Hukuk Muhakemeleri Kanunu HUKUK YARGILAMAMIZA NE GETİRİYOR (HMK nın Tümü Hakkında Genel Bilgi) Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hukuk Muhakemeleri Kanunu HUKUK YARGILAMAMIZA NE GETİRİYOR (HMK nın Tümü Hakkında Genel Bilgi) Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES."

Transkript

1

2 Hukuk Muhakemeleri Kanunu HUKUK YARGILAMAMIZA NE GETİRİYOR (HMK nın Tümü Hakkında Genel Bilgi) Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Kasım 2011, İzmir Bu bir eğitim materyalidir ve tüm yayın hakları Prof.Dr.Muhammet Özekes e aittir. İzinsiz kullanılması, çoğaltılması, atıf yapılmadan yararlanılması halinde gerekli hukuki ve ceza yollara başvurulacaktır. 2 İZMİR BAROSU 1456 Sokak No:14 Barohan Alsancak / İZMİR Tel: Faks: Basıma Hazırlık: Egetan Bas. Yay. San. Tic. Ltd. Şti. Tel: e-posta: Baskı ve Cilt: Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San. Tic. Ltd. Şti Sokak No:37 Çamdibi/İzmir Tel: Faks:

3 İ Ç İ N D E K İ L E R HMK HUKUK YARGILAMAMIZA NE GETİRİYOR (HMK nın Tümü Hakkında Genel Bilgi) HMK da GENEL HÜKÜMLER HMK da YARGILAMA USULLERİ BAKIMINDAN GETİRİLEN YENİLİKLER ÖN İNCELEME HMK da İSPAT ve DELİLLER BAKIMINDAN GETİRİLEN YENİLİKLER HUKUK YARGILAMASINDA YENİ KANUN YOLU SİSTEMİ ÇEKİŞMESİZ YARGI GEÇİCİ HUKUKÎ KORUMALAR

4 4

5 ƒ Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), mevcut yargılama hukuku birikimini tamamen ortadan kaldırmadan bir yandan yargılamanın aksayan yönlerini düzeltmeye diğer yandan mevcut sorunları çözmeye yönelmiş, ayrıca son yıllarda Dünya da yargı alanındaki tüm gelişmeleri de dikkate alarak bir düzenleme yapmıştır. ƒ HMK, basit, kolay, pratik, sistematik, sürdürülebilir, sorun çözmeye odaklı ve kötüniyetli davranışların önüne geçecek tedbirler alan bir Kanundur. ƒ HMK da mümkün olduğunca, her hâkimin her avukatın ayrı bir usulü vardır anlayışını terkettirecek tedbirler alınmış, yeknesak bir usul uygulaması getirilmiş, bunun için hâkimleri ve avukatları hem bağlayan hem zorlayan bir düzenleme yapılmıştır. ƒ Bundan sonra, bilgisiz, ilgisiz ve çalışmayan hâkim ve avukatların yargılamayı yürütmesi neredeyse mümkün değildir. 5

6 HMK nın Zaman Bakımından Uygulanması q «MADDE 448- (1) Bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.» 6 q «GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yargı yolu ile göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalara uygulanmaz.» q «GEÇİCİ MADDE 1- (2) Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.» q «GEÇİCİ MADDE 2- (1) 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.»

7 Esasen 1 Ekim 2011 den sonra, HMK nın kanun yoluna (istinaf, temyiz) ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Fakat 6217 sayılı Kanunla HMK na eklenen geçici 3. maddeye göre: «GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 7 (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.»

8 8 q q q Kanunun dili sade ve açık şekilde düzenlenmiştir. Bir yandan alışılmış teknik hukukî terimler, eğer daha güncel karşılıkları yoksa muhafaza edilmiş, diğer yandan da her hukukçunun kolayca okuyup anlayacağı bir dil tercih edilmiştir. Kanunda, yargılamanın temel aşamalarındaki seyir takip edilmiş, sistematiği bu şekilde düzenlenmiştir. Başkaca bir kitap olmadan dahi, Kanun kendi sistematiği içinde kolaylıkla anlaşılabilecek niteliktedir. Kanunda süreler basitleştirilmiş, kural olarak daha kısa olan süreler bir hafta, daha uzun olması gereken süreler ise iki hafta olarak düzenlenmiştir. Böylece süre hesabı da kolaylaşmış olacaktır. Örneğin, pazartesi günü tebliğ edilen bir işlemde, bir haftalık süre bir sonraki pazartesi, iki haftalık süre ise, iki hafta sonraki pazartesi sona erecektir. Kanunda istisnaen ay ve yıl olarak düzenlenen bazı süreler de mevcuttur. Sürelere uyulması için q q gerekli tedbirler alınmış, süresinde yapılmayan işlemlerde kötüniyetli davranışları engelleyecek hükümler getirilmiştir. Daha önce dört tane olan (yazılı, basit, seri, sözlü) yargılama usulü ikiye indirilerek yazılı ve basit yargılama usulü kabul edilmiştir. Asıl yargılama usulü yazılı yargılama usulü olup bunun dışında daha kısa sürede ve daha basit çözümlenmesi gereken dava ve işlerde basit yargılama usulü uygulanacaktır. Bugüne kadar muhtelif kanunlarda seri ve sözlü yargılama usulüne yapılan atıflar, artık basit yargılama usulüne yapılmış sayılacaktır. Bu çerçevede örneğin, iş davalarında artık işe iade davaları da dahil basit yargılama usulünün uygulanması gerekecektir. Ayrıca basit yargılama usulü sulh mahkemelerinde, icra mahkemelerinde ve aksine bir düzenleme yoksa çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanacak yargılama usulüdür.

