XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi"

Transkript

1 XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi stanbul, Volume 0 No 3 (Supplement) Oral BFM PROTOKOLLER LE AML SONUÇLARIMIZ: T. Celkan, L. Y. Soycan, H. Apak, A. Özkan,. Y ld z. Cerrahpa a T p Fakültesi Pediatrik Hematoloji, Onkoloji. AML çocukluk ça lösemilerinin % 5-0`sini olu turmakla birlikte, lösemiden ölümlerin % 30`dan fazlas n n nedenidir. Genelde çocukluk ça kanserlerinde y llar içinde sa kal m oranlar nda %70-80`ler yakalanm sa da,en geli mi merkezlerde bile AML`li hastalar n en fazla % 40-50`sinde uzun süreli remisyon sa lanabilmektedir. Klini imizde y llar aras nda AML tan s alan ve BFM 87, 93 ve 98 protokolleri uygulanan hastalar m z de erlendirdik y llar aras nda tedavi edilen 3 hasta ise historik kontrol grubumuzu olu turdu. Ya lar 3 gün ile 5 ya (median 6 ya ) aras nda de i en 5 k z, 3 erkek toplam 47olguya AML tan s konularak AML-BFM protokolü (3 olguya BFM 87, 5 olguya BFM 93, 7 olguya BFM 98) uyguland. Hodgkin lenfoma ve FEL tedavisi sonras nda geli en sekonder AML olan olgu, JMML/MDS`den transformasyon olarak takip edilen 6 olgu ve de novo AML olan 39 olgu incelendi. FAB s n flamas na göre 3 olgu M0, olgu M, 9 olgu M (%40), 5 olgu M3, 6 olgu M4, 6 olgu M5 ve 6 olgu M7 olarak de erlendirildi. Kloroma 5 olguda saptand (% 0). Kloroma d ekstramedüller tutulum 3 (perikardiyal efüzyon, karaci erde kitle, testiküler ve subkutan nodüller) ve ba lang çta SSS tutulumu da 3 olguda bulundu. ki olgu tan sonras nda ilk hafta içinde ba ka merkeze gönderildi. Di er olgu ise tedaviyi kabul etmedi. Tedavi verilen 43 olgudan ilk 6 haftada kaybedilen 0`u erken ölüm olarak de erlendirildi (0/43; %3). ki blok indüksiyon sonunda, 49. günde, 5 olguda tam remisyon (5/43 % 58), 8 olguda parsiyel remisyon (%9) sa land. Yan ts z bir olgu vard. Remisyonda enfeksiyon nedeniyle 4 olgu kaybedildi, olguda nüks geli ti. Dokümantasyon yap ld tarihte ya ayan 3 olgumuz vard. Median.5 ayl k izlem süresinde (-7 ay) tan dan y l sonra ya ayan 7 (% 45), y l sonra ya ayan (% 8 ), 5y l sonra ya ayan 6 (% 5) olgumuz vard. On üç y ll k takip süresinde genel sa kal m oran % 39,34+8,66 EFS % 38,88+8,74 bulundu. Tedavi s ras nda bir çok hastada WHO`ya göre grade 3-4 miyelosupresyon ve uzun süreli aplazi dönemleri gözlendi. Febril nötropeniye tüm olgular tedavi boyunca en az bir kez girdi. Dokümante edilmi mantar enfeksiyonu 6 olguda saptand ( olguda akci er ve hepatosplenik, di erlerinde akci er). Historik kontrol grubunda 3 hastan n % 63`ünde tam remisyon elde edilmi, bunlar n /4 ünde 8 ay içinde nüks saptanm t. Bir y ll k ya am %38, y ll k ya am ise %8 olarak bulunmu tu. Sonuçlar m z historik grup ve literatürle kar la t rd m zda, remisyona girme ans yeni kemoterapi protokolleri ile çok yükseldiyse de genel sa kal m de erlendirildi inde tatmin edici oranlara ula- lamam t r. Merkezimizde en önemli ba ar s zl k nedeninin erken ölümler oldu u görülmektedir. Son 50 y l içinde hem AML, hem de destek tedavilerindeki geli melere ra men bu lösemi grubu halen çocukluk ça kanser hastal klar aras nda prognozu en kötü olanlardan biridir. Oral YA LI AKUT M YELOBLAST K LÖ- SEM L HASTALARDA TEDAV SONUÇLARIMIZ:. Aydo du, E. Kaya,. Kuku, K. erefhano lu, A. Erkurt, S. enel, C. Çiçek, H. Diri, O. Özhan. nönü Üniversitesi T p Fakültesi, Hematoloji Bilim Dal, Turgut Özal T p Merkezi, Malatya. Akut miyeloblastik lösemi (AML) yeti kinlerde en s k görülen akut lösemidir. 60 ya ndan genç hastalar n remisyona girme oran yüksek ve prognozu iyidir. leri ya larda hastalarda birlikte bulunan di er hastal klar ve AML tedavisinde kullan lan ilaçlar n yan etkileri nedeniyle prognozu kötüdür. Ya l (60 ya ve üzeri) AML tedavisi hala belirsizdir ve prognozu iyile tirmek amac yla yeni ilaçlar ve tedavi emalar uygulan-

2 maktad r. 00 y l ndan itibaren klini imizde tan konulan ya l AML`li hastalara TLG ya l AML intensif kol tedavi protokolü uygulanmaktad r. Hastalar m za AML tan s klinik, morfolojik, histokimyasal ve immünfenotiplendirme ile konuldu. Tedavi protokolü:. kür; daunorubisin 35 mg/m,-3 gün, sitozin arabinosid 00 mg/m, saat ara ile iki saatlik infüzyon, -7. günlerde,. kür; daunorubisin 35 mg/m, gün, sitozin arabinosid 00 mg/m, saat ara ile iki saatlik infüzyon, -5. günlerde, konsolidasyon tedavisi; mitoksantrone 8 mg/m, -3. günlerde, sitozin arabinosid 500 mg/m, saat ara ile iki saatlik infüzyon, -3. günlerde, eklinde uyguland. Hastalar m z n yedisi erkek, alt s kad n olup, ya ortalamas 66.3(60-75) y l idi. Tan an nda; Hb: 7.9 gr/dl (4.9-0.), lökosit: /ml ( ), trombosit: 8388 /ml ( ) ve LDH: 733 IU/l (4-837) olarak bulundu. hasta tedaviyi almak istemedi, indüksiyon tedavisi alan hastan n 0`u remisyona girdi. hasta erken dönemde aplaziye ba l febril nötropeni (FEN) nedeniyle öldü. Tüm hastalarda FEN görüldü ve antibiyotik tedavisi ald lar. Remisyon indüksiyon tedavisi s ras nda aplazi ile seyreden gün say s ortalamas 3 gün idi. Re-indüksiyon ve. konsolidasyon dönemlerinde aplazili gün say s ortalamas s ras yla ve 4 gün olarak bulundu. Remisyona giren 0 hastan n ikisi. ayda nüks oldu. Halen dokuz hasta remisyonda ve sa l kl olarak izlenmektedir. Hastalar m z n remisyon süresi ortalamas 6.5(-6) ay`d r. Tedavide kullan lan ilaçlara ba l hayat tehdit edici yan etki ve ölüm görülmedi. Hastalar m za imkanlar m z n olmamas nedeniyle sitogenetik de erlendirme yap lamad. Sonuç olarak; ya l AML tedavisinde uygulanan bu protokolün ilk sonuçlar, henüz hasta say m z az ve takip süremiz k sa olsa da, uygulanabilirli i ve sonuçlar ile ümit verici gibi görünmektedir. Oral AKUT LÖSEM OLGULARIMIZ: S. Yavuz, S. Payda, U. Di el, B. ahin,. O. Kara. Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi T bbi Onkoloji B.D. Ocak 99-Haziran 003 aras nda klini imizde takip edilen ve verilerine ula t m z toplam 433 akut lösemi ol- gusunu sunmay amaçlad k. Hastalar n 77`si kad n (%40,8), 56`s erkek (%59,) olup, AML say s 90 (%67), ALL say s 43`dür (%33). AML hastalar n n 4`ü sekonder olup geri kalan de novo olgulardan olu maktad r. Sekonder AML`lerin 5`i KML-blastik faz, 9`u MDS`ye sekonder geli mi tir. Ekstrameduller tutulum 7 olguda (38 AML, 34 ALL) (%6,63) görülmü tür. Lenf nodu büyüklü ü ile karaci er ve/veya dalak büyüklü ü ALL`lerde daha s k bulunmu tur. Tan an nda lökosit seviyeleri üç grupta incelendi inde, < 0 x 09/μl olan 0 olgu (%5,6), 0-00 x 09/μl 37 olgu (%54,8), >00 x 09/μl 86 olgu (%9,9) mevcuttur. Hastalar n 3`i kemoterapi alamadan ölmü tür. kisi ise çok ya l ve e lik eden morbiditeleri nedeniyle tedaviye uygun bulunmam t r. Tüm olgular n 95`inde (%) erken ölüm görülmü tür (65 AML, 30 ALL). Dörtyüz hastaya indüksiyon kemoterapisi uygulanm olup, 63`ü (%5,8) yan t de erlendirilemeden toksisite nedeniyle ya amlar n yitirmi lerdir. Yan t de erlendirmesi yap labilen 337 olgunun 78`inde (50 AML, 8 ALL)(%3,) refrakter hastal k mevcut iken, 56 olguda (70 AML, 86 ALL) (%75,96) tam remisyon elde edilmi tir. Buraya kadar sunulan bilgiler genel olarak her iki akut lösemi alt grubu için ortak verilmi tir. Alt grup analizleri ve ayr nt l dökümantasyon sunum s ras nda gerçekle tirilecektir. Oral ER K N AKUT LENFOBLAST K LÖSEM L HASTALARDA M N - MAL REZ DÜEL HASTALI IN PCR IG/TCR YEN DEN YAPILANMASI VE TRANSLOKASYON LE TESP T VE ZLENMES : ÖN SONUÇLAR: M. C. Ar, S. S rma, Ö. Hat rnaz,. Öngöen, Ü. Üre, Z. Ba lar, Y. Ayd n, B. Ferhano lu, U. Özbek. stanbul Üniversitesi, Cerrahpa a T p Fakültesi, ç Hastal klar Anabilim Dal, Hematoloji Bilim Dal, stanbul, stanbul Üniversitesi, Deneysel T p Ara t rma Enstitüsü (DETAE), Genetik Anabilim Dal. ALL`de nükse yol açan en önemli nedenin morfolojik olarak saptanamayacak kadar dü ük say da blastik hücre varl -minimal rezidüel hastal k (MRH)- oldu u dü ünülmektedir. Çal mam zda "German Multicenter ALL (GMALL)" tedavi protokolü uygulanan ALL hastalar nda RT-PCR, heterodupleks analizi ve kantitatif real-time PCR (QRT-PCR) yöntemleri ile MRH tespiti ve MRH ile hastal n gidi i aras ndaki ili kinin ara t r lmas amaçlanm t r. Çal man n bütününde 0 ALL hastas n n MRH aç s ndan y l süre ile izlenmesi öngörülmekte olup Nisan 00- May s 003 aras nda çal maya giren 3`ü kad n toplam 7 (ortanca ya 3 (0-68)) hastaya ait ön sonuçlar

3 sunulacakt r. Hastalar n 4`ü B-öncül hücreli, 3`ü Thücreli ALL tan s ald. Hastalar n ortanca lökosit, hemoglobin ve trombosit de erleri s ras yla 44000/μl ( ), 8.7 g/dl (6.4-.9) ve 3000/μl ( ) idi. Ba lang ç ortanca LDH düzeyi 39 U/l (8-754) olarak bulundu. Ortanca blastik hücre oran çevresel kanda % 0 (0-98), kemik ili inde (K ) %38 (0-99) olarak tespit edildi. Kemik ili inde tek %0 lenfoblast saptanan hasta lenfoblastik lenfoma tan l olgudur. MRH varl aç s ndan kemik ili i materyalleri indüksiyon faz I ve faz II`yi takiben ve daha sonra her 4 ayda bir olmak üzere toplam 0 kez incelenmektedir. Tedavi öncesi al nan kemik ili i örne inden ALL`ye özgü translokasyonlar translokasyonlar n (t(9;)p0 ve p90, t(4;), t(;), t(;9)) tespiti için RT-PCR incelemesi yap lmakta ve translokasyon tespit edilen hastalarda MRH takibi bu translokasyonlar üzerinden gerçekle tirilmektedir. Bugüne kadar, bir hastada t(;9), bir hastada ise t(9;)p0 translokasyonu saptanm t r. Translokasyon tespit edilemeyen hastalarda ise ayn dönemdeki kemik ili i örne inde, lösemik hücre klonuna özgü Ig/TCR yeniden yap lanmalar ara t r lmaktad r (B-ALL için, TCRD (VdDd3, Dd-Dd3), TCRG (VgI-Jg.3, VgII-Jg.3, VgIVJg.3, Vg-Jg., VgII-Jg., VgIV-Jg.) ve IgK genleri yeniden düzenlenmeleri,t-all için ise, TCRD (Vd-Jd, Vd-Dd3, Vd-Jd, Vd3-Jd, Dd-Jd, Dd-Jd), TCRG (Vg-Jg.3, VgII-Jg.3, VgIII-Jg.3, VgIV-Jg.3, VgIJg.) ve TAL- genleri yeniden düzenlenmeleri). u ana kadar T-ALL tan l iki hastaya ait tan s ras ndaki K örneklerinde, VgI-Jg.3, VgII-Jg.3 yeniden düzenlenmeleri incelenmi tir. Bu bölgelerin klonalitesi aç s ndan hastalardan biri negatif iken, di er hasta her iki bölge aç s ndan pozitif bulunmu tur. Çal malar m z di er bölgelerin de heterodupleks reaksiyonlar n n optimizasyonu ve bu bölgelerin tüm hastalar m zda incelenmesi ile devam etmektedir. Klonal bulunan bölgeler dizilendikten sonra hastaya spesifik primerler kullan larak real-time PCR yöntemi ile kantitatif MRH takibi yap lacakt r. Ülkemizde ALL tedavisinde MRH izlemi ve takibinin ilk örne i olan bu çal ma, ileri çal malara örnek olu turacakt r. Bu çal ma Türk Hematoloji Derne i ara t rma projelerine destek program taraf ndan desteklenmi tir. Oral CERRAHPA A TIP FAKÜLTES HEMATOLOJ B L M DALI`NDA YILLARI ARASINDA MOD F YE BFM PROTOKOLÜ LE ZLENEN ALL OLGULARININ DE- ERLEND R LMES :. H. Ersoy, M.C. Ar,. Öngören, Z. Ba lar, T. Soysal, B. Ferhano lu, Y. Ayd n, B. Ülkü, G. Aktu lu. stanbul Üniversitesi, Cerrahpa a T p Fakültesi, ç Hastal klar Anabilim Dal, Hematoloji Bilim Dal, stanbul. Akut lenfoblastik lösemi (ALL) eri kin akut lösemilerinin % 5-0`sini olu turur. Günümüzde uygulanan yo un ve yüksek doz kemoterapi protokolleri ile akut lenfoblastik lösemili eri kinlerde % oranlar nda tam remisyon elde edilebilmektedir. Ancak sa lanan remisyonun hastalar n sadece % 30-40` nda kal c olmas ara t rmac lar yeni prognostik s n flamalar, tan ve tedavi yöntemleri geli tirmeye yöneltmektedir. Çal mam zda stanbul Üniversitesi, Cerrahpa a T p Fakültesi, ç Hastal klar Anabilim Dal, Hematoloji Bilim Dal `nda y llar aras nda tedavi edilen toplam 84 ALL hastas retrospektif olarak de erlendirilmi tir. Çal man n ana amac, herhangi bir prognostik s n flama ve alt tip ayr m gözetmeksizin tüm ALL hastalar n n tek tip tedavi protokolü (modifiye BFM) ile izlendi i bu on y ll k dönemin verilerini somutla t rarak tarihi bir kontrol grubu olu turmakt r. Hastalara ait veriler Tablo `de özetlenmi tir. Mevcut sonuçlar, modifiye BFM protokolüne benzeyen ilaç kombinasyonlar ile yap lm çal ma sonuçlar (GMALL 0/8, 0/ 84, 03/87, 04/89, CALGB 9) ile kar la t r ld nda remisyona girme oranlar n n benzer oldu u görülmü tür. Ancak uzun süreli sa kal m oranlar m z idame tedavisi kullanmayan protokollerin (ECOG 90, CALGB 9)sonuçlar ile k yaslanacak derecede dü üktür. Tam remisyon oranlar n n yüksek olmas na kar- n remisyonun dü ük oranda kal c olmas uygulanan modifiye BFM protokolündeki konsolidasyon ve idame tedavilerinin kötü prognostik kriterler ta yan hasta gruplar nda yetersiz kalmas yla aç klanabilir. Nüks etme olas l yüksek hasta gruplar n n erken tan nmas ve farkl tedavi edilmesi gereklili i bu verilerle k smen de olsa do rulanm t r. Ancak antibiyoterapi, transfüzyon, yo un bak m gibi destek tedavi araçlar n n teminindeki güçlüklerin hastan n idamesini ve lösemi tedavisinin sa l kl yürütülmesini engelledi i de bir gerçektir. Destek tedavi ko- ullar n n yeterli sa lanamad ortamlarda daha yo un konsolidasyon ve idame tedavilerinin uygulanabilirli i ve ba ar s ise tart maya bir konudur. Oral 3

