TÖRE den Emeği Geçenlere - Canan MIZRAK. Dündar Taşer Arif Nihat ASYA / 05. Gül Sunma Vakti A. Yağmur TUNALI / 12. Yusuf İmamoğlu Emine IŞINSU / 13

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÖRE den Emeği Geçenlere - Canan MIZRAK. Dündar Taşer Arif Nihat ASYA / 05. Gül Sunma Vakti A. Yağmur TUNALI / 12. Yusuf İmamoğlu Emine IŞINSU / 13"

Transkript

1

2 İ Ç İ N D E K İ L E R FİKİR SANAT VE EDEBİYATTA TÖRE Aylık Fikir Sanat Edebiyat Dergisi Yıl: 1 Sayı: 5 Haziran 2012 ISSN: İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ömer Faruk BEYCEOĞLU Yayın Danışmanı A. Yağmur TUNALI Sanat Koordinatörü H. Nurcan YAZICI Ahmet ŞAFAK Editör İbrahim METİN Halkla İlişkiler Koordinatörü Mehmet Yıldıran YÜCE Grafik - Tasarım İsmail KANDEMİR Düzeltme Firdes IŞIK - Hacer KUTAY iletişim İdare Yeri Çetin Emeç Bulvarı 1314 Cadde 1315 Sokak Can Apt. 7/3 A. Öveçler - ANKARA Tlf: Faks: Cep: Baskı / Cilt BERİKAN Elektronik Basım Yayım Reklam Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. Tlf: Fiyatı: 7 TL TÖRE den Emeği Geçenlere - Canan MIZRAK Dündar Taşer Arif Nihat ASYA / 05 İşgal ve Zuküm Karşısında Türklük Duygusu -1- Dr. Suat ÇIRAKOĞLU / 06 Gül Sunma Vakti A. Yağmur TUNALI / 12 Yusuf İmamoğlu Emine IŞINSU / 13 Kültür ve Tiyatro Yusuf İMAMOĞLU / 14 Yuğlar Hayati BÂKİ / 16 Dündar Taşer ve Mesele si İbrahim METİN / 17 Dündar Taşer Sagusu Dilâver CEBECİ / 20 Fikirleri İle Nesiller Yetiştirmeye Devam eden Bayraktar: Dündar Taşer Ahmet ALKAN / 21 Köl Tigin Ünlemesi -IV- Hakan İlhan KURT / 24 Dilâver Cebeci Şiirlerinin Beslendiği Kültürel Kaynaklar ve Etkilenmeler-2- Yıldıray BULUT / 28 Bizimdir Hızır İrfan ÖNDER / 34 Heybeliada Ruhban Okulu Oğuz ÇETİNOĞLU / 35 Şairin Defterinden Ayşe Peri ye Şiir Yavuz Bülent BÂKİLER / 36 Dareyn Nuray ALPER / 38 Dilâver Cebeci ve Sitâre Şiiri Günerkan AYDOĞMUŞ / 40 Merhaba A. Rahim BALCIOĞLU / 43 Halide Nusret Zorlutuna Ayhan İNAL / 44

3 Atlar Gelir Tan Atanda Ahmet YOZGAT / 46 Küller Yahya AYDIN / 48 Bayrağımız-Göyüzündə Göy Əskərimiz Vaqif Bayatlı ODER / 52 Yeni Tarih Anlayışı Yeni Bir Düşünce Modeli: Türkiye-Türkistan Bileşkesi -1- Ahmet ŞAFAK / 53 İllegal Betimleme Ülkü GÜVEN / 56 Kanunlar Akademisi Rasim CİNİSLİ / 57 Koçaklar Köçek Çıktı Kenan ÇARBOĞA / 59 Ay Yıldızlı Geceler Talân Ayşe KANCA / 60 Gönül Niyazı Sevim ÇAKICI / 61 Suriye Irak a Dönüşebilir mi? Nefi DEMİRCİ / 62 Bir Fotoğraf... Bir Hatıra... Mahpushane Diliyle Yıldızlar Üzerine Ahmet Tevfik OZAN / 64 Barzani ve Kürt Devleti Üzerine İsmail GERÇEKSÖZ / 66 Yakarış İbrahim BERBER / 68 Bir Akşam Üstü Yalnızlığı Yağmur ŞENGÖK / 69 Bir Çığ Yuvarlanır Gibi Doruklardan Nâzım TEKTAŞ / 70 İcazet, Usta-Çırak İlişkisi Mesut DİKEL / 71 Asya dan Mehmet Ali KALKAN / 73 Toplumsal Şuur, Merkez-Çevre Arka Planı Emrah POLAT / 74 Düş Nihat KAÇOĞLU / 75 Aydın Sorumsuzluğu: Şah&Sultan -2- İskender ÖZDEMİR / 76 Eziyet-Meziyet Mehmet DURMAZ / 82 İhtilalciler Hesaplaşıyor Afşar ÇELİK / 85 Ağ Atım Huşeng CEFERİ / 89 Safranbolu dan Renkler ve Sesler Aydil EROL / 92 Mücadele Yılları Öncesinde Ebülfez Elçibey Prof. Dr. Hanım HALİLOVA / 94 Seferberlik Çağrısı ve Nazireler A. KARAKOÇ-D. CEBECİ-A. Muhtar GÜNERİ/ 99 Derbent teki Acı Elma Ağacı Hasan KAYIHAN / 101 Türklüğe Hizmet Edenler Oğuz ÇETİNOĞLU - Mehmet Şadi POLAT / 104 Gönül-Gâh Leyla ARSAL / 109 Gişe İçin Çekilmiş Bir Film: Fetih 1453 Coşkun ÇOKYİĞİT / 110 Desenler: Mehmet BAŞBUĞ - S.Ahmet YOZGAT - Svetlana İNAÇ - Üzeyir ÇAYCI Minyatür-Hat: Mesut DİKEL Fotoğraflar: A. Tevfik OZAN - Suat ÇIRAKOĞLU Oğuz ÇETİNOĞLU - İbrahim METİN - Vehbi OKUR - Hanım HALİLOVA Resim: Mehmet BAŞBUĞ ABONE ŞARTLARI Abonelik için lütfen html adresindeki formu eksiksiz doldurunuz veya Adınızı, Soyadınızı, Adresinizi, Telefon Numaranızı ve adresinizi elektronik posta adresimize ( veya nolu telefona bildiriniz. Abonelik Bedeli: Öğrenci: 60 TL / Yurtiçi: 75 TL / Yurtdışı: 75 EURO (Ya da karşılığı Türk Lirası dır.) Abone bedelini; Ömer Faruk BEYCEOĞLU adına açılmış bulunan; nolu Posta Çeki hesabına, Ziraat Bankası TL IBAN: TR USD IBAN: TR Euro IBAN: TR Türkiye İş Bankası IBAN: TR Garanti Bankası IBAN: TR hesaplarına yatırabilirsiniz. Kapak Resmi: Mehmet BAŞBUĞ - Manasçı

4 SUNUŞ Merhaba; Madem ki bir ateşi birlikte yakmaya çabalıyoruz. Madem ki güzellikleri beraber yeşertme gayretindeyiz. Bundan böyle bu sayfada da birlikte yazalım. Sevgili kardeşimiz Canan MIZRAK (kendisi liseyi yeni bitirdi, üniversite yolunda), bu sayı misafirimiz olsun ve yazdıklarını birlikte okuyalım. EMEĞİ GEÇENLERE TÖRE beni 1911 in Selanik ine götürüyor. Ülkemizi esir alan bu hain gürültü patırtı arasında GENÇ KALEMLER ce haykırışlar duyuyorum TÖRE den. O günlerde Genç Kalemler dergisi yazarlarının yüklendiği sorumluluğu bugün TÖRE otağında toplananlarda görüyorum. Çünkü TÖRE yi Ömer Seyfettinlerin, Ziya Gökalplerin, Ali Caniplerin ve daha nicelerinin sayesinde aydınlanan kutlu bir yolun yolcuları şekillendiriyor. Fikrimizi sanatla dokumak, milli edebiyatımızı canlandırmak ve Türklüğü uyandırmak elbette ki ağır bir sorumluluk. Fakat geçmişte Genç Kalemler etrafında toplanan bir avuç insan bunu başarmıştı. Çok eskilere gitmeye gerek yok, daha dün TÖRE de bunu başarmıştı. Ve inanıyorum bugünün karanlığını da yine TÖRE ve etrafında toplananlar parçalayacaklar. Genç Kalemler dergisini doğuran şartlara Türklükten uzak bırakıldığımız için düşmüştük. Gözünü kan bürüyen azınlıklara rağmen Osmanlı kalmış; bize karşı Hristiyanlarla anlaşma yapan Müslüman halklara rağmen İslamcı olmuş ve varlığımızın özüne rağmen benliğimizi yok sayan Batıcı lar görmüştük. TÜRKÜM demeyi payitahta ihanet sayıyor, kendimizi Osmanlı olarak nitelendiriyorduk. Böyle bir ortamda Genç Kalemler le başlayan hareketin ne derece önem arz ettiği açıktır. O günlerde Ziya Gökalplerce uyandırılan TÜRK kimliği ve TÜRKÇÜLÜK fikri, 1920 lere ulaşıldığında Mustafa Kemal Atatürk ün bağımsız ve Türk Türkiyesine tekabül etmiştir. Ülkemizin bugünkü halini göz önüne alırsak: o günkü Osmanlılık kavramını bugün Türkiyelilik olarak bize sunmaya çalıştıklarını göreceğiz. Milli varlığımız içinde erimiş etnisitelerin kutsallaştırılıyor ve bunlar Türkiye yi bölmek için basın yayın yolu ile halkımıza taraf olmayan bertaraf olur meselince(!) dayatılıyor. Türk kimliğine karşı ırksal bir değer ifade edecek geçmişi olmayan bazı kimlikler türetiliyor ve bu kimlikleri sahiplenme pozunda olanlar şımartılıp azdırılıyor. Tüm bunlar yetmiyor ve milli varlığımıza yapılan bu ihanetler okyanus ötesinden sipariş bir Müslümanlık(!) kılıfına sarılıyor. Ne yazık ki durum giderek vahimleşiyor. Uzun Hasan ın şehrine istinaf mahkemesi kuruluyor, aynı şehrin kutlu sokaklarına teröristlerin isimleri veriliyor. Bu da yetmezmiş gibi TÜRKÇE levhalar kaldırılıp yerlerine uydurmaca bir dilde levhalar dikiliyor. Bu uydurmaca dil seçmeli ders sayısını çoğaltmak kılıfında ikinci ana dil yapılmaya çalışılıyor. Ve ne yazık ki koltuk sahipleri bunları güzel şeyler olarak nitelendiriyor, her fırsatta başkanlık sistemini dillendiriyor, TÜRKİYEMİZİ bölme çalışmalarına ortak oluyorlar.

