sonra parmağımı cevize doğrultarak sorarım: Ağa bu cevizden kaç okka ceviz iner. Köylü Dallarını süzdükten sonra, yirmi okka ceviz iner. Cevizin okkası kaçadır? Köylü On beş kuruş. On beşer kuruştan kaç kuruş tutar. Köylü (Parmaklarile hesaplayarak) üç yüz kuruş!.. Ağacın gövdesi de para eder mi?. Köylü Elbet!. Bu cevizin gölge ettiği yere kaç okka buğday ekilir? Köylü Üç okka!. Üç okka buğdaydan kaç okka buğday çıkar? Köylü Birbir üstüne yedişer okkadan yirmi bir okka. Okkası kaçadır? Köylü Beş kuruş. Yirmi bir okka buğday kaç kuruş tutar. Köylü Yüz beş kuruş. Sekiz dip ceviz kaç kuruş getirmişti. Köylü Üç yüz. Cevizin gölge ettiği yer kaç kuruş getirmişti? Köylü Yüz beş. Ağa! ne dersin; tarlaya buğday ekmek mi, ceviz dikmek mi daha vergilidir? Köylü Bu hesaba göre ceviz dikmek elbet daha kârlıdır.

17 Öyle ise sözüme kandın, inandınsa fidan yetiştirmek üzere bostanın bir köşesine, seccade kadar bir yerine, Şubatta yüz ceviz gömeceğine namusun üzerine söz veriyormusun. Köylü Veriyorum. Dedikten sonra, eline bir sigara daha tutuşturarak uzaklaşırım Bu yolda söz verenlerin hepsi dikmiş değildir. Amma sözünde duran er oğlu erlerde vardır! Bunların içinde adları kitabıma geçecek olan şunlardır: Köyümde iki yüz elli dip ceviz yetiştiren kara Ahmet oğlu molla Ali, Tansa köyünden çolak Kadir ağa, Of ta avukat Sadullah bey. Ben yirmi beş sene, dilimde tüy bitinceye kadar söyledim ve söyliyceğim de!. Arkadaşlar! bir kuyu başına gidiniz taşların bileziğine bakınız, kuyunun içine inip çıkan kova ipinin taşta oyuklar açtığını görürsünüz. İnsanların kafası taştan katı değildir. Yalnız, insanların kafasına, gönlüne girmenin yollarını, kapılarını bilmelidir. Bilirsiniz, evlere kapılarından girilin bacalarından değil!. AĞAÇLI YOLLAR Şehirlerimizi, yollarımızı, köylerimizi bezeyelim, ağaçla süsleyelim. Hanımları saç, küpe, gerdanlık, pantantif, yüzük, bilezik süslediği gibi köylerin, yolların, tepelerin, derelerin, yamaçların, ovaların süsü, bezeği de ağaçtır. Saçı dökülmüş, dım dızlak, parlak kaypak baş mı yoksa saçları gür, taranmış, maşalanmış, kolonya ile sulanmış, bezenmiş baş mı daha güzeldir?.. Sevdalı dalları, birbirine sarılmış Çaprakları, yapraklarile öpüşen çiçekleri burce, burce kokan; bülbülleri şakrayan, neresine bakılsa yem yeşil koyu gölgeye bürünmüş ağaçlı tepemi; yoksa oyuklar, yarler, uçurumlar açılmış sırıtkan, kır kıraç, dımdızlak tepemi daha güzeldir?.. Sağı, soldan; akı kardan; güzeli çirkinden pek ayıramayan bir kimseye bile sorunuz; duraklamadan, düşünmeden gür saçlı başın tüyü dökülmüş baştan; ağaçlı tepenin ağaçsız tepeden elbet daha güzel olduğunu söyleyecektir- TAKMA SAÇ Günden güne iğreti, takma saç «peruka» ustalarının türemesi dükkânlarının çoğalması., saçlı başın saçsız baştan daha güzel olduğunu gösterir.

18 ANKARA - İSTANBUL YOLU İçimizden, sık sık Ankara-İstanbul yolculuğu yapan her hangi birimize sorunuz; «bu yolun neresinden neresine kadarının gündüz, nerelerinin gece uykuda geçtiğini istersin» diyiniz. Duraklamadan, düşünmeden «İstanbul ile Bozüyük yolculuğunun aydınlıkta geçtiğini isterim» deriz. Orman içinde, koyu gölgeler altında, çağlayanlar arasında yolculuk etmek cennette dolaşmakla birdir. Böyle yerlerde, gül gülistan bahçelerde gezinmekle gövde, gönül yorulmaz!. Yorulsa yorulsa göz yorulur. «ZİNDAN» ORMANI Geçen Eylülde «Taşköprü» den Ayancık a inerken yol beni, Zindan ormanına uğrattı. Ucu bucağı yok bir orman!.. Bir başından öbür başına atla üç saatte geçebildik, Belki de dünya kurulalı dipleri gövdeleri güneş görmemiş bir orman!.. Köknardan Köknara ben diyeyim üç siz diyiniz beş adım? göklere dayanmış hesaba, sayıya sığmayan köknarlar- Ormanın loşluğunu gören, güneş tutulmuş sanır. O güzelim babayeğit Köknarların dallarında yuvalarını kuran kuşları kıskanmama, kuş olup dallarına sıçıramama bir parmak kaldı Canım orman, güzel orman, gözüm orman, gönlüm orman!. İÇ ANADOLU Bu gün çöl, çorak dımdızlak gördüğümüz İç Anadulunun şurasında burasında maden kömürü bulunduğuna, görüldüğüne bakılırsa İç Anadulunun da ormanlık olduğu anlaşılır. Hanımlar beyler, ağalar!.. Baltalarımızı yaş ağaçta deneyüp sınamayalım; ağacı sevelim dikelim, canımız, gözümüz gibi koruyalım, baknız atalarınız ne demişler? «Yaş kesenle baş kesen ikisi birdir», AĞACA BAKMAK MI, ÇOCUĞA BAKMAK MI KOLAYDIR? Kim ne derse desin, benim kulağıma girmez. Ağacı dikmek, korumak bakmak çocuğa bakmadan çocuğu koruyup okutmaktan bin kere daha kolaydır. Öyle ise bir ana, bir baba; beş on çocuğa bakıyor, onları koruyor, okutuyor da bostanında, tarlasında yemişli yemişsiz senede beş ağaç dikip koruyamaz mı? Elbet dikebilir koruyabilir!.. Hanım kızlar, delikanlılar! Tükenmez hazine demek olan günlerinizi esneye, esneye; gerine gerine geçirmeyiniz» yemişli, yemişsiz ağaç dikiniz, sulayınız!.. EV BAŞINA SENEDE BEŞ AĞAÇ DİKİLİRSE Vatanımızda ocağı tüter iki milyon ev bulunduğuna göre el ele verir, özümüzü sözümüzü birleştirir de her ev senede beş ağaç diker, bakarsa

19 on senede elli milyon ağaç yetiştirmiş oluruz. İşte o zaman köylerimiz, şehirleriniz cennete döner. EDİRNE FİDANLIĞI Çeşitlerile yüz binlerle fidanı tohumdan yetiştiren fidanlıklardan biri güzelim Edirne dedir. Üç beş sene içinde bu fidanlık vagonlar dolusu fidanları şehirlerimize, köylerimize göndermiştir. Aldıkları para tren ücretidir. Tohumunu atan, dikip aşılıyanların elleri ağrı, acı görmesin. RİZE FİDANLIĞI İşittiğime göre Rize fidanlığı da görülecek bir fidanlıkmış, Bu fidanlıkta limon, portakal, mandalina, bambo fidanlarile çay fideleri hazırlanıp Rize köylerine, şehirlerine dağıtılmaktadır. Rizeliler, deniz, dere ağızlarında yamaçlarda çoğalan, kerestesi, tahtası para etmeyen, işe yaramayan kızıl ağaçlarını söktüler yerlerine mandalina, limon, portakal diktiler. RİZELİLER İşini bilir, yarını, uzağı iyi gören Rizeliler fidanları kapışıyorlar, kızıl ağaçlarını söküp söküp bahçeler yapıyorlar. Bu tutuma göre on on beş sene sonra bu bahçeler Rizeyi para yağmuruna tutacak ve Rizelileri gurbet kahrından kurtaracaktır. Rizeye de Gireson gibi on on beş milyon lira gireceği gibi cihan harbinin kazanç kapılarını kapaması yüzünden çekmekte oldukları sıkıntıları üzüntüleri Rizeliler unutacaklardır. Rizeliler, çalışkan, Rizeliler geceyi gündüze katarak çalışmanın yolunu bilirler. Çocuklarını baktıkları gibi bahçelerine de bakabilirler. O günlerde Rize valisi: Yüksek Meclisten çıkan kanunu eline alarak fidanlığın yerini, fidanlarını fidelerini tohumlarını hazırlayan, çalışmanın, çalıştırmanın çaresini bulan; beş kuruşla on kuruşluk iş görmenin yolunu bulan şap vermesini, şeker vermesini iyi bilen valilerimizden Hurşit beyi de öğmekten anmaktan geçemedim. Limonlar, portakallar üreyip türedikçe ikide bir Hurşit beyin adı dillere dolanarak söylenecektir. GÖZTEPE FİDANLIĞI Hurşit bey Yurdumuzun bağcılarına yüz binlerce çubuk, fidan yetştiren Göztepe fidanlığı ve yaz kış onun başından ayrılmadan seve seve çalışan müdürü Burhanettin beyi de söylemeden geçemedim. Birde; günden güne güzelleşen, yıllar geçtikçe değişen, obir şehirlerimizi kıskandıran, Ankara mıza çok fidan yetiştirip yollayan Büyük de-

20 rede Bağçe köyünde düzen verilmiş, eyi bakılmış Belgrat orman fidanlığı vardır. Bence bu bağçeye çok emeği geçen, çocuğu gibi bakıp büyüten durağı cennet, mektep müdürü Mazhar bey de dillerde gönüllerde yaşamanın yolunu bulmuştur. Gençler! Nuh kadar yaşamak, ölmemek istermisiniz? Ceviz, zeytin dikiniz. Soruştura soruştura bulup ektiğiniz tohumlar, diktiğiniz fidanlar, onların tohumları, ağaçları dünyada durdukça, meyvalarını verdikçe adınız anılacak, yaşayacaksınız!. Balık bilmese halik bilir! Gençler! öldükten sonra yaşamanın bir yolu da işte budur. MEKTUP Vergiyi yağdan kıl çeker gibi alan tahsildara. Vatanın taşına, toprağına çözülmez bağlarla bağlı jandarmaya; Birde, ormanın dikenli çalısını bile gözü gibi koruyan orman bekçisine açık mektup. «ÖĞÜT» Gözünü aç oğlum, can kulağile dinle! damla damla, göl olur anla!.. El ağzından kulağına gelen yalan olabilir» ana baba sözü ağızdan değil yürekten gelir» bilirsin!. Seni candan seven, eyliğini istiyen ana babandır; başın ağrısa, ayağına diken batsa koşacak, başına gelecek, içlenecek» kan ağlayacak ana babandır. Oğlum!, yaşda başda ben senin baban belkide deden yerindeyim. Ben senin sevilmeni eylikle anılmanı yüzde, gözde kalmanı isterim. Verilen buyruğu, sana verilen işi yolu düzeni ile başarmanı beklerim «Seni doğuran ana bin yaşasın» dedirtmeni, dilden, gözden düşmemeni hep alkışlanmanı isterim Oğlum!. İncel, süzül, göze, gönle girmenin yoluna bak. Öfke ile kalkan ziyanla oturur. Öfke; kanı tepeye sıçıratır, insanı uçuruma, mezara sürükler. Özü, sözü bir, bal dudak ol; kendini tut, gönül yıkma. Gönül yıkmakla kâbeyi yıkmak ikisi birdir. Bilirsin yıkmak kolaydır, yapmak güçtür Bak!. Elli kişi ile altı ayda yapılan bir köşk on beş kişi ile üç günde yıkılıyor. Öyle ise yapıcı, onarıcı ol; yıkıcı olma!. Ulu Gazi okuma yazmayı yağ, bal yemekten daha kolaylaştırdı. Çal çene geveze olup günlerini dedi kodu ile geçirme; kış yaz deme, gece gündüz deme boyuna oku yaz!. Bu sözüme belki:

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

MART AYINDA ÖĞRENDİĞİM DİL GELİŞİM ÇALIŞMALARI

MART AYINDA ÖĞRENDİĞİM DİL GELİŞİM ÇALIŞMALARI 1 MART AYINDA ÖĞRENDİĞİM DİL GELİŞİM ÇALIŞMALARI ŞARKILAR ÇANAKKALE MARŞI Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı, Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı. Of Gençliğim Eyvah. Çanakkale içinde vurdular beni. Ölmeden mezara

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

timasokul.com / bilgi@timasokul.com

timasokul.com / bilgi@timasokul.com OKUMAYI SEViYORUM DiZiSi zç Yayın Yönetmeni Savaş Özdemir Hazırlayan Reşhat Yıldız Kapak Tasarım M. Aslıhan Özçelik Grafik Tasarım M. Aslıhan Özçelik Esra Bayar Resimler shutterstock.com Sevengül Sönmez

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık

Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık bakla bardak balkon ebe Ebru tebrik bebek Sibel Belma

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır? İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI Mevsimler Geçtikçe Doğadaki Canlıların Yaşam Biçimleri de Değişir Konusu İle İlgili Neler Biliyoruz? Ece S. : Yaz mevsimi olunca hayvanlar daha da heyecanlanır.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY (Artık Perili Malikâne değil, Bay Postacı he he) İçinde büyük masa olan ofis Anneciğim ve Babacığım, Lütfen lütfen LÜTFEEEN Kasvetköy e gelip

Detaylı

İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI

İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI Ekim İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI AY GÜN SÜRE/dk KAZANIMLAR KONU / Yapılacak Çalışma Yazma Kurallarını Uygulama: e sesini öğreniyorum. 1. Yazmaya hazırlık

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

Bilmem daha önce adını duymuģ muydunuz : Dr. DerviĢ Özer, hem tıp doktoru, hem de heykeltıraģ Hikayesi de Ģöyle (Google dan alıntıdır):

Bilmem daha önce adını duymuģ muydunuz : Dr. DerviĢ Özer, hem tıp doktoru, hem de heykeltıraģ Hikayesi de Ģöyle (Google dan alıntıdır): Değerli Dostlar, Sizlere, karlı ve güzel kıģ manzaraları çekmek için yola çıkmıģtım. Mola vermek için uğradığım Kızılcahamam dan ileriye gidemedim. Nedenini bu resimlerde göreceksiniz Bir kasabanın, basit

Detaylı

OKUMA YAZMA TEKRAR KİTABI Hüseyin YEŞİLOT Uzm. Sınıf Öğretmeni ER Anne o er. Anne ere et al. On tane nar al. İri iri nar al. Anne ere et al, nar al. OLTA Ela, on olta al. Onat ile olta at. Ali, telli olta

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

TIRTIL DAİRE BEDENİM. Görmek için gözlerim,(gözler gösterilir.) İşitmek için kulaklarım var, (kulaklar gösterilir.)

TIRTIL DAİRE BEDENİM. Görmek için gözlerim,(gözler gösterilir.) İşitmek için kulaklarım var, (kulaklar gösterilir.) Çocukların güne, gün içerisindeki etkinliklere hazırlamalarını sağlamak için serbest zaman etkinliklerine yer verildi. Serbest zaman etkinlikleri çocuğun yaratıcılığını geliştirme, kendisini ifade etmesini

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÖYKÜ NÜN GÜNLÜĞÜ GÜNLÜĞÜM

ÖYKÜ NÜN GÜNLÜĞÜ GÜNLÜĞÜM ÖYKÜ NÜN GÜNLÜĞÜ Merhaba arkadaşlar, adım Öykü ilköğretim 2. sınıf öğrecisiyim. Gün içinde düşüncelerimi, duygularımı, hissettiklerimi yazdığım bir günlük defterim var. Günlük defterime bugün not aldığım,

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Çelikle Çay Üretimi. Ayhan Haznedar -Ziraat Mühendisi

Çelikle Çay Üretimi. Ayhan Haznedar -Ziraat Mühendisi Çelikle Çay Üretimi Ayhan Haznedar -Ziraat Mühendisi Nitelikleri, kalitesi ve diğer özellikleri belirlenen çay klonlarının hızlı, yoğun ve ucuz bir şekilde üretilmesi için en uygun yöntemdir. Çelik alınacak

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? SERBEST ZAMAN Çocuklara sporun önemi anlattık ve her sabah spor yaptık. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmenenimizin rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf

Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf Yrd. Doç. Dr. Özgül Polat Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf 11 Adım ve Soyadım Eşleştirme yapalım. A Cümlelerin ilk harflerinin her zaman büyük olması gerektiğini biliyor muydunuz? e T t E l e E L L

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir kasabada, bir meyve ağacı varmış. Bu ağaç çok lezzetli meyveler verirmiş. Meyveler o

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Birlik Parkı. Tahir AKYÜREK. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı

Birlik Parkı. Tahir AKYÜREK. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Birlik Parkı Birlik Parkı Değerli hemşehrilerim, Çiçek Gibi Bir Konya sloganıyla Konya genelinde yaptığımız yeşil alan çalışmalarımız kapsamında 2005 yılında hizmete sunduğumuz Birlik Parkı, kısa sürede

Detaylı

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır.

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır. Yönler ve Yön Bulma Nerede olduğumuzu anlatmak, bir yeri bulmak veya bulunduğu yeri tarif edebilmek için yönleri kullanırız. Yön, belli bir noktaya göre, bir yerin bulunduğu taraftır. Evimizin, okulumuzun,

Detaylı

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE 1. SINIF TÜRKÇE Bu kitabın bütün hakları Hacer KÜÇÜKAYDIN a aittir. Yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 2015 YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU ZÜRAFALAR SINIFI MAYIS AYI GAZETESİ

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU ZÜRAFALAR SINIFI MAYIS AYI GAZETESİ ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU ZÜRAFALAR SINIFI MAYIS AYI GAZETESİ KAVRAMLAR Renk: Siyah, beyaz, gri Zıt: Alt- Üst, Hızlı Yavaş, Düz- Eğri, Başlangıç Bitiş, Ters Düz,

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

ORMANCILIĞIMIZ (TOHUM-FİDAN-AĞAÇLANDIRMA)

ORMANCILIĞIMIZ (TOHUM-FİDAN-AĞAÇLANDIRMA) ORMANCILIĞIMIZ (TOHUM-FİDAN-AĞAÇLANDIRMA) Prof. Dr. İbrahim TURNA Orman Nedir? Orman, sadece ağaç ve ağaççık toplulukları değildir. Orman canlı ve büyük bir sistemdir. Bu sistem; ağaçlar, çalılar, otlar,

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri. Sohbetler

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri. Sohbetler Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *19-22 Nisan Dünya Kitap Günü hakkında sohbet ediyoruz. *Kitap nedir? *Kitap ne işe yarar? Faydaları nelerdir? *23 Nisan tarihi

Detaylı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Dil: Türkçe Seviye: A1/A2 1. Günaydın, benim adım Lavin, soyadım Çeşme. (a) Günaydın ben adım Lavin, soyadım Çeşme. Günaydın benim ad Lavin, soyad Çeşme. 2. Ben doktorum,

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 15 ARALIK PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle,

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı