Bir Sahne Uygulaması Daha

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bir Sahne Uygulaması Daha"

Transkript

1

2 Bir Sahne Uygulaması Daha Değerli seyircilerimiz, Sahne Sanatları Bölümümüz Sahne Uygulaması dersi kapsamasında hazırlanan yeni oyunuyla sizleri selamlıyor. C. Marlowe un Faustus eserinden uyarlanarak yeniden düzenlenen Faustus Öldü oyununun içerdiği Dramaturgi, Oyunculuk, Sahne Tasarımı ve Reji problemlerini aşmak için geceli gündüzlü yoğun bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkan bu yapımı sizlerin de beğeneceğinizi umuyoruz. 1976/ 1977 ders yılında eğitim ve öğretim çalışmalarına başlayan Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümümüz 1978 den bu yana her yıl Sahne Uygulaması çalışmalarının yeni ürünlerini seyircileriyle paylaşmaktadır. Sahne uygularımız kuramsal derslerde kendi özgün çalışmalarına dönen üç ana sanat dalımız aynı uygulama projesi kapsamında emeklerini birleştirdikleri; haftalık ders saati sınırlarını aşmak zorunda olan geceli gündüzlü pratik çalışmalar kapsamında yürütülen provalarla bu düzeye ulaşmaya çalışmaktadır. Bugün ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerindeki başarılarıyla göğsümüzü kabartmakta olan pek çok sahne sanatçısı profesyonel yaşamlarındaki ilk adımları bu uygulamalar kapsamındaki çalışmalarda attılar. Seyircinin sıcak nefesiyle ilk kez bu çalışmalarda karşılaştılar. Sahne Uygulamalarımız yeni yüzler ve yeni emeklerle yoluna devam ediyor. Devam edecek Başarıya, hak edilmiş bir alkışa giden yol bu emeği gerektiriyor. Çünkü sanat her zaman daha iyisini, daha yücesini istiyor. Çünkü Leonarda da Vinci nin sık sık tekrarladığımız deyişinde vurguladığı gibi: Ars Longa Vita Brevis (Sanat uzun, yaşam kısa) Prof. Dr. Murat TUNCAY Sahne Sanatları Bölüm Başkanı SAHNE SANATLARI BÖLÜMÜNÜN SAHNELEDİĞİ OYUNLAR 1979-KIRIK TESTİ (HEINRICH VON KLEIST) 1980-SERSEM KOCANIN KURNAZ KARISI (HALDUN TANER) OCAK (TURGUT ÖZAKMAN) 1981-HEPSİ OĞULLARIMDI (ARTHUR MILLER) /BİRAZ DAHA IŞIK (ÖNDER PAKER) 1982-BİR ALMAN MASALI (KARL ZUCKMAYER) 1983-LÜTFEN DOKUNMAYIN (HALDUN TANER) 1984-MİDASIN KULAKLARI (GÜNGÖR DİLMEN) 1985-RESİMLİ OSMANLI TARİHİ (TURGUT ÖZAKMAN) 1986-AT (GYULA HAY) /AY IŞIĞINDA ŞAMATA (HALDUN TANER) 1987-LYSISTRATA (ARISTOPHANES) 1988-SHAKESPEARE İN GECELER VE GÜNDÜZLER İ (WILLIAM SHAKESPEARE) 1989-FEHİM PAŞA KONAĞI (TURGUT ÖZAKMAN) 1990-KÜL ALTINDAKİ KOR (ANTON ÇEHOV) 1992-KANLI DÜĞÜN (FREDERICO GARCİA LORCA) 1993-BİR ALMAN MASALI (KARL ZUCKMAYER) 1994-MÜFETTİŞ (NİKOLAİ GOGOL) 1995-EŞEK ARILARI (ARISTOPHANES) 1996-MİLYONERLER ŞEHRİ NAPOLİ (EDUARDO DE FİLİPPO) / 1996-SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ (UYARLAMA-AHMET ÇAKIR) 1997-DARİSPAN IN ÇİLESİ, BELA (DAVİD KLDİAŞVİLİ) 1998-GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (HALDUN TANER) 1999-HAMLET (SHAKESPEARE) 2000-HAYVAN ÇİFTLİĞİ (GEORGE ORWELL) / 2000-AYAK TAKIMI ARASINDA (MAKSİM GORKİ) 2002-AĞIR ROMAN (UYARLAMA-HASAN KAÇAN) 2003-OYUNUN OYUNU (MİCHAEL FRAYN) 2004-III.RICHARD (WILLIAM SHAKESPEARE) 2004-CADI KAZANI (ARTUR MILLER) 2005-KAFKAS TEBEŞİR DAİRESİ (BERTOLT BRECHT) / 2005-SAVAŞ İKİNCİ PERDEDE ÇIKACAK (OLDRİCH DANEK) 2006-İNSANDAN KAÇAN (MOLIERE) 2007-KÜÇÜK ADAM NE OLDU SANA (HANS FALLADA) / 2007-YALANCI (CARLO GOLDİNİ) 2008-SAVAŞ VE BARIŞ (LEV TOLSTOY) 2009-LORCA NIN KADINLARI (FREDERİCO GARCİA LORCA) 2010-SHAKESPEARE İN GECELERİ VE GÜNDÜZLERİ (UYARLAYAN-ÖZDEMİR NUTKU) 2010-VERİMSİZLER (PETER TURRİNİ) 2011-ROBERTO ZUCCO (BERNARD-MARİE COLTES) 2011-GILGAMIŞ (ORHAN ASENA) 2012-ALTI ŞAHIS YAZARINI ARIYOR (PİRANDELLO) / 2012-KUŞLAR (ARISTOPHANES) 2013-GERGEDAN (EUGENE IONESCO) 2014-GHETTO (JOSHUA SOBOL)

3

4 DÜNYADA FAUST Nazlı Tuğcu 15. yüzyıl Almanyası nda yaşadığına inanılan Faust un, gökbilim ve felsefe eğitimi aldıktan sonra büyücülükle uğraştığı, gizemli bir şekilde öldüğü belirtilir lerde Faust Kitabı adıyla onun sözde yaşamöyküsüne dayanan bir halk romanı yayınlanarak, çeşitli dillere çevrilmiştir. Bu eserde Faust, aklı ve bilgisiyle övünen dinsiz bir bilgindir. Şeytanla sözleşme yaparak Tanrı nın sonsuz lanetine uğrar. İncil i aşağılayarak aklı ile bilgisine güvenmiş, büyücülüğe sapmış, ilahiyat eğitimindense müneccimlik ve matematik okumuştur. Mephistopheles adlı kötü ruhla anlaşarak katolikliği inkâr eder, ruhuyla bedeniyle şeytanın malı olur. Sözleşmenin on yedinci yılında, Faust un şeytana olan inancı sarsılır ve Tanrı yoluna girmek ister. Bu istek Tanrı nın ona verdiği son fırsattır. Ancak Mephistopheles, cehennem dilberleri arasından yedi güzelle Faust u oyalar. Faust bu yedi güzelin içinden Helene i seçerek ona gönülden bağlanır ve ömrünün son yılını onunla geçirir. Bu sevgiden bir de oğul dünyaya gelir. Faust un öleceği gün, öğrencilerini toplayarak onlarla vedalaşması ile roman sona erer. Başta İngiltere olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde kukla tiyatrolarında, fuarlarda gösterimi yapılan Faust öyküsü, zamanla fars niteliğinden kurtarılarak dram havasına kavuşmuş; yalın, sıradan bir halk söylencesi olmanın ötesine geçerek farklı sanat disiplinlerini cezbeden bir tema haline gelmiştir. Ünlü bir doktorun, bulunduğu konumla yetinmeyerek şeytanla antlaşma yapması her dönemde, toplumsal ve ekonomik koşullar ekseninde yeni anlamlarla donatılmış, böylelikle eski Faust efsanesi her zaman yeni ve güncel kalarak insanlığın bir simgesi durumuna gelmiştir. Rönesans döneminde Christopher Marlowe, hikâyeyi Dr. Faustus un Trajik Öyküsü adıyla tiyatroya uyarlamış, karakteri kendi kişiliği ve içinde yaşadığı İngiliz Rönesans ı açısından işlemiştir. Marlowe un Faust u, kendini doyuma eriştiremeyen dar dünyadan sıyrılarak maddi-manevi zenginlik, güzellik ve güç peşinde koşar. Dünyaya egemen olmak, evrenin tüm gizlerini çözmek, her şeyi bilmek isteyecek kadar hırslıdır. Benliğindeki iyi ve kötü güçler arasındaki savaşım sürerken Hıristiyan dininin yasakladığı büyülere yönelir, bilginin sınırlarını aşmak için şeytandan yardım ister. Marlowe un eserinin özünde bireyin kendini yaşamda tam olarak gerçekleştirmesi ile bunun olanaksızlığı arasındaki çelişki yatmaktadır. 17. yy ve 18. yy başında Faust, halk tiyatrosuna uyarlanarak fuarlarda gösterilen kukla, pantomim ve fars versiyonlarıyla karşımıza çıkmıştır. Goethe nin üzerinde uzun yıllar çalışıp ancak ölümüne yakın tamamlayabildiği Faust eseriyle birlikte, söylence yeni bir kılığa bürünerek; insanın zaaflarını irdelemiş ve Faust karakterini insanlığın evrensel bir tipi duruma getirmiştir. Goethe nin Faust unda bir bilim adamı olarak kişilik arayışı-