5 Televizyonlarda sabahtan akşama kadar binbir hain surat izliyoruz. TÜRK e ve TÜRK TÖRESİ ne hainlik alkışlanıyor, TÜRK ÇE olan her şey hor görülüyor. Ve tüm bunlar modernlik adına, Avrupalı olmak adına, daha da komiği demokrasi adına yapılıyor. TÜRKÇÜLÜK fikrinin doğduğu günler kadar kötü günler yaşıyoruz kısaca. O günkü mahşer ile bugünkü mahşer arasında pek de fark yok. Sadece o gün silahla yaptıklarını bugün basın yayın organları ile yapıyorlar. Görebildiğim en büyük farksa o gün binbir emekle yapmaya çalıştığımızı, ilmek ilmek dokuduğumuzu, iplik iplik nakışladığımızı bugün bozmaya çalışıyor olmalarıdır. Ülkemiz bugün de tıpkı o günlerdeki gibi patlamaya hazır bomba misali bir vaziyette ve pim ne yazık ki TÜRKLÜK düşmanı mihrakların elinde. Bu gidişata dur denilmesi gerektiği gayet açıktır. Bu gidişata dur diyebilecek tek güçse dün olduğu gibi yine halkımızın kendisi olmakla beraber, halkımızı yattığı ölüm uykusundan uyandırmak hissi ve fikri ile TÜRK olan aydınlarımıza düşmektedir. TÖRE bu konuda Türkiyemiz için güzel bir şans. Gerçekleri halkın idrakine sanatsız kabul ettirmek mümkün görünmüyor. TÖRE gerçeklerimizi beyinlerimize sanatla işlemeli, görmek zorunda olduklarımızı, durdurmamız gerekenleri bize sanatla göstermeli. Düşmanlarımız bir basın yayın ordusuna sahip olabilir fakat bizdeki inanca sahip olamazlar. Bu sebeple TÖRE nin yolu ne kadar çetin olsa da umudumuzu yitirmeden TÖRELENMEYE devam etmeliyiz. Ben inanıyorum ki TÖRE etrafında toplananlar yarınki TÜRKİYEMİZİ şekillendirecek inanca ve kuvvete sahipler. TÖRE ateşi TÜRK ü titretecek, TÖRE ateşi TÜRK ü kendine döndürecek. Bu halkın, özellikle bu gençliğin TÖRE ye çok ihtiyacı var. Farkındayız ki yazdığınız her yazı, elimize geçen her TÖRE geleceği karartılan TÜRKİYEMİZ için bir ışık. Ve o ışıklar arttıkça biz gerçeklerin daha çok farkına varacağız. TÖRE mizin varlığı daim olsun... Canan MIZRAK TÖRE ye verdiğiniz değere ve onu yaşatmak için gösterdiğiniz gayrete teşekkür ediyor, daha güzel günlerde, tüm Türk yurtlarının azatlığını kutlamak dileğiyle selam ve saygılarımızı sunuyoruz.. Tanrı Türk ü hep korumuştur. Bundan sonra da koruyacaktır, hiç şüphemiz yok. Yeter ki, Türk Türk ü sevsin ve korusun.

6 DÜNDAR TAŞER (15 Mayıs 1925 Gaziantep 13 Haziran 1972 Ankara) Bucak bucak gezerek kürsülerde yolda onu Arayan bir hayat yolcusuna Bakıp gelen biri der: Gezdiğin bu toprakta Yattı Dündar Taşer son uykusuna! ARİF NİHAT ASYA 05

7 İŞGAL VE ZULÜM KARŞISINDA TÜRKLÜK DUYGUSU -I- Dr. Suat ÇIRAKOĞLU İtalyan Ressam Vittorio Pisani nin İzmir in İşgali İle İlgili Tablolarından Birisi 15 Mayıs 1919 tarihinde meydana gelen İzmir in işgali hareketi ve İzmir Fâciası Anadolu nun her yanında derin bir üzüntü yaratmış, bütün memlekette çok şiddetli tepkilere neden olmuştur. Bu işgal, Türk milletinin milli duygularını derinden yaralamıştır. Bütün baskılara rağmen, bu sırada Türk basını da milletin duygularına tercüman olarak, İtilaf Devletlerine karşı mücadele edebilmek için halkın milli duygular etrafında birleşmesinde etkili olmuştur. Basında çıkan haberler ile işgal bölgesinden daha içerilere doğru canını kurtarıp kaçabilen Türklerin anlattıkları, işgalin genişlemesiyle artan facialar ve kıyımların bütün ülke genelinde öğrenilmesi, milletin ruhunda nefret fırtınalarının büsbütün kabarmasına yol açmıştır. İzmir in işgalinden hemen sonra memleketin dört bir köşesinden tepkiler yükselmiştir. Protesto telgrafları, gösteriler ve toplantılarla milli duygu en üst düzeye çıkarılmıştır. İlk olarak Batı Anadolu da Bayramiç te bunu takiben Seydişehir, Babaeski, Gördes, Burdur, Ezine, Ödemiş, Bursa, Keskin, Konya, Cide, Rize, Akhisar, Yabanabat(Kızılcahamam) vb. olmak üzere pek çok yerde bu işgali protesto eden mitingler yapılmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu nun birçok yerinde de büyük protesto gösterileri olmuştur. Bu tepkilerdeki en dikkat çekici unsur Türklük duygusunun en üst düzeyde yansıtılmış olmasıdır. Bu miting ve gösterilerden bazılarının yeri ve tarihleri şöyledir: 6 Mart 1919 da Edremit, 25 Nisan 1919 da Bayezid ve Beşiktaş, 15 Mayıs 1919 da İzmir ve Denizli, 16 Mayıs 1919 da Denizli, Tavas, Bayramiç ve Seydişehir, 17 Mayıs 1919 da Giresun, Kandıra, Çal, Eskişehir, Kütahya, 18 Mayıs 1919 da Bursa, Tire, Havza, Erzurum, İstanbul, 20 Mayıs 1919 da Üsküdar, 22 Mayıs 1919 da Kadıköy ve İzmit, 23 Mayıs 1919 da Sivas ve Sultanahmet, 25 Mayıs 1919 da Bayburt, Kiğı, Hınıs ve Patnos, 26 Mayıs 1919 da Ankara. İzmir in işgali sonrası oluşan duygu, Kuvayı Milliye hareketinin canlanmasına ve işgale karşı topyekûn bir karşı koyma hareketine dönüşmüştür. Bu yönüyle işgaller karşındaki faaliyetlerde öne çıkarılan Türklük duygusu Türk vatanının işgalden kurtarılmasında en önemli tema olmuştur. Denilebilir ki; Türkiye nin işgalden kurtuluş mücadelesindeki en önemli itici güç Türklük duygusudur. Bunun ilk yansıdığı toplu tepki ise İzmir in işgaline gösterilen tepkilerdir. Bu makalede bu duygunun sadece İstanbul da nasıl ifade edildiğini göreceğiz. Bu gösterilerde yapılan konuşmaların birçoğu ilk 06