4 LÖSEM TEDAV S SONRASINDA GÖRÜLEN UZUN DÖNEM YAN ET- K LER: Ç. Timur, E. Dökmeci, S. Alt nyuva, A. Yörük, A. Canpolat, M. Ergüven. SSK. Göztepe E itim ve Ara t rma Hastanesi Çocuk Klini i. Çocukluk ça kanserlerinin %33`ünü lösemiler olu turur. Lösemi tedavisinde izlenen multimodal yakla m, tedavi ba ar s n artt rmakta ve ya am süresini uzatmaktad r. 0 ya ndaki gençlerin % 0.`inin geçirilmi pediatrik kanser hastas oldu u tahmin edilmektedir. Artm ya- am süresi, ö renme güçlü ü, psikolojik bozukluklar, sekonder maligniteler, büyüme ve geli me sorunlar (boy k sal, obezite, erken yada gecikmi puberte), lipid profili bozukluklar ve artm hipertansiyon insidans gibi uzun dönem yan etkileri gündeme getirmektedir. Bu durumda pediatrik kanser tedavisinde amaç, ya am oranlar n artt r rken, uzun dönemde görülen yan etkileri azaltmak olmal d r. Çal mam zda y llar aras nda pediatrik hematolojionkoloji klini imizde ALL tan s alan 35 olgu prospektif olarak de erlendirildi. Olgular n 7`si (%48.5 ) k z, 8`i (%5.5 ) erkekti. Tüm hastalar BFM-90 protokolü ile tedavi edildi. Tedavi sonras takip süresi -9 y l (ortalama 3.6 y l), tan s ras nda ortalama ya 6.55 (-3 ya ) idi. Hastalar n tan an nda ve tedavi bitiminde boylar ve kilolar ölçüldü, body mass indeksleri hesapland. Tedavi sonras takiplerde tiroid hormonlar, kortizol, prolaktin, LH, FSH, östradiol, progesteron, ACTH, total kolesterol, trigliserid, LDL, VLDL, HDL kolesterol de erleri ölçüldü. Proflaktik kranial irradiasyon uygulanan olgular olgular n hipofizer sekretuar kapasitelerini de erlendirmek için hipofiz MR`lar çekildi. Tüm parametreler ya ve cinsiyet referans aral klar na göre de erlendirildi. K zlar n %0`si a r kilolu, %39`u obez; erkeklerin %9.4`ü a r kilolu, %9`u obezdi. Standart sapma de erlerine göre boy de erleri normal bulundu. Body mass indeks de erlerinde anlaml bir art gözlendi. Olgular n 5`inde hipertrigliseridemi, 3`ünde kolesterol yüksekli i saptand. Hipofiz MR`lar nda patoloji yoktu. 3 olguda T3, olguda T4 dü- üklü ü bulundu ancak bu verilerle uyumlu klinik bulgu gözlenmedi. Olgular n 3`ünde hiperprolaktinemi saptan rken, gonadotropin, östradiol ve serbest testosteron de erlerinde anlaml dü üklük yoktu. ACTH ve bazal kortizol de erleri normal bulundu. Hiçbir hastam zda sekonder malignite gözlenmedi. Bu çal ma, dikkatli ve planl takiplerle, hastalar m zda geli ebilecek uzun dönem yan etkilerin monitörize edilmesinin, hastalar n ve ailelerinin bu konuda bilinçlendirilmelerinin önemini vurgulamak amac yla sunulmu tur. Oral AKUT MYELO D LÖSEM KL N K SEYR NDE TROMBOS T VE TROMBOPO ET N DE MLER : C. Gönen,. Haznedaro lu, H. Koço lu, S. Aksu, Y. Büyüka k, H. Göker, N. Say nalp, O. Özcebe,. Kirazl, S. Dündar. Hacettepe Üniversitesi T p Fakütesi ç Hastal klar ABD Hematoloji Ünitesi, Ankara. Trombopoietin, fizyolojik ve patolojik durumlarda megakaryopoez ve trombosit üretimini kontrol eden ba l ca hormondur. Farkl klinik tablolarda, sitokin düzeylerindeki de i ikliklerin incelenmesi trombopoez patobiyolojisinin ayd nlat lmas na katk da bulunmaktad r. Bu çal madaamaç; megakaryopoezin primer regülatörü olarak kabul edilen dola mdaki trombopoietin (TPO) düzeylerinin, akut lösemi tan ve tedavisinde trombosit say m ndaki de i imler ile ilintili olarak hangi yönde de i ti inin saptanmas d r. Çal maya HÜTF`de izlenen, 4 AML hastas ve 7 sa l kl kontrol dahil edilmi tir. Hastalardan tan an nda, remisyon indüksiyon kemoterapisi ( darubicin+ara-c) sonras aplazik dönemde, konsolidasyon öncesi remisyon durumunda, konsolidasyon kemoterapisi (yüksek doz Ara-C) sonras sitopenik dönemde ve konsolidasyon sonras dönemde kan örnekleri al nm t r. Al nan örnekler santrifüj i lemini takiben -40 C`de saklanm t r. Plazma TPO düzeyleri kantitatif "sandwich" EL ZA yöntemi ile çal lm t r (Quantikine, R&D Systems; Minneapolis, ABD). Hasta grubundaki farkl l klar n kar la t r lmas için Friedmann yönlü varyans analizi ve Wilcoxon testi, kontrol grubu ile farkl l klar n saptanmas nda Mann Whitney U testi kullan lm t r. Ya ve cinsiyet aç s ndan hasta [ortanca ya :49(9-90), K/E:/] ve kontrol gruplar [ortanca ya :45(9-89), K/E:/5] benzerdir. Hasta grubunun tan an nda, remisyon indüksiyon sonras aplazik dönemde, konsolidasyon öncesi remisyon esnas nda, konsolidasyona ba l sitopenik dönemde ve konsolidasyon sonras ndaki dönemde ölçülen trombosit say lar ; s ras ile 69,0±48,8; 4,8±7,4; 66,8±07,5; 8,8±4,6; 0,8±75,3 x03/mm3 olarak saptanm t r. Remisyon indüksiyonu ile sa lanan aplazik dönemde ölçülen TPO düzeyi (pg/ml) [ortanca:085,3(56,6-87,0)] tan an na göre [ortanca: 469,7(9,8-70,6)] anlaml olarak yüksektir 4

5 (p<0.05). Konsolidasyon tedavisi sonucu geli en sitopenik dönemdeki TPO düzeyleri [ortanca:89,3(500,4-83,5)], konsolidasyon öncesi TPO de erlerine göre [ortanca: 45,(5,079,7)] anlaml olarak yüksek saptanm t r (p<0.05). Tan an nda ölçülen TPO düzeyleri, sa l kl kontrollerle [ortanca: 56,9(38,5-0,0)] kar la t r ld nda anlaml olarak yüksektir (p<0.05), ancak hastalar n remisyona girdikten sonra ölçülen TPO düzeyleri ile sa l kl kontroller kar la t r ld nda fark bulunmam t r (p>0.05). Sonuç olarak; AML hastalar nda tan an nda ölçülen TPO düzeyleri trombosit say s n n dü ük olmas ile ba lant l olarak yüksektir. Ancak hastalar n remisyona girmesini takiben TPO düzeyleri, trombosit say s yönünden benzer olan sa l kl ki ilerle ayn düzeylere gelmektedir. Bu sonuçlar remisyonun sa lanmas ile patolojik megakaryopoezin ortadan kald r labildi ini göstermektedir. Ayr ca konsolidasyon için verilen sitopenik tedavi sonucu geli en aplastik trombositopeni tablosuna artm bir endojen trombopoietin yan t izlenmektedir. * Bu çal ma HÜTF Bilimsel Ara t rma Fonu taraf ndan desteklenmi tir. Oral ÇOCUKLUK ÇA I AKUT MYELO D LÖSEM S NDE CK T RESEPTÖR (CD7) EKSPRESYONU: A. Koç, G. Hiçsönmez, M. Çetin, 3 U. Ertem, 4 Ü. Ezer, A. M. Tuncer. Harran Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Hematoloji BD, anl urfa, Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Hematoloji BD, Ankara, 3 Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Onkoloji Klini i, Ankara, 4 SSK D kap Çocuk Hastanesi Hematoloji Klini i, Ankara. Bir tirozin kinaz transmembran reseptörü olan c- kit reseptörü (CD7 antijeni) hematopoezde önemli rolü oynar. Bu çal mam zda, çocukluk ça lösemilerinde c-kit ekspresyonu s kl ve akut myeloid lösemili (AML) hastalarda c-kit pozitifli inin klinik, hematolojik ve immunofenotipik bulgulara ve tedaviye cevaba etkisini göstermek amac yla Aral k ubat 999 döneminde tan konulan ve immunofenotipik incelemeleri yap labilen 3 lösemi hasta incelendi. CD7 ekspresyonu s kl AML`li hastalarda %69.74, B lineage akut lenfoblastik lösemili (ALL) hastalarda %.63, T lineage ALL hastalar nda %0.87 ve bilineage akut lösemi (BAL) vakalar nda %40 oranlar nda bulundu. CD7`nin AML için sensitivitesi %69.74, spesifitesi %95.76 olarak hesapland. AML alt gruplar nda CD7 pozitifli i s kl AML M0 vakalar nda %00, M`de %70.59, M`de %93.75, M3`te %60, M4`te %57.4, M5`te %50, M6`da %50 ve M7`de %50 oranlar nda bulundu. 7 AML hastas incelendi inde, CD7 (+) AML vakalar n n ya ortalamas 9.33 ± 4.44, erkek / k z oran :.3; CD7 (-) grubun ya ortalamas 7.97 ± 4.69, erkek/k z oran : 0.75 idi. CD7 (-) AML grubunda hepatomegali s kl önemli oranda daha yüksek (p=0.06) ve CD7 (+) AML grubunda ortalama trombosit say s önemli oranda daha dü ük (p=0.08) bulundu. CD7 (+) AML hastalar n n %6.6`s nda birlikte CD34 ekspresyonu görüldü. CD7 (+)/CD34 (+) hastalar ile CD7 (+)/CD34 (-) hastalar hem klinik hem de hematolojik bulgular yönünden önemli farkl l k göstermiyordu. Hastalar immunofenotipik olarak kar la t r ld - nda, c-kit (+) AML hastalar nda CD34 ve HLA- DR ekspresyonu önemli oranda daha s k (p= ve p=0.0457), c-kit (-) vakalarda ise CD5 daha s k (p=0.06) bulundu. CD7 antijen ekspresyonuyla CD34 ve HLA-DR ekspresyonlar aras nda pozitif korelasyon (r=0.377, p=0.0 ve r=0.9, p=0.046), CD5 ekspresyonu ile ise negatif korelasyon (r=0.308, p=0.007) görüldü. Remisyon indüksiyon tedavisi tamamlanabilen 6 hasta ele al nd nda, c-kit (+) vakalar n %86.5`i, c-kit (-) hastalar n %7.`si remisyona girdi (p=0.83). Ekim 00 itibariyle, remisyona giren hastalardan c-kit (+) olanlar n %46.875`inde, c-kit (-) olanlar n ise %7.73`ünde relaps geli ti. Ortalama hastal ks z ya am süresi c-kit (+) grupta 38.8 ay, c-kit (-) grupta ise.7 ay idi (p=0.06). Ekim 00 itibariyle CD7 (+) hastalar n %34.69`u halen hayatta iken CD7 (-) hastalar n %6.67`si hayattayd. Ortalama genel ya am süresi CD7 (+) hastalarda 8.9 ay, CD7 (-) hastalarda ise 4.8 ay olarak bulundu (p=0.0447). Sonuç olarak CD7 ekspresyonunun AML ay r c tan s nda de erli oldu- u, CD7 (+) ve (-) lösemiler aras nda klinik, hematolojik ve immunolojik olarak baz önemli farkl l klar n bulundu u ve CD7 ekspresyonunun çocukluk ça AML`lerinde iyi prognostik kriter olarak al nabilece i kanaatine var ld. Oral ALL HASTALARININ UZUN SÜRE- L BÖBREK ETK LENMES N N DE ERLEND R LMES NDE; BÖB- REK S NT GRAF S :. Olgar, T. Aras, M. Çetin, 3 A. Düzova, B. Mahmudiayan, 4 O. Akhan, 4 O. O uz, S. Ünal, 5 O. Saraçba, S. Yetgin. 5

6 Hacettepe Üniversitesi T p fakültesi pediatrik hemotoloji Ünitesi Ankara, Hacettepe Üniversitesi T p fakültesi Nükleer t p ABD Ankara, 3 Hacettepe Üniversitesi T p fakültesi pediatrik Nefroloji ünitesi Ünitesi Ankara, 4 Hacettepe Üniversitesi T p fakültesiradyoloji ABD Ankara, 5 Hacettepe Üniversitesi T p fakültesi Biyoistatistik Ankara y llar aras nda St. Jude Total XI ve XIII tedavileri alm akut lenfoblastik lösemili (ALL) çocuk hastalar n uzun süreli böbrek etkilenmesi ve böbre i etkileyen risk faktörleri ara t r ld. Tedavi bittikten sonraki ortalama takip süresi 35 ayd. drar analizi, idrar kreatinin, kalsiyum (Ca), fosfor, beta- mikroglobulin, glomeruler filtrasyon h z (GFR), tubüler fosfor reabsorbsiyonu (TPR), renal fonksiyon testleri yap ld. Radyolojik incelemede ultrasonografi, böbrek DMSA ve MAG-3 sintigrafileri uyguland. Kan kimyas normal olan hastalar n sadece `sinde böbrek ultrasonografisinde anormallik saptand. Retrospektif incelemede hastalar n %9`unda GFR, 6.4`sunda TPR, %3.8`inde idrar Ca/Cr at l m, %6.0`s nda beta- mikroglobulin at l m ve %40.5 böbrek sintigrafisinde anormallik saptand. Anormal GFR oran n n iki ya alt nda tan alan hastalarda artt görüldü. TPR`u özellikle G-CSF alan hastalarda artm oldu u saptand. Anormal sintigrafi bulgular n n hemoglobini< 0gr/dl olan, böbrek infiltrasyonu ve hipertansiyonu olan hastalarda artt tespit edildi. Sonuç olarak; tedavisi tamamlanm ALL hastalar nda böbrek etkilenmesinde kötü risk faktörlerinin etkili oldu u görüldü. Hastalar n tedavi kesiminden sonra böbrek zedelenmesi yönünden uzun süreli takiplerinde detayl testler yap lmal d r, sintigrafik inceleme böbrek hasar n n gösterilmesinde daha bilgi vericidir. Oral YA LI BLAST ARTI I LE G DEN MYELOD SPLAST K SENDROM OLGULARINDA SODYUM VALPROAT VE ALL-TRANS RET NO K AS T LE D FERANS YASYON TEDAV S : 4 OLGUYA A T ERKEN DÖNEM SO- NUÇLARI: M. K. Yüksel, U. Avc o lu, M. Beksaç. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilm Dal. Ya l AML ve MDS-RAEB hastalar n n tedavisinde sitotoksik tedavi alamayacak olgular önemli bir say ve problemi olu turmaktad r.sitotoksik olmayan, diferensiyasyonu hedefleyen tedaviler bu probleme çözüm getirebilir. Son y llarda histon deasetilaz (HDAC) inhibitörlerinin ve DNA metiltransferaz (DNMT) inhibitörlerinin potansiyel antikanser aktiviteleri ile ilgili yay nlar artm t r (ZhuWG, Curr Med Chem Anti-Canc Agents: 003). HDAC inhibitörü olan Valproik asid (VPA, -propylpentatonic asid) epilepsi tedavisinde uzun y llard r kullan lmakta olan bir ilaçt r. VPA`n n, tümör büyümesini ve metastaz n inhibe etmesi yan nda in vivo ve in vitro tümör hücrelerinin diferansiyasyonunu sa lad na dair kan tlar mevcuttur.(blaheta RA, Cinatl Jr Med Res Rev 00;(5):49-5) OLGULAR: MDS RAEBt tan s alan ya lar 7,56,67,73 performans -3 olan 4 hastan n sonuçlar sunulacakt r. Hastalar n üçü erkek, biri bayand. Hastalar n üçünde Diabetes Mellitus, bu hastalar n ikisinde diabetik nöropati,birinde diabetik nefropati mevcuttu. TEDAV : EORTC-LCG da C.Nervi taraf ndan sunulan dört AML olgusunda uygulanan ard k VPA (kan düzeyi mikrogram/ml olacak ekilde) ve sekizinci günden itibaren all trans retinoik asid (ATRA)(45mg/m) tedavi protokolü bu olgular için ayr ayr,bilim dal konseyinde görü ülüp hastalar n sözlü onay al nd ktan sonra uygulamaya ba lan ld. VPA tedavisi 00mg/gün den ba lanarak 00mg/gün`e kadar yükseltildi. SONUÇLAR: VPA düzeyleri -73. mikrogram/ml aras nda de i ti. Tam kan parametreleri, karaci er fonksiyon testleri, koagulasyon profili yak ndan izlendi.bulant kusma, diyare, mukozit,saç dökülmesi gibi yan etkiler gözlenmedi. Hemoglobin, trombosit de erlerinde ve nötrofil say lar nda anlaml de i iklik olmad, karaci er enzimlerinde ve koagulasyon parametrelerinde bozulma saptanmad (Tablo, ). Tedavi sürelerinin henüz k sa olmas nedeniyle hematolojik remisyon için de erlendirme daha sonra yap lacakt r. YORUM: Ard k ve e zamanl ATRA tedavisi hospitalizasyona gereksinim göstermeyen, oral uygulanan, toksisite profili hayat tehdit etmeyen,ya- am kalitesini bozmayan bir tedavidir. Oral LÖSEM LERDE VEGF DÜZEYLER VE PROGNOST K ÖNEM : S. Payda, K. Tanr verdi, S. Yavuz, U. Di el, B. ahin, F. Ba lam l. Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi. 6

7 Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) ilginç bir büyüme faktörü olup VEGFR- ve VEGFR- olmak üzere adet transmembran tirozin kinaz reseptörlerine ba lanarak temel biyolojik etkilerini gösterir. Gerek kan damarlar n n (anjiyogenez) gerekse kan hücrelerinin (hematopoez) olu umu için, VEGF ve reseptörlerinin ileti imi gerekmektedir. Son y llarda yap lan çal malar normal hematopoezin yan s ra hemopoetik neoplazilerde de VEGF ve VEGF reseptörlerinin koekspresyonu gösterilmi tir. VEGF ekspresyonu, bir taraftan lökomogenezde anjiyogenezin rolünü di er taraftan antianjiyojenik tedavi yakla mlar n n klinikte uygulanabilirli inin belirlenmesi aç s ndan çok önemlidir. Bu çal mada lösemi olgular nda selüler VEGF düzeyleri ile klinik ve demografik verilerin ili kisi ve prognostik önemi ara t r ld. Bu amaçla 60 lösemi olgusuna ait periferik kandan elde edilen malign hücreler kullan ld. Olgular n `i AML, 8`i ALL, 6`s KLL ve 5`i KML idi. Selüler VEGF düzeyleri "enzim immuno-assay" ile çal ld ve sonuçlar hücre ba na VEGF m RNA kopya say s olarak de erlendirildi. Akut lösemilerde VEGF düzeyi 0-488, kronik lösemilerde 078 aras nda bulundu. Alt ve üst s n rlar ile ortanca ve ortalama de erleri s ras yla: AML`de 0-488, 9., 30.43±36.97, ALL`de , 76.45, 54.53±6.07, KML`de 0-78, 86.6, 39.± ve KLL`de , 7.4, ±.65 olarak saptand. En dü ük de erler KLL olgular nda, en yüksek de erler KML olgular nda saptand ancak akut ve kronik, miyeloid ve lenfoid lösemiler aras nda istatistiksel anlaml fark yoktu. Ayn ekilde periferik kan verileri ve klinik bulgularla VEGF aras nda da anlaml ili ki saptanmad. Klinik ve demografik verilerle anlaml ili ki ve fark saptanmamas olgu say lar n n her grupta az olmas ile aç klanabilir. Ayr ca bu konudaki literaür verileri incelendi inde hemopoetik neoplazilerde VEGF düzeyleri ile agressif klinik seyir aras nda ili ki oldu unu gösteren verilerin yan s ra VEGF`nin prognostik önemi olmad n, buna kar n VEGF reseptörlerinin daha anlaml oldu unu gösteren çal malar da mevcuttur. Sonuç olarak lösemilerde VEGF`nin lenfomagenezdeki rolü ile prognostik de erinin saptanabilmesi için daha fazla say da olguda ve VEGFR- ve `nin de birlikte çal lmas n n daha do ru sonuçlar verebilece i a ikard r. Bu veriler lösemilerde anti-anjiyojenik tedavinin önem ve yerini belirlemek aç s ndan özel önem ta maktad r. AKUT LÖSEM LERDE PER FER K KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYO- NU (PKHT): ANKARA NUMUNE HASTANES KEM K L TRANS- PLANTASYONU MERKEZ DENE- Y M : S. Dinçer, Ö. C. Özdel, N. Çelik, Z. Çelik, A. Oymak, S. smailova, IV. Hüseyinov. S. B. Ankara Numune Hastanesi K T Merkezi ve Azerbaycan sa l k bakanl Merkezi Klinika Hastanesi Hem-Onkoloji klini i ve K T Ünitesi. Ekim Temmuz 003 tarihleri aras nda Ankara Numune Hastanesi K T merkezinde toplam 48 Akut Myeloblastik lösemili (AML) ve Akut lenfoblastik Lösemili ALL) hastalar na (7 kad n, 3 erkek) Otolog Periferik Kök Hücre Transplantasyonu (OPKHT) ve Allojenik Periferik Kök Hücre Transplantasyonu (APKHT) yap ld. Hastalar n ortalama ya 8.9 (-57) idi. APKHT yap lan 6 AML, 3 ALL`li hasta ile; OPKHT yap lan 6 AML`li ve 3 ALL`li hasta de erlendirildi. APKHT yap lan 6 AML`li hastalardan 3 hastaya. remisyonda iken, bir hastaya. remisyonda, bir hastaya da post transplant. relaps sonras nda. nakli yap ld. Posttransplant takipleri yap lan hastalardan 6 tanesi kaybedildi. APKHT yap lan 3 ALL`li hastadan 7 tanesine. remisyonda nakil yap l rken, üç hastaya. remisyonda, iki hastaya ise 3. remisyonda nakil yap ld. Hastalardan bir tanesinde relaps geli irken, 5 hasta ise post tranplant dönemde kaybedildi. OPKHT yap lan toplam 6 AML`li hastadan birisinde 3. günde relaps geli irken, üç hasta ortalama posttransplant 3. günde (3-38) kaybedildi. Posttransplant 30. ve 6. günde olan di er iki hasta ise poliklinikten takip edilmektedir. OPKHT yap lan toplam 3 ALL`li hastaya. remisyonda nakil yap ld. Bir hastada 00 gün sonra relaps geli irken, bir hasta da pulmoner emboli nedeni ile engraftman gerçekle meden kaybedildi. OPKHT yap lan di er ALL`li hasta ise posttransplant 73. günde olup takip edilmektedir. Olgular n te hisinden transplanta kadar geçen süre ortalama 56 gün (0-9) idi. nfüze edilen CD 34+ hücre say s ortalama 5.6x06/kg olup 48 hastan n engraftman (Neu 0,5x 0x09/lt) s ras yla ortalama +. gün (0-9) ve +4. günde 09/lt, PLT (9) olu tu. Hastalara ait survey ortalama 336 gün (3 044) olarak belirlendi. Oral Oral 7

8 HEMATOLOJ K MAL GN TELER VE METASTAT K SOL D TÜMÖR- LER N TEDAV S NDE NON- MYELOABLAT F KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: TEK MER- KEZ DENEY M : A. Ünal, M. Çetin, F. Altunta, B. Eser,. Sar, Ö. Er, T. Pat ro lu, Ö Canöz, Y. Özkul, B. Kaplan. Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi, Dedeman Hastanesi, Hematoloji BD ve K T Merkezi. Non-Myeloablatif kök hüce transplantasyonu, standart yüksek doz myeloablatif kemoradyoterapiye alternatif olarak donörün immunokompetent hücreleri taraf ndan tüm malign hücrelerin eliminasyonu için optimal graftversustümör etkisini amaçlar y llar aras nda ortanca ya 35 (s n rlar, 9-5) olan olguya nonmyeloablatif kök hücre transplantasyonu uyguland. Olgular n 4`ü nüks akut lösemi, 4`ü kronik myeloid lösemi, `si Non- Hodgkin Lenfoma (dirençli Burkitt lenfoma ve lenfoplazmasitik lenfoma) ve `i metastatik Ewing Sarkomu idi. Haz rlama rejimi olarak fludarabin, anti-t-lenfosit globulin ve dü ük doz busulfan içeren nonmyeloablatif rejim uyguland. Graftversus-host hastal (GVHH) profilaksisi dü ük doz siklosporin-a ve methotrexate ile yap ld. Yirmi hasta da h zl 3-lineage engraftman gözlendi. Hastalar n sadece üçünde GVHH gözlenmezken, 6 hastada (%8) grade II GVHH, 4 hastada (%9) iddetli grade III-IV GVHH saptand. Dokuz hastada (%4) kronik GVHH görülürken, yaln zca 3 hastada (%4) yayg n GVHH saptand. Belirgin akut ve/veya kronik GVHH gözlenmeyen 3 hasta DLI ile tedavi edildi. Transplantasyon s ras nda aktif hastal olan hastan n 8`inde (%86) klinik yan t gözlendi. Ortanca 33 günlük (s n rlar 60670) izlem sonunda 8 hasta hayatta idi. Bir hasta (%4.7) (nüks AML) tedaviye ba l komplikasyonlar nedeniyle ve hasta (%9.5) (dirençli Burkitt lenfoma ve metastatik Ewing Sarkom) progresif hastal k nedeniyle ya am n yitirdi. Bulgular m z, non-myeloablatif kök hücre transplantasyonunun i lemle ilgili toksisite ve mortaliteyi azaltarak malign hastal klarda kür sa layabilece ini göstermektedir. Oral ALOJEN K HEMATOPOET K KÖK HÜCRE NAKL SONRASI K MER ZM BEL RLENMES : FISH VE PCR YÖNTEMLER N N KAR I- LA TIRILMASI: F. Ayd n, F. O uz, S. Kalayo lu, Y. Duvarc ö ret, D. Sarg n, M. Çarin. stanbul T p Fakültesi T bbi Biyoloji ABD, stanbul T p Fakültesi ç Hastal klar ABD. Kimera terimi Yunan mitolojisinden sonra transplantasyon t bb nda da yerini alm t r. Al c da alojenik hematopoetik ya da lenfoid hücrelerin bulunmas n tan mlayan kimerizm; al c da tüm hematopoetik hücrelerin verici kaynakl olmas durumunda "tam kimerizm", verici hücrelerinin al c ya ait hematopoetik ya da lenfoid hücrelerin kalmas ile birlikte saptanmas na göre k smi ya da "kar k (miks) kimerizm" olarak kullan lmaktad r. Bu çal mada y llar aras nda kimerizm ara t r lmas n n FISH ve PCR amplifikasyonu takiben, "Reverse Dot Blot" yöntemi ile yap ld 0 cinsiyet uyumsuz alojenik hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) olgusu de erlendirildi. Yöntem: Alojenik HKHN sonras engrafman bulgusunu desteklemek amac yla farkl zamanlarda gönderilen örnekler çal ld. Hastalar n hepsi akut lösemi tan s ile nakil olmu lard. FISH yönteminde "Dual color CEP X/Y" problar kullan ld.dü ük dansiteli lipoprotein reseptör (LDLR), Glycophorin A (GYPA), Hemoglobin G gammaglobulin (HBGG), D7S8, Human group spesifik komponent (GC) lokuslar PCR amplifikasyon sonras "reverse dot blot" yöntemi kullan larak incelendi. HKHN olgular n n hepsinde kök hücre kayna HLA doku grubu uygun karde idi. HLA doku tiplendirilmesi HLA-A,-B ve -C antijenleri "Terasaki mikrolenfositotoksisite", HLA-DR alelleri "PCR- SSP" yöntemleri kullan larak yap ld. Sonuçlar: Hastalar n erkek kad n oran 5:6 olup kimerizm ara t rmas.gün ile 8.aylar aras nda istenmi ti. Iki farkl test sonucu tabloda bildirilmi tir. Yorum: HKHN sonras engraft n izlenmesi rezidual konak hücrelerinin anormal hematopoietik klonlar n n yeniden görülmesine neden olaca için önemlidir. Bu çal mada 0 olgunun `si hariç 8`inde kimerizm tipleri aç s ndan farkl l k dikkati çekmi tir. Bir olgu FISH yöntemi ile %00 oran nda tam kimerizm, PCR yöntemi ile ise miks kimerik oldu u görüldü. Her iki yönteminde klinikte belirleyici olmas aç s ndan düzenli aral klarla yap lmas n n uygun olaca kan s nday z. Oral ALLOJEN K KÖK HÜCRE TRANS- PLANTASYONU UYGULANAN ÇO- 8

9 CUK HASTALARDA VENO- OKLUZ V HASTALIK SIKLI I VE BUSULFAN DOZUNUN ETK S : M. Ertem, F. Az k, T. leri. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dal. Hematopoetik kök hücre transplantasyonu(hkht) pek çok hastal n tedavisinde ba ar ile uygulanmas na kar- n özellikle allojenik HKHT sonras transplantasyona ba l mortalite %5-5 oran nda geli ebilmektedir. HKHT sonras mortalite ve morbiditenin en önemli nedenlerinden birisi hepatik veno-okluziv hastal kt r(voh). VOH görülme s kl farkl çal malarda % ila 54 aras nda de i mekte ve en önemli risk faktörlerinden birisi haz rlama rejiminde standarttan (4-6mg/kg) daha yüksek doz busulfan kullan lmas oldu u belirtilmektedir. Ancak çocukluk ça nda busulfan n farkl olan farmakokinetik özellikleri nedeniyle dozun vücut yüzey alan na(vya) göre ayarlanmas ve böylece daha yüksek dozlarda kullan lmas da önerilmektedir. Biz bu çal mada K T ünitemizde allojenik HKHT uygulanan tüm hematolojik hastalarda hepatik VOH s kl n ve risk faktörleri olarak busulfan dozunu ve tan mlanm di er faktörlerin etkisini ara t rmay amaçlad k. May s 996 ila Haziran 003 aras nda allojenik HKHT uygulanan ve sonras ndaki 30 günde sa olan toplam 33 hasta de- erlendirildi. Bu hastalar n ortanca ya 0,5y l (R:,-7) ve allta yatan hastal klar akut lösemi (n:), hemoglobinopati (n:), aplastik anemi (n:5;akkiz:3, Fanconi:), MDS (n:), JKMML (n:) ve KML (n:) idi. Toplam 8 hastada busulfan(bu) içeren haz rlama rejimi kullan ld ve bunlar n `inde standart doz (R:4-6,4mg/kg, ortanca 6mg/kg) ve 7`sinde yüksek doz (R: 7,3-9mg/kg, ortanca: 0,4mg/kg) VYA`n na göre hesaplanarak verildi. Kök hücre kayna kemik ili i (n:6), kordon kan (n:4) ve periferik kan (n:3) idi. Hiçbir hastaya VOH profilaksisi olarak heparin kullan lmad ancak 5 hastada ursodeoksikolik asit TPN nedeniyle kullan ld. VOH tan m olarak Seattle kriterleri( T.bil>mg/dl, a r l hepatomegali, s v retansiyonu; bu üç özellikten en az ikisinin HKHT sonras 30 gün içinde pozitif olmas ) esas al narak hastalar de erlendirildi. Toplam 33 hastan n 6`s nda (%8) hepatik VOH geli ti, bunlar n 4`ü orta ve `si a r VOH olarak tan mland. Venookluziv hastal n ilk bulgular ortanca 7 günde (97gün) ortaya ç kt. Orta derecede VOH olan 4 hasta VOH`a yönelik konvansiyonel tedaviler ile düzelme göstermesine kar n a r olan hasta hemodiyaliz, ventilatör deste i ve birine ATIII ve tpa uygulamalar na kar n ex oldular. Buna göre VOH ba l mortalite tüm hastalar için %6 ve VOH olanlar için %33 olarak saptand. Tan mlanm risk faktörleri aras ndan özellikle BU dozu incelendi inde standart doz BU alan hastan n `sinde(% 8) VOH (orta:,a r:) ve yüksek doz BU alan 7 hastan n 4`ünde (%4)(orta:3, a r:) VOH geli ti. Sonuç olarak allojenik HKHT sonras VOH önemli bir morbidite ve mortalite nedenini olu turmakla birlikte haz rlama rejiminde kullan lan daha yüksek doz busulfan VOH geli me riskini ve mortaliteyi art rmam t r. Oral ALLOJENE K TRANSPLANTASYON ADAYLARINDA PARANAZAL S - NÜS B LG SAYARLI TOMOGRAF - N N KL N K ÖNEM VE ENDOS- KOP K S NÜS CERRAH S SONUÇ- LARI:. Yorulmaz, E. A. Soydan, M. K z l, B. Ceydilek, M. Arat. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Kulak Burun Bo az Ana Bilim Dal, Ankara, Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilim Dal Kök Hücre Nakli Ünitesi, Ankara. Allojeneik hemapoietik hücre nakli (AHHN) sonras immünsupresyon geli en hastalarda bakteriyel ve invaziv fungal sinüzitler komplikasyonla ve hatta mortalite ile sonuçlanabilir. Sinüs ostiumlar n daraltan anatomik varyasyonlar ve AHHN öncesinde varolan sessiz kronik sinüzit, hayati tehdit olu turabilecek komplikasyonlar n riskini art rabilir. AHHN sonras nda ortaya ç kabilecek sinüzit risklerini azaltmak amac yla, Kulak Burun Bo az (KBB) incelemesi ve paranazal sinüslerin bilgisayarl tomografi (PSBT) ile de erlendirilmesi önerilmektedir. Bu çal mada 998 ve 00 y llar aras nda allojeneik AHHN uygulanan 83 hastada paranazal sinüs verileri ve nakil sonras sonuçlar de erlendirilmi tir. Hasta verileri iki grupta incelenmi tir. Birinci grupta standart KBB muayenesi ve konvansiyonel sinüs grafisi ile de- erlendirilip AHHN için onay verilen 5 hasta bulunmaktad r. Bu gruptaki bir hasta (%7) invaziv fungal sinüzit nedeniyle kaybedilmi tir. Ayr ca be hastada (%33) nötropenik dönemde ciddi bir komplikasyonla kar la lmam olmas na ra men, AHHN sonras takiplerinde cerrahi tedavi gerektiren kronik sinüzit saptanm t r. kinci gruptaki 68 hasta diagnostik nazal endoskopi ve PSBT ile de erlendirilmi tir. Hastalar n 9

10 %60` nda bulgular normaldir; %`sinde sinüsleri etkilemeyen minör anatomik varyasyonlar saptanm, %8`inde (/68) ise cerrahi tedavi gerektiren kronik sinüzit veya kronik sinüzitle birlikte olan anatomik varyasyonlar bulunmu tur. Kronik sinüziti olan hastadan 0`unda AHHN öncesinde endoskopik sinüs cerrahisi uygulanm t r, di er iki hasta cerrahi tedaviyi kabul etmemi tir. Hiçbir hastada AHHN`in nötropenik döneminde ciddi bir sinüs sorunu ile kar la lmam ve cerrahi tedavi uygulanan hastalarda AHHN sonras nda nüks görülmemi tir. Ba lang çta KBB de erlendirmesi normal olan bir hastada AHHN sonras nda kronik sinüzit geli mi ve cerrahi tedavi uygulanm t r. Bu çal man n sonuçlar, diagnostik nazal endoskopi ve paranazal sinüslerin bilgisayarl tomografisi ile yap lan taraman n hastalar n yakla k be te birinde cerrahi tedavi gerektiren kronik sinüzit bulundu unu göstermektedir. Standart KBB muayenesi ve konvansiyonel sinüs radyogramlar ile nötropenik hastalarda tehlikeli olabilecek minör kronik sinüzit belirtileri gözden kaç r labilir. Minimal invaziv teknikle uygulanan endoskopik sinüs cerrahisi, AHHN yap lacak olan hastalarda da güvenle uygulanabilen bir yöntemdir ve sinüzitin hayati tehdit olu turabilecek komplikasyonlar n n riskini azalt r. mortaliteye ve relaps insidans na etkisi ara t r lm t r. Olgular n hastal klar na göre da l m ; 3 AML, 6 KML,, 6 ALL, 3 MDS, AA ve 0 di er hastal klar eklinde idi. Allojeneik HKHN yap lan 5 olgunun d ndakilerden 4`ü (%5) merkezimize nakil haz rl klar için geri dönü yapmam t r. Dört olgu (%8,5) nakil s ras nda beklerken nüks etmi, 6 olguda nakil için öngörülen ko ullar (hastal n remisyona girmemesi, ko-morbid olaylar n kontrol alt na al namamas vb.) sa lanamam, 3 olguda di er nedenler (vericinin vazgeçmesi, sa l k kurumundan onay al namamas vb.) engel olu tururken dört olgu hala nakil s ras nda beklemektedir. Allojeneik HKHN yap lan olgularda tan dan konsey onay na kadar geçen süre ortanca 6,58 ay (0,57-44,33 ay) konsey onay ndan nakile kadar geçen ortanca süre 4,4 ay ( 0,974,37ay) ve tan dan nakile kadar geçen ortanca süre ise ortanca,3 ay (3,33-49,9ay) olarak saptanm t r. Tan dan konsey onay na ve nakile kadar geçen sürenin erken transplanta ba l mortalite relaps insidans üzerine etkisi gözlenmemi tir. Sonuç olarak nakil adaylar n n yar s nakil program na devam edebilmekte, fakat geçirilen süreç adaylar n erken dönem transplant ili kili mortalite ve relaps insidans nda etkili olmamaktad r. Oral ALLOJENE K HEMAPO ET K HÜCRE NAKL KARARI ALINAN OLGULARIMIZIN K YILLIK TA- K PLER : NAK L HIZININ ERKEN DÖNEM NAK L BA ARISINA ETK S : E. A. Soydan, M. Arat, T. Bulakbas, P. Topçuo lu, Ö. Arslan, M. Özcan, G. Gürman, O. lhan, M. Beksaç, H. Akan. Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dal, Ankara. Klini imizin nakil ünitesinde 988 y l ndan beri hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) yap lmaktad r. Ünitemiz 6 yatakla hizmet vermekte olup temmuz 003 itibariyle 370 allojeneik, 0 otolog HKHN gerçekle tirilmi olup 90`l y llarda y llarda y lda 5-0 olan nakil say s 00`de 70`e yakla m t r. Yapt m z bu ara t rmada y llar nda allojeneik nakil için ba vuran ve Bilim Dal konseyinde allojeneik HKHN yap lmas uygun bulunan 98 hastan n zaman içindeki geli imi de erlendirilmi tir. Ayr ca allojeneik HKHN gerçekle tirilen 5 olguda nakile kadar geçen sürecin nakil sonras erken dönemde nakil ili kili Oral ALLOJEN K KÖK HÜCRE TRANS- PLANTASYONU SONRASINDA ÇO- CUK HASTALARDA BÖBREK FONKS YONLARININ DE ER- LEND R LMES : M. Ertem, T. leri, F. Az k, B. Acar, M. Ekim, F. Yalç nkaya. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Hematoloji BD, Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Nefroloji BD. Hematopoetik kök hücre transplantasyonu (HKHT) giderek artan s kl kta kullan lmakta olan bir tedavi yakla- m d r. Allojenik HKHT(aHKHT) sonras nda transplantasyona ba l mortalite oran %0-5 olup böbrek yetmezli i geli imi önemli organ toksisitelerinden birisidir. Akut böbrek yetmezli ine yol açabilecek sepsis, nefrotoksik antibiyotikler, veno okluziv hastal k(voh) gibi risk faktörlerine ek olarak GVHD profilaksisinde kullan lan siklosporin gibi nefrotoksik ajanlar n etyolojide rol ald dü ünülmektedir.böbrek yetmezli ine yol açan risk faktörlerinin saptanmas ile al nabilecek 0

11 önlemler HKHT ba- ar s n art racakt r. Bu amaçla K T ünitesinde ahkht uygulanan hastalarda kar la lan nefrolojik problemleri ve nedenlerini de erlendirebilmek amac yla prospektif bir çal ma planland. Bu çal mada HKHT öncesi bazal ve sonras ndaki 00 günlük dönemde kar la lan en yüksek böbrek fonksiyon testleri sonuçlar ile k sa dönemdeki böbrek fonksiyonlar de erlendirildi. Bu de erlendirmede; serum kreatinin seviyesinin bazalin iki kat na ç kmas böbrek yetersizli i; hastan n hemodiyaliz gereksinimi olmas böbrek yetmezli i olarak tan mland. Uzun dönemdeki nefrolojik problemlere yönelik olarak; hem HKHT öncesinde hem de sonras ndaki. y l kontrollerinde renal ultrasonografi ve DMSA ile böbreklerdeki yap sal de i iklikler, statik ve dinamik böbrek sintigrafisi ile glomerüler filtrasyon h z ölçümü, idrarda b mikroglobulin, tübüler fosfor reabsorbsiyonu, fraksiyone sodyum ekskresyonu, konvansiyonel glomerüler filtrasyon h z ölçümleri ile böbrek fonksiyonlar de erlendirildi. Halen devam eden bu çal maya Nisan 999 ve May s 003 y llar aras nda HKHT uygulanan 6 olgu dahil edildi. Hastalar n ortanca ya 0 y l (R:,9-7 y l) olup `sinde primer hastal k hematolojik, 3`ünde aplastik anemi ve `inde hemoglobinopatiydi. Hastalar, haz rlama rejimleri ve dozlar, kullan lan nefrotoksik ajanlar ve kar la lan klinik problemler yönünden de erlendirildi. zlemde ilk 00 günde 4 hasta (%5,3) transplantasyona ba l komplikasyonlar nedeniyle kaybedildi. HKHT öncesinde bazal kreatinin ortanca de eri 0,5 mg/dl (R:0,3-0,7 mg/dl) iken sonras nda ortanca 7. günde (4-6. gün) en yüksek de erlere (0,4-,3 mg/dl, ortanca:0,75 mg/dl) ula t. lk 00 günde 6 hastan n 8` inde (%3) böbrek yetersizli i geli irken bunlar n 4` ünde neden siklosporin nefrotoksisitesi, 3` ünde VOH, ` inde ise a r akci er enfeksiyonu sonras nda geli en multiorgan yetmezli iydi. VOH tan s ile izlenen 3 hastadan ikisinde böbrek yetmezli i geli erek diyaliz gereksinimi oldu ve bu hastalar kaybedildi. Bütün hastalar n haz rlama rejimlerinde siklofosfamid kullan ld ve 3 hastada (%) hemorajik sistit geli ti. HKHT sonras bir y l n tamamlayan 3 hasta uzun dönem böbrek fonksiyonlar aç s ndan de erlendirildi inde hiçbir hastada kronik böbrek yetmezli i geli medi. Yap sal ve fonksiyonel nefrotoksisite de erlendirmesi amac yla yap lan incelemelerde belirgin bir patolojik bulgu saptanmad. Oral C NS YET UYUMSUZ ALLOJENE K HEMATOPO ET K HÜCRE TRANSPLANTLARDA NAK L ÖN- CES PAR TE LE GRAFT VERSUS HOST HASTALI I NS DANSI L K S : M. Arat, E. A. Soydan, P. Topçuo lu, B. Akta, M. Beksaç. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi bni Sina Hastanesi, Hematoloji B. D., Kök Hücre Nakli Ünitesi, Ankara. Giri ve Amaç: Özellikle skleroderma gibi kollagen doku hastal klar olan kad n hastalardan yap lan cilt biyopsilerinde mikrokimerik yap da Y kromozomu varl na rastlanmas, bu olgularda gebelikte uterosistemik bula a ikincil immun mekanizmalar n etyopatogenezde rol alabilece ini dü ündürmü tür. Graft versus host hastal nda ve özellikle kronik formunda benzer patogenezin rolü dü ünülebilir. Bu amaçla cinsiyet uyumsuz allojeneik hematopoeitik hücre transplant (AHHT) al c lar nda i - lem öncesi do um öyküsü ve çocuk cinsiyetinin transplant sonras graft versus host hastal (GVHH) geli imi üzerine etkisini ara t rd k. Hastalar ve yöntem: HLA doku grubu uyumlu, cinsiyet uyumsuz karde vericilerinden AHHT yap lm olan, ço unlu unu hematolojik malignitelerin olu turdu u (akut lösemi:47, kronik miyelositer lösemi:4, di er:6) 05 hasta incelemeye al nd. Olgular n veri taban, dosya bilgilerine ula ld ve eksik veriler telefon ile ö renildi. Transplant öncesi do um yapm kad n verici ve al c larda erkek çocuk varl ve say s sorgulad ve veri taban ndaki histopatolojik ve klinik olarak GVHH tan lar ile birlikte veri taban na aktar ld. Sonuçlar: 05 olgunun 55`ine erkek vericiden (E-K), 50`nde kad n vericiden (K-E) nakil yap ld gözlendi. Nakil öncesi 50 olgunun do um yapt anla lm t r. Bu olgulardan 8 al c n n (%56) do um yapt (ortanca çocuk say s :, -4 ) ve bunlar n da (%44) sinin erkek çocu u oldu u anla lm t r. Yirmi iki kad n verici do um yapm olup, 5 (%30) inin erkek çocu u (ortanca çocuk say s :, -3 ) bulunmaktad r. ki grup(e-k,k-e) aras nda da l m aç s ndan anlaml fark saptanmam t r. Tüm olgularda akut ve kronik GVHH insidans s ras yla %4 ve %59`dur. Do um yapm olgularda akut ve kronik GVHH s kl s ras yla %36 ve %66 olup, yapmayanlara göre istatistiki bir fark görülmemi tir. Fakat do- um yapan olgularda erkek çocu u olanlarda (n=37) olmayanlara göre (n=7) daha s k akut GVHH (s ras yla %46 kar l k %5,8) ve bu fark istatistiksel olarak anlaml d r (p=0,04). Bu olgularda KE ve EK aras nda fark saptanamam ve kronik GVHH etkisi aç s ndan bir fark (s ras yla %5,5 kar l k %48,5) gözlenmemi tir. Bu olgularda akut veya kronik GVHH`ya etkileyebilecek

12 olan kök hücre kayna ve ABO uyumsuzlu u gibi di er faktörlerin varl da incelenmi olup do um yapmayanlarda periferik kök hücre grubunda anlaml artm kronik GVHH insidans izlenirken (%75,9 kar l k %,, p=0,04), do um yapm grupta bu etki gösterilememi tir. Sonuç olarak erkek çocu a sahip olan kad n hastalarda akut GVHH s kl ndaki art önemli bir bulgudur ve bundan sonraki a amada bu tip olgularda moleküler yöntemlerle mikrokimerizmin saptanmas hedeflenmektedir. Oral TÜRK HEMOF L A HASTALARIN- DA FVIII NTRON- NVERS YON MUTASYONU TARAMASI:. D. Fidanc, S. H. Ça layan. Bo aziçi Üniversitesi stanbul. Hemofili A, X kromozomuna ba l, çekinik geçi gösteren kal tsal bir kan hastal d r. Faktör VIII Geni`nde görülen de i ik tipte mutasyonlar, bu hastal a sebep olmaktad r. A r Hemofili A vakalar n n yakla k %50`sinde görülen mutasyon, intron inversiyon mutasyonudur. Bu mutasyon intron `de ve genin 5` ucunda bulunan dizi tekrarlar aras nda intrakromozomal rekombinasyon sonucu olu maktatd r. Çok büyük intron bölgeleri içeren FVIII Geni`nde buna benzer rekombinasyonlar beklenmektedir. Nitekim, intron `de de bir ba ka inversiyon mutasyonu tan mlanm t r. ntron `in 04 bazl k bir bölgesinin (Inth-) gen d nda, C6A ve VBP genleri aras nda ve ters yönde bir tekrar oldu u (Inth-) tespit edilmi ve bu iki homolog bölgenin rekombinasyonu sonucu intron inversiyonu meydana geldi i gösterilmi tir. ntron inversiyon mutasyonu, PCR yöntemi ile saptanabilmekte ve a r Hemofili A vakalar nda %5 s kl kta görülmektedir. Bu çal ma çerçevesinde, bilinen di er mutasyonlar ta mad saptanan ya da mutasyon taramas yap lmam 5 Türk Hemofili A hastas, intron inversiyon mutasyonu için ara t r lm t r. Taranan hasta grubunda ilgili mutasyona rastlanmam t r. Rutin Hemofili A tan s kapsam na al nan bu yöntemle daha fazla say da Türk Hemofili A hastas tarand nda bu mutasyonun Türkiye`deki s kl n n aç kl a kavu mas beklenmektedir. Oral TÜRK HEMOF L A HASTALARIN- DA SAPTANAN KÜÇÜK DELESYONLAR: E. Berber, C. Ün, 3 O. El Maari, S. H. Ça layan. Bo aziçi Üniversitesi stanbul, Institute of Developmental Genetics, Neuherberg, 3 Institute of Experimental Haematology, Bonn. FVIII geninde meydana gelen heterojen mutasyonlar koagülasyon proteinlerinden faktör VIII de kalitatif ve kantitatif eksikli e yol açarak, X`e ba l çekinik kal t m gösteren kanama bozuklu u olan hemofili A hastal na sebep olmaktad r. A r hemofili A vakalar n n yakla k %50 sinde görülen, intron- ile gen d ndaki homolog bölgeler aras ndaki rekombinasyon sonucu olu an inversiyon mutasyonu FVIII geninde en s kl kla rastlanan mutasyondur. Bu çal ma kapsam nda intron- mutasyonu olmad gösterilen ve ekson-4 hariç genin kodlay c bölgeleri, promotor ve 3`-UTR bölgesi DGGE yöntemiyle tarand nda mutasyona rastlanmayan 9 hemofili A hastas nda do rudan dizi analizi yap lm t r. DNA dizi analizine genin bütün eksonlar, promotor ve 3`-UTR bölgesi dahil edilmi tir. Bu çal ma sonucunda üç hastada iki tanesi imdiye kadar tan mlanmam olan küçük delesyon (c.05delct ve c.3699delacat) ve iki hastada bir tanesi yeni tan mlanan (Pro685Ser) iki yanl anlaml nokta mutasyonu saptanm t r. Ayr ca, DNA dizi analizi uygulamas bu hastalarda polimorfik bölgelerin de belirlenmesini sa lam ve bir yeni polimorfik bölgeye rastlanm t r. Oral SER N/TREON N PROTE N FOSFATAZ NH B TÖRLER PAKL TAKSEL/DOSETAKSEL LE NDÜKLENEN HL-60 LÖSEM K HÜCRE S TOTOKS S TES N ART- TIRIRLAR: F. ahin, G. Saydam, H. H. Ayd n, N. Selvi, G. Öktem, G. G. Müezzino lu, S. B. Omay. Ege Üniversitesi T p Fakültesi. Paklitaksel ve dosetaksel gibi mikrotubul hasar na yol açan ajanlar klinik olarak uzun y llard r antikanser tedavide kullan lmaktad r. Mikrotubul depolimerizasyonunu inhibe eden bu ajanlar n anti-lösemik etkileri konusunda laboratuvar ve klinik çal malar henüz yeterli seviyede de ildir.

13 Grubumuzun daha önce meme kanseri hücre serilerindeki çal malar mikrotubuller üzerine olan etkilerinin protein fosfataz yola n kullanarak olabilece ini gösterdi. Bu çal mada akut myeloblastik lösemi hücre serisi olan HL-60 model olarak kullan l p, hem anti-lösemik etki profilleri hem de olas protein fosfataz yola n n rolü ara t r ld. Serin/treonin protein fosfatazlar metabolizma, transkripsiyon, translasyon, hücre siklusu, sinyal iletimi, diferensiasyon ve onkojenik transformasyon gibi birçok farkl hücresel olay düzenlemektedir. Serin/treonin protein fosfatazlar temel olarak dört gruba ayr lmakta ve çe itli hücresel fenomenlerdeki net fosforilasyon dengesinin sa lanmas nda önemli sorumluluk ta maktad rlar. Anti-tubuler ajanlarla ilgili olarak da mitotik i ci in olu mas nda ve kromozomlar n mikrotubuller boyunca çekilmesinde PP`in önemli fonksiyonu oldu u daha önce grubumuz taraf ndan rapor edilmi ti. Bu çal mada, paklitaksel ve dosetaksel`in indükledi- i hücre içi olaylarda PPA`n n düzenleyici rolü iki spesifik fosfataz inhibitörü olan kalikulin A ve okadaik asid kullan larak ara t r ld. Her iki inhibitör de PP`i inhibe etmekle birlikte kalikulin A`n n PP inhibisyonu daha potent ortaya ç kmaktad r. Çal mam zda hücresel sitotoksisiteyi belirlemek için trypan blue dye exclusion test ve XTT kullan ld. Paklitaksel ve dosetaksel için sitotoksisite de erleri IC50 olarak 0nM ve 5nM bulundu. Sitotoksisitenin alt ndaki olas mekanizma apoptozis aç s ndan acridin orange ethidium bromide dye staining ve ELISA enrichment faktör ile de erlendirildi ve belirgin apoptozis kan tland. Flowsitometri, morfolojik analizler ve NBT, paklitaksel/ dosetakselin HL-60 diferansiyasyonunu indüklemedi ini gösterdi. HL-60 hücre kültürleri daha önce rapor etti imiz optimum konsantrasyonlar olan 5 nm okadaik asid ve 0.5 nm kalikulin A ve paklitaksel/dosetakselin de i en konsantrasyonlar ile kar la t r ld. Sitotoksisite de erleri protein fosfataz inhibitörlerinin paklitaksel/ dosetaksel ile uyar lan HL-60 apoptozisinde belirgin artmaya yol açt n gösterdi.bu veriler HL-60 hücre serisinde paklitaksel ve dosetakselin indükledi i apoptozun alt nda yatan mekanizmalar n anla- lmas na önemli katk sa lamaktad r ve sonraki ilaç çal malar na pencere açmaktad r. Oral FLUTAM D VE TESTOSTERONUN LÖSEM K HÜCRE SER LER ÜZE- R NE ETK LER : T. Çetin, F. Avcu, A. U. Ural, P. Elçi, M. Sarper, 3 F. Arpac. GATA Hematoloji BD., Ankara, GATA Ara t rma Merkez Ba kanl, Ankara, 3 GATA Onkoloji BD., Ankara. Prostat kanseri nedeniyle antiandrojen ilaçlarla tedavi görmekte olan bir hastada hastal s ras nda ortaya ç kan kronik myeloid löseminin al - lm tan daha h zl seyretti i gözlenmi tir. Bu nedenle hastan n ald antiandrojen ajanlar n h zl seyirde bir katk s n n olup olmad n ara t rmak amac yla flutamidin in vitro olarak hücre serilerine etkisi incelenmi tir. Bu incelemede kronik myelositik lösemiden transforme eritrolösemi (K-56), akut promyelositik lösemi (HL-60) ve akut lenfoblastik lösemi (CEM) hücre serilerine çe itli konsantrasyonlarda önce androjen sonra flutamid ve ard ndan K-56 hücre serisi bu iki ajan n kombinasyonu ile muamele edilmi tir. Ajanlar n hücre serilerinde proliferasyona olan etkileri 4 saat ve 7 saat sonra MTT assay ile de erlendirilmi tir. Tek ba na testosteronun K- 56 hücre serileri üzerine özellikle 4. saatte daha belirgin olmak üzere inhibe edici etkisi oldu u saptan rken (%55.5; p<0.00), flutamidin tersi- ne prolifere edici etkisi oldu u, bu etkinin 7. saatte daha belirgin hale geldi i gözlenmi tir(%8.0; p<0.00). Flutamidin lösemik hücreleri prolifere edici etkisinin testosteron ile kombine edilmesini takiben de devam etti i gözlenmi tir (%0.9). Bu gözlemler sonucunda, kronik myeloid löseminin seyrinin antiandrojen ilaç kullan lmas ile h zland ; bu etkiyi hem testosteronun inhibe edici etkisini ortadan kald rarak hem de direkt olarak hücre proliferasyonunu art rarak yapt anla lmaktad r. Flutamidin prolifere edici etkisinin hücre düzeyindeki etki mekanizmas n anlamak için moleküler çal malara gereksinim vard r. Oral L GAND/RESEPTÖR ETK LE M- LER N NCELEMEK Ç N YEN GEL T R LEN FLOV S TOMETR K B R YÖNTEM: T. Yard mc,. Tetik, F. Uras, M. Bay k, E. E. Demiralp. Marmara Üniversitesi Eczac l k Fakültesi Biyokimya Anabilim Dal stanbul, Marmara Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji, mmunoloji Bilim Dal, stanbul. Safla t r lm reseptörlere, i aretli ligandlar n ba lanmas n incelemek için kullan lan geleneksel 3

14 metodlar aras nda immun-blotlama, elektron mikroskobu, ince tabaka kromatografisi ve yüksek bas nçl s v kromatografisi say labilir. Bunlar zaman al c, kalitatif yöntemlerdir ve kantitatif çal malara imkan vermezler. Bu çal man n amac kolay, h zl, güvenilir ve gerekti inde kantitatif amaçla kullan labilecek bir ligand/reseptör inceleme metodu geli tirmektir. Bu amaçla önce mikro metre çap ndaki polistiren boncuklar (Bangslab) safla t r lm bir reseptörle kapland. Glikoprotein IIb/IIIa (Gp IIb/IIIa) kompleksi trombosit yüzeyinde bulunan ve baz ligandlar çok iyi bilinen bir reseptördür. Fibrinojenin bu reseptöre ba land bilindi i için saf fibrinojen ve s r serum albumini (BSA) fluoresan bir etiket olan fluoresin izotiyosiyanat (FITC) ile i aretlendi. Bunlar n herbiri boncu a kapl Gp IIb/IIIa reseptörleriyle inkübe edildikten sonra flov sitometrede analiz edildi. BSA`n n reseptörlere ba lanmad görüldü ünden daha sonraki çal malarda negatif kontrol olarak kullan ld. Fibrinojenin beklendi i ekilde boncu a ba l reseptörlere ba land görüldü. Ba lanmaya s cakl n bir etkisi olup olmad n anlamak için çe itli s cakl klarda bu deneyler tekrarland ve ba lanman n s cakl ktan etkilendi i saptand. Farkl fibrinojen konsantrasyonlar nda yap lan bir dizi deney sonucunda elde edilen veriler incelendi inde ba lanman n fibrinojen konsantrasyonuyla de i ti i ve ba lanma e risinin doygunlu a ula t görüldü. FITC i aretli fibrinojenin, izole edilmi trombositlere ba lanma kineti i flov sitometrede incelendi. Fibrinojenin izole trombositlere ba lanmas da konsantrasyona ba- ml yd, doygunlu a ula- yordu ve agoniste ihtiyaç duymuyordu. Hem reseptör kapl boncuklar hem de izole trombositlere fibrinojenin ba lamas birbirine paralel sonuçlar verdi. Bu bulgular, reseptör kapl mikro boncuklar n flov sitometrede ölçümüne dayanan yeni geli tirdi imiz yöntemin gerçek trombositlerle yap lan çal malar n bir modelini olu turabilece ini göstermektedir. Bu yüzden bu yöntem, safla t r lm reseptör/ligand ili kisini moleküler düzeyde çok spesifik ölçebilecek, h zl, tekrarlanabilir, kantitatif ve güvenilir bir yöntem gibi görünmektedir. Oral LDL`N N SAF GL KOPROTE N IIB/IIIA`YA VE TROMBOS TLERE BA LANMASININ FLOV S TOMETR K NCELENMES : F. Uras,. Tetik, T. Yard mc, M. Bay k, E. E. Demiralp. Marmara Üniversitesi Eczac l k Fakültesi Biyokimya Anabilim Dal stanbul, Marmara Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji, mmunoloji Bilim Dal stanbul. Trombosit reseptörü glikoprotein IIb/IIIa (Gp IIb/IIIa) trombosit agregasyonunun ba lamas nda çok önemli bir reseptördür. Trombositlerin çe itli agonistlerle aktivasyonu sonucu Gp IIb ve IIIa`dan olu an kalsiyum iyonlar na ba ml yap Gp IIb/IIIa kompleksi haline geçer ve fibrinojeni ba layabilir. Çe itli lipoproteinlerin trombositleri aktive ederek agregasyonu ba latt klar ileri sürülmektedir. Aterojenik bir lipoprotein olan Dü- ük Dansiteli Lipoproteinin (LDL) trombositler üzerindeki ba lanma bölgesi son zamanlarda ara t r c lar n ilgi oda olmu tur. Ancak bu konudaki yay nlar Gp IIb/IIIa`n n LDL`nin spesifik reseptörü olup olmad konusuna aç kl k getirememi tir. Biz bu çal mada Gp IIb/IIIa`y trombositlerden safla t rarak bu reseptörün LDL ile olan ili kisini flov sitometrik bir yöntemle incelemek istedik. Önce sa l kl ki- ilerden sa lanan trombositlerinden afinite kromotografisi ile Gp IIb/IIIa reseptörlerini safla t rd k. Ba lanma çal malar n gözleyebilmek için yeni geli tirdi imiz flov sitometrik bir yöntem kulland k. Önce polistiren mikro boncuklar safla t r lm Gp IIb/IIIa ile kapland, sonra bunlara fluoresin izotiyosiyanatla (FITC) i aretlenmi ligandlar eklenerek flov sitometrede analiz edildi. Deneyler s ras nda negatif kontrol olarak FITC etiketli s r serum albumini kullan ld. Gp IIb/IIIa kapl boncuklara fibrinojenin ba land, bunun fibrinojen konsantrasyonuna ba ml ve doygunlu a eri en bir mekanizmayla oldu u saptand. LDL`nin de fibrinojen gibi Gp IIb/IIIa kapl boncuklara konsantrasyona ba ml bir ekilde ba land ve doygunlu a eri ti i gözlendi. LDL`nin Gp IIb/IIIa kapl boncuklara ba lanmas na fibrinojenin etkisini incelemek için, bir önceki deney ko ullar na de i en konsantrasyonda fibrinojen eklenerek yeni deneyler yap ld. Fibrinojenin LDL ba lanmas n %50 inhibe etti i saptand. Benzer ekilde LDL`nin Gp IIb/IIIa kapl boncuklara fibrinojen ba lanmas n etkileyip etkilemedi i incelendi inde ise %30 oran nda inhibisyon görüldü. Bu bulgular LDL`nin Gp IIb/IIIa`ya ba land n, bu ba lanman n konsantrasyona ba ml olup, doygunlu a ula t n ve fibrinojenin bunu inhibe etti ini göstermektedir. LDL`nin izole trombositlere ba lanma kineti i bir flov sitometrik yöntemle incelendi; saf reseptöre ba lanmaya benzer bulgular elde edildi. zole trombositlere LDL ba lanmas n fibrinojen % 00 inhibe ediyordu. Bütün bu bulgular fibrinojen reseptörü oldu u iyi bilinen Gp IIb/IIIa`n n ayn zamanda LDL reseptörü oldu unu göstermekte- 4

15 dir. Daha kapsaml ara t rmalarla bu bulgunun desteklenmesi gerekmektedir. Oral TRANSPLANTASYON SONRASI GEL EN LENFOPROL FERAT F HASTALIK OLGULARI: A. Timura ao lu, A. U. Bilgin, M. Tuncer, 3. Gölba, 4 B. K l çaslan, 5 D. Çolak, 6 S. Dizlek. Akdeniz Ü. T p Fak. Hematoloji Bilim Dal, Nefroloji Bilim Dal, 3 Kalp Cerrahisi Anabilim Dal, 4 Patoloji Anabilim Dal, 5 Mikrobiyoloji Anabilim Dal, 6 Merkez Lab. Moleküler Hematoloji Bölümü. Transplantasyon sonras geli en lenfoproliferatif hastal klar (PTLH) organ transplantasyonu ve immünsupresyonu takiben ortaya ç kan bir grup lenfoid doku hiperplazisi ve neoplazisidir. Hastal k polimorfik B hücre hiperplazisinden monoklonal malign lenfoma geli imine kadar de i ik histopatolojilerde görülmektedir. Histopatolojik tipine ve monoklonaliteye ba l olmaks z n hastal k genellikle agresif bir seyir göstermektedir. PTLH s kl de i ik çal malarda farkl oranlarda gösterilmi tir. PTLH s kl n transplante edilen organ n tipi, al c n n ya ve Epstein-Barr virüs (EBV) serolojisi etkilemektedir. Baz çal malarda CMV serolojisinin de önemli oldu u gösterilmi tir. nce ba rsak, akci er-kalp ve Thücre deplesyonu yap lan kemik ili i al c lar nda (%5-30) karaci er, kalp, böbrek ve T hücre deplesyonu yap lmayan kemik ili i al c lar na göre PTLH daha s k (%-5) oldu u tespit edilmi tir. Transplantasyon sonras yo un olarak kullan lan siklosporin A ve takrolimus gibi immünsupresif ajanlar n etkisiyle PTLH transplantasyon sonras 4-6 ay içinde kar m za ç kabilmektedir. EBV`ünün transplantasyon sonras ilk bir y lda ortaya ç kan PTLH olgular n n %90 dan fazla bir k sm na e lik etti i gösterilmi tir. Biz bu çal mada PTLH tespit edilen olgular m z transplante edilen dokunun niteli i, lenfoproliferatif hastal n histopatolojisi ve lokalizasyonu, CMV, EBV serolojisi, kullan lan immünsupresif ilaçlar aç s ndan retrospektif de- erlendirmeye çal t k. Böbrek transplantasyonu yap lan 603 olgunun 4`ü (%0,6), kalp transplantasyonu yap lm 8 olgunun inde (%,5) PTLH tespit edildi. PTLH tespit edilen olgular n median transplantasyon ya- 46 (5-6)olup 4 hasta erkek bir hasta kad nd. Be olgunun 4 ünde hastal k G S-abdomende, bir olguda beyinde lokalize idi. Patolojik dokular na ula labilen 4 olgu diffüz büyük hücreli NHL olarak de erlendirildi. ki olguda hastal k transplantasyondan sonraki ilk y l içinde ortaya ç km t. Serolojileri tespit edilen 4 olgunun 4`ünde CMV IgG, 3 olguda EBV IgG pozitif olarak saptand. Ayr ca 3 olguda CMV antijenemisi de pozitifti. Dört olguda patolojik dokuda PCR ile EBV DNA çal ld ve hepsinde negatif olarak bulundu. Olgular n hepsinde kortikosteroid kullan m olup, böbrek nakli yap lm olgular n üçünde azathiopurine, ikisinde buna ek siklosporin A ile immünsupresyon söz konusuydu. PTLH tespit edilen olgular n 3 ünün 999 y l ndan sonra mikofenolat mofetil kulland - tespit edildi. Tüm hastalar kemoterapi süreçlerini tamamlamadan kaybedilmi tir. Sonuç olarak olgular m zda EBV den çok CMV nin etken olabilece ini dü- ündü ümüz, difüz büyük hücreli, ekstranodal bölge kökenli, agresif seyirli PTLH tespit edilmi tir. Oral T(,) TELAML POZ T F AKUT LENFOBLAST K LÖSEM DE APOPTOT K BCL, BAD VE BAX GENLER ANLATIMININ `REAL- T ME PCR` TEKNOLOJ S YLE KANT F KASYONU: H. Savl, S. S rma, Ö. Hat rnaz, U. Özbek. Kocaeli Üniversitesi T p Fakültesi, T bbi Biyoloji Anabilim Dal, Kocaeli, stanbul Üniversitesi,Deneysel T p Ara t rma Enstitüsü (DETAE), Genetik Anabilim Dal, stanbul. Apoptozis doku geli imi için önemli oldu u kadar kanser, immünolojik bozukluklar ve dejeneratif hastal klarda da önem kazanmaktad r. Apoptozisi de erlendirmede geçerli bir ölçüt antiapoptotik BCL ve pro-apoptotik BAD ve BAX protein düzeylerinin saptanmas d r. Söz konusu proteinleri kodlayan genlerin anlat m oranlar n n saptanmas ise daha duyarl sonuçlara ula lmas n sa lar. t(;) translokasyonu pozitif pediatrik ALL hastalar bu hastal k gurubundaki di er olgulara göre daha iyi prognoza sahiptirler. Bu çal mada t(,) ta yan ve ta mayan lösemik hücrelerin apoptotik gen anlat m aç s ndan farkl olup olmad klar n n real-time kantitatif PCR ile tespiti amaçlanm t r. Bu amaçla t(,) pozitif 7 adet ve negatif 5 adet pediatrik ALL`li hastaya ait kemik ili i hücrelerinde BCL, BAD VE BAX genleri anlat m real-time PCR analizi ile kantitate edildi. Elde edilen sonuçlar 5 adet sa l kl bireye ait kemik ili i örne i sonuçlar yla kar- 5

16 la t r ld. Apoptotik genlere ait konsantrasyonlar HPRT `house keeping` genine oranlanarak ölçüldü. Kantifikasyon sonuçlar n n istatistik analizi için SPSS istatistik program student`s t testi kullan ld. Sonuçlar translokasyonlu ya da translokasyonsuz her iki hasta grupta da hedef genlerimizin anlat m n n sa l kl gruba göre anlaml bir fark içermedi ini ortaya koydu. Elde edilen veriler t(,) TELAML pozitif ALL hastalarda apoptotik genlerle yap lan kantitatif realtime PCR gen analizine ait ilk sonuçlard r. Optimize edilmi olan bu yakla mla daha geni örnek gruplar nda benzer analizlerin geni letilmesini öneriyoruz. Oral MOLEKÜLER BEL RLEY C S SAPTANMI AKUT LÖSEM L OL- GULARDA YANITIN POL MERAZ Z NC R REAKS YONU(PCR) VE FLORESAN N S TU H BR D ZASYON (FISH) LE Z- LENMES : M. K. Yüksel, K. Dalva, M. Arat, M. Beksac. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilm Dal ve Hematoloji Laboratuar. Akut lösemilerde iyi ve kötü prognostik özelli e sahip sitogenetik ve/veya moleküler belirleyicilerin varl yan t belirleme ve izlemede önemli yararlar sa lamaktad r. Hematolojik malignitelerde genetik belirleyiciler real time polimeraz zincir reaksiyonu (RT PCR) ile yüksek duyarl l k ve özgünlük ile saptanabilir ve minimal residüel hastal k izleminde yol gösterebilir Akut lösemide tan mlanm kromozom anomalilerden Akut Promyelositer Lösemi( APL) de t(5;7), Miyelomonositer Lösemide inv6, diferensiye Miyeloblastik Lösemi de t(8;), Akut Lenfoblastik Lösemide (ALL) MLL ya da bcr/abl gibi moleküler belirleyiciler kullan labilir. MA- TERYAL METOD: Kas m 00-Haziran 003 tarihleri aras nda Hematoloji Labora- tuar Moleküler Hematoloji Birimine kayd yap lan tan lar AML n=39(m/m/m3/m4/m5/m6: /8/0/4/4/), ALL n=5 olan 54 hasta de erlendirildi. YÖNTEM: Real Time PCR: EDTAl kemik ili i örneklerinden High Pure RNA Isolation kit ile RNA izolasyonunu takiben t(5;7), t(8;), inv (6) "Quantification kit" leri kullan larak RelQuant.0 yaz l m ile Light Cycler cihaz nda gerekli hesaplamalar yap ld. t(9;) için ise üretici firman n kiti ilelight Cycler 5.3 yaz l m kullan ld (Roche Diagnostics). FISH: Heparinli kemik ili i örneklerinde LSI bcr/abl ES probu ve LSI D7S486/CEP7, dual colour translokasyon problar LSI PMR-RARalfa ve LSI AMLETO, ile dual colour break apart probu LSI Inv6 (Vysis, IL, ABD) kullan larak floresan ataçmanl mikroskop (Nikon E600) ile pozitif sinyal oranlar de erlendirildi. SONUÇLAR: Tüm olgularda moleküler belirleyici AML`de %30.7, ALL`de %3,33`ünde saptanabildi. Bu olgulardan tan an nda moleküler belirleyici pozitifli i saptanan 3 hastan n[ AML (M3 n=4, M4 n=5, M n=), ALL] `inde PCR (Light Cycler) kullan l rken, ikisinde FISH yöntemi kullan ld. AML tan s ile izlenen hastalar n subtipleri :.Hastalar n indüksiyon öncesi ve sonras sonuçlar tablo de gösterilmektedir. ndüksiyon tedavisini takiben de novo olgular n 5/7de -4 log oran nda azalma saptan rken (tablo), nüks refrakter olgularda ancak transplantasyon ile moleküler remisyon elde edilebilmektedir (tablo ). YORUM:Yeni tan akut lösemilerde morfolojik, immünfenotipik özellikler nda mümkünse konvansiyonel sitogenetik bulgulardan destek alarak seçilecek moleküler belirleyicilerin ara t r lmas yan t izleminde çok gereklidir ve yararl sonuçlara ula mam z sa lar. Oral 57 MULT PL MYELOM HASTA DNA`LARINDA M KOPLAZMANIN ARA TIRILMASI: S. Ça rgan, M. Pehlivan, M. Hekimgil, M. Tombulo lu, 3 S. Pehlivan. Ege Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilimdal, Bornova, Ege Üniversitesi T p Fakültesi Patoloji Anabilim Dal, Bornova, 3 Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Genel Biyoloji Anabilim Dal, Bornova. Mikoplazmalar nm boyutlar nda, pleomorfik, bakteri filtrelerinden geçebilen, hücre çeperi bulunmayan, intraselüler, gram (-), hareketsiz ve sporsuz prokaryotlard r. Hücre kültürü çal malar n n ba lad 960`l y llardan itibaren onkojenik potensiyellerinin bulundu u bildirilmi tir. Bu çal man n amac, multipl myelom (MM) ile mikoplazma infeksiyonlar aras nda bir ili ki olup olmad n n ara t r lmas d r. Bu ara t rmada mikoplazma türüne spesifik 6S ve 3S rdna genleri aras nda yer alan spacer bölgelere göre düzenlenmi primerler (pr) kullan lm t r. Kullan lan pr`ler ile en az 5 farkl mikoplazma 6

17 sp`nin saptanmas olas d r. PCR reaksiyonunun standardizasyonu ve pozitif kontrolü için M. orale, M. hyorhinis su lar, Mikoplazma Detection Kiti ve mikoplazman n bulundu u HL-60 hücre hatt kullan lm t r. Mikoplazma DNA`s, ta y c sistem olarak glikojenin kullan ld yöntemle izole edilmi ve toplam 7 pr`in kullan ld (D Pr; IGSP-, IGSP-, IGSP-3, IGSP-4 ve iç Pr, IGSP- 5- IGSP-6- IGSP-7) nested PCR reaksiyonu ile ço alt lm t r. PCR reaksiyonu; her bir nükleotidden 5 μl, pr`lerden 0 pmol, xpcr tamponu, 3.5 mm MgCI,.5 ünite taq polimeraz, 0 ng DNA olmak üzere toplam 5μL`de uygulanm t r. I. a ama PCR için 5 μl DNA (0ng) 0 μl reaksiyon kar m na eklenmi ve amplifikasyon ko ullar 95ºC`de dakika, 55ºC`de dk ve 7ºC`de dk olmak üzere 45 siklus uygulanm t r. II. a ama PCR için, I. PCR ürününün 5 μl`si kal p ve iç pr`ler kullan larak amplifikasyon i lemi tekrarlanm t r. PCR ürünleri %3 agaroz jelde yürütülerek beklenen uzunluklarda amplifikasyon olup olmad kontrol edilmi tir. 4 MM tan l hastan n parafin bloklar ndan izole edilen DNA örneklerinin 7`sinde (%40.7) mikoplazma DNA`s n n bulundu u belirlenmi tir. Kontrol grubu olarak normal doku tan s alan 40 farkl DNA`da ise sadece (%5) örnekte mikoplazma DNA`s saptanm t r (p=0.000). Mikoplazma DNA pozitifli i gösteren ve göstermeyen hastalar aras nda uygulanan tedavilere (35 OPKHT, 6 VAD, MP) yan t ile total ve olays z ya am süreleri aras nda anlaml bir farkl l k saptanmam t r. Mikoplazma DNA pozitifli i olan hastalarda beta- mikroglobülinin anlaml olarak daha yüksek oldu u belirlenmi tir (p=0.039). Çal mam zda myelom doku örneklerinde yüksek oranda mikoplazma DNA`s n n saptanmas, MM`lu hastalar n bir k sm n n etyopatogenezinde mikoplazmalar n da yer ald çok a amal onkogenez mekanizmas n n sorumlu olabilece ini dü ündürmü tür. S n rl say da çal mada mikoplazma üzerine etkili bir antibiyotik olan klaritromisinin baz MM`lu hastalarda etkili olabilece inin bildirilmi olmas da mikoplazma infeksiyonu ile MM aras nda ilginç bir ili ki olabilece ini desteklemektedir. Sonuçlar m z mikoplazman n MM etyopatogenezinde rolü olup olmad n n belirlenmesi aç s ndan daha geni hasta serilerinde ve ayr nt l olarak ara t r lmas gerekti ini göstermektedir. Bu çal ma TÜB TAK (SBAG-AYD-409-0S5) taraf ndan desteklenmi tir. Oral DETOKS F KASYON ENZ M GEN POL MORF ZMLER N N AKUT LÖSEM ET YOLOJ S NDEK ROL- LER : M. A. Sayito lu, Ö. Hat rnaz, U. Özbek. stanbul Üniversitesi, Deneysel T p Ara t rma Enstitüsü, Genetik ABD, stanbul, Türkiye. Bilinen az say daki risk faktörü ve genetik de i- imler tüm lösemi olgular n n çok az bir k sm n n etiyolojisini aç klayabilmektedir. Genetik ve çevresel faktörler lökomogeneze yatk nl kta beraber görev almaktad r. Yap lan moleküler epidemiyolojik çal malar sonucu çe itli detoksifikasyon enzimleri ile spesifik kanser türleri (akci er kanseri, kolon, safra kesesi kanserleri) aras nda ili kiler gösterilmi tir. Kanser etiyolojisini anlayabilmek için genetik ve çevresel risk faktörlerini belirlemek, yüksek riske sahip bireylerin belirlenmesi, malign ve premalign hastal n erken te hisi ve de hastal n s n fland rmas n n genetik temellere oturtulmas gerekmektedir. Bu çal mada karaci- er detoksifikasyon enzimlerinden sitokrom p450 -faz I-CYPA, CYPD6 ve CYPE ve glutatyon S-transferaz -faz II-GSTT ve GSTM gen polimorfizmlerinin pediatrik (n=48) ve yeti kin (n=9) akut lösemilerin etiyolojisindeki rolleri Türkiye populasyonu aç s ndan incelemi tir. PCR- RFLP yöntemi kullan larak yap lan genotipleme sonucu, akut lösemi hastalar nda GSTT "null", CYPD6 *4, CYPA*A ve CYPE*6 allelik varyantlar ile kontrol gurubu kar la t r ld nda istatistiksel olarak anlaml bir farkl l k bulunmam t r. CYPD6*3 varyant akut lösemi hasta gurubu (n=337, %3), kontrol gurubu (n=40, %7) ile kar la t r ld nda istatistiksel olarak anlaml bulunmu tur (P<0.0 OR 0. %95CI ). GSTM "null" genotip s kl, akut lösemi hasta gurubu (n=38, %6.0), kontrol gurubu (n=00, %47.0) ile kar la t r ld nda istatistiksel olarak anlaml bulunmu tur (P<0.00 OR.7 %95CI.-.5). Ayn ekilde CYPE*5B allelik varyant akut lösemi hasta gurubunda (n=79, %4.7) kontrol gurubuna (n=5, %4) k yasla anlaml derecede artm olarak bulunmu tur (P<0.00 OR 4. %95CI.7-0.). Sonuçta CYPD6*3 varyant allelinin koruyucu faktör ve GSTM "null" genotip varl n n akut lösemi geli imi için artm risk olu turdu u bulunmu tur. GSTM ve GSTT mrna ekspresyonlar ve proteinleri kemik ili inde tespit edilmi tir bu nedenle GST enzim aktivitesi ile lösemi riski aras nda biyolojik bir mekanizma olmas muhtemeldir.cype*5b varyant allelinin akut lösemi hastalar nda akut lösemi riskini yakla k 4 kat artt rd bulunmu tur. CYPE*5B allelik varyantlar n n akut lösemi geli iminde risk faktörü olabilece ini göstermektedir. CYPE varyantlar n n benzen ve 7

18 nitrozaminler vb. karsinojenlerin metabolizmas na kat lmaktad r. CYPE fare modellerinde, akut toksisiteye maruz kald klar nda, apoptosise kadar giden kaskadlar indükledikleri görülmü tür. Elde etti imiz sonuçlar CYPD6*3 varyant n n koruyucu ve GSTM "null" alleli ile CYPE*5B allelik varyantlar n n akut lösemi geli iminde risk faktörü olabilece ini göstermektedir. Bu çal ma Türk Hematoloji Derne i Ara t rma Projelerine Destek Program taraf ndan desteklenmi tir. Oral SKEM K KALP HASTALI INA BA LI KONJEST F KALP YET- MEZL KL HASTALARDA OTOLOG PER FER K KÖK HÜCRE TRANS- PLANTASYONU: M. Özbaran, S. B. Omay, S. Nalbantgil, H. Kültürsay, K. Kumanl o lu, D. Nart, E. Pektok. Ege Üniversitesi T p Fakültesi. skemik kalp hastal kardiyovasküler ölümlerin %50`sini olu turmaktad r ve konjestif kalp yetmezli inin ba ta gelen nedenidir. T bbi tedavi,yard mc kalp cihazlar ve kalp naklini de içeren cerrahi i lemler s n rl etkinli e ve ula labilirli e sahiptir. n vitro ve hayvan çal malar nda hematopoietik kök hücre ve mezenkimal kök hücrelerin kardiyomiyosit transdiferansiyasyonu kan tlanm t r. Önceki çal malarda G-CSF ile mobilize edilmi periferik kök hücre süspansiyonlar nda CD34 pozitif ve CD34 negatif hücre populasyonlar n n her ikisinin de mezenkimal kök hücre içerdi i bilinmektedir. Bu hastalar için kök hücre nakli yeni bir tedavi ans yaratmaktad r. Bu çal maya iskemik kardiyomiyopati tan l 6 hasta al nm ve hastalar n tümü, klinik, radyolojik ve ekokardiyografik bulgular ile kalp yetmezli i olarak de erlendirilmi tir. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu(lvef) %5`in alt nda olan hastalar çal maya kabul edilmi tir. Miyokardiyal iskemi ve viabiliteyi belirlemek için koroner anjiyografi, dobutamin stres ekokardiyografisi, talium sintigrafisi ve pozitron emisyon tomografisi kullan lm t r. Çal maya al nan hastalar standart koroner arter bypass cerrahisi için uygun olmayan, kalp nakli aday NYHA (New York Heart Association) Class 3-4 hastalard r. Lokal etik kurul onay ve hasta gönüllü olur formu al nd ktan sonra G-CSF ile periferik kök hücre mobilizasyonu uygulanm t r. Periferik kanda yeterli CD34 pozitif hücre say s na ula ld nda periferik kök hücre aferezi yap lm t r. 8-0x06 CD34 pozitif kök hücre içeren mononükleer hücre süspansiyonu elde edilmi tir. Bu hücre süspansiyonu aç k kalp cerrahisi ile hasarl kalp bölgelerine özel bir prosedür ile transplante edilmi ve vaskülarizasyonu sa lamak için modifiye koroner arter by-pass cerrahisi uygulanm t r. Hastalar en az 4 ay takip edilmi tir. Cerrahi sonras en az 6 hafta sonras nda olmak üzere ekokardiyografi, talium sintigrafisi ve pozitron emisyon tomografisi kontrolü yap lm t r. Klinik olarak hayat kalitesinde, NYHA s n f nda belirgin artma olmu tur. Ekokardiyografi, talium sintigrafisi ve pozitron emisyon tomografisinde hastadan hastaya de i- en oranlarda olumlu geli meler saptanm t r. Bu yakla m konjestif kalp yetmezlikli, No-hope hastalar için yeni bir tedavi penceresi açmaktad r. Oral MEZENK MAL KÖK HÜCREN N MMUNOFENOT P K VE H STO- LOJ K ÖZELL KLER : KTÜ DENE- Y M : M. Y lmaz, Y. Tekelio lu, T. Dikmen, E. Maytalman, M. Sönmez, E. Akdo an, S.S. Kart, E. Oval. Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilim Dal, Trabzon, Karadeniz Teknik Üniversitesi T p Fakültesi Histoloji Anabilim Dal, Trabzon. Mezenkimal kök hücre (MKH); kemik ili i, kord kan, fetal akci er, karaci er ve dalak gibi organlarda bol mik- tarda bulunmaktad r. Deneysel çal malarda kolayl nedeni ile kemik ili i mononüklear hücreleri (MNH), MKH kayna olarak s kl kla tercih edilmektedir. MKH`lerin immunofenotipik özellikleri tam olarak tan mlanamam t r. MKH için tipik olarak kabul edilen markerler SH+,SH+, CD45-, CD34- olmakla birlikte MKH fenotipine ait bir çok reseptör bildirilmi tir. Bu çal mada kemik ili inden izole edilen mononüklear hücreleri kültüre etmek, bu hücrelerden MKH üretmek, üretilen MKH pasajlayarak morfolojilerine ve antijenik özelliklerine ait olu abilecek de i iklikleri Flow cytometri (FCM) ve k mikroskopi tekniklerini kullanarak tan mlamay amaçlad k. Kemik ili i kayna olarak 3 sa l kl allojenik donör kullan ld. ior iliac crestten elde edilen 0cc`lik ürünlerden ficoll histopaque 077 kullan larak MNH izole edildi. zole edilen MNH`ler RPMI 640 ile iki kez y kanarak kültür ve ba lang ç FCM analizi için haz r hale getirildi. Primer kültür için x07 MNH plastik flasklarda %0 FBS içeren RPMI 640 ile %5 CO `li ortamda 37 oc`de kültüre edildi. 8

19 Fibroblast benzeri hücreler flask taban n kaplay ncaya kadar kültür mediumu her 4 günde bir yenilendi. Onikinci günde flask taban n kaplayan hücreler tripsinize edilerek FCM için örnekler al nd ve her bir flaskta x06 hücre olacak ekilde. ve takiben. pasajlar için inkübasyona devam edildi. Ba lang çta, primer kültür sonras, birinci ve ikinci pasajlar takiben hücrelerin immunofenotipik özellikleri FCM ile ve morfolojik özellikleri k mikroskopu ile tan mland. Ba lang çta yüksek oranda exprese edilen CD45, CD3, CD34, CD9 hücre yüzey mark rlar n n primer kültür sonunda belirgin olarak azald ve özellikle. pasaj sonunda tamamen kayboldu u saptand. Ba lang çta negatif olan CD50, CD54 ve CD58 hücre yüzey mark rlar n n. ve. pasajlar sonunda üretilen MKH`lerinden exprese oldu u görüldü. I k mikroskopik incelemede ise MKH lerin çok kutuplu, geni sitoplazmal, merkezi yerle imli ökromatik bir çekirdek ve içinde belirgin çekirdekciklere sahip oldu u gözlendi. Stoplazma içinde mikroflamanlar ve hücre kenarlar nda Masson trikrom ile boyanan kollajen yap m dikkat çeken di er bulgulard. Bu çal mada MKH` lerin CD45 ve CD34 negatifli i gibi tipik özellikleri yan nda CD50 ve CD54 gibi intraselüler adezyon moleküleri ve CD58 gibi fibroblast benzeri bir mark r exprese etti i saptand. Ayr ca kostimülatör olan CD80 ve CD86 gibi dentritik hücre tamamlay c reseptörleri exprese ettikleri de gösterildi. Oral ROMATO D ARTR TL HASTA- LARDA MET LTETRAH DROFOLAT REDUKTAZ (C677T) VE PROTROMB N (G00A) MUTAS- YONU SIKLI I: Z. Bolaman, S. Batun, M. Yurt, T. entürk, G. Kad köylü,. Yava ca, E. Müftüo lu. Adnan Menderes Üniversitesi T p Fakültesi ç Hastal klar AD Hematoloji BD. Ayd n, Dicle Üniversitesi T p Fakültesi ç Hastal klar AD Hematoloji BD. Diyarbak r. Romatoid artrit (RA) immun arac l kl mekanizma ile olu an kronik inflamatuar bir hastal kt r. RA`l hastalarda sa l kl bireylere göre s k tromboembolik olaylar görülmektedir. Bu hastalarda trombofilinin önemli nedenlerinden olan protrombin (G00A) ve metiltetrahidrofolat (C677T) mutasyon s kl ile ilgili bilgiler oldukça k s tl d r. Adnan Menderes Üniversitesi T p Fakültesi ç Hastal klar Poliklini inde Ocak 000 ve Ocak 003 tarihleri aras nda RA tan s konulan 47 hasta ve 53 sa l kl ki ide metiltetrahidrofolat (C677T) ve protrombin (G00A) mutasyon s kl ara t r ld. Hastalarda daha evvel tromboemboli anamnezi mevcut de ildi. Hasta DNA`lar Dicle Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Laboratuar nda EDTA`l tüp içersindeki kandan "Orijinal Haz rlama Kiti" kullan larak elde edildi. Daha sonra Real Time PCR (LightCycler) cihaz nda "LightCycler-Protrombin (G00A) Mutasyon Saptama Kiti" kullan larak Prothrombin (G00A) noktasal mutasyonu ara t r ld. Bu amaçla; Real Time PCR (LightCycler, Roche Diagnostics) cihaz nda Protrombin geninin 65 baz çiftlik parçalar özel primerler ile amplifiye edildi. Amplifikasyon hibridizasyon problar ile gösterildi. Problar 5` ve 3` ucundan LightCycler- Red 640 ve florescein ile i aretlendi. Hibridizasyon sonras iki probun yak nla mas n n olu turdu u floresan rezonans enerji transferi esnas nda LightCycler cihaz n n k kayna uyar lmas ve k smen enerjinin LightCycler-Red 640 transferi sonras burada emilen floresan n LightCycler cihaz nda ölçülerek Protrombin (G00A) noktasal mutasyonuna bak ld. Erime e risi pro ram kullan larak homozigot (wild veya mutant) veya heterozigot genotip varl tan mland. MTHFR mutasyonu (C677T) için hasta DNA`lar Real Time PCR cihaz nda LightCycler-DNA master hybridization problar, QIA amp DNA Blood Midi Kit kullan larak MTHR geninin 33 baz çiftlik DNA parçalar özel primerler (Metabion) ile amplifiye edildi. Amplifikasyon hibridizasyon problar (TIB, MOLBIOL) ile gösterildi. DNA örneklerinde floresan LightCycler içindeki erime noktas ndaki piklerine göre wild, heterozigot ya da homozigot MTHR (C677T) mutasyonu tan s konuldu. Protrombin (G00A) gen mutasyonu ara t r lan 47 RA`l hastan n 9`nda heterozigot Protrombin (G00A) noktasal mutasyonu (%5) saptand ; kontrol gurubundaki 53 sa l kl ki inin hiçbirinde Protrombin (G00A) mutasyonu saptan lmad (p<0.00). MTHFR mutasyonu (C677T) 47 hastan n 40`nda (%85) heterozigot, kontrol gurubunda 53 ki inin 3`nde (%4.5) heterozigot, `nde homozigot (%3.7) MTHR (C677T) mutasyonu saptan ld (p<0.00). Bu çal ma; Protrombin (G00A) ve MTHR (C677T) mutasyonunun RA`l hastalarda sa l kl ki ilere göre yüksek oranda oldu unu göstermektedir. Elde edilen bu sonuçlar ba ka çal malarla desteklenmelidir. RA`l hastalarda yüksek oranda saptanan Protrombin (G00A) ve MTHR (C677T) mutasyonunun klinik öneme sahip olup olmad n anlayabilmek için bu hastalar n yak n takibi yararl olacakt r. 9

20 Oral M KROALBÜM NÜR VE KOAGÜLASYON NH B TÖR FAK- TÖR L K S NDE NSÜL N D - RENC N N ROLÜ: Ç. Canbolat, C. Bo a, H. Özdo u, 3 V. Okan. stanbul Bat Bahat Hastanesi ç Hastal klar, Ba kent Üniversitesi Adana Ara t rma ve Uygulama Hastanesi, Hematoloji, 3 Gaziantep Üniversitesi T p Fakültesi ç Hastal klar Anabilim Dal, Gaziantep. Günümüzün en önemli mortalite nedenlerinden birisi miyokard infarktüsüdür. Miyokard infarktüsünün, koronerlerdeki aterosklerotik plak üzerinde tromboz ile olu tu u bilinmektedir. Çal malar,mikroalbüminürisi tespit edilen insüline ba ml olmayan diabetik hastalarda, normoalbüminürik insüline ba ml olmayan diabetik hastalara göre koroner ateroslerozun kat, kardiovasküler ölümlerin ise 5 kat artt n ortaya koymu tur. Fakat bunun hangi mekanizma ile meydana geldi i yeterince tespit edilememi tir.çal mam zda insülin direnci ve koagülasyon inhibitör faktörlerin (protein - C, protein - S ve antitrombin -III) aktivite eksikli inin mikroalbüminüri - kardiovasküler mortalite ili kisi üzerindeki etkileri ara t r lm t r.bu amaçla, ya lar aras nda, vücut kitle indeksleri 7 kg/m`nin alt nda 0 nondiabetik (insülin direnci bulunan 8 olgu ile insülin direnci bulunmayan olgu) ve 40 diabetik erkek hastada idrar albümin ekskresyon h z, plazma protein - C, protein - S aktiviteleri ve antitrombin -III de erleri ölçüldü. Ayr ca nondiabetik hastalarda insülin direncinin bulunup bulunmad, diabetik hastalarda ise plazma glukozunun regülasyonu, koroner arter hastal ve periferik damar hastal ara t r ld. nsülin direnci bulunan ve bulunmayan nondiabetik gruplarda ve gerekse diabetik grupta üriner albümin ekskresyon h zlar na göre protein - C ve protein - S aktiviteleriyle antitrombin - III seviyeleri aras nda anlaml fark bulunmad. Bundan ba ka, diabetik gruptaki normoalbüminürik, mikroalbüminürik ve makroalbüminürik olgularda koroner arter hastal, periferik damar hastal mevcudiyeti ve diabetin iyi yahut kötü kontrolüne göre protein - C ve protein - S aktivitesiyle antitrombin - III de erleri aras nda anlaml farkl l k gözlenmedi.bu çal madan sonra mikroalbüminüri - kardiovasküler mortalite ili kisinin aç klamak için koagülasyon inhibitör faktörler ve di er mekanizmalar üzerinde daha geni kapsaml çal malara gerek oldu u sonucuna var lm t r. Oral TEDAV YE REFRAKTER VEYA RELAPS OLMU KRON K LENFOS TER LÖSEM VE LOW GRADE LENFOMALARDA FLUDARAB N KULLANIMI: R. Ulu,. Aydo du,. Kuku, E. Kaya, A. Erkurt, K. erefhano lu. nönü Üniversitesi T p Fakültesi, Hematoloji Bilim Dal, Turgut Özal T p Merkezi, Malatya. Kronik lenfositer lösemi (KLL) ve low grade lenfoma (LGL) hücre kökenleri ve klinik seyirleri birbirine benzeyen lenfoproliferatif hastal klard r. leri evre KLL ve LGL`da alkile edici ilaçlar tek ba lar na ve/veya steroidlerle kombine edilerek kullan lmaktad r. leri evre hastalarda kullan lan bu tedavilerle remisyona girme ve kalma oranlar genellikle dü üktür. Bu nedenle KLL ve LGL tedavisinde yeni tedaviler için aray lar devam etmektedir. Son y llarda fludarabine (Fld) fosfat tek ba na veya kombine edilerek ile KLL ve LGL tedavisinde ba ar ile kullan lmaktad r. Bu çal ma, tedaviye cevaps z KLL ve LGL`l hastalarda Fld ile Fld, mitoxantrone ve dexametazone (FND) kombinasyonlar n n etkinli ini ara t rmak amac yla planlanm t r. Çal maya nönü Üniversitesi Turgut Özal T p Merkezi Hematoloji Bilim Dal nda y llar aras nda tan konulmu, Fld d ajanlarla tedavi edilirken ilerleme görülen veya nüks olmu KLL ve LGL`l hasta prospektif olarak de erlendirildi. Tedaviye yan t n de erlendirilmesinde Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü, yan etkilerin de erlendirilmesinde ise Dünya Sa l k Örgütünün hematolojik toksisite kriterleri uyguland. Hastalar n 3`ü (% 54.) erkek, `i (% 45.8) kad n, ya ortalamas ise 6 (35-86) idi. Hastalardan 9 tanesine (% 4) Fld, 3 tanesine ise (% 59) FND protokolü uyguland. Uygulanan tedavi sonras nda 7 hastada (%3.8) TR, 5 hastada (%.7) KR olmak üzere hastada (%54.5) remisyon elde edilirken 0 hastada (%45.5) progresyon gözlendi. FND ve Fld alan guruplar aras nda toplam remisyon oranlar aç s ndan fark gözlenmedi. Fld gurubunda 5 hastada (%56) remisyon, 4 hastada (%44) progresyon, FND gurubunda ise 7 hastada (%54) remisyon, 6 hastada ise (%46) progresyon görüldü(p>0.05). Tedaviye ba l yan etkiler incelendi inde de i en derecelerde olmak üzere hastada (%50) 0

XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi

XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi XXX. Ulusal Hematoloji Kongresi İstanbul, 003 003 Volume 0 No 3 (Supplement) BFM PROTOKOLLERİ İLE AML SONUÇLARIMIZ: T. Celkan, L. Y. Soycan, H. Apak, A. Özkan, İ. Yıldız. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Pediatrik

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem

Detaylı

UÜ-SK ORGAN VE DOKU NAKLİ PROSEDÜRÜ

UÜ-SK ORGAN VE DOKU NAKLİ PROSEDÜRÜ Rev. No : 01 Rev.Tarihi : 13 Haziran 2012 1/ 1. Amaç: UÜ-SK da organ ve doku nakli hizmetlerinden yararlanacak hastaların ve/veya canlı vericilerinin başvuru kriterlerinin ve organ bekleme listelerine

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

ÇALIŞAN SAĞLIĞI BİRİMİ İŞLEYİŞİ Hastanesi

ÇALIŞAN SAĞLIĞI BİRİMİ İŞLEYİŞİ Hastanesi KİHG/İŞL-005 19.08.2009 07.08.2012 2 1/8 GÜNCELLEME BİLGİLERİ Güncelleme Tarihi Güncelleme No Açıklama 11.11.2009 1 Belge içeriğinde ve belge numarasında değişiklik yapılması 07.08.2012 2 Komite, başlık,

Detaylı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Prof. Dr. Neşe Saltoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik

Detaylı

LİSTEYE EKLENENLER DEĞİŞİKLİK YAPILANLAR

LİSTEYE EKLENENLER DEĞİŞİKLİK YAPILANLAR 01.05.2013-14.11.2013 TARİHLERİ ARASINDA SAĞLIK BAKANLIĞI EK ONAYI ALINMADAN KULLANILABİLECEK ENDİKASYON DIŞI HEMATOLOJİ-ONKOLOJİ İLAÇLARI LİSTESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER LİSTEYE EKLENENLER SIRA NO İLAÇLAR

Detaylı

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 Attila Hancıoğlu ve İlknur Yüksel Alyanak Sağlık programlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve ileriye yönelik politikaların belirlenmesi açısından neonatal, post-neonatal

Detaylı

Çocukluk Çağında Akut Myeloid Lösemi

Çocukluk Çağında Akut Myeloid Lösemi 1945 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI Çocukluk Çağında Akut Myeloid Lösemi Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı ÇOCUKLUK ÇAĞI

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK GİRİŞ Yaygın anksiyete bozukluğu ( YAB ) birçok konuyla, örneğin parasal, güvenlik, sağlık,

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ. Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi

LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ. Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi Bir etkinliğin sonucunda elde edilen çıktıyı nicel ve/veya nitel olarak belirleyen bir kavramdır.

Detaylı

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET DOI= 10.17556/jef.54455 Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 Genişletilmiş Özet Giriş Son yıllarda

Detaylı

Tarihçe. Nükleer Tıp Nedir?

Tarihçe. Nükleer Tıp Nedir? Tarihçe Nükleer Tıp Radyoterapi Ünitesi dahilinde Radyobiyoloji adı altında 1969 yılında Rectilineer scanner ile Numune Hastanesi nde faaliyete geçmiştir. 1969 ile 1980 arası organ sintigrafileri, 1980

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ KORELASON VE REGRESON ANALİZİ rd. Doç. Dr. S. Kenan KÖSE İki ya da daha çok değişken arasında ilişki olup olmadığını, ilişki varsa yönünü ve gücünü inceleyen korelasyon analizi ile değişkenlerden birisi

Detaylı

MİYELODİSPLASTİK SENDROM

MİYELODİSPLASTİK SENDROM MİYELODİSPLASTİK SENDROM Türk Hematoloji Derneği Tanı ve Tedavi Kılavuzu 2013 30.01.2014 İnt. Dr. Ertunç ÖKSÜZOĞLU Miyelodisplastik sendrom (MDS) yetersiz eritropoez ve sitopenilerin varlığı ile ortaya

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını

Detaylı

Fanconi Anemisinde Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu

Fanconi Anemisinde Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu 1945 K SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOC Fanconi Anemisinde Hematopoetik Kök Hücre Transplantasyonu Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji

Detaylı

Kent Hastanesi, Hepimizden Önce Çocuklarımızın Hastanesi!

Kent Hastanesi, Hepimizden Önce Çocuklarımızın Hastanesi! Kent Hastanesi, Hepimizden Önce Çocuklarımızın Hastanesi! www.kenthospital.com Kent Hastanesi, hepimizden önce çocuklarımızın hastanesi! Çünkü, çocuklarımız, hepimizin geleceği! Kuruluşumuzdan bu yana

Detaylı

GEKA NİHAİ RAPOR TEKNİK BÖLÜM. 1. Açıklama

GEKA NİHAİ RAPOR TEKNİK BÖLÜM. 1. Açıklama GEKA NİHAİ RAPOR TEKNİK BÖLÜM 1. Açıklama 1.1.Proje Ortaklarının Adları: Uzman Klinik Psikolog Özge Yaren YAVUZ ERDAN, Uzman Klinik Psikolog Elvan DEMİRBAĞ, Uzman Klinik Psikolog Nilay KONDUZ 1.2.Nihai

Detaylı

HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ

HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ Doç. Dr. Ülkü TATAR BAYKAL İÜ Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı ve Yönetici Hemşireler Derneği Yönetim Kurulu

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR 447 ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR Hüseyin ÇAYCI Özlem YILMAZ ÖZET Yasal metroloji kapsamında bulunan ölçü aletlerinin, metrolojik ölçümleri dikkate alınmadan

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Tarımda Kadınların Finansmana Erişimi Esra ÇADIR

KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Tarımda Kadınların Finansmana Erişimi Esra ÇADIR KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Tarımda Kadınların Finansmana Erişimi Esra ÇADIR Sektörlere Göre Dağılım 60 %52 50 %39 %46 Tarım 40 Sanayi 30 % 14 %19 %21 İnşaat 20 %8 10 % 1 Hizmetler 0 KADIN ERKEK 2

Detaylı

BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi-

BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi- BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi- Prof. Dr. Fatih KİRİŞÇİOĞLU Bilgisayarlı Dil Uzmanı Erkan KARABACAK Proje Sorumlusu Çetin ÇETİNTÜRK Tanımlar : Konuşma Tanıma : Dil

Detaylı

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU Hazırlayan Sosyolog Kenan TURAN Veteriner Hekimi Volkan İSKENDER Ağustos-Eylül 2015 İÇİNDEKİLER Araştırma Konusu

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

2008 YILI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ YAYIMLANDI

2008 YILI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ YAYIMLANDI 06.04.2009/75 2008 YILI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ YAYIMLANDI ÖZET : 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde değişiklikler

Detaylı

Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE YÖNELİK BİR FORMÜLASYON

Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE YÖNELİK BİR FORMÜLASYON 1 Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE Teknik Alan YÖNELİK BİR FORMÜLASYON Buluş, bcl2 baskılama işleviyle anti-karsinojenik etki göstermeye yönelik oluşturulmuş bir formülasyon

Detaylı

Sosyal Riski azaltma Projesi Kapsamında Şartlı Nakit Transferi Uygulaması Genelgesi 2004 / 64

Sosyal Riski azaltma Projesi Kapsamında Şartlı Nakit Transferi Uygulaması Genelgesi 2004 / 64 Sosyal Riski azaltma Projesi Kapsamında Genelgesi 2004 / 64 Tarihi:03.05.2004 Sayısı:2004/64-1838 SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü ANKARA 03/05/2004 Sayı : B100ACS0140000-9216/1853

Detaylı

Analiz aşaması sıralayıcı olurusa proje yapımında daha kolay ilerlemek mümkün olacaktır.

Analiz aşaması sıralayıcı olurusa proje yapımında daha kolay ilerlemek mümkün olacaktır. Analiz Raporu Kısa Özet Her geçen gün eczanecilik sektörü kendi içerisinde daha da yarışır hale geliyor. Teknolojinin getirdiği kolaylık ile eczane otomasyonu artık elinizin altında. Çoğu eczacılar hastalarına

Detaylı

HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ

HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ HEMAToLOJİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ NAKLİ MERKEZİ BAYINDIR SÖĞÜTÖZÜ HASTANESİ KEMİK İLİĞİ (KÖK HÜCRE) NAKLİ MERKEZİ Sağlıkta referans merkezi olma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Bayındır

Detaylı

J Popul Ther Clin Pharmacol 8:e257-e260;2011

J Popul Ther Clin Pharmacol 8:e257-e260;2011 SİTOMEGALOVİRUS (CMV) Prof. Dr. Seyyâl ROTA Gazi Ü.Tıp Fakültesi LOW SYSTEMIC GANCICLOVIR EXPOSURE AND PREEMPTIVE TREATMENT FAILURE OF CYTOMEGALOVIRUS REACTIVATION IN A TRANSPLANTED CHILD J Popul Ther

Detaylı

EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA

EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA EOZİNOFİLİK ÖZOFAJİT ANTALYA 2016 DR YÜKSEL ATEŞ BAYINDIR HASTANESİ ANKARA 1. vaka S.P ERKEK 1982 DOĞUMLU YUTMA GÜÇLÜĞÜ ŞİKAYETİ MEVCUT DIŞ MERKEZDE YAPILAN ÖGD SONUCU SQUAMOZ HÜCRELİ CA TANISI ALMIŞ TEKRARLANAN

Detaylı

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON 1 Tarifname Teknik Alan BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Buluş, böbreküstü bezi yetmezliğinin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

Hepatit B Virüs Testleri: Hepatit serolojisi, Hepatit markırları

Hepatit B Virüs Testleri: Hepatit serolojisi, Hepatit markırları HEPATİT B TESTLERİ Hepatit B Virüs Testleri: Hepatit serolojisi, Hepatit markırları Hepatit B virüs enfeksiyonu insandan insana kan, semen, vücut salgıları ile kolay bulaşan yaygın görülen ve ülkemizde

Detaylı

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu 3.Klinik Farmakoloji Sempozyumu-TRABZON 24.10.2007 Klinik ilaç araştırmalarına

Detaylı

Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD.

Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. TÜRKİYE DE TÜBERKÜLOZUN DURUMU Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. DSÖ Küresel Tüberküloz Kontrolü 2010 Raporu Dünya için 3 büyük tehlikeden

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (Değişik:RG-14/2/2014-28913) (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI CASODEX 150 mg film tablet Ağız yoluyla alınır. Etkin madde: 150 mg bikalutamid Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat, magnezyum stearat, polividon, sodyum nişasta glikolat, hipromelloz,

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba 1.1 Ara rman n Amac Ara rmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba olarak hizmet vermekte olan; 1. Bütçe ve Performans Program ube Müdürlü ü 2. Stratejik Yönetim ve Planlama

Detaylı

Yakıt Özelliklerinin Doğrulanması. Teknik Rapor. No.: 942/7193278-00

Yakıt Özelliklerinin Doğrulanması. Teknik Rapor. No.: 942/7193278-00 Müşteri : Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sok. No: 14 K2 Plaza Kat: 11 Kadıköy 34742 İstanbul Türkiye Konu : Seçilen Yakıt Özelliklerin Belirlenmesi için Dizel Yakıtlara İlişkin Testlerin, Doğrulanması

Detaylı

PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI. GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim

PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI. GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim Kurulunun önerileri doğrultusunda bu çalışma yapılmıştır. GENEL KONULAR: Madde 1.Tanım: 1.1.

Detaylı

T.C AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ DÖNEM İÇİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ DÖNEM İÇİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ DÖNEM İÇİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1)Yönergenin Amacı, Ağrı İbrahim Çeçen

Detaylı

TRANSPLANT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRME VE HAZIRLIK AŞAMASI

TRANSPLANT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRME VE HAZIRLIK AŞAMASI TRANSPLANT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRME VE HAZIRLIK AŞAMASI Prof. Dr. Mualla Çetin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji YAPILACAKLAR KİT kararının verilmesi Donör seçimi Transplant öncesi

Detaylı

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı. ALES / Đlkbahar / Sayısal II / 22 Nisan 2007. Matematik Soruları ve Çözümleri

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı. ALES / Đlkbahar / Sayısal II / 22 Nisan 2007. Matematik Soruları ve Çözümleri Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ALES / Đlkbahar / Sayısal II / Nisan 007 Matematik Soruları ve Çözümleri 1. 3,15 sayısının aşağıdaki sayılardan hangisiyle çarpımının sonucu bir tam

Detaylı

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ ( FEN ve TEKNOLOJİ FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ ve MATEMATİK ) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYLARI YİBO 5 ( Çalıştay 2011 ) TÜSSİDE / GEBZE 30 Ocak 06 Şubat 2011 GRUP BEN

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

İş Sağlığı İş Sağlığı nedir? Çağdaş İş Sağlığı anlayışı nedir?

İş Sağlığı İş Sağlığı nedir?    Çağdaş İş Sağlığı anlayışı nedir? İş Sağlığı İş sağlığı denilince, üretimi ve işyerini içine alan bir kavram düşünülmelidir. İşyerinde sağlıklı bir çalışma ortamı yoksa işçilerin sağlığından söz edilemez. İş Sağlığı nedir? Bütün çalışanların

Detaylı

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 Ocak 2016 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Şubat 2016 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık

Detaylı

AMASYA ÜNĠVERSĠTESĠ AVRUPA KREDĠ TRANSFER SĠSTEMĠ (ECTS/AKTS) UYGULAMA YÖNERGESĠ. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç-Kapsam-Dayanak-Tanımlar

AMASYA ÜNĠVERSĠTESĠ AVRUPA KREDĠ TRANSFER SĠSTEMĠ (ECTS/AKTS) UYGULAMA YÖNERGESĠ. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç-Kapsam-Dayanak-Tanımlar AMASYA ÜNĠVERSĠTESĠ AVRUPA KREDĠ TRANSFER SĠSTEMĠ (ECTS/AKTS) UYGULAMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç-Kapsam-Dayanak-Tanımlar AMAÇ Madde 1-(1) Bu Yönergenin amacı; Avrupa Birliğine üye ve aday ülkeler arasında

Detaylı

Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON

Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON 1 Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON Teknik Alan Buluş, sarkopeni nin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir kompozisyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen Durumu Günümüzde sarkopeni,

Detaylı

OTİZM NEDİR? becerilerinin oluşmasını etkileyen gelişim bozukluğudur.

OTİZM NEDİR? becerilerinin oluşmasını etkileyen gelişim bozukluğudur. OTİZM NEDİR? Otizm, sosyal ve iletişim Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen gelişim bozukluğudur. GÖRÜLME SIKLIĞI Son verilere göre 110 çocuktan birini etkilediği kabul edilmektedir

Detaylı

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler 1. AB Hukuku ve Tercüman ve Çevirmenler için Metotlar Eğitimi (Ankara, 8-9 Haziran 2010) EIPA tarafından çeşitli kamu

Detaylı

2. Kapsam: Bu prosedür erişkin ve çocuk hastanın yoğun bakım ünitesine kabul edilmesinden taburcu edilmesine kadar yürütülen işlemleri kapsar.

2. Kapsam: Bu prosedür erişkin ve çocuk hastanın yoğun bakım ünitesine kabul edilmesinden taburcu edilmesine kadar yürütülen işlemleri kapsar. 1 / 5 1. Amaç: Bu prosedür, UÜ-SK da yaşam desteğine gerek duyan ve komadaki erişkin ve çocuk hastalara sunulacak yoğun bakım hizmetlerinin eşit, standart ve etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Detaylı

ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ

ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ 1. DENEYİN AMACI Çökelme sertleştirmesi işleminin, malzemenin mekanik özellikleri (sertlik, mukavemet vb) üzerindeki etkisinin incelenmesi ve çökelme sertleşmesinin

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI TİSİNON 10 mg kapsül Ağızdan alınır. Her kapsül; Etkin madde: 10 mg nitisinon Yardımcı maddeler: Prejelatinize nişasta ve opak beyaz gövde / opak lacivert kapak No:3 sert jelatin kapsül

Detaylı

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama DE/11/LLP-LDV/TOI 147 420 Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama 1. Adınız: 2. İşletmenin Adı: 3. Tarih: Evet Hayır Bilmiyorum 1. Mevcut işinizde mesleki eğitim fırsatlarına erişebiliyor musunuz?

Detaylı

SPROGVURDERING OG SPROGSCREENING AF 3-ÅRIGE BØRN

SPROGVURDERING OG SPROGSCREENING AF 3-ÅRIGE BØRN SPROGVURDERING OG SPROGSCREENING AF 3-ÅRIGE BØRN Århus Kommune Børn og Unge Århus Belediyesinde Yaşayan 3 Yaşındaki çocuklar için Dil Durum Değerlendirmesi/Dil Tarama Testi Önsöz Sevgili ebeveynler İyi

Detaylı

Flow Sitometrinin Malign Hematolojide Kullanımı. Dr. Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji/Onkoloji BD Antalya

Flow Sitometrinin Malign Hematolojide Kullanımı. Dr. Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji/Onkoloji BD Antalya Flow Sitometrinin Malign Hematolojide Kullanımı Dr. Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji/Onkoloji BD Antalya Neyi ölçer? Hücre çapı, hacmi, yüzey alanı ve granülaritesini

Detaylı

AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD)

AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD) AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD) 1 GÜNDEM Tanım Epidemiyoloji (Hastalığın Yayılımı) Mücadele Soru-Cevap 2 Afrika Hastalığı Nedir? Sivrisinek, kene ve sokucu sineklerle

Detaylı

(Bakanlık Makamının 26.02.2001 tarih ve 1832 sayılı Oluru ile yürürlüğe girmiştir. )

(Bakanlık Makamının 26.02.2001 tarih ve 1832 sayılı Oluru ile yürürlüğe girmiştir. ) BÖBREK NAKLİ MERKEZLERİ YÖNERGESİ (Bakanlık Makamının 26.02.2001 tarih ve 1832 sayılı Oluru ile yürürlüğe girmiştir. ) (Değişiklikler Bakanlık Makamının 20.12.2005 tarih ve 10802 sayılı Oluru ile yürürlüğe

Detaylı

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 1. ROMATİZMAL ATEŞ NEDİR? 1.1 Nedir? Romatizmal ateş, streptokok adı

Detaylı

İNOVASYON GÖSTERGELERİ VE KAYSERİ:KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ. Prof. Dr. Hayriye ATİK 16 Haziran 2015

İNOVASYON GÖSTERGELERİ VE KAYSERİ:KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ. Prof. Dr. Hayriye ATİK 16 Haziran 2015 İNOVASYON GÖSTERGELERİ VE KAYSERİ:KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ Prof. Dr. Hayriye ATİK 16 Haziran 2015 Sunum Planı Giriş I)Literatür Uluslararası Literatür Ulusal Literatür II)Karşılaştırmalı Analiz III)

Detaylı

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland.

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland. 21 OCAK-MART DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 21 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 1 Nisan 21 tarihinde

Detaylı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

Malignite ve Transplantasyon. Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Malignite ve Transplantasyon Doç. Dr. Halil Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Sunum Planı -Pretransplant malignitesi olan alıcı -Pretransplant malignitesi olan donör -Posttransplant de

Detaylı

Kronik Lenfositik Lösemi- Allojeneik Kök Hücre Naklinin Yeri

Kronik Lenfositik Lösemi- Allojeneik Kök Hücre Naklinin Yeri Kronik Lenfositik Lösemi- Allojeneik Kök Hücre Naklinin Yeri Dr Şahika Zeynep Akı Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloi B.D. Allojeneik kök hücre nakli kür şansı veren tedavi seçeneği Dirençli hastalık/yüksek

Detaylı

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul

KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul KISA ÜRÜN BİLGİSİ 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul 2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM Etkin Madde: Her bir ampul 1000 mg Kolin alfoskerat a

Detaylı

Üniversiteye Yeni Başlayan Öğrencilerin İnternete İlişkin Görüşleri (Akdeniz Üniversitesi Örneği)

Üniversiteye Yeni Başlayan Öğrencilerin İnternete İlişkin Görüşleri (Akdeniz Üniversitesi Örneği) 528 Üniversiteye Yeni Başlayan Öğrencilerin İnternete İlişkin Görüşleri (Akdeniz Üniversitesi Örneği) Turgut Fatih KASALAK, Akdeniz Üniversitesi Enformatik Bölümü, tfatih@akdeniz.edu.tr Evren SEZGİN, Akdeniz

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM Enerjinin Önemi Enerji, Dünyamızın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Türkiye nin son otuz yılda enerji talebi yıllık ortalama %8 artış göstermiştir.ülkemiz elektrik enerjisinin

Detaylı

Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu;

Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu; PROLAKTİNOMA Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu; Prolaktinoma beyinde yer alan hipofiz bezinin prolaktin salgılayan tümörüdür. Kanserleşmez ancak hormonal dengeyi bozar. Prolaktin hormonu

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. SPRAMAX 1.5 M.I.U film kaplı tablet Ağızdan alınır. KULLANMA TALİMATI Etkin madde: Her kaplanmış tablet; 1.500.000 IU Spiramisin içerir. Yardımcı maddeler: Hidroksipropil selüloz, Prejelatinize Mısır Nişastası,

Detaylı

This information on (4) Breast cancer and genetics is in Turkish Göğüs kanseri ve genetiği (İngilizce'si Breast cancer and genetics)

This information on (4) Breast cancer and genetics is in Turkish Göğüs kanseri ve genetiği (İngilizce'si Breast cancer and genetics) Kanser ve genler This information on (4) Breast cancer and genetics is in Turkish Göğüs kanseri ve genetiği (İngilizce'si Breast cancer and genetics) Vücudumuz milyonlarca hücreden (cells) meydana gelir.

Detaylı

KÖK HÜCRE NAKLİ. Doç. Dr. Mustafa ÖZTÜRK GATA Tıbbi Onkoloji BD.

KÖK HÜCRE NAKLİ. Doç. Dr. Mustafa ÖZTÜRK GATA Tıbbi Onkoloji BD. KÖK HÜCRE NAKLİ Doç. Dr. Mustafa ÖZTÜRK GATA Tıbbi Onkoloji BD. Kök hücre nedir? Bazı dokularda bulunan ve gereksinim halinde pek çok hücreyi oluşturarak yaşamın devamını sağlayan, farklı dokulara dönüşebilme

Detaylı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak şahsım ve kuruluşum adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak şahsım ve kuruluşum adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Sayın Başkanlar, Sayın KĐK üyeleri, Sayın Katılımcılar, Sayın Basın Mensupları, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak şahsım ve kuruluşum adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Detaylı

Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan 2, Fatma Savran Oğuz 1, Aydın Türkmen 2, Mehmet Şükrü Sever 2

Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan 2, Fatma Savran Oğuz 1, Aydın Türkmen 2, Mehmet Şükrü Sever 2 BÖBREK NAKLİ ALICILARINDA GLUTATYON S-TRANSFERAZ ENZİM POLİMORFİZMLERİNİN VE GSTT1 POLİMORFİZİMİNE KARŞI GELİŞEN ANTİKORLARIN ALLOGRAFT FONKSİYONLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Sebahat Usta Akgül 1, Yaşar Çalışkan

Detaylı

Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ

Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ FARKLI ŞEKİL VE DOZLARDA UYGULANAN TKİ HÜMAS IN EKMEKLİK BUĞDAYIN BAYRAK YAPRAK BESİN ELEMENTİ KONSANTRASYONU, VERİM VE TANE PROTEİN KAPSAMINA ETKİLERİ Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ Bu

Detaylı

Tekrar ve Düzeltmenin Erişiye Etkisi Fusun G. Alacapınar

Tekrar ve Düzeltmenin Erişiye Etkisi Fusun G. Alacapınar Journal of Language and Linguistic Studies Vol.2, No.2, October 2006 Tekrar ve Düzeltmenin Erişiye Etkisi Fusun G. Alacapınar Öz Problem durumu:tekrar, düzeltme ile başarı ve erişi arasında anlamlı bir

Detaylı

CROSSMATCH (ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMA TESTİ)

CROSSMATCH (ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMA TESTİ) CROSSMATCH (ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMA TESTİ) Dr. İhsan Karadoğan V. Ulusal Kan Merkezleri ve Transfüzyon Tıbbı Kongresi 18-22 Kasım 2012 Antalya 1111 1111 1111 1111 UYGULAMA BASİT YORUM SON DERECE KARMAŞIK

Detaylı

İLK$100$GÜN$ Alan(11:(Bologna(Sürecine(Uyum(Çalışmaları(

İLK$100$GÜN$ Alan(11:(Bologna(Sürecine(Uyum(Çalışmaları( İLK$100$GÜN$ Yönetimegeldiğimizilkhaftaiçerisinde,şeffaflıkvehesapverebilirlikilkelerine dayananyönetimanlayışımızınbirürünüolarakbir AcilEylemPlanı yapılmış ve tüm üniversite ile paylaşılmıştır.$ Acil

Detaylı

ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI

ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI Ali ÖZKURT Orman Yüksek Mühendis Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü PK.18 33401 TARSUS 1.GİRİŞ Türkiye'de orman varlığının

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri,

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri, İçindekiler ÖNSÖZ... 2 GİRİŞ... 3 Genel Kurul Toplantısı... 3 Yönetim Kurulu nda Üye ve Görev Değişiklikleri... 3 MMKD Stratejik Plan Çalışması... 3 PROJELER... 4 Kapılar Müzecilere Açık Projesi... 4 Derneklere

Detaylı