9 q q q q Görev bakımından bugüne kadar önemli bir sorun olan, sulh hukuk-asliye hukuk arasındaki miktara bağlı sorun ortadan kaldırılmıştır. Bundan sonra, aksine bir düzenleme olmadıkça, malvarlığına ilişkin (parayla ölçülebilen) davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (m.1). Sulh mahkemesinin görev alanı ise yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca, artık kiraya ilişkin davalarda alacak miktarı ne olursa olsun, kira konusundaki tüm davalar sulh hukuk mahkemesinde görülecektir (m. 4). Görev bakımından getirilen önemli bir yenilik de, idarenin vücut bütünlüğü veya ölüme sebep olan eylem ve işlemlerinden dolayı açılacak davalarda görevli yargı yerinin idare mahkemeleri değil, artık asliye hukuk mahkemeleri olmasıdır (m.3). Uygulamada sorun olan yetkiye ilişkin hükümler düzeltilmiştir. Bu çerçevede davalı birden fazla ise ve ortak yetkili mahkeme q q q varsa, davanın o yerde açılması kabul edilmiştir (m. 7). Sözleşmeye dayanan davalarda, özel yetkili mahkeme olarak sözleşmenin ifa yeri mahkemesi kabul edilerek bu konudaki özel yetki daraltılmış (m. 10); haksız fillerde ise, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yerde de dava açılması kabul edilerek bu yetki genişletilmiştir (m. 16). En önemli değişiklik yetki sözleşmesinde olmuştur. Bundan sonra sadece tacirler ile kamu tüzel kişilerinin yetki sözleşmesi yapmasına izin verilmiş, bunun dışında diğer kişilerle yapılan yetki sözleşmeleri geçersiz sayılmıştır (m ). Ayrıca yapılan yetki sözleşmesinin aksi kararlaştırılıncaya kadar münhasır yetki söz-leşmesi olacağı belirtilmiştir. Kanunda bir yenilik olarak yargılamaya hâkim olan ilkeler tek tek sayılmış, kapsamı belirtilmiştir (m. 24 vd.). 9

10 10 q q q Hâkimlerin çekinmesi ve reddi halleri yeniden belirlenmiş (m ), hâkimlerin hukukî sorumluluğu bakımından artık doğrudan hâkime değil, Devlete karşı dava açılacağı, Devletin daha sonra sorumluluğu olursa ilgili hâkime rücu edeceği öngörülmüştür (m. 46 vd.). Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davaya vekâlet yeniden düzenlenmiştir (m. 50 vd.). Avukatlar bakımından önemli bir yenilik, ahzu kabz yetkisi için artık özel yetkiye ihtiyaç duyulmayıp genel vekâletin içinde bu yetkinin de olmasıdır (m. 74). Vekâlet bakımından avukatlık mesleğinin icrasını kolaylaştıracak hükümler konulmuştur (m. 71 vd.) Taraflardan birinin ölümü halinde yargılamanın aksamaması için düzenleme yapılmıştır (m. 55). Mecburî ve ihtiyarî dava arkadaşlığının şartları, hüküm ve sonuçlarıyla daha açık şekilde düzenlenmiştir (m. 57). q q q q Fer i müdahale yeniden ele alınarak şartları, usulü ve müdahalenin etkisi baştan ele alınmış (m. 66 vd.); davanın ihbarı da paralel şekilde aksaklıklar dikkate alınarak hükme bağlanmıştır (m. 61 vd.). Bunun yanında bugüne kadar uygulamada kabul edilen, ancak kanunî temeli olmayan aslî müdahale kanunî düzenlemeye kavuşturulmuştur (m. 65). Yargılamada teminata ilişkin hususlar baştan düzenlenerek, milletlerarası hukukla uyumu gözetilmiş, teminat dava şartı haline getirilmiştir (m. 84 vd.). Kanunda dava çeşitleri sınırlı sayım olmamakla birlikte tek tek düzenlenmiştir. Bu kapsamda getirilen bazı çok önemli yenilik ve değişiklikler mevcuttur (m. 105 vd.). q q Bugüne kadar fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması anlayışı terkedilmiş, böyle bir ifade olmasa dahi, daha sonra fazlaya ilişkin hak-

11 q q q q ların dava edilmesi teorik olarak mümkün kılınmıştır (m. 109). Fakat, eğer alacak belirli ya da tarafça belirlenebilir ise, tarafın kısmî dava açma imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu çerçevede, özellikle iş hukuku gibi alanlarda pilot dava, ön dava gibi açılan davalar artık belirli ya da belirlenebilir alacaklar bakımından mümkün değildir, açılırsa dava hukukî yarar yokluğundan redde mahkumdur. Bu sebeple, davayı parçalara ayırarak açma dönemi kural olarak bitmiştir. Avukatların davalarını iyice düşünerek açmaları gerekir. Fakat, baştan belirlenmesi mümkün olmayan (örneğin, artan tazminat miktarı gibi) alacaklar bakımından, yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir (m. 107). Bu gibi hallerde, taraf hakkını saklı tutmadan sadece hukukî ilişki ve asgarî miktar belirterek dava açabilecek, dava ortasında alacak belirli q q q q hale gelince ıslaha ve karşı tarafın rızasına dahi ihtiyaç duymadan miktarı artırabilecek yahut hakkını saklı tutmasa dahi ayrı bir dava açabilecektir. Yani, yerli yersiz kısmî dava açmak kural olarak mümkün değildir, ancak özel durumlarda belirsiz alacaklar için de dava açılma imkânı genişletilmiştir. Yeni bir dava türü olarak topluluk davası da kabul edilerek, derneklerin ve diğer tüzel kişilerin kendi alanlarıyla ilgili olarak bu konuda herkesi ilgilendiren davalar açması mümkün hale getirilmiştir (m. 113). Dava şartları tek tek sayılmış, daha önce derdestlik gibi bazı ilk itiraz olan haller artık dava şartı kabul edilmiştir ( ). İlk itirazlar ise, sadece kesin olmayan yetki, işbölümü ve tahkim itirazı ile sınırlı tutulmuştur (m ). Yeni yargılama usulünde dava beş temel aşamaya ayrılmıştır. Bunlar: Davanın açılması ve 11

12 12 q q karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarıdır. Davanın açılması bakımından dilekçeler yeniden düzenlenmiştir (m. 118 vd.). Taraflar dilekçelerini genel ifadelerle değil, somutlaştırma yüküne uygun olarak açık ve somut olarak göstermek, hangi vakıanın hangi delillerle ve nasıl ispat edileceğini de her bir vakıa bakımından belirtmek zorundadırlar; aksi halde somutlaştırma yükünü yerine getirmemiş olacak ve aleyhlerine karar verilecektir. Bu sebeple, artık sabah müvekkili dinleyip, öğlen dilekçe yazıp, akşam üzeri mahkemeye dava açma düzeni bitmiştir. Avukat bir dava açtığında önce tüm hukuki vakıaları tespit etmeli, bunları somutlaştırmalı, bir hukuki kalıba ve sebebe uygun dilekçe yazmalı ve bunların delillerini önceden belirleyerek (müvekkil elinde olanları ve bulunabilenleri alarak, olmayanların ise nerede q q bulunduğu belirterek), bu delillerle vakıalar arasında bağlantıyı kurmalıdır. Bu konuda getirilen en önemli yeniliklerden biri de, davacının davanın başında harçlar dışında, yargılamanın içinde gerçekleşecek masrafları karşılamak için avans yatırma ve eksildikçe tamamlama zorunluluğudur. Gider avansı dava şartı olarak kabul edilmiştir (m.114/1-g). Diğer bir yenilik ise, davacının ve davalının davanın başında ellerindeki belgeleri mahkemeye vermeleri, başka yerden getirilecek belgeler hakkında ise somut bilgi vermeleri zorunluluğudur (m. 121). Davalı aynı zamanda bunlara ilişkin masrafları da vermek zorundadır (m.324). Kanunda belirtilen deliller mazeretsiz olarak sunulmadığında, o delilden vazgeçilmiş sayılacaktır ve o delil olmadan karar verilecektir. Bu ise, hak kayıplarına yol açacaktır.

13 D İ K K A T!!! Avukatlara yeni dönemde küçük öneriler: Müvekkilini iyice dinlemeli Anlatılanlardan hukukî noktaları bulmalı Tüm delillerin neler olduğunu tespit ederek elde olanları görmeli ve incelemeli; başka yerden getirilecekleri tespit etmeli Davayı somutlaştırıp, vakıalarla deliller arasında bağlantıyı kurmalı Bunlar için mutlaka hukukî nitelendirmeyi yaparak davasını kurgulamalı Müvekkilini davanın sonuçları ve ödenecek harç ve avans konusunda bilgilendirip bu masrafı almalı Alacak belirsiz alacak davası değilse, tam dava açmalı Dilekçelerin verilmesinden sonra ön incelemeye özel olarak hazırlanıp duruşmasına hazırlıklı çıkmalı 13

14 HMK DA TEMEL YARGILAMA AŞAMALARI - Yazılı Yargılama Usulünde Davanın Açılması (m. 118 vd.) Karşılıklı Dilekçelerin Verilmesi (m ) Ön İnceleme ( ) Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez Tahkikat Şekli Tahkikat İşlemleri ( ) ve İspat ( ) Tahkikatın Sona Ermesi ve Sözlü Yargılama (m ) Hüküm (m. 294 vd.)

15 «Yalnız istemek yetmez yapmak da gerek; yalnız bilmek yetmez uygulamak da gerek» Goethe Hukuk Muhakemeleri Kanunu nda Genel Hükümler 15

16 HMK nın Zaman Bakımından Uygulanması 16 «MADDE 448- (1) Bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.» Bu hükme göre 1 Ekim 2011 den önce açılmış ve tamamlanmış olan usul işlemleri geçerliliklerini koruyacak, bu işlemlerin HMK na göre tekrarlanması söz konusu olmayacaktır. Ancak 1 Ekim 2011 den sonra yapılacak yeni işlemler HMK hükümlerine göre yapılacaktır. Örneğin, henüz layihalar teatisi bitmiş olan bir davada HMK na göre ön inceleme yapıldıktan sonra tahkikat yeni hükümlere göre yürütülecektir. Bilirkişi incelemesi, tanık dinlenilmesi HMK na tâbi olacaktır. Bunun gibi 1 Ekim 2011 den sonra temyiz incelemesi sonunda bozulan hükme yerel mahkeme uyarsa yeniden yapılacak tahkikatta yeni işlemler HMK na tâbi olacaktır. «GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yargı yolu ile göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalara uygulanmaz.» Bu geçiş hükmüne göre, 1 Ekim 2011 tarihinden önce açılan davalar bakımından, açıldığı tarihte doğru yargı yolunda ve görevli mahkemede dava açılmışsa, daha sonra o mahkeme HMK ile görevsiz hale gelse dahi görevsizlik kararı verilemeyecektir. Yani, HUMK döneminde görev yönünden doğru mahkemede açılmış bir davada, HMK nın yürürlüğe girmesi ile o mahkeme artık görevsiz olsa dahi görevsizlik kararı verilemeyecek ve davaya bakmaya devam edecektir. Aynı şey yargı yolu için geçerlidir.

17 «GEÇİCİ MADDE 1- (2) Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.» 1 Ekim 2011 den önce açılan davalarda geçerli olan Senetle ispat (2010 için 550 TL) İstinaf ve temyiz (2010 yılı için temyiz sınırı 1430 TL) Temyizde duruşma yapılmasına ilişkin (2010 yılı için TL) parasal sınırlar 1 Ekimden sonra açılacak davalar hakkında uygulanmayacaktır. Bununla birlikte 1 Ekim 2011 den sonra açılacak davalarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun temyiz ve karar düzeltme hükümleri uygulanacak olursa, bu durumda buradaki parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranına göre belirlenecektir. 17 «GEÇİCİ MADDE 2- (1) 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.» Bu hüküm senetle ispat kuralı açısından 1 Ekim 2011 den önce yapılan senetler (hukuki işlemler) yeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da geçerliliğini koruyacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunda aslında bu hükmün konulmasına gerek olmamakla birlikte uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla konulmuştur.

18 18 Esasen 1 Ekim 2011 den sonra, HMK nın kanun yoluna (istinaf, temyiz) ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Fakat 6217 sayılı Kanunla HMK na eklenen geçici 3. maddeye göre: «GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.» Bu hüküm bir noktada 1 Ekim 2011 tarihinde bölge adliye mahkemelerinin göreve başlayamayacağının habercisidir. Bu durumda 1 Ekim 2011 den sonra açılan davalarda da 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanacaktır.

19 Görev HMK da, sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri bakımından göreve ilişkin hususlar yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede: Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, artık miktara bakılmaksızın görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (m. 2/1). Ayrıca madde 3 e göre «Her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemeleri bakar. İdarenin sorumluluğu dışında kalan sebeplerden doğan aynı tür zararların tazminine ilişkin davalarda dahi bu hüküm uygulanır. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri saklıdır.» Bu hükümle idari yargıdaki tam yargı davalarına önemli bir istisna getirilmiştir, 19 Sulh hukuk mahkemelerinin görevi yeniden düzenlenmiştir. Buna göre (m. 4): «Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,

20 20 b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk h â k i m i n i g ö r e v l e n d i r d i ğ i davaları, görürler.» Yetki HMK da, yetki bakımından da bazı yeni hükümler mevcuttur. Bunlardan öne çıkanlar şöyle sıralanabilir: Davalının birden fazla olması halinde ortak yetkili mahkeme yeniden düzenlenmiştir ve bu mahkeme yetkili kılınmıştır (m. 7). Türkiye de yerleşim yeri bulunmayanlarla ilgili yetkili mahkeme bakımından farklı düzenleme yapılmıştır (m. 9). Sözleşmeden doğan davalarda, özel yetkili mahkeme olarak sadece sözleşmenin ifa yeri mahkemesi kabul edilmiştir (m. 10). Haksız fiiller bakımından daha esnek bir yetki kuralı getirilmiştir. Haksız fillerde, zararın meydana geldiği veya meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yerde de dava açılması kabul edilerek bu yetki genişletilmiştir (m. 16).

21 Yetki sözleşmesi yeniden düzenlenmiş ve bu konuda önemli bir sınırlama getirilmiştir (m ). Bundan sonra sadece tacirler ile kamu tüzel kişilerinin yetki sözleşmesi yapmasına izin verilmiş, bunun dışında diğer kişilerle yapılan yetki sözleşmeleri geçersiz sayılmıştır (m ). Ayrıca yapılan yetki sözleşmesinin aksi kararlaştırılıncaya kadar münhasır yetki sözleşmesi olacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar aksini belirtmezlerse, sadece sözleşmeyle kararlaştırılan yerde Görevsizlik ve yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler tereddütleri kaldıracak şekilde düzenlenmiştir (m. 20; giderler bakımından 331/2). Yargılamaya Hakim Olan İlkeler Tasarruf ilkesi (m.24) Taraflarca getirilme ilkesi (m.25) Taleple bağlılık ilkesi (m.26) Hukuki dinlenilme hakkı (m.27)** Aleniyet ilkesi (m.28) Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü (m.29 ) ** Usul ekonomisi ilkesi (m.30) Hakimin davayı aydınlatma ödevi (m.31) Yargılamanın sevk ve idaresi (m.32) Hukukun uygulanması (m.33) 21

22 Hâkimin Yasaklılığı, Reddi ve Sorumluluğu Hakimin çekinmesi ya da sadece çekinme kelimesi yasak halleri için kullanılmıştır. Hakimin çekilmesi veya çekilme terimi ise hakimin reddi için kullanılmıştır. Yasaklılık sebepleri bakımından m. 34, f. 1 de (d) ve (e) bentleri yenidir. 22 Red sebepleri bakımından da genel bir red sebebi belirtilmiş, ayrıca sınırlı olmayacak şekilde bazı önemli hususlar sayılmıştır (m. 36). Hâkimin sorumluluğu yeniden düzenlenmiş, sorumluluk halleri gerçekleştiğinde (m. 46/1), hâkime karşı değil Devlete karşı tazminat davası açılacağı belirtilmiş; ancak Devletin hâkime rücu edeceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, hâkimlerle Yargıtay üyeleri arasındaki fark kaldırılmış (m. 47), davanın açılma şekli ile, davanın hâkime re sen ihbar edileceği de belirtilmiştir (m. 48). HMK nın kabulünden sonra sorumluluk ve tazminat davası bakımından Hâkimler ve Savcılar Kanunu nda değişiklik yapan yeni hüküm getirilmiş, ancak bu yeni düzenlemenin HMK ile ve genel hukuk ilkeleri ile çelişen yönleri bulunmaktadır.

23 Tazminat davaları: MADDE 93/A - Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle: a) Ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. b) Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz. Devlet aleyhine açılacak tazminat davası ancak dava konusu işlem, faaliyet veya kararın dayanağı olan; a) Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya kamu davası açılmış ise kovuşturma sonucunda verilen hükmün, b) Dava sonunda verilen hükmün, kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabilir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya hükmün kesinleşmesinden önce, hâkim veya savcının söz konusu işlem, faaliyet veya kararıyla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanmaktan mahkûmiyeti hâlinde ise tazminat davası bu hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılabilir. 23

24 24 Devlet, ödediği tazminattan dolayı, tazminat davasına konu işlem, faaliyet veya kararla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim veya savcıya rücu eder. Kanun yoluna başvurulması için miktar veya değere ilişkin olarak öngörülen sınırlamalar, hâkim ve savcıların işlem, faaliyet veya kararlarına dayanılarak açılan her türlü tazminat ve rücu davalarında uygulanmaz. Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde ise ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. Bu madde hükümleri; a) Yüksek mahkemelerin başkanları, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar, b) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu müfettişleri ile adalet müfettişlerinin, yetkilerini kullanırken yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar, nedeniyle açılacak tazminat davaları hakkında da uygulanır.

25 Genel Hükümlerde Öne Çıkan Hususlar Ehliyetler bakımından açık ifadeler kullanılmış (m ), kanuni temsil (m. 52, 54), dava sırasında taraflardan birinin ölümü (m. 55) veya kanuni temsilci atanması halinde yapılacak işlemler (m. 56) açık şekilde düzenlenmiş, dava takip yetkisi şeklindeki özel durum açık düzenlemeye kavuşturulmuştur (m. 53). Dava arkadaşlığı hallerinin şartları ile davadaki konumları sade ve açık şekilde hükme bağlanmış (m ); davanın ihbarı şartları, şekli, sonuç ve etkileri açıkça düzenlenmiş (m ); asli müdahale kanuni temel kavuşturulmuş (m. 65), feri müdahale yeniden düzenlenerek sonuç ve etkileri açıklığa kavuşturulmuştur (m ). Davaya vekalete ilişkin bazı hükümler eskisi gibi korunmakla birlikte (m. 71 vd.), uygulamadaki bazı sorunları gidermeye yönelik açık düzenleme yapılmıştır (örneğin, m. 79). Teminata ilişkin hususlar yeniden ele alınmış (m ), teminat gösterilmemesinin sonucu (m. 88) ile teminatın iadesi (m. 89) uygulamadaki sorunları çözecek şekilde düzenlenmiştir. Süreler konusunda basit ve sade bir düzenleme getirilmiş, hafta (bir veya iki hafta şeklinde) esası kabul edilmiştir (m ). 25

26 Dava çeşitleri tek tek sayılmış, yeni dava türleri kabul edilmiştir ( ). Bunlardan özellikle üç tanesi çok yeni olup, bilhassa kısmî dava ile belirsiz alacak davasına dikkat etmek gereklidir Eda davası (m.105) Tespit davası (m.106) Belirsiz alacak ve tespit davası (m. 107) *** İnşai dava (m.108) 26 Kısmi dava (m.109) *** Davaların yığılması (m.110) Terditli dava (m.111) Seçimlik dava (m.112) Topluluk davası (m. 113) ***

27 Kanunda dava çeşitleri sınırlı sayım olmamakla birlikte tek tek düzenlenmiştir. Bu kapsamda getirilen bazı çok önemli yenilik ve değişiklikler mevcuttur (m. 105 vd.). Bugüne kadar fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması anlayışı terkedilmiş, böyle bir ifade olmasa dahi, daha sonra fazlaya ilişkin hakların dava edilmesi teorik olarak mümkün kılınmıştır (m. 109). Fakat, eğer alacak belirli ya da tarafça belirlenebilir ise, tarafın kısmî dava açma imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu çerçevede, özellikle iş hukuku gibi alanlarda pilot dava, ön dava gibi açılan davalar artık belirli ya da belirlenebilir alacaklar bakımından mümkün değildir, açılırsa dava hukukî yarar yokluğundan redde mahkumdur. 27 Bu sebeple, davayı parçalara ayırarak açma dönemi kural olarak bitmiştir. Avukatların davalarını iyice düşünerek açmaları gerekir. Fakat, baştan belirlenmesi mümkün olmayan (örneğin, artan tazminat miktarı gibi) alacaklar bakımından, yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir (m. 107).

28 Bu gibi hallerde, taraf hakkını saklı tutmadan sadece hukukî ilişki ve asgarî miktar belirterek dava açabilecek, dava ortasında alacak belirli hale gelince, ıslaha ve karşı tarafın rızasına dahi ihtiyaç duymadan miktarı artırabilecek yahut hakkını saklı tutmasa dahi ayrı bir dava açabilecektir. Yani, yerli yersiz kısmî dava açmak eskisi kadar mümkün değildir, ancak özel durumlarda belirsiz alacaklar için de dava açılma imkânı genişletilmiştir. 28 Yeni bir dava türü olarak topluluk davası da kabul edilerek, derneklerin ve diğer tüzel kişilerin kendi alanlarıyla ilgili olarak bu konuda herkesi ilgilendiren davalar açması mümkün hale getirilmiştir (m. 113). Fakat, tazminata yönelik topluluk davası açılamaz. Dava şartları tek tek sayılmış, daha önce derdestlik gibi bazı ilk itiraz olan haller artık dava şartı kabul edilmiştir ( ). İlk itirazlar ise, sadece kesin olmayan yetki, işbölümü ve tahkim itirazı ile sınırlı tutulmuştur (m ).

29 Hukuk Muhakemeleri Kanunu nda Yargılama Usulleri Bakımından Getirilen Yenilikler 29

30 DÜZENLEMENİN GENEL ÖZELLİKLERİ 30 HMK da HUMK da dört farklı şekilde düzenlenen yargılama usulü, ikiye indirilmiştir. Bu çerçevede, asıl yargılama usulü olarak yazılı yargılama usulü; bunun dışındaki hallerde ise, basit yargılama usulü kabul edilmiştir. Bugün, esasen bu yargılama usullerine gereği gibi uyulmamaktadır. Her hâkimin her avukatın kendine has bir usulü oluşmaya başlamıştır. Bunu giderecek, uygulamadaki karışıklıkları ortadan kaldıracak bir tercihte bulunulmuştur. HMK nın temel mantığı, basit, kolay, anlaşılır ve hem genel hem güncel sorunları da dikkate alarak, sorunları çözmeye yardımcı olmak yönündedir. Yargılama usullerinde de, bu temel mantığa uygun hareket edilmiştir.

31 Yargılama usullerinin HMK da düzenlenmesinde, yargı faaliyetindeki kronolojik sıra gözetilerek mantıkî bir düzenleme yapılmıştır. Önce davanın açılması (m ), sonra cevap dilekçesinin verilmesi (m ), daha sonra karşılıklı ikinci dilekçelerin verilmesi (m. 136), ardından ön inceleme (m ), daha sonra tahkikat (m ) ve tahkikat işlemleri (m ), son olarak da tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama ( ) düzenlenmiştir. Önemi ve kapsamı sebebiyle aslında tahkikatın bir parçası olan ispat ve deliller (m ) ve ayrıca hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri, ayrı bir kısımda (m ) düzenlenmiştir sayılı HUMK na düzenleniş şekline göre, ilk derece yargılaması temel olarak dört aşamadan oluşmaktadır. Bunlar: Davanın açılması ve dilekçelerin teatisi, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarıdır sayılı HMK da ise, yargılama usulleri bakımından getirilen en önemli yenilik, dilekçelerin teatisi aşamasından sonra ve tahkikattan önce, bir «ön inceleme» aşamasının kabulüdür.

32 TEMEL YARGILAMA AŞAMALARI Davanın Açılması (m. 118 vd.) Karşılıklı Dilekçelerin Verilmesi (m ) Ön İnceleme ( ) Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemez Tahkikat Şekli Tahkikat İşlemleri ( ) ve İspat ( ) Tahkikatın Sona Ermesi ve Sözlü Yargılama (m ) Hüküm (m. 294 vd.)

33 YAZILI YARGILAMA USULÜ Yazılı yargılama usulünde, davanın açılma tarihi bakımından ortaya çıkan tartışmalara son vermek ve bu konudaki gelişmelere ayak uydurabilmek için, davanın açıldığı tarih bakımından dilekçenin kayıt tarihi esas alınmıştır (m. 118). Dilekçenin düzenlenmesinde temel bir değişiklik olmamakla birlikte, dilekçelerin daha iyi ve anlaşılır düzenlenmesine hizmet edecek açıklık getirilmiştir (m. 119). Dilekçede eksiklik bulunması hali, ilk itiraz olmaktan çıkartılmış, eksikliğin kural olarak süre verilerek tamamlanması, tamamlanmadığı takdirde de davanın açılmamış sayılması sonucuna tâbi kılınmıştır (m. 119/2). Aynı durum cevap dilekçesi için de söz konusudur (m. 130). Ancak cevap dilekçesindeki eksiklik tamamlanmazsa, dilekçe verilmemiş sayılır. Dilekçedeki bazı eksikliklere ise, kendilerine özgü usulî sonuçlar bağlanmıştır. 33 Dava açılırken harç ve avans ödenmesi sistemi kabul edilmiştir. Bilindiği üzere, bugün başlangıçta masrafların verilmemesi sebebiyle yargılama gereksiz yere uzamakta, hatta

Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES

Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Türkiye Adalet Akademisi HMK Toplantısı HMK da İSPAT ve DELİLLER BAKIMINDAN GETİRİLEN YENİLİKLER Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Bu bir eğitim materyali olup, izinsiz kullanılması, çoğaltılması, atıf yapılmadan

Detaylı

Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES

Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Türkiye Adalet Akademisi HMK Toplantısı ÖN İNCELEME Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Bu bir eğitim materyali olup, izinsiz kullanılması, çoğaltılması, atıf yapılmadan yararlanılması halinde gerekli hukuki ve

Detaylı

Bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır.

Bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır. MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU Kanun No: 4686 Kabul Tarihi: 21/06/2001 Resmi Gazete Tarihi: 05/07/2001 Resmi Gazete Sayısı: 24453 BİRİNCİ BÖLÜM : GENEL HÜKÜMLER AMAÇ VE KAPSAM

Detaylı

FARKLI YARGI KOLLARINA MENSUP MAHKEMELER ARASINDAKİ HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI. Prof. Dr. Erdal TERCAN Anayasa Mahkemesi Üyesi

FARKLI YARGI KOLLARINA MENSUP MAHKEMELER ARASINDAKİ HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI. Prof. Dr. Erdal TERCAN Anayasa Mahkemesi Üyesi FARKLI YARGI KOLLARINA MENSUP MAHKEMELER ARASINDAKİ HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI Prof. Dr. Erdal TERCAN Anayasa Mahkemesi Üyesi Ankara 19 Eylül 2013 1 İÇİNDEKİLER 1 A GİRİŞ 4 B YARGI KOLLARI (ÇEŞİTLERİ), YARGI YOLU

Detaylı

SON DEĞİŞİKLİKLER ÇERÇEVESİNDE HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU İLE BORÇLAR KANUNU İLİŞKİSİ

SON DEĞİŞİKLİKLER ÇERÇEVESİNDE HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU İLE BORÇLAR KANUNU İLİŞKİSİ SON DEĞİŞİKLİKLER ÇERÇEVESİNDE HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU İLE BORÇLAR KANUNU İLİŞKİSİ Prof. Dr. Seyithan Deliduman A- GİRİŞ Medeni usul hukuku (hukuk muhakemeleri usulü hukuku; medeni yargılama hukuku),

Detaylı

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNA GÖRE ÖN İNCELEME

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNA GÖRE ÖN İNCELEME HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNA GÖRE ÖN İNCELEME Yrd. Doç. Dr. İbrahim ERMENEK ÖZET Ön İnceleme Kurumu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen en önemli yeniliklerin başında gelmektedir.ön İnceleme

Detaylı

DANIŞTAY VE İDARİ YARGI GÜNÜ 144. YIL

DANIŞTAY VE İDARİ YARGI GÜNÜ 144. YIL DANIŞTAY YAYINLARI NO: 83 DANIŞTAY VE İDARİ YARGI GÜNÜ 144. YIL SEMPOZYUMU 11 MAYIS 2012 ANKARA DANIŞTAY TASNİF VE YAYIN KURULU Başkan : Kamuran ERBUĞA Danıştay İkinci Daire Başkanı Üye : Mustafa KÖKÇAM

Detaylı

Bir Usul Ekonomisi Kolaylığı: Vergi Yargısında Tek Dilekçe ile Dava Açma

Bir Usul Ekonomisi Kolaylığı: Vergi Yargısında Tek Dilekçe ile Dava Açma Bir Usul Ekonomisi Kolaylığı: Vergi Yargısında Tek Dilekçe ile Dava Açma Soner YAKAR * Özet İdari yargıda olduğu gibi vergi yargısında da her bir idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılması esastır. Bu

Detaylı

İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA BAŞKASINA AİT MADDİ HAKLARIN DAVA EDİLEBİLDİĞİ HALLER

İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA BAŞKASINA AİT MADDİ HAKLARIN DAVA EDİLEBİLDİĞİ HALLER İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA BAŞKASINA AİT MADDİ HAKLARIN DAVA EDİLEBİLDİĞİ HALLER Başkasına ait maddi hakların dava yahut takip yoluyla hukuki ileri sürülebilirliği konusu taraf kavramı ile sıkı irtibat halindedir.

Detaylı

YASAL VEKALET ÜCRETİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE KDV KARŞISINDAKİ DURUMU

YASAL VEKALET ÜCRETİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE KDV KARŞISINDAKİ DURUMU makaleler Serkan AĞAR / M. Kağan ELLER YASAL VEKALET ÜCRETİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE KDV KARŞISINDAKİ DURUMU Serkan AĞAR M. Kağan ELLER I. GİRİŞ Avukatın, davayı kaybeden taraftan yasal vekalet ücreti namıyla

Detaylı

Avukatlık K anunu Tasarısı Çalışma Metninin Uzlaşma Sağlamaya İlişkin 35/A Maddesinin Değerlendirilmesi*

Avukatlık K anunu Tasarısı Çalışma Metninin Uzlaşma Sağlamaya İlişkin 35/A Maddesinin Değerlendirilmesi* HAKEMLİ Avukatlık K anunu Tasarısı Çalışma Metninin Uzlaşma Sağlamaya İlişkin 35/A Maddesinin Değerlendirilmesi* Av. Şamil DEMİR** * Bu makale hakem incelemesinden geçmiştir. ** Ankara Barosu; LL. M. (Başkent).

Detaylı

4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN

4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun 04.12.1999 gün ve 23896 sayılı T.C Resmi Gazete

Detaylı

İsmail ERCAN THEMIS MEDENİ USUL HUKUKU

İsmail ERCAN THEMIS MEDENİ USUL HUKUKU İsmail ERCAN THEMIS MEDENİ USUL HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII BİRİNCİ KISIM USUL HUKUKUNA GİRİŞ Temel Kavramlar I. TERİM SORUNU...3 II. USUL HUKUKUNUN AMACI...4 III. USUL HUKUKUNUN YERİ...5 IV. USUL HUKUKUNUN

Detaylı

BİREYSEL BAŞVURUNUN ANAYASA YARGISINA ETKİSİ: ON YIL YASAĞI VE KADININ SOYADI ÖRNEĞİ

BİREYSEL BAŞVURUNUN ANAYASA YARGISINA ETKİSİ: ON YIL YASAĞI VE KADININ SOYADI ÖRNEĞİ BİREYSEL BAŞVURUNUN ANAYASA YARGISINA ETKİSİ: ON YIL YASAĞI VE KADININ SOYADI ÖRNEĞİ Dr. Emir KAYA* Özet Bu çalışmada, Anayasa nın 152. maddesinde itiraz başvuruları için hüküm altına alınmış olan, daha

Detaylı

HUKUK YARGILAMASINDA DAVA SEBEBİ ÜZERİNE BİR İNCELEME A STUDY ON CAUSE OF ACTION IN CIVIL PROCEEDING

HUKUK YARGILAMASINDA DAVA SEBEBİ ÜZERİNE BİR İNCELEME A STUDY ON CAUSE OF ACTION IN CIVIL PROCEEDING HUKUK YARGILAMASINDA DAVA SEBEBİ ÜZERİNE BİR İNCELEME A STUDY ON CAUSE OF ACTION IN CIVIL PROCEEDING Ahmet Cahit İYİLİKLİ * 1 Özet: 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun 119/1-e fıkrasında dava dilekçesinin

Detaylı

ÇOCUKLARIN CEZA HUKUKUNDAKİ YERİ VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI

ÇOCUKLARIN CEZA HUKUKUNDAKİ YERİ VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI ÇOCUKLARIN CEZA HUKUKUNDAKİ YERİ VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI ULUSLAR ARASI SÖZLEŞME ve PROTOKOLLER B.M. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Türkiye 20-30 Eylül l990 da Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde toplanan

Detaylı

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK VE SUÇ MAĞDURU ÇOCUKLARDA UZLAŞMA TARAFLARIN KISITLI OLMA HALİ İLE AYIRT ETME GÜCÜ BULUNMAMASININ UZLAŞMAYA ETKİSİ

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK VE SUÇ MAĞDURU ÇOCUKLARDA UZLAŞMA TARAFLARIN KISITLI OLMA HALİ İLE AYIRT ETME GÜCÜ BULUNMAMASININ UZLAŞMAYA ETKİSİ SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK VE SUÇ MAĞDURU ÇOCUKLARDA UZLAŞMA TARAFLARIN KISITLI OLMA HALİ İLE AYIRT ETME GÜCÜ BULUNMAMASININ UZLAŞMAYA ETKİSİ GİRİŞ Hukuk sistemleri suçun aktif sujesini çocuklar ve yetişkinler

Detaylı

HACİZ VE İHTİYATİ HACİZDE YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARININ KESİN HÜKME KADAR ERTELENMESİ HAKKINDAKİ ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

HACİZ VE İHTİYATİ HACİZDE YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARININ KESİN HÜKME KADAR ERTELENMESİ HAKKINDAKİ ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ HACİZ VE İHTİYATİ HACİZDE YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARININ KESİN HÜKME KADAR ERTELENMESİ HAKKINDAKİ ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ 1. KONU Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama

Detaylı

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARI YARGI KARARLARI VE HUKUKİ SORUNLAR

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARI YARGI KARARLARI VE HUKUKİ SORUNLAR KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARI YARGI KARARLARI VE HUKUKİ SORUNLAR BİRİNCİ BÖLÜM Av.Sedat KARTAL Kamulaştırmasız El Koyma Kavramı: Kamulaştırma yetkisine sahip bir idarenin, Anayasa ve yasalara uygun

Detaylı

İDARİ YARGI AÇISINDAN KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA SORUNU VE UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KONUYA YAKLAŞIMI

İDARİ YARGI AÇISINDAN KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA SORUNU VE UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KONUYA YAKLAŞIMI İDARİ YARGI AÇISINDAN KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA SORUNU VE UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KONUYA YAKLAŞIMI Gülşen AKAR PEHLİVAN Uyuşmazlık Mahkemesi Raportörü Ankara 19 Eylül 2013 1 İÇİNDEKİLER 1 1.GİRİŞ 2 2-İMAR

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU SORU, CEVAP VE SORUNLARIYLA İŞ HUKUKUNDA ALT İŞVEREN

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU SORU, CEVAP VE SORUNLARIYLA İŞ HUKUKUNDA ALT İŞVEREN TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU SORU, CEVAP VE SORUNLARIYLA İŞ HUKUKUNDA ALT İŞVEREN TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU 15 Şubat 2012 Yayın No: 318 Haberleşme Adresi: Hoşdere Cad. Reşat

Detaylı

Feragat; Arapça bir kelime olup sözlük anlamı Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme dir.

Feragat; Arapça bir kelime olup sözlük anlamı Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme dir. GİRİŞ : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun getirmiş olduğu yenilikler çerçevesinde davaya son veren taraf işlemleri açıklanmaya çalışılacaktır. Yeni usul yasamızda davaya son veren taraf işlemleri

Detaylı

Kiralık Aile Konutlarında Kira Sözleşmesine Taraf Olmayan Eşin Hukuki Durumu

Kiralık Aile Konutlarında Kira Sözleşmesine Taraf Olmayan Eşin Hukuki Durumu Kiralık Aile Konutlarında Kira Sözleşmesine Taraf Olmayan Eşin Hukuki Durumu İÇİNDEKİLER I. Giriş II. III. IV. Aile Konutu Kavramı Eşlerin Hukuki İşlem Yapma Özgürlüğü ve Diğer Eşin Rızası Kiralık Aile

Detaylı

HUKUKUMUZDA ZOR VE SİLAH KULLANMA YETKİSİ

HUKUKUMUZDA ZOR VE SİLAH KULLANMA YETKİSİ HUKUKUMUZDA ZOR VE SİLAH KULLANMA YETKİSİ M. Bedri ERYILMAZ * Ayhan BOZLAK 1. Giriş Toplumsal güvenliğin sağlanması için öncelikle önleyici görevleri yerine getirme ve bundan sonuç alınamaması halinde

Detaylı

1. Mahkemenin ve Hakiminin Bağımsızlığı, Tarafsızlığı ve Konu Bakımından Uzmanlığı

1. Mahkemenin ve Hakiminin Bağımsızlığı, Tarafsızlığı ve Konu Bakımından Uzmanlığı ALI/UNIDROIT- nın Uluslararası Medeni Yargılama İlkeleri Konu ve Uygulama Alanı Çeviren: Prof. Dr. M. Kamil Yıldırım Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi / İstanbul Uluslararası Medeni Yargılama İlkeleri

Detaylı

KOOPERATİF DENETÇİSİ EL KİTABI

KOOPERATİF DENETÇİSİ EL KİTABI KOOPERATİF DENETÇİSİ EL KİTABI SUNUŞ Türk kooperatifçiliğinin gelişimiyle yakından ilgili olan bir konu da kooperatiflerde denetim sorunudur. Etkili bir denetim kooperatif ortağının en büyük güvencesidir.

Detaylı

www.kanunum.com 25.Şubat.2014 4857 SAYILI İŞ KANUNU - I GEREKÇELER, İLGİLİ YARGI KARARLARI, YÖNETMELİKLER VE İDARİ PARA CEZALARI

www.kanunum.com 25.Şubat.2014 4857 SAYILI İŞ KANUNU - I GEREKÇELER, İLGİLİ YARGI KARARLARI, YÖNETMELİKLER VE İDARİ PARA CEZALARI 4857 SAYILI İŞ KANUNU - I GEREKÇELER, İLGİLİ YARGI KARARLARI, YÖNETMELİKLER VE İDARİ PARA CEZALARI AÇIKLAMALAR Bu çalışmada 4857 sayılı İş kanunun ilk 62 maddesinin gerekçeleri ile söz konusu maddelere

Detaylı

TÜRKİYE DE ALT İŞVERENLİK UYGULAMASI

TÜRKİYE DE ALT İŞVERENLİK UYGULAMASI TÜRKİYE DE ALT İŞVERENLİK UYGULAMASI Ahmet TOZLU * Mehmet Tarık ERASLAN ** ÖZET 1980 lerden itibaren gerek dünya ekonomisinde gerekse Türkiye ekonomisinde yaşanan hızlı ve teknolojiye dayalı değişim alt

Detaylı

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi ve Alt İşverenlik Sözleşmesi

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi ve Alt İşverenlik Sözleşmesi Doç. Dr. Murat ŞEN - Arş. Gör. Aslı NANECİ Melikşah Üniversitesi Hukuk Fakültesi Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi ve Alt İşverenlik Sözleşmesi GİRİŞ Pratik hayatta

Detaylı

DIS-TAHKİM KURALLARI 98

DIS-TAHKİM KURALLARI 98 DIS-TAHKİM KURALLARI 98 (Yürürlük tarihi: 1.7.1998) TAHKİM SÖZLEŞMESİ Alman Tahkim Kurumu (DIS), sözleşmelerinde DIS-Tahkimine atıf yapmak isteyen taraflara aşağıda yer alan tahkim sözleşmesini esas almalarını

Detaylı