8 kez burada dile getirilecektir. İşgallere ilk tepkiyi gösterenlerin başında Milli Kongre oluşumu gelir. Bu cemiyetin en önemli şahsiyeti Doktor Esat Paşa dır. Esat Paşa işgallere karşı mücadele yürütürken duygularını şöyle ifade ediyordu: Kalmadı saçtan başımda amma, zindeyim Irkımın mensubuyum, Türk pençe-i puladıyım. Milletim etsin teâli, işte budur gayem benim Her şumûliyle mücahit bir vatan evladıyım. Bu duyguları sonrasında önce Damat Ferit Hükümetince sürgüne gönderildi. Sonra da İşgal güçlerince tutuklanarak Malta ya sürüldü. İmâlât-ı Harbiye İşçileri Bugünkü karşılığı Askeri Fabrika işçileri olan o dönemin İmalât-ı Harbiye Usta Mektebi mensupları bir muhtıra yayınladılar. Bu işçiler muhtırada şöyle diyorlardı: İnsanlık âlemine, şefkat, merhamet kanatlarını açıp adalet dağıtan Amerika reis-i cumhuru Wilson un on dört maddesi hükmünce galip, mağlup, her millet kendi muhitinde, kendi vatanında kendi geleceğini belirleme hakkına sahip olacaktı. Sulh konferansını Wilson Prensipleri nin hilâfına olarak aslı, nesli, kadını, erkeği, çiçeği, dağları, seması, toprağı ve bütün her şeyi Türk ve Müslüman olan kıymetli İzmirimizi, Asya nın anahtarı, Anadolu nun kalbi, Osmanlı tarihinin en şanlı, en şahane muzafferiyetlerini okuyan yaylaları, Osmanlı hürriyetinin şanını, şevkini terennüm eden sahilleri, Türk ve Müslüman ruhu kokan yeşil kırları vatanımızın en aziz parçasını, yurdumuzun faal damarını ciğerlerimizden ayırarak Yunanlılara teslim etmemize, adaleti insaniyeti ezerek karar veriyor, emir buyuruyorlar. Dört seneden beri bedbaht Türk milletinin dökmediği kan, kurban etmediği kahramanı mı kaldı? Şehirlerinde, matem ocaklarında hicran tüten günahsız, masum Türk neslinden ne istiyorlar? Bedbaht Türk hak, adalet kapılarından tart mı edilecek? İzmir; tarihen, dinen, lisanen, örfen, ahlâken Türk tür, Türk ve Müslüman kalacaktır. Dört sene aç susuz, çırıl çıplak, bedbaht içinde milli namusumuzu kurtarmak için kanımızı dökmekten, canımızı feda etmekten çekinmedik, sulh konferansı canımızı isterlerse alsınlar, fakat namusumuza leke sürüp bir avuç Türk nesline saldırmasınlar. Batı dan Doğu ya irfan nurları taşıyan Türk ırkına taarruz etmesinler... Hak ve adalet mahkemelerinde bize verilecek hükmün milli şerefimize, namusumuza yakışacak bir tarzda olmasını talep ederiz. Bugüne kadar fabrika tezgâhlarının baş döndürücü gürültüleri arasında çekiç ve örslerle ifa ettiğimiz vatan hizmetimizi, bundan sonra nasırlı ellerimize tevdi edilecek silâhla titremeden icra edeceğimizi ve milletimizin bizden talep edeceği her vazifeyi seve seve, sevine sevine yapacağımızı, yurdumuzu müdafaa için hayatımızın hiç bir kıymeti olmadığını arz ile sevgili İzmirimizin muhakkak ve mutlak surette kurtarılmasını biz san atkâr Türk çocukları talep ederiz. İzmir in işgali sansüre ve dış baskılara rağmen İstanbul basınında büyük tepkilere neden olmuştu. Hatta halkın deyimi ile bu hadise Türk ün ayranını kabartmış idi. Bu tepkileri basındaki yazılardan da takip etmek mümkündür. Büyük Mecmua da 5 Haziran 1919 tarihinde Son Dua başlığıyla yazılan bir yazıda şöyle deniliyordu: Allahım! Ak saçlı ihtiyarlar, bağrı yanık analar, gönlü yaralanmış yetimler, bütün Türk ve müslüman kulların hep birden duaya geldik... Müslüman ruhunu temsil eden camilere haç diktirme Allahım. Yedi yüz seneden beri minarelerinden okunan ezan sesine bizi hasret etme Allahım! Topraklar altında millet için ölen şehitlerini mezarlarında ağlatma ya Rabbi! Yedi yüz seneden beri denizlerin hâkimi, Şark ın hükümranı olduk, bizi düşmanlarımıza esir eyleme ya Rabbi! Fatihlerin, büyük hakanların şan ve şeref ülkesinden Türklerin mukaddes yurdundan hilâlini eksik etme Allahım! İzmir in işgali karşısında İstanbul da üzüntü ve heyecan çok büyüktü. İşgale ilk büyük tepki bir ilim irfan ocağı olan Darülfünûn dan yani üniversiteden geldi. 17 Mayıs 1919 tarihinde Darülfünûn un konferans 07

9 salonu öğrencilerin bazı tezahüratına sahne olmuştu. Öğrenciler burada İzmir e Yunan birliklerinin çıkışını kınayan konuşmalar yapmışlar ve 18 Mayıs gününü Millî Matem Günü ilan etmişlerdi. Burada Hukuk Fakültesi Profesörlerinden Muslihiddin Adil (Taylan) Bey Hukuk Fakültesi profesörler meclisi adına şu konuşmayı yaptı: Bugünkü şu matemli toplantının yapılmasına sebep olan hadiseyi düşününce hayallerim geçmişe, tarihe dalıyor. Şerefli tarihimiz! Yedi asırlık bir zaman içinde çok şevketli, çok felaketli zaman geçirdik fakat bu günkü kadar elim, hazin hiç bir an yaşamadık; bu gün cihan yeni bir hayata doğru giderken Osmanlılık, Türklük adeta kabir basamaklarında yaşıyor.âdil hâkimlerden âdilâne hükümler beklerdik... Fakat heyhat! İsmini yâd etmekten korktuğum o güzel şehir, hatıranızda yaşayan o Anadolu nun en güzel bahçesi, saadete açılan yegâne penceresi ve büyük edibimizin dediği gibi karanlık gecelerde semada parlak bir yıldız olan sevgili İzmir bu gün düşman işgaline geçiyor. Felaket zamanları insanları unutulmuşluktan birliğe sevk eden bizim azmimiz geleceğimizi belirleyecektir. Bu zamanda bütün milli teşkilattan istifade etmek lazımdır. Bu teşkilatın başında da üniversiteyi görüyoruz. Memleketin fikir üretim merkezi üniversitedir. Ben üniversitenin bir uzvu olarak derim ki, en barışçı bir yolda fiilen her türlü hakikatleri göstermeli, tamamen dayanışma içerisinde bulunmalıyız... Zira İzmir beşiğimiz, yatağımız ve en nihayetinde mezarımızdır... Tıp Fakültesi adına konuşan Sırrı Bey de şunları söyledi: Dünyanın en ücra köşelerinde belki millî duygularını unutmuş küçük milletlerin bile haklarını bütün kuvvetleriyle bağıra bağıra almaya çalıştıkları şu mühim ve nazik devirde, biz Türklerin bu asil ve masum milletin ebedî ve ezelî olan hayat hakkı için bağırmak, onun elinde ruhunu ve canını alanlara karşı hak ve adalet prensiplerini ileri sürerek bağırmak borcumuzdur. Bu gün hiç bir zaman ne nüfusen, ne de iktisaden bizi geçmeyen bu küçük fakat hunhar azınlığın hâkimiyeti altına girmek üzere bulunan Sevgili İzmir imizin feci akıbeti her Türk ü kalbinden yaralamış ve ona vazifesinin ne olduğunu göstermiştir. Bu feci akıbetin dehşet veren zulümleri önünde bizim saf ve masum fakat imanlı kalplerimizin ilhamı olan adalet ve insaniyet ilkelerine bağlayarak geleceğimizden emin olarak keyif ve istirahat içinde yaşamamız zillettir. Bu gün hakkın ve hakikatin kesif bir rüya perdesi ile örtülü olduğu ve riyakâr grubun haris emellerinin hâsıl olmağa başladığı bu sırada bizlerin sükût etmemiz cinayettir. Bu cinayete iştirak edecek bir Türk ün bulunmadığını göstermek ve Türklerin bu gün millî gayretlerini, rüşt ve ehliyetlerini bütün cihana, cihan medeniyetine bağıra bağıra ispat etmek lazım... Bizi bu azmimizden döndürecek hiç bir kuvvet tasavvur edemiyorum. Arkadaşlar vatan ve millet bugün tehlikededir. Cihanın geleceğini iktidarları altında bulunduran Paris büyükleri hiç araştırmaya dahi lüzum görmeden hakikat namına masumları boğan, zalimleri, canileri himaye edenlerin boş gürültülerine, yaygaralarına inandılar... Bugün Şark ın en büyük bir İslâm hükûmeti, dünyanın en âdil bir milleti, kâinatın en masum ırkını teşkil eden bizler, artık bu hakikatleri her tarafa, Türklerin vatanları ve milletleri için kan dökmeğe İşgalleri protestgo mitinginden karar verdiklerini ilân etmeliyiz. Bu gün zillet ve sefaletle yaşamaktansa, kan dökerek kahramanlıkla ölmeği tercih ederiz. Bugün Wilson un o büyük beşeriyeti kurtaran prensiplerine itimat ederek bağırıyoruz ki: Bütün Türk çoğunluğu ile meskûn olan yerler Türk tür ve Türk kalacaktır. Eğer dünyada adalet, medeni dünyayı dolaşan adamlarda insani duygular varsa ve eğer insanlığın, hakikatin, her zaman aşığı iseler Türklerin, bu kabahatsiz kavmin haklarını teslim etsinler. Eğer bizim bu haklarımızı teslim etmeyerek yine eski bildikleri gibi körü körüne hareket ile bizi mağdur edeceklerse işte buradan bağırıyoruz ki, dünya artık barış yüzü görmeyecektir. Beş seneden beri döktüğümüz kanlara ilave edecek daha pek çok kanlarımız var... Biz bu kanlarımızı seve 08

10 seve vatan için, millet için dökmeğe hazırız. Her an ve zaman ilhaksız bir sulh akdine ıstıraplı insanların sevinmeye başlayacaklarının işareti olacağını ümit ediyorlarsa bizim de hakkımızı teslim etsinler. Biz adalet ilkelerini gaye etmiş bir milletiz... Medenî hareketlerimizi, insanî gayelerimizi, kat i haklarımızı ortaya atarak hak iddia ediyoruz... Ve tekrar ediyoruz ki, bu hakkımızı elde etmek için icap ederse kan dökeceğiz kan! İşte o kadar. İşgalleri protestgo mitinginden Fatih mitinginin yapılması İstanbul Üniversitesinde gerçekleştirilen bu toplantıda kararlaştırılmıştı. 18 Mayıs 1919 günü, Fatih mitingi için Türk Ocağı salonunda bir toplantı yapılmış, işgalin ne şekilde bir toplantı ile protesto edileceği konusunda görüş alışverişinde bulunulmuştur. 19 Mayıs 1919 da Fatih te yapılan mitingdeki konuşmacılardan Hüseyin Ragıp (Baydur) Bey şunları haykırmaktaydı: Ben İzmir ilhakının bütün dünyada en çok imkânsız bir şey olduğunu anlatmak için ne Wilson Prensiplerinden yardım dilemeye tenezzül edecek, ne de tarihten, etnografyadan misal göstereceğim. Vatandaşlar; İzmir in yutulmaz bir lokma olduğunu anlamak için Ödemiş kazasından devesini önüne katarak Yemiş Çarşısı na gelen zeybeğin iri bir çam bölmesini andıran vücudunu seyretmek kâfidir. Aydın Efesi ve onun milli hasletleri öyle bir usturadır ki, onu yutmak isteyenlerin gırtlağını parçalar. Vatandaşlar, bizimle beraber yaşamak istemeyenler için kapılarımız açıktır, geldikleri yere gidebilirler. Fakat biz kendi yurdumuzda hiç bir milletin bize hâkim, bize efendi olarak yaşamasına tahammül edemeyiz. Dağdan gelip bağdakilerini kovmak isteyenlerin hakkı kötek ve satır olacaktır! İzmir Yunan a bağlanamaz. Ve hiç bir zaman bağlanamayacaktır. Bu uğurda gençler kan dökecekler, kadınlar İzmir matemini beşiklere ninni diye çağıracaklar... Vatandaşlar! İzmir Yunan a ilhak edilemez. 20 Mayıs 1919 Salı günü Üsküdar da bir miting yapıldı. Üsküdar Doğancılar meydanında yapılan bu mitinge yaklaşık kişi katılmıştır. Bu mitingde konuşma yapan Üsküdar Sultanisi öğretmenlerinden Muzaffer Bey şunları söylemişti: Ufkumuzda siyah bulutlar belirdi. Karanlık bir gece içindeyiz. Fakat her gecenin bir sabahı vardır. Bizi zulüm altında ezmek istiyorlar. Biz kendi elimizle tesis ettiğimiz tahtımızı kirli ellere yıktıramayız. Bize adalet vadeden ağızlar yalan söyledi. Türklerden ayrılması mümkün olmayan bir hakkı çekip koparmak, İzmir i bizden ayırmak istiyorlar. Ben bugün eminim; validelerimiz, babalarımız, çocuklarımız hepimiz her zaman ölmeye hazırız; fakat öz vatanı vermeyeceğiz. Bunu vermemek için elimizde silâhımız topumuz yok. Fakat Türkün bir şeyi, yalnız bir şeyi vardır: O da kalbi ve ruhudur. Türk kalbi durmadı. Türklüğün kanı daima kanıyor... Yaşamak için ölmeye yemin ettik. Burada Naciye Hanım da bir konuşma yaptı. Naciye Hanım kısa ve öz konuşmasında şunları söyledi: Seçkin Türk ve Müslüman Kardaşlar! Biz tarihin, belki arzın şahit olmadığı ihtilâlli bir inkılâbın zavallı, kara bahtlı yavruları, bedbaht evlâtlarıyız. Dört kanlı senenin matemli mersiyesini bile bize çok gören medenî insanlar son darbeleriyle can evimizi pârelediler. Fakat büyük bir çoğunluk hayata sahip olan İslâmlar bu kadar haksız bu kadar alçakça bir zorbalığın intikamını beşiklerden mezarlara kadar taşıyacaklardır. İzmir memleketimizin hayatından, tarih ve coğrafyasından silinemez. Çünkü onun asırlarca yaşayan Türk hatıraları, Türk abideleri, Türk zeybekleri, efeleri var, ona sahip olmak isteyenler bu canlı kahramanlık abidesini hâkimiyetleri altında yaşatamazlar. Muhterem Kardaşlar! Biz eğer vatanımızın kanlı yaralarına titizlikle ve hep beraber sarılır; onun tedavisine kırılmaz bir azim, dönmez bir sebatla koşarsak elbette bütün bu yüksekliklerin ötesinde titremeyen hak, adalet, yardımcımız olacaktır. Düşününüz efendiler, siz bu savaşta yalnız değilsiniz. Arkanızda yanık bağırlarıyla, yaşlı gözleriyle koşan, yetişen kadınlar, analarınız, kardaşlarınız, evlâdlarınız var. Yaşasın millet ve bütün İslâm dünyası. 09

11 Mitingde Zeliha Hanım da bir konuşma yaptı. Zeliha Hanımın konuşması Türklük duygusunun nasıl algılandığını göstermesi bakımından ayrı bir değer taşımaktadır. Zeliha Hanım konuşmasında şunları söyledi: Kardaşlarım, Vatandaşlarım! Biz bugün büyük bir haksızlık karşısında bulunuyoruz. Bizim en mukaddes bir hakkımız ayakaltına alınıyor. Biz harpte de pek çok yerler kaybettik; fakat savaşın talii bizi kazanmak veya kaybetmek ihtimali karşısında bulunduruyordu. Biz adalet ve hakka dayanarak mütareke yaptık. Avrupa cihan medeniyeti Wilson Prensiplerine riayet kararını vermişti. Bu karara rağmen biz; Türklerle dolu olan mukaddes, muazzez bir vilâyetin işgali karşısındayız. Buna bütün mevcudiyetimizle isyan ediyoruz. İzmir bizimdir. Ve bizim kalacaktır. İzmir Türklerin namusu, kanı hayatıdır. İzmirsiz, Konyasız, İstanbulsuz Türk yaşayamaz. Biz vesayet, vekâlet istemiyoruz. Biz işgal istemiyoruz. Türklerin en medeni milletler kadar yüksek duyguları vardır. Bizimle asırlardan beri yaşamış sair milletlerin, cemiyetleri, mektepleri, kiliseleri, Türk kalbinin, Müslüman duygusunun en kat i bir şahididir. Türkler vahşi değildir. On beş milyon Türkün hakkını tanımak istemeyenler, karşılarında el ele vermiş, birlik olmuş bir kitle bulacaklardır. Kardaşlarım! Şan ve şerefle dolu bir mâzimiz var. Amerika ve Avrupa bilmelidir ki Türk ölür, namussuz yaşayamaz! Türk ölür, toprağından bir karış yer vermez. İzmir in işgali medeniyet namına yapılmış bir haksızlıktır. Beşeriyet namına yapılmış bir cinayettir. Biz Türk ün kalbine atılan hançerlerin geri alınmasını istiyoruz. Bunun için herkese ve her yere müracaat edeceğiz. Allah doğruların yardımcısıdır, doğruluktan şaşmayalım. Ve hakkımızı almak için hiç bir fedakârlıktan çekinmeyeceğimizi yirminci asır İşgalleri protestgo mitinginden medeniyetine bildirelim. Bu mitingde Trakyalı bir köylü olduğu anlaşılan Hamid Bey de bir konuşma yaptı. Hamit Bey in yaptığı konuşma gerek hitabet ve gerekse içerik olarak dinleyenleri çok etkiledi. Hamit Bey in yaptığı konuşmayı aynen aktarıyorum: Ey Halk! Denize uzanan kara bir el ecdadınızdan miras kalan Anadolu nuzun bir yerine konunca bütün Türk ve İslâm âlemi sarsıldı. Ben size sorarım, böyle bir millî ruh mahvedilebilir mi? Gözyaşlarınızı siliniz. Bu siyah bayrakları kaldırınız. Ben köylü bir çocuğum. Size bazı şeyler söylemek isterim. Aramızda bu matemi dakikaları yaşarken zanneder misiniz yalnız İstanbul ayaktadır. Hayır hayır. Benim köyümde kardaşımın matemiyle saçları ağaran ihtiyar babam, aksakalını eline alarak ölüm ve namus karşısında son kararını verdi. Çarıklarını ıslatıyor ve ihtiyar annem şüphesiz ona kepekli undan yol ekmeği hazırlıyor... Medeniyetinizin ışıklarını almak için geldiğim bu şehirde iki üç günden beri yürekler üzen, benizler solduran bir kara haber duyulmakta. Avrupa nın büyük devletleri koca zeybeğin telli dorunun oynandığı yurdunu Yunan a cenk hediyesi vereceklermiş... Aşk ve şiir fısıldayan, kelebek kadar güzel kızlarınız yavrusunu kaptıran bir dişi arslan gibi kükremiş görünüyorlar. Cehennemî boğazdan, karlı buzlu Kafkas tan, kızgın çölden dönen sakat gencin yorgun siması gürlemelere, şimşeklere, yıldırımlara hazırlanan kara bir fırtına simasını andırıyor. İnanıyorum ki, verenler verse de mal sahibi vermeyecek. Binaenaleyh bunlar da bunu görerek bu haksızlıktan dönecek; insanlık barışın geri gelmesini bekliyorsa bu lazım. Yok, eğer cihan insan iniltisini dinlemekten bıkmadı ise onu bilmem... Dün bir şehir halkından yaşlı biriyle görüşerek bir mitingde bulundum. Halide adlı bir kadın çıktı; Türkler, Müslümanlar diye haykırdı. Her ler deyişinde bir ırkın gazaplı hıçkırığını duydum ve yıkıldım, kadınlarınızın kalbinden anlattı. Bu annelerin çocukları esir edilemez. Mahkûm yaşayamaz, yaradılışı müsait değil. Gençler gördüm, sesleri coşan bir denizin dalgaları gibi uğulduyordu. Adalete kavuşuncaya kadar ölümle boğuşacaklarını yeminlerle söylediler... Hocalarınızı dinledim. Onda, mutlaka size acıyacak Tanrı nın ilhamlarını buldum. Hakkı gören göz için, hak ile konuşulan söz için diye dua ediyordu. Hususiyle bunlar karşısında hıçkırarak ağlayan anneler ve yavrular gördüm, inandım ki ırkım söndürülemez. Düşünüyorum, bu kara haber bozguna uğramış, harap 10

12 olmuş Trakya daki köyümde ne elemler uyandırdı. Kardaşımın matemiyle saçları ağaran babam aksakalını eline alarak ölüm ve namus karşısında son kararını vermiştir. Çarıklarını ıslıyor. Şehrinizde yaşıyorum. Ne yüksek ne büyük sanatlı mabetler kurmuşsunuz. Göklere zevk veren köşkler ve sarayları mavi denizin kenarına dizmişsiniz. Kabirlerinizin taşlarından burada çok asırlardan beri oturduğunuz anlaşılıyor. Bütün bunlar bana köyümde iken ırkım için düşündüğüm olgunluğu ve büyüklüğü fısıldadılar. Sazlarınıza, sözlerinize bakıyorum, bakıyorum da inceliklerinize hayran oluyorum. Cömertliğiniz, hayırperverliğiniz, kurduğunuz imaretlerden, yaptığınız çeşmelerden görülüyor. Sizi ilk görüşümde Balkanlar ın göğsüme sakladığı cesareti bu narin vücudunuzda bulacağıma inanmamıştım. Fakat şerefiniz ortaya çıktı mı kahraman kesiliyorsunuz. İnanmıyorum ki, bir kaç yapraklık tarihinden başka bir şeyi olmayan milletlere taçları verilirken sizin başınızdan saltanat alınsın. Bu, medeniyetin tarihini lekeleyen bir şey olur. Büyük tarihli bir millete tarihleri büyük milletler bu hakareti yapmaya kalkışmazlar. Mekteplerinizi gezdim. Beş yaşındaki çocuklarınıza sordum, sen nesin dedim. Türk üm diye haykırdılar. Göğsüm kabardı. Fakat şaştım da. Çünkü köyümden ayrılırken annem oraya gidiyorsun sorarlarsa sakın Türk üm deme demişti. Millî benlik duyulmadan bu muazzez namı meğerse biz köylüler saklarmışız. Hâlbuki bu gün ben burada koyunlarımı güderken yaşadığım hülyaları gördüm, ruhumu buldum. Siz bizim kavalda çaldıklarımızı kemanlarınızda inliyorsunuz. Piyanolarınızda hıçkırıyorsunuz. İzmirliye sordum. O da böyle söyledi. Anlıyorum ki Türk bir kalp olmuş. Artık inanır mıyım ki İzmir Yunan olsun; olur, belki bir zaman kâğıt üstünde... Fakat hakikat Wilson Efendi nin dediği gördüğü gibidir. Nerede Türk kalabalık ise orası Türkiye dir. Tarihimizi okudum. Büyük buldum. Eğer bunu üstat bir hikâyeci yazmadıysa, mutlaka pek kahraman bir millet yapmıştır. Aman Yarab! Gözlerimi kapıyorum, onun uğultuları Türk ırkı ölecek diye kalbime ilhamlar halinde damlıyor. Muhayyilemde imdada koşan Kanuni nin tuğları, parlayan âlemleri, dalgalanan ordusunu, atlarını, atlarının nallarından ateş fışkıran dik bakışlı askerlerini görüyorum. Gözlerinden zayıfları kurtarmaya, korumaya gidiyoruz. Dinen edalı bir bakışı var. Vistül de atlarını sulayanlar, mülteci Demirbaş ı karşılayan hudut beyi bu saniyede karşımda... Soruyorum kaç milletin tarihinde bu muhteşem tablo var. Bu tabloyu yapanlar arasında zeybek de var. Bana güven diyor. Gönlüme emniyet veriyor. Ey Halk! Mehmed Emin bunları Türk sazıyla çalarsa, Halide Hatun yaptığı konuşmalarla ufuklara yayarsa, Ahmet Refik tarihlerde yazarsa, zeybeğin karısı çocuğuna ninnilerle söylerse, masallarda anlatırsa... Eğer zeybek oğlu bunlarla beslenirse, yaşarsa inanmam ki İzmir Yunan ın olsun! İzmir Yunan ın olabilir. Lâkin bir İzmirli kalmazsa, buna da ihtimal vermiyorum. Çünkü diyorlar ki 1919 ncu seneyi yaşıyormuşuz, bu devir de Wilson Prensipleri asrı imiş, ne asrı olursa olsun. İzmir bizim zeybektir. Çünkü zeybek hayatî kudretini kaybetmeyen Türk ırkının haksızlığa karşı çıkan ilk öncüsüdür. İtalyan Ressam Vittorio Pisani nin İzmir in İşgali İle İlgili Tablolarından Birisi 11

13 GÜL SUNMA VAKTİ A. Yağmur TUNALI Giymiş gelinliği salınır akşam, Güler avucumda dünyâya karşı. Ne zaman gerçeği yerlere çalsam, Dayanır yollarım hülyâya karşı, İsterim ömrümce orada kalsam, Bir limayım ki sevdâya karşı; El ediyor bana uzaklardaki. Sevilmiş geceyle ışırken deniz, Ilık meltemlere uyanma vakti, Canlanır yeniden sevmişliğimiz, Bir güzel sabâha gül sunma vakti. Sanılır belki de aldanma vakti, Dillenip söylese kucaklardaki. Çın çın öten gece yorulu artık, Devreden nöbeti ay ışığına. Kâfidir ey zaman ömrü kararttık Takılıp yüzünün kırışığına, Serinlesin biraz sıcaklardaki. Hazzın eşiğinde baş başa artık, Sessiz mûsıkînin kucağındayız. Sevdâmız işlemiş her taşa artık, Yerlere dökülsün saçaklardaki! Sırrını öperken en güzel hisle, -Varlığı titretir gibi yerinden- Şarkılar söylesin yapraklardaki! Hayatı duyarak gül seherinde Benimle çağlasın ırmaklardaki! Ve şimdi ferman senin dudaklardaki! 12

14 DEVLET * 13 HAZİRAN 1970 * SAYFA: 2 YUSUF İMAMOĞLU Emine IŞINSU 600 yıl süren o muhteşem destanın yazılmağa başladığı yeşil Bursa mızdanmış; İnegöl kasabasında doğmuş, öyle de fakirmiş ki, su satarak okumağa çalıştığı zamanlar bile olmuş... Yüreğinin bir köşesinde Kara Osman Bey in akıllılığını ve Sultan Murat ın merhametini yerleştirmiş. Millet düşmanları O nu, altı aydan beri hep tehdit ederlermiş, yine de silâh taşımazmış; Öldürüleceği sık sık aklından geçermiş; ama vurmağa kıyamazmış Henüz gencecikti, taze bir fidan gibiydi; büyüyecek, kocaman bir çınar olacaktı. Bırakmadılar! Şimdi yüreğime kurşun misâli bir ağırlık çökmüş, çaresizliğimin acısında boğulacak gibiyim. Önümdeki kâğıda da, kalemimim ucunda çırpınan kelimelere de kahrediyorum. Emine bacısı, İmamoğlu kardeşinin şehitliğine ağıt mı yazacak neye yarar ki! Memleketin yüksek menfaatleri diyoruz; kardeş kavgası felâket getirir, diyoruz; Siz de vurun!... demeğe dilimiz varmıyor! Peki, ne yapacağız? Milletimizin belki de son umudu genç yiğitlerin yıkılışlarını seyrederek zaman mı tüketeceği? Ve yaşamaktan utanmıyacak mıyız? Doğrudur tabii, kardeş kavgası felâket getirir; iyi ama kardeş nerede ki! Yusuf İmamoğlu na kıyanlar, bırakın kardeşliği, herhangi bir düşmanın haysiyetinden bile uzaktırlar! İmamoğlu nun şehit düşmesi olayında öyle müthiş bir hainlik var; ailesine anlaşılmaz ve anlatılamaz bir kin var ki, vahşetin her türlüsünü mumla aratır. Gazetelerde okuduğum vakit inanmak istememiştim; sonra araştırdım, meğerse doğru imiş: İmamoğlu, hemen ölmemiş. Çevresinde yavaş yavaş büyüyen bir kan gölcüğü yatıyormuş. Hastahaneye haber salınmış, derhal ambulans göndermişler ve birileri çıkmış, fakültenin kapılarını tutmuş, ambulansın yanına gitmiş, can kurtarmağa gelenleri önce paylamış, sonra da kovmuşlar! Kim çağırdı sizi, demişler, ihtiyacımız yok, dönün! Ve yiğit Yusuf, öz vatanında garip Yusuf, kanını tükete tükete dünyasını de yitirmiş. Canavarlık mı bu; o bile değil! Çirkin, küçültücü, insanı insanlığından utandırıcı bir şey! Affet beni Allah ım, kulun böylesini niye yarattın! Ölmenin vazife öldürmenin hak sayıldığı tek yer savaş meydanlarıdır. Ve savaşta, yaralı düşmana silâh çekilmez, hemen tedavisine koşulur. Sağlık ekiplerinin yardımını önlemek savaş kanunlarında bile suçtur. Ve İmamoğlu na yapılanlar, aslında açık bir işarettir. Beyni yıkanmış bir zümrenin, insanlık ölçülerinden tamamen saptığını gösterir. İmkân ve fırsat buldukları vakit, Lenin ve Mao sosyalizmi adına nasıl bir kavga verecekle-rini gösterir. Ders bir değil çoktur. Gizli değil, açıktır. İbret almakta gecikilmesine tahammül yoktur. İmamoğlu nun artık bize ihtiyacı kalmamıştır. Şimdi o, bir hilâl uğruna batan güneşler in yanındadır. Şehit kardeşi Süleyman Özmen le el eledir. Yüreğimizdeki acı Süleymanlardan, Yusuflardan gelir; ama endişemiz cümle Bozkurt lar içindir; Türk lüğün son bağımsız kalesi bu mübarek topraklar içindir... Gayri söze ne hacet... 13

15 ŞEHİT EDİLİŞİNİN 42. YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE... Başkanımız bugün Türkiye Gazetesi ne Türkiye artık daha özgür konulu bir demeç vermiştir. KÜLTÜR VE TİYATRO Yusuf İMAMOĞLU Dünyada milletler arası emperyalist mücadele, çağımız öncesi fizyolojik bir karakter arz etmekteydi. Ve bu mücadele şeklinin tecellisi topla, tüfekle elde ediliyordu. Oysa ki çağımızda medeniyetin, daha doğrusu teknolojinin ilerlemesi ile emperyalist mücadele şekil değiştirmiş, başka bir kalıba girmiştir. Bu nedenle fizyo-lojinin yerini entelektüel almıştır. Fizyolojik mücadeledeki okun, tüfeğin, topun v.s. nin yerini entelektüel mücadelede kültür araçları, yani edebiyat, heykel, sinema, tiyatro v.s. gibi sanat kolları almış bulunmaktadır. Bu itibarla çağımızda milletler (devletler) arası emperyalist mücadeleden galip çıkabilmemiz veya hiç değilse emellerine set çekebilmemiz için çağımıza uygun mücadele şeklini seçmemiz gerekmektedir. Bu itibarla yapılması gereken şey, entelektüel mücadelenin şartlarına uyarak Sanat kollarına büyük bir önem vermektir. Çünkü; büyük devletlerin kullanmış oldukları silâhlar sanat kollarıdır. Gayelerine sanat kollarından faydalanarak ulaştıkları inkâr edilemez bir gerçektir. Bu gerçeği biraz daha müşahhaslaştırmak için örnek olarak bizzat memleketimizi verebiliriz. Evet; memleketimizde günün moda konusu haline gelmiş bulunan ORTAK PAZAR mevzuunun yanında kültür emperyalizmi mevzuu da atbaşı gitmektedir. Hattâ kültür emperyalizmiy-le ilgili bir konferans tarihinde Marmara Öğrenci Lokalinde Dr. Necmettin Hacıeminoğlu tarafından verilmiştir. Zaten memleketimizin durumuyla ilgilenenlerden hiç kimse kültür emperyalizminin yokluğunu savunamaz. Acaba kültür emperyalizmi memleketimizde bu derece nasıl kök salmış bulunmaktadır? 14

16 Bunun cevabı gayet basit Eğitim yollarını kullanmakla, âlet etmekle. Bunu iki kanaldan gerçekleştirmektedirler: 1-Millî Eğitim (ki bugün gayri millî bir hale gelmiştir) Bakanlığı nın kontrolü ve kontrolü altında olması gereken anaokullarından yüksek okullara kadar- okullar vasıtasıyla. 2-Halkımızın bir kısmının sırf eğlence ve sanat gayesiyle gittikleri, yahut ilgilendikleri Edebiyat, Heykel, Sinema, Tiyatro v.s. gibi sanat kolları vasıtası ile. Saydığımız sanat kollarından en etkili olanlardan biri muhakkak ki TİYATRO dur. Bu dalın kimlerin emellerine hizmet ettiğini bizzat tiyatro severler daha iyi görebilirler. Yeter ki görmek istesinler. Günümüz Türkiye sinde tiyatrolarda sahneye konan eserleri dikkatlice süzgeçten geçirdiğimizde görülecektir ki, maalesef büyük bir çoğunlukla kültür emperyalizmine maşalık etmektedirler. Durum bu merkezde iken emperyalizmin karşısında olduklarını iddia edenler (ki bunlar aslında MAVİ emperyalizmden söz açtıkları halde, kızıl emperyalist sistemi bir kurtarıcı rolüne sokarak tozpembe gösterme gayretinde olanlardır) neden acaba karşı oldukları şeye maşalık eden tiyatrolarla ilgilenmemektedirler? Cevabı gayet basit: Onların her biri bir başka emperyalizmin boyunduruğu altına girerek millî kültürden, millî şuurdan nasiplerini almamışlardır da ondan. Peki, ya günümüz tiyatrosu ile meşgul olanlardan profesyonellik mertebesine yükselmiş senaristler, rejisörler, sahne sanatkârları v.s. ler neden millî şuuru uyandıran, millî kültürü işleyen konulara el atmamaktadırlar? Ve hâlâ ondan sonra geniş halk kitlelerine tiyatro zevkini aşılayamadıklarından dert yanmaktadırlar. Dertlerinin giderilmesini istiyorlarsa, kendilerinden çok çok yeni, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ndaki Remzi Özçelik isimli kardeşlerinin buluşunu dikkate almak zahmetine katlanıversinler. Göreceklerdir ki, geniş halk kitlele-rinin tiyatro zevki öyle seks e, ıvır zıvıra kaymakla değil, millî kültürü işleyen konuları ele almakla mümkün olmaktadır. Ne yapmıştır Çapa Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinden Remzi Özçelik kardeşimiz? Profesyonel senaristlere öncülük olacak bir buluşla BEKLEYENLER isimli temsili sahneye koyarak tiyatroculuğu Millî şuura kaydırmıştır. - Halimov: Baba nasıl milletmiş şu Türkler, bizim büyüklerimiz ne kadar gayret gösterdilerse de Türklerin millî duygularını körletememişler. Aksine onlar daha milliyetçi olmuşlar Gibi paragrafları ihtiva eden temsilin konusu Bulgaristan da geçmektedir. Bulgaristan daki azınlık Türklerine zulüm ve metotlardan birini işlemektedir. Konu çok kısa bir özet halinde şöyledir: Bir Türk ailesi, komünist rejimin başlangıcına rastlayan II. Dünya Harbi nin sonlarında komünist Bulgarlar tarafından aile reislerinin Sibirya ya sürülüp, kadınının da Bulgar generali tarafından çocuklarını öldürürüm tehdidi ile zorla bazı şartları kabul ettirmesi ve seneler senesi çocukların Bulgar gibi yetiştirilmesine çalışıldığı halde muvaffak olunamaması anlatılmaktadır. Bulgaristan Türklerinin senaryolara konu olabilmesi, memleketimizde konu sıkıntısı çekip de, eften püften, ıvır zıvır konuları işleyen, hele hele yabancı kültürlerin memleketimizi kaplamasına sebep olan kopya senaryoları sahneye koyan rejisör ve senaristlere fikir vermelidir. Sayın senarist ve rejisörler, konu sıkıntısı çekmeniz yersiz. İşte sizlere her biri binlerce senaryoya konu olabilecek misaller: -Kıbrıs ve Batı Trakya Türklerine Rum palikaryaları tarafından yapılan insanlık dışı baskı ve işkenceler -İdarî mekanizma ellerindeyken adaleti hiçbir fark gözetmeksizin tatbik eden, fakat günümüzde, yetki ellerindeyken uyguladıkları adalet sisteminin tam zıddına maruz kalan Kerkük Türkleri -Ya Doğu Türkistan da kutsî mücadeleleri esnasında kementle uçak düşüren Osman Batur gerçeği -Hele hele KIRIM, AZERBAYCAN, KAFKASLAR v.s. lerdeki TÜRKLÜK mücadeleleri Konu sıkıntısı çeken senaristler araştırdıklarında daha binlerce Millî Şuuru uyandıran konular bulabilirler Nasıl ki, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ndaki Remzi Özçelik isimli arkadaşımız BEKLEYENLER i bulmuşsa Millî Hareket Dergisi Sayı:44 Mart

17 Desen; Mehmet BAŞBUĞ YUĞLAR Hayati BÂKİ Toprakta sancımış bir taze tohum Bahara sarınmış dal yeşil yeşil Kahbe bir HAZİRAN gününde yorgun Ağladı gözlerim ağladı mendil Ak gençlik çağının ilk adımında Ülküyle sevdalı TÜRKÇÜ bir nefer Ellerin ALLAH a açıldığında Kadere yenildi ömür bir sefer. Balkan acısının gözyaşlarından Meriç e gömüldü kin damla damla AKINCI YUSUF un dudaklarından Mermere yazıldı intikam kanla Üç uçmak, üç mezar, üç ince servi Dirilir dokuz yer, dokuz gök içre Şafakta namazda KUR AN ın dili Çağıldar FATİHA ak dileklerle KATUN ANAM, TAŞER YABGUM, YUSUF um Ağlar Anadolu, ağlar soydaşlar TÜRKELİ, ardında üç ulu YUĞ un Çığlık çığlığa oy! oy! ülküdaşlar. 16

18 Ayrılığının 40. Yılında... DÜNDAR TAŞER ve MESELE si İbrahim METİN Her insanın meseleleri vardır. Onunki tekti; yalnızca Mesele si vardı ve gayrisi teferruattı Hani şu Ömer Seyfettin in İlk Düşen Ak hikâyesindeki mesele. Dündar Bey, beynini zonklatan Mesele sinin dalgınlığı içerisinde, onu halledemeden ve kendisini sevenler, fikirdaş olanlara da vasiyetini bile söyleyemeden; Töre, Devlet dergilerimiz idarehanesinin yanındaki bakkala gelen ekmek kamyonetinin geri giderken çarpması ile henüz kırkyedi sinde, hayatının en verimli çağında ve ona en çok ihtiyacımız olduğu zamanda gözlerini yumdu. Geride bıraktığı bizler, onun Mesele sine sahip çıkabildik mi? Veya ne kadar sahip çıkabildik. Onun: Unutulan bir şey vardır; tabiat boşluğu, kendinde kudret görenler tarafından işgal edilebilir; tespitindeki boşluğu biz, ne kadar doldurabildik? Veya bu boşluğu, kimler doldurdu? Vefatında: Bayrağı göndere birlikte çekecektik; diye hayıflanan liderinin çizdiği yolda, yürünebiliyor mu? Yoksa geride bıraktığı milleti ve ülkesinin, Avrupa Birliği silindirinin altında ezilmesine yardımcı olup, seyirci durumuna mı düştük? Yolcuların çoğu tarafından istenilmek, insana kaptan olma niteliğini kazandırmaz; sözü, gerçekleştiği için mi erken seçimle iktidar olmalarına vesile olduklarımızın açtığı yolda bölünüp, parçalanma tehlikesine muhatap olduk? Bugün Rusya, 19. Asırda kullandığı Hıristiyanlık, Ortodoksluk sloganları yerine, Marksizm Leninizm sloganlarını kullanmakta; yurdumuz içinde de o günkü gayrimüslimlerin vazifesini solcu-komünistler yapmaktadır. Hatta bir iki kelime değişikliği ile iddialar bile aynıdır; tespitinde, -rol alanların değişmesi dışında- fazla bir değişiklik var mı? İddialar, ilâvelerle devam etmektedir. Bunu, Sovyet Rusya dağıldıktan sonra Dünya nın jandarmalığını üstlenen ABD ve onun hâkimiyeti altında ezilmemek için sessizce rekabet etmeye çalışan Avrupa Birliği devraldı. Ortodoks luğun korumacılığı ve yayılmacılığını, Patrikhane ye ve onun ruhani lideri Barteleomos a Ekümeniklik verilmesini ve Ruhban Okulu nun açılmasını sağlamak için müştereken dayatanlar mı üstlendi? Henüz belli değil bizi yönetenlerin, bu dayatmalara ne zaman teslim olacakları Eski solcularımızın bir bölümü gerçeği görüp, kendilerine Milliyetçi diyemiyorlarsa da Ulusalcı diyerek, ABD ve AB dayatmalarına karşı çıkıyorlar. Diğer bir bölümü ise önceleri tenkit ettikler kapitalizmin, bütün nimetlerinden yararlanarak; Bilderberg ve benzer sofralara kurularak; onların, bir numaralı savunucuları oldular. Artık şimdi bizi yönetenler: Selçuklu ve Osmanlı eserleri boynu bükük dururken, Van daki Ermeni isyanının merkezi ve silah deposu olan Akdamar Adası ndaki Ermeni Kilisesi nin onarımı için 4.3 katrilyon harcadılar. İhanetin Anıtı olarak aynen muhafaza altına alınması gereken bu yerin, bütün dünyayı soykırımı masalı ile ayağa kaldırmaya çalışan Diaspora eşliğinde açılışını yaptılar. Hiçbir Hıristiyan ve Musevi nin bulunmadığı Urfa da, kilise ve havra açtılar. Müslümanların gönlü olsun diye de yanına camiyi, âlet olarak kullandılar. Üstelik bunları yapanlar, manevi değerlere sahip çıkacaklarını söyleyip, milletimizden oy alanlardı. İstanbul Göztepe de cami yapılmasına karşı yürüyüş yapan ulusalcı larımızın bunlara gıkı bile çıkmadı. Artık İstanbul başta olmak üzere birçok şehrimizde, Hıristiyan yapılmış siyahîler esnafımıza ve halka parasız İncil dağıtıyorlar. Apartman altlarına kiliseler açıldı. Aynı işle görevli radyolarımız var; televizyon da yolda Sayıları on bin civarında olan Süryani vatandaşlar için de televizyon yayını uydu da başladı. Onlar da yarın, topraktan pay isterlerse şaşmamak gerekir. Artık bir de TRT Şeş imiz var; ülkeyi yönetsin diye seçtiklerimiz, bütünlüğü muhafaza etmesi gerekirken her ağızlarını açtığında: Kürt, lâz, abaza, çerkez, 17

19 Arnavut, roman; diye etnisite adı saymakta ve millet olmuş topluluğumuzu ilk çağların kabilecilik dönemine çevirmekle kimin menfaatine çalışmakta oldukları sorusunu yaratmaktadırlar? Acaba, Amerika Dışişleri Bakanı nın Kuzey Afrika dan başlamak üzere Ortadoğu da 22 (sonra 24 e çıktı) ülkenin hudutları nın değişeceği fetvası, böyle mi gerçekleşecek acaba? İtalya da yapılan NATO toplantısında Türkiyemizin bölünmüş haritasını astıklarında toplantıyı terkeden millî şuura sahip subaylarımızdan sanki şimdi intikam almaktayız. Tarihte hiçbir savaşta esir vermediğimiz kadar rütbeliyi Ergenekon çuvalı nın içerisine doldurup etkisiz hâle getirdik. Vatan topraklarını, parayı veren yabancılara satmakta bir mahsur görmüyoruz. Bu konuda Anayasa Mahkememiz de yeşil ışık yaktı. Öyle ya toprağı satın alan yabancı sırtına yükleyip götürmeyecek ya ; nasıl olsa Galiba acemi nalbant, verdiğimiz nice kayıplara aldırmadan, yönetmeyi Türk Milleti nin üzerinde ve yabancıların akıl hocalığı ile öğreniyor. Hani şu, Suriye nin hak iddia edip, Atatürk ün vatan toprağına kattığı Hatay var ya, onu şimdi resmi kayıtlara göre yüzde 15 ini Suriyeli Araplara para ile satmış olduğumuzdan, Tapu Kadastro Müdürlüğü satışı durdurmuş vaziyette. Gayri resmi satılan kısmı ile ilgili bilgimiz yok. Toprakları satmasına sattık ama şimdi Suriye den bize sığınan arapları organize edip Suriye hükumet kuvvetlerinin üzerine sevketmekteyiz. Komşularla sıfır sorun politikasının mucitleri, onların tamamı ile ülkeyi problemli hâle getirip, Suriye ye savaş tamtamları çalmakta Büyük Ortadoğu Projesi nin sadık bir tatbikatçısı olan biz, proje uygulamasına Kuzey Afrika dan başladık bile Önce Libya da NATO nun ne işi var; dedik; arkasından İzmir i karargah yaptırıp elinden İnsan Hakları ödülü aldığımız Kaddafi yi rezil bir duruma düşürüp ülkesini batılılara peşkeş çektik. Siz Devlet, devlet diyordunuz ya... Bizim cici zannedip de çıkardığımız haftalık gazeteye isim olarak verdiğimiz devlet; meğer tu kaka imiş. Devlet in büyümesi değil, aksine küçülmesi gerekiyormuş. O nu küçülteceğiz diye yılların birikimi ile kurmuş olduğumuz işletmeler, arsa parasının bile karşılığı olmayan rakamlarla yabancılara satıldı. Bankalarımızın çok az bir kısmı Türk de kaldı; büyük kısmı ecnebileşti. Sıkıntı içerisinde olan halka, bol keseden kredi dağıtıyorlar. Ödeyemeyenlerin, gayrimenkulleri de bu yolla yabancılaşmış oluyor. Telekomünikasyonla ilgili müesseselerimiz de yine yabancılara satıldı. Borsaya göre endekslenen piyasamızın da şimdilik %70 i dış sermayenin hâkimiyetinde Sıcak para merakı, iki defa ülke ekonomisini kavurmuşsa da bunlar, aynı dibi gözükmeyen kaptan serinlemek için içmeye devam ediyorlar. Bunları yaparak artık Globalleşiyor muşuz! Hani siz: Etnik gurupları ayrılık fikriyle tahrik etmek isteyen Ver bana oyunu, kurtaralım Sadi Somuncuoğlu nun, nişanında soldan sağa, İbrahim Metin, Dündar Taşer (...) İhsan Somuncuoğlu, Emin Çelik 18

20 FİKİR SANAT VE EDEBİYATTA TÖRE soyunu; gibi sloganlarla ortaya çıkıp, azınlık ırkçılığı yapanlara, bizzat hitap ettikleri etnik çevreler iltifat etmemiştir... Bir diğer partinin, mezhep ayrılığına dayalı politikası da, revaç bulmamış, tahrike çalıştıkları mezhebin mensupları, bu bölücülüğe destek olmamıştır; diyordunuz ya Etnik gurup adedi açık arttırmaya çıkmış durumda. Şimdi bizim Başbakanımız sizin kastettiğiniz bir etnik guruba, otuzbeş daha zam yaparak, otuzaltı ya çıkarttı. Ve sizin bahsettiğiniz Türk ün yeniden cihangir olacağına inanmayan kâfirdir; diyen Türkmen Bey ine inat, -ne cihangirliği- biz O nun bahsettiği Türk ü, otuz altı etnik guruptan biri derecesine en resmi ağızdan indiriverdik. Sanki Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarını kuranlar başkasıymış gibi. Üste gök çökmedikçe, altta yağız yer yarılmadıkça senin ilini ve töreni kim bozabilir; diyen Kağanımız: Yer gök yerinde dururken, kimlerin ve ne uğruna o değerleri hallaç pamuğu gibi attığını ve bizim uysallıkla bunları sineye çektiğimizi kalkıp bir görse diyoruz Milleti idare etmek için ortaya çıkanlar, saygısızlığın, terbiyesizliğin, düzensizliğin numunesi olarak millete göründüler; tespitinizdeki durum da aynen yürürlükte Aklıselim, ekseriyet usulü seçimin hatırlanmasını bile sakıncalı bulur. Zira bu usulde ısrardan bir ihtilal doğmuştur. DP (Demokrat Parti) iktidarı, reylerin %49 unu aldığı halde iktidarı muhafazada devam edince, başka kuvvetlerin harekete geçmesi tabii olmuştur. Demokrasi, çoğunluğun haklı olduğu kaziyesine (ön kabulüne) dayanır. Milletin azınlığı, parlamentoda çoğunluk halinde temsil edilince rejim, kendi mantığı ile çelişir. O zaman ya postülatları (mütearife) değiştirmek yahut neticeyi iptal etmek gerekir. Seçmenin %46 sı, parlamentonun %60 ına eşit çıktı mı, bu hesapta bir yanlışlık var demektir. Neticede ya rejim bozulur; ya seçim 1 in, 2 ye eşit olduğunu ispat eden matematik oyunları vardır; amma kimse alışverişini onlara dayanarak yapmaz; diyordunuz ya; nerede kaldı parlamentonun %46 sının, %60 ına eşit çıkması. Şimdi öyle bir seçim sistemi ve siyasi partiler kanunumuz var ki: Seçmenin %25 ini bile alsan parlamentonun %75 ini temsil ediyorsun. Jet Fadıl ın yerine geçen, yangından mal kaçırır gibi Jet kararlar çıkarttırıyor. Bir in Dört e eşit olduğunu ispata çalışan, yöneticilerimiz ve dışardan nema lanan basınımızın faaliyeti devam ediyor. Kurbanı nasıl keseceğimize bile karışan AB nin bu konularda nedense hiç sesi çıkmıyor. Tek başına iktidar olup neredeyse Anayasa yı değiştirecek çoğunluğa sahip olanlarla diğer taraf arasında kayıkçı kavgasına sebep olan Başörtüsü meselesi devam ediyor. Bunu halledecek kanunu çıkarmayanlar bir tarafta kürtaj yasaklansın; nutukları atarken diğer taraftan -AB emirlerine uyarak- zina yı serbest bıraktılar. Benim milletimin de seçimlerde, başörtüsü gibi masum bir istekle zina meselesini hangi hassas terazide tartacağının merakı içerisindeyiz Emirler doğrultusunda -ülkeye fayda getirsin, zarar getirsin- bütün kanunlar çıkarılabiliyor. İnsan hakları için ter ter tepinen; insan hakları diye suçlu haklarını savunanlar, şehirlerde insanımızın korkusuzca sokağa çıkmasını sağlayamıyor. AB, bir kanuna hiç ses çıkarmıyor. O da Siyasi Partiler Kanunu Eskiden biz ve bütün partiler, köy köy dolaşıp üye kaydederken şimdi delege sayısının biraz üzerinde kayıt yapılıyor. Gençliğimizde öğrenci derneklerinde oynanan basit ayak oyunları şimdi, bütün siyasi partilerde oynanıyor. Üyeler silinip, sadece mevcut ekibi seçecek olanlardan üye yapılıyor. Alt, üst kurul delegeleri bu usulle oluşup, genel başkan, genel yönetim ve milletvekilleri böyle seçiliyor. Halk idaresi dedikleri, demokrasinin şimdiki durumu bu Orduya, Peygamber ocağı diyen Türk Milleti, bu hükmü boşuna vermiş değildir. Kumandanlık makamına Peygamber döşeği diyen halk inancı, bir gerçeği ifade etmektedir. Türk Milleti nin içinde büyümüş Türkiye sahalarında yürümüş olan her aklıselim sahibi bu kıymet hükümlerini bilir. Bahsettiğiniz kıymet hükümlerinden bîhaber olan bazıları çıkıp: Mehmetçik, Muhammed den gelmiyor. Bu ordu Muhammed in değil Atatürk ün ordusudur; diyebilecek kadar -sanki ikisi birbirinin çağdaşı ve rakibi imiş gibi algılayabilen- sivri zekâlılara rastlanabiliyor. O halde Atatürk e neden Gazi sıfatının verildiğini, Onun: Gazi Mustafa Kemal diye imza attığını, yurt savunmasına gidip ölenlere neden Niyazi denmeyip, Şehit denildiğini soran olmuyor. Son günlerde, ayrı dilde eğitim, ikinci bir bayrak ve özerklik isteyenlerle yetkililerin Oslo da yaptığı pazarlıklar gün ışığına çıktı. İşte Ağabeyciğim, senin geceni gündüzüne katarak çözmeye çalıştığın Mesele n bu durumda Ülke nin ve uyandırmaya çalıştığın milletimizin durumu da bu merkezde. Yine de sen rahat uyu Türk ün asil ruh güzelliği, Yüce Tanrı nın izniyle bu tuzakların da üstesinden gelecektir. 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a 100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a ayrıldı. İki önemli tarih, iki önemli şehir bu gezide buluştu.

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ANADOLU LİSESİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI (NİSAN 2015)

ÖZEL KIRAÇ ANADOLU LİSESİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI (NİSAN 2015) ÖZEL KIRAÇ ANADOLU LİSESİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI (NİSAN 2015) SINIF DÜZEYİ: Lise ETKİNLİK ADI: Barış ve Vatanseverlik ETKİNLİĞİN YAKLAŞIK SÜRESİ: 40 dakika KAZANIM: Barış ve Vatanseverlik kavramını

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

Ýçindekiler Kayseri Ýli Yardým Derneði Ýstanbul Þubesi Adýna Sahibi, Dernek Baþkaný Yayýn Yönetmeni Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü M. Orhan CEBECÝ Dergi Komisyonu Gamze POSTAAÐASI Rýfat DEDEMAN Danýþma Kurulu

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki

22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki 22-26 Nisan 2011Tarihleri arasında TİF(Türkiye İzcilik Federasyonu) nun Çanakkale'deki 57. Alay " Dedeciğim Ben Geldim" Milli Bilinç Kampına katılıyoruz. Kampa sadece erkek izci ve liderlerimiz (Tam Üniformalı)

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ Y Ü Z LE ŞM E LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ 17 26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan tanbul daki tarihi güzelliklerin değerine değer

Detaylı

ÜLKEMİZDE HUZURU BOZMAK İSTİYORLAR

ÜLKEMİZDE HUZURU BOZMAK İSTİYORLAR Meslek odaları ve bazı sivil toplum kuruluşları, son günlerde yaşanan iç kargaşalarda meydana gelen ölümler, Türk Bayrağına ve Atatürk heykellerine yapılan saldırılar üzerine sağduyu çağrısında bulundu.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL

9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 BAKİ SARISAKAL 9 EYLÜL 1922 Güzel İzmir imizin kurtuluşu, bugün doksan birinci yılına basıyor. Bu mutlu günü anarken, harp tarihinde eşi görûlmiyen Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki geniş

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ UKBA e Bülten UKBA - ULUSLARARASI KARDEŞLİK BARIŞ VE AHLÂK DERNEĞİ YAYIN ORGANI EYLÜL - ARALIK 2012 SAYI / 1 TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ ŞEMSEDDİN BEKTAŞOĞLU İLE HİNDİSTAN DAYIZ

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım,

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım, KINALI HASAN Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00

NO ADI SOYADI AİDATLAR GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 NO ADI SOYADI GÖZGÖZ 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 1 SEFER GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 2 ERCAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00 3 SELMAN GÖZGÖZ 60,00 60,00 60,00 60,00 60,00

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

'Bir milleti yok etmek istiyorsanız, ordularının içine politika bulaştırın'

'Bir milleti yok etmek istiyorsanız, ordularının içine politika bulaştırın' 'Bir milleti yok etmek istiyorsanız, ordularının içine politika bulaştırın' Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik, "Türk Demokrasisinin

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü Kutlandı

23 Mart Dünya Meteoroloji Günü Kutlandı 1 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü Kutlandı Dünya Orman, Su ve Meteoroloji Günü kutlamaları, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Sayın Veysel Eroğlu, İstanbul Valisi Sayın Vasip Şahin, Emniyet Müdürü Sayın

Detaylı