5 nın trajedisi görülmektedir. Aydınlanmanın insanı, dünyaya ve doğaya çıkmak, doğal yaratının kaynaklarını bulmak, yaratarak yaşamak ve dünyaya katılmak ister. Kendi sınırlarını aşmayı, uçsuz bucaksız olanaklara ve kaynaklara ulaşmayı arzular. Faust için insanın doğa ve evren hakkında bildikleri, bilmedikleri yanında hiçbir şeydir. Aradığını elde etmeye, Mephisto nun kılavuzluğunda yönelir. Goethe, öncül edebi referanslardan yola çıkarak onları model almış, ancak hikâyeyi romantik bir yaklaşımla işleyerek insanın ihtiraslarını, zaaflarını, iç çatışmalarını ve ruh halini romantik bir bakış açısıyla ön plana çıkartmıştır. 19. yüzyılda tiyatro, şiir ve düzyazının yanı sıra opera, bale, müzik, resim gibi disiplinlerce de ele alınan Faust izleğinin pek çok yeni versiyonu üretilmiştir. Romantik akımın Fransız ressamı Eugene Delacroix, Faust temalı pek çok eskiz ve tablo ortaya koymuş, Jules Perrot baleye uyarlamıştır. İlk temsili 1859 yılında Paris te yapılan Faust operası ile Charles Gounod dünya çapında tanınan bir isim haline gelirken, Richard Wagner Faust Uvertürü, Robert Schumann Goethe nin Faust undan Sahneler adlı yapıtları bestelemiş, Schubert, Liszt, Mendelssohn, Mahler, Berlioz ve Beethoven gibi pek çok müzisyen lirikler, senfoniler üretmiştir. 20. yüzyıla yaklaşırken, Faust temasından ilham alan bir diğer sanat disiplini de beyazperde olmuştur yılları arasında Avrupa da on üç, Amerika da bir tane sessiz film çekilmiştir. Gustaf Gründgens, 1932 de Berlin Devlet Tiyatrosu nda sahnelenen Faust oyununda Mephisto rolüyle büyük bir üne kavuşmuş, 1957 de oyunu hem yönetmiş hem Mephisto rolünü tekrar üstlenmiştir. Gründgens ın bu yorumu, sahnede oynandığı biçimiyle ve aynı oyuncularla filme de çekilmiştir yılları arasında Almanca yazılmış dram, roman, öykü, opera, kukla oyunu, film versiyonlarının sayısının yüze yakın olduğu, başka dillere çevrilen Faust un ve yeni Faust öykülerinin de altmıştan fazla olduğu bilinmektedir. Özellikle Almanya ile Fransa da Birinci Dünya Savaşı nın ardından yazılan öykülerde artış olmuş, Faust söyleni 20. yüzyılın acılarla dolu bir döneminin simgesel öyküsü durumuna gelmiştir yıllarında Bertolt Brecht, Goethe nin Faust yapıtının öncülü olarak kaleme aldığı Urfaust metnine prolog, epilog ve anlatıcının ağzından söylenen kimi ara kısımlar ekleyerek sahneye taşımıştır. Bir diğer ünlü Alman yönetmen Peter Stein, HYPERLINK org/wiki/hannover Hannover da düzenlenen HYPERLINK wiki/d%c3%bcnya_fuar%c4%b1 Dünya Fuarı HYPERLINK wiki/expo_2000 Expo 2000 için HYPERLINK Faust un mısradan oluşan 1. ve 2. bölümlerinin tamamını, on beş milyon Euro değerinde bir prodüksiyonla sahnelemiştir. Beyazperdenin bu izleğe ilgisi sonucu pek çok televizyon dizisi, sinema filmi ve kısa film çekilmiş, animasyon, manga ve bilgisayar oyunları kurgulanmıştır de İngiliz oyuncu/yönetmen Richard Burton, Dr. Faustus filminin yönetmenliğini üstlenerek başrolü Elizabeth Taylor la paylaşmıştır. Usta Rus yönetmen Alexandre Sokurov un imzasını taşıyan Faust filmi, 2011 yılında çekilmiş ve on dört ödülün sahibi olmuştur. Yüzyıllardır ele alınıp yorumlanan Faust a bu kısa bakıştan da anlaşıldığı üzere; tüm sanat dallarına ilham kaynağı olmuş bir izlekle karşı karşıyayız. Sanatçılar bu temanın işlenişini içinde bulundukları çağın eğilimine göre biçimlendirmiş ve anlamlandırmışlardır. Faust öyküsü evrendeki konumunu anlamaya çalışan insanın umut ve ikilemlerini yansıtan bir arketip haline gelmiştir.

6 İKİ YAZAR + İKİ FAUST + İKİ MEFİSTOFELES = İNSAN Dilek Şenman Can Ondokuzuncu yüzyılın büyük Alman şairi Heinrich Heine, Herkes bir Faust Yazmalı. demiştir. İnsan varoldukça, her çağda yepyeni bir Faust yazılabilir. Çünkü Faust ile Mephisto insan ruhunun diyalektiğidir. Kötülüğün sınırı yoktur. Oysa iyilik, bir sınır içindedir; çünkü iyiliği, ancak yıkıcı güçlerin üzerine yükselmiş olan olgun insan ruhu yapabilir. Christopher Marlowe un Doktor Faustus u 16. yüzyılın bireycilik anlayışında tutkularının esiri olan trajik bir kahramanın öyküsüdür. Hikâyesini halk destanından alan oyunda Marlowe, Faustus u, hem kendi kişiliği, hem de içinde yaşadığı İngiliz Rönesans ı açısından görmüştür. Antik dünyanın insan zekâsının olağanüstülüğünü gösteren yapıtları, denizleri aşarak yeni ülkeler bulan İngiliz gemicilerinin yürekliliği, o zamana kadar erişilemeyen şeylerin artık elde edilebileceğini müjdelemektedir. Bu başarılar karşısında değildir. Ama Marlowe, Doktor Faustus un Trajik Öyküsü nde ona değişik bir karakter kazandırır. Mefistofeles, Faustus un sahip çıkamadığı nefsidir. Doktor Faust a göre insanın tanrısı, kendi nefsidir. Yirmi dört yıl içerisinde ona bu trajik yolda arkadaşlık edendir. Johann Wolfgang Von Goethe nin Faust adlı eseri onun hayatı boyunca kaleme aldığı halk efsanesinden yola çıkarak, evrensel boyutlara taşıdığı eseridir. Faust Goethe nin gizli otoportresidir. Faust, tıpkı Goethe nin kendisi gibi gerçeğin arayıcısıdır. Goethe Faust tur, Faust da Goethe, benzetmesi pek de yanlış bir değerlendirme olmaz. Goethe bu eserine bütün hayatı boyunca içinde biriken ve kafasında yer eden şeylerin tümünü dökmüştür. İnsanın kendi kendisiyle çatışması, Tanrıyla ilişkisi, insanın doğa içindeki işlevi, insanın toplumla ilişkileri, insan gücünün sınırları / sınırsızlığı, hayat sorunlarının çözümü temaları bu eserin çatısını oluşturur. Eserde gerçek ile mitos elele vermiş gibidir. Bütün ayrıntılarıyla okurların önüne serilen gerçek, öyle gizliden gizliye kalıp değiştirir ki bunun mitosa dönüşmesinin kimse farkına varmaz. Goethe nin Faust u Tanrıyla şeytanın insan üstüne bahse girmesiyle başlarken, insan kendisinin yoluna gidecektir. Tanrıya göre insan bilinmeyeni araştırdığı sürece yanılabilecek, sonunda nasıl olsa üstün yaratılışını anlayacak, kendisine dönecektir. Goethe ye göre, büyük gerçeğe varabilmek için kötülüğü yardıma çağırmak gücünü gösterebilen insan, iyilik düşmanı değil, iyilik arayıcısıdır. Çünkü öz kaynağı erdemdir. Şeytan ne yaparsa yapsın, insanı bu öz kaynağından ayıramayacaktır. İnsan, sonunda aydınlığa çıkacak, insan kalmasını bilecektir. Mefistofeles şeytan olduğu halde Goethe nin iyilikçi Tanrısı onu yanından kovmaz. Tanrı nın Mefistofeles e özgürlük tanıması yaratıcı ve üretici kaygının yeryüzünde yeşermesini sağlamak içindir. Bunun için de Mefistofeles in dünyanın genel uyumu içinde yeri vardır. Mefistofeles ise kendi özelliğinin tutsağıdır. Dünyanın alın yazısını çizen güçlere ulaşmak Mefistofeles e yasak edilmiştir. O akıllıdır, zekidir, her işin üstesinden gelmesini bilir. Ama işte bu kadar. Mefistofeles gerçeğin sınırını hiç mi hiç kavrayamaz. Faust, Tanrı ve şeytan bu anlamda birbirini tamamlayan varlıklardır. Gerek oyunun içerisinde gerekse de dramatik anlamda iki karşıt gücün birliği sağlanacak ve insanoğlu doğru olanı bulacaktır. insanın gurur ve tutkularının artmamasına olanak yoktur. Kendini doyuma eriştirmeyen dar dünyasından sıyrılarak, maddi, manevi zenginlik, güzellik ve güç peşinde koşan Faustus, isteklerindeki cesaret, hayalleri, tutkuları, umutları, bocalamaları, acıları ve sonunda daha üstün güçler karşısındaki yenilgisiyle yalnızca Rönesans insanının bir örneği olarak belirmiyor, bütün insanlığı yansıtıyordu. Faust karakteri, Marlowe un kişiliğiyle örtüşüyor gibi görünmektedir. Herhangi bir dini inancı olmayan, döneminde ateist olarak tanımlanan Marlowe, Doktor Faustus u şöyle biçimlendirmiştir: Geçerli bilimlerin yararsız olduğu düşüncesi ile kendisini büyüye veren Faustus, bir büyü ile Mefistofeles i çağırır ve kanıyla bir antlaşma imzalar. Yirmi dört yıl boyunca Mefistofeles onun uşağı olacak, her istediğini yapacak, öldükten sonra ise ruhunu Lucifer e verecektir. Ölüm ve yaşam arasında gidip gelecek, sonunda da hep inkâr ettiği Tanrı dan bağışlanmayı isteyecektir. Hz. İsa ya kendisini kurtarması için umutsuzca yakarır. Ancak vakti dolduğunda Mefistofeles ruhuna el koyar. Işıktan nefret eden anlamına gelen Mefistofeles, ortaçağ insanlarının kafasında yer ettiği gibi basit bir şeytandan başkası

7 CHRISTOPHER MARLOWE ( ) Shakespeare ile aynı yıl doğmasına rağmen, ondan önce adını Elizabeth tiyatrosunda duyurmuş bir oyun yazarıdır. T. S. Eliot un Elizabeth çağının oyun yazarları içinde en derin düşünen, din ve ahlak ilkelerini en çok yadsıyan bir oyun yazarı olarak tanıttığı Marlowe, yoksul bir ayakkabıcının oğlu olarak bir katedral şehri olan Canterbury de dünyaya gelir ve yirmi dokuz yaşındayken bir meyhanede şaibeli bir biçimde öldürülür. Marlowe, Canterbury de King s School u bitirdikten sonra, öğrenimini yoksul olduğu için ancak bir kilise bursu ile Cambridge Üniversitesi nde sürdürebilir. Bu bursu ileride din adamı olmak koşuluyla elde edebilmiştir. Marlowe çeşitli konuların özgürce tartışıldığı Cambridge Üniversitesi nde tartışma konusunda dikkatleri üzerine çekmeye başararak istisnai bir öğrenci olduğunu göstermiştir. Devamsız olduğu dönemlerde ise İngiliz hükümetinin bir ajanı olarak Roma daki Katolik seminerlerine katıldığı iddiaları vardır. Ancak bu konuda Marlowe un casusluk yaptığı üzerine somut bir delil yoktur. Marlowe henüz üniversiteyi bitirmeden tiyatroyla tanışmış ve oyun yazmaya başlamıştır. Yaşamının son altı yılının büyük bir bölümünü de Londra da tiyatroların toplandığı Shoreditch te geçirmiştir. Burada Latince şiirlerine hayran olduğu Thomas Watson la tanışmış ve Robert Greene, Thomas Kyd gibi dönemin ün yapmış edebiyatçılarının çevresine girmiştir. Marlowe un ölümü yaşamı kadar enteresandır. Bir meyhanede hesap yüzünden arkadaşları arasında çıkan bir kavgada bıçaklanarak öldürülmüştür. Marlowe un genç yaşta bu şekilde öldürülmesi dini çevrelerce onun ateist olmasının Tanrı tarafından cezalandırılması biçiminde yorumlanmıştır. Yine de Marlowe bugün anladığımız anlamda bir tanrıtanımaz değildir. Onun kendine göre bir tanrı anlayışı vardı. Bu anlayışa göre Tanrı her zaman her yerde olan sınırsız bir varlıktı. İnsan ruhu ise büyük tutkuların peşinde idi. Marlowe un oyun kahramanları kendi yazgılarının hükümdarlarıdır. Bu kahramanlar genellikle soylu olmayıp orta ya da alt sınıftan gelen kişiler ve yükselme tutkularını gerçekleştirebilmek için oyunun en son sahnesinde kendi çizdikleri kaderin kurbanı olurlar. Oyun karakterlerindeki bu tutku da Marlowe un kişiliğinden ve Rönesans bireyciliğinden kaynaklanmaktadır. Bundan ötürü Marlowe un oyunlarında Rönesans bireyciliğinin bir ürünü olan Makyavelizmin etkisi de görülür. Marlowe un fırtınalı ve kısa yaşamında yazdığı yedi oyunun yazılış tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte; iki ciltlik Timurlenk oyunlarını ; Doktor Faustus u 1590; Malta Yahudisi ni 1590; II. Edward ı 1592; Paris Katliamı nı 1590 yıllarında; Kartaca Kraliçesi Dido yu 1587 öncesi yazdığı sanılmaktadır. Marlowe aynı zamanda Ovidius ve Lucanus tan çeviriler yapmış, yazın yaşamının son döneminde ise Hero and Leander başlıklı bir şiir ve The Passianare Shepherd to His Love ı yazmaya başlamış ama bitirememiştir. JOHANN WOLFGANG VON GOETHE, ( ) Şiir, drama, hikâye, otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi önemli edebi eserlerindendir. Sturm und Drang döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur yılında HYPERLINK in_acıları \ hgenç Werther in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa da ün yapmıştır. Goethe bir devlet okulunda öğrenim görmüştür. Onun çalışma takviminde Fransızca İngilizce, İtalyanca, Latince, Yunanca gibi dil öğrenimlerinin yanı sıra, bilimsel konular, din ve çizim gibi alanlar da yer alır. Ayrıca çello ve piyano çalmayı, biniciliği, eskrimi ve dans etmeyi öğrenmiştir. Goethe in değeri ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle Alman Kraliyeti nde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe bugüne kadar en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır. Derleyen: Duygu KANKAYTSIN

8 TANRI NIN POKER MASA- SINDA BİR DÜELLO: FAUST VE MEPHISTOPHELES Erhan Yardımcı Dinlerin son zemini insanın çocuksu çaresizliğidir, böyle söylüyordu Sigmund Freud Totem ve Tabu kitabında. Faust metni, bu sözden uzak bir noktada değil, aksine tam ortasında yer alıyor. Bunun en temel nedeni Faust un adım adım yıkıma doğru giderken yaşadığı pervasızlıkla din duvarına çarpması. Oyun en yalın haliyle, ruhunu şeytana satan bir adamın, öyküsünü anlatır. Faust hepimizin bildiği bir hikâyeyi eksen alır. İlk insanla başlayan bitmek bilmez merak ve şeytanla pazarlık bugün de devam ediyor. Hiç kimse bir başkasının gözüyle yaşamı deneyimlemiyor. Hepimizin yaşamı algılama biçimi birbirinden oldukça farklı. Bu durumda en çok ayrıldığımız nokta ise, tasarladığımız otoriter güçler. Körü körüne inançlı olan biriyle yahut ateist biriyle konuştuğunuzda kafasından geçen Tanrı ve Şeytan ın birbirinden tam anlamıyla zıt olduğunu görürsünüz. İnanılan, zevk alınan ve gücünü ondan aldığımız her şey Tanrı olduğu gibi, yasak, tehlikeli bulduğumuz her şey Şeytan dır. Bir diğer deyişle, insanlar, tanrılarını ve şeytanlarını kendileri yaratırlar. Yarattığımız Tanrı ve Şeytan modellerini, kendi arzularımıza hizmet edecek şekilde tasarlarız. Doğal olarak bugün, bu yaratımda kapitalizmin etkisi de kendini iyiden iyiye gösteriyor. Artık kapitalizmi ve kapitalist sistemi reddedenlerin sayısı gittikçe tükeniyor. Bunun en temel nedeni, insanların her ne olursa olsun, kapitalizmin içinde yaşamak, çarkın zincirlerine takılmak zorunda kalmaları. Bugün gücü elde etmenin yolu en çok paradan geçiyor. Para araçtan çok amaç halinde dönüştü ve kişiler üzerinde otorite kurmanın yolu haline geldi. Günümüzde yaşayan bir Faust düşünür ya da kafamızda canlandırırsak o kişinin Mephistopheles den ruhu karşılığında isteyeceği şeylerden birinin para olması kaçınılmaz. Böylelikle her insanın teslim olduğu, teslim olmak zorunda kaldığı güç kavramı devreye giriyor. Gücü, parayı elde ederek kendine yeni bir kimlik yaratma durumuyla da özdeşleştirmek mümkün. İnsanlar etiketlere, insanların kimliklerine çok daha fazla önem vermeye başladı. Lakin, Faust da olduğu gibi bu durumun bir sınırı yoktur. Gücü bir şekilde elde eden insan daha fazlasını ister, kana susamış bir katil gibi hep daha fazlasını arzular. Dünyevi sorunlar ve otorite için her zaman bu dünyanın sınırları yetmez. O noktada Tanrıya başvurmak kişi en için doğru yoldur. Tanrı her zaman müsait olmayabilir, nihai bir sonuç her zaman alınamayabilir, hatta tanrının, öldüğüne dair birtakım iddialar da ortaya atılmıştır. Oysa Şeytan, oyunda bilinen adıyla Mephistopheles bize yardım etmek için vardır. Bizim en gözde dostumuz olmak için her zaman hazırdır. Bu yüzden insanlar zaman zaman doğaüstü güçlere başvurma yolunu da seçmiş, kılıfına uydurarak bu durumu meşrulaştırmıştır.

9 Şeytandan ya da doğaüstü güçlerden gelen cevapla, yavaş yavaş Tanrı da kişi için ölmeye başlar ve Tanrıdan boşalan koltuğa kişi kendini layık görür. Tıpkı Faust un elde ettiği güçle kendini üstün görmesi gibi. Sonu gelmeyen bir arayış içinde olan insan, devamlı daha fazlasını ister, öğrendikçe cehaletini fark eder, fark ettikçe öğrenir. İçinde yaşadığımız toplum ne cahildir, ne bilge. Günümüzde tam anlamıyla bir iki aradalıkla birlikte, sıkışmışlık, arada kalmışlık duygusunu hissetmekteyiz. Faustus un merakları artık bizi heyecanlandırmıyor. Gezegenleri keşfettik, uzaya gittik, hastalıklarla boğuşmaya çalıştık, katliamlar gördük, savaşlar geçirdik, çağ değiştirdik. Bugün, daha fazla şey bilmekteyiz, ama yine de fazlasıyla cahiliz. Arayışımız devam etse de, daha saçma bir düzene, daha mutsuz bir atmosfere sürükleniyoruz. Git gide yalnızlaşıyor, arafta sıkışıyor ve yok oluyoruz. Gizemli olan şeylere karşı ilgimiz hiçbir zaman azalmıyor, bilmediğimiz her şeye karşı, karşı konulmaz bir çekicilik hissediyoruz. Bu yüzden Faust, Mephistopheles ile poker masasına oturmayı kabul ediyor. Üstelik karşısında royal flush açabilen bir oyuncu olduğunu bildiği halde. Faust adım attığı anda gücünü gizemden ve arzularından alıyor. Karşılığında ise cehennemde sonsuz bir ömür geçirme cezasına çarptırılan, Faust dan nedamet getirmesi istense de devam etme yolunu seçer. Faust merak eder. Faustus arzular. Faustus nedamet getirmek yerine hikâyenin sonunu görmek ister. Ama yine de Faust dindar bir adamdır. Dinin onu kısıtladığının farkına henüz varamamış, inanmayı bıraktığı anda cehenneminin yok olacağını bilmeyen, belki de bilen ama cennetinin de yok olacağından korktuğu için bunu kendine bile söyleyemeyen bir adam... Faust, korkularıyla var olur. Heyecanlarıyla, meraklarıyla... Kendisini akıl almaz bir savaşın içine sürükler, hem kendisiyle, hem de zamanla... Tıpkı günümüzdeki insan modeli gibi Faust zaman konusunda yapabileceği hiçbir şey yoktur. İster seksomanyak, ister alkolik, ister uyuşturucu bağımlısı, ister katil, ister bir öğretmen olsun... Kim neyle savaşıyor, neyi merak ediyor, neyi sınırsızca öğrenmek istiyorsa onda Faust dan bir parça kesinlikle vardır. Oyun boyunca, Faust bizim düşünmemizi sağlar. Tanrımızı, şeytanımızı, içinde bulunduğumuz öyküyü... Gene Roddenberry nin de söylediği gibi, Hatalı insanları yaratıp, sonra onları kendi hataları yüzünden suçlayan, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir tanrı hikâyesinin mantığını sorgulamamız gerekir.

10 BİLİM VEYA DİNSEL ÖĞRE- TİLER BİZİ DOYUMA ULAŞ- TIRABİLİR Mİ? Göktuğ Ülkar Ortaçağda din toplumsal alanın her noktasına uzanacak denli güçlüydü. Bilim de dinin etkisinde olan bu alanlardan biriydi. Din, insanlığın dünyanın anlamını kurma arzusuna, kaynağı tanrıya dayanan, tartışma götürmez bir yanıt veriyordu: evren tanrı tarafından altı günde yaratılmıştı ve dünya; güneş, ay ve yıldızların oluşturduğu sistemin içinde merkezde ve sabitti. Yeryüzündeki tüm varlıklar kusursuz bir tasarımcı olan tanrının eliyle, insanlığın hizmetine verilmişti. Bilim ise o dönemlerde, özellikle on altıncı ve on yedinci yüzyılda ilk istekli fakat dengesiz adımlarını atmaktaydı. Bilimsel buluşlar, deney ve gözlem yöntemlerindeki gelişmeler bilimde ilerlemeyi sağladı. Öyle ki, dinin evren hakkındaki sorulara verdiği yanıtlar artık bilim insanlarını tatmin etmez olmuştu. Başka deyişle, dinin dogmatikliği, bilimin tartışılabilir ve yanlışlanabilir yapısı ile karşı karşıya geldi. Günümüze uzanan dönemler içinde dinin toplumun birçok alanına erişebilen gücü zayıfladı. Sekülerleşme teorisi ile açıklanabilen bu duruma göre Rönesans ı, dinsel reformları, aydınlanmayı, endüstrileşmeyi ve kapitalizmi izleyen süreçte din bir iktidar görünümü olma durumundan, inanç düzlemine çekildi. Bugün aklımızı kurcalayan soruların yanıtlarını aramak için daha seyrek olarak dini öğretilere başvurmaktayız. Amerikan başkalarından biri olan J. F. Kennedy bir konuşmasında, insanlık tarihi elli yıllık bir zaman dilimiyle eş tutulduğunda, yirminci yüzyıldaki bilimsel gelişmelerin ancak son iki ayda meydana geldiğini söylemiştir. Bu benzetmeden, bilimdeki ilerlemenin baş döndürücü bir süratle gerçekleşmiş olduğu çıkarımı yapılabilir. Buna göre, insanın bu hızla dünyayı açıklamaya devam ettikçe giderek daha fazla doyuma ulaştığı söylenebilir mi? Dr. Faustus un durumuna bakılırsa böyle olduğunu söylemek güç. Faustus bilim yoluyla anlaşılabilecek olanın sınırlarına gelip dayanmıştır fakat bildikleri onu doyuma ulaştırmamıştır. Süren bilme arzusuyla, artık ona yardımcı olmayan mürekkebi bir kenara bırakıp kanıyla bir anlaşma imzalar. Bilimdeki gelişmeler, Faustus un durumunda olduğu gibi, bizi epeyce bilgili hale getirdi. Yine de sahip olduğumuz bilgilerin, henüz bilmediğimiz şeyin ne olduğu ya da büyüklüğü konusunda bir açıklık sağladığını söylemek zor. Elimizdeki fener yolumuzu bir noktaya kadar aydınlatıyor, karanlıkta kalan alanın genişliği ile ilgili bir kesinliğe sahip değiliz. Eğer bu kesinliğe sahip olsaydık bilme çabamız sonlu bir uğraş halini alırdı. Öyleyse, eldeki bilginin çokluğu da, daha ne kadar şeyi bilmemizin mümkün olduğu bilgisini elde etmek de doyum sağlamaz görünmektedir. Faustus elinde tuttuğu fenerle aydınlatabileceği alanın sonuna gelmiş, daha da ilerleme arzusuyla feneri bırakıp şeytani aygıtlara başvurmuştur. Bununla elde ettiği, istediği her şeye sahip olma yetisidir. Sonsuzluğu içeren bu yeti, bilinebilecek her şeyi bilme istediğindeki Faustus u aslında bilgide sonlulukla karşı karşıya getirmiştir. Bu da, arzuyu ortadan kaldırmış, doyuma ulaşmasını sağlamadığı gibi, onu hayal kırıklığına uğratmıştır. Öyleyse sonluluk ile bilimin uyuşmazlık içinde olduğu söylenebilir. Faustus, belki de en tepe noktada, doyumla yan yana gördüğü her şeyi bilme yetisinin peşinde olmak yerine, soru sormaya, araştırmaya devam edebilirdi. Faustus un başvurduğu yolun onu hem hayal ettiği gibi doyuma ulaştırmadığını hem de onu trajik bir durumda bıraktığını söyleyebiliriz. Peki karanlığı kat etmede, bilimin ve dinin zaman zaman durumu daha da kararttığı olmamış mıdır? İnsanlığın yolunu aydınlatmak yerine şeytani planlara alet olduğu durumlar görülmemiş midir? Yaşanan iki dünya savaşı, nükleer felaketler ya da dini sebeplere dayandırılan toplu kıyımlar, işkenceler, din savaşları bilim ve dinsel öğretilerin de yıkıcı olabileceklerine örnektir. Böyle durumlarda bilmenin ve öğrenmenin sunduğu zenginlik içindeki tablo, karanlık birden bastırdığında, Marcel Gabriel in deyişiyle, Kırık bir dünyaya doğmuş insanlar olduğumuzu gösteren bir resme dönüşür. Böyle zamanlarda, dini ya da bilimi, her şeyin cevabını bulmakta kullanamayacağımızı, tıpkı Faustus gibi deneyimlemiş oluruz.

11 ELIZABETH DÖNEMİNE KURULAN BİR KÖPRÜ Nurullah Özaltun Günümüz tiyatrosunda klasik eserleri sahneye koymak her zaman çeşitli problemleri beraberinde getirir. Anlamsal, zamansal ve mekânsal olarak ayrıştırabileceğimiz bu problemler, dramaturgi ve reji metotlarıyla çözüme kavuşturulmaya çalışılır. Burada çözümden kasıt, oyunun sözünün günümüzün değerleriyle yorumlanabilip seyircinin kültürel kodları esas alınarak algılayabileceği bir zemine oturtulabilmesidir. Ya da bir başka deyişle oyunun derdini seyirciye anlatabilmesidir. Ne var ki, çözüme ulaşmak sandığınız kadar kolay değil elbet. Çünkü klasik bir oyun için yapılan dramaturgi çalışması, öncelikle oyunun yazıldığı dönemdeki toplumsal normları ve yaşam koşullarını bilmeyi gerektirir. Metin, sözüyle yüzyılları devirip günümüze ulaşsa bile bu, oyunun klasik bir sahnelemeyle algılanabileceği anlamına gelmez. Dolayısıyla bu noktada işler karmaşık bir hal alır. Dramaturglar, her iki dönem arasındaki bağlantıları yorumlayıp anlam ve dil bilimsel açıdan metni güncelleme yoluna giderler. Tüm bunlarla beraber iş, dramaturgi ekibinden çıkar ve rejisöre aktarılır. Rejisörün kendi yorumunu nasıl ortaya koyacağı ise oyunun hikâyesini, karakterlerini ve sözünü nasıl ele aldığıyla, diğer yandan hayata ve tiyatroya bakış açısıyla alakalıdır. Burada rejisörün kullanacağı tüm yöntemler, yüzyıllar öncesinden gelen birine günümüzün kıyafetlerini uydurmaya ve beğendirmeye çalışan bir terzinin yaptığından farksızdır. Kullanacağı aksiyonlar, sahne plastiği ve benimsediği oyunculuk tavrı, seyircinin oyunu algılayabilmesi açısından son derece önemlidir. Zira sahnelenen her oyundan sonra eleştirmenlerin üzerinde durduğu ilk konu dramaturgi ya da oyuncuların başarısı değil, rejisörün oyunun sözünü aktarırken üzerine ne koyabildiğidir. Bir deneme sahnesinde Elizabeth devrinden bugüne köprü kurmak, Doktor Faustus gibi bir klasiğin karakterlerini bu köprüde yürüterek çağdaş tiyatronun sahnesine çıkarmak oldukça zorlu bir iş. Çünkü sahneye doğru ilerleyen yalnızca Faustus değil. Onun ardından gelen bir söz, hikâye, atmosfer, melekler, şeytanlar ve dönemin çeşitli insanları da var. Hepsi insanoğlunun en büyük çelişkilerinden birini sırtlanmış yürüyorlar. Oyunun rejisörü Barış

12 Erdenk, önlerinde ilerleyerek bu hikâyenin kahramanlarına yol gösteriyor. Bu yıl sizlerle buluşturduğumuz Faustus Öldü, Marlowe un Doktor Faustus oyunundan yola çıkılarak oluşturulmuş bir metin. Yukarıda genel olarak aktarılan çalışmalarla günümüze ulaştırmaya çalıştığımız oyunun en can alıcı noktaları, her klasik uyarlamada olduğu gibi reji aşamasında gerçekleşti. Rejisörün bu yolculuğu hakkıyla tamamlayabilmek ve Doktor Faustus un sözünü günümüze aktarabilmek için oyuna teknik ve anlamsal açılardan nasıl baktığına bir göz atalım. Doktor Faustus u günümüze uyarlarken nasıl ele aldınız? Bu dönemden baktığımda Faustus u çıkarları için ruhunu satan bir anti kahraman gibi ele almayı düşündüm. Gothe nin Faustus un da daha çok sonsuz bilgiye ulaşma arzusu var. Biz Marlowe un Faustus unu ele aldık çünkü bu metinde hırslar, kadına olan açlık, zenginlik tutkusu, toplumda hâkimiyet kurma arzusu işin içine giriyor. Bu anlamda dünyanın pek çok döneminde kendi çıkarları için egemenlerin fikirlerini olumlayarak halkları yönlendiren kanaat önderlerinin yani sanatçıların, akademisyenlerin, bilim adamlarının olduğunu düşünüyorum. Böyle bir reji fikriyle oyunda evrensel bir noktaya ulaşmaya çalıştım. Doktor Faustus da günümüzün sahneleme tekniklerinden nasıl yararlandınız? Oyunun yazıldığı dönemde insanların tek eğlencesinin tiyatro olduğunu düşünürsek, şeytanların canlanması, sahneye meleklerin gelmesi ve onu cehenneme götürmeleri gibi unsurları anlayabiliriz. Günümüzde bu tür şeylerle gerçeklik yaratmak zor. Çünkü teknoloji gelişti ve bunlar günümüzde teknik açıdan komik görünebilecek şeyler. Bunların yerine daha çok oyunun seyircinin kafasında canlanmasını ve böyle bir düzlemde ilerlemesini istedik. Bu bağlamda oyun sözünü söylerken bir gerçekliğe ihtiyaç duymayacak. Biz daha çok oyunsuluğu aradık. Kendini Faustus la özdeşleştiren kişinin, kendi hayal dünyasını yarattığı bir düzlem kurduk. Dolayısıyla bu, teknik anlamda işimizi de kolaylaştırdı. Bu bir reji çözümüdür. Oyunun hikâyesini bilmeyen seyirciler için ürettiğiniz çözümler nelerdir? Bu, zor bir metin ve aynı zamanda zor bir reji. Metne anlamsal ve görsel açıdan birkaç düzlem birden ekleyerek seyircinin farklı bağlantıları kurmasını istedik. Seyircinin oyuncu ve metinle zaman zaman kuracağı kontaklar da bunun içerisinde. Fakat oyunun anlaşılabilirliği açısından kafamda kurduğum dünyadan hiç feragat etmedim. Ben hep seyirciyle barışık bir rejisör oldum. Seyircinin hem rejiden hem metnin söylediği sözden hatta ışıktan, dekordan ve oyunculuğun hünerinden bile bir şeyler yakalamasını ve bütüne dair bir fikre ulaşmasını amaçlıyorum. Sonuç olarak bu hikâyeyi birbiriyle konuşup hareketsiz kalan insanlarla değil, sahne üzerinde izlenmeye değer iç ve dış aksiyonlarla vermeye çalışıyorum. Bu noktalarda seyircinin eğleneceğini yani oyunun tüm duygularını hissedebileceğini düşünüyorum. Doktor Faustus gibi evrensel temaları ele alan oyunlarda rejisörün oyuna getirdiği yorum büyük önem taşırmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi rejisörün hayata bakış açısı, yaşadığı dönemin koşulları itibariyle insanı nasıl ele aldığı önemlidir. Tüm bunlarla birlikte sahnede gösterilecek her etmen, anlatılan hikâyenin izlerini taşımalı ve bir bütünlüğe ulaşarak sözünü seyirciye aktarabilmelidir. Erdenk, çıkış noktası olarak insanlık tarihi boyunca toplumu etkileyen kanaat önderlerinin, zenginlik, şehvet ve iktidar hırsı gibi çıkarlarla egemenleri nasıl olumladığı düşüncesinden hareket ettiğini söylüyor. Daha açıkça belirtmek gerekirse Faustus u egemen sınıfın maşası olarak yorumluyor denilebilir. Bu noktada rejisörün metni insan-şeytan-tanrı düzleminden çıkartıp toplumsal gerçekçi bir noktaya çektiğini görüyoruz. Bu iki düzlem arasındaki fark, bizi bu yazıda anlatmaya çalıştığımız meselenin özüne getiriyor. 17. Yüzyılda grotesk öğelerle sahnelenip ilahi bir söz söylemekte olan oyun, günümüzde bir rejisör tarafından sözü itibariyle tamamen tıraşlanıp toplumsal ve insani yönü ele alınarak sahneleniyor. Üstelik Elizabeth döneminin değil, 21. Yüzyılın gerçeklik anlayışıyla.

13 FAUST ÖLDÜ dramaturgi üzerine... Dramaturgi Ekibi Christophe Marlowe un 1500 lü yılların başında yaşamış John Faustus un hikâyesinden yola çıkarak yazdığı Doktor Faustus oyununa, insanın kendini arayışı, evrenin sırlarını çözme isteği, sınırları aşma tutkusu gibi farklı açılardan yaklaşılabilir. Marlowe, temel ak/kara çatışmasını, iyi/kötü, bilim/din, tanrı/insan, şeytan/ melek, şöhret/onur karşıtlıklarıyla zenginleştirmiştir. Ancak bir yandan meşhur Faust öyküsü, öte yandan aksiyonu üreten karakterin temel yönelişinin ruhunu şeytana satmak olması diğer bakış açılarını bu eksene bağlamayı zorunlu kılar. Marlowe un Faustus karakterinin herhalde en belirgin yönü bu çelişkilerde boğulmasıdır. Çünkü o, süreçle, düşüncenin derinliği ya da aşamalarıyla değil, tam bir Rönesans karakteri olarak sonuçla, yanıtlarla ilgilenir. Sorduğu soruların yanıtları ise basit formüllerde, kısa cümlelerde bulunamayacaktır. Hayatın basitleştirilemeyeceğini, evrenin sırrının tek bir cümlede özetlenemeyeceğini kavrayamaz. Kendine göre geniş, ancak modern bir dünyadan baktığımızda gayet dar ve naif olan bu tahayyül, 17. Yüzyıldan bugüne pek de değişmemiş gibi görünüyor... Marlowe, Dr. Faustus aracılığıyla, tahmin edileceği gibi, analiz aşamasında gayet heyecan verici bir çözümleme ve tartışma alanı sunar. İnsan ruhunu neden şeytana satar? Güç, para, şöhret, bilgi... Bunlardan biri bile insanın ruhunu şeytana satması için yeterli olabilir... İnsan, hırsı doğrultusunda her zaman kendi bahanesini yaratabilir. İşte Faustus un bir aydın olarak güç arayışı da bu yönden düşünülerek günümüz aydınıyla özdeşleştirilebilir. Çağdaş aydının otorite ile uzlaşarak, metnin diliyle söylersek ruhunu otoriteye satarak güç, şöhret ve paranın sağladıklarına kavuşmak istemesi, ölüm üreten silahlar icat etmekten, egemen söylemi üreten eserler ortaya koymaya kadar, son yüzyıl içinde en çok tartışılan konulardan biridir. Dolayısıyla Faust arketipi ve Dr. Faustus metni, anlamsal bakımdan bugüne getirmekte pek zorluk yaşanmayan malzemelerdir. Belirtilmeli ki burada zor olan, incelemecilerce de kabul edilen metinsel zaaflardır. Bunlar, organik bütünlüğe uymayan Elizabeth tiyatrosu özelliği olarak kendisini gösteren soytarılı ve komik sahneler, aksiyonun kopukluğu ve metnin farklı baskılarının bugüne kalmış olmasından kaynaklandığını kabul ettiğimiz bütünlük taşımayan karakter ve olay örgüsü bakımından da gevşek olan yapısıdır. Marlowe un, ana karakter dışındaki oyun kişilerine yeterince odaklanmadığı, onun metinlerine yöneltilen bilinen bir eleştiridir. Açıkça söylenmeli ki, bütün bu zaaflar, sahneleme için yeni bir yazımı, yeni bir dramaturgik omurga kurma zorunluluğunu, kısacası bir uyarlamayı koşulluyor. Metnin dilinin genel olarak manzum oluşu, içinde ana aksiyondan bağımsız ve eklemlenmesi oldukça zor olan komik sahneler barındırması, dramaturgik açıdan yoğun bir çalışmayı beraberinde getirdi. Bazı sahneler, metindeki bağlamından büyük ölçüde farklı, hatta özgün olarak yeniden yazıldı. Var olan sahnelerde, dramatik gerilimi yükseltmek için destek replikler eklendi. Marlowe un sadece oyunun başında ve kapanışında kullandığı Anlatıcı için yorum doğrultusunda yeni metinler yazıldı... Bu çalışmalar, prova sırasında, anlık yazım ve düzeltiler olduğu gibi, daha uzun soluklu ortak yazım deneyimlerinden de oluşuyor. İşte Faust Öldü böyle doğdu. Bu noktada dramaturgi ekibi olarak yönetmenin hayaline ortak olmanın farklı, verimli, nitelikli, yaratıcı bir çalışma, heyecan verici bir deneyim olduğunu söylemeliyiz.

14 KOSTÜM TASARIMI ÜZERİNE... Işınsu ERSAN Faust miti, Faustbuch ten başlayarak en ünlü yorumları olan Marlowe da, Goethe de ve diğer tüm örneklerinde, insanın hırsları sebebiyle nasıl kendinden vazgeçecek aşırılıklara gittiğini anlatmaktadır. Tüm metinler, bu dünya ve öbür dünyanın varlıklarını aynı düzlemde bir araya getirmektedir. Oyunun bu yorumunda üçüncü bir düzlem de söz konusudur. Bu bağlamda kostüm tasarımı, oyun dramaturgisinin de işaret ettiği gibi üç düzeyde ele alınmıştır: Faust un gerçekliği, İngiliz Renaissance sı içinde bir sokak tiyatro topluluğunun sahnelediği Marlowe un kaleminden öykülenmiş Faust mitinin gerçekliği ve bilinmeyene ait olan Şeytan, Melek ve Mefistofeles in gerçekliği. Faust un gerçekliği, seçimleri ile başa çıkamamış ve bu sebeple ruh sağlığını yitirmiş bir insanın iç çatışmalarını içermekte olup, akıl hastanelerinin kurumsallaşmaya ve psikanalitik tedavilerin sistematik olarak uygulanmaya başlandığı 19. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Gerçeklikler arasındaki organik bağ sebebiyle, İngiliz Renaissance ı ve 19. yüzyılın gerçekliği arasında net bir ayrım olmaması adına özellikle baş oyun kişisi Faust un kostümü özenle tasarlanmıştır. 19. yüzyıl akıl hastalarının gömleği biraz değiştirilerek, form olarak hâlihazırda benzediği Renaissance gömleklerine yaklaştırılmış böylelikle iki dönem arasında bir köprü kurulmuştur. İki dönemde de izlenilen Faust kişilerinin kostüm renkleri de aralarındaki bağlantıyı vurgulamak adına eşleştirilmiştir. Melek, Şeytan ve Mefistofeles oyunun diğer gerçeklik düzeyinde, bilinmeyenin varlıkları olarak farklı bir üslupla steampunk yorumuyla tasarlanmıştır(steampunk [Buhar Punk]: Fantastik ve bilim-kurgu türlerinin bir alt dalı olan Steampunk, edebiyattan müziğe sanatın pek çok alanında yansımasını bulmuştur. Moda alanında 19. yüzyıl Batılı giyim kuşamı ile aynı dönemde endüstri devriminin ardındaki buharlı makine teknolojisi fantastik bir anlayışla bir araya gelerek alternatif bir gerçekliğin modasını oluşturmaktadır). Melek ve Şeytan kaideler üzerinde, Mefistofeles ise Kilise lerin çatılarındaki gargoyle heykelleri gibi yüksek bir platform üzerinde sahnede vücut bulmaktadır. Bu bağlamda oyunculara oyun boyunca alacakları duruşlarda rahat olabilmeleri için kostüm tasarımında çoğunlukla elastik kumaşlar tercih edilmiştir. Metalik renklerin ve aksesuarların kullanıldığı kostümler, yine mekanik olan görkemli kanatlarla, boynuzlu başlık ve dev pençe ile tamamlanmıştır. İyi ile kötünün klasik karşıt renkleri olan karanlık ve ışığın temsili siyah ve beyaz bu dünyaya ait olmayan varlıkların ana renkleri olarak seçilmiş; Melek beyaz, Şeytan ve Mefistofeles ise siyah ağırlıklı giydirilmiştir. İki Faust kostümü için de siyah ve beyaz, içindeki ikiliği vurgulamak ve çatışmanın altını çizmek için tercih edilmiştir. Oyunun üçüncü düzeyi olan Renaissance İngiltere sinin gerçekliği, bir grup sokak oyuncusunun sergilediği bir Doktor Faustus oyunu olarak gösterilmektedir. Bu düzey için kostümler dönem birebir ele alınarak değil, sadeleştirilerek ve yorumlanarak uygulanmıştır. Dönem giyim kuşamına uygun olarak karakterlere şapkalar ve pelerinler hazırlanmış; renk seçimlerinde hem yüzyıla uygun hem de farklı bir gerçekliğin görünümü olmasından ötürü, diğer düzeylerden farklı olarak özgür davranılmış, yine de oyunun genel atmosferini tamamlayacak ton değerleri seçilmiştir. Renaissance tiyatrosunda özel olarak hazırlanmış kostümlerden ziyade genellikle günlük kıyafetler kullanıldığı için bu gerçekliğe ait tüm karakterler özelliklerinin dönemde bulduğu karşılığa göre giydirilmişlerdir. Bu gerçekliğin Mefistofeles i insansı olmaktan uzak, daha hayal ürünü bir varlık olarak tasarlanmıştır. Oyunun kostüm tasarımı ekibi üç farklı gerçekliği içeren düzeylerin kostümlerini ayrımları net ancak birbirlerine uyumlu bir bütünün parçaları olarak tasarım ve uygulama çalışmalarını gerçekleştirmiştir. Bilinmeyenin varlıklarının makyajları için de özel bir çalışma yapılmış, klasik betimlemelerin dışında daha özgün olarak tasarlanmıştır. Oyunun genelinde saç ve sakal biçimleri dönem ve karakter özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenmiştir.

15 DEKOR TASARIMI ÜZERİNE... Pek çok yazara ve müzisyene ilham kaynağı olan Faust, 15. yüzyıl Alman efsanelerine dayanır. Sonsuz bilgiye ulaşmak, yaşadığı düşünülen dönemin sahip olmadığı pek çok bilimsel bilgiyi elde etmek adına ruhunu tehlikeye atan Faust, din yerine aklı temel alan duruşuna karşın, melek ve şeytan arasında kalarak iç çelişkisini yaşar. Bu Rönesans bilgini üzerine ortaya atılan hikâyelerin ortak noktası onun sanat ve bilim adına ruhunu şeytana satarak ulaştığı olanca bilgi ve olağanüstü becerilere karşın trajik bir durumun içerisinde olduğudur. Doktor Faust, yaşadığı ikilemleri, bilgiye doymanın karşılığında ödediği bedel ile Christopher Marlowe un oyununa da kaynaklık etmiştir. Marlowe un oyun metninden yola çıkarak yaptığımız çalışma, Marlowe un oyununu esas alsa da, reji ve dramaturgi masalarının yaptığı yeni düzenlemeler ışığında farklı sahneler ve anlatım teknikleri kullanılarak yeni bir görünüme kavuşturulmuştur. Oyunun dekor tasarımı da reji yorumu doğrultusunda yapılan eklemelerle yeniden biçimlendirilerek tasarlanan yeni oyunun ihtiyaçları göz önüne alınarak yorumlanmıştır. Bu doğrultuda çok yönlü bir sahne planı hazırlanarak üç farklı mekân oluşturulmuş; mevcut sahne alanı bu mekânlar için yeterli olmadığından, sahne dışına çıkılarak seyir alanının ön kısmı da yapılan iki platformun mekâna dâhil edilmesiyle bir ön düzlem oluşturulmuştur. Bu sayede seyircinin sahne atmosferi içine yaklaştırılması hedeflenmiştir. Ön düzlemi oluşturan platformlardan sol tarafta olan, Rönesans dönemi gezici tiyatro oyuncularının kullandığı alanı; sağda kalan platform ise gerçek Faust un iç dünyasının yansıtıldığı mekân olarak kullanıldı. Sahnelerin birbirinden kopuk olmaması için dekor elemanları aynı tonlarda boyanıp sadece dekorlara yapılan detaylandırmalarla mekânları birbirinden ayırmayı amaçladık. Sol tarafta zemine Mephistopheles ve Faust arasında geçen diyaloglardan bazıları yazıldı. Zemine Mephistopheles in yer altından çıktığı bir mazgal eklendi. Sağ tarafta ise Faust un simya ve büyüye olan ilgisini ve gerçekleştirdiği doğaüstü becerilerin anahtarı olan simya şekil ve harfleri işlendi. Ön düzlemin arkasında kalan ikinci düzlemin sol tarafında ise içindeki hastanın camekân bir alan dışından seyredilebileceği şekilde tasarlanmış bir akıl hastanesi odası oluşturuldu. Hastane zemininde kullanılan fayans taşlarının dizilişi, hastanın ruh durumunu yansıtmaya yönelik bozularak sağ tarafa, hastanın bilinç dışı dünyasına geçiş sağlandı. Arka düzlemin sağı ise ön düzlemdeki Faust un alanıyla bütünlük oluşturabilecek ve görsel atmosferi tamamlayacak şekilde, Mephistopheles in geldiği gerçeküstü dünyayı yansıtacak bir yükselti olarak oluşturuldu. Bu yükseltide hazır nesne olarak dört adet heykel kullanıldı. İkisi köpek diğerleri ise örümcek ve cin formlarında olan bu metal heykeller ile Faust un ruh halini yansıtmak ve gerçeküstü atmosferi tamamlamak amaçlandı. Faust un yaşadığı olağandışı olay ve içinde bulunduğu durumu seyirciye yansıtmak için metal ve soğuk materyaller seçildi, ışığı ve sisi en üst seviyede geçirebilecek şekilde oluşturuldu; bakır ve pus rengi yoğun bir şekilde kullanıldı. Bütün dekor elemanları oyuncu makyajı dâhil, kostüm ve ışık tasarımlarıyla birlikte ortak görsel bir dili korumayı amaçlayacak şekilde kullanılmıştır.

16 OYUNCULUK ÜZERİNE... Delilik ile Faustus Arasında Bir Oyunculuk Ergün Metin 17. yy. da yazılmış bir tiyatro metninden esinlenerek, güç ve iktidar hırsının nasıl karanlığa ya da manevi bir ölüme götürdüğünü anlatmak gibi bir dertle çıktık yola. Çıktığımız bu yolculuğun sonunda ve perde deme vakti geldi çattı. Bir masa ve sandalyeyle başladığımız prova süreci, oyun bitene kadar, sürekli devam eden dramaturgi çalışmaları ekseninde, oyunun farklı düzlemlerinde uygulanacak olan farklı oyunculuk yöntemleri üzerine düşünme, deneme ve uygulamalarımız, öğrenimimizde yeni bir pencere daha açtı bizlere. Devam eden tasarım çalışmaları ile her oyunda olduğu gibi yeni doğmuş bir bebeğin gözünüzün önünde yavaş yavaş büyümesine benzer bir heyecan Tüm bunlar; yönetmeninden, oyuncusuna, dramaturgi ekibinden, tasarımcısına kadar herkesin özveriyle alın terini ortaya koyarak var etmeye çalıştığı ortak bir amaç, ortak bir dert için çıkılan yorucu ama güzel bir yolculuktan ibaret. Bu yolculuğun sonunda ortaya çıkan, oyunun seyirciyle buluşması ve derdimizi anlatabilmenin verdiği haz, tüm yorgunlukların bir çırpıda geçip gitmesini sağlıyor. Esin kaynağımız Christopher Marlowe un Dr. Faustus oyunun başında da dediği gibi Bayanlar baylar! Oyunumuza hoş geldiniz. Birazdan izleyecekleriniz Faustus un başına gelen iyi ve kötü şeyler. Sabredenlerden, oyunun sonunda bizi alkışlamalarını rica ediyoruz

17 FAUST ÖLDÜ Oyunu Üzerine (1 Aralık 2014 tarihli röportaj kaydından alınmıştır) Sevgili Barış Erdenk hocamla şu an bizi bir araya getiren bu röportaj tiyatroya dair sohbetlerimizin devamında kendiliğinden gelişen bir durumun sonucudur. Biz tiyatronun özündeki hevesimize ne oldu? diye sorarken Faust oyununun provaları başladı ve projenin kendisi, tüm sorularımızı yanıtladı. Bu noktadan hareketle başlayacak olursak hocam, Faust oyununu sahnelemek istemenizin özel bir nedeni var mıydı? Faust u nasıl bir yorumla sahnelemeyi düşündünüz ve hareket noktalarınız nelerdi? satıyor. Ama biz, ekip olarak yani, bu yorumu seçmedik ve diğer metni yani Christopher Marlowe tarafından yazılan Doktor Faustus metni üzerine yoğunlaştık. Çünkü Goethe nin de söylediği gibi Faust oyunu daha çok okunmak için yazılmış bir metinken Marlowe un Doktor Faustus oyunu sahnelenmeye daha uygun bir metindi. Oyundaki karakterin sadece bilgiyi kazanmakla ilgili bir hırsı yoktu; çok zengin olmak isteyen, kralların sofralarına oturmayı ve kralların onun önünde eğilmesini arzulayan, dünyanın en güzel yemeklerini yiyip yine dünyanın en güzel kadınlarıyla birlikte olmayı isteyen bir karakter vardı. Cinsel bir açlıktan tutun da dünyadaki tüm maddi değerlere olan açlığı ile Faustus karakteri bizim meselemize daha yakındı. Oyunun seyirciyle buluşmasına on gün var ve hala devam eden bir prova sürecinin içindesiniz. Provalara başladığınız günden sonra geldiğiniz bu noktada yorumunuzu değiştirdiğiniz ya da altını çizdiğiniz noktalar oldu mu? Barış Erdenk : Aslında Faust oyunu benim yönetmenlik maceram açısından değerlendirirsek birbirini etkileyen bir takım projeler dizisinin son oyunudur. Zihnimde uzun zamandır yanıtlar aradığım bir mesele vardı; toplumların bir takım baskılar nedeniyle dönüşmeye başlaması, sinmesi gibi Burada asıl ilginç olan durum da şu; dönüşmeye başlayan toplumun bir noktadan sonra artık farklı bir etkiye gerek duymadan biriken güce doğru yönelmesi ve bir süre sonra ona tapmaya başlamasıydı. İşte bu noktada ilk olarak Küçük Adam Ne Oldu Sana? isimli oyunu; ikinci aşamada yine bu mesele üzerinden hareketle Gergedan oyununu sahneledim. Bu sürecin son oyunu da bildiğiniz üzere Faust oldu. Peki Faust oyunu toplumların dönüşmesi fikrini ne yönde değerlendiriyor? Aslında Faust oyunu direkt olarak bu meseleyi incelemiyor. Sadece benim bu oyundan çıkardığım bir sonuç. Goethe nin de Faust isimli bir oyunu var ve orada daha entelektüel, daha sofistike bir anlatım var. Oradaki karakter, dönemin özellikleri de dikkate alındığında, sonsuz bilgiye ulaşmak için ruhunu şeytana Tabi oldu. Hatta yüz seksen derecelik bir değişiklik oldu diyebilirim. İlk aşamada Marlowe un Faustus oyununu seçtik ve oyunu kendi açımızdan yorumlayarak gördüğümüz resmi seyirciye ulaştırmayı düşündük. Fakat bir süre sonra, gelişen ve eklenen yorumlarla beraber ortaya çıkarmayı planladığımız oyunun daha anlaşılır olması için bir takım yeni yazımlar yapılmaya başlandı Bu noktada bölmek istiyorum Çünkü vurgulamamız gereken önemli bir nokta da oyunun artık orijinal metninden uzaklaşarak bir uyarlama olması Evet Aslında bu çok organik bir süreçti. Yani dramaturginin aslında ne olması gerektiğine dair bir fikir veriyordu herkese. Normal şartlarda önce yönetmenin ne istediği söylenir, ardından dramaturgi, yönetmenin isteği kalıba uygun olarak metindeki hata sayılabilecek noktaları bulur ve onları düzeltir. Bu çok steril bir süreçtir ve bence yanlış bir dramaturgi anlayışıdır. Oysa dramaturgi bütün oyun boyunca devam eden ve oyunla birlikte yaşayan organizma gibidir.

18 O halde sizin ilk aşamadaki bakış açınızla gelinen nokta arasında hiçbir farkın olmadığını söyleyebilir miyiz? Yorumunuz değişmedi Kesinlikle değişmedi Sadece oyunun plastiğinin ve anlatış biçiminin sürekli değiştiğini söyleyebilirim. Ki öyle olması da lazım, çünkü tersine bir süreçte rejisörün kafasındaki fikri getirip ben burada şunu yaparım, dediği noktada ekipteki o kadar insanın bir araya gelmesinin manası kalmıyor. İnsanlar seyirci koltuklarında oturup sadece izleyeceklerse işte o zaman o proje sadece bir ders oluyor. Bu da işin doğasına aykırı bence O zaman Faust Öldü oyunundaki dramaturgi anlayışının oyunla birlikte yaşadığını ve rejiyi etkilediğini söyleyebilir miyiz? Kesinlikle söyleyebiliriz. Dramaturgi ekibinin çalışmalarıyla birlikte reji de farklı bir yöne doğru genişlemeye, değişmeye başladı. Hemen arkasından sahne üzerindeki plastiğin ortaya çıkmasıyla birlikte oyunculuk anlamında- yeni ihtiyaçlar doğdu. Bu gelişmelerin sonucunda birbirinden farklı düzlemler elde ettik. Ancak ortaya çıkan düzlemlerin, rejinin dinamik olması için, birbiri içine organik olarak girebilmesi gerekiyordu. Dramaturginin yapıcı müdahaleleriyle birlikte artık elimizdeki oyunun yeni bir metin olduğunu anladık. Yani net olarak şunu söyleyebilirim; provalara başladığımız zaman ki Doktor Faustus metninin iki-üç katı kadar farklı metin yazıldı ve artık eldeki metne Marlowe un Faustus u demek doğru olmayacaktı. Faust Öldü oyunu işte buradan çıktı Dokuz Eylül Deneme Topluluğu nun üç farklı ana sanat dalından hocaları ve öğrencileri bir araya getiren ve her yıl tekrarlanan okul projesi olduğunu ön plana alırsak; bu oyunu bir öğrenci projesinden, standart bir ders çalışmasından çıkarıp gerçek bir tiyatro oyununa dönüştüren etkenler sizce neydi? Bu kişilerle mi alakalı? Projeyle mi alakalı? İçinde bulunduğumuz dönemle mi alakalı? Bu projenin sıraladıklarının hepsinden bir parça barındığını düşünüyorum. Bu yolculukta bulunduğumuz noktaya varmamız çok kolay olmadı. Çok emek harcandı Geldiğimiz noktada her şeyin çok büyüğü var; yani dekora çok emek harcandı... Işığa, kostüme, makyaja, rejinin diline, dramaturgiye, efekte Mesela bu işi profesyonel hayatta yaptığınız zaman bunun maddi bir karşılığı vardır ama okulda yaptığınız zaman hiçbir maddi karşılık beklemezsiniz. Profesyonel hayatta maddi bir karşılığının olması elbette kötü bir şey değil ancak okuldaki çalışmanın farklı bir hissi olabiliyor. Yoksa öteki türlü bu tip çalışmaları öğrenciye bir şey öğretme noktasından değerlendirmenin ukalaca olduğunu düşünüyorum ve böyle bir başlangıcın da zaten iyi sonuçlar üretmeyeceğine inanıyorum. Ne olursa olsun bir proje aşkla başlamalıdır. Peki siz bu projeye böyle bir aşkla mı başladınız? Proje başladıktan hemen sonra ben bu projeye aşık olmaya başladım. Büyük ihtimalle çalıştığım diğer sanatçı arkadaşlarım da aşık olmaya başladı ve bu noktaya geldik Yani anlattığınız bu süreçlerde organik yapı kendi kendini besledi ve ortaya uyarlama bir metin ve yorum çıktı, diyebilir miyiz? Diyebiliriz ancak şunu belirtmek isterim ki benim bakış açım hep belirgindi ve hep aynı açıdan yaklaştım metne. İlk provalarda Özlem Belkıs hocaya şunu söyledim; dekora, kostüme, makyaja yani hiçbir şeye gerek duymadan bu metni, sadece fiziksel olarak nasıl anlatabiliriz? Daha basit anlatımlar ve daha bedensel bir dil kullanma fikrinden yola çıktık ve buralara kadar geldik. Tabi seyircinin yorumu ne olur bilemiyorum ama sahne plastiği olarak geldiğimiz noktanın ileride olduğunu düşünüyorum. Bunun sebepleri ne olabilir? Bu, biraz dokunmak ve dokunduğun yerden ses almakla alakalı bence Sen, yönetmen olarak bir yere dokunuyorsun ve oradan, o işle görevli bir takım insanlar ses veriyor. Sen de reji olarak oraya yerleşiyorsun artık. Bu çok heyecan verici bir şey ve provalar sürecince buna benzer çok fazla süreç yaşadık Bir uyarlama fikrinin ortaya çıkması, oyunu daha dinamik bir şekilde seyirciye ulaştırma soruları ve o sorunların çözümlerini bulmak İşte bunların hepsi hem çok dinamik hem de organik süreçler; çünkü böyle bir iş öncesinde yoktu. Dünya üzerinde de yoktu. Oyun seyirciyle buluştuktan sonra ne olur bilmiyorum ama bu proje tümüyle ekip tarafından oluşturulmuş, orijinal ve bizim bakış açımızı yansıtan bir projedir.

19 Sizinle önceki sohbetlerimizden hatırladığım şöyle bir cümleniz vardı: Ben öğrencilerle iş yapmıyorum, ben meslektaşlarımla iş yapıyorum Fakat her projede böyle olmuyor. O halde birlikte çalıştığınız kişilerin bu ilişkiyi belirlediğini ve Faust Öldü ekibinin meslektaşlarınızla yaptığınız ortak bir proje olduğunu söyleyebilir miyiz? Yoksa bunu söylemek fazla mı iddialı olur? Kesinlikle böyle bir iddiam var. Dediğim gibi bir işe aşkla bağlandığınız zaman artık o çalışma bir iş olmaktan çıkıp hayatınızın bir parçası oluyor. Birçok gece oyunla ilgili eksikleri düşünüp bir an önce sabah olsun da gidip eksikleri tamamlayayım diye heyecan duyduğum anlar oldu. Bunu her projede hissedemezsiniz. Oyunda gördüğünüz her şey cumartesi-pazar dinlemeden, geceler boyunca çalışarak büyük bir emekle ortaya çıktı. Bu tutkulu aşkın ortaya çıkması serüvenine dönersek malum birçok projede oyuncular hep daha fazla ön planda olurken maalesef yazarların ve tasarımcıların da arka planda kaldığı çok fazla proje olmuştur. Ama bu projede böyle olmadı. İşin doğası gereği oyuncular ön planda ve sırtlarına daha fazla yük biniyor. Ama, burada eğitim almaya çalışan sanatçı-öğrencilerle çalışıyorsanız ben, o kişinin aynı zamanda büyük bir potansiyeli olduğuna inanıyorum. İşte bu noktada işin doğasının kırılması gerekiyor. Yani şunu demek istiyorum; oyuncu sahnede çalışırken sen dışarıda gibi duruyorsun ama hayır, oyunun içinde yer alabilirsin. Davet edilmemeyi beklemek yerine gönüllü olmak ve istemek gibi Yıllar önce, ilk oyunlarımı çalışırken tüm ana sanat dallarının provalara katılmalarını zorunlu kılıyordum. Sonra düşüncelerim değişmeye başladı ve kendi kendime dedim ki insanın içinde varsa vardır, yoksa yoktur. Ben, bir öğrenciyi zorladığım zaman durum sevimsiz bir hal alıyordu. Bu nedenle provalar başladığında şunu söylemeye başladım: Arkadaşlar katılmanızı elbette isterim ama isterseniz katılmayabilirsiniz de (İlk defa buruk bir gülümsemeyle ) Sonra ne oldu biliyor musun, zorunlu görevler dışında çoğunlukla- kimse katılmadı provalara. Hatta bu oyunların çıkma aşamasına şahit olmamış, bu duyguyu yaşamamış çok fazla yazarlık bölümü öğrencisi var maalesef Aslında tüm dramaturgi ekibinin toplandığı zaman söylemek istediğim bir şey vardı Şuana kadar Özlem Belkıs Hoca da dahil kimseye söylememişken ilk olarak burada söylemiş olayım Faust Öldü projesinde çalıştığım dramaturgi ekibi bugüne kadar çalıştığım en iyi ekipti. Sadece dramaturglar değil; sahne amirleri, reji asistanları da dahil söylediğim bu ekibe Hepsi, projenin her aşamasında bulunup defalarca nöbetçi bırakarak gidebilirsiniz dememe rağmen neredeyse her provaya tam katıldılar. Dekoru kurarken, kaldırırken, saatlerce çalışırken hep burada oldular. Dolayısıyla bir süreci birlikte yaşarken bir bakıyorsun ki sırt sırta duruyorsun, yani bir proje için saf tutmaya başlıyorsun. Daha önceleri bu saf tutma bölümünde işin doğrusu yazarlık çok yoktu Görevli olanlar dışında ve onlar da çoğunlukla mecburiyetten geliyordu

20 Yani ortada bir zorunluluk olmadan, yürekten gelen bir istekle projeye dahil olmaktan bahsediyorsunuz Bu aynı zamanda bir yazarlık öğrencisinin süreç hakkında yorum yapmasına, belki o süreci dönüştürmesine de olanak sağlıyor Evet. Böyle olduğunda da işte ortaya daha önce yapılmamış bir iş çıkıyor ve daha önemlisi burada oldukları zaman söz söyleme hakkına sahip oluyorlar. Mesela provayı neredeyse hiç izlememiş, sadece son akışlara gelmiş bir yazarlık öğrencisi oturduğu yerden ahkam kesmeye başlayınca olmuyor işte. O kişiye hadi oradan diyebiliyorsunuz. Çünkü hayatta yani profesyonel hayatta bu yaptıklarının bir karşılığı yok. Önce bir projenin içinde olup problemleri çözmek için orada olacaksın, emeğini sakınmayıp ortaya koyacaksın ki sonrasında da oyunu dönüştürmek için bir fikrin olabilsin. Yani bir oyun çıkmış, bitmiş, sözde sende onun içerisindesin gibi davranıp eleştirmek istediğinde olmuyor işte.. Ve bu ekipteki yazarlık öğrencileri oyunun tüm dinamiğini değiştirdi Kesinlikle Sadece metin anlamında değil daha genel bir açıdan bakacak olursak mesela geçtiğimiz cumartesi günü oyuncular çok yorgundu. Çoğuna dinlenebilmesi için izin verdim ve gece yarısına kadar süren provada dramaturglar kaldı benimle ve tüm gece dekora yardım ettiler. Sabah erkenden de yeniden provaya geldiler. İşte bu ancak istekle olur. Bu istek ise zamanla herkesi bir fikrin, bir projenin etrafında toplamaya başladı. İşin aslı bir sonra da proje mi bizi dönüştürdü yoksa biz mi projeyi dönüştürdük, bilmiyorum. Hepsi birbirinin içine dahil oldu ama kesinlikle çok iyi oldu. Tasarım Ana Sanat dalı için de aynı çabadan ve emekten söz edebilir miyiz? Tasarım açısından bakacak olursak ilk aşamada oyunun tasarımına dair sunumlar yapılırken biraz hayal kırıklığına uğradım. Sonrasında ise bu her meslek grubunda oluyor- bir yerden sonra çalışmak isteyen ve istemeyen kişiler ayrışıyor. Yaşamın her alanında olduğu gibi çalışmak istemeyenleri geride bırakıyorsun; çünkü bir şey ilerliyor ve kalanlarla devam ediyorsun. İşte yola devam ettiğimiz arkadaşların da aslında hepsinin- bu projede çok fazla emeği var. Mesela ben biliyorum ki efekti veren arkadaş, ilerleyen zamanlarda Türkiye deki profesyonel bir tiyatroda çalışırken daha zoruyla karşılaşmayacak. Aynı tecrübe ışıktaki arkadaş için de geçerli. Dışarıyı bilen bir yönetmen olarak söylüyorum buradaki işten daha zoruyla karşılaşmayacak dışarıda ve bu çok değerli bir tecrübe. Dekor açısından bakarsak da sahnede gördüğünüz her şey büyük olanaksızlıklarla ve hep çok büyük bir emekle oluşturuldu. Sadece öğrenciler değil, öğrencileri dizayn eden ana sanat dallarından hocalarımızın da çok büyük emekleri var. Yazarlık ana sanat dalının başında Özlem Belkıs, kostümün başında olan Işınsu Ersan ve sahne tasarımı ve dekorun başında olan Emre Keskin de bu projeye çok fazla emek verdiler.

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi 1990

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi 1990 AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Önder PAKER 2. Doğum Tarihi: 27.05.1960 3. Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tiyatro Dokuz Eylül Üniversitesi 1982 Yüksek Lisans

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

SİNEMA YÖNETMENİ TANIM

SİNEMA YÖNETMENİ TANIM TANIM Sinema için oyunlaştırılmış öykü ve romanların (senaryoların) oyuncular tarafından canlandırılması ve oyunun filme alınmasını sağlayan kişidir. A- GÖREVLER - Yazılı metni (senaryoyu) görsel olarak

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BATI DİLLLERİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Ders Planı - AKTS Kredileri T: Teorik (saat/hafta) U: Uygulama (saat/hafta) AKTS: Avrupa Kredi Transfer Sistemi 1. Yarıyıl

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

Vizyon Tarihi: 12 Temmuz 2013 Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne, Max Minghella, Will Ferrel Yapımcı: Shawn Levy,

Vizyon Tarihi: 12 Temmuz 2013 Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne, Max Minghella, Will Ferrel Yapımcı: Shawn Levy, Billy (Vince Vaughn) ve Nick (Owen Wilson) dijital dünyaya yeni adım atan iki eski kafalı satışçıdır. Senelerdir emek verdikleri şirketin artık teknoloji karşısında ayakta duramaması nedeniyle kapatılması,

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

BAŞARI ÖDÜLSÜZ KALMAZ!

BAŞARI ÖDÜLSÜZ KALMAZ! EĞİTİMİN ALTIN MARKASINDA BAŞARI ÖDÜLSÜZ KALMAZ! %100 ÖĞRENİM BURSU FIRSATI ANADOLU LİSESİ TEOG PUANINLA SÜRESİZ BURS KAZAN! GELECEĞE GÜÇLÜ BAŞLA! EN İYİSİNİ SEÇ, DOĞRU KARAR VER ŞANSA İHTİYACIN YOK EĞİTİME

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Ünvanı: Prof.Dr. Öğrenim Durumu:

ÖZGEÇMİŞ. Ünvanı: Prof.Dr. Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ Adı: Erhan TUNA Ünvanı: Prof.Dr Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tiyatro Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya 1988 Fakültesi Yüksek Lisans Tiyatro Ankara Üniversitesi Sosyal

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ fizik güncesi MARMARİS KAMPÜSÜ Haftalık E-bülten Sayı: 3 / 13.03.2015 Hazırlayanlar Defne TÜRKER Herkes zekidir. Ancak bir balığı ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal

Detaylı

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler

Eğitim Dizisi. Hazırlayanlar: Dr. Seçil Yücelyiğit - Bil. Uzm. Sibel Güler Oyun gemisi Eğitim Dizisi Her cilt 24 cm x 30 cm - 110 gr. 1. hamur Bu eğitim dizisinde okul öncesi dönem çocuklarının hem bilişsel gelişimlerini, hem de sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen zengin

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI

HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI BİR RENNY HARLIN FİLMİ KELLAN LUTZ HERKÜL EFSANE BAŞLIYOR

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI!

ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! ANTALYA ALTIN PORTAKAL'DA JÜRİ HEYECANI! 51. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ'NİN ULUSAL UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI'NIN JÜRİSİ BELLİ OLDU Bu yıl 51.si düzenlenecek olan Uluslararası Antalya

Detaylı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 3 ( Bu mektup 10 Şubat 2014-11 Nisan 2014 tarihleri arasında yapılacak çalışmaları belirtmektedir.) HAYAT BİLGİSİ 2.TEMAMIZ :BENİM EŞSİZ

Detaylı

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir.

İletişim, hem güçlerimizin farkında olmak, hem de zayıflıklarımızın üstesinden gelmek demektir. Abraham Lincoln, senin yaşındayken dedi babası çocuğuna, Okula gidebilmek için her gün 10 mil yürüyordu. Gerçekten mi? dedi çocuk ve ekledi: Tamam, fakat o senin yaşındayken de başkan oldu baba! İletişim,

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Tom Lloyd. Luke Pearson

Tom Lloyd. Luke Pearson PearsonL Tom Lloyd Luke Pearson Sıra Dısı Amacımızı geniş bir disiplin yelpazesinde çalışmak ve bir alandan diğerine kültür, fikir ve beceri aktarmak için elde edilmiş bilgiyi kullanmak olarak özetleyebilirim.

Detaylı

SİHİRLİ ELLER PROGRAMI

SİHİRLİ ELLER PROGRAMI HEDEF KİTLE Potansiyel Hedef Kitle 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın TV. izleyicisi Programın Hedef Kitlesi 14-65 yaş A,B,C,D,E özellikle kadın TV. izleyicisi Potansiyel hedef kitlemizi 14 yaş ve

Detaylı

Nedim Saban. Berrin Politi De. Bayar

Nedim Saban. Berrin Politi De. Bayar Nedim Saban Sanat Yonetmeni Berrin Politi De. Bayar Egitmen ÇOCUKLAR IÇIN YARATICI DRAMA VE GENÇLER IÇIN OYUNCULUK/ MUZIKAL TIYATRO EGITIMI Çocuklar kişisel gelişimleri için gerekli olan alışkanlık ve

Detaylı

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613

D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 D218 Sosyal Siyaset: Sosyal Yardım, Güç ve Çeşitlilik CDA1: CDA5613 Bölüm 2 Clarke Bu programda D218 ya da bir başka derse çalışmak için en önemli becerilerden birini konuşacağız. Konumuz, not tutmak.

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Türk Dili II Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans (x ) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim ( X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati GİRİŞ Yapısı ve uğraşı alanı ne olursa olsun tüm dersler, insan için ve insanlık adına sevgi, saygı, dayanışma ve rahat yaşama için

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

İnsanlarına yararlı olmaları. için onları düşünmeye. yaşamlarında daha iyiye, güzele ve doğruya ulaşmaları. gerektiğini söylüyorum.

İnsanlarına yararlı olmaları. için onları düşünmeye. yaşamlarında daha iyiye, güzele ve doğruya ulaşmaları. gerektiğini söylüyorum. Zeliha Berksoy Tiyatro Sanatçısı Usta şair Nazım Hikmet in dizelerine can vermekten hiç vazgeçmeyen değerli oyuncu ve bilim insanı Zeliha Berksoy ile tiyatroya yönelmesinde rol oynayan etmenleri, karakter

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

11 Eylül de Sinemalarda

11 Eylül de Sinemalarda İyi Performanslarla Dolu, Çekici Bir Hikaye Milton Moview Review Gece Bitmeden de Chris Evans ın Yakışıklılığından Fazlası Var Culled Culture Gece Doğmadan ve In Search Of A Midnight Kiss in İzinde Filmaluation

Detaylı

Brighton Ekolü. Film d'art (yapımevi)

Brighton Ekolü. Film d'art (yapımevi) Brighton Ekolü İngiliz fotoğrafçı topluluğudur. Superpoze, yakın çekim, kamera hareketleri görülür. Konulu filmler yapmadılar. Görsel efektlere ve hilelere yer verdiler. Film d'art (yapımevi) Ünlü klasik

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yabancı dil öğreniminde kelime ve anlamını ezberleme oldukça önemli bir yere sahiptir. En sık kelime ezberleme yöntemi ise tekrardır. Yani sık sık kelimenin ve anlamının tekrar edilmesidir. Bu kelimelerin

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat 2015-27 Mart 2015)

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat 2015-27 Mart 2015) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (16 Şubat 2015-27 Mart 2015) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her 6

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER

GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER İ ORTAK DERSLER SEÇMELİ DERSLER D GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER 9. 10. 11. 12. DİL ANLATIM 2 2 2 2 TÜRK EDEBİYATI 3 3 3 3 DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ 1 1 1 1 TARİH 2 2 - -

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir?

Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? Kadınlar Ne İster? Erkekler Ne Verir? BU KİTABI OKUYUN VE İLİŞKİLERİNİZDE GÜÇLÜ, BAŞARILI VE SEVGİ DOLU OLUN İşte size NLP Lideri Mustafa KILINÇ tan sayfalarını peşpeşe çevireceğiniz bir kitap daha. İster

Detaylı

OKUL TİYATROSU MANİFESTOSU

OKUL TİYATROSU MANİFESTOSU OKUL TİYATROSU MANİFESTOSU Kemal ORUÇ* Dolu bir tiyatro salonu Sahnede dört beş yaşlarında çocuklar. Çocuklardan biri yerde yatıyor; üzerine bayrak örtülmüş. Diğer çocuklar dizlerini döverek ve ağlıyormuş

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI?

ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? ÇOCUĞUM BAŞARACAK MI? Öncelikle başarıp, başaramadıklarına karar vermek için hedefimiz belli olmalı. Yabancı dil öğreniminde çocuğunuz için nasıl bir hedef düşünüyorsunuz, o, kendisi için ne düşünüyor?

Detaylı

Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009

Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009 Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009 Bu sunum, İFSAK Temel Fotoğraf Semineri Ders Notları esas alınarak hazırlanm rlanmıştır. 2005 yılında y www.fotokritik fotokritik.com internet sitesinden

Detaylı

Projenin Adı:Pascal-Fermat Olasılık Mektupları

Projenin Adı:Pascal-Fermat Olasılık Mektupları Projenin Adı:Pascal-Fermat Olasılık Mektupları Projenin Amacı:Çalışmamızda öncelikle Pascal ve Fermat la tarihsel empati kurmakla birlikte bilginin yolunu bulabilmesi için farklı bakış açılarına ihtiyaç

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

ÖZEL VEGA OKULLARI ANAOKULU YILDIZLAR SINIFI TASARIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ

ÖZEL VEGA OKULLARI ANAOKULU YILDIZLAR SINIFI TASARIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ ÖZEL VEGA OKULLARI ANAOKULU YILDIZLAR SINIFI TASARIM SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMALARI KENDIMIZI İFADE ETME BIÇIMIMIZ: Düşünceleri, duyguları, doğayı, kültürü, inançları, değerleri keşfetme

Detaylı

KELEBEKLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ

KELEBEKLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ ÖZEL ASÇAY ANAOKULU KELEBEKLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ Hazırlayan: YASEMİN YILDIR ÖĞRETMENİN MESAJI: MERHABA;11.05.2015-15.05.2015 tarihleri arasında uyguladığımız etkinliklerimizin özetini siz değerli

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (08Aralık 2014-23 Ocak 2015)

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (08Aralık 2014-23 Ocak 2015) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (08Aralık 2014-23 Ocak 2015) Sayın Velimiz, Sizlerle daha önce paylaştığımız gibi okulumuzda PYP çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015 )

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015 ) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (30 Mart 15 Mayıs 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR BİRLİK BULAMACI YERİNE GERÇEK BİRLİK A. GİRİŞ Başlangıçta,eşler arasındaki farklar bazen heyecanlı olabilir. Kendinde olmayan özellikleri eşinde bulunca yaşama renk katacağı olur

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

3.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 EYLÜL-19 EKİM 2012)

3.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 EYLÜL-19 EKİM 2012) 3.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (10 EYLÜL-19 EKİM 2012) Sayın Velimiz, Sizlerle daha önce paylaştığımız gibi okulumuzda PYP çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda 6 PYP disiplinler üstü teması ile ilgili

Detaylı

LYS. Lisans Yerleştirme Sınavı. Öğretmenin defteri

LYS. Lisans Yerleştirme Sınavı. Öğretmenin defteri LYS Lisans Yerleştirme Sınavı Öğretmenin defteri LYS EDEBİYAT HIZLI ÖĞRETİM EDİTÖR Turgut MEŞE İÇİNDEKİLER Güzel Sanatlar ve Edebiyat... Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılması... 1 29 Bütün hakları Editör

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı